Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Mutluluğu kovalamak boşa çıkıyor!

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü kapsamında mutluluğun aslında ne demek olduğu, kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatminin önemi ve kalıcı huzura giden yollar hakkında bilgi verdi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 20

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü kapsamında mutluluğun aslında ne demek olduğu, kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatminin önemi ve kalıcı huzura giden yollar hakkında bilgi verdi.

Mutluluk, herkes için farklı anlam taşıyor!

Sanılanın aksine mutluluğun, sürekli yüzde kocaman bir gülümsemeyle etrafa neşe saçmak ya da hiç dert sahibi olmamak gibi bir şey olmadığını ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Buna ‘öznel iyi oluş’ demek uygun bir kullanım olabilir. Yani bir insanın hayatının genel olarak ne kadar tatmin edici ve olumlu duygularını, olumsuz duygularına kıyasla ne kadar sık yaşadığıyla ilgili bir durum.” dedi.

İnsanların mutluluğu bambaşka şekillerde yaşamasının sebebinin oldukça insani olan farklı gerekçelere bağlı olduğunu aktaran Beyaz, “Hepimizin parmak izi gibi eşsiz olabilecek bir geçmişi, farklı değer yargıları, genetik yatkınlıkları, kişilikleri ve de yaşanmışlıkları var. Çocukluğunda çok fazla karmaşa yaşamış biri için, sadece sıcak bir evde sessizce kitap okumak güvende hissettirir ve bu onun için oldukça tatmin edici bir mutluluktur. Bir başkası içinse mutluluk sürekli yeni yerler keşfetmek, sınırları zorlamak olarak karşımıza çıkabilir. Yani belirtmeye çalıştığım; farklılıklarımız mutluluğun bizim için ne anlama geldiğini baştan aşağı değiştirebiliyor.” şeklinde konuştu.

Mutsuzluğun en büyük nedenlerinden biri kıyaslama davranışı! 

Modern yaşamda mutluluğu etkileyen faktörlere değinen Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:

“Mutsuzluğun günümüzde bir salgın gibi yayılmasına neden olabilecek bazı etkenler var. Mutsuzluğun en büyük nedenlerinden biri kıyaslama davranışı. Özellikle de sosyal medya nedeniyle, artık kendimizi sadece yakınlarımızla değil, dünyanın herhangi bir ucundaki insanların hayatlarının sadece ‘en iyi ve filtreli’ anlarıyla kıyaslıyoruz. Bu da insanın içinde sürekli bir eksiklik, geride kalmışlık hissini tetikleyebiliyor. Bir diğer faktör ise modern hayatın baş döndürücü hızı. İstediğimiz bir yemeğe, diziye, alışverişe anında ulaşmaya o kadar alıştık ki, beynimizin haz-mutluluk süreçleri buradan nasibini fazlasıyla alıyor. Emek verip beklemeyi unuttuk. Hal böyle olunca, anında sonuç vermeyen uzun soluklu ilişkilerden ya da yeni bir beceri edinme süreçlerinden çabucak sıkılıp mutsuzluğa sürükleniyoruz.”

Bağ kurma, yetkinlik ve özgürlük, kalıcı mutluluğu oluşturur!

İnsanın içsel olarak gerçekten huzurlu hissedebilmesi için bilimsel araştırmalar ışığında ön plana çıkan bazı noktalar olduğunu kaydeden Beyaz, “Bunları ruhun temel gıdaları gibi düşünebiliriz. İlki sevilmek ve birilerine ait hissetmek, yani samimi ve doğal bağlar kurabilmek. Diğeri, hayatta bir işe yaradığını, bir şeyleri başarabildiğini görmek ki buna da yetkinlik diyoruz. Bunların dışında da kişinin kendi hayatının direksiyonunda olduğunu idrak etmesi, yani dışarıdan ağır bir baskı görmeden kendi seçimlerini yapabilme özgürlüğü denilebilir. Bu temel kavramlar; bağ kurma, yetkinlik ve özgürlük hissi bir arada olduğunda aslında o kalıcı mutluluktan söz edebiliriz.” açıklamasını yaptı.

Mutluluk kovaladıkça kaçıyor!

Mutluluğu sürekli arama veya zorlamanın günümüzün önemli yanılsamalarından biri olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Mutluluğu bir hedefe dönüştürmek son derece yıpratıcıdır. ‘Sürekli mutlu olmalıyım, hiç kötü hissetmemeliyim’ baskısı, psikolojide toksik iyimserlik dediğimiz halin ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor.” dedi.

Mutluluğu kovaladıkça kaçtığına işaret eden Beyaz, “Çünkü sürekli ‘Şu an mutlu muyum?’ diye kendimizi yoklamaya çektiğimizde aslında içinde bulunulan anın farkındalığı düşüyor. Dahası üzüntü, öfke ya da hayal kırıklığı gibi son derece insani duyguları baskılamak, onları bir düdüklü tencere içine hapsetmek gibi. İnsan sadece neşeyi değil, acıyı da yaşayabildiği ve hatta kabul edebildiği ölçüde sağlıklıdır.” uyarısında bulundu.

Geçici hazlar yerine anlamlı amaçlar, kalıcı tatmin sağlar! 

İnsanların mutluluğu kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatmin ile nasıl ilişkilendirebileceği hakkında önerilerde bulunan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu dengeyi kurabilmenin yolu beynimizin ödül sistemini anlamaktan geçiyor.” dedi.

Beynimiz dopamin kaynaklı anlık hazları çok sevdiğini dile getiren Beyaz, “Bir dilim pasta yemek veya sosyal medyada beğeni almak o an harika hissettirir ama etkisi saman alevi gibi çabuk söner ve hemen daha fazlasını isteriz. Kalıcı tatminse bu anlık eğlenceden ziyade hayatın anlamının anlaşılabilmesiyle daha ilgilidir. Zorlu bir sınavda başarıya ulaşmak, bir çocuğun yetişmesine katkı sağlamak veya bir dostun acısında ona yardımcı olabilmek o an pek de eğlenceli ya da haz veren bir şey olmayabilir. Hatta can sıkıcı ve yorucu gelecektir. Ama günün sonunda kendimizi kontrol ederken, işe yarar, anlamlı bir şey yaptığımız yönündeki algımız, kalıcı mutluluğun doğrudan kendisidir. Bu vesileyle hayatımızı yalnızca geçici hazlara değil, daha büyük bir amaca adadığımızda o derin, uzun vadeli tatmin duygusuna ulaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Zor zamanlarda mutluluğu kovalamak yerine, tutunacak bir neden bulmak daha işlevsel! 

Günlük yaşamda mutluluğu artırmak için uygulanabilecek basit ve doğal çeşitli yollar olduğunu aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Hayat kötü giderken gerçekçi olmayıp, her şey harika demekten bahsetmiyorum; ancak çok kötü bir günün sonunda bile küçük de olsa bir şeye şükredebilmek, beynin sürekli felaket arayan radarını yavaşlatabileceği gibi iyi bir nefes de aldırır.” dedi.

Zihni geçmişin pişmanlıklarından ve geleceğin kaygılarından çekip alarak, anın farkındalığını hissettirecek basit şeylere odaklamanın zihni son derece sakinleştirebileceğine dikkat çeken Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bununla birlikte bolca fiziksel aktivasyon da zihinsel karamsarlığı en hızlı kıran şeylerden biri. Kayıp, hastalık veya büyük krizler gibi zor yaşam koşullarında insanlardan mutlu olmalarını beklemekse pek gerçekçi bir yaklaşım olmaz. O noktada amacımız mutluluk değil, anlam bulmak ve psikolojik dayanıklılık göstermeye niyet ve gayret etmek olmalı. Zor zamanlarda mutluluğun peşinden koşturmaktansa, ayakta tutabilecek, belki de tutunmaya yarayacak bir neden bulmak çok daha işlevseldir. O zorluk bittiğinde zaten gösterilen çaba çoğu kere kalıcı bir huzur olarak geri dönebilir.”