<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>toplumsal | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/toplumsal/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/toplumsal</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 17:53:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>toplumsal | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/toplumsal</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Koruyucu aile yanındaki çocuklara &#8220;bütünleşik sağlık&#8221; desteği!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koruyucu-aile-yanindaki-cocuklara-butunlesik-saglik-destegi-625775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 17:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bütünleşik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[Koruyucu Aile]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yanındaki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Valiliği, Ümraniye Kaymakamlığı, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve İstanbul Koruyucu Aile Derneği (İSTKAD) iş birliğiyle hazırlanan projenin açılış toplantısı, Üsküdar Üniversitesi Senato Salonunda geniş bir katılımla yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koruyucu-aile-yanindaki-cocuklara-butunlesik-saglik-destegi-625775">Koruyucu aile yanındaki çocuklara &#8220;bütünleşik sağlık&#8221; desteği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Valiliği, Ümraniye Kaymakamlığı, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve İstanbul Koruyucu Aile Derneği (İSTKAD) iş birliğiyle hazırlanan projenin açılış toplantısı, Üsküdar Üniversitesi Senato Salonunda geniş bir katılımla yapıldı. Proje ile dezavantajlı çocukların sağlık hizmetlerine erişiminin &#8220;çocuk dostu&#8221; bir modelle bilimsel temelli ve multidisipliner bir yapıda sürdürülebilir kılınması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Toplumun yarısı dezavantajlıyken diğer yarısı mutlu olamaz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dezavantajlı bireylerin toplumsal huzur ve güven açısından kritik bir rol oynadığını vurgulayarak, empati ve sosyal sorumluluk çağrısında bulundu. Prof. Dr. Tarhan, toplumun önemli bir bölümünü oluşturan dezavantajlı kesimlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Toplumda dezavantajlı bireylerin oranının sanıldığından daha yüksek olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Toplumun yaklaşık yüzde 40-50’si dezavantajlı, üretmeyen kişiler olarak kabul edilir. Bu kesim mutlu olmadıkça diğerlerinin mutlu olması mümkün değil. Evde dezavantajlı bir birey varsa, o evde huzurdan söz edilemez. Dolayısıyla bu konu yalnızca o bireyleri değil, tüm toplumu ilgilendirir.” dedi.</p>
<p><strong>Avantajlı kişilerin en önemli görevi, dezavantajlı bireylerle empati kurabilmek</strong></p>
<p>Avantajlı bireylerin sorumluluğuna işaret eden Prof. Dr. Tarhan, empati kurmanın önemine vurgu yaparak, “Avantajlı kişilerin en önemli görevi, dezavantajlı bireylerle empati kurabilmektir. Bu sağlanabilirse toplumsal güven ve huzur da beraberinde gelir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Küresel ölçekte aile yapısına yönelik tehditler bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Küresel bir kültürel emperyalizm aileyi hedef almış durumda. ‘Aileye ne gerek var’ anlayışını yaymaya çalışan projeler var. 2017 yılında bağımlılıkla ilgili incelediğim bir projede aile karşıtı unsurlar dikkat çekiyordu. Destekleyen kurumlara baktığımızda Birleşmiş Milletler Nüfus Planlama Fonu’nun yer aldığını gördüm. Anne-baba duygusunu zayıflatarak nüfusu azaltmayı hedefleyen bir zihniyet söz konusu. Bu tür yaklaşımların farkında olunmalı.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklar günümüzde en kırılgan kesim</strong></p>
<p>Çocukların günümüzde en kırılgan kesimlerden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, aile içi iletişimde kıyaslamanın olumsuz etkilerine değindi. Prof. Dr. Tarhan, “Bir ebeveyn çocuğuna ‘Arkadaşın ne güzel çalışıyor’ dediğinde, çocuğun ‘Ben seni hiç arkadaşınla kıyaslıyor muyum?’ şeklinde yanıt vermesi, çocukların artık daha bilinçli ve hassas olduğunu ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Devletin dezavantajlı çocuklara yönelik çalışmalarını da değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, “Devletimiz ve İçişleri Bakanlığımız bu alanda çok önemli projeler yürütüyor. Üniversite olarak biz de toplumsal katkı alanında Türkiye’nin en yüksek puanlı kurumları arasında yer alıyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Nazife Güngör: “Kampüste üretilen bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek önceliğimiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, üniversitelerin yalnızca akademik bilgi üretmekle sınırlı kalmadığını, bu bilginin toplumsal faydaya dönüştürülmesinin temel sorumluluklarından biri olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Güngör, yeni projeye ilişkin değerlendirmesinde üniversitelerin değişen rolüne dikkat çekti.</p>
<p>Prof. Dr. Güngör, “Üniversitelerin kampüs içine kapanan anlayışı artık günümüzde yok. Kampüste üretilen bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek çok önemli. Biz de bu yönde adımlar attık. Eğitimin yanında toplumsal sorunlara çözüm bulmak bir diğer sorumluluğumuzdur.” dedi.</p>
<p><strong>Hasan Gözen: “Göçle değişen aile yapısına karşı koruyucu aile modeli kritik önem taşıyor”</strong></p>
<p>İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, toplumsal dönüşüm sürecinde aile yapısının değiştiğine dikkat çekerek, koruyucu aile modelinin önemine vurgu yaptı. Gözen, üniversite, kamu ve sivil toplum iş birliğinin projelerde belirleyici rol oynadığını ifade etti.</p>
<p>Konuşmasına İstanbul Valisi Davut Gül adına katılımcıları selamlayarak başlayan Gözen, projenin içeriğini değerli bulduğunu belirterek, “Ülkemiz hızla sanayileşen, toplumsal ilişkileri farklılaşan bir süreci yaşıyor. Geleneksel aile yapımızda bu tür problemler ya hissedilmiyordu ya da istatistiklere yansımıyordu. Büyükşehirlere göçle birlikte aile yapısı bozuldu. Koruyucu aile bu anlamda önemliydi. Son 30 yıl içerisinde özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın teşekkülü ve üniversitelerle iş birliğiyle güzel bir noktaya gelindi. İstanbul Valiliği olarak Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğümüz aracılığıyla projelere destek veriyoruz. Üniversitenin bilimsel birikiminin bu projeye aktarılması, derneğin sahiplenmesi ve kaymakamlığımızın benimsemesi çok kıymetli. Hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yüksel Çelik: “Koruyucu aile modeli çocuklara sıcak bir yuva sunuyor”</strong></p>
<p>Ümraniye Kaymakamı Yüksel Çelik, kamu, üniversite ve sivil toplum iş birliğinin önemli bir örneği olan projenin, çocukların sağlıklı gelişimi açısından değerli bir adım olduğunu belirtti. Çelik, önleyici sosyal politikaların önemine dikkat çekti.</p>
<p>Ümraniye’nin demografik yapısına ilişkin bilgi veren Çelik, “Ümraniye, İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden biri. Yaklaşık 730 bin nüfusa sahibiz. İlçe kaymakamlığı olarak her hafta şehit, gazi, yetim ve öksüz ailelerimizi ziyaret ediyoruz. Göreve başladığımda koruyucu aile ziyaretlerini de bu kapsama dahil ettik.” diye konuştu.</p>
<p>İlçede yaklaşık 60 koruyucu ailenin bulunduğunu belirten Çelik, “Bu aileler sayesinde çocuklarımız sıcak bir aile ortamına kavuşuyor. Bu modelin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor.” dedi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin projedeki rolüne değinen Çelik, “Üniversitemizin bu hassas kesime yönelik çalışmasını son derece kıymetli buluyoruz. Sorunlar ortaya çıkmadan önce önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi çok önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Halide İncekara: “Çocuğa ulaşamazsak toplumsal sorunları çözemeyiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Özel Yetenekli Çocuklar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Halide İncekara, çocukların toplumsal yapının merkezinde yer aldığını belirterek, çocuklara yönelik çalışmaların ihmal edilmesinin uzun vadede ciddi sosyal sorunlara yol açtığını ifade etti. İncekara, dezavantajlı gruplara yönelik projelerin önemine dikkat çekti.</p>
<p>İncekara, “Çocuk dediğimiz özel bir varlıktan bahsediyoruz. Çocuğa ulaşamadığınız sürece sokağa ulaşamazsınız. Hastalıkları, suçları konuşuruz çünkü zamanında çocuğu konuşmadık. Mecliste olduğum dönemde çocuk üzerine çalışmalar yaptık. Dezavantajlı grubu en azından daha da geri kalmayacağı şartlara getirmek çok değerli. Çocuğun ailesinin zengin ya da fakir olması fark etmez, çocuk her zaman dezavantajlı olarak kabul edilip elinden tutulması gereken bir varlıktır. Bu projeyi tebrik ediyorum, kolay gelsin.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dr. Nebiye Yaşar: “İçişleri Bakanlığı’nın ilk sağlık odaklı sosyal inovasyon projesi”</strong></p>
<p>Toplumsal Katkı Koordinatörü Dr. Nebiye Yaşar, açılış konuşmasında projenin stratejik önemine dikkat çekerek, şunları söyledi:</p>
<p>“Üniversitemiz 2025-26 döneminde 11 sosyal inovasyon model projeye bilimsel danışmanlık yapmaktadır. Ama bu bizim için çok daha özel değerde. Bu projeyi gerçekten güçlü bir iş birliğiyle, hep birlikte çok sayısız toplantı yaparak oluşturduk. Bugün burada İçişleri Bakanlığı’nın ilk defa kabul etmiş olduğu sağlık alanında bir sosyal inovasyon model projesi için buluştuk. Amacımız, koruyucu aile yanında yaşayan dezavantajlı çocukların biyo-psiko-sosyal iyilik hallerini artırmak için bilimsel kanıta dayalı bir model oluşturmaktır. Bu projede çocuklarımız ilk defa dil ve konuşma becerileri, diş sağlığı ve ihtiyaç duydukları psikiyatri desteği alanlarında bütüncül bir hizmet alacaklar. Üniversitemiz bünyesinde kuracağımız &#8216;Çocuk Dostu Bütünleşik Sağlık Hizmetleri Birimi&#8217; ile bu hizmetleri sürdürülebilir kılacağız.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Ergün Yücel: “Diş sağlığı sorunları akran zorbalığına dönüşebiliyor”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yücel, projede çocukların fiziksel rehabilitasyonunun psikolojik süreçlerle nasıl iç içe geçtiğini dile getirerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dokunduğumuz hayatları iyileştirmek, rehabilite etmek temel sorumluluğumuz. Biz de bu üniversitenin en genç fakültesi olarak böyle bir projenin içerisinde bulunmaktan son derece gurur duyuyoruz. Çocukların yaşadığı travmalar fonksiyonlara da yansıyor; diş gıcırdatmadan konuşma bozukluklarına kadar birçok sorunla karşılaşıyoruz. Sağlıklı bir diş yapısı yoksa konuşma sistemi bozulur, bu da okul çağında akran zorbalığı gibi ciddi sosyal sorunları beraberinde getirir. Biz bu çocukları korkutucu klinik ortamlarından uzak, güler yüzlü ve özel çocuk kliniklerinde tedavi edeceğiz. Pedodonti bölümümüzün toleranslı yaklaşımıyla çocuklardaki diş hekimi korkusunu yenmeyi ve onları topluma daha iyi entegre olmuş bireyler olarak görmeyi amaçlıyoruz. Dil ve Konuşma Terapisi bölümümüzle birlikte yürüteceğimiz kısım çok önemli.&#8221;</p>
<p><strong>Neşe Gökalp: “Bir çocuğun elinden tutmakla sorumluluk bitmiyor”</strong></p>
<p>İstanbul Koruyucu Aile Derneği Başkanı Neşe Gökalp, koruyucu ailelik sürecinin yalnızca bir çocuğa yuva sağlamakla sınırlı olmadığını belirterek, çocukların uzun vadeli desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Gökalp, projeyle hem kurum bakımındaki hem de koruyucu aile yanındaki çocuklara ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p><strong>Halis Kuralay: “Koruyucu ailelere yönelik bütünleşik hizmet projeleri büyük önem taşıyor”</strong></p>
<p>Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Halis Kuralay, sosyal hizmetlerin geniş bir kapsama sahip olduğunu belirterek, farklı gruplara yönelik hizmet modelleri geliştirdiklerini ifade etti.</p>
<p>Konuşmasında kurumlarının faaliyet alanına değinen Kuralay, “Biz Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü olarak engellilerden çocuklara, yaşlılardan koruyucu aile hizmetlerine kadar geniş bir alanda sorumluluk üstleniyoruz. Sosyal hizmet merkezlerimiz aracılığıyla ihtiyaçları tespit ediyor ve bireyleri uygun hizmet modellerine yönlendiriyoruz.” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koruyucu-aile-yanindaki-cocuklara-butunlesik-saglik-destegi-625775">Koruyucu aile yanındaki çocuklara &#8220;bütünleşik sağlık&#8221; desteği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakioğlu Holding&#8217;den Geleceğe Değer Katan Bir Buluşma Serisi: &#8220;Yarınlara İyi Bak Buluşmaları&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakioglu-holdingden-gelecege-deger-katan-bir-bulusma-serisi-yarinlara-iyi-bak-bulusmalari-624028</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 08:59:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bak]]></category>
		<category><![CDATA[bakioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğe]]></category>
		<category><![CDATA[holding]]></category>
		<category><![CDATA[katan]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yangınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bakioğlu Holding, sürdürülebilirlik yaklaşımını kurumsal sosyal sorumluluk perspektifiyle genişleterek hayata geçirdiği “Yarınlara İyi Bak Buluşmaları” webinar serisinin ilk oturumunu gerçekleştirdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakioglu-holdingden-gelecege-deger-katan-bir-bulusma-serisi-yarinlara-iyi-bak-bulusmalari-624028">Bakioğlu Holding&#8217;den Geleceğe Değer Katan Bir Buluşma Serisi: &#8220;Yarınlara İyi Bak Buluşmaları&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bakioğlu Holding, sürdürülebilirlik yaklaşımını kurumsal sosyal sorumluluk perspektifiyle genişleterek hayata geçirdiği “Yarınlara İyi Bak Buluşmaları” webinar serisinin ilk oturumunu gerçekleştirdi. </p>
<p>Toplumsal farkındalık yaratmayı amaçlayan seri kapsamında düzenlenen ilk buluşmada, orman yangınları konusu ele alındı.</p>
<p>Bakioğlu Holding Kurucu ve Onursal Başkanı Cem Bakioğlu’nun öncülüğünde 31 yıl önce kurulan Ege Orman Vakfı iş birliğiyle gerçekleşen webinar, doğa ve gelecek odağında önemli bir farkındalık platformu sundu.</p>
<p>Orman Yangınları Çok Boyutlu Bir Risk Olarak Ele Alındı</p>
<p>Webinarda, Ege Orman Vakfı Bilim Kurulu, Strateji ve Politika Geliştirme Başkanı Yasemen BİLGİLİ tarafından orman yangınlarına ilişkin kapsamlı bir çerçeve sunuldu.</p>
<p>Yangınların nedenleri, yayılma dinamikleri, neden her zaman kontrol altına alınamadıkları, doğa ve ekosistem üzerindeki etkileri, doğru bilinen yanlışlar ve yangın sonrası iyileştirme süreçleri katılımcılarla paylaşıldı.</p>
<p>Paylaşılan veriler, orman yangınlarının yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik ve toplumsal etkileriyle de çok boyutlu bir kriz alanı olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de çıkan orman yangınlarının büyük çoğunluğunun insan kaynaklı olduğu bilgisi öne çıkarken, önleyici farkındalığın ve toplumsal bilincin kritik rolü vurgulandı. </p>
<p>Farkındalık Bireyden Topluma Yayılıyor</p>
<p>Bakioğlu Holding, bu webinar serisi ile yalnızca bilgi paylaşımını değil, çalışanları aracılığıyla toplumsal etki yaratmayı hedefliyor.</p>
<p>“Yarınlara İyi Bak Buluşmaları”, katılımcılarını sadece dinleyici olarak değil; edindikleri bilgileri çevreleriyle paylaşan birer “gelecek gönüllüsü” olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım, bireysel farkındalığın kolektif etkiye dönüşmesini amaçlıyor.</p>
<p>Sürdürülebilir Gelecek İçin Ortak Sorumluluk</p>
<p>Bakioğlu Holding, sürdürülebilirlik vizyonunu yalnızca çevresel uygulamalarla sınırlı tutmayarak; eğitim, sağlık ve toplumsal bilinçlendirme çalışmalarıyla güçlendirmeye devam ediyor.</p>
<p>“Yarınlara İyi Bak Buluşmaları” serisi, farklı sosyal ve çevresel konuları ele almaya devam ederek, geleceğe daha bilinçli ve sorumlu bir bakış açısı kazandırmayı hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakioglu-holdingden-gelecege-deger-katan-bir-bulusma-serisi-yarinlara-iyi-bak-bulusmalari-624028">Bakioğlu Holding&#8217;den Geleceğe Değer Katan Bir Buluşma Serisi: &#8220;Yarınlara İyi Bak Buluşmaları&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova&#8217;dan &#8220;Su ve Cinsiyet&#8221; temasıyla geleceğe mesaj</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornovadan-su-ve-cinsiyet-temasiyla-gelecege-mesaj-623228</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 08:19:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğe]]></category>
		<category><![CDATA[mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[temasıyla]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[vurgu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, Dünya Su Günü kapsamında “Su ve Cinsiyet” temasıyla düzenlediği etkinlikte öğrenciler, uzmanlar ve STK’ları bir araya getirerek suyun sürdürülebilirliği ve toplumsal eşitlik boyutuna dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovadan-su-ve-cinsiyet-temasiyla-gelecege-mesaj-623228">Bornova&#8217;dan &#8220;Su ve Cinsiyet&#8221; temasıyla geleceğe mesaj</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, Dünya Su Günü kapsamında “Su ve Cinsiyet” temasıyla düzenlediği etkinlikte öğrenciler, uzmanlar ve STK’ları bir araya getirerek suyun sürdürülebilirliği ve toplumsal eşitlik boyutuna dikkat çekti. Sunumlar, panel ve atölye çalışmalarıyla farkındalık artırılırken, atık pil toplayan okullar da ödüllendirildi. Etkinlikte suyun hem çevresel hem de sosyal bir hak olduğu vurgulandı.</p>
<p><b> </b>Bornova Belediyesi, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında bu yıl “Su ve Cinsiyet” temasıyla dikkat çeken bir farkındalık etkinliğine ev sahipliği yaptı. Nevzat Kavalar Kültür Merkezi Nikah Salonu’nda düzenlenen programda öğrenciler, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek suyun yaşamsal önemini farklı boyutlarıyla ele aldı.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1993 yılında ilan edilen Dünya Su Günü’nün önemine vurgu yapılan etkinlikte, suya erişim, sürdürülebilirlik ve toplumsal eşitlik konuları öne çıktı.</p>
<p><b> Uzmanlardan su, iklim ve yaşam tarzı vurgusu</b></p>
<p>Programın ilk bölümünde gerçekleştirilen sunumlarda alanında uzman isimler önemli mesajlar verdi. Bornova Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Fatma Mesutgil, daha önceki çalışmalarında da vurguladığı gibi iklim krizinin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, su yönetiminin toplumsal eşitlik boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Zeytince Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nden Doç. Dr. Meneviş Uzbey Pirilli ise sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının su ve karbon ayak izi üzerindeki etkisine dikkat çekerek, bireysel tercihlerle doğa üzerindeki yükün azaltılabileceğini dile getirdi.</p>
<p>AIESEC İzmir<b> </b>Şubesi’nden Nisan Çen ise sürdürülebilirlik hedefleri kapsamında “Sudaki Yaşam” başlığının gelecek için kritik önem taşıdığını vurguladı.<b> </b></p>
<p><b>Atık pil toplayan okullara ödül </b></p>
<p>Etkinlik kapsamında Bornova genelinde atık pil toplama konusunda duyarlılık gösteren okullar da ödüllendirildi. Batı Anadolu Çimento İlkokulu, Reşat Turhan Ortaokulu, Malazgirt İlkokulu, Şehit Erol Olçok Anadolu İmam Hatip Lisesi, Şehit Sabri Emir İlkokulu ve Çamdibi Kordon Birlik Ortaokulu’na spor setleri takdim edildi.<b> </b></p>
<p><b>Gençlerden “Su ve Cinsiyet” paneli</b></p>
<p><b> </b>Ortaokul ve lise öğrencilerinin aktif katılımıyla gerçekleşen “Su ve Cinsiyet” panelinde gençler, suya erişimde eşitsizlikler ve toplumsal etkiler üzerine görüşlerini paylaştı. Nil Sultan Can, Melike Beyza Eşlik ve Ayşe Tutgun’un konuşmaları, suyun sadece çevresel değil aynı zamanda sosyal bir mesele olduğunu ortaya koydu.</p>
<p><b> Uygulamalı atölye ile farkındalık pekiştirildi</b></p>
<p><b> </b>Programın son bölümünde düzenlenen uygulamalı küme çalışmasında öğrenciler, Dünya Su Günü temasına uygun kompozisyon ve resim çalışmaları yaparak öğrendiklerini yaratıcı şekilde ifade etme fırsatı buldu.</p>
<p><b> Başkan Eşki: “Suya erişim aynı zamanda bir eşitlik meselesidir”</b></p>
<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde suyun yalnızca doğal bir kaynak değil, aynı zamanda temel bir insan hakkı olduğuna dikkat çekerek, “Su, yaşamın kaynağı olduğu kadar toplumsal adaletin de bir parçasıdır. ‘Su ve Cinsiyet’ teması, suya erişimdeki eşitsizlikleri görünür kılması açısından çok kıymetli. Bornova Belediyesi olarak hem çevreyi koruyan hem de toplumsal farkındalığı artıran çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovadan-su-ve-cinsiyet-temasiyla-gelecege-mesaj-623228">Bornova&#8217;dan &#8220;Su ve Cinsiyet&#8221; temasıyla geleceğe mesaj</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel çatışmalar bayram ritüellerini dönüştürüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuresel-catismalar-bayram-rituellerini-donusturuyor-621846</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 13:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[bayramlar]]></category>
		<category><![CDATA[belirsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[çatışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[dönüştürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[koşullar]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[ritüellerini]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621846</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, savaşların gölgesinde yaşanan bayramları değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-catismalar-bayram-rituellerini-donusturuyor-621846">Küresel çatışmalar bayram ritüellerini dönüştürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, savaşların gölgesinde yaşanan bayramları değerlendirdi.</p>
<p><strong>Savaşlar ve çatışma ortamı bayramları dönüştürüyor</strong></p>
<p>Bayramların, toplumsal hayatın en güçlü sembolik alanlarından biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bayramlar kolektif hafızanın yeniden üretildiği, toplumsal dayanışmanın pekiştirildiği ve ortak değerlerin görünür hale geldiği zaman dilimlerini ifade ediyor. Ancak günümüz uluslararası sisteminde artan savaşlar ve süreklilik kazanan çatışma ortamı, bu sembolik alanın anlamını ve işlevini doğrudan dönüştürüyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Bayramlar artık daha katmanlı bir deneyim</strong></p>
<p>Küresel ölçekte eş zamanlı yaşanan çatışmaların yalnızca siyasi dengeleri değil, gündelik yaşam pratiklerini de etkilediğini belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Bayramlar klasik anlamda bir birleşme ve yakınlaşma zemini olma özelliğini tamamen kaybetmiş değil. Ancak içinde bulunulan koşulların izlerini taşıyan daha katmanlı bir deneyime dönüşmüş durumda.” dedi.</p>
<p><strong>Toplumsal duygu rejimi değişiyor</strong></p>
<p>Savaş ve belirsizlik ortamlarının bireylerin duygusal dünyasını etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Savaş ve çatışma ortamlarının en belirgin etkilerinden biri, toplumsal duygu rejimlerinde meydana gelen değişimdir. Güvensizlik, belirsizlik ve tehdit algısının arttığı dönemlerde bireylerin kolektif ritüellere yüklediği anlam da farklılaşır. Bayramlar hâlâ kutlanmakta; ritüeller sürdürülmekte, ancak bu ritüellerin arka planındaki duygusal yoğunluk ve toplumsal karşılığı önemli ölçüde dönüşmektedir. Coşku yerini daha temkinli ve yer yer buruk bir sevinç haline bırakırken, toplumsal birliktelikler daha sınırlı ve kontrollü bir çerçevede gerçekleşmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bayram, çatışma bölgelerinde bir ‘dayanma pratiğine’ dönüşüyor</strong></p>
<p>Çatışma bölgelerinde bayramların çok daha farklı yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu dönüşümün en çarpıcı boyutu doğrudan çatışma bölgelerinde yaşayan insanların deneyimlerinde görülür. Günlük hayatın sürekli tehdit altında olduğu, siren seslerinin ve patlamaların sıradanlaştığı ortamlarda bayram, alışıldık anlamından uzaklaşır. İnsanlar bir yandan hayatta kalma refleksiyle hareket ederken, diğer yandan bayramın ritüellerini sürdürebilmek için çaba gösterir. Bu durum, korku ile umut, kayıp ile tutunma arzusu arasında gidip gelen yoğun bir psikolojik gerilim üretir. Bayram, bu koşullarda neşeden çok bir dayanma ve devam edebilme pratiğine dönüşür.”</p>
<p><strong>Savaşın etkisi sınırları aşıyor</strong></p>
<p>Savaşların yalnızca çatışma bölgelerini etkilemediğini ifade eden Prof. Dr. Süleymanlı, “Savaşların etkisi yalnızca çatışma bölgeleriyle sınırlı değildir. Sıcak savaşın doğrudan yaşanmadığı toplumlarda da bu süreçlerin çok katmanlı etkileri hissedilmektedir. Ekonomik dalgalanmalar, artan hayat pahalılığı ve temel ihtiyaçlardaki belirsizlikler gündelik yaşamı zorlaştırırken; insanlar bir yandan başka coğrafyalardaki acılara empatiyle yaklaşmakta, diğer yandan bu çatışmaların kendilerine de sıçrayabileceği endişesini taşımaktadır. Bu durum, bayramların hem maddi hem de duygusal boyutunu derinden etkileyerek, onları daha temkinli ve karmaşık bir duygu deneyimine dönüştürmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Genelleşmiş tehdit algısı bayramın ruhunu değiştiriyor</strong></p>
<p>Sürekli savaş haberlerine maruz kalmanın bireylerin ruh halini etkilediğini belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Sürekli olarak savaş haberlerine maruz kalmak, küresel belirsizlik hissi ve geleceğe dair artan kaygı, bireylerin ruh halini derinden etkilemektedir. Güvende olunan bir coğrafyada yaşansa bile, genelleşmiş tehdit algısı bireylerin zihninde yer etmekte ve bu durum bayramların duygusal tonunu değiştirmektedir. İnsanlar bayramı yaşarken bir yandan da dünyanın farklı yerlerinde yaşanan acıların farkındalığını taşımakta; bu da sevinç ile hüzün arasında ikili bir duygu durumu yaratmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Bayramlar küresel etkilerden bağımsız değil</strong></p>
<p>Bu süreci sosyolojik açıdan “dolaylı etkilenme” olarak tanımlayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bireyler doğrudan çatışmanın içinde olmasalar bile, küresel sistemin parçası olmaları nedeniyle bu süreçlerin ekonomik, psikolojik ve kültürel sonuçlarını deneyimler. Bu da bayramların yalnızca yerel değil, aynı zamanda küresel gelişmelerden etkilenen bir toplumsal pratik olduğunu ortaya koymaktadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kamusal dilde barış vurgusu geri planda kalabiliyor</strong></p>
<p>Bayram dönemlerindeki söylemlere de dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Kamusal söylem de bu dönüşümün önemli bir parçasıdır. Bayram dönemlerinde yapılan açıklamalar, siyasal aktörlerin dili ve medya çerçeveleri incelendiğinde, barış ve merhamet vurgusunun yer yer geri planda kaldığı; buna karşılık güvenlik, mücadele ve güç söylemlerinin daha görünür hale geldiği dikkat çekmektedir. Bu durum, bayramların sembolik anlamının siyasal bağlam içinde yeniden şekillendiğini göstermektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Bayramların iki katmanlı yapısı var</strong></p>
<p>Bayramların hem bireysel hem de toplumsal boyutuna işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, şunları söyledi:</p>
<p>“Bayramların iki katmanlı bir yapıya sahip olduğu görülmektedir; bireyin iç dünyasında oluşan anlam ve içinde bulunduğu dışsal koşullar. Savaş ve çatışma ortamı bu iki katman arasındaki ilişkiyi yeniden düzenler. Dış koşullar bayramın nasıl yaşanacağını sınırlandırırken, içsel değerler bu sınırlar içinde bayramın anlamını belirler. Bayramlar bu nedenle yalnızca kültürel bir süreklilik unsuru değil, aynı zamanda toplumsal yapının, değerler sisteminin ve kolektif bilinç durumunun analiz edilebildiği önemli bir sosyolojik gösterge işlevi görmektedir. Toplumların içinde bulunduğu ruh hali, dayanışma kapasitesi ve değerler sistemi, bayramların yaşanma biçiminde somutlaşır. Çatışma ortamlarının yoğunlaştığı dönemlerde bayramların daha sessiz, daha temkinli ve daha içe dönük bir karakter kazanması, bu dönüşümün en görünür işaretlerinden biridir.”</p>
<p><strong>Tüm zorluklara rağmen bayramlar varlığını sürdürüyor</strong></p>
<p>Tüm bu değişimlere rağmen bayramların ortadan kalkmadığını belirten Prof. Dr. Süleymanlı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tüm bu dönüşüme rağmen bayramlar tamamen ortadan kalkmaz; aksine yeni koşullara uyum sağlayarak varlığını sürdürür. Bu süreçte bayramlar, bireylerin anlam arayışına cevap veren, toplumsal bağları asgari düzeyde de olsa koruyan ve insanın ‘insan kalma’ çabasını destekleyen bir işlev üstlenir. Bu işlev, özellikle belirsizlik ve kaygının yoğunlaştığı dönemlerde daha da görünür hale gelmektedir. Bayramların bugünkü durumu, yalnızca kültürel bir değişimi değil, aynı zamanda içinde yaşadığımız çağın ruhunu yansıtan önemli bir göstergedir. Bu çerçevede bayramlar, yalnızca geleneksel bir pratik değil, aynı zamanda mevcut toplumsal koşullardan etkilenen dinamik bir sosyolojik alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum, bayramların taşıdığı anlamın korunmasının artık yalnızca kültürel bir mesele değil, aynı zamanda etik ve insani bir sorumluluk haline geldiğini göstermektedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-catismalar-bayram-rituellerini-donusturuyor-621846">Küresel çatışmalar bayram ritüellerini dönüştürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak Belediyesi ve BAYETAV&#8217;dan iş birliği: İmzalar eşit ve adil yaşam için atıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konak-belediyesi-ve-bayetavdan-is-birligi-imzalar-esit-ve-adil-yasam-icin-atildi-619975</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 08:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Bayetav]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[eşit]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[mzalar]]></category>
		<category><![CDATA[protokol]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediyesi ile BAYETAV, toplumsal dayanışmayı güçlendirmek ve ortak çalışmalar yürütmek amacıyla iş birliği protokolü imzaladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konak-belediyesi-ve-bayetavdan-is-birligi-imzalar-esit-ve-adil-yasam-icin-atildi-619975">Konak Belediyesi ve BAYETAV&#8217;dan iş birliği: İmzalar eşit ve adil yaşam için atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konak Belediyesi ile BAYETAV, toplumsal dayanışmayı güçlendirmek ve ortak çalışmalar yürütmek amacıyla iş birliği protokolü imzaladı. Protokol kapsamında hak temelli, dayanışmacı, kapsayıcı ve eşitlikçi bir anlayışla, eğitim, araştırma, kültür, gençlik, sanat ve sosyal politika alanlarında sürdürülebilir iş birliği projeleri geliştirilecek.</b></p>
<p>Kente daha nitelikli hizmet sunabilmek için sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliklerini sürdüren Konak Belediyesi, Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (BAYETAV) ile anlamlı bir protokole imza attı. Başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu, insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, gençlik katılımı, dayanışma ve sosyal kapsayıcılık gibi alanlarda ortak projeler geliştirilmesini içeren protokolü BAYETAV Genel Sekreteri Dr. Bülent Şık ile birlikte imzaladı. Başkanlık makamında gerçekleştirilen imza törenine BAYETAV Akademik Çalışmalar Koordinatörü Serkan Turgut ve Sanat Koordinatörü Hale Eryılmaz’ın yanı sıra belediye bürokratları ile birim personelleri katıldı. Protokol kapsamında çocukların, gençlerin ve tüm dezavantajlı grupların toplumsal yaşama aktif katılımını destekleyen, sürdürülebilir, eşitlikçi ve kapsayıcı çalışmalar yürütülecek, bu doğrultuda çeşitli etkinlikler hayata geçirilecek.</p>
<p><b>Mutlu: Eşit bir yaşamı birlikte kurmak istiyoruz</b></p>
<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Konak’ta herkesin kendini eşit ve güvende hissettiği bir yaşamı birlikte kurmayı hedeflediklerini belirtti. Göreve geldikleri günden bu yana birçok iş birliği gerçekleştirdiklerini söyleyen Başkan Mutlu, “BAYETAV ile imzaladığımız bu protokolün de sosyal kapsayıcılık, dayanışma kültürü ve gençlerin aktif rol alması gibi alanlarda önemli çalışmaların önünü açacağına inanıyorum. Çocukların, gençlerin ve tüm dezavantajlı grupların toplumsal hayata daha güçlü katılabildiği, dayanışmanın büyüdüğü bir kent için birlikte üretmeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p><b>Şık: Birlikte güzel işler başaracağız</b></p>
<p>BAYETAV Genel Sekreteri Dr. Bülent Şık ise özellikle çocukların beslenme ve sağlık ilişkisi ile gelişimlerini olumsuz etkileyen toksik maddelerin önlenmesi için sıkı iş birliği yürütmeleri gerektiğini vurguladı. Şık, bunun bir programa dönüştürüldüğünü ve yerel yönetimlerin bu çalışmalarda en yoğun iş birliği yapılacak kurumlar olacağını belirterek, “Belediyelerin çocuklara yönelik geniş bir hizmet alanı var ve vakıf olarak uzun zamandır bu konuyla ilgileniyoruz. Yerel yönetimlere önümüzdeki süreçte büyük sorumluluklar düşüyor. Birlikte güzel işler başaracağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konak-belediyesi-ve-bayetavdan-is-birligi-imzalar-esit-ve-adil-yasam-icin-atildi-619975">Konak Belediyesi ve BAYETAV&#8217;dan iş birliği: İmzalar eşit ve adil yaşam için atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar Belediyesi&#8217;nden Kadınların Gücünü Konuşacak Anlamlı Söyleşi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudar-belediyesinden-kadinlarin-gucunu-konusacak-anlamli-soylesi-619445</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 08:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlamlı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[gücünü]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[konuşacak]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi, kadınların toplumsal hayattaki gücünü, başarı hikâyelerini ve duyguların ifade edilmesinin önemini ele almak amacıyla “İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi” programına ev sahipliği yapacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-belediyesinden-kadinlarin-gucunu-konusacak-anlamli-soylesi-619445">Üsküdar Belediyesi&#8217;nden Kadınların Gücünü Konuşacak Anlamlı Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi, kadınların toplumsal hayattaki gücünü, başarı hikâyelerini ve duyguların ifade edilmesinin önemini ele almak amacıyla “İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi” programına ev sahipliği yapacak. Üsküdar Belediyesi ile Medicana Çamlıca Hastanesi iş birliğinde gerçekleştirilecek söyleşide alanında uzman isimler kadınların yaşam deneyimlerini ve toplumsal katkılarını konuşacak.</p>
<p><strong>Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek</strong></p>
<p>12 Mart Perşembe günü saat 13.00’te Bağlarbaşı Kültür Merkezi Çamlıca Salonu’nda düzenlenecek programda, “Konuşamadıkça Büyüyen Duygular” teması ele alınacak. Moderatörlüğünü İnci Ertuğrul’un üstleneceği söyleşide, kadınların yaşadığı duygusal süreçler, dayanışma ve toplumsal farkındalık konuları farklı perspektiflerden değerlendirilecek.</p>
<p><strong>Alanında uzman isimler katılacak</strong></p>
<p>Söyleşide Medicana Çamlıca Hastanesi’nden Doç. Dr. Bahar Temur, Uzman Dr. Meltem Vurgul ve Klinik Psikolog Cansu Kaya’nın yanı sıra Uzman Klinik Psikolog Funda Ece, TV spor kulübü kadın voleybol takımı oyuncusu Melis Yılmaz ve Üsküdar Acıbadem Mahallesi Muhtarı Semra Aydın da konuşmacı olarak yer alacak.</p>
<p><strong>Kadınların gücü ve dayanışması konuşulacak</strong></p>
<p>Programda kadınların toplumsal yaşamda üstlendikleri roller, başarı hikâyeleri ve duyguların paylaşılmasının bireysel ve toplumsal hayattaki önemi ele alınacak. Katılımcılar deneyimlerini paylaşarak kadınların dayanışma gücüne ve toplumsal dönüşümdeki rolüne dikkat çekecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-belediyesinden-kadinlarin-gucunu-konusacak-anlamli-soylesi-619445">Üsküdar Belediyesi&#8217;nden Kadınların Gücünü Konuşacak Anlamlı Söyleşi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>REPİD ve İstinye Üniversitesi&#8217;nden Geleceğin Profesyonellerine &#8220;Sorumluluk&#8221; Pusulası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/repid-ve-istinye-universitesinden-gelecegin-profesyonellerine-sorumluluk-pusulasi-619255</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 11:28:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonellerine]]></category>
		<category><![CDATA[repi]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sorumlu]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[stinye]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619255</guid>

					<description><![CDATA[<p>Reklam ve Pazarlama İletişimi Derneği (REPİD) ile İstinye Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen "Reklam ve Sürdürülebilir Marka İletişiminde Sorumluluk Temelli Dönüşüm" programı başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/repid-ve-istinye-universitesinden-gelecegin-profesyonellerine-sorumluluk-pusulasi-619255">REPİD ve İstinye Üniversitesi&#8217;nden Geleceğin Profesyonellerine &#8220;Sorumluluk&#8221; Pusulası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Reklam ve Pazarlama İletişimi Derneği (REPİD) ile İstinye Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen &#8220;Reklam ve Sürdürülebilir Marka İletişiminde Sorumluluk Temelli Dönüşüm&#8221; programı başladı. Ders, reklamın sadece satış artıran bir araç değil; toplumsal algıları ve değer sistemlerini etkileyen bir güç olduğu bilinciyle geleceğin profesyonellerini hazırlıyor.</strong></p>
<p>Reklam ve Pazarlama İletişimi Derneği (REPİD) ve İstinye Üniversitesi, üniversite-sektör etkileşimini güçlendiren sürdürülebilir bir eğitim modelini başlattı. &#8220;REPİD: Reklam ve Sürdürülebilir Marka İletişiminde Sorumluluk Temelli Dönüşüm&#8221; başlığıyla kurgulanan, lisans öğrencilerine yönelik ders programı, reklam ve marka iletişimini yalnızca yaratıcı üretim odağında değil; etik, hukuki ve toplumsal sorumluluk boyutlarıyla ele alıyor. Sektör temsilcilerinin ve REPİD üye derneklerinin katkılarıyla şekillenen dersin içeriği, sadece teorik bilgiyle sınırlı kalmıyor, vaka analizleri ve atölye çalışmalarıyla öğrencilerin teorik bilgiyi sorumlu stratejilere dönüştürmesine katkı sağlamayı hedefliyor.</p>
<p><b><strong>&#8220;Dönüşüm, sorumluluğu üstlenmekle başlar&#8221;</strong></b></p>
<p>İletişimin toplumsal dönüşüme katkıda bulunan gücüne dikkat çeken REPİD Yönetim Kurulu Başkanı<strong> Ahmet Pura</strong>, programla ilgili şu değerlendirmede bulundu: &#8220;Reklam ve marka iletişimi yalnızca bir anlatım biçimi değildir; toplumsal etkisi olan bir güçtür. Bu nedenle dönüşüm, önce dilde ve anlatıda başlar; ardından karar süreçlerinde ve kurum kültüründe yer bulur. Genç iletişimcilerin meslek hayatlarının başında sorumluluk perspektifiyle düşünmesini önemsiyoruz. Bu ders, sektöre adım atmadan önce sorumluluğun nerede başladığını ve nasıl sürdürüldüğünü kavratmayı amaçlıyor.&#8221;</p>
<p>İstinye Üniversitesi’nden İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı, REPİD Sürdürülebilirlik Danışma Kurulu Üyesi <strong>Prof. Dr. Figen Yıldırım,</strong> kurumsal iş birliğine ve programa yönelik şu açıklamalarda bulundu:“ REPİD ile imzaladığımız bu kurumsal işbirliği anlaşması, akademi ile sektör arasında güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği köprüsü kurmayı hedefliyor. Bu anlaşma kapsamında ortak projeler ve markalı dersler aracılığıyla öğrencilerimizi sektörün gerçek dinamikleriyle buluşturmayı planlıyoruz. Açtığımız ‘Reklam ve Sürdürülebilir Marka İletişiminde Sorumluluk Temelli Dönüşüm’ dersi de bu yaklaşımın somut bir örneği. Reklam ve pazarlama iletişimi sektörünün sürdürülebilirlik, etik ve sorumlu iletişim perspektifiyle dönüşümünü ele alan bu ders sayesinde öğrencilerimizin hem mesleki yetkinliklerini geliştirmeleri hem de toplumsal ve çevresel sorumluluk bilinci yüksek profesyoneller olarak yetişmelerine destek olmayı hedefliyoruz.”</p>
<p><strong>Brief’ten sürdürülebilirliğe uzanan bütüncül bir müfredat</strong></p>
<p>Dönüşümün dil ve anlatıdan başlayarak stratejik karar süreçlerinde kurumsallaştığı bir yapı üzerine inşa edilen program, her perşembe hibrit modelle yürütülüyor. 12 haftalık program, reklamın stratejik karar anı olan &#8220;brief&#8221; aşamasından başlayarak geniş bir sorumluluk alanı çiziyor. Müfredat; reklam yönetmeliği ve özdenetim mekanizmalarından sürdürülebilirlik sorumluluğuna kadar pek çok kritik başlığı içeriyor. Öğrenciler ayrıca veri kullanımı, KVKK ve yapay zeka gibi yeni teknolojilerin hukuki sorumluluklarını öğrenirken; toplumsal cinsiyet eşitliği ve değer temelli iletişim konularını küresel standartlar üzerinden analiz edecek.</p>
<p>Programın temel felsefesi, öğrencilerin sınav odaklı bir ezber süreci yerine, iletişim kararlarını sorumluluk perspektifiyle analiz edebilecekleri eleştirel bir düşünme becerisi kazanmalarını esas alıyor. Dönem boyunca hazırlanacak projelerin değerlendirilmesi ve başarılı bulunan öğrencilerin Kristal Elma’ya davet edilmesi planlanıyor. Bu sayede geleceğin iletişimcilerinin, sektöre adım atmadan önce stratejik karar üretme ve sorumlu iletişim kurma yetkinliği kazanması hedefleniyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/repid-ve-istinye-universitesinden-gelecegin-profesyonellerine-sorumluluk-pusulasi-619255">REPİD ve İstinye Üniversitesi&#8217;nden Geleceğin Profesyonellerine &#8220;Sorumluluk&#8221; Pusulası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çankaya&#8217;da 8 Mart&#8217;ta Kadın Dayanışması ve Eşitlik Vurgusu&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cankayada-8-martta-kadin-dayanismasi-ve-esitlik-vurgusu-618796</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[eşit]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[mart]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[vurgusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618796</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlediği etkinliklerle kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankayada-8-martta-kadin-dayanismasi-ve-esitlik-vurgusu-618796">Çankaya&#8217;da 8 Mart&#8217;ta Kadın Dayanışması ve Eşitlik Vurgusu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çankaya Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlediği etkinliklerle kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesine dikkat çekti. Kültür, sanat ve söyleşi programlarıyla gerçekleşen etkinliklerde kadın dayanışması ve toplumsal cinsiyet eşitliği vurgusu öne çıktı.</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla gerçekleştirdiği etkinliklerle kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesine dikkat çekti. Kültür, sanat ve söyleşilerden oluşan programlarda kadın dayanışması ve toplumsal cinsiyet eşitliği mesajı verildi.</p>
<p>8 Mart etkinlikleri kapsamında Çankaya’nın farklı kültür merkezlerinde gerçekleştirilen programlarda kadınların toplumsal yaşamda eşit haklara sahip olması gerektiğine dikkat çekildi. Söyleşi ve dinleti programlarında kadınların tarihsel mücadelesi, güncel sorunları ve eşitlik talebi ele alındı.</p>
<p><b>ETKİNLİKLERLE DAYANIŞMAYI BÜYÜTTÜLER</b></p>
<p>Etkinlikler kapsamında ilk olarak Çankaya Belediyesi Başkanlık Binası avlusunda döviz atölyesi düzenlendi. Belediyenin farklı birimlerinde görev yapan kadınlar, çalışma arkadaşlarıyla birlikte toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkat çeken dövizleri hep birlikte hazırladı.</p>
<p>Yaşar Kemal Kültür Merkezi ise iki etkinliğe birden ev sahipliği yaptı. Hediyelik Keçe Atölyesi’nde kadınlar el emeği ürünler hazırlayıp deprem bölgesindeki kız çocuklarına göndermek için üretirken, “Dünyayı İşlemek” başlıklı söyleşide ise Aksu Bora ve Özlem Erden Aki, kadın emeği, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların kamusal alandaki görünürlüğü üzerine değerlendirmelerde bulundu. Katılımcıların da dahil olduğu söyleşide kadınların tarihsel mücadelesi ve dayanışmanın önemi ele alındı.</p>
<p><b>GÜÇLÜYÜZ ÇÜNKÜ…</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi Başkanlık Binası Kadın Danışma Merkezi önünde gerçekleştirilen “Güçlü Kadınların İzinden Gidiyoruz” etkinliğinde ise Türkiye tarihine damgasını vuran kadınlar ve başarıları sergilendi. Ayrıca kadınlar, “Güçlüyüz çünkü…” ifadesiyle başlayan notlar hazırlayıp özel olarak yerleştirilen panoyu kendi hikayeleriyle doldurdu. Kadınlar, neden güçlü olduklarını notlarında paylaşarak dayanışma ve güç mesajlarını görünür kıldı.</p>
<p><b>ÖRGÜ ÖREREK FİLM İZLEDİLER</b></p>
<p>Programda son olarak cumartesi günü Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen film gösteriminde kadınlar “Lohusa” filmini birlikte izledi. “Tığını, şişini, örgünü, nakışını al gel” çağrısıyla duyurulan etkinliğe komşular yoğun ilgi gösterdi. Kadınlar bir yandan el işlerini yaparken bir yandan filmi izleyerek keyifli ve dayanışma dolu bir gün geçirdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankayada-8-martta-kadin-dayanismasi-ve-esitlik-vurgusu-618796">Çankaya&#8217;da 8 Mart&#8217;ta Kadın Dayanışması ve Eşitlik Vurgusu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Özyiğit: &#8220;Kadın üretirse dünya değişir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ozyigit-kadin-uretirse-dunya-degisir-618569</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 10:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[değişir]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Emekçi Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Emeği]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[özyiğit]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üretirse]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Kadın Üretici Pazarı’nın emekçi kadınlarıyla iftar sofrasında buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozyigit-kadin-uretirse-dunya-degisir-618569">Başkan Özyiğit: &#8220;Kadın üretirse dünya değişir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Kadın Üretici Pazarı’nın emekçi kadınlarıyla iftar sofrasında buluştu. Ata Tenis Akademi Spor Kulübü’nde düzenlenen programda konuşan Özyiğit, kadın emeğinin toplumsal kalkınmadaki hayati rolüne dikkat çekerek, &#8220;Zor ekonomik koşullarda kadın emeği sadece aile ekonomisi değil, toplumsal direnişin de temel direğidir. Kadın bu ülkenin ayakta kalan son kalesidir. Kadın üretirse dünya değişir&#8221; dedi.</p>
<p>Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Kadın Üretici Pazarı’nda emek veren kadınlarla Ata Tenis Akademi Spor Kulübü’nde düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Etkinlikte konuşan Başkan Özyiğit, Ramazan ayının yardımlaşma ve dayanışma ruhuna değinerek, dünyada yaşanan acılara da kayıtsız kalmadı. Komşu coğrafyalarda devam eden savaşlara ve dökülen gözyaşlarına dikkat çeken Başkan Özyiğit, her koşulda doğrudan ve gerçeklikten yana olmanın insani bir sorumluluk olduğunu ifade ederek, “Böyle zamanlarda hiçbir zaman doğrudan ve gerçeklikten ayrılmayacağız. Ve biz ‘Su şöyle mi düşünür sonra bize bunu mu yapar?’ duygusuna kapılmadan doğru olana doğru, yanlış olana da yanlış demeyi bilmek zorundayız” diye konuştu. </p>
<p><strong>“KADIN EMEĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN TEMELİDİR” </strong></p>
<p>Ekonomik zorlukların yaşandığı bu dönemde kadınların üretim gücünün stratejik bir önem taşıdığını belirten Başkan Özyiğit, kadın emeğinin toplumsal bağları güçlendiren ve dayanışma ağları oluşturan bir süreç olduğunun altını çizerek, “Kadın eli değen her iş, sadece bir ürün değil; aynı zamanda bir şefkat ve direnç hikayesidir. Ülkenin geçtiği bu zorlu ekonomik dar boğazda, evinde, atölyesinde, tarlasında veya ofisinde emek veren kadın, aslında bu ülkenin ayakta kalan son kalesidir. Şartlar ne kadar zor olursa olsun mücadeleden ve üretmekten başka da şansımız yok.İşte böylesi zor ekonomik koşullarda kadın emeği sadece aile ekonomisi değil, toplumsal direnişin de temel direğidir.Unutmayalım ki; bir toplumun kalkınması, kadının emeğinin görünür olduğu ve o emeğin karşılığının adaletle ödendiği ölçüde mümkündür” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“KADINLAR ÇOK GÜÇLÜ LİDERLERDİR”</strong></p>
<p>Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile birlikte yürüttükleri çalışmaların kadının toplumsal yaşamdaki belirleyici gücünü ve yardımlaşmayı nasıl bir yaşam biçimine dönüştürdüğünü kanıtladığını kaydeden Başkan Özyiğit, “İnisiyatif almamıza gerek kalmadan işlerin kendiliğinden yürümesi, aslında kadınlarımızın ne kadar güçlü birer lider ve organizatör olduğunun ispatıdır. O yüzden kadınlar hem üretimde hem de karar alma mekanizmalarında daha fazla görünür olmalı ve yer almalıdır. Kadın emeği özgürleştiğinde ve hak ettiği değeri bulduğunda, sadece o aile değil, bütün bir mahalle, bütün bir şehir ve nihayetinde bütün bir ülke refaha kavuşur. Çünkü kadın üretirse dünya değişir” dedi. Konuşmasının sonunda 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayan Başkan Özyiğit, “En kötü zamanımızın da böyle olmasını diliyorum ve 8 Mart’ı kutlarken sadece bir günü değil, kadınların yılın her günü bıkmadan, usanmadan sergilediği o devasa emeği selamlıyoruz.Önümüzde bir bayram var. Şimdiden Ramazan Bayramınızı kutluyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız. Sağ olun” dedi. </p>
<p>Öte yandan Başkan Özyiğit, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Yenişehir Belediyesi kadın meclis üyelerinin de gününü kutladı ve katkıları için teşekkür etti.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozyigit-kadin-uretirse-dunya-degisir-618569">Başkan Özyiğit: &#8220;Kadın üretirse dünya değişir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Memorial Sağlık Grubu &#8220;Kadınlar Omuz Omuza Projesi&#8221;yle Kadınları Güçlendirmeye Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/memorial-saglik-grubu-kadinlar-omuz-omuza-projesiyle-kadinlari-guclendirmeye-devam-ediyor-618349</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 07:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[grubu]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[memorial]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[omuza]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618349</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk yılında sanat aracılığıyla geniş kitlelere ulaşan sergi projesiyle başlayan girişim, sonraki dönemlerde dezavantajlı kadın gruplarına ve depremden etkilenen kadınlara yönelik mesleki desteklerle kapsamını genişletti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/memorial-saglik-grubu-kadinlar-omuz-omuza-projesiyle-kadinlari-guclendirmeye-devam-ediyor-618349">Memorial Sağlık Grubu &#8220;Kadınlar Omuz Omuza Projesi&#8221;yle Kadınları Güçlendirmeye Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk yılında sanat aracılığıyla geniş kitlelere ulaşan sergi projesiyle başlayan girişim, sonraki dönemlerde dezavantajlı kadın gruplarına ve depremden etkilenen kadınlara yönelik mesleki desteklerle kapsamını genişletti. Kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha güçlü bireyler olarak yer almasına katkı sunmayı hedefleyen proje, bu yıl herhangi bir nedenle eğitim ve iş hayatından mahrum kalmış kadınlara istihdama giden yolda eğitim ve gelişim programları sağlayarak sürdürülebilir ve bütüncül bir güçlendirme yaklaşımına odaklanıyor. </p>
<p><strong>Kadınların Gücünü Görünür Kılan Bilinçlendirme Filmleri</strong></p>
<p>Kadınların toplumsal rolünün güçlenmesine, görünürlüğünün artmasına ve ilham veren hikâyelerin çoğalmasına katkı sunmayı amaçlayan <strong>Kadınlar Omuz Omuza Projesi’nin </strong>bilinçlendirme filmleri, yıl boyunca farklı mecralarda yayımlanarak geniş kitlelere ulaşacak. Proje kapsamında Ahu Sungur, Aydilge, Atiye, Hande Subaşı, Özge Borak, Suzan Kardeş, Zara ve Tanju Babacan başta olmak üzere sanat, müzik ve televizyon dünyasının sevilen isimleri, kadınların toplumsal hayattaki dönüştürücü gücüne dikkat çekecek.</p>
<p>Videoların ilk gösterimi ve ilham buluşması, <strong>Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde</strong> gerçekleştirilen program kapsamında video gösterimlerinin ardından Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz ve projeye destek veren sanatçıların katılımıyla kadınların toplumsal etkisine odaklanan bir sohbet düzenlendi.  </p>
<p><strong>“Güçlenen her kadın, toplum için zincirleme bir dönüşüm yaratır.”</strong></p>
<p>Kadınların güçlenmesi, bireysel bir başarı hikâyesinin de ötesinde, toplumsal dönüşümün temeli olduğunun altını çizen <strong>Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz </strong>projeyle ilgili açıklamasında şunları söyledi<strong>: </strong>“Ekonomik bağımsızlığını kazanan, mesleki yeterlilik edinen ve özgüveni artan her kadın; ailesi, çocukları ve çevresi için de bir rol model haline gelir. Bu zincirleme etki, toplumun genel refahını ve dayanıklılığını doğrudan etkiler. Kadınlar Omuz Omuza projesinin her yıl büyüyerek devam etmesi ve kalıcı bir kurumsal değer alanına dönüşmesinden gurur duyuyoruz.   Memorial Sağlık Grubu olarak sağlığı yalnızca tedavi süreçleriyle sınırlı görmüyor, toplumsal esenliği güçlendiren yapısal katkılar sunmayı sorumluluğumuzun bir parçası kabul ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de kadınların yaşamın her alanında daha güçlü bireyler olarak yer almasına katkı sağlayan projeleri kararlılıkla sürdüreceğiz.”</p>
<p><strong>Mesleki Gelişimle Hayata Yeniden Katılım</strong></p>
<p>Memorial Sağlık Grubu ve İyi Niyet Derneği’nin kadınların toplumsal rolünü güçlendirmeye yönelik ilham veren projeler gerçekleştirdiği “Kadınlar Omuz Omuza”, herhangi bir nedenle eğitim ile istihdam olanaklarına erişimde zorluk yaşayan kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlenmesini destekleyen bir proje olarak 2022 yılında hayata geçirildi. Daha sonra ise depremden etkilenerek iş olanaklarını kaybeden kadınlara yaptığı istihdam ve mesleki desteklerle sosyal dayanışma boyutu güçlendirildi. Kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha güçlü bireyler olarak yer almasına katkı sunmayı hedefleyen proje, bu yıl herhangi bir nedenle eğitim ve iş hayatından mahrum kalmış kadınlara istihdama giden yolda eğitim ve gelişim programları sağlayarak iş hayatında uzun süre tutunma ve sürdürülebilir istihdama olanak sağlayacak.</p>
<p>Memorial Sağlık Grubu, önümüzdeki dönemde de toplumsal esenliği merkeze alan, kültür-sanat ve sürdürülebilirlik perspektifini bir araya getiren sosyal etki projeleriyle geniş kitlelere ilham vermeye ve ölçülebilir değer üretmeye devam edecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/memorial-saglik-grubu-kadinlar-omuz-omuza-projesiyle-kadinlari-guclendirmeye-devam-ediyor-618349">Memorial Sağlık Grubu &#8220;Kadınlar Omuz Omuza Projesi&#8221;yle Kadınları Güçlendirmeye Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayraklı&#8217;da &#8220;Kadın Emeği ve Toplumsal Dönüşüm&#8221; Buluşması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayraklida-kadin-emegi-ve-toplumsal-donusum-bulusmasi-618254</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 14:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bayraklı]]></category>
		<category><![CDATA[buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[derya]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[emeği]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[hayatında]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Emeği]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yerel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618254</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında “Kadın Emeği ve Toplumsal Dönüşüm” başlıklı bir panel ve lansman programına ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-kadin-emegi-ve-toplumsal-donusum-bulusmasi-618254">Bayraklı&#8217;da &#8220;Kadın Emeği ve Toplumsal Dönüşüm&#8221; Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında “Kadın Emeği ve Toplumsal Dönüşüm” başlıklı bir panel ve lansman programına ev sahipliği yaptı. Hasan Tahsin Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte kadın emeğinin görünürlüğü, toplumsal eşitlik politikaları ve yerel yönetimlerin bu alandaki rolü ele alındı.</p>
<p>Yoğun katılımla gerçekleşen programın moderatörlüğünü Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) İzmir Şube Başkanı Aslı Balcı Tamtürk üstlenirken; panelde CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen ile Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Lefkoşa Milletvekili Doğuş Derya konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p>Program öncesinde Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, konuşmacılar ve katılımcılarla birlikte Bayraklı Belediyesi Kadın Kooperatifi bünyesinde üretim yapan kadınların ürünlerinin yer aldığı stantları ziyaret etti. Kadın üreticilerle bir araya gelen heyet, el emeği ürünler hakkında bilgi aldı.</p>
<p>Yerel Eşitlik Eylem Planı Paylaşıldı</p>
<p>Etkinlik kapsamında Bayraklı Belediyesi tarafından hazırlanan 2026–2028 Yerel Eşitlik Eylem Planı da katılımcılarla paylaşıldı. Kadınların sosyal, ekonomik ve kamusal hayatta daha güçlü yer almasını hedefleyen plan; yerel düzeyde eşitlik politikalarının geliştirilmesi, kadınların güçlendirilmesi ve belediye hizmetlerinde toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinin güçlendirilmesini amaçlıyor.</p>
<p>Kadın Kooperatifinin Dijital Satış Platformu Tanıtıldı</p>
<p>Programda ayrıca Bayraklı Belediyesi Kadın Kooperatifi bünyesinde üretim yapan kadınların ürünlerini daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla oluşturulan bayraklidan.com adlı dijital satış platformunun tanıtımı yapıldı. Platform sayesinde Bayraklı’da üreten kadınların el emeği ürünleri artık yalnızca yerel stantlarda değil, dijital ortam üzerinden Türkiye’nin dört bir yanına ulaşabilecek.</p>
<p>Başkan Önal: “Kadın emeği güçlenmeden toplumsal dönüşüm gerçekleşmez”</p>
<p>Programın açılış konuşmasını yapan Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, kadın emeğinin toplumsal dönüşüm açısından belirleyici bir rol oynadığını belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“8 Mart yalnızca bir anma günü değil; eşitlik, adalet ve emek mücadelesinin güçlü bir simgesidir. Kadın emeği güçlenmeden toplumsal dönüşüm gerçekleşmez. Kadın özgürleşmeden demokrasi tamamlanmaz. Bu bilinçle Bayraklı Belediyesi olarak kadınların yaşamın her alanında daha güçlü yer alması için somut adımlar atıyoruz. Yerel Eşitlik Eylem Planımız bu anlayışın bir yol haritasıdır. Kadın kooperatiflerimizin emeğini dijital dünyaya taşıyan bayraklidan.com platformu da kadınların ekonomik olarak güçlenmesine katkı sağlayacak önemli bir adımdır.”</p>
<p>Gökçe Gökçen: “Yerel sosyal politikalar kadınların yaşamını doğrudan etkiliyor”</p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen konuşmasında kadınların adalete ve toplumsal yaşama erişiminin önündeki en büyük engellerden birinin ekonomik bağımsızlık olduğunu belirterek kadınların çalışma hayatında güçlenmesinin önemine dikkat çekti.</p>
<p>Yerel yönetimlerin sunduğu sosyal hizmetlerin kadınların hayatında doğrudan etkili olduğunu vurgulayan Gökçen, belediyelerin yalnızca altyapı hizmetleri sunan kurumlar olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Kreşler ve bakım hizmetleri gibi sosyal destek mekanizmalarının kadınların üzerindeki bakım yükünü azalttığını belirten Gökçen, bu tür hizmetlerin kadınların çalışma hayatına katılımını kolaylaştırdığını ifade etti. Kadın emeğinin görünür hale gelmesinin demokratik toplum açısından da büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p>
<p>Doğuş Derya: “Kağıt üzerindeki hakların yaşamda karşılığı olmalı”</p>
<p>Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Doğuş Derya ise konuşmasında kadınların çalışma hayatında ve toplumsal yaşamda karşı karşıya kaldığı eşitsizliklere dikkat çekti. Kadın haklarının birçok ülkede yasal olarak tanımlanmasına rağmen günlük yaşamda aynı karşılığı bulamadığını belirten Derya, “Kağıt üzerinde olan birçok hak yaşamda karşılığını bulamıyor” dedi.</p>
<p>Kadınların doğum sonrası iş hayatından kopmak zorunda kaldığını ifade eden Derya, doğum yapan kadınların önemli bir bölümünün kısa süre içinde işlerini bırakmak zorunda kaldığını söyledi. Kadın emeğinin çoğu zaman düşük ücretli ve güvencesiz işlerde değerlendirildiğini belirten Derya, çocuk bakımının maliyetli olması nedeniyle birçok kadının çalışma hayatından uzaklaştığını dile getirdi. Ev içi emeğin görünmez kılındığını da vurgulayan Derya, kadınların yalnızca ev işleri ve bakım sorumluluğuyla özdeşleştirilmesinin toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiğini ifade etti.</p>
<p>Panel, katılımcıların soruları ve değerlendirmeleriyle sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-kadin-emegi-ve-toplumsal-donusum-bulusmasi-618254">Bayraklı&#8217;da &#8220;Kadın Emeği ve Toplumsal Dönüşüm&#8221; Buluşması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karabağlar &#8216;da Kadın ve Demokrasi Forumu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karabaglar-da-kadin-ve-demokrasi-forumu-618227</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 13:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[eşit]]></category>
		<category><![CDATA[forumu]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[karabağlar]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karabağlar Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde toplumsal eşitlik ve dayanışmayı öne çıkaran “8 Mart Kadın ve Emek” forumunu düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karabaglar-da-kadin-ve-demokrasi-forumu-618227">Karabağlar &#8216;da Kadın ve Demokrasi Forumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karabağlar Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde toplumsal eşitlik ve dayanışmayı öne çıkaran “8 Mart Kadın ve Emek” forumunu düzenledi. Muzaffer İzgü Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinlikte Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay ve DİSK’in ilk kadın başkanı Arzu Çerkezoğlu, kadınların çalışma hayatındaki hakları ve örgütlenmenin önemine dikkat çekti.</p>
<p><b>Kadın Emeği Masaya Yatırıldı</b></p>
<p>Etkinliğe; CHP Kadın Kolları MYK Üyesi Derya Durnabaş, CHP İl Başkan Yardımcısı Orhan Polat ve CHP Karabağlar İlçe Başkanı Volkan Gürboğa, İşçi dünyasını temsilen DİSK Genel-İş 5 No’lu Şube Başkanı Savaş Aras ve 8 No’lu Şube Başkanı Deniz Şahin Gümüştekin’in yanı sıra, DİSK Genel-İş Kadın Komisyonu üyeleri, belediye meclis üyeleri, Karabağlar Kent Konseyi Başkanı İbrahim Yılmaz, mahalle muhtarları ve sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ile çok sayıda vatandaş organizasyona destek verdi.</p>
<p><b> “Kadınlar Sadece Sözde Değil, Hayatta Görünür Olmalı”</b></p>
<p>Forumun açılış konuşmasını yapan Başkan Kınay, Karabağlardaki kadınların aile içi ve toplumsal emek yüküne dikkat çekti.</p>
<p>Kınay “Kadınlarımız, ailenin, yoksulluğun ve evdeki bakım hizmetlerinin yükünü sırtlayarak hayatı taşıyor. Biz Karabağlar Belediyesi olarak sadece sözde değil, eğitim ve uygulamalarla eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı sürdürüyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Konuşmasında kadınların istihdam edilmesinin ve işyerlerinde eşit koşullara kavuşmasının önemine de değinen Başkan Kınay “Kurduğumuz Bölgesel İstihdam Ofisi sayesinde bugüne kadar 900’ün üzerinde kadının işe yerleşmesini sağladık. Kadınların sağlık ve güvenlik şartlarının sağlanması ve işyerlerinde adaletin temini sürecini yakından takip ediyoruz” dedi.</p>
<p><b>Kadın Mücadelesi ve Sendikal Örgütlenme</b></p>
<p>DİSK’in ilk kadın başkanı Arzu Çerkezoğlu ise kadınların sendikal örgütlenmesinin toplumsal eşitlik için kritik olduğunu belirtti. “Kadın işçilerin örgütlü olması, yalnızca kendi haklarını korumakla kalmaz; toplumun adalet ve eşitlik anlayışını da güçlendirir. Genç kadınlar ve erkekler de bu süreçte eğitim ve örgütlenmeyle tanışmalı” diye konuştu.</p>
<p>Çerkezoğlu konuşmasında ayrıca sendikal eğitimlerin toplumsal farkındalığı artırdığına dikkat çekti. Ve “Eğitimlerde kadın ve erkek üyelerimizin birlikte katılımıyla toplumsal cinsiyet eşitliği bilinci güçleniyor. Bu süreç, mücadeleyi ve örgütlenmeyi daha etkili kılıyor. Bizim hedefimiz, işyerinde adaletin sağlanması ve kadın emeğinin görünür hâle gelmesi” dedi.</p>
<p><b>Mücadele ve Umut Mesajı</b></p>
<p>Söyleşide her iki konuşmacı da kadınların dayanışmasına ve mücadelesine vurgu yaptı. Başkan Kınay, “Kadınların ürettiği ve yarattığı hayatın değerini görmek güçlenmek demektir. Karabağlar’da her gün bu mücadeleyi büyütüyoruz. Kadınlar her mücadelenin içinde olmalı” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Çerkezoğlu ise kadınlara ve gençlere seslenerek, “Birimizin umudu düştüğünde öbürü onu kaldıracak. Biz varsa umut var, kadınlar varsa umut var. Hep birlikte eşit, özgür ve adil bir toplum için mücadeleye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p><b>Kadına Yönelik Şiddetle Mücadeleye Vurgu</b></p>
<p>Başkan Kınay, forumda ayrıca 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında belediye olarak yürüttükleri nöbet ve farkındalık çalışmalarına da değindi:</p>
<p>“Kadına yönelik şiddetle mücadele, sadece bir gün değil her gün sürmeli. Karabağlar Belediyesi olarak bu konuda hem eğitimlerle hem de toplumsal farkındalık çalışmalarıyla yanındayız. Kadınlarımızın güvenliği ve hakları için mücadeleye devam edeceğiz.”</p>
<p><b>Akaryakıt İstasyonu Çalışanlarına Destek</b></p>
<p>Etkinliğin sonunda Başkan Kınay, belediye iştiraki KARBEL A.Ş. bünyesindeki akaryakıt istasyonunun mahkeme kararıyla geçici olarak kapanmasına da değindi: Akaryakıt İstasyonu çalışan kadınları sahneye davet eden Başkan Kınay “Mahkeme, başka bir ticari işletmenin menfaatini engellediği gerekçesiyle istasyonun faaliyetini durdurdu. Ancak biz bu süreci çalışanlarımızla birlikte yürütüyor, emeğin ve dayanışmanın değerini koruyarak işyerimizi yeniden açmayı hedefliyoruz. Çalışanlarımızın sabrı ve katkısı çok değerli” diye konuştu.</p>
<p>Kınay son olarak  “Bu süreçte emeğiniz, dayanışmanız ve sabrınız çok değerli. Kadın emeğine ve sizlerin katkısına teşekkür ediyorum. Hep birlikte hak ve adalet mücadelesini büyüteceğiz” dedi.</p>
<p>Katılan izleyicilerin soru ve cevap şeklinde devam eden forumun sonunda Başkan Kınay, Arzu Çerkezoğlu’na çiçek ve Karabağlar Mobilya ustalarının yaptığı ahşap oyma çınar yaprağı hediye etti.</p>
<p><b>“Kadınlarla Güçlü Karabağlar” Fotoğraf Sergisi</b></p>
<p>8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında, Karabağlar Belediyesi kadın çalışanlarının eserlerinden oluşan “Kadınlarla Güçlü Karabağlar” fotoğraf sergisi de sergi salonunda açıldı. Başkan Kınay ve Arzu Çerkezoğlu sergiyi birlikte gezerek eserleri inceledi.</p>
<p>Başkan Helil Kınay ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu son olarak Karabağlar Belediyesi Bölgesel İstihdam Ofisi (BİO) tarafından düzenlenen ve sadece kadın adayların davet edildiği iş görüşmesini de ziyaret etti. İki Başkan, iş arayan kadınlarla kısa süre sohbet ederek kadın istihdamının önemine dikkat çekti.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karabaglar-da-kadin-ve-demokrasi-forumu-618227">Karabağlar &#8216;da Kadın ve Demokrasi Forumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Altın İğne&#8221;, İzmirli kadınların yeteneğini dünyaya gösteriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/altin-igne-izmirli-kadinlarin-yetenegini-dunyaya-gosteriyor-617721</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 08:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dünyaya]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ğne]]></category>
		<category><![CDATA[gösteriyor]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[kurs]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yeteneğini]]></category>
		<category><![CDATA[yürütülen]]></category>
		<category><![CDATA[zmirli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617721</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası’nın Altın İğne Projesi, kadınların mesleki becerilerini geliştirirken uluslararası ilgiyi topluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-igne-izmirli-kadinlarin-yetenegini-dunyaya-gosteriyor-617721">&#8220;Altın İğne&#8221;, İzmirli kadınların yeteneğini dünyaya gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası’nın Altın İğne Projesi, kadınların mesleki becerilerini geliştirirken uluslararası ilgiyi topluyor. Uluslararası Rotary Dünya Başkanı Francesco Arezzo, İzmir programında Meslek Fabrikası Halkapınar Kurs Merkezi’ni ziyaret ederek proje kapsamında yürütülen eğitim çalışmalarını inceledi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, İzmir’de yaşayan ve dikişe ilgi duyan kadınların mesleki becerilerini geliştirmelerini ve hazır giyim sektöründe ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücüne katılmalarını amaçlayan Altın İğne Projesi, uluslararası düzeyde de dikkat çekiyor. Uluslararası Rotary Dünya Başkanı Francesco Arezzo, İzmir ziyaretinde Meslek Fabrikası Halkapınar Kurs Merkezi’nde proje kapsamında yürütülen eğitim çalışmalarını inceledi. Ziyarete İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, belediye yöneticileri, Rotary temsilcileri ve proje paydaşları katıldı. Atölyeler gezildi, kursiyer kadınlarla bir araya gelinerek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alındı.</p>
<p><strong>Yıldır: Burada yalnızca meslek öğretilmiyor</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Altın İğne Projesi’nin kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlenmesine katkı sağlayan önemli bir model ortaya koyduğunu belirtti. Projenin yalnızca bir meslek edindirme programı olmadığını vurgulayan Yıldır, “Altın İğne Projesi, üretimin, emeğin ve dayanışmanın bir araya geldiğinde nasıl güçlü bir dönüşüm yaratabileceğini gösteriyor. Burada yalnızca teknik bir beceri kazandırılmıyor; kadınların üretim süreçlerine aktif katılımı destekleniyor ve özgüvenleri güçleniyor” dedi. Yıldır, projenin ekonomik güçlenme, toplumsal eşitlik ve çevresel sürdürülebilirliği aynı anda ele alan bir yaklaşım sunduğunu ifade etti. Kadınların istihdama katılımının yalnızca bireysel değil, toplumsal dönüşüm açısından da önemli bir eşik olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Arezzo: Yerelde kurulan bu modeller çok kıymetli</strong></p>
<p>Uluslararası Rotary Dünya Başkanı Francesco Arezzo da Meslek Fabrikası’nda yürütülen çalışmaları yerinde incelemekten memnuniyet duyduğunu belirterek kadınların meslek edinmesinin toplumsal gelişim açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Yerel yönetimler ile sivil toplum kuruluşları arasında kurulan iş birliklerinin kalıcı sosyal etki yarattığını vurgulayan Arezzo, bu tür projelerin üretim, dayanışma ve toplumsal kalkınma açısından önemli örnekler ortaya koyduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Kadınlar meslek edinerek istihdama hazırlanıyor</strong></p>
<p>Altın İğne Projesi, İzmir’de yaşayan ve dikişe ilgi duyan kadınların mesleki becerilerini geliştirmelerini ve hazır giyim sektöründe ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücüne katılmalarını amaçlıyor. Meslek Fabrikası’nın Çamdibi, Karabağlar, Halkapınar ve Agora kurs merkezlerinde gerçekleştirilen eğitimlerde kursiyerler; düz dikiş, overlok ve reçme gibi sanayi makinelerini kullanarak bant sistemi üretim modelini uygulamalı olarak öğreniyor. Yedi hafta süren ve toplam 216 saatlik eğitim programı, kadınların doğrudan istihdama yönlendirilmesini hedefleyen bir model olarak uygulanıyor.</p>
<p><strong>Yüzlerce kadına ulaşıldı</strong></p>
<p>Proje kapsamında 224 kadına ulaşıldı, 178 kursiyer başarıyla mezun oldu ve 79 kadın tekstil sektöründe istihdama kazandırıldı. Eğitim sürecinde kursiyerler tarafından üretilen yaklaşık</p>
<p>10 bin 250 parça bebek giysisi ise depremden etkilenen yurttaşlara ulaştırılmak üzere Adıyaman Belediyesi’ne gönderildi. Kamu, sivil toplum ve özel sektör iş birliğiyle yürütülen Altın İğne Projesi, toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki iyi uygulamaların yer aldığı “İzmir Yıldızları” programında ödüle layık görülürken, aynı zamanda Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde “İş Birliği” kategorisinde ödül kazandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-igne-izmirli-kadinlarin-yetenegini-dunyaya-gosteriyor-617721">&#8220;Altın İğne&#8221;, İzmirli kadınların yeteneğini dünyaya gösteriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>QNB Türkiye ve İKADE Bekar Annelerin Sürdürülebilir İstihdam, Ekonomik Güçlenmesine Destek Programı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/qnb-turkiye-ve-ikade-bekar-annelerin-surdurulebilir-istihdam-ekonomik-guclenmesine-destek-programi-617584</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 10:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alanı]]></category>
		<category><![CDATA[annelerin]]></category>
		<category><![CDATA[bekar]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gelir]]></category>
		<category><![CDATA[kade]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[qnb]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[stihdam]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617584</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon bekar anne çocuklarını tek başına büyütüyor. Bu grubun önemli bir bölümü çeşitli nedenlerle iş hayatının dışında kalıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/qnb-turkiye-ve-ikade-bekar-annelerin-surdurulebilir-istihdam-ekonomik-guclenmesine-destek-programi-617584">QNB Türkiye ve İKADE Bekar Annelerin Sürdürülebilir İstihdam, Ekonomik Güçlenmesine Destek Programı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon bekar anne çocuklarını tek başına büyütüyor. Bu grubun önemli bir bölümü çeşitli nedenlerle iş hayatının dışında kalıyor. Bekar annelerin ekonomik sistemin dışında kalması yalnızca bireysel bir gelir kaybı değil, aynı zamanda uzun vadeli sosyal ve ekonomik maliyetler doğuran önemli bir toplumsal mesele olarak öne çıkıyor. Kadın istihdamındaki her artış; hane gelirinden çocukların eğitimine, sosyal refahtan ekonomik büyümeye kadar geniş bir etki alanı yaratıyor. QNB Türkiye ve IKADE iş birliğiyle hayata geçen programı, sadece bireyleri değil, aileleri ve dolaylı olarak gelecek nesilleri güçlendirmeyi hedefleyen bütüncül bir sosyal yatırım modeli olarak kurgulandı.</p>
<p>Program kapsamında katılımcılara, dijital pazarlama, e-ticaret ve e-ihracat, fintech ve dijital finans uygulamaları, yapay zekâ temelli çözümler, veri analizi ve içerik üretimi gibi alanlarda eğitimler sunulacak. Bunun yanı sıra hukuki danışmanlık, kişisel gelişim ve psikososyal dayanıklılığı destekleyen modüllerle çok boyutlu bir destek yapısı oluşturulacak. Program, ekonomik güçlenmenin yanı sıra katılımcıların sosyal ve bireysel dayanıklılıklarını artırmayı da hedefliyor. </p>
<p>Pilot aşamada 100 bekar annenin doğrudan desteklenmesi ve ilk altı ay içinde katılımcıların en az yüzde 40’ının istihdama geri dönmesi veya gelir getirici bir faaliyete başlaması hedefleniyor. Çocukları ve yakın çevreleri dikkate alındığında yaklaşık 500 kişilik dolaylı bir etki alanı oluşturulması öngörülüyor. Bu yönüyle program, kısa vadeli istihdam hedeflerinin ötesinde toplumsal dayanıklılığı artıran sürdürülebilir bir model sunuyor.</p>
<p>QNB Türkiye, bu projeyle yalnızca bir sosyal sorumluluk inisiyatifi başlatmakla kalmıyor, özel sektörün daha fazla sorumluluk alması gereken bir alanda örnek bir model ortaya koyuyor. Program, Banka’nın Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve kapsayıcılık hedeflerine doğrudan ve ölçülebilir katkı sunan somut bir adım niteliği taşıyor.</p>
<p>QNB Türkiye Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Yeliz Ataay Arıkök, programa ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kadınların ekonomik hayata tam ve etkin katılımı olmadan sürdürülebilir kalkınmadan söz etmek mümkün değil. Bekar anneler hem ekonomik hem de sosyal açıdan yüksek dayanıklılık gerektiren bir sorumluluğu üstleniyor. Bu programla hedefimiz, yalnızca eğitim sunmak değil, kadınların dijital ekonomi içinde kalıcı bir yer edinmelerine katkı sağlamak. QNB Türkiye olarak, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği odağımızı, kapsayıcılığı geniş ve sosyal etkisi yüksek bu projeyle daha da güçlendiriyoruz. Finans sektörünün dönüştürücü rolüne inanıyor, kapsayıcı büyümenin somut ve ölçülebilir adımlarla mümkün olduğunu düşünüyoruz.”</p>
<p>İKADE Yönetim Kurulu Başkanı Sevtap Küçük ise projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: “İKADE olarak, kadın özgürlüğünün en temel unsurlarından birinin ekonomik bağımsızlık, yani gelir üretme gücü olduğuna inanıyoruz. Bu ihtiyaç özellikle bekar annelerin yaşamında daha belirgin şekilde karşılık buluyor. Tüm projelerimizde olduğu gibi, bu projede de kadınların ekonomik olarak güçlenmesini ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin desteklenmesini odağımıza alıyoruz. Uzmanlık alanımız olan dijital gelir ve e-ihracat ekosistemi doğrultusunda bu modeli hayata geçiriyoruz. Projemizi üç temel etki alanı üzerine kurguladık: Anne ve çocuk odağı, gelir üretimi ve toplumsal güçlenme. Annenin güçlenmesinin çocuğun geleceğini doğrudan etkilediğine inanıyoruz. Bu nedenle yalnızca ekonomik değil, anne ve çocuğun ruhsal ve fiziksel iyilik halini destekleyen bir yaklamışımı benimsiyoruz. Bu süreçte birlikte hareket ettiğimiz tüm paydaşlarımızın katkısının, projenin etki alanını daha da güçlendirdiğine inanıyoruz.’’</p>
<p>Program sonunda oluşturulacak mezun ağı ile katılımcıların birbirlerine mentorluk sunmaya devam etmeleri ve dayanışma yapısının sürdürülebilir bir modele dönüşmesi hedefleniyor. QNB Türkiye, finans sektörünün dönüştürücü gücünü yalnızca finansman sağlamakla sınırlı görmüyor, sosyal sermayeyi güçlendiren kapsayıcı modellerle toplumsal etki yaratmaya devam ediyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/qnb-turkiye-ve-ikade-bekar-annelerin-surdurulebilir-istihdam-ekonomik-guclenmesine-destek-programi-617584">QNB Türkiye ve İKADE Bekar Annelerin Sürdürülebilir İstihdam, Ekonomik Güçlenmesine Destek Programı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Yaşar Kemal Romanlarında Direniş, İsyan ve Toplumsal Adalet&#8221; paneli düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasar-kemal-romanlarinda-direnis-isyan-ve-toplumsal-adalet-paneli-duzenlendi-616846</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 08:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Başkaldırı]]></category>
		<category><![CDATA[direniş]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[İnce Memed]]></category>
		<category><![CDATA[kemal]]></category>
		<category><![CDATA[romanlarında]]></category>
		<category><![CDATA[syan]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşar Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616846</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi, edebiyatın büyük ustası Yaşar Kemal için vefatının 11. yılında adını taşıyan Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde “Yaşar Kemal Anma Haftası” isimli program düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasar-kemal-romanlarinda-direnis-isyan-ve-toplumsal-adalet-paneli-duzenlendi-616846">&#8216;Yaşar Kemal Romanlarında Direniş, İsyan ve Toplumsal Adalet&#8221; paneli düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi, edebiyatın büyük ustası Yaşar Kemal için vefatının 11. yılında adını taşıyan Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde “Yaşar Kemal Anma Haftası” isimli program düzenledi. Program kapsamında “Yaşar Kemal Romanlarında Direniş, İsyan ve Toplumsal Adalet” konulu panele eleştirmen-yazar Ömer Türkeş, akademisyen-yazar Dr. Ece Onural ve eleştirmen-yazar Semih Gümüş konuşmacı olarak katıldı.</p>
<p>Ömer Türkeş, Yaşar Kemal’ in İnce Memed isimli eserinde devletin iktisadi yapısını, feodal ilişkilerden çıkan isyanı çok iyi anlattığına dikkat çekerek“İnce Memed, kanunların gözünde suçludur. Haksızlığa başkaldırı, adalet arayışıdır. Yaşar Kemal çok iyi bildiği  Anadolu’yu yazdı ve içeriden konuştu.” dedi. Türkeş, Yaşar Kemal’in gördüğünü sadece anlatmakla yetinmediğine, eserlerinde doğanın ve insanın yer aldığına değinerek “Yaşar Kemal Türkiye’yi zenginleştiren yazardır. Çağlayan bir dili vardır. Şiirde <b>Nâzım </b>Hikmet ne ise romanda Yaşar Kemal odur. Yaşar Kemal’de organik bütünlük vardır. Edebiyatı canlı organizma gibi işlemiştir. İnsanın insana zulüm etmediği bir dünya anlayışı Yaşar Kemal’in ideolojisi ile birebir ilişkiliydi. Yaşar Kemal bizim için ‘Farklı dünyalar olabilir” algısını verdiği için bizim  için çok kıymetlidir. Zengin bir dünyadır bizi içine alır.” diye konuştu.</p>
<p>Ece Onural, başkaldırının çok büyük görülerek küçümsendiğini düşündüğünü ifade ederek “Yaşar Kemal’in eserlerinde yaşamak da direnmektir diye düşündüğüm bölümleri var. Bu illa topla tüfekle yapılan bir şey değil. Modern insanın hızlı tüketme derdine karşılık Yaşar Kemal’in eserlerindeki karakterlerin eline konan uğur böceği dinlensin diye mendiline koyduğunu hatırlıyor musunuz? Metinlerindeki bu satırlar aslında çok değerlidir.” şeklinde konuştu. Yaşar Kemal’in öncelikli olarak İnce Memed’le tanınmış olmasına karşın onun evreninin Memed’den ibaret olmadığını ifade eden Onural “Bir insan olarak Yaşar Kemal bir yazar olarak Yaşar Kemal’e o hikâyelerle  varmıştır. Kurmaca metinler aslında yoğunlukla bir anının hikâyesidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>‘YAŞAR KEMAL’DE SÖZÜN GÜCÜ VARDIR’</b></p>
<p>Semih Gümüş ise büyük ustayı yakından tanıma fırsatı bulduğunu paylaşarak  “Yaşar Kemal hayatımda tanıdığım en iyi insanlardan biriydi. Kemal, çok büyük bir yazardı. Yaşar Kemal ‘Ben burada doğru okunmadım.’ derdi. Yaşar Kemal eserlerinde büyük, kalıcı hikâyeler anlatmıştır. Hikâye anlatmayı sevmeyen romancı, öykücü olmaz. Onun doğru okunmaması buradan gelir. İnce Memed’in birinci cildinde eşkıyanın ağaya başkaldırısını anlatır. İnce Memed bugüne kadar bizde en çok satan eseridir. Son cildine kadar romanında çok büyük bir değişim yaşanır. Ülkenin değişimini de anlatır. Bunu anlatmak kolay değildir. Böyle büyük bir değişimi anlatan büyük bir hikâyedir. İnsanın özünde var olan başkaldırı güdüsünün nasıl ortaya çıktığını, evrensel olan başkaldırı güdüsünü anlarsak eğer nasıl ortaya çıktığını anlamış oluruz. Zamana, mekâna, kültüre göre değişir ama insanın doğasına özgü duygular değişmez. Yaşar Kemal’de sözün gücü vardır. Doğayı ondan daha çok anlatan bir yazar yoktur. ‘İnsanı ne kadar anlatıyorsa doğayı da o kadar anlatıyorum.’ der Yaşar Kemal” şeklinde konuştu. Program, katılımcıların konukların sorularını yanıtlamasının ardından sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasar-kemal-romanlarinda-direnis-isyan-ve-toplumsal-adalet-paneli-duzenlendi-616846">&#8216;Yaşar Kemal Romanlarında Direniş, İsyan ve Toplumsal Adalet&#8221; paneli düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Samsung ve UNDP Türkiye&#8217;nin Innovation Campus programı mezunlarından toplumsal sorunlara teknolojik çözümler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/samsung-ve-undp-turkiyenin-innovation-campus-programi-mezunlarindan-toplumsal-sorunlara-teknolojik-cozumler-616618</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 07:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[campus]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[innovation]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projeler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[samsung]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[undp]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Samsung Electronics Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye iş birliği ile 2019 yılından bu yana yürüttüğü “Innovation Campus” programı, gençleri hem dijital hem de sosyal becerilerle donatarak geleceğe hazırlamaya ve istihdama katkı sağlamaya devam ediyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-ve-undp-turkiyenin-innovation-campus-programi-mezunlarindan-toplumsal-sorunlara-teknolojik-cozumler-616618">Samsung ve UNDP Türkiye&#8217;nin Innovation Campus programı mezunlarından toplumsal sorunlara teknolojik çözümler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Samsung Electronics Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye iş birliği ile 2019 yılından bu yana yürüttüğü “Innovation Campus” programı, gençleri hem dijital hem de sosyal becerilerle donatarak geleceğe hazırlamaya ve istihdama katkı sağlamaya devam ediyor. Program, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda projeler geliştirme fırsatı sunarak toplumsal sorunlara çözüm üretmeyi de teşvik ediyor. Katılımcılar, eğitimlerini tamamladıktan sonra kendi projelerini geliştiriyor. Programın 2025 yılı mezunlarının geliştirdiği projeler de küresel çapta toplumsal sorunları odağına alarak bu sorunlara yenilikçi ve bütüncül çözümler öneriyor.</p>
<p><strong>Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine analitik bir çerçeve</strong></p>
<p>2025 yılı mezunlarından Beyza Fidangül, Buket Hocaoğulları, Doğa Bolcan, Miray Irmak ve Neda Esmaeilzadeh’in hayata geçirdiği “<strong>Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin İnsani Gelişme Üzerindeki Etkisinin Analizi</strong>” isimli proje; UNDP’nin Gender Inequality Index (GII) ve Human Development Index (HDI) verilerini birlikte analiz ederek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ülkelerin insani gelişmişlik düzeyi üzerindeki etkisini ortaya koymayı hedefliyor. Böylece eğitim, sağlık, yaşam beklentisi ve ekonomik katılım gibi alanlarda cinsiyet temelli eşitsizliklerin kalkınma üzerindeki yapısal etkileri veri temelli olarak görünür kılınıyor. Proje küresel çapta sosyal bir problem olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini çok boyutlu veri göstergeleriyle birlikte ele alarak, politika yapıcılar ve karar vericiler için karşılaştırmalı, analitik bir çerçeve sunmasıyla öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Sağlık hizmetlerine erişimde yapay zekâ ile kişiselleştirilmiş öneriler</strong></p>
<p>Mezun projelerinin arsından öne çıkan bir diğer proje ise Mustafa Guruş, Hasan Ali Özgür, İpek Özgür Yalçın, Mustafa Uras İplikçi ve Muhammed Said Mirza Bal’ın “<strong>Yapay Zeka Destekli Hastane Randevusu Bulma ve Öneri Sistemi</strong>” isimli projesi. Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorlukları azaltmak amacıyla yapay zekâ destekli bir hastane randevu bulma ve yönlendirme sistemi öneren bu proje, kullanıcıların konum, ihtiyaç, yoğunluk ve uygunluk gibi kriterlerine göre en uygun sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Sağlık gibi temel ihtiyaçlara erişim problemini odağına alan proje, AI tabanlı akıllı yönlendirme algoritmalarıyla kullanıcıya kişiselleştirilmiş öneriler sunmasıyla fark yaratıyor.</p>
<p><strong>Ergen gençlerin dijital dünyayla daha dengeli ilişki kurması için bütüncül yaklaşım</strong></p>
<p>Sudenur Şenol, Sedanur Çalı, Oğuzhan Bayrakçı ve İkranur Sayım’ın hayata geçirdiği “<strong>Dijital Yaşam Asistanı</strong>” isimli proje de günümüz problemlerine yenilikçi bir bakış açısı sunan projelerden biri olarak göze çarpıyor. Proje, sosyal medya kullanımının ergen gençlerin stres düzeyi, psikolojik anlamda iyi oluşu ve dijital alışkanlıkları üzerindeki etkisini analiz ediyor. Böylece dijital yaşamda sağlıklı kullanım farkındalığı oluşturmak ve gençlerin dijital dünyayla daha dengeli bir ilişki kurmasına katkı sağlamak amaçlanıyor. Proje; dijital davranış verileri ile psikolojik iyi oluş göstergelerini birlikte ele alarak, dijital refah (digital well-being) kavramına odaklanan bütüncül bir yaklaşım sunmasıyla dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Program bugüne dek 688 mezun verdi</strong></p>
<p>18-29 yaş aralığındaki iş arayışındaki gençleri hedefleyen Innovation Campus programına 5 yılda 81 il, 200 üniversiteden 25 binden fazla kişi başvurdu. Programdan bugüne dek 688 genç mezun oldu. Mezunların yüzde 90&#8217;ı istihdama katılırken geri kalanı da öğrenimine devam etti. Kapsamlı ve çok katmanlı tasarlanan eğitim programı 350 saat yapay zekâ, 240 saat nesnelerin interneti, 87 saat kodlama ve programlama gibi ileri teknolojileri içeriyor. Öğrencilere dijital eğitimlerin yanında sosyal beceriler de kazandırmayı amaçlayan program kapsamında işe hazırlık sürecine yönelik eğitimler de veriliyor.  </p>
<p>BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 6’sını doğrudan kapsayan programda eğitim alan öğrenciler, bugüne dek tüm amaçlara hizmet eden 100’ü aşkın bitirme projesi hazırladı. Samsung Türkiye ve UNDP Türkiye profesyonelleri, katılımcılara bitirme projelerini desteklemek amacıyla mentörlük desteği de sağlıyor. Mentörlük süreci gençlerin bireysel ihtiyaç ve beklentilerine göre tasarlanıyor. Samsung çalışanları da gençlerin kariyerlerini şekillendirmelerine destek veriyor. Eğitimi başarıyla tamamlayan gençler, uluslararası geçerliliği olan bir sertifikayla ödüllendiriliyor. </p>
<p><strong>Sektör Kampüste Programıyla birlikte üniversitelere yayılıyor</strong></p>
<p>Son olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilen Milli Teknoloji Akademisi’nin dijital öğrenme platformu Sektör Kampüste Programı’nın paydaşı olan Innovation Campus Programı, yapay zekâ eğitimlerini daha fazla üniversite kampüsüne taşıyor.  Bu iş birliği ile program 2026 yılında da Yıldız Teknik Üniversitesi’nde kapılarını yeni öğrencilere açmaya devam ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-ve-undp-turkiyenin-innovation-campus-programi-mezunlarindan-toplumsal-sorunlara-teknolojik-cozumler-616618">Samsung ve UNDP Türkiye&#8217;nin Innovation Campus programı mezunlarından toplumsal sorunlara teknolojik çözümler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meliha Ercan Vakfı İlk Yılında Eğitim ve Toplumsal Gelişim Alanında Önemli Çalışmalara İmza Attı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meliha-ercan-vakfi-ilk-yilinda-egitim-ve-toplumsal-gelisim-alaninda-onemli-calismalara-imza-atti-616468</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 09:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ercan]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[meliha]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[yılında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616468</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurucu Ercan Ailesi’nin “Eğitim, toplumları dönüştüren en güçlü araçtır.” yaklaşımı doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren Meliha Ercan Vakfı, ilk yılında kız öğrencilerin güçlenmesini hedefleyen projelerle eğitimde fırsat eşitliğine katkı sundu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meliha-ercan-vakfi-ilk-yilinda-egitim-ve-toplumsal-gelisim-alaninda-onemli-calismalara-imza-atti-616468">Meliha Ercan Vakfı İlk Yılında Eğitim ve Toplumsal Gelişim Alanında Önemli Çalışmalara İmza Attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurucu Ercan Ailesi’nin “<strong>Eğitim, toplumları dönüştüren en güçlü araçtır</strong>.” yaklaşımı doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren Meliha Ercan Vakfı, ilk yılında kız öğrencilerin güçlenmesini hedefleyen projelerle eğitimde fırsat eşitliğine katkı sundu. Eğitim ve mesleki gelişim alanında gerçekleştirdiği bütüncül çalışmalar ile yalnızca gençlerin hayatına değil, toplumsal dönüşüme de destek verdi.</p>
<p>Eğitimden sağlığa, sosyal hizmetlerden kültür ve sanata kadar geniş bir alanda faaliyet gösteren vakıf, “<strong>Bir Hayalin Olsun</strong>” yaklaşımı doğrultusunda; hayalleri olan gençlerin potansiyellerini gerçekleştirebilmeleri için destek mekanizmaları oluşturdu. Aynı zamanda eğitim, sağlık ve sosyal alanlarda toplumun kullanımına sunulan kalıcı eserler inşa ederek ilgili kamu kurumlarına bağışlamak suretiyle kamu hizmetlerine sürdürülebilir katkılar sundu.</p>
<p>Ülkemizin farklı illerinde inşa edilerek ilgili kamu kurumlarına bağışlanan huzurevi, hasta konukevi, engelsiz yaşam merkezi, eğitim merkezi, okul, yüksekokul ve kreş projeleriyle birlikte vakıf ve kurucularının geçmiş dönem katkıları da dahil olmak üzere bugüne kadar 2025 Faaliyet Raporu’nda ayrıntıları yer alan toplam 12 eser kamu hizmetine kazandırıldı. Toplumun her kesimine hitap eden bu yatırımlar, çok sayıda vatandaşın yaşamına doğrudan temas eden sürdürülebilir sosyal değerler üretti. Vakıf, söz konusu eserleri yalnızca hayata geçirmekle kalmayıp, uzun vadeli sorumluluk anlayışıyla süreçleri yakından takip etti; ihtiyaç duyulması halinde bakım, yenileme ve geliştirme çalışmalarına destek vermeyi sürdürdü.</p>
<p><b>Gençlerin Geleceğine Güçlü Destek</b></p>
<p>Bursiyerlerin kariyer ve kişisel gelişimlerini desteklemek amacıyla yürütülen <em><strong>Mentorluk Programı</strong></em> kapsamında öğrenciler, farklı sektörlerden deneyimli profesyonellerle bir araya getirildi. <em><strong>MELEA Akademi</strong></em> çatısı altında düzenlenen iletişim, liderlik ve kariyer becerilerine yönelik sertifika programları ve eğitim modülleriyle bursiyerlerin akademik ve mesleki donanımlarının güçlendirilmesi hedeflendi.</p>
<p><b>Toplumda Kalıcı Etki Yaratan Projeler</b></p>
<p>Vakıf, gönüllülük faaliyetleriyle toplumsal dayanışmayı güçlendirmek amacıyla sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerle iş birlikleri gerçekleştirdi. Bu iş birlikleri kapsamda <em><strong>Sulukule Gönüllüleri Derneği</strong></em> ile kız çocuklarına yönelik etkinlikler düzenlendi; otizmli bireylere yönelik farkındalık çalışmaları hayata geçirildi. Engelliler Haftası kapsamında <em><strong>Manavgat Belediyesi</strong> </em>iş birliğiyle<em> <strong>HürFEST – Özgürce Yaşam Festivali</strong> </em>organize edilirken, huzurevi sakinleri ile özel çocukları buluşturan etkinliklerle kuşaklar arası dayanışmaya katkı sağlandı.</p>
<p>Vakıf, <em><strong>Suna’nın Kızları Vakfı</strong></em> iş birliğiyle ve <em><strong>İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi</strong></em>’nin <em>(ÇOÇA)</em> desteğiyle yürütülen <em>Kız Çocuk Danışma Ekibi</em> kapsamında düzenlenen “<em><strong>Kız Çocukları Tanışma Ekibi Çalıştayı</strong></em>”na da ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin farklı illerinden gelen 12–17 yaş aralığındaki 40 kız çocuğunu bir araya getiren çalıştayda, katılımcılar ihtiyaçlarını ve deneyimlerini paylaşma fırsatı buldu. Çalıştayla kız çocuklarının karar alma süreçlerine katılımının desteklenmesi, seslerinin güçlendirilmesi ve hak temelli bir yaklaşımın yaygınlaştırılması hedeflendi. Etkinlikler, çocukların üstün yararı ve kişisel verilerin korunması ilkeleri gözetilerek yürütüldü.</p>
<p><em><strong>Bilecik İl Millî Eğitim Müdürlüğü</strong></em><strong> </strong>iş birliğiyle hayata geçirilen<strong> “</strong><em><strong>Mesleğin Yıldızları</strong></em><strong>” </strong>projesi kapsamında ise, mesleki ve teknik eğitim öğrencilerinin yapay zekâ ve ileri teknoloji alanlarında yetkinlik kazanmaları hedeflendi. Kaizen yaklaşımıyla yenilikçi projeler üretmeleri desteklenen öğrenciler, akademisyenlerin katkılarıyla düzenlenen eğitim ve atölyeler sayesinde geleceğin mesleklerine hazırlanma fırsatı buldu.</p>
<p><b>Birinci Yıl Bursiyerlerle Birlikte Kutlandı</b></p>
<p>Meliha Ercan Vakfı, kuruluşunun birinci yılını bursiyerlerinin katılımıyla düzenlenen iftar programında kutladı. Programa vakfın Onursal Başkanı Nurullah Ercan, Ercan Ailesi üyeleri, vakıf yöneticileri ve paydaş kurum ve destekçi temsilcileri katıldı. Bursiyerlerle bir araya gelen Onursal Başkan Nurullah Ercan, gençlerin yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayarak birlik ve dayanışma mesajı verdi.</p>
<p><strong>Meliha Ercan Vakfı Genel Müdürü Nil Batu</strong>, vakfın ilk yılına ilişkin değerlendirmesinde şu açıklamalarda bulundu:</p>
<p><b>“Kuruluşumuzun ilk yılında ortaya koyduğumuz çalışmalar, yalnızca projelerden ibaret değil; sürdürülebilir ve ölçülebilir bir etki modeli inşa etme kararlılığımızın somut göstergesidir. Eğitimden sağlığa, teknolojiyi merkeze alan yenilikçi sistemlerden kalıcı eserlere uzanan bütüncül yaklaşımımızla, toplumsal gelişime uzun vadeli katkı sunmayı hedefliyoruz. ‘Bir Hayalin Olsun’ anlayışımız doğrultusunda, hayali olan her gencin yanında olmaya ve ülkemizin geleceğine değer katmaya devam edeceğiz.” </b></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meliha-ercan-vakfi-ilk-yilinda-egitim-ve-toplumsal-gelisim-alaninda-onemli-calismalara-imza-atti-616468">Meliha Ercan Vakfı İlk Yılında Eğitim ve Toplumsal Gelişim Alanında Önemli Çalışmalara İmza Attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Narlıdere Belediyesi&#8217;nden şiddete karşı sıfır tolerans</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/narlidere-belediyesinden-siddete-karsi-sifir-tolerans-615138</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 12:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayrım]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[narlıdere]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddete]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[tolerans]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615138</guid>

					<description><![CDATA[<p>Narlıdere Belediye Başkanı Erman Uzun, çalışma yaşamında şiddet, taciz ve ayrımcılığı sona erdirmeyi hedefleyen “Şiddete Karşı Tutum Belgesi”ni imzaladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narlidere-belediyesinden-siddete-karsi-sifir-tolerans-615138">Narlıdere Belediyesi&#8217;nden şiddete karşı sıfır tolerans</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Narlıdere Belediye Başkanı Erman Uzun, çalışma yaşamında şiddet, taciz ve ayrımcılığı sona erdirmeyi hedefleyen “Şiddete Karşı Tutum Belgesi”ni imzaladı. Başkan Erman Uzun, “Biz imzaladığımız bu sözleşmeyle, tüm Türkiye’ye Narlıdere’mizden bir mesaj vermek istiyoruz. Biz bu belgeyi sadece çalışma alanıyla sınırlamıyor, herkesin hayatının merkezine koyması gereken toplumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz” diye konuştu.</i></b></p>
<p>Narlıdere Belediyesi, kurumsal yapısında toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve her türlü şiddetin önüne geçmek adına önemli bir adım attı. Narlıdere Belediye Başkanı Erman Uzun, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından kabul edilen “190 sayılı İş Yaşamında Şiddet ve Tacizi Önlemeye Yönelik Politika Belgesi” ile uyumlu olarak hazırlanan Şiddete Karşı Tutum Belgesi’ni imzaladı.</p>
<p>Ulusal mevzuata uygun şekilde titizlikle hazırlanan belge; kadına yönelik şiddet başta olmak üzere, iş yerinde psikolojik taciz (mobbing), fiziksel şiddet ve her türlü ayrımcılığın önüne geçmeyi amaçlıyor. İmzalanan tutum belgesi sadece bir niyet beyanı olmanın ötesinde, somut eylem planlarını da içeriyor.</p>
<p>Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yönetilecek süreç kapsamında belediye personeline yönelik farkındalık eğitimleri düzenlenecek, şiddet ve tacizi engelleyici koruyucu mekanizmalar kurulacak, mağduriyeti önleyecek kurumsal politikalar tavizsiz bir şekilde uygulanacak. İmzalanan politika belgesi ile belediye bünyesinde görev yapan memur, işçi, sözleşmeli personel ve stajyerler dâhil tüm çalışanlar için fiziksel, psikolojik, cinsel ve dijital şiddet ile tacize karşı sıfır tolerans ilkesi benimsenecek, ayrımcılığa karşı etkin mücadele yürütülecek.</p>
<p><b>ŞİDDETLE MÜCADELEMİZ SÜRECEK</b></p>
<p>Narlıdere Belediye Başkanı Erman Uzun, her türlü şiddetle mücadelenin evde, işyerinde, sokakta ve toplumun her alanında sürmesi gerektiğini ifade ederek, “Sözleşmede şiddet ve taciz konusunda cinsiyet temelli bir ayrım yapılmasa da biliyoruz ki kadınlar bu sorunlardan çok daha fazla etkileniyor. Bugün hala kadınlar; ev içi şiddet, iş yerinde ayrımcılık, ücret eşitsizliği, bakım yükleri ve toplumsal cinsiyet kalıplarıyla mücadele ediyor. İmzaladığımız bu sözleşmeyle, tüm Türkiye’ye Narlıdere’mizden bir mesaj vermek istiyoruz. Biz bu belgeyi sadece çalışma alanıyla sınırlamıyor, herkesin hayatının merkezine koyması gereken toplumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bizler; emeğin sömürülmediği, insan onuruna yakışır bir iş ortamının ancak toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bir bakış açısıyla inşa edilebileceğine inanıyoruz. Narlıdere Belediyesi olarak, İzmir’in ve Türkiye’nin demokratik, çağdaş ve eşitlikçi yüzü olmaya devam edecek; daha eşit, daha güvenli, daha adil bir yaşam için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” diye konuştu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narlidere-belediyesinden-siddete-karsi-sifir-tolerans-615138">Narlıdere Belediyesi&#8217;nden şiddete karşı sıfır tolerans</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Medeni Kanunu&#8217;nun toplumsal etkileri Karşıyaka&#8217;da konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-medeni-kanununun-toplumsal-etkileri-karsiyakada-konusuldu-614458</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 12:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[kadını]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[medeni]]></category>
		<category><![CDATA[nün]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614458</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi, modern Türkiye’nin hukuk sistemindeki en büyük devrimlerinden biri olan Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yıl dönümünde özel bir konferans düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-medeni-kanununun-toplumsal-etkileri-karsiyakada-konusuldu-614458">Türk Medeni Kanunu&#8217;nun toplumsal etkileri Karşıyaka&#8217;da konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi, modern Türkiye’nin hukuk sistemindeki en büyük devrimlerinden biri olan Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yıl dönümünde özel bir konferans düzenledi. Sancar Maruflu Sivil Toplum Yerleşkesi’nde gerçekleşen etkinlikte, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk kadınına kazandırdığı haklar ve bu sürecin tarihsel arka planı ele alındı.</p>
<p><b>UZUN SOLUKLU BİR MÜCADELE</b></p>
<p>Konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Aylin Göztaş, 17 Şubat 1926’da kabul edilen kanunun çağdaş bir toplum inşasındaki kritik rolüne değindi. Kanun öncesindeki adaletsiz uygulamaları hatırlatan Göztaş, Türk kadınının bu hakları elde etmek için verdiği uzun soluklu mücadeleye vurgu yaptı. Kadınların eğitimden çalışma hayatına kadar var olma çabasının Medeni Kanun ile yasal güvenceye kavuştuğunu belirten Göztaş; aile yapısındaki değişimin modern Türkiye’nin sarsılmaz temeli olduğunu, eşit yurttaşlık bilincinin ise çağdaş yaşamı koruyan en büyük kale olduğunu ifade etti.</p>
<p><b>“BU MİRASI GURURLA TAŞIYACAĞIZ”</b></p>
<p>Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, “Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük hukuk devrimlerinden biri olan Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılını kutlamanın onurunu yaşıyoruz. Bu kanun kabul edilmeden önce kadınların toplumsal hayatta yok sayıldığı karanlık bir tablo hakimken, Atatürk’ün vizyonuyla Türk kadını eşit yurttaşlık hakkına kavuşmuştur. Karşıyaka Belediyesi olarak, kadın hareketinin bu tarihsel mücadelesine ve Cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da bu büyük mirası gelecek nesillere gururla taşıyacağız” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Aylin Göztaş ise, “Türk Medeni Kanunu, toplumsal dönüşümde kadının bireyselleşmesi için ortaya konulan, sırf hukuki değil, normatif bir toplumsal düzenleyici metin olarak laikleşme ve modernleşme çabasının en önemli dokümanlarından biri sayılıyor. Ancak bu kanun sadece bir metin değil; Türk kadınının uzun yıllara dayanan hak arama mücadelesinin ve köklü kadın hareketinin en büyük kazanımıdır. Kanunun kabulünden sonraki asıl büyük süreç ise, bu hakların toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde halk tarafından benimsenmesi ve gündelik yaşamın bir parçası haline gelmesidir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-medeni-kanununun-toplumsal-etkileri-karsiyakada-konusuldu-614458">Türk Medeni Kanunu&#8217;nun toplumsal etkileri Karşıyaka&#8217;da konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menemen&#8217;de Medeni Kanun&#8217;un 100. yılına özel kutlama</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menemende-medeni-kanunun-100-yilina-ozel-kutlama-614431</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 10:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[100]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[eşit]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[medeni]]></category>
		<category><![CDATA[menemen]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[panel]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[un]]></category>
		<category><![CDATA[yılına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menemen, Türk Medeni Kanunu'nun kabulünün 100. yıl dönümü'nde anlamlı bir panele ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menemende-medeni-kanunun-100-yilina-ozel-kutlama-614431">Menemen&#8217;de Medeni Kanun&#8217;un 100. yılına özel kutlama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><i>Menemen, Türk Medeni Kanunu&#8217;nun kabulünün 100. yıl dönümü&#8217;nde anlamlı bir panele ev sahipliği yaptı. Programda konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, &#8220;Cumhuriyetimizin bize kazandırdığı hak ve özgürlükleri korumak, geliştirmek ve gelecek nesillere daha güçlü şekilde aktarmak bizim için bir sorumluluktur. Bu kazanımlar üzerinden ayrışmak değil; birlik içinde daha ileriye yürümek zorundayız.&#8221; dedi.</i></b></p>
<p>Menemen&#8217;de &#8220;Türk Medeni Kanunu 100 Yaşında&#8221; başlıklı panel düzenlendi. İçerdiği yasalarla kadınların eşit yurttaş olabilmesi yolundaki en önemli adımlardan olan Türk Medeni Kanunu, kabulünün 100. yılında Menemen Kültür Merkezi&#8217;nde düzenlenen panel ile bir kez daha kutlandı ve hatırlandı. Türk Kadınlar Birliği Menemen Şubesi ile düzenlenen programda Ege Kadın Buluşması Platformu İzmir Sekreteri İzmir Sekreteri Şengül Baysak&#8217;ın moderatörlüğünde İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Yelda Koçak, Ka-Der Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Seda Banu Yuşan Akyüz ve Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi&#8217;nden Prof. Dr. Aylin Göztaş panelist olarak yer aldı.</p>
<p><b>&#8220;Bu mirası geleceğe taşıma sorumluluğumuz var&#8221;</b></p>
<p>Programın açılış konuşmasını yapan Türk Kadınlar Birliği Menemen Şube Başkanı Mevlüde Koç, &#8220;Medeni Kanun ile kadın, hukuk önünde birey olarak tanınmış, aile içinde, mirasta ve toplumsal yaşamda eşitlik temelinde haklara kavuşmuştur. Ardından belediye ve milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme haklarını elde eden Türk kadını, cumhuriyetin en güçlü kazanımlarından birine sahip olmuştur. Bugün Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 100. yılını anarken, geçmişi yâd etmekle kalmıyor, bu mirası geleceğe taşıma sorumluluğunu da bir kez daha hatırlıyoruz. Bu anlamlı organizasyona ev sahipliği yapan, her zaman kadınların ve STK&#8217;ların yanında duran Menemen Belediye Başkanımız Aydın Pehlivan&#8217;a gönülden teşekkür ediyorum. Kadının güçlenmesi, toplumun güçlenmesi demektir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bu sürece emeği geçen öncü kadınlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.&#8221; dedi.</p>
<p><b>&#8220;100 yıl önce atılan adımın mirasçısıyız&#8221;</b></p>
<p>Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ise konuşmasında Cumhuriyet değerlerinin korunacağını vurguladı. Başkan Pehlivan, &#8220;Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde gerçekleştirilen reformlar, milletimizin çağın gereklerine uygun bir hukuk düzenine kavuşmasını sağlamıştır. Bu kanunla birlikte; tek eşlilik esası benimsenmiş, resmî nikâh zorunlu hale gelmiş, boşanma hukuki güvenceye bağlanmış, kadınlar mirasta, mal varlığında ve aile hukukunda erkeklerle eşit haklara kavuşmuştur. Kadınlarımız istedikleri mesleği seçebilme, mahkemelerde tanıklık yapabilme ve toplumsal hayatta daha aktif yer alabilme imkanına sahip olmuştur. Bu düzenleme, yalnızca hukuki bir değişiklik değil; toplumsal hayatın adalet ve eşitlik temelinde yeniden inşası anlamına gelmiştir. Bu düzenleme, yalnızca hukuki bir değişiklik değil; toplumsal hayatın adalet ve eşitlik temelinde yeniden inşası anlamına gelmiştir. Bizler bugün, 100 yıl önce atılan bu adımın mirasçılarıyız. Cumhuriyetimizin temel kazanımlarını korumak ve geliştirmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Kadınların eğitimde, üretimde, siyasette ve sosyal hayatta daha güçlü yer alması; sadece bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda kalkınma ve güçlü toplum meselesidir. Biz Menemen’de kadınları sadece belirli günlerde hatırlayan değil; hayatın her alanında destekleyen bir anlayışla çalışıyoruz. Kadını sosyal hayatın kenarında değil, ekonominin, üretimin, kültürün ve karar süreçlerinin merkezinde görüyoruz. Bizim anlayışımızda kadın; emanet edilen değil, omuz omuza yürüdüğümüz yol arkadaşıdır. Kadın emeğini destekleyen, kadın girişimciliğini teşvik eden, kadınların kendini güvende ve değerli hissettiği bir şehir için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu reformun hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm devlet büyüklerimizi rahmet ve minnetle anıyor; kadınlarımızın toplumsal hayattaki güçlü duruşunu saygıyla selamlıyorum.&#8221; dedi.</p>
<p><b>Sergi beğeniyle karşılandı</b></p>
<p>Öte yandan Menemen&#8217;de Türk Medeni Kanunu&#8217;nun kabulünün 100. yılı yalnızca panel ile de sınırlı kalmadı. Panelin gerçekleştiği Menemen Kültür Merkezi&#8217;nin fuaye alanında Peyzaj Mimarı ve Fotoğraf Sanatçısı Reyhan Ergün Özlen&#8217;in, Harran Kadınları konulu sergisi de büyük beğeniyle karşılandı.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menemende-medeni-kanunun-100-yilina-ozel-kutlama-614431">Menemen&#8217;de Medeni Kanun&#8217;un 100. yılına özel kutlama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Görünmeyen sessiz salgın: Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sağlığı tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gorunmeyen-sessiz-salgin-toplumsal-cinsiyet-esitsizligi-sagligi-tehdit-ediyor-612273</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[eşitsizliği]]></category>
		<category><![CDATA[görünmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612273</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Sağlık Yönetimi doktora programı mezunu Dr. Elif Akdemirel’in“Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin Sağlık Sonuçları ile İlişkisi” başlıklı araştırması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yalnızca bir hak ihlali değil, aynı zamanda küresel ölçekte etkili bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunmeyen-sessiz-salgin-toplumsal-cinsiyet-esitsizligi-sagligi-tehdit-ediyor-612273">Görünmeyen sessiz salgın: Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sağlığı tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Sağlık Yönetimi doktora programı mezunu Dr. Elif Akdemirel’in“Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin Sağlık Sonuçları ile İlişkisi” başlıklı araştırması, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yalnızca bir hak ihlali değil, aynı zamanda küresel ölçekte etkili bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Akdemirel, eşitsizliğin yaygınlığı, sürekliliği ve önlenebilir sağlık sonuçlarına yol açması nedeniyle “görünmeyen, sessiz bir salgın” olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Araştırmaya göre, kadınların cinsiyetleri nedeniyle maruz kaldıkları ayrımcılık, sağlıklarını hem doğrudan hem de dolaylı biçimde olumsuz etkiliyor. Sağlık bilgisine ve hizmetlerine erişimdeki engeller, düşük eğitim ve gelir düzeyi, karar alma mekanizmalarından dışlanma gibi faktörler; istenmeyen gebelikler, anne ölümleri, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve şiddet gibi riskleri artırıyor. Birleşmiş Milletler verileri, her beş kız çocuğundan birinin 18 yaşından önce evlendirildiğini ve dünya genelinde 230 milyon kız çocuğu ve kadının kadın sünnetine maruz kaldığını ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Toplumsal cinsiyet eşitsizliği erkekleri de etkiliyor</strong></p>
<p>Toplumsal cinsiyet eşitsizliği yalnızca kadınları değil, erkekleri de etkiliyor. Akdemirel’e göre erkeklere yüklenen riskli davranış kalıpları; sigara, alkol ve madde kullanımını artırırken, sağlık hizmetlerinden yararlanma isteksizliği erken ölümlere yol açabiliyor. Bu durum, önlenebilir hastalıklar nedeniyle yaşam süresinin kısalmasına neden oluyor.</p>
<p>Araştırma, eşitsizliğin kuşaklar arası sağlık sorunlarını da derinleştirdiğini gösteriyor. Anne eğitiminin düşüklüğü, yetersiz beslenme ve sağlık hizmetlerine erişimdeki sorunlar; düşük doğum ağırlıklı bebeklerin dünyaya gelmesine ve bebek-çocuk ölümlerinin artmasına yol açıyor. Akdemirel, bu tablonun çocuk ölümlerinin yalnızca yoksullukla değil, eğitim, sağlık ve gelir gibi temel kaynakların adaletsiz dağılımıyla ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>Bütüncül politikalar gerekiyor</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın 2025 raporuna göre, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülkeler arasında Yemen, Nijerya, Somali, Çad ve Afganistan yer alıyor. Bu ülkelerde anne ölüm oranları ve adölesan doğurganlık hızları son derece yüksekken, Danimarka ve Norveç gibi eşitlikte iyi performans gösteren ülkelerde hem yaşam süresi daha uzun hem de anne ve çocuk ölümleri çok daha düşük seviyelerde.</p>
<p>Akdemirel, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının kısa vadede anne ölümleri ve adölesan gebeliklerde, uzun vadede ise kuşaklar arası sağlık eşitsizliklerinde belirgin iyileşmeler yaratacağını belirtiyor. Ancak bunun yalnızca sağlık politikalarıyla değil; eğitim, istihdam, sosyal güvence ve karar alma süreçlerinde eşitliği hedefleyen bütüncül politikalarla mümkün olabileceğinin altını çiziyor.</p>
<p>Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri ise toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin doğumda beklenen yaşam süresini kısaltması. Bu sonuç, “eşitsizlik öldürür” ifadesinin bilimsel karşılığını ortaya koyarken, politika yapıcılara da net bir uyarı sunuyor: Sağlıkta kalıcı ve sürdürülebilir iyileşme, ancak toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alan önleyici ve sektörler arası politikalarla mümkün.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunmeyen-sessiz-salgin-toplumsal-cinsiyet-esitsizligi-sagligi-tehdit-ediyor-612273">Görünmeyen sessiz salgın: Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sağlığı tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık kurumsallaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-kurumsallasiyor-609188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 08:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsallaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[teyit]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamaların]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalarını]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, son dönemde dijital mecralarda hızla yayılan “Are You Dead?” / “Are You Dead Yet” uygulamalarını sosyolojik açıdan değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-kurumsallasiyor-609188">Yalnızlık kurumsallaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, son dönemde dijital mecralarda hızla yayılan “Are You Dead?” / “Are You Dead Yet” uygulamalarını sosyolojik açıdan değerlendirdi.</p>
<p><strong>Yalnızlık kurumsallaştı</strong></p>
<p>Son dönemde dijital mecralarda hızla yayılan “Are You Dead? / Are You Dead Yet” uygulamalarının, kullanıcıların belirli aralıklarla “hayatta olduklarını” dijital olarak teyit etmelerine dayandığını ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, bu teyidin kesintiye uğraması hâlinde önceden tanımlanmış kişi veya ağlara otomatik uyarı gönderildiğini hatırlattı.</p>
<p>Bu tür uygulamaların ilk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görüldüğünü belirten Prof. Dr. Süleymanlı, asıl meselenin çok daha derin olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:</p>
<p>“İlk bakışta bireysel güvenliği hedefleyen işlevsel araçlar gibi görünen bu uygulamalar, daha yakından incelendiğinde çağdaş toplumların en kırılgan meselelerinden birine işaret etmektedir; yalnızlığın kurumsallaşması ve dijital teknolojiler aracılığıyla yönetilebilir bir toplumsal olguya dönüşmesi.”</p>
<p><strong>Bu durum toplumsal alarm niteliği taşıyor!</strong></p>
<p>Bu durumun basit bir teknolojik kolaylık olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu durum, teknolojik bir kolaylıktan ziyade, bireyin varlığının artık kendiliğinden fark edilmediği; toplumsal ilişkilerin bu işlevi yerine getirecek güçten giderek yoksunlaştığına işaret eden bir toplumsal alarm niteliği taşımaktadır.”</p>
<p>Uygulamaların ima ettiği temel gerçeğin altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, “Çünkü bu uygulamalar şunu ima eder; toplumsal ilişkiler, bireyin varlığını kendiliğinden fark edecek kadar güçlü değildir.” dedi.</p>
<p><strong>Uygulamalar yalnız yaşam olgusunu sosyolojik tartışmaların merkezine taşıdı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Are You Dead? / Are You Dead Yet gibi dijital teyit uygulamalarının ortaya çıkışının, yalnız yaşam olgusunu yeniden sosyolojik tartışmaların merkezine taşıdığını belirterek, bu kavramın akademik literatürde ele alınışının romantize edilmiş bireysel tercihlerden değil, derin ve travmatik toplumsal kırılma deneyimlerinden beslendiğine dikkat çekti.</p>
<p>Bu noktada sosyolog Eric Klinenberg’in çalışmalarına işaret eden Prof. Dr. Süleymanlı, “Eric Klinenberg, ‘Going Solo’ adlı çalışmasında geliştirdiği ‘solo yaşam’ kavramsallaştırmasını, doğrudan 1995 Chicago sıcak hava dalgası sonrasında yürüttüğü saha araştırmalarına dayandırmaktadır. Bu felaket sırasında özellikle yalnız yaşayan yaşlı bireylerin günlerce fark edilmeden evlerinde hayatlarını kaybetmiş olmaları, solo yaşamın yalnızca bir yaşam tarzı değil; ölümcül sonuçlar üretebilen yapısal bir kırılganlık alanı olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Toplumsal refleksin yerini algoritmik refleks alıyor</strong></p>
<p>Solo yaşamın, modern toplumlarda yaş, sınıf, sosyal sermaye ve kırılganlık eksenlerinde derinleşen eşitsizlikleri yansıtan karmaşık bir toplumsal form olduğunun altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, dijital teyit uygulamalarının tam da bu kırılgan zeminde ortaya çıktığını ifade etti.</p>
<p>Are You Dead? türü uygulamaların, geleneksel sosyal ağların işlevini büyük ölçüde yitirdiği bir dünyada “gecikmiş fark edilme” riskini dijital bir protokole dönüştürdüğünü belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Birey hayatta olduğunu bildirmezse, sistem bunu bir istisna olarak algılar ve müdahale mekanizmasını devreye sokar. Böylece toplumsal refleksin yerini algoritmik refleks alır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital teyit uygulamalarının kısa sürede viral hâle gelmesi tesadüf değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Are You Dead Yet gibi dijital teyit uygulamalarının kısa sürede viral hâle gelmesinin tesadüf olmadığını dile getirerek, bu durumun modern bireyin derin bir ontolojik güvensizlik yaşadığını ortaya koyduğunu söyledi.</p>
<p>Günümüz insanının yalnızca fiziksel olarak değil, varoluşsal düzeyde de kendini güvencesiz hissettiğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bu tür uygulamaların kısa sürede viral hâle gelmesi tesadüf değildir. Günümüz bireyi, yalnızca fiziksel olarak değil, ontolojik düzeyde de güvencesizdir; yani var olduğundan, fark edildiğinden ve bir başkasıyla anlamlı bir bağ içinde bulunduğundan emin olmak istemektedir.” dedi.</p>
<p>Modern toplumlarda güven duygusunun giderek yüz yüze ilişkilerden değil, dijital sinyaller ve doğrulama mekanizmalarından beslendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Are You Dead Yet, yalnızlığı ortadan kaldırmayı değil; onu yönetilebilir kılmayı hedefler. Bu yönüyle uygulama, yalnızlığın çözümü değil, onunla baş etme teknolojisidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yalnızlık artık gizlenmiyor, yönetilmeye çalışılıyor! </strong></p>
<p>Dünyadaki benzer örneklere de dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Benzer örnekler Japonya’da yalnız yaşlılara yönelik sensörlü ev sistemlerinde, Güney Kore’de tek kişilik hanelere odaklanan dijital bakım uygulamalarında ve ABD’de acil durum teyit yazılımlarında görülmektedir. Özellikle Japonya’da pandemi dönemindeki uzun karantinalar sırasında, evlerinde yalnız yaşayan yaşlı bireyler arasında intihar vakalarının artması, yalnızlığın kamusal bir kriz olarak ele alınmasına yol açmış; bu süreç Yalnızlık Bakanlığı’nın kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Benzer şekilde İngiltere’de de yalnızlığın halk sağlığı üzerindeki etkileri nedeniyle ‘Yalnızlık Bakanlığı’ oluşturulmuş, yalnızlık artık bireysel bir sorun değil, devlet politikası düzeyinde ele alınan yapısal bir mesele hâline gelmiştir. Bu örneklerin ortak noktası açıktır: Toplumsal bağların yerini, dijital izleme ve doğrulama mekanizmaları almaktadır. Yalnızlık artık gizlenen değil; ölçülen, izlenen ve yönetişim alanına dâhil edilen bir toplumsal olguya dönüşmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye’de de yalnızlık meselesi yeni bir boyut kazandı</strong></p>
<p>Türkiye’de yalnızlık meselesinin, hızlanan kentleşme, çekirdek ailenin çözülmesi ve dijital iletişim pratiklerinin yaygınlaşmasıyla yeni bir boyut kazandığını anlatan Prof. Dr. Süleymanlı, “Bu çerçevede Üsküdar Üniversitesi, yalnızlığı her yıl farklı sosyal gruplar ve toplumsal kategoriler bağlamında ele alan uluslararası sempozyumlar ve ulusal ölçekli araştırmalar yoluyla bu alanda önemli bir akademik birikim üretmektedir. Gençlik ve yalnızlık ile yaşlılık ve yalnızlık üzerine yapılan son araştırmalar, yalnızlığın kuşaklar arası farklı biçimlerde deneyimlendiğini; ancak her iki grupta da ortak olarak görünürlük, aidiyet ve sosyal destek eksikliği ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.” diye konuştu.</p>
<p>Bu bağlamda dijital uygulamaların, yalnızlık olgusunun hem sonucu hem de semptomu olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Süleymanlı, “Are You Dead? gibi araçlar, sosyal çözülmenin birey düzeyinde ürettiği geçici savunma mekanizmalarıdır. Akademik bilgi ile dijital pratik arasındaki bu kesişim, yalnızlığın artık yalnızca teorik bir tartışma değil; gündelik hayatın doğrudan düzenlenen bir alanı hâline geldiğini göstermektedir. Are You Dead? / Are You Dead Yet, basit bir mobil uygulamadan çok daha fazlasıdır. Bu tür araçlar, çağımızın yalnızlık–güvenlik–varlık kanıtı ekseninde şekillenen toplumsal kırılganlığı görünür kılmaktadır. Uygulamanın ima ettiği temel soru nettir: İnsanların hayatta olduklarını düzenli olarak teyit etmek zorunda kaldığı bir toplumda, hangi sosyal bağlar zayıflamıştır?” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gençler yapay zekâ tabanlı dijital araçlarla dertleşiyor</strong></p>
<p>Dijital çağda yalnızlığın artık yalnızca hissedilen bir duygu değil; izlenen, ölçülen ve yönetilen bir toplumsal olguya dönüştüğünü de kaydeden Prof. Dr. Süleymanlı, “Özellikle gençler arasında, yüz yüze dertleşilen ve güven duyulan kişi sayısının azalmasıyla birlikte, ChatGPT gibi yapay zekâ tabanlı dijital araçlarla dertleşme ve paylaşım pratiklerinin giderek yaygınlaştığı görülmektedir. Bu yönelim, insan ilişkilerinin giderek yüzeyselleştiğini, buna karşılık bireylerin yargılanmadan dinlenebilecekleri, sürekli erişilebilir ve ‘güvenli’ alanlara duyduğu ihtiyacın arttığını göstermektedir. Üsküdar Üniversitesi tarafından yürütülen ‘Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık’ araştırmasının bulguları, gençlerin yoğun dijital etkileşim içinde olmalarına rağmen derin, sürdürülebilir ve güven temelli sosyal bağlar kurmakta zorlandıklarını ortaya koymaktadır. Teknoloji yalnızlığı ortadan kaldırmaz; yalnızca onunla başa çıkma biçimleri sunar. Kalıcı güven, aidiyet ve insani temas ise algoritmik sistemlerde değil, yeniden inşa edilecek yüz yüze ilişkilerde ve kolektif dayanışma pratiklerinde yatmaktadır.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-kurumsallasiyor-609188">Yalnızlık kurumsallaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beylikdüzü&#8217;nde &#8220;Şiddetle Mücadelede Yerel Yönetimlerin Rolü&#8221; Ele Alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beylikduzunde-siddetle-mucadelede-yerel-yonetimlerin-rolu-ele-alindi-606787</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 13:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[rolü]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddetle]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yerel]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimlerin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606787</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “Şiddetle Mücadelede Yerel Yönetimlerin Rolü” eğitim programında toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddet türleri, hukuki mekanizmalar, yerel yönetimlerin sorumlulukları ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzunde-siddetle-mucadelede-yerel-yonetimlerin-rolu-ele-alindi-606787">Beylikdüzü&#8217;nde &#8220;Şiddetle Mücadelede Yerel Yönetimlerin Rolü&#8221; Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “Şiddetle Mücadelede Yerel Yönetimlerin Rolü” eğitim programında toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddet türleri, hukuki mekanizmalar, yerel yönetimlerin sorumlulukları ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. <br />Beylikdüzü Belediyesi, Türkiye Belediyeler Birliği ve Ankara Barosu Gelincik Merkezi iş birliğinde hazırlanan “Şiddetle Mücadelede Yerel Yönetimlerin Rolü” eğitim programına ev sahipliği yaptı. Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitim programında, toplumsal cinsiyet eşitliği ve şiddetle mücadele çok yönlü olarak ele alındı. Ankara Barosu Gelincik Merkezi avukatları Cemre Arı ve Nur Banu Satılmış’ın konuşmacı olarak katıldığı programda; şiddetin temelleri, türleri ve toplumsal boyutları, hukuki mekanizmalar ile yerel yönetimlerin bu alandaki sorumlulukları masaya yatırıldı.<br />Avukatlar deneyimlerini aktardı<br />Gün boyu süren eğitimde Avukat Cemre Arı, Gelincik Merkezi’nin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verirken, toplumsal cinsiyet eşitliği ve şiddetin nedenleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Mesleki deneyimlerinden örnekler paylaşan Arı, şiddetin farklı türlerini ve toplum üzerindeki etkilerini somut vakalarla anlattı. Avukat Nur Banu Satılmış ise 6284 sayılı kanun başta olmak üzere, şiddetle mücadelede kullanılan hukuki mekanizmalar hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Yerel yönetimlerin görev ve sorumlulukları ile iyi uygulama örneklerinin ele alındığı eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinde çözüm önerileri ve genel değerlendirme ile sona erdi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzunde-siddetle-mucadelede-yerel-yonetimlerin-rolu-ele-alindi-606787">Beylikdüzü&#8217;nde &#8220;Şiddetle Mücadelede Yerel Yönetimlerin Rolü&#8221; Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Urla&#8217;da toplumsal cinsiyet eşitliği için güç birliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/urlada-toplumsal-cinsiyet-esitligi-icin-guc-birligi-606748</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 11:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[eşit]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[urla]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yerel]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606748</guid>

					<description><![CDATA[<p>Urla Belediyesi ile Eşit Yaşam Derneği, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek ve bu alanda farkındalığı artırmak amacıyla iş birliği protokolü imzaladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/urlada-toplumsal-cinsiyet-esitligi-icin-guc-birligi-606748">Urla&#8217;da toplumsal cinsiyet eşitliği için güç birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Urla Belediyesi ile Eşit Yaşam Derneği, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek ve bu alanda farkındalığı artırmak amacıyla iş birliği protokolü imzaladı. Eşitliği, yönetim anlayışlarının ayrılmaz ve vazgeçilmez bir parçası olarak ele aldıklarını belirten Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan <b>“Kadınların, çocukların, yaşlıların, engellilerin ve tüm yurttaşlarımızın yerel hizmetlerden adil ve eşit biçimde yararlanması bizim için temel bir sorumluluktur”</b> dedi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>İmzalanan protokol kapsamında Urla Belediyesi ve Eşit Yaşam Derneği iş birliğiyle toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan kadın-erkek eşitsizliğine dikkat çekmek amacıyla başta Kadın Danışma Merkezi ve Semt Merkezleri olmak üzere çeşitli eğitimler, paneller ve çalıştaylar düzenlenecek. Ayrıca yılda bir kez, Urla’daki kadın belediye meclis üyeleri ile yerelde toplumsal cinsiyet eşitliği alanında aktif çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren bir çalıştay düzenlenecek. </span></span></span></p>
<p><b><span><span><span><span><span>Urla Belediyesi’nden Yerel Eşitlik Eylem Planı</span></span></span></span></span></b></p>
<p><span><span><span><span>Urla Belediyesi olarak Yerel Eşitlik Eylem Planı (YEEP) hazırlıklarını sürdürdüğünü belirten Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan yaptığı açıklamada <b>“Kadınların toplumsal hayatta daha güçlü olmalarını, kadınların ve erkeklerin eşit bir yaşam sürebilmelerini sağlamak adına çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Yerel Eşitlik Eylem Planı kapsamında atacağımız adımlarla, eşitliğe dayalı bir geleceğin temellerini atacağız. Eşit Yaşam Derneği ile Yerel Eşitlik Eylem Planı başta olmak üzere birçok konuda birlikte çalışacağız. Bu değerli protokolün, yerel yönetimlerde eşitlikçi politikaların güçlenmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Unutmamalıyız ki toplumsal cinsiyet eşitliği, demokratik ve adil bir toplumun temel unsurlarından biridir. Kadınlar güçlendikçe toplum da güçlenir” </b>ifadelerini kullandı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Eşitlik bir söylem değil, ortak bir mücadele alanıdır</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Eşitliğin çoğu zaman bir söylem olarak görüldüğünün altını çizen Selçuk Balkan açıklamasının devamında <b>“Her geçen gün bazı temel değerlerimizin aşındığına tanıklık ediyor; hak, hukuk, adalet ve eşitlik için yeniden ve yeniden mücadele etmek zorunda bırakılıyoruz. Urla Belediyesi olarak bizler, eşitliği soyut bir ideal olarak görmüyoruz. Eşitliği; yönetim anlayışımızın ayrılmaz ve vazgeçilmez bir parçası olarak ele alıyoruz. Kadınların, çocukların, yaşlıların, engellilerin ve tüm yurttaşlarımızın yerel hizmetlerden adil ve eşit biçimde yararlanması bizim için temel bir sorumluluktur. Yerel yönetimler olarak kente dair aldığımız her kararda eşitlik perspektifini gözetmekle yükümlüyüz. Sosyal hizmetlerden kentsel planlamaya, istihdamdan katılımcı mekanizmalara kadar her alanda eşitliği güçlendiren bir yaklaşım, Urla’nın birlikte yaşam kültürünü daha da sağlamlaştıracaktır. Bugün başlatılan bu süreç, geleceği kapsayan ortak bir sorumluluk alanı olarak değerlendirilmelidir. Urla’da daha kapsayıcı, daha adil ve daha güçlü bir yerel yönetim anlayışını birlikte inşa etmek için bir araya geldiğimiz bu sürecin en önemli dayanağı ise katılımcılık ve kurumlar arası iş birliği olacaktır”</b> dedi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Eşit Yaşam Derneği Başkanı Seniye Nazik Işık yaptığı açıklamada <b>“Urla Belediye Başkanımız Sayın Selçuk Balkan, kadın hakları konusunda bugüne kadar bizlere son derece değerli destekler sunmuştur. Yerelden başlayarak kadının toplum içindeki gücünü artırmayı ve her zaman savunduğumuz kadın-erkek eşitliğini sağlamayı amaçlayan protokolümüz kapsamında, birlikte çok güzel çalışmalara imza atacağımıza inanıyoruz. Bu süreçte verdikleri destek için Selçuk Başkanımıza ve değerli mesai arkadaşlarına teşekkür ederim”</b> dedi. </span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/urlada-toplumsal-cinsiyet-esitligi-icin-guc-birligi-606748">Urla&#8217;da toplumsal cinsiyet eşitliği için güç birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: Hedefimiz herkes için erişilebilir bir Kocaeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-hedefimiz-herkes-icin-erisilebilir-bir-kocaeli-605027</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 15:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[engelsiz]]></category>
		<category><![CDATA[erişilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hedefimiz]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Toplu Taşıma]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde düzenlenen Engelsiz Ulaşım Çalıştayı’nda, özel bireylerin kent içi ulaşımda karşılaştıkları sorunlar kapsamlı şekilde ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-hedefimiz-herkes-icin-erisilebilir-bir-kocaeli-605027">Büyükakın: Hedefimiz herkes için erişilebilir bir Kocaeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde düzenlenen Engelsiz Ulaşım Çalıştayı’nda, özel bireylerin kent içi ulaşımda karşılaştıkları sorunlar kapsamlı şekilde ele alındı. Başkan Büyükakın, “Önceliğimiz bu şehri herkes için erişilebilir kılmak” sözleri ile toplumun tüm kesimleri için engelsiz bir Kocaeli hedeflediklerini vurguladı.</p>
<p><b>ÖZEL BİREYLERE ÖZEL PROJELER</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi özel bireylerin toplumsal hayata katılımı noktasında, Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi başta olmak üzere birçok sosyal projeyi hayata geçiriyor. Bunun yanı sıra, söz konusu projelere altyapı hazırlayacak organizasyonlar da düzenleniyor. Özel bireylerin kent içi ulaşımında karşılaştığı sorunları ele almak ve erişebilirliği artırmak amacıyla Kocaeli Kongre Merkezi’nde Engelsiz Ulaşım Çalıştayı gerçekleştirildi.</p>
<p><b>ÇALIŞTAYA YOĞUN KATILIM</b></p>
<p>Gün boyu süren çalıştayın açılış törenine Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, AK Parti İl Başkanı Şahin Talus, MHP İl Başkanı Tuncay Batı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, İl Jandarma Komutanı Jandarma Albay Murat Bozkurt, AK Parti İzmit İlçe Başkanı Halil Güngör Dokuzlar, MHP İzmit İlçe Başkanı İlker Kazan, UlaşımPark Genel Müdürü Serhan Çatal, engelli derneklerinin temsilcileri ile çok sayıda özel birey ve aileleri katıldı.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN’DAN ÖNEMLİ MESAJLAR</b></p>
<p>Çalıştayın açılışında konuşan Başkan Büyükakın, erişilebilirliğin yalnızca özel bireyleri kapsamadığını, toplumsal bir hak meselesi olduğunu vurguladı. Başkan Büyükakın, “Engelsiz erişim, sadece özel bireylerin yaşamıyla ilgili bir konu değil; toplumun tamamını ilgilendiriyor. Bu şehirde yaşayan herkesin eşit haklara sahip olmasının ve bunlardan fırsat eşitliğiyle yararlanmasının koşullarını kamusal bir ödev olarak yerine getirmemiz gerekiyor” dedi.</p>
<p><b>GENÇLERE ‘PROJE YAPIN’ ÇAĞRISI</b></p>
<p>Başkan Büyükakın, erişilebilirliğin fiziksel alanların yanı sıra dijital altyapı, toplu taşımaya erişim ve kamusal alanları da kapsadığını hatırlatarak şunları söyledi: “Gençlerin yenilikçi ve teknolojik çözümler üretmesi için Engelsiz TEKNOFEST yarışması düzenlenebilir. Gençlerimiz, erişilebilirlik problemlerine çözüm getiren yaratıcı fikirlerle yarışsın ve ödüllendirilsin. Ünlü sanayi kuruluşları da bu projelerin ticari ürün hâline gelmesine destek olsun. Biz bu noktada desteğe hazırız.</p>
<p><b>SADECE POLİTİK BİR KONU DEĞİL</b></p>
<p>Şunu unutmamak gerekir. Erişilebilirlik sadece politik bir konu değil. Karar süreçlerine kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve vatandaşlar da dahil olmalı. Erişilebilirlik yalnızca toplu taşımayla sınırlı değil; kadınların, yaşlıların, engellilerin ve tüm bireylerin toplumsal yaşama katılımını da kapsayan geniş bir yelpazedir. Bu çalıştay yalnızca teknik bir toplantı değil. Aynı zamanda Mutlu Şehir ve toplumsal eşitlik vizyonumuzun bir parçası.</p>
<p><b>BİZ, HALKIN MUTLULUĞU İÇİN VARIZ</b></p>
<p>Biz neden Mutlu Şehir dedik. Bunu bilinçli olarak seçtik. Çünkü yönetimler halkın mutluluğu için vardır. Belediye niçin var? Belediye yerel ortak ihtiyaçların karşılanması için kurulmuş bir teşkilat. O halde biz de halkın mutluluğu için çalışmalıyız. Bunun için de nihai hedeflerle çalışmamız gerekiyor. Bu şehri herkes için erişilebilir kılmak önceliğimizdir. Kentlerimizi bu hedef doğrultusunda yeniden tasarlamalıyız.”</p>
<p><b>VALİ: ERİŞİLEBİLİRLİK ARTMALI</b></p>
<p>Vali İlhami Aktaş, özel bireylerin hem toplumsal hem de bireysel yaşamda özgürce hareket etmesinin önemini vurguladı, “Kamuda, spor salonlarından kütüphanelere, camilerden hastanelere kadar tüm alanlarda erişilebilirliği artırmalıyız. Vatandaşlarımızın da duyarlı olması gerekiyor; otoparklarda engelliler için ayrılan alanlara araç park edilmemesi, kaldırımlarda tekerlekli sandalye rampalarının önüne araç bırakılmaması veya toplu taşıma duraklarına engel teşkil edecek davranışlardan kaçınılması şart. Bu, yapılan çalışmaları etkisiz hâle getiren bir durum ve bir kul hakkı meselesidir” dedi. Vali Aktaş konuşmasının sonunda Büyükşehir Belediyesi’nin özel bireyler için yürüttüğü çalışmalara teşekkür etti.</p>
<p><b>TEKNOLOJİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ENGELSİZ ULAŞIMIN ANAHTARI</b></p>
<p>Proje danışmanı Doç. Dr. Abdullah Altun, özel gereksinimli bireylerin ulaşımda karşılaştığı sorunları bütüncül bir yaklaşımla ele almanın önemine vurgu yaptı. Altun, teknolojinin etkin kullanımıyla Kocaeli’de oluşturulan platformun kalıcı ve sistematik katkı sağlayacağını belirtti. UNDP Baş Ekonomisti Dr. Şebnem Şahin de sürdürülebilir ulaşım ve evrensel erişilebilirlik konularına değindi. Şahin, toplu taşımaya kolay erişimin tüm nüfus için kritik olduğunu ve UNDP’nin farklı ülkelerde yürüttüğü örnek projeleri aktardı.</p>
<p><b>RAKAMLARLA ENGELSİZ ULAŞIM</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi özel bireylerin toplu taşımaya erişimini artırmaya yönelik önemli çalışmalar yapıyor. Günlük olarak engelli kartı ile 18 bin 500 biniş yapılırken, aylık ortalama 557 bin ücretsiz engelli yolculuğu gerçekleştiriliyor. Özel bireylere verilen ücretsiz Kocaelikart sayısı 84 bin 883 olurken, UlaşımPark bünyesinde hizmet veren, sesli ve görsel durak anons sistemine sahip 704 adet engelli binişine uygun belediye otobüsü aktif olarak taşımacılık yapıyor. Özel halk otobüslerinin yüzde 93’ü erişilebilir hale getirilirken, 47 asansörlü üst geçit de özel bireylerin kullanımına sokuldu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-hedefimiz-herkes-icin-erisilebilir-bir-kocaeli-605027">Büyükakın: Hedefimiz herkes için erişilebilir bir Kocaeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de sosyolojinin kurucusu Durkheim mercek altına alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-sosyolojinin-kurucusu-durkheim-mercek-altina-alindi-605012</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 15:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alındı]]></category>
		<category><![CDATA[altına]]></category>
		<category><![CDATA[durkheim]]></category>
		<category><![CDATA[kurucusu]]></category>
		<category><![CDATA[mercek]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[sosyolojinin]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605012</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin “Nasıl Yapmışlar?” söyleşi dizisinin yeni yıldaki ilk buluşmasında, sosyolojinin temel taşlarından Emile Durkehim ele alındı. Doç. Dr. Levent Ünsaldı, toplumu bireyin ötesinde bir varlık olarak gören Durkheim’in yaklaşımını katılımcılarla paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-sosyolojinin-kurucusu-durkheim-mercek-altina-alindi-605012">Nilüfer&#8217;de sosyolojinin kurucusu Durkheim mercek altına alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi’nin “Nasıl Yapmışlar?” söyleşi dizisinin yeni yıldaki ilk buluşmasında, sosyolojinin temel taşlarından Emile Durkehim ele alındı. Doç. Dr. Levent Ünsaldı, toplumu bireyin ötesinde bir varlık olarak gören Durkheim’in yaklaşımını katılımcılarla paylaştı.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi’nin, farklı disiplinlerin metodolojilerine odaklanan “Nasıl Yapmışlar?” söyleşi serisinin yeni yıldaki ilk oturumu Pancar Deposu’nda düzenlendi. Söyleşide, Doç. Dr. Levent Ünsaldı, sosyolojinin kurucu isimlerinden Emile Durkheim ve onun toplumsal olgulara yaklaşımını mercek altına aldı.</p>
<p>Söyleşide Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Durkheim sosyolojisinin temelini oluşturan “toplumsal olanın inşası” üzerine bir çerçeve çizdi. Durkheim’in toplumu sadece bireylerin bir araya gelmesiyle oluşan bir toplam olarak değil, bireyim ötesinde var olan, kendine özgü kuralları bulunan ve bireye yön veren bir yapı olarak ele aldığı vurgulandı.</p>
<p>Katılımcıların ilgiyle takip ettiği buluşmada; normların, değerlerin ve kolektif inançların gündelik hayatı nasıl şekillendirdiği üzerinde duruldu. “Normal” olanın neye göre belirlendiği ve sınır ihlallerinin toplumsal düzendeki karşılığı tartışıldı.</p>
<p>Söyleşide ayrıca Durkheim’in terminolojisinde önemli bir yer tutan “normal ile patolojik ayrımı” ve toplumsal düzenin işleyişinde meydana gelen kırılmaları ifade eden “anomi” kavramı da ele alındı. Toplumsal düzenin hangi koşullarda sarsıldığı ve bu belirsizlik durumlarının nasıl okunabileceği katılımcılarla birlikte konuşuldu.</p>
<p>Pancar Deposu’nda düşünce dünyasının önemli isimlerini ve yöntemlerini odağına alan “Nasıl Yapmışlar?” serisinin bir sonraki buluşmasında ise Max Weber sosyolojisi işlenecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-sosyolojinin-kurucusu-durkheim-mercek-altina-alindi-605012">Nilüfer&#8217;de sosyolojinin kurucusu Durkheim mercek altına alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel İş Dünyası, Hızla Ortaya Çıkan Yeni Bir Rekabet Çağıyla Karşı Karşıya</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuresel-is-dunyasi-hizla-ortaya-cikan-yeni-bir-rekabet-cagiyla-karsi-karsiya-604822</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 09:51:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Marsh ve Zurich temsilcileri, Dünya Ekonomik Forumu'nun 2026 Küresel Riskler Raporu'na göre jeopolitik, teknolojik ve toplumsal zorlukların iş dünyasını şekillendireceğini belirtiyor. Yanlış bilgilendirme, toplumsal kutuplaşma ve çevresel tehditler kritik riskler arasında.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-is-dunyasi-hizla-ortaya-cikan-yeni-bir-rekabet-cagiyla-karsi-karsiya-604822">Küresel İş Dünyası, Hızla Ortaya Çıkan Yeni Bir Rekabet Çağıyla Karşı Karşıya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Risk, reasürans ve sermaye, insan kaynakları ve yatırımlar ile yönetim danışmanlığı alanlarında küresel lider olan Marsh (NYSE: MRSH) ile önde gelen küresel çok branşlı sigorta şirketi ve dayanıklılık hizmetleri sağlayıcısı Zurich Insurance Group&#8217;un (Zurich) üst düzey yöneticilerinin, bugün yayınlanan Dünya Ekonomik Forumu&#8217;nun 2026 Küresel Riskler Raporu&#8217;nun bulgularına ilişkin yorumlarına göre küresel iş dünyası liderleri, derinleşen jeopolitik bölünmelerin yanı sıra artan teknolojik ve toplumsal zorlukların önümüzdeki 12 ay boyunca iş dünyasını şekillendirmeye devam edeceği bir dönemde artan risklerle karşı karşıya.</p>
<p>Marsh ve Zurich, Dünya Ekonomik Forumu&#8217;nun stratejik ortakları ve Küresel Riskler Danışma Kurulu üyeleridir.</p>
<p>Katılımcılar tarafından 2026&#8217;da en önemli beş acil risk olarak jeoekonomik çatışma, devlet temelli silahlı çatışmalar, aşırı hava olayları, toplumsal kutuplaşma ve yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon belirlendi. İki yıllık görünümde yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon ikinci, toplumsal kutuplaşma üçüncü sıraya yükseldi.  </p>
<p>Marsh Risk&#8217;in Özellikli Ürünler Lideri Andrew George rapor ile ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Toplumsal parçalanma ve eşitsizlikten, sağlık ve refahın azalmasına kadar, hepimizin karşı karşıya olduğu toplumsal risklerin merkezinde derinleşen bölünmeler yer alıyor. Bu küresel risklerin artan önemine rağmen, büyük hükümetler ortak zorluklarımızın üstesinden gelmek için tasarlanmış birçok kabul gören sistemden uzaklaşıyor. Sonuç olarak, bölünmüş toplumlar sosyal istikrarsızlık ve artan çatışma eşiğine daha da yaklaşıyor.”</p>
<p>Raporun uzun vadeli bulguları, jeoekonomik çatışma hariç 33 riskin tamamının önümüzdeki 10 yıl içinde iş liderleri tarafından şiddetinin artacağı öngörüsünü vurgulayarak yeni bir küresel rekabet çağının ortaya çıkışının altını çiziyor. Rapora göre, katılımcıların yüzde 57&#8217;si önümüzdeki on yılda çalkantılı veya fırtınalı bir görünüm öngörüyor. 10 yıllık görünüm, çevresel ve teknolojik riskler tarafından güçlü bir şekilde domine ediliyor.</p>
<p>Zurich&#8217;in Yaşam, Sağlık ve Banka Dağıtım Kanalları CEO&#8217;su Alison Martin raporla ilgili şunları söyledi: “Büyük ekonomilerdeki iş dünyası liderleri emeklilik ve kamu sağlığı konusunda derin endişe duyuyor. Bu açıklar hem iş gücünün refahını hem de sosyal istikrarı tehdit ediyor. Ancak sağlıkta yaşanan gerileme, kamu altyapısı ve sosyal koruma eksikliği gibi toplumsal riskler ile bu risklerin etkileri dünyamızı yeniden şekillendirmeye başlamış olmasına rağmen, 10 yıllık risk görünümünde neredeyse hiç yer almaması dikkat çekici. Acil bir şekilde ve iş birliği içinde hareket etmezsek, geleceğimizi tanımlayabilecek tehditleri görmezden gelme riskiyle karşı karşıyayız.”</p>
<p>Rapora göre, iş gücü piyasalarını, toplumsal yapıları, altyapıyı ve jeopolitiği büyük ölçüde etkileyecek olan yapay zeka (YZ) ve kuantum bilişimdeki ilerlemeler küresel ekonomik uçurumların genişlemesine de katkıda bulunabilir. Deniz altı kablolarının kesilmesinden uyduların bozulmasına kadar çeşitli tehditlere maruz kalan kritik altyapıların modernizasyonu için de önemli yatırımlar gerekebilir. </p>
<p>Zurich’in Grup Risk Yöneticisi Peter Giger şunları ekledi: “Aşırı hava koşulları, siber saldırılar ve jeopolitik çatışmalar artan tehditler oluşturmasına rağmen, kritik altyapı kesintileri önümüzdeki on yıl için küresel riskler arasında sadece 23. sırada yer aldı. Bu tehlikeli bir ihmal.  Rekor sıcaklıklar nedeniyle zorlanan elektrik şebekelerinden yükselen deniz seviyeleri nedeniyle risk altında olan kıyı kentlerine kadar, hazırlıksız ve yetersiz fonlanmış sistemlere güveniyoruz. Altyapı çöktüğünde, her şey risk altında olur. Bu tehditlerin ne kadar birbirine bağlı olduğunu anlamalı ve bir sonraki kriz gelmeden önce dayanıklılığı güçlendirmek için şimdi yatırım yapmalıyız.”</p>
<p>Yapay zeka ve kuantum bilişimindeki gelişmeler işgücü piyasalarını ve jeopolitiği hızla yeniden şekillendiriyor; bu durum, bireylerin yaşamlarında devrim yaratacak, sağlığımızı ve refahımızı artıracak ve ulusların geleceğini şekillendirecek derin etkiler doğuracak. Otomasyon ve kuantum atılımları hızlanırken, hükümetler ve şirketler, rol fazlalığı, ekonomik yoğunlaşma ve kritik altyapıda ile dijital güven alanında sistemik aksamalar potansiyelinin yarattığı zorlukların üstesinden gelmek için birlikte çalışmalıdır. </p>
<p>Marsh Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hazar Bölgesi CEO’su Tarık Serpil rapor ile ilgili şunları aktardı: “Küresel Riskler Raporu 2026, dünyada risklerin artık tekil değil, birbirini besleyen bir yapı içinde ilerlediğini gösteriyor. Jeopolitik belirsizliklerden ekonomik dalgalanmalara, teknolojik dönüşümden çevresel tehditlere kadar pek çok başlık aynı anda karar alma süreçlerini etkiliyor. Bu yeni dönemde asıl fark yaratan, belirsizliği öngörüyle yönetebilen ve kısa vadeli baskılarla uzun vadeli hedefler arasında denge kurabilen kurumlar olacak. Rapor, risklerin arttığı bir dünyada dayanıklılık, esneklik ve iş birliğinin her zamankinden daha kritik hale geldiğini açıkça ortaya koyuyor.”</p>
<p>Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, “Kısa vadede jeoekonomik ve jeopolitik karışıklıklar, yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon ile toplumsal kutuplaşma gibi riskler öne çıkarken; uzun vadede olağanüstü hava olayları, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü ile doğal kaynak kıtlığı giderek daha belirleyici hale geliyor. Bu tablo, sorumluluk alarak birlikte harekete geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Dünyamıza sahip çıkmalıyız” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-is-dunyasi-hizla-ortaya-cikan-yeni-bir-rekabet-cagiyla-karsi-karsiya-604822">Küresel İş Dünyası, Hızla Ortaya Çıkan Yeni Bir Rekabet Çağıyla Karşı Karşıya</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vodafone Vakfı&#8217;nın Hackathon&#8217;unda Gençler Dijital Refah İçin Fikir Üretti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vodafone-vakfinin-hackathonunda-gencler-dijital-refah-icin-fikir-uretti-601707</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 09:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[Habitat Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[hackathon]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[takımı]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[unda]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[vodafone]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601707</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği işbirliğiyle hayata geçirilen “Yapay Zekâ Yıldızları” projesi kapsamında yeni bir hackathon düzenlendi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vodafone-vakfinin-hackathonunda-gencler-dijital-refah-icin-fikir-uretti-601707">Vodafone Vakfı&#8217;nın Hackathon&#8217;unda Gençler Dijital Refah İçin Fikir Üretti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği işbirliğiyle hayata geçirilen “Yapay Zekâ Yıldızları” projesi kapsamında yeni bir hackathon düzenlendi.<strong> “Dijital Refah İçin Yapay Zekâ Çözümleri”</strong> temasıyla düzenlenen hackathon’a 9 ilden 10 lise takımı katıldı. Yarışmayı İzmir’den <strong>BALAL Wasp Coding</strong> takımı birinci, İstanbul’dan <strong>VFLAI </strong>takımı ikinci ve Gaziantep’ten <strong>Us to Us</strong> takımı üçüncü olarak tamamlarken, Hatay’dan katılan <strong>AI of All </strong>takımı da Toplumsal Etki Ödülü aldı. Hackathon süresince 15 Vodafone Gönüllüsü katılımcılara mentorluk desteği verdi.</p>
<p><strong>Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, </strong>şunları söyledi:</p>
<p>“Ülkemizin toplumsal gereksinimleri doğrultusunda şekillendirdiğimiz Vakıf projelerimize hız kesmeden devam ediyoruz. Habitat Derneği ile birlikte başlattığımız ‘Yapay Zekâ Yıldızları’ projesinde amacımız, genç nesillerin teknolojik bakımdan donanımlı olmalarını sağlamak, günümüzde her alanda gördüğümüz yapay zekâ teknolojisini öğrenip kullanarak yaratıcı fikirlerini yeni teknolojilerle birleştirmelerini mümkün kılmak. Son olarak, ülke genelinde ‘Dijital Refah İçin Yapay Zekâ Çözümleri’ temasıyla gerçekleştirdiğimiz hackathon ile gençlere ulaştık. Bu yarışmayla, potansiyelini ve yaratıcılığını desteklediğimiz tüm katılımcıların yalnızca teknik bilgilerini değil, aynı zamanda tutkularını, yenilikçi bakış açılarını ve fikirleri etkili çözümlere dönüştürme becerilerini de teşvik etmiş olduk. Yarışma için fikir üreten, proje geliştiren tüm öğrencileri içtenlikle kutluyorum.”</p>
<p><strong>Habitat Derneği Genel Başkanı Bora Caldu</strong> ise şöyle konuştu:</p>
<p>“Dijital refah kavramını yalnızca teknolojiye erişimle değil, teknolojiyi bilinçli, etik ve toplumsal fayda odağında kullanabilme becerisiyle birlikte ele alıyoruz. ‘Yapay Zekâ Yıldızları’ hackathonu, bu yaklaşımın sahadaki en güçlü yansımalarından biri oldu. Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen lise öğrencilerimiz, iki gün boyunca yapay zekâyı bir araç olarak kullanarak dijital refaha katkı sunabilecek çözümler geliştirdi; problem tanımlamadan prototip fikrine uzanan gerçek bir üretim sürecinin parçası oldular. Hackathon boyunca gençlerimizin analitik düşünme, takım çalışması ve toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerine tanıklık etmek bizler için son derece ilham vericiydi. Yapay zekânın geleceğini konuşurken, bu geleceği şekillendirecek gençlerin bugünden böylesi deneyimlerle desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Habitat Derneği olarak, Vodafone Vakfı işbirliğiyle yürüttüğümüz Yapay Zekâ Yıldızları projesiyle, gençlerin yalnızca teknoloji tüketicisi değil, topluma değer üreten çözüm geliştiriciler olarak yetişmelerine katkı sunmaya devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>Dijital yaşamın sorunlarına çözüm geliştirildi</strong></p>
<p>Hackathon’da birinci gelen BALAL Wasp Coding takımının geliştirdiği “Nexus AI v5.0” projesi, kamera destekli yapay zekâ ile kullanıcının duruşunu, göz durumunu ve beden hareketlerini anlık analiz ederek farkındalık oluşturan uyarılar veren; interaktif, kişiselleştirilebilir ve ücretsiz bir dijital sağlık asistanı sunmayı amaçlıyor.</p>
<p>Yarışmanın ikincisi VFLAI takımının tasarladığı API tabanlı ve Türkçe odaklı “ArbitrA” etik filtreleme platformu, dijital ortamlarda içerikleri yayınlanmadan önce denetleyip gerekli düzeltmeleri önererek şirketler için yayın öncesi güvenli bir dijital kalkan görevi görüyor.</p>
<p>Yarışmada üçüncü sıraya yerleşen Us to Us takımının geliştirdiği “BizBize” adlı oyunlaştırılmış mobil uygulama, ebeveynlerin telefon kullanımına yönelik farkındalığını artırmayı ve aile bireyleri arasında yüz yüze, nitelikli iletişimi yeniden güçlendirmeyi amaçlıyor. </p>
<p>Yarışmada “Toplumsal Etki Ödülü” alan AI of All takımının geliştirdiği “Datia” yapay zekâ destekli asistan, özel gereksinimli çocuklar için VR teknolojisiyle güvenli bir sanal dünya kurgulayarak, gerçek hayatta zorlandıkları durumları herhangi bir risk olmadan ve diledikleri kadar tekrar edebilmelerini sağlıyor. </p>
<p><strong>Hedef 55 bin öğrenciye ulaşmak</strong></p>
<p>Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği’nin dijital geleceğe hazır nesiller yetiştirme hedefiyle 1,5 yıl önce başlattığı “Yapay Zekâ Yıldızları” dijital eğitim projesiyle, Türkiye’nin 81 ilinde 11-14 yaş arası ortaokul ve 14-18 yaş arası lise öğrencilerine yapay zekâ eğitimleri veriliyor. Bugüne kadar 90  bini aşkın öğrenciye ulaşılan projenin bu dönemki hedefi ise  55 bin öğrenciye ulaşmak. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vodafone-vakfinin-hackathonunda-gencler-dijital-refah-icin-fikir-uretti-601707">Vodafone Vakfı&#8217;nın Hackathon&#8217;unda Gençler Dijital Refah İçin Fikir Üretti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Finansal Uyuşmazlıklara &#8220;Helalleşme (Uzlaştırma) Endeksi&#8221; Önerisi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/finansal-uyusmazliklara-helallesme-uzlastirma-endeksi-onerisi-601265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 08:21:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[arabuluculuk]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[finansal]]></category>
		<category><![CDATA[helalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[önerisi]]></category>
		<category><![CDATA[reel]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşmazlıklara]]></category>
		<category><![CDATA[uzlaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[verimli]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi tarafından merhum Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan anısına “İsraftan Verimliliğe” temasıyla düzenlenen sempozyumda gerçekleştirilen sunumda, finansal uyuşmazlıkların yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal ölçekte ciddi bir kaynak israfına yol açtığı vurgulandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/finansal-uyusmazliklara-helallesme-uzlastirma-endeksi-onerisi-601265">Finansal Uyuşmazlıklara &#8220;Helalleşme (Uzlaştırma) Endeksi&#8221; Önerisi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi tarafından merhum Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan anısına “İsraftan Verimliliğe” temasıyla düzenlenen sempozyumda gerçekleştirilen sunumda, finansal uyuşmazlıkların yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal ölçekte ciddi bir kaynak israfına yol açtığı vurgulandı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA), İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi ve İskenderun Teknik Üniversitesi gibi önemli paydaşların desteklediği ve NP Sağlık Yerleşkesi (Ümraniye) İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, “Finansal Anlaşmazlıkların Çözümünde Uzlaştırma Endeksi: İsraftan Verimliliğe Yenilikçi Bir Yaklaşım” başlıklı sunum gerçekleştirildi.</p>
<p>İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Duruel, Prof. Dr. Nazif Çalış ve Ekonomi ve Finans ABD Öğr. Gör. Durmuş Baysal’ın yürüttüğü “Finansal Anlaşmazlıkların Çözümünde Uzlaştırma Endeksi” çalışması kapsamında şu ifadelere yer verildi:</p>
<p><strong>İsraf sadece harcama değil, disiplinden uzaklaşmaktır…</strong></p>
<p>İsraf kavramının yalnızca gereğinden fazla harcama olarak değil; meşru, makul ve ölçülü davranış sınırlarının dışına çıkılması ve disiplinli kaynak kullanımından uzaklaşılması olarak ele alınması gerektiği ifade edildi. Bu bağlamda, modern toplumlarda fizikî ve beşerî kaynakların verimsiz kullanımının toplumsal refahı azaltan önemli maliyetler doğurduğu dile getirildi.</p>
<p>Borçlu ve alacaklı arasındaki uyuşmazlıkların, dava süreçleri, icra masrafları ve bilirkişi giderleri gibi doğrudan maliyetlerin yanı sıra; itibar kaybı, ticari faaliyetlerde aksama ve sosyal gerilimler gibi dolaylı maliyetler de ürettiği belirtilerek, bu tür uyuşmazlıkların hızlı ve adil biçimde çözümlenmesinin kamu kaynaklarının daha verimli alanlara yönlendirilmesine katkı sağlayacağı ifade edildi.</p>
<p>Sunumda ayrıca, Anadolu’nun kadim helalleşme kültürünün finansal bir göstergeye dönüştürülmesi önerisi detaylandırılarak, oluşturulacak Helalleşme (Uzlaştırma) Endeksi’nin tarafların parasal değerlerin zaman içindeki reel değişimini daha hakkaniyetli biçimde değerlendirebilmesine imkân tanıyacağı belirtildi.</p>
<p><strong>Endeksin sadece enflasyona değil, çok yönlü bir portföye dayanması gerekiyor…</strong></p>
<p>Endeksin yalnızca enflasyon göstergesine değil; altın fiyatları, reel efektif döviz kuru, deflatör, TÜFE, asgari ücret, konut fiyat endeksi ve Brent Petrol fiyatı gibi çok boyutlu göstergelerden oluşan bir portföye dayanması gerektiği ifade edildi. Bu yaklaşımın, gecikme bedellerinin yetersiz kaldığı durumlarda daha adil ve hakkaniyete dayalı bir alternatif sunduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>Anadolu’nun kadim &#8220;helalleşme&#8221; kültüründen uzlaştırmaya…</strong></p>
<p>Anadolu’nun kadim “helalleşme” kültürünün bir finansal göstergeye dönüştürülmesi önerisi kapsamında, literatüre kazandırılması hedeflenen “Reconciliation Index (Helalleşme (Uzlaştırma) Endeksi)” kavramı detaylandırıldı. Bu çerçevede, kadim kültür ve medeniyetimizde helalleşme kültürü olarak ifade edilen uzlaşı temelli yaklaşımın, günümüz literatüründe Helalleşme (Uzlaştırma) Endeksi biçiminde kavramsallaştırılabileceği vurgulandı. Böyle bir endeksin oluşturulmasının, tarafların uyuşmazlığa konu parasal değerlerin zaman içindeki reel değişimini daha adil ve hakkaniyetli biçimde değerlendirebilmesine imkân tanıyacağı ifade edildi.</p>
<p><strong>AYM kararı ve endeks…</strong></p>
<p>Sunumda hukuki gelişmelere de atıfta bulunularak, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 8 Temmuz 2025 tarihli kararına dikkat çekildi ve önerilen endeks yaklaşımının mevcut yasal ihtiyaçla örtüştüğü ifade edildi. Bu kapsamda, Anayasa Mahkemesi’nin yüksek enflasyonun alacakların reel değerini aşındırdığını tespit ettiği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin alacakların reel değerini koruyacak bir yasal düzenlemeyi altı ay içinde hayata geçirmesine hükmettiği hatırlatıldı. Uzlaştırma Endeksi yaklaşımının hem ekonomik gerçekliği yansıtan hem de toplumsal adalet algısını güçlendiren yenilikçi bir çözüm alternatifi olarak bu arayışlara önemli katkı sunabileceği vurgulandı.</p>
<p><strong>Arabuluculuk ile Entegre Model</strong></p>
<p>Önerilen modelin mevcut arabuluculuk sistemiyle entegre edilmesinin verimliliği artıracağı ifade edilerek, arabuluculuk sürecinin helalleşme kültürünün kurumsallaşmış bir biçimi olduğu vurgulandı. Bu çerçevede geliştirilecek Uzlaştırma Endeksi’nin, arabuluculuk sürecine teknik ve nesnel bir altyapı sunacağı belirtildi. Söz konusu şeffaf mekanizmanın, adalet algısını güçlendireceği; şiddet, aile içi huzursuzluklar ve toplumsal güven kaybı gibi sosyal risklerin azaltılmasına katkı sağlayacağı ifade edildi.</p>
<p><strong>Uzlaştırma (Helalleşme) Endeksi, arabuluculuk sürecine teknik ve nesnel bir altyapı sunacak</strong></p>
<p>Kadim kültür ve medeniyetimizde “helalleşme kültürü” olarak ifade edilen uzlaşı temelli yaklaşımın, günümüz literatüründe hem Helalleşme (Uzlaştırma Endeksi) hem de modern arabuluculuk pratikleriyle ortak bir zeminde buluştuğu vurgulanarak değerlendirmeler şu ifadelerle tamamlandı:</p>
<p>“Arabuluculuk, tarafların karşılıklı rıza ve iyi niyet çerçevesinde çözüme ulaşmasını hedefleyen bir süreç olarak, helalleşme kültürünün kurumsallaşmış ve hukuki çerçeveye oturtulmuş biçimi niteliğinde değerlendirilebilir. Bu bağlamda geliştirilecek bir Helalleşme (Uzlaştırma) Endeksi, arabuluculuk sürecine teknik ve nesnel bir altyapı sunarak, uyuşmazlığa konu parasal değerlerin zaman içindeki reel değişiminin daha şeffaf ve adil biçimde değerlendirilmesine imkân sağlayabilir. Böylece hem geleneksel helalleşme anlayışı hem de modern arabuluculuk uygulamaları, ölçülebilir ve karşılaştırılabilir bir çerçevede bütünleştirilmiş olacaktır. Nitekim arabuluculuk kurumu, finansal uyuşmazlıkların çözümünde hem ekonomik hem de toplumsal açıdan israfı azaltan, verimliliği ise artıran önemli bir mekanizma olarak öne çıkmaktadır. Uzlaştırma Endeksi yaklaşımı hem ekonomik hem de toplumsal düzeyde uzlaşı kültürünün güçlendirilmesine hizmet ederken, verimlilik ilkesi ile geleneksel uzlaşı anlayışı arasında doğrudan bir köprü kurmaktadır. Son olarak, Uzlaştırma (Helalleşme) Endeksi’nin mevcut arabuluculuk sistemiyle entegre edilmesinin; adalet algısını güçlendireceği, toplumsal güveni artıracağı ve finansal uyuşmazlıklardan kaynaklanan ekonomik ve sosyal israfı azaltacağı değerlendirildi.</p>
<p>Söz konusu yaklaşımın pratiğe aktarılmış hâli ise <em>https://www.helallesmeendeksi.com </em>adresi üzerinden erişime açılarak, ilgililerin konuya ilişkin uygulamalı bilgi edinmesine imkân sunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/finansal-uyusmazliklara-helallesme-uzlastirma-endeksi-onerisi-601265">Finansal Uyuşmazlıklara &#8220;Helalleşme (Uzlaştırma) Endeksi&#8221; Önerisi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çankaya Belediyesi&#8217;nde Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme Eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cankaya-belediyesinde-toplumsal-cinsiyete-duyarli-butceleme-egitimi-600382</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 10:21:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bütçeleme]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyete]]></category>
		<category><![CDATA[duyarlı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[yerel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600382</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eşitlikçi bir toplum için çalışmalarını sürdüren Çankaya Belediyesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini yerel yönetim politikalarının merkezine almaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankaya-belediyesinde-toplumsal-cinsiyete-duyarli-butceleme-egitimi-600382">Çankaya Belediyesi&#8217;nde Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Eşitlikçi bir toplum için çalışmalarını sürdüren Çankaya Belediyesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini yerel yönetim politikalarının merkezine almaya devam ediyor.</b></p>
<p><b>2024-2028 Yerel Eşitlik Eylem Planı kapsamında, belediyenin idari ve mali bürolarında görev yapan personele ‘Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme’ eğitimi verildi.</b></p>
<p>Eşitlikçi bir toplumun geliştirilmesi ve mevcut eşitsizliklerin giderilmesi için çalışmalarını sürdüren Çankaya Belediyesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini yerel yönetim politikalarının merkezine alan önemli adımlar atmayı sürdürüyor. 2024-2028 Yerel Eşitlik Eylem Planı kapsamında<b> </b>belediye personeline, mali süreçlerde adalet ve eşitliği sağlamak amacıyla “Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme” konusunda kapsamlı bir eğitim verildi. Türkiye Belediyeler Birliği iş birliğinde, idari ve mali işler bürolarında görev yapan personel, üst sorumlular ve müdürler için “Toplumsal Cinsiyet ve Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme” eğitimi, Manisa Büyükşehir Belediyesi Strateji Geliştirme Daire Başkanı Hale Evrim Akman tarafından verildi.</p>
<p>“Eşit Haklar, Farklı İhtiyaçlar: Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Kentler” Projesi çerçevesinde hayata geçirilen, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme eğitiminde; belediye bütçesinin kadınlar, erkekler, çocuklar, yaşlılar ve dezavantajlı gruplar açısından adil ve dengeli biçimde planlanması, kamu kaynaklarının toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle kullanılması hedeflendi.<b> </b></p>
<p><b>EŞİTLİKÇİ KENTLER İÇİN ÖRNEK MODEL</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemenin sürdürülebilir ve kalıcı hale gelmesi için kurumsal kapasiteyi güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu doğrultuda, belediye müdürlükleri bünyesinde bütçe ve harcamalardan sorumlu personele zorunlu meslek içi eğitimlere de ağırlık veriliyor. Çankaya Belediyesi’nin hayata geçirdiği bu çalışma, yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyet eşitliğini bütçeleme süreçlerine entegre eden örnek bir model olma özelliği taşıyor. Kadınların, erkeklerin ve tüm toplumsal grupların farklı ihtiyaçlarını gözeten bu yaklaşım, yerel yönetimlerin sosyal adaletin güçlendirilmesindeki rolünü bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankaya-belediyesinde-toplumsal-cinsiyete-duyarli-butceleme-egitimi-600382">Çankaya Belediyesi&#8217;nde Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir, toplumsal duyarlılığı sanatla buluşturdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-toplumsal-duyarliligi-sanatla-bulusturdu-597644</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 11:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[buluşturdu]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[duyarlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[renk]]></category>
		<category><![CDATA[sanatla]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597644</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir, “Aile Yılı” temasıyla kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla önemli bir çalışma başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-toplumsal-duyarliligi-sanatla-bulusturdu-597644">Büyükşehir, toplumsal duyarlılığı sanatla buluşturdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir, “Aile Yılı” temasıyla kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla önemli bir çalışma başlattı. Şehrin yoğun kullanılan güzergâhlarından biri olan Alikahya Stadyum yolu üzerindeki köprü altı duvarları grafiti çalışmaları sonucunda aile temasıyla renklendirildi.</p>
<p><b>MUTLU KADIN, GÜÇLÜ AİLE</b></p>
<p>2025’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Aile Yılı” ilan edilmesi kapsamında birçok çalışma yürüten Kocaeli Büyükşehir Belediyesi şimdi de aile temasıyla kentin önemli noktalarını grafiti çalışmaları ile renklendiriyor. Bu kapsamda Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, aile kavramına dikkat çekmek, kadına yönelik şiddete karşı güçlü bir toplumsal duruş sergilemek ve farkındalık oluşturmak için önemli bir çalışma başlattı. Kent estetiğine de katkı sağlayacak grafiti çalışmaları kapsamında toplumsal bilinç oluşturulması amaçlanıyor.</p>
<p><b>TOPLUMSAL MESAJLARI GÜÇLENDİREN RENKLER</b></p>
<p>Sanatsal müdahalede turuncu, kırmızı ve mavi renkler ağırlıklı olarak kullanıldı. Turuncu, dünya genelinde “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Dayanışma” temasının simge rengi olurken, mavi ton ise huzur, güven ve iyileşmeyi temsil ediyor. Böylece aile içi barış, huzur ve bütünlüğü simgeleyen renkler, çalışmanın ana temasını güçlendirdi. Kullanılan renklerin etkileyici uyumu, hem görsel odak oluştururken hem de mesajın daha net algılanmasına katkı sağladı. Bu renk uyumu, görsel olarak dikkat çekici bir alan oluştururken, verilen sosyal mesajların toplum tarafından daha kolay fark edilmesini sağladı.</p>
<p><b>GRAFİTİ İLE DESTEKLENEN SOSYAL FARKINDALIK</b></p>
<p>Yapılan çalışma, yalnızca bir duvar boyama etkinliği olmanın ötesine geçerek güçlü bir sosyal farkındalık projesi olarak konumlandı. Duvar üzerinde; dayanışmayı, eşitliği ve kadının toplumdaki yerini vurgulayan figürler, sözler ve sembollere yer verildi. Aynı zamanda aile bağlarının güçlendirilmesi, birlikte yaşam kültürü, saygı ve dayanışma gibi temalar da duvara yansıtılacak. Mesajların, güzergâhtan geçen her yaştan vatandaş tarafından görülerek farkındalık oluşturması amaçlandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-toplumsal-duyarliligi-sanatla-bulusturdu-597644">Büyükşehir, toplumsal duyarlılığı sanatla buluşturdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin En Büyük Gizli Kaybı: Dikkat Erozyonu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-buyuk-gizli-kaybi-dikkat-erozyonu-596782</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:05:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[erozyonu]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596782</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dr. Öğr. Üyesi İlker Çayla, modern yaşamın her anına sinen dijital uyaranların dikkat kapasitesini hızla aşındırdığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-buyuk-gizli-kaybi-dikkat-erozyonu-596782">Türkiye&#8217;nin En Büyük Gizli Kaybı: Dikkat Erozyonu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Öğr. Üyesi İlker Çayla, modern yaşamın her anına sinen dijital uyaranların dikkat kapasitesini hızla aşındırdığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı. “Sabah kahvemizi hazırlayana kadar bile telefonumuza birkaç bildirim düşüyor, bir WhatsApp grubunda mesajlar artıyor, sosyal medyada trendler değişiyor. Daha güne başlarken bile zihnimiz parçalanmış bir halde oluyor. Reklam panoları, klaksonlar, bildirimler derken dikkat dağınıklığı artık olağan bir ruh hâli haline geliyor. Amerikan Psikoloji Derneği’nin son çalışmasına göre kişinin izlediği kısa video sayısı artıkça dikkat ve dürtü kontrolü de kötüleşiyor.”</p>
<p><strong>“İstanbul trafiğinde yaklaşık 400 farklı uyarıcıyla karşılaşıyoruz”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Çayla, İstanbul trafiğinde bireyin yaklaşık 400 farklı uyarıcıyla karşılaştığını, akşam saatlerinde ise evlerde televizyon açıkken insanların %70’inin telefonu, yarısının ise tabletini kullanmaya devam ettiğini ifade ederek tek ekrana odaklanmanın “neredeyse nostaljik bir anı” haline geldiğini söyledi.</p>
<p><strong>“Eğitim ortamlarında kesintisiz odaklanma süresi 6 dakika”</strong></p>
<p>Liseli gençlerle yapılan araştırmaların da çarpıcı sonuçlar barındırdığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Çayla, “Gençlerin %75’i, soruyu çözerken bile telefonunun titreşimini düşünmeden edemediğini söylüyor” dedi. Eğitim ortamlarında kesintisiz odaklanma süresinin 6 dakikaya kadar düştüğünü ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çayla, aynı anda birden fazla ekrana maruz kalmanın “dinlenemeyen bir zihin ritmi” yarattığını vurguladı.</p>
<p><strong> “Sosyal medya platformlarında 1 dakikada ortalama 20 içerik tüketiliyor”</strong></p>
<p>Haber okuma alışkanlıklarının da dikkat erozyonunun bir başka göstergesi olduğunu anlatan Dr. Öğr. Üyesi Çayla, insanların haber sitelerinde ortalama 6 saniye kaldığını söyleyerek “Bu hızda hiç bir şeye gerçekten odaklanmamız mümkün değil” dedi. Sosyal medya platformlarında 1 dakikada ortalama 20 içerik tüketildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Çayla, aile yemeklerinde gençlerin %90’ının her 10 dakikada bir telefonuna baktığını belirtti.</p>
<p>Dikkat kaybının bireysel bir zafiyet değil, toplumsal bir dönüşümün sonucu olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi İlker Çayla, “Yaşam temposu, ekonomik baskı, dijital platformların tasarımı ve eğitim sistemi birleştiğinde ortaya çok daha büyük bir toplumsal sorun çıkıyor” dedi. Dikkat krizinin, Türkiye gibi genç nüfuslu ülkelerde toplumsal dayanıklılık ve kamusal tartışma kültürü açısından kritik bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Çayla, dikkati koruyan bir toplumsal ekosistemin önemini “Dikkati korumak aslında toplumun geleceğini korumaktır” sözleriyle özetledi.</p>
<p><strong>“Hem bireysel zihinsel sağlığı hem de toplumsal düşünme kapasitesini korumalıyız”</strong></p>
<p>Eğitimden iş yaşamına, dijital platformlardan aile içi iletişime kadar dikkat kapasitesini güçlendirecek bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Çayla, dikkat kaybının ülke çapında yaşanan görünmez bir erozyon olduğunu ve bu kaybı fark etmenin hem bireysel zihinsel sağlığı hem de toplumsal düşünme kapasitesini korumak açısından hayati olduğunu söyledi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-buyuk-gizli-kaybi-dikkat-erozyonu-596782">Türkiye&#8217;nin En Büyük Gizli Kaybı: Dikkat Erozyonu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Gündoğdu, &#8220;Şiddet bir kader değildir, toplumsal bir sorun olarak değiştirilebilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-gundogdu-siddet-bir-kader-degildir-toplumsal-bir-sorun-olarak-degistirilebilir-594853</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:32:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değildir]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[etkin]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[gündoğdu]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594853</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi topluma katkı misyonu doğrultusunda bilimsel faaliyetlerini sürdürüyor. Kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararı ile 1999 yılında ilan edilen Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-gundogdu-siddet-bir-kader-degildir-toplumsal-bir-sorun-olarak-degistirilebilir-594853">Doç. Dr. Gündoğdu, &#8220;Şiddet bir kader değildir, toplumsal bir sorun olarak değiştirilebilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi topluma katkı misyonu doğrultusunda bilimsel faaliyetlerini sürdürüyor. Kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararı ile 1999 yılında ilan edilen Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenleniyor. Bu kapsamda güçlü bir müktesebata sahip olan Ege Üniversitesi (EÜ) Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKAM) alana yönelik bilimsel katkı sunmaya devam ediyor.</p>
<p>Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Vildan Koçoğlu Gündoğdu, “Şiddet bir kader değildir; toplumsal bir sorun olarak değiştirilebilir” mesajını öne çıkararak, günümüzde şiddetin azalmadığı, yalnızca biçim değiştirerek dijital ve ekonomik alanlarda artış gösterdiğini dile getirdi. Kadına yönelik şiddetin, toplumsal dinamiklerle beslenen bir insan hakları ihlali olduğunu belirten Doç. Dr. Gündoğdu, “Kadınlara yönelik şiddet, benim için kesinlikle bireysel bir sorun değil; toplumsal, kültürel ve yapısal dinamiklerle beslenen çok yönlü bir insan hakları ihlali. Şiddetin her türü, kadınların yaşam hakkını, özgürlüğünü, geleceğini ve toplumsal hayata katılımını doğrudan tehdit ediyor. Bu yüzden şiddetle mücadeleyi hem hukuki hem de sosyal politikalarla bütüncül bir şekilde ele almak zorundayız. Bence en yaygın şiddet türü psikolojik şiddet. Hakaret, tehdit, kontrol etme, izolasyon, değersizleştirme gibi davranışlar çoğu zaman görünmez oluyor ve bu yüzden tespit edilmesi çok zor. Ama etkileri en az fiziksel şiddet kadar yıkıcı. Psikolojik şiddeti ekonomik, dijital ve fiziksel şiddet takip ediyor” dedi.</p>
<p><b>“Farkındalık ve dayanışmayı güçlendirmek temel amacımızdır”</b></p>
<p>Kadınlara yönelik şiddetle mücadelede çeşitli düzeylerde çalışmaların yürütüldüğünden bahseden Doç. Dr. Gündoğdu, “Eğitim ve farkındalık programlarıyla, çeşitli etkinliklerimizle öğrenciler, akademik personel ve idari çalışanlara yönelik seminerler ve bilgilendirme etkinlikleri yapmaktayız. Örneğin bu yaz çalışanlara yönelik Çalışma Yaşamında Cinsiyet Eşitliği adlı bir sertifika programımız oldu. İçeriğinde çalışma yaşamında kadınların maruz kaldığı psikolojik şiddetle ilgili epeyce bilgiler yer aldı. Yine 8 Mart etkinliğimiz doğrudan şiddet üzerineydi. Katılımcıların çoğunluğunun öğrencilerin olduğu etkinlik kapsamında alanın uzmanları olan bir psikolog, bir hukukçu ve şiddet önleme merkezi yöneticisinin katıldığı bir panel düzenlendi ve konu ayrıntılarıyla konuşuldu. Eylül ayında düzenlediğimiz Dijital Bağımlılık ve Aile İçi İletişime Etkileri adlı panelde, dijital şiddet üzerine de konuşulmuş ve bilgilendirme yapılmıştır. Bugün, yani 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için Aile İçi Şiddet ve Sağlık konulu bir panelle konuyu bu bağlamda ele alacağız. Amacımız hem üniversite içinde hem de toplumda farkındalığı artırmak ve dayanışmayı güçlendirmektir. Bununla ilgili olarak daha fazla farkındalık ve bilgilendirme etkinliği ile çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><b>“Sessizlik şiddetin en büyük destekçisidir”</b></p>
<p>Farkındalığın artırılmasında eğitimin büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Gündoğdu, “Bugün hâlâ 25 Kasım’ın önemini koruduğunu söyleyebiliriz çünkü kadına yönelik şiddet tüm dünyada yaygınlığını sürdürmeye devam ediyor; günümüzde şiddet azalmış değil, sadece biçimleri değişiyor, dijital ve ekonomik şiddet artıyor ve kadın-erkek eşitliği hâlâ tam olarak sağlanabilmiş değil” dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Gündoğdu “Ailede başlayan süreçte çocuk, şiddetten uzak, güvenilir ve empati ile donatılmış bireyler olarak temel eğitimi almalı ve ardından okul yaşamına atılmalı; kadın-erkek eşitliğini merkeze alan eğitimlerin erken yaşlardan itibaren verilmesi oldukça önemli. Çağımız dijital çağ ve hızlı değişiyor; bu nedenle farkındalık kampanyalarında teknoloji ve medyanın etkin şekilde kullanılması gerekiyor. Şiddetin hiçbir gerekçesi yoktur ve sessizlik şiddetin en büyük destekçisidir. Gençlerin duyarlı olması, çevrelerinde şiddete tanık olduklarında müdahil olmaları, destek mekanizmalarını bilmeleri ve eşitlikçi bir toplumun savunucusu olmaları çok değerli; her bireyin yaşadığı veya tanık olduğu şiddeti görünür kılması ve destek istemekten çekinmemesi hayati önem taşıyor” diye konuştu.</p>
<p>Eğitim seviyesi ve şiddet arasındaki bağa da değinen Doç. Dr. Gündoğdu, “Eğitim seviyesi aslında ne yazık ki şiddeti tam anlamıyla önlemiyor. Eğitim seviyesiyle şiddet yok olmuyor; ancak türleri ve yoğunluğu değişiyor. Yasalarda şiddeti önlemeye yönelik hükümler var. Bunların uygulanmasında da aslında herhangi bir sorun yok ama öncelikle şiddet olgusunun gündeme getirilmesi gerekir ki hem hukuki hem de sosyokültürel boyutlarıyla bu soruna çözüm yolları arayabilelim.” dedi.</p>
<p><b>“Eşitlik fikrinin öncelikle zihinlerde yerleşmesi gerekli”</b></p>
<p>EKAM Müdür Yardımcısı Doç. Dr. İlkay Südaş ise, “Eşitlik fikrinin öncelikle zihinlerde yerleşmesi gerekli. Kadınların toplumsal statülerinin yükselmesinin, erkeklerin anlam dünyasında krize yol açmadığı bir dünya inşa etmeliyiz. Dolayısıyla, bu şiddetle mücadelede sadece kadınların değil, esasen erkeklerin de büyük bir görevi, değişim ve dönüşüm sorumluluğu var. Ayrımcılığın, ancak ayrımcılık yapan kişinin, ayrımcılık yaptığını kabul etmesiyle ortadan kalkabileceği fikri önemlidir. Günümüz dünyasında erkeklerin her anlamda daha avantajlı konumda oldukları bir gerçektir ve kadınların toplumsal statülerinin yükselişinin erkekler açısından yol açtığı konfor kaybı ne yazık ki cinsiyet ayrımcılığının da farklı biçimlerini gündeme getirmektedir. Erkekler söz konusu konumlarını sorgulamadığı sürece de ayrımcılığın hiçbir biçimi son bulmaz. Bu bağlamda, kadınların statüsünün yükselmesi bir tehdit olarak algılanmamalı. Kadınların toplumsal, siyasal, ekonomik her alanda yer edinmeleri, karar verici konumlara gelmeleri gereklidir ve çabalarımız bu yöndedir. Kritik nokta ise, erkeklerin bu değişimi nasıl karşıladıklarıdır. Dolayısıyla amacımız, kadına yönelik şiddetin farklı biçimleriyle mücadelede erkeklerin yaklaşımlarına da odaklanmak ve eşitlikçi bir perspektifi yerleştirmek olmalıdır” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-gundogdu-siddet-bir-kader-degildir-toplumsal-bir-sorun-olarak-degistirilebilir-594853">Doç. Dr. Gündoğdu, &#8220;Şiddet bir kader değildir, toplumsal bir sorun olarak değiştirilebilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Şehrimize Gelen Herkese İnsanca Bir Yaşam Sunmak Zorundayız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-sehrimize-gelen-herkese-insanca-bir-yasam-sunmak-zorundayiz-594741</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:29:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[herkese]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[nsanca]]></category>
		<category><![CDATA[şehrimize]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla Ankara’da düzenlenen "Göç ve Aile" temalı 4. Uluslararası Göç Konferansı’na katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-sehrimize-gelen-herkese-insanca-bir-yasam-sunmak-zorundayiz-594741">Başkan Altay: &#8220;Şehrimize Gelen Herkese İnsanca Bir Yaşam Sunmak Zorundayız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla Ankara’da düzenlenen &#8220;Göç ve Aile&#8221; temalı 4. Uluslararası Göç Konferansı’na katıldı. Başkan Altay, “Göçün Toplumsal Yansımaları Üzerine Çok Boyutlu Değerlendirmeler” başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, Konya’daki göçmenlerin şehre entegrasyonu hakkında yaptıkları çalışmaları anlattı. Başkan Altay, “Burada unutmamamız gereken şey, göçün merkezinde umutlarıyla, hayalleriyle hikayeleri ile insanlar var ve bunu asla gözden kaçırmamamız gerekiyor. Bizler de şehrimize gelen herkesin niteliği ne olursa olsun tanımı ne olursa olsun insanca bir yaşam sunmak zorundayız. Onun için ayrımcılıkla mücadele ediyor, sosyal adaleti ve toplumsal huzuru gözeten politikalar geliştiriyoruz” dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Ankara’da düzenlenen “4. Uluslararası Göç Konferansı’na katıldı.</p>
<p>Polis Akademisinin Gölbaşı Yerleşkesi&#8217;nde düzenlenen &#8220;Göç ve Aile&#8221; temalı 4. Uluslararası Göç Konferansı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yaptığı açılış konuşmasıyla başladı.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, konferansın “Göçün Toplumsal Yansımaları Üzerine Çok Boyutlu Değerlendirmeler” konulu birinci oturumunda “Yerel Yönetimlerin Göç Yönetimindeki Rolü: Uyum, Hizmet Sunumu ve Kentsel Kapasite” başlığında konuştu.</p>
<p><strong>“AYRIMCILIKLA MÜCADELE EDİYOR, SOSYAL ADALETİ VE TOPLUMSAL HUZURU GÖZETEN POLİTİKALAR GELİŞTİRİYORUZ”</strong></p>
<p>Uluslararası görevleri dolayısıyla birçok uluslararası toplantıya katıldığını anımsatan Başkan Altay, göç ve iklim değişikliği konularının dünyadaki belediyelerin de gündemlerinde yer aldığını söyledi.</p>
<p>Şehirlerin göç konusunda 3&#8217;e ayrıldığını ifade eden Başkan Altay, “Birincisi göç veren şehirler, bunların çeşitli problemleri var ve dünyada bununla ilgili gündemler var. İkincisi göç güzergahındaki şehirler ve göçmenlerin şehirler üzerindeki baskısı. Üçüncüsü de göç alan şehirler ve bunların yaşadığı problemler. Biz yerel yöneticiler olarak bu konuda aslında şunu özellikle ifade ediyoruz; biz bu konuda karar verici değiliz, göçün aşamalarının hiçbirinde yerel yönetimlerin belediye başkanları masanın bir tarafında değil. Ama oluşan durumda ortaya çıkan neticede şehirler ve dolayısıyla yerel yöneticiler, bunun problemleri ile uğraşmak zorunda. Burada unutmamamız gereken şey, göçün merkezinde umutlarıyla, hayalleriyle hikayeleri ile insanlar var ve bunu asla gözden kaçırmamamız gerekiyor. Bizler de şehrimize gelen herkesi niteliği ne olursa olsun, tanımı ne olursa olsun insanca bir yaşam sunmak zorundayız. Çünkü inancımız gereği de Fırat&#8217;ın kenarındaki kurdun kaptığı koyundan bile sorumlu olduğumuzu düşünüyoruz. Onun için ayrımcılıkla mücadele ediyor, sosyal adaleti ve toplumsal huzuru gözeten politikalar geliştiriyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“YAPTIĞIMIZ İŞ ÖZELLİKLE ÇOCUKLARIN BİR AN ÖNCE EĞİTİME BAŞLAMALARINI SAĞLAMAK”</strong></p>
<p>Konya’daki Afgan, Suriyeli, Filistinli göçmenler ve deprem bölgesinden gelen vatandaşların entegrasyonu hakkında da konuşan Başkan Altay, “Biz misafirlerimizin entegrasyonu için neler yapıyoruz. En önemli sorun dil. Gelenlerin başta Türkçe’yi hiç bilmiyor olmaları ciddi sorunlar oluşturdu. Özellikle belediye hizmetlerinden faydalanabilmeleri için onlara dil konusunda danışmanlık etmeye başladık. Elektrik, su, telefon gibi kamusal hizmetleri almak için iletişim kurmanız gerekiyor. Dolayısıyla ilk yaptığımız iş özellikle çocukların bir an önce eğitime başlamalarını sağlamak. Çünkü çocuk okula gittiğinde ailenin entegrasyonunda çok büyük bir fayda sağlıyorsunuz. Sonrasında insanların meslek edindirmeyle ilgili çalışmalar yapmak gerekiyor eğer mevcut mesleklerine dair bir iş bulamadıysanız onların yeni yetenekler kazanmasını sağlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“İNSANLAR EĞİTİM ALMAYA BAŞLADIKLARINDA SORUNUN KADEMELİ OLARAK AZALDIĞINA ŞAHİT OLDUK”</strong></p>
<p>Yerel yönetimlerle merkezi idarenin birlikte çalışmasının önemine değinen Başkan Altay, “İş birliğini zorunlu kılan en önemli konu, insanların kayıt altına alınması. Eğer kişiyi kayıt altına almamışsanız birçok problem yaşıyorsunuz. Sağlık hizmeti alamıyor, eğitim hizmeti alamıyor. Asayişle ilgili bir durum ortaya çıktığında bunu kontrol etmekte çok zorlanıyorsunuz. Dolayısıyla yerel yönetimle merkezi idare arasındaki ilk başlangıç konusu bununla başladı. İnsanları bir an önce kayıt altına almak için geçici merkezler oluşturulması, mobil merkezler oluşturulması, göç idaresiyle birlikte çalışılmasıyla ilgili konuları çalıştık ve bu konuda Türkiye hakikaten çok kısa sürede çok önemli bir başarı elde etti. Şu an itibariyle insanlar çalışmaya başladıklarında, insanlar eğitim almaya başladıklarında sorunun kademeli olarak azaldığına şahit olduk” diye konuştu.</p>
<p><strong>“SURİYE İLE TÜRKİYE ARASINDA ÇOK BÜYÜK BİR KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ KURULMUŞ “</strong></p>
<p>Bir program dolayısıyla yakın zamanda Şam’da bulunduğunu paylaşan Başkan Altay, “İlk kez Suriye’ye gittim. Hakikaten savaşın etkisini orada iliklerinize kadar hissediyorsunuz ve ekranlarda göründüğünden çok daha ürkütücü. İnsanların neden kaçtığını, neden ülkemize sığındığını bir kez daha anlıyorsunuz. Orada kültürün bizden ne kadar farklı olduğunu da görüyorsunuz. Bizim anormal baktığımız birçok şeyin orada normal olduğunu, insanların yaşam kültürlerinin bizden farklı olduğunu bir kez daha hissediyorsunuz. Gelinen noktada şunu çok net hissediyorsunuz; Suriye ile Türkiye arasında çok büyük bir kardeşlik köprüsü kurulmuş. Sokaklarda Türkçe konuşan çocuklar, Türk olduğunuzu gördüğünde size gelip sarılan insanlar ve ziyaret ettiğiniz tüm kamu kurumlarında büyük bir minnet ve teşekkür alıyoruz. Milletimizin bu manada yapmış olduğu fedakarlığın etkilerini Suriye’nin sokaklarında, Suriye’nin bütün kesimlerinde biliniyor olması çok önemli bir durum diye düşünüyorum” dedi.</p>
<p>Katıldıkları uluslararası toplantılarda Türkiye’nin göç ve mülteciler konusunda ortaya koyduğu tutumun Türkiye’nin uluslararası itibarı açısından da çok önemli ve kıymetli bir hale dönüştüğünü vurgulayan Başkan Altay, “Belki zorluklar, sorunlar yaşadık ama gelinen noktada hem insani olarak büyük bir kazanım içerisinde olduğumuzu hem de devletimiz ve milletimiz adına büyük bir kazanım içerisinde olduğumuzu buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Özellikler göç konusunda etkilenen kurumların başında olan bir yerel yöneticinin burada konuşmacı olmasını çok kıymetli olduğunu düşünüyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>
<p>Polis Akademisi Başkanı Prof. Dr. Murat Balcı moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; TBMM Göç ve Uyum Alt Komisyonu Başkanı, Antalya Milletvekili Atay Uslu, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, Halep Milletvekili Dr. Tarık Sulo Cevizci, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy da çeşitli konu başlıklarında konuşma yaptı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-sehrimize-gelen-herkese-insanca-bir-yasam-sunmak-zorundayiz-594741">Başkan Altay: &#8220;Şehrimize Gelen Herkese İnsanca Bir Yaşam Sunmak Zorundayız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına şiddette Nordik Paradoksu…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadina-siddette-nordik-paradoksu-594340</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 14:02:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[nordik]]></category>
		<category><![CDATA[paradoksu]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddette]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594340</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla kadına yönelik artan şiddet ve kadın psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadina-siddette-nordik-paradoksu-594340">Kadına şiddette Nordik Paradoksu…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 25 Kasım<strong> </strong>Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla kadına yönelik artan şiddet ve kadın psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Kadın ve erkek biyolojik olarak eşit değil</strong></p>
<p>Kadın ve erkek arasındaki biyolojik ve psikolojik farklılıkları bilmenin bu konuyu sağlıklı anlayabilmek açısından oldukça önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Her şeyden önce, kadın ve erkek biyolojik olarak eşit değildir. Ancak toplumsal anlamda, hak ve fırsatlar bakımından eşit olmaları gerekir. Bu ayrımı net olarak yapmak önemlidir. Biyolojik eşitlik iddiası bilimsel olarak gerçekçi değildir. Bir kadının vücudunda ortalama 4 litre kan dolaşırken, bu miktar erkeklerde yaklaşık 6 litredir. Bu fark bile başlı başına fiziksel güç ve performans açısından eşitliğin olmadığını gösterir. Dolayısıyla, ‘eşitlik’ kavramı burada yanlış beklentilere yol açabilir. Beyin fonksiyonları açısından da kadın ve erkek farklılık gösterir. Kadın beyni, erkek beynine kıyasla empati kurma becerisi açısından daha güçlüdür. Bu fark çocuk yaşta bile gözlemlenebilir. Anaokulunda bir çocuk düştüğünde erkek çocuklar oyuna devam ederken, kız çocuklar yardım etme eğilimi gösterir. Yani bu, empati eğiliminin doğuştan geldiğini gösteren önemli bir örnektir.” dedi.</p>
<p><strong>Kadın ve erkek beyni sorun çözme stilleri açısından da farklı çalışıyor</strong></p>
<p>“Kadın ve erkek beyni sorun çözme stilleri açısından da farklı çalışır. Erkekler stres altında kaldıklarında içe çekilip yalnız başına çözüm ararken; kadınlar paylaşarak, konuşarak rahatlama ihtiyacı duyar.” diyen Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu durum da zaman zaman yanlış anlaşılmalara neden olur. Erkekler ‘sorunu kendi içinde çözmeye çalışırken’ suskun kalabilir. Kadın ise ‘iletişim kurarak çözüm aradığı’ için çok konuştuğu zannedilebilir. Oysa bu, farklı stres yönetimi stillerinin sonucudur. Eğer bireyler olgunlaşmışsa ve birbirinin yaklaşımına duyarlıysa, bu farklılıklar arasında denge kurulabilir. Beynin sol lobu daha çok mantık, muhakeme, analiz, hesaplama ve konuşma gibi işlevlerle ilgilenirken; sağ lob ise duygular, sezgiler, sanat ve estetik gibi alanlarla ilişkilidir. Sol beyin daha erkeksi; sağ beyin daha dişil özellikler taşır. Ön beyin ise bu iki yarımküre arasında denge sağlar. Eğer birey bu dengeyi kuramazsa ya aşırı rasyonel ya da aşırı duygusal bir yapıda kalabilir. Bu nedenle sağlıklı karar alma süreci için beynin ön bölgesinin iyi çalışması gerekir.”</p>
<p><strong>Cinsellik açısından da kadın ve erkek arasında belirgin farklar var</strong></p>
<p>Biyolojik farklılıkların sadece beyinle sınırlı olmadığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Duygusal yönelimler ve cinsellik açısından da kadın ve erkek arasında belirgin farklar vardır. Erkek beyni daha çok erotizm odaklı çalışırken, kadın beyni romantizm odaklıdır. Bu fark, örneğin kısa süreli ilişkilerde de kendini gösterir. Erkek ilişkiden sonra duygusal bağ kurmadan hayatına devam edebilirken, kadın – beklentisi olmadığını bilse bile – duygusal bir karşılık bekleyebilir, telefon bekleyebilir. Bu durum yapılan araştırmalarla da desteklenmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kadınların özgürleşme hareketi kadın-erkek mücadelesine dönüştü</strong></p>
<p>Patriyarkanın yani ataerkil kültürün, insanlık tarihinde uzun süre baskın olduğunu anlatan Prof. Dr. Tarhan, “1960’larda, özellikle II. Dünya Savaşı’nın ardından, kadınların özgürleşme hareketi dünya genelinde yükselişe geçti. Bu hareketin başlangıcında kadın-erkek eşitsizliklerinin giderilmesi yönünde çok önemli kazanımlar elde edildi. Ancak bir süre sonra bu hareket bazı alanlarda yönünü kaybetti ve kadın-erkek mücadelesine dönüştü. Bu da küresel ölçekte evlilik kurumunu ve toplumsal yapıyı olumsuz etkiledi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kadınlar ‘hüzünlü bir prenses’ değil, ‘bilge bir kadın’ olmalıdır</strong></p>
<p>Feminist aktivist bir yazarın “Kadının konforu; sadık bir eşi ve kendi banka cüzdanı olan kadındadır.” dediğini hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:</p>
<p>“Kadın hem ekonomik bağımsızlığa sahip olmalı hem de güvenebileceği bir eşe sahip olmalıdır. Toplumsal roller de biyolojik ve çevresel temellere dayanarak şekillenmiştir. Ancak 20. ve 21. yüzyılda toplumsal koşullar büyük ölçüde değişmiştir. Artık bu eski roller işlevini yitirmiştir. Günümüzde yeni bir toplumsal gerçeklik söz konusudur. Bu yeni çağda kadın yalnızca ‘dişiliğiyle’ değil, ‘kişiliğiyle’ var olmalıdır. Kadınlar ‘hüzünlü bir prenses’ değil, ‘bilge bir kadın’ olmalıdır. Kadın bu şekilde kendi gücünü fark ettiğinde, kadın-erkek ilişkileri daha sağlıklı bir şekilde yürüyebilir.”</p>
<p><strong>Yeni bir toplumsal anlayış inşa etmeliyiz</strong></p>
<p>Ataerkil düzenin şekillendirdiği “erkeklik”, “kadınlık”, “annelik”, “babalık” ve “eş” rollerinin artık bu yeni çağın doğrularına göre yeniden yazılması gerektiğine de işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Yeni bir gelenek, yeni bir toplumsal anlayış inşa etmeliyiz. Eski kalıplar ‘babamdan böyle gördüm’, ‘vurdum mu oturturum’ gibi şiddeti ve erkek egemenliğini meşrulaştıran söylemler artık geçerliliğini yitirmeli. Keza ‘kızını dövmeyen dizini döver’ gibi sözler de cinsiyetçi ve şiddet odaklı kültürel kodların bir yansımasıdır. Toplumda hâlâ yaygın olan ‘erkek kadına itaat etmez ama kadın erkeğe itaat etmelidir’ anlayışı da yanlıştır. İtaat iki taraf için de sadakat iki taraf için de geçerlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Güvenin olmadığı yerde evlilik inceldiği yerden kopar</strong></p>
<p>Eskiden evliliğe “sevgi yuvası” denildiğini ama artık doğru tanımın “güven yuvası” olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü güvenin olmadığı yerde evlilik inceldiği yerden kopar. Kadın beyni, empati yetisi bakımından daha güçlü olduğu için fedakârlık eğilimi de yüksektir. Bu da onu ilişkilerde daha çok çabalayan taraf haline getirir. Genellikle çocuk olduktan sonra kadın çocuğa, erkek işe yönelir. Bu da aradaki duygusal bağı zayıflatır. Evlilik bir ateş gibidir: Çok yaklaşırsan yakar, çok uzaklaşırsan söner. Bu nedenle mesafeyi dengede tutmak, ilişkiyi sürekli beslemek gerekir. Çiftlerin ‘ego savaşına’ değil, ‘biz’ olmanın yollarına odaklanması gerekir. ‘Ben kalarak biz olabilmek’ en sağlıklı ilişki biçimidir. Çünkü gerçek bağlılık, bireyliğini kaybetmeden ortak bir hayat kurabilmekle mümkündür. Böylece ilişki bir efendi-köle modeline dönüşmez.” diye konuştu.</p>
<p>Çocuk eğitiminin yalnızca anneye bırakılmasının da problem oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, çocuk gelişiminde anne ve babanın eşit sorumluluk taşıması gerektiğini, kadınlar çalışsa da çalışmasa da genellikle ev işleri ve çocuk bakımından da sorumlu tutulduğunu bunun da onların yükünü artırdığını anlattı.</p>
<p><strong>Erkek şiddeti değil, güçlünün zayıfı ezmesi söz konusu…</strong></p>
<p>Bazı erkeklerin eğitimli, kariyer sahibi ve dışarıdan başarılı görünse de eşlerine karşı şiddet uygulayabildiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Bu durum yalnızca ‘erkek şiddeti’ olarak değil, genel anlamda ‘güçlünün zayıfı ezmesi’ olarak da değerlendirilmeli. Çünkü bu kişiler genellikle çocuklukta benmerkezci bir yaklaşımla, ‘kendi ayakları üzerinde dursun’ düşüncesiyle yetiştirilmiş oluyorlar. Bu eğitim iyi niyetle verilse de çocuğun ‘her şey benim istediğim gibi olmalı’ inancını pekiştiriyor. Bu da evlilikte şiddete eğilimi artıran önemli bir faktör. Şiddet davranışı çoğu zaman sadece alkol ya da öfke kontrol bozukluğuna indirgenir. Oysa asıl köken, kişilik yapılanmasında yatıyor. Şiddet eğilimli kişilerde özellikle narsistik ya da antisosyal kişilik özellikleri ön plana çıkıyor. Bu bireyler, kendilerini ‘iyi, doğru, kusursuz’ olarak tanımlar ve eleştiriyi doğrudan saldırı gibi algılar. Özellikle partnerlerinden gelen bir ‘hayır’ ya da karşı çıkış, onların egosunu tehdit eder. Bu durumda ilişki, eşit bir ortaklıktan çıkar ve ‘köle-efendi’ düzenine dönüşür.</p>
<p><strong>Şiddetin kökeninde ne yatıyor?</strong></p>
<p>Bazı insanların öfkeyi bir sorun çözme yöntemi, hatta statü elde etme aracı olarak kullandığını da anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişiler, kendilerini güçlü gördükleri için zayıfı ezmeyi meşru görür. Bu, adeta bir ‘orman kanunu’ anlayışıdır. Ormanda güçlü olan kazanır; aslan kraldır. Ev içinde bu zihniyetle hareket eden birey, kendi gücünü dayatır. Kadın böyle bir ortamda karşılık vermeye kalktığında —aynı şekilde bağırdığında ya da eşyalar fırlattığında— fiziksel olarak eşit olmadığı için zarar gören taraf olur. Çünkü orman kanunlarında zayıf olan ezilmeye mahkûmdur. Dolayısıyla şiddete karşı aynı yöntemle yanıt vermek, kadını daha da zayıf duruma düşürebilir. Bu nedenle, şiddetin kökeninde yalnızca bireysel patolojiler değil, aynı zamanda öğrenilmiş davranışlar, kültürel kodlar ve yanlış ebeveynlik stilleri de yatmaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>&#8220;Nordik paradoksu&#8221; neyi anlatıyor?</strong></p>
<p>&#8220;Nordik paradoksu&#8221; olarak adlandırılan duruma da işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu kavram, İskandinav ülkeleri gibi toplumsal cinsiyet eşitliğinde dünyanın önde gelen ülkelerinde, kadına yönelik şiddetin hâlâ yüksek oranlarda görülmesini ifade eder. Bu ülkeler, özellikle 1960’lı yıllardan itibaren cinsiyet eşitliği konusunda yasal düzenlemeler yaparak büyük ilerlemeler kaydettiler. Ancak İsveç’te günümüzde hâlâ ayda 2-3 kadın, partner şiddeti nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise bu sayı aylık 30-40 cinayet civarında. Oysa 20 yıl önce bu oran aylık 1-2 kadındı. Yani 2023 istatistiklerine göre Türkiye’de kadın cinayetleri yaklaşık 10 kat artmış durumda. Nüfusa oranla baktığımızda, İsveç&#8217;in 10 milyon, Türkiye’nin ise yaklaşık 80 milyonluk bir nüfusu olduğu göz önüne alındığında, sayılar benzer düzeylerde. Bu da kadına yönelik şiddetin yalnızca toplumsal cinsiyet eşitliğiyle açıklanamayacağını gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, Avrupa Birliği ülkelerinde yapılan araştırmalara göre, kadınların yaşamları boyunca en az bir kez partner şiddetine maruz kalma oranının Avrupa ortalamasının yüzde 22, İskandinav ülkelerinde yüzde 28 ve Türkiye’de de yüzde 33 civarında olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Erkeğin fiziksel gücü varsa, kadının da gücü; düşünce ve strateji becerisi</strong></p>
<p>Erkeğin fiziksel gücü varsa, kadının da güçlü aracının düşünce ve strateji becerisi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Ancak bu strateji ağlamak ya da duygu sömürüsü şeklinde olmamalı. Çünkü kadın ağladığında, şiddete meyilli bir erkek bu zayıflığı daha da ezme eğiliminde olabilir. Dolayısıyla ağlamak yerine, stratejik ve düşünsel bir yaklaşım tercih edilmelidir. Böyle bir durumda kadın, ‘Şu anda çok öfkelisin. Seni şu an gerçek kişiliğinle görmüyorum. Bu davranışını bir kenara not ediyorum ama şu an sana cevap vermeyeceğim. Çünkü bu yaptığın şey doğru değil.’ demeli. Bu yaklaşım, karşı tarafın düşünen beynini devreye sokar. Yani burada stratejik davranmak gerekir. Elindeki güçlü yönleri fark etmek ve etkili şekilde kullanmak önemlidir. Eğer erkek öfkesinin karşısındakine etki ettiğini, onu yönettiğini hissederse, o gücü kullanmaya devam eder. Bu nedenle kadın, eşinin hangi yönlerden etkilendiğini iyi gözlemlemeli.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Empati eksikliğinin günümüzde ilişkilerin en büyük düşmanı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, evlilikte çatışma durumunda her iki taraf bir adım geri atarsa, orta noktada buluşabileceklerini söyledi.</p>
<p><strong>Şiddet, bir sorun çözme, hak arama, bir iletişim yöntemi olarak içselleştirilmemeli</strong></p>
<p>Şiddet mağdurlarına bakıldığında çoğunun çocukluk döneminde şiddete tanıklık ettiği ya da maruz kaldığının görüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Bu bireylerin yetiştiği ailelerde şiddet, bir sorun çözme, hak arama, hatta bir iletişim yöntemi olarak içselleştirilmiştir. Bu nedenle şiddet, onlar için olağan ve tanıdık gelir. Kız çocukları, bu koşullarda büyüdüklerinde genellikle iki farklı yöne savrulurlar. Özerklik duygusu güçlü olanlar, evlenmek istemez, kendilerini korumak için eğitim alır, meslek sahibi olmak ister. Aileleri tarafından teşvik edilenler de ‘Senin bir mesleğin olsun, bileziğin olsun. Yanlış bir evlilik yaparsan kendi ayakların üzerinde durabilesin’ şeklinde motive edilirler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Şiddet içeren ilişkilerde pişmanlık da sık görülür</strong></p>
<p>Şiddetin öğrenilmiş çaresizlik haline gelebildiğini de dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Kişi, şiddeti bir kader gibi kabullenir, bunu çaresizlik ya da hatta bir sevgi göstergesi olarak algılar. Oysa bu, derin bir zayıflık ve kırılganlık işaretidir. Bu öğrenilmiş çaresizliğin aşılabilmesi için bireyde özerklik duygusunun gelişmiş olması gerekir. Özellikle genç kızlar, evliliğin başında bu konulara duyarlı olduklarını ifade eder ve şiddete kesinlikle tolerans göstermeyeceklerini belirtirler. Şiddet içeren ilişkilerde pişmanlık da sık görülür. Özellikle alkolün etkisi altındayken ortaya çıkan şiddet olaylarında, alkolün etkisi geçtikten sonra birey yoğun bir pişmanlık yaşayabilir. Ancak bu pişmanlığın çoğu zaman bir iyileştirici etkisi olmaz, çünkü şiddet bir kere yöntem hâline geldiyse, bu noktadan sonra artık ilişki sağlıklı biçimde devam edemez.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Şiddetin ilk anında sınırlar net biçimde çizilmeli</strong></p>
<p>İlişkide şiddeti tolere etmenin, affetmenin bir kez olabileceğini ama sonra affedilemez bir hal alacağını anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü bu noktada kurban rolünü benimsemek, şiddete zemin hazırlamak anlamına gelir. Bu nedenle, evliliğin başında yapılacak olan bir evlilik niyet sözleşmesi ya da çiftlerin birlikte değerlendireceği bir evlilik olgunluğu ölçeği, bu tür konuların önceden açıkça konuşulması açısından önemlidir. Eğer biri, şiddeti evlilikte bir problem çözme yöntemi olarak görüyorsa, bu kişi zaten evlilik olgunluğuna sahip değildir. Böyle biriyle ya evlenilmemeli ya da evlenildiyse, şiddetin ilk anında sınırlar net biçimde çizilmelidir.” şeklinde konuştu.<strong> </strong></p>
<p>Sağlıklı evliliklerin, karşılıklı saygı ve bireysel sınırların korunmasıyla mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Yüzeysel ilişkilerde bu denge kurulamıyor. Çünkü bu tür ilişkilerde bağın harcı hızla tükeniyor. Ancak derinlikli, nitelikli ilişkilerde uzun vadeli bağ kurulabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Evlilikte en büyük yatırım, birbirine ayrılan zamandır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, evliliklerde en önemli ihtiyacın “birlikte kaliteli zaman geçirmek” olduğunu dile getirerek, “Nitelikli bir ilişki varsa güven oluşur, insanlar küçük şeyleri büyütmez. Problemler doğal akışta çözülür. En büyük yatırım, birbirine ayrılan zamandır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Kadın ve erkeğin aynı anda aynı rolleri üstlenmesinin “rol karmaşası” na neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Evde kadın da erkek de rollerini dengeleyerek ortak liderlik kurmalı. Kadının biyolojik eğilimi kendini ifade etmeye yöneliktir. Erkeğin ise görsel uyarılara tepkisi daha fazladır. Bu farklılıklar göz önüne alınarak evlilik kurumunda dengeli bir sistem kurulmalı.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kadınlık ve erkeklik kimliğini yok eden yaklaşımlar tehlikeli</strong></p>
<p>Son yıllarda artan cinsiyet eşitliği ve tek cinsiyetli yaklaşımların, evlilik ve kimlik yapısını zedelediğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Cinsiyet eşitliği hak ve fırsatlarda olmalı; kadınlık ve erkeklik kimliğini yok eden yaklaşımlar tehlikeli. Bu bir toplumsal kumar. Cinsiyetsizlik akımları, evliliği cinselliğe indirgedi. Bu da kurum olarak evliliği zayıflatıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumsal düzenin kadın ve erkek rollerini tamamlayıcı olarak tanımlaması gerektiğini belirterek, “Kadın ve erkek rolleri çatışma değil, tamamlayıcılık üzerine kurulmalı. Feminen ve maskülen enerjinin dengesi hem birey hem toplum sağlığı için hayati.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadina-siddette-nordik-paradoksu-594340">Kadına şiddette Nordik Paradoksu…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar&#8217;da &#8221;Ses Ver Şiddete Dur De&#8221; Etkinliği Düzenlenecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ses-ver-siddete-dur-de-etkinligi-duzenlenecek-594103</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 19:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[dur]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenecek]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliği]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[şiddete]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[ver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Üsküdar’da anlamlı bir etkinlik düzenlenecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ses-ver-siddete-dur-de-etkinligi-duzenlenecek-594103">Üsküdar&#8217;da &#8221;Ses Ver Şiddete Dur De&#8221; Etkinliği Düzenlenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Üsküdar’da anlamlı bir etkinlik düzenlenecek.</p>
<p>Üsküdar Valide Sultan Gemisi’nde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın katılımıyla gerçekleşecek programda alanında uzman isimler ve katılımcılar bir araya gelecek.</p>
<p>Etkinlik, 25 Kasım Salı günü saat 14.30’da Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın açılış konuşması ile başlayacak. Açılışın ardından Klinik Psikolog ve PCIT Terapisti Seda Sinem Çağlar, “Kadına Şiddete Mücadelenin Psikolojik Perspektifi” başlıklı konuşmasında, kadına yönelik şiddetin bireysel ve toplumsal etkilerini psikolojik açıdan ele alacak.</p>
<p>Programın devamında gerçekleştirilecek olan “Bir Eşitlik Ütopyası” adlı toplumsal cinsiyet eşitliği konferansı ise tek perde müzikli söyleşi formatında katılımcılarla buluşacak. Biyolojik cinsiyet ile toplumsal cinsiyet ayrımı, cinsiyet körlüğü, günlük dile yerleşmiş cinsiyetçi ifadeler, şiddet, taciz, eğitim ve istihdamda fırsat eşitsizlikleri gibi önemli başlıklar konuşulacak.</p>
<p>Konferansta ayrıca; daha barışçıl ve eşitlikçi bir yaşam ortamı oluşturmanın yolları, cinsiyet ayrımcılığına yol açan engellerin fark edilmesi ve erkeklerin bu süreçte daha aktif rol almasının önemi vurgulanacak. Katılımcıların, çocukluktan yetişkinliğe kadar uzanan süreçte eşitlik temelli bir eylem bilinci kazanmaları hedefleniyor.</p>
<p>Program, “Şiddete Karşı Sözünü Söyle Panosu” etkinliğiyle sona erecek. Bu bölümde katılımcılar, kadına yönelik şiddete karşı düşüncelerini ve dayanışma mesajlarını panoya yazarak ortak bir duruş sergileyecek.</p>
<p>Etkinliğe katılmak isteyenler, 444 0 875 numaralı telefondan veya kulturrezervasyon.uskudar.bel.tr adresinden rezervasyon yaptırabiliyor.</p>
<p>Üsküdar Belediyesi, toplumsal eşitlik ve şiddetsiz bir gelecek için düzenlenen bu anlamlı buluşmayla herkesi “Şiddete Dur De!” demek üzere Valide Sultan Gemisi’ne davet ediyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ses-ver-siddete-dur-de-etkinligi-duzenlenecek-594103">Üsküdar&#8217;da &#8221;Ses Ver Şiddete Dur De&#8221; Etkinliği Düzenlenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilgi-duzensizliklerine-karsi-toplumsal-bilissel-direnclilik-yaratmak-592135</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 08:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[dirençlilik]]></category>
		<category><![CDATA[düzensizliklerine]]></category>
		<category><![CDATA[erişim]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlış Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[yaratmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592135</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından yürütülen ve Avrupa Komisyonu Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezleri Programı tarafından desteklenen “Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak” (Creating Societal Cognitive Resilience Against Information Disorders-RESAID) Projesi günümüzde önemli bir tehdit olan dezenformasyon, mezenformasyon ve malenformasyon gibi bilgi düzensizlikleri hakkında farkındalık yaratmayı, geliştirdiği etkileşimli araçlar ve yayınlarla bireylerin direnç</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgi-duzensizliklerine-karsi-toplumsal-bilissel-direnclilik-yaratmak-592135">Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından yürütülen ve Avrupa Komisyonu Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezleri Programı tarafından desteklenen “Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak” (Creating Societal Cognitive Resilience Against Information Disorders-RESAID) Projesi günümüzde önemli bir tehdit olan dezenformasyon, mezenformasyon ve malenformasyon gibi bilgi düzensizlikleri hakkında farkındalık yaratmayı, geliştirdiği etkileşimli araçlar ve yayınlarla bireylerin dirençliliğine katkıda bulunmayı hedefliyor. </p>
<p>Bu çerçevede <strong>santral</strong>istanbul Kampüsü’nde proje kapsamında geliştirilen araçların tanıtıldığı bir etkinlik düzenlendi. Proje koordinatörü İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Emre Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte bilgi düzensizlikleriyle mücadele için geliştirilen çevrim içi eğitim, oyunlar, kısa videolar, açık erişim kitap ve politika belgelerinin detayları paylaşıldı. </p>
<p><strong>Kitapta farklı disiplinlerden araştırmacıların çalışmaları yer aldı</strong></p>
<p>“Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik” başlıklı açık erişim kitap, farklı disiplinlerden araştırmacıların katkılarıyla bilgi düzensizliklerini kavramsal, siyasal ve toplumsal boyutlarıyla tartışıyor. Mayıs 2025’te düzenlenen konferansta sunulan on iki bildiriye dayanan bu yayın, yanlış bilginin yalnızca sosyal medya alışkanlıklarıyla sınırlı olmadığını; siyasal atmosferden medya yapılanmasına, toplumsal eşitsizliklerden platform yönetim modellerine kadar birçok farklı dinamiğin rol oynadığını ortaya koyuyor. Bu yönüyle kitap hem akademik araştırmalar hem de politika üretim süreçleri için kapsamlı bir kaynak niteliği taşıyor. </p>
<p><strong>Sertifikalı dersler bilgi düzensizliklerinin temel kavramlarını ele alıyor</strong></p>
<p>Proje kapsamında bilgi düzensizlikleriyle ilgili temel kavramları ve mücadele yollarını hak temelli bir yaklaşımla ele alarak öğrencilerden eğitmenlere, gazetecilerden sivil toplum aktörlerine kadar farklı gruplar için geliştirilen <strong>açık erişim çevrim içi dersler</strong>in<strong> </strong>detayları da paylaşıldı. Dersi tamamlayanların onaylı bir sertifika alabilecekleri bu dersler, herkesin ücretsiz olarak yararlanabileceği şekilde açık erişim olarak sunuluyor. </p>
<p><strong>Dijital oyunlar yanlış bilgiyle mücadelede farkındalık sağlıyor</strong></p>
<p>Proje, çevrimiçi derslerin yanı sıra oyunlaştırma ile de bilgi düzensizlikleriyle mücadeleye dair farkındalık kazandırmayı hedefliyor. <strong>CatchMatch, INFOCHIEF, Fanus </strong>ve <strong>Sparkline</strong> isimli  <strong>dijital oyunlar</strong>  kullanıcıların dijital ortamda karşılaştıkları bilgilere daha eleştirel yaklaşmalarına katkıda bulunmak amacıyla hazırlandı. Bu oyunlarda manipülasyon teknikleri, algoritmaların içerik sıralamalarına etkisi ve kullanıcı davranışlarının nasıl yönlendirildiği interaktif olarak gösteriliyor. Böylece kullanıcılar sosyal medyada karşılaştıkları içeriklerin ardındaki yönlendirme mekanizmalarını deneyimleyerek öğreniyor. </p>
<p><strong>Proje kapsamında politika belgeleri hazırlandı</strong></p>
<p>Yine proje kapsamında çok değerli uzmanların kaleme aldığı “Clausewitzci Bir Hibrit Savaş Teorisi”; “Dezenformasyonla Mücadelede Toplumsal Dirençliliğin Güçlendirilmesi: Uluslararası Kuruluşların ve Özellikle NATO’nun Rolü”; “Hakikat Sonrası Çağda Enformasyon Düzensizliği, Güven ve Yılmazlık: Antropolojik Bir Bakış Açısı” ve “Yapay Zekâ Çağında Bilişsel Güvenlik: Sentetik Etkiye Karşı Ulusal Esnek-Dayanıklılık Oluşturmak”<strong> </strong>başlıklı dört <strong>politika belgesi</strong> de tanıtıldı. </p>
<p>Etkinlik kapsamında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci’nin moderatörlüğünde bir panel de düzenlendi. Panelde yapay zekâ, algoritmalar, yanlış bilgi ve toplumsal eşitsizlikler arasındaki ilişkiler farklı disiplinlerden uzmanlar tarafından ele alındı. </p>
<p><strong>‘Platformların iş modeli değişmedikçe sorun devam edecek’</strong></p>
<p>Panelin ilk konuşmacısı İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erkan Saka, sosyal medya platformlarının etkileşim odaklı iş modelinin yanlış bilgi ekosistemini nasıl şekillendirdiğini anlattı. Saka, “Platformlar etkileşim odaklı; insanları orada tutmak istiyorlar. Bu iş modeli sürdükçe daha sansasyonel içerikler öne çıkmaya devam edecek” dedi. Saka, çözüm için algoritmik şeffaflığın kamu tarafından talep edilmesi, teyitçilik çalışmalarının sürdürülebilir şekilde desteklenmesi ve medya okuryazarlığının yapay zekâ çağının koşullarına göre yeniden tasarlanması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>‘Bilgiye erişim hakkı ifade özgürlüğünün özüdür’</strong></p>
<p>Dr. Tuğçe Duygu Köksal, panelin ikinci bölümünde bilgiye erişimin demokratik toplumlar açısından taşıdığı önemi hak temelli bir çerçevede değerlendirdi. Yanlış bilginin özellikle afetler, pandemiler ve seçimler gibi kriz dönemlerinde ciddi hak ihlallerine yol açtığını belirterek “Bilgiye erişim hakkı, ifade özgürlüğünün gerçekleştirilebilmesinin aracı değil, özüdür” ifadelerini kullandı. Köksal, sosyal medyada oluşan yankı odalarının ve algoritmik önyargıların rasyonel tartışma ortamını zayıflattığını, bunun da demokratik müzakere süreçlerini olumsuz etkilediğini dile getirdi.</p>
<p><strong>‘Dijital eşitsizlik sadece teknolojiye erişimden ibaret değildir’</strong> </p>
<p>Panelin son konuşmacısı Türk Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Elif Posos Devrani, toplumsal eşitsizlikler ile bilgi düzensizlikleri arasındaki karşılıklı ilişkiye odaklandı. Dijital eşitsizliğin yalnızca teknolojiye erişimle sınırlı olmadığını, bireylerin dijital imkânları etik, eleştirel ve toplumsal yararı önceleyerek kullanabilme kapasitesine de bağlı olduğunu ifade etti. Bilgi düzensizliklerinin var olan eşitsizlikleri derinleştirdiğini, eşitsizliklerin de yanlış bilgiye karşı kırılganlığı artırdığını dile getiren Posos Devrani, kendi çalışmaları bağlamında da çocukların dirençliliğinin ancak devlet, platformlar, akademi, sivil toplum, öğretmenler ve ailelerin birlikte hareket ettiği bütüncül bir sistemle mümkün olabileceğini vurguladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgi-duzensizliklerine-karsi-toplumsal-bilissel-direnclilik-yaratmak-592135">Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de toplumsal rollerin sahnelenişi konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-toplumsal-rollerin-sahnelenisi-konusuldu-591764</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 10:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[rollerin]]></category>
		<category><![CDATA[sahnelenişi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin “Nasıl Yapmışlar?” söyleşi dizisinin ikinci buluşmasında Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Erving Goffman’ın gündelik yaşamda benliğin sunumu yaklaşımını anlattı. Söyleşide, bireylerin toplumsal yaşamdaki rolleri ve yüz yüze etkileşimlerde benliğin nasıl kurulduğunu konuşuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-toplumsal-rollerin-sahnelenisi-konusuldu-591764">Nilüfer&#8217;de toplumsal rollerin sahnelenişi konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nilüfer Belediyesi’nin “Nasıl Yapmışlar?” söyleşi dizisinin ikinci buluşmasında Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Erving Goffman’ın gündelik yaşamda benliğin sunumu yaklaşımını anlattı. Söyleşide, bireylerin toplumsal yaşamdaki rolleri ve yüz yüze etkileşimlerde benliğin nasıl kurulduğunu konuşuldu.</strong></p>
<p>Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Nasıl Yapmışlar?” söyleşisi, ikinci buluşmasıyla devam etti. Pancar Deposu’nda düzenlenen etkinlikte, Doç. Dr. Levent Ünsaldı, sosyolojinin önemli isimlerinden Erving Goffman’ın etkileşim düzeni kuramını masaya yatırdı.</p>
<p>Söyleşide, Goffman’ın “gündelik yaşamda benliğin sunumu” yaklaşımı merkezinde, bireylerin toplumsal yaşamdaki rolleri tartışıldı. Doç. Dr. Ünsaldı, insanların gündelik hayatta nasıl birer “aktör” gibi davrandıklarını, rollerini “sahne önünde” nasıl sergilediklerini ve “sahne arkasında” bu rolleri nasıl yeniden şekillendirdiklerini anlattı.</p>
<p>Goffman’ın kuramı çerçevesinde, benliğin özellikle yüz yüze ilişkilerde ve etkileşim anlarında nasıl kurulduğuna dair bilgiler paylaşan Doç. Dr. Levent Ünsaldı, katılımcıların sorularını da yanıtladı. </p>
<p>Önemli sosyal bilimcilerin çalışmalarını ele alan “Nasıl Yapmışlar?” söyleşi serisinin bir sonraki etkinliğinde, Howard S. Becker’ın çalışmaları, toplumsal eylemi ve sanat dünyalarını ele alış biçimi konuşulacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-toplumsal-rollerin-sahnelenisi-konusuldu-591764">Nilüfer&#8217;de toplumsal rollerin sahnelenişi konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet Yönetiminde Kadın ve Çocuk Odağı Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afet-yonetiminde-kadin-ve-cocuk-odagi-konusuldu-591366</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 17:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[Afet Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[odağı]]></category>
		<category><![CDATA[panel]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yönetiminde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi, “Afet Yönetiminde Kapsayıcı Yaklaşımlar: Kadın ve Çocuk Odağı Paneli” düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-yonetiminde-kadin-ve-cocuk-odagi-konusuldu-591366">Afet Yönetiminde Kadın ve Çocuk Odağı Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi, “Afet Yönetiminde Kapsayıcı Yaklaşımlar: Kadın ve Çocuk Odağı Paneli” düzenledi. Alanında uzman isimlerin katıldığı panelde tüm afet süreçlerinde; psikolojik destek, çocukların korunması, sosyal hizmet müdahaleleri ve toplumsal cinsiyet bakış açısı gibi konular ele alındı.<br />Afet yönetimi konusunda farkındalık yaratan etkinliklerine bir yenisini daha ekleyen Beylikdüzü Belediyesi, “Afet Yönetiminde Kapsayıcı Yaklaşımlar: Kadın ve Çocuk Odağı Paneli” düzenledi. Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi Trakya Salonu’nda gerçekleşen etkinliğe; Prof. Dr. Nilgün Okay, Uzman Psikolog Yeşim Yılan, Psikolog Yeşim Güldal, Sosyal Hizmetler ve Afet Kriz Direktörü Ercüment Arabacı konuşmacı olarak katıldı. Panelde; afet sonrasında kadın ve çocukların ihtiyaçlarını önceleyen, kapsayıcı afet yönetim anlayışı masaya yatırıldı. Psikolojik destek süreçleri, çocukların korunması, sosyal hizmet müdahaleleri ve toplumsal cinsiyet bakış açısının afet yönetimine entegrasyonu gibi konular uzmanlarca değerlendirildi.<br />“Beylikdüzü’nde dayanıklılığı kadınların ve çocukların sesini güçlendirerek inşa edeceğiz”<br />Panel öncesi konuşma yapan Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı Emel Turan, “Afet yönetimi yalnızca teknik planlama ve müdahale süreçlerinden ibaret değildir. İnsan hayatının, toplumsal ilişkilerin ve sosyal dayanıklılığın merkezinde olduğu çok boyutlu bir süreçtir. Araştırmalar bize gösteriyor ki afetler toplum içinde zaten var olan sosyal kırılganlıkları büyütme eylemindedir. Özellikle toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle kadınların ve çocukların afetlerden daha fazla etkilendiği bilinmektedir. Ancak bu bakış açısı bize şunu da hatırlatmaktadır; kadınlar yalnızca risk altında olan bir grup değildir. Kadınlar, toplumsal dayanıklılığın taşıyıcılarıdır. Aileyi bir arada tutan, çocukları güçlendiren, mahalle ağlarını aktive eden ve yeniden iyileşme süreçlerinde belirleyici rol oynayan çok yönlü bir özelliğe sahiptir. Bu nedenle, afetlere hazırlık ve müdahale süreçlerini kurgularken kadınların bilgi, deneyim ve sosyal dayanışma güçlerini sürecin merkezine almak sadece insani bir gereklilik değil,  bilimsel olarak da en etkili dayanıklılık yöntemleridir. Beylikdüzü Belediyesi olarak bizler başta Sayın Başkanımız Mehmet Murat Çalık öncülüğünde, bize çizdiği vizyon çerçevesinde risk azaltma, toplum temelli afet hazırlığı, psikososyal destek, gönüllülük ve dayanışma ağlarının güçlendirilmesi alanlarında kimseyi geride bırakmayan kapsayıcı bir yaklaşım benimsemekteyiz. Bugünkü panel, yalnızca bilgi paylaşımı değildir. Aynı zamanda ortak düşünme, birlikte üretme ve sahada uygulanabilir adımlar geliştirme panelidir. Katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Beylikdüzü’nde dayanıklılığı kadınların ve çocukların sesini güçlendirerek inşa edeceğiz. Çünkü dayanıklılık birlikte var olur” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-yonetiminde-kadin-ve-cocuk-odagi-konusuldu-591366">Afet Yönetiminde Kadın ve Çocuk Odağı Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürdürülebilir moda toplumsal bir dönüşüm</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/surdurulebilir-moda-toplumsal-bir-donusum-591215</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:15:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[moda]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Moda]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürdürülebilir moda kavramı günümüzde yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşüm anlamı da taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/surdurulebilir-moda-toplumsal-bir-donusum-591215">Sürdürülebilir moda toplumsal bir dönüşüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sürdürülebilir moda kavramı günümüzde yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşüm anlamı da taşıyor. Hız, yenilik ve tüketime dayalı klasik moda anlayışı yerini sürdürülebilir modaya bırakıyor. Sürdürülebilir moda ürünün yaşam döngüsüne, etik değerlere ve çevresel etkilere odaklanıyor. İstinye Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, Tekstil ve Moda Tasarımı Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Ertikin, sürdürülebilir moda konusunda açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>“Moda, bir tüketim nesnesi olmaktan çıkıyor”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Ertikin, sürdürülebilir moda anlayışının klasik moda sistemini kökten dönüştürdüğünü belirtiyor: </p>
<p>“Klasik moda hız, yenilik ve tüketime dayanırken; sürdürülebilir moda ürünün yaşam döngüsüne, etik değerlere ve çevresel etkilere odaklanıyor. Bu anlayış, tasarımdan üretime kadar her aşamada adil emek, şeffaflık ve sorumlu üretimi öne çıkarıyor. Moda artık bir tüketim nesnesi değil; doğaya ve insana saygılı bir kültürel ifade biçimi haline geliyor.”</p>
<p><strong>“Sürdürülebilirlik eğitimi bir düşünme biçimi olmalı”</strong></p>
<p>Üniversitelerin bu dönüşümde kritik rol üstlendiğini vurgulayan Dr. Ertikin, İstinye Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nde sürdürülebilirliği tasarım sürecinin merkezine yerleştirdiklerini belirtiyor:</p>
<p>“Eko-tasarım, eko-boyama, malzeme döngüselliği, dijital tasarım araçları ve etik üretim gibi konulara odaklanıyoruz. Öğrencilerimizi çevreyle empati kuran, teknolojiyi sürdürülebilir amaçlarla kullanan tasarımcılar olmaya yönlendiriyoruz. Ayrıca firmalarla iş birlikleri ve atölye çalışmalarıyla bu bilinci güçlendiriyoruz.”</p>
<p><strong>“Teknoloji modanın sürdürülebilirlik yolculuğunda devrim yaratıyor”</strong></p>
<p>Dr. Ertikin’e göre teknoloji, sürdürülebilir moda sürecinin itici gücü:</p>
<p>“Yapay zekâ üretimden pazarlamaya veri temelli kararları destekliyor; 3D tasarım ve dijital kumaş teknolojileri numune ihtiyacını azaltarak kaynak tasarrufu sağlıyor. Dijital Ürün Pasaportu ve blok zinciri tabanlı izlenebilirlik sistemleri, üretimde şeffaflığı artırıyor. Dijital ikiz teknolojileri ise üretim öncesinde tasarımların çevresel etkilerini test etmeyi mümkün kılıyor. Modanın geleceği artık ‘fijital’ yani fiziksel ve dijital dünyanın kesişiminde şekilleniyor.”</p>
<p><strong>“Genç kuşaklar markalardan değer bekliyor”</strong></p>
<p>Z ve Alfa kuşaklarının “daha az ama anlamlı tüketim” anlayışına dikkat çeken Ertikin, “Bu kuşaklar için bir ürünün etik koşullarda üretilmesi, sürdürülebilir malzemelerle tasarlanması en az estetik kadar önemli. Markalar artık hız yerine anlam, hikâye ve sorumluluğa odaklanmak zorunda” diyor.</p>
<p> <strong>“Türkiye yenilikçi çözüm ortağı olabilir”</strong></p>
<p>Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve coğrafi avantajlarıyla sürdürülebilir tekstil dönüşümünde stratejik konuma sahip olduğunu belirten Ertikin, “Veri tabanlı izlenebilirlik sistemleri, standartlaşma ve eğitim temelli dönüşüm bu potansiyeli daha da güçlendirebilir. Türkiye, eko-tasarım ve biyobazlı malzemelerde yenilikçi bir çözüm ortağı haline gelebilir” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>“Başarı artık çevresel ve toplumsal etkiyle ölçülüyor”</strong></p>
<p>“Hızlı moda modeli, aşırı üretim ve düşük kaliteyle çevreye ve emeğe zarar veriyor. Gerçek sürdürülebilirlik; hız yerine yavaşlık, kalite ve sorumluluk kavramlarını merkeze almalı. Başarı artık ürün adediyle değil, toplumsal ve çevresel etkisiyle ölçülmeli,” diyor.</p>
<p><strong>“Sürdürülebilirliği bir trend değil, sorumluluk olarak görün”</strong></p>
<p>Genç tasarımcılara seslenen Dr. Ertikin şu mesajla bitiriyor:</p>
<p>“Genç tasarımcılara en büyük tavsiyem, sürdürülebilirliği bir trend olarak değil, tasarımın temel sorumluluğu olarak görmeleridir. Moda artık yalnızca estetik bir üretim alanı değil; sosyal, çevresel ve teknolojik etkilerin kesiştiği çok katmanlı bir ekosistem. Bu nedenle tasarımcı, yalnızca ‘yaratan’ değil, aynı zamanda ‘dönüştüren’ bir aktör olmalı. Yeni kuşak tasarımcıların malzeme bilgisini, dijital araçları ve etik değerleri bir arada düşünmeyi öğrenmesi gerekiyor. Geleceğin moda dünyası, fiziksel üretimle dijital deneyimin iç içe geçtiği hibrit bir alan olacak. Moda endüstrisinin geleceği, yalnızca güzel koleksiyonlar üretmekte değil, daha adil, şeffaf ve yaşanabilir bir dünya tasarlamakta yatıyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/surdurulebilir-moda-toplumsal-bir-donusum-591215">Sürdürülebilir moda toplumsal bir dönüşüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelenekle modernlik arasında köprü kuran kadın sufiler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelenekle-modernlik-arasinda-kopru-kuran-kadin-sufiler-590184</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2025 07:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[gelenekle]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[köprü]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[manevi]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[modernlik]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[rol]]></category>
		<category><![CDATA[sufiler]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[yalçınkaya]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590184</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, Harvard Üniversitesi’nde yürüttüğü çalışmalarda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte kadın sufilerin manevi, kültürel ve toplumsal rollerini mercek altına aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelenekle-modernlik-arasinda-kopru-kuran-kadin-sufiler-590184">Gelenekle modernlik arasında köprü kuran kadın sufiler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, Harvard Üniversitesi’nde yürüttüğü çalışmalarda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte kadın sufilerin manevi, kültürel ve toplumsal rollerini mercek altına aldı.</p>
<p>ABD’deki Harvard Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezinde doktora sonrası araştırmalarını sürdüren Dr. Yalçınkaya, Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet döneminde yaşamış Hatice Cenan Sultan, Semiha Cemal Hanım, Samiha Ayverdi, Safiye Erol, Meşkure Sargut ve Sofi Huri gibi isimlerin “gelenek ile modernlik arasında köprü kuran öncü şahsiyetler” olduğunu vurguladı.</p>
<p>Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, “Bu kadınlar, resmi unvanlardan ziyade manevi rehberlikleriyle toplumsal birlik ve empatiyi güçlendirdiler. Onlar hep oradaydılar; gönül erleri yetiştiren gönül anneleri, kültürümüzün isimsiz mimarları oldular.” dedi.</p>
<p><strong>“Kadınlar geri plandaydı” algısı bir yanılgı</strong></p>
<p>Tasavvuf geleneğinde kadınların genellikle geri planda kaldığı yönündeki yaygın algıyı değerlendiren Dr. Yalçınkaya, kadın sufilerin tarihsel olarak tasavvufun görünmez mimarları olduğunu ifade etti.</p>
<p>Dr. Yalçınkaya, “Tarihsel olarak baktığımızda kadın sufiler, tasavvuf geleneğinin görünmez mimarları gibidir. İlk İslam asırlarından itibaren kadınlar tasavvuf yolunda varlık göstermiş, ancak isimleri çoğu zaman kayda geçmemiştir.” dedi.</p>
<p>8. yüzyılda yaşamış Rabia el-Adeviyye’nin, “kadınların da en yüksek manevi mertebelere ulaşabileceğini kanıtladığını” dile getiren Dr. Yalçınkaya, Osmanlı döneminde ise kadınların rolünün çoğunlukla tekke ve dergahların “gönül mutfağını işletmek şeklinde” olduğunu belirtti.</p>
<p>Osmanlı’nın son dönemine damga vuran Ken’an Rifai Hazretleri’nin annesi Hatice Cenan Sultan’ın rolüne dikkat çeken Dr. Yalçınkaya, Hatice Cenan Hanım’ın oğluna olan nasihatini aktararak, bir kadın sufinin toplumsal birlik ve empatiyi nasıl yücelttiğini söyledi.</p>
<p>Dr. Yalçınkaya, kadın sufilerin rolünün resmi unvanlardan ziyade manevi rehberlikte gizli olduğunu dile getirerek, “Dolayısıyla ‘kadınlar geri plandaydı’ algısı, tarihin satır aralarını okumadığımızda ortaya çıkan bir yanılgı. Aslında onlar hep oradaydı; gönül erleri yetiştiren gönül anneleri, kültürümüzün isimsiz mimarları oldular.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kadın sufilerin yaşam öyküleri birer yol haritası niteliğinde</strong></p>
<p>Modern dünyanın karmaşasında yön arayan kadınlar için tarihsel kadın sufilerin yaşam öykülerinin birer yol haritası niteliğinde olduğunu belirten Dr. Yalçınkaya, onların ortak paydasının <strong>“</strong>irade, sabır ve sevgiyle kendi nefislerini aşarak topluma ışık saçmaları” olduğunu kaydetti.</p>
<p>Cumhuriyet’in ilk kadın felsefecilerinden Semiha Cemal Hanım’ın hayatını, “akılla kalbin, bilimle maneviyatın buluşmasına örnek” olarak gösteren Dr. Yalçınkaya, onun felsefe eğitimi almasının tasavvuf yolunda engel değil, aksine bir donanım olduğunu, Semiha Cemal’in azminin, “ilim ve irfan birlikte olabilir” mesajını genç kadınlara ulaştırdığını söyledi.</p>
<p>Samiha Ayverdi’nin, romanlarıyla tasavvufun sevgi ve olgunlaşma prensiplerini geniş kitlelere taşırken; Safiye Erol’un ise “bir kadının hem entelektüel hem de manevî olabileceğini” göstermesiyle dikkat çektiğini anlatan Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, “Meşkûre Sargut Hanım ise adanmışlığı ve hizmet anlayışıyla modern kadına sabır, sevgi ve sadakat dersi veriyor. Sofi Huri ise farklı bir kültürden gelip tasavvufun enginliğinde hakikati bulan evrensel bir örnek olarak sevginin sınır tanımadığını hatırlatıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Günümüz tasavvuf çevrelerinde Cemalnur Sargut’un annesi olarak bilinen Meşkûre Sargut Hanımefendi’nin yaşamını “tam bir adanmışlık destanı” olarak nitelendiren Dr. Yalçınkaya, onun hikayesinin modern kadınlar için sabır, sadakat ve hizmetin sembolü olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>Maneviyat, günlük hayatla bütünleşmeli</strong></p>
<p>Modern dünyadaki ruhsal doyumsuzluk ve aidiyet eksikliğine karşı kadın sufilerin birer “kutup yıldızı gibi yolumuzu aydınlattığını” ifade eden Dr. Yalçınkaya, bu figürlerin maneviyatın günlük hayatla bütünleşebileceğinin kanıtları olduğunu söyledi.</p>
<p>Samiha Ayverdi’nin kadının toplumsal uyumdaki rolünü tanımlayan sözlerini hatırlatan Dr. Yalçınkaya, Ayverdi’ye göre kadının, “cemiyet ahenginin ipuçlarını elinde tutan ve aile kavramını petekleyip dolduran sırlı kuvvet” olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>“Toplumsal birliktelik ve empati, maneviyat arayışındaki herkese iyi gelecektir.”</strong></p>
<p>Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, kadın sufilerin, özellikle 1966’da Samiha Ayverdi’nin öncülüğünde kurulan Türk Kadınları Kültür Derneği (TÜRKKAD) gibi sivil toplum faaliyetleri aracılığıyla “geleneksel maneviyatı modern toplum formuna adapte ettiklerini” ve bunun günümüzde STK’larda kadınların üstlenebileceği rol için yol gösterici olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Kadın sufiler “modern Türkiye’de bir tür manevi arka plan liderliği” yaptı</strong></p>
<p>Harvard Divinity School’a sunduğu araştırma önerisinin temelinde, kadın sufilerin Cumhuriyet döneminde manevi geleneğin devamında üstlendiği “arka plandaki misyonun” yattığını belirten Dr. Yalçınkaya, kadın sufilerin “modern Türkiye’de bir tür manevi arka plan liderliği” yaptığını dile getirdi.</p>
<p>Bu çalışmaların toplumsal hafızaya kazandırılmasıyla oluşacak etkiye değinen Dr. Yalçınkaya, şunları kaydetti:</p>
<p>“Cumhuriyet döneminde tekkelerin resmen kapalı olduğu zaman diliminde, manevi geleneğin sönmeyen ışığı kadınlar sayesinde devam etti&#8230; Kadınlar bu geleneğin öznesi, aktörü, kurucusu, hamisi olagelmiş.”</p>
<p>Sofi Huri gibi evrensel örneklerin İslam tasavvufunun kapsayıcılığını göstermesi açısından kritik olduğunu vurgulayan Dr. Yalçınkaya, yabancı meslektaşlarının bu hikayelere hayran kaldığını ve böylece “kültürel diplomasi” diyebileceği bir faydanın ortaya çıktığını belirtti.</p>
<p>Dr. Yalçınkaya, sözlerini bu kadın sufilerin hayatlarından öğrenilecek daha çok şeyimiz olduğunu dile getirerek, şöyle noktaladı:</p>
<p>“Bu kadın sufilerin hayatlarından öğrenecek daha çok şeyimiz var. Onları okudukça, anlattıkça hem kendimiz manevi olarak besleniyoruz hem de toplumumuza ilham olacak değerler kazandırıyoruz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelenekle-modernlik-arasinda-kopru-kuran-kadin-sufiler-590184">Gelenekle modernlik arasında köprü kuran kadın sufiler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstilacı Su Sümbülleri Hatay&#8217;da Sürdürülebilir Toplumsal ve Ekonomik Faydaya Dönüşüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istilaci-su-sumbulleri-hatayda-surdurulebilir-toplumsal-ve-ekonomik-faydaya-donusuyor-589377</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 09:37:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[gölü]]></category>
		<category><![CDATA[hatay]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[stilacı]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[sümbülleri]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589377</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Sürdürülebilir İnsani Yardım ve Eğitim Vakfı (TÜRSİYEV), Hatay Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle Türkiye’de daha önce uygulanmamış yenilikçi bir çevre ve kalkınma modelini hayata geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istilaci-su-sumbulleri-hatayda-surdurulebilir-toplumsal-ve-ekonomik-faydaya-donusuyor-589377">İstilacı Su Sümbülleri Hatay&#8217;da Sürdürülebilir Toplumsal ve Ekonomik Faydaya Dönüşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Sürdürülebilir İnsani Yardım ve Eğitim Vakfı (TÜRSİYEV), Hatay Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle Türkiye’de daha önce uygulanmamış yenilikçi bir çevre ve kalkınma modelini hayata geçiriyor. 2025 yılında başlayan ve ilk etabı tamamlanan “Asi Nehri ve Kırıkhan Gölbaşı Gölü&#8217;nün Rehabilitasyonu ve Su Sümbüllerinin Geri Dönüşümü Yoluyla Yerel Ekonomiye Katkı Projesi”, ekosistem yönetimi, kadın istihdamı ve sürdürülebilir üretimi bir araya getiriyor, bölgeye sürdürülebilir bir gelecek kazandırmayı hedefliyor.</strong></p>
<p>Asi Nehri ve Kırıkhan Gölbaşı Gölü’nde hızla yayılan istilacı su sümbülleri, görsel bir manzara yaratsa da ekosisteme büyük zarar veriyor. Oksijen dengesini bozan suyun yüzeyini kaplayan su sümbülleri balıkçılığı ve tüm su canlılarını tehdit ediyor. Bitkinin en küçük parçası bile yeniden filizlenerek tehdidin kalıcı hale gelmesine yol açıyor. Bu durum, yalnızca Asi Nehri ve Kırıkhan Gölü’nü değil, suyun döküldüğü Akdeniz’i de etkiliyor. Bu durumdan yola çıkılarak başlatılan <strong>“</strong><strong>Asi Nehri ve Kırıkhan Gölbaşı Gölü&#8217;nün Rehabilitasyonu ve Su Sümbüllerinin Geri Dönüşümü Yoluyla Yerel Ekonomiye Katkı Projesi”</strong>, çevreye, sağlığa, kadına, çocuğa ve ekonomiye dokunacak, bölge için dünyaya açılan bir umut olarak konumlandırılıyor. </p>
<p><strong>TÜRSİYEV</strong> öncülüğü ve <strong>Hatay Büyükşehir Belediyesi</strong> iş birliğiyle çevresel iyileşmenin toplumsal faydayla birleştirildiği projede çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal kalkınma aynı çatı altında birleşiyor. Türkiye’de ve bölgede örnek bir model olarak ekosistem yönetimi, kadın istihdamı ve sürdürülebilir üretim bir araya geliyor. İstilacı su sümbülleriyle fiziksel mücadele yöntemleri uygulanarak, bitkilerin kontrollü biçimde toplanması ve çevreye zarar vermeden ayrıştırılarak işlenmeye hazır hale getirilmesi, yalnızca çevresel iyileşme değil, aynı zamanda yüksek sosyoekonomik fayda da sağlanması hedefleniyor. Proje ile Hatay’a özgü geleneksel üretim biçimlerinin, doğayla uyumlu yaşam kültürünün ve bölgeye özgü el işçiliği pratiklerinin yaşatılmasına katkı sunularak kültürel mirasın korunması da amaçlanıyor.</p>
<p>İsviçre merkezli MSC Foundation ve CSD Foundation projenin tüm süreçlerine kaynak sağlarken, Turquoise Coast Environmental Fund (TCEF), Conservation Collective, Türkiye Mozaik Foundation, Turkish Philanthropy Funds ve Sivil Toplum için Destek Vakfı da eğitim faaliyetlerinin planlanması, uygulanması ve çevre bilincinin artırılması proje ayağını üstleniyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Hatay İl Kadın Girişimciler Kurulu da kadınların ekonomik ve sosyal güçlenmesi ve sürdürülebilirlik farkındalığı odağında proje destekçileri arasında yer alıyor. </p>
<p><strong>“İstilacı su sümbülleriyle çevresel tehdit toplumsal faydaya dönüşüyor”</strong></p>
<p>Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın uygulandığı örnek bir girişim olarak da konumlanan, Asi Nehri ve Kırıkhan Gölbaşı Gölü ekosistemlerinin sürdürülebilir şekilde iyileştirilmesini hedefleyen projenin ilk etabı tamamlandı. TÜRSİYEV, Hatay Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle özel araç ve ekipmanlarla su sümbüllerinin hasadına başlandığı projede, toplanan bitkiler kurutma ve temizleme alanlarında geri dönüşüm için hazırlanıyor. Belediye tarafından tahsis edilen alanda TÜRSİYEV tarafından kurulan atölyede su sümbüllerinin temizlenmesi, kurutulması ve depolanması gerçekleştiriliyor. </p>
<p>İstihdam olanaklarının artırılması ve kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesini hedefleyen eğitimler, Turquoise Coast Environmental Fund (TCEF), Conservation Collective, Türkiye Mozaik Foundation, Turkish Philanthropy Funds ve Sivil Toplum için Destek Vakfı desteği ile Hatay Büyükşehir Belediyesi Halk Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle uzman eğitmenler tarafından verilmeye başlandı. </p>
<p>Toplanan istilacı su sümbüllerinin doğada çürümeye bırakılmadan geri dönüşüm yoluyla doğal hammaddeye dönüştürülecek. Böylece çevresel bir tehdit ekonomik bir fırsata çevrilerek hasat edilen su sümbülleri kadınlar için oluşturulan eğitim programları ile el emeği işlevsel ürünler haline gelecek. Kadınların su sümbüllerini işleyerek sepet ve dekoratif ürünler üreteceği proje ile istilacı bir bitki, Hataylı kadınların emeğiyle katma değere dönüşerek hem hanelere gelir sağlayacak hem de bölgenin yeniden kalkınmasına katkıda bulunacak. Ayrıca TÜRSİYEV, su sümbülünün farklı kullanım alanlarını değerlendirerek yalnızca dekoratif objeler değil, hayvan yemi ve doğal gübre üretimi de gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu sayede projenin sıfır atık vizyonu güçlenirken, Hatay’da çevresel döngüselliği ve sürdürülebilir üretimi bir araya getiren örnek bir model hayata geçiriliyor.</p>
<p><strong>Hatay’ın su sümbülleri kadın emeği ile dünyaya açılacak</strong></p>
<p>Projeye dair görüşlerini paylaşan <strong>TÜRSİYEV Yönetim Kurulu Başkanı Aylin Uçkunkaya</strong> “Asi Nehri ve Kırıkhan Gölbaşı Gölü, istilacı su sümbüllerinin hızla yayılması ve artan kirlilik nedeniyle ciddi çevresel ve sosyoekonomik tehditlerle karşı karşıya. Akdeniz ekosisteminde endemik balık türleri açısından ikinci en zengin havza olan Asi Nehri&#8217;nin korunması, bölgenin eşsiz biyolojik çeşitliliği açısından da kritik önem sahip. Deprem sonrası kanalizasyon altyapısındaki hasarlar, düşük yağış seviyeleri ve artan atık yükü hem nehir hem de göl ekosisteminde kirlilik seviyesini ciddi şekilde yükseltmiş ve bu durum yalnızca sucul yaşamı değil, halk sağlığını da tehdit eder hale gelmiş durumda. Ayrıca, Asi Nehri’nin doğrudan Akdeniz’e ulaşması, deniz ekosistemleri üzerinde de olumsuz etkilere yol açıyor. Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen temizlik çalışmaları, sorunun çözümünde yalnızca fiziksel müdahalenin yeterli olmadığını; uzun vadeli, bütüncül ve sürdürülebilir bir ekosistem restorasyonu modeli gerektiğini ortaya koydu. Bu kapsamda Halk Eğitim Merkezi ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları iş birliğiyle açılan su sümbülü eğitim kursu, çevresel temizlik çalışmalarını katma değerli üretime dönüştürerek kadınlara istihdam sağlayan, yerel ekonomiyi canlandıran ve toplumsal dönüşümü destekleyen yenilikçi bir kalkınma modeli sunuyor” diyerek projenin önemine dikkat çekti. </p>
<p>Su sümbüllerinin geri dönüşüm yoluyla hammaddeye, hammaddelerin ise kadın emeğiyle el sanatlarına dönüşmesinin; doğayla toplumun iyileşmesini buluşturan güçlü bir örnek olacağını vurgulayan <strong>Uçkunkaya</strong> “Kadınlara verilen tasarım ve üretim eğitimleri, yerel zanaat kültürünü yaşatırken çocukların da sürece katılımını teşvik ederek kuşaklar arası bilgi aktarımı desteklenecek. Su taşıma kapasitesi yüksek olan su sümbüllerinin lifleri, Asya ve Güney Amerika’da kağıt, tekstil, hasır ve sepet gibi ürünlerde uzun yıllardır değerlendiriliyor. Hatay’da benzer bir dönüşüm yaratmayı hedefliyoruz. Geri dönüştürülen ürünlerin pazarlanmasına yönelik stratejileri de planlıyoruz. Depremden ağır hasar almış Hatay’da yürütülen bu proje, yalnızca çevresel bir çözüm değil, toplumsal dayanıklılığı güçlendiren bir yeniden doğuş hikâyesi olacak” dedi. </p>
<p><b>Gölün Nefes Alması, Hatay İçin Yenilikçi Bir Umut Olacak</b></p>
<p>Asi Nehri, yalnızca kuşlar için değil, balık türleri açısından da büyük bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapıyor. Bölge halkı tarafından yoğun olarak tüketilen Karabalık (Clarias gariepinus) ve Hatay’a özgü endemik türlerden Capoeta barroisi (Zerzuri), hem ekosistem hem de bölge ekonomisi açısından kritik öneme sahip. Bu nedenle göl ve nehirde yürütülen temizlik çalışmaları, balık popülasyonunun korunması ve sürdürülebilir balıkçılık faaliyetleri için de büyük bir kazanıma olanak sağlayacak. Aynı zamanda gölün doğal yapısının yeniden canlanacağı proje ile su altı yaşamının yanı sıra 194 kuş türünün tespit edildiği alanda, göçmen kuşlar için önemli olan bölge daha güvenli bir durak noktası olacak. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istilaci-su-sumbulleri-hatayda-surdurulebilir-toplumsal-ve-ekonomik-faydaya-donusuyor-589377">İstilacı Su Sümbülleri Hatay&#8217;da Sürdürülebilir Toplumsal ve Ekonomik Faydaya Dönüşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelecek Varlık, sektöründe yayımlanan ilk Sürdürülebilirlik Raporunu açıkladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelecek-varlik-sektorunde-yayimlanan-ilk-surdurulebilirlik-raporunu-acikladi-589027</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 08:16:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[finans]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Varlık]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[raporunu]]></category>
		<category><![CDATA[sektöründe]]></category>
		<category><![CDATA[sektöründeki]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>
		<category><![CDATA[yayımlanan]]></category>
		<category><![CDATA[yayınladı]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelecek Varlık Yönetimi, kuruluşunun 20. yıldönümünde sektörde öncü bir adım attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecek-varlik-sektorunde-yayimlanan-ilk-surdurulebilirlik-raporunu-acikladi-589027">Gelecek Varlık, sektöründe yayımlanan ilk Sürdürülebilirlik Raporunu açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelecek Varlık Yönetimi, kuruluşunun 20’nci yıldönümünde sektöre öncülük eden önemli bir adım attı. Türkiye varlık yönetim sektörünün ilk Sürdürülebilirlik Raporunu yayımlayan şirket, yalnızca finansal sonuçlarıyla değil, çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki sorumluluklarıyla da sektöre örnek oldu.</p>
<p>1 Ocak – 31 Aralık 2024 dönemini kapsayan ve Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na (TSRS) uyumlu olarak hazırlanan rapor, Gelecek Varlık’ın sürdürülebilir büyüme vizyonunu, paydaşlarına uzun vadeli değer yaratma taahhüdünü ve toplumsal sorumluluk bilincini ortaya koyuyor. Rapor, sera gazı emisyonlarının azaltılmasından iklim değişikliğine uyum çalışmalarına, bireylerin finansal sisteme yeniden kazandırılmasına yönelik projelerden kurumsal yönetişim yapısına kadar geniş bir çerçevede şirketin faaliyetlerini şeffaf bir şekilde aktarıyor. Rapor, sürdürülebilirliğin Gelecek Varlık’ın iş modeliyle bütünleştiğini ve şirketin kurumsal yapısının merkezine yerleştirildiğini ortaya koyuyor.</p>
<h3><strong>“20’nci yılımızda sektöre yön veren ilkleri hayata geçiriyoruz”</strong></h3>
<p>Gelecek Varlık Yönetimi Genel Müdürü Sezin Ünlüdoğan, rapora ilişkin değerlendirmede bulundu. Ünlüdoğan,<strong> </strong>“20’nci yılımızda, güçlü finansal sonuçlar elde etmeye devam ederken sürdürülebilir büyüme stratejimizin de somut adımlarını atıyoruz. Sektörümüzde ilk kez yayımlanan Sürdürülebilirlik Raporumuz, sorumlu finans yaklaşımımız ve uzun vadeli değer üretme hedefimizi kurumsal bir çerçeveye taşıyor. İklim değişikliğiyle mücadeleden toplumsal faydaya kadar birçok alanda ortaya koyduğumuz çalışmalar, ülkemizin ekonomik ve sosyal istikrarına katkı sağlamaya devam edecek.” dedi.</p>
<h3><strong>Finansal gücü toplumsal faydaya dönüştürüyor</strong></h3>
<p>Kuruluşundan bu yana toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden Gelecek Varlık, sürdürülebilirliği yalnızca ekolojik bir konu değil, toplum ve ekonomi için değer yaratmanın ayrılmaz bir parçası olarak tanımlıyor. Birleşmiş Milletler’in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu şekilde çevresel etkilerin azaltılmasını, toplumsal faydanın artırılmasını ve şeffaf yönetişim standartlarının güçlendirilmesini hedefleyen şirket, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma taahhüdünü yineliyor.</p>
<p>Gelecek Varlık olarak sürdürülebilirlik alanında öncü bir finans kuruluşu olmayı amaçladıklarını vurgulayan Ünlüdoğan, “Bizim için sürdürülebilirlik, gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras. Finansal gücümüzü toplumsal fayda ile birleştirerek ülkemize ve paydaşlarımıza kalıcı değer sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.<em>   </em></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecek-varlik-sektorunde-yayimlanan-ilk-surdurulebilirlik-raporunu-acikladi-589027">Gelecek Varlık, sektöründe yayımlanan ilk Sürdürülebilirlik Raporunu açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tasarruf finansmanı, toplumsal dönüşümün finansal aracı hâline geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tasarruf-finansmani-toplumsal-donusumun-finansal-araci-haline-geldi-588312</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:55:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[aracı]]></category>
		<category><![CDATA[aş]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümün]]></category>
		<category><![CDATA[finansal]]></category>
		<category><![CDATA[finansman]]></category>
		<category><![CDATA[finansmanı]]></category>
		<category><![CDATA[fuzul]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[Milyar Tl]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sektörün]]></category>
		<category><![CDATA[tasarruf]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarruf Finansman]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588312</guid>

					<description><![CDATA[<p>31 Ekim Dünya Tasarruf Günü, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de finansal farkındalığın artması ve hane ekonomilerinin güçlenmesi için önemli bir hatırlatma niteliği taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasarruf-finansmani-toplumsal-donusumun-finansal-araci-haline-geldi-588312">Tasarruf finansmanı, toplumsal dönüşümün finansal aracı hâline geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>31 Ekim Dünya Tasarruf Günü, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de finansal farkındalığın artması ve hane ekonomilerinin güçlenmesi için önemli bir hatırlatma niteliği taşıyor. Ekonomik koşullar bireylerin tasarrufa bakışını dönüştürürken; erişilebilir finansman modellerine olan ihtiyaç da ciddi manada artmış durumda.</p>
<p><b><strong>Tasarruf finansman sektörü, tarihî büyüme ivmesi yakaladı</strong></b></p>
<p>Bu dönüşümün etkisi sektörün büyüme rakamlarına da yansıdı. Tasarruf finansman modelinin yükselen etkisi, sektörün Türkiye ekonomisinde kalıcı bir yer edinmesini sağladı. Finansal Kurumlar Birliği (FKB) verilerine göre, 9 lisanslı şirketin faaliyet gösterdiği sektör, 2025’in ilk yarısında 2024’ün aynı dönemine kıyasla rekor bir büyüme kaydetti: Toplam işlem hacmi yüzde 260 artarak 111,8 milyar TL’den 402,6 milyar TL’ye, aktif büyüklük ise yüzde 264 artışla 47,8 milyar TL’den 174 milyar TL’ye yükseldi. Bugün 489 şubede 6 bin 500’ü aşkın kişiye istihdam sağlayan sektör, 761 bini aşan katılımcısıyla Türkiye’de finansal kapsayıcılığın en yaygın modellerinden biri hâline geldi.</p>
<p>Sektörün yakaladığı büyüme ivmesinin önemli role sahip olan olan Fuzul, 151 şubesiyle Türkiye genelindeki toplam şube ağının yaklaşık yüzde 31’ini oluşturuyor. 45,89 milyar TL’yi aşan aktif büyüklüğüyle sektör varlıklarının dörtte birinden fazlasını yöneten şirket, 2025’in ilk yarısında 100 bini aşkın yeni müşteri kazandı.</p>
<p>Fuzul, bu yıl gerçekleştirdiği 65 bine yakın ev ve araç teslimatıyla hane ekonomisine 62 milyar TL finansman sağladı. Bu tutar, 2024 yılındaki toplam teslimat hacminin üç katından fazla. Son beş yılda sağlanan 86,5 milyar TL’lik toplam finansmanın yüzde 70’i yalnızca bu yılın ilk dokuz ayında gerçekleşerek, tasarruf finansman sektörünün ulaştığı tarihi büyüme ivmesini açıkça ortaya koydu.</p>
<p><b><strong>“Sektörün başarısı modelimize duyulan güveni kanıtlıyor”</strong></b></p>
<p>Fuzul’ün ve tasarruf finansman sektörünün yakaladığı büyüme verilerinin sayıların ötesinde toplumsal bir dönüşümü işaret ettiğini belirten <strong>Fuzul Tasarruf Finansman AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Akbal</strong>, tasarruf kavramına yalnızca ekonomik değil, toplumsal bir değer olarak yaklaştıklarını vurguladı. <strong>Eyüp Akbal</strong> şöyle devam etti: “Dünya Tasarruf Günü bizim için takvimdeki bir günden fazlasını; bir &#8216;gelecek bilincini&#8217; ve en temel insani ihtiyaç olan &#8216;güvence&#8217; arayışını ifade ediyor. Tasarruf, bu topraklarda her zaman bir ailenin hayallerini gerçeğe dönüştürmesinin, bir &#8216;yuva&#8217; kurmasının ilk adımı olmuştur. Günümüz dünyasında bu &#8216;yuva&#8217; ihtiyacı değişmedi ancak ona ulaşma yolları dönüştü. İşte bu noktada tasarruf finansman sistemi artık sadece ev ya da araç sahibi olmanın değil, finansal okuryazarlığı güçlendirerek geleceği planlamanın da en erişilebilir yolu hâline geldi. Fuzul olarak bu büyük dönüşümün öncüsü olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Sektör verilerinin gösterdiği bu rekor büyüme ivmesi, modelimizin ne kadar güçlü bir toplumsal ihtiyaca cevap verdiğinin kanıtıdır. Fuzul’ün son 5 yılda sağladığı finansmanın yüzde 70’ini bu yıl gerçekleştirmiş olması, modelimize duyulan güveni ve toplumsal karşılığını net bir biçimde ortaya koyuyor. Bu ivmeyi sürdürerek yıl sonunda 200 bini aşkın yeni müşteriye ulaşmayı hedefliyoruz.”</p>
<p>Toplumsal fayda misyonlarını önümüzdeki dönemde güçlendirerek sürdüreceklerini belirten <strong>Akbal</strong>, sözlerini şöyle tamamladı: “Ülkemizin dört bir yanında şubeleşmeye devam ederek modelimize erişimi artıracağız; müşterilerimizin deneyimini iyileştiren dijitalleşme yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Büyümemize paralel olarak daha çok istihdam sağlayacak ve daha çok kişinin finansal hedeflerine ulaşmasına aracılık edeceğiz. Tasarruf finansman modelimizle toplumun her kesiminin geleceğe güvenle bakması için çalışmaya devam edeceğiz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasarruf-finansmani-toplumsal-donusumun-finansal-araci-haline-geldi-588312">Tasarruf finansmanı, toplumsal dönüşümün finansal aracı hâline geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyetimiz 102 yaşında!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cumhuriyetimiz-102-yasinda-587316</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 17:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyetimiz]]></category>
		<category><![CDATA[eşit]]></category>
		<category><![CDATA[geleneksel]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[yaşında]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587316</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarihçi Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, Cumhuriyet’in kuruluşunun 102. yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede, Cumhuriyet’in en büyük kazanımının, halka inanç, cinsiyet veya köken ayrımı olmaksızın “eşit yurttaşlar olma” bilincini kazandırması olduğunu vurguladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumhuriyetimiz-102-yasinda-587316">Cumhuriyetimiz 102 yaşında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tarihçi Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, Cumhuriyet’in kuruluşunun 102. yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede, Cumhuriyet’in en büyük kazanımının, halka inanç, cinsiyet veya köken ayrımı olmaksızın “eşit yurttaşlar olma” bilincini kazandırması olduğunu vurguladı. </strong></p>
<p><strong>Geçmişle kavga etmek yerine geleceğe odaklanmak gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Öncelikle geçmişte horoz döğüşü yapmak yerine yönümüzü ânâ ve geleceğe dönmeliyiz. Bugün tüm farklı kesimlerin birlik ve dayanışmasıyla ancak vatanımızı daha güvenli ve refah içinde bir yuva hâline getirebileceğimizi unutmamalıyız.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, Cumhuriyet’in kuruluşunun 102. yılına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Ülkenin tüm vatandaşları eşittir!</strong></p>
<p>“Cumhuriyet’in en büyük kazanımı, aynı vatanda yaşayan bütün halk kitlesine ‘eşit yurttaşlar olma’ duygusunu kazandırmış olmasıdır.” diyen Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yurttaşlık bilinci, hangi toplumsal kimliklere sahip olursak olalım, hepimizin eşit haklara sahip bireyler olduğumuzun farkında olmak demektir. Yani inancımızdan, cinsiyetimizden, soyumuzdan ya da gelir düzeyimizden bağımsız olarak, bu ülkenin tüm vatandaşları eşittir. Bu eşitlik bilincinin toplumsal düzeyde yerleşebilmesi ise Cumhuriyet’in ilanıyla mümkün olmuştur. Bu yönüyle Cumhuriyet’in kuruluşu, yalnızca bir yönetim biçimi, rejim değişikliği değil, halkın kendi gücünün farkına vararak kaderini tayin etme cesaretini kazandığı tarihsel bir dönüm noktasıdır.”</p>
<p><strong>Toplumun yapısal temelleri yeniden inşa edildi</strong></p>
<p>Cumhuriyet’in kuruluş sürecinin, ülke tarihindeki en büyük toplumsal kırılmalardan biri olduğunun söylenebileceğini dile getiren Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Çünkü bu süreç ülkenin geçmişindeki en köklü toplumsal ve siyasal dönüşüm anlarından biridir. Sadece monarşiden cumhuriyete geçişi değil, toplumun yapısal temellerinin yeniden inşasını da ifade eder. Cumhuriyet öncesi devirde diğer tüm imparatorluk formlarında olduğu gibi bizde de toplumu oluşturan bireylerin siyasal aidiyeti hanedana ve dine dayalı bir hiyerarşiye yönelikti. Cumhuriyet’le birlikte bu aidiyetin yerini halkın iradesi, yani ‘hakimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu’ anlayışı aldı. Böylece birey-devlet arasındaki ilişkide tam anlamıyla bir paradigma dönüşümü yaşandı. Osmanlı’nın 600 yıllık kadim geleneğinde yaşanan bu kırılma, doğal olarak yeni ulus devletin, Türkiye’nin siyasal kültürünü, toplumsal değerlerini ve kimlik algısını da yeniden şekillendirdi.” dedi.</p>
<p><strong>Cumhuriyet fikri toplumunun tüm kesimlerinde</strong> <strong>sarsılmaz bir yer edindi</strong></p>
<p>“Cumhuriyet fikrinin Türkiye toplumunun tüm kesimlerine yüzde yüz yerleştiği söylenemez ancak bu fikrin toplumsal bilinçte kalıcı ve de sarsılmaz bir yer edindiği tartışmasızdır.” diyerek görüşlerini ifade eden Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Toplumun tüm kesimlerine neden yerleşememiş olduğuna dair çeşitli açıklamalar yapılabilir. Bunlardan en yaygını, pek çok coğrafyada olduğu gibi bizde de cumhuriyetle birlikte yaşanan toplumsal dönüşümün ‘yukarıdan aşağıya’ bir modelle kurgulanmasıdır. Bu nedenle ilk dönemlerde cumhuriyet fikri bilhassa özellikle kentli, eğitimli ve devletle yakın temas hâlinde olan kesimlerde güçlü bir karşılık bulmuştur. Diğer kesimlerde aynı şekilde karşılık bulmamasının başlıca sebebi ise geleneksel yaşam biçimlerinin ve dini-kültürel referansların bu çevrelerde daha belirleyici olmasıdır. Bugün gelinen noktada, cumhuriyet fikri, yani halk egemenliği, eşit yurttaşlık ve hukukun üstünlüğü gibi temel ilkeler kuşkusuz geniş kabul görmektedir fakat hem yorumlanması hem de içselleştirilme düzeyleri farklı kesimlerde değişiklikler gösterir. Fakat bu durumun bizim tarihimize münhasır olmadığını, her devirde ve her türden yeniliğe karşı toplumun çeşitli kesimlerinin birbirinden farklı tutumlar geliştirdiğini de vurgulamak gerekir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Cumhuriyet, Osmanlı’nın geleneksel yapısından kopuşu ifade ediyor</strong></p>
<p>Cumhuriyet’in, en öz haliyle Osmanlı’nın geleneksel yapısından kopuşu ifade ettiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dolayısıyla 600 yıllık alışılmış kadim bir geleneğin değişimi ve dönüşümü hiçbir toplum için kolay olmayacaktır, bizim için de öyle oldu. Din ile devlet işlerinin ayrılması yani din-devlet-kamusal yaşam ayrımının içselleştirilmesi, 600 yıllık alışkanlıkları olan bir halk kitlesi için kuşku yok ki hassas ve uzun soluklu bir sürece ihtiyaç duyar; kimi kesimlerde adaptasyon ve kabul sorunlarına yol açar. Zira yeni rejimle birlikte geleneksel otorite zayıflayıp dinin kamusal alandaki rolü sınırlandırılınca yüzlerce yıldır halk tarafından alışılagelmiş toplumsal düzenin güvenlik kurumları da ya zayıflamış ya da ortadan kalkmıştır. Haliyle bu durum karşısında geleneksel bağlantıları daha güçlü kesimler için kolektif bilinçte yani insanların alıştığı kurallar, değerler ve davranış biçimleri bütününde derin bir kırılma yaşanarak güven, aidiyet ve öngörülebilirlik duyguları tehdit edilmiştir.”</p>
<p><strong>Cumhuriyet Türkiye’de birleştirici bir çerçeve sundu</strong></p>
<p>Öte yandan kadın hakları, kıyafet ve dil inkılabı gibi toplumsal değişimlerle yerleşik değerlerin çok hızlı biçimde değişmesinin, geleneksel bağlılığı yüksek olan kesimlerde kaygı düzeyini artırarak direnç ve tepkiye yol açtığını da hatırlatan Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Zira yenilik ve değişim karşısında hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ‘bilinen eskiyi tercih etme’ eğilimi genellikle daha güçlüdür. Aynı nedenle yeni rejimin birey-vatandaş kimliğini içselleştirmek de yüzyıllardır bilinen, tanıdık olan eski kimlik, aidiyetler ve yaşanan güven duygusu yerine yeni kimlikle özdeşleşmeyi zorlaştırmıştır; çünkü yeni kimlik de her şeyiyle bir hayli yabancıdır. Sonuç itibariyle cumhuriyet Türkiye’de birleştirici bir çerçeve sunmuş ancak hemen tüm kesimlerce aynı oranda içselleştirilmemiştir. Geleneksel aidiyetleri güçlü kesimler cumhuriyetle birlikte yüz yüze kaldıkları güvendikleri eski otorite ve düzenin kaybına tepki vermiştir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Geçmişle kavga etmek yerine geleceğe odaklanılmalı</strong></p>
<p>Geleceğe dair yol haritası çizen Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Öncelikle geçmişte horoz döğüşü yapmak yerine yönümüzü ânâ ve geleceğe dönmeliyiz. Dünyada ve ülkemizde, Cumhuriyet’in ilanıyla başlayan ulusal kimlik inşa sürecinin artık farklı dinamiklerle ilerlediğini ve zamanın ruhunun değiştiğini kabul etmeliyiz. Bugün tüm farklı kesimlerin birlik ve dayanışmasıyla ancak vatanımızı daha güvenli ve refah içinde bir yuva hâline getirebileceğimizi unutmamalıyız.  Bu nedenle, katılımcı ve kapsayıcı eğitim politikaları, toplumun farklı kesimleriyle iş birliği ve diyalog, halk odaklı farkındalık ve deneyim fırsatları ile sosyal ve ekonomik eşitliği güçlendiren adımlar atmalıyız. Bunu yaparken, toplumun ritmini ve kültürel hassasiyetlerini gözeterek, 21. yüzyılda Cumhuriyet’in kazanımlarını vatandaşlık ve yurttaşlık değerleri temelinde toplumu birleştirecek şekilde yeniden yapılandırabiliriz.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Geçmişle kavga etmek yerine geleceğe odaklanmak gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Öncelikle geçmişte horoz döğüşü yapmak yerine yönümüzü ânâ ve geleceğe dönmeliyiz. Bugün tüm farklı kesimlerin birlik ve dayanışmasıyla ancak vatanımızı daha güvenli ve refah içinde bir yuva hâline getirebileceğimizi unutmamalıyız.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, Cumhuriyet’in kuruluşunun 102. yılına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Ülkenin tüm vatandaşları eşittir!</strong></p>
<p>“Cumhuriyet’in en büyük kazanımı, aynı vatanda yaşayan bütün halk kitlesine ‘eşit yurttaşlar olma’ duygusunu kazandırmış olmasıdır.” diyen Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yurttaşlık bilinci, hangi toplumsal kimliklere sahip olursak olalım, hepimizin eşit haklara sahip bireyler olduğumuzun farkında olmak demektir. Yani inancımızdan, cinsiyetimizden, soyumuzdan ya da gelir düzeyimizden bağımsız olarak, bu ülkenin tüm vatandaşları eşittir. Bu eşitlik bilincinin toplumsal düzeyde yerleşebilmesi ise Cumhuriyet’in ilanıyla mümkün olmuştur. Bu yönüyle Cumhuriyet’in kuruluşu, yalnızca bir yönetim biçimi, rejim değişikliği değil, halkın kendi gücünün farkına vararak kaderini tayin etme cesaretini kazandığı tarihsel bir dönüm noktasıdır.”</p>
<p><strong>Toplumun yapısal temelleri yeniden inşa edildi</strong></p>
<p>Cumhuriyet’in kuruluş sürecinin, ülke tarihindeki en büyük toplumsal kırılmalardan biri olduğunun söylenebileceğini dile getiren Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Çünkü bu süreç ülkenin geçmişindeki en köklü toplumsal ve siyasal dönüşüm anlarından biridir. Sadece monarşiden cumhuriyete geçişi değil, toplumun yapısal temellerinin yeniden inşasını da ifade eder. Cumhuriyet öncesi devirde diğer tüm imparatorluk formlarında olduğu gibi bizde de toplumu oluşturan bireylerin siyasal aidiyeti hanedana ve dine dayalı bir hiyerarşiye yönelikti. Cumhuriyet’le birlikte bu aidiyetin yerini halkın iradesi, yani ‘hakimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu’ anlayışı aldı. Böylece birey-devlet arasındaki ilişkide tam anlamıyla bir paradigma dönüşümü yaşandı. Osmanlı’nın 600 yıllık kadim geleneğinde yaşanan bu kırılma, doğal olarak yeni ulus devletin, Türkiye’nin siyasal kültürünü, toplumsal değerlerini ve kimlik algısını da yeniden şekillendirdi.” dedi.</p>
<p><strong>Cumhuriyet fikri toplumunun tüm kesimlerinde</strong> <strong>sarsılmaz bir yer edindi</strong></p>
<p>“Cumhuriyet fikrinin Türkiye toplumunun tüm kesimlerine yüzde yüz yerleştiği söylenemez ancak bu fikrin toplumsal bilinçte kalıcı ve de sarsılmaz bir yer edindiği tartışmasızdır.” diyerek görüşlerini ifade eden Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Toplumun tüm kesimlerine neden yerleşememiş olduğuna dair çeşitli açıklamalar yapılabilir. Bunlardan en yaygını, pek çok coğrafyada olduğu gibi bizde de cumhuriyetle birlikte yaşanan toplumsal dönüşümün ‘yukarıdan aşağıya’ bir modelle kurgulanmasıdır. Bu nedenle ilk dönemlerde cumhuriyet fikri bilhassa özellikle kentli, eğitimli ve devletle yakın temas hâlinde olan kesimlerde güçlü bir karşılık bulmuştur. Diğer kesimlerde aynı şekilde karşılık bulmamasının başlıca sebebi ise geleneksel yaşam biçimlerinin ve dini-kültürel referansların bu çevrelerde daha belirleyici olmasıdır. Bugün gelinen noktada, cumhuriyet fikri, yani halk egemenliği, eşit yurttaşlık ve hukukun üstünlüğü gibi temel ilkeler kuşkusuz geniş kabul görmektedir fakat hem yorumlanması hem de içselleştirilme düzeyleri farklı kesimlerde değişiklikler gösterir. Fakat bu durumun bizim tarihimize münhasır olmadığını, her devirde ve her türden yeniliğe karşı toplumun çeşitli kesimlerinin birbirinden farklı tutumlar geliştirdiğini de vurgulamak gerekir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Cumhuriyet, Osmanlı’nın geleneksel yapısından kopuşu ifade ediyor</strong></p>
<p>Cumhuriyet’in, en öz haliyle Osmanlı’nın geleneksel yapısından kopuşu ifade ettiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dolayısıyla 600 yıllık alışılmış kadim bir geleneğin değişimi ve dönüşümü hiçbir toplum için kolay olmayacaktır, bizim için de öyle oldu. Din ile devlet işlerinin ayrılması yani din-devlet-kamusal yaşam ayrımının içselleştirilmesi, 600 yıllık alışkanlıkları olan bir halk kitlesi için kuşku yok ki hassas ve uzun soluklu bir sürece ihtiyaç duyar; kimi kesimlerde adaptasyon ve kabul sorunlarına yol açar. Zira yeni rejimle birlikte geleneksel otorite zayıflayıp dinin kamusal alandaki rolü sınırlandırılınca yüzlerce yıldır halk tarafından alışılagelmiş toplumsal düzenin güvenlik kurumları da ya zayıflamış ya da ortadan kalkmıştır. Haliyle bu durum karşısında geleneksel bağlantıları daha güçlü kesimler için kolektif bilinçte yani insanların alıştığı kurallar, değerler ve davranış biçimleri bütününde derin bir kırılma yaşanarak güven, aidiyet ve öngörülebilirlik duyguları tehdit edilmiştir.”</p>
<p><strong>Cumhuriyet Türkiye’de birleştirici bir çerçeve sundu</strong></p>
<p>Öte yandan kadın hakları, kıyafet ve dil inkılabı gibi toplumsal değişimlerle yerleşik değerlerin çok hızlı biçimde değişmesinin, geleneksel bağlılığı yüksek olan kesimlerde kaygı düzeyini artırarak direnç ve tepkiye yol açtığını da hatırlatan Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Zira yenilik ve değişim karşısında hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ‘bilinen eskiyi tercih etme’ eğilimi genellikle daha güçlüdür. Aynı nedenle yeni rejimin birey-vatandaş kimliğini içselleştirmek de yüzyıllardır bilinen, tanıdık olan eski kimlik, aidiyetler ve yaşanan güven duygusu yerine yeni kimlikle özdeşleşmeyi zorlaştırmıştır; çünkü yeni kimlik de her şeyiyle bir hayli yabancıdır. Sonuç itibariyle cumhuriyet Türkiye’de birleştirici bir çerçeve sunmuş ancak hemen tüm kesimlerce aynı oranda içselleştirilmemiştir. Geleneksel aidiyetleri güçlü kesimler cumhuriyetle birlikte yüz yüze kaldıkları güvendikleri eski otorite ve düzenin kaybına tepki vermiştir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Geçmişle kavga etmek yerine geleceğe odaklanılmalı</strong></p>
<p>Geleceğe dair yol haritası çizen Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Öncelikle geçmişte horoz döğüşü yapmak yerine yönümüzü ânâ ve geleceğe dönmeliyiz. Dünyada ve ülkemizde, Cumhuriyet’in ilanıyla başlayan ulusal kimlik inşa sürecinin artık farklı dinamiklerle ilerlediğini ve zamanın ruhunun değiştiğini kabul etmeliyiz. Bugün tüm farklı kesimlerin birlik ve dayanışmasıyla ancak vatanımızı daha güvenli ve refah içinde bir yuva hâline getirebileceğimizi unutmamalıyız.  Bu nedenle, katılımcı ve kapsayıcı eğitim politikaları, toplumun farklı kesimleriyle iş birliği ve diyalog, halk odaklı farkındalık ve deneyim fırsatları ile sosyal ve ekonomik eşitliği güçlendiren adımlar atmalıyız. Bunu yaparken, toplumun ritmini ve kültürel hassasiyetlerini gözeterek, 21. yüzyılda Cumhuriyet’in kazanımlarını vatandaşlık ve yurttaşlık değerleri temelinde toplumu birleştirecek şekilde yeniden yapılandırabiliriz.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumhuriyetimiz-102-yasinda-587316">Cumhuriyetimiz 102 yaşında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağcılar Belediyesi ve YTÜ, toplumsal odaklı projeler için iş birliği yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagcilar-belediyesi-ve-ytu-toplumsal-odakli-projeler-icin-is-birligi-yapti-585771</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 10:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[bağcılar]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[fayda]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[projeler]]></category>
		<category><![CDATA[protokol]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[ytü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585771</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağcılar Belediyesi ile Yıldız Teknik Üniversitesi, kent ve akademi arasında köprü kurarak toplumsal fayda odaklı projelere imza atmak amacıyla kapsamlı bir iş birliği protokolü imzaladı. Protokol, bilimsel araştırmalardan kültürel miras çalışmalarına, öğrenci stajlarından uluslararası hibe programlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilar-belediyesi-ve-ytu-toplumsal-odakli-projeler-icin-is-birligi-yapti-585771">Bağcılar Belediyesi ve YTÜ, toplumsal odaklı projeler için iş birliği yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span>Bağcılar Belediyesi ile Yıldız Teknik Üniversitesi, kent ve akademi arasında köprü kurarak toplumsal fayda odaklı projelere imza atmak amacıyla kapsamlı bir iş birliği protokolü imzaladı. Protokol, bilimsel araştırmalardan kültürel miras çalışmalarına, öğrenci stajlarından uluslararası hibe programlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Yerel yönetimlerde örnek projeleri hayata geçiren Bağcılar Belediyesi ile Türkiye’nin önde gelen Yıldız Teknik Üniversitesi, kamusal ve belediyecilik hizmetlerinin geliştirilmesi ve toplum yararına projeler üretilmesi amacıyla güçlerini birleştirdi. Bu amaçla YTÜ Davutpaşa Kampüsü&#8217;nde imza t öreni gerçekleştirildi. Törende YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik ile Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız tarafından iki kurumun bilimsel ve mesleki deneyimlerini karşılıklı olarak aktarmasını hedefleyen protokol imzalandı.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“Bilimin aydınlatıcı rehberliğinden faydalanacağız”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, “Yerel yönetimler olarak en temel görevimiz, hizmet verdiğimiz şehrin ve insanımızın geleceğine yatırım yapmaktır. Bu vizyon, sadece fiziki altyapı hizmetleriyle değil, aynı zamanda toplumun entelektüel ve sosyal dokusunu güçlendirecek adımlarla hayat bulur. Yıldız Teknik Üniversitesi gibi ülkemizin en değerli bilim yuvalarından biriyle kurduğumuz bu güçlü ortaklık, &#8216;ortak akıl&#8217; ilkesiyle hareket ederek Bağcılar&#8217;a kalıcı eserler ve sürdürülebilir bir gelişim modeli kazandırma hedefimizin en somut ifadesidir. Üniversitemizin bilimsel potansiyelini, enerjisini ve genç beyinlerini Bağcılar&#8217;ın sosyal ve kentsel gelişim dinamikleriyle daha fazla buluşturmak istiyoruz. Bu protokol, gençlerimize yeni ufuklar açarken, kentsel planlamadan sosyal projelere kadar her alanda bilimin aydınlatıcı rehberliğinden faydalanmamızı sağlayacak&#8221; dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>&#8220;Bilginin toplumsal faydaya dönüşmesini önceliyoruz”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Yapılan iş birliğinin önemine dikkat çeken Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik ise &#8220;Üniversiteler, bilimsel çalışmalarının yanı sıra topluma dokunan, yaşadığı şehrin nabzını tutan ve çözüm üreten dinamik merkezlerdir. Akademik birikimimizi ve araştırma kapasitemizi, Bağcılar Belediyemizin sahadaki engin tecrübesi ve hizmet anlayışıyla birleştirerek hem ilçemize hem de ülkemize değer katacak projeler geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bu protokol sayesinde öğrencilerimiz, belediyenin geniş hizmet alanlarında staj yaparak teorik bilgilerini pratiğe dökme imkanı bulacak. Ayrıca Bağcılar&#8217;ın kültürel mirasını akademik bir bakış açısıyla ele alarak koruma ve tanıtma faaliyetleri yürüteceğiz. En önemlisi de üniversitemizin kapılarını, sürekli eğitim merkezimiz aracılığıyla Bağcılar&#8217;da yaşayan vatandaşlarımıza açarak onların kişisel gelişimlerine katkı sunacağız. Bu iş birliğinin, bilginin toplumsal faydaya dönüşmesinin en somut örneklerinden biri olacağına ve her iki kurumun da gücüne güç katacağına inancım tamdır&#8221; dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Bilimsel yayınların üretilmesi için çalışmalar yürütülecek</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bu iş birliği, akademik bilginin yerel yönetimlerin dinamik yapısıyla entegre olmasını sağlayacak somut adımlar içeriyor. Protokol çerçevesinde, ortak projelerden öğrenci stajlarına, Bağcılar&#8217;da ikamet eden vatandaşlara yönelik kişisel gelişim eğitimlerinden ortak bilimsel yayınların üretilmesine kadar birçok alanda ortak çalışmalar yürütülecek.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Üniversite ve belediye ortaklaşa etkinlikler düzenleyecek</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Protokol, iki kurum arasında çok yönlü bir etkileşim öngörüyor. Bu kapsamda, akademik, mesleki ve sosyal araştırma verileri ile teknik materyallerin değişimi yapılacak. Taraflar, ortaklaşa akademik konferans, sempozyum, sergi ve seminer gibi bilimsel etkinlikler düzenleyecek ve ortak akademik yayınlar üretecek. Ayrıca, kültürel ve sportif aktivitelerde de iş birliği geliştirilerek sosyal bağların güçlendirilmesi hedefleniyor.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Soyut ve somut kültürel mirasın korunması sağlanacak</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İş birliğinin temel hedeflerinden biri de doğrudan toplum faydasını gözeten projeler üretmek. Bu doğrultuda, Bağcılar ilçesindeki soyut ve somut kültürel mirasın korunması ve tanıtılmasına yönelik faaliyetler gerçekleştirilecek. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilar-belediyesi-ve-ytu-toplumsal-odakli-projeler-icin-is-birligi-yapti-585771">Bağcılar Belediyesi ve YTÜ, toplumsal odaklı projeler için iş birliği yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü Basın açıklaması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-basin-aciklamasi-583386</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 13:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekim]]></category>
		<category><![CDATA[erişim]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583386</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 10 Ekim, “Dünya Ruh Sağlığı Günü”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-basin-aciklamasi-583386">10 ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü Basın açıklaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 10 Ekim, “Dünya Ruh Sağlığı Günü”<br />Bu yılın teması, “Hizmetlere Erişim – Afet ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı” olarak belirlendi. Bugün aynı zamanda Ankara Gar Katliamı’nın yıl dönümü. Bu acı tesadüf, bireysel ve toplumsal düzeyde yaşanan travmaların, afetlerin ve krizlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini bir kez daha hatırlatıyor. Ne yazık ki bugün, dünyanın pek çok yerinde insanlar hâlâ savaşların, çatışmaların ve afetlerin gölgesinde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Gazze’de başlayan ve tüm Orta Doğu’nun güvenliğini tehdit eden saldırılar, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş, yerküreyi ve insanlığı derinden etkileyen ekolojik krizler – iklim değişikliği, yangınlar, su baskınları ve depremler – insan davranışlarıyla daha da yıkıcı hale geliyor. Doğal afetlerin bu biçimde insan eliyle tetiklenmiş versiyonları, yeni afet ve acil durumların her geçen gün ortaya çıkmasına neden oluyor.</p>
<p>Tüm bu afetler ve çatışmaların yanı sıra, insanların kadınlara, çocuklara, toplumun “öteki” kesimlerine, hayvanlara ve doğaya yönelttiği şiddet, çalışma ortamlarındaki güvensizlikler, yalnızca ruh sağlığı sorunlarını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ruh sağlığı hizmetlerine erişimi de zorlaştırıyor. Bu durum, özellikle en savunmasız grupları derinden etkiliyor ve afet ile acil durumlarda ruh sağlığı hizmetlerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p>İnsan eliyle oluşturulan ve ruh sağlığını kimi zaman ölçülemez boyutlarda olumsuz etkileyen felaketlerin başında savaşlar ve silahlı çatışmalar gelmektedir. Bugün dünyanın pek çok yerinde çatışmaların sivil halka yaşattığı zorlukları, kayıpları her defasında benzer acı duygularla izlemekteyiz. Yanı başımızda ikinci yılını dolduran soykırım sürecinde Gazze’nin sağlık sisteminin çöküşünün, hastanelerin %94’ünün işlevsiz hale gelişinin, eğitimin bütünüyle durduğu, barınmanın mümkün olmadığı koşullarda zorla yerlerinden edilen insanların açlık, hastalıklar ve hiç durmayan saldırılar altında hayatta kalma mücadelesi verdiklerinin tanığıyız. Çatışmaların başladığı dönemden bu yana yataklı psikiyatri hizmeti verilemez hale geldiğini bildiğimiz Gazze özelinde de diğer tüm çatışma bölgelerinde de ruh sağlığının desteklenmesine en çok ihtiyaç duyulan dönemler maalesef belki de ruh sağlığı hizmetinin en az verilebildiği ortamları içeriyor.  Olumsuz etkilerinin pek çok açıdan nesiller boyunca süreceğini görebildiğimiz bu süreçte incinebilir grupların her zamanki gibi çok daha fazla etkilendiği ortadadır. Yıkım ortamlarında uluslararası örgütlerin, insan hakkı temelli kurumların bile yardım sağlamada yetersiz kaldıklarında, engellendiklerinde yapılabilecekler ve yapılması gerekenlerle ilgili tüm dünyada çok daha farklı çalışmalara ihtiyaç olduğunu görmekteyiz. </p>
<p>Günümüzde ne yazık ki kadına şiddet neden olduğu kayıplarla acil bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Her yıl yüzlerce kadın tanıdıkları erkekler tarafından öldürülüyor. Kadınların güvenlik algısını zedeleyen ve pek çok ruh sağlığı sorununa zemin hazırlayan bu ortamda çok yönlü bir mücadele ve iyileştirme sürecinin planlanması gerektiği açıktır. Erkek egemen kültürde temellenen toplumsal cinsiyet eşitsizliği kadınları ekonomi, politika, eğitim ve sağlık alanlarındaki haklarından mahrum bırakmakta ve çok etkenli bir şiddet sarmalını beslemektedir.  </p>
<p>Şiddetin hiçbir türünü bir diğerinden bağımsız düşünmek mümkün değildir; Ahmet Minguizzi’nin yaşıtı olan gençler tarafından öldürülmesi, çocukların çeteler tarafından kullanılmasının ve suça sürüklenmesinin arkasındaki derin toplumsal, ekonomik ve ruhsal nedenleri gözler önüne sermiştir. Yoksulluk, ihmal, aile içi şiddet, okuldan kopma ve sosyal dışlanma gibi faktörler, çocukların savunmasızlıklarını artırmakta; örgütlü suç yapılarının kolay hedefi hâline getirmektedir. Bu durum, yalnızca güvenlik önlemleriyle değil, ruh sağlığı odaklı, koruyucu ve rehabilite edici bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Çocukların şiddet ortamlarından uzaklaştırılması, psikososyal destek ve aidiyet duygusunu güçlendiren sosyal programlara erişimin artırılması yaşamsal önem taşımaktadır. Çocukların suçun değil, umudun parçası olabilmesi için devletin, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir. Bu bağlamda şiddetin acil bir sorun olduğunu, toplumun her katmanından bireylerin, eğitimcilerin, kanun yapıcı ve uygulayıcı mekanizmalarıyla ilgili tüm kurum ve kuruluşların çözümün parçası olması gerektiğini hatırlatıyoruz.</p>
<p>Bolu Kartalkaya bölgesinde bir otelde meydana gelen yangın, ihmalkarlığın ve denetim eksikliklerinin yol açtığı önlenebilir bir felaket olarak hafızalarımıza yerleşmiştir. Yapıların güvenliğini sağlaması gereken sistemler, kâr etmek uğruna kamu yararını gözetmeden işletilmekte ve denetlenmektedir. Bu ihmaller, yapılaşma ve işletme politikalarının insan hayatı üzerindeki yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Yangın sonrası müdahale çalışmalarının yetersizliği ve yaşanılan kayıpların önlenebilir olduğu gerçeği, travmanın etkisini daha da artırmaktadır. Bu büyük acı ve kayıplar, yoğun kaygı, öfke, çaresizlik, yas ve belirsizlik duygularını beraberinde getirerek toplumun temel güven duygusunu ve adalete olan inancını derinden etkilemiştir.</p>
<p>On binlerce insanını depremler ve doğal afetlerle yitirmiş bir ülke olan Türkiye, kurumları ile afetlere hazır olmadığı gerçeğini 6 Şubat Depremleri ile tekrar acı bir şekilde yaşadı. Deprem sonrası psikososyal destek sunumu ve yaşamın yeniden toparlanması süreci ise başta ruh sağlığı hizmetleri olmak üzere afet sonrasına yönelik planların ve uygulamaların da ne derece yetersiz olduğunu ve yanlış planlandığını gözler önüne serdi.</p>
<p>Türkiye sadece yıkıcı depremlerin yaşandığı değil aynı zamanda çarpık yapılaşma ve yetersiz önlemler nedeniyle orman yangınları ve sel felaketlerinin yerleşim yerlerini tehdit ettiği, kontrolsüz madencilik faaliyetlerinin çevre felaketlerine yol açtığı bir coğrafya haline gelmiştir. Bu açıdan afetlerde ve acil durumlarda ruh sağlığı hizmetlerinin planlanması daha da önemli hale gelmektedir. Afetler ve ruh sağlığı ilişkisi her şeyden önce afetlere hazırlık ve afetin yıkıcı etkilerini azaltacak önlemler ile başlar. Güvenli bir çevrede yaşamak temel insan hakkıdır, koruyucu ruh sağlığı açısından vazgeçilmezdir.  </p>
<p>Bunun yanı sıra, iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte artan orman yangınları, seller ve depremler, yalnızca çevresel yıkımlara değil, bireylerin ve toplumların ruh sağlığı üzerinde derin ve uzun süreli etkiler bırakan kitlesel travmalara yol açmaktadır. Bu afetlerin yeterli hazırlık, önlem ve kriz yönetimi olmadan yaşanması; yaşamsal kayıpların yanında güvenlik duygusunun zedelenmesine, geleceğe dair umutsuzluk ve çaresizlik hislerinin artmasına neden olmaktadır. Ruh sağlığını korumak, yalnızca bireysel dayanıklılığı güçlendirmekle değil, aynı zamanda doğa ile uyumlu, güvenli, denetlenebilir ve adil yaşam koşulları oluşturmakla mümkündür.</p>
<p>Afetler ve acil durumlarda insanların alacakları her türlü sağlık hizmeti ve sosyal destekler de bir yardım faaliyeti değil en temel yurttaşlık hakkıdır ve bunun sağlanması kamusal yükümlülüktür. Ruh sağlığı desteği tüm etkilenenler için ulaşılabilir ve nitelikli olmalıdır. Sadece ruh sağlığı profesyonellerince sunulan destekler değil afetler ardından yapılan tüm destek faaliyetleri de dolaylı bir ruh sağlığı hizmeti olup tüm bu hizmetlerin kesintisiz olması, insan haysiyeti ve otonomisi gözetilerek sürdürülmesi sağlanmalıdır. Ülkemiz bilimin ve yaşanılan onlarca acı deneyimin ışığında ve bu alanda çalışan meslek ve bilim kuruluşlarının katılımı ile gerçekçi bir ruh sağlığı eylem stratejisi oluşturmalıdır.</p>
<p>Bu yıl Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün teması, felaket ve acil durumlarda ruh sağlığı hizmetlerine erişimin önemine vurgu yapmaktadır. İnsan yaşamının büyük kısmı iş yerlerinde geçmekte ve bu alanlardaki psikososyal koşullar bireylerin ruhsal iyilik hâlini doğrudan etkilemektedir. Yoğun iş yükü, belirsizlikler, mobbing ve güvencesizlik gibi faktörler çalışanlarda anksiyete, depresyon ve tükenmişlik riskini arttırmakta, mobbinge bağlı intihar ve iş cinayetlerindeki artış her geçen gün önlenebilir kayıplarla karşımıza çıkmaktadır.  Oysa destekleyici ve güvenli çalışma ortamları ile hem bireysel hem kurumsal verimliliği güçlendirmek mümkündür.</p>
<p>Ruh sağlığı meslek mensupları olarak, tüm kurumları ruh sağlığını iş güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak görmeye davet ediyoruz. İşyerlerinde psikososyal risklerin değerlendirilmesi, çalışanlara erişilebilir psikolojik destek sağlanması, farkındalık eğitimleriyle ruhsal iyiliğin güçlendirilmesi ve afet gibi kriz durumlarında psikososyal destek mekanizmalarının geliştirilmesi öncelikli hedef olmalıdır. Ruh sağlığını korumak yalnızca bireysel bir gereklilik değil, toplumsal dayanıklılığın da temelidir.</p>
<p>Son dönemde toplumun fiziksel ve ruhsal sağlığını ciddi biçimde tehdit eden yaralama, cinayet, cinsel saldırı gibi suçlara verilen yetersiz cezalar; bu suçların bir kısmının faillerinin “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” uygulamasıyla kısa sürede toplum içine dönmesi, kamu güvenliği ve toplumun ruh sağlığı açısından önemli bir risk oluşturmaktadır. Buna karşın, toplum güvenliğini tehdit etmeyen, kaçma riski bulunmayan ya da doğrudan suç tanımına uymayan isnatlarla bazı kişilerin aylarca, hatta yıllarca cezaevlerinde tutulması, toplumda adalet duygusunu zedelemekte ve güvenlik hissini sarsmaktadır. Bu durum hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ruh sağlığını olumsuz etkilemekte, toplumsal gerilim ve kutuplaşmayı beslemektedir.</p>
<p>Öte yandan cezaevlerinde aşırı kalabalık, yetersiz altyapı, tecrit ve izolasyonun yoğun uygulanması, özel ihtiyaçların dikkate alınmaması, çıplak arama gibi hak ihlalleri cezaevi ortamını ve buradaki sağlık ihtiyacını acil ve özellikli hale getirmekte, muayenelerde mahremiyetin ihlali, uzman desteği ve sevk mekanizmalarındaki aksaklıklar, ağır hastaların sağlık hizmetine erişimindeki aksaklıklar, ağır hastalığı olan ve insana karşı suç işlememiş olanların ısrarla tutuklu yargılamaları mahpusların hem bedensel hem de ruhsal sağlıklarını ciddi biçimde riske atmaktadır. Bu koşullar, hayati durumlarda müdahalenin gecikmesine ve ölüm dahil geri dönüşsüz sonuçlara yol açabilmektedir. Unutulmamalıdır ki, sağlık ve ruh sağlığı hizmetlerine erişim tutuklu ve hükümlülerin de temel hakkıdır. Bu hak hem insan onurunun korunması hem de toplumsal adaletin sağlanması açısından vazgeçilmezdir.</p>
<p>Bugün 10 Ekim, “Dünya Ruh Sağlığı Günü” temamız “Hizmetlere Erişim – Afet ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı”!</p>
<p>Dünyanın pek çok yerinden gelen savaş, ekolojik felaketler, toplumsal olaylar, toplumun belli kesimlerine yönelen çeşitli şiddet olayları gibi afet ve acil durum haberlerinin gölgesinde unutmamalı, unutturmamalıyız ki:<br />Ruh sağlığına erişim bir insan hakkıdır!</p>
<p>Dayanışma ile,</p>
<p>Türkiye Psikiyatri Derneği<br />Türk Psikologlar Derneği<br />Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği<br />Türk Nöropsikiyatri Derneği<br />Psikiyatri Hemşireleri Derneği<br />Şizofreni Dernekleri Federasyonu<br />Abdulkadir Özbek Psikodrama Dernekleri Federasyonu<br />Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği<br />İstanbul Yetişkin Psikanalitik Psikoterapiler Derneği<br />Dünya İnsani Dayanışma Derneği<br />Psike İstanbul Psikanaliz Derneği<br />Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Derneği<br />Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği<br />İzmir Psikanalitik Psikoterapiler Derneği<br />Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği<br />Travma Çalışmaları Derneği<br />Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği<br />Otizm ve Nörogelişimsel Araştırmalar Derneği</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-basin-aciklamasi-583386">10 ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü Basın açıklaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maltepe&#8217;de hedef &#8220;toplumsal cinsiyet eşitliği temelli dönüşüm&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepede-hedef-toplumsal-cinsiyet-esitligi-temelli-donusum-582423</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 07:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[maltepe]]></category>
		<category><![CDATA[temelli]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi, üniversite ve belediyelerin de ortağı bulunduğu AB projesi olan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Bütçeleme Yoluyla Kurumsal Dönüşümü’ projesine katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepede-hedef-toplumsal-cinsiyet-esitligi-temelli-donusum-582423">Maltepe&#8217;de hedef &#8220;toplumsal cinsiyet eşitliği temelli dönüşüm&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi, üniversite ve belediyelerin de ortağı bulunduğu AB projesi olan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Bütçeleme Yoluyla Kurumsal Dönüşümü’ projesine katıldı. İtalya, İspanya, Bosna Hersek ve Sırbistan’daki üniversite ve belediyelerin katıldığı projeyle kapsayıcı toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi ve ilerletilmesi için kurumları dönüştürülmesi hedefleniyor.</p>
<p><b>TOPLUMSAL CİNSİYETE DUYARLI BÜTÇE</b></p>
<p>Maltepe Belediyesi; Kadir Has Üniversitesi Eşitlik, Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Araştırma Grubu’nun yürüttüğü; İtalya, İspanya, Bosna Hersek ve Sırbistan’dan üniversite ve belediyelerin de ortağı bulunduğu AB projesi Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Bütçeleme Yoluyla Kurumsal Dönüşümü (Budget IT) projesine katıldı. Avrupa Birliği’nin araştırma ve yenilikçi çerçeve programı olan Horizon Widera 2022 kapsamında gerçekleştirilen ve kapsayıcı toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayabilmek ve ilerletmek için kurumları dönüştürmeyi amaçlayan projede, toplumsal cinsiyet eşitliğini çevreleyen mevcut durgunluğu aşmak için toplumsal cinsiyete duyarlı bütçenin araç olarak kullanılması hedeflendi. Ayrıca hedefler arasında projeye ortak olan kurumlardan kapsayıcı bir Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Planı ve Toplumsal Cinsiyet Bütçesi (GEP-GB) düzenlemesi yer aldı.</p>
<p><b>ULUSLARARASI ALANDA TOPLANTI</b></p>
<p>Bu kapsamda 2022 yılından bu yana İspanya, İtalya, Sırbistan ve Bosna Hersek’te süren toplantılara katılan ve 2025-2029 Yerel Eşitlik Eylem Planı’nı hazırlayarak, planda belirtilmiş olan hedeflere yönelik faaliyetlerini açıklayan Maltepe Belediyesi Strateji Geliştirme Müdürlüğü, Belgrad ve Saraybosna’da sunumlar gerçekleştirdi. Etkinliğin İstanbul’daki toplantılarından ilki 2 Ekim’de Kadir Has Üniversitesi’nde yapılırken, son toplantı 3 Ekim’de Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde Maltepe Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Bu toplantılarda Maltepe Belediyesi Strateji Geliştirme Müdürlüğü, ağırlıklı olarak Yerel Eşitlik Eylem Planı’nın sürdürülebilirlik ve yaygınlaştırma faaliyetleri üzerinde sunumlar gerçekleştirdi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepede-hedef-toplumsal-cinsiyet-esitligi-temelli-donusum-582423">Maltepe&#8217;de hedef &#8220;toplumsal cinsiyet eşitliği temelli dönüşüm&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Nesil Finansman Modeli ile Toplumsal Refah Artıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-nesil-finansman-modeli-ile-toplumsal-refah-artiyor-565430</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 08:53:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[finansal]]></category>
		<category><![CDATA[finansman]]></category>
		<category><![CDATA[fuzul]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[modeli]]></category>
		<category><![CDATA[nesil]]></category>
		<category><![CDATA[refah]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekonomik dalgalanmaların hissedildiği bu dönemde, finansal güvence arayışı her zamankinden daha kritik bir hâle geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-nesil-finansman-modeli-ile-toplumsal-refah-artiyor-565430">Yeni Nesil Finansman Modeli ile Toplumsal Refah Artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ekonomik dalgalanmaların hissedildiği bu dönemde, finansal güvence arayışı her zamankinden daha kritik bir hâle geliyor. Tasarruf finansman sektörü, bu ihtiyaca yeni nesil bir finansman çözümü sunarak bireylerin ve toplumun refahına önemli katkılar sağlıyor. İsteyen herkesin faiz ve peşinat yükü altına girmeden finansal hedeflerine ulaşmalarını sağlayan tasarruf finansman modeli, kefilsiz ve kişiye özel esnek ödeme planlarıyla bireylerin finansal kaygılarını azaltıyor. Bu sayede, özellikle geleneksel finans hizmetlerinin yüksek maliyetlerine katlanmak istemeyen kişiler, ev ve araç sahibi olmak gibi ertelenmiş planlarını gerçeğe dönüştürme fırsatı buluyor.</p>
<p>Sektörün dinamik büyümesi, yeni nesil finansman modelinin toplumdaki karşılığını açıkça ortaya koyuyor. Fuzul tasarruf finansman sistemine 2025&#8217;in ilk yarısında katılan yeni müşteri sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 169’luk büyük bir artışla 88.736’ya .yükseldi. Yalnızca ilk 6 ayda, 2024’ün toplam müşteri sayısının %95,9’u kazanılmış durumda. Bu büyüme trendi devam ederse yıl sonunda yaklaşık %92’lik bir artış beklentisi bulunuyor.</p>
<p>Toplam sözleşme büyüklüğü ise Mayıs 2025 itibarıyla 88,69 milyar TL&#8217;ye ulaştı. Fuzul tarafından paylaşılan bu güncel veriler, tasarruf finansmanının, bireysel hedefleri gerçeğe dönüştüren ve ekonomik döngüye katkı sağlayan güçlü bir mekanizmaya dönüştüğünü gösteriyor.</p>
<p><strong>Dijitalleşme ve Kapsayıcılık ile Refahın Yayılımı</strong></p>
<p>Tasarruf finansman modeli, regülasyonlar ve rekabetin tetiklediği dijitalleşmeyle erişim ve şeffaflık konusunda da çağ atlıyor. Dijital kanallar üzerinden sunulan başvuru, sözleşme ve belge süreçleri, finansal hizmetlere ulaşımı kolaylaştırarak zaman ve maliyet tasarrufu sağlıyor. 2025&#8217;in ilk yarısında Fuzul’deki satışların yüzde 22,6&#8217;sının dijital kanallar üzerinden gerçekleşmesi, bu dönüşümün hızını gözler önüne seriyor. Dijitalleşme süreci, yaygın şube ağıyla birlikte tasarruf finansman modelini şehir merkezlerinden Anadolu&#8217;nun en ücra köşelerine kadar tüm vatandaşlara ulaştırarak ekonomik kapsayıcılığı güçlendiriyor.</p>
<p>Sektör, artan ev ve araç finansmanı talebine yanıt vermesinin yanı sıra, KOBİ&#8217;ler, yurt dışında yaşayan gurbetçiler ve motosiklet sahibi olmak isteyenler gibi farklı segmentlere yönelik çözümler de geliştirerek, finansmana erişimi ulaşılabilir kılıyor. Bu sayede, toplumun geniş kesimleri için finansal hedeflere ulaşma fırsatları çoğalıyor ve bölgesel refahın yükselişi de destekleniyor.</p>
<p><strong>Güvenin Teminatı</strong></p>
<p>BDDK düzenlenmeleri de sektörü daha kurumsal ve güvenilir bir zemine oturttu. Bu güçlü regülasyon ortamı, tüketicilerin sisteme olan inancını pekiştirerek finansal istikrara ve dolayısıyla toplumsal refaha önemli bir katkı sundu.</p>
<p>BDDK düzenlemeleriyle oluşan güven, bireylerin tasarruf finansman modeline gösteriyi ilgiyi artırıyor. Sektörün müşteri sayısı geride kalan dört yılda yüzde 293 artarak 550 bini aştı. Güven, bu yeni nesil finansman modelinin temelini oluştururken, Fuzul gibi sektörün öncü ve örnek kuruluşları ise bu güven ortamının inşasında ve sürdürülmesinde kritik bir rol oynuyor.</p>
<p>Tasarruf finansman modelinin Türkiye&#8217;nin refahını artırma misyonunu vurgulayan <strong>Fuzul Tasarruf Finansman AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Akbal</strong>, &#8220;Tasarruf finansman sektörü, yeni nesil finansman modeliyle sadece ev ve araç sahipliğine değil, aynı zamanda bireylerin finansal özgürlüğüne ve toplumsal güvene köprü oluyor. Finansman modelimiz, bir finansal alternatif olmanın ötesine geçerek, toplumsal kalkınmanın ve bireysel refahın temel dinamiklerinden birisi hâline geliyor. Sektörümüz, her geçen gün daha fazla ailenin yüzünü güldürmeye, finansal erişimi artırmaya ve Türkiye ekonomisine değer katmaya devam ediyor&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-nesil-finansman-modeli-ile-toplumsal-refah-artiyor-565430">Yeni Nesil Finansman Modeli ile Toplumsal Refah Artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Pelin Önder Erol, &#8220;Aile, toplumsal düzenin temel direğidir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-pelin-onder-erol-aile-toplumsal-duzenin-temel-diregidir-554452</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2025 11:39:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[direğidir]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[düzenin]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[önder]]></category>
		<category><![CDATA[pelin]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554452</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı tarafından 2025 yılının "Aile Yılı" olarak ilan edilmesi dolayısıyla Ege Üniversitesinde de ailenin güçlendirilmesine yönelik farkındalığı artıran, ailenin sosyo- kültürel gelişimine katkı sunan önemli bilimsel çalışmalar yapılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-pelin-onder-erol-aile-toplumsal-duzenin-temel-diregidir-554452">Doç. Dr. Pelin Önder Erol, &#8220;Aile, toplumsal düzenin temel direğidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Cumhurbaşkanlığı tarafından 2025 yılının &#8220;Aile Yılı&#8221; olarak ilan edilmesi dolayısıyla Ege Üniversitesinde de ailenin güçlendirilmesine yönelik farkındalığı artıran, ailenin sosyo- kültürel gelişimine katkı sunan önemli bilimsel çalışmalar yapılıyor. Başta aile sosyolojisi olmak üzere doğurganlık, yaşlanma sosyolojisi ve kuşaklar arası ilişkiler üzerine birçok akademik çalışması bulunan aynı zamanda “İzmir&#8217;de Aile ve Doğurganlık” kitabının yazarı olan Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Uygulamalı Sosyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Pelin Önder Erol, Türkiye&#8217;deki aile yapılarının ve doğurganlık oranlarının zamanla nasıl değiştiğini, sosyo-ekonomik faktörlerin aile kurumuna nasıl etki ettiğini anlattı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Türkiye’de 2025 yılının Aile Yılı olarak ilan edilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Pelin Önder Erol, “Türk toplumu tarih boyunca aileyi, toplumun temel yapı taşı olarak görmüştür. Aile, sadece bireylerin biyolojik ilişkilerinden ibaret değil, aynı zamanda kültürel değerlerin, geleneklerin ve toplumsal normların kuşaklar arası aktarılmasını sağlayan bir kurumdur. 2025 yılının ‘Aile Yılı’ olarak ilan edilmesi, bu önemli yapının toplumsal bilinçle ele alınmasının önünü açacaktır. Ailenin güçlendirilmesi, yalnızca bireylerin yaşam kalitesini artırmakla kalmaz, aynı zamanda toplumun genel sağlık, eğitim ve refah düzeyini de doğrudan etkiler. Türkiye’de geleneksel olarak bireysel gereksinimlerin karşılanmasında başat kurum olan ailenin hızla zayıflaması, bireyi toplumsal ve ekonomik sorunlar karşısında güçsüz kılacaktır. Güçlü bir aile yapısının varlığı, güçlü bir toplumun temellerini atar ve bireyler arasında daha sağlam bağlar oluşturur. Türk toplumunun, aileyi kolektif bir değer olarak gördüğünü unutmamak gerekir. Ailenin sağlam kalması, toplumun dayanışma gücünü artırır, toplumsal sorunlara karşı daha dirençli bir toplum yapısı oluşturur. Bugün karşı karşıya kaldığımız hızlı değişim, aile yapısının güçlenmesini zorunlu kılmaktadır. 2025, bu anlamda aileyi yeniden merkezine alarak, toplumsal yapıyı güçlendirmek için bir fırsat sunmaktadır. Aile, sadece bireyleri bir arada tutan değil, aynı zamanda toplumsal düzenin de temel direğidir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“<b>Doğurganlık oranındaki düşüş aile yapısını olumsuz etkiliyor”</b></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Ülkemizdeki doğurganlık oranındaki düşüşe işaret eden Doç. Dr. Pelin Önder Erol, &#8220;Türkiye&#8217;de özellikle son yıllarda doğurganlık oranlarındaki düşüş, ailenin yapı, işlev ve dinamiklerini etkileyen ve aynı zamanda bunlardan etkilenen önemli bir faktör haline gelmiştir. Yapmış olduğum bilimsel araştırmalar, özellikle evli olan ve çocuk sahibi olma niyeti taşıyan çiftlerin çocuk bakımına dair ekonomik ve sosyal yükleri kaldıramadığında bir baş etme stratejisi olarak ya çocuk sahibi olmamaya ya da doğurganlığını sadece bir çocukla sınırlandırmaya başvurduklarını göstermiştir, bu durum da doğurganlık oranlarında düşüş olarak kendini göstermektedir. Bu nedenle, doğurganlık hızını artırmak için toplumsal düzeyde zorunlu adımlar atılması gerektiği kanaatindeyim. Örneğin, kurumsal çocuk bakımının yaygınlaştırılması ve bu hizmetin ücretsiz ve kaliteli hale getirilmesi, çiftlerin aile kurma ve çocuk yetiştirme konusunda daha istekli olmalarını sağlayabilir. Çocuk, Türk toplumunda ailenin meyvesi, tamamlayıcısı olarak görülür ve her ailenin bu &#8216;meyveyi&#8217; yetiştirmeye yönelik imkanlara sahip olmasının temin edilmesi gerekir. Ailelerin çocuk yapma konusunda daha az endişe duyması sağlandığında, doğurganlık oranlarının artması ve toplumdaki demografik dengesizliklerin minimize edilmesi mümkün olacaktır. Doğurganlık oranlarındaki düşüşle mücadele edebilmek ve aile yapısını sürdürülebilir kılmak için, çocuk bakımına yönelik yapılan uygulamalarda daha kapsamlı kurumsal düzenlemeler gerekmektedir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Aile sosyolojisinin önemi her geçen gün daha da artmaktadır” </span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Doç. Dr. Pelin Önder Erol, “Akademik kariyerim boyunca aile sosyolojisi üzerine birçok önemli çalışma gerçekleştirdim ve bu alandaki araştırmalarım sürekli olarak toplumsal değişimlerin izini sürmeyi amaçladı. Aile yapısı, toplumun temel yapı taşı olduğu için, aile içindeki dinamiklerin değişimini anlamak, toplumu anlamakla doğrudan bağlantılıdır. Özellikle doğurganlık, yaşlanma sosyolojisi ve kuşaklar arası ilişkiler üzerine yaptığım çalışmalar, toplumsal yapının nasıl dönüştüğünü ve bireylerin bu dönüşümde nasıl şekillendiğini ve bu dönüşümü nasıl şekillendirdiğini irdelememi sağladı. Bu alanda en önemli çalışmalarım arasında İzmir&#8217;de Aile ve Doğurganlık kitabım da yer almaktadır. Kitap, İzmir&#8217;deki aile yapılarının ve doğurganlık oranlarının zamanla nasıl değiştiğini, sosyo-ekonomik faktörlerin aile kurumuna nasıl etki ettiğini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Aile, sadece bireylerin bir arada yaşadığı bir birim değil, aynı zamanda toplumsal normların, değerlerin ve kültürel kodların aktarıldığı bir mekanizmadır. Türkiye’de toplumun geleceği, ailelerin sağlıklı ve güçlü olmasına bağlıdır; bu yüzden aile sosyolojisinin önemi her geçen gün daha da artmaktadır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-pelin-onder-erol-aile-toplumsal-duzenin-temel-diregidir-554452">Doç. Dr. Pelin Önder Erol, &#8220;Aile, toplumsal düzenin temel direğidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezasızlık algısı toplumsal bağları zayıflatıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cezasizlik-algisi-toplumsal-baglari-zayiflatiyor-534717</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 May 2025 10:57:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[algısı]]></category>
		<category><![CDATA[bağları]]></category>
		<category><![CDATA[cezasızlık]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflatıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=534717</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, cezasızlık algısının toplumda neden olduğu olumsuz durumlardan bahsetti ve bu algının kırılmasında hem bireysel hem de liderlik düzeyinde yapılabilecekleri açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cezasizlik-algisi-toplumsal-baglari-zayiflatiyor-534717">Cezasızlık algısı toplumsal bağları zayıflatıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, cezasızlık algısının toplumda neden olduğu olumsuz durumlardan bahsetti ve bu algının kırılmasında hem bireysel hem de liderlik düzeyinde yapılabilecekleri açıkladı.</p>
<p><strong>Cezasızlık duygusu, toplumsal dayanışmanın azalmasına yol açabilir!</strong></p>
<p>Cezasızlık duygusunun, toplumda adaletsizliğin yaygınlaştığı ve suçların karşılıksız kaldığı bir algı oluşturduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu durum, bireylerde çaresizlik, öfke, güvensizlik ve umutsuzluk hislerinin artmasına yol açabilir. İnsanlar, şiddet olaylarına karşı duyarlılık geliştirmek yerine, zamanla bu tür olaylara duyarsızlaşabilir ve şiddeti kabullenebilir.” dedi.</p>
<p>Cezasızlık duygusunun, aynı zamanda şiddet eğilimli bireylerde ‘nasıl olsa ceza almayacağım’ düşüncesi yaratarak suç oranlarının artmasına neden olabileceği uyarısında bulunan Taşkın, “Toplumsal olarak güven duygusunun zedelenmesine, insanların birbirlerine karşı güvensizlik duymalarına, sosyal bağların zayıflamasına ve toplumsal dayanışmanın azalmasına yol açabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Negatif duygular, hobiler ve gönüllü faaliyetlere yönelerek yapıcı bir şekilde ifade edilebilir…</strong></p>
<p>Güvensizlik, çaresizlik ve öfke gibi duyguları kabul etmenin, onları bastırmaktan daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu duyguları güvendiği kişilerle konuşmak veya bir terapistten destek almak, hislerini paylaşmasına yardımcı olabilir.” dedi.</p>
<p>Benzer duyguları yaşayan insanlarla bir araya gelmenin ve destek gruplarına katılmanın kişilerin yalnız olmadığını hissettirebileceğini aktaran Taşkın, şunları söyledi:</p>
<p>“Toplumsal dayanışma, kişinin güvende hissetmesine katkı sağlar. Oluşan öfke, kızgınlık, anksiyete gibi negatif duyguları spor, yazma veya gönüllü faaliyetlerde bulunmak gibi etkinlikler, olumsuz duyguları ifade etmenin yapıcı yollarıdır. Örneğin, insan veya hayvan hakları alanında gönüllü çalışmalar yapmak, kişiyi güçlendirebilir. Eğer bu yöntemler yeterli gelmiyorsa, psikolojik destek almak<strong> </strong>güvensizlik ve çaresizlik duygularını yönetme konusunda çok faydalıdır. Psikoterapi, bireyin duygusal dayanıklılığını artırarak bu tür duygularla baş etmesine ve baş etme yolları bulmasına yardımcı olabilir.”</p>
<p><strong>Liderlerin yapıcı tutumları topluma güven verir…</strong></p>
<p>Kamuoyu oluşturan liderlere bu konuda tavsiyelerde bulunan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Topluma karşı şeffaf ve adil bir duruş sergilemek, cezasızlık algısını kırmaya yardımcı olur. Liderler, hukukun üstünlüğünü savunan bir tutumla, suçların cezasız kalmayacağına dair topluma bilgi verebilir.” dedi.</p>
<p>Toplumda infial uyandıran olaylar karşısında toplumsal duyguları dikkate alan açıklamalar yapılabileceğini dile getiren Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kamuoyu liderleri, vatandaşların duygusal ihtiyaçlarını gözeten, empati dolu mesajlar verebilirler. Şiddet, cezasızlık ve adaletin önemi gibi konulara dikkat çekmek için farkındalık kampanyaları düzenlenebilir. Eğitim kurumlarında adalet, empati ve toplumsal dayanışma gibi değerlerin önemi vurgulanarak genç bireylerde güçlü bir adalet duygusu oluşturulabilir. Liderlerin adalet, empati ve sorumluluk gibi değerlere öncülük etmesi, topluma güven verir. Toplumun dikkatini çekebilecek yapıcı konuşmalar yapmak ve davranışlarıyla örnek teşkil etmek, cezasızlık algısını kırmada etkili bir strateji olabilir.</p>
<p>Toplumda cezasızlık algısını kırmak, bireylerin kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak için toplumsal olarak büyük bir sorumluluk üstlenmeyi gerektirir. Liderlerin bu konudaki yapıcı davranışları, toplumsal dayanışmayı güçlendirebilir ve güven duygusunu yeniden inşa edebilirler.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cezasizlik-algisi-toplumsal-baglari-zayiflatiyor-534717">Cezasızlık algısı toplumsal bağları zayıflatıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova&#8217;da Toplumsal Cinsiyet Eşitliği için güçlü adımlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornovada-toplumsal-cinsiyet-esitligi-icin-guclu-adimlar-523313</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 May 2025 07:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adımlar]]></category>
		<category><![CDATA[bornovada]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=523313</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek amacıyla hazırladığı Yerel Eşitlik Eylem Planı’nı tüm müdürlüklere tanıttı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-toplumsal-cinsiyet-esitligi-icin-guclu-adimlar-523313">Bornova&#8217;da Toplumsal Cinsiyet Eşitliği için güçlü adımlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek amacıyla hazırladığı Yerel Eşitlik Eylem Planı’nı tüm müdürlüklere tanıttı. Dramalılar Köşkü’nde yapılan sunumda planın hedefleri ve uygulanacak faaliyetler paylaşıldı. Başkan Ömer Eşki, eşitliğin Bornova Belediyesi&#8217;nin kurum kültürüne dönüşeceğini vurguladı.</p>
<p> </p>
<p>Bornova Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından hazırlanan Yerel Eşitlik Eylem Planı, Dramalılar Köşkü’nde düzenlenen sunumla tüm belediye müdürlüklerine tanıtıldı. Sunumda, planın önemi, hedefleri, uygulanacak faaliyet alanları ve önümüzdeki süreçte yapılacak ortak çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi verildi.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>Eşitlik kurum kültürüne dönüşecek</b></p>
<p>Toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca bir hedef değil, Bornova Belediyesi’nin tüm faaliyet alanlarında temel bir yaklaşım olması amacıyla, Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü koordinasyonunda tüm birimlerin çalışmalarına eşitlik perspektifi entegre edilecek. Böylece Bornova’da eşitlik, yalnızca projelerde değil, kurum kültürünün tamamında yaşatılacak ve ilçede ana akım bir politika haline getirilecek.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>Başkan Eşki: “Bornova’da eşitliği hayatın her alanına yayacağız”</b></p>
<p>Eşitliğin demokrasi ve adaletin temel şartı olduğunu ifade eden Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, &#8221; Bornova’da kadınların, çocukların, gençlerin ve tüm bireylerin eşit fırsatlara sahip olduğu bir yaşamı kurmak için kararlıyız. Yerel Eşitlik Eylem Planı, bu anlayışla attığımız somut bir adımdır. Eşitlik artık Bornova Belediyesi&#8217;nin yalnızca bir projesi değil, çalışma anlayışımızın ayrılmaz bir parçası olacak. Hep birlikte, daha adil ve kapsayıcı bir Bornova’yı inşa edeceğiz&#8221; diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovada-toplumsal-cinsiyet-esitligi-icin-guclu-adimlar-523313">Bornova&#8217;da Toplumsal Cinsiyet Eşitliği için güçlü adımlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet psikolojisi: Toplumsal dayanışmadan klinik müdahaleye</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afet-psikolojisi-toplumsal-dayanismadan-klinik-mudahaleye-522420</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 14:39:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışmadan]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[müdahaleye]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522420</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depremin psikolojik etkileriyle baş etmede günlük yaşamda alınacak önlemler etkili olabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-psikolojisi-toplumsal-dayanismadan-klinik-mudahaleye-522420">Afet psikolojisi: Toplumsal dayanışmadan klinik müdahaleye</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Depremin psikolojik etkileriyle baş etmede günlük yaşamda alınacak önlemler etkili olabilir. İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Hale Kahyaoğlu Çakmakcı, bu süreçte uyku düzeninden sağlıklı beslenme rutinlerinin sürdürülmesine kadar günlük yaşamda alınacak bazı önlemlerin ruh sağlığının korunmasında kritik rol oynadığını söyledi.<br />Büyükşehirlerde deprem korkusu yardıma ulaşamama endişesiyle artıyor<br />İstanbul gibi yoğun nüfuslu kentlerde deprem korkusunun yalnızca sarsıntıyla sınırlı olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Hale Kahyaoğlu Çakmakcı, “Büyük şehirlerde insanların birbirine ulaşamaması ve yardım alamayacağına ilişkin korkuların artması doğaldır. Bireylerin önceliği hem kendi yaşamlarını hem de yakınlarının güvenliğini temin etmektir” ifadelerini kullandı.<br />Toplumsal dayanışmanın önemine de dikkat çeken Kahyaoğlu Çakmakcı, “Kişilerin ve sevdiklerinin yaşamını tehdit eden ve acil müdahale gerektiren afet durumlarında, toplumsal yapımızın en belirgin özelliklerinden biri olarak pro-sosyal davranışlar, yani toplumsal dayanışma eğilimleri ön plana çıkmaktadır. Bu tür kriz anlarında, hem fiziksel olarak olay yerinde bulunan bireyler hem de dijital platformlar aracılığıyla etkileşimde bulunan topluluklar tarafından sergilenen yardımsever tutumlar, bireylerin yalnız olmadıkları duygusunu pekiştirmekte ve psikolojik dayanıklılığı artırmaktadır” dedi.<br />Travmatik süreçlerde en sık görülen klinik durum: Akut Stres Bozukluğu<br />Depremin hemen ardından toplum genelinde yoğun bir duygusal reaksiyon gözlemlendiğini belirten Kahyaoğlu Çakmakcı, “Depremin ardından ilk iki gün boyunca ölüm korkusu, belirsizlik, çaresizlik, suçluluk ve öfke gibi duygular yaygın olarak yaşanabilir. Toplumun büyük çoğunluğu doğal afetler sonrasında toplumsal dayanışma, aile desteği ile bu endişelerini atlatabilmektedir. Bunun yanında ilk günlerden 1 aya kadar devam eden tabloda Akut Stres Bozukluğu en sık görülen tablolardandır. Akut Stres Bozukluğu&#8217;nun en belirgin belirtileri arasında çaresizlik duygusu, duygusal hissizlik, travmatik olaya ilişkin tekrar eden kabuslar ve rahatsız edici anılar, dikkat ve konsantrasyonda bozulmalar ile aşırı uyarılmışlık hali yer almaktadır” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Akut Stres Bozukluğu’nun uzun süre devam etmesi durumunda, toplumda yüzde üç ila yüzde beş oranında görülen Travma Sonrası Stres Bozukuğu’na (TSSB) dikkat çeken Kahyaoğlu Çakmakcı “Bu bozukluk, bireyin kendisini travmatik olaydan zihinsel olarak uzaklaştıramaması, olaya ilişkin olumsuz düşünce ve duyguların yoğun bir şekilde rahatsızlık vermesiyle karakterizedir. TSSB’ye ek olarak, depresyon, anksiyete bozuklukları, yas sürecine ilişkin güçlükler ile alkol ve madde kullanımında artış da gözlenebilir. Ayrıca, stresin bedensel yansımaları olarak karın ağrısı, mide sorunları, baş ağrıları, aşırı yorgunluk ve nefes alamama hissi gibi psikosomatik belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Bu tür belirtilerin bireyin yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebileceği göz önünde bulundurularak, başa çıkmakta zorlanılan durumlarda mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından ya da psikologdan profesyonel destek alınması önemlidir&#8221; diye belirtti.</p>
<p>Çocuklarla deprem hakkında açık ve yaş düzeyine uygun konuşulmalı<br />Depremin çocuklar üzerindeki etkilerine de değinen Kahyaoğlu Çakmakcı, çocuklara yapılacak açıklamaların açık ve yaşa uygun olması gerektiğini vurguladı ve “Çocuklara depremin tüm doğa olayları kadar normal olduğunu anlatmak gerekir. Ancak karmaşık, belirsiz ya da çelişkili açıklamalar çocuklarda kaygıyı artırabilir. Sorduğu sorulara açık ve net yanıtlar verilmeli, çocukların duygusal tepkilerinin normal olduğu ifade edilmelidir” dedi.<br />Çocuğun deprem görüntülerine sosyal medyada denk gelmesi ya da çevresindeki kişilerin korkulu tepkilerine maruz kalmasının travmayı kalıcı hale getirebileceğini belirten Kahyaoğlu Çakmakcı, “Ebeveynler önce kendilerinin güvende olduğunu içselleştirmeli, sonra çocuğa bunu aktarabilmelidir. Çocukların depremi yaşamasından ziyade medyada deprem ve panik anlarını izlemeleri, endişe ve kaygı içerikli konuşmalara şahit olmaları çocukları olumsuz etkiler. Ebeveynlere aşırı bağlanma, oyun içeriklerinde korku temalarının öne çıkması, sık ağlama, kabus görme, alt ıslatma, öfke nöbetleri, yalnız uyumakta zorlanma ve karanlıktan ya da yalnız tuvalete gitmekten korkma gibi yeni korkuların gelişmesi yer alabilir. Bu belirtilerin bir aydan uzun süre devam etmesi durumunda, mutlaka bir uzmandan profesyonel yardım alınmalıdır. Çocukların yaş grubu ve gelişim düzeyine uygun olarak EMDR ve Oyun Terapisi gibi terapötik müdahaleler, travmaya bağlı gelişen kaygı ve korkular için yardımcı olabilir.”</p>
<p>Psikolojik sağlık için rutinler ve sosyal destek hayati rol oynar<br />Bireylerin bu süreçte psikolojik sağlıklarını koruyabilmeleri için önerilerde bulunan Kahyaoğlu Çakmakcı, “Uyku düzeni, sağlıklı beslenme ve günlük rutinlerin sürdürülmesi kritik rol oynar. Düzenli uyumaya, sağlıklı beslenmeye ve günlük rutinlerinizi sürdürmeye devam edin. Ailenizle ve yakın çevrenizle birlikte olmak, çocuklarla zaman geçirmek, güvenli alanlarda bulunmaya </p>
<p>özen göstermek kişilerin kendisini toparlamasına yardımcı olur. İkincil travmaların önlenebilmesi için felaket haberlerine sürekli maruz kalmaktan kaçınılmalıdır.”<br />Kahyaoğlu Çakmakcı, bir ayı geçen psikolojik belirtilerin mutlaka uzman desteğiyle ele alınması gerektiğini belirterek, “Bu süreçte geçmiş travmalar da tetiklenebilir. Psikoterapi ve travmaya özgü müdahale yöntemleri bireyin iyileşmesini destekleyebilir” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-psikolojisi-toplumsal-dayanismadan-klinik-mudahaleye-522420">Afet psikolojisi: Toplumsal dayanışmadan klinik müdahaleye</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seger, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışmalarını Automechanika Academy&#8217;de Anlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seger-toplumsal-cinsiyet-esitligi-calismalarini-automechanika-academyde-anlatti-462743</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 May 2024 21:03:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[anlattı]]></category>
		<category><![CDATA[automechanika]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalarını]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[seger]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=462743</guid>

					<description><![CDATA[<p>Korna ve AVAS üretiminde Türkiye’de ilk sırada, ürettiklerinin yüzde 80’ini ihraç ederek de dünyada ilk 10’un içinde yer alan Seger, kurulduğu günden bu yana kalıp yargılarından sıyrılarak eşitlikçi bir anlayışın yerleşmesi için çabalıyor ve toplumsal konulara desteğini sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seger-toplumsal-cinsiyet-esitligi-calismalarini-automechanika-academyde-anlatti-462743">Seger, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışmalarını Automechanika Academy&#8217;de Anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alanında uzman konuşmacıların yer aldığı Automechanika Academy’in Equality 4 Business panelinde, Seger Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Yöneticisi Eren Jale Yörükoğlu firmanın gerçekleştirdiği toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarını anlattı. </strong></p>
<p><strong>Otomotiv satış sonrası endüstrisi için dünyanın lider ticaret fuarı markası Automechanika&#8217;nın, alanında uzman konuşmacıların yer aldığı, yüksek standartlarda eğitici, bilgilendirici ve aydınlatıcı sunumlar, söyleşiler ve oturumlardan oluşan Automechanika Academy etkinliği İstanbul fuarında da gerçekleşti. Automechanika Academy’nin Equality 4 Business adlı panelinde, ‘sanayide ve otomotiv sektöründe kadın’ konusu ve toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmaları konuşuldu.</strong></p>
<p><strong>Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının güçlenmesini, kalkınmanın başlıca gereklerinden biri olarak gören Seger adına panelde konuşmacı olan Seger Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Yöneticisi Eren Jale Yörükoğlu, Seger’in bu konudaki duruşunu ve çalışmalarını anlattı:</strong></p>
<p>“Toplumsal cinsiyet eşitliği 360 derece ele alınması gereken bir konu. Kadının çalışması yani istihdama davet edilmesi, tutundurulması ve ardından güçlendirilmesi adımlarının hepsi bir arada ele alınması gereken konular. Biz Seger olarak Toplumsal Cinsiyet Eşitliği çalışmalarına 2010 yılında başladık. Seger’de ‘Sesimiz Eşitliğimiz’ projemiz çerçevesinde derinleşen bir Toplumsal Cinsiyet Eşitliği kültürümüz var.” </p>
<p>“Şirketimiz erkek egemen bir sektör olan otomotiv sektöründe yer alıyor ve bu sektörde kadın istihdamı ne yazık ki çok az. Bunu kırmak adına önce kendi içimizde birtakım çalışmalar yaptık. Kadınların sesini dinlemek amaçlı onların ne istediğini, nasıl ilerlemek istediğini, neyle mutlu olduğunu öğrenmek için ‘Kadınlar Kulübü’nü kurduk. Bu seslere kulak vererek çalışmalarımıza hemen başladık. Yolun başındayken kadın çalışan sayımız %13’tü. İşkur ile bir iş birliği yaparak daha önce hiç çalışmamış kadınlara 3 ay boyunca teknik eğitimler verdik ve onları mavi yaka olarak istihdam ederek kadın çalışan oranımızı arttırdık. Çalışmalarımız giderek hızlandı ve 2016 yılında önce WEPs (Women Empowerment Principles – Kadının Güçlenmesi Prensipleri)’ı imzaladık. Ardından Global Compact, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma grubunun altında bulunan Kadının Güçlenmesi Bursa Platformu’na katıldık, şu an Etkinlik Komitesi Başkanlığını yürütüyoruz. Aynı zamanda Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği’nin (BUİKAD) yönetim kurulundayız. Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından TÜSİAD&#8217;ın iş birliği, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ve Sabancı Vakfı&#8217;nın desteği ile oluşturulan &#8216;İş Dünyası Aile İçi Şiddete Karşı Projesi&#8217;nin Strateji Komitesinde de yer alıyoruz. Bu projede şirket bilançosu kadar şiddet bilançolarını da önemeyen firmalar tarafından oluşturulan BADV platformu kurduk. BADV platformunda şiddete karşı neler yapabileceği hakkında çalışıyoruz. Seger olarak ise şiddete karşı Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği ile iş birliği protokolü imzaladık. Bu anlaşma protokolü kapsamında; kadın veya erkek fark etmeksizin çalışanlarımız herhangi bir şekilde aile içi şiddete maruz kalmaları durumunda 7/24 derneği arayarak Seger çalışanı olduklarını söylüyor ve ücretsiz olarak hukuki ve psikolojik destek alabiliyorlar.” açıklamasında bulundu.  </p>
<p>Seger’de yönetim ekibinin %40’ının kadın olduğunu belirten Yörükoğlu, “43 yıllık bir firmayız, yaklaşık 30 yıldır kadınlarımız genel müdürlük yapıyor. Genel müdürlerimizin üçü de kadındı, son yönetim değişikliği ile birlikte yine bir kadın ve bir de erkek genel müdürümüz var. Bunları özümsemek gerekiyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğini kendi firmanızda özümsemeniz ve bunun için bir mekanizma kurmanız gerekiyor ki bunun sürdürülebilirliği sağlansın. Sürdürülebilirliğin de 17 kalkınma hedefinin içinde 5. madde olan toplumsal cinsiyet eşitliği bulunuyor. Bunlara dikkat etmek her anlamda kazanç sağlar.” dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seger-toplumsal-cinsiyet-esitligi-calismalarini-automechanika-academyde-anlatti-462743">Seger, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışmalarını Automechanika Academy&#8217;de Anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Futbolda gerginliğe sosyolojik bakış… Futbolun toplumsal dayanışmayı güçlendirme potansiyeli keşfedilmeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/futbolda-gerginlige-sosyolojik-bakis-futbolun-toplumsal-dayanismayi-guclendirme-potansiyeli-kesfedilmeli-462453</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 May 2024 21:02:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bakış]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışmayı]]></category>
		<category><![CDATA[futbolda]]></category>
		<category><![CDATA[futbolun]]></category>
		<category><![CDATA[gerginliğe]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[keşfedilmeli]]></category>
		<category><![CDATA[potansiyeli]]></category>
		<category><![CDATA[sosyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=462453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taraftarlığın bireyi, binlerce kişinin arasında ‘anonim’ hale getirerek mevcut kitlenin parçası kıldığını belirten uzmanlar, kitleleşmenin getirdiği ‘biz’ olma duygusunun, doğrudan ‘öteki’ olana karşı inşa edilen şedit (şiddetli) bir yönelimin de temeli olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/futbolda-gerginlige-sosyolojik-bakis-futbolun-toplumsal-dayanismayi-guclendirme-potansiyeli-kesfedilmeli-462453">Futbolda gerginliğe sosyolojik bakış… Futbolun toplumsal dayanışmayı güçlendirme potansiyeli keşfedilmeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gündelik hayatında sıradan bir vatandaş olarak yaşayan bireylerin tribünde karşı takıma yönelik olarak en cinsiyetçi ifadeleri kullandığı veya bizatihi şedit eylemlerde bulunmaktan çekinmediğini anlatan Sosyolog Dr. Berat Dağ, “Futbolun iktisadi sömürü, politik baskı ve zihinsel ötekileştirme etkileşiminin üzerini kapatan bir araç olmaktan çıkartılarak eğlencenin birleştirici etkisi bağlamında yeniden toplumsal ve toplumlararası dayanışmayı güçlendiren asli amacına dönmesi son derece önemlidir.” ifadelerini kullandı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Arş. Gör. Dr. Berat Dağ, futbol karşılaşmalarında yaşanan gerginlikleri değerlendirdi.</p>
<p><strong>Her bir kulüp oluşan futbol endüstrisinde tekelleşmeye çalışıyor</strong></p>
<p>Futbol karşılaşmalarında yaşanan olumsuz örneklerin tarihsel, coğrafi, politik, iktisadi, toplumsal ve zihinsel etkenlerle etkileşimli olarak ortaya çıktığının düşünülebildiğini dile getiren Sosyolog Dr. Berat Dağ, “Türkiye’de futbol kulüplerinin çoğunluğu, ödenemeyecek büyük borçlar altında olduğu için kulübe gelir getirecek galibiyet, devlet desteği, sponsor, reklam ve de bilet ve ürün satışı akışını sürdürmeye çalışmaktadır. Bu bağlamda her bir kulübün oluşan futbol endüstrisinde bu şekilde tekelleşmeye çalışmasının sonucu çok açıktır.” dedi. </p>
<p><strong>Futbolun neden olduğu gerginliklerin nedenleri…</strong></p>
<p>Futbolcuların aldığı astronomik ücretlerin, onları toplumsal bir aktör haline getirdiğini ve aralarındaki rekabeti aşırılaştırabildiğini kaydeden Dr. Dağ, “Kulüp başkanından top toplayıcısına kadar bu endüstride yer alan her bir bireyin gerekli psikolojik destekle birlikte insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve çokkültürlülüğü içeren bir bilinçlendirme faaliyetinden geçmediği ortadadır. Yaşadığı kültürel köksüzleşmeye bağlı olarak toplumsal açıdan kutuplaşmaya meyyal hale gelen bir coğrafyada bu etkenlerin neden olduğu gerginliklerin süreklilik içinde olmasına şaşırmamak gerekiyor.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Futbol kulüplerinin birbiriyle çatışması son derece vahim</strong></p>
<p>Gerçekten de İnsan ve Toplum Bilimlerinin araştırma alanı olan siyasi partiler, tarihsel etkileşimler, toplumsal değişme süreçleri ve insan zihniyeti üzerinden futbol kulüplerinin birbiriyle çatışmasının son derece vahim olduğunu dile getiren Dağ, “Bugün birbirinin psikiyatrik vaka, yabancı-düşman, şikeci, darbeci olduğunu ima eden birçok futbol kulübe rastlanabilir.” dedi.       </p>
<p><strong>Gündelik hayatında sıradan bir vatandaş olarak yaşayan bireyler şiddetten çekinmiyor</strong></p>
<p>Taraftarlıkla şekillenen duygu, düşünce ve eylemlerin birbiriyle etkileşimli etken üzerinden yorumlanmasının makul olduğunu da ifade eden Dr. Berat Dağ, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu noktada taraftarlığın bireyi, binlerce kişinin arasında anonim hale getirerek mevcut kitlenin parçası kıldığı söylenebilir. Aynı şekilde bu kitleleşmenin getirdiği ‘biz’ olma duygusu, doğrudan ‘öteki’ olana karşı inşa edilen şedit (şiddetli) bir yönelimin de temelidir. Burada ‘amigo’ olarak nitelenen taraftar grubu liderlerinin otoriter yönlendirmeleri de oldukça etkilidir. Bütün bunların sonucunda ‘Yeşil Sokak Holiganları’ adlı filmde olduğu gibi, gündelik hayatında sıradan bir vatandaş olarak yaşayan bireylerin tribünde karşı takıma yönelik olarak en cinsiyetçi ifadeleri kullandığı veya bizatihi şedit eylemlerde bulunmaktan çekinmediği malumdur.”</p>
<p><strong>Eğlencenin birleştirici etkisi</strong></p>
<p>Üstelik bu sürecin uluslararası düzeye gelindiğinde ırkçı bir noktaya da ulaşabildiğini ifade eden Dağ, “Özellikle milli takımların taraftarlarıyla birlikte bir müsabakaya değil de sanki savaşa gidiyormuş gibi bir hava içinde olduğu örnekler oldukça çoktur. Hâlbuki futbol, kendi nitelikleri hasebiyle tarih, toplumsal cinsiyet, ekonomi ve siyasete dair ulusal ve uluslararası sorunların çözülmesi noktasında başvurulacak bir mecra değildir. Bu nedenle futbolun iktisadi sömürü, politik baskı ve zihinsel ötekileştirme etkileşiminin üzerini kapatan bir araç olmaktan çıkartılarak eğlencenin birleştirici etkisi bağlamında yeniden toplumsal ve toplumlar arası dayanışmayı güçlendiren asli amacına dönmesi son derece önemlidir.” dedi</p>
<p><strong>Futbol takımlarının arasındaki ‘ezeli’ rekabet taraftarları etkiliyor</strong></p>
<p>Futbol takımlarının arasındaki “ezeli” olarak nitelenen rekabetin taraftarın mevcut duygu, düşünce ve eylem biçimini etkilediğini anlatan Dağ, “Tersinden taraftarın duygu, düşünce ve eylem biçiminin de bu rekabetin içeriğini belirlediği iddia edilebilir. Örneğin, neredeyse her erkeğin doğduğu andan itibaren çoğunlukla babasının taraftar olduğu takım üzerinden sıradanlaştırdığı fanatik, cinsiyetçi ve ırkçı söylemleri akrabaları, arkadaşları, sevgilisi ve hatta eşine karşı bile şedit bir biçimde kullandığı açıktır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Medyanın gerginlikteki etkisi ne?</strong></p>
<p>Medyanın da futbol karşılaşmalarında yaşanan gerginliğin oluşması, yayılması ve artmasında etkili olduğu ölçüde bu gerginliğin azalması noktasında da katkı sağlayabilecek niteliğinin olduğunu dile getiren Dr. Berat Dağ, “Bireylerin derbi günlerinde sözlük uygulamalarını kullanarak siyasal ve toplumsal gündemlerle ilgilenmekten çok karşı takım taraftarı hakkında aşağılayıcı metinler oluşturmaya odaklandığı görülebiliyor. Yine trol sürülerinin medya üzerinden ilettiği yanlış veya eksik futbol haberleri bağlamında toplumsal infiale neden olma ihtimali her zaman var. Bunun yanı sıra futbolun sınırlarını aşmış türlü provakatif içerikler üreten spor gazeteleri, programları ve kanallarının sürekliliğini koruduğu da görülüyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/futbolda-gerginlige-sosyolojik-bakis-futbolun-toplumsal-dayanismayi-guclendirme-potansiyeli-kesfedilmeli-462453">Futbolda gerginliğe sosyolojik bakış… Futbolun toplumsal dayanışmayı güçlendirme potansiyeli keşfedilmeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UN Global Compact Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Programı Başvuruları Açıldı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/un-global-compact-hedef-toplumsal-cinsiyet-esitligi-programi-basvurulari-acildi-449003</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2024 12:38:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başvuruları]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[compact]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[global]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449003</guid>

					<description><![CDATA[<p>İş dünyasında kadınların tüm seviyelerde eşit temsiliyeti ve eşit değerdeki işe eşit ücretin sağlanması için şirketleri desteklemeyi amaçlayan UN Global Compact Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Programı’nın (Target Gender Equality Accelerator) başvuruları açıldı. 9 ay sürecek olan programın başvuruları 31 Mayıs tarihine kadar sürecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/un-global-compact-hedef-toplumsal-cinsiyet-esitligi-programi-basvurulari-acildi-449003">UN Global Compact Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Programı Başvuruları Açıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>İş dünyasında kadınların tüm seviyelerde eşit temsiliyeti ve eşit değerdeki işe eşit ücretin sağlanması için   şirketleri desteklemeyi amaçlayan UN Global Compact Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Programı’nın (Target Gender Equality Accelerator)  başvuruları açıldı.  9 ay sürecek olan programın başvuruları 31 Mayıs tarihine kadar sürecek. </span></strong></p>
<p><span>Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının 5’incisi (SKA 5) 2030 yılına kadar toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını, kadınların ve kızların güçlenmesini öngörüyor. SKA 5’in hedef ve göstergeleri arasında kadınların  siyaset, iş dünyası ve sosyal alanlar olmak üzere her alanda karar mekanizmalarında daha fazla yer alması için eşit fırsatların sağlanması da yer alıyor.      </span></p>
<p><strong><span>Türkiye’de ilerleme yeterli değil!</span></strong></p>
<p><span>Yapılan tüm çalışmalara ve atılan tüm adımlara rağmen,   hem Türkiye’de hem de dünyada iş dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik ilerleme yavaş.   TÜİK’in 2023 yılında yayımladığı verilere göre kadınların işgücüne katılım oranı %32,8 olurken, 2024 yılında   yayımladığı verilerine göre bu oran yalnızca %35,1’e yükselebildi. Orta ve üst düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranları ise geriledi. TÜİK’in 2023 yılında yayımladığı verilerde orta-üst düzey kadın yönetici oranı %20,7 iken 2024 yılında yayımladığı verilere göre bu oran %19,6. Cinsiyetler arası ücret/kazanç farkına bakıldığında ise tüm eğitim düzeylerinde erkeklerin farkın erkekler lehine olduğu görülüyor. Bu fark ilkokul ve altı mezunlarında %12,4 olurken yükseköğretim mezunlarında %17,1’e çıkıyor. </span></p>
<p><span>Şirketler istihdamındaki payları, geniş coğrafyalara yayılan değer zincirleri ve geniş kitlelere ulaşabilme kapasiteleriyle toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında önemli bir aktör. İş dünyasının en çok katkı sağlayabileceği alanların başında ise işgücüne katılım oranı, kadınların her seviyede eşit temsil edilmesi ve eşit değerdeki  işe eşit ücret geliyor. </span></p>
<p><strong><span>Program şirketlere güçlü bir destek veriyor!</span></strong></p>
<p><span>UN Global Compact Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Programı </span><span>iş dünyasının bu alandaki çabalarına ivme kazandırmayı</span><span>, </span><span> süreci hızlandırmayı amaçlıyor;</span><span>iddialı  adımlar </span><span>atılması</span><span> </span><span>için   şirketleri destekliyor. </span></p>
<p><span>Programa katılan şirketler, Kadının Güçlenmesi İlkeleri Cinsiyet Uçurumu Analiz Aracı ile cinsiyet eşitliği alanında kendi performanslarını değerlendirebilecek. Ardından, </span><span> kapasite </span><span>artırmaya</span><span> yönelik atölye çalışmalarına</span><span> ve</span><span> ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde oturumlar</span><span>a katılarak hedeflerini ve yol haritalarını belirleyebilecekler.</span></p>
<p><strong><span>Katılan şirketler cinsiyet eşitliğini sağlama yönünde önemli mesafe alıyor!</span></strong></p>
<p><span>Programın önceki dönem katılımcılarının %75,7’si programla birlikte şirketlerinde toplumsal cinsiyetin sağlanması için yeni hedefler belirledi ve önemli adımlar attı.  </span><span>Bunlar arasında mentorluk ağları kurarak kadınlara profesyonel gelişme fırsatları sunmak, işe alım görüşmelerini yürüten ekiplerde cinsiyet dengesini sağlamak, toplumsal cinsiyet konusunda duyarlı bir dil kullanılmasını desteklemek, işyerinde esnek ve aile dostu çalışma koşulları sağlamak, cinsiyetler arasındaki ücret dengesizliklerini gidermek için daha fazla çaba göstermek gibi çalışmalar yer alıyor. Program</span><span> aynı zamanda </span><span>katı</span><span>lan</span><span> şirketlere Birleşmiş Mille</span><span>tler </span><span>Kadının  Güçlen</span><span>mesi Prensipleri’ni</span><span>   hayata geçirmeleri ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları yolunda somut adımlar atmaları için destek </span><span>oldu. </span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/un-global-compact-hedef-toplumsal-cinsiyet-esitligi-programi-basvurulari-acildi-449003">UN Global Compact Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Programı Başvuruları Açıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Soyer&#8217;den &#8220;Toplumsal Birleşik Muhalefet Çağrısı&#8221; &#8220;Hedefimiz yepyeni bir Türkiye&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-soyerden-toplumsal-birlesik-muhalefet-cagrisi-hedefimiz-yepyeni-bir-turkiye-446878</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2024 21:06:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[birleşik]]></category>
		<category><![CDATA[çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[hedefimiz]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[soyerden]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yepyeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446878</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Demokratik Kitle Örgütleri’nin temsilcileriyle buluşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ülkede sosyal demokrat siyasete ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyerden-toplumsal-birlesik-muhalefet-cagrisi-hedefimiz-yepyeni-bir-turkiye-446878">Başkan Soyer&#8217;den &#8220;Toplumsal Birleşik Muhalefet Çağrısı&#8221; &#8220;Hedefimiz yepyeni bir Türkiye&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Demokratik Kitle Örgütleri’nin temsilcileriyle buluşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ülkede sosyal demokrat siyasete ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>“Toplumsal Birleşik Muhalefet” çağrısını yineleyen Başkan Soyer, “Bunun yaratacağı yeni siyasi zemin demokratik siyasetin erdem ve değerleriyle buluştuğunda yepyeni bir Türkiye hayal olmayacaktır. İzmir bu toplumsal seferberliğin doğal öncüsüdür. Bu dönüşüm birlikte başarabileceğimiz bir dönüşümdür” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde İzmir Demokratik Kitle Örgütleri’nin mensuplarıyla bir araya gelerek “Siyaset, Neden ve Nasıl?”  başlıklı bir konuşma yaptı. Kentte kadın, engelli, eğitim, gençlik, çocuk, doğa, çevre, afet yönetimi gibi farklı alanlarda faaliyet yürüten ve gönüllü olarak halkın ihtiyaçları ile refahı için çaba gösteren demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerinin yer aldığı toplantının moderatörlüğünü Başkan Tunç Soyer ve Başkan Danışmanı Melih Yalçın üstlendi.</p>
<p>Program Prof. Dr. Ayfer Kocabaş yönetimindeki Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Genel Merkez Mandolin Orkestrası’nın Ziraat Marşı’yla başladı. Mini konser öncesinde açıklama yapan Şef. Prof. Dr. Kocabaş, “Sayın Başkan Tunç Soyer’e İzmir’e ve köy enstitülerinin düşün dünyasına kattığı değerler için teşekkür ediyoruz” dedi. İzmir Marşı ile sonlanan müzik ziyafetinin ardından salondaki topluluk orkestrayı ayakta alkışladı.</p>
<p><strong>“Türkiye çok uzun süredir siyasetin saf ve yalın halinden uzaklaştı”</strong></p>
<p>Siyasete yönelik tespitlerini aktaran ve izlenmesi gereken yol haritasını açıklayan Başkan Soyer, siyaseti dünyayı kurmanın, hayatı iyileştirip güzelleştirmenin iradesi olarak tanımladı. Türkiye&#8217;nin çok uzun süredir siyasetin bu saf ve yalın halinden uzaklaştığını aktaran Soyer, “Ülkemiz seçim siyaseti dediğimiz başka bir sürecin içine girdi. Yalnızca seçim kazanma faaliyeti olarak varlık gösteren bu süreç, aslında siyasetsiz bir siyasetin giderek daha da hegemonik hale gelmesine yol açtı. Seçime indirgenmiş siyasal faaliyet, aday belirlemede hiçbir ilke ve değer içermeyen bir parmak sayma faaliyeti ve buna bağlı olan bir &#8216;yarış&#8217;ın sahnelenmesinden ibaret olmaya başladı. Siyasal rekabet bir güç gösterme yarışına dönüştürülüp, yıkıcı, konuşmayı değersizleştiren kirli bir &#8216;yenme&#8217; faaliyeti haline geldi” dedi.</p>
<p><strong>Bir arada yaşamanın üç ilkesi</strong></p>
<p>Bu düzeni değiştirmek için yapılması gereken şeyin siyasetin kamusal yararını önceleyen erdemini hatırlamak olduğunun altını çizen Başkan Soyer, “Nasıl bir arada yaşayacağız?” sorusuna demokrasinin içerdiği değerlerle yanıt verilecekse asla vazgeçilemeyecek üç ilkeye işaret etti. Bu ilkeleri adalet, eşitlik ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi olarak sıralayan Başkan Soyer, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Hemen şimdi acilen bir sosyal demokrat siyasete, kimsesizlerin sesi olan ve bu sesi bir feryada ve ortak çıkarlarımız için yol gösterici bir siyasal eyleme dönüştürecek bir siyasete ihtiyacımız var. Köreltilen ve çürütülen toplumun panzehri yine toplumun içinde, bu körleşme ve çürümeden en az etkilenen toplum paydaşları arasında bulunuyor. Siyasi partiler, seçim odaklı varoluşlarını güçlendirmek için uyguladıkları yöntemlerle çürümenin dibine vurmuşken, hala cebinden harcayarak, zamanından, sevdiklerinden fedakârlık ederek, içinde yaşadığı topluma duyduğu sorumluluk ve taşıdığı vicdandan vazgeçmeyen “Toplumsal Sivil Muhalefet” paydaşları bu panzehrin kaynağıdır”.</p>
<p><strong>İzmir toplumsal seferberliğin doğal öncüsü</strong></p>
<p>Yapılması gereken ilk şeyin halkın çıkarlarını koruyan ve temsil eden bu iyi ve temiz yapıların daha güçlü, daha geniş çatılar altında birleşerek “Toplumsal Birleşik Muhalefete” dönüşmesini sağlamak olduğunu aktaran Soyer, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>“İkincisi varoluşlarını vicdan ve sorumluluk duygusundan alan bu yapıların kendilerini engellediklerini düşündükleri &#8216;cam duvarı&#8217; kırıp geçme gücüne sahip olduklarına inandırmak. Binlerce yıllık kadim kültürde kaynağını bulan toplumsal değerlerimizin topyekûn çürümesine izin vermemek ve bu kadar dibe vurduktan sonra, sağlıklı, temiz bir başlangıç yapmak mümkündür. Özellikle “Toplumsal Birleşik Muhalefetin” açacağı yeni siyasi zemin demokratik siyasetin erdem ve değerleriyle buluştuğunda yepyeni bir Türkiye hayal olmayacaktır. İzmir bu toplumsal seferberliğin doğal öncüsüdür. Adalet ve eşitlikten güç alan, demokratik ilkelerle şekillenen bu siyaset alanı dönüşüm yaşanmasının anahtarı olacaktır. Yeni siyaset zeminleri oluşturulmasına ihtiyaç var. Çünkü siyasi partilerin vatandaşların özlemlerini, taleplerini, yurttaşların bu memlekette umutlarını yeşertme gücü kalmadı. Bu dönüşüm birlikte başarabileceğimiz bir dönüşümdür Hem de bugünden tezi yok, yarından yakın.” </p>
<p><strong>“Hedefimiz Türkiye”</strong></p>
<p>Bu buluşmaların devam etmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Soyer, “Bizim hedefimiz Türkiye. Türkiye’de yeni bir siyaset alanı açmak istiyoruz. Siyasi partilerin içinde de yer almak ama siyasi partilerin dışında da, sivil muhalefeti bir toplumsal birleşik muhalefet haline getirmek. Bizim muhatabımız şikayet ettiğimiz her şey. Türkiye’deki herkes bizim çatımızın altında olsun istiyoruz. Bir başkası asla dışarıda kalmamalı. Olabilecek en geniş buluşmayı hedefleyerek yola çıkıyoruz. Adımlarımızı bu küçük salonda bu küçük adımla atıyoruz. Amacımız İzmir’de başlatacağımız bu hareketi büyütmek” dedi. </p>
<p><strong>Başka Bir Siyaset Mümkün!</strong></p>
<p>Yaklaşık dört saat süren buluşmanın kapanış bölümünde değerlendirmelerde bulunan Başkan Soyer, “262 arkadaşımız katılımcı olmuş. Bu toplantı bir başlangıç ve ilk adım toplantısıydı. Ben tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük bir heyecanla bu ilk adımı sizlerle atmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Eğer bunu biz yapmazsak kimse yapmayacak. Eğer bu hikayeye inanıp gerçekten sahiplenerek bir yolculuğu başlatmak konusunda kararlı duramazsak bilin ki bizden başka kimse yapmayacak. Yapamazsak bütün şikayet ettiğimiz mekanizmaların daha iyiye gitmesine imkan yok. Çürüme bulaşıcı bir şey. Bu dayanışmayı biraz daha büyüterek daha büyük bir ağ oluşturabiliriz. &#8216;Başka bir siyaset mümkün&#8217; ve bunu hep beraber yapacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sivil toplumdan öneriler</strong></p>
<p>Buluşmada söz alan temsilciler Başkan Soyer’in siyasete yönelik tespitlerini ve izlenilmesi gereken yol haritasını paylaştığı için teşekkürlerini iletti. Siyasi partilerin aday belirleme süreçlerinden rahatsızlıklarını dile getiren bazı temsilciler eleştiri, öneri ve taleplerini iletti. Sivil toplum örgütlerinin sesinin kamuoyunda yeterince duyulmaması da toplantıda gündeme geldi. Yeni bir yol haritası hazırlanması ve işletilmesi noktasında da fikir birliğine varıldı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyerden-toplumsal-birlesik-muhalefet-cagrisi-hedefimiz-yepyeni-bir-turkiye-446878">Başkan Soyer&#8217;den &#8220;Toplumsal Birleşik Muhalefet Çağrısı&#8221; &#8220;Hedefimiz yepyeni bir Türkiye&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Soyer&#8217;den &#8220;Toplumsal Birleşik Muhalefet Çağrısı&#8221; &#8220;Hedefimiz yepyeni bir Türkiye&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-soyerden-toplumsal-birlesik-muhalefet-cagrisi-hedefimiz-yepyeni-bir-turkiye-446879</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2024 21:06:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[birleşik]]></category>
		<category><![CDATA[çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[hedefimiz]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[soyerden]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yepyeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446879</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Demokratik Kitle Örgütleri’nin temsilcileriyle buluşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ülkede sosyal demokrat siyasete ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyerden-toplumsal-birlesik-muhalefet-cagrisi-hedefimiz-yepyeni-bir-turkiye-446879">Başkan Soyer&#8217;den &#8220;Toplumsal Birleşik Muhalefet Çağrısı&#8221; &#8220;Hedefimiz yepyeni bir Türkiye&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Demokratik Kitle Örgütleri’nin temsilcileriyle buluşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ülkede sosyal demokrat siyasete ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>“Toplumsal Birleşik Muhalefet” çağrısını yineleyen Başkan Soyer, “Bunun yaratacağı yeni siyasi zemin demokratik siyasetin erdem ve değerleriyle buluştuğunda yepyeni bir Türkiye hayal olmayacaktır. İzmir bu toplumsal seferberliğin doğal öncüsüdür. Bu dönüşüm birlikte başarabileceğimiz bir dönüşümdür” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde İzmir Demokratik Kitle Örgütleri’nin mensuplarıyla bir araya gelerek “Siyaset, Neden ve Nasıl?”  başlıklı bir konuşma yaptı. Kentte kadın, engelli, eğitim, gençlik, çocuk, doğa, çevre, afet yönetimi gibi farklı alanlarda faaliyet yürüten ve gönüllü olarak halkın ihtiyaçları ile refahı için çaba gösteren demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerinin yer aldığı toplantının moderatörlüğünü Başkan Tunç Soyer ve Başkan Danışmanı Melih Yalçın üstlendi.</p>
<p>Program Prof. Dr. Ayfer Kocabaş yönetimindeki Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Genel Merkez Mandolin Orkestrası’nın Ziraat Marşı’yla başladı. Mini konser öncesinde açıklama yapan Şef. Prof. Dr. Kocabaş, “Sayın Başkan Tunç Soyer’e İzmir’e ve köy enstitülerinin düşün dünyasına kattığı değerler için teşekkür ediyoruz” dedi. İzmir Marşı ile sonlanan müzik ziyafetinin ardından salondaki topluluk orkestrayı ayakta alkışladı.</p>
<p><strong>“Türkiye çok uzun süredir siyasetin saf ve yalın halinden uzaklaştı”</strong></p>
<p>Siyasete yönelik tespitlerini aktaran ve izlenmesi gereken yol haritasını açıklayan Başkan Soyer, siyaseti dünyayı kurmanın, hayatı iyileştirip güzelleştirmenin iradesi olarak tanımladı. Türkiye&#8217;nin çok uzun süredir siyasetin bu saf ve yalın halinden uzaklaştığını aktaran Soyer, “Ülkemiz seçim siyaseti dediğimiz başka bir sürecin içine girdi. Yalnızca seçim kazanma faaliyeti olarak varlık gösteren bu süreç, aslında siyasetsiz bir siyasetin giderek daha da hegemonik hale gelmesine yol açtı. Seçime indirgenmiş siyasal faaliyet, aday belirlemede hiçbir ilke ve değer içermeyen bir parmak sayma faaliyeti ve buna bağlı olan bir &#8216;yarış&#8217;ın sahnelenmesinden ibaret olmaya başladı. Siyasal rekabet bir güç gösterme yarışına dönüştürülüp, yıkıcı, konuşmayı değersizleştiren kirli bir &#8216;yenme&#8217; faaliyeti haline geldi” dedi.</p>
<p><strong>Bir arada yaşamanın üç ilkesi</strong></p>
<p>Bu düzeni değiştirmek için yapılması gereken şeyin siyasetin kamusal yararını önceleyen erdemini hatırlamak olduğunun altını çizen Başkan Soyer, “Nasıl bir arada yaşayacağız?” sorusuna demokrasinin içerdiği değerlerle yanıt verilecekse asla vazgeçilemeyecek üç ilkeye işaret etti. Bu ilkeleri adalet, eşitlik ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi olarak sıralayan Başkan Soyer, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Hemen şimdi acilen bir sosyal demokrat siyasete, kimsesizlerin sesi olan ve bu sesi bir feryada ve ortak çıkarlarımız için yol gösterici bir siyasal eyleme dönüştürecek bir siyasete ihtiyacımız var. Köreltilen ve çürütülen toplumun panzehri yine toplumun içinde, bu körleşme ve çürümeden en az etkilenen toplum paydaşları arasında bulunuyor. Siyasi partiler, seçim odaklı varoluşlarını güçlendirmek için uyguladıkları yöntemlerle çürümenin dibine vurmuşken, hala cebinden harcayarak, zamanından, sevdiklerinden fedakârlık ederek, içinde yaşadığı topluma duyduğu sorumluluk ve taşıdığı vicdandan vazgeçmeyen “Toplumsal Sivil Muhalefet” paydaşları bu panzehrin kaynağıdır”.</p>
<p><strong>İzmir toplumsal seferberliğin doğal öncüsü</strong></p>
<p>Yapılması gereken ilk şeyin halkın çıkarlarını koruyan ve temsil eden bu iyi ve temiz yapıların daha güçlü, daha geniş çatılar altında birleşerek “Toplumsal Birleşik Muhalefete” dönüşmesini sağlamak olduğunu aktaran Soyer, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>“İkincisi varoluşlarını vicdan ve sorumluluk duygusundan alan bu yapıların kendilerini engellediklerini düşündükleri &#8216;cam duvarı&#8217; kırıp geçme gücüne sahip olduklarına inandırmak. Binlerce yıllık kadim kültürde kaynağını bulan toplumsal değerlerimizin topyekûn çürümesine izin vermemek ve bu kadar dibe vurduktan sonra, sağlıklı, temiz bir başlangıç yapmak mümkündür. Özellikle “Toplumsal Birleşik Muhalefetin” açacağı yeni siyasi zemin demokratik siyasetin erdem ve değerleriyle buluştuğunda yepyeni bir Türkiye hayal olmayacaktır. İzmir bu toplumsal seferberliğin doğal öncüsüdür. Adalet ve eşitlikten güç alan, demokratik ilkelerle şekillenen bu siyaset alanı dönüşüm yaşanmasının anahtarı olacaktır. Yeni siyaset zeminleri oluşturulmasına ihtiyaç var. Çünkü siyasi partilerin vatandaşların özlemlerini, taleplerini, yurttaşların bu memlekette umutlarını yeşertme gücü kalmadı. Bu dönüşüm birlikte başarabileceğimiz bir dönüşümdür Hem de bugünden tezi yok, yarından yakın.” </p>
<p><strong>“Hedefimiz Türkiye”</strong></p>
<p>Bu buluşmaların devam etmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Soyer, “Bizim hedefimiz Türkiye. Türkiye’de yeni bir siyaset alanı açmak istiyoruz. Siyasi partilerin içinde de yer almak ama siyasi partilerin dışında da, sivil muhalefeti bir toplumsal birleşik muhalefet haline getirmek. Bizim muhatabımız şikayet ettiğimiz her şey. Türkiye’deki herkes bizim çatımızın altında olsun istiyoruz. Bir başkası asla dışarıda kalmamalı. Olabilecek en geniş buluşmayı hedefleyerek yola çıkıyoruz. Adımlarımızı bu küçük salonda bu küçük adımla atıyoruz. Amacımız İzmir’de başlatacağımız bu hareketi büyütmek” dedi. </p>
<p><strong>Başka Bir Siyaset Mümkün!</strong></p>
<p>Yaklaşık dört saat süren buluşmanın kapanış bölümünde değerlendirmelerde bulunan Başkan Soyer, “262 arkadaşımız katılımcı olmuş. Bu toplantı bir başlangıç ve ilk adım toplantısıydı. Ben tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük bir heyecanla bu ilk adımı sizlerle atmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Eğer bunu biz yapmazsak kimse yapmayacak. Eğer bu hikayeye inanıp gerçekten sahiplenerek bir yolculuğu başlatmak konusunda kararlı duramazsak bilin ki bizden başka kimse yapmayacak. Yapamazsak bütün şikayet ettiğimiz mekanizmaların daha iyiye gitmesine imkan yok. Çürüme bulaşıcı bir şey. Bu dayanışmayı biraz daha büyüterek daha büyük bir ağ oluşturabiliriz. &#8216;Başka bir siyaset mümkün&#8217; ve bunu hep beraber yapacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sivil toplumdan öneriler</strong></p>
<p>Buluşmada söz alan temsilciler Başkan Soyer’in siyasete yönelik tespitlerini ve izlenilmesi gereken yol haritasını paylaştığı için teşekkürlerini iletti. Siyasi partilerin aday belirleme süreçlerinden rahatsızlıklarını dile getiren bazı temsilciler eleştiri, öneri ve taleplerini iletti. Sivil toplum örgütlerinin sesinin kamuoyunda yeterince duyulmaması da toplantıda gündeme geldi. Yeni bir yol haritası hazırlanması ve işletilmesi noktasında da fikir birliğine varıldı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-soyerden-toplumsal-birlesik-muhalefet-cagrisi-hedefimiz-yepyeni-bir-turkiye-446879">Başkan Soyer&#8217;den &#8220;Toplumsal Birleşik Muhalefet Çağrısı&#8221; &#8220;Hedefimiz yepyeni bir Türkiye&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşitme Sağlığının Önemi Konusunda Toplumsal Bilincin Yaygınlaşması Hedefleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isitme-sagliginin-onemi-konusunda-toplumsal-bilincin-yayginlasmasi-hedefleniyor-2-445994</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Mar 2024 21:03:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilincin]]></category>
		<category><![CDATA[hedefleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[işitme]]></category>
		<category><![CDATA[konusunda]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığının]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445994</guid>

					<description><![CDATA[<p>3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında, Toplumsal İşitme Sağlığı Farkındalık Hareketi olan “Hayat Duyunca Güzel” ile İşitme Sağlığının Önemi Konusunda Toplumsal Bilincin Yaygınlaşması Hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isitme-sagliginin-onemi-konusunda-toplumsal-bilincin-yayginlasmasi-hedefleniyor-2-445994">İşitme Sağlığının Önemi Konusunda Toplumsal Bilincin Yaygınlaşması Hedefleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında, Toplumsal İşitme Sağlığı Farkındalık Hareketi olan “Hayat Duyunca Güzel” ile İşitme Sağlığının Önemi Konusunda Toplumsal Bilincin Yaygınlaşması Hedefleniyor.</em></strong></p>
<p><em>Türk Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) ve Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD), 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında işitme sağlığının önemi konusunda farkındalığı artırmaya yönelik harekete geçti. </em></p>
<p>3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü&#8217;nü destekleyen etkinliklerin bir parçası olarak, Türk Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) ve Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) tarafından ve Demant’in koşulsuz destekleri ile hayata geçirilen işitme sağlığı konusunda toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik önemli çalışmalara start verildi. “Hayat Duyunca Güzel” farkındalık hareketi ile toplumsal işitme sağlığı bilincinin yaygınlaştırılmasını hedefleyen Türk KBB-BBC ve TOKSUD Dernekleri, işitme kaybıyla ilgili bakış açısını değiştirmenin önemini vurguluyor.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yılki 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü teması “bakış açını değiştir” yaklaşımı kapsamında, işitme kaybının bireysel ve toplumsal maliyetlerinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Türkiye’de ise Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) ve Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) tarafından ve Demant’in koşulsuz destekleri ile hayata geçirilen “Hayat Duyunca Güzel” projesi kapsamında 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü’nde genel kamuoyunda, işitme kaybıyla ilgili bakış açısını değiştirmenin önemine vurgu yapan iletişim çalışmaları hayata geçiriliyor. “Hayat Duyunca Güzel” farkındalık hareketi ile toplumun işitme sağlığı konusundaki bilincinin artırılması ve bilgi paylaşımı yoluyla işitme sağlığının önemi vurgulanarak işitme kaybı konusundaki yanlış algıların ve işitme kaybının ihmalinin yol açabileceği olumsuzlukların önüne geçilmesi amaçlanıyor. </p>
<p><strong>İşitme sağlığının önemi konusunda bilincin yaygınlaşmasını hedefliyoruz </strong></p>
<p>Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) Genel Sekreteri Prof. Dr. Özgür Yiğit, 3 Mart Dünya Kulak İşitme Günü kapsamında yaptığı açıklamada, Hayat Duyunca Güzel toplumsal farkındalık ve sosyal sorumluluk hareketi ile işitme sağlığına dikkat çekmeyi ve işitme sağlığının önemi konusunda bilincin artmasını amaçladıklarını belirtti. </p>
<p>Prof. Dr. Özgür Yiğit şöyle devam etti: “Bugün pek çok işitme kaybı yaşadığını veya risk altında olduğunu biliyoruz. Bu sayı gün geçtikçe artıyor. Dünya Sağlık Örgütü verileri 2050 yılına gelindiğinde yaklaşık 2,5 milyar insanın işitme kaybı yaşayabileceğini öngörüyor. Halk sağlığını destekleyen uygulama ve bilinçlendirme çalışmalarını devreye almak, işitme sağlını korumak ve erken müdahaleyi destekleyerek işitme kaybına bağlı artabilecek fiziksel, sosyal ve bilişsel problemlerin risklerin önüne geçebilecek bir bilinç yaratmak adına bu projeyi önemsiyoruz. Bakış açınızı, sağlığınıza iyi gelmeyen alışkanlıklarınızı ve işitme ile ilgili yanlış bilgilerinizi bırakarak işitme sağlığınızda büyük bir fark yaratabilirsiniz. 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü’nde bu konuya dikkat çekmek ve bireyleri işitme sağlığını önemsemeye, işitme sağlığını koruma ve işitme kaybı durumunda erken teşhis ve müdahalenin önemi konusunda bilinçlenmeye davet ediyoruz.”</p>
<p><strong>İşitme sağlığının korunması ve işitme kaybının ihmal edilmemesi önemlidir</strong></p>
<p>Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) Başkanı Prof. Dr. Meral Didem Türkyılmaz yaptığı açıklamada, işitme sağlığının korunması ve işitme kaybının ihmal edilmemesi için farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirdikleri “Hayat Duyunca Güzel” projesi ile toplumsal boyutta bir bilinç yaratmayı amaçladıklarını belirtti. </p>
<p>Prof. Dr. Meral Didem Türkyılmaz şunları söyledi: “Tedavi edilmeyen işitme kaybının her yaşta iletişim, öğrenme, istihdam ve genel sağlık üzerinde önemli bir etkisi vardır. Özellikle çocuklarda, tedavi edilmeyen işitme kaybı, iletişim becerilerini öğrenme yeteneğini etkileyebilir ve daha sonra akademik ilerlemeyi ve yetişkinliğe yönelik kariyer planlamasını etkileyebilir. İşitme kaybının zihinsel ve duygusal sağlık üzerinde de büyük etkisi vardır. Araştırmalar, farklı derecelerde tedavi edilemeyen işitme kaybına sahip kişilerin daha yüksek oranda sosyal izolasyon, yalnızlık, depresyon ve anksiyete yaşadığını gösteriyor. Yine araştırmalar özellikle yaşlı yetişkinlerde tedavi edilmeyen işitme kaybı yaşayan kişilerde sosyal geri çekilme ve bilişsel gerilemenin olduğunu gösteriyor. Bu sebeple toplumda işitme sağlığının önemi konusunda farkındalık yaratmak açısından bu projeyi çok değerli buluyorum. 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü gibi özel gün işitme sağlığımız hakkında düşünmek için güzel bir fırsat.” </p>
<p>Türk Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) ve Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) tarafından ve Demant’in koşulsuz destekleri ile gerçekleştirilen sosyal sorumluluk kampanyasının ilk iletişim çalışması bir video içerik ile paylaşıldı. </p>
<p>Tüm yıl boyunca devam edecek farkındalık çalışmaları kapsamında, Türk Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) ve Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) tarafından “Hayat Duyunca Güzel” kampanyası çatısında, kamuoyu işitme sağlığının önemi ve tedavi edilmeyen işitme kaybıyla ilişkili olası sağlık sonuçları konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapılacak. Proje kapsamında kamuoyunun ön bilgilendirilmesine yönelik içerik ve çalışmalar hayatduyuncaguzel adresi üzerinden gerçekleştirilecek</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isitme-sagliginin-onemi-konusunda-toplumsal-bilincin-yayginlasmasi-hedefleniyor-2-445994">İşitme Sağlığının Önemi Konusunda Toplumsal Bilincin Yaygınlaşması Hedefleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal bir sorun: Nefret söylemi! Nefret söylemi, şiddet olaylarının sinyallerini de veriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplumsal-bir-sorun-nefret-soylemi-nefret-soylemi-siddet-olaylarinin-sinyallerini-de-veriyor-445762</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2024 21:04:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[olaylarının]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sinyallerini]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445762</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nefret söyleminin, günümüzde önemli bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıktığını kaydeden uzmanlar, bu kavramın, toplumun güç ilişkilerini ve sorunlarını yansıtarak mevcut problemleri açığa çıkardığını ve şiddet olaylarının sinyallerini verdiğini söylüyor. Herhangi bir nefret söylemini hafife almamak gerektiğini de kaydeden uzmanlar, sosyal medyanın, nefret söyleminin yayılmasında büyük bir rol oynadığını da dile getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumsal-bir-sorun-nefret-soylemi-nefret-soylemi-siddet-olaylarinin-sinyallerini-de-veriyor-445762">Toplumsal bir sorun: Nefret söylemi! Nefret söylemi, şiddet olaylarının sinyallerini de veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nefret söyleminin, günümüzde önemli bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıktığını kaydeden uzmanlar, bu kavramın, toplumun güç ilişkilerini ve sorunlarını yansıtarak mevcut problemleri açığa çıkardığını ve şiddet olaylarının sinyallerini verdiğini söylüyor. Herhangi bir nefret söylemini hafife almamak gerektiğini de kaydeden uzmanlar, sosyal medyanın, nefret söyleminin yayılmasında büyük bir rol oynadığını da dile getiriyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Bengi Çakmak, nefret söylemi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Nefret söylemi, toplumsal düzenin korunması bakımından bir uyarı sistemi rolü üstleniyor</strong></p>
<p>Nefret söylemi kavramının tek bir tanımı olmadığını belirten Sosyolog Bengi Çakmak, “Ne ifade ettiğini birbiriyle bağlantılı şu iki açıdan özetleyebiliriz; İlk olarak, nefret söylemi kavramı, ifade özgürlüğünün sınırlarıyla ilişkili düşünülür. İfade özgürlüğünün nefrete ve şiddete yol açabilecek derecede belirsizleşmesini ve esneklik göstermesini engellemek adına insan haklarına dayanarak bir sınır çizme gereği duyulur. Nefret söylemi de bu sınırın oluşturulmasına işlevsel bir katkı sunar. İkinci olarak da nefret söylemini, toplumsal düzenin korunması bakımından rol üstlenen bir faktör veya bir uyarı sistemi olarak ele alabiliriz.” dedi.</p>
<p><strong>Dildeki nefret söylemi suç olaylarına yönelik uyarı niteliği taşıyor</strong></p>
<p>Dilde kendini gösteren bir olgu olarak nefret söyleminin, toplumdaki güç ilişkilerini ve sorunları yansıtarak mevcut problemleri açığa çıkaracağını ve ağırlaşabilecek şiddet ve suç olaylarına yönelik bir uyarı niteliği taşıyacağını da kaydeden Çakmak, “Nefret söyleminin taşıdığı bu iki anlama paralel olarak, her tür ayrımcılık ifadesini ve bunlardan ötürü meydana gelebilecek hak ihlallerinin dildeki yansımalarını kapsayan sözlü, yazılı, görsel gibi içerikleri nefret söylemi olarak ele alabiliriz.” şeklinde bilgi verdi.</p>
<p><strong>Nefret söylemini meydana getiren toplumsal dinamikler neler?</strong></p>
<p>Buradan yola çıkarak, nefret söylemini meydana getiren toplumsal dinamiklerin başında ötekiyle, başka olanla, farklı veya yabancı olanla kurulan gerilimli ilişkinin sayılabileceğini aktaran Bengi Çakmak, “Bir diğer deyişle, insan hakları her ne kadar evrensel biçimde tanımlanmış olsa da toplumsal düzenleri oluşturan normlar toplumlar ve kültürler arasında değişkenlik gösterebiliyor. Bu açıdan, neyin ve kimin normal olmadığını belirleyen toplumsal dinamikler zamana ve mekâna göre farklılaşabilir. Fakat her durumda, nefret söylemini kuran faktörlerin başlıcası, normal kabul edilenin dışında kalanların birer öfke ve nefret nesnesine dönüşmesidir. Öfkenin ve nefretin sebebi, normal olmayanın toplumsal düzeni sarsacağına dair önyargı ve endişedir diyebiliriz.” dedi.</p>
<p><strong>Sosyal medyanın rolü…</strong></p>
<p>Sosyal medyanın, nefret söyleminin yayılmasında büyük bir rol oynadığını da dile getiren Sosyolog Çakmak, “Sosyal medya yalnızca nefret söyleminin değil her tür söylemin, bilginin, imgenin yayılmasını sağlıyor. İletişim ve haberleşme açısından geçmişte benzerini görmediğimiz cinsten geniş ölçekli, hızlı ve katılıma açık bir ortam sağlaması bakımından sosyal medya çağımızın en öne çıkan sıçramalarından biri haline geldi. Her bireyin kendi isteği doğrultusunda katılabildiği, paylaşım yapabildiği ve etki yaratabildiği bir ortamda, nefret söyleminin de kolaylıkla yer bulması ve hızla yayılması kaçınılmaz.  Yüz yüze iletişimin aksine anonimliğin, anlık iletişimin ve geçiciliğin hâkim olduğu bir ortamda kişilerin daha kayıtsız olması da sorunu büyüten nedenlerden biridir.” dedi.</p>
<p><strong>Nefret söylemi uyarı niteliği de taşıyor</strong></p>
<p>Nefret söyleminin bir uyarı niteliği taşıdığını da söyleyen Bengi Çakmak, “Toplumda halihazırda var olan ve belki de büyümekte olan sorunlara ayna tutar ve yaşam hakkının ihlaline dek varabilecek şiddet olaylarının sinyallerini verir. Nefret söylemiyle ifade özgürlüğü arasındaki sınırların çok hassas olduğunu bilmek ve bu sınırlar üzerine tartışabilmek önemlidir. Ancak nefret söyleminin ifade özgürlüğü adı altında geçerli görülmesi veya toplumsal normlara dayanarak normal kabul edilmesi son derece tehlikelidir.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Herhangi bir nefret söylemini hafife almamak gerekiyor</strong></p>
<p>Ayrımcılık içeren şakalar, hakaretler, tehditler ve nihayetinde şiddet uygulamaları arasında fark olmakla beraber, hepsinde ortak bulunan nefret unsuru üzerinde durmak ve herhangi bir nefret söylemini hafife almamak gerektiğini de kaydeden Bengi Çakmak, “Elbette bu noktada şiddeti yalnızca kişilerin fiziksel saldırıya uğramasına indirgemiyoruz; nefretin normalleşmesi ve yayılmasıyla birlikte kişilerin rahat ve mutlu şekilde yaşamalarının önünde oluşabilecek her tür engel toplumsal bir sorun olarak ele alınmalıdır. Nefret söylemiyle mücadele edebilmek için insan haklarının evrenselliğini temel almak önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Nefret söylemine ve ayrımcılığa karşı durmak, herkesin var oluş hakkını savunmaktır</strong></p>
<p>Nefret söylemine karşı farkındalık oluşturabilmek için ayrımcılığın ne olduğunu tartışmak ve eğitimin bir parçası haline getirmek gerektiğini de dile getiren Çakmak, “Bunun için temel koşul, sorgulayıcı ve eleştirel olmaya teşvik etmektir. Bu noktada yalnızca kurumsal bir eğitim sürecinden değil, bireylerin kendi yargılarını ve değerlerini de eleştirel biçimde gözden geçirerek kendilerini eğitmeleri önemlidir. Bireysel veya toplumsal düzeyde yeterince kabul görmeyen, azınlık veya öteki kabul edilen, anormal bulunan ve ahlaki açıdan iyi değerlendirilmeyen toplumsal grupların, kişilerin, davranış biçimlerinin neler olduğu değişkenlik gösterebilir. Nefret söylemine karşı bilinçlenmek ve ayrımcılığa karşı insan haklarını savunmak, kişilerin herkesi ve her şeyi tamamen benimsemesi demek değildir. Nefret söylemine ve ayrımcılığa karşı durmak, herkesin var oluş hakkını savunmak demektir. Bu hususa dair bir bilinçlenme, nefret söylemine ve şiddete karşı mücadelede önceliklidir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumsal-bir-sorun-nefret-soylemi-nefret-soylemi-siddet-olaylarinin-sinyallerini-de-veriyor-445762">Toplumsal bir sorun: Nefret söylemi! Nefret söylemi, şiddet olaylarının sinyallerini de veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşitme Sağlığının Önemi Konusunda Toplumsal Bilincin Yaygınlaşması Hedefleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isitme-sagliginin-onemi-konusunda-toplumsal-bilincin-yayginlasmasi-hedefleniyor-444626</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 08:38:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilincin]]></category>
		<category><![CDATA[hedefleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[işitme]]></category>
		<category><![CDATA[konusunda]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığının]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444626</guid>

					<description><![CDATA[<p>3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında, Toplumsal İşitme Sağlığı Farkındalık Hareketi olan “Hayat Duyunca Güzel” ile İşitme Sağlığının Önemi Konusunda Toplumsal Bilincin Yaygınlaşması Hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isitme-sagliginin-onemi-konusunda-toplumsal-bilincin-yayginlasmasi-hedefleniyor-444626">İşitme Sağlığının Önemi Konusunda Toplumsal Bilincin Yaygınlaşması Hedefleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında, Toplumsal İşitme Sağlığı Farkındalık Hareketi olan “Hayat Duyunca Güzel” ile İşitme Sağlığının Önemi Konusunda Toplumsal Bilincin Yaygınlaşması Hedefleniyor.</strong></em></p>
<p><em>Türk Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) ve Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD), 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında işitme sağlığının önemi konusunda farkındalığı artırmaya yönelik harekete geçti. </em></p>
<p>3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü&#8217;nü destekleyen etkinliklerin bir parçası olarak, Türk Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) ve Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) tarafından ve Demant’in koşulsuz destekleri ile hayata geçirilen işitme sağlığı konusunda toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik önemli çalışmalara start verildi. “Hayat Duyunca Güzel” farkındalık hareketi ile toplumsal işitme sağlığı bilincinin yaygınlaştırılmasını hedefleyen Türk KBB-BBC ve TOKSUD Dernekleri, işitme kaybıyla ilgili bakış açısını değiştirmenin önemini vurguluyor</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yılki 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü teması “bakış açını değiştir” yaklaşımı kapsamında, işitme kaybının bireysel ve toplumsal maliyetlerinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Türkiye’de ise Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) ve Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) tarafından ve Demant’in koşulsuz destekleri ile hayata geçirilen “Hayat Duyunca Güzel” projesi kapsamında 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü’nde genel kamuoyunda, işitme kaybıyla ilgili bakış açısını değiştirmenin önemine vurgu yapan iletişim çalışmaları hayata geçiriliyor. “Hayat Duyunca Güzel” farkındalık hareketi ile toplumun işitme sağlığı konusundaki bilincinin artırılması ve bilgi paylaşımı yoluyla işitme sağlığının önemi vurgulanarak işitme kaybı konusundaki yanlış algıların ve işitme kaybının ihmalinin yol açabileceği olumsuzlukların önüne geçilmesi amaçlanıyor. </p>
<p><strong>İşitme sağlığının önemi konusunda bilincin yaygınlaşmasını hedefliyoruz </strong></p>
<p>Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) Genel Sekreteri Prof. Dr. Özgür Yiğit, 3 Mart Dünya Kulak İşitme Günü kapsamında yaptığı açıklamada, Hayat Duyunca Güzel toplumsal farkındalık ve sosyal sorumluluk hareketi ile işitme sağlığına dikkat çekmeyi ve işitme sağlığının önemi konusunda bilincin artmasını amaçladıklarını belirtti. </p>
<p>Prof. Dr. Özgür Yiğit şöyle devam etti: “Bugün pek çok işitme kaybı yaşadığını veya risk altında olduğunu biliyoruz. Bu sayı gün geçtikçe artıyor. Dünya Sağlık Örgütü verileri 2050 yılına gelindiğinde yaklaşık 2,5 milyar insanın işitme kaybı yaşayabileceğini öngörüyor. Halk sağlığını destekleyen uygulama ve bilinçlendirme çalışmalarını devreye almak, işitme sağlını korumak ve erken müdahaleyi destekleyerek işitme kaybına bağlı artabilecek fiziksel, sosyal ve bilişsel problemlerin risklerin önüne geçebilecek bir bilinç yaratmak adına bu projeyi önemsiyoruz. Bakış açınızı, sağlığınıza iyi gelmeyen alışkanlıklarınızı ve işitme ile ilgili yanlış bilgilerinizi bırakarak işitme sağlığınızda büyük bir fark yaratabilirsiniz. 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü’nde bu konuya dikkat çekmek ve bireyleri işitme sağlığını önemsemeye, işitme sağlığını koruma ve işitme kaybı durumunda erken teşhis ve müdahalenin önemi konusunda bilinçlenmeye davet ediyoruz.”</p>
<p><strong>İşitme sağlığının korunması ve işitme kaybının ihmal edilmemesi önemlidir</strong></p>
<p>Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) Başkanı Prof. Dr. Meral Didem Türkyılmaz yaptığı açıklamada, işitme sağlığının korunması ve işitme kaybının ihmal edilmemesi için farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirdikleri “Hayat Duyunca Güzel” projesi ile toplumsal boyutta bir bilinç yaratmayı amaçladıklarını belirtti. </p>
<p>Prof. Dr. Meral Didem Türkyılmaz şunları söyledi: “Tedavi edilmeyen işitme kaybının her yaşta iletişim, öğrenme, istihdam ve genel sağlık üzerinde önemli bir etkisi vardır. Özellikle çocuklarda, tedavi edilmeyen işitme kaybı, iletişim becerilerini öğrenme yeteneğini etkileyebilir ve daha sonra akademik ilerlemeyi ve yetişkinliğe yönelik kariyer planlamasını etkileyebilir. İşitme kaybının zihinsel ve duygusal sağlık üzerinde de büyük etkisi vardır. Araştırmalar, farklı derecelerde tedavi edilemeyen işitme kaybına sahip kişilerin daha yüksek oranda sosyal izolasyon, yalnızlık, depresyon ve anksiyete yaşadığını gösteriyor. Yine araştırmalar özellikle yaşlı yetişkinlerde tedavi edilmeyen işitme kaybı yaşayan kişilerde sosyal geri çekilme ve bilişsel gerilemenin olduğunu gösteriyor. Bu sebeple toplumda işitme sağlığının önemi konusunda farkındalık yaratmak açısından bu projeyi çok değerli buluyorum. 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü gibi özel gün işitme sağlığımız hakkında düşünmek için güzel bir fırsat.” </p>
<p>Türk Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) ve Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) tarafından ve Demant’in koşulsuz destekleri ile gerçekleştirilen sosyal sorumluluk kampanyasının ilk iletişim çalışması bir video içerik ile paylaşıldı. </p>
<p>Tüm yıl boyunca devam edecek farkındalık çalışmaları kapsamında, Türk Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) ve Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) tarafından “Hayat Duyunca Güzel” kampanyası çatısında, kamuoyu işitme sağlığının önemi ve tedavi edilmeyen işitme kaybıyla ilişkili olası sağlık sonuçları konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapılacak. Proje kapsamında kamuoyunun ön bilgilendirilmesine yönelik içerik ve çalışmalar hayatduyuncaguzel adresi üzerinden gerçekleştirilecek. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isitme-sagliginin-onemi-konusunda-toplumsal-bilincin-yayginlasmasi-hedefleniyor-444626">İşitme Sağlığının Önemi Konusunda Toplumsal Bilincin Yaygınlaşması Hedefleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burhaniye&#8217;de Kadına Şiddete Karşı Toplumsal Bilinç</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burhaniyede-kadina-siddete-karsi-toplumsal-bilinc-444140</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Feb 2024 21:15:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[burhaniyede]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[şiddete]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444140</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burhaniye Belediyesi Kadın Danışma Merkezi; hem sahada hem de 2 yıldır hizmet veren binasında; Kadınların hayatlarında yaşadıkları fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddetin çözümleri ve sosyal anlamda özellikle şiddete maruz kalarak sıkıntı yaşayan kadınların desteklenmesi adına çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burhaniyede-kadina-siddete-karsi-toplumsal-bilinc-444140">Burhaniye&#8217;de Kadına Şiddete Karşı Toplumsal Bilinç</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Burhaniye Belediyesi Kadın Danışma Merkezi; hem sahada hem de 2 yıldır hizmet veren binasında; Kadınların hayatlarında yaşadıkları fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddetin çözümleri ve sosyal anlamda özellikle şiddete maruz kalarak sıkıntı yaşayan kadınların desteklenmesi adına çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p>Burhaniye Belediyesi tarafından 2 yıl önce faaliyete geçen ve vizyon projelerden biri olan “Burhaniye Belediyesi Kadın Danışma Merkezi” sosyolog ve psikolog ile 250 kişiye ayrı ayrı psikolojik ve sosyal destek verdi. Bunun yanı sıra seminerlere de katılan Merkez’in uzmanları, 2000’e yakın öğrenci ve öğretmen ile bilgilendirme toplantı düzenledi.</p>
<p>Son olarak, Burhaniye Hacı Mehmet Fevzi Köylü Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde 10.11. ve 12 sınıflara, “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet ve Gençler Arasında Flört Şiddeti” konusunda eğitim veren Sosyolog Deniz Akcan Orcan, Belediyenin ücretsiz olarak hizmet verdiği Kadın Danışma Merkezini de tanıttı. </p>
<p>Başkan Deveciler hayata geçirdiği projelerden biri olan Kadın Danışma Merkezi ve faaliyetlerinden gurur duyduklarını belirterek “Kadının yok sayıldığı toplumun medeniyet ölçüsü içinde değerlendirmek mümkün değildir. Kadın toplumun içindeyse o toplum medenidir ve ileridir, üretkendir. Biz de bu düşüncenin toplumuzda pekişmesi için elimizden geleni yapıyoruz yapmaya da devam edeceğiz ” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burhaniyede-kadina-siddete-karsi-toplumsal-bilinc-444140">Burhaniye&#8217;de Kadına Şiddete Karşı Toplumsal Bilinç</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye&#8217;de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı&#8221; araştırması açıklandı: Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gocmen-mahallerinde-yasam-turkiyede-2010-sonrasi-gocler-ve-gocmenlerin-toplumsal-katilimi-arastirmasi-aciklandi-multeci-ve-gocmenler-turkiye-toplumunun-bir-parcasi-haline-geldi-426374</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 11:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[göçler]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenler]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenlerin]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[mahallerinde]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumunun]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426374</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırmasının sonuçları açıklandı. Nicel ve nitel verilerden oluşan, karma yöntem ile 2022 yılının Haziran-Ekim aylarında gerçekleştirilen araştırma, mülteci ve göçmen toplulukların içinde yaşadıkları olumsuz koşullara rağmen, Türkiye toplumunun bir parçası haline geldiklerini ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocmen-mahallerinde-yasam-turkiyede-2010-sonrasi-gocler-ve-gocmenlerin-toplumsal-katilimi-arastirmasi-aciklandi-multeci-ve-gocmenler-turkiye-toplumunun-bir-parcasi-haline-geldi-426374">&#8220;Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye&#8217;de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı&#8221; araştırması açıklandı: Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması açıklandı:</strong></p>
<p><strong>Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</strong></p>
<p><strong>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırmasının sonuçları açıklandı. Nicel ve nitel verilerden oluşan, karma yöntem ile 2022 yılının Haziran-Ekim aylarında gerçekleştirilen araştırma, mülteci ve göçmen toplulukların içinde yaşadıkları olumsuz koşullara rağmen, Türkiye toplumunun bir parçası haline geldiklerini ortaya koydu. Diğer taraftan araştırma, göçmenlerin toplumsal katılımının niteliğini ve seviyesini olumsuz yönde etkileyen en önemli olgunun ise ‘ayrımcılık’ olduğunu vurguluyor.</strong></p>
<p><strong>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırmasında göçmenlerin istihdama yoğun olarak katıldıklarını ancak çoğunlukla kayıtdışı çalıştıklarını da ortaya koyuyor. </strong></p>
<p><strong>Araştırma, göçmenler ve mültecilerin işgücüne yoğun şekilde katıldıklarını, eğer yasal olarak ikamet ediyorlarsa sağlık hizmetlerinden yararlanabildiklerini ve çocuklarının temel eğitime katılma haklarının olduğunu gösterdi. Araştırma, benzer sosyo-ekonomik yapıdaki yerli ve göçmenlerin bir arada yaşadığı mahallelerde yapıldı. Araştırma; göçmenlerle benzer sosyoekonomik özellikleri paylaşan yerlilerin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.</strong></p>
<p><em><strong>Araştırma; Türkiye&#8217;nin dünyada en çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğu ve toplamda muhtemelen altı milyona yakın mülteci ve göçmenin yaşadığı bilgisi ile başlıyor.</strong></em></p>
<p>Türkiye’de yaşayan göçmen ve mültecilerin toplumsal katılımının detaylı fotoğrafını çeken “Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması açıklandı. Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin gerçekleştirdiği araştırma, Türkiye’de bu kapsamda yapılan ilk araştırma olarak toplumsal katılıma ilişkin dikkat çeken bulgulara dikkat çekiliyor.</p>
<p>Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Proje Koordinatörü Cem Bico ile araştırma ekibini oluşturan Prof. Dr. Deniz Yükseker, Prof. Dr. Hatice Kurtuluş, Prof. Dr. Uğur Tekin ve Dr. Esra Kaya Erdoğan’ın katılımıyla 29 Kasım 2023 Çarşamba günü düzenlenen basın toplantısında açıklanan araştırma; mülteci ve göçmen topluluklarının içinde bulundukları tüm olumsuz koşullara rağmen, Türkiye toplumunun bir parçası haline geldiklerini ortaya koydu.</p>
<p>Nicel ve nitel saha verisinden oluşan araştırma, göçmenler ve mültecilerin işgücüne yoğun şekilde katıldıklarını, yasal olarak ikamet ediyorlarsa, hukuki statülerinin türüne bağlı olarak sağlık hizmetlerinden yararlanabildiklerini ve çocuklarının temel eğitime katılma haklarının olduğunu gösterdi. Yerli katılımcılarda Türkiye’de yaşamaya devam etme isteğinin göçmenlere göre daha düşük olduğunu ortaya koyan araştırma; toplumdaki yaygın algının tersine göçmenler ve mültecilerin büyük bir bölümünün sosyal yardımlara muhtaç bireyler olmadıklarını, çalışma yaşamına girmelerindeki engelleri aşabildikleri ölçüde sahip oldukları farklı sermayelere bağlı olarak geçimlerini sağlayabildiklerini ortaya koyuyor. Araştırma, göçmenler, mülteciler ve Türkiyelilerin çalışma ve gündelik yaşama katılımlarına dair kapsamlı veriler sunuyor.</p>
<p><strong>Araştırma nicel ve nitelden oluşan karma yöntemle gerçekleştirildi</strong></p>
<p>Türkiye’de göçmenlerin sosyal uyumu, entegrasyonu veya toplumsal katılımı hakkında bütüncül bir veri oluşturma amacıyla gerçekleştirilen ve tam adıyla “Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Proje Koordinatörü Cem Bico koordinatörlüğünde, Prof. Dr. Deniz Yükseker, Prof. Dr. Hatice Kurtuluş, Prof. Dr. Uğur Tekin ve Dr. Esra Kaya Erdoğan’ın akademik liderliğinde nicel ve nitelden oluşan karma araştırma yöntemi kullanılarak yapıldı. Araştırma, 2010 yılı sonrasında Türkiye’ye gelen Suriyeli ve diğer göçmenler odağında yürütüldü. Ayrıca toplumsal katılım hem göçmen ve mültecileri hem de ev sahibi toplumu içerdiği için verilerin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını da kapsaması durumunda sağlıklı bir şekilde oluşacağı anlayışıyla araştırmaya göçmenlerin yaşadıkları mahallelerdeki Türkiyeliler de dâhil edildi. Nicel araştırma, Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı 16 il ile Van’da, 18-49 yaş arasında kadın ve erkek Türkiyeli, Suriyeli ve diğer göçmenlerden oluşan toplam 3.866 haneden birer kişiyle yüz yüze yapılan görüşmelerle gerçekleştirildi. Nicel ve nitel araştırmanın saha çalışmaları 2022 yılı Haziran-Ekim döneminde gerçekleştirildi. Nicel araştırmaya katılan Türkiyeli katılımcılar, Türkiye nüfusunu temsilden ziyade göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerdeki örneklemle oluşturuldu. Nitel araştırma ise nicel araştırma içerisinde de yer alan İzmir, Gaziantep, Konya, Mardin ve İstanbul’dan oluşan 5 ilde gerçekleştirildi. Bu illerde, sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışanları, yerel yöneticiler, muhtarlar, sağlık çalışanları, öğretmenler, sendikalar ile işveren ve meslek örgütlerinin temsilcileri gibi yetkililerle toplam 72 mülakat yapıldı.</p>
<p><strong>Dünyada en yüksek sayıda mülteci Türkiye’de yaşıyor</strong></p>
<p>Araştırmada, Türkiye’nin dünyada en yüksek sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke durumunda olduğu vurgulanıyor. Araştırmada derlenen verilere göre, 3,3 milyondan fazla geçici koruma statüsünde Suriyeli, başka ülkelerden 300 binden fazla mülteci ve sığınmacının yanı sıra 1,3 milyondan fazla ikamet izinli yabancı ve birkaç yüz bin kişi oldukları tahmin edilen düzensiz göçmenler Türkiye’de yaşıyor. Vatandaşlık almış 230 binden fazla Suriyeli de dâhil edildiğinde Türkiye’de 5.5-6 milyon civarında göçmen ve mülteci bulunuyor. 85 milyon civarındaki Türkiye nüfusunun tahminen yüzde 6,5-7’sini göçmenler ve mülteciler oluşturuyor. Bu veriler de Türkiye’nin bir göç ülkesi, özellikle de bir zorunlu göç ülkesi olduğunu net bir şekilde gösteriyor.</p>
<p><strong>10 Suriyeli göçmenden sadece 3’ü lise veya yüksekokul mezunu</strong></p>
<p>Nicel araştırmada katılımcılara; işgücüne katılımları ve ekonomik durumları, eğitimleri, sosyal hayata katılımları, temel ihtiyaçlara erişimleri ve gündelik hayatta bağımsız olarak hareket edebilme imkânlarına ilişkin durumlarını ortaya koyacak sorular soruldu. Ankete katılan 3.866 kişinin yüzde 49,6’sı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak doğmuş, yüzde 36,9’u Suriye vatandaşı, yüzde 13,1’i son 13 yıl içinde diğer ülkelerden gelen göçmenler ve yüzde 0,4’ü ise sonradan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı edinenlerden oluşuyor. Araştırma, aynı mahallede yaşayan göçmen nüfusla yerli nüfus arasında eğitim düzeyi açısından önemli farklılıklar olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlerin yüzde 75,3’ü liseden az eğitime sahip, yerli nüfusta bu oran yüzde 36 civarında. Araştırmaya göre, Suriyeli göçmenlerin yüzde 8’i, diğer göçmenlerin yüzde 5,5’i yükseköğrenim mezunu ya da yükseköğrenimine devam ederken yerli nüfusta bu oran yüzde 25,8’e yükselmektedir. Başka bir ifadeyle yerli nüfusta 10 katılımcıdan en az 6’sı, Suriyeli 10 katılımcıdan ise 2’si lise ve üzerindeki öğrenim kurumundan mezun. Bununla birlikte, katılımcıların hanelerinde yaşayan çocukların okullaşma düzeyi kayda değer. Katılımcılardan hanelerinde yaşayan bireylerle ilgili bilgi de toplanan nicel araştırma bulgularına göre Suriyeliler, yüzde 38,4 ile eğitimine devam eden hanehalkı üyesi oranı en yüksek olan grup. Bu oran Türkiyelilerde yüzde 32,8, diğer göçmenlerde ise yüzde 18,2. Devam edilen eğitim düzeyi sorgulandığında, okullaşan Suriyeli çocukların yüzde 66,3’ünün ilk veya ortaokula devam ettikleri, yüzde 29,8’inin ise lise veya üniversiteye devam ettikleri görülüyor. Yerlilerde ise bu oranlar sırasıyla yüzde 47,4 ve yüzde 49,2. Suriyeli katılımcıların hanehalkı üyelerinin daha yüksek bir oranının ilk ve ortaöğretimde olması, hanelerde 0-18 yaş arasındaki üye oranının daha yüksek olmasından kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Göçmen ve mülteci çocukların temel eğitime katılımı düşük</strong></p>
<p>Resmî açıklamalar Suriyeli çocukların üçte birinin okula kayıtlı olmadığını gösterirken, nitel araştırma, göçmen ve mülteci çocukların bir bölümünün neden temel eğitime katılamadıklarını, katılsalar bile tamamlayamadıklarını ortaya koydu. Araştırmada, mülteci ve göçmen çocukların eğitim sisteminde yaşadığı sorunların; bir kısmının aile dili Türkçe olmayan çocuklar için destek mekanizmalarının yetersiz olması ve öğretmenlerin yabancı öğrencilerin eğitimi konusunda yeterli eğitim almamış olmaları gibi Türk eğitim sisteminin yapısal sorunlarından kaynaklandığı belirtiliyor. Araştırma, bazı sorunların ise çocukların gündelik yaşamlarındaki koşullardan kaynaklandığını ortaya koyuyor. Araştırmada, erkek çocukların ailelerinin yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle erken yaşta çalışmak zorunda kalmaları ve bazı kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmelerinin okul terkine yol açan önemli sorunlar olduğu vurgulanıyor. Pandeminin çocukların okulla ilişkisinin zayıflamasına neden olduğu da belirtiliyor. Araştırmada ayrıca, artan göçmen karşıtı siyasi söylemlerden beslenen bir ortamda, okullarda Suriyeli çocuklara yönelen akran zorbalığı, kimi zaman öğretmenler ve okul idarecilerinden de kaynaklanan ayrımcılığın kaygı verici boyutlarda olduğunun altı çiziliyor. Araştırmada; eğitim sistemindeki yapısal sorunlarla mülteci ve göçmen öğrencilerin gündelik yaşamlarının kesiştiği noktalara yönelik şu noktaların altı çiziliyor: “Yoksul mahallelerde sınıfların kalabalık olması, bu nedenle okul yöneticilerinin kimi zaman Suriyelileri kaydetmek istememesi, kalabalık sınıflarda öğretmenlerin Türkçeyi iyi bilmeyen öğrencilerle ilgilen(e)memesi, devamsızlık takibinin düzenli yapılmaması, çocukların okulu erken terk etmelerine yol açmaktadır. Dil sorunu, öğrencilerle öğretmenler arasında olduğu gibi, mülteci velilerle öğretmenler arasında da iletişim sorununa neden olmaktadır. Bir diğer sorun, geçici koruma kaydı başka bir ilde olan ailelerin çocuklarını bulundukları ilde okula kaydettirememeleridir.”</p>
<p><strong>Suriye’den Türkiye’ye olan göç, 2019’dan itibaren düşüşe geçiyor</strong></p>
<p>2010 yılından itibaren Türkiye’ye yönelen göç dalgalarını örneklem olarak ele alan “Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması, Türkiye’ye gelişlerin en yoğun olduğu yılların 2014-2018 dönemi olduğunu ve 2019’dan itibaren göç hızının düştüğünü gösteriyor. Araştırmaya göre, Suriyelilerin yüzde 71,6’sı 4-8 yıl, yüzde 7,1’i ise üç yıl veya daha az bir süredir Türkiye’de yaşıyor. Dokuz yıldan uzun süredir Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin oranı ise yüzde 21,2. Diğer göçmenlerin Türkiye’de yaşama sürelerinin ise ağırlıkla beş yıldan az olduğu görülüyor.</p>
<p><strong>Suriyeli kadınların iş hayatına katılımı düşük kalıyor</strong></p>
<p>Araştırmaya katılan Türkiyelilerin yüzde 63,9’u, Suriyeli göçmenlerin yüzde 58’i, diğer göçmenlerin ise yüzde 68’i çalışıyor. Çalışma durumunun cinsiyete bağlı dağılımına bakıldığında ise Türkiyeli erkek katılımcıların yüzde 85’i, kadın katılımcıların yüzde 43,7’si çalışıyor. Suriyelilerde erkek katılımcıların yüzde 87,3’ü çalışırken, kadın katılımcıların sadece yüzde 16,7’si çalışıyor. Ankete katılan diğer göçmenlerde ise erkekler yüzde 89,5 ile oldukça yüksek bir oranda çalışma hayatının içindeyken, kadınlar ise yüzde 37,9 oranıyla yerli nüfustaki kadınların çalışma oranına daha fazla yaklaşıyor. Araştırma, Suriyeli kadınların çalışma yaşamına katılımının düşük kalmasının, Suriyeli ailelerdeki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derin olması ve çocukların, yaşlıların ve engellilerin bakımının yerli nüfusun görece sahip olduğu sosyal destek mekanizmalarına göçmen kadınların sahip olmaması nedeniyle kadınların omuzlarına binmesinden kaynaklandığına işaret ediyor.</p>
<p><strong>Çocuk işçiliği Suriyeli göçmenlerde daha yaygın</strong></p>
<p>Kiraların görece düşük olduğu, emek yoğun sektörlerde çalışan emekçilerin yaşadığı 39 mahallede gerçekleştirilen araştırmada katılımcıların yüzde 86,6’sının ücretli olarak çalıştığı, yüzde 13,4’ünün ise ağırlıkla küçük esnaf veya zanaatkâr olduğu görülüyor. Araştırma, Suriyeli katılımcıların yüzde 88,8’inin, Türkiyeli katılımcıların ise yüzde 83,2’sinin ücretli bir şekilde çalıştığını ortaya koydu. Hane halkının işgücüne katılımıyla ilgili sorgulamada ise, Suriyeli hane halkının yüzde 27,7’si çalışırken, yerliler arasında bu oran yüzde 36,3’e, diğer göçmenlerde ise yüzde 47’ye yükseliyor. Katılımcıların hane halkı bireylerinin çalışma durumu yaş kırılımı incelendiğinde, 7-17 yaş arasındaki Suriyeli hane halkının çalışma oranı yüzde 4, diğer göçmenlerde bu oran yüzde 3, Türkiyelilerdeyse yüzde 1,7’dir. Yaş kırılımındaki istihdam verileri, çocuk işçilik olgusuna işaret etmenin yanı sıra, göçmenlerin daha genç bir işgücü oluşturduğunu da gösteriyor. STK’lar ve mahalle muhtarlarının tanıklıkları da çocuk işçiliğinin, Türkiye’ye aile bireyleriyle birlikte gelen Suriyeliler arasında diğer göçmen gruplarına göre daha yaygın olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Suriyeliler ve Afganlar işgücü olarak üretimin yapısal unsuru haline geldi</strong></p>
<p>Araştırma, toplumdaki yaygın algının tersine göçmenler ve mültecilerin büyük bir bölümünün sosyal yardımlara muhtaç bireyler değil, çalışma yaşamına girmelerindeki engelleri aşabildikleri ölçüde sahip oldukları farklı sermayelere bağlı olarak geçimlerini sağlayabildiklerini ortaya koyuyor. Nitel araştırma, göçmenlerin ve mültecilerin çalışma yaşamına, çalışma rejimindeki bazı engellere rağmen yüksek oranda katılabilmelerini sağlayan en önemli unsurun Türkiye ekonomisindeki vasıfsız ve yarı vasıflı işgücü/ara eleman eksikliği olduğunu gösterdi. Araştırma kapsamında görüşme yapılan işveren örgütleri, işçi örgütleri ve meslek odaları temsilcileri, özellikle sanayi üretimi ve tarımda Suriyelilerin ve Afganların işgücü olarak üretimin yapısal unsurlarından biri haline geldiği bilgisini veriyor. Araştırmaya göre göçmenler istihdama yoğun olarak katılıyor ancak çoğunlukla kayıtdışı çalışıyor.</p>
<p><strong>Dört Suriyeli aileden ancak birinin evinde bulaşık makinesi bulunuyor</strong></p>
<p>Türkiyeli ve göçmen katılımcıların konutlarındaki sahip oldukları temel ev eşyalarına dair sorgulamada ankete katılan yerlilerin ve göçmenlerin neredeyse tamamı evlerinde buzdolabı olduğunu belirtiyor. Evde fırını ve ocağı olan Türkiyeli katılımcıların oranı yüzde 96 iken Suriyelilerde fırın sahipliği yüzde 71,4, diğer göçmen katılımcılarda ise yüzde 76,1 düzeyine düşüyor. Suriyeli katılımcılar arasında evinde ocak bulunanların oranı yüzde 70,3. Ev eşyalarına sahiplik açısından yerli katılımcılarla göçmenler arasındaki daha büyük farklılık ise bulaşık makinesi, klima gibi eşyalarda ortaya çıkıyor. Ankete katılan Türkiyelilerin yüzde 84,1’inin evinde bulaşık makinesi varken, bu oran Suriyelilerde yüzde 25,5’e, diğer göçmenlerde yüzde 39,3’e düşüyor. Aynı şekilde yerli katılımcılar içinde evinde klima olanların oranı yüzde 29,1, Suriyelilerde yüzde 4,9 ve diğer göçmenlerde yüzde 3,8. Otomobil sahipliği yerli haneler içinde yüzde 44,1, Suriyelilerde yüzde 4,3 ve diğer göçmenlerde yüzde 5,5 düzeyinde kalıyor.</p>
<p>Ankete katılan Türkiyelilerin yüzde 51,1’i, Suriyeli göçmenlerin yüzde 0,8’i, diğer göçmenlerin ise yüzde 3’ü yaşadığı evin sahibi olduğunu belirtiyor. Araştırmada, diğer göçmenlerde ev sahipliğinin Suriyelilere göre yüksek çıkmasının nedenleri arasında, Türkiye’de uzman mesleklerde çalışarak veya kendi ülkelerindeki birikimlerini Türkiye’ye aktararak ev sahibi olanların varlığına dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong>Göçmen ailelerinin hane halkı geliri aylık ortalama 5 bin liranın altında</strong></p>
<p>“Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye’de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı” araştırması, göçmen ailelerin büyük bir çoğunluğunun, Türkiyelilerin ise üçte birinin hane halkı aylık gelirinin 6.000 TL’nin altında olduğunu ortaya koydu. Hatırlanacağı gibi, araştırmanın yapıldığı 2022 yılının ilk yarısında aylık net asgari ücret 4.253 TL, ikinci yarısında ise 5.500 TL’ydi. Araştırmaya katılan ve hane halkı gelirine yönelik soruyu cevaplayan Suriyelilerin yüzde 85,5’i, diğer göçmenlerin yüzde 77,2’si aylık hane halkı gelirinin 6 bin liranın altında olduğunu belirtti. Suriyelilerin yüzde 44,1’i ise aylık hane halkı gelirlerinin 4 bin liranın altında olduğu bilgisini verdi. Türkiyeli katılımcıların yüzde 34,2’si hane halkı gelirinin aylık 6.000 TL’nin altında olduğunu, yüzde 31,7’si 6.000-7.999 TL arasında olduğunu, yüzde 14,3’ü ise 8.000-9.999 TL arasında olduğunu belirtirken, yüzde 19,8’i hane halkı gelirinin 10 bin liranın üzerinde olduğu bilgisini verdi. Araştırma, Türkiyelilerin aylık 7.586 TL, Suriyeli göçmenlerin 4.329 TL, diğer göçmenlerin ise 4.994 TL ortalama hane halkı gelirine sahip olduklarını ortaya koydu. Nicel verilerin 17 Haziran-10 Ağustos 2022 tarihleri arasında toplandığı dikkate alındığında Suriyeli ve diğer göçmenlerin hane gelir ortalamalarının asgari ücretin altında ya da asgari ücret bandında olduğu görülüyor. Araştırmada, Türkiyeli hanelerde eğitim düzeyi arttıkça hane halkı gelirinin arttığı görülürken, eğitim düzeyi daha yüksek olan Suriyeli katılımcıların hane halkı gelirlerinin ise genel olarak daha yüksek olmadığı ortaya çıktı. Diğer göçmenlerde ise küçük oranlarda da olsa eğitim düzeyindeki artışa paralel hane halkı gelirinin de arttığı görülüyor. Bu durum çalışma izni alma koşullarının zor olması nedeniyle Suriyeliler açısından vasıfsızlaşmaya işaret ediyor.</p>
<p><strong>Beklenmedik masrafları karşılama gücü yok</strong></p>
<p>Araştırmada katılımcılara sorulan “Yaşamınızda beklenmedik zorunlu bir masraf (kaza, hastalık, evde hasar vb. gibi) çıksa bu masraf ne kadar olursa ödeyebilirsiniz?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların dörtte biri, Suriyelilerin ve diğer göçmenlerin de yaklaşık üçte biri beklenmedik bir masrafı ödeyemeyecekleri cevabını verdi. Türkiyelilerin yüzde 45,5’i ya hiçbir zorunlu masrafı ödeyemeyeceklerini ya da ancak 500 TL’ye kadar olan bir masrafı ödeyebileceklerini belirtirken, diğer göçmenlerin yüzde 63,6’sı, Suriyelilerin ise yüzde 78,5’i bu cevabı veriyor. Bu soruya verilen cevaplar aynı zamanda katılımcıların tasarruf imkânı olmadığını da ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Türkiyelilerin yüzde 58,6’sı, Suriyelilerin ise yüzde 35,1’i ekonomik durumlarından memnun değil</strong></p>
<p>Türkiyeli katılımcıların yüzde 58,6’sı, Suriyelilerin yüzde 35,1, diğer göçmenlerin ise yüzde 38,1’i ekonomik durumlarından memnun olmadıklarını belirtiyor. “Şu andaki ekonomik durumunuzdan memnun musunuz?” sorusuna cevaben Türkiyelilerin yüzde 16,7’si, Suriyelilerin yüzde 25,7’si, diğer göçmenlerin ise yüzde 36,4’ü memnun oldukları cevabını verdi. Türkiyelilerin yüzde 24,7’si, Suriyelilerin yüzde 39,2’si, diğer göçmenlerin yüzde 25,5’i ise olumlu veya olumsuz bir cevap vermedi.</p>
<p><strong>Türkiyeli gençlerin yarıya yakını Türkiye’de yaşamaktan memnun değil</strong></p>
<p>Nicel araştırma kapsamında katılımcılara yaşamdan duyulan memnuniyet ve yaşanılan yerde kendini güvende hissedip etmeme durumuna ilişkin de sorular yöneltildi. “Türkiye’de yaşamaktan ne kadar memnunsunuz?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların yüzde 35,7’si “memnun değilim” cevabını veriyor. Suriyelilerde bu oran yüzde 14,2, diğer göçmenlerde ise yüzde 18,8. “Türkiye’de yaşamaktan ne kadar memnunsunuz?” sorusuna Suriyeli göçmenlerin yüzde 52’si, diğer göçmenlerin yüzde 64’ü, Türkiyeli katılımcıların ise yüzde 42’si “memnunum” cevabı veriyor. Nicel ve nitel saha çalışmaları, Suriyelilerin ev sahibi ülke hakkında olumlu konuşma yönünde bir eğilimi olduğunu ortaya koyuyor. Yaş grupları ile Türkiye’de yaşamaktan duyulan memnuniyet arasındaki dağılıma bakıldığında ise “Memnun değilim” diyenler arasında en büyük grubu 18-24 yaş arasındaki Türkiyeli genç katılımcılar oluşturuyor. Araştırma, Türkiyeli gençlerin yüzde 48,8’inin Türkiye’de yaşamaktan memnun olmadığını ortaya koydu. Araştırma bulguları, genç mülteci ve göçmenlerin ise Türkiye’deki yaşama daha olumlu baktıkları ve Türkiye’de olmaktan memnun oldukları bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Türkiyeli gençlerin yüzde 62,2’si başka bir ülkede yaşamak isterken Suriyeli ve diğer göçmen gençlerin yüzde 61,4’ü Türkiye’de yaşamaya devam etmeyi düşünüyor</strong></p>
<p>“Oturduğunuz mahallede kendinizi ne kadar güvende hissediyorsunuz?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların yüzde 43,8’i güvende hissetmediklerini, yüzde 56,2’si ise güvende hissettikleri cevabını veriyor. Suriyelilerin yüzde 71,6’sı, diğer göçmenlerin ise yüzde 65,8’i “güvende hissediyorum” cevabını veriyor.</p>
<p>“Geleceğinizi düşündüğünüzde Türkiye’de yaşamaya devam etme isteğiniz konusunda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Türkiyelilerin yüzde 48,1’i, Suriyelilerin yüzde 50,7 diğer göçmenlerin ise yüzde 55,2’si “Türkiye’de yaşamaya devam edebilirim” ya da “Türkiye’de kesinlikle yaşamak istiyorum” cevabı veriyor. Araştırma 18-24 yaş arasındaki katılımcılarda özellikle Türkiyeli gençlerin yüzde 43,8’inin başka bir ülkede yaşamayı istediğini ortaya koydu. Suriyeli ve diğer göçmen gençlerin ise yüzde 61’den fazlası gelecekte Türkiye’de yaşamaya devam edebileceğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Haksızlığı en fazla işyerlerinde yaşıyorlar</strong></p>
<p>“Türkiye’de yaşadığınız dönem boyunca herhangi bir haksızlığa uğradınız mı?” sorusuna Türkiyeli katılımcıların yüzde 88’i, Suriyelilerin yüzde 79,9’u, diğer göçmenlerin ise yüzde 83,6’sı “hayır” cevabı veriyor. Haksızlığa uğradığını belirten katılımcıların “Hangi sebeplerden dolayı haksızlığa uğradıkları” sorusuna verdikleri cevaplarda, Türkiyeliler en çok ekonomik durum, cinsiyet ve etnik kimlik nedeniyle haksızlığa uğradıklarını beyan ederlerken, Suriyelilerin yanıtlarında dil, milliyet ve ekonomik durum, diğer göçmenlerde ise yabancı olmak, milliyet, etnik kimlik ve dil yanıtlarını öne çıkıyor. “Hangi durumlarda haksızlığa uğradınız?” sorusuna cevaben üç gruptaki katılımcıların verdiği yanıtlar arasında, işyerinde haksızlığa uğrama öne çıkıyor. Türkiyeliler en çok sokakta/toplu taşımada, okulda ve işyerinde cevaplarını verirken, Suriyelilerin en çok belirttiği seçenekler arasında ilk üç sırada sağlık hizmeti alırken, ev ararken ve işyerinde seçenekleri yer alıyor. Diğer göçmenler ise işyerinde, işe başvuru yaparken ve sokakta/toplu taşımada şeklinde sıralıyor.</p>
<p><strong>Suriyelilerin yüzde 40’ı idare edecek düzeyde Türkçe biliyor</strong></p>
<p>Araştırmada Türkiye’ye 2010 yılından itibaren çeşitli biçimlerde ve statülerde giriş yapmış, bir konutta ikamet eden 1.427 Suriyelinin ve 506 diğer göçmenin Türkçeyi kullanma becerileri de yer alıyor. Buna göre, Suriyelilerin yaklaşık yüzde 40’ı Türkçe bir evrakı okuyup içeriğini anlama, konuşma ve medya içeriklerini anlama konularında, Türkçe kullanma becerisi açısından, idare edecek düzeyde olduklarını ifade ediyor. Anlama, konuşma, okuma ve yazmada Türkçeyi kullanma becerilerinin iyi düzeyde olduğunu ifade edenlerin oranıysa yüzde 20’nin üzerinde. Diğer göçmenlerinse yüzde 30,8’i Türkçe bir evrakı okuyup içeriğini anlama açısından iyi, konuşma ve medya içeriklerini anlama konularındaysa yüzde 41-44 düzeyinde idare edecek seviyede oldukları bilgisini paylaşıyor. Türkçe konuşma becerilerinin iyi düzeyde olduğunu ifade edenlerin oranıysa yüzde 23 düzeyinde.</p>
<p><strong>Gündelik yaşamda yardımlaşma yok denecek kadar düşük düzeyde</strong></p>
<p>Araştırma, Türkiyeliler, Suriyeli ve diğer göçmenlerin kendileriyle aynı uyruktan olmayan komşuları ya da tanıdıklarının evine gitme sıklıklarının son derece düşük olduğunu gösterdi. Araştırma, yerli katılımcıların yüzde 67’si, Suriyeli göçmenlerin yüzde 37,6’sı ve diğer göçmenlerin yüzde 52,8’i hiçbir zaman kendisiyle aynı uyruktan olmayan komşu ya da tanıdıklarının evlerine gitmediklerini ortaya koydu. Araştırma, Türkiyeliler ve göçmen grupları arasında ve göçmen gruplarının kendi aralarında gündelik yaşamda yardımlaşmanın son derece düşük düzeyde kaldığını da ortaya koydu. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocmen-mahallerinde-yasam-turkiyede-2010-sonrasi-gocler-ve-gocmenlerin-toplumsal-katilimi-arastirmasi-aciklandi-multeci-ve-gocmenler-turkiye-toplumunun-bir-parcasi-haline-geldi-426374">&#8220;Göçmen Mahallerinde Yaşam: Türkiye&#8217;de 2010 Sonrası Göçler ve Göçmenlerin Toplumsal Katılımı&#8221; araştırması açıklandı: Mülteci ve göçmenler Türkiye toplumunun bir parçası haline geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusan CAT VE ALTYNALMAS, toplumsal cinsiyet eşitliği için çalışıyor, Kazakistan iş sahalarında kadın istihdamını artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/borusan-cat-ve-altynalmas-toplumsal-cinsiyet-esitligi-icin-calisiyor-kazakistan-is-sahalarinda-kadin-istihdamini-artiriyor-418463</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Oct 2023 14:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[altynalmas]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[borusan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışıyor]]></category>
		<category><![CDATA[cat]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[istihdamını]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kazakistan]]></category>
		<category><![CDATA[sahalarında]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418463</guid>

					<description><![CDATA[<p>Borusan Grup şirketlerinden Borusan Cat, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirme hedefiyle Türkiye’de başlattığı, sahada kadın operatör istihdamını artırma projesine, Kazakistan’ın önemli madencilik şirketlerinden Altynalmas ile devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/borusan-cat-ve-altynalmas-toplumsal-cinsiyet-esitligi-icin-calisiyor-kazakistan-is-sahalarinda-kadin-istihdamini-artiriyor-418463">Borusan CAT VE ALTYNALMAS, toplumsal cinsiyet eşitliği için çalışıyor, Kazakistan iş sahalarında kadın istihdamını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Borusan Grup şirketlerinden Borusan Cat, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirme hedefiyle Türkiye’de başlattığı, sahada kadın operatör istihdamını artırma projesine, Kazakistan’ın önemli madencilik şirketlerinden Altynalmas ile devam ediyor. Borusan Cat’in kendi yetkinliğini, Altynalmas şirketinin insan kaynakları gücüyle birleştirdiği projede, eğitimlerini başarıyla tamamlayan 6 kadın operatör, proje sahalarında yerlerini almaya hazır hale geldi. </strong></p>
<p>“Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz” şirket amacı ile Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Uzak Doğu Rusya olmak üzere 6 ülkede operasyonlarını yürüten Borusan Cat, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın istihdamını artırma hedefini Kazakistan’a taşıdı. </p>
<p>Borusan Cat ve Kazakistan’daki müşterilerinden Altynalmas’ın iş birliğiyle gerçekleşen projede, seçilen 6 kadın kaya kamyonu operatör adayı, sınıfta ve sahada, teorik ve pratik geniş kapsamlı bir eğitim sürecinden geçerek, 90 tonluk kaya kamyonu kullanımı için sertifika almaya hak kazandı. Başarılı adaylar, Borusan Cat Karaganda Revizyon Merkezi’nde gerçekleşen törende sertifikalarını, <strong>Borusan Cat İnsan Kaynakları ve Gelişimden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi</strong> İrem Erdoğan, <strong>Borusan Cat Kazakistan Ülke Lideri</strong> Aman Shakenov ve <strong>Altynalmas Yönetim Kurulu Üyesi</strong> Makpal Yergaliyevna Nussipova’dan teslim aldı. </p>
<p> </p>
<p><strong>İş sahalarında ön yargıları yıkılıyor, sektörde kadın istihdamını artırıyoruz</strong></p>
<p>Borusan Cat’in, insana ve çevreye saygıyı odağına alan projelerinin bir yenisine, erkek egemen bir alan kabul edilen maden sahalarında, kadın çalışan istihdamını artırma hedefiyle başladıklarını belirten <strong>Borusan Cat İnsan Kaynakları ve Gelişimden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi İrem Erdoğan</strong>, “Borusan Cat olarak, Borusan Holding’in toplumsal cinsiyet eşitliği alanında gerçekleştirdiği kapsamlı çalışmaları ele alan ‘Borusan Eşittir’ çatısı altındaki çalışmaları destekliyor, ‘Borusan Eşittir’ anlayışını şirketimize taşıyarak erkek çalışan ağırlıklı sektörümüze, bu konuda farkındalık kazandırmayı amaçlıyoruz. Kurum içi gerçekleştirdiğimiz çalışmaların yanı sıra paydaşlarımızı da toplumsal cinsiyet eşitliği yönünde bilinçlendirmek ve birlikte güçlü adımlar atmak için çalışıyoruz. Borusan kurum kültürünün önemli bir parçası olan kapsayıcılık odağı altında toplumun her kesimindeki dezavantajları ortadan kaldırmak, 200 yıl var olma hedefiyle yaptığımız çalışmaların çatısını oluşturuyor” dedi.</p>
<p>Kazakistan’ın önemli madencilik şirketlerinden Altynalmas ile gerçekleştirilen iş birliği hakkında görüşlerini belirten İrem Erdoğan şunları da söyledi: “Geçtiğimiz sene, Türkiye’de, müşterilerimizden, Feldspat ile kuvars üretiminde Türkiye’nin öncü kuruluşu olan Kaltun Maden ile gerçekleştirdiğimiz projemizde, kadın iş makinası operatör adaylarının yetiştirilmesine ön ayak olmuş, projeye katılan tüm kadınların maden sahalarında istihdam edilmesinden gurur duymuştuk. Sektörde ve sahada somut katkılarını gördüğümüz bu projemizi, bu sene Kazakistan’a taşıdık. Kazakistan’ın önemli madencilik şirketlerinden Altynalmas ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği ile 6 kadın operatör adayımız, yoğun bir programın ardından donanımlı birer kaya kamyonu operatörü haline geldi. Ülkemizin ardından Kazakistan’da da toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yarattık.’</p>
<p>‘Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz’ şirket amacımız ile toplumsal cinsiyet eşitliği için yeni projeler geliştirmeye devam ederken, tüm Borusan Cat müşterilerimizi de bu projelerin bir parçası olmaya davet ediyoruz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Borusan Eşittir </strong></p>
<p>10 yıldan uzun süredir toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda çalışmalar yürüten Borusan, bu kapsamdaki uygulamalarını Borusan Eşittir Platformu altında sürdürüyor. Platform altında hayata geçirilen Cinsiyet Gözlüğü programı ile Borusan’da toplumsal cinsiyet eşitliğinin nasıl gerçekleştirileceği konusunda somut adımlar ve hedefler belirleniyor, bu hedefler metrikler ile takip ediliyor.</p>
<p><strong>Borusan Cat Hakkında </strong></p>
<p>Borusan Cat, Caterpillar&#8217;ın dünyadaki 160 distribütöründen birisidir. Borusan Cat, &#8216;Daha İyi Bir Dünya İçin Çözüm Üretiriz’ şirket amacıyla Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Uzak Doğu Rusya olmak üzere 6 ülkede, 3.000&#8217;den fazla çalışanıyla inşaat, madencilik, enerji ve ulaşım endüstrilerinde faaliyet göstermektedir.</p>
<p>Aynı zamanda dünyanın önde gelen jeneratör markalarından FG Wilson’ın Türkiye ve Kuzey Irak distribütörlüğünü de yürüten Borusan Cat’in metaverse evrenindeki en popüler blockchain platformlarından biri olan Decentraland&#8217;da bir mağazası ve &#8216;Borusan Cat Solutions&#8217; isimli bir NFT koleksiyonu bulunur.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/borusan-cat-ve-altynalmas-toplumsal-cinsiyet-esitligi-icin-calisiyor-kazakistan-is-sahalarinda-kadin-istihdamini-artiriyor-418463">Borusan CAT VE ALTYNALMAS, toplumsal cinsiyet eşitliği için çalışıyor, Kazakistan iş sahalarında kadın istihdamını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilgehaneler Toplumsal ve Ahlaki Duyarlılığı Yüksek Nesil İçin Çalışıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilgehaneler-toplumsal-ve-ahlaki-duyarliligi-yuksek-nesil-icin-calisiyor-399312</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Aug 2023 15:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ahlaki]]></category>
		<category><![CDATA[bilgehaneler]]></category>
		<category><![CDATA[çalışıyor]]></category>
		<category><![CDATA[duyarlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[nesil]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=399312</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi’nin öğrencilere yönelik faaliyetlerinden olan Bilgehaneler, yaz boyunca hayata geçirdiği birbirinden faydalı etkinlikler, dersler ve programlarla toplumsal ve ahlaki duyarlılığı yüksek bir nesil yetişmesine katkı sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgehaneler-toplumsal-ve-ahlaki-duyarliligi-yuksek-nesil-icin-calisiyor-399312">Bilgehaneler Toplumsal ve Ahlaki Duyarlılığı Yüksek Nesil İçin Çalışıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi’nin öğrencilere yönelik faaliyetlerinden olan Bilgehaneler, yaz boyunca hayata geçirdiği birbirinden faydalı etkinlikler, dersler ve programlarla toplumsal ve ahlaki duyarlılığı yüksek bir nesil yetişmesine katkı sağlıyor.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi’nin marka haline gelen birimlerinden Bilgehaneler, öğrencilerin gelişimi için çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p>4. sınıftan 8. sınıfa kadar olan öğrencilere yönelik etkinlik, atölye ve ders gibi hizmetlerin yanı sıra her döneme uygun çeşitli etkinlikler geliştiren Bilgehanelerin, milli ve manevi eğitimleri yaz döneminde de büyük ilgi gördü.</p>
<p><strong>ÖĞRENCİLER ÇEŞİTLİ YARIŞMALAR VE GEZİLERLE EĞLENEREK ÖĞRENDİ</strong></p>
<p>Bilgihanelerin yaz dönemi milli ve manevi eğitimler müfredatında, Kur’an-ı Kerim, Mahreç, Tecvid, Sure Ezberi, Siyer, İlmihal ve Temel Dini Bilgiler gibi derslerin yanı sıra yaz aylarının hareketliliğine uygun etkinlikler de yer aldı. Bunlardan emoji ve şekillerle Hadis-i Şerif öğrenmeyi amaçlayan Resfebe Yarışması’na katılım ve ilgi oldukça fazlaydı. </p>
<p>Bilgehane dışı etkinlik ve gezilere de katılan öğrencilere, İslam inancının kutsal ibadethaneleri olan camiler tanıtıldı. Erkek öğrencilerin öğretmenleriyle birlikte her hafta Cuma namazlarını Bilgehanelerin yakınındaki camilerde kılmalarına özen gösterildi.</p>
<p><strong>15 TEMMUZ ŞEHİTLERİ İÇİN HATİMLER OKUNDU</strong></p>
<p>Konya merkezde ve ilçelerdeki toplam 23 Bilgehanede, 2016 yılında yaşanan darbe hain girişimi nedeniyle şehit olanlar adına toplamda 110 Hatm-i Şerif, 1.746 Yasin-i Şerif, 2 bin Salavat-ı Şerife okundu. </p>
<p>Ayrıca geleneksel olarak aşure ayı olarak bilinen Muharrem ayında ise tüm Bilgehanelerde Bilge Şefler, Mutfak Atölyesi’nde aşure pişirdi ve vatandaşlara ikram etti.</p>
<p>Öte yandan 2017 yılından bu yana her yıl artan öğrenci sayısıyla hafız olmak isteyen çocuklara rehberlik eden Hafızlık Hazırlık Programı da yoğun bir ilgiyle Bilgehanelerde hizmet vermeye devam ediyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilgehaneler-toplumsal-ve-ahlaki-duyarliligi-yuksek-nesil-icin-calisiyor-399312">Bilgehaneler Toplumsal ve Ahlaki Duyarlılığı Yüksek Nesil İçin Çalışıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik ilk yardım ve toplumsal cinsiyet rolleri atölyeleleri düzenleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-ilk-yardim-ve-toplumsal-cinsiyet-rolleri-atolyeleleriduzenleniyor-389144</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jul 2023 08:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atölyeleleridüzenleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[rolleri]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389144</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bodrum Belediyesi, personellerine yönelik “Psikolojik İlk Yardım ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Atölyeleri” düzenliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-ilk-yardim-ve-toplumsal-cinsiyet-rolleri-atolyeleleriduzenleniyor-389144">Psikolojik ilk yardım ve toplumsal cinsiyet rolleri atölyeleleri düzenleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bodrum Belediyesi, personellerine yönelik “Psikolojik İlk Yardım ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Atölyeleri” düzenliyor</p>
<p>Bodrum Belediyesi’nin çalışanlarına yönelik düzenlediği eğitimler kapsamında Bodrum Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü&#8217;ne bağlı Toplumsal Cinsiyet Eşitlik Bürosu ile Bodrum Kadın Dayanışma Derneği iş birliğinde “Saha Çalışanları İçin Psikolojik İlk Yardım Atölyesi ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Atölyesi” yeni katılımcılarla devam ediyor.</p>
<p>Bodrum Ticaret Odası Toplantı Salonu’nda düzenlenen atölyelerde, Psikolojik Danışman Ada Ümmühan Köse tarafından &#8220;Saha Çalışanları İçin Psikolojik İlk Yardım Atölyesi&#8221; ve Bodrum Kadın Dayanışma Derneği&#8217;nden Füsun Doğan tarafından &#8220;Toplumsal Cinsiyet Rolleri Atölyesi&#8221; sunuldu.</p>
<p>Psikolojik İlk Yardım Atölyesi&#8217;nde, sahada çalışacak personelin travmaya duyarlı hizmet üretmelerine yönelik yöntemler paylaşıldı. Atölye, personelin psikolojik güçlendirme ve destek konularında detaylı bilgi alarak hizmet sürecinin uzun soluklu yürütülmesini sağlamayı amaçlıyor.</p>
<p>Toplumsal Cinsiyet Rolleri Atölyesi&#8217;nde ise toplumsal cinsiyet rollerinin ayrımcılık ve eşitsizlik yarattığı konusu ele alınırken atölyede katılımcılara toplumsal cinsiyet rolleriyle ilgili farkındalık yaratmak ve bu konuda yapılması gerekenler hakkında bilgiler verildi.</p>
<p>Başkan Ahmet Aras’ın 2019 yerel seçimlerinin  hemen ardından hayata geçirdiği “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” perspektifinde yeni yönetim yaklaşımı sonrası  imzaladığı CEMR&#8217;in (Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği Şartı) gereklerinden olan Yerel Eşitlik Eylem Planı (YEEP) ve  Bodrum Kadın Dayanışma Derneği&#8217;nin Bodrum Belediyesi ile birlikte hayata geçirdiği, &#8221;Bodrum&#8217;dan Türkiye&#8217;ye Kadınlar Eşitlikçi ve Şiddetsiz Kentini Yaratıyor&#8221; projesi kapsamında  Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini etkin bir şekilde geliştirmek ve uygulamak üzere Bodrum Belediye personeline düzenlenen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimleri sürüyor.</p>
<p>Bodrum Belediyesi, eğitimlerine belli bir program dahilinde düzenlemeye devam edecek. Personelin mesleki gelişimine katkı sağlamayı hedefleyen eğitimler, belediye çalışanlarının daha bilinçli, duyarlı ve etkili hizmet sunmalarını amaçlıyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-ilk-yardim-ve-toplumsal-cinsiyet-rolleri-atolyeleleriduzenleniyor-389144">Psikolojik ilk yardım ve toplumsal cinsiyet rolleri atölyeleleri düzenleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusan&#8217;ın, toplumsal cinsiyet eşitliği yolculuğunda &#8220;Eşitliğe Adanmış 10 Yıl&#8221; kitabı yayında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/borusanin-toplumsal-cinsiyet-esitligi-yolculugunda-esitlige-adanmis-10-yil-kitabi-yayinda-387048</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jun 2023 15:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[borusanın]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliğe]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yayında]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=387048</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim, insan ve inovasyon başlıklarında sürdürülebilirlik çalışmalarını yürüten Borusan Holding, insan odağında yer verdiği toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yeni bir projeye imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/borusanin-toplumsal-cinsiyet-esitligi-yolculugunda-esitlige-adanmis-10-yil-kitabi-yayinda-387048">Borusan&#8217;ın, toplumsal cinsiyet eşitliği yolculuğunda &#8220;Eşitliğe Adanmış 10 Yıl&#8221; kitabı yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İklim, insan ve inovasyon başlıklarında sürdürülebilirlik çalışmalarını yürüten Borusan Holding, insan odağında yer verdiği toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yeni bir projeye imza attı. Eşitliğe adanmış 10 yılda kazandıkları tecrübeyi Eşitliğe Adanmış 10 Yıl kitabında toplayan Borusan, kitapta Holding ve Grup şirketleri çalışanlarının yanında eşitlik odaklı projelerde yer almış 18 kişinin ilham veren hikayelerine yer verdi.</strong></p>
<p>Sürdürülebilirlik odak alanları olan iklim, insan ve inovasyon başlıklarında kapsayıcı çalışmalara imza atan Borusan Holding, insan odağında toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki projelerine devam ediyor.</p>
<p>Eşitlik odaklı ilk projesini bundan 10 yıl önce hayata geçiren Borusan, eşitliğe adanmış 10 yılda edindiği tecrübeleri ve uygulamaları Eşitliğe Adanmış 10 Yıl isimli kitapta topladı. Kitapta Borusan’ın toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki çalışmalarına, hayatına dokunulan insanların ilham verici hikayelerine değinilirken hayata geçirilen eşitlik odaklı çalışmalara kronolojik olarak yer veriliyor.</p>
<p>Öğretim görevlisi Esen Özdemir tarafından kaleme alınan kitapta Borusan Holding ve Grup şirketleri çalışanlarının yanında eşitlik odaklı projelerde yer almış 18 kişiyle görüşmeler yapıldı. Bu görüşmeler sonucunda birbirinden ufuk açıcı hikayeler ortaya çıkarken Borusan’ın 10 yıllık yolculuğu da ölümsüzleştirildi.</p>
<p><strong>Eşitlik yaklaşımını anlatan hikayeler</strong></p>
<p>Borusan’da toplumsal cinsiyet eşitliğinin kurumsal ve bireysel düzeyde benimsenmesi ve içselleştirilmesi gerektiği inancıyla kurulan Borusan Eşittir Platformu’nun değerlerine de hitap eden kitapta işe alım, eğitim ve gelişim süreçlerinde fırsat eşitliği, kariyer, ücret ve performans yönetiminde eşit yaklaşım anlayışını vurgulayan hikayeler yer alıyor.</p>
<p>Eşitliğe adanmış 10 yılı böyle değerli bir kitapta bir araya getirmekten mutluluk duyduklarını belirten Borusan Grup CEO’su Erkan Kafadar: “Toplumsal cinsiyet eşitliği her geçen gün ulaşmakta daha da güçlük çektiğimiz ama yaşanabilir bir gelecek için olmazsa olmaz bir hedef. Bu alandaki uçurumu kapatmak için büyük çaba sarf etmemiz, yılmadan çalışmamız ve fayda odaklı projelerle ilham olmamız gerekiyor. Borusan olarak eşitliğe adanmış 10 yılımızı, başarılarımızı, kat ettiğimiz yolu bir kitapla taçlandırarak bu alanda adım atmak isteyen herkese yol göstermeyi amaçladık” dedi.</p>
<p>Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ise Borusan’da toplumsal cinsiyet konusunda 10 yıldır farklı projeler hayata geçirdiklerini belirterek “Bizlerle bu yolda yürüyen ve hayatına dokunduğumuz insanların hikayelerini Eşitliğe Adanmış 10 Yıl kitabımızda ölümsüzleştirirken önemli bir motivasyon da sağladık. Eşitlik için, daha yaşanabilir bir dünya için katkı sağlayan tüm Borusanlılara teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p>Borusan’ın her ay düzenlediği sürdürülebilirlik odaklı Geleceğe İlham Buluşmaları’nda Eşitliğe Adanmış 10 Yıl kitabına da yer verildi. EKOIQ Genel Yayın Yönetmeni Barış Doğru moderatörlüğündeki buluşmada Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Eşitliğe Adanmış 10 Yıl kitabını kaleme alan öğretim görevlisi Esen Özdemir konuk olurken Türkiye’nin toplumsal cinsiyet eşitliğinde nerede olduğu, kitabın ortaya çıkış hikayesi ve Borusan’ın eşitliğe adanmış 10 yılı konuşuldu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/borusanin-toplumsal-cinsiyet-esitligi-yolculugunda-esitlige-adanmis-10-yil-kitabi-yayinda-387048">Borusan&#8217;ın, toplumsal cinsiyet eşitliği yolculuğunda &#8220;Eşitliğe Adanmış 10 Yıl&#8221; kitabı yayında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Harran Üniversitesi, Uluslararası Gençleri Toplumsal Hayata Hazırlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/harran-universitesi-uluslararasi-gencleri-toplumsal-hayata-hazirliyor-380454</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jun 2023 16:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[gençleri]]></category>
		<category><![CDATA[harran]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Harran Üniversitesi Göç Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (HÜGÖÇ), uluslararasılaşmada başarılı çalışmalara imza atıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/harran-universitesi-uluslararasi-gencleri-toplumsal-hayata-hazirliyor-380454">Harran Üniversitesi, Uluslararası Gençleri Toplumsal Hayata Hazırlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Harran Üniversitesi Göç Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (HÜGÖÇ), uluslararasılaşmada başarılı çalışmalara imza atıyor. </p>
<p>Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu, Göç Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi organizasyonunda ‘Gençliğin Gözüyle Uluslararası Öğrenci Olmak’ isimli Erasmus+ KA154 projesi kapsamında farklı ülkelerden gelen öğrencilerle bir araya geldi.</p>
<p>Harran Üniversitesi Osmanbey Yerleşkesi Sosyal Tesislerinde gerçekleşen programa, Rektör Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu’nun yanısıra proje ortaklarından Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kasım Yenigün, Ankara’dan katılım sağlayan Uluslararası Göç Derneği Başkanı Ekrem Demir, Harran Üniversitesi Göç Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Hakan Gülerce ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Gençlerin toplumsal hayata katılımını sağlamak amacıyla Türkiye Ulusal Ajansı tarafından Erasmus+ projeleri kapsamında desteklenen projede, Kastamonu Üniversitesi ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi de ortaklar arasında bulunuyor. 2023 yılı sonuna kadar devam edecek olan proje çalışmalarında ülkemizde öğrenim gören uluslararası öğrencilerin yaşadıkları sorunların tespiti ve bu öğrencilerin yerel toplum ile uyum içerisinde yaşayabilmeleri sürecine destek olmak hedefleniyor.</p>
<p>Proje kapsamında Üniversite öğrencilerinin göç, sosyal uyum ve dayanışma kavramları üzerine misafir öğrencilerle fikir alışverişinde bulunuldu</p>
<p>Dünyanın ilk üniversitesi olarak kabul edilen tarihi Harran Üniversitesi’nin ve tarihin sıfır noktası olarak kabul gören kadim şehir Şanlıurfa’nın dünyanın tüm dinlerine, kültürlerine ve farklılıklarına şahitlik etmesinden dolayı farklı ülkelerden gelen öğrenciler, hayranlıklarını dile getirdiler.</p>
<p>Toplamda 3 çalıştay ve 1 zirve konferansının yapılacağı programda çalıştaylar, yerel ve göçmen gençlerin katılımı, konferans ise hem yerel ve göçmen gençlerin katılımı hem de karar alıcı konumunda bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirilecek.</p>
<p>Harran Üniversitesi’nde uluslararası çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirten Rektör Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu; “Farklı ülkelerden gelen öğrencilere, üniversitemiz tüm imkanlarını seferber etmektedir. Göç Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezimiz çok güzel işler yapmaktadır. Üniversitemizde uluslararasılaşma konusunda ciddi mesafeler kat ettik. Dünyanın farklı ülkelerinden binlerce öğrenciye ev sahipliği yapıyoruz. Harran Üniversitesi olarak farklılıkları ortadan kaldırarak aynı beden dilini kullanıp daha iyi bir dünya oluşturabileceğimizi mümkün kılabileceğimizin farkındayız. Farklı kültürlerden ve ülkelerden gelen öğrencilere, ülkemizi, şehrimizi ve üniversitemizi en iyi şekilde tanıtma gayreti gösteriyoruz. Gençlerin, burada geçirdikleri zamanda, edindikleri kültür ve bilgi birikimleri sonucunda ülkelerine döndüklerinde Türkiye&#8217;nin gönüllü barış elçileri olacaklarına inanıyoruz. Ortaklarımızdan Kastamonu Üniversitesi’ni temsilen Kastamonu’dan gelerek etkinliğimize katılan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kasım Yenigün hocamıza, Ankara’dan katılan Uluslararası Göç Derneği Başkanı Ekrem Demir’e ve katılımcı öğrencilerimize çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/harran-universitesi-uluslararasi-gencleri-toplumsal-hayata-hazirliyor-380454">Harran Üniversitesi, Uluslararası Gençleri Toplumsal Hayata Hazırlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ Rektörü Prof.Dr. Nükhet Hotar; &#8220;Engelleri Aşmak İçin Toplumsal Bilinç Gerekli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deu-rektoru-profdr-nukhet-hotar-engelleri-asmak-icin-toplumsal-bilinc-gerekli-376273</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2023 16:00:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşmak]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[engelleri]]></category>
		<category><![CDATA[gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[hotar]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[nükhet]]></category>
		<category><![CDATA[profdr]]></category>
		<category><![CDATA[rektörü]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=376273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, toplumda farkındalık yaratmak ve engelli bireylerin sorunlarının çözümü amacıyla çalışmalar yaptıklarını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-rektoru-profdr-nukhet-hotar-engelleri-asmak-icin-toplumsal-bilinc-gerekli-376273">DEÜ Rektörü Prof.Dr. Nükhet Hotar; &#8220;Engelleri Aşmak İçin Toplumsal Bilinç Gerekli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, toplumda farkındalık yaratmak ve engelli bireylerin sorunlarının çözümü amacıyla çalışmalar yaptıklarını söyledi. Rektör Prof. Dr. Hotar, “Dokuz Eylül Üniversitesi olarak engelli bireylerimizi kucaklayan, sürekli yanında olan bir anlayış benimsiyoruz. Engelleri birlikte aşarız düşüncesinden hareketle ve sizlerin verdiği destekle sadece tek bir gün değil, yılın 365 günü toplumsal bilinci arttırmak için çalışıyoruz” dedi.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi, Engelliler Haftası etkinlikleri kapsamında Buca Kampüsü içerisinde yar alan ‘Artı Biz Kafe’de, “Engelleri Birlik Olma Gücümüzle Aşarız” isimli bir etkinlik düzenledi. Etkinliğe; DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, Buca Kaymakamı Mahmut Nedim Tunçer, Üniversite Üst Yönetimi, Dekanlar ve öğrenciler katıldılar. Etkinlikte DEÜ Devlet Konservatuvarı öğrencisi otizmli Yamaç Erol tarafından piyano dinletisi verildi. Ayrıca 6 Şubat Kahramanmaraş depremi sonrası Malatya’dan İzmir’e gelen Yağlıpınar ailesi üyeleri, deprem sonrası yaşadıkları süreci katılımcılarla paylaştı.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, DEÜ olarak yıl boyunca engellilere yönelik projeler gerçekleştirdiklerini belirterek, “Etkinliğimiz, Engelliler Haftası kapsamında engel konusunda farkındalık oluşturmak ve özel gereksinimli bireylerin sosyal ve iktisadi alanda daha fazla yer almalarını sağlayacak bilimsel çalışmaları vurgulamak amacıyla düzenlendi” dedi. Rektör Hotar, “Bu ve benzeri etkinlikler sayesinde, Üniversitemiz çalışanları ile öğrencilerinin özel gereksinim gruplarını tanımasını sağlanması hedeflenmektedir. Dokuz Eylül Üniversitesi olarak yılda bir gün değil, tüm yıl boyunca engelli bireylerimizi hatırlayan, onların yanında olan, takvime bakmadan çalışan bir yönetimiz. Hayatımızda daima engeller olacak. Ancak bu engelleri el ele vererek azaltacağız ve başarılı olacağız” dedi.</p>
<p><strong>“BİLİNÇLİ OLURSAK KANUNA İHTİYAÇ KALMAZ”</strong></p>
<p>Rektör Hotar, “Engellilere yönelik davranışlar konusunda yol almalıyız, farkındalık yaratmalıyız. Bu alanda ülkemizde kanunlar, yönetmelikler çıkarıldı, anayasa değişiklikleri yapıldı. Uluslararası düzeyden daha ileride bir mevzuat oluşturuldu. Ancak önemli olan kanun oluşturmaktan ziyade uygulayacak insanların davranışlarıdır. Bu bilinci yakalarsak kanuna ihtiyaç kalmaz” bilgisini paylaştı.</p>
<p><strong>PROJELERİNİZİ BEKLİYORUZ</strong></p>
<p>Her yeni projenin engelli bireylerin hayatlarını kolaylaştırma noktasında büyük önem arz ettiğini kaydeden Rektör Prof. Dr. Nükhet Hotar, “Kurumsal Akreditasyon Belgesine sahip Üniversitemiz, özel gereksinimli bireylerin eğitimden sosyal etkinliklere kadar birçok alandaki hizmete ulaşması için özel çaba sarf etmektedir. Eğitimde fırsat eşitliğine inanan Üniversitemiz, geçtiğimiz yıl Yükseköğretim Kurulunca düzenlenen 2022 Engelsiz Üniversiteler Ödülleri’nden 11 bayrak ve 7 nişan almaya hak kazandı. Üniversitemizde ‘Kitabımın Sesi Ol’, ‘Eylül Bebekler’, ‘Artı Biz Kafe’, ‘Mutlu Ebeveyn Mutlu Çocuk için Mesafeleri Aşıyoruz’, ‘Bilim, Sanat ve Sporun Işığında Engelsiz Yaşamlar’ gibi birçok proje hayata geçirildi. Engellerin kaldırılması noktasında sizlerden de proje katkısı bekliyoruz” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>DEÜ İLK GÜNDEN BU YANA DEPREM BÖLGESİNDE</strong></p>
<p>DEÜ Rektörü Prof Dr. Nükhet Hotar, “Ülkemiz 6 Şubat tarihinde büyük bir felaket yaşadı.  Bir kamu kurumu olarak çok ciddi emek sarf ederek bölgeye ulaştık ve desteklerimize devam ediyoruz. Boşluk bırakmadan oradayız. Doktorlarımız, mühendislerimiz, psikologlarımız, çocuklara yönelik eğitim çalışanlarımız ve sağlıkçılarımız sürekli bölgede destek vermeye devam ediyorlar. Hayatını kaybedenlere tekrar Allah’tan rahmet, sağ kalanlara sağlıklı ömürler diliyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>BUCA KAYMAKAMI TUNÇER; “ÜNİVERSİTEMİZİ YÜREKTEN DESTEKLİYORUZ”</strong></p>
<p>Etkinliğe katılan Buca Kaymakamı Mahmut Nedim Dinçer, Engelliler Haftası’nda birlik ve beraberliğin önemini vurgulayarak, “Engelli bireylere, vatandaşlarımıza daha elverişli ve konforlu bir yaşam sunmak için hükümetimiz, Sivil Toplum Kuruluşları ve Üniversiteler olarak hep birlikte projeler yürütüyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla ülkemizde 2005’te yürürlüğe giren ilk Engelliler Kanunu’nda Sayın Rektörümüz Nükhet Hotar’ın da büyük katkıları bulunmaktadır. Bu yönetmelikle engelli vatandaşlarımıza çok büyük imkanlar sağlandı. Dokuz Eylül Üniversitesi’nin ve Rektör hocamızın toplumsal çalışmalarını yürekten destekliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“Engelleri Birlik Olma Gücümüzle Aşarız” isimli etkinlikte; Engelsiz DEÜ Koordinatörlüğü tarafından hazırlanan derginin 3. sayısının tanıtımı yapıldı.  Otizm farkındalığının Üniversite birimleri ve öğrencileri için arttırılmasına yönelik hazırlanan bileklikler tanıtılırken, bileklikler tüm katılımcılara dağıtıldı. Rektör Hotar ve beraberindekiler ayrıca depremzedelerin hazırladığı el ürünlerinin bulunduğu standı gezerek bilgi aldı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-rektoru-profdr-nukhet-hotar-engelleri-asmak-icin-toplumsal-bilinc-gerekli-376273">DEÜ Rektörü Prof.Dr. Nükhet Hotar; &#8220;Engelleri Aşmak İçin Toplumsal Bilinç Gerekli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye&#8217;den Trafik Güvenliği Konulu Resim Yarışması ile Toplumsal Farkındalık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toyota-otomotiv-sanayi-turkiyeden-trafik-guvenligi-konulu-resim-yarismasi-ile-toplumsal-farkindalik-374187</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 14:18:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[konulu]]></category>
		<category><![CDATA[otomotiv]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[toyota]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyeden]]></category>
		<category><![CDATA[yarışması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374187</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal sorumluluk projeleriyle topluma faydalı ve kalıcı katkılar sağlamayı hedefleyen Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, trafik güvenliği bilincini artırmak amacıyla 2006 yılından itibaren Trafik Haftası kutlamaları kapsamında Sakarya’daki öğrencilere yönelik resim yarışması düzenliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toyota-otomotiv-sanayi-turkiyeden-trafik-guvenligi-konulu-resim-yarismasi-ile-toplumsal-farkindalik-374187">Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye&#8217;den Trafik Güvenliği Konulu Resim Yarışması ile Toplumsal Farkındalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sosyal sorumluluk projeleriyle topluma faydalı ve kalıcı katkılar sağlamayı hedefleyen Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, trafik güvenliği bilincini artırmak amacıyla 2006 yılından itibaren Trafik Haftası kutlamaları kapsamında Sakarya’daki öğrencilere yönelik resim yarışması düzenliyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, toplumsal sorumluluklarının bilincinde bir şirket olarak trafik güvenliği konusunda aktif sorumluluk üstleniyor ve trafikte yaşanan problemlerin giderilmesi için, erken yaşlardan itibaren trafik eğitimi konusuna önem verilmesi gerektiğine inanıyor. Özellikle, çocukluk döneminde trafik güvenliği farkındalığının artırılması,  gelecekte bireylerin trafik kurallarına uymayı bir alışkanlık ve yaşam tarzı haline getirebilmesine katkı sağlıyor. Bu bilinci amaç edinen Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, 2006 yılından beri Sakarya’daki ilkokul ikinci sınıf öğrencilerine yönelik resim yarışmaları düzenliyor. </p>
<p> </p>
<p>Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Trafik İl Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlenen resim yarışmasında il protokolünün de katıldığı Trafik Haftası kutlama töreninde kazanan 20 öğrenciye ödülleri takdim edildi.</p>
<p> </p>
<p>Trafik haftası kutlama törenlerinde Serdivan Kaymakamı Ali Candan, Sakarya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ziya Cevheri , İl Emniyet Müdür Yardıcısı Hakan İzmir  ve Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye Şirket Kıdemli Başkan Yardımcısı Kenji Tsuchiya’nın da aralarında bulunduğu İl protokolü, 10 Mayıs Çarşamba  günü Serdivan Trafik Park’ta bir araya geldi. Öğrencilerin yanı sıra birçok davetli, trafik güvenliği konusundaki bilinçlendirici etkinliklere katıldı ve bu önemli konuda toplumsal farkındalık artırıldı.</p>
<p> </p>
<p>Şirket Kıdemli Başkan Yardımcısı Kenji Tsuchiya; ‘’Bir araç üreticisi olarak Toyota, trafik güvenliği konusuna son derece önem vermektedir. Trafik kazalarının en önemli nedenlerinden biri yetersiz trafik güvenliği bilincidir. Bu nedenle, trafik eğitiminin erken yaşlardan itibaren verilmesinin gerektiğine inanıyoruz ve özellikle ilkokul öğrencilerine yönelik çalışmalar yaparak, gelecekte daha bilinçli bir nesil yetiştirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca, trafik güvenliğinin herkesin ortak sorumluluğu olduğu inancıyla, trafik kazalarını önleme çabalarına katkıda bulunmak amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz,’’ dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toyota-otomotiv-sanayi-turkiyeden-trafik-guvenligi-konulu-resim-yarismasi-ile-toplumsal-farkindalik-374187">Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye&#8217;den Trafik Güvenliği Konulu Resim Yarışması ile Toplumsal Farkındalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, &#8220;Talesemiden Korunmada En Etkili Yöntem Toplumsal Farkındalığın Artırılması&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-meral-sonmezoglu-talesemiden-korunmada-en-etkili-yontem-toplumsal-farkindaligin-artirilmasi-373092</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2023 10:10:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırılması]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığın]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[meral]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sönmezoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[talesemiden]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373092</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Talasemide Enfeksiyona Bağlı Yaşam Kayıplarına Karşı Önlem Alınmalı”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-meral-sonmezoglu-talesemiden-korunmada-en-etkili-yontem-toplumsal-farkindaligin-artirilmasi-373092">Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, &#8220;Talesemiden Korunmada En Etkili Yöntem Toplumsal Farkındalığın Artırılması&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Talasemide Enfeksiyona Bağlı Yaşam Kayıplarına Karşı Önlem Alınmalı”</p>
<p>Gerek bireysel gerekse toplumsal maliyeti oldukça yüksek olan talasemi akraba evliliklerinin sıklığı nedeniyle ülkemiz açısından ayrı bir önem taşıyor. Bu durumun hem hastalıkların sıklığını artırttığını hem de maalesef her yıl yüzlerce hastalıklı çocuğun dünyaya gelmesine neden olduğunu söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Dünya Talasemi Günü” nedeniyle önemli açıklamalarda bulundu. Korunma adına alınan önlemleri ve evlilik öncesi evlenecek olan çiftlerin taranmasının önemine işaret eden Prof. Sönmezoğlu, ayrıca hastaları enfeksiyonlardan korunmak için neler yapılması gerektiğini anlattı.</p>
<p>Dünyada bilinen en yaygın genetik hastalık olan talasemi hastalığı, oksijen taşıma görevi olan hemoglobin sentezinin genetik bozukluğu olarak tanımlanıyor. Bununla birlikte talasemi taşıyıcılarının çoğunun bu hastalığı taşıdıklarını bilmediklerine işaret eden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, ancak talasemi hastası bir çocuk sahibi olduklarında ya da hastalık için özel olan kan testi yaptırdıklarında öğrenebildiklerini söyledi.</p>
<p>“ÜLKEMİZDE AKDENİZ ANEMİSİ OLARAK BİLİNİYOR”</p>
<p>“Ülkemizde akraba evliliklerinin fazla olması genetik geçişli bir hastalık olan talaseminin sıklığını arttırmakta, maalesef her yıl yüzlerce hastalıklı çocuk dünyaya gelmektedir” diyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu hastalığın belirtileriyle ilgili şu bilgileri verdi: “Hemoglobinopati” denilen hastalıklar arasında bulunan Talasemi hastalık grubunda ülkemizde en sık Beta Talasemi görülmektedir. Beta Talasemi ülkemizde “Akdeniz Anemisi” olarak bilinir. Bu hastalık hemoglobin yapımında yetersizlik ve bozukluk nedeniyle kanın doku ve organlara oksijen taşımasında azalmaya neden olur. Bunun sonucu olarak hastalarda solukluk, halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı, gelişme geriliği ortaya çıkar. Kemik iliğinin kan yapımı için aşırı uyarılması ve daha fazla çalışması ile yüz kemiklerinde hastalığa özgü genişleme olur.”</p>
<p>“TÜRKİYE’DEKİ TALASEMİ TABLOSU”</p>
<p>Tedavisinin hasta ve ailesi açısından oldukça yıpratıcı olduğu için tarama programlarının son derece önem taşıdığını söyleyen Prof. Sönmezoğlu, ülkemizde bu konuda yapılan çalışmalarla ilgili şu bilgileri verdi:</p>
<p>Sağlıklı Türk popülasyonunda beta-thalassemi taşıyıcı sıklığı yüzde 2,1 olup, yaklaşık 1.400.000 taşıyıcı ve 4513 civarında hasta bulunmaktadır. Yaklaşık toplam talasemili hasta sayısı 6.000 civarıdır. Sağlık Bakanlığı tarafından 24.10.2002 tarihinde Kalıtsal Kan Hastalıkları Yönetmeliği yayınlanmıştır. Bakanlığın belirlediği 33 ilde talaseminin de içinde bulunduğu kalıtsal kan hastalıklarını önleyebilmek için Hemoglobinopati Kontrol Programı başlatılmıştır. 2013&#8217;te 41 ilde tarama yapılırken 2018 den beri 100 günlük eylem planı ile 81 kentte evlenme öncesi tüm çiftlerin bu testi yaptırması zorunlu hale geldi. 01 Kasım 2018 yılından itibaren program 81 ilde Evlilik Öncesi Hemoglobinopati Tarama Programı olarak aile hekimleri tarafından uygulanmaya başlanmıştır. Bu çalışmalarla talasemili doğan çocuk sayısı senede 300&#8217;lerden 30&#8217;lara düştü.”</p>
<p>“TEDAVİ HASTALIĞIN BELİRTİLERİNE GÖRE DEĞİŞİYOR”</p>
<p>Talasemi tedavisinin hastanın yaşadığı şikayetler ve belirtileri göre farklılık gösterdiğini ve bu doğrultuda planlama yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Kansızlık için en çok uygulanan ve etkili yol kan transfüzyonudur. Talasemi major hastaları sıklıkla her ay bu tedaviyi alır. Yapılan transfüzyonlara bağlı olarak vücutta biriken demir, özel demir bağlama tedavisi (Şelasyon tedavisi) ile uzaklaştırılır. Günümüzde kök hücre ve gen tedavisi, prenatal tanı ve preimplantasyon genetik tanı yöntemleri de kullanılmaktadır” diye konuştu.</p>
<p>“EN ÖNEMLİ KOMPLİKASYON ENFEKSİYONLAR”</p>
<p>Talasemi hastaları için tedavi zorluğunun yanısıra enfeksiyonların da önemli bir risk oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Talasemi hastalarında en sık ikinci yaşam kaybı nedeni ve başta gelen morbidite nedenlerinden biri olan enfeksiyonlardır. Talasemi hastalarında hazırlayıcı faktörler arasında derin kansızlık, demir yüklenmesi, dalağın alınması, ve bazı bağışıklık bozuklukları gelir. Bakteri enfeksiyonlarının başlıca etkenleri Asya ülkelerinde Klebsiella spp ve batı ülkelerinde Yersinia enterocolitica&#8217;dır” şeklinde konuştu.</p>
<p>TALESEMİ HASTALARININ ENFEKSİYONDAN KORUNMASI İÇİN NELER YAPILMALI?</p>
<p>Talasemi major hastalarının hayatları boyunca hemen hemen her ay iki ünite kan transfüzyonu aldıkları için bu tedavinin de enfeksiyon bulaşı için bir risk faktörü olduğuna değinen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “En sık görülen hastalıklar viral enfeksiyonlardır. Her ne kadar kan bağışçılarına sorgulama ve hastalık taraması yapılsa ve güvenli kan temini sağlansa da dünyanın her ülkesinde olduğu gibi bu risk halen vardır. O nedenle tüm talasemi hastalarının aşı ile korunulabilen hepatit B hastalığına karşı aşılanması gereklidir. Enfeksiyonlardan korunmak için ayrıca: Talasemi hastaları ateşli hastalık geçirdiklerinde hemen tedavi edilmelidir. Sistemik hastalığa dönüşmesi engellenmelidir. Talasemi hastalarının dalağı alınırsa kapsüllü bakterilere karşı aşıları yapılmalıdır. Bununla birlikte. Talasemi hastaları enfeksiyon kaynağı olabilen çiğ et, süt, kabuklu deniz ürünü ve taze peynir tüketmemelidir.”</p>
<p>“KORUNMADA EN ETKİLİ YÖNTEM TOPLUMSAL FARKINDALIĞIN ARTIRILMASI”</p>
<p>Günümüzde oldukça zorlu olabilen talasemi tedavisinde, bugünkü verilere göre bir hastanın devlete yıllık maliyeti 10 bin dolar civarında olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Talasemi gibi her iki ebeveynden de gelen hatalı genler ile geçiş gösteren kalıtsal hastalıkların kontrolünde en etkili yöntem, hastalık hakkında toplumun bilgilendirilmesi, toplum taramaları ile taşıyıcıların saptanması, onlara genetik danışma verilmesi ve gebelik öncesi tanı metotları kullanılarak yeni hastalıklı bebek doğumlarının önlenmesidir. Talasemi birçok ülkede kontrol altına alınmıştır.” Diye konuştu.</p>
<p>“RİSKİ BÖLGELERDE YAŞAYANLAR EVLİLİK ÖNCESİ TEST YAPTIRMALI”</p>
<p>Toplumdaki talasemi taşıyıcıları, normal görünümde olduklarından, özel talasemi testleri yapılmadıkça taşıyıcı olup olmadıklarının anlaşılmasının da mümkün olmayacağını hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Tıbbi Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Bu sebeple riskli bölgelerde yaşayan gençlerin mutlaka evlilik öncesi talasemi testi yaptırmaları gerekir” dedi.</p>
<p>Hemoglobinopati kontrol programında; evlilik öncesi evlenecek olan çiftlerin taranması ve hasta veya taşıyıcı çıkan bireylerin diğer aile fertlerinin ve akrabalarının tarandığını belirten Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Ayrıca geleceğin ebeveynleri olarak ortaöğretimde okuyan öğrencilere yönelik Hemoglobinopati eğitim ve tarama programları uygulanması da ayrı bir önem arz etmektedir. Bunların dışında hekimin veya kişinin kendi isteği ile Hemoglobinopati testi uygulanabilir. “diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-meral-sonmezoglu-talesemiden-korunmada-en-etkili-yontem-toplumsal-farkindaligin-artirilmasi-373092">Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, &#8220;Talesemiden Korunmada En Etkili Yöntem Toplumsal Farkındalığın Artırılması&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Damla sakızının toplumsal ve ekonomik yönden güçlendirilmesi için büyük iş birliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/damla-sakizinin-toplumsal-ve-ekonomik-yonden-guclendirilmesi-icin-buyuk-is-birligi-372669</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 May 2023 09:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[damla]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[sakızının]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yönden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=372669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en sevilen sakız markası Falım ile Tohum Derneği’nin damla sakızının toplumsal ve ekonomik yönden güçlendirilmesi için 2023 yılının ocak ayında başlattığı “Falım’la Yeşeren Sakız Ağaçları projesinin tanıtım toplantısı yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/damla-sakizinin-toplumsal-ve-ekonomik-yonden-guclendirilmesi-icin-buyuk-is-birligi-372669">Damla sakızının toplumsal ve ekonomik yönden güçlendirilmesi için büyük iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin en sevilen sakız markası Falım ile Tohum Derneği’nin damla sakızının toplumsal ve ekonomik yönden güçlendirilmesi için 2023 yılının ocak ayında başlattığı “Falım’la Yeşeren Sakız Ağaçları projesinin tanıtım toplantısı yapıldı. İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA), İzmir Orman Bölge Müdürlüğü, Ege Ormancılık Araştırma Müdürlüğü ve Gülbahçe Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi katkılarıyla yürütülen proje ile damla sakızının sektöre ve ülkeye kazandırılması hedefleniyor. </strong></p>
<p> </p>
<p>“Falım’la Yeşeren Sakız Ağaçları” projesi 5 Mayıs’ta İzmir’de gerçekleştirilen bir toplantı ile tanıtıldı. Falım ve Tohum Derneği iş birliğinde başlatılan proje ile İzmir ve Çeşme’de damla sakızının teknik olarak geliştirilmesi, sektöre ve ülkeye kazandırılması amaçlanıyor.  Damla sakızının toplumsal ve ekonomik yönden güçlendirilmesini hedefleyen proje; İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA), İzmir Orman Bölge Müdürlüğü, Ege Ormancılık Araştırma Müdürlüğü ve Gülbahçe Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi<strong> </strong>katkıları ile yürütülüyor. </p>
<p> </p>
<p>Damla sakızının önce Türkiye sonra dünya çapında bilinir hale gelmesi ve “Çeşme’nin damla sakızı” olarak anılmasının hedeflendiği proje ile aynı zamanda damla sakızının doğal yayılım alanında varlığını artırarak sürdürebilmesi de amaçlanıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kadın kooperatifi önceliklendirildi</strong></p>
<p>İzmir’de faaliyet gösteren Gülbahçe Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi de proje kapsamında iş birliği yapılan kuruluşlar arasında bulunuyor. Bu kapsamda projenin önemli yapı taşlarından biri olan yerel kadın girişimi kooperatifi ile protokol imzalanarak, proje kapsamında dikilen damla sakızı ağaçlarının kullanım hakları kadınlara devredildi. Kooperatif üyesi kadınların bu ağaçlardan elde ettikleri sakızları kullanarak damla sakızlı kurabiye, damla sakızlı macun gibi ürünler üretmesi planlanıyor. Yine proje kapsamında Gülbahçe Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ne hibe destekleri sağlanarak kadın girişimi maddi olarak da destekleniyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik ve bilimsellik</strong></p>
<p>“Falım’la Yeşeren Sakız Ağaçları” projesinin teknik ayağında ise damla sakızı fidanı ile ilgili çoğaltma teknikleri çalışmaları yer alıyor. Önümüzdeki sene için projede AR-GE çalışmalarına, tanıtım ve görünürlük çalışmalarına odaklanılması planlanmakta. Bu çalışmalarla da damla sakızının İzmir ve Çeşme’de turizm için önemli bir ürün haline gelebileceği ön görülüyor. </p>
<p> </p>
<p>Teknik ve bilimsel çalışmalarında alanında uzman kişilerin yer aldığı projede, herkesin bu bilgilere erişebilmesi için çalışmaların rapor haline getirilerek web sayfalarında yayınlanması da planlanıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Mondelēz International Türkiye Genel Müdürü İhsan Karagöz, </strong>etkinlikte yaptığı konuşmada şirketin sürdürülebilirliğe verdiği öneme değindi. Falım markasıyla yıllardır Sakız ağaçları için çeşitli çalışmalara imza attıklarının da altını çizen Karagöz şunları söyledi: <em>“Dünyada 150’den fazla ülkede insanları doğru şekilde ve zamanda, doğru atıştırmalığa teşvik eden global bir şirket olarak üretim süreçlerimizi daima çevreci bir yaklaşımla sürdürüyoruz. Küresel ve lokal faaliyetlerimiz ile tüketicilerin bildiği ve güvendiği malzemelerle daha az enerji, su ve atık kullanarak atıştırmalıklarımızı daha sürdürülebilir hale getirmeye odaklanıyoruz. Gebze fabrikamızda tüketicilerimizi sıfır atık bilinciyle üretilmiş ürünlerimiz ile buluşturmak için enerji, su, atıklar, ambalajlar, ulaşım ve dağıtım yönetiminde sürekli iyileştirmeleri hedefliyoruz. </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>İklim değişikliği ise dünyamızın karşı karşıya olduğu en büyük çevresel sorunlardan biri. Mondelez International Türkiye olarak biz de bu soruna sakız ağaçlarının artırılması boyutundan yaklaşıyoruz. Zira sakız ağacı, ekonomik değeri ve doğaya katkısının yanı sıra topraklarımızın ve kültürümüzün bir mirası. Bu noktada ülkemizde sakız üretimini arttırarak, yöre ve ülke ekonomisine de gelir sağlayarak bu konuda kalıcı çözüm üretmek ise oldukça önemli. Bugüne kadar Falım markamızla, yok olma tehdidi ile karşı karşıya olan sakız ağaçlarını, anavatanı olan ülkemize yeniden kazandırmak amacıyla çeşitli çalışmalar gerçekleştirdik. Şimdi yine sürdürülebilir katkı yapmak hedefiyle yola çıktık ve değerli paydaşlarımızın da desteğiyle gelecek nesillere daha çok sakız ağacı bırakabilmek için “Falım’la Yeşeren Sakız Ağaçları” projesini hayata geçirdik. Çok mutlu ve gururluyuz.”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Tohum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Musa Kaya </strong>da konuşmasında; damla sakızının önemli bir değer olduğunu vurgulayarak bu projenin damla sakızına ciddi bir katkı sağlayacağını aktardı. Kaya, projede kurumlararası iş birliğinin çok önemli olduğunu vurgulayarak bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalar hakkında da bilgi verdi: “<em>Proje kapsamında ocak ayı itibariyle bugüne kadar Çeşme Ovacık, Çiftlikköy ve Demircili bölgelerinde damla sakızı ağaçlarının saha çalışmaları yapıldı. Bu kapsamda 500 adet boylu, büyük, aşılı, tüplü/kaplı sakız ağacı fidanı temin edilerek dikimleri gerçekleştirildi ve halihazırda var olan sakız fidanlıklarının bakımı tamamlandı. Önümüzdeki dönemde de bölgedeki ilgililere ve halka yönelik eğitimler düzenlenmesi hedefleniyor. Proje ile ilgili çalışmalar, 2024 yılında da artarak devam edecek.” </em></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/damla-sakizinin-toplumsal-ve-ekonomik-yonden-guclendirilmesi-icin-buyuk-is-birligi-372669">Damla sakızının toplumsal ve ekonomik yönden güçlendirilmesi için büyük iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal travmalar seçmen davranışını etkileyebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplumsal-travmalar-secmen-davranisini-etkileyebiliyor-369998</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 11:16:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[davranışını]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[seçmen]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[travmalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369998</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oy verme, mevcut seçenekler arasında bir tercih yapma, karar verme süreci olarak tanımlanıyor. Nöropolitika çalışmalarının seçmen davranışlarına odaklandığını belirten uzmanlar, duyguların karar verme sürecine etki eden önemli bir faktör olduğunu ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumsal-travmalar-secmen-davranisini-etkileyebiliyor-369998">Toplumsal travmalar seçmen davranışını etkileyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Oy verme, mevcut seçenekler arasında bir tercih yapma, karar verme süreci olarak tanımlanıyor. Nöropolitika çalışmalarının seçmen davranışlarına odaklandığını belirten uzmanlar, duyguların karar verme sürecine etki eden önemli bir faktör olduğunu ifade ediyor. Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, yapılan araştırmalarda liberallerin yeniliğe ve belirsizliğe daha duyarlıyken, muhafazakarların daha yapılandırılmış ve kalıcı bilişsel özelliklere sahip olduğunun ortaya konduğunu söyledi. Çebi, deprem ya da terör saldırısı gibi büyük toplumsal travmaların seçmen davranışına yansıdığını ve mevcut hükümete yaklaşma ya da uzaklaşma yönünde eğilimlerin ortaya çıkabildiğine dikkat çekti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji (İngilizce) Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, seçmen davranışlarını etkileyen faktörlerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Oy vermek bir karar verme sürecidir</strong></p>
<p>Oy vermenin önümüzdeki seçenekler arasında bir seçim yapmak yani karar verme süreci olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Oy verme bir akıl yürütme sürecidir. Biz psikologlar biliyoruz ki karar verme, çok katılımlı bir beyin aktivitesi gerektiren, üst düzey ve karmaşık bir bilişsel işlevdir. Olası fayda ve zararın hesaplanması, bir önceki kararın neticesini hafızada tutabilme ve bu sonuçlar doğrultusunda karar verme stratejilerini başarılı bir şekilde düzenleme becerisi gerektiriyor.” dedi.</p>
<p><strong>İnsan davranışının duygularla bağlantısı var</strong></p>
<p>Duygular dahil edilmeden düşünüldüğünde zihnin bir bilgisayar gibi çalışması ve elimizdeki verilerle tüm avantaj ve dezavantajları hesaplayan kusursuz bir işlem yapması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Halbuki insan davranışını duygulardan bağımsız düşünmek mümkün değil.  Her ne kadar bin yıldan fazla bir zaman boyunca düşünürler akıl ve duygunun birbirinden ayrı olduğunu ve etkili karar verme davranışının ancak rasyonel düşünceyle mümkün olduğunu ifade etmiş olsalar da, 18’nci yüzyıl itibariyle psikoloji ve nörobilimin gelişmesiyle, emosyonların yani basitçe duyguların karar verme sürecine etki eden önemli bir faktör olduğu anlaşılmaya başlamış.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nöropolitika çalışmaları seçmen davranışına odaklanıyor</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, siyasal nörobilim veya nöropolitika olarak tanımlanan alanın siyaset hakkında nasıl karar verdiğimize dair anlayışımızı geliştirmek için beyin yapısıyla işlevi hakkındaki nörobilimsel yöntemlerin ve teorilerin kullanımına odaklandığını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu alan, bireysel insan psikolojisi ile politik davranış arasındaki etkileşime odaklanan politik psikoloji ile yakından bağlantılı. Politik nörobilim alanında çalışan araştırmacılar, EEG MRI ve fMRI gibi sosyal ve bilişsel sinirbilimde yaygın olarak kullanılan metodolojik yaklaşımları kullanıyorlar. Seçmen davranışıyla ilgili çalışmaların çoğu da ABD’de gerçekleştirilmiş. Bu çalışmalarda da çoğunlukla liberaller ile konservatifler yani muhafazakarları karşılaştırmışlar. Karar verirken liberaller yeniliğe ve belirsizliğe daha duyarlıyken, muhafazakarların daha yapılandırılmış ve kalıcı bilişsel özelliklere sahip olduğu gösterilmiş. 2011’de yapılan bir çalışmada muhafazakarların karar verirken limbik sistemde yer alan sağ amigdalanın etkisinde olduğunu ortaya koymuş. Buna karşılık liberallerin karar verme süreçlerinde daha çok bilgi, araştırma ve uzman görüşlerini dikkate aldıkları belirtilmiş. Liberaller risk alırken sol insula önemli ölçüde aktif olurken muhafazakârlarda sağ amigdalanın önemli ölçüde aktivite gösterdiği ortaya çıktı.”</p>
<p><strong>Amigdala korku merkezi olarak biliniyor</strong></p>
<p>Nörogörüntüleme çalışmalarının amigdaladaki daha büyük gri madde hacminin mevcut hiyerarşik sosyal yapıya destek ile ilişkili olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Büyük amigdala hacmine sahip kişilerin sosyal protestolara katılmaya pek de gönüllü olmadıkları görülmüş. Amigdala yıllardan beridir beynin korku merkezi olarak biliniyor. Hatta hayvanlar üzerindeki deneylerde amigdala bölgesine hasar verildiğinde korku şartlanması oluşturulamazsa ya da bu kısımdaki hücreler bir şekilde zarar gördüğünde kişilerde de korku duygusu oluşmayacağı tespit edildi. Elbette amigdala için sadece korku ve öfke gibi duygularda aktive olur denilemez fakat bu duygulara yanıt veren hücre paketleri amigdalada çok yoğun görülüyor. Güncel fMRI çalışmaları, pozitif duygularda da amigdala aktivasyonunun varlığını gösteriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Liberaller bilişsel çatışmalarla daha rahat başa çıkıyor</strong></p>
<p>Beynimizde anterior singulat korteks (ACC) adı verilen bilişsel kontrol, emosyon regülasyonu, rahatsız durumlarla başa çıkabilme, öz değerlendirme gibi işlevlerden sorumlu, ilkel tabir edebileceğimiz bir kortikal alanın mevcut olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, “Daha gelişmiş bir ACC, liberallerin belirsiz, yeni veya çelişkili bilgi veya durumlarla daha rahat başa çıkmasına olanak tanıyor. Liberallerin daha gelişmiş bir ACC’si olması amigdaladan gelen yüksek duygu aktivitesini düzenleyip azaltarak bu bilişsel uyumsuzluğu da azaltıyor. Tercih edilecek adayların yüzünün görülmesi, beynimizdeki ödül ve motivasyon ağlarının en temel alanlarından biri olan ventral striatumda artmış aktivasyon ile ilişkilendirilmiş. Bu da demek oluyor ki, tercih edilen adayları görmek, bir şekilde ödüllendirici etki yaratıyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toplumsal travmalar seçmen davranışını etkileyebilir</strong></p>
<p>Deprem ya da terör saldırısı gibi büyük toplumsal travmaların bireylerde korku duygusunu işleyen beyin bölgelerini etkilediğini ve bu durumun da seçmen davranışına yansıdığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Merve Çebi, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu davranış, mevcut hükümete yaklaşma yönünde de mevcut hükümetten uzaklaşma yönünde de gerçekleşebilir. Bireyler, hissettikleri korku duygusunun sorumluluğunu hükümetin dışındaki faktörlere yüklerlerse, mevcut yönetime doğru bir oy artışı olabilir. Eğer yaşanan travmayı mevcut yönetimle ilişkilendirirlerse bu sefer de muhalefete doğru bir kayma yaşanabilir. Sonuç olarak tüm bu çalışma sonuçlarını değerlendirdiğimizde aslında şunu anlıyoruz ki, politik karar verme süreçlerinde; beynin duygu ve afekti işleme (amigdala, insula), çatışmayı çözme ve duyguyu bilişle bütünleştirme (insula, anterior singulat korteks),daha üst düzey bilişsel işlemleme (prefrontal korteks) ve ödül işlemede (ventral striatum) rol alan pek çok bölgesinin dahil olduğu geniş bir nöral ağ katılımı var. Demek ki politik davranışları daha iyi çözebilmek için, rasyonel düşüncenin yanında duygusal ve motivasyonel süreçleri de göz önünde bulundurmamız gerekiyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumsal-travmalar-secmen-davranisini-etkileyebiliyor-369998">Toplumsal travmalar seçmen davranışını etkileyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı, toplumsal ve çevresel sorunlara dikkat çekiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/borusan-surdurulebilir-fayda-programi-toplumsal-ve-cevresel-sorunlara-dikkat-cekiyor-367997</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 11:12:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[borusan]]></category>
		<category><![CDATA[çekiyor]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[fayda]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlara]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367997</guid>

					<description><![CDATA[<p>Borusan’ın ilk meyvelerini Cumhuriyetimizin 100. yılında alacağı Sürdürülebilir Fayda Programı’nın çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/borusan-surdurulebilir-fayda-programi-toplumsal-ve-cevresel-sorunlara-dikkat-cekiyor-367997">Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı, toplumsal ve çevresel sorunlara dikkat çekiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Borusan’ın ilk meyvelerini Cumhuriyetimizin 100. yılında alacağı Sürdürülebilir Fayda Programı’nın çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. İklim krizi ile mücadele ve eşitsizlikleri azaltma temalarında projeler geliştiren ekiplerin, mentorlar ile görüşmeleri sürerken program kapsamındaki çeşitli kapasite destek çalışmaları gerçekleşiyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>İklim, insan ve inovasyon odak alanlarında  “Geleceğe İlham” sürdürülebilirlik stratejisiyle faaliyetlerinin merkezinde toplumsal ve çevresel faydayı konumlandıran Borusan Holding, Impact Hub İstanbul iş birliği ile hayata geçirdiği Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’yla, toplumsal ve çevresel meselelere dikkat çekiyor. Hedef grupları etkileme ve harekete geçirme potansiyeline sahip Sağır ve İşitme Engelli Kadın Hakları Eğitim Platformu, Zaman Yolcusu Kreta ve Marmara’nın Umudu Pina projeleri hız kesmeden çalışmalarına devam ediyor.</p>
<p>Program, seçilen projeler için sunduğu 200.000 TL hibe desteğinin yanı sıra mentorluk desteği, kapasite ve proje geliştirme, finansal sürdürülebilirlik, paydaş haritalandırma, iletişim yönetimi ve topluluk oluşturma gibi çeşitli desteklerde bulunarak faydayı yaymayı amaçlıyor.</p>
<p>Etki ekosistemini oluşturmak ve katılımcılar arası bilgi paylaşımını sağlamak amacıyla ikinci katılımcı buluşmasını gerçekleştiren Borusan Holding ve Impact Hub İstanbul, projelerin gelişmelerini yakından takip ederken iletişim çalışmalarında uzman mentorlar ile ekiplerin görüşmelerine aracılık ediyor ve farkındalık artırma odaklı etkinlikler tasarlamalarına destek oluyor.</p>
<p>Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’nda Ayşe Damla İşeri Sunman’ın ve Diclehan Sönmezoğlu’nun Dem Derneği aracılığıyla hayata geçirdiği <strong>Sağır ve İşitme Engelli Kadın Hakları Eğitim Platformu</strong>, Türkiye’deki sağır ve işitme engelli kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği temelli hakları ile ilgili farkındalığını artırmayı amaçlıyor.</p>
<p>Nesra Gürbüz ve Gülşah Özdemir Koryürek, <strong>Zaman Yolcusu Kreta</strong> isimli projesinde iklim krizinin çocuklar üzerindeki etkisine odaklanarak bu konuyu çocuklara ve yetişkinlere bir animasyonla anlatmayı amaçlıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Mustafa Sarı liderliğinde hazırlanan <strong>Marmara’nın Umudu Pina</strong> projesinde ise Marmara Denizi&#8217;ndeki müsilajın ve iklim değişikliği sebebiyle yaşanan ekosistem tahribatının etkilediği, dünyada yalnızca Marmara Denizi’nde bulunan ve dakikada 6 litre suyun temizlenmesini sağlayan Pina popülasyonlarını, bilimsel verilerle, farkındalık çalışmalarıyla ve koruma stratejileriyle korumayı amaçlıyor.</p>
<p>3 proje ekibi, bugüne kadar 4 saat eğitim, 4 saat mentorluk desteği alırken programın bundan sonraki süreçlerinde projelerin gelişimine katkı sağlamak üzere eğitim ve etkinlikler düzenlenmesi planlanıyor. Projelerin Haziran ayında tamamlanması ile sonlanacak olan Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı, iklim krizi ile mücadelede ve eşitsizlikleri azaltmada toplumsal ve çevresel meselelere dikkat çekerek fark yaratmayı hedefliyor.</p>
<p>Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, programla ilgili olarak “İklim krizi ile mücadele ve eşitsizlik odaklı projelerimizde güzel gelişmeler kaydediyoruz. Proje sahiplerinin fayda odaklı çalışmaları ile farklı alanlarda farkındalık yaratılırken Cumhuriyetimizin 100. yılında ilk meyvelerini toplayacağımız projemiz için büyük heyecan duyuyoruz” dedi.</p>
<p>Borusan, hayata geçirdiği projelerde dünyadan ilham alıp geleceğe ilham vermeye devam ediyor. Sürdürülebilirlik odak alanları iklim, insan ve inovasyon alanlarında çalışmalarına devam ederek sektöründe öncü uygulamalara imza atıyor. 2030 hedefleri kapsamında sürdürülebilirlik performansını her gün artırmayı amaçlayan kurum, sorumlu anlayışıyla sahip olduğu güç ve bilgiyi paydaşlarına sunarak pozitif etki yaratıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/borusan-surdurulebilir-fayda-programi-toplumsal-ve-cevresel-sorunlara-dikkat-cekiyor-367997">Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı, toplumsal ve çevresel sorunlara dikkat çekiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz evlilikler, toplumsal soruna mı evriliyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-evlilikler-toplumsal-soruna-mi-evriliyor-363242</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 13:42:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikler]]></category>
		<category><![CDATA[evriliyor]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[soruna]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiftlerin birbiriyle iletişim kurmadığı, eşlerin birbirlerine karşı güçlü bağlar hissetmediği, sıkılma hissi ve duygu yitiminin söz konusu olduğu, sadece dış ve iç baskılar nedeniyle sürdürülen “sessiz evliliklere” dikkat çeken uzmanlar, mikro çevrede bireysel temellere dayalı böylesi sessiz evlilikler olması ve örneklerinin git gide çoğalmasının artık makro bir sorun alanına doğru evrildiği uyarısında bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-evlilikler-toplumsal-soruna-mi-evriliyor-363242">Sessiz evlilikler, toplumsal soruna mı evriliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çiftlerin birbiriyle iletişim kurmadığı, eşlerin birbirlerine karşı güçlü bağlar hissetmediği, sıkılma hissi ve duygu yitiminin söz konusu olduğu, sadece dış ve iç baskılar nedeniyle sürdürülen “sessiz evliliklere” dikkat çeken uzmanlar, mikro çevrede bireysel temellere dayalı böylesi sessiz evlilikler olması ve örneklerinin git gide çoğalmasının artık makro bir sorun alanına doğru evrildiği uyarısında bulunuyor. Dr. Nihan Kalkandeler, “Bu evrim bir bulaşma edasıyla bir haneden diğer haneye sıçrıyor. </strong></p>
<p><strong>‘Biz’ olma ihtiyacını yitirmek, çocukların aile içinde yaş almak yerine ‘tek ebeveynli’ olarak yeni normallerine alışmaya başlamaları, ciddi sapma ve toplumsal anomileri beraberinde getiriyor.” diye konuştu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Nihan Kalkandeler, çiftlerin hiçbir iletişim kurmadığı, sözel ya da duygusal hiçbir bağlantının olmadığı evliliklere ve sosyal etkisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Ailenin yeni kuşaklara kültürel kimliğin ve değerlerin kazandırılması, toplumsal bilincin aktarılmasında birey ve toplum arasında bir köprü görevi üstlendiğini belirten Dr. Nihan Kalkandeler, aile bireyleri için toplumsal bilincin ne ölçüde hayatın merkezinde yer aldığının önemli olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Değişimden çiftlerin ilişkileri de payını alıyor</strong></p>
<p>Kişilerin gittikçe bireyselleştiği yeni dünya düzeninde toplum üzerindeki yansımaların da dönüşüme uğradığını ifade eden Dr. Nihan Kalkandeler, “Bazı değerlerimizi kaybediyoruz. Hayatımızın değişim, gelişim ve dönüşümlere gebe olduğunu biliyoruz. Bu değişimden aile düzeni ve çiftlerin ilişkileri de nasibini alıyor elbet. Evli çiftin arasındaki sevgi duygusunun da değişime uğraması kaçınılmaz bir durum haline geliyor. Arzu edilen değişim, çiftlerin sevgi dolu, olgun, birlikte büyüyen ve gelişen bir ilişki içerisinde olmalarıdır ve bu ancak karşılıklı çaba ile mümkündür. Eşlerin birlikte kurdukları yuvada aile bağları kuvvetlendikçe, beraberlik duyguları güven ve huzur ortamıyla desteklendikçe aralarındaki sevgi paylaşımı ve ilişkilerinin değeri de artmaktadır. Buradaki sihirli kelime ‘paylaşımdır’. Bu kelimenin sihrini korumak ise zor zanaat. Çünkü paylaşım demek ortaklık demektir oysa ki sonu bireyselliğe çıkan bir paradoksun içinde kaybolan ‘ben merkezli’ bireyler, paylaşım kelimesinin gerekliliklerinden uzaklaşmış durumdalar.” dedi.</p>
<p><strong>Biz olma gayreti tükenme eğilimine girdi</strong></p>
<p>Günümüzde çiftler arasındaki etkileşimin de farklılığa uğradığını kaydeden Dr. Nihan Kalkandeler, “Bir zamanların etkileşim düzeninde kadın ve erkek paylaşım içinde birbirlerinin yerini, konumunu anlamlandırırken örneğin benliğin sunumunda kadın ve erkek kendinden ziyade birbirini öne çıkarmayı seçerken; bugünün etkileşim düzeninde kadın ve erkek sadece kendi kimliklerini korumanın çabası içindeler. Başka bir ifadeyle ‘biz’ olma gayret ve girişimi gün geçtikçe tükenme eğiliminde diyebiliriz. Hal böyle olunca ‘sen’in ve  ‘ben&#8217;in birleşip &#8216;biz&#8217;i oluşturamaması öne çıkıyor ve aile kalabilme gayreti de zarar görüyor. Yeni pratiklerimizde rol aldığımız sahnelerin adı ise ‘sessiz evlilik’ veya ‘boş kabuk evlilik’ oluyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dış ve iç baskılar nedeniyle devam eden evliliklere rastlanıyor</strong></p>
<p>Zaman zaman eşlerin birbirlerine karşı güçlü bağlar hissetmediği, sıkılma hissi ve duygu yitiminin söz konusu olduğu, sadece dış ve iç baskılar nedeniyle sürdürülen evlilikler görüldüğünü kaydeden Dr. Nihan Kalkandeler, “Toplumsal kabul açısından sürdürülen evlilikler, başka bir deyişle boşanmaları yakın çevreleri tarafından hoş karşılanmayacağı için evli kalmayı tercih eden, birbirine yabancılaşmış ve ‘evliymiş gibi’ yaşayan çiftler, daha doğrusu ayrı ayrı bireyler ve bireyselleşmiş hayatlardan söz ediyoruz. Eğer çocukları varsa, onların zarar göreceğini düşünerek sürdürülen evlilikler da diğer bir örneğimiz.  Peki bu örnekler, toplumsal normları düşündüğümüzde model olacak nitelikte mi? Emsali olan durumlara eğilim göstermemiz ve farklı tecrübelerden feyz almamız her birimizin kaçınılmaz gerçeğidir.” dedi.</p>
<p><strong>Sessiz evlilikler haneden haneye sıçrıyor</strong></p>
<p>Mikro çevremizde bireysel temellere dayalı böylesi sessiz evlilikler olması ve örneklerinin git gide çoğalmasının artık makro bir sorun alanına doğru evrildiğini ifade eden Dr. Nihan Kalkandeler, “Bu evrim bir bulaşma edasıyla bir haneden diğer haneye sıçrıyor. ‘Biz’ olma ihtiyacını yitirmek, çocukların aile içinde yaş almak yerine ‘tek ebeveynli’ olarak yeni normallerine alışmaya başlamaları, ciddi sapma ve toplumsal anomileri beraberinde getiriyor. Toplumu kucaklayan normları kaybetmeye başladıkça toplum üzerinde de olumlu yansımalara rastlamak zorlaşıyor. Sırf toplumsal normları korumak için anlaşamayan iki insanı bir arada tutmak da değil mesele. Ama eğer bir anlaşmazlık varsa, aile içindeki iletişim pamuk ipliğine tutunuyorsa, oradaki krizi çözebilecek zamanı doğru kullanabilmek gerekiyor.” dedi. </p>
<p><strong>Bu tavsiyelere kulak verilmeli</strong></p>
<p>Bu toplumsal sorunla mücadelede yapılabileceklere değinen Dr. Nihan Kalkandeler, sözlerini şöyle tamamladı: “Eşlerin birbirlerine zaman ayırmaları, birbirleriyle iyi arkadaş olabilmeleri, serbest zamanları beraber paylaşma konusunda istekli olmaları, aralarındaki bağlılığın korunması konusunda istekli ve gayretli olmaları önemli etkenlerdir. Her bireyin kendi biricikliğini, kendi öyküsünün ve bakış açısının olacağını düşünürsek, hayat arkadaşımız dahi olsa eşimizi kendi öyküsüyle kabul etmeye çalışmak, onu şekillendirmemek, empati kurabilmek, kelime ve davranışlarımızda müteşekkir olduğumuzu hissettirmek, destek olabilmek önem arz ediyor. Sona bırakmış oldum ama ‘biz’ olabilmenin yolu sevgi, şefkat, takdir ve saygıdan geçiyor.   Çiftler birbirlerine nasıl saygı göstereceklerini öğrendiği ve birbirlerinin haklarını gözettikleri, birbirlerini dinledikleri ve hayatın müşterekliğini unutmadıkları sürece sessiz evlilikleri normalleştirmeyeceğimize inanıyorum.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-evlilikler-toplumsal-soruna-mi-evriliyor-363242">Sessiz evlilikler, toplumsal soruna mı evriliyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Ayça Tekin Koru: &#8220;Felaketlerin nedeni iktisadi, siyasal ve toplumsal kalkınma sorunlarıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-ayca-tekin-koru-felaketlerin-nedeni-iktisadi-siyasal-ve-toplumsal-kalkinma-sorunlaridir-357610</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 14:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayça]]></category>
		<category><![CDATA[felaketlerin]]></category>
		<category><![CDATA[iktisadı]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[koru]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlarıdır]]></category>
		<category><![CDATA[tekin]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357610</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin ikinci gününde konuşan TED Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayça Tekin Koru, afet ile felaketin birbirinden farklı anlamlar taşıdığını belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-ayca-tekin-koru-felaketlerin-nedeni-iktisadi-siyasal-ve-toplumsal-kalkinma-sorunlaridir-357610">Prof. Ayça Tekin Koru: &#8220;Felaketlerin nedeni iktisadi, siyasal ve toplumsal kalkınma sorunlarıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin ikinci gününde konuşan TED Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayça Tekin Koru, afet ile felaketin birbirinden farklı anlamlar taşıdığını belirtti. Koru, “Maalesef bunları eş anlamlı gibi kullanıyoruz fakat değil. Doğa ve insan kaynaklı afet vardır. Bunların bir kısmı kaçınılmazdır bir kısmı önlenebilir. Afetlerin iyi yönetilememesi felaketle sonuçlanır. Yani felaket kader değildir. İktisadi, siyasi ve toplumsal kalkınma sorunlarının tezahürüdür” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Yeniliğe Davet” sloganıyla tüm Türkiye’yi geleceği inşa etmeye çağıran İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin ikinci gününde TED Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayça Tekin Koru konuştu. “Küreselleşmeyi Yeniden Düşünmek” başlığı altındaki sunumunda küreselleşme ve etkileri ile ilgili bilgiler verdi. İktisat Kongresi’nin siyasi bağımsızlığın iktisadi bağımsızlıkla tamamlanması yolundaki ilk kolektif adım olduğuna da dikkat çekti. Kontrolsüz küreselleşmenin risklerine de değinen Koru, yeni ekonomik krizlere hazır olunması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p><strong>“Ekonomik ve insani yıkımın içindeyiz”</strong><br />Ülke olarak hem ekonomik hem insani bir yıkımın içinde olduğumuzu vurgulayan Koru, “Afetle ve felaket arasındaki farkı açıklamak istiyorum. Maalesef bunları eş anlamlı gibi kullanıyoruz fakat değil. Deprem, sel, tsunami, orman yangınları ya da kuraklık gibi doğa kaynaklı veya nükleer sızıntı, biyoterör gibi insan kaynaklı afetler vardır. Bunların bir kısmı kaçınılmazdır bir kısmı önlenebilir. Bu afetlerin iyi yönetilememesi felaketle sonuçlanır. Yani felaket kader değildir. Felaketler toplumun üzerinde etkili olan dışsal, öngörülemeyen olaylardan ziyade iktisadi, siyasi ve toplumsal dinamiklerin yönetilememesinden kaynaklanan kalkınma sorunlarının tezahürüdür” dedi.</p>
<p><strong>“Türkiye’nin ticari açığı 8 kat arttı”</strong><br />Türkiye’nin son kırk yıllık ekonomik durumundan bazı örnekler sunan Koru, “Uluslararası ticaret karnemize baktığımızda Türkiye’nin bu süreçte ticari açıklığı etkileyici bir biçimde 8’e katlanıyor. Buradaki önemli eleştiri; ihracat büyümesinin ithalattaki büyümeye bağlı olması ve bunun yarattığı cari açık sorunu. Son kırk yılda ihracata konu olan mallar daha rekabetçi hale geliyor. 1979’da yüzde 0.15 dünya ihracatındaki payımız 7 kat artarak yüzde 1.05’e çıkıyor. Aynı dönemde dünya gayri safi yurt içi hasılasından (GSYH) aldığımız pay yüzde 0,89’dan yüzde 0,84’e geriliyor. Aslında çok da iyi bir şey yapmamışız. Ticarette kendi çapımızda çok genişlemişiz. Milli hasıla payımız bırakın yerinde saymayı, geriye gitmiş” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-ayca-tekin-koru-felaketlerin-nedeni-iktisadi-siyasal-ve-toplumsal-kalkinma-sorunlaridir-357610">Prof. Ayça Tekin Koru: &#8220;Felaketlerin nedeni iktisadi, siyasal ve toplumsal kalkınma sorunlarıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege İhracatçı Birlikleri toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında Türkiye&#8217;de öncü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-ihracatci-birlikleri-toplumsal-cinsiyet-esitliginin-saglanmasinda-turkiyede-oncu-354829</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 10:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[birlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliğinin]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatçı]]></category>
		<category><![CDATA[öncü]]></category>
		<category><![CDATA[sağlanmasında]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354829</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi için toplumsal ve ekonomik kalkınmada kadınların etkin biçimde yer alması gerektiğini söyleyerek tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-ihracatci-birlikleri-toplumsal-cinsiyet-esitliginin-saglanmasinda-turkiyede-oncu-354829">Ege İhracatçı Birlikleri toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında Türkiye&#8217;de öncü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi için toplumsal ve ekonomik kalkınmada kadınların etkin biçimde yer alması gerektiğini söyleyerek tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. </p>
<p>Eskinazi, EİB Export-Up Mentörlük Programının üçüncü fazında Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri ile birlikte deprem bölgesinde ihracata dönük çalışma yapan kadınlara yönelik bir proje hazırlığı içinde olduklarını da açıkladı. </p>
<p>EİB’nin cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında Türkiye’de öncü bir rol üstlendiği görüşünde olan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Türkiye’nin ihracatta, eğitimde, sağlıkta, hayvan haklarında, çocuk haklarında, özgürleşmesinde, kalkınmasında, kısacası her aşamasında kadınlarımız ön planda olmak zorunda. Türkiye’nin en büyük eksiği bu. Türkiye’de birçok noktada arzu ettiğimiz seviyede değilsek kadının geri planda kalmasından dolayıdır. Ege İhracatçı Birlikleri, Türkiye’de kadın işgücü temsili en yüksek kurumlardan biri. Birliğimizde her iki çalışanımızdan biri kadın. Önceki dönem ile kıyaslandığında bu dönem Yönetim Kurullarındaki kadın temsilimiz yüzde 100 arttı. Yönetim Kurullarında da kadın temsili en yüksek kurumlardan biriyiz. Bütün Yönetim Kurulu üyelerimiz kadın haklarıyla ilgili STK’larda aktif görev alıyor.” dedi.</p>
<p><strong>TİM Kadın Konseyi’nde de en büyük temsil Egeli kadın ihracatçıların</strong></p>
<p>Eskinazi, “Demir demirdışı metaller, tütün ve hazırgiyim olmak üzere üç İhracatçı Birliğimizde kadın Başkan Yardımcılarımız görev yapıyor. Türkiye’de İhracatçı Birlikleri içinde ilk kadın Başkan 2004-2006 yılları arasında Ege Zeytin Zeytinyağı İhracatçıları Birliğimizin Başkanı Deniz Ataç olmuştu. Bugün TEMA Vakfı’nda Yönetim Kurulu Başkanlığı yapıyor. Önümüzdeki süreçte EİB bünyesinde kadın Birlik Başkanlarımızın yer alacağına inanıyorum. Gençlerin ve kadınların ihracata yönelmesi, çalışmalar yapması için 2020 yılında Genç İhracatçılar Konseyi’ni kurduk. Genç İhracatçılar Konseyi’nin yarıya yakını kadın ihracatçılarımıza ait. TİM Kadın Konseyi’nde de en büyük temsil, yani her 3 ihracatçıdan birini Egeli kadın ihracatçılarımızdan oluşuyor.” diye konuştu. </p>
<p><strong>EİB toplumsal cinsiyet eşitliği için çalışıyor</strong></p>
<p>Jak Eskinazi, Ege İhracatçı Birlikleri’nin toplumsal cinsiyet eşitliği adına yaptığı faaliyetlere şöyle sıraladı:</p>
<p>“2019 yılında imzaladığımız; dünyanın en büyük sürdürülebilirlik inisiyatifi UN Global Compact ilkeleri doğrultusunda; sosyal adalet, sosyal sorumluluk, cinsiyet eşitliği, çevre başlıklarını hem kurum kültürümüzde hem de projelerimizle yaşatıyoruz. UN Global Compact’e ilk üye olan İhracatçı Birliği biziz. Ayrıca UN Women ve UN Global Compact ortak inisiyatifi olan Kadının Güçlendirilmesi Prensipleri’ne (WEPs) bir yıl önce imza attık.” </p>
<p><strong>Kadın liderler dijitalleşme ve sürdürülebilirliğe daha yatkın</strong></p>
<p>Eskinazi, “Global Compact’e ilk imza atan İhracatçı Birlikleri olduğumuz gibi aynı zamanda kadınlara ve gençlere yönelik bir mentörlük programı kurgulayan ilk Birlik de biziz. EİB Export-Up Mentörlük Programımız ile sürdürülebilir ihracat için kadın ve genç girişimcilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Araştırmalar yeni nesil liderlerin özellikle de genç kadınların ya da yöneticileri kadın olan aile şirketlerinin dijitalleşmeye ve sürdürülebilirliğe daha yatkın olduğunu, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik hakkında daha fazla bilgili olduğunu gösteriyor. </p>
<p><strong>EİB’ten deprem bölgesindeki kadınlar için dayanışma zinciri</strong></p>
<p>Jak Eskinazi, EİB Export-Up Mentörlük Programının iki döneminde toplamda 26 faydalanıcıdan 19&#8217;unun kadın girişimcilerden oluştuğunu sözlerine ekledi.</p>
<p>“Kadın girişimcilerimizin 9&#8217;u tarım sektörleri, 7&#8217;si tekstil, 1 deri, 1 plastik, 1 kimya sektöründe yer alıyor. Ve bütün kadın girişimcilerimizin dijitalleşme ve sürdürülebilirlik dahil birçok alanda faaliyetleri var. EİB Export-Up Mentörlük Programımızın üçüncü fazında Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri ile birlikte deprem bölgesinde ihracata dönük çalışma yapan kadınlarımıza yönelik bir dayanışma zinciri başlatma hazırlığı içerisindeyiz. Export-Up Mentörlük programının yeni modüllerini kadın-erkek dengesi pozitif ayrımcılık gözetilecek çizgide devam ettireceğiz.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-ihracatci-birlikleri-toplumsal-cinsiyet-esitliginin-saglanmasinda-turkiyede-oncu-354829">Ege İhracatçı Birlikleri toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında Türkiye&#8217;de öncü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal Bir Travmanın İçerisindeyiz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplumsal-bir-travmanin-icerisindeyiz-352522</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 08:09:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[içerisindeyiz]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[travmanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352522</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Afetler, kişinin hayatı boyunca katlanabileceği en travmatik olaydır ve bu deneyim uzun dönemde kişinin ruh sağlığını önemli ölçüde etkileyebilir” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatristi Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Sezai Uyar, afetlerin etkilerini anlayabilmek için toplumsal olarak yaşanan travmanın etkileri ve bu süreçte ruh sağlığı için yardım almanın önemini açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumsal-bir-travmanin-icerisindeyiz-352522">Toplumsal Bir Travmanın İçerisindeyiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Afetler, kişinin hayatı boyunca katlanabileceği en travmatik olaydır ve bu deneyim uzun dönemde kişinin ruh sağlığını önemli ölçüde etkileyebilir” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatristi Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Sezai Uyar, afetlerin etkilerini anlayabilmek için toplumsal olarak yaşanan travmanın etkileri ve bu süreçte ruh sağlığı için yardım almanın önemini açıkladı.</p>
<p>Tüm Türkiye’yi yasa boğan Kahramanmaraş merkezli depremin ardından yaraların sarılmaya çalışıldığı bu günlerde, “afetin toplumda yarattığı etkileri fark etmeliyiz ve bununla doğru şekilde başa çıkmalıyız” diyen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sezai Uyar; “afetlerde yaşanan toplumsal travmaların etkilerini azaltabilmek için ilk önce yüksek risk gruplarını tespit etmeliyiz ve bu riskli gruplardan başlayarak ruh sağlığı tedavi planlaması yapmalıyız” dedi. </p>
<p>En çok risk altında bulunanların ise; yaralılar, çocuklar, kadınlar, önceden travması olanlar, yakınlarını kaybedenler ve kurtarma personelleri olduğunu vurgulayarak afet sonrasında bu gruplarda görülebilecek psikiyatrik sorunların önüne geçilmesine yönelik olarak önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>‘Depremden Sonra 4 Evreden Oluşan Bir Sürece Girdik’</strong></p>
<p>Depremden sonra toplumsal olarak yaşanan psikolojik sürecin 4 evreye ayrıldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Uyar, bu evreleri şu sözlerle açıkladı; </p>
<p>“Depremin hemen sonrasında toplumsal olarak genellikle güçlü bir işbirliği ve dayanışma içerisinde hareket ettiğimiz birinci evreye gireriz. Depremi izleyen birkaç hafta ile birkaç aylık dönemi kapsayan süreçte ikinci evreyi yaşarız.  Buna uyum evresi deriz, biz şuan bu evredeyiz.  Bu aşamada, yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı gibi belirtilerle doktorlara başvurular artmaya başlar. Öfke, huzursuzluk ve toplumdan uzaklaşma görülür. </p>
<p>“İnsanlar bu dönemde duygusal dengesizlikler yaşayabilmektedir” diyen Dr. Öğr. Üyesi Uyar, afetzedeler ve toplumdaki diğer kişilerin yaşayabileceği fiziksel ve psikolojik etkileri sıraladı;</p>
<ul>
<li>Yorgunluk</li>
<li>Baş dönmesi</li>
<li>Bulantı</li>
<li>Titreme</li>
<li>Mide rahatsızlıkları </li>
<li>Uyku bozukluklar </li>
<li>Ağlama isteği</li>
<li>Anksiyete</li>
<li>Depresyon</li>
<li>Yas </li>
<li>Kararsızlık</li>
<li>Konsantre olamama</li>
<li>Dikkat dağınıklığı </li>
</ul>
<p>“Bizi bekleyen üçüncü evre ise bir yıla kadar uzayabilir. Bu evrede onarma çalışmalarının en iyi şekilde yerine getirilmesi beklentisi içerisinde olacağız. Depremim üzerinden geçen birkaç yıllık süre ise dördüncü evre, yani son evrededir ve afetzedeler ancak bu evrede yaşam ile bütünleşebilecekler.”</p>
<p><strong>Afetten kurtulma süreci &#8220;ikinci bir afettir”</strong></p>
<p>“Afeti gören herkes etkilenir. Kayıp ve travmalar herkesi doğrudan etkiler. Ayrıca, afete maruz kalan topluluğun bir parçası olmakta birçok kişide duygusal izler bırakır. Afeti gören, tanıklık eden herkes bir anlamda kurbandır. Basın yoluyla ikinci elden yoğun afet deneyimine maruz kalmak bile kişileri etkiler” sözleriyle tüm ülkemizin depremden ne kadar etkilendiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Uyar sözlerine şu ifadelerle devam etti;</p>
<p>“Afeti yaşayan ve hayatta kalanların afetten kurtulma süreci &#8220;ikinci afet&#8221; olarak tanımlanır. Afet, günlük hayatı birçok yönüyle etkilediği için afetten sağ kalanlar birden çok sayıda problemle karşı karşıya kalır. İnsanların, yitirdiği yakınları, geçici barınak, giysi ve yiyecek temini, ulaşım imkânı, mali destek için başvuru, işsizlik sigortası, gelir vergisi yardımı, tıbbi bakım alınması, yıkım için yardım, temizlik, kazı çalışmaları vb. ihtiyaçları olabilir. Geçici yerleşim yerinin temini gibi temel ihtiyaçların karşılanması esnasında birçok sorunla karşılaşılır.”</p>
<p><strong>Birçok İnsan Ruh Sağlığı Hizmetlerine İhtiyacı Olduğunu Düşünmüyor</strong></p>
<p>“Deprem sonrasında birçok afetzede ruh sağlığı hizmeti almak için başvuruda bulunmayacak çünkü toplumumuzda ruh sağlığı hizmetleri demek delilikle eşdeğer görülüyor. Afetten kurtulan birine ruh sağlığı alanında yardım önermek onur kırıcı görülüyor zaten afetzede halkımız da hala eski yaşantılarını bir araya getirme gayreti içinde birçok problemle uğraşıyor. Kısacası tüm bu süreçte ruh sağlığı desteği eksik kalıyor.”</p>
<p><strong>Yardım Almaktan Çekinmeyin</strong></p>
<p>Ruh sağlığı görevlilerinin afetlerde stres reaksiyonları, bunlarla başa çıkma becerileri ve uygun kaynaklar konusunda tüm toplumu eğitmesi gerekiyor. Diğer bir ifadeyle, halkımızı afetin etkileri, kendi kendine yardım müdahaleleri ve ek bir yardım için nereye başvurulacağı bilgisi toplumun tümüne ulaştırılmalıdır. </p>
<p><strong>“Ruh Sağlığı Planı”, İl Afet Planı’nın Bir Parçası Olmalıdır</strong></p>
<p>Afetlerde ruh sağlığı hizmetlerinin toplumun ihtiyaçlarına göre düzenlenmesinin oldukça önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Uyar bu konudaki görüşlerini şu cümlelerle dile getirdi; </p>
<p>“Ruh sağlığı programı hazırlanırken, toplumun demografik ve karakteristik özellikleri göz önüne alınmalıdır bu nedenle afetlerde ruh sağlığı hizmetleri sunan diğer organizasyonlarla koordinasyonu sağlamak, toplumun afet döneminde ruh sağlığı ihtiyaçlarına efektif yanıtlar vermek amacıyla afetlerde ruh sağlığı planı, İl Afet Planı’nın bir parçası olmalıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumsal-bir-travmanin-icerisindeyiz-352522">Toplumsal Bir Travmanın İçerisindeyiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Önder Erol, &#8220;Toplumsal ayrımlar silikleşti, Türkiye tek yürek oldu&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onder-erol-toplumsal-ayrimlar-siliklesti-turkiye-tek-yurek-oldu-352273</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2023 08:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımlar]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[önder]]></category>
		<category><![CDATA[silikleşti]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yürek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüzyılın felaketini olarak tanımlanan Kahramanmaraş Depremi, sadece bölgede depremi birebir yaşayanları değil herkesi derinden etkileyerek toplumsal travmalara neden oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onder-erol-toplumsal-ayrimlar-siliklesti-turkiye-tek-yurek-oldu-352273">Doç. Dr. Önder Erol, &#8220;Toplumsal ayrımlar silikleşti, Türkiye tek yürek oldu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzyılın felaketini olarak tanımlanan Kahramanmaraş Depremi, sadece bölgede depremi birebir yaşayanları değil herkesi derinden etkileyerek toplumsal travmalara neden oldu.  Depremin yarattığı toplumsal travmanın geniş bir etki alanına yayıldığını ifade eden Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Pelin Önder Erol, “Kahramanmaraş Depremi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülen en yıkıcı deprem olarak tarihe geçmiştir. Gerek coğrafi erimi gerekse şiddeti bakımından eşi benzeri görülmemiş bu depremin vurduğu Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Malatya, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Diyarbakır, Kilis ve Şanlıurfa illerinin toplam nüfusu, Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 16’sını oluşturuyor. Bu oran felaketten doğrudan etkilenen, bir başka deyişle birincil travma yaşayan nüfusa işaret ediyor” dedi.</p>
<p>Depremin toplumun tamamını derinden etkilediğini ifade eden Doç. Dr. Önder Erol, “ 45 bine yakın canımızı yitirdik, halen binlerce yaralımız var. Ağır hasarlı bina sayısı 200 bini aştı; bu durum, milyonla ifade edilecek sayıda insanımızın evsiz kalması anlamına geliyor. Bu acı tablo hiç kuşkusuz toplumun tamamını derinden etkiledi, deprem bölgesi dışında yaşayan bireyler olarak halen sekonder travma yaşıyoruz. Toplumsal hafızamıza kazınacak son derece üzücü bu olayın yaralarını sarmaya çabalıyoruz” dedi.</p>
<p><b>Toplum dayanışması ortaya çıktı</b></p>
<p>Türkiye’nin depremde tek yürek olduğunu söyleyen Doç. Dr. Erol, “Toplumsal kohezyonun en canlı örneklerinden birinin sergilendiği 6 Şubat depremi sonrasındaki süreç, toplum olarak ne denli duyarlı olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Toplumsal ayrımlar silikleşti ve hep ifade edildiği gibi Türkiye tek bir yürek oldu. Toplumumuzda zaten baskın olan yardımlaşma ve dayanışma kültürü derhal devreye girdi. Toplum olarak ayni ve nakdi yardımlarda ve konut örgütleme çalışmalarının yanı sıra depremden doğrudan etkilenen bireyleri manevi olarak desteklemede adeta yarışıyoruz. Bunların tümü sosyolojik bağlamda ele alındığında, bu dayanışmanın toplumumuza özgü bir geleneği temsil ettiği görülmektedir” diye konuştu.</p>
<p>Toplumun, ailenin yerine geçtiğini belirten Doç. Dr. Pelin Önder Erol, “Bireyin gereksinimlerini karşılayan üç temel organ devlet, piyasa ve ailedir. Türkiye’de bireyin gereksinimlerini karşılamada en fazla sorumluluk üstelenen organ, normal şartlar altında ailedir. Dolayısıyla Türkiye’de Akdeniz toplumlarının ailecilik ve toplulukçuluk kültürü hakimdir. Ancak depremden etkilenen bireylerin genellikle aileleri de depremden etkilendi. Biz, burada bireyin gereksinimini karşılamada dördüncü bir organ olarak toplumun da gücünü gördük. Toplum, ailenin yerine geçti ve büyük bir boşluğu doldurdu, hepimiz her bir depremzedeyi ailemizin bir ferdi olarak görüyoruz, bu önemli. Toplumsal birlik, beraberlik ve dayanışma, depremzede bireylerin yaralarını sarmada son derece işlevsel oldu. Romantik bağlamının ötesinde dayanışmanın, ancak doğru bir biçimde örgütlendiği koşullar altında işlevsel olduğunu, bu bağlamda sivil toplumun gücünü de bu vesileyle görmüş olduk” dedi.</p>
<p><b>Deprem, göç olgusunu doğuruyor</b></p>
<p>Doç. Dr. Önder Erol, “Toplumda kırılgan gruplar arasında yer alan kadınlar, çocuklar, engelliler, yaşlılar ve göçmenlerin depremle birlikte çifte hatta üçlü tehlike dediğimiz, katmanlı kırılganlık durumunu tecrübe etmelerinin önüne geçmek için bu gruplara özgü uyumlaştırma çalışmaları gerekmektedir. Her bir grubun kendine özgü beklenti ve sorunları bulunmaktadır ki, bunlar da jenerik çözümlerle ortadan kaldırılamamaktadır. Depremin yarattığı sosyal problemlerin hafifletilmesinde gerek devletin ilgili organlarına gerekse sivil toplum örgütlerine ilerleyen zamanlarda ciddi görevler düşeceği açıktır” dedi.</p>
<p>Depremin toplumsal değişim olan göç dalgasına da neden olabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Önder Erol, “Deprem bölgesi aynı zamanda hem iç göç hem de dış göçün merkezi olagelmiş bir coğrafyada bulunuyor. Bu illerin uzun yıllar Türkiye’nin diğer bölgelerine göç vermiş olması nedeniyle depremzede vatandaşların depremden etkilenmeyen illerde yaşayan akrabalarının varlığı da sigorta görevi gördü. Depremin hemen ardından bölgeden tahliye edilen vatandaşlarımızın, bu akrabaları tarafından misafir edilmeye başlandığını  gördük. Bu durum Türkiye’de akrabalığın önemine bir kez daha işaret etmiştir. Bununla birlikte yine bu coğrafya Suriye göçünün önemli bir destinasyonu olması bakımından da ayırt edici bir nitelik taşıyor. İç savaştan kaçarak Türkiye’ye iltica etmiş olan Suriyelilerin depremden etkilenmesinin bir başka göç dalgasını tetiklemesi olası görülüyor. Bireylerin ontolojik güvenliklerini tehdit eden böylesi büyük bir felaketin, toplumsal dinamiklerin yeniden örgütlenmesinde etkili olması kaçınılmazdır” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-onder-erol-toplumsal-ayrimlar-siliklesti-turkiye-tek-yurek-oldu-352273">Doç. Dr. Önder Erol, &#8220;Toplumsal ayrımlar silikleşti, Türkiye tek yürek oldu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Uluslararası Afiş Yarışması sonuçlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplumsal-cinsiyet-esitligi-uluslararasi-afis-yarismasi-sonuclandi-348597</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 11:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[eşitliği]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlandı]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yarışması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348597</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Uluslararası Afiş Yarışması’nın kazananları belli oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumsal-cinsiyet-esitligi-uluslararasi-afis-yarismasi-sonuclandi-348597">Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Uluslararası Afiş Yarışması sonuçlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Uluslararası Afiş Yarışması’nın kazananları belli oldu. 16 ülkeden 358 eserin katıldığı yarışmada birinci Pınar Yalur, ikinci Mehmet Yapıcı, üçüncü ise Tayvan’dan Goyen Chen oldu.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kadın erkek eşitliğine dair farkındalık yaratmak için düzenlediği “toplumsal cinsiyet eşitliği” temalı uluslararası afiş yarışması sonuçlandı. 16 ülkeden 358 eserin katıldığı yarışmada birincilik ödülünü Pınar Yalur, ikincilik ödülünü Mehmet Yapıcı, üçüncülük ödülünü ise Tayvan’dan Goyen Chen aldı. Çağla Nacir Sönmez, İlknur Günaydın ve Gizem Hız’ın eserleri de mansiyon kazandı.</p>
<p><strong>Sergi düzenlenecek</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi, Birleşmiş Milletler “Kadın ve Kız Çocuklarının İnsan Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi Ortak Programı” çerçevesinde “kadın dostu kent” unvanına hak kazanan İzmir’de, kadın hakları mücadelesiyle ilgili birçok etkinlik yapıyor. Yarışmada dereceye giren eserler, bu etkinliklerin iletişim çalışmalarında değerlendirilecek, ayrıca seçilen ilk 30 afişle bir sergi düzenlenecek.</p>
<p><strong>Seçici Kurul değerlendirdi</strong><br />Afiş yarışmasına katılan eserler, sivil toplum temsilcileri, akademisyenler, tasarımcılar ve belediye yöneticilerinden oluşan bir Seçici Kurul tarafından değerlendirildi. Seçici Kurul’da Prof. Dr. Eser Köker, İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Canan Aydemir Özkara, İzmir İş Kadınları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Betül Sezgin, Dokuz Eylül Üniversitesi Grafik Bölümü Öğretim Üyesi Ceren Bulut Yumrukaya, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi Şube Müdürlüğü’nden Grafik Tasarımcı Aslı Aypak Şertürk, Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nden Ferda Ülker, Meslek Fabrikası Şube Müdürlüğü’nden Grafik Tasarımcı Ömer Çam yer aldı.</p>
<p>Danışma Kurulu’nda ise İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyon Başkanı Nilay Kökkılınç, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi Aile ve Çocuk Komisyonu Üyesi Burçin Kevser Sevil, Yaşar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Huriye Toker, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ertuğrul Tugay, Sosyal Projeler Dairesi Başkanı Anıl Kaçar, Kadın Çalışmaları Şube Müdürü Emel Dönmez vardı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumsal-cinsiyet-esitligi-uluslararasi-afis-yarismasi-sonuclandi-348597">Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Uluslararası Afiş Yarışması sonuçlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
