Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Valiliği, Ümraniye Kaymakamlığı, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve İstanbul Koruyucu Aile Derneği (İSTKAD) iş birliğiyle hazırlanan projenin açılış toplantısı, Üsküdar Üniversitesi Senato Salonunda geniş bir katılımla yapıldı. Proje ile dezavantajlı çocukların sağlık hizmetlerine erişiminin “çocuk dostu” bir modelle bilimsel temelli ve multidisipliner bir yapıda sürdürülebilir kılınması amaçlanıyor.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Toplumun yarısı dezavantajlıyken diğer yarısı mutlu olamaz”
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dezavantajlı bireylerin toplumsal huzur ve güven açısından kritik bir rol oynadığını vurgulayarak, empati ve sosyal sorumluluk çağrısında bulundu. Prof. Dr. Tarhan, toplumun önemli bir bölümünü oluşturan dezavantajlı kesimlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Toplumda dezavantajlı bireylerin oranının sanıldığından daha yüksek olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Toplumun yaklaşık yüzde 40-50’si dezavantajlı, üretmeyen kişiler olarak kabul edilir. Bu kesim mutlu olmadıkça diğerlerinin mutlu olması mümkün değil. Evde dezavantajlı bir birey varsa, o evde huzurdan söz edilemez. Dolayısıyla bu konu yalnızca o bireyleri değil, tüm toplumu ilgilendirir.” dedi.
Avantajlı kişilerin en önemli görevi, dezavantajlı bireylerle empati kurabilmek
Avantajlı bireylerin sorumluluğuna işaret eden Prof. Dr. Tarhan, empati kurmanın önemine vurgu yaparak, “Avantajlı kişilerin en önemli görevi, dezavantajlı bireylerle empati kurabilmektir. Bu sağlanabilirse toplumsal güven ve huzur da beraberinde gelir.” ifadelerini kullandı.
Küresel ölçekte aile yapısına yönelik tehditler bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Küresel bir kültürel emperyalizm aileyi hedef almış durumda. ‘Aileye ne gerek var’ anlayışını yaymaya çalışan projeler var. 2017 yılında bağımlılıkla ilgili incelediğim bir projede aile karşıtı unsurlar dikkat çekiyordu. Destekleyen kurumlara baktığımızda Birleşmiş Milletler Nüfus Planlama Fonu’nun yer aldığını gördüm. Anne-baba duygusunu zayıflatarak nüfusu azaltmayı hedefleyen bir zihniyet söz konusu. Bu tür yaklaşımların farkında olunmalı.” diye konuştu.
Çocuklar günümüzde en kırılgan kesim
Çocukların günümüzde en kırılgan kesimlerden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, aile içi iletişimde kıyaslamanın olumsuz etkilerine değindi. Prof. Dr. Tarhan, “Bir ebeveyn çocuğuna ‘Arkadaşın ne güzel çalışıyor’ dediğinde, çocuğun ‘Ben seni hiç arkadaşınla kıyaslıyor muyum?’ şeklinde yanıt vermesi, çocukların artık daha bilinçli ve hassas olduğunu ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.
Devletin dezavantajlı çocuklara yönelik çalışmalarını da değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, “Devletimiz ve İçişleri Bakanlığımız bu alanda çok önemli projeler yürütüyor. Üniversite olarak biz de toplumsal katkı alanında Türkiye’nin en yüksek puanlı kurumları arasında yer alıyoruz.” dedi.
Nazife Güngör: “Kampüste üretilen bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek önceliğimiz”
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, üniversitelerin yalnızca akademik bilgi üretmekle sınırlı kalmadığını, bu bilginin toplumsal faydaya dönüştürülmesinin temel sorumluluklarından biri olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Güngör, yeni projeye ilişkin değerlendirmesinde üniversitelerin değişen rolüne dikkat çekti.
Prof. Dr. Güngör, “Üniversitelerin kampüs içine kapanan anlayışı artık günümüzde yok. Kampüste üretilen bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek çok önemli. Biz de bu yönde adımlar attık. Eğitimin yanında toplumsal sorunlara çözüm bulmak bir diğer sorumluluğumuzdur.” dedi.
Hasan Gözen: “Göçle değişen aile yapısına karşı koruyucu aile modeli kritik önem taşıyor”
İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, toplumsal dönüşüm sürecinde aile yapısının değiştiğine dikkat çekerek, koruyucu aile modelinin önemine vurgu yaptı. Gözen, üniversite, kamu ve sivil toplum iş birliğinin projelerde belirleyici rol oynadığını ifade etti.
Konuşmasına İstanbul Valisi Davut Gül adına katılımcıları selamlayarak başlayan Gözen, projenin içeriğini değerli bulduğunu belirterek, “Ülkemiz hızla sanayileşen, toplumsal ilişkileri farklılaşan bir süreci yaşıyor. Geleneksel aile yapımızda bu tür problemler ya hissedilmiyordu ya da istatistiklere yansımıyordu. Büyükşehirlere göçle birlikte aile yapısı bozuldu. Koruyucu aile bu anlamda önemliydi. Son 30 yıl içerisinde özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın teşekkülü ve üniversitelerle iş birliğiyle güzel bir noktaya gelindi. İstanbul Valiliği olarak Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğümüz aracılığıyla projelere destek veriyoruz. Üniversitenin bilimsel birikiminin bu projeye aktarılması, derneğin sahiplenmesi ve kaymakamlığımızın benimsemesi çok kıymetli. Hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.
Yüksel Çelik: “Koruyucu aile modeli çocuklara sıcak bir yuva sunuyor”
Ümraniye Kaymakamı Yüksel Çelik, kamu, üniversite ve sivil toplum iş birliğinin önemli bir örneği olan projenin, çocukların sağlıklı gelişimi açısından değerli bir adım olduğunu belirtti. Çelik, önleyici sosyal politikaların önemine dikkat çekti.
Ümraniye’nin demografik yapısına ilişkin bilgi veren Çelik, “Ümraniye, İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden biri. Yaklaşık 730 bin nüfusa sahibiz. İlçe kaymakamlığı olarak her hafta şehit, gazi, yetim ve öksüz ailelerimizi ziyaret ediyoruz. Göreve başladığımda koruyucu aile ziyaretlerini de bu kapsama dahil ettik.” diye konuştu.
İlçede yaklaşık 60 koruyucu ailenin bulunduğunu belirten Çelik, “Bu aileler sayesinde çocuklarımız sıcak bir aile ortamına kavuşuyor. Bu modelin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi’nin projedeki rolüne değinen Çelik, “Üniversitemizin bu hassas kesime yönelik çalışmasını son derece kıymetli buluyoruz. Sorunlar ortaya çıkmadan önce önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi çok önemli.” diye konuştu.
Halide İncekara: “Çocuğa ulaşamazsak toplumsal sorunları çözemeyiz”
Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Özel Yetenekli Çocuklar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Halide İncekara, çocukların toplumsal yapının merkezinde yer aldığını belirterek, çocuklara yönelik çalışmaların ihmal edilmesinin uzun vadede ciddi sosyal sorunlara yol açtığını ifade etti. İncekara, dezavantajlı gruplara yönelik projelerin önemine dikkat çekti.
İncekara, “Çocuk dediğimiz özel bir varlıktan bahsediyoruz. Çocuğa ulaşamadığınız sürece sokağa ulaşamazsınız. Hastalıkları, suçları konuşuruz çünkü zamanında çocuğu konuşmadık. Mecliste olduğum dönemde çocuk üzerine çalışmalar yaptık. Dezavantajlı grubu en azından daha da geri kalmayacağı şartlara getirmek çok değerli. Çocuğun ailesinin zengin ya da fakir olması fark etmez, çocuk her zaman dezavantajlı olarak kabul edilip elinden tutulması gereken bir varlıktır. Bu projeyi tebrik ediyorum, kolay gelsin.” ifadesinde bulundu.
Dr. Nebiye Yaşar: “İçişleri Bakanlığı’nın ilk sağlık odaklı sosyal inovasyon projesi”
Toplumsal Katkı Koordinatörü Dr. Nebiye Yaşar, açılış konuşmasında projenin stratejik önemine dikkat çekerek, şunları söyledi:
“Üniversitemiz 2025-26 döneminde 11 sosyal inovasyon model projeye bilimsel danışmanlık yapmaktadır. Ama bu bizim için çok daha özel değerde. Bu projeyi gerçekten güçlü bir iş birliğiyle, hep birlikte çok sayısız toplantı yaparak oluşturduk. Bugün burada İçişleri Bakanlığı’nın ilk defa kabul etmiş olduğu sağlık alanında bir sosyal inovasyon model projesi için buluştuk. Amacımız, koruyucu aile yanında yaşayan dezavantajlı çocukların biyo-psiko-sosyal iyilik hallerini artırmak için bilimsel kanıta dayalı bir model oluşturmaktır. Bu projede çocuklarımız ilk defa dil ve konuşma becerileri, diş sağlığı ve ihtiyaç duydukları psikiyatri desteği alanlarında bütüncül bir hizmet alacaklar. Üniversitemiz bünyesinde kuracağımız ‘Çocuk Dostu Bütünleşik Sağlık Hizmetleri Birimi’ ile bu hizmetleri sürdürülebilir kılacağız.
Prof. Dr. Ergün Yücel: “Diş sağlığı sorunları akran zorbalığına dönüşebiliyor”
Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yücel, projede çocukların fiziksel rehabilitasyonunun psikolojik süreçlerle nasıl iç içe geçtiğini dile getirerek, şöyle devam etti:
“Dokunduğumuz hayatları iyileştirmek, rehabilite etmek temel sorumluluğumuz. Biz de bu üniversitenin en genç fakültesi olarak böyle bir projenin içerisinde bulunmaktan son derece gurur duyuyoruz. Çocukların yaşadığı travmalar fonksiyonlara da yansıyor; diş gıcırdatmadan konuşma bozukluklarına kadar birçok sorunla karşılaşıyoruz. Sağlıklı bir diş yapısı yoksa konuşma sistemi bozulur, bu da okul çağında akran zorbalığı gibi ciddi sosyal sorunları beraberinde getirir. Biz bu çocukları korkutucu klinik ortamlarından uzak, güler yüzlü ve özel çocuk kliniklerinde tedavi edeceğiz. Pedodonti bölümümüzün toleranslı yaklaşımıyla çocuklardaki diş hekimi korkusunu yenmeyi ve onları topluma daha iyi entegre olmuş bireyler olarak görmeyi amaçlıyoruz. Dil ve Konuşma Terapisi bölümümüzle birlikte yürüteceğimiz kısım çok önemli.”
Neşe Gökalp: “Bir çocuğun elinden tutmakla sorumluluk bitmiyor”
İstanbul Koruyucu Aile Derneği Başkanı Neşe Gökalp, koruyucu ailelik sürecinin yalnızca bir çocuğa yuva sağlamakla sınırlı olmadığını belirterek, çocukların uzun vadeli desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Gökalp, projeyle hem kurum bakımındaki hem de koruyucu aile yanındaki çocuklara ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.
Halis Kuralay: “Koruyucu ailelere yönelik bütünleşik hizmet projeleri büyük önem taşıyor”
Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Halis Kuralay, sosyal hizmetlerin geniş bir kapsama sahip olduğunu belirterek, farklı gruplara yönelik hizmet modelleri geliştirdiklerini ifade etti.
Konuşmasında kurumlarının faaliyet alanına değinen Kuralay, “Biz Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü olarak engellilerden çocuklara, yaşlılardan koruyucu aile hizmetlerine kadar geniş bir alanda sorumluluk üstleniyoruz. Sosyal hizmet merkezlerimiz aracılığıyla ihtiyaçları tespit ediyor ve bireyleri uygun hizmet modellerine yönlendiriyoruz.” dedi.
