<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>insan | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/insan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/insan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 12:22:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>insan | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/insan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ING Türkiye, çalışanlara yönelik Yapay Zekâ Zirvesi düzenledi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ing-turkiye-calisanlara-yonelik-yapay-zeka-zirvesi-duzenledi-626047</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlara]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[ing]]></category>
		<category><![CDATA[Ing Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kurum]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626047</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en sevilen dijital bankası olma hedefiyle ilerleyen ING Türkiye, yapay zekâ dönüşümünü stratejisinin merkezine alarak hem teknoloji yatırımını hem de kültürel dönüşümü önceliklendiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ing-turkiye-calisanlara-yonelik-yapay-zeka-zirvesi-duzenledi-626047">ING Türkiye, çalışanlara yönelik Yapay Zekâ Zirvesi düzenledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en sevilen dijital bankası olma hedefiyle ilerleyen ING Türkiye, yapay zekâ dönüşümünü stratejisinin merkezine alarak hem teknoloji yatırımını hem de kültürel dönüşümü önceliklendiriyor. Bu yaklaşım doğrultusunda Genel Müdürlük binasında çalışanlara yönelik düzenlenen Yapay Zekâ Zirvesi, yapay zekânın dönüştürücü gücünü farklı perspektiflerle ele alan önemli bir platform oldu. Etkinlikte ING’nin yapay zekâ stratejisi, organizasyonel dönüşüm yaklaşımı ve insan–makine iş birliğine dayalı geleceğe bakışı kapsamlı biçimde değerlendirildi.</p>
<p>Zirve, ING Türkiye Genel Müdürü Alper Gökgöz ve İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Hale Ökmen’in açılış konuşmalarıyla başladı. Konuşmalarda ING’nin yapay zekâ dönüşümünü en erken benimseyen kurumlar arasında yer aldığı, bu alanda öncü olma hedefiyle ilerlediği ve yapay zekânın karar mekanizmalarına entegrasyonunu organizasyonel dönüşümün önemli bir parçası olarak konumlandırdığı vurgulandı. Gün boyunca düzenlenen panellerle yapay zekâ çağı uzman isimler, ING yöneticileri ve çalışanların katılımıyla çok yönlü bir şekilde ele alındı. “Yapay Zekâ Çağında İnsan Olmak” başlıklı oturuma konuk olan Doç. Dr. Şebnem Özdemir, yapay zekâ alanındaki güncel gelişmeleri ve insan üzerindeki etkilerini değerlendirdi. ING Türkiye’nin farklı iş birimlerinden sorumlu üst düzey yöneticiler ise gerçekleştirdikleri panellerde yapay zekânın kurum içindeki rolünü ve dönüşüm etkilerini paylaştı.</p>
<p><strong>ING Türkiye, yapay zekayı stratejik bir kaldıraç olarak konumlandırıyor.</strong></p>
<p>Zirve kapsamında sunulan içerikler, ING Türkiye’nin yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, iş modeli ve kurum kültürünü dönüştüren stratejik bir kaldıraç olarak konumlandırdığını ortaya koydu. ING, müşteri deneyiminden risk yönetimine, operasyondan pazarlamaya kadar geniş bir alanda yapay zekâdan etkin şekilde yararlanıyor. Ayrıca operasyon tarafında geliştirilen projeler, yapay zekânın iş sonuçlarına yansıyan somut etkilerini gösteren güçlü örnekler sunuyor. Ajan tabanlı yapay zekâ gibi yeni nesil teknolojiler yakından takip edilerek geleceğin iş modelleri için güçlü bir hazırlık yapılıyor. İnsan Kaynakları alanında yürütülen çalışmalar ise ING’nin yapay zekâyı insanın yetkinliklerini güçlendiren bir yardımcı olarak konumlandırdığını gösteriyor. Bu doğrultuda simbiyotik zekâ yaklaşımı temel alınarak, çalışanların yapay zekâ ile birlikte daha etkili, yaratıcı ve verimli çalışmasını destekleyen bir kurum kültürü inşa ediliyor. Ayrıca karar alma süreçlerinde yapay zekâdan gelen çıktılara güven duyan ve insan–makine iş birliğini sistematik biçimde güçlendiren bir yapı oluşturuluyor.</p>
<p>Yapay Zekâ Zirvesi, ING Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki öncü yaklaşımını desteklerken; kurumun geleceğin çalışma modellerine, kültürel dönüşümüne ve stratejik hedeflerine yönelik güçlü vizyonunu da ortaya koydu. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ing-turkiye-calisanlara-yonelik-yapay-zeka-zirvesi-duzenledi-626047">ING Türkiye, çalışanlara yönelik Yapay Zekâ Zirvesi düzenledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de insan odaklı sürdürülebilirlik eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-insan-odakli-surdurulebilirlik-egitimi-625853</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 19:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625853</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen eğitimde konuşan Sürdürülebilirlik Profesyoneli Samet Meriçli, sürdürülebilirliğin sadece çevresel bir kavram değil; insani, kültürel ve toplumsal bir dönüşüm süreci olduğunu vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-insan-odakli-surdurulebilirlik-egitimi-625853">Nilüfer&#8217;de insan odaklı sürdürülebilirlik eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen eğitimde konuşan Sürdürülebilirlik Profesyoneli Samet Meriçli, sürdürülebilirliğin sadece çevresel bir kavram değil; insani, kültürel ve toplumsal bir dönüşüm süreci olduğunu vurguladı.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi, Pupa Dans Kültür ve Sanat Kulübü Derneği iş birliğinde “Sürdürülebilirlik, Kültür, Sanat ve İnsan Bilinçlendirme Eğitimi” düzenledi. Karaman Dernekler Yerleşkesi’ndeki etkinliğe kadın dernekleri, sivil toplum kuruluşları ve Nilüfer Kent Konseyi gönüllüleri katıldı. Programı Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz ile Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de izledi.</p>
<p>Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, toplumsal dönüşümün kadınların gücüyle mümkün olduğunu ifade etti. Birçok değişimin kadından başladığını belirten Karagöz, “Kadınların iradesi, gücü ve enerjisi olduğunda ancak bazı şeylerin dönüşümü gerçekleşiyor. Sizler bugünden yarına birçok şeyi değiştirebilecek güçsünüz” dedi.</p>
<p>Sürdürülebilirliğin, sınırlı kaynakların verimli kullanılmasından gündelik yaşam politikalarına uzanan geniş bir yelpaze olduğunu vurgulayan Karagöz, bu farkındalığın hem kısa hem de uzun vadede büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p>
<p>BİREYLER YETKİNLİKLERİNİ GELİŞTİRMELİ<br />Eğitimi gerçekleştiren Sürdürülebilirlik Profesyoneli ve Pupa Dans Bursa Genel Sanat Yönetmeni Samet Meriçli, sürdürülebilirliği mevcut kuşakların ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların kaynaklarına zarar vermeden karşılaması olarak tanımladı. Bu kavramın merkezine insanı yerleştiren Meriçli, “Çevreyi kirleten de temizlemeye çalışan da insan. Parayı kazanan da harcayan da insan. Savaşları başlatan da uzlaşarak bitiren de yine insan. Demek ki sürdürülebilirliğin asıl özü çevre ya da para değil, insandır” diye konuştu.</p>
<p>Sunumunda teknolojik gelişmelerin ve yapay zekanın hayatımızdaki yerine de değinen Meriçli, yapay zeka uygulamaları gibi araçların hayatı kolaylaştırdığını ancak bu yeni dünya düzeninde bireylerin kendi yetkinliklerini geliştirmesinin kritik olduğunu belirtti. </p>
<p>Katılımcıların soru ve cevaplarının ardından tamamlanan eğitimin sonunda Meriçli’ye teşekkür edildi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-insan-odakli-surdurulebilirlik-egitimi-625853">Nilüfer&#8217;de insan odaklı sürdürülebilirlik eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nurhan Ünüsan; &#8220;Demirhindi, Bamya ve Çemen Otu, Mikroplastiklere Karşı Doğal Çözüm Sunuyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusan-demirhindi-bamya-ve-cemen-otu-mikroplastiklere-karsi-dogal-cozum-sunuyor-625456</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:32:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bamya]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[çemen]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[demirhindi]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mikroplastik]]></category>
		<category><![CDATA[nurhan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ünüsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625456</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmalar, demirhindi, bamya ve çemen otu gibi bitkilerden elde edilen doğal bileşiklerin su arıtımında mikroplastikleri etkili biçimde uzaklaştırdığını ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusan-demirhindi-bamya-ve-cemen-otu-mikroplastiklere-karsi-dogal-cozum-sunuyor-625456">Prof. Dr. Nurhan Ünüsan; &#8220;Demirhindi, Bamya ve Çemen Otu, Mikroplastiklere Karşı Doğal Çözüm Sunuyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Araştırmalar, demirhindi, bamya ve çemen otu gibi bitkilerden elde edilen doğal bileşiklerin su arıtımında mikroplastikleri etkili biçimde uzaklaştırdığını ortaya koyuyor. Bilim insanları bu gelişmeyi, çevre dostu teknolojiler açısından önemli bir adım olarak değerlendiriyor. Bilim dünyası ise bu soruna karşı daha güvenli ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeye odaklanıyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, mikroplastik kirliliğine yönelik geliştirilen yeni yaklaşımları değerlendirerek önemli bilgiler paylaştı.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Bitki Bazlı İçerikler, Çevre Dostu Bir Alternatif Olarak Öne Çıkıyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Mikroplastiklerin, küresel ölçekte önemli bir çevre sorunu olduğunu dile getiren KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan “Mikroplastikler, su kaynaklarından gıdalara ve insan dokularına kadar geniş bir alanda tespit edilerek küresel ölçekte önemli bir çevre sorunu olarak öne çıkıyor. ABD’de Tarleton State University bünyesinde yürütülen araştırmalar, demirhindi, bamya ve çemen otu gibi bitkilerden elde edilen doğal polisakkaritlerin su arıtımında etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Bu bitkilerden elde edilen jel benzeri müsilajın, mikroplastik parçacıklarını bir araya getirdiği ve çökelmelerini kolaylaştırdığı belirtiliyor. Laboratuvar bulgularına göre söz konusu doğal bileşikler, su örneklerinde yüksek oranda mikroplastik giderimi sağlayabiliyor. Bitki bazlı bu içeriklerin toksik olmayan ve biyobozunur yapısı, onları çevre dostu bir alternatif olarak öne çıkarıyor” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Bilimsel Veriler Detoks İddialarını Desteklemiyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, konuyla ilgili önemli bir bilimsel ayrımın altını çizerek; “Mevcut araştırmalar, bu bitkisel bileşiklerin su arıtımındaki potansiyelini ortaya koyuyor. Ancak bu maddelerin insan vücudundaki mikroplastikleri temizlediğine dair bilimsel olarak doğrulanmış bir kanıt bulunmuyor. Sosyal medyada yer alan ‘demirhindi mikroplastikleri vücuttan atıyor’ gibi iddialar akademik verilerle örtüşmüyor. Sindirim sisteminin karmaşık yapısı nedeniyle su arıtımında işe yarayan bir mekanizma, insan vücudunda aynı sonucu vermeyebiliyor. Bu yöntemler, bugün için bir detoks uygulaması değil, çevresel mikroplastik yükünü azaltmaya yönelik yenilikçi bir mühendislik çözümü olarak değerlendirilmelidir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Bireysel Düzeyde En Etkili Yaklaşım, Mikroplastik Maruziyetini Azaltmaya Odaklanmaktır”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Plastik maruziyetinin azaltılmasının önemine değinen Ünüsan; “Araştırmaların dikkat çeken bir diğer yönü ise sürdürülebilirlik boyutudur. Gıda endüstrisinde atık olarak ortaya çıkan demirhindi çekirdeği gibi materyallerin yeniden değerlendirilmesi, döngüsel ekonomi yaklaşımı kapsamında hem doğal kaynakların korunmasına hem de atıkların katma değere dönüştürülmesine katkı sağlıyor. Bireysel düzeyde ise en etkili yaklaşım, mikroplastik maruziyetini azaltmaya odaklanmaktır. İçme suyunun filtre edilmesi, sıcak yiyeceklerin plastik ambalajlarla temasının sınırlandırılması ve günlük plastik tüketiminin azaltılması, bilimsel veriler ışığında öne çıkan somut adımlar arasında yer alıyor. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sonuç olarak, doğal polisakkaritler, mikroplastik kirliliğiyle mücadelede umut vaat eden bir çevre teknolojisi olarak öne çıkıyor. Bu gelişmenin doğru anlaşılması büyük önem taşıyor. Bugünkü bilimsel kanıtlar, insan vücudunda bir mikroplastik temizliği değil, su arıtımında daha güvenli ve doğal bir alternatifin mümkün olabileceğine işaret ediyor” diyerek, bireylerin günlük yaşamda alacağı basit ancak etkili önlemlerle mikroplastiklere maruziyetini önemli ölçüde azaltabileceğini, bilinçli tüketim alışkanlıklarının bireysel sağlık ve çevresel sürdürülebilirlik noktasında kritik rol oynayacağını ifade etti.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusan-demirhindi-bamya-ve-cemen-otu-mikroplastiklere-karsi-dogal-cozum-sunuyor-625456">Prof. Dr. Nurhan Ünüsan; &#8220;Demirhindi, Bamya ve Çemen Otu, Mikroplastiklere Karşı Doğal Çözüm Sunuyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Bipolar Farkındalığına Güçlü Dokunuş</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-bipolar-farkindaligina-guclu-dokunus-624586</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:48:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bipolar]]></category>
		<category><![CDATA[dokunuş]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığına]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624586</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Osmangazi Kent Konseyi, 30 Mart Dünya Bipolar Günü kapsamında düzenlediği “Farkındalıklı İnsan” semineriyle toplumda güçlü bir bilinçlenme hareketine imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-bipolar-farkindaligina-guclu-dokunus-624586">Osmangazi&#8217;de Bipolar Farkındalığına Güçlü Dokunuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Osmangazi Kent Konseyi, 30 Mart Dünya Bipolar Günü kapsamında düzenlediği “Farkındalıklı İnsan” semineriyle toplumda güçlü bir bilinçlenme hareketine imza attı. Osmangazi Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirilen program, dikkat çekici içerikleriyle hafızalarda yer etti.</p>
<p>Alanında uzman isim Cenk Sabuncuoğlu’nun konuşmacı olarak yer aldığı seminere Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı’nın yanı sıra Uluslararası Bipolar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Kar ile çok sayıda vatandaş katılım gösterdi. Sabuncuoğlu’nun etkileyici anlatımı katılımcılarda güçlü bir farkındalık oluştururken, bipolar bozukluğun yalnızca tıbbi yöntemle değil; sosyal, psikolojik ve insani boyutlarıyla da ele alınması gerektiğine dikkat çekildi. </p>
<p>Program boyunca dile getirilen her bir başlık, ruh sağlığına dair önyargıların aşılması ve daha kapsayıcı bir toplum inşası için önemli mesajlar içerdi. “Farkındalıklı İnsan” olmanın sadece bireysel bir kazanım değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunun altı çizilirken, katılımcılar bilgiyle birlikte güçlü bir bilinç kazanımı elde etti.</p>
<p>Uluslararası Bipolar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Kar, “Bursa’da, halkımız ile birlikte bipolar farkındalık ve insanın ruh, zihin, beden dengesi konusunda bilinç oluşturmayı amaçladık. Bu süreçte desteklerinden dolayı başkanımız Erkan Aydın’a ve emeği geçen tüm ekibe teşekkür ederiz” dedi.</p>
<p>“Farkındalıklı İnsan Hayatımızda Her Zaman Varlığını Sürdürecektir”</p>
<p>Etkinliğe dair değerlendirmede bulunan Cenk Sabuncuoğlu ise sözlerinde şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>“Bu güzel etkinlikte farkındalıkta insanın nasıl olması gerektiğini ve insanın hayatında ne gibi farkındalıklara ulaşması gerektiğini hep birlikte karşılıklı izahatta bulunduk. İnşallah bir dahaki etkinliklerde de insanı işleyerek daha farklı seviyelere ulaştırmak için tüm kalbimle niyet ediyorum. Farkındalıklı insan hayatımızın içerisinde her zaman varlığını sürdürecektir. Farkındalıklı olduğunuzda zaten insan olarak yaşamanın farkındalığını hep birlikte hissediyor olacağız.”</p>
<p>Program sonunda Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, konuşmacılara günün anısına teşekkür plaketi takdim etti. </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-bipolar-farkindaligina-guclu-dokunus-624586">Osmangazi&#8217;de Bipolar Farkındalığına Güçlü Dokunuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demir çelik sektörünün deneyimi, geleceğin profesyonelleriyle buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/demir-celik-sektorunun-deneyimi-gelecegin-profesyonelleriyle-bulustu-624020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 08:18:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[çelik]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatçılar]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonelleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sektörünün]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624020</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği ve SteelRadar iş birliğinde düzenlenen “Deneyimden Geleceğe: Duayenler, Profesyoneller ve Yeni Nesiller Buluşuyor” etkinliği yoğun katılımla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/demir-celik-sektorunun-deneyimi-gelecegin-profesyonelleriyle-bulustu-624020">Demir çelik sektörünün deneyimi, geleceğin profesyonelleriyle buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği ve SteelRadar iş birliğinde düzenlenen “Deneyimden Geleceğe: Duayenler, Profesyoneller ve Yeni Nesiller Buluşuyor” etkinliği yoğun katılımla gerçekleştirildi.</em></p>
<p><em>Ege Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, EİB Konferans Salonu’nda fiziki katılımın yanı sıra eş zamanlı webinar yayınıyla hibrit formatta yapıldı. Demir çelik sektöründe bilgi birikiminin yeni nesillere aktarılmasını hedefleyen organizasyon, sektörün deneyimli isimlerini, aktif profesyonellerini ve genç kuşağı aynı platformda buluşturdu.</em></p>
<p><em>Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panel oturumunda, çelik sektörünün önde gelen isimleri mesleki deneyimlerini, sektörde yaşanan dönüşümleri ve geleceğe yönelik değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Organizasyon; sektör profesyonellerinin yanı sıra genç mühendisler, üniversite öğrencileri, akademisyenler ve kurum temsilcilerinin katılımıyla kuşaklar arası etkileşime zemin hazırladı.</em></p>
<p><em>Açılış konuşmalarını, SteelRadar Yönetim Kurulu Başkanı Cem Öztüre ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan’ın gerçekleştirildiği “Deneyimden Geleceğe” başlıklı panel oturumunda ise Kibar Dış Ticaret A.Ş. Orta Doğu &#038; Kuzey Afrika Ticaret Müdürü Barış Yüce, Çelik Dış Ticaret Derneği Yönetim Kurulu Danışmanı Mete Bülent Adalı, Çelik Dış Ticaret Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, Karabük Demir Çelik (KARDEMİR) Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Dr. S. Tuğrul İmer ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü Cem Öztüre üstlendi.</em></p>
<p><em>Panelin açılış konuşmasını yapan Cem Öztüre, Türk çelik sanayisinin dünyada 7., Avrupa’da ise 1. sırada yer aldığını vurgulayarak; &#8220;Bugün 38 milyon ton üretim yapıyorsak, bu noktaya hiç de kolay gelinmedi. Bu başarı, bugün bu salonda bulunan sanayici üstatlarımızın eseridir. Yarın bu koltuklara sizler geçeceksiniz. Türk mühendisleri bugün Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar dünyanın her yerindeki tesisleri yönetiyor. Sizler bu tecrübelerle yoğrulup bayrağı daha ileriye taşıyacaksınız,&#8221; dedi.</em></p>
<p><em>Ege Demir ve DemirDışı İhracatçılar Birliği Başkanı Yalçın Ertan yaptığı açılış konuşmasında; “Ege Demir ve Demir Dışı İhracatçılar Birliği olarak SteelRadar ile gerçekleştirdiğimiz bu buluşma, tam olarak bilgi birikiminin kuşaktan kuşağa aktarılması ihtiyacına cevap veren çok kıymetli bir adımdır. Demir ve çelik sektörü, ülkemizin üretim gücünü ve ihracat kapasitesini doğrudan yansıtan en stratejik alanlardan biridir. Ege bölgemiz; liman altyapısı, sanayi birikimi, lojistik avantajları ve nitelikli insan kaynağı ile sektörümüzün en önemli buluşma noktasıdır. Rakamlara bakacak olursak; 2025 yılında 2 milyar 591 milyon dolarlık bir ihracatla ülkemize devasa bir katkı sağladık. Türkiye bugün dünyada çok önemli bir çelik üreticisi ve ihracatçısı konumundadır. Özellikle uzun ürünlerde Çin&#8217;den sonra dünyanın ikinci büyük ihracatçısıyız. Bugünün öğrencileri yarının sektör temsilcileri olacaktır. Sektörümüzün sürdürülebilir başarısı, sizlerin bu deneyimlerden faydalanmasına ve doğru yönlendirilmesine bağlıdır. Sizlerin sektörü yakından tanıması bizim için bir sosyal sorumluluktur. Hepinize katılımlarınız için teşekkür ediyorum.&#8221;</em></p>
<p><em><strong>Yalçın Ertan: &#8220;Genç ihracatçılar asla pes etmeyin&#8221;</strong></em></p>
<p><em>Kendi başarı hikayesini anlatan Yalçın Ertan, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik eğitimi ve ABD’deki master sürecinin ardından 1980 ihtilalinden hemen sonra ülkesine dönerek dış ticaretin &#8220;alfabesinin&#8221; yazıldığı yılları şu sözlerle aktardı; &#8220;Aydın Atça’dan çıkıp dünya pazarlarına uzanan 1982’de Metaş grubunda dış ticaret hamlesine başladığımızda alfabenin başındaydık. Diğer ülke temsilcileri bize ikinci sınıf tüccar muamelesi yapıyordu ama biz hiçbir zaman yılmadık ve özgüveni kaybetsek pazara girmek için sefere çıkar gibi gider, işi almadan geri dönmezdik. 15 yıl boyunca yılda 250 gün seyahat ettim. Ağırlıklı olarak inşaat demiri ve profil üretirken bugün ürün yelpazesi çok genişlemiş ve ülke olarak bugün Avrupa’nın bir numaralı üreticisine dönüştük. Gençler, annemin bir sözü vardır: &#8216;Oğlum malına değil, pazarına güven.&#8217; Pazarınız kuvvetliyse, satış kanallarınız iyiyse malınızı satma şansınız daha yüksektir. Antenlerinizi dik tutun, iyi ilişkiler içinde olun, taahhütlerinizi yerine getirin, kokuyu iyi alın, çok çalışın, yılmayın ve asla pes etmeyin.&#8221;</em></p>
<p><em><strong>&#8220;Nane Şekerinden İhracat İmparatorluğuna&#8221;</strong></em></p>
<p><em><strong>Çelik Dış Ticaret Derneği Başkanı Namık Ekinci,</strong> çocuk yaşta başlayan ticaret tutkusunu ve sektördeki devrim niteliğindeki adımlarını paylaşarak&#8221;11 yaşımda mısırları pişirip satarak ticarete başladım. Karabük’teki haddehanelerde sırtımda demir taşıdım; Türkiye’de ilk &#8216;prim sistemini&#8217; ben uyguladım. 80’li yıllarda İran ve Irak savaşırken, her iki ülkeye girebilmek için iki ayrı pasaport taşırdık. Irak&#8217;ta rakiplerimizden gizlenerek otel odalarından çıkmadan operasyon yönetirdik. 2000 yılına kadar Türkiye’nin yaptığı toplam çelik ihracatının %65’inin ilk ihracatçısı olma gururunu yaşadım. Dürüstlük ve strateji en büyük sermayenizdir.&#8221;</em></p>
<p><em><strong>Muammer Bilgiç: &#8220;Türkiye’nin Çelik Başarısı Bir &#8216;Üniversite&#8217; Disiplinidir&#8221;</strong></em></p>
<p><em><strong>Sektörün duayen isimlerinden Muammer Bilgiç, </strong>Türk çelik sektörünün tarihsel gelişimini ve kurumsallaşma sürecini şu derinlikli analizle aktardı.</em></p>
<p><em>Bilgiç; &#8220;Türkiye bugün dünyanın on yedinci büyük ekonomisidir ama hiçbir sanayi dalında Avrupa&#8217;nın bir numarası değildir; bir tek demir çelik hariç! Bu devasa başarı tesadüf değildir. Her şeyin kaynağı Karabük’tür; Karabük aslında bir sektörel &#8216;üniversite&#8217;dir. 1956’da kurulan Metaş ise Türkiye’nin özel sektördeki ilk ark ocaklı demir çelik tesisidir ve dünyadaki ikinci sürekli döküm makinesi orada kurulmuştur. Metaş ve Ekinciler gibi kurumlar, sadece çelik değil, insan yetiştirmişlerdir. Filmaşin üretiminden kaynak elektroduna kadar Türkiye’nin bugün dünyayla yarıştığı pek çok katma değerli ürünün tohumları o dönemdeki &#8216;insana yatırım&#8217; vizyonuyla atılmıştır. Bu büyüklük kolay elde edilmedi, kıymetini bilmek zorundayız.&#8221;</em></p>
<p><em><strong>&#8220;ODTÜ Diplomasıyla 3 Ay Hurda Ayıkladım&#8221;</strong></em></p>
<p><em><strong>Çelik Dış Ticaret Derneği Danışmanı Mete Bülent Adalı,</strong> kariyerin mutfak kısmına vurgu yaparak; &#8220;Metalürji mühendisi olarak işe başladığımda, işin mutfağını öğrenmem için beni hurda sahasına soktular. Üç ay boyunca elimle hurda ayıkladım, bakırı demirden temizledim. İşin tozunu yutmadan masada kazanamazsınız. Haritayı önünüze koyun; hangi milletin neyi sevdiğini, Arapların ve Hintlilerin ticaret kültürünü öğrenin,&#8221; tavsiyesinde bulundu.</em></p>
<p><em><strong>&#8220;Mülakatta İstek ve Süreklilik Arıyoruz&#8221;</strong></em></p>
<p><em>Kardemir Satış ve Pazarlama GMY Tuğrul İmer, Kardemir’in stratejik önemini ve insan kaynağı kriterlerine değinerek; &#8220;Ray ve demir yolu tekerleği gibi kritik ürünlerde Türkiye&#8217;nin tek üreticisiyiz. Ancak dünya değişiyor, Avrupa CBAM ile artık kapıları zorlaştırıyor. Yeni pazarlar (Kuzey Afrika, ABD, Ukrayna) arayışındayız. Mülakatlarda adayların üniversitesinden ziyade o &#8216;istek&#8217; ışığını ve sürekliliğini görmeye çalışıyoruz. İngilizce ve piyasa analizi yeteneği bizim için olmazsa olmazdır.&#8221;</em></p>
<p><em><strong>&#8220;Zor Zamanlarda Pozitif Strateji Kazandırır&#8221;</strong></em></p>
<p><em>İzmir Demir Çelik (İDÇ) İhracat Satış Müdürü Eftal Pehlivan, sektördeki zorluklara rağmen iyimserliğini koruduğunu belirterek; &#8220;Şartlar kolay değil ama ben her zaman pozitif bakmayı tercih ediyorum. Hürmüz Boğazı&#8217;ndaki lojistik sıkıntılar bizim gibi Avrupa’ya yakın ve elektrikli ark ocağına sahip tesisler için fırsatlar yaratıyor. Doğru zamanda doğru yerde olmak ve network’ü güçlü tutmak bizi rakiplerimizin önüne geçirecektir. &#8216;Made in EU&#8217; standartları önümüzde yeni kapılar açıyor,&#8221;dedi.</em></p>
<p><em><strong>&#8220;Yapay Zekanın Yapamadığını İnsan Tasarımı Yapar&#8221;</strong></em></p>
<p><em>OSP Demir Celik Genel Müdürü Zühtü Özçelik, sanayici bakış açısıyla; &#8220;Türkiye&#8217;nin en büyük kaybı insanların çok erken emekli olmasıdır. 60-65 yaş, bir insanın en verimli dönemidir. Ben mülakatlarda belgelere değil, azme bakarım. Makine bir şekilde kurulur ama yapay zekada olmayan tek şey insani tasarım gücüdür. Kaizen (sürekli iyileştirme) felsefesini hayatınızın merkezine koyun,&#8221; dedi.</em></p>
<p><em><strong>&#8220;Merak Sizi Marin Sektörüne Lider Yapar&#8221;</strong></em></p>
<p><em>SAM Mekanik Enerji Taahhüt ve Ticaret Genel Müdürü Levent Bilgili, meraka dayalı inovasyonun gücünü, geliştirdiği elektrikli tekne projesiyle anlattı; &#8220;Mühendislik eğitimi bir unvandır; asıl güç araştırmacı ruhtadır. Sırf meraktan yaptığım elektrikli tekne sayesinde bugün Temsa ve Skoda gibi devlerle marin sektörü üzerine çalışıyorum. Katma değer sağladığınız sürece iş hayatında varsınız.&#8221;</em></p>
<p><em><strong>İnteraktif Soru-Cevap ve Yoğun Katılım</strong></em></p>
<p><em>Panelin ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde, genç mühendis adayları ve akademisyenler merak ettikleri konuları duayen isimlere yöneltti. Sektörel daralmadan yeşil dönüşüme, kariyer basamaklarından yeni pazar stratejilerine kadar pek çok konunun detaylandırıldığı bu bölümde, kuşaklar arası dinamik bir diyalog kuruldu.</em></p>
<p><em>Etkinlik, EİB Konferans Salonu’nu dolduran yüzlerce fiziksel katılımcının yanı sıra webinar üzerinden takip eden izleyicilerle birlikte yoğun bir katılıma sahne oldu. SteelRadar, &#8220;Deneyimden Geleceğe&#8221; serisiyle Türkiye&#8217;nin farklı sanayi bölgelerinde tecrübeyi yeni nesillere taşımaya devam edecek.</em></p>
<p><em>Etkinlik, panelistlere plaketlerin takdim edilmesinin ardından sona erdi.</em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/demir-celik-sektorunun-deneyimi-gelecegin-profesyonelleriyle-bulustu-624020">Demir çelik sektörünün deneyimi, geleceğin profesyonelleriyle buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Hafif bir vesvese faydalıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-hafif-bir-vesvese-faydalidir-623834</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 13:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[faydalıdır]]></category>
		<category><![CDATA[hafif]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[obsesyon]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[takıntı]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[vesvese]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623834</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, vesvese ve takıntı konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-hafif-bir-vesvese-faydalidir-623834">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Hafif bir vesvese faydalıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, vesvese ve takıntı konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Vesvese yalnızca düşünce değil</strong></p>
<p>Halk arasında vesvese olarak bilinen obsesyonların (takıntıların), insan beyninin doğal düşünce üretme mekanizmasının kontrolden çıktığı durumlar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, vesvesenin yalnızca düşünce değil, aynı zamanda istenmeyen duygularla da birlikte ortaya çıktığını belirtti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Bu tür obsesyonlarda kişi, aklına gelen düşünceleri onaylamaz. &#8216;Bu düşünce benim aklıma nasıl gelir?&#8217; diye kendine şaşırır. Bu duruma ‘zihinsel gevezelik’ de deniliyor. Nasıl ki biri gereksiz yere sürekli konuştuğunda &#8216;çok saçmalıyor&#8217; deriz, beynimiz de bazen kendi kendine gereksiz düşünceler üretebilir. Bu, beynin doğal işlevinin bir sonucudur ama dozu kaçarsa kişiyi rahatsız eden vesvese halini alır.” dedi.</p>
<p><strong>Her vesvese hastalık mı?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, her vesvese ya da takıntının hastalık olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizerek, “Karaciğerin görevi safra üretmekse, beynin görevi de duygu ve düşünce üretmek ve davranışa karar vermektir. İnsan beyni diğer canlılardan farklı olarak soyut düşünme yeteneğine sahiptir. Bu yetenek sayesinde insan, sadece mevcut durumu değil, olasılıkları ve anlamları da sorgular.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yalom’un dört temel korkusu!</strong></p>
<p>İnsanın diğer canlılardan farklı olarak varoluşsal düzeyde dört temel korkuya sahip olduğunu hatta bunun Yalom&#8217;un dört temel anksiyetesi diye geçtiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bunların dozu kaçarsa vesvese oluyor. Bu korkunun bir tanesi kişinin anlam arayışı. Mesela, yalnızlık duygusu&#8230; Yalnız kalmaya dair duyulan korku ve kaygı, dört temel anksiyeteden biridir. Diğer bir temel anksiyete ise özgürlük ihtiyacıdır. Özgürlük isteğinin bastırılması da insanda derin kaygılara neden olabilir. Dördüncü temel korku ise ölüm bilincidir, yani ölümün farkında olmak ve bu gerçekle yüzleşmek. İnsan bu dört temel korkuyu fark edip yönetmeyi öğrenmelidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Obsesyonlar kişinin duygusal yatırım yaptığı alanlardan besleniyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, obsesyonların (takıntıların) kişinin duygusal yatırım yaptığı alanlardan beslendiğini belirterek, &#8220;Bir insan duygu yatırımını neye yaparsa en çok, obsesyon oradan giriyor. Kimi çocuğunu çok seviyorsa, &#8216;çocuğuma tapıyorum&#8217; derecede seviyorsa, &#8216;çocuğuma bir şey olacak&#8217; kaygısı başlıyor. Bu kaygı kuruntuya, kuruntu da obsesyona dönüşüyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Obsesyonların çeşitli şekillerde ortaya çıkabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bir insan cinsel konuya çok yatırım yapıyorsa oradan, dini konuya yapıyorsa oradan takıntılar gelişebiliyor. Anlamı önemsemeyen kişilerde ise temizlik veya düzen gibi farklı konularda obsesyonlar görülebilir.&#8221; diye ekledi.</p>
<p><strong>Kuşku obsesyonları da yaygın…</strong></p>
<p>Kuşku obsesyonlarının da yaygın olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Kuşku obsesyonu olan bir kişi, uzaktan iki üç kişinin bir şeye baktığını görse, &#8216;Acaba benim hakkımda mı konuşuyorlar?&#8217; diye senaryolar yazmaya başlar. Bu durum, insanlardan korkmasına, kaygılanmasına, içine kapanmasına ve kaçınmasına yol açabilir.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu tür obsesyonların altında genellikle &#8220;emin olamama&#8221; duygusunun yattığını ifade ederek, &#8220;Arabanın kapısını kitler, &#8216;Oldu mu olmadı mı?&#8217; diye döner bakar, bir daha döner. Bu, emin olamamayla ilgilidir.&#8221; şeklinde örnek verdi.</p>
<p><strong>Vesveseler bir nevi &#8220;düşünce tiki&#8221;…</strong></p>
<p>Takıntılı düşüncelerin (vesveselerin) bir nevi &#8220;düşünce tiki&#8221; olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Tikleri olan bir insan, bir hareketi yapmakta zorlandığında dikkatini başka bir konuya vererek beynindeki devreyi kısa devre yaptırır ve normal hareketine geçer. Düşünce yönetiminde de aynı kural geçerlidir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>IQ seviyesi ve vesvese ilişkisi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, IQ seviyesi düşük olan bireylerde vesvesenin daha az görüldüğünü dile getirerek, “Normal IQ&#8217;sü 70&#8217;in altında olan insanlarda vesvese pek yoktur. Çünkü fazla düşünmüyorlar, yüksek fikirleri, yüksek anlamları düşünmüyorlar, sorgulamıyorlar. Onlar için yemek, içmek, üremek ve öğrendiği bazı temel bilgiler ihtiyaçlarını karşılıyor, yetiyor onlara. IQ&#8217;sü 70&#8217;in altında olan kişiler zaten askere bile gönderilmiyor. Onlara &#8216;donuk normal&#8217; deniyor.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Zeki olanların beyni daha çok düşünce üretiyor</strong></p>
<p>Zeka seviyesi ile üretilen düşünce sayısı arasında doğru bir orantı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Zeki olanların beyni daha çok düşünce üretiyor. Ortalama bir insanın beyni günde bin  düşünce üretiyorsa, IQ&#8217;sü düşük olan bir kişi 300 düşünce üretirken, IQ&#8217;sü 100&#8217;ün üzerinde olan birinin beyni günde 2 bin -3 bin düşünce üretiyor. 2 bin -3 bin düşünceyi yönetmek elbette daha zor. Bu nedenle, bu düşünceleri yönetmek için biraz daha fazla beceri kazanmak gerekiyor. Vesveseler ve takıntılar aslında IQ&#8217;sü yüksek insanlara daha sık gelebiliyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu durumu &#8220;Zekası varsa, o zaman sorumluluğun da var. Bunu yönetmeyi öğren.&#8221; şeklinde yorumlayarak, yüksek IQ&#8217;ye sahip kişilerin varoluşsal anksiyete, felsefi düşünce üretme ve doğruyu bulma konularında daha fazla zihinsel aktiviteye sahip oldukları için takıntılara daha yatkın olabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Hedefi olan kişi yanlış düşünceye ‘hayır’ diyebilir…</strong></p>
<p>Mükemmeliyetçi ve ayrıntıcı kişilerin de obsesyonlar açısından risk grubunda olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bir insanın bir hedefi varsa ve o hedefe yönelik önem ve önceliklerini belirlemişse, gününü planlayarak yaşıyorsa, hedefine giderken yanlış bir düşünce geldiğinde ona &#8216;hayır&#8217; diyebilir. Hedefiyle ilgili bir ayrıntıyı hemen algılar, olaylar arasında anlam bağı kurar, farklılıkları yakalar, pozisyon alır ve doğru karar verir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Takıntılı düşünceler beyinde aşırı stres hormonu salgılanmasına neden oluyor</strong></p>
<p>İnsan beynindeki düşüncelerin bir nehir gibi aktığını belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Düşüncelerin önüne baraj koyarsanız patlar, taşar. O düşüncelerin akışı içerisinde, bir çiftçi veya mühendisin bir nehre yaklaştığı gibi, onları amaca yönelik yöneltmek gerekir.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Takıntılı düşüncelerin beyinde aşırı stres hormonu salgılanmasına ve enerji akışının hızlanmasına neden olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;5 dakika düşünecek bir şeye 15 dakika düşünürseniz veya bir şiddetinde üzülecek bir şeye 10 şiddetinde üzülürseniz, beyninizde aşırı stres hormonu salgılanır.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Yaşam tarzı ve stres yönetimi genetik yatkınlığın hastalığa dönüşmesinde kritik bir rol oynuyor</strong></p>
<p>Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) gibi psikiyatrik rahatsızlıklarda genetik yatkınlığın rolü olduğunu ancak bunun kişinin kesinlikle hasta olacağı anlamına gelmediğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, yaşam tarzı ve stres yönetiminin genetik yatkınlığın hastalığa dönüşmesinde kritik bir rol oynadığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, OKB&#8217;li kişilerde serotonin ve dopamin genlerinin farklı çalıştığını ifade ederek, &#8220;Bu kişilerde serotonin geninde &#8216;SS aleli&#8217; dediğimiz kısa alel bulunuyor. Bu durum, beynin stres altında yeteri kadar serotonin üretememesine neden oluyor. Normal şartlarda sorun olmasa da kronik stres durumunda bu genetik algoritma iyi çalışmıyor ve serotonin seviyesi düşerek kişiyi depresyona daha yatkın hale getiriyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>OKB&#8217;de de genetik yatkınlık var</strong></p>
<p>OKB&#8217;de de genetik yatkınlık olduğunu, bedensel hastalıklarda olduğu gibi psikiyatrik hastalıklarda da genetik farklılıkların ve stresin önemli rol oynadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Stres altında bir kişi şizofren olurken, diğeri OKB, bir başkası ise depresyon yaşayabiliyor. Bunun nedeni işte bu genetik farklılıklardır.&#8221; dedi.</p>
<p>Hafif ve kontrol edilebilen vesveselerin (takıntılı düşüncelerin) insanı sorgulamaya ve eleştirel bakmaya iterek doğru kararlar almasına yardımcı olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8221; Hafif bir vesvese faydalıdır. Buna vesvese dememek lazım, düşünce tekrarı veya ruminasyon denebilir. Bu bir sorgulamadır ve insanın araştırmasına, teyit etmesine yol açar.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Ergenlik döneminde yaşanan takıntılar ve &#8220;geliştiren travma&#8221;…</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde yaşanan takıntıların, doğru yönetildiğinde kişinin psikolojik savunmalarını güçlendirici, ego gücünü ve psikolojik dayanıklılığını artırıcı bir etkisi olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, bu durumu &#8220;geliştiren travma&#8221; olarak adlandırdı. Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Kişi o takıntılı düşünceleri, aklın geveze olduğu haldeki temelsiz düşünceleri iyi yönetirse, bu onun için bir stres olur ve bu sıkıntıdan güçlenerek çıkar. Bu nedenle obsesyon ya da kaygı dediğimiz stresli düşünceler olduğunda, ondan kaçmak ya da onunla savaşmak yerine, onunla birlikte yürümeyi tavsiye ediyoruz. O zaman bu düşünceler, kişinin amacına hizmet eden birer araç haline gelir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Sınav kaygısı ve takıntı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sınav gibi durumlarda ortaya çıkan takıntılara yönelik pratik çözüm önerileri de sunarak, &#8220;Sınavlarda bir öğrenci, çok basit bir ayrıntıya takılıp çözemediği için bildiği birçok soruyu yapamayabilir. Böyle durumlarda, çözemediği sorunun yanına bir işaret koyup, önce çok iyi bildiklerini çözmesini öneriyoruz. Daha sonra kalan zamanda başa dönüp, aklına ilk gelen doğru cevabı işaretlemesi genellikle daha başarılı sonuçlar verir. Çünkü genellikle insanın aklına ilk gelen düşünce doğrudur. Bu durumda takıntı, kişinin daha az hata yapmasına bile sebep olabilir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kültürel ve dini faktörlerin obsesyonlara etkisi</strong></p>
<p>Takıntıların türlerinin kültürlere, zaman ve şartlara göre değişebildiğini, bazı kültürlerin ve katı inanış sistemlerinin dini obsesyonları destekleyebileceğini ve aşırı suçluluk duygularını uyararak kişileri işlevsiz hale getirebileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Her şey dozunda güzeldir. Dozunda ayarlanan her şey ilaçtır. Dozunu kaçırdığınız zaman en güzel ilaç bile zehre dönüşebilir. Obsesyonda da dozunda düşünürseniz, insanı hedefine götürebilir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>OKB tedavisindeki gelişmeler</strong></p>
<p>OKB tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler kaydedildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, dirençli vakalarda beyin haritalaması yaptıklarını ve beynin belirli bölgeleri arasındaki bağlantı bozukluklarını tespit ettiklerini söyledi.</p>
<p>&#8220;Bu kişilerin beyninin karar verme bölgesiyle görüntü işleme bölgesi arasında bozukluk olduğunu görüyoruz. Tedaviyi de bu bölgelere yönelik planlıyoruz.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, manyetik uyarım tedavisi (TMU) gibi yöntemlerle beynin ilgili bölgelerine provokasyon yapılarak ve hastanın obsesyonlarını hayal etmesi sağlanarak tedavi uyguladıklarını belirtti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu tedavi sırasında beynin o bölgesindeki reseptör duyarlılığını değiştiriyoruz. Beyindeki iyon kanalları, sodyum, potasyum, kalsiyum reseptörleri pompa gibi çalışarak sinir iletisini ve enerji akışını düzenliyor. Manyetik uyarımla bu sistemi etkileyebiliyoruz.&#8221; diye ekledi.</p>
<p><strong>Modern yöntemlerle tedavide başarılı sonuçlar alınıyor</strong></p>
<p>Modern tedavi yöntemleriyle 15-20 yıl öncesine göre çok daha başarılı sonuçlar aldıklarını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Yoğun bir tedavi süreci gerekiyor. Genellikle birkaç hafta klinik tedavi ve ardından yakın takip önemli. Beyindeki yolların normale dönmesi en az 6 ay sürüyor. Hasta tedavi disiplinine uyarsa, 6 ay içinde hastalık şiddeti yüzde 100&#8217;den yüzde 20-30 seviyelerine düşebiliyor. Bu, kabul edilebilir bir sınırdır ve yüzde 60-70 düzelme bile büyük bir başarıdır.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, OKB&#8217;nin eskiden psikiyatrinin en zorlandığı alanlardan biri olduğunu ancak günümüzde DNA analizi (genotipleme) ve üçlü tedavi protokolleri (ilaç, manyetik uyarım, psikoterapi) gibi yöntemlerle çok daha etkili tedaviler sunabildiklerini belirtti.</p>
<p><strong>Sosyal medya fiziksel görünümle ilgili takıntıları tetikliyor</strong></p>
<p>Sosyal medyanın özellikle fiziksel görünümle ilgili takıntıları tetiklediğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Kişiler moda dergilerine, modellere bakıyor ve çoğu zaman oynanmış, yapmacık görsellerle kendilerini kıyaslıyorlar. Bu durum, &#8216;Ben niye böyle değilim? Ben de böyle olmalıyım&#8217; düşüncesini doğuruyor. Popüler kültür de haz, başarı ve fiziksel görünümü yücelterek bu durumu besliyor. Hollywood kültürü, sosyal medya aracılığıyla insanların zaaflarını kullanarak onları manipüle ediyor.&#8221; şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-hafif-bir-vesvese-faydalidir-623834">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Hafif bir vesvese faydalıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de kadın emeği ve engellilik masaya yatırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-kadin-emegi-ve-engellilik-masaya-yatirildi-623513</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 09:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[emeği]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[engellilik]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Emeği]]></category>
		<category><![CDATA[masaya]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yatırıldı]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623513</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde eşit ve erişilebilir bir yaşam için düzenlenen Kadın Emeği ve Engellilik Paneli’nde önemli konular masaya yatırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-kadin-emegi-ve-engellilik-masaya-yatirildi-623513">İzmir&#8217;de kadın emeği ve engellilik masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde eşit ve erişilebilir bir yaşam için düzenlenen Kadın Emeği ve Engellilik Paneli’nde önemli konular masaya yatırıldı. Uzman katılımcıların alanlarından aktardığı veriler eşliğinde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmalara dair bilgiler verilen buluşmada kadınlar ile engelli bireylerin yaşadıkları sorunlara çözümler arandı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kadın mücadelesine katkı sunulması ve engelli bireylerin yaşamdaki tüm haklarını elde etmesi amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında önemli bir etkinliğe imza atıldı. Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde 29 Ekim Kadınları Derneği ile Kadın Gücü Derneği iş birliğiyle Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) Kadın Emeği ve Engellilik Paneli gerçekleştirildi. “Eşit ve Erişilebilir Bir Yaşam İçin” mottosuyla düzenlenen buluşmada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın eşi Öznur Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkan Vekili Altan İnanç, CHP Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi Aylin Nazlıaka, meclis üyeleri, mahalle muhtarları, iş ve toplum hayatında önemli roller üstlenen kadınlar, kadın derneklerinin başkan, yönetici ve temsilcileri, akademisyen, uzman ve bilim insanları yer aldı. </p>
<p><strong>Program piyano dinletisiyle başladı</strong></p>
<p>Açılış konuşmaları öncesinde, kadın emeğinin ve engelli bireylerin toplumdaki görünürlüğünü artırmayı hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nca atılan adımlar hakkında bilgi verildi. Program bedensel engelli piyanist Amir Ali tarafından sunulan dinletiyle başladı. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Belediyelerimiz hizmet üretmeye devam ediyor”</strong></p>
<p>Engelli bireyler ile kadınların yaşadığı zorluklara değinen ve çözüm yolları için önerilerde bulunan Aylin Nazlıaka,  “Ortak amaç için buradayız. Engelli bireylerin hak temeli politikalarını çok daha güçlendirmek istiyoruz” mesajını verdi. Nazlıaka, “İktidarın halka sunması gereken hizmetlerdeki boşluğu CHP’li belediyeler kapatıyor. Belediyelerimizin sosyal politikaları da hedefe konulmuş durumda. Çocuk etkinlik merkezlerimiz hedefte. Bizim belediyelerimiz baskılara, yasaklara rağmen var gücüyle halka hizmet üretmeye devam ediyor. Belediye başkanlarımızın da belediyelerimizin de sonuna kadar arkasında duracağız” diye konuştu. </p>
<p>Nazlıaka ayrıca, “Bu etkinlik gerçekten İzmir’e çok yakıştı. Engelli değil engellenen bireyler vardır. Engelli bireyler ve aileleri ayrımcılıklarla karşılaşıyor. Politikalarımızla, söylem ve yaptıklarımızla eşgüdümlü olarak engelli bireyleri hayatın içine katabilmemiz lazım. Örneğin İzmir’de Kırmızı Bayrak uygulaması var. Türkiye’de erişilebilir mekanlara Kırmızı Bayrak veriyoruz. Amacımız erişilebilirlik konusundaki farkındalığı yükseltmek” dedi. </p>
<p><strong>“Neferler olarak ön sıralarda koşturmamız gerekiyor”</strong></p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay ise “Sosyal devlet ve hak temelli anlayış doğrultusunda kadın, çocuk ve özel ihtiyaçlı bireylerle ilgili çalışmalar önem kazanıyor. Bu konuda neferler olarak ön sıralarda koşturmamız gerekiyor. Beşeri sermaye ekonominin dinamosudur. Üretken olmak zorundayız. Üretkenlik de hakkımız. Bu hakkın verilmesinden bahsediyorsak, sizi özgür kılmakla yükümlüyüz. Daha çok kaynak ayırmamız gerektiğinin farkındayız. Yerel yönetimleri mutlaka daha çok güçlendirmeliyiz. Kamu kurumlarının daha çok güçlendiği, engelli bireylerin toplum hayatına katıldığı bir Türkiye istiyoruz” diye konuştu. </p>
<p><strong>Sosyal sermaye vurgusu</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, yerel yönetim olarak eğitim, istihdam, ebeveyn eğitimi, erişilebilirlik ve sosyal yaşam alanlarında önemli çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Meslek Fabrikası’nda verilen eğitimlere dikkat çeken Yıldır, bu çalışmaların temelinde sosyal sermayeyi güçlendirme amacı olduğunu vurguladı. Sosyal sermayenin; bireyler ile sivil toplum arasındaki ilişkiler, güven ve dayanışma ağlarıyla oluştuğunu ifade eden Yıldır, bu sayede toplumların ortak sorunlarını çözebildiğini söyledi.</p>
<p>Toplumsal yapının dil, normlar ve yasalarla şekillendiğini belirten Yıldır, adlandırılmayan olguların görünmez hale geldiğine dikkat çekti. Kadın emeğinin, özellikle bakım emeğinin iş olarak tanımlanmamasının onu değersizleştirdiğini, engelli kadınların ise daha da görünmez hale geldiğini ifade etti. Sorunun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda dilsel ve simgesel olduğunu vurgulayan Yıldır, görünürlük için önce adlandırma ve tanımanın şart olduğunu söyledi.</p>
<p>Alışkanlıkların ve toplumsal kabullerin değişmesinin zor olduğunu dile getiren Yıldır, kadın emeği ve engellilik konusunun sadece istihdam politikalarıyla çözülemeyeceğini, bunun aynı zamanda “kimin insan sayıldığı” ile ilgili temel bir mesele olduğunu belirterek, bu alanda mücadelenin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>“Yardım ve acıma değil görev”</strong></p>
<p>Panelin açılış konuşmaları kapsamında söz alan 29 Ekim Kadınları Derneği Başkanı Şenal Sarıhan, “İnsan olarak doğuştan kazandığımız onurumuz var. Ama ek sorunlarla dünyaya geliyorsak bu sorunlar, toplumun sorunları haline geliyor. Devletin kendi insanlarının sorunlarına sahip çıkması gerekiyor. Erişilebilirlik, insan hakları sözleşmelerinde yer alan insan onurunu ve değerini esas alma ilkesinden doğar. Özel gereksinimli insanlara ne zaman değinilmiş? İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra. Yani savaşın özel gereksinimli hale getirdiği insan sayısının artmasından sonra ortaya çıkmış. Sorunu görünür ve bilinir kılmak, hem içinde bulunduğumuz sosyal ortamı yöneten devletin hem de yurttaşların ortak sorumluluğudur. 1960’lardan sonra en çok ABD’de örgütlü talepler başlamış ve yasal düzenlemeler oluşmuş. Biz biraz geç farkına varmışız. Engelli haklarına ilişkin yasa 1948’deki insan hakları hakkındaki sözleşmelere dayanıyor” ifadelerini kullandı.  </p>
<p><strong>“Kadınların omuzlarındaki yükün hafifletilmesi gerekiyor”</strong></p>
<p>Konuşmasında birbirinden önemli mesajlar veren 29 Ekim Kadınları Derneği Başkanı Karşıyaka Şubesi Başkanı Nurşen Balcı, “Burada olmak çok kıymetli. Toplumumuzda kadınlar pek çok alanda dezavantajlı. Buna bir de özel gereksinimli birey ve yakını olmak eklenince hayatımız çok daha fazla zorlanmakta. Bu konu çok derin bir konu ama aynı zamanda görünür kılınması gereken bir konu. Engelli bir birey olmak başlı başına bir mücadeleyi gerektiriyor. Cinsiyet ayrımcılığını da düşünürsek daha çok mücadele etmemizi zorunlu kılıyor. Kadınlar eğitimden istihdama ve sosyal yaşama kadar birçok alanda sorun yaşıyor. Yalnızca engelli bireyler değil bakım yükünü üstlenen kadınlar da ciddi zorluklarla karşılaşıyor. Kadınların üzerindeki yükün hafifletilmesi gerekiyor. Görünmez emeğe değer vermek bir insan hakları meselesidir. Daha eşit, erişilebilir ve emeğin kıymetinin bilindiği bir toplum hedefiyle çalışılması zorunluluk” dedi.</p>
<p><strong>“Büyükşehir Belediyesi benim için yol arkadaşıydı”</strong></p>
<p>Eker firması çalışanı asperger sendromlu Lal Günsu Ergüven de, “Ben bir müzik öğretmeniyim ama şu an bambaşka bir alanda çalışıyorum. Bundan da hiç şikayetçi değilim. Çünkü yaptığım işi çok seviyorum. Depo elemanı olarak çalışıyorum. Tüm çalışanlar bana sevgi, saygı ve anlayışla yaklaştı. Başarımı kutladılar, beni her zaman yüreklendirdiler. Benim koskocaman bir ailem var. Yorgun ama huzurlu ve mutlu eve geliyorum. Para kazanıyorum, maddi güvencem var, kimseye muhtaç olmamak ve aileme katkıda bulunmak çok güzel. Bütün bunlar kendimi çok iyi hissetmemi sağlıyor. Tek kadın çalışan benim ve kendimle gurur duyuyorum. Bugün buraya gelmem yalnızca benim çabamla değil, çevremdeki iyi insanların sayesindedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Destekli İstihdam Ofisi benim için yol arkadaşı oldu” dedi. </p>
<p><strong>İki panelde önemli bilgiler aktarıldı</strong></p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Özel Eğitim Bölümü Zihinsel Engelliler Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dolunay Sarıca başkanlığında gerçekleşen ilk oturumda avukat Beyzanur Bektaş “Erişilebilir Başvuru Yolları”, Kent Konseyi Engelli Konseyi Başkanı Şirince Süzek “Kadın Emeği Politikalarında Engelli Kadınlar”, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı’ndan Sanem Erdil “Engellilik ve Kadın Emeği Kesişiminde Kadın” başlıkları alında konuşmalar yaptı. </p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Özel Eğitim Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sunay Yıldırım Doğru başkanlığında düzenlenen ikinci panelde ise psikolog İlknur Peder, “Bakım Alan-Veren Kadın Olmak”, ZEKİ Yaşam Merkezi’nden Sıla Boyacı “Engelli İstihdamı Alanında İyi Örnek” ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Şahin “Engelli Kadın Emeğine Farklı Bir Bakış” alanlarındaki sunumlarıyla bilgilendirmede bulundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-kadin-emegi-ve-engellilik-masaya-yatirildi-623513">İzmir&#8217;de kadın emeği ve engellilik masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Minguzzi ailesinden Başkan Tugay&#8217;a ziyaret</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/minguzzi-ailesinden-baskan-tugaya-ziyaret-623510</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 09:19:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[ailesinden]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[minguzzi]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623510</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul'da uğradığı saldırı sonucu 24 Ocak 2025’te hayatını kaybeden 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ı ziyaret ederek oğullarının adının kaykay parkına verilmesi dolayısıyla teşekkürlerini iletti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/minguzzi-ailesinden-baskan-tugaya-ziyaret-623510">Minguzzi ailesinden Başkan Tugay&#8217;a ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul&#8217;da uğradığı saldırı sonucu 24 Ocak 2025’te hayatını kaybeden 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi&#8217;nin ailesi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ı ziyaret ederek oğullarının adının kaykay parkına verilmesi dolayısıyla teşekkürlerini iletti. Başkan Tugay, “Ahmet Minguzzi&#8217;nin hatırasını yaşatmak ve acınızı bir nebze de olsa hafifletmek için, bundan sonraki süreçte benzer olumsuz olayların yaşanmaması adına sizin önerileriniz doğrultusunda yapmamız gereken her şeyi yerine getirmeye hazırız” dedi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve eşi Öznur Tugay, 24 Ocak 2025&#8217;te İstanbul Kadıköy’de uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden 14 yaşındaki Ahmet Minguzzi’nin ailesini açık ofiste ağırladı. Ziyarette, Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Minguzzi, babası Andrea Minguzzi, teyzesi Aylin İyiyazıcıoğlu ve Bornova Yıldırım Beyazıt Mahallesi Muhtarı Mürvet Dinsever de yer aldı. Minguzzi ailesi, oğullarının adının Bostanlı’daki kaykay parkına verilmesi nedeniyle Başkan Tugay’a teşekkürlerini iletti. Ziyarette, Ahmet Minguzzi’nin katillerinin de çocuk yaşta olduğuna dikkat çekilerek, özellikle çocuk ve gençlerde artan şiddet ve madde bağımlılığı sorunları üzerinde duruldu. </p>
<p><strong>Başkan Tugay şiddet sorunu ve koruyucu önlemlere dikkat çekti</strong></p>
<p>Ziyarette konuşan Başkan Tugay, benzer olayların yaşanmaması için yapılacak çalışmaların önemine değinerek, “İnsanları kötü hale getiren bir sistem var. Annesinden doğan herkes aslında masumdur; kimse kötü olarak doğmaz, ancak çevre şartları insanları öyle bir hale getiriyor ki, canavarlaşabiliyorlar. Çoğu da ne yaptığını bilmez halde. İnsanlar, yıkıcı bir kültürün parçası oluyor. Şiddet giderek artan bir problem haline geliyor. İnsanların şiddetin çözüm olmadığını anlaması gerekiyor. Caydırıcı cezalar olmalı, fakat asıl mesele, neden bu hale gelindiğinin konuşulması ve bunun düzeltilmesidir. Bu, ister istemez zaman alır ve doğru insanların ülkeyi yönetmesini gerektirir. Ancak, belli bir grup insanın acilen değiştirilmesi gerekir. Onların kötülükten vazgeçmesi için caydırıcı cezaların uygulanması şart. Bu insanların neden bu noktaya geldiğini anlayıp, koruyucu önlemler almak lazım&#8221; dedi.  </p>
<p><strong>Tugay: Ulusal bir politikaya dönüşmesi lazım</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, şiddet ve madde bağımlılığının yoğun olduğu bölgelerde özel çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Dezavantajlı mahallelerde yoğun bir şekilde çalışma yürütüyoruz. Babası cezaevinde olan çocuklarla da özel olarak ilgileniyoruz. Ancak bunun ulusal bir politikaya dönüşmesi gerekiyor. Ahmet’in ölümüne derinden üzüldük ve olaydan çok etkilendik. İnsanın vicdanı buna dayanamaz, yüreği bunu kaldırmaz. Geçmişi değiştiremeyiz ama bizden herhangi bir isteğiniz olursa, elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız. Ahmet Minguzzi’nin hatırasını yaşatmak, acınızı hafifletmek ve bundan sonraki süreçte benzer olayların yaşanmaması için gereken her şeyi yapmaya hazırız. Bunu durdurmanın bir yolu varsa, tüm gücümüzle bu konuda çaba gösteririz. İzmir’de yaşayan her insan bizim için değerli. Problemi olan, bizden yardım isteyen herkese yardımcı olmaya hazırız. Ancak bu dünyada hiçbir gerekçe, masum bir insana kötülük yapmayı haklı çıkaramaz” şeklinde konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Kötülüğü bitiremeyiz ama şiddeti azaltabiliriz”</strong></p>
<p>Ziyarette konuşan baba Andrea Minguzzi, “Umarım Ahmet başka çocukları kurtarır. Dünyada kötülüğü bitiremeyiz ama şiddeti azaltabiliriz. Şiddeti önlemek için spor, eğitim ve iş gerekiyor. İtalya’da da şiddet var. Türkiye bana göre kontrollüydü ama benim çocuğum sabah pazarda saldırıya uğradı. Gece saatlerinde arka sokaklarda değildi ve saldırı önlenemedi” diye konuştu. Yasemin Minguzzi ise yaşadıkları hukuki süreci aktardı. </p>
<p><strong>“Rehabilitasyon gerekiyor”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ın eşi Öznur Tugay ise “Madde bağımlılığı ve şiddet kültürünün özendirilmesi durumu var. 20 yıldır, ahlaki değerlerimizin çöktüğü bir gerilim hattı var. Caydırıcı cezaların olmasının yanında hem ailelerin hem de çocukların rehabilitasyon görmesi gerekiyor” diyerek ekonomik sıkıntıların da şiddeti artırdığına dikkat çekti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/minguzzi-ailesinden-baskan-tugaya-ziyaret-623510">Minguzzi ailesinden Başkan Tugay&#8217;a ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden &#8220;Duygulara Dokunan Atölye&#8221; Çalışması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-duygulara-dokunan-atolye-calismasi-623043</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:43:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[dokunan]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygulara]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[Oksitosin]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”nde, Osmangazililere vücut ve beyinde salgılanan kimyasalların duygu, davranış ve düşünceler üzerindeki güçlü etkileri anlatıldı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-duygulara-dokunan-atolye-calismasi-623043">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden &#8220;Duygulara Dokunan Atölye&#8221; Çalışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”nde, Osmangazililere vücut ve beyinde salgılanan kimyasalların duygu, davranış ve düşünceler üzerindeki güçlü etkileri anlatıldı. Atölyede, insan vücudunda salgılanan bu kimyasalların duygu, düşünce ve davranışlar üzerindeki belirleyici rolü bilimsel veriler ışığında ele alındı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi’de yaşayan vatandaşların farklı alanlarda bilinçlenerek kendilerini geliştirmelerine katkı sunan Osmangazi Belediyesi, düzenlediği çeşitli atölye çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”nde katılımcılara, duygu durumunu olumsuzdan olumluya çevirebilecek kelime ve ifade biçimleri öğretildi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde gerçekleştirilen atölyeye konuşmacı olarak katılan İnsan Kaynakları Danışmanı ve Eğitmen Sezgin Akgün Hacızade, sunumunda beyin kimyasallarının insan davranışları üzerindeki etkilerini örneklerle anlattı. Hacızade, özellikle mutluluk, motivasyon ve bağ kurma süreçlerinde rol oynayan hormonlara dikkat çekerek katılımcılara önemli bilgiler aktardı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Eğitimde ayrıca, karşılıksız yapılan iyiliklerin insan vücudunda oksitosin hormonunun salgılanmasını artırdığı vurgulandı. Bu hormonun, bireyin hem kendisine hem de çevresine karşı daha şefkatli, anlayışlı ve merhametli olmasını desteklediği ifade edildi. Katılımcılar, küçük iyiliklerin yalnızca bireysel mutluluğu değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da güçlendirdiği konusunda farkındalık kazandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Olumsuz Kurulan Cümleler İnsan İlişkilerini Olumsuz Anlamda Etkiliyor”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Vücut ve beynimizde salgıladığımız kimyasalların duygularımız, davranışlarımız ve düşüncelerimiz üzerine çok büyük etkileri olduğunu belirten İnsan Kaynakları Danışmanı ve Eğitmen Hacızade, “Kullandığımız kelimeler ve beden dilimizle duygularımıza müdahale edebilir, onları dönüştürebiliriz. Bugün katılımcılarımıza, hangi kelimelerle oksitosin ve serotonin gibi hormonların salgılanmasını destekleyebileceğimizi ve duygu durumumuzu olumsuzdan olumluya nasıl çevirebileceğimizi anlatmaya çalıştık. Özellikle ‘ama’ kelimesi çok kritik. Bir kişiyi överken ya da eleştirirken ‘ama’ kelimesini kullandığımızda, öncesinde söylediğimiz tüm olumlu ifadeleri adeta yok saymış oluyoruz. Bu da iletişimi zayıflatıyor. Olumsuz ifadelerle kurulan cümleler, insan ilişkilerini de olumsuz etkiliyor. Örneğin, ‘Ben filanca kişiyle anlaşamıyorum’ dediğimizde, beynimiz bu durumu kesin bir yargı olarak kabul ediyor ve çözüm üretme sürecini durduruyor. Oysa ‘Filanca kişiyle henüz anlaşma yolunu bulamadım’ dediğimizde, beynimiz iletişime açık kalıyor ve çözüm aramaya devam ediyor.” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span> “Karşılıksız İyilik Yaptığımızda Oksitosin Salgılıyoruz”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Omuzları çökük biçimde bilgisayar başında uzun süre durulduğunda vücudun beyine olumsuz anılar komutu gönderdiğini söyleyen Hacızade, “Bu konu, bilimsel araştırmalarla da destekleniyor. Dik durduğumuzda ve daha aktif hareket ettiğimizde, beynimize daha olumlu düşünceler gelmeye başlıyor. İnsanların sizi dinlemesi için öncelikle kişinin kendini dinlemesi gerekiyor. Kendini dinlemeyen ve fark etmeyen birini, başkalarının fark etmesi de mümkün değildir. Çünkü iletişim, her şeyden önce kişinin kendi içinde başlar. Bu noktada kendimize karşı şefkatli ve merhametli olmamız büyük önem taşıyor. Herkes hata yapabilir ve yapılan hataların büyük bir kısmı telafi edilebilir. İyi bir iletişim kurabilmek ise insanın hayatına çok önemli katkılar sağlar. Oksitosin, beyin ve kalpte salgılanan önemli bir kimyasaldır. İyi niyetli, yapıcı ve olumlu davranışlar sergilediğimizde bu hormonun salgılanmasını artırırız. Oksitosin, öncelikle kişinin kendisine karşı daha şefkatli ve anlayışlı olmasını destekler. Bu kimyasal en kolay, karşılıksız iyilik yaptığımızda salgılanır. Herhangi bir beklenti olmadan birine yardım ettiğimizde, hem kendimiz hem de çevremiz için olumlu bir etki oluştururuz. Bugünkü atölye çalışmasını özetleyecek olursak; ‘Duruşunu değiştir, duygun değişsin’ diyebiliriz.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”ne katılan vatandaşlar çok önemli bilgiler öğrendiklerini söyleyerek Bu güzel etkinliği düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti. </span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-duygulara-dokunan-atolye-calismasi-623043">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden &#8220;Duygulara Dokunan Atölye&#8221; Çalışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Uyuşturucu politikaları insan hakları ve halk sağlığı temelinde şekillenmeli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-uyusturucu-politikalari-insan-haklari-ve-halk-sagligi-temelinde-sekillenmeli-622625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 19:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[incb]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sevil]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) New York Daimî Temsilciliği tarafından, New York Türkevi’nde, Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy’un INCB üyeliğine yeniden adaylığı dolayısıyla bir resepsiyon düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-uyusturucu-politikalari-insan-haklari-ve-halk-sagligi-temelinde-sekillenmeli-622625">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Uyuşturucu politikaları insan hakları ve halk sağlığı temelinde şekillenmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) New York Daimî Temsilciliği tarafından, New York Türkevi’nde, Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy’un INCB üyeliğine yeniden adaylığı dolayısıyla bir resepsiyon düzenlendi. Etkinliğe, Ekonomik ve Sosyal Konsey’e üye çok sayıda ülkenin diplomatları katıldı.</p>
<p><strong>“Küresel uyuşturucu sorunu giderek karmaşıklaştı”</strong></p>
<p>New York’taki Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız’ın takdim konuşmasından sonra söz alan INCB Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, küresel uyuşturucu sorununun giderek karmaşıklaştığını belirterek, çözümün dengeli, kanıta dayalı ve insan odaklı politikalardan geçtiğini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, özellikle tıbbi olmayan sentetik opioidlerin yaygınlaşması, yasa dışı üretim yöntemlerinin gelişmesi ve uluslararası kaçakçılık ağlarının genişlemesinin acil ve ciddi tehditler oluşturduğunu ifade ederek, aynı zamanda dünya genelinde milyonlarca insanın ağrı tedavisi, ruh sağlığı ve palyatif bakım için gerekli temel ilaçlara erişimde zorluk yaşadığına dikkat çekti.</p>
<p><strong>Uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi önemli</strong></p>
<p>Uluslararası uyuşturucu kontrol sisteminin üç temel ilkesine dikkat çeken Prof. Dr. Atasoy, kontrollü maddelerin tıbbi ve bilimsel amaçlarla erişilebilirliğinin sağlanması, kötüye kullanımın önlenmesi ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesinin önemini yineledi.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, “Uyuşturucu kontrolü yalnızca bir yaptırım meselesi değil; aynı zamanda bir halk sağlığı, insan onuru ve sosyal adalet meselesidir.” dedi.</p>
<p>Konuşmasında insan hakları, orantılılık ve hukukun üstünlüğü ilkelerine vurgu yapan Prof. Dr. Atasoy, politika yapım süreçlerinde bu değerlerin merkezde yer alması gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Kurumsal dayanıklılık ve deneyimin önemi</strong></p>
<p>Görev süresi boyunca INCB’nin etkinliğini ve şeffaflığını artırmaya yönelik çalışmalara öncelik verdiğini belirten Prof. Dr. Atasoy, üye devletlerle iş birliğini güçlendirmek, pratik araçlar geliştirmek ve tavsiyelerin uygulanabilirliğini artırmak için önemli adımlar attıklarını ifade etti.</p>
<p>Birleşmiş Milletler sistemi genelinde yaşanan mali kısıtlamalara da değinen Prof. Dr. Atasoy, bu süreçte kurumsal süreklilik ve kurumsal hafızanın korunmasının kritik önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p> “Deneyim, yalnızca teknik bilgi değil; aynı zamanda karmaşık siyasi ve operasyonel süreçlerin yönetilmesinde de belirleyicidir.” diyen Prof. Dr. Atasoy, sınırlı kaynaklara rağmen Kurul’un etkinliğini koruyabilmesi için mali disiplin, önceliklendirme ve verimlilik esaslarına dayalı bir yönetim anlayışı benimsediklerini belirtti.</p>
<p><strong>Uluslararası iş birliği ve ortak sorumluluk</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, INCB’nin çalışmalarının üye devletlerin güveni ve iş birliğine dayandığını belirterek, açık diyalog ve karşılıklı saygının uluslararası uyuşturucu kontrol sisteminin temelini oluşturduğunu ifade etti.</p>
<p>Türkiye tarafından yeniden aday gösterildiğini hatırlatan Prof. Dr. Atasoy, görevine devam etme isteğini dile getirdi ve “Deneyimli liderliğin sürekliliği, karşı karşıya olduğumuz mevcut ve yeni zorluklar karşısında büyük önem taşımaktadır.” İfadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnsan odaklı küresel vizyon</strong></p>
<p>“Uyuşturucu politikaları insan hakları ve halk sağlığı temelinde şekillenmeli.” diye konuşan Prof. Dr. Sevil Atasoy, konuşmasını insan sağlığını koruyan, insan haklarına saygılı ve toplumların refahını önceleyen dengeli ve etkili bir uluslararası uyuşturucu kontrol sistemi vizyonunu yineleyerek tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-uyusturucu-politikalari-insan-haklari-ve-halk-sagligi-temelinde-sekillenmeli-622625">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Uyuşturucu politikaları insan hakları ve halk sağlığı temelinde şekillenmeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de mutluluk oranının yükselmesinde aile çok önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-mutluluk-oraninin-yukselmesinde-aile-cok-onemli-622583</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[düzey]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[oranının]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yükselmesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622583</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan, geçtiğimiz günlerde açıklanan TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarını değerlendirdi. Araştırmaya göre, Türkiye’de mutluluk oranı yüzde 53,3’e yükseldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-mutluluk-oraninin-yukselmesinde-aile-cok-onemli-622583">Türkiye&#8217;de mutluluk oranının yükselmesinde aile çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan, geçtiğimiz günlerde açıklanan TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarını değerlendirdi. Araştırmaya göre, Türkiye’de mutluluk oranı yüzde 53,3’e yükseldi.</p>
<p><strong>Mutluluk oranının yüzde 75’lerin üzerine çıkması gerekli</strong></p>
<p>Türkiye’nin uzun yıllardır gerek yerel gerekse uluslararası araştırmalarda orta düzeyde mutlu olarak görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Doğan, “Bu araştırmadaki sonuçlar şaşırtıcı değildir. Yalnız mutlulukta bir yükseliş trendinin görülmesi önemlidir. Çünkü özellikle pandemi, yaşadığımız deprem ve ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz, insanımızın mutluluk düzeylerinde düşüşe neden olmuştu. Bu bakımdan söz konusu artış olumlu olarak değerlendirilse de istenen düzeyde olduğu söylenemez. Şahsen mutluluk oranının yüzde 75’lerin üzerine çıkması gerektiği kanısındayım. Bunun için de hem bireysel hem toplumsal hem de yönetim açısından yapılması gereken çok şey var. Bireysel anlamda daha sağlıklı beslenmek, kişilerarası ilişkilerimizi geliştirmek, yaşamda bir anlam ve amaç bulmak gibi yapabileceğimiz şeyler var. Toplumsal olarak ise dayanışmayı artırmak, sosyal-duygusal destek vermek ve dürüstlüğü artırarak daha güvenilir olmak gibi yapılabilecek pek çok şey bulunmaktadır. Bazı konularda ise devletin ve yöneticilerin inisiyatif alması gerekmektedir. Ekonominin iyileştirilmesi, şehirlerde yeşil alan oranının artırılması, şehirlerimizi insan dostu şehirlere dönüştürme ve toplumsal adaleti ve güvenliği sağlama gibi konular, mutluluğu artırmak için devletimizin yapabileceği şeylerdir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Evli bireyler bekar ve boşanmış olanlara göre daha mutlu</strong></p>
<p>Araştırmada evli bireylerin daha mutlu olduğunun ortaya çıkmasının aile kurumunun önemine işaret ettiğini belirten Prof. Dr. Doğan, şunları söyledi:</p>
<p>“Mutlulukla ilgili neredeyse tüm araştırmalarda, evli bireylerin bekar ve boşanmış olanlara göre daha mutlu oldukları ortaya çıkmaktadır. Evli bireylerin yalnızlık duygusunu daha az yaşamaları, daha iyi beslenmeleri, ekonomik durumlarının daha iyi olması ve düzenli cinsel yaşamlarının olması gibi etkenler daha mutlu olmalarına katkı sağlamaktadır. Bunun dışında aile, çoluk-çocuk sahibi olmak insanların hayatına önemli düzeyde anlam katmaktadır. Yani aile en güçlü anlam kaynaklarından biridir. Tüm bunlar bir araya gelince de evli bireylerin mutluluk düzeyleri artmaktadır. Aile kurumu ülkemizde huzur ve mutluluğun teminatı olarak görülmelidir. Aile kurumunu yıkmaya ya da ona zarar vermeye yönelik girişimler bertaraf edilmelidir. Bununla birlikte daha bilinçli anne-baba ve eş olabilmeleri için bireyler eğitilmeli, bilgilendirilmeli ve aydınlatılmalıdır.”</p>
<p><strong>Aile ve akrabalık bağlarının güçlü olması büyük bir avantaj</strong></p>
<p>Araştırmada mutluluğun en önemli kaynağı olarak yüzde 69 oranıyla aile gösterilmesini değerlendiren Prof. Dr. Doğan, “Biz kolektif kültürün hâkim olduğu, sıcakkanlı insanların yaşadığı bir ülkeyiz. Aile ve akrabalık bağlarının güçlü olması büyük bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Çünkü bu durum toplumda ihtiyaç duyan insanlara önemli düzeyde sosyal-duygusal destek verilmesine yardımcı olmaktadır. İnsanlar bu sayede kendilerini sahipsiz, kimsesiz, yalnız ve değersiz hissetmemektedirler. Oysaki bireyselliğin hâkim olduğu toplumlarda çok ciddi anlamda bir yalnızlık ve anlam krizi yaşanmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Mutlu olmak sağlıklı olmaktır</strong></p>
<p>Araştırmada sağlığın mutluluk kaynakları arasında ilk sırada yer almasını da değerlendiren Prof. Dr. Doğan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sağlık, mutluluğun en üst düzey formu olarak nitelendirilebilir. Mutlu olmak sağlıklı olmaktır. Filozof Arthur Schopenhauer, ‘sağlıklı bir dilenci, hasta bir kraldan daha mutludur. Ahmaklıkların en büyüğü, iş, eğitim, şöhret, terfi, şehvet ya da anlık zevkler olmak üzere her ne için olursa olsun, sağlığını feda etmektir’ der. Sağlık iyi olduktan sonra mutluluğun önündeki diğer sorunlar bir şekilde halledilebilir. Günümüzde daha fazla insan sağlık konusunda bilinçli davranmaya çalışmaktadır. İnsanlar eskiye göre daha sağlıklı beslenmekte, egzersiz yapanların sayısı geçmişe göre artmakta ve insanlar sağlık kontrollerine daha sık gitmektedir. Bununla birlikte, maalesef ülkemizde sigara kullanımı, paketli gıda tüketimi, karbonhidrat ağırlıklı beslenme ve hareketsizlik oldukça yaygındır. Hatta bir karşılaştırma yapacak olursak sağlık davranışlarını sergileyenlerin, sağlıksız yaşayanlara göre oldukça küçük bir azınlığı oluşturduğunu söyleyebiliriz. Ancak yine de bu konuda umutluyum. Giderek daha fazla insanımız sağlıklı yaşama yönelmektedir.”</p>
<p><strong>Mutluluk ve para ilişkisi</strong></p>
<p>Araştırmada hayat pahalılığının en önemli toplumsal sorun olarak öne çıkmasını değerlendiren Prof. Dr. Doğan, “Mutluluk ve para ilişkisi en çok merak edilen konulardan biridir. Para ve ekonomik durumun iyi olması mutluluk açısından önemli bir avantajdır. Ekonomik durumunuz iyi olduğunda, pek çok açıdan kendinizi güvende hissedersiniz, daha iyi beslenirsiniz, sağlık hizmetlerinden daha iyi faydalanırsınız, başarılı olduğunuz duygusunu yaşarsınız ve yoksulluğun sebep olabileceği stres ve sıkıntılardan kurtulursunuz. Tüm bunlar mutluluk açısından büyük avantajdır. Zaten araştırmalar da sosyo-ekonomik düzeyi yüksek bireylerin daha mutlu olduklarını gösteriyor. Ancak finansal durumu oldukça iyi olmasına rağmen pek çok mutsuz insan da var. Bu neden böyledir? Birincisi para tek belirleyicisi değildir. İkincisi, insanlar zengin olmaya da alışabiliyorlar. Bir süre sonra parasal anlamda iyi durumda olmak onların mutluluğuna bir katkı sağlayamayabiliyor. Buna hedonik adaptasyon adını veriyoruz. Yani başlangıçta bizi mutlu eden şeylerin bir süre sonra bu etkilerini kaybetmeleri durumudur. Üçüncüsü sonradan para sahibi olan kişiler parayla ne yapacaklarını da bilemeyebiliyorlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Paranın nasıl harcandığı da önemli</strong></p>
<p>Paranın nasıl harcanacağının da mutluluk açısından önemli göründüğünü kaydeden Prof. Dr. Doğan, “Parayla zaman satın alıyor ve bazı sıkıcı işleri yapmaktan kurtuluyorsanız, paranızı diğer insanlarla paylaşıyorsanız (yardımseverlik) ve paranızı nesnelerden çok eylemlere harcıyorsanız sizi daha mutlu edebilir. Bugün almış olduğunuz bir kazak ya da telefonun on yıl sonra bir önemi kalmayacaktır. Geçmişe dönüp bunları hatırladığınızda da muhtemelen mutlu hissetmeyeceksiniz. Ancak paranızı eylemlere harcadığınızda durum farklı olacaktır. Yaşadığınız güzel anılar, bir seyahat, arkadaşlarınızla ya da sevdiğiniz kişilerle gerçekleştirdiğiniz bir etkinlik hafızanıza kazınacaktır ve yıllar sonra bile hatırladığınızda sizi mutlu edecektir. Zaten bir bakıma mutluluk güzel anılar biriktirmektir. Geçmişe ilişkin olumlu anılarınız ne kadar çoksa o kadar mutlusunuz demektir.” dedi.</p>
<p><strong>Para mutluluk açısından önemli ama her şey değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gelir durumunuz mutluluk açısından önemlidir ancak para her şey değildir. Temel ihtiyaçlarımız karşılandıktan sonra, bireysel gelişime ve kendini gerçekleştirmeye önem vermeliyiz. Bu da ‘sahip olma’ anlayışından çıkarak ‘olma’ anlayışına geçmekle mümkündür. Ancak bu yolla, dışsal koşullara bağlı olmayan ve şartlara göre değişmeyen daha kalıcı ve gerçek bir mutluluk elde edilebilir. Olma anlayışı içerisinde sürekli olarak kendimizi geliştirmeli, içsel kalemizi güçlendirmeli ve daha umutlu, affedici, iyimser, özgüven sahibi, öz-değeri yüksek, sevgi dolu, anlamlı ve amaçlı yaşayan ve derin, doyurucu, sağlıklı ilişkiler kurabilen bir birey olmak için çabalamalıyız.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-mutluluk-oraninin-yukselmesinde-aile-cok-onemli-622583">Türkiye&#8217;de mutluluk oranının yükselmesinde aile çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (25-29 Mart 2026)</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-25-29-mart-2026-622394</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 13:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[25-29]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[seyirci]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622394</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-25-29-mart-2026-622394">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (25-29 Mart 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Şehir Tiyatroları’nda bu hafta sanatseverleri Musahipzade Celal’den Arthur Miller’a, Donald Margulies’ten Cengiz Özek’e klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor. </p>
<p>Bu hafta Haramiler, Cadı Kazanı, Öylece Durur Zaman, Fosforlu Cevriye, Köpek Kalbi, Geçmişin Gölgesi, Sivrisinekler, Maviydi Bisikletim, Sevdalı Bulut, Masal, Benim Küçük Yıldızım, Fındıkkıran, Bekçi İle Postacı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Oyun biletleri, gişelerden, <b>https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/</b>, <u>biletinial.com</u> adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.</p>
<p><b> Orhan Veli Şiirleri “Birdenbire” Etkinliğinde Seyirciyle Buluşuyor</b></p>
<p>İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkânları kullanılarak, Orhan Veli’nin şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekânda etkinliğin konuğu olacak.</p>
<p><b>Hümay Güldağ</b>’ın uyarladığı, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinliğin müziğini Cihan Kurtaran, dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Gökhan Davulcu, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler yapıyor. Etkinlik 29 Mart 2026 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>Bu Haftanın Programı (25-29 Mart 2026)</b></p>
<p><b>HARAMİLER (16+ Yaş)</b><b> </b></p>
<p>Musahipzade Celal’in üç farklı oyunundan oluşturulan bir uyarlamayla, halkın başına musallat olan harami yöneticiler ekseninde gelişen olayları, modern bir bakış açısı ve hicivle sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Musahipzade Celal</b>’in yazdığı, <b>Engin Alkan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Aslı Nimet Altaylar, Damla Cangül Yiğit, Elçin Atamgüç, Enes Mazak, Eyşan Dönmez, Göksel Arslan, Melih Tuma, Müslüm Tamer, Pelin Budak, Reyhan Karasu, Yusuf Akçay, Zafer Kırşan</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖYLECE DURUR ZAMAN (16+ Yaş)</b></p>
<p>Sarah 40’lı yaşlarının başında bir basın fotoğrafçısıdır, uzun yıllar başta Ortadoğu olmak üzere pek çok savaş bölgesinde çalışmıştır. Sarah Irak’ta bulunduğu sırada çok yakınında patlayan bir bomba sonucu yüzünden yaralanmış, kısa bir tedavinin ardından ülkesine dönmüştür. Şimdi uzun zamandır ayrı kaldığı evinde erkek arkadaşı James ile beraberdir. Her şeyin yolundaymış gibi devam ettiği birkaç günün sonunda çiftin görmezden gelmeye çalıştığı sorunlar gün yüzüne çıkmaya, ilişkilerini biçimlendirmeye başlar.</p>
<p>Oyun, Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınmıştır. Oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları da taze tutulmakta, pek çok konuda seyircinin de kendini sorgulaması sağlanmaktadır.</p>
<p><b>Donald Margulies</b>’in yazdığı, <b>Irmak Bahçeci</b>’nin çevirdiği, <b>Mehmet Ergen</b>’in yönettiği oyunda <b>Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat, Sevil Akı</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>MAVİYDİ BİSİKLETİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir&#8217;e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950&#8217;lerin İzmir&#8217;inden günümüze taşıyor. <b>Dinçer Sümer</b>’in yazdığı <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Çağrı Büyüksayar</b> rol alıyor. Oyun, 28 Mart 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 29 Mart 2026 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 29 Mart 2026 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 29 Mart 2026 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş) </b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 29 Mart 2026 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)</b></p>
<p>Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. <b>Lodovica Cima, Gabriele Clima</b>’nın yazdığı <b>Ceylan Özçapkın</b>’ın çevirdiği, <b>Derya Yıldırım</b>’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda <b>Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali</b> rol alıyor. Oyun, 29 Mart 2026 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 29 Mart 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-25-29-mart-2026-622394">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (25-29 Mart 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Levi-Strauss&#8217;un düşünce mirası Nilüfer&#8217;de ele alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/levi-straussun-dusunce-mirasi-niluferde-ele-alindi-622295</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 08:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alındı]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[levi-strauss]]></category>
		<category><![CDATA[mirası]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[un]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622295</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Levent Ünsaldı yürütücülüğünde düzenlenen “Nasıl Yapmışlar?” söyleşi dizisinde Fransız antropolog Claude Levi-Strauss’un düşünce mirası ve yapısalcılığın temelleri konuşuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/levi-straussun-dusunce-mirasi-niluferde-ele-alindi-622295">Levi-Strauss&#8217;un düşünce mirası Nilüfer&#8217;de ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Doç. Dr. Levent Ünsaldı yürütücülüğünde düzenlenen “Nasıl Yapmışlar?” söyleşi dizisinde Fransız antropolog Claude Levi-Strauss’un düşünce mirası ve yapısalcılığın temelleri konuşuldu.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi tarafından Pancar Deposu’nda düzenlenen “Nasıl Yapmışlar?” söyleşi dizisinde bu ay, 20. yüzyıl düşünce dünyasını derinden etkileyen Claude Levi-Strauss’un yapısalcı yaklaşımı ele alındı. Söyleşi serisinin yürütücüsü Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Levi-Strauss’un modern felsefenin merkezindeki “özne” kavramını farklı bir perspektifle ele aldı.</p>
<p>Söyleşide, insanın dünyayı kendi bilinciyle kuran özgür bir aktör olduğu fikrini Levi-Strauss’un argümanlarıyla eleştiren Ünsaldı, bireyin edilgen konumuna dikkat çekti. Ünsaldı, insanın aslında dil ve kültür gibi kendisinden önce var olan ve bilinçdışı işleyen geniş yapıların sadece bir parçası olduğunu savundu.</p>
<p>Sosyolojinin araştırma pratikleri ile antropolojinin insana dair evrensel arayışı arasındaki farkların da değerlendirildiği etkinlikte, antropolojinin yerelden yola çıkarak tüm insanlık için geçerli “değişmezleri” bulma çabası anlatıldı. Kültürel farklılıkların ötesinde yatan ortak zihinsel yapının; mitler, ikili karşıtlıklar ve sembolik sistemler aracılığıyla nasıl işlediği katılımcılarla paylaşıldı.</p>
<p>“İLKEL VE UYGAR AYRIMI YOKTUR”</p>
<p>Toplumsal yaşamın temelini oluşturan iletişim ve mübadele mantığı, söyleşinin bir diğer başlığı oldu. Ünsaldı; kelimelerin, metaların ve akrabalık bağlarının dolaşımı üzerinden kurulan bu geniş ağın toplumları nasıl inşa ettiğini ele aldı. Levi-Strauss’un “ilkel” ve “uygar” toplum ayrımını reddeden yaklaşımını hatırlatan Doç. Dr. Levent Ünsaldı, insan zihninin her coğrafyada ve her kültürde temelde benzer bir yapısal mantıkla çalıştığını ifade etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/levi-straussun-dusunce-mirasi-niluferde-ele-alindi-622295">Levi-Strauss&#8217;un düşünce mirası Nilüfer&#8217;de ele alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Gül Esra Atalay: &#8220;Dijital dünyada da insan kalmayı öğrenmemiz gerekiyor!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-gul-esra-atalay-dijital-dunyada-da-insan-kalmayi-ogrenmemiz-gerekiyor-622053</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 12:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Atalay]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[esra]]></category>
		<category><![CDATA[gül]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nezaket]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622053</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, 21 Mart Nezaket Günü kapsamında, dijital platformlarda iletişim dili ve nezaket kültürünü değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-gul-esra-atalay-dijital-dunyada-da-insan-kalmayi-ogrenmemiz-gerekiyor-622053">Prof. Dr. Gül Esra Atalay: &#8220;Dijital dünyada da insan kalmayı öğrenmemiz gerekiyor!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, 21 Mart Nezaket Günü kapsamında, dijital platformlarda iletişim dili ve nezaket kültürünü değerlendirdi.</p>
<p><strong>Dijital iletişimde mimik ve tonlama yok</strong></p>
<p>Dijital ortamlarda kurulan iletişimin yüz yüze iletişimden farklı dinamiklere sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Atalay, “Dijital platformda iletişim kurarken günlük yaşamda konuşmalarımıza eşlik eden mimikler, jestler, ses tonlamaları yok. Bundan dolayı muhatabımız bizi yalnızca kullandığımız sözlerle değerlendiriyor. Bu sınırlı iletişim biçimi birçok yanlış anlamalara neden olabiliyor. Önemsiz gibi görünen küçük bir kelime seçimi bile çok daha sert algılanabiliyor. Yüz yüze iletişimde genelde kendimizi daha fazla kontrol ediyoruz; çünkü karşımızdaki kişinin tepkilerini anında görüp buna göre kendi mesajımızı yeniden şekillendirebiliyoruz. Dijitalde ise bu geri bildirim gecikmeli ya da hiç yok. Bu da iletişimi daha soğuk ve riskli hale getiriyor. Dolayısıyla nazik bir iletişim üslubu kullanmaya dikkat etmek her zamankinden daha önemli hale geliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Sosyal medyada sert dilin nedeni sadece bireyler değil</strong></p>
<p>Sosyal medyada kullanılan dilin çoğu zaman daha sert ve kırıcı olabildiğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, “Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, insanlar ekranın arkasında kendilerini daha güvende hissediyor. İkincisi, hızlılık baskısı var. Çoğu zaman düşünmeden hemen yazıp gönderiyoruz. Üçüncüsü de sosyal medyanın algoritmik yapısı daha keskin, daha iddialı, hatta daha saldırgan içerikler daha fazla görünür oluyor. Yani sadece bireysel değil, yapısal bir teşvik de söz konusu. Sosyal medyada karşımızdakinin bir insan olduğunu, yazdıklarımızdan, kullandığımız kelimelerden olumsuz etkilenebileceğini daha az düşünüyoruz. Yüz yüze iletişimin avantajları ortadan kalktığında, özellikle anonimlik söz konusuysa çok daha kaba ve kırıcı olunabiliyor.” diye konuştu.</p>
<p>Bu durumun literatürde “çevrimiçi disinhibisyon etkisi” olarak adlandırıldığını belirten Prof. Dr. Atalay, dijital ortamlarda kurulan iletişimin bazen gerçek değilmiş gibi algılanabildiğine dikkat çekti ve “Çevrimiçi ortamlarda kurulan etkileşimin gerçek değilmiş gibi algılanması olarak özetlenebilecek bu etki altında insanlar sosyal medyada karşımızdakinin ne hissettiğini düşünmeden, olduğundan daha açık sözlü, daha cesur ve ne yazık ki daha kaba olabiliyor. Oysa ekranın arkasında yine bir insan olduğunu hatırlamak önemli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Emojiler yanlış anlaşılmaları azaltabiliyor</strong></p>
<p>Yazılı dijital iletişimde tonlama ve mimik olmadığı için yanlış anlaşılmaların daha sık yaşanabildiğini belirten Prof. Dr. Atalay, günlük iletişimde emojilerin bu boşluğu kısmen doldurduğunu ifade etti ve “Aslında emojiler bu boşluğu doldurmak, karşı tarafa mesajı kendi yüklediğimiz anlam ve duygu bagajıyla birlikte göndermek için kullanılıyor. Günlük sosyal medya yazışmalarında emojiler kurtarıcı olabiliyor. Ancak daha resmi yazışmalarda emoji kullanmak hoş karşılanmayabilir. Gayri ciddi olarak görülebilir. Bu durumda yazdığımız mesajı kontrol etmeden göndermemek, göndermeden önce mutlaka bir kez sesli okuyarak istediğimizin dışında bir anlam ya da duyguyu çağrıştırıp çağrıştırmadığına dikkat etmek iyi olabilir. Kısa, net, ima, ironi ve esprilerden arındırılmış bir üslup yanlış anlaşılmaların önüne geçebilir.”  ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Anonimlik saygı sınırlarını zayıflatabiliyor</strong></p>
<p>Dijital ortamlarda anonimlik ve mesafe hissinin saygı ve nezaket sınırlarının aşılmasını kolaylaştırabildiğini ifade eden Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Anonimlik ve mesafe hissi dijital iletişimi daha da kırılgan hale getiriyor. İnsanlar kimlikleri görünür olmadığında ya da karşısındakini ‘gerçek’ bir insan olarak hissetmediğinde, normalde söylemeyecekleri sözleri çok daha rahat dile getirebiliyor. Bu ortamda sosyal normlar gevşiyor, sınırlar esniyor; dolayısıyla saygı ve nezaket ihlalleri artıyor. Özellikle tanımadıkları kişilere karşı, düşünmeden ve ölçüsüzce tepki verebilen bir kullanıcı profili ortaya çıkıyor.” dedi.</p>
<p>Olumsuz yorumların hedefi haline gelen bireyler için bu süreç ciddi bir psikolojik yıpranmaya dönüşebildiğini anlatan Prof. Dr. Atalay, “Üstelik sosyal medyada görünürlük ve ilgi çekme arzusu bu davranışları besliyor. Kendi değerlerini sergilemek, kendince doğru tarafta olduğunu göstermek ya da ahlaki bir üstünlük kurmak adına, çoğu zaman yeterli bilgiye sahip olmadan başkalarını kolayca yargılayan ve linç eden bir dijital kalabalık oluşabiliyor. Ahlaki poz kesme olarak adlandırılan bu duruma sosyal medyada giderek daha çok rastlıyoruz. Bunun mağdurları için ise sosyal yaşam çok zorlaşıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dijital dünyada da insan kalmayı öğrenmeliyiz</strong></p>
<p>Dijital nezaket kültürünün gelişmesi için bireylerden ailelere ve eğitim kurumlarına kadar çok katmanlı bir sorumluluk bulunduğunu belirten Prof. Dr. Atalay, “Dijital nezaket kültürünün gelişmesi için sorumluluk çok katmanlı bir yapıda.  Bireyler olarak biraz daha yavaşlamak, düşünerek yazmak ve empati kurmak iyi olabilir. Günümüzde dijital nezaket hem ailelerin hem de eğitim kurumlarının çocuklara, gençlere genel terbiye ve saygı eğitimlerinin önemli bir parçası olmalı. Aileler çocuklara sadece teknoloji kullanmayı değil, dijital ortamda nasıl davranılması gerektiğini de öğretebilirler.  Eğitim kurumları bunu bir yaşam becerisi olarak ele almalı. Kısacası, dijital dünyada da insan kalmayı öğrenmemiz gerekiyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-gul-esra-atalay-dijital-dunyada-da-insan-kalmayi-ogrenmemiz-gerekiyor-622053">Prof. Dr. Gül Esra Atalay: &#8220;Dijital dünyada da insan kalmayı öğrenmemiz gerekiyor!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mutluluğu kovalamak boşa çıkıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mutlulugu-kovalamak-bosa-cikiyor-621775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 10:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Şey]]></category>
		<category><![CDATA[boşa]]></category>
		<category><![CDATA[çıkıyor]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kovalamak]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[Tatmin]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü kapsamında mutluluğun aslında ne demek olduğu, kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatminin önemi ve kalıcı huzura giden yollar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlulugu-kovalamak-bosa-cikiyor-621775">Mutluluğu kovalamak boşa çıkıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü kapsamında mutluluğun aslında ne demek olduğu, kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatminin önemi ve kalıcı huzura giden yollar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mutluluk, herkes için farklı anlam taşıyor!</strong></p>
<p>Sanılanın aksine mutluluğun, sürekli yüzde kocaman bir gülümsemeyle etrafa neşe saçmak ya da hiç dert sahibi olmamak gibi bir şey olmadığını ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Buna ‘öznel iyi oluş’ demek uygun bir kullanım olabilir. Yani bir insanın hayatının genel olarak ne kadar tatmin edici ve olumlu duygularını, olumsuz duygularına kıyasla ne kadar sık yaşadığıyla ilgili bir durum.” dedi.</p>
<p>İnsanların mutluluğu bambaşka şekillerde yaşamasının sebebinin oldukça insani olan farklı gerekçelere bağlı olduğunu aktaran Beyaz, “Hepimizin parmak izi gibi eşsiz olabilecek bir geçmişi, farklı değer yargıları, genetik yatkınlıkları, kişilikleri ve de yaşanmışlıkları var. Çocukluğunda çok fazla karmaşa yaşamış biri için, sadece sıcak bir evde sessizce kitap okumak güvende hissettirir ve bu onun için oldukça tatmin edici bir mutluluktur. Bir başkası içinse mutluluk sürekli yeni yerler keşfetmek, sınırları zorlamak olarak karşımıza çıkabilir. Yani belirtmeye çalıştığım; farklılıklarımız mutluluğun bizim için ne anlama geldiğini baştan aşağı değiştirebiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mutsuzluğun en büyük nedenlerinden biri kıyaslama davranışı! </strong></p>
<p>Modern yaşamda mutluluğu etkileyen faktörlere değinen<strong> </strong>Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Mutsuzluğun günümüzde bir salgın gibi yayılmasına neden olabilecek bazı etkenler var. Mutsuzluğun en büyük nedenlerinden biri kıyaslama davranışı. Özellikle de sosyal medya nedeniyle, artık kendimizi sadece yakınlarımızla değil, dünyanın herhangi bir ucundaki insanların hayatlarının sadece ‘en iyi ve filtreli’ anlarıyla kıyaslıyoruz. Bu da insanın içinde sürekli bir eksiklik, geride kalmışlık hissini tetikleyebiliyor. Bir diğer faktör ise modern hayatın baş döndürücü hızı. İstediğimiz bir yemeğe, diziye, alışverişe anında ulaşmaya o kadar alıştık ki, beynimizin haz-mutluluk süreçleri buradan nasibini fazlasıyla alıyor. Emek verip beklemeyi unuttuk. Hal böyle olunca, anında sonuç vermeyen uzun soluklu ilişkilerden ya da yeni bir beceri edinme süreçlerinden çabucak sıkılıp mutsuzluğa sürükleniyoruz.”</p>
<p><strong>Bağ kurma, yetkinlik ve özgürlük, kalıcı mutluluğu oluşturur!</strong></p>
<p>İnsanın içsel olarak gerçekten huzurlu hissedebilmesi için bilimsel araştırmalar ışığında ön plana çıkan bazı noktalar olduğunu kaydeden Beyaz, “Bunları ruhun temel gıdaları gibi düşünebiliriz. İlki sevilmek ve birilerine ait hissetmek, yani samimi ve doğal bağlar kurabilmek. Diğeri, hayatta bir işe yaradığını, bir şeyleri başarabildiğini görmek ki buna da yetkinlik diyoruz. Bunların dışında da kişinin kendi hayatının direksiyonunda olduğunu idrak etmesi, yani dışarıdan ağır bir baskı görmeden kendi seçimlerini yapabilme özgürlüğü denilebilir. Bu temel kavramlar; bağ kurma, yetkinlik ve özgürlük hissi bir arada olduğunda aslında o kalıcı mutluluktan söz edebiliriz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Mutluluk kovaladıkça kaçıyor!</strong></p>
<p>Mutluluğu sürekli arama veya zorlamanın günümüzün önemli yanılsamalarından biri olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Mutluluğu bir hedefe dönüştürmek son derece yıpratıcıdır. ‘Sürekli mutlu olmalıyım, hiç kötü hissetmemeliyim’ baskısı, psikolojide toksik iyimserlik dediğimiz halin ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor.” dedi.</p>
<p>Mutluluğu kovaladıkça kaçtığına işaret eden Beyaz, “Çünkü sürekli ‘Şu an mutlu muyum?’ diye kendimizi yoklamaya çektiğimizde aslında içinde bulunulan anın farkındalığı düşüyor. Dahası üzüntü, öfke ya da hayal kırıklığı gibi son derece insani duyguları baskılamak, onları bir düdüklü tencere içine hapsetmek gibi. İnsan sadece neşeyi değil, acıyı da yaşayabildiği ve hatta kabul edebildiği ölçüde sağlıklıdır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Geçici hazlar yerine anlamlı amaçlar, kalıcı tatmin sağlar! </strong></p>
<p>İnsanların mutluluğu kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatmin ile nasıl ilişkilendirebileceği hakkında önerilerde bulunan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu dengeyi kurabilmenin yolu beynimizin ödül sistemini anlamaktan geçiyor.” dedi.</p>
<p>Beynimiz dopamin kaynaklı anlık hazları çok sevdiğini dile getiren Beyaz, “Bir dilim pasta yemek veya sosyal medyada beğeni almak o an harika hissettirir ama etkisi saman alevi gibi çabuk söner ve hemen daha fazlasını isteriz. Kalıcı tatminse bu anlık eğlenceden ziyade hayatın anlamının anlaşılabilmesiyle daha ilgilidir. Zorlu bir sınavda başarıya ulaşmak, bir çocuğun yetişmesine katkı sağlamak veya bir dostun acısında ona yardımcı olabilmek o an pek de eğlenceli ya da haz veren bir şey olmayabilir. Hatta can sıkıcı ve yorucu gelecektir. Ama günün sonunda kendimizi kontrol ederken, işe yarar, anlamlı bir şey yaptığımız yönündeki algımız, kalıcı mutluluğun doğrudan kendisidir. Bu vesileyle hayatımızı yalnızca geçici hazlara değil, daha büyük bir amaca adadığımızda o derin, uzun vadeli tatmin duygusuna ulaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Zor zamanlarda mutluluğu kovalamak yerine, tutunacak bir neden bulmak daha işlevsel! </strong></p>
<p>Günlük yaşamda mutluluğu artırmak için uygulanabilecek basit ve doğal çeşitli yollar olduğunu aktaran<strong> </strong>Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Hayat kötü giderken gerçekçi olmayıp, her şey harika demekten bahsetmiyorum; ancak çok kötü bir günün sonunda bile küçük de olsa bir şeye şükredebilmek, beynin sürekli felaket arayan radarını yavaşlatabileceği gibi iyi bir nefes de aldırır.” dedi.</p>
<p>Zihni geçmişin pişmanlıklarından ve geleceğin kaygılarından çekip alarak, anın farkındalığını hissettirecek basit şeylere odaklamanın zihni son derece sakinleştirebileceğine dikkat çeken Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bununla birlikte bolca fiziksel aktivasyon da zihinsel karamsarlığı en hızlı kıran şeylerden biri. Kayıp, hastalık veya büyük krizler gibi zor yaşam koşullarında insanlardan mutlu olmalarını beklemekse pek gerçekçi bir yaklaşım olmaz. O noktada amacımız mutluluk değil, anlam bulmak ve psikolojik dayanıklılık göstermeye niyet ve gayret etmek olmalı. Zor zamanlarda mutluluğun peşinden koşturmaktansa, ayakta tutabilecek, belki de tutunmaya yarayacak bir neden bulmak çok daha işlevseldir. O zorluk bittiğinde zaten gösterilen çaba çoğu kere kalıcı bir huzur olarak geri dönebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlulugu-kovalamak-bosa-cikiyor-621775">Mutluluğu kovalamak boşa çıkıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Su ve Orman: Doğanın, Refahın ve Eşitliğin Temel Taşları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/su-ve-orman-doganin-refahin-ve-esitligin-temel-taslari-621655</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 08:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[doğanın]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliğin]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[refahın]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[taşları]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[varlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621655</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, insan faaliyetleri nedeniyle giderek derinleşen orman kaybı ve su yoksunluğunun başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en çok kırılgan toplulukları etkilediğine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/su-ve-orman-doganin-refahin-ve-esitligin-temel-taslari-621655">Su ve Orman: Doğanın, Refahın ve Eşitliğin Temel Taşları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı, Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, insan faaliyetleri nedeniyle giderek derinleşen orman kaybı ve su yoksunluğunun başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en çok kırılgan toplulukları etkilediğine dikkat çekti. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, suyu ve ormanları korumanın toplumsal eşitliği ve ekonomik dayanıklılığı da korumak anlamına geldiğini vurguladı.</strong></p>
<p>Ormanlar ve su varlıkları, yaşamın sürekliliğini sağlayan ekosistemlerin temelini oluştururken, ekonomik yaşamın görünmez altyapısını ve toplumsal refahın güvencesini de sağlıyor. Ancak bugün, gezegenimizin yaşanabilirliği için vazgeçilmez olan bu doğal varlıklar hiç olmadığı kadar baskı altında. Artan nüfus ve insan kaynaklı iklim krizinin etkileri, ormanlar ile su varlıklarını giderek daha kırılgan hale getiriyor. Büyük resme baktığımızda ise acilen önleyici adımların atılması gerekiyor.</p>
<p>Birleşmiş Milletler bu yıl, Ormancılık Haftası’nın da başlangıcı olan 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün temasını &#8220;Ormanlar ve Ekonomiler&#8221;, 22 Mart Dünya Su Günü’nün temasını ise &#8220;Su ve Cinsiyet&#8221; olarak belirledi. Bu iki tema, ormanlar ve su varlıklarının doğal sistemlerin bir parçası olduğunu yeniden hatırlatırken, toplumsal eşitliğin ve ekonomik refahın temelini de oluşturduklarına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Dünyada 45 milyon insan geçimini ormanlardan sağlıyor</strong></p>
<p>Karbon depolamadan iklimin düzenlenmesine, toprağın korunmasından su üretimine kadar sayısız ekosistem hizmeti sunan ormanlar, aynı zamanda insan refahı ve ekonomik yaşamın ana bileşenlerinden biri. Dünya genelinde 45 milyon insan geçimini doğrudan ormanlardan sağlarken, milyarlarca insanın yaşamı, ormanların sağladığı gıdaya ve düzenlediği su döngüsüne bağlı olarak sürüyor. Tüm bu hizmetlerin ekonomik karşılığını hesaplamak ise mümkün bile değil.</p>
<p>Ancak küresel ölçekte orman kaybı hız kesmeden devam ediyor. 1990–2025 yılları arasında dünyada yaklaşık 489 milyon hektar orman alanı yok edildi. Son 10 yılda ise her yıl yaklaşık 11 milyon hektar, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi kadar, doğal orman alanı kaybedildi. Yangınların yol açtığı tahribatlar giderek artarken son 20 yılda yangınlardan zarar gören orman alanı iki katına çıktı.</p>
<p><strong>Orman kaybı su güvencesini de zayıflatıyor</strong></p>
<p>Ormanların zayıflaması sadece ekolojik bir kayıp değil, su güvenliği açısından da ciddi bir risk oluşturuyor. Çünkü ormanlar su döngüsünün önemli bir parçasını oluşturuyor; havzaları koruyor, yağışları ve suyun kalitesini artırıyor, kuraklık ve taşkın riskini azaltıyor.</p>
<p>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormanların korunmasının yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi: &#8220;Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret olmayan; suyun sürekliliğini sağlayan, ekonomiyi ayakta tutan ve yaşamı mümkün kılan doğal sistemlerdir. Ormanlar zayıfladığında su güvenliği de zayıflar. Bu nedenle ormanları korumak, suyu ve yaşamın devamlılığını da korumak demektir.&#8221;</p>
<p><strong>Su yoksunluğu en çok kadınları ve çocukları etkiliyor</strong></p>
<p>Suyun coğrafi bölgelere ve ülkelere dağılımı konusunda görülen eşitsizlikler ise toplumsal yaşamda daha da derinleşiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada kadınlar ve kız çocukları her gün yaklaşık 250 milyon saatlerini su bulmak ve taşımak için harcıyor. Bu durum eğitimden kopuş, ekonomik dışlanma ve zaman yoksulluğu gibi eşitsizlikleri derinleştiren sonuçlar doğuruyor.</p>
<p>İklim krizinin etkileriyle artan kuraklık, su kıtlığı ve aşırı hava olayları da özellikle kırılgan toplulukların yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor.</p>
<p>Bu duruma ilişkin değerlendirmede bulunan Deniz Ataç, &#8220;Su yoksunluğu, bir eşitsizlik krizidir. Suya erişimin zorlaştığı her yerde bakım yükünü en çok kadınlar ve kız çocukları üstleniyor; eğitimden, çalışma hayatından ve yaşam fırsatlarından feragat etmek zorunda kalıyorlar. Oysa suya erişim bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır. Aynı iklim koşullarına sahip toplumlar arasında suya erişim yönetsel nedenlerle üç kata kadar değişebiliyorsa bu bize su yoksunluğunun çözümünde sadece altyapıya değil, adil ve katılımcı yönetime de odaklanmamız gerektiğini gösterir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Dünya &#8220;su iflası&#8221; riskiyle karşı karşıya</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü tarafından yayımlanan yeni bir rapor ise dünyanın artık, “küresel su iflası” olarak tanımlanan yeni bir döneme girdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre insanlık nehirleri, gölleri ve yer altı su varlıklarını doğanın kendini yenileyebileceğinden çok daha hızlı tüketiyor ve birçok su sistemi geri dönülmesi zor bir eşik noktasına yaklaşıyor. Ataç, endişe verici bu tabloya karşı uyarıda bulundu:</p>
<p>&#8220;Tatlı su varlığı azalan Dünyamız küresel bir su iflası riskiyle karşı karşıya. Ormanları korumadan ise su güvencesini sağlamak mümkün değil.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Doğal varlıkların korunması, birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün&#8221;</strong></p>
<p>Deniz Ataç, su güvencesinin sağlanabilmesi için suyun alınıp satılan bir kaynak olarak görülmesinden vazgeçilmesinin, orman ekosistemlerinin korunmasının, su havzalarının bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesinin ve suya erişimin temel bir insan hakkı olarak ele alınmasının büyük önem taşıdığını söyledi:</p>
<p>&#8220;İklim krizine karşı yaşanabilir bir gelecek için orman kaybını durduracak politikaların güçlendirilmesi, su varlıklarının doğanın yenilenme kapasitesini gözeten bir anlayışla yönetilmesi ve su yönetiminde kadınların ve yerel toplulukların karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması gerekiyor. Doğal varlıkların korunması, su güvencesinin sağlanması ve toplumsal eşitsizliklerin azaltılması ancak birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün.&#8221;</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/su-ve-orman-doganin-refahin-ve-esitligin-temel-taslari-621655">Su ve Orman: Doğanın, Refahın ve Eşitliğin Temel Taşları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehir Tiyatroları 27 Mart Dünya Tiyatro Günü&#8217;nü 7 Oyunla Kutluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolari-27-mart-dunya-tiyatro-gununu-7-oyunla-kutluyor-621101</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 10:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[27]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621101</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü ücretsiz sahneleyeceği 7 oyunla kutluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolari-27-mart-dunya-tiyatro-gununu-7-oyunla-kutluyor-621101">Şehir Tiyatroları 27 Mart Dünya Tiyatro Günü&#8217;nü 7 Oyunla Kutluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü ücretsiz sahneleyeceği 7 oyunla kutluyor.</p>
<p>Dünya Tiyatro Günü’nde sanatseverleri Musahipzade Celal’den Arthur Miller’a, Donald Margulies’den Suat Derviş’e klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor. </p>
<p>Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde <b>Haramiler,</b></p>
<p>Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde <b>Cadı Kazanı</b>,</p>
<p>Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde <b>Öylece Durur Zaman,</b></p>
<p>Ümraniye Sahnesi’nde <b>Fosforlu Cevriye,</b></p>
<p>Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde <b>Köpek Kalbi</b>,</p>
<p>Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde <b>Geçmişin Gölgesi</b>,</p>
<p>Müze Gazhane Meydan Sahne’de <b>Sivrisinekler</b> adlı oyunlarımız 27 Mart 2026 Cuma günü ücretsiz olarak sahne alacak.</p>
<p>Ücretsiz oyun davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.<b> </b></p>
<p><b>Sahnelenecek Oyunlar</b></p>
<p><b>HARAMİLER (16+ Yaş)</b></p>
<p><b> </b>Musahipzade Celal’in üç farklı oyunundan oluşturulan bir uyarlamayla, halkın başına musallat olan harami yöneticiler ekseninde gelişen olayları, modern bir bakış açısı ve hicivle sahneye taşıyor.</p>
<p><b> Musahipzade Celal</b>’in yazdığı, <b>Engin Alkan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Aslı Nimet Altaylar, Damla Cangül Yiğit, Elçin Atamgüç, Enes Mazak, Eyşan Dönmez, Göksel Arslan, Melih Tuma, Müslüm Tamer, Pelin Budak, Reyhan Karasu, Yusuf Akçay, Zafer Kırşan</b> rol alıyor.</p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor.</p>
<p><b>ÖYLECE DURUR ZAMAN (16+ Yaş)</b></p>
<p>Sarah 40’lı yaşlarının başında bir basın fotoğrafçısıdır, uzun yıllar başta Ortadoğu olmak üzere pek çok savaş bölgesinde çalışmıştır. Sarah Irak’ta bulunduğu sırada çok yakınında patlayan bir bomba sonucu yüzünden yaralanmış, kısa bir tedavinin ardından ülkesine dönmüştür. Şimdi uzun zamandır ayrı kaldığı evinde erkek arkadaşı James ile beraberdir. Her şeyin yolundaymış gibi devam ettiği birkaç günün sonunda çiftin görmezden gelmeye çalıştığı sorunlar gün yüzüne çıkmaya, ilişkilerini biçimlendirmeye başlar.</p>
<p>Oyun, Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınmıştır. Oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları da taze tutulmakta, pek çok konuda seyircinin de kendini sorgulaması sağlanmaktadır.<b> </b></p>
<p><b>Donald Margulies</b>’in yazdığı, <b>Irmak Bahçeci</b>’nin çevirdiği, <b>Mehmet Ergen</b>’in yönettiği oyunda <b>Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat, Sevil Akı</b> rol alıyor.</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. </p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolari-27-mart-dunya-tiyatro-gununu-7-oyunla-kutluyor-621101">Şehir Tiyatroları 27 Mart Dünya Tiyatro Günü&#8217;nü 7 Oyunla Kutluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Thales&#8217;in kenti Miletos&#8217;ta Matematik ve umut buluşması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/thalesin-kenti-miletosta-matematik-ve-umut-bulusmasi-620434</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 09:32:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlama]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlığın]]></category>
		<category><![CDATA[kadim]]></category>
		<category><![CDATA[kenti]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[miletos]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[thales]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620434</guid>

					<description><![CDATA[<p>14 Mart Dünya Matematik Günü’nde, bilimin ve düşüncenin kadim merkezlerinden Miletos’ta, UNESCO’nun “Matematik ve Umut” temalı buluşması Didim Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/thalesin-kenti-miletosta-matematik-ve-umut-bulusmasi-620434">Thales&#8217;in kenti Miletos&#8217;ta Matematik ve umut buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>14 Mart Dünya Matematik Günü’nde, bilimin ve düşüncenin kadim merkezlerinden Miletos’ta, UNESCO’nun “Matematik ve Umut” temalı buluşması Didim Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. </p>
<p>Bilim ve düşüncenin izinde, Miletos’un kadim mirasını yaşatmaya ve bu mirası gelecek kuşaklara aktarmak için Antik dönemin önemli filozof ve matematikçilerinden Thales’in yetiştiği kent olarak bilinen Miletos’ta gerçekleştirilen etkinliğe, Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Üreten, KBGV Onursal Başkanı Faruk Pekin, Amerikan Hastanesi Nöroşirurji Uzmanı Prof. Dr. Talat Kırış, Tekno Girişimçi Füsun Nebil, İstanbul Bilgi Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Nesin, Boğaziçi Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Tanbay, belediye bürokratları ve halk katıldı. </p>
<p><strong>MATEMATİĞİN İLHAM VEREN GÜCÜ PAYLAŞILDI </strong></p>
<p>Etkinlikte, Thales’ten bu yana insanlığın düşünce ufkunu genişleten matematiğin ilham veren gücü, değerli akademisyenler ve bilim insanlarının katkılarıyla paylaşıldı. Ardından ödüllü resim ve kompozisyon eserleri halkımızla buluştu. </p>
<p><strong>HER ŞEYİN YOK OLDUĞU BİR ANDA BİLE UMUT VARDIR </strong></p>
<p>Etkinlikte konuşma yapan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, “Değerli Bilim İnsanları, Saygıdeğer Konuklar, Basınımızın Kıymetli Temsilcileri ve Sevgili Didimliler,</p>
<p> Miletos’un bilge düşünürü Thales, yüzyıllar önce, belki de tam bu noktada, şöyle söyler: </p>
<p>“Her şeyin yok olduğu anda bile umut vardır.”</p>
<p> İşte bu sözden hareketle, “Matematik ve Umut” temasıyla bu yıl yedincisi düzenlenen Dünya Matematik Günü etkinliğinde, sizlerle bir arada olmak ve böyle anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.</p>
<p>Didim’e, Miletos’a hoş geldiniz!</p>
<p>Evreni anlama merakının soruya, sorunun düşünceye, düşüncenin ise bilgiye dönüştüğü büyük zihinsel devrimin başladığı bu topraklarda;</p>
<p><strong>MATEMATİK ADINI ALAN EVRENSEL DİLİN İLK ADIMLARINDAN BİRİ BU TOPRAKLARDA ATILDI</strong></p>
<p>Bu düşünce geleneğinin öncüsü olan Milet Felsefe Okulu’nun kurucusu, filozof ve matematikçi Thales, insanlığın doğayı anlamaya yönelik büyük yürüyüşünün öncülerinden biriydi. O, evrene yalnızca hayranlıkla bakmakla yetinmedi; onu anlamaya çalıştı. Doğayı gözlemledi, sorular sordu, düşünceyi sistemli bir bilgiye dönüştürmenin yollarını aradı. </p>
<p> Böylece, matematik adını alan evrensel dilin ilk adımlarından biri, bu topraklarda atılmış oldu.</p>
<p>Miletos’ta; Thales ile başlayan doğayı akılla anlama çabası, Anaksimandros ve Anaksimenes ile gelişmiş; Hekataios gibi düşünürlerle de dünyanın ve insanlığın hikâyesini anlamaya yönelen daha geniş bir bilgi ufkuna dönüşmüştür.</p>
<p><strong>MİLETOS UYGARLIKLARA EV SAHİPLİĞİ YAPMIŞ KADİM BİR KENT</strong></p>
<p>Bu nedenle Miletos, önemli uygarlıklara ev sahipliği yapmış bir kadim kent olmanın yanında; insan aklının sorgulamaya başladığı, İnsanlık düşünce mirasının bir anlamda doğduğu yer olarak kabul görmektedir.</p>
<p>Değerli Katılımcılar,</p>
<p>İnsan evreni anlamaya başladıkça karanlık biraz daha azalır. Belirsizlik yerini bilgiye bırakır. Ve bilgi, insanlığa bir ufuk açar ki; tam da burada umut doğar.  Bugün Dünya Matematik Günü’nü Miletos’ta kutlarken, aslında insanlığın akıl, bilim ve umutla kurduğu bu uzun yolculuğu da selamlıyoruz.</p>
<p><strong>TARİHİN VE BİLİMİN IŞIĞINI GELECEĞE TAŞIMANIN SORUMLULUĞUNU HİSSEDİYORUZ </strong></p>
<p>Didim olarak bu kadim mirasa ev sahipliği yaparken, tarihin ve bilimin ışığını geleceğe taşımanın sorumluluğunu hissediyoruz. Ve biliyoruz ki matematiğin, bilimin ve umudun gerçekten hayat bulabilmesi için insanlığın ihtiyaç duyduğu en temel şey; Barıştır.</p>
<p><strong>YURTTA SULH CİHANDA SULH </strong></p>
<p>‘Matematik ve Umut’ temasının, insanlık için gerçek anlamını bulabilmesi, ancak barışın egemen olduğu bir dünyada mümkündür. Bu düşüncelerle, Cumhuriyetimizin kurucusu, Büyük Önder, Mustafa Kemal Atatürk’ün o evrensel çağrısını paylaşmak istiyorum: “Yurtta Barış, Dünyada Barış.”</p>
<p>Günümüz dünyasında, bilimin, aklın ve insanlığın onca yüzyıllık birikimine rağmen, savaşın hâlâ bir çözüm yolu gibi sunulması karşısında; bu anlamlı buluşmanın, Miletos’un kadim bilgeliğinden ilham alarak insanlığa umut ve barış taşımasını diliyor,</p>
<p>Dün aramızdan ayrılan, tarihi hepimiz sevdirmiş değerli akademisyen Prof. Dr. İlber Ortaylı’yı da saygı ve rahmetle anıyorum.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Etkinlikte konuşan akademisyenler ve bilim insanları, matematiğin yalnızca bir bilim dalı değil; aynı zamanda insanlığın ilerlemesini sağlayan evrensel bir düşünce dili olduğuna dikkat çekti. Panelin sonunda katılımcılara Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay tarafından plaket takdim edildi.</p>
<p>Etkinliğin ardından Miletos Antik Kenti önünde iftar programı gerçekleştirildi. Katılımcılar oruçlarını birlikte açtı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/thalesin-kenti-miletosta-matematik-ve-umut-bulusmasi-620434">Thales&#8217;in kenti Miletos&#8217;ta Matematik ve umut buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay, meslektaşlarıyla Tıp Bayramı&#8217;nı kutladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-meslektaslariyla-tip-bayramini-kutladi-620289</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 07:23:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Eşrefpaşa Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kutladı]]></category>
		<category><![CDATA[meslektaşlarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[ni]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620289</guid>

					<description><![CDATA[<p>14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle Eşrefpaşa Hastanesi’nde görev yapan meslektaşları ve sağlık çalışanlarıyla bir araya gelen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, hem hekimlik hem de belediye başkanlığı dönemine dair samimi bir sohbet gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-meslektaslariyla-tip-bayramini-kutladi-620289">Başkan Tugay, meslektaşlarıyla Tıp Bayramı&#8217;nı kutladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle Eşrefpaşa Hastanesi’nde görev yapan meslektaşları ve sağlık çalışanlarıyla bir araya gelen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, hem hekimlik hem de belediye başkanlığı dönemine dair samimi bir sohbet gerçekleştirdi. Tugay, hekimlik mesleğinin bir onur, Eşrefpaşa Hastanesi’nin ise İzmir için büyük bir şans olduğunu vurgulayarak, “Böyle değerli bir hastanenin, böyle güzel bir hekim kadrosunun aynı zamanda bir üst yöneticisi olarak İzmir halkı adına sizlere çok teşekkür ediyorum. Hepiniz iyi ki varsınız” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle Türkiye’nin ilk ve tek belediye hastanesi, 118 yıllık Eşrefpaşa Hastanesi’ni ziyaret etti. Aynı zamanda bir hekim olan Başkan Tugay, burada meslektaşları, sağlık çalışanları ve hastane personeli ile selamlaşarak bayramlarını kutladı, hastaneye tedavi olmaya gelen yurttaşlarla sohbet etti. Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram’a çiçek takdim eden Başkan Tugay, hastane ziyareti sırasında bir sürprizle de karşılaştı. İzmir Sağırları Koruma ve Kalkındırma Derneği Başkanı Metin Atak, hastanede işaret dili tercümanlığı hizmetinin başlaması nedeniyle Başkan Tugay’a tüm işitme engelli ve sağır yurttaşlar adına çiçek verdi. Ziyaret kapsamında hastanenin hekimleri ve sağlık çalışanları da bir araya geldi. Başkan Tugay, hem meslek hayatı hem de belediye başkanlığına ilişkin meslektaşları ile sohbet etti. 1972’de Eşrefpaşa Hastanesi’nde doğan ve yine Eşrefpaşa Hastanesi’nde üroloji uzmanı olarak görev yapan Dr. Ural Hamurcu’ya, Eşrefpaşa Hastanesi’nde en uzun süre görev yapan doktorlara ve hastanedeki en genç hekimlere çiçek takdim edildi. Başkan Tugay, ziyareti sırasında Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü imzası taşıyan, Alman başhemşire Margot Konrat’ın Eşrefpaşa Hastanesi’nde çalışma iznine dair farklı yıllara ait iki belgeyi de inceledi.</p>
<p><strong>“İnsanların hasta olmaması için çalışmamız gerekiyor”</strong></p>
<p>Ziyarette hekimler ve sağlık çalışanlarıyla bir araya gelen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımız takdir edilesi bir iş yapıyor. İnsanların zor zamanlarında onlara rehberlik ediyor ve hayata tekrar bağlanmalarını sağlıyorlar. Böyle bir mesleğin üyesi olmak benim için büyük bir onur. Bu onuru taşımak lazım” dedi.</p>
<p>Sağlık sistemine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Tugay, “Ülkemizin sağlık sistemini yönetenler, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının değerini yeterince bilmiyor gibi görünüyor. Burada çok üzülen, yıpranan insanlar, ne kadar yara alsalar da ayağa kalkıp işlerine devam ediyor. Sağlık sorunu, ülkemizin en büyük sorunlarından biri. Gittikçe sağlıksızlaşan bir toplumumuz var. İnsanların hasta olmaması için çalışmamız gerekiyor. Koruyucu hekimlik ve toplum sağlığı hizmeti çok önemli” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bu hastane büyük şans”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir hastanesinin olmasının büyük bir şans olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, “Bu hastane en çok da İzmir halkı için bir şans. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak böyle değerli bir hastanenin, böyle güzel bir hekim kadrosunun aynı zamanda bir üst yöneticisi olarak İzmir halkı adına sizlere çok teşekkür ediyorum. Tıp Bayramı’nız kutlu olsun. Hepiniz iyi ki varsınız” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Size güveniyorum”</strong></p>
<p>Eşrefpaşa Hastanesi’nin ek hizmet binasının bu sene içinde tamamlanacağını ifade eden Başkan Tugay, Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram’ın “Hastaneden beklentileriniz nedir” sorusuna karşılık diyabetik yara bakımı, aile planlaması, koruyucu hekimlik çalışmaları gibi alanlarda daha fazla hizmet verilmesini istediğini belirtti. Tugay, “Taramaları daha çok yapalım, diyabet farkındalık merkezlerini yaygınlaştıralım. Ben sizlere güveniyorum. İnsanlara iyi sağlık hizmeti verelim. Burada bulunduğum süre içinde ben bunun güvencesiyim” dedi.</p>
<p><strong>Hekimlerle samimi sohbet</strong></p>
<p>Hekimlik dönemine dair meslektaşlarının sorularını yanıtlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, cerrahiyi severek yaptığını belirterek, “Ameliyatta her şeyin yolunda gittiği son aşamadaki duyguyu gerçekten özledim. Ameliyat ettiğim tüm hastaların pansumanını da kendim yapardım. Pansuman sırasında hasta ile sohbet etmek çok keyifliydi; o anlar insan olarak çok hoştu. Belediye başkanlığında da bu insani duyguları farklı bir boyutuyla yaşıyorsunuz. 4,5 milyonluk bu şehirde 4,5 milyon hikâye var. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Hep daha iyisi için devam etmek lazım. Hiçbir belediye başkanı tek başına iyi olamaz; ancak çalışma arkadaşlarıyla aynı hissi paylaşırsa başarılı olur” dedi.</p>
<p>Ziyaretin ardından Başkan Tugay ve Eşrefpaşa Hastanesi hekimleri ile sağlık çalışanları 14 Mart Tıp Bayramı anısına fotoğraf çektirdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-meslektaslariyla-tip-bayramini-kutladi-620289">Başkan Tugay, meslektaşlarıyla Tıp Bayramı&#8217;nı kutladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın, 14 Mart Tıp Bayramı&#8217;nı kutladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-14-mart-tip-bayramini-kutladi-619978</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 08:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[14]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[ni]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619978</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-14-mart-tip-bayramini-kutladi-619978">Başkan Büyükakın, 14 Mart Tıp Bayramı&#8217;nı kutladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.</p>
<p>Sağlık çalışanlarının, en kutsal mesleklerden birini icra ettiğini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Sağlık ordumuz, modern teknolojinin ve bilimin rehberliğinde, her gün hayatın en hassas anlarında görev yapıyor. Onlar, zor koşullarda, olağanüstü durumlarda ve günlük yaşamın tüm zorlukları karşısında insan sağlığını güvence altına alıyor” dedi.</p>
<p>Başkan Büyükakın mesajına şöyle devam etti; “İbni Sina’nın da işaret ettiği gibi, ‘Hekim, yalnızca hastayı iyileştirmekle kalmaz; insanlığın umudunu da ayakta tutar.’ Onların her müdahalesi, korku içinde bekleyen bir ailenin teselli bulması, tüm toplumun güveninin yeniden inşa edilmesi gibidir.  İşte bu nedenle, sağlık çalışanlarımız her gün fark edilmese de insanlığın en sessiz, en değerli bekçilerindendir.</p>
<p>Sağlık hizmetleri, tıbbi bilginin yanı sıra empatiyi, sabrı ve cesareti de gerektiriyor. Salgınlarda, afetlerde ve acil durumlarda ortaya koydukları kararlılık, onların mesleğe duyduğu adanmışlığın ve insan sevgisinin en somut göstergesidir. Onlar; çoğu zaman kendi hayatlarını geri planda bırakarak, insanlığa hizmet etmeyi seçerler.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak, sağlık çalışanlarımızın yanında olmaya ve onların çalışma koşullarını güçlendirmeye devam ediyoruz. Şehrimizde hayata geçirdiğimiz sağlık ve sosyal hizmet projeleri, bu kutsal mesleğe adanmış insanlara, emeklerinin ne kadar değerli olduğunu hissettirmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Bu anlamlı günde, hayatlarını insanlığa adayan tüm sağlık çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyor; görevleri başında kaybettiklerimizi rahmetle anıyor, insan sevgisiyle yürüttüğünüz bu kutsal yolculukta sağlık, huzur ve başarı dolu bir gelecek diliyorum.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-14-mart-tip-bayramini-kutladi-619978">Başkan Büyükakın, 14 Mart Tıp Bayramı&#8217;nı kutladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğin hekimleri ilk adımı attı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelecegin-hekimleri-ilk-adimi-atti-619664</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:23:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adımı]]></category>
		<category><![CDATA[attı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hekimleri]]></category>
		<category><![CDATA[hekimlik]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencileri]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi 2025-2026 Akademik Yılı 1. sınıf öğrencileri, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen törenle hekimlik mesleğinin simgesi olan beyaz önlüklerini giydi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-hekimleri-ilk-adimi-atti-619664">Geleceğin hekimleri ilk adımı attı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi 2025-2026 Akademik Yılı 1. sınıf öğrencileri, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen törenle hekimlik mesleğinin simgesi olan beyaz önlüklerini giydi. Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerine yeni başlayan geleceğin hekimleri, kutsal mesleklerine ilk adımı atmanın gururunu yaşadı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirilen &#8220;14 Mart Tıp Bayramı ve Beyaz Önlük Giyme Töreni&#8221;, akademi dünyasını ve geleceğin doktorlarını bir araya getirdi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “İyi hekim olmanın yolu önce iyi insan olmaktan geçer”</strong></p>
<p>Ailelerin de ilgi gösterdiği törende konuşan Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hekimlik mesleğinin yalnızca bilimsel bilgiye dayalı bir alan olmadığını, aynı zamanda etik değerler, insanlık ve iletişim becerileriyle şekillenen bir meslek olduğunu vurguladı.</p>
<p>Beyaz önlük giyme töreninin hekim adaylarının hayatında unutulmaz bir dönüm noktası olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan hayatında unutulmayacak bazı günler vardır. Beyaz önlük giyme töreni de bu açıdan çok önemli bir gün. Öğrencilerimizin meslek hayatları boyunca hatırlayacakları anlamlı bir başlangıçtır.” dedi.</p>
<p>Hekimliğin hem bir bilim hem de bir sanat olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Hekimlik sadece bir meslek değildir; aynı zamanda bir sanattır ve bilimle birlikte yürür. Bu nedenle iyi hekim olmadan önce iyi insan olmak gerekir. İyi insan olmayı başaramayan bir kişinin iyi hekim olması mümkün değildir.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, hekimliğin dünyada etik kuralları en erken gelişmiş mesleklerden biri olduğunu belirterek, meslek hayatında etik ilkelere bağlı kalmanın önemine dikkat çekti ve “Meslek hayatında sizi en güçlü şekilde koruyacak kalkan etik ilkelerdir. Küçük bir yanlış ya da küçük bir yalan zamanla büyük hatalara dönüşebilir. Büyük kötülükler çoğu zaman küçük bir hatayla başlar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Bilimsel merakınızı kaybetmeyin”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, tıp alanında bilginin hızla değiştiğini belirterek genç hekim adaylarının sürekli öğrenmeye açık olması gerektiğini ifade ederek, “Bilginin yarı ömrü eskiden 30 yıldı, bugün 3 yıla kadar düştü. Bu nedenle bilimsel merakınızı kaybetmemek çok önemli. Hastaya zarar vermenin yollarından biri de onu tedavisiz bırakmaktır. Yeni bilgileri takip etmek, literatürü sürekli güncel tutmak gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Tevazu ve eleştiriye açıklık hekimi geliştirir”</strong></p>
<p>Başarılı bir hekim olmanın önemli özelliklerinden birinin tevazu olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Tevazu, insana ‘Ben hata yapabilirim’ duygusunu verir. Bu duygu eleştiriye açık olmayı sağlar. Araştırmalar tevazu sahibi kişilerin daha az hata yaptığını ve karar mekanizmalarını daha sağlıklı kullandığını gösteriyor.” dedi.</p>
<p><strong>“İletişim, bazen ilaçtan daha etkilidir”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, hekim-hasta ilişkisinde iletişimin önemine dikkat çekerek, “İlaçtan daha etkili bir yöntem vardır; iletişim. Hastayla kurulan güven ilişkisi tedavinin başarısını doğrudan etkiler.” diye konuştu.</p>
<p>Plasebo etkisinin de bu güven ilişkisini gösteren bilimsel bir örnek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, hastanın hekime güvenmesi durumunda tedavi sürecinin daha olumlu ilerleyebildiğini söyledi.</p>
<p><strong>“Hastayı vaka değil insan olarak görmek gerekir”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, hekimlikte yapılan en büyük hatalardan birinin hastayı yalnızca bir “vaka” olarak görmek olduğunu dile getirerek, “Hastayı vaka olarak değil insan olarak görmek gerekir. Hastayı dinlemek, onun duygularını anlamak tanı koymada ve tedavide büyük fark yaratır.” ifadesinde de bulundu.</p>
<p>Konuşmasında İbn-i Sina’nın hekimlik anlayışına da değinen Tarhan, “İbn-i Sina’nın dediği gibi; ‘Hekim bazen tedavi eder, çoğu zaman teselli eder.’ Hekimin görevi sadece tedavi etmek değil, aynı zamanda hastaya umut ve güven verebilmektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, konuşmasının sonunda hekimliğin insan hayatına doğrudan dokunan çok özel bir meslek olduğunu belirterek, “Hekimin eli kutsaldır denirken aslında insanın varoluşuna ve hayatına dokunabilen bir meslekten söz edilir. Bu mesleğin size sunduğu fırsatı etik değerler ve insan sevgisiyle değerlendirmenizi diliyorum.” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Hikmet Koçak: “Hekimlik bir meslek değil, bir yaşam tarzıdır”</strong></p>
<p>14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen beyaz önlük giyme töreninde konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Koçak, hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı olduğunu vurgulayarak tıp öğrencilerini tebrik etti ve “İnsan hayatında önemli aşamalar vardır. Bunlardan biri de liseden sonra meslek seçme dönemidir. Belki bazılarınız kendi isteğiyle, bazılarınız da ailelerinin yönlendirmesiyle bu yolu seçti. Ancak sonuçta en kıymetli mesleklerden biri olan hekimliği tercih ettiniz. Hepinizi tebrik ediyorum, hayırlı olsun.” dedi.</p>
<p><strong>“Beyaz önlük güven ve sorumluluğun sembolüdür”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Koçak, beyaz önlüğün hekimlik mesleğinde önemli bir sembol olduğunu belirterek, “Beyaz önlüğü giydiğinizde karşınızdaki hastaya aslında şu mesajı veriyorsunuz: ‘Bana güvenebilirsiniz. Ben sizin dertlerinize çare bulmak için kendimi bu mesleğe adadım.’ Aynı zamanda hekimlik, hastanın sırlarını korumayı da gerektirir. Çünkü hekim ile hasta arasında güçlü bir güven ilişkisi vardır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Steteskop sadece bir araç değil, emeğin sembolüdür”</strong></p>
<p>Hekimliğin bir diğer önemli simgesinin steteskop olduğunu ifade eden Prof. Dr. Koçak, “Steteskop sadece bir kalbi dinlemek için kullanılan bir araç değildir. Gençliğinizi, hayallerinizi ve emeğinizi temsil eden bir semboldür. Beyaz önlük ve steteskop bir araya geldiğinde karşınızdaki insana güven veren bir hekim kimliği ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p><strong>“Tıp geçmişten gelen bir birikimin devamıdır”</strong></p>
<p>Konuşmasında tıp tarihine de değinen Prof. Dr. Koçak, hekimliğin geçmişten bugüne birikerek gelen bir bilgi ve deneyim alanı olduğunu vurguladı. Bu kapsamda Hikmet Boran’ın Kurtuluş Savaşı dönemindeki rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Koçak, ayrıca Osmanlı döneminde radyoloji alanında öncü çalışmalar yapan hekimleri de anarak, Esad Feyzi’nin Türkiye’de ilk röntgen ışınlarını getiren hekimlerden biri olduğunu, İbrahim Vasıf Çınar’ın ise röntgen uygulamalarında öncü çalışmalarıyla tanındığını ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Koçak, “Hekim, geçmişten bugüne kadar oluşan bütün birikimi üzerinde taşıyan kişidir. Bugün burada aldığınız eğitim, geçmişte bu mesleğe emek vermiş insanların katkıları sayesinde mümkün olmuştur.” diye konuştu.</p>
<p>Konuşmasının sonunda sağlığın insan hayatındaki değerine değinen Prof. Dr. Koçak, Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” ünlü dizelerini hatırlattı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Haydar Sur: “Beyaz önlük törenleri hekimlik yolculuğunun unutulmaz anlarıdır”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, törende yaptığı konuşmada, hekimlik mesleğinin değerlerinin kuşaktan kuşağa aktarılan bir emanet olduğunu vurguladı ve “Törenler aslında çok önemlidir; çünkü hayatımızın ilkelerinin görünür hale geldiği anları yaşarız. Öğrencilerimizin bugün yaşayacağı bu beyaz önlük giyme töreni, onların meslek hayatları boyunca unutamayacakları anlardan biri olacaktır.” dedi.</p>
<p><strong>“Hekimlik değerleri bir emanettir”</strong></p>
<p>Akademisyenlerin öğrencileri yetiştirme sorumluluğunu büyük bir onurla taşıdıklarını ifade eden Prof. Dr. Sur, hekimlik mesleğinin temel ilkelerinin geçmişten bugüne aktarıldığını söyledi ve “Bizler burada akademik önlüklerimizle, öğrencilerimizi yetiştirmek için şerefle karşınızdayız. Bu ilkeler bize gökten inmedi; bizden önceki hocalarımızın bize bıraktığı emanetlerdi. Biz de bu emaneti kendi öğrencilerimize devrediyoruz. Eminim ki öğrencilerimiz bu emaneti bizden daha iyi sahiplenip bir sonraki kuşaklara aktaracaklar. Böylece bilim ilerleyecek, insanlığa daha iyi hizmet sunulacaktır” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Öğrencilerimizi gördükçe umutlanıyoruz”</strong></p>
<p>Konuşmasında dünyada yaşanan savaşlar ve haksızlıklara da değinen Prof. Dr. Sur, bu durumların kendisini derinden üzdüğünü ifade etti ve “Dünyadaki savaşlar, haksızlıklar ve mazlumların yaşadığı acılar karşısında içim kan ağlıyor. Dünya hüzün içinde olabilir; ancak öğrencilerimizi gördüğümüz zaman içimiz umutla doluyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Tıp öğrencisi Yusuf Alpay: “Hekimlik yalnızca bir meslek değil, ömür boyu süren bir öğrenme yolculuğu”</strong></p>
<p>Tıp Fakültesi Türkçe 1. Sınıf Temsilcisi Yusuf Alpay, hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını atmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, tıp eğitiminin yalnızca bilgi değil aynı zamanda insan hayatına dokunma sorumluluğu taşıdığını vurguladı ve “Tıp ailesinin en genç üyeleri olarak yıllarca hayalini kurduğumuz hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını attığımız bu dönemde böylesine köklü ve onurlu bir ailenin parçası olmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Beyaz önlük sadece bir kıyafet değil</strong></p>
<p>Tıp fakültesine başlamanın yalnızca akademik bir süreç olmadığını vurgulayan Alpay, “O bembeyaz önlükleri omuzlarımıza geçirirken aslında sadece bir önlük giymediğimizi çok iyi biliyorduk. O önlük şifayı, umudu, merhameti ve insan hayatına duyulan derin saygıyı temsil ediyordu. Steteskoplarımız şimdilik çoğu zaman kendi heyecanlı kalp atışlarımızı dinliyor. Hücrenin, dokunun ve insan bedeninin o muazzam düzenini yeni yeni keşfediyoruz. Ancak biliyoruz ki bugün bu sıralarda öğrendiğimiz her bilgi, yarın bir insanın hayatına dokunacaktır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>14 Mart aynı zamanda bir direnişin sembolü</strong></p>
<p>Alpay, 14 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığını belirterek, “1919 yılında İstanbul işgal altındayken Tıbbiyeli öğrenciler okulun iki kulesi arasına devasa bir Türk bayrağı asarak bağımsızlık ateşini yakmışlardı. Tıbbiyeli Hikmet Boran ve arkadaşlarının ortaya koyduğu cesaret yalnızca bir bayrak asma eylemi değil; bilimin, özgürlüğün ve vatan sevgisinin güçlü bir sembolüdür.” dedi.</p>
<p><strong>Tıp öğrencisi Emre Aydın: “Beyaz önlük yalnızca bir kumaş değil, büyük bir sorumluluğun simgesidir”</strong></p>
<p>14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen törende konuşan İngilizce Tıp 1. sınıf öğrenci temsilcisi Emre Aydın da hekimlik yolculuğunun ilk adımlarını atmanın gururunu yaşadıklarını belirterek beyaz önlüğün sadece bir sembol değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluğun ifadesi olduğunu vurguladı.</p>
<p>Aydın, öğrencilerin bu noktaya büyük fedakârlıklarla geldiğini ifade ederek, “Bugün giyeceğimiz bu beyaz önlüğün her bir parçasında geçmişteki uykusuz gecelerimizin, verdiğimiz emeklerin ve döktüğümüz alın terinin izleri var. Kimimiz uykusundan, kimimiz sosyal hayatından, kimimiz de gençliğinin en güzel anlarından feragat ederek bu noktaya geldi.” dedi.</p>
<p>Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe verdiği öneme de değinen Aydın, “Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe yürümeye söz veriyoruz. ‘Bütün ümidim gençliktedir’ sözüne layık bireyler olarak aklın, vicdanın ve bilimin rehberliğinde mesleğimizi icra edeceğiz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Önlükler giyildi, heyecan doruğa çıktı</strong></p>
<p>Konuşmaların ardından törenin en çok beklenen duygu dolu anlarına geçildi. Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümü 1. sınıf öğrencileri, gruplar halinde alkışlar eşliğinde sahneye davet edildi. Üniversitenin saygıdeğer akademisyenleri ve hocalarının ellerinden beyaz önlüklerini giyen öğrenciler, kutsal hekimlik mesleğine resmi olarak ilk adımlarını atmış oldular. 2025-2026 Akademik Yılı 14 Mart Tıp Bayramı ve Beyaz Önlük Giyme Töreni, hocalar ve önlüklerini giyen öğrencilerin sahnede bir araya gelerek günün anısına dev bir aile fotoğrafı çektirmesiyle coşku içinde sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-hekimleri-ilk-adimi-atti-619664">Geleceğin hekimleri ilk adımı attı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bazı kullanıcılar &#8216;yapay zeka psikozu&#8217; riski altında olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bazi-kullanicilar-yapay-zeka-psikozu-riski-altinda-olabilir-618919</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 14:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kişilerde]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcılar]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[psikozu]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618919</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, yapay zekâ sohbet robotlarının yaygın kullanımı, olası psikolojik etkileri, riskli gruplar ve güvenli kullanımına dair bilgiler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bazi-kullanicilar-yapay-zeka-psikozu-riski-altinda-olabilir-618919">Bazı kullanıcılar &#8216;yapay zeka psikozu&#8217; riski altında olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, yapay zekâ sohbet robotlarının yaygın kullanımı, olası psikolojik etkileri, riskli gruplar ve güvenli kullanımına dair bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>Yoğun sohbet robotu kullanımı bazı kişilerde ruhsal belirtileri etkileyebilir mi?</strong></p>
<p>Son yıllarda yapay zekâ teknolojilerinin günlük hayatın önemli bir parçası hâline geldiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Özellikle ‘sohbet robotları’ olarak adlandırılan ve kullanıcılarla yazılı veya sözlü iletişim kurabilen sistemler, milyonlarca insan tarafından bilgi edinmek, sohbet etmek veya duygusal destek almak amacıyla kullanılıyor.” dedi.</p>
<p>Sohbet robotlarının; insanların yazdığı metinleri analiz ederek olası cevaplar üreten yazılım sistemleri olduğunu ve günümüzde çok gelişmiş dil modellerine dayandığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Özellikle son yıllarda klinisyenler ve araştırmacılar, yoğun sohbet robotu kullanımının bazı kişilerde ruhsal belirtileri etkileyip etkileyemeyeceğini tartışmaya başladı. 2023 yılında bazı araştırmacılar, sohbet robotu kullanımının psikotik belirtilerle ilişkili olabileceğini ifade ederek ‘yapay zekâ psikozu’ kavramını gündeme getirdi. Ancak bu kavram henüz resmi bir psikiyatrik tanı değil ve bu konuda kesin bilimsel veriler oldukça sınırlı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sohbet robotu kullanmak tek başına ruhsal hastalığa yol açmaz!</strong></p>
<p>Bugün yapay zekâ sistemlerinin dünya genelinde çok büyük bir kullanıcı kitlesine ulaştığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bazı araştırmalar, özellikle genç yetişkinlerin önemli bir kısmının ruh sağlığıyla ilgili sorular için yapay zekâ sistemlerine başvurduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Bununla birlikte, uzmanların önemli bir noktaya dikkat çektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, şunları söyledi:</p>
<p>“Sohbet robotu kullanmak tek başına ruhsal hastalığa yol açmaz. Bugüne kadar yapay zekânın doğrudan psikoz başlattığını gösteren güçlü bilimsel kanıtlar bulunmamakta. Mevcut bilgiler daha çok vaka raporları, klinisyen gözlemleri ve medya haberlerinden elde edilmekte.</p>
<p>Ancak bazı vakalarda yoğun ve uzun süreli kullanımın mevcut psikiyatrik hassasiyetleri etkileyebileceği düşünülmekte. Örneğin bazı klinisyenler, günler boyunca çok yoğun yapay zekâ sohbeti yapan kişilerde sanrısal düşünceler veya gerçeklik algısında bozulma gibi belirtilerin arttığını bildirmiştir.”</p>
<p><strong>Bazı kullanıcılar sistemi insan gibi algılayıp ona bilinç atfedebilir!</strong></p>
<p>Sohbet robotlarının insan gibi düşünmediğini veya bilinç sahibi olmadığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bu sistemler yalnızca büyük veri kümelerinden öğrendikleri dil kalıplarına dayanarak istatistiksel olarak en olası cevabı üretirler. Yani kullanıcıya doğru ya da yanlış olduğuna bakmadan, konuşmayı sürdürmeye en uygun yanıtı vermeye çalışırlar.” dedi.</p>
<p>Bu durumun bazı problemlere neden olabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Çünkü sohbet robotları çoğu zaman kullanıcıya karşı çıkmak yerine onu onaylayan cevaplar verebilir. Araştırmalar, bazı yapay zekâ modellerinin kullanıcı davranışlarını insanlarınkinden daha sık onayladığını gösteriyor. Ayrıca yapay zekâ sistemlerinin konuşma tarzı oldukça akıcı ve insan benzeridir. Bu durum bazı kullanıcıların sistemi bir insan gibi algılamasına, hatta ona özel bir bilgi veya bilinç atfetmesine neden olabilir. Psikolojide buna antropomorfizm, yani insan özelliklerinin cansız varlıklara atfedilmesi denir.</p>
<p>Uzun ve kesintisiz sohbetler de başka bir sorun yaratabilir. Araştırmalar, uzun süreli etkileşimlerde bazı yapay zekâ modellerinin tutarsız veya hatalı cevaplar verme eğiliminin arttığını gösteriyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bazı kişilerde daha dikkatli olunmalı!</strong></p>
<p>Genel nüfus için sohbet robotu kullanımının çoğu zaman güvenli kabul edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Ancak bazı kişilerde daha dikkatli olunması gerekir.” dedi.</p>
<p>Özellikle bazı grupların daha hassas olabileceğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Psikotik bozukluklara yatkın kişiler, yoğun sosyal izolasyon yaşayan bireyler, duygusal destek ihtiyacı yüksek olan kişiler, uzun süre ve yoğun biçimde yapay zekâ ile sohbet eden kullanıcılar risk altında sayılabilir. Bu kişilerde yapay zekâ ile kurulan ilişki bazen gerçek sosyal ilişkilerin yerini alabilir veya mevcut düşünce kalıplarını güçlendirebilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>“Yapay zekâ sistemleri psikiyatrist veya psikologların yerini tutamaz!”</strong></p>
<p>Yapay zekâ teknolojilerinin tamamen zararlı olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Aksine, doğru tasarlanmış ve sınırları belirlenmiş sistemlerin ruh sağlığı alanında faydalı olabileceğini gösteren çalışmalar da bulunmakta. Bazı klinik araştırmalar, yapılandırılmış sohbet robotlarının depresyon ve anksiyete belirtilerinde iyileşme sağlayabildiğini gösteriyor.” dedi. </p>
<p>Ancak bu teknolojileri kullanırken bazı temel noktaların unutulmaması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yapay zekâ bir insan değildir.<strong> </strong>Bu sistemler düşünmez, hissetmez ve profesyonel klinik değerlendirme yapamaz. Ruh sağlığı sorunlarında profesyonel destek esastır.<strong> </strong>Yapay zekâ sistemleri psikiyatrist veya psikologların yerini tutamaz. Kullanım süresine dikkat edilmelidir.<strong> </strong>Uzun ve yoğun sohbetler gerçek sosyal ilişkilerin yerini almamalıdır. Gerçek ilişkiler korunmalıdır.<strong> </strong>Aile, arkadaş ve profesyonel destek ağları ruh sağlığı için temel unsurlardır. Şüpheli belirtiler ortaya çıkarsa yardım alınmalıdır.<strong> </strong>Gerçeklik algısında bozulma, sosyal hayattan uzaklaşma veya yoğun yapay zekâ bağımlılığı gibi durumlarda bir uzmana başvurmak önemlidir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bazi-kullanicilar-yapay-zeka-psikozu-riski-altinda-olabilir-618919">Bazı kullanıcılar &#8216;yapay zeka psikozu&#8217; riski altında olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Empati ve utanma duygusunun zayıflaması aldatmayı normalleştirdi!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-empati-ve-utanma-duygusunun-zayiflamasi-aldatmayi-normallestirdi-618895</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 09:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aldatma]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[duygusunun]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[utanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618895</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve aldatılma psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-empati-ve-utanma-duygusunun-zayiflamasi-aldatmayi-normallestirdi-618895">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Empati ve utanma duygusunun zayıflaması aldatmayı normalleştirdi!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve aldatılma psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Aldatma, bir ihanet travmasıdır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, fiziksel aldatma ile duygusal aldatmayı ayırt etmek gerektiğini ve fiziksel aldatmanın ötesinde duygusal aldatmaların da günümüzde ciddi biçimde arttığını ifade ederek, “Aldatma, aslında bir ihanet travmasıdır. Kişinin arkadan bıçaklanmış gibi hissettiği her durum sadakatin ihlalidir” dedi.</p>
<p>Aldatmanın temelinde güven ve dürüstlük eksikliği olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Yalan söyleyen kişiler genellikle aldatıcı oluyor. Aldatmanın karanlık üçlüsü vardır; yüksek narsizm, düşük dürtü kontrolü ve yüksek dışa dönüklük. Bu üç özellik bir aradaysa kişi aldatmaya daha yatkın hale gelir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Derin pişmanlık hissetmiyorsa, aynı hatayı tekrar ediyor</strong></p>
<p>Aldatma sonrası duygusal süreçlere değinen Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin derin pişmanlık hissederken, bazılarının durumu rasyonalize etmeye çalıştığını belirtti. Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan yanlış yapıp da derin pişmanlık hissetmiyorsa, aynı hatayı tekrar eder. Bazı kişiler kendilerini kandırmanın yolunu bulurlar; ‘zaten ilişkimiz bitmişti’, ‘zaten artık bir şey hissetmiyordum’ derler. Bu zihinsel manevradır. Kendisini haklı çıkarmaya çalışır.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, aldatma sonrası affetme sürecine ilişkin olarak da “Derin bir pişmanlık hisseden kişiye bir şans verilebilir ama hemen bağışlamak doğru değildir. Samimiyet, sorumluluk ve bedel ödeme olup olmadığına bakılmalıdır” dedi. </p>
<p><strong>Aldatılan insan ciddi depresyona giriyor</strong></p>
<p>İhanetin, kişinin benlik saygısını doğrudan etkilediğini belirten Prof. Dr. Tarhan, aldatılan bireyin ağır bir duygusal travma yaşadığını vurguladı.</p>
<p>“Aldatılan insan ‘Ben sevilmeye değer değil miyim?’ diye düşünür ve ciddi bir depresyona girer. Bu travma, yaşam olayları ölçeğinde en yüksek stres değerine sahip olaylardan biridir. Birçok araştırmada eşin aldatması, eşin ölümünden bile daha yüksek travma puanı alıyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin intikam amaçlı aldatma davranışı gösterdiğini, kiminin ‘Sen beni aldattın, ben de seni aldatırım’ diyerek intikam aldatması yaptığını anlattı.</p>
<p><strong>Evlilikte sadık kalmak ilkedir</strong></p>
<p>Kültürel kalıpların da ilişkilerdeki sadakat anlayışını etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Bizim kültürümüzde ‘erkek aldatabilir, kadın aldatmaz’ gibi yanlış değer yargıları var. Bu iki taraf için de yanlıştır. Evlilik bir yolculuktur. Yol arkadaşlığına sadık kalmak bir ilkedir. Bunun için fedakârlık ve arzuları erteleyebilme becerisi gerekir. Evde güven ilişkisi oluşursa aile sığınak haline gelir. Bugün ailelerin sığınak olmamasının sebeplerinden biri güvenli alanların yok olmasıdır.”</p>
<p>Aldatma eğiliminin kökeninde bağlanma stillerinin önemli bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Aldatan ya da aldatılan kişilerin çoğunda güvenli bağlanma yoktur. Kaygılı, kaçıngan veya dezorganize bağlanma stilleri görülür. İnsan ilişkisel bir varlıktır; beyin tek başına yaşamaya programlanmamıştır. Güvenli bağ kuramadığında, kişi ilişkilerde ya kaçar ya da aşırı bağlanır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Birlikte yemek yemek bile ilişki kalitesini artırıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ilişkilerde sağlıklı iletişimin önemine işaret ederek, “İletişimde üç biçim vardır; sağlıklı iletişim, çatışmalı iletişim ve iletişimsizlik. En kötüsü iletişimsizliktir. Eğer evde insanlar birbirine uzatma oynar gibi davranıyorsa, duygusal yatırımlar azalmış demektir. Eve gelince ‘otelde hoş geldin’ der gibi bir hava varsa, orada güvenli bağ kalmamıştır. Göz teması, kısa ama nitelikli sohbetler, birlikte sıcak yemek yemek bile ilişkinin kalitesini artırır. ABD’de yapılan stres ölçeklerinde bile ‘Haftada kaç gün sıcak yemek yiyorsunuz?’ sorusu yer alır, çünkü bu bile ilişkisel doyumu gösterir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aldatma ilişkileri toksik hale getirir</strong></p>
<p>Aldatmanın ilişkileri dönüştürerek toksik bir yapı yarattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Aldatma ilişkileri toksik hale getirir. Bu kişilerle uzun yolculuğa çıkılmaz. Çünkü sadakat ihlal edilmiştir. Kırılgan ilişkiler her zaman risk grubundadır. O nedenle bağlanma stillerinin onarılması, güvenli iletişimin yeniden kurulması gerekir.” dedi.</p>
<p>İlişkilerde “güvenli alan” oluşturmanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Evin güvenli bir alan haline gelmesi, çiftlerin birbirine güvenli bağ kurabilmesiyle mümkündür. Güvenli bağ kurulan ilişkilerde huzur, sevgi ve sadakat kalıcı olur” ifadelerini kullandı.</p>
<p>İlişkilerde sadakatin sadece romantik bağlarla sınırlı olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sadakat, bütün insan ilişkilerinde geçerlidir. İş, arkadaşlık, aile ya da varoluşla olan ilişkilerde de güven ve doğruluk olmadan kalıcı bağ kurulamaz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dijital platformlar aldatmayı kolaylaştırdı ama izleri de silinmiyor</strong></p>
<p>Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, teknolojinin aldatmayı hem kolaylaştırdığını hem de saklanmasını zorlaştırdığını belirterek, “Dijital platformlar aldatma konusunda çok kolaylaştırdı. Fakat aynı zamanda da dijital platformların avantajı da oldu. Daha önce ‘yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ diyorduk, şimdi internete kadar yanıyor. Bir insanın dijital hesabını incelediğinizde çelişkilerini, yalanlarını görebiliyorsunuz. Kişinin tutarlılığı ve karakteri hakkında fikir verebiliyor bu izler. O nedenle bıraktığımız dijital izler çok önemli, kaybolmuyor. Bir gün önümüze çıkabilir.” diye konuştu.</p>
<p>Özellikle eşlerin gizlilik davranışlarının güveni zayıflattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Eve geldiğinde telefonunu kapatıyorsa bu güveni zedeler. Güven ilişkisi olan bir evlilikte kişi şifresini gizlemez, telefonu saklamaz. Ama ikinci, gizli bir telefon varsa zaten bu kolay anlaşılır. İnsan isterse karşısındakinin beden dilinden, davranışlarından aldatıldığını hissedebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kadınlar aldatmayı daha çabuk hissediyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kadın ve erkek arasındaki duygusal zekâ farkına vurgu yaparak, “Aldatmayla ilgili özellikle duygusal okuryazarlık kadın beyninde daha gelişmiştir. Duygusal empati konusunda erkeklerden birkaç adım öndedirler. Onun için aldatmayı daha çabuk hissedebiliyorlar. Ama bu his, mutlaka doğrulanmalı. ‘Aldatıldım’ hissi geldi diye hemen etiketlemek doğru değil. Çünkü o zaman savunma duvarı örülür. Aldatmayı anlamak istiyorsak yargılamak yerine köprü kurmamız gerekiyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Aldatma bir zincirleme ihmalin sonucu</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve sadakat psikolojisini, dini ve toplumsal boyutlarıyla değerlendirerek, aldatmanın bir anda ortaya çıkan bir davranış değil, küçük hataların birikimiyle gelişen bir süreç olduğunu ve “Aldatma bir zincirleme ihmalin sonucudur. İlk hata küçük olur ama kişi o hatayı fark edip durmazsa büyük sonuçlara yol açar” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ahlaki hataları fiziksel hijyenle ilişkilendirerek, “Dışarıda dolaşırken elimiz mikroplarla temas ediyor. Eğer elimizi kirlenince hemen yıkarsak hastalık oluşmaz. Ama bekler, iltihap başlayınca temizlemeye kalkarsak geç olur. İnsan da hata yaptığında hemen fark edip vicdani temizlik yaparsa, o hata büyümez. Aldatma genellikle bir anda olmaz; küçük küçük adımlar vardır.<br /> En zor olan ilk adımdır. O yüzden kişi hatalara karşı duyarlı olmalı. Hata yaptığını fark edip ‘yanlış yaptım’ diyebilen kişi, iç kontrolü güçlü insandır.” diye konuştu.</p>
<p>Özellikle çift ilişkilerinde affetmenin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Kimi insanlar hata yapar, pişman olur ama eşi o hatayı sürekli hatırlatır. İkide bir yüzüne vurur, dürter, geçmişi yeniden yaşatır. Bu yaklaşım yarayı iyileştirmez, kanatır. Kişi hatasından ders almışsa, artık o hatanın üzerinde durmak değil, o dersi kalıcı hale getirmek gerekir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Güven temelli ilişkiler lazer ışığı gibidir… </strong></p>
<p>Günümüz ilişkilerinde sıklığın değil, niteliğin önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu zamanda ilişkiler zorlaştı ama ümitsiz olmamak gerekir. Nitelikli ilişkiler, az görüşülse bile güçlüdür. Böyle ilişkilerde iki kişi 1+1=2 etmez, 1+1=11 eder. Çünkü birbirini tamamlar, güçlendirir. Aynı hedefe odaklanmış, güven temelli ilişkiler lazer ışığı gibidir. Lazer nasıl tek yönde giderse, nitelikli ilişkiler de aynı yönde ilerler. Güven alanı oluşturmuş bir ilişkide, aldatıcılar ve çeldiriciler etkili olamaz.”</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sözlerini “Aldatma sadece fiziksel değil, manevi bir ihlaldir. Vicdanı canlı tutan, küçük hatalarda kendini sorgulayan insan hem kendini hem ilişkisini korur. Bu çağda en büyük direnç, ahlaki dirençtir.” şeklinde tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-empati-ve-utanma-duygusunun-zayiflamasi-aldatmayi-normallestirdi-618895">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Empati ve utanma duygusunun zayıflaması aldatmayı normalleştirdi!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sunay Akın&#8217;dan Yenişehir&#8217;e tam not</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sunay-akindan-yenisehire-tam-not-618185</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:53:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Kürk]]></category>
		<category><![CDATA[kütüphanesi]]></category>
		<category><![CDATA[mersin]]></category>
		<category><![CDATA[not]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sunay]]></category>
		<category><![CDATA[Sunay Akın]]></category>
		<category><![CDATA[tam]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin’in ilk Oyuncak Müzesi’ne ev sahipliği yapacak olan dev proje için geri sayım başladı. Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, ünlü Şair ve Yazar Sunay Akın ile birlikte yapımı tamamlanma aşamasına gelen Leyla Kürk Kent Kütüphanesi ve Sosyal Tesisleri’nde incelemelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sunay-akindan-yenisehire-tam-not-618185">Sunay Akın&#8217;dan Yenişehir&#8217;e tam not</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Mersin’in ilk Oyuncak Müzesi’ne ev sahipliği yapacak olan dev proje için geri sayım başladı. Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, ünlü Şair ve Yazar Sunay Akın ile birlikte yapımı tamamlanma aşamasına gelen Leyla Kürk Kent Kütüphanesi ve Sosyal Tesisleri’nde incelemelerde bulundu. Tesisi gezen usta sanatçı Sunay Akın, “İç mimari, dizayn ve tasarım mükemmel. Harika, çok beğendim. Çocuklar adına çok sevindim. Dostluklar, arkadaşlıklar, bilim ve sanatın ışığında gelişecek burada” dedi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Yenişehir Belediyesi, kenti kültür ve sanatın merkezi yapma yolunda dev bir adımı daha hayata geçiriyor. Eğriçam Mahallesi’nde yükselen ve kentin en büyük halk kütüphanelerinden biri olacak olan Leyla Kürk Kent Kütüphanesi ve Sosyal Tesisleri projesinde sona gelindi. Eğriçam Mahallesi GMK Bulvarı üzerinde, Yenişehir Belediyesi ile Kürk Eğitim Vakfı (KEV) iş birliğiyle hayata geçirilen proje tamamlandığında kentin en büyük halk kütüphanelerinden biri olacak. Proje kapsamında ayrıca Mersin’in ilk çocuk kütüphanesi ile ilk oyuncak müzesi de hizmete açılacak.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>SUNAY AKIN: “İÇ MİMARİ VE TASARIM MÜKEMMEL, ÇOK BEĞENDİM”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Mersin Yenişehir Belediyesi ve Mersin Barosu iş birliğiyle düzenlenen “Kitap İnsanı Doğru Yürütür” söyleşisine katılmak üzere kente gelen Şair-Yazar Sunay Akın, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ile birlikte yapımı tamamlanma aşamasına gelen Yenişehir Belediyesi Leyla Kürk Kent Kütüphanesi ve Sosyal Tesisleri’nde incelemelerde bulundu. İncelemelerin ardından bir açıklama yapan Şair- Yazar Sunay Akın, “Buraya geldiğimde inşaat halindeydi. Öncelikle inşaat olarak son derece kaliteli, güzel, temiz bir işçilik görmüştüm. Bugün geldiğimde bitmiş gördüm. Neydi gördüğüm? İç mimari, dizayn, tasarım mükemmel. Harika, çok beğendim. Çocuklar adına çok sevindim. Dostluklar, arkadaşlıklar, bilim ve sanatın ışığında gelişecek burada. Gerçek anlamıyla bir kütüphane olmuş. Çağımızın gerektirdiği her türlü yenilikler var. Çok çok beğendim. Bir an önce içerisini dolu görmek istiyorum. Yenişehir böyle hizmetlerle geleceğe daha güvenle daha sağlam yürüyecek” ifadelerini kullandı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>NOSTALJİK VE KÜLTÜREL BİR DENEYİM SUNACAK</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ise projede sona gelindiğini belirterek açılış için gün saydıklarını ifade etti. Başkan Özyiğit, kent kütüphanesinin her yaştan vatandaşa hitap edecek bir bilgi merkezi olacağını vurgulayarak şöyle konuştu: “Eğriçam Mahallesi’nde GMK Bulvarı üzerinde Yenişehir Belediyesi ve Kürk Eğitim Vakfı iş birliğiyle inşa edilen projemizde artık son aşamadayız. Burası hem öğrencilerin ders çalışabileceği hem de yetişkinlerin araştırma yapabileceği önemli bir bilgi merkezi olacak. Kent kütüphanemizin bünyesinde yer alacak oyuncak müzesini ise sanatçı dostum Sunay Akın’ın katkılarıyla hayata geçiriyoruz. Müzede sergilenecek oyuncaklar ziyaretçilere nostaljik ve kültürel bir deneyim sunacak. Kentimize ve ülkemize böyle bir eser kazandırabilirsek ne mutlu hepimize.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>‘KİTAP İNSANI DOĞRU YÜRÜTÜR’ SÖYLEŞİSİNE YOĞUN İLGİ</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Şair-Yazar Sunay Akın, daha sonra &#8220;Kitap İnsanı Doğru Yürütür&#8221; söyleşisi kapsamında Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi&#8217;nde Mersinli sanatseverlerle buluştu. Edebiyatı, tarihi ve kültürel birikimi kendine özgü anlatımıyla sahneye taşıyan Akın, söyleşide kitapların birey ve toplum üzerindeki etkisini ele aldı. Okuma kültürünün gelişimi, düşünce dünyasının zenginleşmesi ve kitapların insan hayatındaki yol gösterici rolü üzerine gerçekleştirilen etkinlikte salonu dolduran yüzlerce yurttaş keyifli ve öğretici bir akşam yaşama fırsatı buldu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>BAŞKAN ÖZYİĞİT: “SUNAY AKIN’I AĞIRLAMAK BÜYÜK BİR MUTLULUK”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Söyleşi öncesi konuşan Başkan Özyiğit, “Sunay Akın ile yıllardır süregelen bir dostluğu olduğunun altını çizerek, “Sunay Akın insanın okuması, hayatına derinlik kayması, yaşadığı hayattan tat alması noktasında çok büyük katkılar sunan bir sanatçımız. Burada onu ağırlamaktan çok büyük mutluluk duyuyoruz. Bu işe baromuz öncülük etti. Bugün gün boyu etkinlikler yaptılar. Sunay Akın&#8217;ı Mersin&#8217;e gelmişken halkımızla buluşturmamak olmazdı. Biliyorsunuz önümüzde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü var ve burada da insanların birbirine saygısının önemi ortaya çıkıyor. Yurttaşlarımızın kültür sanatla buluşmasında böyle güzel ortamlarda buluşmasında öncülük etmek istiyoruz. Halkımıza salonu doldurduğu için şükranlarımızı sunuyoruz” dedi. </span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sunay-akindan-yenisehire-tam-not-618185">Sunay Akın&#8217;dan Yenişehir&#8217;e tam not</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Antidepresan kullanımı, depresyon artış hızından daha hızlı yükseliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-antidepresan-kullanimi-depresyon-artis-hizindan-daha-hizli-yukseliyor-617190</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 08:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[depresif]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonun]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617190</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, depresyonun nedenleri ve çözüm yolları konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-antidepresan-kullanimi-depresyon-artis-hizindan-daha-hizli-yukseliyor-617190">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Antidepresan kullanımı, depresyon artış hızından daha hızlı yükseliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, depresyonun nedenleri ve çözüm yolları konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Toplumun yaklaşık yüzde 50’sinde depresif ruh hali vardır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, depresyonu değerlendirirken öncelikle depresif hissetmenin herkes için doğal bir deneyim olduğunun altını çizerek, “Moral bozukluğu dediğimiz depresif ruh hali zaman zaman herkeste olur. Bu bazen birkaç saat sürer, bazen kaygıyla birlikte yaşanır. Depresyon dediğimiz çökkünlük hâlinin birçok alt tipi var. Bir şeyden zevk alamama, hüzün, elem, keder gibi duygular bu hâlin temelini oluşturur. Toplumun yaklaşık yüzde 50’sinde depresif ruh hali vardır.” dedi.</p>
<p><strong>Üç gün sürerse minör, 15 günü aşarsa majör depresyon</strong></p>
<p>Depresyonun süresinin klinik değerlendirmede kritik olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Üç gün süren çökkünlük minör depresyon olarak tanımlanır. Eğer 15 günü geçer ve devamlılık gösterirse majör depresyon kabul edilir. Eğer bu ruh hali kronikleşirse distimi adını verdiğimiz daha hafif ama uzun süreli depresyon türüyle karşı karşıya kalırız.” diye konuştu.</p>
<p>Distimide kişide sürekli bir çökkünlük hâli bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Siklotimi ise kişinin bir dönem depresif, bir dönem aşırı neşeli olmasıyla karakterize ediliyor. Sabah çocuğunu sevgiyle kucaklayıp öğleden sonra ‘Seni neden doğurdum?’ diyebilecek kadar değişken ruh hâli gösterebilen kişiler, borderline kişilik örüntüsünde görülebiliyor. Anksiyete bozuklukları çoğu zaman moral bozukluğu olarak algılansa da depresyonun temelinde çökkünlük hissi yer alıyor.” ifadesinde bulundu. </p>
<p><strong>Antidepresan kullanımındaki artış depresyonun arttığı anlamına gelmiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, klasik anlamda majör depresyonun oranının dünya literatüründe yüzde 17 civarında olduğuna işaret ederek, “Ancak antidepresan kullanımı, depresyon artış hızından daha hızlı yükseliyor. Birçok kişi antidepresanı farklı gerekçelerle kullanıyor. Antidepresan kullanımındaki artış depresyonun arttığı anlamına gelmiyor. Günümüzde fizik tedavi uzmanlarından dahiliyecilere kadar birçok branş hekimi antidepresan reçete ediyor. Kalp rahatsızlığı geçiren bir hastaya dahi çoğu zaman hemen antidepresan yazılabiliyor. Kullanım son 10 yılda kutu bazında yüzde 50’nin üzerinde artmış durumda. Bu artış küresel ölçekte gözlenirken Türkiye’de çok daha hızlı ilerliyor.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Örtülü depresyon mide-bağırsak sorunları, fibromiyalji, omuz–boyun–bel ağrılarıyla görülüyor</strong></p>
<p>Depresyonun farklı biçimleri bulunduğunu, örtülü (maskeli) depresyonun en dikkat çekici olanlardan biri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kişi depresyonda olduğunun farkında olmuyor; yakın çevresi tarafından da anlaşılmayabiliyor. Belirtiler çoğu zaman mide-bağırsak sorunları, fibromiyalji, omuz–boyun–bel ağrıları gibi fiziksel şikâyetlerle kendini gösteriyor. Kronik strese bağlı gelişen bu psiko-fizyolojik tablolar antidepresan kullanımına yönlendiriyor. Bağırsak–beyin aksı depresyonun oluşumunda kritik bir role sahip. Serotoninin hammaddeleri bağırsakta üretiliyor; faydalı bakteriler bu süreçte belirleyici. Bağırsak mikrobiyotasındaki bozulma depresyonu tetikleyebiliyor. Farelerle yapılan deneylerde, depresyondaki bir insanın bağırsak mikrobiyotasının aktarılmasıyla hayvanlarda depresif davranış modellerinin oluştuğu gözlemlenmiş durumda. Yani bağırsak sağlığı ile duygu durum arasındaki ilişki artık bilimsel olarak net biçimde ortaya konuluyor. Bu nedenle bazı hastalar dahiliyeye başvurduğunda antidepresan tedavisinden fayda gördüklerini ifade ediyor ve hekimler de benzer şikâyetlerde antidepresan reçete etmeye devam ediyor.”</p>
<p>Antidepresanların beyindeki ağlama devresini bloke edebildiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “İçiniz ağlar ama gözünüzden yaş gelmez. Bu nedenle herkese rastgele verilmemesi gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Aynı olayı yaşayan herkes aynı şekilde depresyona girmiyor</strong></p>
<p>Depresyonun hafif türlerinin çoğu zaman psikoterapiyle iyileşebildiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Beslenme bozukluklarının düzeltilmesi ve beslenme psikiyatrisi kapsamında yapılan düzenlemeler de depresif belirtileri azaltabilir. Bu nedenle depresyon belirtileri görülür görülmez hemen ilaç başlamak doğru değildir; belirtilerin süresi mutlaka değerlendirilmelidir. Kişinin ne zamandır depresif hissettiği tanıda kritik öneme sahiptir. Bazı kişiler genetik olarak depresyona daha yatkındır. Bu kişiler küçük streslerle bile depresyona girebilir. Bu nedenle depresyon tedavisine direnç gösteren vakalarda genetik analiz yapılır; kişilerin depresyon yatkınlığı bu genler üzerinden değerlendirilir. Aynı olayı yaşayan herkesin aynı şekilde depresyona girmemesinin nedeni de budur. Kimileri depresyonu açık ve belirgin şekilde yaşarken, kimileri örtülü şekilde yaşayabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Konformizm mi antidepresan kullanımını artırdı?</strong></p>
<p>Depresyonu tetikleyen nedenlerin çeşitli olduğunu, travmatik yaşantılar, şok edici deneyimler veya çocukluk çağı travmalarının depresyon başlangıcına zemin hazırlayabileceğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Ancak depresyon her zaman bir stresle ilişkilendirilmez. Hiçbir problemi, travması veya üzülme sebebi olmayan kişilerde bile depresyon aniden başlayabilir. Çünkü depresyonun altıdan fazla alt tipi tanımlanmıştır ve bunların bazıları stresle tamamen bağımsızdır. Beyindeki büyüme faktörlerinin azalması depresif bir tabloya yol açabilir. Demans gibi nörodejeneratif süreçlerde de benzer mekanizmalar görülür. Erkeklerin depresyonu atipik yaşanır, öfkelilik şeklinde yaşanır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Depresyonun yaygınlaşmasından çok konformizmin yaygınlaşmasının antidepresanların küresel patlamasının nedeni olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “İnsanlar en ufak olumsuz duyguya bile tahammül edemiyor. Hayatın bir parçası olan sıkıntı, hüzün ve çökkünlük hemen ilaçla bastırılmaya çalışılıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bir günlük moral bozukluklarında hemen ilaca başvurmak doğru değil</strong></p>
<p>Modern yaşamın getirdiği konforculuk ve kolaycılık kültürünün, bireylerin en küçük zorlukta hızla psikiyatrik çözümlere yönelmesine neden olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Konformizm, yani konforculuk ve rahatçılık tüm dünyada yaygınlaşıyor. Toplum olarak biz de bu akıma kapıldık. İnsanlar ufak bir engelle karşılaşınca hemen antidepresana yöneliyor. Çocukları bile böyle büyütüyoruz. Halbuki düşmeden çocuk büyümez; su yutmadan yüzme öğrenilmez. Bir günlük, yarım günlük moral bozukluklarında hemen ilaca başvurmak doğru değil. Kişi önce kendi çözüm üretmeye çalışmalı. Eğer bu durum 15 gün boyunca sürer ve majör depresif belirtiler gösterirse o zaman uzman desteğine başvurmak gerekir. Depresif ruh hali herkeste olur; insan robot değildir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Psikolojik sermaye, finansal sermaye gibi yönetilmeli</strong></p>
<p>Psikolojik sermayenin, finansal sermaye gibi yönetilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, beynin default mode networkünün depresif süreçlerde aşırı çalıştığını söyledi. Prof. Dr. Tarhan, “Bu ağı en iyi düzenleyen şey, kişinin amaçlı yaşaması. Sabah uyandığında bir amacı olan, orta-uzun vadeli hedefleri bulunan kişiler psikolojik sermayesini iyi yönetir ve depresyona zemin bırakmaz. Akış deneyimini yakalayan kişi daha dayanıklı olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, anlam ve amaç peşinde koşmanın psikolojik dayanıklılığın beş ayağından biri olduğunu hatırlatarak, “Kişi bir sorunla karşılaştığında çözebiliyorsa çözer. Çözemiyorsa onu zihninde bir kutuya koyar, rafa kaldırır. Zamanı gelince o rafı açar ve çözer. Devamlı takıntı yapmaz. Bu, terapilerde kullandığımız yöntemlerden biridir.” dedi.</p>
<p><strong>İnançlar bireyin stres yönetimi üzerinde önemli bir rol oynuyor</strong></p>
<p>İnançların bireyin stres yönetimi üzerinde önemli bir rol oynadığını da ifade eden Prof. Dr. Tarhan, kişinin zihnindeki Tanrı tasavvurunun güven duygusunu etkilediğini söyledi ve “Her şeyi kontrol eden güçlü bir ilahi tasavvur kişide huzur ve huşu duygusu uyandırır. Bu, terapide ‘radikal kabullenme’ dediğimiz mekanizmayı doğal olarak çalıştırabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Avrupa’da antidepresan kullanım oranları incelendiğinde Portekiz’in dikkat çekici şekilde öne çıktığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Yedi yıl içinde hem kullanım miktarı hem de artış hızı bakımından Portekiz öne çıkıyor. Bunun arkasında kültürel kırılganlık mı var, yoksa o bölgede özel bir genetik duyarlılık mı bulunuyor, araştırmak lazım.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Depresyon unutkanlık ile de ortaya çıkabiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, depresyonun beklenmedik şekillerde ortaya çıkabileceğini belirterek, “Hiç depresyona girmeyen bir kimsede birden depresyon başlıyor. ‘Hayatımda antidepresan kullanmadım, şimdi neden kullanayım?’ diyor. Oysa depresyon bazen unutkanlık gibi bile ortaya çıkabiliyor. Buna ‘sekonder unutkanlık’ deniyor. Depresyonda dikkat bozulduğu için hafıza yavaşlar, kişi kendini unutkan zanneder.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Duyguların depresyondaki belirleyici rolüne vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi kedisi öldüğü için bile ciddi depresyona girebilir. Çünkü sevgi yatırımını ona yapmıştır. Duygular depresyonda çok önemlidir. Damasio’nun deyimiyle: ‘Hissediyorum, öyleyse varım.’ Hisler aklın önüne geçer.” diye konuştu.</p>
<p>Küresel ölçekte depresyonun yükselişinde sosyal medyanın payının çok büyük olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Sosyal medya insanların beklenti seviyesini çok yükseltti. İnsanlar ihtiyacı olmayan bir şeyi ihtiyaç sanıyor. Filtrelenmiş görsellere bakan kişi kendini değersiz hissediyor. Mükemmeliyetçi kişiler 60 dakikanın 50 dakikasını olumsuz düşünür, beyin depresif moda girer.” dedi.</p>
<p><strong>Antidepresan kullanımının %100 artması bekleniyor</strong></p>
<p>Antidepresan kullanımındaki hızlı artışı değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, <strong>“</strong>2024–2034 arasında antidepresan kullanımının %100 artması bekleniyor. Şu anda 37 milyar dolarlık pazar var. Beyne etki eden diğer ilaçlarla birleştirince, neredeyse silah sanayisinden sonra en büyük sektör haline geldi. Küresel sistem ruh sağlığımızı bozuyor. Depresyon artıyor çünkü koruma ve önleme çalışmalarına yatırım yapılmıyor; ilaç pazarlanıyor.” diye konuştu.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi olarak yıllardır psikolojik sağlamlık üzerine eğitim verdiklerini hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Psikolojik sağlamlık artık yeni bir bilim dalı. Biz 2013’ten beri üniversitede tüm öğrencilere Pozitif Psikolojiyi ders olarak okutuyoruz. Harvard 2015’te, Yale 2018’de bu dersi koydu.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital terapötikler üzerinde çalışıyoruz</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, geliştirdikleri yeni projeyi şöyle anlattı:</p>
<p>“Dijital detoks ve dijital terapötikler üzerinde çalışıyoruz. Kişi programa giriyor, pozitif pekiştirmelerle psikolojik sağlamlık çalışıyor. Bunlar adeta dijital hap gibi. Depresyona girmeden önce kişinin zihinsel sağlığını koruyor. Bu büyük bir proje, üniversiteyi aşan bir yatırım gerektiriyor.” dedi.</p>
<p>Herkesin kolayca uygulayabileceği bir zihinsel sağlık formülü de paylaşan Prof. Dr. Tarhan, “İnsanın dört parametreye dikkat etmesi lazım: Güzel bak, güzel hisset, güzel düşün, iyi yaşa. Hissetmek düşünmekten önce gelir. Güzel his uyandırırsan güzel düşünce kendiliğinden gelir. O nedenle ‘İyi Düşün, İyi Hisset, İyi Ol’ diyoruz… ” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-antidepresan-kullanimi-depresyon-artis-hizindan-daha-hizli-yukseliyor-617190">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Antidepresan kullanımı, depresyon artış hızından daha hızlı yükseliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitim Devriminin Mimarı Hasan Âli Yücel Osmangazi&#8217;de Anıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egitim-devriminin-mimari-hasan-ali-yucel-osmangazide-anildi-616965</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 11:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[devriminin]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hasan]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Âli Yücel]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Köy Enstitüleri]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[mimarı]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[yücel]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616965</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hasan Âli Yücel, vefatının 65. yıl dönümünde Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği anlam dolu bir program ile anıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egitim-devriminin-mimari-hasan-ali-yucel-osmangazide-anildi-616965">Eğitim Devriminin Mimarı Hasan Âli Yücel Osmangazi&#8217;de Anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Hasan Âli Yücel, vefatının 65. yıl dönümünde Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği anlam dolu bir program ile anıldı. Sergi, mandolin orkestrası dinletisi ve Dr. Alper Akçam’ın katıldığı söyleşiyle gerçekleştirilen programda, Hasan Âli Yücel’in Türkiye’nin eğitim ve kültür hayatına bıraktığı miras bir kez daha hatırlatıldı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Türkiye’nin eğitim ve kültür hayatına büyük katkılar sağlayan Hasan Âli Yücel, aramızdan ayrılışının 65. yıl dönümünde Osmangazi Belediyesi’nin, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) ile düzenlediği anlam dolu bir program ile anıldı. Osmangazi Gösteri Merkezi’nde gerçekleşen organizasyona Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, YKKED Bursa Şubesi Başkanı Jülide Akköprü, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, dernek üyeleri ve vatandaşlar katılım sağladı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Hasan Âli Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi ziyareti ve Hasan Âli Yücel’in hayatından anekdotların yer aldığı fotoğraf sergisinin ardından YKKED Bursa Şubesi Hasan Âli Yücel Mandolin Orkestrası, Dilek Sevüktekin Görgülü şefliğinde özel bir dinleti sundu. Anma programı kapsamında ‘Hasan Âli Yücel ile Medeniyetler Çatışması’ başlığı altında gerçekleşen söyleşide ise Yazar Dr. Alper Akçam, Hasan Âli Yücel’in çağdaş ve bilimsel eğitimi esas alan yaklaşımını katılımcılarla paylaştı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Değerlerimizi İyi Anlayıp Yeni Nesillere Aktarmak Hepimizin Görevi</span></span></b><span><span>”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Hasan Âli Yücel’in fotoğraf sergisini gezen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Yazar Dr. Alper Akçam ile bir araya gelerek, kitabını imzalattı. Anma programında yaptığı konuşmada Hasan Âli Yücel’in gençlerin gelişimine ve eğitimine çok önemli katkılarda bulunduğunu kaydeden Başkan Erkan Aydın, bilimin ve aklın çok önemli değerler olduğunu bir kez daha vurguladı. Eğitimin önemine dikkat çeken Başkan Aydın, sözlerinde şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Göreve gelir gelmez ilk olarak Hasan Âli Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi’ni, ardından İsmail Hakkı Tonguç Kütüphanesi’ni vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Bayramdan sonra Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi’ni açacağız. Bugüne kadar 7-8 kütüphaneyi hizmete kazandırdık. Bu kütüphanelerin özellikle gençler tarafından doldurulması ve amacına uygun şekilde kullanılması bizi son derece mutlu ediyor. Hasan Âli Yücel, Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde dünya klasiklerini ihtiyaç doğrultusunda Türkçe’ye çevirterek gençlerin eğitimine ve gelişimine çok önemli katkılar sunmuştur. 1931 yılında Atatürk ile birlikte çıktığı yurt gezilerinden birinde ‘Türkiye Cumhuriyeti ne zaman kurtulmuş sayılır?’ sorusuna verdiği ‘Ne zaman bir kurtarıcıya ihtiyaç duymazsa’ yanıtı, Büyük Önder’in de dikkatini çekmiş ve bu fikrin üzerinde durulmasını sağlamıştır. Aradan yaklaşık 100 yıl geçmiş olmasına rağmen, bugün yaşanan tartışmalar bize bir kez daha gösteriyor ki bizi kurtaracak olan bilim, akıl ve fendir. Dünyadaki örneklere baktığımızda, emperyalizmin dayattığı rollere karşı toplumları ayakta tutan en güçlü unsurun eğitim olduğunu görüyoruz. Yakın coğrafyamızda yaşananlar da bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Bizi bugün bir arada tutan en önemli değerlerden biri de Anayasamızın ilk dört maddesinde yer alan değiştirilemez laiklik ilkesidir. Bu ilkenin tartışmaya açılması dahi, meselenin nereye evrilebileceğini göstermeye yeterlidir. Bu değerlerimizi iyi bilip, anlayıp, yeni nesillere aktarmak hepimizin görevi.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Her Şeyi Yapabilirsiniz Ama Aslolan İnsandır”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren de yaptığı konuşmada, aslolanın insan olduğunu vurguladı. Hasan Âli Yücel’in ve özellikle köy enstitülerinin, eğitime yaptığı katkılardan bahseden Başkan Deviren, “Her şeyi yapabilirsiniz ama aslolan insandır. Biz insanı dönüştüremediğimiz sürece, maalesef yaptığımız her şey çöp olur. 1940’larda başlayan köy enstitüleri, hakikaten insanı o zaman elde edilen başarılarla düşünceye sevk ediyor. Biz çocuklarımıza ahlakı öğretemezsek her şey boş aslında, ahlaklı yetiştiremediğiniz insana bilim yükleyin neye yarar. Doğru ahlakı çocuğa yüklediğiniz zaman, o zaman toplum doğru noktaya evrilmiş olur. Bu anlamda emek sarf eden, hayatını bu işlere adayan kıymetli büyüklerimize çok teşekkür ediyorum. Düşünmek önemli. Biz bu yolda sizin yanınızdayız” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Hasan Âli Yücel Cumhuriyetin Akla, Bilime Dayalı Eğitim Anlayışının Simge İsmidir”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Bursa Şubesi Başkanı Jülide Akköprü ise yaptığı konuşmada, “Mümtaz Peker’in ‘Bir Aydınlanma Devrimcisi: Hasan Âli Yücel’ adlı kitabında da değindiği gibi özetle Anadolu’nun kötü talihini yenmek amacıyla köy enstitülerini yaşama geçiren, dünya klasiklerini dilimize kazandırarak düşünsel ufkumuzu genişleten Hasan Âli Yücel, yalnızca bir bakan değil; Cumhuriyetin, akla, bilime ve insan onuruna dayalı eğitim anlayışının simge ismidir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim konusundaki görüşlerini çok iyi analiz eden Hasan Âli Yücel; çağdaşlaşmayı, gerçekleşecek aydınlanma eğitimini, kurallarını uygulayarak yaşayan bir toplum oluşturmayı hedeflediği için eğitim örgütlenmesine, tek bir yurttaş kalmayana değin, herkesin eğitilmesi olarak görüyordu” değerlendirmesinde bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Hasan Âli Yücel’in, İsmail Hakkı Tonguç’un Diktiği Fidanlar Meyvesini Veriyor”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Anma programı çerçevesinde katılımcılarla bir araya gelen Yazar Dr. Alper Akçam, gerçekleşen söyleşide çarpıcı açıklamalar gerçekleştirdi. Bugün Türkiye’nin ve çevre coğrafyaların içerisinde bulunduğu kargaşa göz önünde bulundurulduğunda Hasan Âli Yücel’in savunduğu düşüncelerinin ne kadar yaşamsal olduğunun bir kez daha anlaşılacağını söyleyen Dr. Akçam, “Hasan Âli Yücel, ben batı ve doğu diye bir fark bilmiyorum diyen bir insandır, bir devrimci cumhuriyetçidir. Emperyalizmin doğu üzerine, az gelişmiş ülkeler üzerine olan baskısını, zorbalığını, her türlü yamyamlığını gözden uzak tutmaya çalışıyorlar. Kurtuluş savaşını kültür devrimiyle taçlandıran Hasan Âli Yücel’in eğitim politikaları, köy enstitüleri ve bir doğu kültüründen çıkmış olan batı kültürünü de kavrayan ama ayaklarını bu coğrafyaya basan bir doğu kültürüydü. Bu doğu kültürü, Mevlana’dan Goethe’ye uzanan evrensel bir bakış açısından güç alarak büyüdü, güçlendi ve bugün hala yeryüzünün egemenlerine kafa tutuyor. Hasan Âli Yücel’in, İsmail Hakkı Tonguç’un diktiği fidanlar, attığı tohumlar meyvesini veriyor ve Türkiye bugün emperyalizme karşı direniyor. Hasan Âli Yücel’i anmak kadar güzel bir şey olamaz” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Aynı zamanda Yazar Dr. Alper Akçam, değerli programı gerçekleştiren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Ayrıca Hasan Âli Yücel’i anma programına katkılarından dolayı YKKED Bursa Şubesi Hasan Âli Yücel Mandolin Orkestrası Şefi Dilek Sevüktekin Görgülü ve Yazar Dr. Alper Akçam’a Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir ile CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egitim-devriminin-mimari-hasan-ali-yucel-osmangazide-anildi-616965">Eğitim Devriminin Mimarı Hasan Âli Yücel Osmangazi&#8217;de Anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MWC 2026&#8217;da yapay zeka, HONOR robotlarıyla vücut buluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mwc-2026da-yapay-zeka-honor-robotlariyla-vucut-buluyor-616828</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 08:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Telefon]]></category>
		<category><![CDATA[cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[honor]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[katlanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı]]></category>
		<category><![CDATA[mwc]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[robotlarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616828</guid>

					<description><![CDATA[<p>HONOR, Mobil Dünya Kongresi (MWC) 2026 kapsamında Artırılmış İnsan Zekası vizyonunu öteye taşıyarak yapay zekanın dijital sınırlardan çıkıp fiziksel dünyada vücut bulduğu yeni bir dönemi başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mwc-2026da-yapay-zeka-honor-robotlariyla-vucut-buluyor-616828">MWC 2026&#8217;da yapay zeka, HONOR robotlarıyla vücut buluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HONOR, Mobil Dünya Kongresi (MWC) 2026 kapsamında Artırılmış İnsan Zekası vizyonunu öteye taşıyarak yapay zekanın dijital sınırlardan çıkıp fiziksel dünyada vücut bulduğu yeni bir dönemi başlattı. ALPHA PLAN stratejisinin meyvesi olan bu yeni ekosistem; hareket kabiliyeti kazanan cihazlar, ultra ince mühendislik ve insan odaklı zekayı aynı çatı altında buluşturuyor.</p>
<p>HONOR, ALPHA PLAN’i üç bağlantılı temel üzerinden hızlandırdı: Alpha Phone, Alpha Store ve Alpha Lab. HONOR’un insan odaklı yapay zekâya yönelik uzun vadeli taahhüdü üzerine inşa edilen bu yaklaşım doğrultusunda, somutlaşmış zekâya yönelik cesur bir keşif ve geleceğin yapay zekâ cihazlarının hareket ve mekânsal farkındalığı nasıl entegre edebileceğini yeniden tasarlayan yeni bir akıllı telefon türü olarak konumlanan Robot Phone’un ön gösterimini gerçekleştirildi.</p>
<p>Bu fütüristik inovasyonun yanı sıra HONOR, katlanabilir inovasyonunun zirvesini temsil eden Magic V6’yı tanıttı. Magic V6; çığır açan silikon-karbon batarya teknolojisi, gelişmiş ekran mühendisliği ve yapay zekâ destekli üretkenlik özelliklerini, bugüne kadarki en rafine katlanabilir tasarımıyla bir araya getiriyor. Yeni ekosistem cihazları HONOR MagicPad 4 ve MagicBook Pro 14 ile birlikte yapılan bu duyurular, HONOR’un akıllı donanım ve yazılımı gerçek insan ihtiyaçları etrafında entegre etme yol haritasını güçlendiriyor.</p>
<p>“Geçtiğimiz yıl MWC’de, küresel ölçekte lider bir yapay zekâ cihaz ekosistemi şirketine dönüşümümüzü simgeleyen HONOR ALPHA PLAN’i duyurduk” diyen HONOR CEO’su James Li şöyle konuştu: “İnsan odaklı inovasyon yol gösterici ilkemizdir. Yapay zekânın bir sonraki aşamasının, yetkinliği empatiyle birleştirmesi gerektiğine; IQ ile EQ’yu bir araya getirerek kişisel, evrensel ve uç zekâyı Artırılmış İnsan Zekâsı aracılığıyla bütünleştirmesi gerektiğine inanıyoruz. ALPHA PLAN kapsamında Alpha Phone ile yapay zekâ cihazları için yeni bir paradigma keşfediyor, Alpha Store ile yeni bir yapay zekâ cihaz ekosistemi inşa ediyor ve Alpha Lab ile en ileri araştırmaları gerçek dünyadaki kullanıcı deneyimine dönüştürüyoruz. Artırılmış İnsan Zekâsı, bu yolculuğun her aşamasına entegre edildi.”</p>
<p>HONOR Robot Phone’a yakından bakın: Akıllı telefonun yeni bir türü</p>
<p>Robot Phone, yapay zekâ etkileşimini gelişmiş hareket kabiliyeti ve sinematik görüntüleme yetenekleriyle birleştiren yeni bir akıllı telefon konsepti olarak tanıtıldı. Yalnızca ekran ve sesli komutlarla sınırlı kalmayan bu yaklaşım, HONOR’un yapay zekâyı cihazın kamera, sensör ve hareket kabiliyetleriyle daha fiziksel ve dinamik bir kullanıcı deneyimine dönüştürme vizyonunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Statik bir akıllı telefonun sunabileceklerinin ötesine geçen Robot Phone, günlük teknoloji deneyimine daha insani ve daha ifade odaklı bir etkileşim katıyor ve perspektifini gerçek zamanlı olarak ayarlayabiliyor. Çok modlu algılama yeteneği sayesinde sesleri tanımlayabiliyor, hareketi takip edebiliyor ve görsel farkındalığını koruyabiliyor; böylece daha doğal, duyusal ve sezgisel bir etkileşim modeli oluşturuyor.</p>
<p>Robot Phone, robot düzeyinde hareket kontrolü sayesinde kullanıcıyı takip eden her açıdan yapay zekâ destekli video görüşmelerini  destekliyor.</p>
<p>Başını sallıyor, ritme göre dans ediyor</p>
<p>Ayrıca, anlamlı baş sallama ve baş hareketleri gibi duygusal beden dili tepkileri verebiliyor; hatta müziğin ritmine göre dans edebiliyor. Böylece akıllı telefon deneyimine eğlenceli ve canlı bir etkileşim boyutu kazandırıyor.</p>
<p>Bir robotu akıllı telefonun içine entegre etmek; alan, dayanıklılık ve ağırlığın mikroskobik ölçekte yeniden düşünülmesini gerektirdi. HONOR, katlanabilir cihazlar için geliştirdiği yüksek performanslı malzemeleri ve güvenilirlik mühendisliği birikimini Robot Phone’un tasarım sürecine uygulayarak, olağanüstü kompaktlık ve dayanıklılık için tasarlanmış, kendi geliştirdiği bir mikro motoru hayata geçirdi.</p>
<p>Motor boyutunun önemli ölçüde küçültülmesi sayesinde HONOR, telefonun içine ultra kompakt bir 4DoF gimbal sistemi entegre etmeyi başardı ve böylece robot düzeyinde somutlaşmış hareket kontrolü için gerekli donanımsal temeli oluşturdu.</p>
<p>Bu mekanik mimari, üç eksenli bir gimbal stabilizasyon sistemini destekleyerek dinamik ortamlarda dahi akıcı ve hassas hareket kabiliyeti sunuyor. Super Steady Video modu, yüksek hareket içeren senaryolarda stabiliteyi artırırken; AI Object Tracking (Yapay Zekâ Destekli Nesne Takibi), Robot Phone’un nesneleri gerçek zamanlı olarak akıllı biçimde takip etmesini sağlar.</p>
<p>AI SpinShot ise yaratıcı kontrolü bir adım ileri taşıyarak, tek elle çekim sırasında dahi akıcı ve sinematik geçişler için akıllı 90° ve 180° dönüş hareketlerini destekliyor. </p>
<p>200MP sensör ve stabilize gimbal kamera sistemi etrafında tasarlanan Robot Phone, kullanıcıların anları yakalamanın ötesine geçerek hayat hikâyelerini kaydetmelerine yardımcı olmak üzere geliştirildi.</p>
<p>Stabilizasyon, akıllı takip ve sinematik kamera hareketleri sayesinde akıllı telefon videoları ile profesyonel görünümlü hikâye anlatımı arasındaki farkı azaltmayı hedefliyor.</p>
<p>Bu yetenekler bir araya geldiğinde, somutlaşmış yapay zekânın yeni yakalama ve etkileşim biçimlerinin önünü nasıl açabileceğini ortaya koyuyor ve Robot Phone’u HONOR’un daha akıllı ve daha uyarlanabilir cihazlara doğru evriminde belirleyici bir adım olarak konumlandırıyor.</p>
<p>HONOR, ALPHA PLAN’i ilerletmeye devam ederken Robot Phone, somutlaşmış zekânın mobil teknolojinin bir sonraki neslini nasıl şekillendirebileceğine dair güçlü bir ön izleme sunuyor.</p>
<p>HONOR Magic V6: Katlanabilir sınıfta yeni bir referans noktası</p>
<p>Robot Phone somutlaşmış zekânın geleceğini keşfederken, Magic V6 amiral gemisi katlanabilir inovasyonun en ileri noktasını temsil ediyor.</p>
<p>HONOR’un katlanabilir tasarımdaki liderliği üzerine inşa edilen Magic V6; dayanıklılık, performans ve akıllı üretkenlik odağında mühendisliği yapılmış bir cihaz sunuyor. Ultra ince 8,75 mm[1] kapalı profilini güçlendirilmiş yapısal bütünlük ve gelişmiş menteşe mimarisiyle birleştiren Magic V6, olağanüstü inceliğini korurken uzun vadeli güvenilirlik için tasarlandı.</p>
<p>Cihaz, suya ve toza dayanıklılık konusunda IP68 ve IP69[2] sertifikalarına sahip ve günlük kullanım koşullarında dayanıklılığını pekiştiriyor. Bu ultra ince katlanabilir tasarımın içine HONOR, yeni nesil silikon-karbon batarya teknolojisini entegre ediyor.</p>
<p>ATL ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde Magic V6, HONOR’un beşinci nesil silikon-karbon malzemesine kavuşarak incelik ile yüksek enerji yoğunluğu arasındaki dengeyi kurma zorluğunu aşmayı başarıyor.</p>
<p>7.000 mAh dönemine yeni bir sıçrama eşiği</p>
<p>Bu inovasyon, HONOR Magic V6’nın sektörde bir ilki gerçekleştirerek %25 silikon içeriğine ulaşmasını sağlıyor ve ultra ince katlanabilir tasarım içinde daha yüksek enerji yoğunluğunu mümkün kılıyor. Sonuç olarak, pazardaki en ince katlanabilir cihazlardan birinde konumlandırılan 6.660 mAh batarya[3], tasarımdan ödün vermeden segmentte dayanıklılık beklentilerini yeniden tanımlıyor.</p>
<p>MWC 2026 kapsamında HONOR, %32 silikon içeriği ve 900+ Wh/L enerji yoğunluğuna sahip, tamamen yeni HONOR silikon-karbon bıçak batarya ile yeni nesil batarya inovasyonunu da sergiledi.</p>
<p>Katlanabilir cihazların 7.000 mAh dönemine geçişini mümkün kılmak üzere tasarlanan bu teknoloji, ultra ince ve ultra yüksek enerji yoğunluklu batarya teknolojisinde yeni bir sıçramaya işaret ediyor.</p>
<p>Magic V6, katlanabilir ekran inovasyonunda da yeni bir referans noktası belirliyor. Dışta 6,52 inç, açıldığında ise 7,95 inç[4] ölçülerindeki çift amiral gemisi LTPO 2.0 ekranları; uyarlanabilir 1–120Hz yenileme hızı ve HDR içerikler için sırasıyla 6.000 nit ve 5.000 nit’e kadar tepe parlaklık sunuyor.</p>
<p>Katlanma izi yüzde 44 azaltıldı</p>
<p>İç ekran, SGS Azaltılmış Kırışıklık sertifikasına sahip ultra ince esnek camla donatılırken, bir önceki nesle kıyasla katlanma izi derinliğinde %44’e varan iyileşme sunuyor. Bu sayede daha düz ve sürükleyici bir görüntü deneyimi sağlanıyor. Silikon nitrür bazlı yansıma önleyici katman, ekran yansımalarını %1,5 seviyesine kadar azaltırken; gelişmiş 4.320Hz PWM dimming[5] ve AI Göz Koruyucu Defokus Teknolojisi uzun süreli kullanımda göz konforunu destekliyor.</p>
<p>Tüm bu yenilikler bir araya geldiğinde Magic V6, günlük kullanımda daha rafine, dayanıklı ve konforlu bir deneyim sunmayı hedefliyor. Geniş açılan ekranıyla yapay zekâ destekli üretkenlik özellikleri; çoklu görev, içerik üretimi ve iletişim süreçlerini optimize ederken, farklı cihazlar arasında hızlı dosya paylaşımı ve kesintisiz etkileşim gibi özellikler kullanıcı esnekliğini artırıyor.</p>
<p>Snapdragon 8 Elite Gen 5[6] platformuyla güçlendirilen ilk katlanabilir telefon olan Magic V6, gelişmiş buhar odası (vapor chamber) soğutma sistemi sayesinde uzun süreli performans ve yüksek verim sunmak üzere tasarlandı. Bu yapı; oyun, çoklu görev ve yoğun kullanım senaryolarında akıcı bir deneyim sağlarken, yapay zekâ çağının ihtiyaçlarına uygun güçlü bir katlanabilir performans ortaya koyuyor.</p>
<p>Amiral gemisi seviyesinde performans: MagicPad 4 ve MagicBook Pro 14</p>
<p>Yapay zekâ destekli ürün portföyünü akıllı telefonların ötesine taşıyan HONOR, MWC 2026 kapsamında ekosistemine yeni tableti MagicPad 4 ve dizüstü modeli MagicBook Pro 14’ü ekledi.</p>
<p>Snapdragon 8 Gen 5 mobil platformuyla güçlendirilen HONOR MagicPad 4, yalnızca 4,8 mm inceliğindeki ultra ince tasarımına rağmen amiral gemisi seviyesinde performans sunuyor. Segment lideri 3K OLED ekranı ve 165Hz yenileme hızıyla öne çıkan cihaz, yapay zekâ destekli çoklu görev araçları sayesinde 12,3 inç ekran üzerinde akıcı bir üretkenlik ve içerik oluşturma deneyimi sağlamak üzere tasarlandı.</p>
<p>Magic V6’da olduğu gibi MagicPad 4; akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve farklı işletim sistemleriyle hızlı dosya paylaşımı, ekran yansıtma ve kesintisiz etkileşim gibi özelliklerle öne çıkıyor. Bu sayede kullanıcılar, cihazlar arasında kolayca geçiş yaparak daha esnek ve verimli bir çalışma deneyimi elde edebiliyor.</p>
<p>OpenClaw çalıştıran tablet</p>
<p>Ayrıca, Geliştirici Seçenekleri içindeki yeni Linux Lab altyapısı sayesinde OpenClaw[7] gibi açık yapay zekâ asistanlarının kurulup çalıştırılabildiği esnek bir geliştirme ortamı sunuyor. Bu yaklaşım, yapay zekâ uygulamalarının cihaz üzerinde test edilmesini mümkün kılarak geliştiriciler ve profesyonel kullanıcılar için yeni üretkenlik senaryolarının önünü açmayı hedefliyor.</p>
<p>HONOR MagicBook Pro 14 ise Intel Core Ultra Series 3[8] işlemcilerle güçlendirilmiş performansıyla markanın yapay zekâ destekli dizüstü bilgisayar portföyünü daha da genişletiyor. Uzun süreli iş yükleri, yaratıcı çalışmalar ve günlük verimlilik için tasarlanan cihaz; yüksek renk doğruluğuna sahip 14,6 inç OLED ekranını segment lideri batarya performansı, akıllı güç yönetimi ve ultra hafif tasarımla bir araya getiriyor.</p>
<p>MagicPad 4 ve MagicBook Pro 14 birlikte, HONOR’un yapay zekâyı farklı cihaz kategorilerine entegre etme stratejisini güçlendirirken, akıllı telefonun ötesine geçen bağlantılı ve üretkenlik odaklı bir kullanıcı deneyimi sunuyor.</p>
<p>Geleceğin yapay zekâ destekli robotik deneyimi: HONOR’un insansı robot konsepti</p>
<p>Lansman etkinliğinde HONOR, mobil teknoloji alanındaki uzmanlığını robotik inovasyonlarla birleştiren insansı robot konseptini tanıtarak, bağlantılı cihaz ekosistemini fiziksel dünyaya genişletmeye yönelik stratejik yaklaşımını ortaya koydu.</p>
<p>HONOR’un robotik çözümleri üç temel kullanım senaryosuna odaklanıyor: alışveriş ve hizmet asistanlığı, iş yeri ve operasyonel destek süreçleri ile kullanıcı deneyimini güçlendiren kişisel destek senaryoları. Geleneksel robotik yaklaşımlardan farklı olarak HONOR, akıllı telefonlar ve bağlantılı cihazlar üzerinden geliştirdiği kullanıcı odaklı veri ve deneyim birikimini bu alana taşıyor.</p>
<p>Bu ekosistem yaklaşımı, gelecekte yapay zekâ destekli robotik sistemlerin kullanıcıları daha iyi tanımasını, ihtiyaçları daha doğru analiz etmesini ve ilk etkileşimden itibaren kişiselleştirilmiş destek sunmasını mümkün kılmayı hedefliyor.</p>
<p>Robot Phone, insansı robot, HONOR Magic V6, MagicPad 4 ve MagicBook Pro 14; HONOR’un Artırılmış İnsan Zekâsı yaklaşımını dijital ve fiziksel deneyimler arasında bütüncül bir şekilde konumlandırdığını ortaya koyuyor. Katlanabilir inovasyondan yapay zekâ destekli üretkenlik araçlarına kadar uzanan bu lansman, zekânın donanım ve yazılım genelinde daha derin ve bağlantılı bir entegrasyonla sunulduğunu gösteriyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mwc-2026da-yapay-zeka-honor-robotlariyla-vucut-buluyor-616828">MWC 2026&#8217;da yapay zeka, HONOR robotlarıyla vücut buluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları Mart Ayında 40 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-mart-ayinda-40-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-616435</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 09:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[40]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616435</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 40 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-mart-ayinda-40-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-616435">İBB Şehir Tiyatroları Mart Ayında 40 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 40 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Mart ayında tiyatroseverleri Haldun Taner’den Musahipzade Celal’e, Orhan Veli’den Shakespeare’e klasik ve modern yazarların eserlerinin öne çıktığı zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu ay; Ödüllü (Ortaoyunu), Bir Ata Krallığım (Konuk Oyun), Bir Ziyaret, Yaşamak Mı Yoksa Ölmek Mi, Gök Kubbe, Öksüzler, Ben Medea Değilim, İkinci Perdenin Başı, Uçurtmanın Kuyruğu, Öylece Durur Zaman, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Oscar, Haramiler, Yaftalı Tabut, Sevgili Yelena Sergeyevna, Gidion’un Düğümü, Gölge, Savaş ve Barış, Yoldan Çıkan Oyun, Kahvaltıya Kalsana, Ağrı Dağı Efsanesi, Yenilmez, Tartuffe, Cadı Kazanı, Fosforlu Cevriye, Köpek Kalbi, Geçmişin Gölgesi, Sivrisinekler, Maviydi Bisikletim, Merhaba Çocuk, Benim Küçük Yıldızım, Sevdalı Bulut, Rüya, Elma Kurdu Kırtık, Bir Gece Masalı, Sesler Ülkesi, Masal, Fındıkkıran, Bekçi İle Postacı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Biletlerinizi https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edebilirsiniz.</p>
<p><b>Orhan Veli Şiirleri “Birdenbire” Etkinliğinde Seyirciyle Buluşuyor</b></p>
<p>İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkânları kullanılarak, Orhan Veli’nin şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekânda etkinliğin konuğu olacak.</p>
<p><b>Hümay Güldağ</b>’ın uyarladığı, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinliğin müziğini Cihan Kurtaran, dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Gökhan Davulcu, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler yapıyor. Etkinlik 15, 29 Mart 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>Mart 2026 Programı</b></p>
<p><b> ÖDÜLLÜ (ORTAOYUNU)</b></p>
<p>“Kavuklu bekârdır ve yine işsizdir. Pişekârla yıllar sonra karşılarlar, hal hatır sorulduktan sonra Kavuklu Pişekâr’dan kendisine bir iş bulmasını ister. Pişekâr da varlıklı bir aile dostunun yakın zamanda vefat ettiğini, bekar bir kızı olduğunu ve o kızın bileğini büken erkekle evleneceğini vaat ettiğini söyler. Hikâye bu ya kızın kolunda efsunlu bir pazuband vardır. Kavuklu hemen niyetini ortaya koyar. Kız ile buluşturulur, kız ile kavuklu birbirine vurulur, hemen bilek güreşine tutuşurlar derken herkesin bileğini büken kız kavukluya yenilir. Anne bu durumdan pek hoşnut olmaz. Kız da kavuklunun kendisi için mücadele edip etmeyeceğini ölçmek için pehlivanlarla güreş yapmasını ister. Bu güreş için bir para ödülü konulur. Pişekâr ünlü pehlivanlara mektup yazar ve sırayla pehlivanlar gelmeye başlar; kavuklu sevdiği kıza, pehlivanlar da para ödülüne kavuşmak için güreşe tutuşurlar. Arnavut, Yahudi, Acem, Laz, Kayserili, Matiz gelir ve bizim Kavuklu hepsini tesadüfen! tuşa getirerek yener. Peki, âşıklar kavuşur mu, pehlivanlar para ödülünü nasıl alır?</p>
<p> </p>
<p>Oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Burhan Yeşilyurt, Cihan Kurtaran, Çağlar Ozan Aksu, Gülsüm Alkan, Murat Üzen, Özgür Dağ, Seda Yılmaz, Serkan Bacak, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 2, 9, 16 Mart 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>BİR ATA KRALLIĞIM (Konuk Oyun)(Adana Şehir Tiyatroları)</b></p>
<p>W.Shakespeare’in eserlerinden Başar Sabuncu’nun derleyip uyarladığı “Bir Ata Krallığım’’da insanın ihtiraslarına yenilişi gözler önüne serilirken; insan ruhunun nasıl sınandığına şahit oluruz. İktidar hırsıyla dünyanın kötülüğe bulandığı bir atmosferde; Shakespeare’in trajedilerinden en can alıcı bölümler sizlerle&#8230;</p>
<p><b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Cevher Hikmet Güzey, Uğur İzgi, Nimet Görkem Kayar, Fatih Sarı, Tufan Naharcı, İzel Cavlak Boyacı, Halil İbrahim Kurum, Hüseyin İnan Biçer, Başar Uğur, Ayhan Özşahin, Seren Sarıtaş</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR ZİYARET</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Gençliğinde sevgilisi Alfred tarafından terk edilip kasabadan kovulan Claire, yıllar sonra dünyanın en zengin kadını Bayan Zachanassian olarak geri döner. Yoksulluğa sürüklenen kasaba halkına servet vaat eder; fakat bunun tek bir bedeli vardır: İntikam. ‘Bir Ziyaret’, paranın gücü karşısında çöken ahlakı ve toplumsal ikiyüzlülüğü trajikomik bir dille gözler önüne seriyor.“</p>
<p><b>Friedrich Dürrenmatt</b>’ın yazdığı, <b>Zahide Gökberk</b>’in çevirdiği, <b>Yıldırım Fikret Urağ</b>’ın yönettiği oyunda <b>Aslı Akın Narcı, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Berk Samur, Buğra Can Ildırışık, Burhan Yeşilyurt, Cengiz Tangör, Cüneyt Arda Pamuk, Çağlar Ozan Aksu, Elyesa Çağlar Evkaya, Ergun Üğlü, Fatih Aksüt, Gökhan Eğilmezbaş, Gülsüm Alkan, Hakan Gümüş, Mehmet Avdan, Musa Arslanali, Müge Çiçek, Nagehan Erbaşı, Neşe Ceren Aktay, Ömer Naci Boz, Özgür Efe Özyeşilpınar, Selim Can Yalçın, Şebnem Köstem, Yalçın Avşar, Yasemin Güvenç, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ (13+ Yaş)</b></p>
<p>1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.</p>
<p><b>Nick Whitby</b>’nin yazdığı, <b>Yücel Erten</b>’in çevirdiği, <b>Hüseyin Köroğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Aziz Sarvan, Emre Narcı, Emre Şen, Erkan Akkoyunlu, Gürkan Başbuğ, Hüseyin Köroğlu, Özgür Ali Kuruçay, Şenay Saçbüker, Tarık Köksal, Ümit Bülent Dinçer, Vildan Türkbaş, Volkan Ayhan, Yasemin Tunca, Yonca İnal</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖK KUBBE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Dört ay önce tanımadığı bir adamın atının sırtında evinden ayrılmış olan Sally, biriktirdiği parasını alıp kaçmak üzere evine döndüğünde kocasıyla karşılaşır. Bölgenin güçlü ve zengin ailesi Wax’lerin çocuğu öldürülmüştür. Cinayeti işleyen adam asılmış, ancak o sırada onunla birlikte olan Sally, hamile olduğunu söylediği için asılması ertelenmiştir. Mübaşir olarak görevlendirilen Coombes, hem çamaşırcılık hem de bölgede ebelik yapan Elizabeth’e, Sally’nin gebe olup olmadığını anlamak için bir araya getirilen jüriye katılması gerektiğini söylemek üzere evine gelir. Mahkeme 12 kadından, Sally’nin gebe olup olmadığı hakkında görüşlerini bildirmeleri istemiştir. Dönemin yasalarına göre, Sally şayet hamileyse, asılmaktan kurtulup Amerika’ya sürgün edilecektir. Bir karar çıkana kadar mum, ateş ve yiyecek bulunmayan bir odada tutulan kadınlar, Sally hakkında bir yargıya varmaya çalışırken, kendi geçmişlerine, bağlarına ve kadın olmaya dair gerçekler de açığa çıkacak, başka bir kadının hayatı üzerine adil bir karar vermek, sandıkları kadar kolay olmayacaktır.</p>
<p>Lucy Kirkwood’un yazdığı, Özden Gököz’ün çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Aslıhan Kandemir, Betül Kızılok Bavli, Canan Kübra Birinci, Çağlar Polat, Demet Bozkaya Şalt, Eraslan Sağlam, Eylül Soğukçay, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Gözde İpek Köse, Işıl Zeynep Karaalp, Serap Öztürk, Yağmur Ulusoy Göktürk, Zeliha Güney </b>rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖKSÜZLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.</p>
<p>Gençlik Günleri &#8220;İç Yapımlar&#8221; kapsamında genç oyuncularımızın hazırladığı oyun 2025 sezonunda repertuarımıza kazandırıldı. </p>
<p><b>Dennis Kelly</b>’nin yazdığı, <b>Selin Girit</b>’in çevirdiği, <b>Ogeday Erkut</b>’un yönettiği oyunda <b>Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz,</b> <b>Ogeday Erkut</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEN MEDEA DEĞİLİM</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikâyesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. <b>Allison Gregory</b>’nin yazdığı, <b>Hülya Karakaş</b>’ın yönettiği oyunda <b>Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>İKİNCİ PERDENİN BAŞI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Genç ve umutsuz bir oyuncu olan Muhsin, ünlü tiyatro yönetmeni Afet’in açtığı oyuncu seçmesine girme fırsatı bulur. Böylesi bir dönüm noktasında, hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemiş olmasının gerginliğini yaşamaktadır. Seçmelere saatinde yetişemediğinden dolayı içeri girip girmeme konusunda kararsız kalır.</p>
<p>Herhangi bir mesleğe yeni başlayan pekçok genç için bu tür seçme veya sınavlar aslında kaybolan umutları bulma ve yeniden hayal kurabilmek için önemli bir eşiktir. Muhsin için ise bir adım ötesinde varoluş imtihanı başlayacaktır.</p>
<p><b>Alp Tuğhan Taş</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ebru Üstüntaş, Alp Tuğhan Taş</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Mart 2026 tarihleri arasında, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>UÇURTMANIN KUYRUĞU (13+ Yaş)</b></p>
<p>Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.<b> Savaş Dinçel</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ali Yoğurtçuoğlu</b>, <b>Gün Koper </b>rol alıyor. Oyun, 7 Mart 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖYLECE DURUR ZAMAN (16+ Yaş)</b></p>
<p>Sarah 40’lı yaşlarının başında bir basın fotoğrafçısıdır, uzun yıllar başta Ortadoğu olmak üzere pek çok savaş bölgesinde çalışmıştır. Sarah Irak’ta bulunduğu sırada çok yakınında patlayan bir bomba sonucu yüzünden yaralanmış, kısa bir tedavinin ardından ülkesine dönmüştür. Şimdi uzun zamandır ayrı kaldığı evinde erkek arkadaşı James ile beraberdir. Her şeyin yolundaymış gibi devam ettiği birkaç günün sonunda çiftin görmezden gelmeye çalıştığı sorunlar gün yüzüne çıkmaya, ilişkilerini biçimlendirmeye başlar.</p>
<p>Oyun, Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınmıştır. Oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları da taze tutulmakta, pek çok konuda seyircinin de kendini sorgulaması sağlanmaktadır.</p>
<p><b>Donald Margulies</b>’in yazdığı, <b>Irmak Bahçeci</b>’nin çevirdiği, <b>Mehmet Ergen</b>’in yönettiği oyunda <b>Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat, Sevil Akı</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b> GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın&#8221;</p>
<p><b>Haldun Taner</b>’in yazdığı <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu</b>, <b>Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar</b>, <b>Yiğit Ali Uslu</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>OSCAR (13+ Yaş)</b></p>
<p>Christian Jacqueline&#8217;e aşıktır, Colette ise Oscar&#8217;a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard&#8217;dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard&#8217;a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.</p>
<p><b>Claude Magnier</b>’in yazdığı, <b>Asude Zeybekoğlu</b>’nun çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Abdullah Topal, Aslı Aybars, Aslı Şahin, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b> HARAMİLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Musahipzade Celal’in üç farklı oyunundan oluşturulan bir uyarlamayla, halkın başına musallat olan harami yöneticiler ekseninde gelişen olayları, modern bir bakış açısı ve hicivle sahneye taşıyor.</p>
<p><b> Musahipzade Celal</b>’in yazdığı, <b>Engin Alkan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Aslı Nimet Altaylar, Damla Cangül Yiğit, Elçin Atamgüç, Enes Mazak, Eyşan Dönmez, Göksel Arslan, Melih Tuma, Müslüm Tamer, Pelin Budak, Reyhan Karasu, Yusuf Akçay, Zafer Kırşan</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b> YAFTALI TABUT (16+ Yaş)</b></p>
<p>Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.</p>
<p><b>Bilgesu Erenus</b>’un yazdığı, <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Derya Keykubat, Lale Kabul, Mana Alkoy</b>, <b>Selin Türkmen, Şenay Bağ </b>rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b> SEVGİLİ YELENA SERGEYEVNA (16+Yaş)</b></p>
<p>İdealist ve ilkeli matematik öğretmeni Yelena Sergeyevna mütevazı evinde annesiyle birlikte yaşamaktadır Okul dışında uzun süredir hasta olan annesiyle de ilgilendiği rutin bir günün sonunda evinin kapısı çalınır. Öğrencileri o gün doğum günü olan öğretmenlerini kutlamak için ellerinde çiçekler ve hediyelerle kapıda durmaktadır. İlk bakışta oldukça sıradan bir kutlama olarak başlayan gece ilerleyen saatlerde bambaşka bir boyut alır. Etekteki taşların dökülmesi ile bu sürpriz ziyaretin masum bir kutlamadan fazlası olduğu ortaya çıkar.</p>
<p>Sovyetler Birliğinde geçen ve Perestroyka’nın ilk yıllarında kaleme alınan oyun, etik çöküşün eşiğindeki bir toplumu mercek altına alıyor. Değerler çatışması ve bireysel çıkarlar uğruna neler yapılabileceği başta olmak üzere bugün hala varlığını koruyan pek çok soruna da ışık tutmayı ihmal etmiyor.</p>
<p><b>Lyudmila Razumovskaya</b>’nın yazdığı, <b>Belgi Paksoy</b>’un çevirdiği, <b>Bora Seçkin</b>’in yönettiği oyunda <b>Ayşecan Tatari, Cihat Faruk Sevindik,</b> <b>Direnç Dedeoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Hazal Uprak</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 21 Mart 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 11-14 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu </b>rol alıyor. Oyun, 14 Mart 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SAVAŞ VE BARIŞ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikâyeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı,  Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Boran Bağcı, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Ümit Bülent Dinçer, Ümit Can Kaya, Yağmur Topçu</b> rol alıyor. Oyun, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b> YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b> KAHVALTIYA KALSANA</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>Üç kişilik bir sahne güldürüsü olan &#8220;Kahvaltıya Kalsana&#8221;, Ray Cooney ve Gene Stone tarafından 1970 yılında yazılan &#8220;Why not Stay for Breakfast?&#8221; adlı yapıtın bir uyarlamasıdır&#8230; Oyun, kimileri için artık köhneleşmiş sayılan değerlere sıkıca tutunarak yaşamaya çalışan &#8220;istikrar abidesi&#8221; devlet memuru Nurettin Kavak ile, henüz hangi değerlere sarılacağına bile tam olarak karar veremeyecek bir yaştayken, anne olmak durumunda kalan Burcu Güvenir&#8217;in traji-komik karşılaşmasını anlatır. Ülkemizde yaşanan sosyal ve kültürel alt-üstlüğün naif bir yansıması olarak ele alınan oyunda, Burcu ve Nurettin&#8217;in öyküsüyle sevginin, iyiliğin, değişebilme ve değiştirebilmenin umudu ve sevinci aktarılmaya çalışılır&#8230;</p>
<p><b>Ray Cooney-Gene Stone</b>’un yazdığı, <b>Ragıp Yavuz</b>’un çevirdiği, uyarladığı ve yönettiği oyunda <b>Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Kamer Karabektaş</b> rol alıyor. Oyun, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>AĞRI DAĞI EFSANESİ(13+ Yaş)</b></p>
<p>Kapısına kadar gelen bir atı geri vermeyerek geleneğine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Ahmet&#8217;le, hem atın hem de bölgenin yönetiminde sözün sahibi olan Mahmut Han&#8217;ın kızı Gülbahar&#8217;ın hikâyesi, Yaşar Kemal&#8217;in usta kaleminde hem kültürün rengi, hem tarihin izi, hem halkın yükünü taşıyan Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ne dönüşmüştür.</p>
<p>Büyük ustanın anlatısına sahne üzerinde soluk vermek için çıktığımız yolculukta, seyircilerimizi Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ni birlikte hayal etmeye davet ediyoruz.</p>
<p>Oyunda <b>Arda Alpkıray, Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Can Tarakçı, Cihan Kurtaran, Emrah Can Yaylı, Emre Yılmaz, Ertan Kılıç, Hakan Örge, Murat Üzen, Özge Midilli, Serkan Bacak, Uğur Dilbaz, Yeliz Şatıroğlu, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YENİLMEZ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Ekonomik kriz sebebiyle Londra’da yaşamaları imkânsız hale gelen Oliver ve Emily çifti, Londra’dan İngiltere’nin kuzeyindeki küçük bir kasabaya taşınırlar ve burada “gerçek” insanlarla tanışmaya karar verirler. Taşralı komşuları Alan ve Dawn’ı evlerine davet ederler. Farklı sınıflara ait insanlar arasında büyük bir hayal kırıklığı ile başlayan ve giderek tuhaflaşan ilişkiler trajik sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur.</p>
<p>Torben Betts’in yazdığı, Nazlı Gözde Yolcu’nun çevirdiği, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda <b>Gizem Akkuş, Gökçer Genç, Nurdan Kalınağa, Tankut Yıldız</b> rol alıyor. Oyun, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>TARTUFFE (13+ Yaş)</b></p>
<p>Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.</p>
<p><b>Molière</b>’in yazdığı, <b>Orhan Veli Kanık</b>’ın çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz </b>rol alıyor. Oyun, 18, 21 Mart 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor. Oyun, 25-28 Mart 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>MAVİYDİ BİSİKLETİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir&#8217;e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950&#8217;lerin İzmir&#8217;inden günümüze taşıyor. <b>Dinçer Sümer</b>’in yazdığı <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Çağrı Büyüksayar</b> rol alıyor. Oyun, 28 Mart 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MERHABA ÇOCUK (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen “çocukluk dönemi”ne dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında “çocukluk evresi”nin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş “anma etkinliği”yle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emrecan Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor. Oyun, 8,15 Mart 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 8,15 Mart 2026 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 22, 29 Mart 2026 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 8,15 Mart 2026 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>RÜYA(5+Yaş)</b></p>
<p>Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. <b>Özge Midilli-Ertan Kılıç</b>’ın yazdığı <b>Özge Midilli</b>’nin yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Neşe Ceren Aktay, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu </b>rol alıyor. Oyun, 8,15 Mart 2026 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)</b></p>
<p>Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır. Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır. Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. <b>B. Çağatay Çakıroğlu </b>ve<b> Ö. Barış Bakova</b>’nın yazıp <b>B. Çağatay Çakıroğlu</b>’nun yönettiği oyunda; <b>Elyesa Çağlar Evkaya </b>ve<b> Seda Çavdar</b> rol alıyor. Oyun, 8,15 Mart 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 8,15 Mart 2026 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SESLER ÜLKESİ (4+ Yaş)</b></p>
<p>Uzun zamandır çocuklar tarafından ihmal edilen Keman, Piyano, Flüt kendileri gibi çalınmayan arkadaşları Gitarı da yanlarına alarak Sesler Ülkesine dönmeleri gerektiğini anlatırlar. Gitar kendisini çalmayan Deniz’i uyandırır.  Gitar, Deniz’den ayrılmak istemediği için onu da Sesler Ülkesinde bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Böylece ilk kez Sesler Ülkesini bir çocuk ziyaret eder.</p>
<p>Sesler Ülkesinde enstrümanları ve müziği yakından tanıyan Deniz, Vivaldi, Mozart ve enstrümanlara hayran kalır ve enstrümanların hepsini öğrenmeye heveslenir. Enstrümanlar, Deniz’e kendini beğendirmek için bir yarışa girer ve akordları bozulur. Beethoven enstrümanların akordunu düzeltir ve onları orkestra şefi gibi yöneterek bir eser çaldırır. Aralarındaki uyumu hatırlayan enstrümanlar ve çalacağı enstrümana karar veren Deniz mutludur.</p>
<p><b>Gizem Padar</b>’ın yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Aslı Şahin, Bahar Çebi, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Polat, Damla Cangül Yiğit, Lale Kabul</b> rol alıyor. Oyun, 22, 29 Mart 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 22, 29 Mart 2026 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 22, 29 Mart 2026 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)</b></p>
<p>Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. <b>Lodovica Cima, Gabriele Clima</b>’nın yazdığı <b>Ceylan Özçapkın</b>’ın çevirdiği, <b>Derya Yıldırım</b>’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda <b>Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali</b> rol alıyor. Oyun, 22, 29 Mart 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 22, 29 Mart 2026 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-mart-ayinda-40-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-616435">İBB Şehir Tiyatroları Mart Ayında 40 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hocalı Şehitleri Keçiören&#8217;de Düzenlenen Programla Anıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hocali-sehitleri-keciorende-duzenlenen-programla-anildi-616282</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 15:28:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anıldı]]></category>
		<category><![CDATA[anma]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[hocalı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[programla]]></category>
		<category><![CDATA[şehitleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616282</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi ile Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle düzenlenen “Hocalı Soykırımı Şehitlerini Anma Töreni”, Kalaba Kent Meydanı’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hocali-sehitleri-keciorende-duzenlenen-programla-anildi-616282">Hocalı Şehitleri Keçiören&#8217;de Düzenlenen Programla Anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi ile Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle düzenlenen “Hocalı Soykırımı Şehitlerini Anma Töreni”, Kalaba Kent Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törende, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde 26 Şubat 1992 tarihinde Ermeni kuvvetlerinin gerçekleştirdiği saldırılar sonucunda işgal edilen Hocalı Kasabası’nda katledilen şehitler, dualarla anıldı. Her iki ülkenin şehitleri için saygı duruşunda bulunularak milli marşlar okundu.</p>
<p>Anma programına; Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Atilla Zorlu, Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Dr. Reşad Memmedov, Türkiye-Azerbaycan Dostluk Grubu Başkanı AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, Kırgızistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Erkinbek Atabekov, Kazakistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Dinara İzanova, Türkiye-Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, İYİ Parti Keçiören İlçe Başkanı Haluk Baran, Gazeteci Yazar Serriye Müslümkızı, STK temsilcileri, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, birim müdürleri, muhtarlar ile çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p><b>“Azerbaycan ve Türkiye, bir millet, iki devlet olarak kalbimizde”</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Atila Zorlu,</b> anma programında yaptığı konuşmada Hocalı Soykırımı’nı bilmeyenlerin mutlaka okuması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “34 yıl geçmiş üzerinden… Zaman, tarih dediğimiz şey tam olarak budur aslında. İnsan için hafıza ne demekse, milletler için de tarihini bilmek o kadar önemlidir. Hafızanızı kaybederseniz, eşinizi, dostunuzu, düşmanınızı, evinizin yolunu, doğruyu ve yanlışı ayırt edemezsiniz. İşte milletler de tarihlerini bilmezlerse, garip hayranlıklar, şaşkınlıklar içinde olabilirler. Hocalı sadece bir katliam değil, aynı zamanda bir soykırımdır. Kasıtlı olarak bir milleti tamamen ortadan kaldırmaya yönelik bir eylemdir. Burada bahsedilen millet, hamile kadınların doğmamış çocuklarını canlı canlı karnından çıkaracak kadar vahşet dolu bir eylemin hedefi olmuştur. Otuz dört yıl dediğimiz şey nedir? Bu, gerçekten çok taze bir soykırımdır. Her zaman inandığımız gibi, Azerbaycan ve Türkiye, bir millet, iki devlet olarak kalbimizde. Her zaman var olsun Azerbaycan!&#8221;</p>
<p><b>“Keçiören Belediyesi, Azerbaycan&#8217;ı hiçbir zaman unutmadı”</b></p>
<p><b>Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Dr. Reşad Memmedov, </b>bu acıların unutulmaması gerektiğini belirterek şunları ifade etti: “Sadece milli mensubiyetleri nedeniyle, Türk oldukları için hayatlarını kaybetmiş insanları anmak amacıyla buradayız. Türk milleti olarak bizler, hiçbir savaşta çocukları, yaşlıları ya da kadınları hedef almadık. Hiçbir zaman süngülerimizi, silahlarımızı onlara yöneltmedik. Hocalı Soykırımı 30 yılı aşkın süredir dünya genelinde kitaplarla, yazılarla, fotoğraf sergileriyle, törenlerle ve canlı tanıkların ifadeleriyle anlatılmasına rağmen dünya sustu. Ancak biz bunu unutmayacağız. Bunu unutmamalıyız ki, bir daha çocuklarımıza karşı, insanlık suçları işlenmesin ve bu tür acılara izin verilmesin. Bizler, bu tür felaketlerin başka milletlerde nasıl doğduğunu önceden görmeli, buna karşılık vermeli ve bir daha böyle cinayetlerin tekrarlanmaması için adımlar atmalıyız. Keçiören Belediye Başkanımıza ve programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese minnettarım. Keçiören Belediyesi, Azerbaycan&#8217;ı hiçbir zaman unutmadı. Hem savaş zamanında, hem savaş sonrası hem de bugünlere kadar Azerbaycan&#8217;ın yanında oldular. Teşekkür ederim, var olun, eski olmayın.”</p>
<p><b>“Türkiye-Azerbaycan kardeşliği güçlü”</b></p>
<p><b>Türk-Azerbaycan Dostluk Grubu Başkanı ve 28. Dönem AK Parti İstanbul Millet Vekili Şamil Ayrım</b>, konuşmasında şu mesajları verdi: “Katliamları unutmak mümkün değil. İzzet Begoviç’in dediği gibi, ‘Eğer bir soykırımı anmazsanız, o soykırımlar tekrar eder.’ Bu yüzden biz bunu çok önemsiyoruz. Bugün burada toplanmamızın en büyük nedenlerinden biri, Hocalı’ya adalet istemek. O gün, o katliamı gerçekleştiren insanlar bugün hâlâ serbestçe dolaşıyorlar. Biz, yüce Türk milletinin mensupları olarak bunların peşini bırakmayacağız. En sonunda hak ettikleri cezayı alacaklar. Bugün artık geleceğe bakacağız. Rabbime binlerce şükür ediyorum ki Türkiye güçlü, Azerbaycan güçlü, Türkiye-Azerbaycan kardeşliği güçlü. Allah, bu birlikteliğimizi bozmasın, bozdurmasın ve bu kardeşlik sonsuza dek devam etsin. Ve bu kardeşlik devam ettiği sürece, Hocalı&#8217;ya adalet diye haykıracağız. Bugün Ankara’nın merkezi Keçiören’den haykırıyoruz, yarın her yerden haykıracağız.”</p>
<p><b>“Allah bir daha bizlere böyle acılar yaşatmasın”</b></p>
<p>Anma programında konuşan <b>Türkiye-Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar</b> ise, “Hem Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin bir vatandaşı, hem de Türkiye-Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Başkanı olarak, düzenlenen bu anma programı için Keçiören Belediye Başkanımıza ve değerli ekibine teşekkür ediyorum. Buradaki Hocalı Şehitleri Abidesi, geçmişten bugüne kadar hepimizin ortak düşüncelerinin simgesidir. Allah bir daha bizlere böyle acılar yaşatmasın.” dedi.</p>
<p><b>“Türkiye bizimle kardeştir”</b></p>
<p>Gazeteci Yazar Serriye Müslümkızı da konuşmasında yaşanan soykırımda annesini kaybettiğini belirterek şunları söyledi: “Ben Hocalı Soykırımı’nı yaşadım. Hocalı Soykırımı sırasında hem kendi halkımı kaybettim, hem de akrabalarımı kaybettim. 1992 yılı, 26 Şubat gecesi, Ermeni birlikleri, kadim bir yerleşim yeri olan Hocalı kasabasını istila ettiler. İnsanları katlettiler, çocukları, kadınları, yaşlıları öldürdüler. Resmi rakamlara göre 613 kişi hayatını kaybetti. Ama gerçekte, 613 kişinin ardında çok büyük bir acı vardı. Onların arasında 106 kadın vardı. O kadınlardan biri de benim annemdi. Onlar, benim neslimden olan insanlardı. Düşman bizi katletti ama düşman bizim umudumuzu öldüremedi. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bugün ben Hocalı’dan, kalbimdeki acıyı ve hatıraları sizlere getiriyorum. Selamlar olsun size, ey Türk kardeşlerim. Türkiye bizimle kardeştir; aramızdaki bağ o kadar güçlüdür ki, biz birbirimize çok yakınız.”</p>
<p>Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti okunarak Hocalı Şehitleri Anıtı’na çelenk bırakıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hocali-sehitleri-keciorende-duzenlenen-programla-anildi-616282">Hocalı Şehitleri Keçiören&#8217;de Düzenlenen Programla Anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkan Şoray, Türk edebiyatının usta ismi Yaşar Kemal anma haftasında sevenleriyle buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkan-soray-turk-edebiyatinin-usta-ismi-yasar-kemal-anma-haftasinda-sevenleriyle-bulustu-616072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 07:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatının]]></category>
		<category><![CDATA[filmin]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[ismi]]></category>
		<category><![CDATA[maltepe]]></category>
		<category><![CDATA[onur]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[şoray]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[tarafında]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkan]]></category>
		<category><![CDATA[usta]]></category>
		<category><![CDATA[yaşar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşar Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi, Türk edebiyatının usta isimlerinden Yaşar Kemal’i, Maltepe’de adının verildiği kültür merkezinde düzenlenen etkinliklerle anıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkan-soray-turk-edebiyatinin-usta-ismi-yasar-kemal-anma-haftasinda-sevenleriyle-bulustu-616072">Türkan Şoray, Türk edebiyatının usta ismi Yaşar Kemal anma haftasında sevenleriyle buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi, Türk edebiyatının usta isimlerinden Yaşar Kemal’i, Maltepe’de adının verildiği kültür merkezinde düzenlenen etkinliklerle anıyor. Yaşar Kemal Anma Haftası, “Yılanı Öldürseler” filminin gösterimi ve söyleşiyle başladı. Filmin yönetmeni ve başrol oyuncusu Türk Sineması’nın Sultanı Türkan Şoray’ın onur konuğu olarak katıldığı etkinlikte, Kemal’in kitap kapakları ve film afişleri sergisi ve “Binbir Çiçekli Bahçe” sergisi de sanatseverlerle buluştu. Gecenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, “Yaşar Kemal’in büyüklüğü yalnızca yazdıklarında değil, tarafında gizlidir. O, her zaman insan onurunun tarafında oldu. Güçten değil haktan yana durdu. Sessizlikten değil sözden yana oldu. Umutsuzluk dayatıldığında, umudu yazdı. Bir kez daha bu duygularla Yaşar Kemal’i saygı ve özlemle anıyorum.” dedi.</p>
<p>Maltepe Belediyesi, usta yazar Yaşar Kemal’in Türk edebiyatına ve insanlığa bıraktığı mirası birlikte yaşatmak amacıyla, adının verildiği Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde anma haftası düzenledi. Film gösteriminden sergi ve söyleşilere kadar bir dizi etkinliğin düzenlendiği anma haftasına, ev sahibi Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen’in yanı sıra, onur konuğu olarak Türk Sineması’nın Sultanı Türkan Şoray ve gazeteci ve sinema yazarı Burçak Evren, Yaşar Kemal’in eşi Ayşe Semiha Baban ve Kemal adına açılan sergiyi düzenleyen Flora Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri Burçin Çıngay ile ressamlar katıldı. Sergi açılışı öncesi İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı dinleti sundu.</p>
<p><b>KÖYMEN: “ONU ANLAMAK ANADOLU’YU ANLAMAKTIR”</b></p>
<p>Flora Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri Burçin Çıngay’ın Yaşar Kemal’in eserlerinden yola çıkarak oluşturdukları sergi hakkındaki sunumundan sonra Maltepe Belediye Başkanı Köymen, programın açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Yaşar Kemal’i anlamanın, sadece romanlarını hatırlamak olmadığını belirten Başkan Köymen, “Bugün burada, adını gururla yaşattığımız bu merkezde yalnızca büyük bir yazarı değil, bu toprakların vicdanını, büyük usta Yaşar Kemal’i anıyoruz. Onu anlamak; Anadolu’nun rüzgârını, Çukurova’nın sıcağını, Toroslar’ın direncini, yoksulun onurunu ve insanın bitmeyen adalet arayışını anlamaktır. O, edebiyatı bir estetik alan olarak değil, bir hakikat alanı olarak gördü. Yazmak onun için yalnızca anlatmak değil; tanıklık etmekti, bir belleği geleceğe taşımaktı” dedi.</p>
<p><b>“ONUN BÜYÜKLÜĞÜ YAZDIKLARINDA DEĞİL TARAFINDA GİZLİDİR”</b></p>
<p>Yaşar Kemal’in sadece insanı değil doğayı da savunduğunu sözlerine ekleyen Köymen, “Bugün doğayı koruma mücadelesi veriyorsak, onun satırlarında çok önceden yazılmış bir uyarıyı yeniden hatırlıyoruz. Ve Binbir Çiçekli Bahçe… O bahçede tek renk yoktur. Tek ses yoktur. Tek kimlik yoktur. Çoğulluk zenginliktir. Yaşar Kemal’in büyüklüğü yalnızca yazdıklarında değil, tarafında gizlidir. O, her zaman insan onurunun tarafında oldu. Güçten değil haktan yana durdu. Sessizlikten değil sözden yana oldu. Umutsuzluk dayatıldığında, umudu yazdı. Bizler bugün onun adını taşıyan bu kültür merkezinde buluşurken, kültürü bir ayrıcalık değil kamusal bir hak olarak gördüğümüzü bir kez daha ifade ediyoruz. Maltepe’de çocukların kitaplarla büyüdüğü, gençlerin özgürce düşünebildiği, kadınların eşit ve güvenli bir yaşam sürdüğü bir kent inşa etme çabamız, Yaşar Kemal’in düşlediği dünyaya duyduğumuz inancın; o binbir çiçekli bahçe hayalimizin bir yansımasıdır. Bir kez daha bu duygularla Yaşar Kemal’i saygı ve özlemle anıyorum” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><b>SATIRLARDAKİ BİTKİLER SERGİYLE ÇİÇEK AÇTI</b></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından anma haftası Yaşar Kemal’in eserlerinden oluşan kitap kapakları ve film afişleri sergisiyle başladı. Program, Kemal’in satırlarında hayat bulan bitkiler, bitki ressamlarının dokunuşlarıyla hazırladığı “Binbir Çiçekli Bahçe” sergisiyle devam etti. Sergiyi Yaşar Kemal’in eşi Ayşe Semiha Baban ile birlikte gezen Esin Köymen, daha sonra Türkan Şoray tarafından beyazperdeye aktarılan “Yılanı Öldürseler” filminin gösterimine katıldı.</p>
<p><b>ŞORAY, FİLMİN KAMERA ARKASINDA YAŞANANLARI ANLATTI</b></p>
<p>Gösterim öncesinde Türkan Şoray ve Burçak Evren’in katıldığı bir söyleşi düzenlendi. Filmin yönetmen ve başrol oyuncusu Türkan Şoray, filmin çekimi esnasında yaşadıkları deneyimleri ve Yaşar Kemal’in eserlerini filme aktarırken duyduğu heyecan ve zorlukları sanatseverlerle paylaştı. Söyleşinin ardından Başkan Köymen, Şoray ve Evren’e teşekkür ederek çiçek takdim etti.</p>
<p><b>ANMA PROGRAMI PANELLER VE KONSERLE DEVAM EDECEK</b></p>
<p>Anma programı kapsamında 26 Şubat, saat 20.30’da, Doç. Dr. Cihan Erdönmez, şair-yazar Ahmet Bozkurt ve yazar Yavuz Ekinci’nin katılımıyla “Yaşar Kemal Romanlarında Bir Karakter Olarak Doğa ve İnsan” söyleşisi düzenlenecek. 27 Şubat, saat 20.30’daysa eleştirmen-yazar Ömer Türkeş, akademisyen-yazar Ece Onural ve eleştirmen-yazar Semih Gümüş’ün “Direniş, İsyan ve Toplumsal Adalet” söyleşisi gerçekleştirilecek. Ayrıca program kapsamında 27 Şubat, saat 20.30’da, Cihangir Atölye Sahnesi “Filler ve Karıncalar” isimli oyunun gösterimini yaparken film ve dizi müzikleriyle tanınan Erdal Güney, Yaşar Kemal’in şiirlerinden bestelenen şarkıların da yer aldığı “Toprağın ve Rüzgârın Şarkıları” isimli konseriyle 1 Mart saat 20.30’da sahne alacak. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkan-soray-turk-edebiyatinin-usta-ismi-yasar-kemal-anma-haftasinda-sevenleriyle-bulustu-616072">Türkan Şoray, Türk edebiyatının usta ismi Yaşar Kemal anma haftasında sevenleriyle buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Özarslan İftarda Yozgatlılarla Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-iftarda-yozgatlilarla-bulustu-615751</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 13:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[dernek]]></category>
		<category><![CDATA[ftarda]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[mesut]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[olsun]]></category>
		<category><![CDATA[özarslan]]></category>
		<category><![CDATA[Yozgatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yozgatlılarla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615751</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar programında Yozgatlılarla buluştu. Programda Kur’an-ı Kerim tilaveti, ilahi dinletisi ve sema gösterisi düzenlenirken oruçlar dualarla açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-iftarda-yozgatlilarla-bulustu-615751">Başkan Özarslan İftarda Yozgatlılarla Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar programında Yozgatlılarla buluştu. Programda Kur’an-ı Kerim tilaveti, ilahi dinletisi ve sema gösterisi düzenlenirken oruçlar dualarla açıldı.</p>
<p>İftar programına; Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’ın yanı sıra; Türkiye İttifakı Partisi Genel Başkanı Ferhat Yılmaz, AK Parti Keçiören İlçe Başkanı Ömer Faruk İslam, İYİ Parti Keçiören İlçe STK Sorumlu Başkanı Kenan Çağlar, Ankara Yozgatlı Dernekler Federasyonu Onursal Başkanı Ahmet Koç, önceki dönem Ankara Yozgat Demokrat Dernekler Federasyonu Başkanı İbrahim Çetin, Keçiören Yozgatlılar Dernek Başkanı Aytaç Bingöl, Keçiören Yozgatlılar Derneği Kadın Kolları Başkanı Meryem Aslan, Keçiören Yozgatlılar Derneği başkan yardımcıları ve yönetim kurulu üyeleri, Yozgat iline bağlı hemşehri derneklerinin başkanları, muhtarlar, meclis üyeleri, başkan yardımcıları ve çok sayıda Yozgatlı vatandaş katıldı.</p>
<p><b>“Yozgatlı insan demek, gönlü güzel insan demektir”</b></p>
<p>Programda katılımcılara seslenen <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, Yozgatlıların; yiğitliğin, inancın, vatan sevgisinin ve millî birlik ruhunun simgesi olduğu belirterek şöyle konuştu: “Yozgatlı olmak, yiğidin harman olduğu yerden olmak demektir. Yozgatlı olmak, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin sancaktarı olmak demektir. Yozgatlı olmak; hak, hukuk, adalet yolunda Hz. Ali Efendimiz gibi Ehl-i Beyt’in yolunda dimdik duranlar demektir. Yozgat Yaylası demek, Bozok Yaylası demek; Hoca Ahmet Yesevi’nin, Horasan erenlerinin Anadolu coğrafyasında insanlığın kaderini ‘dava, insanlık davasıdır’ diyerek insanlığa hizmet için adanmış insanların ta kendisi demektir. Ne zaman bu vatan coğrafyası darda kalsa; Conkbayırı’nda, Yemen’de, Kafkaslar’da, Polatlı’da, vatanın her köşesinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarıyla birlikte ‘Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali!’ diyen insanların ta kendisidir Yozgatlılar. Yozgatlı insan demek, gönlü güzel insan demek; birliğin, beraberliğin ta kendisi demektir. İşte birlik ve beraberliği yaşadığımız on bir ayın sultanı ramazanda sizlerle birlikte iftar sofralarını paylaşmanın onurunu ve gururunu yaşıyorum. Kıymetli hemşerilerim, bizler sizin başınıza baş olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. Öyle de devam edeceğiz. Bu Keçiören’de ne kadar Yozgatlı yaşıyorsa, Ankara’da ne kadar hemşehrimiz yaşıyorsa hepsi bizim başımızın tacıdır ve hizmete devam edeceğiz. Ramazan ayınız mübarek olsun. Tuttuğunuz oruçlar, yaptığınız ibadetler Yüce Allah’ın nezdinde kabul ve makbul olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene.”</p>
<p><b>“Keçiören’e hizmet etmekten geri durmayan Başkanımızdan Allah razı olsun”</b></p>
<p><b>AK Parti Keçiören İlçe Başkanı Ömer Faruk İslam</b> da konuşmasında, Yozgatlıların Ankara’nın sosyal ve siyasi hayatında belirleyici olduğu vurgulayarak şunları söyledi: “Bu mübarek günde bizleri bu sofrada buluşturan, her ne olursa olsun Keçiören’e hizmet etmekten geri durmayan kıymetli Belediye Başkanımıza da burada huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Allah ondan razı olsun. Tabii ki Ankara’da yaşayıp, Ankara’da siyaset yapıp da bir kenara Yozgat yazmadan, Yozgatlıların gönlüne girmeden, onlara dokunmadan Ankara’da siyaset yapmak çok mümkün değildir. Çünkü Ankara nüfusunun büyük çoğunluğu Yozgatlı hemşerilerimizden oluşur. Ben de Ankara’da doğup büyüyen bir kardeşiniz olarak, bu yaşa kadar birçok Yozgatlıyla dostluklar etmiş, gidip gelmiş, gönül sofrasında kimi zaman misafir olmuş, kimi zaman misafir etmiş bir kardeşinizim. Bu vesileyle hepinize şükranlarımı sunuyor, hayırlı ramazanlar diliyorum.”</p>
<p><b>“Yiğit Başkanım Mesut Başkan’a sahip çıkmanızı istiyorum”</b></p>
<p><b>Türkiye İttifakı Partisi Genel Başkanı Ferhat Yılmaz </b>ise birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekerek katılımcılara şöyle seslendi: “Böylesine güzel bir gecede bizleri bir araya getiren çok kıymetli Başkanım Mesut Özarslan Beyefendi’ye çok teşekkür ediyorum. Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır. Bir olmak, iri olmak, diri olmanın en güzel yoludur. Mesut Başkanımızı Yerköy Belediye Başkanı olduğum dönemden bilirim. Sağ olsun, Yerköy’ümüze, Yozgat’ımıza bizlere genel müdür olduğu dönemde bile her zaman sahip çıkmıştır, kol kanat germiştir. Tüm Yozgatlı hemşerilerimden yiğit Başkanım Mesut Başkan’a sahip çıkmanızı, kol kanat germenizi istiyorum.”</p>
<p><b>“Rabbim birliğimizi daim eylesin.”</b></p>
<p><b>Ankara Yozgatlı Dernekler Federasyonu Onursal Başkanı Ahmet Koç</b> yaptığı konuşmada, “Yozgatlılar olarak bugün Ankara’da beş ayrı yerde iftar sofraları kurduk. Elhamdülillah, çok şükür her bir arkadaşımız oralarda ve ramazanın bu ibadetini hep birlikte yerine getiriyoruz. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin.” dedi.</p>
<p><b>Keçiören Yozgatlılar Dernek Başkanı Aytaç Bingöl</b> ise “Ramazan ayımız mübarek olsun. Tuttuğumuz oruçları ve yaptığımız ibadetleri Rabbim kabul eylesin. Birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi daim eylesin. Gecemizin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene, ne mutlu Yozgatlıyım ve Keçiörenliyim diyene.” ifadeleriyle katılımcılara teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-iftarda-yozgatlilarla-bulustu-615751">Başkan Özarslan İftarda Yozgatlılarla Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kafka Kitap&#8217;tan Türk Edebiyatının Üç Büyük Romanı Serisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kafka-kitaptan-turk-edebiyatinin-uc-buyuk-romani-serisi-615536</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 07:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatının]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[eylül]]></category>
		<category><![CDATA[günümüz]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kafka]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[okur]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Romanın]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[üç]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615536</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kafka Kitap’tan Türk Edebiyatı klasikleri serisi başlıyor. Mai ve Siyah, Eylül ve Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç günümüz Türkçesiyle yeniden okurla buluşuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kafka-kitaptan-turk-edebiyatinin-uc-buyuk-romani-serisi-615536">Kafka Kitap&#8217;tan Türk Edebiyatının Üç Büyük Romanı Serisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kafka Kitap’tan Türk Edebiyatı klasikleri serisi başlıyor. Mai ve Siyah, Eylül ve Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç günümüz Türkçesiyle yeniden okurla buluşuyor. </em></p>
<p>Kafka Kitap, Türk edebiyatının modernleşme sürecine yön veren üç büyük romanı, Halid Ziya Uşaklıgil’in “Mai ve Siyah”ı, Mehmet Rauf’un “Eylül”ü ve Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç”ı ile edebiyat tarihinin en güçlü metinlerini günümüz okuruyla yeniden buluşturuyor. </p>
<p>Titiz bir editoryal çalışmayla Mustafa Çevikdoğan tarafından yayına hazırlanan ve günümüz Türkçesine uyarlanan bu üç eser, yalnızca geçmişin edebiyat mirasını değil, bugün hâlâ güncelliğini koruyan meseleleri de hatırlatıyor. </p>
<p><strong>Bir Kuşağın Hayalleri ve Hüsranları: </strong><em><strong>Mai ve Siyah</strong></em><strong> </strong></p>
<p>Türk edebiyatının ilk büyük romanlarından biri olan Mai ve Siyah, aradan geçen yüz yılı aşkın zamana rağmen “ilk” olmanın çok ötesine geçmiş bir başyapıt. Halid Ziya’nın ifadesiyle, “onda hemen bütün ben varım” dediği bu eser, bireysel bir hikâyenin ötesine geçerek “memleketin bedbaht gençliğini” anlatır. </p>
<p>Osmanlı’nın son yıllarında, edebiyat ve basın dünyası çevresinde geçen roman; hayaller, hülyalar ve kaçınılmaz hüsranlarla çevrili bir gençliğin hikâyesine odaklanır. Bu eser, bireysel bir anlatının ötesine geçerek bir kuşağın ruh hâlini temsil eder.</p>
<p>Seriyi yayına hazırlayan Mustafa Çevikdoğan, romanın edebiyat tarihindeki yerine şu sözlerle dikkat çekiyor: <em>“Halid Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah’ı yazarken sadece bir roman yazmakla kalmamış, sonrasında yazılacak yüzlerce romanın da çatısını kurmuş, Türk edebiyatına yeni bir yön vermiştir.”</em></p>
<p>Halid Ziya Uşaklıgil’in 1898’de yayımlanan ve Türk romanının seyrini değiştiren başyapıtı yazarın 1938’de gözden geçirdiği son metin esas alınarak, önceki baskılarla karşılaştırılarak en olgun hâliyle okura sunuldu. <em>Mai ve Siyah</em>, aradan geçen yüz yılı aşkın zamana rağmen hâlâ tüm gençlere ve tüm zamanlara seslenen bir roman olmayı sürdürüyor.</p>
<p><strong>Türk Romanında Ruhun Derinlikleri: </strong><em><strong>Eylül </strong></em></p>
<p>Mehmet Rauf’un edebiyat tarihimize armağan ettiği <em>Eylül</em>, “psikolojik roman” tanımının ötesine geçen, insan ruhunun en kırılgan noktalarına dokunan bir başyapıt. </p>
<p>1900 yılında yayımlanan eser; insan ilişkilerini, belli bir toplumsal çevreyi ve en çok da İstanbul’u —özellikle Boğaziçi’ni— benzersiz bir ayrıntı zenginliğiyle anlatır. Yasak aşk ekseninde şekillenen romanda, üç ana karakterin ruh çözümlemelerindeki ustalık, edebiyatımızda bir dönüm noktasını işaret eder. <em>Eylül</em>, yalnızca bir karasevda romanı değil; duyguların, bastırılmış arzuların ve iç çatışmaların romanıdır.</p>
<p>Mustafa Çevikdoğan, Eylül’ün gücünü şöyle özetliyor: “<em>Türk edebiyatında ‘psikolojik roman’ denince akla gelen ilk eser olan Eylül, bu basit sınıflandırmaya sığmayacak kadar büyük ve derinlikli bir romandır.”</em></p>
<p>Kafka Kitap, bu büyük eseri ilk baskılarıyla karşılaştırıp notlandırarak, metnin derinliğini ve atmosferini koruyan bir yaklaşımla günümüz Türkçesine uyarlıyor. Böylece <em>Eylül</em>, hem döneminin ruhunu hem de evrensel insan hâllerini bugünün okuruna yeniden taşıyor.</p>
<p><strong>Kıyamet Korkusu, Aşk ve Cesur Bir Kadın Sesi: </strong><em><strong>Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç</strong></em></p>
<p>Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın en çok konuşulan ve en çok okunan romanlarından biri olan <em>Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç</em>, 1910 yılında Halley Kuyrukluyıldızı’nın dünyaya yaklaşmasıyla İstanbul’da oluşan büyük paniği merkezine alır. Gazetelerin körüklediği korku atmosferi içinde Hüseyin Rahmi, her zamanki gibi insanların cehaletini, hurafelerini ve boş inanışlarını hicvin keskin diliyle anlatır. </p>
<p>Roman çoğu zaman eğitimsizlik ve batıl inançlar etrafında örülmüş bir aşk hikâyesi olarak bilinse de, onu asıl güçlü ve güncel kılan yönü, kadın meselesine yaklaşımıdır. Genç kadın karakterin dönemin “bilgili” erkek figürlerine verdiği dersler ve kadın-erkek eşitsizliğine dair cesur tespitler, bugün bile etkisini korur.</p>
<p>Mustafa Çevikdoğan, romanın arka planını şöyle anlatıyor: <em>“1910 yılında Halley bir kez daha Dünya ufkunda göründüğünde insanları büyük bir telaş alır. Gazetelerin de bolca köpürttüğü bu korku atmosferinde Hüseyin Rahmi, insanların cehaletlerini alaya alan bu romanı yazar.”</em> </p>
<p>Edebiyatımızın ilk “dünyanın sonu” anlatılarından biri olarak kabul edilen bu roman, Kafka Kitap’ın titiz editoryal çalışmasıyla günümüz Türkçesine uyarlanarak okurla buluşuyor.</p>
<p><strong>Editoryal Yaklaşım: Metne Sadakat, Okura Yakınlık </strong></p>
<p>Kafka Kitap’ın Türk Edebiyatı Klasikleri serisi, bu üç romanı yalnızca yeniden yayımlamakla kalmıyor; onları bugünün okuruyla yeniden konuşturmayı hedefliyor.</p>
<p>Seriyi yayına hazırlayan Mustafa Çevikdoğan, bu üç romanın yalnızca edebi değil, düşünsel ve toplumsal açıdan da hâlâ canlı olduğunu vurguluyor. Çevikdoğan, tüm eserlerin ilk baskılarıyla karşılaştırıldığını, notlandırıldığını ve metne sadık kalınarak günümüz okurunun rahatlıkla takip edebileceği bir dilde yeniden hazırlandığını belirtiyor. </p>
<p>Bu yaklaşım, edebiyat tarihimizin yapıtaşlarını hem akademik titizlikle hem de okur dostu bir anlayışla yeniden düşünmeye davet ediyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kafka-kitaptan-turk-edebiyatinin-uc-buyuk-romani-serisi-615536">Kafka Kitap&#8217;tan Türk Edebiyatının Üç Büyük Romanı Serisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: Türkiye&#8217;ye umut olacağız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-turkiyeye-umut-olacagiz-615204</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:42:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[foça]]></category>
		<category><![CDATA[hatay]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[olacağız]]></category>
		<category><![CDATA[önümüzdeki]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615204</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Halk TV’de Serhan Asker’in sunduğu Görkemli Hatıralar programına konuk oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-turkiyeye-umut-olacagiz-615204">Tugay: Türkiye&#8217;ye umut olacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Halk TV’de Serhan Asker’in sunduğu Görkemli Hatıralar programına konuk oldu. Foça’dan yayımlanan programda, spordan sanata önümüzdeki 3 yıl içinde hayata geçirecekleri projeleri tek tek anlatan Başkan Tugay, “İzmir’in Türkiye için bir umut olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle kötü olma hakkımız asla yok. Her zaman iyi olacağız ve Türkiye’ye de umut olacağız” dedi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Halk TV’de Serhan Asker’in hazırlayıp sunduğu Görkemli Hatıralar programına konuk oldu. Foça Belediyesi’nin ev sahipliğindeki program Nihat Dirim Barış ve Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştirildi. Canlı yayına Başkan Cemil Tugay’ın yanı sıra Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı ile  Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) adına beş dönem milletvekilliği yapan Kemal Anadol da katıldı. Programda İzmir Büyükşehir Belediyesi Çok Sesli Kadın Korosu birbirinden renkli şarkılar seslendirdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Efeler Grubu ise etkileyici bir performans sergiledi. Yayında, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren halk ozanı Hasret Gültekin ile kısa süre önce hayatını kaybeden eşi Yeter Gültekin de anıldı.</p>
<p><strong>“Sorun olan her yere müdahale edeceğiz” </strong></p>
<p>Geçtiğimiz ekim ayında Foça’da yaşanan sel felaketiyle ilgili konuşan Başkan Tugay, bu yıl yağmur yağmamasından endişe ettiklerini belirterek yağışların başlamasının sevindirici olduğunu söyledi. Ancak yağışların ani ve şiddetli gerçekleştiğini ifade eden Tugay, bazı bölgelerde sorunlar yaşandığını dile getirdi. Yaşanan sıkıntıların çok büyük boyutta olmadığını vurgulayan Tugay, “Şükürler olsun, o günler geride kaldı. Bu süreç bize pek çok konuda sorumluluk yükledi. Önümüzdeki aylarda ve yıllarda sorun yaşanan her noktaya müdahale edeceğiz. Bundan sonra benzer sıkıntılarla karşılaşmamak için gerekli çalışmaları yapacağız” dedi.</p>
<p><strong>“Kötü olma hakkımız asla yok”</strong></p>
<p>Bayındır’dan Kınık’a kadar ilçe ilçe İzmir’i, tarihi ve kültürel birikimiyle anlatan Başkan Tugay, “İzmir’e gelmeyen insan neredeyse hiç görmedim. Türkiye’nin ve dünyanın pek çok yerinden insanın dostça bir arada yaşadığı yer İzmir’dir. İzmir’in Türkiye için bir umut olduğunu düşünüyorum. O nedenle kötü olma hakkımız asla yok. Her zaman iyi olacağız ve Türkiye’ye umut olacağız” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Foça’nın korunması için hassasiyetimiz var”</strong></p>
<p>Karaburun’dan Foça’ya bir yüzme yarışı düzenlemeyi planladıklarını belirten Başkan Tugay, Foça’nın 2 bin 600 yıllık tarihine dikkat çekti. İzmir’in Dikili’den Selçuk’a kadar 464 kilometrelik kıyı şeridine sahip olduğunu vurgulayan Tugay, birçok güzel kıyı kenti ve koy bulunduğunu, hâlâ keşfedilmemiş yerlerin olduğunu söyledi. Foça’nın denizle iç içe, özel kentlerden biri olduğunu ifade eden Tugay, “Denizini, doğasını ve kültürünü korumak zorundayız. Kontrolsüz yapılaşmayı doğru bulmuyoruz. Foça, binlerce yıldır insanların yaşadığı ve bundan sonra da korunması gereken çok özel bir yer. Bu hepimizin görevi” dedi.</p>
<p><strong>“Sağlıklı Kentler Birliği’nin toplantısını Hatay’da yapacağız”</strong></p>
<p>6 Şubat depreminin yıldönümünde Hatay’daki izlenimlerini paylaşan Başkan Tugay, “Deprem üzerinden 3 yıl geçti ama hâlâ yapılacak çok iş var. Sıkıntı yaşayan çok insan gördük. Bu yıldönümünde bir miktar desteğimizi ilettik. Nisan ayında Sağlıklı Kentler Birliği’nin toplantısını Hatay’da yapacağız ve diğer belediyeleri de yardıma davet edeceğiz. Deprem kentleri arasında en kötü durumda olan Hatay. İzmir ve Hatay kültürel olarak birbirine yakın iki şehir. Hataylılar İzmir’i seviyor” dedi.</p>
<p><strong>“İZMAR’ların kapılarında kuyruk oluyor”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tanzim satış marketleri İZMAR hakkında konuşan Başkan Tugay, “Uygun fiyatlı ürün sunabilmek için bu marketleri açtık. Kar amacı yok. Ürünleri tamamen üreticiden alıp neredeyse aynı fiyata satıyoruz. Kendi fabrikalarımızda et ve süt ürünleri de üretiyoruz. Foça yoğurdu çok güzel bir yoğurt ama bizim sattığımız yoğurt piyasanın yarısı fiyatında. Bu yüzden yoğurt ve et ürünleri çabuk tükeniyor. Amacımız hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumak. Marketçilik yapmıyoruz, üretici ile tüketici arasında köprü oluyoruz. Marketler çok sevildi ve talep gördü. Şu an 20 şube var, bu yıl bir 20 şube daha açmayı planlıyoruz. Ramazan ayında kapılarda kuyruk oluyor” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“Önümüzdeki 3 yıl dolu dolu geçecek”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, İzmir’de önümüzdeki üç yılın yoğun bir çalışma dönemi olacağını belirterek şunları söyledi: “2026 ve 2027, neredeyse yolların tamamını yenilediğimiz yıllar olacak. Dikili ve Şakran’ın arıtma tesislerini tamamlayacağız, diğer eksik arıtma tesislerini de hayata geçireceğiz. Deniz suyu arıtma tesisini açacağız. Belediye binası, Karşıyaka Stadı ve Kordon otoparkını yapacağız. İzmir’i tarımsal kalkınmada destekliyoruz; bu, kentin tarımda katma değerini artıracağı yıllar olacak. Turizmde ciddi bir artış bekliyoruz ve İzmir’i dünyaya daha fazla tanıtacağız. Opera binamızı tamamlıyoruz, birçok kütüphane inşa ediyoruz; Bornova’da 15 bin metrekarelik büyük bir kütüphane projesi var. Ayrıca İzmir’in her köşesinde yeni sosyal tesisler, yaşlı bakımevleri, konservatuar ve spor yatırımları yapacağız. Yeni bir atletizm sahası ve 10 bin kişilik basketbol salonu da planlarımız arasında. Önümüzdeki 3 yıl gerçekten dolu dolu geçecek.”</p>
<p><strong>Başkan Bora</strong><strong> Fıçı: İnsanlar cenneti görmek istiyorsa Foça’ya gelmeliler</strong></p>
<p>Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, yayında Foça’yı tanıtarak, “İnsanlar cenneti görmek istiyorsa Foça’ya gelmeliler. Binlerce yıllık tarih, deniz, doğa ve özgür ruhuyla Foça özel bir yer. Sokak hayvanları ve doğayla birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor; aksi hâlde doğa bize karşı tepkisini gösterecek. Foça’nın uluslararası tanınırlığını artıracak yeni bir projeye de imza attık; Foça’dan dünya ülkelerine açılan kolonilerin bir araya geldiği uluslararası derneğin kurucu üyesiyiz. Önümüzdeki yıllarda Foça, Marsilya’dan daha öne çıkacak” dedi. </p>
<p><strong>Anadol: Foça Türkiye’ye değil, Türkiye Foça’ya benzesin</strong></p>
<p>Kemal Anadol ise Foça’nın kuruluşundan günümüze tarihini ve Siren Kayalıkları’nın hikayesini anlatarak, “Foça Türkiye’ye değil, Türkiye Foça’ya benzesin” dedi. Anadol, son kitabı “Hoşça Kal Midilliyi” de imzalayarak konuklara armağan etti. </p>
<p><strong>Başkan Tugay’dan duygulandıran şiir</strong></p>
<p>Başkan Tugay, programın sonunda “Her Şey Sende Gizli” adlı şiiri okudu. Başkan Tugay’ın okuduğu şiirin sözleri şöyle; </p>
<p>Yerin seni çektiği kadar ağırsın<br />Kanatların çırpındığı kadar hafif..<br />Kalbinin attığı kadar canlısın<br />Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç&#8230;<br />Sevdiklerin kadar iyisin<br />Nefret ettiklerin kadar kötü..<br />Ne renk olursa olsun kaşın gözün<br />Karşındakinin gördüğüdür rengin..<br />Yaşadıklarını kâr sayma:<br />Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;</p>
<p>Ne kadar yaşarsan yaşa,<br />Sevdiğin kadardır ömrün..<br />Gülebildiğin kadar mutlusun<br />Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin<br />Sakın bitti sanma her şeyi,</p>
<p>Sevdiğin kadar sevileceksin.<br />Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer<br />Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın<br />Bir gün yalan söyleyeceksen eğer<br />Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.<br />Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret<br />Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın<br />Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın<br />Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.<br />Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın<br />Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.<br />Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..</p>
<p>İşte budur hayat!<br />İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın<br />Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün<br />Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun<br />Çiçek sulandığı kadar güzeldir<br />Kuşlar ötebildiği kadar sevimli<br />Bebek ağladığı kadar bebektir<br />Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,<br />Sevdiğin kadar sevilirsin&#8230;</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-turkiyeye-umut-olacagiz-615204">Tugay: Türkiye&#8217;ye umut olacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan, bir psikolojik SWOT analizi yapma dönemi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-bir-psikolojik-swot-analizi-yapma-donemi-614686</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 08:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[niyet]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[swot]]></category>
		<category><![CDATA[yapma]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614686</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan’ın manevi ve psikolojik boyutunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bir-psikolojik-swot-analizi-yapma-donemi-614686">Ramazan, bir psikolojik SWOT analizi yapma dönemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan’ın manevi ve psikolojik boyutunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Ramazan, anlamı gözden geçirme fırsatı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan’ın psikiyatrik açıdan taşıdığı anlama dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Ramazan, şahsi görüşümün dışında psikiyatrik açıdan şöyle bir anlamı var: İnsan hayatında ‘dur, düşün, yeniden başla’ demesi gereken zamanlar vardır. Bu, yeniden başlamak için bir fırsattır. Bu hatta inovasyonun, yani yenilikçiliğin, girişimciliğin temel kurallarından birisidir; %15 kuralı. Bir insan 10 saat bir iş yapıyorsa, 1,5 saat yaptığı iş hakkında düşünsün, düşündüğü hakkında düşünsün ve bir özeleştiriden geçsin, bir kendi iç muhasebesinden geçsin ve bunun sonucunda yeniden bir düzenleme yapsın. Bir moratoryum ilan etmek gibidir bir açıdan. Ve bu arada birçok şey masaya yatırılıp yeniden ele alınır. Ramazan da insanın hayat yolculuğunda giderken, 12 aydan bir ayını böyle bir içsel yolculuğa çıkmak gibi ele alması; kendini anlamak ve yaptığı rutin işlere farklı açılardan bakabilmek, yeni bakışlar getirebilmek, yeni anlamlar katabilmek ve hayatıyla ilgili sorgulamalar yapabilmesi için bir fırsattır. Yani ‘anlamı gözden geçirme fırsatı’ Ramazan diyebiliriz.”</p>
<p><strong>“Ruhumuza atılan bir resetleme”</strong></p>
<p>Ramazan’ı ruhsal bir yenilenme süreci olarak tanımlayan Prof. Dr. Tarhan, beynin duygu, düşünce ve değer kalıplarının kayıtlı olduğu bir merkez olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:</p>
<p>“Ruhumuza atılan bir resetleme gibi tanımlamak burada çok önemli. Nasıl oluyor peki? İnsanın ruhunda&#8230; Ruhumuzun mana dünyası ile madde dünyası arasındaki aracı organımız beynimiz. Duygu, düşünce, davranış ve değer kalıplarımız, değer yargılarımız beyinde kayıtlıdır, yazılıdır. Çocukluktan beri öğrendiğimiz hayat senaryoları vardır ve son bir sene içerisinde hayatımıza yeni aktörler katılmıştır, yeni düşünce kalıpları ortaya çıkmıştır, yeni tehditler, fırsatlar ortaya çıkmıştır. Bunları yeniden analiz etmek gerekiyor.”<strong> </strong></p>
<p><strong>Ramazan, psikolojik SWOT analizi yapma dönemi</strong></p>
<p>Ramazan’ın bir tür psikolojik SWOT analizi yapma dönemi olarak değerlendirilebileceğini belirten Prof. Dr. Tarhan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Beyin fırtınası çalışmalarında önerilen bir yöntem vardır; buna SWOT analizi denir. Kişi bu çalışmayı yaparken kendisine farklı bir açıdan, adeta üçüncü bir gözle bakarak değerlendirme yapar. Güçlü yönlerini ve zayıf yönlerini tespit eder, amacını netleştirir. Amacını belirledikten sonra da o hedefe ilerlerken karşılaşabileceği tehditleri ve sahip olduğu fırsatları analiz eder. Bu tür değerlendirmeler birçok vizyon toplantısında, kurumsal düzeyde ve resmi uygulamalar çerçevesinde yapılmaktadır. Ramazan ayı da insan için benzer bir imkân sunar. Hayat yolculuğu açısından bakıldığında Ramazan, kişinin kendi yaşamına dair psikolojik bir SWOT analizi yapabileceği özel bir dönem olarak değerlendirilebilir.”</p>
<p><strong>“Oruç, niyetle başlar”</strong></p>
<p>Ramazan’ın yalnızca bedensel bir açlık süreci olmadığını, asıl anlamının niyetle başladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan şöyle devam etti:</p>
<p>“Mesela kişi, “Yaptığım iş ne kadar doğru? Amaçlarıma ne ölçüde hizmet ediyorum? Doğru bir stratejiyle mi ilerliyorum? Farkında olmadan yaptığım hatalar var mı?” gibi soruları kendisine yöneltip hayatının anlamı ve amacı üzerine yeniden düşünme fırsatı olarak Ramazan’ı değerlendirirse, bu dönem yalnızca bir açlık kürünün ötesine geçer. Anlamı bilinmeden tutulan oruç ise sadece bir açlık pratiği olarak kalır. Elbette bu da bütünüyle karşılıksız değildir; vücut belli bir süre aç kaldığında DNA hasarlarının onarımına katkı sağladığına dair bulgular vardır. Yani bedensel faydaları da söz konusudur. Ancak Ramazan’ın asıl değeri niyetle başlar. Anadolu’da Ramazan için “Niyetli misin?” diye sorulması son derece manidardır. Çünkü Ramazan orucunun temelinde niyet vardır.”</p>
<p>Ramazan ve namazda niyetin varlığına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Ramazan’da niyet var, namazda niyet var. Bunlar da niye niyet var? Çünkü insanın Allah’la bağ kurduğu andır bu dönemler. O dönemler kalbini Rabbine yönelttiği dönemlerdir insanın. Varoluşun amacını değerlendirdiği, varoluşuna uygun geçtiği sınav sürecini yeniden ele aldığı günlerdir bunlar.” dedi.</p>
<p><strong>Eski Ramazanlar çocukluğumuzun Ramazan’ı…</strong></p>
<p>Ramazan’ın toplumsal huzura katkı sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, alkol ve madde kullanan bireylerin yaklaşık yüzde 50’si Ramazan ayında bu alışkanlıklarına ara veriyor. Yüzde 50 gibi yüksek bir oran dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Nitekim cezaevlerindeki suç oranlarına bakıldığında, vakaların yaklaşık yüzde 60’ının alkol ve madde kullanımıyla ilişkili olduğu görülüyor. Ramazan döneminde alkol ve madde kullanımının azalması, aile içi ilişkileri de olumlu yönde etkiliyor. Ev ortamında huzurun arttığı, aile bireyleri arasındaki iletişimin ve uyumun güçlendiği ifade ediliyor. Bu nedenle çocuklar da Ramazan günlerini daha sıcak, daha sakin ve daha huzurlu bir dönem olarak hatırlıyor ve özlüyorlar. Çünkü çocukları sevindirmek hayırdır, sevaptır, güzeldir. İyilik yapmak teşvik ediliyor. Bunun etkisiyle insanoğlu Ramazan’ı hep güzel anılarla beynine kaydetmiş. Bu çocuklardaki Ramazan’ı biz ‘eski Ramazan’ gibi söylüyoruz; aslında kendi çocukluğumuzun Ramazan’ını kastediyoruz buradan farkında olmadan, bilinçaltı bir mekanizmayla.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Ramazan, psikolojik sağlamlık antrenmanıdır”</strong></p>
<p>Ramazan’ın bir dayanıklılık eğitimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ramazan, bir bakıma insan için bir antrenman sürecidir. Bu dönem, kişinin psikolojik sağlamlığını güçlendirmek üzere kendisiyle çalıştığı, bir idman yaptığı özel bir ay gibidir. Dayanıklılık eğitimi verdiği, isteklerini erteleme becerisini geliştirdiği ve sosyal empati duygusunu güçlendirdiği bir süreçtir. Empati, en temel sosyal duygulardan biridir; karşı tarafın duygularını anlayabilme becerisidir. Nitekim Danimarka’da okullarda empati dersi verildiği bilinmektedir. Bu dersin amacı, çocukların bencil bireyler olarak yetişmemesi; yalnızca kendi çıkarlarını düşünen değil, bireysel fayda ile toplumsal fayda arasında denge kurabilen bireyler olmalarını sağlamaktır.</p>
<p>Ramazan da bu yönüyle sosyal bir aydır. Kişi, açlık deneyimi üzerinden ihtiyaç sahiplerini daha iyi anlar; iyilik yapmanın bir ibadet olduğunu idrak eder. ‘Her türlü iyilik sadakadır’ anlayışı, selam vermeyi ve tebessüm etmeyi dahi bir hayır olarak gören bir inanç perspektifini yansıtır. Bu nedenle Ramazan ayı, ruhların olgunlaştığı, geliştiği ve tekâmül ettiği bir dönem niteliği taşır. Elbette bunun gerçekleşmesi, Ramazan’ın anlamına uygun şekilde yaşanmasına bağlıdır.”</p>
<p><strong>Çağın iki temel hastalığı: Bencillik ve dünyacılık…</strong></p>
<p>Toplumsal bencillik ve dünyacılık eğilimlerine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Ancak içinde bulunduğumuz çağın iki temel hastalığından söz edilebilir: Biri bencillik, diğeri ise dünyacılık. Bu iki eğilim, insanın manevi kaynaklarını zayıflatmakta, içsel derinliğini daraltmaktadır. Bencil bakış açısına sahip kişi, çoğu zaman herkesi kendisine borçlu gibi görür; önceliği daima kendi çıkarıdır. ‘Önce can, sonra canan’ anlayışıyla hareket eder, gerektiğinde en yakınlarını dahi geri planda bırakabileceğini ifade eder. Bu yaklaşım, fedakârlık duygusunun zayıfladığı bir insan tipinin yaygınlaşmasına yol açmaktadır. Geçmişte psikiyatri pratiğinde daha çok aşırı fedakâr, kendini ihmal eden, adeta ‘kendini paspas yapan’ kişilerle karşılaşılırken; günümüzde ise daha çok bencil ve narsistik özellikler gösteren bireylerle çalışıldığını söylemek mümkündür.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ramazan’da sessiz iyilik yapılmalı!</strong></p>
<p>Ramazan’da öncelikle sessiz iyilik yapılması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Üsküdar’da hâlen varlığını sürdüren sadaka taşları bu anlayışın bir yansımasıdır; veren de alan da birbirini görmez. Anadolu geleneğinde de benzer uygulamalar vardır. Ramazan ayında bir kişi çıkar, mahalle bakkalının veresiye defterindeki borçları kapatır ve bunu zekâtına sayar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Buna karşılık günümüz küresel sistemine bakıldığında, ‘sen çalış ben yiyeyim’ anlayışının hâkim olduğu bir düzenin dikkat çektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “Sermayesini ranta yatırarak emek harcamadan geçinmeyi tercih eden bir yaklaşım söz konusudur. Bunun yanında ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ anlayışı da yaygındır; ‘başkası açlıktan ölse de ben tok olduktan sonra bana ne’ diyen bir bakış açısı vardır. Ramazan ayı, işte bu sistemi ve bu zihniyeti sorgulamak için önemli bir fırsat sunar.” dedi.</p>
<p><strong>Ramazan’da hayatımızda bir anlam değişikliği yapabiliriz</strong></p>
<p>“Ramazan’da hayatımızda bir anlam değişikliği yapabilir ve bunu Ramazan sonrasında da sürdürebilirsek, bu dönüşümü kalıcı hâle getirebiliriz.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Bu nedenle yalnızca midemize değil, duygularımıza da oruç tutturmak gerekir. İnsanın ruh yapısında vicdan, nefis, akıl, kalp ve ruh gibi farklı melekeler vardır. Bu ruhi unsurların tamamını disipline edebilirsek, Ramazan bizim için bir yenilenme ve manevi bir aydınlanma ayına dönüşür. Ramazan’dan sonra daha olumlu yönde değişmiş bir şekilde hayata devam edebilmek ise ilahi hedefi kavrayabilmekle mümkündür. Kur’an-ı Kerim’de Ramazan’ın emredilişi, insanlara yalnızca açlık çektirmek için değildir. İlahi hedefin ne olduğunu düşünmek, kaderin bu süreçte insandan ne istediğini sorgulamak gerekir. İnsan aklını kullandığında bu anlamı bulabilir. Her bireyin kendine özgü bir hayat amacı ve yol haritası vardır; önemli olan o yol haritasını doğru çizebilmektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bir-psikolojik-swot-analizi-yapma-donemi-614686">Ramazan, bir psikolojik SWOT analizi yapma dönemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oruç tutmak kulun Allah&#8217;a doğru manevî yolculuğunun ifadesi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-kulun-allaha-dogru-manevi-yolculugunun-ifadesi-613725</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’a]]></category>
		<category><![CDATA[boyu]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[İbadeti]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[külün]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[manevi]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğunun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613725</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, Ramazan, Tasavvuf ve Oruç konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-kulun-allaha-dogru-manevi-yolculugunun-ifadesi-613725">Oruç tutmak kulun Allah&#8217;a doğru manevî yolculuğunun ifadesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, Ramazan, Tasavvuf ve Oruç konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Ramazan Kur’an ayıdır</strong></p>
<p>Ramazan ayının Kur’ân-ı Kerim’de anılan yegane ay olduğunu ve Kur’ân’ın bu ayda indirildiğinin vurgulandığını (Bakara 185) dile getiren Prof. Dr. Reşat Öngören, “Nitekim Kur’an âyetlerinin indirilmeye başlandığı Kadir gecesi Ramazan ayı içinde yer alır. Öte yandan Peygamber Efendimizin her Ramazan’da o zamana kadar inmiş olan âyetleri Cebrail (a.s.) ile karşılıklı okudukları (mukabele) bilinmektedir. O yüzden Ramazan ayına ‘Kur’an ayı’ denilmiştir.” diye konuştu.</p>
<p>İnananların bu ayda Kur’ân ile meşguliyetlerinin diğer aylara göre hem okuma hem de hayata geçirme bakımından daha fazla olması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Reşat Öngören, “Kur’an âyetlerinin samimiyetle hayata geçirilmesi söz konusu olduğunda İslâm’ın tasavvuf boyutunu anmak gerekir. Zira tasavvufun erdemli bireyler yetiştirme programında din hükümlerinin içselleştirilerek yaşanması/hâl edinilmesi hedeflenmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Ramazan ayı ve tasavvufî unsurlar</strong></p>
<p>Ramazan ayının bünyesinde barındırdığı maddî ve mânevî unsurların birçok açıdan tasavvuf eğitim metotlarıyla paralellik arz ettiğini söyleyen Prof. Dr. Reşat Öngören, “Bilindiği gibi dünyada her insan Allah’a doğru bir yolculuk halindedir. Kur’an’ın ifadesiyle ‘Allah’tan geldik ve yine O’na dönmekteyiz’ (Bakara 156). Tasavvuf kurumu tam da bunu ifade sadedinde, erdemli bireyler yetiştirme adına uyguladığı programa ‘Allah’a yolculuk’ anlamında ‘seyr u sülûk’ adını koymuştur. İlginçtir Kur’an’da oruç tutanlar için ‘yolcular’ (sâihûn) ifadesi kullanılıyor (Tevbe 112). Yani oruç tutmak kulun Allah’a doğru manevî yolculuğunun bir ifadesi oluyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Açlık, kulun birtakım çirkinliklerden uzaklaşmasında birinci derecede etkili oluyor</strong></p>
<p>O yüzden insanın Allah’a doğru yolculuğunda bilinçlenmesi adına tasavvuf eğitim sürecinde oruç ibadetinin yoğun bir şekilde uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Reşat Öngören, “Zira açlık, kulun birtakım çirkinliklerden uzaklaşarak güzel huylar kazanmasında birinci derecede etkili olmaktadır. İnsanın bedeninde kötülük odağı olarak tanımlanan ‘nefis’, sınırsız arzularından açlık ile daha kolay vazgeçmekte, böylece insan ruhu ilâhî, melekî niteliklere bürünmektedir. Nitekim oruçlunun yemeden, içmeden ve cinsel birliktelikten uzak durarak gününü tamamlaması, onun ilâhî ve melekî özellikleri hayata geçirmesi anlamına geliyor. Zira yememe, içmeme ve evlenmeme Allah’a ve meleklere özgü durumlardır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Oruç ibadetinin tasavvuf boyutu</strong></p>
<p>“Oruç ibadeti insan için ‘sabır ve şükür’ eğitimi anlamına gelir. Önünde olan bir nimeti tüketmekten kulluğu yerine getirmek adına uzak durmak, insana sabretmeyi öğretiyor.” diyen Prof. Dr. Reşat Öngören, şöyle devam etti:</p>
<p>“Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de bir ayette oruç ibadeti doğrudan ‘sabır’ ifadesiyle de karşılanmıştır (Bakara 153). Öte yandan gün boyu bir yudum su ve bir lokma yemek yiyemeden akşam etmek, onlardan mahrum kalan bedenin açlık sebebiyle çektiği sıkıntı, bu nimetlerin değerinin bilinmesine ve çeşitli nimetleri kuluna ihsan eden Allah’a teşekkür duygularının doğmasına ve derinleşmesine vesile olmaktadır. Oruç hali aynı zamanda vaktin kıymetini bilmeye de vesile olur. İnsan çoğu zaman farkında olmadan tükettiği zaman dilimlerinin aslında ne kadar önemli olduğunu, orucunu tamamlamak için dakikaları saymak zorunda kaldığında daha derinden hisseder. Böylece Ramazan dışında da her anını değerlendirmeyi öğrenir. Tasavvuf ehli bu özelliği kazanmaya ‘İbnü’l-vakt’ olmak derler. Öte yandan oruçlu kimse gün boyu kesintisiz ibadet halindedir. Yani bu ibadet ile eylemsel olarak Allah’ı anmayı sürdürmektedir. Bunun da tasavvuftaki karşılığı, kesintisiz zikir halinde olmak anlamında ‘zikr-i dâim’dir. Ayrıca oruçlu olarak günlük işlerini yapmaya devam eden kimse, tasavvufta ‘halk arasında Hak ile beraber olmak’ diye formüle edilen hali yaşayarak tecrübe etmiş olur.”</p>
<p><strong>Orucun mânevî boyutu</strong></p>
<p>Oruç ibadetinin şekilsel olarak sabahtan akşama kadar gün boyu aç kalmak şeklinde gerçekleşse de bu ibadetin açlıktan ibaret olduğunu düşünmenin dinin ruhuna uygun düşmeyeceğini de dile getiren Prof. Dr. Reşat Öngören, “Aksine bu açlık durumu insan ruhunu besleyen mânevî bir gıda olarak kabul edilmelidir. Böyle olunca oruçlu kimse sadece maddi gıdaları tüketmekten uzak durarak değil, ‘mânen kardeşinin etini yemek’ diye tanımlanan dedikodu (gıybet) gibi dilin eylemlerinden, insan ruhunu örseleyen dinin günah saydığı harama bakmak şeklindeki gözün eylemlerinden, eliyle, diliyle ve hareketleriyle kalp kırmaya sebep olan davranışlardan da uzak durarak orucu tamamlamaya çalışmalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-kulun-allaha-dogru-manevi-yolculugunun-ifadesi-613725">Oruç tutmak kulun Allah&#8217;a doğru manevî yolculuğunun ifadesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Felsefe Buluşmaları&#8217;nda gündem yapay zeka ve insan</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-felsefe-bulusmalarinda-gundem-yapay-zeka-ve-insan-613574</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 14:38:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<category><![CDATA[Zelyüt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613574</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Felsefe Buluşmaları’nın bu ayki konuğu Prof. Dr. Solmaz Zelyüt oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-felsefe-bulusmalarinda-gundem-yapay-zeka-ve-insan-613574">Nilüfer Felsefe Buluşmaları&#8217;nda gündem yapay zeka ve insan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Felsefe Buluşmaları’nın bu ayki konuğu Prof. Dr. Solmaz Zelyüt oldu. Pancar Deposu’ndaki etkinlikte, Aristotales’ten Davos 2026 vizyonuna uzanan süreçte yapay zekanın teknik değil, felsefi ve toplumsal etkileri de konuşuldu.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Felsefe Buluşmaları’nda bu ay “Yapay Zeka ve İnsan” konuşuldu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Solmaz Zelyüt’ün konuk olduğu etkinlikte, yapay zekanın tarihsel gelişiminin yanı sıra konuya felsefi bakış açıları da tartışıldı.</p>
<p>Söyleşide yapay zeka tarihinin sadece teknik bir kronolojiden ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Zelyüt, konuyu “Zihin nedir?” ve “Makine düşünebilir mi?” soruları ekseninde ele aldı. Katılımcılar; Aristotales’in otomat hayalinden El-Cezeri’nin mekanik algoritmalarına, Leibniz’in hesaplanabilir mantık idealinden Alan Turing’in ünlü “Taklit Oyunu”na kadar uzanan süreci felsefi bir perspektifle takip etme fırsatı buldu.</p>
<p><b>MAKİNE DİLİ KULLANIRKEN ANLAM ÜRETEBİLİR Mİ</b></p>
<p>Söyleşinin odak noktalarından birini, makinelerin dili kullanımı ve bilinç sorunu oluşturdu. John Searle’ün “Çin Odası” argümanı ve Google mühendisi Blake Lemoine’in yapay zeka LaMDA ile yaşadığı diyaloglar üzerinden, bir makinenin dili kullanmasının gerçek bir anlam ifade edip etmediği tartışıldı. Zelyüt, zihin ve beden ilişkisi üzerinden teknolojinin sınırlarını ve insan bilincinin yerini sorguladı.</p>
<p><b>DAVOS 2026 VE GELECEK VİZYONU</b></p>
<p>Prof. Dr. Solmaz Zelyüt, sunumunda güncel küresel tartışmalara da değindir. Davos 2026 notları üzerinden yapılan değerlendirmede; Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın teknolojik altyapı vurgusu, BlackRock CEO’su Larry Fink’in kapitalizmin geleceğine dair uyarıları ve Nobel ödüllü Geoffrey Hinton’ın yapay zekada “kontrol kaybı” endişeleri ele alındı. Zelyüt, Davos’ta dile getirilen bu varoluşsal risklerin, teknolojinin sadece ekonomik değil, köklü bir toplumsal dönüşümün de habercisi olduğunu belirtti.</p>
<p>Etkinlikte, son günlerin popüler dizisi “Pluribis” de konuşuldu. “Pluribus”un yapay zeka ile “Carol”un temsil ettiği ahlaki insan duruş arasındaki seçim sorgulandı. Asıl meselenin yapay zeka teknolojisinden ziyade, onu tasarlayan ve kullanan insanlara güvenmekle ilgili olduğunu belirten Prof. Dr. Zelyüt; teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin etik, hukuk ve sorumluluğun insanın omuzlarında kalmaya devam edeceğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.</p>
<p><b> </b></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-felsefe-bulusmalarinda-gundem-yapay-zeka-ve-insan-613574">Nilüfer Felsefe Buluşmaları&#8217;nda gündem yapay zeka ve insan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bergama Ticaret Merkezi&#8217;nin temeli atıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bergama-ticaret-merkezinin-temeli-atildi-613559</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 14:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atıldı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bergama]]></category>
		<category><![CDATA[Bergama Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[temeli]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613559</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Bergama Belediyesi tarafından kent merkezinde yapılacak Bergama Ticaret Merkezi’nin temel atma törenine katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bergama-ticaret-merkezinin-temeli-atildi-613559">Bergama Ticaret Merkezi&#8217;nin temeli atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Bergama Belediyesi tarafından kent merkezinde yapılacak Bergama Ticaret Merkezi’nin temel atma törenine katıldı. Yıldır, “Bu merkez, ilçenin ekonomisine doğrudan ivme kazandıracak. Bergamalılar için yeni umutların merkezi olacak. Bergama’ya yapılan her yatırım, tarihe sahip çıkmaktır” dedi. Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik de bu yatırımı belediyenin öz kaynakları ile hayata geçireceklerini söyledi.</p>
<p>Bergama Belediyesi tarafından kent merkezinde yapılacak Bergama Ticaret Merkezi’nin temeli atıldı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Bergama’ya yeni bir dinamizm kazandırmayı amaçlayan yatırımın temel atma törenine İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik, Kınık Belediye Başkanı Sema Bodur ve Bergama Kaymakamı Avni Oral ile çok sayıda yurttaş katıldı.</p>
<p><strong>“İnsanında emek var”</strong></p>
<p>Törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Bergama&#8217;nın taşında tarih, toprağında üretim, insanında emek olduğunu söyledi. Bu toprakların UNESCO Dünya Mirası gibi bir değeri taşıdığını anlatan Yıldır, “Toprağında üretim var. Çünkü tarımıyla, hayvancılığıyla, zeytiniyle, sütüyle, bereketiyle Bakırçay Havzası’nın başkenti konumunda. İnsanında emek var. Çünkü burasının insanı çalışkanlığıyla, azmiyle, ürettiğini büyütme iradesiyle bugünlere geldi” dedi.</p>
<p><strong>Bergama&#8217;ya yapılan yatırımları anlattı</strong></p>
<p>Bugün hala 28 bin üreticinin bu topraklardan geçimini sağladığını anımsatan Yıldır, “Böylesi bir mirasa, böylesi bir üretim gücüne ve insan emeğine sahip bir ilçeye gözümüz gibi bakmamız gerekiyor. Yüzyıllar boyunca bilimin, sağlığın, kültürün ve üretimin merkezi olmuş bir yerleşim yeri burası. Temelini attığımız bu merkez; ticari alanları ve ofisleriyle ilçenin ekonomisine doğrudan ivme kazandıracak. Bergamalılar için yeni kapıların, yeni umutların merkezi olacak. Bergama’ya yapılan her yatırım, tarihe sahip çıkmaktır, üretimi büyütmektir, emeği güçlendirmektir. Biz bunun farkındayız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak göreve geldiğimiz günden beri Bergama’ya yaptığımız yatırım miktarı 860 milyon lirayı aşmış durumda” dedi.</p>
<p><strong>Bergama Belediyesi öz kaynaklarıyla hayat bulacak</strong></p>
<p>Seçildikten sonra ilk kez bir projenin temelini attığını belirten Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik ise “Bu benim belediye başkanlığım döneminde yaptığım ilk inşaat diyebilirim. Bu nedenle çok değerli buluyorum” diye konuştu. Daha güçlü bir Bergama Belediyesi için çalıştıklarını anımsatan Çelik, şunları söyledi: “Ticaret Merkezi olarak inşa edeceğimiz bu merkezde önemli hizmetler yapılacak. Bodrum kat, zemin kat ve zemin kat üzeri 4 kat şeklinde. Yaklaşık 900 metrekare oturma alanı olan bir inşaat alanında ticaret merkezi yapacağız. Bu yatırımı öz kaynaklarımızla yapacağız. Yaklaşık bir yıl içerisinde de bu inşaatımızı yapmayı hedefliyoruz. Yaşanabilir bir Bergama, daha sağlıklı bir Bergama için hizmet etmeye devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>İlçenin tarihi önemine değindi</strong></p>
<p>Bergama Kaymakamı Avni Oral ise ilçenin tarihsel önemine değindi. Bergama&#8217;nın kadim medeniyet merkezi olduğunu vurgulayan Oral, “Bu bölge tarihin her döneminde çeşitli topluluklara ev sahipliği yapmış. Dolayısıyla farklı medeniyetlerin, farklı toplulukların yansımalarını günümüze taşıyor. Kafamızı nereye çevirsek olağanüstü güzel bir mimari eserle karşı karşıya geliyoruz. Dolayısıyla Bergama&#8217;da yapacağımız her yatırımda mutlaka bu tarihi misyonun sorumluluğunu da üzerimizde hissetmeliyiz” dedi.</p>
<p>Konuşmaların ardından merkezin temeli dualar eşliğinde atıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bergama-ticaret-merkezinin-temeli-atildi-613559">Bergama Ticaret Merkezi&#8217;nin temeli atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;de insan ve güvenlik ön planda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirde-insan-ve-guvenlik-on-planda-613310</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 07:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[isg]]></category>
		<category><![CDATA[ön]]></category>
		<category><![CDATA[planda]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[saha]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613310</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İSG uygulamalarından saha denetimlerine, kurul toplantılarından sağlık gözetimlerine kadar pek çok noktada gerçekleştirdiği hizmet ve yatırımlarla insan faktörünü ön planda tutuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirde-insan-ve-guvenlik-on-planda-613310">Büyükşehir&#8217;de insan ve güvenlik ön planda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İSG uygulamalarından saha denetimlerine, kurul toplantılarından sağlık gözetimlerine kadar pek çok noktada gerçekleştirdiği hizmet ve yatırımlarla insan faktörünü ön planda tutuyor.</p>
<p><b>İŞ SAĞLIĞINDA ÖRNEK UYGULAMALAR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, hem çalışanların sağlığını korumak hem de güvenli çalışma kültürünü kurumsal düzeyde güçlendirmek için çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsamda ‘önce insan, önce güvenlik’ anlayışı ile hareket eden Büyükşehir; mevzuata uyumlu, sürdürülebilir ve sahaya yansıyan İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) eğitim uygulamalarına tüm işyerlerinde kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.</p>
<p><b>İSG UYGULAMALARI EŞ ZAMANLI YÜRÜTÜLÜYOR</b></p>
<p>Büyükşehir bünyesindeki birimlerde saha gözetimleri, risk değerlendirmeleri, İSG Kurul toplantıları ve çalışanlara yönelik sağlık gözetimleri mevzuata uygun şekilde eş zamanlı olarak yürütülüyor.</p>
<p>6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde gerçekleştirilen saha gözetimlerinde çalışma ortamları yerinde inceleniyor, mevcut ve olası riskler tespit edilerek önleyici ve koruyucu tedbirler planlanıyor.</p>
<p><b>KURUL TOPLANTILARIYLA GÜÇLÜ KOORDİNASYON</b></p>
<p>Bu kapsamda yapılan risk değerlendirmeleri, işin niteliğine uygun yöntemlerle güncellenerek çalışanların maruz kalabileceği tehlikelerin en aza indirilmesi hedefleniyor. Büyükşehir, İSG politikası doğrultusunda düzenli olarak gerçekleştirilen İSG kurul toplantılarında saha gözlemleri, ramak kala bildirimleri, kaza istatistikleri, eğitim ihtiyaçları ve iyileştirme önerileri bütüncül bir bakış açısıyla ele alınıyor.</p>
<p><b>SAĞLIK GÖZETİMLERİ PLANLI ŞEKİLDE SÜRÜYOR</b></p>
<p>Kurul çalışmaları sayesinde karar alma süreçleri güçlendirilirken, birimler arası koordinasyon ve kurumsal öğrenme de destekleniyor. Diğer yandan çalışanların sağlık durumlarının korunması ve erken risklerin tespiti amacıyla sağlık gözetimleri işyeri hekimi koordinasyonunda planlı şekilde devam ediyor. Periyodik muayeneler ve gerekli tetkikler ile çalışanların işlerine uygunluğu izleniyor, önleyici sağlık yaklaşımı esas alınıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirde-insan-ve-guvenlik-on-planda-613310">Büyükşehir&#8217;de insan ve güvenlik ön planda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova&#8217;ya Avrupa&#8217;dan Demokrasi ve Yönetişim Tescili</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornovaya-avrupadan-demokrasi-ve-yonetisim-tescili-612746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 08:39:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediyeler]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[Bornova Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[markası]]></category>
		<category><![CDATA[tescili]]></category>
		<category><![CDATA[yerel]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[yönetişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, Avrupa Konseyi tarafından verilen ve iyi yönetişimin en üst düzey göstergesi kabul edilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE)’nı kazandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovaya-avrupadan-demokrasi-ve-yonetisim-tescili-612746">Bornova&#8217;ya Avrupa&#8217;dan Demokrasi ve Yönetişim Tescili</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, Avrupa Konseyi tarafından verilen ve iyi yönetişimin en üst düzey göstergesi kabul edilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE)’nı kazandı. Ödülü, Ankara’daki törende Avrupa Konseyi yetkilisi Cecilia Dalman Eek’in elinden alan Başkan Ömer Eşki, demokrasinin küresel ölçekte zor bir dönemden geçtiğini vurgulayarak, Bornova’nın katılımcı, şeffaf ve insan haklarına dayalı yönetim anlayışının 12 ilke, 36 hedef ve 72 gösterge üzerinden uluslararası düzeyde tescillendiğini söyledi. ELoGE Markası, Bornova Belediyesi’nin Avrupa standartlarında yönetişim uyguladığının somut bir göstergesi oldu.</p>
<p><b> </b>Bornova Belediyesi, Avrupa Konseyi tarafından verilen ve iyi yönetişimin en üst düzey göstergesi kabul edilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE)’nı kazandı.</p>
<p>Başkan Ömer Eşki, ödülü Ankara’da düzenlenen törende, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Başkan Yardımcısı ve ELoGE Akreditasyon Platformu Başkanı Cecilia Dalman Eek’in elinden aldı.</p>
<p>2026 yılı sonuna kadar marka kullanım hakkı elde eden belediyeler arasında yer alan Bornova Belediyesi, böylece yönetim kapasitesini Avrupa standartlarında tescillemiş oldu.<b> </b></p>
<p><b>Başkan Eşki: “Demokrasinin zor günler geçirdiği bir dönemde bu ödül çok anlamlı”</b></p>
<p><b> </b>Törende konuşan Başkan Ömer Eşki, küresel ölçekte demokrasinin karşı karşıya olduğu tabloya dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Sadece yerel yönetimlerde değil, maalesef günümüzde bütün dünyada evrensel demokrasi çok zor günler geçiriyor. Daha önce demokratikleşmenin öncüsü olan birçok ülkede totaliter ve güçlü lider kavramları çok hızlı bir şekilde ilerleme sağladı. Daha da sertleşen liderlerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu da kamunun güvenilirliğini azaltan en temel unsur. Her gün parlamenter sistemlerin güç kaybettiğini, barışa, hukukun üstünlüğüne inanan insanların güç kaybettiğini, tam tersine dünyayı daha barbarca yönetmek isteyen totaliter liderlerin, tek adamların daha da güçlendiği bir dünyayı bize sunuyor.”</p>
<p><b> </b>Bu zorlu küresel atmosferde alınan ELoGE ödülünün özel bir anlam taşıdığını vurgulayan Eşki, değerlendirme sürecine ilişkin: “Böyle bir dönemde biz de belediye olarak 12 ana ilkede, 36 stratejik hedefte ve 72 somut göstergede üzerimize yapılan değerlendirmede Avrupa Yerel Demokrasi Derneği, Türkiye Belediyeler Birliği tarafından denetlenerek uygun bulunduk. Toplumla ilişkide katılımcı, harcamalarda şeffaf, hizmette verimliliğin tescillenmesi bize büyük bir onur verdi. Bu bizim hukukun üstünlüğüne olan bağlılığımızın, insan haklarına olan duyarlılığımızın tescillenmesini ve ülkemizde gitgide azalan Avrupa Birliği iddiasında bizim aslında ne kadar iddialı ve inançlı olduğumuzu gösteriyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b> </b>Eşki konuşmasını: “Bizim açımızdan her gün devam ettirilmesi gereken ve hiçbir zaman bitmeyecek bir iddianın en somut göstergesidir. Bu yönüyle de içinde bulunduğumuz kurumun çok kıymetli başkanı Ekrem İmamoğlu’nun en kısa sürede hak ettiği yere, buraya dönmesini hepinizin önünde bir kez daha talep ediyorum.” sözleriyle tamamladı.</p>
<p><b> ELoGE Nedir?</b></p>
<p><b> </b>Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE), Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi tarafından, yerel yönetimlerin demokratik performansını ölçmek ve tescillemek amacıyla oluşturuldu.</p>
<p>Türkiye’de süreç; Avrupa Konseyi yetkilendirmesiyle Argüden Yönetişim Akademisi koordinasyonunda, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ev sahipliğinde, Avrupa Yerel Demokrasi Derneği (ALDA) ve üniversite temsilcilerinin yer aldığı Ulusal Platform tarafından yürütülüyor.</p>
<p><b> </b>Değerlendirme sistemi; 12 ana ilke, 36 stratejik hedef, 72 somut gösterge</p>
<p>üzerinden gerçekleştiriliyor. Süreçte yalnızca beyan değil; stratejik planlar, bütçe raporları, meclis kararları gibi kurumsal belgeler ile personel, meclis üyesi ve vatandaş anketleri çapraz değerlendirmeye tabi tutuluyor.</p>
<p><b> İyi Yönetişimin 12 Temel İlkesi</b></p>
<p><b> </b>ELoGE sistemi; Katılım, şeffaflık, hukukun üstünlüğü, etik davranış, mali disiplin, sürdürülebilirlik, insan hakları, hesap verebilirlik ve kurumsal kapasite gibi 12 temel ilke üzerinden belediyeleri değerlendiriyor.</p>
<p>Bornova Belediyesi’nin bu markayı almaya hak kazanması; katılımcı yönetim anlayışının, şeffaf mali yapısının, insan haklarına duyarlılığının, kurumsal kapasitesinin uluslararası düzeyde onaylandığını gösteriyor.</p>
<p><b> Bornova için stratejik kazanım</b></p>
<p><b> </b>ELoGE Markası yalnızca bir prestij göstergesi değil; aynı zamanda:</p>
<p>Uluslararası hibe ve finansman başvurularında yüksek güvenilirlik referansı, stratejik planlamada objektif veri temeli, sürekli gelişim zorunluluğu ile kurumsal dinamizmin korunması gibi önemli avantajlar sağlıyor.</p>
<p><b> </b>2026 yılı sonuna kadar marka kullanım hakkı elde eden belediyeler arasında 6 büyükşehir ve 10 ilçe belediyesi bulunuyor. Bornova Belediyesi bu seçkin listeye girerek Türkiye’de iyi yönetişim standartlarını karşılayan örnek belediyeler arasında yer aldı.</p>
<p><b> Uluslararası onaylı belediyecilik</b></p>
<p><b> </b>Bornova Belediyesi’nin ELoGE Markası’nı almaya hak kazanması; şeffaf, hesap verebilir, katılımcı ve insan haklarına dayalı belediyecilik anlayışının uluslararası düzeyde tescili niteliğini taşıyor. Bu başarı, Bornova’nın yalnızca yerel ölçekte değil, Avrupa standartlarında yönetişim modeli uygulayan örnek belediyeler arasında konumlandığını ortaya koyuyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovaya-avrupadan-demokrasi-ve-yonetisim-tescili-612746">Bornova&#8217;ya Avrupa&#8217;dan Demokrasi ve Yönetişim Tescili</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk suçluluğu tüm boyutlarıyla ele alındı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuk-suclulugu-tum-boyutlariyla-ele-alindi-612361</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[alındı]]></category>
		<category><![CDATA[boyutlarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[suçluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612361</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suça sürüklenen çocuklar konusu Üsküdar Üniversitesinde hukukçular, akademisyenler ve uygulayıcılar tarafından masaya yatırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-suclulugu-tum-boyutlariyla-ele-alindi-612361">Çocuk suçluluğu tüm boyutlarıyla ele alındı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Suça sürüklenen çocuklar konusu Üsküdar Üniversitesinde hukukçular, akademisyenler ve uygulayıcılar tarafından masaya yatırıldı. Moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı, KÜGEMER Müdürü Prof. Dr. İsmail Barış’ın yaptığın panele konuşmacı olarak İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ömer Turan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hakimi Ümit Babayiğit, İstanbul Adliyesi Çocuk Mahkemesi Hakimi Gülşah Eğilmez Türüdi, İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Oral, İstanbul İl Emniyet Çocuk Şube Müdürü Özlem Temur ile İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürü Murat Kalkan katıldı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi, Küreselleşme ve Gençlik Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (KÜGEMER) ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen “Çocuk Suçluluğunu Yeniden Düşünmek Paneli”, Üsküdar Üniversitesi Çarşı yerleşkesinde gerçekleştirildi. “Koruma, Adalet ve Rehabilitasyon Ekseninde Kurumlar Arası Perspektif” alt başlığıyla düzenlenen panelde; suça sürüklenen çocuklara yönelik hukuki düzenlemeler, sosyal hizmet uygulamaları, emniyet ve yargı süreçleri ile akademik yaklaşımlar, alanında uzman isimler tarafından çok boyutlu biçimde değerlendirildi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Güngör: “Çocuk doğduğu anda tertemizdir”</strong></p>
<p>Panelin açılışında konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, çocuğun doğuştan iyi olduğuna dikkat çekerek, “Çocuk doğduğu anda tertemizdir. Kötülüklerden uzak, pırıl pırıl bir insandır. Ama içine doğduğu aile, büyüdüğü toplumsal koşullar, gördüğü eğitim ve maruz kaldığı çevre onu dönüştürür.” dedi.</p>
<p><strong>“İnsan ya iyidir ya kötüdür; başka bir seçenek yok”</strong></p>
<p>Suçun bireysel değil, yapısal bir sorun olduğuna işaret eden Prof. Dr. Güngör, toplumda suç işleyen kişilere yalnızca öfkeyle değil, neden-sonuç ilişkisi içinde bakılması gerektiğini dile getirdi ve “Sokakta çocuğa şiddet uygulayanın da kadına şiddet uygulayanın da mafyöz yapılara bulaşanın da hayat hikâyesine bakmak gerekiyor. Ben çoğu zaman kızmaktan çok acıyorum.” diye konuştu.</p>
<p>İnsanın özünde iyi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, kötülüğün sonradan öğrenilen bir davranış olduğunu belirterek, “İnsan eğer kötülüğü seçiyorsa, insan olarak yetiştirilmesinde bir problem vardır. İnsan ya iyidir ya kötüdür; başka bir seçenek yok. Bu tercih, çocuklukta yüklenen değerlerle şekillenir. Eğer iyilikle donatılmışsak iyiyi seçeriz; kötülükle donatılmışsak kötülüğü. Bugün insanlığın yaşadığı en büyük krizlerden biri de budur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Konuşmasını umut vurgusuyla tamamlayan Prof. Dr. Nazife Güngör, “Bir çocuğu kurtarırsak insanlığı kurtarırız. Çocuklar daha güvenli, daha insani bir dünyayı hak ediyor. Hatalar yapıldı ama neresinden dönülse kârdır. Farkındalık oluşturmak ve bilinçleri yeniden inşa etmek hepimizin görevidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İl Müdürü Ömer Turan: “Aile artık Türkiye’de bir politika modeli haline gelmiştir”</strong></p>
<p>Moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı, KÜGEMER Müdürü Prof. Dr. İsmail Barış’ın yaptığın panelde konuşan panelistlerden İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ömer Turan “Çocuk Hizmetleri Kapsamında Suça Sürüklenen Çocuklara Yönelik Sosyal Hizmet Uygulamaları” başlıklı konuşmasında, 2010’lu yıllardan bu yana çocuk hizmetlerinde önemli bir dönüşüm yaşandığını belirterek, “Mevzuatımız, bakış açımız, vakaların geliş sebepleri değişti. Ancak maalesef olay türleri çeşitlenerek arttı. Bu sürecin tüm disiplinlerle birlikte ele alınması gerekiyor” dedi.</p>
<p>Aile odaklı politikaların ön plana çıktığını vurgulayan Turan, “2025 yılı aile yılı olarak geçirildi. Önümüzdeki on yıl da aile ve nüfus politikaları çerçevesinde şekillenecek. Aile artık Türkiye’de bir politika modeli haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sosyal medya düzenlemelerine ilişkin soruya yanıt veren Turan, “Bu mesele yasaklamadan ziyade daha tedbirli kullanım üzerine kurulu bir süreçtir. Dijital dünyadan kaynaklı çocuk suçlarında ciddi artış var. Sosyal medya kontrollü kullanılmadığında her yaş grubu için risk barındırıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hakim Ümit Babayiğit: “Suç, haksız bir eylemdir ama her haksız fiil suç değildir”</strong></p>
<p>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hakimi Ümit Babayiğit “Suç, Ceza ve Çocuk” başlıklı konuşmasına suç kavramını tanımlayarak başladı ve suçun yalnızca haksız bir fiil olmadığını belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>“Suç, haksız bir eylemdir ama her haksız fiil suç değildir. Bir eylemin suç sayılabilmesi için ana mağdurunun kamu olması ve kanunlar tarafından suç olarak tanımlanması gerekir. Suçun temelinde ise özgürlük vardır. Özgürlük, seçme hakkını beraberinde getirir. Yanlış ya da kötü seçimler de topluma ve bireye zarar verdiğinde suç ortaya çıkar. Bu nedenle suç, belli ölçüde kaçınılmazdır.”</p>
<p>Babayiğit, cezanın yalnızca caydırıcılık üzerinden değil, suç işleyen kişinin yaptığı eylemin sonuçlarıyla yüzleşmesini sağlayacak bir rehabilitasyon süreci olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Bütün çocuklar aynı değil”</strong></p>
<p>Çocuk kavramının hukuki tanımına da değinen Babayiğit, “Türk hukukundaki tanımlar bellidir. 18 yaşın altındaki herkes çocuktur. Yani 17 yıl 364 günlük bir insanla 18 yıl 1 günlük bir insan arasında cezada 1/3’e oranına yakın bir fark vardır. Bütün çocuklar aynı değil. Yani bir yaşındakine de çocuk diyoruz, 18 yaşındakinden bir gün öncekine de çocuk diyoruz. Dolayısıyla bunları sınıflandırmamız gerekiyor. Sınıflandırırken biraz da yine keyfi olarak 12, 15, 18 sınırını koyuyoruz. 12 yaşına kadar çocukların herhangi bir ceza ehliyeti yoktur. 12-15 yaş arasındaki çocuklarda ise fiil ehliyeti kısmi olarak kabul edilir.” dedi.</p>
<p><strong>“Üst sınırın yeniden tartışılması gerekirken, biz 18 yaşın altına inilmesini tartışıyoruz”</strong></p>
<p>15-18 yaş grubuna ilişkin tartışmaların son yıllarda arttığını belirten Babayiğit, güncel bilimsel verilerin ergenliğin 25 yaşına kadar uzandığını gösterdiğine dikkat çekti ve “Literatür bize şunu söylüyor: İnsan psikolojisi, kişilik özellikleri ve hormonal denge yaklaşık 25 yaşına kadar tam olarak oturmuyor. Belki ceza ehliyetinde üst sınırın yeniden tartışılması gerekirken, biz 18 yaşın altına inilmesini tartışıyoruz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Babayiğit, yargısal temasın hem mağdur hem de suça sürüklenen çocuk açısından ciddi ikincil zararlara yol açtığını belirterek, “Yargıya temas, çocuklar açısından sekonder zarara neden oluyor. İfadenin alınması, hakimin huzuruna çıkılması, adli süreçler geri dönüşü çok zor örselenmeler yaratıyor. Bu nedenle çocuk hakimleri ve savcıları olarak bazen geri durmamız, sosyal hizmete alan açmamız gerekiyor.” dedi.</p>
<p>Babayiğit, “Benim kişisel kanaatim; 12, 15, 18 ve hatta 25 yaş için cezaların rehabilitasyon ve denetimli serbestliğin ağırlıklı hale getirilmesi ve bunun etkin biçimde uygulanması gerektiğidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hakim Gülşah Eğilmez Türüdi: “Genel olarak sosyal inceleme raporlarını yeterli buluyoruz”</strong></p>
<p>İstanbul Adliyesi Çocuk Mahkemesi Hakimi Gülşah Eğilmez Türüdi “Koruyucu ve Destekleyici Tedbirlerin Uygulamadaki Yansımaları, Sorunlar ve Çözüm Arayışı” başlıklı konuşmasında, özellikle sosyal inceleme raporlarında karşılaşılan eksikliklerin, verilen tedbir kararlarının amacına ulaşmasını engellediğini ifade ederek, “Genel olarak sosyal inceleme raporlarını yeterli buluyoruz. Ancak ihbar üzerine ya da aile içi şiddet ve istismar dosyalarında raporların yalnızca aile beyanıyla sınırlı kaldığını görüyoruz. Bu tür durumlarda araştırmaların okul, emniyet, çevre ve komşular gibi destekleyici kaynaklardan da yapılmasını bekliyoruz. Aksi halde raporlar sınırlı kalıyor ve bizim verdiğimiz kararlar da amacına ulaşmıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Süreci sürekli denetleyebileceğimiz bir mekanizmamız yok”</strong></p>
<p>Tedbir kararlarının denetlenmesi noktasında ciddi bir boşluk bulunduğuna dikkat çeken Türüdi, “Biz tedbir kararlarını veriyoruz ama süreci sürekli denetleyebileceğimiz bir mekanizmamız yok.” ifadesinde bulundu. Kurumlar arası koordinasyon eksikliğinin çocuklar üzerinde yıpratıcı bir etki yarattığını dile getiren Türüdi, “Birçok kurum aynı çocuk üzerinde farklı görev alanlarıyla çalışıyor ama bu süreci bütüncül biçimde koordine eden bir mekanizma yok. Bu da çocukların kurumlar arasında sürekli gidip gelmesine ve hırpalanmasına neden oluyor. Biz koordinasyonun tek bir denetim altında sağlanmasını öneriyoruz.” dedi.</p>
<p>En kritik sorunlardan birinin ise tedbirlere uymayan aileler için caydırıcı bir yaptırım mekanizmasının bulunmaması olduğunu belirten Türüdi, “Tedbir kararlarına rağmen ailelerin önemli bir kısmının bu kararlara uymadığını görüyoruz. Sosyal inceleme raporlarının daha kapsamlı ve araştırmacı olması, ara duruşmalarla tedbirlerin denetlenmesi, kurumlar arası bütüncül bir takip modeli oluşturulması, ailenin sürece aktif şekilde dahil edilmesi ve tedbire uymayan aileler için kademeli yaptırım mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerekiyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gökhan Oral: “12 yaş altı için suçun manevi unsuru oluşmaz”</strong></p>
<p>İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Oral “Suça Giden Yol Nerede Başlar? Risk Faktörlerini ve İyileştirici Yaklaşımlar” başlıklı konuşmasında, çocuk, suç ve adalet kavramlarının bugüne kadar çoğunlukla yetişkin merkezli ele alındığını belirterek, “Birinci tespitim şu: ‘Çocuk’ ve ‘suç’ kelimeleri, belirli bir yaşta yan yana getirilemez. Zaten 12 yaş altı için suçun manevi unsuru oluşmaz. Orada suç yoktur. Asıl tartışma 12–18 yaş aralığında başlıyor. Bu 18 yaş meselesinin tıbbi ya da psikiyatrik bir karşılığı yok. Keşke 25 dense. En azından biyolojik ve ruhsal gelişimle daha uyumlu olurdu.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Oral, “Ben ‘çocuk suçluluğu’ yerine, ‘kanunla ihtilafa düşmüş çocuk’ ifadesini kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü çocuk, büyüğün küçültülmüş hâli değildir. Başka bir varlıktır. O yüzden çocuk hastalıkları, çocuk psikiyatrisi, pedagoji vardır. Adalet sistemi de buna göre ayrı olmalıdır. ‘Erişkine verilen cezanın yarısını çocuğa verelim’ anlayışı doğru değildir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuk suçluluğu artık &#8220;basit hırsızlık&#8221;tan &#8220;organize ve nitelikli suçlar&#8221;a evrildi</strong></p>
<p>İstanbul İl Emniyet Çocuk Şube Müdürü Özlem Temur, son yıllarda suça sürüklenen çocukların profilinde yaşanan çarpıcı değişime ve dijitalleşen suç dünyasına karşı yürütülen çalışmalara dikkat çekti. PDR (Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık) mezunu bir emniyet müdürü olarak sahada edindiği 20 yıllık tecrübeyi paylaşan Temur, çocuk suçluluğunun artık &#8220;basit hırsızlık&#8221;tan &#8220;organize ve nitelikli suçlar&#8221;a evrildiğini vurguladı.</p>
<p>Çocuk suçluluğunun karakter değiştirdiğini belirten Temur, &#8220;Özellikle 2023&#8217;ten bu yana çocuklarımız maalesef nitelikli suçlara karışmaya başladılar. Çocuğun çocuğu veya bir yetişkini öldürmesi, organize örgütlü suçlar ve uyuşturucu suçları gibi&#8230; Artık mahcubiyet duyan çocuktan, yaptığı suçu bir prestij haline dönüştüren, iletişimden uzaklaşan bir çocuk grubuyla karşı karşıyayız.” dedi.</p>
<p><strong>Kayıp çocuklarda &#8220;24 saat&#8221; yanlışı, &#8220;hemen müracaat edin&#8221;</strong></p>
<p>Kamuoyunda yanlış bilinen bir &#8220;rivayeti&#8221; düzelten Temur, &#8220;Zaman zaman medyaya da yansıyor, &#8217;24 saat geçmeden polise müracaat edilemez&#8217; diye yanlış bir algı var. Bu bir rivayettir gidiyor. Çocuğun kaybolduğu bilgisi edinildiği andan itibaren herkes gelip başvurabilir. Biz bir suça karışmadan ya da ciddi bir mağduriyet yaşamadan o çocuğumuza ulaşmak istiyoruz. Zaman kaybetmeden yapılan müracaat bizim için hayati önem taşıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bir çocuğun bir çocuğu öldürdüğü olaylar</strong></p>
<p>Bir çocuğun bir çocuğu öldürdüğü olaylara da işaret eden Temur, “Biz aynı anda hem mağdur tarafı hem de şüpheli tarafı görüyoruz. Her iki taraf da çocuk; çoğu zaman ya yaşıtlar ya da aralarında yalnızca bir–iki yaş fark bulunuyor. Böyle bir olayda mağdur çocuğun ailesi doğal olarak, ‘Alabileceği en ağır cezayı alsın; çünkü benim canım yandı. Benim de çocuğum çocuktu, onun da hayalleri vardı ve elinden alındı, onun da hakkı var’ diyerek adalet talep ediyor. Öte yandan karşımızda yine bir çocuk var; şüpheli de çocuk. İşte tam bu noktada çok zor bir dengeyle karşı karşıya kalıyoruz. Hangi kapıların açılacağı, nasıl bir yol haritası izleneceği son derece kritik. Temennimiz, bu konuda sağlıklı ve bütüncül bir yol haritasının çizilmesi ve bunun ülkemiz için hayırlı sonuçlar doğurmasıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İstanbul’da Mobil Okul Timleri (MOT)</strong></p>
<p>İstanbul&#8217;da uygulanan ve Türkiye&#8217;de benzeri olmayan güvenlik modellerinden bahseden Temur, &#8220;Türkiye’de uygulaması tek olan Mobil Okul Timleri (MOT) sistemimiz var. Çocuk, trafik ve asayiş polisinden oluşan üç kişilik ekiplerimiz sadece okul çevrelerinde görev yapıyor. Okul etrafındaki parklar, metruk binalar, internet kafeler ve tekel bayileri sürekli denetleniyor. Okul müdürleriyle doğrudan bir WhatsApp iletişim ağımız var. Herhangi bir problemde 112’yi beklemeden, bir telefon kadar uzağız.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Suça sürüklenen ve mağdur çocuklarla sahada birebir çalışan Özlem Temur, “Biz, toplumun adeta kanayan yaralarıyla çalışıyoruz. Özellikle 15 yaş hem toplum açısından hem de sahada çalışan bizler açısından korkulu bir eşik hâline geldi. ‘Bu çocukları gerçekten çocuk olarak nasıl tanımlayacağız?’ sorusu artık çok ciddi bir tartışma başlığıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Ceza infaz sistemi ve ilgili mevzuat yeniden gözden geçirilmeli</strong></p>
<p>Sahada çalışırken bazı çocuklarda derin bir pişmanlıkla karşılaştıklarını ifade eden Özlem Temur, “İçine doğdukları koşullara baktığınızda, pek çok etkenin onları bu noktaya ittiğini görüyorsunuz. Bu çocuklarda bir mahcubiyet oluyor ve sunmak istediğiniz her türlü destek ve yardıma açık hâle geliyorlar. Ancak tablonun bir de diğer yüzü var. Özellikle 15–18 yaş aralığında, hatta artık 14 yaşlara kadar düşen bir gruptan söz ediyoruz. Bu gruptaki bazı çocuklar giderek daha nitelikli suçlara karışıyor. Silah kullanma becerisine sahip, attığını vuran, bıçakla öldürebilen çocuklardan bahsediyoruz. Evet, bedensel gelişimini tamamlamamış olabilir; ancak bir yetişkini öldürebilecek fiziksel güce ya da beceriye sahip olabiliyor. Sonuçta bir insanın ölümüne sebebiyet verebiliyor.  Tam da bu nedenle, bu çocukları yalnızca kronolojik yaşlarıyla değil; akli, zihinsel, psikolojik ve sosyal gelişimleriyle birlikte çok yönlü değerlendirmek zorundayız. Ceza infaz sisteminin ve ilgili mevzuatın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Murat Kalkan: “Denetimli serbestlik, toplumda hâlâ tam olarak tanımlanamayan bir sistem”</strong></p>
<p>İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürü Murat Kalkan da Türk Denetimli Serbestlik sistemindeki uygulamaları anlattı. Murat Kalkan, denetimli serbestlik sisteminin toplumda yanlış algılandığını belirterek, sistemin yalnızca “serbest bırakma” değil; aynı zamanda güçlü bir denetim, kısıtlama ve rehabilitasyon mekanizması içerdiğini vurguladı.</p>
<p>Çocuklara yönelik uygulamalar ve sahadaki deneyimlerini paylaşan Kalkan, “Denetimli serbestlik, aynı anda hem kısıtlama hem de rehabilitasyon içeren çok kapsamlı bir sistemdir. Kısa süreli hapis cezalarında seçenek yaptırımlar devreye girebiliyor; kamuya yararlı işte ücretsiz çalışma, eğitim kurumuna devam gibi tedbirler uygulanıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklar için de elektronik kelepçe uygulaması başlatıldı</strong></p>
<p>Türkiye genelinde 149 denetimli serbestlik müdürlüğü olduğunu ifade eden Kalkan, “Hâlihazırda 440 bin yetişkin, 8 bin 736 suça sürüklenen çocuk denetimli serbestlik kapsamında. Bunların 27 bin 778’i kadın, 421 bini erkek, 11 bin 450’si ise yabancı uyruklu. 2025 yılı itibarıyla müdürlüğümüzde; 12 yaşında 17, 13 yaşında 63, 14 yaşında 99, 15 yaşında 174, 16 yaşında 313, 17 yaşında 460 çocuğun rehabilitasyon ve infaz sürecini yürüttük. Çocuk hizmetleri, yetişkinlere kıyasla çok daha ağır ve çok daha hassas bir yükümlülük alanı. Her çocuk için risk analizi yapılıyor; tekrar suç işleme, madde kullanımı gibi riskler belirleniyor ve buna göre bireysel bir plan hazırlanıyor. Bazı çocuklar haftanın yedi günü imza atıyor, geceleri evden çıkmaları yasaklanıyor. Artık çocuklar için de elektronik kelepçe uygulaması başlatıldı. Hatta uygun koşullarda, ceza infaz kurumundaki çocukların ev hapsine alınması yönünde yeni çalışmalar var.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-suclulugu-tum-boyutlariyla-ele-alindi-612361">Çocuk suçluluğu tüm boyutlarıyla ele alındı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[danışman]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[mali]]></category>
		<category><![CDATA[müşavir]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Seans]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, terapi sürecine dair her şey konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854">Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, terapi sürecine dair her şey konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Terapiste olan ihtiyaç gerçek mi, yapay mı?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, modern çağda terapinin yalnızca bir tedavi değil, bir yaşam gereksinimi hâline geldiğini belirterek, “Geçenlerde bir anne anlatıyordu; çocuğu terapiste gidiyormuş. ‘Anne, sen de çocukken gittin mi terapiye?’ diye sormuş. Anne de ‘Hayır, hiç gitmedim, ihtiyaç da hissetmedim’ demiş. Bu diyalog günümüzün gerçeğini gösteriyor. Şimdi ergenler bile terapi ihtiyacı hissediyor. Peki bu ihtiyaç gerçek mi, yoksa yapay mı? Tartışmalı bir konu. Modernizm, insanın stres yönetimini zayıflattı. İnsan artık problemlerini çözmekte zorlanıyor, duygusal baskı altında hissediyor. Böyle durumlarda terapi bir zorunluluk hâline geliyor.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüzde terapiye olan ihtiyacın artışını değerlendirerek, “Modern insan artık yalnız, beklentilerini yönetemiyor, ilişkiler yüzeyselleşti. Bu da terapiste yönelimi artırdı. Artık bir mali müşavir, hukuk danışmanı gibi ‘psikolojik danışman’ sahibi olmak modern yaşamın bir gerekliliği hâline geldi.” diye konuştu.</p>
<p>Modern yaşamın insanın stres eşiğini zorladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“İlk çağlarda bir insan aslanla, kaplanla karşılaştığında nabzı yılda birkaç kez 140’a çıkardı. Bugün ise şehir trafiğinde, iş hayatında, her gün nabzı 140’a çıkan insanlar var. Stresörler arttı, beklentiler çoğaldı. İnsan artık her istediğini ihtiyaç zannediyor. Halbuki insanın ihtiyaçları sınırsız değil, istekleri sınırsız. Modern çağ, insanı bu farkı unutturdu.”</p>
<p><strong>Yalnızlık artık küresel bir tehdit hâline geldi</strong></p>
<p>Yalnızlığın artık küresel bir tehdit hâline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, modern insanın “derin bağ” kurma kapasitesini kaybettiğini ifade etti:</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Birleşmiş Milletler, küresel ölçekte üç büyük sorun tanımlıyor; gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık. Yalnızlık çağın salgını hâline geldi. İnsan artık çok arkadaş sahibi ama güvenli, derin ilişkiler kuramıyor. Aile içinde bile güvenli bağ kuramayan gençler, bu ilişkiyi terapistle kurmaya çalışıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Klasik terapi yaklaşımları yerini “pozitif psikoterapi”ye bıraktı</strong></p>
<p>Klasik terapi yaklaşımlarının artık yerini “pozitif psikoterapi”ye bıraktığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Kişi değişim ihtiyacı hissediyorsa ama bunu nasıl yapacağını bilmiyorsa, pozitif psikoterapi devreye girer. Bu yaklaşımda patolojiye değil, potansiyele odaklanırız. Kişinin güçlü karakter özelliklerini ortaya çıkarıp, zayıf yönlerini bu kaynaklarla yönetmesini öğretiriz. Bu, yara açmadan iyileştirme yaklaşımıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Nörobilim alanındaki gelişmelerin psikoterapiyi dönüştürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Beyindeki mutlulukla ilgili alanların pozitife odaklı terapilerde daha aktif olduğu görüldü. Negatife odaklı terapiler, kişiyi geçmişe hapsederken; pozitife odaklı olanlar psikolojik bağışıklığı güçlendiriyor. Bu da travmalarla baş etmede daha kalıcı sonuçlar veriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Güven oluşmadan terapi olmaz</strong></p>
<p>Bir terapinin en temel unsurlarından birinin “terapötik ittifak” olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Hiç kimseye anlatamadığı bir şeyi terapistine anlatacak. Eğer terapist geçmişteki danışanlarının isimlerini söylüyorsa, orada güven oluşmaz. Bu, mesleki etik sorunudur. Terapötik ittifak için güven, şeffaflık, samimiyet ve aktif dinleme şarttır. Samimi bir terapist, karşısındaki kişinin beynindeki ayna nöronları harekete geçirir. Bu nedenle güvenin oluştuğu her terapide, duygusal iyileşme çok daha hızlı gerçekleşir.” diye konuştu.</p>
<p>Ayrıca “nonverbal iletişimin” yani mimik, jest ve beden dilinin terapi sürecinde sözcükler kadar önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsanlar sadece sözle değil, duyguyla iletişim kurar. Bazen bir bakış, bir mimik bin kelimeden daha etkilidir. O sıcaklık hissi, terapinin yarısını çözer.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Her terapi kişiye özel</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapi sürecinin kişiselleştirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Biz genelde 10 seanslık bir hedefle başlıyoruz. Önce kişilik testleri, ilişki değerlendirme ölçekleri yapıyoruz. Kişinin iç ve dış dünyasını, söylemediklerini projektif testlerle anlamaya çalışıyoruz. Sonra hangi terapi yönteminin uygun olduğuna karar veriyoruz. Tıpkı iyi bir tamircinin çantasında her aletin bulunması gibi, terapistin de araçları farklıdır. Bazen bilişsel davranışçı terapi, bazen nörofeedback, bazen psikanaliz gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Psikiyatrist ve psikologların ekip çalışmasının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “İnsanı biyopsikososyal ve spiritüel bir bütün olarak ele almak gerekir. Biyolojik altyapı bozuksa, psikolojik müdahaleler tek başına yeterli olmaz. Bu nedenle ilaç tedavisiyle birlikte terapi planı en ideal sonuçları verir. Terapide amaç sadece yarayı görmek değil, kişinin kendini yeniden inşa etmesine yardımcı olmaktır.” dedi.</p>
<p><strong>“Terapist önyargılarını vestiyere asmalı”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapistin kimlik rollerinden sıyrılıp, danışan karşısında yalnızca “klinis­yen” rolünde olması gerektiğini dile getirerek, “Terapide paylaşılabilecekler var, paylaşılamayacaklar var. Terapistin kişinin özeline, özrüne ve kutsalına saygı duyması gerekir. Mesela birinin kekemeliği olabilir, bu onun özrüdür. Ya da farklı bir alt kültüre mensup olabilir. Terapist bunu hissettirmemeli. Ön yargılarını vestiyere asmalı. Dışarıda anne, baba, eş, iş insanı, hatta politik kimliği olabilir ama terapide sadece klinisyen kimliğiyle bulunmalı. O role giremeyen, kategorik düşünce yapısına sahip olmayan kişi terapi yapamaz. Her vakayı ayrı değerlendirmek gerekir. Bir gün içinde on farklı vaka görebilirsiniz. Önceki vakayı rafa kaldırmadan yeni vakaya odaklanamazsınız. Bu yüzden yazılı not almak çok değerlidir. Danışan, ‘Benim anlattıklarım önemli, terapistim not alıyor’ duygusunu yaşar. O notlar sonraki seanslarda kullanıldığında güven ilişkisi güçlenir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nasihatle terapi aynı değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapiyi nasihatten ayıran temel farkın “yapılandırılmış bir süreç” olması gerektiğini belirterek, “Bazı kişiler nasihat arıyor. Oysa terapi nasihat değildir. Terapi, kişinin ihtiyaçlarına göre yapılandırılmış bir süreçtir. Hedef belirlenir, yol haritası çizilir. Terapist, başlangıçta değerlendirme ölçekleriyle kişinin durumunu ölçer, terapi sonunda da aynı ölçeklerle değişimi gözlemler. Subjektif ve objektif veriler karşılaştırılır. Böylece terapinin somut etkisi izlenir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnsan akışı değiştiremiyorsa bakışı değiştirmeli</strong></p>
<p>Danışanların büyük bölümünün sorunlarını dış etkenlere bağladığını belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Terapiye gelenlerin yüzde 70–80’i problemi dış nedenlere bağlıyor; eşine, topluma, ekonomiye… Oysa insan akışı değiştiremiyorsa bakışını değiştirmelidir. Kişinin psikolojik kaynakları güçlü olsa bile düşünce çarpıtmaları varsa bunları kullanamaz. Zihinsel esneklik kazandırmak terapi sürecinin önemli bir hedefidir. Biz buna ‘kognitif fleksibilite’ diyoruz. Yani sadece A planı değil, B ve C planlarını da görebilmeli insan.”</p>
<p><strong>Ego savaşları ilişkilere zarar veriyor</strong></p>
<p>Aile ve çift terapilerinde sıkça gözlenen durumun “karşı tarafın değişmesini bekleme” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Yakın ilişkilerde taraflar genellikle birbirini değiştirmeye çalışıyor. Oysa ‘İlişkimizin geleceği için doğru olan nedir?’ sorusunu sormak gerekir. Çoğu kişi ‘Eşim düzelirse ben de düzelirim’ diyor. Her iki taraf da böyle düşününce ego savaşları başlıyor. Değişim önce kendinden başlamalı. Terapi de bu farkındalığı kazandırmakla başlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Değişim isteğinin terapiye başlamanın en önemli koşulu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi sürekli eşini, patronunu, çevresini anlatıyor ama kendinden hiç bahsetmiyorsa bu kişi değişim istemiyor demektir. O yüzden terapide ilk hedef değişim motivasyonu oluşturmaktır. Terapiste gitmeyi kabul etmek bile yüzde 50 iyileşme anlamına gelir. Çünkü bu bir olgunluk göstergesidir.” dedi.</p>
<p><strong>Terapide rahatlama değil değişim hedeflenir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, terapi sürecinde “rahatlama” yerine “değişim” hedefinin altını çizerek, “Bazıları ‘Terapiden çıktım, çok rahatladım’ diyor. Oysa terapinin amacı rahatlama değil, değişimdir. Terapi bir basamak gibidir; kişi her seansta bir adım yukarı çıkmalıdır. Amaç belirlenmeli, bağ kurulmalı ve kişiye ödevler verilmelidir. Bu, terapötik sürecin yapıtaşlarından biridir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Terapötik ilişkinin duygusal boyutuna da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Bazı kişiler terapisti bir bağlanma nesnesi olarak görür; annesi, eşi ya da hayatındaki eksik rolün yerine koyar. Buna ‘transferans’ diyoruz. Terapist, böyle bir durumda profesyonel sınırlarını korumalı ve gerekiyorsa danışanı başka bir uzmana yönlendirmelidir. Aksi hâlde terapi bozulur.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, aile içi ilişkilerdeki güç savaşlarına da değinerek, “Bazı kişiler gerçekten ‘hastayı eden’ kişiler oluyor. Ama kişi izin vermezse kimse onu hasta edemez. Kontrol duygusu yüksek, empati yoksunu bireyler karşı tarafı köleleştirmeye çalışıyor. Bu sürdürülebilir değil. Evliliğin ilk dönemlerinde ‘hayır deme becerisi’ kazandırmak çok önemli. ‘Bunu senin için yapıyorum ama doğru değil’ diyebilmek, ilişkileri dengede tutar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Terapinin nihai amacının kişinin kendine tarafsız bakabilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan yaşadığı soruna tarafsız olamıyorsa çözüm üretemez. Hep kendini haklı gören kişi, kendi kör noktasını göremez. Terapide hem danışanın hem terapistin kendi ön yargılarına karşı bağımsız olması gerekir. Gerçek değişim ancak bu farkındalıkla mümkündür.” dedi.</p>
<p><strong>10 seanslık bir terapi almak kişinin kendine yatırımı</strong></p>
<p>Terapiye gitmenin bir “lüks” olarak değil, kişinin ruhsal sağlığına yaptığı orta ve uzun vadeli bir yatırım olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Tabii lüks gibi gözüküyor ama kişi böyle durumlarda kaybedeceği şeyleri düşündüğü zaman, on seanslık bir terapi almak aslında orta-uzun vadeli bir yatırımdır. Bu, ileride birçok hata yapmasını, yalnız kalmasını, depresyona girmesini önler. Her olayı bir travma olarak değil, geliştiren bir deneyim olarak görebilmek mümkündür. Hayatın olumlu ve olumsuz yönlerini birlikte görebilmeli, ama odağı olumludan yana kurabilmeliyiz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Kişinin bunu kendi başına başaramadığı durumlarda “bir bilenden yardım almasının son derece insani ve faydalı” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Hayat yolunda ilerlerken karşına bir engel çıktıysa ve sen aşamıyorsan, danışırsın. Bu konuda yüzlerce hasta görmüş bir uzman, ‘Bu açıdan bak, şöyle yaparsan düzelir’ diyebilir. Eskiden insanlar bu rehberliği bilge kişilerden alırdı, şimdi bunu mesleki formasyon almış terapistler yapıyor.” diye konuştu.</p>
<p>Terapi sürecinde kültürel uyumun önemine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Terapi eğitiminin içinde bile bu vurgulanır: Kişinin kültürünü, kimliğini ve değerlerini bilmek gerekir. Danışan kendi değerlerini anlamayan bir terapistten fayda göremez. Kültürüne uygun terapistle çalışan kişi daha hızlı yol alır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ terapinin süresini kısaltacak ama yerini alamaz</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın terapi sürecindeki rolünü değerlendirerek, “Yapay zekâdan faydalanılabilir. Terapiste gitmeden önce kişi yapay zekâya sorular sorabilir, düşüncelerini tartabilir. Bu, seans sayısını azaltabilir. Belki on seansta yapılacak terapi altı seansta tamamlanabilir. Ama yapay zekâ bilinçli bir varlık değildir. Onu terapist yerine koyarsanız sizi yönetir, çocuk gibi yönlendirir. O yüzden alınan bilgileri terapistle birlikte değerlendirmek gerekir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-611854">Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zeka Çağında Liderliği İnsan Muhakemesi ve Eleştirel Düşünme Belirleyecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-caginda-liderligi-insan-muhakemesi-ve-elestirel-dusunme-belirleyecek-611530</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 08:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çağında]]></category>
		<category><![CDATA[Cems]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[liderler]]></category>
		<category><![CDATA[liderliği]]></category>
		<category><![CDATA[muhakemesi]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’den Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü’nün de aralarında bulunduğu, dünyanın en iyi 33 işletme okulunun üye olduğu Uluslararası İşletme Okulları Birliği’nin (CEMS) yeni araştırması yayımlandı. Araştırma, yapay zeka çağında geleceğin liderlerini ayıracak en kritik unsurun insan muhakemesi, eleştirel düşünme ve etik karar alma becerileri olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-caginda-liderligi-insan-muhakemesi-ve-elestirel-dusunme-belirleyecek-611530">Yapay Zeka Çağında Liderliği İnsan Muhakemesi ve Eleştirel Düşünme Belirleyecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekanın iş dünyasında hızla yaygınlaştığı bir dönemde yayımlanan “Artırılmış Liderlik: Yeni Nesil Zeka Çağında Liderlik” başlıklı rapor, üretken yapay zeka araçlarının verimlilik ve yaratıcılığı artırma potansiyeline sahip olduğunu kabul ederken, bu araçlara aşırı bağımlılığın işverenlerin en çok değer verdiği yetkinlikleri zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Rapora göre yapay zeka, bir “otopilot” değil; teknolojinin insan içgörüsünü güçlendiren bir “yardımcı pilot” olarak konumlandırılması gerektiği aktarılıyor.</p>
<p>Rapor, Uluslararası İşletme Okulları Birliği CEMS’in kurumsal ve akademik partnerleri konumundaki çok uluslu şirketler ile önde gelen uluslararası üniversitelerin üst düzey temsilcilerinin katkılarıyla hazırlandı. Çalışma, yapay zekanın hakim olduğu bir dünyada liderlik anlayışının nasıl dönüşmesi gerektiğine ışık tutuyor. Uzmanlar, artık “Yapay zeka işimi elimden alacak mı?” sorusu yerine, “Yapay zeka işimi daha iyi yapmama nasıl katkı sağlar?” sorusunun sorulması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Geleceğin liderleri için en büyük risk: <strong>Aşırı bağımlılık uyarısı</strong></strong></p>
<p>Raporda, yapay zekanın bir ekip arkadaşı ya da meslektaş olmadığı ve insan muhakemesinin yerini alamayacağı vurgulanıyor. Geleceğin liderleri için asıl riskin, teknolojik rehavet ve yapay zekaya aşırı bağımlılık olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre, düşünme ve karar alma süreçlerini tamamen yapay zekaya devretmek, uzun vadede bireysel yetkinliklerin aşınmasına yol açabilir.</p>
<p><strong>Liderler, eğitimciler ve genç profesyoneller için yol haritası:</strong> <strong>“Önce düşün, sonra prompt (yönerge) yaz”</strong></p>
<p>CEMS raporu, iş dünyası ve eğitim ekosistemi için net bir yol haritası sunuyor. Buna göre liderlerin, yapay zeka araçlarını yalnızca kullanmakla kalmayıp bu teknolojilerin nasıl çalıştığını ve hangi sınırlara sahip olduğunu da anlaması gerekiyor. Karar alma süreçlerinde insan muhakemesini merkeze almak, yapay zekadan alınan çıktıları eleştirel bir süzgeçten geçirmek ve düşünceyi önce yapılandırmak, etkili liderliğin temel unsurları arasında yer alıyor.</p>
<p>Eğitimciler açısından rapor, öğrencilerin önce kendi fikirlerini geliştirmelerini; üretken yapay zekayı ise bu fikirleri sorgulamak ve derinleştirmek için kullanmalarını öneriyor. Kariyerinin başındaki profesyoneller için ise yapay zekanın sunduğu yanıtları sorgulamak, farklı bakış açılarını karşılaştırmak ve soruları yeniden çerçevelemek önem taşıyor. CEMS’in bu çerçevede öne çıkardığı yaklaşım net: Yapay zeka çağında fark yaratmanın anahtarı, önce düşünmek, sonra prompt yazmak.</p>
<p><strong>“İşletme eğitiminin rolü yeniden tanımlanıyor”</strong></p>
<p>Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü CEMS Uluslararası Yönetim Yüksek Lisans Programı Akademik Direktörü Dr. Öğretim Üyesi Eda Aksoy, araştırmanın bulgularını yorumladı: “Yapay zeka iş dünyasını hızla dönüştürürken, liderlik becerilerini de yeniden tanımlıyor. Bu dönemde en kritik ihtiyaç, teknolojiyi sorgulayan, yönlendiren ve etik bir çerçevede kullanan bir bakış açısı geliştirmek. CEMS raporu, yapay zekanın insan muhakemesinin yerini alamayacağını; doğru kullanıldığında eleştirel düşünme ve karar alma becerilerini güçlendirebileceğini ortaya koyuyor. Koç Üniversitesi olarak amacımız, öğrencilerimizi yalnızca teknolojiyi kullanan değil, onu eleştirel ve sorumlu biçimde değerlendirebilen liderler olarak yetiştirmek” dedi. </p>
<p>CEMS İcra Direktörü Nicole de Fontaines, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: Yapay zeka sorumlu biçimde kullanıldığında insan potansiyelini ve yaratıcılığı güçlendirebilir. Ancak aşırı bağımlılık, kopukluk ve amaç duygusunun zayıflaması gibi riskler barındırıyor. Bu nedenle CEMS olarak mezun profilimizi, dijital yetkinliğin yanı sıra etik muhakeme ve öz liderliği merkeze alacak şekilde yeniden tanımladık. Amacımız, mezunlarımızın teknolojiyi eleştirel bir bakışla kullanarak insan odaklı ve sorumlu liderler olarak öne çıkmasını sağlamak.”</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-caginda-liderligi-insan-muhakemesi-ve-elestirel-dusunme-belirleyecek-611530">Yapay Zeka Çağında Liderliği İnsan Muhakemesi ve Eleştirel Düşünme Belirleyecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Didim&#8217;de 6 Şubat Depreminde Hayatını Kaybedenler Anıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/didimde-6-subat-depreminde-hayatini-kaybedenler-anildi-611332</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 07:23:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[anıldı]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[depreminde]]></category>
		<category><![CDATA[didim]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[halkı]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice Gençay]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybedenler]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611332</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat 2023’te meydana gelen ve büyük bir yıkıma yol açan Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybeden canlarımız için, Didim Belediyesi tarafından anma programı gerçekleştirildi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/didimde-6-subat-depreminde-hayatini-kaybedenler-anildi-611332">Didim&#8217;de 6 Şubat Depreminde Hayatını Kaybedenler Anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat 2023’te meydana gelen ve büyük bir yıkıma yol açan Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybeden canlarımız için, Didim Belediyesi tarafından anma programı gerçekleştirildi. <br />Program kapsamında, ilk olarak depremde hayatını kaybeden canlarımız anısına Didim Merkez Camii önünde lokma hayrı düzenlendi. Lokma hayrına Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, CHP Didim İlçe Başkanı Dilaver Demir, Belediye Başkan Yardımcıları, Belediye Meclis üyeleri ve Didimliler katıldı.</p>
<p>Aynı günün akşamında Didim Belediyesi tarafından anma programı gerçekleştirildi. Didim Belediyesi DİGEM Sanat Akademisi’nde gerçekleştirilen programa, Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, CHP Didim İlçe Başkanı Dilaver Demir, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri ve Didim halkı katıldı.</p>
<p>HAYATINI KAYBEDEN CANLAR ANILDI</p>
<p>Programda deprem gerçeğine dikkat çekilirken, afet bilinci, dayanışma ve toplumsal farkındalığın önemi vurgulandı. Katılımcılar, 6 Şubat depremlerinin unutulmaması ve benzer acıların bir daha yaşanmaması temennisinde bulundu. Programda depremde hayatını kaybeden canlar anıldı.<br />Programda konuşma yapan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, <br />6 Şubat 2023… Bu tarih, hepimizin hafızasında ağır bir yer tuttu. Bir sabaha, binlerce yıkılmış hayatla uyandık. Evler gitti, anılar gitti, sevdiklerimiz gitti. On binlerce insanı kaybettik. Bazı acılar vardır; ne kadar anlatılsa da eksik kalır. O gün, doğanın gücünün yanında çaresizlikle de mücadele edildi. Ama aynı zamanda çok değerli bir şey gördük: Birbirine yabancı insanların, hiç tereddüt etmeden omuz omuza verdiğini… Halkımızın dayanışmasını, vicdanını, insanlığını gördük.” dedi.</p>
<p>BAŞKAN HATİCE GENÇAY, İNSAN HAYATININ GÜVENLİĞİ, HER TÜRLÜ KAZANÇTAN DAHA DEĞERLİDİR</p>
<p>Başkan Hatice Gençay, “Bu felaket bize çok açık bir gerçeği bir kez daha hatırlattı. Biz, yüksek ölçekli depremler üretme ihtimali olan bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu nedenle, belediye olarak yetkimiz dâhilinde olan her alanda çok titiz davranıyoruz. İnşaat ruhsatları verilirken, yapılar yükselirken, denetimler yapılırken… Bazen bu titizliğimiz eleştiriliyor. “Niye bu kadar sıkı?” deniyor. “Niye daha hızlı olmuyor?” diye kızanlar oluyor. Bunu anlıyoruz. Ama şunu da açıkça söylemek zorundayız: Halkımızın can güvenliği söz konusuysa, hızdan da, rahatlıktan da, alkıştan da vazgeçeriz. Ama güvenlikten asla vazgeçmeyiz. Buradan, inşaat sektöründe faaliyet gösteren tüm firmalara ve bu alanda sorumluluk taşıyan herkese de açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bu mesele yalnızca belediyelerin meselesi değildir. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur. Biz, bu konuda iş birliğine her zaman açığız. Daha güvenli yapılar için, daha sağlam kentler için birlikte çalışmaya hazırız. Ama şu ilkenin altını da özellikle çizmek isterim: İnsan hayatının güvenliği, her türlü kazançtan daha değerlidir. Aynı çağrıyı halkımıza da yapıyorum. Gösterdiğimiz hassasiyetin, aldığımız kararların, uyguladığımız denetimlerin arkasında durulmasını istiyoruz. Bu süreçte halkımızın desteği, bizim için son derece kıymetlidir. Çünkü bu kentte alınan her doğru karar, yarın bir hayatı kurtarabilir” dedi.</p>
<p>BAŞKAN HATİCE GENÇAY, 6 ŞUBAT KADER DEĞİLDİR</p>
<p>Başkan Hatice Gençay, “6 Şubat’ta kaybettiklerimiz bize sadece büyük bir acı bırakmadı; aynı zamanda çok ağır bir sorumluluk da bıraktı. Unutmamak ve aynı acıların yeniden yaşanmaması için gereğini yapmak. Depremler kader değildir. Bilimi esas alarak, aklı ve vicdanı rehber edinerek ve kamusal sorumluluktan kaçmayarak kayıplarımızı en aza indirgeyebiliriz. Kaybettiğimiz her bir canı rahmetle anıyor, ailelerin acısını yüreğimde hissediyorum. Onların hatırası, bizim için birer anı değil; daha güvenli kentler kurma mücadelemizin sessiz ama en güçlü çağrısıdır. Bu topraklarda yaşamı korumak için, bilimin ve vicdanın yolundan ayrılmadan çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/didimde-6-subat-depreminde-hayatini-kaybedenler-anildi-611332">Didim&#8217;de 6 Şubat Depreminde Hayatını Kaybedenler Anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Corendon Airlines, sporu markanın kalbine taşıyan yolculuğuyla ilham verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/corendon-airlines-sporu-markanin-kalbine-tasiyan-yolculuguyla-ilham-verdi-611125</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 09:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[airlines]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[corendon]]></category>
		<category><![CDATA[Corendon Airlines]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kalbine]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[markanın]]></category>
		<category><![CDATA[müdür]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporu]]></category>
		<category><![CDATA[sporun]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyan]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğuyla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Corendon Airlines, Brand &#038; Sports Summit 2026’da sporun kurum kültürü, işveren markası, turizm ve spor turizmi üzerindeki dönüştürücü gücünü iki farklı perspektiften ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/corendon-airlines-sporu-markanin-kalbine-tasiyan-yolculuguyla-ilham-verdi-611125">Corendon Airlines, sporu markanın kalbine taşıyan yolculuğuyla ilham verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Corendon Airlines, Brand &#038; Sports Summit 2026’da sporun kurum kültürü, işveren markası, turizm ve spor turizmi üzerindeki dönüştürücü gücünü iki farklı perspektiften ele aldı. Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda konuşan Corendon Airlines İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Berna Oskay ile Corendon Airlines Kıdemli Kurumsal İletişim ve Pazarlama Müdürü Pınar Pehlivan, hava yolu şirketinin sporda “oyunu değiştiren” marka ve insan yatırımlarını paylaştı.</strong></p>
<p>Spor ve iletişim dünyasının önde gelen profesyonellerini bir araya getiren Brand &#038; Sports Summit, 5-6 Şubat 2026 tarihlerinde Kadıköy Paribu Art’ta “Oyunu Değiştirenler” temasıyla gerçekleştiriliyor. Spor ve iletişim endüstrileri arasında güçlü bir köprü kuran zirve, aynı zamanda spor dünyasındaki yeni yaklaşımların, dönüşen bakış açılarının ve ilham veren uygulamaların paylaşıldığı özgün bir platform olma özelliğini sürdürüyor.</p>
<p>Zirvenin ana destekçileri arasında yer alan yenilikçi hava yolu markası Corendon Airlines, 5 Şubat’ta düzenlenen “Geleceği Yaratanlar: Sporda Oyunu Değiştiren Marka ve İnsan Yatırımları” başlıklı oturumda sporun kurum kültürü ve marka stratejileri üzerindeki etkisini ele aldı. Oturum, Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan’ın moderatörlüğünde gerçekleşirken; Corendon Airlines İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Berna Oskay ile Corendon Airlines Kıdemli Kurumsal İletişim ve Pazarlama Müdürü Pınar Pehlivan konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p><strong>Spor, çalışanların bizzat deneyimlediği bir kültür alanı</strong></p>
<p>Corendon’da sporun bir iletişim aracı olmanın ötesinde, kurum kültürünün yaşayan bir parçası olduğunu Berna Oskay, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sporu Corendon’da yalnızca dışarıya anlatılan bir marka dili olarak değil, çalışanların bizzat deneyimlediği bir kültür alanı olarak konumluyoruz. ‘Team Corendon’ çatısı altında hayata geçirdiğimiz yelken, koşu, bisiklet, kürek, basketbol ve voleybol takımlarımız; bu yaklaşımın en somut göstergesi. Takımlarımızın katıldığı müsabakalarda elde edilen her başarı, yalnızca sportif bir kazanım olmanın ötesinde; çalışan bağlılığını, psikolojik iyi oluşu, dayanıklılığı ve kuşaklar arasındaki bağı besleyen güçlü bir kültürel etki yaratıyor.”</p>
<p><strong>“Z kuşağı, markaların söylediklerinden çok yaşattıklarına bakıyor”</strong></p>
<p>Sporun Corendon’da hiyerarşileri ortadan kaldıran, dayanışmayı ve birlikte başarmayı güçlendiren bir alan sunduğunu belirten Oskay, özellikle genç yetenekler açısından bu yaklaşımın belirleyici olduğuna dikkat çekti. “Z kuşağı, markaların söylediklerinden çok yaşattıklarına bakıyor. Spora verdiğimiz destekle dışarıda anlattığımız hikâyeyle, içeride çalışanların aktif olarak dahil olduğu spor ekipleri arasındaki tutarlılık; Corendon’u samimi ve inandırıcı kılıyor. Bu da işveren markamız için güçlü bir bağlayıcı unsur oluşturuyor,” dedi.</p>
<p><strong>“Corendon’da spor, markanın vitrini değil; işveren kimliğinin kalbi”</strong></p>
<p>Corendon’da sürdürülebilir büyümenin insan, kültür ve değerlerle birlikte ele alındığını vurgulayan Oskay, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Biz insanlara sadece bir iş değil, bir yaşam ritmi sunan bir markayız. Corendon’da spor, markanın vitrini değil; işveren kimliğinin kalbi.”</p>
<p><strong>Spor, marka DNA’sının ayrılmaz bir parçası</strong></p>
<p>Corendon Airlines’ın sporu marka DNA’sının ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırdığını belirten Pınar Pehlivan ise markanın çok boyutlu iş birliği ve spor turizmi vizyonunu paylaştı. Pehlivan, “Sporun insanları bir araya getiren gücüne inanıyoruz. Bu inançla yalnızca gökyüzünde değil, yeryüzündeki tüm başarı yolculuklarında da sporun ve sporcunun yanında yer alıyoruz,” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye’nin spor turizmi potansiyelinin büyütülmesine katkı</strong></p>
<p>İlklerin havayolu şirketi olarak çoklu iş birliği modeliyle spora verdikleri desteği her yıl daha da derinleştirdiklerini ifade eden Pehlivan, ulusal ve uluslararası anlaşmalarla Türkiye’nin spor turizmi potansiyelinin büyütülmesine katkı sunduklarını vurguladı. Pınar Pehlivan; Polonya’da Górnik Zabrze Futbol Kulübü ve Polonya Golf Federasyonu ile gerçekleştirilen iş birliklerinden, İngiltere’de Hull City takımıyla yol arkadaşlığına; Belek’te düzenlenen uluslararası golf organizasyonlarından Türkiye’deki basketbol ve futbol yatırımlarına kadar geniş bir yelpazede projeler yürüttüklerini aktardı.</p>
<p><strong>“Sporun dönüştürücü gücüne ortak oluyoruz”</strong></p>
<p>Türkiye’de hayata geçirilen iş birliklerine de değinen Pehlivan, “Antalyaspor’un stadyumuna verdiğimiz desteği ‘Corendon Airlines Park’ adıyla sürdürmekten ve Corendon Alanyaspor’a katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz. Spor yatırımlarımızı yaptığımız projelerle taçlandırıyoruz. Bu sayede sporun dönüştürücü gücüne ortak oluyoruz. Anadolu Efes Spor Kulübü iş birliğiyle EuroLeague heyecanını ilk kez Antalya’ya taşıdık. 14 Kasım 2025’te oynanan Anadolu Efes ile FC Bayern Munich karşılaşması, 10 bin kişilik Antalya Spor Salonu’nda unutulmaz bir atmosfer yarattı.”</p>
<p><strong>“Sporun her dalında var olmaya devam ediyoruz”</strong></p>
<p>Spor altyapısına yönelik yatırımların da altını çizen Pınar Pehlivan, Antalya Lara’daki Corendon Football Center ve Corendon Tennis Club Kemer gibi tesislerin, Türkiye’nin uluslararası spor organizasyonlarındaki cazibesini artırdığını belirtti. Outdoor sporların da Corendon Airlines’ın uzun soluklu destek verdiği alanlar arasında yer aldığını ifade eden Pehlivan, “Salomon Kapadokya Ultra-Trail® ve Tahtalı Run to Sky gibi prestijli organizasyonlara destek vererek sporun her dalında var olmaya devam ediyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/corendon-airlines-sporu-markanin-kalbine-tasiyan-yolculuguyla-ilham-verdi-611125">Corendon Airlines, sporu markanın kalbine taşıyan yolculuğuyla ilham verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekâ Meslekleri Yok Etmiyor, Yeniden Şekillendiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-meslekleri-yok-etmiyor-yeniden-sekillendiriyor-611110</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 09:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[etmiyor]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[meslekler]]></category>
		<category><![CDATA[meslekleri]]></category>
		<category><![CDATA[robotik]]></category>
		<category><![CDATA[robotlar]]></category>
		<category><![CDATA[şekillendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611110</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelişen teknoloji ve her geçen gün hayatımızdaki yerini genişleten yapay zekâ uygulamalarının ileride bazı meslekleri yok edeceği konuşulmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-meslekleri-yok-etmiyor-yeniden-sekillendiriyor-611110">Yapay Zekâ Meslekleri Yok Etmiyor, Yeniden Şekillendiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelişen teknoloji ve her geçen gün hayatımızdaki yerini genişleten yapay zekâ uygulamalarının ileride bazı meslekleri yok edeceği konuşulmaya devam ediyor. Bazı uzmanlara göre beyaz yakalı işleri, avukatlık, muhasebe gibi meslekler bu durumdan oldukça etkilenecek. İstinye Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Şenol Pişkin, yapay zekânın meslekleri yok etmeyeceğini, dönüştüreceğini söyledi. Robotlar ve yapay zekânın mesleklere olabilecek etkilerini paylaşan Pişkin, “Teknolojik dönüşüm, ezber bozan yepyeni kariyer yollarını önümüze seriyor. Yakında kartvizitlerde &#8216;Robot Etkileşim Tasarımcısı&#8217;, &#8216;Dijital İkiz Mühendisi&#8217; veya &#8216;Yapay Zekâ Etik Denetçisi&#8217; gibi unvanları sıkça göreceğiz” dedi.</p>
<p><strong>“Seri üretim hatları ile depo lojistiği operasyonları çok etkilenecek”</strong></p>
<p>Robotlar ve yapay zekâ hangi meslekleri öncelikli olarak yok edecek sorusuna Prof. Dr. Pişkin, şu yanıtı verdi:</p>
<p>‘Yok etmek’ yerine ‘dönüştürmek’ kavramını kullanmak daha doğru olur. Tarih bize teknolojinin işleri ortadan kaldırmaktan ziyade evrimleştirdiğini gösteriyor. Örneğin, 19. yüzyılda dokuma tezgâhlarının otomatikleşmesi birçok el dokumacısının işini değiştirdi, ancak tekstil endüstrisini büyüterek bakım, tasarım ve makine operatörlüğü gibi yeni iş alanları yarattı. Bugün de benzer bir dönüşüm yaşıyoruz. Otomasyon ve yapay zekâ, doğası gereği tekrara dayanan, ölçülebilir çıktıları ve kesin kuralları olan işleri öncelemektedir. Bu bağlamda, seri üretim hatları ile paketleme ve depo lojistiği operasyonları ilk dalgadan çok etkilenecektir. Ek olarak standart raporlama süreçleri, veri girişi, belli kurallar çerçevesindeki muhasebe işleri ile müşteri hizmetlerinin yoğun tekrarlı kısımları da etkilenecektir. Sık sorulan soruların otomatik yanıtlanması vb.”</p>
<p><strong>“Problem çözme ile kriz yönetiminde insani dokunuş hala çok önemli”</strong></p>
<p>“İstihdam alanındaki temel sorunlar; beceri uyumsuzluğu, bölgesel veya sektörel eşitsizlikler, kısa vadeli iş kayıplarıyla onlara eşlik eden sosyal ve ekonomik gerilimler şeklinde olacaktır” diyen Prof. Dr. Pişkin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Gelecekte insana olan ihtiyaç, görevin niteliğine bağımlı şekilde daha çok şekillenecek. Çünkü tekrarlı, standartlaşmış veya ölçülebilir görevler, örneğin belirli kalite kontrol testleri, sabit üretim adımları yahut standart raporlama gibi, robotlarca üstlenilebilir. Ancak karmaşık klinik kararlar ve hasta-doktor iletişimi gibi görevler bağlamsaldır, empati gerektirir. Ahlaki değerlendirmeler, yaratıcı tasarım süreçleri, liderlik, öngörülemeyen durumlarda esnek problem çözme ile kriz yönetiminde insani dokunuş hala çok önemlidir. Robotlar hassas manipülasyon ve ağır yüklerin taşınması gibi alanlarda çok yüksek kapasiteye ulaşsa bile, bu ‘neredeyse tam’ bir devralmadır. Bir sistemin güvenli, etik ve bağlamsal doğruluk gerektiren son kararı ise insan uzmanın sorumluluğunda olacaktır.”</p>
<p><strong>“İşsizlik korkusunun bir kısmı gerçekçi”</strong></p>
<p>Otomasyonun toplumda yaratacağı işsizlik korkusuyla ilgili de konuşan Pişkin, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu korku yeni değil. 19. yüzyılda İngiltere&#8217;de Luddite hareketi, dokuma makinelerinin işlerini çalacağı korkusuyla makinelere saldıran işçilerden oluşuyordu. Korku anlaşılabilirdi ancak gerçek, makinelerin uzun vadede refahı ve yeni iş kollarını beraberinde getirmesi oldu. Bugün de korku anlaşılabilir, ancak tek gerçek bu değil. Tarihte her büyük teknolojik devrim net iş kaybından çok, işlerin niteliğinin değişmesine yol açtı. İşsizlik korkusunun bir kısmı gerçekçi zira teknolojik dönüşümler belirli işleri azaltabilir; bu süreç bazı grupları orantısız şekilde etkileyebilir. Fakat tarihsel açıdan bakıldığında, yeni teknolojik dalgalar benzer biçimde yeni sektörler, meslekler ayrıca ekonomik fırsatlar da yaratmıştır. Burada kritik olan geçiş sürecinin yönetilmesidir: devlet politikaları, eğitim kurumları ve iş dünyası eş güdümlü hareket ederek yeniden beceri kazandırma ve yetkinlik artırma programlarını büyütürse ‘işsizlik korkusu’ görev dönüşümü ve yeniden konumlanma şeklinde daha çok tezahür eder. Aksi halde kısa-orta vadede yapısal işsizlik artabilir. Ayrıca kısa-orta vadede gelir eşitsizliği ve sosyal güvensizlik de artabilir ki asıl risk de budur. Doğru politikalar (yeniden eğitim, sosyal koruma ağları) ve bireysel öğrenme odaklı bir kültür ile bu geçiş yönetilebilir.”</p>
<p><strong>“Toplumun bir kesiminin tamamen &#8216;oyun dışı&#8217; kalması riskler arasında”</strong></p>
<p>Risklerle ilgili de konuşan Profesör, “Eğer doğru adımlar atılmazsa, bizi bekleyen en büyük tehlike toplumun bir kesiminin tamamen &#8216;oyun dışı&#8217; kalması, yani derin bir ekonomik ve sosyal dışlanmadır. Yani, toplumsal kutuplaşma ve ekonomik eşitsizliğin tarihi seviyelere çıkmasıdır. Ayrıca, etik ve regülasyon altyapısı oluşturulmadan kontrolsüz gelişen yapay zekâ sistemlerinin önyargıları pekiştirmesi, mahremiyeti ihlal etmesi ve manipülasyon aracı olarak kullanılması diğer kritik risklerdir. Bu riskleri yönetmenin yolu ise teknolojiyi yasaklamaktan değil; eğitimi dönüştürmekten, kapsayıcı sosyal politikalar üretmekten ve etik kuralları en baştan koymaktan geçiyor” dedi.</p>
<p><strong>“Sadece &#8216;yapan&#8217; değil daha ‘nazik’ esnek robotlardan bahsediyoruz”</strong></p>
<p>Son yıllarda robotikte yaşanan en kritik teknik gelişmeleri de aktaran Pişkin, şöyle konuştu:</p>
<p>“Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Artık sadece &#8216;yapan&#8217; değil, derin öğrenme sayesinde &#8216;gören&#8217;, doğal dili &#8216;anlayan&#8217; ve yumuşak robotik tasarımları sayesinde çevresiyle daha &#8216;nazik&#8217; etkileşime giren esnek robotlardan (soft robotics) bahsediyoruz. Sensörlerin ve Lidar teknolojilerinin ucuzlayıp hassaslaşması, robotlara adeta yeni duyular kazandırdı. Tarihsel olarak fabrikalardaki kaba kuvvetten, satrançta insanı yenen zekaya ve bugün cerrahi operasyon yapan hassasiyete evrilen bir yolculuk bu. Kritik gelişmelere birkaç örnek daha vermek gerekirse:</p>
<ul>
<li>İnsansı ve Biyonik Robotlar: Denge, yürüme ve nesne manipülasyonunda olağanüstü ilerlemeler.</li>
<li>Bulut Robotik ve Swarm (Sürü) Zekâsı: Robotların birbiriyle ve merkezi bir sistemle veri paylaşarak koordineli çalışması.</li>
<li>Beyin-Bilgisayar Arayüzleri (BCI) ve Nöro-Robotik: Düşünce ile robot kontrolü konusundaki ilerlemeler.</li>
<li>Gelişmiş Algılama ve Bilgisayarlı Görü: Çok duyulu (sensör füzyonu) ve bağlamsal anlama yeteneklerinin artması.</li>
</ul>
<p>Ancak bir robotun teknik olarak &#8216;yapabiliyor&#8217; olması, onu hemen hayatımıza sokabileceğimiz anlamına gelmiyor; güvenlik ve etik hala kırmızı çizgimiz.”</p>
<p><strong>Yeni meslekler ortaya çıkacak</strong></p>
<p>Bu dönüşümle ortaya çıkabilecek yeni mesleklerle ilgili de konuşan Pişkin, şunları sıraladı:</p>
<p>“Teknolojik dönüşüm, ezber bozan yepyeni kariyer yollarını önümüze seriyor. Yakında kartvizitlerde &#8216;Robot Etkileşim Tasarımcısı&#8217;, &#8216;Dijital İkiz Mühendisi&#8217; veya &#8216;Yapay Zekâ Etik Denetçisi&#8217; gibi unvanları sıkça göreceğiz. Tıbbi robotik uzmanlığı ve veri mahremiyeti hukukçuluğu gibi alanlar ise şimdiden kritik hale geldi. Tarihte her teknoloji dalgası nasıl kendi &#8216;ustalarını’ ortaya çıkardıysa, bu dönem de kendi uzmanlarının ortaya çıkmasını sağlayacak. Diğer bazı olası meslekler olarak şunları da söyleyebiliriz: Robotik/AI Etik Uzmanı, Artırılmış Gerçeklik Deneyimi Tasarımcısı, İnsan-Robot Takım Yöneticisi, Kişiselleştirilmiş Öğrenme Yol Haritası Danışmanı (AI destekli), Siber-Fiziksel Sistem Bakım Teknisyeni, Veri Dedektifi (AI kararlarının şeffaflığını sağlamak için).” </p>
<p><strong>“Yapay zekâ rutini alıp, kaliteyi yukarı taşıyacak”</strong></p>
<p>Türkiye’deki iş gücü piyasası yapay zekanın getirdiği sonuçlardan nasıl etkileneceğine dair de bilgilendiren Prof. Dr. Pişkin,</p>
<p>“Türkiye için bu sürecin etkisi, ne kadar hızlı uyum sağlayacağımıza bağlı. İmalat sanayimiz otomasyonla &#8216;akıllanıp&#8217; küresel rekabette sınıf atlayabilir; ancak bu geçişi iyi yönetemezsek bölgesel uçurumların derinleşme riski de var. Hizmet sektöründe ise yapay zekâ rutini alıp, kaliteyi yukarı taşıyacak. Türkiye, nüfus yapısı ve sanayi kompozisyonu gereği bu dönüşümden hem risk hem de fırsatları aynı anda yaşayacaktır. Tarihsel olarak, sanayileşme hamlelerimiz belirli sektörlerde güçlü bir altyapı oluşturdu. Şimdi bu altyapıyı ‘Akıllı Üretim’ ile taçlandırma fırsatındayız. Geleneksel imalat ve tarımda otomasyon artabilir, ancak, nitelikli yazılım, robotik sistem entegrasyonu, veri bilimi ve siber güvenlik alanlarında büyük bir insan gücü ihtiyacı doğacaktır. Kritik olan, genç nüfusumuzu bu yeni alanlara yönlendirecek eğitim reformudur. Eğer doğru eğitim politikaları ve Ar-Ge teşvikleriyle bu gençleri donatırsak, tehdidi fırsata çevirebiliriz.”</p>
<p><strong>“ISU XR Lab, teknoloji üreten ve nitelikli insan kaynağını yetiştiren bir merkez”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Pişkin ISU XR Lab’de yapılan çalışmalarla ilgili şunları söylüyor: </p>
<p>“ISU XR Lab’de sağlık ve eğitim alanlarındaki teknolojik dönüşüm, VR tabanlı simülasyonlar, AI destekli görüntüleme çalışmaları ve robotik kontrol prototipleri üzerinden araştırılıyor. Otomatik anomali algılama ve XR destekli cerrahi simülasyonlar, otomasyonun hangi görevleri üstlenebildiğini ve insan uzmanlığının hangi noktalarda vazgeçilmez olduğunu somut verilerle ortaya koyuyor. Laboratuvarda geliştirilen VR cerrahi eğitimleri, haptik geri bildirim sistemleri ve insan-robot etkileşimi deneyleri, insan yetkinliğinin robotik sistemlerle nasıl yeniden şekillendiğini örnek olaylar üzerinden gösteriyor. XR tabanlı yeniden eğitim programları, dijital ikizler ve sanal staj uygulamaları sayesinde meslek dönüşümünün yarattığı beceri boşluklarına pratik çözümler sunuluyor. Bu çalışmalar, bireylerin yeni teknolojilere uyum süresini kısaltarak iş gücüne yeniden entegrasyonlarını hızlandırıyor. ISU XR Lab’de geliştirilen tüm projelerde güvenlik, etik ve veri mahremiyeti tasarımın temel bileşeni olarak ele alınıyor. Araştırmalar, robotik ve XR sistemlerinin insanı ikame ettiğinde değil, yeteneklerini artırdığında en yüksek güvenlik ve verimliliğe ulaştığını gösteriyor. Laboratuvar, öğrencileri teorik bilginin ötesine taşıyarak sanayi ile iç içe, uygulamalı ve disiplinlerarası projelerle geleceğin mesleklerine hazırlıyor. Yerli prototipler, klinik çalışmalar ve uluslararası iş birlikleriyle ISU XR Lab, hem teknoloji üreten hem de bu teknolojiyi kullanacak nitelikli insan kaynağını yetiştiren bir merkez olarak konumlanıyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-meslekleri-yok-etmiyor-yeniden-sekillendiriyor-611110">Yapay Zekâ Meslekleri Yok Etmiyor, Yeniden Şekillendiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-afet-bolgesinde-medya-enformasyonu-konusuldu-611071</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 08:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[enformasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[Haberci]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611071</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depreminin 3’üncü yıl dönümünde düzenlediği “Medya Buluşmaları” programıyla, afet dönemlerinde doğru haberciliğin ve vatandaşların doğru bilgilerle aydınlatılmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-afet-bolgesinde-medya-enformasyonu-konusuldu-611071">Osmangazi&#8217;de Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depreminin 3’üncü yıl dönümünde düzenlediği “Medya Buluşmaları” programıyla, afet dönemlerinde doğru haberciliğin ve vatandaşların doğru bilgilerle aydınlatılmasının önemine dikkat çekti. Deprem bölgesinde 3 ay boyunca görev yapan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy ile Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin, sahadaki izlenimlerini öğrencilerle paylaştı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde “Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu” başlığıyla düzenlenen programın konukları, Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy ve Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin oldu. Depremin ilk anından itibaren 3 ay boyunca sahada görev yapan Aksoy ve Sezgin, söyleşide afet dönemlerinde doğru haberciliğin ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yıldırım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinin katıldığı programda, geleceğin gazeteci adayları usta muhabirlerden mesleki bilgi ve tecrübe edinme fırsatı buldu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Afet Haberciliği Önem Verilmesi Gereken Konu”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Moderatörlüğünü Sevda Kurul’un yaptığı programda konuşan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy, “Gazetecilerin normalde görevi toplumsal olaylarda insanları bilgilendirmek. Ama büyük afetler yaşandığında bu iş biraz daha kamusal bir sorumluluğa dönüşüyor. Afet dönemlerinde bilgiye çok daha fazla ihtiyaç duyuluyor ve doğru bilginin önemi kat kat artıyor. Depremler bunun en çarpıcı örneği. 6 Şubat’ta olduğu gibi bazen aynı anda birçok kent ve milyonlarca insan bu durumdan doğrudan etkileniyor. Böyle zamanlarda ortalıkta çok fazla bilgi dolaşıyor. İnsanlar bölgeden gelen bilginin hangisinin doğru olduğunu bilmek istiyor. İşte tam da bu noktada gazetecilere çok büyük görev düşüyor. Afet ve savaş bölgelerinde çalışmak bir gazeteci için gerçekten çok zor. Asıl zorluk ise bu afetleri ve savaşları bizzat yaşamış insanların hikayelerini anlatmak. Hem doğru bilgiyi vermek hem de bu insanların yaşadıklarını hassas bir şekilde aktarmak gibi iki büyük sorumluluk var. Bu yüzden afet haberciliği üzerine daha fazla konuşulması, tartışılması ve bunun ayrı bir habercilik alanı olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Doğru Habercilik Afet Dönemlerinde Çok Önemli”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>6 Şubat depreminin birçok insanın meslek hayatında karşılaşabileceği en büyük felaketlerden biri olduğunu belirten Aksoy, “Eskiden haberde etkileşim tek taraflıydı. Siz haberi veriyordunuz, karşı taraftan herhangi bir etkileşim ancak telefon açarlarsa olabiliyordu. Dijital dünyada artık böyle değil. Verdiğiniz bir bilginin etkileşimini anında alıyorsunuz. Bilgi çok hızlı yayılıyor, enformasyonun bu kadar hızlı yayıldığı dijital çağda doğal olarak dezenformasyonda çok hızlı yayılıyor. Bu durum afet dönemlerinde 100 katına çıktığı oluyor. Çünkü herkes paylaşım yapıyor ve bir bilgiyi yayıyor. İnsanlar ilk gördüğü ve okuduğuna genellikle inanıyor. 6 Şubat çok büyük bir felaketti. Bütün bir kentin tüm yapıları ve nüfusuyla etkilendiği bir depremdi. O kadar geniş bir alana yayılmıştı ki sizin koordine olabileceğiniz bina ve ekibinizin konaklayabileceği bir alan yoktu. Savaş bölgesinde görev yapanlar bile deprem bölgesinden iyi şartlarda çalışıyorlar. O kadar kötü ve olumsuz şartların egemen olduğu bir görev bölgesiydi. Siz yanlış bilgilerle kamuoyunu yanlış yönlendirirseniz yardım çalışmalarının doğru insanlara ulaşmasına engel olursunuz. Bu gerçekten ciddi bir sorumluluk. Afet dönemlerinde hızlı habercilik önemli ama en önemlisi doğru olabilmek, doğru bilgiyi aktarabilmek” ifadelerini kullandı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Deprem Bölgesinde Oturup Gözyaşı Döktüğümüz Zamanlar Oldu”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Programda deprem bölgesindeki izlenimlerini paylaşan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin ise, “12 yıldır muhabirlik mesleğini yapıyorum. Çeşitli afetler gördüm ama 6 Şubat depremi bunların en büyüğüydü. &#8216;İnsan olmak mı, haberci olmak mı bunu en çok sorguladığımız dönemdi. Çok fazla şeyle karşı karşıya kaldık ve yaşadık. Yeri geldi duygularımızı bir kenara koymak zorunda kaldık. Bir an oldu duygularımızla çalışmak durumunda kaldık. Deprem bölgesinde oturup gözyaşı döktüğümüz zamanlarımız oldu. Bunların geneline baktığımızda her zaman profesyonelliğimizi korumamız gerekiyor. Evet, insanız bir yandan da kamuoyunu bilgilendirmek için doğru bilgiler paylaşmamız gerekiyor. Bunu ön plana alarak çalışmak zorunda kaldık. Bölgede 48 saat boyunca insan üstü çalıştığımız ve kaldırımlarda uyuduğumuz durumlar oldu. Çok fazla şey yaşadık ama orada insanlar depremden etkilenen 11 ildeki felaketi görsün diye çok çaba sarf ettik” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Söyleşinin sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, konuklara günün anısına teşekkür hediyesi takdiminde bulundu. </span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-afet-bolgesinde-medya-enformasyonu-konusuldu-611071">Osmangazi&#8217;de Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak Meclisi&#8217;nde 6 Şubat depremleri anıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konak-meclisinde-6-subat-depremleri-anildi-610969</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 18:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anıldı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[depremleri]]></category>
		<category><![CDATA[gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[Konak Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[ücret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610969</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediye Meclisi’nin şubat ayı ikinci oturumunda konuşan Başkan Mutlu, “İnsan hayatından daha önemli hiçbir şey yok.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konak-meclisinde-6-subat-depremleri-anildi-610969">Konak Meclisi&#8217;nde 6 Şubat depremleri anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konak Belediye Meclisi’nin şubat ayı ikinci oturumunda konuşan Başkan Mutlu, “İnsan hayatından daha önemli hiçbir şey yok. Canlarımızı korumanın ötesinde, bir devletin, bir belediyenin, bir toplumun daha önemli bir gündemi olamaz. Ülkenin tek gündemi dirençli kentler yaratmak olmalı. Bu yöndeki her çalışma, kim tarafından yapılıyorsa yapılsın, bizim için çok kutsal” dedi.</b></p>
<p>Konak Belediye Meclisi şubat ayının ikinci birleşimini Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. Toplantıda, üçüncü yıl dönümüne girdiğimiz Maraş depremleri unutulmadı ve meclis grupları söz alarak depremde yitirilen canları andı. Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, dirençli kentler vurgusu yaparak ülkenin en önemli gündeminin deprem gerçeği olduğunu ifade etti ve, “Deprem en önemli konu. Ülkenin tek gündeminin deprem olması gerekiyor. Yarın sabah 04.00’te, il binamızda buluşacağız ve o acıyı bir kere daha anacağız. İnsan hayatından daha önemli hiçbir şey yok. Canlarımızı korumanın ötesinde, bir devletin, bir belediyenin, bir toplumun daha önemli bir gündemi olamaz. Çocuklarımızı, bebeklerimizi, eşimizi, dostumuzu kaybettik. Ülkenin tek gündemi dirençli kentler yaratmak olmalı. Bu yöndeki her çalışma, kim tarafından yapılıyorsa yapılsın, bizim için çok kutsal” diye konuştu.</p>
<p><b>Konak’tan turizm atağı</b></p>
<p>Meclis gündeminde yer alan önemli konulardan biri de turizm oldu. Turizm Geliştirme, Tarihsel ve Kültürel Değerleri Koruma ile Plan ve Bütçe Komisyonundan gelen “Turizm olanaklarının tanıtımı ile ilgili Konak Tanıtım Kiti hazırlanması” oybirliğiyle kabul edildi. Önerge doğrultusunda yapılacak çalışmalar sonucunda, Konak Belediyesi resmi web sitesinden erişilebilen dijital rotalar hazırlanacak. İlgili müdürlükler ortak çalışma gerçekleştirerek Konak’ın turizm potansiyelini ortaya çıkaran ve tanıtan broşür ve kitapçıklar hazırlanacak.</p>
<p><b>Mutlu: İnsanlık onuruna yaraşır bir ücret verme konusunda gayret içerisindeyiz</b></p>
<p>Dilek ve öneriler bölümünde gelen soruları yanıtlayan Başkan Mutlu, ücretler konusunda açıklama yaptı. Başkan Mutlu, Konak Belediyesi’nin çalışanlarına insanlık onuruna yakışan bir ücret vermek için yoğun gayreti olduğunu ifade ederek şunları söyledi:</p>
<p>“Sosyal dengeyi hiç ödemeyen devlet kurumlarının yanında Konak Belediyesi her bir memuruna tam 30 bin lira artı para ödüyor. Ayrıca toplu iş sözleşmesinden kaynaklı, 2026 yılının ilk altı aylık döneminde hayata geçen tabloyu da isterseniz verebilirim. Şu anda Konak Belediyesi’nde en düşük ücret 66 bin artı 11 bin yemek ücretiyle birlikte toplam 77 bin liradır. İnsanlık onuruna yaraşır bir ücret verme konusunda yoğun bir gayret içerisindeyiz.”</p>
<p><b>Altınpark’tan müjdeli haber</b></p>
<p>Başkan Mutlu, tarihi ayağa kaldırarak kent yaşamıyla bütünleştirecek Altınpark Çevre Düzenleme Projesiyle ilgili Kurul onayı müjdesini meclisle paylaştı. Altınpark, Kıllıoğlu Hamamı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce yapılacak sokak sağlıklaştırmasıyla bölgenin hak ettiği değere kavuşacağını belirten Mutlu şöyle konuştu:</p>
<p>“Altınpark’ın restorasyon projeleri Koruma Kurulu’ndan geçti. Basmane’de Altınpark’ın tekrar bir değer olarak kamusal ziyarete açılması gündeme gelecek. Biliyorsunuz Kıllıoğlu Hamamı’nı da açmıştık. Altınpark’la beraber Basmane’de bir canlılık yaratacak. Büyükşehir Belediyesi de Basmane’de  sokak sağlıklaştırma çalışmasına başlıyor. Tekil tekil yapılan çalışmaların bir araya gelmesiyle ve Büyükşehir’le de birlikte çalışınca oluşan farklı bir Konak’ı önümüzdeki üç yılın sonunda göreceğiz. Çok büyük bir altyapı faaliyeti var. Alsancak başta olmak üzere her yer kazıldı ama bu çalışmalar su, sel basmaması için yapılıyor. Altyapı çalışmaları dertlidir, üzer. Ama birinin de bu çalışmaları yapması gerekiyordu. Bu dönem bunu Büyükşehir ve Konak Belediyesi yapıyor. Bundan sonra rahat edelim diye yapılıyor.”</p>
<p><b>“Çalışan, artı değer getiren bir nüfusun tekrar Konak’a gelmesi lazım”</b></p>
<p>Konak’ın nüfusuna dair gelen eleştirilere de yanıt veren Başkan Mutlu, Konak Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Emniyet Müdürlüğünün ortak çalışmalarını anlattı. Kentsel dönüşüme bir kez daha dikkat çeken başkan Mutlu sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Konak’ta yoğun bir yapılaşma var. Bir yandan da mimar, mühendis elinden çıkmamış, bilimsel destek almamış binalar var. O binaların çoğu şu an terk edilmiş durumda, metruk. Biz geldiğimizden beri metruk bina yıkımı yapıyoruz. Bazı mahallelerimiz komple terk edilmiş. Bir, iki katlı miraslı evler kalmış, kimsenin oturmadığı.   Ya başka semte ya yurtdışına gitmişler. Şu ana kadar yıktığımız bina sayısı 200’ü geçti. Geçen hafta biz, Büyükşehir Belediyesi ve Konak İlçe Emniyet Müdürlüğü, bir ekip oluşturduk. Özellikle Tepecik bölgesinde 14 tane evi yıktık. Kriminal olayların olduğu mahallelere girdik, büyük temizlik ve yıkım faaliyetlerini bir yandan yapıyoruz. Yeşildere’nin etrafı EXPO alanı ilan edildi, Büyükşehir Belediyesi büyük kamulaştırmalar yaptı, o bölge boşaltıldı. Kadifekale, heyelan bölgesi ilan edildi, boşaltıldı. Bir zamanlar kaçak yapılaşmaya ev sahipliği yapan Konak, bunların temizlenmesiyle nüfusunu yavaş yavaş bir yerlere göndermiş. Ama kentsel dönüşümle ve yıkılanların yerine yeni yaşam alanları yapıldığında nüfusu geri alacaktır. Önemli olan, nasıl bir nüfus aldığınız. Çalışan, artı değer getiren bir nüfusun tekrar Konak’a gelmesi lazım. Konak’ın tekrar ticarette, kültür ve sanatta birinci ilçe olması lazım. En büyük mücadelemiz de bunun için.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konak-meclisinde-6-subat-depremleri-anildi-610969">Konak Meclisi&#8217;nde 6 Şubat depremleri anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay 177 Milyon Lira Bedelle KOSKİ Araç Filosuna Kazandırılan 19 Yeni Aracı Tanıttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-177-milyon-lira-bedelle-koski-arac-filosuna-kazandirilan-19-yeni-araci-tanitti-610882</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 13:19:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[177]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[bedelle]]></category>
		<category><![CDATA[En Önemli]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kesintisi]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[koski]]></category>
		<category><![CDATA[lira]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610882</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 177 milyon lira bedelle KOSKİ Genel Müdürlüğü araç filosuna kazandırılan 19 yeni aracın tanıtım programına katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-177-milyon-lira-bedelle-koski-arac-filosuna-kazandirilan-19-yeni-araci-tanitti-610882">Başkan Altay 177 Milyon Lira Bedelle KOSKİ Araç Filosuna Kazandırılan 19 Yeni Aracı Tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 177 milyon lira bedelle KOSKİ Genel Müdürlüğü araç filosuna kazandırılan 19 yeni aracın tanıtım programına katıldı. Konya Büyükşehir Belediyesi ve KOSKİ’nin sadece Konya’da değil, afetlerde de çok önemli işler yaptığını kaydeden Başkan Altay, “Özellikle Hatay&#8217;da yapmış olduğunuz işlerden dolayı bizim gözümüzde KOSKİ çalışanlarımızın hepsi birer kahraman. Orada kimi görsek Konya&#8217;ya, Konyalılara dua ediyor. Bunda hepinizin emeği çok. Tekrar hepinize teşekkür ediyorum” dedi. 2018 yılında göreve geldikleri günden itibaren KOSKİ’nin araç filosunu güçlendirmek adına önemli işler yaptıklarını dile getiren Başkan Altay, “Bugüne kadar toplam 417 milyon bedelle 104 aracımızı KOSKİ’ye kazandırdık. Bugün kazandırdığımız araçlar içerisinde özellikle kombine, makineler sadece şehrimizde değil, özellikle Karadeniz bölgesindeki afetlerde AFAD tarafından ilk talep edilen araç olma özelliğini taşıyor. Bununla birlikte damperli kamyonlarımız, kazıcı yükleyicilerimiz, vidanjörümüz ve su tankerlerimizle birlikte 19 aracımız inşallah şehrimizin sokaklarında vatandaşlarımıza hizmet edecek” dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü bünyesine dahil edilen yeni araçların tanıtım programı gerçekleştirildi.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Arif Bilge Tesisleri’nde düzenlenen programda konuşan KOSKİ Genel Müdürü Ahmet Demir, araç-gereç ve ekipman altyapılarını her yıl düzenli olarak yenilediklerini ifade ederek, “Bu kapsamda 2025 yılında 24 yeni aracı filomuza takviye etmiştik. 2026 yılında ise 177 milyon liralık 19 ilave araç daha eklemiş oluyoruz. Filomuza kazandırdığımız bu iş makineleri arızlara daha hızlı müdahale edilmesini, sahadaki iş yükünün etkin şekilde yürütülmesini ve hizmet kalitesini daha da artırılmasını sağlayacaktır” diye konuştu.</p>
<p><strong>“KESİNTİSİZ VE SAĞLIKLI SUYU ULAŞTIRMAK İÇİN KAHRAMANCA MÜCADELE EDİYORSUNUZ”</strong></p>
<p>AK Parti Konya İl Başkan Yardımcısı Osman Arı’nın katıldığı programda konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da, “Konya Modeli Belediyecilik” anlayışıyla 42 bin kilometrekarelik alanda 1.138 mahallede hizmet yürütmek için yoğun bir gayret sarf ettiklerini belirterek, KOSKİ ekiplerinin özellikle yoğun kuraklığın yaşandığı geçtiğimiz yıl Konyalılara kesintisiz ve sağlıklı suyu ulaştırmak için kahramanca mücadele ettiğini söyledi.</p>
<p><strong>“ATIK SU ARITMA KAPASİTEMİZİ İKİ KATINA ÇIKARACAK SÜRECİ YÜRÜTÜYORUZ”</strong></p>
<p>Coğrafi olarak Türkiye&#8217;nin en büyük ili olan Konya’nın iklim değişikliğinden en çok etkilenen şehirlerden biri olduğunu anımsatan Başkan Altay, “Ama çevremizde yaşanan illerdeki su kesintisini insanımıza yaşatmamak adına gayret ediyoruz. Bundan sonra da gayret etmeye devam edeceğiz. KOSKİ’nin en önemli önceliği insanlara içme suyu sağlamak. Sonra yağmur suyuyla ilgili, afetlerden korumak ve çevreye duyarlı yaklaşımlarla insan kaynaklı atıkların çevreye zarar vermeden arıtılarak doğaya ulaşmasını sağlamak. Konya Büyükşehir ve KOSKİ olarak son dönemdeki en önemli yatırımımızı gerçekleştirerek atık su arıtma kapasitemizi iki katına çıkaracak süreci yürütüyoruz. Bahar ayında inşallah bununla ilgili temel atma törenimizi de gerçekleştirmiş olacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“BARAJLARIMIZIN DOLULUK ORANLARI SEVİNDİRMEYE BAŞLADI”</strong></p>
<p>Sadece merkezde değil, merkezin dışındaki ilçelerin tamamında atık su arıtma tesisleri yaparak insan kaynaklı suların arıtılarak doğaya verilmesi ile ilgili de çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Başkan Altay, “Bölgemizde bulunan Beyşehir Gölü, Tuz Gölü ve Mekke Gölü ile ilgili örnek çalışmalar yürütüyoruz. Ama tüm bunların yanında en önemlisi içme suyunu kesintisiz olarak şehre sağlayabilmek. İnşallah bu yıl yağışlar iyi gidiyor. Barajlarımızın doluluk oranları sevindirmeye başladı.  Sorun yaşamayacağımız bir yıl olmasını temenni ediyorum. Rabbimden rahmet ve bereketin devam etmesi için dua ediyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“2025’TE BİR ÖNCEKİ YILA GÖRE YÜZDE 7’LİK TASARRUF SAĞLAMAYI BAŞARABİLDİK”</strong></p>
<p>Başkan Altay, bir taraftan da tasarruf konusunda gayret gösterilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “KOSKİ olarak son dönemde yapmış olduğumuz çalışmalarla 2025 yılında geçen yıla göre 2024 yılına göre yüzde 7&#8217;lik bir tasarruf sağlamayı başarabildik. Bir taraftan biz yatırımlarımıza devam edeceğiz ama bir taraftan da her yaştan vatandaşımızın suyu tasarruflu kullanması için bilinçlendirme çalışmalarına da kesintisiz bir şekilde devam edeceğiz” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p><strong>“KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ VE KOSKİ SADECE KONYA’DA DEĞİL, AFETLERDE DE ÇOK ÖNEMLİ İŞLER YAPIYOR”</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi ve KOSKİ olarak sadece Konya’da değil, afetlerde de çok önemli işler yaptıklarını belirterek konuşmasını sürdüren Başkan Altay şunları kaydetti:</p>
<p>“Bizim gözümüzde KOSKİ çalışanlarımızın hepsi birer kahraman. Özellikle Hatay&#8217;da yapmış olduğunuz işler. İşte geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Hatay&#8217;daki son işimiz olan Habib-i Neccar Camisinin açılışını gerçekleştirdik. Orada yolda, sokakta kimi görsek Konya&#8217;ya, Konyalılara dua ediyor. Bunda hepinizin emeği çok. Tekrar tüm Konyalılar adına afet bölgelerinde yaptığınız çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorum. Allah sizlerden razı olsun. Tabii bu işleri yaparken en önemli farklılığımız, en önemli gücümüz yetişmiş insan kaynağımız. KOSKİ’nin adeta bir okul gibi eğitimden geçirerek işçisinden mühendisine tüm Türkiye&#8217;ye örnek insan kaynağı modeli bizim en önemli gücümüz. Ama kabul ediyoruz ki ‘alet işler el övünür.’ Eğer makine ekipmanınızı yeteri kadar güçlendiremezseniz sahada, hele böyle büyük bir coğrafyada güçlü bir adım atamazsınız. Arızalara müdahale edemezsiniz. Su kaynaklarındaki suyu şehre getirmek için yeterince çalışma yapamazsınız.”</p>
<p><strong>2018’DEN BERİ 417 MİLYON BEDELLE 104 YENİ ARAÇ FİLOYA DAHİL EDİLDİ</strong></p>
<p>2018 yılında göreve geldikleri günden itibaren KOSKİ’nin araç filosunu güçlendirmek adına önemli işler yaptıklarını dile getiren Başkan Altay, “Bugüne kadar toplam 417 milyon bedelle 104 aracımızı KOSKİ’ye kazandırdık. 2025 yılı Nisan ayında 100 milyon bedelle 24 aracı hizmete almıştık. Şimdi bugün inşallah 177 milyon bedelle 19 aracımızı da hizmete almış olacağız. Böylece toplam 417 milyonluk güncel bedelle araç filomuzu güçlendirmiş oluyoruz. Kazandırdığımız araçlar içerisinde özellikle kombine, makineler sadece şehrimizde değil, özellikle Karadeniz bölgesindeki afetlerde AFAD tarafından ilk talep edilen araç olma özelliğini taşıyor. Bununla birlikte damperli kamyonlarımız, kazıcı yükleyicilerimiz, vidanjörümüz ve su tankerlerimizle birlikte 19 aracımız inşallah şehrimizin sokaklarında vatandaşlarımıza hizmet edecek. Ben emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” sözlerini sarf etti.</p>
<p><strong>“GÜCÜMÜZ ARTARAK DEVAM EDECEK”</strong></p>
<p>2026 yılının bol yağışlı, bereketli, barajların dolduğu, insanların su kesintisi yaşamadığı, çevreye duyarlı projelerin artarak devam ettiği, başarılı bir yıl olmasını temennisinde bulunan Başkan Altay, “Emeğinizden dolayı tüm çalışma arkadaşlarımıza, Genel Müdürümüzün şahsında Genel Müdür Yardımcılarımıza, Daire Başkanlarımıza, müdürlerimize, şeflerimize ve çalışan işçi kardeşlerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Birlikte bu mübarek şehre hizmet etmek bizlere nasip oldu. Gücümüz artarak devam edecek. Araçlarımız Konya&#8217;mıza hayırlı, mübarek olsun” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-177-milyon-lira-bedelle-koski-arac-filosuna-kazandirilan-19-yeni-araci-tanitti-610882">Başkan Altay 177 Milyon Lira Bedelle KOSKİ Araç Filosuna Kazandırılan 19 Yeni Aracı Tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Dil Felsefesi Buluşması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-dil-felsefesi-bulusmasi-610768</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 08:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610768</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yaştan bireyin düşünsel gelişimine katkı sunmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları’nda bu kez ‘dil felsefesi’, Prof. Dr. Zeki Özcan’ın düşünceleri ışığında tüm yönleriyle ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-dil-felsefesi-bulusmasi-610768">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Dil Felsefesi Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yaştan bireyin düşünsel gelişimine katkı sunmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları’nda bu kez ‘dil felsefesi’, Prof. Dr. Zeki Özcan’ın düşünceleri ışığında tüm yönleriyle ele alındı.</p>
<p>Gerçekleştirdiği Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları ile felsefeyi yalnızca akademik bir alan olmaktan çıkararak toplumun her kesimine ulaştıran anlamlı buluşmalara imza atan Osmangazi Belediyesi, ‘Şehrin Kalbinde Felsefe Rüzgarları Esiyor’ mottosundan hareketle dil felsefesi konusunu masaya yatırdı. Şadırvanlı Han’ın tarihi atmosferinde Osmangazi Kent Konseyi ve Bursa Felsefe Kulübü iş birliğiyle düzenlenen panele konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Zeki Özcan, 1880’li yıllarda ortaya çıkan dil felsefesinin amacına ve anlamına yönelik düşüncelerini kapsamlı bir şekilde aktardı.</p>
<p>Dil felsefesinin amacının, anlamı, anlaşmayı ve insanlar arası iletişimi iyileştirme hedefiyle dilin analiz edilmesi olduğuna değinen Prof. Dr. Zeki Özcan, “Önceden felsefe, sadece kavramlara dayalı yapılıyordu. Dil felsefesiyle birlikte felsefe artık dilimizde anlamı belirleyen, faktörleri ve anlamı belirsizleştiren, faktörleri belirleyerek daha iyi anlamayı, anlaşmayı ve iyi bir iletişim kurmayı amaçlamaktadır” diye konuştu.</p>
<p>“Kelimeleri Kendi İstediğimiz Gibi Kullanamayız”</p>
<p>Dilin yaşayan bir organizma olarak tanımlayarak, temel ayırt edici özelliğinin de kullanımı olduğunu belirten Prof. Dr. Özcan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dilin kullanımı keyfi değildir, uzlaşımsaldır. Herkes dilin içine doğar ve dilde kullanılan anlamları öğrenir, kullanır. Başka bir deyişle, kavramları, kelimeleri kendi istediğimiz gibi anlayıp, istediğimiz gibi kullanamayız. Zaten dil felsefesinin ayırt edici özelliği buradan gelir. Anlamın psikolojik sübjektif kavramlarla değil, toplumda öğrenilen, kullanılan ifadelerden öğrenileneceğini kabul eder. Dil felsefesine göre insan bir soğan gibidir, soğanın en dış kabuğunda kültür vardır, ikinci kabukta sosyal hayat vardır, üçüncü kabukta psikolojik durumlar vardır. Dil felsefesi, soğanın dış kabuğundaki kültürdeki anlamı, kullanımı, referansları temel alarak insanların nasıl daha iyi bir hayat ortaya koyabilmelerini, düşüncelerini nasıl daha berraklaştırılmaları gerektiğini ifade eder. Düşünce mi dili, dil mi düşünceyi doğurur? Gerçekte dil ve düşünce arasında öncelik sonralık ilişkisi yoktur. Biz bir şeyi düşünmeye başladığımız anda dilimiz vardır, dilimizle ifade ederiz. Dilimizden ayrı düşünce yoktur.”</p>
<p>“İnsanın Düşüncesinin Sınırları Diliyle Kısıtlı”</p>
<p>Panelin moderatörlüğünü üstlenen Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı E. Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Hızalan da, Bursa’da son yıllarda yoğun felsefe etkinliklerinin olduğunu belirterek, “Dil felsefesi, felsefenin alt dalı mı, birebir kendisi mi, o kadar önemli. Çünkü dil insanın her şeyi. İnsanın dünyasının, düşüncesinin sınırları diliyle kısıtlı, dili kadar düşünebiliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Panelin sonunda Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Sosyolog Mutlu Çınar ve Bursa Felsefe Kulübü Başkanı Dr. Gürkan Kaya tarafından, moderatör Prof. Dr. İbrahim Hızalan ile konuşmacı Prof. Dr. Zeki Özcan’a teşekkür belgesi verildi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-dil-felsefesi-bulusmasi-610768">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Dil Felsefesi Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Samsung, mobil inovasyonla sporcuları ve izleyicileri Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyat Oyunları&#8217;na bağlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/samsung-mobil-inovasyonla-sporculari-ve-izleyicileri-milano-cortina-2026-kis-olimpiyat-oyunlarina-bagliyor-610744</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 07:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[cortina]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[galaxy]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyonla]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[izleyicileri]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[milano]]></category>
		<category><![CDATA[Milano Cortina 2026]]></category>
		<category><![CDATA[mobil]]></category>
		<category><![CDATA[samsung]]></category>
		<category><![CDATA[sporcuları]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcı]]></category>
		<category><![CDATA[yayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610744</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Çapında Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları Ortağı olan Samsung Electronics, mobil inovasyonu ve Galaxy AI teknolojisini Oyunlar sırasındaki deneyime entegre ederek Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları'nı nasıl daha bağlantılı hale getireceğini açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-mobil-inovasyonla-sporculari-ve-izleyicileri-milano-cortina-2026-kis-olimpiyat-oyunlarina-bagliyor-610744">Samsung, mobil inovasyonla sporcuları ve izleyicileri Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyat Oyunları&#8217;na bağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Çapında Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları Ortağı olan Samsung Electronics, mobil inovasyonu ve Galaxy AI teknolojisini Oyunlar sırasındaki deneyime entegre ederek Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları&#8217;nı nasıl daha bağlantılı hale getireceğini açıkladı. İnsanların Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları&#8217;nı deneyimleme biçimi tek bir mekânın veya yayın anının ötesine geçmeye devam ederken, bu değişim coğrafya, mesafe ve çoklu lokasyonlarıyla şekillenen Milano Cortina 2026’da daha da belirgin hale geliyor. Bu yıl 25. yılında Milano Cortina 2026’da Samsung’un rolü, Oyunlar sırasındaki operasyonlara gömülü teknolojiler aracılığıyla bu boşlukları doldurmaya ve Milano Cortina 2026 anlarını sporcular, taraftarlar ve daha geniş bir Olimpiyat topluluğu için daha yakın ve bağlantılı hissettirmeye odaklanıyor. </p>
<p>Bu teknolojiler şunları içeriyor:</p>
<ul>
<li>Açılış Töreni canlı yayın entegrasyonu ile dinamik bakış açıları sunulması: Olimpiyat Yayın Hizmetleri&#8217;nin (OBS) desteğiyle, Galaxy S25 Ultra cihazları, yerleşik yayın kameralarının yanında dinamik açılar yakalamak, kapsamı genişletmek ve prodüksiyon iş akışlarını tam olarak tamamlamak üzere Açılış Töreni&#8217;ne entegre edilecek.</li>
<li>Gönüllüler için kesintisiz saha içi iletişim sağlanması: Seçilen bir grup gönüllü, sporcular, yetkililer ve ziyaretçilerle kolayca iletişim kurabilmeleri için Galaxy AI destekli Interpreter özelliğine sahip Galaxy cihazlarıyla donatılacak. Çevirilerin doğrudan cihaz üzerinde işlenmesi sayesinde, Milano Cortina 2026’nın çeşitli ve dağınık ortamlarında deneyim hızlı ve güvenilir kalacak.</li>
<li>Adil bir oyun için hakemlik ve müsabaka takibinin desteklenmesi: Kısa Pist Sürat Pateni disiplinlerinde operasyonel ihtiyaçları desteklemek ve yüksek kaliteli görüntü sağlamak amacıyla Samsung monitörleri kullanılacak.</li>
<li>Galaxy Şarj İstasyonları ile taraftar cihazlarının açık kalması: Samsung, insanların uzun müsabaka ve etkinlik günleri boyunca cihazlarının şarjını korumalarına yardımcı olarak Olimpiyat ve Paralimpik Kış Oyunları boyunca bağlantıda kalmalarını sağlayacak.</li>
<li>Samsung House’da hikaye anlatımı yoluyla sporcuları, medyayı ve ortakları birleştirmek: Samsung, insanların bir araya gelerek Samsung’un Olimpiyat Oyunları teknoloji inovasyon hikayesini deneyimleyebilecekleri, Oyunların ritminin bir parçası olarak anları, bakış açılarını ve sohbetleri paylaşabilecekleri özel bir merkeze ev sahipliği yapacak.</li>
</ul>
<p>Samsung Electronics Mobil Deneyim (MX) İş Birimi Başkan Yardımcısı ve Pazarlama Merkezi Başkanı Stephanie Choi, &#8220;Samsung’un Milano Cortina 2026’daki rolünün merkezinde net bir hedef var: Sporcuları ve izleyicileri her an birbirine bağlamak ve herkese Olimpiyat Oyunları&#8217;nın her şeyden önce insanlarla ilgili olduğunu hatırlatmak. İzleyicilerin Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları&#8217;nı izleme, paylaşma ve deneyimleme biçimleri değişmeye devam ederken, mobil teknoloji; sporcuların, taraftarların ve toplulukların bağlantıda kalmasına, aksiyona, duyguya ve birbirlerine daha yakın olmalarına yardımcı olmada giderek daha önemli bir rol oynuyor&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Dinamik bakış açıları sunmak için açılış töreni canlı yayın entegrasyonu</strong></p>
<p>Açılış Töreni deneyimini desteklemek amacıyla Galaxy cihazları, Galaxy S25 Ultra&#8217;nın taşınabilirliği, üstün kamera kalitesi ve 5G bağlantısı sayesinde canlı yayın prodüksiyon ortamına entegre edilecek. Yerleşik yayın kameralarının yanına konumlandırılan akıllı telefonlar, saha ve stadyum tribünlerinin üzerindeki vinçler (jib) ve sporcu giriş tünelleri dahil olmak üzere dinamik noktalara kurularak, mevcut yayın iş akışlarını aksatmadan kablosuz ve gerçek zamanlı olarak sürükleyici, saha içi bakış açıları yakalayacak. Samsung, cihazların ötesinde, Galaxy tabanlı görüntülemenin genel canlı yayın ortamına sorunsuz bir şekilde entegre edilmesini sağlamak için Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ve Olimpiyat Yayın Hizmetleri (OBS) ile yakın iş birliği içinde çalışıyor.</p>
<p>San Siro Stadyumu&#8217;nda gerçekleştirilecek Milano Cortina 2026 Açılış Töreni, 6 Şubat&#8217;ta 75.000&#8217;den fazla seyirciyi ağırlayacak ve 90&#8217;dan fazla ülkeden 3.500&#8217;ü aşkın sporcu, Kış Olimpiyat Oyunları&#8217;nın resmi açılışını yapmak üzere stadyuma girecek. OBS ile yakın çalışarak Galaxy ile Açılış Töreni&#8217;nin gelişmiş bir görünümünü sunan Samsung, tribünlerdeki seyircileri, dünyanın dört bir yanındaki ekranlar ve lokasyonlarda bu tarihi anı paylaşan milyonlarca kişiyle buluşturmaya yardımcı olacak.</p>
<p>OBS CEO&#8217;su Yiannis Exarchos, &#8220;Olimpiyat Oyunları, dünyadaki sporcuları ve izleyicileri bir araya getiren bir insan mükemmeliyeti ve birlik kutlamasıdır. Açılış Töreni bu ruhu somutlaştırıyor ve Samsung ile ortaklığımız sayesinde temel yayın kapsamımızı tamamlayan dinamik bakış açıları yakalayabiliyoruz. Mobil hikaye anlatımını ve milyonlarca taraftarın Oyunları akıllı telefonlarında deneyimleme biçimini benimseyerek, küresel izleyicilerin bu tarihi anın enerjisine ve duygusuna daha yakın hissetmelerine yardımcı oluyoruz&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Gönüllüleri, operasyonları ve oyun zamanı deneyimini desteklemek</strong></p>
<p>Açılış Töreni&#8217;nin ötesinde Galaxy inovasyonları, Milano Cortina 2026&#8217;nın mekanlar ve ev sahibi lokasyonlar arasında sorunsuz bir şekilde işlemesine yardımcı olan günlük operasyonları da destekliyor. Olimpiyat Oyunları genelinde seçilen bir grup gönüllü, diller arası engelleri aşarak sporcular, yetkililer ve ziyaretçiler arasında doğal iletişimi desteklemek için Galaxy AI destekli Interpreter özelliğine sahip Galaxy cihazlarıyla donatılacak. Çeviriyi doğrudan cihaz üzerinde işleyen Interpreter özelliği, hızlı ve sezgisel konuşmaları mümkün kılarak gönüllülerin sıcak ve insan odaklı bir Oyun deneyimi sunmaya odaklanmasına yardımcı oluyor. Milano Cortina 2026 CEO&#8217;su Andrea Varnier, &#8220;Tarihin coğrafi olarak en geniş alana yayılan Kış Olimpiyatları&#8217;na hazırlanırken, teknolojinin rolü basit bir araç olmaktan çıkıp vizyonumuzu bir arada tutan temel yapı taşına dönüşüyor. Samsung&#8217;un inovasyonu, mekanlarımız arasındaki mesafeleri kapatmada ve Milano Cortina 2026&#8217;nın geniş arazisini tek ve birleşik bir arenaya dönüştürmede temel bir öneme sahip. En son teknoloji çözümleri sadece operasyonlarımızı desteklemekle kalmıyor; dünyanın Oyunların ruhunu algılama biçimini yeniden tanımlayarak, bu dijital evrimin merkezinde insan bağının kalmasını sağlıyor&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Buna ek olarak ev sahibi şehirlerdeki stadyumlarda bulunan Galaxy Şarj İstasyonları, uzun etkinlik günlerinde seyircileri destekleyerek, Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nın eşsiz ve anlamlı anlarının sorunsuz bir şekilde yaşanmasına yardımcı olacak. Bu pratik destek, insanların sadece dört yılda bir yaşayabilecekleri bu özel etkinlikte anda kalmalarını ve etkileşimde olmalarını sağlıyor. Yarışma mekanlarının içinde ise Samsung teknolojisi hakemliği ve operasyonları destekleyecek. Kısa Pist Sürat Pateni disiplinlerinde operasyonel ihtiyaçları karşılamak ve yüksek kaliteli görüntü sağlamak amacıyla Samsung monitörleri kullanılacak.</p>
<p><strong>Samsung House: Bağlantı, hikâye anlatımı ve paylaşılan deneyimler için merkezi bir üs</strong></p>
<p>Milano&#8217;nun tarihi Palazzo Serbelloni binasında yer alan Samsung House, misafirlerin Samsung&#8217;un Olimpiyat Oyunları teknoloji inovasyon geçmişini deneyimleyebilecekleri bir ortam sunuyor. Burası, bağımsız bir vitrin olmaktan ziyade Samsung inovasyonlarının mirasını ve bunların Milano&#8217;da sahada Oyunların ritminin bir parçası olarak nasıl hayata geçirildiğini bir araya getiriyor. Milano Cortina 2026 boyunca Samsung House, etkileşimi ve paylaşılan anları teşvik eden özel bir programa ev sahipliği yapacak. Bu anlar arasında Milli Olimpiyat Komitesi geceleri, canlı müsabaka seyirleri ve Victory Profile (Zafer Profili) portre serisi gösterimleri yer alıyor. Bu etkinlikler sporcular, ortaklar ve medya için bir araya gelme, bakış açılarını paylaşma ve Olimpiyat ve Paralimpik Kış Oyunları ruhunu kutlama fırsatları yaratacak. Bu atmosferi tamamlayacak şekilde Samsung House, Michelin yıldızlı İtalyan şef Enrico Bartolini tarafından hazırlanan ikramlara da yer vererek ortama yerel kültür ve sıcaklık katacak. Samsung House Kış Olimpiyat Oyunları boyunca 22 Şubat&#8217;a kadar hizmet verecek. Samsung House, 6-15 Mart tarihleri arasındaki Kış Paralimpik Oyunları sırasında yeniden açılacak. Bu süre zarfında Samsung House, yalnızca davetiye ile girilebilen bir ortam olarak faaliyet gösterecek ve Oyunlar boyunca anlamlı bağlantılar için özel bir alan yaratacak.</p>
<p>Samsung geleceğe bakarken, Milano Cortina 2026; inovasyon, sporcuların güçlendirilmesi ve küresel izleyicilerin Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları deneyimleme biçiminin devam eden evrimi ile tanımlanan ortaklıkta önemli bir bölümü temsil ediyor. En yeni Galaxy teknolojisi sayesinde Samsung, Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları&#8217;nı dış dünyaya açmaya devam ederek sporcuları hazırlıktan podyuma kadar destekliyor ve izleyicileri dünyanın en ünlü kış sporu etkinliğinin enerjisine, yaratıcılığına ve duygusuna daha da yakınlaştırıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-mobil-inovasyonla-sporculari-ve-izleyicileri-milano-cortina-2026-kis-olimpiyat-oyunlarina-bagliyor-610744">Samsung, mobil inovasyonla sporcuları ve izleyicileri Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyat Oyunları&#8217;na bağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİLGİ, pediatrik ağrı yönetimi konusunda sağlık çalışanlarına yönelik uluslararası bir eğitime ev sahipliği yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilgi-pediatrik-agri-yonetimi-konusunda-saglik-calisanlarina-yonelik-uluslararasi-bir-egitime-ev-sahipligi-yapti-610558</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 08:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[bi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[konusunda]]></category>
		<category><![CDATA[lgi]]></category>
		<category><![CDATA[pediatrik]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610558</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Hemşirelik Bölümü’nün partneri olduğu, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen HUPEDCARE- Pediatrik Ağrı Yönetimine İnsani Yaklaşımın Teşvik Edilmesinde Yükseköğretimin Rolü projesi kapsamında ilk kapasite geliştirme eğitimi santralistanbul Kampüsü’nde gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgi-pediatrik-agri-yonetimi-konusunda-saglik-calisanlarina-yonelik-uluslararasi-bir-egitime-ev-sahipligi-yapti-610558">BİLGİ, pediatrik ağrı yönetimi konusunda sağlık çalışanlarına yönelik uluslararası bir eğitime ev sahipliği yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi<strong> </strong>Hemşirelik Bölümü’nün partneri olduğu,<strong> </strong>Avrupa Birliği tarafından finanse edilen HUPEDCARE- Pediatrik Ağrı Yönetimine İnsani Yaklaşımın Teşvik Edilmesinde Yükseköğretimin Rolü projesi kapsamında ilk kapasite geliştirme eğitimi <strong>santral</strong>istanbul Kampüsü’nde gerçekleştirildi. Eğitime, 3 kıta, 8 ülke ve 15 üniversiteden hemşireler, fizyoterapistler, hekimler ve psikologlar katıldı. Pediatrik ağrı bakımını iyileştirme ve pediatrik ağrıya yönelik yaklaşımları geliştirmeyi hedefleyen proje kapsamında düzenlenen eğitimde, pediatrik ağrının fizyolojisi ve psikolojik boyutları ele alındı.</p>
<p>Eğitimin açılış konuşmaları; İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan, HUPEDCARE Proje Koordinatörü Prof. Dr. Maria Sagrario Gomez ve HUPEDCARE Türkiye Proje Koordinatörü ve BİLGİ Hemşirelik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Esengül Elibol tarafından gerçekleştirildi.</p>
<p>Projenin stratejik açıdan büyük önem taşıdığını belirten İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan, “Sağlık hizmetlerinin kalitesi, toplumlarımızın geleceğini şekillendirmede kritik bir rol oynuyor. Pediatrik bakım ise bu bağlamda özel bir öneme sahip. Pediatrik bakım, çocukların yalnızca hastalıklarının tedavisini değil; fiziksel, duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşımı gerektiriyor. Bu anlayıştan hareketle tasarlanan HUPEDCARE Projesi, dijital dönüşümü ve uluslararası iş birliğini teşvik ederek pediatrik ağrı bakımında insani yaklaşımı güçlendirmeyi ve bilginin sürdürülebilir, yenilikçi yöntemlerle paylaşılmasını hedefliyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi olarak, nitelikli sağlık profesyonellerinin yetiştirilmesini, güçlü bilimsel ortaklıkların kurulmasını ve topluma anlamlı katkılar sunmayı temel sorumluluklarımız arasında görüyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>‘Üç kıtadan 15 üniversiteyle güçlü bir uluslararası iş birliği’</strong></p>
<p>Proje Koordinatörü Prof. Dr. Maria Sagrario Gomez, “Bu proje, üç kıtadan 15 üniversitenin yer aldığı uluslararası bir yapıya sahip. Hepimiz, özellikle pediatrik bakım alanında bakımın insanileştirilmesini merkeze alarak daha iyi bir gelecek için ortak bir inançla bu projeye başladık. Bu ilk kapasite geliştirme eğitiminin, bakımı farklı bir bakış açısıyla ele almamızı sağlaması; bilimsel ve insani bir perspektif kazandırarak yüksek nitelikli bir hizmet ve eğitim kalitesine katkı sunmasını bekliyoruz. Bu eğitim süreci yalnızca bizler için değil, Avrupa Birliği için de büyük önem taşıyor. Çünkü tüm insanlık için daha iyi bir geleceğe ulaşmamızı sağlayacak bir kalite göstergesi niteliğinde” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Pediatrik ağrı; empati, bilimsel titizlik ve güçlü bir insan onuruyla yönetilmeli’</strong></p>
<p>Projenin Türkiye Koordinatörü ve BİLGİ Hemşirelik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Esengül Elibol ise proje ile ilgili şunları söyledi: “Pediatrik ağrı yönetimi yalnızca klinik bir mesele değil; aynı zamanda sosyal, etik ve duygusal bir sorumluluktur. HUPEDCARE Projesi ile geleceğin sağlık profesyonellerinin pediatrik ağrıyı empati, bilimsel titizlik ve güçlü bir insan onuru anlayışıyla yönetebilmelerini sağlamak amacıyla akademik kurumları ve sağlık profesyonellerini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Proje ortağı bir üniversite olarak bu anlamlı çalışmaya katkı sunmaktan gurur duyuyoruz.”</p>
<p>Altı oturumda gerçekleşen eğitimde pediatrik ağrının fizyolojisi, ağrının değerlendirilmesinde kullanılan ölçekler, pediatrik ağrının yönetiminde nonfarmakolojik yaklaşımlar, pediatrik ağrının psikolojik yönleri ve şefkat temelli yaklaşımlarla ağrının azaltılması başlıklı konular ele alındı. Kanıta dayalı teorik anlatımların yanı sıra takım çalışmaları, vaka tabanlı ve oyun tabanlı öğrenme gibi yöntemler kullanılarak yarışmalar düzenlendi. </p>
<p><strong>Üniversiteler arası iş birliğiyle pediatrik ağrı yönetimine yeni yaklaşım</strong></p>
<p>HUPEDCARE Projesi, Türkiye, İspanya, Brezilya, Portekiz, Polonya, Mozambik, Peru ve Cape Verde’deki partner üniversiteler arasında iş birliğini güçlendirmeyi; teknolojik kaynakların etkin kullanımı yoluyla pediatrik ağrı yönetiminde kanıta dayalı ve uygulamaya dönük bilgi üretimini desteklemeyi amaçlıyor. Proje kapsamında 7 adet Teknolojik Öğrenme Merkezi (PedTECH) kurulması ve kapasite geliştirme eğitimleriyle kazanılan yetkinlikler doğrultusunda yeni eğitim içeriklerinin geliştirilmesi planlanıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgi-pediatrik-agri-yonetimi-konusunda-saglik-calisanlarina-yonelik-uluslararasi-bir-egitime-ev-sahipligi-yapti-610558">BİLGİ, pediatrik ağrı yönetimi konusunda sağlık çalışanlarına yönelik uluslararası bir eğitime ev sahipliği yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 08:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[lgili]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nipah]]></category>
		<category><![CDATA[Nipah Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[niv]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayvanlardan insanlara bulaşan ve ciddi halk sağlığı riski taşıyan bir virüs olan Nipah virüsü (NiV), dünyada kaygı yaratmaya devam ediyor. Hindistan’da tespit edilen yeni Nipah virüsü vakaları, Asya’da da yakından izleniyor. Virüsün yayılım riskine karşı Tayland, Malezya ve Singapur gibi ülkeler, havalimanları ve sınır kapılarında tarama ve test uygulamalarını sıkılaştırdı. Bu durum yeni bir pandemi yaşanır mı sorularını akıllara getirdi. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın, Nipah virüsü ile ilgili merak edilenleri yanıtladı.</p>
<p><strong>“200’e yakın temaslının izlendiği bildirildi”</strong></p>
<p>“Nipah virüsü, hayvanlardan insanlara bulaşan, hayvanlarda ve insanlarda asemptomatik enfeksiyondan akut solunum yolu enfeksiyonuna ve ölümcül ensefalite kadar çeşitli klinik tablolara neden olan <em>Paramyxoviridae</em> ailesine ait bir RNA virüsüdür” diyen Prof. Dr. Nuriye Taşdelen Fışgın,</p>
<p>“Nipah virüsü ilk olarak 1999 yılında Malezya&#8217;daki domuz çiftçileri arasında bir salgın olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra hastalık 2001 yılında Bangladeş&#8217;te de tespit edilmiş olup halen her yıl belli sayıda olgu saptanmaktadır. Hastalık ayrıca Doğu Hindistan&#8217;da da periyodik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yıl da Hindistan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre iki vakanın doğrulandığı ve yaklaşık 200’e yakın temaslının izlendiği bildirilmiştir. Pteropodidae familyasına ait meyve yarasaları (uçan tilki) özellikle de Pteropus cinsine ait türler Nipah virüsünün doğal konakçılarıdır. Meyve yarasalarında belirgin bir hastalık belirtisi yoktur. Virüslerin Afrika&#8217;daki Pteropodidae yarasalarının coğrafi dağılım alanında mevcut olabileceği biliniyor.”</p>
<p><strong>“Hasta insanlar salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabilir”</strong></p>
<p>Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceğini belirten Fışgın, şunları söyledi:</p>
<p>“Nipah virusunun domuzlarda ve at, keçi, koyun, kedi ve köpek gibi diğer evcil hayvanlarda görülen salgınları ilk olarak 1999&#8217;daki Malezya salgını sırasında bildirilmiştir. Malezya&#8217;da ve Singapur&#8217;da da görülen ilk salgında, insan enfeksiyonlarının çoğu hasta domuzlarla veya onların kontamine olmuş dokularıyla doğrudan temas sonucu meydana geldiği görülmüştür.  Daha sonra Bangladeş ve Hindistan&#8217;da meydana gelen salgınlarda, enfekte meyve yarasalarının idrarı veya tükürüğüyle kirlenmiş meyvelerin veya meyve ürünlerinin, örneğin çiğ hurma suyu tüketimi, enfeksiyonun en olası kaynağı olarak saptanmıştır. Ayrıca virüsün insandan insana bulaştığı özellikle de enfekte hastaların aile üyeleri ve bakıcıları arasında saptandığı bildirilmiştir. Hasta insanların salgıları ve dışkıları ile virüsü yayabileceği ve insandan insana bulaşta bunun önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle de sağlık çalışanları da hasta takibi açısından risk altındadır.”</p>
<p><strong>“Semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişiyor”</strong></p>
<p>Nipah virüsünün ilk belirtileriyle ilgili de bilgi veren Fışgın, şöyle konuştu:</p>
<p>“İnsanlarda görülen hastalık; asemptomatik enfeksiyonlardan, hafif veya şiddetli seyreden akut solunum yolu enfeksiyonlarına ve ölümcül olabilen ensefalite kadar değişmektedir. Virüs vücuda girdikten sonra semptomların ortaya çıkması yaklaşık 4 ila 14 gün arasında değişmektedir. Bazı hastalarda bu sürenin 45 güne kadar uzadığı bildirilmiştir. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma ve boğaz ağrısı gibi spesifik olmayan belirtiler sayılabilir. Daha sonra hastalarda baş dönmesi, uyuşukluk, bilinç değişikliği ve nörolojik bulgular saptanabilmektedir. Hastaların bazılarında solunum yolu enfeksiyonu gelişmekte ve bu pnömoni bulguları ilerleyerek ciddi solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Şiddetli vakalarda ölümcül olarak tanımlanan ensefalit ve durdurulamayan nöbetler görülmekte ve hastada 24-48 saat içinde koma ortaya çıkmaktadır. Vaka ölüm oranı yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Nipah virus enfeksiyonunun ilk belirti ve bulguları spesifik olmadığı için genellikle başlangıçta bu hastalıktan şüphe edilmez. Burada özellikle hastalığın bulunduğu bölgeye seyahat etmek önemli bir epidemiyolojik veridir.  Tanıda kullanılan başlıca testler, vücut sıvılarından gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) ve enzim bağlantılı immünosorbent testi (ELISA) yoluyla antikor tespitidir. Ayrıca hücre kültürü yoluyla virüs izolasyonu da tanıda kullanılmaktadır.”</p>
<p><strong>Virüse karşı alınması gereken önlemler</strong></p>
<p>Şu anda Nipah virusuna karşı herhangi bir ilaç veya aşının bulunmadığını belirten Prof. Dr. Fışgın, “Şiddetli solunum ve nörolojik komplikasyonların tedavisi için yoğun destekleyici tedavi önerilmektedir” dedi. Nipah virusuna karşı herhangi bir aşı bulunmadığı için koruyucu önlemlerin ön plana çıktığını belirten Fışgın, bu virüse karşı alınması gereken önlemlerle ilgili ise şunları sıraladı:</p>
<ul>
<li>Bu kapsamda, 1999 yılında domuz çiftliklerinde yaşanan Nipah virus salgını sırasında edinilen deneyime dayanarak, domuz çiftliklerinin uygun deterjanlarla düzenli ve kapsamlı bir şekilde temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi enfeksiyonu önlemede etkili olabilir.</li>
<li>Ayrıca bir salgın şüphesi varsa, hayvan barınağı derhal karantinaya alınmalıdır. İnsanlara bulaşma riskini azaltmak için enfekte hayvanların itlaf edilmesi ve cesetlerin gömülmesi veya yakılması yakından denetlenmelidir. Enfekte çiftliklerden diğer bölgelere hayvan hareketinin kısıtlanması veya yasaklanması, hastalığın yayılmasını azaltabilir.</li>
<li>İnsanlardaki bulaş ve enfeksiyonu azaltmak için toplumu bu konuda bilgilendirmek gerekmektedir. Risk faktörlerinin, bulaş yollarının ve hasta ile temasta alınması gereken önlemlerin anlatılması önem arz etmektedir. Hasta kişilerle yakın ve korunmasız fiziksel temastan kaçınılmalıdır. Hasta kişilere bakım verdikten veya onları ziyaret ettikten sonra düzenli olarak eller yıkanmalıdır.</li>
<li>Seyahat edilecek bölgelerdeki riskli durumlar tanımlanmalıdır.  Özellikle bulaşmada önemli olan ve engellenmesi gereken durum yarasaların hurma özsuyuna ve diğer taze gıda ürünlerine erişimini azaltmaya odaklanmalıdır. Yeni toplanan hurma suyu kaynatılmalı ve meyveler tüketilmeden önce iyice yıkanmalı ve mümkünse soyularak tüketilmelidir. </li>
<li>Şüpheli veya doğrulanmış enfeksiyonu olan hastalara bakım veren sağlık çalışanları, her zaman standart enfeksiyon kontrol önlemlerini uygulamalıdır. Özellikle sağlık kuruluşlarında insandan insana bulaşma vakaları bildirildiğinden, standart önlemlere ek olarak temas ve damlacık önlemleri de alınmalıdır.</li>
<li>Son olarak ülkemizde bulunan yarasa türleri, virüsü taşıyan &#8220;Pteropus&#8221; (meyve yarasası) türünden farklıdır. Bu nedenle, virüsün ülkemizdeki yaban hayatında doğal bir döngü oluşturma ihtimali düşüktür. Şu ana kadar ülkemizde doğrulanmış bir Nipah virüsü vakası bulunmamaktadır. Ancak küresel seyahat hareketliliği nedeniyle &#8220;ithal vakalara&#8221; karşı hazırlıklı olunması önemlidir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nipah-virusu-niv-ile-ilgili-merak-edilenler-610537">Nipah Virüsü (Niv) ile İlgili Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaybettiklerimizin Hatıralarını Gelecek Nesillere Taşıyan Yeni Bir Dijital Deneyim: SimmortalS</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaybettiklerimizin-hatiralarini-gelecek-nesillere-tasiyan-yeni-bir-dijital-deneyim-simmortals-610291</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[anılar]]></category>
		<category><![CDATA[anma]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hatıralarını]]></category>
		<category><![CDATA[Hatırlama]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybettiklerimizin]]></category>
		<category><![CDATA[nesillere]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyan]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaybettikleri sevdiklerinin hatırasını yaşatmak isteyenler için geliştirilen Türkiye’nin yapay zekâ destekli dijital anma platformu SimmortalS, kullanıma açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaybettiklerimizin-hatiralarini-gelecek-nesillere-tasiyan-yeni-bir-dijital-deneyim-simmortals-610291">Kaybettiklerimizin Hatıralarını Gelecek Nesillere Taşıyan Yeni Bir Dijital Deneyim: SimmortalS</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaybettikleri sevdiklerinin hatırasını yaşatmak isteyenler için geliştirilen Türkiye’nin yapay zekâ destekli dijital anma platformu SimmortalS, kullanıma açıldı. Teknoloji ile duyguları bir araya getiren SimmortalS, kaybettiklerimizin anılarını güvenli, saygılı ve kalıcı bir biçimde dijital ortamda yaşatmak amacıyla Türk girişimciler tarafından tasarlandı. “Saygı teknolojisi” yaklaşımını benimseyen platform; kayıp, yas ve hatırlama süreçlerini dijital dünyada güven ve hassasiyet temelinde yeniden ele alıyor. Kullanıcılar, vefat eden yakınlarına ait anıları, fotoğrafları, videoları, yaşam öykülerini ve ses kayıtlarını güvenli bir ortamda saklayarak gelecek nesillere aktarabiliyor.</strong> <strong>Yapay zekâ destekli bu yenilikçi platform, sunduğu farklı özelliklerle kullanıcılarına kişiselleştirilmiş bir anma deneyimi sağlıyor.</strong></p>
<p>Dijital çağda “Saygı Teknolojisi” anlayışıyla hayata geçirilen SimmortalS, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurarak insan duygularını teknolojiyle buluşturuyor. “Herkes Hatırlanmaya Değer” mottosuyla yola çıkan platform, sevdiklerini kaybeden bireyler ve aileler için anıların güvenle saklanabileceği, paylaşılabileceği ve nesiller boyunca erişilebilir kalacağı yeni nesil bir dijital alan sunuyor. </p>
<p>Yas teknolojileri alanındaki farklı uygulamaları tek bir noktada toplayan, kapsamlı yaşam öyküsü çizelgesi gibi yenilikleri barındıran SimmortalS, sahip olduğu yetenekler ile Türkiye’de bir ilk olarak dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>SimmortalS ile Dijital Anma Dönemi</strong></p>
<p>Teknolojinin sunduğu imkânları duygusal bir incelikle birleştiren SimmortalS; yapay zekâ, konum teknolojileri ve sosyal fayda odaklı çözümleri bir araya getirerek bireylerin ve toplumların yas, hatırlama ve bağ kurma süreçlerine dijital dünyada yeni bir boyut kazandırıyor. Fotoğraflar, videolar ve anılar güvenli şekilde korunurken, yapay zekâ desteği sayesinde içerikler anlamlı bir bağa ve kalıcı bir değere dönüşüyor.</p>
<p>SimmortalS, teknolojiyi yalnızca bir araç olarak değil, insanın duygusal hafızasını yaşatan bir köprü olarak konumlandırıyor ve hatırlama ihtiyacına insan odaklı bir yaklaşımla yanıt veriyor.</p>
<p><strong>Gelenekseli dijitalle, geçmişi ise gelecekle buluşturan bir platform</strong></p>
<p>SimmortalS.com’a üye olan kullanıcılar, kaybettikleri sevdikleri için özel hatıra sayfaları oluşturarak fotoğrafları, videoları ve yazılı anılarıyla yaşam öykülerini kalıcı bir dijital hafızaya dönüştürebiliyor. Bir arşivin ötesinde pek çok yenilikçi uygulama sunan platformda kullanıcılar; sevdikleri için kapsamlı yaşam öyküsü çizelgeleri hazırlayabiliyor, arka plan müziği ve özel çerçeve tasarımlarıyla sayfalarını kişiselleştirebiliyor.</p>
<p>Yapay zekâ desteğiyle hareketli fotoğraf animasyonlarıyla zenginleştirilebilen deneyimde ayrıca taziye mesajları da paylaşılabiliyor. Geliştirme çalışmaları yoğun olarak devam eden platform, dijital anıları fiziksel dünyayla da buluşturacak. Akıllı Mezar Taşı teknolojisi ile fiziksel mezar ziyaretlerini dijital anma deneyimiyle birleştiren SimmTag® QR kod uygulaması da platformda kullanıma açıldı.</p>
<p><strong>“Yola Türkiye’den çıktık, evrensel bir ihtiyaca yanıt veriyoruz”</strong></p>
<p>Teknoloji ile insan duygularını birleştiren <strong>SimmortalS’un Fikir Annesi ve Kurucu Ortağı Rahel Saranga,</strong> platformun çıkış noktasını şu sözlerle anlatıyor: “Herkes hatırlanmak ister, herkes hatırlanmaya değer. Kayıp, yas ve hatırlama gibi en insani deneyimler, bugüne kadar dijital dünyada yeterince ele alınmadı. Oysa hatırlamak, insan hikâyelerini, bağları ve değerleri geleceğe taşımaktır. Bu ihtiyaca insan odaklı teknolojiyle yanıt vermek için SimmortalS’ı geliştirdik.</p>
<p>Güvenli altyapısı, ölçeklenebilir mimarisi ve yapay zekâ destekli çözümleriyle kullanıcıların anıları üzerinde tam kontrol sahibi olmasını sağladıklarını belirten <strong>Rahel Saranga, </strong>“Uzun vadeli ve kalıcı bir dijital hafıza alanı sunuyoruz. Güçlü teknoloji yetkinliğimiz ve dijital altyapımızla kullanıcılara sürekli yenilikler sunmaya devam edeceğiz. Türkiye’de doğan bu platformu, farklı kültürlerde aynı evrensel ihtiyaca karşılık verebilen küresel bir anma ve hatırlama ağına dönüştürmeyi hedefliyoruz” dedi. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaybettiklerimizin-hatiralarini-gelecek-nesillere-tasiyan-yeni-bir-dijital-deneyim-simmortals-610291">Kaybettiklerimizin Hatıralarını Gelecek Nesillere Taşıyan Yeni Bir Dijital Deneyim: SimmortalS</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (4-8 Şubat 2026)</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-4-8-subat-2026-610074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[4-8]]></category>
		<category><![CDATA[alıyor]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610074</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-4-8-subat-2026-610074">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (4-8 Şubat 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Şehir Tiyatroları’nda bu hafta sanatseverleri Lyudmila Razumovskaya’dan E.T.A Hoffmann’a, Haldun Taner’den Yağmur Topçu’ya klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu hafta Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Köpek Kalbi, Sevgili Yelena Sergeyevna, Oscar, Gölge, Kahvaltıya Kalsana, Çingene Boksör, Yaftalı Tabut, Sesler Ülkesi, Rüya, Bir Gece Masalı, Fındıkkıran, Masal, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Oyun biletleri, gişelerden, <b><u>https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/</u></b>, <u>biletinial.com</u> adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.</p>
<p><b>Orhan Veli Şiirleri “Birdenbire” Etkinliğinde Seyirciyle Buluşuyor</b></p>
<p>İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkânları kullanılarak, Orhan Veli’nin şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekânda etkinliğin konuğu olacak.</p>
<p><b>Hümay Güldağ</b>’ın uyarladığı, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinliğin müziğini Cihan Kurtaran, dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Gökhan Davulcu, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler yapıyor. Etkinlik 8 Şubat tarihinde 19.00’da Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>Bu Haftanın Programı (4-8 Şubat 2026)</b></p>
<p><b>GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın&#8221;</p>
<p><b>Haldun Taner</b>’in yazdığı <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu</b>, <b>Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar</b>, <b>Yiğit Ali Uslu</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVGİLİ YELENA SERGEYEVNA (16+Yaş)</b></p>
<p>İdealist ve ilkeli matematik öğretmeni Yelena Sergeyevna mütevazı evinde annesiyle birlikte yaşamaktadır Okul dışında uzun süredir hasta olan annesiyle de ilgilendiği rutin bir günün sonunda evinin kapısı çalınır. Öğrencileri o gün doğum günü olan öğretmenlerini kutlamak için ellerinde çiçekler ve hediyelerle kapıda durmaktadır. İlk bakışta oldukça sıradan bir kutlama olarak başlayan gece ilerleyen saatlerde bambaşka bir boyut alır. Etekteki taşların dökülmesi ile bu sürpriz ziyaretin masum bir kutlamadan fazlası olduğu ortaya çıkar.</p>
<p>Sovyetler Birliğinde geçen ve Perestroyka’nın ilk yıllarında kaleme alınan oyun, etik çöküşün eşiğindeki bir toplumu mercek altına alıyor. Değerler çatışması ve bireysel çıkarlar uğruna neler yapılabileceği başta olmak üzere bugün hala varlığını koruyan pek çok soruna da ışık tutmayı ihmal etmiyor.</p>
<p><b>Lyudmila Razumovskaya</b>’nın yazdığı, <b>Belgi Paksoy</b>’un çevirdiği, <b>Bora Seçkin</b>’in yönettiği oyunda <b>Ayşecan Tatari, Cihat Faruk Sevindik,</b> <b>Direnç Dedeoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Hazal Uprak</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>OSCAR (13+ Yaş)</b></p>
<p>Christian Jacqueline&#8217;e aşıktır, Colette ise Oscar&#8217;a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard&#8217;dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard&#8217;a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.</p>
<p><b>Claude Magnier</b>’in yazdığı, <b>Asude Zeybekoğlu</b>’nun çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Abdullah Topal, Aslı Aybars, Aslı Şahin, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu </b>rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KAHVALTIYA KALSANA</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>Üç kişilik bir sahne güldürüsü olan &#8220;Kahvaltıya Kalsana&#8221;, Ray Cooney ve Gene Stone tarafından 1970 yılında yazılan &#8220;Why not Stay for Breakfast?&#8221; adlı yapıtın bir uyarlamasıdır&#8230; Oyun, kimileri için artık köhneleşmiş sayılan değerlere sıkıca tutunarak yaşamaya çalışan &#8220;istikrar abidesi&#8221; devlet memuru Nurettin Kavak ile, henüz hangi değerlere sarılacağına bile tam olarak karar veremeyecek bir yaştayken, anne olmak durumunda kalan Burcu Güvenir&#8217;in traji-komik karşılaşmasını anlatır. Ülkemizde yaşanan sosyal ve kültürel alt-üstlüğün naif bir yansıması olarak ele alınan oyunda, Burcu ve Nurettin&#8217;in öyküsüyle sevginin, iyiliğin, değişebilme ve değiştirebilmenin umudu ve sevinci aktarılmaya çalışılır&#8230;</p>
<p><b>Ray Cooney-Gene Stone</b>’un yazdığı, <b>Ragıp Yavuz</b>’un çevirdiği, uyarladığı ve yönettiği oyunda <b>Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Kamer Karabektaş</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇİNGENE BOKSÖR(16+ Yaş)</b></p>
<p>1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahkûm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…</p>
<p><b>Rike Reiniger</b>’in yazdığı <b>Cafer Alpsolay</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ercan Demirhan</b> rol alıyor. Oyun, 4-7 Şubat 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>YAFTALI TABUT (16+ Yaş)</b></p>
<p>Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.</p>
<p><b>Bilgesu Erenus</b>’un yazdığı, <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Derya Keykubat, Lale Kabul, Mana Alkoy</b>, <b>Selin Türkmen, Şenay Bağ </b>rol alıyor. Oyun, 7 Şubat 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SESLER ÜLKESİ (4+ Yaş)</b></p>
<p>Uzun zamandır çocuklar tarafından ihmal edilen Keman, Piyano, Flüt kendileri gibi çalınmayan arkadaşları Gitarı da yanlarına alarak Sesler Ülkesine dönmeleri gerektiğini anlatırlar. Gitar kendisini çalmayan Deniz’i uyandırır.  Gitar, Deniz’den ayrılmak istemediği için onu da Sesler Ülkesinde bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Böylece ilk kez Sesler Ülkesini bir çocuk ziyaret eder.</p>
<p>Sesler Ülkesinde enstrümanları ve müziği yakından tanıyan Deniz, Vivaldi, Mozart ve enstrümanlara hayran kalır ve enstrümanların hepsini öğrenmeye heveslenir. Enstrümanlar, Deniz’e kendini beğendirmek için bir yarışa girer ve akordları bozulur. Beethoven enstrümanların akordunu düzeltir ve onları orkestra şefi gibi yöneterek bir eser çaldırır. Aralarındaki uyumu hatırlayan enstrümanlar ve çalacağı enstrümana karar veren Deniz mutludur.</p>
<p><b>Gizem Padar</b>’ın yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Aslı Şahin, Bahar Çebi, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Polat, Damla Cangül Yiğit, Lale Kabul</b> rol alıyor. Oyun, 8 Şubat 2026 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>RÜYA(5+Yaş)</b></p>
<p>Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. <b>Özge Midilli-Ertan Kılıç</b>’ın yazdığı <b>Özge Midilli</b>’nin yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Neşe Ceren Aktay, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu </b>rol alıyor. Oyun, 8 Şubat 2026 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 8 Şubat 2026 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 8 Şubat 2026 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 8 Şubat 2026 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)</b></p>
<p>Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. <b>Lodovica Cima, Gabriele Clima</b>’nın yazdığı <b>Ceylan Özçapkın</b>’ın çevirdiği, <b>Derya Yıldırım</b>’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda<b> Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Melisa Demirhan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali</b> rol alıyor. Oyun, 8 Şubat 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-4-8-subat-2026-610074">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (4-8 Şubat 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın &#8216;Berat Kandilimiz mübarek olsun&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-berat-kandilimiz-mubarek-olsun-609710</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 10:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[berat]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[mübarek]]></category>
		<category><![CDATA[tahir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Berat Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajda, insanlığın yeniden vicdanla ayağa kalkmaya ihtiyaç duyduğunu vurguladı, “Berat Kandilimiz mübarek olsun” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-berat-kandilimiz-mubarek-olsun-609710">Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın &#8216;Berat Kandilimiz mübarek olsun&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Berat Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajda, insanlığın yeniden vicdanla ayağa kalkmaya ihtiyaç duyduğunu vurguladı, “Berat Kandilimiz mübarek olsun” dedi.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Berat Kandili’nin, insanın kendisiyle ve insanlıkla yüzleştiği müstesna bir muhasebe gecesi olduğunu ifade ederek, bu mübarek gecenin affın ötesinde bir sorumluluk çağrısı taşıdığına dikkat çekti.</p>
<p>Başkan Büyükakın mesajında şu ifadelere yer verdi: “Berat, kalbi hafifletmenin ve yeniden doğrulmanın adıdır. Bu mübarek gece, kalbimizi, dilimizi ve tutumumuzu adaletle, merhametle ve hikmetle yeniden inşa etme davetidir. Gönüllerimizi karartan öfke, ayrışma ve duyarsızlığı geride bırakmak; iyiliği çoğaltmak için bize sunulmuş ilahi bir imkândır.</p>
<p>Dünya derin bir vicdan sınavında. İnsanlık; savaşların, adaletsizliğin, yoksulluğun ve sessiz çığlıkların gölgesinde zor bir imtihandan geçiyor. Bize düşen, merhameti hayatın merkezine koyan insanlar olmaktır. Berat Kandili, bizlere iyiliğin tarafında saf tutmayı, suskun kalmamayı ve insan onurunu her şartta savunmayı hatırlatır.</p>
<p>“Bu duygu ve düşüncelerle, aziz hemşehrilerimin ve İslam âleminin Berat Kandili’ni gönülden tebrik ediyorum. Rabbimiz; niyetlerimizi berrak, dualarımızı makbul, yollarımızı hayırla açık eylesin. Affın umutla, merhametin sorumlulukla buluştuğu bu mübarek gecenin; şehrimize, ülkemize ve tüm insanlığa huzur, esenlik ve adalet getirmesini diliyorum. Berat Kandilimiz mübarek olsun.”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-berat-kandilimiz-mubarek-olsun-609710">Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın &#8216;Berat Kandilimiz mübarek olsun&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bir Serebral Taşma Olarak Sanat&#8221; Programının Ocak Ayı Söyleşisi Gerçekleşti!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-serebral-tasma-olarak-sanat-programinin-ocak-ayi-soylesisi-gerceklesti-609573</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 12:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[ocak]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[programının]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[serebral]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[taşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609573</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programını Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-serebral-tasma-olarak-sanat-programinin-ocak-ayi-soylesisi-gerceklesti-609573">&#8220;Bir Serebral Taşma Olarak Sanat&#8221; Programının Ocak Ayı Söyleşisi Gerçekleşti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programını Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütüyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Haşlakoğlu; “mimetik bilinç” kavramı etrafında sanatın felsefe, bilim, tasarım ve yapay zekâyla ilişkisini tartışıyor. Program, “Sanat öğretilebilir mi?” ve “Makine düşünebilir mi?” gibi soruların izini sürüyor. 29 Ocak Perşembe günü gerçekleşen söyleşide “Sanat ve Bilinç” konusu ele alındı. </span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bir Serebral Taşma Olarak Sanat, sanatın farklı alanlarla ilişkisini tartışıyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sanatı kökeni ve tarihiyle birlikte ele alarak sanatın bir üretim değil, bir taşma biçimi olduğunu ortaya koyuyor. 29 Ocak Perşembe akşamı saat 19.30’da başlayan söyleşide “Sanat ve Bilinç” konuşuldu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“İnsan, rüyada uyanan varlıktır.”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, insanlarla diğer canlılar arasındaki farka değindi:</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>“İnsan dışındaki canlılar aslında rüyadalar. Çevreleriyle uyumlular ve içgüdüleriyle çevrimsel çarkın içinde dönüyorlar. İnsan ise rüyada olduğunu biliyor. Bu rüyada, rüyaya uyanmak anlamına geliyor. İnsan ile diğer canlılar arasındaki ilişki türünde insanın sınır olarak anlaşılması açısından bu durum önemli. Bilincin kendisinin bu sınır varlığın ifadesi olduğunu ve bunun insanda tezahür etmesi açısından zirve nokta olduğunu düşünüyorum.”</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“Descartes ile modern düşünce, bir dala kondu.”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, Descartes’ın modern düşünce tarihindeki konumundan söz etti:</span></span></span> </span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>“Bütün bir modern düşünce, ‘şüpheden şüphe edemiyorsam demek ki düşünüyorum’ fikri üzerine oturur. Düşünmek için de bir ego olması gerekiyor. Burada ontolojik bir bağlam var ama o bedene bağlanamıyor. Öyle veya böyle, Descartes ile bir dala konuyoruz. Bu dala konmak, evrenin bütününü tarif etmez ve bütün bir karanlığı aydınlatmaz elbette. Bu sorular başka şeyler. Ama Descartes önümüze düşüncenin kendisinin esasen bir soru olduğunu koydu. Sorunun da hakkında soru sorulamaz hiçbir şey bırakmadığı ortaya koyunca bizar sorunun düşünce olduğu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla kendi içerisinde bir uzlaşıma giriyor.”</span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-serebral-tasma-olarak-sanat-programinin-ocak-ayi-soylesisi-gerceklesti-609573">&#8220;Bir Serebral Taşma Olarak Sanat&#8221; Programının Ocak Ayı Söyleşisi Gerçekleşti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2026, Lojistikte Beklentileri Yönetme Yılı Olacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/2026-lojistikte-beklentileri-yonetme-yili-olacak-608930</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 11:26:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[beklentileri]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[lojistik]]></category>
		<category><![CDATA[lojistikte]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[operasyon]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608930</guid>

					<description><![CDATA[<p>2026’ya girerken lojistik sektörü; artan e-ticaret hacmi, büyüyen operasyonel ölçek ve izlenebilirlik beklentilerinin etkisiyle daha planlı ve daha disiplinli bir yönetim dönemine hazırlanıyor; Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, 2026’nın beklentileri yönetme yılı olacağını ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2026-lojistikte-beklentileri-yonetme-yili-olacak-608930">2026, Lojistikte Beklentileri Yönetme Yılı Olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 200 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan lojistik sektörü, Türkiye ekonomisi içindeki ağırlığını her geçen yıl artırıyor.<br />  2026 yılında ise artan e-ticaret hacmi, büyüyen operasyonel ölçek ve yükselen izlenebilirlik beklentileri, sektörü daha planlı ve daha disiplinli bir yönetim dönemine hazırlıyor.</p>
<p>Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, önümüzdeki dönemde sektörün karşı karşıya olduğu başlıkları şu sözlerle özetliyor: “Jeopolitik riskler, finansman koşulları, maliyet baskısı, depo arzı ve kira maliyetleri, nitelikli insan kaynağı ihtiyacı ve dijitalleşme beklentisi lojistiğin gündeminde yer almaya devam ediyor. Bu tablo önümüzdeki dönemde sektörün gündeminin yine çok yoğun olacağının sinyallerini veriyor. </p>
<p><strong>E-ticaret ölçeği lojistiği stratejik hale getiriyor<br />  </strong> 2025 yılının özellikle e-ticaret kaynaklı operasyonel yoğunluğun belirgin biçimde arttığı bir dönem olduğunu ifade eden Enes Akça, büyüyen hacimle birlikte izlenebilirlik, raporlama ve zamanında teslimat beklentilerinin de yükseldiğine dikkat çekiyor. Büyüyen operasyon yalnızca kapasite artışı anlamına gelmiyor. Ölçek büyüdükçe hata toleransı azalıyor ve disiplinli bir yönetim anlayışı daha da kritik hale geliyor. Bugün lojistik hizmet sağlayıcılar için güçlü planlama ve süreç yönetimi, rekabet avantajının temel unsurlarından biri,” diyen Akça, artan ölçeğin beraberinde daha fazla sorumluluk getirdiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>“Lojistikte artık yazılım konuşuyor”<br />  </strong>2026’da dijitalleşme ve izlenebilirlik, lojistikte rekabetin ön koşulu haline geliyor. Akca Lojistik, takip, izlenebilirlik ve raporlama yetkinliklerini büyümenin temel unsurlarından biri olarak konumlandırıyor. Enes Akça, bu dönüşümü şu sözlerle özetliyor: “Lojistikte artık yazılım konuşuyor. Takip ve izlenebilirlik işimizin temel gerekleri arasında yer alıyor. Yapay zeka ve otonom çözümler ise bu dijital zemini güçlendirerek operasyonel maliyetler ve verimlilik üzerinde önemli katkılar sağlıyor.”</p>
<p>Firma, Akca Teknoloji markasıyla lojistiğe özel geliştirdiği yazılımsal ve donanımsal çözümleri sahaya taşıyarak, iş ortaklarının operasyonel ihtiyaçlarına doğrudan karşılık veren uygulamalar geliştiriyor.</p>
<p><strong>Öncelikler değişmedi, disiplin güçlendi</strong></p>
<p>Makroekonomik açıdan 2026’nın 2025 ile benzer seyretmesi bekleniyor. Akca Lojistik de önümüzdeki dönemi aynı disiplinle yönetmeyi hedefliyor. Şirketin öncelikleri; maliyet yönetimi, insan kaynağı ve teknoloji yatırımlarını dengeli ve eş zamanlı biçimde sürdürmek. Kurum kültürü açısından insan odağının önemini vurgulayan Enes Akça, sözlerini şöyle tamamlıyor: “İyi iş, iyi insanla olur. 2026’da da disiplin, verimlilik ve maliyet bilinci kadar, insanı merkeze alan kurum kültürünü korumayı öncelikli görüyoruz.”</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/2026-lojistikte-beklentileri-yonetme-yili-olacak-608930">2026, Lojistikte Beklentileri Yönetme Yılı Olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Softtech 2026 Teknoloji Raporu,  Agentic AI’ı Merceğe Aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/softtech-2026-teknoloji-raporu-agentic-aii-mercege-aldi-608912</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 11:25:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[agentic]]></category>
		<category><![CDATA[Aı]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[merceğe]]></category>
		<category><![CDATA[raporu]]></category>
		<category><![CDATA[softtech]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608912</guid>

					<description><![CDATA[<p>Softtech 2026 Teknoloji Raporu, yapay zekânın kendi kendine öğrenen, karar alan ve eyleme geçen sistemlere dönüştüğü Agentic AI çağına ışık tutuyor. Raporda, teknolojilerin geleceğinden sektörlerdeki yapısal dönüşüme, insan–makine iş birliğinden inovasyonun yeni dinamiklerine uzanan geniş bir perspektifte ufuk açan bilgiler ve içgörüler paylaşılıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/softtech-2026-teknoloji-raporu-agentic-aii-mercege-aldi-608912">Softtech 2026 Teknoloji Raporu,  Agentic AI’ı Merceğe Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden Softtech, Agentic Yapay Zekâ (Agentic AI) odağıyla teknoloji dünyasının yönünü belirleyen küresel dinamikleri ele aldığı Softtech 2026 Teknoloji Raporu’nu yayımladı. Dokuzuncu kez okurla buluşan rapor, 3 ana temada, alanında yetkin 35 yazarın katkılarıyla eğitimden finansa, sanayiden sağlık ve enerjiye farklı sektörleri kapsayan, çok boyutlu bir yaklaşımla hazırlandı. </p>
<p><strong>Softtech Genel Müdürü</strong> <strong>M. Bülent Özçengel</strong>, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: “Agentic AI dönüşümünü; iş yapış biçimlerini, organizasyonları ve insan–makine ilişkisini kökten değiştirecek stratejik bir eşik olarak görüyoruz. Ancak bu dönüşümün kalıcı ve pozitif bir etki yaratabilmesi; insan ve yapay zekâ iş birliğini doğru tasarlamaya, otonomiyi güven, etik ve sorumlulukla dengeleyen yapılar inşa etmeye bağlı olacak. Bu yaklaşımla bu yıl raporumuzda Agentic AI’ı gerçek kullanım senaryoları, mimari yaklaşımlar ve organizasyonel etkileriyle birlikte inceledik. Böylece teknolojinin taşıdığı potansiyeli ve riskleri bir arada yönetmenin yeni yollarını okuyucularımızla buluşturduk. Türkçe olarak hazırlanan ender yayınlardan biri olan bu çalışmaya katkı sunan tüm yazarlarımıza, iş ortaklarımıza ve ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Raporumuzun teknolojinin geleceğini sorumlu ve bütüncül bir bakışla ele almak isteyen herkes için güçlü bir referans olacağına inanıyorum.”</p>
<p><strong>Teknolojilerin Geleceğine Bakış </strong></p>
<p>Softtech 2026 Teknoloji Raporu’nun “Teknolojilerin Geleceği” bölümünde iş yaşamı, dijital yaşam, fiziksel yaşam ve yapay yaşam eksenlerinde derinleşen teknolojiler inceleniyor. Üretken ve bağlamsal yapay zekâdan 5G–6G geçişine, kuantum bilişimden siber güvenliğe kadar pek çok başlık, veri temelli öngörülerle ele alınıyor. </p>
<p>2026 itibarıyla dil modelleri, kurumsal veri katmanları ve orkestrasyon platformları birleşerek Agentic sistemlerin önünü açıyor. Ancak teknolojik gelişimde yakalanan bu hız, kurumların uygulama ve ölçekleme kapasitesiyle örtüşmüyor. Veriler, kuruluşların %88’inin yapay zekâyı en az bir iş fonksiyonunda kullanırken, bu teknolojiyi kurumsal ölçekte hayata geçirebilenlerin oranının yalnızca %23 olduğuna işaret ediyor. Bu durum, kurumlarda organizasyonel dönüşüm, yönetişim ve ölçekleme kabiliyetlerine yatırımın önemini görünür kılıyor.</p>
<p><strong>Agentic AI Penceresinden İnsan ve Çevre</strong></p>
<p>Softtech 2026 Teknoloji Raporu, “İnsan ve Çevre” başlığı altında insan odaklılık, etik sınırlar ve çevresel sorumluluk konularını Agentic AI odağıyla ele alıyor. Raporda yapay zekânın giderek daha özerk ve eyleme geçebilen sistemlere dönüşmesiyle birlikte, insan–makine ilişkisinin doğasının da yeniden tanımlandığına dikkat çekiliyor. Bu doğrultuda rapor; insani değerlerin nasıl korunabileceğini, teknolojinin çevresel etkilerinin nasıl yönetilebileceğini ve bu dönüşümün hangi etik sınırlar içinde şekillenmesi gerektiğini küresel çerçeveler ışığında tartışmaya açıyor. Raporda, Agentic AI’ın toplumsal kabulü ve uzun vadeli etkisi açısından insan merkezli tasarım, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik ilkelerinin kritik önem taşıdığı vurgulanıyor. </p>
<p><strong>Sektörlerin Dönüşümü ve Yeni Çağda İnovasyon</strong></p>
<p>Softtech 2026 Teknoloji Raporu’nun Sektörlerin Geleceği ve İnovasyon başlığı altında; yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilerin finans, ticaret, üretim, enerji, sağlık ve perakende başta olmak üzere birçok sektörde yarattığı yapısal dönüşüm ele alınıyor. Bu dönüşüm en hızlı şekilde ticaret, finans ve müşteri hizmetleri alanlarında hissediliyor. Tüketicilerin büyük bölümü alışveriş, ödeme süreçleri ve destek ihtiyaçlarında yapay zekâ agent’larından faydalanıyor. Enerji, üretim ve lojistik gibi sektörlerde ise dijital ikizler, gömülü yapay zekâ (edge AI) ve gerçek zamanlı optimizasyon çözümleri; süreçleri kısaltıyor, hata oranlarını düşürüyor ve operasyonel dayanıklılığı artırıyor. Yapay zekâ destekli şebeke ve altyapı yönetimi, aynı zamanda enerji güvenliği ve sürdürülebilirlik açısından da stratejik bir kaldıraç işlevi görüyor. Agentic AI ile birlikte insanın rolü ise sistemi yönlendiren, denetleyen, etik sınırları belirleyen ve nihai sorumluluğu üstlenen bir konuma evriliyor.</p>
<p><strong>Bugünü Anlamlandırmak, Geleceği Öngörmek için Bir Referans</strong> </p>
<p>Softtech 2026 Teknoloji Raporu; karar vericiler, teknoloji liderleri, girişimciler ve akademi için bugünü anlamaya, geleceği öngörmeye yönelik kapsamlı bir referans niteliği taşıyor. Rapor, teknolojinin yönünü belirlerken insanı, değeri ve sorumluluğu birlikte düşünmeye davet ediyor. </p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/softtech-2026-teknoloji-raporu-agentic-aii-mercege-aldi-608912">Softtech 2026 Teknoloji Raporu,  Agentic AI’ı Merceğe Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Dijital dünya, görünmezlik pelerini ile hata yaptırıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-dijital-dunya-gorunmezlik-pelerini-ile-hata-yaptiriyor-608036</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 08:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[görünmezlik]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[Vicdanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608036</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Dil Kurumu’nun 2025 yılı için “Yılın Kelimesi” olarak belirlediği “dijital vicdan”, dijitalleşmenin insanın ahlaki muhakemesi üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-dijital-dunya-gorunmezlik-pelerini-ile-hata-yaptiriyor-608036">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Dijital dünya, görünmezlik pelerini ile hata yaptırıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Dil Kurumu’nun 2025 yılı için “Yılın Kelimesi” olarak belirlediği “dijital vicdan”, dijitalleşmenin insanın ahlaki muhakemesi üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıdı. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital vicdanın psikolojik ve nörobilimsel boyutlarına dikkat çekerek önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, vicdanın soyut bir kavram olmadığını vurgulayarak, “Vicdanın beyinde karşılığı var. Ahlaki akıl yürütme süreçleri bununla ilişkilidir. Dijitalleşme bu süreçleri etkiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Algoritmik vicdan…</strong></p>
<p>“Dijital vicdan” kavramının, aynı zamanda “algoritmik vicdan” olarak da okunabileceğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Algoritmalar, neye üzüleceğimizi, neyi seveceğimizi, nerede adil olup olmayacağımızı belirleme eğilimindedir. Bu da fark edilmeden dijital vicdan tuzakları oluşturur” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hız, derin düşüncenin önüne geçtiğinde vicdan hata yapar!</strong></p>
<p>Vicdanın sağlıklı çalışabilmesi için derin düşünce ile hızlı düşünce arasında denge kurulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Vicdan derin düşünce ister tefekkür ister zamana ihtiyaç duyar. Hız, derinliğin önüne geçtiğinde hata başlar; derinlik tamamen devre dışı kaldığında ise vicdan kullanılmaz” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, dijital vicdanın ustalıkla yönetilmesi gereken zihinsel bir beceri olduğunu da ifade ederek, “Dijital vicdan aynı bir araba kullanır gibi ustaca yönetilmesi gelen ruhumuzun, zihnimizin bir parçasıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Vicdan doğuştan bir potansiyeldir, yönünü eğitim belirler</strong></p>
<p>Vicdanın çekirdek halinde doğuştan geldiğini ancak yönünün çevreyle şekillendiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Vicdan genetik bir taslak olarak vardır. İyicil ya da kötücül yönde gelişmesi eğitim ve sosyal öğrenmelerle olur. Diğer canlılarda vicdan kavramı yoktur” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, beynin önem ve öncelik ağı olarak adlandırılan yapısının vicdanla doğrudan ilişkili olduğunu belirterek, “İnsan hayal dünyasında neye sevgi, zaman ve enerji yatırımı yapıyorsa vicdanın öncelik sıralaması da buna göre şekillenir. Bu ağın temelleri ailede atılır, 15 yaşından sonra kişi vicdanının yönetiminden kendisi sorumludur. 15 yaşından sonra iyi, kötü, doğru, yanlış, güzel, çirkin, faydalı, faydasız, adil, adil değil, merhametli, merhametli değilim tarzındaki kararları verirken kişi burada kendi özgür iradesiyle yaptığı hareketlerden sorumludur. Artık vicdanın yönetimi o kişidedir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sessiz kalmak dijital bir suç haline gelebilir</strong></p>
<p>Dijital ortamda sessiz kalmanın da bir sorumluluk alanı oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “aktif tembellik” kavramına dikkat çekti. Prof. Dr. Tarhan, “Kişi araştırması gereken bir konuda, derin düşünmeden hızlıca onaylıyor ya da reddediyorsa bu aktif tembelliktir. Dijitalleşmenin hız tuzağı vicdani hatalara yol açıyor. Dijitalleşme çağında insan bu konu beni üzer mi, üzmez mi demiyor. Yanlış bir karar veriyor, sonra üzülüyor. Dijital tuzaklara kolaylıkla düşüyor. Sonradan pişman olacağı şeyleri çokça yapıyor. Görünürlük paradoksuna düşüyor. Görünür olmak güzeldir diyor. Aslında bu bir paradoks.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bu durumun kişileri görünürlük arzusuna sürüklediğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Algoritmalar bize görünür olmayı güzel gösteriyor ama bu, vicdanı zayıflatabiliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Algoritma şeffaflığı etik bir zorunluluktur</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yapay zekâ ve dijital platformlarda açıklanabilir yapay zekâ (XAI) uygulamalarının etik bir gereklilik haline geldiğini vurgulayarak, “Şeffaf algoritmalar olmazsa insanlar yankı odalarına hapsedilir. Kişi sadece kendisine sunulan görüşlerle meşgul olur” dedi.</p>
<p><strong>Ekran arkasında da sorumluyuz</strong></p>
<p>Ekranın kullanıcıya psikolojik bir “görünmezlik pelerini” sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, bunun vicdanı devre dışı bırakabildiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Dijital dünya, görünmezlik pelerini ile kişiye hata yaptırıyor. İnsan kendini görünmez sanınca karşısındakini bir insan değil, bir nesne gibi görmeye başlıyor. Bu özellikle 15–22 yaş arası bireyleri daha kolay etkiliyor” diye konuştu.</p>
<p>Dijital araçlarda liderliğin kullanıcıda olması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Yapay zekânın lideri siz olursanız onu yönetirsiniz. Nesnesi olursanız vicdanınızı ona teslim edersiniz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Dijital linç küresel vicdanı zedeliyor</strong></p>
<p>Dijital vicdanın en tehlikeli alanlarından birinin dijital linç olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan,<br /> “Klavye şövalyeleri, organize troll gruplarıyla insanların itibarını sistemli şekilde yok edebiliyor” dedi.</p>
<p>Dijital dünyada her davranışın iz bıraktığını hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Yaptığınız bir paylaşım 5–10 yıl sonra karşınıza çıkabilir. Unutulma hakkı tartışılsa da dijital izler kolay silinmez” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Akıl ve kalp birlikte çalışırsa vicdan olur</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, dijital dünyada sağlıklı bir vicdan için temel ilkeyi “Dur, düşün, sonra dijital dünyayı kullan. Akıl ve kalp birlikte çalıştığında vicdan ortaya çıkar. Sadece duygu da sadece akıl da yeterli değildir.” diye açıklayarak, sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-dijital-dunya-gorunmezlik-pelerini-ile-hata-yaptiriyor-608036">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Dijital dünya, görünmezlik pelerini ile hata yaptırıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Psikolojik sağlamlık, hızla dijitalleşen bu çağda kritik önem taşıyor!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-psikolojik-saglamlik-hizla-dijitallesen-bu-cagda-kritik-onem-tasiyor-606426</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 09:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[Pozitif Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamlık]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606426</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği’nin (AIFD) stratejik partnerliğini üstlendiği, Zero Medya ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen Golden Pulse Health Summit, 15 Ocak 2026’da İstanbul’da gerçekleştirildi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-psikolojik-saglamlik-hizla-dijitallesen-bu-cagda-kritik-onem-tasiyor-606426">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Psikolojik sağlamlık, hızla dijitalleşen bu çağda kritik önem taşıyor!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği’nin (AIFD) stratejik partnerliğini üstlendiği, Zero Medya ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen Golden Pulse Health Summit, 15 Ocak 2026’da İstanbul’da gerçekleştirildi. </p>
<p>Sağlık, iletişim ve teknoloji ekseninde çok sayıda başlığın ele alındığı zirvede, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Dijital Çağda Psikolojik Sağlamlık” başlıklı bir konuşma yaptı.</p>
<p><strong>Beyin biyolojik bir bilgisayar gibi çalışıyor</strong></p>
<p>Konuşmasına organizasyon için teşekkür ederek başlayan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekâ, beyin ve insan davranışı arasındaki ilişkiye dikkat çekti ve 2024 yılında fizik ödülünü alan Geoffrey Hinton ve John Hopfield örneğini vererek, “Bir psikolog ve bir genetikçi fizik ödülü aldı. Bu çok ezber bozan bir durum. Bunun nedeni yapay sinir ağları. Beynin nasıl çalıştığı üzerine yapılan çalışmalar, beynin biyolojik bir bilgisayar gibi çalıştığını ve kuantum dinamiğiyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Yapay zekâ da bu anlayışın üzerine inşa ediliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İnsan beyni de algoritmalarla çalışıyor</strong></p>
<p>Yapay zekânın geçmiş verileri tarayarak geleceğe dair tahminler ürettiğini ve bugünü buna göre şekillendirdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan beyni de aynı şekilde algoritmalarla çalışır. Yapay zekânın kullandığı dil modelleri, beynin kullandığı dil modellerini taklit etmeye çalışıyor. Bir çocuk ne kadar çok insanla temas ederse beyni o kadar gelişir. Bugün hepimiz, farkında olmadan yapay zekânın veri kaynağı hâline geliyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Değerler, beynimizdeki trafik levhaları gibidir</strong></p>
<p>Karar verme süreçlerinde değerlerin rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Değerler, hayatta ilerlerken karşımıza çıkan trafik levhaları gibidir. ‘Yalan söyle, söyleme’, ‘dürüst ol, olma’, ‘merhametli ol, olma’ gibi seçenekler beynimizde olasılık hesaplarıyla değerlendirilir. Beyin bir tahmin makinesi gibi çalışır ve karar verir” dedi.</p>
<p>Bu süreçte ön beynin, özellikle frontal lobun belirleyici rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, sağlıklı bireylerle şizofreni hastalarının beyin görüntüleri arasındaki farklara değindi.</p>
<p>“Ön beyin, insanı insan yapan bölgedir” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Ön beyin olmasaydı ne medeniyet olurdu ne de insan. Bu bölgede oluşan hasarlar, kişinin kişiliğini tamamen değiştirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bilinç, kuantum ve yapay zekâ tartışması</strong></p>
<p>Bilinç kavramını “farkındalık” olarak tanımlayan Prof. Dr. Tarhan, insanın evrendeki konumunun bilincinde olan, amaçlı davranabilen bir varlık olduğunu ifade etti.</p>
<p>Kuantum fiziğine de atıfta bulunan Prof. Dr. Tarhan, “İnsan kuantum dinamiği içerisinde subjektif bir gözlemcidir. Gözlemci etkisi, çift yarık deneyiyle bilinir. Bilinç olduğu için gözlemliyoruz ve madde dediğimiz şey ortaya çıkıyor. Sanki bir simülasyonun içindeyiz” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Yapay zekânın bilinç sahibi olup olamayacağına ilişkin tartışmalara da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Yapay zekânın bilinç sahibi olabilmesi için evrendeki tüm olasılıkları aynı anda bilmesi gerekir. Big Bang’i ve öncesini bilmesi gerekir. Bu, şu an mümkün değil; biz evrensel bilginin yüzde birine bile sahip değiliz” dedi.</p>
<p><strong>İnsanın içinde narsisistik bir parça var</strong></p>
<p>Konuşmasında psikanalizin şu anda 90’lı yaşlarda yaşayan son temsilcilerinden birisi psikanalist Otto Kernberg’in görüşlerine de yer veren Prof. Dr. Tarhan, insanın içinde “kötü bir parça” bulunduğunu belirterek, “Bu narsisistik parça kanser hücresine benzer; sınırsız, sorumsuz ve doyumsuzdur. Sadece kendi çıkarını düşünür. Ne yazık ki bu özelliklere sahip kişiler, bugün küresel ölçekte güçlü pozisyonlara da gelebiliyor ve çok tehlikeli kararlar alabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bu gücün nükleer enerji gibi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “İyiye kullanılırsa yapıcı, kötüye kullanılırsa yıkıcı olur. Değerler ve anlam, bu gücün yönünü belirler” diye konuştu.</p>
<p><strong>İnsan sadece kendisi için yaşayan benmerkezci bir varlık değil</strong></p>
<p>Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine de değinen Prof. Dr. Tarhan, 2017 yılında yapılan çalışmalarda “kendini aşma” (self-transcendence) kavramının, “kendini gerçekleştirme”nin de üzerine yerleştirildiğini hatırlattı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “İnsan sadece kendisi için yaşayan benmerkezci bir varlık değil. Başkalarına yardım etmek ve anlam üretmek, günümüz pozitif psikolojisinin temel başlıkları arasında” diye konuştu.</p>
<p>Beynin nöroplastik yapısına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, beynin her yaşta yeni bağlantılar kurabildiğini, beynin yoğun ve nitelikli kullanıldığında, hastalıklara rağmen yeni yollar oluşturabildiğini dile getirdi.</p>
<p>Mutluluğu Aristoteles’in tanımladığı şekilde hedonik ve ödomanik olarak ikiye ayıran Prof. Dr. Tarhan, “Haz odaklı mutluluk kısa sürelidir ve dopaminle ilişkilidir. Anlam ve sorumluluk temelli mutluluk ise serotonin ve oksitosinle ilgilidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Bağışıklık sistemi, duygusal diyaloglarımızı adeta ‘dinliyor’</strong></p>
<p>“Bağışıklık sistemi, duygusal diyaloglarımızı adeta ‘dinler’. Beyin ile bağışıklık sistemi arasında çift yönlü bir iletişim vardır; bu iki sistem sürekli olarak birbirleriyle konuşur.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Benzer bir etkileşim kalp ile beyin arasında da söz konusudur. Kalbin içinde yaklaşık 40 bin nörondan oluşan küçük bir sinir ağı, adeta ‘küçük bir beyin’ gibi çalışır. Beyinden kalbe giden afferent sinir liflerinin oranı yaklaşık yüzde 20 iken, kalpten beyne giden liflerin oranı yüzde 80’dir. Ayrıca kalpteki nöronların oluşturduğu elektromanyetik alanın, beyin nöronlarına kıyasla daha güçlü olduğu bilinmektedir. Bu veriler, kalbin yalnızca mekanik bir pompa olmadığını; beyinle sürekli bilgi alışverişi yapan işlevsel bir organ olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde bağışıklık sistemi ile mide-bağırsak aksı da beyinle etkileşim hâlindedir. Beslenme biçimi ve bağırsak mikrobiyotası, stresle başa çıkma kapasitesini doğrudan etkiler. Bu nedenle probiyotik ve prebiyotik ağırlıklı beslenme, psikolojik ve fizyolojik dayanıklılık açısından önemli bir rol oynamaktadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yalnızlık, küresel bir tehdit</strong></p>
<p>Günümüz dünyasında yalnızlığın giderek arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Birleşmiş Milletler’e göre geleceğin üç büyük tehdidi; gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık. 2018’de İngiltere’de yapılan bir araştırma, özellikle 16-24 yaş grubunda yalnızlık oranlarının çok yüksek olduğunu gösteriyor. Bu nedenle İngiltere, Yalnızlık Bakanlığı kurdu. Gençlerdeki sosyal izolasyon, bugün en az yaşlılardaki yalnızlık kadar ciddi bir sorun” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çözüm “Pozitif Psikoloji”de şekilleniyor</strong></p>
<p>Golden Pulse Health Summit’te konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dünyada psikolojik sağlamlığa yönelik geliştirilen bilimsel yaklaşımlara dikkat çekerek, çözümün “Pozitif Psikoloji” ekolünde şekillendiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Bu problemlere karşı dünyada ne yapılıyor diye baktığımızda karşımıza Pozitif Psikoloji çıkıyor. Psikolojik sağlamlığın bilim dalı artık Pozitif Psikoloji olarak kabul ediliyor” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığın, hızla dijitalleşen ve belirsizliklerin arttığı bir çağda kritik önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Harvard Üniversitesi, 2015 yılında Pozitif Psikoloji dersini müfredatına koydu. Bu derste beden-beyin ilişkisi, öz şefkat (self-compassion), merhamet, minnettarlık, mutluluk, anlam, değerler ve meditasyon gibi başlıklar öğretiliyor. Bu bir moda değil, bilimsel bir ihtiyaçtı.” diye konuştu.</p>
<p>Pozitif Psikoloji dersinin kısa sürede büyük ilgi gördüğünü belirten Prof. Dr. Tarhan, “Yale Üniversitesi 2018’de bu dersi açtı ve ‘çığır açan ders’ olarak tanımladı. Harvard da aynı ifadeyi kullanıyor. 2021’de New York Times, pandemi döneminde bu dersin web sayfasının 3 milyon kişi tarafından takip edildiğini haber yaptı. Yani 3 milyon insan mutluluk ve psikolojik sağlamlık eğitimi aldı” ifadesinde bulundu. </p>
<p><strong>Pandemi sonrası dünyada konforculuk yaygınlaştı</strong></p>
<p>Pandemi sonrasında küresel ölçekte yeni bir yaşam anlayışının ortaya çıktığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Pandemiden sonra ‘Dünyaya bir defa geldim, kafama göre yaşayacağım’ anlayışı yaygınlaştı. ‘Niye bu kadar çalışayım, niye kendimi zorlayayım?’ yaklaşımı özellikle genç kuşakta çok belirgin. Aynı parayı alacaksam niye daha fazla çabalayayım diyorlar. Bu durum girişimcilik, yaratıcılık ve yenilikçiliği ciddi şekilde aşağı çekmeye başladı.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Silikon Vadisi örneğine de değinerek, “Silikon Vadisi’ni ayakta tutanların büyük çoğunluğu göçmenler; özellikle Hindistan ve Çin kökenliler.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Pozitif Psikoloji, intihar salgınına karşı da kullanılıyor</strong></p>
<p>Pozitif Psikoloji uygulamalarının yalnızca akademik değil, toplumsal bir ihtiyaçtan doğduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bristol Üniversitesi, 2019 yılında bu dersi ‘intihar salgınına karşı’ müfredata koyduklarını açıkladı. İngiltere ve Japonya’da Yalnızlık Bakanlığı kuruldu. İngiltere’de bu bakanlık, 2016 yılında bir milletvekilinin ölümü sonrası Başbakanlık kararıyla kuruldu.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesi Pozitif Psikoloji dersini 2013’te başlattı!</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin bu alanda erken adım atan kurumlardan biri olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:</p>
<p>“Harvard bu dersi 2015’te koydu ama biz Üsküdar Üniversitesi olarak 2013’te başlattık. Övünmek için söylemiyorum ama bu küresel gidişi erken fark ettik. Şu anda bu ders bizde sadece seçmeli değil, zorunlu ders. Ön lisans, lisans ve yüksek lisans düzeyinde uygulanıyor. Bugüne kadar yaklaşık 50 bin mezunumuz bu dersi aldı.”</p>
<p>Dersin etki analizlerinin de yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Ön test ve son testler uyguladık. ‘Arkadaşımla aram düzeldi’, ‘madde kullanıyordum bıraktım’, ‘kendimi daha iyi hissediyorum’ gibi geri bildirimler aldık. Bu sonuçları bilimsel yayınlara dönüştürdük” dedi.</p>
<p><strong>Küresel tehdit narsisizm epidemisi…</strong></p>
<p> </p>
<p>Konuşmasında “Narsisizm Epidemisi” kavramına da dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, narsisistik kişilik özelliklerinin giderek arttığını belirtti ve “1980’lerde Narsisistik Kişilik Envanteri skorları düşüktü. 2005’ten sonra ciddi bir artış var ve bugün daha da yüksek. Bu, bir tür kişilik salgınıdır. Narsisistik kişiler toksiktir; güç ellerindeyse ezerler, orman kanunlarıyla hareket ederler. ‘Güçlüysem her şey benim hakkım’ anlayışı hâkimdir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Para artıyor, mutluluk artmıyor</strong></p>
<p>Mutluluk ve ekonomik refah arasındaki ilişkiye de değinen Prof. Dr. Tarhan, “1950 ile 2000 arasında kişi başı gelir 35 bin dolardı, bugün ABD’de 70 bin doları geçti. Ama mutluluk puanı aynı seviyede kaldı. Bu istatistik ‘parayla saadet satın alınmaz’ sözünü doğruluyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığın temel basamakları</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, psikolojik sağlamlığın yedi temel ayağı olduğunu belirterek, bunları şöyle sıraladı:</p>
<p>“Birincisi duygusal düzenleme; olumsuz duyguları tanıyıp olumluya odaklanabilmek. İkincisi umut ve iyimserlik. Üçüncüsü öz yeterlilik; yani ‘başa çıkabilirim’ inancı. Sağlıklı benlik değerini içten alır, narsisistik benlik ise dış onaya bağımlıdır.”</p>
<p>Bilişsel esnekliğin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “İnatçılık, bilişsel esnekliğin karşıtıdır. Bilişsel esnekliği olmayan kişiler, duvara toslasa bile geri adım atmaz” dedi.</p>
<p>Anlam bulmanın psikolojik dayanıklılıktaki rolünü vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, Viktor Frankl’ın Logoterapi yaklaşımına atıfta bulunarak, “İnsan, acıya anlam yükleyebildiği ölçüde o acıyı yönetebilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Stres karşısında üç kişilik tipi var</strong></p>
<p>Stresle baş etme biçimlerini üç tip üzerinden özetleyen Prof. Dr. Tarhan, “A tipi kişiler yakınmacıdır; ağlar, enerji emer ve yalnız kalırlar. C tipi kişiler teflon gibidir; kendileri yanmaz ama etrafındakileri yakar. Psikolojik sağlamlığı olan B tipi kişiler ise kauçuk gibidir; esner, öğrenir ve tekrar güçlenir. Eğer biz stres karşısında soğukkanlı kalma becerisini istiyorsak kauçuk tip olacağız. Esneyeceğiz, karşı taraftan bir şeyler öğreneceğiz ve onu yöneteceğiz. ‘Ne öğretti bana?’ diyeceğiz. Her olay bir tehdit değil, fırsat boyutu da vardır. Fırsat boyutuna odaklanarak geleceğe bakabilen kimseler kendi olumlu ruh halini bozmadan olumsuzu yönetebilir. Onun için hastalıklar bizim düşmanımız değil, sadece bizim yönetmemiz gereken yol arkadaşımızdır. Hastalıklar ya da acılar bunlar bizim düşmanımız değil, yönetmemiz gereken şeyler, kaçınamayacağımız gerçekler. Olaylara bu şekilde bakmak psikolojik sağlamlığı oluşturuyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Takım çalışmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, konuşmasını kaz sürüsü metaforuyla tamamladı:</p>
<p>“Kazlar dönüşümlü liderlik yaparak kıtalar arası uçar. Takım zekâsı, bireysel dehadan üstündür. Aynı amaç etrafında, farklı mizaçtaki insanlar birlikte hareket edebiliyorsa gerçek psikolojik sağlamlık oradadır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-psikolojik-saglamlik-hizla-dijitallesen-bu-cagda-kritik-onem-tasiyor-606426">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Psikolojik sağlamlık, hızla dijitalleşen bu çağda kritik önem taşıyor!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in sağlığı sahadaki emekle korunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirin-sagligi-sahadaki-emekle-korunuyor-606228</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 11:35:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[emanet]]></category>
		<category><![CDATA[emekle]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[korunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[kurum]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sahadaki]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cemil Tugay, çevre ve halk sağlığı için gece gündüz çalışan vektörle mücadele ekipleriyle buluştu. Başkan Tugay, “Sizler bu şehre, insanlara ve tüm canlılara sahip çıkan emekçilersiniz. İzmir size emanet” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-sagligi-sahadaki-emekle-korunuyor-606228">İzmir&#8217;in sağlığı sahadaki emekle korunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cemil Tugay, çevre ve halk sağlığı için gece gündüz çalışan vektörle mücadele ekipleriyle buluştu. Başkan Tugay, “Sizler bu şehre, insanlara ve tüm canlılara sahip çıkan emekçilersiniz. İzmir size emanet” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Çevre Koruma Ve Kontrol Şube Müdürlüğü Vektör Mücadele Birimi çalışanları ile bir araya geldi. Meclis salonundaki buluşmada konuşan Başkan Tugay, sivrisinek ile haşereler gibi çevre ve halk sağlığını tehdit eden zararlılara karşı ilaçlama yaparak yoğun mücadele veren ekiplere teşekkür etti. <br />İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, geçen 2 yıl içerisinde önemli çalışmalar yaptıklarını söyledi. Kurum çalışanlarının mücadelesine rağmen bazı sorunların olduğuna değinen Tugay, “Yağmur rejimine bağlı olarak bazı dönemlerde sivrisinek şikâyetlerinde artış oluyor. Geçen yıl bir ara çok ciddi bir karasinek problemi oldu. Bunların nedenlerini de bulmamız lazım” dedi. </p>
<p><strong>“İzmir Türkiye&#8217;de herkesin gelip yaşamak istediği yerlerden”</strong></p>
<p>Belediye çatısı altında görev yapanların, kurumun gözü kulağı durumunda olduğunu söyleyen Tugay, “Yaptığımız iş çevre sağlığıyla, toplum sağlığıyla doğrudan ilgili. Yani sadece bir iş yapmıyorsunuz. Aynı zamanda şehre, şehirde yaşayan insanlara, aslında tüm canlılara sahip çıkıyorsunuz. Kamuda çalışmak sadece bir iş yapmak değildir. Aynı zamanda ülkemize, insanlarımıza, şehrimize sahip çıkmak demektir” dedi. Kentin İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanlarına emanet olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, “Şehir size emanet. Şehir bize emanet. İzmir güzel bir şehir. Gerçekten dünya güzeli bir şehir. Türkiye&#8217;de herkesin gelip yaşamak istediği yerlerden birisi. Böyle güzel bir şehre layık olduğu hizmeti getirmemiz lazım. Bunu görevli olan tüm arkadaşlarımızdan bekliyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Hepiniz benim için çok kıymetlisiniz”</strong></p>
<p>Konuşmasında ekonomik krize de değinen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, şunları söyledi: “Ekonomik sıkıntılar yaşadık. Bir ölçüde hala devam ediyor. Çalışan arkadaşlarımız benim gözümde çok kıymetliler ve inanın hakkınızın fazlasıyla ödenmesi için en fazla duyarlılık gösterecek insanlardan birisiyim. Kapının bu tarafında bütün belediyenin dengesini sağlaması gereken bir insan pozisyonda olduğum için bazen istemediğimiz halde bazı anlaşmazlıklar yaşıyoruz. Ama sanmayın benim için kıymetsizsiniz. Gönlümden geçen şey belediyenin içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulması. Ardından sizler için daha da fazla şeyler yapabilmek.”</p>
<p><strong>“Sizlerin varlığı kurumumuz için büyük güç”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin şirket, kendisinin de patron olmadığını söyleyen Başkan Tugay, “Hepimiz bize verilen işi iyi bir şekilde yapmaya çalışmalıyız. Çünkü bizim amacımız herhangi birisini zengin etmek değil. Sadece bu şehrin iyi olmasını sağlamak. Sizler de aynı zamanda bu şehrin vatandaşları olduğunuz için, sizin de hem huzur içerisinde iyi bir şehirde yaşamanız hem yaptığınız işten de memnun olmanızı isterim” diye konuştu. </p>
<p>Yeni sivrisinek türlerinin ortaya çıktığına dikkat çeken Tugay, çalışanların alanlarında kendilerini geliştirmesini de istedi. Kurum çalışanlarını çok sevdiğini aktaran Başkan Tugay, şunları söyledi: “Sizleri seviyorum. Biz bir aileyiz. Dilerim ve isterim ki her arkadaşımız kendisini bu kuruma ait hissetsin. Sizlerin varlığı kurumumuz için büyük güç” diye konuştu. </p>
<p><strong>“İzmir için 7 gün 24 saat çalışıyorum”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İzmir&#8217;in en büyük ve en güçlü kurumu olduğunu hatırlatan Başkan Tugay, “Bütçesiyle, personeliyle ve yaptığı işler açısından İzmir&#8217;in daha büyük bir kurumu yok. Bizim potansiyelimiz aslında daha fazla. Sizden beklediğim şey; işinize inanarak sahip çıkmanız ve o şekilde çalışmanız. Sizler bana emanetsiniz. Şehir de size emanet. Belediyede en çok çalışan insanlardan biri olduğumu bilin. Haftanın 7 günü 24 saat, bayramlar ve tatiller de dahil nerede olursam olayım, İzmir için ve İzmir Büyükşehir Belediyesi ailesi için çalışıyorum. Bundan dolayı mutluyum. Gurur duyuyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum” dedi. <br />Konuşmaların ardından Vektör Mücadele Birimi’ne eğitim verildi. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-sagligi-sahadaki-emekle-korunuyor-606228">İzmir&#8217;in sağlığı sahadaki emekle korunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hyundai İnsan Merkezli Robotik Çağını Başlatıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hyundai-insan-merkezli-robotik-cagini-baslatiyor-605944</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 20:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[atlas]]></category>
		<category><![CDATA[başlatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çağını]]></category>
		<category><![CDATA[hyundai]]></category>
		<category><![CDATA[Hyundai Motor Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[merkezli]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[robotik]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hyundai Motor Grubu, CES 2026’da insanlarla iş birliği yapan, gerçek dünyada çalışan insan merkezli “Yapay Zeka Robotik” vizyonunu açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hyundai-insan-merkezli-robotik-cagini-baslatiyor-605944">Hyundai İnsan Merkezli Robotik Çağını Başlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hyundai Motor Grubu, Tüketici Elektroniği Fuarı 2026 (CES 2026) kapsamında, insan-robot iş birliğini ileriye taşıyan “Yapay Zeka Robotik Stratejisini” kamuoyuna tanıttı. “İnsanlığın İlerlemesine Ortaklık &#8211; Partnering Human Progress” temasıyla sunulan bu strateji, grubun insan merkezli Fiziksel Yapay Zeka alanındaki uzun vadeli yol haritasını ortaya koyuyor. Bu tema, Hyundai Motor Grubu’nun CES 2022’de tanıttığı “İnsan Erişimini Genişletme” yaklaşımını da bir adım ileri taşıyarak, donanım odaklı robotikten; insanlara yardımcı olan, öğrenen ve uyum sağlayan yapay zeka destekli robotlara geçişi simgeliyor. Stratejinin merkezinde, insanlarla birlikte çalışmak üzere tasarlanan insan merkezli AI Robotics çözümleri yer alıyor.</p>
<p>Hyundai Motor Grubu’nun Yapay Zeka Robotik Stratejisi, endüstri ve toplum için yeni değer alanları yaratmayı hedefleyen üç temel iş birliği ekseni üzerine kurulu:</p>
<p><strong>1. İnsanlar ile Birlikte Çalışan Robotlarla Ortaklık</strong></p>
<p>Robotlar, ilk aşamada üretim ortamlarında; tehlikeli, riskli ve tekrarlayan görevleri üstlenerek insanlara destek olmak üzere konumlandırılıyor. Bu yaklaşım, güvenliği artırırken çalışanların daha katma değerli işlere odaklanmasını sağlıyor.</p>
<p><strong>2. Grup Değer Ağı ile Boston Dynamics Ortaklığı</strong></p>
<p>Boston Dynamics’in robotik alanındaki küresel Ar-Ge liderliği, Hyundai Motor Grubu’nun ölçeği ve üretim kabiliyetiyle birleşerek uçtan uca (E2E) bir Yapay Zeka Robotik değer zinciri oluşturuyor.</p>
<p><strong>3. Küresel Yapay Zeka Liderleriyle Ortaklık</strong></p>
<p>Grup, küresel yapay zeka öncüleriyle iş birlikleri kurarak “İnsanlık İçin İlerleme” vizyonu doğrultusunda robotik inovasyonun yeni sayfalarını açmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>Fiziksel Yapay Zeka ile Endüstriler Arası Dönüşüm</strong></p>
<p>Hyundai Motor Grubu, üretimden lojistiğe, satıştan hizmetlere kadar tüm değer zincirinden elde edilen gerçek dünya verilerini dijitalleştirerek sürekli öğrenen bir Fiziksel Yapay Zeka döngüsü kurmayı amaçlıyor. Bu yaklaşım, mobiliteden robotik çözümlere uzanan yeni endüstrilerin gelişmesini mümkün kılacak.</p>
<p>Bu kapsamda grup, Hyundai Motor Grubu Fiziksel Yapay Zeka Uygulama Merkezini hayata geçirmeyi ve Fiziksel Yapay Zeka ile geliştirilen özel robotik teknolojilere dayalı bir robot üretim tesisi kurmayı planlıyor.</p>
<p><strong>Atlas: İnsan Merkezli Endüstriyel Robotikte Yeni Dönem</strong></p>
<p>CES 2026’da tanıtılan yeni nesil insansı robot Atlas®, endüstriyel uygulamalar için tasarlanmış, genel amaçlı bir platform olarak öne çıkıyor. Atlas, mevcut tesislere kolayca entegre olabilen yapısıyla; güvenlik, öngörülebilirlik ve iş birliğini önceliklendiriyor. Gövdesinde 56 serbestlik derecesine (DoF), tam döner eklemlere ve dokunsal algıya sahip Atlas; parça sıralama, montaj ve makine besleme gibi görevleri otonom olarak yerine getirebiliyor.</p>
<p>Atlas ayrıca, 50 kg’a kadar yük kaldırabiliyor ve çoğu görevi bir günden daha kısa sürede öğrenebiliyor. Otomatik batarya değişimiyle kesintisiz olarak çalışabilen Atlas, endüstriyel yıkamaya da uygun olarak -20°C ila 40°C arasında tam performansla görev yapabiliyor. </p>
<p>Hyundai Motor Grubu, insansı robotların gelecekte Fiziksel Yapay Zeka pazarının en büyük segmenti olacağını öngörüyor ve Atlas’ın seri üretimini hedefliyor. </p>
<p>Atlas, 2028’den itibaren Hyundai Motor Grubu Metaplant Amerika tesisinde, öncelikle parça sıralama gibi güvenliği kanıtlanmış süreçlerde devreye alınacak ve 2030 itibarıyla montaj gibi daha karmaşık uygulamalara genişletilecek.</p>
<p><strong>Grup Değer Ağı ile Yapay Zeka Robotik Ticarileşmesi</strong></p>
<p>Hyundai Motor Grubu, iştiraklerini kapsayan Grup Değer Ağı ile robotik alanında ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir yapı kuruyor. Bu ağ; yazılım, donanım, lojistik ve üretim yetkinliklerini tek çatı altında toplayarak Yapay Zeka Robotik’in seri üretimini ve ticarileşmesini hızlandırıyor. Grup, 2028 itibarıyla yıllık 30.000 adet robot üretim kapasitesine ulaşmayı hedefliyor.</p>
<p>Bu yapı kapsamında: Software-Defined Factory (SDF) ve Robot Metaplant Application Center (RMAC) ile robotlar sürekli öğrenen ve gelişen sistemlere dönüşüyor. NVIDIA ile yürütülen iş birliği sayesinde simülasyon, altyapı ve Fiziksel Yapay Zeka çözümleri hız kazanıyor. Hyundai, Hyundai Mobis ve Hyundai Glovis; üretim, komponent, lojistik ve tedarik zinciri alanlarında E2E değer zinciri oluşturuyor.</p>
<p><strong>Robot-as-a-Service (RaaS) ve Yeni İş Alanları</strong></p>
<p>Hyundai Motor Grubu’nun Robot-as-a-Service (RaaS) modeli, robotikleri tek seferlik satıştan sürekli hizmet modeline dönüştürüyor. Bakım, yazılım güncellemeleri, uzaktan izleme ve ölçekleme hizmetleriyle desteklenen bu model; müşterilere hızlı geri dönüş ve düşük başlangıç maliyeti sunuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hyundai-insan-merkezli-robotik-cagini-baslatiyor-605944">Hyundai İnsan Merkezli Robotik Çağını Başlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Belediye Başkanımız Rasim Arı, Miraç Kandilini Kutladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/belediye-baskanimiz-rasim-ari-mirac-kandilini-kutladi-605367</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 12:21:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arı]]></category>
		<category><![CDATA[başkanımız]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kandilini]]></category>
		<category><![CDATA[kutladı]]></category>
		<category><![CDATA[miraç]]></category>
		<category><![CDATA[rasim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Miraç Kandil’ini tebrik ederek, bu mübarek gecenin tüm insanlığa hayırlar getirmesi temennisinde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belediye-baskanimiz-rasim-ari-mirac-kandilini-kutladi-605367">Belediye Başkanımız Rasim Arı, Miraç Kandilini Kutladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span>Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Miraç Kandil’ini tebrik ederek, bu mübarek gecenin tüm insanlığa hayırlar getirmesi temennisinde bulundu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Başkan Arı &#8220;Alem-i İslam’ın ve milletimizin Miraç Kandil’ini tebrik ediyor, bu mübarek gecenin tüm insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden diliyorum.&#8221; ifadesini kullandı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Başkan Arı mesajında şu ifadeleri kullandı; “Miraç; Peygamber Efendimiz, Hz. Muhammed’in (S.A.V) Recep Ayı’nın 27. gecesi Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan semaya, ilahi huzura yaptığı yolculuğu ifade eder. İnsanoğlunun erdemliliğe yükselişi olarak kabul edilen, feyiz ve bereketin coştuğu bu mübarek gece vesilesiyle, Peygamber Efendimizin manevi yolculuğunun anlamını kavramaya ve insan olarak vazifelerimizi yerine getirmeye çalışmalı, nefis muhasebesiyle duygu ve düşüncelerimizi yenileyerek Yüce Allah’ın rahmetini kazanacak hayırlı işlerde bulunmalıyız.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bu mübarek geceler bizi birbirimize yaklaştıran milli birlik ve beraberliğimizi güçlendiren zamanlardır. Bu gece mucizelerle doludur ve Miraç mucizesi, bizler için rahmet ve lütuflarla doludur. Bu mübarek ve kutlu geceyi fırsat bilerek, yüce dinimizin bizden istediği, sevgi, saygı ve hoşgörü ortamının kurulmasına, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin güçlenmesine, insani ve ahlaki meziyetlerin yaygınlaşmasına çaba göstermeliyiz.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bu duygu ve düşüncelerle; başta tüm Nevşehirli hemşerilerimizin, ülkemizin ve tüm İslam âleminin mübarek Miraç Kandil’ini en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.”</span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/belediye-baskanimiz-rasim-ari-mirac-kandilini-kutladi-605367">Belediye Başkanımız Rasim Arı, Miraç Kandilini Kutladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aileyi Koruyacak Reçete!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aileyi-koruyacak-recete-605057</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 18:35:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aileyi]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[koruyacak]]></category>
		<category><![CDATA[reçete]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605057</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi; devlet toplumun aklı ise “Aile toplumun kalbidir” onu güçlendirmek, aile yüzyılına katkı sunmak amacıyla Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın kaleminden “Aileye Bilgelik Aşısı” isimli çalışmayı okurla buluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aileyi-koruyacak-recete-605057">Aileyi Koruyacak Reçete!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi; devlet toplumun aklı ise “Aile toplumun kalbidir” onu güçlendirmek, aile yüzyılına katkı sunmak amacıyla Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın kaleminden “Aileye Bilgelik Aşısı” isimli çalışmayı okurla buluşturdu.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın, aile kurumunu güçlendirmeyi amaçlayan yeni kitabı “Aileye Bilgelik Aşısı” raflarda.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Yayınları tarafından, Fatma Özten editörlüğünde yayımlanan eser, modern dünyanın aile üzerindeki baskılarına karşı çözüm odaklı bir rehber niteliği taşıyor.</p>
<p><strong>İnsan kalbinin ilk evi, ruhun sığınağı, hayat yolculuğunun en güvenli limanı…</strong></p>
<p>Kitabının önsözünde aileyi “insan kalbinin ilk evi” olarak tanımlayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aile bağlarının insanın temel psikolojik ihtiyaçlarıyla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Tarhan, “Aile… İnsan kalbinin ilk evi, ruhun sığınağı, hayat yolculuğunun en güvenli limanı. İnsan bu dünyaya gözlerini açtığı anda önce bir yürek hisseder, bir ses duyar, bir dokunuşla tanışır. İşte o anda aile, insanın kalbine bir tohum olarak ekilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Modern yaşamın aile yapısını çok yönlü biçimde zorladığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, bireyselleşme, dijitalleşme ve duygusal yorgunluğun aile bağlarını zayıflattığını belirtti. Prof. Dr. Tarhan, “Zaman geçer, teknoloji gelişir; ancak insanın derinindeki ihtiyaç hiç değişmez: Sevilmek, anlaşılmak ve bir yere ait olmak. Kökler sallandığında, bütün ağacın sarsıldığını biliyoruz” dedi.</p>
<p>Kitabında aileyi yalnızca bir sosyal yapı olarak ele almadığını vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aileyi insanın kendini tanıma ve anlamlandırma sürecinin merkezine yerleştirdi. Bu nedenle kitabın ilk bölümünün bireyin içsel yolculuğuna ayrıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan kendini tanımadan sevmeyi, duygularını anlamadan empatiyi, yaşamın anlamını sorgulamadan aileyi ayakta tutmayı başaramıyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Eserde, Hz. Mevlâna’nın öğretileri de önemli bir yer tutuyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Mevlâna’nın sevgi, merhamet ve nefs terbiyesine dair yaklaşımının günümüz aileleri için güçlü bir rehber sunduğunu ifade ederek, “Bugünün aileleri, Mevlâna’nın çağları aşan bilgelik diline her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyor” diye ifade etti.</p>
<p>Kitabın merkezinde evlilik, aile içi denge, empati, duygusal hijyen, öfke ve stres yönetimi gibi başlıklar yer alıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, aileyi sessizce yıpratan görünmez risklere dikkat çekerek, “Aile bozulmadan önce yapılacak en büyük yatırım, ilişkinin duygusal altyapısını güçlendirmektir” ifadesini kullandı.</p>
<p>Çocuk ve gençlik psikolojisine ayrılan bölümlerde ise dijital çağın etkileri, mahremiyet eğitimi, sorumluluk bilinci ve gençlerin ruhsal dayanıklılığı ele alınıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan bu noktada, “Sağlıklı bir toplum ancak sağlıklı ailelerden ve doğru yönlendirilmiş çocuklardan doğar” vurgusunda bulundu.</p>
<p><strong>Güçlü aile bağları travmalar karşısında önemli bir koruyucu unsur</strong></p>
<p>Kitapta ayrıca Viktor Frankl’ın ‘anlam arayışı’ yaklaşımı, nörobilimdeki Default Mode Network (DMN) ve Salience Network (SN) gibi kavramlarla birlikte ele alınıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, güçlü aile bağlarının travmalar karşısında önemli bir koruyucu unsur olduğuna dikkat çekerek, “Acıya anlam yükleyebilen bireyler ve aileler, psikolojik dayanıklılığı daha kolay kazanıyor. Bu da aileyi koruyan bir aşı işlevi görüyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Eserin son bölümlerinde değerler, iyilik, yardımlaşma, dayanışma kültürü, yaşlanma, yalnızlık ve engellilik gibi toplumsal konulara yer veriliyor.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, aile kurumunun yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal barışın da temel kaynağı olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Kitabın yazılış amacı ne?</strong></p>
<p>Kitabın yazılış amacını ise Prof. Dr. Tarhan, şu sözlerle dile getirdi:</p>
<p>“Bu kitabı yazarken amaçladığım şey; aileyi bozulmadan, yıpranmadan, tükenmeden koruyacak bir ‘aile aşısı’ sunabilmekti. Ailenin korunması için aşı hükmündeki şey aile bilgeliğidir.”</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, eserin okurlarda kalıcı bir etki bırakmasını dileyerek, “Aile bir çatıdan ibaret değildir. Aile, insanlığın kalbidir. Kalbi korumak ise bütün bir toplumu ve gelecek kuşakları korumaktır” dedi.</p>
<p>“Aileye Bilgelik Aşısı” kitabı, 12 bölümden oluşuyor ve aileyi tehdit eden sorunlardan çok, aileyi güçlendiren farkındalıklara odaklanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aileyi-koruyacak-recete-605057">Aileyi Koruyacak Reçete!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sohbetlere Mola Verdiren Kahvesiyle, Shell&#8217;den Sessiz ve Lezzetli Kampanya</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sohbetlere-mola-verdiren-kahvesiyle-shellden-sessiz-ve-lezzetli-kampanya-605048</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 18:34:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[durak]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[istasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kahvesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[lezzet]]></category>
		<category><![CDATA[mola]]></category>
		<category><![CDATA[şahane]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[shell]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetlere]]></category>
		<category><![CDATA[verdiren]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Shell, “İnsanların Shell’i” platformu kapsamında hayata geçirdiği “Sohbet Bahane, Kahve Şahane” reklam filmiyle kahveyi merkeze alan yeni iletişim kampanyasını başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sohbetlere-mola-verdiren-kahvesiyle-shellden-sessiz-ve-lezzetli-kampanya-605048">Sohbetlere Mola Verdiren Kahvesiyle, Shell&#8217;den Sessiz ve Lezzetli Kampanya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Shell, “İnsanların Shell’i” platformu kapsamında hayata geçirdiği “Sohbet Bahane, Kahve Şahane” reklam filmiyle kahveyi merkeze alan yeni iletişim kampanyasını başlattı.</strong></p>
<p><strong>Akaryakıt sektörünün “Lovemark”ı Shell, paylaştığı 2025 yılı tüketim verileriyle kahve pazarındaki güçlü konumunu gözler önüne serdi. </strong></p>
<p><strong>Bir kahve zinciri olmamasına rağmen Türkiye’de en çok kahve satan ilk 4 marka arasında yer alan Shell</strong>[1]<strong>; Tunceli’den İzmir’e uzanan Shell kahvesini , “Sohbet Bahane, Kahve Şahane” temalı yeni reklam filmiyle taçlandırdı.</strong></p>
<p>İstasyonlarını sadece yakıt ikmali yapılan duraklar olmaktan çıkarıp, misafirlerinin tüm ihtiyaçlarına yanıt veren merkezlere dönüştüren Shell&#038;Turcas, “İnsanların Shell’i” çatı iletişimi altındaki yolculuğuna hız kesmeden devam ediyor. </p>
<p>Markanın sevilen yüzü Engin Akyürek ile sürdürülen güçlü iş birliğinin en yeni halkası olan reklam filmi, Shell kahvelerinin karşı konulamaz lezzetini merkeze alıyor. Filmde, en koyu sohbetlerin bile bu şahane lezzet karşısında nasıl duraksadığı esprili bir dille işlenirken; kampanya ile eş zamanlı paylaşılan veriler, Türkiye’nin kahve tutkusuna ve mola alışkanlıklarına dair sektöre ışık tutan çarpıcı içgörüler sunuyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de kahve molası Shell’de veriliyor           </strong></p>
<p>Shell&#038;Turcas’ın 2025 yılında gerçekleşen 21 milyon bardak kahve satışı, Türkiye’de kahve tüketiminin yalnızca bireysel bir alışkanlık değil, gündelik yaşamın bir parçası haline geldiğini ortaya koyuyor. Satışların Cuma ve Cumartesi günlerinde yoğunlaşması, hafta sonu öncesi ve yolculuk odaklı tüketimin belirginleştiğine işaret ederken; sabah 09.00–10.00 saatlerinin gün içindeki en yoğun zaman dilimi olması, Shell istasyonlarındaki kahvenin çalışma hayatı ve şehir içi-dışı mobilitenin ayrılmaz bir parçası olduğunu gösteriyor. Bu tablo, Shell istasyonlarının yolculuk planlarının doğal adreslerinden birine dönüştüğünü; kahvenin ise bu dönüşümün merkezinde yer aldığını gösteriyor.</p>
<p><strong>Americano lider, buzlu kahveler yükselişte</strong></p>
<p>Shell istasyonlarında favori kahve açık ara farkla Americano ve Sütlü Americano olurken, Latte ve Cappuccino bu klasikleri takip ediyor. Son yıllarda yükselen bir trend olan buzlu kahveler ise, toplam satışların yaklaşık üçte birini oluşturuyor.</p>
<p>İl bazında bakıldığında kahve satışlarında İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa öne çıkarken, istasyon bazlı kırılımda tatil ve geçiş rotaları dikkat çekiyor. Otoyol üzerinde olmayan istasyonlar arasında ise Tunceli merkezdeki Shell istasyonu, kahve satışlarında zirveye yerleşti. Bu sonuç, Shell kahvesinin Türkiye’nin dört bir yanında; şehir merkezlerinden yol üzerindeki duraklara, tatil rotalarından günlük yaşamın içindeki istasyonlara kadar her noktada aynı lezzet ve kaliteyle sunulduğunu ve molaların ortak paydası haline geldiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>“Sohbet bahane, kahve şahane”</strong></p>
<p>Ocak ayında  yayına giren ve gerçek insan hikayelerinden ilham alan “Sohbet Bahane, Kahve Şahane” reklam filmi, bu verilerin ardındaki duyguyu ekrana taşıyor. Engin Akyürek’in başrolünde olduğu filmde, Shell kahvesinin karşı konulamaz lezzeti esprili ve sıcak bir anlatımla işleniyor. En koyu sohbetlerin bile taze çekilmiş, lezzetli bir deli2go kahvesi karşısında nasıl duraksadığını, içenlerin tadını sessizce çıkarışını, gerçek hayattan samimi insan hikayelerini merkeze alan sahnelerle anlatıyor.</p>
<p>Film, Shell istasyonlarını sadece bir durak olarak değil; insanların kendilerine küçük bir mola armağan ettiği, alıştığı lezzetten vazgeçmeyerek anın tadını çıkardığı özel bir adres olarak konumlandırıyor.</p>
<p><strong>“Sadece akaryakıt istasyonu değil, yol arkadaşıyız”</strong></p>
<p>Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Shell &#038; Turcas Pazarlama Direktörü Özkan Özyavuz, Shell’in bir akaryakıt istasyonu olmanın çok ötesinde konumlandığını belirtti ve şunları söyledi: “Shell olarak yalnızca bir akaryakıt istasyonu değil, misafirlerimizin farklı beklenti ve ihtiyaçlarına çözümler sunan bir deneyim noktasıyız. İnsanların günlük yaşamlarında önemli yer tutan alışkanlıklarının ve molalarının vazgeçilmez bir parçasıyız. Bir kahve zinciri olmamamıza rağmen Türkiye’nin en çok kahve satan ilk 4 markasından biri olmamız, misafirlerimizin de kalbinde edindiğimiz yerin ve bize duyduğu güvenin güçlü bir göstergesi. ‘İnsanların Shell’i’ platformu çerçevesinde kurguladığımız ‘Sohbet Bahane, Kahve Şahane’ kampanyamızda, istasyonlarımızın lezzetli molaların adresi olduğunu, Shell kahvesinin sohbeti bile durduracak kadar şahane olduğunu vurguluyoruz. Her zaman olduğu gibi, çok seven insanların Shell’i olarak yol arkadaşı olmaya ve misafirlerimizin hayatına değer katmaya devam edeceğiz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sohbetlere-mola-verdiren-kahvesiyle-shellden-sessiz-ve-lezzetli-kampanya-605048">Sohbetlere Mola Verdiren Kahvesiyle, Shell&#8217;den Sessiz ve Lezzetli Kampanya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekâda sırada ne var?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekada-sirada-ne-var-605015</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 15:05:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sırada]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcı]]></category>
		<category><![CDATA[zekada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605015</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ, gerçek etkisinin belirleyici olduğu yeni bir döneme giriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekada-sirada-ne-var-605015">Yapay zekâda sırada ne var?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekâ, gerçek etkisinin belirleyici olduğu yeni bir döneme giriyor. Birkaç yıllık deneme ve keşfin ardından 2026, yapay zekânın bir araç olmaktan çıkıp bir ortak hâline geldiği; çalışma, üretme ve problem çözme biçimlerimizi dönüştürdüğü yıl olacak. Yapay zekâ, farklı sektörlerde yalnızca soruları yanıtlayan bir araçtan, insanlarla birlikte çalışan ve uzmanlıklarını güçlendirmelerine destek sunan bir iş ortağı olmaya doğru evrilecek. </p>
<p>Yapay zekâ ajanları dijital meslektaşlar hâline gelirken ve insan yönlendirmesiyle belirli görevleri üstlenirken, kurumlar da yeni risklere ayak uydurmak için güvenliği güçlendiriyor. Öte yandan bu gelişmeleri destekleyen altyapı da olgunlaşıyor; daha akıllı ve daha verimli hâle geliyor. Microsoft, 2026’da izlenmesi gereken 7 trendi şöyle sıralıyor;</p>
<p><strong>1 — Yapay zekâ, insanların birlikte başarabileceklerini artıracak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Yapay Zekâ Deneyimleri Ürün Şefi Aparna Chennapragada’ya</strong> göre 2026, teknoloji ve insanlar arasındaki ittifakların yeni çağı olacak. Son yıllarda odak yapay zekânın soruları yanıtlaması ve problemleri mantık yürüterek çözmesi üzerineyken, sıradaki dalga gerçek iş birliği üzerine olacak. “<em>Gelecek insanları değiştirmekle ilgili değil; onları güçlendirmekle ilgili</em>” diyen Cheenapragada’ya göre yapay zekâ ajanları dijital çalışma arkadaşlarımız olacak. Üç kişilik bir ekibin, yapay zekânın veri işleme, içerik oluşturma ve kişiselleştirme gibi işleri üstlendiği bir dünyada, küresel bir kampanyayı birkaç günde başlatabilecek noktaya geleceğiz. İnsanlar ise strateji ve yaratıcılığı yönetecek. <strong>Chennapragada</strong>’nın meslek profesyonellerine tavsiyesi ise yapay zekâ ile rekabet etmek yerine onunla birlikte çalışmayı öğrenmeleri. Ona göre önümüzdeki yıl “insan rolünü elimine edenlerin değil onu ileri taşıyanların yılı” olacak.</p>
<p><strong>2 &#8211; Yapay zeka ajanları, iş gücüne katılırken yeni güvenlik önlemleriyle donatılacak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Güvenlik Kurumsal Başkan Yardımcısı Vasu Jakkal&#8217;a</strong> göre, yapay zeka ajanları 2026&#8217;da çoğalacak ve günlük işlerde daha büyük bir rol oynayarak, araçlardan ziyade takım arkadaşları gibi davranacaklar. “<em>Kuruluşlar bu ajanlara görevlerde ve karar alma süreçlerinde yardımcı olmaları için güvendikçe, güvenlik alanından başlayarak onlara duyulan güvenin oluşturulması çok önemli olacak. Ajanların, kontrolsüz risk taşıyan &#8216;çift ajan&#8217; haline gelmelerini önlemek için insanlarla benzer güvenlik korumalarına sahip olması gerekiyor</em>&#8221;  diyor <strong>Jakkal.</strong> Bu, her ajana net bir kimlik vermek, erişebileceği bilgi ve sistemleri sınırlamak, oluşturduğu verileri yönetmek ve onu saldırganlardan ve tehditlerden korumak anlamına geliyor. Güvenlik ise sonradan eklenen bir şey olmaktan çıkıp ortamsal, otonom ve yerleşik bir unsura dönüşüyor. Ayrıca, saldırganlar yapay zekayı yeni yollarla kullandıkça, savunucuların da bu tehditleri tespit etmek ve daha hızlı yanıt vermek için güvenlik ajanlarını kullanacağını görüyoruz.</p>
<p><strong>3- Yapay zeka, dünya sağlık çalışanı açığını kapatmaya hazır</strong></p>
<p><strong>Microsoft Yapay Zeka&#8217;nın Sağlıktan Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Dominic King</strong>, sağlık alanında kullanılan yapay zekanın bir dönüm noktası olduğunu söylüyor. “<em>Yapay zekanın teşhis uzmanlığının ötesine geçip semptom triyajı ve tedavi planlaması gibi alanlara da yayıldığını göreceğiz</em>” diyen <strong>King</strong>, sözlerine şöyle devam ediyor: “<em>Sağlık hizmetlerine erişim küresel bir sorun. Dünya Sağlık Örgütü, 2030 yılına kadar 11 milyon sağlık çalışanı açığı öngörüyor; bu da 4,5 milyar insanın temel sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına yol açacak bir açık</em>”. Bu noktada Microsoft Yapay Zeka&#8217;nın Teşhis Orkestratörü (MAI-DxO) sistemi başarısıyla dikkat çekiyor. Bu sistem 2025 yılında karmaşık tıbbi vakaları %85,5 doğrulukla çözdü; bu oran, deneyimli hekimlerin ortalama %20&#8217;lik doğruluk oranının çok üzerinde. Copilot ve Bing uygulamaları da halihazırda günde 50 milyondan fazla sağlık sorusunu yanıtlıyor.</p>
<p><strong>4 &#8211; Yapay zeka araştırma sürecinin merkezinde yer alacak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Araştırma Başkanı Peter Lee</strong>, yapay zekanın iklim modellemesi, moleküler dinamik ve malzeme tasarımı gibi alanlarda çığır açan gelişmeleri hızlandırdığını söylüyor. Ancak bir sonraki sıçrama geliyor. 2026&#8217;da yapay zeka sadece makaleleri özetlemek, soruları yanıtlamak ve rapor yazmakla kalmayacak; fizik, kimya ve biyolojideki keşif sürecine aktif olarak katılacak. <strong>Lee</strong>, &#8220;<em>Yapay zeka hipotezler üretecek, bilimsel deneyleri kontrol eden araçlar ve uygulamalar kullanacak ve hem insan hem de yapay zeka araştırma meslektaşlarıyla iş birliği yapacak&#8221;</em> diyor. Bu değişim, yakında her bilim insanının yeni deneyler önerebilen ve hatta bunların bazı kısımlarını yürütebilen bir yapay zeka laboratuvar asistanına sahip olabileceği bir dünya yaratıyor. </p>
<p><strong>5- Yapay zeka altyapısı daha akıllı ve verimli hale gelecek</strong></p>
<p><strong>Microsoft Azure&#8217;un Baş Teknoloji Sorumlusu, Bilgi Güvenliği Sorumlusu Yardımcısı ve Teknik Uzmanı Mark Russinovich</strong>&#8216;e göre, yapay zekanın büyümesi artık sadece daha fazla ve daha büyük veri merkezleri inşa etmekle ilgili değil. Bir sonraki dalga, her bir bilgi işlem gücünün en iyi şekilde kullanılmasını sağlamakla ilgili. <strong>Russinovich</strong>, &#8220;<em>En etkili yapay zeka altyapısı, bilgi işlem gücünü dağıtılmış ağlar üzerinde daha yoğun bir şekilde paketleyecektir. Gelecek yıl, maliyetleri düşürecek ve verimliliği artıracak esnek, küresel yapay zeka sistemlerinin, yani yeni nesil bağlantılı yapay zeka süper fabrikalarının yükselişine tanık olacağız. Yapay zeka artık sadece büyüklüğüyle değil, ürettiği zekanın kalitesiyle ölçülecek</em>&#8221; diyor.</p>
<p><strong>6 &#8211; Yapay Zeka, kod dilini ve arkasındaki bağlamı öğreniyor</strong></p>
<p>Yazılım geliştirmede patlama yaşanıyor ve GitHub&#8217;daki aktivitelerin 2025&#8217;te yeni seviyelere ulaştığı görülüyor. Geliştiricilerin her ay 43 milyon isteği yanıtlamış olması, ekiplerin kodlarında değişiklik önerme ve inceleme yöntemlerinden birinde bir önceki yıla göre %23&#8217;lük bir artış anlamına geliyor. Bu değişiklikleri izleyen yıllık commit (kod gönderimi) sayısı ise bir önceki yıla göre %25 artarak 1 milyara ulaştı. Bu benzeri görülmemiş hız, yapay zekanın yazılımın nasıl oluşturulduğu ve geliştirildiği konusunda giderek daha merkezi bir rol oynamasıyla birlikte sektörde büyük bir değişime işaret ediyor.</p>
<p><strong>GitHub&#8217;ın Baş Ürün Sorumlusu Mario Rodriguez</strong>, bu muazzam hacimden &#8220;depo zekası&#8221; olarak bahsediyor ve 2026&#8217;nın yeni bir avantaj getireceğinin habercisi olduğunu söylüyor. Basitçe ifade etmek gerekirse, &#8220;depo zekası&#8221;, yalnızca kod satırlarını değil, bunların arkasındaki ilişkileri ve geçmişi de anlayan yapay zeka anlamına geliyor. Bir dönüm noktasında olduğumuza işaret eden <strong>Rodrigez</strong>, “<em>Yapay zeka ekiplerin oluşturdukları her şeyi depoladıkları ve organize ettikleri ana merkezler olan kod depolarındaki kalıpları analiz ederek neyin değiştiğini, nedenini ve parçaların nasıl bir araya geldiğini anlayabilir. Bu bağlam, daha akıllı önerilerde bulunmasına, hataları daha erken yakalamasına ve hatta rutin düzeltmeleri otomatikleştirmesine yardımcı olur. Sonuç, geliştiricilerin daha hızlı hareket etmesine yardımcı olan daha yüksek kaliteli yazılım olacaktır. Depo zekası, daha akıllı, daha güvenilir yapay zeka için yapı ve bağlam sağlayarak rekabet avantajı haline gelecektir</em>” diyor.</p>
<p><strong>7 &#8211; Bilgisayar bilimindeki bir sonraki sıçrama, çoğu insanın düşündüğünden daha yakın</strong></p>
<p><strong>Microsoft Discovery ve Quantum&#8217;dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Jason Zander</strong>, ‘’<em>Kuantum hesaplama uzun zamandır bilim kurgu gibi geliyordu. Ancak araştırmacılar, kuantum makinelerinin klasik bilgisayarların çözemediği sorunları ele almaya başlayacağı çağa giriyorlar. Kuantum avantajı olarak adlandırılan bu atılım, toplumun en zorlu sorunlarını çözmeye yardımcı olabilir. Şimdi farklı olan şey, kuantumun yapay zeka ve süper bilgisayarlarla birlikte çalıştığı hibrit bir sisteme geçiş. Yapay zeka verilerdeki kalıpları bulur. Süper bilgisayarlar devasa simülasyonlar çalıştırır. Ve kuantum, molekülleri ve malzemeleri modellemek için çok daha yüksek doğruluk sağlayacak yeni bir katman ekliyor. Bu ilerleme, hataları tespit edip düzeltebilen ve hesaplama yapabilen fiziksel kuantum bitleri olan mantıksal kuantum bitlerindeki gelişmelerle örtüşüyor; bu da güvenilirliğe doğru kritik bir adım. Microsoft&#8217;un Majorana 1&#8217;i, daha sağlam kuantum sistemlerine doğru önemli bir gelişmeyi işaret ediyor. Majorana 1, kırılgan kuantum bitlerini doğal olarak daha kararlı ve güvenilir hale getiren bir tasarım olan topolojik kuantum bitleri kullanılarak inşa edilen ilk kuantum çipi olduğu gibi, aynı zamanda hataları yakalamak ve düzeltmek için tasarlanmış tek kuantum çözümü. Bu mimari, tek bir çip üzerinde milyonlarca kuantum biti bulunan makinelerin yolunu açarak, karmaşık bilimsel ve endüstriyel sorunlar için gereken işlem gücünü sağlıyor. Kuantum avantajı, malzemelerde, tıpta ve daha birçok alanda çığır açacak gelişmelere yol açacak. Yapay zeka ve bilimin geleceği sadece daha hızlı olmayacak, temelden yeniden tanımlanacak</em>&#8221; diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekada-sirada-ne-var-605015">Yapay zekâda sırada ne var?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Microsoft 2026’nın En Önemli 7 Yapay Zekâ Trendini Açıkladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/microsoft-2026nin-en-onemli-7-yapay-zeka-trendini-acikladi-604807</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 09:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[microsoft]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[trendini]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604807</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ, gerçek etkisinin belirleyici olduğu yeni bir döneme giriyor. Birkaç yıllık deneme ve keşfin ardından 2026, yapay zekânın bir araç olmaktan çıkıp bir ortak hâline geldiği; çalışma, üretme ve problem çözme biçimlerimizi dönüştürdüğü yıl olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/microsoft-2026nin-en-onemli-7-yapay-zeka-trendini-acikladi-604807">Microsoft 2026’nın En Önemli 7 Yapay Zekâ Trendini Açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Yapay zekâ, farklı sektörlerde yalnızca soruları yanıtlayan bir araçtan, insanlarla birlikte çalışan ve uzmanlıklarını güçlendirmelerine destek sunan bir iş ortağı olmaya doğru evrilecek. </p>
<p>Yapay zekâ ajanları dijital meslektaşlar hâline gelirken ve insan yönlendirmesiyle belirli görevleri üstlenirken, kurumlar da yeni risklere ayak uydurmak için güvenliği güçlendiriyor. Öte yandan bu gelişmeleri destekleyen altyapı da olgunlaşıyor; daha akıllı ve daha verimli hâle geliyor. Microsoft, 2026’da izlenmesi gereken 7 trendi şöyle sıralıyor;</p>
<p><strong>1 — Yapay zekâ, insanların birlikte başarabileceklerini artıracak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Yapay Zekâ Deneyimleri Ürün Şefi Aparna Chennapragada’ya</strong> göre 2026, teknoloji ve insanlar arasındaki ittifakların yeni çağı olacak. Son yıllarda odak yapay zekânın soruları yanıtlaması ve problemleri mantık yürüterek çözmesi üzerineyken, sıradaki dalga gerçek iş birliği üzerine olacak. “Gelecek insanları değiştirmekle ilgili değil; onları güçlendirmekle ilgili” diyen Cheenapragada’ya göre yapay zekâ ajanları dijital çalışma arkadaşlarımız olacak. Üç kişilik bir ekibin, yapay zekânın veri işleme, içerik oluşturma ve kişiselleştirme gibi işleri üstlendiği bir dünyada, küresel bir kampanyayı birkaç günde başlatabilecek noktaya geleceğiz. İnsanlar ise strateji ve yaratıcılığı yönetecek. <strong>Chennapragada</strong>’nın meslek profesyonellerine tavsiyesi ise yapay zekâ ile rekabet etmek yerine onunla birlikte çalışmayı öğrenmeleri. Ona göre önümüzdeki yıl “insan rolünü elimine edenlerin değil onu ileri taşıyanların yılı” olacak.</p>
<p><strong>2 &#8211; Yapay zeka ajanları, iş gücüne katılırken yeni güvenlik önlemleriyle donatılacak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Güvenlik Kurumsal Başkan Yardımcısı Vasu Jakkal&#8217;a</strong> göre, yapay zeka ajanları 2026&#8217;da çoğalacak ve günlük işlerde daha büyük bir rol oynayarak, araçlardan ziyade takım arkadaşları gibi davranacaklar. “Kuruluşlar bu ajanlara görevlerde ve karar alma süreçlerinde yardımcı olmaları için güvendikçe, güvenlik alanından başlayarak onlara duyulan güvenin oluşturulması çok önemli olacak. Ajanların, kontrolsüz risk taşıyan &#8216;çift ajan&#8217; haline gelmelerini önlemek için insanlarla benzer güvenlik korumalarına sahip olması gerekiyor&#8221;  diyor <strong>Jakkal.</strong> Bu, her ajana net bir kimlik vermek, erişebileceği bilgi ve sistemleri sınırlamak, oluşturduğu verileri yönetmek ve onu saldırganlardan ve tehditlerden korumak anlamına geliyor. Güvenlik ise sonradan eklenen bir şey olmaktan çıkıp ortamsal, otonom ve yerleşik bir unsura dönüşüyor. Ayrıca, saldırganlar yapay zekayı yeni yollarla kullandıkça, savunucuların da bu tehditleri tespit etmek ve daha hızlı yanıt vermek için güvenlik ajanlarını kullanacağını görüyoruz.</p>
<p><strong>3- Yapay zeka, dünya sağlık çalışanı açığını kapatmaya hazır</strong></p>
<p><strong>Microsoft Yapay Zeka&#8217;nın Sağlıktan Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Dominic King</strong>, sağlık alanında kullanılan yapay zekanın bir dönüm noktası olduğunu söylüyor. “Yapay zekanın teşhis uzmanlığının ötesine geçip semptom triyajı ve tedavi planlaması gibi alanlara da yayıldığını göreceğiz” diyen <strong>King</strong>, sözlerine şöyle devam ediyor: “Sağlık hizmetlerine erişim küresel bir sorun. Dünya Sağlık Örgütü, 2030 yılına kadar 11 milyon sağlık çalışanı açığı öngörüyor; bu da 4,5 milyar insanın temel sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına yol açacak bir açık”. Bu noktada Microsoft Yapay Zeka&#8217;nın Teşhis Orkestratörü (MAI-DxO) sistemi başarısıyla dikkat çekiyor. Bu sistem 2025 yılında karmaşık tıbbi vakaları %85,5 doğrulukla çözdü; bu oran, deneyimli hekimlerin ortalama %20&#8217;lik doğruluk oranının çok üzerinde. Copilot ve Bing uygulamaları da halihazırda günde 50 milyondan fazla sağlık sorusunu yanıtlıyor.</p>
<p><strong>4 &#8211; Yapay zeka araştırma sürecinin merkezinde yer alacak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Araştırma Başkanı Peter Lee</strong>, yapay zekanın iklim modellemesi, moleküler dinamik ve malzeme tasarımı gibi alanlarda çığır açan gelişmeleri hızlandırdığını söylüyor. Ancak bir sonraki sıçrama geliyor. 2026&#8217;da yapay zeka sadece makaleleri özetlemek, soruları yanıtlamak ve rapor yazmakla kalmayacak; fizik, kimya ve biyolojideki keşif sürecine aktif olarak katılacak. <strong>Lee</strong>, &#8220;Yapay zeka hipotezler üretecek, bilimsel deneyleri kontrol eden araçlar ve uygulamalar kullanacak ve hem insan hem de yapay zeka araştırma meslektaşlarıyla iş birliği yapacak&#8221; diyor. Bu değişim, yakında her bilim insanının yeni deneyler önerebilen ve hatta bunların bazı kısımlarını yürütebilen bir yapay zeka laboratuvar asistanına sahip olabileceği bir dünya yaratıyor. </p>
<p><strong>5- Yapay zeka altyapısı daha akıllı ve verimli hale gelecek</strong></p>
<p><strong>Microsoft Azure&#8217;un Baş Teknoloji Sorumlusu, Bilgi Güvenliği Sorumlusu Yardımcısı ve Teknik Uzmanı Mark Russinovich</strong>&#8216;e göre, yapay zekanın büyümesi artık sadece daha fazla ve daha büyük veri merkezleri inşa etmekle ilgili değil. Bir sonraki dalga, her bir bilgi işlem gücünün en iyi şekilde kullanılmasını sağlamakla ilgili. <strong>Russinovich</strong>, &#8220;En etkili yapay zeka altyapısı, bilgi işlem gücünü dağıtılmış ağlar üzerinde daha yoğun bir şekilde paketleyecektir. Gelecek yıl, maliyetleri düşürecek ve verimliliği artıracak esnek, küresel yapay zeka sistemlerinin, yani yeni nesil bağlantılı yapay zeka süper fabrikalarının yükselişine tanık olacağız. Yapay zeka artık sadece büyüklüğüyle değil, ürettiği zekanın kalitesiyle ölçülecek&#8221; diyor.</p>
<p><strong>6 &#8211; Yapay Zeka, kod dilini ve arkasındaki bağlamı öğreniyor</strong></p>
<p>Yazılım geliştirmede patlama yaşanıyor ve GitHub&#8217;daki aktivitelerin 2025&#8217;te yeni seviyelere ulaştığı görülüyor. Geliştiricilerin her ay 43 milyon isteği yanıtlamış olması, ekiplerin kodlarında değişiklik önerme ve inceleme yöntemlerinden birinde bir önceki yıla göre %23&#8217;lük bir artış anlamına geliyor. Bu değişiklikleri izleyen yıllık commit (kod gönderimi) sayısı ise bir önceki yıla göre %25 artarak 1 milyara ulaştı. Bu benzeri görülmemiş hız, yapay zekanın yazılımın nasıl oluşturulduğu ve geliştirildiği konusunda giderek daha merkezi bir rol oynamasıyla birlikte sektörde büyük bir değişime işaret ediyor.</p>
<p><strong>GitHub&#8217;ın Baş Ürün Sorumlusu Mario Rodriguez</strong>, bu muazzam hacimden &#8220;depo zekası&#8221; olarak bahsediyor ve 2026&#8217;nın yeni bir avantaj getireceğinin habercisi olduğunu söylüyor. Basitçe ifade etmek gerekirse, &#8220;depo zekası&#8221;, yalnızca kod satırlarını değil, bunların arkasındaki ilişkileri ve geçmişi de anlayan yapay zeka anlamına geliyor. Bir dönüm noktasında olduğumuza işaret eden <strong>Rodrigez</strong>, “Yapay zeka ekiplerin oluşturdukları her şeyi depoladıkları ve organize ettikleri ana merkezler olan kod depolarındaki kalıpları analiz ederek neyin değiştiğini, nedenini ve parçaların nasıl bir araya geldiğini anlayabilir. Bu bağlam, daha akıllı önerilerde bulunmasına, hataları daha erken yakalamasına ve hatta rutin düzeltmeleri otomatikleştirmesine yardımcı olur. Sonuç, geliştiricilerin daha hızlı hareket etmesine yardımcı olan daha yüksek kaliteli yazılım olacaktır. Depo zekası, daha akıllı, daha güvenilir yapay zeka için yapı ve bağlam sağlayarak rekabet avantajı haline gelecektir” diyor.</p>
<p><strong>7 &#8211; Bilgisayar bilimindeki bir sonraki sıçrama, çoğu insanın düşündüğünden daha yakın</strong></p>
<p><strong>Microsoft Discovery ve Quantum&#8217;dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Jason Zander</strong>, ‘’Kuantum hesaplama uzun zamandır bilim kurgu gibi geliyordu. Ancak araştırmacılar, kuantum makinelerinin klasik bilgisayarların çözemediği sorunları ele almaya başlayacağı çağa giriyorlar. Kuantum avantajı olarak adlandırılan bu atılım, toplumun en zorlu sorunlarını çözmeye yardımcı olabilir. Şimdi farklı olan şey, kuantumun yapay zeka ve süper bilgisayarlarla birlikte çalıştığı hibrit bir sisteme geçiş. Yapay zeka verilerdeki kalıpları bulur. Süper bilgisayarlar devasa simülasyonlar çalıştırır. Ve kuantum, molekülleri ve malzemeleri modellemek için çok daha yüksek doğruluk sağlayacak yeni bir katman ekliyor. Bu ilerleme, hataları tespit edip düzeltebilen ve hesaplama yapabilen fiziksel kuantum bitleri olan mantıksal kuantum bitlerindeki gelişmelerle örtüşüyor; bu da güvenilirliğe doğru kritik bir adım. Microsoft&#8217;un Majorana 1&#8217;i, daha sağlam kuantum sistemlerine doğru önemli bir gelişmeyi işaret ediyor. Majorana 1, kırılgan kuantum bitlerini doğal olarak daha kararlı ve güvenilir hale getiren bir tasarım olan topolojik kuantum bitleri kullanılarak inşa edilen ilk kuantum çipi olduğu gibi, aynı zamanda hataları yakalamak ve düzeltmek için tasarlanmış tek kuantum çözümü. Bu mimari, tek bir çip üzerinde milyonlarca kuantum biti bulunan makinelerin yolunu açarak, karmaşık bilimsel ve endüstriyel sorunlar için gereken işlem gücünü sağlıyor. Kuantum avantajı, malzemelerde, tıpta ve daha birçok alanda çığır açacak gelişmelere yol açacak. Yapay zeka ve bilimin geleceği sadece daha hızlı olmayacak, temelden yeniden tanımlanacak&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/microsoft-2026nin-en-onemli-7-yapay-zeka-trendini-acikladi-604807">Microsoft 2026’nın En Önemli 7 Yapay Zekâ Trendini Açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birevim&#8217;den 2025’te Rekor Büyüme</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/birevimden-2025te-rekor-buyume-604749</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 17:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[birevim]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[rekor]]></category>
		<category><![CDATA[sahibi]]></category>
		<category><![CDATA[tasarruf]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tasarruf finansman sektörünün öne çıkan markalarından Birevim, 2025 yılına ilişkin finansal ve operasyonel performansını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birevimden-2025te-rekor-buyume-604749">Birevim&#8217;den 2025’te Rekor Büyüme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Şirket, geçtiğimiz yıla kıyasla tasarruf sahibi sayısında yüzde 309, proje sayısında ise yüzde 342 ve sağlanan finansman tutarında yüzde 524 oranında büyüme kaydederek sektörde dikkat çeken bir ivme yakaladı. Birevim, güçlü 2025 performansını 2026 yılına taşırken, yeni dönem vizyonunu ve marka duruşunu da kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p>Shangri-La Bosphorus Hotel’de düzenlenen toplantıda; <strong>Birevim Genel Müdürü Özgür Öztürk</strong>, <strong>Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Şahin, Kurumsal İletişim ve Marka Yönetimi Müdürü Anıl Paksoy ile markanın yeni iletişim yüzü Ahmet Kural</strong> basın mensuplarıyla bir araya geldi. Toplantıda, şirketin 2025 yılı performansı, sektörün mevcut durumu ve 2026’ya yönelik stratejik yaklaşımı kapsamlı şekilde ele alındı.</p>
<p><strong>Birevim Genel Müdürü Özgür Öztürk</strong>, markanın bugüne kadar benimsediği anlayışın ve yeni dönem vizyonunun temelinde insan odaklı bir yaklaşım bulunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>“Birevim, kurulduğu günden bu yana çok net bir inançla hareket ediyor. Bizim için ev sahibi olmak, araç sahibi olmak ya da bir iş yeri kurmak sadece finansal hedefler değildir. Bunlar, insanların hayatlarındaki en önemli dönüm noktalarıdır. Ve biz, bu kararların alındığı anlarda insanların kendilerini yalnız hissetmemesi gerektiğine inanıyoruz. Birevim, tam da bu noktada var. İnsanların hayatlarındaki en büyük adımları atarken yanında duran, süreci anlaşılır kılan, belirsizlikleri azaltan ve güven veren bir marka olarak konumlanıyoruz. Bizim işimiz sadece finansman sağlamak değil; insanların hayallerine giden yolda onlara eşlik etmek. Bu bakış açısı, bugün sizlerle paylaştığımız ‘Sizi Düşünen Biri’ yaklaşımının da temelini oluşturuyor. Birevim’in var oluş sebebinin, insanlarla kurduğu ilişkinin ve sorumluluk anlayışının en yalın tanımı. Çünkü ‘biri’ olmak; insanın hayatındaki en kritik anlarda ona güven vermeyi, yanında olduğunu hissettirmeyi ve o yükü birlikte taşımayı gerektirir. Biz, insanları ev ve araba sahibi olmaları için cesaretlendirme hedefinde olan bir markayız.”</p>
<p>Özgür Öztürk, 2025 yılının Birevim açısından yeniden yapılanma ve güçlenme yılı olduğuna da dikkat çekti. Açıklanan büyüme rakamlarının, hem sektöre hem de tasarruf sahiplerine önemli bir gösterge sunduğunu belirten Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“2025 yılı, Birevim için yeniden yapılanma ve güçlenme yılı oldu. Bu sürecin karşılığını hem operasyonel hem de finansal performansımızda net şekilde ortaya koyduk. Geçtiğimiz yıla kıyasla; tasarruf sahibi sayısında yüzde 309, proje sayısında yüzde 342 ve sağlanan finansman tutarında yüzde 524 oranında büyüme sağladık. Bu rakamlar, Birevim’e duyulan güvenin ve doğru stratejiyle ilerlediğimizin en somut göstergesidir.”</p>
<p>Sektörün genel görünümüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Öztürk, tasarruf finansman sisteminin mevcut ekonomik koşullar altında giderek daha kritik bir alternatif haline geldiğini vurguladı:</p>
<p>“Bugün var olan kredibilte oranları, tasarruf temelli modellerin ne kadar kritik bir ihtiyaç haline geldiğini ortaya koyuyor. Yüksek faiz ortamında insanlar daha öngörülebilir, daha sürdürülebilir çözümler arıyor. Tasarruf finansman sistemi de bu ihtiyaca güçlü bir alternatif sunuyor. 2025 yıl sonu itibarıyla <strong>sektör işlem hacmi 1 buçuk trilyon liraya ulaştı, tasarruf sahibi sayısı ise 1 milyonu aştı.</strong> Söz konusu rakamlar, bu modele duyulan ilginin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.”</p>
<p><strong>Ahmet Kural ile Yeni Dönem İletişim İş Birliği</strong></p>
<p>Birevim’in 2026 itibarıyla başlattığı yeni dönem iletişim yaklaşımının önemli adımlarından biri de oyuncu Ahmet Kural ile hayata geçirilen marka yüzü iş birliği oldu. Şirket, bu iş birliğini yalnızca satışı artıran bir reklam kampanyası olarak değil, marka bilinirliğine katkı sağlayan stratejik bir iletişim adımı olarak konumlandırıyor.</p>
<p>Bu yeni iletişim yaklaşımının çerçevesini çizen değerlendirmesinde <strong>Özgür Öztürk şu ifadelere</strong> yer verdi:</p>
<p>“2026’ya girerken Birevim için yeni bir dönem başlıyor. Bu yeni dönemde; daha yalın bir dil, daha cesaretlendirici bir duruş ve insanı merkeze alan çok daha net bir iletişim anlayışıyla yol alıyoruz. Bu anlayışın en güçlü yansımalarından biri de, 2026 itibarıyla reklam yüzümüz olarak Ahmet Kural ile başlattığımız ve 2 yıl sürecek olan kampanya oldu. Ahmet Kural; samimiyeti ve doğallığıyla Birevim’in anlatmak istediği hikâyeyle çok güçlü bir bağ kuruyor. Ortaya çıkan iş, yalnızca bir reklam filmi değil; Birevim’in insanları ev ve araba sahibi olma konusunda cesaretlendiren, onların yanında olan ve onları düşünen biri olduğunu anlatan sahici bir hikâye.”</p>
<p>Markanın yeni iletişim yüzü <strong>Ahmet Kural</strong> da iş birliğine ilişkin görüşlerini şu sözlerle dile getirdi:</p>
<p>“Birevim, kendi alanında sürekli büyüyen ve pazar payını genişleten, tercih edilen bir marka. Bana, bu kampanyaya yaklaşımlarını anlattılar. Seçtikleri dilin samimiyeti, anlattıklarının ve söylemek istediklerinin kapsamını çok beğendim. Tasarruf yapma ve bunu alışkanlığa dönüştürme fikrini farklı buldum. ‘Sizi düşünen biri’ fikri çok içten bir yaklaşım&#8230; Böylesine fayda odaklı ve samimi bir iş birliğinin içinde yer almaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu süreçte her şeyin en iyi olması için çalışan Birevim ailesine teşekkür ediyorum.” </p>
<p>Birevim, 2025’te yakaladığı güçlü büyüme ivmesini 2026’da da sürdürmeyi hedeflerken; tasarruf finansman sistemini daha geniş kitlelerle buluşturmayı, insanı merkeze alan yaklaşımını tüm temas noktalarında güçlendirmeyi ve sektördeki öncü konumunu kalıcı hale getirmeyi amaçlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birevimden-2025te-rekor-buyume-604749">Birevim&#8217;den 2025’te Rekor Büyüme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birevim 2025&#8217;te Rekor Büyüme Kaydetti, 2026 için &#8220;Sizi Düşünen Biri&#8221; Vizyonunu Hayata Geçirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/birevim-2025te-rekor-buyume-kaydetti-2026-icin-sizi-dusunen-biri-vizyonunu-hayata-gecirdi-604739</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 16:20:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kural]]></category>
		<category><![CDATA[birevim]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[finansman]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaydetti]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[rekor]]></category>
		<category><![CDATA[sahibi]]></category>
		<category><![CDATA[tasarruf]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604739</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tasarruf finansman sektörünün öne çıkan markalarından Birevim, 2025 yılına ilişkin finansal ve operasyonel performansını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birevim-2025te-rekor-buyume-kaydetti-2026-icin-sizi-dusunen-biri-vizyonunu-hayata-gecirdi-604739">Birevim 2025&#8217;te Rekor Büyüme Kaydetti, 2026 için &#8220;Sizi Düşünen Biri&#8221; Vizyonunu Hayata Geçirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tasarruf finansman sektörünün öne çıkan markalarından Birevim, 2025 yılına ilişkin finansal ve operasyonel performansını açıkladı. Şirket, geçtiğimiz yıla kıyasla tasarruf sahibi sayısında yüzde 309, proje sayısında ise yüzde 342 ve sağlanan finansman tutarında yüzde 524 oranında büyüme kaydederek sektörde dikkat çeken bir ivme yakaladı. Birevim, güçlü 2025 performansını 2026 yılına taşırken, yeni dönem vizyonunu ve marka duruşunu da kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p>Shangri-La Bosphorus Hotel’de düzenlenen toplantıda; <strong>Birevim Genel Müdürü Özgür Öztürk</strong>, <strong>Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Şahin, Kurumsal İletişim ve Marka Yönetimi Müdürü Anıl Paksoy ile markanın yeni iletişim yüzü Ahmet Kural</strong> basın mensuplarıyla bir araya geldi. Toplantıda, şirketin 2025 yılı performansı, sektörün mevcut durumu ve 2026’ya yönelik stratejik yaklaşımı kapsamlı şekilde ele alındı.</p>
<p><strong>Birevim Genel Müdürü Özgür Öztürk</strong>, markanın bugüne kadar benimsediği anlayışın ve yeni dönem vizyonunun temelinde insan odaklı bir yaklaşım bulunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>“<em>Birevim, kurulduğu günden bu yana çok net bir inançla hareket ediyor. Bizim için ev sahibi olmak, araç sahibi olmak ya da bir iş yeri kurmak sadece finansal hedefler değildir. Bunlar, insanların hayatlarındaki en önemli dönüm noktalarıdır. Ve biz, bu kararların alındığı anlarda insanların kendilerini yalnız hissetmemesi gerektiğine inanıyoruz. Birevim, tam da bu noktada var. İnsanların hayatlarındaki en büyük adımları atarken yanında duran, süreci anlaşılır kılan, belirsizlikleri azaltan ve güven veren bir marka olarak konumlanıyoruz. Bizim işimiz sadece finansman sağlamak değil; insanların hayallerine giden yolda onlara eşlik etmek. Bu bakış açısı, bugün sizlerle paylaştığımız ‘Sizi Düşünen Biri’ yaklaşımının da temelini oluşturuyor. Birevim’in var oluş sebebinin, insanlarla kurduğu ilişkinin ve sorumluluk anlayışının en yalın tanımı. Çünkü ‘biri’ olmak; insanın hayatındaki en kritik anlarda ona güven vermeyi, yanında olduğunu hissettirmeyi ve o yükü birlikte taşımayı gerektirir. Biz, insanları ev ve araba sahibi olmaları için cesaretlendirme hedefinde olan bir markayız.”</em></p>
<p>Özgür Öztürk, 2025 yılının Birevim açısından yeniden yapılanma ve güçlenme yılı olduğuna da dikkat çekti. Açıklanan büyüme rakamlarının, hem sektöre hem de tasarruf sahiplerine önemli bir gösterge sunduğunu belirten Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“<em>2025 yılı, Birevim için yeniden yapılanma ve güçlenme yılı oldu. Bu sürecin karşılığını hem operasyonel hem de finansal performansımızda net şekilde ortaya koyduk. Geçtiğimiz yıla kıyasla; tasarruf sahibi sayısında yüzde 309, proje sayısında yüzde 342 ve sağlanan finansman tutarında yüzde 524 oranında büyüme sağladık. Bu rakamlar, Birevim’e duyulan güvenin ve doğru stratejiyle ilerlediğimizin en somut göstergesidir.”</em></p>
<p>Sektörün genel görünümüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Öztürk, tasarruf finansman sisteminin mevcut ekonomik koşullar altında giderek daha kritik bir alternatif haline geldiğini vurguladı:</p>
<p>“<em>Bugün var olan kredibilte oranları, tasarruf temelli modellerin ne kadar kritik bir ihtiyaç haline geldiğini ortaya koyuyor. Yüksek faiz ortamında insanlar daha öngörülebilir, daha sürdürülebilir çözümler arıyor. Tasarruf finansman sistemi de bu ihtiyaca güçlü bir alternatif sunuyor. 2025 yıl sonu itibarıyla <strong>sektör işlem hacmi 1 buçuk trilyon liraya ulaştı, tasarruf sahibi sayısı ise 1 milyonu aştı.</strong> Söz konusu rakamlar, bu modele duyulan ilginin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.”</em></p>
<p><strong>Ahmet Kural ile Yeni Dönem İletişim İş Birliği</strong></p>
<p>Birevim’in 2026 itibarıyla başlattığı yeni dönem iletişim yaklaşımının önemli adımlarından biri de oyuncu Ahmet Kural ile hayata geçirilen marka yüzü iş birliği oldu. Şirket, bu iş birliğini yalnızca satışı artıran bir reklam kampanyası olarak değil, marka bilinirliğine katkı sağlayan stratejik bir iletişim adımı olarak konumlandırıyor.</p>
<p>Bu yeni iletişim yaklaşımının çerçevesini çizen değerlendirmesinde <strong>Özgür Öztürk şu ifadelere</strong> yer verdi:</p>
<p><em>“2026’ya girerken Birevim için yeni bir dönem başlıyor. Bu yeni dönemde; daha yalın bir dil, daha cesaretlendirici bir duruş ve insanı merkeze alan çok daha net bir iletişim anlayışıyla yol alıyoruz. Bu anlayışın en güçlü yansımalarından biri de, 2026 itibarıyla reklam yüzümüz olarak Ahmet Kural ile başlattığımız ve 2 yıl sürecek olan kampanya oldu. Ahmet Kural; samimiyeti ve doğallığıyla Birevim’in anlatmak istediği hikâyeyle çok güçlü bir bağ kuruyor. Ortaya çıkan iş, yalnızca bir reklam filmi değil; Birevim’in insanları ev ve araba sahibi olma konusunda cesaretlendiren, onların yanında olan ve onları düşünen biri olduğunu anlatan sahici bir hikâye.”</em></p>
<p>Markanın yeni iletişim yüzü <strong>Ahmet Kural</strong> da iş birliğine ilişkin görüşlerini şu sözlerle dile getirdi:</p>
<p>“Birevim, kendi alanında sürekli büyüyen ve pazar payını genişleten, tercih edilen bir marka. Bana, bu kampanyaya yaklaşımlarını anlattılar. Seçtikleri dilin samimiyeti, anlattıklarının ve söylemek istediklerinin kapsamını çok beğendim. Tasarruf yapma ve bunu alışkanlığa dönüştürme fikrini farklı buldum. ‘Sizi düşünen biri’ fikri çok içten bir yaklaşım&#8230; Böylesine fayda odaklı ve samimi bir iş birliğinin içinde yer almaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu süreçte her şeyin en iyi olması için çalışan Birevim ailesine teşekkür ediyorum.”<em> </em></p>
<p>Birevim, 2025’te yakaladığı güçlü büyüme ivmesini 2026’da da sürdürmeyi hedeflerken; tasarruf finansman sistemini daha geniş kitlelerle buluşturmayı, insanı merkeze alan yaklaşımını tüm temas noktalarında güçlendirmeyi ve sektördeki öncü konumunu kalıcı hale getirmeyi amaçlıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birevim-2025te-rekor-buyume-kaydetti-2026-icin-sizi-dusunen-biri-vizyonunu-hayata-gecirdi-604739">Birevim 2025&#8217;te Rekor Büyüme Kaydetti, 2026 için &#8220;Sizi Düşünen Biri&#8221; Vizyonunu Hayata Geçirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güvenli Ama Yalnız İlişkiler Çağı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-2-604661</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 13:21:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[karşılık]]></category>
		<category><![CDATA[lişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604661</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde dijitalleşmenin de etkisiyle ilişkilerin sayıca arttığının görüldüğünü belirten uzmanlar, ancak gerçek yakınlığın giderek azaldığını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-2-604661">Güvenli Ama Yalnız İlişkiler Çağı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan tek taraflı bağların, güvenli ve kontrol edilebilir yapıları nedeniyle daha çok tercih edildiğini dile getiren Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, </strong><strong>“Ancak insan psikolojisi yalnızca güvenle değil, karşılıklılıkla gelişir. Gerçek ilişkiler temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirir.” dedi. </strong><strong>Uzun vadede kişinin, gerçek ilişkilerden uzaklaştıkça içsel boşluk, yalnızlık ve duygusal durgunluk yaşayabildiğine dikkat çeken Yalçın, duygular ifade edilemediğinde ise bedenin devreye girdiğini ve psikosomatik belirtilerin artabildiğini vurguladı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, dijital çağda yaygınlaşan tek taraflı (parasosyal) ilişkilerin insan psikolojisi ve bedeni üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti.</p>
<p><strong>Tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için daha çok tercih ediliyor! </strong></p>
<p>Dijital çağda insan ilişkilerinin görünürde artarken, ‘gerçek’ yakınlığın giderek azaldığına dikkat çeken Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan bağlar kişiye sürekli bir ulaşılabilirlik hissi sunuyor; ancak bu temas çoğu zaman karşılıklılıktan ve derinlikten yoksun kalıyor.” dedi.</p>
<p>Bu bağlanma biçiminin psikolojide ‘parasosyalleşme’ olarak adlandırıldığını aktaran Yalçın, “Kişinin bir ekran figürüyle, bir içerik üreticisiyle ya da yapay zekâ ile kurduğu bu tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için giderek daha fazla tercih ediliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İnsan psikolojisi yalnızca güvenle değil, karşılıklı etkileşimle gelişir!</strong></p>
<p>Parasosyal bağların reddedilme ve hayal kırıklığı riskini azalttığına işaret eden Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Kişi incinmeden, çaba göstermeden ve belirsizliğe girmeden bir yakınlık hissi yaşayabiliyor.” dedi.</p>
<p>Ancak insan psikolojisinin yalnızca güvenle değil, karşılıklılıkla geliştiğini ifade eden Yalçın, gerçek ilişkilerin temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirdiğini; bu unsurlar olmadığında, kişinin kendini ilişkide hissediyor olsa bile derin bir bağdan yoksun kalabildiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>Kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor! </strong></p>
<p>Uzun süre gerçek ilişkilerden uzak kalındığında zihinsel ve duygusal düzeyde bir durgunluk ortaya çıkabildiğini vurgulayan Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Hayata karşı isteksizlik, karar vermekte zorlanma, erteleme davranışları ve içsel boşluk hissi bu sürecin sık görülen yansımaları arasında yer alıyor. Duygular yüzeyde kalıyor; kişi bir şeylere bağlı hissederken aynı anda yalnızlık duygusu yaşayabiliyor. Yakınlık ihtiyacı tam olarak karşılanmadığı için gerçek ilişkiler yorucu, talepkâr ve riskli algılanmaya başlıyor. Bu durum ilişkisel alanda da belirginleşiyor. Karşılıklı bağ kurmak yerine izlemek, takip etmek ve mesafede kalmak daha kolay geliyor. Küçük hayal kırıklıkları bile zor tolere edilir hâle gelirken, ilişki kurma isteği yerini geri çekilmeye bırakabiliyor. Böylece kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor.”</p>
<p><strong>Duygular ifade edilemediğinde, beden konuşmaya başlar! </strong></p>
<p>İnsan bedeninin ise bu temas eksikliğine kayıtsız kalamadığını aktaran Yalçın, “Sinir sistemi; dokunma, göz teması, ses tonu ve duygusal karşılık gibi canlı ilişkisel uyaranlarla düzenleniyor.” dedi.</p>
<p>Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında ise bedenin devreye girdiğini ifade eden Yalçın, “Nedeni açıklanamayan ağrılar, kronik yorgunluk, sindirim problemleri, kas gerginlikleri, çarpıntı ve nefes darlığı gibi psikosomatik belirtiler bu süreçte artış gösterebiliyor. Duygular ifade edilemediğinde ya da ilişki içinde yaşanamadığında, beden konuşmaya başlıyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İnsan, temas ederek ve karşılık bularak var olur! </strong></p>
<p>Yapay zekâ ile kurulan bağların bu noktada dikkat çekici bir alan oluşturduğunun altını çizen Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Yargılamayan, her zaman ulaşılabilir ve kırıcı olmayan bir ilişki deneyimi sunması, bu bağları cazip hâle getiriyor.” dedi.</p>
<p>Ancak insan sinir sisteminin yalnızca bir başka canlı sinir sistemiyle düzenlenebildiğini kaydeden Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yapay bağlar geçici bir rahatlama sağlayabilir; kalıcı denge ve iyilik hâli ise gerçek ve karşılıklı ilişkilerle mümkün oluyor. Yakın ilişki kurmak romantik bir beklenti değil, psikolojik ve biyolojik bir ihtiyaçtır. Zihinsel, duygusal ve bedensel iyi oluşu değerlendirirken yalnızca stres düzeyine değil; kişinin nasıl bağlandığına, nerede temastan kaçtığına ve hangi alanlarda yalnız kaldığına da bütüncül bir bakışla yaklaşmak gerekir. İnsan yalnızca izleyerek değil, temas ederek ve karşılık bularak var olur.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-2-604661">Güvenli Ama Yalnız İlişkiler Çağı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güvenli ama yalnız ilişkiler çağı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-604535</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 09:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[karşılıklı]]></category>
		<category><![CDATA[temas]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604535</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, dijital çağda yaygınlaşan tek taraflı (parasosyal) ilişkilerin insan psikolojisi ve bedeni üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-604535">Güvenli ama yalnız ilişkiler çağı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, dijital çağda yaygınlaşan tek taraflı (parasosyal) ilişkilerin insan psikolojisi ve bedeni üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti.</p>
<p><strong>Tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için daha çok tercih ediliyor! </strong></p>
<p>Dijital çağda insan ilişkilerinin görünürde artarken, ‘gerçek’ yakınlığın giderek azaldığına dikkat çeken Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Sosyal medya, ekranlar ve yapay zekâ aracılığıyla kurulan bağlar kişiye sürekli bir ulaşılabilirlik hissi sunuyor; ancak bu temas çoğu zaman karşılıklılıktan ve derinlikten yoksun kalıyor.” dedi.</p>
<p>Bu bağlanma biçiminin psikolojide ‘parasosyalleşme’ olarak adlandırıldığını aktaran Yalçın, “Kişinin bir ekran figürüyle, bir içerik üreticisiyle ya da yapay zekâ ile kurduğu bu tek taraflı ilişkiler, güvenli ve kontrol edilebilir olduğu için giderek daha fazla tercih ediliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İnsan psikolojisi yalnızca güvenle değil, karşılıklı etkileşimle gelişir!</strong></p>
<p>Parasosyal bağların reddedilme ve hayal kırıklığı riskini azalttığına işaret eden Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Kişi incinmeden, çaba göstermeden ve belirsizliğe girmeden bir yakınlık hissi yaşayabiliyor.” dedi.</p>
<p>Ancak insan psikolojisinin yalnızca güvenle değil, karşılıklılıkla geliştiğini ifade eden Yalçın, gerçek ilişkilerin temas, duygusal karşılık ve birlikte regülasyon gerektirdiğini; bu unsurlar olmadığında, kişinin kendini ilişkide hissediyor olsa bile derin bir bağdan yoksun kalabildiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>Kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor! </strong></p>
<p>Uzun süre gerçek ilişkilerden uzak kalındığında zihinsel ve duygusal düzeyde bir durgunluk ortaya çıkabildiğini vurgulayan Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Hayata karşı isteksizlik, karar vermekte zorlanma, erteleme davranışları ve içsel boşluk hissi bu sürecin sık görülen yansımaları arasında yer alıyor. Duygular yüzeyde kalıyor; kişi bir şeylere bağlı hissederken aynı anda yalnızlık duygusu yaşayabiliyor. Yakınlık ihtiyacı tam olarak karşılanmadığı için gerçek ilişkiler yorucu, talepkâr ve riskli algılanmaya başlıyor. Bu durum ilişkisel alanda da belirginleşiyor. Karşılıklı bağ kurmak yerine izlemek, takip etmek ve mesafede kalmak daha kolay geliyor. Küçük hayal kırıklıkları bile zor tolere edilir hâle gelirken, ilişki kurma isteği yerini geri çekilmeye bırakabiliyor. Böylece kişi farkında olmadan konfor alanını daraltıyor.”</p>
<p><strong>Duygular ifade edilemediğinde, beden konuşmaya başlar! </strong></p>
<p>İnsan bedeninin ise bu temas eksikliğine kayıtsız kalamadığını aktaran Yalçın, “Sinir sistemi; dokunma, göz teması, ses tonu ve duygusal karşılık gibi canlı ilişkisel uyaranlarla düzenleniyor.” dedi.</p>
<p>Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında ise bedenin devreye girdiğini ifade eden Yalçın, “Nedeni açıklanamayan ağrılar, kronik yorgunluk, sindirim problemleri, kas gerginlikleri, çarpıntı ve nefes darlığı gibi psikosomatik belirtiler bu süreçte artış gösterebiliyor. Duygular ifade edilemediğinde ya da ilişki içinde yaşanamadığında, beden konuşmaya başlıyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İnsan, temas ederek ve karşılık bularak var olur! </strong></p>
<p>Yapay zekâ ile kurulan bağların bu noktada dikkat çekici bir alan oluşturduğunun altını çizen Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, “Yargılamayan, her zaman ulaşılabilir ve kırıcı olmayan bir ilişki deneyimi sunması, bu bağları cazip hâle getiriyor.” dedi.</p>
<p>Ancak insan sinir sisteminin yalnızca bir başka canlı sinir sistemiyle düzenlenebildiğini kaydeden Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yapay bağlar geçici bir rahatlama sağlayabilir; kalıcı denge ve iyilik hâli ise gerçek ve karşılıklı ilişkilerle mümkün oluyor. Yakın ilişki kurmak romantik bir beklenti değil, psikolojik ve biyolojik bir ihtiyaçtır. Zihinsel, duygusal ve bedensel iyi oluşu değerlendirirken yalnızca stres düzeyine değil; kişinin nasıl bağlandığına, nerede temastan kaçtığına ve hangi alanlarda yalnız kaldığına da bütüncül bir bakışla yaklaşmak gerekir. İnsan yalnızca izleyerek değil, temas ederek ve karşılık bularak var olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guvenli-ama-yalniz-iliskiler-cagi-604535">Güvenli ama yalnız ilişkiler çağı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (14-19 Ocak 2026)</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-14-19-ocak-2026-604076</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 11:36:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[14-19]]></category>
		<category><![CDATA[alıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aslı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[ocak]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[seyirci]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604076</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-14-19-ocak-2026-604076">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (14-19 Ocak 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Şehir Tiyatroları’nda bu hafta sanatseverleri Friedrich Dürrenmatt’tan Torben Betts’e, Suat Derviş’ten Cengiz Özek’e klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu hafta Bir Ziyaret, Yenilmez, Yoldan Çıkan Oyun, Fosforlu Cevriye, Köpek Kalbi, Ben Medea Değilim, Gidion’un Düğümü, İkinci Perdenin Başı, Merhaba Çocuk, Benim Küçük Yıldızım, Masal, Fındıkkıran, Rüya, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Oyun biletleri, gişelerden, <b><u>https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/</u></b>, <u>biletinial.com</u> adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.</p>
<p><b>Şehir Tiyatroları Sömestir Tatilinde Perdelerini Çocuklar İçin Açıyor</b></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, sömestir tatilindeki çocuklar için perdelerini pazartesi günleri de açıyor.</p>
<p>Şehir Tiyatroları her pazar sahnelenen çocuk oyunlarının yanı sıra 19 Ocak Pazartesi günü de birbirinden eğlenceli oyunlarla minik seyircilerin karşısına çıkacak.</p>
<p><b>Orhan Veli Şiirleri “Birdenbire” Etkinliğinde Seyirciyle Buluşuyor</b></p>
<p>İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkânları kullanılarak, Orhan Veli’nin şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekânda etkinliğin konuğu olacak.</p>
<p><b>Hümay Güldağ</b>’ın uyarladığı, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinliğin müziğini Cihan Kurtaran, dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Gökhan Davulcu, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler yapıyor. Etkinlik 18 Ocak tarihinde 19.00’da Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>Bu Haftanın Programı (14-19 Ocak 2026)</b><b> </b></p>
<p><b>BİR ZİYARET</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Gençliğinde sevgilisi Alfred tarafından terk edilip kasabadan kovulan Claire, yıllar sonra dünyanın en zengin kadını Bayan Zachanassian olarak geri döner. Yoksulluğa sürüklenen kasaba halkına servet vaat eder; fakat bunun tek bir bedeli vardır: İntikam. ‘Bir Ziyaret’, paranın gücü karşısında çöken ahlakı ve toplumsal ikiyüzlülüğü trajikomik bir dille gözler önüne seriyor.“</p>
<p><b>Friedrich Dürrenmatt</b>’ın yazdığı, <b>Zahide Gökberk</b>’in çevirdiği, <b>Yıldırım Fikret Urağ</b>’ın yönettiği oyunda <b>Aslı Akın Narcı, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Berk Samur, Buğra Can Ildırışık, Burhan Yeşilyurt, Cengiz Tangör, Cüneyt Arda Pamuk, Çağlar Ozan Aksu, Elyesa Çağlar Evkaya, Ergun Üğlü, Fatih Aksüt, Gökhan Eğilmezbaş, Gülsüm Alkan, Hakan Gümüş, Mehmet Avdan, Musa Arslanali, Müge Çiçek, Nagehan Erbaşı, Neşe Ceren Aktay, Ömer Naci Boz, Özgür Efe Özyeşilpınar, Selim Can Yalçın, Şebnem Köstem, Yalçın Avşar, Yasemin Güvenç, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YENİLMEZ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Ekonomik kriz sebebiyle Londra’da yaşamaları imkânsız hale gelen Oliver ve Emily çifti, Londra’dan İngiltere’nin kuzeyindeki küçük bir kasabaya taşınırlar ve burada “gerçek” insanlarla tanışmaya karar verirler. Taşralı komşuları Alan ve Dawn’ı evlerine davet ederler. Farklı sınıflara ait insanlar arasında büyük bir hayal kırıklığı ile başlayan ve giderek tuhaflaşan ilişkiler trajik sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur.</p>
<p>Torben Betts’in yazdığı, Nazlı Gözde Yolcu’nun çevirdiği, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda <b>Gizem Akkuş, Gökçer Genç, Nurdan Kalınağa, Tankut Yıldız</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEN MEDEA DEĞİLİM</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikâyesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. <b>Allison Gregory</b>’nin yazdığı, <b>Hülya Karakaş</b>’ın yönettiği oyunda <b>Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>İKİNCİ PERDENİN BAŞI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Genç ve umutsuz bir oyuncu olan Muhsin, ünlü tiyatro yönetmeni Afet’in açtığı oyuncu seçmesine girme fırsatı bulur. Böylesi bir dönüm noktasında, hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemiş olmasının gerginliğini yaşamaktadır. Seçmelere saatinde yetişemediğinden dolayı içeri girip girmeme konusunda kararsız kalır.</p>
<p>Herhangi bir mesleğe yeni başlayan pekçok genç için bu tür seçme veya sınavlar aslında kaybolan umutları bulma ve yeniden hayal kurabilmek için önemli bir eşiktir. Muhsin için ise bir adım ötesinde varoluş imtihanı başlayacaktır.</p>
<p><b>Alp Tuğhan Taş</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ebru Üstüntaş, Alp Tuğhan Taş</b> rol alıyor. Oyun, 17 Ocak 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MERHABA ÇOCUK (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen “çocukluk dönemi”ne dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında “çocukluk evresi”nin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş “anma etkinliği”yle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emrecan Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor. Oyun, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 18 Ocak 2026 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>RÜYA(5+Yaş)</b></p>
<p>Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. <b>Özge Midilli-Ertan Kılıç</b>’ın yazdığı <b>Özge Midilli</b>’nin yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Neşe Ceren Aktay, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu </b>rol alıyor. Oyun, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-14-19-ocak-2026-604076">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (14-19 Ocak 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Mahalle Buluşmalarıyla Hizmet Sahada</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-mahalle-bulusmalariyla-hizmet-sahada-603595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 08:05:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmalarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[sahada]]></category>
		<category><![CDATA[sakinleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, mahalle buluşmaları kapsamında Osmangazi’deki 8 mahallenin sakinleriyle bir araya gelerek vatandaşların talep ve önerilerini yerinde dinledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-mahalle-bulusmalariyla-hizmet-sahada-603595">Osmangazi&#8217;de Mahalle Buluşmalarıyla Hizmet Sahada</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, mahalle buluşmaları kapsamında Osmangazi’deki 8 mahallenin sakinleriyle bir araya gelerek vatandaşların talep ve önerilerini yerinde dinledi. Başkan Aydın, düzenlenen buluşmalarla ilçede hizmet kalitesini artırmayı ve ihtiyaçlara daha hızlı çözüm üretmeyi amaçladıklarını ifade etti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Vatandaşlara kaliteli hizmet sunabilmek için gece gündüz çalışan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, düzenlediği mahalle buluşlarına bir yenisini daha ekledi. Sorunlarını yerinde dinleyerek çözümler ürütmek için İvazpaşa, Mollafenari, Alaaddin, Osmangazi, Maksem, Mollagürani, Alacahırka ve Alipaşa mahallesi sakinleriyle kahvaltı programında bir araya gelen Başkan Aydın’a CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz’ün yanı sıra Osmangazi Muhtarlar Derneği Başkanı Burhan Mandacı, belediye başkan yardımcıları ile mahalle muhtarları eşlik etti.  </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Toplantı kapsamında mahalle sakinleri yaşadıkları bölgelerde yapılmasını istedikleri çalışmaları dile getirirken, muhtarlar da öncelikli ihtiyaçları Başkan Aydın’a iletti. Gelen istek ve talepleri tek tek not aldıran Başkan Erkan Aydın, imkanlar dahilinde sorunların en kısa sürede çözüleceğinin sözünü verdi.</span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>“En Büyük Sermaye İnsandır”</span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>Mahalle buluşmalarını gerçekleştirmeye devam edeceklerini ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerine şu şekilde devam etti:</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Kahvaltılı mahalle buluşmalarını önceden planlamıyoruz. Bir gün öncesinden mahalle muhtarımızı arıyor, ertesi sabah için program yapıyoruz. Müsait olan mahalle sakinlerimizi de bu buluşmalara davet ediyoruz. Şu ana kadar 40’ın üzerinde mahalle buluşması gerçekleştirdik. Bazen haftada üç gün, bazen bir ya da iki gün bu programları yapıyoruz.</span> <span>Siyasette, muhtarlıkta, dernekçilikte ya da spor kulübü yöneticiliğinde en büyük sermaye insandır. Ne kadar çok insanla bir araya gelir, sahadan gelen görüşleri dinlerseniz o kadar doğru ve kaliteli çözümler üretirsiniz. Eleştirileri dikkate alır, eksikleri görür ve hizmeti daha iyi hale getirmek için daha fazla çaba gösterirsiniz.”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Müdürler, başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve mahalle temsilcileriyle birlikte sorunları çözmek için yoğun mesai harcadıklarını belirten Başkan Aydın, “Görev süremizin iki yılı dolmak üzere. Bu sürenin hızlı geçtiğini görüyoruz. Eğer siz makamdan çıkmaz, halktan kopuk olursanız, gelen talepleri duymazsanız ya da insanların sorunlarına kulak vermezseniz bu işi sürdürülebilir kılmak mümkün olmaz. Biz, demokrasinin ve yerel yönetimin temelinde insan ilişkilerinin yer aldığı bilinciyle hareket ediyoruz. Bu işin kuralı bu. Eleştiri ya da övgü ayrımı yapmadan vatandaşlarımızı yerinde dinliyor, geri bildirimleri alıyor ve çalışmalarımızı bu doğrultuda düzenliyoruz” ifadelerine yer verdi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Mahalle sakinleri ise Başkan Aydın’ın gerçekleştirdiği ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirdi.</span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-mahalle-bulusmalariyla-hizmet-sahada-603595">Osmangazi&#8217;de Mahalle Buluşmalarıyla Hizmet Sahada</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (7-11 Ocak 2026)</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-7-11-ocak-2026-603493</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 13:51:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[7-11]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[ocak]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603493</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-7-11-ocak-2026-603493">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (7-11 Ocak 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Şehir Tiyatroları’nda bu hafta sanatseverleri Arthur Miller’dan Claude Magnier’e, Bilgesu Erenus’tan Cengiz Özek’e klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu hafta Cadı Kazanı, Oscar, Öylece Durur Zaman, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Kahvaltıya Kalsana, Yaftalı Tabut, Sivrisinekler, Gölge, Merhaba Çocuk, Benim Küçük Yıldızım, Masal, Fındıkkıran, Rüya, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Oyun biletleri, gişelerden, <b><u>https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/</u></b>, <u>biletinial.com</u> adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.</p>
<p><b>Bu Haftanın Programı (7-11 Ocak 2026)</b><b> </b></p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>OSCAR (13+ Yaş)</b></p>
<p>Christian Jacqueline&#8217;e aşıktır, Colette ise Oscar&#8217;a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard&#8217;dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard&#8217;a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.</p>
<p><b>Claude Magnier</b>’in yazdığı, <b>Asude Zeybekoğlu</b>’nun çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Abdullah Topal, Aslı Aybars, Aslı Şahin, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖYLECE DURUR ZAMAN (16+ Yaş)</b></p>
<p>Sarah 40’lı yaşlarının başında bir basın fotoğrafçısıdır, uzun yıllar başta Ortadoğu olmak üzere pek çok savaş bölgesinde çalışmıştır. Sarah Irak’ta bulunduğu sırada çok yakınında patlayan bir bomba sonucu yüzünden yaralanmış, kısa bir tedavinin ardından ülkesine dönmüştür. Şimdi uzun zamandır ayrı kaldığı evinde erkek arkadaşı James ile beraberdir. Her şeyin yolundaymış gibi devam ettiği birkaç günün sonunda çiftin görmezden gelmeye çalıştığı sorunlar gün yüzüne çıkmaya, ilişkilerini biçimlendirmeye başlar.</p>
<p>Oyun, Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınmıştır. Oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları da taze tutulmakta, pek çok konuda seyircinin de kendini sorgulaması sağlanmaktadır.</p>
<p><b>Donald Margulies</b>’in yazdığı, <b>Irmak Bahçeci</b>’nin çevirdiği, <b>Mehmet Ergen</b>’in yönettiği oyunda <b>Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat, Sevil Akı</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın&#8221;</p>
<p><b>Haldun Taner</b>’in yazdığı <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu</b>, <b>Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar</b>, <b>Yiğit Ali Uslu</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KAHVALTIYA KALSANA</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>Üç kişilik bir sahne güldürüsü olan &#8220;Kahvaltıya Kalsana&#8221;, Ray Cooney ve Gene Stone tarafından 1970 yılında yazılan &#8220;Why not Stay for Breakfast?&#8221; adlı yapıtın bir uyarlamasıdır&#8230; Oyun, kimileri için artık köhneleşmiş sayılan değerlere sıkıca tutunarak yaşamaya çalışan &#8220;istikrar abidesi&#8221; devlet memuru Nurettin Kavak ile, henüz hangi değerlere sarılacağına bile tam olarak karar veremeyecek bir yaştayken, anne olmak durumunda kalan Burcu Güvenir&#8217;in traji-komik karşılaşmasını anlatır. Ülkemizde yaşanan sosyal ve kültürel alt-üstlüğün naif bir yansıması olarak ele alınan oyunda, Burcu ve Nurettin&#8217;in öyküsüyle sevginin, iyiliğin, değişebilme ve değiştirebilmenin umudu ve sevinci aktarılmaya çalışılır&#8230;</p>
<p><b>Ray Cooney-Gene Stone</b>’un yazdığı, <b>Ragıp Yavuz</b>’un çevirdiği, uyarladığı ve yönettiği oyunda <b>Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Kamer Karabektaş</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YAFTALI TABUT (16+ Yaş)</b></p>
<p>Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.</p>
<p><b>Bilgesu Erenus</b>’un yazdığı, <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Derya Keykubat, Lale Kabul, Mana Alkoy</b>, <b>Selin Türkmen, Şenay Bağ </b>rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu </b>rol alıyor. Oyun, 10 Ocak 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MERHABA ÇOCUK (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen “çocukluk dönemi”ne dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında “çocukluk evresi”nin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş “anma etkinliği”yle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emrecan Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor. Oyun, 11 Ocak 2026 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 11 Ocak 2026 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 11 Ocak 2026 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 11 Ocak 2026 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>RÜYA(5+Yaş)</b></p>
<p>Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. <b>Özge Midilli-Ertan Kılıç</b>’ın yazdığı <b>Özge Midilli</b>’nin yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Neşe Ceren Aktay, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu </b>rol alıyor. Oyun, 11 Ocak 2026 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 11 Ocak 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-7-11-ocak-2026-603493">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (7-11 Ocak 2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları Ocak Ayında 33 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-ocak-ayinda-33-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-603211</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 12:04:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[33]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[ocak]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603211</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 33 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-ocak-ayinda-33-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-603211">İBB Şehir Tiyatroları Ocak Ayında 33 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 33 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Ocak ayında tiyatroseverleri Donald Margulies’ten Musahipzade Celal’e, Tolstoy’dan Macit Koper’e klasik ve modern yazarların eserlerinin öne çıktığı zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu ay; Sevgili Yelena Sergeyevna (Yeni Oyun), Cadı Kazanı, Oscar, Öylece Durur Zaman, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Kahvaltıya Kalsana, Yaftalı Tabut, Sivrisinekler, Gölge, Bir Ziyaret, Yenilmez, Yoldan Çıkan Oyun, Fosforlu Cevriye, Köpek Kalbi, Ben Medea Değilim, Gidion’un Düğümü, İkinci Perdenin Başı, Haramiler, Maviydi Bisikletim, Öksüzler, Geçmişin Gölgesi, Çingene Boksör, Savaş ve Barış, Uçurtmanın Kuyruğu, Merhaba Çocuk, Benim Küçük Yıldızım, Masal, Fındıkkıran, Rüya, Çöpsüz Dünya, Bir Gece Masalı, Sesler Ülkesi, Sevdalı Bulut adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>Biletlerinizi https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilirsiniz.</p>
<p><b>Orhan Veli Şiirleri “Birdenbire” Etkinliğinde Seyirciyle Buluşuyor</b></p>
<p>İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkânları kullanılarak, Orhan Veli’nin şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekânda etkinliğin konuğu olacak.</p>
<p><b>Hümay Güldağ</b>’ın uyarladığı, yönettiği ve oyuncu olarak yer aldığı etkinliğin müziğini Cihan Kurtaran, dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman, ışık tasarımını Gökhan Davulcu, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler yapıyor. Etkinlik 18 Ocak, 1 Şubat tarihlerinde 19.00’da Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>Ocak 2026 Programı</b></p>
<p><b>SEVGİLİ YELENA SERGEYEVNA (16+Yaş)</b></p>
<p>İdealist ve ilkeli matematik öğretmeni Yelena Sergeyevna mütevazı evinde annesiyle birlikte yaşamaktadır Okul dışında uzun süredir hasta olan annesiyle de ilgilendiği rutin bir günün sonunda evinin kapısı çalınır. Öğrencileri o gün doğum günü olan öğretmenlerini kutlamak için ellerinde çiçekler ve hediyelerle kapıda durmaktadır. İlk bakışta oldukça sıradan bir kutlama olarak başlayan gece ilerleyen saatlerde bambaşka bir boyut alır. Etekteki taşların dökülmesi ile bu sürpriz ziyaretin masum bir kutlamadan fazlası olduğu ortaya çıkar.</p>
<p>Sovyetler Birliğinde geçen ve Perestroyka’nın ilk yıllarında kaleme alınan oyun, etik çöküşün eşiğindeki bir toplumu mercek altına alıyor. Değerler çatışması ve bireysel çıkarlar uğruna neler yapılabileceği başta olmak üzere bugün hala varlığını koruyan pek çok soruna da ışık tutmayı ihmal etmiyor.</p>
<p><b>Ludmilla Razumovskaya</b>’nın yazdığı, <b>Belgi Paksoy</b>’un çevirdiği, <b>Bora Seçkin</b>’in yönettiği oyunda <b>Hazal Uprak, Ayşecan Tatari, Direnç Dedeoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Cihat Faruk Sevindik</b> rol alıyor. Oyun, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>OSCAR (13+ Yaş)</b></p>
<p>Christian Jacqueline&#8217;e aşıktır, Colette ise Oscar&#8217;a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard&#8217;dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard&#8217;a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.</p>
<p><b>Claude Magnier</b>’in yazdığı, <b>Asude Zeybekoğlu</b>’nun çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Abdullah Topal, Aslı Aybars, Aslı Şahin, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖYLECE DURUR ZAMAN (16+ Yaş)</b></p>
<p>Sarah 40’lı yaşlarının başında bir basın fotoğrafçısıdır, uzun yıllar başta Ortadoğu olmak üzere pek çok savaş bölgesinde çalışmıştır. Sarah Irak’ta bulunduğu sırada çok yakınında patlayan bir bomba sonucu yüzünden yaralanmış, kısa bir tedavinin ardından ülkesine dönmüştür. Şimdi uzun zamandır ayrı kaldığı evinde erkek arkadaşı James ile beraberdir. Her şeyin yolundaymış gibi devam ettiği birkaç günün sonunda çiftin görmezden gelmeye çalıştığı sorunlar gün yüzüne çıkmaya, ilişkilerini biçimlendirmeye başlar.</p>
<p>Oyun, Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınmıştır. Oyunda, çevresindeki gelişmelere duyarsız bir topluma eleştirinin yanı sıra bireylerin iç hesaplaşmaları da taze tutulmakta, pek çok konuda seyircinin de kendini sorgulaması sağlanmaktadır.</p>
<p><b>Donald Margulies</b>’in yazdığı, <b>Irmak Bahçeci</b>’nin çevirdiği, <b>Mehmet Ergen</b>’in yönettiği oyunda <b>Mert Tanık, Murat Coşkuner, Pervin Bağdat, Sevil Akı</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın&#8221;</p>
<p><b>Haldun Taner</b>’in yazdığı <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu</b>, <b>Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar</b>, <b>Yiğit Ali Uslu</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KAHVALTIYA KALSANA</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>Üç kişilik bir sahne güldürüsü olan &#8220;Kahvaltıya Kalsana&#8221;, Ray Cooney ve Gene Stone tarafından 1970 yılında yazılan &#8220;Why not Stay for Breakfast?&#8221; adlı yapıtın bir uyarlamasıdır&#8230; Oyun, kimileri için artık köhneleşmiş sayılan değerlere sıkıca tutunarak yaşamaya çalışan &#8220;istikrar abidesi&#8221; devlet memuru Nurettin Kavak ile, henüz hangi değerlere sarılacağına bile tam olarak karar veremeyecek bir yaştayken, anne olmak durumunda kalan Burcu Güvenir&#8217;in traji-komik karşılaşmasını anlatır. Ülkemizde yaşanan sosyal ve kültürel alt-üstlüğün naif bir yansıması olarak ele alınan oyunda, Burcu ve Nurettin&#8217;in öyküsüyle sevginin, iyiliğin, değişebilme ve değiştirebilmenin umudu ve sevinci aktarılmaya çalışılır&#8230;</p>
<p><b>Ray Cooney-Gene Stone</b>’un yazdığı, <b>Ragıp Yavuz</b>’un çevirdiği, uyarladığı ve yönettiği oyunda <b>Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Kamer Karabektaş</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 24 Ocak 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YAFTALI TABUT (16+ Yaş)</b></p>
<p>Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.</p>
<p><b>Bilgesu Erenus</b>’un yazdığı, <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Derya Keykubat, Lale Kabul, Mana Alkoy</b>, <b>Selin Türkmen, Şenay Bağ </b>rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor. Oyun, 7-10 Ocak, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu </b>rol alıyor. Oyun, 10 Ocak 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR ZİYARET</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Gençliğinde sevgilisi Alfred tarafından terk edilip kasabadan kovulan Claire, yıllar sonra dünyanın en zengin kadını Bayan Zachanassian olarak geri döner. Yoksulluğa sürüklenen kasaba halkına servet vaat eder; fakat bunun tek bir bedeli vardır: İntikam. ‘Bir Ziyaret’, paranın gücü karşısında çöken ahlakı ve toplumsal ikiyüzlülüğü trajikomik bir dille gözler önüne seriyor.“</p>
<p><b>Friedrich Dürrenmatt</b>’ın yazdığı, <b>Zahide Gökberk</b>’in çevirdiği, <b>Yıldırım Fikret Urağ</b>’ın yönettiği oyunda <b>Aslı Akın Narcı, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Berk Samur, Buğra Can Ildırışık, Burhan Yeşilyurt, Cengiz Tangör, Cüneyt Arda Pamuk, Çağlar Ozan Aksu, Elyesa Çağlar Evkaya, Ergun Üğlü, Fatih Aksüt, Gökhan Eğilmezbaş, Gülsüm Alkan, Hakan Gümüş, Mehmet Avdan, Musa Arslanali, Müge Çiçek, Nagehan Erbaşı, Neşe Ceren Aktay, Ömer Naci Boz, Özgür Efe Özyeşilpınar, Selim Can Yalçın, Şebnem Köstem, Yalçın Avşar, Yasemin Güvenç, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YENİLMEZ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Ekonomik kriz sebebiyle Londra’da yaşamaları imkânsız hale gelen Oliver ve Emily çifti, Londra’dan İngiltere’nin kuzeyindeki küçük bir kasabaya taşınırlar ve burada “gerçek” insanlarla tanışmaya karar verirler. Taşralı komşuları Alan ve Dawn’ı evlerine davet ederler. Farklı sınıflara ait insanlar arasında büyük bir hayal kırıklığı ile başlayan ve giderek tuhaflaşan ilişkiler trajik sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur.</p>
<p>Torben Betts’in yazdığı, Nazlı Gözde Yolcu’nun çevirdiği, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda <b>Gizem Akkuş, Gökçer Genç, Nurdan Kalınağa, Tankut Yıldız</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 31 Ocak 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEN MEDEA DEĞİLİM</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikâyesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. <b>Allison Gregory</b>’nin yazdığı, <b>Hülya Karakaş</b>’ın yönettiği oyunda <b>Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 14-17 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>İKİNCİ PERDENİN BAŞI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Genç ve umutsuz bir oyuncu olan Muhsin, ünlü tiyatro yönetmeni Afet’in açtığı oyuncu seçmesine girme fırsatı bulur. Böylesi bir dönüm noktasında, hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemiş olmasının gerginliğini yaşamaktadır. Seçmelere saatinde yetişemediğinden dolayı içeri girip girmeme konusunda kararsız kalır.</p>
<p>Herhangi bir mesleğe yeni başlayan pekçok genç için bu tür seçme veya sınavlar aslında kaybolan umutları bulma ve yeniden hayal kurabilmek için önemli bir eşiktir. Muhsin için ise bir adım ötesinde varoluş imtihanı başlayacaktır.</p>
<p><b>Alp Tuğhan Taş</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ebru Üstüntaş, Alp Tuğhan Taş</b> rol alıyor. Oyun, 17 Ocak 2026 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>HARAMİLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Musahipzade Celal’in üç farklı oyunundan oluşturulan bir uyarlamayla, halkın başına musallat olan harami yöneticiler ekseninde gelişen olayları, modern bir bakış açısı ve hicivle sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Musahipzade Celal</b>’in yazdığı, <b>Engin Alkan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Aslı Nimet Altaylar, Damla Cangül Yiğit, Elçin Atamgüç, Enes Mazak, Eyşan Dönmez, Göksel Arslan, Melih Tuma, Müslüm Tamer, Pelin Budak, Reyhan Karasu, Yusuf Akçay, Zafer Kırşan</b> rol alıyor. Oyun, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MAVİYDİ BİSİKLETİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir&#8217;e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950&#8217;lerin İzmir&#8217;inden günümüze taşıyor. <b>Dinçer Sümer</b>’in yazdığı <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Çağrı Büyüksayar</b> rol alıyor. Oyun, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖKSÜZLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.</p>
<p>Gençlik Günleri &#8220;İç Yapımlar&#8221; kapsamında genç oyuncularımızın hazırladığı oyun 2025 sezonunda repertuarımıza kazandırıldı. </p>
<p><b>Dennis Kelly</b>’nin yazdığı, <b>Selin Girit</b>’in çevirdiği, <b>Ogeday Erkut</b>’un yönettiği oyunda <b>Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz,</b> <b>Ogeday Erkut</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇİNGENE BOKSÖR(16+ Yaş)</b></p>
<p>1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahkûm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…</p>
<p><b>Rike Reiniger</b>’in yazdığı <b>Cafer Alpsolay</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ercan Demirhan</b> rol alıyor. Oyun, 21-24 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>SAVAŞ VE BARIŞ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikâyeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı,  Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Boran Bağcı, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Ümit Bülent Dinçer, Ümit Can Kaya, Yağmur Topçu</b> rol alıyor. Oyun, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>UÇURTMANIN KUYRUĞU </b><b>(13+ Yaş)</b></p>
<p>Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.<b> Savaş Dinçel</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu</b> rol alıyor. Oyun, 28-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MERHABA ÇOCUK (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen “çocukluk dönemi”ne dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında “çocukluk evresi”nin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş “anma etkinliği”yle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emrecan Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor. Oyun, 11, 18, 19 Ocak, 1 Şubat 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 11, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 25, 26 Ocak 2026 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 1 Şubat 2026 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 11, 18 Ocak Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 25, 26 Ocak, 1 Şubat tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 11, 18, 19 Ocak tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>RÜYA(5+Yaş)</b></p>
<p>Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. <b>Özge Midilli-Ertan Kılıç</b>’ın yazdığı <b>Özge Midilli</b>’nin yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Neşe Ceren Aktay, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu </b>rol alıyor. Oyun, 11, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 25, 26 Ocak, 1 Şubat tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 11, 18, 19 Ocak 2026 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 25, 26 Ocak, 1 Şubat tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SESLER ÜLKESİ (4+ Yaş)</b></p>
<p>Uzun zamandır çocuklar tarafından ihmal edilen Keman, Piyano, Flüt kendileri gibi çalınmayan arkadaşları Gitarı da yanlarına alarak Sesler Ülkesine dönmeleri gerektiğini anlatırlar. Gitar kendisini çalmayan Deniz’i uyandırır.  Gitar, Deniz’den ayrılmak istemediği için onu da Sesler Ülkesinde bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Böylece ilk kez Sesler Ülkesini bir çocuk ziyaret eder.</p>
<p>Sesler Ülkesinde enstrümanları ve müziği yakından tanıyan Deniz, Vivaldi, Mozart ve enstrümanlara hayran kalır ve enstrümanların hepsini öğrenmeye heveslenir. Enstrümanlar, Deniz’e kendini beğendirmek için bir yarışa girer ve akordları bozulur. Beethoven enstrümanların akordunu düzeltir ve onları orkestra şefi gibi yöneterek bir eser çaldırır. Aralarındaki uyumu hatırlayan enstrümanlar ve çalacağı enstrümana karar veren Deniz mutludur.</p>
<p><b>Gizem Padar</b>’ın yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Aslı Şahin, Bahar Çebi, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Polat, Damla Cangül Yiğit, Lale Kabul</b> rol alıyor. Oyun, 25 Ocak tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Tuğçe Açıkgöz, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 25, 26 Ocak, 1 Şubat tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-ocak-ayinda-33-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-603211">İBB Şehir Tiyatroları Ocak Ayında 33 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayla Algan Vefatının 2. Yıl Dönümünde Kabri Başında Anıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayla-algan-vefatinin-2-yil-donumunde-kabri-basinda-anildi-603056</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 07:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[algan]]></category>
		<category><![CDATA[ayla]]></category>
		<category><![CDATA[başında]]></category>
		<category><![CDATA[dönümünde]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kabri]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[vefatının]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603056</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları; eğitimci, tiyatro sanatçısı, sinema oyuncusu ve ses sanatçısı Ayla Algan’ı, vefatının 2. yıl dönümünde Aşiyan Mezarlığı’ndaki kabri başında düzenlenen bir törenle andı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayla-algan-vefatinin-2-yil-donumunde-kabri-basinda-anildi-603056">Ayla Algan Vefatının 2. Yıl Dönümünde Kabri Başında Anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları; eğitimci, tiyatro sanatçısı, sinema oyuncusu ve ses sanatçısı Ayla Algan’ı, vefatının 2. yıl dönümünde Aşiyan Mezarlığı’ndaki kabri başında düzenlenen bir törenle andı.</p>
<p>4 Ocak 2026 Pazar günü düzenlenen törene, Ayla Algan’ın kızı Sevi Algan, Erol Babaoğlu, sanatçılar Uğurtan Atakan ve Betül Kızılok Bavli’nin yanı sıra sanatçının dostları, sevenleri ve öğrencileri katıldı.</p>
<p>Ayla Algan’ın kabri başında toplanan ailesi, dostları ve sanatçı arkadaşları onunla yaşadıkları anılarını paylaştılar.</p>
<p><b>Çorbasını İçmeyen Yoktur</b></p>
<p>Kızı Sevi Algan, Beklan Algan ve Ayla Algan’ın gündelik yaşantının üzerinde bir ev ve sanat hayatı olduğunu söyledi. Evdeki büyük masanın üzerinde genelde tiyatro ve sanata dair kitapların olduğunu ve sanat konuşulmadan o masanın üzerinde herhangi bir şey yenmediğini ifade etti. Sevi Algan, “Muhsin Ertuğrul’dan kalma bir sini vardı. Muhsin hocadan kalan her şeye özen gösterir önem verirlerdi. O sininin etrafında toplanır yemeklerimizi yerdik. Bizim eve gelenler de aynı sininin etrafında toplanırdı. Eve gelenler mutlaka o sinide bir çorba içmişlerdir” dedi. Aynı zamanda evlerinde iki ustanın birlikte hep sanattan, tiyatrodan konuştuğunu, kendisinin de böyle bir evde büyüdüğünü ifade etti.</p>
<p><b>İnsan Sarrafıydı</b></p>
<p>Uğurtan Atakan, Ayla Algan’ın “İnsan sarrafı” olduğunu dile getirdi. Törene katılan ve katılmayan birçok insanın hayatına dokunan, onlarla yaş farkı gözetmeksizin ortak heyecanı, duyguyu ve düşünceyi paylaşan Ayla Algan, insanlarla kurduğu iletişimde özenliydi. Herkesin ilgi alanlarını bilir, merak eder, onları yüreklendirir ve desteklerdi. Herkes Ayla Algan’ın iyi bir insan olduğunu, kendi hayatlarında olumlu anlamda her zaman destek gördüklerini ifade etti.</p>
<p><b>Yeni Öğrendiğini Hemen Kullanırdı</b></p>
<p>Erol Babaoğlu, Ayla Algan’ın meraklı bir insan olduğunu, yeni öğrendiği bir şeyi hemen kullandığını ifade etti. TEMA Vakfı’ndan tiyatroya eğitim için geldiklerini, o zaman TAL’de az sayıda katılımcıyla bir seminer gerçekleştirildiğini anlattı. Bu seminerde, toprak erozyonundan bahsedildiğini ve bir zaman toprak kalmadığı için insanların cenazelerini kayaların içine gömdüklerinden bahsedildiğini anlattı. Ayla Algan’ın bu bilgiyi, Kenan Işık’ın yönettiği Aşk Hastası’ndaki rolünde, bir anda doğaçlamayla rolüne dahil ettiğini söyledi.</p>
<p><b>Sevdiklerini Arardı</b></p>
<p>Törende, pandemi zamanında rehberindeki sevdiklerini arayıp, “bir ihtiyacınız var mı?” diye sorduğu anlatıldı. Ayla Algan, iyi insan olarak, hayattayken birçok insanın yaşamına olumlu anlamda değmiş, onlarla üstenci değil adeta akran ilişkisi geliştirmişti. Onun sohbetinde bulunmak, sevgi dolu gözleriyle, kocaman tebessümüyle ve çocuksu merakıyla, her zaman insanı kendisini keşfettiği bir yolculuğa çıkarırdı. Onun rehberinde kaydının olması, her zaman aranacağın ve aradığın anda da şefkat dolu bir sesle konuşacağın anlamına gelirdi.</p>
<p>Törenin sonunda mezara çiçek bırakıldı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayla-algan-vefatinin-2-yil-donumunde-kabri-basinda-anildi-603056">Ayla Algan Vefatının 2. Yıl Dönümünde Kabri Başında Anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç aylar, manevi arınmanın yanı sıra sorumluluğu da hatırlatıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uc-aylar-manevi-arinmanin-yani-sira-sorumlulugu-da-hatirlatiyor-601962</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 09:35:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arınmanın]]></category>
		<category><![CDATA[aylar]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[manevi]]></category>
		<category><![CDATA[sıra]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[üç]]></category>
		<category><![CDATA[yanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601962</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, İslam dünyasında “üç aylar” olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarının manevi önemini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uc-aylar-manevi-arinmanin-yani-sira-sorumlulugu-da-hatirlatiyor-601962">Üç aylar, manevi arınmanın yanı sıra sorumluluğu da hatırlatıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, İslam dünyasında “üç aylar” olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarının manevi önemini değerlendirdi.</p>
<p><strong>İbadet kadar dayanışma bilinci de canlı tutulmalı</strong></p>
<p>Recep, Şaban ve Ramazan aylarının ibadet, dua, zikir ve hayır faaliyetleriyle değerlendirilmesinin önemine işaret eden Prof. Dr. Öngören, bu zaman diliminde merhamet ve dayanışma bilincinin daha görünür hale gelmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Öngören, “Üç aylar, Allah’ın rahmetinin yoğun biçimde tecelli ettiğine inanılan bir süreçtir. Bu rahmet atmosferi, yalnızca kişisel kurtuluş beklentisiyle değil, acı çeken coğrafyalar için hissedilen sorumlulukla da değerlendirilmelidir.” dedi.</p>
<p><strong>Kandiller, manevi duraklar değil; iç muhasebe çağrılarıdır</strong></p>
<p>Üç aylar içerisinde yer alan Regaib, Mirac, Berat ve Kadir gecelerinin, bu dönemin manevi derinliğini artırdığını belirten Prof. Dr. Öngören, kandillerin birer ritüel gecesi olmanın ötesinde, insanı ahlaki ve vicdani muhasebeye davet eden zamanlar olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Regaib Kandili’nin ilahi lütfu hatırlattığını, Mirac Kandili’nin ise insanın manevî yükselişini sembolize ettiğini ifade eden Prof. Dr. Öngören, Mirac gecesinde namazın farz kılınmasının da bu sorumluluğun somut bir göstergesi olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>Berat Kandili bağışlanma, rızık ve kaderle ilişkili</strong></p>
<p>Şaban ayının ortasında idrak edilen Berat Kandili’nin bağışlanma, rızık ve kaderle ilişkilendirildiğini hatırlatan Prof. Dr. Öngören, bu gecenin insan davranışlarının kader üzerindeki etkisini düşünmek için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Öngören, Peygamberimizin, “Şâban’ın ortasında gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona âfiyet vereyim… der” şeklinde buyurduğunu ifade ederek, “Özellikle kader hükümlerinin yazıldığı ‘levh-i mahfuz’daki ‘askıda hükümlerin’ (kaza-i muallak), yani lehimizde ya da aleyhimizde gerçekleşmesi bizim tutum ve davranışlarımıza bağlanmış hükümlerin lehimize göre meydana gelmesi söz konusu olacaktır” diye konuştu.</p>
<p>Rivayetlere göre, Kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dan Mekke’deki Kabe istikametine çevrilmesinin de bu gecede gerçekleştiğini söyleyen Prof. Dr. Öngören, bu gecenin tövbe, ahlaki dönüşüm ve sorumluluk bilinciyle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Ramazan ayının en kıymetli gecesi olarak kabul edilen Kadir Gecesi…</strong></p>
<p>Ramazan ayının en kıymetli gecesi olarak kabul edilen Kadir Gecesi’nin, Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece olması nedeniyle özel bir anlam taşıdığını belirten Prof. Dr. Öngören, bu gecenin ilahi rahmetin zirveye ulaştığı zamanlardan biri olarak görüldüğünü ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Öngören, Kadir Gecesi’nin yalnızca bireysel bağışlanma arayışıyla değil, insanlık için adalet, barış ve huzur dilekleriyle değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>Dualar toplumsal kurtuluş için de güçlü bir araç </strong></p>
<p>Üç ayların sunduğu manevi atmosferin toplumsal dayanışmayı güçlendirme potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öngören, duaların yalnızca bireysel huzur için değil, toplumsal kurtuluş için de güçlü bir araç olduğunu söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Reşat Öngören, “Maddi imkânlarımız sınırlı olabilir; ancak dualarımızla mazlumların yanında olmak hepimizin elindedir. Bu mübarek zamanlar, insanın kendisiyle birlikte dünyaya karşı da sorumluluğunu hatırladığı nadir eşiklerden biridir. Allah’ın rahmet ve mağfiret kapılarının sonuna kadar açık olduğu bu özel dönemi en iyi şekilde değerlendirmek hem bireysel hem de toplumsal huzur için bir vesiledir” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uc-aylar-manevi-arinmanin-yani-sira-sorumlulugu-da-hatirlatiyor-601962">Üç aylar, manevi arınmanın yanı sıra sorumluluğu da hatırlatıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka konforu psikolojik riskler barındırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-konforu-psikolojik-riskler-barindiriyor-601902</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 07:51:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[barındırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[konforu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601902</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yapay zekanın insan yaşamı ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini, özellikle psikoterapi, ilişki kurma becerileri ve düşünme süreçleri açısından ele alarak, kontrollü ve bilinçli kullanımın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-konforu-psikolojik-riskler-barindiriyor-601902">Yapay zeka konforu psikolojik riskler barındırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yapay zekanın insan yaşamı ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini, özellikle psikoterapi, ilişki kurma becerileri ve düşünme süreçleri açısından ele alarak, kontrollü ve bilinçli kullanımın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Yapay zeka davranışlarımızı ele geçirmez, ancak yanlış kullanıldığında bizi yönlendirebilir!</strong></p>
<p>Yapay zekayı, ‘günümüzde hayatımıza sessizce dahil olan, ancak etkisi giderek büyüyen bir güç’ olarak tanımlayan Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Biz uyurken gelişmeye devam eden, sosyal medyada gezinirken davranışlarımızdan öğrenen, sohbet ederken bile bizi dinleyen bu sistem, artık gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline geldi.” dedi.</p>
<p>‘Yapay zekanın davranışlarımızı, düşüncelerimizi ve duygularımızı ele geçirmesi mümkün mü?’ sorusuna ‘hayır’ cevabını veren Demir, “Ancak mesele bu kadar basit değil. Yapay zeka, insan davranışlarına ait örüntüler üzerinden öğrenmek üzere tasarlanmış bir sistem. Asıl tartışılması gereken konu, bu sistemi hangi niyetle, kimlerin ve ne amaçla kullandığıdır. Çünkü yapay zekanın arkasındaki güç, bireylerin düşünce biçimlerini, duygularını ve davranışlarını dolaylı yoldan etkileyebilir, hatta manipülasyona açık hale getirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zekaya sahip olsa da gerçek duygulara sahip değil!</strong></p>
<p>Yapay zekanın kökeninin oldukça eskiye dayandığına değinen Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Süreç, 1600’lü yıllara, felsefe ve matematik tarihine kadar uzanır. Matematikçi filozof Leibniz’in dört işlem yapabilen hesap makinesini icat etmesi, ‘insan yerine bazı işleri yapabilen sistemler mümkün mü?” sorusunu da beraberinde getirdi.” dedi. </p>
<p>O dönemde hesap makinesine yöneltilen ‘insanlar düşünemez hale gelecek’, ‘işler elimizden alınacak’ eleştirilerinin günümüzde yapay zeka için yapılan tartışmalarla büyük benzerlik taşıdığını aktaran Demir, şunları söyledi:</p>
<p>“Bugün de benzer sorular soruyoruz; ‘Hangi meslekler yok olacak? Çocuklarımız işsiz mi kalacak? İnsan emeğinin değeri azalacak mı?’. Yapay zeka, insan beyninin bilgi işleme mantığını taklit eden dijital bir sistemdir. Nasıl ki insan beyni nöronlar ve sinapslar aracılığıyla çalışıyorsa, yapay zeka da dijital sinir ağları üzerinden veri işler. Ancak kritik bir fark var; zeka var, fakat duygu yok.</p>
<p>Bugün yapay zeka, duyguları taklit edebilir; ancak gerçek anlamda hissedemez. Duygu üretme kapasitesi ve bu duyguların gerçekliği hala insana özgü. Son dönemde bazı yapay zeka sistemlerinin küfürlü ifadeler kullanması ya da insana benzer tepkiler vermesi, bu sistemlerin ‘insanlaştığı’ izlenimini yaratabilir. Ancak bu durum, çoğunlukla arka planda yapılan etik ve davranışsal ayar değişikliklerinin bir sonucudur. Bu noktada, ‘eğer bazı ahlaki ya da davranışsal modüller değiştirilebiliyorsa, yapay zekaya başka neler yaptırılabilir?’ sorusu önem kazanıyor.” </p>
<p><strong>Psikoterapi yapay zekaya bırakılamaz!</strong></p>
<p>Günümüzde yapay zekanın, özellikle tanı ve veri analiz süreçlerinde sağlık alanında aktif olarak kullanıldığını ifade eden Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yakın gelecekte yalnızca yapay zekanın yer aldığı hastaneler gerçekçi görünmese de, uzmanların hata payını azaltan, karar destek sistemi olarak çalışan yapılar oldukça umut verici.” dedi.</p>
<p>Bu noktada yapay zekanın, insanın yerini alan değil; insanı destekleyen bir araç olarak değerlendirildiğinde faydalı bir rol üstlenebileceğini kaydeden Demir, “Ruh sağlığı alanında ise sınırlar çok daha net. Psikoterapi, iki insan arasındaki gerçek ve samimi bir ilişkiye dayanır. Teknikler, yöntemler ya da ekoller kadar önemli olan unsur, kurulan bağdır. Bu nedenle yapay zekanın psikoterapi yapması şu an için mümkün değil ve etik açıdan da sakıncalı. Buna rağmen, birçok insanın yapay zeka sistemlerini bir terapist gibi kullandığını görüyoruz. İnsanlar bu sistemlerle dertleşiyor, duygularını paylaşıyor ve bağ kuruyor. İşte tam bu noktada ‘parasosyal ilişki’ kavramı devreye giriyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Çatışma yoksa gelişim de yok!</strong></p>
<p>Parasosyal ilişkinin, canlı olmayan bir varlıkla canlıymış gibi kurulan tek taraflı bağı ifade ettiğini dile getiren Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “İlk kez televizyonun yaygınlaşmasıyla tanımlanan bu kavram, bugün yapay zeka ile yeni bir boyut kazandı.” dedi.</p>
<p>Gerçek bir ilişkinin çatışma, hayal kırıklığı, reddedilme ve uzlaşmayı içerdiğine dikkat çeken Demir, “Tüm bu süreçler bireyin psikolojik gelişimini destekler. Oysa yapay zeka, kullanıcıyı memnun etmeye programlıdır. Çoğunlukla onaylayan, çatışmadan kaçınan bir yapı sunar. Çatışma yoksa gelişim de yoktur. Bu durum, kısa vadede konfor ve anlaşılma hissi verse de uzun vadede bireyin sosyal bağ kurma becerisini, psikolojik dayanıklılığını, gerçek ilişkilere tahammül kapasitesini zayıflatır. Özellikle günümüzde giderek artan yalnızlık pandemisi, bu süreci daha da riskli hale getiriyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yapay zeka, bizi yöneten bir otoriteye dönüştüğünde risk başlar!</strong></p>
<p>Her şeyi yapay zekaya sormanın, düşünme becerilerimizi devre dışı bırakmak anlamına geldiğini vurgulayan Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Beyin, kullanılmayan becerileri zamanla köreltir. Bu nedenle yapay zekayı bir ‘uzman’ gibi değil, bir stajyer gibi görmek gerekir. Söylediklerini sorgulamak, eleştirel düşünmek ve nihai kararı insan aklıyla vermek sağlıklı olan yaklaşımdır.” dedi.</p>
<p>Yapay zekanın hayatı kolaylaştıran, üretkenliği artıran bir araç olarak kullanıldığında değerli olduğunun altını çizen Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak bizi yöneten, kararlarımızı şekillendiren bir otoriteye dönüştüğünde risk başlar. Gerekirse yapay zeka detoksu yapmak, dijital sınırlar koymak ve gerçek insan ilişkilerine alan açmak, ruh sağlığımız açısından koruyucu olacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-konforu-psikolojik-riskler-barindiriyor-601902">Yapay zeka konforu psikolojik riskler barındırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-dostluk-duygusunu-kaybettigimiz-icin-yalniziz-601695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 09:05:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygusunu]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybettiğimiz]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl “Gençlik ve Yalnızlık” temasıyla düzenlenen “7. Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu”, Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-dostluk-duygusunu-kaybettigimiz-icin-yalniziz-601695">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl “Gençlik ve Yalnızlık” temasıyla düzenlenen “7. Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu”, Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p>Sempozyumun açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı yaptı.</p>
<p><strong>Gelecekte insanlığı bekleyen büyük tehlike yalnızlık!</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yalnızlık konusunu gündeme getirmelerinin temel nedeninin gelecekte insanlığı bekleyen büyük bir tehlikeyi fark etmeleri olduğunu ifade ederek, “Yalnızlık Sempozyumu’nun yedincisini gerçekleştiriyoruz. Bir psikiyatrist olarak yalnızlığın neden bu kadar önemli olduğunu özellikle gelecekte bekleyen tehlikeyi gördüğümüz için gündeme getirme ihtiyacı hissettik.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, günümüzde literatürde giderek daha fazla tartışılan “Kaliforniya Sendromu” kavramına dikkat çekerek, “Bu sendromun dört temel belirtisi var. Kaliforniya Sendromu’nun birinci belirtisi hedonizmdir; yani haz odaklı yaşam felsefesi. Aslında Aristoteles bunu 2500 yıl önce söylemişti. İki tür mutluluk vardır: Biri hedonik mutluluk, yani haz mutluluğu; diğeri ise ödomanik mutluluk, yani anlam mutluluğu.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İnsan ancak anlam peşinde koştuğunda gerçekten mutlu olabiliyor”</strong></p>
<p>Haz ve anlam mutluluğunun nörobiyolojik karşılıklarının da ortaya konduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, modern yaşamın anlam mutluluğunu ihmal ettiğini vurguladı ve “Haz mutluluğu beyinde dopaminle ilişkilidir; kısa vadeli ve geçicidir. Anlam mutluluğu ise serotoninle ilgilidir; daha yavaş salgılanır ama daha kalıcıdır. Kapitalist sistem hedonik mutluluğu tercih etmiş, anlam mutluluğunu ihmal etmiştir. Oysa insan ancak anlam peşinde koştuğunda gerçekten mutlu olabiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine de değinen Prof. Dr. Tarhan, psikolojide uzun süre göz ardı edilen önemli bir noktaya dikkat çekerek, “Maslow, son dönemde vefatından önce ihtiyaçlar hiyerarşisinin en tepesine ‘kendini gerçekleştirme’yi değil, ‘kendini aşma’yı koymuştu. Kendini aşmanın en üst noktasında ise başkalarına yardım etmek ve manevi ihtiyaçlar vardı. Bu gerçek 2017 yılında açıklandı.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Bencil insan, yaşlılık veya zorluk anlarında derin bir yalnızlık hissi yaşar”</strong></p>
<p>Kaliforniya Sendromu’nun ikinci belirtisinin egoizm ve narsisizm olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, özellikle gençler arasında narsisizmin hızla yayıldığını söyledi.</p>
<p>“ABD’de ‘Narsisizm Epidemisi’ adıyla kitaplar yayımlandı. Narsisizm, egoizmin kişilik haline gelmesidir. Bencil insan, güçlü ve sağlıklı olduğu zaman iyidir; ancak hastalık, yaşlılık veya zorluk anlarında derin bir yalnızlık hissi yaşar.” diye konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu sürecin kaçınılmaz olarak yalnızlık ve depresyonu beraberinde getirdiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Dünyada depresyon küresel ölçekte artıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Kaliforniya Sendromu’nun üçüncü belirtisi yalnızlık, dördüncü belirtisi ise mutsuzluk ve depresyondur. Bugün dünyada depresyonun küresel ölçekte artışında bir virüs mü var diye araştırılıyor. Aslında burada virüs, hedonizm virüsüdür.” dedi.</p>
<p>Yalnızlıkla baş etmenin yolunun anlam odaklı bir yaşamdan geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, insanın yalnızlığı kendini değiştirmek ve olgunlaşmak için bir fırsata dönüştürebileceğini anlattı.</p>
<p><strong>Gençler yaşlılardan daha yalnız</strong></p>
<p>Gençlik ve yalnızlık arasındaki ilişkiye de değinen Prof. Dr. Tarhan, İngiltere’de yapılan geniş kapsamlı bir araştırmanın çarpıcı sonuçlarını paylaştı ve “Manchester Üniversitesi ve BBC’nin 55 bin kişiyle yaptığı araştırmada, 16-24 yaş arası gençlerin yüzde 40’ı ‘çok yalnızım’ diyor. 75 yaş üzerindekilerde bu oran yüzde 27. Yani gençler, yaşlılardan daha yalnız.” diye konuştu.</p>
<p>Yalnızlığın artık devlet politikalarını da etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “İngiltere 2018’de, Japonya ise 2021’de Yalnızlık Bakanlığı kurdu. Birleşmiş Milletler, geleceği bekleyen üç büyük tehlike tanımlıyor: Gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Gençlerdeki yalnızlığın nedeni dijital yalnızlık!</strong></p>
<p>Gençlerde yalnızlığın en önemli nedenlerinden birinin dijital yalnızlık olduğunu da belirten Prof. Dr Tarhan, “Dijital dünyada ilişki çok ama derinlik yok. Sosyal paylaşım var ama duygusal paylaşım yok. Sosyal medya aslında sosyal değil; sanal medyadır. Duygusal aktarımın olmadığı yerde yalnızlık vardır.” dedi.</p>
<p>Konuşmasının sonunda, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın temelinde derin ve anlamlı ilişkilerin yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, Harvard Üniversitesi’nin 75 yıl süren araştırmasına atıfta bulunarak, “En uzun, en mutlu ve en sağlıklı yaşayanlar; zengin, ünlü veya başarılı olanlar değil, derin ve anlamlı ilişkileri olan kişiler.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Türk kültüründeki “dost” kavramının altını çizen Prof. Dr. Tarhan, “Dost, insanın kendini yalnız hissettiğinde konuşabileceği kişidir. Güvenli ilişki kurabildiği, zor anında yanında olan kişidir. Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız. Anadolu irfanına, Doğu bilgeliğiyle Batı’nın bilimsel birikimini sentezlemeye ihtiyacımız var. Bu sorun ancak böyle çözülebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nazife Güngör: “Yalnızlık, gündelik yaşamın içine yerleşmiş bir problem haline geldi”</strong></p>
<p>Konuşmasına sempozyuma katılanları selamlayarak başlayan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, “Önemli bir sempozyum, çok önemli bir konu. Son derece ciddi; çağımızın temel problemlerinden biriyle karşı karşıyayız.” dedi.</p>
<p>Yalnızlığın artık gündelik hayatın doğal bir parçası haline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Güngör, bireylerin yalnızlaşmasını sadece teorik bir mesele olarak değil, yaşanan ve hissedilen bir gerçeklik olarak değerlendirdi ve “Bugün artık bireylerin yalnızlaştığını sadece akademik metinlerde değil, günlük konuşmalarımızın içinde de dile getiriyoruz. Çünkü görüyoruz, hissediyoruz ve yaşıyoruz. Yalnızlık, gündelik yaşamın içine yerleşmiş bir problem haline geldi.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Teknolojiyle birlikte aile içi ilişkiler zayıfladı”</strong></p>
<p>Yalnızlaşmanın tarihsel kökenlerine de değinen Prof. Dr. Güngör, modernleşme süreciyle birlikte aile yapısında yaşanan dönüşümlerin bu süreci hızlandırdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Güngör, “Aslında modernleşmeyle birlikte bireyin yalnızlaşmaya başladığını söyleyebiliriz. Bunun en önemli nedenlerinden biri büyük aileden, geleneksel aileden çekirdek aileye geçiştir. Elbette çekirdek ailenin modern yaşam açısından olumlu yönleri vardı; sanayileşmiş kentlerin bir gereği haline gelmişti. Ancak bu dönüşüm, kuşaklar arası kopuşu da beraberinde getirdi.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Aile yapısındaki bu parçalanmanın zamanla daha derin bir yalnızlaşmaya dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Güngör, “Teknolojiyle birlikte aile içi ilişkiler zayıfladı. Çekirdek ailelerde bile ebeveynlerle çocukların arasına teknoloji girdi. Bu aracıyla birlikte aile bireyleri giderek birbirinden kopmaya başladı. İlk etapta bu durum özerklik ve özgürlük hissi verdi; hatta bir süre bunun keyfi yaşandı. Ancak zaman içinde aile bireylerinin aynı evin içinde bile birbirleriyle iletişim kurmadığını, kursalar bile bunu artık bir araç üzerinden yaptıklarını görmeye başladık.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Yalnızlıktan haz almaya başladık”</strong></p>
<p>Günümüzde bireylerin sanal dünya ile kurduğu ilişkinin gerçek sosyal ilişkilerin yerini aldığını söyleyen Prof. Dr. Güngör, “Artık her birimiz elimizdeki mobil telefonların sunduğu sanal dünyayla ilişki kuruyoruz. Bir kafeye sohbet etmek için gidiyoruz, aynı masada oturuyoruz ama birkaç dakika sonra hepimiz o kafenin dışındayız. Aynı masadayız ama her birimiz başka bir dünyadayız.” dedi.</p>
<p>Bu sürecin en tehlikeli boyutunun yalnızlıktan haz almaya başlanması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Garip bir yalnızlaşma ve kopma yaşıyoruz. Daha da vahimi, yalnızlıktan haz almaya başladık. Bireylerin birbirine ihtiyaç duymamaya başlaması çok büyük bir tehlike. Oysa insan dediğimiz varlık sosyal bir varlıktır. Bugün bu sosyal varlık olma halinin çelişkilerini derin biçimde yaşamaya başladık.” diye konuştu.</p>
<p>Modern ve postmodern süreçlerin bireyi ve aileyi parçaladığını belirten Prof. Dr. Güngör, insanın artık hem gerçek hem de sanal dünyada parçalı bir yaşam sürdürdüğünü ifade etti ve “Bir yandan somut gerçeklikte yaşıyoruz, diğer yandan sanal gerçeklikte var oluyoruz. Bu da bizi parçalı hale getiriyor. İlk başta keyif verici gibi görünen bu durum, zamanla insanın kendi çelişkileriyle yüzleştiği çok daha vahim bir süreci beraberinde getiriyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Makinelerle birlikte bir şeyleşme sürecine girdik”</strong></p>
<p>Teknolojinin insanı makinelere bağımlı hale getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Güngör, bu süreci “şeyleşme” kavramıyla açıkladı ve “Birbirimizden uzaklaşırken makinelerle bütünleşmeye başladık. Makinelere eklemlendik. İnsan olmaktan, birey olmaktan uzaklaşıp, makinelerle birlikte bir şeyleşme sürecine girdik. Bu son derece kaygı verici bir durum.” dedi.</p>
<p>Duyguların ve zihinsel süreçlerin de bu dönüşümden etkilendiğini vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Duygularımız yumuşuyor, hatta olumsuz anlamda duygularımızdan arınmaya başlıyoruz. Zihnimizi yapay zekâya, duygularımızı sanal âleme teslim ediyoruz. Bunun sonucunda yalnızlaşma ve yabancılaşmanın iç içe geçtiği çok garip bir sürecin tam ortasında bulunuyoruz.” diye sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Süleymanlı: “Gençlerimiz zaman zaman kendilerini duyulmamış ve yalnız hissetmektedir”</strong></p>
<p>Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Kazakistan’ın başkenti Astana’dan çevrimiçi katılarak gençlerin dijital çağda giderek derinleşen yalnızlık deneyimlerine dikkat çekti.</p>
<p>Bu yıl sempozyumun ana temasının özellikle gençlik olarak belirlendiğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, dijitalleşmenin gençlerin sosyal ilişkilerini dönüştürdüğüne işaret ederek, “Dijital çağın sunduğu tüm iletişim imkânlarına rağmen, sosyal medya üzerinden sürekli etkileşim içinde olan gençlerimiz zaman zaman kendilerini duyulmamış ve yalnız hissetmektedir. Bu tablo, gençlerin yaşadığı yalnızlığın bireysel tercihlerden ziyade içinde bulundukları toplumsal koşullarla yakından ilişkili olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” dedi.</p>
<p>Sempozyum süresince gençlerin yalnızlık deneyimlerini şekillendiren çok sayıda başlığın ele alınacağını belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Göçmen gençlikten üniversite gençliğine, dijital kuşaktan sosyal medya fenomenlerine, otizmli gençlerin özgün yalnızlık deneyimlerinden yurt dışında öğrenim gören gençlerin yaşadığı yalnızlık olgusuna kadar pek çok başlığı karşılaştırmalı bir bakış açısıyla ele alacağız. Bu gruplar, günümüzde yalnızlığın yeni ve farklı görünümlerini en yoğun biçimde deneyimleyen toplumsal kesimler arasında yer almaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık’ araştırması</strong></p>
<p>Her yıl olduğu gibi bu yıl da kapsamlı bir alan araştırmasının sempozyum kapsamında paylaşılacağını dile getiren Süleymanlı, “Sempozyumumuz kapsamında Method Research Company ile iş birliği içerisinde Türkiye genelinde gerçekleştirdiğimiz ‘Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık’ başlıklı geniş kapsamlı alan araştırmasının bulgularını da değerlendireceğiz.</p>
<p>Sempozyumun yalnızca sorunları tespit etmeyi değil, çözüm üretmeyi hedeflediğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Biz burada yalnızlığı kader gibi kabullenen bir yaklaşımı değil; dönüştürülebilir bir toplumsal mesele olarak ele alan bir anlayışı güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Yalnızca sorunları tanımlayan değil, aynı zamanda çözüm üreten bir akademik zemin oluşturmayı önemsiyoruz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Yalnızlığın evrensel bir mesele olduğunun altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, “Sempozyumda bu yıl Azerbaycan, Finlandiya, İsviçre, Kazakistan, Rusya ve Özbekistan olmak üzere altı ülkeden yüz yüze ve çevrim içi katılımla geniş bir uluslararası temsil sağlanmıştır. Bu tablo, yalnızlık olgusunun sınırları aşan, evrensel bir sorun olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Dijitalleşen dünyada gençlerin yalnızlık serüveni ele alındı</strong></p>
<p>Moderatörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin’in yaptığı birinci oturumda; Düzce Üniversitesi’nden Prof. Dr. Metin Kılıç “Modernleşen Aile ve Dijitalleşen Gençlik”, Finlandiya Kızılhaçı’ndan Annakatriina Jylhä ve Tommi Korhonen “Yalnızlığın Gönüllülükle Önlenmesi”, Marmara Üniversitesi’nden Doç. Dr. Müge Akbağ “Gençlikte İlişkisel İhtiyaçlar” ve çevrim içi katılımıyla Prof. Dr. Mustafa Koç “Duyguda Yaşayan Gençliğin Yalnızlık Mücadelesi” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>Türkiye’de Gençliğin Yalnızlığı Araştırması sonuçları açıklandı</strong></p>
<p>Sempozyumun en dikkat çekici bölümlerinden birinde; Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin ve Method Research Company’den Hale Aslı Kılıç tarafından hazırlanan “Türkiye’de Gençlik, Yalnızlık ve Dijitalleşme: Güncel Araştırma Bulguları” ilk kez kamuoyuyla paylaşıldı.</p>
<p>Öğleden önceki ikinci oturumda ise; NEET (ne eğitimde ne istihdamda olan) gençlerden göçmen gençlere, otizmli bireylerden uluslararası öğrencilere kadar geniş bir yelpazede “Gençlik ve Toplumsal Yalnızlık Deneyimleri” ele alınacak. Doç. Dr. Cihan Ertan, Dr. Gökhan Özcan, Uzman Klinik Psikolog Buse Duran Birlik, Serden Ferhatoğlu Anıl (İsviçre), Nuriye Novruzova (Konuşma Terapisti) ve Sümeyra Yaman (Çocuk Gelişimi Uzmanı) gençlikte yalnızlığın psikopatolojik ve sosyolojik boyutlarını değerlendirildi.</p>
<p>Sempozyumun öğleden sonraki bölümü çevrim içi olarak devam etti. Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı moderatörlüğündeki bu bölümde; Rusya (RUDN Üniversitesi), Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan’dan katılan bilim insanları, kendi ülkelerindeki gençlik yalnızlığı, siber politikalar ve sosyal medya düzenlemeleri üzerine sunumlar yaptı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-dostluk-duygusunu-kaybettigimiz-icin-yalniziz-601695">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 07:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklukta]]></category>
		<category><![CDATA[davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Sultan Tarlacı]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şiddeti genetik, çevresel ve nörobiyolojik boyutlarıyla ele alarak, özellikle çocuklukta maruz kalınan şiddetin beyin gelişimi, kişilik oluşumu ve ileriki yaşamda suç eğilimini nasıl etkilediği hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599">Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şiddeti genetik, çevresel ve nörobiyolojik boyutlarıyla ele alarak, özellikle çocuklukta maruz kalınan şiddetin beyin gelişimi, kişilik oluşumu ve ileriki yaşamda suç eğilimini nasıl etkilediği hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Fiziksel şiddet, ruhsal yapıyı; ruhsal şiddet de fiziksel yapıyı etkiler! </strong></p>
<p>Şiddetin hem ruhsal ve hem de fiziksel olabileceğini aktaran Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “İnsan ruhsal ve bedensel yapıdan oluşur. Bu iki kavram sıkı ilişki içerisindedir. Dolayısıyla bedene alınan bir şiddet, ruhsal yapıyı etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Ruhsal alınan bir şiddetin de aynı doğrultuda fiziksel yapıyı bozabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarlacı, “İki kavram da insanda iç içe geçtiği için ayırmak pek kolay olmayabilir. Şiddete maruz kalan kişide ruhsal, fiziksel, psikolojik veya cinsel bir değişim olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beynin ön bölgesi hasar gördüğünde empati ve öz kontrol bozulur, suç ve şiddet eğilimi artar! </strong></p>
<p>Şiddet uygulayan kişide kendine özgü beyinsel kişilik davranış özelliği olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Âşık biri, sevdiği kişi tarafından reddediliyorsa beyin bir yas durumuna girer. Depresyon, üzüntü ve ağlama vardır ancak beynine bakıldığında büyük bir acı görürüz.” dedi.</p>
<p>Suçlu beyin özelliğinin çok boyutu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarlacı, “1848’li yıllarda beyni hasar görmüş kişilerin davranışlarının değiştiği görüldü. Araştırmalar neticesinde, öz kontrolümüzün bulunduğu beynin ön bölgesi hasar gördüğünde empati, normlara uyma, öz kontrolün bozulduğu ve yaptığı eylemin sonucunu tahmin edememe gibi bulgular saptandı. Bunun sonucunda da suç ve şiddet eğilimi artar.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Zekânın yüzde 50’si anne-babadan, diğer yüzde 50’si ortam etrafında şekilleniyor! </strong></p>
<p>Aileden gelen genetik bağlantıların da suça yatkınlık olasılığını artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Beynin kimyasını dengeleyen bir enzim ya da beyindeki kimyasalı parçalayan bir protein vardır. Bu kısım, olası bir gen alımında şiddet özelliğinin arttığını bize göstermiştir. Diğer adı savaşçı gendir. Ama bu tek başına suçlu sayılmaz.” dedi.</p>
<p>Çevre faktörlerinin de etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarlacı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Beyin, anne karnından 21 yaşına kadar gelişme gösterir. O süreç içerisinde beslenmenizden soluduğunuz hava ve duygu-iletişim durumunu kazanıp kazanmama gibi faktörler de ekleniyor. Genetik kaderi kabul etmiyoruz. Zekânın yüzde 50’si anne-babadan, diğer yüzde 50’si ortam etrafında şekillenir. Halk arasında psikopat dediğimiz ve sürekli suç işlemeye meyli olan insanlar da var. Bu insanlarda beyin bölgesinde empati ve öz kontrol eksikliği görülmüş. Ancak psikopat beyin de olsa toplum, kültür, aile, iyi eğitim ve destek bu insanı tamamen suç işlemeyen bir birey haline çevirebiliyor.” </p>
<p><strong>Çocuğa erken yaşta şiddet uygulanırsa bu durum beynin bir sanat eserine dönmesini engeller!</strong></p>
<p>Ailenin ilk öğrenme ortamı olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Eğer ailede sevgi görülmüş, dinlenilmiş, duygularını ifade eden bir birey olarak yetişmişse, baskı yapılmamışsa ve şiddetten uzaklaştırılmışsa ileride o çocuk iyi bir insan haline gelir. Çocuklar konuşmadıkları dönemlerde aynalama yaparlar. Erken yaşta şiddet uygulanırsa bu durum beynin bir sanat eserine dönmesini engeller.” dedi.</p>
<p>İki kardeşin birbirinden tamamen farklı davranışlar gösterdiğine işaret eden Prof. Dr. Tarlacı, “Biz anne-babamızdan genleri alırken onların tüm kopyalarını almayız. Yarı anneden ve yarı babadan alıyoruz. Kendi içerisinde çaprazlaşma dediğimiz bir durum ortaya çıkıyor. Kişilik ve mizaç anne ve babamızdan otomatik olarak gelir. Karakteri ise toplum, aile ve okul gibi unsurlar şekillendirir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Çocuk şiddet gördüğünde sadece onu öğrenmiyor, beynin olgunlaşma işlevi de bozuluyor! </strong></p>
<p>Dönemlere bağlı genetik olarak biyolojik çeşitlilik olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Belli bir kesim daha yaratıcı, üretken olabilirken stres, baskı ve hayattaki zorluklarla daha kolay başa çıkabiliyor. Diğer bir kesimi ise yaratıcılığı az, hayatla mücadeleden kaçınan bireyler olarak görüyoruz. Çocuk, ailede şiddeti bir çözüm yolu olarak görmüşse bunu kendine modeller.” dedi.</p>
<p>Beyin açısından bakıldığında erkeklerin 24, kadınların 21 yaşında hayatla mücadele edebilecek bireylere dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Sultan Tarlacı sözlerini söyle tamamladı:</p>
<p>“Çocuk şiddet gördüğünde sadece onu öğrenmiyor, beynin olgunlaşma işlevi de bozuluyor. Hücreler arası bozukluk ve duygu durum bozukluğu da ortaya çıkabiliyor. Bu insan, insanlara hem az güvenir hem de dünyayı tehdit olarak görmeye başlar. 20-30 senedir takip edilen çocuklar var. Hayvana şiddet, okuldan kaçma ve akranlarına zorbalık gibi 12 parametre dikkate alındığı zaman, ilkokul veya ortaokul döneminde görülmüşse ileride yasal ve kriminal bir dosyası oluyor. O halde bu çocuklarla ilgili tedbirler alınabilir. Hiçbir çocuk şiddeti talep etmez. Hiperaktif çocukların fazla hareketli olmasının illaki bir anlamı vardır. Onu anlayıp ona göre bir çözüm yolu bulmak gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklukta-gorulen-siddet-beyni-ve-davranisi-degistiriyor-601599">Çocuklukta görülen şiddet beyni ve davranışı değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: &#8220;Regaip Kandili yeni bir uyanışa vesile olsun&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-regaip-kandili-yeni-bir-uyanisa-vesile-olsun-601250</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 07:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kandili]]></category>
		<category><![CDATA[olsun]]></category>
		<category><![CDATA[regaip]]></category>
		<category><![CDATA[Regaip Kandili]]></category>
		<category><![CDATA[uyanışa]]></category>
		<category><![CDATA[vesile]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601250</guid>

					<description><![CDATA[<p>Regaip Kandili dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Regaip Kandili’nin, insanlığa yeniden nefes aldıracak bir uyanışa vesile olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-regaip-kandili-yeni-bir-uyanisa-vesile-olsun-601250">Büyükakın: &#8220;Regaip Kandili yeni bir uyanışa vesile olsun&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Regaip Kandili dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Regaip Kandili’nin, insanlığa yeniden nefes aldıracak bir uyanışa vesile olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Regaip Kandili mesajı yayımladı. Adalet, merhamet ve insan onurun merkeze alındığı bir dünya çağrısında bulunan Başkan Büyükakın, rahmetin, mağfiretin ve ilahî lütfun kapılarının ardına kadar aralandığı ulvi zaman dilimlerinden biri olan Regaip Kandili’ne bir kez daha erişmenin huzurunu ve sorumluluğunu yaşadığımızı belirterek, “Bu mübarek gece kulun Rabbine yönelişini, niyetini yoklayışını ve varlığın hikmetine yeniden nazar edişini temsil eder.  Zira irfan ehlinin ifadesiyle; yol, kalpten başlar; vuslat, yine kalptedir. Regaip, işte bu iç yolculuğun kapılarının aralandığı kutlu bir vakittir” dedi.</p>
<p>Başkan Büyükakın sözlerine şöyle devam etti: “Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında savaşların, zulmün, adaletsizliğin ve insani dramların derinleştiğine şahitlik ediyoruz. Masum çocukların umutlarının enkaz altında kaldığı, merhametin sınandığı bu karanlık tabloda Regaip Kandili kalplerimizi diri tutmaya, iyiliği çoğaltmaya ve sessiz kalmamaya davet eden ilahî bir ikaz gibidir.</p>
<p>Bu müstesna gecede; insan onurunun merkeze alındığı bir dünya için niyazda bulunmalı, kırılan gönülleri onarmayı, ayrışan toplumları yeniden buluşturmayı kendimize görev bilmeliyiz. Kocaeli olarak bizler, bu bilinçle; dayanışmayı büyüten, sosyal adaleti güçlendiren, insanı merkeze alan hizmet anlayışımızı kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz. Şehrimizin her köşesinde umudu yeşerten, yarınlara güvenle bakan bir toplumsal iklimi birlikte inşa etmenin gayreti içerisindeyiz.</p>
<p>Bu duygu ve irfanla; Regaip Kandili’nin milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini; gönüllerimizi arındırmasını, kalplerimizi merhametle genişletmesini ve insanlığa yeniden nefes aldıracak bir uyanışa vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Büyüklerimizin dediği gibi; ‘Gönül yapılmadan yapılan dua eksik kalır.’ Dualarımızın kabul, gönüllerimizin huzur ve umutla dolu olduğu bir kandil gecesi temennisiyle.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-regaip-kandili-yeni-bir-uyanisa-vesile-olsun-601250">Büyükakın: &#8220;Regaip Kandili yeni bir uyanışa vesile olsun&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Yapay zeka yankı odası etkisi yapar&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-yapay-zeka-yanki-odasi-etkisi-yapar-600784</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:52:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yankı]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600784</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, tehdit ve fırsatlarıyla yapay zeka konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-yapay-zeka-yanki-odasi-etkisi-yapar-600784">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Yapay zeka yankı odası etkisi yapar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, tehdit ve fırsatlarıyla yapay zeka konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Bıçak gibi, amacında kullanırsan ekmeği kesersin</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yapay zekanın matbaa ve elektrik gibi insanlık üzerinde büyük bir etki yaratmaya başladığını, günlük yaşantının hızla vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirterek, yapay zekanın nötr bir araç olduğunu, kullanım amacına göre olumlu veya olumsuz sonuçlar doğurabileceğini vurguladı ve &#8220;Bıçak gibi, amacında kullanırsan ekmeği kesersin, yoksa birisini öldürürsün. Aynı etkiyi yapay zeka yapıyor.&#8221; Dedi.</p>
<p><strong>Yapay zekanın potansiyel tehlikeleri ve nörolojik etkileri</strong></p>
<p>Yapay zekanın sunduğu olumlu gelişmelerin yanı sıra olumsuz yönlerine de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, özellikle psikolojik alanda yapay zeka kullanımının risklerini dile getirdi.</p>
<p>&#8220;Yapay zekayı psikolog gibi alıp onlara soru sorup onunla rahatlarsanız bu sizi intihara bile götürebilir.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, intihar eğilimi olan bir kişinin yapay zekadan yüksek köprüler hakkında bilgi istemesi örneğini vererek, yapay zekanın niyeti okuyamadığı için yanlış yönlendirmelere yol açabileceğini belirtti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yapay zekanın insanlardaki empatik algılama, duygusal okuryazarlık, sosyal ipuçlarını okuma ve soyut düşünme gibi becerilere sahip olmadığını ifade ederek, beyindeki ayna nöronlarının bu tür becerilerde kritik rol oynadığını ve otizm tanısında kullanılan Zihin Teorisi testlerinin yapay zekanın bu eksikliğini ortaya koyduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Tarhan, yapay zekanın bu yetersizliği nedeniyle psikolojik olarak kırılgan bireylerde zihinsel yanılgılara ve patlamalara yol açabileceğini, hatta &#8220;yapay zeka psikozları&#8221; vakalarının yayınlandığını aktardı.</p>
<p><strong>Dijital bağımlılık ve dopamin tuzağı</strong></p>
<p>Yapay zekanın bir diğer tehlikeli yönünün dijital bağımlılık olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, beyindeki dopamin hormonunun rolüne dikkat çekti ve dopaminin &#8220;arzu hormonu&#8221; olduğunu, dijital oyunlar veya yapay zeka kullanımı sırasında dopamin salgılanmasının kişide sürekli bir &#8220;kaydırma etkisi&#8221; oluşturduğunu söyledi. Bu durumun, dopaminin sürdürülebilirlik tuzağına yol açarak kişinin haz alma eşiğini yükselttiğini ve daha çok harcama yapma veya daha çok ilgi gösterme ihtiyacı doğurduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, kumar bağımlılığındaki artışın sebeplerinden birinin de bu dopamin birikimi olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Yapay zeka bir araç olarak kullanılmalı, insan yerine geçmemeli</strong></p>
<p>Yapay zekanın bir araç olarak kullanılması asla insanın yerine geçmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekanın sunduğu bilgilerin mutlaka bir klinisyen veya uzman tarafından doğrulanması gerektiğini, aksi takdirde yanlış yönlendirmelere yol açabileceğini ifade etti.</p>
<p>Yapay zekanın empati, niyet okuma ve duygusal rezonans yeteneklerinin olmadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, yapay zekanın insanın hayal dünyasını geçici bir gerçeklik gibi algılamasına neden olabileceğini ve beynin gerçeklik test eden ağını devre dışı bırakabileceğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yapay zeka konusunda &#8220;direksiyonda biz olursak korkmayalım, ama direksiyonu yapay zekaya kaptırırsak bu bizi şizofreniye sürükleyebilir, yanlış kararlar verdirebilir&#8221; diyerek, bunun bir &#8220;dijital afyon&#8221; haline gelebileceği uyarısında bulundu ve duygusal yönünü kontrol edebilen kişilerin yapay zekanın tuzaklarına düşmeyeceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Yapay zekaya kendini kaptıran kişiler falcılara inanmış gibi hatalara düşebilir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yapay zekanın insan psikolojisi üzerindeki derin etkilerini ve potansiyel tehlikelerini değerlendirerek, yapay zekanın insanda &#8220;uçma duygusu&#8221;, sahte bir rahatlık hissi verdiğini ve bireyleri rüya aleminde gibi hissettirdiğini belirtti. Prof. Dr. Tarhan, yapay zekaya kendini kaptıran kişilerin rüyalarına veya falcılara inanmış gibi hatalara düşebileceği uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Yapay zeka gerçekliği</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insan yaşamında fiziksel, hayal ve rüya gerçekliklerinin yanı sıra, &#8220;yapay zeka gerçekliği&#8221; adını verdiği dördüncü bir gerçekliğin ortaya çıktığını ifade ederek, bu sanal gerçekliğin artık zihinlerde çok ciddi bir şekilde tasarlanabildiğini ve sorgulamadan bu gerçekliğe inanmanın falcıya inanmak gibi büyük hatalara yol açabileceğini dile getirdi.</p>
<p><strong>Yankı odası yanılgısı ve yalnızlık paradoksu</strong></p>
<p>Yapay zekanın &#8220;yankı odası yanılgısı&#8221;na dikkat çeken Tarhan, bireylerin dijital ortamda kendi yankılarıyla konuşur gibi yalnızlaştığını söyledi. Prof. Dr. Tarhan, bu durumun &#8220;yalnızlık paradoksu&#8221; nu ortaya çıkardığını, insanların çok sayıda yüzeysel arkadaşa sahip olmasına rağmen derin ve anlamlı ilişkilerden yoksun kaldığını vurguladı.</p>
<p><strong>Dikkat katili ve zaman tuzağı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yapay zekanın &#8220;dikkat katili&#8221; olduğunu, insanları aynı anda çoklu görevlere yönlendirerek derinleşmeyi engellediğini ifade etti. Beynin kalıcı öğrenmeyi odaklanarak ve derinleşerek gerçekleştirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekanın bu süreci bozduğunu söyledi. Ayrıca, yapay zekanın &#8220;zaman tuzağı&#8221;nı beraberinde getirdiğini belirten Tarhan, dijital platformların özellikle çocuklar ve gençler için özgürlük değil, esaret anlamına geldiğini belirtti.</p>
<p><strong>Yapay kimlik ve duygusal zeka eksikliği</strong></p>
<p>Yapay zekanın yeni kimlikler inşa ettirdiğini ve kontrolü yapay zekaya kaptıranların geleceğinin tehlikeli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, duygusal zekanın kişinin kendi duygularını ve karşı tarafın duygularını anlama becerisiyle ilgili olduğunu, yapay zekada bu empatik yeteneğin bulunmadığını vurguladı.</p>
<p>İnsan ilişkilerinde iletişimin yüzde 80&#8217;inin sözlü olmayan (non-verbal) iletişimle gerçekleştiğini, yapay zekanın ise sadece bilgi aktarımı yaparak iletişimin yüzde 20&#8217;lik kısmını kapsadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, ses tonu, mimikler, jestler gibi non-verbal unsurların duygusal aktarımda kritik rol oynadığını ve yapay zekanın bu alanda yetersiz olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>Yapay zeka ve dijital platformlar &#8220;öğrenilmiş otizm&#8221; i ortaya çıkarabilir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yapay zeka ve dijital platformların &#8220;öğrenilmiş otizm&#8221; ortaya çıkarabileceği uyarısında bulunarak, yapay zekaya aşırı bağımlı kişilerin duygusal ve sosyal iletişim kuramadıkları için otistik bireyler gibi tek bir alanda süperleşebileceklerini, ancak sosyal hayatta yalnız kalacaklarını ifade etti.</p>
<p>Kuşkucu ve paranoid eğilimi olan kişilerin yapay zekaya karşı duydukları korkuya da değinen Prof. Dr. Tarhan, dijital platformlara girilen her bilginin kalıcı olduğunu ve &#8220;dijital iz&#8221; bırakarak ileride kişinin karşısına çıkabileceğini anlattı. </p>
<p><strong>Kalabalıkta yalnız hissetmek, yapay zekadan bağımsız küresel bir olgu</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kalabalıklar içinde hissedilen yalnızlığın günümüzün küresel sorunlarından biri olduğunu belirterek, yapay zekanın yanlış kullanımının bu yalnızlığı derinleştirebileceğini vurguladı ve “Kalabalıkta yalnız hissetmek, yapay zekadan bağımsız olarak küresel bir olgu. Buna zayıf bağ etkisi deniyor. İnsan, nörobiyolojik olarak ilişki kurmazsa çatlar; çünkü ilişki kurma, yalnızlığı giderme ihtiyacı biyolojik bir gereksinimdir. Günümüzde birçok kişi bu ihtiyacı dijital alanlarda karşılamaya çalışıyor ama bu sahte bir doyum sağlıyor. Çok sayıda arkadaşlık varmış gibi görünüyor fakat derin ve anlamlı bağlar yok. Bu durumda temel güven duygusu oluşmuyor, kaygı artıyor, yalnızlık ve depresyon kaçınılmaz hale geliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekaya aşırı maruziyet insanı yalnızlık tuzağına sokuyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, stresin kişiden kişiye farklı sonuçlar doğurduğunu belirterek, “Stres altında bazı kişilerde serotonin azalır ve depresyon gelişir. Kimilerinde ise hedef organ midedir; gastrit, ülser çıkar. Başkasında cilt sorunları başlar. Bu farklılık genetik polimorfizme bağlıdır. Ayrıca epigenetik öğrenmeler, yani çevreden gelen etkiler de gen ifadesini değiştirerek kişiyi savunmasız hale getirebilir. Yapay zekaya aşırı maruz kalmak, alışkanlık haline geldiğinde otomatikleşir ve insanı yalnızlık tuzağına sokar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yerinde kullanıldığında hedefe ulaşmayı kolaylaştırıyor</strong></p>
<p>Yapay zekânın insanı köleleştirmemesi için “dozaj” vurgusu yapan Prof. Dr. Tarhan, “Yılan zehirdir ama aynı zamanda ilaçtır. Dozunda kullanılırsa faydalıdır, fazla kullanılırsa zehirler. Yapay zekâ da aynıdır. Yerinde kullanıldığında hedefe ulaşmayı kolaylaştırır, yanlış amaçlarla kullanıldığında ise kişiyi zehirler. Bütün mesele insanın iç disiplinine sahip olması ve kendi duygularını yönetebilmesidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Onaylanma ihtiyacının insanın biyolojik zaaflarından biri olduğuna da değinen Prof. Dr. Tarhan, “İnsanın kendini sergileme, güzele ilgi duyma, güçlü olma ve sonsuzluk arayışı gibi dört temel biyolojik dürtüsü vardır. Bu dürtüler onaylanma ihtiyacını doğurur. Ancak bu ihtiyaç yanlış kullanıldığında tehdit haline dönüşür. Amerikan Psikoloji Birliği, günde üçten fazla ‘ego tatmini’ paylaşımını narsisizm açısından riskli kabul ediyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zeka kişiye özel tedavide önemli katkı sağlıyor</strong></p>
<p>Yapay zekanın sağlık alanında sunduğu avantajlara da değinen ve kişiye özel tedavilerde önemli bir katkı sağladığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi olarak yapay zeka ile beyin sinyalleri, nörogörüntüleme kayıtları gibi verileri değerlendirip tanıyı kolaylaştırıcı sistemlerin patentini aldık. Bu sayede hata ihtimali azalıyor. Buna precision medicine yani kişiye özel, hassas tıp deniyor. Yapay zeka burada hekimlere ciddi bir destek sunuyor.” dedi.</p>
<p>Yapay zekâ kullanımında son sözün insanda olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Yapay zekâ insanın etiketlenmesini azaltabilir, tedavi örneklerini görerek umut duygusunu artırabilir. Ancak unutulmaması gereken şey şudur: Direksiyonda ben olacağım, yapay zekâ değil. Onu destek mekanizması olarak kullandığımızda bize hedefimize gitmeyi kolaylaştıran bir teknoloji harikası olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Alınan bilgileri muhakkak doğrulamak gerekiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yapay zekânın kullanımında en büyük riskin doğrulanmamış bilgi ve etik standartların göz ardı edilmesi olduğuna dikkat çekerek, “Yapay zekayı kullanacaksınız ama aldığınız bilgileri muhakkak konfirme etmek gerekiyor. Yani doğrulamak gerekiyor. Başka bir şekilde ters sorularla tekrar sorgulamakta fayda var.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>22 yaş dönemi kritik eşik</strong></p>
<p>Gençlerin yapay zekâ karşısında daha kırılgan olduğuna işaret eden Prof. Dr. Tarhan, beyin gelişim sürecini hatırlatarak şunları söyledi:</p>
<p>“Çocukluk 18 yaşında yasal olarak bitmiş kabul edilse de beynin sol beyin (rasyonel), sağ beyin (emosyonel) ve ön beyin (yürütücü) bütünlüğü genellikle 22 yaşında tamamlanıyor. Bu döneme olgunluk dönemi denir. 22 yaşına kadar kişiler doğru analiz ve karar verme altyapısında risk altındadır. 22 yaşın üzerinde olup tecrübe birikimine sahip olanlar daha az risk taşır. Yalnız kişiler, depresyondakiler, kaygılılar, aceleci-sabırsızlar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olanlar ise yapay zekayla ilişkilerinde çok daha dikkatli olmalıdır. Çünkü duygu regülasyonu yapamayan, sosyal ilişki regülasyonu kuramayan bireyler, yapay zekayı yanlış bir danışman gibi kullanarak hatalı kararlar verebilir.”</p>
<p><strong>Algoritma şeffaflığı olmazsa tehlike büyük</strong></p>
<p>Yapay zekada etik kullanımın en çok teknoloji şirketlerinin sorumluluğu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Teknoloji firmaları kârı maksimize etmeye göre hareket ederse, etik standartları göz ardı ederse insanlık için büyük tehlike vardır. Muhakkak algoritma şeffaflığı gerekiyor. Gizli algoritmalarla kişiler yönlendirildiğinde en büyük risk ortaya çıkıyor. Şu anda küresel ölçekte bu konuda regülasyon yok ama er geç olacak, olmak zorunda. Çünkü algoritmalar şeffaf değilse insanları yanlış yönlendirebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zeka ödev yapmasın</strong></p>
<p>Üniversite senatosunda yapay zeka konusunu gündeme aldıklarını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, eğitimdeki yaklaşımı şöyle aktardı:</p>
<p>“Yapay zekanın yasaklanmasını yasaklayalım dedik. Çünkü yapay zeka hayatımıza girdi. Öğrenci yapay zekadan bilgi alabilir ama kendi yorumunu katarak sunmalıdır. Hocalar da bu alanda kendini geliştirmelidir. Yapay zeka roman yazamaz ama bir taslak verebilir, asist edebilir. Eğer öğrenci yapay zekadan aldığı bilgiyi kendi düşünceleriyle geliştirirse, bu hem intihali önler hem de öğrenmeyi kolaylaştırır.”</p>
<p><strong>Asistan olmalı, kaptan olmamalı!</strong></p>
<p>Yapay zekanın rolüne değinen Prof. Dr. Tarhan, “Yapay zeka bizim asistanımız olmalı kaptanımız olmamalı. Onu destek mekanizması olarak kullandığımızda hedefimize gitmeyi kolaylaştırır ama direksiyon her zaman insanda olmalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-yapay-zeka-yanki-odasi-etkisi-yapar-600784">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Yapay zeka yankı odası etkisi yapar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Verimliliğin yakıtı anlamdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-verimliligin-yakiti-anlamdir-600259</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 09:35:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[verimli]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600259</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi tarafından merhum Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan anısına "İsraftan Verimliliğe" temasıyla düzenlenen “2. Tasarruf ve İsraf Sempozyumu,” NP Sağlık Yerleşkesi (Ümraniye) İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-verimliligin-yakiti-anlamdir-600259">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Verimliliğin yakıtı anlamdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi tarafından merhum Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan anısına<strong> </strong>&#8220;İsraftan Verimliliğe&#8221; temasıyla<strong> </strong>düzenlenen “2. Tasarruf ve İsraf Sempozyumu,” NP Sağlık Yerleşkesi (Ümraniye) İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA), İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi ve İskenderun Teknik Üniversitesi gibi önemli paydaşların desteklediği sempozyum, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Duruel ve Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın açılış konuşmalarıyla başladı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Kaynak yönetimindeki en büyük belirleyici akıl değil, duygulardır.”</strong></p>
<p>Sempozyum Onursal Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, israf ve verimlilik meselesinin yalnızca iktisadi değil, aynı zamanda psikolojik, sosyolojik ve kültürel boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Tarhan, “İnsan Homo Economicus değil, Homo Psychologicus’tur. Kaynak yönetimindeki en büyük belirleyici akıl değil, duygulardır.” dedi.</p>
<p>Sempozyumun bu yılki ana temasının verimlilik olarak belirlenmesinin bilinçli bir tercih olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, kuşaklar arası farklara dikkat çekerek, “Geçmiş kuşaklar yokluk içinde olgunlaşıyordu. Bugünün kuşakları ise varlık içinde olgunlaşmak zorunda. Bu çok daha zordur. Çünkü varlık, insanda algı körlüğü oluşturuyor. Her şeyin kolay elde edildiği, her şeyin garanti olduğu duygusu kaynak yönetimini zayıflatıyor. Bu durum özellikle gelecek nesiller için ciddi bir tehlikedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ekonomi ile psikoloji arasındaki ilişki var</strong></p>
<p>Ekonomi ile psikoloji arasındaki ilişkinin bilimsel olarak 2000’li yıllarda net biçimde ortaya konduğunu hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, bir psikoloğun Nobel İktisat Ödülü almasının bu dönüşümün simgesi olduğunu belirterek, “Davranış İktisadı böyle doğdu. İnsan yalnızca rasyonel bir varlık değildir. İnsan karar verirken takdir edilme arzusu, beğenilme ihtiyacı ve duygusal boşluklarıyla hareket eder” ifadelerini kullandı.</p>
<p>İnsan davranışlarında israfa yol açan pek çok örnek bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi ihtiyacından değil, alkış almak için yatırım yapabiliyor. Boş bir çerçeveye yüz bin dolar veriliyor. On binlerce dolarlık saatler, çantalar sosyal medyada sergileniyor. Üstelik bunu yaparken yoksulluğa karşı bir rahatsızlık hissi de oluşmuyor. Utanma duygusu kaybolmuş durumda. Bunların tamamı psikolojik faktörlerdir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Verimliliğin temelinde anlam ve amaç var</strong></p>
<p>Toplumların “yüksek güvenli” ve “düşük güvenli” olarak ikiye ayrıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Yüksek güvenli toplumlarda güç kişilerde değil, kurallardadır. İstişare vardır, öngörülebilirlik vardır. Böyle toplumlarda orta ve uzun vadeli kaynak yönetimi sağlıklı yapılabilir” dedi.</p>
<p>Verimliliğin temelinde anlam ve amaç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Verimliliğin yakıtı anlamdır. Anlamı olmayan bir insan kaynağı verimli kullanamaz. İstekle ihtiyaç arasındaki farkı ayırt edemeyen kişi israf eder” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Haz mutluluğu satın alınabilir ama geçici…</strong></p>
<p>Haz ve anlam kavramlarını nörobilim üzerinden açıklayan Prof. Dr. Tarhan, “Dopamin haz hormonudur, serotonin ise anlam hormonudur. Haz mutluluğu satın alınabilir ama geçicidir. Anlam mutluluğu ise emek ister yatırım ister ve kalıcıdır. Aristoteles bunu 2500 yıl önce söylemişti; bugün nörobilim bunu doğruluyor” dedi.</p>
<p>Haz odaklı yaşamın duyguları regüle edememeye yol açtığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Canı istediği için alışveriş yapan, öfkesini tüketimle telafi eden, bugünü düşünerek harcayan kişi kaynak yönetemez. Oysa beynin ön bölgesindeki karar mekanizması ‘Bu bir ihtiyaç mı?’ sorusunu sordurur. Bunu yapabilen insan anlam peşindedir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bir çocuk 10 yaşına kadar bütçe yönetimini öğrenirse, zamanını ve ilişkilerini de daha iyi yönetir”</strong></p>
<p>Kaynak yönetiminin yalnızca finansal alanla sınırlı olmadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Hayatın kendisi bir çeşit kaynak yönetimidir. Psikolojik sermaye, sosyal sermaye, zaman ve ilişkiler de kaynaklardır” dedi.</p>
<p>Bu bağlamda çocuklara erken yaşta bütçe yönetimi öğretilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bir çocuk 10 yaşına kadar bütçe yönetimini öğrenirse, zamanını ve ilişkilerini de daha iyi yönetir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Görünür olmanın kutsallaştırıldığı bir çağdayız”</strong></p>
<p>Dijitalleşme ve sosyal medyanın tüketimi küresel ölçekte teşvik ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Görünür olmanın kutsallaştırıldığı bir çağdayız. Beğeni kültürü, kozmetik ve estetik sektörlerini aşırı biçimde büyüttü. İhtiyaç olmadığı halde harcamalar artıyor. Bu sistem bir süre sonra tembel toplumlar üretir. Roma’nın çöküşü de böyle olmuştur” dedi.</p>
<p>Konuşmasının sonunda sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu konuya sahip çıktığı için Prof. Dr. Mehmet Zelka hocamıza, katkı sunan tüm akademisyenlere teşekkür ediyorum. İnşallah bu sempozyumu önümüzdeki yıllarda da aynı kararlılıkla sürdürürüz” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Duruel: “Bugün israf; kaynakların adaletsiz, bilinçsiz ve sürdürülemez biçimde kullanılmasıdır”</strong></p>
<p>İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Duruel, açılışta yaptığı konuşmada “Böylesine anlamlı, çok katmanlı ve geleceğe dair güçlü bir farkındalık zemini oluşturan bu sempozyumda bulunmaktan büyük bir onur duyuyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Modern dünyada israfın yalnızca fazla harcama anlamına gelmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Duruel, “Bugün israf; kaynakların adaletsiz, bilinçsiz ve sürdürülemez biçimde kullanılmasıdır. Bu durum yalnızca ekonomik yapıları değil, insanın doğayla, toplumla ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi de doğrudan etkilemektedir” dedi.</p>
<p><strong>Artan tüketim mutluluk üretmiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Duruel, tüketim ekonomisinin yalnızca maddi kaynakları değil, insan ilişkilerini ve ruhsal dengeyi de tükettiğini vurgulayarak, “Psikoloji, sosyoloji ve iktisadın kesişim noktasındaki araştırmalar, artan tüketimin mutluluk üretmediğini; aksine tatminsizlik, yalnızlık ve stres gibi sorunları derinleştirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu tablo, israfın aynı zamanda insani bir mesele olduğunu göstermektedir” şeklinde konuştu.</p>
<p>İsrafın güçlü bir ideolojik arka planı bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Duruel, mevcut küresel sistemde tüketimin bir ihtiyaçtan çok yaşam tarzı ve değer ölçüsüne dönüştüğünü belirtti. Prof. Dr. Duruel, “Bireyin varlığı sahip oldukları üzerinden tanımlanmaya başlanmıştır. Bu anlayış ekonomik eşitsizlikleri derinleştirirken, ahlaki ve kültürel bir aşınmayı da beraberinde getirmektedir” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Kapitalist sistemin sürekliliği için tüketimi zorunlu kıldığını ifade eden Prof. Dr. Duruel, “Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası ve OECD raporları dünyada her yıl üretilen gıdanın yaklaşık üçte birinin israf edildiğini ortaya koyuyor. Buna karşın yüz milyonlarca insan temel gıdaya ve temiz suya erişimde ciddi sorunlar yaşıyor. Yüksek gelirli ülkelerde kişi başına düşen tüketim, gezegenin ekolojik sınırlarını zorlayan bir noktaya ulaşmış durumda. Bu tablo bize sorunun kaynak yetersizliği değil, kaynakların yönetimi ve paylaşımındaki adaletsizlik olduğunu açıkça göstermektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Bu yılki sempozyum odağını “verimliliği inşa etmek” sorusuna yöneltti</strong></p>
<p>Geçtiğimiz yıl düzenlenen birinci sempozyumun güçlü bir zihinsel altyapı oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Duruel, bu yılki sempozyumun ise odağını “israfı tanımlamak” yerine “verimliliği inşa etmek” sorusuna yönelttiğini ifade ederek, “Bu yaklaşım yalnızca teknik bir dönüşümü değil; zihniyet, değer ve yönetim anlayışında köklü bir değişimi de beraberinde getirmektedir” dedi.</p>
<p>Program kapsamında ele alınan üretimde israf, yalın üretim sistemleri, kamu ekonomisinde verimlilik ve pazarlamada sadeleşme başlıklarının önemine değinen Prof. Dr. Duruel, Japonya, Almanya ve İskandinav ülkelerinin uygulamalarını örnek göstererek, “Verimlilik ancak bilimsel yaklaşım, etik değerler ve uzun vadeli bir bakış açısıyla mümkün olabilir” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Sempozyumun, merhum Prof. Dr. Nazif Gürdoğan’ın anısına ithaf edilmesinin ayrıca anlamlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Duruel, “Kıymetli hocamız akademik hayatı boyunca bilginin yalnızca üretilen değil, hikmetle buluşturulması gereken bir değer olduğunu bizlere hatırlatmıştır.” diye konuştu.</p>
<p>İskenderun Teknik Üniversitesi olarak üniversitelerin yalnızca bilgi üreten değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluk üstlenen kurumlar olduğuna inandıklarını belirten Prof. Dr. Duruel, “Kaynağı korumak geleceği gözetmektir. Bugünü yönetirken yarını hesaba katmaktır. Bu anlayış hem evrensel etik ilkelerle hem de kadim değer dünyamızla uyumludur” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Zelka: “Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,5 milyar ton gıda israf ediliyor”</strong></p>
<p>Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, sempozyumun ilk kez geçen yıl, üniversitenin Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın fikir ve destekleriyle hayata geçirildiğini hatırlattı. İsrafın yalnızca maddi kaynaklarla sınırlı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Zelka, “İsrafın kalbi, aklı, ömrü ve hatta nefesi kapsayan bir boyutu vardır. Bu nedenle konuya sadece iktisadi açıdan bakmak yetersiz kalır.” dedi.</p>
<p>“Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,5 milyar ton gıda israf ediliyor. Türkiye’de ise bu rakam 8,7 milyon tonu aşıyor.” diyen Prof. Dr. Zelka, israfın gelişmiş ve az gelişmiş ülkelerde benzer oranlarda yaşandığını, gelişmiş ülkelerde israf oranının yüzde 56, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 44 seviyesinde olduğunu kaydetti.</p>
<p>Doğal kaynakların hızla tükendiğine de değinen Prof. Dr. Zelka, “İnsanlık 2025 yılına ait doğal kaynakları yılın ilk yedi ayında tüketmiş durumda. Kalan süreçte ise gelecek nesillerden borç alıyoruz” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Zelka, bu durumun ekonomik dengeleri bozduğunu, enflasyon, sosyal adaletsizlik ve ahlaki aşınma gibi sorunları beraberinde getirdiğini söyledi.</p>
<p><strong>İsrafla mücadele yalnızca hükümet politikalarıyla sınırlı kalmamalı</strong></p>
<p>İsrafla mücadelenin yalnızca hükümet politikalarıyla sınırlı kalamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Zelka, bireysel sorumluluğun da büyük önem taşıdığını belirtti.</p>
<p>İngiltere’de Leeds Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya atıfta bulunan Prof. Dr. Zelka, “İngiltere’de de Atık ve Kaynakları Eylem Programı diye bir program hazırlanmış. Neden? İngiltere’de 30 milyona yakın açlık çeken kimse var. 9.5 milyon ton gıda israfı var. Bu 9.5 milyon tonun sadece 8.5 milyon tonu olumlu şekilde kullanılırsa, israftan kurtarılması halinde açlık diye bir şey kalmayacaktır.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Zelka, dünyada israf edilen kaynakların yalnızca yüzde 25’inin verimli kullanılması halinde açlık sorununun büyük ölçüde ortadan kalkabileceğini ifade ederek, her gün binlerce insanın açlıktan hayatını kaybettiğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Uzlaştırma (Helalleşme) Endeksi önerisi</strong></p>
<p>Ekonomi, çevre bilimleri, sosyoloji, kamu yönetimi ve mühendislik gibi birçok farklı disiplinden uzmanı bir araya getiren etkinlikte, israfın bireysel, kurumsal ve toplumsal boyutları kapsamlı olarak ele alındı. Programda, tasarruf kültürünün yaygınlaştırılmasına yönelik çözüm odaklı yaklaşımlar sunuldu ve alanında yetkin birçok akademisyen sunum yaptı.</p>
<p>Sempozyumda, İskenderun Teknik Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Öğr. Gör. Durmuş Baysal tarafından hazırlanan çalışma, borçlu ve alacaklı arasındaki güven bunalımını, toplumun köklerinde yer alan &#8220;helalleşme kültürü&#8221; üzerinden çözmeyi teklif eden Uzlaştırma (Helalleşme) Endeksi konusunda bir sunum da gerçekleştirdi.</p>
<p>ÜÜ TV’den canlı yayınlanan sempozyum kapsamında iki ayrı oturum gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümünden Prof. Dr. Sırrı Akbaba oturum başkanlığında gerçekleştirilen ilk oturumda; Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) Kurucusu “Prof.Dr. Aziz Akgül “İsraf Bir İnsanlık Suçudur”, Bartın Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Said Ceyhan, “Bartın Üniversitesi Sürdürülebilir Enerji Verimliliği Projesi Uygulaması ve Etkileri”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Doç. Dr. Özgun Burak Kaymakçı, “Üretimin Karmaşıklığı ve Tüketimin Dolaysızlığı Arasındaki Çelişki: Niçin Tüketiyoruz?” İskenderun Teknik Ünv. Ekonomi ve Finans ABD Öğr. Gör. Durmuş Baysal, Prof. Dr. Nazif Çalış ve Prof. Dr. Mehmet Duruel ise çalışmaları olan “Finansal Anlaşmazlıkların Çözümünde Uzlaştırma Endeksi”ni sundu.</p>
<p>Öğleden sonraki oturum ise Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümünden Prof. Dr. İsmail Barış’ın oturum başkanlığında gerçekleşti. Düzce Üniversitesi-İşletme Fakültesi Prof. Dr. Abdulvahap Baydaş, “Pazarlamada Yeni Bir Yaklaşım: Gönüllü Sade Hayat”, İstanbul Üniversitesi-İktisat Fakültesi Prof. Dr. Mehmet Saraç “İslam İktisadı Perspektifinden Tasarruf Eğilimi: Temel İlkeler ve Ekonomik Sonuçları”, İstanbul Üniversitesi- İktisat Fakültesi Prof. Dr. Naci Tolga Saruç, “Davranışsal Maliye ve Tasarruf Eğilimleri”, Kocaeli üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Emin YardımcI ve Prof. Dr. İsmail Barış, “Osmanlı Esnaf Loncalarının İsrafı Önlemede Rolü”, Yalova Üniversitesi- İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Prof. Dr. Hacı Yunus Taş, İstanbul Medeniyet Üniversitesi- Yüksek Lisans Öğrencisi Nurefşan Taş “Modern Tüketim Tuzağında Tasarruf Bilinci: Üniversite Örneğinde Bir Araştırma”, Yalova Üniversitesi-İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Prof. Dr. Selami Özcan “Üretimde İsraf Kaynakları ve Tam Zamanında Üretim (JIT)” başlıklı sunum yaptı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-verimliligin-yakiti-anlamdir-600259">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Verimliliğin yakıtı anlamdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel göç yeni bir çağa giriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuresel-goc-yeni-bir-caga-giriyor-599555</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 11:41:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çağa]]></category>
		<category><![CDATA[giriyor]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve İnsan Hakları Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İHAMER) Müdürü Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, 18 Aralık Dünya Göçmenler Günü dolayısıyla küresel göçün yeni yönelimlerini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-goc-yeni-bir-caga-giriyor-599555">Küresel göç yeni bir çağa giriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve İnsan Hakları Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İHAMER) Müdürü Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, 18 Aralık Dünya Göçmenler Günü dolayısıyla küresel göçün yeni yönelimlerini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Göçmen işçi sayısı ise 165 milyonun üzerinde</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Uluslararası Göç Örgütü’nün verilerine göre dünya genelinde 281 milyon uluslararası göçmen bulunduğunu dile getirerek, “Bu rakam her geçen yıl artarak göçün küresel ve yapısal bir olguya dönüştüğünü göstermektedir. 2025 yılı itibarıyla dünya nüfusunun yaklaşık %4’ünün göçmenlerden oluşması beklenmektedir. Göçmen işçi sayısı ise 165 milyonun üzerindedir.” dedi.</p>
<p><strong>Göç, yalnızca ekonomik nedenlerle olmuyor!</strong></p>
<p>Türkiye’nin, bu küresel sürecin önemli aktörlerinden biri olarak hem alıcı hem gönderici hem de transit ülke rolüyle kritik bir konumda yer aldığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Göç, artık yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacak kadar karmaşık bir yapıya sahiptir. Silahlı çatışmalar, iç savaşlar, etnik ve mezhepsel gerilimler, bölgesel istikrarsızlıklar ve zorla yerinden edilmeler, günümüzde mülteci hareketlerinin en temel nedenleri arasına girmiştir. Özellikle Orta Doğu, Afrika ve Asya’daki çatışmalar, milyonlarca insanı hayatta kalmak için göçe zorlamakta; mülteci sayıları tarihsel rekorlar kırmaktadır. Bu tabloya rağmen ABD ve Avrupa ülkeleri her ne kadar daha güvenlikçi ve sınır odaklı göç politikaları benimsemiş görünse de mevcut demografik yapı ve iş gücü ihtiyacı bu ülkelerin göçmen kabulünü orta ve uzun vadede sürdürmek zorunda kalacağını göstermektedir<strong>. </strong>Bu süreç; beyin göçü, göçün kadınsallaşması, iklim krizi ve zorunlu mülteci hareketleri gibi yeni dinamiklerle şekillenmekte ve göçmenlerin yaşamlarını derinden etkilemektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Beyin göçü ülkelerin geleceğini doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>Beyin göçü konusuna da değinen Prof. Dr. Süleymanlı, “Beyin göçü, son yıllarda küresel göç hareketleri içinde giderek daha belirleyici bir olgu haline gelmiştir. Gençler, özellikle eğitim, kariyer fırsatları ve yaşam kalitesi arayışıyla yurtdışına yönelmektedir. ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkeler, nitelikli iş gücünü çekmek için özel programlar ve teşvikler sunarken; gelişmekte olan ülkeler genç ve eğitimli nüfus kaybı riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde yaşlanan nüfus ve azalan doğurganlık oranları, güvenlik söylemlerine rağmen nitelikli göçmenlere olan yapısal ihtiyacı artırmaktadır. Beyin göçü artık sadece bireysel bir tercih değil, ülkelerin uzun vadeli kalkınma kapasitesini doğrudan etkileyen stratejik bir mesele haline gelmiştir. Türkiye bu bağlamda, bir yandan genç beyinlerini yurtdışına gönderen; diğer yandan soy, kültür ve inanç bağlarının bulunduğu ülkelerden göç alan bir ülke konumundadır. Bu gençlerin Türkiye’de nitelikli istihdam, akademik özgürlük ve girişimcilik imkânları bulabilmesi, beyin göçünü dengeleyici bir etki yaratabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Göçün kadınsallaşması ve kadın göçmenlerin artan rolü</strong></p>
<p>Göçün kadınsallaşmasının, çağdaş göç çalışmalarının en dikkat çekici başlıklarından biri olduğuna işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, şöyle devam etti:</p>
<p>“2023 itibarıyla kadın göçmenlerin oranı dünya genelinde yüzde 48’e ulaşmış, 2025’te ise yüzde 50’ye yaklaşması beklenmektedir. Kadın göçmenler çoğunlukla bakım, hizmet ve ev içi emek sektörlerinde istihdam edilmekte; eğitimli kadınlar ise sağlık ve eğitim alanlarında önemli roller üstlenmektedir. Özellikle Avrupa ülkelerinde bakım ve sağlık sektörlerinde ortaya çıkan iş gücü açığı, kadın göçmen emeğine olan ihtiyacı daha da görünür kılmaktadır. Türkiye, özellikle Suriye başta olmak üzere çatışma bölgelerinden gelen kadın mültecilerin artışıyla bu süreci doğrudan deneyimlemektedir. Savaş ve şiddet ortamından kaçan kadınlar, sadece ekonomik değil aynı zamanda fiziksel ve psikolojik güvenlik arayışıyla göç etmektedir. Bu durum, kadın göçmenlerin korunması, güçlendirilmesi ve sosyal hayata katılımının önemini daha da artırmaktadır.”</p>
<p><strong>İklim krizi de zorunlu göçü kaçınılmaz hale getiriyor</strong></p>
<p>İklim değişikliğinin de günümüzde göçün en güçlü itici faktörlerinden biri haline geldiğine vurgu yapan Prof. Dr. Süleymanlı, “Kuraklık, sel ve aşırı hava olayları nedeniyle milyonlarca insan yaşadığı coğrafyayı terk etmek zorunda kalmaktadır. Birleşmiş Milletler’e göre 2025 yılı itibarıyla iklim kaynaklı yerinden edilmelerin 100 milyona ulaşması mümkündür. İklim krizi, özellikle çatışmalarla birleştiğinde göçü kaçınılmaz hale getirmekte; kırılgan bölgelerde mülteci hareketlerini daha da hızlandırmaktadır. Türkiye, bulunduğu coğrafi konum itibarıyla bu baskıyı en yoğun hisseden ülkelerden biridir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijitalleşme göçmenleri iki hayat arasında bırakıyor</strong></p>
<p>Dijital teknolojilerin, göçün doğasını köklü bir şekilde değiştirdiğini söyleyen Prof. Dr. Süleymanlı, “İnternet ve sosyal medya sayesinde, göçmenler artık birden fazla ülke arasında yaşam kurabilmekte, hem geldikleri hem de gittikleri ülkeye dair bilgi alışverişinde bulunabilmektedirler. Bu ‘çift yaşam’, onların yerel toplumlarla daha az etkileşimde olmalarına ve hatta sosyal baloncuklarda hapsolmalarına neden olabilmektedir. Dijital platformlar, göçmenlerin iş bulma süreçlerini hızlandırsa da yerel kültüre entegrasyonlarını zorlaştırabilir. Dijital teknolojinin, göçmenlerin eğitimine ve iş gücü piyasalarına erişimine sağladığı kolaylıklar, aynı zamanda onların sosyal izolasyona uğramalarına yol açabilmektedir. Göçmenlerin online platformlarda yerel halkla etkileşime geçmek yerine kendi topluluklarına yönelmesi, sosyal entegrasyonu zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte, dijital araçlar sayesinde, dil öğrenme ve iş arama süreçleri daha verimli hale gelmekte, göçmenlerin daha hızlı adapte olmalarına yardımcı olmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Göç, kriz değil toplumsal dönüşüm olarak ele alınmalı</strong></p>
<p>Türkiye’nin, tarihsel olarak göç yollarının kesiştiği bir ülke olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Suriye savaşı başta olmak üzere bölgesel çatışmalar ve güvenlik krizleri, Türkiye’yi dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesi haline getirmiştir. Türkiye’nin göç politikaları; gönüllü geri dönüş, güvenli entegrasyon ve insan hakları temelli yaklaşımlar çerçevesinde şekillenmektedir. Göçmenler artık yalnızca korunması gereken bir grup değil, doğru politikalarla toplumsal ve ekonomik katkı sunabilecek aktörlerdir. Türkiye’nin bu süreci kriz yönetimi yerine toplumsal dönüşüm ve birlikte yaşam perspektifiyle ele alması büyük önem taşımaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Küresel göç yeni bir çağa girdi</strong></p>
<p>Dünya genelinde, göçmenlerin sayısının hızla artmasının, bu kişilerin sosyal entegrasyonu, ekonomik katkıları ve insan hakları gibi konuları daha önemli hale getirdiğini belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Beyin göçü, iklim göçü ve kadın göçü gibi kavramlar, geleceğin en önemli göç dinamikleri arasında yer almaktadır. Göçmenlerin daha insancıl ve verimli bir şekilde entegrasyonu, hem göçmenler hem de misafir ülkeler için önemli fırsatlar yaratacaktır. Göç, artık sadece bir ekonomik hareketlilik değil, insan hakları, sosyal uyum ve toplumsal kalkınma ile doğrudan bağlantılı bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’nin de bu süreçte, hem alıcı hem de verici ülke olarak, göçü sadece bir kriz meselesi değil, toplumsal dönüşüm süreci olarak ele alması, uzun vadeli stratejilerle yönetilmesini sağlamalıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-goc-yeni-bir-caga-giriyor-599555">Küresel göç yeni bir çağa giriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Baskı kültüründe zeki ama tembel insan çoktur!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-baski-kulturunde-zeki-ama-tembel-insan-coktur-599217</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 09:52:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[baskı]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[kültüründe]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[tepki]]></category>
		<category><![CDATA[zeki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599217</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ödül-ceza psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-baski-kulturunde-zeki-ama-tembel-insan-coktur-599217">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Baskı kültüründe zeki ama tembel insan çoktur!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ödül-ceza psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>İnsan beyni aldığı eğitime göre tepkisini değiştirir</strong></p>
<p>Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insan beyninin ödül-ceza sistemine verdiği tepkilerin hayvan beyninden farklı işlediğini belirterek, modern eğitim anlayışında içsel motivasyonun ön plana çıkarılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Hayvan beyninin cezaya daha önce tepki verdiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “İnsan beyni aldığı eğitime göre tepkisini değiştirir. Çok cezayla yetiştirilmişse cezaya daha erken tepki verir; ödüle ise daha sonra karşılık verir. İnsan bunu değiştirebiliyor, yorumlayabiliyor. Hayvanda ise ceza tepkisi daha hızlıdır. Beyinde negatif olaylara tepki, pozitif olaylara tepkiye göre altı misli daha fazla ve hızlıdır.” dedi.</p>
<p>EEG testleriyle bu durumun ölçüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Beyin negatif uyaranlara 50 milisaniye içinde tepki verirken, pozitif uyaranlara tepki için 300 milisaniye gerekir. Yani beynimiz olumsuz bilgiyi olumluya göre yaklaşık 6 kat daha hızlı algılıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Serotonin süreci ödüllendirir, anlam katar</strong></p>
<p>Modern nörobilimde “ödül-ceza” yerine “ödül ve kaçınma yolakları” tanımının kullanıldığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Köpeğe iyi davranış için şeker vermek, kötü davranış için cezalandırmak işe yarar. Ama insan beyninde sadece dopamin sistemiyle, dışsal motivasyonla ilerlemek kişiyi sahte davranışlara sürükler. Modern anlayış diyor ki, sadece dopamin değil; serotonin sistemini de çalıştırın. Çünkü serotonin süreci ödüllendirir, anlam katar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Süreci ödüllendirin, içsel motivasyon gelişsin</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insanın karakter ve sorumluluk bilincinin, dışsal ödüllerle değil süreç odaklı eğitimle geliştiğine işaret ederek<strong>, </strong>“Bir insana sürekli ‘şunu yap, al ödül; bunu yap, al destek’ derseniz, içsel motivasyon gelişmez. Hep başkasının gözüne bakan, müdür varken çalışan, kontrol edilmediğinde kaytaran insanlar yetişir. Halbuki insanın özerklik duygusu gelişmeli, yalnız kaldığında da doğruyu yapabilmeli.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çocuklukta öğrenilen davranışlar tekrarla kişilik haline gelir </strong></p>
<p>İnsan kişiliğinin yalnızca üçte birinin genetik olduğunu, geri kalanının ise epigenetik yani öğrenilmiş alışkanlıklardan oluştuğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çocuklukta öğrenilen davranışlar tekrarla kişilik haline gelir. 6 hafta tekrarlarsanız alışkanlık, 6 ay tekrarlarsanız kişilik olur. Epigenetik mekanizmalar sayesinde beyin yanlış dürtüleri kapatabilir, doğru davranışları otomatik hale getirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Baskı kültürleri zeki ama tembel bireyler yetiştiriyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, totaliter sistemlerin eğitim anlayışını da dikkat çekerek, “Otoriter, korku odaklı eğitim kültürlerinde insanlar genellikle pasif agresif olur. ‘Evet’ der ama yapmaz. Bu yüzden bu toplumlarda zeki ama tembel insan çoktur. Çünkü dışsal motivasyona bağımlı yetişmişlerdir. Yenilikçi ve girişimci bireyler bu nedenle az çıkar. Güvenli toplumlarda hukuk işler, kişi öngörülemez sürprizlerle karşılaşmaz. Yanlış yaptığında cezalandırılmak yerine öğrenme fırsatı sunulur. Bu yüzden özerklik, risk alma ve yenilikçilik gelişir. İçsel motivasyonun temelinde de bu güven vardır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Modern çağın en büyük sorunu yalnızlık</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insan ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde kurulabilmesi için güvenli bağlanma, empati ve içsel motivasyonun önemine dikkat çekerek, “Modern çağın en büyük sorunu yalnızlık. Bunun arkasında egoların şişmesi ve çıkar odaklı yaşam anlayışı var. Oysa insanın çıkar değil, doğruluk odaklı öğrenmesi gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>Güvenli bağlanma ve derin ilişkiler</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yakın çevre ile kurulan ilişkilerin birey için bir güven alanı olduğunu belirterek, “Bir insanın birinci dereceden yakınlarıyla kurduğu bağlar derin ve anlamlıysa güvenli bağlanma vardır. Ev güven alanıdır. Sosyal ilişkiler de güvenli olabilir fakat anlamlılık açısından daha sınırlıdır” diye konuştu.</p>
<p>Bireylerin yalnızca iş yaşamıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, insanların mutlaka amatörce uğraşacağı, keyif alacağı bir meşgalesi olması gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Narsistik bakış açısı yalnızlaştırıyor</strong></p>
<p>Günümüzde ilişkilerin hızla tüketildiğine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Şimdilerde ‘sana uymuyorsa git’, ‘yapamıyorsan ayrıl’ gibi yaklaşımlar öne çıkıyor. Bu, narsistik bir bakış açısıdır. ‘Sen değerlisin, sen önemlisin, herkes sana uymak zorunda’ anlayışı insanı yalnızlaştırıyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çıkarcı olmak mı, erdemli olmak mı?</strong></p>
<p>Kapitalist sistemin çıkar odaklı bir ahlak anlayışı öğrettiğine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “Kapital sistem ‘çıkarcı olmak kârlıdır’ diyor. Ancak içsel motivasyonu önceleyen eğitim anlayışları ‘erdemli olmak kârlıdır’ der. Çünkü erdemli olan kişi orta ve uzun vadede kazanır, çıkarcı olan ise kısa vadede kazansa da sonunda kaybeder” diye konuştu.</p>
<p><strong>Pozitif disiplin ve ödül sistemi</strong></p>
<p>Öğrenme süreçlerinde ödülün esas, cezanın ise istisna olması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Beyin korkuyla değil, anlam ve amaç odaklı öğrenmeyle kalıcı şekilde öğrenir. Çocuklara hata yaptıklarında bağırmak ya da cezalandırmak yerine, o hatayı bir öğrenme fırsatına dönüştürmek gerekir. Böylece çocukta suçluluk yerine sorumluluk ve empati gelişir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İçsel motivasyonun 3 temel unsuru</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bireyde yetkinlik, özerklik ve kendini aşan bir amacın varlığının içsel motivasyonun temel unsurları olduğunu belirterek, “Dış ödül odaklı kişiler rüzgârla giden yelkenli gibidir. Rüzgâr yoksa ilerleyemezler. İçsel motivasyonu olan kişiler ise buharlı gemi gibidir; kendi gücüyle yol alabilir. Bu nedenle eğitim sistemleri bireye içsel motivasyonu öğretmelidir” dedi.</p>
<p><strong>İnsanın kendini değerlendirme biçimi</strong> <strong>ilişkilerini doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanın kendini değerlendirme biçiminin hem kişisel gelişimi hem de toplumsal ilişkileri doğrudan etkilediğini dile getirerek, “Öz güven, kişinin olumlu yönlerini görüp onları öne çıkarırken olumsuz yönlerine karşı da önlem almasını sağlar. Ancak öz beğeni, kişinin kendini kusursuz görmesine yol açar. Bu da narsistik kişilik yapısına zemin hazırlar” diye konuştu.</p>
<p><strong>Fedakârlık şeması merhamet yorgunluğuna yol açar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilik yapılarında fedakârlığın aşırıya kaçtığını kaydederek, “Fedakârlık şeması olan kişiler herkese iyilik yapmak zorunda hisseder. İyilik yaptığında iyi, yapmadığında kötü bir insan olduğunu düşünür. Hak edene de etmeyene de aynı şekilde davranır. Karşılığında nankörlük gördüğünde ise yıkılır, kendini suçlar. Bu noktada suçluluk duygusu gerekçesi biliniyorsa öğrenmeye dönüşür; ama gerekçesiz suçluluk hastalıktır. Yoğun suçluluk ve yetersizlik duyguları depresyon belirtileridir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnsan kendini aldatma ustasıdır</strong></p>
<p>İnsanın en büyük tuzaklarından birinin zihinsel zaafları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “İnsan çok zeki olmasına rağmen aptalca şeyler yapabilir. Çünkü insan kendi kendini aldatma ustasıdır. Hızlı kararlar çoğu zaman zihinsel tuzaklara yol açar. İçsel motivasyonu güçlü olanlar ise olayları daha iyi analiz eder ve cezaya gerek kalmadan doğruyu seçer” diye konuştu.</p>
<p><strong>Fiziksel görünüm kutsallaştırıldı, toplum dopamin bağımlısı oldu</strong></p>
<p>Sosyal medyanın fiziksel görünüme aşırı vurgu yaptığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bugün gençsen, güzelsen, yakışıklıysan değerlisin; değilsen değersizsin anlayışı hâkim. Hollywood dopamin endüstrisi gibi çalışıyor. Oysa asıl olan serotonin toplumudur. Anlam, sanat, edebiyat, şiir ve kendini aşan amaçlarla elde edilen mutluluk daha kalıcıdır. Dopamin toplumu tüketim kültürünü körüklerken, serotonin toplumu erdemi ve anlamı öne çıkarır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Özgürlük sorumlulukla dengelenmeli</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özgürlüğün yanlış anlaşıldığını belirterek, “İnsan özgürdür ama sorumsuz değildir. Başkasına da kendine de zarar verme özgürlüğü yoktur. Örneğin bağımlılık tedavisinde kişi algıları bozulduğu için kendi kararını veremez. Böyle durumlarda zorunlu tedavi uygulanır. Özgürlük, sorumlulukla dengelenirse gerçek anlamına kavuşur. Özgürüz ama sorumsuz değiliz. Özgürüz diye başkasına zarar verme özgürlüğümüz yok. Kendimize de zarar verme özgürlüğümüz yok.” dedi.</p>
<p><strong>Karma inancı ve yüksek bir anlamın parçası olmak güven sağlar</strong></p>
<p>İnsanın belirsizliğe tahammül edemediğini hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Beyin belirsizliği tehdit olarak algılar. Bu nedenle insan yaşadığı olayları mutlaka anlamlandırmak ister. İnanç sistemleri, kültür ya da yüksek bir amaca bağlanma bu noktada devreye girer. Kişi kendini daha büyük bir anlamın parçası hissettiğinde belirsizlik azalır, güven duygusu artar. Anlam ve inanç, insan zihninde koruyucu bir kalkan görevi görür. İnsan yaşadığı olayları anlamlandırıyor ve bir inancın parçası oluyor. Karma da anlamlandırma yapıyor. Yüksek bir anlamın parçası olmak kişi de belirsizliği gideriyor. Kendini güvende hissediyor. Korkular azalıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-baski-kulturunde-zeki-ama-tembel-insan-coktur-599217">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Baskı kültüründe zeki ama tembel insan çoktur!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koçluk modern çağın pusulası oluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocluk-modern-cagin-pusulasi-oluyor-599136</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 08:22:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bütün]]></category>
		<category><![CDATA[çağın]]></category>
		<category><![CDATA[icf]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[koç]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[parça]]></category>
		<category><![CDATA[pusulası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599136</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koçluk mesleğinin küresel öncüsü ICF Türkiye, iki yılda bir ev sahipliği yaptığı Koçluk Konferansı’nın 10’uncusunda liderleri, profesyonel koçları, insan kaynakları profesyonellerini ve iş dünyasının karar vericilerini bir araya getirdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocluk-modern-cagin-pusulasi-oluyor-599136">Koçluk modern çağın pusulası oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koçluk mesleğinin küresel öncüsü ICF Türkiye, iki yılda bir ev sahipliği yaptığı Koçluk Konferansı’nın 10’uncusunda liderleri, profesyonel koçları, insan kaynakları profesyonellerini ve iş dünyasının karar vericilerini bir araya getirdi. </p>
<p>Bu yılki teması “İnsan. İlişki. Gelecek.” olan konferans, 3 Aralık’ta yüz yüze İstanbul Maslak 42 Venue’de ve çevrimiçi, 4 Aralık’ta ise çevrimiçi olarak gerçekleşti.</p>
<p>Anlamlı bağların, kolektif dönüşümün ve sürdürülebilir bir geleceğin altını çizen konferans, koçluk dünyasına ışık tutarak koçluğun dönüştürücü gücünü iş dünyasının merkezine taşıdı.</p>
<p><strong>Balcı: “Koçluk bireylerden kurumlara ve toplumlara uzanan bir dokuya sahip” </strong></p>
<p>İlham dolu bir dans gösterisi ile başlayan konferansın sunuculuğunu Hilal Ergenekon üstlendi. </p>
<p>ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Beyza Erdem Balcı, 10. Koçluk Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada etkinliğin bir hayalin ürünü olduğunu vurgulayarak, farklı sektörlerden profesyonel koçların, koç olmayanların ve koçluğu merak edenlerin bir araya geldiği geniş katılımlı bir buluşma hedeflediklerini ve bu hayalin gerçeğe dönüştüğünü ifade etti.</p>
<p>Açılışta sunulan dans performansının koçluk yolculuğundaki iç sesleri ve sabotörlerle baş etme sürecini anlattığını belirten Balcı, derneğin 20 yılı aşkın süredir Türkiye’de faaliyet gösterdiğini hatırlatarak şunları söyledi:</p>
<p>“Koçluk bireylerden kurumlara ve toplumlara uzanan bir dokuya sahip. Bu yılın temasını ‘İnsan, İlişki ve Gelecek’ olarak belirledik. Bu tema sade görünmesine rağmen güçlü ve derin bir anlam taşıyor. Koçluk bir bakışta, bir sessizlikte veya doğru bir soruda ortaya çıkan bir sanat.”</p>
<p><strong>Balcı: “Koçluk bugün etik, empati ve farkındalıkla bir pusula görevi üstleniyor” </strong></p>
<p>Konuşmasında, konferansın teması üzerinden ‘İnsan: Ben kimim?’, ‘İlişki: Biz kimiz?’, ‘Gelecek: Nereye gidiyoruz?’ sorularına dikkat çeken Beyza Erdem Balcı, “Teknolojinin hızlı değişiminin yarattığı karmaşaya rağmen insanların anlaşılma, görülme ve ait olma ihtiyacı değişmedi. Koçluk bugün etik, empati ve farkındalıkla bir pusula görevi üstleniyor.” dedi. </p>
<p>ICF Global’in yaptığı araştırmalardan veriler paylaşan Beyza Erdem Balcı, “Koçluk alan yöneticilerin yüzde 70’i liderlik becerilerinde gelişme görüyor, koçluğa yatırım yapan şirketlerin yüzde 86’sı yatırımlarının en az altı kat geri döndüğünü belirtiyor ve çalışanların yüzde 80’i tatminlerinin arttığını ifade ediyor. Bu veriler koçluğun bireyden topluma yayılan güçlü bir dönüşüm etkisine işaret ediyor.”</p>
<p>ICF Türkiye’nin 2005’ten bu yana profesyonel koçluğun etik ilkelerini ve yetkinliklerini yaygınlaştırmak üzere çalıştığını aktaran Balcı, yaklaşık 500 üyesiyle toplumda yaratılan değişimden gurur duyduklarını söyleyerek konuşmasını tamamladı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Kılıç: “Her bütün başka bir bütünün parçası, her parça başka bir parçanın bütünü olabilir”</strong></p>
<p>Konferansta, ‘Nasıl daha iyi ve güzel bir yaşam kurarız? Beyin Bilimin yanıtı’ başlıklı bir sunum gerçekleştiren beyin cerrahisi profesörü, bilim insanı Prof. Dr. Türker Kılıç, “Enformasyon işleyen her sistem zaman içinde zekâ üretiyor. Bu yaşamın temel prensiplerinden biri.” dedi.</p>
<p>Zekânın ortaya çıktığı andan itibaren artık yalnızca oluştuğu organizmaya değil, yaşamın bütününe ait bir fenomen haline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, ‘Doğal zekâ &#8211; yapay zekâ’ ayrımının da aslında insan merkezli bir kültürel algının ürünü olduğunu aktardı. </p>
<p>Prof. Dr. Kılıç, bu yaklaşımın kökeninin 1943’te Schrödinger’in ‘Hayat Nedir?’ sorusuna dayandığını hatırlattı ve şöyle devam etti:</p>
<p>“Schrödinger, inorganik evrenden moleküllerin, moleküllerden hücrenin, hücreden beynin, beyinden zihnin, zihinden kültürün ve nihayet uygarlığın ortaya çıkmasını, termodinamiğin ikinci yasasıyla açıklanamayan bir ‘oluş’ zinciri olarak tanımlıyor. Bu zincirin ortak noktası enformasyonun işlenmesi ve her katmanda yeni bir bütünün önceki parçaların basit toplamından daha fazla anlam taşıması. Parçaların bütünle, bütünün parçayla kurduğu ilişkiler yeni modüller ve yeni kültürel yapıların kapısını açıyor. Her bütün başka bir bütünün parçası, her parça başka bir parçanın bütünü olabilir.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Kılıç: “Sizlerin, kendinizi ve etrafınızdakileri tırtıldan kelebeğe dönüştürme katkılarına minnettarım”</strong></p>
<p>2016’da ortaya konan zekâ–bilinç sınıflandırmalarına değinen Prof. Dr. Türker Kılıç, “Bazı sistemler bilinçli olup zeki olmayabilir, bazıları ise zeki olup bilinç taşımayabilir.” dedi.</p>
<p>Bu farklılaşmanın, bilgi işleyen sistemlerin benzersiz örüntüler üretme kapasitesinden kaynaklandığını ifade eden Prof. Dr. Kılıç, “Bu kapsamda ortaya çıkan yeni kültürel boyut, varlık anlayışını da dönüştürüyor. Mevcut kültürümüz ‘sahip olmak’ üzerine kurulu. Bu yapı beynin Locus Coeruleus merkezini ödül mekanizması üzerinden sürekli sahiplenme dürtüsüyle besliyor. Bu merkez, sahip olmaya dayanmayan; merakla başlayan, iyilik ve yaratıcılıkla gelişen ve anlam üretimiyle sonuçlanan bir süreçle de tatmin edilebilir. ‘Anlam yaratmak’, yaşam ağı içinde daha önce var olmayan bir örüntü ortaya koymak demektir. Bu dönüşüm tırtılın kelebeğe dönüşmesine benzer. Tırtıl ve kelebek aynı genoma sahip fakat dönüşüm ancak belirli bir eşiğin aşılmasıyla gerçekleşir. Her birey değerlidir ve her bireyin dönüşümü için eşik değerinin oluşması gerekir. Bu dönüşümün ön şartı tırtılın kendini sindirebilmesidir. Bu benzetme Türkiye için de geçerli, toplumsal dönüşüm ancak bu içsel sindirme ve yeniden yapılanma ile mümkün olur.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Kılıç konuşmasını, “Her birinizin önce bireysel olarak, sonra da eğitim verdiğiniz kişileri bir tırtıldan kelebeğe dönüştürmedeki katkılarınıza minnettarım.” sözleriyle tamamladı.</p>
<p><strong>Sekman: “Bir işi en iyi ‘bilen’, en iyi ‘becerebilen’ ve en iyi ‘bilinen’ sen ol!”</strong></p>
<p>‘Gelecek İnsanı: Başarıyı Düşünmek, Düşünerek Başarmak’ başlıklı bir sunum yapan yazar ve başarı uzmanı Mümin Sekman, 25 yılı aşkın birikimini koçluk bakış açısına uyarlanmış şekilde paylaştı. Sekman, başarı kavramı üzerine yürüttüğü çalışmaların kişisel gelişim alanındaki yolculuğunu belirlediğini ve bu birikimi sade bir model altında topladığını belirtti.</p>
<p>Konuşmasında dört tür bilgi kategorisinden söz eden Sekman, “Başarıyı anlamak için teorik ve pratik bilgiyi, içsel ve dışsal süreçleri birlikte değerlendirmek gerekiyor. Dijital çağda ‘sahte başarı’ görünürlükleri arttı, gerçek üretime dayanmayan imajlar bireylerde psikolojik yıpranmaya yol açabiliyor. Sürdürülebilir başarı ancak kişinin karakteriyle uyumlu yollarla mümkün. Ben yıllarca ‘3 B’ kuralını savundum ve anlattım insanlara. Bir işi özellikle kişisel performansa dayalı bir iş yapıyorsan; bir işi en iyi ‘bilen’, en iyi ‘becerebilen’ ve en iyi ‘bilinen’ sen ol. Üçü de eşit derecede önemli.” dedi.</p>
<p><strong>Liberman: “Masallar dönüştürücüdür”</strong></p>
<p>Masallarla büyümüş bir anlatıcı olan Judith Malika Liberman ‘Masalların Gücü’ başlıklı sunumunda, masalların neden çocuklar ve yetişkinler tarafından hâlâ bu kadar sevildiğini, kimi zaman travmatik görünse de neden iyileştirici bir güce sahip olduğunu ve koçlukta metaforların neden bu kadar etkili olduğunu anlattı. </p>
<p>Liberman’e göre masallar, rasyonel aklı aşarak duygusal tarafımıza ulaşır; bu yüzden dönüştürücüdür. İnsanların kendi hikâyelerini yeniden kurmasına, duygularını anlamasına ve davranışlarını değiştirmesine yardımcı olurlar. Kısacası, masallar sadece çocuklar için değil; hepimiz için bir rehberdir, çünkü yaşadıklarımızı önce hikâye olarak anlamlandırırız.</p>
<p><strong>Kıran: “Şefkatin empati ve sempatiden en önemli farkı eylem motivasyonu”</strong></p>
<p>Kurumsal hayattaki 15 yıllık deneyiminin ardından yönünü psikoloji alanına çeviren Uzman Klinik Psikolog Kıvılcım Kıran, ‘Evrimsel Avantajımız: Bağlar ve Prososyal Duyguların Geleceği’ başlıklı konuşmasında koçluk eğitimi sırasında kendi ilgi alanını daha net gördüğünü ifade etti. </p>
<p>Özellikle ‘prososyal duygular’ ve ‘şefkat’ üzerine odaklanan Kıran, şefkatin empati ve sempatiden en önemli farkının ‘eylem motivasyonu’ olduğunun altını çizerek, prososyal duyguların insan beynine evrimsel olarak işlenmiş olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Siminovitch: “Koçluk karşılaşmasına ne getiriyorsunuz?”</strong></p>
<p>Dorothy E. Siminovitch ise ‘Karmaşıklığa Meydan Okuma: Farkındalık ve Var Olma’ başlıklı konuşmasına, Türkçe bir selamla başlayarak salondaki sıcak karşılamanın kültürler arası bağın gücünü gösterdiğini söyledi. Koçluk topluluğunun ortak etik değerlere sahip olduğunu vurgulayan Siminovitch, dinleyicilere “Koçluk karşılaşmasına ne getiriyorsunuz?” sorusunu yönelterek kişisel farkındalığın önemine dikkat çekti.</p>
<p>Herkesin ‘özgün bir ilacı’ olduğunu belirten Siminovitch, bu benzersiz katkının koçluk sürecine taşınması gerektiğini ifade etti. Dünyanın karmaşık hale geldiğini, bu nedenle koçların farkındalık, dinleme ve varlık becerilerinin kritik olduğunu söyledi. Konuşmasında, direncin bir tehdit değil geri bildirim olduğunu hatırlatarak, korku yaşayan danışanlarla çalışırken koçların önce kendi regülasyonlarını sağlaması gerektiğini vurguladı ve kısa bir nefes egzersizi yaptırdı.</p>
<p><strong>“Koçluğu geleceğin kuşaklarına nasıl taşıyacağız?”</strong></p>
<p>ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Beyza Erdem Balcı ve Vedat Erol ICF Converge 2025’in öne çıkan trendlerini aktarmak üzere ‘ICF Converge 2025 Yankıları: Global Trendlerin Türkiye’ye Entegrasyonu’ başlıklı özel bir paylaşım oturumu düzenledi. Balcı ve Erol, ABD San Diego’da Ekim ayında gerçekleşen konferansın küresel koçluk gündemine ışık tuttu.</p>
<p>Balcı, Türkiye’yi temsil eden az sayıda katılımcıdan biri olmanın gurur verici olduğunu belirterek, “Orada yalnız olmadığımızı görmek ve ülkemiz adına katkı sunmak büyük mutluluk verdi.” dedi. Erol ise konferansın ana odağının ‘koçluğun dünyada nereye evrildiğini görmek’ olduğunu, göç, kuşak farklılıkları ve kapsayıcılık gibi konuların artık mesleğin merkezinde yer aldığını vurguladı.</p>
<p>Oturum sonunda Balcı ve Erol ortak bir soruya dikkat çekti: “Koçluğu geleceğin kuşaklarına nasıl taşıyacağız?”</p>
<p>Konferansın çevrimiçi gerçekleşen ikinci gününde ise; Richard E. Boyatzis ‘Etkili Koçluğun Bilimi’, Marcia Reynolds ‘Rahatsızlık Alanında Liderlik: Zorlu Konuşmalardan Anlamlı Değişime’, Tamer Dövücü ‘İlişkilerde Aidiyet, Sahiplenme Dengesi’, Dr. Marilyn Atkinson ‘Gelecek İnsan: Yapay Zekâ ve Hız Çağında İlişkileri Yeniden Hayal Etmek’, oturum sponsorları Berkay Kösebay, Dilek Yıldırım, Oğuz Kösebay ‘Yapay Zeka Desteği ile Koçluk Pratiğinize Ayna Tutun’, Sandra Bobkin ile Lydia Roy ‘Koçlukta Yapay Zekanın Evrimi: Liderlik ve Yönetici Koçlarından Stratejik Bakış Açıları’, Fatih Mustafa Çelebi ‘Çalışan Sağlığına Veri Odaklı Yaklaşım’, James E. Varnham ‘Yapay Zeka ile Düşünmek: İnsan Potansiyelini ortaya çıkarmanın yolu komut vermek değil, iş birliği yapmaktır’ ve ICF Global Yapay Zeka Direktörü Susan Caesar da ‘Etik, İnsan ve Gelecek: Koçlukta Yapay Zekâyı Yeniden Tanımlamak’ başlıklı sunumlarını gerçekleştirdiler.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocluk-modern-cagin-pusulasi-oluyor-599136">Koçluk modern çağın pusulası oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cemal Süreya şiirinin sosyolojisi bu kitapta: &#8220;Kendini Yazan Habitus&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cemal-sureya-siirinin-sosyolojisi-bu-kitapta-kendini-yazan-habitus-599118</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 07:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cemal]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitapta]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiirinin]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[süreya]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599118</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Elyesa Koytak’ın kaleme aldığı “Kendini Yazan Habitus” adlı kitabı okurlarla buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cemal-sureya-siirinin-sosyolojisi-bu-kitapta-kendini-yazan-habitus-599118">Cemal Süreya şiirinin sosyolojisi bu kitapta: &#8220;Kendini Yazan Habitus&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Elyesa Koytak’ın kaleme aldığı <em>“Kendini Yazan Habitus”</em> adlı kitabı okurlarla buluşturuyor. Türkiye&#8217;nin en çok okunan şairlerden biri olan Cemal Süreya özelinde, İkinci Yeni şiirinin oluşumunu sosyolojik açıdan inceliyor. Süreya’nın 1950’ler boyunca yazdığı şiirlerle toplumsal deneyimi arasında mekik dokurken; şairi dönemin politik ve kültürel iklimine, diğer şairlerle girdiği ilişkilere yerleştiriyor.</strong></p>
<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) insan ve toplum kitaplığı, Elyesa Koytak’ın kaleme aldığı <em>“Kendini Yazan Habitus”</em> ile genişlemeye devam ediyor. Cemal Süreya özelinde İkinci Yeni denilen şiir tarzının nasıl doğduğu sosyolojik açıdan inceleyen bu kitap, aynı zamanda habitus ve eser arasındaki karşılıklı şekillenme süreçlerini birlikte okumayı teklif eden yeni bir teorik zemin sunuyor. Bu kapsamlı çalışma, Süreya’nın 1950’ler boyunca yazdığı şiirlerle toplumsal deneyimi arasında mekik dokurken; şairi dönemin politik ve kültürel iklimine, diğer şairlerle girdiği ilişkilere yerleştiriyor. Mülkiye öğrencilerinin sosyal profilinden şiirdeki söz sanatlarına kadar farklı gerçeklik boyutlarını bir araya getiren kitap, toplumsal eylem olarak şiirin sosyopolitik belirlenimlere karşı kendini yazma yolu olabileceğini gösteriyor. Böylece, günümüz sosyolojisinde yaygın olan habitus kavramını da yeniden ele alarak ufuk açıcı bir inceleme ortaya koyuyor. “Şiir sosyolojik bir gözle açıklanabilir mi?”, “Yeni bir şiirin doğuşu sadece poetik tartışma ve ayrışmaların sonucu mudur?”, “Şiirin en kapalı ve öznel taraflarında toplumun etkisini nasıl görebiliriz?” gibi sorularının izini süren <em>“Kendini Yazan Habitus”,</em> sadece sosyal bilimcilerin ve edebiyat uzmanlarının değil, şiire ve Cemal Süreya’ya ilgi duyan herkesin ilgisini çekecek bir çalışma. </p>
<p><strong> Kitaptan:</strong></p>
<p>“Bu kitap şiirin doğuşunu insani bir seviyede incelemeyi amaç­lıyor. İnsani seviye veya düzlem, insanın her şartta ünsiyet, iliş­ki, irtibat içinde oluşuna; kendi başına olmadığına işaret eder. Sosyolojinin kökeninde bulunan <em>socius </em>takip eden, eşlik eden anlamına gelir. Bu nedenle insanı toplumsal açıdan görmek ona eşlik eden, irtibat hâlinde olduğu gerçeklikleri araştırmanın mer­kezine almak demektir. Şiirin doğuşunu tam olarak insan oluşla açıklamak gerektiğinde devreye giren sosyolojik açıklama, meta­fizik açıklama gibi şiiri başka bir şeyin, ilhamın açıklanamaz so­nucuna indirgemek yerine, şiire dışsal ama irtibatlı fenomenlerle şiir metni arasındaki ilişkiselliği kurmayı hedefler ve böylece, her bilimsel faaliyetin nesnesinin nasıl oluştuğunu açıklamakla mu­kayyet olmasından dolayı, bir <em>poèmologie </em>yahut şiirbilimi hâlini alabilir. Kısacası sosyoloji şiiri ilhamdan çok insan eseri kabul eden ve açıklayan bilimsel yollardan biri olabilir.”</p>
<p><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>1989 İstanbul. Galatasaray Lisesinden mezun oldu. Sosyoloji lisans eğitimini Galatasaray Üniversitesinde, yüksek lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesinde tamamladı. İstanbul Medeniyet Üniversitesinde hazırladığı doktora tezi <em>Mesleğin Dönüşümü: Hekimler ve Avukatlar </em>adıyla kitaplaştı ve 2023’te TÜBA TESEP ödülünü kazandı. Meslekler, elitler, sosyal tabakalaşma ve eşitsizlik konularında araştırmalarını sürdürmektedir. İki şiir kitabının yanı sıra (<em>Hicretsizlik</em>, 2015; <em>Bütün Nehirler Bizimdir</em>, 2020), bir eleştiri kitabı vardır (<em>Anlamın Kıyameti: Modern Türk Şiiri Üzerine Denemeler</em>, 2017). <em>Fayrap </em>dergisinin editörlüğünü yürütmüş olan Koytak ayrıca Ezra Pound’un üç şiir kitabını tercüme etmiştir. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde görev yapmaktadır.</p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: İnsan ve Toplum </strong></p>
<p><strong>Yazar: Elyesa Koytak</strong></p>
<p><strong>Kitap Editörü: Muhammed Fazıl Baş</strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: Kendini Yazan Habitus </strong></p>
<p><strong>Proje Editörü: Mesut Bostan</strong></p>
<p><strong>Son Okuma: Büşranur Hazar  </strong></p>
<p><strong>Sayfa Uygulama ve Kapak: Yümna Sarıkaya   </strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 156</strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cemal-sureya-siirinin-sosyolojisi-bu-kitapta-kendini-yazan-habitus-599118">Cemal Süreya şiirinin sosyolojisi bu kitapta: &#8220;Kendini Yazan Habitus&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Türk Dili Ailesi Günü İzmir&#8217;de ilk kez düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-turk-dili-ailesi-gunu-izmirde-ilk-kez-duzenlendi-599100</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 07:37:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ailesi]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dili]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599100</guid>

					<description><![CDATA[<p>UNESCO tarafından bu yıl ilan edilen 15 Aralık “Dünya Türk Dili Ailesi Günü”, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde anlamlı bir etkinlikle kutlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-turk-dili-ailesi-gunu-izmirde-ilk-kez-duzenlendi-599100">Dünya Türk Dili Ailesi Günü İzmir&#8217;de ilk kez düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>UNESCO tarafından bu yıl ilan edilen 15 Aralık “Dünya Türk Dili Ailesi Günü”, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde anlamlı bir etkinlikle kutlandı. Türk dünyasının ortak dili ve kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla hayata geçirilen etkinlikte katılımcılar, Türk dilinin binlerce yıllık yolculuğuna, ortak hafızasına ve dil mirasına tanıklık etti.</p>
<p>UNESCO’nun bu yıl ilan ettiği 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde görkemli bir programla kutlandı. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) düzenlenen etkinlik, Türk dünyasını dil, kültür ve sanat ekseninde İzmir’de buluşturdu. Türk dilinin köklü geçmişine ve ortak kültürel mirasına ışık tutan etkinlikte İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Kazakistan Başkonsolosu Bauyrzhan Akatayev, Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilciliği AB Uzmanı Volkan Kocagül, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) İletişim ve Bilişim Daire Başkanı Salim Ezer, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Halk Bilimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Fedakar, İzmir Demokrasi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gonca Kuzay Demir ve çok sayıda davetli  yer aldı.</p>
<p><strong>“Ortak tarihimizin, kültürümüzün ve gönül coğrafyamızın güçlü bir ifadesi”</strong></p>
<p>Program, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır&#8217;ın konuşması ile başladı. 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü&#8217;nün 194 ülkenin kabulüyle, Türkiye’nin öncülüğünde, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın ortak sunumuyla ilan edildiğini anımsatan Yıldır, “Bugün; ortak tarihimizin, kültürümüzün ve gönül coğrafyamızın güçlü bir ifadesi. Bugün, Türk dilinin en eski yazılı belgeleri olan Orhun Yazıtları’nın çözüldüğünü, dünya bilim çevrelerine duyurulduğu gün. Vilhelm Thomsen’in 1893’te attığı bu adım, sadece bilimsel bir keşif değil; Türkçenin binlerce yıllık yolculuğunun insanlığın ortak hafızasına kaydedilmesi” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Her nereden geliyor olursanız olun, sizler bize göre İzmirlisiniz”</strong></p>
<p>Kendilerinin o uzun yolculuğun mirasına sahip çıkan; dili yaşayan, çoğaltan ve geleceğe taşıyan bir topluluk olduklarına değinen Yıldır, şunları söyledi: “Bir toplumun dili zenginleştikçe düşünme biçimi de zenginleşiyor. Düşüncenin gücü, dilin açıklığında ve yeterliliğinde saklıdır. Dilimizi korumak aynı zamanda düşünme hakkımızı korumak demektir bir yönüyle. Dilerim, bu özel akşam dostluklarla, paylaşımlarla ve unutulmaz anılarla hafızalarınızda yer alsın. Şunu özellikle vurgulamak isterim. Her nereden geliyor olursanız olun, sizler bize göre İzmirlisiniz. Bu şehirde yalnız değilsiniz. Ne zaman bir ihtiyacınız olursa, ne zaman bir destek arayışına girerseniz İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sizler için burada olduğunu düşünmenizi istiyorum. Bizi bir kurumdan öte, güven duyabileceğiniz bir aile olarak görmenizi isteriz.”</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ın, 21 Mart’ta bir Türk Dili Ailesi Buluşması daha yapacaklarına yönelik sözlerini anımsatarak, bu programın hayata geçirileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Önemli isimlerle panel düzenlendi</strong></p>
<p>Program kapsamında, Türk dünyasının ortak hafızası ve dil mirası, “Türk Dünyası ve Dünya Türk Dili Ailesi Günü” başlıklı panelde masaya yatırıldı. Panelin moderatörlüğünü, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı, Eski Türk Dili Anabilim Dalı Başkanı ve Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şaban Doğan üstlendi. Panelde, Dokuz Eylül Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gülmira Kuruoğlu, Kazakistan Atrau Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ege Üniversitesi Misafir Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Karlygaş Aşirhanova ile Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü emekli öğretim görevlisi, KIBATEK Onursal Başkanı Feyyaz Sağlam konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p><strong>Türkçenin yolculuğunu anlattı</strong></p>
<p>Şaban Doğan dilin, insanoğlunun var oluş serüveninin başlangıcı olduğunu belirterek, “Bizi farklı kılan, dünyadaki diğer canlılardan ayrı bir noktaya taşıyan çok çok önemli bir araç. Dilin iki temel işlevi var. İnsan insan ve insan varlık ilişkisi kurmak. İnsan insan ilişkisi, iletişim. İnsan varlık ilişkisi ise öğrenme. Bu iki dilin bu iki özelliği bizi farklı kılıyor. Aslında çağdaşlaşmamızın, gelişmemizin, evrilmemizin temelinde yatan gerçeklik de bu. Biz diğer canlılardan, dünya üzerindeki diğer canlılardan bilgi birikiminin dil vasıtasıyla sonraki nesle aktardığımız için farklıyız ve öndeyiz. Dolayısıyla da dil olmasaydı biz olmazdık. En azından bu noktada olmazdık. Onu da özellikle ifade etmek isterim. Yani bizi mağara çağından, bilişim ve uzay çağına taşıyan hiç şüphe yok ki dilimiz. İnsanla varlık ilişkisini kurarken de dil bilgiyi sabitlemek ve gelecek nesillere daha eksiksiz aktarabilmek için yazıyla buluştu. Muazzam bir keşif. Türkçe ilk defa yazıyla ne zaman buluştu? Çok heyecanlı bir hikaye” dedi.</p>
<p><strong>Türk yazıtları nasıl bulundu?</strong></p>
<p>Doğan, “Türkler ilk ne zaman yazdı? İlk ne zaman yazmaya başladı? Dil yazıyla ne zaman buluştu? 1721 yılında İsveçli bir tutsak subay olan Johan von <em>Strahlenberg, G</em>üney Sibirya&#8217;da Yenisey Nehri&#8217;nin yukarı mecrasında eski Türk alfabesiyle yazılmış bir yazıt buldu. Küçük bir yazıt. Ve 1730 yılında da <em>Strahlenberg tutsaklığı </em>bitince İsveç&#8217;e döndü. O yazıtla birlikte Bozkır kültür ve medeniyetinin farklı örneklerini de derlemişti yazıtla birlikte. Bunu 1730’da yayınladı. Ve bir sessizlik. Çünkü bilim dünyası, bulduklarının yazı olduğunu dahi bilmiyordu. 1887-88 Finlandiya&#8217;dan Sibirya&#8217;ya gönderilen Fin araştırma heyeti, <em>Strahlenberg’in</em> denk geldiği Yenisey yazıtlarını kopyaladı ve yayınlandı. Ardından Rus bir arkeolog, Moğolistan’da Orhun Irmağı kıyılarında aynı yazıyla yazılmış çok daha büyük iki yazıt buldu. 1888&#8230; Ve bunları da 1890’da yayınladı. Aslında bütün bilim dünyasının dikkatlerinin bu coğrafyaya çekildiği andı bu. Çünkü Bilge Kağan ve Kül Tigin yazıtlarını bulmuştu. Bilim camiası artık bunların yazı olduğuna emindi. Ama hangi medeniyete ait, kimler tarafından verilmiş, yazılmış… Tam bir muamma. Ta ki 15 Aralık 1893’e gelinceye kadar. Vilhelm Thomsen muazzam bir çalışma ve titizlikle bu yazıtların Türk yazıtları olduğunu ve bunların da ilk Türkçe metinler olabileceğini ortaya koydu” diye konuştu.</p>
<p><strong>Panelistler Türkçe’ye dair görüşlerini paylaştı</strong></p>
<p>Panelistlerden Gülmira Kuruoğlu ise dilin bir köprü, inanç ve tarih olduğunu söyledi. Karlygaş Aşirhanova da Türkiye Türkçesinin ortak Türkçe olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek, “Bir Türk’ün Türkiye Türkçesi öğrenmesi için 3 ay yeterli” dedi.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü emekli öğretim görevlisi, KIBATEK (Kıbrıs – Balkanlar – Avrupa Türk Edebiyatları Kurumu) Onursal Başkanı Feyyaz Sağlam ise Türkçenin bütün dünyaya yayıldığını, bir dünya dili olduğunu anlattı.</p>
<p><strong>Farklı ülkelerden piyanistler geceye renk kattı</strong></p>
<p>Program, Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuvarı ve Antalya Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının katılımıyla gerçekleştirilen piyano konseri ile sanat dolu anlara sahne oldu. Farklı ülkelerden İzmir’e gelen piyanistlerden Samir Mirzayev, Talgat Arakeev, Pelin Ece Acar, Dameli Nurbergen ile Hakan Aksoy, konuklara unutulmaz anlar yaşattı. Etkinlik Kültür ve Turizm Bakanlığı İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu’nun sunduğu müzik ve dans gösterisiyle renklendi. Gösterinin sanat yönetmenliğini Şavk Eryürek üstlendi.</p>
<p>Kent Arşivi ve Müzeler Müdürlüğü’nün destekleri ve TÜRKSOY’un katkılarıyla da “Türk Dünyasında Kadim Başkentler: Kadın ve Moda” temalı fotoğraf sergisinin açılışı yapıldı. Sergide, TÜRKSOY onayıyla İletişim ve Bilişim Daire Başkanı Salim Ezer tarafından iletilen fotoğraflar yer aldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-turk-dili-ailesi-gunu-izmirde-ilk-kez-duzenlendi-599100">Dünya Türk Dili Ailesi Günü İzmir&#8217;de ilk kez düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü düşünür Kuçuradi&#8217;nin değerlerini konuştular</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-dusunur-kucuradinin-degerlerini-konustular-598984</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 11:52:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değerlerini]]></category>
		<category><![CDATA[düşünür]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[konuştular]]></category>
		<category><![CDATA[kuçuradi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598984</guid>

					<description><![CDATA[<p>21. yüzyılın en önemli düşünürlerinden, felsefe ve insan hakları konusunda UNESCO kürsüsü sahibi Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin felsefesinin ve değerlerinin tanıtıldığı “Başkaldırıdan Felsefeye: İoanna Kuçuradi” isimli program Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-dusunur-kucuradinin-degerlerini-konustular-598984">Ünlü düşünür Kuçuradi&#8217;nin değerlerini konuştular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>21. yüzyılın en önemli düşünürlerinden, felsefe ve insan hakları konusunda UNESCO kürsüsü sahibi Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin felsefesinin ve değerlerinin tanıtıldığı “Başkaldırıdan Felsefeye: İoanna Kuçuradi” isimli program Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. </p>
<p>Maltepe Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı, Maltepe Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından düzenlenen program  “Başkaldırıdan Felsefeye: Prof. Dr. İoanna Kuçuradi” isimli belgesel gösterimiyle başladı. Belgeselde Türkiye Felsefe Kurumu’nun Başkanı, Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü ve İnsan Hakları Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapan ve Maltepe Belediyesi Kadın Danışma Merkezi’ne ismi verilen Kuçuradi’nin yaşam yolculuğuna yer verildi. Yirminin üzerinde felsefecinin, sanatçının ve bilim insanının görüşlerinin yansıtıldığı belgeselde, 1960&#8217;ta üniversiteleri sarsan 147’ler olayı, Türkiye’deki insan hakları mücadelesinin serüveni ve felsefenin kurumsallaşması konuları ele alındı. Belgesel gösteriminin ardından Doç. Dr. Hakan Aytekin’in moderatörlüğünde Prof. Dr. Betül Çotuksöken,  Prof. Dr. Celal Oktay Yalın ve Elif Hamidi’nin katıldığı bir söyleşi yapıldı. Söyleşide Kuçuradi’nin etik değerlerinin savunulması ve felsefenin kurumsallaşmasına yaptığı katkılar üzerine konuşuldu. Söyleşi katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-dusunur-kucuradinin-degerlerini-konustular-598984">Ünlü düşünür Kuçuradi&#8217;nin değerlerini konuştular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menemen Belediyesi 25 bini aşkın istihdam sağladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menemen-belediyesi-25-bini-askin-istihdam-sagladi-598825</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 07:36:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[25]]></category>
		<category><![CDATA[aşkın]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bini]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[kuru]]></category>
		<category><![CDATA[menemen]]></category>
		<category><![CDATA[müdür]]></category>
		<category><![CDATA[sağladı]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598825</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menemen Belediyesi, "İş Dünyası Menemen'de Buluşuyor" etkinliği gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menemen-belediyesi-25-bini-askin-istihdam-sagladi-598825">Menemen Belediyesi 25 bini aşkın istihdam sağladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Menemen Belediyesi, &#8220;İş Dünyası Menemen&#8217;de Buluşuyor&#8221; etkinliği gerçekleştirdi. İzmir&#8217;in ve Menemen&#8217;in önde gelen sanayici, girişimci ve iş insanlarının katıldığı etkinlikte konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Göreve başladığımız ilk günden bugüne sanayicimizle el ele vererek 25 binden fazla hemşehrimizi iş sahibi yaptık. Menemen&#8217;de hep birlikte bir başarı hikayesi yazdık.&#8221; dedi.</i></b></p>
<p>Sosyal yaşama dair projeleriyle fark yaratan Menemen Belediyesi, istihdama katkısıyla da büyük takdir topluyor. Menemen Belediyesi İşkur Hizmet Noktası üzerinden yıl boyunca yapılan çalışmaların ardından, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;İş Dünyası Menemen&#8217;de Buluşuyor&#8221; etkinliğinde sanayici, yatırımcı ve iş insanlarıyla bir araya geldi. Tepe Sosyal Tesisleri&#8217;nde düzenlenen geceye Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, MHP Menemen İlçe Başkanı Barbaros Çalışçı, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçılar Birliği Başkanı Birol Celep, İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, Ulukent Sanayiciler Derneği Başkanı Mehmet Ömer Telcioğlu, Tezcan Un Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan, İZKA Yönetim Kurulu Başkanı Azat Yeşil, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Deniz Celep, Ege Serbest Bölge Müdürü Mevlüde Şenay Satoğlu, İZBAN Genel Müdürü Volkan Yurtoğlu, Çalışma ve İş Kurumu Manisa İl Müdürü Günseli Kervan Tufan, SGK Manisa İl Müdürü Buket İnce ve çok sayıda iş insanı katıldı.</p>
<p>Yaklaşık bin davetlinin yer aldığı gecede Katip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi&#8217;nden Prof. Dr. İbrahim Attila Acar, Menemen&#8217;in gelecek perspektifine ilişkin bir sunum gerçekleştirdi. Acar, Menemen&#8217;in coğrafi konumuyla, tarımıyla ve büyük bir potansiyel taşıdığını ve bu potansiyelin gelecekte çok daha güçlü bir noktaya erişebileceğini ifade etti. Acar&#8217;ın ardından iş dünyası adına TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Deniz Celep ve Ulukent Sanayiciler Derneği Başkanı Mehmet Ömer Telcioğlu birer konuşma gerçekleştirdi. Gecede Aliağa Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan, İŞKUR İzmir İl Müdür Yardımcısı İbrahim Ay ve Manisa Egem Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Öztürk Demir, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan&#8217;a birer plaket sundu.</p>
<p><b>&#8220;Üretim ve istihdam varsa hayat vardır&#8221;</b></p>
<p>İş dünyasıyla buluşma gecesinde sözlerine Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün &#8220;Her fabrika bir kaledir.&#8221; ifadesini hatırlatarak başlayan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Menemen’de açılan her fabrikayı gerek ilçemiz, gerek ilimiz, gerek ülkemiz için bir kale olarak görüyoruz. Fabrika varsa insan vardır, insanın olduğu yerde sosyal hayat vardır, kuş cıvıltısı gibi evlatlarımızın neşeli kahkahaları vardır. Kısacası üretim ve istihdam varsa, hayat vardır.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>&#8220;25 bin hemşehrimizi, sizlerle birlikte iş sahibi yaptık&#8221;</b></p>
<p>Başkan Pehlivan, &#8220;2021 yılından bugüne çok şükür ki Menemen Belediyesi İşkur Hizmet Noktamız, iş arayan ve işverenin en önemli buluşma noktası haline geldi. Belediyemizde düzenlediğimiz 32 bine yakın toplantıda, işveren ve iş arayanı buluşturduk. İş arayan her bir hemşehrimizi, kadınlarımızı, engellilerimizi, hükümlülerimizi yeteneği ve şartlarına uygun işlere yerleştirmek için 128 bin 647 işlem yaptık. Yaptığımız çalışmalar neticesinde 5 bine yakını kadın, olmak üzere yaklaşık 25 bin hemşehrilerimiz, sizlerin fabrikalarında üretimin birer parçası haline geldi. Bu çalışmaları taçlandırmak adına bugün bir arada olmamızın bir diğer önemli yanı da önümüzdeki yıl düzenleyeceğimiz Menemen Belediyesi İstihdam Fuarı için güçlü bir altyapı oluşturmasıdır. Bugün burada başlattığımız bu birliktelik, Menemen’in geleceği için daha büyük ve kalıcı adımlar atmamıza vesile olacaktır. İş dünyamız ve belediyemiz arasındaki bu sinerjiyi, istihdam alanındaki başarılarımızı daha ileriye taşımak adına kullanacağız.&#8221; dedi.</p>
<p>Konuşmaların ardından düzenlenen gece plaket takdimleri, istihdama en çok katkı sağlayan firmalara teşekkür ve fotoğraf çekimiyle son buldu.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menemen-belediyesi-25-bini-askin-istihdam-sagladi-598825">Menemen Belediyesi 25 bini aşkın istihdam sağladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören Belediyesi Okan Çağan&#8217;ın adını parkta yaşatıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesi-okan-caganin-adini-parkta-yasatiyor-598774</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Dec 2025 11:51:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adını]]></category>
		<category><![CDATA[Ağabey]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çağan]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[okan]]></category>
		<category><![CDATA[onun]]></category>
		<category><![CDATA[parkta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598774</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, trafik kazası sonucu 27 Eylül 2025’te hayatını kaybeden önceki dönem Belediye Meclis Üyesi Okan Çağan’ın ismini, Esertepe’de açılan parkta ölümsüzleştirildi. Parkta yer alan anı panosunda ise Çağan’ın yaşamı ve Keçiören’e verdiği hizmetler anlatılarak hatırası yaşatıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesi-okan-caganin-adini-parkta-yasatiyor-598774">Keçiören Belediyesi Okan Çağan&#8217;ın adını parkta yaşatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, trafik kazası sonucu 27 Eylül 2025’te hayatını kaybeden önceki dönem Belediye Meclis Üyesi Okan Çağan’ın ismini, Esertepe’de açılan parkta ölümsüzleştirildi. Parkta yer alan anı panosunda ise Çağan’ın yaşamı ve Keçiören’e verdiği hizmetler anlatılarak hatırası yaşatıldı.</p>
<p>Yoğun ilginin olduğu açılış törenine; Sosyal Demokrat Halk Partisi Genel Başkanı <b>Murat Karayalçın</b>, CHP TBMM Başkanvekili <b>Tekin Bingöl</b>, Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Millet Vekili <b>İdris Şahin</b>, CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, CHP Yüksek Disiplin Kurulu Sekreteri <b>Deniz Çakır</b>, CHP Keçiören İlçe Başkanı <b>Görkem Cevahir Yıldırım</b>, ATO ve TOBB Başkanvekili <b>Faik Yavuz</b>, Şereflikoçhisarlılar Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı <b>Cevdet Mutlu</b>, siyasi partilerin ilçe başkanları, çok sayıda STK temsilcisi, meclis üyeleri, muhtarlar ve Çağan ailesinden Okan Çağan’ın çocukları <b>Barış Çağan, Tolga Çağan</b>, eşi <b>Hatice Çağan</b>, annesi <b>Sultan Çağan</b>, babası <b>Hasan Çağan</b>, ablaları <b>Canan Çağan ve Aynur Aspir</b>, kardeşleri <b>Nalan Öksüz ve Oktay Çağan</b>, halası <b>Hayriye Yılmaz </b>başta olmak üzere çok sayıda aile bireyi ve sevenleri katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda Kur’an tilaveti ve dua edildi.</p>
<p><b>“Okan Çağan’ın adını ve yaptığı icraatları yaşatacağız”</b></p>
<p>Keçiören’e önemli hizmetleri dokunmuş merhum Okan Çağan’ın adını yaşatarak büyük bir vefa örneği sergileyen <b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, yaptığı konuşmada, “Gerçekten de bugün hem acıyı hem de Okan Çağan’ın burada ismini yaşatmanın mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Okan Çağan demek Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün neferi demektir. Okan Çağan demek Anadolu&#8217;nun bağrında bu insanlığa hizmet eden ‘dava sadece insanlık davasıdır’ diyen o tedrisatın insanı demektir. Okan Çağan demek Keçiören’in yiğit insanlarından kimin ne derdi varsa onunla hemhal olan insan demektir. Onun için bu ismi yaşatmaktan onur ve gurur duyuyoruz.” dedi.</p>
<p>Okan Çağan’ın hatırlarının Keçiören’de yaşatılacağını vurgulayan Başkan Özarslan, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Okan Çağan ölmemiştir, kalbimizde yaşıyor ve yaşatacağız. Okan Çağan demek Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin ta kendisi demektir. Okan Çağan bu halka eşit şekilde yaklaşan bir ağabeyimizdi. Biz bunu nereden anlıyoruz? Dedik ki bir parkımız var, ismini yaşatalım, meclisimize ismini getirdiğimizde o kadar güzel gönüllere girmiş ki, artık partiler üstü olmuş ki MHP olsun, AK Parti olsun ayrım olmaksızın teklifimiz herkesin oy birliğiyle kabul gördü. Okan Çağan gerçekten de güzel bir insan onun için hatıralarını beraber yaşatacağız. Onun ailesi bize emanet. Buradan tüm Keçiören’e söz veriyorum Okan ağabeyimizin emanetine de sahip çıkacağız, adını ve yaptığı icraatları yaşatacağız. Ne yapmaya çalıştığını da anlatacak ve bağrımıza basacağız.”</p>
<p><b>“Bir vefa ve hemşehrilik örneğini gösterdiniz”</b></p>
<p>Açılışa katılan Sosyal Demokrat Halk Partisi Genel Başkanı <b>Murat Karayalçın </b>ise Keçiören’de büyük bir vefa örneği sergilendiğini vurgulayarak, <b> </b>“Okan Çağan&#8217;ı kaybetmiş olmamız nedeniyle çok derin bir üzüntü ve hüzün içindeyim. Ama aynı zamanda bugün burada böyle bir düzenlemenin yapılmış olması nedeniyle sevgili Okan Çağan&#8217;ın adına bir parkın Keçiörenlilere ve Ankaralılara kazandırılacak olması nedeniyle memnuniyet içindeyim. Sevgili Başkanım çok teşekkür ediyorum. Okan&#8217;ın adını yaşatıyorsunuz, yaşatacaksınız. Bir vefa ve hemşehrilik örneğini gösterdiniz.” dedi.</p>
<p><b>“Okan Çağan adının bu parkta yaşatılması çok kıymetli”</b></p>
<p>CHP TBMM Başkanvekili <b>Tekin Bingöl </b>de yaptığı konuşmada, “Okan Çağan adının bu parka verilmesi büyük bir vefa örneğidir. Onun için Belediye Başkanımız Mesut Özarslan&#8217;a ve oy birliği ile bu kararı alan tüm meclis üyelerine teşekkür ediyorum. Bu olayın gerçekten son derece anlamlı ve unutulmazlar arasına yazılmasına vesile oldunuz. Sevgili Okan sadece bir partili değil, belediye meclis üyesi değildi. Okan çok sakin bir kişiliğe sahipti, yüreği ülke sevgisiyle doluydu ve daha da önemlisi Ankaralı idi. Keçiören&#8217;in o farklı yapısına baktığımızda herkese eşit davranan hiç bir şekilde insan ayrımı yapmayan bir kardeşimizdi.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Belediye Başkanımız Mesut Bey&#8217;e şükranlarımı sunuyorum”</b></p>
<p>Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Millet Vekili <b>İdris Şahin </b>de konuşmasında<b> </b>Başkan Özarslan’a teşekkür ederek, “Okan Çağan ismini Keçören&#8217;de ölümsüz kılan Keçiören Belediye Başkanımız Mesut Bey&#8217;e şükranlarımı sunuyorum. Okan Çağan, birlikte olmanın nasıl kıymetli olduğunu yaşayarak gösteren bir kardeşimizdi. İnşallah onun evlatları, kardeşi de onun yolundan gidecek. Şunu özellikle buradan bir kez daha ifade ediyorum: Bir olmak zorundayız, iri olmak zorundayız, diri olmak zorundayız ve hep birlikte Türkiye olmak zorundayız. Tüm milletvekillerimizle birlikte Ankara ikinci bölge milletvekili olarak tüm Ankara ve Keçiören halkına hizmet etmenin gururunu ve bahtiyarlığını hissediyoruz.” ifadelerine yer verdi.</p>
<p><b>“Okan Çağan hayırsever, gönlü bol kıymetli bir kardeşimizdi”</b></p>
<p>Katılımcılara hitaben yaptığı konuşmasında Okan Çağan ile anılarını paylaşan CHP Ankara Millet Vekili <b>Adnan Beker, </b>“Anamız güzel bir evlat yetiştirmiş. Okan Çağan gerçekten hayırsever, Şereflikoçhisar için, Ankara için kendini adamış; hayırsever, sofrası bol, kendi gönlü bol kıymetli bir kardeşimizdi.  Belediye Başkanımız da onun adını burada yaşatıyor. Ömür boyu burada yaşayacak. Rabbim mekânını cennet etsin.” dedi.</p>
<p><b>“Okan Çağan’ın aziz hatırası ve anıları önünde saygıyla eğiliyorum”</b></p>
<p>Okan Çağan’ın çok sevildiğini hatırlatarak konuşmasına başlayan CHP Yüksek Disiplin Kurulu Sekreteri <b>Deniz Çakır, </b>“Okan Çağan hepimiz için çok kıymetli bir arkadaştı, dosttu, yoldaştı. Biz onun Keçiören&#8217;de, Şereflikoçhisar&#8217;da, Ankara&#8217;da ve tanıyanlar nezdinde ne kadar sevildiğini biliyoruz. Buna şahitlik ettik. Ben de burada Okan Çağan’ın aziz hatırası ve anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Burada bu parkta onu ismiyle yâd etmemizi sağlayan Belediye Başkanımıza ve sizlere çok teşekkür ediyorum.” dedi.</p>
<p><b>“Okan ağabeyinin mücadelesini ve Keçiören&#8217;e duyduğu bağlılığı yaşatmaya devam edeceğiz”</b></p>
<p>CHP Keçiören İlçe Başkanı <b>Görkem Cevahir Yıldırım </b>ise Okan Çağan’ın Keçiören’e olan bağlılığına vurgu yaparak şu mesajları paylaştı:<b> </b>“Okan ağabey mücadelesiyle, güler yüzüyle ve örgütüne duyduğu sevgiyle hem partimize hem de Keçiören’e büyük emekler vermiş bir yol arkadaşımızdı. Belediyemiz tarafından yapımı tamamlanan bu park, Okan ağabeyinin bu kente duyduğu sevginin, insanı önceleyen siyaset anlayışının ve geride bıraktığı güzel hatıraların somut bir örneğidir. Bu nedenle bu parkın hayata geçmesinde emeği olan herkese teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Okan Çağan Parkı&#8217;nın yapılmasını öncülük eden Keçiören Belediye Başkanımız Sayın Dr. Mesut Özaslan&#8217;ın izinde belediye meclis grubumuza teşekkür ediyorum. Okan ağabeyinin mücadelesini ve Keçiören&#8217;e duyduğu bağlılığı yaşatmaya devam edeceğiz. Okan abiyi de tekrar rahmet anıyorum.”</p>
<p><b>“Aile olarak bizim yanımızda oldunuz”</b></p>
<p>Şereflikoçhisarlılar Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı <b>Cevdet Mutlu, “</b>Okan ağabeyinin vefat ettiği ilk günden bugüne kadar hep yanımızda oldunuz, bizlere destek oldunuz. Okan Çağan Bey benim bir ağabeyimdi, yol arkadaşımdı. O iyi bir babaydı, iyi bir eşti. Her zaman iyi kalbiyle partisine, ilçesine ve tüm milletimize hizmet etmek için yola çıktı. Hiçbir zaman kendi çıkarını düşünmedi. Hep öncelikle toplum odaklı oldu. Sizler büyüklerimiz aile olarak bizim yanımızda oldunuz. Hepinize çok teşekkür ediyorum.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Sizinle beraber olmak bizim acımızı hafifletiyor”</b></p>
<p>Okan Çağan’ın kardeşi <b>Oktay Çağan</b> ise duygularını şu sözlerle ifade etti: “Acımızı yaşadığımız ilk günden beri bizimle beraber oldunuz. Bize büyük destek verdiniz, büyük emek verdiniz. Hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Sizlerle beraber bu yolu yürümek bizim acımızı ciddi şekilde azalttı. Ağabeyim çok güzel dostluklar edinmiş, çok güzel insanlar biriktirmiş, çok güzel ilişkiler yaşamış. Bu bizi inanılmaz mutlu ediyor ve gururlandırıyor. Bu parkın yapımında, açılmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Bu güzel fikri düşünen, bunun için çaba gösteren tüm dostlara ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Sizinle beraber olmak bizim acımızı hafifletiyor.”</p>
<p><b>Okan Çağan’ın adı Keçiören’de ölümsüzleşti</b></p>
<p>Esertepe Mahallesi’nde hizmete açılan Okan Çağan Parkı, yeşil alanları ve dinlenme bölümleriyle bölge sakinlerine nefes aldırırken, Keçiören Belediyesi’nin vefa anlayışının da somut bir örneği oldu. Park, merhum Okan Çağan’ın anısını yaşatmaya devam edecek.</p>
<p><b>Okan Çağan kimdir?</b></p>
<p>1968 Şereflikoçhisar doğumlu olan Okan Çağan, uzun yıllar Türk siyasetine gönül vermiş; 2019–2025 yılları arasında Keçiören Belediyesi Meclis Üyesi olarak görev yapmıştı. Aynı zamanda Şereflikoçhisar Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanlığı ile Büyük Damlacıklılar Köyü Dernek Başkanlığı görevlerini de yürüten Çağan, yaşamı boyunca memleket sevdalısı kimliğiyle halkın yanında olmayı ilke edinmişti. Okan Çağan, trafik kazası sonucu 27 Eylül 2025’te hayatını kaybetti.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesi-okan-caganin-adini-parkta-yasatiyor-598774">Keçiören Belediyesi Okan Çağan&#8217;ın adını parkta yaşatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Felsefenin Işığı İnsan Haklarını Aydınlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-felsefenin-isigi-insan-haklarini-aydinlatti-598361</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 07:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlattı]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[felsefenin]]></category>
		<category><![CDATA[haklarını]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[ışığı]]></category>
		<category><![CDATA[kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598361</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin Osmangazi Kent Konseyi ve Bursa Felsefe Kulübü iş birliği ile düzenlediği ‘Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları’ serisi, 2025-2026 döneminin ikinci buluşmasında düşünce dünyasının kapılarını araladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-felsefenin-isigi-insan-haklarini-aydinlatti-598361">Osmangazi&#8217;de Felsefenin Işığı İnsan Haklarını Aydınlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin Osmangazi Kent Konseyi ve Bursa Felsefe Kulübü iş birliği ile düzenlediği ‘Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları’ serisi, 2025-2026 döneminin ikinci buluşmasında düşünce dünyasının kapılarını araladı. Tarihin ve felsefenin harmanlandığı bu özel programda katılımcılar, ‘Niçin İnsan Hakları?’ sorusunun çağrışımlarıyla derin bir düşünsel yolculuğa çıktı. </p>
<p>Tarihi dokusu ve atmosferiyle her etkinliğe ayrı bir anlam katan Şadırvanlı Han Kültür Merkezi, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde anlamlı bir programa ev sahipliği yaptı. Her ay farklı konuların felsefi bakış ile uzmanlar tarafından değerlendirileceği Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları, ikinci buluşmasıyla birlikte hem akademisyenlerin hem de düşünce meraklılarının büyük beğenisini kazandı. Konferansın konuşmacısı Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Becermen, insan hakları kavramının tüm inceliklerini etkileyici bir anlatımla aktardı.</p>
<p>“İnsan Kavramı Geniş ve Çok Yönlüdür”</p>
<p>İnsan haklarının yalnızca hukuki bir zemin değil, aynı zamanda insan olmanın en temel değerlerinden biri olduğunu belirten Becermen, sözlerinde şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“İnsan hakları dediğimizde, aslında kavramın iki yönü olduğunu unutmamak gerekiyor. Bir tarafta insan var, diğer tarafta ise insanın hakları. Hak kavramı çoğu zaman hukukla ilişkilidir ama insan hakları hukukun tamamını değil, sadece belirli bir bölümünü ifade eder. Bu nedenle önce ‘insan’ kavramının kendisini düşünmek gerekir. İnsan deyince ne anlıyoruz? Felsefe tarihi boyunca bu soruya çok farklı yanıtlar verilmiş. Bugün sıradan birine ‘insan nedir?’ diye sorduğunuzda üç farklı cevap almanız mümkündür. Bu da insan kavramının ne kadar geniş ve çok yönlü olduğunu gösterir.”</p>
<p>“İnsan Haklarının Temelinde Saygı ve Sevgi Bulunur”</p>
<p>Programın moderatörlüğünü üstlenen BUÜ Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ogün Ürek ise konuya dair yönlendirici sorularıyla oturumda yeni ufuklar açtı. </p>
<p>Konuşmasına insan haklarının özünü hatırlatarak başlayan Ürek, “İnsan haklarını konuşurken arka planda duran iki temel değer bulunur. Bunlardan biri insana saygı, diğeri insan sevgisidir. İnsana saygı, uzun yıllardır üzerinde çalıştığım bir konu. Yüksek lisans tezimi de bunun üzerine hazırlamıştım. İnsan sevgisi ise insan haklarının temelini oluşturan en önemli ilkedir. Çoğu zaman fark etmiyoruz ama 11. ve 12. yüzyıl Anadolu’su, Avrupa Orta Çağ karanlığını yaşarken aslında adeta bir aydınlanma dönemiydi. Yunus Emre, Mevlana gibi isimler, insan sevgisini merkezine alan düşünceleriyle bu topraklara yön verdiler. Bu geleneğin insan hakları fikrine büyük katkısı olduğunu unutmamak gerekir. Bu vesileyle bu etkinliğe katkı sunan herkese yürekten teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p>Program sonunda Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Sosyolog Mutlu Çınar, katılımcılara günün anısına teşekkür sertifikası takdiminde bulundu. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-felsefenin-isigi-insan-haklarini-aydinlatti-598361">Osmangazi&#8217;de Felsefenin Işığı İnsan Haklarını Aydınlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güçlü Aile ve Güçlü Toplumun Yol Haritası İnegöl&#8217;de Çizildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guclu-aile-ve-guclu-toplumun-yol-haritasi-inegolde-cizildi-598283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 11:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[çizildi]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[haritası]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[negöl]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598283</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, tüm dünyanın kronik sorunu olarak görülen aile kurumundaki çöküşe ilişkin harekete geçti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guclu-aile-ve-guclu-toplumun-yol-haritasi-inegolde-cizildi-598283">Güçlü Aile ve Güçlü Toplumun Yol Haritası İnegöl&#8217;de Çizildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, tüm dünyanın kronik sorunu olarak görülen aile kurumundaki çöküşe ilişkin harekete geçti. Bursa ve İnegöl ölçeğinde konunun uzmanları, akademisyenler ve aile kurumuna dair paydaşların yer aldığı “Güçlü Aile Güçlü Toplum” çalıştayı geçekleştirildi. 7 ayrı masada 7 konuda masaya yatırılan aile konusunda yol haritası olacak sonuçlar için istişareler yapıldı.</p>
<p>İnsan odaklı belediyecilik anlayışıyla hareket eden ve sadece projelerle değil, toplumun sorunlarına ışık tutacak çalışmalarıyla da öne çıkan İnegöl Belediyesi, aile kurumunu merkeze alan özel bir organizasyona imza attı. İnegöl Belediyesi öncülüğünde toplumun temel yapı taşı kabul edilen ailede yaşanan sorunlara çözüm üretmek adına “Güçlü Aile Güçlü Toplum” çalıştayı düzenlendi. Akademisyenler, ilgili Bakanlıkların temsilcileri, belediyelerden temsilciler, İnegöl Belediye Meclisi Kadın ve Aile Komisyonu Üyeleri, kamu kurumlarından temsilciler, Kent Konseyi ve STK’lardan temsilciler ile engelli yakını ailesi ile şiddet mağduru vatandaşlardan oluşan çalıştay grubu, bugün 7 ayrı başlık altında oluşturulan 7 masa etrafında bir araya geldi.</p>
<p>7 AYRI KONU BAŞLIĞI ELE ALINDI<br />İnegöl Kaymakamı Eren Arslan, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bursa İl Müdürü Faruk Uysal’ın da katıldığı çalıştay, Royal Otelde gerçekleştirildi. Çalıştayda; Aile içi iletişim ve psikolojik destek, Çocuk ve gençlerin desteklenmesi, Toplumsal değişme-kadın erkek eşitliği, Aile ekonomisi ve istihdam, Yaşlılar ve engellilere yönelik hizmetler, Yerel hizmetlerin iyileştirilmesi ve Güçlü aile güçlü toplum konuları ele alındı.</p>
<p>BELEDİYELER İNSAN İÇİN VAR<br />Çalıştay açılışında konuşan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, konunun önemine ve İnegöl Belediyesi’nin bu noktada üstlendiği sorumluluğa dikkat çekti. Başkan Taban, şöyle konuştu: “Çalıştayımız kapsamında aile özelinde konu ve konu başlıkları belirlendi. Her masada ayrı bir konu çalıştay için irdelenecek. Bunların raporları çıkarılacak. Bu konuda açıkçası Belediye neden bir çalışma yapıyor diye de düşünülebilir. Bence belediye insan için var. İnsan için bu şehri kuruyoruz. Kurduğumuz şehri yaşatmak için çabalıyoruz, eksiklerimizi gideriyoruz, insanların beklentilerini bu şehirde hayata geçirmeye çalışıyoruz. Ve biz her bir ferdin sağlıklı olmasını istiyoruz. Sağlıklı birey, sağlıklı toplum, sağlıklı ülke olması noktasında ailemizi önemsiyoruz.”</p>
<p>AİLEYE ÇOK CİDDİ SALDIRI VAR<br />“Aile yapısına çok ciddi bir saldırı var dünyada. Bu saldırıyı görüyoruz. Özellikle ailelerin dağıldığını, çok kolay boşanmaların gerçekleştiğini ya da aile içerisinde birbirini çok seven, sayan insanların çok uzaklaştığını görüyoruz. Artık bilişim çağındayız diyoruz, bunun da getirdiği dezavantajlar oluyor. İntiharlar olduğunu görüyoruz. Genç, yaşlı, orta yaşlı kişiler… Bunlara sadece üzülmek yetmiyor, sebeplerini bulmamız gerekiyor. Yine çok acı şekilde yaşlı insanların evlerinde vefat ettiği, ölümlerinden birkaç gün sonra tespit edildiğini görüyoruz. Önce evler ayrıldı, sonra uzaklaşıldı. Birlikteliklere ihtiyacımız var. Ama aksine daha fazla kopuşlar olduğunu görüyoruz. Evlerimizde çocukların odalarına çekildiğini, evin içinde dahi uzaklaşıldığını görüyoruz.”</p>
<p>TOPLUMUN HUZURU, AİLENİN HUZURUNA BAĞLI<br />“İnegöl Belediyesi olarak veriler tutuyoruz. Veriler bizlere zaten görmemiz gerekeni gösteriyor. Örneğin İnegöl’de geçen yıl 2109 kişi evlendi, boşanan kişi sayısı ise 550. Boşanmaların çok sudan sebeplerle gerçekleştiğini görüyoruz. Ortada parçalanmış aileler, zor durumda olan evlatlar… Bunların onarılabilmesi adına da hepimizin varsa yaptığı hatalar, yanlışlar buralardan dönebilmek adına biz bu noktada aileyi korumak, sorunları önlemek için bugün bu çalıştayı düzenledik. Toplumun huzurunun ailenin huzuruna bağlı olduğunu düşünüyoruz.”</p>
<p>BİZİ BİZDEN DAHA İYİ TANIYAN BİR KARŞI TARAF VAR<br />“Ailenin çökmesi, bu ülkenin çökmesi demektir. Dünyada şu an öyle bir saldırı var ki. En başta bu internet ağını dünyaya kurdular. Dünyayı bir ağ haline getirdiler. Bu ağ ile birlikte elimize birtakım cihazlar vererek bu ağ içerisinde kalmamızı sağladılar. Burada aslında birinci amaç insanlara bir şeyler pazarlamak. Ancak bununla da sınırlı kalmıyor. Bizim teknolojik aletlerle yaptığımız her şey bir ayak izi bırakıyor. Bu ayak izinden de bizi bizden daha iyi tanıyan bir karşı taraf oluştu. Buralardan saldırarak aileleri parçalamaya, kendi pazarlarını ayakta tutmaya devam edenler var. Bizim uyanık olmamız lazım. İnşallah buradan çıkacak sonuçlar da sizlerin destekleriyle vücut bulacaktır. Ben çok güzel sonuçlar elde edeceğimizi umuyorum.”</p>
<p>AİLE YER YÜZÜNDEKİ EN ESKİ, EN KÖKLÜ VE EN KIYMETLİ MÜESSESE<br />Başkan Taban’ın ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bursa İl Müdürü Faruk Uysal kürsüye gelerek bir konuşma yaptı. Ailenin yer yüzündeki en eski, en köklü ve en kıymetli müessese olduğuna dikkat çeken Uysal, “İnsanlığın ilk yuvası, kültürümüzün ilk mektebi, değerlerimizin ilk durağıdır. Sevginin mayasıyla yoğurulmuş, fedakarlıkla inşa edilmiş bir vatandır aile. İnegöl Belediyemizin öncülüğünde yapılan aile çalıştayı da tam olarak bu mukaddes kuruma sahip çıkmak, onu anlamak, geleceğe daha güçlü şekilde taşımak için atılmış önemli bir adımdır. Bizler de Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü olarak aileyi daha güçlü kılmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Birlikte daha güçlü bir aile ve daha güçlü bir toplum inşa edeceğimize inancımız tamdır” dedi.</p>
<p>AİLE, DEVLETİN GELECEĞİ İÇİN DE KIYMETLİ VE STRATEJİK BİR KONU<br />Kaymakam Eren Arslan da kürsüde yaptığı konuşmada bu kıymetli çalışma için emeği geçen herkese teşekkür etti. Ailesi güçlü olan toplumların yaşadıklarıyla, ailesi bize göre daha zayıf toplumların yaşadıklarının görüldüğüne dikkat çeken Kaymakam Arslan, “Bugün önümüze gelen neredeyse bütün sorunların kaynağında aile kurumunun sağlıklı olmaması veya bozulmasının neticeleri olarak görüyoruz. Biz geleneksel değerleriyle yaşayan bir toplumuz. Bugün artık uzayda yerleşmenin konuşulduğu bir çağı yaşıyoruz. İki dünya arasında bir sarkaç gibi gidip gelen ve nerede tutunacağını bilemeyen bir durumdayız. Örneğin geçmişte evlilik yaşı çok daha erken iken bugün erkeklerde 29, kadınlarda 26’ya ulaşmış. Yaş ilerledikçe de aile kurumunun kurulması zorlaşıyor. Göçler, kentleşme, dijitalleşme birçok sebep bunu aslında tetikliyor. Ama aile ne kadar geç kuruluyorsa o ailenin bütün değerlerinin oluşumu da o kadar sorunlu hale geliyor. Bunu boşanma rakamlarından görüyoruz. Yine Nüfusumuz giderek yaşlanıyor. Doğurganlık hızımız da düşüş eğiliminde. Yani aile kurulamazsa nüfus artmaz, nüfus artmazsa devletin ve milletin geleceği tehlikeye düşer. O kadar kıymetli ve stratejik bir konu. Devletimiz de en üst hassasiyetle bu konunun farkında. 2025 yılı aile yılı ilan edildi. Yapılan çok güzel çalışmalar var. Hepsi bu amaç için atılan adımlar” diye konuştu.</p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından 7 ayrı masada alanında uzman isimler tarafından 7 konuda istişareler yapıldı. Çalıştayın sonuç bildirgesi de ilerleyen dönemde açıklanacak.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guclu-aile-ve-guclu-toplumun-yol-haritasi-inegolde-cizildi-598283">Güçlü Aile ve Güçlü Toplumun Yol Haritası İnegöl&#8217;de Çizildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın: &#8220;Kocaeli, gençleri ile güçlü&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-kocaeli-gencleri-ile-guclu-598238</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 09:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gençleri]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598238</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin gençlere ulusal ve uluslararası şirketlerde online staj imkânı sunduğu Kılavuz Kariyer Programı, 500 gencin katılımıyla başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-kocaeli-gencleri-ile-guclu-598238">Başkan Büyükakın: &#8220;Kocaeli, gençleri ile güçlü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin gençlere ulusal ve uluslararası şirketlerde online staj imkânı sunduğu Kılavuz Kariyer Programı, 500 gencin katılımıyla başladı. Başkan Büyükakın, “Kılavuz Kariyer gençlerimizin omuzlarında yükselecek, Kocaeli gençleri ile güçlenecek” sözleri ile gençlere duyduğu güveni dile getirdi.</p>
<p><b>BAŞKAN YALNIZ BIRAKMADI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin, 16-29 yaş aralığındaki gençlere ulusal ve uluslararası şirketlerde online staj imkânı sunduğu Kılavuz Kariyer Programı’nın 2025-2026 güz dönemi açılış etkinliği Kocaeli Üniversitesi Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Bilim, Teknoloji ve İnovasyon Müdürlüğü tarafından; lise ve üniversite öğrencileri, yeni mezunlar ve iş arayanlar için hazırlanan Kılavuz Kariyer Programı’nın açılışına ilgi yüksek olurken, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ile Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk de gençlerin heyecanına ortak oldu. Geçtiğimiz bahar döneminde mezun olarak sertifika almaya hak kazanan 465 katılımcıya sertifikaları Başkan Büyükakın ile Rektör Cantürk tarafından takdim edildi.</p>
<p><b>GENÇLER DENEYİM KAZANACAK</b></p>
<p>Programın açılışında konuşan Başkan Büyükakın, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak gençlerin kariyer yolculuğuna rehberlik eden, onların donanımını artıran her çalışmayı çok önemsediklerinin altını çizdi. Başkan Büyükakın şunları söyledi: “Kılavuz Kariyer Programı birçok güçlü kurumla birlikte gençlerimize gerçek iş süreçlerinde deneyim kazandırıyor. Amacımız, bu online staj deneyimlerinin tam zamanlı istihdam fırsatlarına dönüşmesini sağlamak. Kocaeli, gençliğiyle güçleniyor. Gençlerimizle ilgili hayata geçirdiğimiz projelerin ana merkezine karar alma sürecini yerleştiriyoruz. Gençlerimizin her adımında yanlarında olmaya, onlara yeni kapılar açmaya devam edeceğiz.</p>
<p><b>EN DOĞRU YATIRIM, EĞİTİM YATIRIMLARIDIR</b></p>
<p>Yarın iş hayatına atılacak öğrencilerimizin karar almalarını kolaylaştıracak, doğru düşünmelerini sağlayacak, önlerindeki engelleri kaldıracak, fırsatlarını artıracak projeler üretiyoruz. Kılavuz Kariyer Programı ile iş hayatına atılacaksınız, çalışma ortamını deneyimleme imkanı bulacaksınız. Aslında bir ülke ya da şehir için en doğru yatırım, insan kaynaklarına yapılan yatırımdır. İnsanların önündeki fırsatları olabildiğince çeşitlendirmektir. Teknoloji çok hızlı geliştiği için artık böyle bir dünyada insanlara ne öğretmeniz gerektiği konusunda uygun bir donanım hazırlamalıyız. Kılavuz Kariyer Programı’nın eksikliklerini de gençlerimiz tamamlayacak. Bu kentin, bu ülkenin gençleri sürekli iyileştiren, gözden geçiren çalışmalar yapmaya devam etmesi lazım.”</p>
<p><b>CANTÜRK: BU PROGRAM BİR KARİYER YOLCULUĞUDUR</b></p>
<p>Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk ise konuşmasında, “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bizim çok önemli bir paydaşımız. Gençlerimiz için büyük bir nimet. Kılavuz Kariyer Programı da nitelikli insan yetiştirme açısından çok kıymetli bir proje. Gençlerimizi dijital, sosyal ve profesyonel yetkinlikler açısından çok yönlü biçimde destekleyen bu program bir kariyer yolculuğudur, bir vizyon projesidir. Bu program gençlerimizin özgüvenini, donanımını ve istihdam edilebilirliğini güçlendiren çok önemli bir adımdır. Kocaeli Büyükşehir’in gençlere yönelik hayata geçirdiği her çalışmayı yalnızca bir hizmet değil aynı zamanda geleceğe atılmış güçlü bir imza olarak görüyoruz. Kılavuz Kariyer Programı da bu imzaların en somut örneklerinden biri. Bu proje sayesinde gençlerimiz daha öğrenciyken gerçek hayatı deneyimleme imkânı buluyorlar” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>500 ÖĞRENCİYE 400 SAATLİK EĞİTİM</b></p>
<p>Kılavuz Kariyer Programı süresince mülakat yöntemiyle seçilen 500 öğrenci sosyal, dijital ve profesyonel yetkinliklerini geliştirerek ulusal ve uluslararası şirketlerde online staj deneyimi elde etme şansı yakalayacak. Online staj modülünü başarıyla tamamlayan katılımcılar ilgili şirketten onaylı sertifika alarak, özgeçmişlerini güçlendirecek. Gençler bu süreçte 400 saatten fazla uygulamalı eğitim alarak farklı sektörlerde kendilerini geliştirme imkânı bulacak. Liderlikten dijital okuryazarlığa kadar geniş bir alanda verilen eğitimler, gençlerin iş dünyasına daha güçlü ve donanımlı şekilde adım atmasını sağlayacak. 3 aylık eğitim sürecini başarıyla tamamlayan öğrenciler Türk Hava Yolları, NVIDIA, Enerjisa, Albaraka, Savunma Sanayi Başkanlığı, GDH Medya gibi ulusal ve uluslararası şirketlerle birlikte yürütülen online vaka çalışmalarına katılıp;  pazarlama, finans, yazılım, insan kaynakları, veri analitiği ve dijital tasarım gibi farklı departmanlarda gerçek iş süreçlerini deneyimleme fırsatı yakalayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-kocaeli-gencleri-ile-guclu-598238">Başkan Büyükakın: &#8220;Kocaeli, gençleri ile güçlü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Take Off Girişim Zirvesi Anadolu Ateşi&#8217;nin Enerjisi ile Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/take-off-girisim-zirvesi-anadolu-atesinin-enerjisi-ile-basladi-598043</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 15:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[ateşi]]></category>
		<category><![CDATA[bakan]]></category>
		<category><![CDATA[girişim]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kacır]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[off]]></category>
		<category><![CDATA[take]]></category>
		<category><![CDATA[Take Off]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[zirve]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bölgenin en büyük teknoloji ve girişimcilik etkinliği olan Take Off İstanbul, bu yıl 8. kez kapılarını açtı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/take-off-girisim-zirvesi-anadolu-atesinin-enerjisi-ile-basladi-598043">Take Off Girişim Zirvesi Anadolu Ateşi&#8217;nin Enerjisi ile Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bölgenin en büyük teknoloji ve girişimcilik etkinliği olan <strong>Take Off İstanbul</strong>, bu yıl <strong>8. kez</strong> kapılarını açtı. <strong>10–11 Aralık</strong> tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezinde iki gün boyunca devam edecek olan zirve, TEKNOFEST çatısı altında; <strong>T3 Vakfı, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi </strong>öncülüğünde yürütülen bölgenin en kapsamlı inovasyon ve girişimcilik platformu olarak konumlanıyor. </p>
<p><strong>Anadolu Ateşi ve T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın programı ile Take Off Girişim Zirvesi başladı! </strong></p>
<p>Açılış programını Anadolu Ateşi’nin enerji ve heyecan dolu gösterisi ile başlatan zirvenin açılış oturumunu ve konuşmasını <strong>T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sn. Mehmet Fatih Kacır</strong> yaptı. Katılımcılar Anadolu Ateşi’nin Efsanelerin Dansı gösterisini büyük coşkuyla izledi. Gösterinin ardından sunuculuğunu Okan Bayülgen ve Kübra Akkoç’un yaptığı zirvenin sahnesine Bakan Kacır davet edildi. </p>
<p><strong>TEKNOFEST’in Ateşini Take Off Start-Up Dünyasına Taşıyor…</strong></p>
<p>“<em>İlham verici Take Off Startup Summit’de – cesur fikirleri olan yetenekli insanların bir araya gelerek hayatları dönüştürdüğü ve geleceği şekillendirdiği bu dinamik buluşma noktasında sizlerle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Yurtdışından gelen konuklarımıza hoş geldiniz demek istiyorum – kıtaların, kültürlerin ve fikirlerin buluştuğu şehir İstanbul’a hoş geldiniz.”</em> Diyerek sözlerine başlayan Bakan Kacır konuşmasında pek çok önemli başlığa deyindi.  </p>
<p>“<em>Bugün, gerçekten şaşırtıcı işler başarmış bir insanlık ailesinin üyeleri olarak bir araya geliyoruz. Sadece iki yüzyılda insanlık dünya savaşları atlattı, atomu parçaladı, insan genomunun haritasını çıkardı ve dünyayı dijital bir sinir ağıyla birbirine bağladı. Buharlı makinelerden akıllı fabrikalara, birinci sanayi devriminden yapay zekâ çağına geldik. İki yüz yıl önce, bu gezegendeki ortalama bir insanın ömrü 40 yıldan daha az idi. Bugün küresel yaşam beklentisi 70 yılın üzerine çıkarak neredeyse iki katına ulaştı. 1800’lerde Dünya’da yaklaşık 1 milyar insan vardı. Bilim, tıp, tarım ve teknolojideki ilerlemeler sayesinde bugün 8 milyardan fazla insan yaşıyor — bu gezegeni paylaşan hayatların, umutların ve hikâyelerin sayısı sekiz kattan fazla arttı. Bunlar küçük zaferler değil. Ancak hikâyeyi burada kesersek, yalnızca yarısını anlatmış oluruz.</em></p>
<p> </p>
<p><em>Görece kısa bir sürede ve oldukça sınırlı bütçelerle, bazı ülkelerin on milyarlarca dolar harcamasına rağmen elde edemediği kabiliyetlere ulaştık. Muharip sahada kendini kanıtlamış İHA sistemlerimiz, pek çok dost ve müttefik ülkeye ihraç ediliyor ve modern savaş alanında oyun değiştirici olarak kabul ediliyor. </em></p>
<p><em>Teknoloji girişimciliğini Türkiye’nin yeni başarı hikâyelerinin ana motoru olarak görüyoruz. Amacımız, iyi bir fikrin hiçbir zaman fırsat eksikliği nedeniyle heba olmadığı bir girişimcilik ekosistemi inşa etmek. Gençlerimizin girişimcilik ve inovasyonu değer olarak gören bir kültürde yetişmesini sağlamak. Girişimciler ve yatırımcılarla yakın diyalog içinde geliştirilen yenilik dostu düzenlemeler; yeni iş modellerinin doğmasına, büyümesine ve rekabet etmesine imkân tanıyor. Politikalarımızı ve projelerimizi bu vizyon doğrultusunda uyumluyoruz. Genç nesli geleceğin becerileriyle donatmak için yoğun yatırım yapıyoruz. 2020–2024 arasında Türk teknoloji girişimlerine yapılan toplam öz sermaye yatırımı 5,3 milyar ABD dolarına ulaştı — bu rakam önceki beş yıllık dönemin on iki katı.</em></p>
<p><em>Pre-seed işlem sayısında geçen yıl Avrupa’da ikinci sırada yer aldık. Çalışmalarımız burada durmayacak. Girişimlerin ekosistemle ilk temasından şirketleşmeye, sürdürülebilir büyümeye ve küresel ölçeğe açılmaya kadar kesintisiz bir yolculukta destek mimarimizi genişletiyoruz. Girişim sermayesi fonlarının ve melek yatırımcıların ekosisteme katılımını artıracak yatırımcı dostu düzenlemeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Daha fazla uluslararası sermaye çekebilmek için kamu sektörü, girişim sermayesi fonlarında çıpa yatırımcı rolünü güçlendirecek. Biyoteknoloji, yapay zekâ ve dijital dönüşüm alanlarında sektör odaklı fonlar kurarak özel sermayeyi çekmeyi ve inovasyonu hızlandırmayı hedefliyoruz.” </em></p>
<p><em>“TEKNOFEST’in içinde doğmuş, ancak zamanla kendi başına saygın bir marka hâline gelmiştir. TEKNOFEST nasıl milyonlarca gencimizde teknolojiye duyulan merakı ve özgüveni ateşlediyse, Take Off da bu ateşi start-up dünyasına taşıyor. Yenilikçi fikirlerin küresel başarıya doğru kanatlandığı birinci sınıf bir pist görevi görüyor. Yatırımcılar Türk yeteneğinin derinliğini ve kurucularımızın vizyonunu ilk elden görebiliyor. Bu salonda dile getirilen fikirlerin başarı hikâyelerine dönüşeceğine inanıyorum.” Diyen Bakan Kacır konuşmasının sonunda </em>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak bu yolda girişimcilerin kararlı bir ortağı olmaya devam edeceklerini vurguladı.</p>
<p>Birinci gününde T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın açılış konuşmasının ardından zirvenin programı GenAI Works’ten Steve Nouri’nin Rekabette fark yaratmanın yeni kuralları ile devam etti. Ardından Karekodlardan Yapay Zekaya: Fintek’in Küresel Yolculuğu paneli, sonrasında Burak Dağlıoğlu’nun Türkiye: Teknoloji ve Girişim Sermayesi için Bölgesel Güç Üssü konuşması ve Turkcell CEO’su Dr. Ali Taha Koç’un Üretken Bağlantı Çağı konulu oturumu gerçekleşti. Tüm hızıyla devam eden zirve katılımcılar tarafından da yoğun ilgi görüyor.  </p>
<p><strong>2018’den Bugüne Küresel Bir İnovasyon Merkezi</strong></p>
<p>2018 yılında kapalı bir yan etkinlik olarak başlayan Take Off, bugün küresel yatırım fonlarından kurumsal inovasyon ekiplerine, devlet temsilcilerinden uluslararası girişimcilik topluluklarına kadar geniş bir paydaş grubunu aynı çatı altında buluşturan güçlü bir inovasyon merkezi haline geldi. Bugüne kadar 100’ü aşkın ülkeden yüzlerce girişimi ve binlerce ziyaretçiyi ağırlayan platform, girişimlere global sahnede yer alma fırsatları sunmaya devam ediyor. 2018&#8217;den bu yana yaklaşık 1000 girişim Take Off programlarından faydalanırken,  platform toplamda 1,8 milyon dolar tutarında ödül ve yatırım imkânı sağladı. Yıl içine yayılan temaslar, ülke pavilyonları, ortak projeler ve stratejik iş birlikleriyle Take Off, yalnızca bir etkinlik olmanın ötesine geçerek sürdürülebilir bir inovasyon ağına dönüşmüş durumda.</p>
<p><strong>2025’te Rekor Katılım: 40 Ülkeden 500+ Girişim</strong></p>
<p>Bu yılki zirve, uluslararası katılım açısından da dikkat çekici bir büyüme gösteriyor. İstanbul Fuar Merkezinde gerçekleşecek buluşmada 40 ülkeden 500&#8217;ü aşkın girişim, 260’tan fazla yatırımcı, 85 partner ve 12 sponsor kurum yer alacak. İspanya, Bangladeş, Kuzey Makedonya ve Özbekistan gibi ülkeler, oluşturdukları pavilyonlarla kendi ekosistemlerinin öne çıkan startuplarını İstanbul’a taşıyarak zirveye güçlü bir uluslararası boyut kazandıracak.</p>
<p><strong>Yeni Dönemin İş Birliği Modeli: Executive Lounge</strong></p>
<p>Artan girişim ve kurum sayısı doğrultusunda bu yıl ilk kez hayata geçirilen “Executive Lounge”, katılımcıların daha verimli, odaklı ve hedefli iş birliği görüşmeleri yapabileceği özel bir alan olarak dikkat çekiyor. </p>
<p>Bu yeni model, 2024 yılında Investor Lounge ve kurumsal stantlarda gerçekleştirilen 557 planlı görüşmenin ardından geliştirildi ve 2025’te çok daha yoğun bir etkileşim için kapılarını açıyor.</p>
<p><strong>Teknolojinin Geleceğine Yön Veren Zengin İçerik Programı</strong></p>
<p>Zirvenin içerik programı, teknoloji dünyasının en kritik başlıklarına odaklanan kapsamlı oturumlarla şekilleniyor. Ana sahnede üretken yapay zekâ, derin teknoloji, fintech, küresel yatırım stratejileri ve sürdürülebilirlik gibi geleceği şekillendiren alanlarda ilham verici içerikler yer alacak. Ziyaretçiler, seçilmiş girişim sunumlarını izleyebilecek, interaktif deneyim alanlarında teknoloji odaklı uygulamalara katılabilecek ve genç yeteneklere yönelik özel eğitim programlarından yararlanabilecek.</p>
<p><strong>Dünya ve Türkiye’nin Lider İsimleri İstanbul’da Buluşuyor</strong></p>
<p>Bu yılın öne çıkan konuşmacıları arasında T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yapay zekâ alanındaki global çalışmalarıyla tanınan Steve Nouri, Turkcell CEO’su Dr. Ali Taha Koç, ASELSAN CEO’su Ahmet Akyol, Xatoms’un kurucusu Diana Virgovıcova, Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Yusuf Kıraç, Hepsiburada CTO’su Alexey Shevenkov, Uber Türkiye Genel Müdürü Ludovic Georges, A+ Next Center’dan Alex Jin ve Monster Bilgisayar’dan İlhan Yılmaz bulunuyor. Bu liderlerin paylaşacağı vizyonlar ve deneyimler, girişimcilerin küreselleşme yolculuklarına, yatırımcıların bölgesel trend analizlerine ve kurumların inovasyon stratejilerine yön verecek nitelikte.</p>
<p><strong>Katılım Ücretsiz, Ziyaretçi Kayıtları Online Devam Ediyor</strong></p>
<p>Take Off İstanbul 2025’e katılmak isteyen ziyaretçiler, kayıtlarını <strong>takeoffistanbul.com/tr</strong> adresi üzerinden tamamlayabilirler. Tüm yatırımcılar, girişimciler, teknoloji geliştiricileri ve ekosistemin paydaşları bu önemli etkinlikte buluşuyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/take-off-girisim-zirvesi-anadolu-atesinin-enerjisi-ile-basladi-598043">Take Off Girişim Zirvesi Anadolu Ateşi&#8217;nin Enerjisi ile Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay Zonguldak&#8217;ta düzenlenen sağlık zirvesine katıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-zonguldakta-duzenlenen-saglik-zirvesine-katildi-597554</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 07:51:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesine]]></category>
		<category><![CDATA[zonguldak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597554</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zonguldak’ta düzenlenen “Yerel Yönetimler, Sağlık ve Medya” panelinde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, koruyucu hekimliği, çevre ve toplum sağlığını önceleyerek sağlık alanına daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-zonguldakta-duzenlenen-saglik-zirvesine-katildi-597554">Başkan Tugay Zonguldak&#8217;ta düzenlenen sağlık zirvesine katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zonguldak’ta düzenlenen “Yerel Yönetimler, Sağlık ve Medya” panelinde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, koruyucu hekimliği, çevre ve toplum sağlığını önceleyerek sağlık alanına daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini söyledi. Başkan Tugay, bu noktada yerel yönetimlere, belediyelere daha çok yetki ve sorumluluk verilmesi gerektiğini hatırlattı.</p>
<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanlığı görevini yürüten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Zonguldak’ta, Zonguldak Tabip Odası ve Çağdaş Gazeteciler Derneği iş birliği ile düzenlenen  “Yerel Yönetimler, Sağlık ve Medya” paneline katıldı. Zonguldak Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Eksal Kargı ve Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Genel Sekreteri Prof. Dr. Önder Okay’ın da konuşmacı olarak yer aldığı programda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Zonguldak’a ilk kez geldiğini ve kenti çok güzel bulduğunu belirtti. Konuşmasında koruyucu hekimliğin önemine değinen Başkan Tugay, “İnsanlar hastalığa yakalanmadan önce koruyucu hekimlik devreye girmeli. İnsanları hasta eden nedir? Bunu düşünmemiz lazım. Bu kadar çok hasta olduğumuza göre insanlarımızı koruyamıyoruz demek. Sağlık konusundaki okuryazarlığımız da düşük. Bir çocuğun 18 yaşına kadar düzenli bir aşılama programı var. Aşılamaya harcayacağınız para 175 dolar. O kadar komik bir rakam ki. Bir enfeksiyon tedavisi bile bundan daha fazla. Asıl maharet insanları tedavi etmek değil hasta olmamalarını sağlamaktır. İnsanın hasta olmasına neden olan faktörleri mutlaka gözlemlememiz ve onlara karşı önlem almamız gerekiyor. Tedavi edici sağlık hizmetlerine harcanan para yerine korumak daha akıllıca bir yatırım olmaz mı?” dedi.</p>
<p><strong>Obezite, şeker ve tansiyon hastalıklarına dikkat çekti</strong></p>
<p>Ülke genelinde sessiz pandemi olarak nitelendirdiği tansiyon, şeker ve obeziteye dikkat çeken Başkan Tugay, “Dünyada hiçbir ülkede bizim kadar tansiyon, şeker hastası ve obez insan yok. Türkiye Avrupa ile kıyaslandığında depresyon artış hızında da en yüksek düzeyde. Gençlerde kaygı bozukluğu iki kat artmış durumda. Madde bağımlılığı var. Sağlık çalışanları çalışma şartlarından ve şiddet olaylarından dolayı tükenmişlik sendromu yaşıyor. İklim krizi insan sağlığını bugün ve gelecekte en fazla tehdit eden küresel risk konumunda. Bunun doğrudan ya da dolaylı etkilerini de mutlaka düşünmemiz lazım” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Hava kirliliği de sessiz pandemi gibi”</strong></p>
<p>Hava kirliliğine de değinen Başkan Tugay, “Havadaki kirlilik her yıl 35 binden fazla insanın ölümüne neden oluyor. Büyük depremler yaşadık, kaybettiğimiz insan sayısını düşünün bir de sessiz sedasız hava kirliliğinden dolayı ölen insanları düşünün. Büyük şehirlerin hepsinde hava kirli. Bin yıl önce de Zonguldak vardı, 500 yıl sonra da olacak. Biz geleceğe nasıl bir şehir bırakmış olacağız? Sürdürülebilir bir çevre sağlığı için bir şeyler yapmamız gerektiğini idrak etmemiz gerekiyor. Koruyucu hekimliği, çevre ve toplum sağlığını önceleyerek sağlık alanına daha fazla kaynak ayırmalıyız. Bu noktada yerel yönetimlere, belediyelere daha çok yetki ve sorumluluk verilmesi gerektiğini savunuyoruz. Dünyanın her yerinde sağlık hizmetlerinde yerel yönetimler çok daha fazla sorumluluk sahibi” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“Türkiye için ilham kaynağı”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak kentte yürütülen sağlık hizmetlerinden örnekler veren ve Türkiye’nin ilk ve en köklü belediye hastanesi Eşrefpaşa Hastanesi’nin çalışmalarını aktaran Başkan Tugay, “Polikliniklerimizle ve evde bakım hizmetlerimizle sağlık alanında Eşrefpaşa Hastanesi’nin Türkiye için bir ilham kaynağı olacağını düşünüyoruz. Yakında diyabet merkezleri de açmayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Erdem: Tugay’ın görüşleri yol gösterici olacak</strong></p>
<p>Panelde konuşan Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de kent sağlığından şehir planlamasına, çevre politikalarından medya iş birliğine kadar birçok başlıkta önemli açıklamalarda bulundu. Erdem, sürdürülebilir şehir yaklaşımının belediyenin tüm çalışmalarında temel alındığını vurgulayarak, karbon ayak izinin azaltılmasının önemine dikkat çekti. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem panelin konuşmacılarına da teşekkür ederek: “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın görüşleri bizim için değerli bir yol gösterici olacaktır. Tabip Odamızın Başkanı Prof. Dr. Ekrem Kargı’nın kent özelindeki değerlendirmeleri ve TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Prof. Dr. Önder Okay’ın katkıları bu panelin ne kadar güçlü bir zemine oturduğunu göstermektedir” dedi.</p>
<p><strong>Başkan Tugay’dan ziyaret programı</strong></p>
<p>Başkan Tugay, panel öncesi şehrin endüstriyel mirasını yansıtan Maden Müzesi’ni gezdi. Tarihçi Ekrem Murat Zaman Başkan Tugay’a taş kömürünün tarihi ve üretim aşamaları aktardı. Müzeye ilk kez geldiğini belirten Başkan Tugay, kentin muhteşem bir endüstriye sahip olduğunu ve doğanın insanı çok etkilediğini söyledi. Müze ziyaretinin ardından CHP Zonguldak İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Başkan Tugay, İl Başkanı Devrim Dural, il yöneticileri ve ilçe başkanları ile bir araya geldi. Başkan Tugay’a  Zonguldak Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Eksal Kargı,  Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Genel Sekreteri Prof. Dr. Önder Okay ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ali Ayaroğlu da eşlik etti. İl Başkanı Dural, Tugay’ın ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Enerjinin ve emeğin başkentine hoş geldiniz. İktidar yolculuğumuzda en büyük dayanağımız yerel yönetimlerimizdir” diye konuştu. İzmir’in selamını getirdiğini aktaran Başkan Tugay ise “Zonguldak bize uzak ama zihnimizde çok özel yeri olan bir kent. Türkiye’de sanayinin gelişmesinde lokomotif kentlerden birisi. Bülent Ecevit’in şehri aynı zamanda. Emeğin şehri. Bu anlamda bizim için çok değerli. Türkiye’nin her yerinde ve İzmir’de de Zonguldak hep özel bir yer olarak bilinir” dedi. “CHP ailesi olarak büyük bir aileyiz” diyen Başkan Tugay, “İl ve ilçe örgütlerimizin çalışmalarını biliyorum. Genel Başkanımız Özgür Özel çok güzel bir tanımlama yaptı, ‘buralar bizim baba ocağımız’ dedi. Bir yere gittiğimizde önce baba ocağını ziyaret edip sonra programımıza başlıyoruz. Burada olmaktan çok mutluyum” dedi.</p>
<p><strong>Heykel ve baston hediyesi</strong></p>
<p>Başkan Tugay CHP İl Başkanlığı’nın ardından Zonguldak Belediyesi’ni de ziyaret etti. Ev sahibi Belediye Başkanı Tahsin Erdem makamında Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay’a isminin yazılı olduğu madenci heykeli ve Devrek bastonu hediye etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-zonguldakta-duzenlenen-saglik-zirvesine-katildi-597554">Başkan Tugay Zonguldak&#8217;ta düzenlenen sağlık zirvesine katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tasavvufta hoşgörü tahammül değil, edeptir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tasavvufta-hosgoru-tahammul-degil-edeptir-597115</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2025 08:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[edeptir]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[Kusur]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tahammül]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvufta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597115</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Yeniterzi, 7-17 Aralık Mevlana haftası kapsamında, tasavvuf geleneğinde hoşgörü kavramını günümüz dünyasıyla karşılaştırarak kapsamlı bir değerlendirme yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasavvufta-hosgoru-tahammul-degil-edeptir-597115">Tasavvufta hoşgörü tahammül değil, edeptir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Yeniterzi, 7-17 Aralık Mevlana haftası kapsamında, tasavvuf geleneğinde hoşgörü kavramını günümüz dünyasıyla karşılaştırarak kapsamlı bir değerlendirme yaptı.</p>
<p><strong>‘Her şeyi anlayışla karşılama’ durumu tahammül değil, bir edeptir!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yeniterzi, hoşgörü kavramına işaret ederek, “Hoşgörü kavramı günümüzde; ‘Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans’ şeklinde ‘tahammül’ odaklı açıklansa da tasavvuf geleneğinde bu tanımdaki ‘her şeyi anlayışla karşılama’ durumu tahammül değil, bir edeptir; Allah’ın rahmet sıfatının ve Halim isminin kulda tecelli etmesine yönelik bir eylemdir. Bu yüzden sufiler Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak için her canlıya merhamet, her kusura af penceresinden bakarlar.” dedi.</p>
<p><strong>Türk-İslâm kültürü insanları hoşgörülü olmaya teşvik ediyor</strong></p>
<p>Türk-İslâm kültüründe; “Yaratılanı hoş gör Yaratan’dan ötürü” söyleminin insanları hoşgörülü olmaya teşvik ettiğini kaydeden Prof. Dr. Emine Yeniterzi, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu hoşgörü alanları çeşitlidir. Öncelikle farklılıklara hoşgörü göstermek esastır. Zira İslâm dini din, ırk, renk, dil, mevki gibi farklara yer vermeden insanlar arasında kardeşlik, eşitlik, adalet ve barışı yaymayı teşvik eder. Kur’an-ı Kerim’de bütün insanların tek bir kaynaktan yaratıldığı (Nisâ 4/1) ve Allah nezdinde en değerli olmanın yalnızca Allah’a karşı gelmekten en çok sakınmakla olduğu (Hucurât 49/13) bildirilir. ‘İnsanların tamamı Allah’ın aile fertleri gibidir’ hadis-i şerifi de insanlar arasında ayrım yapılmaması ve yetmiş iki millete birlik gözüyle bakılmasını tavsiye eder; herkesin sevgi ve saygıya layık olduğunu bildirir. Nitekim her şeyi Hak’tan bilen bu anlayış farklılıklara takılmayı ve “öteki” düşüncesini reddeder. Bu yüzden farklılıklara saygı duymak hoşgörünün ilk adımıdır.”</p>
<p><strong>Kötülüğü affetmenin sabırlı ve hoşgörülü olmanın mükâfatı var</strong></p>
<p>Doğrudan bizi<strong> </strong>hedef alan, bize zarar veren hatalı davranışlar karşısında hoşgörülü olmanın olgun ve güçlü insanın tavrı olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Kur’an-ı Kerim’de böyle hâller için; ‘Eğer ceza vermek isterseniz, size yapılanın aynıyla mukabele edin. Fakat sabrederseniz, and olsun ki bu sabredenler için daha iyidir’ (Nahl 16/126) ayeti ile hakkımızı aramamız konusunda izin verilmiştir. Ancak ayetin ikinci kısmında hatayı, kötülüğü affetmenin sabırlı ve hoşgörülü olmanın mükâfatı bildirilir. Zira ‘kudreti olduğu hâlde kötülüğü cezalandırmayan, yumuşaklıkla davranan’ anlamındaki Halim isminin sahibi olan Cenab-ı Hak, bu güzel ismini kendinde tecelli ettirenleri, öfkesini yenen, sabreden ve yumuşaklıkla hoşgörüyle davrananları sever.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Her insanda hata veya kusur olabilir</strong></p>
<p>Mükemmelliğin Allah’a mahsus olduğunu söyleyen Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Her insanda hata veya kusur olabilir. Bu durumda kişisel kusurlara takılmadan insanların olumlu özelliklerine odaklanmak ve hataları yüze vurmamak öğütlenir. Tasavvuf edebinde kimsenin kusurunu araştırmamak ve Cenab-ı Hakk’ın Settar ismine uyarak kusurları örtmek gerekir. Nitekim geçmişte dervişlerin giydikleri geniş hırka, dervişin gözüyle gördüğünü eteğiyle örtmesini sembolize ederdi.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Öfkelenince akıl baştan gidiyor…</strong></p>
<p>Hoşgörülü olmanın kolay olmadığını, öncelikle kibre kapılmamak, öfkeyi yenmek ve önyargıdan sakınmak gerektiğini anlatan Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Kibir ve öfke nefisten, önyargı ise acele ve bilgisizlikten kaynaklanır. İnsanların hoşgörüden en uzak hali kızgınlığa esir oldukları zamandır. Öfkelenince akıl baştan gider. Hoşgörü ise duyguları ve mantığı dizginlemekle mümkündür. ‘Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler’ (Âli İmran 3/134) ayeti öfkeyi kontrol etmeyi tavsiye eder. ‘Gerçek yiğit güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olandır’ hadisi de öfkeye hakim olmanın faziletini anlatır. Önyargı da insanlarla iletişimde yeterli bilgi sahibi olmadan varılan peşin hükümlerle insanı yanılgıya düşürür, hoşgörülü davranmaya mani olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak, başkalarına da öyle davranmamız şarttır</strong></p>
<p>Empatinin (duygudaşlık), kısaca kendimizi karşımızdakinin yerine koymak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “(Sizden biriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe kâmil manada iman etmiş olmaz) hadis-i şerifi İslâm dinindeki empati düşüncesinin temelini oluşturur. Yunus Emre’nin; Sen sana ne sanırsan ayruğa da onu san / Dört kitâbın mânâsı budur eğer var ise mısralarında empatinin anlamı ve iman açısından önemi veciz bir dille ifade edilir. Empati kuramayan insanın hoşgörülü olması mümkün değildir. Herkes birbirinden farklı olabilir, herkes hata yapabilir. Ancak kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak, başkalarına da öyle davranmamız şarttır. İnsanlara sevgiyle yaklaşmanın, hoşgörüyle davranmanın en temel gereği bu eşitlik ve birlik şuurunu kazanmakla gerçekleşir.” dedi.</p>
<p><strong>Hoşgörünün bir ayağı da sabır!</strong></p>
<p>Hoşgörünün bir ayağının da sabır olduğunu dile getiren Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Sabırlı olmak zordur, Allah’ın bir adı da Sabûr’dur ama Esmâ-i Hüsnâ’nın doksan dokuzuncu yani sonuncu ismidir. Hz. Peygamber’e ‘En üstün amel nedir’ diye sorulmuş, cevabı; ‘Semahat (hoşgörü, müsamaha) ve sabırdır’ olmuştur. Sabır, dünyevî ve uhrevî her başarının, mutluluğun temeli olduğu gibi imanın, ahlâkın, ilmin, salih amellerin; kısaca iyi ve güzel bütün işlerin başıdır. Hoşgörülü olmak da sabırla gerçekleşir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Tasavvufun özü sevgi…</strong></p>
<p>Hoşgörünün temelindeki en önemli unsurun sevgi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Emine Yeniterzi, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tasavvufun özü olan sevgi, insanın yaratılışını temizleyen, kötü huylarını iyileştiren bir şifadır. Şu hikaye konuyu özetler: Bir adam âşık olur. Sevgisinin şiddetinden yerinde duramaz, sokaklarda koşturur. Çocuklar adamı deli zannederek taşlamaya başlarlar. Bir dostu onun hâline üzülür. ‘Seni incitmelerine kıyamıyorum. Eline bir taş alsan da o çocuklara atsan, seni bir daha incitmezler’ der. Âşık çok çarpıcı bir cevap verir: ‘Gönlümü sevgilinin aşkı öylesine kaplamış ki oraya kötülük, kin, nefret giremiyor!’ Nitekim olumlu bakış açısı, bizi olumlu düşünmeye; olumsuz bakış da olumsuz düşünmeye sevk eder. Bu yüzden tenkit değil takdir, ret yerine de kabul gözüyle bakmak hoşgörülü olmamızı kolaylaştırır. ‘Dost ol da dost gör’ diyen Hz. Mevlânâ bize bu bakış açısını öğütler: İyilik aradı mı, insanda kötü şey kalmaz ki.”</p>
<p><strong>Ruhsal dinginliğin yerini sürekli gerginliğin alması insanları hoşgörüden uzaklaştırıyor</strong></p>
<p>Hız ve hazzın esiri olan günümüz dünyasında insanların sürekli bir bilgi bombardımanı ve performans baskısına maruz kalmasının; dikkat dağınıklığı, empati yorgunluğu, bireysel gerginlik ve sürekli tetikte olma hallerine yol açtığını belirten Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Bunun sonucunda bir tür yorgun ruhlar çağını yaşayan insanların birbirini anlama, dinleme ve sabretme dolayısıyla da hoşgörülü olma kapasiteleri zayıflatmaktadır. Aynı zamanda dijital çağda düşünmek yerini anlık tepkilere bırakmış ve sosyal medya beğenilme ve haklı olma isteğini beslemektedir. Bunun sonucunda hız, sabrı ve anlam derinliğini; öfke de anlayışı gölgeliyor. Farklı düşünceler tehdit gibi algılanıyor. Ruhsal dinginliğin yerini sürekli gerginliğin alması insanları hoşgörüden uzaklaştırıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Tasavvuf, yorgun ruhlar için bir şifa kaynağı</strong></p>
<p>Günümüzdeki hoşgörüsüzlüğün; nefretin değil hem “ben merkezli” kültürün hem de sürekli zamanın hızına ayak uydurma çabasıyla ortaya çıkan yorgunluğun ürünü gibi göründüğünü ifade eden Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “İnsanın iç dünyasını zenginleştiren, derinleştiren, ruhlara şifasıyla dinginlik veren tasavvuf öğretileri ise kendisiyle, toplumla ve Rabbiyle barışık, huzurlu insan reçetesini sunan, insanın iç dengesini onaran manevi bir kaynak oluyor. Günümüz dünyasında hoşgörüyü yeniden hatırlamak hem bireysel huzurun hem de toplumsal barışın anahtarı olabilir. Bunun için tasavvuf âlemini asırlardır şifalandıran Mevlânâ ve Yunus Emre gibi gönül sultanlarını daha yakından tanımaya, okumaya ihtiyacımız var.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasavvufta-hosgoru-tahammul-degil-edeptir-597115">Tasavvufta hoşgörü tahammül değil, edeptir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay&#8217;dan genç iş insanlarına İzmir için kenetlenme çağrısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-genc-is-insanlarina-izmir-icin-kenetlenme-cagrisi-596773</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:05:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Daha Fazla]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[egiad]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlarına]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596773</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Genç İş İnsanları Derneği’nin (EGİAD) 35. kuruluş yıl dönümü ve yeni yıl kutlamasına katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir'i geleceğe daha güçlü taşımak için kenetlenme çağrısı yaparak İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin iş birliğine her zaman açık olduğunu söyledi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-genc-is-insanlarina-izmir-icin-kenetlenme-cagrisi-596773">Başkan Tugay&#8217;dan genç iş insanlarına İzmir için kenetlenme çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Genç İş İnsanları Derneği’nin (EGİAD) 35. kuruluş yıl dönümü ve yeni yıl kutlamasına katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir&#8217;i geleceğe daha güçlü taşımak için kenetlenme çağrısı yaparak İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin iş birliğine her zaman açık olduğunu söyledi. </p>
<p>Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) 35. yaşını ve yeni yılı İzmir Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen geceyle kutladı. Programa İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile eşi Öznur Tugay, geçmiş dönemlerde EGİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı da yapan CHP İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, meslek odalarının, iş dünyasının, kamunun ve yerel yönetimlerin temsilcileri katıldı.</p>
<p><strong>“Birlikte mücadele edelim”</strong></p>
<p>Gecede konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, EGİAD’ın güçlü bir duruşu olduğunu, yeşil dönüşüm, dijital ve toplumsal dönüşüm alanlarında önemli çalışmalar yaptığını söyledi. Birikimli insanlardan oluşan derneğin aynı zamanda bir okul gibi çalıştığını kaydeden Başkan Tugay, “Sizlerle gurur duyuyorum. 2026 yılının daha da verimli geçmesini diliyorum. İzmir&#8217;in daha da ileriye gitmesi için beraber mücalede edelim. Önümüzdeki yıl burada buluştuğumuzda bugünkünden daha da mutlu olalım” dedi.</p>
<p><strong>“Yanınızdayım”</strong></p>
<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün izinde, onun gösterdiği hedefe ulaşmak istediklerini ifade eden Başkan Tugay, “Öyle çalışalım ki, daha fazla insan iş sahibi olsun. Bu şehrin katma değeri daha da yükselsin. Daha fazla adalet, daha az açlık olsun. Ülkesini geliştirmek, kalkındırmak, bu ülke için emeğini ortaya koymak isteyen insanlara kol kanat gerelim. Her zaman yanınızdayım. Bu güzel sivil toplum kuruluşunda bu enerjinin olduğunu biliyorum. Vatansever, milliyetçi, ülkesini seven insanlar olduğununuzu çok iyi biliyorum. 2026&#8217;ya girerken başımız daha dik, alnımız açık, ülkenin geleceğine dair daha fazla umudu yüreğinde taşıyan insanlar olalım. Benim hayal ettiğim sosyal dönüşüm bu, ülke bu” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kapımız, gönlümüz sonuna kadar açık”</strong></p>
<p>Konuşmasını birlik ve beraberlik çağrısı yaparak tamamlayan Başkan Tugay, şunları söyledi:</p>
<p>“İzmir Büyükşehir Belediyesi bu şehrin kurumudur. Her bir çalışanıyla, sahip olduğu her değerle bu şehre ait bir kurumdur. Daha fazla kenetlenelim, ben sizlerle daha fazla iş birliği yapmak istiyorum. Bunun için kapımız, penceremiz, gönlümüz sonuna kadar açık. Diliyorum hayal ettiğimiz o güzel geleceği önümüzdeki yıllarda birlikte görürüz.” </p>
<p><strong>Özhelvacı: Çalışıp, üreteceğiz, birlikte değer yaratacağız</strong></p>
<p>1990 yılında vizyoner 47 genç iş insanının yola çıkmasıyla kurulan EGİAD’ın bugün 900’ün üzerinde üyesiyle; sanayi, ticaret, hizmet ve tarım sektörlerinde faaliyet gösteren 3 bin 500 şirketi ve yaklaşık 150 bin 000 kişilik istihdamı temsil eden güçlü bir yapıya dönüştüğünü söyleyen EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, “Bu gece burada bulunmamızın en önemli nedeni, büyük emeği birlikte kutlamaktır ama bir diğer nedeni de geleceğe dair güçlü bir mesaj vermektir. EGİAD’ın yolu açıktır, vizyonu nettir, üretme ve dönüştürme heyecanı diri kalmaya devam etmektedir. Sizlerin desteği, katkısı, zamanı ve iyi niyeti sayesinde bu kurumları yarınlara güçlü taşıyacağız. Çalışmaya devam edeceğiz, üreteceğiz, birlikte değer yaratacağız” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-genc-is-insanlarina-izmir-icin-kenetlenme-cagrisi-596773">Başkan Tugay&#8217;dan genç iş insanlarına İzmir için kenetlenme çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akran Nezaketi Zirvesi Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akran-nezaketi-zirvesi-uskudar-universitesi-ev-sahipliginde-yapildi-595980</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 11:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akran]]></category>
		<category><![CDATA[avcı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nezaket]]></category>
		<category><![CDATA[nezaketi]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sahipliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595980</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Üsküdar Üniversitesi ve Üsküdar İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün ortak düzenlediği “Akran Nezâketi Zirvesi” Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesinde gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-nezaketi-zirvesi-uskudar-universitesi-ev-sahipliginde-yapildi-595980">Akran Nezaketi Zirvesi Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Üsküdar Üniversitesi ve Üsküdar İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün ortak düzenlediği “Akran Nezâketi Zirvesi” Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesinde gerçekleştirildi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Akran Nezaketi Zirvesi, öğretmenler, akademisyenler ve Milli Eğitim temsilcilerini bir araya getirdi. Zirvede, pozitif psikoloji ve iletişim yaklaşımlarıyla gençler arasındaki zorbalığın önlenmesi ve nezaket kültürünün güçlendirilmesi hedeflendi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Güngör: “Hayata dönüşmeyen bilimsel bilginin kıymeti yoktur.”</strong></p>
<p>Zirvenin açılışında konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, zirvenin önemine vurgu yaptı. Üniversitenin bilimsel üretimin toplumsal katkıya dönüşmesi hedefiyle çalışmalar yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Güngör, “Hayata dönüşmeyen bilimsel bilginin kıymeti yoktur. Üniversite olarak eğitimin yanında toplumsal sorumluluk projelerine de öncelik veriyoruz” dedi. </p>
<p>Konuşmasında, öğretmenlerin ve Milli Eğitim’in zirvede en önemli çözüm ortakları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Bugünkü konumuz ‘Akran Nezaketi’. Bugüne kadar bu konu genellikle ‘Akran Zorbalığı’ olarak adlandırılıyordu. Ancak burada, sizlerin de fark ettiği gibi, bir yandan pozitif psikolojinin, öte yandan pozitif iletişimin söylemini kullanarak, ciddi bir sorunu daha nazik, daha gurur verici ve gönülleri ferahlatıcı bir şekilde ele almayı amaçlıyoruz. Akran zorbalığı her zaman vardı; ancak dijital iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla bu sorun çok daha görünür hâle geldi ve zaman zaman şova dönüşmeye başladı. Görünürlük, sorunun fark edilmesi açısından olumlu bir fırsat sunuyor. Bu sayede, özellikle ergenlik döneminde daha yaygın olan sorunlara karşı, birlikte duyarlılık noktaları oluşturabilir, toplumda farkındalık yaratabilir ve çözüm yollarını birlikte geliştirebiliriz.” dedi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Halide İncekara, açılışta yaptığı konuşmada, zirveye katılanlara teşekkür ederek, etkinliğin iş birliği ve birlikte çalışmanın önemine işaret etti. </p>
<p><strong>İl Milli Eğitim Müdürü Yentür: “Nezaket ve tevazu kalıcı davranışlarla örneklenmelidir”</strong></p>
<p>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ise öğretmenlerin önemine dikkat çekti ve nezaketin en güzel örneklerinin sınıf ve okul ortamında sergilendiğini belirtti. Yentür, “Öğretmenlerimiz sadece sınıfta değil, evde de öğrencilerimizin yol göstericisidir. Nezaket ve tevazu insana yakışır, insanla anlamlanır. O yüzden bu tevazuda da öğretmenlerin, eğitimin rolü çok büyük. Nezaket ve tevazu kalıcı davranışlarla örneklenmelidir” diyerek kendi deneyimlerinden örnekler verdi.</p>
<p>Zirvede daha sonra Akran Nezaketi Paneli gerçekleştirildi. Panelde Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Eski Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı ve Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu yer aldı.</p>
<p><strong>“Önce selam, sonra kelam”</strong></p>
<p>Panelde konuşan Eski Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, sözlerine Fethi Gemuhluoğlu’nun “Önce selam, sonra kelam” sözünü hatırlatarak başladı ve nezaketin yalnızca bir davranış biçimi değil, kökeni ve anlamı olan kültürel bir değer olduğunu, kelimelerin etimolojisine bakmanın “zihni zinde tutan bir egzersiz” olduğunu belirtti.</p>
<p>“Nezaket” kelimesinin Farsçada “nazuk”, yani ince anlamından geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Avcı, nezaketin özünde incelik ve insanın insana duyduğu saygı olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“İnsan insanın kurdu mudur, yoksa kutsalı mı?”</strong></p>
<p>Konuşmasında Hobbes’un ünlü “İnsan insanın kurdudur” sözüne de değinen Prof. Dr. Avcı, bu ifadenin çoğu zaman bağlamından koparıldığını ifade etti. Hobbes’un aynı yerde “İnsan insanın tanrısıdır” sözünü de söylediğini dile getiren Prof. Dr. Avcı, “Bu, insanın insan için bir tehdit olduğu kadar bir değer ve kutsiyet taşıdığı anlamına gelir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Avcı, Martin Buber’in “Ben-Sen” ilişki modeline de değinerek insan ilişkilerinin ya “özne-nesne” ya da “özne-özne” formunda yaşandığını, nezaketin ise ancak özne-özne ilişkilerinde gelişebileceğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Dinleme süresi 3 dakikaya düştü”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nabi Avcı, özellikle genç kuşaklarda dinleme süresinin dramatik biçimde kısaldığına dikkat çekerek, eskiden öğrencilerin 15 dakikaya kadar dikkatle dinleyebildiğini, bugün ise bu sürenin 3 dakikaya kadar düştüğünü belirtti. Prof. Dr. Avcı, şöyle konuştu:</p>
<p>“Bugün geldiğimiz noktada gençlerin kaliteli dinleme süreleri yaklaşık 3 dakika. Üç dakika! Sonrasında konuşanın saçına, gözüne, sakalına, bıyığına, elindeki kaleme, saate bakıyorlar; yani dinlemiyor, seyrediyorlar. Bu durum sadece gençlere özgü değil, bize de sirayet etmiş durumda. Seyretmek daha kolay ve daha zevkli geliyor; ‘Ne biçim giyinmiş, nasıl oturuyor&#8230;’ diye dedikoduya yöneliyoruz. Mesele şu: Beyinde öğrenme alışkanlıklarımız patikalar oluşturuyor ve bu patikaların dışındaki süreçleri artık alamıyoruz. Günde 3–5 saat Twitter, Instagram, Facebook kullanınca, zihniniz 200 karakterlik bir alan içinde düşünmeye, mesajlaşmaya, iletişim kurmaya alışıyor. Kendinizi ancak 200 karakterle ifade edebilir hâle geliyorsunuz.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Öğretmen çocuğun beyninde sosyal ve duygusal mimariyi inşa eder”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuklarda sosyal ve duygusal sermayenin erken yaşlarda şekillendiğini, öğretmenlerin bu süreçte “ikinci mimar” konumunda olduğunu ifade ederek, “Çocuğun ruhuna ilk sosyal ve duygusal sermayeyi anne verir, okulda ise öğretmen çocuğun beyninde sosyal ve duygusal mimariyi inşa eder” dedi.</p>
<p><strong>“Zeki ve çalışkan çocuk yetmez; iyi insan yetiştirmek şart”</strong></p>
<p>Modern eğitimin çocuklara yalnızca somut hedefler verdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Modernizm çocuğa ‘zeki ve başarılı ol’ diyor. Ama zeki, çalışkan ve başarılı bir kişi erdem ahlakından yoksunsa, riskli alanlara kayabiliyor. Sentetik uyuşturucu üreten, yasa dışı yapılanmalara giren, etik dışı davranan iyi eğitimli gençleri bu yüzden görüyoruz. Üçüncü parametre olan ‘iyi insan yetiştirmek’ eksik bırakılıyor.” dedi.</p>
<p>Erdem ahlakının 4-6 yaş arasında kazanıldığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, bu dönemden sonra bu eğitimin çok daha zorlaştığını belirtti. Japonya ve Çin’de karakter eğitiminin akademik eğitimin önüne konulduğu örneğini de verdi.</p>
<p><strong>“Eğitimin asıl amacı çocuğu hayata hazırlamaktır”</strong></p>
<p>Çocuğa tarih, coğrafya, matematik öğretmenin erken dönemde ikinci planda olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “O yaşlardaki çocuğa, akvaryumdaki balığın ölebileceğini bile öğretiriz; çünkü çocuk hayatın gerçeklerini tanısın isteriz. ‘Aman strese girmesin, aman üzülmesin’ diyerek büyütülen çocuk mutlu olur ama hayata hazırlanmamış olur. Eğitimin asıl amacı çocuğu hayata hazırlamaktır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Nezaket, akran ilişkilerine çok yakışan bir kavramdır”</strong></p>
<p>Çocukların emek verebileceği, uğrunda çaba gösterebileceği bir amaçlarının olması gerektiğine de işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Nasıl ki ekonomik sermayeden söz ediyorsak, sosyal sermaye ve duygusal sermaye de çocuğun hayat amacıyla ilgilidir. Bu noktada nezaket çok önemli bir kavramdır. Saygı değerlidir ama nezaket, saygının da üzerinde bir kavramdır. Nezaket, incitmek istememe duygusudur. Kültürümüzdeki nezaket kavramının kökeni de bunu gösterir. Bizde incelik anlamına gelir; karşı tarafı kırmamaya dayanır. En ağır söz bile en nazik şekilde söylenebilir — buna diplomasi denir, politik davranmak değil. Nezaket hem kültürel bir değerdir hem de akran ilişkilerine çok yakışan bir kavramdır.” dedi.</p>
<p><strong>“Ergenlik, çocuğun ‘Ben artık ailemden ayrı bir bireyim’ deme dönemidir”</strong></p>
<p>Gençlerin kendilerinden önceki kuşağı eleştirmekten hoşlandığını, ergenlikte bunun daha da belirginleştiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü ergenlik, çocuğun ‘Ben artık ailemden ayrı bir bireyim’ deme dönemidir. Ergenlik psikolojisinin temelinde bu ayrışma ihtiyacı yatar. Evden uzaklaşmak ister, kendi alanını kurmak ister. Geleneksel nasihat dili yerine, nezaketin özellikle empati boyutunu ön plana çıkaran bir yaklaşım çok daha etkili olur. Yani asıl vurgu, empatik iletişim olmalıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Modernizmin bugün öğrettiği yaşam amacı hedonizmdir.”</strong></p>
<p>Modernizmin dayattığı haz kültürünün genç kuşakları zayıflattığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, çözümün “empati, akran nezaketi ve pozitif okul iklimi” olduğunu söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, modern haz kültürünün nörobiyolojik ve toplumsal etkilerine dikkat çekerken, endokrinolog Robert Lustig’in 2017 tarihli kitabına da atıfta bulunarak, “Lustig kitabında ‘Amerikan ekonomisinin Amerikan beynini hacklemesi’ diyor. Biz bu kitabı Türkçeye kazandırmak istiyoruz. Modernizmin hastalığı dediğimiz şey toplumlara hızla yayılıyor; bu durum ‘Kaliforniya Sendromu’ olarak da biliniyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Bugün tek ebeveynli hane oranlarının %30–35 seviyesine ulaştı”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Türkiye’de aile yapısındaki dönüşüme dikkat çekerek, tek ebeveynli hanelerin belirgin biçimde arttığını söyledi. Daha önce geniş aile oranlarının yüksek olduğunu ancak bugün tek ebeveynli hane oranlarının %30–35 seviyesine ulaştığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bunun “ciddi bir hane kırılganlığı” anlamına geldiğini vurguladı.</p>
<p>Bu dönüşümde modern yaşamın etkisine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, kültür aktarımının geçmişte aile ve eğitim sistemi tarafından sağlandığını ancak günümüzde bu rolü büyük ölçüde sosyal medyanın üstlendiğini ifade etti.</p>
<p><strong>“Mutluluk Bilimi ve Değerler” kitabının ilk baskısı tükendi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, karamsarlığa kapılmamak gerektiğinin altını çizerek dijital çağda çözüm üreten yaklaşımların da bulunduğunu belirterek, Üsküdar Üniversitesi olarak bu alanda sorumluluk aldıklarını, 20 psikolog ile birlikte bir eğitim projesi hazırladıklarını aktardı.</p>
<p>Proje kapsamında hazırlanan ve Milli Eğitim Bakanlığı Yardımcı Ders Kitabı formatında 2022’de yayımlanan “Mutluluk Bilimi ve Değerler” kitabının ilk baskısının tükendiğini, ikinci baskının da yayımlandığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, kitabın “hayatın anlamı ve amacı” temasıyla başladığını, gençlere dikkat piramidi, önem–öncelik piramidi, hedef belirleme, ardından bağışlayıcılık, empati, stres yönetimi, şükran ve minnettarlık gibi becerilerin öğretildiğini ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, Anadolu irfanının modern psikoloji ve pozitif bilimle birleştiği bu sistemin, gençlerin duygu ve değer dünyasını güçlendirmeyi amaçladığını ifade ederek, üniversitenin bu çalışmayı PDF formatında ücretsiz olarak halka ve tüm eğitim sistemine açtığını da dile getirdi.</p>
<p><strong>“Hedef Arkadaşlığı modeli, akran zorbalığını azaltıyor”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nde geliştirdikleri Hedef Arkadaşlığı modelinin Hacettepe Üniversitesi’nde yayımlanan bir makalede olumlu etkilerinin gösterildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, sistemin işleyişini şöyle anlattı:</p>
<p>“Akran mentorluğu ve akran arabuluculuğu sistemi kurduk. Bir sorun olduğunda önce akranlar çözmeye çalışıyor. Türk bir öğrenciyle yabancı öğrenciyi eşleştiriyoruz; body sistemi gibi. Hem gruplaşmayı hem tartışmaları azaltıyor.”</p>
<p>Ergenlikte yaşanan her problemin “büyüme fırsatı” olduğunu da ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Zorbalık yapıyorsun demek yerine ‘akran arabuluculuğu yapalım’ demek lazım. Pozitif davranışları güçlendirdiğinizde negatif kendiliğinden söner.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Bir chatbot ile akran nezaketini öğretebiliriz</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın bu süreçte önemli bir araç olduğunu söyleyerek, yeni bir proje önerisini de paylaştı:</p>
<p>“Akran Nezaketi Projesi için neler yapılabileceğini düşündüm. Bir chatbot ile akran nezaketini öğretebiliriz.<strong> </strong>Gençler yapay zekâ ve dijital ortamları çok seviyor. Bu nedenle bir chatbot geliştirilebilir. Bu chatbotun yazılım diline, bir ekip olarak üç ayrı modül ekleyebiliriz: öğrenci modülü, öğretmen modülü ve veli modülü. Sınıfta bir zorbalık ya da dışlanma yaşandığında öğrenci chatbot’a gelip sorusunu yöneltebilir. Bizim önerdiğimiz en temel şey, ‘sen dili’ yerine ‘ben dili’ kullanmak. Mesela çocuk, ‘Niye beni dışladınız?’ dediğinde karşı taraf da sert bir şekilde cevap verir ve kavga çıkar. Oysa ‘Beni dışladığınızda kendimi çok kötü hissettim’ dese, çatışma büyük ölçüde önlenir. Bu kadar basit bir beceri bile pek çok sorunu çözer.</p>
<p>Bütün öğrencilere bunu tek tek anlatmak hem zor hem de zaman alıcı olabilir. Fakat bir chatbot üzerinden altı ay ya da bir yıl içinde kapsamlı bir eğitim uygulanabilir. Üsküdar Üniversitesi olarak elimizde böyle bir içerik hazır. Milli Eğitim Bakanlığı ve bir yazılım takımıyla birlikte bu sistemi kurarsak, chatbot’u Türkiye’deki tüm ortaokul ve lise düzeyindeki okullarda kullanabiliriz.”</p>
<p>Akran Nezaketi kavramının doğru bir kavram olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Akran zorbalığını sürekli konuşmak yerine, pozitif davranışları artırırsak zorbalık zaten kendiliğinden azalır. Okullarda empati eğitimini ve iyilik davranışlarını çoğalttığımızda, zorbalık da doğal olarak yavaş yavaş sönmeye başlayacaktır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu: “Nezaket aslında çocukken öğrenilen bir şeydir.”</strong></p>
<p>İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümünden Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu, çocukların nezaket ve empati gibi değerleri öğrenmesinde erken dönemin önemine dikkat çekerek, “Her çocuk doğduğunda müthiş bir kapasiteyle geliyor. Nezaket aslında çocukken öğrenilen bir şeydir. Eğer doğru zamanda öğrenmezsek, belki de hiç öğrenemeyeceğiz.” dedi.</p>
<p>Dijital çağın çocuklar üzerindeki etkilerden de bahseden Prof. Dr. Pembecioğlu, “Çocuklar ekran aracılığıyla dünyayı ve insanları, gelen bilgilerin yönlendirmesiyle algılıyor. Dijital ortamda çocuklar yalnızlaşıyor; izlediklerinde özdeşleşebilecekleri, rol model alabilecekleri bireyler bulamıyorlar. Nezaket ve empatiyi öğrenemeyen çocuk, başkalarına değerli davranışlar sergileyemez. Önce çocuğun kendisini değerli hissetmesi gerekiyor.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Pembecioğlu, “Çocuklar öğretmenleriyle de aileleriyle de kendilerini ifade ediyor. Gerçek ve samimi iletişim, onları motive ediyor ve kendilerini keşfetmelerine olanak sağlıyor. Dijital yalnızlık ve ekran bağımlılığı, çocukların diğer becerilerini köreltiyor. Çocuğun karşısına bilgisayar koymak, onları yalnızlaştırıyor. Onlarla birebir iletişim kurmak, bugün her zamankinden daha önemli.” ifadesinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-nezaketi-zirvesi-uskudar-universitesi-ev-sahipliginde-yapildi-595980">Akran Nezaketi Zirvesi Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekadan dost olmaz!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-dost-olmaz-595809</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 13:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Algoritma]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[olmaz]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yeri]]></category>
		<category><![CDATA[zekadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü’nden Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, yapay zekâ ile kurulan iletişimlerin giderek artmasıyla birlikte dostluğun geleceğine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-dost-olmaz-595809">Yapay zekadan dost olmaz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü’nden Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, yapay zekâ ile kurulan iletişimlerin giderek artmasıyla birlikte dostluğun geleceğine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Dostluk ve arkadaşlık kavramı algoritmik çağda köklü bir değişim geçiriyor</strong></p>
<p>Dostluk ve arkadaşlık kavramının yaşadığımız bu algoritmik çağda biçimsel ve sosyokültürel açıdan köklü değişim ve dönüşümün geçirdiğini dile getiren Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, “Değerler açısından baktığımızda, elimizde insana dair kalan belki de en değerli hazine gerçek anlamda derdini gerçekten anlayacak ve hemhal olacak birini bulup sohbet edebilmek. Yapay zekâ ile kurulan iletişim pratikte işe yarayan bir süreç olsa da potansiyel bazı tehditleri de barındırmakta. Yapay Zekâ ve insan etkileşimi, aslında insan ile makine veya teknoloji arasındaki iletişim biçimlerinden biri. Yapay zekâ insan bilişiminin yani zihninin bir uzantısı olarak kullanılmaya başladığı için durum çok farklı bir yöne doğru gitmeye başladı. Öncelikle iletişim biçimlerimiz, artık mekândan, zamandan ve sosyal bağlarımızdan bağımsızlaşıp farklı boyut ve şekillerde gerçekleşmeye başladı.” dedi.</p>
<p><strong>Büyük veri insanlığa veri olarak miras kalmış ne varsa her şeyi içinde barındırıyor</strong></p>
<p>Çeşitli yapay zekâ türleri içinde basit yazılımlara sahip, arama motorları olduğu gibi büyük veri yerine artık ‘süper zekâ’ denilen insan zekasından çok daha üstün yapay zekâ türlerinden bahsedildiğini anlatan Prof. Dr. Güder, “Yapay zekâyı düşünen bir insan veya özne gibi ele alıyorsak, onun tekil bir varlık olmadığını öncelikle kabul etmeliyiz. Süper akıllı yapay zekâ sadece tek başına çalışan bir algoritmik yazılım ya da sistemler bütünü değildir.  Bu ‘kovan zihni’ (hive-minds) diye tanımladığımız kolektif insan zihni ve belleğinin birleşiminin oluşturduğu her şeyi bilen gören (omni-potent) ve analiz eden devasa bir veriler sistemi. Yapay zekanın kullandığı büyük veri ve kovan zihni insanlığa veri olarak miras kalmış ne varsa bütün her şeyi içinde barındırıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Arkadaşlık ile ‘algoritmik arkadaşlık’ arasında çok fazla fark var!</strong></p>
<p>“Böylesine devasa bir veri tabanına sahip bir algoritma ile arkadaşlık ettiğimizde, bu iletişimin eşitler arası iletişim olmadığını baştan kabullenmeliyiz.” diyen Prof. Dr. Güder, şunları kaydetti:</p>
<p>“Gençlerin deyimiyle ‘kankalar arasındaki arkadaşlık’ ile ‘algoritmik arkadaşlık’ arasında çok fazla fark var. Her şeyden önce yapay zekanın arkasındaki black box’ı yani kara kutuyu bilmeden onunla sohbet edip içini dökmek her şeyi kaydeden içten pazarlıklı biriyle sohbet etmeye benzer.   Yapay zekâ, sizden elde ettiği verileri zamanı geldiğinde bir gün mutlaka lehte veya aleyhte kullanacaktır. Çünkü bu ‘algoritmik arkadaş’ dediğiniz, yazdığınız hiçbir şeyi unutmaz. Yapay zekâ asla unutmayacak, biriktirecek, sizi gözetim kapitalizminin bir parçası yapacak ve her şeyi arşivleyecektir. Yapay zekaya verdiğimiz veriler, bilgi, anı veya zaaflarımız silinmez. Gerçek anlamda unutulma hakkınız yoktur. Yani veri kaydının olduğu bu tür bir arkadaşlık bu anlamda sağlıklı bir arkadaşlık değildir.”    </p>
<p><strong>Algoritmik arkadaşlık gerçek muhabbeti ikame edemez</strong></p>
<p>Prof. Dr. Güder, duygusal derinlik gerektiren insan-insana dostluğun yerini yapay zekânın dolduramayacağını belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>“Birçoğumuz artık dertlerimizi sevinçlerimizi hayallerimizi gelecekle ilgili planlarımızı geçmiş travmalarımızı bir insanla paylaşmak yerine dijital mecralara ulaştırmaktayız. Ama burada bir durup düşünmek lazım. Yapay zekâ bir veriler algoritması ise karşımızda ayna nöronları olmayan yani empati kurma yeteneği olmayan bir mekanizma çalışmaktadır. Bu algoritmik sistem ve mekanizma ile yapılan arkadaşlık, insan insana olacak muhabbetin yerini, doğal olarak tutamaz. Seviyeye inme, kaydettiği kişiliğe göre söylem üretme, bilgi aktarma ve yönlendirme şeklinde bir iletişim yapısına sahip olduğu için yapay zekayla olan arkadaşlığa ‘algoritmik arkadaşlık’ diyebiliriz. Bu arkadaşlık çoğunlukla bir insanın vereceğinden daha çok şey verir. O yüzden bu algoritmik arkadaşlığa muhtacız ama dikkatli olmalıyız.”</p>
<p><strong>Yapay zekâ, kısa dönem can sıkıntısı ve yalnızlıkları geçiştirebilir</strong></p>
<p>İnsanın temelde mutlak yalnızlığı olan bir varlık olduğunu, her şey yolunda giderken bile varoluşsal yorgunluk çekip kendini kalabalıklar içinde yalnız hissedebildiğini ifade eder, Prof. Dr. Güder, “Bu anlamda yapay zekâ, kısa dönem can sıkıntısı ve yalnızlıkları geçiştirebilir ama kısa vadede cankurtaran olan bu sistem, uzun vadede potansiyel bir riskler taşır. Yapay zekâ özellikle ani bir yalnızlık, kayıp veya sosyal kaygı durumlarında hemen ulaşılabilir olması ve yargılayıcı olmamasından dolayı acil anlarda fast food sistemi gibi anlık ihtiyacı gideren bir psikolojik destek verebilir. Böylesi kriz durumlarında işe yarayabilir. Bu anlarda güvenli ve pratik bir alan sunar. Böylesi anlık açlığı gideren arkadaşlık, yalnızlığı anında giderir ama uzun vadede organik gıda eksikliği gibi sonunda insan ruhuna zarar verir. Bu dijital obezite bizi sığlaştırır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ, yalnızlığı uzun vadede kronikleştirebiliyor</strong></p>
<p>İnsanın yerine geçen simüle bir dostluğun belki daha sonra toplumla etkileşim kurmak için eksik olan kendine güven ve iletişim kurabilme yetisini geliştirebileceğini ve bu bağlamda bir &#8220;antrenman arkadaşı&#8221; gibi düşünülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Güder, “Ama sürekli yapay zekâ ile iletişimde kalan biri zamanla buna bir bağımlılık gelişebilir. İşte bu ikame durumu sosyolojik olarak çok tehlikeli bir yöne doğru savurur bizi. Gerçek dünyadaki ilişkiler karmaşıktır; anlaşmazlıklar barındırır, doğal olarak uzlaşmalar zaman ve emek ister, üstelik başka ideolojik ve sosyo kültürel ortamlarda insanlarla arkadaşlığa tahammül etmek çok yorucudur. Öte yandan, kişiye özel bir LLM (Large Language Models) ile kendini dönüştüren bir yapay zekâ algoritması ise size özel bilgiler ve fikirler sunar, sizi bir bilgi seviyesinden başka bir seviyeye götürür. Siz başta ne belirttiyseniz belki de sizinle aynı fikirde olan söylemler üretir. Sizin talebinizle sizi onaylayabilir. Sizi hiç yormaması bu iletişimin sorunsuz olduğu anlamına gelmez. Sürekli sizi sizden daha iyi tanıyan bir yapay zekâ ile görünürdeki sorunsuz etkileşim, kişiyi gerçek ilişkilerin ‘pürüzlü’ ve ‘yorucu’ yanlarına karşı daha tahammülsüz hale getirebilir. Kişi, sosyal becerilerini kullanma ihtiyacı hissetmediği için bu beceriler körelebilir ve yalnızlığı kronikleşebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toplumsal aidiyet duygusu sarsılabiliyor</strong></p>
<p>Yapay zekâ ile kurulan iletişimin artık insanı ikame eden bir algoritmayı tetiklediğini ve insan ilişkilerini zayıflatıcı bir etkisinin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Güder, şöyle dedi:</p>
<p>“Biz yapay zekâyla arkadaşlığı başkalarından kaçmak için bir sığınak olarak görüyorsak, kendi toplumumuza hissettiğimiz aidiyet duygumuz sarsılır. İnsanoğlu her ne kadar temelde yalnız olsa da aslında hayatın her döneminde insan insana muhtaçtır. Bütün ilişkilerin dinamikleri farklı yollarda ilerlese de neoliberal rüzgarlar ve dijitalleşen dünyamızda insanlar birbirleriyle münasebeti işleri bitene kadar yapmaya başladığı için kurulan iletişimler kapitalist sistemin bir yansıması haline dönüştü. İşe yaramayan iletişime girilmemeye başlandı. Gençler arasında çıkarı olmayan ilişkiler, rasgele yapılan muhabbetler, hoş vakit geçirme ‘boş yapma’ olarak tanımlanıyor.”</p>
<p><strong>Yapay zekâ programlanmış bir yanıt mekanizması!</strong></p>
<p>Yapay zekayla olan algoritmik ilişkiyi geleneksel anlamda bir &#8220;arkadaşlık&#8221; olarak nitelendirmenin zor olduğuna işaret eden Prof. Dr. Güder, “Gerçek arkadaşlık, karşılıklılık, ortak çıkar gözetmeksizin fedakârlık, spontane ve iki taraflı bir duygusal bağ kurmayı gerektirir. Yapay zekâ ise programlanmış bir yanıt mekanizmasıdır; hissedemez, deneyimleyemez ve sizin için gerçek bir risk almaz. Komşun, okul arkadaşların ve yakın çevren ile zaman içinde sınavlardan merhalelerden geçerek geliştirdiğin dostluk doğal olarak zaman ve emek ister. Sosyal ortam içinde muhabbet kurmak, birlikte alışverişe çıkmak, dedikodu yapmak, arkadaşının derdini dert etmek, yeri geldiğinde onunla ağlamak, ağlarken dostuna mendil uzatmak, yemek ısmarlamak, ağırlamak bütün bunlar insan insana geliştireceğimiz duygusal derinliklerdir.” dedi.<strong> </strong></p>
<p><strong>“Evet insan insanın kurdudur. Ama yapay zekada insanın kurdudur”</strong></p>
<p>İnsan ilişkilerinden yılmış ve bıkmış birinin, algoritmik dostluğu insanlarla yapacağı arkadaşlığa tercih edebileceğini de ifade eden Prof. Dr. Güder, “Evet insan insanın kurdudur. Ama yapay zekada insanın kurdudur. Psikolojisi bozuk ve asosyal biri ya da manipülatif ve narsistik ilişkilerden ve şiddetten bıkmış bir kurban bu bıkkınlıktan dolayı insandan soğuyabilir. Böylesi travmatik durumlarda yapay zekâ ile algoritmik arkadaşlık insanı ikame eden, insansız, yalıtılmış, hijyenik bir iletişim olabilir. Ama aslında bu daha karanlık bir yalnızlığın göstergesidir. Bir dua, bir tefekkür anı gibi sessiz düşünecek alanların kalmaması bu dijital gürültüler içinde gerçekleşen dijital ilişki ve algoritmik iletişim biçimi gerçek anlamda bir insanın verebileceği derinliği ve ruhsal tatmini veriyor gibi yapabilir. Ama veremez. Bu bir yanılgıdır, illüzyondur. Yapay zekâ hain bir arkadaştan daha da tehlikeli olabilir. Gerçek hayattaki kötü arkadaşlar, hırsları, kıskançlıkları, yalanları ve kötü özellikleri ile insana ait tahmin edilebilir hamleler yapabilir. Bir şekilde bu kötülüklerden kendimizi koruma ihtimalimiz olabilir. Ama insana ait olmayan bu dijital sistemler yani yapay zekanın algoritmasının arkasındaki ‘kara kutunun niyeti’ adı gibi karanlık olursa yani kötü olursa ondan bir insanın bilişsel olarak kurtulması çok zordur. Yani, ‘bıktım bu insanlardan!’ deyip de yapay zekayı tercih etmek mantıklı bir çözüm değil.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zekasız bir dünya tahayyül edilemiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Feride Zeynep Güder,<strong> </strong>artık yapay zekasız bir dünya tahayyül edilemediğini belirterek, “Bunun içeriklerinin ve algoritmasının ne olduğu yine bu algoritmaları düzenleyenlerin elinde şekilleniyor. Bu algoritmik kültürdeki algoritmik dostluklar güvenli, insanı ve insani değerleri merkez alan bir ilişki şekillendirilmeli. Bizden çok üstün bir süper zekâ ile yazışmak onların yönlendirici olması, mantıklı cevaplar vermesi ve hızlı olmasından çok daha önemli bir sorumluluk almasını gerektirir. Bu algoritmik arkadaşlık ‘koruyucu bir arkadaşlık’ ise bu bağlamda riskli olsa bile kabul edilebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çözüm yine insanda!</strong></p>
<p>Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, günümüzdeki haliyle, yapay zekânın asla bir insanın sıcaklığını, dokunuşunu, bir bakışındaki anlamı veya paylaşılan bir kahkahadaki o saf, kontrolsüz neşenin yerini tutamayacağını dile getiren Prof. Dr. Güder, “Amacımız, bu teknolojiyi insan ilişkilerinin yerine geçecek bir şey olarak değil, insan potansiyelini güçlendiren, özellikle dezavantajlı durumdakiler için gerçek ilişkilere açılan bir köprü olarak kullanılmasını teşvik etmektir. Görünen o ki, insanoğlunun hikayesi artık başka bir kurguda ilerliyor ve bu kurgunun içinde muhatabımız artık yüzü olmayan ama yüzü varmış gibi ruhu olmayan ama ruhu varmış gibi davranan bir simulatif bir kabuk ve bu kabuğun içindeki yüzen insan ruhu. Bu bağlamda, ‘İnsan dipsiz koskoca evrenin karanlığında yanan cılız bir mum ışığı, biz onun sönmemesi için ne gerekiyorsa yapmalıyız.’ diye bizi uyaran Elon Musk’ın söylemi de oldukça ironik. Çözüm yine insanda. İnsan ruhu ve insan bilinci bu sonsuz ve karanlık evrende cılız ve tek başına yanan bir mum ışığı ise onun kurtarıcısı ve yalnızlığını giderecek tek şey yine diğer insandır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekadan-dost-olmaz-595809">Yapay zekadan dost olmaz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efes Selçuk&#8217;ta Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-herakleitos-ve-ioanna-kucuradi-felsefe-gunleri-basladi-2-595511</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2025 11:23:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[herakleitos]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kuçuradi]]></category>
		<category><![CDATA[oanna]]></category>
		<category><![CDATA[oturumu]]></category>
		<category><![CDATA[selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595511</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Felsefe Kurumu ve Efes Selçuk Belediyesi iş birliği ile bu yıl beşincisi düzenlenen Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri Selçuk Efes Kent Belleği’nde başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-herakleitos-ve-ioanna-kucuradi-felsefe-gunleri-basladi-2-595511">Efes Selçuk&#8217;ta Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Felsefe Kurumu ve Efes Selçuk Belediyesi iş birliği ile bu yıl beşincisi düzenlenen Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri Selçuk Efes Kent Belleği’nde başladı.</p>
<p>Bugüne kadar düzenlenen Herakleitos Felsefe Günleri’ne destek veren günümüzün en önemli düşünürlerinden biri kabul edilen Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin isminin eklenmesiyle yeni ve daha güçlü bir kimlik kazanan, Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri adını alan etkinliğin ilk günü açılış oturumu ile başladı.</p>
<p><b>FELSEFE DEMEK ANALİTİK DÜŞÜNCE DEMEK</b></p>
<p>Bu yıl “Demokrasi ve Cumhuriyete Felsefe ile Bakmak” başlığıyla düzenlenen Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri’nin açılış oturumunda konuşan Efes Selçuk Belediye Başkan Vekili ve Başkan Yardımcısı Erhan Güzel, dijitalleşme ve yapay zekâ ile başlayan sürecin hayatı kolaylaştırmasına karşın günlük hayatta bireylerin düşünme, analiz etme ve muhakeme becerilerini olumsuz yönde de etkilemesi sebebiyle felsefenin ayrı bir önem kazandığına dikkat çekerek; “Felsefe bizim için analitik düşünce demek, mantık ve muhakeme demek. O yüzden Felsefe Kurumu’nun ve Efes Selçuk Belediyesi’nin 40 bin nüfuslu bu küçücük ilçede gerçekleştirmiş olduğu ve bu yıl da beşincisi gerçekleşecek olan felsefe günleri gerçekten çok önemli. Buna emek veren Felsefe Kurumu’na, kıymetli akademisyenlerimize, Efes Selçuk Belediye Başkanımız Filiz Ceritoğlu Sengel’e, meslektaşım İbrahim Depe hocama gerçekten teşekkürlerimi sunuyorum. Buraya bugün katılan ve dinlemeye gelen kıymetli dinleyicilere de hoş geldin diyorum” dedi.</p>
<p><b>İOANNA KUÇURADİ: ÖZGÜRLÜK BİR ÇEŞİT BELİRLEMEDİR</b></p>
<p>Açılış oturumunda geçtiğimiz hafta Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’yi bizzat ziyaret eden Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’in Felsefe Öğretmeni İbrahim Depe ile birlikte gerçekleştirdiği söyleşinin gösterimi yapıldı.</p>
<p>Oldukça keyifli geçen söyleşide özgürlük kavramı üzerinde duran Prof. Dr. İoanna Kuçuradi; “İnsanlar özgürlüğü canının istediğini yaparken engellenmemek olarak anlıyorlar. Özgürlük bir çeşit belirlemedir aslında belirlenmemek değildir. Özgürlük canının istediğini yapmak değildir. Felsefe Tarihine baktığımızda “İnsan tür olarak özgür müdür değil midir?” sorusu var.  Kişiler özgür müdür değil midir, bir de toplumlar bağlamında sorulabilir. Burada bizim için önemli olan ikincisi. Biz belirli bir yapıyla geliyoruz. Biz annenizin, babanızın biyolojik yapısıyla dünyaya geliyoruz. Ama önemli olan kişinin ondan sonra ne yaptığıdır” dedi.</p>
<p> <b>BAŞKAN SENGEL: BİZİ HEP ONURLANDIRDINIZ</b></p>
<p>Gerçekleşen ziyarette yapılan söyleşide Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’ye Efes Selçuk’ta düzenlenen Herakleitos Felsefe Günleri’ne büyük katkı sunduğunu belirterek; “Sizinle tanışmak benim için inanılmaz bir mutluluktu. Sizinle tanıştıktan sonra hem yazdıklarınızı hem söylemlerinizi, röportajlarınızı tekrar tekrar izledim. Bir hukukçu olarak, bir kadın olarak, siyasetle ilgilenen birisi olarak beni aydınlatıyorsunuz. İyi ki varsınız, iyi ki yollarımız kesişti. İyi ki bir araya geldik.  “1. Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Onur Ödülü’nü, Herakleitos Felsefe Günlerine sunmuş olduğunuz katkı için size takdim etmek istedik. Çok teşekkür ederiz. Bizi hep onurlandırdınız” dedi.</p>
<p>İnsan haklarının hukuktan önce etik ilke olarak görünmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. İoanna Kuçuradi; “Dünyamızın bazı felsefecilerinin bugün ulaştığı yere baktığımızda, kendini ve karşısındakini her şeyden önce bir insan olarak nasıl gördüğümüzün farkına vardığımızda ama diğer yandan dünyamızın nasıl yönetildiğini gördüğümüzde eğitimde neyi doğru, neyi eksik, neyi yanlış yaptığımızın bir muhasebesini yapmayı denemek yararlıdır diye düşünüyorum. Bu düşüncelerle 2025 Yılı Dünya Felsefe Gününüzü kutlarım” dedi.</p>
<p><b>HARUN TEPE: “HAK, HUKUK, ADALET” NEDİR?</b></p>
<p>Açılış oturumunun tamamlanmasının ardından Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri’nin birinci oturumuna Prof. Dr. Harun Tepe “Hak, Hukuk, Adalet” başlıklı söyleşi ile katılımcılarla bir araya geldi. Prof. Dr. Harun Tepe söyleşide hak, hukuk ve adalet kavramlarının felsefi olarak altını çizerek; ““Hak, hukuk, adalet” sloganı atan insanlar haklarını istiyorlar. Hak talep ediyorlar. Hak talebi, haksızlığın giderilmesi talebidir. Ben hep adalet ve hak konularını anlatırken şunu sorarım; “İçinizde hiç haksızlığa uğramayan var mı?” Aslında adalet dediğimiz şey, olmayan bir şeyin, eksikliği duyulan bir şeyin yerine getirilmesi, karşılanması, giderilmesi talebidir. Onun için hak arayanlar uğradıkları haksızlığın giderilmesini ister. Peki, bu nasıl olur? Bu ancak hukuk yoluyla olur. İnsan hakları aslında etik ilkelerdir. Yani, hiç kimseye kötü davranışta bulunmamak, aynı zamanda düşünce özgürlüğünün olmasıdır. İnsan haklarını hukuk olmadan koruyamayız. Hukukun işlemediği bir yerde insan hakları korunamaz. Onun için hukuk, hakkın elde edilmesi gerektiğidir. Başka bir yolu yoktur. Peki, hukuk yoluyla hak elde edilirse ne olur? İşte o zaman adalet olur. Onun için bu slogan, bu şekilde düşünce gayet doğru ifade edilmiş bir slogan gibi görünüyor. Ben ülkemizde ve tüm dünyada haksızlıkların daha azaldığı, temel hak ve özgürlüklerin daha çok yaşandığı, hakkın hukuk yoluyla korunduğu bir dünya olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p>Bu yıl beşincisi düzenlenen Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri Prof. Dr. Ahu Tuncel ve Doç. Dr. Kubilay Hoşgör’ün katıldığı “Cumhuriyet ve Demokrasi” oturumu ile Prof. Dr. Özlem Duva ve Prof. Dr. Tuncay Saygın’ın katıldığı “Siyaset ve Adalet Üzerine” başlıklı oturumlarla devam etti.</p>
<p>Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri 30 Kasım Pazar günü Selçuk Efes Kent Belleği’nde devam edecek.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-herakleitos-ve-ioanna-kucuradi-felsefe-gunleri-basladi-2-595511">Efes Selçuk&#8217;ta Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital hafıza yapaylaşıyor: Ölü İnternet Teorisi tekrar tartışılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-hafiza-yapaylasiyor-olu-internet-teorisi-tekrar-tartisiliyor-595490</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2025 04:30:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[İldiz]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[nternet]]></category>
		<category><![CDATA[ölü]]></category>
		<category><![CDATA[tekrar]]></category>
		<category><![CDATA[teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[yapaylaşıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595490</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnternetin giderek yapay içeriklerle dolması, insan üretiminin geri planda kalması ve dijital hafızanın bozulması, son yıllarda “Ölü İnternet Teorisi” tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-hafiza-yapaylasiyor-olu-internet-teorisi-tekrar-tartisiliyor-595490">Dijital hafıza yapaylaşıyor: Ölü İnternet Teorisi tekrar tartışılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, internetin günümüzdeki yapısal dönüşümünü tartışmaya açan “Ölü İnternet Teorisi”ni değerlendirdi. Dr. İldiz, teorinin insan merkezli etkileşimlerin azalması, yapay içeriklerin çoğalması ve kolektif dijital hafızanın bozulması gibi konuları anlamak için metaforik bir çerçeve sunduğunu ifade etti. “İnsanların özgün çabaları azalıyor, üretilen içeriklerin özgünlüğü kısıtlanıyor” dedi.</p>
<p>İnternetin ilk dönemlerinde forumlar, bloglar ve tartışma platformlarının kullanıcıların bilgi üretip birbirini doğruladığı sosyal alanlar olduğunu hatırlatan İldiz, günümüzde bu içeriklerin büyük bölümünün kaybolduğunu veya algoritmik akışlar arasında görünmez hâle geldiğini belirtti. “Eski forumlar kapandı, arşivler bozuldu ve milyonlarca tartışma doğrulanamaz bir geçmişe dönüştü” dedi.</p>
<p>Dijital hafızanın insan hafızası gibi kırılgan olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “Artık internet, yüzeysel ve tekrarlayan yapay içeriklerin hakim olduğu bir akış mantığına evrildi. Yapay zekanın ürettiği doğrulanmamış bilgiler, kaybolmuş dijital geçmişin yerine geçiyor” dedi.</p>
<p>Yapay zeka tabanlı arama ve içerik üretim sistemlerinin geçmişi olduğu gibi aktarmak yerine yeni bir anlatı ürettiğini belirten İldiz, kullanıcıların gerçek tartışmalarla algoritmik üretimler arasındaki farkı ayırt edememesinin bilişsel karmaşa yarattığını söyledi.</p>
<p>Nörobilimsel açıdan bakıldığında durumun kullanıcıların güven mekanizmasını etkilediğini belirten Dr. İldiz, “İnternetteki tartışmalar kaybolup yapay sentezler ile dolduruldukça dijital hafıza giderek simülatif bir yapıya dönüşüyor. Bu yüzden Ölü İnternet Teorisi’ni, internetin tamamen ‘ölmesi’ olarak değil, insan katkısının sessizce geri plana itilmesi olarak görmek daha doğru” dedi. İldiz, internetin sessiz kayboluşunun, içerik üretiminin kaynağının insandan uzaklaşması ve geçmişe dair referansların doğrulanabilirliğinin zorlaşması anlamına geldiğini vurguladı. “İnternetin yaşayan hafızası silikleşirken yapay zeka sistemleri bu boşluğu kendi kurgusal üretimleriyle dolduruyor” diye konuştu.</p>
<p>Son olarak Dr. İldiz, geleceğe dair önemli sorular yönelterek, “Gerçek dijital geçmişi kaybettiğimizde, gelecekte üreteceğimiz bilgi hangi temele dayanacak? Özgünlüklerimizi ne kadar kaybedeceğiz? Bu sorular, insan üretkenliğinin çürüdüğü bir dönemde ‘ölü zihinler teorisi’ gibi kavramlarla karşımıza çıkacak.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-hafiza-yapaylasiyor-olu-internet-teorisi-tekrar-tartisiliyor-595490">Dijital hafıza yapaylaşıyor: Ölü İnternet Teorisi tekrar tartışılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efes Selçuk&#8217;ta Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-herakleitos-ve-ioanna-kucuradi-felsefe-gunleri-basladi-595425</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2025 12:21:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[herakleitos]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kuçuradi]]></category>
		<category><![CDATA[oanna]]></category>
		<category><![CDATA[oturumu]]></category>
		<category><![CDATA[selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595425</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Felsefe Kurumu ve Efes Selçuk Belediyesi iş birliği ile bu yıl beşincisi düzenlenen Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri Selçuk Efes Kent Belleği’nde başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-herakleitos-ve-ioanna-kucuradi-felsefe-gunleri-basladi-595425">Efes Selçuk&#8217;ta Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Felsefe Kurumu ve Efes Selçuk Belediyesi iş birliği ile bu yıl beşincisi düzenlenen Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri Selçuk Efes Kent Belleği’nde başladı.</p>
<p>Bugüne kadar düzenlenen Herakleitos Felsefe Günleri’ne destek veren günümüzün en önemli düşünürlerinden biri kabul edilen Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin isminin eklenmesiyle yeni ve daha güçlü bir kimlik kazanan, Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri adını alan etkinliğin ilk günü açılış oturumu ile başladı.</p>
<p><b>FELSEFE DEMEK ANALİTİK DÜŞÜNCE DEMEK</b></p>
<p>Bu yıl “Demokrasi ve Cumhuriyete Felsefe ile Bakmak” başlığıyla düzenlenen Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri’nin açılış oturumunda konuşan Efes Selçuk Belediye Başkan Vekili ve Başkan Yardımcısı Erhan Güzel, dijitalleşme ve yapay zekâ ile başlayan sürecin hayatı kolaylaştırmasına karşın günlük hayatta bireylerin düşünme, analiz etme ve muhakeme becerilerini olumsuz yönde de etkilemesi sebebiyle felsefenin ayrı bir önem kazandığına dikkat çekerek; “Felsefe bizim için analitik düşünce demek, mantık ve muhakeme demek. O yüzden Felsefe Kurumu’nun ve Efes Selçuk Belediyesi’nin 40 bin nüfuslu bu küçücük ilçede gerçekleştirmiş olduğu ve bu yıl da beşincisi gerçekleşecek olan felsefe günleri gerçekten çok önemli. Buna emek veren Felsefe Kurumu’na, kıymetli akademisyenlerimize, Efes Selçuk Belediye Başkanımız Filiz Ceritoğlu Sengel’e, meslektaşım İbrahim Depe hocama gerçekten teşekkürlerimi sunuyorum. Buraya bugün katılan ve dinlemeye gelen kıymetli dinleyicilere de hoş geldin diyorum” dedi.</p>
<p><b>İOANNA KUÇURADİ: ÖZGÜRLÜK BİR ÇEŞİT BELİRLEMEDİR</b></p>
<p>Açılış oturumunda geçtiğimiz hafta Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’yi bizzat ziyaret eden Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’in Felsefe Öğretmeni İbrahim Depe ile birlikte gerçekleştirdiği söyleşinin gösterimi yapıldı.</p>
<p>Oldukça keyifli geçen söyleşide özgürlük kavramı üzerinde duran Prof. Dr. İoanna Kuçuradi; “İnsanlar özgürlüğü canının istediğini yaparken engellenmemek olarak anlıyorlar. Özgürlük bir çeşit belirlemedir aslında belirlenmemek değildir. Özgürlük canının istediğini yapmak değildir. Felsefe Tarihine baktığımızda “İnsan tür olarak özgür müdür değil midir?” sorusu var.  Kişiler özgür müdür değil midir, bir de toplumlar bağlamında sorulabilir. Burada bizim için önemli olan ikincisi. Biz belirli bir yapıyla geliyoruz. Biz annenizin, babanızın biyolojik yapısıyla dünyaya geliyoruz. Ama önemli olan kişinin ondan sonra ne yaptığıdır” dedi.</p>
<p> <b>BAŞKAN SENGEL: BİZİ HEP ONURLANDIRDINIZ</b></p>
<p>Gerçekleşen ziyarette yapılan söyleşide Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’ye Efes Selçuk’ta düzenlenen Herakleitos Felsefe Günleri’ne büyük katkı sunduğunu belirterek; “Sizinle tanışmak benim için inanılmaz bir mutluluktu. Sizinle tanıştıktan sonra hem yazdıklarınızı hem söylemlerinizi, röportajlarınızı tekrar tekrar izledim. Bir hukukçu olarak, bir kadın olarak, siyasetle ilgilenen birisi olarak beni aydınlatıyorsunuz. İyi ki varsınız, iyi ki yollarımız kesişti. İyi ki bir araya geldik.  “1. Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Onur Ödülü’nü, Herakleitos Felsefe Günlerine sunmuş olduğunuz katkı için size takdim etmek istedik. Çok teşekkür ederiz. Bizi hep onurlandırdınız” dedi.</p>
<p>İnsan haklarının hukuktan önce etik ilke olarak görünmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. İoanna Kuçuradi; “Dünyamızın bazı felsefecilerinin bugün ulaştığı yere baktığımızda, kendini ve karşısındakini her şeyden önce bir insan olarak nasıl gördüğümüzün farkına vardığımızda ama diğer yandan dünyamızın nasıl yönetildiğini gördüğümüzde eğitimde neyi doğru, neyi eksik, neyi yanlış yaptığımızın bir muhasebesini yapmayı denemek yararlıdır diye düşünüyorum. Bu düşüncelerle 2025 Yılı Dünya Felsefe Gününüzü kutlarım” dedi.</p>
<p><b>HARUN TEPE: “HAK, HUKUK, ADALET” NEDİR?</b></p>
<p>Açılış oturumunun tamamlanmasının ardından Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri’nin birinci oturumuna Prof. Dr. Harun Tepe “Hak, Hukuk, Adalet” başlıklı söyleşi ile katılımcılarla bir araya geldi. Prof. Dr. Harun Tepe söyleşide hak, hukuk ve adalet kavramlarının felsefi olarak altını çizerek; ““Hak, hukuk, adalet” sloganı atan insanlar haklarını istiyorlar. Hak talep ediyorlar. Hak talebi, haksızlığın giderilmesi talebidir. Ben hep adalet ve hak konularını anlatırken şunu sorarım; “İçinizde hiç haksızlığa uğramayan var mı?” Aslında adalet dediğimiz şey, olmayan bir şeyin, eksikliği duyulan bir şeyin yerine getirilmesi, karşılanması, giderilmesi talebidir. Onun için hak arayanlar uğradıkları haksızlığın giderilmesini ister. Peki, bu nasıl olur? Bu ancak hukuk yoluyla olur. İnsan hakları aslında etik ilkelerdir. Yani, hiç kimseye kötü davranışta bulunmamak, aynı zamanda düşünce özgürlüğünün olmasıdır. İnsan haklarını hukuk olmadan koruyamayız. Hukukun işlemediği bir yerde insan hakları korunamaz. Onun için hukuk, hakkın elde edilmesi gerektiğidir. Başka bir yolu yoktur. Peki, hukuk yoluyla hak elde edilirse ne olur? İşte o zaman adalet olur. Onun için bu slogan, bu şekilde düşünce gayet doğru ifade edilmiş bir slogan gibi görünüyor. Ben ülkemizde ve tüm dünyada haksızlıkların daha azaldığı, temel hak ve özgürlüklerin daha çok yaşandığı, hakkın hukuk yoluyla korunduğu bir dünya olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p>Bu yıl beşincisi düzenlenen Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri Prof. Dr. Ahu Tuncel ve Doç. Dr. Kubilay Hoşgör’ün katıldığı “Cumhuriyet ve Demokrasi” oturumu ile Prof. Dr. Özlem Duva ve Prof. Dr. Tuncay Saygın’ın katıldığı “Siyaset ve Adalet Üzerine” başlıklı oturumlarla devam etti.</p>
<p>Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri 30 Kasım Pazar günü Selçuk Efes Kent Belleği’nde devam edecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-herakleitos-ve-ioanna-kucuradi-felsefe-gunleri-basladi-595425">Efes Selçuk&#8217;ta Herakleitos ve İoanna Kuçuradi Felsefe Günleri Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saliha Erdim, aile içi iletişimin şifrelerini anlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saliha-erdim-aile-ici-iletisimin-sifrelerini-anlatti-595289</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 13:05:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[anlattı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[erdim]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[içi]]></category>
		<category><![CDATA[iletişimin]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[saliha]]></category>
		<category><![CDATA[şifrelerini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595289</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Aile Mektebi Sohbetleri” etkinliğine katılan Uzman Aile Danışmanı ve Yazar Saliha Erdim, Bilgievleri üyesi öğrencilerin ebeveynlerine aile içi iletişim, eşler arası uyum ve ebeveyn-çocuk ilişkileri gibi konularda pratik tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saliha-erdim-aile-ici-iletisimin-sifrelerini-anlatti-595289">Saliha Erdim, aile içi iletişimin şifrelerini anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Aile Mektebi Sohbetleri” etkinliğine katılan Uzman Aile Danışmanı ve Yazar Saliha Erdim, Bilgievleri üyesi öğrencilerin ebeveynlerine aile içi iletişim, eşler arası uyum ve ebeveyn-çocuk ilişkileri gibi konularda pratik tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><b>SALİHA ERDİM’DEN ÖNEMLİ TAVSİYELER</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin model ve ödüllü gençlik projesi “Kılavuz Gençlik” çatısı altında faaliyet gösteren Bilgievleri, birbirinden önemli isimleri ağırlamaya devam ediyor. Aile Mektebi Sohbetleri’nde birçok farklı konuda alanında uzman isimleri konuk eden Kılavuz Gençlik Bilgievleri, “Mutlu Olmak, Mutlu Çocuk Yetiştirmek” başlıklı söyleşide Uzman Aile Danışmanı ve Yazar Saliha Erdim’i ağırladı. Gebze Kılavuz Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirilen programa Bilgievleri ebeveynleri yoğun ilgi gösterdi. Kendi hayatından ve danışanlarından sunduğu kesitlerle herkesin hayatına ışık tutan Erdim; aile, sevgi, iletişim ve çocukların dünyasına dair doğru ve etkili bilgiler ile bazı tavsiyeler verdi.</p>
<p><b>ANNE-BABA-ÇOCUK ÜÇGENİ VE AİLE DİNAMİKLERİ</b></p>
<p>Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Gençlik Eğitimi Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen Aile Mektebi Sohbetleri; Bilgievleri üyesi öğrencilerin ebeveynlerine yönelik çocuk gelişimi alanında doğru ve etkili bilgiler sunuyor. Ayrıca sağlıklı aile ortamını sağlamak amacıyla çocuk, genç, anne ve baba gibi rollerin özellikleri, ihtiyaçları ve sorunlarıyla baş etme yöntemlerinin öğrenilmesi sağlanıyor. Kılavuz Gençlik projesi Bilgievleri üyesi öğrenci ve ebeveynlerin katıldığı etkinlikte konuşan Saliha Erdim; anne-baba-çocuk üçgeni, aile dinamikleri, çocukla iletişim ve çocukların davranış problemleri üzerine aktardığı örneklerle salonun büyük bölümünden alkış aldı.</p>
<p><b>“BEN İYİ BİR İNSANIM DEMEYE İHTİYACIMIZ VAR”</b><br />Modern çağda aile kurumunun karşılaştığı zorluklara ve bu zorluklar karşısında ailenin kendi ‘öz’ değerlerine dönmesinin önemine vurgu yapan Erdim, aile içi iletişim, eşler arası uyum ve ebeveyn-çocuk ilişkileri gibi konulara değindi. Erdim, “Her şeyi sevmekle gerçek insan olabilirsiniz. Bunu zihninizin ve gönlünüzün anlamasını sağlayın. Ben iyi bir insanım demeye ihtiyacımız var. Biz çocuğumuza senden adam olmaz diyoruz, çocuğumuz bunu hak etmiyor, insan olan bunu hak etmiyor. Hanımefendinin biri, ‘Eşim insanlara çok güzel davranıyor ve çok güzel muhabbet ediyor. Dışarıdaki eşime aşığım’ diyor. Aile kurumunda erkeğin kadına zaman ayırması kadının can suyudur” dedi.</p>
<p><b>“YUVA DAĞILDIKTAN SONRA DÜNYA DAĞILIR”</b></p>
<p>Konuşmasına devam eden Erdim, “Eşimizin gönlünü ferah tutarak ona çözüm üretebiliriz. Herkesi memnun edemeyebiliriz ama çocuklarımızı ve eşimizi memnun edebiliriz. Yuva dağıldıktan sonra dünya dağılır. İyi sözler her zaman karşımızdakinin zihninde güzel şeyler bitirir. Kötü sözler deve dikeni tohumu gibidir. Ekildiği yerde insana hayat hakkı tanımaz. Öyleyse güzel şeyler ekip güzel şeyler biçelim. Biz mutlu olursak çocuklarımız da mutlu olur. Biz doğru konuşursak çocuklarımız da bizden doğru konuşmayı öğrenir” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saliha-erdim-aile-ici-iletisimin-sifrelerini-anlatti-595289">Saliha Erdim, aile içi iletişimin şifrelerini anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakan Göktaş: &#8220;Konya Aile Dostu Şehircilik Anlayışında Örnek Gösterilecek Bir Tecrübeye Sahip&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakan-goktas-konya-aile-dostu-sehircilik-anlayisinda-ornek-gosterilecek-bir-tecrubeye-sahip-595253</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 12:35:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Dostu]]></category>
		<category><![CDATA[anlayışında]]></category>
		<category><![CDATA[bakan]]></category>
		<category><![CDATA[dostu]]></category>
		<category><![CDATA[göktaş]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[şehircilik]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595253</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Şehir ve Aile Şurası"nın açılışı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakan-goktas-konya-aile-dostu-sehircilik-anlayisinda-ornek-gosterilecek-bir-tecrubeye-sahip-595253">Bakan Göktaş: &#8220;Konya Aile Dostu Şehircilik Anlayışında Örnek Gösterilecek Bir Tecrübeye Sahip&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen &#8220;Şehir ve Aile Şurası&#8221;nın açılışı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Bakan Göktaş, “Konya, aile dostu şehircilik anlayışında örnek gösterilecek bir tecrübeye sahip. Geniş bulvarları, yeşil alanları, yayalara ve bisikletlere güvenli ulaşım sağlayan şehir planlaması, çocuğuyla yürüyen anneye de yaşlıya da engelliyi de bireye de rahat nefes aldırıyor. Çocuk ve genç dostu parklar, kütüphaneler, bilim merkezleri, spor alanları her mahallede öğrenmeye, üretmeye, birlikte vakit geçirmeye imkan veren bir yaşam kültürü var. Konya’nın şehir dokusunda aile sadece korunmuyor, şehrin yaşayan bir değeri olarak geleceğe taşınıyor” dedi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Yaptığımız tüm yatırımlarla dün olduğu gibi bugün de Türkiye Yüzyılı’nın en sağlam temelini aileyle, değerle ve insanla kuruyoruz. Allah’ın izniyle, bu kadim şehrin mayasında var olan sevgi, vefa ve dayanışma ruhuyla, Konya’yı ‘aile dostu bir şehir’ olarak geleceğe taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz” diye konuştu. Bakan Göktaş, Başkan Altay’a Konya’daki 26 park ve Akyokuş Kasrı için “Aile Dostu” levhası takdim etti.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen &#8220;Şehir ve Aile Şurası&#8221;nın açılışı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Selçuklu Kongre Merkezi’nde düzenlenen programın açılışında konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleri ile 2025 yılının Türkiye’de &#8220;Aile Yılı&#8221; olarak ilan edilmesinin, bu şuuru yeniden diri tutmak adına çok önemli bir adım olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“AİLE GÜÇLÜ OLURSA TOPLUM DA GÜÇLENİR”</strong></p>
<p>“Aile; zamana direnebilen, her şeye rağmen tüm kudretiyle dimdik ayakta kalabilen güçlü bir köprüdür” cümlesiyle ailenin önemine dikkati çeken Başkan Altay, “Zira bizim anlayışımızda aile, kan bağının imanla yoğrulmuş halidir. Öyle ki, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de aile ‘sükûnet bulma’ yeri olarak ifade edilir. Bu yüzden bu kadim topraklarda korunması gereken değerlerin başında hep ‘aile’ olmuştur. Aile; sevginin, saygının, merhametin ve dayanışmanın ilk öğretildiği okul; toplumun tamamını içine alan, bizi biz yapan değerlerin yaşatıldığı en güçlü kurumdur. Aile güçlü olursa toplum da güçlenir; aile sağlam durursa millet de istikametini şaşırmaz ve tüm heybetiyle zamanın içinde yer alır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“AİLE YAPISI, NE YAZIK Kİ BUGÜN CİDDİ TEHDİTLERLE KARŞI KARŞIYADIR”</strong></p>
<p>Başkan Altay, modern çağ olarak adlandırılan dönemde dünyanın; insanı bireysellik söylemiyle kuşattığını ve her geçen gün biraz daha yalnızlaştırdığını belirterek, “Bizim medeniyetimizde mukaddes kabul edilen, kökleri bin yıllık inanç ve kültür birikimine dayanan aile yapısı, ne yazık ki bugün ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. Ailenin içi boşaltılmakta, insani değerler zayıflatılmakta, ben merkezli bir zihniyet güç kazanmaktadır. Bu nedenle aile mefhumuna daha geniş ve derin bir bakışla yaklaşmak zorundayız. Çünkü aile güçlenirse toplum güçlenir; aile çökerse toplum da çözülür. Bu meseleye ciddiyetle, hassasiyetle ve ortak bir vicdanla yaklaşmak hepimizin sorumluluğudur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılını ‘Aile Yılı’ ilan etmesi, devletimizin bu konudaki kararlılığının açık bir göstergesidir” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p><strong>“KONYA’YI ‘AİLE DOSTU BİR ŞEHİR’ OLARAK GELECEĞE TAŞIMAYA KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, Konya’da yürüttükleri her projenin aslında bir aileye huzur, bir çocuğa umut, bir haneye güven kazandırmak için yapıldığını belirterek, “Yüzyıllardır bizleri ayakta tutan en güçlü vasfımız, aile bağlarımızdır. Bu bağları korumak, geleceğimizi korumaktır. Yaptığımız tüm yatırımlarla dün olduğu gibi bugün de Türkiye Yüzyılı’nın en sağlam temelini aileyle, değerle ve insanla kuruyoruz. Allah’ın izniyle, bu kadim şehrin mayasında var olan sevgi, vefa ve dayanışma ruhuyla, Konya’yı ‘aile dostu bir şehir’ olarak geleceğe taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz. Bu anlamlı buluşmada bizleri yalnız bırakmayan ve her daim destek olan Sayın Bakanımız, hemşehrimiz Mahinur Özdemir Göktaş Hanımefendiye, bugün burada bir araya gelerek aile yapısına katkı sunan tüm paydaşlarımıza ve konuklara şükranlarımı ifade ediyorum. Şehir ve Aile Şuramızın hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p><strong>“GÜÇLÜ KADIN GÜÇLÜ AİLE, GÜÇLÜ AİLE GÜÇLÜ TOPLUM DEMEK”</strong></p>
<p>AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, hem aile kurumunu hem de demografik yapıyı güçlendirmeye yönelik tarihi adımlar attıklarını ifade ederek, “AK Parti olarak ve AK Parti Kadın Kolları olarak her zaman aileyi güçlendirmeyi merkezimize alıyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki güçlü kadın güçlü aile demek ve güçlü aile güçlü toplum demek. O yüzden bu sadece sosyolojik bir gerçeklik değil, aynı zamanda tarihi de bir hakikattir. Bu hakikatin ışığında aile yapımızı korumak, tahkim etmek ve bizden sonraki nesillere de zengin bir miras olarak bırakmak hepimizin görevidir” cümlelerini kullandı.</p>
<p><strong>&#8220;ŞURANIN YALNIZ KONYA&#8217;MIZ İÇİN DEĞİL, ÜLKEMİZ İÇİN KIYMETLİ BİR BAŞVURU KAYNAĞI OLACAĞINA İNANIYORUM”</strong></p>
<p>Konya Valisi İbrahim Akın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmiş olmasının, düzenlenen şuranın anlamını ve sorumluluğunu daha da artırdığını vurgulayarak, “Bir başkent daima başkenttir. Tarih boyunca medeniyet kurmuş, geleceğe yön vermiş bir şehir olarak Konya&#8217;mız, bugün de aynı birikimin ve hikmetin taşıyıcısı olmayı sürdürmektedir. Şuramız neticesinde hazırlanacak raporlarla geliştirilecek politika önerilerinin yalnız Konya&#8217;mız için değil, ülkemiz için kıymetli bir başvuru kaynağı olacağına yürekten inanıyorum” dedi.</p>
<p><strong>BAKAN GÖKTAŞ: “AİLE SAĞLAM OLDUĞUNDA ŞEHİR GÜVEN VERİR”</strong></p>
<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da Konya’nın, Mevlana’nın kapısında sabrı, Şems’in semasında aşkı, Sadettin-i Konevi’nin ilminde hakikati, Ahi Evran’ın çarşısında hakkaniyeti saklayan bir hikmet yurdu olduğunu, Konya’nın ayrıca sadece irfanı ve hikmetiyle değil, aileyi yaşatan sıcaklığıyla da bilindiğini vurgulayarak konuşmasına başladı.</p>
<p>Bakan Göktaş, “Bir toplumun medeniyet seviyesi insan ilişkisinin sıcaklığında, şehirle insan arasındaki ahengin gücünde okunur. Şehirler sokaklarıyla, parklarıyla, kokusuyla, sesiyle yaşayan bir yapıdır. O yapının kalbi daima insandır. İnsanın kök saldığı ilk yer ise aile. Bu nedenle şehir dediğimiz esasında ailelerin bir araya gelerek kurduğu bir evdir. Şehirlerin ruhu da ailede yayılır. Aile sağlam olduğunda şehir güven verir. Aile yıprandığında şehir yalnızlaştırır. Kalabalıklar artar fakat yakınlık azalır, yollar çoğalır fakat yön kaybolur. İşte o nedenle şehir planlamasından sosyal hizmetlere, kültür politikalarından gençlik çalışmalarına kadar attığımız her adımın merkezinde aile olmak zorundadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle ilan ettiğimiz 2025 Aile Yılı tam da bu bakışın, bu iddianın ve bu kararlılığın güçlü bir ifadesidir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“ŞEHİRLER AİLEYİ KORUDUĞUNDA KOMŞULUK DİRİLİR, MAHALLE YAŞAR, ÇOCUK GÜVENLE BÜYÜR, YAŞLI HUZUR BULUR, GENÇ KENDİNİ AİT HİSSEDER”</strong></p>
<p>“2025 Yılı Aile Yılı” sürecinin en önemli paydaşlarından birinin yerel yönetimler olduğunu aktaran Bakan Göktaş, “Şehirlerin ruhuna aileyi işleyen, sosyal belediyecilik anlayışıyla kapılarını ailelere açan belediyelerimiz bu süreci sahada görünür ve güçlü kıldı. Biz biliyoruz ki aile şehrin dokusunda yaşar. Caddede, parkta, camide, kütüphanede, meydanda… Şehirler aileyi koruduğunda komşuluk dirilir, mahalle yaşar, çocuk güvenle büyür, yaşlı huzur bulur, genç kendini ait hisseder. Bu anlayışla 200’e yakın belediyemiz aile yılı kapsamında yeni projeler başlattı, mevcut hizmetlerini aile ekseninde güçlendirdi” dedi. </p>
<p><strong>“KONYA’NIN ŞEHİR DOKUSUNDA AİLE SADECE KORUNMUYOR, ŞEHRİN YAŞAYAN BİR DEĞERİ OLARAK GELECEĞE TAŞINIYOR”</strong></p>
<p>Bakan Göktaş, şöyle devam etti: “Konya, aile dostu şehircilik anlayışında örnek gösterilecek bir tecrübeye sahip. Geniş bulvarları, yeşil alanları, yayalara ve bisikletlere güvenli ulaşım sağlayan şehir planlaması, çocuğuyla yürüyen anneye de, yaşlıya da, engelleye de, bireye de rahat nefes aldırıyor. Çocuk ve genç dostu parklar, kütüphaneler, bilim merkezleri, spor alanları her mahallede öğrenmeye, üretmeye, birlikte vakit geçirmeye imkan veren bir yaşam kültürü var. Konya aynı zamanda kadınları, çocukları, aileleri destekleyen güçlü bir altyapıya da sahip. Danışmanlık hizmetleri, eğitim programları, kadın girişimcilik merkezleri, çocuk bakım imkanlarıyla güvenli ve kapsayıcı bir şehir örneği sunuyor. Yaşlı ve engelli dostu uygulamalar, erişilebilir kamusal alanları ve sosyal bakım hizmetleriyle aile içindeki her bireyi gözeten bir belediyecilik anlayışı var. Konya’nın şehir dokusunda aile sadece korunmuyor, şehrin yaşayan bir değeri olarak geleceğe taşınıyor” ifadelerine yer verdi.</p>
<p><strong>“VATANDAŞIMIZIN HAYATINA DOKUNAN HER TÜRLÜ HİZMETİNDEN DOLAYI KIYMETLİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUM”</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi’ne 26 park ve Akyokuş Kasrı için ‘Aile dostu’ levhasını takdim etmekten büyük memnuniyet duyduklarını kaydeden Bakan Göktaş, “Konya ülkemizin gerçekten aile dostu şehirlerinden bir tanesi. Bunu sadece ben söylemiyorum, bütün kurumlarımız aslında çok net bir şekilde görüyor, hissediyor, biliyor. Buradaki yaşayan her bir vatandaşımızın hayatına dokunan her türlü hizmetlerinden dolayı kıymetli Büyükşehir Belediye Başkanımıza, Valimize ve bütün Konyalı hemşehrilerimize yürekten teşekkür ediyorum. Bu birliktelik ve çabayla aile dostu şehirlerden güçlü Türkiye’ye ve nihayetinde güçlü yarınlara hep birlikte yürüyoruz. Burada alınan her karar, kurulacak yeni yuvaların, henüz doğmamış çocukların güvenli yarınlarını da ilgilendiriyor. Bu şuradan çıkacak her öneri, her fikir ve her yol haritasının yeni yüzyılın sosyal mimarisini hep birlikte inşa edeceğimiz güçlü bir temel olacağına inanıyorum” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Programın sonunda Bakan Göktaş, 26 park için “Aile Dostu Levhası”nı, Akyokuş Kasrı’nın da “Aile Dostu Mekan” ünvanını tescil eden plaketi Başkan Altay’a takdim etti.</p>
<p>Programa AK Parti Konya milletvekilleri Mustafa Hakan Özer, Hasan Ekici, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, MHP Konya İl Başkanı Remzi Karaarslan, BBP Konya İl Başkan Yardımcısı Mehmet Atasagun, rektörler, ilçe belediye başkanları, STK temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen &#8220;Şehir ve Aile Şurası&#8221;, 30 Kasım Pazar günü sona erecek.<br /> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakan-goktas-konya-aile-dostu-sehircilik-anlayisinda-ornek-gosterilecek-bir-tecrubeye-sahip-595253">Bakan Göktaş: &#8220;Konya Aile Dostu Şehircilik Anlayışında Örnek Gösterilecek Bir Tecrübeye Sahip&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kediler ve Köpekler İnsan Sağlığı İçin Kritik Rolde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kediler-ve-kopekler-insan-sagligi-icin-kritik-rolde-595157</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:38:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Arama Kurtarma]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[kediler]]></category>
		<category><![CDATA[köpekler]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[rolde]]></category>
		<category><![CDATA[royal]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595157</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan ile kedi ve köpekler arasındaki bağ; sevgi, güven ve mutluluk üzerine kuruludur. Bu bağ, kimi zaman öyle derinleşir ki, hayvanların terapötik süreçlerde kullanımını içeren zooterapi gibi tamamlayıcı yöntemlerin doğmasına bile imkân sağlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kediler-ve-kopekler-insan-sagligi-icin-kritik-rolde-595157">Kediler ve Köpekler İnsan Sağlığı İçin Kritik Rolde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan ile kedi ve köpekler arasındaki bağ; sevgi, güven ve mutluluk üzerine kuruludur. Bu bağ, kimi zaman öyle derinleşir ki, hayvanların terapötik süreçlerde kullanımını içeren zooterapi gibi tamamlayıcı yöntemlerin doğmasına bile imkân sağlar. Dünya stresle ilişkili rahatsızlıkların, depresyonun¹ ve mevsim normallerinin dışındaki iklim koşullarının² arttığı bir dönemden geçerken, kediler ve köpekler yalnızca yaşamlarımızı paylaştığımız canlılar değil; aynı zamanda fiziksel ve zihinsel sağlığı destekleyen gerçek birer yol arkadaşı, terapist ve hatta hayat kurtarıcı hâline geliyor.</p>
<p>Hastanelerde, huzurevlerinde, mahkemelerde, okullarda ve afet bölgelerinde kediler ve köpekler; kaygının azalmasına, sosyal bağların güçlenmesine, ağrının hafiflemesine, stresin yönetilmesine ve bazı hastalıkların erken tespitine katkıda bulunarak insanların yaşamlarında değerli bir rol üstleniyor.</p>
<p>İnsan-hayvan ilişkisini güçlendirmeyi ve bu ilişkinin topluma sunduğu faydaları desteklemeyi amaçlayan Royal Canin Vakfı, kuruluşunun 5. yılında; kedi ve köpeklerin insan sağlığını nasıl desteklediğini ve dünya genelindeki topluluklarda nasıl somut bir etki yarattığını bir kez daha gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Kediler ve Köpekler: Her Biri Eşsiz Bir Yetenek</strong></p>
<p>Kediler ve köpekler dikkat çekici ve birbirinden farklı yeteneklere sahiptir. Kedilerin mırlama sesi; sakinleştirici etkisiyle iyileşme süreçlerini destekleyebilir, ağrı ve kaygının azalmasına yardımcı olabilir. Olağanüstü koku alma duyusuna sahip köpekler ise, olimpik ölçekteki bir yüzme havuzuna karıştırılmış yarım çay kaşığı şekeri tespit edebilecek kadar yüksek bir algılama kapasitesine sahiptir³. Bu olağanüstü özellikler sayesinde kediler ve köpekler, uygun eğitim ve profesyonel bakıcılarıyla aralarındaki güven ilişkisi sayesinde, insanların fiziksel ve ruhsal sağlığını destekleyen birer kahramana dönüşebilir; acil durumlarda kritik roller üstlenebilirler.</p>
<p><strong>Royal Canin Vakfı ile Hayata Dokunan Beş Yıl</strong></p>
<p>2020’den bu yana Royal Canin Vakfı; 19 ülkede 26 projeyi destekledi, 300’den fazla kedi ve köpeğin yer aldığı çalışmalarla 16.000’den fazla insana dokundu. 22 yerel kuruluşla iş birliği yapan Vakıf, kedi ve köpeklerin insan sağlığına ve yaşam kalitesine anlamlı katkılar sunduğu sürdürülebilir programlara fon sağlıyor. Vakıf Program Yöneticisi Anne-Sophie Thomas, yürüttükleri çalışmaları şöyle özetliyor: “Toplulukların ihtiyaçlarını en iyi bilen yerel kuruluşlarla çalışarak, insan sağlığına doğrudan katkı sunan sürdürülebilir ve etkili projeleri hayata geçiriyoruz.”</p>
<p><strong> Royal Canin Vakfı ve AKUT’tan Afetlerde Hayat Kurtaran İş Birliği</strong></p>
<p>Royal Canin Vakfı, Türkiye’de ise ülkemizin önde gelen arama-kurtarma kuruluşu AKUT ile yürüttüğü program kapsamında arama-kurtarma köpeklerinin beslenme ihtiyaçlarını ve operasyonel hazırlık süreçlerini destekliyor. Bu iş birliği, afet anlarında hızlı, güvenli ve etkili müdahaleye katkı sağlayarak insan hayatını doğrudan etkileyebilecek niteliğe sahip.</p>
<p>Royal Canin Avrasya Kurumsal İlişkiler Direktörü Tuba Güven Saraçoğlu iş birliğini şu sözlerle ifade ediyor: “Royal Canin Vakfı’nın destekleriyle hem insan hem de hayvan sağlığı için çalışıyoruz; arama-kurtarma köpeklerinin kahramanlığını ve toplum üzerindeki iyileştirici etkisini birlikte büyütüyoruz. AKUT ile imzaladığımız iş birliği kapsamında arama-kurtarma köpeklerimize ihtiyaç duydukları sağlıklı beslenmeyi sunabilmek ve ekipman desteğinde bulunabilmek bizler için büyük mutluluk.”</p>
<p><em><strong>Royal Canin Vakfı Hakkında</strong></em><br /><em><strong> </strong>Royal Canin Vakfı, toplumda kedilerin ve köpeklerin olumlu rolünü görünür kılan projeleri desteklemeye adanmış, kâr amacı gütmeyen bir kuruluştur. 5 Kasım 2020’de kurulan Vakıf, Royal Canin Grubu’ndan bağımsız olarak faaliyet göstermektedir.</em></p>
<p><em>Vakıf, kedilerin ve köpeklerin insan sağlığını ve iyi olma halini desteklediği üç ana alandaki girişimleri desteklemektedir:</em></p>
<ul>
<li><em> Arama-kurtarma köpekleri ve araştırma çalışmaları</em></li>
<li><em> Fiziksel sağlığa hizmet eden hayvanlar</em></li>
<li><em> Ruh sağlığına hizmet eden hayvanlar</em></li>
</ul>
<p><em> </em></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kediler-ve-kopekler-insan-sagligi-icin-kritik-rolde-595157">Kediler ve Köpekler İnsan Sağlığı İçin Kritik Rolde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bir Serebral Taşma Olarak Sanat&#8221; Programının İlk Söyleşisi Gerçekleşti!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-serebral-tasma-olarak-sanat-programinin-ilk-soylesisi-gerceklesti-594970</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 21:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[programının]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatın]]></category>
		<category><![CDATA[serebral]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşisi]]></category>
		<category><![CDATA[taşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594970</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programını Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-serebral-tasma-olarak-sanat-programinin-ilk-soylesisi-gerceklesti-594970">&#8220;Bir Serebral Taşma Olarak Sanat&#8221; Programının İlk Söyleşisi Gerçekleşti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu ve Uğur Polat, sanatın insan bilincinin taşma biçimi olduğunu ortaya koyan altı bölümlük bir düşünce programını Zeytinburnu Kültür Sanat’ta yürütüyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Haşlakoğlu; “mimetik bilinç” kavramı etrafında sanatın felsefe, bilim, tasarım ve yapay zekâyla ilişkisini tartışıyor. Program, “Sanat öğretilebilir mi?” ve “Makine düşünebilir mi?” gibi soruların izini sürüyor. İlk söyleşide “Sanat ve Felsefe” başlığı altında sanatın niteliği ve kaynakları üzerine konuşuldu.</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bir Serebral Taşma Olarak Sanat, sanatın farklı alanlarla ilişkisini tartışıyor. Uğur Polat’ın sunduğu söyleşi dizisinde Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sanatı kökeni ve tarihiyle birlikte ele alarak sanatın bir üretim değil, bir taşma biçimi olduğunu ortaya koyuyor. 24 Kasım Pazartesi akşamı saat 19.30’da başlayan ilk söyleşide “Sanat ve Felsefe” konuşuldu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“Materyalizm ve idealizm, felsefe tarihinin dogmaları.”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sanatı anlamaya çalışırken indirgemeci dogmalardan uzak durulması gerektiğini söyledi:</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span> “Serebral, beyinsel demek. Serebral da beyinsel bir taşma ve bilinçle yakın olarak okunması gerekiyor. Bu vesileyle indirgemeci yaklaşımı benimsemediğimi söyleyeyim. Bilinç ve beyin arasındaki ilişkide beynin doğrudan doğruya beynin bilincin sebebi ve kökeni olduğunu düşünmüyorum. Ama bilincin esas alınması gerektiğini de söylemiyorum. Bu iki savrulma türünü, materyalizm ve idealizmi, felsefe tarihinin dogmaları olarak görüyorum. Birinin iptali, diğerinin de iptaline de sebep olacak durumda. Artık başka bir yere bakmanın zamanı geldi. Bu dogmalardan kendimizi kurtarmamız lazım. ”</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“İnsan bir sınır varlıktır.”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, sınır kavramı üzerinden insana ve sanata dair görüşlerini paylaştı:</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>“Sınırı ben mimetik olarak değerlendirdiğimde bir araya getiren ve ayıran yönünü birlikte görüyorum. Hem bir araya getiriyor hem ayırıyor. Bunlar aynı anda oluyor. Mimetik bilinç, sanatı aşan bir şekilde insanı tanımlayan bir şey. İnsan bir sınır varlık. İnsanı bu yönden anlamak bize çok şey kazandırır. Yunanistan, ne senin sadece düşmanın olur ne de sadece dostun olur. Dost ve düşman olma birbiriyle iç içedir ve kaçınılmazdır. Bu sadece Türkiye ile Yunanistan arasında geçerli değil. Kardeşiniz ile aranızdaki sınır da hem sizi ayırır hem de bir araya getirir. Bunları hepiniz yaşamışsınızdır.”</span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-serebral-tasma-olarak-sanat-programinin-ilk-soylesisi-gerceklesti-594970">&#8220;Bir Serebral Taşma Olarak Sanat&#8221; Programının İlk Söyleşisi Gerçekleşti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ölü İnternet Teorisi&#8221; gerçekleşiyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olu-internet-teorisi-gerceklesiyor-mu-594629</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 01:12:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[geçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[İldiz]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[nternet]]></category>
		<category><![CDATA[ölü]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[Tartışma]]></category>
		<category><![CDATA[teorisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “ölü internet teorisi” ni değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olu-internet-teorisi-gerceklesiyor-mu-594629">&#8220;Ölü İnternet Teorisi&#8221; gerçekleşiyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “ölü internet teorisi” ni değerlendirdi.</p>
<p><strong>&#8220;Ölü internet teorisi” ne anlama geliyor?</strong></p>
<p>&#8220;Ölü internet teorisi”nin, internetin günümüzde aldığı yapısal biçimi tartışmaya açan spekülatif bir kavram olduğunu ve dijital ekosistemlerin geçirdiği dönüşümü anlamada metaforik bir işlev taşıdığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “Teorinin bazı bileşenlerinin özellikle insan merkezli etkileşimlerin azalması, yapay içeriklerin çoğalması ve kolektif dijital hafızanın bozulması bağlamında düşündürücü bir çerçeve sunduğunu gösteriyor. İnsanların da özgün eforlarına olan eğilimi de azalıyor ve bu da üretilen düşünce içeriğinin özgünlüğünü kısıtlıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Forumlar ve bloglar, internetin ‘insani dokusunu’ oluşturan en önemli unsurlardı</strong></p>
<p>İnternetin ilk dönemlerinde forumlar, bloglar ve açık tartışma platformlarının, kullanıcıların hem bilgi ürettiği hem de birbirini doğruladığı sosyal alanlar olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “O dönemin tartışmaları, deneyimler ve kolektif üretimler, internetin ‘insani dokusunu’ oluşturan en önemli unsurlardı. Tabii burada insanların uzun süre düşünerek verdiği yanıtları ve tartışmaların derinliğini akılda tutmak gerek. Ancak bugün bu içeriklerin büyük bölümü ya erişilemez durumda ya da algoritmik akışların arasında ulaşılamaz durumda. Eski forumlar kapandı, arşivler bozuldu ve milyonlarca kullanıcı tartışması indekslenemez, dolayısıyla doğrulanamaz bir geçmişe dönüştü.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital hafıza da insan hafızasında olduğu gibi kırılgan bir yapıya sahip </strong></p>
<p>Bu kayboluşun yalnızca teknik bir sorun değil aynı zamanda dijital hafızanın insan hafızasında olduğu gibi kırılgan bir yapıya sahip olduğuna dair bir benzerlik olduğuna da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Artık internet, geçmişe dönük organik tartışmaları saklayan bir alan olmaktan çıkıp, yüzeysel ve tekrarlayan yapay içeriklerin hakim olduğu bir akış mantığına evrilmiş durumda. Bu noktada yapay zeka halüsinasyonları kritik bir rol oynuyor. Üretken modellerin zaman zaman doğrulanmamış, uydurulmuş ya da bağlamdan kopuk bilgiler üretmesi, zaten erişimi zorlaşmış olan eski dijital tartışmaların üzerine ek bir belirsizlik katmanı ekliyor. Bir başka deyişle, dijital geçmiş hem kayboluyor hem de yerine yapay bir geçmiş üretiliyor. İşin özü özgün insan içeriği körelirken bu yıpranmış ve körelmiş bölgeleri yapay zekanın halüsinasyonları kapatıyor. Gerçek bellek silinirken, yerini simüle edilmiş bir bellek alıyor.”</p>
<p><strong>Yapay zeka tabanlı arama, yeni bir anlatı üretebiliyor</strong></p>
<p>“Geçmişte gerçekten ne tartışılmıştı ve bugün ulaştığımız bilgi bunun ne kadarını doğru temsil ediyor?” sorusuna net bir yanıt vermenin giderek zorlaştığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “Çünkü yapay zeka tabanlı arama, özetleme ve içerik üretim sistemleri, geçmişi olduğu gibi aktarmak yerine, veriler arasında benzerlik temelli yeni bir anlatı üretebiliyor. Kullanıcılar için gerçek tartışmalarla algoritmik yeniden üretimler arasındaki farkın ayırt edilememesi, bilişsel düzeyde ciddi bir karmaşa yaratıyor. Bu da insanın gerçekten biraz uzak dahi olsa yüksek doğrulukta olan özgün ifadesinin üretkenlik alanını daraltıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>‘Dijital hafıza’ giderek daha çok simülatif bir yapıya dönüşüyor</strong></p>
<p>Nörobilimsel açıdan bakıldığında, bu durumun insan zihninin güven mekanizmasını doğrudan etkilediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “Zihin, doğrulanabilir tarihsel izlere ihtiyaç duyar. Oysa internetteki tartışmalar kaybolup, yerlerini yapay sentezlere bıraktıkça, kullanıcıların ‘dijital hafıza’ olarak gördüğü şey giderek daha çok simülatif bir yapıya dönüşüyor. Bu da gerçek bilginin izlenebilirliğini zayıflatıyor. Dolayısıyla ben Ölü İnternet Teorisi’ni, internetin tamamen ‘öldüğü’ iddiasından çok, dijital hafızanın yapaylaşması ve insan katkısının sessizce ve fark edilmeden geri plana itilmesi anlamında ele alıyorum.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnternetin sessiz kayboluşu ölüm mü?</strong></p>
<p>İnternetin sessiz kayboluşunun yeni düzene alışmış insan için bir ölüm olarak ifade edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “Yeni dünya kavramı da bu kayboluşu internetin ölümü olarak nitelendiriyor. Bu bağlamda asıl mesele içerik üretiminin miktarı değil, kaynağının insandan uzaklaşması ve geçmişe dair referansların doğrulanabilirliğinin giderek zorlaşmasıdır. İnternetin yaşayan hafızası silikleşirken, yapay zeka sistemleri bu boşluğu kendi kurgusal üretimleriyle doldurmaya başlıyor.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, sözlerini geleceğe yönelik önemli bir soru işaretiyle tamamladı:</p>
<p>“Gerçek dijital geçmişi kaybettiğimizde, gelecekte üreteceğimiz bilgi hangi temele dayanacak? Sorulara yanıt arıyorken soru üretebilecek özgünlüklerimizi ne kadar kaybedeceğiz? Bu sorular da muhtemelen ‘ölü zihinler teorisi’ gibi kavramlarla karşımıza, insan üretkenliğinin çürüdüğü bir dönemde çıkacak.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olu-internet-teorisi-gerceklesiyor-mu-594629">&#8220;Ölü İnternet Teorisi&#8221; gerçekleşiyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın: &#8220;Ülkemizin geleceğini inşa ediyorsunuz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-ulkemizin-gelecegini-insa-ediyorsunuz-594304</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 14:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[ediyorsunuz]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğini]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594304</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, emekli ve aktif görevde olan öğretmenleri yemekte ağırladı. Başkan Büyükakın, sağlık çalışanlarından sonra öğretmenler için de konut projesi planladıklarını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-ulkemizin-gelecegini-insa-ediyorsunuz-594304">Başkan Büyükakın: &#8220;Ülkemizin geleceğini inşa ediyorsunuz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, emekli ve aktif görevde olan öğretmenleri yemekte ağırladı. Başkan Büyükakın, sağlık çalışanlarından sonra öğretmenler için de konut projesi planladıklarını açıkladı.</p>
<p><b>24 KASIM ÖZEL YEMEĞİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla emekli ve hala aktif görevde olan öğretmenleri yemekte bir araya getirdi. Antikkapı Restoran’da, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen yemeğe AK Parti İl Başkanı Dr. Şahin Talus, İl Milli Eğitim Müdürü Emrullah Aydın, Büyükakın’ın ilkokul öğretmeni Hatice Tunay ve eşi Yaşar Tunay, İzmit Kaymakamı Yusuf Ziya Çelikkaya, ilçe milli eğitim müdürleri, emekli öğretmenler ve çok sayıda öğretmen katıldı. Yemekte konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Emrullah Aydın kendilerini hiçbir zaman yalnız bırakmayan Başkan Büyükakın’a teşekkürlerini sundu.</p>
<p><b>ÖĞRETMENLİK ÇOK KUTSAL BİR MESLEK</b></p>
<p>Başkan Büyükakın da konuşmasına öğretmenlik mesleğinin kutsallığına vurgu yaparak başladı. Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm öğretmenlerin bu önemli gününü tebrik eden Başkan Büyükakın, “Çinlilere ait çok güzel bir söz vardır. Eğer hedefleriniz bir yıllıksa toprağa buğday ekin, 10 yıllık hedefleriniz varsa ağaç dikin ama hedefleriniz 100 yıllıksa insan yetiştirin derler. Bu çok anlamlı bir yaklaşım biçimi. İnsanları ne kadar iyi yetiştirilmişse o ülke hızlı ilerler, gelişir.</p>
<p><b>İYİ İNSAN YETİŞTİRME GÖREVİNİZ VAR</b></p>
<p>Bir milletin varlık mücadelesi aslında insan yetiştirmekle başlar. Uzun yıllar ayakta kalacak ülkelerin yapacağı iş, insan yetiştirmek. Peki o insanı kim yetiştirecek? Tabii ki öğretmenlerimiz. Eğer bir ülkede idealist öğretmenler varsa, o ülkelerin ayakları asla taşa takılmaz. Ve mutlaka bir çıkış yolunu bulur. Onun için öğretmenler belki de en merkezde olması gereken, toplumda en çok itibar görmesi gereken meslek grupları olmalıdır. Bizim mücadelemiz de bu noktada olmalı. Yaptığınız meslek, bu ülkenin geleceğiyle doğrudan alakalı. Böylesine kutsal bir meslek. Geleceğe yatırım yapmak istiyorsak, öğretmenlerimize yatırım yapmalıyız” diye konuştu.</p>
<p><b>ÖNCELİK EVİ OLMAYANLAR</b></p>
<p>Başkan Tahir Büyükakın programda öğretmenlere konut projesi planladıklarını da açıkladı, “İl Milli Eğitim Müdürümüz ile yaptığımız son görüşmede, öğretmenler için konut projesi hayata geçirmek istediğimizi kendisine ilettik. Daha önce Kartepe’de sağlıkçılar için de benzer bir projemiz olmuştu. Konutların nerede ve kaç tane yapılacağı, önümüzdeki günlerde belli olacak. Hazır olduğunda da ayrıntıları sizlerle paylaşacağız. Projeden, öncelikle evi olmayan öğretmenlerimiz yararlanacak” bilgilerini verdi.</p>
<p><b>ÇİÇEK TAKDİM EDİLDİ</b></p>
<p>Başkan Büyükakın sözlerini şöyle tamamladı: “Buradan şunu da vurgulamak istiyorum. Aslında ilk öğretmenlerimiz annelerimiz yani kadınlarımız. Dolayısıyla öğretmenlere yapılacak her türlü yatırımın yanında kadınlarımıza yapılacak yatırımın da ayrı bir önemi olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu noktada öğretmenlerimize de büyük bir görev düşüyor. Kadınlarımızın toplumdaki rolünü güçlendirecek olan, kız çocuklarımızın okullaşma oranını artıracak olan tüm projelere destek vermeye hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu vesile ile bir kez daha Öğretmenler Gününüzü kutluyorum. Size büyük değer verdiğimizi unutmayın.” Başkan Büyükakın, konuşmasının ardından ilkokul öğretmeni Hatice Tunay, emekli öğretmenler Hüsnü Dere ve Ayşe Üçtepe ile aday öğretmenler adına Senanur Sarıtaş’a çiçek takdim etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-ulkemizin-gelecegini-insa-ediyorsunuz-594304">Başkan Büyükakın: &#8220;Ülkemizin geleceğini inşa ediyorsunuz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Ersan, &#8220;Öğretmenlik sadece bir meslek değil, bir insan yetiştirme sanatıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ersan-ogretmenlik-sadece-bir-meslek-degil-bir-insan-yetistirme-sanatidir-594237</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 11:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ersan]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sizleri]]></category>
		<category><![CDATA[yetiştirme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594237</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ) Eğitim Fakültesinde, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bir etkinlik düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ersan-ogretmenlik-sadece-bir-meslek-degil-bir-insan-yetistirme-sanatidir-594237">Prof. Dr. Ersan, &#8220;Öğretmenlik sadece bir meslek değil, bir insan yetiştirme sanatıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi(EÜ) Eğitim Fakültesinde, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla bir etkinlik düzenlendi. Eğitim Fakültesi Konferans Salonunda yapılan törene EÜ Rektör Yardımcısı Mehmet Ersan, İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yahşi, EÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Ferda Beytekin, akademisyenler, idari çalışanlar ve öğrenciler katıldı. Etkinlikte, öğretmenlik mesleğinin yaşam boyu öğrenmeyi merkeze alan, gelişen teknolojiyle toplumu dönüştüren ve geleceği inşa eden kutsal bir “insan yetiştirme sanatı” olduğu vurgulandı.</p>
<p>Öğretmenin görevlerinden biri, doğru bilgiyi öğrenmeyi yaşam boyu sürdürülebilir kılmayı öğretmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mehmet Ersan, “Öğretmenlik sadece bir meslek değil, bir insan yetiştirme sanatıdır. Ülkemizin düşünce dünyasını şekillendiren, toplumun gelişimine yön veren, çocuklarımızın kalbine dokunan en kutsal görevdir. Değerli öğrenciler, sevgili öğretmen adaylarımız, bir yıl sonra, ya da belki birkaç yıl sonra, sınıflara adımınızı attığınızda, artık yalnızca ders anlatan değil; umut veren, yol gösteren, ilham olan bireyler olacaksınız. İçinde bulunduğumuz yüzyıl; değişimin, dönüşümün ve hızla değişen teknolojilerin yaşandığı bir dönemdir. Bu nedenle öğretmenlik, artık sadece bilgi aktarmak değil, doğru bilgiye nasıl ulaşılacağını öğretmek, eleştirel düşünceyi desteklemek, öğrencilerin potansiyelini ortaya çıkarmak ve öğrenmeyi yaşam boyu sürdürülebilir kılmayı öğretmek demektir” dedi.</p>
<p><b>“İyi öğretmen, önce iyi bir öğrenendir”</b></p>
<p>Öğrencilere,  Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün “Öğretmenler! Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır” sözünü hatırlatan Prof. Dr. Mehmet Ersan, “Sizlerden beklentimiz; yeniliklere açık olmanız, kendinizi sürekli geliştirmeniz ve çağın gerektirdiği donanıma sahip nitelikli öğretmenler olarak yetişmenizdir. Şunu unutmayın.  İyi öğretmen, önce iyi bir öğrenendir. Sizin öğrenme tutkunuz, öğrencilerinize yansıyacak, onların hayatına ışık olacaktır. Bugün burada Ege Üniversitesi olarak sizlere yalnızca bilgiyi değil, aynı zamanda bir eğitimci duruşu kazandırmayı hedefliyoruz. Çünkü öğretmenlik sabır ister, sevgi ister, vicdan ister. Öğrencisi için dünyayı güzelleştirmeye çalışan öğretmen, toplumun geleceğini de güzelleştirir. Bugün Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün ‘Öğretmenler! Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır’ sözünü bir kez daha hatırlıyor ve bu sorumluluğun ne kadar büyük olduğunu görüyoruz. Sizlerin yetiştireceği nesiller, ülkemizin yarınlarını belirleyecek. Bu vesileyle, başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimizi saygıyla ve rahmetle anıyorum. Halen görev yapan ve gelecekte görev yapacak olan tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü&#8217;nü yürekten kutluyorum. Yolunuz açık, gönlünüz aydınlık olsun. 24 Kasım Öğretmenler Günü&#8217;nüz kutlu olsun” diye konuştu.</p>
<p><b>“Asıl mesele duyguyu, empatiyi ve insani değerleri merkeze almaktır”</b></p>
<p>Öğretmenliğin bir insan yetiştirme sanatı olduğunu söyleyen Dr. Ömer Yahşi, “ Öğretmenlik, öğrencisinin başarısını kıskanmayan, aksine tıpkı bir anne-baba gibi onunla gurur duyanların icra ettiği, manevi tatmini hiçbir maddi karşılıkla ölçülemeyecek bir insan yetiştirme sanatıdır. Ancak günümüzde yapay zeka ve veri akışının getirdiği hızlı dönüşümle birlikte öğretmenlik tanımı da değişmektedir; artık bilgiye ulaşmak kolaylaşmışken, asıl mesele duyguyu, empatiyi ve insani değerleri merkeze alarak öğrencilere rehberlik etmek, sürekli güncellenmek ve mazeret üretmeden, atanma kaygısına düşmeden ‘başarı benim hakkımdır’ inancıyla çalışarak girişimci bir ruhla geleceği inşa etmektir. Bu duygularla, bu kutsal mesleği seçtiğiniz için sizleri tebrik ediyor; başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete irtihal eden tüm öğretmenlerimizi rahmetle anıyor, yolunuzun ve bahtınızın açık olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p><b>“Bir öğretmeni asıl değerli kılan adalet, saygı ve etik ilkeler”</b></p>
<p>Amaçlarının nitelikli öğretmenler yetiştirmek olduğunu söyleyen Dekan Prof. Dr. Osman Ferda Beytekin, “Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü&#8217;nü büyük bir gururla kutlarken, mesleğimizin değerini hatırlıyor ve sizlere duyduğumuz umutla geleceğe bakıyoruz. Eğitim Fakültesi olarak temel önceliğimiz; sizleri alanında derin bilgiye sahip, bilimsel düşünceyi rehber edinen ve çağın gerektirdiği yeterliliklerle donanmış bireyler olarak yetiştirmektir. Günümüz dünyasında eğitim, ezberden uzak, deneyimsel öğrenmeyi ve teknoloji entegrasyonunu zorunlu kılmaktadır. Bizler size bu pedagojik donanımı kazandırırken, bir öğretmeni asıl değerli kılan adalet, saygı ve etik ilkeler gibi karakter özelliklerini de benimsetmeyi hedefliyoruz. Unutmayın ki öğretmenlik, yaşam boyu öğrenmeyi gerektiren dinamik bir süreçtir. Sınıfın ötesinde topluma ışık tutan, iletişimi güçlü ve sürekli gelişen eğitimciler olarak öğrencilerinizin hayatını değiştireceğinize inancım tamdır. Bu vesileyle Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimizi rahmetle anıyor; mesleğinizi sevgi ve sabırla icra etmeniz temennisiyle 24 Kasım Öğretmenler Günü&#8217;nüzü kutluyorum” diye konuştu.</p>
<p>Etkinliğin sonunda EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yahşi’ye “Teşekkür Belgesi” takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ersan-ogretmenlik-sadece-bir-meslek-degil-bir-insan-yetistirme-sanatidir-594237">Prof. Dr. Ersan, &#8220;Öğretmenlik sadece bir meslek değil, bir insan yetiştirme sanatıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehir Tiyatroları&#8217;nın Büyük İlgi Gören Oyunu &#8220;Köpek Kalbi&#8221; Bursa&#8217;da Seyirciyle Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolarinin-buyuk-ilgi-goren-oyunu-kopek-kalbi-bursada-seyirciyle-bulustu-593163</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 16:07:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[gören]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kasım]]></category>
		<category><![CDATA[lgi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[seyirci]]></category>
		<category><![CDATA[süren]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593163</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düzenlediği turnelerle farklı illerin sanat yaşamına katkıda bulunmayı amaçlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Bulgakov’un klasik eseri “Köpek Kalbi”ni Bursa seyircisiyle buluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolarinin-buyuk-ilgi-goren-oyunu-kopek-kalbi-bursada-seyirciyle-bulustu-593163">Şehir Tiyatroları&#8217;nın Büyük İlgi Gören Oyunu &#8220;Köpek Kalbi&#8221; Bursa&#8217;da Seyirciyle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Düzenlediği turnelerle farklı illerin sanat yaşamına katkıda bulunmayı amaçlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Bulgakov’un klasik eseri “Köpek Kalbi”ni Bursa seyircisiyle buluşturdu.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği “Köpek Kalbi” 19 Kasım 2025 tarihinde Bursa Şehir Tiyatrosu Tayyare Kültür Merkezi’nde seyirci karşısına çıktı.</p>
<p>Dekoru, ışığı, kostümleri ve oyunculuklarıyla seyircisini Sovyet Dönemi Rusya’sına götüren oyun, ayakta alkışlandı.</p>
<p>Oyun, 20, 21 Kasım 2025 tarihlerinde 20.00’de, 22 Kasım 2025 tarihinde 15.00 ve 20.00’de Bursa Şehir Tiyatrosu Tayyare Kültür Merkezi’nde yeniden izlenebilir.</p>
<p><b>“Kısa Süren Saltanat” İstanbul’da Sanatseverlerle Buluştu</b></p>
<p>Tiyatro sezonu boyunca birçok tiyatroyu sahnelerinde ağırlayan İBB Şehir Tiyatroları 19 Kasım tarihinde Bursa Şehir Tiyatrosu’nu konuk etti.</p>
<p><b>John Steinbeck</b>’in yazdığı, <b>Emrah Eren</b>’in yönettiği “Kısa Süren Saltanat”, 19 Kasım 2025 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde seyirciyle buluştu.</p>
<p>John Steinbeck’in siyasetin absürtlüğünü ve gücün geçiciliğini anlattığı kült eseri &#8220;Kısa Süren Saltanat&#8221; İstanbul seyircisi tarafından alkışlarla karşılandı.</p>
<p>Oyunda <b>Murat Liman, Nihal Türkseven Erten, Mehmet Eren Topçak, Tuba Bayram, Yüksel Hakverdi, Faruk Oğur, Aykan Yılmaz</b> rol aldı.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p>Oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. </p>
<p><b>KISA SÜREN SALTANAT (Konuk Oyun-Bursa Şehir Tiyatrosu)</b></p>
<p>Yazarın 1957’de yayımlanan tek politik taşlaması “Kısa Süren Saltanat”, demokratik çarelerin tükendiği bir yönetim krizini, yeniden monarşiyi ilan ederek çözmeye çalışan zamansız bir Fransa fonunda geçer. Karısı ve kızıyla mütevazı evinin terasında teleskobuyla yıldızları inceleyerek neredeyse münzevi bir yaşam süren, kral soyunun son temsilcisi Mösyö Pippin Heristal, ertesi gün kendini Versailles Sarayı’nda Fransa Kralı olarak buluverir!</p>
<p>Steinbeck’in hayali Paris’inde, uzlaşmamaya yeminli siyasi partiler, arsız aristokratlar, her yanı kaplamış tozlar, yumurtalar, havyarlar havalarda uçuşurken, Büyük Charlemagne’ın soyundan gelen IV. Pippin ve ailesini nasıl bir gelecek beklemektedir?</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolarinin-buyuk-ilgi-goren-oyunu-kopek-kalbi-bursada-seyirciyle-bulustu-593163">Şehir Tiyatroları&#8217;nın Büyük İlgi Gören Oyunu &#8220;Köpek Kalbi&#8221; Bursa&#8217;da Seyirciyle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Genç Girişimcilere İlham Veren Söyleşi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-genc-girisimcilere-ilham-veren-soylesi-593062</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 09:03:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilere]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[lham]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[veren]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593062</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gençlerin yenilikçi projelerine destek vermeye devam eden Osmangazi Belediyesi, girişimcilik farkındalığını artırmak için düzenlediği ‘Girişimci Kafası Söyleşisi’ ile katılımcılara iş dünyasına dair önemli kazanımlar sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-genc-girisimcilere-ilham-veren-soylesi-593062">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Genç Girişimcilere İlham Veren Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gençlerin yenilikçi projelerine destek vermeye devam eden Osmangazi Belediyesi, girişimcilik farkındalığını artırmak için düzenlediği ‘Girişimci Kafası Söyleşisi’ ile katılımcılara iş dünyasına dair önemli kazanımlar sunuyor.</p>
<p>Osmangazi Belediyesi’nin yarının girişimcilerine yön veren buluşmalarının son konuğu TGK Otomotiv Yönetim Kurulu Onursal Başkanı İrfan Demirdüzen oldu. Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleştirilen programda Demirdüzen, 50 yıla yaklaşan iş hayatı deneyimini paylaşarak, geçmiş ile günümüz dünyasını yorumladı.</p>
<p>“Çok Lükse Fuzuli Para Harcayan Bir Toplum Olduk”</p>
<p>Dünyanın değiştiğini, buna bağlı olarak geçmiş ile günümüz Türkiye’sinde çok farkın bulunduğunu dile getiren başarılı iş insanı İrfan Demirdüzen, “Biz yamalı pantolon ile geziyorduk, şimdi marka olmayan pantolon ile gezen yok. Herkes şatafat peşinde. Çok lükse fuzuli para harcayan bir toplum olduk. Gelirimize göre gider değil, gelirimizden fazla para harcıyoruz. Eskiden herkesin bir idare etme usulü vardı ve kimse, kimseyle rekabet halinde değildi. Türkiye zenginleşti. O zenginlik mali yönden oldu ama homojen oldu mu olmadı mı bilmiyorum” diye konuştu.</p>
<p>“Sanayileşmenin Getirdiği Bir Yalnızlık Var”</p>
<p>Bu noktada özellikle bireyin yalnızlaşmasına parantez açan İrfan Demirdüzen, “Sanayileşmenin getirdiği bir yalnızlık var. Herkes bir bilgisayarın başında bütün gününü geçirebiliyor. Bir telefon ile hayatını mahveden insanlar da var. Çoğunluk olumsuz yönde algılanıyor. Ailelerin de en büyük sorunlarından bir tanesi bu çocukların yalnızlaşması ve evde bilgisayarın başına kapanması. Bütün günü onunla geçirerek sosyallikten uzak bir hayat yaşamaya çalışmaları toplum için hoş bir durum değil, aileler için de değil” paylaşımında bulundu.</p>
<p>“Kendi İlkeleriniz Olacak”</p>
<p>Geleceğin iş dünyasına hazırlık yapan gençlere de önemli tavsiyelerde bulunan başarılı iş insanı Demirdüzen, “Kendi ilkeleriniz olacak. İlkelerin doğrultusunda hareket edersin, ilkelerinle beraber gidersin. Yoksa rüzgara göre yelken açarsan, nereye gideceğin belli olmaz. Omurgalı bir insan olursan, topluma saygılı bir insan olursan, ilerlemek istediğin yolda ilerleyebilirsin” dedi.<br />Yaklaşık 2 saat süren söyleşinin ardından genç girişimciler için getirdiği kitapları katılımcılara hediye eden İrfan Demirdüzen, “Kazanırsak hep beraber ülke olarak kazanacağız, bireysellik ön planda olursa kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.</p>
<p>İrfan Demirdüzen, etkinlik için Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-genc-girisimcilere-ilham-veren-soylesi-593062">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Genç Girişimcilere İlham Veren Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halka açık çevrimiçi seminerler dizisi başladı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/halka-acik-cevrimici-seminerler-dizisi-basladi-592993</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 08:28:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[açık]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştirel Düşünme]]></category>
		<category><![CDATA[halka]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kabul]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Seminerler]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592993</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonu çerçevesinde hayata geçirdiği yeni projesiyle dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halka-acik-cevrimici-seminerler-dizisi-basladi-592993">Halka açık çevrimiçi seminerler dizisi başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonu çerçevesinde hayata geçirdiği yeni projesiyle dikkat çekiyor. Her Çarşamba saat 20.00’de çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek olan ve 8 hafta sürecek seminer dizisi, 19 Kasım 2025 tarihinde başladı. Katılımın tamamen ücretsiz olduğu ve programı eksiksiz takip edenlere &#8220;Dijital Katılım Sertifikası&#8221; nın verileceği seminer dizisi, eleştirel düşünmeden dijital görgü kurallarına, Türk dizilerinin sosyolojik okumasından bilinçli tüketiciliğe kadar geniş bir yelpazede uzman akademisyenleri halkla buluşturuyor.</p>
<p><strong>Seminer dizinin ilk konusu eleştirel düşünme becerileri</strong></p>
<p>Seminer dizisinin açılışını yapan Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim (İngilizce) Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan, &#8220;Eleştirel Düşünme Becerileri: Zihnimizin Tuzaklarını Tanımak&#8221; başlıklı sunumunda,<strong> </strong>bilgi kirliliğinin yoğun olduğu günümüzde hayati bir önem taşıyan &#8220;Eleştirel Düşünme&#8221; kavramını derinlemesine ele aldı.</p>
<p>Doç. Dr. Pehlivan, bu kavramın sadece bir zeka göstergesi değil, öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri seti olduğunu belirterek, “Eleştirel düşünme, en basit tanımıyla insanın kendi düşüncesi üzerine düşünmesi ve bu eylem üzerine eleştirel bir bakış açısı kazanmasıdır. Yaşamımızın her alanında, kendi düşünce sistemlerimiz üzerine doğru akıl yürütme süreçlerine dayanan analizler yapabilmektir. Eleştirel Düşünme Derneği’nin de belirttiği gibi, bu bir eylem rehberidir. Gözlem, deneyim ve iletişim yoluyla edindiğimiz bilgileri etkin bir biçimde analiz etme yöntemidir. Ancak bu noktada kabul etmemiz gereken ilk gerçek şudur: İnsan düşüncesi kusurlu olmaya yatkındır.” dedi.</p>
<p><strong>Kendi düşüncemiz zannettiğimiz fikirler aslında öğrenilmiş kabuller</strong></p>
<p>İnsanların doğdukları andan itibaren aile, çevre, eğitim sistemi ve medya gibi unsurların etkisiyle şekillendiğini ifade eden Doç. Dr. Pehlivan, çoğu zaman kendi düşüncemiz zannettiğimiz fikirlerin aslında öğrenilmiş kabuller olduğunu söyledi.</p>
<p>Doç. Dr. Pehlivan, “Kültür, içine doğduğumuz andan itibaren gündelik yaşam pratiklerimizi belirler. Biz bunları sorgulamadan alışkanlığa dönüştürürüz. Eleştirel düşünür olabilmek için öncelikle bu içselleştirilmiş kabulleri fark etmemiz, otoritelerden bağımsız düşünebilmemiz ve kanıta dayalı karar verme mekanizmasını çalıştırmamız gerekir. Kendi kültürümüze, kendi düşünme sistemimize, kendi alışkanlıklarımıza eleştirel bir gözle, sorgulayıcı bir gözle bakabilmeyi başarmak, aynı zamanda şu da demek; kendi toplum ve kültürümüze ait olmayan ve yaşam pratikleri açısından bizden uzak olan toplum ve kültürleri ve bu kültürlerde yetişmiş olan insanları da anlayabilmek ve o kültürlere karşı da bir aslında anlayış ve nesnel bir bakış gerektirebilmek demek. Dolayısıyla aslında insanlar arasındaki din, dil, kültür gibi birtakım farklılıklar adil ve tarafsız düşünmemize engel olmamalı.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Rasyonel düşünmenin önündeki engeller Egosentrizm ve Sosyosentrizm</strong></p>
<p>Doç. Dr. Pehlivan, rasyonel düşünmeyi engelleyen en temel iki eğilimin ‘Ben Merkezcilik’ (Egosentrizm) ve ‘Grup Merkezcilik’ (Sosyosentrizm) olduğunu, ben merkezciliğin, kişinin her koşulda kendi çıkarını ve haklılığını ön plana alma çabası olduğunu kaydederek, “İnsan, kendi inançlarını sürdürmek için bazen tutarsız ve irrasyonel davranabilir. Ben merkezci tavırda amaç, nesnel ve doğru bilgiye ulaşmak değil, kendi düşüncesini haklı çıkarmaktır. Bu yüzden kişi, kendisini doğrulayan kanıtları görürken, fikrini çürüten delilleri görmezden gelir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Grup merkezciliğin (Sosyosentrizm) ise toplumsal kutuplaşmaların temelinde yattığına dikkat çeken Doç. Dr. Pehlivan, “İçinde bulunduğumuz grup; bu bir millet, bir futbol takımı veya bir siyasi parti olabilir, bize neyin doğru neyin yanlış olduğunu dikte eder. Kendi grubumuzun hatalarını örtbas ederken, karşı grubun hatalarını mercek altına alırız. ‘Biz iyiyiz, onlar kötü’ kabulüyle hareket ederiz. Oysa eleştirel düşünce, ‘Başka bir toplumda doğsaydım aynı değerlere sahip olur muydum?’ sorusunu sorabilmeyi gerektirir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Bilimsel bilgi yanlışlanabilir olmalı</strong></p>
<p>Bilimsel görünümlü ancak bilimsel temelden yoksun olan “Sahte Bilimler” (Pseudoscience) konusuna da değinen Doç. Dr. Pehlivan, astroloji, fal ve bazı spiritüel inançların işleyiş mekanizmalarını anlattı ve “Sahte bilimler, bilimsel olduklarını iddia ederler ancak hipotezlerini çürütülmeye karşı korumalı olarak kurarlar. Oysa bilimsel bilgi yanlışlanabilir olmalıdır. ‘Evrenden iste, olsun’ gibi yaklaşımlarda, istediğiniz gerçekleşmediğinde ‘Yeterince istemedin’ denilerek suç bireye atılır. Bu döngüsel bir mantık hatasıdır.” dedi.</p>
<p>İnsanların fallarda veya burç yorumlarında kendilerini bulmalarının sebebinin “Barnum Etkisi” olduğunu dile getiren Doç. Dr. Pehlivan, “Size ‘Dışarıdan sert görünüyorsunuz ama içiniz çok duygusal’ dendiğinde bunu kabul edersiniz. Çünkü bu, hemen herkes için geçerli olabilecek genel bir ifadedir. İnsanlar belirsizlikten hoşlanmaz ve anlam bulmaya isteklidir. Bu yüzden gerçekleşen tek bir tahmini hatırlar, gerçekleşmeyen otuz tahmini unuturuz. Buna da ‘Seçici Düşünme’ diyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mantık hatası taşıyan akıl yürütmeleri neler?</strong></p>
<p>Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan, eleştirel düşünme disiplininin en önemli başlıklarından biri olan mantık hatalarını (logical fallacies) ele alarak, &#8220;Yanlış akıl yürütme süreçleri, argüman oluştururken, bir fikri savunurken, bir sav ortaya atarken yaptığımız mantıksal yanılgıların genel adıdır. Doğru olarak gerekçelendirilmemiş, doğru öncüller üzerine kurulmamış veya hatalı ya da eksik bir akıl yürütmeyle şekillenmiş argümanlar bu başlık altında değerlendiriliyor. Bu mantık hatası taşıyan akıl yürütmelerin bazı türleri hem günlük hayatımızda hem de medyada, siyasette çok fazla karşımıza çıktığı için belirli isimlerle adlandırılmış ve tanımlanmışlar.” diye konuştu.</p>
<p>Doç. Dr. Pehlivan, konuşmasında en yaygın görülen yanlış akıl yürütme biçimlerini şu başlıklar altında detaylandırdı:</p>
<p><strong>Fikri değil, kişiliği hedef almak: “Ad Hominem&#8221;</strong></p>
<p>Tartışmalarda en sık karşılaşılan hatalardan birinin kişiyi karalama olduğunu belirten Doç. Dr. Pehlivan, &#8220;Ad Hominem, bir insanın fikirlerini, bakış açısını, o insanın kişiliğine ya da sahip olduğu karakter özelliklerine saldırarak eleştirmeye çalışmayı ifade eder. Karşıdaki kişinin fikrini yanlışlamaya çalışırken doğru gerekçeler sunmak yerine, o fikirle ilgisiz olan ama o kişinin kişiliğine saldırı içeren argümanlar kullanmaktır. Örneğin, yabancı bir ekonomi profesörü ülkemiz ekonomisi ile ilgili bir yorum yapmış olsun. Birisi, &#8216;O profesörün görüşleri çok saçma çünkü o bir yabancı&#8217; derse, bu Ad Hominem olur.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sözleri çarpıtmak: “Çöp Adam (Straw Man) yanılgısı&#8221;</strong></p>
<p>Karşı tarafın argümanını zayıflatmak için sözlerinin kasten çarpıtılmasına &#8220;Çöp Adam&#8221; yanılgısı dendiğini ifade eden Doç. Dr. Pehlivan, &#8220;Burada karşı tarafın argümanını karikatürize ederek ve abartılı yorumlar kullanarak saptırmaktan bahsediyoruz. O fikri çarpıtmak ve saldırıya daha açık hale getirmek anlamına geliyor. Örneğin birisi, &#8216;Sosyal medya dikkat süresini kısaltıyor&#8217; dediğinde, karşı taraf &#8216;Ne yapalım yani hiç sosyal medya kullanmayalım mı? Teknolojiden tamamen uzak mı duralım, mağaraya mı dönelim?&#8217; cevabını veriyorsa bu bir Çöp Adam yanılgısıdır. Çünkü ilk kişi teknolojiyi reddetmeyi önermemiş, sadece bir gözlemi aktarmıştır.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Sıralamayı nedensellik sanmak: “Post Hoc&#8221;</strong></p>
<p>Olayların oluş sırasının her zaman bir neden-sonuç ilişkisi doğurmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Pehlivan, &#8220;Post Hoc&#8221; yanılgısını şu sözlerle anlattı:</p>
<p>&#8220;Bu, zamansal olarak ardışık olan iki olay arasında, sadece biri daha önce diğeri daha sonra gerçekleştiği için nedensel bir ilişki varmış gibi davranmaktır. Sonradan olan, daima öncekinin sonucudur şeklindeki yanlış inançtır. Oysa her şey bir şeyden sonra olur. Her sabah evden çıktığımda karşıdaki okulun zili çalıyor olabilir. Ama okulun zilinin çalması ben dışarı çıktığım için gerçekleşmiyor.&#8221;</p>
<p><strong>Küçük örneklerden büyük genellemeler</strong></p>
<p>Bilimsel geçerliliği olmayan az sayıda örnekle genelleme yapmanın tehlikelerine değinen Doç. Dr. Pehlivan, &#8220;Burada savunulan bir iddianın desteklenmesi için az sayıda örnek üzerinden istatistiksel sonuçlara ulaşma söz konusudur. Örneğin, &#8216;Bizim ailede herkes çok tatlı yer ama kimse şeker hastası olmadı, o yüzden tatlının şeker hastalığı yaptığına inanmıyorum&#8217; demek, küçük sayılarla istatistik hatasıdır. Sadece bizim ailemiz veya arkadaş çevremiz toplumun genelini temsil etmeyebilir. Bu tür genellemeler genellikle yanlış çıkar.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Doğada var olan durumların toplumsal ahlak veya doğruluk için mutlak bir ölçüt olamayacağını da vurgulayan Doç. Dr. Pehlivan, &#8220;Bir şeyin doğal olduğu için iyi ve geçerli olduğunu öne sürmek, hatalı bir akıl yürütmedir. Doğadaki olgular bize iyi, doğru veya ahlaki olanı vermez; değer içermezler. Örneğin, bebeğin ilk besini anne tarafından karşılanıyor diye çocuk bakımının her zaman ve sadece annenin sorumluluğunda olması gerektiği iddiası, biyolojik bir olgudan değer çıkarmaya çalışmaktır. Doğada hayvanların yaşam biçimlerini aynen alıp insan yaşamına uygulayamayız. Ayrıca doğal olan her şey insana iyi gelmez; doğada zehirli bitkiler de vardır.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Korelasyon ile nedensellik aynı şey değil</strong></p>
<p>İstatistiksel verilerin yorumlanmasında sıkça yapılan hatalardan biri olan korelasyon ve nedensellik karmaşasına da değinen Doç. Dr. Pehlivan, &#8220;İki değişken arasında korelasyon (ilişki) var diye her zaman neden-sonuç ilişkisi olduğunu düşünemeyiz. &#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Doç. Dr. Pehlivan, bir fikri sadece bir otorite söylediği için veya çoğunluk yaptığı için doğru kabul etmenin de birer mantık hatası olduğunu belirterek, &#8220;Herhangi bir alanda otorite sahibi bir kişinin ifade ettikleri, tek başına bir fikrin doğruluğunu kanıtlamak için yeterli değildir. &#8216;Çoğunluk yapıyorsa doğrudur&#8217; yanılgısı da tehlikelidir. Bir şeyi çoğunluğun yapıyor olması, onun doğru veya etik olduğunu göstermez.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan, sunumunun son bölümünde günlük hayatta ve tartışmalarda sıkça düşülen &#8220;İspat Yükü / Cehalete Başvurma&#8221; ve &#8220;Döngüsel Nedensellik&#8221; yanılgılarını da işaret ederek, &#8220;İspat Yükü ve Cehalete Başvurma&#8221; (Appeal to Ignorance) olarak adlandırılan yanılgının, henüz kanıtlanmamış bir konunun, tersi ispatlanamadığı için doğru kabul edilmesi durumu olduğunu, &#8220;Döngüsel Nedensellik&#8221; (Circular Reasoning) yanılgısının da bir argümanın doğruluğunu, yine o argümanın kendisine dayandırarak ispatlamaya çalışmak olduğunu sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Seminer Dizisi 8 Hafta Sürecek</strong></p>
<p>Programın ilerleyen haftalarında ele alınacak öne çıkan başlıklar ve konuşmacılar ise şöyle:</p>
<p>“3 Aralık Çarşamba 2025 tarihinde Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Esennur Sirer, ‘Türk Dizilerini Okumak: Kültür ve Temsiller’ başlıklı seminerinde, Türk dizi sektörünün kültürel kimlik oluşumundaki rolünü ve uluslararası pazardaki ekonomik etkilerini değerlendirecek. İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, 17 Aralık Çarşamba 2025’teki sunumunda, dijital çağda saygılı ve etik iletişimin temelleri olan Netiket’i ele alacak; siber zorbalık ve çevrimiçi çatışmaların önüne geçmenin yollarını tartışacak. 24 Aralık Çarşamba 2025’te Doç. Dr. Özge Uğurlu Akbaş, ‘Etkili İletişim’ semineriyle beden dili, empati kurma ve çatışma çözümü becerileri üzerinden kişisel markayı geliştirme yöntemlerini aktaracak. Reklamcılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özgül Dağlı, 7 Ocak Çarşamba 2026’da ‘Bilinçli Tüketici Olmak’ başlığı altında, 502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde tüketicilerin haklarını ve mantıklı alışverişin püf noktalarını paylaşacak.”</p>
<p><strong>Görsel sanat ve kent kültürü inceleniyor</strong></p>
<p>Seminer dizisinde medya ve iletişim alanının farklı disiplinlerine de yer veriliyor. 21 Ocak 2026’da Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül ile &#8220;Tasarım Okumaları&#8221; seminerinde, reklam görselleri üzerinden vaka analizleri yaparak tasarımların toplumsal bilinç ve algı üzerindeki etkilerini inceleyecek. 4 Şubat 2026 tarihinde ise Çizgi Film ve Animasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Cem Tutar, &#8220;Kent Okumaları: Kentsel Mekân ve Mahalle Kültürü&#8221; semineriyle, kentsel dönüşüm süreçleri çerçevesinde değişen mahalle yaşantısını ve mekân-insan ilişkisini ele alacak.</p>
<p>Seminerler dizisi, 11 Şubat 2025’te Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın sunacağı &#8220;Yurttaş Haberciliği&#8221; semineriyle sona erecek. Prof. Dr. İrvan, dijital teknolojilerle haber üretimine katılan yurttaşların rolünü, bu olgunun etik ilkelerini ve geleneksel gazetecilikten farklarını açıklayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halka-acik-cevrimici-seminerler-dizisi-basladi-592993">Halka açık çevrimiçi seminerler dizisi başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir MEETS 2025&#8217;te şehircilik, enerji ve sporun geleceği masaya yatırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-meets-2025te-sehircilik-enerji-ve-sporun-gelecegi-masaya-yatirildi-592969</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 08:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[meets]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[şehircilik]]></category>
		<category><![CDATA[sporun]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592969</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ticaret Odası ve Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı iş birliğinde “Teknoloji ve İnovasyon” temasıyla düzenlenen İzmirMeets Teknoloji ve İnovasyon Zirvesi, yeni çağın üç belirleyici gücünü net biçimde ortaya koydu: Veri, hız ve yapay zekâ. Zirvede görüşlerini paylaşan uzmanlar, bu üçlünün yalnızca şehirlerin altyapısını değil; ekonomilerden toplumsal ilişkilere, enerji sistemlerinden sporun geleceğine kadar tüm yaşamı baştan tasarlayacağını vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-meets-2025te-sehircilik-enerji-ve-sporun-gelecegi-masaya-yatirildi-592969">İzmir MEETS 2025&#8217;te şehircilik, enerji ve sporun geleceği masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ticaret Odası ve Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı iş birliğinde “Teknoloji ve İnovasyon” temasıyla düzenlenen İzmirMeets Teknoloji ve İnovasyon Zirvesi, yeni çağın üç belirleyici gücünü net biçimde ortaya koydu: Veri, hız ve yapay zekâ. Zirvede görüşlerini paylaşan uzmanlar, bu üçlünün yalnızca şehirlerin altyapısını değil; ekonomilerden toplumsal ilişkilere, enerji sistemlerinden sporun geleceğine kadar tüm yaşamı baştan tasarlayacağını vurguladı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ticaret Odası ve Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı iş birliğinde “Teknoloji ve İnovasyon” temasıyla düzenlenen İzmirMeets Teknoloji ve İnovasyon Zirvesi’nde geleceğin şehirleri, enerji dönüşümü, girişimcilik modelleri ve dijital spor teknolojileri gibi kritik başlıklar masaya yatırıldı.</p>
<p>Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi&#8217;ndeki zirve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Küçükkurt’un açılış konuşmalarıyla başladı. Akademisyenler, özel sektör temsilcileri ve uluslararası isimlerin katıldığı oturumlarda; veri odaklı şehircilik yaklaşımları, yapay zekâ destekli enerji sistemleri, küresel rekabet için gerekli dijital yetkinlikler, spor endüstrisinde veri analitiğinin yükselişi ve yeni medya platformlarının etkisi konuşuldu. Katılımcılar, teknolojinin yalnızca kentlerin yapısını değil, ekonomik ilişkilerden günlük yaşama kadar tüm toplumsal dinamikleri dönüştürdüğünü vurgulayarak, İzmir’in doğru stratejilerle bölgesel değil küresel bir inovasyon merkezine dönüşebileceğinin altını çizdi.</p>
<p><strong>Şehircilikte gelecek paneli: Veriye dayalı, insan odaklı kentler</strong></p>
<p>Etkinliğin öğleden sonraki ilk oturumunda “Şehircilikte Gelecek” paneli düzenlendi. Moderatörlüğünü Teknoloji Danışmanı Çiçek Çizmeci Devge’nin yaptığı panelde, iki önemli akademisyen görüşlerini aktardı. İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyesi, İZPA Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin panelde kentlerin değişen ihtiyaçları, yapay zekâ destekli planlama yaklaşımları, afet dayanıklılığı, sürdürülebilir ulaşım sistemleri ve mekânsal verinin yeni şehircilik anlayışındaki rolünü ele aldı. Konuşmacılar, özellikle iklim krizi çağında “veriye dayalı yönetişim” kavramının artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Koray Velibeyoğlu: Teknoloji kenti dönüştürür ama eşitsizlikleri de büyütebilir</strong></p>
<p>Koray Velibeyoğlu, şehir–teknoloji ilişkisinin uzun yıllar boyunca “sanal alanı kente taşımak” anlayışıyla ele alındığını belirterek, dijital iletişimin bugün kentsel yaşamdan ziyade ekonomik ilişkiler üzerinden yeniden tanımlandığını söyledi. Velibeyoğlu, 90’lardan itibaren teknolojinin bilgisayar ekranlarının ötesine geçerek toplumun yaşam biçimlerine nüfuz etmeye başladığını vurguladı. Bu dönüşümün, teknolojiyi gündelik hayatın görünmez ama sürekli bir bileşeni haline getirdiğini ifade etti. Akıllı şehirlerin bugün belirli bir olgunluk seviyesine ulaştığını söyleyen Velibeyoğlu, bu yaklaşımın çoğu zaman “teknoloji gelir ve kenti baştan sona değiştirir” varsayımıyla hareket ettiğine dikkat çekti. Birinci nesil akıllı şehir uygulamalarının kentsel mekânı dönüştürmeye odaklandığını, ancak yapay zekânın artık sosyal dokuyu da etkileyebilecek bir güce sahip olduğunu dile getirdi. Velibeyoğlu, dijital dünyanın sunduğu imkânlardan herkesin eşit yararlanmadığını vurgulayarak, algoritmaların yarattığı yeni ayrıcalıklar nedeniyle toplumsal eşitsizliklerin derinleştiğini söyledi. Konuşmasının sonunda yapay zekânın dönüştürücü gücüne dikkat çeken Velibeyoğlu, teknolojinin iyileştirici yönünün öne çıkarılması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Savaş Zafer Şahin: Şehir ancak insan kullanırsa anlam kazanır</strong></p>
<p>Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin tüm teknolojik dönüşümlerin eninde sonunda insanın ihtiyaçlarına göre şekilleneceğini vurgulayarak, “İleride insan önemlidir çünkü hem veriyi üretiyor hem şehri üretiyor diyeceğiz. Kent yatırımları ancak insanlar kullandığında bir anlam kazanabilecek. Şehirler değerini insanın katkısı, kullanımı ve katılımıyla kazanacak. Şehir–insan ilişkisinde duygudaşlık üretilebildiği takdirde, hem dijital hem fiziksel alanda yeni bir veri evreni açılacak. Bu yeni veri alanı, kent yönetiminde bambaşka bir başlangıç noktası sunacak. Anahtar kelimemiz katılım ve demokrasi olacak. Teknolojinin şehirleri dönüştürürken insanı merkeze alan, katılımcı ve demokratik bir kent modelinin geleceğin en kritik ihtiyacı olacak” dedi.</p>
<p><strong>Enerjide Gelecek Paneli: Dijitalleşen Enerji Sistemleri</strong></p>
<p>“Enerjide Gelecek” panelinin moderatörlüğünü Doç. Dr. Dicle Yurdakul (AU Innova Araştırma Merkezi &#038; InovaNeuroLab Direktörü) üstlendi. Panelin konuşmacısı The London Energy Club İcra Kurulu Başkanı Mehmet Öğütçü ve ArkasHolding CIO’su Mert Oruz oldu.</p>
<p><strong>Mehmet Öğütçü: Oyunun adı hız</strong></p>
<p>London Energy Club İcra Kurulu Başkanı Mehmet Öğütçü, küresel enerji gündeminin artık yalnızca üretim ve tüketim dengesinden ibaret olmadığını, teknoloji, veri, finans ve iklim değişikliği gibi unsurların enerji verimliliğinin temel bileşenleri hâline geldiğini vurguladı.</p>
<p>Öğütçü, “Teknoloji hız demektir. Bugünün dünyasında iş dünyası zamanla yarışmak zorunda; uzun vadeli ve ağır ilerleyen planlama modelleri artık geride kaldı” dedi. Dünya genelinde enerji sektörüne yapılan yıllık yatırımın 3,3 trilyon dolara ulaştığını belirten Öğütçü, küresel enerji eşitsizliğine dikkat çekerek, “Batı bugün Çin’i büyük bir tehdit olarak görüyor. Çin hem enerji tüketiminde bir numara hem de dijitalleşme ve yapay zekâ yatırımlarında AB’nin toplamına yaklaşmış durumda” dedi. İzmir’in coğrafi konumu, tarihi birikimi ve ekonomik altyapısıyla enerji dönüşümünde öncü olabileceğini vurgulayan Öğütçü, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“İzmir tarih boyunca Türkiye’nin dışa açılan yüzü oldu. Doğru örgütlenme ve uluslararası yatırımcılarla kurulacak stratejik iş birlikleriyle dünya enerji geçişinin kritik merkezlerinden biri haline gelebilir. Türkiye’nin birçok kentinde yeni merkezler oluşabilir; ancak İzmir’in altyapısı, insan kaynağı ve uluslararası bağlantıları çok güçlü. Bu potansiyeli gerçek bir eylem planına dönüştürmek gerekiyor.”</p>
<p><strong>Mert Oruz: Çaba benim için her şey</strong></p>
<p>Arkas Holding CIO’su Mert Oruz, yeni nesil enerji şirketlerinin hem tüketici davranışlarını hem de üretim modellerini yeniden tanımladığını belirterek, “Verimlilik artık yalnızca maliyet değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik meselesi” ifadelerini kullandı. Yol haritasını doğru çizmenin en önemli koşul olduğunu ifade eden Oruç, “Teknolojiyi getiriyorsunuz ama sürekli yenilemek, denetlemek ve değişim gerekiyor. Bunları tam anlamıyla yaptığınızda değişim geliyor. Strateji ve hız çok önemli. Strateji olmadan hiçbir şey olmuyor. Stratejisi olmayan hız kaos yaratır. İkisi varsa hem hızı ve hem strateji varsa güzel bir şirketi yönetiyorsunuz. Değişim hiç bitmiyor değişim hiç durmuyor. Meraklı, öğrenmeye açık gençler olmalı. Global vatandaş olunmalı. Dünyada ne olup bittiğini araştıran gençlik olmalı. Adaptasyon yeteneği olmalı. Bilgi kirliliğini yönetmek gerek. Bir kişinin bunu yöneten bir yeteneği varsa bir sıfır önde başlıyor hayata. Bence en önemli şey çaba. Herkes her şeyi istiyor. Çaba benim için her şey. Gençlere 5 kelimelik bir anahtar vermek istiyorum. BOARD. Bilgi verin, açık ve net olun, doğru ve kesin bilgi verin, Anlattığınız ilgili olsun, diplomatik olmayı öğrenin” dedi.</p>
<p><strong>İzQ ile Girişimcilik ve Dijital Dönüşümde Gelecek</strong></p>
<p>Girişimcilik ekosisteminin dönüşümü de panelde masaya yatırıldı. Panelin moderatörlüğünü İZQ Yönetim Kurulu Üyesi ve EGİFED Başkan Vekili Alp Avni Yelkenbiçer yaptı. TBS Investment &#038; Management Yönetici Ortağı Tunç Berkman, Siemens Dijital Dönüşüm Projeleri Yöneticisi Kaan Tunçbilek panel kapsamında yapay zekâ destekli girişimcilik modelleri, hızlı ölçeklenme stratejileri ve kurumsal inovasyon süreçlerini tartıştı.</p>
<p><strong>Tunç Berkman: Duygu bağı yaratmak gerek</strong></p>
<p>TBS Investment &#038; Management Yönetici Ortağı Tunç Berkman, Türkiye’de yeni nesil girişimlerin global pazarda rekabet etmesi için “veri okuryazarlığı ve dijital kabiliyetlerin” zorunlu hale geldiğini söyledi. Berkman, “Veri bizim için bir analiz mekanizması fakat işlerin başarılı olabilmesi ve marka yaratma konusunda bir iş için bağ kurabilmek gerek. Hikayeleştirmek gerek. Bize hitap edecek şekilde duygu bağı yaratmak gerek. İnsanların ihtiyaçlarını doğru anlayıp neye önem verdiğini görmek gerek. Veri ve teknoloji bir araç. Bunu doğru kullanabildiğiniz zaman da hikayeleştirebiliyor ve doğru adım atmış oluyorsunuz. Bir ürün ve hizmeti satarken kazanmak çok zor. İki yerde kazanç sağlayabiliyorsunuz. Ürünü alırken ve üretim sürecinde hizmette de verimlilikten kazanabiliyorsunuz. Meraklı olup sorgulama yapmanız gerek. Şirketlerin yapay zekaya yatırım yapmaya devam etmesi gerek ve bu şirketler ilerlemeye devam edecek. Veri çok önemli bir noktaya gelecek. İleride veri güvenilirliğini konuşacağız” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kaan Tunçbilek: İlerlemek için hazır olmamız gerek</strong></p>
<p>Siemens Dijital Dönüşüm Projeleri Yöneticisi Kaan Tunçbilek ise sanayide dijital ikiz, otomasyon ve sürdürülebilir üretim teknolojilerinin geleceğe yön verdiğini vurguladı. Tunçbilek, “Teknolojiyi merkeze alan dönüşüm insanda kaygıyı artırır. İnsanı merkeze alan teknoloji kullanılır. İnsan anlam ve sürdürebilirlik ister. İnsan odaklı sistem kurulmalı. İş dünyası sonsuz. Şirketlerin bir numaralı amacı sürdürülebilir olmak. Çalışanı buna adapte etmek için açık iletişim gerekli. Bir amaç vermek gerekli. Bir rakip kültürü yaratmalı böylece duygularını yönetmeli. Savrulmak kaybettiriyor mutlaka bir amacınız olmalı. Yapay zekayı da kullanırken bir amaç olmalı. Bu bir büyüme, verimlilik, pazar, maliyet azaltma olabilir. Bu da stratejiniz haline gelmeli. Benim kalitem nasıl? Veri bilimine ihtiyacınız var. Bütün bunları incelemeniz ve insanların anlayabileceği çıktıya kavuşturmanız gerek. Kültüre entegre etmek gerek ve üst yönetimin buna inanması gerek. Varsayımlarla ilerlemek yerine veriyle ilerlemek gerek. Bu kolay değil. Quantum bilgisayarlar hayatımıza girecek. Bu veri kültürünü şimdiden hayatımıza entegre etmemiz gerek. İlerlemek için hazır olmamız gerek” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sporun Geleceği Paneli: Yeni Nesil Performans ve Dijital Spor Ekosistemi</strong></p>
<p>“Sporda Gelecek” panelinin moderatörlüğünü spor spikeri Ali Emre Dedeoğlu üstlendi. Scoutium CEO’su Ali Akay ve Comparsionator CEO’su Tarık Batgün spor teknolojileri, veri analitiği, yapay zekâ ile performans ölçümü, taraftar deneyimi ve dijital içerik konularını ele aldı. Konuşmacılar, özellikle amatör ve profesyonel sporcuların dijital ekosistemlerde görünürlüğünün artmasının spor endüstrisini yeniden şekillendirdiğini belirtti.</p>
<p><strong>Ali Atay: Türkiye’de kat edilmesi gereken çok yol var</strong></p>
<p>Verilerinin çoğunu insan odaklı ürettiğini ifade eden Ali Akay, “Gelişen teknolojiler veriye ulaşımı kolaylaştırıyor. Yapay zekanın insanların hayata erişimi konusunda ciddi kolaylık sağlandı. Dünyada birçok yerde önemli kulüplerle anlaşma sağladık. Kişilerin verdiği tepkileri bile anlık ölçebiliyorsunuz. Oyuncunun ruh hali, karar verme mekanizması gibi birçok analiz alabiliyorsunuz. Antrenörlere yeniliği kabul ettirmek çok zor ancak bizim bunu yapmamızın temel sebebi bizler verileri oluşturalım. Oyuncunun ilk geldiği andan, performansına, hangi takıma transfer olabilire kadar verileri biriktirmemiz gerek. Geliştirdiğimiz ürünler yurt dışında talep görüyor. Yapay zekaya bir ilgi var. Türkiye’de kat edilmesi gereken çok yol var. Alt yapı maçlarını kaydedemiyoruz daha. Büyük takımlar haricinde alt yapıda kayıt yok. Bir veriyi üretmek için görünürlük olması gerek” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Tarkan Batgün: Ne kadar yapay zeka kullansak da odağımızda insan var</strong></p>
<p>Dünyanın 7 kıtasında 122 müşterisi olan Comparsionator CEO’su Tarkan Batgün, “İnsan faktörünü korumak için bizler Türk mühendisliğinde bir klonlama modeline başladık. Super EI diye bahsedilen kelimelerin ilk anlamı. Yani ilk eleme aşamasını yapay zeka bize yaptırıyor. Kim eliyor? İnsan. Dünyanın en zor işi insan yönetmek. Futbolun içindeki yaşayan insanları makinaların yönetmesi şimdilik imkansız. Bir sene içerisinde birçok görüşme yaptım. Senin takımını o kadar iyi tanımlaman gerek ki yapay zekaya, ona göre eleme yapsın. Yapay zeka ile Icardi’nin performansına baktığında santrforlar arasında hala 3’üncü. Biz ne kadar yapay zeka firması olsak da insanı odağımıza aldık” dedi. </p>
<p><strong>Gelecekte Yeni Medya Keynote’u ile Kapanış: Dijital İçerik Sınır Tanımıyor</strong></p>
<p>Panelin kapanış konuşmasını TikTok Türkiye, Orta ve Güney Asya Küresel İş Geliştirme Lideri Barış Aldanmaz gerçekleştirdi. Aldanmaz, yeni medya platformlarının üretim kültürünü dönüştürdüğünü, genç kuşağın içerik tüketim alışkanlıklarının tamamen değiştiğini belirtti. Yaratıcı ekonomi, kısa video formatlarının yükselişi ve içerik algoritmalarının geleceği üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Aldanmaz, “Dijital aktivitelerin tümü değerlendirildiğinde oyun oynamak, film izlemek, sosyal medya gezintisi. Bugün en fazla zaman geçirilen platform TikTok. Türkiye’de ortalama kullanım süresi 90 dakikanın üzerinde. Dünyada ise bu süre 85–95 dakika arasında değişiyor. Videoların ortalama 15–20 saniye olduğu düşünülürse, bu da bir kullanıcının günde 400’den fazla içerik tükettiğini gösteriyor. Bu yoğun tüketimin kaynağını sadece TikTok’un başarısı olarak tanımlamak eksik kalıyor. Asıl önemli faktör, medyanın dönüşümünde doğru zamanda doğru yerde olmak” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-meets-2025te-sehircilik-enerji-ve-sporun-gelecegi-masaya-yatirildi-592969">İzmir MEETS 2025&#8217;te şehircilik, enerji ve sporun geleceği masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teknoloji ve İnovasyon Zirvesi&#8217;nde söz uzmanların: &#8220;Yapay zekayla insanlık tarihini değiştirecek muazzam eşik aşıldı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/teknoloji-ve-inovasyon-zirvesinde-soz-uzmanlarin-yapay-zekayla-insanlik-tarihini-degistirecek-muazzam-esik-asildi-592860</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 13:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[novasyon]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanların]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592860</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı’nın (EGEV) iş birliğiyle yapılan “Teknoloji ve İnovasyon”  temalı İzmirmeets programında birbirinden değerli fikirler öne çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/teknoloji-ve-inovasyon-zirvesinde-soz-uzmanlarin-yapay-zekayla-insanlik-tarihini-degistirecek-muazzam-esik-asildi-592860">Teknoloji ve İnovasyon Zirvesi&#8217;nde söz uzmanların: &#8220;Yapay zekayla insanlık tarihini değiştirecek muazzam eşik aşıldı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı’nın (EGEV) iş birliğiyle yapılan “Teknoloji ve İnovasyon”  temalı İzmirmeets programında birbirinden değerli fikirler öne çıktı. Sektörde kilit konumlarda görev yapan uzman isimlerin insanlığın geçirdiği evrelere ve keşiflere dikkat çektiği buluşmada yapay zeka ile muazzam bir eşiğin aşıldığı belirtildi. Ayrıca yapay zekanın insanlık tarihini değiştirecek noktaya ulaştığı da aktarıldı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı’nın (EGEV) iş birliğiyle organize edilen “Teknoloji ve İnovasyon” temalı İzmirmeets buluşması Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) başladı. Gün boyunca panellerle devam edecek programın açılış konuşmalarının ardından Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ‘AI ile Güçlenen Yaşam’ başlığı altında kullanımı evrensel boyuta erişen yapay zekanın durumu hakkında bilgiler verdi.</p>
<p><strong>“Muazzam bir eşiğin aşıldığını düşünüyoruz”</strong></p>
<p>Yapay zekanın gündelik hayata etkisi, kurumların dönüşümündeki rolü ve geleceğe açtığı yeni kapılar hakkında konuşan Özbilgin, Microsoft olarak bakış açılarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özbilgin, yapay zekanın kullanıcılarına anlamlı cevaplar verebilmesi, verilerin ülkeler arasında gezdirilmesi, veri yönetişimi, etik değerlerin sınırlarının çizilmesi ve zararlı olanların ayıklanmasıyla ilgili yoğun bir mesai harcandığını belirtti. Özbilgin, “Yapay zeka nedir? Bunun bir icat olduğunu düşünmemeye başladık. Yapay zekanın çalışma hayatımıza yeni boyut kattığını düşünüyoruz. Bir tarafta insan var, bir tarafta her an tam kapasitede yardımcı olacak bir zeka var. Ve o orada bekliyor. Biz istesek de istemesek de kurumlarımızda ve kamuda yapay zeka kullanılıyor. Son 18 ayda özellikle özel kurumlarda çalışanların yüzde 78’inden fazlası yapay zeka aracı kullanıyor. Buradaki soru kullanıp kullanmadığı değil güvenli bir şekilde kullanıyor mu? Çıktılar doğru mu? Teslim ettiği veri güvende mi? Kullanım olarak çok muazzam bir eşiğin aşıldığını düşünüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Yapay zekanın en önemli kısmı veri”</strong></p>
<p>‘Verinin Geleceği’ başlığı altındaki panelde konuşan Teknoloji Danışmanı Çiçek Çizmeci Devge ise, “Veri aslında şu anda kullandığımız yapay zekanın en önemli kısmı. Veriyi biraz insana benzetiyorum. Biz de veriyle, bilgiyle çalışıyoruz ve onu işliyor, kullanıyoruz. Şimdi de bütün bu sistemlerde veri neden önemli, nasıl daha iyi kullanabiliriz, Amerika’da, yurt dışında neler oluyor, Türkiye nasıl ulaşabilir? Panelde onlara bakacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Veriyi suya benzetiyoruz”</strong></p>
<p>Yapay zeka kullanımının önemine dikkat çeken KPMG Türkiye İnovasyon ve Teknoloji Danışmanlığı Lideri, Şirket Ortağı Gökhan Mataracı da, “Hepimizin içtiği su. Şişelerin arkasında insan sağlığı için dikkat ettiği tanımlar var. Biz de diyoruz ki; insan için su neyse kurumlar için veri odur. Biz verimizi tanımlamazsak, ne olduğunu bilmezsek, kalitesini ölçmezsek yapay zeka teknolojileri bizi zehirler. Çünkü yanlış kararlar almamıza neden olur. İçindekilerin ne olduğunu bilirsek, emin olursak sağlığımıza dokunmaz. Veriyi suya benzetiyoruz” diye konuştu</p>
<p><strong>“Veri ve yapay zeka günümüzdeki insanlık tarihini değiştirecek noktada”</strong></p>
<p>Panelde söz alan Consulting 4 Genel Müdürü Serter Baltacı ise, “Cemil Başkan’ımız geleceği yazmak istiyoruz İzmir olarak dedi. Biz de yedi şirketimizde yeni teknolojileri kullanarak geleceği yazacağız. İnsanın hayatına dokunan inovasyonlara bakalım. Kimse internetsiz yaşayacağını düşünmüyor. Öncesinde cep telefonu, telefon, elektrik var. En gerilere gidersek bence insanlık tarihindeki en büyük inovasyon ateş. O gün ateş yakmak için kullanılan odun, ağaç neyse bugün de veri aslında o. Bugünün en büyük inovasyonu yapay zeka. O zamanın yakıtı odunsa bugünün de yakıtı aslında veri. Veri ve yapay zeka günümüzdeki insanlık tarihini değiştirecek noktada” dedi.</p>
<p>Program; ‘Şehircilikte Gelecek’, ‘Enerjide ve Teknolojide Gelecek’, ‘İZQ ile Girişimcilik ve Dijital Dönüşümde Gelecek’, ‘Sporda Gelecek’, ‘Gelecekte Yeni Medya’ panelleriyle devam etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/teknoloji-ve-inovasyon-zirvesinde-soz-uzmanlarin-yapay-zekayla-insanlik-tarihini-degistirecek-muazzam-esik-asildi-592860">Teknoloji ve İnovasyon Zirvesi&#8217;nde söz uzmanların: &#8220;Yapay zekayla insanlık tarihini değiştirecek muazzam eşik aşıldı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka çağında karar yine insanın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-caginda-karar-yine-insanin-592782</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 08:57:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[çağında]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[ürünü]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yine]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592782</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, her yıl Kasım ayının üçüncü perşembe günü kutlanan Dünya Felsefe Günü dolayısıyla dijital çağda felsefenin önemine değindi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-caginda-karar-yine-insanin-592782">Yapay zeka çağında karar yine insanın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, her yıl Kasım ayının üçüncü perşembe günü kutlanan Dünya Felsefe Günü dolayısıyla dijital çağda felsefenin önemine değindi.</p>
<p><strong>Felsefe farklılıklarla birlikte düşünme becerisini geliştirmeye çağırıyor</strong></p>
<p>Unesco’nun, Dünya Felsefe Gününün felsefe ile ilgilenen herkese ait olduğunu söylediğine işaret eden Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, “Dünya Felsefe Günü, çağımızın problemlerini ve krizlerini akılcı, kültürlerarası diyaloğu güçlendirerek tartışabileceğimiz hoşgörülü bir ortam yaratmaya aracı olmayı hedefler. Yani felsefe yalnızca kendimizi anlamak ve tanımakla yetinen bir etkinlik değildir; aynı zamanda bizden farklı olanla karşılaşmak, bu farklılıkları tanımak ve bu farklılıklarla birlikte düşünmek becerisini de geliştirmeye çağıran bir etkinliktir.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital çağda, düşünmenin ve sorgulamanın anlamı değişti mi?</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin hayatlarımızı önemli oranda kolaylaştırdığı ve ilerleyen dönemlerde daha da kolaylaştıracağı gerçeğini görmenin gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, “Yapay zeka aracılığıyla üzerinde düşündüğümüz ya da araştırma yaptığımız konular hakkında her zamankinden çok daha fazla veriye ulaşabiliyoruz. Yine yapay zeka bu veriyi işleyebiliyor ve bize anlamlı sonuçlar verebiliyor. Ancak bu dijitalleşme insanın üzerinden kendi yaşamıyla ve varoluşuyla ilgili önemli sorularla meşgul olmak ve bu sorulara kendi yaşamlarında aldıkları kararlar ve yaptıkları tercihlerle birtakım cevaplar aramak ve vermek sorumluluğunu alamaz. Örneğin yapay zekaya aklımıza gelen tüm soruları sorabiliriz ancak ne yapacağımız ve nasıl yaşayacağımızla ilgili nihai karar her zaman bize ait olmak zorunda. Bu nedenle eleştirel düşünebilme, kendimize, başkalarına ve dünyaya ilişkin içten bir merak ve sorgulama hiçbir zaman yapay zeka ile gerçekleştirilemez. Dijital çağda da düşünmenin ve sorgulamanın anlamının değişmediğini ancak eskisine oranla çok daha büyük bir önem, değer ve aciliyet kazandığını söyleyebiliriz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Teknolojinin dönüştürücü gücünü sorgulama felsefi bir ihtiyaç</strong></p>
<p>İnsanın dünya üzerinde var olmaya başladığı ilk andan itibaren hem kendisine hem de etrafında yaşadığı dünyaya şu veya bu şekilde bir anlam yüklediğini kaydeden Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, “Onu belirli bir şekilde yorumlamış ve dönüştürmüştür. Teknoloji de bu dönüştürme araçlarından bir tanesidir aslında. Dolayısıyla teknoloji aracılığıyla insanın kendisini ve yeryüzünü nasıl dönüştüreceği ve neye dönüştüreceği teknolojinin kendisinin cevaplayamayacağı açık bir soru olarak durmaktadır. Günümüzde yaşanan savaşları, hammadde ve iklim krizlerini düşünecek olursak bu soru son derece hayati ve acil bir sorudur. Bu soru ancak felsefi etkinliğin ve felsefece bir yaşamın teori ve pratiğin önünde açabileceği yeni ufuklar içinde ele alınabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Yapay zeka felsefesi adı altında ele alınabilecek kendine özgü bir alandan bahsetmenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, “Yapay zeka felsefesi yapay zekanın hayatlarımızda kapladığı yerin ortaya çıkarabileceği çeşitli ahlaki ve pratik soruları, insan zihni ve yapay zeka arasındaki ilişkileri, farklılıkları ve benzerlikleri, insan ve makineler arasındaki ilişkileri ele alır ve tartışır.” dedi.</p>
<p><strong>Yakın zamanda bilinçli bilgisayarlar programlamamız pek mümkün görünmüyor</strong></p>
<p>Yapay zekanın “düşünebilme” ya da “bilinç” sahibi olma kapasitesi olup olmadığını değerlendiren Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Zeka sorun çözme becerisi anlamına gelirken bilinç acı, neşe, aşk ve öfke gibi şeyleri hissedebilme ve kendinin farkında olabilme becerisini de ifade eder. Yapay zeka, verilerle sorun çözme konusunda insandan çok daha becerikli bir hale gelebilir. Ancak bu onun zamanla bilinç kazanacağı anlamına gelmez. Biz henüz bilincin kökeni ve nasıl ortaya çıktığı hakkında yeterince bilgi sahibi olamadığımız için yakın zamanda bilinçli bilgisayarlar ya da makineler programlamamız pek mümkün görünmüyor gibi. Bu konuya ilgisi olanlar Yuval Noah Harari’nin 21. YY Dersleri isimli kitabına bakabilirler.”</p>
<p><strong>Yapay zeka insan ürünü olan fikir ve düşünceleri işleyip ortaya yeni bir felsefe atabilir</strong></p>
<p>İnsan aklının ürünü olan bir sistemin, kendi felsefesini oluşturup oluşturamayacağı konusunu da ele alan Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İnsan ürünü bir sistem, bir felsefe yaratması söz konusu olduğunda ancak insanı taklit edebilir. İnsan aklının ürünü olan bir sistem derken yapay zeka benzeri bir sistemden bahsediyorsak eğer yapay zeka yalnızca insan ürünü olan fikir ve düşünceleri bir veri olarak işleyip ortaya yeni bir felsefe atabilir. Ama bu felsefe insan aklının ürettiklerinden bağımsız olamaz; insanların toplu birikimlerini aktardıkları verilerin derlenmesi ile ortaya daha önce yazılmamış daha kapsamlı felsefe tarihi derlemelerinden ortaya felsefi teori örnekleri çıkartabilir. Kaldı ki yapay zekanın ortaya attığı felsefe ne tür bir soru etrafında şekillenecek yani başlangıç noktası ne olacak? Yapay zeka neden yeni bir felsefi sistem ortaya atmaya ihtiyaç duysun? Bunu ancak kendisi dışındaki bir etki nedeniyle örneğin bir insanın bunu talep etmesi üzerine yapabilir. Felsefe ancak insana özgü bir anlamlandırma ihtiyacının ürünü olarak kendi otantikliğini koruyabilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-caginda-karar-yine-insanin-592782">Yapay zeka çağında karar yine insanın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yılmaz Vural Corendon Sport Talks&#8217;ta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yilmaz-vural-corendon-sport-talksta-592661</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 17:07:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[corendon]]></category>
		<category><![CDATA[Corendon Sport Talks]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sport]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[talks]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[vural]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592661</guid>

					<description><![CDATA[<p>Corendon Sport Talks’un yeni bölümüne konuk olan Türk futbolunun efsane ismi Yılmaz Vural, hem sahaların içinden hem de hayatın tam ortasından konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yilmaz-vural-corendon-sport-talksta-592661">Yılmaz Vural Corendon Sport Talks&#8217;ta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Corendon Sport Talks’un yeni bölümüne konuk olan Türk futbolunun efsane ismi Yılmaz Vural, hem sahaların içinden hem de hayatın tam ortasından konuştu. “Futbol sadece taktik değil, insana dair bir hikâye” diyen Vural, futbolu birleştirici gücüyle anlattı, eğlence kültürünün ve eğitimli antrenörlerin önemine dikkat çekti.</p>
<p>Türk futbol tarihine damgasını vuran Yılmaz Vural’ın konuk olduğu Corendon Sport Talks’un yeni bölümü, futbolun sadece sahadaki değil, hayatın içindeki anlamına da ışık tutuyor.<br /> Vural’ın hikâyesi, mizahı ve samimiyetiyle bezeli bu özel bölüm, futbolseverler için hem nostaljik hem de ilham verici bir seyir sunuyor.</p>
<p><strong>“Bir dakika sonrasını bilmediğimiz bir hayatı bu kadar ciddiye almanın anlamı ne?”</strong></p>
<p>Programda pandemi döneminde yaşadığı ölüm kalım mücadelesini anlatan Yılmaz Vural, bu deneyimin hayat felsefesini tamamen değiştirdiğini söyledi: “<em>Bir halüsinasyon gibi bir şey gördüm, bembeyaz bir yoldan geçerken aksakallı dedeler bana ‘hoş geldin’ dediler. Dedim ki; ‘Bir yanlışınız var, benim bir dakikam daha var.’ O andan sonra hayata bakışım değişti. Bir dakika sonrasını bilmediğimiz bir hayatı bu kadar ciddiye almanın anlamı ne?”</em></p>
<p>Vural, bu farkındalıktan sonra hayatı daha çok gülümsemeyle karşıladığını dile getirdi: <em>“Ben kendi sorunlarımı dışa yansıtmam. Herkes bunalmış zaten, insanların güzel tarafını görsünler.”</em></p>
<p><strong>“Futbol, insanları birleştiren bir sosyal olaydır”</strong></p>
<p>Türk futbolunun duayeni, futbola bakışını “sosyal bir olay” olarak tanımladı: <em>“Futbolu yöneten insanların çoğu futbolla uzaktan yakından ilgisi olmayan kişiler. Halbuki futbol, bir milletin aynasıdır. Tribünde herkes kimliğini dışarıda bırakır, herkes aynı coşkuda birleşir. Dünyada insanları bu kadar birleştiren başka bir alan yok.”</em></p>
<p><em>“Burası insanların agresif duygularını tatmin edecekleri bir yer değil; burası eğlence sektörü. Gel, eğlen, deşarj ol, sonra işine git.”,</em></p>
<p><strong>“Kahraman sensin, biz sadece bir oyun oynadık”</strong></p>
<p>Yılmaz Vural, 2002 Dünya Kupası’nda Türkiye’nin dünya üçüncülüğünü kazandığı günlerde yaşadığı bir anıyı paylaşarak, futbolun ülke insanı üzerindeki etkisini duygusal bir dille anlattı: <em>“Uçak Yeşilköy’e iniyordu, iki savaş uçağı yanımıza geldi. Pilot dedi ki ‘kahramanlar ülkenize hoş geldiniz.’ Hala duyuyorum o sesi. İçimden dedim ki ‘Ne kahramanı, kahraman sensin! Biz sadece bir oyun oynadık, güzel bir sonuç aldık.’ Ama o an anladım ki insanlar kendinden daha kahraman görüyor seni.”</em></p>
<p>O günü unutamadığını belirten Vural, sözlerine şöyle devam etti: <em>“Uçaktan indik, çift katlı otobüsle Taksim’e gidiyoruz. 1 Mayıs’ta bile o kadar kalabalık olmaz. Her yer kırmızı-beyaz, insanlar ağlıyor, bayraklar sallanıyor. Yanımda çok şık bir hanımefendi vardı, ben de kendi kendime ‘Allah’ım sana teşekkür ediyorum, böyle bir mesleği icra etme şansı verdin bana’ dedim.”</em></p>
<p><strong>“Futbol karakterin aynasıdır”</strong></p>
<p>Yılmaz Vural, futbolun yalnızca taktiklerle değil, insan doğasının tüm yönleriyle oynandığını vurguladı:<em> “Bir oyunda paylaşmak, sevinmek, üzülmek, kulis yapmak, hayatta ne varsa futbolda da var. Futbol topu bir obje, ama asıl yarışan karakterlerdir. Ayağınıza top geldiğinde kim olduğunuzu gösterirsiniz. Korkusuzluğunuz, cesaretiniz, insani tarafınız sahaya yansır.”</em></p>
<p><em>“Bence insanların beni sevmesinin nedeni de bu… Futbolu hayatın insanlaşmış bir biçimi olarak görüyorum.”</em></p>
<p><strong>“Türkiye’de futbolu eğitimsizlik yönetiyor”</strong></p>
<p>Vural, Türkiye futbolunun en büyük sorunlarından birinin eğitimsizlik olduğunu vurguladı: <em>“Futbolu yöneten insanların çoğu bu oyunun ruhunu bilmiyor. Eğitimli teknik direktör sayımız çok az. Bu ülkede 600’den fazla teknik direktör var ama milli takımda bir tane bile Türk antrenörümüz yok. Bu, sistemin eksikliğidir.”</em></p>
<p><em>“Futbol sadece sistemle değil, kültürle oynanır. Ayağınıza top geldiğinde karakteriniz sahaya yansır. O yüzden antrenörlük sadece bilgi değil, insana dokunma sanatıdır.”</em></p>
<p><strong>“Benim işim insanları güldürmek, çünkü herkes yeterince bunalmış”</strong></p>
<p>Saha kenarındaki enerjisiyle her zaman fark yaratan Yılmaz Vural, yıllardır Türkiye’nin yüzünü güldüren bir isim olarak biliniyor. <em>“Benim işim insanları güldürmek, çünkü herkes yeterince bunalmış. Herkesin içinde bir karanlık var ama ben insanların güzel tarafını göstermek istiyorum.”</em></p>
<p>Program boyunca renkli anekdotlarıyla izleyenleri hem güldüren hem düşündüren deneyimli teknik adam, <em>“Futbolun eğlence yönünü hatırlamak zorundayız. Çünkü hayat, o bir dakikanın içinde geçiyor”</em> sözleriyle bölüme damgasını vurdu.</p>
<p><strong>Yılmaz Vural’dan genç antrenörlere mesaj:</strong></p>
<p><em>“Eğitim alın, sabırlı olun, popülerliğin değil emeğin peşinden gidin. Futbol insanın karakterini ortaya çıkarır. Oyuncunuza sadece sistemi değil, insanlığı da öğretin.”</em></p>
<p>Corendon Sport Talks’un bu özel bölümü, İngilizce altyazı ve işaret dili desteğiyle YouTube üzerinden izlenebilir: https://www.youtube.com/watch?v=iTkOdWMV7ZI </p>
<p><strong>Spora değer katan yayın serisi: Corendon Sport Talks</strong></p>
<p>Havacılık ve turizm sektörlerinde pek çok yeniliği hayata geçirerek milyonlarca misafirini hayallerindeki tatil destinasyonlarına uçuran Corendon Airlines, 20. kuruluş yılını kutluyor. Corendon Airlines, bu anlamlı yılda hayata geçirdiği Corendon Sport Talks video serisiyle, spora verdiği desteği bir kez daha ortaya koyuyor. Sporun birleştirici gücünü merkeze alan bu özel projede, Türk spor tarihine iz bırakan isimlerin ilham verici hikâyeleri ekranlara taşınıyor.</p>
<p>Spor dünyasına farklı bir bakış sunmayı hedefleyen Corendon Sport Talks’un 2025 yılında yayınlanan bölümlerinde konuk olan isimler şöyle:</p>
<ul>
<li>Onvo Antalyaspor Teknik Direktörü Emre Belözoğlu ve Corendon Turizm Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer</li>
<li>Beşiktaş JK eski başkanı, iş insanı ve spor yöneticisi Hüseyin Yücel, FIFA eski hakemi ve futbol yorumcusu Fırat Aydınus</li>
<li>Muratpaşa Belediyesi Spor Kulübü Genç Kızlar Voleybol Takımı&#8217;ndan Dora Badem, Yaren Çalışkan ve Selvi Alpaslan</li>
<li>Gazeteci, sunucu ve futbol yorumcusu Ersin Düzen, eski milli futbolcu ve futbol yorumcusu Nihat Kahveci ile eşi sunucu Fulya Sever Kahveci</li>
<li>Eski milli basketbolcu ve TBF Sportif Direktörü Alper Yılmaz ile eski milli basketbolcu ve Türkiye Basketbol Federasyonu Başkan Vekili Harun Erdenay</li>
<li>Corendon Alanyaspor&#8217;un teknik direktörü João Pereira</li>
<li>Profesyonel Tur Rehberi, Turizm Pazarlama Uzmanı ve Sürdürülebilir Turizm Gönüllüsü Ceylan Şensoy ile biricik annesi Milli Atlet ve Antrenör Çiçek Solon Şensoy</li>
<li>Corendon Alanyaspor kaptanı, Türk millî futbolcu Efecan Karaca</li>
<li>Corendon Airlines Tahtalı Run to Sky yarışının organizatörlerinden ve Merrell Skyrunner® World Series direktörü Andres Olivera ve Amerikalı profesyonel koşucu Morgan Eliiot</li>
<li>Triatlet ve içerik üreticisi Fatih Topçu</li>
<li>Fenerbahçe Kadın Futbol Takımı Kaptanı, Türk Millî Futbolcu Yağmur Uraz</li>
<li>Spor Spikeri ve Sunucu Ertem Şener</li>
<li>Spor spikeri, sunucu ve gazeteci Fuat Akdağ</li>
<li>Ünlü oyuncu ve sunucu Selçuk Yöntem</li>
<li>Eski milli futbolcu ve teknik direktör Arda Turan</li>
<li>Hull City AFC futbol takımı sahibi Acun Ilıcalı</li>
<li>Polonya asıllı Alman futbolcu Lukas Podolski</li>
<li>Türk teknik direktör ve eski millî futbolcu Mustafa Denizli</li>
<li>2024 Avrupa Güreş Şampiyonası altın madalya sahibi milli güreşci Nesrin Baş</li>
<li>A Milli Kadın Voleybol Takımı Liberosu ve Eczacıbaşı Dynavit kaptanı Simge Aköz</li>
<li>Argeus Travel &#038; Events Yönetici Ortağı ve Salomon Cappadocia Ultra-Trail Organizatörü Aydın Ayhan Güney ile; belgesel yapımcısı, Sport Point Extreme CEO’su ve Kurucu Ortağı, ayrıca Skechers Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Kurucu Ortağı Orkun Olgar</li>
<li>Wellness &#038; Yoga Eğitmeni, Sunucu ve Yazar Ece Vahapoğlu, Joy of Athletics &#038; Gurme Run Kurucusu, Eski Milli Triatlet Bahar Saygılı ve Team Corendon ekibinde yer alan Corendon Airlines çalışanlarından Uçuş Operasyon Uzmanı Ali Özkan ile Uçuş Ağı Planlama ve Zamanlama Müdür Yardımcısı Ceren Küçükçetin</li>
<li>Dünya ve Avrupa Karate Şampiyonu, Milli sporcu Serap Özçelik Arapoğlu</li>
</ul>
<p>Corendon’un, Corendon Sport Talks video serisinin yanı sıra spor dünyasına değer katmak hedefiyle yaptığı çalışmalar Corendon Sports Instagram sayfasından takip edilebiliyor: https://www.instagram.com/corendonsports/  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yilmaz-vural-corendon-sport-talksta-592661">Yılmaz Vural Corendon Sport Talks&#8217;ta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigortacılık Sektörü ve İş Fırsatları KTO Karatay Üniversitesi&#8217;nde Ele Alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sigortacilik-sektoru-ve-is-firsatlari-kto-karatay-universitesinde-ele-alindi-592528</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 14:57:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[fırsatları]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[karatay]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[kto]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[sigortacılık]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592528</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigorta sektöründeki iş fırsatlarının ve öğrencilerin iş dünyasına hazır olmaları için kariyer planlamasında yol gösterildiği, Türkiye’nin en köklü kurumları Türkiye Sigorta Birliği ve NTV iş birliği ile gerçekleştirilen “Sigortacılık Sektöründe İş Fırsatları” programı Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi’nde düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigortacilik-sektoru-ve-is-firsatlari-kto-karatay-universitesinde-ele-alindi-592528">Sigortacılık Sektörü ve İş Fırsatları KTO Karatay Üniversitesi&#8217;nde Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Sigorta sektöründeki iş fırsatlarının ve öğrencilerin iş dünyasına hazır olmaları için kariyer planlamasında yol gösterildiği, Türkiye’nin en köklü kurumları Türkiye Sigorta Birliği ve NTV iş birliği ile gerçekleştirilen “Sigortacılık Sektöründe İş Fırsatları” programı Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi’nde düzenlendi.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gençlerin geleceğin iş dünyasına hazır olmaları için rehberlik yapmanın ve özellikle işletme, ticaret, ekonomi, finans, sigorta bölümünde öğrenim gören öğrencilere yönelik kariyer planlamasının da amaçlandığı projede, KTO Karatay Üniversitesi öğrencileri sektörün önde gelen isimleri ile bir araya geldi. Program; Gazeteci Noyan Doğan’ın moderatörlüğünde, Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç ve Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yrd. Ahmet Yaşar’ın katılımı ile gerçekleşti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Konya’nın İhracatı 25 Yıl İçinde 36 Misline Çıktı”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Konya’nın ihracatının 25 yıl içinde 36 misline çıktığını söyleyen Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk; “Konya, 2000&#8217;li yılların başında yalnızca 80–100 milyon dolar seviyesinde ihracat yapan bir şehirdi. Bugün ise geldiğimiz noktada, Konya geçen yılı 3,5 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Bu rakam, 25 yıl içerisinde yaklaşık 35–36 katlık bir artışa tekabül ediyor. Aynı dönemde Türkiye’nin genel ihracatına baktığımızda ise ülkemizin ihracatının 8–9 kat büyüdüğünü görüyoruz. Bu çerçevede, içinde bulunduğumuz dönemin daha sağlıklı bir şekilde yönetilebilmesi için mevcut ekonomik programlara bazı ilave düzenlemelerin yapılması gerektiğine inanıyoruz. Özellikle yakın gelecekte yetkinlik odaklı bir iş gücü ihtiyacının öne çıkacağını öngörüyoruz. Bu nedenle öğrencilerimizin ve gençlerimizin yetkinliklerini güçlendirmelerini son derece önemli buluyoruz. Çünkü bu gelişim hem onların bireysel gelecekleri açısından hem de aileleri, şehirleri, ülkeleri ve içinde yaşadığımız dünya için de daha verimli ve sürdürülebilir bir katkı sağlayacaktır” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“İnsanlığa Fayda Sağlayacak Çalışmalar Yapmaya Devam Ediyoruz”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç; “Konya Ticaret Odası’nın üniversitesi olmamız büyük bir katma değer sağlıyor. Sigortacılık sektörüne katkı sağlayacak nitelikli istihdamın artırılması adına Sigortacılık ve Sosyal Güvenlik Bölümü alanında eğitim veren tek vakıf üniversitesiyiz. Bugün sigortacılık sektöründe ihtiyaç duyulan insan kaynağı niteliğini artırmak, yarının profesyonellerini bugünden hazırlamak bizim en büyük hedefimiz. Bu doğrultuda akademik kadromuz ve sektörle olan iş birliklerimizle, ülkemizin kalkınmasına katkı sunmaya ve insanlığa fayda sağlayacak çalışmalar yapmaya devam ediyoruz” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Türk Sigorta Sektörü Her Zaman Büyüme Aşamasında”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yrd. Ahmet Yaşar; “Türkiye, bugün dünyanın 18. büyük ekonomisi konumunda ve 16. sıraya yükselme yolunda da hızla ilerliyor. Sigortacılık sektörüne baktığımızda ise Türk sigorta sektörü olarak dünya genelinde 33. sıradayız. En büyük hedefimiz, ülkemizin ekonomik konumuyla paralel bir noktaya ulaşmak. Yani Türkiye ekonomisi 18. sıradaysa, sigorta sektörü olarak bizim de en az 18. sıraya yükselmemiz gerekiyor. Veriler gösteriyor ki Türk sigorta sektörü sürekli büyüme eğiliminde. Ülkemiz geliştikçe, sanayi ve ticaret hacmi genişledikçe sigortacılık sektörü de aynı oranda ivme kazanacaktır. Bu nedenle sigortacılığın geleceğin meslekleri arasında yer aldığına yürekten inanıyorum. Gelişen teknoloji, yapay zekâ uygulamaları ve robotik süreçler sektörün işleyişini dönüştürse bile, sigortacılık doğrudan insanla temas eden bir alan. Bu sebeple sektör olarak nitelikli insan kaynağına her zaman ihtiyaç duyacağız” ifadelerine yer verdi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yoğun ilgi gören program, konuşma bölümünün ardından düzenlenen panelle devam etti. Program; akademisyenler, öğrenciler, katılımcıların sorularının yanıtlanması ile sona erdi.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigortacilik-sektoru-ve-is-firsatlari-kto-karatay-universitesinde-ele-alindi-592528">Sigortacılık Sektörü ve İş Fırsatları KTO Karatay Üniversitesi&#8217;nde Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehir Tiyatroları &#8220;Köpek Kalbi&#8221; Oyunuyla Bursa&#8217;da</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolari-kopek-kalbi-oyunuyla-bursada-592507</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 09:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kasım]]></category>
		<category><![CDATA[köpek]]></category>
		<category><![CDATA[oyunuyla]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[süren]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatrolar]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592507</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu arasında süregelen kurumsal iş birliği Kasım ayında da yeni oyunlarla devam ediyor. Tiyatrolar arasındaki değişim programı sayesinde seyirciler farklı yorumları sahnede görme imkanına kavuşacaklar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolari-kopek-kalbi-oyunuyla-bursada-592507">Şehir Tiyatroları &#8220;Köpek Kalbi&#8221; Oyunuyla Bursa&#8217;da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu arasında süregelen kurumsal iş birliği Kasım ayında da yeni oyunlarla devam ediyor. Tiyatrolar arasındaki değişim programı sayesinde seyirciler farklı yorumları sahnede görme imkanına kavuşacaklar.</p>
<p>Düzenlediği şehir dışı turnelerle sadece İstanbul&#8217;un değil, farklı illerin de sanat yaşamına katkıda bulunmayı amaçlayan İBB Şehir Tiyatroları, “Köpek Kalbi” oyunuyla Bursa seyircisiyle buluşuyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği “Köpek Kalbi” 19, 20, 21 Kasım 2025 tarihlerinde 20.00’de, 22 Kasım 2025 tarihinde 15.00 ve 20.00’de Tayyare Kültür Merkezi’nde seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><b>Bursa Şehir Tiyatrosu “Kısa Süren Saltanat” Oyunuyla İstanbul’da</b></p>
<p>Tiyatro sezonu boyunca yurt içi ve yurt dışından tiyatroları sahnelerinde ağırlayan İBB Şehir Tiyatroları Kasım ayında Bursa Şehir Tiyatrosu’nu konuk ediyor.</p>
<p><b>John Steinbeck</b>’in yazdığı, <b>Emrah Eren</b>’in yönettiği “Kısa Süren Saltanat”, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde seyirciyle buluşuyor.</p>
<p>Oyunda <b>Murat Liman, Nihal Türkseven Erten, Mehmet Eren Topçak, Tuba Bayram, Yüksel Hakverdi, Faruk Oğur, Aykan Yılmaz</b> rol alıyor.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p>Oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. </p>
<p><b>KISA SÜREN SALTANAT (Konuk Oyun-Bursa Şehir Tiyatrosu)</b></p>
<p>Yazarın 1957’de yayımlanan tek politik taşlaması “Kısa Süren Saltanat”, demokratik çarelerin tükendiği bir yönetim krizini, yeniden monarşiyi ilan ederek çözmeye çalışan zamansız bir Fransa fonunda geçer. Karısı ve kızıyla mütevazı evinin terasında teleskobuyla yıldızları inceleyerek neredeyse münzevi bir yaşam süren, kral soyunun son temsilcisi Mösyö Pippin Heristal, ertesi gün kendini Versailles Sarayı’nda Fransa Kralı olarak buluverir!</p>
<p>Steinbeck’in hayali Paris’inde, uzlaşmamaya yeminli siyasi partiler, arsız aristokratlar, her yanı kaplamış tozlar, yumurtalar, havyarlar havalarda uçuşurken, Büyük Charlemagne’ın soyundan gelen IV. Pippin ve ailesini nasıl bir gelecek beklemektedir?</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehir-tiyatrolari-kopek-kalbi-oyunuyla-bursada-592507">Şehir Tiyatroları &#8220;Köpek Kalbi&#8221; Oyunuyla Bursa&#8217;da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusan Contemporary ve Yuvam Dünya iş birliğiyle Kamu Programları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/borusan-contemporary-ve-yuvam-dunya-is-birligiyle-kamu-programlari-2-592234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 09:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alanı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[birliğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[borusan]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Contemporary]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[contemporary]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>
		<category><![CDATA[yuvam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Borusan Contemporary’nin 2025-2026 sezon sergisi “Dönüşen Yeryüzü”, çağımızın en önemli görsel tanıklarından biri olarak kabul edilen Kanadalı fotoğraf sanatçısı Edward Burtynsky’nin çarpıcı kareleriyle izleyiciyi buluşturmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/borusan-contemporary-ve-yuvam-dunya-is-birligiyle-kamu-programlari-2-592234">Borusan Contemporary ve Yuvam Dünya iş birliğiyle Kamu Programları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Borusan Contemporary’nin 2025-2026 sezon sergisi <strong>“Dönüşen Yeryüzü</strong>”, çağımızın en önemli görsel tanıklarından biri olarak kabul edilen <strong>Kanadalı fotoğraf sanatçısı Edward Burtynsky’nin</strong> çarpıcı kareleriyle izleyiciyi buluşturmaya devam ediyor. Perili Köşk’ün katlarına yayılan sergi, insanın yeryüzündeki izlerine odaklanarak izleyiciyi derin bir düşünsel yolculuğa davet ediyor. Kırk yılı aşkın kariyeri boyunca insanın yeryüzündeki izlerini belgeleyen sanatçı, çalışmalarında bu izlerin uzun vadeli sonuçlarını görünür kılarken, neleri kaybetmekte olduğumuzu ve gelecek kuşaklara nasıl bir dünya bırakacağımızı sorgulamaya çağırıyor.</p>
<p>Sanatçının etik ve estetiğin kesişiminde şekillenen üretiminden hareketle hazırlanan kamusal programlar <strong>Yuvam Dünya Derneği</strong> iş birliğiyle geliştirildi. Program serisi, iklim kriziyle mücadelede toplumsal ve bireysel farkındalığı artırmayı amaçlıyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Çocuklarımız Geleceğimiz: Yuvam Dünya Çocuk Atölyeleri</strong></p>
<p>Çocuk Atölyeleri, kasımda başlayarak 8-12 yaş grubundaki çocuklara yönelik birbirinden eğitici ve eğlenceli içerik çalışmaları sunuyor. “Böcek Kaşifi” ve “Biyoçeşitlilik Koruyucusuyum” atölyeleriyle başlayacak olan program, çocuklara biyoçeşitlilik ve ekosistem farkındalığı kazandırmayı hedefliyor. Haziran 2026’ya kadar devam edecek bu hafta sonu eğitimleri çocukları doğanın bir parçası olarak düşünmeye, gezegenimizin dengesini korumak için harekete geçmeye davet ediyor.</p>
<p><strong>Yetişkin Atölyeleri</strong></p>
<p>Yetişkinlere yönelik olarak planlanan <strong>“Yeryüzüyle Diyalog: Görünen ve Görünmeyen İzler”</strong> ve <strong>“Bir Sanat Eserinden Bir Ekosisteme Bakmak: Ormanlardan Öğrenmek”</strong> atölyeleri, sanat ve bilimin kesişiminde konumlanarak katılımcılara yeni bir farkındalık alanı açmayı amaçlıyor. Burtynsky’nin “Dönüşen Yeryüzü” sergisindeki çarpıcı görüntülerden hareketle tasarlanan, Aralık ayında başlayacak bu buluşmalar, katılımcılara doğayla kurduğumuz ilişkiyi yeniden düşünme, ekolojik farkındalıklarını derinleştirme ve sürdürülebilir bir gelecek için bireysel sorumluluk alanlarını keşfetme olanağı sunacak.</p>
<p><strong>Yuvam Dünya Videocast Serisi</strong></p>
<p>Yuvam Dünya, 2025 yılı itibarıyla çevre ve sürdürülebilirlik temalı özel bir videocast serisi başlatıyor. Seride çevre bilinci, sürdürülebilir yaşam ve iklim krizinin ekosistemimiz üzerindeki etkileri gibi küresel öneme sahip konulara odaklanılacak. Ayda bir yayımlanacak her bölümde, alanında uzman konuklarla derinlemesine sohbetler yapılacak ve dinleyicilere ilham veren fikirler, uygulamalar ve çözümler sunulacak. </p>
<p>Aralık ayında yayımlanacak ilk videocast, <strong>“Sürdürülebilir Sanat ve Toplum”</strong> başlığını taşıyor ve Borusan Contemporary Direktörü <strong>Dr. Kumru Eren</strong> konuk oluyor. Serinin ikinci bölümü ise <strong>“Sürdürülebilir Mutfak ve Doğal Yaşam”</strong> temasıyla, Yeşil Michelin yıldızlı Şef <strong>Emre Şen</strong>’i ağırlayacak.</p>
<p>İzleyen bölümlerde Yuvam Dünya Bilim Kurulu’ndan <strong>Prof. Dr. Doğanay Tolunay “Değişen İklimde Erozyon Etkisi” </strong>ve <strong>Prof. Dr. Gülşen Aytaç</strong> “<strong>Değişen İklimde Kent Mimarisinin Etkisi</strong>” başlıklarıyla konuk olurken, seri <strong>Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık</strong>’ın yer aldığı “<strong>Sivil Toplumun İklimle Mücadelesi” </strong>bölümüyle sona erecek.</p>
<p>Bölümler, eş zamanlı olarak <strong>Yuvam Dünya</strong> ve <strong>Borusan Contemporary</strong>’nin sosyal medya hesaplarında izleyiciyle buluşacak.</p>
<p><strong>“İlhamı eyleme dönüştüren bir yolculuk”</strong></p>
<p>Borusan Contemporary Direktörü Dr. Kumru Eren, bu anlamlı iş birliği hakkında şunları söyledi:“Antroposen kadar insan gücünü olduğu kadar insanın çaresizliğini temsil eden bir çağ olmamıştı. Edward Burtynsky’nin kırk yılı aşan sanat pratiği bu çağımızı çarpıcı bir görsellik ve etik sorgulamayla ele alıyor. Yuvam Dünya ile yürüttüğümüz iş birliği, bu sorgulamayı yalnızca bir sanat deneyimi olarak değil, aynı zamanda farkındalık yaratan bir toplumsal diyaloğa dönüştürmeyi hedefliyor. Bu sergi, günümüzün en kritik meselelerinden biriyle yüzleşmek için ortak bir zemin oluşturuyor.”</p>
<p>Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık ise şunları ekledi: “Bu sergi yalnızca gezegendeki izimizi göstermiyor; geleceğe hangi izleri bırakmak istediğimizi de sorgulatıyor. Yuvam Dünya olarak sanatın insan kalbine ve davranışlarına dokunabilen güçlü dönüşüm araçlarından biri olduğuna inanıyoruz. Borusan Contemporary ile kurduğumuz bu iş birliği, ilhamı eyleme dönüştüren bir yolculuk. Çocuklardan yetişkinlere herkes için öğrenme, hissetme ve harekete geçme alanı yaratıyoruz.</p>
<p>Amacımız, gezegeni korumayı bir zorunluluktan çıkarıp kolektif bir sorumluluğa dönüştürmek. Çünkü dayanıklı bir gelecek, bugün attığımız adımlarla mümkün. Ve biz, gelecek nesli güçlendirmek için buradayız.”</p>
<p><strong>“Dönüşen Yeryüzüne Söz Ver”</strong></p>
<p>Ocak ayı itibarıyla ziyaretçi etkileşimi odağında, sergi alanında izleyicilerin iklim ve ekoloji temalarında geleceğe iletmek istedikleri mesajları dijital olarak paylaşabilecekleri bir etkileşim alanı açılacak.</p>
<p><strong>Sergiye entegre edilmiş özel videolar</strong></p>
<p>Yuvam Dünya Bilim Kurulu üyeleriyle ve ekoloji, iklim alanlarında çalışan akademisyenlerle çekilecek video serisi, sergi içi QR entegrasyonu ile serginin tamamlayıcısı olarak izleyiciyle buluşturulacak. İzleyiciler fotoğrafların yanında konumlandırılan QR kodlar aracılığıyla, bilim insanlarının eserle ilgili yorum yaptıkları kısa videolarına erişebilecekler. Böylelikle sanat ve bilimin etkileşimini güçlendirerek sanatseverlere yeni bir izleme deneyimi yaşatılacak. Video-reels içerikleri aynı zamanda sosyal medya platformlarında da yer alacak. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/borusan-contemporary-ve-yuvam-dunya-is-birligiyle-kamu-programlari-2-592234">Borusan Contemporary ve Yuvam Dünya iş birliğiyle Kamu Programları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin İlk Yapay Zeka Şarkıcısı AYmeRA&#8217;dan İlk Albüm: &#8216;AYmeRA&#8217; Yayında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilk-yapay-zeka-sarkicisi-aymeradan-ilk-album-aymera-yayinda-592017</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 11:52:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[aymera]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[şarkıcısı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592017</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk yapay zekâ şarkıcısı olarak geliştirilen AYmeRA, kendi adını taşıyan ilk albümüyle tüm dijital müzik platformlarında yayımlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilk-yapay-zeka-sarkicisi-aymeradan-ilk-album-aymera-yayinda-592017">Türkiye&#8217;nin İlk Yapay Zeka Şarkıcısı AYmeRA&#8217;dan İlk Albüm: &#8216;AYmeRA&#8217; Yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk yapay zekâ şarkıcısı olarak geliştirilen <strong>AYmeRA</strong>, kendi adını taşıyan ilk albümüyle tüm dijital müzik platformlarında yayımlandı. Yapay zekâ teknolojisi ile insan yaratıcılığını aynı üretim sürecinde buluşturan proje, yerli müzik endüstrisinde hem yöntem hem de müzikal yaklaşım açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><b><strong>Yapay Zekâ ve İnsan Dokunuşu Aynı Albümde Buluştu</strong></b></p>
<p>Albüm, elektronik altyapıların modern pop ve alternatif tınılarla harmanlandığı, yapay zekâ ile üretilen vokal dokularının insan prodüksiyonuyla bir araya getirildiği hibrit bir yapıya sahip. Şarkı sözlerinde insan deneyimi, duygusal gelgitler ve dijital çağın yalnızlığı gibi temalar işlenerek dinleyiciye hem tanıdık hem de yenilikçi bir atmosfer sunuluyor.</p>
<p>AYmeRA’nın vokal karakteri, gelişmiş yapay zekâ modelleriyle özel olarak tasarlandı. A.I. tarafından oluşturulan melodik ve sözsel taslaklar; aranjörler tarafından yeniden düzenlenerek profesyonel bir prodüksiyon sürecinden geçirildi.</p>
<p><b><strong>“Duygusu Olmayan Bir Teknolojiye Duygu Yüklemeyi Denedik”</strong></b></p>
<p>Proje ekibi, AYmeRA’nın ortaya çıkışını şu sözlerle anlattı:</p>
<p>“AYmeRA, bizim için yalnızca dijital bir ses değil; dinleyiciyle duygusal bir bağ kurmasını hedeflediğimiz yapay zekâ destekli bir sanatçı. Teknolojiyi soğuk bir araç olmaktan çıkarıp, duygu taşıyabilen bir köprü hâline getirmeyi amaçladık. Bu albüm, hem insan hem de yapay zekâ imzası taşıyan yeni bir Türkçe müzik dilinin ilk adımı.”</p>
<p><b><strong>Albümün Detayları</strong></b></p>
<ul>
<li><strong>Albüm Adı:</strong> AYmeRA</p>
</li>
<li><strong>Sanatçı:</strong> AYmeRA (Türkiye’nin ilk yapay zekâ şarkıcısı)</p>
</li>
<li><strong>Tür:</strong> Pop / Elektronik / Alternatif / Rap</p>
</li>
<li><strong>Yayımlandığı Platformlar:</strong> Spotify, Apple Music, YouTube ve tüm dijital müzik servisleri</p>
</li>
<li><strong>Konsept:</strong> Yapay zekâ ile üretilen vokal ve bestelerin, insan prodüksiyonu ve düzenlemeleriyle birleştirildiği yeni nesil bir müzik yaklaşımı</p>
</li>
</ul>
<p>Albüm; duygusal baladlardan elektronik altyapılı hareketli parçalara uzanan geniş bir yelpazede, dinleyicilere hem deneysel hem de akılda kalıcı bir sound sunuyor.</p>
<p><b><strong>AYmeRA Kimdir?</strong></b></p>
<p>Türkiye’de geliştirilen <strong>ilk Türkçe şarkı söyleyebilen yapay zekâ şarkıcı</strong> olan AYmeRA, kendine özgü vokal rengi, duygusal içerikli söz dünyası ve dijital çağın ruhunu yansıtan görsel–işitsel kimliğiyle dikkat çekiyor. Proje, yapay zekâyı yalnızca teknik bir araç olarak değil, sanat üretiminde aktif bir yaratıcı ortak olarak konumlandırıyor.</p>
<p><b><strong>Projenin Gelecek Planları</strong></b></p>
<p>Yapay zekâ destekli müzik üretimi üzerine çalışan yaratıcı ekip tarafından geliştirilen AYmeRA projesi; önümüzdeki süreçte yeni single’lar, video klipler, sanal sahne performansları ve interaktif dijital çalışmalarla genişletilmeyi hedefliyor. Ekibin, AYmeRA’yı gelecekte canlı şovlar, sanal konserler ve çoklu platform içerikleriyle daha kapsamlı bir dijital sanatçı evrenine dönüştürme planı bulunuyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilk-yapay-zeka-sarkicisi-aymeradan-ilk-album-aymera-yayinda-592017">Türkiye&#8217;nin İlk Yapay Zeka Şarkıcısı AYmeRA&#8217;dan İlk Albüm: &#8216;AYmeRA&#8217; Yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her boğaz ağrısı antibiyotik gerektirmez!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-bogaz-agrisi-antibiyotik-gerektirmez-591906</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 10:39:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[Direnç]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gerektirmez]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[leyla]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, antibiyotiklerin doğru ve bilinçli kullanımının önemi, direnç gelişimi ve halk sağlığına etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-bogaz-agrisi-antibiyotik-gerektirmez-591906">Her boğaz ağrısı antibiyotik gerektirmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, antibiyotiklerin doğru ve bilinçli kullanımının önemi, direnç gelişimi ve halk sağlığına etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Antibiyotik direnci, tedavi edilebilen hastalıkları giderek daha ölümcül hale getiriyor!</strong></p>
<p>Önemli bir çalışmanın, antimikrobiyal dirençle (AMR) bağlantılı çocuk ölümlerinde rahatsız edici bir artış olduğunu ortaya koyduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “ESCMID Global 2025 konferansında sunulan bu araştırma önemli bir direnç riski taşıyan ve dünyada kullanım oranları izlenen ‘dikkat antibiyotikleri’nin kullanımlarının Güneydoğu Asya&#8217;da yüzde 160 ve Afrika&#8217;da yüzde 126 oranında arttığını gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Yaygın antibiyotiklerin etkinliğini yitirdikçe, zatürre, sepsis ve ishalli hastalıklar gibi daha önce tedavi edilebilen durumların etkilenen bölgelerdeki çocuklar için giderek daha ölümcül hale geldiğine dikkat çeken Dr. Mamçu, “Çalışma, bu kısır döngünün düşük ve orta gelirli ülkeleri orantısız bir şekilde nasıl etkilediğini vurguluyor. Her ne kadar kesin bir sayı yoksa da özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocuk ölümlerinin önemli bir kısmının dirençli bakterilerle oluşan enfeksiyonlar olduğu öngörülüyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru antibiyotik kullanımı için, enfeksiyonun varlığı mutlaka sorgulanmalı! </strong></p>
<p>Doğru ilaç kullanımının hastanın bireysel ihtiyaçlarına en uygun ilacın, uygun dozda,  yeterli sürede ve en düşük maliyetle verilmesi olarak tanımlandığını ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Doğru antibiyotik kullanımı için, mikrobiyolojik olarak kanıtlanmış bakteriyel bir enfeksiyonun varlığı mutlaka sorgulanmalıdır.” dedi.</p>
<p>Dr. Mamçu, tanı açısından gerekli değerlendirme yapılmadan ve enfeksiyon olmaksızın antibiyotik kullanılmasının, seçilen antibiyotiğin yanlış olması, antibiyotik dozunun yetersiz veya aşırı olması, doz aralıklarının uygunsuz olması gibi sonuçlara yol açabileceğini ve bu gibi durumlarda antibiyotiklerin uygun kullanılmamış olacağını vurguladı.</p>
<p><strong>Gelişen direnç bütün insanlığı tehdit edecek düzeyde! </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün 2024 tarihli raporuna göre, 2050 yılına kadar antibiyotik direnci nedeniyle yılda 10 milyon kişinin hayatını kaybedebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Gelişen direnç ne yazık ki bütün insanlığı tehdit edecek düzeyde.” dedi.</p>
<p>Antibiyotiklerin sadece insan sağlığında değil hayvan yetiştiriciliği ve tarım alanında da kullanıldığına değinen Dr. Mamçu, “Tüm dünyada yaygın ve kontrolsüz kullanılmaları, gıda, su, çevre yoluyla dirençli bakterilerin çok daha kolay yayılmasına ve insana geçmesine neden oluyor. Bu nedenle antibiyotik direnci insan, hayvan ve çevre sağlığını bir arada içeren, ulusal ve uluslararası politikalarla ‘tek sağlık’ başlığı altında bütüncül olarak ele alınması gereken bir konu.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dirençli mikroorganizmalar ciddi bir sağlık tehdidi oluşturuyor! </strong></p>
<p>Ülkemizde yazılan her 100 reçetenin 14’ünde en az bir antibiyotik yer aldığını kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Antibiyotikler tüketilen ilaçlar listesinde maliyet ve kullanım oranı açısından ikinci sırada yer alıyor.” dedi.</p>
<p>Son yıllarda antibiyotiklerin ancak doktor reçetesi ile satılabilmesinin bu anlamda çok önemli bir yarar sağladığını dile getiren Dr. Mamçu, şunları söyledi:</p>
<p>“Antibiyotiklerin doğru kullanılması için yürütülen faaliyetler sonucunda antibiyotik tüketiminde bir miktar azalma olsa da, hem antibiyotik tüketimi hem de antimikrobiyal direnç açısından istenilen seviyelere erişilemedi. Dirençli mikroorganizmalarla gelişen enfeksiyonlar özellikle de yoğun bakım ortamında ve bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda ciddi bir sağlık tehdidi oluşturuyor. Dirençli bakterilerin neden olduğu bu hastalıklar, tedaviye de dirençli olup, hastanede yatış sürelerinin uzamasına ve bununla ilgili komplikasyonların gelişmesine, ölüm ve hastalığa yakalanma oranlarında artışa neden oluyor. Koordineli küresel politikalar, özellikle yüksek riskli bölgeler için geliştirilen antibiyotik yönetimi programları ve alt yapı destekleri umut veriyor.”  </p>
<p><strong>Antibiyotik gerekip gerekmediğine karar verme yetkisi yalnızca doktora ait!</strong></p>
<p>Antibiyotiklerin etkili ve güvenli kullanılması için önerilerde bulunan Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İlk ve en önemli adım doktorun talimatlarına uymak. Antibiyotikler her zaman bir doktor reçetesi ile alınmalı. Doktorunuzun belirlediği dozajı, sıklığı ve tedavi süresini tam olarak uygulayın. Antibiyotikleri tam olarak bitirin, reçetede belirtilen sürede tamamen kullanın. Enfeksiyonun belirtileri geçse bile, ilacı erken bırakmak direnç gelişimine ve enfeksiyonun tekrarlamasına neden olabilir. Antibiyotiği düzenli aralıklarla alın. Eğer bir dozu kaçırırsanız, normal sürecinize geri dönün ve sonraki dozu zamanında alın. Eğer herhangi bir yan etki veya rahatsızlık fark ederseniz, hemen doktorunuza başvurun. Antibiyotiğinizi değiştirmesi veya dozajı ayarlaması gerekebilir.</p>
<p>Antibiyotiklerin doğru ve düzenli kullanımı, enfeksiyonların etkili bir şekilde tedavi edilmesine ve direnç gelişiminin önlenmesine yardımcı olur. Unutmayın; her boğaz ağrısı, baş ağrısı ve geniz akıntısının, antibiyotik kullanmayı gerektirecek bir durum olmayabilir. Antibiyotik gerekip gerekmediği konusunda karar verme yetkisi yalnızca doktora aittir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-bogaz-agrisi-antibiyotik-gerektirmez-591906">Her boğaz ağrısı antibiyotik gerektirmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusan Contemporary ve Yuvam Dünya iş birliğiyle Kamu Programları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/borusan-contemporary-ve-yuvam-dunya-is-birligiyle-kamu-programlari-591535</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 11:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alanı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[birliğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[borusan]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan Contemporary]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[contemporary]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>
		<category><![CDATA[yuvam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591535</guid>

					<description><![CDATA[<p>Borusan Contemporary’nin 2025-2026 sezon sergisi “Dönüşen Yeryüzü”, çağımızın en önemli görsel tanıklarından biri olarak kabul edilen Kanadalı fotoğraf sanatçısı Edward Burtynsky’nin çarpıcı kareleriyle izleyiciyi buluşturmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/borusan-contemporary-ve-yuvam-dunya-is-birligiyle-kamu-programlari-591535">Borusan Contemporary ve Yuvam Dünya iş birliğiyle Kamu Programları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Borusan Contemporary’nin 2025-2026 sezon sergisi <strong>“Dönüşen Yeryüzü</strong>”, çağımızın en önemli görsel tanıklarından biri olarak kabul edilen <strong>Kanadalı fotoğraf sanatçısı Edward Burtynsky’nin</strong> çarpıcı kareleriyle izleyiciyi buluşturmaya devam ediyor. Perili Köşk’ün katlarına yayılan sergi, insanın yeryüzündeki izlerine odaklanarak izleyiciyi derin bir düşünsel yolculuğa davet ediyor. Kırk yılı aşkın kariyeri boyunca insanın yeryüzündeki izlerini belgeleyen sanatçı, çalışmalarında bu izlerin uzun vadeli sonuçlarını görünür kılarken, neleri kaybetmekte olduğumuzu ve gelecek kuşaklara nasıl bir dünya bırakacağımızı sorgulamaya çağırıyor.<strong> </strong></p>
<p>Sanatçının etik ve estetiğin kesişiminde şekillenen üretiminden hareketle hazırlanan kamusal programlar <strong>Yuvam Dünya Derneği</strong> iş birliğiyle geliştirildi. Program serisi, iklim kriziyle mücadelede toplumsal ve bireysel farkındalığı artırmayı amaçlıyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Çocuklarımız Geleceğimiz: Yuvam Dünya Çocuk Atölyeleri </strong></p>
<p>Çocuk Atölyeleri, 16 Kasım’da başlayarak 8-12 yaş grubundaki çocuklara yönelik birbirinden eğitici ve eğlenceli içerik çalışmaları sunuyor. “Böcek Kaşifi” ve “Biyoçeşitlilik Koruyucusuyum” atölyeleriyle başlayacak olan program, çocuklara biyoçeşitlilik ve ekosistem farkındalığı kazandırmayı hedefliyor. Haziran 2026’ya kadar devam edecek bu hafta sonu eğitimleri çocukları doğanın bir parçası olarak düşünmeye, gezegenimizin dengesini korumak için harekete geçmeye davet ediyor.</p>
<p><strong>Yetişkin Atölyeleri</strong></p>
<p>Yetişkinlere yönelik olarak planlanan <strong>“Yeryüzüyle Diyalog: Görünen ve Görünmeyen İzler”</strong> ve <strong>“Bir Sanat Eserinden Bir Ekosisteme Bakmak: Ormanlardan Öğrenmek”</strong> atölyeleri, sanat ve bilimin kesişiminde konumlanarak katılımcılara yeni bir farkındalık alanı açmayı amaçlıyor. Burtynsky’nin “Dönüşen Yeryüzü” sergisindeki çarpıcı görüntülerden hareketle tasarlanan, Aralık ayında başlayacak bu buluşmalar, katılımcılara doğayla kurduğumuz ilişkiyi yeniden düşünme, ekolojik farkındalıklarını derinleştirme ve sürdürülebilir bir gelecek için bireysel sorumluluk alanlarını keşfetme olanağı sunacak.</p>
<p><strong>Yuvam Dünya Videocast Serisi</strong></p>
<p>Yuvam Dünya, 2025 yılı itibarıyla çevre ve sürdürülebilirlik temalı özel bir videocast serisi başlatıyor. Seride çevre bilinci, sürdürülebilir yaşam ve iklim krizinin ekosistemimiz üzerindeki etkileri gibi küresel öneme sahip konulara odaklanılacak. Ayda bir yayımlanacak her bölümde, alanında uzman konuklarla derinlemesine sohbetler yapılacak ve dinleyicilere ilham veren fikirler, uygulamalar ve çözümler sunulacak. Aralık ayında yayımlanacak ilk videocast, <strong>“Sürdürülebilir Sanat ve Toplum”</strong> başlığını taşıyor ve Borusan Contemporary Direktörü <strong>Dr. Kumru Eren</strong> konuk oluyor. Serinin ikinci bölümü ise <strong>“Sürdürülebilir Mutfak ve Doğal Yaşam”</strong> temasıyla, Yeşil Michelin yıldızlı Şef <strong>Emre Şen</strong>’i ağırlayacak.</p>
<p>İzleyen bölümlerde Yuvam Dünya Bilim Kurulu’ndan <strong>Prof. Dr. Doğanay Tolunay “Değişen İklimde Erozyon Etkisi” </strong>ve <strong>Prof. Dr. Gülşen Aytaç</strong> “<strong>Değişen İklimde Kent Mimarisinin Etkisi</strong>” başlıklarıyla konuk olurken, seri <strong>Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık</strong>’ın yer aldığı “<strong>Sivil Toplumun İklimle Mücadelesi” </strong>bölümüyle sona erecek.</p>
<p>Bölümler, eş zamanlı olarak <strong>Yuvam Dünya</strong> ve <strong>Borusan Contemporary</strong>’nin sosyal medya hesaplarında izleyiciyle buluşacak.</p>
<p><strong>“İlhamı eyleme dönüştüren bir yolculuk”</strong></p>
<p>Borusan Contemporary Direktörü Dr. Kumru Eren, bu anlamlı iş birliği hakkında şunları söyledi:</p>
<p>“Antroposen kadar insan gücünü olduğu kadar insanın çaresizliğini temsil eden bir çağ olmamıştı. Edward Burtynsky’nin kırk yılı aşan sanat pratiği bu çağımızı çarpıcı bir görsellik ve etik sorgulamayla ele alıyor. Yuvam Dünya ile yürüttüğümüz iş birliği, bu sorgulamayı yalnızca bir sanat deneyimi olarak değil, aynı zamanda farkındalık yaratan bir toplumsal diyaloğa dönüştürmeyi hedefliyor. Bu sergi, günümüzün en kritik meselelerinden biriyle yüzleşmek için ortak bir zemin oluşturuyor.”</p>
<p>Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık ise şunları ekledi:“Bu sergi yalnızca gezegendeki izimizi göstermiyor; geleceğe hangi izleri bırakmak istediğimizi de sorgulatıyor. Yuvam Dünya olarak sanatın insan kalbine ve davranışlarına dokunabilen güçlü dönüşüm araçlarından biri olduğuna inanıyoruz. Borusan Contemporary ile kurduğumuz bu iş birliği, ilhamı eyleme dönüştüren bir yolculuk. Çocuklardan yetişkinlere herkes için öğrenme, hissetme ve harekete geçme alanı yaratıyoruz.</p>
<p>Amacımız, gezegeni korumayı bir zorunluluktan çıkarıp kolektif bir sorumluluğa dönüştürmek. Çünkü dayanıklı bir gelecek, bugün attığımız adımlarla mümkün. Ve biz, gelecek nesli güçlendirmek için buradayız.”</p>
<p><strong>“Dönüşen Yeryüzüne Söz Ver”</strong></p>
<p>Ocak ayı itibarıyla ziyaretçi etkileşimi odağında, sergi alanında izleyicilerin iklim ve ekoloji temalarında geleceğe iletmek istedikleri mesajları dijital olarak paylaşabilecekleri bir etkileşim alanı açılacak.</p>
<p><strong>Sergiye entegre edilmiş özel videolar</strong></p>
<p>Yuvam Dünya Bilim Kurulu üyeleriyle ve ekoloji, iklim alanlarında çalışan akademisyenlerle çekilecek video serisi, sergi içi QR entegrasyonu ile serginin tamamlayıcısı olarak izleyiciyle buluşturulacak. İzleyiciler fotoğrafların yanında konumlandırılan QR kodlar aracılığıyla, bilim insanlarının eserle ilgili yorum yaptıkları kısa videolarına erişebilecekler. Böylelikle sanat ve bilimin etkileşimini güçlendirerek sanatseverlere yeni bir izleme deneyimi yaşatılacak. Video-reels içerikleri aynı zamanda sosyal medya platformlarında da yer alacak. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/borusan-contemporary-ve-yuvam-dunya-is-birligiyle-kamu-programlari-591535">Borusan Contemporary ve Yuvam Dünya iş birliğiyle Kamu Programları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelecekte hibrit sinema anlayışı doğacak!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelecekte-hibrit-sinema-anlayisi-dogacak-591454</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 08:12:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[anlatı]]></category>
		<category><![CDATA[anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğacak]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gelecekte]]></category>
		<category><![CDATA[hibrit]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kabaş]]></category>
		<category><![CDATA[salonları]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, 14 Kasım Dünya Sinema Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, sinemanın dijital çağda geçirdiği büyük dönüşüme dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecekte-hibrit-sinema-anlayisi-dogacak-591454">Gelecekte hibrit sinema anlayışı doğacak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, 14 Kasım Dünya Sinema Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, sinemanın dijital çağda geçirdiği büyük dönüşüme dikkat çekti.</p>
<p><strong>Sinema en büyük dönüşümlerinden birini geçiriyor</strong></p>
<p>Sinemanın en büyük dönüşümlerden birini dijital çağla birlikte geçirdiğini, filmin artık sadece bir anlatı sanatı olarak değil aynı zamanda veri akışı, algoritmalar ve içerik stratejileriyle tanımlanmaya başlandığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş,<strong> “</strong>Eskiden sinema, fiziksel olarak bir araya gelinen, ortak duyguların paylaşıldığı ve devamında çeşitli sosyalleşmelerin de yaşandığı bir ritüeldi; bugünse sıklıkla bireysel ekranlara, kısalan dikkat sürelerine ve hızlı tüketim çerçevesine sıkışmaya doğru ilerliyor. Ancak bu değişim, sinemanın bittiği anlamına gelmiyor. Aksine, dijital çağ sinemaya yeni ifade biçimleri de kazandırıyor. Artık bir hikâye yalnızca perdede değil, sosyal medyada, sanal gerçeklikte hatta yapay zekâ destekli deneyimlerde var olabiliyor. Dolayısıyla sinemaya farklı bir gözle bakıldığında aynı zamanda bir tür ‘dijital hafıza alanı’ na dönüşümün söz konusu olduğu da söylenebilir. Bu süreçte film yapanlar, yalnızca kamera arkasında değil, kodun ve verinin içinde de yeni bir anlatım dili kurabiliyor. En nihayetinde dijitalleşmenin en üst seviyesine ulaşarak sinema alanını tamamıyla dönüştürmesinin tam karşılığını henüz göremedik.” dedi.</p>
<p><strong>Pandemi, sinema salonları için dönüm noktası oldu</strong></p>
<p>Pandeminin, sinema salonları için bir anlamda dönüm noktası olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Uzun süre kapalı kalan salonlar ekonomik ve duygusal bir kayıp yaşadı. Evde film izleme alışkanlığıyla birlikte salonların sağladığı kolektif izleme deneyiminden uzaklaşılmaya başlandı. Öte yandan sinema salonlarında film izlemenin ekonomik karşılığının giderek artması, salonların AVM’lere taşınmasıyla birlikte film izlemenin ötesinde bir tüketim çerçevesinin öne çıkması da bu durumu pekiştirdi. Ancak son birkaç yılda bu durumun değiştirilmeye çalışıldığını görebiliyoruz. Ödüllü yerli yapımların salonlarda gösterilmesi, belirli yönetmenlerin sinema perdesi gösterim formatına uygun üretimlerde bulunması ve sinema salonların ‘nostalji’ üretimi doğrultusunda kült yapımları yeniden beyazperdeye taşıması bu konudaki girişimlere örnek olarak verilebilir. Bunların yanı sıra film sonrası söyleşiler, tematik gösterimler, festival organizasyonları da bu bağın yeniden kurulması açısından önem taşıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital platformlar, sinema kültürünü önemli ölçüde dönüştürdü…</strong></p>
<p>Netflix, Amazon Prime, Max gibi dijital platformların sinema kültürünü önemli ölçüde dönüştürdüğünü de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Bir yandan erişim sınırlarını ortadan kaldırarak hikâyeleri zaman-mekân ayrımı olmaksızın küresel ölçeğe taşıdılar öte yandan izleme alışkanlıklarını da kökten değiştirdiler. Artık izleyici filmi bir etkinlik olarak değil, tıpkı bir sosyal medya içeriği gibi hızlıca tüketilen bir ‘akış’ olarak deneyimliyor. Bu durumun iki yönü var: Olumlu tarafı erişimin, çeşitliliğin ve görünürlüğün artması. Olumsuz tarafıysa sinemanın hızlı tüketim ve izleyici verisi odaklı üretim kültürüne teslim olması. Platformların algoritmaları, izleyiciye yeni içerikleri sürekli kişiselleştirilmiş bir şekilde sunarken, derinleşme, film üzerine tartışma ve sinemasal deneyim giderek zayıflıyor. Elbette ki bazı yönetmenlerin de bu dijital koşulları yaratıcı biçimde kullanarak yeni anlatım biçimleri geliştirdiğini de dikkatle takip edebiliyoruz. Dolayısıyla artık bugün sinemayı bir anlatı sanatı olarak nasıl tanımlayacağımız önemli olacaktır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Gelecekte hibrit bir sinema anlayışı doğacak!</strong></p>
<p>Yapay zekânın artık sinemanın bir parçası hâline gelmeye başladığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, şöyle devam etti:</p>
<p>“Senaryo yazımından görsel efektlere, kurgudan ses tasarımına kadar birçok aşamada üretim süreçlerine dahil edilebiliyor. Bu teknolojiler sayesinde daha hızlı, daha düşük bütçeli ve teknik olarak çok daha gelişkin işler üretmek mümkün kılınıyor. Ancak bu gelişmeler sinemanın insani yönünü tehdit etme riski de taşıyor. Yapay zekâ bir hikâyeyi yapı olarak taklit edebilir, duygusal ritmini analiz edebilir, hatta belli formüllerle istenilen noktalarda izleyiciyi ağlatan ya da heyecanlandıran sahneler üretebilir. Ancak sinemanın anlamını güçlendiren şeyler arasında, insanın duygusal sezgisi ve yaratıcı hataları da bulunmaktadır. Bu nedenle yapay zekâ sinemayı dönüştürüyor ama henüz insanın hayal gücünün yerini tam olarak, en azından bizim kavrayabileceğimiz şekliyle, alamıyor. Belki gelecekte yapay zekâ ile insan yaratıcılığının iç içe geçtiği hibrit bir sinema anlayışı doğacak ama duyguyu algoritmayla değil insanla inşa eden filmler her zaman bir biçimde var olacak.”</p>
<p><strong>Dijital oyuncular ya da yapay zekâ ile oluşturulan karakterler yeni kapılar açtı </strong></p>
<p>Deepfake veya dijital oyuncu kullanımının sinemada hem etik hem de hukuki açıdan çok ciddi bir tartışma alanı oluşturduğunu da anlatan Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Deepfake teknolojisiyle bir oyuncunun canlandırılması ya da izinsiz olarak bir yüzün kullanılması, temsiliyet ve rıza kavramları üzerine yeniden düşünmemizi gerektiriyor. Bu tartışmanın sadece teknolojik bir yerden değil aynı zamanda insan onuru, emeği ve sanatsal bütünlüğe dair bir sorumluluk konusu olarak da sürdürülmesi gerekiyor. Dijital oyuncular ya da yapay zekâ ile oluşturulan karakterler, sinemaya teknik olarak yeni kapılar açabiliyor. Fakat bu teknoloji suistimal edildiğinde, sanatın en temel unsuru olan ‘insanlık hâli’ zarar görüyor. Dolayısıyla teknolojiyi kullanan niyeti de tartışmamız gerekiyor. Dolayısıyla sinemada etik çizginin korunması, sanatsal güvenin de korunması anlamına geliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sinemayı yaşatan insanın beyazperdeye yansıyan büyülü anlatımı</strong></p>
<p>Sinemanın geleceğinin, teknoloji üzerinden ya da teknolojiye dönük bir rekabet endüstrisi oluşturmaktan değil teknolojiyle birlikte yeni duygusal ve estetik alanlar oluşturmakta gizli olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, bir hikâyeyi anlamlı kılan şey her zaman onu anlatan insanın iç dünyası, toplumla kurduğu ilişki ve hayatı yorumlama biçimini aktarma yolu olmaktadır. Bu nedenle, dijital çağda bile sinemayı yaşatan şey, teknolojinin, platformların ya da endüstrinin inşa ettiği değil insanın beyazperdeye yansıyan büyülü anlatımıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecekte-hibrit-sinema-anlayisi-dogacak-591454">Gelecekte hibrit sinema anlayışı doğacak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Ailedeki yangını iyilik söndürecek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-ailedeki-yangini-iyilik-sondurecek-591250</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ailedeki]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[yangını]]></category>
		<category><![CDATA[yapma]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591250</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 13 Kasım Dünya İyilik Günü dolayısıyla, modern çağın getirdiği derin medeniyet krizi karşısında aile kurumunun durumunu ve "iyilik" kavramının psikolojik temellerini masaya yatırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-ailedeki-yangini-iyilik-sondurecek-591250">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Ailedeki yangını iyilik söndürecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 13 Kasım Dünya İyilik Günü dolayısıyla, modern çağın getirdiği derin medeniyet krizi karşısında aile kurumunun durumunu ve &#8220;iyilik&#8221; kavramının psikolojik temellerini masaya yatırdı.</p>
<p><strong>Derin medeniyet krizi ve aile</strong></p>
<p>Günümüz Batı dünyasında ailenin dağılma eşiğine gelmesini, çocuk ruh sağlığı sorunlarındaki artışı ve evlilik karşıtı akımların yükselişini, derin bir medeniyet krizinin somut göstergeleri olarak değerlendiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern yaşam felsefesindeki köklü değişimlerin aileyle ilgili kadim değerleri hızla yıprattığını ve bu buhranın küresel psikolojik savaşlarla daha da şiddetlendiğini söyledi.</p>
<p>Hızlı yaşantının ve modernizmin beraberinde getirdiği anlam kaymaları, yaşam felsefesindeki köklü değişimlerin aileyle ilgili kadim değerleri süratle yıprattığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Ailenin çevresindeki toplumsal &#8216;surlar ve kaleler&#8217; yıkıldığında, aile üyeleri kendi yuvalarını dış etkilerden korumak zorunda kalmışlardır. Kültürel psikolojik savaşın bir sonucu olarak, her aile kendi içinde bu mücadelenin kurbanı olmaya başlamış; popüler kültür ve popüler rol modeller, bireylerin en mahrem alanlarına kadar sızmıştır. Bu sızma neticesinde uyuşturucu kullanımı, şiddet olayları, boşanmalar ve intiharlar gibi sorunlar salgın biçiminde yaygınlaşmıştır.” dedi.</p>
<p><strong>İyilik kavramı yeniden tanımlanmalı!</strong></p>
<p>Materyalizm, bencillik ve konforculuk gibi Batı değerlerinin toplumsal ahlakı yozlaştırdığını, empati yoksunluğu ve narsisistik değer yargılarını yaygınlaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, bu vahim tablo karşısında, &#8220;iyilik&#8221; kavramını yeniden tanımlamanın ve bilimsel temellerle güçlendirmenin kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>İyiliğin biyolojik kanıtı</strong></p>
<p>Psikiyatri bilimini kültürel değerlerle harmanlayan Prof. Dr. Tarhan, iyiliğin sadece manevi bir erdem değil, aynı zamanda insan doğasında var olan biyolojik bir potansiyel olduğunu kaydetti.</p>
<p>İyilik yapmanın, sadece yardım alana değil, yardım edenin psikolojisine de olumlu etki ettiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “İyilik, insan doğasında var olan bir potansiyeldir ve biyolojik bir temele sahiptir. Psikolojide ‘geri dönüş ilkesi’ olarak bilinen kavrama göre, insan ne yaparsa aynısı kendisine döner; iyilik yapan iyilik bulur, karşısındaki insanı dinleyen anlayış görür. İyilik yapmak, bilindiği gibi sadece maddi yardımda bulunmak değildir; insanlara güler yüz göstermek, bir çiçek vermek, tebessüm etmek, hoş bir söz söylemek gibi davranışların hepsi birer iyiliktir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Kötülük’ Entropi Yasasına göre ‘İyilik’ in olmaması…</strong></p>
<p>Beynin çalışma mekanizmalarının, ahlak ve duyguların fiziksel kanıtlarının bulunduğunu gösterdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Özellikle ön beyin (frontal korteks) gelişimi dikkat, planlama, empati kurma ve sağduyu gibi fonksiyonlarda kritik rol oynuyor. Bu bağlamda, duygusal zekânın (EQ) evlilik ve hayat başarısındaki rolü, mantıksal zekâdan (IQ) daha önemli hale geliyor. Mantıksal zekânın (IQ) akademik başarıyı güçlendirirken, duygusal zekânın (EQ) hayat başarılarını, evlilikleri ve arkadaş ilişkilerini daha iyi hale getirdiği görülüyor. Duygusal zekâsı olan kişiler, kendi duygularıyla birlikte diğer insanların duygularını da okuyabilen, bağımsız davranan, uzlaşmayı başaran iyimser kişilerdir. Kötülük ise Entropi Yasasına göre iyiliğin olmamasıdır. Kişinin kendini tanıması, içindeki olumlu ve olumsuz eğilimleri bilmesi, iyiliğe yönelmek ve kötülükten korunmak için kritik öneme sahiptir.”</p>
<p><strong>İyiliğin ve kötülüğün tohumları 0-6 yaşta atılıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, biyolojik ve psikolojik ihtiyaçların karşılandığı, sevgi, saygı ve güvenin inşa edildiği bir ailenin &#8220;son sığınak&#8221; olduğunu dile getirerek, “Özellikle çocukluk, 0-6 yaş dönemi, iyiliğin ve kötülüğün, güzelin ve çirkinin tohumlarının atıldığı kritik bir zamandır. Bu dönemde çocuk, çevresi tarafından ödüllendirilenleri doğru, cezalandırılanları yanlış kabul eder. Anne babanın çocuklarına karşı kötü ve iyi konusunda kararlı, devamlı ve tutarlı olması, tıpkı kar yağışının yavaş ve devamlı olduğunda tutması gibi, çocuğun sağlıklı bir kişilik geliştirmesinde etkilidir.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklara iyilik yapma alışkanlığı kazandırılmalı</strong></p>
<p>Ailede iyiliğin temel direklerini; sevgi, saygı, sadakat ve sabrın yanı sıra, empatik ve adil iletişimin oluşturduğunu da anlatan Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:</p>
<p>“Empati, bir başkasının acısını anlamak ve ona şefkatle yaklaşmaktır. Empatinin olmadığı bir aile ortamında sorunlar kolaylaşmaz. Empati ve şefkat, başkasının acısını anlama ve ona yardım etme fedakârlığını gerektirirken, adalet ve dengeli yaklaşım hem aile içi ilişkilerde hem de çocuk eğitiminde esastır. Sorumluluk alma, öz-eleştiri yapma, gerçekçi beklentilere sahip olma, kanaatkârlık ve evliliği bir ‘takım oyunu’ olarak görme anlayışı, ailedeki iyilik halini güçlendirir. İyilik, sadece ahlaki bir seçim değil, aynı zamanda bireysel ve toplumsal psikolojik sağlığın temelini oluşturan, beyin temelli bir süreçtir. Çocuklara iyilik yapma alışkanlığı kazandırmak, vicdan gelişimi, tutarlı disiplin ve gerçek özgürlük kavramlarını öğretmek, onların sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için hayati değerdedir. Modernizm yağmur ekti fırtına biçiyor, ailedeki yangını iyilik söndürecek.”</p>
<p><strong>Ailede iyilik aktif bir süreç olmalı</strong></p>
<p>Çağımızın getirdiği materyalizm, tüketim odaklılık ve teknoloji bağımlılığının, ailede iyilik halini tehdit ettiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, mutluluğu dışsal unsurlara bağlamanın bir yanılsama olduğunu, asıl mutluluğun insanın iç dünyasıyla ilgili olduğunu ve bu tuzaklardan kurtulmanın yolunun kanaat ve sonuç bilinci olduğunu kaydetti.</p>
<p>Ailenin, modern dünyanın meydan okumaları karşısında yeniden tanımlanması ve güçlendirilmesi gereken son sığınak olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ailede iyilik, pasif değil, sürekli yatırım, öğrenme, bilinçli çaba ve dinamik bir denge gerektiren aktif bir süreçtir. Bu iyilik hali, bireylerin mutluluğunu sağlamanın yanı sıra, sağlıklı, huzurlu ve umutlu bir geleceğin temelini oluşturmaktadır ve ‘ailede iyilik’ yaklaşımı, çağımızın yaralarını sarmada önemli bir yol haritası sunmaktadır.” Şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-ailedeki-yangini-iyilik-sondurecek-591250">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Ailedeki yangını iyilik söndürecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edebiyatın Kalbi 9 Gün Boyunca Osmangazi&#8217;de Attı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/edebiyatin-kalbi-9-gun-boyunca-osmangazide-atti-2-590664</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 13:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[attı]]></category>
		<category><![CDATA[boyunca]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatın]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi tarafından bu birincisi düzenlenen Osmangazi Kitap Fuarı, 9 gün boyunca 80’den fazla yayın evi, 156 yayın evi markası, 60 yazar ve 100 bini aşkın Bursalı kitapseveri ağırlayarak kapılarını kapattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edebiyatin-kalbi-9-gun-boyunca-osmangazide-atti-2-590664">Edebiyatın Kalbi 9 Gün Boyunca Osmangazi&#8217;de Attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi tarafından bu birincisi düzenlenen Osmangazi Kitap Fuarı, 9 gün boyunca 80’den fazla yayın evi, 156 yayın evi markası, 60 yazar ve 100 bini aşkın Bursalı kitapseveri ağırlayarak kapılarını kapattı.</p>
<p>Osmangazi Meydanı’nda 1-9 Kasım tarihleri arasında düzenlenen Osmangazi Kitap Fuarı’nda söyleşilerden imza günlerine, atölyelerden çocuk etkinliklerine kadar geniş bir yelpazede kültürel bir şölen yaşandı. Sevilen 40 farklı yazar, 9 gün boyunca fuarda söyleşi ve imza günleriyle okurlarıyla bir araya geldi. Bursalı kitapseverlerin yoğun ilgi gösterdiği fuar dokuzuncu gününde Yazarlar Ezgin Kılıç, İnci Bakan Kıraç, Buket Uzuner ve Hayri Yetik’i ağırladı. Sevilen yazarlar fuarın son günü düzenlenen söyleşi ve imza günleriyle okurlarıyla buluştu. Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, Osmangazi Kitap Fuarı’na katılan tüm yayın evlerini ziyaret ederek katılımları için teşekkür etti.  </p>
<p>“Osmangazi Kitap Fuarı’na Katılmak Benim İçin Gurur Verici”<br />Osmangazi Kitap Fuarı’na katılmanın kendisi için çok özel olduğunu ifade eden Yazar Ezgin Kılıç, “Bursa benim ikinci memleketim. İkinci memleketim dediğim bir şehirde ilki düzenlenen Osmangazi Kitap Fuarı’nda olmak, benim için gurur ve onur vericiydi. Söyleşimde kitaplarımdaki karakterler ve konular üzerine konuştuk. Kitabın kalbe yolculuğuyla ilgili sohbetimiz oldu. Karakterlerin insanların hayatlarındaki yansımaları ve onlara neler verebileceği, bir kitabın insanın kalbinde nasıl bir etki oluşturabileceği, o insanın gerçek hayattaki mücadelesinde nasıl değişiklikler yapabileceğini anlatmaya çalıştım” dedi.<br /> <br />“Fuar Edebiyat ve Eğitimin Kalbinin Attığı Yer Olmuş” <br />Osmangazi Kitap Fuarı’nı çok güzel bulduğunu söyleyen Yazar İnci Bakan Kıraç, “Fuarda çocukların erişebileceği ailelerin rahatlıkla gelip geçebileceği bir ortam oluşmuş. Fuarı çok beğendim. Osmangazi Kitap Fuarı edebiyat, eğitim ve kültürün kalbinin attığı bir yer olmuş. Umarın uzun yıllar devam eder. Kültür ve edebiyatı yaymanın en güzel yolu bu fuarlar. Beni fuara davet ettiği için Osmangazi Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum. Burada çocuklarla organik resim atölyesi yaptık. Yaptığımız Organik Resim Atölyesi ile çocukların hayal gücünü geliştirmeyi hedefledik. Çocuklar gıda atıklarından resimler yaptı. Doğadan aldığımızı doğaya geri vermenin önemini yaptığımız resimlerle çocuklara anlatmaya çalıştık. Bunu çocuklar etkinliklerle yaşayarak öğreniyor. Çocuklar yaparak ve yaşayarak bir şeyler öğrendiklerinde kitap okumaya bir merak duyuyorlar. Bu bakımdan öykülerimde bunları kullanmayı seviyorum. Çocuklar burada bir şeyler öğrenirken aynı zamanda çok da eğlendiler” şeklinde konuştu. </p>
<p>“Okumanın İnsan Beynine ve Kişiliğine Yaptığı Etki Çok Yararlı”<br />Okurların söyleşiye yoğun katılımını görünce çok memnun kaldığını belirten Yazar Buket Uzuner, “Fuarın son günü olmasına rağmen katılım çok fazlaydı. Ben kitap fuarlarını çok önemsiyorum. Özellikle içinde bulunduğumuz dijital dünyada, gençlerin ve çocukların yazılı metinden uzaklaştığı bir dönemde, dünyada böyle fuarların yapılması çok kıymetli. Devamlılığı da çok önemli. Eğer önemli bir yazar olmasaydım bile, bu cümleleri kurardım; çünkü okumanın insan beynine ve kişiliğine yaptığı etki çok yararlı ve sağlıklı. Bunu sinir bilimciler ve uzmanlar da teyit ediyor. Okumayı çok önemsiyorum” diye konuştu. </p>
<p>“Osmangazi Kitap Fuarı’nı Çok Beğendim”<br />Osmangazi Kitap Fuarı’nı çok beğendiğini söyleyen Yazar Hayri Yetik, “Bursa, aydın insanların yoğun olduğu çok değerli kentlerimizden biri. Fuarda ‘İnsanın ve Sanatın Yapay Zekayla Ölümcül Dansı’ isimli söyleşi yaptım. Yapay zeka dediğimiz teknolojinin insanlığın karamsar bir sona sürüklediğini anlattım. Yapay zeka ve ekonomik sistem sanat, bilim ve bilgelik olmazsa dünya gerçekten felakete sürüklenebilir. Biz bu felaketten alıkoyabilecek sanat, edebiyat, şiir, müzik ve benzeri sanatlardır. Buna inanıyorum, bunun çok hayati olduğunu düşünüyorum.  Söyleşimde bunları anlatmaya çalıştım” ifadelerini kullandı. </p>
<p>Osmangazi Meydanı’nda 1-9 Kasım tarihleri arasında düzenlenen Osmangazi Kitap Fuarı’na katılım gösteren kitapseverler, böylesi değerli bir fuarı Osmangazi’de düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edebiyatin-kalbi-9-gun-boyunca-osmangazide-atti-2-590664">Edebiyatın Kalbi 9 Gün Boyunca Osmangazi&#8217;de Attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edebiyatın Kalbi 9 Gün Boyunca Osmangazi&#8217;de Attı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/edebiyatin-kalbi-9-gun-boyunca-osmangazide-atti-590628</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[attı]]></category>
		<category><![CDATA[boyunca]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatın]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi tarafından bu birincisi düzenlenen Osmangazi Kitap Fuarı, 9 gün boyunca 80’den fazla yayın evi, 156 yayın evi markası, 60 yazar ve 100 bini aşkın Bursalı kitapseveri ağırlayarak kapılarını kapattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edebiyatin-kalbi-9-gun-boyunca-osmangazide-atti-590628">Edebiyatın Kalbi 9 Gün Boyunca Osmangazi&#8217;de Attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Osmangazi Belediyesi tarafından bu birincisi düzenlenen Osmangazi Kitap Fuarı, 9 gün boyunca 80’den fazla yayın evi, 156 yayın evi markası, 60 yazar ve 100 bini aşkın Bursalı kitapseveri ağırlayarak kapılarını kapattı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Osmangazi Meydanı’nda 1-9 Kasım tarihleri arasında düzenlenen Osmangazi Kitap Fuarı’nda söyleşilerden imza günlerine, atölyelerden çocuk etkinliklerine kadar geniş bir yelpazede kültürel bir şölen yaşandı. Sevilen 40 farklı yazar, 9 gün boyunca fuarda söyleşi ve imza günleriyle okurlarıyla bir araya geldi. Bursalı kitapseverlerin yoğun ilgi gösterdiği fuar dokuzuncu gününde Yazarlar Ezgin Kılıç, İnci Bakan Kıraç, Buket Uzuner ve Hayri Yetik’i ağırladı. Sevilen yazarlar fuarın son günü düzenlenen söyleşi ve imza günleriyle okurlarıyla buluştu. Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, Osmangazi Kitap Fuarı’na katılan tüm yayın evlerini ziyaret ederek katılımları için teşekkür etti.  </span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>“Osmangazi Kitap Fuarı’na Katılmak Benim İçin Gurur Verici”</span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>Osmangazi Kitap Fuarı’na katılmanın kendisi için çok özel olduğunu ifade eden Yazar Ezgin Kılıç, “Bursa benim ikinci memleketim. İkinci memleketim dediğim bir şehirde ilki düzenlenen Osmangazi Kitap Fuarı’nda olmak, benim için gurur ve onur vericiydi. Söyleşimde kitaplarımdaki karakterler ve konular üzerine konuştuk. Kitabın kalbe yolculuğuyla ilgili sohbetimiz oldu. Karakterlerin insanların hayatlarındaki yansımaları ve onlara neler verebileceği, bir kitabın insanın kalbinde nasıl bir etki oluşturabileceği, o insanın gerçek hayattaki mücadelesinde nasıl değişiklikler yapabileceğini anlatmaya çalıştım” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>“Fuar Edebiyat ve Eğitimin Kalbinin Attığı Yer Olmuş” </span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>Osmangazi Kitap Fuarı’nı çok güzel bulduğunu söyleyen Yazar İnci Bakan Kıraç, “Fuarda çocukların erişebileceği ailelerin rahatlıkla gelip geçebileceği bir ortam oluşmuş. Fuarı çok beğendim. Osmangazi Kitap Fuarı edebiyat, eğitim ve kültürün kalbinin attığı bir yer olmuş. Umarın uzun yıllar devam eder. Kültür ve edebiyatı yaymanın en güzel yolu bu fuarlar. Beni fuara davet ettiği için Osmangazi Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum. Burada çocuklarla organik resim atölyesi yaptık. Yaptığımız Organik Resim Atölyesi ile çocukların hayal gücünü geliştirmeyi hedefledik. Çocuklar gıda atıklarından resimler yaptı. Doğadan aldığımızı doğaya geri vermenin önemini yaptığımız resimlerle çocuklara anlatmaya çalıştık. Bunu çocuklar etkinliklerle yaşayarak öğreniyor. Çocuklar yaparak ve yaşayarak bir şeyler öğrendiklerinde kitap okumaya bir merak duyuyorlar. Bu bakımdan öykülerimde bunları kullanmayı seviyorum. Çocuklar burada bir şeyler öğrenirken aynı zamanda çok da eğlendiler” şeklinde konuştu. </span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>“Okumanın İnsan Beynine ve Kişiliğine Yaptığı Etki Çok Yararlı”</span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>Okurların söyleşiye yoğun katılımını görünce çok memnun kaldığını belirten Yazar Buket Uzuner, “Fuarın son günü olmasına rağmen katılım çok fazlaydı. Ben kitap fuarlarını çok önemsiyorum. Özellikle içinde bulunduğumuz dijital dünyada, gençlerin ve çocukların yazılı metinden uzaklaştığı bir dönemde, dünyada böyle fuarların yapılması çok kıymetli. Devamlılığı da çok önemli. Eğer önemli bir yazar olmasaydım bile, bu cümleleri kurardım; çünkü okumanın insan beynine ve kişiliğine yaptığı etki çok yararlı ve sağlıklı. Bunu sinir bilimciler ve uzmanlar da teyit ediyor. Okumayı çok önemsiyorum” diye konuştu. </span></span></span></p>
<p><span><span><b><span>“Osmangazi Kitap Fuarı’nı Çok Beğendim”</span></b></span></span></p>
<p><span><span><span>Osmangazi Kitap Fuarı’nı çok beğendiğini söyleyen Yazar Hayri Yetik, “Bursa, aydın insanların yoğun olduğu çok değerli kentlerimizden biri. Fuarda ‘İnsanın ve Sanatın Yapay Zekayla Ölümcül Dansı’ isimli söyleşi yaptım. Yapay zeka dediğimiz teknolojinin insanlığın karamsar bir sona sürüklediğini anlattım. Yapay zeka ve ekonomik sistem sanat, bilim ve bilgelik olmazsa dünya gerçekten felakete sürüklenebilir. Biz bu felaketten alıkoyabilecek sanat, edebiyat, şiir, müzik ve benzeri sanatlardır. Buna inanıyorum, bunun çok hayati olduğunu düşünüyorum.  Söyleşimde bunları anlatmaya çalıştım” ifadelerini kullandı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Osmangazi Meydanı’nda 1-9 Kasım tarihleri arasında düzenlenen Osmangazi Kitap Fuarı’na katılım gösteren kitapseverler, böylesi değerli bir fuarı Osmangazi’de düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti.</span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edebiyatin-kalbi-9-gun-boyunca-osmangazide-atti-590628">Edebiyatın Kalbi 9 Gün Boyunca Osmangazi&#8217;de Attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Kitap Fuarı 8&#8217;inci Gününde de Doldu Taştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-kitap-fuari-8inci-gununde-de-doldu-tasti-590333</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Nov 2025 10:52:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doldu]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[inci]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[okurlar]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[taştı]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590333</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen Osmangazi Kitap Fuarı 8'inci gününde kitap severler tarafından yoğun ilgi gördü. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-kitap-fuari-8inci-gununde-de-doldu-tasti-590333">Osmangazi Kitap Fuarı 8&#8217;inci Gününde de Doldu Taştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen Osmangazi Kitap Fuarı 8&#8217;inci gününde kitap severler tarafından yoğun ilgi gördü. </p>
<p>Osmangazi Belediyesi&#8217;nin YAYKOOP (Yayıncılar Kooperatifi) iş birliğinde bu yıl 1&#8217;incisini düzenlediği Osmangazi Kitap Fuarı, Osmangazi Meydanı&#8217;nda bir birinden özel yazarları okurlarıyla buluşturmaya devam ediyor. Fuarın 8&#8217;inci gününde yazarlar Prof. Dr. Emre Kongar, Tarık Tufan, Irmak Zileli ve Dr. Meral Saklıyan, okurlarıyla bir araya geldi. Düzenlenen söyleşilerde okurlar yazarlara kitaplarında merak ettiği konularla ilgili çeşitli sorular sordu. Yazarlarda bu sorulara içtenlikle bir birinden güzel cevaplar verdi. Keyifli geçen söyleşilerin ardından düzenlenen imza günüyle yazarlar okurlarının kitaplarını  imzaladı.</p>
<p>  “Okurlarım Yorumlarıyla Söyleşiye Değer Kattı”<br />Osmangazi Kitap Fuarı’na gelmekten çok mutlu olduğunu ifade eden Yazar Irmak Zileli, “Fuara ilgi çok güzel, insanların meraklı ve ilgili bakışlarına karşı konuştuğumu hissettim. Osmangazi Kitap Fuarı’nın bir ihtiyacı karşıladığını düşünüyorum. Söyleşiye katılan okurlarım yorumlarıyla söyleşiye değer kattı. Söyleşide “Şimdi Buradaydı” romanım üzerinden bir konuşma yaptım, romanımın konusu gereği kötülük üzerine düşüncelerimi ve içimizdeki karanlığa yönelik meraklı bir bakış göstermenin önemini, sanatçının buradaki rolünü, yazarın aslında insanı ve dünyayı anlamak için gösterdiği çabayı kendi deneyimim üzerinden okurlara aktarmaya çalıştım” dedi.</p>
<p>  “Fuara Hayran Kaldım Enerjisi Yüksek Bir Yer”<br />Osmangazi Kitap Fuarı’nın kendisini baya şaşırttığını belirten Akademisyen, Araştırmacı ve Yazar Dr. Meral Saklıyan, “Fuara hayran kaldım çok güzel, enerjisi yüksek bir yer, harika bir yer olmuş keşke evim buraya yakın olsaydı dedim. Söyleşimde Yaşar Kemal’i anlattım. Ben Adanalı bir yazarım Yaşar Kemal, hakkında naçiz hane küçük bir kitap yazmıştım. Yazdığım o kitabı ve Yaşar Kemal’in ümidini ve umudunu anlattım. Umut kelimesi çok önemliydi, Yaşar Kemal, bu kelimeyi çıkarttı ve Yılmaz Güney, Umut Filmini çekti ve bize bu kelimeyi kazandırdı hayatımızda hep umut olsun istiyorum” şeklinde konuştu. </p>
<p>  “Cumhuriyet ve Atatürk’ü Anlatmaya Çalıştım”<br /> Osmangazi Belediyesi’nin Yayıncılar Kooperatifi iş birliğiyle düzenlediği Osmangazi Kitap Fuarı’nın harika bir öğütlenme ve düzen içinde gerçekleştiğini söyleyen Sosyolog, Yazar ve Akademisyen Prof. Dr. Emre Kongar, “Söyleşide bilim ve toplumsal üretim modelleri çerçevesinde Cumhuriyet ve Atatürk’ü anlatmaya çalıştım. Fuarda Bursalıların inanılmaz bir ilgisiyle karşılaştım. İnsanlar yoğunluktan dolayı söyleşiyi ayakta dinlediler çok sevindim. Katılımcılara Mustafa Kemal Atatürk’ün tarihin akışını değiştiren teşhisini Osmanlı İmparatorluğu’nun din ve tarım devrimi döneminde patinaj yaptığı için çöktüğünü tespit ederek böyle bir tarım toplumundan 15 yıl gibi kısa bir zamanda bir endüstri toplumunun yapısını oluşturduğunu ve temellerini attığını anlattım” diye konuştu.</p>
<p> “Dilerim Uzun Soluklu Kitap Fuarları Osmangazi’de Devam Eder”<br />Bursa Osmangazi’de bir kitap fuarının düzenlenmesinin bir yazar olarak kendisini mutlu ettiğini belirten Yazar ve Senarist Tarık Tufan, “Bursa ve Osmangazi her yönüyle bu ülkenin önemli kültür ve insan merkezlerinden bir tanesi, Osmangazi’de edebiyatın ve romanın konuşulduğu böylesi önemli etkinlikler organize etmek yazar ve okur için çok kıymetli, bizde bu güzelliğin bir parçası olduk. Dilerim uzun soluklu kitap fuarları Osmangazi’de devam eder Roman yazarı olarak biz okurlarla bir araya geldiğimizde hikayenin insanın hayatındaki anlam ve değerini konuşmaya çalışıyoruz. İnsanın bir romana ve kahramanına tutunması insanın hayatında son derece hayati bir yere karşılık geliyor. Romanlar bizim hayatımızda bir umutsuzluk anında duygularımızın kendi  içinde çeliştiği ve çatıştığı anlarda bize yeni bir umut veren metinler ve anlatılardır” ifadelerini kullandı. </p>
<p> Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, “Devrim ve Sosyoloji Açısından Cumhuriyet ve Atatürk” söyleşisinin ardından Prof. Dr. Emre Kongar’a üzerinde Atatürk, resmi olan plaket hediye etti.   <br /> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-kitap-fuari-8inci-gununde-de-doldu-tasti-590333">Osmangazi Kitap Fuarı 8&#8217;inci Gününde de Doldu Taştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nörofest akademik dünyayla gençleri bir araya getirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/norofest-akademik-dunyayla-gencleri-bir-araya-getirdi-590259</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2025 12:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[araya]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dünyayla]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[gençleri]]></category>
		<category><![CDATA[getirdi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Nöro]]></category>
		<category><![CDATA[Nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[nörofest]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590259</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilim, sanat ve teknolojiyi tek çatı altında buluşturan beyin festivali Nörofest, İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüsü’nde gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/norofest-akademik-dunyayla-gencleri-bir-araya-getirdi-590259">Nörofest akademik dünyayla gençleri bir araya getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Bilim, sanat ve teknolojiyi tek çatı altında buluşturan beyin festivali Nöro</span></span></span></b><b><span><span><span>f</span></span></span></b><b><span><span><span>est, İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüsü’nde gerçekleştirildi. “Bilimin Işığı, Sanatın Ritmi, Beynin Gücü” sloganıyla yola çıkan festival, beyin araştırmalarından nöroteknolojiye, sanattan farkındalık atölyelerine uzanan programıyla akademik dünyayı</span></span></span></b><b><span><span><span>gençler</span></span></span></b><b><span><span><span>le </span></span></span></b><b><span><span><span>bir araya getirdi. İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, nörobilimin bütün disiplinlerin bir arada çalışması gereken bir alan olduğunu belirterek “Beyin, insanlığın en büyük gizemi. Bugün burada bu gizemi birlikte anlamaya, paylaşmaya geldik” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs’te gerçekleştirilen Nörofest 2025 nörobilim, nöroloji, beyin ve sinir  cerrahisi, genetik, biyoloji, psikiyatri, psikoloji, sanat, mühendislik ve tasarım gibi farklı alanlardan öğrencileri, araştırmacıları ve uzmanları aynı çatı altında buluşturdu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Bugün beyni anlamaya çalışacağız”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda gerçekleştirilen Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yusuf Elgörmüş’ün de katıldığı açılış töreninde İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Bugün aslında bir festivalden çok beynin kendini anlamaya çalıştığımız bir etkinlik de diyebiliriz. Nörobilim dediğimiz şey aslında beynin kendini anlamaya gayret etmesi. Çok uzun zamandır h</span></span></span><span><span><span>ekimler </span></span></span><span><span><span>ve nörobilimciler </span></span></span><span><span><span>olarak </span></span></span><span><span><span>beyni merak ediyoruz. Beyin nasıl bir organ, nasıl çalışıyor? Acaba beynin kapasitesini artırabilir miyiz? Kronik hastalıkları beynin frekanslarıyla tedavi edebilir miyiz? Bugün bu soruların bir kısmının cevabı var, bir kısmının cevabı yok. Aslında bu cevapları bulmak için de nörobilim var” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yakın zamanda yapay zeka ve nöroteknoloji</span></span></span> <span><span><span>konusunda çok önemli gelişmeler olduğunu belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Konuşma yetisini kaybetmiş  insanlar artık avatarları aracılığı ile konuşabiliyor ya da tamamen felçli olan insanlar beyin-makine birleşimleri ile artık kendi ihtiyaçlarını görebilecekler. Bunlar günbegün gelişiyor. Ya da beyne konan derin elektrotlar vasıtasıyla görsel hafızanın arttığını artık biz biliyoruz. Bunun nereye kadar gideceğini şu anda kestiremiyoruz ama bu tür çalışmalar var. Klinikte de belki bu tür çalışmalar artacak” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Nörobilim bütün disiplinlerin bir arada çalışması gereken bir alan” </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Günümüzde artık disiplinlerin bir arada çalışmak mecburiyetinde olduğunu belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Nörobilim de aslında bütün disiplinlerin bir arada çalışması gereken bir alan.  Bu anlamda da gençlere örnek olmak istiyoruz. Bu festivalde katılımcılar yeni bağlantılar kuracak, disiplinler arası düşünmeyi öğrenecek ve bilimi eğlenceli bir atmosferde deneyimleyecekler. Çünkü yeni fikirler, farklı bakışların kesiştiği ortamlarda filizlenir. Beyin, insanlığın en büyük gizemi. Bugün burada bu gizemi birlikte anlamaya, paylaşmaya geldik. Katılan, destek veren herkese teşekkür ediyorum. Nörofest, bilimi konuştuğumuz kadar hissettiğimiz bir gün olacak” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Nörosever, beyin dostu ve bir o kadar meraklı bir kampüsüz”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Festival kapsamında düzenlenecek konferans ve etkinlikleri büyük bir merakla beklediklerini kaydeden Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Nörobilimin kurucusu Cajal, ‘İsteyen her insan kendi beyninin heykeltraşı olabilir’ diyor. Atlas Üniversitesi olarak Beyin Araştırmaları ve Yapay Zeka Uygulama Araştırma Merkezimizi kurduk. Yakın zamanda faaliyete geçecek. Gençlerimiz burada mentor hocalarıyla beraber gelip çalışmalarını yapabilirler. Biz kendimizi nörosever, beyin dostu ve bir o kadar meraklı bir kampüs olarak tanımlıyo</span></span></span><span><span><span>r</span></span></span><span><span><span>uz ve bugün için hepimize nöronlarımızın bol ve hızlı bağlantılı, dopamini ve seratonini yüksek bir festival diliyorum” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Yasin Temel: “21. yüzyılın en çok hayatımıza dokunan bilim alanlarından biri nörobilimdir”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yasin Temel,  Nöro</span></span></span><span><span><span>f</span></span></span><span><span><span>est’te beyin ve sinir bilimini kutlayacaklarını belirterek “Bilim insanlarına 90’ların sonunda önümüzdeki 21. yüzyılın bilimi ne olacak diye sorulduğunda hepimizin hemfikir olduğu bir konu vardı: Bu da nörobilimdi. 21. Yüzyılın en çok hayatımıza dokunan bilim alanlarından biri nörobilimdir. Alzheimer ve Parkinson’da son derece hızlı bir artış görüyoruz. Daha uzun yaşıyoruz, uzun yaşadığımız için de daha çok nörodejenerasyonlar oluyor. Artık beyni bilgisayara bağlıyoruz. Pek çok çalışma var. O nedenle Nöro</span></span></span><span><span><span>f</span></span></span><span><span><span>est çok önemli bir festival. Atlas Üniversitesi ailesi olarak böyle bir organizasyona liderlilk yapmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ali Jahanshahi, Nöro</span></span></span><span><span><span>f</span></span></span><span><span><span>est 2025 etkinliğine katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek nörobilim alanındaki son gelişmelerin ele alınacak olmasının katılımcılar açısından son derece faydalı olacağını söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dr. Merve Alökten: “Nöro</span></span></span></b><b><span><span><span>f</span></span></span></b><b><span><span><span>est bilim iletişimini destekleyen bir paylaşım ortamı yaratıyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Nöro</span></span></span><span><span><span>fes</span></span></span><span><span><span>t Düzenleme Komitesi Temsilcisi Dr. Merve Alökten, Nörofest’i beyni anlamaya çalışan herkesi bir araya geldiği bir paylaşım alanı şeklinde tasarladıklarını belirterek “Çünkü biliyoruz ki nörobilim sadece laboratuvarlarda yapılan deneylerden ibaret değil. Sanatla, teknolojiyle, düşünceyle ve insan hikayeleriyle iç içe bir alan. Nöro</span></span></span><span><span><span>f</span></span></span><span><span><span>est’i planlarken amacımız nörobilimi gençlere öğrencilere, merak eden herkese tanıtmaktı. Herkesin, beyni biraz daha yakın tanıdığı, dokunduğu, sorguladığı bir gün olsun istedik. Bilimin toplumla kurulan bağla güçlndiğine inanıyoruz. Bu yönüyle Nöro</span></span></span><span><span><span>f</span></span></span><span><span><span>est bilim iletişimini destekleyen bir paylaşım ortamı yaratmakta” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Yasin Temel: “Beynin çeşitli bölgelerinden kayıt ve bilgi topluyoruz”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Yasin Temel, “Beyin: Görünmez Pusula” başlıklı konferansında beynin bilinmeyen yönlerini anlattı. Prof. Dr. Yasin Temel,  günümüzde özellikle epilepsi, Tourette Sendromu, kulak çınlaması gibi beyin fonksiyonlarıyla ilgili çalışma ve araştırmaların sadece beyin cerrahisi ile değil, nöroloji ve bilgisayar mühendisliği gibi farklı disiplinlerin bir arada çalışmasıyla gerçekleştiğini belirterek “Beyne yerleştirilen elektrotlar ve EEG yöntemi sayesinde beynin çeşitli bölgelerinden kayıt alma ve bilgi toplama imkanımız artık var” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bilim ve sanat bir arada: Art &#038; Brain</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Festivalin en ilgi çekici bölümlerinden biri olan Art &#038; Brain oturumunda Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Armağan Uysal, Alzheimer hastalığında gerçeklik ve benlik algısını nöroestetik bir bakışla ele aldı. Doç. Dr. Armağan Uysal, Anthony Hopkins ve Olivia Colman’ın başrollerini paylaştığı Alzheimer hastası bir babanın yaşamından kesitler sunduğu 2020 yapımı “The Father” filmini hastalığın seyri ve aşamalarını inceleyerek değerlendirdi. Oturumun ardından katılımcılar, etkileşimli “NöroTest” etkinliğiyle nörobilim bilgilerini eğlenceli bir şekilde test etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Beyin ağlarının gücü</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Aslı Demirtaş Tatlıdede, “Nöroplastisite ve Nöromodülasyon: Beyindeki Ağların Aktivitesini Dışarıdan Değiştirmek Mümkün mü?” başlıklı konuşmasında beynin esnekliğine ve yeniden yapılanma gücüne ışık tuttu. fMRI, tDCS, TMS gibi uygulamalar hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Aslı Demirtaş Tatlıdede, beynin yoğun plastite gösteren dinamik ve değişken bir yapı olduğunu belirterek “Beyin talep ve ihtiyaca cevap verecek şekilde organize olur. Plastisite rTMS/tDCS gibi yöntemlerle dışarıdan indüklenebilir ve şebekeler modüle edilebilir. Etkilenen ağlar dışarıdan uyarılarak uzun etkili yanıt elde edilebilir. Tedavide kullanımıyla ilgili araştırmalar yoğun şekilde devam ediyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Atölyelerle etkileşimli deneyim</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Festival boyunca düzenlenen paralel atölyelerde, katılımcılar beyni deneyimle öğrenme fırsatı buldu. İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Dr. Burcu Gülez, “CRISPR Tasarım Atölyesi: Bir Nöronu Yeniden Programlamak – CRISPR’ın Beyindeki Gücü”; Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ali Jahanshahi, “Optogenetik Atölyesi: Neurons On and Off with Light and Chemistry Tools that Revolutionized Neuroscience”; İstanbul Üniversitesi Aziz Sancar Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü’nden Nuray Sancar ve Dr. Canan Aysel Ulusoy, “Translasyonel Nörobilim: Laboratuvardan İnsanlara”; Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Dr. Berkhan Genç ve Paul Weger, “Brain–Computer Interfaces: Reconnecting the Disconnected”; Wellist Psikoloji ve Sanat Merkezi’nden Uzm. Psk. Gözde Nur Şahin ve Tasarımcı İpek Diler, “Sanat ve Farkındalık: Zihnin Deseni, Nöral Haritalar ve İçsel Bağlantılar” ve İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Fatma Göral, “tDCS ile Nöromodülasyon: Atlas PSYLAB’da Beyin Uyarım Deneyimi” başlıklı atölyeler gerçekleştirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Öğrencilere ilham, bilime katkı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Festival, genç araştırmacıların poster sunumlarına da ev sahipliği yaptı. Günün sonunda “En İyi Poster Sunumu Ödülü” ile festival kapsamında gerçekleştirilen “NöroTest” etkinliğinde kazanan katılımcılara ödülleri takdim edildi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/norofest-akademik-dunyayla-gencleri-bir-araya-getirdi-590259">Nörofest akademik dünyayla gençleri bir araya getirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgür Mumcu Nilüfer&#8217;de okurlarıyla buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozgur-mumcu-niluferde-okurlariyla-bulustu-590247</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2025 12:12:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[okurlarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[özgür]]></category>
		<category><![CDATA[romanı]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Koza Buluşmaları” söyleşilerinin konuğu olan ünlü yazar Dr. Özgür Mumcu, son romanı “Dünyalılar” üzerinden çağımızın toplumsal meselelerini ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozgur-mumcu-niluferde-okurlariyla-bulustu-590247">Özgür Mumcu Nilüfer&#8217;de okurlarıyla buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Koza Buluşmaları” söyleşilerinin konuğu olan ünlü yazar Dr. Özgür Mumcu, son romanı “Dünyalılar” üzerinden çağımızın toplumsal meselelerini ele aldı.</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Koza Buluşmaları’nın son konuğu, çağdaş Türk edebiyatının önemli isimlerinden Dr. Özgür Mumcu oldu. Koza Kütüphane’de gerçekleşen ve Hakan Akdoğan’ın moderatörlüğünü yaptığı “Yalnızlık, İletişim, Temas: İnsanlık Ne Kadar Hazır?” başlıklı söyleşi, sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Etkinliği Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de takip etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Söyleşide son romanı “Dünyalılar” üzerinden insanlığın içinden geçtiği dönüşüm sürecini değerlendiren Mumcu, uzaylıların aslında bir metafor olarak kullanıldığını belirtti. Yazar, romanında uzaylıları toplumsal fay hatlarını görünür kılmak için bir araç olarak kullandığını ifade ederek, “Uzaylılar gelirse ne yapardık, ne kadar hazırız buna diye düşündüm. Gramsci’nin 1930’larda söylediği gibi geçiş dönemlerindeyiz. Ölmekte olan ölemiyor, doğmakta olan doğamıyor. Şimdi canavarlar zamanı” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><strong>HAYVANLARLA İLETİŞİM VE BİO-AKUSTİK</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Mumcu, romanında önemli yer tutan bio-akustik alanından ve hayvanların ses ile iletişiminden bahsetti. Yunusların ve balinaların iletişim yöntemlerinden etkilendiğini belirten yazar, “Ya uzaylılar gelir ve hayvanlarla konuşursa, bizle hiçbir irtibat kurmak istemezlerse diye düşündüm. Yapay zeka teknolojisiyle birlikte bu alanda büyük gelişmeler yaşanıyor. Bio-akustik bize evren ve dünyamızla ilgili birçok kapıyı aralayacak gibi görünüyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><strong>DİJİTAL ÇAĞIN PARADOKSU</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Sosyal medya ve dijitalleşmenin yarattığı sorunlara da değinen Mumcu, herkesin cebinde farklı bir dünya taşıdığını ve ortak gerçeklik duygusunun kaybolduğunu vurguladı. “Algoritma meselesi başlı başına acayip bir hadise. Hepimizin telefonunda başka bir dünya var. Bu da ortak gerçeklik duygumuzu aldı. Herkes orada başka bir dünya yaşadığı için kutuplaşıyor. Ana akım medya kalmadığı zaman hangi ortak gerçekler üzerine konuşacağız?” diyerek dijital çağın yarattığı paradoksa dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Yazar, sosyal medyadan uzak durmanın artık bir lüks haline geldiğini belirterek, “Bu dönemde yalnız başına, dağda yaşamak istiyorsan zengin olman gerekiyor. Eskiden tam tersiydi, insanlar oradan şehirlere kaçmaya çalışıyordu ama şimdi şehirlerden kaçalım, internete ihtiyacımız olmasın deniliyor” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><strong>İRONİ VE SİNİZM ARASINDA</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Yazım tekniği hakkında da konuşan Mumcu, ironinin sinizme dönüşmemesi gerektiğini vurguladı. Mumcu, “İroniyi çok fazla devam ettirirseniz o sinizme gidiyor. O zaman da her şeyi boş verelim, bu dünyanın bir anlamı yok, zaten her şeye dalga geçelim gibi nihilizme doğru hızla ilerleme ihtimali var. Hele dünyanın ve Türkiye&#8217;nin bu zor durumunda insanın kolaylıkla düşebileceği bir tuzak sinizm” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Romanlarını katmanlı yazmaya özen gösterdiğini belirten yazar, 16-17 yaşında bir gencin de kitabı başından sonuna zevkle okuyabilmesini önemsediğini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><strong>İHTİYATLI İYİMSERLİK ÇAĞRISI</strong></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Söyleşinin sonunda umut mesajı veren Mumcu, insanların hem korku hem de şefkat duygularını aynı anda yaşayabildiğini, bunun doğal olduğunu belirterek, “Bazen şefkat duyuyoruz, bazen korkuyoruz. İnsan böyle bir tür. Temel nokta, ihtiyatlı bir iyimserlik içinde olmamız ve öncelikle daha iyimser tarafı ön plana çıkarmamız. Çok umutsuz bir dönemden geçiyoruz ama umudu bırakmamak gerektiğini düşünüyorum” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Özgür Mumcu’ya, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir günün anısına hediye verdi. Mumcu, etkinliğin sonunda son romanı “Dünyalılar”ı okurları için imzaladı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozgur-mumcu-niluferde-okurlariyla-bulustu-590247">Özgür Mumcu Nilüfer&#8217;de okurlarıyla buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koçluk, bireyden topluma dönüşümün yeni dili oluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocluk-bireyden-topluma-donusumun-yeni-dili-oluyor-589563</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 08:36:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[bireyden]]></category>
		<category><![CDATA[dili]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümün]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[topluma]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589563</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koçluk mesleğinin küresel öncüsü ICF Türkiye, iki yılda bir ev sahipliği yaptığı Koçluk Konferansı’nın 10’uncusunda liderleri, koçları, insan kaynakları profesyonellerini ve iş dünyasının karar vericilerini bir araya getiriyor. Konferansın bu yılki teması: “İnsan. İlişki. Gelecek.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocluk-bireyden-topluma-donusumun-yeni-dili-oluyor-589563">Koçluk, bireyden topluma dönüşümün yeni dili oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koçluk mesleğinin küresel öncüsü ICF Türkiye, iki yılda bir ev sahipliği yaptığı Koçluk Konferansı’nın 10’uncusunda liderleri, koçları, insan kaynakları profesyonellerini ve iş dünyasının karar vericilerini bir araya getiriyor. Konferansın bu yılki teması: “İnsan. İlişki. Gelecek.”</p>
<p>Anlamlı bağların, kolektif dönüşümün ve sürdürülebilir bir geleceğin altını çizen konferans, koçluğun dönüştürücü gücünü iş dünyasının merkezine taşımayı hedefliyor.</p>
<p><strong>Dünyaca ünlü isimler ICF Türkiye Konferansı’nda buluşuyor!</strong></p>
<p>Bu yılki konferansta, bilimden liderliğe, kişisel gelişimden organizasyonel dönüşüme uzanan farklı disiplinlerden dünyaca tanınan isimler sahnede olacak. </p>
<p><strong>Hilal Ergenekon</strong>’un sunuculuğunu üstlendiği konferansta; beyin cerrahisi profesörü, bilim insanı <strong>Prof. Dr. Türker Kılıç</strong>, kişisel gelişim alanında öncü yazar <strong>Mümin Sekman</strong>, klinik ve örgütsel psikolog, mindfulness eğitmeni <strong>Kıvılcım Kıran</strong>, uluslararası koç, yazar ve konuşmacı <strong>Dr. Marcia Reynolds</strong>, Organizasyonel Davranış, Psikoloji ve Bilişsel Bilimler uzmanı, dünyanın en çok atıf alan bilim insanlarından <strong>Dr. Richard E. Boyatzis</strong>, uluslararası koç, danışman, konuşmacı ve yazar <strong>Dr. Dorothy E. Siminovitch</strong>, uluslararası liderlik koçu ve organizasyonel dönüşüm uzmanı <strong>Judith Liberman </strong>ile kendi alanlarında uluslararası otorite kabul edilen birçok konuşmacı, ilham veren vizyonlarını ve deneyimlerini paylaşacak.</p>
<p>C-level yöneticiler ve liderler, CHRO’lar ve insan kaynakları profesyonelleri, akademisyenler ve gelişim uzmanları ile yerel ve uluslararası koçluk ekosisteminin önde gelen temsilcilerinin de katılacağı konferans 3 Aralık’ta İstanbul Maslak, 42 VENUE’de, 4 Aralık’ta ise çevrimiçi olarak gerçekleşecek.</p>
<p><strong>Balcı: “Geleceği yeniden yazmak için odağımız insan olmalı.”</strong></p>
<p>ICF Türkiye Başkanı Beyza Erdem Balcı, etkinlik hakkında şu açıklamayı yaptı: </p>
<p>“Profesyonel Koçluğun çatı kuruluşu Uluslararası Koçluk Federasyonu’nun (ICF) Türkiye’deki temsilcisi olarak 2005 yılından bu yana Profesyonel Koçluk mesleğine hizmet ediyoruz. ICF Türkiye, 20 yıldır ülkemizde mesleğin etik kurallarının, yetkinliklerinin doğru şekilde aktarılması ve yaygınlaştırılması adına değer katmaya çalışan bir dernek. Yaklaşık 500 üyemizle, bireylerden kurumlara ve topluma uzanan bir dönüşümün parçası olmak için çalışıyoruz. Bu yıl düzenleyeceğimiz ICF Türkiye Konferansı 2025, tam da bu vizyonu yansıtıyor. “İnsan. İlişki. Gelecek.” ana temasıyla yola çıktığımız konferansımızda; anlamlı bağlar, kolektif değişim ve sürdürülebilir geleceği, insanla başlayıp ilişkilerde güçlenen ve gelecekte büyüyen dönüşüm yolculuğunu, koçluğun bireyden topluma uzanan ilham verici etkilerini hep birlikte keşfedeceğiz. </p>
<p>Biz biliyoruz ki, geleceği yeniden yazmak için odağımız insan olmalı. Anlamlı ilişkiler kurarak, empatiyle dinleyerek, ilhamla harekete geçerek daha dayanıklı ve sürdürülebilir bir geleceğe ulaşabiliriz.”</p>
<p><strong>Geleceği koçlukla şekillendirecek buluşma!</strong></p>
<p>ICF Global verilerine göre; koçluk alan yöneticilerin yüzde 70’i liderlik yetkinliklerini geliştirdiğini bildiriyor. Koçluğa yatırım yapan şirketlerin yüzde 86’sı yatırım geri dönüşünün 6 kat arttığını, koçluk alan çalışanların ise yüzde 80’i iş tatmininin yükseldiğini ifade ediyor. Bu veriler, koçluğun sadece bireyler için değil, kurumlar ve toplumlar için de güçlü bir dönüşüm aracı olduğunu kanıtlıyor.</p>
<p>İlham veren konuşmacılar, güçlü uygulama örnekleri ve insan odaklı bir vizyonla şekillenecek bu buluşma, geleceği koçlukla tasarlamak isteyen herkes için benzersiz bir deneyim sunacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocluk-bireyden-topluma-donusumun-yeni-dili-oluyor-589563">Koçluk, bireyden topluma dönüşümün yeni dili oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Anlam ve amaç eksikliği, beynin uyumunu bozar”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-anlam-ve-amac-eksikligi-beynin-uyumunu-bozar-589084</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 08:55:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[amaç]]></category>
		<category><![CDATA[amaçsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beynin]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[sembol]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sembollerin psikolojik etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-anlam-ve-amac-eksikligi-beynin-uyumunu-bozar-589084">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Anlam ve amaç eksikliği, beynin uyumunu bozar”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sembollerin psikolojik etkileri konusunu değerlendirdi.</p>
<h3><strong>Sembolik öğrenme yalnızca insanlara özgü bir öğrenme modeli</strong></h3>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sembolik öğrenmenin yalnızca insanlara özgü bir öğrenme modeli olduğunu ifade ederek, diğer canlıların yaşamı temel fizyolojik ihtiyaçlar çerçevesinde sınırlıyken, insanın soyut, sembolik ve kavramsal düşünce üretebilme yeteneğine sahip olduğunu, bu yeteneğin, beynin çalışma mekanizmalarının anlaşılmasıyla birlikte yapay zekanın doğuşuna zemin hazırladığını kaydetti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Yapay zeka beyni taklit ediyor. Makine öğrenmesi ve derin öğrenme gibi alanlarda ilerleyen yapay zeka, beynin görüntüleri nasıl işlediğini, sembolleri nasıl oluşturduğunu ve anlam bağlarını nasıl kurduğunu da anlamaya çalışıyor.&#8221; dedi.</p>
<h3><strong>Beyin algoritmaları ve sosyal öğrenme</strong></h3>
<p>Prof. Dr. Tarhan, beynin bilgi işleme sürecini katmanlı bir yapıya benzeterek, girilen bilgilerin çeşitli katmanlarda (görüntü, duygu, korku gibi) işlendiğini ve bir çıktıya dönüştüğünü, bu sürecin algoritmalarla çalıştığını ve bu algoritmaların sosyal öğrenme yoluyla geliştiğini belirterek, &#8220;İnsan, çevresinden ve yaşantısından edindiği deneyimlerle öğrenir. Bir maymun, genetik olarak insana yüzde 96 oranında benzese de o yüzde 4&#8217;lük gen farkı nedeniyle insan gibi davranmayı öğrenemez. Bu fark, zaman, anlam, ölüm gibi soyut kavramlarla ilgili &#8216;zihin üstü&#8217; genlerden kaynaklanmaktadır.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>Beyin belirsizlikten hoşlanmıyor…</strong></h3>
<p>Beynin belirsizlikten hoşlanmadığını ve bu durumun korku ve tedirginliğe yol açtığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Beyin düzen, denge ve devamlılık istiyor. Öyle olursa rahat çalışıyor. Bunu yapabilmesi için de mecburen olayları anlamlandırması gerekiyor. Bunun için sembolleri kullanıyor. Aksi halde anlam ve amaçsızlık beyin orkestrasını bozar.” ifadesinde bulundu.</p>
<h3><strong>Sembollerin çok katmanlı anlamları</strong></h3>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sembollerin beynin bilgi kaydederken kullandığı temel öğeler olduğunu belirterek, &#8220;Büyüklük, şekil, renk gibi unsurlar birer semboldür. Matematikteki &#8216;artı&#8217; işareti, kırmızı renginin enerji, güç, cesaret gibi pozitif anlamları veya kan, ateş gibi negatif çağrışımları, mavinin sonsuzluk ve huzuru temsil etmesi veya hüznü ifade etmesi gibi örneklerle sembollerin çok boyutlu anlamları vardır. Siyahın bazı kültürlerde gücü, bazılarında ise korkuyu sembolize etmesi de buna örnektir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<h3><strong>Kültür ve sembol ilişkisi</strong></h3>
<p>Sembollerin kültüre, inançlara ve değer sistemlerine göre farklılık gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “El hareketleri bile farklı kültürlerde farklı anlamlar taşıyabiliyor. Bizim kültürümüzde &#8216;mükemmel&#8217; anlamına gelen bir el hareketi, İtalya&#8217;da &#8216;dikkatli ol&#8217;, Ortadoğu&#8217;da ise &#8216;sabırlı ol&#8217; anlamına gelebilir. Dini ikonlar, trafik levhaları ve emojiler de birer semboldür ve evrensel tepkiler uyandırabilir. Çocukluktan itibaren sembollerle öğreniriz ve sembollerin olmadığı bir ortamda insanlık öğrenilemez.&#8221; dedi.</p>
<h3><strong>Kelime, dil ve kavramların gücü</strong></h3>
<p>Kelimenin de bir sembol olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, beynin Broca alanının duygu ifadesiyle, Wernicke alanının ise anlamayla ilgili olduğunu belirtti. Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Dilimizdeki sözcükler de birer semboldür. Bir dil ne kadar çok kavram ve kelimeye sahipse, insan o kadar yeni düşünce üretebilir. Örneğin &#8216;kalp&#8217; kelimesi hem somut anlamda organı hem de soyut anlamda duyguları ifade eder. Kalbin Arapçada &#8216;inkılap&#8217; kökünden gelmesi, yani değiştirmek anlamına gelmesi, duygusal dünyadaki dönüşüm ihtiyacının zihinsel bir temsili olabilir.&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h3><strong>Rüya teorisi ve kolektif bilinçaltı</strong></h3>
<p>Nörobilim alanındaki gelişmelerle birlikte rüyaların anlamı üzerine yapılan açıklamaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İsviçreli psikiyatrist Carl Gustav Jung&#8217;un rüya analizlerinin nörobilime çok daha uygun olduğunu, Jung&#8217;un rüyaları &#8220;semboller dünyası&#8221; olarak tanımlamasının, günümüz nörobiliminin bulgularıyla örtüştüğünü dile getirdi.</p>
<p>İnsanların diğer canlılardan farklı olarak bilinç sahibi ve varoluşunun farkında olan tek varlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Her birey ayrı bir bilince sahipken, bunun altında kültürel mirasla şekillenen bir kolektif bilinçaltı bulunur. Rüyalar, bu kolektif bilinçaltındaki sembolleri yaşattığımız alanlardır.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, rüya tabirlerinin kişiye özel olması gerektiğinin altını çizerek, &#8220;Su gibi evrensel bir sembolün rüyadaki anlamı, kişinin kişilik yapısı, suya yüklediği anlamlar ve kültürel bağlamına göre değişir. Bu nedenle rüya tabiri kitaplarındaki genel yorumlar yanıltıcı olabilir. Rüyalar anlamsız değildir; fiziksel gerçekliğin, hayal gerçekliğinin ve rüya gerçekliğinin birleştiği, üst bir gerçeklik sunar.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>Gerçeklik testi ve şizofreni ilişkisi</strong></h3>
<p>Rüyaların ve hayallerin gerçeklikten ayırt edilememesinin ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Tarhan, beyindeki &#8220;gerçeklik test ağı&#8221; nın önemli olduğunu, şizofreni hastalarında bu ağın bozulduğunu ve kişinin rüyalarına veya hayallerine inanarak hayatını buna göre tanzim edebildiğini ifade etti ve &#8220;Şizofreninin temelinde, hayal, rüya ve fiziksel gerçeklik arasındaki ayrımı yapamama yatar. Beyindeki ilgili ağın bozulması bu duruma yol açar.&#8221; diye konuştu.</p>
<h3><strong>Sembollerin evrensel dili</strong></h3>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sesin de tıpkı renkler gibi güçlü bir sembol olduğunu ve müziğin beyni en çok harekete geçiren unsurlardan biri olduğunu kaydederek, &#8220;Mantıksal kavramlar sol beyinde işlenirken, sanatsal ve sesle ilgili kavramlar sağ beyinde, görüntüyle ilgili kavramlar ise arka beyinde işlenir. Kuantum fiziğine göre her renk bir frekanstır. Renklerin matematiğiyle siyah ve beyaz gibi farklı tonlar oluşur. Görme duyumuz ve ışık, evrendeki her şeye anlam katar.&#8221; dedi.</p>
<p>İnsan beyninin dış dünyadan gelen beş duyu bilgileri, zihnin ürettiği bilgiler ve duygularla sürekli etkileşim halinde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Beynimiz bu bilgileri algılar, tanımlar, yorumlar ve tepki verir. Siyah-beyaz düşünce tarzı, yani olayları ya iyi ya kötü olarak görme eğilimi, toksik kişilerin özelliklerinden biridir ve esnek olmamaya, empati yapamamaya yol açar.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<h3><strong>Zihin ekonomisi ve sosyal öğrenme</strong></h3>
<p>İnsan beyninin &#8220;zihin ekonomisi&#8221; prensibiyle ve bilgileri en ekonomik şekilde kullanmaya çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Hayvan beyni ödül-ceza sistemiyle ilkel düzeyde öğrenirken, insan deneyimleyerek, anlam katarak ve yorumlayarak öğrenir. Bir bilgi karşısında &#8216;kim söyledi, ne söyledi, neden söyledi&#8217; sorularını sormadan tepki vermek, sembollerin aleyhimize işlemesine yol açar.&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, beynin önbelleğini boş tutmanın, ani hataları önlemede ve sembolleri doğru yorumlamada önemli olduğunu vurguladı.</p>
<h3><strong>İlahi işaretler</strong></h3>
<p>&#8220;Tanrı sessiz mi?&#8221; sorusunun, insanın ilahi bir işaret bekleme isteği, yani bir sembol arayışı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, bu işaretlerin ikaz, müjde veya ceza şeklinde yorumlanabileceğini belirtti. Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Hayatı bir sınav olarak düşündüğümüzde, öğretmen sınav sırasında konuşmaz. Adil bir yarış için sessiz kalır. Bu dünya da ruhlar alemiyle bu dünya arasında bir geçiş sürecidir.&#8221; dedi.</p>
<p>Kuantum fiziği ve sicim teorisine göre evrende madde diye bir şeyin olmadığını, her şeyin enerji olduğunu ve manyetik iplikçiklerden oluştuğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Süper determinizmde, görünen sebeplerin yanı sıra olaylarda görünmeyen sebepler de vardır. Bu görünmeyen sebepleri okumak sembol diliyle olur. İbn-i Arabi gibi düşünürler, sembollerin dilini kullanarak olaylara derin anlamlar yüklemişlerdir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>Kalp gözü ile herkes göremiyor</strong></h3>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sembollerin ilahi mesajlar taşıdığını ve insanın olayları anlamlandırma biçiminin hayatını derinden etkilediğini dile getirerek, karınca istilası gibi sıradan bir olayın bile İbn-i Arabi tarafından sabır, çalışkanlık, ümitsizlikten kaçınma ve takım çalışması gibi derin anlamlarla yorumlandığını örnek vererek, &#8220;Bu gözle bakan bunu görebiliyor, herkes göremiyor. Buna &#8216;kalp gözü&#8217; deniyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Bir hastalığa veya hayat olaylarına nasıl anlam yüklendiğinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bir insan &#8216;ben bunu hak etmedim, niye geldi?&#8217; derse veya &#8216;keşke şunu yapmasaydım&#8217; diye geçmişi suçlarsa, olayı daha çok büyütür ve daha çok acı çeker. Hayatta her şey yolunda gitmiyor. İnsan zihni sadece seçer ve gözlemler, sonrası bizim kontrolümüzde değildir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<h3><strong>Kontrol duygusu ve radikal kabullenme</strong></h3>
<p>İnsanların sınırsız isteklerine karşın sınırlı güce sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, kontrol duygusunun geleceği, hayatı ve doğayı kontrol etme arzusuna dönüştüğünde bireylerde yüksek tansiyon gibi sorunlara yol açabildiğini belirtti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu durumda &#8220;radikal kabullenme&#8221; nin önemine işaret ederek, &#8220;Kişi, elinden geleni yaptıktan sonra kontrolü ilahi iradeye bırakırsa sakinleşir. Buna &#8216;tevekkül&#8217; diyoruz. Tembellik veya miskinlik değil, sorumlulukları yerine getirdikten sonra teslim olabilmektir.&#8221; diye konuştu.</p>
<h3><strong>İnsanın genlerinin verdiği sınırlar içerisinde özgür bir iradesi var</strong></h3>
<p>Her şeyin önceden belli olduğu fikrinin insan iradesini ortadan kaldırmadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;İnsanın genlerinin verdiği sınırlar içerisinde özgür bir iradesi var. Olayları anlamlandırma, soyut düşünce üretme yeteneği var. Bir fikir geldiğinde onu anlamlandırır, seçer ve seçtikten sonra sadece gözlemci oluruz. Kuantum fiziğine göre biz olayları kontrol edemiyoruz, sadece seçiyoruz.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>İlhamların zihinsel çaba ve emek gerektirdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Arşimet, kralın verdiği görev üzerine taçtaki altının sahte olup olmadığını bulmak için kafa yorarken ilham geldi ve &#8216;Evreka!&#8217; diyerek hamamdan fırladı. İlhamlar, belirli bir zihinsel çilenin sonucudur.&#8221; dedi.</p>
<h3><strong>Taşların şifalı gücü ve meditasyon</strong></h3>
<p>Taşların da renkler gibi bir frekansı ve salınımı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, ametist ve kehribar gibi taşların manevi anlamları ve rahatlatıcı etkileri olduğunu söyledi ve &#8220;Ametist taşı eline alan birinin anksiyetesinin kaybolması gibi, bu tür kültürel birikimler bilimsel araştırmalarla teyit edilmeli, ancak saçma denilmemelidir.&#8221; İfadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kişilerin kendilerine bir rahatlatma sembolü seçerek bunu hipnoterapi veya yogadaki mantralar gibi kullanılabileceğini ifade ederek, &#8220;Beynimizde mutluluk hormonu salgılamak için üç şeyi bir arada yapmak gerekir; hareket, müzik ve sembolik bir tekrar. Mevlana&#8217;nın sema meditasyonu da bu metodolojiye dayanır. Ritim tedavisi olarak da bilinen bu yöntemlerle beyin rahatlar.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<h3><strong>Müzik de sembolik anlamlar taşıyor</strong></h3>
<p>Müziğin de sembolik anlamlar taşıdığını ve kişiye yüklediği anlama göre farklı etkiler yarattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bazı müziklerin öfke ve saldırganlık uyandırırken, bazılarının sakinleştirici etki gösterdiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insan kişiliğinin (persona) üçte birinin genetik, üçte birinin sosyal öğrenme ve üçte birinin de kişisel seçimlerden oluştuğunu belirterek, &#8220;Sembolik, anlamsal ve kavramsal düşünce yeteneği olan bir kişi, diğer üçte iki yönünü de yönetebilir, yeni anlamlar yükleyerek, yeni hedefler koyarak ve yeni yöntemler geliştirerek kişiliğini olumlu yönde şekillendirebilir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<h3><strong>Küresel yalnızlaşmanın temel sebeplerinden biri de sahtelik</strong></h3>
<p>Sahteliğin hayatın her alanına yayılmış durumda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İnsanın da sahtesi var. Bu sahtelik güveni zayıflatıyor, güven zayıflayınca derin ilişkiler kayboluyor. Derin ilişkilerin olmadığı yerde de yalnızlık artıyor. Küresel yalnızlaşmanın temel sebeplerinden biri, insanın içiyle dışının bir olmamasıdır. İnsan ilişkilerinde en önemli nokta, kişinin iç ve dış görünüşünde denge kurabilmesidir. ‘Benim kalbim temiz’ demek yeterli değil; dış görünüm de bu uyumun bir parçası olmalı. Böyle insanlar uzun vadeli ilişkiler kurabilir. Onların iç huzuru, pozitif bir etki olarak dışarıya yansır. İnsanlar bu tür kişilere ister istemez saygı ve sevgi duyar, etrafında toplanır. Kurulu düzen onları istemese bile toplum onları benimser. Tarihte de böyle insanlar dönüşüm yaratan, kalıcı iz bırakan şahsiyetlerdir. Ama rol yapan, sahte davranan kişiler uzun vadede kaybeder. Çünkü insan yüzünde sirke satıyorsa, elinde bal olsa bile kimse ondan bal almak istemez. Asıl mesele insanın içi ile dışının uyumlu olması, kendisiyle barışık yaşamasıdır.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-anlam-ve-amac-eksikligi-beynin-uyumunu-bozar-589084">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Anlam ve amaç eksikliği, beynin uyumunu bozar”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de iklim krizi odağında Tek Sağlık Sempozyumu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-iklim-krizi-odaginda-tek-saglik-sempozyumu-588836</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 19:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Belirten]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[odağında]]></category>
		<category><![CDATA[Şadi Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588836</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi ve Tek Sağlık Platformu iş birliğiyle düzenlenen 3. Nilüfer Tek Sağlık Sempozyumu’nda, insan, hayvan ve doğanın geleceği “iklim krizi” odağında masaya yatırıldı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-iklim-krizi-odaginda-tek-saglik-sempozyumu-588836">Nilüfer&#8217;de iklim krizi odağında Tek Sağlık Sempozyumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi ve Tek Sağlık Platformu iş birliğiyle düzenlenen 3. Nilüfer Tek Sağlık Sempozyumu’nda, insan, hayvan ve doğanın geleceği “iklim krizi” odağında masaya yatırıldı. Sempozyumda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Nilüfer’de tek sağlık yaklaşımını, yaşamın her alanına yansıyan bir değer olarak görüyoruz” dedi.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi ve Tek Sağlık Platformu iş birliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen Nilüfer Tek Sağlık Sempozyumu, 3 Kasım Dünya Tek Sağlık Günü’nde Nâzım Hikmet Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Bursa&#8217;daki sağlık meslek odalarının da desteklediği sempozyumda, iklim krizinin insan, hayvan ve çevre sağlığı üzerindeki etkileri masaya yatırıldı.</p>
<p>Sempozyuma Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş, Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Vet. Hekim Melike Baysal, Bursa Dişhekimleri Odası Başkanı Dr. Dt. Kerem Turgut Atasoy’un yanı sıra Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, akademisyenler, sivil toplum ve kamu kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.</p>
<p><b>BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “TEK SAĞLIK BİR ZORUNLULUKTUR”</b></p>
<p>Programın açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, iklim krizinin insan, hayvan ve çevre sağlığını doğrudan etkilediğini vurguladı. Nilüfer Belediyesi olarak tek sağlık yaklaşımını kentin temellerine işlediklerini belirten Başkan Özdemir, “Bir kentin gerçekten sağlıklı olabilmesi için, insanın, hayvanın ve doğanın düşünülmesi bir seçenekten öte artık bir zorunluluktur. Nilüfer Belediyesi olarak biz de bu bilinçle hareket ediyoruz” dedi.</p>
<p><b>“KARBON EMİSYONLARINI AZALTMA TAAHHÜDÜ VERDİK”</b></p>
<p>İklim krizi karşısında yerel yönetimlerin somut eylemlerle öncü olması gerektiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin ‘Başkanlar Sözleşmesi’ni imzalayarak 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 40 azaltma taahhüdü verdiğini hatırlattı. Bu kapsamda kurulan 8 güneş enerji santrali ile kendi enerjilerini ürettiklerini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Bu sayede 2024 yılında bin 100 tondan fazla karbon salımını önleyerek, 4 milyon liranın üzerinde tasarruf sağladık” bilgisini verdi.</p>
<p>Dirençli kentin aynı zamanda nefes alan bir kent olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer’in 421 parkı ve kişi başına düşen 12 metrekareyi aşan yeşil alan miktarıyla örnek bir şehir olduğunu belirtti. Kent Bostanları, Hasanağa Gıda Merkezi, 200 kilometreye yaklaşan bisiklet yolları ve elektrikli araç filosu gibi projelerle sıfır emisyon hedefine adım adım ilerlediklerini söyledi.</p>
<p><b>“DOĞANIN SESİNİN YANKILANDIĞI BİR KENT”</b></p>
<p>Başkan Şadi Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı: “Tüm bu çalışmalar, Nilüfer’i insan, hayvan ve doğa refahını birlikte düşünen gerçek bir tek sağlık kenti haline getirmek için. Bu yüzden bilimin ışığında, dayanışma ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.”</p>
<p>Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş ise iklim değişikliğine karşı mücadelenin aynı zamanda bir halk sağlığı mücadelesi olduğunu vurguladı. Artan sıcaklıklar, kuraklık, sel ve orman yangınlarının hem çevreyi hem de insan sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Güleş, birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekti.</p>
<p><b>MESLEK ODALARINDAN ORTAK ÇAĞRI</b></p>
<p>Koronavirüs salgını ve doğal afetlerde tek sağlık bakış açısının eksikliğini gördüklerini belirten Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş da, karar vericilerin bu konuda yeni bir paradigma yaratması gerektiğini söyledi. Binbaş, tarım, doğa, çevre, hayvan ve insanla hareket edilmeden gerçek sağlığa ulaşılamayacağını vurguladı.</p>
<p>Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Vet. Hekim Melike Baysal ise tek sağlık yaklaşımının geleceği kurtarmanın en bilimsel yolu olduğunu belirtti. Baysal, “Hayvan sağlığını kapsamayan hiçbir yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını bilmeliyiz. Bugün dünya, bilim insanlarının 6’ncı yok oluş olarak tanımladığı bir süreçten geçiyor. Çocuklarımızı sağlıklı bir dünyada yaşatmak istiyorsak, hayvanların yaşam hakkını ve ekosistemin bütünlüğünü korumak zorundayız” dedi.</p>
<p>İklim krizinin artık uzak bir tehdit olmadığını, susuzluk ve hava kirliği ile hastaların sağlığında dahi gözlemlendiğini belirten Bursa Diş Hekimleri Odası Başkanı Dr. Dt. Kerem Turgut Atasoy da, “Sağlıklı bir toplum ancak sağlıklı bir gezegende var olabilir. Ortak sorumlulukla atılacak her adım büyük bir dönüşümün başlangıcı olacaktır” diye konuştu.</p>
<p>İklim değişikliğinin bulaşıcı hastalıkların yayılma hızını artırdığına dikkat çeken Bursa Eczacı Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Gökçenay Derebaşı Hanlı da, afet sonrası ilaç ve tıbbi malzeme yönetiminde eczacıların kritik rol oynadığını belirtti. Gökçenay Derabaşı Hanlı, Bursa Eczacı Odası’nın AFAD ve UMKE ile koordineli çalıştığını söyleyerek, afet durumlarında ilaç, tıbbi ve medikal malzeme tedariki sağladığını sözlerine ekledi.</p>
<p><b>UZMAN İSİMLER TEK SAĞLIĞI KONUŞTU</b></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından sempozyumda oturumlara geçildi. Birinci oturumda, Bursa Uludağ Üniversitesi’nden (BUÜ) Doç. Dr. Yasemin Kaya, Bursa Teknik Üniversitesi’nden (BTÜ) Doç. Dr. Ebru Kamacı Karahan ve Nilüfer Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürü Emrah Aslan, Nilüfer Belediyesi Plan ve Proje Müdürü Sinan Sarıbal moderatörlüğünde “Kentsel Dirençlilik” konusunu ele aldılar. Nilüfer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Vet. Hekim Sanem Çetiner moderatörlüğünde “Riskler ve Gelecek” başlığıyla düzenlenen ikinci oturumun konukları ise Türkiye Tek Sağlık Girişimi Kurucu Üyesi Vet. Hekim Adnan Serpen ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ali Osman Karababa oldu. Program, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan’ın sonuç bildirgesini okumasıyla sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-iklim-krizi-odaginda-tek-saglik-sempozyumu-588836">Nilüfer&#8217;de iklim krizi odağında Tek Sağlık Sempozyumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Horoz Lojistik, İnsan Odaklı İşe Alımda Örnek Şirket Seçildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/horoz-lojistik-insan-odakli-ise-alimda-ornek-sirket-secildi-588809</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 14:28:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alımda]]></category>
		<category><![CDATA[horoz]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[lojistik]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[şe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin köklü lojistik markalarından Horoz Lojistik, işe alım süreçlerinde adaylara verdiği değeri önceliklendiren yaklaşımıyla öne çıkarak Kariyer.net İnsana Saygı Ödülü’ne layık görüldü. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/horoz-lojistik-insan-odakli-ise-alimda-ornek-sirket-secildi-588809">Horoz Lojistik, İnsan Odaklı İşe Alımda Örnek Şirket Seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin köklü lojistik markalarından Horoz Lojistik, işe alım süreçlerinde adaylara verdiği değeri önceliklendiren yaklaşımıyla öne çıkarak Kariyer.net İnsana Saygı Ödülü’ne layık görüldü. </p>
<p>Türkiye’nin en prestijli insan kaynakları ödüllerinden biri olan Kariyer.net İnsana Saygı Ödülü, 14-15 Ekim tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde sahiplerini buldu. 40 bini aşkın işveren arasından seçilen Horoz Lojistik, insan odaklı uygulamalarıyla sektörde örnek gösterilen şirketler arasında yer aldı.</p>
<p><strong>Horoz Lojistik’te Adaya Verilen Değer Önceliğimiz</strong></p>
<p>Horoz Lojistik, işe alım süreçlerinde adaylara verdiği değeri önceliklendiren politikalarıyla dikkat çekiyor. Her başvuruya geri dönüş sağlanması ve sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi, şirketin insan odaklı yaklaşımının temel taşları arasında bulunuyor.</p>
<p>Horoz Lojistik Yönetim Geliştirme Grup Başkanı Aytüm Yılmaz, ödülle ilgili olarak şunları söyledi: <br />&#8220;İşe alım süreçlerimizde adaylarımıza verdiğimiz değeri önceliklendirmek, sadece şirket kültürümüzün değil, uzun vadeli başarı stratejimizin de temelini oluşturuyor. Şeffaf iletişim, adil değerlendirme ve her başvuruya özen göstermek, Horoz Lojistik’te insan odaklı yaklaşımımızın en somut örnekleri. Bu ödül, ekip olarak gösterdiğimiz özenin ve değerlerimizin sektörde de takdir edildiğini gösteriyor. Bu başarıda emeği geçen tüm ekibimizi gönülden tebrik ediyorum.&#8221;</p>
<p>Horoz Lojistik, insan odaklı işe alım yaklaşımını sürdürerek adaylara verdiği değeri <strong>güçlendirmeye </strong>devam ediyor. Çalışanlarını ve adaylarını merkeze alan kültürüyle şirket, Türkiye lojistik sektöründe fark yaratmayı sürdürüyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/horoz-lojistik-insan-odakli-ise-alimda-ornek-sirket-secildi-588809">Horoz Lojistik, İnsan Odaklı İşe Alımda Örnek Şirket Seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (5‑10 Kasım 2025)</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-5%e2%80%9110-kasim-2025-588791</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 14:19:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[kasım]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588791</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-5%e2%80%9110-kasim-2025-588791">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (5‑10 Kasım 2025)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, tiyatro sezonunun yeni haftasında 14 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Şehir Tiyatroları’nda bu hafta sanatseverleri Mihail Bulgakov’dan Gökhan Aktemur’a, Yağmur Topçu’dan Macit Koper’e klasik ve modern yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu hafta Merhaba Çocuk (Yeni Oyun), Yoldan Çıkan Oyun, Köpek Kalbi, Gölge, Geçmişin Gölgesi, Öksüzler, Tartuffe, Gidion’un Düğümü, Hayat Der Gülümserim, Benim Küçük Yıldızım, Masal, Fındıkkıran, Sevdalı Bulut, Bir Gece Masalı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>10 Kasım 2025 tarihinde Atatürk’ü anmak için “Merhaba Çocuk” adlı oyunumuz ücretsiz sahnelenecektir. Ücretsiz davetiyelerinizi 4 Kasım 2025 saat 11.00’den itibaren https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edebilirsiniz.</p>
<p><b>Bu Haftanın Programı (5-10 Kasım 2025)</b></p>
<p><b>MERHABA ÇOCUK (Yeni Oyun) (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen “çocukluk dönemi”ne dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında “çocukluk evresi”nin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş “anma etkinliği”yle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emre Can Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2025 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu, </b>rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p> </p>
<p><b>ÖKSÜZLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.</p>
<p>Gençlik Günleri &#8220;İç Yapımlar&#8221; kapsamında genç oyuncularımızın hazırladığı oyun 2025 sezonunda repertuarımıza kazandırıldı. </p>
<p><b>Dennis Kelly</b>’nin yazdığı, <b>Selin Girit</b>’in çevirdiği, <b>Ogeday Erkut</b>’un yönettiği oyunda <b>Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz,</b> <b>Ogeday Erkut</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>TARTUFFE (13+ Yaş)</b></p>
<p>Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.</p>
<p><b>Molière</b>’in yazdığı, <b>Orhan Veli Kanık</b>’ın çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz </b>rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>HAYAT DER GÜLÜMSERİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıllarca olağanüstü kadın karakterlere hayat vermiş bir oyuncu, AVM yapılmak üzere yıkılacak bir sahneye veda eder. Anlatılmaya değer bulunmayan farklı sınıflardan kadınların sıcak ve aşina hayat hikâyeleri, ilk kez aktarılır.</p>
<p><b>Özen Yula</b>’nın yazıp yönettiği oyunda <b>Sema Keçik, Serkan Bacak</b> rol alıyor. Oyun, 8 Kasım 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2025 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2025 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2025 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Tuğçe Açıkgöz, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2025 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-5%e2%80%9110-kasim-2025-588791">İBB Şehir Tiyatroları&#8217;nda Bu Hafta (5‑10 Kasım 2025)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enerjisa Enerji’de Üst Düzey Atama: Berrin Yılmaz CHRO Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/enerjisa-enerjide-ust-duzey-atama-berrin-yilmaz-chro-oldu-588773</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 14:10:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[atama]]></category>
		<category><![CDATA[berrin]]></category>
		<category><![CDATA[Berrin Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[düzey]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[enerjisa]]></category>
		<category><![CDATA[Enerjisa Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[üst]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588773</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enerjisa Enerji, elektrik dağıtım ve perakende satışta lider olmasının yanı sıra, müşteri çözümleri ve Eşarj şirketi aracılığıyla enerji verimliliği, e-mobilite ve yenilenebilir enerji alanlarında yürüttüğü projelerle Türkiye’nin enerji dönüşümüne destek veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enerjisa-enerjide-ust-duzey-atama-berrin-yilmaz-chro-oldu-588773">Enerjisa Enerji’de Üst Düzey Atama: Berrin Yılmaz CHRO Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Enerjisa Enerji, sektöründe lider olduğu elektrik dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin yanı sıra; müşteri çözümleri ve Eşarj şirketiyle enerji verimliliği, e-mobilite ve yenilenebilir enerji alanlarında yürüttüğü çalışmalarla Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlıyor.</p>
<p>Şirketin insan odaklı dönüşüm ve sürdürülebilir büyüme vizyonu doğrultusunda Berrin Yılmaz Enerjisa Enerji İnsan ve Kültür Bölüm Başkanı (CHRO) olarak atandı. Yılmaz 1 Kasım’da İnsan ve Kültür Bölüm Başkanlığını görevini Yakup Aydilek’ten devraldı.</p>
<p>Enerjisa Enerji’nin insan ve kültür yapılanmasında yeni bir dönemi başlatacak olan Berrin Yılmaz, şirketin sürdürülebilir büyüme ve dönüşüm hedefleriyle uyumlu biçimde çalışan deneyimini güçlendiren, yetenekleri geleceğe hazırlayan ve kurum kültürünü sürekli yenileyen bir liderlik anlayışını hayata geçirecek. Yılmaz, dijitalleşmenin getirdiği yeni beceri ihtiyaçlarını, tüm çalışanları kapsayan gelişim programlarıyla bütünleştirirken; <strong>İş sağlığı ve güvenliği kültürü ile bağlılık ve gelişim uygulamalarını</strong> daha da derinleştirecek. Bu yaklaşımla Enerjisa Enerji, enerji sektöründe teknolojinin yanında kültür, değer ve insan gücüyle de fark yaratan bir kurum olma yolculuğunu sürdürecek.</p>
<p><strong>Murat Pınar: İnsana yapılan yatırım, sürdürülebilir başarının en güçlü teminatıdır</strong></p>
<p>Enerjisa Enerji İnsan ve Kültür Bölüm Başkanlığı’na Berrin Yılmaz’ın atamasını değerlendiren <strong>Enerjisa Enerji CEO’su Murat Pınar</strong>: “<em>Enerjisa Enerji olarak, ‘Herkes için daha iyi bir gelecek’ vizyonumuzun merkezine insanı koyuyor, dönüşümün kalıcı olabilmesi için kültürümüzden güç almamız gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayışla şirketimizin en büyük itici gücü olan İnsan ve Kültür yapılanmamıza liderlik edecek Sayın Berrin Yılmaz’ın aramıza katılmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Deneyimi ve vizyonuyla ‘insan odaklı’ dönüşüm yolculuğumuza önemli katkılar sağlayacağına yürekten inanıyorum.”</em> dedi.</p>
<p><strong>Berrin Yılmaz: Geleceğin çalışma kültürünü birlikte şekillendireceğiz</strong></p>
<p>Yeni göreviyle ilgili değerlendirmelerde bulunan <strong>Enerjisa Enerji İnsan ve Kültür Bölüm Başkanı (CHRO) Berrin Yılmaz:</strong> “<em>Türkiye’nin enerji dönüşümüne liderlik eden ve 11 bin çalışanı ile kritik bir kamu hizmetini yerine getiren Enerjisa Enerji bünyesinde ‘Herkes İçin Daha İyi Bir Gelecek’ vizyonuyla tam bir uyum içinde yeni görevime başlıyorum. Tüm çalışma arkadaşlarımla birlikte, insanı merkeze alan bir anlayışla geleceğin çalışma kültürünü çevik ve kapsayıcı bir yapıyla inşa etmek için çalışırken bir yandan da iş sağlığı ve güvenliğini önceliklendirirken, çalışan deneyimini sürekli geliştiren, yetenekleri geleceğe hazırlayan uygulamalara odaklanmaya devam edeceğiz.</em>” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enerjisa-enerjide-ust-duzey-atama-berrin-yilmaz-chro-oldu-588773">Enerjisa Enerji’de Üst Düzey Atama: Berrin Yılmaz CHRO Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hüseyin Atılgan&#8217;ın ismi Yenişehir&#8217;de parka verildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/huseyin-atilganin-ismi-yenisehirde-parka-verildi-588536</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Nov 2025 12:18:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atılgan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[ismi]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[mersin]]></category>
		<category><![CDATA[park]]></category>
		<category><![CDATA[parka]]></category>
		<category><![CDATA[verildi]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Yenişehir Belediye Başkanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588536</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin Yenişehir Belediyesi, Bahçelievler Mahallesi’nde bulunan bir parka Hüseyin Atılgan’ın ismini verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huseyin-atilganin-ismi-yenisehirde-parka-verildi-588536">Hüseyin Atılgan&#8217;ın ismi Yenişehir&#8217;de parka verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Yenişehir Belediyesi, Bahçelievler Mahallesi’nde bulunan bir parka Hüseyin Atılgan’ın ismini verdi. 2020 yılında yaşamını yitiren Hüseyin Atılgan’ın adının yaşatıldığı parkta düzenlenen programda konuşan Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, <b>“Toplumsal değerleri önde tutan, bireysel değil, toplumsal düşünmeye çalışan insanlarsevgiyle, saygıyla anılmaya devam edecekler.”</b> dedi. </p>
<p>Mersin Büyükşehir ve Yenişehir Belediye Meclis Üyeliği görevlerinde de bulunan Hüseyin Atılgan’ın adının yaşatıldığı parkta düzenlenen programa Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit’in yanı sıra CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanvekili Hamit Mert Avcı, CHP Yenişehir İlçe Başkanı Toprak Çalışkan, CHP Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Eren Yücesoy, CHP Kadın Kolları MYK Üyesi Hatice Us, CHP Yenişehir İlçe Kadın Kolları Başkanı  İlknur Akkul, Haçovalılar Kültür Derneği Başkanı İbrahim Durmuş, Hüseyin Atılgan’ın kardeşi Şahin Atılgan, meclis üyeleri, muhtarlar,sivil toplum kuruluşlarının başkan ve temsilcileri ile vatandaşlar katıldı. </p>
<p><b>Başkan Özyiğit: “Kıymetli insanların isimlerini yaşatmak bir vefa borcudur”</b></p>
<p>Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit törende yaptığı konuşmada, Hüseyin Atılgan’ın toplumsal değerlere bağlı, bilgi ve birikimiyle örnek bir insan olduğunu vurguladı.Başkan Özyiğit,<b>“Gerçekten de böyle bir karar almakla ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bugün burada görüyoruz. Hüseyin Atılgan’a olan sevgi ve saygıyı burada kendini gösteriyor. 2020 yılında kendisini kaybettiğimizde Haçovalılar Kültür Derneği’ni ziyaretimde böyle bir öneride bulunmuştum. Dostlarımız unutmadı, meclis üyelerimiz Ayten Aslankan ve İbrahim Durmuş konunun takipçisi oldular. Biz de ‘isim verelim ama yakışan bir  yerde olsun’ dedik ve Bahçelievler Mahallesi’ndeki parkımızı yenileyerek Hüseyin Atılgan’ın adını verdik. Hüseyin Atılgan, bilgi, birikim ve felsefi yaklaşımıyla topluma ışık tutmuş, her zaman insanlara yardım etmeyi ilke edinmiş biriydi. Kıymetli insanların isimlerini yaşatmak, onların değerlerini de geleceğe taşımaktır. Toplumsal değerleri önde tutan, bireysel değil toplumsal düşünen insanlar her zaman sevgiyle, saygıyla anılmaya devam edecekler.”</b>ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>Milletvekili Kış: “Bu park bir vefanın örneğidir”</b></p>
<p>CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış da törende yaptığı konuşmada, Hüseyin Atılgan’ın hem Mersin’e hem de doğduğu topraklara büyük katkı sunduğunu belirterek şunları dile getirdi: <b>“Bir Haçovalı olarak bugün burada konuşmak benim için çok anlamlı. Hüseyin Atılgan abimiz bulunduğu her yerde derin izler bırakan, mütevazı ama etkili bir insandı. Mersin’e yerleştikten sonra da bir Cumhuriyet neferi olarak çalışmaya devam etti, halka ve insana hizmetin en yüce değer olduğunu gösterdi. Aynı dönemde Yenişehir Belediye Meclisi’nde birlikte görev yapma şansını yakaladım. Siyasette nezaketin nasıl olması gerektiğini ve hayat mücadelesinde onurun nasıl korunacağını ondan öğrendim. Bu park, bir vefanın örneğidir. Yenişehir Belediye Başkanımız Abdullah Özyiğit’i ve meclis üyelerimizi bu anlamlı karardan dolayı yürekten kutluyorum.”</b></p>
<p>Mersin Büyükşehir Belediye Başkanvekili Hamit Mert Avcı, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in selamlarını ileterek, başladığı konuşmasında şunları söyledi: <b>“Hüseyin Atılgan, Mersin’e yerleştiğinde herkese kapısını açan, gönlünü paylaşan bir insandı. Gerçek kanaat önderi böyle olur. Vefatından beş yıl sonra bile böylesine kalabalık bir topluluğun bir park açılışında bir araya gelmesi, onun ne kadar güzel bir hayat yaşadığının göstergesidir. Yenişehir Belediye Başkanımız Abdullah Özyiğit’e ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”</b></p>
<p><b>Durmuş: “Hüseyin Atılgan birçok insana umut oldu”</b></p>
<p>Haçovalılar Kültür Derneği Başkanı İbrahim Durmuş ise konuşmasında, Hüseyin Atılgan’ın yardımseverliğiyle tanındığını belirterek, <b>“Topluma, insanlara ve memleketine büyük hizmetler verdi. Hayatı boyunca örnek alınacak bir insan olarak hafızalarımızda yerini aldı. Yardımsever bir gönül insanıydı. Kurduğu vakıf ve derneklerle birçok öğrenciye umut, birçok aileye destek oldu. Bazı insanlar giderken de iz bırakır; o da onlardan biriydi.Hatırası gönlümüzde daima yaşayacaktır. Yenişehir Belediye Başkanımız Abdullah Özyiğit’e, meclis üyelerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” </b>dedi.</p>
<p><b>Şahin Atılgan: “Onu çok özlüyoruz”</b></p>
<p>Hüseyin Atılgan’ın kardeşi Şahin Atılgan da törende duygusal anlar yaşadı. Atılgan, <b>“Mevlana diyor ki, ‘Kötülüğü görmekte gece, iyiliği görmekte gündüz gibi ol.’ Bu söz abimi çok iyi tarif ediyor. Onu çok özlüyoruz ve her zaman arıyoruz. Herkese teşekkür ediyorum.”</b></p>
<p>Törenin sonunda parka zeytin ağacı dikildi. Mersin Haçovalılar Derneği Başkanı İbrahim Durmuş, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit’e teşekkür plaketi takdim etti.</p>
<p><b>Hüseyin Atılgan kimdir?</b></p>
<p>Hüseyin Atılgan, 1937 yılında Malatya’nın Yukarı Haçova Köyü’nde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Malatya’da tamamladı ardından Ankara Tekniker Okulu’ndan mezun oldu.Mühendis şefi olarak görev yaptığı Devlet Su İşleri’nden aldığı bursla Almanya’daki Oldenburg Mühendislik Enstitüsü’nde ihtisas eğitimini tamamladı ve Türkiye’ye geri döndü.Mersin Büyükşehir ve Yenişehir Belediye Meclis Üyeliği görevlerinde bulundu.Toplumsal yaşamda da aktif rol üstlenen Hüseyin Atılgan; Mersin Üniversitesi Geliştirme Vakfı (MÜGEV), Malatya Atalar Köyü Vakfı (MATAV), Mersin Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Vakfı, Alevi Semah Vakfı, Mersin Malatyalılar Derneği, Haçova Kültür Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği Mersin Şubesi ile Mersin Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı.2020 yılında Mersin’de yaşamını yitirdi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huseyin-atilganin-ismi-yenisehirde-parka-verildi-588536">Hüseyin Atılgan&#8217;ın ismi Yenişehir&#8217;de parka verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Şehir Tiyatroları Kasım Ayında 35 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-kasim-ayinda-35-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-588333</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:55:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bb]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[kasım]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[yazdığı]]></category>
		<category><![CDATA[yönettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588333</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 35 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-kasim-ayinda-35-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-588333">İBB Şehir Tiyatroları Kasım Ayında 35 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2025-2026 tiyatro sezonunun yeni ayında 35 oyunla seyirci karşısına çıkıyor.</p>
<p>Kasım ayında tiyatroseverleri Molière’den Bulgakov’a, Haldun Taner’den Friedrich Dürrenmatt’a klasik ve modern yazarların eserlerinin öne çıktığı zengin bir repertuvar bekliyor.</p>
<p>Bu ay; Merhaba Çocuk (Yeni Oyun), Kahvaltıya Kalsana (Yeni Oyun), Kısa Süren Saltanat (Konuk Oyun-Bursa Ş.T.), Yoldan Çıkan Oyun, Köpek Kalbi, Gölge, Geçmişin Gölgesi, Öksüzler, Tartuffe, Gidion’un Düğümü, Hayat Der Gülümserim, Fosforlu Cevriye, Bir Ziyaret, Ben Medea Değilim, Yaftalı Tabut, Maviydi Bisikletim, Gök Kubbe, Sivrisinekler, Savaş ve Barış, Ağrı Dağı Efsanesi, İkinci Perdenin Başı, Uçurtmanın Kuyruğu, Yenilmez, Bir Halk Düşmanı, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Cadı Kazanı, Çingene Boksör, Benim Küçük Yıldızım, Masal, Fındıkkıran, Sevdalı Bulut, Sesler Ülkesi, Bir Gece Masalı, Bekçi ile Postacı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.</p>
<p>10 Kasım 2025 tarihinde Atatürk’ü anmak için “Merhaba Çocuk” adlı oyunumuz ücretsiz sahnelenecektir. Ücretsiz davetiyelerinizi 4 Kasım 2025 saat 11.00’den itibaren https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilirsiniz.</p>
<p><b>Kasım 2025 Programı</b></p>
<p><b>MERHABA ÇOCUK (Yeni Oyun) (7-77 Yaş)</b></p>
<p>Mustafa Kemal’in mücadeleci ruhu ve bağımsız karakteri çocukluk dönemindeki sosyokültürel olaylarla, okuduğu kitaplar ve etkilendiği kişilerle karakterize olmuştur. Atatürk’ün askerlik, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemine dair her günü ve neredeyse her saati belge ve kitaplarla kayıt altındadır.</p>
<p>Ancak ne yazık ki, onun karakterini, dehasını, iradesini ve daha pek çok niteliğini belirleyen “çocukluk dönemi”ne dair pek az çözümleme yapılmıştır.</p>
<p>Şehir Tiyatroları, sadece “Yetim Mustafa”nın “Ulu Önder”e dönüşme sürecini değil, özellikle günümüzde, bir insanın yaşamında “çocukluk evresi”nin ne kadar önemli olduğunu, klasikleşmiş “anma etkinliği”yle değil bir oyunla aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><b>Gökhan Aktemur</b>’un yazdığı, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Tarakçı, Emre Can Karakurum, Emre Yılmaz, Gülsüm Alkan, Mert Aykul, Özgür Dereli, Şenay Bağ, Zeynep Göktay Dilbaz</b> rol alıyor. Oyun, 10 Kasım, 16 Kasım 2025 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KAHVALTIYA KALSANA</b> <b>(Yeni Oyun)(16+ Yaş)</b></p>
<p>Üç kişilik bir sahne güldürüsü olan &#8220;Kahvaltıya Kalsana&#8221;, Ray Cooney ve Gene Stone tarafından 1970 yılında yazılan &#8220;Why not Stay for Berakfast?&#8221; adlı yapıtın bir uyarlamasıdır&#8230; Oyun, kimileri için artık köhneleşmiş sayılan değerlere sıkıca tutunarak yaşamaya çalışan &#8220;istikrar abidesi&#8221; devlet memuru Nurettin Kavak ile, henüz hangi değerlere sarılacağına bile tam olarak karar veremeyecek bir yaştayken, anne olmak durumunda kalan Burcu Güvenir&#8217;in traji-komik karşılaşmasını anlatır. Ülkemizde yaşanan sosyal ve kültürel alt-üstlüğün naif bir yansıması olarak ele alınan oyunda, Burcu ve Nurettin&#8217;in öyküsüyle sevginin, iyiliğin, değişebilme ve değiştirebilmenin umudu ve sevinci aktarılmaya çalışılır&#8230;</p>
<p><b>Ray Cooney-Gene Stone</b>’un yazdığı, <b>Ragıp Yavuz</b>’un çevirdiği, uyarladığı ve yönettiği oyunda <b>Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Kamer Karabektaş</b> rol alıyor. Oyun, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KISA SÜREN SALTANAT (Konuk Oyun-Bursa Ş.T.)</b></p>
<p>Yazarın 1957’de yayımlanan tek politik taşlaması “Kısa Süren Saltanat”, demokratik çarelerin tükendiği bir yönetim krizini, yeniden monarşiyi ilan ederek çözmeye çalışan zamansız bir Fransa fonunda geçer. Karısı ve kızıyla mütevazı evinin terasında teleskobuyla yıldızları inceleyerek neredeyse münzevi bir yaşam süren, kral soyunun son temsilcisi Mösyö Pippin Heristal, ertesi gün kendini Versailles Sarayı’nda Fransa Kralı olarak buluverir!</p>
<p>Steinbeck’in hayali Paris’inde, uzlaşmamaya yeminli siyasi partiler, arsız aristokratlar, her yanı kaplamış tozlar, yumurtalar, havyarlar havalarda uçuşurken, Büyük Charlemagne’ın soyundan gelen IV. Pippin ve ailesini nasıl bir gelecek beklemektedir?</p>
<p><b>John Steinbeck</b>’in yazdığı, <b>Emrah Eren</b>’in yönettiği oyunda <b>Murat Liman, Nihal Türkseven Erten, Mehmet Eren Topçak, Tuba Bayram, Yüksel Hakverdi, Faruk Oğur, Aykan Yılmaz</b> rol alıyor. Oyun, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YOLDAN ÇIKAN OYUN (13+ Yaş)</b></p>
<p>Bol ödüllü komedi oyunu Yoldan Çıkan Oyun, tiyatro sahnesinde yaşanabilecek en büyük aksilikleri, bol kahkaha ve sürprizlerle seyirciye sunuyor! Amatör bir tiyatro topluluğu, büyük bir hevesle klasik bir cinayet oyununu sahnelemeye hazırlanır. Ancak daha perde açıldığı anda yanlış giden olaylar zinciri durdurulamaz hale gelir. Dekor çöker, aksesuarlar kaybolur, oyuncular repliklerini unutunca doğaçlamaya başlar… Ama ne olursa olsun, oyun devam etmelidir!</p>
<p>Londra’dan Broadway’e uzanan bu muhteşem yapım, fiziksel komediyle absürd mizahı ustalıkla harmanlıyor. Tiyatro sanatıyla ilgili tüm klişeleri ters yüz eden Yoldan Çıkan Oyun, seyirciyi kahkahaya boğmaya hazırlanıyor. Yoldan Çıkan Oyun&#8217;da, her şeyin ters gitmesinden dolayı çok memnun olacaksınız.</p>
<p><b>Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields</b>’in yazdığı, <b>Mehmet Ergen</b>’in çevirdiği, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Hasip Tuz, Hüseyin Tuncel, Onur Demircan, Selen Nur Sarıyar, Serdar Orçin, Tarık Köksal, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>KÖPEK KALBİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.</p>
<p><b>Mihail Bulgakov</b>’un yazdığı, <b>Mustafa Kemal Yılmaz</b>’ın çevirdiği, <b>Onur Demircan</b>’ın uyarlayıp yönettiği oyunda <b>Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖLGE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Bir insanın düşünceleri davranışlarını ne kadar etkileyebilir? İç sesimiz olmadan yaşayabilir miydik? Peki bazı düşüncelerimiz başka bir kişi olarak karşımıza dikilseydi ne olurdu? Oyun, Carl Jung’un “gölge” kavramı ekseninde oyunculuk eğitimi almış bir kadının iç dünyasıyla, mesleğiyle, sosyokültürel çevresiyle olan çatışmalarını sahneye taşıyor.</p>
<p><b>Yağmur Topçu</b>’nun yazdığı, <b>Ahmet Kahvecioğlu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Ahmet Kahvecioğlu,</b> <b>Berfin Berber, Yağmur Topçu, </b>rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 15 Kasım 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GEÇMİŞİN GÖLGESİ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Terk edilmiş bir binada eski bir polis yıllar önce iş birliği yaptığı doktoru beklemektedir. Açığa çıkması gereken gerçekler, yüzleşmeleri gereken suçları vardır. Büyük bir hesaplaşmaya girerler.</p>
<p><b>Macit Koper</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Ahmet Saraçoğlu, Bahtiyar Engin</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÖKSÜZLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Çağdaş İngiliz tiyatrosunda toplumsal yaşama dair eleştirel yaklaşımıyla tanınan Dennis Kelly, dışarıdaki kirlenmiş ve tehlikeli dünyaya rağmen mutlu aile hayatı kurmaya çalışan çiftin hayallerinin bir gecede nasıl alt üst olabileceğini gösteriyor. Aile, kadının erkek kardeşi tarafından kriminal bir olayın içine çekiliyor. Çember daraldıkça insan tabiatının karanlık yönleri ortaya çıkmaya başlıyor; bütün bireysel değerler ve aile bağları çözülüyor. Ahlakın, vicdanın, sadakatin, iyilik ve kötülüğün sınırları çarpıcı olay örgüsü etrafında sorgulanıyor.</p>
<p>Gençlik Günleri &#8220;İç Yapımlar&#8221; kapsamında genç oyuncularımızın hazırladığı oyun 2025 sezonunda repertuarımıza kazandırıldı. </p>
<p><b>Dennis Kelly</b>’nin yazdığı, <b>Selin Girit</b>’in çevirdiği, <b>Ogeday Erkut</b>’un yönettiği oyunda <b>Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz,</b> <b>Ogeday Erkut</b><b> </b>rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 29 Kasım 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>TARTUFFE (13+ Yaş)</b></p>
<p>Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.</p>
<p><b>Molière</b>’in yazdığı, <b>Orhan Veli Kanık</b>’ın çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz </b>rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GIDION’UN DÜĞÜMÜ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Corryn Fell oğluna neden uzaklaştırma cezası verildiğini öğrenmek için okula gelir. Öğretmen veli görüşmesi, gerilim dolu bir görüşmeye dönüşür. Oyun eğitim sistemini eleştirirken, sosyal medyanın yarattığı toplumsal baskı ve şiddeti ele alır. Aile, ahlak, sanat, çocukluk ve hayal gücüne dair düşüncelerimizi sorgulamamıza neden olur.</p>
<p>Oyun; Amerikan Eleştirmenler Birliği Ödülü ile Çağdaş Amerikan Tiyatrosu Festivali’nde (CATF) Seyirci Ödülünü almıştır. “Çocukluk masum olmak demek değildir&#8230; Masumiyeti hızla kaybetme durumudur. <b>Johnna Adams</b>’ın yazdığı, <b>Beliz Coşar</b>’ın çevirdiği, <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Özge Özder, Özgür Kaymak</b> rol alıyor. Oyun, 5-8 Kasım, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>HAYAT DER GÜLÜMSERİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıllarca olağanüstü kadın karakterlere hayat vermiş bir oyuncu, AVM yapılmak üzere yıkılacak bir sahneye veda eder. Anlatılmaya değer bulunmayan farklı sınıflardan kadınların sıcak ve aşina hayat hikâyeleri, ilk kez aktarılır.</p>
<p><b>Özen Yula</b>’nın yazıp yönettiği oyunda <b>Sema Keçik, Serkan Bacak</b> rol alıyor. Oyun, 8 Kasım 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FOSFORLU CEVRİYE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkûmudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.</p>
<p>Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. </p>
<p>Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…</p>
<p>“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…”  kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…</p>
<p>Oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Özpınar, Direnç Dedeoğlu, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Esra Ede, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR ZİYARET</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Gençliğinde sevgilisi Alfred tarafından terk edilip kasabadan kovulan Claire, yıllar sonra dünyanın en zengin kadını Bayan Zachanassian olarak geri döner. Yoksulluğa sürüklenen kasaba halkına servet vaat eder; fakat bunun tek bir bedeli vardır: İntikam. ‘Bir Ziyaret’, paranın gücü karşısında çöken ahlakı ve toplumsal ikiyüzlülüğü trajikomik bir dille gözler önüne seriyor.“</p>
<p><b>Friedrich Dürrenmatt</b>’ın yazdığı, <b>Zahide Gökberk</b>’in çevirdiği, <b>Yıldırım Fikret Urağ</b>’ın yönettiği oyunda <b>Aslı Akın Narcı, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Berk Samur, Buğra Can Ildırışık, Burhan Yeşilyurt, Cengiz Tangör, Cüneyt Arda Pamuk, Çağlar Ozan Aksu, Elyesa Çağlar Evkaya, Ergun Üğlü, Fatih Aksüt, Gökhan Eğilmezbaş, Gülsüm Alkan, Hakan Gümüş, Mehmet Avdan, Musa Arslanali, Müge Çiçek, Nagehan Erbaşı, Neşe Ceren Aktay, Ömer Naci Boz, Özgür Efe Özyeşilpınar, Selim Can Yalçın, Şebnem Köstem, Yalçın Avşar, Yasemin Güvenç, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEN MEDEA DEĞİLİM</b> <b>(16+ Yaş)</b></p>
<p>“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikâyesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. <b>Allison Gregory</b>’nin yazdığı, <b>Hülya Karakaş</b>’ın yönettiği oyunda <b>Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman</b> rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YAFTALI TABUT (16+ Yaş)</b></p>
<p>Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.</p>
<p><b>Bilgesu Erenus</b>’un yazdığı, <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Derya Keykubat, Lale Kabul, Mana Alkoy</b>, <b>Selin Türkmen, Şenay Bağ </b>rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MAVİYDİ BİSİKLETİM (13+ Yaş)</b></p>
<p>İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir&#8217;e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950&#8217;lerin İzmir&#8217;inden günümüze taşıyor. <b>Dinçer Sümer</b>’in yazdığı <b>Ersin Umulu</b>’nun yönettiği oyunda <b>Çağrı Büyüksayar</b> rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖK KUBBE (16+ Yaş)</b></p>
<p>Dört ay önce tanımadığı bir adamın atının sırtında evinden ayrılmış olan Sally, biriktirdiği parasını alıp kaçmak üzere evine döndüğünde kocasıyla karşılaşır. Bölgenin güçlü ve zengin ailesi Wax’lerin çocuğu öldürülmüştür. Cinayeti işleyen adam asılmış, ancak o sırada onunla birlikte olan Sally, hamile olduğunu söylediği için asılması ertelenmiştir. Mübaşir olarak görevlendirilen Coombes, hem çamaşırcılık hem de bölgede ebelik yapan Elizabeth’e, Sally’nin gebe olup olmadığını anlamak için bir araya getirilen jüriye katılması gerektiğini söylemek üzere evine gelir. Mahkeme 12 kadından, Sally’nin gebe olup olmadığı hakkında görüşlerini bildirmeleri istemiştir. Dönemin yasalarına göre, Sally şayet hamileyse, asılmaktan kurtulup Amerika’ya sürgün edilecektir. Bir karar çıkana kadar mum, ateş ve yiyecek bulunmayan bir odada tutulan kadınlar, Sally hakkında bir yargıya varmaya çalışırken, kendi geçmişlerine, bağlarına ve kadın olmaya dair gerçekler de açığa çıkacak, başka bir kadının hayatı üzerine adil bir karar vermek, sandıkları kadar kolay olmayacaktır.</p>
<p><b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Özden Gököz</b>’ün çevirdiği, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Aslıhan Kandemir, Betül Kızılok Bavli, Canan Kübra Birinci, Çağlar Polat, Demet Bozkaya Şalt, Eraslan Sağlam, Eylül Soğukçay, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Gözde İpek Köse, Işıl Zeynep Karaalp, Serap Öztürk, Yağmur Ulusoy Göktürk, Zeliha Güney </b>rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SİVRİSİNEKLER (16+ Yaş)</b></p>
<p>Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. <b>Lucy Kirkwood</b>’un yazdığı, <b>Ali Gökmen Altuğ</b>’un yönettiği oyunda <b>Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara Tutumluer, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk</b> rol alıyor. Oyun, 12-15 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>SAVAŞ VE BARIŞ (16+ Yaş)</b></p>
<p>1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikâyeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Oyunda <b>Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu</b> rol alıyor. Oyun, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>AĞRI DAĞI EFSANESİ (13+ Yaş)</b></p>
<p>Kapısına kadar gelen bir atı geri vermeyerek geleneğine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Ahmet&#8217;le, hem atın hem de bölgenin yönetiminde sözün sahibi olan Mahmut Han&#8217;ın kızı Gülbahar&#8217;ın hikâyesi, Yaşar Kemal&#8217;in usta kaleminde hem kültürün rengi, hem tarihin izi, hem halkın yükünü taşıyan Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ne dönüşmüştür.</p>
<p>Büyük ustanın anlatısına sahne üzerinde soluk vermek için çıktığımız yolculukta, seyircilerimizi Ağrı Dağı Efsanesi&#8217;ni birlikte hayal etmeye davet ediyoruz.</p>
<p>Oyunda <b>Arda Alpkıray, Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Can Tarakçı, Cihan Kurtaran, Emrah Can Yaylı, Emre Yılmaz, Ertan Kılıç, Hakan Örge, Murat Üzen, Özge Midilli, Serkan Bacak, Uğur Dilbaz, Yeliz Şatıroğlu, Zeynep Ceren Gedikali </b>rol alıyor. Oyun, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>İKİNCİ PERDENİN BAŞI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Genç ve umutsuz bir oyuncu olan Muhsin, ünlü tiyatro yönetmeni Afet’in açtığı oyuncu seçmesine girme fırsatı bulur. Böylesi bir dönüm noktasında, hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemiş olmasının gerginliğini yaşamaktadır. Seçmelere saatinde yetişemediğinden dolayı içeri girip girmeme konusunda kararsız kalır.</p>
<p>Herhangi bir mesleğe yeni başlayan pekçok genç için bu tür seçme veya sınavlar aslında kaybolan umutları bulma ve yeniden hayal kurabilmek için önemli bir eşiktir. Muhsin için ise bir adım ötesinde varoluş imtihanı başlayacaktır.</p>
<p><b>Alp Tuğhan Taş</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ebru Üstüntaş, Alp Tuğhan Taş</b> rol alıyor. Oyun, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.</p>
<p><b>UÇURTMANIN KUYRUĞU </b><b>(13+ Yaş)</b></p>
<p>Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.<b> Savaş Dinçel</b>’in yazdığı, <b>Barış Dinçel</b>’in yönettiği oyunda <b>Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu</b> rol alıyor. Oyun, 19-22 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>YENİLMEZ (16+ Yaş)</b></p>
<p>Ekonomik kriz sebebiyle Londra’da yaşamaları imkânsız hale gelen Oliver ve Emily çifti, Londra’dan İngiltere’nin kuzeyindeki küçük bir kasabaya taşınırlar ve burada “gerçek” insanlarla tanışmaya karar verirler. Taşralı komşuları Alan ve Dawn’ı evlerine davet ederler. Farklı sınıflara ait insanlar arasında büyük bir hayal kırıklığı ile başlayan ve giderek tuhaflaşan ilişkiler trajik sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur.</p>
<p>Torben Betts’in yazdığı, Nazlı Gözde Yolcu’nun çevirdiği, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda <b>Gizem Akkuş, Gökçer Genç, Nurdan Kalınağa, Tankut Yıldız</b> rol alıyor. Oyun, 22 Kasım 2025 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR HALK DÜŞMANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Kentin yegâne gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.</p>
<p><b>Henrik Ibsen</b>’in yazdığı, <b>Dilek Başak Carelius</b>’un çevirdiği, <b>Orhan Alkaya</b>’nın yönettiği oyunda <b>Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız </b>rol alıyor. Oyun, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM (13+ Yaş)</b></p>
<p>Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü,/ Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın&#8221;</p>
<p><b>Haldun Taner</b>’in yazdığı <b>Yelda Baskın</b>’ın yönettiği oyunda <b>Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu</b>, <b>Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar</b>, <b>Yiğit Ali Uslu</b> rol alıyor. Oyun, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>CADI KAZANI (13+ Yaş)</b></p>
<p>Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.</p>
<p><b>Arthur Miller</b>‘ın yazdığı, <b>Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol</b>’un çevirdiği, <b>Yiğit Sertdemir</b>’in yönettiği oyunda <b>Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, </b><b>Seda Yılmaz, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, Engin Akpınar, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım</b> rol alıyor. Oyun, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇİNGENE BOKSÖR(16+ Yaş)</b></p>
<p>1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahkûm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…</p>
<p><b>Rike Reiniger</b>’in yazdığı <b>Cafer Alpsolay</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ercan Demirhan</b> rol alıyor. Oyun, 26-29 Kasım 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.</p>
<p><b>BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)</b></p>
<p>Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.</p>
<p><b>Cengiz Özek</b>’in yazıp yönettiği oyunda <b>Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz </b>rol alıyor. Oyun, 9, 16, 23, 30 Kasım 2025 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.</p>
<p><b>MASAL (5+Yaş)</b></p>
<p>Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yazıp yönettiği oyunda <b>Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Volkan Öztürk</b> rol alıyor. Oyun, 9, 16 Kasım 2025 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 30 Kasım 2025 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>FINDIKKIRAN (7+ Yaş)</b></p>
<p>Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. <b>E.T.A Hoffmann</b>’ın masalından <b>Dilşad Çelebi</b>’nin uyarladığı, <b>Lerzan Pamir</b>’in yönettiği oyunda <b>Asrın Gurur Kuyucak,</b> <b>Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın</b> rol alıyor. Oyun, 9, 16 Kasım 2025 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SEVDALI BULUT (5+ Yaş)</b></p>
<p>Dünyanın bir yerinde, Ayşe Kız’ın bahçesi dışında kalan her yere ve her şeye sahip olan Kara Seyfi, Ayşe Kız’ın büyük emek ve sevgiyle kurduğu bahçesini de ele geçirmeye çalışmaktadır. Oyun, Sevdalı Bulut, Ayşe Kız ve arkadaşlarının bahçelerini Kara Seyfi’ye karşı koruma çabalarını anlatmaktadır.</p>
<p><b>Nazım Hikmet</b>’in yazdığı, <b>Eftal Gülbudak</b>’ın yönettiği oyunda <b>Ada Alize Ertem, Canan Kübra Birinci, Emre Çağrı Akbaba, Enes Mazak, Erkan Akkoyunlu, Berk Samur, Şeyda Arslan, Tuğçe Açıkgöz, Yasemin Güvenç</b> rol alıyor. Oyun, 9, 16 Kasım 2025 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 23, 30 Kasım 2025 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BİR GECE MASALI (5+ Yaş)</b></p>
<p>Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda <b>Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Ceysu Aygen, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan</b> rol alıyor. Oyun, 9, 16 Kasım 2025 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 23, 30 Kasım 2025 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde.</p>
<p><b>SESLER ÜLKESİ (4+ Yaş)</b></p>
<p>Uzun zamandır çocuklar tarafından ihmal edilen Keman, Piyano, Flüt kendileri gibi çalınmayan arkadaşları Gitarı da yanlarına alarak Sesler Ülkesine dönmeleri gerektiğini anlatırlar. Gitar kendisini çalmayan Deniz’i uyandırır.  Gitar, Deniz’den ayrılmak istemediği için onu da Sesler Ülkesinde bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Böylece ilk kez Sesler Ülkesini bir çocuk ziyaret eder.</p>
<p>Sesler Ülkesinde enstrümanları ve müziği yakından tanıyan Deniz, Vivaldi, Mozart ve enstrümanlara hayran kalır ve enstrümanların hepsini öğrenmeye heveslenir. Enstrümanlar, Deniz’e kendini beğendirmek için bir yarışa girer ve akordları bozulur. Beethoven enstrümanların akordunu düzeltir ve onları orkestra şefi gibi yöneterek bir eser çaldırır. Aralarındaki uyumu hatırlayan enstrümanlar ve çalacağı enstrümana karar veren Deniz mutludur.</p>
<p><b>Gizem Padar</b>’ın yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Aslı Şahin, Bahar Çebi, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Polat, Damla Cangül Yiğit, Lale Kabul</b> rol alıyor. Oyun, 23, 30 Kasım 2025 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.</p>
<p><b>BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)</b></p>
<p>Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. <b>Lodovica Cima, Gabriele Clima</b>’nın yazdığı <b>Ceylan Özçapkın</b>’ın çevirdiği, <b>Derya Yıldırım</b>’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda <b>Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali</b> rol alıyor. Oyun, 23 Kasım 2025 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.</p>
<p><b>ÇÖPSÜZ DÜNYA (4+ Yaş)</b></p>
<p>İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.</p>
<p>Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. <b>Arzu Yurtseven</b>’in yazdığı, <b>Nihat Alpteki</b>’nin yönettiği oyunda <b>Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç</b> rol alıyor. Oyun, 23, 30 Kasım 2025 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.</p>
<p>İyi seyirler…</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ibb-sehir-tiyatrolari-kasim-ayinda-35-oyunu-seyirciyle-bulusturuyor-588333">İBB Şehir Tiyatroları Kasım Ayında 35 Oyunu Seyirciyle Buluşturuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜTF&#8217;de &#8220;Milli Mücadeleden Cumhuriyete Giden Yolda Hekimler&#8221; sergisi açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eutfde-milli-mucadeleden-cumhuriyete-giden-yolda-hekimler-sergisi-acildi-587789</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 11:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyete]]></category>
		<category><![CDATA[emek]]></category>
		<category><![CDATA[eütf]]></category>
		<category><![CDATA[giden]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hekimler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[mücadeleden]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[yolda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) Tıp Eğitimi Anabilim Dalı tarafından “Atatürk ve Cumhuriyet Günleri” etkinlikleri kapsamında “Milli Mücadeleden Cumhuriyete Giden Yolda Hekimler” adlı fotoğraf sergisi düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eutfde-milli-mucadeleden-cumhuriyete-giden-yolda-hekimler-sergisi-acildi-587789">EÜTF&#8217;de &#8220;Milli Mücadeleden Cumhuriyete Giden Yolda Hekimler&#8221; sergisi açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) Tıp Eğitimi Anabilim Dalı tarafından “Atatürk ve Cumhuriyet Günleri” etkinlikleri kapsamında “Milli Mücadeleden Cumhuriyete Giden Yolda Hekimler” adlı fotoğraf sergisi düzenlendi. Tıp Eğitimi Anabilim Dalı öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Şahin’nin küratörlüğünü yaptığı sergiye; EÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Güneş Ak,  Tıp Fakültesi Başhekim Yardımcıları Prof. Dr. Tahir Atik,  Prof. Dr. Serkan Ertugay,  Doç. Dr. Sercan Yalçınlı, akademisyenler, sağlık çalışanları ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Serginin açılışında konuşan Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Güneş Ak,  “Cumhuriyetimizin 102. yılında, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak bizleri derinden duygulandıran bu anlamlı sergide bir aradayız.  Cumhuriyetimizin kuruluş sürecinde fedakârca görev yapan tüm hekimlerimizi saygı ve minnetle anmak amacıyla düzenlenen ‘Millî Mücadeleden Cumhuriyete Giden Yolda Hekimler’ sergisi, bilimin, insan hayatına adanmışlığın ve Cumhuriyet ideallerinin bir yansımasıdır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’ sözüyle bizlere yüklediği sorumluluğu, geçmişten aldığımız bu güçle, bilimin ve insanlığın hizmetinde sürdürmeye devam edeceğiz. Bu anlamlı çalışmayı hazırlayan Prof. Dr. Hatice Şahin hocamıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor, Cumhuriyetimizin 102. yılını gururla kutluyorum” dedi</p>
<p><b>“Hekimlerin emeklerini görünür kılmayı amaçladım ”</b></p>
<p>Serginin amacından bahseden Prof. Dr. Hatice Şahin “Bu sergiyi, ‘Milli Mücadele&#8217;den Cumhuriyet&#8217;e Giden Yolda Hekimler’ adıyla açmamın temel nedeni, Cumhuriyet&#8217;in ilanından önceki tüm mücadelelerde hekimlerin önemli bir rol oynamış olmasıdır. Ülkemizin en parlak ve ulusal değerler konusunda en duyarlı kesimlerinden biri olan hekimlerin bu emeklerinin görünür kılınmasını amaçladım. Cumhuriyet döneminde ve sonrasında bu ülkeye emek veren pek çok hekim bulunmaktadır. Örneğin, Cumhuriyet&#8217;in ilanından sonraki ilk Milli Eğitim Bakanı ve ilk Sağlık Bakanı hekimdir. Ancak bu sergide ilk aşama olarak, 23 Nisan 1920&#8217;de ilk Büyük Millet Meclisi&#8217;nin açılışı sırasında emek veren hekimleri ön plana çıkarmak istedim. Bir diğer hedefim ise Tıp Fakültemizde eğitim gören başarılı öğrencilerimizin, geçmişimizle ilgili daha fazla bilgi edinmelerini sağlamaktı. Çünkü geçmişimizi bilmeden bugünümüzü yorumlamak, yarınımızla ilgili hayaller kurmak ve kendimizi motive etmek çok kolay değildir. Günümüzde her şeyin ve tüm değerlerin hızla eskidiği bir dönemde, ‘Nereden geldik, nereye gidiyoruz ve nasıl bir vizyon oluşturmalıyız?’ soruları üzerine düşünmelerini arzuluyorum. Bu konuda bir motivasyona ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Öğrencilerime bu konularla ilgili dersler verirken, anlatılanların somut ve gözle görülür hale getirilmesini istedim” diye konuştu</p>
<p><b>“Umutsuzluk yoktur; umutsuzluğa kapılan insanlar vardır”</b></p>
<p>Serginin herkese motivasyon kaynağı olmasını dileyen Prof. Dr. Hatice Şahin “Bugün bir Türkiye Cumhuriyeti varsa, bunun arkasında büyük emekler veren insanlar olduğunu ve onlara karşı bir minnet borcumuz olduğunu düşünüyorum. Bu gerçeğin gençler tarafından görülmesini özellikle önemsiyorum. Umuyorum ki bu sergi, hem ziyaretçiler hem personelimiz hem de öğrencilerimiz için bir motivasyon kaynağı olur. Milli Mücadele&#8217;nin başlangıcındaki zorluklar, zaman zaman bizim de yaşadığımız dönemlerde hissedilebilmektedir. Ancak hiçbir zaman umutsuzluk yoktur; sadece umutsuzluğa kapılan insanlar vardır. Atatürk&#8217;ün ‘Bütün ümidim gençliktedir’ sözünden ilhamla, Tıp Fakültesi öğrencilerinin bu sergiyi görerek kendileri için bir umut ve motivasyon kaynağı bulmalarını diliyorum. Umarım bu hedefime ulaşabilirim” dedi.</p>
<p>Sergi, 7 Kasım 2025 tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eutfde-milli-mucadeleden-cumhuriyete-giden-yolda-hekimler-sergisi-acildi-587789">EÜTF&#8217;de &#8220;Milli Mücadeleden Cumhuriyete Giden Yolda Hekimler&#8221; sergisi açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-cocuga-10-yasina-kadar-butce-yonetimi-ogretilmeli-587759</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 10:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[Tatmin]]></category>
		<category><![CDATA[vadeli]]></category>
		<category><![CDATA[yaşına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587759</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, paranın psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-cocuga-10-yasina-kadar-butce-yonetimi-ogretilmeli-587759">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, paranın psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>İlk duygu korku, ilk ihtiyaç sığınma</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanın en temel motivasyonunun “iyi hissetme arzusu” olduğunu belirterek, “İnsanın iyi hissetme ihtiyacı biyolojik bir dürtüdür. Bir çocuk anne karnından dünyaya geldiğinde ilk hissettiği duygu korkudur. Çünkü anne karnı konforlu bir ortamdır, her şey hazırdır. Ama dünyaya çıkar çıkmaz soğuk bir hava gelir ve bebek ağlar. İlk tepki korkudur. Ardından sığınma ihtiyacı doğar. Anne kokusu bile çocuğu rahatlatır. Yani insan hayatı, daha ilk andan itibaren iyi hissetme ve sığınma ihtiyacı üzerine kuruludur.” dedi.</p>
<p><strong>Beynin ödül sistemi kısa vadeli haz üretiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, beynin ödül mekanizmasının dopamin üzerinden çalıştığını ifade ederek, “Beyindeki ödül sistemi dopamin döngüsüyle çalışır. Tüm bağımlılıklar, sanal alışkanlıklar bu mekanizmayı kullanır. Dopamin kısa vadeli haz verir ama uzun vadeli tatmin sağlamaz. Arzu ve ihtiyaç giderme ile uzun vadeli tatmin aynı şey değildir. İnsan anlık mutlulukla yetinmemeli, uzun vadeli anlam arayışıyla iyi hissetmeyi başarmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik kaynak yönetimi şart</strong></p>
<p>İyi hissetmenin bir strateji gerektirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Bir insan kendini sadece ‘şu anda iyi hissediyorum’ diye kandırmamalı. 5-10 yıl sonra da iyi hissetmek için zihinsel yatırım yapmalı. Bunun için amaç belirlemek, yol haritası çıkarmak gerekir. Nasıl parasal kaynak yönetiliyorsa, insanın da psikolojik sermayesi vardır. Duygusal, sosyal ve manevi birikimler… Bunları da akıllıca yönetmek gerekir. İnsan bilinçli bir varlıktır; yalnız kendilik bilinci değil, çevre, dünya, evren ve Tanrı bilincine sahiptir. Bu bilinçle kaynaklarını yöneten kişi fark oluşturur.”</p>
<p><strong>Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli</strong></p>
<p>Psikolojik dayanıklılığın küçük yaşta geliştirilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan,</p>
<p>“Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli. 10 yaşından sonra geç kalınır. Çocuk istediği her şeyi hemen elde etmemeli. Ödevini yapınca çikolata vermek, beklemeyi öğretmek gerekir. Bu, doyum erteleme becerisini kazandırır. Doyum erteleme, dopaminin sürdürülebilir salgılanmasını sağlar, çocuk dayanıklılık eğitimi alır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ailelerin sık yaptığı hataya da dikkat çekerek, “Çocuk ağlayınca istediğini hemen vermek anne babanın egosunu tatmin eder ama çocuğun hiçbir şey öğrenmesini sağlamaz. Çocuk ihtiyaç ve istek ayrımını öğrenmez. Bu da ileride bağımlılık riskini artırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kredi kartı somut haz verir, borcu unutturur</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüz tüketim alışkanlıklarını değerlendirerek bireylerin para, haz ve ilişkilerle olan bağlarını ele aldı. Tarhan, çocukluktan itibaren öğrenilmesi gereken “doyum erteleme” becerisinin hem finansal hem de duygusal sermaye yönetiminde kritik olduğunu vurguladı.</p>
<p>Günümüz insanının çoğunlukla somut hazza yöneldiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan somut hazla soyut tatminin ayrımını yapamıyor. Kredi kartıyla alışveriş yapıyorsun, o anda paranın çıkışını hissetmiyorsun. Anlık bir haz yaşanıyor ama ilerideki borç düşünülmüyor. Halbuki kişi soyut tatmini öğrenirse, yani bugünkü harcamayı erteleyip gelecekteki hedefi için biriktirirse, somut duygular yerine soyut duygularını yönetmeyi başarır. Somut haz dopaminle, soyut tatmin serotoninle ilgilidir.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuk sadece mutlu edilmez, hayata hazırlanır</strong></p>
<p>Çocukların finansal bilinç kazanmasının erken yaşta başlaması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Çocuğa küçük yaştan bütçe yönetimi öğretilmeli. Kolay elde etmemeli, isteklerini ertelemeyi öğrenmeli. Anne babaların ‘çocuğumdan daha mı önemli’ diyerek her dediğini yapması en büyük hatadır. Çocuk mutlu edilmek için değil, hayata hazırlanmak için yetiştirilir. Anne baba olmadığında da kendi gemisinin kaptanı olabilmeli.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çocukların marka ve statü tuzaklarına kolay düşebildiğini belirterek, paranın yalnızca bir takas aracı değil aynı zamanda bir psikolojik sembol olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Ticarette en büyük sermaye güvendir</strong></p>
<p>Güvenin hem insan ilişkilerinde hem de iş dünyasında temel sermaye olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Ticarette en büyük sermaye güvendir. Açık, şeffaf ve hesap verebilir olan kişi ya da kurumlar sürdürülebilir başarı sağlar. Güven kayboldu mu, her şey kaybolur.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İhtiyaç olmayan şeyi arzuluyorsak yanlış yoldayız</strong></p>
<p>Para harcama alışkanlıklarına da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Birincisi, ihtiyacım olmayan şeyi mi arzuluyorum? İkincisi, sahip olduklarımla tatmin oluyor muyum? Bu sorulara ‘hayır’ cevabı çıkıyorsa kişi yanlış yoldadır. İhtiyaç dışı harcama suçluluk doğurur, tatminsizlik ise sürekli daha fazlasını istemeye sürükler. Bu durum alışveriş bağımlılığına kadar gider.” dedi.</p>
<p><strong>Para, kişiye özgürlük duygusu verir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yeterli gelir elde eden insanların özgür hissettiğini ifade ederek, “Başarılı hissetmek, güçlü hissetmek, statü sahibi olduğunu hissetmek için para insana özgürleşme hissi verir. Kişi temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa, kimseye muhtaç olmuyorsa özgür hisseder. Ama borçlanarak yaşamaya başlarsa bu kez kaybetme korkusu hayatını esir alır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Patolojik cimrilik korkuların ürünü</strong></p>
<p>Parayla ilişkinin psikolojik boyutunu anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Öyle insanlar vardır ki evde buzdolabının fişini çeker, çocuğun sütünden, bezinden bile tasarruf eder. Bu artık patolojik cimriliktir. Böyle bir ilişki, korkuların baskın olduğu bir para ilişkisidir. Parayla olan ilişkimiz insanın hayatla olan ilişkisinin bir parçasıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bazı insanlar parayı kartvizit gibi görür</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin zenginliği bir güç gösterisi aracı olarak kullandığını söyleyerek, “Bazı insanlar parayı kartvizit gibi görür. Büyük arabalarla görünürler, gösterişli yaşarlar ama aslında borç içindedirler. ‘Yıkılmadım, ayaktayım’ mesajı vermek için yaşarlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Osmanlı’nın son döneminde yapılan Dolmabahçe Sarayı’nı yanlış yatırım anlayışına örnek veren Prof. Dr. Tarhan, “1850’lerde Osmanlı büyük borçlar aldı. Ama bu borçlarla geri dönüşü olmayan Dolmabahçe Sarayı yapıldı. O dönemde altınla yapılan bu yatırım, bugünkü hesapla Avrasya Tüneli kadar değerliydi. Sırf ‘yıkılmadık ayaktayız’ mesajı vermek için yapılan bu saray, Osmanlı’nın çöküşünü hızlandırdı.” dedi.</p>
<p><strong>Para, hayatın merkezinde değil; araç olmalı</strong></p>
<p>Paranın bir güç olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, ancak yaşamın merkezine oturduğunda insanı esir alacağını vurguladı ve “Para bizi özgürleştiren bir güç olabilir ama hayatın merkezinde olmamalı. Araç olmalı, kolaylaştırmalı, kimseye muhtaç etmemeli. Ama açık pozisyonlarla borçlanarak yaşayan bir kişi uykularını kaybeder, tüm birikimlerini riske atar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Şirketlerde bütçe yönetimine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Bağımsız denetçiler şirketlerin israf edip etmediğini kontrol eder. Çünkü tasarruf ve verimlilik esastır. Verimlilik işi doğru yapmaktır, etkinlik ise doğru işi yapmaktır. Eğer bunlar yoksa kaynaklar israf edilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Ekonominin Fransızca kökenli ve tasarruf anlamını taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Ama Arapçadaki ‘iktisat’ maksat kökünden gelir. Yani önce hedefini belirle, sonra harcama yap. Hedefi olmayan kişi açgözlü yatırımlar yapar, parayı pusula gibi yanlış kullanır.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, zenginliğin tanımını da yaparak, “Zengin, çok şeye sahip olan değil; az şeye ihtiyaç duyan insandır. İnsan sahip olduklarıyla tatmin olabiliyorsa zengindir. Sahip olduklarıyla tatmin olmayan kişi ne kadar çok kazanırsa kazansın yoksulluk hissinden kurtulamaz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yüksek güvenli toplumlar büyür</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yatırım ortamının güvenle doğrudan ilişkili olduğunun altını çizerek, “Francis Fukuyama’nın da belirttiği gibi yüksek güvenli toplumlar geleceği öngörebilir. Özgürlüklerin olduğu yerde insanlar yatırımlarını uzun vadeli yapar, sistem büyür. Ama düşük güvenli toplumlar kaynaklarını savunmaya, sığınak yapmaya harcar. Bu da israftır.” diye konuştu.</p>
<p>Ekonomik krizlere hazırlık için bireylerin ve kurumların risk analizine önem vermesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Biz genelde kriz çıktığında yönetiyoruz ama risk analizi yapmıyoruz. Oysa risk analizi sayesinde kriz çıkmadan önlem alınabilir. Bu hem bireysel hem de toplumsal ölçekte hayati önem taşır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-cocuga-10-yasina-kadar-butce-yonetimi-ogretilmeli-587759">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PERYÖN 33. İnsan Odağında Yönetim Kongresi&#8217;nde Yer Aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/peryon-33-insan-odaginda-yonetim-kongresinde-yer-aldi-586850</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 09:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[meditopia]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[odağında]]></category>
		<category><![CDATA[peryön]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586850</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl 33.’sü düzenlenen PERYÖN Türkiye İnsan Yönetimi Derneği’nin “İnsan Odağında Yönetim Kongresi”, 14-15 Ekim tarihlerinde “İz Bırakan İnsan” temasıyla gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/peryon-33-insan-odaginda-yonetim-kongresinde-yer-aldi-586850">PERYÖN 33. İnsan Odağında Yönetim Kongresi&#8217;nde Yer Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu yıl 33.’sü düzenlenen PERYÖN Türkiye İnsan Yönetimi Derneği’nin “İnsan Odağında Yönetim Kongresi”, 14-15 Ekim tarihlerinde “İz Bırakan İnsan” temasıyla gerçekleşti. Kongrede iki gün boyunca çalışma hayatına yön veren liderler, insan kaynakları profesyonelleri ve akademisyenler, kurumlarda insan odaklı dönüşümün yollarını tartıştı. Çalışanların iyi olma haline odaklanan yaklaşımlarıyla dikkat çeken Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi de kongrede, iş dünyasında sağlığın ve duygusal dayanıklılığın stratejik önemine ışık tuttu.</strong></p>
<p>PERYÖN Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Betül Çorbacıoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen “Duygusal Dayanıklılık: Kurumlarda Sağlığın Stratejik Gücü” başlıklı oturumda, Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa<strong> </strong>Çelebi konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda, kurumların wellness ve sağlık haklarını stratejik bir güç unsuru olarak ele almasının önemi üzerinde durulurken, çalışanların fiziksel ve zihinsel iyi oluşuna katkı sağlamada liderlerin sorumluluğu öne çıktı.</p>
<p>Bu organizasyonun ana sponsoru ve aktif bir parçası olarak yer aldıkları için büyük bir memnuniyet duyduklarını ifade eden <strong>Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi,</strong> “Meditopia olarak inancımız, sağlıklı bir yaşam sürmenin her insanın doğuştan hakkı olduğu yönünde. Bu nedenle çalışanların diledikleri spor ve wellness merkezine kolayca erişebilmelerini sağlayan WellnessPass çözümümüzle bu hakkı herkes için erişilebilir kılmayı hedefliyoruz. Hayalimiz, ülkemizdeki her çalışanın ve ailesinin wellness ve fitness hizmetlerine eşit ve kolay biçimde erişebildiği bir gelecek inşa etmek. Çünkü biliyoruz ki bu dönüşüm, ancak insanı odağına alan İK liderleriyle omuz omuza mümkün.” açıklamalarında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/peryon-33-insan-odaginda-yonetim-kongresinde-yer-aldi-586850">PERYÖN 33. İnsan Odağında Yönetim Kongresi&#8217;nde Yer Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçek dostluklar &#8216;Çevrimdışı&#8217; kaldı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gercek-dostluklar-cevrimdisi-kaldi-586275</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 09:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[Çevrimdışı]]></category>
		<category><![CDATA[dostluklar]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaldı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, sosyal medya ve yalnızlık konusunu ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-dostluklar-cevrimdisi-kaldi-586275">Gerçek dostluklar &#8216;Çevrimdışı&#8217; kaldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, sosyal medya ve yalnızlık konusunu ele aldı.</p>
<p><strong>Sosyal medyada yalnızlığını gidermek isteyen milyonlarca insan var</strong></p>
<p>Sosyal medyada yalnızlığını gidermek isteyen milyonlarca insan olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Adı üstünde ‘sosyal’ medya: İnsanların bir araya gelmesine, birlikte bir şeyler yapmasına fırsat yaratacak platformlar… Peki gerçekten öyle mi? Yoksa bu mecralar yalnızlığımızı biraz daha görünmez kılarak derinleştiriyor mu? Sosyal medya ağlarıyla örülü bu çağda, insani bağların yerini ‘bağlantılar’ aldı. Facebook’a, Instagram’a bakarsak yüzlerce, hatta binlerce ‘arkadaşımız’ var. Ama bu ilişkiler klasik anlamda bir arkadaşlığın yerini tutabilir mi? Araştırmalar, ekran üzerinden kurduğumuz bağlar arttıkça, emek ve zaman isteyen dostlukların azaldığını söylüyor.” dedi.</p>
<p><strong>İnsanlar gerçek yakınlık kurmakta zorlanıyor</strong></p>
<p>Sosyolog Sherry Turkle’a atıfta bulunan Prof. Dr. Atalay, modern insanın durumunu ‘birlikte yalnızlık’ olarak tanımladığını kaydetti. Prof. Dr. Atalay, “İnsanlar sürekli bağlı, ama gerçek yakınlık kurmakta zorlanıyor. Bir ‘beğeni’, bir ‘emoji’, bir ‘iyi ki doğdun’ mesajı ama yüz yüze yarım saatlik bir sohbet bile yıllarca ertelenebiliyor. ‘Bir ara mutlaka karşılıklı bir kahve içelim’ mesajları hiçbir zaman tutamayacağımız sözler haline geliyor.  İnsan ilişkilerine dair kolektif bir çabasızdık ve yılgınlık içerisindeyiz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Derinlikli sohbetlere, uzun soluklu dostluklara enerji kalmadı</strong></p>
<p>Her şeyin hıza teslim olduğu bir çağda, ilişkilerin de bu tempodan nasibini aldığını söyleyen Prof. Dr. Atalay, “Derinlikli sohbetlere, uzun soluklu dostluklara, kalıcı ilişkiler kurmaya zamanımız da enerjimiz de kalmıyor. Telefon rehberimiz dolu, sosyal medya listelerimiz de ama bir gün ansızın başımız sıkışsa gerçekten arayabileceğimiz kaç kişi var?” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Modern çağın üzücü gerçeğinin “Kalabalık yalnızlık” olduğunu dile getiren Prof. Dr. Atalay, “Psikoloji literatürü, sosyal medya mecralarındaki arkadaşların sayısal bolluğunun niteliksel bir karşılık taşımadığını vurguluyor. Oxford Üniversitesi Evrimsel Psikoloji bölümü öğretim üyesi Robin Dunbar’ın ünlü ‘Dunbar sayısı’ teorisine göre, insan zihni aynı anda 150 civarında sosyal ilişkiyi sağlıklı biçimde sürdürebiliyor. Oysa sosyal medya profillerimiz bu sınırı çoktan aşmış durumda. Yani elimizde çok sayıda isim var, fakat bunların sadece çok azı gerçekten ‘arkadaş’. Nitelik niceliğin gölgesinde kayboluyor.” dedi.</p>
<p><strong>Toplumsal dönüşüm her kuşağı etkiliyor</strong></p>
<p>Sosyal medyaya olan ilginin sadece genç kuşaklara özgü olmadığını kaydeden Prof. Dr. Atalay, “İleri yaşlı bireyler bile sosyal medyanın akışına kapılmış durumda. Bu özellikle şaşırtıcı, çünkü ömrünün büyük kısmını internet olmadan geçirmiş, karşılıklı sohbetin, kalabalık buluşmaların, misafirliğin komşuluğun tadını bilen bir nesilden bahsediyoruz. Buluşmalar yerini emoji değiş tokuşlarına bıraktı. Şehirlerde çoğu zaman komşuların ismi dahi bilinmiyor. Yani mesele yalnızca Z kuşağının meselesi değil; bu, toplumsal bir dönüşüm.” dedi.</p>
<p><strong>Modern insanın yalnızlığı dışarıdan fark edilmesi güç bir yalnızlık…</strong></p>
<p>Türk Dil Kurumu&#8217;nun (TDK) 2024 yılının kelimesini &#8220;kalabalık yalnızlık&#8221; olarak ilan ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Atalay, &#8220;Metroda, otobüste yan yana oturan insanların her biri kendi telefonuna gömülmüş durumda. Kafelerde, restoranlarda aynı masalarda oturan herkes ayrı bir ekrana bakıyor. Modern insanın yalnızlığı, kalabalıkların içinde yaşanan, dışarıdan fark edilmesi güç bir yalnızlık.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Fiziksel beraberliğin öneminin unutulduğunu ve &#8220;aynı anda çevrimiçi olmanın yeterliymiş gibi geldiğini&#8221; vurgulayan Prof. Dr. Atalay, “Oysa insan, doğası gereği bağ kurmak ister. Güvenmeyi göze almak, ötekine yaklaşmak, içini dökmek ve bunu yaparken insani sıcaklığı hissetmek, tercihten öte, bir ihtiyaçtır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bildirim sesi, bir dostun sesini duymanın yerini tutmuyor</strong></p>
<p>Sosyal medyanın faydalarına da dikkat çeken Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Bu teknolojiler zaman ve mekân engellerini ortadan kaldırarak iletişimi çok kolaylaştırıyor.  Sosyal medya sayesinde yeni topluluklar oluşuyor. Özellikle göçmenler, azınlık grupları, marjinalleştirilmiş bireyler çevrimiçi ağlarda dayanışma imkânı buluyor. Fakat bu tür bağların kalıcı ve derin bir ilişkiye dönüşebilmesi için hâlâ ‘fiziksel’ temasın, ortak mekânların, yan yana geçirilen zamanların yerine konulabilecek bir şey yok. İnternet teknolojisi ve bu teknoloji sayesinde ulaştığımız sosyal medya mecralarını insani ilişkileri geliştirmek, kesintisiz şekilde iletişim kurmak ve samimiyeti ilerletmek için kullandığımızda faydalı oluyor. Yüz yüze ilişkilerin yerine bir alternatif olarak düşündüğümüzde ve bunu bir alışkanlığa dönüştürdüğümüzde ise yalnızlık baş gösteriyor. Çünkü hiçbir bildirim sesi, bir dostun sesini duymanın yerini tutmuyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yalnız ciddi bir sağlık riski olarak görülüyor</strong></p>
<p>Yalnızlık sorununa uluslararası platformda da çözüm arandığını belirten Prof. Dr. Atalay, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve bazı ülkelerin yalnızlıkla mücadele için attığı adımları hatırlattı.</p>
<p>Prof. Dr. Atalay, “Dünya Sağlık Örgütü 30 Haziran 2025’te yalnızlıkla ilgili yeni bir rapor yayımladı. Dünya Sağlık Örgütü yalnızlığı ciddi bir sağlık riski olarak görüyor. Raporda sosyal izolasyon ve yalnızlığın yaygın olduğu ve sağlık, iyi oluş ve toplum üzerinde ciddi ancak yeterince fark edilmeyen etkiler yarattığı vurgulanıyor. İngiltere ve Japonya’da bu sorun hakkında çözüm arayışları ve hizmetlerin sistematik hale getirilmesi hedefiyle yalnızlık bakanlıkları kuruldu. Bu gelişmeler yalnızlığın bireysel değil toplumsal bir sorun haline geldiğini gösteriyor. Ama çözülemez değil. Bu nedenle en yakınlarımızla ilişkilerimizi sosyal medya takiplerine, emoji değiş tokuşuna indirgemeden yeniden yan yana gelmenin ve birbirimizin gözlerine bakmanın yollarını bulmamız gerekiyor. Çünkü gerçek hayat ekranların ötesinde akıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-dostluklar-cevrimdisi-kaldi-586275">Gerçek dostluklar &#8216;Çevrimdışı&#8217; kaldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: Önceliğimiz inovasyon</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-onceligimiz-inovasyon-586174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 17:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[önceliğimiz]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586174</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi ev sahipliğinde ikincisi düzenlenen Sosyal İnovasyon ve Veri Analitiği Kongresi'ne katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-onceligimiz-inovasyon-586174">Başkan Tugay: Önceliğimiz inovasyon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi ev sahipliğinde ikincisi düzenlenen Sosyal İnovasyon ve Veri Analitiği Kongresi&#8217;ne katıldı. Programda konuşan Başkan Tugay,  inovasyonu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde kültür olarak yerleştirmeye çalıştıklarını belirterek, “Sırtımızı bilime yaslayalım, inovasyon kültürünü sahiplenelim ve kendimizi dışarıda değil bu işin tam merkezinde hissedelim” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi ev sahipliğinde ikincisi düzenlenen Sosyal İnovasyon ve Veri Analitiği Kongresi&#8217;ne katıldı. Hekim Hacı Paşa Konferans Salonu&#8217;nda düzenlenen kongreye eğitim camiasından çok sayıda önemli ismin yanı sıra öğrenciler de katıldı. Programda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, inovasyon ve veri analizinin önemine değinerek, “Özellikle gelişen yapay zeka teknolojisi bir süre sonra sanki kontrolü ele alacakmış gibi bir görüntü veriyor. Bizler ise hayal ettiğimiz sağlıklı, mutlu, iyi bir ortamda yaşamaya devam etmek istiyoruz. Bu nedenle insan odaklı çözümler üretmek zorundayız. İnsan aklına güvenmek ve insan aklıyla bir şeyleri çözmek lazım” dedi. </p>
<p><strong>“Sorunların çözümüne bireysel katkı sağlayabilirsiniz”</strong></p>
<p>İnovasyonun yenilik olduğunu vurgulayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “İnovasyon evinizden, bireysel yaşam alanınızdan tutun ülkeye, dünyaya dair yaşanılan sorunları çözmede yenilikçi bakış açısıdır.  Bunu kim yapacak? Genelde inovasyondan bahsedilince bir tür Ar-Ge olarak düşünülüyor. Oysa inovasyon herkesin dahil olması gereken bir kültürdür. Biz belediyede inovasyonu kültür olarak kurumun içerisine yerleştirmeye çalışıyoruz. Herkesin bir sorunun çözümüne bireysel olarak sağlayacağı katkı var. Kendini böyle tanımlamalı ve bu kültürün bir parçası olmalı. Şehrinizin sorunları için çözüm üreten kişiler olmalısınız. Ülkemizin gelişmesi, hak ettiği yere gelmesi için özellikle gençlerimizin refah, sağlık ve güven içerisinde yaşaması için buna ihtiyacımız var” dedi. </p>
<p><strong>Başkan Tugay’dan gençlere çağrı</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak gençlerin yolunu açmak için çalıştıklarını kaydeden Başkan Tugay, “Unutmayın ki bu iş gençlerde bitiyor. Gençlerin zihinlerinde inovasyonun anlamını oturtmuş, bu kültürün bir parçası olmayı kabul etmiş olması gerekiyor. Gençler sorunların çözümüne katkı verecek büyük bir potansiyele sahip. Uluslararası kuruluşların yaptığı değerlendirmeler de bu yönde. Biz güçlü kültürel alt yapısı ve güçlü dinamikleri olan bir ülkeyiz. İhtiyacımız olan şey sadece biraz daha fazla sorumluluk almak. Öğrencilerin güç aldığı kurumların başında gelen üniversiteler bu anlamda çok önemli. Sırtımızı bilime yaslayalım, inovasyon kültürünü sahiplenelim ve kendimizi dışarıda değil bu işin tam merkezinde hissedelim” dedi. Başkan Tugay konuşmasında Türkiye’de güvenli veri toplama sistemi olmadığına da dikkat çekerek, veri toplama sisteminin iyileştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. </p>
<p><strong>“İş dünyası için de önemli fırsatlar sunuyor”</strong></p>
<p>İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse ise “Yerel yönetimler, sosyal inovasyonu teşvik etmek için gereken yapıyı sağlamakta önemli paydaşlardır. Bu amaçla kamu, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasında iş birliğini geliştirecek, yerelin sosyal sermaye potansiyelini harekete geçirecek ve bunların sonucunda bölgesel gelişmeye yeni bir ivme kazandıracak aksiyonların kazandırılması sağlanabilir. Sosyal inovasyonun Ar-Ge gündemlerine entegre edilmesi toplumlar için sürdürülebilir bir refah oluşturma potansiyeline sahiptir. Bu, sadece toplum için değil, aynı zamanda iş dünyası için de büyük bir fırsattır” dedi. </p>
<p><strong>“Bilgi yaşamı dönüştüren bir güce dönüşür”</strong></p>
<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu da kongrenin çağın sorunlarına cevap aramak için büyük öneme sahip olduğunu vurgulayarak, “Sosyal inovasyon insanın insana temas ettiği, toplumsal sorunlara yaratıcı ve adil çözümler üretebildiği bir düşünce sistematiğidir. Veri analitiği ile bu çözümlerin hem bilimsel dayanağını hem de geleceğe uzanan yol haritasını oluşturuyor. Sosyal inovasyon ve veri analitiğinin kesiştiği yerde, bilgi sadece depolanan bir şey olmaktan çıkar, yaşamı dönüştüren bir güce dönüşür.”</p>
<p><strong>“Verinin en doğru şekilde işlenmesi önemli”</strong></p>
<p>Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ali Arda Yüksel ise veri kavramının önemi dikkat çekerek, “Dünyayı yerinden oynatacak şey veridir. Verinin en iyi ve en doğru şekilde işlenmesi, insanların önündeki engellerin çoğunu aşmada en doğru planlamanın yapılması için şart. Ekonomik güç artık kaynaklarda değil veriye dayalı analiz ve öngörüde yatıyor. Ancak bunu başaranlar veriden inovasyona geçebiliyor” diye konuştu.</p>
<p>Konuşmaların ardından katılımcılara plaket verildi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-onceligimiz-inovasyon-586174">Başkan Tugay: Önceliğimiz inovasyon</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bankacılıkta yapay zeka yatırımlarının 2028&#8217;de 67 milyar dolara ulaşması bekleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bankacilikta-yapay-zeka-yatirimlarinin-2028de-67-milyar-dolara-ulasmasi-bekleniyor-585976</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 11:06:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Aı]]></category>
		<category><![CDATA[ajan]]></category>
		<category><![CDATA[bank]]></category>
		<category><![CDATA[bankacılıkta]]></category>
		<category><![CDATA[Hibrit Model]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[milyar]]></category>
		<category><![CDATA[sas]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımlarının]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585976</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zeka, finans ve sigorta sektörlerinde artık geleceğin değil, bugünün teknolojisi ve bir "lüks" değil, "olmazsa olmaz" bir zorunluluk haline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bankacilikta-yapay-zeka-yatirimlarinin-2028de-67-milyar-dolara-ulasmasi-bekleniyor-585976">Bankacılıkta yapay zeka yatırımlarının 2028&#8217;de 67 milyar dolara ulaşması bekleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zeka, finans ve sigorta sektörlerinde artık geleceğin değil, bugünün teknolojisi ve bir &#8220;lüks&#8221; değil, &#8220;olmazsa olmaz&#8221; bir zorunluluk haline geldi. Özellikle veri yoğun yapıları nedeniyle bu iki alan, dönüşümden en hızlı şekilde fayda sağlayacakların başında geliyor.  SAS’ın da katkılarıyla yakın zamanda yayımlanan iki yeni küresel rapor, sektör liderlerini hızla harekete geçmeye zorlayan bu dönüşümün anahtarını ortaya koyuyor: <strong>İnsan uzmanlığı ile yapay zeka yeteneklerinin bir araya geldiği &#8220;hibrit iş gücü&#8221; modeli.</strong> Economist Impact&#8217;in &#8221; Sigortacılığın Geleceğini Şekillendirmek: Yapay Zekânın Rolü&#8221; raporu ve SAS&#8217;ın &#8220;Algoritmadan Etkiye: Bankacılıkta Yapay Zekanın Geleceği&#8221; başlıklı çalışması, bu iş birliğinin somut kazanımlarını gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Sigortacılıkta Hibrit Model Somut Kazanımlar Sağlıyor: Verimlilik %50&#8217;ye Varan Oranlarda Artıyor</strong></p>
<p>Economist Impact tarafından hazırlanan rapor, yapay zekanın sigortacılıkta teoriden pratiğe geçtiğini ve ölçülebilir değer yarattığını gösteriyor. Rapora göre, <strong>üretken yapay zeka (Generative AI)</strong>, kodlama ve yazılım geliştirme iş yüklerinde <strong>%30 ila %50 oranında hızlanma</strong> sağlıyor. Zurich North America, HDI Global, Tokio Marine ve Manulife gibi küresel oyuncular, insan çalışanlar ve AI teknolojisinin birlikte çalıştığı hibrit modellerin, poliçe değerlendirme (underwriting), hasar yönetimi (claims processing) ve ürün geliştirmede çarpıcı verimlilik artışları sağladığını paylaşıyor. Müşteri hizmetlerini optimize eden ve siber risk ile iklim risklerini gerçek zamanlı analiz etme olanağı sunan AI, özellikle geleneksel altyapılara sahip şirketlere kıyasla Insurtech&#8217;ler tarafından daha entegre bir şekilde kullanılıyor.</p>
<p>Bu dönüşümün merkezinde bir diğer aktör karmaşık görevleri büyük ölçüde bağımsız şekilde yerine getirebilen eylem odaklı yapay zeka (Agentic AI) sistemleri yer alıyor. Sektör liderleri, yakın gelecekte bu hibrit iş gücü modellerinin yaygınlaşacağını ve insan ile yapay zekânın birlikte çalıştığı yeni standartları oluşturacağını öngörüyor. </p>
<p><strong>SAS Global Sigortacılık Baş Danışmanı Thorsten Hein</strong>, &#8220;<em>Yapay zeka ajanları, tekrarlı ve veri yoğun görevlerde mükemmel sonuçlar veriyor. Ancak karmaşık risk modelleri hâlâ insan uzmanlığı gerektiriyor. Değişmeyen tek şey ise, yüksek kaliteli veriye ve onu hızla entegre edebilme kabiliyetine olan bağımlılığımız</em>&#8221; diyerek dönüşümün anahtarının veri olduğunun altını çiziyor.</p>
<p><strong>Bankacılık Sektörü Yeni Yatırımların Rotasını Çiziyor</strong></p>
<p>Sigortacılıktaki bu dönüşüm rüzgarı, bankacılık sektöründe de benzer bir rotayı işaret ediyor. IDC verilerine göre, sektörün küresel yapay zeka yatırımlarının 2028&#8217;de <strong>67 milyar dolara</strong> ulaşması bekleniyor. SAS&#8217;ın &#8220;Algoritmadan Etkiye: Bankacılıkta Yapay Zekanın Geleceği&#8221; raporu ise, Banorte, Intesa Sanpaolo ve Old National Bank gibi öncü kuruluşların deneyimlerinden yola çıkarak tüm bankalar için yol gösterici nitelikteki beş kritik noktanın altını çiziyor.</p>
<ol>
<li><strong>İş Değeri Odaklılık:</strong> Yapay zeka, kurum stratejisinin merkezine yerleştirilmeli. Banorte&#8217;dan Abraham Izquierdo, &#8220;İnovasyon ve yapay zeka, stratejimizin temel taşıdır. Üst yönetim taahhüdü şart&#8221; diyor.</li>
<li><strong>İnsan Önceliği:</strong> Yapay zeka, insan muhakemesinin yerini alamaz; çalışan yetkinlikleri ve kurum kültürüne yatırım hayati önemde. Intesa Sanpaolo, bu sayede finansal kapsayıcılığı teşvik eden yeni kredi modelleri geliştirebiliyor.</li>
<li><strong>Sağlam Altyapı:</strong> Ölçeklenebilir yapay zeka için bulut tabanlı, güçlü veri yönetişimine dayalı sağlam bir temel şart.</li>
<li><strong>İnovasyonun Güçlendirilmesi:</strong> Yapay zeka, çalışanları rutin işlerden kurtararak onları daha yaratıcı işlere yönlendiriyor. Old National Bank&#8217;ın kredi veri giriş süreçlerinin %90&#8217;ını otomatikleştirerek çalışanlarının zamanını stratejik analizlere ayırmasını sağlaması, buna çarpıcı bir örnek oluşturuyor.</li>
<li><strong>Sürekli Öğrenme:</strong> Yapay zeka bir &#8220;kur ve unut&#8221; teknolojisi değil, sürekli gelişim gerektiren bir yolculuk.</li>
</ol>
<p><strong>Kaliteli Veri ve Hibrit Model Rekabetin Anahtarı</strong></p>
<p>Her iki sektör raporu da kaliteli verinin tartışılmaz önemini ve insan-yapay zeka iş birliğine dayalı hibrit modellerin kaçınılmazlığını vurguluyor. Bu hibrit modelin operasyonel verimlilik sağlaması için, yapay zekanın yalnızca bir analiz aracı değil, karar alma süreçlerine güvenle entegre olabilen bir &#8220;ajan&#8221; gibi davranması kritik öneme sahip. Bu noktada SAS&#8217;ın eylem odaklı yapay zeka (Agentic AI) yaklaşımı ve bu yaklaşımın merkezinde yer alan SAS Viya platformu tam olarak bu ihtiyaca yanıt veriyor. Viya&#8217;nın sunduğu bütünleşik altyapı, bu tür akıllı ajan sistemlerinin doğrudan tasarlanmasına, yönetilmesine ve ölçeklendirilmesine olanak tanıyor.</p>
<p>Sektör liderleri, yapay zekanın nihai devrimini henüz tam olarak gerçekleştirmemiş olsa da bu tür akıllı, yönetilebilir ve güvenilir ajan sistemleriyle desteklenen hibrit modellerin, hizmet hızını artıracağı, maliyetleri düşüreceği ve çalışanların katma değerli işlere odaklanmasını sağlayacağı konusunda hemfikir. Türkiye ve dünyada finansal hizmetler kuruluşları için de bu küresel eğilimler, operasyonel dinamikleri yeniden şekillendirmek ve rekabet avantajı elde etmek için kritik bir fırsat penceresi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bankacilikta-yapay-zeka-yatirimlarinin-2028de-67-milyar-dolara-ulasmasi-bekleniyor-585976">Bankacılıkta yapay zeka yatırımlarının 2028&#8217;de 67 milyar dolara ulaşması bekleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;İstanbul&#8217;da kanalizasyonlarda antidepresan ölçülebilir hale geldi.&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-istanbulda-kanalizasyonlarda-antidepresan-olculebilir-hale-geldi-585330</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 12:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[gemi]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kanalizasyonlarda]]></category>
		<category><![CDATA[kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585330</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, başarı başarısızlık konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-istanbulda-kanalizasyonlarda-antidepresan-olculebilir-hale-geldi-585330">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;İstanbul&#8217;da kanalizasyonlarda antidepresan ölçülebilir hale geldi.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, başarı başarısızlık konusunu değerlendirdi<strong>.</strong></p>
<p><strong>Başarı teorilerinde üç temel yaklaşım var</strong></p>
<p>Başarı teorilerinde üç temel yaklaşımın öne çıktığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Birincisi, ‘Bir hedefim var, ona ulaştım, başarılıyım’ düşüncesine dayanır. Bu yaklaşım özellikle Batı felsefesinde, mükemmeliyetçilik, ödül odaklılık ve rekabet ortamı çerçevesinde değerlendirilir. İkincisi, anlam odaklı başarı anlayışıdır. Burada kişinin haz değil, anlam odaklı bir yaşam felsefesi vardır. Uzun vadeli bir hedef belirler ve bu hedefe ulaşma sürecinde gösterdiği çaba başarı olarak tanımlanır. Üçüncüsü ise transandantal başarı anlayışıdır. Bu yaklaşımda başarı, yalnızca kişinin kendi hedeflerine ulaşması veya geleceğine yatırım yapmasıyla sınırlı değildir; topluma sunduğu katkı, kendini aşabilmesi ve değer üretmesi de başarı kapsamında değerlendirilir. Bu üç yaklaşım bir arada düşünüldüğünde çok boyutlu başarı kavramı ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p><strong>Sosyal medyanın etkisiyle başarı anlayışı da değişti</strong></p>
<p>Günümüzde ise özellikle sosyal medyanın etkisiyle, klasik başarı anlayışının rekabetçi yapısının farklı bir yöne evrildiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Fiziksel görünüm, maddi zenginlik, yüksek takipçi sayısı veya fazla beğeni almak gibi ölçütler ‘başarı’ olarak sunulmaktadır. Bu durum, bazı araştırmacılar tarafından toksik başarı kültürü ya da başarı pornosu olarak adlandırılmaktadır. Adeta bir ‘başarı şehveti’ şeklinde, dışsal onay peşinde koşma eğilimi yaygınlaşmıştır. Ancak bu tür bir yaklaşımın, uzun vadede bireyleri tatmin etmediği görülmektedir.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu kültürün insan beyninin biyolojik zaaflarını kullandığını ve dopamin odaklı, hazza dayalı bir başarı anlayışı yarattığını ifade ederek, dış onaya bağımlılığın tehlikeli olduğunu, alkış kesildiğinde yaşanan çöküşe dikkat çekti.</p>
<p><strong>Bazı kişisel gelişim teknikleri var, çok zarar veriyor</strong></p>
<p>Gerçek başarının kişinin kendisiyle yüzleşmesinden geçtiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bazı kişisel gelişim teknikleri var, çok zarar veriyor. ‘Senin eşin benzerin yok. Sen en iyisin! Başarı vardır, başarısızlık yoktur, sonuçlar vardır.’ Böyle egoyu şişiriyorlar. Ondan sonra iş yerine gidiyor, kimseyi beğenmiyor. Eşine gidiyor, eşini eleştiriyor. ‘Benim kıymetimi anlayamadılar,’ ‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun?’ gibi. Bu çağda da özellikle insanların şu anda en büyük organları egoları olmuş.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, onayın ve takdirin &#8220;marifet iltifata tabidir&#8221; sözünde olduğu gibi teşvik edici bir rolü olduğunu ancak bunun bir ego tatmin aracına dönüştürülmemesi gerektiğini vurguladı. Sağlıklı başarı anlayışını ise bir yolculuk olarak tanımlayan Prof. Dr. Tarhan, “Başarı sonuç değil, süreçtir. Yolda olmaktır başarı. Yolda olan kişi, hedefe ulaşmak değil, yolda olmaktır. Bu şekilde düşünürse bir kimse, bugün merdiven çıkarken, ‘Bugün bir basamakla başarılı oldum ama önümde çok basamaklar var!’ der.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, son olarak dış ödüle bağımlı olmak yerine, kişinin kendi gelişimini takip ettiği &#8220;iç ödül&#8221; mekanizmasını çalıştırmasının önemine değinerek, &#8220;Bir hafta öncesine göre şunları başardım diyebilmek&#8221; gibi öz şefkat odaklı yaklaşımların daha kalıcı bir mutluluk ve başarı getireceğini belirtti.</p>
<p><strong>Başarı bir sonuç değil, süreklilik gerektiren bir yolculuk</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüzün kıyasa dayalı başarı anlayışını eleştirerek, gerçek başarının dışsal alkışlara ve rüzgâra ihtiyaç duymayan &#8220;buharlı gemi&#8221; gibi içsel motivasyonla hareket etmek olduğunu söyledi.</p>
<p>Başarının bir sonuç değil, süreklilik gerektiren bir yolculuk olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dış onaya bağımlı motivasyonun tehlikelerine dikkat çekti. Prof. Dr. Tarhan, “İki türlü gemi vardır: Bir yelkenli gemi, bir de buharlı gemi. Buharlı geminin rüzgâra ihtiyacı yoktur. İnsan buharlı gemi gibi olacak. Yelkenli gemi olsa hep dış nedene bağlısın, rüzgarla, alkışla beslenirsin. Eğer motivasyonu içten bulursa, hiçbir şey seni engelleyemez.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Derin ilişki kurabilmek de başarıdır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yüzeysel ilişkilerin hakim olduğu bu çağda, başarının en önemli tanımlarından birinin de anlamlı ve derin bağlar kurabilme yeteneği olduğunu ifade etti. Bu tür ilişkilerin yalnızlık duygusunu giderdiğini ve bunun başlı başına bir başarı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Derin ilişki kurabilmek de başarıdır. Şu an bu çağda yüzeysel ilişkiler var, derin ilişki kuramıyor insanlar. O derin ilişki insanda yalnızlık duygusunu gideriyor. Bakıyoruz birçok problemin, gençlerin yanlış davranışının arkasında ‘benim farkıma var’ davranışı var. Beni gör, bana değer ver davranışı var. Duygusal bağ kuran kişiler yalnızlık hissetmez ki.” dedi.</p>
<p>Sürekli görünür olmanın ve parmakla gösterilmenin başarı olarak algılanmasının getirdiği risklere de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Parmakla gösteriliyor olmak bir insanın hayatında kayalıklarda yürümeye benziyor. Düştüğün zaman bir tarafını kırarsın. Ovada yürümek kolaydır. Ortalama bir insan olmak, ovada yürümek gibidir. Düşsen bile kalkarsın, ama kayaların üzerinde yürürken bir hatayla bir anda karizman çizilir. Bu da risk oluşturur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Akıllı kişiler uzun vadeli ödülleri düşünür</strong></p>
<p>Başarı arayışının arkasındaki nörolojik mekanizmalara da değinen Prof. Dr. Tarhan, “İki türlü ödül var: Biri peşin ödüller, bir de uzun vadeli ödüller. Akıllı kişiler uzun vadeli ödülleri düşünerek beynindeki ödül merkezini öyle kullanır. Bu, serotonin odaklı sistemdir; fikir, ideal, anlam peşinde koşar. Dopamin odaklı beyin ise anlık ödüllerle yaşar. Biri bitince tekrar başlar. Bu, haz odaklıdır ve sürdürülebilir değildir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Herkesin kendi başarı tanımını yapması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Keşke ve acabalarla uğraşmak yerine, ‘Ne yapabilirim?’ odaklı olmak gerekiyor. Ve ikinci hemen şu soruyu sor: ‘Nereden başlamalıyım?’ Bir yerden başlamalıyım. Başarı da böyle yapmak gerekiyor. Elmayı kocaman ağzına yutmaya çalışırsan yutamazsın, parçalara ayırırsın.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Gerçek başarının başarısızlıklardan ders çıkarmak</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern başarı anlayışının insanları kronik strese sokarak antidepresan kullanımını patlattığını belirterek, gerçek başarının başarısızlıklardan ders çıkarmak ve psikolojik esneklik kazanmak olduğunu söyledi.</p>
<p>Öfke anında soğukkanlı kalabilmenin başarı yolundaki en önemli yeteneklerden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu duygunun manipülatif kişiler tarafından bir silah olarak kullanılabileceğine dikkat çekti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Bazı insanlar öfkelendirir, başarısız hissettirir ve onun üzerine, ‘Sen zaten böylesin, bak. Hiçbir şeyi başaramıyorsun. Ben olmasam sen hiçsin!’ der, o kişiyi esir alır, köleleştirir. Toksik kişiler yapar bunu. Toksik üçlü dediğimiz bu kişilerde empati yoksunluğu vardır, egolarını çok üstün görürler, eleştiriye kapalıdırlar ve hedefe ulaşmak için her şey serbest derler.” dedi.</p>
<p>Günümüzün &#8220;daha çok şeye sahip olma&#8221; odaklı başarı kültürünün insanları kronik strese soktuğunu ve bunun bedelinin ruh sağlığıyla ödendiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Toksik başarı öğretisi yapan modernizm, ‘mükemmel olmalısın, hep alkışlanmalısın’ diyor. Bu, kronik strese sebep oldu. Şu an New York&#8217;ta, İstanbul&#8217;da da öyle, kanalizasyonlarda antidepresan ölçülebilir hale geldi. Neden insanlar bu kadar antidepresan alıyor? Eğer yaşam felsefesi değişmezse 2030&#8217;larda antidepresan satışı daha çok olacak. Burada bir şeyler yanlış gidiyor demektir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnsanın kendisiyle yüzleşmesi…</strong></p>
<p>İnsanın kendisiyle yüzleşmesinin çok büyük bir özgüven işareti olduğunu ve en büyük özgüven ölçüsünün de insanın kendini sorgulaması, kendisini, üçüncü bir kişi gibi, &#8220;Benim güçlü yönüm bu, zayıf yönüm bu. Bu olayda bu hata oldu. Bu bana ne öğretti?&#8221; diyebilmesi olduğunu anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Bu bir olgunlaşma işaretidir. Bu insanın kişilik olgunluğuyla bilgeleşmesidir. Bunu uygulaması kolay değil ama en azından bu yolda olmak gerekiyor. Başarısızlıklardan ders alabilmek sadece mesela… Akademik başarı alanında değil sadece, hayat başarısı alanında da öyle.” diye konuştu.</p>
<p>Evliliğin bitmesini bir &#8220;başarısızlık&#8221; olarak görmenin yanlış olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Ayrılmak bir seçenek değil, bir sonuçtur.&#8221; dedi</p>
<p>Başarısızlıklar karşısında savunmaya geçmenin insani bir refleks olduğunu Nasreddin Hoca&#8217;nın &#8220;Eşekten düşünce zaten inecektim!&#8221; fıkrasıyla anlatan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, olgunlaşmanın ve bilgeleşmenin yolunun öz eleştiriden geçtiğini belirtti.</p>
<p><strong>Empati kelimesinin kültürel kodlarımızdaki karşılığı &#8220;insaf&#8221;</strong></p>
<p>Hayat başarısında duygusal zekanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, empati kelimesinin kültürel kodlarımızdaki en doğru karşılığının &#8220;insaf&#8221; olduğunu söyledi. Kelimenin kökenine inerek derin bir analiz sunan Prof. Dr. Tarhan, “Empatiyi ifade eden en güzel kelime insaf kelimesidir. İnsaf kelimesi Arapça ‘nısf’ kökünden geliyor. ‘Nısf’ da yarı demek. Yani elmanın yarısı gibi. İlişkilerde sadece kendi yarından bakma, ‘İnsaflı ol. Diğer tarafın yarısından da bak!’ gibi. İnsaf kelimesi aslında olayları empatik, büyük resmi görerek ele alabilmektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zorluklar karşısında yıkılmamanın sırrının &#8220;psikolojik dayanıklılık&#8221;</strong></p>
<p>Başarısızlıklar ve zorluklar karşısında yıkılmamanın sırrının &#8220;psikolojik dayanıklılık&#8221; olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bu kavram için &#8220;psikolojik elastikiyet&#8221; tanımını önerdi.</p>
<p>Düşünce katılığı olan kişilerin aksine, esnek zihinlerin olaylardan ders çıkararak güçlendiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Psikolojik dayanıklılığın karşılığı aslında psikolojik esnekliktir. Kişi olay karşısında esner, bir şey öğrenir, tekrar eski haline gelir. Engelsiz sorunsuz bir yakın ilişki olmaz, muhakkak olacak. Olduktan sonra burada bunun ‘yüzde kaçından ben sorumluyum, yüzde kaçından karşı taraf sorumlu?’ diyecek ve gerekiyorsa hata yaptıysa özür dilemeyi bilebilecek.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Gerçek mutluluğun dış koşullara bağlı olmadığını, &#8220;otantik mutluluk&#8221; olarak tanımlanan bu durumun bir içsel olgunluk hali olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Otantik mutluluk, cezaevinde de olsa mutlu olabilmektir. Sarayda da olsa şımarmamaktır. Her ortamda mutlu olmayı başaran, dört mevsim açan çiçekler var ya, onun gibidir.” dedi.</p>
<p>Başarısızlığı bir tehdit olarak değil, &#8220;gelişme fırsatı&#8221; olarak görmenin önemine işaret ederek, “Birçok kimse başarısızlık korkusu nedeniyle başarı yolunda ilerleyemiyor. Başarısızlık korkusu olan kişiler başkasını kolayca suçluyor. Eleştiriye kapalı kişiler de böyle. Problem çözme becerisi olan bir kişiler başarısızlığı da çözer ve bir şeyler öğrenir.” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-istanbulda-kanalizasyonlarda-antidepresan-olculebilir-hale-geldi-585330">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;İstanbul&#8217;da kanalizasyonlarda antidepresan ölçülebilir hale geldi.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allianz Türkiye, Yapay Zekâ Desteği ile 100 Milyon Provizyon Sayısına Ulaştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/allianz-turkiye-yapay-zeka-destegi-ile-100-milyon-provizyon-sayisina-ulasti-585238</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 09:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[allianz]]></category>
		<category><![CDATA[Allianz Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sektörün]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585238</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni nesil sigortacılığa öncülük eden Allianz Türkiye tüm iş süreçlerinde veri odaklı bir şirket olma hedefiyle yapay zekâ teknolojilerine yatırım yapmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/allianz-turkiye-yapay-zeka-destegi-ile-100-milyon-provizyon-sayisina-ulasti-585238">Allianz Türkiye, Yapay Zekâ Desteği ile 100 Milyon Provizyon Sayısına Ulaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni nesil sigortacılığa öncülük eden Allianz Türkiye tüm iş süreçlerinde veri odaklı bir şirket olma hedefiyle yapay zekâ teknolojilerine yatırım yapmaya devam ediyor. Bu vizyonla hayata geçirdiği Smart STP projesiyle sağlık sigortası provizyon süreçlerini, yapay zekâ desteği ile insan eli değmeden %92 otomasyonla yürüten şirket, sigorta sektöründe yapay zekâ kullanımında da standartları yeniden belirliyor. 2025 yılı içerisinde 100 milyonuncu provizyon sayısına ulaşan Allianz Türkiye, Smart STP desteği ile sağlık sigortalılarının provizyon taleplerini saniyeler içerisinde yanıtlıyor ve böylece hastanede onay bekleme süreci de ortadan kalkmış oluyor. Derin öğrenme algoritmalarından yeni nesil mimariye kadar uzanan güçlü teknik altyapısı ile Smart STP, sürekli kendini geliştiren ve ölçeklenebilen bir sistem olarak tasarlandı.</p>
<p><strong>Yapay zekâ projelerine 3 yılda 3 milyon euro yatırım</strong></p>
<p>Dijitalleşme yolculuklarını her noktada derinleştirerek, sigorta sektöründe teknolojiye yön veren bir şirket olma vizyonuyla hareket ettiklerini söyleyen Allianz Türkiye Operasyonlar Genel Müdür Yardımcısı Fahri Kaan Toker, “Allianz Türkiye olarak yapay zekâyı teknolojiden öte görüyor, bu teknolojileri insana değer katmak ve sektörün ekonomik çıktılarını yeniden şekillendirmek için kullanıyoruz. Bu vizyon, geleceğin sigortacılığını bugünden mümkün kılıyor. Veriyi daha iyi kararlara dönüştüren bir organizasyon olmak için yapay zekâ projelerine son 3 yılda 3 milyon euro yatırım yaptık ve bu yatırımlar sayesinde edindiğimiz deneyimi artık değere dönüştürmeye başladık. Bu noktadan sonra tüm operasyonlarımızı ve iş yapış şeklimizi “yapay zekâ penceresinden” bakarak yapacak şekilde değiştiriyoruz. Sigorta gibi insan hayatına doğrudan dokunan bir sektörde, sigortalılarımızın bugünden yarına hayatlarına eşlik etme hedefiyle teknolojiyi daha akıllı, daha hızlı, daha insana yakın bir sistem inşa etmek amacıyla etkin bir şekilde kullanmaya devam ediyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Smart STP stratejik bir dönüşüm aracı</strong></p>
<p>İnovatif projeler ve yaratılan dönüşümlerle müşteri deneyimi yolculuğunu uçtan uca yeniden tasarladıklarını söyleyen Toker, Smart STP projesinin de bu anlamda sigorta sektöründe yeni bir kilometre taşı olduğunu belirterek, “2,3 milyon sigortalımızın sağlık alanında ilk tercihi Allianz Türkiye. Bu sorumlulukla, sağlık sigortacılığı gibi insan hayatına doğrudan dokunan bir alanda teknolojiyi, insan dokunuşunu kaybetmeden daha fazlasını sunabilmek amacıyla kullanıyoruz. Bu anlayışla geliştirdiğimiz Smart STP projesiyle<strong> </strong>Türk sigorta sektöründe sağlık sigortası provizyon süreçlerinde karar verme mekanizmasını %92 otomasyona çıkartan ilk yapay zekâ destekli sistemi hayata geçirdik. Allianz Türkiye, yapay zekâ ile bugüne dek 10 milyondan fazla sağlık tazminat başvurusunu insan eli değmeden işleyen Smart STP’nin de desteğiyle kısa bir süre içerisinde 100 milyonuncu provizyon onayına ulaştı. Smart STP projemiz sadece teknolojik bir yenilik değil; aynı zamanda stratejik bir dönüşüm aracı olarak da bizi gururlandırıyor. Sektörümüzde yapay zekâ destekli otomasyonun önünü açan ilk proje olarak umuyoruz ki gelecekteki dijitalleşme girişimlerine de ilham verecek.” dedi.</p>
<p>Yaptıkları altyapı yaptırımları ile performanslı, güvenilir ve verimli yapay zekâ uygulamaları geliştirdiklerini söyleyen Toker, “Bu altyapı, veri gizliliğinin şirketin kontrolünde kalmasını sağlayarak kişisel verilerin korunması açısından kritik bir avantaj sağlıyor. Bu yaklaşım, yapay zekânın tamamen bir asistan gibi davranmasını sağlayarak kontrolün insanda kalmasını temin ediyor ve sektörümüzde iş verimliliği, veri güvenliği, etik ve şeffaf yapay zekâ kullanımı açısından da yeni bir standart belirliyor.” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/allianz-turkiye-yapay-zeka-destegi-ile-100-milyon-provizyon-sayisina-ulasti-585238">Allianz Türkiye, Yapay Zekâ Desteği ile 100 Milyon Provizyon Sayısına Ulaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-dogru-verilerle-beslenmezse-yanlis-sonuclar-uretebilir-585196</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 07:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmezse]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sarıalioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[verilerle]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zeka bugün neredeyse her sektörde olduğu gibi yazılım testinde de büyük bir dönüşüm yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-dogru-verilerle-beslenmezse-yanlis-sonuclar-uretebilir-585196">Yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zeka bugün neredeyse her sektörde olduğu gibi yazılım testinde de büyük bir dönüşüm yaratıyor. Test ekiplerine ciddi bir hız, öngörü ve verim kazandırıyor; tekrarlayan işleri üstleniyor, riskleri daha doğru analiz ediyor ve test kapsamını genişletiyor. Bu sayede ekipler sadece hata bulmaya değil, ürünün kalitesini ve kullanıcı deneyimini geliştirmeye odaklanabiliyor. Yapay zekanın test ekiplerinin elini güçlendirdiğini belirten TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Her güçlü teknolojide olduğu gibi bu noktada da dengeyi korumak önemli. Yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir, mesele sadece teknolojiyi kullanmak değil, onu doğru biçimde yönlendirebilmek. Bizler yapay zekayı bir tehdit ya da mucize olarak değil, doğru yönetildiğinde inanılmaz bir potansiyel barındıran bir iş ortağı olarak görüyoruz.” diyor.</strong></p>
<p>Yapay zeka bazı rutin görevleri çok daha hızlı ve hatasız yapabiliyor. Test senaryosu üretmek, log analizi yapmak, regresyon süreçlerini otomatikleştirmek ya da rapor oluşturmak gibi işler artık büyük ölçüde makinelere devrediliyor. Ancak bu durum test uzmanlarının rolünü ortadan kaldırmak bir yana, onları çok daha değerli bir hale getiriyor. Çünkü teknoloji hala insanın sezgisi, yaratıcılığı, merakı ve empati kurma yeteneğiyle boy ölçüşemiyor.</p>
<p><strong>Etik, gizlilik ve güvenlik gibi konulara daha çok dikkat edilmeli</strong></p>
<p>TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Eğer yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir. Etik, gizlilik ve güvenlik gibi konulara yeterince dikkat edilmezse hız kısa sürede riske dönüşebilir. Mesele, yapay zeka testi nasıl yapar? değil, biz yapay zeka ile nasıl daha akıllıca test ederiz? sorusuna cevap bulmak.” diyor.</p>
<p>Bir yazılımın doğru çalışması kadar, doğru deneyim sunması da kritik ve bu farkı hala yalnızca insan anlayabiliyor. Yapay zeka veriyi analiz edebiliyor, ancak o verinin arkasındaki duyguyu, kullanıcıyı rahatsız eden küçük bir detayın aslında büyük bir deneyim farkı yaratabileceğini insan kadar hissedemiyor. İşte tam da bu noktada, test profesyonellerinin değeri ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>Yapay zeka ile değer üretenler kazanacak</strong></p>
<p>Bu dönemi bir değişim değil, bir evrim olarak gördüğünü belirten Sarıalioğlu, “Artık test uzmanları yalnızca bulguları raporlayan kişiler değil, teknolojiyi yönlendiren, onu anlamlandıran ve sonuçları stratejik kararlara dönüştüren kişiler haline geliyor. Kısacası, testin geleceği makineye karşı insan değil, insan + makine iş birliği üzerine kuruluyor. Bizim işimiz, yapay zekadan korkmak değil, onu anlamak; ondan daha hızlı değil, onunla daha akıllı çalışmak. Gelecekte test profesyonelleri, yapay zekayı sadece kullanan değil, onunla değer üretebilen, kaliteyi uçtan uca şekillendiren stratejik roller üstlenecek.” dedi.</p>
<p><strong>“Amacımız, kaliteyi uçtan uca inşa eden Quality Engineer neslini yetiştirmek”</strong></p>
<p>Bu alanda ilerlemek isteyenlerin öncelikle yazılım testinin temellerini iyi kavraması gerektiğinin altını da çizen Barış Sarıalioğlu, “Veri bilimi, makine öğrenmesi, istatistik ve algoritma mantığı gibi alanlarda kendini geliştirmek büyük fark yaratıyor. Etik, güvenlik, gizlilik ve “explainable AI”, yani açıklanabilir yapay zeka gibi kavramlarına da hakim olmak gerekiyor. Tüm bunların yanında, çevik metodolojileri, özellikle Agile ve DevOps yaklaşımlarını bilmek artık bir zorunluluk haline geldi. Amaç, sadece yapay zekayla test yapmak değil; onunla üretebilmek, birlikte gelişebilmek olmalı.” diyor.</p>
<p>TesterYou olarak bu yolculukta profesyonellere rehberlik ettiklerini açıklayan Sarıalioğlu, “Global akreditasyonlara sahip eğitim programlarımızla hem yazılım testinin temellerini öğretiyor hem de yapay zeka destekli test yaklaşımlarında yeni bir bakış açısı kazandırıyoruz. Amacımız, geleceğin sadece test uzmanlarını değil, kaliteyi uçtan uca inşa eden “Quality Engineer” neslini yetiştirmek.” şeklinde sözlerini sürdürdü.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-dogru-verilerle-beslenmezse-yanlis-sonuclar-uretebilir-585196">Yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Onur konuğu Mehmet Eroğlu 50 yıllık edebiyat serüvenini anlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onur-konugu-mehmet-eroglu-50-yillik-edebiyat-seruvenini-anlatti-585124</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2025 12:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[konuğu]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Eroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[onur]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[romanı]]></category>
		<category><![CDATA[yazma]]></category>
		<category><![CDATA[yıllık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585124</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen İZKİTAP – 6. İzmir Kitap Fuarı’nın onur konuğu yazarı Mehmet Eroğlu, Dila Taşçı moderatörlüğünde düzenlenen “Mehmet Eroğlu’nun 50 Yılı Aşkın Edebiyat Serüveni” başlıklı söyleşide okurlarıyla bir araya geldi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onur-konugu-mehmet-eroglu-50-yillik-edebiyat-seruvenini-anlatti-585124">Onur konuğu Mehmet Eroğlu 50 yıllık edebiyat serüvenini anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen İZKİTAP – 6. İzmir Kitap Fuarı’nın onur konuğu yazarı Mehmet Eroğlu, Dila Taşçı moderatörlüğünde düzenlenen “Mehmet Eroğlu’nun 50 Yılı Aşkın Edebiyat Serüveni” başlıklı söyleşide okurlarıyla bir araya geldi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle 17-26 Ekim tarihlerinde düzenlenen İZKİTAP-6. İzmir Kitap Fuarı kapsamında fuarın onur konuğu yazar Mehmet Eroğlu, okurlarıyla bir araya geldi. Çağdaş Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden, yazdığı romanların yanı sıra televizyon ve sinema için senaryolar da kaleme alan Mehmet Eroğlu, 50 yılı aşkın edebiyat serüvenini ve yazma sürecini paylaştı. Eroğlu, okurlarıyla buluşmanın yanı sıra genç edebiyatseverlerle deneyimlerini paylaşarak hem ilham verdi hem de edebiyatın güncel durumuna dair değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p>Eroğlu, yazmanın kendisi için bir yaşam biçimi olduğunu belirterek, “Yazmak, insanın içinde var olan bir şeyi dışarı vurma ihtiyacıdır. Yazmazsam yaşayamam gibi… Yazmak çok önemli bir boşalma aracı. Bizim kuşak, yani 68 kuşağı, travmatik bir dönemden geçti. Bu travmadan kurtulmanın yollarından biri de yazmaktı. Yazayım demekle olmuyor tabii. Onun için birikim gerekiyor. O birikim de okumak” diye konuştu</p>
<p>İlk romanı Issızlığın Ortasında ile 1979’da Milliyet Roman Ödülü’nü kazanan, ancak 12 Eylül rejimi tarafından sakıncalı bulunup hiçbir yayınevi tarafından basılmayan, ilk romanının devamı niteliğindeki ikinci romanı Geç Kalmış Ölü’yü de aynı gerekçeyle uzun süre yayınlatamayan Eroğlu’nun her iki romanı da 1984’te yayımlanıp hem Orhan Kemal Roman Armağanı&#8217;na hem de Madaralı Roman Ödülü&#8217;ne layık bulunmuştu. Mehmet Eroğlu, “İlk kitabımı reddettiler, ikinciyi de. Üçüncü var, dedim. ‘Biraz bekle’ dediler, beş sene bekledim. Sonra bir rastlantıyla hepsi birden yayımlandı. Yazmak, kitabın basılmasını bekleyerek olmaz” diyerek yazmaktan vazgeçmediğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Dedektif romanı yazmak gibi bir niyetim yoktu”</strong></p>
<p>Eroğlu, son yıllarda büyük ilgi gören ve sinemaya uyarlanan “İyi Adamın 10 Günü” polisiye serisinin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlattı: “Bir ders için örnek olsun diye dört dakikada bir hikaye kurguladım. Yardımcı hocam ‘Bunu neden yazmıyorsun?’ dedi. Aklımda dedektif romanı yazmak diye bir şey yoktu, ama örnek olsun diye sınıfta anlattığım hikayeyi aşağı yukarı 2 buçuk ay içinde yazıp bitirdim. O yazılınca yayınevinin hoşuna gitti. Bir tane daha istedi. Ondan sonra bir tane daha istediler. Sonra bir tane daha istediler, ondan sonra da oyuncular istedi, işte böyle gitti. Yoksa niyetim dedektif romanı yazmak değildi. Niyetim bilim kurgu yazmaktı.” </p>
<p><strong>Roman ve insan odaklı bakış</strong></p>
<p>Edebiyatın temel amacına dair değerlendirmelerde de bulunan Eroğlu, romanın insanla var olan bir uğraş olduğunu söyledi. Eroğlu, “Edebiyat, olay anlatmak için icat edildi. Her zaman odağında insan olan bir uğraştır. Roman, bugüne kadar açığa çıkarılmamış insanlık durumlarını tespit etmekle yükümlüdür. Bütün büyük eserler, trajik kahramanlarla ilgilidir. Eğer roman kahramanının kaderiyle ülkenin kaderi örtüşürse, kalıcı eserler ortaya çıkar” dedi.</p>
<p><strong>Müzik ve disiplin</strong></p>
<p>Eroğlu müzikle olan ilişkisine dair soruya ise şöyle yanıt verdi: “Müzisyen değilim ama müziği kullandım. Bir dönem sigarayı bırakmak için saksafon çalmaya başladım. İlk iki ay ses çıkaramadım, ama iki buçuk yıl inatla çalıştım. Sonunda çalabildim. Şunu söyleyebilirim; disiplinli ve inatçı çalışırsanız her şey mümkün. Ben saksafon çalabildiysem, siz uçabilirsiniz” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Roman, yüreğinizi titretiyorsa edebiyat değişmemiş demektir”</strong></p>
<p>Eserleri hakkında bilgiler veren ve ortaya çıkış süreçlerini de anlatan Mehmet Eroğlu, yazarlığa yeni başlayanlar ve edebiyatseverler için hikaye anlatmanın önemine dikkat çekerek, “İnsanlar artık bir şeyi zor anlatıyor. Başlangıç, gelişme, sonuç… Bunu becerebilen çok az. Eğer okuduğunuz bir roman hala yüreğinizi titretiyorsa, edebiyat değişmemiş demektir” dedi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onur-konugu-mehmet-eroglu-50-yillik-edebiyat-seruvenini-anlatti-585124">Onur konuğu Mehmet Eroğlu 50 yıllık edebiyat serüvenini anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Yasin Temel: &#8220;Nöroteknoloji, bugün ve yarının bilim alanı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-yasin-temel-noroteknoloji-bugun-ve-yarinin-bilim-alani-584795</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 13:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bugün]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Nöronlar]]></category>
		<category><![CDATA[nöroteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[pusula]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[yarının]]></category>
		<category><![CDATA[yasin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584795</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde beyni kontrol etmenin en çok merak edilen konulardan biri olduğunu belirten Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yasin Temel, İstanbul Atlas Üniversitesi Akademik Yıl Açılış Töreni’nde “Beyin: Görünmez Pusula” başlıklı açılış dersi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-yasin-temel-noroteknoloji-bugun-ve-yarinin-bilim-alani-584795">Prof. Dr. Yasin Temel: &#8220;Nöroteknoloji, bugün ve yarının bilim alanı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Günümüzde beyni kontrol etmenin en çok merak edilen konulardan biri olduğunu belirten Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yasin Temel, İstanbul Atlas Üniversitesi Akademik Yıl Açılış Töreni’nde </span></span></span></b><span><span><span>“<b>Beyin: Görünmez Pusula” başlıklı açılış dersi verdi. Nöroteknoloji bilim alanının bugün ve yarının bilim alanı olduğunu belirten Prof. Dr. Yasin Temel, nöroteknolojinin artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Gelecekte bilim alanında farklı disiplinlerin bir arada çalışması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Yasin Temel, “Gelecek için bizim misyonumuz, bilimde bütün alanların multidisipliner bir şekilde çalışıp insanlığa daha büyük katkıda bulunmasıdır” dedi.</b></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Akademik Açılış Töreni, Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda gerçekleşti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Törene Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Yusuf Elgörmüş, İran, Kanada, Hindistan, Tanzanya’nın İstanbul Konsolosluğu’ndan temsilciler, Emekli Büyükelçi Naci Koru, Kağıthane Kaymakamı Yüksel Kara, Bağcılar Kaymakamı Abdullah Uçgun, Kâğıthane Belediye Başkan Yardımcısı Levent Dirice ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de bulunduğu davetlilerin yanı sıra akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Törenin açılışında sahne alan İstanbul Devlet Modern Folk Müziği Orkestrası seslendirdiği eserlerle büyük beğeni topladı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Bir üniversitenin başarısı, insanlığa kattıklarıyla da ölçülür”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, üniversite olarak eğitime, bilime ve araştırmaya yön veren yenilikçi ve uluslararası düzeyde kabul görmüş öncü bir üniversite olmayı arzu ettiklerini belirterek “Elbette tüm saygın yükseköğretim kurumları gibi biz de uluslararası metriklerde yer almayı, her geçen yıl daha iyi sıralamalara ulaşmayı hedefliyoruz. Ancak biliyoruz ki bir üniversitenin başarısı yalnızca aldığı derecelerle değil, insanlığa kattıklarıyla da ölçülür. Bu bağlamda, gençlerimize sadece mesleki bilgi ve beceri kazandırmakla yetinmiyor; onları adalet, merhamet, özgürlük, insan onuru gibi temel insani değerlerle donatarak dünyaya iyi bireyler olarak kazandırmayı da asli görevimiz sayıyoruz” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Bilginin insanlığın yararına kullanılması da bizim sorumluluğumuzda”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Bugün yakın coğrafyamızda yaşananlar bize bu sorumluluğun ne kadar hayati olduğunu açıkça göstermekte” diyen Prof. Dr. Kocabıçak, şunları söyledi: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Gazze’de aylardır insanlık tarihinin en karanlık sayfalarına yazılacak bir vahşet yaşanıyor. Çocuklar, kadınlar, masum siviller hayatlarını kaybediyor; şehirler haritadan siliniyor, bir halk sistematik biçimde yok edilmeye çalışılıyor. Bu tablo, bilimin ve teknolojinin insanlık değerlerinden, hukuktan ve vicdandan koparıldığında nasıl bir yıkım aracına dönüşebileceğinin acı bir göstergesi aslında. Üniversiteler olarak bilgiyi üretmek kadar, o bilginin insanlığın yararına kullanılmasını sağlamak da bizim sorumluluğumuzda. Bu nedenle sadece aklı değil, vicdanı da büyüten; sadece zihinleri değil yürekleri de eğiten bir yükseköğretim anlayışına inanıyoruz. Akademik özgürlükten insan haklarına, ifade hürriyetinden adalete kadar bizi biz yapan bütün değerlere sahip çıkmak ve onları güçlendirmek, yalnızca akademik bir görev değil, tarih önünde ahlaki yükümlülüğümüz. Bu sorumluluk bilincimizin bir yansıması olarak, Gazze’de yaşanan insanlık dramını görünür kılmak ve vicdanlarımızda daha derin bir farkındalık yaratmak amacıyla bir fotoğraf sergisi hazırladık. Serginin açılışını, bu törenin hemen ardından gerçekleştireceğiz. Hepinizi, bu sergiyi gezmeye ve tanıklığınızla bu sessiz çığlığa ortak olmaya davet ediyorum.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Yasin Temel’den açılış dersi: “Beyin: Görünmez Pusula”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Törende Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yasin Temel, “Beyin: Görünmez Pusula” başlıklı açılış dersi verdi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Beyindeki nöronların pusula işlevi gördüğünü belirten Prof. Dr. Yasin Temel, “Beynimizde gerçekten bir pusula var. Spesifik nöronlar bu görevi üstlenir. Bir grup araştırmacı sinekler üzerinde yaptığı araştırmada GPS navigasyon nöronları tespit etmiştir. <span>Yapılan çalışmalar, sineklerin nöronlar sayesinde yemek ve</span> ışık gibi işaretlemelere göre yönünü belirleyebildiğini ortaya koyuyor. Bu nöronlar o anda kayıt altında ve spesifik bir bölgede bu nöronların aktif olduğu tespit edilebiliyor. Pusula sadece GPS veya yön değil, aslında beynimizde pek çok pusula var” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Beyinle ilgili çalışma alanı artık multidisipliner bir alan”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Beyin ve sinir cerrahisi alanında ekibiyle beraber yaptığı çalışmalardan örnekler sunan Prof. Dr. Yasin Temel, günümüzde özellikle epilepsi, Tourette Sendromu, kulak çınlaması gibi beyin fonksiyonlarıyla ilgili çalışma ve araştırmaların sadece beyin cerrahisi ile değil, nöroloji ve bilgisayar mühendisliği gibi farklı disiplinlerin bir arada çalışmasıyla gerçekleştiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünyanın önde gelen epilepsi merkezlerinden birinde gerçekleştirilen bir ameliyatta beyne yerleştirilen elektrotlar sayesinde epilepsinin beynin hangi bölgesinde oluştuğunun tespit edilebildiğini kaydeden Prof. Dr. Yasin Temel, “Tespitlerin ardından o bölge ameliyatla çıkarılıyor. Enteresan olanı biz bu elektrotları günlerce bilgisayara bağlıyoruz. Nöronları takip ediyoruz. Akademisyenler, nörologlar ve aynı zamanda mühendislerle birlikte bir takım çalışması yapıyoruz. Bilgisayar mühendisliği ile beraber aslında beyni analiz ediyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Nöroteknoloji hayatımıza çoktan girdi”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Günümüzde beyni kontrol etmenin en çok merak edilen konulardan biri olduğunu belirten Prof. Dr. Yasin Temel, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Beyin kontrol edildi, her şey kontrol edildi diyenler var. Aslında biz buna nöroteknoloji diyoruz. Nöroteknoloji bilim alanı, bugün ve yarının bilim alanı ama günlük hayatımıza çoktan girdi. Birçoğunuzun akıllı telefonu var. Bütün tercihlerinizi ve davranışlarınızı kaydediyor. Akıllı ev sistemleri var. Ne zaman geldiğinizi, ne zaman çıktığınızı, kaloriferin hangi gün kaç derecede olması gerektiğini, hangi saatte nerelerde olduğunuzu kaydedip analiz ediyor. Akıllı araçlar aynı şekilde ne aldığınızı, neler araştırdığınızı ve beğenilerinizi tespit ediyor. Kısacası davranışlarımızı zaten bilgisayarlara bağladılar. Güçlü firmalar insanları kendilerine bağlamak için çok uğraştı. İnanılmaz yatırımlar yapıldı ve hedefe ulaşıldı” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Bilimde multidisipliner çalışma misyonumuz…”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Gelecekte bilimde bütün alanların bir arada çalışması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Yasin Temel, sözlerini, “Gelecek için bizim misyonumuz, bilimde bütün alanların multidisipliner bir şekilde çalışıp insanlığa daha büyük katkıda bulunmasıdır” şeklinde tamamladı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Akademik başarı gösteren akademisyenlere plaket takdim edildi</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Törende akademik başarı gösteren akademisyenler ve akademik başarı alan öğrencilere plaket takdim edildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Gazze’deki insanlık dramına “Tanıklık” edildi</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Açılış töreni kapsamında Creative Lab’da Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek üzere düzenlenen “Tanıklık” başlıklı fotoğraf sergisi de açıldı. Serginin açılışını Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Yusuf Elgörmüş, İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ve rektör yardımcıları ile dekanlar yaptı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-yasin-temel-noroteknoloji-bugun-ve-yarinin-bilim-alani-584795">Prof. Dr. Yasin Temel: &#8220;Nöroteknoloji, bugün ve yarının bilim alanı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka şu an psikologların yerini alabilecek noktada değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-su-an-psikologlarin-yerini-alabilecek-noktada-degil-584777</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 12:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alabilecek]]></category>
		<category><![CDATA[an]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[noktada]]></category>
		<category><![CDATA[psikologların]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yerini]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584777</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, günümüzün en çok tartışılan konularından biri olan yapay zekanın psikoloji ve terapi alanındaki rolünü değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-su-an-psikologlarin-yerini-alabilecek-noktada-degil-584777">Yapay zeka şu an psikologların yerini alabilecek noktada değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, günümüzün en çok tartışılan konularından biri olan yapay zekanın psikoloji ve terapi alanındaki rolünü değerlendirdi.</p>
<p><strong>Yapay zeka psikologların yerini alabilir mi?</strong></p>
<p>“Yapay zeka psikologların yerini alabilir mi?” sorusunun günümüzde çok sık sorulduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, “Yapay zeka şu an için psikologların yerini alabilecek bir noktada değil. Çünkü terapist olmanın özü yalnızca bilgi aktarmak ya da bir protokolü takip etmek değildir. Terapide asıl belirleyici olan şey empati, insana özgü sezgiler ve sahici bir duygusal bağ kurabilme yeteneğidir. Yapay zeka bu yönleri belirli ölçüde taklit edebilir ama ‘sahici bir empati’ kurması mümkün değil. Dolayısıyla yapay zekayı, psikoloğun yerine geçecek bir figürden çok, süreci destekleyen bir yardımcı araç gibi görmek daha doğru olur.” dedi.</p>
<p><strong>İnsan terapist, danışanıyla sıcaklık, güven ve empatiye dayalı bir bağ kuruyor</strong></p>
<p>İnsan psikologla yapılan terapi ile yapay zekâ destekli terapi arasındaki en büyük farkın &#8220;duygusal derinlik&#8221; olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Anarat, şöyle devam etti:</p>
<p>“İnsan terapist, danışanıyla sıcaklık, güven ve empatiye dayalı bir bağ kurar. Bu bağın kendisi bile iyileştirici bir etki yaratır. Yapay zeka ise daha çok erişilebilirlik ve pratiklik açısından daha güçlü olabilir. Sohbet robotları günün her saati ulaşılabilir, hızlıdır ve maliyeti düşüktür. Ancak bir insan terapistin sağladığı içgörü, esneklik ve ilişki derinliğini vermesi mümkün değildir. Nitekim yapılan bazı araştırmalar, yapay zeka ile çalışan kişilerin kaygı düzeylerinde azalma yaşadığını göstermiştir; ama insan terapilerindeki iyileşme oranı çok daha yüksektir.”</p>
<p><strong>Yapay zeka psikologların rolünü dönüştürüyor</strong></p>
<p>Yapay zeka destekli psikolojik uygulamaların meslekte yarattığı dönüşüme de değinen Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, şunları kaydetti:</p>
<p>“Şunu net olarak söylemek gerekir ki yapay zeka psikolojide bazı kolaylıklar sağlıyor ama insan psikologların yerini doldurması söz konusu değil. Evet, sohbet robotları günün her saati ulaşılabilir, hızlı ve maliyet açısından avantajlı olabilir. Fakat bu uygulamalar daha çok yüzeysel destek sunuyor. Asıl iyileştirici olan şey, danışanın karşısında gerçekten onu dinleyen, duygusunu hisseden ve ihtiyaçlarına göre esneyebilen bir terapist bulmasıdır. Yapay zeka bu insani boyutu taklit edebilir ama sahici biçimde kuramaz. Bu dönüşüm, aslında psikologların rolünü daha da önemli hale getiriyor. Çünkü artık sadece terapi yapmak değil, aynı zamanda teknolojiyi doğru şekilde yönlendirmek, etik sınırları gözetmek ve yapay zekanın sunduğu verileri insani bir çerçeveye oturtmak da bizim sorumluluğumuzda. Yani psikoloji mesleğini geri plana itmek yerine, yapay zeka aslında bize ‘danışanın yanında insani bir bağ kuran vazgeçilmez özne’ olduğumuzu yeniden hatırlatıyor.”</p>
<p><strong>Kriz anlarında yapay zekanın tek başına karar vermesi risk</strong></p>
<p>Yapay zekanın psikolojik destek ve terapi alanında üstlenebildiği görevlere de işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, “Şu anda yapay zeka en çok idari süreçlerde kullanılıyor. Örneğin, randevu ayarlama ya da not tutma gibi işlerde oldukça pratik. Bunun yanı sıra, anksiyete ya da depresyon için bilişsel davranışçı terapi tekniklerini uygulayan sohbet robotları da mevcut. İnsanlara psiko-eğitim sağlamak, günlük ruh halini takip etmek ve kişiye özel hatırlatmalar yapmakta başarılı olabiliyorlar. Ama kriz anlarında, örneğin intihar riski olan bir danışanla karşılaşıldığında, yapay zekanın tek başına karar vermesi büyük bir risk. Bu nedenle mutlaka insan gözetimiyle kullanılmaları gerekiyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yapay zeka, empatiyi belirli kalıplar üzerinden taklit edebiliyor ama sahici değil…</strong></p>
<p>Yapay zekanın, empatiyi belirli kalıplar üzerinden taklit edebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, “Hatta bazı çalışmalar, kullanıcıların yapay zeka yanıtlarını insan terapistlerden daha empatik algıladığını gösteriyor. Ama burada çok kritik bir fark var: bu bir ‘yansıtılmış empati’, yani kullanıcının komut ve yönlendirmesi üzerinden tepkiler almak söz konusu. Terapide ise güven ve iyileşme, karşınızdaki kişinin sizin duygularınızı gerçekten hissettiğini bilmekle mümkün oluyor. Yapay zekanın buna yaklaşabilmesi mümkün, ama aynı sahicilikte değil.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnsanlar yapay zeka ile bir bağ kurabiliyor ama bu terapist gözetiminde olmalı</strong></p>
<p>İnsan-makine etkileşiminde terapötik güven ve bağ kurulup kurulamayacağına da değinen Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, “Kısa vadede evet, insanlar yapay zeka ile bir bağ kurabiliyor. Bazen bu bağ, kişiye destek olduğunu hissettirebiliyor. Ama uzun vadede sahte bir yakınlık oluşma riski var. Bu da bağımlılık, yalnızlık ya da insan ilişkilerinden kaçma gibi olumsuz sonuçlar doğurabilir. O yüzden yapay zeka ile güven ilişkisi kurulsa bile, bunun sınırlarının net çizilmesi ve mutlaka insan terapistin gözetiminde olması gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Yapay zeka karar verici değil, sadece bir araç</strong></p>
<p>Yapay zekanın hatalı bir terapi önerisi vermesi durumunda sorumluluğun kimde olacağı sorusuna yanıt veren Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, “Sorumluluk her zaman insanda olmalı. Yapay zeka bir karar verici değil, sadece bir araç. Bu yüzden terapistler kullandıkları sistemlerin sınırlılıklarını bilmek, danışandan bilgilendirilmiş onam almak ve veri güvenliğini sağlamak zorundadır. Eğer bir hata olursa, bunun sorumluluğu terapiste ve sistemi geliştiren kurumlara aittir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Geleceğin terapistleri &#8220;yapay zeka okuryazarı&#8221; olmalı</strong></p>
<p>Öğrencilerin bu teknolojiyi bir tehdit olarak değil, doğru kullanıldığında bir destek aracı olarak görmeyi öğrenmeleri gerektiğini de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Elif Kurtuluş Anarat, “Bunun için de yapay zeka okuryazarlığı şart. Yani sadece yapay zekanın nasıl çalıştığını değil, etik sınırlarını, risklerini ve insan merkezli yaklaşımı nasıl koruyabileceklerini de öğrenmeliler. Geleceğin terapistleri, teknolojiyi meslek kodlarıyla uyumlu, etik çerçevede kullanmayı bilen kişiler olmak zorundadır.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-su-an-psikologlarin-yerini-alabilecek-noktada-degil-584777">Yapay zeka şu an psikologların yerini alabilecek noktada değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar Üniversitesi, yeni akademik yılı başladı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-yeni-akademik-yili-basladi-584590</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 14:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mekan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584590</guid>

					<description><![CDATA[<p>Davranış bilimleri ve sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olarak yola çıkan, tıp, sağlık, bilim ve teknoloji başta olmak üzere farklı alanlara yönelik pek çok akademik çalışmanın öncülüğünü yürüten Üsküdar Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yılı törenle açıldı.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-yeni-akademik-yili-basladi-584590">Üsküdar Üniversitesi, yeni akademik yılı başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Davranış bilimleri ve sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olarak yola çıkan, tıp, sağlık, bilim ve teknoloji başta olmak üzere farklı alanlara yönelik pek çok akademik çalışmanın öncülüğünü yürüten Üsküdar Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yılı törenle açıldı. <strong> </strong></p>
<p>Üsküdar Kaymakamı Adem Yazıcı, 22. 23. 24. Dönem Milletvekili Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Halide İncekara ve Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyesi Mustafa Ataş’ın da katılımıyla Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’ndaki törenin açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı.<strong> </strong>Yeni akademik yılın ilk dersini de Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak “Gazze’nin Psikopolitiği”<em> </em>konusunda verdi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Hedefimiz, ilk 500 bandına ulaşmak”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 2025-2026 akademik yılı açılışında yaptığı konuşmada, üniversitenin kısa sürede ulaştığı uluslararası başarıların “takım ruhu” ve “sistemli yönetim anlayışı” yla mümkün olduğunu vurguladı. </p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Times Higher Education sıralamalarında Üsküdar Üniversitesi’nin Türkiye’deki vakıf üniversiteleri arasında ilk sırada, dünya genelinde ise 600-800 bandında yer aldığını hatırlatarak, “Bu başarı, 10-15 yıl gibi kısa bir sürede dünya üniversiteleri ligine girebilmiş olmanın göstergesidir. Hedefimiz, ilk 500 bandına ulaşmak” dedi. </p>
<p><strong>“Sistem toplumu olmayı hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Üsküdar Üniversitesi’nin öğrenci odaklı bir vizyonla, adil ve şeffaf yönetim ilkelerini benimsediğini vurguladı. Üniversitenin mottosunda yer alan eleştirilebilirlik, özgürlükçülük, çoğulculuk ve katılımcılık değerlerinin kurumsal kültürün temelini oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Gelişmiş toplumların en büyük özelliği sistem toplumları olmalarıdır. Güç kişilerde değil, kurallarda olmalıdır. Biz de üniversitemizde böyle bir kurumsal yapı oluşturuyoruz; kişiler değişse de sistem işlemeye devam etmeli” dedi. </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin hem öğrenciler hem çalışanlar arasında güçlü bir aidiyet duygusu oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu ortak inanç ve birliktelik, başarımızın en önemli teminatıdır” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nazife Güngör: “Kalite bizim artık sabit gündemimiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, 2025-2026 akademik yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada, üniversitenin “kalite” ve “takım ruhu” ilkeleriyle emin adımlarla ilerlediğini vurguladı.</p>
<p>“Kalite bizim artık sabit gündemimiz.” diyen Prof. Dr. Güngör, kalite güvencesi ve akreditasyon süreçlerinin üniversitenin öncelikli hedeflerinden biri olduğunu belirtti. Prof. Dr. Güngör, “YÖKAK’a kalite başvurumuzu yaptık. Kasım ayı içerisinde kalite belgemizi almış olmanın mutluluğunu paylaşmayı umuyoruz. Çünkü bu yolda epey çalıştık, sistemimizi oluşturduk, şimdi heyecanla bekliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bilim üreten üniversiteyiz”</strong></p>
<p>Eğitim-öğretimin yanı sıra bilimsel üretimin de üniversitenin en temel misyonlarından biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Son yıllarda TÜBİTAK projeleri ve bilimsel yayın sayılarında ciddi artış yaşandı. Son bir yılda yayın sayımızı iki katına çıkardık, onaylanan projelerimiz üç katına çıktı. Patentlerimiz, TÜBİTAK başarılarımız, öğrencilerimizin kazandığı ödüller; tüm bunlar Üsküdar Üniversitesi’nin yükselen ivmesini ortaya koyuyor.” diye konuştu. </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin küresel arenadaki görünürlüğünün de her geçen gün arttığını ifade eden Prof. Dr. Güngör, “Times Higher Education sıralamalarında ilk 600’e yükseldik. Artık Türk Üniversiteler Birliği üyesiyiz. Bu bizim için çok değerli bir adım. Diğer uluslararası birliklerle de temaslarımız sürüyor. Üsküdar artık sınırları aşan bir üniversite.” dedi.</p>
<p><strong>“Takım olmayı başardık”</strong></p>
<p>Konuşmasının sonunda “takım olma” kavramına vurgu yapan Prof. Dr. Nazife Güngör, üniversitenin başarısının temelinde güçlü bir ekip ruhu olduğunu söyledi. Prof. Dr. Güngör, “Üsküdar Üniversitesi’nin en önemli özelliklerinden biri uyumlu bir takım olması. Takım olmak sadece bir arada bulunmak değil, duygusal bir bağ kurmaktır. Biz bu duygusal birliği sağladık. Bu üniversite bir aile.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Kurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın liderliğinin bu birliktelikte önemli bir payı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Hocamızın liderliği hepimizi birbirimize bağladı. Artık başka seçenek yok, çünkü biz bir takımız.” dedi.</p>
<p><strong>“Gazze’nin Psikopolitiği”</strong></p>
<p>Yeni akademik yılın ilk dersini de Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak “Gazze’nin Psikopolitiği”<em> </em>konusunda beraber verdi. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ve Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Gazze’de yaşananların sadece politik değil, aynı zamanda derin bir psikolojik ve ruhsal boyutu bulunduğuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bir tür etnik narsizm ile karşı karşıyayız”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, soykırımın arkasındaki psikolojik mekanizmaları açıklarken, tarihteki örneklerle Gazze’deki durumu ilişkilendirerek, “Hitler döneminde olduğu gibi bugün de bir tür etnik narsizm ile karşı karşıyayız. ‘Üstün ırk’, ‘seçilmiş halk’ gibi inançlar kötülüğü meşrulaştırıyor.” dedi.</p>
<p>İsrail’deki söylemlerin “biz üstünüz, vadedilmiş toprakları savunuyoruz” anlayışıyla şekillendiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu düşüncenin politik bir dini yorum haline getirildiğini ve “Bu anlayışla yetişen nesiller, karşı tarafı insan olarak görmüyor. Bu da zulmü normalleştiriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Gazze’de insanlar sürekli kayıp yaşıyor”</strong></p>
<p>Gazze halkının maruz kaldığı travmaya değinen Prof. Dr. Tarhan, Freud’un “yas ve melankoli” kavramları ile Viktor Frankl’ın logoterapi yaklaşımını hatırlattı. Prof. Dr. Tarhan, “Gazze’de insanlar sürekli kayıp yaşıyor ama yas tutacak vakit bulamıyorlar. Buna rağmen yaşadıkları acıya anlam yükleyerek dayanıyorlar. Viktor Frankl’ın dediği gibi; ‘İnsan bir acıya anlam yüklerse, o acıya dayanabilir.’ Gazzeliler için bu anlam şehitlik ve inanç üzerinden şekilleniyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Gazze’nin yaşadığı bu travma, Filistin’in değil, insanlığın vicdan sınavıdır” </strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Gazze’deki direncin “travma sonrası büyüme” örneği olduğunu ifade ederek, “Bu halk yenilgiyi kabul etmedi. Travmayı anlamlandırarak, umuda ve dirence dönüştürdü. Bu, küresel vicdanı da harekete geçirdi.” dedi.</p>
<p>Dünyadaki sessizliğe de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bugün kötülüğün yayılmasının en büyük nedeni sessizliktir. Kötülüğe sessiz kalanlar, kötülüğün ortağı olur. Gazze’nin yaşadığı bu travma, sadece Filistin’in değil, insanlığın vicdan sınavıdır.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mekanın bireysel ve kolektif bilinçaltındaki temsilini merkeze alan analizinde, kutsal alanların anlam yüklemeleri üzerinden barışın ve umudun yeniden inşasının gerekliliğini dile getirdi.</p>
<p><strong>“Gazzeliler kendi vatanlarını korudu”</strong></p>
<p>Filistin halkının direnişini ise hem psikolojik hem etik çerçevede değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, “Filistinlileri büyük bir küresel örnek olarak görüyorum… Onlar haklıyken haksız duruma düşmemek için intihar komandosu gibi masum sivili hedef alan eylemlerden kaçındılar—bu saygı kazandırdı. Gazzeliler kendi vatanını korudu. Dinin öğretilerinin dışına çıkmadı. İsrailli esirlere çok ciddi iyi davranıldığıyla ilgili de çok ciddi kanıtlar var.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, barışın korunmasının ve travmaların felaket yaratmamasının önemine değinerek, “Gerçekten bu savaşta böyle şartlarda ayakta kalabilmek büyük bir başarıdır. İnşallah Gazze’yi daha az konuşacağımız günler olur.” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Gazze’deki durum planlı ve örgütlü bir soykırım”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, konuşmasında Gazze’deki durumu yalnızca bir savaş ya da çatışma değil, planlı ve örgütlü bir soykırım olarak tanımladı. Soykırımın yalnızca insan bedenine değil, aynı zamanda insanın ruhuna, kimliğine ve belleğine yönelen bir saldırı olduğunu belirten Prof. Dr. Kaynak, “Bu, insanı değersizleştiren, onu istatistik bir veri haline getiren bir anlayıştır.” dedi.</p>
<p><strong>“Kötülüğün sıradanlaşması”</strong></p>
<p>Soykırımın aşamalarına değinen Prof. Dr. Kaynak, “Önce bir topluluğu etnik ya da kültürel olarak sınıflandırırsınız, sonra damgalarsınız, ardından insan dışı hale getirirsiniz. Bu noktada artık onun imhası meşrulaşır. Çünkü insanlar artık karşısındakini insan olarak görmez.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“Kötülüğün sıradanlaşması” kavramına vurgu yapan Prof. Dr. Kaynak, Hannah Arendt’in Nazi subayı Adolf Eichmann’ın yargılanmasına dair analizini hatırlattı ve “Arendt’e göre kötülüğün en tehlikeli hali, fark edilemez hale gelmesidir. İnsan, kötülüğü sıradanlaştırdığında, zalimlik artık görünmez olur.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, Gazze’de yaşananların yalnızca insan kaybı veya fiziksel tahribat olmadığını; bunun aynı zamanda kolektif hafıza, kimlik ve gelecek tahayyülüne yönelik sistematik bir saldırı olduğunu kaydederek, “Mekana saldırı ve yurtsuzlaştırma aslında aynı şey. Bir mekanın yıkımı sadece insan bedeninin yok olması anlamına gelmiyor. Mekan dediğimiz yer… bir hafıza mekanı, bir ortak ilişkiler mekanı, beraber ortak bir hikayenin mekanı. Saldırıların hedefinin yalnızca birey değil, ortak yaşam alanları da…” dedi.</p>
<p><strong>“Gazze Filistin’in merkezi”</strong></p>
<p>Gazze’nin Filistin için taşıdığı merkezi konumu hatırlatan Prof. Dr. Kaynak, “Gazze’nin şöyle bir anlamı var. Filistin’in merkezidir Gazze. Bu, soykırım kolektif hafızaya yönelik bir saldırıdır. Ölüm tehdidi, açlık, daimî bir yaşam tehdidi altında yaşamak ‘şimdiki zamanın çökertilmesi’ algısı yaratıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Kaynak, uluslararası kamuoyunda yaşanan duyarlılığın önemine değinerek, “Bu bir insanlık davasıdır. Bu çapta bir soykırım, bütün dünyanın gözleri önünde naklen izlenerek yaşanıyor. İnsanlığın gözünde ben de Filistinlileri bu zaferi kazanmış ilan ediyorum; büyük bir direniş gösterdiler.” dedi.</p>
<p><strong>ISIF 2025’te ödül alan araştırmacılara teşekkür takdimi yapıldı</strong></p>
<p>Katılımın oldukça yoğun olduğu törende, 10. Uluslararası Buluş Fuarı (ISIF 2025)’te ödül alan araştırmacılara teşekkür takdimi, Meslekte 50. Yıl Plaket Takdim Töreni yapıldı.</p>
<p>Törende “Umbilical Cord Training Kit” adlı projesiyle Bronz Madalya kazanan Arş. Gör. Dr. Ebru Sağıroğlu’, “Gri Atık Suyun Değerlendirilmesine Yönelik Elektronik Akıllı Sifon Adaptör Sistemi” projesiyle Bronz Madalya kazanan Doç. Dr. Uğur Çini ve Hamada M.R. Abujazar, “Topuk Kanı Alma Cihazı” projesiyle Gümüş Madalya kazanan Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, Doç. Dr. Tuğba Yılmaz Esencan ve Dr. Öğr. Üyesi Günay Arslan, “(Rareasy) SMA Hastalığının Erken Tanı CE Taşıyıcılık Tespitinde Tek Adımda &#038; Kuru RT-PCR Tanı Kiti” adlı çalışmayla Gümüş Madalya kazanan Dr. Cihan Taştan önderliğinde Beyza Aydın, Buse Baran, Beste Gelsin, Hasret Araz ve İlayda Çavdar, “Temporomandibular Hipermobilite Aparatı” projesiyle Altın Madalya kazanan Dr. Dt. Hacer Fulya Üçem teşekkür belgeleriyle ödüllendirildi.</p>
<p><strong>Meslekte 50. Yıl plaketleri</strong></p>
<p>Törende Meslekte 50. Yıl Plaket Takdimleri de yapıldı. </p>
<p>Buna göre, Prof. Dr. Nazife Güngör, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve Üsküdar Üniversitesi Yönetim Üst Kurulu Üyesi Fırat Tarhan, Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a Meslekte 50. Yıl Plaketi takdim ederken, mesleğinde 50. Yılı dolduran; Prof. Dr. Sevil Atasoy, Prof. Dr. Osman Çerezci, Prof. Dr. Mehmet Savsar, Prof. Dr. Mehmet Yakup Tuna’ya da 50. Yıl plaketleri takdim edildi. </p>
<p>Törene katılamayan Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Prof. Dr. Nurper Ülküer ve Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ’a plaketleri daha sonra sunulacak.</p>
<p><strong>Akademik Yükseltme ve Cübbe Giyme töreni yapıldı</strong> </p>
<p>Akademik Yükseltme ve Cübbe Giyme ile 2025 Doktora Mezunları Diploma Takdim Merasimi de gerçekleştirildi. Doçentlikten Profesörlüğe, Dr. Öğretim üyeliğinden Doçentliğe yükseltilen akademisyenler cübbe giydi. Ayrıca Araştırma ve Öğretim Görevliğinden Dr. Öğretim Üyeliğine yükseltilen akademisyenler de cübbelerini törenle giydi</p>
<p>ÜÜ TV ve Üsküdar Üniversitesi resmi youtube hesabından canlı verilen program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-universitesi-yeni-akademik-yili-basladi-584590">Üsküdar Üniversitesi, yeni akademik yılı başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fikirden F-35&#8217;e: Türk Mucidin Başarı Yolculuğu Gençlere İlham Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fikirden-f-35e-turk-mucidin-basari-yolculugu-genclere-ilham-oldu-583793</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 20:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[f-35]]></category>
		<category><![CDATA[fikirden]]></category>
		<category><![CDATA[gençlere]]></category>
		<category><![CDATA[ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[malzeme]]></category>
		<category><![CDATA[mucidin]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583793</guid>

					<description><![CDATA[<p>F-35’lere görünmezlik sağlayan polimerleri geliştiren Türk mucit, mühendis ve iş insanı Ergün Kırlıkovalı, Yeditepe Üniversitesi’nde yeni akademik yıl açılış dersi olarak düzenlenen, ‘Çığır Açan İşler Tek Fikirle Başlar’ başlıklı konferansta öğrencilerle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fikirden-f-35e-turk-mucidin-basari-yolculugu-genclere-ilham-oldu-583793">Fikirden F-35&#8217;e: Türk Mucidin Başarı Yolculuğu Gençlere İlham Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>F-35’lere görünmezlik sağlayan polimerleri geliştiren Türk mucit, mühendis ve iş insanı Ergün Kırlıkovalı, Yeditepe Üniversitesi’nde yeni akademik yıl açılış dersi olarak düzenlenen, ‘Çığır Açan İşler Tek Fikirle Başlar’ başlıklı konferansta öğrencilerle buluştu. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği konferansta, F-35 savaş uçaklarına görünmezlik sağlayan polimerlerin geliştirilme sürecini anlatan Kırlıkovalı, gençlere ‘Tek bir fikir dünyayı değiştirebilir’ mesajı verdi. Kırlıkovalı, “Ar-Ge durmaz, çünkü yarın ne olacağı belli değil. Üzerinde çalıştığımız 6 yeni malzeme var” dedi. </p>
<p>Integrated Polymer Industries Inc.’in Kurucusu ve Başkanı, Türk mühendis ve iş insanı Ergün Kırlıkovalı, öğrencilerle yaratıcılık, inovasyon ve sürekli öğrenmenin önemine dair deneyimlerini paylaştı. </p>
<p><strong>‘Büyük İşler Tecrübeyle Başarılır’</strong></p>
<p>Konferansın açılışında konuşan Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, “Yeditepe Üniversitesi’nin yeni akademik yılı hepimize hayırlı, uğurlu olsun. Başarı dolu bir yıl olmasını diliyorum. Büyük işler tecrübe kazanılarak başarılır. Ancak unutmayınız ki tecrübe, hayatınız boyunca yaptığınız bütün hataların toplamıdır. Akıllı insan, kendisinden önce hata yapmış ve tecrübe kazanmış insanların deneyimlerinden istifade eder” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>‘B-2’lerdeki Başarımız, Bize F-35 Projesindeki Başarının Yolunu Açtı’</strong></p>
<p>Integrated Polymer Industries Inc.’in Kurucusu ve Başkanı, Türk mühendis ve iş insanı Ergün Kırlıkovalı, “B-2’lerdeki başarımız, bize F-35 projesindeki başarının yolunu açtı. Bizi ihaleyle davet ettiler, bizden malzeme talep ettiler. Bunun üzerine yapabileceğimizi düşündük ve altı aylık çok sıkı bir çalışma yürüttük. Zorlu test süreçlerinden geçtik. 2006 yılından bu yana oranın tek tedarikçisiyiz. 19 yıldır bu görevi sürdürüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>‘Altı Aylık Yoğun Bir Çalışmanın Ardından Prototip Bir Malzeme Geliştirdik’</strong></p>
<p>Kırlıkovalı, “Beni ihaleye davet ettiler. O ihalede çok büyük firmalar vardı ama ben tek başıma katıldım. İstenilen hem çok zor hem de elastik yapıda bir malzemeydi. Birçok yarışmacı bu nedenle yarışmadan çekildi. Ben ise o dönemde bunu yapabileceğime inanıyordum. Altı aylık yoğun bir çalışmanın ardından prototip bir malzeme geliştirdik. Kör testlerde en başarılı malzeme bizimki oldu. Bu testler yaklaşık 3,5-4 yıl sürdü. 1992 yılından bu yana, yani 30 yılı aşkın süredir B2’lerin tek tedarikçisiyiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>‘Ar-Ge Asla Durmamalı’</strong></p>
<p>Ar-Ge’nin önemine değinen Kırlıkovalı, “Ar-Ge durmaz, çünkü yarın ne olacağı belli değil. Zaten çok sayıda dergiye aboneyiz; oralardan gelen yenilikleri takip ediyoruz. Bazen ekstra bilgiler istiyoruz, ‘Bunları biz yaratabilir miyiz?’ diye bakıyoruz. Mevcut malzemeleri daha da geliştirebilir miyiz, onun üzerinde çalışıyoruz. Şu anda üzerinde çalıştığımız altı yeni malzeme var. Bunların üçü pazarlamaya oldukça yakın aşamada. Şunu özellikle belirtmek isterim; bir başarı yakaladığınızda oturup bekleyemezsiniz. Çalışmaya devam etmelisiniz, çünkü sizin gibi binlerce insan daha var. Bu yüzden Ar-Ge asla durmamalı” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Gençlerin Önünü Açmak Gerekiyor’</strong></p>
<p>Gençlere önerilerde bulunan Kırlıkovalı, “Gençlerin önünü açmak gerekiyor. Onlara düşünme, deneme ve yanılma alanları yaratmalıyız. Aksi halde mevcut yöntemlerle büyük bir gelişme beklemek mümkün değil. Ancak yeni laboratuvarlar, deneme ve araştırma alanları oluşturulursa, gençler bilgiyi deneyerek, yenileyerek öğrenir ve eninde sonunda başarırlar” dedi.</p>
<p><strong>‘Fikirler Yeniliğin Kapısını Aralayacaktır’</strong></p>
<p>“Yaratıcılıkla inovasyonu birbirinden ayırıyoruz” diyen Kırlıkovalı, sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“Yaratıcılık, güzel bir fikir ya da çözüm bulmaktır; ancak bir fikri hayata geçirmek, yani uygulamaya dönüştürmek inovasyondur. Asıl çalışmanın yapılması gereken nokta da burasıdır. Bu nedenle yedi aşamalı bir sistem geliştirdim. Bunların iki–üçü bilinen, üç–dördü ise yeni yöntemler. Öncelikle dün, bugün, yarın taraması yapılmalı, ardından inovasyon sürecine geçilmeli. Bu süreç testlerle ve tasarımlarla desteklenmeli. Bizde ayrıca ‘tezatlar sistemi’ var. Şu anda elimde 40 kadar tezat bulunuyor: büyük–küçük, az–çok, ışıklı–ışıksız gibi. Bu zıt kavramları kullanarak beyin fırtınası yapılmalı. Bu süreçte fikirlerin yüzde 95’i elense bile, kalan yüzde 5’lik aralık yeniliğin kapısını aralayacaktır” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Üniversitede Öğrenmeyi Öğreniyorsunuz’</strong></p>
<p>Kırlıkovalı, “Ben gençlere hep şunu söylüyorum, siz üniversitede öğrenmeyi öğreniyorsunuz. Üniversiteyi bitirdim, artık her şeyi biliyorum düşüncesine kapılmayın; bu, yapılabilecek en büyük hatadır. Gerçek hayata adım attığınız anda, aslında çok daha fazla öğrenmeniz gerektiğini göreceksiniz. İpleri bırakmayın; daha çok öğrenin, daha disiplinli olun. Hayal edin, hayallerinizin peşinden gidin. Kendinizi sürekli geliştirin, yapay zekayı ve interneti etkin şekilde kullanın” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>‘Lisanınızı Güzel Kullanın’</strong></p>
<p>Dilin ve iletişimin önemine değinen Kırlıkovalı, “Lisanınızı güzel kullanın. En önemlisi ne kendinizin ne de karşınızdaki insanın vaktini boşa harcayın. Türkçemizi doğru, güzel ve düzgün konuşun. Çünkü gerçek hayatta derdinizi açık ve net anlatmanız gerekir. Az sözle, en etkili şekilde anlatın. Ayrıca İngilizceyi mutlaka öğrenin. İngilizce bildiğinizde, Rusça ya da Çince bilmenize gerek kalmaz; çünkü onlar da İngilizce yazıyor. Fransızca veya İspanyolca öğrenmenize de gerek olmuyor demiyorum, ancak İngilizceyi çok iyi öğrenin. Çünkü en fazla bilgi ve kaynak İngilizcedir” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fikirden-f-35e-turk-mucidin-basari-yolculugu-genclere-ilham-oldu-583793">Fikirden F-35&#8217;e: Türk Mucidin Başarı Yolculuğu Gençlere İlham Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnanç, Kitap Fuarı&#8217;nda &#8220;Can Veren Pervaneleri&#8221; anlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inanc-kitap-fuarinda-can-veren-pervaneleri-anlatti-583754</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 14:53:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[nanç]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[pervaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[veren]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583754</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitimci ve yazar Hayati İnanç, Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen söyleşisinde “Can Veren Pervaneler” serisinden ve insanın iç dünyasına dair çarpıcı tespitlerinden söz etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inanc-kitap-fuarinda-can-veren-pervaneleri-anlatti-583754">İnanç, Kitap Fuarı&#8217;nda &#8220;Can Veren Pervaneleri&#8221; anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitimci ve yazar Hayati İnanç, Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen söyleşisinde “Can Veren Pervaneler” serisinden ve insanın iç dünyasına dair çarpıcı tespitlerinden söz etti. İnanç, konuşmasında bireyselliğin, dikkat ve manevi değerin önemine vurgu yaparken, Şeyh Galip’ten geniş alıntılarla da düşünsel bir yolculuğa çıkardı.</p>
<p><b>“HER İNSAN ÖZELDİR, BUNU ÇOCUĞA BÖYLE ANLATTIM”</b></p>
<p>Konuşmasına kendisine ait kısa bir anekdotla başlayan İnanç, küçük bir kız çocuğunun “ben özelim” söylemine karşılık, karşısındakilerin de özel olduğunu nazikçe anlatma çabasını paylaştı. İnanç, “Bilge tabipler der ki tıp ilminde hastalık yok, hasta var. Yani herkes özel” diyerek, herkesin eşsizliğine dikkat çekti.<b> </b></p>
<p><b>ŞEYH GALİP VE İNSANIN KIYMETİ</b></p>
<p>Söyleşinin en uzun ve dikkat çeken bölümünde İnanç, Şeyh Galip’in bir gazelinden geniş pasajlar okudu ve mısraların insanı kendini bilmeye, kendine değer vermeye çağırdığına işaret etti. İnanç, okuduğu beyitleri günümüz Türkçesine çevirmeye ve gençlere ders olarak okutulabilecek bir kaynak hâline getirmeye yönelik temennisini şu sözlerle dile getirdi; “Hoşça bak zatına… Sen esrarı muhabbet, madeni fütüvvet sende. Kendini hafife alma. Allah&#8217;ın yarattığı en güzel mahluksun sen.” İnanç, Şeyh Galip’in genç yaşta ürettiği şiirsel birikimi örnek göstererek, tarihî figürlerin disiplin ve dikkatle nasıl olgunlaştığını anlattı.</p>
<p><b> “KEDİ GİBİ SABIRLI OLMALIYIZ”</b></p>
<p>Konuşmasında çağımızın dikkat dağınıklığı sorununa değinen İnanç, bir öğrencisiyle yaşadığı diyalogdan hareketle “ezber nasıl yapılır?” sorusuna yanıt aradı. İnanç, dikkatin önemini vurgularken Napolyon’un konsantrasyonuna atıf yaptı, “Kedi gibi sabırlı ve donmuş bir dikkatle odaklanmazsak ezber olmaz; ilim de olmaz.”<b> </b>İnanç, dinleyicilere dikkat eğitimi, konsantrasyon ve disiplin üzerinde çalışmanın gerekliliğini anlattı.</p>
<p><b>MERHAMET, TÖVBE VE İNSAN OLMANIN ÖLÇÜSÜ</b></p>
<p>Söyleşide aktardığı bir öyküde İnanç, haksız iftira ve tehditle karşı karşıya kalan bir âlimin verdiği örnek üzerinden merhamet ve tövbenin gücünü anlatıp, “İnsan sıkıştığında bazen tövbe en sağlam çözümdür; çünkü insan hem bilerek hem bilmeyerek hata eder. Tövbe hem ruhu temizler hem de insanı ayakta tutar” dedi.</p>
<p><b> KÜLTÜREL VE RUHSAL MİRASIN DEĞERİ</b></p>
<p>İnanç, şiir, edebiyat ve maneviyatın modern insan için nasıl bir “antivirüs” işlevi gördüğüne de değindi. Bedensel varoluşun geçiciliğine dikkat çeken İnanç, içsel (batınî) zenginliğin önemini şöyle özetledi; “Beden yok olur; ama insanın ruhî değeri, marifet ve hüneri baki kalır.”<b> </b></p>
<p><b>KAPANIŞ VE BEKLENTİLER</b></p>
<p>Söyleşinin sonunda Hayati İnanç, dinleyicilere kendilerini hafife almamaları, edebiyat, dikkat ve maneviyatla ilgili pratik adımlar atmaları çağrısında bulundu. Katılımcıların yoğun ilgisi ve sorularının ardından program sona erdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İnanç’a plaket takdim etti.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inanc-kitap-fuarinda-can-veren-pervaneleri-anlatti-583754">İnanç, Kitap Fuarı&#8217;nda &#8220;Can Veren Pervaneleri&#8221; anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Türkiye Ayağa Kalktığında Gücünün Ne Olduğunu Herkes Tekrar Gördü&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-ayaga-kalktiginda-gucunun-ne-oldugunu-herkes-tekrar-gordu-583554</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Oct 2025 16:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[ayağa]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gücünün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalktığında]]></category>
		<category><![CDATA[Kon]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583554</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Kariyer Destek Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen "Kademe Kariyer Zirvesi 2025" programında gençlerle buluştu.  Başkan Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman gençlerin yanında olduklarını ve her türlü fikre açık olduklarını ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-ayaga-kalktiginda-gucunun-ne-oldugunu-herkes-tekrar-gordu-583554">Başkan Altay: &#8220;Türkiye Ayağa Kalktığında Gücünün Ne Olduğunu Herkes Tekrar Gördü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Kariyer Destek Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen &#8220;Kademe Kariyer Zirvesi 2025&#8221; programında gençlerle buluştu.  Başkan Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman gençlerin yanında olduklarını ve her türlü fikre açık olduklarını ifade etti. Konuşmasında Filistin’de İsrail’in katliamlarına ve yaşanan barış sürecinde Türkiye’nin rolüne değinen Başkan Altay, “Dünya üzerinde 2 yıldan fazla bir süredir canlı yayında yüz binlerce insan katledildi ve maalesef birçok hükümet buna sessiz kaldı. Ama insanlığın vicdanını ne kadar baskılarsanız baskılayın sokaklarda, meydanlarda, kendini gösterdiğine şahit olduk. Bu bir devrimin işaretidir. Bu kadar kanla, bu kadar gözyaşıyla bu zulüm düzeni asla devam etmez. Dünya üzerindeki büyük değişimler mutlaka büyük olayların sonucunda oldu ve dünyada büyük bir değişim dalgası geliyor. Bu değişim herkesi etkilediği gibi bizi ve ülkemizi de etkileyecek. Onun için bir taraftan buna hazır olmamız bir taraftan bunun bize yüklediği sorumluluğun da farkında olmamız gerekiyor” dedi. Savunma sanayisinin güçlendirilmesinin yanı sıra başka alanlarda da güçlü olunması gerektiğine vurgu yapan Başkan Altay, “Artık bir ringe çıktık, ya bu maçı kazanacağız ya da tarihin tozlu sayfalarında yerimizi alacağız. Çünkü artık Türkiye ayağa kalktığında gücünün ne olduğunu herkes tekrar gördü aslında. Onun için öncelikle aramızdaki ihtilafları bırakıp güçlü ve büyük Türkiye için hep birlikte çalışmak zorundayız” dedi.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi Kariyer Destek Eğitim Merkezi (KADEME) tarafından düzenlenen &#8220;Kademe Kariyer Zirvesi 2025&#8221; programına katıldı.</p>
<p>Selçuklu Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen zirvede konuşan Başkan Altay, Konya’nın insan merkezli bir şehir olduğunu belirterek, “Bugün gelinen noktada 5 üniversitede 130 bin üniversite öğrencisi ile Türkiye&#8217;nin en dinamik şehirlerinden birisi Konya ve bu 130 bin öğrencimizin neredeyse yarıdan fazlası Konya&#8217;ya diğer şehirlerden gelen gençler. Dolayısıyla biz üniversitelerimizin şehre ne kattığının farkındayız. Biz de Konya Büyükşehir Belediyesi olarak üniversite eğitiminizin başlangıcından sonuna kadar yanınızda olmak için çeşitli faaliyetler yürütüyoruz ve bu faaliyetlerimizin merkezinde de Gençlik Meclisimiz var, Kademe var. Aslında bütün amaç sizin kişisel gelişiminize katkı sunabilmek” dedi. </p>
<p><strong>“ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİMİZİN ŞEHRİMİZE VE ÜLKEMİZE KATKI SUNMASINI SAĞLAMAYI AMAÇLIYORUZ”</strong></p>
<p>Konya’nın Türkiye&#8217;de önemli bir rol üstlenmeye hazırlandığına dikkati çeken Başkan Altay, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu rol sadece siyasi değil, sadece sosyal değil, sadece kültürel değil. Aslında bir liderlik etme yolculuğuna çıkıyoruz hep beraber. Çünkü Konya&#8217;nın bu potansiyeli var. Özellikle şehircilik konusunda gelinen nokta artık tüm Türkiye&#8217;deki belediyelerin gelip Konya&#8217;da ‘Konya Modeli Belediyeciliği’ anlamaya, öğrenmeye çalıştığı bir model var. Ama biz sadece belediye hizmetleri ile öne çıkarak şehrimizi lider haline getiremeyiz. Her noktada iyi yolda olmak zorundayız. Şehrin takımının Süper Lig&#8217;de olması lazım, üniversitelerin süper ligde olması lazım, sanayisinin süper ligde olması lazım. En önemlisi de şehri ne kadar geliştirirsek geliştirelim eğer istihdam oluşturamıyorsak insanların bu şehirde kalmasının hiçbir anlamı yok. Dolayısıyla bir taraftan nitelikli insan kaynağını yetiştirmeli, bir taraftan da nitelikli insan kaynağını çalıştırabilecek, nitelikte iş imkanları sunabilecek tesisler oluşturmak zorundayız. Bunun için yoğun bir çaba ve gayret içerisindeyiz. Bir taraftan şehrin ekonomisini, ticaretini geliştiriyoruz, bir taraftan da üniversite öğrencilerimize çeşitli etkinlikler yaparak onların ileride şehrimize ve ülkemize katkı sunmasını sağlamayı amaçlıyoruz.”</p>
<p><strong>“HER TÜRLÜ FİKRE AÇIĞIZ, HER KONUDA ÇALIŞMA YAPMAYA HAZIRIZ”</strong></p>
<p>Gençler için hayata geçirilen birçok kıymetli projenin önemine değinen Başkan Altay, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kapsül Teknoloji Platformu Türkiye’ye örnek gösterilen bir marka haline geldi. Sosyal İnovasyon Ajansı’mız özellikle sosyal bilimlerde fikir üretmek isteyen arkadaşlarımız için yine bir marka haline dönüştü. Şimdi yeni Atmosfer’de başladığımız Divizyon arkadan hızla geliyor. Dolayısıyla baktığınızda aslında yapmaya çalıştığımız şey ilgi alanınızda kendinizi geliştirebilmek için önce mekanlar, sonra fikirlerden oluşan bir yapı inşa edebilmek. Bunu yaparken de gençlerimizin sunduğumuz imkanlarla çözümleri kendilerinin üretmesini sağlamak. Bunları niye gerçekleştiriyoruz? Hepsi sizin için. Şunun da farkındayız; biz ne kadar çalışırsak çalışalım, ne kadar vizyon ortaya koyarsak koyalım siz katılım sağlamazsanız bunun bir anlamı yok.  Şunu bilin ki Konya Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman yanınızdayız. Her türlü fikre açığız, her konuda çalışma yapmaya hazırız ama bunun için sizin de talepkar olmanız gerekiyor.”</p>
<p><strong>“2 YILDAN FAZLA SÜREDİR CANLI YAYINDA YÜZBİNLERCE İNSAN KATLEDİLDİ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, son olarak Gazze’de İsrail’in katliamlarına ve barış sürecine değinerek, “Bir barış ortamı, ateşkes ortamı olacak gibi görünüyor ama yaşadıklarımızı asla unutmamamız lazım. Dünya üzerinde 2 yıldan fazla bir süredir canlı yayında yüzbinlerce insan katledildi ve dünyada maalesef birçok hükümet sessiz kaldı. Ama insanlığın vicdanını ne kadar baskılarsanız baskılayın sokaklarda, meydanlarda, kendini gösterdiğine şahit olduk. Bu bir devrimin işaretidir. Dünya yeni bir şeye hazırlanıyor. Bu kadar kanla, bu kadar gözyaşıyla bu zulüm düzeni asla devam etmez. Dünya üzerindeki büyük değişimler mutlaka büyük olayların sonucunda oldu ve dünyada büyük bir değişim dalgası geliyor. Bu değişim herkesi etkilediği gibi bizi ve ülkemizi de etkileyecek. Onun için bir taraftan buna hazır olmamız bir taraftan bunun bize yüklediği sorumluluğun da farkında olmamız gerekiyor. Ülkemiz, son dönemlerde Rusya-Ukrayna savaşında sergilediği dengeli tutumu ve Gazze meselesindeki tutumuyla tüm dünyada bir barış masası varsa onun etrafında olmayı başardı. Ama söylediğimiz bir şey var, bir Hadis-i Şerif’ten. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; ‘bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle düzeltiniz, düzeltemiyorsanız dilinizle düzeltiniz, düzeltemiyorsanız kalbinizle buğz edin ki, bu imanın en zayıfıdır.’ Biz son 20 yılda yaptıklarımızla artık bir şeyleri dilimizle düzeltmeyi başarabildik. Sesli bir şekilde tepkimizi dünyaya söyledik. Hatırlarsanız 8 Ekim sabahı Sayın Cumhurbaşkanımız; ‘Hamas bir terör örgütü değildir’ dedi. Dünyada birçok kişi bu fikirde değildi. Aradan iki yıl geçti, herkes aynı noktaya geldi ama şimdi ülke olarak başka bir yere gitmek zorundayız. Bir kötülük gördüğümüzde elimizle düzeltecek güce ulaşmak zorundayız. Dünyanın buna ihtiyacı var, insanlığın buna ihtiyacı var ve bu potansiyeli olan başka bir ülke de yok coğrafyamızda” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“TÜRKİYE AYAĞA KALKTIĞINDA GÜCÜNÜN NE OLDUĞUNU HERKES TEKRAR GÖRDÜ”</strong></p>
<p>Savunma sanayisinin güçlendirilmesinin yanı sıra başka alanlarda da güçlü olunması gerektiğine vurgu yapan Başkan Altay, “Aynı zamanda bilgi üretmek zorundayız,  sosyal konularda fikir üretmek zorundayız, felsefe yapmak zorundayız. Bütüncül olarak eğer güçlü bir ülke haline gelirsek hem kendi yaşam standartlarımızı yükselteceğiz hem de tüm dünyada insanların bizden beklediği daha huzurlu ve daha güvenli bir dünyanın inşasına katkı sunacağız. Bundan başka çaremiz yok. Artık bir ringe çıktık, ya bu maçı kazanacağız ya da tarihin tozlu sayfalarında yerimizi alacağız. Bundan sonra ‘biz geri duruyoruz’ desek de hiç kimse buna imkan sunmaz. Çünkü artık Türkiye ayağa kalktığında gücünün ne olduğunu herkes tekrar gördü aslında. Onun için öncelikle aramızdaki ihtilafları bir bırakıp güçlü ve büyük Türkiye için hep birlikte çalışmak zorundayız” dedi.</p>
<p><strong>“ÇOK ÇALIŞMAK ÇOK GAYRET ETMEK ZORUNDAYIZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, Türkiye’nin geleceği için birlik ve beraberliğin öneminde dikkati çekerek, “Türkiye&#8217;nin geleceği için bir noktada durmayı, birlikte çalışmayı ve ülkemizi gelecekte büyük ve güçlü bir Türkiye haline getirmeyi hep birlikte başarmak zorundayız. Burada 86 milyon insanın emeğine ihtiyacımız var, 86 milyon insanın birliğine ihtiyacımız var, 86 milyon insanın gücüne ihtiyacımız var. Kimseyi ötekileştiremeyiz, hiç kimseyi geride bırakamayız. Bu uzun ince zor ve zahmetli bir yol. Hiç kimse size hak etmediğiniz bir gücü vermez, bu hayatınızda da böyledir. İnsan dünyada anca çalıştığının karşılığını alacaktır buyuruluyor. Dolayısıyla çok çalışmak çok gayret etmek zorundayız” diye konuştu.</p>
<p><strong>GENÇLER VE FARKLI SEKTÖRLERDEN ÖNDE GELEN İSİMLER BİR ARAYA GELDİ </strong></p>
<p>“Geleceği Konuşmuyoruz, Kuruyoruz!” mottosuyla gerçekleştirilen KADEME Kariyer Zirvesi’nde, Help Steps Kurucusu Gözde Venedik, Girişimci ve Yazar Cihan Buğdaycı, Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy, Kon TV Haber Spikeri Kübra Aktaş, THY Sosyal ve İdari İşler Başkanı İbrahim Hünkar Han Çelikhatipoğlu, Turkcell Atmosware Genel Yöneticisi Atilla Yıldız, TUSAŞ Kariyer ve Yetenek Yönetimi Müdürü Gözde Güngör Açanal, Vizyon Koleji Kurucusu Abdulkadir Özbek, Lokman Group Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz, Huawei Mühendislik Başkanı ve Bulut Geliştirici Ekosistemi Yöneticisi Türker Yasin Yazkan ve İTÜ Rektörü / 2022-2024 TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal gençlerle bir araya gelerek çeşitli başlıklarda bilgi ve birikimlerini aktardı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-ayaga-kalktiginda-gucunun-ne-oldugunu-herkes-tekrar-gordu-583554">Başkan Altay: &#8220;Türkiye Ayağa Kalktığında Gücünün Ne Olduğunu Herkes Tekrar Gördü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet Özhan: Hiçbir çocuk ölmesin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ahmet-ozhan-hicbir-cocuk-olmesin-583533</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Oct 2025 15:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hiçbir]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[ölmesin]]></category>
		<category><![CDATA[özhan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583533</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok ünlü ve uzman ismin katıldığı Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, son gününe kadar ilgi görmeye devam etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ahmet-ozhan-hicbir-cocuk-olmesin-583533">Ahmet Özhan: Hiçbir çocuk ölmesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok ünlü ve uzman ismin katıldığı Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, son gününe kadar ilgi görmeye devam etti. Selim Sırrı Paşa Salonu’nda, Klasik Türk Müziği ve Tasavvuf Musikisi Sanatçısı Ahmet Özhan “Sen Bu Dünyaya Niye Geldin?” adlı söyleşisinde kitapseverlerle bir araya geldi.</p>
<p><b>“KARA VE MAVİ GÖZLÜ ÇOCUKLAR ÖLMESİN”</b></p>
<p>Gazze’deki savaşın barış ile sona ermesinden memnuniyet duyduğunu ifade eden Sanatçı Ahmet Özhan, “Barış oldu, ateşkes Gazze’de sağlandı. Allah tamamına erdirsin. Gazze’de kara gözlü çocuklar, diğer tarafta da mavi gözlü çocuklar ölüyor. Hiçbir çocuk ölmesin. İnsanların ömürler vererek yaptıkları, kentsel oluşumlar ve bir sürü birikimler hiç yerine, anlamı olmayan davalar yüzünden maalesef mahvoluyor. Halbuki insan bunun için dünyaya gelmedi. İnsanın dünyaya geliş sebebi fevkalade kıymetli, o yüzden bütün savaşların bitmesi lazım. İnsanın egosunun haricinde bireyde başlayan ve topluma sirayet eden egonun haricinde savaşmak için hiçbir sebep yok” dedi.</p>
<p><b>ÇOCUKLARA BOMBA ATMAK, İNSANLARI TARAMAK…</b></p>
<p>Söyleşinin bir kısmında İsrail’i kastederek konuşmasına devam eden Sanatçı Ahmet Özhan şunları dile getirdi: “Bir takım batıl inançlarla güya kendi kitapları öyle söylüyormuş gibi bir yalan üzerinden ki Cenabı Allah hiçbir kitapta hiçbir peygambere, hiçbir kavme böyle bir zulmü gerçekleştirin demez. Fakat kişi ve toplumların menfaati gözetilerek tahrif edilmiş olan vahyi, vahiy olmaktan çıkar. Böyle bir yaşam biçimiymiş gibi, böyle bir davaymış gibi ortaya koyup çocuklara bomba atmak, yemek kuyruğundaki insanları taramak gibi vahşice, alçakça hiçbir kalıba sığmayan işleri yaptırır. İnsan gerçek vasfını yitirdiği zaman işte böyle hayvandan da aşağıya bir dereceye iniyor.”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ahmet-ozhan-hicbir-cocuk-olmesin-583533">Ahmet Özhan: Hiçbir çocuk ölmesin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer Felsefe Buluşmaları&#8217;nda kadın haklarına felsefi bakış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nilufer-felsefe-bulusmalarinda-kadin-haklarina-felsefi-bakis-583530</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Oct 2025 15:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[felsefi]]></category>
		<category><![CDATA[haklarına]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin “Çağımızda İnsan” temasıyla başlattığı Felsefe Buluşmaları’nın ilk konuğu Prof. Dr. Betül Çotuksöken oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-felsefe-bulusmalarinda-kadin-haklarina-felsefi-bakis-583530">Nilüfer Felsefe Buluşmaları&#8217;nda kadın haklarına felsefi bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>Nilüfer Belediyesi’nin “Çağımızda İnsan” temasıyla başlattığı Felsefe Buluşmaları’nın ilk konuğu Prof. Dr. Betül Çotuksöken oldu. Çotuksöken, kadının insan haklarını felsefi söylemle temellendirerek, erkeği model alan toplum yapısının yarattığı eşitsizliklere dikkat çekti.</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Nilüfer Felsefe Buluşmaları’nın “Çağımızda İnsan” temalı ilk etkinliği, Nilüfer Pancar Deposu’nda gerçekleştirildi. Türk felsefe dünyasının duayen isimlerinden Prof. Dr. Betül Çotuksöken’in konuk olduğu etkinlikte, “Kadının İnsan Haklarını Felsefi Söylemle Gerekçelendirmek” başlıklı söyleşi felsefe meraklılarından büyük ilgi gördü.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Etkinliğin açılışında konuşan proje yürütücülerinden Prof. Dr. Kadir Çüçen, Türkiye’deki kadın filozofların varlığını göstermek için bu yılki söyleşileri kadın filozoflara ayırdıklarını söyledi. Nilüfer Felsefe Buluşmaları’nda 8 kadın filozofu ağırlayacaklarını belirten Prof. Dr. Çüçen, “Eğer biz kendi insanımıza ve kadın filozoflarımıza değer vermezsek kimse vermez” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Felsefeyi toplumun geneline yaymak istediklerini belirten proje yürütücüsü Ceren İplikçi de bu konudaki desteklerinden dolayı Nilüfer Belediyesi’ne teşekkür etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>“<b>21. YÜZYIL KADINLARIN YÜZYILI OLACAK”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Betül Çotuksöken de, 21. yüzyılın kadınlar için bir dönüm noktasını olacağını belirtti. Kadınların tarih sahnesine geç çıktığını vurgulayan Çotuksöken, “Kadınların ev yaşamının dışına çıkması, okur yazarlık ve bilgiyle buluşmaları çok geç başladı. Bu nedenle birçok sorumluluğu omuzlayan kadınların başarıları son derece önemli” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>“Antropontoloji” adını verdiği insan odaklı felsefi yaklaşımı hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Çotuksöken, bu yaklaşımın, her insanın bireyselliğini ve tekilliğini ön plana çıkardığını belirterek, felsefenin insan varlığıyla paralel bir düşünme ve yaşama yolu olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Günümüzde gerekçeli bilmenin ve yaşamanın önemine dikkat çeken Çotuksöken, “Felsefe her şeyden önce bir görme biçimidir. Bu görme biçimi de insan merkezli olmalıdır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>TOPLUM CİNSİYET VE DEĞER YARGILARI</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>20. yüzyılda ortaya çıkan toplumsal cinsiyet kavramının önemine değinen Prof. Dr. Çotuksöken, artık sadece biyolojik cinsiyetle sınırlı kalmadığımızı belirterek, “Binlerce yıllık birikimle oluşan değer yargıları, insanı doğrudan görmeyi engelliyor. Kadın-erkek ilişkilerinin sağlıklı olabilmesi için toplumsal, tarihsel ve kültürel değer yargılarından arınmamız gerekiyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Betül Çotuksöken, kadın ve erkek kavramlarının üzerindeki ağır yüklere de dikkat çekti. Bu yüklerin sanata, günlük dile ve insan ilişkilerine yansıdığını belirten Çotuksöken, “Bu yüklerle hesaplaşmayı en başarılı şekilde yapan etkinlik felsefedir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Konuşmasında cinsiyetçi iş bölümüne de değinen Çotuksöken, toplumda kadınların kamusal alana çıkışının hala sorunlu olduğunu söyledi. Çocuk ve yaşlı bakımı gibi işlerin sadece kadınlara yüklenmesini eleştiren Prof. Dr. Betül Çotuksöken, “Bunlar değerli işler ama hepimizin üstlenmesi gereken sorumluluklar. Cinsiyete dayalı iş bölümü yerine, herkesin ortak sorumluluk alması gerekiyor” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>İnsanlar arasındaki farklılıkların cinsiyete dayalı olmadığını, bireysel farklılıklar olduğunu vurgulayan Çotuksöken, eğitimin bu konudaki belirleyici rolüne dikkat çekti. Çotuksöken, “Kültürel kalıplarla verilen özcü eğitim anlayışı ayrımcılığı besliyor. Bilim ve felsefenin birlikte çalışması, toplumsal yapıyı gerçek bir birliktelik alanı haline getirmek için en büyük yardımcımız” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Betül Çotuksöken, konuşmasının sonunda katılımcıların sorularını da yanıtladı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nilufer-felsefe-bulusmalarinda-kadin-haklarina-felsefi-bakis-583530">Nilüfer Felsefe Buluşmaları&#8217;nda kadın haklarına felsefi bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü Basın açıklaması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-basin-aciklamasi-583386</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 13:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[erişim]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583386</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 10 Ekim, “Dünya Ruh Sağlığı Günü”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-basin-aciklamasi-583386">10 ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü Basın açıklaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 10 Ekim, “Dünya Ruh Sağlığı Günü”<br />Bu yılın teması, “Hizmetlere Erişim – Afet ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı” olarak belirlendi. Bugün aynı zamanda Ankara Gar Katliamı’nın yıl dönümü. Bu acı tesadüf, bireysel ve toplumsal düzeyde yaşanan travmaların, afetlerin ve krizlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini bir kez daha hatırlatıyor. Ne yazık ki bugün, dünyanın pek çok yerinde insanlar hâlâ savaşların, çatışmaların ve afetlerin gölgesinde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Gazze’de başlayan ve tüm Orta Doğu’nun güvenliğini tehdit eden saldırılar, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş, yerküreyi ve insanlığı derinden etkileyen ekolojik krizler – iklim değişikliği, yangınlar, su baskınları ve depremler – insan davranışlarıyla daha da yıkıcı hale geliyor. Doğal afetlerin bu biçimde insan eliyle tetiklenmiş versiyonları, yeni afet ve acil durumların her geçen gün ortaya çıkmasına neden oluyor.</p>
<p>Tüm bu afetler ve çatışmaların yanı sıra, insanların kadınlara, çocuklara, toplumun “öteki” kesimlerine, hayvanlara ve doğaya yönelttiği şiddet, çalışma ortamlarındaki güvensizlikler, yalnızca ruh sağlığı sorunlarını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ruh sağlığı hizmetlerine erişimi de zorlaştırıyor. Bu durum, özellikle en savunmasız grupları derinden etkiliyor ve afet ile acil durumlarda ruh sağlığı hizmetlerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p>İnsan eliyle oluşturulan ve ruh sağlığını kimi zaman ölçülemez boyutlarda olumsuz etkileyen felaketlerin başında savaşlar ve silahlı çatışmalar gelmektedir. Bugün dünyanın pek çok yerinde çatışmaların sivil halka yaşattığı zorlukları, kayıpları her defasında benzer acı duygularla izlemekteyiz. Yanı başımızda ikinci yılını dolduran soykırım sürecinde Gazze’nin sağlık sisteminin çöküşünün, hastanelerin %94’ünün işlevsiz hale gelişinin, eğitimin bütünüyle durduğu, barınmanın mümkün olmadığı koşullarda zorla yerlerinden edilen insanların açlık, hastalıklar ve hiç durmayan saldırılar altında hayatta kalma mücadelesi verdiklerinin tanığıyız. Çatışmaların başladığı dönemden bu yana yataklı psikiyatri hizmeti verilemez hale geldiğini bildiğimiz Gazze özelinde de diğer tüm çatışma bölgelerinde de ruh sağlığının desteklenmesine en çok ihtiyaç duyulan dönemler maalesef belki de ruh sağlığı hizmetinin en az verilebildiği ortamları içeriyor.  Olumsuz etkilerinin pek çok açıdan nesiller boyunca süreceğini görebildiğimiz bu süreçte incinebilir grupların her zamanki gibi çok daha fazla etkilendiği ortadadır. Yıkım ortamlarında uluslararası örgütlerin, insan hakkı temelli kurumların bile yardım sağlamada yetersiz kaldıklarında, engellendiklerinde yapılabilecekler ve yapılması gerekenlerle ilgili tüm dünyada çok daha farklı çalışmalara ihtiyaç olduğunu görmekteyiz. </p>
<p>Günümüzde ne yazık ki kadına şiddet neden olduğu kayıplarla acil bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Her yıl yüzlerce kadın tanıdıkları erkekler tarafından öldürülüyor. Kadınların güvenlik algısını zedeleyen ve pek çok ruh sağlığı sorununa zemin hazırlayan bu ortamda çok yönlü bir mücadele ve iyileştirme sürecinin planlanması gerektiği açıktır. Erkek egemen kültürde temellenen toplumsal cinsiyet eşitsizliği kadınları ekonomi, politika, eğitim ve sağlık alanlarındaki haklarından mahrum bırakmakta ve çok etkenli bir şiddet sarmalını beslemektedir.  </p>
<p>Şiddetin hiçbir türünü bir diğerinden bağımsız düşünmek mümkün değildir; Ahmet Minguizzi’nin yaşıtı olan gençler tarafından öldürülmesi, çocukların çeteler tarafından kullanılmasının ve suça sürüklenmesinin arkasındaki derin toplumsal, ekonomik ve ruhsal nedenleri gözler önüne sermiştir. Yoksulluk, ihmal, aile içi şiddet, okuldan kopma ve sosyal dışlanma gibi faktörler, çocukların savunmasızlıklarını artırmakta; örgütlü suç yapılarının kolay hedefi hâline getirmektedir. Bu durum, yalnızca güvenlik önlemleriyle değil, ruh sağlığı odaklı, koruyucu ve rehabilite edici bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Çocukların şiddet ortamlarından uzaklaştırılması, psikososyal destek ve aidiyet duygusunu güçlendiren sosyal programlara erişimin artırılması yaşamsal önem taşımaktadır. Çocukların suçun değil, umudun parçası olabilmesi için devletin, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir. Bu bağlamda şiddetin acil bir sorun olduğunu, toplumun her katmanından bireylerin, eğitimcilerin, kanun yapıcı ve uygulayıcı mekanizmalarıyla ilgili tüm kurum ve kuruluşların çözümün parçası olması gerektiğini hatırlatıyoruz.</p>
<p>Bolu Kartalkaya bölgesinde bir otelde meydana gelen yangın, ihmalkarlığın ve denetim eksikliklerinin yol açtığı önlenebilir bir felaket olarak hafızalarımıza yerleşmiştir. Yapıların güvenliğini sağlaması gereken sistemler, kâr etmek uğruna kamu yararını gözetmeden işletilmekte ve denetlenmektedir. Bu ihmaller, yapılaşma ve işletme politikalarının insan hayatı üzerindeki yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Yangın sonrası müdahale çalışmalarının yetersizliği ve yaşanılan kayıpların önlenebilir olduğu gerçeği, travmanın etkisini daha da artırmaktadır. Bu büyük acı ve kayıplar, yoğun kaygı, öfke, çaresizlik, yas ve belirsizlik duygularını beraberinde getirerek toplumun temel güven duygusunu ve adalete olan inancını derinden etkilemiştir.</p>
<p>On binlerce insanını depremler ve doğal afetlerle yitirmiş bir ülke olan Türkiye, kurumları ile afetlere hazır olmadığı gerçeğini 6 Şubat Depremleri ile tekrar acı bir şekilde yaşadı. Deprem sonrası psikososyal destek sunumu ve yaşamın yeniden toparlanması süreci ise başta ruh sağlığı hizmetleri olmak üzere afet sonrasına yönelik planların ve uygulamaların da ne derece yetersiz olduğunu ve yanlış planlandığını gözler önüne serdi.</p>
<p>Türkiye sadece yıkıcı depremlerin yaşandığı değil aynı zamanda çarpık yapılaşma ve yetersiz önlemler nedeniyle orman yangınları ve sel felaketlerinin yerleşim yerlerini tehdit ettiği, kontrolsüz madencilik faaliyetlerinin çevre felaketlerine yol açtığı bir coğrafya haline gelmiştir. Bu açıdan afetlerde ve acil durumlarda ruh sağlığı hizmetlerinin planlanması daha da önemli hale gelmektedir. Afetler ve ruh sağlığı ilişkisi her şeyden önce afetlere hazırlık ve afetin yıkıcı etkilerini azaltacak önlemler ile başlar. Güvenli bir çevrede yaşamak temel insan hakkıdır, koruyucu ruh sağlığı açısından vazgeçilmezdir.  </p>
<p>Bunun yanı sıra, iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte artan orman yangınları, seller ve depremler, yalnızca çevresel yıkımlara değil, bireylerin ve toplumların ruh sağlığı üzerinde derin ve uzun süreli etkiler bırakan kitlesel travmalara yol açmaktadır. Bu afetlerin yeterli hazırlık, önlem ve kriz yönetimi olmadan yaşanması; yaşamsal kayıpların yanında güvenlik duygusunun zedelenmesine, geleceğe dair umutsuzluk ve çaresizlik hislerinin artmasına neden olmaktadır. Ruh sağlığını korumak, yalnızca bireysel dayanıklılığı güçlendirmekle değil, aynı zamanda doğa ile uyumlu, güvenli, denetlenebilir ve adil yaşam koşulları oluşturmakla mümkündür.</p>
<p>Afetler ve acil durumlarda insanların alacakları her türlü sağlık hizmeti ve sosyal destekler de bir yardım faaliyeti değil en temel yurttaşlık hakkıdır ve bunun sağlanması kamusal yükümlülüktür. Ruh sağlığı desteği tüm etkilenenler için ulaşılabilir ve nitelikli olmalıdır. Sadece ruh sağlığı profesyonellerince sunulan destekler değil afetler ardından yapılan tüm destek faaliyetleri de dolaylı bir ruh sağlığı hizmeti olup tüm bu hizmetlerin kesintisiz olması, insan haysiyeti ve otonomisi gözetilerek sürdürülmesi sağlanmalıdır. Ülkemiz bilimin ve yaşanılan onlarca acı deneyimin ışığında ve bu alanda çalışan meslek ve bilim kuruluşlarının katılımı ile gerçekçi bir ruh sağlığı eylem stratejisi oluşturmalıdır.</p>
<p>Bu yıl Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün teması, felaket ve acil durumlarda ruh sağlığı hizmetlerine erişimin önemine vurgu yapmaktadır. İnsan yaşamının büyük kısmı iş yerlerinde geçmekte ve bu alanlardaki psikososyal koşullar bireylerin ruhsal iyilik hâlini doğrudan etkilemektedir. Yoğun iş yükü, belirsizlikler, mobbing ve güvencesizlik gibi faktörler çalışanlarda anksiyete, depresyon ve tükenmişlik riskini arttırmakta, mobbinge bağlı intihar ve iş cinayetlerindeki artış her geçen gün önlenebilir kayıplarla karşımıza çıkmaktadır.  Oysa destekleyici ve güvenli çalışma ortamları ile hem bireysel hem kurumsal verimliliği güçlendirmek mümkündür.</p>
<p>Ruh sağlığı meslek mensupları olarak, tüm kurumları ruh sağlığını iş güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak görmeye davet ediyoruz. İşyerlerinde psikososyal risklerin değerlendirilmesi, çalışanlara erişilebilir psikolojik destek sağlanması, farkındalık eğitimleriyle ruhsal iyiliğin güçlendirilmesi ve afet gibi kriz durumlarında psikososyal destek mekanizmalarının geliştirilmesi öncelikli hedef olmalıdır. Ruh sağlığını korumak yalnızca bireysel bir gereklilik değil, toplumsal dayanıklılığın da temelidir.</p>
<p>Son dönemde toplumun fiziksel ve ruhsal sağlığını ciddi biçimde tehdit eden yaralama, cinayet, cinsel saldırı gibi suçlara verilen yetersiz cezalar; bu suçların bir kısmının faillerinin “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” uygulamasıyla kısa sürede toplum içine dönmesi, kamu güvenliği ve toplumun ruh sağlığı açısından önemli bir risk oluşturmaktadır. Buna karşın, toplum güvenliğini tehdit etmeyen, kaçma riski bulunmayan ya da doğrudan suç tanımına uymayan isnatlarla bazı kişilerin aylarca, hatta yıllarca cezaevlerinde tutulması, toplumda adalet duygusunu zedelemekte ve güvenlik hissini sarsmaktadır. Bu durum hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ruh sağlığını olumsuz etkilemekte, toplumsal gerilim ve kutuplaşmayı beslemektedir.</p>
<p>Öte yandan cezaevlerinde aşırı kalabalık, yetersiz altyapı, tecrit ve izolasyonun yoğun uygulanması, özel ihtiyaçların dikkate alınmaması, çıplak arama gibi hak ihlalleri cezaevi ortamını ve buradaki sağlık ihtiyacını acil ve özellikli hale getirmekte, muayenelerde mahremiyetin ihlali, uzman desteği ve sevk mekanizmalarındaki aksaklıklar, ağır hastaların sağlık hizmetine erişimindeki aksaklıklar, ağır hastalığı olan ve insana karşı suç işlememiş olanların ısrarla tutuklu yargılamaları mahpusların hem bedensel hem de ruhsal sağlıklarını ciddi biçimde riske atmaktadır. Bu koşullar, hayati durumlarda müdahalenin gecikmesine ve ölüm dahil geri dönüşsüz sonuçlara yol açabilmektedir. Unutulmamalıdır ki, sağlık ve ruh sağlığı hizmetlerine erişim tutuklu ve hükümlülerin de temel hakkıdır. Bu hak hem insan onurunun korunması hem de toplumsal adaletin sağlanması açısından vazgeçilmezdir.</p>
<p>Bugün 10 Ekim, “Dünya Ruh Sağlığı Günü” temamız “Hizmetlere Erişim – Afet ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı”!</p>
<p>Dünyanın pek çok yerinden gelen savaş, ekolojik felaketler, toplumsal olaylar, toplumun belli kesimlerine yönelen çeşitli şiddet olayları gibi afet ve acil durum haberlerinin gölgesinde unutmamalı, unutturmamalıyız ki:<br />Ruh sağlığına erişim bir insan hakkıdır!</p>
<p>Dayanışma ile,</p>
<p>Türkiye Psikiyatri Derneği<br />Türk Psikologlar Derneği<br />Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği<br />Türk Nöropsikiyatri Derneği<br />Psikiyatri Hemşireleri Derneği<br />Şizofreni Dernekleri Federasyonu<br />Abdulkadir Özbek Psikodrama Dernekleri Federasyonu<br />Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği<br />İstanbul Yetişkin Psikanalitik Psikoterapiler Derneği<br />Dünya İnsani Dayanışma Derneği<br />Psike İstanbul Psikanaliz Derneği<br />Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Derneği<br />Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği<br />İzmir Psikanalitik Psikoterapiler Derneği<br />Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği<br />Travma Çalışmaları Derneği<br />Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği<br />Otizm ve Nörogelişimsel Araştırmalar Derneği</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-basin-aciklamasi-583386">10 ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü Basın açıklaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan ömrü gerçekten 150 yıla çıkabilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/insan-omru-gercekten-150-yila-cikabilir-mi-583049</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 09:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkabilir]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[ömrü]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yıla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583049</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya basınında bir süre önce gündem yaratan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin lideri Şi Cinping arasında geçen “ömür uzatma” diyaloğu, insan yaşam süresinin gerçekten 150 yıla kadar çıkıp çıkamayacağı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-omru-gercekten-150-yila-cikabilir-mi-583049">İnsan ömrü gerçekten 150 yıla çıkabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya basınında bir süre önce gündem yaratan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin lideri Şi Cinping arasında geçen “ömür uzatma” diyaloğu, insan yaşam süresinin gerçekten 150 yıla kadar çıkıp çıkamayacağı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Biyogüvenlik Anabilim Dalı Başkanı, Moleküler Biyoloji ve Genetik Uzmanı Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, ömrün uzamasında genetik bilim, biyoteknoloji ve organ yenilenmesinin rolünü değerlendirdi.</p>
<p><strong>İnsan yaşam süresi son 70 yılda uzadı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, insan yaşam süresinin son 70 yılda belirgin biçimde uzadığına dikkat çekerek, şöyle konuştu:</p>
<p>“1950’li yıllardan beri insan ömrü zaten uzadı. Ortalama yaşam süresi 50’li, 60’lı yaşlardan 83-85 yaşlara kadar çıktı. Yapılan bilimsel çalışmalar, organların dayanıklılığı ve biyoteknolojik gelişmeler dikkate alındığında insan ömrünün 150 yıla kadar uzayabileceğini gösteriyor. Rockefeller neredeyse 100 yaşına kadar yaşamıştı ve yaşamı boyunca birden fazla organ nakli geçirmişti. Karaciğer, böbrek gibi organlar sayesinde o yaşa kadar dayanabildi. Bu da gösteriyor ki organ nakliyle bir noktaya kadar idare edebilmek mümkün olabiliyor.”</p>
<p><strong>Konu uzun yaşamak değil, sağlıklı yaşamak</strong></p>
<p>Ömrü uzatma araştırmalarının artık sadece “yaş almak” değil, sağlıklı yaşlanmak üzerine yoğunlaştığını vurgulayan Yılancıoğlu, “Longevity yani uzun ama kaliteli yaşam bilimi, bugünlerde çok revaçta. İnsan ömrü uzadıkça nörolojik, kalp ve hücresel düzeyde sağlığı korumak daha önemli hale geliyor. Artık sadece uzun yaşamak değil, sağlıklı yaşlanmak tartışılıyor. Bunun öncüleri var dünyada. Brian Johnson her gün 2000’in üzerinde test yaparak vücudunu sürekli izliyor ve buna göre yaşam biçimini düzenliyor. Kendini adeta bir bilimsel denek gibi konumlandırdı. Sağlıklı yaşlanmanın sınırlarını bu tür örnekler üzerinden göreceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Organ nakliyle değil, genetikle ulaşabiliriz</strong></p>
<p>Organ nakillerinin insan ömrünü uzatmada geçici bir çözüm sunduğunu belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Başkasının organını aldığınızda vücudun bu organı kabul etmesi için uzun süre immün süpresif yani bağışıklık baskılayıcı tedavi görmeniz gerekir. Bu da sizi bakteriyel, viral, mantar enfeksiyonlarına açık hale getirir. Bu nedenle sadece organ nakliyle yüzyıllarca yaşamak mümkün değil. Geleceğin çözümü genetik mühendislik ve hücresel yenilenmede. Yaşlanmayı geciktiren moleküller yani senolitikler üzerinde çalışmalar hızla ilerliyor. Japonya’da yeniden diş çıkarmayı sağlayan ilaç denemeleri başladı. Benzer şekilde yaşlanmayı yavaşlatan hatta geriye çevirebilen moleküller üzerinde çalışmalar yürütülüyor.” dedi.</p>
<p><strong>Kendi organlarımızı üretme dönemi yaklaşıyor</strong></p>
<p>Gelecekte insanların kendi kök hücrelerinden organ üretmesinin mümkün olacağını belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Tissue regeneration dediğimiz doku yenileme teknikleri gelişiyor. IPS teknolojileri sayesinde bireyin kendi hücresinden organ üretmek mümkün hale gelecek. Böylece artık başkasının organını almak yerine kendi organımızı yeniden üretebileceğiz.” diye konuştu.</p>
<p>Ayrıca, genetiği değiştirilmiş hayvanlardan organ nakli çalışmalarının da ilerlediğini belirten Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Domuzlarda insan bağışıklık sisteminin tanıyıp saldırdığı proteinler genetik olarak silindi. Bu organlar insanlara nakledilebilir hale geliyor. Yani hayvan kaynaklı organ nakli çok yakın bir gelecekte klinik aşamaya gelecek.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>150 yıl ilk Asya’da mümkün olabilir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, insan ömrünün 150 yıla ulaşmasının ilk olarak Batı’da değil, Asya ülkelerinde gerçekleşeceğini ifade ederek, “Regülasyonlar (düzenleme) Batı’da çok sıkı ama Asya ülkelerinde daha esnek. Genetiği değiştirilmiş ilk insanlar da Çin’de doğdu. Bu nedenle 150 yıllık ömür hedefi ilk olarak Çin gibi ülkelerde uygulanabilir. Orada bilimsel riskler daha serbest test ediliyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Putin–Şi arasındaki diyaloğun “sadece bir sohbet değil, aynı zamanda bir mesaj” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Biyoteknoloji ilk olarak bu ülkelerde hızlı gelişecek. Bilimsel etik ve yasal sınırlamalar Batı’da daha katı olduğu için orada bu gelişmeleri daha geç göreceğiz.” dedi.</p>
<p><strong>Bugün doğan çocuklar 150 yılı görebilir</strong></p>
<p>İnsan ömrünün 150 yıla ulaşmasının 2030’da değil ama gelecek 50 yıl içinde mümkün olabileceğini belirten Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“2030 yılı biraz erken. Belki 90’lı yaş ortalamalarına ulaşabiliriz ama 150 yıl için 50 yıl daha gerekiyor. Bugün doğan çocuklar bu gelişmelere şahit olacak. Onların 150 yaşına kadar yaşayabileceğini görebiliriz. Bizim kuşak için sınır hala 100 yaş civarında.”</p>
<p><strong>Gen düzenleme hızla ilerliyor ama sağlıkta süreçler yavaş</strong></p>
<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, CRISPR ve PA (Prime Editing) gibi gen düzenleme teknolojilerinin insan ömrünü uzatmada devrim yaratacağına işaret ederek, “Bozuk genetik materyali çıkarıp yerine sağlıklı genleri takabiliyoruz. Tek bir mutasyonu bile değiştirmek artık mümkün. Ancak sağlıkta mevzuat çok yavaş. Bir ilacın klinik uygulamaya girmesi 5 ila 15 yıl sürüyor. Dolayısıyla laboratuvardaki buluşları biz ancak 15-20 yıl sonra klinikte görebiliyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Yapay zeka (AI) teknolojilerinin hızla ilerlemesine karşın sağlıkta aynı hızın mümkün olmadığını vurgulayan Yılancıoğlu, “Yapay zekada güvenlik regülasyonu yok, o yüzden çok hızlı. Ama sağlıkta etik ilkeler, onay süreçleri ve regülasyonlar var. Bu da ilerlemeyi doğal olarak yavaşlatıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-omru-gercekten-150-yila-cikabilir-mi-583049">İnsan ömrü gerçekten 150 yıla çıkabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müşteri Deneyimi Günü&#8217;nde Aktif Bank&#8217;tan &#8220;Deneyim 5.0&#8221; zirvesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/musteri-deneyimi-gununde-aktif-banktan-deneyim-5-0-zirvesi-2-582808</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 12:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[aktif]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[bank]]></category>
		<category><![CDATA[deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[Müşteri Deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582808</guid>

					<description><![CDATA[<p> “Deneyim 5.0” zirvesi, Aktif Bank yöneticilerinin yanı sıra finans, teknoloji, iletişim ve araştırma dünyasından birçok uzman, sektör lideri ve profesyonelin katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/musteri-deneyimi-gununde-aktif-banktan-deneyim-5-0-zirvesi-2-582808">Müşteri Deneyimi Günü&#8217;nde Aktif Bank&#8217;tan &#8220;Deneyim 5.0&#8221; zirvesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> “Deneyim 5.0” zirvesi, Aktif Bank yöneticilerinin yanı sıra finans, teknoloji, iletişim ve araştırma dünyasından birçok uzman, sektör lideri ve profesyonelin katılımıyla gerçekleşti. Etkinlikte, teknoloji ile insan etkileşiminin geleceği, yapay zekânın yarattığı fırsat alanları ve etik boyutu, SuperApp dönüşümü ve müşteri deneyimi ölçümünün yeni metodları ele alındı. Zirve boyunca düzenlenen panellerde, müşteri deneyiminin artık yalnızca ölçümlenen bir süreç değil, kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Günün sonunda gerçekleştirilen “Müşteri Deneyimi Ödülleri” töreninde, müşteri deneyimini kurum kültürünün kalbine yerleştiren ekipler sahneye çıktı. Yenilikçi fikirleri, süreçleri sadeleştiren yaklaşımları ve müşterinin sesine gerçekten kulak veren duruşlarıyla fark yaratan ekipler, ödüllerini aldı.</p>
<p><strong>İnsanı odağa alan teknolojiyle geleceği şekillendiriyoruz</strong></p>
<p>Deneyim 5.0’ın insan ve teknolojinin birlikte değer yarattığı yeni bir dönemi temsil ettiğini vurgulayan Aktif Bank Müşteri Deneyimi ve İletişim Grup Başkanı Gamze Gürkan Numanoğlu, “Artık teknoloji insandan ayrı değil; onun duygularını anlayan, beklentilerine yanıt veren bir ortak haline geliyor. Biz bu dönüşümün öncülerinden biri olarak, teknolojiyi insani dokunuşla buluşturarak anlamlı, bütüncül ve sürdürülebilir müşteri deneyimleri yaratıyoruz. Tıpkı ahtapotun sekiz koluyla çevresine uyum sağlaması gibi, biz de dijital kanallardan fiziksel temas noktalarına, marka iletişiminden çalışan deneyimine kadar her alanda müşteriye kesintisiz bir değer akışı sunuyoruz. Geleceğin deneyimi yalnızca dijital değil; aynı zamanda duyarlı, zeki ve insancıl olacak ve biz bu geleceği bugünden inşa ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>İlk panel yapay zekâ asistanının da katılımıyla gerçekleştirildi</strong></p>
<p>Etkinliğin ilk panelinde, “Yapay Zekâ ile Organik Müşteri Deneyimi Mümkün mü?” sorusu masaya yatırıldı. Labrys Consulting Kurucu Ortağı Hakan Akkaya, GrowON CEO’su Tuğbay Aşkın, Havas Creative Network Türkiye CEO’su Serhat Akkılıç, PhD ve yapay zekâ asistanı Alex’in katılımıyla gerçekleşen oturumda, teknolojik gelişmelerin getirdiği fırsat alanları ve yeni çözümler tartışıldı. Yapay zekâ entegrasyonunun, müşteri deneyimini nasıl iyileştireceği ve aynı etik, politik ve insani yönlerinin de konuşulduğu panel; müşteri deneyimi alanında ilk kez bir yapay zekâ asistanının katılımıyla gerçekleştirilen oturum olma özelliği taşıyor.</p>
<p>İkinci oturumda, E-Kent &#038; Passo Yönetim Kurulu Üyesi Ceyhun Kazancı moderatörlüğünde; Aktif Bank Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Kadir Mustafa Öztürk, Aktif Bank Müşteri Deneyimi ve İletişim Grup Başkanı Gamze Gürkan Numanoğlu ve E-Kent &#038; Passo Genel Müdürü Atıl Aykar, Passo’nun SuperApp dönüşümünü ele aldı. Son oturumda ise Ipsos CX Lideri Ahmet Bütüner, müşteri deneyimi ölçümünün klasik yöntemlerin ötesine geçtiğini belirtti. Veri bilimi, yapay zekâ ve tahmine dayalı analitik modellerin, deneyimin artık yalnızca “ölçülen” değil “dinlenen, tahmin edilen ve yeniden tanımlanan” bir yapıya dönüştüğünü ifade etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/musteri-deneyimi-gununde-aktif-banktan-deneyim-5-0-zirvesi-2-582808">Müşteri Deneyimi Günü&#8217;nde Aktif Bank&#8217;tan &#8220;Deneyim 5.0&#8221; zirvesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sadece zeki insan olmak yetmez&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sadece-zeki-insan-olmak-yetmez-582667</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 20:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[yetmez]]></category>
		<category><![CDATA[zeki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonluğunda gerçekleşen Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, birbirinden değerli söyleşilere ev sahipliği yapmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadece-zeki-insan-olmak-yetmez-582667">&#8220;Sadece zeki insan olmak yetmez&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonluğunda gerçekleşen Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, birbirinden değerli söyleşilere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Kocaeli Kongre Merkezi Akçakoca Salonu’nda gerçekleşen “Süper Beyin Teorisi” başlıklı söyleşide konuşan Yazar ve Akademisyen Prof. Dr. Uğur Batı, beynin potansiyeli, zekâ çeşitleri ve Türkiye’nin kültürel mirası üzerine önemli mesajlar verdi. Batı, “Sadece zeki insan olmak yetmez” dedi.</p>
<p><b>ZEKÂ TÜRLERİNİN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKTİ</b></p>
<p>Bu yıl “Anadolu Mayası” temasından yola çıkarak gerçekleştirilen Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, birbirinden değerli yazarların söyleşi ve imza etkinliklerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bu kapsamda Akademisyen ve Yazar Prof. Dr. Uğur Batı yine bir kitap fuarında sevenleri ile buluştu. Batı, konuşmasına “Hepimiz hayatta yeteri kadar zeki insanla tanışmışızdır. Akademik olarak zeki sayılan kişiler bile bilişsel olarak zekâlarını tam anlamıyla kullanamayabiliyor” sözleriyle başladı. En zeki insan olmanın tek başına başarıyı garantilemediğini vurgulayan Batı, Mozart örneğiyle ritmik zekâ gibi farklı zekâ türlerinin önemine dikkat çekip, “Bu salondaki herkes, bazen en iyi yapabilecekleri işleri bulamadan dünyadan ayrılıyor” dedi.</p>
<p><b>“COĞRAFYA KADER DEĞİLDİR”</b></p>
<p>Türkiye’nin zengin kültürel mirasına ve coğrafi özelliklerine değinen Batı, İbn-i Haldun’un “Coğrafya kaderdir” sözüne alternatif bir bakış açısı sunarak, “Büyük ihtimalle İbn-i Haldun böyle dememiştir. Coğrafya kaderse, neden Anadolu’da bu kadar mükemmel uygarlıklar yetişti?” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“HER YAŞTA ÇOCUKLARA UMUT AŞILAYIN”</b></p>
<p>Uğur Batı, umudun eğitimde ve başarıda önemli bir rol oynadığını belirterek, “Umutsuz çocuk hiçbir akademik sınavda başarılı olamaz. Bizim umut etmemiz için her zaman çok gerekli sebeplerimiz var” dedi. Türkiye’nin tarih boyunca hiçbir dönem devletsiz kalmadığını hatırlatan Batı, kültürel mirasın bu sürekliliğin temeli olduğunu vurguladı. Söyleşi sonunda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Batı’ya plaket takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadece-zeki-insan-olmak-yetmez-582667">&#8220;Sadece zeki insan olmak yetmez&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müşteri Deneyimi Günü&#8217;nde Aktif Bank&#8217;tan &#8220;Deneyim 5.0&#8221; zirvesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/musteri-deneyimi-gununde-aktif-banktan-deneyim-5-0-zirvesi-582559</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 18:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[aktif]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[bank]]></category>
		<category><![CDATA[deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[Müşteri Deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582559</guid>

					<description><![CDATA[<p> “Deneyim 5.0” zirvesi, Aktif Bank yöneticilerinin yanı sıra finans, teknoloji, iletişim ve araştırma dünyasından birçok uzman, sektör lideri ve profesyonelin katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/musteri-deneyimi-gununde-aktif-banktan-deneyim-5-0-zirvesi-582559">Müşteri Deneyimi Günü&#8217;nde Aktif Bank&#8217;tan &#8220;Deneyim 5.0&#8221; zirvesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> “Deneyim 5.0” zirvesi, Aktif Bank yöneticilerinin yanı sıra finans, teknoloji, iletişim ve araştırma dünyasından birçok uzman, sektör lideri ve profesyonelin katılımıyla gerçekleşti. Etkinlikte, teknoloji ile insan etkileşiminin geleceği, yapay zekânın yarattığı fırsat alanları ve etik boyutu, SuperApp dönüşümü ve müşteri deneyimi ölçümünün yeni metodları ele alındı. Zirve boyunca düzenlenen panellerde, müşteri deneyiminin artık yalnızca ölçümlenen bir süreç değil, kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Günün sonunda gerçekleştirilen “Müşteri Deneyimi Ödülleri” töreninde, müşteri deneyimini kurum kültürünün kalbine yerleştiren ekipler sahneye çıktı. Yenilikçi fikirleri, süreçleri sadeleştiren yaklaşımları ve müşterinin sesine gerçekten kulak veren duruşlarıyla fark yaratan ekipler, ödüllerini aldı.</p>
<p><strong>İnsanı odağa alan teknolojiyle geleceği şekillendiriyoruz</strong></p>
<p>Deneyim 5.0’ın insan ve teknolojinin birlikte değer yarattığı yeni bir dönemi temsil ettiğini vurgulayan Aktif Bank Müşteri Deneyimi ve İletişim Grup Başkanı Gamze Gürkan Numanoğlu, “Artık teknoloji insandan ayrı değil; onun duygularını anlayan, beklentilerine yanıt veren bir ortak haline geliyor. Biz bu dönüşümün öncülerinden biri olarak, teknolojiyi insani dokunuşla buluşturarak anlamlı, bütüncül ve sürdürülebilir müşteri deneyimleri yaratıyoruz. Tıpkı ahtapotun sekiz koluyla çevresine uyum sağlaması gibi, biz de dijital kanallardan fiziksel temas noktalarına, marka iletişiminden çalışan deneyimine kadar her alanda müşteriye kesintisiz bir değer akışı sunuyoruz. Geleceğin deneyimi yalnızca dijital değil; aynı zamanda duyarlı, zeki ve insancıl olacak ve biz bu geleceği bugünden inşa ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>İlk panel yapay zekâ asistanının da katılımıyla gerçekleştirildi</strong></p>
<p>Etkinliğin ilk panelinde, “Yapay Zekâ ile Organik Müşteri Deneyimi Mümkün mü?” sorusu masaya yatırıldı. Labrys Consulting Kurucu Ortağı Hakan Akkaya, GrowON CEO’su Tuğbay Aşkın, Havas Creative Network Türkiye CEO’su Serhat Akkılıç, PhD ve yapay zekâ asistanı Alex’in katılımıyla gerçekleşen oturumda, teknolojik gelişmelerin getirdiği fırsat alanları ve yeni çözümler tartışıldı. Yapay zekâ entegrasyonunun, müşteri deneyimini nasıl iyileştireceği ve aynı etik, politik ve insani yönlerinin de konuşulduğu panel; müşteri deneyimi alanında ilk kez bir yapay zekâ asistanının katılımıyla gerçekleştirilen oturum olma özelliği taşıyor.</p>
<p>İkinci oturumda, E-Kent &#038; Passo Yönetim Kurulu Üyesi Ceyhun Kazancı moderatörlüğünde; Aktif Bank Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Kadir Mustafa Öztürk, Aktif Bank Müşteri Deneyimi ve İletişim Grup Başkanı Gamze Gürkan Numanoğlu ve E-Kent &#038; Passo Genel Müdürü Atıl Aykar, Passo’nun SuperApp dönüşümünü ele aldı. Son oturumda ise Ipsos CX Lideri Ahmet Bütüner, müşteri deneyimi ölçümünün klasik yöntemlerin ötesine geçtiğini belirtti. Veri bilimi, yapay zekâ ve tahmine dayalı analitik modellerin, deneyimin artık yalnızca “ölçülen” değil “dinlenen, tahmin edilen ve yeniden tanımlanan” bir yapıya dönüştüğünü ifade etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/musteri-deneyimi-gununde-aktif-banktan-deneyim-5-0-zirvesi-582559">Müşteri Deneyimi Günü&#8217;nde Aktif Bank&#8217;tan &#8220;Deneyim 5.0&#8221; zirvesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayvalık Belediyesi 2026 Yılı Bütçesi 3 Milyar Türk Lirası Olarak Oy Birliğiyle Onaylandı.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayvalik-belediyesi-2026-yili-butcesi-3-milyar-turk-lirasi-olarak-oy-birligiyle-onaylandi-582520</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 11:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayvalık]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bütçesi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Ergin]]></category>
		<category><![CDATA[milyar]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayvalık Belediye Meclisi'nin Ekim ayının ikinci oturumunda 2026 yılı bütçesi, 3 milyar TL olarak oy birliği ile kabul edildi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayvalik-belediyesi-2026-yili-butcesi-3-milyar-turk-lirasi-olarak-oy-birligiyle-onaylandi-582520">Ayvalık Belediyesi 2026 Yılı Bütçesi 3 Milyar Türk Lirası Olarak Oy Birliğiyle Onaylandı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayvalık Belediye Meclisi&#8217;nin Ekim ayının ikinci oturumunda 2026 yılı bütçesi, 3 milyar TL olarak oy birliği ile kabul edildi.  Ayvalık Belediye Meclisi, ekim ayının ikinci oturumu için Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi’nde toplandı. Belediye Başkanı Mesut Ergin yönetimindeki toplantıda 2026 yılı bütçesi, 3 milyar TL olarak kabul edildi.</p>
<p>2026 yılı bütçesinin Ayvalık’a hayırlı olmasını dileyen Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, &#8220;Ayvalık halkının 2026 yılı bütçesi, Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı ikinci Birleşimi’nde 3 Milyar TL olarak oy birliğiyle kabul edildi. Biz Ayvalık’ın her kuruşunu, hemşehrilerimiz için kullandık, kullanmaya da devam edeceğiz. Ayvalık&#8217;a Hizmette Daima İleri! Hayırlı uğurlu olsun&#8221; diye konuştu.<br />
İnsan odaklı hizmet anlayışı<br />
Çağdaş ve geleceğe yönelik uzun vadeli planlama yapılan tarihsel yapısıyla ön plana çıkan Ayvalık gibi kentlerde; kültürel, sosyal, çevresel ve ekonomik değerleriyle birlikte kimlik kazanıldığını belirten Başkan Mesut Ergin, bu kimliği geleceğe taşıyanların ise o kentte uzun yıllardır yaşayan insanlar olduğunu söyledi. Hizmetlerde insan odaklı hareket ettiklerini vurgulayan Başkan Mesut Ergin şöyle konuştu:<br />
Kaynaklar etkin ve verimli kullanılacak<br />
“Bu görüşten ve anlayıştan hareketle, Ayvalık Belediyesi olarak bu bilinçle yola çıkıyor, her zaman olduğu gibi hizmet anlayışımızın merkezine insanı koyuyoruz; insan odaklı hareket ediyoruz. Bir kamu kurumu olarak yerel yönetimler, halkın mahalli ortak ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür. Her geçen yıl ekonomik koşulların yönlendirmesiyle artan ihtiyaçlara sınırlı kaynaklarla çok sayıda çözümler üretilirken; en temel önceliklerimizin arasında; şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılımcılık ilkeleri yer almaktadır ki, bu en temel önceliğimizdir. 2026 Mali Yılı Performans Programımızda, çıktı ve sonuç odaklı bir bütçeleme anlayışıyla kaynaklarımızın etkin, verimli ve sürdürülebilir biçimde kullanmayı hedeflemekteyiz. Bu kapsamda, Ayvalık’ın gelişimi için belirlenen stratejik amaç ve hedeflerin gerçekçi, uygulanabilir ve ölçülebilir olması için çok titiz davrandık ve bu çalışmaya çok özen gösterdik.”<br />
Hedef projeleri başarıyla sonuçlandırmak<br />
Ayvalık’a hizmet ederken, mali disiplinin güçlendirilmesi konusunda söz verdiğini hatırlatan Başkan Mesut Ergin, “Borç yükünü önemli ölçüde azalttık, kurumsal yapımızı geliştirdik. Özellikle, kentlerin ekonomik anlamda can damarı olan yerel esnafımızla dayanışma içinde Ayvalık ekonomisine katkı sağladık, çalışma arkadaşlarımızın emeğine değer verdik. Yeni dönemde hedefimiz; tamamlanmakta olan projelerimizi başarıyla sonuçlandırmak, ivedilikli olan yeni projeleri hayata geçirerek Ayvalık’ı daha çağdaş, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir kent haline getirmektir. Bu süreçte emeği geçen tüm kurum ve kuruluşlara, muhtarlarımıza, çalışma arkadaşlarıma ve değerli hemşehrilerime teşekkür ederim” diye konuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayvalik-belediyesi-2026-yili-butcesi-3-milyar-turk-lirasi-olarak-oy-birligiyle-onaylandi-582520">Ayvalık Belediyesi 2026 Yılı Bütçesi 3 Milyar Türk Lirası Olarak Oy Birliğiyle Onaylandı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kötü söz dengeyi bozar, iyi söz huzuru kurar&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kotu-soz-dengeyi-bozar-iyi-soz-huzuru-kurar-582293</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 15:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bozar]]></category>
		<category><![CDATA[dengeyi]]></category>
		<category><![CDATA[huzuru]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[kurar]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582293</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, aile huzuru ve dengesine dair önemli bir söyleşiye sahne oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kotu-soz-dengeyi-bozar-iyi-soz-huzuru-kurar-582293">&#8220;Kötü söz dengeyi bozar, iyi söz huzuru kurar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, aile huzuru ve dengesine dair önemli bir söyleşiye sahne oldu. Kocaeli Kongre Merkezi Akçakoca Salonu’nda okurlarıyla bir araya gelen Uzman Aile Danışmanı ve Yazar Saliha Erdim, “Aile huzurun ve dengenin merkezidir” temasıyla ilişkilerde sözlerin ve tutumların önemini katılımcılarla paylaştı.</p>
<p><b>“KENDİNİ SEVMEK, AİLEYİ GÜÇLENDİRİR”</b></p>
<p>Her yıl artan ilgiyle büyüyen Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, sadece kitapların değil; fikirlerin, sözün, kültürel mirasın ve ortak değerlerin buluştuğu benzersiz bir platform sunuyor. Bu kapsamda Kocaeli Kongre Merkezi Akçakoca Salonu’nda okurlarıyla buluşan Uzman Aile Danışmanı ve Yazar Saliha Erdim, insanın kendisiyle barışık olması ve içsel huzurunun, aile içi iletişimi ve dengesi için vazgeçilmez olduğunu vurguladı. “Kendimizi seversek, başkalarını hoş gördüğümüz kadar kendimizi de hoş görürsek içten güçleniriz” diyen Erdim, sözlerin aile içindeki iyileştirici ya da yıkıcı etkisine dikkat çekti.</p>
<p><b>“BOŞANMANIN TEMEL SEBEBİ İÇSEL SAVAŞ”</b></p>
<p>Boşanma oranlarının yüksekliğine dikkat çeken Erdim, “Boşanma, çoğunlukla aile içi savaşlardan kaynaklanıyor. İnsan kendisiyle savaştaysa, dışarıya da bu yansır” dedi. Ailede kullanılan kötü sözlerin ilişkileri zedelediğini, iyi sözlerin ise dengeyi ve huzuru yeniden kurduğunu belirten Erdim, “Kötü söz dengeyi bozar, iyi söz ise hasta eden kişiyi bile iyileştirebilir” sözleriyle duygusal iletişimin gücünü anlattı.</p>
<p><b>“İYİYİ AKTİFLEŞTİRMEK, AİLEYİ KORUMAK”</b></p>
<p>Saliha Erdim, aile üyelerinin birbirlerine karşı daha anlayışlı ve nazik olmaları gerektiğinin altını çizerek, “Eş, çocuk, anne, komşu… Hepimiz birbirimizin içindeki iyiyi aktive etmeli, iyi insana vurgu yapmalıyız” diye konuştu. Erdim, hataların kötü insan olma göstergesi olmadığını, aksine insanı insan yapan öğrenme sürecinin bir parçası olduğunu ifade etti.</p>
<p><b>KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR’DEN ANLAMLI PLAKET</b></p>
<p>Söyleşi sonunda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Saliha Erdim’e değerli katkılarından dolayı plaket takdim etti. Büyükşehir Belediyesi’nin kültür-sanat ve aile değerlerine verdiği destek, Uluslararası 15. Kitap Fuarı’ndaki bu tür etkinliklerle bir kez daha gözler önüne serildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kotu-soz-dengeyi-bozar-iyi-soz-huzuru-kurar-582293">&#8220;Kötü söz dengeyi bozar, iyi söz huzuru kurar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehirlioğlu: İnsanın ihyası için bilgi şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirlioglu-insanin-ihyasi-icin-bilgi-sart-581972</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 14:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ihya]]></category>
		<category><![CDATA[ihyası]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[nsanın]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehirlioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581972</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, edebiyatın gücünü insanın derinliklerine taşıyan söyleşilere ev sahipliği yapmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirlioglu-insanin-ihyasi-icin-bilgi-sart-581972">Yenişehirlioğlu: İnsanın ihyası için bilgi şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, edebiyatın gücünü insanın derinliklerine taşıyan söyleşilere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Kocaeli Kongre Merkezi Akçakoca Salonu’nda dinleyicilerle buluşan yazar ve akademisyen Bahadır Yenişehirlioğlu, “Yara Açan Değil, Yara Saran Olmak” başlıklı konuşmasında insanın ihyası üzerine etkileyici bir yolculuğa çıkardı.</p>
<p><b>“YARA AÇAN DEĞİL, YARA SARAN OLMAK”</b></p>
<p>Kocaelili kitapseverleri kâğıdın büyülü dünyasıyla buluşturan Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, Kongre Merkezi’nde tüm heyecanıyla devam ediyor. Bu yıl da fuarın konuklarından olan yazar ve akademisyen Bahadır Yenişehirlioğlu, “Yara Açan Değil, Yara Saran Olmak” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Yenişehirlioğlu konuşmasında, insanın yalnızca yaşamak için değil, anlamak ve gelişmek için yaratıldığını vurguladı. Kartal ve karga metaforuyla anlattığı bölümde, insanın yüklerinden kurtulması için bilgiyle yükselmesi gerektiğini belirten Yenişehirlioğlu, “Kartal sırtındaki kargadan kurtulmak için daha yükseğe uçar. İnsan da bilgiyle, bilinçle yükselerek kendini bulur” dedi.</p>
<p><b>“OKU!” EMRİYLE BAŞLAYAN SERÜVEN</b></p>
<p>Hz. Peygamber’e gelen ilk vahiy olan “Oku!” emrini hatırlatan Yenişehirlioğlu, bu kelimenin sadece okumayı değil, anlamayı, idrak etmeyi ve kalple düşünmeyi ifade ettiğini belirterek, “Allah’ın sonsuz kelime haznesinden seçilmiş bir kelime: OKU. Bu sadece görmek değil, hissetmektir. Şuurla okuyan insan ihya olur” dedi.</p>
<p><b>GAZZE’DE YAŞANAN ZULME DİKKAT ÇEKTİ</b></p>
<p>Yenişehirlioğlu, eğitimin vicdanla birleşmediğinde insanı vahşileştirebileceğini söyledi. Gazze’de yaşanan insanlık dışı olayları örnek göstererek, okumanın salt bilgi yüklemesiyle değil, erdem ve vicdanla birleşmesi gerektiğini dile getiren Yenişehirlioğlu, “İsrail’i yönetenlerin çoğu iyi eğitimli ama zalimler. Çünkü insan kardeşine merhamet etmeyen, en iyi okulu da bitirse kötü kalır” dedi.</p>
<p><b>“İNSAN KALİTESİNİ DİZİLERLE DEĞİL, KÜLTÜRLE YÜKSELTİR”</b></p>
<p>Günümüz medya alışkanlıklarını da eleştiren Yenişehirlioğlu, sabah kuşağı programları ve yüzeysel dizilerle insanın ihya edilemeyeceğini ifade ederek, “Toplumun ayarıyla oynadılar. İnsan ihya olmadan, medeniyet kurulmaz. Kültür yatırımları şart. Kitap fuarları bunun en etkili yoludur” dedi.</p>
<p><b>“FUARLAR, İNSANIN KENDİSİNİ YENİDEN HATIRLAMASIDIR”</b></p>
<p>Konuşmasının sonunda 15. Kocaeli Kitap Fuarı’na olan özel ilgisini dile getiren Yenişehirlioğlu, fuarları sadece kitapla buluşma değil, kendini tanıma, yükselme ve ihya olma mekânı olarak tanımladı. Söyleşi sonunda AK Parti Kocaeli İl Başkanı Dr. Şahin Talus, Yenişehirlioğlu’na günün anısına plaket takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirlioglu-insanin-ihyasi-icin-bilgi-sart-581972">Yenişehirlioğlu: İnsanın ihyası için bilgi şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sırma: Biz kendi tarihimizi tanımıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sirma-biz-kendi-tarihimizi-tanimiyoruz-581730</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2025 21:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[biz]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kendi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sırma]]></category>
		<category><![CDATA[tanımıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihimizi]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581730</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl  “Anadolu Mayası”  temasıyla düzenlenen Kocaeli Kitap Fuarı, ikinci gününde Kocaeli Kongre Merkezi’nde kitapseverlerin yoğun ilgisiyle devam etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sirma-biz-kendi-tarihimizi-tanimiyoruz-581730">Prof. Dr. Sırma: Biz kendi tarihimizi tanımıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl  “Anadolu Mayası”  temasıyla düzenlenen Kocaeli Kitap Fuarı, ikinci gününde Kocaeli Kongre Merkezi’nde kitapseverlerin yoğun ilgisiyle devam etti. İslam Tarihi Uzmanı Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma ve Yazar Tarık Tufan, Selim Sırrı Paşa Salonu’nda katılımcılara hitap etti. Sırma, “Maalesef bu millet kendi tarihini öğrenmek istemiyor” dedi.</p>
<p><b>ÜNLÜ YAZARLAR VE SÖYLEŞİLER</b></p>
<p>Kocaeli’nin okuyan ve okutan kent olarak anılmasına büyük katkılar sağlayan Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı doludizgin ilerliyor. Daha önceki yıllarda olduğu gibi aynı coşku ve heyecanla gerçekleşen Kocaeli Kitap Fuarı’nda birbirinden önemli yazarlar, okurlarıyla bir araya gelerek kâğıdın büyülü dünyasında buluşuyor. Bu kapsamda Selim Sırrı Paşa Salonu’nda düzenlenen “Pervari’den Paris’e” adlı söyleşisinde katılımcılara hitap eden İslam Tarihi Uzmanı Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, “Biz kendi tarihimizi tanımıyoruz. Maalesef bu millet kendi tarihini öğrenmek istemiyor. Tarihini öğrenmek istemeyen milletler batmaya mahkûmdur. Neden batmaya mahkumdur, çünkü onlara başka bir tarih öğretirler. Son dönemde Gazze gündemde. Biliyorsunuz bu Gazze geçmişte bizimdi. Avrupa yönelmiş bizim bazı zevat, yanlış hareketlerin ve politikaların sonucunda Gazze yani Filistin Yahudilerin eline geçti. Bir millet eğer okumuyorsa ve tarihini bilmiyorsa o millete bir tarih öğretirler ve de o milleti yönettiler. Bir millet tarihini bilmiyorsa ona tarihini yazdırırlar” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>“KELİMELERE OLAN İHTİYACIMIZ AZALDI”</b></p>
<p>“Edebiyat Hayat Memat” adlı söyleşisinde konuşan Yazar Tarık Tufan, Kocaeli Kitap Fuarı’nın artık kendisi içinde gelenekselleştiğini ve kendisi her sene buraya mutlulukla attığını belirtti. Yazar Tufan, “Artık insanların bir edebiyat konuşmasına, kitap üzerinden edebiyat üzerinden bir konuşmaya zaman ayırması benim için her geçen zamanda daha kıymetli ve önemli bir hale geliyor. Konuşmanın başlığını koyar, hep bunu düşünerek belirledim. Her geçen gün edebiyatın bir hayat memat meselesi olma durumu güçleniyor. Edebiyat neden her sene bizim için bir zaruriyet haline dönüşüyor? İnsanın zaman içerisinde etrafını saran unsurlar, insanın ruhunu, aklını, kalbini ve hayatını belirleyen şeylere dönüşüyor. Hayatımızı hangi araçlar, hangi nesneler, hangi insanlar, hangi mekanlar ve hangi duygular içerisinde geçiriyorsak, biz de bir süre sonra ona benzemeye başlıyoruz. Kullandığımız araçlara benziyoruz, yaşadığımız mekânlara benziyoruz ve kullandığımız kelimelere benziyoruz. Bu şu anlama geliyor, neyin içerisinde görmemiz gerekiyor. Yani modern çağda insan dediğimiz varlık neyin içerisinde? Biz artık kelimeleri yutan bir varlığa dönüştük. Kelimelere olan ihtiyacımız azalmaya başladı. Aynı zamanda insanla olan iletişimimizde azalmaya başladı” dedi.</p>
<p><b>“İNSANIN İLETİŞİMİ GÜÇLENDİKÇE YALNIZLIĞI ARTIYOR”</b></p>
<p>İnsanın iletişimsizliğini bir örnek vererek konuşmasını sürdüren Yazar Tufan, “En çok karşılaştığımız insanlar kargocular. Şimdi bu basit bir dönüşüme benziyor. Fakat biraz geriye gittiğimizde hepimizin mahallesinde oturup sohbet ettiği esnaflar vardı ve insani bir iletişime giriyorduk. Şimdi girdiğimiz iletişim alışveriş esnasında telefonumuza gelen kodu kargocuya söylemek. Bazen kargocuyu görmüyoruz bile. Bir zaman sonra bunun sadece alışverişten ibaret olmadığını, insanların iletişim araçları güçlendikçe aralarındaki mesafenin arttığını söyleyebiliriz. Şöyle düşünüyoruz, artık nasıl olsa görüntülü arayabiliyoruz, mesaj yazabiliyoruz. Gidip de büyükleri, akrabaları gidip de ziyaret etmeye pekte gerek yok. Yüz yüze ilişki biraz daha azaldı. İnsanın kelimelerle ve insanla olan etkileşimi, iletişimi ve zamanı gün geçtikçe azalıyor. İnsanın iletişimi güçlendikçe yalnızlığı artıyor demektir. Bu insanın en trajik halidir. İnsanın insanla olan ilişkisini kaybediyoruz, insanın duygusunu ve kelimelerini kaybediyoruz” ifadelerini kullandı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sirma-biz-kendi-tarihimizi-tanimiyoruz-581730">Prof. Dr. Sırma: Biz kendi tarihimizi tanımıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sadettin Ökten&#8217;den medeniyet ve modernite dersi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sadettin-oktenden-medeniyet-ve-modernite-dersi-581724</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2025 21:37:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dersi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[modernite]]></category>
		<category><![CDATA[ökten]]></category>
		<category><![CDATA[sadettin]]></category>
		<category><![CDATA[Sadettin Ökten]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581724</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde bu yıl “Anadolu Mayasının Esası Birliktir” temasıyla devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadettin-oktenden-medeniyet-ve-modernite-dersi-581724">Sadettin Ökten&#8217;den medeniyet ve modernite dersi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde bu yıl “Anadolu Mayasının Esası Birliktir” temasıyla devam ediyor. Türkiye’nin en çok ziyaretçi ağırlayan kitap fuarı olma özelliğini sürdüren organizasyon, ilk özel oturumunda gönülleri ve zihinleri mayalayan bir buluşmaya sahne oldu.</p>
<p><b>ORTAK MEDENİYETİN İZİNDE</b></p>
<p>Kocaeli Kongre Merkezi Akçakoca Salonu’nda düzenlenen “Ortak Medeniyetin İzinde” başlıklı özel oturumda, Türkiye’nin şehircilik, kültür ve medeniyet alanındaki önemli düşünürlerinden Prof. Dr. Sadettin Ökten, Anadolu’nun medeniyet mayasını ve modern dünyaya karşı duruşunu anlattı. Oturumun moderatörlüğünü ise sevilen şair ve televizyon programcısı Serdar Tuncer üstlendi.</p>
<p><b>“ANADOLU MAYASI MUHABBET VE HİZMETLE YOĞRULDU”</b></p>
<p>Konuşmasında İslam medeniyetinin ikinci doğuşunun Anadolu topraklarında gerçekleştiğini vurgulayan Prof. Dr. Sadettin Ökten, “Anadolu mayası, muhabbet ve hizmetle yoğrulmuş bir medeniyetin adıdır” dedi. Mevlana’dan Hacı Bektaş’a, Sarı Saltuk’tan Anadolu dervişlerine uzanan gönül erlerinin, bu topraklarda insanı ve toplumu dönüştürdüğünü belirten Ökten, “Buraya gelen ecdadımız hizmetle, dua ile, dert dinleyerek bir düzen ve nizâm kurdu. İnsanlar bu düzene uyarak birkaç asırda dönüşümü yaşadı” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“MODERN DÜNYA KALBİN İHTİYACINI KARŞILAMIYOR”</b></p>
<p>Serdar Tuncer’in “Müslüman neden modernist olamaz?” sorusuna Ökten şu yanıtı verdi; “Modernite aklı merkeze alır, kalbin ihtiyaçlarını karşılayamaz. Hep bir karşılık bekler. Modern dünyanın iç huzursuzluğu buradan gelir. Tatminsizliği aşmak için alkol ve uyuşturucu tüketir ama yine de doyamaz. Biz Müslümanlar aklı çok önemseriz ama rehberimiz akıl değil, ilahi haberdir. Kalbin rehberliğini ve nefsin terbiyesini unutmadan yaşamalıyız.”</p>
<p><b>“BOYKOT, GANİ OLMANIN BİR TEZAHÜRÜDÜR”</b></p>
<p>Prof. Dr. Sadettin Ökten, modern dünyanın tüketim kültürüne karşı dikkat çekici tespitlerde bulundu. Ökten, “Boykot, Gani Olmanın Bir Tezahürüdür” diyerek derin bir manevi anlayışı ifade etti. Ökten’e göre, “Gani” kelimesi, Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmayan, mutlak zenginlik sahibi olan sıfatını temsil ediyor. İnsan ise doğası gereği ihtiyaç sahibidir, ancak inanç sahibi bir birey olarak bazen ihtiyaç sanılan şeylerden bilinçli olarak vazgeçebilmelidir. Boykot kavramını sadece bir tüketim tercihi olarak görmeyen Ökten, bunu daha geniş bir ruh hali ve ahlaki duruş olarak tanımlıyor. Ökten, “Bir şeyi almamayı, tüketmemeyi seçmek, aslında ‘Ben buna bağımlı değilim, buna ihtiyacım yok’ diyebilmektir” diyor. Bu tutum, Gani olan Allah’a iman etmiş bir insanın sahip olması gereken özgüvenin ve kendine yetmenin bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Böylece boykot, sadece ekonomik bir hareket değil, aynı zamanda insanın kendi nefsini terbiye etmesi ve maddi bağımlılıklardan sıyrılması anlamına geliyor.</p>
<p><b>“BİR DUA, BİR TEBESSÜM BAZEN BİR MEDENİYET KURAR”</b></p>
<p>Sadettin Ökten, konuşmasını şu sözlerle tamamladı; “Bu bir anlayış meselesidir. Burada yapmak istediğimiz şey, birbirimize bir aktarımda bulunmaktı. Ben size düşüncelerimi emanet ettim, siz de aldınız; zihninizde, gönlünüzde mayalayacaksınız. İnşallah hayra vesile olsun, birbirimize dua edelim.” Kocaeli Valisi İlhami Aktaş’ın eşi Songül Aktaş, özel oturumun ardından Prof. Dr. Sadettin Ökten ve moderatör Serdar Tuncer’e katkılarından dolayı plaket takdim etti.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadettin-oktenden-medeniyet-ve-modernite-dersi-581724">Sadettin Ökten&#8217;den medeniyet ve modernite dersi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Anadolu mayası, varlığa hayretle bakabilmektir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anadolu-mayasi-varliga-hayretle-bakabilmektir-581532</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 15:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[bakabilmektir]]></category>
		<category><![CDATA[hayretle]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kemal]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[mayası]]></category>
		<category><![CDATA[sayar]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Tut]]></category>
		<category><![CDATA[varlığa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581532</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı’nın onur konuğu Psikiyatrist Yazar Kemal Sayar, “Anadolu İnsanı: İrfanla Yoğrulmuş Bir Millet” başlıklı söyleşisinde fuarın bu yılki teması olan “Anadolu Mayası”nı insan ruhunun derinliklerinden seslenerek anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anadolu-mayasi-varliga-hayretle-bakabilmektir-581532">&#8220;Anadolu mayası, varlığa hayretle bakabilmektir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı’nın onur konuğu Psikiyatrist Yazar Kemal Sayar, “Anadolu İnsanı: İrfanla Yoğrulmuş Bir Millet” başlıklı söyleşisinde fuarın bu yılki teması olan “Anadolu Mayası”nı insan ruhunun derinliklerinden seslenerek anlattı. Sayar, “Anadolu mayası, varlığa hayretle bakabilmektir” dedi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın da söyleşiyi katılımcılarla birlikte takip etti.</p>
<p><b>“YAZMAK İYİLEŞTİRİR”</b></p>
<p>Bu yıl “Anadolu Mayasının Esası Birliktir” temasıyla kapılarını açan Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, birbirinden değerli yazarların söyleşi ve imza etkinliklerine ev sahipliği yapmaya başladı. Kocaeli Kongre Merkezi Akçakoca Konferans Salonu’nda gerçekleşen ve büyük ilgi gören söyleşide konuşan Psikiyatrist Yazar Kemal Sayar; sözün, yazının, irfanın ve insanın hakikatle olan bağını vurguladı. “Söz şifadır” diyerek konuşmasına başlayan Sayar, yazmanın ve okumanın insan ruhunu iyileştirme gücüne değindi. Günlük tutmayı, içe dönmeyi ve kalemle kendiyle yüzleşmeyi öneren Sayar, “Terapiste gidemiyorsanız, yanınızda sizi dinleyecek biri yoksa, kağıda sarılın. Yazmak iyileştirir” dedi. Okumanın ise insanın içinde tarif edemediği duygulara isim verme gücüne sahip olduğunu ifade eden Sayar, “Romanlar, başka bir insan olmanın nasıl bir şey olduğunu öğretiyor” dedi.</p>
<p><b>“ANADOLU MAYASI, VARLIĞA HÜRMETTİR”</b></p>
<p>Fuarın teması olan “Anadolu Mayası” kavramına derin bir pencere açan Sayar, bu mayayı bir bakış açısı olarak tanımladı. Yunus Emre’nin şiirinde geçen “Benim bir karıncaya ulu nazarım vardır”  sözünü hatırlatan Sayar, Anadolu irfanının temelinde varlığa, insana ve yaratılmış her şeye hürmet olduğunu söyledi. “Hayat, görebilen gözler için sürekli bir mucizedir. Mevsimler değişir, yapraklar dökülür, nesiller gelir geçer. Bu değişimin içinde, varlığa hayretle bakabilmek Anadolu mayasıdır” diyen Sayar, insanın kendine ve yaradılışa yönelişinin medeniyetin özü olduğunu belirtti.</p>
<p><b>“KALP KIRMAYA HAKKIMIZ YOK”</b></p>
<p>Kemal Sayar’ın konuşmasında öne çıkan en güçlü mesajlardan biri ise birlik, kardeşlik ve merhamet vurgusu oldu. Mevlana’dan, Yunus Emre’den ve Anadolu’nun manevi mirasından örneklerle konuşan Sayar, “Her insan, Allah’ın bir temsilcisidir. Kalp kırmak, gönül incitmek bu irfana en uzak davranıştır. Hepimiz aynı maceranın yolcusuyuz” dedi. Sayar, “Dört kitabın manası, kendin için ne diliyorsan başkası için de onu dilemektir” sözleriyle toplumsal barışın, adaletin ve insanlık onurunun Anadolu irfanındaki yerini hatırlattı.</p>
<p><b>“TUT DEMEDEN TUT ELİMİ”</b></p>
<p>Söyleşinin en duygusal anlarında Sayar, dedesinin kendisine sıkça söylediği “Tut demeden tut elimi” cümlesini paylaştı: Bu cümlenin, insanın bazen kaybolduğunu bile fark edemediği zamanlarda duyulmamış bir dua gibi olduğunu ifade eden Sayar, konuşmasını şöyle sürdürdü; “İnsan düşmekte olduğunu bazen anlayamaz. Yozlaşır, uzaklaşır, yabancılaşır. O anda biri gelsin ister ama bunu dile getiremez. İşte Anadolu mayası budur: Fark etmeden düşene el uzatmaktır. Her insan eksiktir. Ama biz birbirimizin eksiğini tamamlayacak şekilde yaratıldık.”</p>
<p><b>“GÖNÜL YAPMAK, EN BÜYÜK ÖDEVİMİZDİR”</b></p>
<p>Anadolu irfanında “gönül yapmak” fikrini merkeze alan Sayar, kibrin bu coğrafyanın ruhuna aykırı olduğunu söyleyerek, “Kibir kendini bilen insanın harcı değildir. İnsan üstün olmaktansa bir gönlü imar etmeyi tercih etmelidir” dedi. Sayar, konuşmasının sonunda, “Her insan bir cevherdir. Ona hor nazarla bakmak, kendimize bakmamaktır” sözleriyle salonda derin bir etki bıraktı.</p>
<p><b>“HIZIR GİBİ YETİŞMEK, SUMUD GİBİ DİRENMEK”</b></p>
<p>Kemal Sayar söyleşisinin ilerleyen bölümünde insan olmanın yalnızca bir duygu değil, bir görev bilinci olduğunu vurguladı. “Vicdanı olan, hissedebilen insanlar; ortak insanlığımızın mensuplarıdır. Yardım etmek, iyi kalpli olmak değil; acıyı fark edip ona sırt dönememektir” diyen Sayar, insana yardım etmenin manevi anlamına dikkat çekti. Sayar, “Biz bir insana yardım ettiğimizde kendi cömertliğimizden bir şey sunmuyoruz aslında. Allah’ın ona ulaştırmak istediği yardımı taşıyoruz. İyilik, bir bilinç meselesidir. Acıyı görüp geçememektir” dedi. Konuşmasında “Sumud filosu” örneğini vererek her inançtan, her milletten vicdanlı insanların bir araya geldiği insani dayanışmayı anlatan Sayar, şunları kaydetti: “Sumud; Filistin halkının direnişini anlatan bir kelime ama aynı zamanda insanlık onurunu savunan vicdanlıların ortak yürüyüşüdür. Hızır gibi yetişmek deriz ya; işte insan, başka bir insanın zor anında Hızır gibi olmalıdır. Allah’ın kuluna erişebilmesi için, insana insan gerek.” Kemal Sayar, söyleşisinin ardından sevenleri için kitaplarını imzaladı.</p>
<p><b>FUARDA ANADOLU’NUN SESİ YÜKSELİYOR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 15. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, 4-12 Ekim tarihleri arasında Kocaeli Kongre Merkezi’nde 515 yayınevi ve STK’nın katılımıyla sürüyor. Toplamda 1050 etkinliğe ev sahipliği yapan fuar, bu yıl “Anadolu Mayası” temasıyla sadece bir kitap buluşması değil, bir medeniyet sohbeti atmosferi sunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anadolu-mayasi-varliga-hayretle-bakabilmektir-581532">&#8220;Anadolu mayası, varlığa hayretle bakabilmektir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kazancın artması, mutlak huzur getirmiyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kazancin-artmasi-mutlak-huzur-getirmiyor-580367</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 11:51:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[Daha Fazla]]></category>
		<category><![CDATA[getirmiyor]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kazancın]]></category>
		<category><![CDATA[merve]]></category>
		<category><![CDATA[mutlak]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[umay]]></category>
		<category><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, paranın mutluluk ve güvenlik arayışındaki rolünü, zenginliğin getirdiği psikolojik riskleri ve parayla sağlıklı ilişki kurmanın yollarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kazancin-artmasi-mutlak-huzur-getirmiyor-580367">Kazancın artması, mutlak huzur getirmiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, paranın mutluluk ve güvenlik arayışındaki rolünü, zenginliğin getirdiği psikolojik riskleri ve parayla sağlıklı ilişki kurmanın yollarını anlattı.</p>
<p><strong>Kazanç artsa da bir süre sonra ‘yeter’ demek zorlaşır, sürekli daha fazlası istenir!</strong></p>
<p>İnsanların ‘zengin olma’ hayalinin aslında sadece lüks bir ev, hızlı bir araba ya da tropik tatillerle ilgili olmadığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Daha derinde, güvenlik, saygı görme ve kabul edilme arzusu yatar.” dedi.</p>
<p>Psikolojide ‘Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi’ denen bir model olduğunu dile getiren Demir, “Bu modele göre para, önce yemek, barınma gibi temel ihtiyaçları karşılar; ama sonrasında saygınlık, statü ve özgürlük sembolüne dönüşür. Birçok kişi, ‘biraz daha fazla kazansam rahat edeceğim’ diye düşünür. Ama işin ilginç yanı insan beyni yeni gelir seviyesine hızla alışır. Bu duruma hedonik adaptasyon deniyor. Yani kazancınız artsa da bir süre sonra ‘yeter’ demek zorlaşır, sürekli daha fazlasını istemeye başlarsınız.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Para mutluluğun kapısını açabilir ama tek anahtar değil!</strong></p>
<p>Nobel ödüllü Daniel Kahneman’ın yaptığı bir araştırmayı hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Buna göre yıllık gelir belli bir seviyeye kadar mutluluğu artırıyor. Ama o noktadan sonra daha fazla para, daha fazla mutluluk getirmiyor.” dedi.</p>
<p>Yani paranın, mutluluğun kapısını açabileceğini ama tek anahtar olmadığını aktaran Demir, “İyi ilişkiler, sağlık ve yaşamın anlamı olmadan servet tek başına yetmez.” vurgusunu yaptı.</p>
<p><strong>Zenginlik yolu bazı psikolojik tuzaklar barındırıyor!</strong></p>
<p>Zengin olma hedefinin motive edici olabileceğine ama bazı riskler barındırdığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, şunları söyledi:</p>
<p>“Kıyaslamalar büyük bir sorun. ‘O daha çok kazanıyor’ düşüncesi insanı asla tatmin etmez. Sadece kariyer ve para odaklı yaşamak aileyi, sağlığı ve dostlukları gölgede bırakır. Kişi, değeri banka hesabındaki rakamla eşitlediğinde özgüven kırılgan hale gelir. Sürekli daha fazlası için çalışmak, ruhsal ve bedensel yorgunluğu beraberinde getirir.”</p>
<p><strong>Parayı merkezden çıkarmak yaşamdan alınan keyfi artırıyor!</strong></p>
<p>Araştırmaların, para yerine öğrenmek, üretmek, fayda sağlamak gibi<strong> </strong>içsel motivasyonlara odaklanan kişilerin daha mutlu olduğunu gösterdiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yani insanları kalıcı şekilde motive eden şey, kendi değerleriyle uyumlu bir yaşamdır.” dedi.</p>
<p>Parayı merkezden çıkaran bireylerin, yaşamdan daha çok keyif aldıklarına işaret eden Demir, “Hobilerine zaman ayıran, sevdikleriyle kaliteli vakit geçiren kişilerde depresyon oranı daha düşük. Toplum, başarıyı çoğu zaman maddi göstergelerle ölçüyor. Reklamlar, sosyal medya ve popüler kültür, zenginlerin hayatlarını parlatıp bize sunuyor. Ayrıca tarih boyunca para, hayatta kalmanın en önemli aracı olmuş. Dolayısıyla beynimiz hâlâ ‘para = güvenlik’ mesajını taşıyor. Bu yüzden birçok insan, mutluluğu maddi başarıyla eşit görme eğiliminde.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Yüksek servet sahibi kişilerde yaygın olan bazı psikolojik zorluklar var!</strong></p>
<p>Zenginliğin, kendi sorunlarını da beraberinde getirdiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Araştırmalar, yüksek servet sahibi kişilerde bazı psikolojik zorlukların yaygın olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Bu zorluklara değinen Demir, “Yalnızlık ve güvensizlik görülür, insanların gerçek niyetinden şüphe duyarlar. Kaygı artar, yatırımları, hukuki sorunları ve serveti kaybetme korkusu büyür. Tükenmişlik ortaya çıkar, hedefe ulaştıktan sonra ‘şimdi ne olacak?’ boşluğu yaşanır. Başa çıkmak için önerilen yollar arasında terapi, sosyal bağları güçlendirmek, gönüllü faaliyetlerde bulunmak ve yaşamın finansal olmayan boyutlarına yatırım yapmak öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Parayla sağlıklı bir ilişki kurun! </strong></p>
<p>Parayla sağlıklı ilişki kurmak için önerilerde bulunan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Amaçları çeşitlendirin. Yalnızca para değil, anlamlı hedefler belirleyin. Finansal farkındalık geliştirin. Planlı yaşayın, ama hayatınızı rakamlara hapsetmeyin. Şükretme pratiği yapın. Sahip olduklarınızı takdir etmek, ‘daha fazlası’ tuzağını kırar. Dengeyi koruyun. İş, aile, sağlık ve hobiler arasında dengeli bir yaşam, kalıcı mutluluğu destekler.</p>
<p>Para, güçlü bir araçtır ama asıl mesele onu nasıl kullandığınızdır. Bir ev satın alabilir, güvenlik sağlayabilir, fırsatlar sunabilir. Ama anlamlı bir yaşam, güçlü bağlar ve iç huzur olmadan zenginlik tek başına yeterli değildir. Mutluluğun gerçek kaynağı, çoğu zaman banka hesabında değil; değerlerimizde, ilişkilerimizde ve içsel yolculuğumuzdadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kazancin-artmasi-mutlak-huzur-getirmiyor-580367">Kazancın artması, mutlak huzur getirmiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevirmenler, dil ve kültür uzmanı olarak yeniden tanımlanacak…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cevirmenler-dil-ve-kultur-uzmani-olarak-yeniden-tanimlanacak-580310</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 10:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[Büklüm]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[çevirmen]]></category>
		<category><![CDATA[çevirmenler]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kültüre]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[tanımlanacak]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580310</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi (İTBF) Mütercim ve Tercümanlık Bölümü (İngilizce) Öğr. Gör. Gözde Büklüm, 30 Eylül Çeviri Günü dolayısıyla, yapay zekanın çeviri alanında getirdiği değişimleri ve çevirmenlik mesleğinin geleceğini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevirmenler-dil-ve-kultur-uzmani-olarak-yeniden-tanimlanacak-580310">Çevirmenler, dil ve kültür uzmanı olarak yeniden tanımlanacak…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi (İTBF) Mütercim ve Tercümanlık Bölümü (İngilizce) Öğr. Gör. Gözde Büklüm, 30 Eylül Çeviri Günü dolayısıyla, yapay zekanın çeviri alanında getirdiği değişimleri ve çevirmenlik mesleğinin geleceğini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Çeviriler bağlama göre farklılaşıyor</strong></p>
<p>Günümüzde hızla gelişen yapay zeka teknolojileri ve beraberinde getirdiği yeniliklerle, çeviri alanında köklü değişimlere şahit olunduğunu ifade eden Büklüm, şöyle devam etti:</p>
<p>Yapay zeka temelli çeviri araçları, yüksek hızda ve kapasitede çeviri yapabilmeleri ile son yıllarda öne çıktı. Sundukları çeviriler, gündelik dilde, teknik alanlarda ve dil verisi açısından zengin dil çiftlerinde çoğunlukla başarılı sonuçlar veriyor. Bu durum haliyle çevirmen adaylarını biraz paniğe sürüklemiş durumda. Peki mesleğimiz elden gidiyor mu? Yapay zeka teknolojileri gerçekten insan çevirmenlerin yerini alacak mı? Bu sorunun cevabını bulmak için çevirilerin ne tür bağlamlarda kullanılacağını değerlendirmemiz gerekli.</p>
<p>İnsan çevirmenlerin ve yapay zekânın ürettiği çeviriler, dilin yalnızca sözcüklerden ibaret olmadığı noktasında keskin bir çizgi ile ayrılıyor. Duygu, bağlam, niyet ve kültürel katmanlar, çevirinin makineler tarafından yapılmasını zorlaştıran öğeler. Aynı cümlenin farklı bağlamlara göre farklı anlamlar içerebildiği, yer aldığı kültüre ve zaman dilimine göre farklı ifadelerin tercih edilmesi gerektiği durumlarda henüz yapay zeka temelli araçlar başarılı sonuçlar sunamıyor. Bu sonuçlar, çevirinin tek bir doğru karşılığı olan yalın bir dil aktarımı olmadığını bize kanıtlıyor.”</p>
<p><strong>Bazı alanlarda hâlâ insan uzmanlığına ihtiyaç var</strong></p>
<p>Teknik belgelerde yapay zekânın etkili olabildiğini dile getiren Öğr. Gör. Gözde Büklüm, “Teknik belgeler gibi daha standartlaşmış metin türlerinde veya karmaşık olmayan cümle yapılarında yapay zekâ etkili ve başarılı çeviriler ortaya koyuyor, evet. Fakat edebi çeviri, reklam çevirileri, hukuk metinleri, sağlık sektörü, simultane çeviri ya da kültürel açıdan yoğun altyazı çevirileri ve oyun çevirisi gibi alanlarda insan uzmanlığına hala ihtiyaç duyuluyor. Yapay zeka uygulamaları deyim, ironi, metafor ve kültürel referansları anlamakta ve çevirmekte henüz yetersiz kalıyor. Bu türlerde bağlamı anlamak, sözcüklerin arkasındaki kastedileni yorumlamak ve hedef kültüre uygunluk sağlamak, makine çevirisinin zorlandığı noktalar.” dedi.</p>
<p><strong>Çevirmenler dil ve kültür uzmanı olarak yeniden tanımlanacak</strong></p>
<p>Çeviriyi kullanacak kişilerin kendi prestijlerine ve imajlarına gölge düşürmemek için çeviride kaliteyi ve nüansları gözettiğini, o yüzden yapay zeka çevirisine henüz çoğu kullanıcının sıcak bakmadığını da söyleyen Öğr. Gör. Gözde Büklüm, “Kritik öneme sahip konularda hala makinelere değil insan çevirmenlere güveniliyor. Yine de teknolojinin çeviri süreçlerinde artık hep yer alacağını ve geliştirmelere açık olacağını kabul etmemiz gerekli. Teknolojiyi iyi kullanan ve çeviri yaptıkları dilin kültürüne hakim olan çevirmenler bu süreçte rekabet avantajı elde edecekler ve çevirmenlik meslek tanımı biraz daha değişmiş olacak. Yapay zeka çağında çevirmenler, sadece çeviri yapan değil; metni düzenleyen, bağlamı analiz eden ve yapay zekâ çıktısını denetleyen dil ve kültür uzmanları olarak kendilerini tekrar tanımlayacaklar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>20 yılı aşkın süredir bilgisayar destekli çeviri araçları derslerde var</strong></p>
<p>Yapay zekanın bir tehditten çok, dikkatli ve etik kullanıldığında faydalı bir araç olarak değerlendirilebileceğini anlatan Öğr. Gör. Gözde Büklüm, “Aslına bakarsanız çeviride bilgisayarları kullanmak konusu bizim yeni tanıştığımız bir olgu da değil. Mütercim ve Tercümanlık bölümlerinde yer alan derslerde bilgisayar destekli çeviri programlarının kullanımı 20 yılı aşkın süredir öğrencilere sunuluyor.  Bu araçlar sayesinde öğrenciler hem hızlı hem kaliteli çeviri yapabilmeyi öğreniyor. Yapay zeka da bu gereçler gibi zaman kazanmak ve ilk taslakları oluşturmak konusunda işimizi son derece kolaylaştırıyor ve müfredatımızda yapay zeka kullanımına yönelik dersler bulunuyor. Üniversitemizin Mütercim-Tercümanlık Bölümü’nde yapay zeka konusunda yapılan dersler, seminerler ve atölyeler, öğrencileri geleceğe hazırlamak adına önemli bir rol oynuyor. Öğrencilerimize dil uzmanı olarak yeni teknolojileri nasıl kullanacakları konusunda yol göstermeyi hedefliyoruz.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevirmenler-dil-ve-kultur-uzmani-olarak-yeniden-tanimlanacak-580310">Çevirmenler, dil ve kültür uzmanı olarak yeniden tanımlanacak…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Murathan Mungan Manisa&#8217;da Sanatseverlerle Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/murathan-mungan-manisada-sanatseverlerle-bulustu-580158</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2025 23:25:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[manisa]]></category>
		<category><![CDATA[mungan]]></category>
		<category><![CDATA[murathan]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatseverlerle]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580158</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, Tuğrul Keskinle 5. Niobe Edebiyat ve Sanat Söyleşileri kapsamında edebiyat dünyasının usta yazarlarından Murathan Mungan’ı Manisa’da sanatseverlerle buluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/murathan-mungan-manisada-sanatseverlerle-bulustu-580158">Murathan Mungan Manisa&#8217;da Sanatseverlerle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, Tuğrul Keskinle 5. Niobe Edebiyat ve Sanat Söyleşileri kapsamında edebiyat dünyasının usta yazarlarından Murathan Mungan’ı Manisa’da sanatseverlerle buluşturdu.</p>
<p>Manisa Şehir Tiyatrosu Uğur Mumcu Sahnesi’nde sanatseverle bir araya gelen Murathan Mungan bu özel söyleşide; edebiyat yolculuğunu, eserlerinin ortaya çıkış süreçlerini ve sanatın toplumsal rolünü anlattı. Katılımcılar, dikkatle dinlenilen keyifli söyleşide Murathan Mungan’a merak ettiği konularda sorular yöneltti. Söyleşi sonrasında usta yazar okuyucuları için kitaplarını imzalayarak fotoğraf çektirdi. Edebiyat dolu söyleşide Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ulaş Aydın, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Ural Sevener, Kültür ve Sanat Şube Müdürü Okan Gündüz ve Manisa Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Kubilay Penbeklioğlu yer aldı.</p>
<p><b>“Farklılık Yaratmanın Çok Zor Olduğu Bir Toplumuz”</b></p>
<p>Söyleşisinde toplum olarak ezber hayatlar yaşadığını ifade eden Murathan Mungan, “İştahlı biriyim, meraklı biriyim. Türkiye’ye, dünyaya, insana ait meraklarımı tüketmedim. Aslında insanı yaşatan merak. Bizim toplumsal olarak çöküntülerimizden biri de şu. Ezber hayatlar yaşayan, ezber sözler tekrarlayan, yeni bir şey söylemenin, yeni bir çığır açmanın, farkındalıklar yaratmanın çok zor olduğu bir toplumuz. Yeni söz üretmek bizde çok ciddi takıntı yaratıyor. Ezberlerimizi tekrarlıyoruz. Bu sadece bilgi düzeyinde değil. Kulak da muhafazakar oluyor. Sadece duymak istediklerine kilitleniyor. Müzikte de bu böyle. Sonra, ‘nereden başlasak acaba’ kısmına hep geri dönüyoruz” diyerek farklılık yaratmanın zorluğundan bahsetti.</p>
<p><b>“Kadın Sorununu Çözemeyen Toplum Gelişemez”</b></p>
<p>Kadın sorununun önemini vurgulayan Mungan, “Sosyal yaşamımda hep kadınlardan yana olmuşumdur. Önce kadınların yanından bakarım. Benim bu meseledeki ana hattım kuramlardan, kitaplardan, sonradan öğrenilmiş bir şey değil. Temel insani bazda bir duyarlılık ve vicdan zemininde farkındalık. Kadın sorununu çözememiş bir toplumun hiçbir konuda gelişemeyeceğini düşünüyorum. Edebiyatın ve sanatın dönüştürücü gücü şudur. Toplumu dönüştürecek olan insanları yetiştirir. Doğrudan toplumu dönüştürmez. Eğer birey yetiştiriyorsak, insan yetiştiriyorsak toplumu dönüştürecek olan o insanlardır” dedi.</p>
<p><b>Edebiyatla İlgilenenlere Tavsiyelerde Bulundu</b></p>
<p>Söyleşinin son kısımlarında tavsiyelerde bulunan Mungan, “Düzenli çalışmanın önemine her zaman inandım. İki şeyi çok önemsiyorum. Birincisi günlük tutun, ikincisi rüyalarınızı yazın. Yetenek diye bir şey var. Herkeste olmuyor bunu. Öte yandan çalışmak diye de bir şey var. Allah yeteneği verdiği gibi almasını da bilir. O yeteneği geliştireceksin, sulayacaksın. Gözün gibi bakacaksın” diyerek söyleşisini sonlandırdı.  </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/murathan-mungan-manisada-sanatseverlerle-bulustu-580158">Murathan Mungan Manisa&#8217;da Sanatseverlerle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal medyada paylaşmaya odaklanırken, yaşamın kendisini kaçırıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyada-paylasmaya-odaklanirken-yasamin-kendisini-kaciriyoruz-579442</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 08:44:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beğeni]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[kendisini]]></category>
		<category><![CDATA[medyada]]></category>
		<category><![CDATA[odaklanırken]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşmaya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579442</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beğenilme ve onay alma isteği insan doğasının temel özelliklerinden biri. Sosyal canlılar olarak varlığımızı sürdürebilmemiz için başkalarıyla ilişki kurmaya ve kabul görmeye ihtiyaç duyarız.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyada-paylasmaya-odaklanirken-yasamin-kendisini-kaciriyoruz-579442">Sosyal medyada paylaşmaya odaklanırken, yaşamın kendisini kaçırıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Beğenilme ve onay alma isteği insan doğasının temel özelliklerinden biri. Sosyal canlılar olarak varlığımızı sürdürebilmemiz için başkalarıyla ilişki kurmaya ve kabul görmeye ihtiyaç duyarız. Ancak günümüzde sosyal medya, bu doğal eğilimi farklı bir boyuta taşıyarak bireylerin psikolojisi ve toplumsal ilişkileri üzerinde yeni etkiler yaratıyor. Özellikle “like” kültürü, beğeninin karşılığını anında ve geniş kitlelerden alabilme imkânı sunduğundan, bireylerde kısa vadede dopamin salınımını tetikliyor; fakat uzun vadede bağımlılık, kıskançlık ve tüketim baskısı gibi olumsuz sonuçlara yol açıyor. Acıbadem Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Bilgili, sosyal medyanın bireyler ve toplum üzerindeki etkilerini değerlendirerek, “Beğenilme ve onay alma isteği doğamızda var, ama sosyal medya bunu başka bir boyuta taşıyarak insan psikolojisi için zararlı bir hale getiriyor” diyor.</strong></em></p>
<p>Günümüzde adeta bir “beğeni bağımlılığı” yaşandığını dile getiren Doç. Dr. Alper Bilgili, sosyal medyanın sıradan insan ilişkilerinde olmayan bir imkân sunduğuna dikkat çekiyor: “Beğeninin karşılığını hemen ‘like’larla alıyoruz. Üstelik çok daha büyük bir kitleye, hatta tanımadığımız insanlara bile kendimizi beğendirebiliyoruz. Bu kısa vadede dopamin olarak bize dönse de, uzun vadede psikolojimiz ve toplumsal ilişkilerimiz üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor.”</p>
<p>Doç. Dr. Alper Bilgili’ye göre bu olumsuz etkilerden en dikkat çekeni ise “kıyaslama”. Kullanıcıların, başkalarının abartılı hatta aldatıcı paylaşımlarını gerçek sandıklarına dikkat çeken Doç. Dr. Alper Bilgili, “Örneğin Utah Valley Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre Facebook kullanıcılarının ciddi bir bölümü diğer insanların kendilerinden daha mutlu bir hayat yaşadığına inanıyor. Missouri Üniversitesi’nde yapılan başka bir araştırmaya göreyse sosyal medya kıskançlık hissini artırıyor. Zaten düşünüldüğünde iki sonucun birbirinden bağımsız olmadığı görülür” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Sosyal Medya Bağımlılık Yaratıyor </strong></p>
<p>Sosyal medyanın bağımlılık yarattığına dair geniş bir literatür bulunduğunu hatırlatan Doç. Dr. Alper Bilgili, “Gallup araştırmasına göre kullanıcıların %41’i saatte birkaç kez, %11’i birkaç dakikada bir bildirimlerini kontrol ediyor. Bu bağımlılık tesadüf değil; sosyal medya insan psikolojisinin zaaflarına göre bilinçli olarak tasarlanıyor” diyor. </p>
<p>Doç. Dr. Alper Bilgili’ye göre sosyal medya, tüketim alışkanlıklarını yönlendiriyor. Orada gördüğümüz paylaşımların, tüketim kültürünü sürekli olumlayan bir etki yarattığını vurgulayan Doç. Dr. Alper Bilgili, “İhtiyacımız olmasa da oradakiler gibi tüketmek istiyoruz. Sosyal medya sadece tüketimi özendirmiyor, kolaylaştırıyor da. Geçen sene ‘Kara Cuma’ diye bilinen dönemde TikTok, ‘TikTok Shop’ isimli kendi uygulaması üzerinden günde 100 milyon dolarlık satış yapmayı başardı. Bunun yanında sponsorlu içerikler ve influencer’ların paylaşımları belirli ürünlerin karşımıza çıkmasına neden oluyor. Reklam verenlerin ilgi alanlarımıza erişmesi, uygulama üzerinden bizi tanıyor olması bu sosyal medya uygulamalarını ana akım medyadan çok daha etkili kılıyor. Çünkü firmalar alıcı kitlesini belirleyip bu tür reklamları gerçek muhataplarına ulaştırabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>Minimalizm de Gösterişe Dönüştü </strong></p>
<p>Sosyal medyada minimalist yaşam tarzına yönelik akımlar da popüler. Ancak Doç. Dr. Alper Bilgili, bu akımların samimiyetini sorguluyor: “Minimalizm, tüketim kültürüne karşı bir duruş gibi görünüyor. Ama sosyal medyada minimalist yaşamakla övünmek, yeni bir statü aracı haline geldi. Bazıları sahip olduklarını azaltmak yerine, minimalist yaşam videolarında gördüklerini edinmeye başladı. Amaç yine beğeni almak oldu.”</p>
<p>Sosyal medya platformlarının da kendi dinamikleri olduğuna işaret eden Doç. Dr. Alper Bilgili, “Bu platformlarda aşırı tüketimle veya gösterişçi tüketimle ilgili bir farkındalık uyandırmak teoride mümkün. Ancak platformların beğeni üzerine kurulu olması, bu platformlardaki algoritmaların temelde kâr amacı gütmeleri, bu iyi niyetli eylemlerin kolaylıkla amacından sapmasına neden olabilir. Tabii detaya inildiğinde sosyal medya platformlarının kullandıkları farklı algoritmalar nedeniyle tüketimle ilgili farkındalık oluşturma potansiyelleri arasında da ayrıma gitmek gerektiği söylenebilir. Örneğin Reddit ile Instagram’ı bu anlamda aynı kefeye koymamak gerekir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Doğru Kullanılırsa Faydaları da Var </strong></p>
<p>Sosyal medyanın olumsuz yanlarının yanında bazı faydaları da olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Alper Bilgili, “Doğru kullanılırsa iyi bir network ve bilgi kaynağı olarak işlev görebiliyor. Özellikle konvansiyonel medyayla kıyaslandığında sesini duyurmak için etkili bir mecra. Memnuniyetsizlik halinde etkili bir ceza aracı olarak da kullanılabiliyor. Ancak tüm bunlar doğru kullanılma şartına bağlı” diyor. </p>
<p>Peki olumsuz etkilerden korunmak için ne yapılabilir? Doç. Dr. Alper Bilgili şu önerilerde bulunuyor: “Öncelikle sosyal medyayı neden kullandığımızı sorgulamalıyız. Kullanım sınırlarını aktifleştirmek, bazı günleri ‘Dijital Şabat’ ilan etmek faydalı olabilir. Kendimize sosyal medyanın gerçeği temsil etmediğini hatırlatmamız gerekiyor. Bu platformların bizi esir etme stratejileri, kumarhane taktiklerinden davranışsal psikolojiye kadar pek çok araçtan faydalanıyor. Bunlara ilaveten sosyal medyada ne paylaşacağımızı veya kime ne cevap vereceğimizi düşünürken hayatla olan temasımızı yitirdiğimizi hatırlamak gerekir. Aksi takdirde paylaşmaya odaklanırken, yaşamın kendisini kaçırıyoruz. Özetle sosyal medyanın olumsuz etkilerinden kaçınmak sadece ciddi bir irade değil, aynı zamanda zamanımızı, enerjimizi ve dikkatimizi paraya çevirmek için tasarlanmış platformlara karşı bilinçli bir farkındalık gerektiriyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyada-paylasmaya-odaklanirken-yasamin-kendisini-kaciriyoruz-579442">Sosyal medyada paylaşmaya odaklanırken, yaşamın kendisini kaçırıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mobbing Bir İnsan Hakları İhlalidir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mobbing-bir-insan-haklari-ihlalidir-578430</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 13:36:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hlalidir]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[küçükçekmece]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[personele]]></category>
		<category><![CDATA[verildi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü ile Strateji Geliştirme Müdürlüğü işbirliği ile personele yönelik ‘Mobbing Eğitimi’ düzenledi. Seminerde mobbinge karşı sessiz kalınmaması gerektiğini vurgulayan Save The Children Yardım Kuruluşu Uzman Klinik Psikologlarından Yusuf Öntaş ‘’Mobbing bir insan hakları ihlalidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobbing-bir-insan-haklari-ihlalidir-578430">Mobbing Bir İnsan Hakları İhlalidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü ile Strateji Geliştirme Müdürlüğü işbirliği ile personele yönelik ‘Mobbing Eğitimi’ düzenledi. Seminerde mobbinge karşı sessiz kalınmaması gerektiğini vurgulayan Save The Children Yardım Kuruluşu Uzman Klinik Psikologlarından Yusuf Öntaş ‘’Mobbing bir insan hakları ihlalidir. Mobbing sürekli tekrarlanıyorsa kişide psikolojik, sosyal ve fiziksel olarak kalıcı hasarlara yol açıyor hatta durum intihara kadar gidebiliyor. Dolayısıyla insan hakları ihlalidir çünkü insana zarar veriyor‘’ dedi.</p>
<p>Belediye Başkanlığı Çok Amaçlı Salonu’nda gerçekleştirilen eğitimde; &#8220;Mobbing nedir, neden önemlidir, kurumsal ve bireysel etkileri nelerdir, mobbing türleri nelerdir ve mobbingle baş etme yolları nelerdir?&#8221; gibi konularda personele ayrıntılı bilgi verildi.</p>
<p><b>Yusuf Öntaş: Mobbing hukuki olarak bir suçtur</b></p>
<p>Mobbing davalarında onlarca hukuki kararın olduğunu belirten Öntaş, &#8221;Mobbing hukuki olarak bir suçtur ve çeşitli yaptırımlar söz konusudur. Bu konuda çok fazla mahkeme kararı var. Bu kararlar içerisinde tazminat, mobbing şiddete evrilmişse de hapis cezası bile var. Ayrıca kişinin iş yerine geri dönmesi, müdürün işten çıkarılması gibi kurumun kendi içerisindeki yürüttüğü süreçler de var. Mobbinge uğrayan insanlar günlük tutabilir çünkü hâkimler bunu delil olarak kabul edebiliyor. Mobbinge dair yazılı belgeler saklanmalı, tanık olanlar varsa onlardan yardım alınmalı, kurum içerisinde yaptığınız başvurular raporlanmalı ve psikolojik destek alıp bunu raporlamak da önemli. Ayrıca 170 Çalışma Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi’ni arayarak mobbing şikâyetleri resmileştirilebilir ve uzman psikologlardan destek de alınabilir’’ dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobbing-bir-insan-haklari-ihlalidir-578430">Mobbing Bir İnsan Hakları İhlalidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Engelli itfaiyeci çok sevdiği mesleğinden hiç kopmadı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/engelli-itfaiyeci-cok-sevdigi-mesleginden-hic-kopmadi-577232</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2025 10:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[hiç]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiye]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiyeci]]></category>
		<category><![CDATA[kaza]]></category>
		<category><![CDATA[kopmadı]]></category>
		<category><![CDATA[mesleğinden]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[sevdiği]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[verdiği]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=577232</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görevli Mümtaz Zarplı, 18 yıl önce yangın söndürme tüpünün patlamasının ardından kaybettiği iki bacağına rağmen hayata umutla tutunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/engelli-itfaiyeci-cok-sevdigi-mesleginden-hic-kopmadi-577232">Engelli itfaiyeci çok sevdiği mesleğinden hiç kopmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görevli Mümtaz Zarplı, 18 yıl önce yangın söndürme tüpünün patlamasının ardından kaybettiği iki bacağına rağmen hayata umutla tutunuyor. Kazanın ardından malulen emekli olan daha sonra engelli kadrosundan yeniden işe başlayan Zarplı, belediyenin farklı birimlerini değil yeniden itfaiyeyi seçti. Mesleğine tutkuyla bağlı olan ve santralde görevlendirilen Mümtaz Zarplı, verdiği mücadele sayesinde ilk defa bir itfaiye erinin vazife malulü olarak kabul edilmesini de sağladı. </p>
<p>Sayısız yangında, depremde, kazada, kurtarma çalışmalarında görev alan İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, İtfaiyecilik Haftası’nı kutluyor. Ateş savaşçıları için önemli olan bu tarihte, ömrünü mesleğe adayan Mümtaz Zarplı’nın mücadelesi dikkat çekiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görevli 55 yaşındaki Mümtaz Zarplı, 2007 yılında iş kazası geçirdi. Yangın söndürme tüpü eğitimi sırasında meydana gelen patlama nedeniyle iki bacağını birden kaybeden evli ve 2 çocuk babası Mümtaz Zarplı, bir yıl boyunca tedavi gördü. İki bacağına elektronik protez takılan Zarplı, ailesinin, sevenlerinin ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği destekle yeniden hayata tutundu. Malulen emekli olduktan sonra engelli kadrosuyla yeniden mesleğine dönen Mümtaz Zarplı, Güzelbahçe İtfaiye Grubu santralinde görev yapıyor. Gelen ihbarları değerlendiren, ekipleri olay yerine yönlendiren Zarplı, bacaklarını kaybetmesine rağmen mesleğinden hiç kopmadı. </p>
<p><strong>“Zorluk yaşayan itfaiyeciler mesleğine sarılıyor”</strong><br />Fiziki olarak görevinden hiç emekli olmadığını, sadece görev yerinin değiştiğini vurgulayan Zarplı, tüm zorluklara rağmen hayata tutunmak için verdiği mücadeleden vazgeçmediğini söyledi. Bunun kendisine özel bir durum olduğunu düşünmediğini aktaran Zarplı, “Herhangi bir zorluk yaşayan bir itfaiyeci arkadaşıma dönüp bakıyorsunuz yine dört elle mesleğine sarılıyor. Çünkü işimizin böyle motive eden bir yanı var. İşin doğasından kaynaklı insana uzanmak, insana yardım etmek söz konusu ve ondan alınan haz ile alakalı bir durum. <br />İnsana dokunabilmenin hazzını alan birinin, o duygudan bir daha kolay kolay vazgeçebileceğini düşünmüyorum” dedi.  </p>
<p><strong>“Mesleğime hiç küsmedim”</strong><br />Derin bir sevgiyle bağlı olduğu mesleğine hiç küsmediğini belirten Mümtaz Zarplı, şunları söyledi: “İnsan kendini sorguluyor. Böyle olmayabilir miydi? Ne yapabilirdim? Ama bir yerden sonra durumu kabullenip, bundan sonra yapacaklarınıza odaklanıyorsunuz. Mantıklı olan, akılcı olan bıraktığımız yerden devam etmek. Burası bir aile. Buradan kopmak kolay değil. Çünkü o birliktelik duygusunu bir kez edindiyseniz, aidiyet duygusunu bir kez edindiyseniz, ondan vazgeçmek istemezsiniz. Herkesin böyle bir duyguyu tatmasını isterim.”</p>
<p><strong>“İnsanın içinde hep bir özlem var”</strong><br />Bu yıl çok fazla yangın çıktığını, ekip arkadaşları gibi mücadele etmek için sahada olmayı çok istediğini dile getiren Mümtaz Zarplı, “İnsanın içinde hep bir özlem var. Hep olay yerinde olup müdahale etmek istiyorsunuz. Hele hele sözünü ettiğimiz konu orman yangınları olduğu zaman, bırakın itfaiyecileri, sivil yurttaşları da derinden üzen bir konu. Herkes elinden geleni yapmak istiyor” diye konuştu. Ayrıca mesleğe yeni başlayan itfaiye memurları için örnek bir insan olarak görülen Zarplı, “Yeni gelen itfaiye memurları ile güzel ilişkiler kuruyoruz. Gençler bir şeyler öğrenmek istiyor. En küçük ayrıntıdan bir şeyler çıkarmaya çalışıyorlar. O nedenle gençlerden çok umutluyum. Onlar için bir nebze iyi bir örnek olabiliyorsam ne mutlu bana” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Teşkilata “vazife malulü” kavramını kazandırdı</strong><br />Zarplı yalnızca hayata, mesleğine tutunmak için savaşmadı. Aynı zamanda itfaiye teşkilatının çok önemli bir kazanım elde etmesini de sağladı. Verdiği mücadelenin ardından devletin kendisine “vazife malulü” unvanını verdiğini belirten Zarplı, şunları söyledi: <br />“Bu önemli bir vasıf. Devletin herhangi bir kurumunda ayrım olmaksızın hizmet vermiş bütün personeli malul duruma düştüğü zaman, vazife malulü sıfatı ile onurlandırması bence çok şık bir durum. Bunu değerli buluyorum. Bu konuda bir ilk. Daha önceki örneklere bakıldığında hayatını kaybeden, şehit olan arkadaşlarımız var. Yaralanan arkadaşlarımız var. Vazife malulü sıfatına erişen ilk itfaiyeciyim.” </p>
<p><strong>“Sahadan asla kopmazdım”</strong><br />Yaşanan talihsiz kazanın ardından verdiği tüm mücadelenin normal olduğunu düşündüğünü söyleyen Zarplı, “Çevremdeki insanlar çok mücadeleci olduğumu söylüyor. Herkesin üzüldüğü bir kaza yaşandı. Arkasından tekrar hayata tutunmak önemli. Ailem, çocuklarım var. Her şeyi eskisi gibi yönetebilmek, yürütebilmek, hayatınızı idame ettirmek, iş yerinizde de bazı şeylerden geri kalmamak, görevlerinize devam edebilmek çoğu insan için bir örnek teşkil ediyor. Bu konuda övgü alıyorum ama özel olarak bir şey yapmadım. Olması gerekeni yapıyorum. <br />Mesleğe yeni başlayacak arkadaşlarımın kendilerine ‘Ben bu mesleği seviyor muyum veya sevebilir miyim’ diye sorması gerekiyor. Seviyorlarsa sonuna kadar gitsinler, sevmiyorlarsa hiç başlamasınlar. Çünkü sevilen bir işte başarı elde edilir. Ayrıca bu işin zorlukları çok fazla. 24 saat boyunca ailenizden ayrı kalıyorsunuz. Afetlerde, büyük orman yangınlarında günlerce eve gidemediğiniz zamanlar oluyor. Bu herkesin kabul edebileceği bir durum değil. Sahada aktif olarak çalışmayı çok özlüyorum. Eğer böyle bir durum yaşanmasaydı, sahadan asla kopmazdım. Bunun ihtimali bile yok. Mesleğimi çok seviyorum” dedi. </p>
<p><strong>“Ondan güç alıyoruz”</strong><br />Zarplı’nın meslektaşları da kendisinden çok şey öğrendiklerini söyledi. 15 yıldır itfaiyede görev yapan itfaiye çavuşu Emrah Çeker, “Bize çok faydası oluyor. Dağcılık alanında tecrübeli. Bize bu alandaki deneyimlerini aktarıyor. Çok güçlü bir karakteri var. Umutsuzluğa kapıldığımız zaman ondan güç alıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Tecrübeleri bize yol gösteriyor”</strong><br />13 yıllık itfaiye personeli Hasan Cengiz Güneş ise 5 yıldır birlikte çalıştıkları Mümtaz Zarplı’yı birçok yönden örnek aldıklarını ifade ederek, “Mesleki deneyimlerini bize aktarıyor. Bu bizim için büyük bir nimet. Onun biriktirdiği tecrübeler bize yol gösteriyor. İyi ki var ve iyi ki bizimle. Bizim için büyük bir şans. Onunla çalıştığımız için çok mutluyuz” ifadelerini kullandı.  <br />İtfaiyeye yeni başlayacak Serkan Yılmaz da “Yapacağımız iş riskli ve dikkat gerektiren bir alan. O nedenle Mümtaz ağabeyi ilk gördüğüm zaman biraz endişelendim. Ama onun tecrübelerinin bizi besleyeceğine inanıyorum. Olaya gitmeden önce kendi can güvenliğimizi sağlamamız için bizi uyarıyor. Çünkü biz kendi can güvenliğimizi sağlayamazsak kimseye yardımcı olamayız” diye konuştu.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/engelli-itfaiyeci-cok-sevdigi-mesleginden-hic-kopmadi-577232">Engelli itfaiyeci çok sevdiği mesleğinden hiç kopmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Erkan Aydın&#8217;dan Mustafakemalpaşalılar Derneğine ziyaret</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-erkan-aydindan-mustafakemalpasalilar-dernegine-ziyaret-576447</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 14:30:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[derneğine]]></category>
		<category><![CDATA[erkan]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalpaşa]]></category>
		<category><![CDATA[mustafakemalpaşalılar]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaş]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576447</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göreve geldiği günden itibaren Osmangazi İlçesine daha iyi hizmet edebilmek için var gücüyle durmadan çalışan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, vatandaşlarla bir araya gelerek istek ve taleplerine çözümler üretiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-erkan-aydindan-mustafakemalpasalilar-dernegine-ziyaret-576447">Başkan Erkan Aydın&#8217;dan Mustafakemalpaşalılar Derneğine ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Göreve geldiği günden itibaren Osmangazi İlçesine daha iyi hizmet edebilmek için var gücüyle durmadan çalışan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, vatandaşlarla bir araya gelerek istek ve taleplerine çözümler üretiyor. </span></span></span></p>
<p><span><span><span> Başkan Aydın, Osmangazi ilçesindeki mahalleleri tek ziyaret ederek vatandaşların derdine derman oluyor. Mustafakemalpaşalılar Derneği’nin daveti üzerine ziyaret gerçekleştiren Başkan Aydın, dernek üyeleriyle biri araya geldi. Mustafakemalpaşalılar Derneği binasında gerçekleşen ziyarette Başkan Aydın, dernek üyeleriyle sohbet ederek istek ve taleplerini dinledi. Gerçekleşen ziyarete Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra Mustafakemalpaşalılar Derneği Başkanı Murat Tuncel, CHP Mustafakemalpaşa İlçe Başkanı Gökhan Demir, muhtarlar ve dernek üyeleri katıldı. </span></span></span></p>
<p><span><span> <span><span>İNSANI DİNLEYEREK ÇÖZÜMLER ÜRETİRSENİZ SONUCU BAŞARI OLUYOR</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Osmangazi Türkiye’nin 5’inci büyük ilçesi olduğunu ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Osmangazi 55 ilden büyük 77 bin hektarlık bölgeyi kapsıyor. Biz şikayet etmeye, bahane ve mazeret üretmeye gelmedik, çalışıyoruz. Muhtarlarımızla hemen hemen her gün ilgili müdürlerimiz irtibat halinde, vatandaşların bize ulaşan her türlü sorunuyla ilgili çözüm üretmede ekiplerimiz hızlı çalışıyor. Biz ölçüyor, denetliyor ve verimliliğe bakıyoruz, bu anlamda iyiyiz. İşin bütçesinden, kaynakların verimli kullanılmasına, sahadaki hizmete, bunun geri dönüşümüne ve vatandaş memnuniyetine kadar her bir işin parçasını ölçerek gidiyoruz. Biz yerel yöneticiler olarak hizmet odaklı, insan ayırmadan, partisine ve bize oy verip vermediğine bakmadan, 7-24 esasına göre çalışıyoruz. Biz bunun için göreve geldik. Şuana kadar 30’a yakın mahallemizde kahvaltı düzenleyerek vatandaşlarla birebir iletişim kurduk. Oturup insanları dinlemek onlardan direk geri bildirimleri almak bizim için değerli, insanı dinleyerek çözümler üretirseniz sonucu başarı oluyor. Biz 25 yıldır bu işlerin içerisindeyiz. 6 yıl DAĞDER başkanlığı, 3 dönem milletvekilliği yaptık. Biz her zaman insanın olduğu yerdeyiz. Bu işlerde insanı, memleketi, ülkenizi ve çalışmayı sevmeniz gerekiyor. Bunlardan biri eksikse başarılı olamazsınız. Bizim derdimiz insanımıza, ülkemize ve memleketimize hizmet etmek. Biz elimizden gelen imkanlar dahilinde en iyisini yapmak için çalışmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>     PARK SAYIMIZ 5 YILIN SONUNDA 750’Yİ BULUR </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bütçenin arttığını belirten Başkan Aydın, “İhale yaptığımızda 30-35 kırımla ihale yapıyoruz. Bizden önce 5 yıllık kırım oranı yüzde 8’di bizim 1 yıllık kırım oranımız yüzde 21, bu şu demek 2,5 kat tasarruf yapmışız demek. 3 tane daha kreşimiz bitti çalışını yapacağız. 3 tane daha temel atıyoruz, 2tane sağlık ocağı bitirdik. Bunun yanında 1,5 yıl içinde 20’ye yakın açılış 15’e yakın temel atma yaptık. Sadece bu yaz okullarından 25 bin çocuk faydalandı. Park sayımızı 6 tane arttırdık, yakında 6 tane daha arttırarak sayısını 710’a çıkartıyoruz. 5 yıllının sonunda bu rakam 750’lileri bulur. Bizim toplam temizlediğimiz sokak uzunluğu bin 725 kilometre buradan İran’a kadar sokağı her hafta temizliyoruz bu rakamlar öyle kolay rakamlar değil, bu işleri emekçinin ve işçinin hakkını vererek yapıyoruz. Yaptığımız hizmetlerin karşılığını almaktayız. Genel merkezimizin yaptırdığı anketlerde 412 CHP’li belediye içinde birinci sırada çıktık. Bizlere ev sahipliği yaptığı için Mustafakemalpalılar Derneği başkanı ve yönetimine teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span> Mustafakemalpaşalılar Derneği Başkanı Murat Tuncel ve CHP Mustafakemalpaşa İlçe Başkanı Gökhan Demir, “Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın her zaman yanlarında olduğunu belirterek yaptığı ziyaretten dolayı teşekkür etti.  </span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-erkan-aydindan-mustafakemalpasalilar-dernegine-ziyaret-576447">Başkan Erkan Aydın&#8217;dan Mustafakemalpaşalılar Derneğine ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin, umudunu kaybetmeyene yardım ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-umudunu-kaybetmeyene-yardim-ediyor-575869</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 16:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybetmeyene]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[umudunu]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, umut ve umutsuzluk konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-umudunu-kaybetmeyene-yardim-ediyor-575869">Beyin, umudunu kaybetmeyene yardım ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, umut ve umutsuzluk konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Umut sadece bir duygu değil</strong> <strong>&#8220;yaşam enerjisi&#8221;…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan,<strong> </strong>umudun sadece bir duygu değil, aynı zamanda hayatta kalmak için tüm canlıların genlerine kodlanmış bir &#8220;yaşam enerjisi&#8221; olduğunu belirterek, normal olanın umut, anomalinin ise umutsuzluk olduğunu söyledi.</p>
<p>İnsanın doğuştan umutlu olmaya programlandığını ancak öğrendiği yanlış düşünce kalıpları ve &#8220;kendini gerçekleştiren kehanetler&#8221; ile umutsuzluğa sürüklendiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bir hayvan kesimhaneye giderken bile otlamaya devam eder çünkü gelecek projeksiyonu yoktur, umutsuzluğu bilmez. İnsan ise geleceğin ve belirsizliğin farkında olduğu için umutsuzluğa düşebilir. Ancak bu, sonradan öğrenilen bir durumdur.&#8221; dedi.</p>
<p>Umudun, bir duygudan öte, bilinçli ve öğrenilmiş zihinsel bir beceri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, &#8221; Umut bir duygudan öte bilinçli bir şeydir, zihinsel bir öğrenme sonucunda ortaya çıkar. Yani insan umutla umutsuzluk arasında ilerleyen bir varlıktır. Beynimiz küserse umutsuz oluruz. &#8216;Ben başaramam, her şey boş, hayat anlamsız&#8217; gibi düşünceler beyni savunmaya geçirir ve kişiyi yalnızlığa, depresyona iter.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığın en önemli kaynaklarından biri ümidi yüksek tutabilme becerisi</strong></p>
<p>Psikolojik sağlamlığın en önemli kaynaklarından birinin, her koşulda ümidi yüksek tutabilme becerisi olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bu becerinin amaç odaklı düşünme ve sabır gibi diğer karakter güçleriyle desteklendiğini ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, umutsuzluğun en büyük kaynaklarından birinin, insanların olumsuz ön yargıları ve &#8220;zihin okuma&#8221; alışkanlıkları olduğunu, düşünce katılığına sahip, eleştiriye kapalı ve inatçı kişilerin kendilerini değişime kapattığını dile getirerek, 21. yüzyılın en önemli becerilerinin yenilikçilik ve farklı fikirlere açık olmak olduğunu vurguladı.</p>
<p>Umut duygusunu korumak için çocukları örnek almamız gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, &#8220;En ümitsiz ortamda bile insan kendine bir ümit ışığı yakabilir. Tohum yerin altında bekler, şartlar oluştuğunda fidan olur, ağaç olur, meyve verir. Umut da böyledir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>İnsanın en temel korkularının altında &#8220;belirsizliğe tahammülsüzlük” yatıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanın en temel korkularının altında yatan &#8220;belirsizliğe tahammülsüzlüğün&#8221;, umutsuzluğun ana kaynağı olduğunu dile getirerek, “İnsan, diğer canlılardan farklı olarak her şeyi kontrol etme arzusundadır.” dedi.</p>
<p>Kutsal metinlerin &#8220;ilahi plana güvenme&#8221; yani teslimiyet ve tevekkül tavsiye ettiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, insanın &#8220;Şu an benim için kötü olan şey, belki yarın için iyidir&#8221; diyerek büyük resmi görmeye çalıştığında ve kontrol edemeyeceği durumları &#8220;radikal kabullenme&#8221; ile rafa kaldırdığında, belirsizliğin azaldığını ve umutsuzluğun umuda dönüştüğünü ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu yaklaşımın, kişinin gücünün yetmediği konularda boşa enerji harcamak yerine, hedeflerine odaklanmasını ve anı yaşamasını sağlayan modern bir terapi yöntemi olduğunu da dile getirdi.</p>
<p><strong>Umut, öğrenilmiş zihinsel bir beceri</strong></p>
<p>Umudun, öğrenilmiş zihinsel bir beceri ve bir karakter gücü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, psikolojik sağlamlığın temelinde &#8220;zihinsel esnekliğin&#8221;, yani A planı olmayınca B ve C planlarını düşünebilmenin yattığını kaydetti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Yunus Peygamber kıssasının da bir sabır öyküsünden çok, &#8220;ne olursa olsun ümitsizliğe düşmeme&#8221; kıssası olarak okunması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Bazı kişilerin, sorumluluk almamak ve riskten kaçmak için &#8220;depresyondan beslendiğini&#8221; ve &#8220;Ben zaten böyleyim, hayat kötü&#8221; diyerek kendilerini bir kadere hapsettiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu durumun bir kendini kandırma yöntemi olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Ümitli bir insan su gibi…</strong></p>
<p>20&#8217;li yaşların, kimlik arayışı ve hayal kırıklıklarının sıkça yaşandığı bir &#8220;karar yılları&#8221; olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Hayata taktığınız zihinsel gözlük siyahsa, her şeyi siyah görürsünüz. Ümitli bir insan ise su gibidir; önüne bir engel çıktığında etrafından dolaşır, yoluna devam eder. Müthiş bir metafor su. Su akıyor, önüne bir engel çıktığı zaman etrafını dolaşıyor. Damlaya damlaya geçiyor, gidiyor. Buhar oluyor, tekrar dönüyor. Yani ümitli olan bir insan su gibi hayata bakar. Hayatta her şey bakış açımızla ilgili. Zümrüdüanka kuşu var. Türkçede de Hüma kuşu diye geçiyor. Zümrüdüanka küllerinden yeniden doğmuş. Zümrüdüanka kuşu gibi küllerinden yeniden doğmayı metafor olarak terapide de kullanıyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Gençlere, küllerinden yeniden doğan Zümrüdüanka kuşunu örnek almalarını tavsiye eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;İnsana doğuştan bu kapasite verilmiştir. En karanlık anlar, aydınlığın kıymetinin anlaşıldığı şafak vaktidir. Kapalı kapıları zorlamak yerine, açık kapıları arayıp bulmalı ve oradan ilerlemelisiniz.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Umut duygusu beyinde serotonin, dopamin gibi mutluluk hormonlarını harekete geçiriyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, umut duygusunun yüksek olmasının beyinde serotonin, dopamin gibi mutluluk hormonlarını harekete geçirdiğini ve kişinin enerjisini artırdığını belirterek, &#8220;Beynimiz, umutlu olduğumuzda bize yardım eder. Krizlere ve depresyona çözüm bulur. Biyolojik olarak umutlu olmaya kodlanmışız. Umut duygusu, insan için bilişsel ve zihinsel bir beceridir. Umut duygusunun yüksek olması, motivasyonun da yüksek olması demektir. Depresyon tedavisinde veya kariyer eğitimlerinde ilk öğretilen şey, iyileşme beklentisi ve umut duygusudur. İyileşme beklentisi ve umut duygusu olan kişilerin beyinlerinde serotonin, dopamin, oksitosin ve endorfin gibi mutluluk ve hazla ilgili hormonlar adeta coşar. Bu hormonlar sayesinde kişinin enerjisi artar ve kendini harekete geçirir. Umutlu bir kişi, önüne çıkan engelleri birer ‘engel’ olarak değil, ‘büyümenin bir parçası’ olarak görür. Bakış açısı tamamen bununla ilgilidir. Yaşadığı travmaları ‘geliştiren travma’ olarak nitelendirir. Bir olayın tehdit boyutu yerine fırsat boyutuna odaklanır. Tehditleri analiz eder ama asıl olarak ‘Yaşadığım bu olaydan nasıl bir fırsat çıkarabilirim?’ diye düşünür. İşte bu bakış açısına sahip olduğunda, umut o kişi için gerçek bir yaşam enerjisine dönüşür.” dedi.</p>
<p><strong>Beynimiz adeta bir kimya laboratuvarı, bir eczane gibi çalışıyor</strong></p>
<p>Ümitsizlik ve karamsarlığın insan doğasına aykırı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü en zor durumda bile içinde bir umut ışığı taşıyan kişi, harekete geçme gücünü bulabiliyor. Böylece motivasyonu ve enerjisi artıyor. En önemlisi de beyin ona yardım ediyor. Beynimiz adeta bir kimya laboratuvarı, bir eczane gibi çalışıyor. Umudu yüksek olan kişinin beyni, depresyona ya da krize çözüm üretmeye başlıyor. Beyin destek verince çıkış yolu da daha kolay bulunuyor. Çünkü biz biyolojik olarak buna uygun şekilde kodlanmışız.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-umudunu-kaybetmeyene-yardim-ediyor-575869">Beyin, umudunu kaybetmeyene yardım ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mudanya 7. Kitap Fuarı Sona Erdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mudanya-7-kitap-fuari-sona-erdi-573555</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 08:35:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[erdi]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[mudanya]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mudanya Belediyesi'nin "Adalet: Hak mı Hukuk mu?” temasıyla düzenlediği Mudanya 7. Kitap Fuarı, beş gün boyunca farklı bakış açılarını bir araya getirdi. Başkan Deniz Dalgıç, kapanış konuşmasında, “Mudanya’yı bir kültür şehri haline getirmek için çalışıyoruz. Her yıl daha çok kişiye ulaşmayı hedefliyoruz.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mudanya-7-kitap-fuari-sona-erdi-573555">Mudanya 7. Kitap Fuarı Sona Erdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b>Mudanya Belediyesi&#8217;nin &#8220;Adalet: Hak mı Hukuk mu?” temasıyla düzenlediği Mudanya 7. Kitap Fuarı, beş gün boyunca farklı bakış açılarını bir araya getirdi. Başkan Deniz Dalgıç, kapanış konuşmasında, “Mudanya’yı bir kültür şehri haline getirmek için çalışıyoruz. Her yıl daha çok kişiye ulaşmayı hedefliyoruz.” dedi.</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Mudanya Belediyesi tarafından farklı sesleri bir araya getirerek, yeni fikirler ve yeni bakış açıları kazanmak hedefiyle “Adalet: Hak mı Hukuk mu” temasıyla düzenlenen Mudanya 7. Kitap Fuarı, son gününde de söyleşi ve imza etkinlikleriyle kitapseverleri gazeteci, yazar ve akademisyenlerle buluşturdu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Kitapların, sanatın ve edebiyatın ışığında gerçekleşen fuarın son gününde konuşan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Mütareke Meydanı’nda beş gün boyunca paylaşmanın, dayanışmanın, kültürün ve sanatın en güzel örneklerini sergilediklerini söyledi. Atatürk’ün “Cumhuriyet bir kültür devrimidir” sözünü hatırlatan Dalgıç, “Biz de bu sözü şiar edindik kendimize. Bununla yaşıyoruz. Mudanya’yı bir kültür şehri, bir kültür merkezi haline getirmek istiyoruz” dedi. Kapanış konuşmasında okumanın önemine değinen Dalgıç, şöyle konuştu: </span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Bizim çok önemli bir eksiğimiz var. Toplum olarak yazmıyoruz. Bizden sonrakilere kayıt bırakmıyoruz. Müthiş anılar, geçmişten gelen birikimler var. Lütfen yazın. Mudanya 7. Kitap Fuarı’nı bugün bitiriyoruz. Her yıl büyüyoruz. Seneye sokaklara yayılacağız ve daha çok ziyaretçimiz olacak. Edebiyatla birlikte kalın, kitaplarla birlikte kalın.”</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>“CUMHURİYET BİR KADIN DEVRİMİDİR”</b><br />“Nasıl Bir Türkiye İstiyoruz” söyleşiyle Mudanyalılar ile buluşan gazeteci &#8211; yazar Mustafa Balbay, gelecek için umutlu olduğunu ve bugün yaşadıkları sorunları aşacak güçte olunduğunun altını çizdi. “Nasıl bir Türkiye istiyoruz, sorusuna yanıt ararken, hangi koşullarda nasıl bir Türkiye kurmuştuk?” sorusunu unutmamak gerektiğini belirten Balbay, şöyle konuştu:</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Atatürk bu topraklarda Cumhuriyet’i kurarken, kadını da eğitim, sağlık, siyaset ve devlet yönetimine katarak kurdu. O yüzden Cumhuriyet bir kadın devrimidir. Kadın Voleybol takımımız da bu devrimi bugün bir kez daha ilan etmiştir. Kadınlar bu Cumhuriyeti’n en büyük eseridir. Biz kültürün, sanatın, toplumda bereketin eşit paylaşıldığı bir Türkiye hayal ediyoruz.”</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>“HER ŞEY DEĞİŞİR, EDEBİYAT DEĞİŞMEZ”</b><br />Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden Ahmet Ümit, fuarın kapanış oturumunda kitapların, edebiyatın ve okumanın önemini bir kez daha vurguladı. Dünyada her şeyin değişeceğini ancak edebiyatın değişmeyeceğini söyleyen Ümit, “Edebiyat insan olan herkesin ruhunu anlatır. Mustafa Kemal Çanakkale’de savaşı sürdürürken elinde kitap vardı. Edebiyat sevmeyen insanların hayalleri olmaz. Hayalleri olmayan insanların geleceği olmaz. Geleceği olmayan insan, insan olmaz.” </span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>“MENOPOZ POLİTİK BİR MESELEDİR”</b><br />“Değişimi Anlamak” konulu söyleşi ve imza gününde Mudanyalılar ile bir araya gelen gazeteci &#8211; yazar Melis Alphan, Menopoz Rehberi kitabı hakkında konuştu. Gazeteci Fatmanur Boylu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide, menopozun politik bir konu olduğunu belirten Alphan, kadınların görünmez kılındığı her yerde bir adaletsizlik olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti:</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Bu hayatı birlikte yaşıyoruz. Birbirimizi anlamak gerekiyor. Bu da bir emek gerektiriyor. Menopozu anlamak isteyen erkekleri de takdir ediyorum. Kadın bedenine dair konuşmak utanç sayıldığı için bir tabu oluşuyor. Ben de bu tabuları yıkmak istiyorum. Sağlık politikasında menopoz diye bir şey yok. Kadın doğurmuyorsa işe yaramaz olarak görülüyor. Bu yüzden menopoz politik bir meseledir. Menopozun konuşulmasına ilk katkı veren kamu kuruluşu olduğu için de Mudanya Belediyesi’ne teşekkür ediyorum.” </span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mudanya-7-kitap-fuari-sona-erdi-573555">Mudanya 7. Kitap Fuarı Sona Erdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Gençay: &#8216;Ayşenur Ezgi Eygi&#8217;yi unutmadık, unutmayacağız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-gencay-aysenur-ezgi-eygiyi-unutmadik-unutmayacagiz-573224</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Sep 2025 12:34:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşenur Ezgi Eygi]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573224</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Eylül 2024 tarihinde Filistin’in Batı Şeria bölgesinde İsrail askerleri tarafından şehit edilen Ayşenur Ezgi Eygi, şehadetinin birinci yılında ailesinin de yaşadığı Didim’de anıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-gencay-aysenur-ezgi-eygiyi-unutmadik-unutmayacagiz-573224">Başkan Gençay: &#8216;Ayşenur Ezgi Eygi&#8217;yi unutmadık, unutmayacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>6 Eylül 2024 tarihinde Filistin’in Batı Şeria bölgesinde İsrail askerleri tarafından şehit edilen Ayşenur Ezgi Eygi, şehadetinin birinci yılında ailesinin de yaşadığı Didim’de anıldı.</p>
<p>Didim Belediyesi tarafından, adını yaşatmak üzere yapılan Ayşenur Ezgi Eygi Parkı’nda düzenlenen anma törenine Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Belediye Başkan Yardımcıları Aydan Aşık Turgut ve Kaan Topçuoğulları, Belediye Meclis üyeleri, Ayşenur Ezgi Eygi’nin ailesi ve arkadaşları katıldı.</p>
<p>Etkinlik kapsamında, Filistin Öğrenciler Birliği Başkanı Yusuf Barakat moderatörlüğünde bir söyleşi gerçekleştirildi. Ayşenur’un eşi Hamid Mazhar ve dostları Samah Park Imtiaz ile Tamara Alsaied duygu ve düşüncelerini paylaştı. Anmada ayrıca, Atakan Yıldırım, Ayşenur’un sevdiği türkülerden biri olan Neşet Ertaş’ın “Yalan Dünya” eserini seslendirdi.</p>
<p><strong>Başkan Gençay’dan Duygu Yüklü Mesaj</strong></p>
<p>Anma töreninde konuşan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, şunları kaydetti:</p>
<p>⁠“Ne yazık ki yeni bir karanlık yüzyıl yaşıyoruz. Dünyayı daha yaşanılır kılmak yerine savaşları, çatışmaları ve ölümleri artıran otoriter liderler, insanlığı karanlığa sürüklüyor. Bu karanlık dönemin en acı tablosu, İsrail hükümetinin Filistin ve Gazze’de uyguladığı soykırımdır.</p>
<p>Binlerce sivil yaşamını yitirdi, milyonlarca insan yurtlarını terk etmek zorunda kaldı. Ancak böylesi dönemlerde, zulmün karşısında cesur kahramanlar çıkar. ‘Zulüm bizdense, ben bizden değilim’ diyebilen, insanlığın onuru için duran kahramanlar… Deniz Gezmiş gibi, Ayşenur Ezgi Eygi gibi.</p>
<p>Sevgili Ayşenur kızımız, Filistin halkıyla dayanışmak için gittiği topraklarda hedef alınarak katledildi. O, bir insan hakları savunucusuydu. Yaşam hakkı elinden alınsa da mücadelesi hepimizin yüreğinde yaşamaya devam ediyor.</p>
<p>Didim Belediyesi olarak bu kahramanın adını yaşatmak için bir park açtık. Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel, bu parkın yapım aşamasında da açılışında da yanımızda oldu. Bu, Filistin mücadelesine verilen desteğin en anlamlı göstergesiydi.</p>
<p>Bugün, Ayşenur kızımızı sonsuzluğa uğurlayışımızın birinci yılı… Didim’de, halkımızın kalbinde sonsuza dek yaşayacak. Ailesine ve tüm insan hakları savunucularına bir kez daha baş sağlığı diliyorum. Ruhu şad olsun.”</p>
<p>Tören, Ayşenur Ezgi Eygi’nin heykeline bırakılan karanfillerle son buldu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-gencay-aysenur-ezgi-eygiyi-unutmadik-unutmayacagiz-573224">Başkan Gençay: &#8216;Ayşenur Ezgi Eygi&#8217;yi unutmadık, unutmayacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygusal destek arayışında &#8220;yapay zekâ&#8221; dönemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duygusal-destek-arayisinda-yapay-zeka-donemi-571712</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 17:03:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571712</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde farklı alanlarda yararlanılan yapay zekâ, duygusal ilişkilerle ilgili soru işaretlerini yanıtlamak için de kullanılıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygusal-destek-arayisinda-yapay-zeka-donemi-571712">Duygusal destek arayışında &#8220;yapay zekâ&#8221; dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Günümüzde farklı alanlarda yararlanılan yapay zekâ, duygusal ilişkilerle ilgili soru işaretlerini yanıtlamak için de kullanılıyor.  </b><b>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, </b><b>duygusal konularda yapay zekâya danışılmasının insanların “güven, anlaşılma, yargısız dinlenme, belirsizlikten kurtulma ve destek alma” gibi temel psikolojik ihtiyaçlarının bir yansıması olduğunu söyledi. </b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, yapay zekânın duygusal destek arayışındaki rolünü değerlendirdi.</p>
<p><b>Yapay </b><b>zekâ</b><b>ya en çok sorulan 10 soru…</b></p>
<p>Günümüzde pek çok alanda kullanılan yapay zekânın artık duygusal destek arayışında da kullanıldığını belirtenDr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, insanların duygusal ilişkilerle ilgili yapay zekâya en çok sorduğu ilk 10 sorunun sorulma sıklığına göre sıralamasının şu şekilde olduğunu söyledi:</p>
<ol>
<li>&#8220;Beni gerçekten seviyor mu?&#8221;</li>
<li>&#8220;Onunla devam etmeli miyim yoksa ayrılmalı mıyım?&#8221;</li>
<li>&#8220;Aldatıyor olabilir mi?&#8221; / &#8220;Sadık mı?&#8221;</li>
<li>&#8220;Beni neden aramıyor / yazmıyor?&#8221;</li>
<li>&#8220;İlişkimiz uzun vadede evliliğe gider mi?&#8221;</li>
<li>&#8220;Neden uzaklaştı?&#8221;</li>
<li>&#8220;Onu nasıl geri kazanabilirim?&#8221;</li>
<li>&#8220;Doğru kişi o mu?&#8221;</li>
<li>&#8220;İlişkimde nasıl mutlu olabilirim?&#8221;</li>
<li>&#8220;Benden hoşlanıyor mu?&#8221;</li>
</ol>
<p><b>Yakın çevrenin yerini yapay zekâ alıyor</b></p>
<p>İlişkilerin insan yaşamının en önemli duygusal bağlamlarından biri olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Bu sorulardan da anlaşılacağı üzere belirsizlik, kaygı ve güven sorunları ilişkilerde sık görülen psikolojik yükler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorular geleneksel olarak yakın çevreyle paylaşılırken, günümüzde birçok birey bu soruları yapay zekâ sistemlerine yöneltmektedir.  Yukarıda örnekleri görülen ve yapay zekaya yöneltilme sıklığı giderek artan duygusal ve ilişki odaklı sorular yalnızca bilgi arayışını değil, aynı zamanda duygusal regülasyon ihtiyacını da ortaya koymaktadır” dedi.</p>
<p><b>Belirsizliği azaltma ihtiyacı, en başta yer alıyor</b></p>
<p>İnsanların yapay zekâya ilişkiyle ilgili duygusal sorular yöneltmesinin aslında birkaç temel psikolojik ihtiyaca işaret ettiğini belirten Ömerbaşoğlu, “Bunların en başta geleni, ‘belirsizliği azaltma ihtiyacı’dır. İlişkilerdeki en zorlayıcı durumlardan biri olan belirsizlik, başta kaygı olmak üzere üzüntü, öfke, çaresizlik, yetersizlik gibibaş edilmesi güç duygular ortaya çıkarmaktadır. ‘Beni seviyor mu, uzaklaşır mı, aldatıyor mu?’ gibi sorulara cevap aramak, belirsizliği netleştirme çabasının bir göstergesidir. Bu noktada yapay zekâ, kesinlik veremese de düzenli ve mantıklı bir çerçeve ya da çeşitli davranışsal stratejiler sunarak kişinin düşüncelerini ve davranışlarının düzenlemesine, zor duygularla başa çıkabilmesine katkıda bulunabilmektedir” diye konuştu.</p>
<p><b>Duyguları netleştirme ve düzenleme ihtiyacı da önemli</b></p>
<p>Yapay zekaya yöneltilen soruların altında yatan bir başka temel ihtiyacın ise “duyguları netleştirme ve düzenleme ihtiyacı”olduğunu belirten Ömerbaşoğlu, “İnsanlar aslında cevabı çoğu zaman içten içe bilse de emin olmak için dışarıdan bir sese ihtiyaç duyabilmektedir. Çünkü, ilişkilerde yaşanan belirsizlik, yoğun kaygı ve çelişkili duygular bireyde ne hissettiği konusunda bir karmaşa yaratabilir. Yapay zekâya soru sormak, kişinin kendi duygularını yansıtma ve düzenleme biçimi olarak işlev görebilmektedir. Yapay zekâ, sunduğu yansıtıcı cevaplarla bireyin duygularını söze dökmesine ve kendi düşünce örüntülerini fark etmesine yardımcı olabilmektedir. Bu durum kişinin duygularını düzenli bir dile aktarmasına imkân tanıyarak bir çeşit öz-farkındalık geliştirmesine katkı sunabilmektedir.</p>
<p><b>Yapay zekâ, güvenli alan duygusu yaratıyor</b></p>
<p>İnsanı duygusal ilişkilerle ilgili yapay zekada cevap aramaya iten bir diğer ihtiyacın da <b>“</b>tarafsız ve yargısız dinlenme” ihtiyacı olduğunu kaydeden Ömerbaşoğlu, “İnsanlar, bir sorunu ya da durumu yakın çevreleriyle paylaşma söz konusu olduğunda yargılanmaktan, eleştirilmekten veya dedikodudan çekinebilmektedir. Özellikle utanç veya kırılganlık hislerinin yoğun olduğu konularda yapay zekânın eleştirmeyen, önyargısız şekilde cevap vermesi “güvenli alan” duygusu yaratabilmektedir” dedi.</p>
<p><b>Onaylanma ve anlaşılma ihtiyacı karşılanıyor</b></p>
<p>“Onaylanma ve anlaşılma ihtiyacı”nın da bir başka önemli nokta olduğunu kaydeden Ömerbaşoğlu<b>, “</b>Bireyler çoğu zaman bir sorunu ya da durumu paylaşırken çözüm ya da öneri ihtiyacıyla değil, paylaşmak ihtiyacıyla anlatsa da genellikle çözüm önerileri duymaktadır. Yapay zekâalgoritmalarının empatik dille verdiği yanıtlar, kişilerin bu en temel iki ihtiyacını karşılamasına katkı sağlayarak yalnızlık duygusunu azaltabilmektedir” dedi.</p>
<p><b>Hızlı ve kolay erişilebilir destek…</b></p>
<p>Son olarak “hızlı ve kolay erişilebilir destek” arayışının da bireyleri yapay zekâya yönlendiren ihtiyaçlardan biri olduğunu ifade eden Ömerbaşoğlu, “Birçok kişi ilişkide yaşadığı kaygıyı hemen paylaşmak istemekte ama herkese açılamamaktadır. Arkadaşa açılmak yüksek duygusal yatırım gerektirirken, psikoloğa gitmek hem duygusal hem maddi yatırım gerektirmektedir. Bu noktada yapay zekâ daha erişilebilir, düşük riskli ve düşük maliyetli bir seçenek olarak görülmektedir. Tüm bu noktalardan hareketle, yapay zekâya sorulan ilişki sorularının aslında insanların güven, anlaşılma, yargısız dinlenme, belirsizlikten kurtulma ve destek alma ihtiyaçlarının bir yansıması olduğu söylenebilir” dedi.</p>
<p><b>Yapay zekanın önerileri doğru değerlendirilmeli</b></p>
<p>Yapay zeka tarafından sunulan önerilerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, “Özünde yapay zekadan fikir alınmasında bir sakınca olmamakla birlikte bireyin, yapay zekâ tarafından sunulan önerilerin kendi varoluşuna uygunluğunu değerlendirebilme becerisinin düzeyi kritik önem taşımaktadır” dedi.</p>
<p><b>Uzmana başvurulmalı ve destek alınmalı</b></p>
<p>İkili ilişkilerde yaşanan sorunların çözümünde kişinin kendini, eşini ya da partnerini tanımasının önemli olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Suna Ömerbaşoğlu, yapay zekadan alınan önerilerin kısa vadeli destek, bir ilkyardım olarak değerlendirilebileceğini yaşanan sorunlara yönelik kalıcı ve uzun vadeli çözümler oluşturmak için çift terapisi konusunda uzmanlaşmış psikolog ya da psikiyatristlerden destek alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duygusal-destek-arayisinda-yapay-zeka-donemi-571712">Duygusal destek arayışında &#8220;yapay zekâ&#8221; dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mimar Ferdi Zeyrek Parkı ve Zübeyde Hanım Anne Evi açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mimar-ferdi-zeyrek-parki-ve-zubeyde-hanim-anne-evi-acildi-571113</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2025 08:43:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[ferdi]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kiraz]]></category>
		<category><![CDATA[park]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571113</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 Eylül Kiraz’ın düşman işgalinden kurtuluşu ilçede düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlandı. Mimar Ferdi Zeyrek Parkı ile Zübeyde Hanım Anne Evi açılışlarına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay da katıldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mimar-ferdi-zeyrek-parki-ve-zubeyde-hanim-anne-evi-acildi-571113">Mimar Ferdi Zeyrek Parkı ve Zübeyde Hanım Anne Evi açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1 Eylül Kiraz’ın düşman işgalinden kurtuluşu ilçede düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlandı. Mimar Ferdi Zeyrek Parkı ile Zübeyde Hanım Anne Evi açılışlarına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay da katıldı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Kiraz’ın düşman işgalinden kurtuluş günü olan 1 Eylül’de ilçede organize edilen bir dizi programa katıldı. İlk olarak Kiraz Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılan Mimar Ferdi Zeyrek Parkı açıldı. Kiraz Belediye Başkanı Nasuh Coşkun’un ev sahipliği yaptığı törene Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kiraz İlçe Başkanı Yücel Çetinkaya, İzmir ve çevre illerden gelen ilçe belediye başkanları, siyasi partilerin temsilcileri, meclis üyeleri, mahalle muhtarları ve vatandaşlar katıldı. Parkın açılışında İzmir Büyükşehir Belediyesi Konaklı Köyü Kadın Tiyatrosu ve Ürkmez Kadın Tiyatrosu ekipleri Başkan Tugay&#8217;ı pankartlarla karşıladı.</p>
<p><strong>“Özlem duyduğumuz yerler”</strong><br />
Açılışta konuşan Başkan Tugay, “Çocuk parkları, yeşil alanlar, cıvıl cıvıl seslerin çıktığı alanlar özlem duyduğumuz yerler. O nedenle çocuklar için, anneler için böyle güzel tesisler yapınca kendimizi çok mutlu hissediyoruz. Bugün de çok güzel düzenlenmiş bir park görüyorum. Böyle yerler mahalleye bir canlılık getiriyor ve insanların yaşadıkları ortamdan mutlu olmasını sağlıyor” dedi.</p>
<p><strong>“İnşallah Ferdi Başkan gibi güzel isim bırakırız”</strong><br />
Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin eski Başkanı merhum Ferdi Zeyrek&#8217;i yakından tanıdığını aktaran Başkan Tugay, “Hiç kimsenin beklemediği bir zamanda Manisa’da inanılmaz bir başarı gösterdi ve çok yüksek bir oyla seçimi kazandı. Bunu hak etmişti, emeği vardı. Çok güler yüzlü bir insandı. Çocukları çok severdi. Dolayısıyla çocuk parkına onun adını vermiş olmak güzel bir şey. Kendisini çok talihsiz bir şekilde kaybettik. Onun anısını unutmamalıyız. Kaybettiğimiz çok özel insanlar var. 1938’den bugüne onca yıl geçmiş olmasına rağmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kaybını hala kabullenebilmiş değiliz. Kaybettiğimiz her değerli insan için aynı şeyi düşünüyoruz. Bizler de bir gün yaşamın sonuna geleceğiz. Geride ne bıraktığınız, sizi neyle hatırladıkları çok önemli. Belediye başkanlığı zor bir iş. Zamanı yok, gecesi gündüzü, hafta sonu, bayramı, tatili yok. Bir yerde sorun varsa orada belediye başkanına ihtiyaç var. Bu zorluk ve yorgunluk nasıl çekiliyor? Yaptığınız işin onuruyla, geride bıraktığınız güzel bir isimle. İnşallah Ferdi Başkan gibi arkasında iyi, güzel bir isim bırakarak bu dünyaya veda ederiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bu park bir örnektir”</strong><br />
Kiraz Belediye Başkanı Coşkun ise merhum Zeyrek’in tüm insanların gönlünde taht kurduğunu belirterek, “Ferdi Başkan sadece bir belediye başkanı değildi. Halkıyla iç içe, her zaman çözüm üreten, memleketine sevdalı bir insandı. Onun ismini bu parkta yaşatmak bizim için hem vefa borcu hem de gelecek nesillere örnek bırakmaktır” dedi.</p>
<p><strong>Beyaz güvercin saldı, ilçede yürüyerek tur attı</strong><br />
Konuşmaların ardından dua okunarak kurdele kesildi. Kiraz&#8217;ın kurtuluşu nedeniyle gökyüzüne barışın simgesi beyaz güvercinler salındı. Başkan Tugay daha sonra tarım ve sanayi fuarını ziyaret etti. Burada esnaf, çiftçi ve vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan Başkan Tugay,  traktöre de bindi.  Başkan Tugay ayrıca Zübeyde Hanım Anne Evi’nin açılış törenine de katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mimar-ferdi-zeyrek-parki-ve-zubeyde-hanim-anne-evi-acildi-571113">Mimar Ferdi Zeyrek Parkı ve Zübeyde Hanım Anne Evi açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dördüncü Yayıncılık Yaz Okulu Tamamlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dorduncu-yayincilik-yaz-okulu-tamamlandi-570908</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2025 15:29:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[yayıncılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570908</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi iş birliğinde Sosyal İnovasyon Ajansı yürütücülüğünde bu yıl dördüncüsü düzenlenen “Yayıncılık Yaz Okulu” sona erdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dorduncu-yayincilik-yaz-okulu-tamamlandi-570908">Dördüncü Yayıncılık Yaz Okulu Tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi iş birliğinde Sosyal İnovasyon Ajansı yürütücülüğünde bu yıl dördüncüsü düzenlenen “Yayıncılık Yaz Okulu” sona erdi.</strong></p>
<hr />
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi iş birliğinde Sosyal İnovasyon Ajansı yürütücülüğünde bu yıl dördüncüsü düzenlenen “Yayıncılık Yaz Okulu” tamamlandı.</p>
<p>Taş Bina Kültür Sanat’ta gerçekleştirilen kapanış programında konuşan Konya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Uzbaş, dünyanın bilgi çağının merkezinde hızla dönüştüğünü vurgulayarak, “Teknoloji, hayatımızın her alanını dönüştürdüğü gibi yayıncılık alanını da yepyeni boyutlara taşıyor.” dedi.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Uzbaş, insanların saniyeler içinde milyonlarca bilgiye ulaşılabildiğini belirterek, “Bu noktada önemli bir sorumluluk devreye giriyor. Doğru, bilinçli ve etik yayıncılık. Çünkü bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı ölçüde bilgi kirliliği, manipülasyon ve yanlış yönlendirme de hızla artıyor. Sosyal İnovasyon Ajansı’mızın ev sahipliği yaptığı bu yaz okulu elbette yalnızca teknik bilgilerin aktarıldığı bir süreç değil aynı zamanda yayıncılığın etik sorumluluklarının topluma karşı taşıdığı misyonun da anlatıldığı bir okul. Sizler inşallah güzel ülkemizin hakikat bayrağını taşıyacak, dijital çağın yayıncılığını etik değerlerle buluşturacak gençlersiniz. Bu süreçte gösterdiğiniz her çaba ülkemizin geleceğine yapılmış en kıymetli yatırımlardan olacaktır. Bu anlamlı programa katkı sağlayan başta Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, Necmettin Erbakan Üniversitemize, Sosyal İnovasyon Ajans’ımıza ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum.” diye konuştu.</p>
<p><strong>OYUN SEKTÖRÜNDEN SONRA GELEN İKİNCİ BÜYÜK SEKTÖR</strong></p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayınlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu da yayıncılık sektörünün kreatif endüstrilerin Türkiye’de en büyük alanlarından birisi olduğunu, ekonomik hacim olarak oyun sektöründen sonra gelen ikinci büyük sektör olduğunu söyledi.</p>
<p>Yayıncılık sektörünün farklı meslek alanlarından birçok kişiye ekmek kapısı olduğunu ifade eden Beyoğlu, “70 bine yakın insan çalışıyor. Bu ekonomik büyüklüğünün yanında aynı zamanda entelektüel kaygıları bu ülkenin fikren, ilmen tekamülüne yönelik hedefleri olan, olması gereken bir sektör yayıncılık sektörü. Bu anlamda ne kadar ürettiğimiz kadar ne ürettiğimiz, kimler tarafından hangi nitelikte ürünleri ortaya koyduğumuz yayıncılık sektöründe de çok önemli. Bu çerçevede de sektörde var olan insanlarımızın, insan kaynağımızın niteliği, birikimi, arka planı çok önemli bir unsur olarak ortaya çıkıyor. Bu çerçevede de yayıncılık sektörü içindeki mesleklerin kariyer planlarında yer alan, yayıncılık sektöründe kendine gelecek arayan nitelikli insanlara ihtiyacı var. Yayıncılık Yaz Okulu fikri de buradan tezahür etti.” dedi.</p>
<p><strong>“KONYA CİDDİ POTANSİYEL İÇEREN ŞEHİRLERİMİZDEN”</strong></p>
<p>Beyoğlu, programın Konya’da olmasının kendileri için çok anlamlı olduğunu belirterek,  “Malumunuz yayıncılık sektörü İstanbul ağırlıklı ve büyükşehirlerimiz ağırlıklı yürüyen bir sektör. Bu anlamda Konya da ciddi potansiyel içeren şehirlerimizden. Sosyal İnovasyon Ajansının varlığı, kıymetli Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere belediyelerimizin kıymetli yöneticilerinin bu konuya olan inancı bizim için çok teşvik ediciydi. Bu anlamda Yayıncılık Yaz Okulu’nu bundan 4 yıl önce Büyükşehir Belediyemiz ve Necmettin Erbakan Üniversitemiz ile Sosyal İnovasyon Ajansı’mızın yürütücülüğünde gerçekleştirmeye başladık. Tabi bu eğitim kapsamında teorik eğitimler olduğu gibi pratik uygulamaya yönelik eğitimlerde var. Bir yandan da Konya gibi kadim bir şehrin şehir kültürünü teneffüs etmeye yönelik de faaliyetler içeriyor. Bu anlamda çok yönlü, çok nitelikli bir eğitim programı ortaya konulduğunu düşünüyorum.” dedi.</p>
<p>Daha sonra Türkiye’nin 19 farklı ilinden gelen 30 katılımcıya sertifikaları takdim edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dorduncu-yayincilik-yaz-okulu-tamamlandi-570908">Dördüncü Yayıncılık Yaz Okulu Tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>94. İEF&#8217;nin sergileri İzmirlinin kalbinde taht kurdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/94-iefnin-sergileri-izmirlinin-kalbinde-taht-kurdu-570624</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2025 12:15:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570624</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 94. İzmir Enternasyonal Fuarı’nda açıldığı günden beri büyük ilgi gören Refik Anadol’un “Şifanın Algısı” ve dünyada ilk kez İzmir’de sergilenen “Makine Rüyaları: Ege” ile “Ve Mavi Gözleri Çakmak Çakmaktı” Mustafa Kemal Atatürk sergilerini İzmirlilerle gezdi. İzmirlilerin her şeyin en iyisini hak ettiğini ifade eden Başkan Tugay, sergilere ilginin yüksek olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/94-iefnin-sergileri-izmirlinin-kalbinde-taht-kurdu-570624">94. İEF&#8217;nin sergileri İzmirlinin kalbinde taht kurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 94. İzmir Enternasyonal Fuarı’nda açıldığı günden beri büyük ilgi gören Refik Anadol’un “Şifanın Algısı” ve dünyada ilk kez İzmir’de sergilenen “Makine Rüyaları: Ege” ile “Ve Mavi Gözleri Çakmak Çakmaktı” Mustafa Kemal Atatürk sergilerini İzmirlilerle gezdi. İzmirlilerin her şeyin en iyisini hak ettiğini ifade eden Başkan Tugay, sergilere ilginin yüksek olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Folkart ve Folkart Gallery iş birliğiyle 94. İzmir Enternasyonal Fuarı’nda (İEF) kapılarını açan, Ulu Önder’in bugüne dek gün yüzüne çıkmamış 250 fotoğrafı, 226 kişisel eşyası ve yüzlerce belgesini kapsayan “Ve Mavi Gözleri Çakmak Çakmaktı” Mustafa Kemal Atatürk sergisi ile dünyaca ünlü medya sanatçısı Refik Anadol’un veri bilimi ve yapay zekayı sanatsal bir dile dönüştürdüğü “Şifanın Algısı” ve dünyada ilk kez İzmir’de sergilenen “Makine Rüyaları: Ege” sergileri, açıldığı günden beri İzmirlilerin kapısında kuyruklar oluşturdu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve eşi Öznur Tugay ile Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak  göz kamaştıran sergiyi İzmirlilerle birlikte gezmek için Kültürpark Atlas Pavyonu’na geldi. Eserleri teker teker inceleyen Başkan Dr. Cemil Tugay, ziyaretçilerle eserler üzerine sohbet de etti.</p>
<p><strong>“Sanatçı fabrikası”</strong><br />
İzmirlinin sergilere gösterdiği ilgiden çok mutlu olduğunu ifade eden Başkan Tugay, “Sergileri ilgiyle gezdiklerini görünce insan gerçekten çok mutlu oluyor. İzmir’in çok daha büyük sanat etkinliklerine ev sahipliği yapması için çalışmalarımıza devam edeceğiz. İzmir çok iyi şeyleri hak eden, çok özel insanların şehri. Burası bir sanatçı fabrikası. Burası sanatın, edebiyatın, kültürün ilk yaşandığı yerler. O kadar özel topraklarda yaşıyoruz. Dolayısıyla İzmirliler her şeyin en iyisini hak ediyor.  Bunu yürekten inanarak söylüyorum. Bugün yapılan her iyi şeyi nasıl sahiplendiklerini, takdir ettiklerini görünce ‘doğru düşünüyoruz’ diyorum. Bu yolda ilerlemeye devam edelim. Çok güzel bir örnek oldu. Başta düşünülen ziyaret rakamlarından daha fazla insanın ziyaret edeceği belli. Ama yeteri kadar zamanımız olacak. 29 Eylül’e kadar Refik Anadol’un sergisi kalacak. Aralık ayı sonuna kadar da Atatürk sergisi kalacak” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Böyle bir neslin torunları olduğumuz için gurur duyuyorum”</strong><br />
Atatürk sergisinden de söz eden Başkan Tugay, “Sergide inanılmaz parçalar var. Atatürk’ün eşyaları, çok özel mektuplar belgeler var. Atatürk’ün kapak olduğu Times Dergisi’nin 10 örneğinden bir tanesi burada. Atatürk’ün kendi el yazısıyla yazdığı krokiler var. Neticede bunlar hepimizi duygulandıran şeyler. Ama şunu unutmamamız lazım, İzmir o Kurtuluş Savaşı’nın, milli mücadelenin her boyutuyla hissedilerek yapıldığı şehir. Türkiye’de her şehir kahraman. O mücadeleye katılan her insan kahraman. Ama İzmir’in canı çok yandı. İzmir’in işgaliyle başlayan bir mücadeleden ve İzmir’in kurtuluşuyla başlayan bir zaferden bahsediyoruz. Başka bir İzmir yok. İzmir’e ne yapacaksak, o duyguyu hissederek yapmalıyız. O mücadeleyi yapan herkesi minnetle anıyorum. Böyle bir neslin torunları olduğumuz için gurur duyuyorum. Türkiye çok büyük ve güzel bir ülke. Biz geçmişimizde böylesine zor şeyleri başardık. Bugün de yarın da çok daha iyi şeyleri başarabilecek insanlarız. Bu gibi sergilerde çocuklarımız, gençlerimiz o duyguyu hissedecek. Başları daha dik, alınları daha açık olacak. Çalışmaya daha istekli olacaklar. Bunları onun için yapıyoruz, sadece bir gösteri değil” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mesut Sancak: İyi ki böyle bir işe imza attık</strong><br />
Başkan Tugay’ın katkıları için teşekkür eden Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak ise “Sergiye 400 binin üzerinde ziyaretçinin geleceğini tahmin ediyordum. İlk iki günlük görüntüye bakıldığında belki bu sayı çok daha fazla aşılacak. Görüldüğüm kadarıyla müthiş bir ilgi var. Bu tip sergilere günde 15-20 bin kişinin gitmesi bir dünya rekorudur. İzmir’de Atatürk sevgisinin bu kadar yüksek olması bizi son derece mutlu ediyor. İyi ki böyle bir işe imza attık. Çok değerli İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay’ın önerileri, tavsiyeleri, istekleri, hatta zorlamaları çok değerli. Çünkü zor oldu. Refik Anadol gibi dünyada böylesine ilgi gören bir insanı Amerika’dan getirmek bu kadar kısa sürede çok zordu. Ama birlikte başardık. Bugün Refik Anadol’u İzmirlilerden daha az tanıdığımı gördüm. Refik Anadol ve Atatürk birleşince müthiş bir birleşim oldu. Müthiş bir ilgi alaka var. Çok mutluyum. İyi ki bu işi yaptık. İzmir için çok büyük bir hizmet” ifadelerini kullandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/94-iefnin-sergileri-izmirlinin-kalbinde-taht-kurdu-570624">94. İEF&#8217;nin sergileri İzmirlinin kalbinde taht kurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>​Prof. Dr. Akyarlı&#8217;ya özlem dolu anma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-akyarliya-ozlem-dolu-anma-568832</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 15:45:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adnan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[hoca]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568832</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Kent Konseyi’nin unutulmaz başkanı Prof. Dr. Adnan Oğuz Akyarlı, vefatının üçüncü yıl dönümünde Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde adını taşıyan parkta anıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-akyarliya-ozlem-dolu-anma-568832">​Prof. Dr. Akyarlı&#8217;ya özlem dolu anma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İzmir Kent Konseyi’nin unutulmaz başkanı Prof. Dr. Adnan Oğuz Akyarlı, vefatının üçüncü yıl dönümünde Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde adını taşıyan parkta anıldı. Duygu dolu anma töreninde konuşan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Adnan Akyarlı’nın öğretileri, hem kent konseyinde hem yerel yönetimlerde hem de eminim meslek odasında yaşamaya devam edecek. O unutulmayacak isim, kentimize verdiği bunca değer ve katkı için minnettarız” dedi.</b></p>
<p>Bilim, siyaset, eğitim ve sivil toplum dünyasında önemli hizmetler veren, İzmir Kent Konseyi’nin unutulmaz başkanı Prof. Dr. Adnan Oğuz Akyarlı, vefatının üçüncü yıl dönümünde Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde adının yaşatıldığı parkta düzenlenen törenle anıldı. Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu’nun yanı sıra Prof. Dr. Akyarlı’nın eşi Aytülü Akyarlı, kızı ve Konak Belediye Meclis Üyesi Ayşın Akyarlı Savatlı, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, Önceki Dönem CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı, İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç, Ege Kent Konseyleri Birliği Başkanı ve Konak Kent Konseyi Başkanı Hamit Mumcu, meclis üyeleri, belediye bürokratları, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve çok sayıda vatandaşın yer aldığı törende, katılımcılar tarafından anıta karanfil bırakıldı.</p>
<p><b>Mutlu: Birlikte çalışma onuruna eriştim</b></p>
<p>Prof. Dr. Akyarlı ile çalışma mutluluğuna eritmiş kişilerden olduğunu belirten Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Adnan Hoca ile çalışma onuruna erişmiş biriyim. TMMOB çatısı altında birlikte etkinlikler düzenledik, her toplantımız bizim için bir okul gibiydi. Daha sonra hocamla yolumuz Büyükşehir Belediyesi’nde kesişti. İkimiz de farklı şirketlerin yönetim kurulu başkanlığını yaptık. Onun nezaketi, zerafeti, insanları kırmadan bilgisini paylaşması, her zaman yakın çevresini onure etmesi ve dostluğu gerçekten bambaşkaydı. Sevgili Ayşın’ın babasının adını yaşatmak için yaptığı çalışmaların çok yakın tanığıyım. Adnan Akyarlı’nın öğretileri, hem kent konseyinde hem yerel yönetimlerde hem de eminim meslek odasında yaşamaya devam edecek. Anısı daima yaşayacak, bu basmakalıp bir söz değil. O unutulmayacak isim, kentimize verdiği bunca değer ve katkı için minnettarız. Işıklarda uyusun” dedi.</p>
<p><b>Savatlı: Adını gururla taşımak için çalışmaya devam edeceğim</b></p>
<p>Törenin hazırlanmasında emeği geçen tüm kurumlara teşekkür eden<b> </b>Prof. Dr. Akyarlı’nın kızı ve Konak Belediye Meclis Üyesi Ayşın Akyarlı Savatlı, “Sonsuzluğa yürüyüşünün üçüncü yılında çok sevgili babam Prof. Dr. Adnan Akyarlı’yı sadece sevgi, saygı ve özlemle değil, bıraktığı değerlerle ve yolumuza ışık olan bilgeliğiyle anıyoruz. Babam bir bilim insanı olmanın ötesinde yaşamını, ailesine, içinde yaşadığı topluma ve tüm insanlığa adayarak eşsiz katkılar vermiş, bilimle, akılla şekillendirip erdemle taçlandırdığı kişiliğiyle rehber olmuş kamil bir insandı. Merkezine insan sevgisini koyduğu yaşamının ardında bıraktığı tüm değerler yolumuzu sürekli olarak aydınlatmayı sürdürecek. Ben kızı olarak babamın ışığını ve adını gururla taşımak için durmaksızın çalışmaya devam edeceğim. Canım babamı her gün artan bir özlem, sevgi, saygı hayranlık, gurur ve minnetle anıyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>Akatlı: Açtığı yoldan yürümeye devam ediyoruz</b></p>
<p>Akyarlı’nın bağımsız kent konseylerinin kurulması ve yaşatılması için yürüttüğü çalışmalara vurgu yapan Önceki Dönem CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı, “Vesayetin bu kadar toplumun, yerel yönetimlerin, sivil toplumun üzerinde etkisini arttırdığı, daha iyi bir gelecek, daha hakça, kardeşçe, eşit bir yaşam için her koşulun bu kadar sınırlandığı bir dönemde hocamızın, yokluğu ayrı bir özlem barındırıyor. Bilimin ışığında, Cumhuriyet’in aydınlanmanın ışığında, inançlı ve kararlı bir duruş sergileyen ilkeli, omurgalı bir aydının arkasından sizlere seslenmenin onurunu taşıyorum. Hem de kirlenen çağımızın popülizm kültürünün içinde değerli aydınlarımızın açtığı yolu kapatanları karşısında da utanç duyuyorum. Hocamız bir toplumun halkçı, katılımcı, bir arada mücadelenin ne kadar önemli olduğunu içselleştirmiş ve hiçbir zaman bir amaç olarak değil araç olarak gördüğü pek çok farklı kurumun çok önemli mertebelerinde görev almış bir kişiydi. Her zaman ön açtı ve biz de yokluğunda hocamızın açtığı yoldan yürümeye devam ediyoruz” dedi.</p>
<p><b>İnanç: Onu anlatmak kolay iş değil</b></p>
<p>“Adnan Hoca’yı anlatmak çok kolay bir iş değil” diyerek konuşmasına başlayan İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, devamında şunları dile getirdi: “Nezaketi ve zerafetiyle ilgili hangi kelimeyi kullansam sanırım az kalır. Demokrasi ve insan hakları mücadelesini içselleştirmiş bir ağabeyimizdi. Bize düşen görev Adnan Ağabey’den sonrasını örgütlemek. İçinden geçtiğimiz günler Cumhuriyet tarihimizin belki de en zor günleri. Umutsuzluğa yer yok, biz Adnan Hoca’dan öyle öğrendik. Kararlı, umutla dolu olarak gelecek günlere hazırlanacağız. Ancak bugünlerde ilericilere, aydınlara, demokratlara düşen en önemli görevin dayanışma olduğu kanaatindeyim. Yoldaşlık hukukumuzu daha da güçlendirerek bu süreci atlatabiliriz.”</p>
<p><b>Topaç: Tanıyamamış olmanın burukluğunu yaşıyorum</b></p>
<p>Akyarlı’nın toplumun her kesimine dokunmayı başarmış bir isim olduğundan bahseden İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç, “Bugün burada bir babayı, bir eğitimciyi, bir bilim insanını, bir aydını ve toplum gönüllüsünü anıyoruz. Onu hiç tanıyamamış olmanın burukluğunu yaşıyorum ama onun kurucuları arasında olduğu İzmir Kent Konseyi’nde görev yapmaktan mutluluk duyuyorum. O, sadece İzmir’in değil gerek kent konseylerinde gerek sivil toplum örgütlerinde gerekse eğitim kurumlarında toplumun her katmanına dokunmuş bir kişilik. Onun idealleri, emekleri ve istekleri doğrultusunda onun gibi toplum ve kent için çalışmaya devam ediyoruz. Onun fikirleri her zaman bizimle yaşıyor olacak” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>Mumcu: Emeklerini ve fikirlerini yaşatacağız</b></p>
<p>İzmir’in demokratik kültürüne, ortak akla ve katılımcı yönetimine sunduğu katkılardan bahseden Ege Kent Konseyleri Birliği Başkanı ve Konak Kent Konseyi Başkanı Hamit Mumcu, şunları söyledi: “O akademisyen kimliğini toplumsal sorumlulukla birleştirerek yalnızca bilim dünyasına değil kent yaşamına da büyük değer kattı. Kentin sorunlarını birlikte çözme iradesini ve yurttaşların söz hakkını her zaman savundu. Çalışmalarında şeffaflık, katılımcılık ve adalet ilkelerini merkeze aldı, herkesin sesine kulak verdi. Kendisini özlemle anıyor, emeklerini ve fikirlerini İzmir ortak hafızasında yaşatacağımızı bir kez daha vurguluyoruz.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-akyarliya-ozlem-dolu-anma-568832">​Prof. Dr. Akyarlı&#8217;ya özlem dolu anma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenilenen Recep Doyuk Parkı açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenilenen-recep-doyuk-parki-acildi-567955</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 14:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[muhtarı]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[park]]></category>
		<category><![CDATA[recep]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[urla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567955</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Urla’nın Çamlıçay Mahallesi’nin merhum muhtarı Recep Doyuk’un adı verilen park ve anıtın açılış töreninde konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenilenen-recep-doyuk-parki-acildi-567955">Yenilenen Recep Doyuk Parkı açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Urla’nın Çamlıçay Mahallesi’nin merhum muhtarı Recep Doyuk’un adı verilen park ve anıtın açılış töreninde konuştu. Öğretmenlikten emekli olduktan sonra da muhtarlıkla kamuya hizmet etmeye devam eden Doyuk’un örnek kişiliğine dikkat çeken Başkan Tugay, “Her birimizin bu tür şeylerden çıkaracağı dersler var. İyilik iyidir. İyi insan olarak yaşamak iyidir. Yeryüzünde olmasanız da gönüllerde, zihinlerde, hatıralarda güler yüzünüzle, iyiliğinizle, yapmaya çalıştığınız güzel hizmetlerinizle hatırlanıyorsunuz” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Urla Belediyesi tarafından Çamlıçay Mahallesi’nin merhum muhtarı Recep Doyuk’un adının yaşatılması amacıyla yenilenen park ve anıtın açılışına katıldı. Törene Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, Çamlıçay Mahallesi Muhtarı Hasan Onur Bingöl, belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarları, Doyuk ailesinin mensupları ve Urlalılar katıldı.</p>
<p><strong>“Bizim için unutulmayacak bir ışık”</strong></p>
<p>Törende konuşan Başkan Tugay, Doyuk’un muhtarlığının yanı sıra ilçede sevilen bir emekli öğretmen olduğunu belirterek,  “Muhtarımızın kaybından duyduğumuz üzüntü hala taze. Böyle değerli insanları kaybettiğimiz için üzgünüm. 32 yıllık öğretmenliğinin ardından  muhtarlık görevini üstlenmesi insanı çok etkiliyor. Şu kalabalığı görünce ne kadar sevildiğini anlamamak mümkün değil. Kaybettiğimiz insanları unutmamalı, onların hatıralarını yad etmek için elimizden geldiğince onlar adına güzel şeyler yapmalıyız. Bu park o örneklerden birisi. Her birimizin bu tür şeylerden çıkaracağı dersler var. İyilik iyidir. İyi insan olarak yaşamak iyidir. Yeryüzünde olmasanız da gönüllerde, zihinlerde, hatıralarda güler yüzünüzle, iyiliğinizle, yapmaya çalıştığınız güzel hizmetlerinizle hatırlanıyorsunuz. Bizler böyle iyi insanların bizlere bıraktığı mirasa sahip çıkmaya ve layık olmaya çalışıyoruz. Recep muhtarımız bizim için hiçbir zaman unutulmayacak bir ışık. Her zaman aydınlığıyla yaşamaya devam edecek. Bizler için her zaman değeri korunacak” dedi.</p>
<p><strong>“Mirasını yaşatmaya devam edeceğiz”</strong></p>
<p>Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan da, “Bu anlamlı günde hep birlikte sadece park açmıyoruz. Aynı zamanda hayatı boyunca hem bir eğitimci hem de yerel yönetici olarak toplumuna ışık tutmuş bir insanın adını yaşadığı topraklarda sonsuza kadar yaşatacak bir adım atıyoruz. Recep Doyuk bizim için muhtardan öte bu ülkenin çocuklarının hayatına dokunmuş, onların geleceğini şekillendirmiş bir öğretmendi. Köy enstitülerinin ardından kurulan öğretmen okullarından mezun olmuş, 32 yıl boyunca eğitim camiasında özveriyle görev yapmış, öğretmenlik mesleğini bilgiyi aktarmaktan öteye taşımış, umut aşılamış ve kalplere dokunmuştur. Muhtarlık görevine başladığında da aynı ilkelerle aynı adanmışlıkla çalışmıştır. Mahallesi için hep en iyisini isteyen muhtarımızdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından iki kez yılın muhtarı seçilmiştir. Öğretmenlik yıllarında iki kez maaşla ödüllendirilmiş olması onun hem eğitim hem de hizmet alanında gösterdiği özverinin büyük bir ispatıdır. Bizler bu topraklara değer katmış bir öğretmenimizin ve muhtarımızın yolunda ilerlemeye, onun mirasını yaşatmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Alev alev yanan yüreğime su serptiler”</strong></p>
<p>Merhum Recep Doyuk’un eşi Neriman Doyuk duygu dolu bir konuşma yaparken, “Sevgili eşimin cenaze töreninde hem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay hem de Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan vardı. Törende iki başkanım da ellerimi tutup ‘siz nerede isterseniz biz muhtarımızın adını orada yaşatacağız’ dediler. Alev alev yanan yüreğime su serptiler. Ben her gün yürüyüş yaptığım bu yolda onun adını görmek için bu parka adının verilmesini istedim. Teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenilenen-recep-doyuk-parki-acildi-567955">Yenilenen Recep Doyuk Parkı açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Emin Alıcı son yolculuğuna uğurlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-emin-alici-son-yolculuguna-ugurlandi-567815</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2025 17:35:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alıcı]]></category>
		<category><![CDATA[emin]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[seven]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567815</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşama veda eden Türkiye'de omurga cerrahisinin öncülerinden Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) eski rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı için İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde tören düzenlendi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-emin-alici-son-yolculuguna-ugurlandi-567815">Prof. Dr. Emin Alıcı son yolculuğuna uğurlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşama veda eden Türkiye&#8217;de omurga cerrahisinin öncülerinden Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) eski rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı için İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde tören düzenlendi. Ailesi ve sevenlerinin katıldığı törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay,  “Emin Hocamızın adını bu şehirde yaşatmak benim görevlerimden biri. Bunu yerine getireceğim” diye konuştu.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi’nde (DEÜ) 2000–2008 yılları arasında rektörlük görevinde bulunan, Tıp Fakültesi emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Emin Alıcı’nın vefatı, akademi camiasında büyük üzüntü yarattı. Alıcı için İzmir Kültürpark İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde tören düzenlendi. 78 yaşında hayatını kaybeden Alıcı için düzenlenen törene eşi Nurdan Alıcı, kızı Esen Alıcı ile oğlu Prof. Dr. Evren Alıcı&#8217;nın yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu ile eşi Türkegül Kocaoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, sevenleri, meslektaşları ve tedavi ettiği hastaları katıldı. Konuşmacılar, Emin Alıcı’ya gözyaşları içerisinde veda etti.</p>
<p><strong>“Adını yaşatmak benim görevim”</strong><br />
Emin Alıcı’yı asil duruşu, beyefendi kişiliği ve güler yüzü ile tanıdıklarını anlatan Başkan Tugay, “Tıp camiası çok önemli değerlerinden birini kaybetti. Emin Hoca’mızın adını bu şehirde yaşatmak benim görevlerimden biri. Bunu yerine getireceğim” diye konuştu. Alıcı’nın çok iyi bir hekim olmasının dışında iyi bir öğretici olmayı seçtiğini de hatırlatan Başkan Tugay, “Hocamızı üstün yapan davranışlardan biri de bu. Ülke sorunlarıyla da ilgilenen bir insan. Bazı insanlar ailelerini, hayatlarını ihmal etme pahasına ülkenin sorunları ile dertleniyor. Hayatları boyunca da ‘Neden daha fazlasını yapamadım’ diye üzülerek geçiriyorlar. Emin Hoca’yı seven herkese başsağlığı diliyorum. Hatırasını unutmamalarını rica ediyorum. Çok değerli, büyük bir insan. İnsanların hayattayken değerini bilmek, yanlarında olmak önemli. İyilik için mücadele etmeyi seçmiş, o mücadeleden son ana kadar vazgeçmeyenlerin kıymetini bilmeliyiz. Umarım onların, böyle insanların bıraktığı mirasa layık olabiliriz” dedi.</p>
<p><strong>“Herkesi bu kadar çok seven bir insan, sevilmeyi hak ediyor”</strong><br />
56 yıllık hayat arkadaşını kaybeden Nurdan Alıcı, eşine duygu dolu sözlerle veda etti. Tanışma hikayelerini ve anılarını paylaşan Alıcı, “Bir birimize çok aşık olduk, benim her şeyimdi, bütün hayatımdı. 56 yıllık evliydik. Hiç sinirlendiğini, küfrettiğini görmedim. Beni benden bile korurdu. Herkesi bu kadar çok seven bir insan, sevilmeyi hak ediyor. Türkiye ve dünya için çok güzel işler yaptı. Çocuklarım babalarını görmeden büyüdü. Ama genetiklerinde Emin Alıcı&#8217;nın sevgisi var. Hayatım artık onsuz bomboş. Bana insan sevgisini, insan olmayı öğretti. Ona minnettarım. Hayatımda olduğu için teşekkür ediyorum” diye konuştu.<br />
Emin Alıcı&#8217;nın oğlu Prof. Dr. Evren Alıcı da, “Babam dikkatli, titiz ve hızlıydı. Hiçbir zaman gereksiz yere zaman harcamak istemezdi. Etrafında seven ve azimli insanlar olmasını isterdi. Herkese yardım etmeye çalışırdı. Onu çok özleyeceğim” dedi.</p>
<p><strong>“Tam bağımsız Türkiye mücadelesini hep birlikte veriyorduk”</strong><br />
Emin Alıcı&#8217;yı 1969 yılında tanıdığını anlatan İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu ise şunları söyledi: “Tam bağımsız Türkiye mücadelesini hep birlikte veriyorduk. Onlar liderimizdi, ben onların çırağıydım. Tıp dalında yaptıklarını meslektaşları anlattı. Ben de bambaşka bir şekilde tanıdım. Yaşadığımız apartmanda, bir çocuğun ayağı asansörün arasında sıkıştı. Emin hocamızın asansörün üstünden içeri girerek, çocuğun ayağını kurtardığına şahit oldum. Onun insan sevgisine, hekim ahlakına, insan ahlakına ve hep iyiye, güzele, doğruya ama tam bağımsız Türkiye&#8217;den yana verdiği yaşam mücadelesini paylaşmak istedim. Işıklar içinde uyusun.”</p>
<p><strong>“Bizi yüreklendirdi, önümüzü açtı”</strong><br />
İzmir Ekonomi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hakan Abacıoğlu da Türkiye&#8217;nin çok önemli bir insanını kaybettiğini belirterek, “İyi bir insandı, iyi bir hekimdi, iyi bir akademisyen ve iyi bir liderdi. Bugün açıkçası Türkiye&#8217;de probleme dayalı öğrenme diye bir şey varsa, klinik beceriler laboratuvarı tüm tıp fakültelerinin standardı haline geldiyse, eğitimin yapılandırılması hedefleri noktasında farklı şeyleri bugün tıp eğitiminde konuşabiliyorsak, Emin Hoca’mın liderliği sayesinde oldu. Bizim önümüzü açtı, yüreklendirdi. Bize &#8216;Türkiye&#8217;yi değiştireceksiniz&#8217; derdi. Bir şeyleri değiştirmenin, ciddi bir direnç, dayanma ve sabır gerektirdiğini ifade ederdi. ‘Her zaman bir saniye daha fazla dayanabilen kazanır’ derdi. Bunların anlamını yıllar sonra kavradım” dedi.</p>
<p><strong>“Bize iyi hekim olmayı öğretti”</strong><br />
İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Yüce Ayhan ise şunları söyledi: “Emin Hoca’yı, DEÜ&#8217;nün kurumsallaşmasındaki rolü, akademik hayata getirdiği yenilikler, tıp eğitimindeki çağdaş modelin önünü açmasındaki katkıları ile biliyoruz. Tüm bunlar bir yana ben onun öğrencisi olmaktan mutluyum. Hocamızdan çok şey öğrendik ama iyi hekim olmayı da öğrendik. Bize iyi hekim olmayı öğreten kıymetli öğretim üyelerimizden biriydi. Sevenlerine başsağlığı diliyorum.”<br />
Tören, konuşmaların ardından son buldu. Emin Alıcı, İstanbul’da toprağa verilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-emin-alici-son-yolculuguna-ugurlandi-567815">Prof. Dr. Emin Alıcı son yolculuğuna uğurlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ukrayna Bağımsızlık Günü Bakırköy&#8217;de Kutlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ukrayna-bagimsizlik-gunu-bakirkoyde-kutlandi-567718</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2025 16:21:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[özgür]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567718</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ukrayna Bağımsızlık Günü Bakırköy’de düzenlenen etkinlikle kutlandı. Ukrayna Ankara Büyükelçisi Nariman Celalov ve İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilsky’nin katıldığı anma etkinliğinde konuşan Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, “Bağımsızlık, insan onurunun ve özgür iradenin temel koşuludur. Bu uğurda ağır bedeller ödemiş halklar olarak, birbirimizin acısını hissediyor, tüm gazi ve şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ukrayna-bagimsizlik-gunu-bakirkoyde-kutlandi-567718">Ukrayna Bağımsızlık Günü Bakırköy&#8217;de Kutlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ukrayna Bağımsızlık Günü Bakırköy’de düzenlenen etkinlikle kutlandı. Ukrayna Ankara Büyükelçisi Nariman Celalov ve İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilsky’nin katıldığı anma etkinliğinde konuşan Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, “Bağımsızlık, insan onurunun ve özgür iradenin temel koşuludur. Bu uğurda ağır bedeller ödemiş halklar olarak, birbirimizin acısını hissediyor, tüm gazi ve şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz” dedi.</p>
<p>Ukrayna Bağımsızlık Günü dolayısıyla Bakırköy’de anma etkinliği düzenlendi. Yeşilköy’deki Ukrayna Parkı&#8217;nda düzenlenen etkinlikte el emeği göz nuru yöresel ürünler sergilenirken dans gösterileri de yapıldı. Ukrayna Ankara Büyükelçisi Nariman Celalov ve İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilsky’nin katıldığı anma ekinliğine ev sahipliği yapmanın gururunu yaşadıklarını belirten Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu bağımsızlık, birlik ve beraberlik mesajı verdi.</p>
<p><b>“Ukrayna halkının mücadelesini selamlıyoruz”</b></p>
<p>Ukrayna halkının verdiği bağımsızlık mücadelesine, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerine atıfta bulunarak destek veren Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, “Bugün Ukrayna’nın bağımsızlık gününü kutlarken, aslında insanlık tarihinin en köklü ve saygın değerlerinden birini selamlıyoruz: bağımsız yaşama iradesini. Ben, 103 yıl önce büyük bir mücadelenin ardından yoktan var edilmiş bir ülkede, Cumhuriyetimizin sağlam temelleri sayesinde en nitelikli eğitimi almış bir hekim olarak, mesleğimi ve hayata bakışımı bu değerlerin üzerine inşa ettim. Bizler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerini defalarca öğrendik ve içselleştirdik: “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Bu sözler, yalnızca yüce Türk milletinin değil, bağımsızlık mücadelesi veren tüm halkların ilham kaynağıdır. Bugün Ukrayna halkının verdiği kararlı mücadelede de aynı iradenin tezahürünü görüyor, derin bir saygıyla selamlıyoruz. Bağımsızlık, insan onurunun ve özgür iradenin temel koşuludur. Bu uğurda ağır bedeller ödemiş halklar olarak, birbirimizin acısını hissediyor, tüm gazi ve şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz” dedi.</p>
<p><b>“Savaşın değil barışın hakim olduğu bir dünya”</b></p>
<p>Savaşın değil barışın ve özgürlüğün hakim olduğu bir dünya için hiç durmadan çalışacaklarının altını çizen Başkan Ovalıoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Bir hekim ve bir kadın Belediye Başkanı olarak özellikle vurgulamak isterim ki, bizler şehirlerimizde savaşın değil, çocukların neşeli seslerinin yankılanmasını istiyoruz. Kadınların güvenle yaşam alanlarına katılabildiği, sokakların tüm renkleriyle canlandığı, insanların birbirine güvenle baktığı bir gelecek için çalışıyoruz. Ukrayna’da üçüncü yılı aşan savaş, milyonlarca insanın yerinden edilmesi ve binlerce sivilin yaşamını kaybetmesi hepimize şunu hatırlatıyor: Barış, vicdani bir sorumluluk ve uluslararası bir yükümlülüktür. Eğer savaş olağan bir hayat pratiği gibi kabul edilirse, kaybeden yalnızca bir taraf değil, bütün insanlık olur. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı ve Bakırköy’ün Belediye Başkanı olarak, her zaman adaletin, özgürlüğün, bağımsızlığın ve barışın yanında olacağımı ifade etmek isterim. Bu vesileyle Ukrayna halkının bağımsızlık gününü en içten dileklerimle kutluyor, barışa giden yolda yanlarında olduğumuzu bir kez daha vurguluyorum. Yaşasın bağımsızlık, yaşasın barış, yaşasın özgürlük!”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ukrayna-bagimsizlik-gunu-bakirkoyde-kutlandi-567718">Ukrayna Bağımsızlık Günü Bakırköy&#8217;de Kutlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin Yeni İhracat Gücü: Yapay Zekâ Destekli İK Çözümleri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-yeni-ihracat-gucu-yapay-zeka-destekli-ik-cozumleri-565552</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 10:40:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çözümleri]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[gücü]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565552</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurumlar, işe alım süreçlerinde zaman kazanmak için yapay zekâ çözümlerine yönelirken, bugün şirketlerin %87’si işe alım süreçlerinde yapay zekâdan faydalanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-yeni-ihracat-gucu-yapay-zeka-destekli-ik-cozumleri-565552">Türkiye&#8217;nin Yeni İhracat Gücü: Yapay Zekâ Destekli İK Çözümleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurumlar, işe alım süreçlerinde zaman kazanmak için yapay zekâ çözümlerine yönelirken, bugün şirketlerin %87’si işe alım süreçlerinde yapay zekâdan faydalanıyor. Ücretlendirme ve dengeleme stratejilerinde de yapay zekâya duyulan güven artıyor: 2025’e ait bir Korn Ferry araştırmasına göre, şirketlerin %22’si ücret kıyaslamalarında yapay zekâyı kullanıyor, %63’ü ise değerlendirme aşamasında.</p>
<p><strong>Yatırımlar ve Bütçeler Hızla Artıyor</strong></p>
<p>McKinsey’in verilerine göre, yöneticilerin %92’si önümüzdeki üç yıl içinde AI yatırımlarını artırmayı planlıyor; %55’i ise bu oranı minimum %10 artışla öngörüyor. AI çözümleri, işe alım, yetenek yönetimi, performans takibi ve ödeme politikaları gibi alanlarda daha akıllı, hızlı ve adil süreçler vadediyor. Ancak hâlâ “insanın son karar hakkı” kritik önemde. Çünkü teknoloji odağımızda olsa da insan-yapay zeka dengesi yeniden tanımlanıyor.  Bununla birlikte AI tabanlı analitik, çalışan memnuniyeti ve duygusal analiz gibi alanlarla proaktif İK yönetimini mümkün kılıyor. Ücretlendirme ve yetenek yakalamada kişiselleştirme ve adillik dengesi, AI sayesinde ölçeklenebilir hale geliyor. AI, İK’yı destekleyici bir “cobot” olarak insanı güçlendirmeye odaklanırken, yöneticiyi daha stratejik rollerle tanıştırıyor.</p>
<p><strong>UKX Kurucusu Uğur Karaboğa,</strong> küresel ölçekte AI destekli insan kaynakları çözümlerinin artık sadece teknoloji şirketlerinin değil, her sektördeki işletmelerin ajandasında üst sıralara çıktığına dikkat çekiyor. Karaboğa, “Dünya pazarında İK’da Yapay Zeka (AI) yatırımları yıllık ortalama %19’un üzerinde büyüyor ve 2029’a kadar iki katına çıkması öngörülüyor. Türkiye’de ise tablo farklı; pazarın potansiyeli çok yüksek olmasına rağmen, kurumsal AI adaptasyonu hâlâ başlangıç seviyesinde. Globalde şirketlerin %87’si işe alım süreçlerinde AI’ı aktif kullanırken, Türkiye’de bu oran %25-30 bandında seyrediyor” dedi.</p>
<p>Global ve Türkiye arasındaki farkın dezavantaj olmadığını vurgulayan Uğur Karaboğa, “Bu fark, aslında bizim için bir dezavantaj değil, büyük bir fırsat. Çünkü henüz doygunluğa ulaşmamış bir pazarda, doğru teknoloji yatırımları ve stratejik yol haritalarıyla markaların sadece kendi pazarında değil global ölçekte de birkaç yıl içinde sıçrama yapması mümkün. Yapay zeka çözümleri; doğru kullanıldığında zaman, maliyet ve kaliteyi aynı anda optimize eden nadir araçlardan biri. Ancak bu teknolojiyi yalnızca hız ve otomasyon odağında değil, çalışan deneyimi, adalet algısı ve yetenek yönetimi gibi insani boyutlarda da konumlandırmak gerekiyor. Bizim vizyonumuz, Türkiye’nin AI tabanlı insan kaynakları çözümlerinde sadece takip eden değil, ihraç eden bir ülke olması. Çünkü gelecekte rekabet, yalnızca en iyi ürünü üretmekten değil, en iyi yeteneği çekip elde tutabilmekten geçecek.” diye konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-yeni-ihracat-gucu-yapay-zeka-destekli-ik-cozumleri-565552">Türkiye&#8217;nin Yeni İhracat Gücü: Yapay Zekâ Destekli İK Çözümleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PepsiCo Türkiye İnsan Kaynakları Lideri Özlem Ökten&#8217;e Avrupa sorumluluğu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pepsico-turkiye-insan-kaynaklari-lideri-ozlem-oktene-avrupa-sorumlulugu-562852</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 13:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[lideri]]></category>
		<category><![CDATA[öktene]]></category>
		<category><![CDATA[özlem]]></category>
		<category><![CDATA[pepsico]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562852</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın lider yiyecek ve içecek şirketlerinden PepsiCo, global yapılanmasında Türkiye ekibine olan güvenini yaptığı atamalar ve yeni yapılandırmalarla göstermeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pepsico-turkiye-insan-kaynaklari-lideri-ozlem-oktene-avrupa-sorumlulugu-562852">PepsiCo Türkiye İnsan Kaynakları Lideri Özlem Ökten&#8217;e Avrupa sorumluluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın lider yiyecek ve içecek şirketlerinden PepsiCo, global yapılanmasında Türkiye ekibine olan güvenini yaptığı atamalar ve yeni yapılandırmalarla göstermeye devam ediyor.</p>
<p>PepsiCo tarafından yapılan açıklamada, şu anda Türkiye Organizasyon Birimi’nde İnsan Kaynakları Lideri olarak görev yapan Özlem Ökten’in sorumluluk alanının genişletilerek Avrupa Ticari Fonksiyonu’nu da kapsayacak şekilde yeniden yapılandırıldığı duyuruldu.</p>
<p>Özlem Ökten, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) İnsan Kaynakları Gelişimi yüksek lisansı ile başlayan İnsan Kaynakları tutkusunu 20 yılı aşan kariyeri boyunca devam ettirdi. 2023’ten bu yana PepsiCo Türkiye’de İnsan Kaynakları Kıdemli Direktörü olarak görev yapan Ökten, İK kariyerinde, özellikle yetenek yoğunluğunu artırma, liderlik kapasitesini geliştirme ve organizasyonel çevikliği güçlendirme alanlarında stratejik inisiyatiflere öncülük etti. 2011’de PepsiCo ailesine katıldığından bu yana; farklı İK fonksiyonlarında organizasyonel ve yetenek gelişimi, değişim yönetimi, İK stratejisi tasarımı, operasyonel mükemmellik ve çalışan deneyimi projelerinde sürdürülebilir değer yarattı. Yeni görevinde, Avrupa Ticari Fonksiyonu’nun insan kaynakları stratejilerini şekillendirerek bölge genelinde yetenek yoğunluğunu artırma, sürekli gelişim kültürünü güçlendirme ve organizasyon birimleri/ülkeler arasında sinerji yaratma konularında kritik bir rol üstlenecek. Tüm bu çalışmaları, Avrupa Ticari Fonksiyonu liderlik ekibinin bir üyesi olarak yürütecek.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pepsico-turkiye-insan-kaynaklari-lideri-ozlem-oktene-avrupa-sorumlulugu-562852">PepsiCo Türkiye İnsan Kaynakları Lideri Özlem Ökten&#8217;e Avrupa sorumluluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Her yıl 1.5 milyon İnsan Akciğer Kanserinden Hayatını Kaybediyor”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-559834</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 09:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinden]]></category>
		<category><![CDATA[kaybediyor]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559834</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanseri nedeniyle her yıl 1.5 milyon insan yaşamını yitiriyor. Türk Toraks Derneği uzmanları uyardı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-559834">“Her yıl 1.5 milyon İnsan Akciğer Kanserinden Hayatını Kaybediyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğer kanseri nedeniyle her yıl 1.5 milyon insan yaşamını yitiriyor. Türk Toraks Derneği uzmanları uyardı.</p>
<p><b>“Ölümlerin yüzde 85’i hala sigara yüzünden”</b></p>
<p>Her yıl dünyada 2 milyonun üzerinde insan akciğer kanseri tanısı alırken, 1.5 milyon civarında insan yine akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ve dünyada erkeklerde en sık görülen, kadınlarda da görülme sıklığı gittikçe artan en ölümcül seyreden kanserlerden biri arasındadır. 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü dolayısıyla konuşan Türk Toraks Derneği Torasik Onkoloji Çalışma Gurubu Dr. Öğr. Üyesi Feride Marım, akciğer kanserinde hala en önemli etkenin sigara olduğunu ancak pasif içicilik, asbest, radon gazı maruziyeti, hava kirliliği ve genetik faktörlerin de risk faktörleri arasında olduğunu açıkladı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-0-U57d7e2v.jpeg"/> <img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-1-exdmlAiT.jpeg"/></p>
<p><b>BELİRTİLER SİGARADAN ZANNEDİLİYOR ANCAK GEÇ KALINIYOR</b></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Marım, ülkemizde hala akciğer kanseri teşhisi koyulan hastaların büyük bir bölümünün ileri evrede teşhis edildiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Erken evrelerde yakınmaların az olması ya da olmaması, hastaların çoğunluğunun sigara içiyor olması ve yakınmalarının sigara kaynaklı olduğunu düşünmeleri gibi nedenler başvuru sürecini çoğunlukla geciktirmektedir. Erken teşhis ise tedavide başarıyı arttırmakta, ameliyat olabilme şansı sunmakta ve hastalarda yaşam sürelerini uzatmaktadır. Akciğer kanseri açısından risk taşıyan hastalarda düzenli sağlık kontrolleri erken teşhis için en etkili yöntemlerdir. Özellikle sigara ve diğer tütün ürünlerini tüketen, mesleki olarak risk altında bulunan ve ailesinde akciğer kanseri olan bireylerin bu konuda bilinçlendirilmesi önem taşımaktadır”</p>
<p><b>EV VE İŞYERLERİNDE HAVA KALİTESİ ARTIRILMALI</b></p>
<p>Akciğer kanseri vakalarının hala büyük bir bölümünün nedeninin sigara olduğunu açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Marım, “Akciğer kanseri gelişiminde en önemli risk faktörü, sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinin kullanımıdır. Sigara içmek, akciğer kanseri vakalarının yüzde 85’inden sorumludur. Bunun yanı sıra, pasif içicilik, asbest ve radon gazı maruziyeti, hava kirliliği ve bazı genetik faktörler de risk faktörleri arasında yer almaktadır. Ülkemizde ve dünyada tütün ürünleri ile mücadelenin önemi büyüktür. Sigara ve diğer tütün ürünlerinin bırakılması akciğer kanserini önlemede en önemli adımdır. Ayrıca iş yerlerinde ve evlerde hava<br /> kalitesinin artırılması, zararlı gaz ve kimyasallara maruziyetin azaltılması da önemli koruyucu önlemler arasındadır” dedi.</p>
<p><b>ERKEN TEŞHİSE YÖNELİK SAĞLIK POLİTİKALARININ GELİŞTİRİLMESİNE DESTEK VERİYORUZ</b></p>
<p>Türk Toraks Derneği&#39;nin akciğer kanseri ile mücadelede yaptığı çalışmaları açıklayan Türk Toraks Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ali Kılıçgün ise bu çalışmaları şöyle anlattı: “Türk Toraks Derneği olarak, akciğer kanseri ile mücadelede bilimsel araştırmaları desteklemekte, eğitim programları düzenlemekte ve kamuoyunu bilinçlendirme faaliyetleri yürütmekteyiz. Tütün ürünleriyle mücadele için eğitimler düzenlenmekte, sigara bırakma poliklinik hizmetlerinin arttırılmasına yönelik kurs ve faaliyetler düzenlemekteyiz. Erken teşhise ve tedaviye erişimin kolaylaşmasına yönelik sağlık politikalarının geliştirilmesine destek vermekteyiz. Akciğer kanseri tarama programlarının geliştirilmesi, uygulanması,<br /> güncel tedavi yaklaşımları ile ilgili bilgilendirme çalışmaları ve tedavi süreçlerinde psikososyal destek hizmetlerinin sunulması da öncelikli hedeflerimiz arasındadır” Prof. Kılıçgün, 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü vesilesiyle, akciğer kanseri konusunda bilinçlenmeye ve sigara ve diğer tütün ürünlerini bırakma gibi koruyucu önlemler için adım atmaya davet ediyoruz. Risk faktörlerinden uzaklaşarak ya da azaltarak akciğer kanserine yakalanmamak mümkün&#8221; diyerek sözlerini noktaladı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-559834">“Her yıl 1.5 milyon İnsan Akciğer Kanserinden Hayatını Kaybediyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Son 2 gündeki 9 orman yangınından 8&#8217;i insan kaynaklı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/son-2-gundeki-9-orman-yanginindan-8i-insan-kaynakli-549619</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2025 14:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[gündeki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklı]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[yangınından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549619</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, hafta sonu kentin birçok noktasında etkili olan orman yangınlarına karşı aralıksız mücadele verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/son-2-gundeki-9-orman-yanginindan-8i-insan-kaynakli-549619">Son 2 gündeki 9 orman yangınından 8&#8217;i insan kaynaklı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, hafta sonu kentin birçok noktasında etkili olan orman yangınlarına karşı aralıksız mücadele verdi. İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nın vardiyalı çalışan tüm personeli göreve çağrılarak yaklaşık 24 saat boyunca sahada alevlere karşı ter döktü. Son iki günde yerleşim yerlerini de etkileyen 9 orman yangınının 8&#8217;inin insan kaynaklı olduğu belirlendi. Büyükşehir belediyesinin tüm birimleri yangını önlemek ve yaraları sarmak için sahada çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, günlerdir kenti etkileyen orman yangınlarına karşı mücadele ediyor. Dün Menderes Kuyucak ile Seferihisar Orhanlı Mahallesi arasında sebebi henüz belirlenemeyen nedenle saat 13.00 sıralarında çıkan yangın fırtına nedeniyle hızlanarak Ürkmez, Payamlı, Doğanbey, Cumhuriyet, Ömür Beldesi, Doğankent, Banksis, Akarca bölgelerini etkiledi. Payamlı ve Doğanbey köyü tahliye edildi. Doğankent Sitesi ve Orhanlı Mahallesi başta olmak üzere bölgede 160’a yakın ev yangından hasar gördü. Bölge genelinde söndürme çalışmaları hava desteği ile sürüyor. Seferihisar Kavakdere mevkisinde sabah 05.00’te çıkan yangına itfaiye ekipleri müdahale etti. Havadan müdahale sürüyor. İzmir İtfaiyesi raporlarına göre son iki günde çıkan 9 orman yangınından 8’inin insan kaynaklı olduğu belirtildi.</p>
<p><strong>Rüzgar çalışmaları etkiledi</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı Yaşar Korkmaz, Menderes&#8217;te başlayan orman yangınlarının 24&#8217;üncü saate girdiğini söyledi. İzmir Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerinin hava araçları ile ormanlık bölgelerde çalışmalarını sürdürdüğünü açıklayan Yaşar Korkmaz, “Biz de yerleşim yerlerini emniyete aldık. 24 saat içerisinde çok zorlu çalışmalar oldu. Rüzgarın hızı zaman zaman 75 kilometreye kadar çıktı. Bu rüzgar çalışmalarımızı olumsuz etkiledi. Yangının hızlı şekilde ilerlemesine neden oldu. Yangını kontrol altına almak için stratejilerimizi oluşturuyoruz ama rüzgarın sık sık yön değiştirmesi nedeniyle alevler farklı noktalara sıçradı” dedi.</p>
<p><strong>Evler hasar gördü</strong></p>
<p>Dün Menderes Kuyucak&#8217;ta başlayan yangının ardından, kentin farklı noktalarında da büyük yangınların meydana geldiğini ifade eden Korkmaz, “Yazlık sitelerin güvenliğini aldık. Çok fazla etkilenen yerler oldu. 20&#8217;si tamamen yanarken, 80&#8217;e yakın evde hasar oluştu. Diğer kentlerden desteğe gelen itfaiye ekiplerine teşekkür ediyorum” diye konuştu. Küçük ihmallerin büyük sonuçlar doğurduğunu ve yurttaşların çok dikkatli olması gerektiğini ifade eden Korkmaz, “Lütfen sigaranızı çevreye atmayın. Kaynak yaparken yanınızda su bulundurun veya kaynak yapmayın. Sıcaklığın 40 santigrat derecelere vardığı şu günlerde kaynak, son derece tehlikeli. İki günde dokuz orman yangını çıktı. Bunlardan 8&#8217;i insan kaynaklı. İçler acısı görüntülerin nedeni, dikkatsizlik. İçimiz yanıyor. Lütfen herkes birbirini kontrol etsin. Şu görüntüler içimizi yakıyor. Sigara, mangal, kontrolsüz ateş&#8230; Lütfen yakmayın” diye konuştu. </p>
<p><strong>Küçük dikkatsizlikler büyük felaketlere gebe</strong></p>
<p>İtfaiye Yangın ve Acil Müdahale Şube Müdürü Aydın Mutlu da Cumhuriyet Mahallesi&#8217;ni etkileyen yangını kontrol altına almak için yoğun mücadele verdiklerini belirterek, “Yangın sitelere kadar geldi. Biz burada evlere zarar gelmesin diye yoğun mücadele verdik. Ancak 4 ev, hasar aldı. Gece yanan ve kontrol altına aldığımız yerleri, yeniden dolaşıyoruz. Tütmeler olan yerlerde soğutma çalışmalarımız sürüyor. Farklı kentlerden gelen itfaiye ekiplerini, riskli yerlere konuşlandırdık. Bu sürede İzmir İtfaiyesinin tüm çalışanları göreve çağrıldı. Elimizdeki tüm yedek araçlarla yangınlara müdahale ettik. Ona rağmen ciddi sonuçlarla karşı karşıya kaldık. Herkesin yangın riskine karşı çok duyarlı olması gerekiyor. Ufak bir kıvılcımın yol açtığı afeti görüyorsunuz. Son 5 günde çok fazla ve aynı anda çıkan yangınlar var. Aynı anda yangın çıkınca itfaiyenin de gücü bölünüyor. O nedenle herkesin yangın çıkmaması için çok dikkatli olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Özdere Gençlik Kampı yurttaşlara açıldı</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na 20 kişilik Sosyal İnceleme Ekibi bölgede çalışmalarını sürdürüyor. Hasar gören evleri belirlemek için çalışma yürüten ekipler ayrıca yangından etkilenen yurttaşları İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Özdere Gençlik Kampı&#8217;na yerleştirdi. Yine Seferihisar Belediyesi&#8217;nin Ürkmez Ek Hizmet Binası’nda kurulan ikram aracı ile bölgede çalışanların ve yurttaşların gıda, su ihtiyacını karşıladı. Büyükşehir ekipleri ayrıca yurttaşlara psikososyal destek de veriyor.</p>
<p><strong>Hayvanlar tedavi altına alındı</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı da yangın bölgesinde hayvanları alevlerin arasından kurtarmak için mücadele verdi. Orhanlı ve Payamlı bölgesinde 6 hayvan nakil aracı, 2 kamyon, 23 personel ile 250 kanatlı hayvan, 7 köpek, 1 kaplumbağa, 4 küçükbaş hayvanı tahliye etti. Yine yangından kurtarılan yaralı hayvanlar, Fuar Küçük Hayvan Polikliniği, Pako Sokak Hayvanları Yaşam Kampüsü gibi tesislerde tedavi edildi. Yeniköy bölgesinde kurulan geçici tahliye noktasında, 1 mobil klinik ile sağlık hizmeti sunuldu. Burada yangından kurtarılan canlılara ilk müdahale gerçekleştirildi. Kurtarılan ördek, kaplumbağa ve kertenkelelerin tedavisi yapıldı.</p>
<p><strong>Diğer illerden destek geldi</strong></p>
<p>Kayseri, Ankara, Eskişehir, İstanbul, Aydın, Muğla ve Denizli Büyükşehir belediyeleri yangına 19 arazöz, 6 tanker, 5 hizmet aracı, bir bakım aracı ve 80 personelle destek verdi. Menderes, Menemen, Torbalı, Gaziemir, Bornova, Buca, Karabağlar, Karşıyaka, Beydağ, Balçova belediyeleri 21 su tankeri ve 3 iş makinesi ile yangınla mücadeleye katıldı. Denizli, Aydın, Muğla, Kayseri, Ankara, Eskişehir Büyükşehir belediyeleri ilave araçlarla destek vermek üzere bugün bölgeye geldi.</p>
<p><strong>Büyükşehir tüm birimleriyle sahada</strong></p>
<p>İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekiplerinin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi birimleri de araç ve personel desteği ile sahada çalışmalarını sürdürüyor. İZSU Genel Müdürlüğü de 43 araç 100 personel ile Doğanbey yangınına müdahale etti. İZSU bünyesinde Afet ve Acil Durum Yönetim Birimi kapsamında oluşturulan Arama ve Kurtarma Ekibi de ilk sınavını başarı ile verdi. İtfaiye Daire Başkanlığı’ndan yangınlara müdahale eğitimi alan 18 kişi liderliğinde 39 kişilik Arama Kurtarma Ekibi İzmir itfaiyesi öncülüğünde Doğanbey ve Ürkmez arıtma tesisleri bölgesinde soğutma çalışmalarına aralıksız ve dönüşümlü olarak destek sağladı.</p>
<p><strong>Dün çıkan 9 yangın söndürüldü</strong></p>
<p>İzmir İtfaiyesi ekipleri dün (29 Haziran Çarşamba) Buca, Güzelbahçe, Bergama, Torbalı, Aliağa, Mordoğan, Dikili, Çeşme ve Tire’de olmak üzere 8 ilçede çıkan yangınlara hızla müdahale ederek söndürdü. Buca Beyazevler’de dün 15.30’da çıkan yangın akşam 21.30’da kontrol altına alındı. Yapılan ilk tespitlerde 17 aracın zarar gördüğü, bir binanın tamamen yandığı belirlendi. Güzelbahçe İstikbal Caddesi köpek çiftliği yanında başlayan geniş otlak alandaki yangın kısa sürede söndürüldü. Torbalı Kazım Karabekir Mahallesi’nde dün gece saatlerinde plastik fabrikası bahçesinde başlayan ot yangını itfaiye ekiplerinin hızlı müdahalesi sayesinde söndürüldü, yangının fabrikaya sıçraması engellendi. Mordoğan Beylikbağı mevkiinde dün akşam saatlerinde başlayan ot –makilik alan yangını ekiplerin hızlı müdahalesi ile kısa sürede kontrol altına alındı, mahsur kalan üç yurttaş kurtarıldı. Dikili Salihler mevkiinde dün akşam saatlerinde başlayan orman yangını itfaiye ekiplerinin müdahalesi ile kısa sürede kontrol altına alındı. Çeşme Alaçatı Port karşısında dün akşam saatlerinde başlayan yangın kısa sürede kontrol altına alındı. Tire Alacalı mevkiinde akşam saati başlayan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesi ile gece saatine doğru söndürüldü.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/son-2-gundeki-9-orman-yanginindan-8i-insan-kaynakli-549619">Son 2 gündeki 9 orman yangınından 8&#8217;i insan kaynaklı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakan Tunç: Denetimli Serbestlikte İnsan Merkezli Yaklaşım Sürecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakan-tunc-denetimli-serbestlikte-insan-merkezli-yaklasim-surecek-548313</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 16:47:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakan]]></category>
		<category><![CDATA[denetimli]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[merkezli]]></category>
		<category><![CDATA[serbestlikte]]></category>
		<category><![CDATA[sürecek]]></category>
		<category><![CDATA[tunç]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Denetimli Serbestlik Sistemi Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı açıklamada, sistemin 20 yıllık gelişimini değerlendirdiklerini ve insan odaklı, onarıcı adalet anlayışıyla denetimli serbestlik yapısını geliştirmeye devam edeceklerini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakan-tunc-denetimli-serbestlikte-insan-merkezli-yaklasim-surecek-548313">Bakan Tunç: Denetimli Serbestlikte İnsan Merkezli Yaklaşım Sürecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ‘Denetimli Serbestlik Sistemi Değerlendirme Toplantısı’nda hukuk fakültesi dekanları, ceza hukuku akademisyenleri ve yargı mensuplarıyla bir araya geldi.</p>
<p>Toplantıda, 2005’te ceza adalet sistemine dahil edilen denetimli serbestlik sisteminin 20 yıllık gelişim süreci masaya yatırıldı.</p>
<p>Bakan Tunç, toplantıda yaptığı konuşmada, her yükümlünün topluma kazandırılacak bir birey olduğu bilinciyle hareket ettiklerini vurguladı. “İnsan merkezli, onarıcı ve dönüştürücü bir denetimli serbestlik sistemi inşa etmeyi sürdüreceğiz,” diyen Tunç, sistemin daha güçlü bir yapıya kavuşması için yürütülen çalışmaları değerlendirdiklerini ifade etti.</p>
</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p>Acıların ve ağır hatıraların mekânı olan cezaevlerini, demokrasiye ve ortak belleğe ev sahipliği yapan kültür ve bilim merkezlerine dönüştürdük.</p>
<p>???? Denetimli Serbestlik Sistemi Değerlendirme Toplantısı | Ankara pic.twitter.com/7sFwJMwu0I</p>
<p>— Yılmaz TUNÇ (@yilmaztunc) June 25, 2025</p></blockquote>
<p><strong>CEZAEVLERİNDEN KÜLTÜR VE BİLİM MERKEZLERİNE</strong></p>
<p>Bakan Tunç, cezaevlerinin artık sadece acıların ve ağır hatıraların mekânı olmaktan çıktığını, demokrasiye ve ortak belleğe ev sahipliği yapan kültür ve bilim merkezlerine dönüştürüldüğünü belirtti.</p>
<p>Bu dönüşümün, denetimli serbestlik sisteminin rehabilitasyon odaklı yaklaşımını desteklediğini vurguladı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/bakan-tunc-denetimli-serbestlikte-insan-merkezli-yaklasim-surecek-0-MaJKYmw2.jpeg"></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakan-tunc-denetimli-serbestlikte-insan-merkezli-yaklasim-surecek-548313">Bakan Tunç: Denetimli Serbestlikte İnsan Merkezli Yaklaşım Sürecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Takeda&#8217;nın Sürdürülebilirlik Vizyonunda İnsan ve Gezegen Sağlığı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/takedanin-surdurulebilirlik-vizyonunda-insan-ve-gezegen-sagligi-547894</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 12:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[gezegen]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[takedanın]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547894</guid>

					<description><![CDATA[<p>244 yıl önce Japonya’da kurulan Takeda, bugün 80 ülkede 50 bini aşkın çalışanıyla faaliyet göstermektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/takedanin-surdurulebilirlik-vizyonunda-insan-ve-gezegen-sagligi-547894">Takeda&#8217;nın Sürdürülebilirlik Vizyonunda İnsan ve Gezegen Sağlığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>244 yıl önce Japonya’da kurulan Takeda, bugün 80 ülkede 50 bini aşkın çalışanıyla faaliyet göstermektedir. Küresel biyofarma şirketi, bilim ve teknolojiden güç alarak karşılanmamış tıbbi ihtiyaçlar için geliştirdiği yenilikçi tedavilerle, hastaların yaşam konforunu artırmayı amaçlıyor. Tüm çalışmalarında insanı ve gezegeni odağına alan Takeda, köklü değerleriyle sürdürülebilir bir gelecek için kararlılıkla ilerliyor.</p>
<p>Takeda, insan sağlığı ile gezegen sağlığı arasındaki güçlü bağı temel alarak sürdürülebilirlik çalışmalarını yürütüyor. Takeda’nın “Net sıfır sera gazı emisyonu”  hedefine 2035 yılında operasyon seviyesinde, 2040 yılında ise değerler zinciri seviyesinde ulaşmayı hedeflediğini belirten <strong>Takeda Türkiye Genel Müdürü Nura Aykanat</strong>, 2024 mali yılında operasyonel süreçlerden kaynaklı sera gazı emisyonları <strong>%53 oranında azaltılarak, Takeda’nın yıllık hedefinin %32 üzerine çıktığını paylaştı. </strong></p>
<p>Bu başarıda, enerji verimliliği projeleri, düşük emisyon teknolojileri ve atık azaltma programlarının etkili olduğunu söyleyen ve bu kapsamda çeşitli ülkelerde sera gazı emisyonun azaltılmasına yönelik ciddi adımlar atıldığını söyleyen <strong>Takeda Türkiye Genel Müdürü Nura Aykanat,</strong> şöyle devam etti:</p>
<p><em><strong>“Küresel düzeyde insanlar için daha sağlıklı, dünya için daha parlak bir gelecek misyonumuzla, yenilikçi tedavi yöntemleri geliştiriyor ve sürdürülebilir bir dünya için tüm gücümüzle çalışıyoruz.  Üretim tesislerimizin yer aldığı çeşitli ülkelerde sera gazı emisyonunun azaltılmasına yönelik ciddi adımlar atıldı.  Örneğin, Avusturya’da ilaç endüstrisinin ilk doğal gazsız buhar üretim sistemini geliştirerek bir tesis için sera gazı emisyonu %80 azaltıldı.  İsviçre ve Japonya’daki buhar ısıtma ve soğutma sistemleri ile 2.790 ton sera gazı emisyonunu önlemeyi hedefliyoruz. Bu veri, her yıl yaklaşık 650 aracın trafikten çekilmesine eşdeğer bir emisyon tasarrufu sağladığını gösteriyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Türkiye’de ise, karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik çevre odaklı projeler ve sosyal sürdürülebilirliğe yapılan yatırımlar önceliklerimiz arasında önemli bir konumda yer alıyor. Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini destekliyor ve Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına katkı sağlamaya gayret gösteriyoruz. Çeşitlilik ve kapsayıcılık odaklı yaklaşımımızla, ülkemizde görev yapan değerli sivil toplum kuruluşları ile güçlü iş birlikleri kurarak ihtiyaç sahibi gruplara yönelik destekleyici projeler geliştiriyor ve sürdürülebilirlik alanındaki güçlü kararlılığımızı her geçen gün daha da ileri taşıyoruz.”</strong></em><strong> </strong> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/takedanin-surdurulebilirlik-vizyonunda-insan-ve-gezegen-sagligi-547894">Takeda&#8217;nın Sürdürülebilirlik Vizyonunda İnsan ve Gezegen Sağlığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe Belediyesi&#8217;nden &#8220;Suyun İnsan Sağlığı İçin Önemi&#8221; Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepe-belediyesinden-suyun-insan-sagligi-icin-onemi-semineri-547449</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 15:32:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinden]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[suyun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547449</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi, vatandaşların sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmesini desteklemek amacıyla “Suyun İnsan Sağlığı İçin Önemi ve Neden Su İçmeliyiz?” konulu bir eğitim semineri düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-belediyesinden-suyun-insan-sagligi-icin-onemi-semineri-547449">Kartepe Belediyesi&#8217;nden &#8220;Suyun İnsan Sağlığı İçin Önemi&#8221; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kartepe Belediyesi, vatandaşların sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmesini desteklemek amacıyla “Suyun İnsan Sağlığı İçin Önemi ve Neden Su İçmeliyiz?” konulu bir eğitim semineri düzenledi. Kartepe Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nün organizasyonuyla gerçekleştirilen seminerde, su tüketiminin insan sağlığı üzerindeki etkileri bilimsel verilerle katılımcılara aktarıldı.</b></p>
<p><b>Su Tüketimi Kronik Hastalıkların Önlenmesinde Kritik Rol Oynar</b></p>
<p>Dinleyicilere suyun vücut sistemleri üzerindeki işlevlerini anlatan Doç. Dr. Ömür Alyakut özellikle böbrek sağlığı, dolaşım sistemi ve metabolizma açısından suyun önemine değinerek “Günlük yeterli su tüketimi birçok kronik hastalığın önlenmesinde kritik rol oynamaktadır” dedi.  </p>
<p><b>Susamayı Beklemeden Su İçin</b></p>
<p>Beslenme düzeninde suyun yeri ve yeterli sıvı alımının kilo kontrolü üzerindeki etkileri hakkında bilgi veren Dr. Dyt. Simay Kundakçı &#8220;Susamayı beklemeden su içmek gerekir. Çünkü susuzluk, vücut için bir alarm durumudur,&#8221; diyerek katılımcılara pratik öneriler sundu.</p>
<p><b>Çocuklarda Ve Yaşlılarda Su Tüketimi Önemli</b></p>
<p>Arş. Gör. Beray Alyakut ise çocuklarda ve yaşlılarda su tüketiminin özel önemine vurgu yaptı. Ayrıca su içmenin psikolojik etkilerine değinerek, yeterli su alımının zihinsel performans ve ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini aktardı.</p>
<p><b>Sağlık Seminerleri Devam Edecek</b></p>
<p>Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde düzenlenen seminerde konuşmacılar, katılımcıların sorularını yanıtladı ve su tüketimi alışkanlıklarının geliştirilmesine yönelik önerilerde bulundu. Kartepe Belediyesi yetkilileri, bu tür sağlık temalı etkinliklerin devam edeceğini belirterek, vatandaşlara sağlıklı yaşam konusunda destek olmaya devam edeceklerini ifade etti.</p>
<p>Yoğun ilgi gören seminere Kartepe Belediye Başkan Yardımcısı Orhan Akyüz, SGK Kartepe İlçe Müdürü Abdullah Narman’da katıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-belediyesinden-suyun-insan-sagligi-icin-onemi-semineri-547449">Kartepe Belediyesi&#8217;nden &#8220;Suyun İnsan Sağlığı İçin Önemi&#8221; Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşayan İnsan Hazinesi&#8217;nden tek el mucizesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasayan-insan-hazinesinden-tek-el-mucizesi-547070</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Jun 2025 11:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[hazinesinden]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mucizesi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[yaşayan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547070</guid>

					<description><![CDATA[<p>Marmara Depremi’nde eşi ve iki çocuğunu kaybeden, sağ kol ve bacağını yitiren Asya Koşal, MARİFEST25’te herkese umut oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasayan-insan-hazinesinden-tek-el-mucizesi-547070">Yaşayan İnsan Hazinesi&#8217;nden tek el mucizesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Marmara Depremi’nde eşi ve iki çocuğunu kaybeden, sağ kol ve bacağını yitiren Asya Koşal, MARİFEST25’te herkese umut oldu</p>
<p>Depremzede Asya Koşal’dan MARİFEST’te umut dolu performans;</p>
<p><b>‘Yaşayan İnsan Hazinesi’nden tek el mucizesi</b></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi’nin MARİFEST25 festivali, 17 Ağustos Marmara Depremi’nde eşi ve iki çocuğunu kaybeden, sağ kol ve bacağını yitiren Asya Koşal’ı ağırladı. Koşal, tek eliyle geliştirdiği örgü yöntemlerini misafirlere anlattı, herkese umut oldu.</p>
<p><b>&#8216;YAŞAYAN İNSAN HAZİNELERİ ÖDÜLÜ&#8217;NÜ ALMIŞTI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği MARİFEST25 son gününde yine muhteşem bir atmosfer sunuyor. Birbirinden renkli etkinliklerin yer aldığı MARİFEST25, önemli bir ismi ağırladı. 17 Ağustos Marmara Depremi’nde eşi ve iki çocuğunu kaybeden, sağ kol ve bacağını yitiren Asya Koşal, Büyükşehir’in festivaline katıldı. Tek eliyle geliştirdiği yöntemlerle örgü ustası olan ve &#8216;Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülü&#8217;nü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alan Koşal’a büyük bir ilgi vardı.</p>
<p><b>HİÇ PES ETMEDİ, HAYATA DEVAM ETTİ</b></p>
<p>Kocaeli Kongre Merkezi Karamürsel Alp Salonu’ndaki etkinlik Asya Koşal’ın söyleşisi ve örgü performansıyla başladı. Marmara Depremi’nde enkaz altında kalarak sağ kolu ve bacağını kaybeden Koşal, pes etmeyip hayatına devam ettiği, hatta örgüleriyle yardım kampanyalarına destek olduğunu anlattığı söyleşisiyle hafızalara kazındı.</p>
<p><b>İLMEK İLMEK ÖRÜLMÜŞ BİR HAYAT</b></p>
<p>MARİFEST’i ziyarete gelen misafirlerin yanı sıra KO-MEK kursiyerlerinin de katıldığı söyleşide duygu dolu anlar yaşandı. Örgü ören ablalarından ilham alarak attığı ilk ilmeğin sadece kendi hayatını değil birçok insanın hayatına dokunduğu anlatan Koşal ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. O günden bu yana tek eliyle örgü örmeye devam ettiğini söyleyen Asya Koşal, hayat hikayesiyle de ziyaretçilere umut oldu. </p>
<p><b>SORULAR SORUP TEKNİKLERİ KEŞFETTİLER</b></p>
<p>Asya Koşal keyifli söyleşisinin yanı sıra örgü tekniklerini de gösterdi. Yaptığı el emeği işlerinden örnekler sunan ve canlı olarak örgü tekniklerini paylaşan Koşal ilgiyle takip edildi. Asya Koşal’ın performansı sırasında ziyaretçiler de kendisine eşlik ederek süreç hakkında sorular sordu ve yeni örgü teknikleri keşfetti.</p>
<p><b>“KADININ ELİNİN DEĞDİĞİ HER ŞEY GÜZEL OLUYOR”</b></p>
<p>Bacağından yardım alarak tek eliyle örgü ören Asya Koşal performansında hem pratikliği hem de hızıyla dikkat çekti. El emeğiyle hazırladığı örgülerini çok kısa sürede tamamladığını belirterek bu konuda ziyaretçilere hızlı ve başarılı örgüler yapabilmeleri için çeşitli taktikler de aktardı. Programın sonunda etkinlik hakkında konuşan Koşal, “Kadının elinin değdiği her şey zaten çok güzel oluyor. Burada olmaktan, kadınlarla birlikte bir şeyler yapmaktan mutluluk duyuyorum. MARİFEST25 çok güzel bir organizasyon olmuş. Emeği geçenlere teşekkür ederim” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasayan-insan-hazinesinden-tek-el-mucizesi-547070">Yaşayan İnsan Hazinesi&#8217;nden tek el mucizesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zack Kass TETZ 2025&#8217;te konuştu: &#8220;Yapay zekâda insan zihnine eşdeğer bir noktaya her geçen gün daha fazla yaklaşıyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zack-kass-tetz-2025te-konustu-yapay-zekada-insan-zihnine-esdeger-bir-noktaya-her-gecen-gun-daha-fazla-yaklasiyoruz-546958</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Jun 2025 12:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[eşdeğer]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[geçen]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kass]]></category>
		<category><![CDATA[konuştu]]></category>
		<category><![CDATA[noktaya]]></category>
		<category><![CDATA[tetz]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zack]]></category>
		<category><![CDATA[zekda]]></category>
		<category><![CDATA[zihnine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546958</guid>

					<description><![CDATA[<p>Millî Eğitim Bakanlığı himayelerinde bu yıl altıncısı düzenlenen Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi ve Fuarı (TETZ 2025), yapay zekâ ve eğitim teknolojileri alanında Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen paydaşlarını İstanbul’da buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zack-kass-tetz-2025te-konustu-yapay-zekada-insan-zihnine-esdeger-bir-noktaya-her-gecen-gun-daha-fazla-yaklasiyoruz-546958">Zack Kass TETZ 2025&#8217;te konuştu: &#8220;Yapay zekâda insan zihnine eşdeğer bir noktaya her geçen gün daha fazla yaklaşıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Millî Eğitim Bakanlığı himayelerinde bu yıl altıncısı düzenlenen Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi ve Fuarı (TETZ 2025), yapay zekâ ve eğitim teknolojileri alanında Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen paydaşlarını İstanbul’da buluşturuyor.</p>
<p>Ana teması “Yapay Zekâ ve Eğitim” olarak belirlenen bu yılki zirvede, dünya çapında yapay zekâ alanındaki çalışmalarıyla tanınan Fütürist ve OpenAI’nin eski GTM Başkanı Zack Kass, “Yapay Zekâ Tabanlı Eğitimle Yeni Nesli Güçlendirmek” başlıklı konuşma gerçekleştirdi. </p>
<p><strong>“Yapay zekâyı dünyayı dönüştürmek için eğitimde kullanmalıyız”</strong><br /> “Yapay Zekâ Tabanlı Eğitimle Yeni Nesli Güçlendirmek” başlıklı konuşmasında Kass, yapay zekânın eğitimdeki dönüştürücü gücüne dikkat çekti.</p>
<p>Yapay zekâda gelinen noktaya ilişkin bilgiler paylaşan Kass, “Yapay zekâ konusunda nerede olduğumuz sorusuna günümüzde yanıt vermesi zor bir soru. Ama artık insan zihninin üstünlüğünü barındıran makineler inşa ediyoruz. Şu anda yapay zekânın yaptığı şey bu ve aslında insan zihnine eşdeğer bir noktaya her geçen gün daha fazla yaklaşıyoruz.” dedi.</p>
<p>Yapay zekânın halihazırda verimliliği yüzde 3–4 oranında artırdığını ve özellikle gençlerde bu oranın daha da yüksek olduğunu aktaran Kass, sıradaki büyük dönüşümün otonom ajanlar olacağını ifade etti.</p>
<p>Zack Kass, “Otonom yapay zekâ aslında çalışan bir Siri diye ifade edebileceğimiz bir şey. Burada eğlenceli olan şey ise şu Siri mesela ne vaat etti? Cihaza yapmasını istediğimiz şeyi söyleyecektik ve o da yapacaktı ama tam olarak işe yaramadı ama artık tam olarak bu iş yapacak bir noktaya gelmiş bulunuyor.” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Bazı yeni nesil cihazlar ekransız olacak” </strong></p>
<p>Zack Kas, doğal dil işletim sistemlerinin iki temel devrimi beraberinde getireceğini ve yakın gelecekte kişisel cihazların formunun tamamen değişeceğini belirtti.</p>
<p>OpenAI’nin kısa süre önce satın aldığı “io devices” şirketiyle ilgili sızan bilgileri paylaşan Kass, “Öncelikle cihazlarımızı yani cep telefonlarımızı bilgisayarlarımızı cebimizde taşırken artık bunları giymeye başlayacağız. ‘io diveces’ şirketi yakın zamanda OpenAI tarafından satın alındı. Henüz halka açık bir şekilde ifade edilmeyen ama sızıntı yapılan bilgi şu; yeni yapılacak cihazda ekran olmayacak. Yani yeni nesil bilgisayarların ekranı olmayacak. Neden olsun ki zaten? Yani daha önce de söylemiştim zaten ekran beyinlerimize zarar veriyor.  O yüzden daha az sayıda ekranın olduğu bir dünya inşa etmemiz gerekiyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Teknoloji devleri ‘zeki liseli’ gençleri işe alıyor”</strong><br /> Yapay zekânın sağladığı fırsatların yanı sıra bazı tehlikelere de dikkat çeken Kass, sınırsız zekânın, bireyleri eleştirel düşünmeden uzaklaştırabildiğini vurguladı. Z kuşağının önceki nesillere kıyasla ortalama zekâ düzeyinde düşüş yaşadığını, ancak zekâ dağılımındaki standart sapmanın arttığını belirten Kass, OpenAI ve Palantir gibi teknoloji devlerinin yakın zamanda yayımladığı bir işe alım ilanında üniversite şartı aramadığını anımsattı. </p>
<p> </p>
<p>Zack Kass, “Bu şirketler, şu anda zeki liseliler işe almak istiyorlar. Çünkü lise düzeyine kadar öğrendiği şeylerin bu kişilerin yeterli olduğunu söylüyorlar. Hatta OpenAI’de çalışabilecek en genç kişinin 11 yaşında olabileceği konuşuluyor.   Yani 11 yaşında bir kişinin en nihayetinde makine öğrenme araştırmalarına katkı sunabileceğini düşünmesi anlamına geliyor bu. Gerçekten çok heyecan verici bir şey bu.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“İnsanlar, düşündüklerinden daha uzun yaşayacak”</strong></p>
<p>Zack Kass konuşmasında, yapay zekânın insanlara yalnızca üretkenlik değil, aynı zamanda daha fazla yaşam süresi ve günlük zaman kazancı sunduğunu da dile getirdi. Gelecekte iki eksende daha fazla zamanımızın olacağını belirten Kass, insanların düşündüğünden daha uzun yaşayacağını ve günlük hayat içinde kendilerine daha çok zaman kalacağını söyledi.</p>
<p>Kass, insanların cihazlarıyla geçirdiği uzun sürelerin sağlığa zararlı olacak seviyelere geldiğine dikkati çekerek, özellikle gençlerin cihazlarıyla daha anlamlı, sınırları belirli ve bilinçli bir ilişki kurmaları gerektiğini ve bu konuda gençlere rehberlik edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>İnsanların ekran sürelerini gizleme eğiliminde olduklarını ve bu konuda rahatsızlık duyduklarını da dile getiren Kass, ekran süresiyle kurulan ilişkinin çoğu zaman verimlilik değil bağımlılık yarattığını söyledi. </p>
<p>Gençlerin kendisine sıklıkla “Üniversitede hangi bölüme girmeliyim?” sorusunu yönelttiğini belirten Kass, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu soru aslında ‘Nasıl daha çok para kazanabilirim?’ anlamına geliyor ve bu da anlaşılır. Ancak üniversitede okuduğunuz bölümle alacağınız maaş arasındaki ilişki artık oldukça zayıf. Daha çok para kazanmak için doğru bölümü tahmin etmek çok zor. Bu nedenle her zaman şunu söylüyorum: ‘Seni en çok etkileyen, tutkuyla bağlandığın bölümü seç. Çünkü sadece o zaman derinleşebilir ve özgün bir katkı sunabilirsin’.” </p>
<p><strong>Küresel yapay zekâ liderleri İstanbul’da</strong></p>
<p>20 Haziran’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla resmi açılış gerçekleştirilen zirvede, bugün ve yarın, dünyanın önde gelen yapay zekâ uzmanları, teknoloji liderleri ve eğitim girişimcileri katılımcılarla buluşacak.</p>
<p>Zirvede; Shazam Kurucusu Chris Barton, Skype Kurucusu Jonas Kjellberg ve Apple Siri’nin Kurucusu Luc Julia gibi isimler, yapay zekânın eğitime etkilerini değerlendirecek. Ayrıca yerli ve yabancı akademisyenler ve eğitim girişimcileri panellerde bilgi ve deneyimlerini paylaşacak.</p>
<p>Etkinlik, 20 farklı ülkeden eğitim bakanlıkları temsilcilerinin katılımıyla, eğitimin geleceğine dair küresel ölçekte stratejik bir diyalog ortamı da sunacak.</p>
<p><strong>100’den fazla teknoloji şirketi, 80 panel</strong></p>
<p>Zirveyle eş zamanlı düzenlenen fuarda, 100’ün üzerinde yerli ve yabancı teknoloji firması stant açarken, yaklaşık 80 panel ve oturum gerçekleştirilecek. Fuar kapsamında, kuluçka merkezlerinde geliştirilen yenilikçi eğitim çözümleri yatırımcılarla buluşturulacak; girişimcilik oturumları ve deneyim alanları ile katılımcılara etkileşimli bir deneyim sunulacak. Fuar alanının temel amaçlarından biri de yerli ve millî eğitim teknolojisi şirketlerini uluslararası platformlarla buluşturmak, girişimlerin küresel pazara açılımını desteklemek olarak belirlendi. </p>
<p>Bu yıl ilk kez sanat ile yapay zekâyı buluşturan özel bir bölüm de ziyaretçilerle buluşacak. Dünyada ilk kez yapay zekâ ile üretilmiş bir müzik aleti, zirvede sergilenerek teknoloji ile sanatın kesişim noktasına dikkat çekilecek. </p>
<p><strong>&#8220;Öğretmenler Sahnesi” eğitimde dönüşüm hikayelerini ele alacak</strong></p>
<p>Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi 2025’in öne çıkan bölümlerinden biri olan &#8220;Öğretmenler Sahnesi&#8221; ise öğretmenlerin sınıf içindeki yenilikçi uygulamalarını sahneye taşıyarak, eğitimde dönüşümün ilham verici örneklerine ev sahipliği yapacak.</p>
<p>Millî Eğitim Bakanlığı’nın öncülüğünde; Özel Okullar Birliği, TÜBİTAK, teknoparklar ve üniversitelerin katkılarıyla gerçekleşen TETZ 2025, yapay zekâyı merkezine alan uluslararası bir eğitim teknolojileri etkinliği olarak Türkiye’nin bu alandaki kararlılığını ve küresel vizyonunu güçlü bir şekilde yansıtmayı hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zack-kass-tetz-2025te-konustu-yapay-zekada-insan-zihnine-esdeger-bir-noktaya-her-gecen-gun-daha-fazla-yaklasiyoruz-546958">Zack Kass TETZ 2025&#8217;te konuştu: &#8220;Yapay zekâda insan zihnine eşdeğer bir noktaya her geçen gün daha fazla yaklaşıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuveyt Türk İnsan Kaynakları ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Semih Sel, &#8220;En Yenilikçi 50 İK Lideri&#8221; Listesinde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuveyt-turk-insan-kaynaklari-ve-strateji-genel-mudur-yardimcisi-semih-sel-en-yenilikci-50-ik-lideri-listesinde-545475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 08:30:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[kuveyt]]></category>
		<category><![CDATA[lideri]]></category>
		<category><![CDATA[listesinde]]></category>
		<category><![CDATA[müdür]]></category>
		<category><![CDATA[sel]]></category>
		<category><![CDATA[semih]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcısı]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’deki şirketler arasında yenilikçi İK uygulamalarını ortaya çıkarmayı amaçlayan En Yenilikçi 50 İK Lideri (Innovative HR Leaders) araştırmasının 5’incisi tamamlandı.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuveyt-turk-insan-kaynaklari-ve-strateji-genel-mudur-yardimcisi-semih-sel-en-yenilikci-50-ik-lideri-listesinde-545475">Kuveyt Türk İnsan Kaynakları ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Semih Sel, &#8220;En Yenilikçi 50 İK Lideri&#8221; Listesinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’deki şirketler arasında yenilikçi İK uygulamalarını ortaya çıkarmayı amaçlayan En Yenilikçi 50 İK Lideri (Innovative HR Leaders) araştırmasının 5’incisi tamamlandı.  İnsan kaynakları alanında teknolojiyle güçlenen, çalışan deneyimini önceliklendiren ve sonuçlarını verilerle ortaya koyan uygulamaların değerlendirildiği araştırmada Kuveyt Türk İnsan Kaynakları ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Semih Sel, En Yenilikçi 50 İK Lideri arasında      yerini aldı. </p>
<p>Uluslararası kurumların üst düzey temsilcilerinden oluşan global jüri, bu yıl da Türkiye’den başvuran 121 kurumun insan kaynakları projelerini değerlendirdi. Sadece “yeni” değil,     “yenilikçi” olan ve hayata geçmiş uygulamaların dikkate alındığı değerlendirmede, Kuveyt Türk’ün sektöre kazandırdığı özgün projeler dikkat çekti. Değerlendirme sürecinde, Kuveyt Türk’ün sadece süreçleri iyileştirmeye değil, aynı zamanda insan kaynaklarında inovatif bir dönüşüm ortaya koymaya odaklanan yaklaşımı da öne çıktı.</p>
<p><strong>“Çalışan odaklı yenilikçi uygulamalarımızla sektöre öncülük ediyoruz”</strong></p>
<p><strong>Kuveyt Türk İnsan Kaynakları ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Semih Sel</strong>, şu açıklamalarda bulundu: “Bu başarı, insan kaynakları süreçlerimizi sadece yönetmekle kalmayıp dönüştürmeye odaklanan anlayışımızın bir yansıması. Kuveyt Türk olarak, ‘önce insan, önce çalışan’ anlayışıyla çıktığımız bu yolda, çalışan deneyimini iyileştiren ve kuruma katma değer sağlayan yenilikçi uygulamaları ekip ruhuyla geliştiriyoruz. Bilgin AI, İK Datamart projesi, Yolculuğum Performans Sistemi, Çevik Ofis ve Yetkinlik Dönüşüm Projesi gibi projelerimizle kurum içi çalışan odaklı uygulamalarımızla sektöre de ilham veriyoruz. İnovasyonu sadece teknolojiyle değil, organizasyonel kültürle de bütünleştiren bu çalışmalar; hem çalışan bağlılığını artırıyor hem de kurumun geleceğe hazırlanmasını sağlıyor. Bu çalışmaların, Kuveyt Türk’ü Great Place to Work listesinde altı yıl üst üste yer alacak bir kurum haline getirmesi ve şimdi de böyle prestijli bir platformda takdir görmesi bizim için büyük bir gurur ve motivasyon kaynağı.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuveyt-turk-insan-kaynaklari-ve-strateji-genel-mudur-yardimcisi-semih-sel-en-yenilikci-50-ik-lideri-listesinde-545475">Kuveyt Türk İnsan Kaynakları ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Semih Sel, &#8220;En Yenilikçi 50 İK Lideri&#8221; Listesinde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çankaya&#8217;da İklim Adaleti ve İnsan Hakları Paneli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cankayada-iklim-adaleti-ve-insan-haklari-paneli-531941</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 May 2025 12:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çankayada]]></category>
		<category><![CDATA[hakları]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[paneli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531941</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediyesi, iklim krizine dikkat çekmek amacıyla yerel yönetimler düzeyindeki çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankayada-iklim-adaleti-ve-insan-haklari-paneli-531941">Çankaya&#8217;da İklim Adaleti ve İnsan Hakları Paneli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çankaya Belediyesi, iklim krizine dikkat çekmek amacıyla yerel yönetimler düzeyindeki çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Başkentte önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapan Belediye, “İklim Adaleti ve İnsan Hakları” panelini vatandaşlarla buluşturdu.</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “Yerel Yönetimler Düzeyinde İklim Adaleti ve İnsan Hakları” paneline Ankara Büyükşehir Belediyesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi akademik düzeyde katkı sundu.</p>
<p>Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen panelin moderatörlüğünü Çankaya Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Filiz Aydın üstlendi. Etkinlikte, Ankara Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Temiz Hava Şube Müdürü Mustafa Taşdemir, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süheyla Suzan Gökalp, ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Meltem Balaban, Avukat Duygu Kulaç ile GTE Proje yöneticileri ve ortakları Engin Koç ve Kemal Demirkol konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, iklim adaleti ve insan hakları çerçevesinde sürdürülebilir ve eşitlikçi bir dünya için çözüm önerileri paylaşıldı.</p>
<p><b> SOSYAL ADALET VURGUSU</b></p>
<p>Panelin ilk bölümünde, Çankaya ve Ankara Büyükşehir belediyelerinden yetkililer, iklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlerin rolüne değindi. Ulusal ve uluslararası iklim mevzuatındaki güncel gelişmeler değerlendirildi.</p>
<p>İkinci bölümde ise akademisyenler, iklim adaleti kavramı ile insan hakları arasındaki ilişkiyi ele aldı. Suya erişim, barınma, gıda güvenliği ve sağlık hizmetleri gibi temel hakların iklim krizinden nasıl etkilendiği tartışıldı. Katılımcılar, yerel yönetimlerin bu alanlardaki sorumluluklarını değerlendirdi.</p>
<p><b> KATILIMCI VE ŞEFFAF MÜCADELE</b></p>
<p>Panelde konuşan Çankaya Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Filiz Aydın, “Çankaya Belediyesi olarak iklim konusunda sorumluluklarımızın farkındayız. İklim kriziyle mücadelede, sosyal adaleti gözeten bir yaklaşımla hem çevreyi koruyan hem de toplumsal eşitliği önceleyen politikalar geliştiriyoruz. Bu kapsamda Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) hazırlık sürecimizi tamamladık. Bu mücadeleyi yalnızca teknik raporlarla değil, katılımcı, şeffaf ve insan odaklı bir yaklaşımla yürütmemiz gerektiğine inanıyoruz,” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Panelde gündemdeki taslak İklim Kanunu da değerlendirilirken, akademisyenler yasal düzenlemelere katkı sunacak bu tür çalışmaların ortak çabayla daha etkili sonuçlar doğuracağına dikkat çekti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankayada-iklim-adaleti-ve-insan-haklari-paneli-531941">Çankaya&#8217;da İklim Adaleti ve İnsan Hakları Paneli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Baltaş Grubu&#8217;ndan &#8216;İK&#8217;da Yeni Yaklaşımlar: İnsan ve Değişim Zirvesi&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbul-bilgi-universitesi-ve-baltas-grubundan-ikda-yeni-yaklasimlar-insan-ve-degisim-zirvesi-528804</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 May 2025 10:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[baltaş]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[grubundan]]></category>
		<category><![CDATA[ikda]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=528804</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Baltaş Grubu işbirliğiyle santralistanbul Kampüsü’nde “İK’da Yeni Yaklaşımlar: İnsan ve Değişim Zirvesi” düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-bilgi-universitesi-ve-baltas-grubundan-ikda-yeni-yaklasimlar-insan-ve-degisim-zirvesi-528804">İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Baltaş Grubu&#8217;ndan &#8216;İK&#8217;da Yeni Yaklaşımlar: İnsan ve Değişim Zirvesi&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Baltaş Grubu işbirliğiyle <strong>santral</strong>istanbul Kampüsü’nde “İK’da Yeni Yaklaşımlar: İnsan ve Değişim Zirvesi” düzenlendi. İnsan gelişimi ve iş dünyasının hızla değişen dinamiklerine odaklanan zirvede, yapay zekâ, liderlik ve kurumların performans ölçütlerinden biri olarak sürdürülebilir insan kaynakları gibi güncel konular, alanında yetkin konuşmacılar tarafından ele alındı.</p>
<p>Zirvenin açılış konuşmasını yapan <strong>İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan</strong> teknolojik devrim sürecinde insan faktörünün ve insan odaklı yaklaşımların önemine değindi. Yazgan, “Bu insan kaynakları zirvesi, çok büyük bir teknolojik devrimin eşiğinde olduğumuzu düşündüğümüz bu zamanda son derece anlamlı. Özellikle gençlerimizin bu yeni teknolojik devrimin getirecekleri ve götürecekleri konusunda aydınlanmaya ihtiyacı var. Belirsizlik insanlarda umutsuzluk ve geleceğe dair endişeleri artırıyor, ancak teknolojiyi de fiziki sermayeyi de yaratan insandır. Akıllı zekâ size yardımcı olabilir, her şeyi kolaylaştırabilir. Ama her şeyin merkezinde insan olduğu unutulmamalı” dedi. </p>
<p>Konuşmasında insan ve değişim kavramlarının önemine dikkat çeken <strong>Baltaş Grubu Kurucusu Prof. Dr. Zuhal Baltaş</strong>, &#8220;İstanbul Bilgi Üniversitesi ile çıktığımız bu yolculuk, başlangıcından itibaren keyifli bir deneyime dönüştü. İnsan ve değişim kavramları karmaşık. İnsanı anlamak ve değişimi kurumlarda yaşatmak, yürekten adanmış bir çabanın ürünü oluyor. Psikoloji ve teknoloji, bu değişimin anahtarlarıdır. İnsanı keşfetmek beynin işleyişini anlamak, teknolojiye veri kaynağı olmaktadır. Her gün kullandığımız GPS’den Nvidia’nın insansı robotlara uzanan modellemede psikoloji biliminin bulguları var. Davranış bilimi verilerinin teknolojilerde hayat bulması geleceği şekillendirecek fırsatların kapısını açıyor.  Bu yolculukta bilim ve insan odaklı normların ışığında ilerlemek, hepimize daha aydınlık bir gelecek sunacaktır.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>‘İK artık insanlara deneyim yaşatmakla yükümlü’</strong></p>
<p><strong>London School of Mind Kurucusu Dr. Kerem Dündar</strong>, konuşmasında beyin bilimlerinin insan kaynakları alanındaki önemini vurguladı. Dündar, &#8220;Beynin nasıl çalıştığını öğrenmek, bizlerin ve şirketlerin geleceği için kritik. Çünkü beynin yazılımını anlamadan, insanların potansiyelini doğru şekilde yönetmek mümkün değil&#8221; dedi. Yapay zekanın iş gücü ve insan davranışları üzerindeki etkilerini de ele alan Dündar, &#8220;Yapay zekasız bir beyin düşünmek neredeyse imkânsız. İnsan kaynakları artık sadece yönetimle değil, insanlara deneyim yaşatmakla yükümlü&#8221; ifadelerini kullandı. Ayrıca, İK&#8217;nın yeni rolünün çalışanların psikolojik sağlığını desteklemek olduğunu belirterek veri okuma ve doğru yorumlamanın önemine dikkat çekti.</p>
<p>Zirvede, insan kaynaklarının dönüşen rolü ve stratejik konumu üzerine dikkat çekici değerlendirmeler paylaşıldı. <strong>Eczacıbaşı Topluluğu İnsan Kaynakları Grup Başkanı Dr. Eylem Özgü</strong>r, 2025 itibarıyla İK’nın kurum stratejisine yön veren temel bir aktör haline geldiğini vurguladı. <strong>Sosyal Girişimci ve Stratejik Danışman İdil Türkmenoğlu</strong> ise, insanı ölçülebilir kalıplarla tanımlayan geleneksel yaklaşımların yetersiz kaldığını belirterek işin anlamı, aidiyet, özgürlük ve zamanın ruhuna uygun yapıların gerekliliğini ortaya koydu. <strong>Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İdil Işık</strong>, sağlıklı yaşam ve iyilik hâli uygulamalarını birbirinden ayırarak, bireysel yaşam alışkanlıklarını destekleyen uygulamaların çalışanların kişisel kaynaklarını desteklediğini; ancak kurumsal düzeyde çalışanların psikolojik, sosyal ve duygusal bütünlüğünü gözeten kapsayıcı bir yaklaşımının benimsenerek örgütsel kaynakların da desteklenmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>“Hayallerim, Koru Beni!” başlıklı oturumda söz alan <strong>Hekim, Yazar, Oyuncu, ve Yönetmen Ercan Kesal</strong>, kariyer yolculuğuna dair önemli paylaşımlarda bulundu. Ailesinin beklentileriyle şekillenen kariyerinin, zaman içinde kendi içsel yolculuğuna dönüştüğünü dile getiren Kesal, konuşmasında insanın anlam arayışına değindi. &#8220;Anlam kaygısı bir yere CEO olmak içinse, bırakın bu işi&#8221; diye konuşan Kesal, otoetnografi üzerine yaptığı çalışmalarla, kişisel ve toplumsal hayatın iç içe geçtiği bir perspektif sunarak hayatın anlamını keşfetmenin önemini vurguladı.</p>
<p>Zirvede konuşan <strong>FutureBright Group Kurucusu Akan Abdula</strong> ise küresel dönüşüm sürecine dair değerlendirmelerde bulundu.   Trump’ın ABD Başkanı seçilmesiyle birlikte dünyanın dev bir “ABD saadet zincirine” dönüşmekte olduğunu dile getiren Abdula, “İnsan zihni bir simülasyon makinesidir ve bu yeni dünyaya verilecek üç tipik tepki var; kaçmak, savaşmak ya da paralize olmak.” dedi.</p>
<p><strong>İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Tuğba Dalyan</strong>, yapay zekânın insan kaynakları süreçlerindeki etkisini şu sözlerle özetledi:<br /> “Yapay zekâ, işe alım süreçlerinden çalışan deneyimine kadar tüm İK alanlarında etkisini hissettiriyor. Özellikle video analizleri ve chatbot uygulamaları yaygınlaştı. Veri güvenliği konusundaki standartlar kuruma göre değişse de aslında bu konuda ortak bir çerçeveye ihtiyaç var” dedi.</p>
<p><strong>‘Mesele motivasyon değil, disiplindir’</strong></p>
<p><strong>Baltaş Grubu Kurucusu Prof. Dr. Acar Baltaş </strong>konuşmasında bireysel farkındalık ve yaşam bakışı üzerine tespitlerde bulundu. “Dünya nereye gidiyor?” sorusunun cevabını iyimserlik ya da kötümserlik üzerinden değil, geçmişle kıyas yaparak aramak gerektiğini belirten Baltaş, “İyimser olun demiyorum, sahip olduklarınızı görün diyorum. İyimserlik problemleri çözmez, daha mutlu ama daha kısa yaşatır. Kötümserlik ise sorunları içinden çıkılmaz hale getirir” dedi.<br />Bilgelik zekâsının genellikle 50’li yaşlarda ortaya çıktığını, ancak 20 yaşında da gelişebileceğini vurgulayan Baltaş, bunun kitap okuyarak, felsefeye ilgi duyarak, farklı dünya görüşlerinden insanlarla vakit geçirerek ve sanata zaman ayırarak mümkün olduğunu ifade etti.<br /> “Mesele motivasyon değil, disiplindir. Disiplin, yapmak istemediğimiz bir şeyi çok istiyormuş gibi yapmaktır” diyen Baltaş, “Her insan, gittiği yere kendi iklimini götürür” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>
<p>Zirvede, BİLGİ İşletme Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Aydemir moderatörlüğünde <strong>“Kişiliğin ve Yetkinliğin İş Performansına Etkisi”</strong>, Bell Holding CHRO’su Bilgen Çağlı moderatörlüğünde <strong>“Vizyoner İK Uygulamaları”</strong>, Baltaş Grubu İş Geliştirme Yöneticisi Başar Baltaş moderatörlüğünde <strong>“Yapay Zekâ Temelli İK ve Uygulamaları”</strong> ve Baltaş Grubu Eğitim Program Yöneticisi Ebru Güresin moderatörlüğünde <strong>“Değerler: Değişimin ve Kararların Pusulası”</strong> başlıklı paneller gerçekleştirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-bilgi-universitesi-ve-baltas-grubundan-ikda-yeni-yaklasimlar-insan-ve-degisim-zirvesi-528804">İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Baltaş Grubu&#8217;ndan &#8216;İK&#8217;da Yeni Yaklaşımlar: İnsan ve Değişim Zirvesi&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Corendon Airlines İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Berna Oskay: &#8220;Z kuşağına yapılan yatırım, turizmin geleceğine yapılan yatırımdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/corendon-airlines-insan-kaynaklarindan-sorumlu-genel-mudur-yardimcisi-berna-oskay-z-kusagina-yapilan-yatirim-turizmin-gelecegine-yapilan-yatirimdir-524142</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 May 2025 13:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[airlines]]></category>
		<category><![CDATA[berna]]></category>
		<category><![CDATA[corendon]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğine]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklarından]]></category>
		<category><![CDATA[kuşağına]]></category>
		<category><![CDATA[müdür]]></category>
		<category><![CDATA[oskay]]></category>
		<category><![CDATA[sorumlu]]></category>
		<category><![CDATA[turizmin]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcısı]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımdır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=524142</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin turizm başkenti Antalya, 29–30 Nisan tarihleri arasında sektörün gelişimine ve şehrin marka değerine katkı sağlamayı amaçlayan bir organizasyona ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/corendon-airlines-insan-kaynaklarindan-sorumlu-genel-mudur-yardimcisi-berna-oskay-z-kusagina-yapilan-yatirim-turizmin-gelecegine-yapilan-yatirimdir-524142">Corendon Airlines İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Berna Oskay: &#8220;Z kuşağına yapılan yatırım, turizmin geleceğine yapılan yatırımdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin turizm başkenti Antalya, 29–30 Nisan tarihleri arasında sektörün gelişimine ve şehrin marka değerine katkı sağlamayı amaçlayan bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Antalya Halkla İlişkiler Derneği (AHİD) tarafından bu yıl ilki düzenlenen Antalya Markalar Kongresi, kentin köklü ve uluslararası markalarının temsilcilerini bir araya getirdi.</strong> <strong>Kongre kapsamında bir panele katılan Corendon Airlines İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Berna Oskay, turizm sektörünün gelişiminde Z kuşağının önemine değinen bir konuşma yaptı.</strong></p>
<p>Antalya merkezli hava yolu markası Corendon Airlines, şehrin turizm ve marka gücüne değer katma amacıyla düzenlenen Antalya Markalar Kongresi’ne katılım sağladı.    Kongre kapsamında düzenlenen bir panelde konuşan Corendon Airlines İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Berna Oskay, “Turizmde Markalaşmanın Anahtarı: İnsana Yatırım ve Z Kuşağı Gerçeği” başlıklı sunumuyla dikkat çekti. Oskay, turizmde sürdürülebilir markalaşmanın yalnızca fiziksel yatırımlarla değil, insan kaynağına yapılan stratejik yatırımlarla mümkün olduğunu vurguladı. Sektörde görev alan her çalışanın, sadece operasyonel bir aktör değil; markanın yüzü, elçisi ve müşteri deneyiminin temel taşıyıcısı olduğunu belirten Oskay, nitelikli insan kaynağını merkeze alan bir anlayışın artık kaçınılmaz hale geldiğini ifade etti.</p>
<p>Konuşmasında özellikle Z kuşağının sektördeki dönüşümde belirleyici rol oynadığına dikkat çeken Oskay, bu neslin; anlam odaklı, dijital uyumlu, kapsayıcı ve esnek çalışma ortamları talep ettiğini belirtti. Z kuşağının beklentilerine cevap veren kurumların yalnızca yetenek kazanımıyla sınırlı kalmayacağını, aynı zamanda geleceğin güçlü işveren markaları arasında yer alacağını söyleyen Oskay, “Z kuşağına yapılan yatırım, turizmin geleceğine yapılan yatırımdır” mesajını verdi.</p>
<p>Sektör temsilcileri arasında bilgi ve deneyim paylaşımına olanak tanıyan kongrede Antalya Valisi Hulusi Şahin de bir konuşma yaptı. Ayrıca farklı sektörlerden liderler,  marka hikâyelerini ve Türkiye’den dünyaya uzanan büyüme stratejilerini katılımcılarla paylaşarak etkinliğe değer kattı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/corendon-airlines-insan-kaynaklarindan-sorumlu-genel-mudur-yardimcisi-berna-oskay-z-kusagina-yapilan-yatirim-turizmin-gelecegine-yapilan-yatirimdir-524142">Corendon Airlines İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Berna Oskay: &#8220;Z kuşağına yapılan yatırım, turizmin geleceğine yapılan yatırımdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan odaklı dönüşüm başarıyı 12 kat artırabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/insan-odakli-donusum-basariyi-12-kat-artirabiliyor-461006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2024 11:09:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[artırabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[başarıyı]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461006</guid>

					<description><![CDATA[<p>EY, Oxford Üniversitesi Said Business School iş birliği ile gerçekleştirdiği, şirketlerin dönüşüm programlarına ilişkin araştırmanın güncel versiyonunu yayımladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-odakli-donusum-basariyi-12-kat-artirabiliyor-461006">İnsan odaklı dönüşüm başarıyı 12 kat artırabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırma; dönüşüm programlarında insan odaklı bir yaklaşım benimseyen liderlerin 12 kata kadar daha başarılı olduğunu gösteriyor. Sonuçlar, özellikle dijital anlamda büyük ve hızlı gelişmelerin yaşandığı günümüzde insan odaklı yaklaşımın önemini ortaya koyması açısından dikkat çekici. </strong></p>
<p>Uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst &#038; Young) ve Oxford Üniversitesi Said Business School iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırma, dönüşüm programlarının nerede yanlış gittiğini ve şirketlerin bunları düzeltmek için neler yapabileceğini incelemek üzere yapıldı. Yayımlanan rapor; şirketlerde dönüşüm programlarını ustalıkla yönetmenin, temel performans göstergelerini ve program hızını yaklaşık iki katına çıkarabileceğini gösterirken kritik evrelerin başarıyla yönetilmesinde insanın çok önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Dönüşüm programlarındaki odak; “insan duygusu” </strong></p>
<p>23 ülkeden ve 16 farklı endüstriden 846 üst düzey lider ve 840 iş gücü üyesinin analizinin yanı sıra beş nitelikli vaka çalışmasına dayanan araştırmaya göre; neredeyse tüm dönüşüm programlarında önemli dönüm noktaları yaşanıyor. Katılımcıların %96&#8217;sı bir proje boyunca en az bir kritik evre yaşadığını ve %79&#8217;u günümüzün öngörülemez iş ortamında bu durumun kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Liderlerin bu eşiklerde insan odaklı bir yaklaşım benimsemedikleri durumda; dönüşüm programının 1,6 kat düşük performans gösterme ve aynı zamanda çalışanların gelecekteki değişime yönelik 3,4 kat kaygı ve endişe gibi olumsuz duygular yaşama olasılığı bulunuyor.</p>
<p>Öte yandan insan merkezli bakış açısına sahip liderlerin ise programı başarılı bir şekilde sürdürme ihtimalinin daha yüksek olduğu görülüyor. Ayrıca, bu sayede genel dönüşüm programının hızı potansiyel olarak yaklaşık iki katına (x2,1) çıkabilirken program performansı da neredeyse iki kat (x1,9) artırılabiliyor. Bir sonraki dönüşüm programı için motivasyonun artmasıyla iş gücünün hazır olması (x1,9) da desteklenebiliyor.</p>
<p><strong>“Algılama, anlamlandırma ve harekete geçme” yaklaşımının güçlü etkisi öne çıkıyor</strong></p>
<p>Araştırma, genel bir dönüşümün başarı şansını 12 kat artıran algılama, anlamlandırma ve harekete geçme aşamalarından oluşan üç adımlı insan odaklı bir yaklaşımı ortaya koyuyor;</p>
<p><strong>1. </strong>Dönüşüm programlarında, sorunların ne zaman ortaya çıktığını hızla tespit etmek ve ne zaman müdahale edileceğine karar vermek için bir erken uyarı sistemi oluşturulması gerekiyor. Araştırmaya göre, “<strong>algılama</strong>” olarak adlandırılan bu adımda, yalnızca temel performans göstergeleri (KPI&#8217;lar) gibi geleneksel sinyallere bakmaktan ziyade çalışanların duygu ve davranışlarındaki değişikliklere dikkat edilmesi gerekiyor. </p>
<p><strong>2. </strong>Bir sonraki aşama olan “<strong>anlamlandırma</strong>” adımı, dönüşüm programı genelinde liderler ve ekip üyeleriyle iş birliği içinde sorunların temel nedenlerinin analiz edilmesi ve ileriye dönük yol haritasının oluşturulmasıyla ilgili. Bu kapsamda KPI’lar objektiflik gösterse de, geçmişe dönük yapıları gelecekteki aksiyonları yönlendirmede daha az kullanışlı olmalarına neden oluyor.  </p>
<p><strong>3. </strong>Dönüşüm programı liderlerinin sorunları algılayıp ne anlama geldiklerini anladıktan sonra harekete geçmeleri gerekiyor. Son aşama olan “<strong>harekete geçme</strong>” adımında raporda ortaya koyulan başarılı dönüşümlerin koşullarını belirleyen; katılımcı liderlik, iş birliği, ilham kültürünün korunması, güçlendirilmesi, özen gösterilmesi ve teknolojinin duygusal etkisinin tanınması gibi altı temel etkenin güçlendirilmesinin ele alınması gerekiyor.</p>
<p>Araştırma ile ilgili olarak <strong>EY Türkiye </strong><strong>İş Gücü Danışmanlığı Lideri ve Şirket Ortağı Ersin Yıldırım</strong> şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>“EY olarak Oxford Üniversitesi, Said Business School iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz araştırma, dönüşüm programlarında yaşanan önemli evreleri geleneksel temel performans göstergelerinden (KPI) ziyade duygusal zekânın doğası ve rolü hakkında yeni bir bakış açısı ortaya koyuyor. Dolayısıyla duygusal faktörlerin engel olarak görülmesi yerine, başarının artırılması için bir fırsat olarak değerlendirilebileceğini söylemek mümkün. Yapay zekânın ve makine öğreniminin hakim olduğu günümüzde yapılan bu araştırma; dönüşümlerin yönlendirilmesinde ileri görüşlü ve etkili verileri ortaya çıkarıyor. Ayrıca dönüşüm programlarında insan faktörünü odağa alan üç adımlı “algılama, anlamlandırma ve harekete geçme” yaklaşımını uygulamak başarı şansını 12 kat artırırken, aynı zamanda bu dönüşüm programlarının geliştirilmesi, yönlendirilmesi ve sunulması liderler için kritik önem taşıyor.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-odakli-donusum-basariyi-12-kat-artirabiliyor-461006">İnsan odaklı dönüşüm başarıyı 12 kat artırabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şekerbank İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcılığı görevine Tuba Kara Albek atandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sekerbank-insan-kaynaklari-genel-mudur-yardimciligi-gorevine-tuba-kara-albek-atandi-460321</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2024 12:38:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[albek]]></category>
		<category><![CDATA[atandı]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[görevine]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[müdür]]></category>
		<category><![CDATA[sekerbank]]></category>
		<category><![CDATA[tüba]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcılığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460321</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tuba Kara Albek, Şekerbank Yönetim Kurulu’nun 16.05.2024 tarihli kararı ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) onayını müteakip geçerli olmak üzere Şekerbank Genel Müdür Yardımcılığı görevine getirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sekerbank-insan-kaynaklari-genel-mudur-yardimciligi-gorevine-tuba-kara-albek-atandi-460321">Şekerbank İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcılığı görevine Tuba Kara Albek atandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ulusal ve uluslararası önde gelen şirketlerde 25 yılı aşkın tecrübeye sahip olan Albek, Bankanın insan kaynakları alanındaki tüm fonksiyonlarının yönetimini üstlenecek.</p>
<p>İnsan kaynakları alanında farklı kurumlarda görev almış deneyimli bir isim olan Tuba Kara Albek, çalışma yaşamına 1998 yılında insan kaynakları uzmanı olarak başladı. Telekom, çağrı merkezi ve perakende gibi sektörlerde üst düzey yöneticilik görevlerini üstlenerek insan kaynaklarının tüm süreçlerinde aktif olarak yer alan Albek, özellikle kurumu çalışanları ile birlikte ileriye taşıyacak iş ve kültüre yönelik transformasyon projelerinin de liderliğini başarıyla yürüttü. Albek, Şekerbank ailesine katılmadan önce ING Türkiye bünyesinde İnsan Kaynakları Direktörlüğü görevini sürdürmekteydi. </p>
<p>Sivil topluma yönelik gönüllü faaliyetlerde de yer alan Albek, toplumsal cinsiyet eşitliği, üst düzeyde kadın lider sayısının artırılması ve geleceğin kadın lider adaylarının eğitimine yönelik çalışmalarda kurucu/yönetici olarak görevler üstlenmektedir.</p>
<p>Tuba Kara Albek, lisans eğitimini Marmara Üniversitesi İngiliz Dili ve Eğitimi Bölümü&#8217;nde tamamlamış, yine aynı üniversitede İnsan Kaynakları Yönetimi üzerine yüksek lisans programına katılmıştır. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sekerbank-insan-kaynaklari-genel-mudur-yardimciligi-gorevine-tuba-kara-albek-atandi-460321">Şekerbank İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcılığı görevine Tuba Kara Albek atandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
