<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>doğru | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/dogru/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dogru</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 May 2026 08:00:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>doğru | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/dogru</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>9 günlük &#8216;şampiyonluk virajı&#8217; fırsatı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/9-gunluk-sampiyonluk-viraji-firsati-637612</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[fırsatı]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonluk]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[tatili]]></category>
		<category><![CDATA[virajı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637612</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, YKS’ye hazırlanan öğrenciler için 9 günlük bayram tatilinin doğru planlama, psikolojik dayanıklılık ve stratejik çalışma ile verimli bir ‘sınav kampına’ nasıl dönüştürülebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/9-gunluk-sampiyonluk-viraji-firsati-637612">9 günlük &#8216;şampiyonluk virajı&#8217; fırsatı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, YKS’ye hazırlanan öğrenciler için 9 günlük bayram tatilinin doğru planlama, psikolojik dayanıklılık ve stratejik çalışma ile verimli bir ‘sınav kampına’ nasıl dönüştürülebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Gerçek başarı, herkesin durakladığı anlarda adımlarını sıkılaştıranların olacak!</strong></p>
<p>YKS’ye geri sayımın başladığı bu kritik dönemde, 9 güne uzatılan Kurban Bayramı tatilinin, sıradan bir dinlenme evresi olmanın çok ötesinde, tam anlamıyla bir ‘şampiyonluk virajı’ niteliği taşıdığını vurgulayan Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, “Sınav maratonunun getirdiği yorgunlukla pek çok adayın tempoyu düşüreceği bu süreç, doğru bir stratejiyle yönetildiğinde kitlesel bir elenme dalgasından sıyrılıp zirveye tırmanma fırsatına dönüşüyor. Gerçek başarı, herkesin durakladığı anlarda adımlarını sıkılaştıranların olacaktır.” dedi.</p>
<p>Sınav süreçlerinde şampiyonları belirleyen şeyin, herkesin yorulup durakladığı dönemeçlerde gösterilen kriz yönetimi olduğunu aktaran Akoğlan, bu uzun tatilin, doğru hamlelerle yönetildiğinde rakiplerle arayı kapatılamayacak şekilde açmanın en kestirme ve en etkili yolu olduğuna işaret etti.</p>
<p><strong>Uzun tatili zafere dönüştürmenin formülü, zamanı doğru stratejilerle yönetmekten geçiyor!</strong></p>
<p>“Bu uzun tatili zafere dönüştürmenin formülü, zamanı cerrahi bir titizlikle yönetmekten ve doğru stratejileri hayata geçirmekten geçiyor.” diyen Akoğlan, 9 günlük sürenin tamamını ders masasına gömülerek geçirmenin zihinsel tükenmişliğe yol açabileceği gibi, tamamen boş bırakmanın da ayların emeğini bir anda paslandırabileceği uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>1+8 Psikolojik Denge Modeli </strong></p>
<p>Bu süreçte uygulanacak dengeli bir plan önerisi paylaşan Akoğlan, şunları söyledi:</p>
<p>“Tatil ‘1+8 Psikolojik Denge Modeli’ ile kurgulanabilir. Bayramın sadece ilk gününü aile ziyaretlerine, dinlenmeye ve motivasyon depolamaya ayırmak, kalan 8 gün boyunca sürdürülecek yoğun çalışma temposu için gerekli enerjiyi sağlayacaktır. İlk günün ardından başlayacak olan süreç ise adeta bir ‘YKS Simülasyon Merkezi’ gibi konumlandırılmalı.</p>
<p>Süreci mükemmelleştirecek ve bayram atmosferini lehinize çevirecek en etkili taktik, biyolojik saati sınav gününe kilitlemek adına her sabah tam 10:15’te masanın başına geçip kesintisiz bir TYT veya AYT denemesi başlatmaktır.”</p>
<p><strong>Gürültüde odaklanmayı başaran bir zihin, sınav salonunun sessizliğinde adeta devleşir! </strong></p>
<p>Bayram günlerinde evde tatlı bir hareketlilik, mutfaktan gelen tabak çanak sesleri ve misafir trafiği varken kulaklık takıp dünyadan soyutlanmak yerine, o arka plan seslerinin avantaja çevrilebileceğini dile getiren Özgür Akoğlan, “Gerçek sınavda yan sıradaki adayın kalem tıkırtısıyla veya dışarıdan gelecek bir araç gürültüsüyle odağınızın dağılmaması için bu ev içi hareketliliği bir ‘stres ve odaklanma simülasyonu’ olarak kabul edin. Gürültüde odaklanmayı başaran bir zihin, sınav salonunun sessizliğinde adeta devleşecektir.” dedi.</p>
<p><strong>Cerrahi Müdahale Taktiği</strong></p>
<p>Öğleden sonraları ise kaynaklar arasında kaybolmak yerine ‘Cerrahi Müdahale Taktiği’ uygulanmasını öneren Akoğlan, “Deneme sonrasında yaptığınız analizde, TYT Matematik’te ‘Problemler’ veya AYT Fizik’te ‘Elektrostatik’ konusundan soru kaçırdığınızı fark ettiyseniz, konunun tamamını sıfırdan çalışarak vakit öldürmeyin. Sadece o sorunun çözüm videosunu izleyin, kritik kuralı bir karta yazın ve o spesifik soru tipinden 5 soru çözerek gediği kapatın.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>9 gün, ertelenen zor konuları yok etmek için biçilmiş kaftan! </strong></p>
<p>Bu noktada, sınav stratejilerinde büyük önem taşıyan ‘Kayıp Net Avcılığı’nın devreye girdiğini kaydeden Akoğlan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Birçok öğrenci sürekli bildiği konuları çalışarak konfor alanından çıkamazken, bu kamptaki asıl hedefiniz korkularınızın üzerine gitmek olmalı. 9 gün, adayların aylardır ertelediği ve adını duyduğunda çekindiği en zor 3-4 konuyu tamamen yok etmek için biçilmiş kaftandır. Bu süreci bir ‘Korku Duvarını Yıkma Kampı’ olarak ilan edebilir, her gün zihninizin en berrak olduğu sabah saatlerinde 2 saatinizi sadece AYT Matematik&#8217;te İntegral veya Kimya&#8217;da Organik Kimya gibi yüksek standart sapmalı konulara ayırabilirsiniz.</p>
<p><strong>Eski dostlar stratejisi…</strong></p>
<p>Bir diğer etkili hamle ise ‘Eski Dostlar’ stratejisidir; yılbaşından beri çözdüğünüz tüm denemeleri önünüze yığıp sadece yanlış yaptığınız veya boş bıraktığınız yıldızlı soruları yeniden çözmek, sınav öncesi son eksikleri kapatmanın en akılcı yoludur. Evde kapalı kalmaktan daraldığınız anlarda ise ‘Ses Kaydı ve Yürüyüş’ kombinasyonunu kullanabilirsiniz; özellikle Edebiyat, Tarih veya Biyoloji gibi ezber gerektiren derslerde hap bilgileri kendi sesinizle telefona kaydedip akşam yürüyüşlerinde dinlemek, fiziksel hareketin getirdiği kan akışıyla bilgilerin kalıcılığını zirveye çıkaracaktır.”</p>
<p><strong>Sınavı çok çalışanlar değil, kaygıyı iyi yönetenler kazanır! </strong></p>
<p>9 günlük bayram tatilinde maruz kalınacak en büyük zorluğun akademik değil, sosyal ve psikolojik olacağı hatırlatmasını yapan Özgür Akoğlan, “Çevrenin iyi niyetli ama baskı yaratan ‘Eee, netler ne alemde? Hedef neresi?’ tarzındaki meraklı sorularına karşı ‘Diplomatik Kalkan’ taktiğini kullanın. Bu sorulara uzun açıklamalar yapıp zihinsel enerjinizi tüketmek yerine, ‘Her şey planladığım gibi gidiyor, elimden gelenin en iyisini yapıyorum, dualarınızı bekliyorum’ diyerek konuyu kapatın ve odak noktanızı koruyun.” dedi.</p>
<p>“Uzmanların da belirttiği gibi, sınavı sadece çok çalışanlar değil, kaygı ve çevre baskısını en iyi yöneten ‘psikolojik dayanıklılığı yüksek’ adayların kazanır.” diyen Akoğlan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p> “Bu uzun bayram tatili, dinlenmekle pes etmek arasındaki ince çizgiyi doğru çizenlerin, 9 günü rehavete değil bir büyüme kampına dönüştürenlerin bayramı olacaktır. Herkes tatil modundayken sabahın erken saatlerinde o masanın başına geçme iradesini gösteren adaylar, sınav günü kitapçığı açtıklarında bu fedakarlığın karşılığını zirvede alacaklardır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/9-gunluk-sampiyonluk-viraji-firsati-637612">9 günlük &#8216;şampiyonluk virajı&#8217; fırsatı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nurhan Ünüsan&#8217;dan Kurban Bayramı&#8217;nda Sağlıklı Et Tüketiminin Püf Noktaları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusandan-kurban-bayraminda-saglikli-et-tuketiminin-puf-noktalari-637478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 13:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[etin]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[nurhan]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[pişirme]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ünüsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nda en sık yapılan beslenme hatalarından biri, yeni kesilmiş etin hemen tüketilmesidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusandan-kurban-bayraminda-saglikli-et-tuketiminin-puf-noktalari-637478">Prof. Dr. Nurhan Ünüsan&#8217;dan Kurban Bayramı&#8217;nda Sağlıklı Et Tüketiminin Püf Noktaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Kurban Bayramı’nda en sık yapılan beslenme hatalarından biri, yeni kesilmiş etin hemen tüketilmesidir. Bu durum, sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, kurban etinin doğru koşullarda dinlendirilmesi ve uygun yöntemlerle pişirilmesinin sağlık açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, Kurban Bayramı’nda doğru ve sağlıklı et tüketimine dair değerlendirmelerde bulundu.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Özellikle, Kalp-Damar Hastalığı, Hipertansiyon, Reflü ve Gastriti Olan Bireyler Kurban Etini Hemen Tüketmemeli”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yeni kesilmiş etin hemen tüketilmemesinin temel nedeninin, etin kesim sonrası biyokimyasal değişimlerden geçmesi olduğunu belirten KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan; “Kesim sonrası ette “rigor mortis” olarak adlandırılan ölüm sertliği süreci başlar. Yeni kesilmiş etin kas lifleri sertleşir ve sindirimi daha zor hale gelir. Özellikle kalp-damar hastalığı, hipertansiyon, reflü, gastrit ve mide hassasiyeti bulunan bireylerin kurban etini hemen tüketmemesi gerekir. Etin kontrollü şekilde dinlendirilmesi hem lezzet hem de sindirim açısından daha sağlıklıdır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kurban Etini Dinlendirme ve Saklamanın Püf Noktaları</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kurban etinin buzdolabında 12 ila 24 saat dinlendirilmesinin önemine dikkat çeken Ünüsan; “Sert, yağlı ve fazla pişirilmiş et mideyi daha uzun süre meşgul edebilir. Özellikle mide hassasiyeti olan kişilerde şişkinlik, hazımsızlık ve reflü sorunları artabilir. Bu nedenle kurban eti, buzdolabında en az 12 ila 24 saat dinlendirilmelidir. Bu süreçte etin pişirme kalitesi artar ve sindirim yükü azalır. Dinlendirme işleminin oda sıcaklığında değil, uygun soğutma koşullarında yapılması gerekir. Etler büyük parçalar halinde üst üste sıkıştırılmamalı, temiz kaplara ayrıldıktan ve ilk sıcaklığı geçtikten sonra 0–4 derece arasında muhafaza edilmelidir. Uzun süre saklanacak etler ise porsiyonlar halinde dondurulmalıdır” ifadelerine yer verdi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Eti Pişirme Yöntemleri de Sağlıklı Beslenme İçin Belirleyicidir”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Pişirme yöntemlerinin de sağlıklı beslenme için belirleyici olduğuna dikkat çeken Ünüsan; “Özellikle haşlama, sebzeli tencere yemekleri ve doğru uygulanan ızgara yöntemleri daha güvenli seçeneklerdir. Haşlama, özellikle yaşlılar, çocuklar ve mide hassasiyeti bulunan bireyler için uygun bir yöntemdir. Risk gruplarında bulunan kalp-damar ve hipertansiyon hastaları yağlı ve tuzlu et tüketiminden kaçınmalıdır. Et kendi yağıyla ve kısık ateşte pişirilmeli, iç yağı, kuyruk yağı veya fazla tereyağı eklenmemelidir. Izgara yapılırken et doğrudan aleve maruz bırakılmamalı, kömür köz haline geldikten sonra pişirme yapılmalıdır. Etin dışı yanıp içi çiğ kalmamalıdır. Ayrıca, kömürleşmiş ve yanmış kısımlar tüketilmemelidir” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Prof. Dr. Nurhan Ünüsan’dan Altın Değerinde Tavsiyeler</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Ünüsan, kurban etinin kaliteli protein, demir, çinko ve B vitaminleri açısından önemli bir besin kaynağı olduğunu belirterek şu tavsiyelerde bulundu; “Bayram sofralarında önemli olan eti tamamen kısıtlamak değil, doğru zamanda, doğru yöntemlerle ve ölçülü şekilde tüketmektir. Etin yanında sebze, salata, yoğurt ve tam tahıllı ürünlere yer verilmesi, aşırı tuzlu, yağlı ve ağır öğünlerden kaçınılması gerekir. Sağlıklı bir bayram geçirmek için porsiyon kontrolü ve pişirme yöntemleri büyük önem taşımaktadır.”</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusandan-kurban-bayraminda-saglikli-et-tuketiminin-puf-noktalari-637478">Prof. Dr. Nurhan Ünüsan&#8217;dan Kurban Bayramı&#8217;nda Sağlıklı Et Tüketiminin Püf Noktaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınavda &#8216;anda kalmak&#8217; başarıyı artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinavda-anda-kalmak-basariyi-artiriyor-637424</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 12:48:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anda]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başarıyı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[sınavda]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637424</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınavlara psikolojik hazırlık konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinavda-anda-kalmak-basariyi-artiriyor-637424">Sınavda &#8216;anda kalmak&#8217; başarıyı artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınavlara psikolojik hazırlık konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Kaygı, önem verdiğinizin göstergesidir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınav kaygısının tamamen olumsuz bir durum olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek, “Sınavda kişinin kaygı hissetmesi gayet istenen, beklenen bir şeydir. Kaygı, sınava önem verdiğini ve zihinsel yatırım yaptığını gösterir. Önemli olan kaygıyı kontrol edebilmektir.” dedi.</p>
<p>Kaygının kontrol edilemediğinde büyüyerek kişinin zihninde “felaket senaryoları” oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bu durumu psikolojide “katastrofizasyon” olarak tanımladı ve “Kişi sınavı öyle büyütür ki sanki hayatının kıyameti gibi görür. ‘Ya başaracağım ya başaramayacağım’ diye düşünür. Bu siyah-beyaz düşünce tarzı kaygıyı artırır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Büyük hedefleri küçük parçalara bölün</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin en sık yaptığı hatalardan birinin hedefleri gözünde büyütmek olduğunu dile getirerek, “Bir elmayı birden yiyemezsiniz, parça parça yersiniz. Problemleri de küçülterek çözmek gerekir. Büyük hedefler küçük adımlara bölündüğünde erteleme ortadan kalkar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Sınav sürecinde en kritik zihinsel dönüşümün “sonuç odaklılıktan süreç odaklılığa geçiş” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, kontrol edilebilen alanlara odaklanmanın önemine dikkat çekerek, “Sonuç kontrol edilemez ama süreç kontrol edilebilir. ‘Acaba kazanacak mıyım?’ yerine ‘Bugün kaç soru çözeceğim?’ diye düşünmek gerekir. Kontrol edilemeyen şeye odaklanan herkesin kaygısı artar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mükemmeliyetçilik ve kıyaslama tuzaktır</strong></p>
<p>Erteleme davranışının arkasında çoğu zaman mükemmeliyetçilik ve kıyaslama eğiliminin yattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, öğrencileri şu sözlerle uyardı:</p>
<p>“Bazı kişiler ‘ya hep ya hiç’ diye düşünür. Tam yapamayacaksa hiç yapmamayı tercih eder. Oysa eksik yapmak, hiç yapmamaktan iyidir. ‘Daha iyi, iyinin düşmanıdır. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. ‘Hiç çalışmadım’ deyip sınavdan yüksek yapan kişiler vardır. Onlar kendileriyle mücadele ediyor. Kıyaslama motivasyonu düşürür.”</p>
<p><strong>Kaygı doğru yönetilirse performansı artırır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sınav öncesi yaşanan fiziksel belirtilerin de doğal olduğunu belirterek, “Sınav öncesi salgılanan bazı hormonlar kişinin performansını artırmak içindir. Kontrollü stres bir enerji gibidir; doğru yönetilirse kişiyi hedefe götürür.” dedi.</p>
<p><strong>Başarı, süreklilikle gelir</strong></p>
<p>Motivasyon kavramına da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Motivasyon bir vardır bir yoktur. Sabah vardır akşam yoktur. Başarı, her zaman motive olmak değildir; her şeye rağmen yoluna devam edebilmektir. Sürdürülebilir motivasyon planlı çalışmayla oluşur.” diye konuştu.</p>
<p>Gençlere önemli bir yol haritası da sunan Prof. Dr. Tarhan, erteleme alışkanlığının üstesinden gelmenin temelinde öz farkındalık olduğunu ifade ederek, “Ertelemeyi önlemek için kendimizi tanımamız, duygularımızı yönetmemiz ve hedeflerimizi netleştirmemiz gerekir. Hedefe küçük ama kararlı adımlarla ilerleyen herkes başarıya ulaşabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Beyin belirsizliği sevmez</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insan zihninin belirsizlik karşısında otomatik olarak tehdit algısı geliştirdiğini belirterek, “İnsan beyninin bir tuzağı var: Belirsizliği kabul edemiyor. Belirsizlik olduğunda beyin kontrol duygusunu kaybediyor, ne olacağını bilemediği için korku üretmeye başlıyor. Sınavla ilgili belirsizlik de kaygıyı artırır.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Sınavın hayattaki yerinin doğru tanımlanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, gençlere alternatifli düşünme becerisi kazanmaları gerektiğini söyledi ve “Bu sınav hayat yolunda sadece bir basamaktır. Ölüm kalım meselesi değildir. Bu basamağı geçemezsem B planım, C planım var diyebilmek gerekir. Belirsizliği azaltan şey plan yapmaktır.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Anlamsal çerçeveleme zihni yönetir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, psikolojide “intentional framework” olarak tanımlanan kavrama dikkat çekerek, zihnin anlamlandırma biçiminin kaygıyı doğrudan etkilediğini belirtti ve “Bir konuyu bilinçli şekilde çerçevelerseniz beyin kontrollü çalışır, stresle değil. Anlamsal çerçeveleme yapabilen kişi zihnini yönetebilir. Beynimizi kullanma ustası olmamız gerekiyor.” dedi.</p>
<p><strong>Planlama belirsizliği azaltır</strong></p>
<p>Günlük, orta ve uzun vadeli planlamanın psikolojik güven oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan günü planlarsa, yakın ve uzak hedeflerini belirlerse belirsizlik ortadan kalkar. Kurallı ortamlarda güven oluşur. Hukukun üstün olduğu toplumlarda da aynı şekilde öngörülebilirlik vardır ve insanlar kendini güvende hisseder.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zaman en değerli sermayedir</strong></p>
<p>İnsanın sahip olduğu en kritik kaynaklardan birinin zaman olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Finansal sermayemiz olduğu gibi psikolojik, sosyal ve zaman sermayemiz de var. Zamanı yönetmek en önemli beceridir. İnsanların harcadığı zamana bakın, hayatlarını anlarsınız. İnsan, yalnızca yemek, içmek, üremek ve barınmak için programlanmış bir varlık değildir. Genetik kodlarımız, diğer canlılardan farklı olarak daha geniş bir anlam ve amaç arayışına işaret eder. Örneğin bir köpeğin hayal dünyasında kemik, bir kedinin dünyasında ise fare ya da balık vardır. Diğer canlıların ekosistem içindeki görevleri genetik olarak belirlenmiştir. Arılar bu sistemin en kritik unsurlarından biridir. Yapılan modellemelere göre arıların yok olması, tozlaşma sürecinin kesintiye uğramasına ve uzun vadede ekosistemin ciddi şekilde zarar görmesine yol açar. Bu da doğadaki her canlının belirli bir işlevi olduğunu gösterir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İnsan, doğayı aşan bir varlıktır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insanın ekosistemdeki rolüne değinerek, bilinç ve irade sahibi olmanın sorumluluk getirdiğini kaydetti ve “İnsan özgür iradesiyle hem iyilik hem kötülük yapabilen bir varlık. Doğaya hükmedebilecek güce sahip. Bu yüzden kendini aşmayı başarması gerekiyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Psikolojideki ihtiyaçlar hiyerarşisine de değinen Prof. Dr. Tarhan, insanın en üst düzey gelişiminin “kendini aşma” ile mümkün olduğunu ifade etti ve “Sadece kendini gerçekleştirmek yetmez; kendini aşmak gerekir. Başkalarına yardım etmek, manevi ihtiyaçları önemsemek, prososyal duygular geliştirmek insanı olgunlaştırır.” dedi.</p>
<p><strong>Zeki ve başarılı olmak yetmez, iyicil olmak gerekir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, başarı kavramının yeniden tanımlanması gerektiğini söyleyerek, “Zeki ve başarılı olmak tek başına yeterli değil. Zeki ama zararlı işler yapan insanlar var. Başarı için zeki, çalışkan ve iyicil olmak gerekir.” diye konuştu.</p>
<p>Gençlere sınavı doğru konumlandırmaları çağrısında bulunan Prof. Dr. Tarhan, başarısızlık durumunda bile kazanım olduğunu vurguladı ve “Her sınav insanı geliştirir. Başarısız olsanız bile bir şey öğrenirsiniz. Sınav zahmetlidir ama meyvesi tatlıdır.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.</p>
<p><strong>Dürtülerini yönetebilmek önemli</strong></p>
<p>İçsel disiplinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Her sınav insanı geliştirir; bunu özellikle vurgulamak gerekir. Sınav süreci ve hazırlık aşaması zahmetli ve zaman zaman zorlayıcıdır, ancak sonunda elde edilen kazanımlar değerlidir. Başarısız olsanız bile mutlaka bir şeyler öğrenirsiniz; bu da aslında bir tür başarıdır. Bu nedenle sınavın kendisine değil, başarmanın getireceği doyuma odaklanmak gerekir. Sınavın zorluğu hissedildiğinde, çoğu zaman dikkati dağıtan alternatifler ortaya çıkar: ‘Hadi maça gidelim, Biraz bilgisayarla oyalanayım’ ya da ‘Telefonla vakit geçireyim’ gibi düşünceler… İşte tam o anda kişinin kendine şu soruyu sorması önemlidir: ‘Ben neden çalışmak istiyorum?’ Eğer bu soruya güçlü bir ideal ve anlamlı bir hedefle cevap verebiliyorsa, kişi içindeki arzu ve dürtülere ‘dur’ diyebilir. Gerçek özgürlük, her istediğini yapmak değildir. Asıl özgürlük, insanın kendi arzu ve dürtülerini yönetebilmesi, onlara hâkim olabilmesidir. Bu nedenle özgür olmak isteyen bir birey, içindeki ayartıcı ve dikkat dağıtıcı dürtüleri kontrol edebilmeyi öğrenmelidir. Bu beceri yalnızca akademik başarı için değil; aynı zamanda sosyal ilişkilerde, duygusal dengede ve genel yaşam başarısında da belirleyici bir rol oynar.” dedi.</p>
<p><strong>Çıkarcılık kısa vadeli, erdem uzun vadeli kazandırır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kısa vadeli hazlar ile uzun vadeli anlam arasında doğru dengeyi kurabilen bireylerin hem akademik hem de yaşam başarısında öne çıktığını vurguladı.</p>
<p>İnsan davranışlarını yönlendiren temel motivasyonlara değinen Prof. Dr. Tarhan, “Çıkarcı olmak mı kârlıdır, erdemli olmak mı kârlıdır diye sorsak çoğu kişi çıkarcı olmanın kârlı olduğunu söyler. Doğrudur; kısa vadede çıkarcılık kazandırır. Ama orta ve uzun vadede kazanan her zaman erdemli olandır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Akademik başarı tek başına yeterli değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, günümüzde eğitim anlayışının dönüşmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Gelişmiş ülkelerde artık okullarda sadece akademik başarıya bakılmıyor. Sosyal ve duygusal öğrenme (SEL) programları uygulanıyor. Çünkü akademik başarı tek başına hayat başarısını getirmiyor.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, başarıyı yalnızca maddi kazançla ilişkilendirmenin ciddi bir hata olduğunu belirterek, “Bir çocuk ‘Benim zaten param var, neden çalışayım?’ diyordu. Çünkü başarıya yüklediği tek anlam paraydı. Oysa başarıya daha büyük, daha derin bir anlam yüklenmeli.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Gençlere haz değil, anlam odaklı yaşayın önerisi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, gençlere “Gelecekte parmakla gösterilen biri olmak istiyorsanız, haz odaklı değil anlam odaklı bir hayat kurun. ‘Hemen olsun’ diyenler değil, bekleyebilenler kazanır.” önerisinde bulundu.</p>
<p>Günümüz gençlerinin en büyük sorunlarından birinin dikkat dağınıklığı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Ders çalışırken telefonunuzu başka odaya alın. Bildirimler dikkati böler. Aileler de yemek sırasında telefonları ortadan kaldırmalı.” dedi.</p>
<p><strong>Ergenlik doğal ama riskli bir dönem</strong></p>
<p>Gençlik dönemine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Ergenlikte hatalar yapmak doğaldır. Ancak büyük risklerden kaçınmak gerekir. Bu dönem öğrenme ve gelişim dönemidir.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ebeveynlere de önemli uyarılarda bulunarak, “Anne babalar iyi niyetle destek olmaya çalışırken kaygılarını çocuklara bulaştırabiliyor. ‘Çalışmasan da olur’ demek bazı çocuklarda daha fazla stres oluşturur. En doğru yaklaşım şu: ‘Sen çalış, elinden geleni yap. Sonuç ne olursa olsun önemli değil.’” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gençler kendi planını yapmalı</strong></p>
<p>Bireysel sorumluluğun önemini vurgulaya Prof. Dr. Tarhan, “Gençler kendi planlarını yapmalı ve ailelerine bunu net şekilde ifade etmelidir. ‘Ben planımı yaptım’ diyebilen bir genç hem kendi kaygısını hem de ailesinin kaygısını yönetebilir.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sınav başarısının yalnızca bilgiyle değil; anlam, sabır, öz kontrol ve psikolojik dayanıklılıkla mümkün olduğunu belirterek, gençlerin uzun vadeli hedeflere odaklanmaları gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Çocuk, anne babanın uzantısı değildir</strong></p>
<p>Ailelerin çocuklarına yaklaşımında sık yapılan hatalara değinen Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk özgüven kazandıkça ailede ‘ben’ olarak kalıp ‘biz’ olmasına izin verilmelidir. Anne baba çocuğu kendi uzantısı gibi görmemeli. ‘Yat’, ‘kalk’ diyerek yönetilecek bir varlık değil. O ayrı bir bireydir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sınavda ‘anda kalmak’ başarıyı artırır</strong></p>
<p>Sınav anında yaşanan kaygının yönetimine ilişkin pratik öneriler de paylaşan Prof. Dr. Tarhan, “anda kalma” yönteminin önemini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Sınav sırasında zor bir soruya takılan öğrenci ‘Eyvah yapamayacağım’ diyerek panikleyebiliyor. Bu durumda yapılacak en doğru şey, önce iyi bilinen soruları çözmektir. Zor sorular işaretlenip sona bırakılmalıdır. İnsan beyni bir tahmin organıdır. İlk akla gelen cevap çoğu zaman doğrudur. Ama onu işaretleyip kalan zamanda tekrar değerlendirmek gerekir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinavda-anda-kalmak-basariyi-artiriyor-637424">Sınavda &#8216;anda kalmak&#8217; başarıyı artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öksürürken, gülerken veya hapşırırken…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oksururken-gulerken-veya-hapsirirken-637350</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 11:28:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gülerken]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hapşırırken]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar Kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[öksürürken]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tipi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637350</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde milyonlarca kadının ortak kabusu idrar kaçırma… Ancak utanıldığı ya da yaşlılık belirtisi olarak görüldüğü için pek çok kadın bu soruna “dur” diyemiyor, saklamayı tercih ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oksururken-gulerken-veya-hapsirirken-637350">Öksürürken, gülerken veya hapşırırken…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde milyonlarca kadının ortak kabusu idrar kaçırma… Ancak utanıldığı ya da yaşlılık belirtisi olarak görüldüğü için pek çok kadın bu soruna “dur” diyemiyor, saklamayı tercih ediyor. Kadınların yarısını sosyal hayattan kopararak eve hapseden idrar kaçırma sorunu anksiyete ve depresyonu da beraberinde getiren ciddi bir psikolojik yıkıma dönüşebiliyor. Konunun toplumda bir tabu olarak görülmesinin tedavi sürecini geciktirdiğini belirten <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Baki Erdem</strong>, “İdrar kaçırma kesinlikle katlanılması gereken bir kader ya da yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir; evden çıkarken ped bağımlısı olmak istemiyorsanız, ilk belirtide uygulayabileceğiniz ve hayatınızı geri kazanmanızı sağlayacak çok basit ve etkili çözüm yolları var” diyor.<em> </em></p>
<p><strong>Yaşlılık hastalığı olarak görüyor, hekime başvurmuyorlar!</strong></p>
<p>Tıbbi adıyla &#8220;üriner inkontinans&#8221; olarak bilinen kadınlarda idrar kaçırma, dünya genelinde milyonlarca kadının hayatını kabusa çeviriyor. İstem dışı bir sağlık sorunu olan idrar kaçırma Uluslararası Kontinans Topluluğu (ICS) tarafından &#8220;sosyal ve hijyenik problem oluşturan durum&#8221; olarak tanımlanıyor. </p>
<p>İdrar kaçırma sorununun sanıldığı gibi sadece ileri yaş grubunu etkilemediğini, her yaş grubu kadının kapısını çalabildiğini belirten <strong>Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Baki Erdem, </strong>“Her 3 kadından 1’i hayatlarının bir döneminde bu problemle mutlaka yüzleşiyor.<strong> </strong>Özellikle hamilelik ve doğum süreçlerini atlatmış, menopoz dönemine adım atmış, fazla kilo kontrolünde zorlanan ya da pelvik taban desteği zayıflamış kadınlarda risk çok daha belirgin şekilde artıyor. Ancak buna rağmen kadınların büyük bir çoğunluğu utandığı, çekindiği ya da idrar kaçırmayı yaşlanmanın doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olarak gördüğü için hekime başvurmaktan kaçınıyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>&#8220;Sadece fiziksel değil, psikolojik bir deprem yaratıyor&#8221;</strong></p>
<p>İdrar kaçırmanın gizli bir sosyal izolasyon sürecini tetiklediğini belirten Prof. Dr. Baki Erdem, &#8220;Hastalar zaman içerisinde hayatlarını idrar kaçırma riskine göre planlamaya başlıyor. Sosyal ortamlardan, arkadaş toplantılarından hızla uzaklaşıyorlar. Spor ve egzersiz yapmaktan, hatta dışarıda uzun yürüyüşlere çıkmaktan bile kaçınır hale geliyorlar. Günlük yaşam aktivitelerinin bu şekilde kısıtlanması, uzun vadede ciddi bir özgüven kaybını, anksiyeteyi ve depresyonu beraberinde getiriyor&#8221; diyor. </p>
<p><strong>Öksürürken bile tetiklenebiliyor!</strong></p>
<p>İdrar kaçırmanın farklı alt türleri olduğunu ve tedavinin de bu alt tiplere göre belirlendiğini ifade eden <strong>Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Baki Erdem, </strong>“Kadınlarda en sık görülen stres tipi idrar kaçırmadır. Ancak bu sanılanın aksine psikolojik stresle değil, fiziksel basınçla ilgilidir.<strong> </strong>Öksürme, hapşırma, gülme, merdiven çıkma veya egzersiz yapma gibi anlarda karın içi basıncın artmasıyla istem dışı gerçekleşir. Stres tipi dışında sıkışma tipi ve karışık tip idrar kaçırma tipleri ise aniden gelen ve durdurulamaz bir tuvalet hissiyle kendini gösterir.<em> </em>Kadınlar bu nedenle sürekli günlük ped kullanma ihtiyacı hisseder. Sürekli ped kullanmak zorunda kalmak bile tek başına bir kadının sosyal özgürlüğünü elinden alan ciddi bir yüktür” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Doğru teşhis için detaylı inceleme şart</strong></p>
<p>Tedavinin başarısının, idrar kaçırmanın türünü doğru belirlemekten geçtiğini ifade eden <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Baki Erdem</strong>, <em>“</em>Başarılı bir tedavi için ilk adım, hastanın ayrıntılı öyküsünü dinlemek ve fiziki muayenesini yapmaktır. Gerekli görülen durumlarda durumlarda idrar tahlili, ultrasonografi, hastanın kendi tuvalet alışkanlıklarını kaydettiği idrar günlüğü, ped testi ve ürodinamik incelemeler gibi ileri yöntemlere başvuruyoruz. Özellikle karmaşık ve dirençli vakalarda mesane fonksiyonlarının ayrıntılı değerlendirilmesi bize en doğru tedavi haritasını veriyor&#8221; ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>Evde Uygulanabilecek 4 Hayati Adım</strong></p>
<p>İdrar kaçırma tedavisinde ilk basamakta cerrahi müdahaleye gerek kalmadan yaşam tarzı değişiklikleri ile ilerleme sağlanabildiğini belirten <strong>Prof. Dr. Baki Erdem</strong> evde uygulanabilecek 4 önemli yöntemi sıralıyor. </p>
<p><strong>1. Kilo Kontrolü:</strong> Fazla kilo, mesane ve pelvik taban kasları üzerine sürekli bir baskı uygular. Kilo kontrolü sağlamak, karın içi basıncı azaltarak idrar kaçırma şikayetlerini ciddi oranda hafifletiyor. </p>
<p><strong>2. Pelvik Taban ve Kegel Egzersizleri:</strong> Özellikle hafif ve orta dereceli vakalarda, leğen kemiği tabanındaki kasları güçlendiren Kegel egzersizleri düzenli yapıldığında yüz güldürücü ve son derece etkili sonuçlar veriyor. </p>
<p><strong>3. Kabızlığın Önlenmesi:</strong> Kronik kabızlık ve tuvalette sürekli ıkınmak, pelvik kaslarını zamanla yıpratır ve zayıflatır. Lifli beslenme ve doğru tuvalet alışkanlıkları bu süreci durdurmada kritik rol oynuyor. </p>
<p><strong>4. Zararlı Alışkanlıklardan Uzaklaşmak:</strong> Sigara kullanımı kronik öksürüğe yol açarak mesane üzerindeki baskıyı (stres tipini) doğrudan tetikler. Sigaranın bırakılması tedaviyi doğrudan olumlu etkiliyor. </p>
<p><strong>Cerrahi tedavi gerekebilir</strong></p>
<p>Egzersiz ve yaşam tarzı değişikliklerinin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi seçeneklerin mümkün olduğunu ifade eden <strong>Prof. Dr. Baki Erdem</strong>, “Özellikle &#8216;sıkışma tipi&#8217; idrar kaçırma problemlerinde etkili ilaç tedavilerinden çok büyük oranda faydalanıyoruz. İleri derece &#8216;stres tipi&#8217; vakalarda ise cerrahi tedaviyi gündeme alıyoruz. Günümüzde uyguladığımız ve uluslararası kılavuzlarda da &#8216;altın standart&#8217; kabul edilen midüretral sling (askı) operasyonları, minimal invaziv özellikleri ve yüksek başarı oranları sayesinde hastalarımızı aynı gün ayağa kaldırabiliyor” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oksururken-gulerken-veya-hapsirirken-637350">Öksürürken, gülerken veya hapşırırken…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Bayramı&#8217;nda sağlık sorunları yaşamamak için bu tavsiyelere dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglik-sorunlari-yasamamak-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-637240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2026 15:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Açısından]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyon]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyelere]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamamak]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’na sayılı günler kalırken İstanbul Atlas Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, bayramda dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglik-sorunlari-yasamamak-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-637240">Kurban Bayramı&#8217;nda sağlık sorunları yaşamamak için bu tavsiyelere dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Kurban Bayramı’na sayılı günler kalırken İstanbul Atlas Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, bayramda dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu. Taze et tüketiminin hazımsızlık ve şişkinlik, kabızlık, gut atakları gibi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunan Kalkan, kalp, hipertansiyon ve diyabet hastalarının porsiyon miktarına dikkat etmesi gerektiği uyarısında bulundu. Bayramda hafif tatlıların tercih edilmesini öneren Kalkan, ana öğünle tatlı tüketilen öğün arasında 2 saat olmasını tavsiye etti. </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla doğru ve dengeli beslenme, et tüketiminde dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kurban eti buzdolabında en az 12-24 saat dinlendirilmeli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kurban Bayramı&#8217;nda taze et tüketimi konusunda dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Kurban Bayramı&#8217;nda dikkat edilmesi gereken ilk ve en temel konu, etin doğru şekilde dinlendirilmesidir. Hayvan kesildikten sonra kas dokusunun bir dinlenme sürecine ihtiyacı vardır. Buna rigor mortis sonrası gevşeme diyoruz ve yaklaşık 24 saat sürüyor. Bu süre tamamlanmadan pişirilen et hem çok sert olmakta hem de sindirilmesi güçleşmektedir. Bu nedenle ideali, eti buzdolabında en az 12–24 saat dinlendirdikten sonra pişirmektir. Pişirme sırasında da etin iç sıcaklığının en az 70°C&#8217;ye ulaşması gerekmektedir” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Önemli sindirim sorunları ortaya çıkabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Taze etin sindirilmesi ile ilgili ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Kırmızı etin sindirimi, beyaz ete kıyasla daha uzun sürer çünkü bağ doku içeriği (kollajen) ve kas lifi yoğunluğu daha fazladır” diyerek sık karşılaşılan sorunları şu şekilde sıraladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Hazımsızlık ve şişkinlik</span></b><span>: Özellikle fazla miktarda ve dinlendirilmemiş et tüketildiğinde mide boşalması gecikir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kabızlık:</span></b><span> Et lif içermez; eğer diyet lif açısından yetersizse bağırsak hareketi yavaşlar.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Gut atakları:</span></b><span> Kırmızı et purin açısından zengindir; ürik asit yüksekliği olan bireylerde gut ataklarını tetikleyebilir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Böbrek yükü:</span></b><span> Yüksek protein alımı, böbrek yetmezliği riski taşıyan bireylerde azot yükünü artırır.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>İshal</span></b><span>: Yetersiz pişirilmiş et veya hijyen hatası durumunda Salmonella, E. coli gibi patojenler ciddi gastroenterite yol açabilir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Çiğ etle temas eden eller ve malzemeler iyi yıkanmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Çiğ etle temas eden bıçak, tezgâh ve ellerin mutlaka iyi yıkanması gerektiğini söyleyen Kalkan, “Çiğ ette bulunabilecek Salmonella, E. coli gibi bakterilerin pişmiş besinlere taşınmasını önlemek açısından kritik önem taşımaktadır. Karaciğer, böbrek ve işkembe gibi sakatatların çok daha hızlı bozulduğu göz önünde bulundurularak aynı gün tüketilmesi ya da pişirilmesi gerekmektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Her öğünde kırmızı et tüketimi riskli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kurban Bayramı&#8217;nda beslenme açısından yapılan hataların büyük çoğunluğunun aslında birbirine bağlı bir zincir oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, önerilerini şöyle sıraladı: </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Bayram boyunca her öğünde kırmızı et tüketme alışkanlığı son derece yaygındır; oysa bu durum böbreklere, kalp-damar sistemine ve sindirim sistemine ciddi bir yük bindirmektedir. Et seçiminde de kuyruk yağı ve iç yağ gibi doymuş yağdan zengin kısımların fazla tüketimi LDL kolesterol düzeyini yükseltmekte, özellikle kalp-damar hastalığı riski taşıyan bireyler için olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sofranın genel dengesine bakıldığında ise sebze, salata ve kurubaklagilin büyük ölçüde arka plana çekildiği görülmektedir. Lif alımının azalması, sindirim sorunlarını doğrudan tetiklemektedir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Mangalda etin kömürleşmemesine dikkat edilmeli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Son olarak mangal ve açık ateşte yapılan aşırı kızartmadan da söz etmek gerekir. Yüksek ısıda ve alevle temas eden etlerde heterosiklik aminler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi kanserojen bileşikler oluşabilmektedir. Mangal tamamen dışlanması gereken bir pişirme yöntemi değildir ancak alevin ete doğrudan temas etmemesine ve etin kömürleşmemesine dikkat edilmesi gerekmektedir.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kalp hastaları için günlük tüketim 90-120 gram civarında tutulmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Özellikle kalp, tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalığı olan bireyler için Kurban Bayramı döneminin biraz daha dikkatli bir planlama gerektirdiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Kalp hastaları açısından en önemli konu, doymuş yağ içeriği yüksek kısımlardan uzak durmaktır. Kuyruk, kaburga ve iç yağ bu dönemde mümkün olduğunca sınırlandırılmalı; bunların yerine but ve tranç gibi yağsız kısımlar tercih edilmelidir. Günlük et tüketiminin 90–120 gram civarında tutulması ve yağda kızartma yerine haşlama ya da fırında pişirme yöntemlerinin tercih edilmesi önerilmektedir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tansiyon hastaları ilave tuz yerine baharat kullanabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Tansiyon hastalarının en çok işlenmiş gıda tüketimine dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Kalkan, şu önerilerde bulundu: </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Tansiyon hastaları için ise asıl tehlike, taze etten çok sucuk, salam ve pastırma gibi işlenmiş ürünlerde gizlidir. Bu ürünler yüksek miktarda sodyum içerdiğinden sofrada sıkça yer bulmamalıdır. Ete ayrıca tuz eklemek yerine baharatlarla lezzet katmak hem daha sağlıklı hem de oldukça lezzetli bir alternatif sunmaktadır. Potasyumdan zengin sebze ve meyvelerin öğünlere eklenmesi de tansiyonun dengelenmesine katkı sağlamaktadır.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Diyabetliler porsiyon kontrolüne dikkat edilmeli </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, diyabet hastaları ile ilgili en sık sorulan sorunun “Et tüketimi kan şekerini yükseltir mi?” sorusu olduğunu belirterek “Protein alımı tek başına kan şekerini doğrudan etkilemez ancak yağlı etlerle birlikte gelen yüksek enerji yükü, insülin direncini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu nedenle porsiyon kontrolü şarttır. Yanına bol yeşillik ve lif kaynağı eklenmesi glisemik yanıtı olumlu yönde düzenlemektedir. Bunların ötesinde, bayram sebebiyle sosyalleşmenin artması öğün atlamalarına ya da ilaç ve insülin zamanlamasının aksatmasına sebep olabilmektedir. Bu nedenle diyabet hastalarının bu konuda titiz davranması büyük önem taşımaktadır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Dengeli tüketim önemli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Kurban Bayramı&#8217;nda beslenme açısından temel ilke aslında oldukça basittir: Denge. Et tüketimini kısıtlamak değil, doğru pişirme yöntemleriyle, uygun porsiyonlarla ve yanına eklenecek sebze, yoğurt, salata gibi besinlerle dengelemek yeterlidir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Ana öğün ile tatlı tüketilen öğün arasında en az 2 saat olmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bayramda şeker ve tatlı tüketimine de dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Bayramda tatlıdan tamamen uzak durmak ne gerekli ne de gerçekçidir; önemli olan zamanlamaya ve porsiyona dikkat etmektir. Ana öğünle tatlı tüketilen öğün arasına en az 1,5–2 saat koymak, daha hafif alternatifler tercih etmek ve her ziyarette tatlı yeme alışkanlığını sorgulamak bu dönemde beslenme dengesini korumanın en pratik yollarından biridir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Kurban etinin doğru saklanması önemli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kurban etinin doğru saklanmasının, tüm bu dikkat ve emeğin boşa gitmemesi açısından en az pişirme kadar önemli olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Buzdolabında saklama söz konusu olduğunda, dinlendirilmiş etin +4°C veya altında 2–3 gün tazeliğini koruduğu bilinmektedir. Karaciğer ve böbrek gibi sakatatlar ise çok daha çabuk bozulduğundan en geç 1 gün içinde tüketilmeli ya da pişirilmelidir. Etin açıkta bırakılmayıp hava almayan kaplarda veya streç filme sarılarak saklanması da bu süreçte büyük fark yaratmaktadır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Et porsiyonlara bölünerek saklanmalı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Uzun süreli saklama için derin dondurucu tercih edildiğinde ise −18°C ve altında saklanan kırmızı etin teknik olarak 6–12 ay bozulmadan kalabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Ancak besin kalitesi açısından 4–6 ay içinde tüketilmesi çok daha isabetli olacaktır. Eti büyük bloklar halinde dondurmak yerine porsiyonlara bölerek saklamak hem çözündürmeyi kolaylaştırmakta hem de ihtiyaç fazlasını tekrar dondurma riskini ortadan kaldırmaktadır. Zira çözülmüş etin tekrar dondurulmaması son derece önemlidir; çözülen et aynı gün pişirilmeli ya da buzdolabında en fazla 1–2 gün bekletilerek tüketilmelidir. Çözündürme işleminin de tezgâhta değil, buzdolabında yapılması besin güvenliği açısından en doğru yöntemdir” tavsiyesinde bulundu.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-saglik-sorunlari-yasamamak-icin-bu-tavsiyelere-dikkat-637240">Kurban Bayramı&#8217;nda sağlık sorunları yaşamamak için bu tavsiyelere dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAS Customer Intelligence 360, Genişletilmiş Ajan Tabanlı Yapay Zeka Yeteneklerini Tanıttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sas-customer-intelligence-360-genisletilmis-ajan-tabanli-yapay-zeka-yeteneklerini-tanitti-636676</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 May 2026 10:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[360]]></category>
		<category><![CDATA[Ajan]]></category>
		<category><![CDATA[customer]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[genişletilmiş]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[intelligence]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[sas]]></category>
		<category><![CDATA[tabanlı]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636676</guid>

					<description><![CDATA[<p>SAS, uzman yapay zekâ ajanları aracılığıyla pazarlamacıların güvenli bir çerçevede daha hızlı aksiyon almalarına olanak tanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sas-customer-intelligence-360-genisletilmis-ajan-tabanli-yapay-zeka-yeteneklerini-tanitti-636676">SAS Customer Intelligence 360, Genişletilmiş Ajan Tabanlı Yapay Zeka Yeteneklerini Tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>SAS, uzman yapay zekâ ajanları aracılığıyla pazarlamacıların güvenli bir çerçevede daha hızlı aksiyon almalarına olanak tanıyor.</em></p>
<p>Pazarlama departmanlarında yapay zeka kullanımı katlanarak artarken, pazarlama liderleri şu soruları giderek daha sık soruyor: &#8220;Yapay zeka ne kadar otonom olmalı?&#8221;, &#8220;İnsan kontrolü en çok hangi noktalarda kritik önem taşıyor?&#8221; ve &#8220;Birbirinden kopuk yapay zeka özelliklerini aşarak, sonuçları ölçülebilir şekilde iyileştiren sistemlere nasıl geçiş yapabiliriz?&#8221; SAS’ın bu konudaki yaklaşımı son derece net: Yapay zeka, insanın uzmanlığının yerini almak yerine onu güçlendirmelidir. Bu vizyon doğrultusunda SAS, pazarlama profesyonelleriyle omuz omuza çalışmak üzere tasarlanmış uzman yapay zeka ajanları ile <strong>SAS Customer Intelligence 360 </strong>platformundaki ajan yapay zeka (agentic AI) yeteneklerini genişlettiğini duyurdu.</p>
<p>Amaca özel geliştirilen bu yeni nesil yapay zeka ajanları, şeffaflık, yönetişim ve insan gözetimi standartlarını koruyarak kullanıcılarla iş birliği yapacak. Belirlenmiş güvenlik sınırları içinde hareket eden bu ajanlar; hedef kitleler, müşteri yolculukları, karar alma ve uygulama süreçlerinin tamamında değer yaratacak.</p>
<p><strong> İnsan denetimi neden kritik?</strong></p>
<p>Yapay zeka sistemleri hızla evrilirken, sorumlu kullanım her zamankinden daha önemli hale geliyor. SAS, agentic AI yaklaşımını şu ilkeler üzerine inşa ediyor:</p>
<ul>
<li>Güvenilir yapay zeka ilkeleri çerçevesinde çalışır.</li>
<li>Karar süreçlerinde &#8220;insan denetimli&#8221; (human-in-the-loop) kontrolünü sürdürür.</li>
<li>Bağımsız birer eklenti olmak yerine, doğrudan gerçek pazarlama iş akışlarına entegre edilir</li>
</ul>
<p><strong>SAS Customer Intelligence 360 İçin Çoklu Ajan Mimarisine Sahip Bir Gelecek</strong></p>
<p>SAS, tek ve monolitik bir yapay zeka yerine, SAS Customer Intelligence 360 içinde çoklu ajan (multi-agent) mimarisi geliştirdi. Bu yapıda her ajan belirli bir alanda uzmanlaşmış, bağlamı anlayabilen ve pazarlamacı adına aksiyon alabilen bir yapı olarak konumlanıyor; ancak tüm süreçler şeffaflık ve kontrol altında tutuluyor.</p>
<p>Bu ajanlar; hedef kitleler, yolculuklar, varış noktaları veya pazarlama kararları gibi mevcut</p>
<p>SAS Customer Intelligence 360 yeteneklerinin yerini almıyor. Aksine, doğru verileri çekmek, önerilerde bulunmak ve insan gözetimi altında uygulama sürecini hızlandırmak için tüm bu modüllerle entegre bir şekilde çalışıyor.</p>
<p>Bu yaklaşım, SAS Customer Intelligence 360’u güçlü bir pazarlama platformundan, müşteri etkileşimi için akıllı bir işletim sistemine dönüştürüyor. Ölçek, hız ve hassasiyet üzerindeki geleneksel kısıtları ortadan kaldırarak pazarlamacıların artık “alaka düzeyi” ile “verimlilik” arasında seçim yapmasına gerek bırakmıyor.</p>
<p><strong>SAS 360 Ajanı: Zekanın Koordinasyonu</strong></p>
<p>Sisteme yeni ajanlar eklendikçe, aralarındaki koordinasyon daha da kritik hale geliyor. Bu noktada SAS 360 Ajanı (SAS 360 Agent), Hedef Kitle, Müşteri Yolculuğu, E-posta, Reçeteler ve Arama ajanları gibi uzmanlaşmış birimler arasındaki etkileşimleri yöneten bir denetim katmanı olarak görev yapıyor. Pazarlamacıların birden fazla araç ve arayüz arasında gezinmesini gerektirmek yerine; müşteri verileri, pazarlama yapay zekası ve yolculuk uygulamaları arasındaki eylemleri koordine ederek kullanıcılarla iş birliği yapan bir ortak gibi çalışıyor.</p>
<p><strong>Müşteri Yolculuğu Ajanı: Fikirden Uygulamaya</strong></p>
<p>SAS Customer Intelligence 360 içindeki Müşteri Yolculuğu Ajanı (Journeys Agent), pazarlamacıların müşteri yolculuklarını metin özetleri, görseller ve sohbet tabanlı komutlar gibi çoklu girdilerle oluşturmasına yardımcı oluyor. Ajan; ilgili hedef kitleleri, tetikleyici olayları ve temas noktalarını tespit ederek, pazarlamacının hedefleri ve en iyi uygulamalarla uyumlu bir yolculuk yapısı oluşturuyor.</p>
<p>Tüm planlama ve oluşturma sürecine insan onay adımları entegre edilerek kontrol mekanizması korunurken, oluşturma süresi ve karmaşıklık önemli ölçüde azaltılıyor. Arka planda ise ajan, tutarlı ve kullanıma hazır SAS kodları üreterek kampanyaların ilk günden itibaren doğru ve uygulanabilir olmasını sağlıyor.</p>
<p><strong>Global Blue Yaratıcı Hizmetler ve Operasyon Başkanı Eleonora Parlatore </strong>şu değerlendirmede bulundu:<br />“Müşteri Yolculuğu Ajanı<em> (Journeys Agent), özellikle çoklu pazarlarda yürütülen karmaşık kampanyalarda kampanya oluşturma sürecini sadeleştirme ve verimliliği artırma açısından güçlü bir potansiyel sunuyor. Gelişmeye devam ettikçe otomasyonu güçlendirme ve iş akışlarını basitleştirme konusunda önemli fırsatlar görüyoruz</em>.”</p>
<p><strong>Arama Ajanı (Search Agent): Daha hızlı yanıt, daha az karmaşa</strong></p>
<p>“Search Agent”, pazarlamacıların SAS Customer Intelligence 360 ortamında operasyonel ve performansa yönelik soruları doğrudan sorabilmesini sağlıyor. Başlangıçta görevler ve hedef kitleler üzerinde çalışan sistem, zamanla çözümün farklı alanlarına da genişleyecek.</p>
<p>Kullanıcılar artık dashboard’lar ve menüler arasında gezinmek yerine, doğrudan soru sorarak kendi verilerine dayalı bağlamsal yanıtlar alabiliyor. Bu küçük gibi görünen değişim, kullanıcı deneyiminde önemli bir verimlilik artışı yaratıyor.</p>
<p><strong>SAS, Agentic AI’yi Nasıl Konumlandırıyor?</strong></p>
<p>SAS, pazarlamacıların güveni koruyarak daha hızlı hareket edebilmesini şu prensiplerle sağlıyor:</p>
<ul>
<li>SAS Customer Intelligence 360 deneyiminin tamamına entegre yapay zeka ajanları</li>
<li>Tasarımın merkezinde insan denetimi</li>
<li>Yönetişim odaklı, açıklanabilir ve kurumsal kullanıma hazır yapı</li>
</ul>
<p><strong>SAS Customer Intelligence Başkan Yardımcısı Mike Blanchard</strong> ise şöyle belirtti: “<em>Agentic AI, kontrolü makinelere bırakmakla ilgili değil. Asıl mesele, her biri farklı bir alanda uzmanlaşmış ajanlarla insan uzmanlığını güçlendiren sistemler tasarlıyor</em>.”</p>
<p>Bu duyuru, SAS’ın 50 yıllık inovasyon yolculuğunu kutladığı <strong>SAS Innovate</strong> global veri ve yapay zeka konferansında kamuoyuyla paylaşıldı. Etkinlik, Microsoft, Intel ve AWS’nin de aralarında bulunduğu stratejik iş ortaklarının desteğiyle hayata geçiriliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sas-customer-intelligence-360-genisletilmis-ajan-tabanli-yapay-zeka-yeteneklerini-tanitti-636676">SAS Customer Intelligence 360, Genişletilmiş Ajan Tabanlı Yapay Zeka Yeteneklerini Tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YKS&#8217;ye 5 hafta kala bu tavsiyelere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yksye-5-hafta-kala-bu-tavsiyelere-dikkat-636244</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 11:18:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[kala]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[net]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyelere]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>
		<category><![CDATA[yks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636244</guid>

					<description><![CDATA[<p>20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleşecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) 5 hafta kaldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yksye-5-hafta-kala-bu-tavsiyelere-dikkat-636244">YKS&#8217;ye 5 hafta kala bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleşecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) 5 hafta kaldı. İstanbul Atlas Üniversitesi Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı İş Geliştirme Müdürü Seda Kahraman, hazırlık sürecinin en kritik evresine girildiğini belirterek “Uzun bir maratonun ardından son haftalar, yeni konu öğrenmekten çok mevcut bilgiyi doğru kullanma, eksikleri netleştirme ve zihinsel dayanıklılığı koruma süreci olarak değerlendirilmeli” tavsiyesinde bulundu.  Kahraman, bu süreçte sakin kalabilen, enerjisini doğru kullanan, hata analizini iyi yapan ve sınav stratejisini netleştiren adayların önemli bir avantaj elde edeceklerini söyledi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı İş Geliştirme Müdürü Seda Kahraman, sınava kısa süre kala yapılan plansız ve yoğun yüklemelerin, öğrencinin performansını artırmaktan çok, kaygı düzeyini yükseltebildiğine dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yanlış yapılan soruların analizi yapılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sınava hazırlık sürecinin son döneminde en sık yapılan hatalardan birinin, eksik görülen tüm konuları aynı anda kapatmaya çalışmak olduğunu belirten Kahraman, “Oysa bu dönemde önemli olan ‘Her şeyi bitirmek’ değil, en çok getirisi olacak alanlara odaklanmaktır.  Öğrencilerin son haftalarda yanlış yaptığı soruların analizini yapması, tekrar eden hata kalıplarını fark etmesi ve özellikle dikkat kaynaklı yanlışlara odaklanması, net artışı açısından yeni konu çalışmaktan daha etkili sonuçlar verebiliyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Deneme sınavları ile sınav pratiği geliştirilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Deneme sınavlarının bu süreçte hâlâ önemli bir araç olmaya devam ettiğini kaydeden Seda Kahraman, “Ancak burada amaç sadece net görmek değil, sınav pratiğini geliştirmek olmalı. Süre yönetimi, soru başında geçirilen zaman, zor soruya takılı kalma eğilimi ve optik forma dikkat gibi detaylar, sınav sonucunu doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle son haftalarda çözülen denemelerin ardından yapılan detaylı analiz, öğrencinin gerçek sınav stratejisini şekillendiren en önemli adımlardan biri haline geliyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Uyku saatlerinin planlanmasına dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>YKS’ye haftalar kala yeterli uyku ve dengeli beslenme konusuna da dikkat edilmesi gerektiğini belirten Kahraman, “Geç uyuyup geç uyanma düzeni, sınav sabahı odaklanma problemlerine neden olabiliyor. Bu nedenle öğrencilerin uyku saatlerini sınav saatine uygun şekilde yeniden planlaması, zihinsel performans açısından önemli bir avantaj sağlayabiliyor. Aynı şekilde beslenme düzeninde ani değişikliklerden kaçınmak ve bedensel enerjiyi dengede tutmak da dikkat performansını destekleyen unsurlar arasında yer alıyor” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sınav kaygısını yönetebilmek önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu süreçte sınav kaygısını yönetmenin önemine de işaret eden Kahraman, “Sınav kaygısının tamamen yok edilmesi gereken bir duygu olmadığı, aksine doğru seviyede olduğunda performansı destekleyebildiği belirtiliyor. Burada önemli olan kaygıyı bastırmak değil, onu yönetebilmek. Öğrencilerin kendilerini başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi gelişim süreçlerine odaklanmaları, özellikle sosyal medya kaynaklı başarı baskısından uzak durmaları ve gerçekçi hedefler belirlemeleri psikolojik dayanıklılığı artırıyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ailelerin duygusal desteği yapıcı etki yaratıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ailelerin bu süreçteki yaklaşımının da belirleyici rol oynadığını söyleyen Kahraman, “Sürekli ders odaklı konuşmalar yapmak, “Kaç net yaptın?’ sorusunu tekrar etmek ya da beklenti baskısını artırmak, öğrencinin üzerindeki zihinsel yükü büyütebiliyor. Bunun yerine duygusal destek sunmak, güven vermek ve sürecin sadece bir sınavdan ibaret olmadığını hissettirmek çok daha yapıcı bir etki yaratıyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sınav stratejisini netleştiren adaylar avantaj sağlayacak</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Seda Kahraman, sözlerini şöyle tamamladı: “Unutulmamalı ki sınavın son haftaları bilgi yarışından çok, denge yönetimidir. Bu süreçte sakin kalabilen, enerjisini doğru kullanan, hata analizini iyi yapan ve sınav stratejisini netleştiren adaylar önemli bir avantaj elde ediyor. Son düzlükte amaç daha fazla yüklenmek değil; emeği doğru yönetmek, zihni toparlamak ve sınav gününe mümkün olan en güçlü şekilde ulaşmak olmalı. Çünkü bazen başarıyı belirleyen şey, son anda öğrenilen bilgi değil; doğru zamanda korunan dengedir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yksye-5-hafta-kala-bu-tavsiyelere-dikkat-636244">YKS&#8217;ye 5 hafta kala bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Jeopolitik krizler dolandırıcıların iştahını kabartıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/jeopolitik-krizler-dolandiricilarin-istahini-kabartiyor-636052</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 08:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bunlar]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılar]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcıların]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[iştahını]]></category>
		<category><![CDATA[jeopolitik]]></category>
		<category><![CDATA[kabartıyor]]></category>
		<category><![CDATA[krizler]]></category>
		<category><![CDATA[mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636052</guid>

					<description><![CDATA[<p>Jeopolitik gerginlik ve çatışmalar, çevrimiçi dolandırıcılar için potansiyel fırsatlar doğuruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jeopolitik-krizler-dolandiricilarin-istahini-kabartiyor-636052">Jeopolitik krizler dolandırıcıların iştahını kabartıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Jeopolitik gerginlik ve çatışmalar, çevrimiçi dolandırıcılar için potansiyel fırsatlar doğuruyor. Dolandırıcılar, bu olayların potansiyel kurbanların dikkatini çekmek için harika bir yol olduğunu biliyor; onların korku ve sempati duygularını eşit ölçüde istismar ediyor. Ukrayna ya da İran olsun, jeopolitik kargaşanın hâkim olduğu arka plan, dolandırıcıların hedeflerine ulaşmak için uydurdukları hikâyelere ağırlık katıyor.</strong>  <strong>Siber güvenlik şirketi ESET bu dönemde dolandırıcıların hangi yöntemleri kullandığını ön plana çıkararak değerlendirmelerde bulundu. İnternet kullanıcılarının zarar görmemesi için önerilerini paylaştı.</strong></p>
<p>Dolandırıcılar hangi taktikleri seçerlerse seçsinler, nihai hedef genellikle aynıdır: Kimlik bilgilerinizi veya kişisel ve finansal verilerinizi ele geçirmek. Ya da sizi doğrudan kandırarak var olmayan kuruluşlara ödeme yapmanızı sağlamak. Bunlar yeni teknikler değil denenmiş ve test edilmiş tekniklerdir. e-posta, kısa mesaj, sosyal medya veya telefon görüşmesi yoluyla gelebilirler. Farklı olan şey, zamanlamaya ve maksimum etkiye göre özel olarak tasarlanmış tuzaktır.</p>
<p><strong>Dolandırıcılar hangi  dolandırıcılık yöntemlerini kullanıyorlar? </strong></p>
<p><strong>Sahte ücretler </strong>Bir banka veya güvenilir bir şirketten, hesabınızda &#8220;İran veya Ukrayna&#8221; ile ilgili var olmayan ücretler olduğunu bildiren bir arama veya SMS alırsınız. FTC&#8217;ye göre, daha sonra sizi banka hesap bilgilerinizi vermeye ikna eden bir devlet memuruna bağlanabilirsiniz.</p>
<p><strong>Sahte hayır kurumları </strong>Jeopolitik kargaşa genellikle insanlara kötü hissettirir ve bu da insanların duygularını harekete geçirir. Meşru yardım kuruluşları, çatışmanın ortasında kalan masum vatandaşları desteklemek için bağış toplayabilir. Dolandırıcılar bunu bilir ve bağış toplamak için kendi sahte hayır kurumlarını kurar veya meşru kurumların kimliğine bürünür. Taleplerine ağırlık kazandırmak için profesyonel görünümlü web sitelerine sahip olabilirler. Ancak şüphesiz ki bu dolandırıcılıklara kanarsanız sonunda onlara paranızı, kart bilgilerinizi veya her ikisini birden vermiş olursunuz. </p>
<p><strong>Seyahat dolandırıcılığı </strong>Askeri çatışmalar genellikle ani uçuş iptallerine, sınır kontrollerine ve seyahatle ilgili diğer aksaklıklara neden olabilir. Dolandırıcılar, havayolu şirketleri ve devlet kurumlarının kimliğine bürünerek bundan yararlanabilir. Vize işlemlerini kolaylaştırma veya rezerve edilen uçuş ve konaklama için geri ödeme teklifinde bulunabilirler. Ancak tek amaçları kişisel ve finansal bilgilerinizi ele geçirmektir.</p>
<p><strong>Yatırım dolandırıcılığı </strong>FBI’a göre, geçen yıl yatırım dolandırıcılığı diğer tüm siber suç türlerinden daha fazla para topladı: 8,6 milyar doların üzerinde. Nitekim dolandırıcılar, bu alanda amaçlarına ulaşmak için jeopolitik durumdan yararlanabilirler; örneğin enflasyona veya piyasadaki istikrarsızlığa karşı bir koruma olarak garantili getiri sunduklarını iddia ederek.</p>
<p><strong>Sansasyonel (sahte) haberler </strong>Siyasi ve sosyal karışıklıklar genellikle tıklanmaya değer çok sayıda içerik üretir. Sorun, bunların bir kısmının tamamen sahte olmasıdır. Dolandırıcılar, sansasyonel &#8220;sızdırılmış videolar&#8221; ve &#8220;son dakika haberleri&#8221;ni kullanarak sizi kötü amaçlı bağlantılara tıklamaya yönlendirir. Bunun en olası sonucu, telefonunuza veya bilgisayarınıza bir bilgi hırsızı bulaşmasıdır. Bu tür kötü amaçlı yazılımlar, parolaları toplamak, tuş vuruşlarını kaydetmek ve hatta oturum çerezlerini çalarak hesaplarınızdaki çok faktörlü kimlik doğrulamayı (MFA) atlatmak için tasarlanmıştır.</p>
<p><strong>Ön ödeme dolandırıcılığı </strong>Bu, belki de en eski dolandırıcılık yöntemlerinden biridir. Hiç tanışmadığınız birinden aniden bir mesaj alırsınız. Bu kişi, bir tür idari masraf için önceden küçük bir ücret öderseniz servetinden pay alabileceğinize dair fantastik bir hikâye anlatır. Bu şablon, halihazırda Orta Doğu&#8217;daki mevcut çatışma için yeniden kullanılıyor.</p>
<p><strong>Bu tür dolandırıcılık yöntemlerini nasıl tespit edebilirsiniz?</strong></p>
<p>Üretken yapay zekâ araçları sayesinde, dolandırıcıların amaçlarına ulaşmak için son derece ikna edici yazılı içerikler, videolar ve web siteleri oluşturması hiç olmadığı kadar kolay hâle geldi. Ancak sizi güvende tutacak bazı belirgin işaretler vardır. Şunlara dikkat edin:</p>
<ul>
<li>Gerçek olamayacak kadar iyi olan büyük meblağlı para teklifleri,</li>
<li>E-posta, SMS, mesajlaşma uygulaması, telefon görüşmesi veya sosyal medya yoluyla istenmeyen iletişim,</li>
<li>Kişisel ve finansal bilgi talepleri,</li>
<li>Acil durum yaratarak veya duygusal yönünüze hitap ederek sizi dolandırıcının lehine bir karar vermeye zorlama girişimleri.</li>
</ul>
<p><strong>Çatışmaya dayalı dolandırıcılıklara yanıt verme</strong></p>
<p>Bir şeyin tam olarak doğru görünmediğini veya kulağa doğru gelmediğini gösteren uyarı işaretlerini fark etmek daha kolay olacaktır. İyi bir kural, istenmeyen mesajlardaki bağlantılara asla tıklamamak veya ekleri açmamaktır; bunlar ikna edici ve güvenilir bir kaynaktan gönderilmiş gibi görünse bile. Mesajın gerçek olup olmadığını gerçekten öğrenmek istiyorsanız gönderenle bağımsız olarak kontrol edin; yani doğrudan yanıt vermeyin veya mesajdaki iletişim bilgilerini kullanmayın. Ya da haberle ilgiliyse doğrudan tercih ettiğiniz haber kaynağına gidin. Sosyal medya hesaplarına, özellikle havayolları ve benzeri kuruluşların müşteri hizmetleri hesapları gibi görünenlere karşı dikkatli olun. Bunları kurmak sandığınızdan daha kolaydır ve platform sağlayıcıları bunları kaldırma konusunda her zaman bir adım geride kalır. Hassas bilgileri asla telefonla paylaşmamalısınız.</p>
<p>Bilmediğiniz, daha önce duymadığınız sivil toplum örgütlerine karşı dikkatli  olun. Dolandırıcıların bu teknikleri kullanmasının nedeni, bunların işe yaramasıdır. Bunlar, iyi niyetimizi bize karşı kullanmak üzere tasarlanmıştır. Ek bir savunma katmanı olarak, tüm bilgisayarlarınızın ve cihazlarınızın, güvenilir bir tedarikçiden temin ettiğiniz kimlik avı önleme özellikleri de dâhil olmak üzere kötü amaçlı yazılımdan koruma yazılımlarıyla korunduğundan emin olun. Bu, dolandırıcılık vakalarının çoğunu filtrelemeye yardımcı olacaktır. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jeopolitik-krizler-dolandiricilarin-istahini-kabartiyor-636052">Jeopolitik krizler dolandırıcıların iştahını kabartıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopoz Döneminde Kadınların Konforunu Artıran 7 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopoz-doneminde-kadinlarin-konforunu-artiran-7-oneri-635109</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 08:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıran]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[konforunu]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635109</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların hayatında doğal bir geçiş dönemi olan menopoz, artık yalnızca “katlanılması gereken” bir süreç olarak görülmüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-doneminde-kadinlarin-konforunu-artiran-7-oneri-635109">Menopoz Döneminde Kadınların Konforunu Artıran 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların hayatında doğal bir geçiş dönemi olan menopoz, artık yalnızca “katlanılması gereken” bir süreç olarak görülmüyor. Günümüzde gelişen tedavi yöntemleri sayesinde menopoz belirtileri kontrol altına alınabiliyor ve yaşam kalitesi artırılabiliyor. Memorial Dicle Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Uzm. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu, menopoz döneminin doğru yaklaşım ve kişiye özel tedavi planlamasıyla daha konforlu geçirilebileceğini belirterek, özellikle hormon tedavileri konusunda son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını vurguladı.</p>
<p><strong>Menopoz sürecine bakış değişti</strong></p>
<p>Uzun yıllar boyunca kadınlar menopoz döneminde yaşadıkları sıcak basmaları, uyku bozuklukları, ruh hali değişimleri ve yaşam kalitesindeki düşüşü doğal bir süreç olarak kabul edip sessizce yaşamaya çalıştı. Ancak tıp dünyasında menopoz yönetimine ilişkin yaklaşım son yıllarda önemli ölçüde değişti. Artık menopozun doğru tedavi ve düzenli hekim takibiyle daha sağlıklı ve konforlu geçirilebileceği bilinmektedir.</p>
<p><strong>Hormon tedavilerine yönelik endişeler azaldı</strong></p>
<p>2000’li yılların başında yayımlanan bazı araştırmalar nedeniyle menopoz hormon tedavilerine karşı ciddi çekinceler oluştu. Dünya genelinde hem hekimler hem de hastalar bu tedavilere temkinli yaklaşmaya başladı. Ancak geçen süreçte yapılan yeni bilimsel değerlendirmeler, hormon tedavisinin doğru hasta, doğru zamanlama ve doğru yöntemle uygulandığında güvenli ve etkili olduğunu ortaya koydu. Günümüzde kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri ve daha gelişmiş uygulamalar sayesinde menopoz tedavileri daha güvenli şekilde planlanabilmektedir.</p>
<p><strong>Bioeşdeğer hormon tedavileri öne çıkıyor</strong></p>
<p>Bioeşdeğer hormonlar, vücudun doğal olarak ürettiği hormonlarla kimyasal yapı açısından birebir aynı özellik taşır. Bu sayede vücut tarafından daha kolay tanınıp metabolize edilebiliyor ve yan etki riskinin azaltılmasına yardımcı olmaktadır. Uzmanlar, bioeşdeğer hormonların doğal ürünler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, laboratuvar süreçlerinden geçirilerek hazırlanan tedaviler olduğunu belirtmektedir. Ancak vücutla daha uyumlu çalışmaları nedeniyle menopoz tedavisinde önemli bir seçenek olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>Tedavinin amacı yaşam kalitesini artırmak</strong></p>
<p>Menopoz tedavisinde temel amaç yalnızca mevcut şikâyetleri azaltmak değil, aynı zamanda uzun vadeli sağlıklı yaşlanmayı desteklemek olarak öne çıkmaktadır. Tedaviyle birlikte;</p>
<ol>
<li>Sıcak basmaları ve gece terlemelerinde azalma,</li>
<li>Uyku kalitesinde iyileşme,</li>
<li>Ruh halinde denge sağlanması,</li>
<li>Yaşam enerjisinde artış,</li>
<li>Kemik sağlığının korunması,</li>
<li>Cilt ve mukoza sağlığının desteklenmesi,</li>
<li>Genel yaşam kalitesinin artırılması hedeflenmektedir.</li>
</ol>
<p>Ayrıca menopoz döneminde uygulanacak doğru tedavilerin kemik kırıkları, kalp-damar hastalıkları, kolesterol sorunları ve bazı yaşlanma etkilerine karşı da koruyucu katkı sağlayabileceği belirtilmektedir.</p>
<p><strong>Menopoz tedavisi kişiye özel planlanmalı</strong></p>
<p>Uzmanlar menopoz tedavisinin her kadın için aynı şekilde uygulanamayacağını vurgulamaktadır. Her kadının sağlık geçmişi, şikâyetleri, beklentileri ve risk faktörleri farklı olduğu için tedavi süreci kişiye özel planlanır. Tedavi öncesinde kapsamlı değerlendirme yapılması ve sürecin düzenli doktor kontrolünde sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır. Menopozun bir son değil, hayatın yeni bir dönemi olduğuna dikkat çeken uzmanlar, doğru bilgiye ulaşmanın ve bu alanda deneyimli bir hekim desteği almanın kadınların yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabileceğini ifade etmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-doneminde-kadinlarin-konforunu-artiran-7-oneri-635109">Menopoz Döneminde Kadınların Konforunu Artıran 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay Sağlıklı Kentler Forumu&#8217;nda konuştu: &#8220;İklim hedefleri ancak kentlerde somutlaşır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-saglikli-kentler-forumunda-konustu-iklim-hedefleri-ancak-kentlerde-somutlasir-634980</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 12:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[forumu]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kentler]]></category>
		<category><![CDATA[konuştu]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634980</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde bu yıl ilk kez düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu İstanbul’da başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-saglikli-kentler-forumunda-konustu-iklim-hedefleri-ancak-kentlerde-somutlasir-634980">Başkan Tugay Sağlıklı Kentler Forumu&#8217;nda konuştu: &#8220;İklim hedefleri ancak kentlerde somutlaşır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde bu yıl ilk kez düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu İstanbul’da başladı. Küresel ölçekte yaşanan gıda, su ve enerji sorunlarına bütüncül bir çözüm için düzenlenen forumun açılışında konuşan Başkan Tugay, yerel yönetimlerin belirleyici rolüne dikkat çekerek “İklim hedefleri ancak kentlerde somutlaşır, uyum politikaları ancak kentlerde görünür olur, dirençlilik ancak yerelde kurulur” dedi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın başkanlığını yaptığı Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 45’inci Olağan Meclis Toplantısı ile eş zamanlı olarak bu yıl ilk kez düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu (Healthy Cities Forum-HCF) İstanbul’da başladı. 13-14 Mayıs tarihlerinde “Gıda, Su ve Enerji” başlıklarıyla Uluslararası Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen buluşmaya Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan, Sağlıklı Kentler Birliği üyesi il ve ilçe belediye başkanları, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve diğer üye belediyelerin bürokratları meclis üyeleri, bilim insanları, akademisyenler, sivil toplum kurulu temsilcileri ve çok sayıda paydaş katıldı. Başkan Dr. Cemil Tugay’ın talimatıyla bilginin üretildiği, deneyimin paylaşıldığı ve ortak aklın geliştirildiği bir tartışma zemini oluşturmak için düzenlenen forum, iki yılda bir yapılacak. </p>
<p><strong>“Kentlerimizi artık yalnızca büyüme ve altyapıyla değerlendiremeyiz”</strong><br />Forumun açılış konuşmasını yapan Başkan Dr. Cemil Tugay, kentlerin yerel değil küresel sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, “Kentlerimizin geleceğini birlikte düşünmek ve birlikte üretmek üzere bir aradayız. Bugün kentlerimizi yalnızca büyüme, altyapı ve hizmet üretimi üzerinden değerlendirmeyeceğimizi açıkça görüyoruz. Kentler; iklim krizinin, derinleşen eşitsizliklerin, afet risklerinin, gıda güvencesi sorunlarının, su stresinin, enerji kırılganlıklarının ve halk sağlığı tehditlerinin kesişim noktasında bulunuyor. Dolayısıyla sağlıklı kent meselesi artık yalnızca sağlık hizmetleriyle ilgili bir konu değildir. Sağlıklı kent; adil gıdaya erişimdir, güvenli suya erişimdir, temiz havadır, yaşanabilir kamusal alandır, dirençli altyapıdır, sosyal adalettir, katılımdır ve tabii iyi yönetişim anlayışıdır. Aynı zamanda insanla doğa arasındaki ilişkinin de yeniden dengelendiği bir yaşam sistemidir. Artık kentlerimizi böyle de görmemiz lazım” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Bütüncül bir bakışa ve ortak akla ihtiyacımız var”</strong><br />Sağlıklı Kentler Forumu’nun kurulma hikayesini anlatan Başkan Tugay, “Bugün 153 belediyeyi aynı vizyon etrafında buluşturan güçlü bir yerel yönetim ağı olarak biliyoruz ki, kentlerin karşı karşıya olduğu çok boyutlu sorunlara tekil ve parçalı çözümler üretmek artık yeterli değildir. Yeni bir anlayışa, bütüncül bir bakışa ve ortak akla ihtiyacımız var. Çünkü kentler yalnızca yapıların ve altyapıların toplamı değil; suyun, gıdanın, enerjinin, bilginin, hareketin ve yaşamın sürekli aktığı canlı sistemlerdir. Bu akışlar kesintiye uğradığında yalnızca hizmetler değil, kentsel yaşamın kendisi kırılgan hale gelir. Bu forumu tam da bu ihtiyaçtan hareketle kurguladık. Bugün burada ilkini gerçekleştireceğimiz Sağlıklı Kentler Forumu&#8217;nu yalnızca bir toplantı ya da iyi uygulama paylaşım zemini olarak değil; aynı zamanda bilginin üretildiği, deneyimin paylaşıldığı, farklı ölçeklerden aktörlerin yalnızca birbirini dinlediği değil, birlikte politika geliştirdiği ve yeni iş birlikleri kurduğu bir ortak düşünme alanı olarak tasarladık” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Bir kentin sağlıklı olması için yalnızca hastanelerinin iyi olması yetmez”</strong><br />Sağlıklı kentler oluşturmak için yerel yönetimlerin ve akademinin rehberliği, sivil toplumun sahadaki birikimi, uluslararası ağların deneyimi ve yurttaşların katılımının öneminden söz eden Başkan Tugay, “Yerel yönetimlerin rolü burada özellikle belirleyicidir. Belediyeler; kent yaşamını doğrudan şekillendiren; kamusal mekânı, altyapıyı, çevreyi, sosyal hizmetleri, afet hazırlığını, ulaşımı, suyu, atığı, gıdayı ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kurumlardır. Bu nedenle yerel yönetimler artık yalnızca altyapı yöneten kurumlar değil;  toplum sağlığını, iklim direncini ve yaşam kalitesini doğrudan belirleyen dönüşüm aktörleridir. Bir kentin sağlıklı olması için yalnızca hastanelerinin iyi olması yetmez. Mahalle ölçeğinde; güvenli, yürünebilir alanlar gerekir, temiz ve erişilebilir su gerekir, kırılgan grupları gözeten sosyal politikalar gerekir, afetlere hazırlıklı altyapılar gerekir ve tabii güvenilir gıda sistemleri gerekir. Bu forumda yürüttüğümüz tartışmaların, önümüzdeki dönemde Türkiye&#8217;de gerçekleşecek olan COP31 Birleşmiş Milletler İklim Konferansı açısından da önemli bir birikim oluşturacağına inanıyoruz. COP31&#8217;e hazırlanırken kentlerin sesinin daha güçlü duyulması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü iklim hedefleri ancak kentlerde somutlaşır, uyum politikaları ancak kentlerde görünür olur, dirençlilik ancak yerelde kurulur” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Ülkemizi, dünyayı doğru yönlendiren çalışmalar buradan ortaya çıkacaktır”</strong><br />Geride kalan 20–30 yılın çok çabuk geçtiğini hatırlatarak yaşamın sadece bugünden ibaret olmadığının altını çizen Başkan Tugay, “Yaşam mutlaka geleceği de geçmişi de kapsayan bir alan. Bunu böyle görmemiz lazım. O nedenle tabii ki siyasi mücadelelerimiz devam edecek, tabii ki haklılıklarımızı her yerde savunmaya devam edeceğiz ama ne olursa olsun esas konumuzun insanların yaşamlarıyla, güvenlikleriyle, sağlıklarıyla bağlantılı olduğunu unutmayacağız. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;nin misyonunun çok değerli olduğuna inananlardan birisiyim. Pek çok başka belediyemiz katıldı ve katılmaya devam ediyor. Her geçen genel kurulda üye sayımız artıyor. Bugün yapacağımız genel kurulda Ankara, Manisa, Urfa gibi büyük illerimiz de birliğimize katılıyorlar. Önümüzdeki dönemde yeni katılanların olacağını da biliyoruz. Bu büyük ve değerli birliğin, grubun daha fazla verimli çalışması için hepinizin katkısına ihtiyaç var. İleride pandemiden tutun çölleşmeye kadar aklınıza gelebilecek her türlü olumsuz duruma karşı şehirlerimizi, ülkemizi, dünyayı doğru şekilde gören ve doğru çalışmalarla yönlendiren bir anlayış en kolay buradan ortaya çıkacaktır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Aslan: Huzursuzluk, kaygı, gelecek korkusuyla iyilik hali olmaz</strong><br />İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan, sözlerine tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını ileterek başladı. Nuri Aslan,  “Bugün burada olmayı çok isterdi. Ekrem başkanımız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim vizyonunu ‘adil, yeşil ve yaratıcı İstanbul’ olarak ortaya koydu. Tüm bunları doğru strateji ve planlamayla hayata geçirmek için büyük bir mücadele içine girdi. Mücadelemiz devam ediyor. Kendisi Silivri zindanında, bizler de burada aynı mücadeleyi devam ettiriyoruz” dedi. İstanbul’da hayata geçirilen projeler hakkında bilgi veren Nuri Aslan, “Sağlığın sadece fiziksel olmadığını biliyoruz.  Sağlık tam bir iyilik halidir.  Bizim tüm çalışmalarımızın odağında insan yaşamı var. Huzursuzluk, kaygı, gelecek korkusu ve derin adaletsizlik hissi olan bir toplumda iyilik hali bulunamaz. Bizim tek bir amacımız var. Kentimizi ve insanlarımız anlamak ve doğru işler yapmak” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Tugay önemli bir emek koydu”</strong><br />Nuri Aslan, su kaynaklarının hiç olmadığı kadar önemli hale geldiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Kuraklıkla mücadele ana gündemlerimizden birisi haline geldi. Gıda ve enerji güvenliği ulusların kaderini belirleyecek kadar önemli artık. Yeşil ve gri arasında amansız bir mücadele şehirlerimizin her tarafında sürüyor. Bu konuların hepsi iç içe geçmiş durumda. Bir yerde yaşanan kuraklık göçü etkiliyor. Bugün burada deneyimlerimizi paylaşmaktan ve ortaklaşa uygulamalar oluşturmaktan mutluluk duyuyorum. Bugün hep birlikte geleceğe bakıyoruz. Şehirler yalnızca yollar, binalar veya altyapılarla ayakta durmuyor. Kentleri ayakta tutan şey bilim, ortak akıl ve insan odaklı yönetim anlayışıdır. Bu dönem birlik başkanlığı görevini yürüten Cemil Tugay ile kapsayıcı yaklaşımı, uzlaşmacı yönetim anlayışını yerel yönetimlerin arasında koyduğu diyalogda önemli bir emek ortaya koydu ve bu süreci büyüterek devam ettiriyor. Bizler de bu anlayışın sürmesini çok önemsiyoruz” diye konuştu. </p>
<p><strong>Fitzgerald: Bölünmüş politika üretme dönemi sona erdi</strong><br />Açılış konuşmalarında son olarak İrlanda’nın Cork eski Belediye Başkanı ve Cork Sağlıklı Şehirler siyasi temsilcisi Tony Fitzgerald, “Şehirlerin sesi çok önemli. Sağlıklı Kentler Forumu’nda yalnızca tek bir krizi ele almak için değil, günlük hayatımızı etkileyen çok boyutlu sorunları konuşmak için bir aradayız. Bu krizler birbirinden bağımsız değil, birbirini etkiliyor. İnsanların temiz havaya, güvenli konuta ve aidiyet hissine kavuşması büyük önem taşıyor. Sağlıklı kentler stratejik bir pusulayla geliştirilmeli. Uzun vadeli sağlıklı kentler yaklaşımı, sağlığın yalnızca bir departmanın sorunu olmadığını ortaya koyuyor. Modern zorluklarla baş etmek için parçalı politika üretme dönemi sona erdi. Şehirleri tanıyan, onları doğal bir ekosistem gibi gören bir yaklaşıma ihtiyaç var. Sağlıklı bir şehir yaşayan bir şehirdir” dedi.</p>
<p><strong>Gıda, su ve enerjinin düğümü çözülüyor </strong><br />Sağlıklı Kentler Forumu kapsamında iki gün boyunca Gıda Düğümü, Su Düğümü ve Enerji Düğümü başlıklarıyla üç ayrı oturum gerçekleştirilecek. Alanında uzman akademisyenler, bilim insanları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri üç başlığın sağlıklı şehirler için geleceğini masaya yatıracak. Gün sonunda ise Koridorlara Geçiş panelinde &#8220;Daha Çoğuna Hazır mıyız? Çoklu Krizler Çağında Kentler ve Sistemler Arası Bağlantılar&#8221; konusu tartışılacak. Ana salondaki oturumlarla eş zamanlı olarak ise tek sağlık, gençler ve gelecek, fonlar ve projeler, sağlık okuryazarlığı gibi çok sayıda konuda paneller gerçekleştirilecek. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-saglikli-kentler-forumunda-konustu-iklim-hedefleri-ancak-kentlerde-somutlasir-634980">Başkan Tugay Sağlıklı Kentler Forumu&#8217;nda konuştu: &#8220;İklim hedefleri ancak kentlerde somutlaşır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fenomen önerileriyle değil, uzman desteğiyle ürün seçin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fenomen-onerileriyle-degil-uzman-destegiyle-urun-secin-634834</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 10:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[desteğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[fenomen]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[önerileriyle]]></category>
		<category><![CDATA[seçin]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[ürünlerin]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634834</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fenomen-onerileriyle-degil-uzman-destegiyle-urun-secin-634834">Fenomen önerileriyle değil, uzman desteğiyle ürün seçin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Reklamdan çok bilimsel içerik ve formülasyon önemli!</strong></p>
<p>Kozmetik ürünlerin günümüzde yalnızca estetik amaçlarla değil, aynı zamanda cilt sağlığını desteklemek amacıyla da kullanıldığını ifade eden Kimya Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Ancak burada önemli olan, kullanılan ürünün içeriği, formülasyonu ve kişinin cilt tipine uygunluğudur. Bazı kozmetik ürünler cilt bariyerini destekleyip nem dengesini korurken, bazıları yalnızca geçici estetik etki sağlamaktadır. Özellikle hyaluronik asit, niasinamid ve seramid gibi aktif içerikler cilt bariyerini destekleyen ve biyolojik etki gösteren maddeler arasında yer almaktadır. Buna karşılık ışık yansıtan pigmentler veya geçici sıkılaştırıcı ürünler daha çok kozmetik görünüm sağlamaktadır. Bu nedenle kozmetik ürünlerin değerlendirilmesinde reklamdan çok bilimsel içerik ve formülasyon önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>SPF ürünleri yalnızca estetik değil, koruyucu biyokimyasal ürünler de…</strong></p>
<p>Güneş koruyucu ürünlerin bilimsel etkinliği en güçlü şekilde kanıtlanmış kozmetik ürünler arasında yer aldığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “UV ışınları ciltte DNA hasarına, erken yaşlanmaya ve uzun vadede cilt kanserine neden olabilmektedir. Düzenli kullanılan SPF ürünleri UV ışınlarını absorbe ederek veya yansıtarak cildi korur ve melanom gibi cilt kanseri risklerini azaltabilir. Bu nedenle SPF ürünleri yalnızca estetik değil, aynı zamanda koruyucu biyokimyasal ürünlerdir. Özellikle cilt tipine uygun güneş koruyucunun seçilmesi ve doğru kullanılması büyük önem taşımaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bronzlaşma, cildin UV hasarına verdiği savunma cevabı</strong></p>
<p>Toplumda yaygın olan “sağlıklı bronzlaşma” algısının bilimsel açıdan doğru olmadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Çünkü bronzlaşma, aslında cildin UV hasarına karşı verdiği savunma cevabıdır. UV ışınları cilt hücrelerinde DNA hasarına yol açar ve buna karşı melanin üretimi artar. Bu durum kısa vadede bronz görünüm sağlasa da uzun vadede kırışıklık, lekelenme ve cilt kanseri riskini artırabilmektedir. Günümüzde UV olmadan bronz görünüm sağlayan self‑tanner ürünleri bulunsa da bu ürünlerin uzun dönem etkileri konusunda daha fazla bilimsel araştırmaya ihtiyaç vardır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bilinçsiz ürün kullanımı cilt bariyerine zarar verebilir</strong></p>
<p>Kozmetik ürünlerin yanlış kombinasyonlarla kullanılmasının cilt sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Özellikle yoğun parfüm içeren ürünler, esansiyel yağlar, yüksek oranlı asitler ve yanlış aktif içerik kombinasyonları ciltte irritasyon, hassasiyet ve bariyer bozulmasına yol açabilmektedir. Retinol, AHA, BHA ve yoğun vitamin C serumlarının aynı anda kullanılması cildi tahriş edebilir. Ayrıca kayıt dışı veya içeriği belirsiz ürünlerde bulunan steroidler ya da kontrolsüz hidrokinon kullanımı ciddi dermatolojik sorunlara neden olabilir. Burada önemli olan nokta, ürünlerin doğru dozda ve uygun sıklıkta kullanılmasıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Doğal ürün her zaman güvenli anlamına gelmez</strong></p>
<p>Son yıllarda “doğal” ve “organik” etiketli ürünlere ilginin arttığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Bu ürünlerin otomatik olarak daha güvenli olduğu düşüncesi doğru değildir. Doğal içerikler de alerji, irritasyon veya fototoksisite oluşturabilir. Bilimsel açıdan güvenliği belirleyen temel unsur; ürünün doğal olması değil, iyi formüle edilmiş olmasıdır. Bu nedenle ürün seçiminde yalnızca pazarlama ifadelerine değil, bilimsel verilere ve uzman görüşlerine dikkat edilmelidir.” dedi.</p>
<p>Cilt tipine uygun olmayan ürün kullanımının da önemli dermatolojik problemlere yol açabileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Yanlış ürün seçimi ciltte kuruluk, akne, hassasiyet, egzama, kızarıklık ve pigmentasyon sorunlarını artırabilir. Özellikle sosyal medyada önerilen yoğun aktif içerikli ürünlerin bilinçsiz şekilde kullanılması cilt bariyerine zarar verebilmektedir. Bu nedenle kişinin kendi cilt tipini tanıması ve ürün seçiminde uzman desteği alması oldukça önemlidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sürekli yeni ürün denemek</strong> <strong>riskli!</strong></p>
<p>Günlük cilt bakım rutininde temel amacın cildin biyolojik bariyerini korumak olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, şöyle devam etti:</p>
<p>“İyi bir rutin; nazik temizleme, uygun nemlendirme ve düzenli güneş koruyucu kullanımından oluşmalıdır. Aşırı peeling yapmak, sürekli yeni ürün denemek veya sosyal medyada yayılan limon sürmek, karbonat peelingi yapmak gibi bilimsel dayanağı olmayan uygulamalar cilt sağlığını riske atabilir. Ayrıca çok sayıda ürünü aynı anda kullanmak her zaman daha iyi sonuç vermez. Çoğu zaman minimal, dengeli ve sürdürülebilir bir bakım rutini daha sağlıklı sonuçlar sağlamaktadır.”</p>
<p><strong>Trendlere dikkat!</strong></p>
<p>Sosyal medyada fenomenlerin önerdiği kozmetik ürünlerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Bu öneriler tamamen yanlış olmasa da çoğu zaman bilimsel veri, kişisel deneyim ve pazarlama stratejilerinin birleşiminden oluşmaktadır. Özellikle sponsorlu içerikler ve mucize sonuç vaat eden ürünler tüketicileri yanıltabilmektedir. Fenomen etkisiyle bilinçsiz ürün kullanımı ciltte irritasyon, hassasiyet ve uzun vadeli hasarlara yol açabilir. Bu nedenle kozmetik ürün seçiminde sosyal medya trendlerinden çok bilimsel yaklaşım esas alınmalı; dermatolog, eczacı veya alanında uzman kişilerden destek alınmalıdır. Çünkü her cilt farklıdır ve doğru ürün seçimi kişiye özel değerlendirme gerektirir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Pazarlama odaklı tercihler cilt sağlığını olumsuz etkileyebiliyor</strong></p>
<p>Kozmetik ürünler doğru kullanıldığında cilt sağlığını destekleyebileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Ancak bilinçsiz kullanım ve pazarlama odaklı tercihler cilt sağlığını olumsuz etkileyebilir. Sağlıklı yaklaşım; cilt tipine uygun, bilimsel temelli, dengeli ve uzman görüşüyle desteklenen bir bakım rutini oluşturmaktır. Özellikle sosyal medya etkisinin yoğun olduğu günümüzde, ürün seçimlerinin yalnızca fenomen önerileriyle değil; dermatolog, eczacı veya alanında uzman kişiler tarafından yapılan değerlendirmeler doğrultusunda yapılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü her cilt yapısı farklıdır ve doğru ürün seçimi kişiye özel bir yaklaşım gerektirir. Uzman görüşü almak, hem yanlış ürün kullanımına bağlı oluşabilecek cilt problemlerini önlemek hem de uzun vadede cilt sağlığını korumak açısından en güvenilir yaklaşımdır.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fenomen-onerileriyle-degil-uzman-destegiyle-urun-secin-634834">Fenomen önerileriyle değil, uzman desteğiyle ürün seçin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de hayat kurtaran ilkyardım eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-hayat-kurtaran-ilkyardim-egitimi-633698</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:43:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hür]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[ilkyardım]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kurtaran]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633698</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Sağlık Buluşmaları”nda ilk yardımın hayati önemi anlatıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-hayat-kurtaran-ilkyardim-egitimi-633698">Nilüfer&#8217;de hayat kurtaran ilkyardım eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Sağlık Buluşmaları”nda ilk yardımın hayati önemi anlatıldı. Uzman Hasan Hür, toplumda doğru bilinen yanlışlara dikkat çekere, patrik uygulamalarla katılımcılara hayat kurtaran bilgiler verdi.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen “Sağlık Buluşmaları” etkinlikleri kapsamında bu “Temel İlk Yardım Eğitimi” düzenlendi. A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı, İlk Yardım, Hijyen ve Yangın Eğitmeni Hasan Hür’ün konuşmacı olarak katıldığı programda, ilk yardımda dikkat edilmesi gereken hususlar hem teorik hem de uygulamalı biçimde anlatıldı.</p>
<p>Etkinliğe; Mudanya Üniversitesi Tıbbi Görüntüleme Teknikleri Bölümü öğrencileri, bölüm başkanı Dr. Serhat Sarsıcı, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ve çok sayıda Nilüferli katıldı.</p>
<p><b>“İLK 5 DAKİKA ÇOK KIYMETLİ”</b></p>
<p>Eğitimde, ilk yardımda doğru bilinen yanlışlara değinen Hasan Hür, ilk müdahaledeki ilk beş dakikanın yaşamsal önemine dikkat çekerek, “İlk 5 dakika çok kıymetli. Maalesef geri dönüşü yok. Doğru bildiğimiz çok yanlış var; bu yüzden eğitim olmadan müdahale etmek karşı tarafa zarar veriyor” dedi.</p>
<p>Bayılma ve koma arasındaki farkı, dil kökünün geriye kaçmasının nasıl anlaşılacağını ve baş-çene pozisyonunun nasıl uygulanacağını adım adım anlatan Hür, halk arasında yaygın olan bazı uygulamaların ilk yardım sırasında ciddi zararlara yol açabildiğini hatırlattı. Bayılan kişiye su dökmek, kolonya dökmek ya da tokat atmak gibi alışkanlıkların hiçbir faydasının bulunmadığını söyleyen Hür, bu durumda yapılması gerekenin yakanın açılması ve ayakların hafifçe yükseltilerek beyne kan gönderilmesi olduğunu ifade etti.</p>
<p><b>“KALP HAREKETİ SEVER, STRESİ SEVMEZ”</b></p>
<p>Kalp krizinin belirtilerini ve müdahale yöntemini de aktaran Hür, kişiyi öksürtmeye çalışmanın, sırtına vurmanın, su içirmenin ve sırtüstü yatırmanın yanlış uygulamalar olduğunu vurguladı. Hür, doğru yaklaşımın 112’nin aranması, kişinin yarı oturur pozisyona alınması ve yakasının açılması olduğunu söyledi.</p>
<p>Son yıllarda kalp krizinin genç yaşlarda da görülmeye başladığına dikkat çeken Hür, “Yaşlandıkça vücut kendini adapte ediyor, damar sayısını artırıyor. Genç bir kalpte bu hazırlık olmadığı için daha öldürücü olabiliyor. Kalp hareketi severi, stresi hiç sevmez” diye konuştu.</p>
<p>Solunum yolu tıkanmalarına da değinen Hür, öksürebilen kişiye müdahale edilmemesi gerektiğini, sesin tamamen kesildiği durumlarda ise Heimlich manevrasının nasıl uygulanacağını gösterdi. Bebeklerde uygulanacak yöntemin yetişkinlerden farklı olduğunu belirten Hür, 0-1 yaş grubu için sırta vurma ve göğüs basısı tekniğimi maket üzerinde adım adım anlattı.</p>
<p><b>TRAFİK KAZALARINDA “SU VERME” UYARISI</b></p>
<p>Trafik kazalarında ve yüksekten düşmelerde iç kanama riskine dikkat çeken Hür, kazazedeye su verilmemesi ve yerden kaldırılmaması gerektiğini söyledi. Hür, “Kazazedeye asla su verilmez, kazazede yerden kaldırılmaz. Bilinçsiz yapılan yardım, ilk yardım olmuyor; verdiğiniz su yüzünden ameliyata alamadığımız vakalar var” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Çamaşır suyu, mazot ve tiner gibi kimyasal maddelerin yutulması durumunda da kişinin kusturulmaması ve doğrudan en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılması gerektiğini vurgulayan Hür, kusturma girişiminin yemek borusunda ikinci bir yanığa yol açabileceğine dikkat çekti.</p>
<p><b>KALP MASAJI UYGULAMALI GÖSTERİLDİ</b></p>
<p>Etkinlikte temel yaşam desteği ve kalp masajı uygulamalı olarak anlatıldı. Bilinç kontrolünden hava yolunun açılmasına, solunumun değerlendirilmesine göğüs basısına kadar tüm aşamaları maket üzerinde gösteren Hür, dakikada 100 atım hızında ve göğüs kafesinin yaklaşık beş santimetre çöktürecek şekilde uygulanan kalp masajının, doğru tekniklerle yapıldığında hayat kurtardığını söyledi.</p>
<p>Eğitim, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi. Programın sonunda Hasan Hür’e günün anısına hediye takdim edildi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-hayat-kurtaran-ilkyardim-egitimi-633698">Nilüfer&#8217;de hayat kurtaran ilkyardım eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Gençlerimiz Afetlere Karşı Bilinçli Hazırlanıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-genclerimiz-afetlere-karsi-bilincli-hazirlaniyor-633617</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:39:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[afetlere]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçli]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633617</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Gençlik Meclisi ve Genç Kültür Kart iş birliğinde düzenlenen “Gönüllü İtfaiyecilik” projesi kapsamında gönüllü gençler, yangınlara müdahale ve afet bilinci konusunda teorik ve uygulamalı eğitim alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-genclerimiz-afetlere-karsi-bilincli-hazirlaniyor-633617">Başkan Altay: &#8220;Gençlerimiz Afetlere Karşı Bilinçli Hazırlanıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Gençlik Meclisi ve Genç Kültür Kart iş birliğinde düzenlenen “Gönüllü İtfaiyecilik” projesi kapsamında gönüllü gençler, yangınlara müdahale ve afet bilinci konusunda teorik ve uygulamalı eğitim alıyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Proje ile gençlerimiz afetlere karşı bilinçli hazırlanıyor. Öğrencilerimizin gönüllülük ruhuyla bu tür çalışmalarda yer alması bizleri mutlu ediyor. Eğitimlere katılan ve projede emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi ve Genç Kültür Kart tarafından düzenlenen “Gönüllü İtfaiyecilik” programına ilgi artarak devam ediyor.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, gençleri afetlere hazırlıklı, bilinçli ve topluma duyarlı bireyler olarak yetiştirmek amacıyla örnek projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini söyledi.</p>
<p>Bu kapsamda yürütülen “Gönüllü İtfaiyecilik” projesiyle de gençlere hem teorik hem de uygulamalı eğitimler verildiğini anımsatan Başkan Altay, “Yangın ve acil durumlarda doğru müdahale hayati önem taşıyor. Bu eğitimlerle gençlerimizin hem kendileri hem de çevreleri için daha bilinçli hareket etmelerini hedefliyoruz. Gençlerimizin gönüllülük ruhuyla bu tür çalışmalarda yer alması bizleri mutlu ediyor. Büyükşehir Belediyesi olarak gençlerimize yönelik bu tür eğitim ve farkındalık çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Eğitimlere katılan ve projede emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>GENÇLERDEN “GÖNÜLLÜ İTFAİYECİLİK” PROJESİ’NE İLGİ ARTIYOR</strong></p>
<p>Programa katılan üniversite öğrencileri de yangınlara müdahale ve afet anlarında doğru davranış biçimleri konusunda önemli bilgiler edindiklerini belirterek, uygulamalı eğitimlerle de kendilerini daha bilinçli hissettiklerini ifade etti. </p>
<p>Böyle anlamlı bir projede yer aldıkları için çok mutlu olduklarını ifade eden öğrenciler, kendilerine bu fırsatı sunduğu için Başkan Altay’a teşekkür etti.</p>
<p><strong>“GÖNÜLLÜ İTFAİYECİLİK” İLE OLAYLARA DOĞRU VE HIZLI ŞEKİLDE MÜDAHALE EDİLİYOR</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı iş birliğiyle yürütülen projede gençler; yangın güvenliği, ilk müdahale yöntemleri, acil durum yönetimi ve afet anında doğru davranış biçimleri konusunda bilgilendiriliyor. Eğitimlerde ayrıca uygulamalı çalışmalarla gençlerin olaylara hızlı ve doğru şekilde müdahale edebilme becerileri de geliştiriliyor.</p>
<p>Gençlerin sosyal sorumluluk bilincinin artırılmasına katkı sağlayan “Gönüllü İtfaiyecilik” projesi kapsamında şu ana kadar toplam 350 öğrenciye gönüllü itfaiyecilik eğitimi verildi.<br /> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-genclerimiz-afetlere-karsi-bilincli-hazirlaniyor-633617">Başkan Altay: &#8220;Gençlerimiz Afetlere Karşı Bilinçli Hazırlanıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1 milyar dolarlık pazar, 50 milyon oyuncu: Türkiye&#8217;de gaming büyüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/1-milyar-dolarlik-pazar-50-milyon-oyuncu-turkiyede-gaming-buyuyor-633265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:27:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[50]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dolarlık]]></category>
		<category><![CDATA[donanım]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[excalibur]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[milyar]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[serisi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de oyun alışkanlıkları hızla dönüşüyor. Oyun; rekabetin, sosyalleşmenin ve dijital deneyimin merkezinde konumlanırken, farklı yaş gruplarından kullanıcıların ekosisteme dahil olmasıyla oyuncu kitlesi genişliyor, beklentiler ise çeşitleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/1-milyar-dolarlik-pazar-50-milyon-oyuncu-turkiyede-gaming-buyuyor-633265">1 milyar dolarlık pazar, 50 milyon oyuncu: Türkiye&#8217;de gaming büyüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de oyun alışkanlıkları hızla dönüşüyor. Oyun; rekabetin, sosyalleşmenin ve dijital deneyimin merkezinde konumlanırken, farklı yaş gruplarından kullanıcıların ekosisteme dahil olmasıyla oyuncu kitlesi genişliyor, beklentiler ise çeşitleniyor. Bu dönüşüm, oyun deneyimini performans, hız ve erişim odağında yeniden şekillendiriyor.<strong><u> </u></strong></p>
<p><strong><u>“Genişleyen oyuncu kitlesi beklentileri yeniden şekillendiriyor”</u></strong></p>
<p>Türkiye’de oyun alışkanlıklarının çok hızlı bir dönüşüm içinde olduğunu belirten <strong>Casper Pazarlama ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Feray Karaman; </strong><em>“Türkiye’de oyun sektörü hızlı bir büyüme içinde. Oyuncu kitlesi genişliyor, daha çeşitli bir yapıya dönüşüyor. 2025 Türkiye Oyun Sektörü Raporu’na göre internet erişiminin yüzde 90’nın üzerine çıkması ve kadın oyuncu oranının yüzde 46’ya ulaşması, bu alanın artık çok daha kapsayıcı bir noktaya geldiğini gösteriyor. Bu büyüme, beklentileri de aynı hızda yukarı taşıyor” </em>dedi.</p>
<p><strong><u>“Amacımız oyuncuların ritmine en güçlü donanımlarla eşlik etmek”</u></strong></p>
<p>Bugün oyuncular için bilgisayarların yalnızca bir cihaz olmadığını belirten <strong>Feray Karaman;</strong><br /><em>“Oyun deneyimi artık hız, performans ve kesintisizlik üzerine kurulu. Oyuncular bir yandan rekabet ederken bir yandan bağlantıda kalmak, içerik üretmek ve aynı anda birden fazla deneyimi yönetmek istiyor. Bu da donanım tarafında daha güçlü, daha dengeli ve sürdürülebilir bir performans ihtiyacını beraberinde getiriyor. Biz de ürün geliştirme yaklaşımımızı tam olarak bu kesintisiz güç beklentisi üzerine kuruyoruz. Bu doğrultuda Excalibur’da sunduğumuz RTX 50 serisi ekran kartları ve yapay zeka destekli DLSS 4.0 teknolojisiyle, oyuncuların en yüksek FPS ve akıcılık beklentisine doğrudan yanıt veriyoruz. Donanım gücünü, akıllı turbo soğutma sistemlerimizin sağladığı sessizlik ve serinlikle birleştiriyoruz. Böylece yüksek performansı her an kontrol altında tutarak, oyun keyfini kesintisiz bir verimliliğe dönüştürüyoruz. Amacımız, her seviyeden oyuncunun bu yüksek tempodaki ritmine en doğru ve en güçlü donanımlarla eşlik etmek”</em> dedi.</p>
<p>Oyuncu beklentilerindeki bu dönüşüm, donanım tarafında da yeni bir standardı beraberinde getiriyor. Excalibur serisi, bu yeni standarda güçlü bir karşılık sunuyor.</p>
<p><strong>Excalibur G920 ile maksimum performans</strong></p>
<p>Türkiye’nin büyüyen oyuncu ekosisteminde en üst düzey donanım gücünü temsil eden Excalibur G920, dayanıklılığı ön planda tutan alüminyum tasarımı ve tamamen metal kasa yapısıyla profesyonel bir kullanım sunuyor. 2,5 kilogram hafifliği ve ince yapısıyla bu yüksek performansı her yere taşıma imkanı sağlayan cihaz, RTX 50 serisi ekran kartları ve yapay zeka destekli DLSS 4.0 teknolojisiyle yüksek grafikli oyunlarda maksimum FPS ve akıcılık sağlıyor. Serinin en gelişmişi olan akıllı turbo soğutma mimarisi; 2 adet 12V akıllı turbo fan ve 4 adet hava çıkış bölümüyle ısının yoğun yük altında dahi kontrol altında kalmasını sağlıyor. Bu yenilikçi sistem, yüksek fan bıçak sayısına rağmen 52 dB altındaki ultra sessiz çalışma yapısıyla gürültü kirliliği yaratmadan kesintisiz bir verimlilik sunuyor. G920’nin %100 DCI-P3 renk doğruluğuna sahip ekranı ise 500 NIT parlaklık değeriyle farklı ışık koşullarında dahi kusursuz bir görüntüleme performansı sergileyerek cihazı serinin zirvesine konumlandırıyor. </p>
<p><strong>Ürün linki: </strong>https://www.casper.com.tr/excalibur-g920-p-190</p>
<p><strong>Excalibur G915 ile akıllı soğutma ve RTX 50 serisi bir arada</strong></p>
<p>Rekabet avantajını teknik mükemmeliyetle birleştiren Excalibur G915, gücü alüminyum tasarımın zarafeti ve dayanıklılığıyla buluşturuyor. Sadece 20,5 mm inceliği ve tamamen metal, sağlam gövdesiyle profesyonel oyun performansını her yere taşıma imkanı sunan G915; RTX 50 serisi ekran kartları ve Intel’in hibrit mimarili işlemcileriyle en yüksek grafikli yapımlarda bile maksimum FPS ve akıcılık sağlıyor. Özellikle oyuncular için kritik olan 350 NIT yüksek parlaklık değerine sahip 16&#8243; ekranı, %100 sRGB renk doğruluğuyla her ışık koşulunda doyurucu ve kusursuz bir netlik sunarken; bu görsel kapasite, akıllı turbo soğutma sisteminin sağladığı optimize edilmiş hava akışı ve özel fan bıçak geometrisiyle destekleniyor. Bu ileri termal mühendislik sayesinde sistem, en yoğun rekabet anlarında bile sessiz, serin ve maksimum verimlilikte kalarak Türkiye’deki oyunculara hem mobil hem de üstün bir performans deneyimi vadediyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/1-milyar-dolarlik-pazar-50-milyon-oyuncu-turkiyede-gaming-buyuyor-633265">1 milyar dolarlık pazar, 50 milyon oyuncu: Türkiye&#8217;de gaming büyüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumda doğru bilinen yanlışlar kalbi tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplumda-dogru-bilinen-yanlislar-kalbi-tehdit-ediyor-633025</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:18:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hiçbir]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Ve Damar]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığın]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[toplumda]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin başında gelen kalp ve damar hastalıkları son yıllarda gençlerde hatta çocuklarda da hızla yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumda-dogru-bilinen-yanlislar-kalbi-tehdit-ediyor-633025">Toplumda doğru bilinen yanlışlar kalbi tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin başında gelen kalp ve damar hastalıkları son yıllarda gençlerde hatta çocuklarda da hızla yaygınlaşıyor. Ülkemizde her 3 kişiden biri kalp hastalıklarına bağlı nedenlerden hayatını kaybederken, erken tanı ve tedavinin önemine yönelik toplumsal farkındalığı artırmak büyük önem taşıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde düzenlenen<em> ‘</em><strong>’Kalp Sağlığın İçin Harekete Geç’ </strong>söyleşisinde bir araya gelen Acıbadem Üniversitesi’nden uzmanlar, kalp ve damar sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken 8 hayati kuralı sıraladılar, kalbi tehdit eden risklere ve toplumda doğru bilinen yanlışlara yönelik çarpıcı uyarılar ve önerilerde bulundular.</p>
<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sigara, aşırı kilo, bilinçsiz vitamin kullanımı, aşırı tuzlu ve paketli gıdalar, sosyal medyadan duyularak tüketilen karışımlar gibi etkenlerle son yıllarda  kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Rakamlar; dünyada halen 632 milyon kalp hastası olduğunu, yılda yaklaşık 20 milyon kişinin de bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini gösteriyor. İşte bu önemli hastalığa karşı erken tanı ve tedavinin önemini vurgulamak, koruyucu önlemler konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Acıbadem Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyeleri; Prof. Dr. Cem Alhan, Prof. Dr. Şahin Şenay ve Kardiyoloji Uzmanı Sinan Dağdelen ‘Kalbin İçin Harekete Geç’ söyleşisinde bir araya geldiler. </p>
<p><strong>Kalp hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir belirti vermeden ilerliyor!”</strong></p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen</strong> toplantıda yaptığı konuşmada; bilimsel araştırmalara göre; ani kardiyak ölümlerin 3’te 2’sinde, önceden kalp hastalığı tanısı olmadığını vurgulayarak “Kalp ve damar hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir şikayete yol açmadan, sinsice ilerliyor. Bu nedenle toplumumuzda ‘Hiçbir şikayetim yok, sağlıklı besleniyorum, düzenli spor yapıyorum, ben sağlıklıyım” şeklindeki düşünce çok yanlış ve tehlikelidir” dedi. Son yıllarda özellikle sosyal medya ve televizyondan duyularak ‘şifalı ve doğal’ diye tüketilen besinlerin tüketilmesinin de kalp ve damar sağlığı açısından çok ciddi zararlara yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Dağdelen şöyle konuştu: “Televizyondan, reklamlardan, sosyal medyadan duyduğunuz şeyleri asla kullanmayın. Sirkeyi salataya koyup yiyorsanız iyidir ya da sarımsağı cacığa katıp tüketiyorsanız faydalıdır ama bunları her sabah tedavi amacıyla tüketiyorsanız o artık, besin değil ilaçtır ve sağlığınıza fayda yerine ciddi zararlar verebilir!”  </p>
<p>Prof. Dr. Dağdelen, bilinçsiz ve gereksiz vitamin kullanımının da kalp damar hastalıklarını önlemek yerine, bazı vitaminlerin fazlasının zararlı olabildiğini belirterek, “Doktorunuzun size önerdiği tedaviye güvenin ve uygulayın. Çünkü size özel süzgeçten geçirilmiş, tıbbi metinler üzerine yapılmıştır. Size önerdiği ilaçları mutlaka düzenli kullanın, takviyeleri sadece doktorunuzun gerekli görmesi halinde alın. Amerika’dan gelmiş çok iyiymiş! Böyle bir şey yok. Gereksiz kullanılan vitaminler kalp ve damar sağlığına çok ciddi zararlar verebilir” diye konuştu. </p>
<p><strong>Damar tıkanıklığı en sık görülen sorun ve hızla yaygınlaşıyor!</strong></p>
<p><strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cem Alhan</strong> da, kalp ve damar hastalıklarında yıllardır en sık görülen sorunun koroner arter hastalığı (damar tıkanıklığı) olduğunu belirterek, son yıllarda kadınlarda da özellikle sigara kullanımının artması ve fazla kilo nedeniyle kalp ve damar hastalıklarının yaygınlaştığını vurguladı. Kalbi tehdit eden, hızla yaşlandıran ve kalp krizine zemin hazırlayan en önemli iki etkenin; sigara ve diyabet olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Alhan, “En ağır tabloyla gelenler çoğunlukla diyabet hastaları oluyor. Kontrolsüz diyabet kalp krizi riskini 2 kat artırıyor” dedi. </p>
<p>Prof. Dr. Cem Alhan söyleşide, tıp kitaplarında yazmayan ama kalp sağlığı için büyük önemi olan bazı koruyucu önlemlere yönelik de çarpıcı bilgiler paylaştı: “Dünyanın en fazla uzun ömürlülük oranlarına sahip olan Yunanistan’daki Ikaria Adası, kalp ve damar hastalıklarının da çok nadir görüldüğü bir yer olarak biliniyor. Bu adada uzun ömürlülük ve kalp sağlığına yönelik şu gözlemlerde bulundum: Öncelikle aile yapıları çok güçlü, hiçbir şekilde yalnız kalmıyorlar. Birbirlerini sürekli ziyarete gidiyorlar ve bu ziyaretleri, yokuşlu coğrafyaya sahip olduklarından, sürekli yokuş çıkıp yürüyerek gerçekleştiriyorlar. Akdeniz tipi besleniyorlar ve stresten uzak yaşıyorlar. ”</p>
<p><strong>Ailede kalp hastalığı öyküsü varsa!</strong></p>
<p>Yaş, cinsiyet ve genetik risk faktörleri değiştirilemese de, yaşam tarzında yapılacak iyileştirmeler ve alınacak bazı önlemlerle kalp ve damar hastalıklarından korunmanın büyük ölçüde mümkün olduğunu vurgulayan <strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Şahin Şenay </strong>şöyle konuştu:<strong> </strong>“Aşırı tuzdan kaçınmak, sağlıklı beslenmek, ideal kiloda olmak, sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak ve hareketsiz kalmamak gibi bazı önlemleri almaya ne kadar erken başlanırsa, bu ufak değişikliklerin çok dramatik ölçüde büyük faydaları oluyor. Özellikle son yıllarda tıpta ve teknolojide hızlı gelişmeler sayesinde, kişiye özgü tedaviler yapıyoruz ve çok başarılı sonuçlar alıyoruz ancak en önemli unsur, hastalık kapıyı çalmadan önlemektir.”</p>
<p>Kalp hastalığı sinsi ilerlediği için özellikle ailesinde birinci derece yakınlarında kalp damar hastalığı öyküsü olanlarla, diyabet ve hipertansiyon hastalarının, kötü kolesterolü (LDL) yüksek olanların yüksek risk grubunda yer aldıklarını, bu nedenle kendilerinin kalple ilgili hiçbir şikayetleri olmasa da kardiyolojik açıdan mutlaka düzenli kontrol edilmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şenay “Risk faktörlerini erken dönemde kontrol altına almak, ileride oluşabilecek ciddi kalp hastalıklarını büyük ölçüde engelleyebilir” dedi. </p>
<p><strong>Sağlıklı beslenme alışkanlığı çocuklukta kazandırılmalı! </strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilay Kayım da söyleşide yaptığı konuşmada, özellikle çocukluk çağı obezitesinin son yıllarda dramatik şekilde artığını belirterek, çocuklara küçük yaşlardan itibaren doğru beslenme alışkanlığı kazandırmanın kritik önem taşıdığını vurguladı. Kısa dönemli hızlı kilo vermeye yönelik planların fayda yerine zarar verebileceğini vurgulayan Kayım şöyle konuştu: “Sağlıklı bir yaşam için, sürdürülebilir özelliklere sahip bir diyetle düzenli egzersiz yapmak kilit rol oynuyor. Yeterli protein alımı kas kütlesinin korunması için çok önemlidir. Ancak protein alımını sağlarken işlenmiş etten uzak durmak, kırmızı et tüketimini azaltmak, beyaz et ve bitkisel proteinlerden faydalanmak en ideali olacaktır. Akdeniz diyeti, bol bol sebze meyve tüketimini önermektedir. Meyve-sebzelerdeki lif ve antioksidanlar kolesterolün düşürülmesine ve damar sağlığının iyileştirilmesine katkı sağlamaktadır. Vücutta yağlar en fazla karın bölgesinde yoğunlaşırken, kalp sağlığı açısından da bu yağların sağlıklı yollarla verilmesi, bel çevresinin kadınlarda 80 cm’i, erkeklerde de 94  cm’i geçmemesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.    </p>
<p><strong>xxxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Kalp Sağlığı İçin 8 Hayati Öneri!</strong></p>
<ul>
<li>Her gün mutlaka bir saat düzenli yürüyüş yapın. </li>
<li>Sigara içmeyin, pasif içici olmaktan da kaçının. </li>
<li>Fast-food ürünlerden, aşırı tuzlu, yağlı, paketli gıdalar, hamur işleri ve işlenmiş et ürünlerinden uzak durun. Akdeniz tipi beslenmeye geçin. </li>
<li>Diyabet, insülin direnci, hipertansiyon, trigliserid yüksekliği gibi metabolik hastalıklara karşı düzenli kontrollerinizi olun ve doktorunuz ilaç tedavisini gerekli gördüyse mutlaka uyun.  </li>
<li>İdeal kilonuza mutlaka sağlıklı yollarla ulaşın ve koruyun. </li>
<li>Bel çevresindeki yağlar en tehlikelisi. Kilo verseniz bile bel çevrenizdeki yağlar enflamasyona yol açtığından, kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm’yi aşmamasına özen gösterin. </li>
<li>Ailede birinci derece yakınlarınızda kalp hastalığı öyküsü varsa, hiçbir şikayetiniz olmasa bile düzenli kardiyak muayenelerinizi olun. </li>
<li>Stresinizi yönetmeyi mutlaka öğrenin ve aşırı stresten uzak durun. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumda-dogru-bilinen-yanlislar-kalbi-tehdit-ediyor-633025">Toplumda doğru bilinen yanlışlar kalbi tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Astım ilaçlarının etkili olması için bu uyarılara dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/astim-ilaclarinin-etkili-olmasi-icin-bu-uyarilara-dikkat-632822</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:11:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlarının]]></category>
		<category><![CDATA[İnhaler]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyarılara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hava yollarının kronik iltihabi bir hastalığı olan astım tedavisinde doğru yöntemlerin kullanılması büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astim-ilaclarinin-etkili-olmasi-icin-bu-uyarilara-dikkat-632822">Astım ilaçlarının etkili olması için bu uyarılara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Hava yollarının kronik iltihabi bir hastalığı olan astım tedavisinde doğru yöntemlerin kullanılması büyük önem taşıyor. Nefes açıcı inhaler ilaçların etkili olabilmesi için doğru teknikle kullanılmasının şart olduğunu belirten </span></span></span></b><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi,  “</span></span></span></b><b><span><span><span>Cihaz yanlış kullanılırsa ilaç akciğerlere yeterli miktarda ulaşamaz ve hasta ‘İlaç kullanıyorum ama fayda görmüyorum’ hissine kapılabilir. Bu nedenle her kontrolde hastanın inhaler kullanım tekniği gözden geçirilmeli, gerekirse tekrar eğitim verilmelidir” dedi. Dr. El Jundi, kullanım sonrası ağız ve boğazın su ile çalkalanmasını tavsiye etti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Küresel Astım Girişimi (GINA) tarafından belirlenen 5 Mayıs 2026 Dünya Astım Günü teması, &#8220;Astım hastası olan herkes için iltihap önleyici (anti-inflamatuar) inhalerlere erişim&#8221; (Access to Asthma Care for All &#8211; Inhaled Corticosteroids) olarak duyuruldu. Bu tema, astım kontrolünde kortikosteroid içeren anti-inflamatuvar inhaler tedavilerin doğru ve yaygın kullanımını vurgulamayı, tüm astım hastalarının etkili tedaviye ve kontrol ilaçlarına erişimini sağlamayı hedefliyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, 5 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada astım tedavisinde dikkat edilmesi gerekenler konusunda tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ortaya çıkıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Astımın, “hava yollarının kronik iltihabi bir hastalığı” olduğunu belirten </span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, “</span></span></span><span><span><span>Bu iltihap nedeniyle hava yolları zaman zaman daralır, şişer ve dış uyaranlara karşı daha hassas hale gelir. Sonuç olarak hastalarda nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ve öksürük gibi yakınmalar ortaya çıkar. Bu şikayetler özellikle gece ve sabaha karşı veya egzersiz sırasında, soğuk hava ile temas sonrası, solunum yolu enfeksiyonlarında veya alerjenlere maruz kalındığında artabilir. Astımın önemli özelliklerinden biri, belirtilerin her zaman aynı şiddette olmaması  Hasta bazı dönemlerde tamamen semptomsuz olur ancak bazı dönemlerde yakınmaları birden alevlenebilir. Bu nedenle astımda düzenli takip, doğru tedavi ve hastanın kendi hastalığını tanıması çok önemlidir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Astım kontrolünde inhaler tedaviler etkili oluyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Astımın günümüzde etkili şekilde kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu kaydeden </span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, “</span></span></span><span><span><span>Burada amaç yalnızca hastanın nefesini rahatlatmak değil; gündüz ve gece şikayetlerini azaltmak, günlük yaşamını rahat sürdürebilmesini sağlamak, atakları önlemek ve akciğer fonksiyonlarını korumaktır. Güncel rehberler, astım kontrolünde kortizon içeren inhaler tedavilerin temel rolünü vurgulamaktadır; zira sadece inhaler kortikosteroid içeren tedaviler, astımın temelinde yer alan hava yolu inflamasyonunu hedef alan başlıca tedavi yaklaşımıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Astım hastaları doktor kontrolünü aksatmamalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Astımın seyrinin kişiden kişiye değiştiğini belirten </span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, “</span></span></span><span><span><span>Astım bazı hastalarda çocukluk döneminde başlayıp yıllar içinde hafifleyebilir; bazı hastalarda ise erişkin yaşta başlayabilir ve uzun süreli takip gerektirebilir. Bu nedenle ‘Her astım mutlaka ömür boyu ağır seyreder’ demek doğru değildir. Ancak astım eğilimi olan kişilerde hastalık sessiz dönemlere girse bile, tetikleyicilerle yeniden alevlenebilir. Bu yüzden hastaların tedavilerini kendi kendine kesmemeleri, kontrol randevularını aksatmamaları ve hekim önerisiyle izlenmeleri gerekir” diye konuştu</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Nefes açıcı ilaçların kullanımında önemli noktalara dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Astımda nefes açıcı ilaçların kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalara da değinen</span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span> “</span></span></span><span><span><span>Astım tedavisinde en önemli noktalardan biri, yalnızca geçici rahatlama sağlayan ilaçlara güvenmemektir. Özellikle 12 yaş ve üzerindeki hastalarda, sadece kortizon içermeyen kısa etkili nefes açıcı ilaçların tek başına kullanılması güncel rehberlerde önerilmemektedir. Bu ilaçlar hastayı kısa sürede geçici olarak rahatlatabilir; fakat astımın temelindeki hava yolu iltihabını tedavi etmez. GINA rehberleri, erişkin ve adölesan astım hastalarında inhaler kortikosteroid içeren tedavilerin kullanmasını önermektedir. İnhaler ilaçların etkili olabilmesi için doğru teknikle kullanılması şarttır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İnhaler kullanım eğitimi verilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Cihaz yanlış kullanılırsa ilaç akciğerlere yeterli miktarda ulaşamaz ve hasta ‘İlaç kullanıyorum ama fayda görmüyorum’ hissine kapılabilir. Bu nedenle her kontrolde hastanın inhaler kullanım tekniği gözden geçirilmeli, gerekirse tekrar eğitim verilmelidir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kullanım sonrası ağız çalkalanmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kortizon içeren inhaler ilaçlar ağız yoluyla yutulan kortizonlardan farklıdır; doğrudan hava yollarına ulaştıkları için daha düşük dozlarla etki ederler. Ancak kullanım sonrası ağız ve boğazın su ile çalkalanması önemlidir. Bu basit önlem, ağızda mantar gelişimi ve boğazda tahriş gibi yan etkileri azaltmaya yardımcı olur.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Astım krizlerinin önlenmesi için hangi önlemler alınmalıdır?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Astım krizlerini önlemenin en temel yolunun hastalığın kontrol altında tutulması olduğunu söyleyen </span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, “</span></span></span><span><span><span>Bunun için ilaçların düzenli ve doğru teknikle kullanılması, kontrol randevularının aksatılmaması ve hastanın kendisinde atağı tetikleyen durumları bilmesi gerekir. Astım kontrolünü bozan başlıca etkenler arasında solunum yolu enfeksiyonları, sigara dumanı, hava kirliliği, alerjenler, polenler, ev tozu akarları, küf, yoğun kokular, kimyasal maddeler ve ilaçların düzensiz kullanımı yer alır. CDC ve benzeri halk sağlığı kaynakları da astımda tetikleyicilerden uzak durmayı, sigara dumanı maruziyetinin önlenmesini ve kişiye özel astım eylem planı oluşturulmasını önermektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yazılı bir “astım eylem planı” oluşturulmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hastaların hekimleriyle birlikte yazılı bir “astım eylem planı” oluşturmalarının da çok değerli olduğunu vurgulayan </span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, “B</span></span></span><span><span><span>u plan; şikayetler artarsa ne yapılacağını, hangi ilacın ne zaman kullanılacağını ve hangi durumda acil sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini açıkça gösterilmelidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Astım kontrolü, düzenli takip ve doğru ilaç kullanımı ile mümkündür</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Astım hastalığında düzenli takip ve ilaç kullanımının önemini vurgulayan</span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi, “</span></span></span><span><span><span>Astım hastalarına en önemli tavsiyem, hastalıklarını yalnızca kriz dönemlerinde değil, iyi oldukları dönemlerde de ciddiye almalarıdır. Astım kontrolü, düzenli takip ve doğru ilaç kullanımı ile mümkündür. Hastalar ilaçlarını kendilerini iyi hissettikleri için bırakmamalı, inhaler cihazlarını doğru kullandıklarından emin olmalı ve şikayetleri arttığında bunu geçer diye ertelememelidir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bahar aylarında etkili olan polenler astım hastalarını nasıl etkiler?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bahar aylarında polenlerin özellikle alerjik astımı olan hastalarda öksürük, hırıltı, nefes darlığı, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı gibi şikayetleri artırabileceğini kaydeden </span></span></span><span><span><span>Dr. El Jundi,</span></span></span><span><span><span> “Polen yoğunluğunun fazla olduğu günlerde açık havada uzun süre kalmamak, sabah erken saatlerde ve rüzgârlı havalarda dış ortam maruziyetini azaltmak, eve gelince kıyafet değiştirmek ve duş almak faydalı olabilir. Polen dönemlerinde pencereleri uzun süre açık bırakmamak ve dış ortam aktivitelerini mümkün olduğunca polen yoğunluğunun daha düşük olduğu saatlere planlamak da önerilebilir. Bununla birlikte astım hastaları egzersizden tamamen uzak durmamalıdır. Kontrol altında olan astımda düzenli fiziksel aktivite genel sağlık için faydalıdır. Ancak egzersizle şikayetleri artan hastaların bunu hekimleriyle paylaşmaları, gerekirse egzersiz öncesi ilaç planlarının düzenlenmesi gerekir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İnhaler kortizonlar konusunda endişe edilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. El Jundi, sözlerini şöyle tamamladı: “</span></span></span><span><span><span>Astımda en önemli mesajlardan biri şudur: Astım, doğru tedavi ve bilinçli hasta eğitimiyle kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Hastaların nefes açıcı ilaçlara sık ihtiyaç duyması, gece öksürük veya nefes darlığı ile uyanması, günlük aktivitelerinin kısıtlanması ya da acil başvurularının olması astımın yeterince kontrol altında olmadığını düşündürür. Bu durumda mutlaka hekim kontrolü gerekir. Toplumda ‘kortizon’ kelimesi bazen gereğinden fazla endişe yaratabilmektedir. Oysa astım tedavisinde kullanılan inhaler kortizonlar, uygun dozda ve doğru teknikle kullanıldığında hastalığın temelindeki iltihabı kontrol altına alarak atak riskini azaltan çok önemli tedavilerdir. Dünya Astım Günü’nün bu yılki temasının da vurguladığı gibi, astım kontrolü yalnızca nefesi geçici olarak açmakla değil, doğru inhaler tedaviyi doğru teknikle kullanmakla mümkündür.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astim-ilaclarinin-etkili-olmasi-icin-bu-uyarilara-dikkat-632822">Astım ilaçlarının etkili olması için bu uyarılara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>El hijyeninde denge korunmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/el-hijyeninde-denge-korunmali-632804</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:10:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[el]]></category>
		<category><![CDATA[El Hijyeni]]></category>
		<category><![CDATA[El Yıkama]]></category>
		<category><![CDATA[eller]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hijyeninde]]></category>
		<category><![CDATA[korunmalı]]></category>
		<category><![CDATA[leyla]]></category>
		<category><![CDATA[mikro]]></category>
		<category><![CDATA[yıkama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632804</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü kapsamında el hijyeninin enfeksiyonları önlemedeki önemi ile yanlış teknik kullanımı ve aşırıya kaçmanın cilt sağlığına zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/el-hijyeninde-denge-korunmali-632804">El hijyeninde denge korunmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü kapsamında el hijyeninin enfeksiyonları önlemedeki önemi ile yanlış teknik kullanımı ve aşırıya kaçmanın cilt sağlığına zararları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yetersiz hijyen, özellikle çocuklarda ölümlerin en önemli nedenlerinden biri! </strong></p>
<p>El hijyeninin kritik bir halk sağlığı konusu olduğunu aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Tüm dünyada, temiz olmayan su ve gıda kaynakları ile yetersiz hijyen şartları özellikle çocuklar arasındaki ölümlerin en önemli nedenlerinden biridir.” dedi.</p>
<p>Dr. Mamçu, grip, soğuk algınlığı, zatürre, ishal, Hepatit A gibi halk sağlığını tehdit eden birçok hastalığın doğru yıkanmayan eller aracılığı ile bulaştığı vurgusunu yaptı.</p>
<p><strong>El hijyeni, enfeksiyon zincirini kırmanın en ucuz ve en etkili yolu! </strong></p>
<p>Ellerimizin çevreyle temas eden en aktif organ olduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Patojenlerin (mikropların) vücuda giriş yolu olan ağız, burun ve gözlere taşınmasında ana köprü görevi görürler. El hijyeni, enfeksiyon zincirini kırmanın en ucuz ve en etkili yoludur.” dedi.</p>
<p>Gün içinde el yıkama sıklığı için ‘sağlıklı sınır’ın sayısal bir rakamdan ziyade ihtiyaca dayalı olduğunu kaydeden Dr. Mamçu, “Ancak ellerinizi görünür bir kirlenme, riskli temas veya tuvalet sonrası, yemek öncesi gibi durumlar olmadığı halde, sırf bir ritüel olarak saatte birçok kez yıkıyorsanız sınır aşılmış demektir.  Ciltteki doğal bariyer (yağ tabakası) yok olduğunda, cilt kurumaya ve gerilmeye başladığında fayda yerini zarara bırakır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ellerin aşırı yıkanması cildi bozarak enfeksiyon riskini artırabiliyor! </strong></p>
<p>Aşırı yıkama sonucu ciltte oluşan mikro çatlaklar ve egzamanın oldukça yaygın olduğunu ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, şunları söyledi:</p>
<p>“Tahriş olmuş, bütünlüğü bozulmuş bir cilt, mikroplar için açık bir kapı haline gelir. Yani ellerinizi aşırı yıkayarak cildinizi bozarsanız, enfeksiyon riskini azaltmak yerine artırırsınız. Sağlam bir deri, mikroplara karşı en güçlü kalkandır. Çok sık el yıkama, kolonya kullanma davranışı bulaş riskini ortadan kaldırıp anlık rahatlama sağlasa bile bakıldığında 5 dakikada bir el hijyeni, temizlik hastalığını beraberinde getirebilir. El yıkama bizi hastalıklardan korur bu doğru ancak bu el yıkama rutininin çok üzerine çıkıp takıntılı bir hale dönüşmemeli.”</p>
<p><strong>Doğru zamanda, doğru teknikle… </strong></p>
<p>‘Yeterli el hijyeni’nin nasıl tanımlanması gerektiğine değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Doğru zamanda, doğru teknikle (en az 20 saniye, tüm yüzeyleri kapsayacak şekilde) ve cildi kurutmadan yapılan temizliktir. Sadece suyla değil, sabunla veya sabun yoksa alkol bazlı dezenfektanla yapılmalıdır.” dedi.</p>
<p>Dr. Mamçu, yemek hazırlamadan önce ve yedikten sonra, tuvalet kullanımı sonrası, hapşırma, öksürme veya burun silme sonrası, çöplere dokunduktan sonra, dışarıdan eve girince, hasta birine temas etmeden önce ve sonra el yıkamanın gerçekten zorunlu olduğuna işaret etti.</p>
<p><strong>Elleri 3-5 saniye suyun altına tutup çekmek, yıkamak sayılamaz! </strong></p>
<p>El hijyeni konusunda toplumda en sık yapılan yanlışlar hakkında da bilgi veren Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Elleri sadece 3-5 saniye suyun altına tutup çekmek, yıkamak sayılamaz. Islak eller mikropları kuru ellere göre çok daha kolay yayar. Ellerin iyice kurulanmaması büyük bir hatadır. Elleri dezenfekte etmek için çok sıcak su kullanmak mikropları öldürmez, sadece cildi tahriş eder.</p>
<p>El hijyeni konusunda toplumun bilmesi gereken en önemli 3 konu; her an değil, riskli temas sonrası el yıkanmalı, yıkama sonrası nemlendirici kullanarak cilt bütünlüğü (bariyeri) korunmalı, kısa süreli yıkamanın temizlik sağlamadığı unutulmamalı ve parmak araları ile tırnak dipleri ihmal edilmemeli.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/el-hijyeninde-denge-korunmali-632804">El hijyeninde denge korunmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Astımın 4 Belirtisine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/astimin-4-belirtisine-dikkat-632699</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:06:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[astımın]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisine]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Astım, akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan, ataklarla seyreden kronik bir solunum yolu hastalığı olarak tüm yaş gruplarını etkileyen en yaygın kronik hastalıklar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astimin-4-belirtisine-dikkat-632699">Astımın 4 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Astım, akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan, ataklarla seyreden kronik bir solunum yolu hastalığı olarak tüm yaş gruplarını etkileyen en yaygın kronik hastalıklar arasında yer alıyor. Hava yolu duvarlarında mikrobik olmayan iltihap sonucu gelişen şişlik, nefes almayı zorlaştırırken; hastalık zaman zaman alevlenmelerle seyrederek yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebiliyor.</p>
<p>Dünya genelinde görülme sıklığı ülkelere göre yüzde 1- 18 arasında değişen astımın, gelişmiş ülkelerde daha yaygın görüldüğü biliniyor. Türkiye’de ise erişkinlerde astım görülme sıklığının yüzde 6- 11 arasında olduğu belirtiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. A. Füsun Ülger, &#8220;5 Mayıs Dünya Astım Günü” nedeniyle, astım hastalığı ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi vererek, hastalığın doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Astım habercisi olan bu 4 belirtiyi ihmal etmeyin!</strong></p>
<p>Astımın en yaygın belirtileri arasında şunlar vardır;</p>
<ol>
<li>Tekrarlayan nefes darlığı, </li>
<li>Nefes alıp verirken hırıltı ya da ıslık sesi,</li>
<li>Göğüste baskı hissi,</li>
<li>İnatçı öksürük </li>
</ol>
<p>Özellikle egzersiz sonrası, soğuk havaya maruziyetle ya da belirli tetikleyicilerle ortaya çıkan bu belirtiler göz ardı edilmemelidir. Her öksürük basit bir durum olmayabilir. Tekrarlayan ve belirli koşullarda artan solunum yakınmaları astım açısından değerlendirilmelidir. </p>
<p><strong>Atakları birçok faktör tetikleyebiliyor</strong></p>
<p>Astım ataklarının gelişiminde hem kişisel hem çevresel faktörler rol oynuyor. Genetik yatkınlık, cinsiyet ve obezite bireysel risk faktörleri arasında yer alırken; polenler, ev tozu akarları, sigara dumanı, hava kirliliği, tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları, bazı ilaçlar ve beslenme tarzı çevresel riskler arasında yer alıyor. Mevsim geçişleri, iklim değişikliği ve hava kirliliği de astım belirtilerini artırabilen önemli unsurlar arasında bulunuyor. Özellikle polen dönemlerinde ve hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde astım hastalarının daha dikkatli olması gerekiyor. </p>
<p><strong>Sigara, obezite ve yanlış ilaç kullanımı astım kontrolünü zorlaştırıyor</strong></p>
<p>Astımı tamamen kontrol altında olan hasta sayısı dünyada ve ülkemizde hala istenen düzeyde değildir. 4 astımlıdan biri yılda bir kez astım alevlenme (atak) nedeniyle acil servise başvurmaktadır. Astım kontrolünü güçleştiren etkenler arasında ilaçların doğru teknikle ve düzenli kullanılmamasının yanı sıra, sigara dumanı, alerjenler ve kimyasallar gibi tetikleyicilere maruz kalmak ve obezite sayılabilir. Ülkemizde astımlı hastaların %10’undan fazlasının sigara içmekte olduğu ve %30-40’nın obez olduğu bildirilmiştir. Yapılan araştırmalarda sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, astımın kontrolünü kolaylaştırdığı gösterilmiştir.</p>
<p>Astımlı bir hastanın gündüzleri astım yakınmasının bulunmaması, gece astım nedeni ile uykudan uyanmaması, hastalığı tedavi eden ve kontrol altında tutan ilaçları kullanırken ayrıca sık olarak hızlı etkili nefes açıcı ilaçlara gereksiniminin olmaması, nefes ölçüm testlerinin normal olması ve günlük işlerini engellenmeden yapabilmesi hastalığın tam kontrol altında olduğunu göstermektedir.  </p>
<p><strong>Astım konusunda bu noktalar önemli!</strong></p>
<ol>
<li><strong>Diğer hastalıkların incelenmesi:</strong> Astıma eşlik eden ve astımla karışan hastalıkların gözden geçirilmesi. </li>
<li><strong>Çevre faktörü:</strong> Hastanın tetikleyici faktörlerden uzak durması için yeterli önlemlerin alınması. </li>
<li><strong>İlaç uyumu:</strong> Hastanın kendisine önerilen ilaçları uygun dozlarda alıp almadığı. </li>
<li><strong>Teknik uyum:</strong> Hastanın inhaler ilaçlarını doğru teknikle alıp almadığı. </li>
<li><strong>Atopi incelemesi:</strong> Astım hastalığının atopik bireylerde ortaya çıkma olasılığı daha fazladır. Çocuklarda astımın %80’i alerjik iken, erişkinlerde bu oran %50 civarında olması astım tanısı araştırılırken atopik incelemenin önemini ortaya koymaktadır. </li>
<li><strong>Basamak tedavisi ve uzman doktor takibi:</strong> Uzman doktor tarafından düzenli kontrollerinin yapılmaması ve basamak tedavisine uyulmaması önemli bir sorundur. Astım kronik bir hastalıktır ve çoğu zamanda kronik tedaviye gereksinim vardır.</li>
</ol>
<p><strong>Tedavide amaç yalnızca atakları durdurmak değil, önlemek</strong></p>
<p>Güncel astım tedavisinde temel hedef; hava yolu iltihabını baskılamak, semptomları azaltmak ve atak gelişimini önlemek. Bu doğrultuda tedavide kontrol edici ilaçlar ve rahatlatıcı ilaçlar birlikte değerlendiriliyor. İnhale kortikosteroidler, kombine inhaler tedaviler ve lökotrien reseptör antagonistleri sık kullanılan kontrol edici tedaviler arasında yer alırken; hızlı etkili nefes açıcı ilaçlar ani semptomlarda rahatlama sağlayabiliyor. Ancak yalnızca kurtarıcı ilaç kullanımına dayalı yaklaşımı doğru değil, sık ihtiyaç duyulması astımın iyi yönetilmediğinin göstergesi olabilmektedir.</p>
<p><strong>Günlük yaşam alışkanlıkları tedavinin bir parçası</strong></p>
<p>Astım yönetiminde yalnızca ilaçlar değil yaşam tarzı da önemli rol oynuyor. Ev içi alerjen yükünün azaltılması, düzenli temizlik yapılması, toz birikiminin önlenmesi, tahriş edici kimyasallardan uzak durulması ve sigara dumanından korunma öneriliyor. Temizlikte yoğun kimyasal içeren ürünler yerine daha az tahriş edici, kokusuz ve hipoalerjenik ürünlerin tercih edilmesi de hassas hava yolları açısından önem taşıyor.</p>
<p><strong>Egzersiz ve beslenme astım kontrolünü destekliyor</strong></p>
<p>Uygun egzersiz ve sağlıklı beslenme, astım kontrolüne olumlu katkı sağlıyor. Düzenli fiziksel aktivitenin akciğer kapasitesini artırıyor, bağışıklığı destekliyor ve kilo kontrolüne yardımcı oluyor. Yüzme, yoga, bisiklet ve kontrollü takım sporlarının astımlı bireyler için uygun seçenekler olabilirken, egzersiz planı, hekim önerileri doğrultusunda yapılması gerekiyor. Astım ihmal edilmemeli; erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabileceği unutulmamalıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astimin-4-belirtisine-dikkat-632699">Astımın 4 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğru bilinen yanlışlar sofraları tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogru-bilinen-yanlislar-sofralari-tehdit-ediyor-632294</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:47:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sofraları]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zeytin ve sütte "yeni nesil" dönem başladı. Olivtech Fuarı’na katılan bilim insanları, gıdadaki bilgi kirliliğine karşı uyardı: Etiketleri doğru okuyun, bilimsel veriden şaşmayın. Barışın simgesi zeytin ve sağlığın temeli süt için İzmir’de güç birliği yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-bilinen-yanlislar-sofralari-tehdit-ediyor-632294">Doğru bilinen yanlışlar sofraları tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zeytin ve sütte &#8220;yeni nesil&#8221; dönem başladı. Olivtech Fuarı’na katılan bilim insanları, gıdadaki bilgi kirliliğine karşı uyardı: Etiketleri doğru okuyun, bilimsel veriden şaşmayın. Barışın simgesi zeytin ve sağlığın temeli süt için İzmir’de güç birliği yapıldı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Gurme İzmir Olivtech &#8211; 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, düzenlenen paneller ve deneyim alanlarıyla sektör profesyonellerini, akademisyenleri ve ziyaretçileri bir araya getirdi. Gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda, süt ve zeytinyağı başta olmak üzere temel gıda ürünleri; bilimsel veriler, kültürel miras ve sürdürülebilirlik perspektifiyle ele alınırken, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri ve sergilerle ziyaretçilere çok yönlü bir fuar deneyimi sunuldu.</p>
<p><strong>Doğru bilinen yanlışlar</strong></p>
<p>Grme İzmir – Olivtech Fuarı Etkinlik Sahnesi’nde, “Tüketim – Deneyim – Algı” temasıyla düzenlenen oturumlar ve tadım etkinlikleri büyük ilgi gördü. “Sütü Nasıl Tüketiyoruz? Yeni Nesil Yaklaşımlar” başlıklı panelin moderatörlüğü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Karagözlü tarafından gerçekleştirildi. Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedef Nehir El, Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyesi ve TE-TA Teknik Tarım Genel Müdürü Sumer Tömek Bayındır ile Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykan Candemir konuşmacı olarak yer aldı. Prof. Dr. Cem Karagözlü, süt ve süt ürünlerinin gıda sektörü içindeki stratejik konumuna dikkat çekerek, “Tüketici alışkanlıkları hızla değişirken, beslenmede doğru bildiğimiz pek çok konunun yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Tüketici nereye doğru evriliyor, doğru bilinen yanlışlar neler; bu soruların yanıtlarını alanında uzman isimlerle birlikte değerlendireceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Üretimde bilgi ve teknoloji vurgusu</strong></p>
<p>Sumer Tömek Bayındır, süt üretiminde kalite ve sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için üreticinin doğru bilgi ve teknolojiyle desteklenmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Bayındır, “Süt sektörünün hak ettiği değeri bulamaması üreticiyi zorlayan önemli bir konu. Kooperatifleşmenin güçlendirilmesi de sektör açısından kritik. Üreticinin birlikte hareket etmesi, pazarlama gücünü ve dayanıklılığını artıracaktır. Üreticiye doğru teknolojilerin ulaştırılmasıyla birlikte ise sektör daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha güçlü bir yapıya kavuşabilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bilinçli tüketim ve doğru etiket okumanın önemi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Sedef Nehir El, gıda tüketiminde bilinçli tercihlere dikkat çekerek, tüketicilerin ürün etiketlerini doğru okumasının önemini vurguladı. Sedef Nehir El, “Tüketicinin yalnızca tek bir değere odaklanmak yerine, ürünün genel besin profilini birlikte değerlendirmesi gerekir. Doğru bilgiye dayalı tüketim alışkanlıkları da hem bireysel sağlık hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşımakta. Gıda seçimlerinde ise bilimsel verilerin rehber alınması gerekir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tüketici davranışında yeni dönem</strong></p>
<p>Prof. Dr. Aykan Candemir, süt ve süt ürünleri özelinde tüketici davranışlarının son yıllarda önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirterek, pazarlamada artık yalnızca ürünün değil; sürdürülebilirlik, marka değeri ve teknolojinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Candemir, “Süt ve süt ürünlerinde de artık temel beklenti yalnızca tüketim değil; işlev, fayda ve güven unsurları. Artık üreticilerin rekabet edebilmesi için hikayesi olan, sürdürülebilir ve katma değer yaratan ürünlere yönelmesi gerekiyor. Doğru kurgulandığında bu alanda çok başarılı işler ortaya koymak mümkün” diyerek doğru planlama ve strateji ile sektörün önemli fırsatlar barındırdığını vurguladı. </p>
<p><strong>Zeytinyağında kültürel miras, bilim ve sürdürülebilir gelecek vurgusu</strong></p>
<p>“Gelenekten Geleceğe Zeytinyağının Sofralarımızdaki Değeri” başlıklı panelde ise zeytinyağının kültürel mirastan günümüz beslenme alışkanlıklarına uzanan yolculuğu, çok yönlü ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Konak Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan’ın üstlendiği oturumda, Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Doç. Dr. Levent Köstem, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Özgür Sarıbaş, Genç ve Naturel A.Ş. Kurucu Ortağı Prof. Dr. Seda Genç ile Endokrin, Metabolizma, Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Prof. Dr. Ceyhun Dizdarer, zeytinyağının üretim süreçleri, sağlık üzerindeki etkileri ve doğru tüketim alışkanlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Küçükaltan, zeytinin kültürel ve tarihsel önemine dikkat çekerek, “Zeytin; barışın, bereketin, bolluğun ve medeniyetin sembolü olarak kabul ediliyor. Zeytinyağı ise ekonomik, sağlık ve kültür açısından son derece önemli bir değere sahip. Bu panelde tüm bu boyutlarıyla zeytinyağını kapsamlı şekilde ele alacağız” dedi.</p>
<p><strong>Zeytinyağının tarihsel kökleri ve doğru kullanımı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Seda Genç, zeytinyağının tarihsel köklerine ve mutfaktaki yerine dikkat çekerek, “Bu topraklarda milattan önce 6. yüzyıla kadar uzanan zeytinyağı işleme merkezleri bulunuyor. Yani yaklaşık 2 bin 600 yıldır bu coğrafyada zeytinyağı üretiliyor. Zeytinyağı, Akdeniz’e komşu ülkelerin temel yağlarından biri. Türk mutfağında ise dünyada benzeri olmayan zeytinyağlılar kültürü var. Ancak zeytinyağını doğru kullanmak ve saklamak büyük önem taşır; ısıdan, ışıktan ve havadan korunması gerekir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Zeytinyağı bir kültürel miras”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Levent Köstem, zeytinyağının yalnızca bir gıda ürünü değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel miras olduğunu vurgulayarak, “Bilimsel araştırmalar, zeytinyağının insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koyuyor. Zeytinyağının üretildiği coğrafyada tarım, gastronomi ve turizm birbirini besleyen üç temel alan. Bu üç alan hem ekonomik hem de kültürel açıdan önemli bir değer üretmekte. Bu değerin artmasıyla birlikte zeytinyağı ulusal ve uluslararası ölçekte daha görünür hale gelmiştir” dedi. </p>
<p><strong>“Zeytinyağı, çok boyutlu bir değer taşıyor”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ceyhun Dizdarer ise zeytinyağının çok boyutlu bir değer taşıdığına dikkat çekerek, “Zeytinyağı; kültür, sağlık, beslenme ve ekonomi gibi dört temel alanı içinde barındıran, dünyanın en değerli gıda maddelerinden bir. İnsanlık tarihi incelendiğinde, zeytinyağının 2 bin 500 – 3 bin yıl öncesinden bu yana sadece beslenmede değil; yara iyileştirme, kas ağrılarının hafifletilmesi gibi farklı alanlarda da kullanıldığı görülmekte” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Zeytin bir hafıza, zeytinyağı bir medeniyet”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Özgür Sarıbaş da zeytin, zeytinyağı, incir ve üzüm üzerine yürüttükleri akademik çalışmalara değinerek, bu ürünlerin tarımsal değerinin yanı sıra çok katmanlı kültürel bir anlam taşıdığını vurguladı. Sarıbaş, hazırladıkları kitap çalışmalarında bu ürünleri tarihsel, dinsel, arkeolojik, mitolojik, kültürel, botanik, turizm ve ekonomi boyutlarıyla ele aldıklarını belirterek, “Zeytin sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda bir hafıza; zeytinyağı ise bu hafızanın medeniyete dönüşmüş halidir” diyerek hazırladıkları zeytinyağı kitabında 30 farklı araştırmacı ve 12 farklı branştan akademisyenin katkı sunduğunu, bu yönüyle çalışmanın disiplinler arası güçlü bir bilimsel üretim niteliği taşıdığını ifade etti.</p>
<p><strong>Hekimlik ve eczacılık perspektifinden zeytin ve zeytinyağının sağlık boyutu konuşuldu</strong></p>
<p>Dr. Esat Hoşgönül ve Dr. Feray Özgür Saraçoğlu’nun konuşmacı olarak yer aldığı “Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde Hekimler ve Eczacılar” başlıklı oturumda ise zeytin ve zeytinyağı üretim süreçlerinin sağlık alanıyla kesişen yönleri ele alındı. Hekimlik ve eczacılık perspektifinden değerlendirilen panelde, üretimden tüketime uzanan zincirde zeytinyağının insan sağlığı üzerindeki etkileri ve bilimsel boyutu katılımcılarla paylaşıldı.</p>
<p><strong>Mutfak atölyeleri ve sergiler</strong></p>
<p>Gün boyunca, ayrıca, Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde, Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak ve öğrencilerinin katılımıyla düzenlenen mutfak atölyelerinde Mövenpick Otel’den Executive Chef Murat Yıldız “Levrekli şevketi bostan” ve Kaya Otel’den Sous Şef Yahya Yıldırım “İzmir kumru ekmeği üzerine enginarlı köfte” hazırlayarak ziyaretçilere sundu. Dokuz Eylül, Katip Çelebi, İzmir Ekonomi üniversiteleri ile İzmir Konak Meslek Yüksekokulu iş birliğiyle gerçekleştirilen tadım etkinlikleri, Oliv Bar  alanındaki zeytinyağı, zeytin ve peynir tadımları ile Köstem Zeytinyağı Müzesi özel seçkisi sergisi de ziyaretçilere fuar boyunca çok yönlü bir deneyim sundu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-bilinen-yanlislar-sofralari-tehdit-ediyor-632294">Doğru bilinen yanlışlar sofraları tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olivtech Fuarı&#8217;nda Ege&#8217;nin gastronomik mirası keşfe çıkıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olivtech-fuarinda-egenin-gastronomik-mirasi-kesfe-cikiyor-2-632192</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:43:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[gastronomik]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[mirası]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[olivtech]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[üretici]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632192</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech Fuarı, Ege'nin zengin gastronomik mirasını keşfetmek isteyenleri bir araya getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olivtech-fuarinda-egenin-gastronomik-mirasi-kesfe-cikiyor-2-632192">Olivtech Fuarı&#8217;nda Ege&#8217;nin gastronomik mirası keşfe çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech Fuarı, Ege&#8217;nin zengin gastronomik mirasını keşfetmek isteyenleri bir araya getiriyor. Yerel yönetimler, üreticiler ve uzmanların katıldığı panellerde, kaliteli üretimden sürdürülebilirliğe kadar pek çok başlık ele alınırken, Mutfak Atölyesi&#8217;nde Ege mutfağının özgün tatları şefler tarafından yaratıcı tariflerle sunuluyor. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Gurme İzmir Olivtech &#8211; 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, ortaya çıkardığı ticari hacmin yanı sıra birbirinden farklı konuların ele alındığı geniş programıyla sektördeki güncel başlıkları ele alıyor. Fuar kapsamında düzenlenen ve yerel yönetim, kamu ile kooperatif temsilcilerini bir araya getiren, “Zeytinin Yolculuğu: Kalite, Verim ve Gelecek” başlıklı panelin moderatörlüğünü, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür üstlendi. Bademli Kooperatif Başkanı Hurşit Nallı, Gödence Kooperatif Başkanı Çağatay Özcan Kokulu ile Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu konuşmacı olarak yer aldı. </p>
<p><strong>Zeyin Konseyi kuruldu</strong><br /> Bülent Üngür, zeytinciliğin İzmir için stratejik bir üretim alanı olduğuna dikkat çekerek, “Zeytin sadece bir tarım ürünü değil, bu coğrafyanın kültürü, ekonomisi ve geleceği. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üreticiyi güçlendiren, kooperatifleri destekleyen ve yerel kalkınmayı önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Kooperatiflerimizin daha güçlü hale gelmesi, üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önemde. Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz Zeytin Konseyi’nde, İzmir’in ve Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında güçlü bir konumda olduğu, ancak asıl hedefin katma değerli üretimi artırmak ve markalaşmak olduğu net şekilde ortaya kondu. En önemli başlıklardan biri de sektör genelinde kalite standardizasyonunun sağlanması” dedi.</p>
<p><strong>Büyükşehir&#8217;den tarıma dev destek</strong><br /> İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sağlanan tarımsal destekler ve kooperatiflerden yapılan alımlara da dikkat çeken Üngür, “İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi olarak 2026 yılında tarıma ayırdığımız destekler 1,4 milyar TL’yi buluyor. Bununla da yetinmedik; üretim, hastalık ve zararlılarla mücadele ile sulama desteklerinin yanı sıra İZTARIM tarafından bu yıl 22’ncisi açılan İZMAR şubeleri aracılığıyla 2025 yılında doğrudan kooperatiflerden yaklaşık 694 milyon TL’lik alım gerçekleştirildi” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İzmir Büyükşehir Belediyesi tarımda adeta bir bakanlık gibi çalışıyor”</strong><br /> Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çağatay Özcan Kokulu, “Gödence’de, tarımsal amaçlı kooperatiflerin yerel yönetimlerle birlikte hareket etmesinin ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledik. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu noktada adeta bir bakanlık gibi çalışıyor. Üreticiye dokunan, sahayı bilen ve çözüm üreten bir yaklaşım sergiliyor. Zeytinin anavatanı Türkiye’dir ve özellikle Kuzey Ege, Edremit bölgesi bu anlamda çok özel bir yere sahiptir. Bu değeri koruyarak geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğu” dedi. </p>
<p><strong>“Hasat, kaliteyi belirleyen en kritik aşama”</strong><br /> Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu, zeytinyağında kaliteyi belirleyen en önemli unsurların başında hasadın geldiğini vurgulayarak, “Zeytin kesinlikle yere düşmeden, mümkün olduğunca elle hasat edilmeli. Hasadın erken ya da geç yapılması da doğrudan kaliteyi etkiler. Bu nedenle doğru zamanda hasat, büyük önem taşıyor.  Zeytin ve zeytinyağında taklit ve tağşişe karşı güçlü bir altyapıya sahibiz. Tüm bu süreçlerin doğru yönetilmesi kaliteyi güvence altına alıyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“İmalat süreçleri de en az üretim kadar önemli”</strong><br /> Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hurşit Nallı, zeytin ve zeytinyağı üretiminde yalnızca bahçe bakımının yeterli olmadığını vurgulayarak, “Bir üreticinin sadece bahçesindeki iyi bakım artık yeterli değil, imalat süreçleri de en az üretim kadar önemli. Zeytinyağında kaliteyi yükseltmek için tüm zincirin doğru yönetilmesi gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>“Bu yapı Türkiye&#8217;ye örnek olmalı”</strong><br /> “Süt ve Peynir Üretiminde Değer Zinciri” başlıklı panelin moderatörlüğünü, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Raşit Uysal yaptı. Uysal, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üretici kooperatiflerine verdiği desteğin altını çizerek, bunun ekonomik değerinin yanı sıra aynı zamanda gıda güvenliği açısından da kritik olduğunu belirtti. Uysal, “İzmir’de belediye ve kooperatif iş birliğiyle uzun yıllardır uygulanan süt dağıtım projeleri hem üreticiyi güçlendirdi hem de toplumun sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimini artırdı. Bu yapı doğru bir yapı ve tüm ülkeye örnek olmalı” dedi.</p>
<p><strong>“Kaliteli ürünün temeli kaliteli hammadde”</strong><br /> Panelde konuşan Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Akpınar, değer zincirinin çiftlikte başladığını vurgulayarak, kaliteli ürünün temelinin kaliteli hammadde olduğunu belirtti. </p>
<p><strong>“Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz”</strong><br /> Tire Süt Kooperatifi Genel Müdür Yardımcısı Fatih Karataş ise değer zincirinin üreticiyle başladığını vurgulayarak, “Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz. Planlı üretim ve sürecin doğru yönetilmesi bu işin temeli. İzmir’de ortaya çıkan model Türkiye için önemli bir örnek; belediyeler kooperatiflere sahip çıktığında üretici, kooperatif ve yerel yönetim aynı hedefte buluşuyor ve bu da sahada karşılığını buluyor” dedi. Belediyelerin ve kooperatiflerin kurduğu market yapısına da değinen Karataş, ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştığını belirterek, “Aracısız yapı hem üreticiye hem tüketiciye katkı sağlıyor. İnsanlar doğduğu topraklarda üretmek ve yaşamak istiyor. Bu modeli güçlendirdikçe üretim de refah da artacak” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Değer zinciri bütüncül bir yapı ile ele alınmalı”</strong><br /> Pınar Süt İmalat Müdürü Hüseyin Önel ise süt ve süt ürünlerinde değer zincirini süt temininden lojistiğe, işleme süreçlerinden ambalajlamaya ve dağıtıma kadar bütüncül bir yapı içinde ele aldıklarını belirterek, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve katma değerli ürünlerin sektörün geleceğini şekillendirdiğini ifade etti.  Fonksiyonel ve yüksek proteinli ürünlere talebin arttığını belirten Önel,  bu doğrultuda geliştirdikleri yeni ürünlerle hem farklılaştıklarını hem de katma değer yarattıklarını söledi. </p>
<p><strong>Bağdan şişeye kalite yolculuğu konuşuldu</strong><br /> “Bağdan Şişeye: Terroir, Teknoloji ve Trendler” başlıklı bir diğer oturumunun moderatörlüğünü ise Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Altındişli üstlendi. Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Yücel, Usca Bağcılık ve Şarapçılık Kurucusu ve Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak ile Danışman Önolog Işık Gülçubuk konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, kaliteli şarabın temelinin bağda atıldığı ve terroirin belirleyici rolü vurgulanırken, Türkiye’nin zengin üzüm çeşitliliğinin korunmasının önemi, iklim koşullarının üretime etkisi ve gıda teknolojisinin üzümden şaraba uzanan süreçte kaliteyi belirleyen temel unsurlardan biri olduğu ifade edildi.</p>
<p><strong>Mutfak Atölyesi’nde Ege lezzetleri ziyaretçi ile buluşuyor </strong><br /> Fuar kapsamında düzenlenen Mutfak Atölyesi, Ege mutfağının özgün tatlarını ziyaretçilerle buluşturuyor. Türk mutfağının önemli temsilcilerinden Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde gerçekleştirilen atölyede, alanında uzman isimler özel reçetelerini paylaşıyor. DoubleTree by Hilton Executive Chef’i İlhami Dinç, Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak ve öğrencileri ile birlikte, Ege’nin zengin bitki çeşitliliğini yaratıcı bir tarifle yorumladı. Atölyede hazırlanan “Çağla bademli ballı Ege otları harmanı”, bölgenin doğallığını ve lezzet mirasını yansıtan özel bir sunum olarak öne çıkarken katılımcılardan büyük beğeni kazandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olivtech-fuarinda-egenin-gastronomik-mirasi-kesfe-cikiyor-2-632192">Olivtech Fuarı&#8217;nda Ege&#8217;nin gastronomik mirası keşfe çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olivtech Fuarı&#8217;nda Ege&#8217;nin gastronomik mirası keşfe çıkıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olivtech-fuarinda-egenin-gastronomik-mirasi-kesfe-cikiyor-632168</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:42:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[gastronomik]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[mirası]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[olivtech]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>
		<category><![CDATA[üretici]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632168</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech Fuarı, Ege'nin zengin gastronomik mirasını keşfetmek isteyenleri bir araya getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olivtech-fuarinda-egenin-gastronomik-mirasi-kesfe-cikiyor-632168">Olivtech Fuarı&#8217;nda Ege&#8217;nin gastronomik mirası keşfe çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech Fuarı, Ege&#8217;nin zengin gastronomik mirasını keşfetmek isteyenleri bir araya getiriyor. Yerel yönetimler, üreticiler ve uzmanların katıldığı panellerde, kaliteli üretimden sürdürülebilirliğe kadar pek çok başlık ele alınırken, Mutfak Atölyesi&#8217;nde Ege mutfağının özgün tatları şefler tarafından yaratıcı tariflerle sunuluyor. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Gurme İzmir Olivtech &#8211; 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, ortaya çıkardığı ticari hacmin yanı sıra birbirinden farklı konuların ele alındığı geniş programıyla sektördeki güncel başlıkları ele alıyor. Fuar kapsamında düzenlenen ve yerel yönetim, kamu ile kooperatif temsilcilerini bir araya getiren, “Zeytinin Yolculuğu: Kalite, Verim ve Gelecek” başlıklı panelin moderatörlüğünü, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür üstlendi. Bademli Kooperatif Başkanı Hurşit Nallı, Gödence Kooperatif Başkanı Çağatay Özcan Kokulu ile Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu konuşmacı olarak yer aldı. </p>
<p><strong>Zeyin Konseyi kuruldu</strong><br />Bülent Üngür, zeytinciliğin İzmir için stratejik bir üretim alanı olduğuna dikkat çekerek, “Zeytin sadece bir tarım ürünü değil, bu coğrafyanın kültürü, ekonomisi ve geleceği. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üreticiyi güçlendiren, kooperatifleri destekleyen ve yerel kalkınmayı önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Kooperatiflerimizin daha güçlü hale gelmesi, üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önemde. Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz Zeytin Konseyi’nde, İzmir’in ve Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında güçlü bir konumda olduğu, ancak asıl hedefin katma değerli üretimi artırmak ve markalaşmak olduğu net şekilde ortaya kondu. En önemli başlıklardan biri de sektör genelinde kalite standardizasyonunun sağlanması” dedi.</p>
<p><strong>Büyükşehir&#8217;den tarıma dev destek</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sağlanan tarımsal destekler ve kooperatiflerden yapılan alımlara da dikkat çeken Üngür, “İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi olarak 2026 yılında tarıma ayırdığımız destekler 1,4 milyar TL’yi buluyor. Bununla da yetinmedik; üretim, hastalık ve zararlılarla mücadele ile sulama desteklerinin yanı sıra İZTARIM tarafından bu yıl 22’ncisi açılan İZMAR şubeleri aracılığıyla 2025 yılında doğrudan kooperatiflerden yaklaşık 694 milyon TL’lik alım gerçekleştirildi” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İzmir Büyükşehir Belediyesi tarımda adeta bir bakanlık gibi çalışıyor”</strong><br />Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çağatay Özcan Kokulu, “Gödence’de, tarımsal amaçlı kooperatiflerin yerel yönetimlerle birlikte hareket etmesinin ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledik. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu noktada adeta bir bakanlık gibi çalışıyor. Üreticiye dokunan, sahayı bilen ve çözüm üreten bir yaklaşım sergiliyor. Zeytinin anavatanı Türkiye’dir ve özellikle Kuzey Ege, Edremit bölgesi bu anlamda çok özel bir yere sahiptir. Bu değeri koruyarak geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğu” dedi. </p>
<p><strong>“Hasat, kaliteyi belirleyen en kritik aşama”</strong><br />Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu, zeytinyağında kaliteyi belirleyen en önemli unsurların başında hasadın geldiğini vurgulayarak, “Zeytin kesinlikle yere düşmeden, mümkün olduğunca elle hasat edilmeli. Hasadın erken ya da geç yapılması da doğrudan kaliteyi etkiler. Bu nedenle doğru zamanda hasat, büyük önem taşıyor.  Zeytin ve zeytinyağında taklit ve tağşişe karşı güçlü bir altyapıya sahibiz. Tüm bu süreçlerin doğru yönetilmesi kaliteyi güvence altına alıyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“İmalat süreçleri de en az üretim kadar önemli”</strong><br />Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hurşit Nallı, zeytin ve zeytinyağı üretiminde yalnızca bahçe bakımının yeterli olmadığını vurgulayarak, “Bir üreticinin sadece bahçesindeki iyi bakım artık yeterli değil, imalat süreçleri de en az üretim kadar önemli. Zeytinyağında kaliteyi yükseltmek için tüm zincirin doğru yönetilmesi gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>“Bu yapı Türkiye&#8217;ye örnek olmalı”</strong><br />“Süt ve Peynir Üretiminde Değer Zinciri” başlıklı panelin moderatörlüğünü, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Raşit Uysal yaptı. Uysal, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üretici kooperatiflerine verdiği desteğin altını çizerek, bunun ekonomik değerinin yanı sıra aynı zamanda gıda güvenliği açısından da kritik olduğunu belirtti. Uysal, “İzmir’de belediye ve kooperatif iş birliğiyle uzun yıllardır uygulanan süt dağıtım projeleri hem üreticiyi güçlendirdi hem de toplumun sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimini artırdı. Bu yapı doğru bir yapı ve tüm ülkeye örnek olmalı” dedi.</p>
<p><strong>“Kaliteli ürünün temeli kaliteli hammadde”</strong><br />Panelde konuşan Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Akpınar, değer zincirinin çiftlikte başladığını vurgulayarak, kaliteli ürünün temelinin kaliteli hammadde olduğunu belirtti. </p>
<p><strong>“Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz”</strong><br />Tire Süt Kooperatifi Genel Müdür Yardımcısı Fatih Karataş ise değer zincirinin üreticiyle başladığını vurgulayarak, “Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz. Planlı üretim ve sürecin doğru yönetilmesi bu işin temeli. İzmir’de ortaya çıkan model Türkiye için önemli bir örnek; belediyeler kooperatiflere sahip çıktığında üretici, kooperatif ve yerel yönetim aynı hedefte buluşuyor ve bu da sahada karşılığını buluyor” dedi. Belediyelerin ve kooperatiflerin kurduğu market yapısına da değinen Karataş, ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştığını belirterek, “Aracısız yapı hem üreticiye hem tüketiciye katkı sağlıyor. İnsanlar doğduğu topraklarda üretmek ve yaşamak istiyor. Bu modeli güçlendirdikçe üretim de refah da artacak” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Değer zinciri bütüncül bir yapı ile ele alınmalı”</strong><br />Pınar Süt İmalat Müdürü Hüseyin Önel ise süt ve süt ürünlerinde değer zincirini süt temininden lojistiğe, işleme süreçlerinden ambalajlamaya ve dağıtıma kadar bütüncül bir yapı içinde ele aldıklarını belirterek, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve katma değerli ürünlerin sektörün geleceğini şekillendirdiğini ifade etti.  Fonksiyonel ve yüksek proteinli ürünlere talebin arttığını belirten Önel,  bu doğrultuda geliştirdikleri yeni ürünlerle hem farklılaştıklarını hem de katma değer yarattıklarını söledi. </p>
<p><strong>Bağdan şişeye kalite yolculuğu konuşuldu</strong><br />“Bağdan Şişeye: Terroir, Teknoloji ve Trendler” başlıklı bir diğer oturumunun moderatörlüğünü ise Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Altındişli üstlendi. Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Yücel, Usca Bağcılık ve Şarapçılık Kurucusu ve Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak ile Danışman Önolog Işık Gülçubuk konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, kaliteli şarabın temelinin bağda atıldığı ve terroirin belirleyici rolü vurgulanırken, Türkiye’nin zengin üzüm çeşitliliğinin korunmasının önemi, iklim koşullarının üretime etkisi ve gıda teknolojisinin üzümden şaraba uzanan süreçte kaliteyi belirleyen temel unsurlardan biri olduğu ifade edildi.</p>
<p><strong>Mutfak Atölyesi’nde Ege lezzetleri ziyaretçi ile buluşuyor </strong><br />Fuar kapsamında düzenlenen Mutfak Atölyesi, Ege mutfağının özgün tatlarını ziyaretçilerle buluşturuyor. Türk mutfağının önemli temsilcilerinden Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde gerçekleştirilen atölyede, alanında uzman isimler özel reçetelerini paylaşıyor. DoubleTree by Hilton Executive Chef’i İlhami Dinç, Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak ve öğrencileri ile birlikte, Ege’nin zengin bitki çeşitliliğini yaratıcı bir tarifle yorumladı. Atölyede hazırlanan “Çağla bademli ballı Ege otları harmanı”, bölgenin doğallığını ve lezzet mirasını yansıtan özel bir sunum olarak öne çıkarken katılımcılardan büyük beğeni kazandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olivtech-fuarinda-egenin-gastronomik-mirasi-kesfe-cikiyor-632168">Olivtech Fuarı&#8217;nda Ege&#8217;nin gastronomik mirası keşfe çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahar geldi, alerji kabusu başladı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bahar-geldi-alerji-kabusu-basladi-631658</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:24:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kabusu]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631658</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baharın gelişiyle doğa canlanırken, ağaç, çimen ve yabani ot polenlerinin havadaki yoğunluğu zirveye ulaşıyor, milyonlarca kişi için alerji şikayetleri artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-geldi-alerji-kabusu-basladi-631658">Bahar geldi, alerji kabusu başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baharın gelişiyle doğa canlanırken, ağaç, çimen ve yabani ot polenlerinin havadaki yoğunluğu zirveye ulaşıyor, milyonlarca kişi için alerji şikayetleri artıyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek,</strong> burun akıntısı, uzayan öksürük, hapşırma, gözlerde sulanma, kaşıntı hatta nefes almada zorluk gibi şikayetlerin bahar mevsiminde yaygınlaştığını, bazı kişilerde astım ataklarını da tetikleyebildiğini söylüyor. Özellikle ilkbaharda artan polenlerin yalnızca dışarıyla sınırlı kalmadığını, evin içinde de gizli ve önemli bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tülek “Bahar alerjisinde en büyük sorun; yanlış bilgilerle hareket edilerek alerjenlere maruz kalmaktır. Oysa doğru bilgilenme ve basit önlemlerle alerji yönetimi kolay ve etkili hale gelir” diyor. Prof. Dr. Baykal Tülek, bahar alerjisinde doğru sanılan 8 yanlışı anlattı ve basit ama etkili önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Alerji sadece baharda olur: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Bu en yaygın yanılgılardan biridir. Bahar aylarında polenler arttığı için şikayetler belirginleşse de alerji yılın sadece bu dönemine özgü değildir. Ev tozu akarları, küf, evcil hayvan tüyleri ve hava kirliliği gibi faktörler dört mevsim etkisini sürdürebilir. Bu nedenle yalnızca bahara odaklanmak, alerjinin gerçek kaynağını gözden kaçırmaya neden olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Polene karşı ev içinde güvendeyiz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Sanılanın aksine polenler sadece dış ortamda kalmaz. Saç, cilt ve kıyafetler aracılığıyla evin içine taşınır ve özellikle yatak, koltuk ve perdelerde tutunarak etkisini sürdürür. Kişinin dışarı çıkmadığı günlerde bile şikayetlerinin devam etmesine neden olabilir. Bu nedenle eve dönüşte duş almak, kıyafet değiştirmek ve ortam hijyenini sağlamak en az dışarıdaki korunma kadar önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Alerji sadece burun akıntısı ve hapşırmadan ibarettir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Alerji, yalnızca basit bir nezle gibi düşünülmemelidir. Gözlerde kaşıntı ve sulanma, uzayan öksürük, göğüste sıkışma, nefes darlığı, uyku bozukluğu ve günlük performansta düşüş gibi çok daha geniş bir etki alanına sahiptir. Özellikle astım ile ilişkili durumlarda, alerji ciddi solunum problemlerine zemin hazırlayabilir.</p>
<ul>
<li><strong>İlaçlar tek başına yeterlidir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Prof. Dr. Baykal Tülek “Alerji tedavisinde ilaçlar önemli olsa da tek başına yeterli değildir. Ne bir hava filtresi ne de tek bir ilaç tüm sorunu ortadan kaldırır. Çevresel önlemlerle desteklenmeden, sadece geçici rahatlama sağlar. Kalıcı iyilik hali için; alerjenle temasın azaltılması, yaşam alanının düzenlenmesi ve günlük alışkanlıkların gözden geçirilmesi gerekir. En etkili yaklaşım, doğru tedavi ile doğru yaşam düzeninin birlikte uygulanmasıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Pencereyi açıp evi havalandırmak her zaman iyidir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Temiz hava almak sağlıklı olsa da polen yoğunluğunun yüksek olduğu bahar aylarında açık pencereler tam tersine alerjenleri içeri taşır. Özellikle sabah saatlerinde havalandırma yapmak, evin içindeki polen yükünü artırabilir. Bu nedenle havalandırma saatleri ve yöntemi mevsime göre planlanmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Maske sadece viral enfeksiyonlu hastalar için gereklidir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Pandemiyle birlikte hayatımıza giren maskeler, aslında alerji hastaları için de önemli bir koruyucudur. Çoğu kişinin tercih etmediği maske kullanımı, basit ama etkili bir korunma yöntemidir. Özellikle yoğun polen dönemlerinde dışarıda maske kullanmak ya da süpürge filtresi temizliği gibi yoğun alerjene maruz kalma anlarında maskeler solunan alerjen miktarını azaltabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Alerji zamanla kendiliğinden geçer: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek “Bazı kişiler belirtilerin zamanla azalacağını düşünerek doktora başvurmaz, önlem almayı erteler. Oysa kontrol altına alınmayan alerji, zamanla daha şiddetli hale gelebilir ve alt solunum yollarını etkileyerek astım gibi daha ciddi hastalıklara zemin hazırlayabilir. Alerjiye karşı erken önlem almak ve süreci doğru yönetmek bu nedenle büyük önem taşır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Burun açıcı spreyler ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi gelir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Hızlı rahatlama sağladığı için sık tercih edilen burun açıcı spreyler, bilinçsiz kullanıldığında tam tersi etki yaratabilir. Uzun süreli kullanım burunda “geri tepme” etkisine yol açarak tıkanıklığı artırabilir ve bağımlılık benzeri bir tablo oluşturabilir. Bu nedenle bu tür ürünler kısa süreli ve kontrollü kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>xxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Bahar alerjisine karşı 10 etkili önlem!</strong></p>
<p><strong>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek, </strong>bahar alerjisine karşı 10 etkili önlemi şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde dışarı çıkarken maske ve güneş gözlüğü takmak</li>
</ul>
<ul>
<li>Dışarıdan geldikten sonra duş almak ve kıyafet değiştirmek </li>
<li>Burun içini salin solüsyonu (serum fizyolojik) ile temizlemek</li>
<li>Ev ve araçta camları kapalı tutmak </li>
<li>Polen filtreli hava temizleyicileri kullanmak</li>
<li>Çamaşırları dışarıda kurutmamak</li>
<li>Evde nem oranını kontrol altında tutmak</li>
<li>Nevresimleri en az 60 derecede yıkamak,</li>
<li>Toz tuttuğu için evde halı ve peluş oyuncak bulundurmamak</li>
<li>Doktorun önerdiği tedavi yöntemini uygulamak</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-geldi-alerji-kabusu-basladi-631658">Bahar geldi, alerji kabusu başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sıfır atık mutfak&#8221; yaklaşımı yaygınlaşmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sifir-atik-mutfak-yaklasimi-yayginlasmali-631499</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:44:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda İsrafı]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[mutfak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631499</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, 29 Nisan Gıda İsrafını Durdurma Günü kapsamında değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sifir-atik-mutfak-yaklasimi-yayginlasmali-631499">&#8220;Sıfır atık mutfak&#8221; yaklaşımı yaygınlaşmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, 29 Nisan Gıda İsrafını Durdurma Günü kapsamında değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Birçok gıda çöpe gidiyor…</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Beslenme Uzm. Hatice Nurseda Hatunoğlu, evlerde fark edilmeden büyüyen gıda israfına dikkat çekerek, “Evlerde en sık israf edilen gıdaların başında ekmek, taze sebze ve meyveler, süt ve süt ürünleri ile pişmiş yemek artıkları geliyor. Özellikle çabuk bozulan gıdalar, plansız alışveriş ve uygun olmayan saklama koşulları nedeniyle tüketilemeden çöpe gidebiliyor.” dedi.</p>
<p><strong> Planlı alışveriş israfı azaltıyor!</strong></p>
<p>İsrafı önlemenin en önemli adımlarından birinin alışverişi planlı yapmak olduğunu söyleyen Hatunoğlu, “Bunun için alışveriş öncesinde evde bulunan gıdalar kontrol edilmeli ve ihtiyaca göre bir liste hazırlanmalıdır. Ayrıca açken alışveriş yapmaktan kaçınılmalıdır. Çünkü açlık hissi, ihtiyaç dışı gıdalara yönelimi artırabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Planlı haftalık menü israfı önlüyor! </strong></p>
<p>Haftalık menü planı yapmanın gıda israfını azaltmada etkili bir yöntem olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Menü planı sayesinde aynı malzemeler farklı öğünlerde değerlendirilebilir, gereksiz alışverişin önüne geçilir ve yemek hazırlama süreci daha düzenli hale gelir.” ifadesinde bulundu. </p>
<p><strong>Artan yemekler doğru şekilde değerlendirilmeli</strong></p>
<p>Artan yemeklerin doğru saklama ve yeniden kullanma yöntemleriyle güvenli şekilde tüketilebileceğini vurgulayan Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Artan yemekler doğru şekilde saklandığında ve uygun yöntemlerle yeniden değerlendirildiğinde hem güvenli hem de besleyici olabilir. Örneğin sebze yemekleri çorbalara eklenebilir, pilavlar farklı tariflerle yeniden hazırlanabilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, yemeklerin piştikten sonra uzun süre oda sıcaklığında bekletilmemesi, mümkün olan en kısa sürede buzdolabına kaldırılması, buzdolabında da uzun süre bekletilmemesi ve tekrar tüketilirken yeterli sıcaklığa ulaşmasının sağlanmasıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Sıfır atık mutfak” yaklaşımı yaygınlaşmalı</strong></p>
<p>“Sıfır atık mutfak” anlayışının önemine dikkat çeken Beslenme Uzm. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sıfır atık mutfak yaklaşımı, gıdaların mümkün olan en verimli şekilde kullanılmasını ve atığın en aza indirilmesini hedefler. Bu yaklaşımda sadece yenilebilir kısımlar değil, kabuk ve sap gibi genellikle atılan bölümler de değerlendirilir. Porsiyon kontrolü yapmak ve artan yemekleri yeniden kullanmak bu yaklaşımda oldukça önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Bayatlayan gıdalar çöpe gitmek zorunda değil</strong></p>
<p>Bayat ekmeklerin galeta unu ya da kruton olarak kullanılabileceğini belirten Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Bayatlayan ekmekler galeta unu, kruton veya farklı yemeklerde kullanılabilirken, yumuşamaya başlayan meyveler smoothie ya da komposto yapımında değerlendirilebilir. Sebzeler ise çorba, püre veya fırın yemeklerine eklenerek yeniden kullanılabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Az ama doğru alışveriş” vurgusu</strong></p>
<p>Doğru alışveriş alışkanlıklarının önemine değinen Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Az ama doğru alışveriş yapmak için ihtiyaç kadar ürün almak, mevsiminde gıdaları tercih etmek ve tüketilebilecek miktarda alışveriş yapmak gerekir. Alışveriş yaparken bilinçli ve planlı olmak oldukça önemlidir.” ifadesinde de bulundu. </p>
<p><strong>İsrafı azaltan basit alışkanlıklar!</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Mutfakta israfı azaltmak için haftalık menü planı yapmak, alışveriş listesi hazırlamak, gıdaları doğru saklamak, son kullanma tarihlerini düzenli kontrol etmek ve artan yemekleri değerlendirmek gibi basit alışkanlıklar oldukça etkilidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gıda israfı bütçeyi ve sağlığı da etkiliyor</strong></p>
<p>Çöpe atılan her gıdanın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sağlık ve çevre açısından da kayıp olduğunu belirten Hatunoğlu, “Çöpe atılan her gıda, aslında harcanan paranın, emeğin ve doğal kaynakların kaybı anlamına gelir. Bunun yanında plansız alışveriş ve tüketim, sağlıksız beslenme alışkanlıklarını da beraberinde getirebilir. Bu nedenle gıda israfı yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sağlık ve çevre açısından da önemli bir sorundur.” dedi.</p>
<p><strong>Küçük adımlar büyük fark oluşturur!</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, gıda israfını önlemek için büyük değişimlere gerek olmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gıda israfını önlemek için büyük değişikliklere gerek yoktur. Küçük ama bilinçli adımlar hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önemli sonuçlar doğurur. İhtiyacımız kadar almak ve elimizdeki gıdaları en iyi şekilde değerlendirmek, sürdürülebilir ve sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sifir-atik-mutfak-yaklasimi-yayginlasmali-631499">&#8220;Sıfır atık mutfak&#8221; yaklaşımı yaygınlaşmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kocaeli, afetlere karşı tek yürek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocaeli-afetlere-karsi-tek-yurek-631269</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kapsam]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yürek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631269</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, afetlere karşı bilinçli ve hazırlıklı bir toplum oluşturma hedefi doğrultusunda eğitim çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-afetlere-karsi-tek-yurek-631269">Kocaeli, afetlere karşı tek yürek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, afetlere karşı bilinçli ve hazırlıklı bir toplum oluşturma hedefi doğrultusunda eğitim çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, Gebze Belediyesi iş birliğiyle geniş katılımlı “Afet Farkındalık Eğitimleri ve Tahliye Tatbikatları” gerçekleştirildi. Gebze’de 5 bin öğrenciye ulaşılan eğitimlerde, afet öncesi, sırası ve sonrasında doğru davranış biçimleri anlatılarak öğrencilere önemli bilgiler aktarıldı. Eğitimlerle afetlere karşı bilinçli ve hazırlıklı bireylerin yetiştirilmesi hedeflendi.</p>
<p><b>GEBZE’DE 8 FARKLI OKULDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen eğitim programları bu kez Gebze’de toplumun her kesimini kapsayacak şekilde planlandı. 8 farklı okulda gerçekleştirilen programlara öğrenciler, öğretmenler, okul personeli ve özel gereksinimli bireyler katıldı. Böylece afet farkındalığı çalışmalarında kapsayıcı bir yaklaşım benimsenerek toplumun farklı kesimlerine doğrudan ulaşıldı. Alanında uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimlerde; deprem öncesi hazırlık, deprem anında doğru davranışlar, tahliye süreçleri, toplanma alanlarının önemi ve afet çantası hazırlığı gibi hayati konular ele alındı.</p>
<p><b>YAŞ GRUPLARINA UYGUN ANLATIM TEKNİKLERİ</b><br />Eğitimler, yaş gruplarına uygun anlatım teknikleri, görsel materyaller ve uygulamalı çalışmalarla desteklendi. Bu sayede katılımcıların yalnızca bilgi edinmesi değil, olası afet durumlarında doğru davranışları uygulamalı olarak öğrenmesi hedeflendi.</p>
<p><b>KAPSAYICI EĞİTİM YAKLAŞIMI GÜÇLENİYOR</b><br />Program kapsamında özel gereksinimli bireylerin afet anında güvenli ve doğru davranış geliştirmeleri amaçlandı. Bu doğrultuda 34 özel gereksinimli bireye yönelik, ihtiyaçlara göre uyarlanmış eğitimler gerçekleştirildi. Uygulamalı anlatımlarla desteklenen süreçle kapsayıcı eğitim anlayışı sahada etkin şekilde hayata geçirildi.</p>
<p><b>5 BİNDEN FAZLA KİŞİYE ULAŞILDI</b><br />Büyükşehir Belediyesi’nin kenti afetlere karşı daha bilinçli ve dirençli hale getirme hedefiyle yürüttüğü çalışmalar kapsamında, Gebze’de düzenlenen eğitim ve tatbikat programlarında toplam 5 bin 293 öğrenci ve personele ulaşıldı. Eğitimlere 2 bin 284 kız, 2 bin 683 erkek öğrenci katılırken; 226 kadın ve 100 erkek personel de programlarda yer aldı.</p>
<p><b>“EĞİTİMLER TOPLUMUN TAMAMINI KAPSIYOR”</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanı Şemsettin Yıldırım, afet farkındalık çalışmalarının hem kapsam hem de yöntem açısından sürekli geliştirildiğini belirterek, “Eğitimlerimizi yalnızca belirli kurum ve gruplarla sınırlı tutmuyoruz. Mahalleleri de sürece dâhil ederek toplumun tamamını kapsayıcı bir yapı oluşturuyoruz. Bu doğrultuda kapsam ve metot olarak sürekli geliştirilen eğitim modelleriyle çalışmalarımızı büyüterek daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyoruz.” dedi.</p>
<p><b>AMAÇ; BİLİNÇLİ, HAZIRLIKLI VE DİRENÇLİ TOPLUM</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde sürdürdüğü eğitim çalışmalarıyla öğrencilerin, eğitimcilerin ve tüm katılımcıların afetlere karşı doğru bilgiye sahip olmasını ve olası durumlarda bilinçli hareket etmesini hedefliyor. Afetlere dirençli bir toplum yapısının güçlendirilmesine katkı sunan bu çalışmalar, yerel düzeyde farkındalık ve hazırlık kapasitesinin artırılmasında önemli rol oynuyor.</p>
<p><b>EĞİTİMLER KENT GENELİNDE DEVAM EDECEK</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “Kocaeli Afetlere Dirençli Toplum” anlayışıyla afet farkındalık eğitimlerini kent genelinde yaygınlaştırmayı sürdürüyor. Toplumun tüm kesimlerine ulaşmayı hedefleyen eğitim ve tatbikat faaliyetlerinin önümüzdeki süreçte de artarak devam etmesi planlanıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-afetlere-karsi-tek-yurek-631269">Kocaeli, afetlere karşı tek yürek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kronobeslenme: Beslenmede Yeni Yaklaşım, Doğru Saatte Yemek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kronobeslenme-beslenmede-yeni-yaklasim-dogru-saatte-yemek-631130</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmede]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[kronobeslenme]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Murat Baş]]></category>
		<category><![CDATA[saatlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[saatte]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beslenmede yalnızca ne yediğimiz değil, ne zaman yediğimiz de sağlığımız üzerinde belirleyici bir rol oynuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronobeslenme-beslenmede-yeni-yaklasim-dogru-saatte-yemek-631130">Kronobeslenme: Beslenmede Yeni Yaklaşım, Doğru Saatte Yemek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Beslenmede yalnızca ne yediğimiz değil, ne zaman yediğimiz de sağlığımız üzerinde belirleyici bir rol oynuyor. “Kronobeslenme” olarak tanımlanan bu yaklaşım, vücudun biyolojik saatiyle uyumlu beslenmenin önemini ortaya koyuyor. Araştırmalar, aynı yemeğin günün farklı saatlerinde tüketildiğinde metabolik yanıtların değiştiğini ve özellikle geç saatlerde alınan öğünlerin daha olumsuz etkiler oluşturduğunu gösteriyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, geç saatlerde yemek yeme alışkanlığının metabolik dengeyi bozduğunu belirterek, “Günün biyolojik ritmiyle uyumlu beslenmek, sağlığın temel belirleyicilerinden biridir. Geç saatlerde yenen yemekler vücudu dinlenme fazında yakalar ve bu durum metabolik yük oluşturur” diyor. Prof. Dr. Murat Baş, özellikle akşam ve gece saatlerinde tüketilen yemeklerin kan şekeri dengesini bozduğunu ve yağ depolanmasını artırdığını vurguluyor.</strong></em></p>
<p>Kronobeslenme alanında yapılan bilimsel çalışmalar, besin alım zamanının glukoz metabolizması ve yağ depolanması üzerinde doğrudan etkili olduğunu ortaya koyuyor. Aynı öğün geç saatlerde yendiğinde vücudun insüline verdiği tepki zayıflıyor ve yemekten sonra kan şekeri daha fazla yükseliyor. Bu bulgulara göre saat 22.00’de tüketilen bir öğün, saat 18.00’de tüketilen aynı öğüne kıyasla daha yüksek glisemik yanıt, daha düşük yağ oksidasyonu ve daha yavaş trigliserid temizlenmesi ile ilişkilendiriliyor. Prof. Dr. Murat Baş, “Yani geç saatlerde aynı yemek yenildiğinde vücut şekeri ve yağı daha kötü dengeliyor; daha fazla kan şekeri yükselmesi ve daha az yağ yakımı oluyor” diyor. </p>
<p><strong>Aynı Yemek, Farklı Saatte Farklı Etki</strong></p>
<p>Kronobeslenme yaklaşımına göre insan vücudu gün içinde daha aktif, gece ise dinlenme modunda çalışıyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu durumu şöyle açıklıyor: “Metabolizma gün içinde enerji kullanımına, gece ise onarım süreçlerine odaklanır. Bu nedenle aynı besin, farklı saatlerde tamamen farklı metabolik sonuçlar doğurabilir.”</p>
<p>Akşam ve gece saatlerinde insülin duyarlılığı azalırken glukoz toleransı düşüyor ve melatonin seviyesi yükseliyor. Bu durum, enerji kullanımını azaltarak alınan kalorilerin daha kolay yağ olarak depolanmasına neden oluyor. Yapılan araştırmalara göre, geç saatlerde yemek yeme alışkanlığı tip 2 diyabet, obezite ve metabolik sendrom riskini artırıyor. Prof. Dr. Murat Baş, “Geç yemek, sadece kilo kontrolünü değil, uzun vadede kardiyometabolik sağlığı, yani kalp-damar sistemi ile metabolizmanın (şeker, yağ ve enerji dengesi) birlikte sağlıklı çalışmasını doğrudan etkiler” diyor.</p>
<p><strong>Akşam Saatlerinde Ne Yemeli? </strong></p>
<p>Uzmanlar akşam öğünlerinde daha hafif ve düşük glisemik yük içeren besinlerin tercih edilmesini öneriyor. Yani sebze ağırlıklı, protein dengeli ve şeker/rafine karbonhidratı düşük öğünler akşam için en uygunu. Lif açısından zengin sebzeler, baklagiller, balık ve yoğurt gibi protein kaynakları metabolik dengeyi destekliyor. Prof. Dr. Murat Baş, “Bilimsel çalışmalar; yoğurt, süt, hindi, tavuk, yumurta, muz ve yulaf gibi triptofan açısından zengin besinlerin yanı sıra ıspanak, pazı, badem, ceviz, kaju ve baklagiller gibi magnezyum içeren gıdaların, hem uyku kalitesini artırmada hem de hormonal dengeyi desteklemede önemli rol oynadığını ortaya koyuyor” şeklinde konuşuyor.</p>
<p>Kronobeslenme araştırmalarının ortak bulgusu, beslenme zamanlamasının en az besin içeriği kadar önemli olduğu yönünde. Prof. Dr. Murat Baş, “Akşam saatlerinde şekerli ve rafine karbonhidratlar, doymuş yağdan zengin ağır yemekler, kafein ve alkolden kaçınılması, metabolizmanın dengede kalması ve gece boyunca daha sağlıklı bir işleyişin sürdürülmesi açısından önem taşıyor. Sağlıklı beslenme sadece ne yediğimizle değil, ne zaman yediğimizle de ilgilidir. Vücudun biyolojik ritmine uyum, metabolik sağlığın temelini oluşturur” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronobeslenme-beslenmede-yeni-yaklasim-dogru-saatte-yemek-631130">Kronobeslenme: Beslenmede Yeni Yaklaşım, Doğru Saatte Yemek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üçay Mühendislik Macaristan&#8217;da şirket kuruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ucay-muhendislik-macaristanda-sirket-kuruyor-630895</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 08:14:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[kuruyor]]></category>
		<category><![CDATA[macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[şirket]]></category>
		<category><![CDATA[üçay]]></category>
		<category><![CDATA[Üçay Mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630895</guid>

					<description><![CDATA[<p>25 yılı aşkın deneyimiyle enerji, elektromekanik, iklimlendirme ve e-mobilite alanlarında faaliyet gösteren Üçay Mühendislik Avrupa Birliği pazarındaki büyüme hedefleri doğrultusunda Macaristan’da şirket kurma kararı aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucay-muhendislik-macaristanda-sirket-kuruyor-630895">Üçay Mühendislik Macaristan&#8217;da şirket kuruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>25 yılı aşkın deneyimiyle enerji, elektromekanik, iklimlendirme ve e-mobilite alanlarında faaliyet gösteren Üçay Mühendislik Avrupa Birliği pazarındaki büyüme hedefleri doğrultusunda Macaristan’da şirket kurma kararı aldı. Şirket, %100 iştiraki olacak yeni yapı üzerinden başta yenilenebilir enerji olmak üzere bölgedeki yatırım fırsatlarını değerlendirmeyi hedefliyor.</strong></p>
<p>Enerji, elektromekanik, iklimlendirme ve e-mobilite alanlarındaki faaliyetleri ile sürdürülebilir ekonomiye katkı sağlayan Üçay Mühendislik, yurt dışı büyüme stratejisi kapsamında önemli bir adım attı. Şirket, Macaristan’da 100 bin Euro sermayeli ve yüzde 100 iştiraki olacak şekilde bir şirket kuracak. Yeni şirketin, başta enerji yatırımları olmak üzere Avrupa Birliği genelinde iş ve yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi amacıyla faaliyet göstermesi hedefleniyor.</p>
<p>Avrupa pazarına açılımı stratejik bir adım olarak gördüklerini belirten <strong>Üçay Mühendislik İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Turan Şakacı,</strong> “Üçay Mühendislik olarak sürdürülebilir büyüme hedeflerimiz doğrultusunda yurt dışı yatırım fırsatlarını yakından takip ediyoruz. Macaristan’da kuracağımız şirket ile Avrupa Birliği pazarında daha etkin bir şekilde yer almayı hedefliyoruz. Özellikle enerji ve mühendislik alanlarında sahip olduğumuz bilgi birikimini uluslararası pazarlara taşımak istiyoruz” dedi.</p>
<p>Avrupa Birliği’nin 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefi doğrultusunda çok güçlü bir dönüşüm sürecine girdiğine dikkat çeken Şakacı, “Bu hedef doğrultusunda enerji altyapısı ve yenilenebilir kaynaklara yönelik her yıl çok büyük ölçekli yatırım ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bu dönüşümün önümüzdeki dönemde hızlanarak devam etmesi bekleniyor. Biz de Üçay Mühendislik olarak bu dönüşümün sunduğu fırsatları doğru pazarlarda değerlendirmeyi, mühendislik gücümüzle Avrupa’daki yeşil dönüşüme katkı sağlamayı ve uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ucay-muhendislik-macaristanda-sirket-kuruyor-630895">Üçay Mühendislik Macaristan&#8217;da şirket kuruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehir&#8217;de çevreci iş birliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-cevreci-is-birligi-2-630394</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[Atık İlaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çevreci]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[protokol]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630394</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin’in Yenişehir ilçesinde, çevre ve halk sağlığını korumaya yönelik önemli bir iş birliği hayata geçirildi. Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ile 25. Bölge Mersin Eczacı Odası Başkanı Aliye Akgül Aydın, evsel kaynaklı atık ilaçların güvenli şekilde toplanması ve bertaraf edilmesini kapsayan bir protokole imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-cevreci-is-birligi-2-630394">Yenişehir&#8217;de çevreci iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Mersin’in Yenişehir ilçesinde, çevre ve halk sağlığını korumaya yönelik önemli bir iş birliği hayata geçirildi. Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ile 25. Bölge Mersin Eczacı Odası Başkanı Aliye Akgül Aydın, evsel kaynaklı atık ilaçların güvenli şekilde toplanması ve bertaraf edilmesini kapsayan bir protokole imza attı. İş birliği protokolü ile evsel atık ilaçlar artık doğaya karışmadan, gönüllü eczanelerdeki toplama noktalarında biriktirilerek güvenli bir şekilde imha edilecek.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve 25. Bölge Mersin Eczacı Odası Başkanı Aliye Akgül Aydın, çevre kirliliğini önlemek ve halk sağlığını korumak amacıyla önemli bir protokole imza attı. İmzalanan protokol kapsamında, Sıfır Atık Yönetmeliği doğrultusunda atık ilaçların kaynağında ayrı toplanması hedefleniyor. Bu çerçevede, ilçedeki gönüllü eczanelere atık ilaç toplama kutuları yerleştirildi. Vatandaşlar, kullanmadıkları veya süresi dolmuş ilaçları bu noktalara bırakarak güvenli bertaraf sürecine katkı sağlayabilecek. Toplanan atık ilaçlar Yenişehir Belediyesi’ne ait Atık Getirme Merkezi’nde geçici olarak depolanacak. Ardından belirli aralıklarla lisanslı bertaraf tesislerine gönderilerek mevzuata uygun şekilde imha edilecek. Uygulama ile hem çevre kirliliğinin önüne geçilmesi hem de toplum sağlığının korunması amaçlanırken, aynı zamanda sürdürülebilir atık yönetimi sisteminin güçlendirilmesi hedefleniyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>BAŞKAN ÖZYİĞİT: İLAÇLARI ÇÖPE DEĞİL, KUTUYA BIRAKIN</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Protokolle ilgili konuşan Başkan Özyiğit: “Yenişehir Belediyesi olarak “Sıfır Atık” ilkesini sadece bir yönetmelik gereği değil, bir yaşam felsefesi olarak görüyoruz. Bugün 25. Bölge Mersin Eczacı Odası ile imzaladığımız bu protokol, bu felsefenin en hassas halkalarından birini oluşturuyor. Evlerimizde süresi dolmuş veya artık kullanılmayan ilaçlar, doğru yönetilmediğinde sessiz birer tehlikeye dönüşüyor. Çöpe atılan her tablet, lavaboya dökülen her şurup doğrudan toprağımıza ve içme suyu kaynaklarımıza karışıyor. Bilimsel veriler gösteriyor ki; dünya genelinde her yıl binlerce ton ilaç kalıntısı sularımızı kirletiyor. Bu kirlilik sadece bugünümüzü değil, çocuklarımızın yarın içeceği suyu da tehdit ediyor. İşte biz, Yenişehir’de bu tehlikeye ‘dur’ diyoruz. Bu protokol kapsamında; İlçemizdeki gönüllü eczanelerimize atık ilaç toplama kutularımızı yerleştirdik. Yurttaşlardan ricamız; dolaplarınızda bekleyen, tarihi geçmiş veya tedavisi bitmiş ilaçları çöpe atmamanızdır. Bu ilaçları size en yakın gönüllü eczanemizdeki güvenli kutulara bırakmanızı bekliyoruz. Toplanan bu atıklar, belediyemizin Atık Getirme Merkezi’nde uzman ekiplerimizce güvenle depolanacak ve oradan lisanslı tesislerde çevreye zarar vermeden imha edilecektir. Biliyoruz ki; çevrenin sağlığı korunmadan insan sağlığını korumak mümkün değildir. Bu anlamlı projede bizlerle omuz omuza veren Mersin Eczacı Odası Başkanı Sayın Aliye Akgül Aydın’a, projeye destek veren gönüllü eczacılarımıza ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Daha temiz, daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir Yenişehir için el ele vermeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>AYDIN: DOĞRU YÖNETİLMEYEN İLAÇ, YARININ SAĞLIK RİSKİDİR</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Mersin Eczacı Odası Başkanı Aliye Akgül Aydın, dünyada her yıl binlerce ton ilaç kalıntısının su kaynaklarına karıştığına dikkat çekerek şunları söyledi: <span><span><span>“Dünya genelinde her yıl yaklaşık 8 bin 500 ton ilaç kalıntısı su kaynaklarına karışıyor ve ciddi bir kirlilik oluşturuyor. Bu durumun önemli nedenlerinden biri, atık ilaçların doğru şekilde toplanmaması ve uygun yöntemlerle imha edilmemesi. Kullanılmayan ya da yanlış şekilde imha edilen ilaçlar; suya ve toprağa karışarak çevreyi, doğayı, hayvanları ve insan sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Biz bu sürece ‘tek sağlık’ yaklaşımıyla bakıyoruz. Yani insan sağlığını korumak, ancak çevreyi ve doğayı da koruyabildiğimizde mümkün. Mersin Eczacı Odası olarak böyle bir konuda çalışmak, üretmek ve çözümün bir parçası olmak bizim için en değerli sorumluluklardan biri. Çünkü biz eczacılar; ilacın sadece tedavi sürecinde değil, keşfinden üretimine, kullanımından imhasına kadar tüm yaşam döngüsünde sorumluluk alıyoruz.</span></span></span> <span><span><span>Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz Evsel Atık İlaç Toplama Projemiz kapsamında, Yenişehir Belediyesi ile iş birliği içinde Yenişehir’deki gönüllü eczanelerimize atık ilaç kutularının dağıtımına bugün itibarıyla başladık. Yenişehir halkımız, bugün itibarıyla bu kutuların bulunduğu eczanelerimize gelerek evlerinde bulunan son kullanma tarihi geçmiş ya da tedavisi tamamlanmış ilaçları güvenle teslim edebilir ve doğanın korunmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca bu proje, akılcı ilaç kullanımını da desteklemektedir. Akılcı ilaç kullanımı; ilacın doğru zamanda, doğru dozda ve yalnızca ihtiyaç duyulduğunda kullanılması anlamına gelir. Gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilmesi, hem insan sağlığını korur hem de oluşacak atık miktarını azaltır. Toplum sağlığını ve çevreyi korumak için sorumluluk almaya, üretmeye ve çözümün bir parçası olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki doğru yönetilmeyen her ilaç, yarının suyu ve sağlığı için bir risk oluşturuyor.” </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ÇAMLI: ATIK İLAÇLAR ÇEVREYE BÜYÜK ZARAR VERİYOR</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yenişehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Öykü Zor Çamlı ise, ilaçların lavaboya dökülmesinin gizli tehlikelerine dikkat çekerek, “Atık ilaçlar yalnızca evlerdeki tarihi geçmiş ilaçlardan ibaret değil. Bu ilaçların yanı sıra vefat etmiş hastalardan kalan ilaçlar veya tedavi süreci değişmiş olan hastalardan kalan ilaçlar da büyük bir atık ilaç problemi yaşatıyor şehrimize. Bunları çöpe atmak veya lavabolara dökmek pratik bir çözüm gibi gözükse de kesinlikle çevreye büyük bir zarar veriyor. Sıfır Atık Yönetmeliği kapsamında atıkların kaynağından ayrılması ve çevreye zarar vermemesi ilkesine dayanarak atık ilaç kutularımızı gönüllü eczanelerimize yerleştirdik. Bu yerleşen ilaçları tek tek her eczanelerimizin araması doğrultusunda veya haftanın belirli günlerinde toplayıp uygun şekilde lisans testlerde bertarafa göndereceğiz. Bu da aslında Hem evlerdeki birikmiş ilaçlardan zehirlenme risklerini azaltacak. Hem toprağı hem suyu korumuş olacağız.” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yenişehir Belediyesi <span>Tehlikesiz</span> Atık Toplama ve Ayırma Tesisi Müdürü İhsan Salman da, toplama kutularının özel bir kilitleme mekanizmasına sahip olduğunu ve dışarıdan müdahaleye kapalı olduğunu belirtti. Eczacı Aybüke Kırılmaz ve Selim Özkaraman ise eczacıların bu süreçte bir sağlık köprüsü görevi gördüğünü vurgulayarak, projenin tüm Mersin’e yayılmasını temenni ettiler.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-cevreci-is-birligi-2-630394">Yenişehir&#8217;de çevreci iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehir&#8217;de çevreci iş birliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-cevreci-is-birligi-630376</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:28:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[Atık İlaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çevreci]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[protokol]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630376</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin’in Yenişehir ilçesinde, çevre ve halk sağlığını korumaya yönelik önemli bir iş birliği hayata geçirildi. Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ile 25. Bölge Mersin Eczacı Odası Başkanı Aliye Akgül Aydın, evsel kaynaklı atık ilaçların güvenli şekilde toplanması ve bertaraf edilmesini kapsayan bir protokole imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-cevreci-is-birligi-630376">Yenişehir&#8217;de çevreci iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Mersin’in Yenişehir ilçesinde, çevre ve halk sağlığını korumaya yönelik önemli bir iş birliği hayata geçirildi. Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ile 25. Bölge Mersin Eczacı Odası Başkanı Aliye Akgül Aydın, evsel kaynaklı atık ilaçların güvenli şekilde toplanması ve bertaraf edilmesini kapsayan bir protokole imza attı. İş birliği protokolü ile evsel atık ilaçlar artık doğaya karışmadan, gönüllü eczanelerdeki toplama noktalarında biriktirilerek güvenli bir şekilde imha edilecek.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve 25. Bölge Mersin Eczacı Odası Başkanı Aliye Akgül Aydın, çevre kirliliğini önlemek ve halk sağlığını korumak amacıyla önemli bir protokole imza attı. İmzalanan protokol kapsamında, Sıfır Atık Yönetmeliği doğrultusunda atık ilaçların kaynağında ayrı toplanması hedefleniyor. Bu çerçevede, ilçedeki gönüllü eczanelere atık ilaç toplama kutuları yerleştirildi. Vatandaşlar, kullanmadıkları veya süresi dolmuş ilaçları bu noktalara bırakarak güvenli bertaraf sürecine katkı sağlayabilecek. Toplanan atık ilaçlar Yenişehir Belediyesi’ne ait Atık Getirme Merkezi’nde geçici olarak depolanacak. Ardından belirli aralıklarla lisanslı bertaraf tesislerine gönderilerek mevzuata uygun şekilde imha edilecek. Uygulama ile hem çevre kirliliğinin önüne geçilmesi hem de toplum sağlığının korunması amaçlanırken, aynı zamanda sürdürülebilir atık yönetimi sisteminin güçlendirilmesi hedefleniyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>BAŞKAN ÖZYİĞİT: İLAÇLARI ÇÖPE DEĞİL, KUTUYA BIRAKIN</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Protokolle ilgili konuşan Başkan Özyiğit: “Yenişehir Belediyesi olarak “Sıfır Atık” ilkesini sadece bir yönetmelik gereği değil, bir yaşam felsefesi olarak görüyoruz. Bugün 25. Bölge Mersin Eczacı Odası ile imzaladığımız bu protokol, bu felsefenin en hassas halkalarından birini oluşturuyor. Evlerimizde süresi dolmuş veya artık kullanılmayan ilaçlar, doğru yönetilmediğinde sessiz birer tehlikeye dönüşüyor. Çöpe atılan her tablet, lavaboya dökülen her şurup doğrudan toprağımıza ve içme suyu kaynaklarımıza karışıyor. Bilimsel veriler gösteriyor ki; dünya genelinde her yıl binlerce ton ilaç kalıntısı sularımızı kirletiyor. Bu kirlilik sadece bugünümüzü değil, çocuklarımızın yarın içeceği suyu da tehdit ediyor. İşte biz, Yenişehir’de bu tehlikeye ‘dur’ diyoruz. Bu protokol kapsamında; İlçemizdeki gönüllü eczanelerimize atık ilaç toplama kutularımızı yerleştirdik. Yurttaşlardan ricamız; dolaplarınızda bekleyen, tarihi geçmiş veya tedavisi bitmiş ilaçları çöpe atmamanızdır. Bu ilaçları size en yakın gönüllü eczanemizdeki güvenli kutulara bırakmanızı bekliyoruz. Toplanan bu atıklar, belediyemizin Atık Getirme Merkezi’nde uzman ekiplerimizce güvenle depolanacak ve oradan lisanslı tesislerde çevreye zarar vermeden imha edilecektir. Biliyoruz ki; çevrenin sağlığı korunmadan insan sağlığını korumak mümkün değildir. Bu anlamlı projede bizlerle omuz omuza veren Mersin Eczacı Odası Başkanı Sayın Aliye Akgül Aydın’a, projeye destek veren gönüllü eczacılarımıza ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Daha temiz, daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir Yenişehir için el ele vermeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>AYDIN: DOĞRU YÖNETİLMEYEN İLAÇ, YARININ SAĞLIK RİSKİDİR</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Mersin Eczacı Odası Başkanı Aliye Akgül Aydın, dünyada her yıl binlerce ton ilaç kalıntısının su kaynaklarına karıştığına dikkat çekerek şunları söyledi: <span><span><span>“Dünya genelinde her yıl yaklaşık 8 bin 500 ton ilaç kalıntısı su kaynaklarına karışıyor ve ciddi bir kirlilik oluşturuyor. Bu durumun önemli nedenlerinden biri, atık ilaçların doğru şekilde toplanmaması ve uygun yöntemlerle imha edilmemesi. Kullanılmayan ya da yanlış şekilde imha edilen ilaçlar; suya ve toprağa karışarak çevreyi, doğayı, hayvanları ve insan sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Biz bu sürece ‘tek sağlık’ yaklaşımıyla bakıyoruz. Yani insan sağlığını korumak, ancak çevreyi ve doğayı da koruyabildiğimizde mümkün. Mersin Eczacı Odası olarak böyle bir konuda çalışmak, üretmek ve çözümün bir parçası olmak bizim için en değerli sorumluluklardan biri. Çünkü biz eczacılar; ilacın sadece tedavi sürecinde değil, keşfinden üretimine, kullanımından imhasına kadar tüm yaşam döngüsünde sorumluluk alıyoruz.</span></span></span> <span><span><span>Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz Evsel Atık İlaç Toplama Projemiz kapsamında, Yenişehir Belediyesi ile iş birliği içinde Yenişehir’deki gönüllü eczanelerimize atık ilaç kutularının dağıtımına bugün itibarıyla başladık. Yenişehir halkımız, bugün itibarıyla bu kutuların bulunduğu eczanelerimize gelerek evlerinde bulunan son kullanma tarihi geçmiş ya da tedavisi tamamlanmış ilaçları güvenle teslim edebilir ve doğanın korunmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca bu proje, akılcı ilaç kullanımını da desteklemektedir. Akılcı ilaç kullanımı; ilacın doğru zamanda, doğru dozda ve yalnızca ihtiyaç duyulduğunda kullanılması anlamına gelir. Gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilmesi, hem insan sağlığını korur hem de oluşacak atık miktarını azaltır. Toplum sağlığını ve çevreyi korumak için sorumluluk almaya, üretmeye ve çözümün bir parçası olmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki doğru yönetilmeyen her ilaç, yarının suyu ve sağlığı için bir risk oluşturuyor.” </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ÇAMLI: ATIK İLAÇLAR ÇEVREYE BÜYÜK ZARAR VERİYOR</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yenişehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Öykü Zor Çamlı ise, ilaçların lavaboya dökülmesinin gizli tehlikelerine dikkat çekerek, “Atık ilaçlar yalnızca evlerdeki tarihi geçmiş ilaçlardan ibaret değil. Bu ilaçların yanı sıra vefat etmiş hastalardan kalan ilaçlar veya tedavi süreci değişmiş olan hastalardan kalan ilaçlar da büyük bir atık ilaç problemi yaşatıyor şehrimize. Bunları çöpe atmak veya lavabolara dökmek pratik bir çözüm gibi gözükse de kesinlikle çevreye büyük bir zarar veriyor. Sıfır Atık Yönetmeliği kapsamında atıkların kaynağından ayrılması ve çevreye zarar vermemesi ilkesine dayanarak atık ilaç kutularımızı gönüllü eczanelerimize yerleştirdik. Bu yerleşen ilaçları tek tek her eczanelerimizin araması doğrultusunda veya haftanın belirli günlerinde toplayıp uygun şekilde lisans testlerde bertarafa göndereceğiz. Bu da aslında Hem evlerdeki birikmiş ilaçlardan zehirlenme risklerini azaltacak. Hem toprağı hem suyu korumuş olacağız.” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yenişehir Belediyesi Tehlikeli Atık Toplama ve Ayırma Tesisi Müdürü İhsan Salman da, toplama kutularının özel bir kilitleme mekanizmasına sahip olduğunu ve dışarıdan müdahaleye kapalı olduğunu belirtti. Eczacı Aybüke Kırılmaz ve Selim Özkaraman ise eczacıların bu süreçte bir sağlık köprüsü görevi gördüğünü vurgulayarak, projenin tüm Mersin’e yayılmasını temenni ettiler.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-cevreci-is-birligi-630376">Yenişehir&#8217;de çevreci iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çayırova&#8217;daki önemli kavşakta sona doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cayirovadaki-onemli-kavsakta-sona-dogru-629966</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 07:29:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çayırova]]></category>
		<category><![CDATA[daki]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[kavşakta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=629966</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, Çayırova Özgürlük Mahallesi’nde, Abdurrahman Korhan, Fatih ve Yavuz Sultan Selim Caddelerinin kesişiminde yürüttüğü kavşak düzenlemesi çalışması ile bölgedeki ulaşımı kesintisiz ve daha konforlu hale getirecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cayirovadaki-onemli-kavsakta-sona-dogru-629966">Çayırova&#8217;daki önemli kavşakta sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, Çayırova Özgürlük Mahallesi’nde, Abdurrahman Korhan, Fatih ve Yavuz Sultan Selim Caddelerinin kesişiminde yürüttüğü kavşak düzenlemesi çalışması ile bölgedeki ulaşımı kesintisiz ve daha konforlu hale getirecek.</p>
<p><b>AMAÇ KESİNTİSİZ TRAFİĞE KATKI SUNMAK</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, geçmiş dönemlerde Çayırova’da hayata geçirdiği üstyapı yatırımlarına bir yenisini daha ekliyor. Trafiğin kesintisiz ve daha sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için Özgürlük Mahallesi’nde Abdurrahman Korhan, Fatih ve Yavuz Sultan Selim Caddelerinin kesişiminde yürütülen kavşak düzenleme çalışmaları hız kesmeden devam ediyor.</p>
<p><b>İLAVE ŞERİTLER VE REFÜJLER TAMAMLANDI</b><br />Büyükşehir Belediyesi Yol ve Bakım Dairesi Başkanlığı ekipleri, çalışmalar dahilinde Yavuz Sultan Selim Caddesi üzerinde yeni inşa edilen cami meydanına paralel iki ilave şerit oluşturdu. Ayrıca 300 metre uzunluğundaki refüj imalatı da tamamlandı.</p>
<p><b>750 TON ASFALT SERİLECEK</b><br />Çalışmaların devamında ekipler, kavşak bölgesinde 750 ton binder asfalt serimi gerçekleştirecek. Ardından yol ve yaya geçitlerinin çizgileri çekilerek düzenleme tamamlanacak. Büyükşehir Belediyesi, bu çalışma ile bölgede trafik yoğunluğunu azaltmayı ve daha güvenli, konforlu bir ulaşım sağlamayı hedefliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cayirovadaki-onemli-kavsakta-sona-dogru-629966">Çayırova&#8217;daki önemli kavşakta sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki Bin Üniversite Adayı, YKS Soru Çözüm ve Strateji Geliştirme Kampında Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iki-bin-universite-adayi-yks-soru-cozum-ve-strateji-gelistirme-kampinda-bulustu-629461</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:14:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[kampı]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=629461</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi tarafından, üniversite sınavına hazırlanan öğrenci ve mezunları desteklemek, sürece katkı sağlamak amacıyla “YKS Soru Çözüm ve Strateji Geliştirme Kampı” düzenlendi. 18-19 Nisan 2026 tarihleri arasında Karatay Gençlik Merkezi’nde gerçekleşen etkinliğe, 2.000’e yakın üniversite adayı katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iki-bin-universite-adayi-yks-soru-cozum-ve-strateji-gelistirme-kampinda-bulustu-629461">İki Bin Üniversite Adayı, YKS Soru Çözüm ve Strateji Geliştirme Kampında Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi tarafından, üniversite sınavına hazırlanan öğrenci ve mezunları desteklemek, sürece katkı sağlamak amacıyla “YKS Soru Çözüm ve Strateji Geliştirme Kampı” düzenlendi. 18-19 Nisan 2026 tarihleri arasında Karatay Gençlik Merkezi’nde gerçekleşen etkinliğe, 2.000’e yakın üniversite adayı katıldı.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Öğrenci ve mezunların eksik konularını tespit etmeleri, çıkmış sorular üzerinden çözüm tekniklerini geliştirmeleri ve sınav anında zamanı daha verimli kullanabilmelerini sağlamak amacıyla KTO Karatay Üniversitesi tarafından YKS Soru Çözüm ve Strateji Geliştirme Kampı düzenlendi. Açılış programı ile başlayan etkinliğe, KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Filiz Erbay, Kimya Öğretmeni Görkem Şahin, Türkçe Öğretmeni Kadir Gümüş, Matematik Öğretmeni Nagihan Damargüç, Coğrafya Öğretmeni Bayram Meral, Dijital İçerik Üreticisi Ümit Erdim ve 2.000’e yakın üniversite adayı katıldı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Kararlılığın ve Doğru Stratejilerin Nasıl Farklılık Oluşturacağını Birlikte Öğreneceğiz”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Programın açılış konuşmasını yapan KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Filiz Erbay; “Bugün burada soru çözmenin yanı sıra kendinizi keşfetmek, eksiklerinizi fark etmek ve hedeflerinize bir adım daha yaklaşmak için bir araya geldik. Bu kamp, sıradan bir ders süreci değil. Disiplinin, kararlılığın ve doğru stratejilerin nasıl farklılık oluşturacağını birlikte yaşayacağımız bir program olacak. Ayrıca bu kampın benim için ayrı bir anlamı var. Çünkü kendi oğlum da bugün sizlerle birlikte bu sürecin bir parçası. Bu da benim heyecanımı ve inancımı daha da artırıyor. Kamp süresi boyunca, alanında uzman öğretmenlerimizin anlatımlarıyla, öğretici ve eğlenceli içeriklerle, bilgi yarışmaları ve sürpriz çekilişlerle dolu bir program sizleri bekliyor. Kampımızın temel amacı, sizlere sadece ne çalışmanız gerektiğini değil, nasıl çalışmanız gerektiğini öğretmektir. YKS bilgiyi ölçen bir sınavdır fakat aynı zamanda zamanı yönetebilme, doğru soruyu doğru şekilde okuyabilme ve stres altında doğru karar verebilme sınavıdır. Sormaktan çekinmeyin, denemekten vazgeçmeyin ve en önemlisi, kendinize inanmayı asla bırakmayın.</span> <span>Hepinize verimli ve keyifli bir kamp süreci diliyorum” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Alanında Uzman Eğitmenler ile Yoğunlaştırılmış YKS Programı</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Açılış konuşmasının ardından, kimya dersinde Görkem Şahin ve Türkçe dersinde Kadir Gümüş, üniversite adaylarıyla bir araya geldi. İkinci gün ise Ümit Erdim’in sunumuyla matematik dersinde Nagihan Damargüç ile coğrafya dersinde Bayram Meral, öğrenci ve mezunlarla buluştu. Alanında uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilen derslerde, çıkmış sorular üzerinden çözüm teknikleri detaylı şekilde ele alınırken, adayların en çok zorlandığı konular üzerinde yoğunlaşıldı. Katılımcılar, birebir soru çözme imkânı buldukları oturumlarda hem eksiklerini tamamlama fırsatı yakaladı hem de sınav anında uygulayabilecekleri pratik stratejiler geliştirdi. Eğitimlerin yanı sıra düzenlenen bilgi yarışmaları ve etkileşimli etkinlikler, adayların motivasyonunu artırdı. Kamp süresince gerçekleştirilen sürpriz çekilişler ve ödüller de gençlere keyifli anlar yaşattı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Üniversite adaylarının sınav sürecine daha bilinçli, planlı ve özgüvenli bir şekilde hazırlanmalarına katkı sağlayan ve iki gün boyunca yoğun bir katılımla gerçekleşen YKS Soru Çözüm ve Strateji Geliştirme Kampı, katılımcılardan tam not alarak başarıyla tamamlandı.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iki-bin-universite-adayi-yks-soru-cozum-ve-strateji-gelistirme-kampinda-bulustu-629461">İki Bin Üniversite Adayı, YKS Soru Çözüm ve Strateji Geliştirme Kampında Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eklem Yaşlanmasını Durdurmak Mümkün mü?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eklem-yaslanmasini-durdurmak-mumkun-mu-629380</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[durdurmak]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[Ortopedi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmasını]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=629380</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eklem sağlığı çoğu zaman yalnızca yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülse de, güncel bilimsel veriler bunun büyük ölçüde yaşam tarzı ve hareket alışkanlıklarıyla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eklem-yaslanmasini-durdurmak-mumkun-mu-629380">Eklem Yaşlanmasını Durdurmak Mümkün mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eklem sağlığı çoğu zaman yalnızca yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülse de, güncel bilimsel veriler bunun büyük ölçüde yaşam tarzı ve hareket alışkanlıklarıyla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Modern ortopedi yaklaşımında artık sadece ağrıyı tedavi etmek değil; eklemin biyomekaniğini anlamak, hareketi analiz etmek ve süreci erken dönemde yönetmek ön plana çıkıyor. Doğru değerlendirme ve kişiye özel planlama ile eklem problemlerinin ilerlemesi yavaşlatılabiliyor hatta birçok durumda cerrahiye gerek kalmadan kontrol altına alınabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mahmud Aydın, eklem yaşlanmasının sebepleri ve tedavi yöntemleri hakkındaki soruları yanıtladı.</p>
<p><strong>Doğru hareket sağlıklı ve genç eklemler</strong></p>
<p>Eklem dokularının “biyolojik yaşı”; takvim yaşından çok, mekanik yüklenme, inflamasyon düzeyi ve yaşam tarzı ile şekillenir. Doğru ve düzenli hareket eden eklemler, hareketsiz ya da yanlış yüklenen eklemlere kıyasla fonksiyonlarını çok daha uzun süre koruyabilir. Bu nedenle hareketin bir yaşı yoktur; aksine doğru hareket, eklem sağlığının en güçlü belirleyicisidir.</p>
<p><strong>Eklem ağrısı sadece bulunduğu yerden kaynaklanmayabilir</strong></p>
<p>Eklem ağrıları çoğu zaman yalnızca ağrı hissedilen bölgeden kaynaklanmaz. Modern ortopedi yaklaşımına göre bu ağrılar, vücuttaki biyomekanik zincirin bozulmasının bir sonucu olabilir. Örneğin diz ağrısı; kalça stabilitesindeki bir zayıflık, ayak basış bozukluğu veya omurga hizalanmasındaki problemle ilişkili olabilir. Bu nedenle güncel yaklaşımda yalnızca ağrılı bölgeyi değil, tüm kinetik zinciri değerlendirmek esastır. Bu bakış açısı, hem doğru tanı koymayı kolaylaştırır hem de gereksiz cerrahi müdahalelerin önüne geçer.</p>
<p><strong>Sadece MR yetmez, hareket analizi tanıyı değiştiriyor</strong></p>
<p>Geleneksel görüntüleme yöntemleri (MR, BT) önemli bilgiler sunsa da yalnızca statik veriler sağlar. Oysa birçok ortopedik problem, hareket sırasında ortaya çıkar. Bu noktada devreye giren yeni nesil teknolojiler, özellikle hareket halindeki vücudu analiz ederek fark yaratmaktadır. Radyasyonsuz yürüme ve postür analiz sistemleri sayesinde omurga ve alt ekstremite hizalanması dinamik olarak değerlendirilebilir. Böylece statik görüntülemede fark edilemeyen; yürürken oluşan yük dağılımı bozuklukları, vücudun ağrıyı azaltmak için geliştirdiği gizli denge ve telafi hareketleri ve zamanla başka bölgelere binen fazla yük net şekilde ortaya konur.</p>
<p><strong>Hem statik hem de dinamik değerlendirme sunar</strong></p>
<p>DİERS (Formetric / 4D Motion Lab), omurga ve postürü radyasyon kullanmadan analiz eden ileri teknoloji bir sistemdir. Yüzey topografisi ve optik sensörler aracılığıyla çalışan bu sistem, hem statik hem de dinamik değerlendirme imkanı sunar. DİERS ile omurga hizalanması, pelvis pozisyonu, yük dağılımı, yürüme paterni (4D analiz ile) analiz edilir. </p>
<p>Skolyoz takibi, postür bozuklukları, bel ve sırt ağrıları, yürüme bozuklukları, alt ekstremite yük dağılım analizi, sporcu performans değerlendirmesi yapılabilir. En önemli avantajlarından biri, tamamen radyasyonsuz ve non-invaziv olmasıdır. Özellikle 4D analiz sayesinde hastanın yürüyüşü anlık olarak incelenir ve zaman içindeki hareket değişimleri detaylı şekilde ortaya konur.</p>
<p><strong>Kıkırdak hasarı tamamen iyileşir mi?</strong></p>
<p>Kıkırdak dokusunun kendini yenileme kapasitesi sınırlıdır; ancak günümüzde gelişen rejeneratif tedavilerle bu süreç desteklenebilmektedir. Eklem içi enjeksiyonlar (PRP, hyaluronik asit), hücresel tedaviler ve biyolojik ajanlar; inflamasyonu azaltarak ve doku iyileşmesini destekleyerek eklem ömrünü uzatabilir. İlk amacı desteklemektir, erken evrede oldukça etkilidir. İkincisi ise onarmaktır (repair/regenerate) ve seçilmiş hasta grubunda mümkündür. Doğru hasta ve doğru zamanda uygulandığında bu tedaviler, cerrahi ihtiyacını geciktirebilir hatta bazı durumlarda tamamen ortadan kaldırabilir.</p>
<p><strong>Yaşam tarzı değişikliği önemli</strong></p>
<p>Birçok ortopedik sorun aslında önlenebilir niteliktedir. Doğru egzersiz ve kas dengesi, sağlıklı vücut ağırlığı, inflamasyonu azaltan beslenme, düzenli ve çeşitli hareket eklem sağlığını belirleyen temel faktörlerdir. Özellikle fazla kilo, eklemlere binen yükü katlayarak artırır ve kıkırdak yıpranmasını hızlandırır. Bu nedenle günümüzde “longevity” yaklaşımıyla yalnızca yaşam süresi değil, hareket kalitesi ve bağımsızlık da korunmaya çalışılmaktadır.</p>
<p><strong>Eklem sağlığında doğru yaklaşım: Erken önlem</strong></p>
<p>Eklem sağlığına yaklaşım reaktif değil, proaktif olmalıdır. Kısacası ağrı başladıktan sonra değil, sorun oluşmadan önce önlem alınmalıdır. Eklem check-up yaklaşımı ile biyomekanik problemler erken saptanır, kıkırdak hasarı ilerlemeden önlenir, cerrahi gereksinimi azaltılır. Yaşam boyu ağrısız ve özgür hareket edebilmek, eklemlere gösterilen özenin doğrudan bir sonucudur. Doğru analiz, doğru hareket ve doğru tedavi ile eklem yaşlanması kaçınılmaz bir kader olmaktan çıkarılabilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eklem-yaslanmasini-durdurmak-mumkun-mu-629380">Eklem Yaşlanmasını Durdurmak Mümkün mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakırköy&#8217;de &#8220;Özel Gereksinimli Bireylerde Doğru Beslenme&#8221; Söyleşisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-ozel-gereksinimli-bireylerde-dogru-beslenme-soylesisi-628839</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 16:48:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerde]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gereksinimli]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi’nin Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından, Bakırköy Belediyesi Engelsiz Yaşam Evi Kartaltepe Millet Parkı’nda düzenlenen “Özel Gereksinimli Bireylerde Doğru Beslenme” söyleşisi, diyetisyen Züleyha Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte, özel gereksinimli bireylerin beslenme süreçlerine dair önemli bilgiler paylaşıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-ozel-gereksinimli-bireylerde-dogru-beslenme-soylesisi-628839">Bakırköy&#8217;de &#8220;Özel Gereksinimli Bireylerde Doğru Beslenme&#8221; Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi’nin Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından, Bakırköy Belediyesi Engelsiz Yaşam Evi Kartaltepe Millet Parkı’nda düzenlenen “Özel Gereksinimli Bireylerde Doğru Beslenme” söyleşisi, diyetisyen Züleyha Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte, özel gereksinimli bireylerin beslenme süreçlerine dair önemli bilgiler paylaşıldı.</p>
<p>Bakırköy Belediyesi, toplum sağlığına yönelik farkındalık çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından organize edilen “Özel Gereksinimli Bireylerde Doğru Beslenme” başlıklı söyleşi, vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Bakırköy Belediyesi Engelsiz Yaşam Evi’nde düzenlenen etkinlikte, Diyetisyen Züleyha Yılmaz konuşmacı olarak yer aldı. Söyleşide, özel gereksinimli bireylerin beslenme düzeninin nasıl olması gerektiği, dikkat edilmesi gereken noktalar ve doğru beslenmenin yaşam kalitesine etkileri ele alındı. Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Yılmaz, bireylerin ihtiyaçlarına uygun beslenme planlarının önemine dikkat çekti. Ailelere yönelik önerilerde bulunan Yılmaz, bilinçli beslenmenin hem fiziksel hem de zihinsel gelişim açısından büyük rol oynadığını vurguladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-ozel-gereksinimli-bireylerde-dogru-beslenme-soylesisi-628839">Bakırköy&#8217;de &#8220;Özel Gereksinimli Bireylerde Doğru Beslenme&#8221; Söyleşisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Ağrı Kesici Kullanımı Otizme Neden Olur mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-agri-kesici-kullanimi-otizme-neden-olur-mu-628689</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 08:34:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[kesici]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[otizme]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628689</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde gebelikte ağrı kesici kullanımı ile otizm arasında ilişki olduğuna dair iddialar anne adaylarında ciddi bir endişe yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-agri-kesici-kullanimi-otizme-neden-olur-mu-628689">Hamilelikte Ağrı Kesici Kullanımı Otizme Neden Olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde gebelikte ağrı kesici kullanımı ile otizm arasında ilişki olduğuna dair iddialar anne adaylarında ciddi bir endişe yaratıyor. Özellikle sosyal medya ve çeşitli açıklamalar, bilimsel gerçeklikten uzak yorumlarla kafa karışıklığına neden olabiliyor. Uzmanlar, doğru bilgiye ulaşmanın ve tedavi kararlarını hekimle birlikte vermenin önemine dikkat çekiyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü’nden Uzm. Dr. Burcu Ece Kök Özyürek, gebelikte ağrı kesici kullanımı ve otizmle ilişkisine dair bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Tedaviden kaçınmak daha büyük risk oluşturabilir</strong></p>
<p>Gebelikte kullanılan ağrı kesicilerin otizme yol açabileceğine dair iddialar her zaman gündeme gelmektedir. Bu tür söylemler, özellikle anne adaylarında her zaman ciddi bir kaygı oluşturur. Gebelik zaten başlı başına hassas bir süreçtir ve yanlış ya da eksik bilgiler bu dönemi gereksiz yere daha zor hale getirebilir. </p>
<p>Burada önemli bir denge var. Sadece endişe nedeniyle tedaviden kaçınmak, bazen ilacın kendisinden daha fazla risk yaratabilir. Gebelikte ateşin kontrol altına alınmaması ya da şiddetli ağrının tedavi edilmemesi hem anne hem de bebek açısından olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle “hiç kullanmamak daha güvenlidir” yaklaşımı her zaman doğru değildir.</p>
<p><strong>Bilimsel veriler endişeyi desteklemiyor</strong></p>
<p>Burada en önemli soru şu: Bilimsel veriler bu iddiaları destekliyor mu? The Lancet Obstetrics, Gynaecology &#038; Women’s Health dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir analiz, bu konuyu detaylı şekilde ele aldı. Çok sayıda çalışmanın birlikte değerlendirildiği bu araştırmada, gebelikte parasetamol kullanımının çocuklarda otizm, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) veya zihinsel gelişim sorunlarıyla anlamlı bir ilişkisi gösterilmedi. Bu sonuçlar, mevcut tıbbi kılavuzlarla da uyumlu. Parasetamol, gebelikte ateş ve ağrı tedavisinde güvenli kabul edilen ve sıklıkla ilk tercih edilen ilaçlardan biri olmaya devam etmektedir.</p>
<p><strong>Her gebelik özeldir kararı doktorunuzla verin</strong></p>
<p>Her anne adayının sağlık durumu farklıdır. Bu yüzden ilaç kullanımıyla ilgili kararlar genel bilgilerle değil, kişiye özel değerlendirmelerle verilmelidir. Bir ilacı kullanıp kullanmama kararını sosyal medyaya göre değil, sizi takip eden hekiminizle birlikte verin. Çünkü doğru karar, risk ve faydanın birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Stres ve kaygı da sağlığı etkiler</strong></p>
<p>Gebelik yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda duygusal olarak da hassas bir dönemdir. Artan stres ve kaygının, hem anne hem de bebek üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilimsel olarak biliniyor. Yanlış bilgilerle oluşan gereksiz korkular, anne adaylarının ihtiyaç duydukları tedaviden uzaklaşmasına neden olabilir.</p>
<p><strong>Otizmin tek bir nedeni yok</strong></p>
<p>Otizm spektrum bozukluğu, tek bir nedene bağlı gelişen bir durum değildir. Genetik ve çevresel birçok faktörün birlikte rol oynadığı karmaşık bir süreçtir ve hala araştırılmaktadır. Bu nedenle tek bir ilacı sorumlu göstermek bilimsel gerçeklerle örtüşmez. Gebelikte karşılaştığınız her sağlık durumunda en doğru yaklaşım; güvenilir bilgiye dayanmak ve hekiminizle birlikte hareket etmektir. Doğru bilgi sizi gereksiz kaygıdan korur; doğru tedavi ise hem sizi hem bebeğinizi korur.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-agri-kesici-kullanimi-otizme-neden-olur-mu-628689">Hamilelikte Ağrı Kesici Kullanımı Otizme Neden Olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova&#8217;daki çalıştaydan kritik mesaj</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornovadaki-calistaydan-kritik-mesaj-628511</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 11:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştaydan]]></category>
		<category><![CDATA[daki]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628511</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova’da düzenlenen “Eğitimde Doğru Başlangıç Çalıştayı”nda, okul öncesinden ilkokula geçişin çocukların akademik, sosyal ve duygusal gelişimi açısından kritik önemde olduğu vurgulandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovadaki-calistaydan-kritik-mesaj-628511">Bornova&#8217;daki çalıştaydan kritik mesaj</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova’da düzenlenen “Eğitimde Doğru Başlangıç Çalıştayı”nda, okul öncesinden ilkokula geçişin çocukların akademik, sosyal ve duygusal gelişimi açısından kritik önemde olduğu vurgulandı. Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına dikkat çekerek erken yaşta doğru eğitimin toplumsal güvenlik için de hayati olduğunu ifade etti.</p>
<p>Bornova Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Uğur Mumcu Kültür Merkezi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen “Eğitimde Doğru Başlangıç Çalıştayı”, yalnızca akademik gelişimi değil, çocukların toplumsal geleceğini de ilgilendiren önemli mesajlara sahne oldu. Eğitimciler ve uzman isimlerin katıldığı etkinlikte, okul öncesinden ilkokula geçiş süreci tüm yönleriyle ele alındı.</p>
<p><b>“Geçiş süreci çocuğun tüm yaşamını şekillendiriyor”</b></p>
<p>Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Özel Bornova Radikal Okulları Kampüs Müdürü Ozan Çırak, okul öncesinden ilkokula geçişin çocukların hayatındaki en kritik eşiklerden biri olduğunu vurguladı. Kurumlar arası iş birliğinin bu süreçte belirleyici rol oynadığını ifade etti.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vesile Yıldız ise “İlkokula Geçiş Becerileri ve Uygulamaları” başlıklı sunumunda, okul öncesi eğitimin yalnızca akademik değil, sosyal ve duygusal gelişim açısından da temel oluşturduğunu belirtti.</p>
<p><b>Okullar sadece eğitim değil, koruyucu alanlar</b></p>
<p>Dokuz Eylül İlkokulu Müdürü Cahit Soylu’nun “Bağımlılık” başlıklı sunumu da dikkat çekti. Soylu, erken yaşta doğru yönlendirmenin çocukları risklerden uzak tuttuğunu ifade ederek, okulların aynı zamanda koruyucu bir sosyal alan olduğunun altını çizdi.</p>
<p><b>Başkan Eşki: “Yaşananlar eğitimin önemini gösterdi”</b></p>
<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, çalıştayın önemine dikkat çekerek son dönemde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına değindi. Eşki, “Bu acı olaylar bize bir kez daha gösterdi ki çocuklara küçük yaşlarda verilen eğitim sadece akademik başarı değil, aynı zamanda sağlıklı bireyler ve güvenli bir toplum inşa etmek için kritik öneme sahip” dedi.</p>
<p><b>Uygulamalı eğitimle farkındalık arttı</b></p>
<p>Program kapsamında düzenlenen atölyelerde katılımcılar; STEM uygulamaları, robotik kodlama, sanat ve ritim çalışmaları gibi pek çok alanda interaktif deneyimler yaşadı. Eğitimciler teorik bilgileri pratiğe dökme fırsatı buldu.</p>
<p><b>“Gelecek doğru eğitimle şekillenecek”</b></p>
<p>Gün boyu süren değerlendirme oturumlarıyla sona eren çalıştay, eğitimde erken müdahalenin önemini bir kez daha ortaya koydu. Küçük yaşlarda verilen doğru eğitimin sadece bireylerin değil, toplumun güvenliği ve huzuru açısından da belirleyici olduğu mesajı öne çıktı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornovadaki-calistaydan-kritik-mesaj-628511">Bornova&#8217;daki çalıştaydan kritik mesaj</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Gençlere Eleştirel Düşünce Atölyesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-genclere-elestirel-dusunce-atolyesi-628420</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:39:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[ayırt]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençlere]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[Onbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628420</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği “Genç Filozlar Atölyesi” kapsamında gençler, bilgi kirliliği ve manipülatif söylemler karşısında doğruyu ayırt etme ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirme fırsatı buldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-genclere-elestirel-dusunce-atolyesi-628420">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Gençlere Eleştirel Düşünce Atölyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği “Genç Filozlar Atölyesi” kapsamında gençler, bilgi kirliliği ve manipülatif söylemler karşısında doğruyu ayırt etme ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirme fırsatı buldu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Felsefe alanında yürüttüğü çalışmalarla kentin kültürel ve düşüncel gelişimine önemli katkılar sunan Osmangazi Belediyesi, Aktiffelsefe Bursa iş birliğiyle gençlere yönelik değerli bir atölye gerçekleştirdi. Gençlerin günümüz dünyasında karşılaştıkları bilgi kirliliği, manipülatif söylemler ve yanıltıcı içerikler karşısında bilinçli bireyler olarak hareket edebilmelerini amaçlayan atölye, interaktif yapısıyla dikkat çekerken, katılımcılar, düşüncelerini aktif şekilde ifade ederek sürecin bir parçası oldu. Genç katılımcılar, atölye süresince eğitmen İlker Onbaşı tarafından eleştirel düşüne ve eleştirel düşünceyi inşa etme süreçlerine ilişkin bilgilendirildi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>Amaç Öz ve Hakiki Bilgiyi Ayırt Edebilmek</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Çalışmanın içeriğine ilişkin paylaşımda bulunan atölyenin eğitmeni İlker Onbaşı, gençlerin maruz kaldığı bilgileri doğru analiz edebilmesinin önemine vurgu yaptı. Onbaşı, “Atölyemizde, gençler maruz kaldığı bilgiseli, manipülatif söylemleri, düşünceleri, gerçekten doğru olandan, kalıcı olandan nasıl ayırt edebilirler ve kendileri için değerli olan öz bilgiyi, hakiki bilgiyi nasıl ayırabilirler, bunun üzerine bir çalışma yürütüyoruz.” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Atölyenin klasik eğitim yöntemlerinden farklı olarak tasarlandığına işaret eden Onbaşı, interaktif bir çalışma ile monologdan ziyade, gençlerin fikirlerini, düşüncelerini ifade ederek dahil olabildiği bir çalışma gerçekleştirdiklerine değinerek, şöyle devam etti;</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Atölyemizde hem düşünceyi sağlam temeller üzerine inşa etme, hem de bununla beraber safsata adını verdiğimiz mantık hatalarını, akıl yürütme hilelerini de ayırt ederek, kişilerin dışarıdan maruz kaldıkları bilgileri, haberleri ayırt ederek doğru bilgiye, kendileri için doğru ve önemi olan bilgiye ulaşmalarını sağlıyoruz.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi’ne atölye çalışmalarına verdiği destekten ötürü teşekkürlerinin sunan Onbaşı, Osmangazi Belediyesi’nin Bursa’nın en büyük ilçesi olarak, geniş kitlelere hitap açısından çok değerli kaynaklara sahip olduğunu ve kendilerine de gençlerle buluşma imkanı sağladığını dile getirdi.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-genclere-elestirel-dusunce-atolyesi-628420">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Gençlere Eleştirel Düşünce Atölyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş ipi doğru kullanılmadığında fayda değil zarar verebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar-verebilir-627797</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:12:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti]]></category>
		<category><![CDATA[Diş İpi]]></category>
		<category><![CDATA[Diş İpi Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[fayda]]></category>
		<category><![CDATA[güler]]></category>
		<category><![CDATA[ipi]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılmadığında]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[teknikle]]></category>
		<category><![CDATA[yüzey]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627797</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, diş ipinin doğru teknikle kullanımının ağız ve diş sağlığındaki önemi, kullanım yöntemi ve olası yanlış inanışlar hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar-verebilir-627797">Diş ipi doğru kullanılmadığında fayda değil zarar verebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, diş ipinin doğru teknikle kullanımının ağız ve diş sağlığındaki önemi, kullanım yöntemi ve olası yanlış inanışlar hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Diş ipi, günlük ağız bakım rutininin vazgeçilmez bir parçası olmalı!</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığını korumanın en önemli adımlarından birinin, yalnızca diş fırçalamakla yetinmeyip diş aralarının da etkili şekilde temizlenmesi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Bu noktada diş ipi kullanımı, günlük ağız bakım rutininin vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak doğru teknikle uygulanmadığında istenilen faydayı sağlamadığı gibi diş etlerine zarar da verebilir.” dedi.</p>
<p>Diş ipi kullanımına başlarken yaklaşık 30-40 santimetre uzunluğunda bir parça koparmak gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Güler, “Daha kısa bir ip, parmaklara yeterince sarılamayacağı için kullanım sırasında kayabilir ve kontrolü zorlaştırır. Koparılan diş ipi, iki elin orta parmaklarına sarılarak sabitlenir. Bu sayede ip, kullanım sırasında kaymaz ve daha kontrollü hareket ettirilebilir. Üst dişlerin temizliğinde baş parmaklar, alt dişlerde ise işaret parmakları kullanılarak daha rahat bir uygulama sağlanır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Diş ipinin amacı, dişi sararak yüzey temizliği sağlamak! </strong></p>
<p>Diş ipinin temel amacının, yalnızca diş aralarına girip çıkmak olmadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, şunları söyledi:</p>
<p>“Asıl hedef, dişin yüzeyine temas ederek dişin çevresini saracak şekilde temizlik sağlamaktır. Diş ipi, iki diş arasına nazikçe yerleştirildikten sonra temas noktasından hafif bir hareketle geçirilir ve diş etinin yaklaşık 1 mm altına kadar ilerletilir. Ardından ip, dişe ‘C’ şeklinde sarılarak yukarı doğru çekilir. Aynı işlem, komşu diş için de tekrarlanır. Böylece iki diş arasındaki her iki yüzey de etkin şekilde temizlenmiş olur. Tüm diş araları bu yöntemle tek tek temizlenmelidir.”</p>
<p><strong>Diş ipi kullanımının akşam yatmadan önce yapılması daha uygun! </strong></p>
<p>Diş ipi kullanımının günde bir kez, tercihen akşam yatmadan önce yapılmasını öneren Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Bunun nedeni, gece uyku sırasında tükürük salgısının azalmasıdır. Tükürük miktarının düşmesiyle birlikte ağızda kalan yiyecek artıkları bakteri plağına dönüşür ve bu durum çürük ile diş eti hastalıklarına zemin hazırlar. Bu nedenle gece yatmadan önce hem dişlerin fırçalanması hem de diş aralarının temizlenmiş olması büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Diş ipi kullanımında en doğru yaklaşımın, önce dişlerin fırçalanması, ardından diş ipi ile ara yüz temizliğinin yapılması olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Güler, “Diş fırçası, dişlerin görünen yüzeylerini temizlerken, diş ipi ulaşılması zor olan ara yüzlerde etkili olur.” bilgisini paylaştı.</p>
<p><strong>Doğru teknikle kullanılan diş ipi diş aralarını açmaz! </strong></p>
<p>Yanlış teknikle kullanıldığında diş ipinin diş etine zarar verebileceği uyarısını yapan Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “İnce ve keskin yapısı nedeniyle agresif hareketlerle kullanıldığında diş etinde kesilmelere yol açabilir. Bu nedenle diş ipini dişlerin arasından geçirirken aceleci davranmamak gerekir.” dedi.</p>
<p>İpin, temas noktasından yavaş ve kontrollü şekilde geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Güler, “Sert ve ani hareketler, diş etine doğrudan baskı yaparak travmaya neden olabilir. Oysa doğru kullanımda ip, diş etine zarar vermeden diş yüzeyine sarılarak temizleme işlemini gerçekleştirir. Diş ipinin dişlerin arasını açtığı yönündeki inanış da yaygındır. Ancak bu doğru değildir. Doğru teknikle kullanılan diş ipi diş aralarını açmaz. Aksine, yanlış ve sert kullanım diş etine zarar vererek çekilmelere neden olabilir. Bu da zamanla diş aralarında boşluk oluştuğu izlenimini yaratabilir. Özellikle dişleri sıkı temas eden kişilerde diş ipi kullanımı zor olabilir, ancak bu durum kullanımın bırakılmasını gerektirmez.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Uyumsuz restorasyonlar diş ipi kullanımını zorlaştırabilir! </strong></p>
<p>Diş ipinin dolgulara veya kaplamalara zarar verip vermediği konusuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Doğru şekilde yapılmış dolgu ve kaplamalar, dişle uyumlu ve pürüzsüz bir yüzeye sahiptir. Bu tür restorasyonlar diş ipi kullanımından etkilenmez.” dedi.</p>
<p>Ancak dolgu ya da kaplamada taşkınlık varsa, diş ipinin bu bölgelere takılabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Güler, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Böyle bir durumda sorun diş ipinde değil, yapılan tedavinin uyumsuzluğundadır ve ilgili restorasyonun yenilenmesi gerekir.</p>
<p>Sonuç olarak, diş ipi kullanımı doğru teknikle uygulandığında ağız sağlığını korumanın en etkili yollarından biridir. Günlük rutine dahil edilen bu basit alışkanlık, diş çürükleri ve diş eti hastalıklarının önlenmesinde büyük rol oynar.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-ipi-dogru-kullanilmadiginda-fayda-degil-zarar-verebilir-627797">Diş ipi doğru kullanılmadığında fayda değil zarar verebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Yıl Genç Görünmek Bunlara Bağlı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/10-yil-genc-gorunmek-bunlara-bagli-627350</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 09:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[bunlara]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[görünmek]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627350</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aynı yaşta iki insanın biri daha enerjik, daha sağlıklı ve daha genç hissederken diğerinin daha yorgun ve daha yaşlı görünmesinin nedeni ne olabilir?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-yil-genc-gorunmek-bunlara-bagli-627350">10 Yıl Genç Görünmek Bunlara Bağlı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aynı yaşta iki insanın biri daha enerjik, daha sağlıklı ve daha genç hissederken diğerinin daha yorgun ve daha yaşlı görünmesinin nedeni ne olabilir? Bilimsel araştırmalar, yaşlanmanın yalnızca takvimde ilerleyen yıllardan ibaret olmadığını; metabolik sağlık, yaşam tarzı ve günlük alışkanlıkların bu süreci doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Yani aslında herkes aynı hızda yaşlanmıyor. Peki vücudumuzun gerçek yaşını ne belirliyor ve bu süreci değiştirmek mümkün mü? <strong>Acıbadem Life Danışmanı İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>’a göre yanıt düşündüğümüzden çok daha net: “Yaş almak kaçınılmaz olabilir ama nasıl yaşlandığımız büyük ölçüde bizim elimizde.” Yaşlılığı yönetmenin pek çok faktöre bağlı olduğunu belirten <strong>Dr. Sarıyıldız</strong>, yönetilebilir bir yaşlılığa dikkat çekiyor. </p>
<p><strong>Yaşlanmak pasif bir süreç değil!</strong></p>
<p>Yaşlanmanın çoğu kişi tarafından yalnızca takvimde ilerleyen yıllardan ibaret olarak görüldüğünü söyleyen <strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız,</strong> “Oysa modern bilim bize başka bir şey söylüyor: Yaş almak kaçınılmaz olabilir, fakat nasıl yaşlandığımız büyük ölçüde yönetilebilir bir süreçtir. Bugün aynı takvim yaşına sahip iki insanın biyolojik olarak birbirinden on, hatta on beş yıl farklı olabildiğini gösteren çok sayıda bilimsel çalışma var. Bu farkın nedeni çoğu zaman genetik değil; metabolik sağlık, yaşam tarzı, beslenme, uyku, stres ve hareket gibi günlük alışkanlıklardır. Başka bir ifadeyle, insan yalnızca yaş almaz; aynı zamanda yaşını yönetir. Son yıllarda hızla gelişen sağlıklı uzun yaşam bilimi, yaşlanmayı artık pasif bir süreç olarak değil, biyolojik sistemlerin yavaş yavaş değiştiği ve doğru stratejilerle etkilenebilen bir süreç olarak ele alıyor. Bu yaklaşım yaşlanmayı durdurmayı değil, daha sağlıklı, daha enerjik ve daha üretken bir yaşam süresini uzatmayı hedefliyor” diyor. </p>
<p><strong>Zincir metabolizma ile kırılıyor!</strong></p>
<p>Araştırmalara göre yaşlanma hızını belirleyen en önemli faktörlerden birinin metabolik sağlık olduğunu söyleyen Dr. Erkan Sarıyıldız, “Kan şekeri dengesinin bozulması, insülin direnci, kronik inflamasyon ve lipid metabolizmasındaki değişimler vücudun biyolojik yaşını hızlandırabiliyor. Bu nedenle modern sağlık yaklaşımı yalnızca hastalıkları tedavi etmeye değil, bu süreçleri erken dönemde anlamaya ve yönetmeye odaklanıyor. Çünkü yaşlanma çoğu zaman bir anda ortaya çıkan bir durum değil; yıllar boyunca sessiz ilerleyen biyolojik değişimlerin sonucudur” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Bu yaş, takvim yaşından daha önemli! </strong></p>
<p>Biyolojik yaş kavramının önemine dikkat çeken <strong>Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Takvim yaşı yalnızca doğduğumuz günden bu yana geçen zamanı gösterir. Biyolojik yaş ise vücudumuzun gerçek fizyolojik durumunu ifade eder. Metabolik göstergeler, inflamasyon belirteçleri, hormon dengesi, vücut kompozisyonu, kas kütlesi, uyku kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyi gibi birçok faktör bir araya geldiğinde vücudun yaşlanma hızı hakkında önemli ipuçları verir. Bu nedenle aynı yaşta iki insanın sağlık durumu arasında büyük farklar görmek şaşırtıcı değildir” diyor. </p>
<p><strong>Yaşlılık yönetiminde 5 kural</strong></p>
<ol>
<li><strong>Metabolik denge</strong>: Sağlıklı ve uzun yaşamın temelinde bulunan birkaç kritik biyolojik mekanizmadan birinin metabolik denge olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Life <strong>Danışmanı </strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız,</strong> “Kan şekeri ve insülin seviyelerinin stabil olması hücresel yaşlanmayı doğrudan etkileyen faktörlerden biri. Bir diğeri kronik inflamasyonun kontrol altında tutulmasıdır. Vücutta düşük düzeyde fakat sürekli devam eden inflamasyon, birçok kronik hastalığın ve yaşlanma sürecinin önemli bir tetikleyicisidir. Hücresel enerji üretimi de yaşlanmanın merkezinde yer alır. Mitokondrilerin sağlıklı çalışması, hücrelerin enerji üretme kapasitesini ve dolayısıyla organların performansını belirler” diyor. </li>
<li><strong>Beslenme Alışkanlıkları</strong>: Beslenme alışkanlıklarının da bu sürecin önemli bir parçası olduğunu ifade eden Dr. Erkan Sarıyıldız, “Yeterli protein içeren, sebze, lif ve sağlıklı yağlar açısından zengin; işlenmiş gıdaların ise sınırlı olduğu beslenme modellerinin inflamasyonu azalttığı ve metabolik sağlığı desteklediği gösterilmiştir” ifadelerini kullanıyor. </li>
<li><strong>Kas Kütlesinin Korunması: </strong>Kas kütlesinin<strong> </strong>yaşlanma biyolojisinin kritik unsurlarından biri olduğunu söyleyen Dr. Erkan Sarıyıldız,” Kas dokusu yalnızca hareket için değil, metabolik denge için de önemli bir organdır. Düzenli fiziksel aktivite ve direnç egzersizleri bu nedenle sağlıklı yaşlanmanın temel araçlarından biri olarak kabul edilir” diyor. </li>
<li><strong>Uyku ve Stres yönetimi: </strong>Uyku ve stres yönetiminin çoğu zaman gözden kaçan ama son derece güçlü biyolojik etkiler yaratan faktörler olduğunu belirten Dr. Erkan Sarıyıldız, “Kronik stres, hormon dengesi ve bağışıklık sistemi üzerinde belirgin etkiler oluşturabilir. Kaliteli uyku ise metabolik dengeyi, beyin sağlığını ve hücresel onarım süreçlerini destekler” ifadelerini kullanıyor.<strong> </strong></li>
<li><strong>Sosyal İlişkiler ve Zihinsel Canlılık:</strong> Son yıllarda yapılan araştırmaların sosyal ilişkilerin ve zihinsel canlılığın uzun ve sağlıklı yaşam üzerinde güçlü etkileri olduğuna değinen Dr. Erkan Sarıyıldız, “İnsan beyni, tıpkı kaslar gibi, kullanılmadığında hızla gerileyen bir organdır” diyor. </li>
</ol>
<p><strong> Doğru Alışkanlıklarla Herkes Sağlıklı Yaşlanabilir</strong></p>
<p>Yaşlanmanın yalnızca zamanın geçmesi değil, vücudun nasıl yönetildiğiyle ilgili bir süreç olduğunu ifade eden <strong>Acıbadem Life <strong>Danışmanı</strong> İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız,</strong> “Sağlıklı beslenme, düzenli hareket, stres kontrolü ve metabolik denge, yaşlanma hızını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle modern tıp artık sadece hastalıkları tedavi etmeye değil, sağlığı yönetmeye odaklanıyor. Bu sayede yaş almak kaçınılmaz bir süreç olsa da yaşlılığımızda yönetilebilir hale geliyor. Doğru alışkanlıklarla herkes daha sağlıklı, daha enerjik ve daha kaliteli bir yaşam sürebilir” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-yil-genc-gorunmek-bunlara-bagli-627350">10 Yıl Genç Görünmek Bunlara Bağlı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parkinsonda Sabır, Anlayış ve Doğru Tedavi Hayat Değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/parkinsonda-sabir-anlayis-ve-dogru-tedavi-hayat-degistiriyor-626729</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 18:22:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlayış]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[parkinsonda]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626729</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl 11 Nisan parkinson hastalığına dikkat çekmek için bir farkındalık günü olarak anılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinsonda-sabir-anlayis-ve-dogru-tedavi-hayat-degistiriyor-626729">Parkinsonda Sabır, Anlayış ve Doğru Tedavi Hayat Değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl 11 Nisan parkinson hastalığına dikkat çekmek için bir farkındalık günü olarak anılıyor. Ancak parkinson hala çoğu kişi tarafından yalnızca “el titremesi” olarak biliniyor. Parkinson beynin derinlerinde sessizce başlayan ve zamanla yaşamın birçok alanını etkileyen kompleks bir nörolojik süreçtir. Parkinson hastalarının çoğu zaman yavaş hareket ettikleri, mimikleri azaldığı ya da konuşmaları değiştiği için yanlış anlaşılabildiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Nöroloji Uzmanı Dr. Tuğba Okluoğlu “Biraz sabır ve anlayış bazen en etkili destek olabilir. Parkinson hastalığı doğru yaklaşım, erken tanı ve kişiye özel tedavi ile birlikte yönetilebilen bir yolculuktur.<strong> </strong>Ve en güçlü tedavilerden biri de farkındalıktır” diyor. Uzm. Dr. Tuğba Okluoğlu parkinson hastalığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Parkinson sadece hareket hastalığı değildir</strong></p>
<p>Parkinson hastalığı, beynin hareketleri düzenleyen bölgelerinde dopamin üreten hücrelerin kaybı ile ortaya çıkar. Bu kayıp hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertlik ve titreme gibi belirtilere yol açar. Ancak çoğu zaman gözden kaçan gerçek şudur: Parkinson sadece bir hareket hastalığı değildir.<br /><strong>Belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Uyku bozuklukları, koku kaybı, kabızlık, depresyon ve bilişsel değişiklikler…<br /> Tüm bu belirtiler hastalığın aslında çok daha geniş bir etki alanına sahip olduğunu gösterir. Hatta bazı hastalarda bu bulgular, motor belirtilerden yıllar önce başlayabilir.<br /><strong>Erken tanı hastalığın seyrini değiştirir</strong></p>
<p>Parkinson hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebilecek en önemli adımdır. Çünkü doğru zamanda başlanan tedavi, yalnızca belirtileri kontrol etmekle kalmaz. Hastanın günlük yaşamını, bağımsızlığını ve hatta sosyal ilişkilerini korumasına yardımcı olur.<br /><strong>Tedavi sadece ilaçtan ibaret değil</strong></p>
<p>Parkinson hastalığını tamamen ortadan kaldıran bir tedavi henüz yok.<br /> Ama hastalığı yönetmek için güçlü ve giderek gelişen seçenekler var. İlaç tedavileri temel yaklaşımı oluştururken, ileri evrelerde uygulanan beyin pili (derin beyin stimülasyonu) önemli bir dönüm noktasıdır. Bununla birlikte son yıllarda, özellikle gün içinde belirgin dalgalanmalar yaşayan hastalarda sürekli ilaç veren pompa tedavileri öne çıkıyor. </p>
<p>İnce bağırsağa yerleştirilen sistemlerle uygulanan intestinal levodopa tedavisi veya deri altından sürekli ilaç verilmesini sağlayan cilt altı pompa sistemleri, hastaların gün içindeki “iyi ve kötü dönem” geçişlerini azaltarak daha stabil bir yaşam sunabiliyor. Tüm bu gelişmeler parkinson tedavisinin artık tek tip değil, kişiye özel ve dinamik bir süreç olduğunu gösteriyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Egzersiz tedavinin ayrılmaz bir parçası</strong></p>
<p>Bilimsel veriler, egzersizin parkinson hastalığında yalnızca kasları değil, doğrudan beyni etkilediğini ortaya koyuyor. Düzenli fiziksel aktivite; dengeyi, yürüyüşü ve koordinasyonu geliştirmenin ötesinde, beynin kendini yeniden organize etme kapasitesini artırıyor. Yani egzersiz, bu hastalıkta sadece öneri değil, tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.</p>
<p><strong>Anlayış en büyük destektir </strong></p>
<p>Sonuç olarak parkinson hastalığı, sadece titreme ile kısıtlı bir tablo değil; erken tanı, doğru tedavi ve yüksek farkındalıkla yürünmesi gereken uzun bir yolculuktur. Hastalara sunulacak en büyük ilaç, onların bu yavaşlayan dünyasına gösterilecek anlayış ve erken tanının sunduğu imkanlardır. Farkındalıkla atılan her adım parkinsonlu bir bireyin hayatında yeni bir hareket alanı açar. Farkındalık hastalar için en az ilaçlar kadar hayati bir destektir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinsonda-sabir-anlayis-ve-dogru-tedavi-hayat-degistiriyor-626729">Parkinsonda Sabır, Anlayış ve Doğru Tedavi Hayat Değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tahtalı dağının zirvesine doğru koşu heyecanına geri sayım başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tahtali-daginin-zirvesine-dogru-kosu-heyecanina-geri-sayim-basladi-626672</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[dağ]]></category>
		<category><![CDATA[dağının]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[heyecanına]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[koşu]]></category>
		<category><![CDATA[parkur]]></category>
		<category><![CDATA[sky]]></category>
		<category><![CDATA[tahtalı]]></category>
		<category><![CDATA[uzanan]]></category>
		<category><![CDATA[yarış]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626672</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en güzel yürüyüş yolu seçilen Likya yolunun Kemer ilçesi sınırlarında yer alan en güzel parkurlarında tarihin, mitolojinin ve doğanın iç içe geçtiği, zirveye doğru gökyüzüne koşu deneyimi Corendon Tahtalı Run to Sky, yenilikleri ile nefes kesecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tahtali-daginin-zirvesine-dogru-kosu-heyecanina-geri-sayim-basladi-626672">Tahtalı dağının zirvesine doğru koşu heyecanına geri sayım başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyanın en güzel yürüyüş yolu seçilen Likya yolunun Kemer ilçesi sınırlarında yer alan en güzel parkurlarında tarihin, mitolojinin ve doğanın iç içe geçtiği, zirveye doğru gökyüzüne koşu deneyimi Corendon Tahtalı Run to Sky, yenilikleri ile nefes kesecek. 43 km’lik Phaselis Run Parkuru, 2026 yılında ilk kez koşulacak. Phaselis Antik Kenti dünyaca ünlü koşuculara ev sahipliği yapacak. </strong></p>
<p>Akdeniz’in büyüleyici doğasında, deniz seviyesinden zirveye uzanan eşsiz parkuruyla sporculara sınırlarını zorlama fırsatı sunan Corendon Tahtalı Run to Sky, bu yıl da dünyanın dört bir yanından gelen atletleri 8–10 Mayıs 2026 tarihleri arasında Antalya, Kemer’de bir araya getirecek. </p>
<p>2026 yılında 12.kez koşulacak olan yarışta yerli ve yabancı yüzlerce sporcu “Denizden gökyüzüne” uzanan parkurlarda kendilerini sınayacak ve Kemer’in büyüleyici manzaraları eşliğinde zirveye koşacak. Kayıtlar, 27 Nisan 2026 tarihine kadar www.tahtaliruntosky.com adresinden devam edecek. </p>
<p><strong>Antalya, Kemer ve Tahtalı Dağı: Doğanın, tarihin ve mitolojinin iç içe geçtiği parkur</strong></p>
<p>Yarış, Kemer’in eşsiz doğasında, denizden gökyüzüne uzanan unutulmaz bir yolculuk sunuyor. </p>
<p>Katılımcılar, Çıralı Plajı’ndan start alarak, nesli tükenme tehlikesi altındaki Caretta Carettalar ile aynı kumsalda ilk adımlarını atarken efsanelere konu olan ve ilk Olimpiyat ateşinin yandığı Yanartaş’ın hiç sönmeyen ateşleri arasından geçerek, doğanın büyüsünü hissediyorlar.</p>
<p>Rotanın önemli duraklarından biri, Likya uygarlığının izlerini taşıyan Phaselis Antik Kenti. Antik limanları ve tiyatrolarıyla tarihin derinliklerine yolculuk yaptıran Phaselis, koşuculara eşsiz bir deneyim sunuyor.</p>
<p>Parkurun bir diğer etkileyici noktası ise Olympos/Zeus Dağı olarak bilinen Tahtalı Dağı. Antik Yunan mitolojisinde Zeus’un evi olarak kabul edilen bu dağ, zirveye uzanan parkurun en zorlu ama büyüleyici kısmını oluşturuyor.</p>
<p>Sporcular, Olympos’un doruklarına ulaşırken Toroslar’ın panoramik manzarasını, tarih ve mitolojiyi bir arada deneyimliyor; </p>
<p>Tahtalı’nın gökyüzüne yükselen zirvesi, tarihin içinde geçen bir mücadele alanı gibi hissediliyor. Parkur, sadece fiziksel bir meydan okuma değil, mitolojik bir keşif ve tarih yolculuğu da sunuyor.</p>
<p><strong>Parkurlar – 2026 yenilikleri: Phaselis Run ilk kez düzenleniyor</strong></p>
<ul>
<li>KemeRun (12 km, 370 m+): Kemer merkezinden Çalıştepe’ye uzanan ve muhteşem Kemer manzarası ile taçlanan keyifli ve kısa bir parkur.</li>
<li>Run To Sky (27 km, 2.650 m+): Çıralı’dan Tahtalı Zirvesi’ne uzanan Türkiye’nin ve dünyanın en önemli Skyrunning rotalarından bir tanesi.</li>
<li>Phaselis Run (43 km, 1.261 m+): Kemer&#8217;i doğal ve kültürel güzelliklerini koşarak keşfetme fırsatı sunan 43 km’lik Phaselis Run parkuru, antik kent içinde koşmak isteyenler için yepyeni bir parkur sunuyor. </li>
</ul>
<p><strong>Türkiye yüksek dağ koşularında dünya sahnesinde</strong></p>
<p>Geçtiğimiz yıl, Skyrunner® World Series kapsamına giren yarış, 25 ülkeden 500’e yakın koşucuyu ağırladı. Uluslararası arenada önemli başarılara imza atmış Skyrunner Dünya Şampiyonları da yarışta yer aldı. Corendon Tahtalı Run to Sky’ı dünya çapında tanınan bir etkinlik hâline getiren bu başarı Antalya’nın doğal ve kültürel zenginliklerini uluslararası sporcularla buluşturdu.</p>
<p>2026 senesinde de dünyanın en önemli sporcularını ağırlayacak olan Corendon Tahtalı Run to Sky, doğaya meydan okuyan tüm sporcular için bambaşka bir macera sunacak.</p>
<p><strong>Sponsorların Gücüyle Gökyüzüne Koşu</strong></p>
<p>Rossist Event tarafından 12 yıldır düzenlenen Türkiye’nin en zor yüksek dağ koşusu Corendon Tahtalı Run to Sky 2026, isim sponsoru Corendon Airlines desteğiyle gerçekleştiriliyor. Corendon Airlines, “Denizden Gökyüzüne Koşu” mottosuyla, Tahtalı Dağı’na uzanan bu eşsiz maceranın ruhunu da yansıtıyor. </p>
<p>Yarış, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, TGA, Antalya Valiliği, Kemer Kaymakamlığı, Kemer Belediyesi, Türkiye Dağcılık Federasyonu ve Beydağları Sahil Milli Parkı destekleriyle güç buluyor. </p>
<p>Olympos Teleferik, Fraport TAV Antalya, Bahar Hindi ve Kosifler Oto Antalya ana sponsorlar olarak organizasyonu desteklerken, VISIT KEMER, KETOB, KETAV ve KEMİAD kurumsal partnerler olarak katkı sağlıyor. </p>
<p>Yarışın Sponsorları arasında ayrıca BMW, Shakespeare Coffee &#038; Bistro ve Züber, Coffee’s, Life On Consept, Viking Hotels ve Nar Hotel yer alıyor. Sağlık sponsoru olarak Yaşam Hastanesi, Konaklama sponsoru olarak ise Corendon Hydros Club Kemer organizasyonu destekliyor.</p>
<p><strong>Kemer’in spor turizmine katkısı</strong></p>
<p>Corendon Tahtalı Run To Sky, Kemer’in spor turizmi vizyonuna önemli katkı sağlıyor. Yerli ve yabancı binlerce sporcuyu, antik kentleri, doğal güzellikleri ve zirveye uzanan parkurlarıyla tanıştırarak, bölgenin spor ve doğa turizmi açısından cazibesini artırıyor. Ayrıca 12 aylık dönem için spor tutkunlarına Kemer destinasyonunu tanıtarak spor turizmini destekliyor.</p>
<p><strong>Olbia Parkı Expo alanı ve festival havası</strong></p>
<p>Yarış boyunca Olbia Parkı Expo alanı, çeşitli etkinlikler, interaktif deneyimler ve konserlerle dolup taşacak. Kemer’de üç gün boyunca adeta bir spor ve doğa festivali atmosferi yaşanacak; katılımcılar ve ziyaretçiler hem yarış heyecanına ortak olacak hem de eğlence, müzik ve etkinliklerle keyifli vakit geçirecek.</p>
<p><strong>2025 Yılı Rekorlarla Sona Erdi</strong></p>
<p>2025 yılı organizasyonu, katılımcı sayısı ve parkur performanslarıyla yeni rekorlara sahne oldu. Hem yerli hem de uluslararası koşucuların rekor dereceler elde ettiği yarış, Türkiye’nin skyrunning alanındaki konumunu güçlendirdi ve Corendon Tahtalı Run To Sky’ı dünyanın en prestijli dağ koşularından biri hâline getirdi.</p>
<p>Corendon Tahtalı Run to Sky yarışında koşmak için son günler. 1 Eylül 2025’te başlayan kayıtlar www.tahtaliruntosky.com adresinde devam ediyor. Siz de bu eşsiz deneyime katılın ve Akdeniz’in zirvesine koşun!</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tahtali-daginin-zirvesine-dogru-kosu-heyecanina-geri-sayim-basladi-626672">Tahtalı dağının zirvesine doğru koşu heyecanına geri sayım başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de afet bilinci sanal gerçeklikle güçleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-afet-bilinci-sanal-gerceklikle-gucleniyor-626578</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeklikle]]></category>
		<category><![CDATA[güçleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[sarsıntı]]></category>
		<category><![CDATA[simülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buca Toros’taki dev eğitim merkezinde teknoloji ve güvenlik buluştu. Yurttaşlar, 7 büyüklüğündeki depremi sanal gerçeklikle deneyimleyerek “korkmayı” değil, “doğru hamleyi” öğreniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-afet-bilinci-sanal-gerceklikle-gucleniyor-626578">İzmir&#8217;de afet bilinci sanal gerçeklikle güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buca Toros’taki dev eğitim merkezinde teknoloji ve güvenlik buluştu. Yurttaşlar, 7 büyüklüğündeki depremi sanal gerçeklikle deneyimleyerek “korkmayı” değil, “doğru hamleyi” öğreniyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, deprem ve yangın gibi afetlere karşı toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla eğitim çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Buca Toros’taki eğitim merkezinde kurulan sanal gerçeklik simülasyonu sayesinde vatandaşlar, 7 büyüklüğündeki sarsıntıları güvenli bir ortamda deneyimleyerek doğru refleksleri öğreniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde geliştirilen Sanal Gerçeklik Tabanlı Deprem Simülasyonu, katılımcılara sarsıntı anını gerçeğe en yakın haliyle yaşatıyor. Sanal gerçeklik gözlükleri ve özel simülasyon cihazlarıyla desteklenen sistem; kullanıcıların 5 ila 7 büyüklüğündeki depremleri deneyimlemesine olanak tanıyor. Bu teknolojik altyapı sayesinde hem çocuklar hem de yetişkinler, panik yapmadan &#8220;çök-kapan-tutun&#8221; gibi hayati hamleleri güvenli bir ortamda pekiştirme imkânı buluyor.</p>
<p><strong>Eğitimin üç aşamasıyla tam hazırlık</strong><br />Eğitim programı, afet bilincini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla üç temel aşamadan oluşuyor. Katılımcılara; deprem öncesinde alınması gereken önlemler, sarsıntı anındaki doğru davranışlar ve deprem sonrasında dikkat edilmesi gereken hayati noktalar hem teorik hem de uygulamalı olarak aktarılıyor. Toros Yangın ve Doğal Afet Eğitim Merkezi’nde her yaş grubuna özel senaryolar uygulanıyor. 7-12 yaş grubundaki çocuklar, güvenli sınırlar içerisinde 5 büyüklüğündeki sarsıntıları deneyimlerken; yetişkinler için bu oran 7 büyüklüğüne kadar çıkarılıyor. Simülasyon sayesinde teorik bilgiler, gerçeğe en yakın koşullarda pratiğe dönüştürülüyor.</p>
<p><strong>Anaokulundan üniversiteye her yaş grubuna eğitim</strong><br />İzmir İtfaiye Dairesi Başkanlığı Eğitim Şube Müdürlüğü bünyesinde görev yapan eğitmen Mehmet İyilikçi, merkezin Türkiye’nin en kapsamlı afet eğitim üslerinden biri olduğunu vurguladı. Anaokulundan üniversite düzeyine kadar her yaş grubuna kapılarının açık olduğunu belirten İyilikçi, eğitim sürecini şu sözlerle özetledi:<br />“Öncelikle teorik eğitimlerle deprem, yangın ve diğer doğal afetlerin dinamiklerini anlatıyoruz. Ardından, yazılım mühendisleriyle birlikte geliştirdiğimiz simülasyon cihazı aracılığıyla katılımcılara deprem anını gerçeğe en yakın haliyle deneyimleme imkânı sunuyoruz.”</p>
<p><strong>Tatbikatlar hayat kurtarıyor </strong><br />Deprem anında paniğin en büyük düşman olduğunu vurgulayan eğitmen Mehmet İyilikçi, sarsıntı anında sergilenecek soğukkanlı tavrın hayati önemine dikkat çekti. Gece meydana gelebilecek olası bir deprem senaryosunun en zorlayıcı durumlardan biri olduğunu belirten İyilikçi, şu uyarılarda bulundu:<br />“Deprem sırasında pencere, merdiven ve asansörlerden mutlaka uzak durulmalı; önceden belirlenen güvenli noktalarda kalınmalıdır. Paniği yenmenin tek yolu ise önceden tatbikat yapmaktır. Çünkü insan, hazırlıklı olduğu ve bildiği şeyden korkmaz. Bu nedenle her bireyin doğru hareketleri önceden alışkanlık haline getirmesi gerekiyor.&#8221;</p>
<p><strong>Can ve mal kaybını en azına indirme hedefi</strong><br />Yurttaşları Toros Yangın ve Doğal Afet Eğitim Merkezi’ne davet eden İyilikçi, merkezin temel misyonunu şu sözlerle özetledi: &#8220;Amacımız; deprem, yangın ve diğer acil durumlarda doğru davranış modellerinin öğrenilmesini sağlayarak olası can ve mal kayıplarını en aza indirmektir.&#8221;</p>
<p><strong>Küçük kursiyerler afete hazır</strong><br />Eğitime katılan minik kursiyerler, merkezden hem yeni bilgilerle hem de büyük bir farkındalıkla ayrıldı. Üçüncü sınıf öğrencisi Defne Pekgüzel, yangın ve deprem güvenliği konusunda kritik bilgiler edindiğini belirterek şunları söyledi:<br />“Deprem çantasının ne kadar önemli olduğunu ve içinde nelerin bulunması gerektiğini öğrendim. Alınacak önlemleri bize çok güzel anlattılar ve uygulamalı olarak gösterdiler. Eğitimi çok beğendim.&#8221; 9 yaşındaki Aras Akoğlu ise deprem anında hayat kurtaran &#8220;cenin pozisyonu&#8221; ve &#8220;çök-kapan-tutun&#8221; hareketlerini öğrendiğini ifade etti. Aras, edindiği bilgileri evde paylaşacağını dile getirerek, “Aileme hemen bir afet çantası hazırlamamız gerektiğini ve deprem sonrası buluşacağımız toplanma alanını belirlememizin önemini anlatacağım” dedi.</p>
<p><strong>Acil durumlar için hayati tüyolar</strong><br />Eğitimlere katılan Lara Solmaz da deprem anında sergilenecek doğru tutumun önemini kavradığını belirterek, “Sarsıntı sırasında &#8216;çök-kapan-tutun&#8217; hareketini yapacağım veya cenin pozisyonunda kalacağım. Ayrıca deprem çantamızı hazırlamamız ve toplanma yerimizi önceden belirlememiz gerektiğini öğrendim. Artık afetler konusunda çok daha bilinçliyim” dedi.</p>
<p><strong>Kapsamlı eğitim modülleriyle tam hazırlık</strong><br />Toros Yangın ve Doğal Afet Eğitim Merkezi’nde sunulan eğitimler yalnızca deprem simülasyonuyla sınırlı kalmıyor. Merkezde; yangın söndürme tekniklerinden tahliye stratejilerine kadar pek çok farklı afet ve acil durum senaryosuna yönelik modüller yer alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamlı programlarla çocuklardan yetişkinlere kadar toplumun her kesiminde güçlü bir afet bilinci oluşturmayı hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-afet-bilinci-sanal-gerceklikle-gucleniyor-626578">İzmir&#8217;de afet bilinci sanal gerçeklikle güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Işık Saçan Bakterilerle Hızlı Tanı: Hastaya Uygun Antibiyotik Dakikalar İçinde Saptanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isik-sacan-bakterilerle-hizli-tani-hastaya-uygun-antibiyotik-dakikalar-icinde-saptaniyor-625929</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[bakterilerle]]></category>
		<category><![CDATA[boya]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastaya]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[saçan]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625929</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antibiyotik direnci, günümüzde küresel sağlık sistemlerinin karşı karşıya olduğu en ciddi tehditlerden biri olarak kabul ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isik-sacan-bakterilerle-hizli-tani-hastaya-uygun-antibiyotik-dakikalar-icinde-saptaniyor-625929">Işık Saçan Bakterilerle Hızlı Tanı: Hastaya Uygun Antibiyotik Dakikalar İçinde Saptanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Antibiyotik direnci, günümüzde küresel sağlık sistemlerinin karşı karşıya olduğu en ciddi tehditlerden biri olarak kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl yaklaşık 1,27 milyon insan doğrudan antibiyotik direnci nedeniyle yaşamını yitiriyor. Uzmanlar, etkili önlemler alınmadığı takdirde bu sayının önümüzdeki yıllarda çok daha yüksek seviyelere ulaşabileceğine dikkat çekiyor. Sorunun temel nedenlerinden biri ise enfeksiyon tedavisinde çoğu zaman doğru antibiyotiğin hemen belirlenememesi ve hastalara geniş spektrumlu ilaçların deneme-yanılma yöntemiyle verilmesi. Bu yaklaşım, hem hastanın tedavisinin gecikmesine hem de bakterilerin zamanla ilaçlara karşı direnç geliştirmesine yol açabiliyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Bu önemli soruna çözüm olabilecek yeni bir teknoloji ise Acıbadem Üniversitesi’nde geliştirildi. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanıl Kocagöz ile Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özge Can’ın kurucusu olduğu ve Acıbadem Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde yer alan Bio-T Biyoteknoloji Çözümleri ve Üretim A.Ş.’de geliştirilen “Hızlı Antibiyotik Duyarlılık Testi”, hastadaki bakterinin hangi antibiyotiğe duyarlı olduğunu çok kısa sürede belirleyebiliyor. Testte, antibiyotiğin etkisiyle ölen bakteriler özel bir boya sayesinde ışık veriyor; böylece hangi antibiyotiğin işe yaradığı hızlı ve net bir şekilde anlaşılabiliyor. Bu hızlı antibiyotik duyarlılık testi sayesinde, normalde bir gün sürebilen antibiyotik duyarlılık belirleme süreci 15-90 dakikaya indirilebiliyor. Laboratuvar çalışmaları tamamlanan testin yakın zamanda sağlık sisteminde kullanıma girmesi hedefleniyor.</strong></em></p>
<p><strong>Antibiyotik İşe Yaradığında Işık Saçan Bakteriler </strong></p>
<p>Geliştirilen test, enfeksiyon etkeni bakterinin farklı antibiyotiklere duyarlılığını hızlı bir şekilde saptayarak hastaya hangi ilacın etkili olacağını ortaya koyuyor. Böylece hekimler, vakit kaybetmeden hastaya doğru ve etkili tedaviyi başlatabiliyor. Prof. Dr. Tanıl Kocagöz yöntemi şu şekilde anlatıyor: “Bu yöntemde, bakterinin hücre zarından canlıyken içeri giremeyen özel bir boya kullanıyoruz. Bakteri, antibiyotiğin etkisiyle öldüğü anda hücre zarı geçirgen hale geliyor ve bu boya bakterinin içine sızıyor. İçeri giren boya, bakterinin DNA’sına bağlandığında ışık yaymaya başlıyor. Bu sayede bakterinin ölüp ölmediğini çok kısa sürede anlayabiliyoruz. Klasik testlerde ise bakterinin çoğalmasını ve besi yerinde gözle görülür bir bulanıklık oluşturmasını beklemek gerekiyordu. Bu da zaman kaybına yol açıyordu. Bizim geliştirdiğimiz yöntemde ise bunu beklemeye gerek kalmıyor; bakteri öldüğü anda boya içeri giriyor ve hemen ışık sinyali veriyor.” </p>
<p>Antibiyotik direnci olduğunda ise bakterinin hiç tepki vermediğini söyleyen Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Eğer bakteri kullanılan antibiyotiğe dirençliyse ve ölmezse, boya hücre içine giremiyor ve herhangi bir ışık oluşmuyor. Bu durumda da o antibiyotiğin etkisiz olduğunu, o hastada işe yaramadığını, yani bakterinin dirençli olduğunu hızlıca saptayabiliyoruz” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Saatler İçinde Doğru Tedaviye Başlanıyor </strong></p>
<p>Özellikle hastane enfeksiyonlarının yaygın olduğu ve çoklu ilaç direncine sahip mikroorganizmaların giderek arttığı günümüzde bu tür hızlı tanı yöntemleri büyük önem taşıyor. Yoğun bakım ünitelerinde ya da bağışıklık sistemi zayıf hastalarda, doğru antibiyotiğe hızlı ulaşmak, tedavinin başarısını doğrudan etkileyen kritik bir faktör olarak görülüyor.</p>
<p>Geliştirilen teknolojinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, klasik yöntemlerde antibiyotik duyarlılığını belirlemenin oldukça zaman aldığını vurgulayarak, “Bugüne kadar bir bakterinin hangi antibiyotiğe duyarlı olduğunu anlamak için en az bir gün beklemek zorunda kalıyorduk. Geliştirdiğimiz hızlı antibiyotik duyarlılık testi sayesinde bu süreyi bir buçuk saatten kısa bir süreye indiriyoruz. Bu da enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde çok önemli bir zaman kazancı anlamına geliyor” diyor.</p>
<p><strong>Gereksiz Antibiyotik Kullanımına Karşı Güçlü Adım</strong></p>
<p>Yanlış ya da gereksiz antibiyotik kullanımının antibiyotik direncinin en önemli nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Hangi antibiyotiğin işe yarayacağını bilmeden tedaviye başlamak çoğu zaman kaçınılmaz olabiliyor. Ancak bu durum hem hastanın doğru tedaviye geç ulaşmasına hem de bakterilerin direnç geliştirmesine yol açabiliyor. Bizim geliştirdiğimiz test, her hastaya uygun antibiyotiğin hızlı şekilde belirlenmesini sağlayarak gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçmeyi hedefliyor” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Testin, kişinin enfeksiyonuna uygun antibiyotik kullanımının önünü açtığını vurgulayan Prof. Dr. Özge Can ise teknolojinin yalnızca bir tanı yöntemi değil, aynı zamanda tedavi başarısını artıran bir sistem olduğunu belirterek, “Gereksiz antibiyotik kullanımının önlenmesiyle, hem hasta için daha etkili bir tedavi sağlanıyor hem de antibiyotik direncinin yayılması engellenebiliyor” diyor.</p>
<p>Günümüzde birçok hastada test sonuçları beklenmeden geniş spektrumlu antibiyotiklerin kullanıldığını hatırlatan Prof. Dr. Özge Can, “Yanlış ya da gereksiz antibiyotik kullanımı yalnızca tedaviyi zorlaştırmıyor, aynı zamanda bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanmasına neden oluyor. Geliştirdiğimiz hızlı antibiyotik duyarlılık testi sayesinde her hastaya uygun, hedefe yönelik tedavi mümkün hale geliyor” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Testin özellikle hastane enfeksiyonlarıyla mücadelede önemli bir rol oynayabileceğini de belirten Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, geliştirdikleri sistemin kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımına katkı sunduğunu ifade ediyor. Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, hastane enfeksiyonlarında en büyük sorunlardan biri, etken bakterinin hangi antibiyotiğe dirençli olduğunu hızlıca tespit edememek olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Yeni testin bir diğer önemli katkısının, antibiyotiklerin daha akılcı kullanılmasına destek olmak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Bu yöntemle artık antibiyotik seçimi tahmine dayalı olmaktan çıkıyor. Veriye dayalı, hastaya özel bir tedavi planı oluşturulabiliyor” diyor.</p>
<p><strong>Toplum Sağlığı İçin Önemli Adım </strong></p>
<p>Laboratuvar aşaması tamamlanan ve yerli bir teknoloji olarak geliştirilen hızlı antibiyotik duyarlılık testinin yaygın kullanıma girebilmesi için çalışmalar sürüyor. Prof. Dr. Özge Can, “Bu teknolojinin en kısa sürede hastanelerde kullanılmasını istiyoruz. Şu anda piyasaya çıkması için sağlık endüstrisiyle görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Amacımız, geliştirdiğimiz bu yöntemin hastalara en hızlı şekilde ulaşması” diyor.</p>
<p>Uzmanlara göre enfeksiyon hastalıklarında doğru tedaviye hızlı ulaşmak yalnızca bireysel hastalar için değil, toplum sağlığı açısından da kritik önem taşıyor. Hızlı antibiyotik duyarlılık testleri, gelecekte antibiyotik direnciyle mücadelede en önemli araçlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isik-sacan-bakterilerle-hizli-tani-hastaya-uygun-antibiyotik-dakikalar-icinde-saptaniyor-625929">Işık Saçan Bakterilerle Hızlı Tanı: Hastaya Uygun Antibiyotik Dakikalar İçinde Saptanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Memorial Patoloji&#8217;de Tanılar Tam Dijital Laboratuvarda Konuluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/memorial-patolojide-tanilar-tam-dijital-laboratuvarda-konuluyor-625658</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 08:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[güvenilir]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[konuluyor]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvar]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvarda]]></category>
		<category><![CDATA[memorial]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[patoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[tam]]></category>
		<category><![CDATA[tanılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625658</guid>

					<description><![CDATA[<p>Patoloji, modern tıbbın en kritik alanlarından biri olarak kabul ediliyor. Hastalıkların tanısının konulması, tedavi planının belirlenmesi, ameliyatların yönlendirilmesi ve tedaviye verilen yanıtın değerlendirilmesi gibi birçok aşamada belirleyici rol oynuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/memorial-patolojide-tanilar-tam-dijital-laboratuvarda-konuluyor-625658">Memorial Patoloji&#8217;de Tanılar Tam Dijital Laboratuvarda Konuluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Patoloji, modern tıbbın en kritik alanlarından biri olarak kabul ediliyor. Hastalıkların tanısının konulması, tedavi planının belirlenmesi, ameliyatların yönlendirilmesi ve tedaviye verilen yanıtın değerlendirilmesi gibi birçok aşamada belirleyici rol oynuyor. Bu nedenle patolojide hız, doğruluk ve hasta güvenliği büyük önem taşıyor. Memorial Patoloji Kurucu Hekimi ve Koordinatörü Prof. Dr. İlknur Türkmen, dijital patoloji ve tam dijital iş akışının bu alanda rolü hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Patoloji laboratuvarı kuruluş aşamasında planlandı</strong></p>
<p>Patoloji dünyada hala büyük ölçüde lamlar, mikroskopların olduğu analog sistemlerle yürütülmektedir. Ancak bu klasik yapı, hız ve güvenilirlik açısından önemli sınırlılıklar taşımaktadır. Memorial Sağlık Grubu Patoloji Laboratuvarı bu akışı değiştirerek bugün örnek gösterilen bir noktaya gelmenin gururunu yaşamaktadır. Patoloji’nin dijital dönüşüm hikayesi, merkezin kuruluşundan önce başlamıştır. Kurumun temel hedefi; hastalara zaman ve mekandan bağımsız, standart ve güvenilir hizmet verecek bir referans merkezi oluşturmaktı ve planlama bu doğrultuda yapıldı. Patoloji, doğrudan hasta başvurusu olan bir branş olmasa da, sağlık hizmetinin neredeyse tüm alanlarını besleyen kritik bir yapıdır. Bu nedenle patoloji hizmetini kurum bünyesinde ve tamamen dijital bir altyapıyla kurma kararı alındı. Böylece Türkiye’de ilk kez, tüm laboratuvar adımlarının dijital olarak takip edildiği, tam dijital iş akışına sahip bir patoloji laboratuvarı oluşturulmuş oldu.</p>
<p><strong>Hata payını azaltan sistem</strong></p>
<p>Patoloji süreci; hastadan alınan doku örneğinin işlenmesi, değerlendirilmesi ve raporlanmasına kadar uzanan çok aşamalı bir yapıdan oluşur. Geleneksel yöntemlerde bu süreçte insan kaynaklı hata riski ortaya çıkabilir. Memorial Patoloji’de ise dijital takip sistemi sayesinde tüm laboratuvar adımları anlık olarak izlenebilir, geçmişe dönük kayıtlar incelenebilir ve her işlem güvenli biçimde kayıt altına alınarak; </p>
<ul>
<li>Numunelerin takibi eksiksiz yapılır</li>
<li>Hata riski en aza indirilir</li>
<li>İş süreçleri hızlanır</li>
<li>Hasta güvenliği önemli ölçüde artar</li>
</ul>
<p><strong>Dijitalleşmenin arkasında güçlü bir ekip var</strong></p>
<p>Memorial’daki dönüşüm yalnızca teknoloji yatırımıyla sınırlı kalmadı. Dijital sistemin hayata geçirilmesi için çalışanların yeni bir kültürü benimsemesi gerekti. Üst yönetimden laboratuvar çalışanlarına, bilgi işlemden satın alma ekiplerine kadar tüm birimler aynı hedef etrafında bir araya geldi. Sürecin her aşaması ayrıntılı şekilde planlandı ve dijitalleşme kararlılıkla uygulandı. Bu başarıda değişim yönetimi kritik rol oynadı. Yeni bir sistem kurmak cihaz satın almaktan ibaret değil. Asıl önemli olan, ekiplerin bu vizyonu sahiplenmesi ve aynı hedef doğrultusunda hareket etmesidir. </p>
<p> <strong>Güçlü kadro tanıyı güvenilir kılıyor</strong></p>
<p>Uzmanlaşmış hekim kadrosu merkezin diğer bir güçlü özelliğidir. Bilgi çağında tek bir hekimin tüm alt branşlara aynı ölçüde hakim olmasının mümkün olmamaktadır. Bu nedenle branşlaşmış ekip modeli daha güvenilir sonuçlar vermektedir. Gerektiğinde farklı uzmanların birlikte değerlendirme yapması, dijital altyapı sayesinde daha kolay mümkün olabilmekte ve sıkça yapılabilmektedir. Böylece hastaların doğru ve güvenilir tanıya ulaşması sağlanmaktadır. </p>
<p><strong>Yapay zeka tanıya destek veriyor</strong></p>
<p>Dijital dönüşümün en dikkat çekici başlıklarından biri de yapay zeka uygulamalarıdır. Memorial Patoloji’de CE-IVD onaylı yapay zeka algoritmaları; meme, prostat ve akciğer PD-L1 vakalarında rutin olarak kullanılmaktadır. Ayrıca Ki-67 ve CMV gibi biyobelirteçlerin değerlendirilmesinde de yapay zeka desteği aktif rol oynamaktadır. Bu sistem  kişiselleştirilmiş tedavi planlarının daha güvenli biçimde oluşturulmasına da katkı sağlamaktadır. Yapay zeka sayesinde; </p>
<ul>
<li>Hücre sayımı gibi tekrarlayan işlemler otomatik yapılmaktadır</li>
<li>Patologlar daha karmaşık ve kritik alanlara odaklanabilmektedir</li>
<li>Tanıda doğruluk ve standardizasyon artmaktadır</li>
<li>Hastalara daha hızlı sonuç ulaştırılmaktadır.</li>
</ul>
<p><strong>Yenilikler Dünya’da referans merkezi olacak şekilde planlanıyor</strong></p>
<p>Memorial Patoloji bugün Türkiye’de tam dijital patoloji laboratuvar altyapısını hayata geçiren ilk laboratuvar olma unvanını taşımaktadır. Ancak kurumun hedefi bununla sınırlı değildir. Önümüzdeki dönemde Ar-Ge çalışmaları, üniversitelerle yapılacak iş birlikleri ve yeni yapay zekâ algoritmalarının geliştirilmesiyle Memorial Patoloji’nin uluslararası düzeyde bir referans merkezine dönüşmesi amaçlanmaktadır. Memorial Patoloji’nin hikayesi, yalnızca bir laboratuvarın dijitalleşmesini değil; hasta güvenliği, hız, doğruluk ve ekip ruhu üzerine kurulan güçlü bir vizyonu temsil etmektedir. Beş yıl önce atılan bu adım, bugün Türkiye’de sağlıkta dijital dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri olarak gösterilmektedir. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/memorial-patolojide-tanilar-tam-dijital-laboratuvarda-konuluyor-625658">Memorial Patoloji&#8217;de Tanılar Tam Dijital Laboratuvarda Konuluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milyar Dolarlık K-Beauty Pazarı Büyüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milyar-dolarlik-k-beauty-pazari-buyuyor-625544</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 17:27:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyüyor]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dolarlık]]></category>
		<category><![CDATA[k-beauty]]></category>
		<category><![CDATA[milyar]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[pazarı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625544</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kore kozmetiği, içerik inovasyonu ve erişilebilir lüks yaklaşımıyla küresel güzellik pazarında kalıcı bir güç haline gelirken; Türkiye’de artan talep, yeni nesil perakende modellerini ve güven odaklı kürasyonu öne çıkarıyor. Türkiye’de K-Beauty kategorisinin gelişiminde öncü rol üstlenen Merumy ise, bu ilginin geçici bir trendin ötesine geçtiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milyar-dolarlik-k-beauty-pazari-buyuyor-625544">Milyar Dolarlık K-Beauty Pazarı Büyüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel güzellik endüstrisi son yılların en güçlü dönüşümlerinden birini Kore kozmetiği ile yaşıyor. Bir dönem trend olarak konumlanan K-Beauty, bugün milyar dolarlık hacmi, güçlü ihracat performansı ve yüksek Ar-Ge odaklı üretim yapısıyla kalıcı bir pazar dinamiğine dönüşmüş durumda. İçerik inovasyonu, çok adımlı bakım yaklaşımı ve “erişilebilir lüks” modeliyle öne çıkan bu yapı, yalnızca tüketici tercihlerini değil, perakende stratejilerini de yeniden şekillendiriyor.</p>
<p>Uluslararası araştırmalar, K-Beauty pazarının önümüzdeki yıllarda istikrarlı büyümesini sürdüreceğini ortaya koyarken; bu dönüşümün Türkiye gibi gelişen pazarlarda daha hızlı karşılık bulduğu görülüyor.</p>
<p>Türkiye’de Talep Derinleşiyor, Perakende Yeniden Şekilleniyor</p>
<p>Türkiye’de K-Beauty kategorisine olan ilgi yalnızca artmakla kalmıyor, aynı zamanda daha bilinçli ve seçici bir tüketim davranışına evriliyor. İçerik odaklı ürün tercihleri, cilt bariyerine yönelik bakım anlayışı ve uzun vadeli etki beklentisi, pazardaki büyümeyi destekleyen temel dinamikler arasında yer alıyor.</p>
<p>Kore kozmetiğinin Türkiye’deki gelişimini değerlendiren Merumy CEO’su Mehmet Onur Solak, bu dönüşümü şu sözlerle yorumluyor:</p>
<p>“K-Beauty bugün artık bir trend değil, kendi dinamikleri olan kalıcı bir kategori. Tüketici tarafında ciddi bir bilinçlenme var; kullanıcılar ürünün yalnızca ne vaat ettiğine değil, içeriğine, formülasyonuna ve uzun vadeli etkisine bakıyor. Bu da pazarı yüzeysel bir ilgi alanından çıkarıp daha derin ve sürdürülebilir bir yapıya taşıyor.”</p>
<p>Kürasyon ve Güven, Yeni Dönemin Belirleyicisi</p>
<p>Artan talep ile birlikte pazara giren ürün ve marka sayısı hızla artarken, tüketicinin doğru ürüne güvenilir kanallar üzerinden ulaşma ihtiyacı da aynı ölçüde önem kazanıyor. Bu noktada kürasyon ve doğrudan tedarik modeli, sektörün en kritik başlıkları arasında öne çıkıyor.</p>
<p>Merumy CEO’su Mehmet Onur Solak, bu değişime ilişkin şunları ekliyor:</p>
<p>“Kore kozmetiğinde en kritik konu güven. Ürünün orijinalliği, doğru koşullarda tedarik edilmesi ve doğru şekilde sunulması gerekiyor. Biz Merumy olarak yalnızca ürün getiren bir yapı değil, aynı zamanda seçen, doğrulayan ve tüketiciye güvenli bir deneyim sunan bir platform kurmaya odaklanıyoruz.”</p>
<p>Merumy, Türkiye’de K-Beauty’nin Referans Noktalarından Biri</p>
<p>Kore’nin önde gelen kozmetik ve yaşam markalarını Türkiye’de tüketicilerle buluşturan Merumy, bu büyüyen kategorinin yerel pazardaki temsilcilerinden biri olarak konumlanıyor. Ürünlerini doğrudan Kore’deki iş ortaklarından temin eden marka, şeffaflık ve orijinallik odağında ilerliyor.</p>
<p>İstanbul’da Meydan AVM ve Mall of İstanbul’da yer alan mağazalarıyla faaliyet gösteren Merumy, K-Beauty kategorisine yönelik artan tüketici ilgisini sahada birebir gözlemleyen perakende oyuncularından biri. Marka, her iki lokasyonda da yoğun ilgiyle karşılanırken, kategoriye olan talebin istikrarlı şekilde büyüdüğünü ortaya koyuyor.</p>
<p>Merumy, K-Beauty kategorisinin Türkiye’deki gelişiminde talep yaratan oyunculardan biri olarak öne çıkarken, mevcutta iki mağazasıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Artan ilgi doğrultusunda yeni mağaza yatırımları ve farklı lokasyonlardan gelen talepler değerlendirilmeye devam ediliyor.</p>
<p>Ürün portföyünü hızlı bir şekilde genişleten marka, bugün yaklaşık 1100 farklı ürüne ulaşırken, kısa vadede bu sayının 2.000’e çıkarılması hedefleniyor. İlk dört ayda marka çeşitliliğini 33’e yükselten Merumy, K-Beauty kategorisinde Türkiye’de öncü bir konumda ilerliyor.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milyar-dolarlik-k-beauty-pazari-buyuyor-625544">Milyar Dolarlık K-Beauty Pazarı Büyüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sky Adventure Motosiklet Yarışlarına doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sky-adventure-motosiklet-yarislarina-dogru-624486</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 15:22:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[motosiklet]]></category>
		<category><![CDATA[sky]]></category>
		<category><![CDATA[yarış]]></category>
		<category><![CDATA[yarışlarına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624486</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer Belediyesi’nin destekleriyle Kemer Enduro Motosiklet Kulübü tarafından 10-12 Nisan tarihleri arasında bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan Sky Adventure Motosiklet yarışları öncesinde koordinasyon toplantısı yapıldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sky-adventure-motosiklet-yarislarina-dogru-624486">Sky Adventure Motosiklet Yarışlarına doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemer Belediyesi’nin destekleriyle Kemer Enduro Motosiklet Kulübü tarafından 10-12 Nisan tarihleri arasında bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan Sky Adventure Motosiklet yarışları öncesinde koordinasyon toplantısı yapıldı. </p>
<p>Akra Kemer Otel’de gerçekleştirilen toplantıya, Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz, Kemer Jandarma Komutanı Ömer Seyhan, Kemer Emniyet Müdürü Kudret Özçelik, Kemer Belediye Meclis Üyesi Cansın Efir, İlçe Spor Müdürü İlkay Kaya, Kemer Enduro Motosiklet Kulübü Başkanı Semih Özdemir, yarış koordinatörü Ömer Nizam, STK temsilcileri katıldı. </p>
<p>Türkiye’de çift silindir motosikletlere özel düzenlenen ilk ve tek yarış olan etkinliğe çok sayıda sporcunun katılması bekleniyor. </p>
<p>11 Nisan Cumartesi günü Kuzdere Kesme Boğazı mevkisinden başlayacak yarışlarda sporcular 50 kilometrelik parkurda mücadele edecek. </p>
<p>Kuzdere, Gedelme, Ovacık, Sapandere güzergahlarındaki stabilize yollarda gerçekleştirilecek olan yarışlar, Pazar 12 Nisan Pazar günü Kuzdere Keçili mevkisinden başlayacak olan 10 kilometrelik etapla sona erecek. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sky-adventure-motosiklet-yarislarina-dogru-624486">Sky Adventure Motosiklet Yarışlarına doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl&#8217;de 8. Üniversite ve Meslek Tanıtım Günleri Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegolde-8-universite-ve-meslek-tanitim-gunleri-basladi-624435</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 12:18:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[günleri]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[negöl]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[organizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[tanıtım]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624435</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi ile Milli Eğitim Müdürlüğü’nün lise öğrencilerine yönelik bu yıl 8’incisini düzenlediği Üniversite ve Meslek Tanıtım Günleri bugün başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegolde-8-universite-ve-meslek-tanitim-gunleri-basladi-624435">İnegöl&#8217;de 8. Üniversite ve Meslek Tanıtım Günleri Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İnegöl Belediyesi ile Milli Eğitim Müdürlüğü’nün lise öğrencilerine yönelik bu yıl 8’incisini düzenlediği Üniversite ve Meslek Tanıtım Günleri bugün başladı. 3 gün sürecek organizasyonda 26 üniversite, 3 yurt dışı eğitim danışmanlık firması ve 35 farklı meslek kolu temsilcisi öğrencilere yol gösterecek. Ayrıca organizasyon kapsamında kariyer söyleşileri de olacak.</span></span></p>
<p><span><span>İnegöl Belediyesi’nin Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlediği, bu yıl 8’incisi gerçekleştirilen ve üniversite ile meslek seçimi noktasında gençlerin yoluna ışık tutacak olan Üniversite ve Meslek Tanıtım Günleri etkinliği bugün başladı. Gençlerin hayatına yön verecek üniversite ve meslek tercihi konusunda en doğru kararları verebilmeleri, doğru seçimleri yapabilmeleri adına her yıl gerçekleştirilen organizasyon, bu yıl 8’inci kez kapılarını açtı. Hikmet Şahin Kültür Parkı içerisinde bulunan İnegöl Belediye Spor Salonunda düzenlenen Üniversite ve Meslek Tanıtım Günlerinde bu yıl 26 üniversite, 3 yurt dışı eğitim danışmanlık firması ve 35 meslek standı yer alacak.</span></span></p>
<p><span><span><b>ÖĞRENCİLERE ÜNİVERSİTE VE MESLEKLERİ YAKINDAN TANIMA FIRSATI</b></span></span></p>
<p><span><span>01-03 Nisan tarihlerinde 3 gün boyunca devam edecek organizasyonda, başta 11 ve 12. sınıf öğrencileri olmak üzere öğrenciler stantları ziyaret ederek üniversiteleri ve bölümleri tanıyıp meslekler hakkında bilgi sahibi olacaklar.</span></span></p>
<p><span><span><b>GENÇLERİN GELECEĞİNE IŞIK TUTACAK ORGANİZASYON</b></span></span></p>
<p><span><span>İnegöl 8. Üniversite ve Meslek Tanıtım Günleri, bu sabah düzenlenen törenle kapılarını açtı. İnegöl protokolü, öğrenciler ve eğitim camiasının yoğun ilgi gösterdiği açılışta konuşan Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Zengin, “İnegöl Belediyesi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz iş birliğinde, İnegöl Rehberlik ve Araştırma Merkezimizin koordinasyonunda bu yıl 8’incisini düzenlediğimiz Üniversite ve Meslek Tanıtım Günlerimizin açılışındayız. Gençlerimizin geleceğine ışık tutacak, onların hayat yolculuklarında doğru tercihler yapmalarına rehberlik edecek bu anlamlı organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Üniversite ve meslek seçimi sadece bir tercih değil, aynı zamanda bir hayat yönünü belirleme sürecidir. Tam da bu noktada, düzenlediğimiz bu program sizlerin ilgi, yetenek ve hedeflerinizi daha yakından tanımanıza imkan sağlayacak çok önemli bir fırsattır. Bu yıl programımız kapsamında 26 üniversite, 3 yurt dışı eğitim danışmanlık firmasının yanı sıra farklı alanlarda 35 meslek temsilcisi sizlerle buluşacak. Ayrıca kariyer söyleşileri yapılacak. Her yıl bir önceki yılın üzerine koyarak geliştirdiğimiz bu programı daha kapsamlı şekilde planlamaya özen gösteriyoruz” dedi.</span></span></p>
<p><span><span><b>2026 “GENÇLİK YILI” İLAN EDİLDİ</b></span></span></p>
<p><span><span>İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban ise 2026 yılının Gençlik Yılı ilan edilmesine değinerek şöyle konuştu: “Burada sizlerle birlikte olmak, bu organizasyonun içinde yer almak bizim için çok kıymetli. Bunları laf olsun diye yapmıyoruz, sizden gelen geri bildirimler, talepler, öneriler, eğitimin uzmanı olan Milli Eğitim Müdürlüğümüz, Yüksek Okulumuz, Üniversitemiz ve sektör paydaşlarının bizlere tavsiyeleri doğrultusunda bu programları 8’inci kez gerçekleştirmiş oluyoruz. Bu yıl “Gücümüz Genç” diyerek, Gençlik Yılı mottosuyla hareket ediyoruz. Buna dair bir dizi farklı programlar da icra etmeye çalışıyoruz. Nisan ayı içerisinde bir çalıştay da gerçekleştireceğiz gençlikle ilgili. Amacımız gençlerimizi, öğrencilerimizi daha iyi anlamak.”</span></span></p>
<p><span><span><b>GENÇLİĞİN GÜCÜNÜN FARKINDAYIZ</b></span></span></p>
<p><span><span>“İnegöl 300 bin nüfus sınırını aştı, şehrimizde 0-29 yaş aralığında da 137 bin gencimiz var. Nüfusu bu kadar olmayan il ve ilçeler var. Nihayet itibariyle biz zenginliğimizin, gücümüzün farkındayız. Dolayısıyla bunu daha nitelikli bir güç haline dönüştürebilmek için de el birliği ile gayret içerisinde çalışıyoruz.”</span></span></p>
<p><span><span><b>İNEGÖL FIRSATLAR ŞEHRİ</b></span></span></p>
<p><span><span>“İnegöl bir fırsat şehri. Malumunuz ihracatıyla, ortaya koyduğu ekonomik verilerle, ticari kapasitesiyle fırsatlar sunan bir şehiriz. Pek çok vilayette bu kadar iş imkanı yok, bu kadar üretim imkanı yok. Dolayısıyla bu fırsatların farkında mıyız? Farkındaysak neresinde olmalıyız? İşte burada aslında sadece üniversite tercihi değil; ben kimin, nerede olmalıyım, hangi mesleği yapabilirim gibi kendimizi de sorgulamak zorundayız. Bu şehrin fırsatlarını da en güzel şekilde kullanıyor olmalıyız.”</span></span></p>
<p><span><span><b>HER ZAMAN YANINIZDAYIZ</b></span></span></p>
<p><span><span>“Burada 3 gün boyunca çok güzel bir program var. Katılımcı üniversitelerimizin uzmanları, sorumluları var, onlarla görüş ve kanaatleriniz doğrultusunda bilgi alışverişi yapacaksınız. Kariyer söyleşileri olacak. Bu oturumları da ben bir fırsat olarak görüyorum, mutlaka takip etmelisiniz. Ayağımıza kadar gelmiş çok değerli katılımcılar var. Ben katkı sunan herkese çok teşekkür ediyorum. Öğrencilerimize başarılar diliyorum. Her zaman yanlarında olduğumuzu bilmelerini istiyorum.”</span></span></p>
<p><span><span><b>BİRİLERİNİN GENÇLERE YOL GÖSTERMESİ LAZIM</b></span></span></p>
<p><span><span>Açılış programında son olarak Kaymakam Adayı Aykut Canol kürsüye gelerek bir konuşma yaptı. Canol, “Belediye Başkanımıza ve Milli Eğitim Müdürümüze bu güzel organizasyon için çok teşekkür ediyorum. Gençlerimize en yakın yaşta protokol üyesi olarak ben varım burada. Ben de sizler gibi çok heyecanlıydım üniversite ve meslek seçerken. Bir adım atıyoruz ama birilerinin de bizlere yol göstermesi gerekiyor. Bu tarz organizasyonları o yüzden çok önemsiyorum. Değerli üniversite temsilcilerimiz, danışmanlıklarımız var. Sizlerden ricam onları bunaltın, aklınıza gelen her soruyu sorun. Hemen bir işim olsun, maaşım olsun diye bakmayın buna. Seveceğiniz, yapacağınız ve mutlu olacağınız mesleği seçin. Üniversite seçimi çok önemli ancak öncesinde mesleğinizi seçmeniz daha doğru” dedi.</span></span></p>
<p><span><span><b>İTÜ REKTÖRÜ MANDAL ÖĞRENCİLERLE BULUŞTU</b></span></span></p>
<p><span><span>Konuşmaların ardından İnegöl 8. Üniversite ve Meslek Tanıtım Günleri açılışı gerçekleştirildi. Ardından protokol üyeleri ve öğrenciler stantları ziyaret ederek bilgiler aldılar. Açılış organizasyonunun ardından da Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezinde İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal’ın konuşmacı olarak katıldığı “Bilim ve Teknoloji Odaklı Genç İnsan Kaynağımızla Birlikte Başarıyoruz: 21. Yüzyıl Yetkinlikleri İle Kariyer Planlaması” konulu söyleşi gerçekleştirildi.</span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegolde-8-universite-ve-meslek-tanitim-gunleri-basladi-624435">İnegöl&#8217;de 8. Üniversite ve Meslek Tanıtım Günleri Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Demir Çelik Sektöründen CBAM Uyarısı: Varsayılan Emisyon Değerleri Üretim Gerçekleriyle Uyuşmuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-demir-celik-sektorunden-cbam-uyarisi-varsayilan-emisyon-degerleri-uretim-gercekleriyle-uyusmuyor-624279</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 08:38:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[cbam]]></category>
		<category><![CDATA[çelik]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[emisyon]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[sektöründen]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[varsayılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624279</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) kapsamında açıkladığı varsayılan emisyon değerleri, Türkiye’nin düşük karbonlu üretim yapısını yeterince yansıtmıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-demir-celik-sektorunden-cbam-uyarisi-varsayilan-emisyon-degerleri-uretim-gercekleriyle-uyusmuyor-624279">Türk Demir Çelik Sektöründen CBAM Uyarısı: Varsayılan Emisyon Değerleri Üretim Gerçekleriyle Uyuşmuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) kapsamında açıkladığı varsayılan emisyon değerleri, Türkiye’nin düşük karbonlu üretim yapısını yeterince yansıtmıyor.</p>
<p>Türk demir çelik sektörü, mevcut yaklaşımın rekabet gücünü zedelediğine dikkat çekerek, varsayılan değerlerin ülkelerin üretim yöntemlerini esas alacak şekilde yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.</p>
<p>Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, Avrupa Birliği tarafından hayata geçirilen CBAM’in, küresel ticaretin karbon temelli yeniden şekillendiği yeni dönemin en önemli politika araçlarından biri olarak öne çıktığını vurguladı.</p>
<p>“Özellikle ihracat odaklı yapısıyla Avrupa pazarına güçlü entegrasyona sahip olan çelik sektörümüz açısından CBAM, yalnızca çevresel bir düzenleme değil, aynı zamanda rekabet koşullarını doğrudan etkileyen stratejik bir unsur haline gelmiştir. CBAM’in temel amacı, karbon kaçağını önlemek ve üretimin daha düşük çevresel standartlara sahip ülkelere kaymasını engelleyerek küresel ölçekte daha sürdürülebilir bir üretim yapısını teşvik etmek olarak özetlenebilir. Bu yönüyle mekanizma, Avrupa Birliği pazarına ihracat yapan üreticiler ile bu ürünleri ithal eden firmaları doğrudan etkileyen bir çerçeve sunuyor. Bu nedenle, uygulamada kullanılan yöntemlerin ve hesaplama yaklaşımlarının, farklı ülkelerin üretim yapısını doğru şekilde yansıtması kritik önem taşıdığını söyleyebiliriz.”</p>
<p><strong>Hesaplama üreticilerden alınan ve CBAM metodolojisine uygun şekilde doğrulanmış gerçek veriler üzerinden yapılmalı </strong></p>
<p>Başkan Ertan, Türkiye çelik sektörünün üretim yapısı itibarıyla dünyada farklı bir konumda yer aldığının altını çizerek sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Sektörümüzde üretimin yaklaşık %70’i elektrik ark ocağı (EAF) yöntemiyle, yani büyük ölçüde hurda bazlı olarak gerçekleştiriliyor. Bu durum, Türkiye’yi daha düşük karbon yoğunluklu üretim yapan ülkeler arasında öne çıkaran önemli bir avantajdır. Ancak bu avantajın CBAM kapsamında nasıl yansıtıldığı ayrı bir konu çünkü ürünün içerdiği karbon emisyonu, doğrudan mali yükümlülüğü etkilemekte. Bu nedenle emisyonların nasıl hesaplandığı ve değerlerin doğrulanması kritik hale gelmektedir. Bu verilerin tam ve uygun biçimde temin edilemediği ya da akredite kuruluşlarca doğrulanmadığı durumda ise varsayılan emisyon değerleri (default values) devreye giriyor. Dolayısıyla bu değerlerin nasıl belirlendiği, ne kadar temsil gücüne sahip olduğu ve gerçek üretim yapısını ne ölçüde yansıttığı, ihracatçılar açısından son derece belirleyici bir rol oynuyor.”</p>
<p><strong>Akredite kuruluşların açıklanması ihracatçının önündeki belirsizliğin aşılması ve ihracatın devamlılığı için çok önemli ve ivedi </strong></p>
<p>“Bilindiği üzere esas olan, emisyon hesaplamasının üretici tesislerden alınan ve CBAM metodolojisine uygun şekilde doğrulanmış gerçek veriler üzerinden yapılması ve akredite kuruluşlarca doğrulanmasıdır. AB tarafından akreditasyon mekanizma kapsamında zorunlu olarak belirtilse de hangi kuruluşların akredite edilerek doğrulama yetkisi alacağı halen belirlenmemiştir. Doğrulayıcı kuruluşların yetkilendirilmesi ve uluslararası düzeyde kabul görmesine ilişkin bu belirsizlik, firmalarımızın doğrulama hizmetlerine zamanında erişimini zorlaştırabilecek; uygulamada ilave maliyetler ve operasyonel aksaklıklar doğurabilecektir.”</p>
<p><strong>Üretim gerçeklikleriyle örtüşmeyen bu yaklaşımın kabul edilmesi mümkün değil</strong></p>
<p>Yalçın Ertan, “Diğer taraftan; Türkiye’nin EAF ağırlıklı üretim yapısına rağmen, varsayılan emisyon değerlerinin bu yapıyı yeterince yansıtmadığı ve daha yüksek emisyonlu üretim yöntemlerinin esas alındığı bir yaklaşımın benimsendiğini ve Türkiye’nin fiili emisyon performansının üzerinde bir karbon yoğunluğu ile temsil edildiğini görüyoruz. Özellikle bazı ürün grupları için Türkiye adına belirlenen değerlerin Çin gibi üretiminin %90’ı yüksek emisyonlu BOF yöntemiyle gerçekleşen bölgelerin bile üzerinde olması mevcut yaklaşımın üretim gerçeklikleriyle açıkça çeliştiğini göstermekte. Üretim gerçeklikleriyle örtüşmeyen ve sektörümüz açısından ciddi bir rekabet dezavantajı yaratan bu yaklaşımın kabul edilmesi bizim açımızdan mümkün değildir.” dedi.</p>
<p><strong>İhracat artışı için Bakanlıklarımızın desteğini bekliyoruz</strong></p>
<p>Başkan Ertan, “Mevcut yaklaşımın üretim gerçekliklerini tam olarak yansıtmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldığını görüyoruz. Türkiye’nin EAF ağırlıklı üretim yapısının dikkate alınması ve varsayılan değerlerin buna göre değerlendirilmesi, ihracatçılarımızın fiyat rekabetinden olumsuz etkilenmemesi açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca doğrulayıcı kuruluşların yetkilendirilmesi ve uluslararası düzeyde kabul görmesine ilişkin bu belirsizlik, firmalarımızın doğrulama hizmetlerine zamanında erişimini zorlaştırabilecek; uygulamada ilave maliyetler ve operasyonel aksaklıklar doğurabilecektir. Bu sebeple bu süreçte, ilgili kurum ve kuruluşlarımızın ortak bir yaklaşım ortaya koyması ve gerekli girişimlerin hem uluslararası platformlarda hem de kamuoyu nezdinde daha güçlü şekilde gündeme getirilmesi adına Bakanlıklarımızdan destek bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-demir-celik-sektorunden-cbam-uyarisi-varsayilan-emisyon-degerleri-uretim-gercekleriyle-uyusmuyor-624279">Türk Demir Çelik Sektöründen CBAM Uyarısı: Varsayılan Emisyon Değerleri Üretim Gerçekleriyle Uyuşmuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akra Gran Fondo&#8217;ya doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akra-gran-fondoya-dogru-2-624243</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 16:22:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[fondo]]></category>
		<category><![CDATA[gran]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624243</guid>

					<description><![CDATA[<p>11-12 Nisan tarihleri arasında Kemer’de düzenlenecek olan AKRA Gran Fondo Antalya powered by AG Tohum yarışlarının koordinasyon toplantısı yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akra-gran-fondoya-dogru-2-624243">Akra Gran Fondo&#8217;ya doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>11-12 Nisan tarihleri arasında Kemer’de düzenlenecek olan AKRA Gran Fondo Antalya powered by AG Tohum yarışlarının koordinasyon toplantısı yapıldı.</p>
<p>Kemer Akra Otel&#8217;de yapılan koordinasyon toplantısına, Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz, Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, Kemer Jandarma Komutanı Ömer Seyhan, Kemer Emniyet Müdürü Kudret Özçelik, Kemer Belediye Meclis Üyesi Cansın Efir, İlçe Spor Müdürü İlkay Kaya, Kemer Belediyesi Fen İşleri Müdürü Aziz Balaman, Kemer Turizmci ve İş İnsanları Derneği (KEMİAD) Başkanı Özkan Çakmak, Akra Kemer Hotel Genel Müdürü Emre Bora Baran ve kamu kurumlarının temsilcileri katıldı. </p>
<p>Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) ve Türkiye Bisiklet Federasyonu kurallarına uygun olarak yapılacak olan yarış bu yıl “Yeşil Gelecek” temasıyla ile start alacak.</p>
<p>Kemer Belediyesi&#8217;nin de destek verdiği yarış, 11 Nisan Cumartesi günü Kemer Belediyesi Mustafa Ertuğrul Aker Parkı önünden 17 kilometrelik tırmanış parkuruyla start alacak. </p>
<p>Sporcular, 12 Nisan Pazar günü ise 98 kilometrelik AKRA ve 48 kilometrelik AG Tohum parkurunda pedal çevirecek. </p>
<p>Düzenlenen koordinasyon toplantısında, yarışlarla ilgili bilgilendirmeler ve sunumlar yapıldı.</p>
<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, spor turizminin Kemer için büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Kemer yalnızca deniz, kum ve güneş turizmi ile değil, spor organizasyonlarıyla da adından söz ettiren bir destinasyon haline geldi. AKRA Gran Fondo gibi uluslararası nitelikteki organizasyonlar, ilçemizin tanıtımına önemli katkı sağlarken, sezonun daha geniş bir döneme yayılmasına da destek oluyor. Her yıl artan katılımcı sayısı ve ilgi, Kemer’in spor turizmi alanındaki potansiyelini açıkça ortaya koyuyor. Akra Otel’e ve bu organizasyona emek veren herkese teşekkür ediyorum. Bu tür organizasyonlara destek vermeye devam edeceğiz.” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akra-gran-fondoya-dogru-2-624243">Akra Gran Fondo&#8217;ya doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziantep, Birleşmiş Milletler&#8217;in &#8220;Sıfır Atığa Doğru 20 Şehir&#8221; Listesine Türkiye&#8217;den Giren Tek Şehir Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gaziantep-birlesmis-milletlerin-sifir-atiga-dogru-20-sehir-listesine-turkiyeden-giren-tek-sehir-oldu-623951</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 15:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atığa]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[milletler]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Atık]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623951</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne bağlı Sıfır Atık Danışma Kurulu tarafından yürütülen “20 Cities Towards Zero Waste – Sıfır Atığa Doğru 20 Şehir” girişimi kapsamında dünyadan seçilen öncü şehirler arasına girerek önemli bir başarıya imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziantep-birlesmis-milletlerin-sifir-atiga-dogru-20-sehir-listesine-turkiyeden-giren-tek-sehir-oldu-623951">Gaziantep, Birleşmiş Milletler&#8217;in &#8220;Sıfır Atığa Doğru 20 Şehir&#8221; Listesine Türkiye&#8217;den Giren Tek Şehir Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, <strong>Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne bağlı Sıfır Atık Danışma Kurulu</strong> tarafından yürütülen <strong>“20 Cities Towards Zero Waste – Sıfır Atığa Doğru 20 Şehir”</strong> girişimi kapsamında dünyadan seçilen öncü şehirler arasına girerek önemli bir başarıya imza attı. Gaziantep, güçlü altyapı yatırımları, kapsayıcı atık yönetim modeli ve toplum temelli katılım mekanizmalarıyla <strong>Türkiye’den listeye giren tek şehir</strong> oldu.</p>
<p>Bu uluslararası başarı, <strong>Sayın Emine Erdoğan’ın himayelerinde başlatılan ve kısa sürede küresel bir çevre hareketine dönüşen Sıfır Atık projesinin</strong>, Türkiye’de yerel yönetimler tarafından güçlü biçimde sahiplenildiğini göstermesi açısından da büyük önem taşıyor. Türkiye’de başlayan bu vizyoner yaklaşım, Birleşmiş Milletler kararıyla tüm dünyaya yayılan küresel bir modele dönüşmüş durumda.</p>
<p>BM’nin küresel ölçekte yürüttüğü bu inisiyatif, şehirlerin sürdürülebilir atık yönetimi, döngüsel ekonomi ve çevresel iyileştirme alanlarındaki örnek uygulamalarını değerlendiriyor. Gaziantep ise uzun yıllara dayanan kararlı çevre politikaları, yenilikçi projeleri ve Sıfır Atık vizyonuna uyumlu yatırımlarıyla bu platformda öne çıkmayı başardı</p>
<p><strong>Gaziantep 20 Önemli Şehir Arasında</strong></p>
<p>Gaziantep ile birlikte seçilen diğer dünya şehirleri arasında Akra (Gana), Bolonya (İtalya), Şefşauen (Fas), Florianópolis (Brezilya), Hangzhou (Çin), Iloilo (Filipinler), San Francisco (ABD), Yokohama (Japonya) gibi çevresel dönüşüme öncülük eden kentler bulunuyor.</p>
<p>Gaziantep, bu seçkin listeye girerek sürdürülebilir şehircilik vizyonunda dünya ile aynı çizgide ilerlediğini bir kez daha tescillemiş oldu.</p>
<p><strong>Fatma Şahin: “Bu başarı tüm Gazianteplilerin”</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı <strong>Fatma Şahin</strong> şu değerlendirmede bulundu: <strong>“Gaziantep olarak uzun yıllardır çevreyi koruma, atık azaltma ve sürdürülebilir bir geleceği inşa etme konusunda kararlılıkla çalışıyoruz. Sayın Emine Erdoğan’ın himayelerinde başlayan Sıfır Atık Hareketi, bizlere güçlü bir yol haritası sundu. Birleşmiş Milletler tarafından dünyanın örnek şehirleri arasında gösterilmek bizim için büyük bir gurur. Bu başarı tüm Gazianteplilerin; çünkü sıfır atık ancak toplumun her kesiminin katılımıyla mümkün.”</strong></p>
<p><strong>Gaziantep Belediyesi’nin Sıfır Atık Çalışmaları</strong></p>
<p><strong>Atıktan Enerji ve Gübre Üretimi: Oğuzeli Biyogaz Tesisi</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Oğuzeli ilçesinde hizmete açtığı <strong>Biyogaz Enerji Santrali</strong> ile atıkları geri kazandırıyor, milli ekonomiye katma değer sağlıyor ve çevresel etkileri ortadan kaldırıyor. Santralde hayvansal atıklar anaerobik ortamda çürütülerek biyogaz elde edilirken, geriye kalan materyal ise organik gübre olarak tarımda kullanıma sunuluyor. Bu yöntemle enerji üretimi sağlanırken sera gazı emisyonları azalıyor, toprak verimliliği artıyor ve su kaynakları korunuyor.</p>
<p>2018’den bu yana tesis, <strong>20.225 MW elektrik üretimi</strong>, <strong>1.133 ton karbon salınımının engellenmesi</strong> ve <strong>50.000 ton katı atık bertarafı</strong> sağladı. Günlük yaklaşık 300 ton hayvan ve tarımsal atık işlenerek yılda 7 GWh elektrik ve “Altın Gübre” olarak tabir edilen yüksek kaliteli sıvı gübre üretiliyor.</p>
<p><strong>Ödüller ve Başarılar</strong></p>
<p>Santral, ulusal ve uluslararası platformlarda birçok ödüle layık görüldü:</p>
<ul>
<li><strong>ICCI 2015 Enerji Verimliliği Ödülü </strong></li>
<li><strong>2017 Sürdürülebilirlik İş Ödülleri </strong></li>
<li><strong>2018 Düşük Karbon Kahramanı Ödülü </strong></li>
<li><strong>2018 İdeal Kent Ödülü </strong></li>
<li><strong>2023 İlham Veren Kamu Yönetimi Projesi Ödülü </strong></li>
</ul>
<p><strong>Çevreci ve Sürdürülebilir Ulaşım</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Paris İklim Antlaşması ve Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı doğrultusunda, şehir içi ulaşımda çevreci çözümler üretiyor.</p>
<ul>
<li>20 elektrikli otobüs araç filosuna katılıyor. </li>
<li>Yenilenebilir enerji kullanımını artırarak çevre dostu bir şehir hedefleniyor. </li>
<li>Hidrojen yakıtlı otobüslerin toplu taşımada kullanımı için Almanya’da teknik incelemeler tamamlandı. </li>
</ul>
<p>Şehirde hali hazırda hizmet veren 355 belediye otobüsünün 145’i CNG (Sıkıştırılmış Doğalgaz) ile çalışıyor. Belediye, yeşil ulaşım vizyonuyla bu sayıyı artırmayı ve su buharı ile çalışan hidrojenli otobüsleri hizmete almayı planlıyor. Gaziantep’in bu alışmaları, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de şehir yaşam kalitesi açısından dünya standartlarında bir örnek teşkil ediyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziantep-birlesmis-milletlerin-sifir-atiga-dogru-20-sehir-listesine-turkiyeden-giren-tek-sehir-oldu-623951">Gaziantep, Birleşmiş Milletler&#8217;in &#8220;Sıfır Atığa Doğru 20 Şehir&#8221; Listesine Türkiye&#8217;den Giren Tek Şehir Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay&#8217;dan İzmir Körfezi için ortak mücadele çağrısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-izmir-korfezi-icin-ortak-mucadele-cagrisi-623372</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 14:13:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Gediz Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Körfez]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623372</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Körfezi’nin kirlilikten arındırılması için liman, tersane ve Gediz Nehri’nin olumsuz etkilerinin önlenmesi gerektiğini ve bu konularda merkezi idareyle iş birliğine ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-izmir-korfezi-icin-ortak-mucadele-cagrisi-623372">Başkan Tugay&#8217;dan İzmir Körfezi için ortak mücadele çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Körfezi’nin kirlilikten arındırılması için liman, tersane ve Gediz Nehri’nin olumsuz etkilerinin önlenmesi gerektiğini ve bu konularda merkezi idareyle iş birliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nda konuşan Başkan Tugay “Bize dip temizliği için gerekli yetkiyi vermezseniz, kil uygulamasına engel olursanız, Gediz Nehri’nin kirliliğini durdurmazsanız, davet ettiğimiz toplantılara gelmezseniz, bu soruna nasıl katkı vermiş olacaksınız?” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Büyükşehir Belediyesi’nin “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda “Körfez İçin Bir Adım Daha” başlığıyla düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nın ikinci gün oturumlarının açılışına katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta konuşan Başkan Tugay, kamuoyunun İzmir Körfezi’nin yaşamış olduğu durum hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadığını söyledi.  Merkezi hükümet de dahil olmak üzere farklı kesimlerden farklı şeyler söylendiğini vurgulayan Tugay, “İzmir’de bir sorun var ama bu sorunu kimse sahiplenmiyor ve çözüm için de yeterli çaba gösterilmiyor. Birbirilerinin üstüne sorumluluk atıyorlar gibi bir düşünce içindeler. Haklılar; maalesef bu bilgi kirliliği böyle bir algının ortaya çıkmasına neden oluyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Yoğun nüfusun doğrudan körfezle yakın temasta olduğu bir şehir”</strong></p>
<p>İzmir Körfezi’nin yapısına değinen Başkan Tugay, “İzmir Körfezi, dünyada çok nadir olan körfezlerden birisi. Şehrin metropolü körfez çevresine yerleşmiş. Yoğun bir nüfusun doğrudan körfezle yakın temasta olduğu bir şehir. Benzer sorun çok yerde var ama insanların yerleşim yerlerinden uzak olduğu için bu şekilde gündeme gelmiyor. En uç kısmında bir liman olan bir körfez bu. Farklı havzalardan gelen tam 33 tane akarsu bu körfeze boşalıyor. Bunların içinde Gediz Nehri de var” dedi. </p>
<p><strong>“Gediz, körfezi kirletmiyor demek art niyetli”</strong></p>
<p>Gediz Nehri’nin körfezi kirletmediği iddialarının art niyetli olduğunu dile getiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Gediz’in kirli suyu kesinlikle körfeze giriyor. Gediz’in dışında da hepimizin bildiği birçok akarsu, pek çok yerden topladığı atıkları körfeze boşaltıyor. Bir kısmı kentsel ve sanayi atıkları, bir kısmı da doğal alüvyonlar. Dün hocamızın da söylediği gibi, körfez artık bir depolama alanı. En doğru ifadelerden birisi bu. Bu derelerden gelen atıklar körfezde dibe çöküyor ve birikiyor. Efes Antik Kenti’nin bir liman kentiyken bin yıllar içinde Küçük Menderes’in taşıdığı alüvyonlarla nasıl dolduğunu görüyorsunuz. Akarsu yataklarının yanında bu kaçınılmaz bir şey” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Koku ve balık ölümleri travmatize etti”</strong></p>
<p>İklim krizinin etkisiyle özellikle yaz aylarında sıkça görülen alg patlamasına bağlı koku ve balık ölümleri hakkında konuşan Başkan Tugay, konferansın temel amaçlarından birinin bu soruna biyolojik çözüm bulmak olduğunu belirtti. Başkan Tugay, “Çok rahatsız edici bir sorunla karşı karşıyayız. Körfezde ‘alg patlaması’ olarak adlandırılan biyolojik bir problem var. Yaz aylarında ortaya çıkan koku ve balık ölümleri, insanları adeta travmatize etti. İzmir Körfezi’nin kanalizasyon atıklarıyla kirletildiği ve bu durumun belediye hizmetlerinin yetersizliğinden kaynaklandığı yönünde suçlamalar yapılıyor. Ben 59 yaşındayım; kendimi bildim bileli İzmir Körfezi’nde koku ve kirlilik vardı ancak balık ölümleri yaşanmıyordu. Bu durumda şu soruyu sormalıyız: Sorun, son dönemde artan kentsel atık kirliliğinin bir sonucu mu, yoksa başka bir nedeni mi var? Cevap çok açık; bu durum farklı bir nedene dayanıyor. Alg patlaması yeni bir olgu. Üstelik yalnızca İzmir Körfezi’ne özgü değil, dünyanın birçok bölgesinde görülüyor. Avustralya’nın güney kıyılarında da bu durumun yaşandığını biliyoruz. İstanbul’a yaptığım yolculuk sırasında Karadeniz kıyılarında da alg oluşumlarını gözlemledim. Bu durum hem denizlerde hem de tatlı sularda ortaya çıkıyor. Bu, çağımızın yeni sorunlarından biri. Temel nedeni ise iklim krizi, artan hava sıcaklıkları ve deniz suyunun ısınması. İzmir Körfezi’nde de karasal alanlarda olduğu gibi sıcaklık rekorları kırılıyor. Yaz aylarında su sıcaklığı 30 dereceye kadar yükseldi. Bu aşırı sıcaklık, alglerin çok hızlı ve yoğun şekilde çoğalmasına neden oluyor” dedi.</p>
<p><strong>“Alg patlaması çözmemiz gereken ağır ve yoğun bir sorun”</strong></p>
<p>Sıcaklığın yanı sıra körfez dibinde biriken atıkların da alg patlamasını tetiklediğini belirten Başkan Tugay, şunları söyledi: “Bu toplantının düzenlenme amacı da, alg patlamasına biyolojik bir çözüm bulup bulamayacağımız sorusuna yanıt aramak. Çünkü biyolojik sorunlara kalıcı çözümler de yine biyolojik yöntemlerle geliştirilebilir. Ancak bugün itibarıyla alg patlamasıyla etkin şekilde mücadele edebilecek kesin bir yöntem bulunmuyor. Biz bu konuya dikkat çekmek ve İzmir’i bu alanda önemli bir bilimsel çalışma merkezi haline getirmek istiyoruz. Şehrimizdeki bilim insanlarının ve deniz biyologlarının bu meseleye daha fazla odaklanmasına ihtiyaç var. Vatandaşlarımız şunu bilsin ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuyu son derece ciddiye alıyor. Bu, bizim en öncelikli gündem maddelerimizden biri.”</p>
<p><strong>“Arıtma nedenli kirliliği durdurduk, 1 ton çamur çıkardık”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “sağlıklı körfez” hedefi doğrultusunda yürüttüğü çalışmalara değinen Başkan Tugay, arıtma kaynaklı kirliliğin tamamen önlendiğini vurguladı. Körfezde kapsamlı temizlik çalışmalarının sürdüğünü belirten Tugay, “İzmir tarihinde yapılan en büyük dip temizliğini gerçekleştiriyoruz ve bu çalışmalara kararlılıkla devam edeceğiz. Şu ana kadar 1 milyon tondan fazla dip çamuru çıkarıldı. Bakanlıktan alınan 4 milyon tonluk izin kapsamında çalışmalarımız sürecek” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Körfezin yapısal özelliklerine de dikkat çeken Tugay, “Körfezin güney kesimi daha derinken, kuzey kesiminde ciddi bir sığlık söz konusu. Hatta körfezin orta kesimindeki derinlik yer yer 2 metreye kadar düşüyor. Bu durum, körfez suyunun açık denizle yeterince sirkülasyon yapmasını engelliyor. Su adeta bir göl gibi durağan, hareket çok sınırlı. Bu düşük sirkülasyon da alg patlamasını kolaylaştırıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Körfezin en sıkıntılı yerinde tersane ve yük limanı işletemezsiniz”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin körfez temizliği kapsamında müdahale edemediği alanlara dikkat çeken Başkan Tugay, yetki sınırlamalarına vurgu yaptı. Tugay, “Müdahale edemediğimiz en önemli noktalardan biri Gediz Nehri. Murat Dağı’ndan temiz çıkan su, Manisa ve İzmir’e ulaştığında kirlenmiş halde geliyor. Gediz Nehri, körfezin kirlenmesinde önemli bir etken” dedi.</p>
<p>Körfezin yapısal özelliklerine uygun olmayan faaliyetlere de değinen Tugay, “Bu kadar sığ bir körfezin en uç ve en sığ noktasına tersane kurulamaz. Tersane kaynaklı kirlilik, ekiplerimiz tarafından defalarca ortaya kondu. Aynı şekilde, ağır yük gemilerinin atıklarını kontrolsüz şekilde bırakabildiği bir düzene de izin verilmemeli. Körfezin en hassas bölgesinde bu tür faaliyetlerin yürütülmesi doğru değil” ifadelerini kullandı. Bu konularda belediyenin yetkisinin bulunmadığını belirten Tugay, “Ne yazık ki bu alanlarda karar verme yetkisi bizde değil. Belediye olarak gemi atıklarını izleyebileceğimiz bir sistem kurma konusunda kararlıyız. Ancak bu sistemle yalnızca tespit yapabiliriz; yaptırım uygulama yetkimiz yok” diye konuştu. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin önemine de değinen Tugay, “Bazı çevreler konuyu çarpıtarak farklı yönlere çekmeye çalışıyor. Oysa biz kamuoyunun doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesini çok önemsiyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Körfezin sürekli bir temizliğe ihtiyacı var”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, konuşmasının devamında körfezde sürdürülebilir temizlik ihtiyacına dikkat çekerek şunları söyledi: “Körfezde sürekli ve sistemli bir temizliğe ihtiyacımız var. Bunun için özel donanımlı bir temizlik gemisi edinilmeli. Bu yatırımı ya biz yapmalıyız ya da bakanlık üstlenmeli. Bakanlığın İzmit Körfezi’nde yürüttüğü çalışmanın benzeri mutlaka İzmir Körfezi’nde de hayata geçirilmeli. Vakumlu sistemlerle dipte biriken çamuru çekmeli ve çevreye zarar vermeden bertaraf etmeliyiz. Bu konuyu bakanlıkla defalarca, hatta bakan düzeyinde görüştük. Ancak ne yazık ki beklediğimiz desteği alamıyoruz. Herhangi bir çözüm önerisi sunulmadığı gibi, sürekli suçlamalara maruz bırakılıyoruz. Gerekli yetkiler verilmezse, dip temizliği çalışmalarımız engellenirse, kil uygulamasına izin verilmezse, Gediz Nehri’ndeki kirlilik durdurulmazsa ve düzenlediğimiz toplantılara dahi katılım sağlanmazsa bu sorunu nasıl çözeceğiz? Biz inanıyoruz ki bu süreçte halkın doğru bilgilendirilmesi, bilinçlenmesi ve duyarlılığı büyük önem taşıyor. Bilim insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili tüm kurumların çözüm sürecine aktif katkı sunması gerekiyor. Biz de belediye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daha fazla ne yapabiliriz sorusuna yanıt aramaya, çalışmaya devam edeceğiz. Öte yandan İzmit Körfezi’nde uygulanan yöntemlerin İzmir’de de hayata geçirilmesi, sorunun çözümünü hızlandırabilir. Körfezde sürekli temizlik yapılmazsa zamanla dolma, karasallaşma ve doğal yapının kaybolması riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-izmir-korfezi-icin-ortak-mucadele-cagrisi-623372">Başkan Tugay&#8217;dan İzmir Körfezi için ortak mücadele çağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zeytinyağı sektörü doğru rekolte çalışması ve AB&#8217;den kota istiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zeytinyagi-sektoru-dogru-rekolte-calismasi-ve-abden-kota-istiyor-623052</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[Ltd.]]></category>
		<category><![CDATA[rekolte]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytin Ve Zeytinyağı]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinyağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623052</guid>

					<description><![CDATA[<p>İki sezondur ihracatta kan kaybeden Türk zeytinyağı sektörü, doğru tespit edilen rekolteyle ve Avrupa Birliği’nden alınacak kotayla ihracattaki tıkanıklığı aşmayı hedefliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zeytinyagi-sektoru-dogru-rekolte-calismasi-ve-abden-kota-istiyor-623052">Zeytinyağı sektörü doğru rekolte çalışması ve AB&#8217;den kota istiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İki sezondur ihracatta kan kaybeden Türk zeytinyağı sektörü, doğru tespit edilen rekolteyle ve Avrupa Birliği’nden alınacak kotayla ihracattaki tıkanıklığı aşmayı hedefliyor.</p>
<p>Türk zeytinyağı sektörü, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen “Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması”nda bir araya geldi. Sektörün geleceğiyle ilgili yol haritasını belirledi. Sektör buluşmasında rekoltenin doğru tespit edilmesi ve AB’nden kota alınması başlıkları öne çıktı. Zeytin ve zeytinyağı sektöründe ihracat şampiyonları ödüllerine kavuştu</p>
<p>Zeytin ağacının tarladan başlayan serüvenini bilimsel temellere oturtarak uluslararası pazarlardaki konumunu ele alma gayreti içinde olduklarını dile getiren Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, sektörün gelişimi için Bakanlıklar, odalar, borsalar, ihracatçı birlikleri dâhil tüm paydaşların omuz omuza hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p><strong> Önceliğimiz öngörülebilir ihracat ortamının tesisi </strong></p>
<p><strong> </strong>Önümüzdeki dönemde en büyük önceliklerinin öngörülebilir bir ihracat ortamının tesis edilmesi, fiyat istikrarının sağlanması ve ambalajlı ihracatı destekleyen mekanizmaların güçlendirilmesi olacağını vurgulayan Uygun, “Sektörümüz, ithal girdiye bağımlı olmayan yapısı ile ülkemize net döviz kazandıran stratejik bir sektör. Bu gücün sürdürülebilir biçimde ihracata yansıtılması hem üretici hem de ihracatçı açısından hayati önem taşımaktadır. Bu öngörülebilirliği sağlamanın, başarılı bir ihracat stratejisinin ilk adımı; eldeki ürünün, yani rekoltenin doğru tespit edilmesinden geçiyor. Maalesef eksik veya hatalı rekolte verileri, sektörümüz açısından telafisi güç zararlar doğurabilecek yanlış politikaların temelini oluşturuyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>AB’nden beklentimiz serbest ticaretin ruhuna uygun adil bir rekabet ortamı</strong></p>
<p>Türkiye’nin zeytinyağında İspanya’nın ardından dünyanın en büyük ikinci üreticisi konumuna ulaştığını hatırlatan Başkan Uygun sözlerini şöyle sürdürdü; “Avrupa Birliği pazarında karşımıza çıkarılan sembolik 100 tonluk kota; üretim kapasitemiz ve hedeflerimizle bağdaşmamaktadır. Özellikle Kuzey Afrika’daki rakip üretici ülkelere on binlerce tonluk gümrüksüz giriş hakkı tanınırken, Türkiye’ye uygulanan bu sınırlama açık bir negatif ayrımcılık teşkil etmektedir. Bizim beklentimiz bir ayrıcalık değil; serbest ticaretin ruhuna uygun, adil bir rekabet ortamıdır. Avrupa pazarı, katma değerli ve ambalajlı ihracat vizyonumuz açısından kritik öneme sahiptir. Kendi coğrafyamızın bu eşsiz ürününü Avrupa’daki tüketicilere kendi markalarımızla sunabilmemizin önündeki bu tarife engelinin mutlaka aşılması gerekmektedir. Bu noktada, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinde zeytinyağının hak ettiği kotaya kavuşması, Avrupa pazarındaki konumumuzu doğrudan etkileyecektir. Bu süreçte Brüksel’de müzakere yürüten kıymetli bürokratlarımızın elini güçlendirmek, onlara gerekli tüm veriyi sağlamak ve sektör olarak tek ses hâlinde hareket etmek büyük önem taşımaktadır. Bugün bu salondan çıkacak ortak irade, devletimizin en güçlü dayanağı olacaktır.”</p>
<p>Dünya ekonomisinin ve Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın hassas bir dönemden geçtiğini dile getiren İhracat Genel Müdür Yardımcısı Tayfun Kılıç, ticaret savaşları ve korumacılık eğilimlerinin her geçen gün güç kazandığını vurguladı.</p>
<p><strong>Gıda milliyetçiliği kavramı öne çıktı</strong></p>
<p>Dünya’da öngörülebilir dış ticaret politikalarının pandemi ve savaşlar ortamında yıkıldığını aktaran Kılıç, “Belirsizlikler üzerine kurulan dünya dış ticareti devam ediyor. Her sabah Çin ile ABD arasında ticaret savaşları devam ederken bölgemizdeki savaşlarla karşı karşıya kaldık. Bölgemizdeki savaşlar ve jeopolitik gerilimler gıdanın artık sadece bir ticaret kalemi olmadığını bizlere bir kez daha göstermiştir. Gıda bugün toplumsal istikrarın ve ulusal güvenliğin en stratejik parçası haline gelmiştir. Birçok ülkenin gıda ihracatına kısıtlamağa getirdiği, gıda milliyetçiliği kavramının öne çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Bu süreci geçici bir kriz olarak değil, küresel ticaretin yeni ve yapısal bir gerçeği olarak okuyoruz. Ticaret Bakanlığı olarak bu riskli ortamda hem iç piyasa dengemizi korumak hem de Türkiye&#8217;yi dünyanın en güvenilir gıda tedarikçisi olarak konumlandırmanın çalışmalarını yapıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türk tarım sektörünün 75 milyar dolarlık bir tarımsal hasılaya sahip olduğunu ifade eden Kılıç şöyle devam etti; “Bu rakam ülkemizin üretim gücünü ve emek yoğun çalışmasını temsil ediyor. 2025 yılı itibariyle tarım ürünleri ihracatımız 32,6 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2026 yılında bu performansımız devam edecek. Zeytinyağı ihracatımızda ambalajlı ürünün genel toplam içerisindeki payı 2025 yılında yüzde 70 seviyesine ulaştı. Geçen yıl zeytinyağında yaşadığımız ihracat gerilemesinin yanında ambalajlı ihracat yüzümüzü güldüren bir taraf oldu.”</p>
<p>Fuar desteklerinden TURQUALITY’ye, e-ihracattan URGE projelerine kadar geniş bir yelpazede ihracatı desteklediklerini aktaran Kılıç, “2025 yılında ihracatçılarımıza toplam 33 milyar TL kaynak sunduk. 2026&#8217;da ise bu desteği 45 milyar TL&#8217;ye yükselttik. URGE projelerimiz kapsamında tarım sektörlerinde 20 aktif projemiz devam etmekte. Bu projelerde 478 firmamız yer alıyor. 2025 yılında tarım söktürüne yönelik 14 sektörel ticaret heyeti ve 5 alım heyeti düzenledik. Bu heyetlerin ikisi doğrudan zeytin ve zeytinyağı sektörüne yönelik gerçekleştirildi” dedi.</p>
<p>Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması’nın “Sürdürülebilir Zeytin Tarımı için Bilimsel Rekolte Tespit Yöntemleri” başlıklı ilk oturumunu Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım modere etti. Panelde; İspanya Tarım Bakanlığı Zeytinyağı ve Endüstriyel Bitkiler Dairesi’nden Fernando Mosquera Escribano, Endülüs Bölgesel Hükümeti Tarım Departmanı Araştırma ve İstatistik Başkanı Juan Bascón Fernández, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Murat Özaltaş ve Doktar Kurucu Ortağı Tanzer Bilgen konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p>İkinci oturum olan “Türk Zeytinyağının Rekabet Gücü ve Avrupa Birliği Kotaları” paneli de yine Ali Ekber Yıldırım moderatörlüğünde düzenlendi. Panelde; Tarım ve Orman Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Volkan Güngören, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü Tarım Dairesi Başkanı Halis Kaya, Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Avrupa Birliği ile Kurumsal İlişkiler ve Tarım Dairesi Başkanı Ahmet Selçuk Nalbant ve Türkiye İhracatçılar Meclisi Brüksel Temsilcisi Mehmet Tan görüş ve değerlendirmelerini paylaştı.</p>
<p>Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması sonrasında 2025 yılında sofralık zeytin ve zeytinyağı sektöründe 6 kategoride 32 firmanın ödüllendirildiği “Zeytin ve Zeytinyağı İhracatının Yıldızları Ödül Töreni” gerçekleştirildi.</p>
<p>Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması’na Verde Yağ Altın Sponsor olurken, Uygun Rafine Yağ Sanayi., Yunuslar Tarım Ürünleri, İzmir Ticaret Borsası, Kozoliv Gıda Ürünleri ve Ticaret ve Sanayi Kontuvarı Gümüş Sponsor olarak destek verdiler. Günkar Gıda, Eroğlu Gıda, Yeniçağ Gıda, Eker Gıda, Zer Zeytincilik, Balsarı Yağ ve Aydın Ticaret Borsası Bronz Sponsor olarak yer aldılar.</p>
<p>EGE ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İHRACATÇILARI BİRLİĞİ İHRACATIN YILDIZLARI ÖDÜL TÖRENİ ÖDÜL ALAN FİRMALAR LİSTESİ</p>
<p><strong>SOFRALIK ZEYTİN İHRACATINDA İLK 10 FİRMA</strong></p>
<p>EKER GIDA NAK. İNŞ. SAN. TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p>YUNUSLAR TARIM ÜR. GIDA İNŞ. SAN. VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p>AYDONA GIDA İNŞ. PETR. İLETİŞİM KUY. TUR. NAK.OTO.SAN.İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p>MAROLİ GIDA SAN. VE DIŞ TİC. A.Ş.</p>
<p>ZER ZEYTİNCİLİK TARIM ÜRÜNLERİ GIDA SAN.VE TİC. A. Ş.</p>
<p>SAHA TARIM ÜR. İTH. İHR. LTD. ŞTİ.</p>
<p>GÜNKAR İNŞAAT GIDA TEKS.  İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p>UGS-URLA GIDA VE TARIM ÜR. SAN. VE TİC. A.Ş.</p>
<p>AKSA ZEYTİNCİLİK GIDA SAN. TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p>EROĞLU YERLİ ÜRÜNLER GIDA TUR. İHR. İTH.SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ</p>
<p><strong>ZEYTİNYAĞI İHRACATINDA İLK 10 FİRMA</strong></p>
<p>VERDE YAĞ BESİN MADDELERİ SAN. VE TİC.A.Ş.</p>
<p>KOZMOPOLİTAN GIDA SAN. VE TİC. A.Ş.</p>
<p>SAVOLA GIDA SAN. VE TİC. A.Ş.</p>
<p>TİCARET VE SANAYİ KONTUVARI TÜRK A.Ş.</p>
<p>YONCA GIDA SAN. İŞL. İÇ VE DIŞ TİC. A.Ş.</p>
<p>KAHRAMAN YAĞ VE GIDA SAN. TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p>POYRAZ ZEYTİNYAĞI TAR. SAN. VE TİC. A.Ş.</p>
<p>BUNGE GIDA SAN. VE TİC. A.Ş.</p>
<p>OVE GIDA SAN. VE TİC. A.Ş.</p>
<p>ALHATOĞLU ZEYTİNCİLİK GIDA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p><strong>SOFRALIK ZEYTİN EN KATMA DEĞERLİ İHRACAT ÖDÜLLERİ</strong></p>
<p>1878 ZEYTİN ÜRÜNLERİ SAN. TİC. A.Ş.</p>
<p>RAPUNZEL ORGANİK TAR. ÜR. VE GIDA TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p>HENRY LAMOTTE GIDA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p><strong>SOFRALIK ZEYTİN İHRACAT ARTIŞI SIRALI LİSTE</strong></p>
<p>LİDER DIŞ TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p>SÜLEYMAN AYDIN GIDA NAK. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p>ÇOBANOĞLU ZEYTİNCİLİK SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p><strong>ZEYTİNYAĞI EN KATMA DEĞERLİ İHRACAT ÖDÜLLERİ</strong></p>
<p>HERŞEYMERŞEY MAĞAZACILIK A.Ş.</p>
<p>DARDANOS İHR.İTH. TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p>NOVA VERA GIDA VE TAR. SAN.TİC.A.Ş.</p>
<p><strong>ZEYTİNYAĞI İHRACAT ARTIŞI SIRALI LİSTE</strong></p>
<p>ERORHAN GIDA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.</p>
<p>ZER SALÇA KONSERVE TAR. ÜR. GIDA SAN. VE TİC. A.Ş.</p>
<p>BESTOLİO GIDA LTD. ŞTİ.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zeytinyagi-sektoru-dogru-rekolte-calismasi-ve-abden-kota-istiyor-623052">Zeytinyağı sektörü doğru rekolte çalışması ve AB&#8217;den kota istiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Platformlarda Görünürlük Arayışı Hız Kazandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-platformlarda-gorunurluk-arayisi-hiz-kazandi-623040</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Basın Bülteni]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[görünürlük]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[kazandı]]></category>
		<category><![CDATA[markalar]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[platformlarda]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[servis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623040</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital dünyada fark edilmek her geçen gün daha zor hale gelirken, doğru kanalları kullanan markalar ve sanatçılar rakiplerinin önüne geçmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-platformlarda-gorunurluk-arayisi-hiz-kazandi-623040">Dijital Platformlarda Görünürlük Arayışı Hız Kazandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital dünyada fark edilmek her geçen gün daha zor hale gelirken, doğru kanalları kullanan markalar ve sanatçılar rakiplerinin önüne geçmeye devam ediyor. Bu noktada bultenyolla.com, sunduğu basın bülteni servisi ve YouTube reklam çözümleriyle öne çıkan bir platform olarak dikkat çekiyor.</p>
<p>Basın bülteni servisi, yalnızca bir haber metni yayınlamakla sınırlı kalmıyor. bultenyolla.com üzerinden hazırlanan içerikler; şarkıcılar, müzisyenler, tiyatro sanatçıları, yazarlar ve kurumsal firmalar için geniş bir medya ağına ulaştırılıyor. Yeni çıkan bir şarkı, yayınlanan bir kitap ya da sahnelenen bir tiyatro oyunu, doğru bir haber diliyle servis edildiğinde kısa sürede çok sayıda platformda yer bulabiliyor.</p>
<p>Haber çıkarma süreçlerinde en önemli unsur, içeriğin doğru kurgulanması ve doğru mecralarda yayınlanmasıdır. bultenyolla.com bu süreci profesyonel bir şekilde yöneterek, hazırlanan bültenlerin ulusal ve dijital medya kanallarında yer almasını sağlıyor. Bu sayede markalar ve sanatçılar, yalnızca görünürlük kazanmakla kalmıyor, aynı zamanda dijital dünyada güçlü bir itibar oluşturuyor.</p>
<p>Kurumsal haberler ve marka duyuruları için de bultenyolla.com önemli bir çözüm sunuyor. Yeni bir ürün lansmanı, şirket duyurusu ya da hizmet tanıtımı; profesyonel basın bülteni dağıtımı sayesinde kısa sürede geniş kitlelere ulaşıyor. Bu süreç, markaların güvenilirliğini artırırken hedef kitleyle doğrudan bağ kurmasını sağlıyor.</p>
<p>Video içerik tarafında ise bultenyolla.com tarafından sunulan YouTube reklam hizmeti dikkat çekiyor. Özellikle müzik klipleri ve video projeleri için hazırlanan kampanyalar, izlenme oranlarını artırarak içeriklerin daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlıyor. Basın bülteni servisi ile birlikte yürütülen YouTube reklam çalışmaları, dijitalde çok yönlü bir etki oluşturuyor.</p>
<p>Tüm bu süreçler, bultenyolla.com tarafından tek bir çatı altında sunularak, markalar ve bireysel üreticiler için hızlı ve etkili bir çözüm haline geliyor. Doğru planlanan bir basın bülteni dağıtımı ve destekleyici reklam çalışmaları, dijital dünyada kalıcı bir yer edinmenin anahtarı olarak öne çıkıyor.</p>
<p><b><strong>bultenyolla.com Hakkında</strong></b></p>
<p>bultenyolla.com, markaların, sanatçıların ve girişimlerin basın bülteni servisi, basın bülteni dağıtımı ve YouTube reklam hizmetlerinden profesyonel şekilde faydalanmasını sağlayan bir dijital PR platformudur. Geniş medya ağı sayesinde hazırlanan içerikleri ulusal ve dijital basına ulaştırarak hızlı ve etkili görünürlük sunar.</p>
<p><b><strong>Warble Medya Hakkında</strong></b></p>
<p>Warble Medya Ltd, dijital PR, medya iletişimi ve içerik dağıtımı alanında faaliyet gösteren uluslararası bir medya şirketidir. Basın bülteni yönetimi, haber dağıtımı ve dijital reklam çözümleriyle markaların global ölçekte büyümesine katkı sağlamaktadır.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-platformlarda-gorunurluk-arayisi-hiz-kazandi-623040">Dijital Platformlarda Görünürlük Arayışı Hız Kazandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepside doğru yaklaşım, hastaların hayatını kolaylaştırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepside-dogru-yaklasim-hastalarin-hayatini-kolaylastiriyor-622890</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 18:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[epilepside]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[İlaçların]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaştırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622890</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, 26 Mart Dünya Epilepsi Farkındalık Günü kapsamında epilepsi hastalarının yaşam kalitesini artırmak için dikkat etmeleri gereken önlemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-dogru-yaklasim-hastalarin-hayatini-kolaylastiriyor-622890">Epilepside doğru yaklaşım, hastaların hayatını kolaylaştırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, 26 Mart Dünya Epilepsi Farkındalık Günü kapsamında epilepsi hastalarının yaşam kalitesini artırmak için dikkat etmeleri gereken önlemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Epilepsi, nöronların aşırı ve senkronize aktivitesi sonucu ortaya çıkan nöbetlerle karakterize!</strong></p>
<p>Epilepsinin, beyindeki anormal elektriksel aktiviteye bağlı olarak tekrarlayan nöbetlerle karakterize nörolojik bir bozukluk olduğunu hatırlatan Dr. Celal Şalçini, “Bu nöbetler, beyin hücrelerinin (nöronlar) aşırı ve birlikte aynı zamanda/senkronize aktivitesi sonucu ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Epilepsinin, genetik yatkınlık, beyin travması, enfeksiyonlar, inme, tümörler veya gelişimsel bozukluklar gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabileceğini dile getiren Dr. Celal Şalçini, tanı sürecinin hastanın klinik öyküsü, nöbetlerin özellikleri ve nörolojik muayene ile başladığını, tanıyı doğrulamak için ise Elektroensefalografi (EEG), Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI), Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve kan testleri gibi bazı testler kullanıldığını söyledi.</p>
<p><strong>Yetersiz uyku, nöbet eşiğini düşürür!</strong></p>
<p>Bazı faktörlerin epilepsi ataklarını tetikleyebildiğine dikkat çeken Dr. Celal Şalçini, “Yetersiz uyku, nöbet eşiğini düşürür. Psikolojik stres, nöbet riskini artırabilir. Özellikle alkol yoksunluğu nöbetlere yol açabilir. Bazı bireylerde yanıp sönen ışıklar nöbetleri tetikleyebilir. Antiepileptik ilaçların düzensiz kullanımı nöbet riskini artırır. Bazı ilaçların kendileri nöbetleri tetikleyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bu faktörlerden kaçınmanın mümkün olduğunu da sözlerine ekleyen Dr. Celal Şalçini, düzenli uyku, stres yönetimi, alkolden kaçınma, ilaçların düzenli kullanımı ve fotosensitivitesi/ışığa hassasiyeti olan bireylerin yanıp sönen ışıklardan uzak durmasının özellikle önerildiğini aktardı.</p>
<p><strong>Antiepileptik ilaçların düzenli ve doktorun önerdiği şekilde kullanılması gerekir!</strong></p>
<p>Epilepsi ile yaşayan bireylerin ve ailelerinin günlük yaşamda dikkat etmesi gereken faktörlere değinen Dr. Celal Şalçini, şunları söyledi:</p>
<p>“Antiepileptik ilaçların düzenli ve doktorun önerdiği şekilde kullanılması gerekir. Uyku düzeni ve stres yönetimine önem verilmeli, tetikleyici faktörlerden uzak durulmalı. Nöbet sırasında yaralanmayı önlemek bulunulan odanın veya banyonun kapısı kilitlenmemeli, keskin eşyalar açıkta bırakılmamalı ve yüzme gibi aktiviteler sırasında hasta yalnız olmamalı. Nöbetlerin sıklığı, süresi ve tetikleyicileri kaydedilmeli. Aile üyeleri ve yakın çevre nöbet sırasında nasıl müdahale edeceğini öğrenmeli.”</p>
<p><strong>Doğru tedavi ve yönetimle epilepsi hastaları aktif bir yaşam sürdürebilir!</strong></p>
<p>Epilepsi hastalarının toplumda karşılaştığı yaygın yanlış inanışlar olduğunu dile getiren Dr. Celal Şalçini, “Epilepsinin bulaşıcı bir hastalık olduğunu düşünenler bile var.” dedi.</p>
<p>Epilepsi hastalarının normal bir yaşam süremeyeceği inanışının da yanlış olduğunu vurgulayan Dr. Celal Şalçini, “Doğru tedavi ve yönetimle epilepsi hastaları aktif bir yaşam sürdürebilir. Bir diğer yanlış bilinen konu ise ‘nöbet sırasında hastanın dilini tutmak gerekir’ bilgisi. Bu, hastaya zarar verebilir. Bunun yerine, hastayı güvenli bir pozisyona almak ve nöbetin bitmesini beklemek gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Dr. Celal Şalçini epilepsi hakkındaki farkındalığı artırmak için ise; toplumda eğitim programları düzenlemek, medya ve sosyal platformlarda doğru bilgiler paylaşmak, okullarda ve iş yerlerinde epilepsi hakkında bilinçlendirme seminerleri yapmak, epilepsi dernekleri ve hasta grupları aracılığıyla destek sağlamak gibi adımlar atılabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Epilepsi hastaları, gerektiğinde psikolojik danışmanlık alarak duygusal zorluklarla başa çıkabilir! </strong></p>
<p>Epilepsi ile yaşayan bireylerin sosyal hayatlarını daha verimli sürdürebilmesi için önerilerde bulunan Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Epilepsi dernekleri veya hasta gruplarına katılarak benzer deneyimler paylaşılabilir. İş yerinde, okulda veya sosyal çevrede epilepsi hakkında açık iletişim kurulması kişiye iyi gelebilir. Doktor onayıyla düzenli egzersiz yapmak, stresi azaltır ve genel sağlığı iyileştirir. Epilepsi hastaları, uygun tedavi ve destekle eğitimlerini tamamlayabilir ve iş hayatında başarılı olabilir. Gerektiğinde psikolojik danışmanlık alarak duygusal zorluklarla başa çıkmak için adım atılabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-dogru-yaklasim-hastalarin-hayatini-kolaylastiriyor-622890">Epilepside doğru yaklaşım, hastaların hayatını kolaylaştırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-3-622724</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 08:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[biyoplastik]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Çevresel Etki]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımlık]]></category>
		<category><![CDATA[malzemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Nişasta]]></category>
		<category><![CDATA[plastik]]></category>
		<category><![CDATA[sanayide]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622724</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-3-622724">Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor. Şirketin geliştirdiği biyoplastik ürünler doğada 180 gün içerisinde tamamen çözünerek özel işleme gerek kalmadan toprağa geri dönüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın planlanan yeni plastik yönetmeliğinde  biyobozunur plastiklerin diğer plastiklerden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken <strong>Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu</strong> bu durumu stratejik bir fırsat olarak paylaştı. </p>
<p>“<strong>Her plastik aynı değildir”</strong></p>
<p>Geleneksel petrol türevi plastikler doğada yüzlerce yıl varlığını sürdürebilirken, oksobozunur plastikler parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak ekosistem üzerinde kalıcı etkiler oluşturuyor. Günümüzde okyanuslarda biriken milyonlarca ton mikroplastik ve insanların haftalık ortalama plastik maruziyeti, sorunun ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını açıkça gösteriyor. Buna karşın, nişasta temelli biyopolimerler gibi yeni nesil malzemeler uygun koşullar altında 90–180 gün içinde biyolojik olarak çözünebiliyor; mikroplastik oluşturmuyor ve yenilenebilir kaynaklardan elde edildikleri için karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Bu çerçevede sektör temsilcileri, plastik konusundaki tartışmaların artık petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve biyoplastikler arasındaki farklar üzerinden ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>&#8220;Aynı sepete konması teknik bir hata&#8221;</strong></p>
<p>Biyobozunur malzemelerin petrol bazlı plastiklerle aynı sepete konmasını ‘teknik bir hata’ olarak değerlendiren<strong> Çomu</strong>, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Planlanan <em>yeni yönetmelik, çevresel etkilerin azaltılması açısından oldukça önemli ve yerinde bir adımdır. Çevresel etki profilleri farklı olan malzemelerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, bazı teknolojik çözümlerin gelişimini sınırlayabilir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerin yerine geçebilecek en güçlü ve en çevre dostu alternatiflerden biridir.”</em></p>
<p><strong>Avrupa yaklaşımı: ayrıştır, teşvik et</strong></p>
<p>Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren <strong>Packaging and Packaging Waste Regulation</strong> ile biyoplastikler ilk kez net bir yasal çerçevede tanımlanıyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler belirli kriterlere göre sınıflandırılıyor ve kullanım alanlarına göre yönlendiriliyor. Özellikle organik atıklarla birlikte toplanabilen ambalajlar, gıda ile temas eden ürünler ve geri dönüşümün zor olduğu alanlarda biyoplastik çözümler teşvik ediliyor. Bu yaklaşım sayesinde hem çevresel etkiler azaltılıyor hem de döngüsel ekonomi hedefleri destekleniyor. </p>
<p>Biyobozunur ve kompostlanabilir ambalajların ne anlama geldiğini belirleyen <strong>EN 13432</strong> standardı ise bu süreçte önemli bir referans noktası olarak öne çıkıyor. Türkiye’de petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve bu standarda uygun gerçek biyobozunur malzemelerin net bir şekilde birbirinden ayrılması gerekiyor. Burada temel fark, malzemenin uygun koşullar altında tamamen doğaya geri dönebilme özelliği gösteriyor olması. Bu nedenle düzenlemeye uyumlu ve sertifikalı biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması ve yerli üretimi destekleyecek teşviklerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong>“Sunar NP olarak, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği destekliyoruz”</strong></p>
<p>Türkiye, nişasta bazlı hammaddeleri ve güçlü üretim altyapısıyla biyoplastik alanında önemli bir potansiyele sahip. Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, 2014 yılında başlattığı Ar-Ge çalışmalarıyla Türkiye’de nişasta bazlı biyopolimer üretimini hayata geçiren ilk şirket. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan <strong>Mustafa Nuri Çomu</strong>, “<em>Biyoplastik, plastik kullanımına sadece bir alternatif değil; doğru malzemenin geleceğe uyarlanmış halidir. Sunar NP olarak, doğaya geri dönebilen biyopolimerlerimizle çevresel etkiyi azaltırken, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği de destekliyoruz. Türkiye’de biyoplastiklerin doğru politikalarla teşvik edilmesi hem çevrenin korunmasına katkı sağlar hem de sanayide katma değer yaratır. Aynı zamanda ithal petrokimya bağımlılığını azaltır ve ülkemizi uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşır</em>” ifadelerini kullandı.  Bu açıdan bakıldığında biyoplastikler, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir fırsat alanı olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>“Doğru regülasyon ile Türkiye lider konumda olabilir”</strong></p>
<p>Planlanan yeni yönetmelik, çevresel etkileri azaltma açısından önemli bir adım olsa da malzemeler<strong> </strong>arasındaki ayrım konusunda geliştirilmeye açık görünüyor. Özellikle petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerle, çevresel etkileri farklı olan biyoplastiklerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, sürdürülebilir alternatiflerin önünü kesme riski taşır. Sunar NP, biyoplastiklerin GEKAP’tan ayrıştırılarak özel regülasyon ve teşviklerle desteklenmesini öncelikli bir strateji olarak ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, çevresel sorumluluk ve ekonomik sürdürülebilirliği bir arada sağlayarak Türkiye’nin küresel biyoplastik pazarındaki rekabet gücünü artırıyor. <strong>Çomu konuya ilişkin açıklamasını şu sözlerle tamamladı</strong>,<strong> </strong><em>“Türkiye’nin COP31 sürecinde çevre ve sürdürülebilirlik alanında atacağı adımlar uluslararası ölçekte büyük önem taşıyor. Biyoplastiklerin doğru şekilde tanımlandığı ve desteklendiği bir düzenleme çerçevesi, ülkemizi bu alanda öncü konuma taşıyabilir. Bu sürecin, tüm paydaşların katkısıyla birlikte şekillendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.”</em></p>
<p>Sektörde öne çıkan görüş ise oldukça net; sorunun kendisi plastik değil, yanlış malzeme tercihidir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklere kıyasla daha temiz ve güçlü bir alternatif olarak görülürken, doğru malzemenin doğru yerde kullanılması durumunda hem çevrenin korunabileceği hem de sanayinin gelişebileceği vurgulanıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-3-622724">Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5 Adımda Doğru Takviye Nasıl Seçilir?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/5-adimda-dogru-takviye-nasil-secilir-622435</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 07:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[seçilir]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[takviyeler]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622435</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşam hızlandı, beslenme düzeni değişti, güneşle temas azaldı, yeni trend takviyeler ise hayatın tam ortasına yerleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-dogru-takviye-nasil-secilir-622435">5 Adımda Doğru Takviye Nasıl Seçilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşam hızlandı, beslenme düzeni değişti, güneşle temas azaldı, yeni trend takviyeler ise hayatın tam ortasına yerleşti. Raflar vitamin, mineral ve bitkisel desteklerle dolup taşarken, her gün yeni bir madde gündeme geliyor. Ancak “Her düşük değer takviye gerektirir mi? Popüler desteklerin gerçekten işe yaradığını nasıl anlarız? Etiket ve doz güvenilir mi?” gibi sorular giderek daha fazla önem kazanmaya başladı. <strong>Acıbadem Life Danışmanı Aile Hekimi Prof. Dr. İsmet Tamer vitamin takviyesini seçmenin altın ipuçlarını paylaşıyor.</strong></p>
<p><strong>VİTAMİNE GERÇEKTEN İHTİYACINIZ VAR MI?</strong></p>
<p>Günümüzde pek çok kişi, yaşam temposu ve beslenme düzenindeki değişiklikler nedeniyle eksik kaldığını düşündüğü vitamin ve mineralleri takviyelerle tamamlamaya yöneliyor. Geleneksel beslenme biçimlerinin yerini işlenmiş gıdalara bırakması, taze sebze-meyve tüketiminin azalması mikro besin alımını düşürürken; kapalı ofislerde uzun saatler çalışma, güneş ışığına daha az maruz kalma gibi modern yaşam faktörleri özellikle <strong>D vitamini başta olmak üzere çeşitli eksiklikleri artırıyor.</strong> Öte yandan gelişmiş laboratuvar testleri sayesinde belirti vermeyen eksiklikler daha sık tespit ediliyor, sosyal medya ve pazarlama dili ise “doğal, mucize, hızlı etki” söylemleriyle takviyelere olan ilgiyi körüklüyor. Bu noktada laboratuvar değerlerinin tek başına belirleyici olmadığına dikkat çeken <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Tahlilde değerin düşük çıkması her zaman takviye başlanacağı anlamına gelmez. Eksikliğin derecesi, klinik bulgular ve risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir. Bazı hafif düşüklüklerde yaşam tarzı düzenlemesi yeterliyken, ciddi düzeylerde hedefe yönelik tedavi gerekebilir” diyerek bilinçli yaklaşımın önemini vurguluyor.</p>
<p><strong>HER YENİ BİLEŞEN MUTLAKA ALINMALI MI?</strong></p>
<p>Takviye pazarında her gün yeni bir bileşen gündeme geliyor. Yakın dönemde popülerleşen berberin buna iyi bir örnek. Peki yeni maddeler gerçekten yeterli bilimsel kanıtla mı destekleniyor, yoksa trend etkisiyle mi hızla yaygınlaşıyor? <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>’e göre burada en kritik nokta, “etkinlik ve güvenlik verisinin randomize kontrollü bilimsel çalışmalarla desteklenmesi”. Bazı bileşenler için umut vadeden sonuçlar bulunsa da çalışmaların kapsamı, katılımcı sayısı ve kullanılan dozlar büyük farklılık gösterebiliyor. <strong>Tamer</strong>, “ Bitkilerde doğal olarak bulunan berberin bileşiği üzerine kan şekeri ve lipid profili gibi parametrelerde olumlu sonuçlar bildiren yayınlar mevcut; ancak uzun dönem güvenlik verisi ve standart doz netliğine dair yeterli kanıt henüz sınırlı” diyerek temkinli yaklaşılması gerektiğinin altını çiziyor. <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, özellikle sosyal medya etkisiyle hızla yayılan takviyeler konusunda uyarıda bulunuyor ve “Bir madde popüler oldu diye hemen kullanmaya başlanmamalı; hele ki tedavi amacıyla ve mevcut ilaçlarla birlikte alınacaksa mutlaka bir hekim görüşü alınmalı” diyor. </p>
<p><strong>VİTAMİN TAKVİYESİNİN İÇİNDE VİTAMİNİ YOKSA?</strong></p>
<p>Vitamin ve bitkisel takviyelerin içerik güvenilirliğinin hem dünyada hem Türkiye’de en çok tartışılan başlıklardan biri olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, “Bağımsız laboratuvarların yaptığı analizlerde zaman zaman ürün etiketinde yazan etken maddenin ya çok düşük oranda bulunduğu ya da hiç bulunmadığı tespit edilebiliyor. Bu durum şaşırtıcı değil. Gıda takviyeleri ilaçlar kadar sıkı onay süreçlerinden geçmediği için kalite kontrol üreticinin beyanına ve uyguladığı standartlara bağlıdır. Bağımsız kuruluşlarca test yapılmadığında etiket ile içerik arasında tutarsızlık görülebilir. Özellikle online satış platformlarındaki her ürün denetimlerden geçmediği için dikkatli olunması gerekiyor” diyor. </p>
<p><strong>DOĞRU TAKVİYE SEÇME REHBERİ </strong></p>
<p>Tüketicilerin takviye seçerken dikkat etmesi gereken noktalar konusunda pratik bir “alışveriş kontrol listesi” hazırlayan <strong>Prof. Dr. İsmet Tamer</strong>, doğru ürün tercihinin sandığımızdan daha kritik olduğunu belirtiyor. Buna göre takviye satın alırken şu adımlar göz önünde bulundurulmalı:</p>
<p><strong>Etiket mutlaka incelenmeli.</strong> Etken maddenin adı ve miktarı şeffaf şekilde yazıyor mu? Her bileşenin dozu belirtilmiş mi? Yan etki, gebelik–emzirme ve çocuk kullanımı uyarıları yer alıyor mu?</p>
<p><strong>Bağımsız test sertifikaları önemli.</strong> USP, NSF, ConsumerLab gibi kuruluşların doğrulama logosu ürünün güvenilirliğini artırır. Üretim yeri, GMP bilgisi ve marka iletişim detayları net olmalı.</p>
<p><strong>İlaç kullanıyorsanız dikkat!</strong> Bitkisel ve doğal takviyeler ilaçlarla etkileşime girebilir. Düzenli ilaç kullananlar mutlaka hekim görüşü almalı.</p>
<p><strong>Amaç net olmalı.</strong> Destek amaçlı mı yoksa belirli bir eksiklik için mi kullanılıyor? Spesifik eksiklik şüphesinde önce test, ardından hedefe yönelik ürün seçimi yapılmalı.</p>
<p><strong>Fiyat tek kriter değildir.</strong> Çok ucuz ürünler kalite şüphesi yaratabilir; en pahalısı da en iyi anlamına gelmez. Bilimsel veri ve sertifika her zaman fiyatın önündedir.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Tamer</strong>, takviyelerin herkes için rutin bir ihtiyaç olmadığını vurgulayarak, “Yeni bir madde popüler oldu diye hemen uzun süreli kullanıma başlanmamalı. Güvenilir kanıta, ürün doğrulamasına ve hekim değerlendirmesine dayanan seçim en sağlıklı yaklaşımdır” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-adimda-dogru-takviye-nasil-secilir-622435">5 Adımda Doğru Takviye Nasıl Seçilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-622370</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 13:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[biyoplastik]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Çevresel Etki]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümü]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımlık]]></category>
		<category><![CDATA[malzemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Nişasta]]></category>
		<category><![CDATA[plastik]]></category>
		<category><![CDATA[sanayide]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622370</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-622370">Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor. Şirketin geliştirdiği biyoplastik ürünler doğada 180 gün içerisinde tamamen çözünerek özel işleme gerek kalmadan toprağa geri dönüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın planlanan yeni plastik yönetmeliğinde  biyobozunur plastiklerin diğer plastiklerden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken <strong>Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu</strong> bu durumu stratejik bir fırsat olarak paylaştı. </p>
<p>“<strong>Her plastik aynı değildir”</strong></p>
<p>Geleneksel petrol türevi plastikler doğada yüzlerce yıl varlığını sürdürebilirken, oksobozunur plastikler parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak ekosistem üzerinde kalıcı etkiler oluşturuyor. Günümüzde okyanuslarda biriken milyonlarca ton mikroplastik ve insanların haftalık ortalama plastik maruziyeti, sorunun ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını açıkça gösteriyor. Buna karşın, nişasta temelli biyopolimerler gibi yeni nesil malzemeler uygun koşullar altında 90–180 gün içinde biyolojik olarak çözünebiliyor; mikroplastik oluşturmuyor ve yenilenebilir kaynaklardan elde edildikleri için karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Bu çerçevede sektör temsilcileri, plastik konusundaki tartışmaların artık petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve biyoplastikler arasındaki farklar üzerinden ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>&#8220;Aynı sepete konması teknik bir hata&#8221;</strong></p>
<p>Biyobozunur malzemelerin petrol bazlı plastiklerle aynı sepete konmasını ‘teknik bir hata’ olarak değerlendiren<strong> Çomu</strong>, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Planlanan <em>yeni yönetmelik, çevresel etkilerin azaltılması açısından oldukça önemli ve yerinde bir adımdır. Çevresel etki profilleri farklı olan malzemelerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, bazı teknolojik çözümlerin gelişimini sınırlayabilir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerin yerine geçebilecek en güçlü ve en çevre dostu alternatiflerden biridir.”</em></p>
<p><strong>Avrupa yaklaşımı: ayrıştır, teşvik et</strong></p>
<p>Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren <strong>Packaging and Packaging Waste Regulation</strong> ile biyoplastikler ilk kez net bir yasal çerçevede tanımlanıyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler belirli kriterlere göre sınıflandırılıyor ve kullanım alanlarına göre yönlendiriliyor. Özellikle organik atıklarla birlikte toplanabilen ambalajlar, gıda ile temas eden ürünler ve geri dönüşümün zor olduğu alanlarda biyoplastik çözümler teşvik ediliyor. Bu yaklaşım sayesinde hem çevresel etkiler azaltılıyor hem de döngüsel ekonomi hedefleri destekleniyor. </p>
<p>Biyobozunur ve kompostlanabilir ambalajların ne anlama geldiğini belirleyen <strong>EN 13432</strong> standardı ise bu süreçte önemli bir referans noktası olarak öne çıkıyor. Türkiye’de petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve bu standarda uygun gerçek biyobozunur malzemelerin net bir şekilde birbirinden ayrılması gerekiyor. Burada temel fark, malzemenin uygun koşullar altında tamamen doğaya geri dönebilme özelliği gösteriyor olması. Bu nedenle düzenlemeye uyumlu ve sertifikalı biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması ve yerli üretimi destekleyecek teşviklerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong>“Sunar NP olarak, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği destekliyoruz”</strong></p>
<p>Türkiye, nişasta bazlı hammaddeleri ve güçlü üretim altyapısıyla biyoplastik alanında önemli bir potansiyele sahip. Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, 2014 yılında başlattığı Ar-Ge çalışmalarıyla Türkiye’de nişasta bazlı biyopolimer üretimini hayata geçiren ilk şirket. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan <strong>Mustafa Nuri Çomu</strong>, “<em>Biyoplastik, plastik kullanımına sadece bir alternatif değil; doğru malzemenin geleceğe uyarlanmış halidir. Sunar NP olarak, doğaya geri dönebilen biyopolimerlerimizle çevresel etkiyi azaltırken, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği de destekliyoruz. Türkiye’de biyoplastiklerin doğru politikalarla teşvik edilmesi hem çevrenin korunmasına katkı sağlar hem de sanayide katma değer yaratır. Aynı zamanda ithal petrokimya bağımlılığını azaltır ve ülkemizi uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşır</em>” ifadelerini kullandı.  Bu açıdan bakıldığında biyoplastikler, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir fırsat alanı olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Doğru regülasyon ile Türkiye lider konumda olabilir”</strong></p>
<p>Planlanan yeni yönetmelik, çevresel etkileri azaltma açısından önemli bir adım olsa da malzemeler<strong> </strong>arasındaki ayrım konusunda geliştirilmeye açık görünüyor. Özellikle petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerle, çevresel etkileri farklı olan biyoplastiklerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, sürdürülebilir alternatiflerin önünü kesme riski taşır. Sunar NP, biyoplastiklerin GEKAP’tan ayrıştırılarak özel regülasyon ve teşviklerle desteklenmesini öncelikli bir strateji olarak ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, çevresel sorumluluk ve ekonomik sürdürülebilirliği bir arada sağlayarak Türkiye’nin küresel biyoplastik pazarındaki rekabet gücünü artırıyor. <strong>Çomu konuya ilişkin açıklamasını şu sözlerle tamamladı</strong>,<strong> </strong><em>“Türkiye’nin COP31 sürecinde çevre ve sürdürülebilirlik alanında atacağı adımlar uluslararası ölçekte büyük önem taşıyor. Biyoplastiklerin doğru şekilde tanımlandığı ve desteklendiği bir düzenleme çerçevesi, ülkemizi bu alanda öncü konuma taşıyabilir. Bu sürecin, tüm paydaşların katkısıyla birlikte şekillendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.”</em></p>
<p>Sektörde öne çıkan görüş ise oldukça net; sorunun kendisi plastik değil, yanlış malzeme tercihidir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklere kıyasla daha temiz ve güçlü bir alternatif olarak görülürken, doğru malzemenin doğru yerde kullanılması durumunda hem çevrenin korunabileceği hem de sanayinin gelişebileceği vurgulanıyor.</p>
<p><em><strong> </strong></em></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-tek-kullanimlik-plastik-duzenlemesi-sanayide-donusumu-baslatiyor-dogru-malzeme-ayrimi-yapilirsa-biyoplastikler-turkiye-icin-stratejik-firsat-622370">Yeni tek kullanımlık plastik düzenlemesi sanayide dönüşümü başlatıyor: &#8220;Doğru malzeme ayrımı yapılırsa biyoplastikler Türkiye için stratejik fırsat&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme kanseri annelik hayallerine engel değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-annelik-hayallerine-engel-degil-622254</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 07:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hayallerine]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622254</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde genç yaşlarda da görülme sıklığı artan meme kanserinde, son yıllarda geliştirilen akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve kişiye özel tedavi yaklaşımları, hastalar için umut veriyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-annelik-hayallerine-engel-degil-622254">Meme kanseri annelik hayallerine engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde genç yaşlarda da görülme sıklığı artan meme kanserinde, son yıllarda geliştirilen akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve kişiye özel tedavi yaklaşımları, hastalar için umut veriyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay</strong>, doğru zamanda başlanan tedaviyle hem yaşam süresinin hem de yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini belirterek “Eskiden meme kanseri denince hastalar ve yakınları için akla hemen umutsuz bir tablo gelirdi. Ama artık bu durum değişti; meme kanseri, tıpkı diyabet ve hipertansiyon gibi uzun süre kontrol altında tutulabilen bir hastalık haline geldi. Bu nedenle tanı alan hastalarımızın umutsuzluğa kapılmadan, alternatif yöntemlere başvurmadan onkoloji hekimine başvurması ve tedavisine başlaması büyük önem taşıyor” diyor. Prof. Dr. Özge Gümüşay, meme kanseri tedavisinde yeni dönemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Meme kanseri dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. Her yıl milyonlarca kadın bu tanıyı alırken, teknoloji ve tıptaki gelişmeler sayesinde tedavi seçeneklerinin güçlenmesi ise umutları artırıyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay</strong>, hastaların bu sayede yaşam sürelerinin uzadığını ve günlük yaşamlarının kaliteli bir şekilde devam edebildiğini belirterek “Özel bir teknolojiyle geliştirilen antikor-ilaç konjugatlarının meme kanseri tedavisinde kullanıma girmesiyle çok iyi sonuçlar elde edildi. Bu teknoloji sayesinde antikora bağlı olarak taşınan kemoterapi ilacı doğrudan kanser hücresine ulaştırılarak sağlıklı dokulara verilen zarar önemli ölçüde azaltılabilmektedir. Tüm hasta grubunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan HER2 pozitif meme kanserinde, damardan başlanan akıllı ilaçlar sayesinde hastaların tüm lezyonları gerileyerek hastalık kontrolü sağlanarak uzun süre yaşamını devam ettirebilmekteler. Tüm vakaların yaklaşık yüzde 70’ini oluşturan östrojen duyarlı metastatik meme kanserli hastalar bazen sadece evde ağızdan aldıkları akıllı ilaçlar ve endokrin tablet sayesinde kansersiz bir şekilde yıllarca normal yaşantılarını sürdürebilmekteler” diyor. </p>
<p><strong>Kişiye özel tedavi modeli</strong></p>
<p>Son yıllarda hedefe yönelik ajanlar, antikor-ilaç konjugatları ve immünoterapi gibi yenilikçi tedavilerle meme kanseri tedavisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay sözlerine şöyle devam ediyor: “Artık meme kanseri, tek bir hastalık olarak değil; biyolojik alt tiplerine ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi edilen bir hastalık olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle tedavi kararını verirken yalnızca tümörün evresine değil, hormon reseptör durumuna, HER2 durumuna, genetik mutasyonlara, hastanın yaşına, ek hastalıklarına ve risk özelliklerine göre değerlendirme yapılmaktadır. Bugün meme kanserinde amacımız herkese aynı tedaviyi vermek değil; doğru hastaya, doğru zamanda, doğru ilacı verebilmektir. Bu alanda devam eden bilimsel çalışmaların sonuçlarını hem hastalarımız hem de biz onkologlar heyecanla takip ediyoruz. Tedavi seçeneklerinin her geçen gün artması, meme kanseriyle mücadelede hem hastalarımıza hem bizlere umut vermeye devam ediyor.”</p>
<p><strong>Anne olmaya engel değil!</strong></p>
<p>Meme kanserinin erken yaşlarda da görülebilen bir hastalık haline gelmesi ve son yıllarda genç yaşlarda hızla yaygınlaşması, meme kanseri tedavisi gören kadınları, anne olmalarını engelleyebileceği düşüncesiyle endişelendiriyor. Prof. Dr. Gümüşay bu konuda endişeleri gideren bilimsel gelişmeleri şöyle anlatıyor: “Henüz çocuk sahibi olmamış ya da çocuk isteği olan genç hastalarımız olup, bu hastalarda fertilite koruyucu yaklaşımlar büyük önem taşımaktadır. Tedavi öncesinde yumurta veya embriyo dondurma gibi yöntemler planlanabilmekte; bazı hastalarda over baskılama tedavileri ile doğurganlığın korunmasına katkı sağlanabilmektedir. Yapılan çalışma göstermiştir ki kemoterapi ve radyoterapi tedavilerini tamamlayan hastalarımız, sonrasında yeterli süre endokrin tedavisini alıp (çalışmada 18-30 ay endokrin tablet almışlardı) onkoloji doktorlarının da onayı ile hamile kalmasına izin verilmekte. Meme kanseri tanılı hastalar takip eden onkoloji doktorunun önerdiği uygun zamanda gebe kaldıklarında hastalığın tekrarlama riski artmamaktadır, bu da yapılan çalışma ile doğrulanmıştır.” </p>
<p>Öte yandan meme kanseri olan hastaların, aldıkları endokrin tedaviye bağlı yan etkiler yaşayabildiklerini, bunlardan en önemlisinin de sıcak basması olduğunu belirten Prof. Dr. Gümüşay “Yapılan çalışmada görüldü ki, sıcak basması gibi yaşam kalitesini bozan yan etkiye karşı geliştirilen ilaç sayesinde sorunun şiddeti azaldı. FDA onay sürecinin tamamlanmasının ardından ilacın günlük pratiğe girmesi beklenmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Üçlü negatif meme kanserinde artık sonuçlar daha iyi </strong></p>
<p>Özellikle genç kadınlarda ve BRCA gen mutasyonu bulunan kadınlarda daha sık görülen üçlü negatif meme kanseri, tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturuyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, bu alt tipin geçmişte daha agresif seyreden bir hastalık olarak değerlendirildiğini belirtiyor. </p>
<p>Önceden sadece kemoterapi ile yönetilen bu alt tipte, immünoterapi ve yeni nesil antikor-ilaç konjugatları sayesinde tedavi başarısının önemli ölçüde iyileştiğini vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay, şu bilgileri veriyor: “Son yıllarda üçlü negatif meme kanseri tedavisinde iki önemli gelişme yaşandı. Bunlardan ilki immünoterapi, diğeri ise yeni nesil antikor-ilaç konjugatlarıdır. Bu tedaviler sayesinde hastalarda tedavi başarısı önemli ölçüde artmıştır. Erken evrede ameliyat öncesi kemoterapiye immünoterapi eklenmesi artık standart tedavi olup ülkemizde SGK ödeme kapsamındadır. Metastatik hastalıkta ise özellikle PD-L1 pozitif hastalarda immünoterapi önemli fayda sağlamaktadır” </p>
<p><strong>Yaşam kalitesini artıran destek tedaviler</strong></p>
<p>Tedavideki gelişmelerin yalnızca kanseri hedeflemekle sınırlı kalmayıp, hastaların yaşam kalitesini korumayı da amaçladığını belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, şöyle konuşuyor: “Bulantı için geliştirilen ilaçlar sayesinde bulantı ve kusma büyük ölçüde kontrol altına alınmaktadır. Enfeksiyona karşı; kemoterapi sonrası uygulanan kan yükseltici iğneler, grip aşısı, zatürre aşısı ve zona aşısı gibi koruyucu önlemler alınmaktadır. Sosyal ve psikolojik olarak süreci zorlaştıran saç dökülmesine yönelik kemoterapi sırasında uygulanan -saçlı deri soğutma işlemleri- saç dökülmesi önemli ölçüde azalmakta ve hastaların psikolojik yükünü hafifletmektedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-annelik-hayallerine-engel-degil-622254">Meme kanseri annelik hayallerine engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şarkıdan Kitaba, Markadan Sahneye: Basın Bülteni Servisi Neden Vazgeçilmez?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sarkidan-kitaba-markadan-sahneye-basin-bulteni-servisi-neden-vazgecilmez-622190</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 15:37:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[Basın Bülteni]]></category>
		<category><![CDATA[bülteni]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtım]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[kitaba]]></category>
		<category><![CDATA[markadan]]></category>
		<category><![CDATA[markalar]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[sahneye]]></category>
		<category><![CDATA[şarkıdan]]></category>
		<category><![CDATA[servis]]></category>
		<category><![CDATA[servisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622190</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital içerik üretiminin hız kazandığı günümüzde, üretilen çalışmaların doğru kitleye ulaşması en az içerik üretimi kadar önemli hale geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sarkidan-kitaba-markadan-sahneye-basin-bulteni-servisi-neden-vazgecilmez-622190">Şarkıdan Kitaba, Markadan Sahneye: Basın Bülteni Servisi Neden Vazgeçilmez?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital içerik üretiminin hız kazandığı günümüzde, üretilen çalışmaların doğru kitleye ulaşması en az içerik üretimi kadar önemli hale geldi. Müzik, medya, yayıncılık ve kurumsal iletişim alanlarında faaliyet gösteren kişi ve markalar için görünürlük; yalnızca üretmekle değil, doğru stratejiyle dağıtım yapmakla mümkün oluyor.</p>
<p>Bu noktada <strong>basın bülteni dağıtımı</strong>, içeriklerin geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan en etkili yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor. Profesyonel şekilde hazırlanan ve güçlü bir dağıtım ağıyla servis edilen içerikler, hem dijital basında yer buluyor hem de arama motorlarında kalıcı bir görünürlük elde ediyor. Bu süreçte doğru yapılandırılmış bir <strong>basın bülteni servisi</strong>, içeriğin yalnızca yayınlanmasını değil, aynı zamanda doğru konumlandırılmasını da sağlıyor.</p>
<p>Son dönemde özellikle şarkı çıkaran sanatçılar, yeni klip yayınlayan müzisyenler, kitap lansmanı gerçekleştiren yazarlar ve tiyatro oyunlarını duyurmak isteyen ekipler; basın bülteni dağıtımı ile projelerini daha geniş kitlelere ulaştırıyor. Bunun yanı sıra kurumsal firmalar, yeni ürününü tanıtmak isteyen markalar ve hizmet lansmanı yapan girişimler de bu yöntemi aktif olarak kullanıyor.</p>
<p>Türkiye’de dijital PR ve medya dağıtımı alanında faaliyet gösteren <strong>BultenYolla.com</strong>, sunduğu basın bülteni servisi ile farklı sektörlerden birçok projeye görünürlük kazandırıyor. Platform, içeriklerin sadece yayınlanmasını değil, aynı zamanda medya ağında etkili bir şekilde konumlandırılmasını sağlayarak sürdürülebilir bir dijital etki oluşturmayı hedefliyor. Basın bülteni dağıtımı süreçlerinin profesyonel şekilde yönetilmesi, içeriklerin doğru mecralarda yer almasını mümkün kılıyor.</p>
<p>Dijital tanıtımın bir diğer önemli ayağını ise video odaklı kampanyalar oluşturuyor. Özellikle müzik projeleri, ürün tanıtımları ve marka iletişiminde kullanılan <strong>YouTube reklam</strong> çalışmaları; hedef kitleye doğrudan erişim sağlama açısından önemli bir avantaj sunuyor. Basın bülteni ile desteklenen YouTube reklam stratejileri, çok kanallı bir iletişim modeli oluşturarak etkileşimi artırıyor.</p>
<p>BultenYolla.com, yalnızca basın bülteni servisi sunmakla kalmayıp, aynı zamanda dijital tanıtım süreçlerini bütünsel bir yaklaşımla ele alarak içeriklerin hem medya hem de dijital platformlarda daha güçlü bir şekilde yer almasına katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, farklı sektörlerden üreticilerin ve markaların projelerini daha geniş kitlelere ulaştırmasını kolaylaştırıyor.</p>
<p><strong>BultenYolla.com Hakkında</strong></p>
<p>BultenYolla.com, sanatçılar, markalar ve kurumsal firmalar için basın bülteni dağıtımı ve dijital PR hizmetleri sunan bir platformdur. Geniş medya ağı sayesinde hazırlanan içeriklerin ulusal ve yerel basında yer almasını sağlayan platform, aynı zamanda dijital görünürlüğü artırmaya yönelik çözümler geliştirir. Müzik, medya, etkinlik ve kurumsal iletişim alanlarında birçok projeye profesyonel basın bülteni servisi sunmaktadır.</p>
<p><strong>Warble Medya Ltd. Hakkında</strong></p>
<p>Warble Medya Ltd., dijital medya, müzik dağıtımı, PR ve içerik yönetimi alanlarında faaliyet gösteren uluslararası bir medya şirketidir. Farklı markaları ve hizmetleriyle sanatçılar, ajanslar ve markalar için kapsamlı çözümler sunan şirket, dijital dönüşüm süreçlerinde stratejik iş ortaklığı sağlamayı hedeflemektedir.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sarkidan-kitaba-markadan-sahneye-basin-bulteni-servisi-neden-vazgecilmez-622190">Şarkıdan Kitaba, Markadan Sahneye: Basın Bülteni Servisi Neden Vazgeçilmez?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay, arife gününde Urlalılarla oruç açtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-arife-gununde-urlalilarla-oruc-acti-621898</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 07:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arife]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[urla]]></category>
		<category><![CDATA[urlalılarla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621898</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ramazan ayı boyunca kentin farklı ilçelerinde düzenlediği iftar programları, arife gününde Urla’da sona erdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-arife-gununde-urlalilarla-oruc-acti-621898">Başkan Tugay, arife gününde Urlalılarla oruç açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ramazan ayı boyunca kentin farklı ilçelerinde düzenlediği iftar programları, arife gününde Urla’da sona erdi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, eşi Öznur Tugay ile birlikte Urlalı yurttaşlarla iftar sofrasında buluştu. Başkan Tugay, “Bu şehrin yetiştirdiği evlatlar olarak İzmir’e hizmet etmeye çalışıyoruz. Yüreğimizde sadece İzmir’imizin ve burada yaşayan her bir yurttaşımızın refahı, mutluluğu ve huzuru var” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, eşi Öznur Tugay ile arife gününde Urla Cumhuriyet Meydanı&#8217;nda düzenlenen iftar programına katıldı. Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan&#8217;ın da yer aldığı programda Urlalılara hitap eden Başkan Tugay, &#8220;İzmir&#8217;le, İzmir&#8217;in halkıyla, İzmir&#8217;in kültürüyle gurur duyuyoruz. Bizler geçici olarak sizlerin yetkisiyle bu konumda olan insanlarız. Önemli olan şudur; biz bu şehrin evlatları olarak burada insanlarımızdan dostluk, kardeşlik, hoşgörü, dayanışma gördük. Komşusuna değer veren, her zaman doğrunun ve iyinin yanında olan insanlar gördük. Böyle bir kültürle bugünlere geldik. Bugün de bu şehrin yetiştirdiği evlatlar olarak bu şehre hizmet etmeye çalışıyoruz. Yüreğimizde sadece İzmir’imizin ve burada yaşayan her bir yurttaşımızın refahı, mutluluğu ve huzuru var&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>&#8220;Bütün insanlar eşit&#8221;</strong></p>
<p>30 gün boyunca 30 ilçede iftar sofraları kurduklarını hatırlatan Başkan Tugay, &#8220;Zengin, yoksul, yaşlı, genç, kadın, erkek her kesimden insanın eşit bir şekilde bu sofranın etrafında oturduğu ve aynı yemeği yediği bir tablo var. Bu ay birlik beraberlik ayı, bereket ve bolluk dileyeceğimiz bir ay ama bunun için hatırlamamız gereken bir şey var; o da bütün insanların eşit olduğu. Ramazan ayının anlamının bu olduğunu düşünüyorum. Özellikle yönetici pozisyonunda olan, yetkisi olan, makamı ve gücü olan insanların hatırlaması lazım&#8221; ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>&#8220;Tertemiz bir dünya için çalışıyoruz&#8221;</strong></p>
<p>Başkan Tugay konuşmasında, toplumda iyiliğin ve doğruluğun önemine vurgu yaptı. “İnsanlar birbirine kötülük yaptıkça kötülük çoğalıyor; ancak sevgiyle ve iyilikle dostluk ve barış büyür” diyen Tugay, şunları söyledi: “Bizim hırslı insanlara değil, doğru ve dürüst insanlara ihtiyacımız var. Yalan söyleyenlere değil, her koşulda doğruyu konuşan ve doğruyu yapan insanlara ihtiyacımız var. Dünyayı tertemiz bir yer olarak hayal ettik. Kendi yaşamımız boyunca bunun için çalışıyoruz, çalışacağız. Bizden sonrakilere de iyiliği ve doğruluğu öğütleyerek, bu değerleri gelecek nesillere aktarmalarını istiyoruz.”</p>
<p><strong>&#8220;İyilik güçtür, iyilik her şeyi yener&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;İyilik güçtür, iyilik her şeyi yener&#8221; diyen Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü: &#8220;Bu mübarek ayda gittiğim her yerde tüm hemşehrilerimize kötülüğe karşı birlik ve beraberlik içinde olun diye çağrıda bulunuyorum. İyi ve kötüyü ayıracak akıl ve vicdan, Allah tarafınca bizlere verildi; bundan şüpheniz olmasın. Herkes çok rahat bir şekilde doğruyu ve yanlışı ayırabilecek durumda. Ben siyasetten tamamen bağımsız bir şey söylüyorum. İnsanları üzmenin, insanların canını acıtmanın hele ki masum çocuklar, gençler, kadınlar, hayvanlar, ağaçlara eziyet etmenin iyi bir sonucu olamaz. Üzerimize düşen şey, doğrunun yanında yer almaktır.&#8221; </p>
<p>Başkan Tugay, İzmir’in; vatanını ve milletini seven, Ata’sına bağlı, eşitliği ve iyiliği savunan insanların kenti olduğunu vurguladı. İzmir’in evlatları olarak bu değerlerin savunucusu olduklarını belirten Tugay, İzmirlilere “İyi ki varsınız” diye seslendi.</p>
<p><strong>&#8220;Bayramlar kadar mutlu olalım”</strong></p>
<p>Ramazan ayı boyunca iftar sofralarında görev alan belediye çalışanlarıyla gurur duyduğunu belirten Başkan Tugay, personele teşekkür etti. “Onlar benim sadece mesai arkadaşım değil, aynı zamanda kardeşim, akrabam gibi oldu. Emeklerine sağlık” diyen Tugay, bayram mesajında şu ifadeleri kullandı: “Yarın bayram. Bayramın evlerimize bayram tadında gelmesini diliyorum. Sevdiklerinizle, dostlarınızla ve ailenizle birlikte güzel bir bayram geçirmenizi temenni ediyorum. Allah’tan diliyorum ki bayramdan sonra yaşayacağımız aylar ve yıllar da bayramlar gibi geçsin. Ramazan Bayramı’nız mübarek olsun. Ramazan ayı boyunca tuttuğunuz oruçlar, ettiğiniz dualar ve yaptığınız ibadetler inşallah kabul olur. İnancın bereketi tüm şehrimizin ve insanlarımızın üzerine olsun.”</p>
<p>Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan da Urlalı yurttaşlara hayırlı iftarlar dileyerek Ramazan Bayramı&#8217;nı kutladı. Başkan Tugay ve eşi Öznur Tugay ile Başkan Balkan, iftar programının ardından Urlalı yurttaşlarla sohbet ederek onlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-arife-gununde-urlalilarla-oruc-acti-621898">Başkan Tugay, arife gününde Urlalılarla oruç açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mutlu-bir-agiz-mutlu-bir-hayat-621802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 10:44:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, Dünya Diş Hekimleri Birliği tarafından bu yıl ki teması ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ olarak belirlenen 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında, tüm yaşam boyunca korunması gereken alışkanlıklar ve farklı yaş dönemlerine göre dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlu-bir-agiz-mutlu-bir-hayat-621802">&#8216;Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, Dünya Diş Hekimleri Birliği tarafından bu yıl ki teması ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ olarak belirlenen 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında, tüm yaşam boyunca korunması gereken alışkanlıklar ve farklı yaş dönemlerine göre dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Süt dişleri, kalıcı dişler ve gelişim için önemli! </strong></p>
<p>Süt dişlerinin sağlığı neden önemli olduğu konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Süt dişleri 6. aydan başlayarak 12 yaşa kadar ağızda kalır.” dedi. </p>
<p>Bu uzun zaman aralığında süt dişlerinin pek çok farklı konuda bireye hizmet ettiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Gıdaların çiğnenmesini sağlayarak çocuğun beslenmesini ve büyümesini destekler. Kalıcı dişler için yer tutar, onların doğru pozisyonda çıkmasını sağlar. Konuşma gelişimini destekler, seslerin doğru telaffuzuna yardımcı olur. Çene kemiklerinin ve dental arkın gelişimini stimüle eder. Estetik görünüm ve çocuğun özgüvenini olumlu etkiler. Süt dişlerinin erken kaybı komşu dişlerin devrilmesine dolayısıyla alttaki daimi dişin yerinde sürememesine veya yanlış pozisyonda sürmesine neden olabilir.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Karyojenik gıdalar, erken yaşta sınırlanmalı!</strong></p>
<p>Doğru beslenmenin küçük yaşta kazandırılmasının önemine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Karyojenik gıda tanımı iyi öğrenilmeli. Karyojenik gıda; diş çürüğüne yol açabilen yiyecek ve içeceklerin tamamını ifade eder.” dedi.</p>
<p>Diş çürüğüne yalnızca şekerli gıdaların neden olmadığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Kraker, cips, beyaz ekmek veya tuzlu kurabiye gibi nişastalı ve ağızda kolay yapışan gıdalar da dişler üzerinde uzun süre kalarak çürük oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu nedenle ara öğünlerde tüketilen bu tür yiyeceklerin sıklığını azaltmak önemlidir. Bunun yerine elma, havuç gibi lifli gıdalar tercih edilmesi hem ağız temizliğine yardımcı olur hem de dişlerin daha sağlıklı kalmasına katkı sağlar. Çocuğumuzu alıkoyamıyorsak da tükürük akışının yoğun olduğu ana öğünlerden sonra vermeli, gün içinde karyojenik gıdalarla sık sık atıştırmasına izin vermemeli böylece maruziyet sıklığını azaltmalıyız.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ergenlik döneminde hormonal değişimler, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkiliyor!</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde hormonal değişimler, özellikle östrojen, progesteron ve testosteron seviyelerindeki artışın, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkilediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu değişiklikler diş etlerini daha hassas hale getirerek iltihaplanma riskini artırır. Hormonlar diş etlerindeki kan akışını artırır, bu da plak ve bakterilere karşı anormal reaksiyonlara yol açar. Diş etleri şişer, kızarır, parlaklaşır ve kolay kanar; ‘ergenlik gingiviti’ olarak bilinen bu durum yaygındır. Ergenlik döneminde tükürük akışı azalarak çürük riskini yükseltir ve plak birikimini kolaylaştırır. Düzenli fırçalama, diş ipi kullanımı ve profesyonel kontrollerle etkiler minimize edilebilir. Hormonal dalgalanmalar sırasında ağız hijyeni kritik önem taşır.”</p>
<p><strong>Diş ve çene bozuklukları erken düzeltilmeli! </strong></p>
<p>Diş teli ve diğer ortodontik tedavilerin zamanında uygulanması gerektiğini de hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocukluk döneminde ortaya çıkabilecek çene ve diş gelişim bozukluklarının erken dönemde fark edilip düzeltilmesi açısından önem taşır. Ağız solunumu, uzun süre emzik kullanımı veya parmak emme gibi alışkanlıklar dişlerin dizilişini ve çene gelişimini olumsuz etkileyerek çapraşıklıklara yol açabilir. Ayrıca süt dişlerinin erken kaybı sonucunda oluşan dişsiz boşluklar da dişlerin yer değiştirmesine ve ark yapısının bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle bu tür durumlarda erken dönemde uygulanan koruyucu veya önleyici ortodontik tedaviler büyük önem taşır.”</p>
<p><strong>İhmal edilen ağız bakımı, yetişkinlikte de diş sorunlarına yol açar!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz ise yetişkinlik döneminde ağız bakımının ihmal edilmesinin, düzensiz diş hekimi kontrollerinin ve bazı sistemik faktörlerin çeşitli diş ve diş eti problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabileceğine dikkat çekti. </p>
<p>Yetişkinlerde en sık karşılaşılan diş sorunlarını açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Diş çürükleri, diş eti hastalıkları, diş eti çekilmesi, diş hassasiyeti, diş aşınmaları ve ağız kokusu (halitozis) sıklıkla karşılaşılan sorunlar arasında. Ağız ve diş sağlığımızı korumak için, dişler günde en az iki kez doğru teknikle fırçalanmalı, diş ipi veya ara yüz temizleyicileri düzenli kullanılmalı, şekerli ve asitli gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, en az 6 ayda bir diş hekimi kontrolü yapılmalıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Ağız sağlığı, bakım kadar hormon, stres ve beslenmeyle de ilgili!</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığının, yalnızca ağız bakım alışkanlıklarıyla değil; hormonal değişimler, psikolojik durum ve beslenme düzeni gibi birçok faktörle yakından ilişkili olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, şunları söyledi:</p>
<p>“Özellikle hamilelik dönemi, yoğun stres ve dengesiz beslenme alışkanlıkları ağız sağlığını doğrudan etkileyebilen önemli etkenler arasında yer alır.</p>
<p>Hamilelik döneminde vücutta meydana gelen hormonal değişiklikler diş eti dokularını daha hassas hale getirebilir. Mide bulantısı ve kusma gibi durumlar da ağız içi asit seviyesini artırarak diş minesinde aşınmaya neden olabilir. </p>
<p>Yoğun stres, ağız ve diş sağlığını hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkileyebilir. Stres altında bazı bireylerde diş sıkma ve gıcırdatma (bruksizm) alışkanlığı gelişebilir. Bu durum dişlerde aşınmaya, çene ekleminde ağrıya ve baş ağrılarına yol açabilir. Ayrıca stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak diş eti hastalıklarına yatkınlığı artırabilir. Stresli dönemlerde ağız bakımının ihmal edilmesi ve düzensiz beslenme alışkanlıkları da ağız sağlığını olumsuz etkileyen faktörler arasında yer alır.</p>
<p>Beslenme düzeni ağız ve diş sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Özellikle şekerli ve rafine karbonhidrat içeren gıdaların sık tüketilmesi, ağız içindeki bakterilerin asit üretimini artırarak diş çürüğü oluşumuna zemin hazırlar. Buna karşılık; kalsiyum, fosfor ve vitamin açısından zengin besinler diş ve kemik dokusunun sağlığını destekler. Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, balık ve kuruyemişler diş sağlığı açısından faydalı besinler arasında yer alır. Ayrıca yeterli su tüketimi ağız içi temizliğin desteklenmesine ve tükürük üretiminin artmasına yardımcı olur.”</p>
<p><strong>Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde büyük önem taşır!</strong></p>
<p>Yaşlanma sürecinin, vücudun birçok sisteminde olduğu gibi ağız ve diş sağlığında da çeşitli değişikliklere neden olabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “İleri yaşlarda diş kaybı, ağız kuruluğu ve protez kullanımı daha sık görülür. Bunun temel nedeni, yıllar içinde biriken ağız sağlığı problemleri, sistemik hastalıklar ve kullanılan ilaçların ağız dokuları üzerindeki etkileridir.” dedi.</p>
<p>Yaşlılık döneminde ağız sağlığını korumak için önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde olduğu gibi özel fizyolojik veya yaşam tarzı değişikliklerinin yaşandığı dönemlerde de büyük önem taşır. Bu süreçte ağız bakımına özen göstermek, olası diş ve diş eti problemlerinin önlenmesine yardımcı olur. Ağız sağlığını korumak için; dişler günde en az iki kez, uygun teknikle ve florür içeren diş macunu kullanılarak fırçalanmalıdır. Diş fırçasının ulaşamadığı bölgelerde biriken plak ve gıda artıklarının uzaklaştırılması için diş ipi veya ara yüz fırçaları kullanılmalı. Şekerli ve asitli gıdaların sık tüketiminden kaçınılmalı. Su tüketimi ağız içinin nemli kalmasına yardımcı olur ve bakterilerin oluşturduğu asitlerin etkisini azaltır. Olası diş ve diş eti hastalıklarının erken dönemde tespit edilebilmesi için düzenli diş hekimi kontrolleri ihmal edilmemeli.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Doğal dişler ile protez ihtiyacı arasında denge önemli!</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığında temel amacın, mümkün olduğunca doğal dişlerin korunması ve ağız fonksiyonlarının sürdürülebilir şekilde devam ettirilmesi olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz “Ancak çeşitli nedenlerle diş kaybı meydana geldiğinde, çiğneme fonksiyonunun ve estetiğin yeniden sağlanabilmesi için diş protezleri önemli bir tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkar.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle tedavi planlamasında doğal dişlerin korunması ile protez kullanımının gerekliliği arasında doğru bir denge kurulmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Protez tedavileri; hareketli protezler, sabit köprü protezleri veya implant destekli protezler şeklinde planlanabilir. Tedavi seçeneği belirlenirken hastanın ağız içi durumu, kemik yapısı, mevcut dişlerin sağlığı ve genel sağlık durumu dikkate alınır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ağız sağlığına gösterilen özen, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın anahtarı!</strong></p>
<p>Yaşam boyu ağız sağlığını korumak için temel üç alışkanlığın düzenli ve doğru ağız bakımı, dengeli ve sağlıklı beslenme ile düzenli diş hekimi kontrolleri olduğunu yineleyen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu yıl için belirlenen ‘mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ teması; ağız ve diş sağlığının yalnızca estetik bir gülüşten ibaret olmadığını, genel sağlığın önemli bir parçası olduğunu vurgular. Sağlıklı dişler ve diş etleri, doğru beslenme, rahat konuşma ve güçlü bir yaşam kalitesi için temel bir rol oynar. Düzenli ağız bakımı ve diş hekimi kontrolleri sayesinde yalnızca ağız hastalıkları değil, genel sağlık üzerinde de olumlu bir etki sağlanabilir. Bu nedenle ağız sağlığına gösterilen özen, daha sağlıklı, konforlu ve mutlu bir yaşamın önemli bir adımıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlu-bir-agiz-mutlu-bir-hayat-621802">&#8216;Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ödevlerde yapay zekâ dönemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/odevlerde-yapay-zeka-donemi-621236</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 07:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcıları]]></category>
		<category><![CDATA[ödevlerde]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621236</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ araçları öğrenciler için önemli bir öğrenme desteği sunuyor. OECD tarafından yayımlanan bir rapora göre öğrencilerin yaklaşık yarısı yapay zekâ araçlarını ödevlerde destek almak amacıyla kullanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/odevlerde-yapay-zeka-donemi-621236">Ödevlerde yapay zekâ dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zekâ araçları öğrenciler için önemli bir öğrenme desteği sunuyor. OECD tarafından yayımlanan bir rapora göre öğrencilerin yaklaşık yarısı yapay zekâ araçlarını ödevlerde destek almak amacıyla kullanıyor.  Siber güvenlik şirketi  ESET, yapay zekâ teknolojilerinin kötüye kullanımıyla ortaya çıkan tehditlere dikkat çekerek hem bilgi doğruluğu hem de dolandırıcılık riskleri konusunda dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi. </strong></p>
<p>Teknolojinin hızlı gelişimi eğitim alanında da önemli değişimlere yol açıyor. Özellikle yapay zekâ teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte öğrencilerin bilgiye erişme, araştırma yapma ve ödev hazırlama süreçleri büyük ölçüde dönüşmüş durumda. Günümüzde birçok öğrenci, yapay zekâ tabanlı araçlardan yararlanarak ödevlerini hazırlıyor, araştırmalarını hızlandırıyor ve öğrenme süreçlerini destekliyor. Yapay zekâ destekli araçlar öğrenciler için güçlü bir öğrenme yardımcısı olarak görülüyor. Bu araçlar sayesinde öğrenciler karmaşık konular hakkında hızlı bir şekilde bilgi edinebiliyor ve farklı kaynakları daha kolay anlayabiliyor. Ayrıca araştırma sürecinde öğrencilerin konu hakkında genel bir çerçeve oluşturmasına, ana başlıkları belirlemesine ve araştırmanın hangi yönlere odaklanabileceğini keşfetmesine yardımcı oluyor. </p>
<p>Ancak yapay zekâdan yararlanmanın bazı riskleri ve sınırlılıkları da bulunuyor. Bunların başında akademik dürüstlük ve bilgilerin doğruluğu geliyor. Yapay zekâ sistemleri çok geniş veri kaynaklarına dayanarak cevap üretiyor olsa da her zaman tamamen doğru, güncel veya bağlama uygun bilgiler sunmayabiliyor. Diğer bir yandan da güvenlik riskleri ön plana çıkıyor. Öğrencilerin ödev hazırlarken kişisel verilerini, okul bilgilerini bu platformlarda paylaşmamaları öneriliyor çünkü bazı yapay zekâ servisleri kullanıcıların girdilerini sistemlerini geliştirmek için saklayabiliyor veya işleyebiliyor.</p>
<p><strong>Yapay zekâ siber suçluların da aracı hâline gelebiliyor</strong></p>
<p>ESET uzmanları, üretken yapay zekâ teknolojilerinin kötüye kullanımıyla ortaya çıkan tehditlere de dikkat çekti. Sosyal mühendislik, siber suçluların dolandırıcılık amacıyla sıkça başvurduğu yöntemler arasında yer alıyor. Genellikle kimlik avı e-postaları, mesajlar veya telefon aramaları yoluyla gerçekleştirilen bu saldırılarda artık yapay zekâ destekli yöntemler de kullanılmaya başlandı. Büyük dil modelleri (LLM) sayesinde tehdit aktörleri çok daha ikna edici kimlik avı mesajları oluşturabiliyor, hatta derin sahte (deepfake) ses ve videolar üreterek kullanıcıları kandırmaya çalışabiliyor. Bu tür teknolojiler, en şüpheci kullanıcıları bile hedef alabilecek kadar gerçekçi içerikler üretilmesine olanak tanıyabiliyor. Uzmanlara göre kullanıcıların yapay zekâ çıktılarının her zaman doğru veya güvenilir olduğunu varsaymaması gerekiyor. Tehdit aktörlerinin güvenlik mekanizmalarını aşmak için geliştirdiği yaratıcı yöntemler ve kullanıcıların yapay zekâ yanıtlarına duyduğu aşırı güven bir araya geldiğinde siber riskler artabiliyor.</p>
<p><strong>Öğrencilerin yapay zekâyı bilinçli kullanması önemli</strong></p>
<p>Yapay zekâ destekli öğrenmenin eğitimde etkili bir şekilde kullanılabilmesi için öğretmenlerin de bu sürece rehberlik etmesi önem taşıyor. Bazı kesimler hâlâ yapay zekâya temkinli yaklaşsa da öğrenciler ve gençler bu teknolojileri aktif olarak kullanıyor. Bu nedenle öğrencilerin yapay zekâyı doğru ve etik şekilde kullanmayı öğrenmesi gerekiyor. Uzmanlar, yapay zekâ araçlarının fikir geliştirme, konu hakkında ön bilgi edinme veya metinleri düzenleme gibi destekleyici amaçlarla kullanılabileceğini; ancak ödevlerin tamamen yapay zekâ tarafından hazırlanmasının doğru bir yaklaşım olmadığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Yapay zekâ kullanımı için güvenlik önerileri</strong></p>
<p>Yapay zekâ araçlarının yaygınlaşması kimlik avı ve dolandırıcılık yöntemlerinde de yeni bir dönemi başlatıyor. Bu nedenle kullanıcıların yapay zekâdan gelen bilgileri değerlendirirken her zaman sorgulayıcı olması gerekiyor. ESET uzmanları şu önerilerde bulunuyor:</p>
<ul>
<li>Yapay zekâdan alınan bilgileri mutlaka güvenilir kaynaklarla karşılaştırın.</li>
<li>Kişisel verilerinizi, özel bilgilerinizi sohbet botları ile paylaşmayın</li>
<li>Şüpheli bağlantılara veya indirilebilir dosyalara karşı dikkatli olun.</li>
<li>Yapay zekâ tarafından sunulan bir bağlantı varsa adresi kontrol edin. Şüpheli görünüyorsa tıklamayın.</li>
<li>Yapay zekâ çıktısına her zaman temkinli yaklaşın; özellikle öneriler veya cevaplar beklenmedik görünüyorsa doğrulama yapın.</li>
<li>Kimlik bilgilerinin çalınma riskini azaltmak için güçlü ve benzersiz parolalar kullanın ve çok faktörlü kimlik doğrulamayı  etkinleştirin.</li>
<li>Cihazlarınızın, işletim sistemlerinizin ve yazılımlarınızın güncel olduğundan emin olun.</li>
<li>Kötü amaçlı yazılımlar, kimlik avı saldırıları ve diğer tehditlere karşı güvenilir bir güvenlik sağlayıcısından çok katmanlı koruma kullanın.</li>
</ul>
<p>Uzmanlara göre yapay zekâ araçları doğru kullanıldığında öğrenciler için güçlü bir öğrenme desteği sunabilir. Ancak dijital dünyada güvenli kalmanın yolu, teknolojiyi bilinçli kullanmak ve her türlü bilgiyi sorgulamaktan geçiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/odevlerde-yapay-zeka-donemi-621236">Ödevlerde yapay zekâ dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflama ilaçları doğru kişilerde etkili oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflama-ilaclari-dogru-kisilerde-etkili-oluyor-620656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[Glp-1]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kişilerde]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kilo vermekte zorlanan birçok kişi son dönemde gündeme gelen yeni nesil zayıflama ilaçlarını merak ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-ilaclari-dogru-kisilerde-etkili-oluyor-620656">Zayıflama ilaçları doğru kişilerde etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kilo vermekte zorlanan birçok kişi son dönemde gündeme gelen yeni nesil zayıflama ilaçlarını merak ediyor. İştahta azalma ve kilo kaybını destekleyen bu ilaçların herkes için uygun bir tedavi yöntemi olmadığını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Tarkun, “GLP-1 reseptör agonistleri kilo kaybını destekleyen etkili ilaçlar arasında yer alıyor ancak bu tedaviler herkese uygulanabilecek standart bir çözüm olarak görülmemeli. Söz konusu ilaçlar genellikle fazla kilolarından diyet veya egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerine rağmen kurtulamayan kişilerde gündeme gelmeli” şeklinde konuştu.</strong></p>
<p>Vücudumuzda GLP-1 adı verilen bir hormon bulunur. Yemek sonrası salgılanan bu hormon tokluk hissini artırır, mide boşalmasını yavaşlatır ve kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur. GLP-1 tedavilerinin bu hormonun etkisini taklit eden ilaçlar olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Tarkun, “Vücut kitle indeksi 30 kg/m² ve üzerinde olan, diyet, egzersiz ve davranış değişikliğine rağmen hedeflenen kilo kaybını sağlayamayan kişiler GLP-1 tedavileri için uygun adaylar arasında yer alır. Bunun yanı sıra vücut kitle indeksi 27 kg/m² ve üzerinde olup tip 2 diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, koroner arter hastalığı, uyku apnesi ya da prediyabet gibi obeziteyle ilişkili ek sağlık sorunları bulunan kişilerde de bu tedaviler önemli bir seçenek olarak değerlendirilir” dedi.</p>
<p><strong>Kalıcı sonuç için yaşam tarzı değişikliği önemli</strong></p>
<p>GLP-1 tedavileriyle ilgili iki yılı aşan izlem çalışmalarının önemli sonuçlar ortaya koyduğunu açıklayan Tarkun, “Bu tedavilerle sürdürülebilir kilo kaybının yanı sıra kalp ve damar sağlığıyla ilgili risklerde azalma, böbrek fonksiyonlarında iyileşme ve prediyabetin gerilemesi gibi olumlu sonuçlar elde edilebiliyor. Ayrıca yağlı karaciğer, kolesterol dengesizlikleri, uyku apnesi ve kalp yetmezliği gibi obeziteyle ilişkili bazı sağlık sorunlarında da iyileşmeler görülebiliyor. Ancak bu kazanımların korunabilmesi için tedavinin mutlaka sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite gibi sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenmesi gerekiyor. İlaç bırakıldıktan sonra eski alışkanlıklara dönüldüğünde kilo artışı ve metabolik sorunlar yeniden ortaya çıkabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Sadece kilo değil metabolik riskler de değerlendirilmeli</strong></p>
<p>Obezite tedavisinde asıl hedefin yalnızca kilo vermek olmadığını vurgulayan Tarkun, “Tedavinin önceliği kardiyometabolik riskleri azaltmak, insülin direncini iyileştirmek, organ fonksiyonlarını korumak ve yaşam kalitesini artırmaktır. Aynı zamanda GLP-1 tedavileriyle cerrahi seçenekler arasında karar verilirken sadece tartıdaki rakamlar değil; metabolik göstergeler, eşlik eden hastalıklar, fazla kilonun oluşturduğu fiziksel yük ve kişinin genel yaşam durumu birlikte değerlendirilir. Çoğu zaman metabolik riskler, fazla kilodan daha belirleyici bir rol oynayabilir” dedi.</p>
<p><strong>Cerrahi ve ilaç tedavileri birbirini tamamlayan yöntemler olacak</strong></p>
<p>Önümüzdeki yıllarda obezite tedavisine yaklaşımın değişmesinin beklendiğini ifade eden Tarkun, “Önümüzdeki yıllarda obezite tedavi kılavuzlarının daha fazla kardiyometabolik risk odaklı hale gelmesi bekleniyor. Yani tek bir hormonu değil, birden fazla metabolik yolu hedefleyen yeni ilaçlar, kombinasyon tedaviler ve daha uzun vadeli idame modelleri öne çıkacak. Cerrahi ise daha seçici ve stratejik bir konuma evrilecek. Vücut kitle endeksi yüksek olan, ilaç tedavisine yanıt vermeyen ya da ilaca erişimde sorun yaşayan hastalarda cerrahi önemini koruyacak. Ayrıca cerrahi ve ilaç tedavileri, rakip değil doğru hastada birbirini tamamlayan yöntemler olarak birlikte kullanılacak” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-ilaclari-dogru-kisilerde-etkili-oluyor-620656">Zayıflama ilaçları doğru kişilerde etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den İzmir zeytini için dev adım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-izmir-zeytini-icin-dev-adim-620623</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 08:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<category><![CDATA[zeytini]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620623</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir zeytininin hak ettiği yeri bulması için Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Zeytin Bilim Kurulu oluşturuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-izmir-zeytini-icin-dev-adim-620623">Büyükşehir&#8217;den İzmir zeytini için dev adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir zeytininin hak ettiği yeri bulması için Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Zeytin Bilim Kurulu oluşturuldu. Kurul; zeytin ve zeytinyağının topraktan sofraya her sürecinin analiz edilerek, doğru üretim ve pazarlama stratejilerinin belirlenmesine katkı sağlayacak. Kurulun ilk toplantısında konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, İzmir’deki zeytin ve zeytinyağının kalitesini belgelemek ve kefil olmak istediklerini ifade etti. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin binlerce yıllık mirası zeytinin ve zeytinyağının doğru yöntemlerle üretilmesi, kalitesinin artırılması ve doğru pazarlama stratejileriyle markalaşması için akademisyenlerden üreticilere, kamudan sivil topluma tüm paydaşların yer aldığı Zeytin Bilim Kurulu oluşturdu. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonundaki kurul ilk toplantısını “Zeytin Stratejileri” başlığıyla düzenleyerek yol haritasını oluşturdu. Çetin Emeç Toplantı Salonu’ndaki toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Planlama Ajansı (İZPA) Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, Prof. Dr. Yusuf Kurucu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Nehir Yüksel, zeytincilik alanında çalışan akademisyenler, zeytin üreticileri, kooperatifler, ihracatçılar, zeytinyağı üreticileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.</p>
<p><strong>Topraktan sofraya zeytin ve zeytinyağının geleceği konuşuldu</strong></p>
<p>Toplantıda Zeytin Bilim Kurulu üyeleri zeytin ve zeytinyağının geleceğine yön verecek bilgi alışverişinde bulundu. Zeytinciliğin ekonomik durumu, hasat, depolama sorunları, hastalık ve zararlılar ile mücadele, üreticinin girdi maliyetleri, üretimi ve kaliteyi etkileyen çevresel faktörler, uluslararası pazarlar, ihracat ve markalaşma gibi çok sayıda konu masaya yatırıldı.</p>
<p><strong>“Kontrolsüz ve başarısız bir üretim var”</strong></p>
<p>Cemil Tugay, İzmir’in tarih boyunca güçlü bir üretim kenti olduğunu vurgulayarak tarımın hem istihdam hem de gıda güvenliği açısından kritik bir rol taşıdığını belirtti. Dünyada giderek artan gıda krizi riskine dikkat çeken Tugay, İzmir’in bu sürece karşı dirençli bir kent olması gerektiğini ifade etti. Türkiye’de birçok tarımsal ürünün katma değeri yüksek ürünlere dönüşmeden değerlendirildiğini söyleyen Tugay, bunun önemli örneklerinden birinin zeytin olduğunu dile getirdi. İzmir’de zeytinin çoğunlukla geleneksel yöntemlerle üretildiğini, zeytinyağı üretiminde ve depolanmasında ise kontrolsüz ve verimsiz süreçlerin bulunduğunu belirten Tugay, ürünün değerini basit hatalar nedeniyle kaybettiğini söyledi. Kasalarla taşıma yöntemlerinden sıkım tekniklerine kadar birçok aşamada iyileştirme gerektiğini ifade eden Tugay, doğru ağaç ve fidan seçimi, hastalıklarla etkin mücadele ve toprağın güçlendirilmesi gibi alanlarda kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.</p>
<p><strong>“Zeytinciliğin en iyi nasıl yapılacağını anlatmamız lazım”</strong></p>
<p>Başkan Dr. Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan Zeytin Eylem Planı hakkında da bilgi verdi. Tugay, zeytinin doğru şekilde kalite ölçümünün yapılması, markalaştırılması ve pazarlanması için ortak akılla oluşturulmuş bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu belirtti. İzmir zeytininin hak ettiği şekilde pazarlanmadığını ifade eden Tugay, zeytinyağı üretiminde hem Türkiye’nin hem de İzmir’in sahip olduğu potansiyelin yeterince değerlendirilemediğini söyledi. Yurt dışından bazı firmaların Türkiye’den zeytinyağı alarak kendi ülkelerinde ambalajlayıp paketledikten sonra farklı pazarlara sunduğunu dile getiren Tugay, bu nedenle üretimden pazarlamaya kadar bütüncül bir planlamaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Üreticilere zeytinciliğin en doğru yöntemlerle nasıl yapılacağını anlatmak gerektiğini ifade eden Tugay, zeytinin en kaliteli zeytinyağına dönüştürülmesi için bilimsel ve teknik bir planlama yapılması gerektiğini belirtti. Tugay ayrıca, ürünün değerini artırmak için pazarlama süreçlerinde de profesyonellerin yer aldığı güçlü bir strateji oluşturulmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Büyükşehir olarak bu zeytinyağı kalitelidir diye kefil olmak istiyoruz”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, İzmir Olive Export Hub’ı oluşturmak istediklerini belirterek “Kooperatifleri ortak bir marka altında ihracata hazırlayan, uluslararası pazarda rekabet gücünü artıran bir merkez oluşturacağız. İzmir’den zeytinyağı almak isteyenlerin sadece fuarlarda değil, her zaman yerinde bizzat kendilerinin göreceği bir hal yapalım istiyoruz. Bilgilerinize, yönlendirmelerinize ihtiyaç var. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi ailesi olarak zeytin konusunda çalışmayı çok istiyoruz. Arkadaşlarımız pek çok çalışma yapıyor. Öncelikli amacımız, gıdada kendi kendine yeten bir şehir olmak. Zeytin ve zeytinyağının kalitesini ortaya koyacak bir kalite belgesi geliştirmek istiyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu zeytinyağı kalitelidir, tağşiş yoktur diye biz kefil olmak istiyoruz. Farklı markalar olabilir ama kalitenin belli olması lazım.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Kurucu: İzmir zeytininin marka olmasını sağlayacağız</strong></p>
<p>Toplantıda Zeytin Bilim Kurulu’nun yol haritası hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Zeytin üretiminde, hasat öncesi bakım, hasat şekli, depolama uygulamaları ve sofraya gelene kadar yapılacak çok şey var. Biz öncelikli olarak parsel bazlı zeytin haritası oluşturalım istiyoruz. Bu çalışmalar kapsamında Küçük Menderes Havzası&#8217;nı tamamladık. Yakın sürede Gediz Havzası&#8217;nı da tamamlayacağız. Sonra da Bakırçay Havzası&#8217;na geçeceğiz. Bunu biraz daha bilimsel çalışalım diye yapıyoruz. İklim değişikliği, toprak yapısı, çeşit uyumu gibi pek çok konu var. Bir bölgede her çeşidin karışık bir şekilde dikilmesi bölgesel yağ özelliğinin oluşmasında sorun yaratıyor. Belediye bir bakanlık değil ama belediyenin yapabileceği çok şey var. Hastalıklarla mücadele, hasat, depolama ve sonuçta zeytinyağı kalitesinin artırılması gibi konularda sizlerin deneyimlerinizden yararlanmak istiyoruz. İzmir’in zeytininin marka olması için, insanların İzmir’in zeytinyağını yiyorum demeleri için çalışacağız” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-izmir-zeytini-icin-dev-adim-620623">Büyükşehir&#8217;den İzmir zeytini için dev adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Ağız Sağlığı Haritası Araştırması Açıklandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-agiz-sagligi-haritasi-arastirmasi-aciklandi-620105</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Hekimi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[haritası]]></category>
		<category><![CDATA[ortalama]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız sağlığına yönelik alışkanlıkları kapsamlı bir şekilde ortaya koymak üzere Ipsos Türkiye tarafından Sensodyne iş birliği ile gerçekleştirilen “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ülkenin ağız sağlığına dair güncel bir tablo sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-agiz-sagligi-haritasi-arastirmasi-aciklandi-620105">Türkiye Ağız Sağlığı Haritası Araştırması Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız sağlığına yönelik alışkanlıkları kapsamlı bir şekilde ortaya koymak üzere Ipsos Türkiye tarafından Sensodyne iş birliği ile gerçekleştirilen “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ülkenin ağız sağlığına dair güncel bir tablo sunuyor. Araştırma, tüketicilerin bildikleri ile uyguladıkları arasındaki farkı sayısal verilerle gözler önüne seriyor. </p>
<p><strong>İdeal fırçalama süresine uyanların oranı yalnızca yüzde 12</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün (DSÖ) önerdiği ideal diş fırçalama süresi 2 dakika* olmasına rağmen, katılımcıların yalnızca yüzde 12&#8217;si bu süreye uyuyor. Bunun yanında toplumun yarısı diş hekimlerinin önerdiği günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor. Yüzde 30’u dişlerini günde yalnızca bir kez, yüzde 13’ü ise haftada 3-4 kez fırçalıyor. Nüfusun yüzde 6’sı ise dişlerini yalnızca sosyalleşeceği zaman fırçaladığını ifade ediyor. Bu tablo, ağız bakımının düzenli bir sağlık rutini olmaktan ziyade dönemsel bir “sosyal vitrin” davranışına dönüşebildiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Çürük dişler “acil ağrı” seviyesine gelene kadar erteleniyor</strong></p>
<p>Araştırmaya göre toplumun yüzde 25’i, yani her 4 kişiden 1’i, ağzında aktif ve tedavi edilmemiş bir çürükle yaşamını sürdürüyor. Aktif çürüğü bulunan kişilerin yüzde 76’sı son 3 aydır diş hekimine gitmediğini belirtirken, her 5 kişiden 1’i son 2 yıldır diş hekimi koltuğuna hiç oturmadığını ifade ediyor. Veriler, çürüğün çoğu zaman “acil ağrı” seviyesine gelene kadar ertelendiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>İlk diş hekimi ziyareti ortalama 16 yaşında gerçekleşiyor</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de yetişkinlerin diş hekimiyle ilk tanışma yaşı ortalama 16 olarak öne çıkıyor. Ancak ebeveynler, ağız sağlığı konusunda kendi yaşadıkları gecikmeyi yeni nesilde olumlu yönde kırıyor. Kendileri diş hekimiyle ortalama 16 yaşında tanışırken, bugün çocuklarını ortalama 7 yaşında diş hekimiyle tanıştırıyorlar. Ortalama 7 yaş büyük bir gelişme gibi görünse de bunun 1-2 yaşlara çekilmesi gerekiyor. Süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte çocukların diş hekimiyle tanışması ve doğru bakım ritüeli kazanması büyük önem taşıyor. Öte yandan çocukların ağız bakımında florür farkındalığı da kritik bir rol oynuyor. Aileler çocukları için hala florürsüz diş macunlarına yönelme eğiliminde olsa da uzmanlar, çürük oluşumunu önlemede doğru dozlarda florür kullanımının başlıca faktör olduğunun altını çiziyor. İş çocuklara diş fırçalamayı sevdirmeye geldiğinde ise aromalar devreye giriyor: Satın alınan çocuk diş macunlarında ebeveynlerin yüzde 49&#8217;u açık ara &#8220;çilek&#8221; aromasını tercih ederken, onu yüzde 26 ile nane ve yüzde 21 ile karpuz takip ediyor.</p>
<p><strong>Bugüne kadar diş hekimine bir kez gitmiş olanlara baktığımızda ise yaklaşık yüzde 40’lık kesimin bir yıldan uzun süredir hiç diş hekimine uğramadığını görüyoruz. </strong>Diş hekimine gitmeme nedenleri arasında en çok ihtiyaç duyulmaması ve maliyet öne çıkarken, bu faktörleri diş hekimi korkusu ve zaman bulamamak izliyor. Bu tablo, yetişkinlerde koruyucu hekimlik refleksinin hala zayıf olduğunu ve diş hekiminin çoğunlukla kriz anında başvurulan bir çözüm noktası olarak konumlandığını gösteriyor.</p>
<p><strong>Diş hassasiyetini tedavi etmek yerine göz ardı ediyoruz</strong></p>
<p>Toplumda yaygın görülen ağız sağlığı sorunlarından biri olan diş hassasiyeti, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Hassasiyet en çok soğuk yiyecek ve içeceklerde hissedilirken; sıcak gıdalar ve tatlılar da başlıca tetikleyiciler arasında yer alıyor. Araştırma, bu sorunla başa çıkarken tedavi yöntemleri kadar, problemi göz ardı etme eğiliminin de yaygın olduğunu gösteriyor. Katılımcıların yüzde 41&#8217;i hassasiyet giderici macun kullanıp yüzde 36&#8217;sı diş hekimine başvururken; yüzde 35&#8217;lik kesim kalıcı bir önlem almak yerine, yalnızca sevdiği yiyecek ve içecekleri tüketmekten kaçınarak problemi hasıraltı etmeyi tercih ediyor.</p>
<p><strong>Ağız ve Diş Sağlığında Yeni Bilgi Kaynağı: Yapay Zeka</strong></p>
<p>Araştırma, toplumun ağız sağlığı konusunda kime güvendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Yüzde 64’le diş hekimleri ezici bir üstünlüğe sahipken, toplumun yüzde 39’u bilgi almak için internet üzerinden araştırma yapmaya yöneliyor. Her dört kişiden biri ise eczacıların danışmanlığına güveniyor. Ancak araştırmanın en dikkat çekici çıktılarından biri dijitalleşen yeni neslin alışkanlıklarında gizli: Özellikle 18-25 yaş arası gençlerin ağırlıkta olduğu bir kesim (yüzde 9) için, ağız sağlığı hakkında yapay zekaya danışmak yükselen yeni bir trend olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><strong> Ağız sağlığı özgüveni doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>Toplumun yüzde 78&#8217;i ağız ve diş sağlığının özgüvenini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Diş görünümünden kaynaklanan memnuniyetsizliklerin temelinde kozmetik kaygılar yatıyor; özgüveni en çok zedeleyen sorunların başında yüzde 50 oranıyla diş rengi ve yüzde 40 oranıyla diş dizilimi geliyor. Bu durum günlük rutinlere de yansıyor; dişlerin fırçalanamadığı bir günde tüketicilerin yüzde 74&#8217;ü kendini huzursuz ve rahatsız hissederken, yüzde 33&#8217;ü doğrudan özgüven eksikliği yaşadığını ifade ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-agiz-sagligi-haritasi-arastirmasi-aciklandi-620105">Türkiye Ağız Sağlığı Haritası Araştırması Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumun Yarısı Dişlerini Günde İki Kez Fırçalamıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplumun-yarisi-dislerini-gunde-iki-kez-fircalamiyor-619726</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Hekimi]]></category>
		<category><![CDATA[dişlerini]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[fırçalamıyor]]></category>
		<category><![CDATA[günde]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[ortalama]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yarışı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız sağlığına yönelik alışkanlıkları kapsamlı bir şekilde ortaya koymak üzere Ipsos Türkiye tarafından Sensodyne iş birliği ile gerçekleştirilen “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ülkenin ağız sağlığına dair güncel bir tablo sunuyor. Araştırma, tüketicilerin bildikleri ile uyguladıkları arasındaki farkı sayısal verilerle gözler önüne seriyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumun-yarisi-dislerini-gunde-iki-kez-fircalamiyor-619726">Toplumun Yarısı Dişlerini Günde İki Kez Fırçalamıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız sağlığına yönelik alışkanlıkları kapsamlı bir şekilde ortaya koymak üzere Ipsos Türkiye tarafından Sensodyne iş birliği ile gerçekleştirilen “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ülkenin ağız sağlığına dair güncel bir tablo sunuyor. Araştırma, tüketicilerin bildikleri ile uyguladıkları arasındaki farkı sayısal verilerle gözler önüne seriyor. </p>
<p><strong>İdeal fırçalama süresine uyanların oranı yalnızca yüzde 12</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün (DSÖ) önerdiği ideal diş fırçalama süresi 2 dakika* olmasına rağmen, katılımcıların yalnızca yüzde 12&#8217;si bu süreye uyuyor. Bunun yanında toplumun yarısı diş hekimlerinin önerdiği günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor. Yüzde 30’u dişlerini günde yalnızca bir kez, yüzde 13’ü ise haftada 3-4 kez fırçalıyor. Nüfusun yüzde 6’sı ise dişlerini yalnızca sosyalleşeceği zaman fırçaladığını ifade ediyor. Bu tablo, ağız bakımının düzenli bir sağlık rutini olmaktan ziyade dönemsel bir “sosyal vitrin” davranışına dönüşebildiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Çürük dişler “acil ağrı” seviyesine gelene kadar erteleniyor</strong></p>
<p>Araştırmaya göre toplumun yüzde 25’i, yani her 4 kişiden 1’i, ağzında aktif ve tedavi edilmemiş bir çürükle yaşamını sürdürüyor. Aktif çürüğü bulunan kişilerin yüzde 76’sı son 3 aydır diş hekimine gitmediğini belirtirken, her 5 kişiden 1’i son 2 yıldır diş hekimi koltuğuna hiç oturmadığını ifade ediyor. Veriler, çürüğün çoğu zaman “acil ağrı” seviyesine gelene kadar ertelendiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>İlk diş hekimi ziyareti ortalama 16 yaşında gerçekleşiyor</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de yetişkinlerin diş hekimiyle ilk tanışma yaşı ortalama 16 olarak öne çıkıyor. Ancak ebeveynler, ağız sağlığı konusunda kendi yaşadıkları gecikmeyi yeni nesilde olumlu yönde kırıyor. Kendileri diş hekimiyle ortalama 16 yaşında tanışırken, bugün çocuklarını ortalama 7 yaşında diş hekimiyle tanıştırıyorlar. Ortalama 7 yaş büyük bir gelişme gibi görünse de bunun 1-2 yaşlara çekilmesi gerekiyor. Süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte çocukların diş hekimiyle tanışması ve doğru bakım ritüeli kazanması büyük önem taşıyor. Öte yandan çocukların ağız bakımında florür farkındalığı da kritik bir rol oynuyor. Aileler çocukları için hala florürsüz diş macunlarına yönelme eğiliminde olsa da uzmanlar, çürük oluşumunu önlemede doğru dozlarda florür kullanımının başlıca faktör olduğunun altını çiziyor. İş çocuklara diş fırçalamayı sevdirmeye geldiğinde ise aromalar devreye giriyor: Satın alınan çocuk diş macunlarında ebeveynlerin yüzde 49&#8217;u açık ara &#8220;çilek&#8221; aromasını tercih ederken, onu yüzde 26 ile nane ve yüzde 21 ile karpuz takip ediyor.</p>
<p><strong>Bugüne kadar diş hekimine bir kez gitmiş olanlara baktığımızda ise yaklaşık yüzde 40’lık kesimin bir yıldan uzun süredir hiç diş hekimine uğramadığını görüyoruz. </strong>Diş hekimine gitmeme nedenleri arasında en çok ihtiyaç duyulmaması ve maliyet öne çıkarken, bu faktörleri diş hekimi korkusu ve zaman bulamamak izliyor. Bu tablo, yetişkinlerde koruyucu hekimlik refleksinin hala zayıf olduğunu ve diş hekiminin çoğunlukla kriz anında başvurulan bir çözüm noktası olarak konumlandığını gösteriyor.</p>
<p><strong>Diş hassasiyetini tedavi etmek yerine göz ardı ediyoruz</strong></p>
<p>Toplumda yaygın görülen ağız sağlığı sorunlarından biri olan diş hassasiyeti, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Hassasiyet en çok soğuk yiyecek ve içeceklerde hissedilirken; sıcak gıdalar ve tatlılar da başlıca tetikleyiciler arasında yer alıyor. Araştırma, bu sorunla başa çıkarken tedavi yöntemleri kadar, problemi göz ardı etme eğiliminin de yaygın olduğunu gösteriyor. Katılımcıların yüzde 41&#8217;i hassasiyet giderici macun kullanıp yüzde 36&#8217;sı diş hekimine başvururken; yüzde 35&#8217;lik kesim kalıcı bir önlem almak yerine, yalnızca sevdiği yiyecek ve içecekleri tüketmekten kaçınarak problemi hasıraltı etmeyi tercih ediyor.</p>
<p><strong>Ağız ve Diş Sağlığında Yeni Bilgi Kaynağı: Yapay Zeka</strong></p>
<p>Araştırma, toplumun ağız sağlığı konusunda kime güvendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Yüzde 64’le diş hekimleri ezici bir üstünlüğe sahipken, toplumun yüzde 39’u bilgi almak için internet üzerinden araştırma yapmaya yöneliyor. Her dört kişiden biri ise eczacıların danışmanlığına güveniyor. Ancak araştırmanın en dikkat çekici çıktılarından biri dijitalleşen yeni neslin alışkanlıklarında gizli: Özellikle 18-25 yaş arası gençlerin ağırlıkta olduğu bir kesim (yüzde 9) için, ağız sağlığı hakkında yapay zekaya danışmak yükselen yeni bir trend olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><strong>Ağız sağlığı özgüveni doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>Toplumun yüzde 78&#8217;i ağız ve diş sağlığının özgüvenini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Diş görünümünden kaynaklanan memnuniyetsizliklerin temelinde kozmetik kaygılar yatıyor; özgüveni en çok zedeleyen sorunların başında yüzde 50 oranıyla diş rengi ve yüzde 40 oranıyla diş dizilimi geliyor. Bu durum günlük rutinlere de yansıyor; dişlerin fırçalanamadığı bir günde tüketicilerin yüzde 74&#8217;ü kendini huzursuz ve rahatsız hissederken, yüzde 33&#8217;ü doğrudan özgüven eksikliği yaşadığını ifade ediyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumun-yarisi-dislerini-gunde-iki-kez-fircalamiyor-619726">Toplumun Yarısı Dişlerini Günde İki Kez Fırçalamıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Böbrek taşımı düşürdüm&#8221; diyenler dikkat! Bu hatanız…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasimi-dusurdum-diyenler-dikkat-bu-hataniz-619402</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 08:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyenler]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düşürdüm]]></category>
		<category><![CDATA[hatanız]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[taşımı]]></category>
		<category><![CDATA[taşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619402</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda böbrek taşından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasimi-dusurdum-diyenler-dikkat-bu-hataniz-619402">&#8220;Böbrek taşımı düşürdüm&#8221; diyenler dikkat! Bu hatanız…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda böbrek taşından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor. Genetik yatkınlığın yanı sıra, yetersiz su tüketimi, aşırı tuzlu ve protein ağırlıklı beslenme, hareketsiz yaşam tarzı, obezite ve bilinçsiz takviye kullanımı gibi etkenlerin de böbrek taşının görülme sıklığında artışa neden olduğunu belirten <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Caner Baran</strong> “Böbrek taşı geçici bir ağrı problemi değildir, doğru takip edilmediğinde kalıcı böbrek hasarına neden olabilir. Erken tanı ve bilinçli takip ile böbrek kaybı önlenebilir. Ancak sağlıksız yaşam alışkanlıklarının yanı sıra toplumda doğru sanılan bazı yanlış bilgiler de ne yazık ki böbreklerimize büyük zarar veriyor hatta böbreklerin zamanla kaybedilmesine yol açabiliyor” diyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Baran, <strong>12 Mart Dünya Böbrek Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada toplumda doğru sanılan 10 yanlışı ve doğrularını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Böbrek taşı sadece şiddetli ağrı yaparsa tehlikelidir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Ağrısız taşlar da böbreğe zarar verebilir. Sessiz taşlar hiç ağrı yapmadan zamanla böbrek fonksiyonunu bozabilir. Hatta staghorn (geyik boynuzu) tipindeki taşlar sessizce büyük boyutlara ulaşıp böbreklerde kalıcı hasara neden olabilir. Bu nedenle düzenli takip önemlidir. </p>
<ul>
<li><strong>Bira içmek böbrek taşını düşürür: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Toplumda yaygın olan bu inanış bilimsel olarak doğru olmadığı gibi tehlikelidir. Taş tedavisinde bira vb hiçbir alkolün yeri yoktur. Bira sıvı içerdiği için idrar miktarını geçici olarak artırabilir ancak içeriğindeki alkol vücudu susuz bırakabilir ve böbrek sağlığını olumsuz etkiler. Ayrıca alkol bazı taş türlerinde (özellikle ürik asit taşlarında) risk faktörlerini artırabilir. Su en doğru tercihtir.  </p>
<ul>
<li><strong>Taş varsa mutlaka şiddetli ağrı yapar: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Her taş ağrı yapmaz; sessiz taşlar da takip edilmelidir. Böbrekte sabit duran ve idrar kanallarında tıkanıklığa neden olmayan taşlar çoğu zaman hiç belirti vermeyebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Bol su içmek tüm taşları düşürür: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Az su içmek böbrek taşı riskini artırır ama böbrek taşı oluşumunda genetik, beslenme alışkanlıkları ve metabolik faktörler de etkilidir. <strong>Bol su içmek tüm taşları düşürmez. Küçük taşların düşmesine yardımcı olabilir ama taş boyutu büyüdükçe taşın düşmesi zorlaşır. Sıvı tüketimi destekleyicidir ancak taşın boyutu ve yeri tedavi yöntemini belirler.</strong></p>
<ul>
<li><strong>Tüm taşlar kendiliğinden düşer: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Caner Baran “Büyük taşların idrar kanalından geçmesi mümkün olmadığı için genellikle müdahale gerektirir. Bazı taşlar özellikle 5-6 mm’den büyük olanlara cerrahi ya da girişimsel tedavi yapılması zorunludur” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Taş ağrısı geçti ise taş kesin düşmüştür: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Taş ağrısı genellikle idrar kanalının bir yerinde tıkanıklığa bağlı idrar akımının durmasından kaynaklanır. Taş yer değiştirdiğinde veya idrar yolundaki tıkanıklık azaldığında ağrı geçebilir. Ancak bu, taşın düştüğü anlamına gelmez; görüntülemeyle doğrulanmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Taş kırdırmak böbreğe zarar verir: YANLIŞ!</strong><br /> </li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Doğru hasta seçimi ile uygulanan tedaviler böbreğe kalıcı zarar vermez. Uygun hastada yapılan taş kırma işlemi güvenlidir.</p>
<ul>
<li><strong>T<strong>aş ameliyatı açık cerrahidir ve çok zordur: YANLIŞ!</strong></strong> <br /> </li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Günümüzde çoğu taş kapalı (endoskopik/lazer) yöntemlerle tedavi edilir. Açık cerrahi uygulamaları neredeyse hiç kullanılmamaktadır. Endoskopik ameliyatlar hastaların normal hayata hızlıca dönmelerini çok kolaylaştırır. Modern taş cerrahisi minimal invazivdir ve iyileşme süresi kısadır.</p>
<ul>
<li><strong>Bir kez taş düşürdüm/ ameliyat oldum tekrar taş oluşmaz: YANLIŞ!</strong> <br /><strong>DOĞRUSU</strong>: Taşı düşürmek sürecin sonu değil, başlangıcıdır. Taşın içeriği analiz edilmeden ve metabolik değerlendirme yapılmadan tekrar riskini azaltmak mümkün değildir. Taş analizi, 24 saatlik idrar incelemesi ve gerekli kan testleri ile kişiye özel önleyici plan yapılmalıdır. Ameliyat da mevcut taşı temizler ancak yeni taş oluşumunu engellemez. Ameliyat sonrası metabolik değerlendirme ve yaşam tarzı düzenlemesi gerekir.</li>
<li><strong>Bitkisel ürün kullandım, taşım hemen eriyip düştü: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Böbreklerdeki taşları hızlı bir şekilde, direkt olarak eriten herhangi bir tedavi (bitkisel ya da medikal) olmadığını belirten Doç. Dr. Baran şöyle konuşuyor: “Halk arasında sıkça önerilen bitkisel ürünlerin böbrek taşını erittiğine dair güçlü bilimsel kanıt yoktur. Bu ürünler “doğal” olarak pazarlansa da içerikleri standart değildir ve yüksek miktarda tüketildiklerinde; mide-bağırsak sorunlarına, elektrolit dengesizliklerine, karaciğer veya böbrek üzerinde yük artışına, tansiyon değişikliklerine neden olabilirler. Böbrek taşı tedavisi ve önlenmesi bilimsel değerlendirme ile planlanmalıdır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasimi-dusurdum-diyenler-dikkat-bu-hataniz-619402">&#8220;Böbrek taşımı düşürdüm&#8221; diyenler dikkat! Bu hatanız…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Körfezray&#8217;da 5 TBM hedefe doğru ilerliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/korfezrayda-5-tbm-hedefe-dogru-ilerliyor-618758</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hedefe]]></category>
		<category><![CDATA[ilerliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kazı]]></category>
		<category><![CDATA[körfezray]]></category>
		<category><![CDATA[metro]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[Tbm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618758</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli’yi Dünya metropolleri seviyesine çıkaracak Körfezray Metro Projesi, her geçen gün yeni bir aşama kaydediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/korfezrayda-5-tbm-hedefe-dogru-ilerliyor-618758">Körfezray&#8217;da 5 TBM hedefe doğru ilerliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’yi Dünya metropolleri seviyesine çıkaracak Körfezray Metro Projesi, her geçen gün yeni bir aşama kaydediyor. Bu kapsamda Derince Millet Bahçesi’nde kurulumu tamamlanan bir Tünel Açma Makinesi (TBM) daha kazıya başladı. Böylelikle yeraltında aktif olarak çalışan TBM sayısı 5’e yükseldi.</p>
<p><b>YERALTINDAN YERYÜZÜNE EŞ ZAMANLI İLERLEME</b></p>
<p>Kocaeli’nin toplu taşıma altyapısında yeni bir dönemin kapılarını aralayacak Körfezray Metro Projesi’nde çalışmalar, yeraltından yeryüzüne kadar her noktada planlı, koordineli ve kesintisiz şekilde sürdürülüyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı iş birliğinde hayata geçirilen proje; ileri mühendislik çözümleri, yüksek güvenlik standartları ve son teknoloji tünel açma makineleri (TBM) ile kentin ulaşım altyapısını çağdaş raylı sistem normlarına taşıyor.</p>
<p><b>KÖRFEZRAY’DA 1 TBM DAHA DEVREYE GİRDİ</b></p>
<p>Proje kapsamında SEKA Devlet Hastanesi çalışma sahasında Derince yönüne doğru 2 TBM, Otogar yönüne doğru ise 2 TBM olmak üzere toplam 4 TBM ile eş zamanlı olarak yeraltı kazısı ile segment montaj çalışmaları devam ediyor. Derince Millet Bahçesi çalışma sahasına sevk edilen 2 TBM’den biri kurulum ve devreye alma süreçlerinden geçerken, diğer TBM Tüpraş-Petkim istasyonu yönüne doğru kazıya başladı. Bu gelişme ile birlikte Körfezray Metro Projesi’nde yeraltında aktif olarak çalışan TBM sayısı 5’e yükseldi.</p>
<p><b>PROJE TAKVİMİ İVME KAZANIYOR</b></p>
<p>Eş zamanlı kazı operasyonları proje takvimine ivme kazandırırken, çalışmaların planlanan sürede ve yüksek kalite standartlarında tamamlanmasına da güçlü katkı sağlanıyor. Ayrıca Körfezray Metro Projesi’nin 28,7 kilometrelik ilk etabında yer alan toplam 19 istasyonun 17’sinde kapama imalatları, fore kazık uygulamaları, dolgu ve zemin etüdü çalışmaları eş zamanlı olarak gerçekleştiriliyor. Büyükşehir’in dev ulaşım yatırımı, yerin metrelerce altında kararlılıkla ilerlemeye devam ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/korfezrayda-5-tbm-hedefe-dogru-ilerliyor-618758">Körfezray&#8217;da 5 TBM hedefe doğru ilerliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;Savaşın ilk kurbanı daima gerçeklerdir!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-savasin-ilk-kurbani-daima-gerceklerdir-618170</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dönemlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hesap]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kurbanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Tik]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[rvan]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[savaşın]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618170</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, savaş ve kriz dönemlerinde dezenformasyonun neden hızla yayıldığını, sosyal medyada doğrulama mekanizmalarının neden zayıfladığını ve “mavi tikli” hesaplara yönelik güven algısının nasıl istismar edildiğini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-savasin-ilk-kurbani-daima-gerceklerdir-618170">Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;Savaşın ilk kurbanı daima gerçeklerdir!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, savaş ve kriz dönemlerinde dezenformasyonun neden hızla yayıldığını, sosyal medyada doğrulama mekanizmalarının neden zayıfladığını ve “mavi tikli” hesaplara yönelik güven algısının nasıl istismar edildiğini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Dezenformasyon, bilginin ya da haberin kasıtlı, bilinçli olarak çarpıtılması</strong></p>
<p>Dezenformasyonun tanımına açıklık getirerek sözlerine başlayan Prof. Dr. İrvan, “Dezenformasyon, bilginin ya da haberin kasıtlı, bilinçli olarak çarpıtılması anlamına geliyor. Kriz dönemlerinde hızla yayılmasının nedeni, krizlerin belirsizlik dönemleri olmasından kaynaklanıyor.” dedi.</p>
<p>Belirsizlik arttıkça medyaya ve sosyal medyaya bağımlılığın da arttığını belirten Prof. Dr. İrvan, “Kişilerin kendi görüşlerine ve beklentilerine uygun bilgileri doğru kabul etme eğilimi artıyor. Buna psikolojide doğrulama önyargısı deniliyor. Yani kişi, bu bilgileri doğrulama gereksinimi duymadan kabulleniyor” ifadelerini kullandı<strong>.</strong></p>
<p><strong>Her sıcak savaş aynı zamanda propaganda savaşıdır</strong></p>
<p>Savaş ve çatışma dönemlerinde doğrulama mekanizmalarının neden zayıfladığına ilişkin de Prof. Dr. İrvan, doğru bilgiye ulaşmanın bu dönemlerde son derece güçleştiğini söyledi.</p>
<p>X hesabında daha önce paylaştığı bir ifadeyi hatırlatan Prof. Dr. İrvan, “Her sıcak savaş aynı zamanda propaganda savaşıdır; (sosyal) medya üzerinden yürütülür. Savaşan taraflar bu savaşı sosyal medyaya da taşıyorlar. Haliyle neyin doğru neyin yanlış olduğunu, yapılan açıklamalara bakarak belirleyebilmek hiç kolay değil.” dedi.</p>
<p>Örnek olarak, ABD/İsrail güçlerinin İran’a yönelik saldırılarının başladığı 28 Şubat’ta ortaya atılan iddialara değinen Prof. Dr. İrvan, “ABD merkezli medyada İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürüldüğüne ilişkin haberler yer alırken, İran medyası bu haberi yalanlayan yayınlar yaptı. Gerçekler elbette er ya da geç ortaya çıkıyor ancak şunu her zaman hatırlamakta yarar var. Savaşın ilk kurbanı daima gerçeklerdir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Mavi tik” güven algısını istismar ediyor</strong></p>
<p>Sosyal medyada “mavi tikli” hesaplara duyulan güvenin nasıl oluştuğuna da değinen Prof. Dr. İrvan, özellikle X platformunda mavi tikin uzun süre “otorite sembolü” olarak algılandığını belirtti.</p>
<p>“Eğer bir hesap mavi tikliyse güvenilir hesap imajı yaygındı. Ancak bu özellik ücretli abonelik modeline dönüştürülünce, parayı ödeyen herkes mavi tik alabilir hale geldi” diyen Prof. Dr. İrvan, buna rağmen kullanıcı psikolojisinde güven algısının büyük ölçüde değişmediğini ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. İrvan, “Toplumu manipüle etmek isteyen, dezenformasyon peşinde koşan hesaplar toplumun bu güven algısını istismar ediyor” dedi.</p>
<p><strong>Yalan haberler 6 kat daha hızlı yayılıyor</strong></p>
<p>Resmî yalanlamaların viral hale gelen yanlış bilgilerin hızını kesip kesemediğine ilişkin ise Prof. Dr. İrvan, “Resmî yalanlamaların her zaman başarılı olduğunu söylemek zor” diyerek iki temel nedene işaret etti. “Birincisi, toplumların otoritelere karşı güveni sarsılmış durumda. Otoriteler, hoşa gitmeyen doğru bilgileri de yalanlayabiliyor. İkincisi ise sosyal medya mantığı. Bir haber yalanlandıysa, bu yalanlama bile haberin daha çok yayılmasına hizmet edebiliyor.” dedi.</p>
<p>Science dergisinde 2018 yılında yayımlanan bir araştırmayı hatırlatan Prof. Dr. İrvan, “Bu araştırma, yalan haberlerin gerçek haberlerden 6 kat daha hızlı yayıldığını göstermişti. ‘Bu haber yanlış’ şeklindeki paylaşımların bile yayılım hızına katkı sunduğunu unutmamak gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Algoritma doğruluğu değil etkileşimi ödüllendiriyor</strong></p>
<p>X platformunun algoritmik yapısına dikkat çeken Prof. Dr. İrvan, sistemin içeriğin doğruluğunu değil, etkileşim potansiyelini öncelediğini söyledi ve “Algoritma, bir bilginin doğru olup olmadığına bakmıyor; aldığı beğeni, yorum ve yeniden paylaşım sayısını önceliyor. Bir haber ne kadar yanlışsa o kadar çok paylaşıldığı için tam da platformun sevdiği türden bir içeriğe dönüşüyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Etkileşim temelli gelir modelinin yanlış bilgiyi teşvik ettiğini belirten Prof. Dr. İrvan, “Benim ‘kırıntı habercileri’ diye tanımladığım bazı hesaplar, yanlış olduğu anlaşılmış haberleri sırf etkileşim almak için tekrar tekrar paylaşmaktan çekinmiyor. Bir haber ne kadar yanlışsa o kadar çok etkileşim alıyor ve gelir getiriyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sosyal medyayı kapatmak paniği artırır</strong></p>
<p>Kriz dönemlerinde panik ve toplumsal huzursuzluğun önlenmesi için uygulanması gereken iletişim stratejilerine de değinen Prof. Dr. İrvan, sosyal medya platformlarının yavaşlatılmasının ya da erişime engellenmesinin yanlış bir yöntem olduğunu dile getirdi ve “Halk arasında korku ve panik yayılıyor diye ilk önlem olarak sosyal medyayı yavaşlatmak ya da erişilemez hale getirmek en kötü iletişim stratejisidir. Bu uygulamalar tam da paniği artıran bir etki yapar.” dedi.</p>
<p>Doğru yaklaşımın hızlı ve doğru bilgilendirme olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İrvan, “Yurttaşları doğrulanmış haber ve bilgileri paylaşmaya teşvik etmek gerekir. Doğru ve sürekli bilgilendirme yapılmazsa söylentiler ve dedikodular devreye girer, dezenformasyona kapı aralanır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Etkileşim vermemek de bir mücadele yöntemidir</strong></p>
<p>Son olarak sosyal medyada yalan haberlerle mücadelenin yollarına değinen Prof. Dr. İrvan, “Bu haberleri paylaşan hesaplara etkileşim vermemek de etkili bir yöntemdir.” dedi.</p>
<p> “Kriz dönemlerinde güvenilir medya ve gazeteci hesaplarını takibe almalı, önümüze düşen haberlere daha kuşku içinde bakmalıyız.” diyen Prof. Dr. İrvan, özellikle belirsizlik dönemlerinde dijital okuryazarlığın hayati önem taşıdığını vurguladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-savasin-ilk-kurbani-daima-gerceklerdir-618170">Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;Savaşın ilk kurbanı daima gerçeklerdir!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Commited ile ikas&#8217;tan e-ticarette karbon nötr alışveriş</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/commited-ile-ikastan-e-ticarette-karbon-notr-alisveris-617883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:28:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[commited]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[e-ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[e-ticarette]]></category>
		<category><![CDATA[ikas]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[nötr]]></category>
		<category><![CDATA[Satın Alma]]></category>
		<category><![CDATA[sertifika]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617883</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fibabanka’nın kurum içi girişimi Commited, e-ticaret altyapı sağlayıcısı ikas ile güçlerini birleştirerek Türkiye’de e-ticaret ekosisteminde karbon nötr alışveriş deneyimini yaygınlaştıracak yeni bir projeye imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/commited-ile-ikastan-e-ticarette-karbon-notr-alisveris-617883">Commited ile ikas&#8217;tan e-ticarette karbon nötr alışveriş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fibabanka’nın kurum içi girişimi Commited, e-ticaret altyapı sağlayıcısı ikas ile güçlerini birleştirerek Türkiye’de e-ticaret ekosisteminde karbon nötr alışveriş deneyimini yaygınlaştıracak yeni bir projeye imza attı.</strong></p>
<p>Fibabanka’nın sürdürülebilir gelecek amacıyla hayata geçirdiği kurum içi girişimi cOmmited ve ikas iş birliği kapsamında; ikas altyapısını kullanan e-ticaret siteleri, müşterilerine alışveriş sırasında gönüllü karbon azaltım sertifikası satın alma imkânı sunabiliyor. Böylece hem markalar hem de son kullanıcılar, satın alma anında karbon ayak izlerini dengeleyerek sürdürülebilirliğe somut katkı sağlayabiliyor.</p>
<p><strong>E-ticarette değer odaklı yeni dönem</strong></p>
<p>Müşteri talepleri, artan regülasyonlar, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon raporlama yükümlülükleri, şirketleri daha şeffaf ve doğrulanabilir çözümler üretmeye yönlendiriyor. Commited; gönüllü karbon sertifikası platformu ile işletmeler için karbon nötr olmayı hızlı, güvenilir ve erişilebilir hale getiren bir impact-tech girişimi olarak faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Commited platformu; Gold Standard ve Verra gibi uluslararası doğrulanmış karbon kredi kayıtlarıyla entegre çalışıyor. API entegrasyonu ve Octinel yapay zekâ motoru sayesinde ürün ve hizmet bazlı karbon hesaplamasını otomatikleştiriyor ve satın alma anında dijital sertifika oluşturabiliyor. ikas entegrasyonu ile bu altyapı artık doğrudan online satın alma süreçlerine taşınmış oldu.</p>
<p><strong>“Sürdürülebilir alışverişi erişilebilir hale getiriyoruz”</strong></p>
<p><strong>Commited Genel Müdürü Levent Köseoğlu</strong> iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Karbon ayak izini dengelemek artık yalnızca büyük ölçekli şirketlerin sürdürülebilirlik raporlarında yer alan bir hedef değil; her ölçekte işletme ve her tüketici için erişilebilir olması gereken bir dönüşüm alanı. Commited olarak amacımız, karbon dengelemeyi karmaşık ve maliyetli bir süreç olmaktan çıkararak satın alma deneyimin doğal bir parçası haline getirmek.</p>
<p>Biz bu projeyi yalnızca bir entegrasyon olarak değil, e-ticaret ekosisteminde davranışsal dönüşümü hızlandıracak bir adım olarak görüyoruz. Satın alma anında sunulan karbon dengeleme seçeneği, tüketicinin karar sürecine sürdürülebilirlik boyutunu dahil ediyor. Bu da uzun vadede hem markaların değer algısını güçlendiriyor hem de karbon piyasalarının daha şeffaf ve ölçeklenebilir büyümesine katkı sağlıyor. Hedefimiz; finansal güvenilirliğimiz, uluslararası doğrulanmış sertifika altyapımız ve ölçeklenebilir teknolojimizle karbon nötr ekonomiye geçişi hızlandırmak.”</p>
<p><strong>“Bu iş birliği bizim için stratejik bir adım”</strong></p>
<p><strong>ikas İş Ortaklıkları Müdürü Ezgi Çelikler</strong> iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “Biz ikas olarak sadece e-ticarette yaptıklarımızla değil, dünyaya ve çevremize kattığımız değerle de anılmak istiyoruz. Commited ile yaptığımız iş birliği bu yüzden bizim için stratejik bir adım. ikas kullanıcıları, müşterilerine alışveriş sırasında karbon azaltım sertifikası satın alma imkânı sunabiliyor. Böylece site sahipleri, son kullanıcı ve biz; hep birlikte karbon ayak izimizi azaltmak için somut bir adım atıyoruz. Bu modelin tüm e-ticaret ekosistemini kapsayacak şekilde kurgulanmış olması bizim için ayrıca kıymetli.</p>
<p>Bugün özellikle genç tüketicilerin sadece ürünün fiyatına ya da özelliklerine değil; markanın duruşuna, çevre bilincine ve sürdürülebilirlik yaklaşımına da baktığını net biçimde görüyoruz. Bu dönüşümü doğru okuyan markaların e-ticarette uzun vadede daha güçlü konumlanacağına inanıyoruz. Bu nedenle Commited entegrasyonunu yalnızca teknik bir özellik olarak değil, değer odaklı büyümenin bir parçası olarak görüyoruz.”</p>
<p><strong>Satın alma anında anlık karbon dengeleme</strong></p>
<p>Commited’in Octinel AI destekli teknolojisi; DEFRA metodolojisiyle ürün ve hizmet bazlı karbon ayak izi hesaplaması yaparak, API üzerinden e-ticaret sitelerine entegre oluyor. Bu model sayesinde sepet aşamasında karbon emisyonu hesaplanabiliyor, kullanıcı dilerse gönüllü karbon sertifikası satın alabiliyor. Sertifika anında dijital olarak oluşturuluyor ve raporlanıyor. Markalar sürdürülebilirlik performansını şeffaf biçimde gösterebiliyor.</p>
<p>Commited; turizmden perakendeye, sigortadan havacılığa kadar birçok sektörde aktif olarak kullanılıyor. Platform, aylık on binlerce ton emisyonun dengelenmesine aracılık eden ölçeklenebilir bir altyapı sunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/commited-ile-ikastan-e-ticarette-karbon-notr-alisveris-617883">Commited ile ikas&#8217;tan e-ticarette karbon nötr alışveriş</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omuz sağlığı için bu 7 yanlış davranıştan uzak durun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/omuz-sagligi-icin-bu-7-yanlis-davranistan-uzak-durun-617181</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 08:19:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[davranıştan]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[durun]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617181</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda omuz ağrısından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omuz-sagligi-icin-bu-7-yanlis-davranistan-uzak-durun-617181">Omuz sağlığı için bu 7 yanlış davranıştan uzak durun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda omuz ağrısından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor. Günlük yaşam kalitesini düşüren ve tedavisi geciktirildiğinde  çok daha ciddi sorunlara yol açabilen omuz ağrısının genç yaşlarda da yaygınlaştığını belirten <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Turan Çift</strong>, “Vücudumuzun en hareketli eklemi olan omzumuzu hatalı davranışlarla hızla yıprandırıyoruz. Eskiden daha çok ağır iş yapanlarda görülen omuz ağrıları, artık gençlerde de çok sık görülüyor. ‘Nasılsa geçer’ deyip tedaviyi geciktirmek ise sorunun çok daha ciddi boyutlara ulaşmasına neden oluyor. Ofiste, masa başında ya da evde bazı pratik egzersizleri yapmak omuzlarımızı sağlıklı ve dinç tutabilirken, bir haftadan daha uzun süren ağrılarda ise doktora başvurmak gerekiyor” diyor. Prof. Dr. Çift, omuz ağrısına yol açan hatalı alışkanlıkları ve alınması gereken önlemleri anlattı, basit ama etkili 5 egzersizi açıkladı. </p>
<ul>
<li><strong>Doğru oturuş alışkanlığı kazanın</strong></li>
</ul>
<p>Bilgisayar başında çalışırken sırt dik, omuzlar gevşek ve geride olmalıdır. Ekran göz hizasında olmalı, klavye ve mause kullanırken omuzlar yukarı kalkmamalıdır. Uzun süreli kambur duruş, omuz kaslarında gerginlik ve sıkışmaya yol açar.</p>
<ul>
<li><strong>Tek taraflı yük taşımayın</strong></li>
</ul>
<p>Çanta veya poşetleri tek omuzda ya da tek elde taşımak omuz dengesini bozar. Yükü iki kola eşit dağıtmak gerekir. Sırt çantası kullanılacaksa iki askı birlikte takılmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Hareketsiz kalmayın</strong></li>
</ul>
<p>Omuz eklemi hareket ettikçe beslenir. Gün içinde en az 2-3 saatte bir omuz çevirme, esneme ve hafif germe hareketleri yapılmalıdır. Masa başında çalışanların kısa molalar vermesi omuz sağlığı için önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Spor öncesi mutlaka ısınma hareketi yapın</strong></li>
</ul>
<p>Isınmadan yapılan spor aktiviteleri, özellikle ağırlık kaldırma egzersizleri omuz tendonlarında yırtıklara yol açabilir. Egzersiz öncesi mutlaka ısınma yapılmalı ve bilinçli program uygulanmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Ağrı uzarsa mutlaka doktora başvurun</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Çift, omuz ağrısının ‘nasılsa geçer’ denilerek ertelenmemesini, zamanında müdahale edilmeyen problemlerin omuz hareketlerinde kısıtlılık, kas güçsüzlüğü ve kronik ağrıya yol açabildiğini vurgulayarak “Omuz ağrısı bir-iki haftadan uzun sürüyorsa, gece uykudan uyandırıyorsa ya da kolu kaldırmayı zorlaştırıyorsa ihmal edilmemelidir. Erken dönemde yapılacak muayene ve görüntüleme yöntemleriyle sorunun ilerlemesini engellemek mümkündür” diyor. </p>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Omuz ağrısına yol açan 7 hatalı alışkanlık!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Çift, omuz ağrısına yol açan en yaygın 7 önemli hatayı şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Uzun süre bilgisayar başında yanlış oturuş</li>
<li>Sürekli öne eğik telefon kullanımı</li>
<li>Ağır sırt çantası veya tek omuzda taşınan çantalar</li>
<li>Laptop ve dosya çantalarının taşınması</li>
<li>Ağır poşetlerin tek kolla kaldırılması</li>
<li>Hareketsiz yaşam tarzı, düzenli omuz egzersizleri yapmamak</li>
<li>Ani ve bilinçsiz yapılan spor hareketleri</li>
</ul>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>İşte basit ama etkili 5 egzersiz </strong></p>
<p>Günlük hayatta 5 egzersizin düzenli yapılmasının, boyun, omuz ve sırt kaslarının çalışmasına yardımcı olacağını belirten Prof. Dr. Hakan Turan Çift “Ancak egzersizler ağrı sınırını aşmadan yapılmalıdır. Şiddetli ağrı, uyuşma veya güç kaybı varsa egzersiz öncesi ortopedi uzmanına başvurulmalıdır” diyor.  Prof. Dr. Çift, basit ama etkili 5 egzersizi şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li><strong>Omuz germe</strong>: Otururken ya da ayakta dik durarak omuzlarınızı kulaklara doğru kaldırın, geriye doğru çevirerek indirin. 10 kez geriye, 10 kez öne doğru yapın.</li>
<li><strong>Kürek kemiği sıkıştırma</strong>: Omuzlarınızı geriye doğru çekerek iki kürek kemiğini birbirine yaklaştırın. 5 saniye tutun ve gevşetin. 10 tekrar yapın. </li>
<li><strong>Boyun germe</strong>: Çenenizi önce bir omuza değdirip 5’e kadar sayın. Sonra aynı işlemi diğer omuza yapıp hareketleri 10 defa tekrar edin. </li>
<li><strong>Duvar yürüyüşü</strong>: Yüzünüz duvara dönük şekilde durun.        Parmaklarınızı duvarda yukarı doğru “yürütün”. Kolunuzu zorlamadan yukarıya götürün. 5 saniye bekleyin, indirin. 10 tekrar yapın.Bu işlemi duvara yan dönerek de aynı şekilde uygulayın. </li>
<li><strong>Kol sallama</strong>: Hafifçe öne doğru eğilin ve bir elinizi masa ya da sabit bir yere destek olarak dayayın. Diğer kolunuzu serbest bırakın. Kolunuzu küçük daireler çizerek yavaş ve kontrollü şekilde hareket ettirin. Bu hareketleri her iki kola 3 dakika uygulayın.  </li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omuz-sagligi-icin-bu-7-yanlis-davranistan-uzak-durun-617181">Omuz sağlığı için bu 7 yanlış davranıştan uzak durun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den çalışanlara kapsamlı afet tatbikatı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-calisanlara-kapsamli-afet-tatbikati-616350</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 08:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlar]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlara]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[kapsamlı]]></category>
		<category><![CDATA[personeli]]></category>
		<category><![CDATA[senaryo]]></category>
		<category><![CDATA[tatbikat]]></category>
		<category><![CDATA[tatbikatı]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616350</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, çalışanlarına acil durum bilinci kazandırmak ve olası afetlerde doğru refleks geliştirmelerini sağlamak amacıyla deprem ve yangın senaryolu bir tatbikat gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-calisanlara-kapsamli-afet-tatbikati-616350">Büyükşehir&#8217;den çalışanlara kapsamlı afet tatbikatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, çalışanlarına acil durum bilinci kazandırmak ve olası afetlerde doğru refleks geliştirmelerini sağlamak amacıyla deprem ve yangın senaryolu bir tatbikat gerçekleştirdi. Gerçeğe yakın senaryoyla kurgulanan uygulamada personel, hem deprem anını hem de yangın sonrası tahliye sürecini deneyimledi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı öncülüğünde, kurum çalışanlarının deprem, yangın ve benzeri acil durumlarda doğru davranış geliştirmesini sağlamak amacıyla kapsamlı bir afet ve acil durum tatbikatı gerçekleştiriliyor. Tatbikatların son adresi Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı oldu. Basın Yayın ve Tanıtım Şube Müdürlüğü ile Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü çalışanlarının katıldığı uygulamada, senaryo gereği İzmir merkezli 6,8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiği duyuruldu. Çalışanlar, bulundukları alanlarda 40 saniye boyunca “çök-kapan-tutun” yöntemiyle korunmaya alındı. Sarsıntının ardından bina içindeki sistem odasında elektrik kaynaklı yangın çıktığı anons edildi ve alarm sistemi devreye sokuldu.</p>
<p><strong>Deprem anı canlandırıldı</strong></p>
<p>112 Acil Çağrı Merkezi’ne bilgi verilirken, yangın söndürme ekibi taşınabilir tüplerle ilk müdahaleyi gerçekleştirdi. Anons sistemi üzerinden yapılan tahliye çağrısının ardından kat görevlileri personeli acil çıkışlara yönlendirdi. Engelli ve özel durumu bulunan çalışanlar destek ekipleri eşliğinde güvenli şekilde binadan çıkarıldı.</p>
<p><strong>Kayıp personel senaryosu</strong></p>
<p>Toplanma alanında yapılan sayımda iki personelin eksik olduğu belirlendi. Senaryo gereği yaralandığı bildirilen personelden biri ekipler tarafından binadan çıkarılarak ilk yardım ekibine teslim edildi. Yoğun duman nedeniyle müdahalenin durdurulmasının ardından olay yerine gelen İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, ikinci yaralıyı kurtararak yangını kontrol altına aldı.</p>
<p><strong>“Doğru davranış biçimlerini geliştirmelerine katkı sunuyor”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı Afete Hazırlık Şube Müdürlüğü’nden Levent Bilgehan, belediyenin birçok yerleşkesinde acil durum ve afetlerde personelin duruma hazırlıklı olması için yangın ve deprem tatbikatı düzenlediklerini anımsattı. Olası afet ve acil durumlarda can ve mal kaybını en aza indirmek için tatbikatların önemli olduğunu belirten Bilgehan, “Yapılan tatbikatların faydası oluyor. Çünkü bu tür durumlarda insanlar ne yapacağını tam olarak bilemiyor, panik oluyor. Bu tür tatbikatlar, personelin acil durumlarda doğru davranış biçimlerini geliştirmelerine yardımcı oluyor” dedi.</p>
<p><strong>Değerlendirme yapıldı</strong></p>
<p>Tatbikat sonunda tüm personelin güvenli şekilde tahliye edildiği teyit edildi. Genel değerlendirme toplantısında gözlemler paylaşıldı, eksiklikler ve iyileştirme alanları ele alındı. Elde edilen bulgular doğrultusunda detaylı bir sonuç raporu hazırlanarak acil durum planlarının güncellenmesinde kullanılacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-calisanlara-kapsamli-afet-tatbikati-616350">Büyükşehir&#8217;den çalışanlara kapsamlı afet tatbikatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hemoroid]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Rektum]]></category>
		<category><![CDATA[sandığınız]]></category>
		<category><![CDATA[şaret]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetler]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[soruna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615902</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902">Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hemoroid belirtileri, kolon ve rektum kanseri gibi ciddi sorunların belirtilerine benzediği için uzman hekimler tarafından fiziki muayene ve bazı tetkiklerin yapılması hayatı önem taşıyor. Vakaların % 80’inde hastaların kanser ile hemoroidi karıştırdığı biliniyor. Hafif dereceli hemoroidler için ameliyat seçeneğinden önce yaşam tarzı değişiklikleri şikayetlerin hafiflemesini sağlayabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Hemoroid toplumda bir tabu gibi görülüyor</strong></p>
<p>Hemoroidler, anal kanalda doğal bulunan damarlı yapılardır. Vücutta dışkı kontrolüne yardımcı olan yastıkçıklardır. Bu damarlı yapılar şiştiğinde veya iltihaplandığında, ortaya çıkan duruma hemoroid ya da basur denilmektedir. Basur toplumda bir tabudur. Utanma duygusu nedeniyle vakaların büyük bir bölümünde erken teşhis mümkün olmamaktadır. Kaşıntı ve rektal kanama belirtileriyle başlayan hemoroidi hastalar çoğu zaman tuvalette fark etmektedir. Rahatsızlığa neden olan şişmiş damarlar ağrıya de neden olmaktadır.</p>
<p>Hemoroidin iki çeşidi bulanmaktadır; </p>
<ul>
<li>Dış hemoroidler. Anüs çevresindeki derinin altında oluşan dış kistler, dışarı doğru çıkıntı yapmaktadır. Dış hemoroidler genellikle şişmiş kan damarları veya sert yumrular şeklinde görüldüğü için daha belirgindir.</li>
<li>İç hemoroidler. Adından da anlaşılacağı gibi rektumun içindedir. Rektumun içinde oluşan iç hücrelerdir. Hastalar genellikle dışkıda kan gördüklerinde veya hemoroidler anüsün dışına doğru şişecek kadar büyüdüğünde iç hemoroidleri olduğunu fark eder.</li>
</ul>
<p><strong>7 yaygın belirtisi</strong></p>
<p>Hemoroidin birçok farklı nedeni vardır, en yaygın olanları şunlardır:</p>
<ol>
<li>Kronik kabızlık veya ishal.</li>
<li>Dışkılama sırasında zorlanma.</li>
<li>Aşırı derecede kilolu olmak.</li>
<li>Tuvalette uzun süre oturma.</li>
<li>Gebelik hali.</li>
<li>Lif oranı düşük beslenme alışkanlığı.</li>
<li>Düzenli olarak ağır kaldırmak.</li>
</ol>
<p>Bu nedenler anüs çevresindeki damarların basınç altında gerilmesine neden olmakta hatta damarların şişmesine ve kabarmasına yol açmaktadır. Alt rektumdaki bu artan basınç, hemoroid oluşumundan sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Hemoroidle karıştırılan 4 sorun </strong></p>
<p>Hemoroid ile benzer semptomlara sahip diğer sorunları ayırt etmek önemlidir. </p>
<ul>
<li>Anüs, rektum ve kolon kanserleri: Bu kanserler rektum yakınlarında ortaya çıkabilmekte ve belirtileri hemoroide benzemektedir. 40 yaş sonrasında çok yaygın olarak görülen rektum ve kolon kanseri erken evrede tespit edilmesi hayati önem taşımaktadır. Düzenli olarak yapılan taramalarla kolorektal kanserlerle mücadelede edilebilmektedir. Bazen bu tümörler iyi huylu olurken, bazen de kötü huylu olabilirler. Bu nedenle, doğru teşhis çok önemlidir.</li>
<li>Anal fissürler: Anal kanalın iç yüzeyinde oluşan yırtıklar, dışkılama sırasındaki travma nedeniyle oluşur. Ağrının eşlik ettiği yırtıklarda hemoroid belirtisi olan kanama görülebilir. Anal fissürdeki doku yırtılmasıyken, hemoroidlerin ise alt rektumdaki doku yastıklarının zayıflamasından kaynaklandığını söylemek gerekir. Fissürler için yeterli su alımı ve lif açısından zengin besinlerin tüketilmesi gerekir.</li>
<li>Kolon polipleri: Bu polipler kanserli olmayan, çoğunlukla yaş ilerledikçe kolon veya rektumun iç yüzeyinde oluşan büyümelerdir. Bunlar ailesel ya da kalıtsal faktörlere bağlı olabilmektedir. Kolon polipleri olan hastalar, hemoroid semptomlarına benzer ağrı veya rektal kanamayla yüzleşebilirler.  </li>
<li>Divertiküloz ve divertikülit: Gastrointestinal sistemin iç yüzeyinin küçük bölgelerinin zayıflaması ve bağırsakta dışa doğru bir kese oluşmasına neden olan bir durumdur. Bu dışa doğru küçük bir kese gibi görünür. Divertiküller en sık kolonda görülmektedir. Gastrointestinal sistemin herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilmektedir. Bağırsak perforasyonu, kanama, apse veya darlık gibi bir komplikasyon olmadığı sürece herhangi bir belirti vermez. Bu nedenle hemoroidle karıştırılmaktadır.  </li>
</ul>
<p>Makat bölgesinde herhangi bir problem yaşandığında öncelikle bir cerraha muayene olmak önemlidir. Muayene olmak daha sonrasında çıkabilecek sorunların ve gecikmiş teşhisin önüne geçecektir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902">Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğru Probiyotik Ramazan Ayında Bağırsak Sağlığınıza İyi Gelir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogru-probiyotik-ramazan-ayinda-bagirsak-sagliginiza-iyi-gelir-615826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 08:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınıza]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<category><![CDATA[yoğurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayında uygulanan intermittent fasting yani aralıklı oruç, yani gün ışığı saatlerinde yemekten uzak durma, bağırsaklardaki mikroorganizma topluluğu olan mikrobiyotayı önemli ölçüde yeniden şekillendiriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-probiyotik-ramazan-ayinda-bagirsak-sagliginiza-iyi-gelir-615826">Doğru Probiyotik Ramazan Ayında Bağırsak Sağlığınıza İyi Gelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında uygulanan intermittent fasting yani aralıklı oruç, yani gün ışığı saatlerinde yemekten uzak durma, bağırsaklardaki mikroorganizma topluluğu olan mikrobiyotayı önemli ölçüde yeniden şekillendiriyor. Yapılan bilimsel araştırmalar, bu sürecin mikrobiyal çeşitliliği artırdığını ve kısa zincirli yağ asitleri (SCFA) üretimini teşvik ettiğini gösteriyor. SCFA&#8217;ler, bağırsak duvarını güçlendirerek iltihaplanmayı azaltıyor, bağışıklık sistemini destekliyor ve hatta beyin sağlığına olumlu etki ediyor. Ramazan ayı, kilo kaybı veya enerji seviyeleriyle ilişkilendirirken, mikrobiyota değişiklikleri gibi derin etkiler göz ardı ediliyor. Oysa bu; obezite, diyabet ve sindirim sorunları gibi modern hastalıklarla mücadelede kritik rol oynuyor. Memorial Antalya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Berna Ertuğ, orucun bağırsak sağlığına faydası hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Oruç tutmak bağırsak sağlığına iyi geliyor</strong></p>
<p>Ramazan ayı, milyonlarca kişi için manevi bir “yenilenme” dönemi olmanın yanı sıra, beden sağlığı üzerinde de ilginç etkilere sahiptir. Ancak sahur ve iftar yemekleri, su tüketimi veya kilo yönetimi gibi yaygın konuların ötesinde, az bilinen bir etkisi de orucun bağırsak mikrobiyotası üzerindeki dönüştürücü etkisidir. Yapılan araştırmalarda Ramazan sonrası mikrobiyota çeşitliliğinin arttığı ve faydalı bakterilerin (örneğin, kısa zincirli yağ asidi üreten türler) çoğaldığı gözlemlenmiştir. </p>
<p><strong>Ramazan ayının sağlığa uzun vadeli, olumlu katkıları oluyor</strong></p>
<p>Ramazan ayı, uzun süreli açlık dönemleriyle birlikte sindirim sistemimizi zorlayabilir. Bu süreçte probiyotik gıdalar, bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek hazımsızlık, gaz, şişkinlik, kabızlık veya ishal gibi sorunları önlemeye yardımcı olur. Probiyotikler, canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanır ve fermente gıdalar yoluyla alınabilir; bu da sindirimi sağlayan enzimleri aktive eder ve iyi bakterilerin sayısını artırır.</p>
<p>Bu etkiler yaş, mevcut sağlık durumu gibi bireysel faktörlere göre değişebilir. Hamileler, diyabet hastaları veya kronik rahatsızlığı olanlar, oruç öncesi doktorlarına danışmalıdır. Bağırsak mikrobiyotası yeniden yapılandırılarak uzun vadeli sağlık kazanımları sağlanabilir.</p>
<p><strong>Probiyotik gıdaların Ramazan ayında bağırsak sağlığına etkileri şu şekildedir;</strong></p>
<ul>
<li><strong>Sindirim Düzenlemesi:</strong> Oruç sırasında mide ve bağırsaklar dinlenir, ancak iftar ve sahurda dengesiz beslenme hazımsızlık yaratabilir. Probiyotikler, bu dengesizliği gidererek ağrı ve şişkinliği azaltır.</li>
<li><strong>Bağışıklık Güçlendirme:</strong> Ramazan&#8217;da bağışıklık sistemi zayıflayabilir; probiyotikler, kötü bakterilerin kana karışmasını engelleyerek genel sağlığı korur.</li>
<li><strong>Bağırsak Florasını Destekleme:</strong> Özellikle sahurda tüketildiğinde, mikrobiyotayı yenileyerek uzun vadeli faydalar sağlar. Araştırmalar, probiyotik takviyesinin sindirim sorunlarını etkili şekilde azalttığını göstermektedir.</li>
</ul>
<p><strong>Probiyotikten zengin gıdalar aşağıdaki gibidir;</strong></p>
<ul>
<li><strong>Yoğurt ve kefir:</strong> Ev yapımı yoğurt veya kefir, günlük probiyotik ihtiyacını karşılar. Sahurda bir kase yoğurt, sindirimi kolaylaştırır.</li>
<li><strong>Turşu ve lahana turşusu:</strong> Lahana turşusu gibi fermente sebzeler, yüksek probiyotik içerir. İftarda salata yanında tüketin.</li>
<li><strong>Peynir, tarhana ve şalgam suyu:</strong> Eski kaşar gibi peynir çeşitleri ve tarhana çorbası, probiyotik kaynağıdır. Şalgam suyu ise bağışıklığı destekler.</li>
<li><strong>Diğer örnekler:</strong> Kimchi, kombucha, miso veya elma sirkesi gibi uluslararası seçenekler de faydalıdır, ancak Türk mutfağına uyarlayarak kullanın.</li>
</ul>
<p>Probiyotik gıdaları aşağıdaki şekilde tüketin;</p>
<ul>
<li><strong>Sahurda:</strong> Probiyotik gıdaları sahurda tercih edin; örneğin, yoğurtla karıştırılmış probiyotik takviyesi veya kefir. Bu, gün boyu sindirimi destekler.</li>
<li><strong>İftarda:</strong> Ağır yemeklerden sonra turşu veya yoğurt ekleyin. Prebiyotik gıdalar (pırasa, enginar) ile birleştirin ki probiyotikler daha etkili olsun.</li>
<li><strong>Günlük Miktar:</strong> Günde 1-2 porsiyon yeterli. Aşırı tüketimden kaçının ve suyla destekleyin.</li>
</ul>
<p> Eğer divertikülit gibi kronik bir rahatsızlığınız varsa doktorunuza danışmadan tüketmeyin.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-probiyotik-ramazan-ayinda-bagirsak-sagliginiza-iyi-gelir-615826">Doğru Probiyotik Ramazan Ayında Bağırsak Sağlığınıza İyi Gelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kooperatiflerle planlı tarım hamlesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kooperatiflerle-planli-tarim-hamlesi-615539</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiği]]></category>
		<category><![CDATA[hamlesi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatifler]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatiflerle]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[planlı]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615539</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir tarımını kooperatifler aracılığıyla güçlendirmek amacıyla başlatılan “Kooperatif Buluşmaları” kapsamında kentin kuzey bölgesinde yer alan tarımsal kalkınma kooperatifleri ile bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kooperatiflerle-planli-tarim-hamlesi-615539">Kooperatiflerle planlı tarım hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir tarımını kooperatifler aracılığıyla güçlendirmek amacıyla başlatılan “Kooperatif Buluşmaları” kapsamında kentin kuzey bölgesinde yer alan tarımsal kalkınma kooperatifleri ile bir araya geldi. Kooperatiflerle birlikte üretim planlaması, su tasarrufu, markalaşma ve pazarlamayı kapsayan uzun vadeli bir yol haritası hazırlayacaklarını açıklayan Başkan Tugay, “Günü kurtarmak için değil, geleceğimizi kurtarmak için çalışmalıyız. Doğrunun ne olduğunu bilmek ve buna sahip çıkmak hepimizin görevi” diye konuştu.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kentteki tarımsal kalkınma kooperatiflerinin temsilcileriyle bir araya geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kooperatif Toplantıları” kapsamında; su ürünleri ve sulama kooperatifleri ile Küçük Menderes Havzası’ndaki kooperatiflerin ardından kentin kuzey bölgesindeki tarımsal kalkınma kooperatifleriyle buluşma düzenlendi. “Kooperatiflerle Büyüyen Dayanışma, Güçlenen Üretim” sloganıyla Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen toplantı, bu kapsamda gerçekleştirilen buluşmaların sonuncusu oldu. Toplantının moderatörlüğünü Prof. Dr. Yusuf Kurucu üstlendi.</p>
<p><strong>İzmir’den sürdürülebilir üretim atağı</strong></p>
<p>Tarımda planlı üretimin önemine dikkat çekilen buluşmada, markalaşma ve pazar payının artırılmasına yönelik öneriler ele alındı. Tarım ve hayvancılık için hayati öneme sahip su kaynaklarının verimli kullanılması gerektiği vurgulanırken, vahşi sulama yöntemlerinin terk edilmesinin zorunluluğu üzerinde duruldu. Toplantıların ardından üreticiyi güçlendirmek ve kırsal kalkınmada sürdürülebilir bir model oluşturmak amacıyla bir eylem planı hazırlanacağı belirtildi.</p>
<p><strong>Tarımda planlı üretim, güçlü üretici</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in tarımsal kalkınma potansiyeli yüksek, bu yönüyle tarım açısından da önemli bir kent olduğunu söyledi. Kentte tarımın uzun süredir planlama konusunda kendi hâline bırakıldığını belirten Başkan Tugay, iklim krizi ile ülke ekonomisindeki gelişmelerin tarım üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade etti. Bu durumun üreticileri zorladığına dikkat çeken Tugay, “Bunu bir kader olarak kabul etmeyelim. Sizlerle birlikte değerlendirip daha iyisini yapmak için bir araya geliyoruz. Bu, usulen yapılmış bir toplantı değil. Görüşleriniz doğrultusunda üreticilerimize daha güçlü destek vermek istiyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Planlama olmadığı için ürün tarlada kalıyor”</strong></p>
<p>Gençlerin ve tarımla uğraşan herkesin üretime yönelmesi gerektiğini ancak sektörde ciddi girdi maliyeti sorunları bulunduğunu belirten Başkan Tugay, artan maliyetler nedeniyle elde edilen gelirin çoğu zaman giderleri karşılamadığını söyledi. Bu tabloyla mücadele etmek için ortak çözümler geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Tugay, girdi maliyetlerinin birlikte nasıl düşürülebileceği üzerinde çalışılması gerektiğini ifade etti. Tarımsal üretimde planlama eksikliğine de dikkat çeken Tugay, üretimin çoğu zaman anlık koşullara göre yapıldığını, bunun da birçok üreticinin ürününün tarlada kalmasına yol açtığını belirtti. Tarım ve hayvancılıkta yaşanabilecek sorunların ancak planlama ile öngörülebileceğini dile getiren Tugay, İzmir’in önemli bir gıda ihtiyacı bulunduğunu anımsatarak üretimde önceliğin kentin ihtiyacını karşılamaya verilmesi gerektiğini söyledi. “Önce İzmir’in ihtiyacını belirleyip hesaplayarak üretim yapmalıyız. Ardından ürünlerin nereye gönderileceğini planlamalıyız. O yıl hangi ürüne ihtiyaç varsa üretim buna göre yapılmalı. Kaliteli üretmeli, markalaşmalı ve pazarlamayı doğru yapmalıyız” dedi.</p>
<p><strong>“Su kaynaklarının doğru kullanılması çok önemli”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, İzmir’in pazar payını artırmak ve rekabet gücünü yükseltmek için bilinçli tarım yapılması, modern tekniklerin kullanılması ve dijitalleşmeye önem verilmesi gerektiğini söyledi. Toprağın doğru beslenerek verimli tutulmasının nitelikli üretim açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ne ekilirse ekilsin, bazı temel konulara özen gösterilmesi gerekiyor. Su planlaması bunların başında geliyor. Her geçen yıl artan bir kuraklıkla karşı karşıyayız; önümüzdeki yıllarda bol yağış beklenmemeli. Bu nedenle tarımda, sanayide ve kent yaşamında suyu doğru kullanmak zorundayız. Suyun en büyük payı tarımda kullanılıyor. İzmir’de temiz su kaynaklarının yaklaşık yüzde 78’i tarım ve hayvancılıkta tüketiliyor. Damla sulama, akıllı sayaç ve toprak nem ölçer gibi uygulamalara ağırlık vermeliyiz. Vahşi sulama yöntemleri artık tamamen terk edilmeli. Aksi takdirde hem kent hem de çiftçi susuzluk riskiyle karşı karşıya kalacak.”</p>
<p><strong>Su ve toprağa göre üretim vurgusu</strong></p>
<p>Başkan Tugay, deniz suyunun arıtılması halinde yalnızca içme ve günlük kullanımda değerlendirilebileceğini, tarım için yeterli miktarda arıtmanın ise maliyet nedeniyle mümkün olmadığını söyledi. Önümüzdeki yıllarda su sorununun süreceğine dikkat çeken Tugay, mevcut su kaynaklarının dikkatli ve tasarruflu kullanılması gerektiğini vurguladı. Üretim planlamasının toprak yapısına, su varlığına ve iklim koşullarına göre yapılması gerektiğini belirten Tugay, her toprağın ve her mevsimin farklı özellikler taşıdığını ifade etti. Damla sulama ve modern tekniklerin yaygınlaştırılması gerektiğini kaydeden Tugay, doğru ürün seçimi, uygun sulama yöntemleri ile birlikte paketleme, depolama ve pazarlamanın da planlı yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.</p>
<p><strong>“Günü değil geleceğimizi kurtarmak için çalışalım”</strong></p>
<p>Ürünlerin sağlıklı olması gerektiğinin altını çizen Başkan Tugay, “Günü kurtarmak için değil, geleceğimizi kurtarmak için çalışmalıyız. Bu iş nasıl düzelecek biliyor musunuz? Devlet ve belediyeler ne zaman ki vatandaşı, üreticisi ve çalışanıyla el ele, kol kola bu kararları verecek ve herkes buna sahip çıkacak, o zaman düzelecek. Sonra istediğimiz kararı alalım. Kısa vadeli değil, uzun vadeli sürdürülebilir bir model geliştirelim. Gelin bunu başlatalım. El ele verelim, bilinçli olalım. Çalışarak ve bilgili olarak ancak bir şeyleri başarabiliriz. Bilgi, bilinç ve planlama lazım. Omuz omuza, kol kola girelim. El ele vererek doğrusunu bulalım. Tek taraflı fedakârlıklarla yürümüyor bu işler. Hep beraber hem üretim planlamasını hem markalaşmayı ve pazarlamayı daha iyi hâle getirelim. Yurttaşlar çok şey üretiyor ama değerini bulamayabiliyor, yazık oluyor. Bu konulara sahip çıkın. Doğrunun ne olduğunu bilmek ve buna sahip çıkmak hepimizin görevi” diye konuştu.</p>
<p><strong>Su kaynakları için hayati uyarı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yusuf Kurucu, iklim değişikliği ve kuraklığın ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“İzmir’de yılın son döneminde yağışlar başladı ancak bu yağışlar genellikle kısa süreli ve çok yoğun şekilde gerçekleşiyor. Bu durum, iklimin olağan seyrinde olmadığını gösteriyor. Yoğun yağışların ardından toprak giderek fakirleşiyor. Orman yangınları yaşadık; eğimli ve dik alanlarda bitki örtüsü kaybı ve ormansızlaşma arttı. Ani ve şiddetli yağışlar erozyonu hızlandırıyor. 2030’dan sonra çok daha şiddetli kurak dönemler yaşayacağız. Yaz mevsimi bugün bildiğimiz dört ayın ötesine geçerek ilkbahar ve sonbahardan da birer ay alacak. Bu da bitkilerin daha fazla suya ihtiyaç duyması ve daha uzun süre toprakta kalması anlamına geliyor. Dolayısıyla suya olan ihtiyacımız giderek artacak. Büyükbaş hayvancılıkta yem bitkileri için de daha fazla su gerekecek. Bu nedenle geleceği öngörerek üretim planlamasına şimdiden zemin hazırlamalıyız. 2040-2049 dönemi daha zor geçecek, 2070’te ise tablo çok daha ciddi olacak. Kuraklık artarak sürecek. Bu yüzden elimizdeki suyu son derece dikkatli kullanmalıyız.”</p>
<p><strong>Kooperatiflere 694 milyonluk liralık destek</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İzmir’de toplam 289 kooperatif bulunduğunu belirterek bunların 163’ünün tarımsal kalkınma, 81’inin sulama ve 45’inin su ürünleri kooperatifi olduğunu hatırlattı. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak hem çiftçilere hem de kooperatiflere önemli destekler sağladıklarını ifade eden Üngür, hayvan içme suyu göletlerinin yapımının sürdüğünü söyledi. Göletlerin yangınlarda da kullanılabilecek şekilde düzenlendiğini belirten Üngür, özellikle orman varlığının yoğun olduğu bölgelerde helikopterlerin su alabileceği biçimde planlama yapıldığını aktardı. Belediye olarak 21 aylık dönemde kooperatiflere toplam 694 milyon liralık destek sağladıklarını kaydetti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kooperatiflerle-planli-tarim-hamlesi-615539">Kooperatiflerle planlı tarım hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oruç tutmak kulun Allah&#8217;a doğru manevî yolculuğunun ifadesi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-kulun-allaha-dogru-manevi-yolculugunun-ifadesi-613725</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[boyu]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[İbadeti]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[külün]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[manevi]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğunun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613725</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, Ramazan, Tasavvuf ve Oruç konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-kulun-allaha-dogru-manevi-yolculugunun-ifadesi-613725">Oruç tutmak kulun Allah&#8217;a doğru manevî yolculuğunun ifadesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, Ramazan, Tasavvuf ve Oruç konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Ramazan Kur’an ayıdır</strong></p>
<p>Ramazan ayının Kur’ân-ı Kerim’de anılan yegane ay olduğunu ve Kur’ân’ın bu ayda indirildiğinin vurgulandığını (Bakara 185) dile getiren Prof. Dr. Reşat Öngören, “Nitekim Kur’an âyetlerinin indirilmeye başlandığı Kadir gecesi Ramazan ayı içinde yer alır. Öte yandan Peygamber Efendimizin her Ramazan’da o zamana kadar inmiş olan âyetleri Cebrail (a.s.) ile karşılıklı okudukları (mukabele) bilinmektedir. O yüzden Ramazan ayına ‘Kur’an ayı’ denilmiştir.” diye konuştu.</p>
<p>İnananların bu ayda Kur’ân ile meşguliyetlerinin diğer aylara göre hem okuma hem de hayata geçirme bakımından daha fazla olması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Reşat Öngören, “Kur’an âyetlerinin samimiyetle hayata geçirilmesi söz konusu olduğunda İslâm’ın tasavvuf boyutunu anmak gerekir. Zira tasavvufun erdemli bireyler yetiştirme programında din hükümlerinin içselleştirilerek yaşanması/hâl edinilmesi hedeflenmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Ramazan ayı ve tasavvufî unsurlar</strong></p>
<p>Ramazan ayının bünyesinde barındırdığı maddî ve mânevî unsurların birçok açıdan tasavvuf eğitim metotlarıyla paralellik arz ettiğini söyleyen Prof. Dr. Reşat Öngören, “Bilindiği gibi dünyada her insan Allah’a doğru bir yolculuk halindedir. Kur’an’ın ifadesiyle ‘Allah’tan geldik ve yine O’na dönmekteyiz’ (Bakara 156). Tasavvuf kurumu tam da bunu ifade sadedinde, erdemli bireyler yetiştirme adına uyguladığı programa ‘Allah’a yolculuk’ anlamında ‘seyr u sülûk’ adını koymuştur. İlginçtir Kur’an’da oruç tutanlar için ‘yolcular’ (sâihûn) ifadesi kullanılıyor (Tevbe 112). Yani oruç tutmak kulun Allah’a doğru manevî yolculuğunun bir ifadesi oluyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Açlık, kulun birtakım çirkinliklerden uzaklaşmasında birinci derecede etkili oluyor</strong></p>
<p>O yüzden insanın Allah’a doğru yolculuğunda bilinçlenmesi adına tasavvuf eğitim sürecinde oruç ibadetinin yoğun bir şekilde uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Reşat Öngören, “Zira açlık, kulun birtakım çirkinliklerden uzaklaşarak güzel huylar kazanmasında birinci derecede etkili olmaktadır. İnsanın bedeninde kötülük odağı olarak tanımlanan ‘nefis’, sınırsız arzularından açlık ile daha kolay vazgeçmekte, böylece insan ruhu ilâhî, melekî niteliklere bürünmektedir. Nitekim oruçlunun yemeden, içmeden ve cinsel birliktelikten uzak durarak gününü tamamlaması, onun ilâhî ve melekî özellikleri hayata geçirmesi anlamına geliyor. Zira yememe, içmeme ve evlenmeme Allah’a ve meleklere özgü durumlardır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Oruç ibadetinin tasavvuf boyutu</strong></p>
<p>“Oruç ibadeti insan için ‘sabır ve şükür’ eğitimi anlamına gelir. Önünde olan bir nimeti tüketmekten kulluğu yerine getirmek adına uzak durmak, insana sabretmeyi öğretiyor.” diyen Prof. Dr. Reşat Öngören, şöyle devam etti:</p>
<p>“Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de bir ayette oruç ibadeti doğrudan ‘sabır’ ifadesiyle de karşılanmıştır (Bakara 153). Öte yandan gün boyu bir yudum su ve bir lokma yemek yiyemeden akşam etmek, onlardan mahrum kalan bedenin açlık sebebiyle çektiği sıkıntı, bu nimetlerin değerinin bilinmesine ve çeşitli nimetleri kuluna ihsan eden Allah’a teşekkür duygularının doğmasına ve derinleşmesine vesile olmaktadır. Oruç hali aynı zamanda vaktin kıymetini bilmeye de vesile olur. İnsan çoğu zaman farkında olmadan tükettiği zaman dilimlerinin aslında ne kadar önemli olduğunu, orucunu tamamlamak için dakikaları saymak zorunda kaldığında daha derinden hisseder. Böylece Ramazan dışında da her anını değerlendirmeyi öğrenir. Tasavvuf ehli bu özelliği kazanmaya ‘İbnü’l-vakt’ olmak derler. Öte yandan oruçlu kimse gün boyu kesintisiz ibadet halindedir. Yani bu ibadet ile eylemsel olarak Allah’ı anmayı sürdürmektedir. Bunun da tasavvuftaki karşılığı, kesintisiz zikir halinde olmak anlamında ‘zikr-i dâim’dir. Ayrıca oruçlu olarak günlük işlerini yapmaya devam eden kimse, tasavvufta ‘halk arasında Hak ile beraber olmak’ diye formüle edilen hali yaşayarak tecrübe etmiş olur.”</p>
<p><strong>Orucun mânevî boyutu</strong></p>
<p>Oruç ibadetinin şekilsel olarak sabahtan akşama kadar gün boyu aç kalmak şeklinde gerçekleşse de bu ibadetin açlıktan ibaret olduğunu düşünmenin dinin ruhuna uygun düşmeyeceğini de dile getiren Prof. Dr. Reşat Öngören, “Aksine bu açlık durumu insan ruhunu besleyen mânevî bir gıda olarak kabul edilmelidir. Böyle olunca oruçlu kimse sadece maddi gıdaları tüketmekten uzak durarak değil, ‘mânen kardeşinin etini yemek’ diye tanımlanan dedikodu (gıybet) gibi dilin eylemlerinden, insan ruhunu örseleyen dinin günah saydığı harama bakmak şeklindeki gözün eylemlerinden, eliyle, diliyle ve hareketleriyle kalp kırmaya sebep olan davranışlardan da uzak durarak orucu tamamlamaya çalışmalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-kulun-allaha-dogru-manevi-yolculugunun-ifadesi-613725">Oruç tutmak kulun Allah&#8217;a doğru manevî yolculuğunun ifadesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asperger]]></category>
		<category><![CDATA[Asperger Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sendromunda]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 18 Şubat Dünya Asperger Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695">Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 18 Şubat Dünya Asperger Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Asperger, davranış sorunu değil; nörogelişimsel bir bozukluk!</strong></p>
<p>Asperger sendromu olan bireylerin ortalama ya da ortalamanın üstünde dil ve zeka yetenekleri olduğunun gözlemlendiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Çoğu otizmliden farklı olarak insan ilişkilerine heveslidirler ancak çoğunlukla kendi ilgi alanları doğrultusunda ilişki kurmak isterler. İyi sözel becerileri ve özellikle ilgi alanlarında ciddi bir bilgi birikimleri vardır ancak basit imalı lafları bile anlamada güçlük veya temel sosyal normlar için gerekli olan basit konuşmalarda zorluk gözlemlenir.” dedi.</p>
<p>Toplumda Asperger sendromu hakkında sık karşılaşılan yanlış inanışlar olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Asperger sendromlu bireylerin duygusal olarak soğuk ve ilgisiz oldukları, sosyal becerilerden tamamen yoksun oldukları ve Asperger sendromu olan herkesin otizmin bütün belirtilerine sahip olduğu düşünceleri sık karşılaşılan yanlış inançlardır. Asperger sendromunun basit bir davranış bozukluğu olduğu inancı da sık karşılaşılan yanlışlardan biridir. Asperger sendromu nörogelişimsel bir bozukluktur ve  sosyal, duygusal ve davranışsal anlamda bazı zorlanmalara neden olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Erken teşhis, doğru destek ve eğitimle yaşam kalitesi önemli ölçüde artıyor!</strong></p>
<p>Asperger sendromunun yaşamın erken döneminden itibaren başladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Aileler çocuklarında küçük yaşlardan itibaren uygun davranışlarda bulunmama, konuşmaya uygun cevap verememe  gibi sosyal ilişkilerde beceriksizlik; yüz ifadesi, beden dili gibi sosyal mesajları anlayamamak, konuşmada  mizahı ve alaycılığı ya da normal konuşma için önemli olan jestleri ve sosyal ipuçlarını anlamakta zorlanma gibi önemli belirtileri gördüklerinde muhakkak bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurmalıdırlar.” dedi.</p>
<p>Tek bir konuya aşırı ve yoğun ilgi gösterme ve İlgi duyduğu konuya tekrar tekrar dönmenin de yine önemli bir gösterge olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Erken teşhis, bireylerin yaşam kalitesini artırmak için çeşitli stratejiler ve destek mekanizmalarının geliştirilebilmesi için zamanında müdahale edilme şansı vermesi nedeniyle oldukça önem taşır.  Bireylerin güçlü yönlerini anlamak ve zorluklarına yönelik doğru yaklaşımlar geliştirmek ve bireylerin ihtiyaçları olan doğru eğitim programına erken yaşta yönlendirilmeleri ileri yaşlarda yaşam kalitesini önemli ölçüde arttırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Asperger’de tedavi, yaşam kalitesini artırmaya yönelik kişiye özel bir destek!</strong></p>
<p>Sosyal ilişkilerin, Asperger sendromlu bireyler için en çok zorlanılan alan olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Sosyal ipuçlarını okuma, empati kurma ve karşılıklı sohbeti sürdürme konusunda oldukça zorlanabilirler. Bu durum, bireyin yalnızlaşmasına ve sosyal izolasyona yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Asperger sendromu tedavisinin, durumu ‘iyileştirmek’ yerine bireyin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen destekleyici terapileri içerdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Tedavi planı, zayıf ve güçlü yönleri birlikte ele alınarak ‘kişiye özel’ oluşturulmalıdır. Sosyal Beceri Eğitimi, bilişsel davranışçı terapi (BDT), davranışsal destekler, özel eğitim müdahaleleri ve anne-baba eğitimi ve yönlendirmesi gibi yöntemlerle yaşanan zorlukların yönetilmesi hedeflenebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İşveren farkındalığı ve esnek düzenlemeler, iş hayatına entegrasyonu kolaylaştırır! </strong></p>
<p>Yetişkin Asperger’li bireylerin iş yaşamında hangi desteklere ihtiyaç duydukları hakkında da bilgi veren<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İşyerinde ekip çalışması gibi sosyal beceri gerektiren durumlar zorlayıcı olabilir. İşverenlerin farkındalığı, esnek çalışma düzenlemeleri ve mentorluk programları, bu bireylerin iş hayatına entegrasyonunu kolaylaştırır. Sosyal etkileşimde yaşanan zorluklar iş yerinde yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu bireyler genellikle belirli bir konuya yüksek düzeyde ilgi duyarlar ve bu konuyu öğrenmek için aşırı miktarda zaman harcayabilirler, bu da bir işe dikkatlerini verme veya aynı anda birden fazla görevi yerine getirme becerilerini engelleyebilir. İşyerinde açık ve doğrudan iletişim stratejileri geliştirmek faydalıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695">Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[mineral]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan böbrek taşı, ani başlayan ve şiddetli sancılarla yaşamı kabusa çevirebilen ağrılara yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680">Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan böbrek taşı, ani başlayan ve şiddetli sancılarla yaşamı kabusa çevirebilen ağrılara yol açabiliyor. Böbrek taşı hastalığının artık genç erişkinlerde hatta 20’li yaş grubunda da sık görüldüğünü belirten <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Tokuç</strong> “Hastaların sıklıkla ‘hayatımda yaşadığım en şiddetli ağrı’ diye tanımladığı böbrek taşını, özellikle kış aylarında sık yapılan bazı hatalar ciddi şekilde artırabiliyor” diyor. Buna karşın alınacak basit ama etkili önlemlerle böbrek taşı riskini azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tokuç “Böbrek taşı hastalığı, doğru yaşam tarzı değişiklikleri ve bilinçli yaklaşımlarla büyük ölçüde önlenebilir. Özellikle vitamin, mineral ve besin takviyeleri konusunda “ne kadar çok, o kadar iyi” anlayışı yerine, kişiye özel ve hekim kontrolünde kullanım esas alınmalıdır. Böbrek sağlığını korumanın yolu, doğru bilgiye dayanarak atılan küçük ama etkili adımlardan geçer” diyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Tokuç kışın böbrek taşına yol açabilen 3 kritik hatayı ve böbrek taşına karşı basit ama etkili önlemleri anlattı,  önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Kışın yeterli su içilmemesi: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havada susama hissi azalır. Ancak az su içmek idrarın yoğunlaşmasına neden olur. Yoğunlaşan idrarda kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşturan maddeler daha kolay kristalleşir. Yapılan bilimsel çalışmalar; günlük idrar hacmi azaldıkça taş riskinin belirgin şekilde arttığını göstermektedir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU: Günde en az 2 litre su için</strong></p>
<p>Böbrek taşı oluşumunu önlemenin en temel yolu yeterli sıvı alımıdır. Bu nedenle özellikle kış mevsiminde gün içinde susamayı beklemeden ortalama en az 2 litre su tüketmek kritik önem taşımaktadır.  </p>
<ul>
<li><strong>Bilinçsiz vitamin ve mineral takviyesi kullanımı: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Son yıllarda bağışıklık sistemini güçlendirmek, yorgunluğu azaltmak ya da “daha sağlıklı olmak” amacıyla vitamin ve mineral takviyelerinin kullanımı belirgin şekilde artmıştır. Ancak bu ürünler tamamen masum değildir. Özellikle kontrolsüz, yüksek dozda ve uzun süreli kullanım böbrek taşı oluşum riskini artırabilir. Ayrıca ‘bitkisel’ olması böbreklere zarar vermeyeceği anlamına gelmez, aksine yüksek yük oluşturabilir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU: Önce vitamin ve mineral değerlerinizi ölçtürün</strong></p>
<p>Vitamin ve mineral takviyeleri, mutlaka <strong>kişinin yaşına, eşlik eden hastalıklarına, kullandığı ilaçlara ve böbrek taşı öyküsüne göre</strong> planlanmalıdır. Takviye kullanımı öncesinde hekim görüşü almak, gerekiyorsa kan ve idrar tetkikleriyle ihtiyaç ve dozun belirlenmesi, böbrek taşı riskini azaltmak açısından son derece önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Aşırı tuz ve hayvansal protein tüketimi: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Aşırı tuz tüketimi, idrarla kalsiyum atılımını artırarak taş oluşumunu kolaylaştırır. Kırmızı et ağırlıklı beslenme de, idrarda taş yapıcı maddelerin artmasına yol açabilir. Bunların yanında, son dönemde spor yapan bireylerin kas gelişimini hızlandırmak açısından kullandıkları protein tozlarının uzun dönem, yanlış ve bilinçsiz kullanımı da böbrek taşlarının gelişiminde rol oynayabilmektedir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> <strong>Aşırı tuz ve protein tüketiminden kaçının</strong></p>
<p>Dengeli, tuzdan fakir ve sebze-meyve ağırlıklı bir beslenme düzeni böbrek taşı riskini azaltmada önemli rol oynar. Günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesi, hayvansal proteini abartmadan tüketmek, bitkisel protein kaynaklarına (baklagiller vb) yer vermek ve protein takviyelerini mutlaka bireysel ihtiyaçlar doğrultusunda uzman önerisiyle kullanmak gerekir. </p>
<p><strong>xxxxx Kutu Bilgisi xxxxxx</strong></p>
<p><strong>Tedavide kişiye özel yaklaşım çok önemli!</strong></p>
<p>Böbrek taşlarının içeriklerine göre farklılık gösterdiğini ve her taş tipi için önerilerin aynı olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Emre Tokuç şöyle konuşuyor: “Bu nedenle “herkese uyan tek bir diyet” yaklaşımı doğru değildir. Taş analizi yapılan hastalarda, taşın tipine göre kişiye özel beslenme ve korunma önerileri planlanmalıdır. Kulaktan dolma bilgiler yerine bireysel risk faktörlerine göre hareket edilmelidir. Daha önce böbrek taşı düşürmüş veya taş tedavisi görmüş kişilerde tekrar taş oluşma riski yüksektir. Bu hastaların düzenli aralıklarla üroloji kontrolüne gitmesi, gerekli tetkiklerin yapılması ve koruyucu önlemlerin gözden geçirilmesi önemlidir. Erken dönemde fark edilen taşlar, çoğu zaman daha basit yöntemlerle tedavi edilebilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680">Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşrefpaşa Hastanesi&#8217;nin yeni binasında sona doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/esrefpasa-hastanesinin-yeni-binasinda-sona-dogru-613638</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 07:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[binasında]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eşrefpaşa]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[inşaat]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[seviye]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613638</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk ve tek belediye hastanesi İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nin yeni ek hizmet binasında kaba inşaat tamamlandı, ince işçilik aşamasına geçildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/esrefpasa-hastanesinin-yeni-binasinda-sona-dogru-613638">Eşrefpaşa Hastanesi&#8217;nin yeni binasında sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk ve tek belediye hastanesi İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nin yeni ek hizmet binasında kaba inşaat tamamlandı, ince işçilik aşamasına geçildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 7 gün 24 saat sürdürülen çalışmalarla bina en kısa sürede hizmete açılacak. Mevcut yapıya köprüyle bağlanacak modern tesis, İzmir’e güçlü bir sağlık altyapısı kazandıracak.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, 118 yıllık gururu İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nin yeni hizmet binasında kaba inşaatı tamamladı. Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından aralıksız sürdürülen çalışmalar kapsamında bodrum dâhil 7 kattan oluşan yapının kat imalatları bitirildi. 2020 İzmir depremi sonrası hasar gören C bloğun yıkılmasının ardından projelendirilen ek hizmet binası, dayanıklı ve modern yapısıyla kente uzun yıllar hizmet verecek şekilde yükseliyor.</p>
<p><strong>“İnşaatın zorlu etabı tamamlandı, daha hızlı ilerleyecek”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Yapı İşleri Şube Müdürü Ece Bahar, toplam 549 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen proje kapsamında inşaatın Temmuz 2024’te başladığını ve yüzde 45 seviyesine ulaştığını belirtti. Kaba inşaatın tamamlandığını, iç mekânda ince işçilik ile mekanik ve elektrik imalatlarının sürdüğünü aktaran Bahar, dış cephede granit seramik uygulamalarına başlandığını ve mevcut bina ile yeni bina arasında yapılacak köprünün temelinin atıldığını söyledi. İnşaatın en zorlu aşamasının geride kaldığını vurgulayan Bahar, çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda ilerlediğini ve projeyi temmuz ayında tamamlayarak İzmirlilerin hizmetine sunmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p><strong>“İzmir’e yakışır estetik ve modern bir bina kazandırmayı hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Bahar, deprem sürecinin ardından daha dayanıklı bir temel sistemi geliştirildiğini ve inşaatın bu doğrultuda sürdürüldüğünü belirtti. İzmir’e uzun yıllar hizmet edecek nitelikli bir sağlık yapısı inşa ettiklerini vurgulayan Bahar, proje tamamlandığında hem dış cephe tasarımı hem de iç mekân düzenlemeleriyle kente estetik ve modern bir hastane kazandırmayı hedeflediklerini söyledi.</p>
<p><strong>“Hastanemizin hizmetini üst seviyeye çıkaracak”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, yeni ek hizmet binasında önemli ilerleme kaydedildiğini belirterek, 118 yıldır İzmir’e hizmet veren hastanenin kapasitesinin bu yatırımla önemli ölçüde artacağını söyledi. Bayram, “2020  depreminde hasar gören ve içinde yoğun bakım, acil servis ile ameliyathanelerin bulunduğu bu binayı kullanamıyorduk. Yeni yapıyla birlikte ikinci seviye acil servis, 6 ameliyathane, 1 sezaryen salonu ve 1 doğumhane kazanıyoruz. Projeyle ayrıca ikinci seviye yoğun bakım ve yenidoğan yoğun bakım ünitesi ile çamaşırhane ve yemekhane gibi destek birimleri de hizmete alınacak.  Hastanemiz mevcut hizmetini genişleterek daha üst seviyede sağlık hizmeti sunacak” dedi.</p>
<p><strong>İnşaatın ardından en kısa sürede hizmete başlayacak</strong></p>
<p>Bayram, yeni binanın tamamlanmasının ardından en kısa sürede hizmete açılması için hazırlıkların sürdüğünü belirtti. Uzun süredir personel, donanım ve tıbbi ekipman ihtiyaçları üzerinde çalıştıklarını ifade eden Bayram, hastalara en iyi koşullarda hizmet sunmayı hedeflediklerini söyledi. Eşrefpaşa Hastanesi’nin özellikle sosyal güvencesi olmayan ve ihtiyaç sahibi yurttaşlara yönelik önemli bir görev üstlendiğini vurgulayan Bayram, yeni binayla birlikte mevcut yapının da yenilenerek yara bakımı ve palyatif hizmetler gibi alanlarda geliştirileceğini kaydetti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/esrefpasa-hastanesinin-yeni-binasinda-sona-dogru-613638">Eşrefpaşa Hastanesi&#8217;nin yeni binasında sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı bir Ramazan için doğru ve dengeli beslenme düzeni sağlanmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-ramazan-icin-dogru-ve-dengeli-beslenme-duzeni-saglanmali-613331</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 08:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[iftarda]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlanmalı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613331</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’a sayılı günler kaldı. Ramazan’ın kendine özgü bir yaşam düzeni olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Ömer Turan, sahuru ihmal etmeden, iftarda porsiyon kontrolüne dikkat ederek, yeterli su tüketimi ve düzenli yürüyüşle Ramazan’ı hem sağlıklı hem de dengeli geçirmenin mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-ramazan-icin-dogru-ve-dengeli-beslenme-duzeni-saglanmali-613331">Sağlıklı bir Ramazan için doğru ve dengeli beslenme düzeni sağlanmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan’a sayılı günler kaldı. Ramazan’ın kendine özgü bir yaşam düzeni olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Ömer Turan, sahuru ihmal etmeden, iftarda porsiyon kontrolüne dikkat ederek, yeterli su tüketimi ve düzenli yürüyüşle Ramazan’ı hem sağlıklı hem de dengeli geçirmenin mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Ömer Turan, yaklaşan Ramazan ayında doğru ve dengeli beslenme yöntemlerine ilişkin tavsiyelerde bulundu.</p>
<p>Ramazan ayında hayat akışı değişiyor</p>
<p>Ramazan ayının Müslümanların günün belirli saatlerinde oruç tutarak ruhen ve bedenen arınmayı amaçladıkları manevi bir ibadet dönemi olduğunu belirten Ömer Turan, “Normalde insanlar gündüz yemek yer ve çoğu sosyal aktiviteyi gündüz gerçekleştirirken Ramazan boyunca, coğrafi ve sosyoekonomik şartlara ve her ülkenin özel geleneklerine göre bu hayat akışı değişir. Dolayısıyla oruç tutan bir birey Ramazan&#8217;ın başında ve sonunda bir ay içinde iki kez hayatın gidişatına uyum sağlamaya çalışır. Bu açıdan Ramazan ayı, sağlıklı bir beslenme alışkanlığı kazanabilme açısından fırsata çevrilebilir. Enerji değeri yüksek ancak biyolojik kalitesi düşük besinlerin sıkça tüketildiği batı tipi beslenme örüntüsünden kaçınılarak bedenin gün boyunca ihtiyaç duyduğu sağlıklı besinlerin tercih edilmesiyle sağlığın ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi amaçlanabilir” diye konuştu.</p>
<p>Ramazan’da sağlıklı beslenme alışkanlıkları sürdürülmeli</p>
<p>Ramazan&#8217;da çeşitli nedenlerle metabolizmanın yavaşlayabileceğini kaydeden Ömer Turan, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesinin bu nedenle önemli olduğunu söyledi:</p>
<p>“Uzun süreli açlık, düzensiz uyku, iftarda aşırı yemek ve sahuru atlamak gibi yanlış uygulamalar hem metabolizmayı yavaşlatabilir hem de kontrolsüz vücut ağırlık artışına neden olabilir. Öğün sayısı ve besinlerin termik etkisinin azalması, yetersiz protein ve su tüketimi, açlık-tokluk hormon dengesinin bozulması ve düşük fiziksel aktivite düzeyi metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilen diğer faktörlerdendir. Tüm bu nedenlerden dolayı Ramazan’da sağlıklı beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi büyük önem taşımaktadır.”</p>
<p>Sahura kalkmamak kas kaybı riskini artırır</p>
<p>Sahura kalkmayıp yatmadan önce beslenmenin metabolizmanın yavaşlamasına neden olduğunu belirten Ömer Turan, “Ramazan’da vücut ağırlığı artışını önlemek amacıyla sahura kalkmayıp yatmadan hemen önce beslenmek, metabolizma ve vücut ağırlığı kontrolü açısından çoğu zaman beklenenin tersine bir etki gösterir. Gece geç saatlerde beslenmek, insülin salgısını artırır ve yüksek insülin fazla enerjiyi yağ olarak depolar. Ayrıca sahura kalkmamak, açlığın süresini uzatır ve kas kaybı riskini artırır bu durum metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir” uyarısında bulundu.</p>
<p>Sahur mutlaka yapılmalı, protein kaynakları tüketilmeli</p>
<p>Araştırma Görevlisi Ömer Turan, metabolizmanın yavaşlamasını önlemek ve kilo alımını önlemek için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>• Sahur mutlaka yapılmalıdır. Sahurda biyolojik kalitesi yüksek yumurta, yoğurt, süt, tuzsuz peynir gibi protein kaynakları tercih edilmelidir. </p>
<p>• Posa içeriği yüksek tam tahıllı/tam buğday ekmek ve domates, salatalık gibi sebzeler proteinlerle birlikte alındığında tok tutar.</p>
<p>İftar süresi 20-30 dakikaya yayılabilir</p>
<p>• İftarda kontrolsüz ve hızlı yeme ataklarının önüne geçilebilmesi açısından öğüne su, çorba gibi sıvılarla başlanmalı ve porsiyon ölçülerine dikkat edilmelidir.</p>
<p>• İftar süresi 20-30 dakikaya yayılabilir.  Çiğneme gerektiren, posa, vitamin ve mineral açısında zengin olan sebzeler/salatalar hem kan şekerinin dengeli yükselmesini sağlar hem de tokluk hissi duyulana kadar geçen sürede aşırı enerji alımını önler.</p>
<p>• Gazlı içecek, hazır meyve suyu ve enerji içeceği yerine su, ayran veya şekersiz içecekler; şerbetli hamur tatlıları yerine posa, mineral ve vitamin içeriği zengin meyveler tercih edilmelidir.</p>
<p>İftar ve sahur arasında 2,5 litre su tüketilmeli</p>
<p>• İftar ve sahur arasında en az 2,5 litre su tüketimi dengeli bir biçimde yapılmalıdır. </p>
<p>• Çay ve kahve tüketimi iftardan en az 1 saat sonra yapılmalı ve aşırı miktardan kaçınılmalıdır.</p>
<p>• Kızartma yerine ızgara, haşlama, fırın veya buğulama gibi sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.</p>
<p>• Yeterli ve düzenli fiziksel aktivite yapılmalıdır.</p>
<p>Oruç tutan biri için doğru beslenme planı nasıl olmalıdır?</p>
<p>Ramazan’da sağlıklı ve dengeli bir beslenme planının uygulanabileceğini kaydeden Araştırma Görevlisi Ömer Turan, bu planı da şöyle anlattı:</p>
<p>• İki ana öğün olan sahur ve iftar ile ara öğünden oluşan bir plan takip edilmelidir. </p>
<p>• Sahurda tipik bir Akdeniz kahvaltısı yapılabilir. Süt, yumurta, ceviz, tam tahıllı ekmek, domates, salata gibi besinler tüketilebilir. Susamaya ve ödeme neden olabilecek bal, pekmez, reçel gibi şekerli besinler ile turşu, tuzlu peynirler ve diğer salamura besinler ile sucuk, sosis, salam gibi işlenmiş et ürünlerinden uzak durulmalıdır.</p>
<p>• Tüm öğünlerde kaliteli protein kaynakları bulunmalıdır. İftarda et, tavuk, balık, yumurta, kurubaklagiller gibi protein kaynakları sağlıklı pişirme yöntemleriyle sunulmalıdır. </p>
<p>• Tüm yiyecekleri iftarda üst üste tüketmek yerine ara öğünlerle enerji ve besin öğesi eksiklikleri giderilebilir. Ara öğünlerde yağlı ve şekerli besinler yerine meyve, az yağlı süt, kefir, yoğurt ve sert kabuklu yemişler gibi sağlıklı seçenekler tercih edilebilir.</p>
<p>Bilinçli tercihlerle metabolik sağlığınızı koruyun</p>
<p>Araştırma Görevlisi Ömer Turan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sahuru ihmal etmeden, iftarda porsiyon kontrolüne dikkat ederek, yeterli su tüketimi ve düzenli yürüyüşle Ramazan’ı hem sağlıklı hem de dengeli geçirmek mümkündür. Bilinçli tercihlerle hem metabolik sağlığımızı koruyabilir hem de Ramazan’ı bedenimiz için de berekete dönüştürebiliriz”.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-ramazan-icin-dogru-ve-dengeli-beslenme-duzeni-saglanmali-613331">Sağlıklı bir Ramazan için doğru ve dengeli beslenme düzeni sağlanmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital dünyada kapıyı kilitlemeden dolaşmayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-kapiyi-kilitlemeden-dolasmayin-612040</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 08:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dolaşmayın]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[harf]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[kapıyı]]></category>
		<category><![CDATA[kilitlemeden]]></category>
		<category><![CDATA[parola]]></category>
		<category><![CDATA[saldırılar]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612040</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği (İngilizce) Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Temiz, 10 Şubat Güvenli İnternet Günü kapsamında dijital dünyadaki risklere dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-kapiyi-kilitlemeden-dolasmayin-612040">Dijital dünyada kapıyı kilitlemeden dolaşmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği (İngilizce) Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Temiz, 10 Şubat Güvenli İnternet Günü kapsamında dijital dünyadaki risklere dikkat çekti.</p>
<p><strong>Güvenli internet, dijital dünyada riskleri ortadan kaldırma anlamına geliyor</strong></p>
<p>Güvenli internet kavramının çoğu zaman yalnızca teknik bir mesele gibi algılandığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Fatih Temiz, “İnternet doğası gereği çeşitli güvenlik riskleri barındırır. Güvenli internet, en geniş anlamıyla, dijital dünyada bu riskleri ortadan kaldırma anlamına geliyor. Nasıl ki gerçek hayatta evimizin, arabamızın kapısını kilitliyor, perdelerimizi kapatıyor, yabancıları evimize almıyorsak internet kullanırken de verilerimizi, mahremiyetimizi ve paramızı korumak için bazı tedbirler almamız gerekir. Aksi halde farkında bile olmadan banka hesaplarımız boşaltılabilir üstelik hesaplarımızdan kredi kullanılarak ekstra borçlandırılabiliriz. Ayrıca adımıza şirket kurulabilir ve bu şirketlerde yasa dışı işler yapılabilir. Özel yazışmalarımız ve fotoğraflarımız kötü amaçlı kullanılabilir. Dolayısıyla, güvenli internet hem maddi hem de manevi oldukça ağır zararlara uğramamamız için hayati bir önem taşır.” dedi.</p>
<p><strong>En yaygın tehdit oltalama ve sosyal mühendislik saldırıları</strong></p>
<p>İnternette en sık karşılaşılan tehditlerin başında oltalama (phishing) ve sosyal mühendislik saldırılarının geldiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Fatih Temiz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sosyal mühendislik de denen, teknik olmaktan ziyade insanların dikkatsizliklerinden ya da farkındalık sahibi olmamalarından yararlanmaya çalışan saldırılar en sık karşılaşabileceğimiz saldırı türleridir. Çoğunlukla oltalama (phishing) mantığıyla yapılan saldırılardır. Bir bankayı, kargo şirketini, devlet kurumunu veya bilinen bir şirketi taklit ederek verilerinizi çalmaya çalışırlar. Bunu yaparken de ‘Hediye kazandınız’, ‘Size miras kaldı’, ‘Borcunuzu ödemediniz’ gibi mesajlar veya e-postalarla insanların bir anlık heyecanlarından veya paniklemelerinden yararlanmaya çalışırlar. Telefonla arayıp kendilerini asker ya da polis olarak tanıtıp ‘İsminiz bir terör örgütü soruşturmasına karıştı’ diyen dolandırıcılar gibi. Bu şekilde sizi panikletmeye veya acele ettirmeye çalışmalarından bunun bir oltalama saldırısı olduğunu anlayabilirsiniz. Ayrıca sizden bir linke tıklamanız istendiğinde, resmi bir web-sitesinin adının çok benzerini, mesela yalnızca bir harf değiştirilmiş halini, kelimelerin arasına ‘-‘ eklenmiş halini, uzantısının değiştirilerek ‘.com’ yerine ‘.net’ vb. yapılmış halini kullanabilirler. Bunun gibi şüpheli durumlarda linke tıklamadan, ilgili kurumun resmi sitesini ziyaret ederek adresin doğru olup olmadığını anlamaya çalışmamız gerekir.”</p>
<p><strong>Zararlı yazılımlar sessizce izleyebilir</strong></p>
<p>Bir diğer önemli tehdit grubunun zararlı yazılımlar (malware) olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Fatih Temiz, “Bunlar daha teknik saldırı türleridir ve yine azımsanmayacak kadar yaygındır. Virüsler, Truva atları ve casus yazılımlar örnek olarak gösterilebilir. Bilgisayarınıza veya telefonunuza sızıp parolalarınızı çalabilir ya da kameralarınızdan izleme yapabilirler. Genellikle ‘bedava film izleme’ ya da ‘ücretsiz oyun oynama’ sitelerinde karşımıza çıkarlar. Mesela bir film izleme sitesinde oynatma işaretine birkaç defa tıklamanız gerekiyorsa ve her seferinde alakasız pencereler açılıyorsa büyük ihtimalle size ‘transparan katman’ denilen aslında görmediğiniz başka bir link tıklatılıyordur. Bu sayede farkında olmadan kameranıza ya da verilerimize erişim izni veriyor olabilirsiniz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Cihaz performansındaki ani değişimler önemli bir uyarı sinyali</strong></p>
<p>Cihaz performansındaki ani değişimlerin önemli bir uyarı sinyali olabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Fatih Temiz, “Cihazınız sebepsiz yere yavaşlamaya başladıysa veya bataryası çok hızlı bitmeye başladıysa bir virüs ya da casus yazılımdan şüphelenebilirsiniz. Bu yüzden resmi ve güvenilir olmayan yerlerden dosyalar veya uygulamalar indirmemek önemlidir. Bazen pdf uzantılı bir kitap indirdiğinizi zannedersiniz ama aslında bu gerçekte bir çalıştırılabilir zararlı yazılım olabilir. Kimlik numaralarımız, doğum tarihimiz, cep telefonu numaralarımız da saldırganların hedefinde olabilir. Bu bilgileri gerekmedikçe ve güvenilir olmayan kişilerle paylaşmamalıyız. İnternette bir forum doldururken alakasız kimlik bilgileriniz isteniyorsa (annenizin kızlık soyadı vb.) bilgileriniz tehlikede demektir.” ifadesinde bulundu</p>
<p><strong>Sosyal medya paylaşımları güvenliği tehdit edebilir</strong></p>
<p>Sosyal medya ve mobil uygulamalarda paylaşılan kişisel bilgilerin ciddi güvenlik riskleri doğurduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Fatih Temiz, “Çok basit bir şekilde ailecek tatile gittiğinizi sosyal medyada paylaşırsanız ve bu bilgi kötü niyetli kişilerce elde edilirse eviniz hırsızlar için bir hedef haline gelebilir. Web sitelerinde güvenlik sorusu olarak okul, iş yeri, adres bilgileriniz kullanılabilir. Dolayısıyla bu basit bilgiler bile hassas verilerinize erişim için suistimal edilebilir. Yapay zekanın gelişmesiyle sesiniz veya görüntünüz kopyalanarak (deepfake) yakınlarınızdan para istenebilir. Saldırganlar ne kadar çok kişisel verinize hakimlerse karşı tarafı ikna etmeleri o kadar kolay olacaktır. Mobil uygulama konusunda da dikkatli olunmalıdır. Çok basit bir uygulama, sizden rehberinize, konumunuza, mikrofonunuza, kameranıza, fotoğraflarınıza erişim izni isteyebilir. Bu veriler şantaj amaçlı kullanılabilir ya da ticari amaçla başkalarına satılabilir.” dedi.</p>
<p><strong>İki aşamalı doğrulama, saldırıların büyük kısmını engeller</strong></p>
<p>Parola güvenliğinin tek başına yeterli olmadığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Fatih Temiz, şunları kaydetti:</p>
<p>“Artık hayatımızda onlarca parola var. Bunların kesinlikle güvenli bir şekilde seçilmesi gerekiyor. Fakat aslında bu işin iki ayağı var, bir de parolalarımızı saklayan dijital platformlar parolalarımızı güvenli bir şekilde saklamalıdırlar. Hatırlarsanız internetin ilk yaygınlaşmaya başladığı yıllarda kullandığımız birçok değişik web sitesi artık yok. Bunun bir sebebi de kullanıcı parolalarını güvenli bir şekilde saklayamamış olmalarıydı. Bu yüzden alt yapısından emin olmadığımız platformlarda üyelik oluştururken iyi düşünmeli ve başka yerde kullandığımız parolaları kullanmamalıyız. Şöyle bir örnek verebilirim, eğer bir web sitesinde ‘parolamı unuttum’ dediğinizde size eski parolanızı eposta olarak gönderiyorlarsa derhal oradaki üyeliğinizi iptal etmeniz ve eğer aynı parolayı başka yerlerde kullanmışsanız değiştirmeniz gerekir. Çünkü parolanız, kriptografik özeti bile alınmadan saklanabilecek en kötü haliyle, düz metin olarak saklanıyor demektir. Parola güvenliği konusunda, yalnızca birilerinin parolamızı birkaç deneme ile bulmaya çalışacağını düşünmemeliyiz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Teknoloji devi denilen birçok dijital platformun veri tabanları bile sızdı</strong></p>
<p>Veri tabanı sızıntılarında teknoloji devi denilen birçok dijital platformun veri tabanları bile sızdığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Fatih Temiz, “İşte parolalarımızın uzunluğu ve çeşitliliği burada devreye giriyor. Birçok sitede en az 8 karakterler içeren parola girmemiz istenir. Fakat günümüzde modern ekran kartları 8 karakter uzunluğunda sadece küçük harflerle yazılabilecek yüz milyarlarca olası parolayı saniyeler içerisinde deneyebilir. Küçük harflerle birlikte büyük harfler de kullanılırsa bu sefer tüm parolaları denemek dakikalar sürüyor. Bu yüzden sizden küçük harf, büyük harf, rakam ve özel karakterler kullanmanız istenir. Aslında tüm bunlar hesaba katılsa bile 8 karakter uzunluğundaki tüm parolaların denenmesi saatler alacaktır. Üstelik bir çoğumuz bu rakam ve özel karakter seçiminde de tahmin edilebilir seçimler yapmaktadır. Ancak bundan daha uzun parolalar da pek kullanışlı olmuyor. Bu yüzde hizmet sağlayıcılar ek bazı önlemler alarak, 8 karakter uzunluğundaki parolalarınızı (123456 veya ‘qwerty’ gibi çok basit değilse) güvenli olacak biçimde saklamaya çalışırlar. Biz de kullanıcı olarak iki aşamalı doğrulama (2FA) kullanarak, mesela hesabımıza girerken cep telefonumuza gelen bir kodla doğrulama yaparak, parolamız kırılsa bile güvende kalabiliriz. İki aşamalı doğrulama saldırıların çok büyük bir kısmını engelleyebilmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>5 maddede güvenli internet rehberi</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Fatih Temiz, internet kullanıcıları için temel güvenlik önerilerini şu şekilde sıraladı:</p>
<p>“Parolanızı mümkün olduğunca uzun, tahmin edilemez ve sadece sizin için anlamlı olacak şekilde seçin. İki aşamalı doğrulama kullanın.</p>
<p>Sosyal medyada kişisel bilgilerinizi tanımadığınız kişilerin görebileceği şekilde paylaşmayın.</p>
<p>Kaynağı belirsiz veya şüpheli linklere tıklamayın.</p>
<p>Yazılımlarınızı güncel tutun ve korsan yazılımlardan uzak durun.</p>
<p>Halka açık ağlara bağlanıyorsanız güvenilir bir VPN kullanın.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-kapiyi-kilitlemeden-dolasmayin-612040">Dijital dünyada kapıyı kilitlemeden dolaşmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören&#8217;de Belediye personeline yaşam destek eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keciorende-belediye-personeline-yasam-destek-egitimi-611602</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 11:23:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[personeline]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi ile Ankara İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde, belediye çalışanlarına yönelik “İlk Yardım Eğitimi” gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-belediye-personeline-yasam-destek-egitimi-611602">Keçiören&#8217;de Belediye personeline yaşam destek eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi ile Ankara İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde, belediye çalışanlarına yönelik “İlk Yardım Eğitimi” gerçekleştirildi. Verilen eğitimde; temel ilk yardım bilgilerini güçlendirmek, acil durumlarda doğru müdahale refleksi kazandırmak ve olası vakalarda hayat kurtarıcı katkı sağlamak amaçlandı.</p>
<p>Keçiören Kaymakamlığı Toplantı Salonu’nda iki gün süren eğitimlerde, eğitmenler Volkan Arslan ve Ömer Şahin katılımcılara hem teorik bilgiler aktardı hem de uygulamalı çalışmalar yaptırdı. Eğitim boyunca, doğru ilk yardım yaklaşımının önemi örneklerle aktarılırken, sahada karşılaşılabilecek durumlara yönelik pratik müdahaleler uygulamalı olarak gösterildi.</p>
<p><b>İlk yardımda doğru müdahale önemli</b></p>
<p>Eğitim içeriğinde; kanama ve zehirlenmelerde ilk yardım uygulamaları, yanıklar ile sıcak-soğuk acillerine yaklaşım, kırık-çıkık ve burkulmalarda doğru müdahale, boğulma vakalarında yapılması gerekenler, soluk borusuna yabancı cisim kaçması ve vücut sistemlerine dair temel bilgiler yer aldı. Özellikle boğaza bir şeyin kaçması sonucu soluk borusunun tıkanmasına bağlı gerçekleşen boğulma gibi bir durumda tıkanan hava yolunu açmak için kullanılan heimlich manevrası, uygulamalı şekilde gösterilerek zamanında ve doğru müdahalenin yaşamsal rolü özellikle vurgulandı. Ayrıca, ilk yardımda sıkça yapılan ve doğru sanılan hatalar üzerinde durularak farkındalık artırıldı.</p>
<p>Programın sonunda katılımcılara ölçme-değerlendirme amacıyla test uygulandı. Yazılı ve uygulamalı aşamaları başarıyla tamamlayan belediye personeli, ilk yardım sertifikası almaya hak kazandı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-belediye-personeline-yasam-destek-egitimi-611602">Keçiören&#8217;de Belediye personeline yaşam destek eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hızlı rahatlama mitine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hizli-rahatlama-mitine-dikkat-611083</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 08:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[mitine]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Sultan Tarlacı]]></category>
		<category><![CDATA[rahatlama]]></category>
		<category><![CDATA[Sinir Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[Vagus Siniri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611083</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sosyal medyadaki abartılı iddialara karşı, vagus sinirinin beden–beyin dengesindeki rolünü bilimsel gerçekler ışığında açıkladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hizli-rahatlama-mitine-dikkat-611083">Hızlı rahatlama mitine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sosyal medyadaki abartılı iddialara karşı, vagus sinirinin beden–beyin dengesindeki rolünü bilimsel gerçekler ışığında açıkladı. </p>
<p><strong>Vagus siniri, vücudun sakinleşme ve denge mekanizmasında kilit rol oynuyor!</strong></p>
<p>Vagus sinirinin, beynin alt bölümlerinden çıkarak kalp, akciğerler, mide-bağırsak sistemi ve bağışıklık sistemiyle doğrudan bağlantı kuran çok önemli bir sinir olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Vücudun ‘sakinleşme, toparlanma ve dengeye dönme’ süreçlerinde kilit rol oynar. Kalp atım hızının yavaşlaması, nefesin derinleşmesi, sindirimin düzenlenmesi ve stres hormonlarının baskılanması gibi etkiler bu sinir üzerinden gerçekleşir.” dedi.</p>
<p>Günümüzde vagus sinirinin, yalnızca bir sinir değil; beyin ile beden arasında sürekli çalışan bir düzenleyici ağın merkezi olarak kabul edildiğini aktaran Prof. Dr. Tarlacı, bu nedenle stres, kaygı, uyku sorunları ve bazı nörolojik hastalıklarla ilişkisinin giderek daha fazla araştırıldığını dile getirdi.</p>
<p><strong>Sinir sistemi, kısa sürede mucizevi biçimde değişebilen bir mekanizma değil!</strong></p>
<p>Sosyal medyada vagus sinirinin çoğu zaman bilimsel bağlamından koparılarak ‘tek hareketle rahatlama’, ‘bedeni resetleme’ gibi iddialarla sunulduğuna değinen Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Oysa sinir sistemi bu kadar basit çalışan bir yapı değildir.” dedi.</p>
<p>Bu tür söylemlerin bilimsel olarak doğru olmasa da, neden bu kadar ilgi gördüklerini anlamanın zor olmadığına işaret eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, şunları söyledi:</p>
<p>“Günümüzde insanlar yoğun stres, kaygı ve belirsizlik içinde yaşıyor ve hızlı, kolay çözümler arıyor. Vagus siniri de bu arayışta somut ve biyolojik bir umut sembolüne dönüşüyor. Sorun, bilginin basitleştirilmesi değil; gerçeğin yerini abartılı vaatlerin almasıdır. Özellikle ruhsal ya da bedensel sorunları olan bireylerde ‘hızlı rahatlama’ vaat eden bu yaklaşımlar<strong> </strong>yanlış umutlara yol açabilir. Sinir sistemi, kısa sürede mucizevi biçimde değişebilen bir mekanizma değildir. Kalıcı rahatlama ve denge, genellikle zamana yayılan ve düzenli uygulamalarla mümkündür. ‘Bir dakikada sakinleş’, ‘tek dokunuşla stres sil’ gibi söylemler, bilimsel tedavilerin değerini gölgede bırakabilir ve kişilerin profesyonel destek arayışını geciktirebilir. Bu nedenle hızlı rahatlama söylemleri yerine, gerçekçi ve sürdürülebilir yaklaşımlar vurgulanmalıdır.”</p>
<p><strong>Vagus siniriyle ilgili uygulamalar bilimsel temelli! </strong></p>
<p>Vagus siniriyle ilgili bilimsel ve tıbbi uygulamaların var olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Vagus siniriyle ilgili bilimsel çalışmalar onlarca yıldır sürüyor. Bu alanda geliştirilen tıbbi teknolojiler, özellikle epilepsi, depresyon, migren ve küme baş ağrısı gibi hastalıklarda destekleyici tedavi seçenekleri olarak kullanılıyor.” dedi.</p>
<p>Bu tür cihazların bazılarının, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından belirli hastalıklar için onaylanmış veya kullanım izni almış olduklarını ifade eden Prof. Dr. Tarlacı, “Burada önemli olan nokta şudur: Bu uygulamalar ‘mucize tedaviler’ değil, belirli hasta gruplarında fayda sağlayabilen, bilimsel temelli yaklaşımlardır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Cihazlar uygun kişilerde destekleyici bir araç!</strong></p>
<p>Giyilebilir vagus siniri cihazlarının etkinliği konusunda bilim dünyasında temkinli ama umutlu bir yaklaşım hâkim olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Bu tür cihazların genel olarak güvenli olduğu kabul edilmekle birlikte, etkinlikleri kişiden kişiye değişebilir.” dedi.</p>
<p>Bazı bireylerde belirgin faydalar görülürken, bazı kişilerde etkilerin sınırlı kalabildiğine vurgu yapan Prof. Dr. Tarlacı, “Bilimsel çalışmalar hâlâ devam ediyor ve uzun dönem sonuçlara ihtiyacımız var. Uzmanlar, bu cihazların tek başına çözüm olarak görülmemesi, uygun kişilerde ve doğru çerçevede destekleyici bir araç olarak kullanılması gerektiği konusunda hemfikir. Geliştirilen transkütanöz auriküler vagus siniri uyarımı (taVSU) cihazı, vagus sinirinin kulak kepçesindeki yüzeyel dallarını hedef alan, dışarıdan uygulanan bir nöromodülasyon teknolojisidir. Cerrahi girişim gerektirmemesi, bu yaklaşımı daha erişilebilir ve güvenli kılar. Amaç, sinir sisteminin dengeleyici mekanizmalarını desteklemek ve stresle ilişkili fizyolojik yükü azaltmaya yardımcı olmaktır. taVSU, başta stres, kaygı, otonom dengesizlikler ve bazı nörolojik-psikiyatrik tablolar olmak üzere, bilimsel araştırmalar ve klinik gözlemler kapsamında değerlendirilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sinir sistemi aceleye gelmez!</strong></p>
<p>Nefes, meditasyon, yoga gibi yöntemlerin vagus sinirini doğrudan uyarmaktan ziyade, nefes ritmi, beden farkındalığı ve dikkat odağı üzerinden sinir sisteminin sakinleşmesine katkı sağladığını aktaran Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Düzenli uygulandığında stres düzeyini azaltabilir, uyku kalitesini artırabilir ve genel iyi oluş hâlini destekleyebilir. Ancak her yöntem herkes için uygun değildir. Panik atak, travma öyküsü veya bazı nörolojik sorunları olan bireylerin bu uygulamaları mutlaka uzman görüşüyle değerlendirmesi gerekir.” dedi.</p>
<p>‘Sinir sistemini sakinleştirme’ konusunda önerilerde bulunan Prof. Dr. Tarlacı sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sinir sistemini düzenlemek, tek bir egzersizle ya da tek bir cihazla mümkün değil. Sağlıklı uyku, düzenli fiziksel hareket, dengeli beslenme, sosyal ilişkiler ve stres yönetimi bir bütün olarak ele alınmalı. Gerektiğinde tıbbi ve psikolojik destek almak da bu yol haritasının önemli bir parçası. Vagus siniri bu bütünün merkezinde yer alır; taVSU gibi bilimsel temelli teknolojiler, doğru kişide ve doğru amaçla kullanıldığında destekleyici olabilir. En önemli mesaj şudur: Sinir sistemi aceleye gelmez; bilim, sabır ve gerçekçilik en güvenli rehberdir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hizli-rahatlama-mitine-dikkat-611083">Hızlı rahatlama mitine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-afet-bolgesinde-medya-enformasyonu-konusuldu-611071</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 08:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[enformasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[Haberci]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611071</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depreminin 3’üncü yıl dönümünde düzenlediği “Medya Buluşmaları” programıyla, afet dönemlerinde doğru haberciliğin ve vatandaşların doğru bilgilerle aydınlatılmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-afet-bolgesinde-medya-enformasyonu-konusuldu-611071">Osmangazi&#8217;de Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depreminin 3’üncü yıl dönümünde düzenlediği “Medya Buluşmaları” programıyla, afet dönemlerinde doğru haberciliğin ve vatandaşların doğru bilgilerle aydınlatılmasının önemine dikkat çekti. Deprem bölgesinde 3 ay boyunca görev yapan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy ile Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin, sahadaki izlenimlerini öğrencilerle paylaştı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde “Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu” başlığıyla düzenlenen programın konukları, Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy ve Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin oldu. Depremin ilk anından itibaren 3 ay boyunca sahada görev yapan Aksoy ve Sezgin, söyleşide afet dönemlerinde doğru haberciliğin ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yıldırım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinin katıldığı programda, geleceğin gazeteci adayları usta muhabirlerden mesleki bilgi ve tecrübe edinme fırsatı buldu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Afet Haberciliği Önem Verilmesi Gereken Konu”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Moderatörlüğünü Sevda Kurul’un yaptığı programda konuşan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy, “Gazetecilerin normalde görevi toplumsal olaylarda insanları bilgilendirmek. Ama büyük afetler yaşandığında bu iş biraz daha kamusal bir sorumluluğa dönüşüyor. Afet dönemlerinde bilgiye çok daha fazla ihtiyaç duyuluyor ve doğru bilginin önemi kat kat artıyor. Depremler bunun en çarpıcı örneği. 6 Şubat’ta olduğu gibi bazen aynı anda birçok kent ve milyonlarca insan bu durumdan doğrudan etkileniyor. Böyle zamanlarda ortalıkta çok fazla bilgi dolaşıyor. İnsanlar bölgeden gelen bilginin hangisinin doğru olduğunu bilmek istiyor. İşte tam da bu noktada gazetecilere çok büyük görev düşüyor. Afet ve savaş bölgelerinde çalışmak bir gazeteci için gerçekten çok zor. Asıl zorluk ise bu afetleri ve savaşları bizzat yaşamış insanların hikayelerini anlatmak. Hem doğru bilgiyi vermek hem de bu insanların yaşadıklarını hassas bir şekilde aktarmak gibi iki büyük sorumluluk var. Bu yüzden afet haberciliği üzerine daha fazla konuşulması, tartışılması ve bunun ayrı bir habercilik alanı olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Doğru Habercilik Afet Dönemlerinde Çok Önemli”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>6 Şubat depreminin birçok insanın meslek hayatında karşılaşabileceği en büyük felaketlerden biri olduğunu belirten Aksoy, “Eskiden haberde etkileşim tek taraflıydı. Siz haberi veriyordunuz, karşı taraftan herhangi bir etkileşim ancak telefon açarlarsa olabiliyordu. Dijital dünyada artık böyle değil. Verdiğiniz bir bilginin etkileşimini anında alıyorsunuz. Bilgi çok hızlı yayılıyor, enformasyonun bu kadar hızlı yayıldığı dijital çağda doğal olarak dezenformasyonda çok hızlı yayılıyor. Bu durum afet dönemlerinde 100 katına çıktığı oluyor. Çünkü herkes paylaşım yapıyor ve bir bilgiyi yayıyor. İnsanlar ilk gördüğü ve okuduğuna genellikle inanıyor. 6 Şubat çok büyük bir felaketti. Bütün bir kentin tüm yapıları ve nüfusuyla etkilendiği bir depremdi. O kadar geniş bir alana yayılmıştı ki sizin koordine olabileceğiniz bina ve ekibinizin konaklayabileceği bir alan yoktu. Savaş bölgesinde görev yapanlar bile deprem bölgesinden iyi şartlarda çalışıyorlar. O kadar kötü ve olumsuz şartların egemen olduğu bir görev bölgesiydi. Siz yanlış bilgilerle kamuoyunu yanlış yönlendirirseniz yardım çalışmalarının doğru insanlara ulaşmasına engel olursunuz. Bu gerçekten ciddi bir sorumluluk. Afet dönemlerinde hızlı habercilik önemli ama en önemlisi doğru olabilmek, doğru bilgiyi aktarabilmek” ifadelerini kullandı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Deprem Bölgesinde Oturup Gözyaşı Döktüğümüz Zamanlar Oldu”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Programda deprem bölgesindeki izlenimlerini paylaşan Anadolu Ajansı Bursa Bölge Muhabiri Sergen Sezgin ise, “12 yıldır muhabirlik mesleğini yapıyorum. Çeşitli afetler gördüm ama 6 Şubat depremi bunların en büyüğüydü. &#8216;İnsan olmak mı, haberci olmak mı bunu en çok sorguladığımız dönemdi. Çok fazla şeyle karşı karşıya kaldık ve yaşadık. Yeri geldi duygularımızı bir kenara koymak zorunda kaldık. Bir an oldu duygularımızla çalışmak durumunda kaldık. Deprem bölgesinde oturup gözyaşı döktüğümüz zamanlarımız oldu. Bunların geneline baktığımızda her zaman profesyonelliğimizi korumamız gerekiyor. Evet, insanız bir yandan da kamuoyunu bilgilendirmek için doğru bilgiler paylaşmamız gerekiyor. Bunu ön plana alarak çalışmak zorunda kaldık. Bölgede 48 saat boyunca insan üstü çalıştığımız ve kaldırımlarda uyuduğumuz durumlar oldu. Çok fazla şey yaşadık ama orada insanlar depremden etkilenen 11 ildeki felaketi görsün diye çok çaba sarf ettik” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Söyleşinin sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, konuklara günün anısına teşekkür hediyesi takdiminde bulundu. </span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-afet-bolgesinde-medya-enformasyonu-konusuldu-611071">Osmangazi&#8217;de Afet Bölgesinde Medya Enformasyonu Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Tedavisinde Genetik Testlerin 4 Önemli Avantajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-genetik-testlerin-4-onemli-avantaji-610747</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 07:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[avantajı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[testler]]></category>
		<category><![CDATA[testlerin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610747</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konuluyor ve 10 milyonun üzerinde insan kansere bağlı nedenlerle yaşamını yitiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-genetik-testlerin-4-onemli-avantaji-610747">Kanser Tedavisinde Genetik Testlerin 4 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konuluyor ve 10 milyonun üzerinde insan kansere bağlı nedenlerle yaşamını yitiriyor. Kanser, artık sadece bireysel bir sağlık sorunu değil; tüm toplumları etkileyen küresel bir halk sağlığı meselesi olarak tanımlanıyor. Ancak ilerleyen teknoloji ve tıp alandaki son gelişmeler kapsamında yapılan genetik testler ile yapılan doğru planlamalar sayesinde kanser büyük oranda tedavi edilebiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mükremin Uysal,  kanser tedavisinde yeni yol haritası genetik ve moleküler testler hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Kanser görülme sıklığı dikkat çekiyor<br /> </strong>Güncel veriler, kanser görülme sıklığının özellikle yaşam süresinin uzaması, çevresel faktörler, sigara kullanımı, beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı gibi nedenlerle giderek arttığını göstermektedir. Dünya genelinde ve ülkemizde en sık görülen kanser türleri arasında; meme kanseri, akciğer kanseri, kolorektal (kalın bağırsak, resktum) kanserler, prostat kanseri, mide kanseri yer almaktadır. Bu kanserlerin önemli bir kısmında, düzenli tarama programları ve erken tanı sayesinde tedavi başarısı belirgin şekilde artmakta, hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi olumlu yönde etkilenmektedir.</p>
<p><strong>Kanserde değişen yaklaşım: kişiselleştirilmiş tedavi<br /> </strong>Geçmişte kanser tedavileri daha çok standart protokollerle yürütülürken, günümüzde her hastanın kanserinin biyolojik ve genetik açıdan farklı özellikler gösterebildiği bilinmektedir. Bu anlayış, “herkese aynı tedavi” yaklaşımının yerini “kişiye özel tedavi” kavramına bırakmasını sağlamıştır . Biyopsi veya cerrahi sonrası elde edilen tümör dokusunda yapılan moleküler ve genetik analizler, hastalığın davranışı hakkında önemli bilgiler sunmakta ve tedavi planının daha doğru şekilde belirlenmesine yardımcı olmaktadır. Kanserde genetik test; tanıyı doğrular, yol haritası çıkarır ve <em>hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve immünoterapiler</em> gibi modern tedavi seçeneklerinin, uygun hastalarda doğru zamanda kullanılabilmesini sağlar. </p>
<p><strong>Genetik testlerin hastaya sağladığı 4 avantaj </strong></p>
<ol>
<li><strong>Tedaviyi yönlendirme : </strong>Tümörde saptanan genetik değişiklikler, hangi tedavinin daha etkili olabileceğini öngörmemizi sağlamaktadır. Böylece hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, doğru hastada ve doğru zamanda kullanılabilmektedir. </li>
<li><strong>Gereksiz tedavilerden kaçınma : </strong>Genetik testler sayesinde etkisiz olacağı öngörülen tedavilerden kaçınılmakta, hastalar gereksiz yan etkilerden korunmaktadır. </li>
<li><strong>Tedavi başarısını artırma :</strong> Moleküler düzeyde doğru hedefe yönelik tedaviler, tedaviye yanıt oranlarını artırmakta ve hastalığın kontrol altına alınmasını kolaylaştırmaktadır. </li>
<li><strong>Kalıtsal kanser riskinin belirlenmesi :</strong> Uygun hastalarda yapılan bazı genetik testler, ailesel kanser yatkınlığını ortaya koyabilir. Bu sayede yüksek risk taşıyan bireyler erken dönemde izlenmekte, koruyucu önlemler alınabilmekte ya da kanser çok erken evrede saptanabilmektedir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-genetik-testlerin-4-onemli-avantaji-610747">Kanser Tedavisinde Genetik Testlerin 4 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sunar Yatırım&#8217;dan GEKAP&#8217;a Düzenleme Çağrısı: AB Biyoplastikleri Yasal Zemine Taşıdı, Türkiye&#8217;de de Mevzuat Değişmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sunar-yatirimdan-gekapa-duzenleme-cagrisi-ab-biyoplastikleri-yasal-zemine-tasidi-turkiyede-de-mevzuat-degismeli-610297</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoplastikler]]></category>
		<category><![CDATA[çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[gekap]]></category>
		<category><![CDATA[mevzuat]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Nuri Çomu]]></category>
		<category><![CDATA[plastik]]></category>
		<category><![CDATA[sunar]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610297</guid>

					<description><![CDATA[<p>Resmi Gazete’de açıklanan Geri Kazanım Katkı Payı (GEKAP) artışıyla birlikte plastik ambalaj ve taşıma ürünlerinde birim maliyetleri yükseldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sunar-yatirimdan-gekapa-duzenleme-cagrisi-ab-biyoplastikleri-yasal-zemine-tasidi-turkiyede-de-mevzuat-degismeli-610297">Sunar Yatırım&#8217;dan GEKAP&#8217;a Düzenleme Çağrısı: AB Biyoplastikleri Yasal Zemine Taşıdı, Türkiye&#8217;de de Mevzuat Değişmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Resmi Gazete’de açıklanan Geri Kazanım Katkı Payı (GEKAP) artışıyla birlikte plastik ambalaj ve taşıma ürünlerinde birim maliyetleri yükseldi. Mısır nişastasından biyobozunur plastik hammadde üreten Sunar NP’yi çatısı altında barındıran Sunar Yatırım’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, son gelişmeleri yorumladı. GEKAP’ın çevreyi koruma amacıyla hayata geçirildiğini ancak mevcut uygulamanın biyoplastikler açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çomu, “GEKAP artışı, çevreye zarar veren plastikler için caydırıcı bir araç olabilir. Ancak biyobozunur ve kompostlanabilir biyoplastikleri de petrol bazlı plastiklerle aynı kapsamda değerlendirmek ve GEKAP’ı biyoplastiklere yüklemek, çevreci ürün kullanmanın maliyetlerini artırırken çevresel faydayı gölgeleyen bir sonuç doğuruyor” diye konuştu. </p>
<p><strong>AB biyoplastikleri yasal zemine taşıdı</strong></p>
<p>Bununla beraber Avrupa Birliği, Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü ile biyoplastikleri ilk kez bağlayıcı ve net bir mevzuat çerçevesine aldı. Yeni düzenleme, biyobazlı ve biyobozunur ambalajların hangi koşullarda kullanılabileceğini tanımlarken geri dönüştürülmüş içerik kullanımının teknik olarak mümkün olmadığı alanlarda biyoplastikleri alternatif olarak konumlandırıyor.</p>
<p>Bu yaklaşımın yalnızca çevresel değil aynı zamanda ekonomik bir rasyonalite içerdiğine dikkat çeken Mustafa Nuri Çomu, “AB, biyoplastikleri doğru yerde kullanan bir sistem kuruyor. Bu sayede hem geri dönüşümün işlerliği korunuyor hem de sanayi için öngörülebilir bir yatırım ortamı oluşturuluyor” dedi.</p>
<p><strong>“Biyoplastikler GEKAP’tan ayrıştırılmalı”</strong></p>
<p>Sunar Yatırım, biyoplastiklerin petrol bazlı plastiklerle aynı mevzuata tabi tutulmasının, yerli biyoplastik yatırımlarını yavaşlattığını ve ithal hammaddelere bağımlılığı artırdığını savunuyor. </p>
<p>Bu durumun cari açık üzerinde de dolaylı bir baskı oluşturduğunu vurgulayan Mustafa Nuri Çomu, “Biyoplastiklerin GEKAP’tan muaf tutulması, çevreyi korurken maliyetleri dengeleyen bir adım olur. Aynı zamanda yerli üretimi teşvik eder, ithal petrokimyasallara olan bağımlılığı azaltır ve cari açığın kontrolüne katkı sağlar” bilgisini verdi. </p>
<p><strong>COP31, çevreyle uyumlu üretimde önemli bir eşik</strong></p>
<p>Bu yıl Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı&#8217;na (COP31) ev sahipliği yapmasının, çevre ve iklim politikaları açısından önemli sorumlulukları da beraberinde getirdiğini vurgulayan Mustafa Nuri Çomu, biyoplastiklere yönelik mevzuat düzenlemesinin bu süreçte kritik bir gösterge olacağını ifade etti. Çomu, “COP31 gibi küresel ölçekte bir iklim zirvesine ev sahipliği yaparken çevreyle uyumlu üretim modellerini destekleyen somut uygulamaları artırmamız gerekiyor. Biyoplastiklerin doğru bir mevzuat çerçevesiyle ayrıştırılması, Türkiye’nin bu platformda örnek gösterebileceği uygulamalar geliştirmesi açısından da önemli bir adım olacaktır” dedi.</p>
<p><strong>Ekonomi ve çevre birlikte kazanabilir</strong></p>
<p>Sunar Yatırım’a göre doğru mevzuatla biyoplastikler hem çevresel hedeflere ulaşmada hem de sanayide katma değer inşa etmede önemli bir araç olabilir. GEKAP artışının tartışıldığı bu dönemde, biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması gerektiğinin altını çizen Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, “Bugün tartışmamız gereken konu, poşetin fiyatı değil doğru malzemeyi doğru düzenlemeyle buluşturup buluşturamadığımızdır. AB bu dengeyi kurdu. Türkiye’nin de çevreyle uyumlu ama ekonomik olarak rasyonel bir yol çizmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sunar-yatirimdan-gekapa-duzenleme-cagrisi-ab-biyoplastikleri-yasal-zemine-tasidi-turkiyede-de-mevzuat-degismeli-610297">Sunar Yatırım&#8217;dan GEKAP&#8217;a Düzenleme Çağrısı: AB Biyoplastikleri Yasal Zemine Taşıdı, Türkiye&#8217;de de Mevzuat Değişmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser riskini azaltan etkili önlemler…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-riskini-azaltan-etkili-onlemler-609939</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 08:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltan]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609939</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde, çağın korkutan hastalığı kanserde çok olumlu ilerlemeler sağlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-riskini-azaltan-etkili-onlemler-609939">Kanser riskini azaltan etkili önlemler…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde, çağın korkutan hastalığı kanserde çok olumlu ilerlemeler sağlanıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez</strong> “Kanser, günümüzde bilimsel gelişmeler sayesinde giderek sadece tedavi edilen değil, daha iyi kontrol edilebilen ve yönetilebilen bir hastalık haline gelmiştir. Her yeni yıl, kanserle yaşayan hastalar için daha fazla umut veren gelişmeleri tedavi protokolüne sokmaktadır. Tıbbi Onkolog gözüyle baktığımızda gelinen noktada; hastalığı değil hastayı merkeze alan anlayışla ilerlenmekte; erken tanı ve multidisipliner yaklaşımla, doğru zamanda, doğru merkezde ve doğru tedaviyle hastalar için çok büyük kazanımlar elde edilmektedir” diyor. Prof. Dr. Ölmez, <strong>4 Şubat Dünya Kanser Günü </strong>kapsamında yaptığı açıklamada, kanser riskini azaltan 7 etkili önlemi ve kanser tedavisinde en yeni 4 çarpıcı gelişmeyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Kişiye özel tedavi etkinliği artırıyor, yan etkileri azaltıyor</strong></li>
</ul>
<p>Geçmişte kanser tedavisi büyük ölçüde cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi ile sınırlıydı.<br /> Son 10–15 yılda ise kanser biyolojisinin daha iyi anlaşılmasıyla birlikte tedavi yaklaşımının köklü şekilde değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Ölmez şöyle konuşuyor: “Artık her hastaya aynı tedaviyi uygulamak yerine, hastanın tümörünün genetik ve moleküler özelliklerine göre, kişiye özel tedavi planları oluşturuyoruz. Bu yaklaşım hem tedavi etkinliğini artırmakta hem de gereksiz yan etkileri azaltmaktadır.”</p>
<ul>
<li><strong>‘Uzun yaşam’ kavramı gerçekçi bir hedef haline geliyor</strong></li>
</ul>
<p>Kanser tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin immünoterapiler olduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez “Oyun değiştiren yaklaşım olarak adlandırabileceğimiz immünoterapi tedavileri; doğrudan kanser hücresini hedef almak yerine, bağışıklık sisteminin kanseri tanımasını ve yok etmesini sağlamaktadır. Akciğer kanseri, melanom, böbrek kanseri, mesane kanseri ve bazı meme kanseri alt tiplerinde; uzun süreli hastalık kontrolü hatta bazı hastalarda yıllarca süren tam yanıtlar elde edilebilmektedir. Bu durum, kanser tedavisinde ‘uzun yaşam’ kavramını gerçekçi bir hedef haline getirmiştir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Zor vakalar için yeni tedavi seçenekleri doğdu</strong></li>
</ul>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ölmez, bilimin son yıllarda hızlı ilerlemesiyle; hedefe yönelik ve akıllı tedavilerin zor vakalar için yeni tedavi seçenekleri doğmasını sağladığını vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Hedefe yönelik tedaviler; tüm vücudu etkilemek yerine, yalnızca kanser hücresindeki bozuk sinyal yollarını hedefliyor. Antikor-ilaç konjugatları yani ‘Akıllı ilaçlar’ ise; ilacı doğrudan kanser hücresine taşıyarak, sağlıklı dokuların olumsuz etkilenmesini önlüyor, etkinliği artırıp yan etkileri azaltmayı amaçlıyor. Bu tedaviler sayesinde, daha önce tedavi seçeneği sınırlı olan birçok hasta için yeni kapılar açılmış; meme, akciğer, mide ve jinekolojik kanserlerde sağkalım ve yaşam kalitesinde anlamlı artışlar sağlanmıştır.” </p>
<ul>
<li><strong>Kanserde hedefe yönelik bağışıklık tedavileri çığır açıyor</strong></li>
</ul>
<p>Hedefe yönelik bağışıklık tedavilerinin (bispesifik ankitorlar) son 10 yıla damga vuran en yenilikçi tedavilerden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ölmez sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu ilaçlar aynı anda iki farklı hedefe bağlanarak; bağışıklık hücrelerini doğrudan kanser hücresine yönlendirir, tümör ile bağışıklık sistemi arasındaki mesafeyi ortadan kaldırır, dirençli ve tedavi seçenekleri sınırlı hastalarda dahi etkili yanıtlar sağlayabilir. Özellikle hematolojik kanserlerde ve seçilmiş solid (katı doku) tümörlerde yeni bir umut alanı oluşturmuştur.”</p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Kanser riskini azaltan 7 etkili önlem!</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez</strong> kanserlerin önemli bir bölümünün çevresel faktörler ve sağlıksız yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu belirterek, “Bu risklerin azaltılması, kanser görülme sıklığında belirgin düşüş sağlayabilir” diyor. Prof. Dr. Ölmez, kanser riskini azaltan 7 etkili önlemi şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Alkol, elektronik sigara, tütün ve tütün mamülleri kullanımından kaçının</li>
<li>Hava kirliliği, sigara dumanı, toksik gazlar, tiner, boya çözücü vb maruz kalmayın</li>
<li>İnşaat ve sanayi ortamlarında koruyucu maske takın, çıplak elle temas etmeyin</li>
<li>Zararlı güneş ışınlarından korunun  </li>
<li>İşlenmiş gıdalardan uzak durun, meyvelerin kabuğunu soyun, sebzelerdeki pestisitleri olabildiğince arındırın</li>
<li>Kimyasal maddelere (deterjanlar vb) çıplak elle temas etmeyin, kokusuna maruz kalmayın</li>
<li>Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku, stres yönetimi gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanın</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-riskini-azaltan-etkili-onlemler-609939">Kanser riskini azaltan etkili önlemler…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PRİDA İletişim Ödülleri’nde Finale Doğru:  Kısa Liste Belli Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prida-iletisim-odullerinde-finale-dogru-kisa-liste-belli-oldu-609304</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 11:23:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[finale]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[letişim]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[pri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609304</guid>

					<description><![CDATA[<p>PRİDA İletişim Ödülleri kazananları 17 Şubat’ta ödüllerine kavuşacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prida-iletisim-odullerinde-finale-dogru-kisa-liste-belli-oldu-609304">PRİDA İletişim Ödülleri’nde Finale Doğru:  Kısa Liste Belli Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği (İDA) tarafından başarılı iletişim projeleri, sürdürülebilir iş birlikleri, iletişim ustaları ve emektarlarının ödüllendirildiği <strong>PRİDA İletişim Ödülleri</strong>’nde ön değerlendirme sürecinin ardından <strong>kısa listeye kalan projeler belli oldu</strong>. </p>
<p>Türkiye’de iletişim sektöründe faaliyet gösteren şirketler bu yıl sekizinci kez gerçekleşen PRİDA İletişim Ödülleri’nde,  4 ana bölümde, toplam 45 kategoride projelerini sergileme fırsatı buldu. Uzman jürinin ön elemede titizlikle değerlendirdiği tüm başvurular arasından kısa liste oluşturuldu. <strong>Elite World Hotels &#038; Resorts</strong>’un mekân sponsorluğunda 29 Ocak’ta gerçekleştirilen jüri toplantısında ise bu listeye kalan projelerin final değerlendirmesi yapıldı. Ödül programının kazananları 17 Şubat’ta <strong>Dada Salon Kabarett</strong>’te düzenlenecek <strong>PRİDA Suare</strong> töreninde açıklanacak. </p>
<p><strong>PRİDA İletişim Ödülleri kısa listesine https://pridaodulleri.org/sonuclar adresinden ulaşılabiliyor</strong></p>
<p><strong>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı.</strong></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prida-iletisim-odullerinde-finale-dogru-kisa-liste-belli-oldu-609304">PRİDA İletişim Ödülleri’nde Finale Doğru:  Kısa Liste Belli Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Aydın&#8217;dan Gençlere Güçlü Destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-aydindan-genclere-guclu-destek-608637</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 12:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[erkan]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençlere]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Dansları]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[rumeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608637</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, halk dansları aracılığıyla köklü gelenekleri günümüze taşıyan Bursa Rumeli Halk Dansları Derneği’ni ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aydindan-genclere-guclu-destek-608637">Başkan Aydın&#8217;dan Gençlere Güçlü Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, halk dansları aracılığıyla köklü gelenekleri günümüze taşıyan Bursa Rumeli Halk Dansları Derneği’ni ziyaret etti. Rumeli coğrafyasına ait halk danslarını, müzikleri ve gelenekleri büyük bir özveriyle yaşatan dernek yöneticileri ile genç dansçılarla bir araya gelen Başkan Aydın, yapılan çalışmaları ilgiyle dinledi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gençlere yönelik projeleriyle dikkat çeken Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Bursa Rumeli Halk Dansları Derneği’ni ziyaret ederek yürütülen faaliyetler hakkında bilgiler edindi. Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada Başkan Aydın’a Bursa Rumeli Halk Dansları Derneği</span></span> <span><span>Başkanı Davut Şen, Osmangazi Belediyesi Meclis Üyesi Kemal Güzelvardar ile dernek ekibi eşlik etti. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Kültürümüze, Sanatımıza ve Sporumuza Sahip Çıkacağız”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Halk danslarının kuşaklar arası bağ kurmadaki rolü ve gençlerin sanatsal faaliyetlere katılımının önemine değinen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerine şu şekilde devam etti: </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Bizler, sporda ve hayatın her alanında gençlerimizi desteklemeye çalışıyoruz. İstiyoruz ki gençler burada enerjisini atsın, kötü alışkanlıklardan uzak dursun, birlik ve beraberlik içinde olsun. Dünyada yaşananlara bakıyoruz; sınırlar kayıyor, ülkeler bölünüyor, milyonlarca insan yerinden oluyor. İşin özüne indiğimizde dilini, kültürünü, törenini, bir arada yaşama kültürünü kaybeden toplumların daha kolay dağıldığını anlıyoruz. Yüzyıllardır Rumeli’de, Balkanlar’da, Anadolu’da bu kültürü yaşatmışız. Halk oyunlarını sadece bir folklor gösterisi olarak görmemek lazım. Bu, nesilden nesile aktarılan bir kültürdür, bir kimliktir. İşin böyle derin boyutları var. O yüzden gençlerimize sahip çıkacağız. Kültürümüze, sanatımıza, sporumuza sahip çıkacağız. Geleceği ancak böyle sağlam temeller üzerinde kurabiliriz.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Kaynağı Doğru Yerde, Doğru Şekilde Kullanıyoruz”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gençlere verilen desteğin sadece sözde kalmadığını vurgulayan Başkan Erkan Aydın, yapılan yardımların nasıl planlandığını ve adil şekilde dağıtıldığını dile getirdi. Başkan Aydın, “Kulüplerimize neye ihtiyaçları olduklarını sorduk. Onlar da yağmurluk, top, antrenman malzemeleri gibi ihtiyaçlarını sıraladı. Sonra ne yaptık? Toplu ihaleye çıktık. 68 kulübümüze eşit ve adil şekilde dağıttık. Öyle kafamıza göre değil; eşit mi, eşit. Kim ne istediyse ona göre böldük. Hepsi planlı, programlı. Bizim derdimiz ne biliyor musunuz? Daha çok sayıda çocuk yetişsin. Daha çok insan bu işlere sahip çıksın. Yeni nesiller özensin, spora, kulüplere, emeğe değer versin. Kaynak her zaman var. Yeter ki doğru yere, doğru zamanda, doğru şekilde kullanalım. Biz de onu yapmaya çalışıyoruz” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Etkinlik, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın gençlerle hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aydindan-genclere-guclu-destek-608637">Başkan Aydın&#8217;dan Gençlere Güçlü Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YEDEP 2026 başvurularında sona doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yedep-2026-basvurularinda-sona-dogru-608475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 18:48:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[başvurularında]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sivil]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yedep]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Kocaeli Kent Konseyi iş birliğinde yürütülen Yerel Destek Programı (YEDEP) kapsamında “2026 Yılı Proje Teklif Çağrısı” için başvurular alınmaya devam ediliyor. Proje başvuruları için son tarih 31 Ocak saat 23.59 olarak belirtildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yedep-2026-basvurularinda-sona-dogru-608475">YEDEP 2026 başvurularında sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Kocaeli Kent Konseyi iş birliğinde yürütülen Yerel Destek Programı (YEDEP) kapsamında “2026 Yılı Proje Teklif Çağrısı” için başvurular alınmaya devam ediliyor. Proje başvuruları için son tarih 31 Ocak saat 23.59 olarak belirtildi.</p>
<p><b>SON BAŞVURU TARİHİ 31 OCAK</b></p>
<p>“YEDEP 2026 Proje Teklif Çağrısı”, önceki yıllarda olduğu gibi kentlilik bilincinin artırılması ve katılımcılığın güçlendirilmesi ana temasıyla hayata geçiriliyor. Bu kapsamda Kocaeli’de sivil toplumun güçlendirilmesi ve katılımcı yerel yönetim anlayışının yaygınlaştırılması amacıyla yürütülen YEDEP 2026 programı kapsamında sivil toplum kuruluşları projelerini 31 Ocak 2026 tarihine kadar online olarak sisteme yükleyebilecek.</p>
<p><b>KENTLİLİK BİLİNCİ VE KATILIMCILIK ÖN PLANDA</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Kent Konseyi ve STK’lar iş birliğiyle sürdürülen program kapsamında; gönüllülüğün teşvik edilmesi, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi, yerel değerlerin korunması ve tanıtılması, sürdürülebilir kalkınma ve kapsayıcılığın desteklenmesi öncelikli alanlar arasında yer alıyor. 2022 yılından bu yana kesintisiz devam eden YEDEP ile kentte daha bilinçli, katma değeri yüksek ve iş birliğine dayalı projelerin hayata geçirilmesi hedefleniyor.</p>
<p><b>STK’LARA YÖNELİK BİLGİLENDİRME VE EĞİTİMLER</b></p>
<p>Proje teklif çağrısının ilan edilmesinin ardından Kocaeli genelinde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına yönelik bilgilendirme ve eğitim toplantıları düzenlenecek. Toplantılarda programın kapsamı, hedefleri ve başvuru süreçleri detaylı şekilde anlatılarak STK’lara rehberlik sağlanacak. Eğitimlerin yer ve tarihleri katılımcılara SMS ve e-posta yoluyla duyurulacak.</p>
<p><b>BAŞVURULAR ONLİNE YAPILIYOR</b></p>
<p>YEDEP 2026 için başvurular, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren alınmaya başlandı. Sivil toplum kuruluşları proje başvurularını<br />www.sivildunyakocaeli.com ve www.kocaelikentkonseyi.org adreslerinde yer alan YEDEP başvuru portalı üzerinden online olarak gerçekleştirebiliyor. Başvuru rehberi, proje künyesi ve detaylı duyurulara da aynı platformlardan ulaşılabiliyor.</p>
<p><b>KİMLER BAŞVURABİLİR?</b></p>
<p>YEDEP 2026’ya başvuracak kuruluşların kar amacı gütmeyen tüzel kişiliğe sahip STK (dernek, vakıf, federasyon veya konfederasyon) olması, Kocaeli’de faaliyette bulunması, son yıla ait beyannamesini vermiş olması ve Sivil Dünya Kocaeli platformuna kaydının bulunması gerekiyor.</p>
<p><b>STK’LAR İÇİN 3 AYRI DESTEK ALANI</b></p>
<p>Program kapsamında küçük, orta ve büyük ölçekli olmak üzere üç ayrı destek alanı yer alıyor. Buna göre küçük ölçekli projeler için STK’nın 2026 yılı veya öncesinde kurulmuş olması, orta ölçekli projeler için 2024 yılı veya öncesinde kurulmuş ve yeterli idari, mali ve proje deneyimine sahip olması, büyük ölçekli projeler için ise 2023 yılı veya öncesinde kurulmuş ve yüksek deneyim düzeyine sahip olması şartı aranıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yedep-2026-basvurularinda-sona-dogru-608475">YEDEP 2026 başvurularında sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afetlere Karşı Dirençli Kentler Osmangazi&#8217;de Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afetlere-karsi-direncli-kentler-osmangazide-konusuldu-608238</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 08:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[antakya]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dirençli]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kentler]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608238</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, “asrın felaketi” olarak hafızalara kazınan 6 Şubat depreminin yıl dönümü öncesinde, kent yaşamına ve toplumsal farkındalığa katkı sunan önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. ‘Afetlere Karşı Dirençli Kentler ve İletişim’ programı, katılımcılara hem bilgi dolu hem de ilham verici bir deneyim sundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afetlere-karsi-direncli-kentler-osmangazide-konusuldu-608238">Afetlere Karşı Dirençli Kentler Osmangazi&#8217;de Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, “asrın felaketi” olarak hafızalara kazınan 6 Şubat depreminin yıl dönümü öncesinde, kent yaşamına ve toplumsal farkındalığa katkı sunan önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. ‘Afetlere Karşı Dirençli Kentler ve İletişim’ programı, katılımcılara hem bilgi dolu hem de ilham verici bir deneyim sundu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Ördekli Kültür Merkezi’nde Sevda Kurul’un moderatörlüğünde düzenlenen programda, alanında uzman isimler bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Doç. Dr. Burcu Zeybek, “Afet ve Deprem Sürecinde İletişim ve Dezenformasyon” başlıklı sunumuyla, kriz anlarında doğru bilginin hayati önemini vurguladı. Dijital çağda yanlış bilginin yayılma hızına dikkat çeken Zeybek, sağlıklı iletişim stratejilerinin toplumun psikolojik dayanıklılığı üzerindeki etkilerini çarpıcı örneklerle aktardı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Teyide Muhtaç Bilgiyi Etkileşim Ağına Sokmak Yanlış”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Afetlerin öncesinde, sırasında ve sonrasında olmak üzere bölümlendirildiğinde her bir süreç için her alandan bilim insanının, yerel yöneticinin, idari mülki amirin yapacağı pek çok şey olduğuna değinen Doç. Dr. Burcu Zeybek, şu açıklamalarda bulundu:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Artık dijital bir dönüşüm çağındayız, dolayısıyla sadece geleneksel medya değil dijitalde içerik ürettiğimiz tarafta da çok dezenformasyon ve krizin büyümesine açık bir ortam var. Çünkü orada herkes içerik üreticisi ve biz bunu 6 Şubat depreminde yaşadık. Arkası gelmeyen ihbarlar, dezenformasyon içeriklerin çok geniş ve etkileşimli bir şekilde yayıldığını gördük. Bu platformlarda, hem içerik tüketicisi, hem üreticisiyiz ama teyide muhtaç bilgiyi etkileşim ağına sokmak burada yanlış olan. Bu platformların kullanıcıları olarak görevlerimizde etik ve yasal çerçeveyi bilerek içerik üretiyor olmak gerek. Teyit edilmemiş bilgi, algoritmaya takılıyor. Biliyorsunuz, orada algoritma üzerinden yürüdüğü için çok daha geniş kitleye duyurulmasına imkan veriyoruz. Bu platformların algoritmalara göre işlediğinin farkında olmak lazım. İçerik seçtiğini, gölge banlama yaptığını biliyor olmak gerekiyor. Önce tüketici olarak, sonra içerik üreticisi olarak bunun farkında olmak ve yasal, etik çerçeveleri bilmek gerekiyor.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Coğrafyanın Koşullarını Kabul Etmeliyiz”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Programın bir diğer konuşmacısı Dr. Öğr. Üyesi Tuğçe Tezer ise “Deprem ve Planlama Ekseninde Geçmişten Bugüne Antakya” başlıklı sunumunda, kentsel planlamanın tarihsel gelişimi ile afetlere hazırlık arasındaki ilişkiyi ele aldı. Antakya üzerinden yapılan değerlendirmeler, katılımcılara hem geçmişten ders çıkarma hem de geleceğe yönelik çözüm önerileri üretme imkanı sundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>13 yıldır Antakya üzerinde çalışmalar yaptığını söyleyen Tezer, sözlerinde şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Antakya, Kahramanmaraş merkezli depremlerde merkeze uzak olmasına rağmen en büyük yıkımı yaşayan kentlerden biri oldu. Bu da bize şehir planlamasında, yapılaşmada ve denetimde ciddi hatalar yaptığımızı gösteriyor. Aslında depremle ilgili neyin doğru neyin yanlış olduğunu biliyoruz ama uygulamada sınıfta kalıyoruz. Doğa bize açık mesaj veriyor. Fay hatlarına, su kenarlarına, zemini zayıf alanlara yerleşmemek gerekiyor. Planlama mevzuatımız buna uygun ama planlama-uygulama-denetim zincirinin birbirinden ayrılmaması gerekiyor. Müteahhitlik ciddi bir teknik iş olmasına rağmen yeterince nitelikli yürümüyor. Bir de imar affı gerçeği var; Antakya’daki örnek bize en az 56 bin yapının affedildiğini gösterdi. Bu sadece Hatay’ın değil, tüm Türkiye’nin bir afet ülkesi olduğu gerçeğini yüzümüze vuruyor. Özetle, Coğrafyanın koşullarını kabul edip, bilimi, teknolojiyi ve denetimi ciddiye alarak doğru yerlere, doğru şekilde yerleşmemiz şart.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Soru-cevap bölümüyle interaktif bir atmosfere dönüşen programda, izleyiciler merak ettikleri konuları uzman isimlere doğrudan yöneltme fırsatı buldu. Yoğun ilgi gören etkinlik, afetlere karşı bilinçli bir toplum oluşturma yolunda önemli bir adım olarak değerlendirildi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Program sonunda ise CHP İl Başkan Yardımcısı Recep Tek ve Osmangazi Belediyesi Meclis Üyesi Necati Gezer, konuşmacılar Doç. Dr. Burcu Zeybek ve Dr. Öğr. Üyesi Tuğçe Tezer’e teşekkür plaketi takdiminde bulundu.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afetlere-karsi-direncli-kentler-osmangazide-konusuldu-608238">Afetlere Karşı Dirençli Kentler Osmangazi&#8217;de Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yediğimiz Her Şeyi Yeniden Düşündürecek Kitap: Gıda Bilmeceleri 2</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yedigimiz-her-seyi-yeniden-dusundurecek-kitap-gida-bilmeceleri-2-608067</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 10:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bilmeceleri]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düşündürecek]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[şeyi]]></category>
		<category><![CDATA[yediğimiz]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gıdalar hakkında yıllardır doğru bildiğimiz pek çok bilgi aslında ne kadar doğru? Günlük hayatta gıdalar hakkında aklımıza takılan soruların bilimsel karşılığı ne? Prof. Dr. Sibel Özilgen, bu soruların izini süren yeni kitabı “Gıda Bilmeceleri 2” ile okuru bir kez daha gıda sırlarının peşine düşürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yedigimiz-her-seyi-yeniden-dusundurecek-kitap-gida-bilmeceleri-2-608067">Yediğimiz Her Şeyi Yeniden Düşündürecek Kitap: Gıda Bilmeceleri 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gıdalar hakkında yıllardır doğru bildiğimiz pek çok bilgi aslında ne kadar doğru? Günlük hayatta gıdalar hakkında aklımıza takılan soruların bilimsel karşılığı ne? <strong>Prof. Dr. Sibel Özilgen</strong>, bu soruların izini süren yeni kitabı <strong>“Gıda Bilmeceleri 2”</strong> ile okuru bir kez daha gıda sırlarının peşine düşürüyor.</p>
<p><strong>Yeditepe Üniversitesi</strong> Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özilgen’in kaleme aldığı kitap, <strong>Yeditepe Üniversitesi Yayınevi</strong>’nden çıktı. “Gıda Bilmeceleri 2”, gıdalar hakkında kulaktan kulağa aktarılan efsaneleri bilimsel verilerle masaya yatırıyor.</p>
<p><b><strong>Gıdalar Hakkındaki Efsanelere Bilimsel Neşter</strong></b></p>
<p>“Bazı insanların elinin lezzeti olduğu doğru mu?”, “Un patlaması ne demek?”, “Bebeklere neden bal verilmez?”, “Kuru buz nedir?”, “Tatlı gıdalar sıcakken neden daha tatlı algılanır?”, “Su dağ başında neden daha çabuk kaynar?”, “Su ile yağ karışmazken mayonez nasıl olur da tutar?”</p>
<p>Gıdalarla iç içeyken zihnimizden geçen bu ve benzeri onlarca soru, Prof. Dr. Özilgen’in yeni kitabında birer “gıda bilmecesi” olarak ele alınıyor. Kitap, gıdalar hakkında doğru kabul edilen bilgileri bilimsel gerçekler ışığında yeniden sorgulamaya davet ediyor.</p>
<p><b><strong>Popüler Kültürden Bilimsel Gerçeklere</strong></b></p>
<p>2017 yılında yayımlanan “Gıda Bilmeceleri”nin devamı niteliğindeki bu yeni çalışmada <strong>Yeditepe Üniversitesi</strong> Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özilgen, alışkanlıklar ve popüler söylemlerle şekillenen gıda bilgisini sade, anlaşılır ve merak uyandıran bir dille aktarıyor. Okuyucuyu “neden” ve “nasıl” sorularıyla düşünmeye teşvik eden kitap, hem eğlenceli hem öğretici bir başucu kaynağı olmayı hedefliyor.</p>
<p>Prof. Dr. Sibel Özilgen, kitabın çıkış noktasını şöyle anlatıyor:</p>
<p>“Gıdalar hakkında bildiklerimizin büyük bir kısmı kulaktan dolma bilgilerden oluşuyor. Oysa bilimsel gerçekler çoğu zaman bu bilgilerle örtüşmüyor. Yıllar boyunca öğrencilerimden, arkadaşlarımdan ve ailemden gelen sorulara verdiğim yanıtları bir araya getirme fikri böyle doğdu. Bu kitapta amacım, yanlış bilinen doğruları bilimsel verilerle sorgulamak.”</p>
<p><b><strong>“Amacım Ezber Bozmak Değil, Merak Uyandırmak”</strong></b></p>
<p>Kitabın temel hedefinin yalnızca bilgi vermek olmadığını vurgulayan Özilgen, şu sözlerle devam ediyor:</p>
<p>“Eğer okur, bu kitabı okurken ‘Bunu hiç düşünmemiştim’ ya da ‘Ben bunu farklı biliyordum’ diyorsa ve bazı alışkanlıklarını sorgulamaya başlıyorsa, kitap amacına ulaşmış demektir. Çünkü doğru bilgiye giden yol, merak etmek ve bilimsel olarak sorgulamaktan geçer.”</p>
<p><b><strong>Kimler İçin?</strong></b></p>
<p>“Gıda Bilmeceleri 2”, gıdaya merak duyan herkes için keyifli bir okuma sunarken; gastronomi, beslenme ve gıda bilimi alanlarında eğitim gören öğrenciler ve akademisyenler için de güvenilir bir kaynak niteliği taşıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yedigimiz-her-seyi-yeniden-dusundurecek-kitap-gida-bilmeceleri-2-608067">Yediğimiz Her Şeyi Yeniden Düşündürecek Kitap: Gıda Bilmeceleri 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Toprağın Genç Aklı&#8217; projesi Kiraz&#8217;dan başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/topragin-genc-akli-projesi-kirazdan-basladi-607844</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2026 11:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kiraz]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[toprağın]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607844</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, doğayla uyumlu sürdürülebilir yaşamın teminatı kırsalın tüm zorluklara karşı güçlenmesi için “Toprağın Genç Aklı” projesini başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/topragin-genc-akli-projesi-kirazdan-basladi-607844">&#8216;Toprağın Genç Aklı&#8217; projesi Kiraz&#8217;dan başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, doğayla uyumlu sürdürülebilir yaşamın teminatı kırsalın tüm zorluklara karşı güçlenmesi için “Toprağın Genç Aklı” projesini başlattı. “Kırsalda Yaşayan Genç Nüfusun Yerinde İstihdamı” temel hedefi kapsamında başlatılan projeyle, sahada anketler yapılarak “Gençlerimizi kırsalda nasıl tutabiliriz” sorusuna yerelden yanıt arandı. Kiraz’dan başlayan çalışmalar ilk etapta 30 pilot mahallede devam edecek. Veriler ışığında uygulanabilir politika paketleri ve müdahale araçları hayata geçirilecek. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay tarafından kırsalın sosyal, kültürel, ekonomik, çevresel ve doğal dinamikleriyle kalkınması için kurulan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Çalışma Grubu, “Toprağın Genç Aklı” projesini Kiraz’dan başlattı. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı öncülüğünde yürütülen proje kapsamında, kırsalın her geçen gün ağırlaşan yaşam koşullarına karşı güçlü olması, tarımsal üretim ve genç nüfusun yerleşik hale getirilmesi hedefiyle saha çalışması gerçekleştirildi. Kiraz’ın İğdeli ve Karaburç mahallelerinde başlayan saha çalışmalarında ekipler, işletmelerden evlere, köy kahvehanelerinden üretim alanlarına gençlerin kapısını çaldı. Kırsalda üretken nüfus olarak değerlendirilen 18 – 40 yaş arası genç nüfusun yaşam koşulları, sosyal ve ekonomik imkânları gibi verileri toplayan ekipler, gençlerin kırsalda yaşamlarını devam ettirebilmeleri için ihtiyaç duydukları talepler, imkânları sordu. Kiraz’ın ardından İzmir’in tüm kırsalına yayılacak proje sayesinde yerinde, doğru kaynaktan, doğru veri elde edilmiş olacak. İzmir kırsalının geleceğini inşa edecek veriler ışığında doğru projeler, doğru alanlarda hayata geçirilecek. </p>
<p><strong>“Gençlerimizi kırsalda nasıl tutabiliriz sorusuna yanıt arıyoruz”</strong></p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kırsal Alan Strateji Şube Müdürü Yeşim Karabörklü, “İlk olarak nüfus, doğal varlıklar, mevcut sosyal yapı ve benzeri veri envanter çalışmasını tamamladık. Bugün de ilk saha deneyimimizi yaşadık. Mahallelerdeki gençler ile görüşmeleri yapacak belediyenin uzman ekibi de özellikle gençlerden oluşturuldu. Tarım alanları miktarı, kooperatifçilik, örgütlenme düzeyi gibi bilgileri yerinden topladık; demografik yapıyı inceledik” dedi.</p>
<p>Kırsaldan genç nüfusun göçüne dikkat çeken Yeşim Karabörklü, gençlerin kırsalda kalmak istemediğini vurguladı. Karabörklü, “Buradaki temel amacımız, özellikle gençlerin göç etme nedenlerini doğru şekilde anlamak. Hangi koşulları iyileştirirsek gençlerimizi kırsalda tutabiliriz sorusuna yanıt arıyoruz. Su krizinin derinleştiği, gıdaya erişimin her geçen gün zorlaştığı bu dönemde, gençlerin toprağına ve yaşadığı yere sahip çıkmasını, üretimi devralarak teknolojiyi de işin içine katarak sürdürmesini istiyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Gençlerin üretime katılma hedeflerinin olduğunu tespit ettik”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yetki alanındaki 951 kırsal mahallede yürütülen envanter çalışmasıyla kapsamlı veriler elde edildiğini belirten Yeşim Karabörklü, çalışmanın ilk durağı olan Kiraz’ın İğdeli Mahallesi’nde hem nüfus yoğunluğu hem de gençlerin yerinde kalma potansiyelinin tespit edildiğini söyledi.</p>
<p>Karabörklü, “Üstenci bir yaklaşımla ya da masa başında hazırlanan projeler yerine; burada yaşayan, üreten ve geçimini sağlayan yurttaşların düşüncelerini, beklentilerini ve hangi imkânlar sağlanırsa daha verimli olabileceklerini anlamayı hedefliyoruz. Gençlerle birebir görüşerek, kendi ürettiğimiz verilerin doğrulamasını yapıyoruz. Yaşam koşulları, çalışma alanları, geçim kaynakları, aileleriyle yaşayıp yaşamadıkları ve kırsalda kalma isteklerini sorguluyoruz. Gerekli imkânlar sunulduğunda, farklı alanlara yönelebilecek önemli bir genç nüfus bulunduğunu gördük. Gençlerin üretime katılma, kendilerini geliştirme ve geleceğe dair hedeflerinin olduğunu tespit ettik” dedi.</p>
<p><b> </b>18–40 yaş aralığındaki gençlerle yürütülen çalışmalarda, yalnızca bu grubun değil; kardeşleri, çocukları ve çevrelerindeki lise çağındaki gençlerin taleplerine kadar kapsamlı veriler toplandığını belirten Yeşim Karabörklü, “Amacımız İzmir’in geleceğini değiştirmek. Bu hedef doğrultusunda, kentin önümüzdeki 10 yılını şekillendirecek bir proje ortaya koymaya çalışıyoruz” dedi.</p>
<p>Karabörklü, gençlerin sosyal medyayı, interneti ve teknolojiyi etkin biçimde kullanabilmesini, ulaşım olanaklarının iyileştirilmesiyle kır–kent sürdürülebilirliğinin doğru şekilde yönlendirilmesini, iklim ve su krizine dayanıklı çözümlerle tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanmasını amaçladıklarını belirterek “Tarımsal üretim ve genç nüfusun yerinde kalmasını merkeze alan projemiz, ‘Toprağın Genç Aklı’ sloganıyla ilerliyor. İzmir kırsalının hak ettiği değeri bulması için titizlikle çalışmayı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Buraya gelmeniz çok önemli”</strong></p>
<p>İğdeli Mahallesi’nde saha ekiplerinin gerçekleştirdiği anketlere katılan 18 yaşındaki Selin Usta, gençlerin kırsaldaki yaşama dair düşüncelerini dile getirdi. Kırsalda yaşamanın kendi tercihi olmadığını ifade eden Usta, “Ailem burada yaşıyor, hayvanlarımız burada olduğu için ben de buradayım. Kendi elimde olsa, sosyal güvencemin bulunduğu ve sosyal olanakların daha gelişmiş olduğu bir yerde yaşamak isterim. Köyde sosyal alanların ve çalışabileceğimiz iş imkânlarının olmaması en büyük eksikler. Köyümde kalmak isterim ancak çalışabileceğim bir yer ve sigortam yok. Çalışabileceğimiz kooperatifimiz olsa, iş imkanımız olsa, kendi paramızı kazanabileceğimiz bir durumumuz olsa burada dururuz” diye konuştu.  <br />İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmasını olumlu bulduğunu belirten Usta, “Bu çalışma bizim için çok değerli. Çünkü eksiklerimiz fazla ve sesimizi duyurmakta zorlanıyoruz. Buraya gelmeniz çok önemli. Yetkililerin taleplerimizi duyması gerekiyor ki çözümler üretilebilsin” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Destek olursa gençler burada kendi işinin patronu olurlar”</strong></p>
<p>İğdeli Mahallesi’nde çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan 40 yaşındaki üretici Mesut Dalkıran, kırsalda yaşamın hem zorlukları hem de güzel yanları olduğunu söyledi. Üretimin karşılığını aldıklarında memnun olduklarını, ancak emeğin karşılığı alınamadığında motivasyonun düştüğünü dile getiren Dalkıran, “Köyümüzde ağırlıklı olarak hayvancılık yapıldığı için yoğun bir göç yaşanmıyor. Gidenler ise genellikle mecburiyetten, kendi işini kuramadığı için gidiyor” dedi.</p>
<p>Gençlerin kırsalda kalabilmesi için üretime destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Dalkıran, “Çiftçinin ürettiği para ederse gençler köyde kalır. Bu bölgede her şey yetişiyor, çok güzel bir coğrafyadayız. Yapılan anket çalışmasını da olumlu buluyorum. Gençlerin memnuniyetinin ve taleplerinin dinlenmesi çok önemli. Hayvancılığa ve üretime daha fazla destek sağlanırsa gençler burada kalmakta ısrarcı olur, kendi işinin patronu olurlar. Ürettiğini değerinde satamayan ise bu işi bırakmak zorunda kalır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>30 pilot mahallede çalışmalar devam edecek</strong></p>
<p>Proje kapsamında pilot 30 mahallede gençler ve diğer odak gruplarla bilgi değerlendirme toplantıları, anketler ve odak grup çalışmaları yapılacak. Sahadan toplanan veriler analiz edilerek her mahalle kümesinin özgün yapısına uygun uygulanabilir politika paketleri ve müdahale araçları tasarlanacak. Böylelikle tarımla geçimini sürdüren ve kırsalda kalma potansiyeli olan genç nüfusun tespiti, mahalle ölçeğinde uygulanabilir ve veriye dayalı bir müdahale modelinin oluşturulması, kırsaldaki yenilikçi kapasite ile tarımsal girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi ve sahadan elde edilecek bulgularla politika önerilerinin geliştirilmesi sağlanacak. <br /> <br /><strong>Bir iş birliği modeli</strong></p>
<p>Başkan Tugay’ın vizyonu doğrultusunda oluşturulan ve danışmanlığını Prof. Dr. Yusuf Kurucu’nun yaptığı Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu çatısı altında çok disiplinli olarak yürütülen proje, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın öncülüğü ve koordinasyonuyla Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, İzmir Planlama Ajansı (İZPA) iş birliğiyle yürütülüyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/topragin-genc-akli-projesi-kirazdan-basladi-607844">&#8216;Toprağın Genç Aklı&#8217; projesi Kiraz&#8217;dan başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deri Sektöründe Alarm Zilleri: İhracatçılar enflasyonla doğru orantılı kur istiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deri-sektorunde-alarm-zilleri-ihracatcilar-enflasyonla-dogru-orantili-kur-istiyor-607034</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 11:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[deri]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[enflasyonla]]></category>
		<category><![CDATA[firma]]></category>
		<category><![CDATA[fiyat]]></category>
		<category><![CDATA[hracatçılar]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[kur]]></category>
		<category><![CDATA[rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[sektörün]]></category>
		<category><![CDATA[sektöründe]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[zilleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607034</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, Nisan ayında gerçekleştirilecek genel kurul öncesinde sektörün 2018–2025 dönemine ilişkin performansını alt sektörler bazında değerlendirerek, 2026 ve sonrası için yol haritasını açıkladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deri-sektorunde-alarm-zilleri-ihracatcilar-enflasyonla-dogru-orantili-kur-istiyor-607034">Deri Sektöründe Alarm Zilleri: İhracatçılar enflasyonla doğru orantılı kur istiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, Nisan ayında gerçekleştirilecek genel kurul öncesinde sektörün 2018–2025 dönemine ilişkin performansını alt sektörler bazında değerlendirerek, 2026 ve sonrası için yol haritasını açıkladı. </p>
<p>Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 2018–2025 değerlendirmesi; ihracat fiyatlarındaki değişimi, enflasyon-kur baskısı, artan maliyetleri ve küresel rekabetin boyutlarını ortaya koydu.</p>
<p>Başkan Zandar, ayakkabı sektörünün son yıllardaki seyrine ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“2018 yılında 64 milyon dolar olan ayakkabı ihracatı, 2020’ye kadar 112 milyon dolarla iki katına çıktı. 2024–2025 döneminde ise 91 milyon dolara geriledi. 2018’de 336 olan ihracatçı sayımız, 2022’de 456’ya yükseldi. Birliğimize yaklaşık 100 yeni ihracatçı kazandırdık. Bu artışta özellikle İtalya’da düzenlenen Expo Riva Schuh Fuarı milli katılım organizasyonumuzun çok önemli katkısı oldu. Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen fuar dört gün sürdü ve katılımcı firmalar organizasyondan son derece memnun ayrıldı.” </p>
<p><strong>Deri sektörünün beklentisi enflasyonla doğru orantılı kur </strong></p>
<p>Erkan Zandar, “Kilogram ihracat fiyatı mamulde yükselmiş olsa da hammaddede düştü. Döviz kurunun enflasyondaki artışın gerisinde kalması nedeniyle uluslararası pazarlarda fiyat tutturmakta zorlanıyoruz. Çünkü Türkiye’de üretim maliyetlerinin ana kalemini enflasyona bağlı işçilik giderleri ve genel üretim maliyetleri oluşturuyor. 2018’de ayakkabıda ortalama kg ihraç fiyatımız 27,5 dolar seviyesindeydi. 2021–2022 döneminde bu rakam 20 dolara kadar geriledi. Bu süreçte kur artışı, iç maliyetlerdeki yükselişi kısmen dengeleyebiliyordu. Ancak sonraki dönemde kur ile enflasyon arasındaki bağ tamamen koptu. 2023’te önce 26 doları, ardından 24 doları gördük ancak ihracat geriye gitti. Ortalama 21 dolar seviyesindeyken yüksek hacimli satış yapabiliyorduk. Çünkü bu seviyede kur, maliyet artışlarını karşılayabiliyor; üreticiye rekabet gücü sağlayabiliyordu. Bugün 4 dolarlık fark bile sektörün tüm dengesini anlatıyor. İhracatçının en temel beklentisi; enflasyonla doğru orantılı, öngörülebilir bir kur politikasıdır. Bugün fiyat açısından pahalı bir ülke konumundayız.” dedi. </p>
<p><strong>Saraciye ve deri konfeksiyonda katma değer avantajı</strong></p>
<p>Saraciyenin halen sektörün en yüksek katma değerli alanlarından biri olduğunu belirten Zandar, “Kilogram fiyatı 21 dolardan 18 dolara geriledi, buna rağmen ihracatta ciddi bir düşüş yaşanmadı. Ancak Türkiye’de kapasitesi yüksek firma sayısının sınırlı. Saraciyede 250 bin dolar üzeri ihracat yapan firma sayımız sadece 7. Güçlü ve ölçekli firma sayısını artırmamız gerekiyor. Deri konfeksiyon sektöründe ise üretim zorlukları var. Katma değerli bir alan ancak nitelikli eleman bulmak zor, üretim maliyetleri yüksek ve ihracat fiyatını tutturmak her geçen gün daha güç hale geliyor.” diye konuştu. </p>
<p>Ham deri ve kürk ihracatında kilogram fiyatlarının 8 dolardan 5 dolara kadar gerilediğini belirten Erkan Zandar, bunun temel nedeninin dünya genelinde deri fiyatlarındaki düşüş olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Sektörde konsolidasyon süreci geliyor </strong></p>
<p>Başkan Zandar, önümüzdeki 5 yıllık perspektife ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Sektörümüzde ciddi bir konsolidasyon süreci yaşanacak. Sadece güçlü markalar ayakta kalacak. Tüketiciye ulaşabilen, fiyatı erişilebilir, üretim gücü olan markalar yoluna devam edecek; diğerleri ya dönüşecek ya da piyasadan çekilecek. Tüketici davranışları köklü biçimde değişiyor. Hibrit alışveriş modellerinin yaygınlaşıyor, yapay zekâ ve otomasyon yatırımları sektörün geleceğini belirliyor. Çin başta olmak üzere dünya otomasyon yatırımlarını hızla artırdı. Biz uzun yıllar ucuz iş gücüne güvendik. Bu oyunun dışında kaldık. Ayakta kalmak için teknoloji ve otomasyon yatırımlarını mutlaka yapmak zorundayız.” dedi. </p>
<p><strong>Türkiye’nin şansı butik ve katma değerli üretim</strong></p>
<p>Zandar, Türkiye’nin Mısır gibi düşük maliyetli ülkelere kıyasla farklı bir kulvarda rekabet edebileceğini vurgulayarak: “Bizim şansımız; butik üretim, saraciye, deri konfeksiyon ve ayakkabıda tasarım gücümüzdür. Ancak firmalarımızın fiziki altyapıları ve sertifikasyon süreçleri halen yetersiz. Bu alanlarda yoğun çalışmamız gerekiyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Uzak Doğu rekabet gücümüzü zayıflatıyor </strong></p>
<p>Başkan Zandar, “Hammadde maliyetlerimiz özellikle Uzak Doğu’dan gelen girdiler karşısında rekabet gücümüzü zayıflatıyor. Özellikle Çin’den temin edilen hammaddelerde ciddi bir fiyat rekabeti söz konusu. Bu durum üretim maliyetlerimizi artırırken, lojistik giderlerindeki yüksek seyir de ihracatçımızın yükünü ağırlaştırıyor. Bugün geldiğimiz noktada fiyat rekabetinde geride kalıyoruz.  Bu nedenle yalnızca üretmek değil, aynı zamanda etkili bir PR ve tanıtım stratejisi yürütmek zorundayız. Türk deri ve moda ürünlerinin uluslararası pazarlarda doğru anlatılması büyük önem taşıyor.” dedi. </p>
<p><strong>Hammaddeye erişim sektörün en can yakıcı sorunu</strong></p>
<p>Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Halil Gündoğdu, “Hepinizin sahada birebir yaşadığı, bizlerin de Yönetim Kurulu olarak her platformda dile getirdiği en can yakıcı sorundan başlamak istiyorum: Hammadde ve ara maddeye erişim. Biz ihracatçılar olarak Avrupa pazarında yıllarca &#8220;kaliteli üretim ve uygun fiyat&#8221; dengesiyle var olduk. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu avantajımızı kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Neden mi? Çünkü Türkiye’de üretimi dahi olmayan ara maddelere uygulanan yüksek ithalat vergileri ve gümrük koruyucu önlemler belimizi büküyor. Soruyorum sizlere; Türkiye’de üretilmeyen bir malzemenin ithalatına vergi koyarak kimi koruyoruz? Bu durum yerli üreticiyi korumuyor aksine ihracatçıyı rekabet edemez hale getiriyor.” dedi. </p>
<p><strong>Hem maliyette pahalıyız hem ürün kalitemiz dezavantajlı</strong></p>
<p>Gündoğdu, Avrupa’daki rakibin aynı ara maddeyi gümrüksüz, sadece vergisini ödeyip alırken; Türkiye’nin gümrük duvarlarına takıldığını söyledi. </p>
<p>“Bu durum bizi hem maliyette pahalı kılıyor hem de kaliteli hammaddeye ulaşamadığımız için ürün kalitemizde dezavantaj yaratıyor. Bizim, &#8220;Bu ürün Türkiye&#8217;de yoksa, ihracatçı bunu dünya fiyatlarından alabilmeli&#8221; tezini Bakanlık nezdinde sonuna kadar savunacağız. Çözüm odaklıyız, takipçisiyiz. Sadece sorunları değil, çözümleri de masaya yatırıyoruz.”</p>
<p><strong>Finansmana erişimde taleplerimiz var</strong></p>
<p>Bakanlık ile kurdukları temaslarda ihracatçıların finansmana erişimdeki zorluklarıyla ilgili iki temel talepleri olduğunu açıklayan Halil Gündoğdu şu sözlerle devam etti:</p>
<p>“Birincisi fuar katılımlarında firmalarımıza prefinansman (ön finansman) sağlanması, ikincisi hak edilen devlet teşviklerinin ödeme sürelerinin 1 ay gibi makul bir süreye indirilmesi. İhracatçı parasını yıllarca beklememeli, hemen üretime ve yeni pazarlara döndürmeli. Milli katılım organizasyonlarımızda, İtalya Expo Riva Schuh fuarında yakaladığımız o yüksek memnuniyeti ve başarıyı biliyorsunuz. Avrupa bizim kalemiz, buradaki faaliyetlerimizi artırarak sürdüreceğiz.” </p>
<p><strong>Hedef ABD pazarından yüzde 1 pay almak</strong></p>
<p>Gündoğdu, “ABD pazarında artık düşünce aşamasından aksiyon aşamasına geçmek zorundayız. Rakamlar ortada; ABD&#8217;nin deri ithalatından Türkiye&#8217;nin aldığı pay sadece %0,26. Daha da vahimi, Ege Bölgesi olarak bizim aldığımız pay %0,029. Yani binde bir bile değil! Hedefimiz yüzde 1 pay almak. Bu tabloyu değiştirmek boynumuzun borcudur. Ayrıca, deri konfeksiyon ürünlerimizin kıymetini bilen Kuzey Avrupa ülkeleri de önümüzdeki dönemde agresif pazarlama yapacağımız yeni rotalarımız olacak.” diye konuştu. </p>
<p><strong>İzmir Deri Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi kurulmalı</strong></p>
<p>Halil Gündoğdu, “Bugün sektörümüze baktığımızda; Deri Mamulleri özelinde bir OSB yer almamakta. Türkiye’nin en büyük 3. ili olan İzmir’imizde ise bu eksiklik artık daha fazla hissedilmektedir. Deri sektörümüzün kümelenememiş olması, dağınık yapıda kalması ne yazık ki sektörümüzü olumsuz etkilemektedir. Emek yoğun bir sektörüz; yan sanayinin gelişmesi, nitelikli ara eleman devamlılığının sağlanması ve istihdamın artırılması ancak sektörün bir arada, omuz omuza hareket etmesiyle mümkündür.” dedi.</p>
<p>Bölgeden gerçekleşen deri ve deri mamulleri ihracatının yarısının, 300 aktif firmanın içerisinden sadece 40 firmanın sırtladığını açıklayan Gündoğdu, “Bu sürdürülebilir değildir. Sektörümüzün kümelenmesi ve güçlenmesi, ihracatın tabana yayılmasını sağlayacak, geriye kalan firmalarımızı da oyunun içine daha güçlü bir şekilde dahil edecektir. Bu noktada hedefimiz nettir: İzmir Deri Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulması. Önümüzdeki yeni dönemde başkan adaylığımı da açıklamak istiyorum.” diye konuştu. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deri-sektorunde-alarm-zilleri-ihracatcilar-enflasyonla-dogru-orantili-kur-istiyor-607034">Deri Sektöründe Alarm Zilleri: İhracatçılar enflasyonla doğru orantılı kur istiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zeka Destekli Alışverişte Gizlilik Çıkmazı: Kaspersky&#8217;den 2026 Perakende ve E-Ticaret Öngörüleri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-destekli-alisveriste-gizlilik-cikmazi-kasperskyden-2026-perakende-ve-e-ticaret-ongoruleri-606612</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 08:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[çıkmazı]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gizlilik]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606612</guid>

					<description><![CDATA[<p>2025 yılında perakende ve e-ticaret sektörü, siber suçluların artan baskısıyla karşı karşıya kalmaya devam etti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-destekli-alisveriste-gizlilik-cikmazi-kasperskyden-2026-perakende-ve-e-ticaret-ongoruleri-606612">Yapay Zeka Destekli Alışverişte Gizlilik Çıkmazı: Kaspersky&#8217;den 2026 Perakende ve E-Ticaret Öngörüleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2025 yılında perakende ve e-ticaret sektörü, siber suçluların artan baskısıyla karşı karşıya kalmaya devam etti. Kaspersky verilerine göre, perakende sektöründeki kullanıcıların %14,41’i web tabanlı tehditlerle karşılaşırken, %22,20’si cihaz içi saldırılardan etkilendi.</p>
<p>Fidye yazılımları, sektör için ciddi bir risk unsuru olmayı sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl perakende ve e-ticaret şirketlerinin %8,25’i fidye yazılımı kaynaklı olaylar yaşadı. Ayrıca, sektörde fidye yazılımı tespitlerinden etkilenen benzersiz B2B kullanıcı sayısı 2023’e kıyasla %152 artarak, hedefli saldırılarda keskin bir tırmanışa işaret etti.</p>
<p>Oltalama (phishing) saldırıları da önemli bir tehdit vektörü olmaya devam ediyor. Kaspersky, 2025 yılında çevrimiçi mağazalar, teslimat hizmetleri ve ödeme sistemlerini hedef alan 6,7 milyon oltalama saldırısı tespit etti. Bu saldırıların yarıdan fazlasının (%50,58) doğrudan çevrimiçi mağazaları hedef alması, siber suçluların e-ticaret platformlarını dolandırıcılık ve veri hırsızlığı açısından yüksek değerli hedefler olarak gördüğünü ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>2025 Perakende ve E-ticaret Siber Güvenlik Özeti: Trendler ve Yaşananlar</strong></p>
<p><strong>Pizza teslimatına düşkün bir bilgi hırsızı (stealer)</strong>, metaforuyla özetlenebilecek bu tehdit ortamında alışveriş ve yemek siparişi uygulamaları üzerinden mobil kullanım, kullanıcılar için günlük rutinin bir parçası haline geldi. Ancak 2025 yılı, resmi uygulama mağazalarından indirilen “güvenilir” görünen uygulamaların dahi mutlak güvenlik sağlamadığını gösterdi. Bu tür uygulamalar, kullanıcı verilerinin ve finansal bilgilerin tehlikeye atılmasına neden olabiliyor.</p>
<p><strong>B2B tarafında fidye yazılımı tespitlerindeki artış tek bir baskın aktörle ilişkilendirildi.</strong><br />Perakende ve e-ticaret sektöründe fidye yazılımı tespitleriyle karşılaşan benzersiz kullanıcı sayısı, 2025’te 2023’e kıyasla %152 arttı (Kasım 2024 – Ekim 2025 ile Kasım 2022 – Ekim 2023 dönemlerinin karşılaştırması). Bu artışın büyük bölümü, bazı pazarlarda sektörde yaygın şekilde görülen <strong>Trojan-Ransom.Win32.Dcryptor</strong> ailesinin hızlı yayılımından kaynaklandı. Bu zararlı yazılım, meşru DiskCryptor aracını kullanarak hedef sistemlerde disk bölümlerini şifreleyen trojanlaştırılmış bir fidye yazılımı varyantı olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Çevrimiçi perakendede oltalama saldırıları dikkat çekti</strong>. Uzun süredir bilinen bir saldırı yöntemi olmasına rağmen oltalama, çevrimiçi alışveriş bağlamında etkisini koruyor. Kasım 2024 – Ekim 2025 döneminde Kaspersky ürünleri, çevrimiçi mağazalar, ödeme sistemleri ve teslimat hizmetlerini hedef alan 6.651.955 oltalama girişimini engelledi. Bu girişimlerin %50,58’i çevrimiçi alışveriş yapan kullanıcıları, %27,3’ü ödeme sistemlerini, %22,12’si ise teslimat şirketlerinin kullanıcılarını hedef aldı. </p>
<p><strong>Satış dönemleri saldırganlar için fırsat yaratmaya devam ediyor</strong>. Yoğun kampanya ve indirim dönemleri, saldırganlara kullanıcı odaklı saldırıları ölçeklendirmek için öngörülebilir fırsatlar sunuyor. Artan pazarlama trafiği, kullanıcıların dikkat seviyesini düşürürken, oltalama ve spam içeriklerin meşru iletişimlerle daha kolay harmanlanmasına ve etkilerinin artmasına yol açıyor.</p>
<p><strong>2026’da Perakende ve E-Ticarette Siber Güvenlik Gündemi</strong></p>
<p><strong>Sohbet botları, ürün keşfinde yaygın bir araç haline gelebilir</strong> Çevrimiçi pazaryerlerinde sohbet botlarının ürün keşfi için standart bir araç haline gelmesi bekleniyor. Geleneksel aramaların aksine, sohbet tabanlı arayüzler kullanıcıları daha ayrıntılı ve doğal dilde talepler paylaşmaya teşvik ediyor. Bu durum, tercihlerin, kısıtların ve bağlamsal bilgilerin açığa çıkmasına neden olarak gizlilik risklerini artırıyor. Sohbet kayıtlarının, işlem verileri kadar hassas hale gelmesi; aşırı veri toplama, kötüye kullanım veya veri sızıntısı risklerini beraberinde getiriyor.</p>
<p><strong>Kaspersky Web Veri ve Gizlilik Analizi Uzmanı</strong> <strong>Anna Larkina</strong>, konuyla ilgili şunları söylüyor:<br />“<em>Arama alışkanlıkları, insanların ürünleri nasıl bulduğuyla birlikte değişiyor. 2025’te basit anahtar kelime sorgularından daha sohbet tabanlı ve görsel yöntemlere doğru kademeli bir geçiş gördük. Bu modeller daha geniş kullanıcı girdilerine dayandığı için, söz konusu verilerin dikkatle yönetilmesi kullanıcı güvenini korumada kritik olmaya devam edecek.”</em></p>
<p><strong>Yapay zekâ destekli alışveriş asistanları platform dışına taşabilir</strong>. Yapay zekâ tabanlı alışveriş asistanlarının, tarayıcılara, mobil uygulamalara ve üçüncü taraf hizmetlere entegre olarak perakende platformlarının dışına taşınması bekleniyor. Bu araçlar kullanıcı deneyimini kolaylaştırsa da veri toplama sürecini perakendecilerin doğrudan kontrolü dışına çıkararak yeni ve daha az görünür gizlilik riskleri yaratıyor. Sürekli erişim gereksinimi, kullanıcı davranışlarının çok daha ayrıntılı profiller halinde toplanmasına yol açabiliyor.</p>
<p><strong>Görsel tabanlı ürün aramaları yeni gizlilik riskleri doğurabilir</strong>. Daha önce e-ticarette görsellerle ilgili gizlilik endişeleri, çoğunlukla ürün yorumlarında paylaşılan fotoğraflarla sınırlıydı. Ancak görsel tabanlı ürün aramasının yaygınlaşmasıyla birlikte fotoğraf yükleme, alışveriş deneyiminin rutin bir parçası haline geliyor. Kullanıcıların paylaştığı görseller; yüzler, ev içi ortamlar veya kargo etiketleri üzerindeki kişisel bilgiler gibi hassas detaylar içerebileceğinden, güvenli işleme, veri minimizasyonu ve sınırlı saklama politikaları kritik önem taşıyor.</p>
<p>Perakende ve e-ticaret sektörüne ilişkin raporun tamamına link üzerinden erişilebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Akıllı araçlarla gizliliğinizi koruyun.</strong> Paylaştığınız bilgilere dikkat edin; sorgularınızda kişisel görseller veya detaylar yüklemekten kaçının. Etkileşimleriniz, reklamlar ve hizmet iyileştirmeleri için kullanılan bir profilin oluşturulmasına katkı sağlar.</li>
<li><strong>Gönderenleri ve bağlantıları doğrulayın.</strong> E-posta veya mesajlarla gelen indirimlere ya da sipariş bildirimlerine güvenmeyin. Gönderenin adresini mutlaka kontrol edin ve aldığınız bağlantılara tıklamak yerine mağazanın web sitesini tarayıcınıza manuel olarak yazın.</li>
<li><strong>Satın almadan önce mağazayı araştırın.</strong> Yeni veya tanımadığınız bir çevrimiçi mağazadan alışveriş yapıyorsanız, meşruiyetini kontrol edin: müşteri yorumlarına bakın, web adresinin doğru yazıldığından emin olun ve site sayfalarının profesyonel ve özenli göründüğünü doğrulayın.</li>
<li><strong>Kart işlemlerinizi düzenli olarak izleyin.</strong> Sahte işlemler fark edilmeden geçebilir. Haftada bir gibi düzenli aralıklarla internet bankacılığına veya mobil uygulamanıza girerek son işlemleri kontrol edin. Şüpheli bir durum fark ederseniz kartınızı hemen bloke edin ve bankanızla iletişime geçin.</li>
<li><strong>Kötü amaçlı yazılımlar ve veri hırsızlığına karşı proaktif bir güvenlik yaklaşımı benimseyin.</strong> Enfeksiyonları önlemek ve cihazınızı düzenli olarak taramak için Kaspersky Premium gibi güvenilir siber güvenlik yazılımları kullanın. Enfekte bir uygulama tespit ederseniz derhal kaldırın ve temiz olduğu doğrulanmış bir güncelleme yayınlanana kadar yeniden yüklemeyin. Ayrıca hassas verileri güvenli şekilde yönetin: parolaları veya kurtarma ifadelerini fotoğraf galerinizde ya da notlarınızda saklamaktan kaçının; bunun yerine Kaspersky Password Manager gibi güvenilir, özel bir parola yöneticisi kullanın.</li>
<li><strong>Kurumsal altyapıyı oltalama (phishing) ve fidye yazılımları dahil geniş bir tehdit yelpazesine karşı koruyun.</strong> Gerçek zamanlı koruma, tehdit görünürlüğü, inceleme ve gelişmiş müdahale yetenekleri sunan Kaspersky Next ürün ailesinden çözümler kullanın. Siber güvenlik uzmanı eksikliği olan şirketler, tehdit tespitinden sürekli koruma ve iyileştirmeye kadar tüm olay yönetimi döngüsünü kapsayan  Kaspersky Managed Detection and Response (MDR) ve/veya  Incident Response yönetilen güvenlik hizmetlerini tercih edebilir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-destekli-alisveriste-gizlilik-cikmazi-kasperskyden-2026-perakende-ve-e-ticaret-ongoruleri-606612">Yapay Zeka Destekli Alışverişte Gizlilik Çıkmazı: Kaspersky&#8217;den 2026 Perakende ve E-Ticaret Öngörüleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir tarımının yol haritası kooperatiflerle belirleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-tariminin-yol-haritasi-kooperatiflerle-belirleniyor-606585</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 08:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belirleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[haritası]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatifler]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatiflerle]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tarımının]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606585</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın, İzmir tarımını kooperatiflerle güçlendirmek amacıyla başlattığı “Kooperatif Buluşmaları”, tarımsal kalkınma kooperatifleriyle devam etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-tariminin-yol-haritasi-kooperatiflerle-belirleniyor-606585">İzmir tarımının yol haritası kooperatiflerle belirleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın, İzmir tarımını kooperatiflerle güçlendirmek amacıyla başlattığı “Kooperatif Buluşmaları”, tarımsal kalkınma kooperatifleriyle devam etti. Başkan Tugay, sürdürülebilir tarım için doğru yöntemlerin önemine dikkat çekerek, sorunların Büyükşehir Belediyesi ve çiftçilerin iş birliğiyle, bilimin rehberliğinde çözüleceğini belirtti.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kooperatifleşmede Türkiye’nin önde gelen kenti İzmir’de tarımsal kalkınma kooperatifleriyle bir araya geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kooperatif Toplantıları” kapsamında, su ürünleri ve sulama kooperatiflerinin ardından tarımsal kalkınma kooperatifleriyle ilk toplantı gerçekleştirildi.</p>
<p>“Kooperatiflerle Büyüyen Dayanışma, Güçlenen Üretim” sloganıyla düzenlenen toplantının ilk etabında Küçük Menderes Havzası’ndaki kooperatifler buluştu. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapılan toplantının moderatörlüğünü Prof. Dr. Yusuf Kurucu üstlendi.</p>
<p><strong>Kooperatiflerin sorunları masaya yatırıldı </strong></p>
<p>Toplantıda Başkan Tugay, kooperatif temsilcilerine tek tek söz vererek ekimden hasada kadar yaşanan sorunları, talepleri ve önerileri dinledi. Kooperatif temsilcileri; iklim krizi, sulama, markalaşma ve pazarlama, artan girdi maliyetleri, tarımsal eğitim eksikliği ve haksız rekabet gibi birçok başlıktaki sorunlarını dile getirdi.</p>
<p>Karşılıklı görüş alışverişiyle tarımda izlenecek yol haritası belirlendi. Kısa vadede çözülebilecek konular için anında talimatlar verilirken, orta ve uzun vadeli sorunlar için planlama yapıldı.</p>
<p><strong>Su sorununa dikkat çekti</strong></p>
<p>Toplantıda kooperatiflere seslenen Başkan Tugay, İzmir’de farklı sektörlerde geçimini sağlayan insanların sorun yaşamadan, hatta koşullarını iyileştirerek hayatlarını sürdürmesini hedeflediklerini söyledi. En önemli sorunun su olduğuna dikkat çeken Tugay, artan hava sıcaklıkları ve orman yangınlarının tesadüf olmadığını, bu sorunların önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceğini vurguladı.</p>
<p>Bu noktada “Her şeyi doğru yapıyor muyuz?” sorusunun sorulması gerektiğini belirten Tugay, doğru ürün ve sulama yöntemlerinin seçilip seçilmediğinin, hayvancılığın bilimsel esaslara göre yapılıp yapılmadığının sorgulanmasının önemine işaret etti. Geleneksel yöntemlerin yanı sıra, kısa vadeli beklentilerle ve bilimsel temele dayanmadan yapılan üretim tercihlerinin yaygın olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, tarımda kararların bilgi ve bilime dayalı olarak alınması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>“Bize düşeni biz yapalım, size düşeni siz yapın”</strong></p>
<p>Dünya tarımında bilime dayalı üretim modelini benimseyen Hollanda’yı örnek gösteren Başkan Tugay, “Bizim herkesin bilgisine sonsuz saygımız var. Ama başka ülkelere baktığımız zaman çiftçisinin emeğinin karşılığını aldığını görüyoruz. Biz fidan dağıtıyoruz, fidanların yarısı kuruyor, dikilmiyor. Hayvan dağıtalım diyoruz, bu hayvanları beslemek çoğaltmak yerine satmayı tercih ediyorlar. Bu iş, belediyenin tek taraflı, iyi niyetli adım atmasıyla çözülmüyor. Burada en doğrusu nedir, buna kafa yormamız ve bu kararları birlikte vermemiz gerekiyor. Ondan sonra bize düşeni biz yapalım, size düşeni siz yapın” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin büyük ve güçlü bir kurum olduğunu ifade eden Başkan Tugay, son yıllarda birçok sorunun giderildiğini ve çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Tugay, “İzmir Büyükşehir Belediyesi, bundan iki sene öncesine göre daha iyi durumda. Problemli olan birçok şeyi düzelttik; düzeltmeye devam ediyoruz. Ama bazı konular var ki bunlar bizim paramızın olup olmamasıyla ilgili değil. İlla ki yanlış ürün seçilirse, fazla su tüketilirse bu sorunları çözemeyiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Doğru olan neyse, birlikte onu yapacağız”</strong></p>
<p>İzmir’in tarım arazileri ve havzalarının zenginliğine dikkat çeken Başkan Tugay, tarımın İzmir için özenle ele alınması gereken bir alan olduğunu vurguladı. Bu konuda kapsamlı değerlendirmeler yaptıklarını belirten Tugay, doğru adımların atılması için kooperatiflerin görüşlerinin de büyük önem taşıdığını söyledi.</p>
<p>Amaçlarının yalnızca toplantı yapmak değil, doğruyu birlikte bulmak olduğunu ifade eden Başkan Tugay, kooperatifleri güçlü ve önemli yapılar olarak gördüklerini belirtti. Kooperatifçiliği desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Tugay, “Kooperatifler birliktir, birlikten gelen güçtür.  Doğru olan neyse, birlikte onu yapacağız” dedi.</p>
<p><strong>Üngür: İzmir’deki kooperatiflerde 19 bin ortağımız var</strong></p>
<p>Toplantıda İzmir’in kooperatif yapısına ilişkin bilgi veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, kent genelinde toplam 289 kooperatif bulunduğunu, bunların 163’ünün tarımsal kalkınma kooperatifi olduğunu söyledi. Kooperatif sayısının fazlalığı nedeniyle toplantıları iki etap halinde planladıklarını belirten Üngür, ilk etapta Küçük Menderes Havzası ve Kemalpaşa’daki kooperatiflerin davet edildiğini ifade etti.</p>
<p>Üngür ayrıca İzmir’deki kooperatiflerde yaklaşık 19 bin ortağın yer aldığını, kooperatifleşmenin en yoğun olduğu ilçenin Bergama olduğunu; onu Ödemiş, Tire ve Bayındır’ın izlediğini belirtti. Birinci Derece Tarımsal Kalkınma Örgüt Belgesi sayısının 12’ye ulaştığını aktaran Üngür, İzmir’in bu alanda Türkiye genelinde ikinci sırada yer aldığını söyledi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Kurucu: Tedbir almazsak 2079’a kadar hiçbir şey kalmayacak</strong></p>
<p>Toplantıda konuşan Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Türkiye’nin kuraklık haritası verilerini yıllara göre karşılaştırmalı olarak anlattı. Yusuf Kurucu, “Bilim yıllardır iklimin değişeceğini söylüyor. O nedenle ayağımızı yorganımıza göre uzatacağız. Bir önceki yıla göre daha şiddetli kuraklık yaşıyoruz. Eğer bugünden tedbirimizi almazsak, 2079 yılına kadar çocuklarımıza, torunlarımıza hiçbir şey kalmayacak. Yaz uzuyor, ilkbahar, sonbahar kısalıyor. Her on yılda bir en az yüzde 12 oranında yeraltı suyu ve yağmur sularında azalma var. Bu da tarımda suyun kullanımında çok dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-tariminin-yol-haritasi-kooperatiflerle-belirleniyor-606585">İzmir tarımının yol haritası kooperatiflerle belirleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Raylar tam yol Kartepe&#8217;ye doğru döşeniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/raylar-tam-yol-kartepeye-dogru-doseniyor-606204</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 11:21:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[döşeniyor]]></category>
		<category><![CDATA[hat]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[ray]]></category>
		<category><![CDATA[raylar]]></category>
		<category><![CDATA[tam]]></category>
		<category><![CDATA[tramvay]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606204</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli’yi demir ağlarla ören Büyükşehir Belediyesi, raylı sistem ağını İzmit’ten Kartepe’ye uzatıyor. Bu kapsamda 1,4 kilometrelik yeni hatta ray döşeme işlemleri tüm hızıyla sürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/raylar-tam-yol-kartepeye-dogru-doseniyor-606204">Raylar tam yol Kartepe&#8217;ye doğru döşeniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’yi demir ağlarla ören Büyükşehir Belediyesi, raylı sistem ağını İzmit’ten Kartepe’ye uzatıyor. Bu kapsamda 1,4 kilometrelik yeni hatta ray döşeme işlemleri tüm hızıyla sürüyor. EDOK Komutanlığı ve Nesibe Aydın Okulları önünden geçecek olan duraklar, yakın zamanda binlerce vatandaşa hizmet verecek.</p>
<p><b>HAT GENİŞLİYOR, KONFOR ARTIYOR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 2017 yılında hizmete aldığı 13.5 kilometrelik tramvay hattı, raylı sistem ağına yapılan son yatırımdan sonra Kocaeli Stadyumu’na kadar uzandı. Toplam uzunluğu 18.7 kilometreyi bulan hat boyunca 27 durak bulunuyor. Artan yolcu sayısıyla birlikte hem tramvayın hattını genişleten Büyükşehir Belediyesi hem de hattın konforunu yükseltiyor. Kent içi trafiğinde yoğun olarak tercih edilen tramvay hattını Kartepe’ye ulaştıracak proje kapsamında saha çalışmaları aralıksız sürüyor.</p>
<p><b>RAYLAR DÖŞENMEYE BAŞLADI</b></p>
<p>Çevreci ve konforlu ulaşımı kent geneline yayan Büyükşehir Belediyesi, bu doğrultuda raylı sistem ağını her geçen gün daha da genişletiyor. Kent içinde toplu taşımada en çok tercih edilen araçlardan biri olan tramvay hattı, yakın zamanda Kartepe’ye de uzanacak. Bu kapsamda devam eden çalışmalarda raylar döşenmeye başlandı.</p>
<p><b>150 METRELİK ALANA BETON DÖKÜLDÜ</b></p>
<p>Yolcu sayısının artmasıyla tramvay hattının genişletme çalışmaları sürerken, Kartepe’ye uzanan hattın ray döşeme işlemleri de devam ediyor. Ray döşenen 150 metrelik alana ana beton döşeme işlemi yapılırken, bu hattın trafo merkezi kazısı da ilerleyen günlerde başlayacak. Toplamda 1.4 kilometre uzunluğundaki hatta iki durak olacak. İlki belediye kampüsünün olduğu eski EDOK Komutanlığı, ikinci durak ise Nesibe Aydın Okullarının olduğu bölgede yer alacak.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/raylar-tam-yol-kartepeye-dogru-doseniyor-606204">Raylar tam yol Kartepe&#8217;ye doğru döşeniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hasta Olunca C Vitamini Takviyesi Almak Doğru mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hasta-olunca-c-vitamini-takviyesi-almak-dogru-mu-605890</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 20:21:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[C Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[olunca]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[takviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605890</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk algınlığı, grip ya da halsizlik belirtileri başladığında birçok kişi ilk refleks olarak C vitamini takviyelerine yöneliyor. Bazı kişiler de hastalık sürecinde yüksek doz C vitamini almanın iyileşmeyi hızlandıracağını düşünüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hasta-olunca-c-vitamini-takviyesi-almak-dogru-mu-605890">Hasta Olunca C Vitamini Takviyesi Almak Doğru mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Füsun Topçugil, C vitamininin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerinin doğru zamanlama ile değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>C Vitamini Bağışıklık Sistemini Destekler</strong></p>
<p>C vitamini, bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasında rol oynayan temel vitaminlerden biridir. Antioksidan özellikleri sayesinde hücreleri oksidatif stresten korur, bağışıklık hücrelerinin normal fonksiyonlarını sürdürmesine katkı sağlar. Ancak bu etki, düzenli ve yeterli alım sonucunda ortaya çıkabilir.</p>
<p>Hastalık başladıktan sonra alınan C vitamini takviyesi, enfeksiyonu ortadan kaldıran ya da süreci doğrudan sonlandıran bir etkisi yoktur. Bu nedenle C vitaminini bir ilaç gibi değerlendirmek doğru değildir.</p>
<p><strong>Hastalık Başladıktan Sonra Yüksek Doz C Vitamini Almak İyileşmeyi Hızlandırmaz</strong></p>
<p>Toplumda sık karşılaşılan bir diğer yanlış inanış, hastalık döneminde yüksek doz C vitamini almanın süreci kısalttığı yönündedir. Güncel bilimsel veriler, C vitamininin soğuk algınlığı ve grip gibi viral enfeksiyonların süresini anlamlı ölçüde azaltmadığını göstermektedir. Bu noktada C vitamini, bağışıklık sistemini önceden destekleyen bir unsurdur; hastalık ortaya çıktıktan sonra tek başına tedavi edici bir rol üstlenmez.</p>
<p><strong>C Vitamini Ne Zaman Alınmalı?</strong></p>
<p>C vitamini suyla eriyen bir vitamindir ve vücudumuzda depolanmaz. Bu yüzden &#8220;bir defada çok almak&#8221; yerine &#8220;her gün yeteri kadar almak&#8221; asıl stratejimiz olmalıdır.</p>
<p>  </p>
<p><strong>Koruyucu Kalkan Olarak:</strong> C vitamini, düzenli kullanıldığında bağışıklık sistemini zinde tutabilir. Düzenli alan kişilerde soğuk algınlığı süresinin kısalabildiği gözlemlenmiştir.</p>
<p><strong>Stres ve Yorgunluk Dönemlerinde: </strong>Vücudun fiziksel ve mental stres altında olduğu dönemlerde C vitamini ihtiyacı artabilir.<br />  <strong>Demir Eksikliği Varsa:</strong> C vitamini, bitkisel kaynaklı demirin emilimini artırır. Bu nedenle demir eksikliği olan hastaların öğünlerinde C vitaminine yer vermesi önemlidir.</p>
<p>Günlük C Vitamini İhtiyacı Öncelikle Besinlerle Karşılanmalıdır</p>
<p>Sağlıklı bireylerde C vitamini ihtiyacının büyük bir bölümü dengeli ve sağlıklı beslenme ile karşılanabilir. Taze sebze ve meyveler, C vitamini açısından zengin doğal kaynaklardır.</p>
<p>Takviye kullanımı ise herkes için rutin bir gereklilik değildir. Emilim sorunları olanlar, yetersiz beslenen kişiler ya da doktor tarafından ihtiyaç saptanan durumlarda takviyeler gündeme gelebilir. </p>
<p><strong>Uzm. Dr. Füsun Topçugil’den 3 Altın Öneri</strong></p>
<p><strong>Güne Yayarak Tüketin: </strong>Tek seferde 1000 mg almak yerine, gün içinde taze sebze ve meyvelerle doğal yoldan karşılayın.<br />  <strong>Sigara Kullanıyorsanız Dikkat: </strong>Sigara içenlerin vücudundaki C vitamini seviyesi daha hızlı düşer; bu bireylerin ihtiyacı daha fazladır.<br />  <strong>Doktorunuza Danışın:</strong> Kronik bir hastalığınız veya böbrek probleminiz varsa, &#8220;nasıl olsa vitamin&#8221; diyerek takviyeye başlamayın.</p>
<p>Sonuç olarak; C vitamini bir acil yardım butonu değil, bir yaşam biçimi olmalıdır. Bağışıklığınızı hastalık gelmeden önce inşa edin.</p>
<p>Uzm. Dr. Füsun Topçugil kapanışta şu vurguyu yapıyor:</p>
<p>“Bağışıklık sistemi, son anda alınan takviyelerle değil; günlük yaşamda sürdürülen dengeli beslenme ve sağlıklı alışkanlıklarla güçlenir. C vitamini bu sürecin destekleyici bir parçasıdır, tek başına bir tedavi yöntemi değildir.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hasta-olunca-c-vitamini-takviyesi-almak-dogru-mu-605890">Hasta Olunca C Vitamini Takviyesi Almak Doğru mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky, siber güvenlik sağlayıcılarına yönelik bağımsız şeffaflık ve hesap verebilirlik değerlendirmesinde lider konumda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-siber-guvenlik-saglayicilarina-yonelik-bagimsiz-seffaflik-ve-hesap-verebilirlik-degerlendirmesinde-lider-konumda-605241</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 10:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[güncelleme]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayıcılarına]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[Siber Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky, 14 önde gelen siber güvenlik sağlayıcısının bağımsız bir şeffaflık ve hesap verebilirlik değerlendirmesine dayanan yeni kapsamlı raporu “Tespitin Ötesinde Koruma: Siber Güvenlik Geleceğinizi Neden Güven ve Şeffaflık Belirliyor”u yayımladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-siber-guvenlik-saglayicilarina-yonelik-bagimsiz-seffaflik-ve-hesap-verebilirlik-degerlendirmesinde-lider-konumda-605241">Kaspersky, siber güvenlik sağlayıcılarına yönelik bağımsız şeffaflık ve hesap verebilirlik değerlendirmesinde lider konumda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky, 14 önde gelen siber güvenlik sağlayıcısının bağımsız bir şeffaflık ve hesap verebilirlik değerlendirmesine dayanan yeni kapsamlı raporu “Tespitin Ötesinde Koruma: Siber Güvenlik Geleceğinizi Neden Güven ve Şeffaflık Belirliyor”u yayımladı. Değerlendirme sonuçlarına göre Kaspersky; veri yönetimi, tedarik zinciri güveni ve müşteri doğrulama yetkinlikleri başta olmak üzere birçok alanda sektör standartlarının istikrarlı biçimde üzerine çıkarak, incelenen şirketler arasında en şeffaf sağlayıcılardan biri olarak öne çıktı.</strong></p>
<p>Kaspersky’nin yeni çalışmasına temel teşkil eden bağımsız &#8220;Siber Güvenlikte Şeffaflık İncelemesi ve Hesap Verebilirlik&#8221; araştırması, 2025 yılında Tirol Ticaret Odası (WKO) tarafından talep edildi ve AV-Comparatives iş birliğiyle MCI | The Entrepreneurial School® ile Studio Legale Tremolada tarafından gerçekleştirildi. Araştırma, sağlayıcıları çok geniş bir şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterleri yelpazesinde değerlendiriyor ve temel uyumluluğun yaygın olmasına rağmen, doğrulanabilir güven uygulamalarının sektör genelinde hâlâ nadir görüldüğünü ortaya koyuyor.</p>
<p>Değerlendirme, Kaspersky’yi ayrıştıran temel unsurları da net biçimde ortaya koydu. İncelenen 14 sağlayıcıdan yalnızca üçü, müşterilerine kaynak kodu, veri işleme uygulamaları ve güncelleme süreçlerinin bağımsız olarak incelenmesine imkân tanıyan Şeffaflık Merkezlerine erişim sunuyor. Bu üç şirket arasında Kaspersky, tehdit algılama kurallarının incelenmesi ve yazılım derlemelerinin herkese açık sürümlerle birebir örtüştüğünü doğrulayan kontrolleri de kapsayan en geniş Şeffaflık Merkezi yaklaşımıyla öne çıkıyor. Kaspersky, Küresel Şeffaflık Girişimi kapsamında dünya genelinde 10’dan fazla Şeffaflık Merkezi açarak kurumsal ve kamu paydaşlarına farklı inceleme seçenekleri sunuyor.</p>
<p>Kaspersky, aynı zamanda Yazılım Malzeme Listesi’ne (Software Bill of Materials – SBOM) erişim sağlayan yalnızca üç sağlayıcıdan biri olurken, kolluk kuvvetleri ve kamu kurumlarından gelen talepleri düzenli şeffaflık raporlarıyla kamuoyuyla paylaşan sadece dört şirketten biri konumunda bulunuyor. Bu tablo, sektörde beyan edilen taahhütlerle fiili hesap verebilirlik uygulamaları arasındaki belirgin farkı da gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Kaspersky, Niş Şeffaflık Uygulamalarında Üstünlük Sergiliyor</strong></p>
<p>Değerlendirilen 60 kriterin 57’sinde sektör kıyaslamalarını karşılayan veya aşan Kaspersky, incelenen tüm sağlayıcılar arasında en yüksek sonuca ulaştı. Ayrıca Kaspersky, güvenlik duruşuna ilişkin tüm kriterleri eksiksiz karşılayan yalnızca üç şirketten biri oldu. Bu kriterler arasında güvenlik açığı bildirimleri, güvenlik duyuruları, iş birliği yaklaşımı, “Safe Harbor” taahhüdü, güvenlik denetimi sonuçları ve güvenli Yazılım Geliştirme Yaşam Döngüsü (SDLC) süreçleri yer alıyor. Raporda bu unsurlar, “güvenilirliğin ve uzun vadeli dayanıklılığın temel göstergeleri” olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Değerlendirme kapsamında, siber güvenlik ürünlerine yönelik uygulamalı bir teknik analiz de gerçekleştirildi. Kaspersky Next EDR Optimum, testler sırasında minimum düzeyde veri toplamasıyla dikkat çekti. Ayrıca müşterilere, bulut tabanlı itibar servislerini ve EDR işlevlerini tamamen devre dışı bırakabilme imkânı sunması nedeniyle takdir edildi.</p>
<p>Araştırma, ürün güncellemeleri üzerindeki müşteri kontrolünün sağlayıcılar arasında ciddi farklılıklar gösterdiğini de ortaya koydu. Neredeyse tüm sağlayıcılar güncelleme geçmişlerini kamuya açık şekilde paylaşsa da yalnızca sekizi kademeli güncelleme dağıtımını destekliyor. Sadece altı sağlayıcı — Kaspersky de dahil — müşterilerin virüs tanımlarını incelemesine olanak tanıyor. Bu yetkinlikler, değişiklik yönetimi ve doğrulamanın kritik önem taşıdığı regülasyona tabi veya hassas sektörlerde faaliyet gösteren kuruluşlar için belirleyici rol oynuyor.</p>
<p>Araştırmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan <strong>Kaspersky Kurucusu ve CEO’su Eugene Kaspersky</strong>, şeffaflığın ancak somut biçimde ortaya konulduğunda güvenilir olabileceğini vurguladı: “<em>Siber güvenlik çözümleri müşterilerimizin sistemlerinin en derin katmanlarında çalışıyor; bu nedenle hesap verebilirlik son derece kritik</em>.” diyen Kaspersky, sözlerini şöyle sürdürdü: “<em>Bağımsız uzmanlar çalışmalarımızı incelediğinde, şeffaflık soyut bir kavram olmaktan çıkıp ölçülebilir bir değere dönüşüyor. Kuruluşlara, kime güveneceklerine karar verirken kullanabilecekleri somut kanıtlar sunarken, aynı zamanda tüm siber güvenlik sektöründe daha yüksek standartların oluşmasını teşvik ediyoruz</em>.”</p>
<p>Uç nokta tespit ve yanıt (EDR) platformları; telemetri verilerini işler, otomatik güncellemeleri yönetir ve koruma sağlamak için bulut tabanlı servislerden yararlanır. Bu nedenle şeffaflık ve hesap verebilirlik, artık yalnızca teknik özellikler olarak değil; yönetişim, mevzuata uyum ve tedarik zinciri riskiyle doğrudan ilişkili unsurlar olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><strong>Şeffaflık, belirleyici bir kriter</strong></p>
<p>Raporda, CISO’lar ve kurumsal karar vericiler için şeffaflığın, sağlayıcı seçiminde temel değerlendirme kriterlerinden biri olması gerektiği sonucuna varılıyor. SBOM erişimi, doğrulanabilir güncelleme süreçleri, yayımlanmış denetim sonuçları ve müşteri kontrolünde veri akışları gibi yapılandırılmış şeffaflık unsurlarını güçlü koruma yetenekleriyle birleştiren sağlayıcılar, kurumlara daha yüksek güvence sunuyor.</p>
<p>Sektör genelinde ise araştırma, hesap verebilirlik odaklı siber güvenlik yönetişimine doğru daha geniş bir dönüşüme işaret ediyor. Regülasyonlar, giderek artan biçimde izlenebilirlik, güvenli yazılım geliştirme ve pazara sunum sonrası şeffaflık konularını ön plana çıkarıyor. Bugün sınırlı benimsenen uygulamaların, yakın gelecekte sektör için asgari standart hâline gelmesi bekleniyor. Bağımsız değerlendirmeler, bu beklentiler evrilirken hem sağlayıcılar hem de müşteriler için önemli bir referans noktası oluşturuyor.</p>
<p>Kaspersky, CISO’ların üçüncü taraf risk yönetimini güçlendirmelerine destek olmak amacıyla kapsamlı rapora, yazılım sağlayıcılarının güvenilirliğini değerlendirmeye ve tedarik zinciri dayanıklılığını artırmaya yönelik uygulanabilir bir kontrol listesi de ekledi.</p>
<p>“Siber Güvenlikte Şeffaflık İncelemesi ve Hesap Verebilirlik” başlıklı raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-siber-guvenlik-saglayicilarina-yonelik-bagimsiz-seffaflik-ve-hesap-verebilirlik-degerlendirmesinde-lider-konumda-605241">Kaspersky, siber güvenlik sağlayıcılarına yönelik bağımsız şeffaflık ve hesap verebilirlik değerlendirmesinde lider konumda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Su Konferansı&#8217;nda kentlerin su yönetimi masaya yatırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/su-konferansinda-kentlerin-su-yonetimi-masaya-yatirildi-604890</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 13:35:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[barajı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Elibol]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Müdürü]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kentlerin]]></category>
		<category><![CDATA[konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[masaya]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[Su Verimliliği]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yatırıldı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604890</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de düzenlenen Su Konferansı kapsamındaki “Kentlerde Su” başlıklı oturumda, iklim değişikliği, kuraklık ve artan nüfus baskısı altında kentlerin su yönetimi tüm yönleriyle ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/su-konferansinda-kentlerin-su-yonetimi-masaya-yatirildi-604890">Su Konferansı&#8217;nda kentlerin su yönetimi masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de düzenlenen Su Konferansı kapsamındaki “Kentlerde Su” başlıklı oturumda, iklim değişikliği, kuraklık ve artan nüfus baskısı altında kentlerin su yönetimi tüm yönleriyle ele alındı. Oturumda konuşan İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, “Bugün kentte sağlanan suyun yaklaşık yüzde 30’u, aldığımız tasarruf önlemleri sayesinde mümkün oldu. Attığımız adımlardan biri bile geç atılsaydı, Tahtalı Barajı’ndaki su tamamen tükenebilirdi” dedi.</p>
<p>Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), İzmir Ticaret Borsası ve Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) tarafından düzenlenen Su Konferansı kapsamında gerçekleştirilen “Kentlerde Su” başlıklı oturumda, artan kuraklık, azalan yağışlar ve nüfus baskısı altında kentlerin su yönetimi masaya yatırıldı. Oturumda, ulusal su verimliliği politikaları, yerel yönetimlerin sorumlulukları ve İzmir’in mevcut su arzına ilişkin çarpıcı veriler paylaşıldı. Oturumun moderatörlüğünü İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Gündüz üstlendi. Panelde, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Verimliliği Daire Başkanı Aslıhan Korkmaz, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, Swissotel Büyük Efes İzmir Genel Müdürü Rıza Elibol ile Epig Mimarlık Kurucusu ve BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p><strong>Erdoğan : İzmir’de suyun yüzde 74’ü kuyulardan karşılanıyor</strong></p>
<p>İzmir’in mevcut su arz tablosunu çarpıcı verilerle ortaya koyan İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, “İzmir’de ortalama su ihtiyacı saniyede 7 bin 500 litre. Sabah ve akşam saatlerinde bu ihtiyaç 8 bin 500-9 bin litre/saniye seviyelerine çıkıyor. Günlük ortalamayı sağlamak yetmiyor, pik saatlerde de bu debiyi verebilmek gerekiyor. Gördes ve Balçova barajları yüzde 0, Tahtalı Barajı yüzde 1, Kutlu Aktaş Barajı yüzde 4, Ürkmez Barajı yüzde 7 seviyesinde. Özel sektör işletmesindeki Güzelhisar Barajı’nda doluluk oranı yüzde 41. İzmir diğer büyük kentlere göre barajlara erişimde dezavantajlı bir konumda. İstanbul’da içme suyunun yüzde 98’i, Ankara’da ise yüzde 99’u barajlardan sağlanıyor. İzmir’de bu oran yüzde 26’ya düştü. Kentin suyunun yüzde 74’ü kuyulardan karşılanıyor” dedi.</p>
<p><strong>Kayıp-kaçakta düşüş, kaynakta artış</strong></p>
<p>İZSU’nun kayıp-kaçakla mücadelede önemli bir ilerleme kaydettiğini vurgulayan Erdoğan, kent genelinde kayıp-kaçak oranının yüzde 25,80, kent merkezinde ise yüzde 24,80 seviyesine düşürüldüğünü söyledi. Son bir yılda yaklaşık yüzde 2,3’lük bir iyileşme sağlandığını aktaran Erdoğan, gece saatlerinde yapılan kontrollü kesintilerin bu sonuçta etkili olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Yer altı kaynakları kritik rol oynuyor</strong></p>
<p>Erdoğan, İzmir kent merkezinin yaklaşık üçte birinin Sarıkız–Göksu kaynakları ve Halkapınar kuyularından beslendiğini belirtti. Bu bölgelerde açılan ve yenilenen kuyularla 6,6 milyon metreküp ilave içme suyu sağlandığını kaydeden Erdoğan, Halkapınar’da terfi kapasitesinin 1.000 litreden 1.500 litre/saniyeye çıkarıldığını, bu sayede buradan alınan suyun yüzde 55 artırıldığını söyledi.</p>
<p><strong>Alınan önlemler Tahtalı’yı kurtardı</strong></p>
<p>Kuraklık riskinin erken öngörüldüğünü ifade eden Erdoğan, nisan ayı itibarıyla park-bahçe aboneliklerinin iptal edildiğini, kademesiz aboneliklerin tamamında kademeli tarife sistemine geçildiğini ve yaz aylarında gece kesintilerinin uygulamaya alındığını belirtti. Bu önlemler sayesinde 14,2 milyon metreküp su tasarrufu sağlandığını vurgulayan Erdoğan, 2024 ve 2025 Ağustos ayları karşılaştırıldığında kent merkezinde yüzde 16 daha az su tüketildiğini söyledi. Erdoğan, “Bugün kentte sağlanan suyun yaklaşık yüzde 30’u, bu önlemler sayesinde mümkün oldu. Bu adımlardan biri bile geç atılsaydı, Tahtalı Barajı’ndaki su tamamen tükenebilirdi” dedi.</p>
<p><strong>Korkmaz: Artık nüfustan kaynağa doğru düşünmeliyiz</strong></p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı Su Verimliliği Daire Başkanı Aslıhan Korkmaz ise iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışları ve yağışlardaki azalışın, yüzyılın sonuna doğru su kaynaklarında çok ciddi azalmalar yaratacağını vurguladı. Bu nedenle su yönetiminde bakış açısının değişmesi gerektiğini ifade eden Korkmaz, “Artık sadece kaynaktan nüfusa değil, nüfustan kaynağa doğru da düşünmek zorundayız. Kentsel su yönetimi kaynağın korunmasıyla başlar. Su kayıplarının azaltılması, atık suyun geri kazanımı, gri su ve yağmur suyu sistemleri tek bir çatı altında toplanarak ulusal politikalara entegre edildi. Bu kapsamda hazırlanan Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı ulusal bir yol haritası oldu” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Güneş: Kentleri betonlaştırarak suya ulaşamayız</strong></p>
<p>Epig Mimarlık Kurucusu ve BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, kentlerde yaşanan su sorunlarının yalnızca iklim değişikliğiyle değil, yanlış şehircilik ve planlama tercihleriyle de doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. Güneş, “Bu süreci konuşurken, yaptığımız hatalara da dürüstçe bakmamız gerekiyor. Kentleri betonlaştırdık; yağmurun toprağın derinlerine inmesini engelleyen, su geçirmez yüzeyler oluşturduk. Betonlaşma yağışların yüzeyde kalmasına neden oluyor. Bu durum sel ve taşkın riskini artırıyor. Aynı zamanda toprağın yeterince beslenememesi nedeniyle yer altı su kaynaklarını zayıflatıyor. Yağan yağmur ya yüzeyde akıp gidiyor ya da hızla buharlaşıyor. Toprak suyla buluşamadığı için kuruyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Elibol: Turizmde suyu korumanın yolu misafiri sürecin parçası yapmaktan geçiyor</strong></p>
<p>Swissotel Büyük Efes İzmir Genel Müdürü Rıza Elibol ise konuşmasında turizm sektöründe su tüketiminin yalnızca tesis yönetimiyle değil, oteli kullanan herkesin davranışlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. Su verimliliğinde en kritik unsurun misafir davranışları olduğunu vurgulayan Elibol, yalnızca bilgilendirmenin yeterli olmadığını, teşvik mekanizmalarının devreye alınması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda otelde uygulamaya aldıkları modeli paylaşan Elibol, “Misafirlerimizden rica ediyoruz; odalarında havlu ve çarşaf değişimini kart sistemiyle kendileri belirlesinler. Bir adım daha ileri gittik. Misafirlerimize şunu söylüyoruz: Eğer bugün odanızın temizlenmesini istemezseniz, size 10 Euro karşılığı puan veriyoruz. Bu puanları yalnızca bizim otelimizde değil, ACCOR grubunun dünya genelindeki 5 bin otelinde kullanabiliyorlar” diye konuştu. Elibol, turizm sektörünün su verimliliği konusunda kent genelindeki politikalarla uyumlu hareket etmesinin artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini vurguladı.</p>
<p><strong>İslamoğlu: Biz yeni bir şey yaratmıyoruz</strong></p>
<p>Doğa ve çevre programları yapımcısı Güven İslamoğlu, kapanış konuşmasında su krizinin yalnızca teknik bir altyapı meselesi olarak ele alınamayacağını vurguladı. Sorunun çok daha derin ve bütüncül bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirten İslamoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Biz sürekli sudan konuşuyoruz ama havadan, oksijenden konuşmuyoruz. Oysa solunum, su kadar hayati. Yakın bir gelecekte soluyacak temiz oksijen bulamama riskiyle karşı karşıyayız. Gezegenin dengesi bozuluyor ve bu denge suyla, havayla, toprakla birlikte ele alınmak zorunda. Bu gezegen canlı bir gezegen. Dünyanın ağırlığı sabit; suyu da, minerali de belli. Uzaydan yeni bir su gelmediği sürece elimizdeki kaynak bu. Olan şey sadece dönüşüm. Karbon dönüşüyor, su dönüşüyor. Biz yeni bir şey yaratmıyoruz. Bugün konuştuğumuz yüzde 0,3’lük oranlar tesadüf değil. Bunlar gezegenin ayakta kalmasını sağlayan değerler. Bu denge bozulduğunda mesele sadece susuzluk olmaz; mesele yaşamın kendisi olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/su-konferansinda-kentlerin-su-yonetimi-masaya-yatirildi-604890">Su Konferansı&#8217;nda kentlerin su yönetimi masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihi caminin mülkiyeti Vakıflara geçti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tarihi-caminin-mulkiyeti-vakiflara-gecti-604679</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 13:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[caminin]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[geçti]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[mülkiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[vakıflara]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604679</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul’un önemli tarihi ve inanç mirasları arasında yer alan Karaköy Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nde İBB tarafından, Koruma Kurulu onaylı ve bilimsel esaslara dayalı olarak yürütülen rekonstrüksiyon çalışmaları sürerken, Danıştay Birinci Dairesi’nin 10 Eylül 2025 tarihli kararıyla alanın mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne tescil edilmesine hükmedildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarihi-caminin-mulkiyeti-vakiflara-gecti-604679">Tarihi caminin mülkiyeti Vakıflara geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul’un önemli tarihi ve inanç mirasları arasında yer alan Karaköy Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nde İBB tarafından, Koruma Kurulu onaylı ve bilimsel esaslara dayalı olarak yürütülen rekonstrüksiyon çalışmaları sürerken, Danıştay Birinci Dairesi’nin 10 Eylül 2025 tarihli kararıyla alanın mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne tescil edilmesine hükmedildi. Kararın kesinleşmesiyle birlikte, İBB’nin alandaki yetki ve sorumluluğu sona ererken, yürütülen tüm çalışmalara ilişkin bilgi, belge ve uygulama süreçleri eksiksiz biçimde ilgili kuruma devredildi.</strong></p>
<p>Osmanlı döneminden günümüze ulaşan ve İstanbul’un kent hafızasında önemli bir yere sahip olan Karaköy Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nde yürütülen rekonstrüksiyon çalışmaları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından bilimsel ilkelere dayalı, şeffaf ve Koruma Kurulu onaylı bir süreç kapsamında ele alındı. Yapının tarihi kimliğinin doğru biçimde korunması, depreme karşı güvenli hale getirilmesi ve kalıcı olarak yaşatılması hedefiyle planlanan çalışmalar; alanında uzman akademisyenlerden oluşan bir Bilim Kurulu eşliğinde ve titiz bir projelendirme süreciyle yürütüldü. Ancak süreç devam ederken, Danıştay Birinci Dairesi’nin kararı doğrultusunda cami alanının mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olduğu hükme bağlandı. Bu kararın kesinleşmesiyle birlikte, İBB’nin sahadaki tüm yetki ve sorumlulukları sona erdi ve alan tamamen Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tasarrufuna geçti.</p>
<p><strong>KENT TARİHİ TANITIM VE TURİZM DAİRESİ BAŞKANLIĞI ÇALIŞMALARI</strong></p>
<p>İBB Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen rekonstrüksiyon süreci, Koruma Kurulu tarafından onaylanan proje çerçevesinde ve bilimsel denetim altında planlandı. Bu kapsamda, Prof. Dr. Baha Tanman, Prof. Dr. Feridun Çılı, Büke Uras ve Prof. Dr. Kutay Özaydın’dan oluşan Bilim Kurulu’nun görüş ve yönlendirmeleri doğrultusunda, yapının özgünlüğünü esas alan hassas bir çalışma programı uygulandı.</p>
<p>Çalışmaların ilk aşamasında, arkeolojik kazı titizliğiyle caminin tarihi temellerinin ortaya çıkarılmasına odaklanıldı. Bu süreçte elde edilen bulgular doğrultusunda mevcut proje yeniden değerlendirilerek, yapının özgün izleriyle uyumlu bir rekonstrüksiyon yaklaşımı benimsendi. Ortaya çıkarılan yeni temel duvarları, hem tarihsel veriler hem de mühendislik ölçütleri açısından detaylı biçimde analiz edildi.</p>
<p>Zemin güvenliğine ilişkin çalışmalar, zemin mekaniği verileri esas alınarak yürütüldü. Bu doğrultuda, Prof. Dr. Kutay Özaydın tarafından önerilen zemin enjeksiyonu yöntemi uygulanarak zemin sağlamlaştırma işlemleri gerçekleştirildi. Yapılan bu müdahalelerle, olası bir deprem durumunda caminin sağlam bir zemine ve güvenli bir temele oturması hedeflendi. Çevresiyle birlikte güçlendirilen zemin üzerinde, mevcut temellerin korunması ve sağlamlaştırılması amacıyla mütemadi hatıl uygulamasına yönelik hazırlıklar tamamlandı.</p>
<p>Süreç kapsamında, beden duvarlarının örülmesine geçilmeden önce zemin ve temel sistemlerinin bütüncül biçimde güvence altına alınması esas alındı. Bu doğrultuda, hem yapısal güvenliği hem de tarihi dokuya uygunluğu önceleyen aşamalar planlandı; beden duvarı yapım sürecine geçilmesi için gerekli tüm teknik ve bilimsel hazırlıkların tamamlanması hedeflendi.</p>
<p>Danıştay kararının kesinleşmesinin ardından, İBB tarafından alanda yürütülen tüm çalışmalara ilişkin raporlar, projeler, uygulama dokümanları ve teknik veriler Vakıflar Genel Müdürlüğü ile eksiksiz biçimde paylaşıldı. Ardından şantiye sahasının fiziki teslim süreci başlatılarak, alanın yönetimi ve sorumluluğu ilgili kuruma devredildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarihi-caminin-mulkiyeti-vakiflara-gecti-604679">Tarihi caminin mülkiyeti Vakıflara geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hpv Aşısı Hakkında Doğru Sandığınız 5 Yanlış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-dogru-sandiginiz-5-yanlis-604445</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 08:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[Hpv Aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[sandığınız]]></category>
		<category><![CDATA[Tipler]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahim ağzı kanseri, dünyada en sık görülen ve aslında önlenebilir kanser türlerinden birisidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-dogru-sandiginiz-5-yanlis-604445">Hpv Aşısı Hakkında Doğru Sandığınız 5 Yanlış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rahim ağzı kanseri, dünyada en sık görülen ve aslında önlenebilir kanser türlerinden birisidir. Bu kanserin en yaygın nedeni olan HPV virüsüne karşı geliştirilen aşı, hem kadınlarda hem erkeklerde etkili koruma sağlayabiliyor. Ancak toplumda hala bu aşıyla ilgili yanlış bilinen birçok bilgi bulunuyor. Bilimsel gerçekler göz ardı edildiğinde, aşı tereddüdü erken koruma şansını ortadan kaldırabiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Salih Taşkın, rahim ağzı kanserini önlemek için en önemli iki unsur olan HPV aşısı ve düzenli tarama testleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Rahim ağzı kanseri belirti vermeden de gelişebiliyor </strong></p>
<p>HPV (Human Papilloma Virüsü), cinsel yolla bulaşan en yaygın virüslerden biridir. 100’den fazla tipi bulunan HPV’nin bazı türleri siğillere yol açarken, bazıları rahim ağzı kanseri gibi ciddi hastalıklara neden olabilir. Cinsel olarak aktif kişilerin büyük çoğunluğu yaşamları boyunca en az bir kez HPV ile karşılaşır. Enfeksiyonların çoğu bağışıklık sistemi tarafından kendiliğinden temizlenir; ancak bazı yüksek riskli tipler kalıcı hale gelerek kansere yol açabilir.</p>
<p>Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamı yüksek riskli HPV tipleri ile ilişkilidir. Virüs hücrelerde uzun süre kalırsa, yıllar içinde kansere dönüşebilecek hücresel değişiklikler başlar. Bu süreç genellikle belirti vermeden ilerler. Bu nedenle düzenli smear ve HPV testleri hayati önem taşır. Anormal kanama gibi belirtiler erken evrede her zaman olmayabilir ve ancak hastalık ileri evreye ulaştığında ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Basit ve ağrısız bir işlem olan smear ve HPV testlerini ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Kadınların en çok endişe ettiği işlemlerden biri gibi görünse de smear ve HPV testleri kısa, basit ve ağrısız işlemlerdir. Jinekolojik muayene sırasında küçük bir fırça yardımıyla rahim ağzından örnek alınır. İşlem anestezi gerektirmez ve dakikalar içinde tamamlanır. Laboratuvar incelemesiyle hücresel değişiklikler (smear) ve yüksek riskli HPV tipleri araştırılır. Bu testler, kanser belirtiler ortaya çıkmadan yıllar önce hastalığın tespit edilmesini sağlar.</p>
<p><strong>Aşı sonrası da tarama testlerine devam edin </strong></p>
<p>HPV aşısı hem kız hem de erkek çocuklara önerilir. En ideal uygulama yaşı 9–14 yaş arasıdır. Bu dönemde bağışıklık sistemi en güçlü yanıtı verir. Ancak sonraki yaşlarda da aşı yapılabilir. Aşı tedavi edici değil, koruyucu bir etkidedir. Rahim ağzı kanserine neden olan HPV tiplerinin yüzde 90’ından fazlasına karşı koruma sağlar. Ayrıca genital siğil gibi diğer HPV kaynaklı hastalıkların da önüne geçer. </p>
<p>Tek eşlilik, kondom kullanımı ve sigaradan uzak durmak riski azaltabilir; ancak en güçlü koruma HPV aşısı ile sağlanır. Evet, aşı yüksek oranda koruyucudur; ancak aşının içermediği bazı tipler olduğu için düzenli smear ve HPV testleri aşıdan sonra da devam etmelidir. </p>
<p><strong>HPV aşısı hakkında doğru sandığınız 5 yanlış</strong></p>
<p><em><strong>Yanlış 1</strong></em>: HPV aşısı sadece kız çocukları içindir.</p>
<p><em><strong>Doğru:</strong></em> Aşı hem kızlarda hem erkeklerde koruyucudur.</p>
<p><em><strong>Yanlış 2:</strong></em> Aşı cinsel yaşam başladıktan sonra yapılmalıdır.</p>
<p><em><strong>Doğru:</strong></em> En etkili dönem 9–14 yaş arasıdır.</p>
<p><em><strong>Yanlış 3:</strong></em> HPV aşısı kısırlık yapar.</p>
<p><em><strong>Doğru:</strong></em> Böyle bir etkiyi gösteren hiçbir bilimsel kanıt yoktur. </p>
<p><em><strong>Yanlış 4</strong></em>: Aşı olursam smear ve HPV testine gerek yoktur.</p>
<p><strong>Doğru:</strong> Aşı güçlü koruma sağlar ama içermediği bazı tipler için tarama devam etmelidir. </p>
<p><em><strong>Yanlış 5:</strong></em> Tek eşlilik HPV’den tamamen korur.</p>
<p><em><strong>Doğru:</strong></em> Tek eşlilik riski azaltabilir ama ortadan kaldırmaz. HPV çok yaygındır, en güçlü koruma aşıdır.</p>
<p><strong>Rahim alınmadan tedavi mümkün mü?</strong></p>
<p>Erken evrede saptanan rahim ağzı kanserlerinde, rahim koruyucu cerrahi yöntemler uygulanabilir. “Konizasyon” veya “radikal trakelektomi” gibi yöntemlerle sadece kanserli bölge çıkarılır ve rahim korunur. Bu tekniklerle hasta, hem hastalıktan kurtulur hem de gebelik şansını koruyabilir. Ancak bu yöntemler sadece erken evre ve uygun kriterleri karşılayan hastalarda güvenle uygulanabilir. </p>
<p>Tarama sırasında anormal hücreler tespit edildiğinde, “konizasyon” yani rahim ağzından koni şeklinde doku alınması veya elektrik enerjisi ile anormal bölgenin çıkarılması olan LEEP işlemleri yapılabilir. Bu kısa ve güvenli işlemlerle hastalıklı doku temizlenir ve alınan örnek laboratuvarda incelenir. Bu yöntemler çoğu hastada rahmin korunmasına olanak tanır; yani kadınlar ileride anne olma şansını kaybetmez. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-asisi-hakkinda-dogru-sandiginiz-5-yanlis-604445">Hpv Aşısı Hakkında Doğru Sandığınız 5 Yanlış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe Kent Meydanı Camii&#8217;nde sona doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepe-kent-meydani-camiinde-sona-dogru-603418</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 09:21:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cami]]></category>
		<category><![CDATA[camii]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[katı]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[metrekare]]></category>
		<category><![CDATA[meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603418</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde hayata geçirdiği yatırımların yanı sıra ibadet alanlarının ihtiyaçlarını da karşılamaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-kent-meydani-camiinde-sona-dogru-603418">Kartepe Kent Meydanı Camii&#8217;nde sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde hayata geçirdiği yatırımların yanı sıra ibadet alanlarının ihtiyaçlarını da karşılamaya devam ediyor. Bu kapsamda birçok ibadethaneye destek veren Büyükşehir Belediyesi, Kartepe Kent Meydanı Camii’nin inşa çalışmalarında sona yaklaştı.</p>
<p><b>MODERN MİMARİ FONKSİYONEL YAPI</b><br />Büyükşehir Belediyesi tarafından Kartepe’de 30 bin metrekarelik alan içerisinde inşa edilen Kent Meydanı Camii, modern mimarisiyle dikkat çekiyor. Bodrum, zemin ve mahfil katı olmak üzere üç kattan oluşan camide çalışmalar son aşamaya geldi.<b> </b>Caminin ana giriş kapısı üstü fibercement sıva ve boya işleri tamamlanma aşamasına gelirken, elektrik, ses ve yangın sistemlerinin devreye alma çalışmaları sürüyor. Cami içindeki imalatlar büyük ölçüde tamamlanırken, mihrap, minber ve kürsü imalatları da bitirildi. Ana giriş kapıları ile mahfil katı korkuluklarının montajının yılbaşından sonra yapılması planlanıyor.</p>
<p><b>YAĞMUR SULARI DEĞERLENDİRİLECEK</b><br />Caminin cephelerinde yağmur sularının değerlendirilmesi amacıyla prekast cephe içlerine gizli yağmur suyu olukları yerleştirildi. Bu sistemle toplanan yağmur suları, bodrum katta bulunan iki ayrı depoda biriktirilecek. Depolarda toplanan suyun, tuvaletlerde ve peyzaj alanlarında kullanılması planlanıyor.</p>
<p><b>3 KATLI VE ÇOK AMAÇLI MİMARİ</b><br />Kartepe Kent Meydanı Camii, 3 katlı ve çok amaçlı bir yapı olarak projelendirildi. Caminin toplam ibadet alanı 2 bin 265 metrekare olarak planlanırken, projenin toplam inşaat alanı 5 bin 250 metrekareyi kapsıyor. Yapının 1.814 metrekarelik bodrum katında çok amaçlı salon, kütüphane, 6 adet derslik, 2 öğretmen odası ile kız ve erkek çocuklar için şadırvan ve tuvaletler yer alıyor.</p>
<p><b>GENİŞ İBADET ALANLARI</b><br />2.467 metrekareden oluşan zemin katta ana ibadet alanı, son cemaat bölümü ve ayakkabılık alanı bulunuyor. Zemin kattaki ana ibadet alanı 1.375 metrekare, son cemaat alanı ise 325 metrekare olarak planlandı. 967 metrekarelik mahfil katında ise 565 metrekarelik ibadet alanı yer alıyor. Cami, her katıyla cemaatin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-kent-meydani-camiinde-sona-dogru-603418">Kartepe Kent Meydanı Camii&#8217;nde sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzel koku hijyen göstergesi değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guzel-koku-hijyen-gostergesi-degil-603190</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 11:37:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Dilek Leyla Mamçu]]></category>
		<category><![CDATA[göstergesi]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasallar]]></category>
		<category><![CDATA[koku]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[yüzey]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603190</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, temizlik kimyasallarının yanlış ve gereksiz kullanımının insan sağlığına ve çevreye zararları ile doğru ve bilinçli temizlik alışkanlıklarının önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guzel-koku-hijyen-gostergesi-degil-603190">Güzel koku hijyen göstergesi değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, temizlik kimyasallarının yanlış ve gereksiz kullanımının insan sağlığına ve çevreye zararları ile doğru ve bilinçli temizlik alışkanlıklarının önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yanlış kullanılan temizlik kimyasalları sağlığa zarar veriyor!</strong></p>
<p>Ev temizliğinde sık kullanılan yüzey temizleyicileri ve dezenfektanların, çamaşır suyu (sodyum hipoklorit), amonyak, alkoller, kuaterner amonyum bileşikleri ve sentetik kokular gibi kimyasallar içerdiğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu maddeler mikropları öldürürken, yanlış veya sık kullanıldığında insan sağlığına da zarar verebilir.” dedi.</p>
<p>Özellikle solunum yolu ile alınan zararlı maddelerin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabildiğine işaret eden Dr. Mamçu, “Temizlik sırasında aerosol haline gelen kimyasallar, havada askıda kalan partiküller olarak solunabilir ve bu durum, solunum sisteminde irritasyona, alerjik reaksiyonlara ve hatta astım gibi nezle-boğaz hastalıklarına sebep olabilir. Ayrıca, temizlik kimyasallarının göz irritasyonu üzerindeki etkileri de araştırmalara konu olmuştur. Birçok kimyasal, doğrudan gözle temas ettiğinde yanma, sulanma veya kızarıklık gibi belirtilere neden olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Güzel koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez!</strong></p>
<p>Temizlik maddelerinin kokusunun genellikle parfüm ve uçucu kimyasallardan geldiğini hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez.” dedi.</p>
<p>Bazı ürünlerin mikropları öldürmeden sadece kokuyu bastırdığını ifade eden Dr. Mamçu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Güçlü koku daha fazla kimyasal solunması demektir. Bu kimyasallar, cilt irritasyonlarından solunum problemlerine kadar geniş bir sağlık spektrumunda olumsuz etkilere neden olabilir. Özellikle çocukların ve hamile kadınların kimyasallara maruz kalma riski, bu maddelerin cinsiyet bazında farklı etkileri ve çevresel etkileri, bilinçli tüketim gerekliliğini daha da ön plana çıkarıyor. </p>
<p>Özellikle çamaşır suyu, asitli ürünler gibi başka temizleyicilerle asla karıştırılmamalı. Zehirli gaz açığa çıkabilir. Gerçek hijyen; doğru ürünün doğru miktarda ve doğru süre uygulanması ile sağlanır.”</p>
<p><strong>Temizlik sırasında ortamın havalandırılması şart!</strong></p>
<p>Masalar, tezgâhlar ve çalışma yüzeylerinin temiz ve dezenfekte edilmiş olmasının bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için son derece önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Temizlik malzemelerinin kullanımı esnasında havaya salınan kimyasalların solunmaması ve sonrasında ortamın havalandırılması yararlı olacaktır.” dedi.</p>
<p>Sprey formdaki ürünlerin kapalı alanlarda kullanımının ise daha tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Mamçu, “Temizlik yaparken daha az kimyasal madde solumak için uygun havalandırma yapmak büyük önem taşır. Bu amaçla pencerelerin ve kapıların mutlaka açılması gerekir. İyi bir havalandırma, odanın havasındaki toksik maddelerin en aza indirilmesine yardımcı olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Temizlik kimyasalları hassas gruplarda sağlık sorunlarına neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Çocuklar, hamileler, yaşlılar ve alerjik bünyelerin bu kimyasallardan nasıl etkilendiğine değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Çocukların solunum yolları daha hassastır. Yüzeylere temas edip ellerini ağızlarına götürebilirler. Kimyasalların bazıları hamilelerde hormonal dengeyi etkileyebilir. Yaşlıların akciğer kapasitesi ve bağışıklık sistemi daha zayıf olabilir. Alerjik bünyeler ve astımlılarda burun akıntısı, hırıltılı solunum görülebilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p>Dr. Mamçu, Temizlik sonrası geçmeyen öksürük, nefes almakta zorlanma, baş dönmesi veya mide bulantısı, gözlerde şiddetli yanma, ciltte kızarıklık, kaşıntı veya yanma hissi, astım veya alerji belirtilerinde artış ortaya çıkmasının kullanılan ürüne bağlı olabileceğini hatırlattı. </p>
<p><strong>Gereksiz antibakteriyel ürün kullanımı, sağlık sorunlarına ve çevre kirliliğine yol açıyor! </strong></p>
<p>Antibakteriyel ürünlerin gereksiz kullanımının ne gibi sağlık ve çevre sorunları ortaya çıkarabileceği hakkında bilgi veren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Dirençli bakterilerin gelişmesi, bağışıklık sisteminin bozulması, cilt florasının bozulması gibi sağlık sorunlarına ve kimyasalların suya karışarak çevre kirliliği oluşturmasına neden olur.” dedi.</p>
<p>Temizlik ürünlerinin içerisinde yer alan zararlı kimyasallardan korunmak için önerilerde bulunan Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Temizlik ürünlerinin etiketlerini doğru okumak çok önemlidir. Hangi ürünün hangi içeriklerle temas etmemesi gerektiği hakkında bilgi sahibi olmak kimyasal reaksiyonla ortaya çıkabilecek olumsuz etkileri minimize eder. Kimyasal içeriği azaltılmış veya tamamen doğal ürünler tercih edilebilir. Evde sirke, karbonat ve limon gibi malzemelerle doğal temizlik ürünleri yapılabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guzel-koku-hijyen-gostergesi-degil-603190">Güzel koku hijyen göstergesi değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıkta iletişim bir tedavi yöntemi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikta-iletisim-bir-tedavi-yontemi-602508</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 09:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[nefesi]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıkta]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602508</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor (SKS) Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Perfüzyon Kulübü tarafından “Etkili Konuşma, Hitabet ve Kendini Dinletme” başlıklı etkinlik düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikta-iletisim-bir-tedavi-yontemi-602508">Sağlıkta iletişim bir tedavi yöntemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor (SKS) Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Perfüzyon Kulübü tarafından “Etkili Konuşma, Hitabet ve Kendini Dinletme” başlıklı etkinlik düzenledi. Düzenlenen etkinliğe İletişim Uzmanı Şaban Özdemir konuk oldu. Sağlık alanında iletişimin yalnızca bir “yumuşak beceri” değil; insanı merkeze alan, iyileştirici ve koruyucu bir güç olduğuna dikkat çekildi.</p>
<p>Sağlık alanında öğrencilerin ilgi gösterdiği söyleşide Özdemir, özellikle sağlık çalışanlarının hasta ile kurduğu ilişkinin tedavi sürecine doğrudan etki ettiğini dile getirerek, güçlü iletişimin hastada güven duygusunu artırdığını, bunun da plasebo etkisini tetikleyen önemli bir unsur olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Hastalar şefkat dolu bir ifade bekliyor…</strong></p>
<p>Sağlık alanında yaşanan şiddet olaylarının önemli bir kısmının iletişim kazalarından kaynaklandığını dile getiren Özdemir, hastaların çoğu zaman tıbbi bilgiden önce şefkatli bir ses, sakin bir ton ve anlaşılma hissi aradığını söyledi.</p>
<p>Özdemir, “Bugün sağlık alanında yaşanan şiddet olaylarının önemli bir kısmı iletişim kazalarından kaynaklı yaşanıyor. Elbette sistemsel aksaklıklar da söz konusu onları bir kenara bırakırsak özellikle sizler sağlıkçı olduğunuz için bunu vurgulamak istiyorum. Sağlıkta güçlü iletişimin plasebo etkisi olduğunu düşünüyorum. Hastalar sağlık personelinin dudakları arasından çıkacak bir sese, şefkat dolu ve güven veren bir ifade bekleyişi içinde. Sağlıkta hastalar sadece vaka olarak görülmemeli. Son teknolojik aletlere sahip olabilirsiniz, donanımlı sağlık komplekslerinde çalışıyor olabilirsiniz ancak sadece reçete etmek bir kimyasal, ilaç vermekten öteye gidemeyecektir. Sağlık alanında iletişimi tedavinin bir parçası olarak görüyorum. Hastalarımızı, danışanlarımızı ve bizlere ihtiyaç duyan kişileri bundan mahrum bırakmamalıyız.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nefes, en büyük cephanemiz!</strong></p>
<p>İletişimin büyük bölümünün kelimelerle değil; beden dili, ses tonu ve tonlama ile kurulduğuna dikkat çeken Özdemir, iletişimin yaklaşık yüzde 90’ının sözcüklerin ötesinde gerçekleştiğini söyledi.</p>
<p>“En doğru tonlama, kelimeye anlamsal olarak hakkını verebilmektir” diyen Özdemir, bir kelimenin ancak doğru ses, ton ve vurgu ile duygusunun verilebileceğini ifade etti.</p>
<p>Özdemir, “Nefes en büyük cephanemiz. Nefesi doğru, ekonomik ve tasarruflu kullanmak zorundayız. Aldığınız nefesi boğazdan geçirip, ses tellerindeki titreşimi maske bölgesine taşıyıp tınlatacaksınız. Sesi buraya taşıdığınızda hacimsel olarak daha geniş bir alanda yayılıyor sesiniz daha güzel tınlıyor ve ses tellerinize fazla yük binmiyor, zorlanmadan, yorulmadan kolay ve uzun süre konuşabiliyorsunuz. Birçok öğretmenin ses tellerinde nodül gibi sorunlar yaşamasının nedeni de aslında diyafram nefesini doğru alamamaları ve nefesi düzgün kullanmayıp ses tellerine yüklenmeleridir. Spikerler, sunucular ve sesiyle sürekli çalışan kişiler ses tellerini çok fazla yormazlar. Çünkü sesi maske bölgesine taşırlar ve doğru tonlamayı orada yaparlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Pozitif yaklaşım iletişimi güçlendiriyor</strong></p>
<p>İletişimde samimiyetin önemini vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:</p>
<p>“İnsanların dilleri gibi beyinleri de konuşuyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan hocamızın da vurguladığı gibi beyinde ayna nöronlar var. Eğer iletişimde samimiyet varsa, beyinler de etkileşime giriyor. Birbirimizi anladıkça, tanıdıkça ve güvendikçe, belki iddialı olacak ama gerçekten bir olmaya, tek olabilmeye başlıyorsunuz. Bu da karşımdaki kişinin bana verebileceği reaksiyonu önceden sezebilmemi sağlıyor, kişi güvendiği için kendisini size açıyor. Benzeşiyorsunuz… İletişim samimi bir şekilde akıyor. İletişim bir manada niyetlerin değiş tokuşu bu bağlamda da. Niyet açık ve samimi olunca ortaya enerji çıkıyor, iki kişinin enerjisi sinerjiye dönüşüyor. Kişilik olarak pozitif biriyim, pozitif olmayı çok seviyorum. Pozitif olmak iletişimin seyrini de belirliyor, iletişimin gücünü artırıyor. Benim en büyük yakıtım pozitif olmak, pozitif enerji. Bu da iletişim hayatının temel kurallarından biri aslında. Pozitif kalabilme ve pozitif olabilme gayreti…”</p>
<p><strong>Heyecan doğru yönetilmeli…</strong></p>
<p>Programda sahne korkusu ve heyecan konusuna da değinen Özdemir, heyecanın bastırılması gereken bir duygu değil, doğru yönlendirildiğinde başarıyı besleyen bir enerji olduğunu, heyecanın ses, beden dili ve mimiklere doğru şekilde aktarılmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Kalemle konuşma egzersizi ve nefesin gücü</strong></p>
<p>Şaban Özdemir, artikülasyon ve diksiyon çalışmaları için kullandığı “kalem tekniği” ni kendi yaşamından örneklerle aktarırken; doğru nefesin sesi koruyan ve güçlendiren en temel unsur olduğunu vurguladı. Özdemir, diyafram nefesi ve sesi maske bölgesine taşımanın, özellikle sağlık çalışanları ve eğitimciler için sağlıklı ve etkili iletişimde hayati öneme sahip olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Öğrenciler yoğun ilgi gösterdi</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda düzenlenen etkinliğin moderatörlüğünü Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Kocailik üstlendi.</p>
<p>Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği program, soru-cevap bölümüyle interaktif bir şekilde tamamlandı.</p>
<p>Programın sonunda Özdemir’e teşekkür belgesi takdim edildi…</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikta-iletisim-bir-tedavi-yontemi-602508">Sağlıkta iletişim bir tedavi yöntemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CV Bank 2025 yılında 967 kişiyi iş sahibi yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cv-bank-2025-yilinda-967-kisiyi-is-sahibi-yapti-602484</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 08:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bank]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[cv]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İş Arayan]]></category>
		<category><![CDATA[kişiyi]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[yılında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602484</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi’nin, iş arayan yurttaşlarla personel ihtiyacı olan firmaları buluşturan CV Bank birimi, 2025 yılında 967 kişinin yeni işine kavuşmasını sağladı. Yurttaşlara kariyer planlama hizmeti sunan birim, doğru aday ile doğru işi eşleştirerek işverenlere de destek oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cv-bank-2025-yilinda-967-kisiyi-is-sahibi-yapti-602484">CV Bank 2025 yılında 967 kişiyi iş sahibi yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi’nin, iş arayan yurttaşlarla personel ihtiyacı olan firmaları buluşturan CV Bank birimi, 2025 yılında 967 kişinin yeni işine kavuşmasını sağladı. Yurttaşlara kariyer planlama hizmeti sunan birim, doğru aday ile doğru işi eşleştirerek işverenlere de destek oluyor.</p>
<p>İşsizlikle mücadele kapsamında önemli bir sosyal hizmet yürüten Gaziemir Belediyesi, CV aracılığıyla istihdam olanaklarını büyüterek, işsizlik sorunuyla mücadele eden vatandaşlara destek oluyor. İş arayanlarla işverenler arasında köprü görevi yapan CV Bank birimi hem yurttaşların istihdamına katkı sunuyor hem de işverenlerin kalifiye personel ihtiyacına çözüm üretiyor. CV Bank birimi, yeni bir işe kavuşmak için belediyeye başvuru yapan yurttaşların öz geçmişlerini, özel bir yazılımla kayıt altına alıyor. Bu öz geçmişler, Ege Serbest Bölgesi (ESBAŞ) ve Sarnıç’taki sanayi kuruluşları başta olmak üzere İzmir’de faaliyet gösteren işletmelerle paylaşıyor. Vatandaşların kariyer planlaması yapmalarına ve hedefledikleri işe ulaşmalarına rehberlik eden birim, düzenlediği toplu iş görüşmelerinde, adayları işletmelerle buluşturuyor ve doğru kişi–doğru iş eşleşmesini sağlıyor. 2025 yılında bin 231 kişinin CV kaydını alan birim, bu öz geçmişleri 4 bin 676 kez firmalarla paylaştı. İş görüşmeleri neticesinde 411’i kadın, 556’sı erkek olmak üzere toplam 967 kişi yeni işine kavuştu.</p>
<p>CV Bank biriminde verdikleri hizmetle iş arayan yurttaşların istihdamına sağladıkları katkının önemine dikkat çeken Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, “İşsizlik, yalnızca ekonomik değil; ailelerin yaşamını, gençlerin geleceğe olan umudunu ve toplumsal huzuru doğrudan etkileyen bir sorun. Ülkemizin ekonomik şartları nedeniyle iş bulmanın daha da zorlaştığı bu süreçte yurttaşlarımızın yanında olmak için CV Bank birimimizle destek veriyoruz. İş arayan yurttaşlarımızın yeteneklerine, birikimlerine ve hedeflerine uygun istihdam olanaklarına ulaşmalarını sağlıyoruz. İş arayan vatandaşlarımızı ve ihtiyaç duyduğu nitelikli personeli arayan firmalarımızı CV Bank birimimize davet ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><b>CV Bank’a nasıl başvuru yapılır?</b><br />CV Bank’ta özgeçmiş oluşturmak isteyen yurttaşlar, Gaziemir Belediyesi Ana Hizmet Binası ile Sarnıç Hizmet Binası’ndaki birimi ziyaret ederek ya da çevrim içi kayıt oluşturabiliyor. CV Bank, belediyenin mobil uygulaması ve e-belediye üzerinden de hizmet veriyor. İş arayan vatandaşlar CV Bank’a bilgisayarları, tabletleri ve cep telefonları aracılığıyla başvuru yapabiliyor. Vatandaşlar, e-belediye ve mobil uygulamayı kullanarak yeni CV kaydı oluşturabiliyor, sistemdeki mevcut özgeçmişini güncelleyebiliyor. Kolay bir şekilde özgeçmiş oluşturmayı sağlayan sistem, personel arayan firmaların da CV sorgulaması yaparak kendilerine en uygun adaya ulaşmasına imkân tanıyor. CV Bank&#8217;a 0232 999 0251 dâhili 5050 &#8211; 5528 ve 2425 (Sarnıç) numaralı telefondan ulaşılabiliyor. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cv-bank-2025-yilinda-967-kisiyi-is-sahibi-yapti-602484">CV Bank 2025 yılında 967 kişiyi iş sahibi yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş beyazlatmada doğru bilinen yanlışlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-beyazlatmada-dogru-bilinen-yanlislar-602481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 07:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyazlatma]]></category>
		<category><![CDATA[beyazlatmada]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Beyazlatma]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hassas]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş beyazlatma işlemiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar, uygulamanın güvenli sınırları ve kimler için uygun olmadığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-beyazlatmada-dogru-bilinen-yanlislar-602481">Diş beyazlatmada doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş beyazlatma işlemiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar, uygulamanın güvenli sınırları ve kimler için uygun olmadığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Diş beyazlatmanın, diş renginden memnun olmayan hastalara önerilebilen minimal invaziv bir estetik diş hekimliği uygulaması olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, “Hekim kontrolünde klinikte uygulanan ofis tipi beyazlatma yöntemleri ya da hastanın evde, kişiye özel hazırlanan plaklar yardımıyla uygulayabildiği ev tipi beyazlatma yöntemleri bu amaçla kullanılabilir. Bu uygulamalar sayesinde hastaların doğal diş rengi birkaç ton açılabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Diş beyazlatmayla ilgili yaygın yanlış inanışlara dikkat! </strong></p>
<p>Diş beyazlatma hakkında yaygın yanlış inanışlar olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, bu yanlış inanışları şöyle sıraladı:</p>
<p>“Mit 1; diş beyazlatma diş minesine zarar verir.<strong> </strong>Diş hekimi kontrolünde, uygun ajanlar ve doğru konsantrasyonlar kullanılarak yapılan beyazlatma işlemleri diş minesine kalıcı zarar vermez. Bilimsel çalışmalar, uygun sürede ve uygun konsantrasyonlarla gerçekleştirilen beyazlatma işlemlerinin diş minesinde herhangi bir yapısal bozukluk oluşturmadığını gösteriyor.</p>
<p>Mit 2; diş beyazlatma dişleri aşırı hassas yapar.<strong> </strong>Beyazlatma sonrası hassasiyet görülebilir; ancak bu durum geçicidir. Genellikle 24 ila 72 saat arasında kısa süreli bir hassasiyet oluşabilir. Uygun hassasiyet giderici ajanlar kullanılarak bu durum kontrol altına alınabilir.</p>
<p>Mit 3; beyazlatma işlemi kalıcıdır.<strong> </strong>Diş beyazlatma işlemi kalıcı değildir. Zaman içerisinde çay, kahve ve sigara tüketimi gibi faktörlere bağlı olarak beyazlıkta azalma görülebilir. Ancak iyi bir ağız bakımı ve düzenli ağız hijyeni ile beyazlatmanın etkisi 1 ila 3 yıl boyunca korunabilir. </p>
<p>Mit 4; herkesin dişi aynı derecede beyazlar.<strong> </strong>Beyazlatma işleminin etkisi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Hastanın doğal diş rengi, mevcut lekelerin tipi ve hastanın yaşı gibi faktörler beyazlatma sonucunu doğrudan etkiler.</p>
<p>Mit 5; evde yapılan doğal yöntemler güvenilirdir.<strong> </strong>Limonla veya karbonatla diş fırçalama gibi yöntemlerin sık uygulanmasının güvenli olduğu düşünülse de bu tür doğal yöntemlerin kontrolsüz şekilde kullanılması kesinlikle tavsiye edilmez. Bu uygulamalar diş minesine kalıcı zarar verebilir, dişlerin daha hızlı renklenmesine yol açabilir ve zamanla hassasiyete neden olabilir. Bu nedenle söz konusu yöntemler güvenli değildir ve hekimler tarafından önerilmez.</p>
<p>Mit 6; beyazlatma dolgu ve kaplamaları da beyazlatır.<strong> </strong>Beyazlatma işlemi yalnızca doğal diş dokularının rengini açabilir. Dolgu ve kaplama gibi restoratif materyaller üzerinde herhangi bir beyazlatıcı etkisi bulunmaz.</p>
<p>Mit 7; beyazlatma her yaşta yapılabilir.<strong> </strong>Diş beyazlatma işlemi 18 yaş altındaki bireylere genellikle önerilmez. 18 yaşını doldurmuş erişkin hastalarda ise beyazlatma işlemi güvenli bir şekilde uygulanabilir.” </p>
<p><strong>Beyazlatma işlemi hekim kontrolünde, uygun doz ve randevu sayısıyla yapılmalı!</strong></p>
<p>Beyazlatma işlemiyle ilgili bir diğer yanlış inanışın, yüksek konsantrasyonlu ajanların daha etkili sonuçlar sağlayacağı yönünde olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, “Hekimler olarak hedefimiz, uygun ve yeterli konsantrasyonda beyazlatma uygulamaktır. Yüksek konsantrasyonlu ajanlar hızlı etki gösterebilir; ancak bu durum daha yüksek riskler barındırır. Bu nedenle beyazlatma işleminin hekim kontrolünde, önerilen doz ve randevu sayısı doğrultusunda yapılması önerilir.” dedi.</p>
<p>Diş beyazlatma işleminin etkisinin genellikle 1–3 yıl boyunca korunabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, “Oluşabilecek hassasiyet kontrol altına alınabilir. Ancak bazı gruplarda beyazlatma işlemi önerilmez. Hamilelik, emzirme dönemi ve 18 yaş altı bireylerde beyazlatma yerine farklı tedavi seçenekleri tercih edilebilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-beyazlatmada-dogru-bilinen-yanlislar-602481">Diş beyazlatmada doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ESHOT&#8217;ta saha yönetimi güçleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eshotta-saha-yonetimi-gucleniyor-602225</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 07:35:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eshot]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Müdür]]></category>
		<category><![CDATA[güçleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[özgen]]></category>
		<category><![CDATA[saha]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaş]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602225</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü, daha güvenli, daha düzenli ve daha erişilebilir bir toplu ulaşım hizmeti için çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eshotta-saha-yonetimi-gucleniyor-602225">ESHOT&#8217;ta saha yönetimi güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü, daha güvenli, daha düzenli ve daha erişilebilir bir toplu ulaşım hizmeti için çalışmalarını sürdürüyor. ESHOT Genel Müdürü Övünç Özgen, hareket memurlarına yönelik, seferlerin sevk ve idaresi, anlık müdahale süreçleri ve vatandaş memnuniyetini doğrudan etkileyen operasyonel başlıkların ele alındığı bir toplantı düzenledi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın “vatandaş odaklı, kesintisiz ve nitelikli kamu hizmeti” vizyonu doğrultusunda yürüttüğü ulaşım politikaları kapsamında, ESHOT Genel Müdürü Övünç Özgen hareket memurlarıyla kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi.  İZFAŞ B Seminer Salonu’nda düzenlenen toplantıya, Genel Müdür Yardımcıları Ceyhun Minareci, Burhan Ergül ve Ferit Yüzer’in yanı sıra Otobüs İşletme Dairesi Başkanlığı yöneticileri ve farklı bölgelerde görev yapan hareket memurları katıldı.Toplantıda, lastik tekerlekli toplu ulaşım sisteminin saha yönetimi, seferlerin sevk ve idaresi, anlık müdahale süreçleri ve vatandaş memnuniyetini doğrudan etkileyen operasyonel başlıklar ele alındı.  </p>
<p><strong>“Saha yönetimi, ulaşım hizmetinin bel kemiğidir”</strong><br />Toplantıda konuşan Genel Müdür Övünç Özgen, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın ulaşım hizmetlerinde sahaya verdiği önemin altını çizerek, hareket memurlarının sistemin en kritik unsurlarından biri olduğunu vurguladı. <br />Özgen, “Sayın Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın ortaya koyduğu vizyon; sahada aksaklığa yer bırakmayan, vatandaşın zamanına ve güvenliğine saygılı bir ulaşım anlayışını zorunlu kılıyor. Bu vizyonun sahadaki karşılığı sizlersiniz. Günlük operasyonun nabzını tutan, anlık kararlar alan ve sistemi ayakta tutan temel yapı hareket memurlarıdır” dedi. </p>
<p><strong>Operasyonel disiplin ve standartlaşma vurgusu</strong><br />Toplantı kapsamında; acil durum sefer planlaması, şoför ve durak koordinasyonu, vatandaşla iletişim, sahada sergilenen kurumsal davranış biçimleri ve operasyonel disiplin başlıkları ayrıntılı şekilde değerlendirildi. <br />Özgen, teknolojik altyapının sevk ve idare süreçlerine daha etkin biçimde entegre edileceğini, saha personeline yönelik eğitimlerin artırılacağını ve hizmet standartlarını içeren uygulama el kitabının hazırlandığını ifade etti. </p>
<p><strong>Hedef: Kesintisiz ulaşım, yüksek vatandaş memnuniyeti</strong><br />Toplantının ana odağının, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin temel önceliği olan vatandaş memnuniyeti olduğu vurgulandı. Sahada yapılan her doğru müdahalenin, yurttaşın günlük yaşamına doğrudan etki ettiği ifade edildi.  Kurumsal iletişimin güçlendirilmesi ve saha çalışma koşullarının iyileştirilmesiyle birlikte, İzmir’de daha güvenli, daha düzenli ve daha erişilebilir bir toplu ulaşım hizmeti sunulmasının hedeflendiği belirtildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eshotta-saha-yonetimi-gucleniyor-602225">ESHOT&#8217;ta saha yönetimi güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş., 1,39 Milyar TL&#8217;lik Dev Lojistik Arsa Alımı Gerçekleştirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akfen-gayrimenkul-yatirim-ortakligi-a-s-139-milyar-tllik-dev-lojistik-arsa-alimi-gerceklestirdi-601917</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 08:07:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gayrimenkul]]></category>
		<category><![CDATA[gelir]]></category>
		<category><![CDATA[Lojistik Depo]]></category>
		<category><![CDATA[milyar]]></category>
		<category><![CDATA[ortaklığı]]></category>
		<category><![CDATA[tl]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601917</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (Akfen GYO), Türkiye gayrimenkul sektöründe son dönemin en büyük lojistik depo odaklı arsa yatırımlarından birine imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akfen-gayrimenkul-yatirim-ortakligi-a-s-139-milyar-tllik-dev-lojistik-arsa-alimi-gerceklestirdi-601917">Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş., 1,39 Milyar TL&#8217;lik Dev Lojistik Arsa Alımı Gerçekleştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (Akfen GYO),</strong> Türkiye gayrimenkul sektöründe son dönemin en büyük lojistik depo odaklı arsa yatırımlarından birine imza attı. Şirket, 23 Aralık 2025 tarihli Yönetim Kurulu kararı doğrultusunda, <strong>Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yer alan 141 bin m² büyüklüğündeki stratejik arsayı 1 milyar 391 milyon TL bedelle satın aldığını duyurdu.</strong></p>
<p>Satın alınan taşınmaz, <strong>Epos Gayrimenkul Danışmanlık ve Değerleme A.Ş. </strong>tarafından hazırlanan 23 Aralık 2025 tarihli değerleme raporunda <strong>1 milyar 671 milyon TL piyasa değeriyle takdir edilirken</strong>, <strong>işlem %17 iskontolu olarak gerçekleştirildi. </strong>Bedelin tamamı peşin ödenirken, satın alma işlemi aynı gün içinde tamamlandı.</p>
<p><strong>LOJİSTİK VE DEPOLAMA </strong></p>
<p><strong>TALEBİNE STRATEJİK YATIRIM</strong></p>
<p>Sanayi, lojistik ve ulaşım akslarının kesişiminde yer alan Gebze bölgesinde gerçekleştirilecek bu yatırımın; bölgedeki talep dinamikleriyle uyumlu, yüksek standartlara sahip, ölçeklenebilir ve uzun vadeli, sürdürülebilir getiri potansiyeli sunan nitelikte olması öngörülmekte. </p>
<p>Artan e-ticaret hacmi, üretim ve tedarik zinciri ihtiyaçları doğrultusunda lojistik depolara olan talebin hızla yükseldiği bir dönemde, <strong>bu büyüklükteki bir yatırım sektör açısından referans nitelikte görülüyor.</strong> Akfen GYO, söz konusu arsanın geliştirilmesiyle birlikte düzenli ve sürdürülebilir kira geliri elde etmeyi ve portföy değerini güçlendirmeyi hedefliyor. </p>
<p>Şirket tarafından yapılan değerlendirmeye göre, yatırımın hem varlık değer artışı hem de lojistik depo kiralama gelirleri sayesinde <strong>Akfen GYO’nun öz sermaye yapısına ve kârlılığına orta ve uzun vadede önemli katkı sağlaması bekleniyor.</strong> Yatırıma ilişkin tüm detaylar ve gayrimenkul değerleme raporu, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden kamuoyu ve yatırımcılarla paylaşıldı.</p>
<p><strong>“UZUN VADELİ VE </strong></p>
<p><strong>GELİR ODAKLI BİR YATIRIM”</strong></p>
<p><strong>Akfen GYO Genel Müdürü Ece Demirpençe</strong>, <em><strong>“Sanayi, lojistik ve ulaşım altyapısının merkezinde yer alan Gebze gibi bir lokasyonda, bu ölçekte bir yatırımı portföyümüze dahil etmekten memnuniyet duyuyoruz. Lojistik depo alanında artan talebi doğru noktada yakalayarak, gelir üretme kapasitesi yüksek bir adım attık” dedi. Demirpençe sözlerine şöyle devam etti: </strong></em></p>
<p><em><strong>“Son iki yılda gayrimenkul sektöründe dinamikler hızla değişiyor. Teknolojik gelişmeler, jeopolitik dengeler ve ticaretteki ekonomik eğilimler gayrimenkul piyasasını doğrudan etkiliyor. Biz de yeniliklere açık vizyoner yapımızla hem yerel hem de küresel gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bir süredir odaklandığımız lojistik depo yatırımları kapsamında, ekibimizle birlikte talep yapısını ve yeni nesil lojistik ihtiyaçlarını doğru zamanda analiz ederek bu alandaki ilk yatırımımızı hayata geçirdik. Bu yatırım ile portföyümüzü daha güçlü bir yapıya taşırken, mevcut yatırımlarımızda olduğu gibi öngörülebilir kira gelirlerimizi istikrarlı şekilde artırmayı hedefliyoruz.”</strong></em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akfen-gayrimenkul-yatirim-ortakligi-a-s-139-milyar-tllik-dev-lojistik-arsa-alimi-gerceklestirdi-601917">Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş., 1,39 Milyar TL&#8217;lik Dev Lojistik Arsa Alımı Gerçekleştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mide Kanserinde Hayat Kurtaran 5 Temel Basamak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mide-kanserinde-hayat-kurtaran-5-temel-basamak-601283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 08:35:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[basamak]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kurtaran]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[Mide Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülen ve hiçbir belirti vermeden ilerleyebilen mide kanseri tüm dünya ile birlikte ülkemizde de önemli bir halk sağlığı sorunu olmayı sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mide-kanserinde-hayat-kurtaran-5-temel-basamak-601283">Mide Kanserinde Hayat Kurtaran 5 Temel Basamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülen ve hiçbir belirti vermeden ilerleyebilen mide kanseri tüm dünya ile birlikte ülkemizde de önemli bir halk sağlığı sorunu olmayı sürdürüyor. Ancak tanı ve tedavideki bilimsel gelişmeler, bu tabloyu giderek değiştiriyor. Günümüzdeki modern mide kanseri tedavilerinde ameliyat ve klasik yöntemlerin dışında bireyin bağışıklık sistemi de tedavinin merkezine alınıyor. Özellikle doğru hastada doğru zamanda uygulanan kişiye özel stratejilerle, daha güçlü ve daha kalıcı sonuçlar hedeflenebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi’nden Doç. Dr. Atakan Demir, mide kanserinde tanıdan tedaviye uzanan ve hayat kurtaran beş temel basamağın belirleyici rol oynadığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Mide kanseri sessiz ilerleyen ve sık görülen bir hastalık</strong></p>
<p>Mide kanseri, mide iç yüzeyini döşeyen hücrelerden kaynaklanan ve dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer alan önemli bir hastalıktır. Çoğu zaman erken dönemde belirgin belirtiler vermeden ilerleyebilir. İlerleyen aşamalarda ise mide ağrısı, şişkinlik, iştahsızlık, erken doyma, kilo kaybı, bulantı ve kansızlık gibi şikayetlerle kendini gösterebilir. Dikkat bu yakınmalar mide fonksiyon bozukluğuna bağlı da olabilir çoğu zaman kansere bağlı olmaz. Hastalığın sık görülmesinde genetik yatkınlık, aile öyküsü, helikobakter pilori enfeksiyonu, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve ileri yaş önemli rol oynar. Erken tanı konulduğunda tedavi başarısı belirgin şekilde artmaktadır.</p>
<p>Bugün biliyoruz ki; zamanında yapılan bir gastroskopi, doğru planlanmış bir tarama programı, kişiye özel tedavi ve bağışıklık sistemini güçlendiren modern yaklaşımlar sayesinde mide kanseri erken yakalandığında ve doğru şekilde yönetildiğinde çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda, mide kanserinde tanı ve tedavi sürecini şekillendiren ve birbirini tamamlayan 5 temel nokta öne çıkmaktadır.</p>
<p><strong>1. Basamak: Zamanında Yapılan Gastroskopi</strong></p>
<p>Gastroskopi, mide kanserinin erken tanısında en etkili yöntemlerden biridir. Kısa sürede gerçekleştirilen bu işlem sayesinde mide mukozası ayrıntılı olarak değerlendirilebilir; erken dönem kanser odakları ve riskli lezyonlar saptanabilir. Erken tanı, tedavi başarısını doğrudan artırır. Şikayetleri olan kişilerde gecikmeden değerlendirme yapılması ve risk grubundakilerin hekim önerisiyle planlı takip edilmesi kritik önem taşır.</p>
<p><strong>2. Basamak: Doğru Planlanmış Tarama Programları</strong></p>
<p>Ailesinde mide veya bağırsak kanseri öyküsü bulunan bireylerde ve risk grubundaki kişilerde düzenli tarama programları büyük önem taşır. Kişiye özel planlanan taramalar, hastalığın henüz belirti vermeden yakalanmasına olanak sağlar. Tarama sıklığı ve yöntemi, kişinin yaşına, aile öyküsüne ve eşlik eden risk faktörlerine göre belirlenmelidir.</p>
<p><strong>3. Basamak: Kişiye Özel Tedavi Yaklaşımı</strong></p>
<p>Mide kanseri tedavisi her hastada aynı şekilde uygulanmaz. Tümörün biyolojik özellikleri, hastalığın evresi, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak kişiye özel tedavi planları oluşturulur. Cerrahi, kemoterapi, hedefli tedaviler, immünoterapiler ve gerektiğinde radyoterapi bu planın temel bileşenlerini oluşturur. Tedavide başarının anahtarı, doğru evreleme ile en baştan “en doğru sıralamayı” kurmaktır; yani hangi tedavinin ne zaman verileceğini netleştirmektir.</p>
<p><strong>4. Basamak: Bağışıklık Sistemini Tedaviye Dahil Etmek</strong></p>
<p>Bağışıklık tedavisi, hastanın kendi savunma sisteminin kanser hücrelerini tanımasını ve onlara karşı daha etkili bir yanıt oluşturmasını amaçlar. Kanser hücreleri bağışıklık sisteminden kaçabilmek için kendilerini gizleyebilir. İmmünoterapi ise bu gizlenme mekanizmalarını baskılayarak bağışıklık hücrelerinin daha aktif çalışmasına yardımcı olur.</p>
<p>Bugün en heyecan verici gelişmelerden biri, seçilmiş hastalarda bağışıklık tedavisinin kemoterapiyle birlikte ameliyattan önce başlanabilmesidir. Amaç tümörü ameliyat öncesinde daha fazla küçültmek, vücudun savunma sistemine kanseri daha erken tanıtmak ve mikroskobik yayılım ihtimalini daha baştan kontrol altına almaktır. Bu yaklaşım bazı hastalarda ameliyatın başarısını artıran güçlü bir “ön hazırlık” gibi çalışır ve tedaviyi daha sağlam bir zemine oturtur. Bağışıklık tedavisi, uygun hastalarda cerrahi ve kemoterapiyle birlikte planlandığında tedavinin etkinliğini güçlendirmeyi hedefler. Hangi hastanın bu tedaviden daha çok fayda görebileceği, modern patoloji ve moleküler incelemelerle daha iyi anlaşılmakta; böylece tedavi kişiye daha doğru şekilde uyarlanabilmektedir.</p>
<p><strong>5. Basamak: Risk Faktörlerini Kontrol Altına Almak</strong></p>
<p>Mide kanserinde genetik faktörler önemli bir rol oynayabilir. Ailesinde mide veya bağırsak kanseri öyküsü bulunan bireylerde hastalık daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir. Bu nedenle hekim değerlendirmesiyle, gerekli görülen kişilerde genetik risk analizi ve daha erken yaşlarda tarama ve takip programları planlanabilir. Helikobakter pilori adı verilen bakteri, mide mukozasında uzun süre kaldığında mide duvarında kalıcı hasarlara ve kansere giden bir sürece zemin hazırlayabilir. Basit testlerle tanı konulabilen ve ilaç tedavisiyle ortadan kaldırılabilen bu enfeksiyonu dikkate almak gerekir. Çünkü mide kanseri zincirinin en erken ve en müdahale edilebilir halkalarından biridir. Helikobakter pilori enfeksiyonunun tedavi edilmesi, sigaranın bırakılması ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi mide kanseri riskini azaltmada önemli rol oynar. Basit önlemler, uzun vadede büyük farklar yaratabilir.</p>
<p><strong>Mide kanseri tedavisinde umut her geçen gün artıyor</strong></p>
<p>Mide kanserinde başarıyı belirleyen şey tek bir tedavi değil; doğru zamanda gastroskopi, doğru evreleme ve kişiye özel planın kusursuz birleşimidir. Ve en önemlisi, uygun hastada bağışıklık sistemini doğru zamanda devreye sokmak, özellikle ameliyat öncesi dönemde tedaviyi bir adım ileri taşıyan güçlü bir gelişme olarak öne çıkmaktadır. Bugün daha erken tanı, daha kişiselleştirilmiş tedavi ve daha akıllı sıralama ile mide kanserinde umut her geçen gün daha da büyümektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mide-kanserinde-hayat-kurtaran-5-temel-basamak-601283">Mide Kanserinde Hayat Kurtaran 5 Temel Basamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı yaş almaya genç yaşta başlanmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-yas-almaya-genc-yasta-baslanmali-600016</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 18:17:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600016</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşamda hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı, bilgisayar başında geçirilen uzun saatler, elektromanyetik alanlar, fast- food tüketim, düzensiz uyku ve stres gibi etkenler gençlerde de erken tükenmişlik, bağışıklık çökmesi ve hücresel yaşlanmayı artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-yas-almaya-genc-yasta-baslanmali-600016">Sağlıklı yaş almaya genç yaşta başlanmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamda hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı, bilgisayar başında geçirilen uzun saatler, elektromanyetik alanlar, fast- food tüketim, düzensiz uyku ve stres gibi etkenler gençlerde de erken tükenmişlik, bağışıklık çökmesi ve hücresel yaşlanmayı artırıyor. Bu nedenle günümüzde artık genç yaştan itibaren sağlıklı yaş alma yaklaşımının benimsenmesi gerekiyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya</strong> “Sağlıklı yaş almak, artık yalnızca ileri yaşların değil, gençlerin hatta ergenlerin de sorumluluğudur. Artık hasta olmamak için değil, sağlıklı kalmak için çaba sarf etmeliyiz. Bugüne dek bilinen doğrular son dönemde tamamen değişti; çağımızda kişiye özgü, bütüncül bir yaklaşım gerektiği anlaşıldı. Yani sağlıklı yaş almak bir orkestra gibidir; gastroenteroloji, kardiyoloji, fizik tedavi, ruh sağlığımız vb bunların hepsi uyum içinde çalışmalıdır” diyor. Sağlıklı yaş almak için bazı bildiklerimizi unutmamız gerektiğini vurgulayan Dr. Küçükkaya, sağlıklı yaş almada doğru bilinen yanlışları ve yeni yaklaşımları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>SU TÜKETİMİ</strong></li>
</ul>
<p><strong>Günde 2 litre su içmelisiniz: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya “Su ihtiyacı kişiye ve güne göre değişir. Günlük su tüketimi; kilo, cinsiyet, yaşam tarzı ve kronik hastalığa göre kişiye özgüdür. Sabit bir şekilde günde 2 litre (8 bardak) su içmek herkese uygun değildir. Sağlıklı bir yetişkin için günlük su ihtiyacı ortalama 2-3 litre arasında değişebilir ancak böbrek hastalığı, kalp yetmezliği gibi diğer durumlarda bu miktar tehlikeli olabilir. Bu nedenle kişinin su tüketim planı da doktor tarafından belirlenmelidir. İdrar rengi yeterli su tüketiminde çok önemli bir göstergedir. İdrar açık renk olmalıdır, koyu ise yeterli su içilmemiş demektir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>UYKU</strong></li>
</ul>
<p><strong>Günde 7-8 saat uyumak şarttır: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Uyku ihtiyacı kişiye, yaşa ve yaşam tarzına göre değişir. Kimileri 5 saat uyuyarak dinç uyanırken, kimileri 9 saate ihtiyaç duyar. Önemli olan erken yatmak ve 7-8 saat uyumak değil, uykuda olunan saatler ve uykunun kalitesidir. 22:00- 06:00 saatleri arasında vücut kendini yeniler, metabolizma, hücre onarımı, yağ yakımı ve bağışıklık bu süreçte güçlenir. O nedenle bu saatlerde mutlaka uykuda olmak gerekir. Dr. Küçükkaya “Ayrıca horlama, uyku apnesi gibi sorunlar sağlıklı uyku döngüsünü bozduğu için mutlaka tedavi edilmelidir. Doğru saatte, doğru oksijenle kesintisiz uyumak, kronik hastalıkların riskini de azaltır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>EGZERSİZ</strong></li>
</ul>
<p><strong>Günde 10 bin adım atmak idealdir: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Yapılan araştırmalar; 10 bin adımın herkese uygun olmadığını gösteriyor. Hedef; yaşa, cinsiyete, kiloya, sağlık durumuna ve kapasiteye göre kişiselleştirilmiş, sürdürülebilir hareket hedefleri koymaktır. Dr. Küçükkaya “Protezi olan birine 10 bin adım önerilemez, düşme riski olan yaşlıya yoğun tempo koşu yaptırılamaz. Kimine günde 5 bin-7 bin adım gibi daha düşük ama düzenli aktivite, kimine 5-6 km koşu uygundur. Açık havada, bol oksijenli alanlarda yürüyüş beden ve ruh sağlığını birlikte destekler. Derin nefes egzersizleri, esneme hareketleri ve kültür-fizik çalışmaları da çok önemlidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>BESLENME</strong></li>
</ul>
<p><strong>Sağlıklı beslenmek kalori kısmak demektir: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Sağlıklı beslenme doğru besinleri, doğru zamanda ve dengede tüketmektir. Sürekli kalori kısıtlamak metabolizmayı yavaşlatır, kas kaybı ve hücresel yıpranmaya yol açar. Dr. Küçükkaya “25 yaşındaki bir genç ile 45 yaşındaki bir kadının beslenme gereksinimleri farklıdır. Diyabeti olanla olmayan, erkek ile kadın, aktif yaşam süren ile masa başı çalışan aynı beslenme planını uygulayamaz. Bilimsel çalışmalarda en sağlıklı model olarak öne çıkan Akdeniz tipi beslenmeye geçilmelidir. Paketli gıda, işlenmiş ürünler, asitli ve şekerli içecekler ile fast food tüketimden kaçınılmalı, mevsim sebze ve meyveleri tüketilmelidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>VİTAMİN TAKVİYESİ</strong></li>
</ul>
<p><strong>Her gün vitamin takviyesi almak gençleştirir: YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Vücutta eksik olan vitamin tamamlandığında işe yarar, fazlası ise zarar verir. Dr. Küçükkaya şöyle konuşuyor: “Hücresel gençliği artıran şey dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıdır. Omega, magnezyum, çinko vb vitamin ve mineral takviyelerinin vücutta yeterli düzeyde olması önemlidir ancak bu takviyeler kandaki değerlere göre doktor tarafından tahliller yapıldıktan sonra belirlenmelidir. Ayrıca ‘doğal’ veya reçetesiz satılıyor diye tüm takviyeler güvenli demek değildir. Gelişigüzel vitamin kullanmak karaciğer/böbrek hasarı, ilaç etkileşimleri veya yanlış test sonuçlarına hatta organ yetmezliğine yol açabilir.” </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Düzenli doktor takibi çok önemli</strong></p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, sağlıklı yaş almanın bir orkestra gibi olduğunu, gastroenteroloji, kardiyoloji, fizik tedavi, ruh sağlığımız vb bunların hepsinin uyum içinde çalışması gerektiğini belirterek şöyle diyor: “Tüm sürecin koordinasyonu için düzenli tahlil, tarama ve kontrol şarttır. Genetik altyapıdan kaynaklanabilecek hastalıklar (Alzheimer, kanser, kalp ve damar hastalıkları vb) artık çok genç yaşta tespit edilebiliyor. Kontroller aksatılmamalı, kullanılan ilaçlar doktor önerisi olmadan kendi kendine bırakılmamalıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-yas-almaya-genc-yasta-baslanmali-600016">Sağlıklı yaş almaya genç yaşta başlanmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Canan Uraz, &#8220;Ev ve iş yeri ilaçlamalarında ruhsatlı firmalarla çalışılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-canan-uraz-ev-ve-is-yeri-ilaclamalarinda-ruhsatli-firmalarla-calisilmali-599764</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 11:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[canan]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ev]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlama]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[uraz]]></category>
		<category><![CDATA[yeri]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirlenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük hayatın ve endüstriyel üretim süreçlerinin vazgeçilmez bir parçası olan kimyasallar, doğru yönetilmediğinde insan sağlığı, iş güvenliği ve çevre için ciddi tehditler oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-canan-uraz-ev-ve-is-yeri-ilaclamalarinda-ruhsatli-firmalarla-calisilmali-599764">Doç. Dr. Canan Uraz, &#8220;Ev ve iş yeri ilaçlamalarında ruhsatlı firmalarla çalışılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatın ve endüstriyel üretim süreçlerinin vazgeçilmez bir parçası olan kimyasallar, doğru yönetilmediğinde insan sağlığı, iş güvenliği ve çevre için ciddi tehditler oluşturuyor. Son günlerde gündeme gelen kimyasal madde zehirlenmeleri, özellikle mekanların haşerelerden arındırılmasında kullanılan maddeleri ve yöntemleri tartışmalı hale getirdi.  Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canan Uraz, kimyasal risklerin ancak doğru bilgi, eğitim ve bilinçli uygulamalarla minimize edilebileceğini belirterek hayati uyarılarda bulundu.</p>
<p>Kimyasal maddelerin kullanımından kaynaklanan risklerin sağlık, güvenlik ve çevre olmak üzere üç ana eksende değerlendirilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Canan Uraz, “Kimyasal maddeler; meslek hastalıklarından iş kazalarına, yangınlardan ekosistem bozulmalarına kadar geniş bir yelpazede tehdit oluşturabiliyor. Özellikle ilaçlama yapan personelin yetkin olması gerekiyor. Tarım, sağlık veya çevre kontrolünde kullanılan kimyasallar yüksek dikkat gerektiriyor. Bu nedenle çalışanların kimyasal güvenliği, ilk yardım, ekipman kullanımı, yasal mevzuatlar ve atık yönetimi gibi konularda kapsamlı eğitimlerden geçmesi gerekiyor.  Bu konuda sadece eğitimler yeterli değil, düzenli denetimler ve saha uygulamaları da bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır” diye konuştu.</p>
<p><b>“İş yerlerinde kurallara tam uyum şart”</b></p>
<p>İş yerlerinde güvenli bir ilaçlama süreci için uyulması gereken kritik adımları anlatan Doç. Dr. Uraz, “ Güvenli bir ilaçlama süreci doğru ilaç seçimi ve etiket talimatlarının titizlikle okunmasıyla başlar.  Çalışanların maske ve eldiven gibi uygun kişisel koruyucu donanımları kullanması, uygulama sırasında alanın boşaltılması ve rüzgâr gibi hava koşullarına dikkat edilmesi bir zorunluluktur. İlaçlamalar genellikle sabah veya akşam saatlerinde, hava sıcaklığının daha düşük olduğu saatlerde yapılmalıdır. İşlem sonrasında ise alanın yeterince havalandırılması, kimyasal atıkların doğru yönetilmesi, sızıntılara karşı önlem alınması ve acil durum planlarının hazır bulundurulması gerekir. İlaçlama sonrası ortaya çıkan kimyasal atıklar (artık ilaçlar, ambalajlar, temizleme suyu vb.) çevreye zarar vermemek adına doğru şekilde toplanmalı ve bertaraf edilmelidir” dedi.</p>
<p><b>“Zehirlenme belirtileri sinsice ilerleyebilir”</b></p>
<p>Kimyasal zehirlenme belirtilerinin her zaman anında ortaya çıkmayabileceği konusunda uyarıda bulunan Doç. Dr. Uraz, “Semptomlar kimyasalın türüne ve maruziyet süresine göre değişebiliyor. Solunum güçlüğü, ciltte yanma, bulanık görme, bulantı, baş dönmesi ve kalp çarpıntısı gibi belirtilerin görülmesi durumunda zaman kaybetmeden tıbbi yardım alınması gerekiyor. Özellikle bilinç kaybı ve nöbet gibi ağır tablolarda acil müdahale hayat kurtarır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Ev ilaçlamalarında gıda güvenliğine dikkat”</b></p>
<p>Vatandaşların evlerinde yaptırdığı ilaçlamalarda da büyük hatalar yapılabildiğine değinen Doç. Dr.  Uraz, işlem öncesinde evcil hayvanların ve hane halkının ortamdan uzaklaştırılması, gıdaların, mutfak gereçlerinin ve kişisel eşyaların ise mutlaka koruma altına alınması gerekiyor. Kimyasalların gıdalara veya mutfak yüzeylerine bulaşması ciddi zehirlenmelere yol açabilir. Bu durum bazen gıda zehirlenmesiyle karıştırılarak yanlış tedaviye sebep olabiliyor. Kimyasal maddelere maruz kalma durumunda, antidotlar, göz yıkama istasyonları ve acil müdahale kitleri gibi ilk yardım malzemeleri kolayca erişilebilecek bir yerde bulundurulmalıdır. Riskleri en aza indirmek için ruhsatlı firmalarla çalışılması, işlem sonrası detaylı temizlik ve etkili havalandırma yapılması sağlık açısından hayati önem taşıyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-canan-uraz-ev-ve-is-yeri-ilaclamalarinda-ruhsatli-firmalarla-calisilmali-599764">Doç. Dr. Canan Uraz, &#8220;Ev ve iş yeri ilaçlamalarında ruhsatlı firmalarla çalışılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bitki çayları doğru tüketilmediğinde faydadan çok zarar verebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bitki-caylari-dogru-tuketilmediginde-faydadan-cok-zarar-verebilir-599725</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 10:18:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[Bitki Çayları]]></category>
		<category><![CDATA[çayları]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[faydadan]]></category>
		<category><![CDATA[tüketilmediğinde]]></category>
		<category><![CDATA[verebilir]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599725</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında artan soğuk hava, kapalı alanlarda geçirilen sürenin uzaması ve enfeksiyonların daha hızlı yayılması vücudu desteğe ihtiyaç duyan bir kış bahçesine dönüştürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bitki-caylari-dogru-tuketilmediginde-faydadan-cok-zarar-verebilir-599725">Bitki çayları doğru tüketilmediğinde faydadan çok zarar verebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kış aylarında artan soğuk hava, kapalı alanlarda geçirilen sürenin uzaması ve enfeksiyonların daha hızlı yayılması vücudu desteğe ihtiyaç duyan bir kış bahçesine dönüştürüyor. Bu dönemde bitki çaylarının hem iç ısıtan hem de destekleyici bir seçenek olarak daha sık tercih edildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Ancak her doğal üründe olduğu gibi bitki çayları da doğru seçildiğinde, ölçülü tüketildiğinde ve bireyin sağlık durumuyla uyumlu olduğunda fayda sağlıyor, bilinçli tüketim bu aromatik desteği güvenli ve sürdürülebilir bir günlük rutine dönüştürüyor” dedi.</strong></p>
<p>Bitki çaylarında hem içeriğin ne olduğu hem de kimin tarafından, nasıl tüketildiğinin büyük önem taşıdığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “10 dakikadan fazla kaynatılan bazı bitkilerde etkin bileşenler bozulabilir ya da acı bileşikler suya geçebilir. Doğru yöntem, kaynar suyun üzerine bitkinin eklenmesi ve 5–8 dakika demlenmesidir. Ayrıca bitki çayları bazı ilaçlarla etkileşime girebilir; zencefil ve sarı kantaron kan sulandırıcılarla risk oluşturabilir, ekinezya bazı ilaçların düzeylerini etkileyebilir, adaçayı ise tansiyon ve hormon metabolizması üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle hamileler, emziren anneler, kronik hastalığı olanlar ve düzenli ilaç kullanan kişilerin bitki çayı tüketmeden önce mutlaka bir uzmana danışması gerekir” dedi.</p>
<p><strong>Bitki çayları hastalıklara karşı tek başına mücadele edemez</strong></p>
<p>Bitki çaylarının; bitkilerin yaprak, çiçek, kabuk veya köklerinin sıcak suda bekletilmesiyle hazırlanan fonksiyonel içecekler olduğunu belirten Eren, “Kış aylarında bağışıklığını desteklemek isteyenler için bitki çayları yardımcı bir araç olabilir. Özellikle ıhlamur, kuşburnu, zencefil–limon kombinasyonu ve rezene gibi antioksidan ve uçucu yağlar açısından zengin bitkilerin, sıvı alımını destekleyerek genel iyilik hâlini artırır. Ancak bir yandan da bitki çaylarının sadece birer destek kuvvet olduğu ve hastalıklara karşı hiçbir zaman tek başına koruyucu olamayacakları bilinmeli. Bağışıklık sisteminin en güçlü destekçileri düzenli uyku, yeterli protein alımı, probiyotiklerden zengin beslenme, hareket ve stres yönetimidir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zencefil bulantıya iyi geliyor</strong></p>
<p>Kış aylarında en sık tercih edilen bitki çayları arasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu, papatya, zencefil, ekinezya ve zerdeçalın yer aldığını belirten Eren, “Bu çayların her biri farklı fitokimyasallar içerir ve bu çeşitlilik vücutta farklı süreçleri destekleyebilir. Örneğin kuşburnu yüksek C vitamini ve polifenol içeriğiyle antioksidan kapasiteye katkı sağlarken, zencefil bulantıyı azaltıcı ve hafif antiinflamatuvar etkileriyle bilinir. Adaçayındaki uçucu yağlar boğaz rahatlığını destekleyebilir, papatya ise uyku kalitesine katkı sağlayabildiğini gösteren çalışmalarla öne çıkar. Ekinezya hakkında farklı görüşler bulunsa da bazı araştırmalarda bağışıklık sistemi üzerinde destekleyici etkiler sağladığı bildirilmiştir. Bu nedenle bitki çayları ‘mucize’ olarak görülmeden, dengeli ve bilinçli tüketilmeli” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bitki-caylari-dogru-tuketilmediginde-faydadan-cok-zarar-verebilir-599725">Bitki çayları doğru tüketilmediğinde faydadan çok zarar verebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Derince&#8217;de iki TBM kuruluma hazırlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/derincede-iki-tbm-kuruluma-hazirlaniyor-599437</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 08:48:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[faaliyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kazı]]></category>
		<category><![CDATA[Kurulum]]></category>
		<category><![CDATA[saha]]></category>
		<category><![CDATA[Seka Devlet Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tbm]]></category>
		<category><![CDATA[tünel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599437</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli’nin ulaşım geleceğini şekillendirecek Körfezray Metro Projesi’nde kazı çalışmaları yapan ve kamuoyunda ‘köstebek’ olarak bilinen TBM’lerden ikisi daha kuruluma hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/derincede-iki-tbm-kuruluma-hazirlaniyor-599437">Derince&#8217;de iki TBM kuruluma hazırlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’nin ulaşım geleceğini şekillendirecek Körfezray Metro Projesi’nde kazı çalışmaları yapan ve kamuoyunda ‘köstebek’ olarak bilinen TBM’lerden ikisi daha kuruluma hazırlanıyor. Seka Devlet Hastanesi sahasında Tünel Açma Makinesi (TBM) ile kazı çalışmaları devam ederken, Tüpraş-Petkim hattına doğru görev alacak iki TBM ise kurulum için Derince Millet Bahçesi’ne getirildi.</p>
<p><b>KAZI VE KURULUM ÇALIŞMALARINDA ARALIKSIZ MESAİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı iş birliğinde yürütülen Körfezray Metro Projesi’nde kazı ve tünel açma faaliyetleri takvime göre tam zamanlı olarak ilerliyor. Projenin ilk etabında görev alacak 6 Tünel Açma Makinesi (TBM) için sahada gerçekleştirilen kurulum ve kazı çalışmaları, ana merkez üsleri olan Seka Devlet Hastanesi ve Derince Millet Bahçesi sahasında eş zamanlı olarak ilerletiliyor.<b> </b></p>
<p><b>ÜÇ TBM KAZIYA DEVAM EDİYOR, BİR TBM HAZIRLANIYOR</b></p>
<p>Projenin ilk etabı kapsamında başlatılan çalışmalar doğrultusunda Seka Devlet Hastanesi şantiyesinde kurulan iki adet TBM, 6 Eylül 2025 tarihinden itibaren Otogar yönüne doğru 24 saat esasına göre tünel açma faaliyetlerini kesintisiz şekilde sürdürüyor. Diğer yandan Seka Devlet Hastanesi sahasından Derince Millet Bahçesi yönüne doğru 8 Aralık 2025 tarihinde başlatılan tünel kazı çalışması bir TBM ile devam ediyor. Aynı hatta görev alacak diğer TBM’nin sahadaki montaj ve kurulum faaliyetleri sürerken, aralık ayı içerisinde devreye alınarak kazı çalışmalarına 2 TBM ile devam edilmesi planlanıyor.</p>
<p><b>DERİNCE’DE 2 TBM’İN MONTAJ SÜRECİ HIZLANIYOR</b></p>
<p>Bu çalışmalarla eş zamanlı olarak Derince Millet Bahçesi’nden Tüpraş-Petkim hattına doğru kazı gerçekleştirecek olan 2 TBM için ise gerekli altyapı hazırlıkları sahada tamamlandı. Montaj ve kurulum süreçleri planlanan takvime uygun şekilde ilerleyen çalışmalar kapsamında Derince Millet Bahçesi’ne getirilen her iki TBM’nin kurulum çalışmalarının bu ay içerisinde başlatılması, Ocak- Şubat 2026 döneminde ise devreye alınarak kazı faaliyetlerine başlanması hedefleniyor.</p>
<p><b>13 İSTASYONDA AKTİF SAHA ÇALIŞMASI VAR</b></p>
<p>Projenin 27 kilometrelik ilk etabında yer alan toplam 18 istasyondan 13’ünde kapama, fore kazık, dolgu ve zemin iyileştirme gibi inşaat faaliyetleri aktif olarak yürütülüyor. Kalan 5 istasyonda ise saha uygulamalarına hazırlık çalışmaları devam ederken, bu çalışmalar ana iş programına uygun olarak etaplar hâlinde planlanıyor. Takvime uygun ve titizlikle sürdürülen bu çalışmalar sayesinde, Körfezray Metro Projesi ile Kocaeli’de konforlu, güvenli ve hızlı bir ulaşım dönemi başlatılacak.</p>
<p><b>KÖRFEZRAY METRO İSTASYONLARI</b></p>
<p>1.Tüpraş- Petkim</p>
<p>2.Körfez-Tütünçiftlik</p>
<p>3.95 Evler</p>
<p>4.Derince EAH</p>
<p>5.Derince Merkez</p>
<p>6.Derince Millet Bahçesi</p>
<p>7.Kuruçeşme</p>
<p>8.Seka Devlet Hastanesi</p>
<p>9.Seka Park</p>
<p>10.Cumhuriyet Parkı</p>
<p>11. Milli İrade Parkı</p>
<p>13. Otogar</p>
<p>14.Yahya Kaptan</p>
<p>15.Poyraz</p>
<p>16.Fındıklı</p>
<p>17.Kartepe</p>
<p>18.İzmit Doğu</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/derincede-iki-tbm-kuruluma-hazirlaniyor-599437">Derince&#8217;de iki TBM kuruluma hazırlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada &#8216;zayıflama iğnelerinin&#8217; kullanımı son beş yılda 6 kat arttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-zayiflama-ignelerinin-kullanimi-son-bes-yilda-6-kat-artti-598942</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 09:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[iğnelerinin]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[seren]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598942</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sema Ketenci Şeren, son dönemde popülerleşen “zayıflama iğneleri”ne yönelik önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-zayiflama-ignelerinin-kullanimi-son-bes-yilda-6-kat-artti-598942">Dünyada &#8216;zayıflama iğnelerinin&#8217; kullanımı son beş yılda 6 kat arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sema Ketenci Şeren, son dönemde popülerleşen “zayıflama iğneleri”ne yönelik önemli uyarılarda bulundu. GLP-1 reseptör agonistleri olarak bilinen semaglutid, liraglutid ve tirzepatid gibi ilaçların aslında tip 2 diyabet için geliştirildiğini hatırlatan Şeren, bu ilaçların obezite tedavisinde etkili olduğunu ancak bilinçsiz kullanımın ciddi halk sağlığı riski doğurduğunu vurguladı. </p>
<p>GLP-1 agonisti ilaçların dünya çapındaki kullanımı son beş yılda 6 kat arttı. Türkiye’de de özellikle 2023–2024 döneminde talep yükseldi. Türkiye, nüfusa göre kullanım hızında orta-yüksek grupta. Özellikle şehir merkezlerinde endikasyon dışı talep artışı dikkat çekiyor. Avrupa ülkeleri ile benzer bir eğilim olduğuna dikkat çeken Şeren, sosyal medya etkisinin Türkiye’de daha güçlü olduğunu ve bu nedenle kontrolsüz kullanımın daha büyük bir risk oluşturduğunu belirtti.                                   </p>
<p><strong>“Sosyal medya yönlendirmesiyle kullanım tehlikeli”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Şeren, son aylarda sosyal medya üzerinden yönlendirilen kontrolsüz ilaç kullanımının artığını, merdiven altı ve sahte ürünlerin piyasada çoğaldığını belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Bu ilaçlar güçlü farmakolojik etkilere sahip. Yanlış doz, yanlış kullanım veya sahte ürünler; ağır bulantı ve kusmadan akut pankreatite, safra kesesi sorunlarından gastropareziye kadar ciddi yan etkilere yol açabiliyor. Avrupa İlaç Ajansı, sosyal medyadan temin edilen ürünlerin önemli kısmının sahte olduğu konusunda uyardı.”</p>
<p><strong>Doğru hastada etkili, yanlış kullanımda risk yüksek</strong></p>
<p>GLP-1 agonistlerinin doğru hastada, doğru dozla ve hekim takibi altında son derece etkili olduğunu belirten Şeren, klinik çalışmaların bunu doğruladığını ifade etti:</p>
<p><strong>“</strong>Semaglutid kullanılan STEP-1 çalışmasında yüzde 14.9 ortalama kilo kaybı; Tirzepatid kullanılan SURMOUNT-1 çalışmasında yüzde 20’nin üzerinde kilo kaybı görülüyor. Ancak, bu sonuçlar düzenli takip ve yaşam tarzı değişikliği olmadan elde edilemez. Sosyal medyadaki ‘hızlı zayıflama’ anlatılarının bilimsel hiçbir karşılığı yok.”</p>
<p><strong>18 yaş altına önerilmiyor     </strong></p>
<p>Bu iğnelerin 18 yaş altına önerilmediğini, 75 yaş üzerinin ise dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ekleyen Şeren, “Bu ilaçlar tıbbi endikasyon dışında kesinlikle kullanılmamalı” dedi. Bu iğnelerin kullanımının kimler için uygun, kimler için riskli olduğuyla ilgili ise şunları söyledi:</p>
<p>“Uluslararası kılavuzlara göre bu ilaçların önerildiği gruplar vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan kişiler ya da 27’nin üzerinde olup diyabet, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği gibi ek hastalıkları olanlar bu ilaçları kullanabilecek gruba giriyor.<br /> Ama daha önce pankreas iltihabı geçirmiş olanlar, mide boşalması çok yavaş olanlar (mide tembelliği), çok sayıda ilaç kullananlar, hamileler, emzirenler ve ailesinde tiroit kanseri öyküsü bulunanlar riskli grupta kabul ediliyor.”</p>
<p>Şeren yan etkilerle ilgili, “Yan etkiler geçici olanların yansı sıra hayati tehlike olarak değerlendirilecek sonuçlara kadar uzanıyor. Sık görülen yan etkiler arasında bulantı, kusma, ishal, kabızlık, baş dönmesi bulunuyor. Daha ciddi yan etkiler ise şöyle: Akut pankreatit, safra kesesi taşları ve safra yolu sorunları, gastroparezi, nadiren hipoglisemi. Bu yan etkiler nedeniyle düzenli takip ve doz ayarlaması zorunlu” diyerek uyarıda da bulundu. </p>
<p><strong>Verilen kilonun yüzde 60–70’i geri dönebilir</strong></p>
<p>Tedavinin genellikle en az 6–12 ay sürmesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Şeren, ilacın kesilmesiyle birlikte birçok kişide 12 ay içinde verilen kilonun yüzde 60–70’inin geri dönebildiğini aktardı. “İğne tek başına kalıcı zayıflama sağlamaz; yaşam tarzı değişikliği şart” diyen Şeren’e göre şu belirtiler ise acil değerlendirme gerektiriyor: Geçmeyen veya şiddetli karın ağrısı. Tekrarlayan kusma. Sarılık, koyu idrar. Bayılma, aşırı halsizlik. Kan şekeri düşüklüğü belirtileri. Şiddetli kabızlık veya yemek yiyememe.</p>
<p><strong>“Mucize değil, tıbbi bir tedavi”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Sema Ketenci Şeren, sözlerini şu uyarıyla tamamladı:</p>
<p>“Bu ilaçlar reçeteli tıbbi ürünlerdir. Sadece doğru hasta, doğru endikasyon ve hekim takibiyle kullanılmalıdır. Sosyal medyadan alınmaz, arkadaş tavsiyesiyle başlanmaz. Merdiven altı ürünler hayati risk taşır. Bunlar mucize değil; bilimsel protokollerle uygulandığında etkili ilaçlardır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-zayiflama-ignelerinin-kullanimi-son-bes-yilda-6-kat-artti-598942">Dünyada &#8216;zayıflama iğnelerinin&#8217; kullanımı son beş yılda 6 kat arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 11:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[felci]]></category>
		<category><![CDATA[hakkındaki]]></category>
		<category><![CDATA[içinde]]></category>
		<category><![CDATA[islak]]></category>
		<category><![CDATA[Kasları]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Felci]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, toplumda yaygın olan sağlıkla ilgili inanışların bilimsel karşılığını, sinüzit ve yüz felci örnekleri üzerinden değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699">Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, toplumda yaygın olan sağlıkla ilgili inanışların bilimsel karşılığını, sinüzit ve yüz felci örnekleri üzerinden değerlendirdi.</p>
<p><strong>Nesilden nesile aktarılan bazı inanışlar, sorgulanmadan doğru kabul edilebiliyor!</strong></p>
<p>Toplumda nesilden nesile aktarılan bazı inanışların, çoğu zaman bilimsel dayanağı olup olmadığı sorgulanmadan doğru kabul edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Günlük yaşamda sıkça duyduğumuz bu ifadeler, özellikle soğuk algınlığı, enfeksiyonlar ve sinir sistemi hastalıklarıyla ilişkilendirilir.” dedi.</p>
<p>Kültürümüzde yerleşmiş olan inanışlardan örnekler veren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “En çok duyduklarımız ‘dondurma yersen bademcik iltihabı olursun’, ‘çıplak ayakla taşa basma böbreklerini üşütürsün’, ‘taşa oturma bağırsaklarını üşütürsün’, ‘boynuna atkı sar boğazın şişmesin’ ve özellikle soğuk havalarda çok sık duyduğumuz ‘ıslak saçla yatarsan sinüzit olursun’ deyimleridir. Bu ifadelerin hiçbirinin tıpta ispatlanmış bir çalışması yoktur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sinüzitin saçın ıslak kalmasıyla ilişkili olduğunu gösteren bilimsel çalışma yok! </strong></p>
<p>Sinüzitin, genellikle nezle ve grip enfeksiyonları sırasında virüslerin sinüs boşlukları içinde iltihap oluşturmasıyla meydana geldiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu durumun saç telleriyle ya da saçın ıslak olmasıyla ilişkili olduğunu gösteren herhangi bir bilimsel çalışma bulunmaz.” dedi.</p>
<p>Saç derisi ile nazal mukozanın anatomik olarak birbirinden oldukça uzak bölgelerde yer aldığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Ayrıca bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan bir etkileşim söz konusu değildir. Buna rağmen, bireylerin kendilerini koruma konusunda azami dikkat göstermeleri elbette önemlidir. Her ne kadar ıslak saçla uyumanın sinüzite yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da, konfor, genel hijyen ve vücut direncinin korunması açısından ıslak saçla uyumamak daha sağlıklı bir tercih olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yüz felci, yüz sinirindeki iletim bozukluğuyla gelişir!</strong></p>
<p>Günlük hayatta sıkça yanlış yorumlanan bir diğer durumun ise yüz felci olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Yüz felci, yüz kaslarını hareket ettiren yüz sinirinin iletiminin durması ve bu nedenle mimik kaslarının çalışamaması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.” dedi.</p>
<p>Yüz sinirinin motor dallarının beyinden çıktıktan sonra kulak kemiği olarak bilinen temporal kemik içinde dar bir kanaldan ilerlediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Rahimi şunları söyledi:</p>
<p>“Bu kanaldan çıktıktan sonra yanaktaki tükürük bezesinin içine girer ve çeşitli dallara ayrılarak yüzümüzdeki mimikleri oluşturan kasları hareket ettirir. Özellikle bu dar kemik kanal içinden geçerken sinirde herhangi bir ödem oluşması durumunda sinir iletimi bozulur ve kaslar görevini yapamaz. Bu tabloya yüz felci adı verilir. Bunun yanı sıra, tükürük bezi ameliyatları, çeşitli kafa travmaları ya da cerrahi kesiler sırasında sinirin bazı bölümleri zarar görebilir. Bu gibi durumlarda da sinir iletimi durur, ilgili bölgede mimik kasları çalışmaz ve yüz hareketlerinde belirgin bir asimetri oluşur.”</p>
<p><strong>Yüz felciyle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı!</strong></p>
<p>Yüz felçleri içinde en sık karşılaşılan tablonun, Bell’s palsi olarak adlandırılan ve kemik içindeki ödeme bağlı olarak gelişen felç olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu tür yüz felçleri büyük oranda kendiliğinden düzelir.” dedi.</p>
<p>Ancak düşük bir ihtimal de olsa, iyileşmenin gerçekleşmediği durumlar da olabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Kalıcı yüz felci gelişebilir. Bu durumda yüzde asimetri ve estetik açıdan şekil bozuklukları ortaya çıkar. Yüz felciyle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması son derece önemlidir. İlk olarak yapılması gereken, felcin santral mi (beyin kaynaklı) yoksa periferik mi (sinir trasesi boyunca) geliştiğinin ayırt edilmesidir. Bu ayrım tedavi yaklaşımını doğrudan belirler. Ardından, aynı tarafta kulak enfeksiyonu, kolesteatoma, temporal kemik fraktürü ya da tükürük bezine ait kitle veya cerrahi öykü olup olmadığı değerlendirilmelidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Tedaviye erken başlamak başarı oranını her zaman artırır!</strong></p>
<p>Göz kapağını kapatan kasları uyaran sinirin de fasiyal sinirin dallarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Yüz felcinde gözün kapanamaması, göz kuruluğu ve enfeksiyon riskini artırdığı için ayrıca önem taşır.” dedi.</p>
<p>Tedaviye mümkün olduğunca erken başlanmasının başarı oranını her zaman artırdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tedavi sürecinde ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, masaj, sıcak uygulamalar ve destekleyici yöntemler birlikte kullanılabilir. Bazı durumlarda herpes zoster virüsü, kulak çevresinde döküntülerle birlikte işitme kaybı, kulak çınlaması ve yüz felcini aynı anda ortaya çıkarabilir. Bu tabloda kalıcı hasar riski daha yüksek olduğu için ek ve daha yoğun tedavi yöntemlerine başvurulması gerekir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinuzit-ve-yuz-felci-hakkindaki-dogru-bilinen-yanlislar-598699">Sinüzit ve yüz felci hakkındaki doğru bilinen yanlışlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Aydın: &#8220;Bursa&#8217;mıza 7/24 Hizmet Çabasındayız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-aydin-bursamiza-7-24-hizmet-cabasindayiz-598555</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 12:37:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[çabasındayız]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[erkan]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[mıza]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[sakinleri]]></category>
		<category><![CDATA[talep]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi İlçesi’nde bulunan 136 mahallenin sorularını birinci ağızdan dinlemek için mahalle sakinleriyle buluşmalar düzenleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yeni durağı Namık Kemal Mahallesi oldu. Başkan Aydın, yaptığı konuşmada “Osmangazi ve Bursa’mıza 7/24 hizmet çabası içindeyiz” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aydin-bursamiza-7-24-hizmet-cabasindayiz-598555">Başkan Aydın: &#8220;Bursa&#8217;mıza 7/24 Hizmet Çabasındayız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi İlçesi’nde bulunan 136 mahallenin sorularını birinci ağızdan dinlemek için mahalle sakinleriyle buluşmalar düzenleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yeni durağı Namık Kemal Mahallesi oldu. Başkan Aydın, yaptığı konuşmada “Osmangazi ve Bursa’mıza 7/24 hizmet çabası içindeyiz” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi İlçesi’ne daha nitelikli hizmet sunabilmek amacıyla mahalle ziyaretlerini aralıksız sürdüren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, bu kapsamda Namık Kemal Mahallesi sakinleriyle bir araya geldi. Namık Kemal Hizmet Binası’nda düzenlenen kahvaltı programında Başkan Aydın’a CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcıları Mücahit Yıldızhan ve Tolga Kornoşor, meclis üyeleri ile çok sayıda vatandaş eşlik etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Vatandaşlar toplantıda mahallelerine yönelik talep ve beklentilerini doğrudan iletme fırsatı bulurken, Başkan Aydın da konuların en kısa sürede değerlendirilerek çözüme kavuşturulacağına dair söz verdi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Elimizdeki İmkanları En Doğru Şekilde Kullanıyoruz”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yaptıkları hizmetleri muhtarlar ve mahalle sakinlerinin istekleri doğrultusunda gerçekleştirdiklerini ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerine şu şekilde devam etti:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Muhtarlarımız yaptıkları işin doğası gereği hizmet talep ediyor, bu çok normal. Onlara hizmet etmenin yolu da yerel yönetimlerden geçiyor. Namık Kemal Mahalle Muhtarımız, yapılan hizmetlerden dolayı bize teşekkür etti. Bu memnuniyet, bizim çalışma azmimizi ve isteğimizi artırıyor. Elimizdeki imkanları en doğru şekilde kullanarak Osmangazi’de yaşayan yaklaşık 1 milyona yakın vatandaşımıza hizmet etmeye çalışıyoruz. Yaklaşık 3 bine yakın personelimizle sahadayız. Yönetim kadromuz da yapılan hizmetlerin karşılığını sokakta gördükçe daha fazla çalışmak istiyor. Göreve başlayalı yaklaşık 2 yıla yakın bir süre oldu. Biz hep şunu söyledik; 5 yılı dolu dolu geçirmek istiyoruz. Milletvekilliği dönemimde de bunu tecrübe ettim, zaman çok hızlı geçiyor. O yüzden göreve başlar başlamaz hızlı hareket ettik. Bugüne kadar 35 açılış ve temel atma gerçekleştirdik. Bu da yaklaşık 18 günde bir hizmet demek. Şu anda 11 tane daha açılış ve temel atma programımız var. Onları da Genel Başkanımızla birlikte açmayı arzu ediyoruz.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“46’ncı Mahalle Buluşmamızı Gerçekleştirdik”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Büyük abartılı işler yerine herkese dokunan hizmetler yaptıklarını söyleyen Başkan Aydın, “Şu ana kadar kreşlerde 5 sayısına ulaştık, 4 tanesinin daha temelini atıyoruz. İnşallah önümüzdeki yıl bu sayıyı 10’a çıkaracağız. Demirtaş’ta pazar yeri ihalesi tamamlandı, yakında onun da temelini atacağız. Sağlık ocaklarımızın yapımı bitti, yeni sağlık ocaklarımızın da temelini atmaya devam ediyoruz. Kültür merkezi, öğrenci yurdu derken Osmangazi ve Bursa’mıza 7/24 hizmet çabası içindeyiz. Tüm bu hizmetleri muhtarlarımızın ve mahalle sakinlerimizin talepleri doğrultusunda hayata geçiriyoruz. Bugün de 46’ncı mahalle buluşmamızı gerçekleştirerek vatandaşlarımızla bir araya geldik” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Taleplerimize Anında Geri Dönüş Alıyoruz”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Namık Kemal Mahallesi Muhtarı Necmettin Geniş de,</span></span> <span><span>“Başkanımız Erkan Aydın’ın ‘Bursa’nın Kalbi Osmangazi’ sloganını gerçekten çok doğru buluyorum. Biz yaklaşık iki yıldır birlikte hizmet ediyoruz. Özellikle muhtarlar için kurulan sistemden çok memnunuz. Artık belediyeye gidip gelmek zorunda kalmıyoruz. İstek ve taleplerimizi sisteme yazıyoruz ve anında geri dönüş alıyoruz. Osmangazi Belediyesi’ndeki müdürlerimiz de her zaman işin başında. Mahallelerimiz için ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar. Başkanımıza mahallemize yaptığı hizmetler ve ziyaretinden dolayı teşekkür ediyorum” açıklamalarında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Namık Kemal Mahallesi sakinleri ise mahallelerine yaptığı ziyaretle istek ve taleplerini dinleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aydin-bursamiza-7-24-hizmet-cabasindayiz-598555">Başkan Aydın: &#8220;Bursa&#8217;mıza 7/24 Hizmet Çabasındayız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopoz bir bitiş değil, kadının yeni bir versiyonu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-bitis-degil-kadinin-yeni-bir-versiyonu-598501</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 10:52:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bitiş]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[versiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598501</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, menopoz psikolojisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-bitis-degil-kadinin-yeni-bir-versiyonu-598501">Menopoz bir bitiş değil, kadının yeni bir versiyonu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, menopoz psikolojisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Menopoz fizyolojik sürecin bir parçası</strong></p>
<p>Menopozun fizyolojik sürecin bir parçası olduğunu ifade eden Dr. Günay Hajiyeva, “Menopoz, overlerde folikül rezervinin tükenmesiyle birlikte giden ve 12 ay adet görmemekle tanısı konulan bir süreçtir. Genellikle 45 ila 55 yaş arasındaki kadınları kapsasa da bazı kişilerde menopozun daha erken başlaması ya da daha geç bitmesi söz konusu olabilir. Bu süreyi etkileyen önemli faktörler arasında genetik yatkınlık öne çıkar; annenin menopoza giriş yaşı bizim için önemli bir referanstır. Ayrıca sigara kullanımı, zararlı alışkanlıklar, otoimmün süreçler ve gebelik sayısı gibi çevresel ve biyolojik faktörler de bu süreci etkileyebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Menopoz, bir kadının hayatında önemli bir dönüm noktası</strong></p>
<p>Menopozun, bir kadının hayatında önemli bir dönüm noktası olarak vurgulandığını çünkü hormon sisteminde köklü bir yeniden düzenlemenin söz konusu olduğunu ifade eden Dr. Günay Hajiyeva, “FSH (folikül uyarıcı hormon) değerlerinin yükselmesi, tam zıttı olarak östrojen ve progesteron değerlerinin düşmesi ana belirleyicidir. Östrojen sadece üreme için gerekli bir hormon değildir; aynı zamanda çok güçlü bir nöromodülatördür ve duygusal, ruhsal sistemimizi doğrudan etkiler. Östrojen azalmasıyla birlikte, duyguları yöneten limbik sistemde aktivasyon artışı yaşanırken, bizi frenleyen ve dengeleyen prefrontal korteks savunmasız kalır. Bu mekanizma, kadınların ‘Ben böyle değildim, neler oldu, neden bu şekilde duygu dalgalanmaları yaşıyorum?’ şeklinde söylemlerde bulunmasına yol açar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Menopoz süreciyle kadının biyolojik ritmi değişiyor</strong></p>
<p>Toplumda menopoz süreciyle ilgili bazı önyargılar bulunsa da kadının değişmediğini ve değişen tek şeyin biyolojik ritmi olduğunu anlatan Dr. Günay Hajiyeva, “Kadının biyolojik ritminin değişmesiyle birlikte, aslında kadınlar bu süreci kendini daha iyi anlamaya, birikimleri evrilerek kendisinin daha iyi bir versiyonuna dönüşmek için bir fırsat noktası olarak görmelidir. Menopoz, kadının daha olgun, kendini daha güncel ve daha derin bir versiyonuna geçiş için bir fırsattır. Bu süreçte sadece hormonal değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal dalgalar da yaşanır. Melatonin, serotonin, adrenalin ve noradrenalin sistemlerinde de değişiklikler söz konusudur. Psikolojik olarak kadınlarda ‘Acaba yeniden nasıl başlayacağım? Bu sürecin sonu mu?’ şeklinde yükler oluşabilir ve bu yükü sosyal faktörler de etkileyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik olarak kaygı artışı en yaygın sorun olarak görülüyor</strong></p>
<p>Bu süreçte en sık karşılaşılan psikolojik faktörlerin başında kaygı artışının geldiğini kaydeden Dr. Günay Hajiyeva, “Östrojenin azalması, vücudumuzdaki en önemli reaksiyon baskılayıcı nörotransmitter olan GABA sisteminde dengesizliğe yol açar, bu da dürtüsellik ve duyguları frenleyememe ile sonuçlanır. Benzer şekilde, serotonindeki dalgalanmalar umutsuzluk, isteksizlik ve hayattan zevk almama gibi depresif duyguları tetikler. Ayrıca odaklanma sorunları, unutkanlık, işi sürdürmekte zorlanma ve bilgiyi geri çağırmakta zorlanma gibi bilişsel fonksiyonlarda da dalgalanmalar görülebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kadın daha tahammülsüz oluyor</strong></p>
<p>Menopozun aile içi ilişkilerde de belirgin etkiler yarattığına işaret eden Dr. Günay Hajiyeva, “Kadının daha tahammülsüz, çabuk sinirlenen ve daha reaktif olması eşlerde şaşkınlık yaratabilir. Erkeklerin şaşkınlığını doğru yönetmek için, kadının kendini net bir şekilde anlatması en önemli çözüm noktalarından biridir. Cinsel isteksizlik, ağrılı birleşmeler veya vajinal kuruluk gibi fizyolojik süreçler de çiftler arasında yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu durum, kadının isteği ya da eşini sevip sevmemesi ile değil, tamamen biyolojik süreçle ilgilidir ve bu net bir şekilde söylenmelidir.” dedi.</p>
<p><strong>İçinizde 90’a kadar sayın!</strong></p>
<p>Bu duygusal dalgalanmalarla başa çıkmak için pratik önerilerin başında &#8220;90 Saniye Kuralı&#8221;nın geldiğine vurgu yapan Dr. Günay Hajiyeva, “Öfkenin limbik sistemde patlama noktasına ulaştığı süreç ortalama 90 saniye sürer. Bizi sinirlendiren bir olay olduğunda hemen reaksiyon vermek yerine sakin kalmak, tepkiyi ertelemeye çalışmak, derin nefes almak veya 1’den 90’a kadar yavaşça saymak gibi yöntemler, limbik sistemdeki patlamanın çözümlenmesine yardımcı olur ve kontrolün bizde olduğu hissini güçlendirir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nefes egzersizleri de yardımcı oluyor</strong></p>
<p>Bir diğer önemli başa çıkma yönteminin ise doğru nefes egzersizleri olduğunu kaydeden Dr. Günay Hajiyeva, “Vücudumuzdaki sempatik (savaş-kaç) ve parasempatik (gevşeme) sistemleri dengelemek için doğru nefes tekniği hayati öneme sahiptir. Doğru nefes almada, karın kasları öne doğru bombeleşmeli ve 4 saniye nefes alınmalı, 7 saniye tutulmalı ve 8 saniyede verilmelidir. Bu teknik, vagus sinirini uyararak parasempatik sistemi aktive eder ve negatif düşüncelerin oluşumunu engeller. Ayrıca duygularımızı boşaltmak ve ifade etmek için duygu günlüğü tutmak da süreci sağlıklı yönetmeye yardımcı olur.” ifadesinde de bulundu.</p>
<p><strong>Gece terlemeleri ve sıcak basmaları da uyku bölünmelerini tetikleyebiliyor</strong></p>
<p>Menopoz sürecinde sık görülen bir diğer faktörün de uyku bozuklukları olduğunu söyleyen Dr. Günay Hajiyeva, şöyle devam etti:</p>
<p>“Östrojenin azalmasıyla melatonin dengesi bozulur, sirkadiyen ritim aksar ve uyku düzensizlikleri başlar. Gece terlemeleri ve sıcak basmaları da uyku bölünmelerini tetikleyebilir. Bu yüzden ilk müdahale uykuyu düzenlemek olmalıdır. Uyku hijyenine dikkat etmek (her gün aynı saatte uyumak, yatak odasını sadece uyku ve cinsellik için kullanmak, gece geç saatlerde kafein tüketmemek) bu süreçte kritik rol oynar. Menopoz süreci, premenopozdan postmenopoza kadar toplamda ortalama 4 ila 7 yıl, hatta bazı kadınlarda 10-15 yıl sürebilen uzun bir dönemdir.”</p>
<p><strong>Menopoz dönemini desteklemek için mindfulness önerisi…</strong></p>
<p>Bu uzun süreci daha sağlıklı yönetmek için hobileri ve ilgi alanlarını yeniden şekillendirmek ve uyku hijyeni gibi yaşam tarzı düzenlemelerine odaklanmanın önemli olduğunu belirten Dr. Günay Hajiyeva, “Ancak bazı kadınlar bu süreçte çok zorlanabilir. Kontrol zorlanıyorsa, uyku düzenlenemiyorsa veya duygudurum dalgalanmaları devam ediyorsa profesyonel destek şarttır. Menopoz dönemini desteklemek için mindfulness, pozitif psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemler uygulanabilir; gerekirse ilaç tedavisi de söz konusu olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-bitis-degil-kadinin-yeni-bir-versiyonu-598501">Menopoz bir bitiş değil, kadının yeni bir versiyonu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dolandırıcılar Instagram ve WhatsApp hesaplarını çalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dolandiricilar-instagram-ve-whatsapp-hesaplarini-caliyor-598352</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 07:36:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılar]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hesaplarını]]></category>
		<category><![CDATA[instagram]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcılar]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[whatsapp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Instagram ve WhatsApp, Türkiye’de internet kullanıcılarının en yoğun kullandığı platformlar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dolandiricilar-instagram-ve-whatsapp-hesaplarini-caliyor-598352">Dolandırıcılar Instagram ve WhatsApp hesaplarını çalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Instagram ve WhatsApp, Türkiye’de internet kullanıcılarının en yoğun kullandığı platformlar arasında yer alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun  2023 verilerine göre erkek kullanıcıların yaklaşık yüzde 88,7’si WhatsApp, yüzde 72,6’sı ise Instagram kullanıyor. Kadın kullanıcılarda da oranlar benzer düzeyde. Bu kadar yoğun kullanım, bu platformları dolandırıcılar için de doğal bir hedef hâline getiriyor.</strong></p>
<p><strong>ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban Türkiye’de büyüyen bir  sorun hâline gelen  Instagram ve WhatsApp hesaplarının çalınması konusuna dikkat çekti; alınması gereken önlemler hakkında bilgi paylaşımında bulundu. </strong></p>
<p>Instagram ve WhatsApp hesap çalma saldırıları, teknik olarak çoğu zaman karmaşık istismar zincirlerinden çok; “insan davranışını hedef alan sosyal mühendislik ve kimlik avı” yöntemlerine dayanıyor. Türkiye’de hem sıradan kullanıcılar hem de kamuya mal olmuş kişiler bu saldırıların hedefinde. Dolandırıcılar, ele geçirdikleri güven ilişkisini de kullanarak çok kısa sürede büyük maddi kayıplara yol açabiliyor. ESET açısından çözüm, yalnızca bir antivirüs veya tekil bir güvenlik ürünü kurmaktan ibaret değil. Etkili koruma; kullanıcı farkındalığı, güçlü kimlik ve parola yönetimi, çok faktörlü doğrulama, mobil ve uç nokta güvenliği ile bütünleşik bir “sıfır güven” yaklaşımı gerektiriyor. En zayıf halka hâlâ insan ama doğru araçlar ve alışkanlıklarla bu halkayı güçlendirmek mümkün.</p>
<p><strong>Neden Instagram ve WhatsApp?</strong></p>
<p>Türkiye’de sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. İş hayatı, okul ve aile içi iletişimde WhatsApp ve Instagram, resmî kanallar kadar etkili. Bu da iki kritik sonucu beraberinde getiriyor: Ele geçirilen bir hesap, sadece sahibini değil; “tüm rehberi ve takipçi ağını” doğrudan etkiliyor. Dolandırıcılar, “gerçek bir arkadaş veya aile üyesi” kimliğine bürünerek, klasik telefon dolandırıcılığından çok daha ikna edici olabiliyor. Dünya genelinde dijital dolandırıcılık kayıplarının 2023 yılında 1 trilyon ABD dolarını aştığı tahmin ediliyor. Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları da bu zararın önemli bir kısmını oluşturuyor. Meta hakkında açılan bir dava dosyasında, yalnızca 2022 yılında günde ortalama 100 bin WhatsApp hesabının ele geçirildiği, 2023’te ise bu sayının 400 bine kadar çıktığı iddia ediliyor. Bu rakamlar, hesap ele geçirme saldırılarının ölçeğini ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Bireysel kullanıcılar için ESET’ten öneriler</strong></p>
<ul>
<li>WhatsApp’ta İki Adımlı Doğrulama özelliğini (PIN kodu) etkinleştirin.</li>
<li>Instagram’da İki Faktörlü Kimlik Doğrulama’yı (uygulama tabanlı doğrulama tercih ederek) açın.</li>
<li>Her iki platformda da kullandığınız parolaların benzersiz ve uzun olmasına dikkat edin (en az 12 karakter, harf–rakam–sembol karışımı).</li>
<li>Size gelen 6 haneli doğrulama kodunu kimseyle paylaşmayın. Ne WhatsApp ne Instagram ne de “destek ekibi” bu kodu sizden istemez.</li>
<li>Mesaj içeriği ne kadar inandırıcı olursa olsun, yüksek tutarlı para veya acil talep içeren her mesajı farklı bir kanaldan (telefon, görüntülü arama) doğrulayın.</li>
<li>Bilinmeyen kaynaklardan gelen linklere tıklamadan önce, adres çubuğunu ve alan adını dikkatle kontrol edin. Küçük bir harf farkı bile sahte siteye işaret edebilir. </li>
<li>Android’de mümkün olduğunca sadece resmî mağaza (Google Play) üzerinden uygulama indirin; bilinmeyen kaynaklardan gelen APK dosyalarını kurmayın.</li>
<li>Telefonunuzda güncel bir mobil güvenlik çözümü (örneğin ESET Mobile Security) bulundurun.</li>
<li>İşletim sistemi ve uygulamaları güncel tutun; eski sürümlerde kritik güvenlik açıkları bulunabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Hesabınız ele geçirilirse  yapmanız gerekenler</strong></p>
<ul>
<li>Öncelikle e-posta hesabınızın güvende olduğundan emin olun; gerekirse parolayı değiştirin ve 2FA açın.</li>
<li>Instagram ve WhatsApp’ın resmî destek sayfalarındaki “Hesabım ele geçirildi” adımlarını eksiksiz takip edin.</li>
<li>Dolandırıcılık iddiası varsa ödeme dekontları ve yazışmalarla birlikte savcılık veya emniyet birimlerine başvurun.</li>
<li>Çevrenizi bilgilendirin; sizin adınıza gelebilecek yeni mesajlara karşı uyarın.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dolandiricilar-instagram-ve-whatsapp-hesaplarini-caliyor-598352">Dolandırıcılar Instagram ve WhatsApp hesaplarını çalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Balçova&#8217;da Zeytinyağı Tadım Etkinliğine Yoğun İlgi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/balcovada-zeytinyagi-tadim-etkinligine-yogun-ilgi-597827</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 07:52:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[balçova]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliğine]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[lgi]]></category>
		<category><![CDATA[tadım]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinyağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Balçova Belediyesi ile İzmir Ticaret Borsası iş birliğinde düzenlenen zeytinyağı tadım etkinliği büyük katılımla gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/balcovada-zeytinyagi-tadim-etkinligine-yogun-ilgi-597827">Balçova&#8217;da Zeytinyağı Tadım Etkinliğine Yoğun İlgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Balçova Belediyesi ile İzmir Ticaret Borsası iş birliğinde düzenlenen zeytinyağı tadım etkinliği büyük katılımla gerçekleşti. Balçovalıların yoğun ilgi gösterdiği programda Ziraat Mühendisi Bilge Keykubat ve gastronomi duayeni, ünlü şef Ahmet Güzelyağdöken konuşmacı olarak yer aldı. Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit de etkinliğe katılarak destek verdi.</p>
<p><b>Başkan Onur Yiğit: “Zeytinyağı bu coğrafyanın mirasıdır ve biz bu mirası koruyacağız”</b></p>
<p>Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit, zeytinyağı kültürünün Balçova ve İzmir için taşıdığı önemi şu sözlerle değerlendirdi:</p>
<p>“Bugün burada çok değerli bir buluşmaya ev sahipliği yaptık. Bu kadar yoğun katılım görmek bizi fazlasıyla mutlu etti. Zeytinyağı sadece bir gıda ürünü değil; bu kentin, bu coğrafyanın tarihini, kültürünü ve emeğini temsil eden bir miras. Bu mirası hem korumak hem de gelecek nesillere doğru şekilde aktarmak için çalışıyoruz.”</p>
<p>İzmir’in zeytinyağı alanındaki potansiyeline de dikkat çeken Yiğit şöyle devam etti:</p>
<p>“İzmir, zeytinyağının başkentlerinden biri olmalı. Bu hedef için bilimsel, kültürel ve gastronomik etkinliklere büyük önem veriyoruz. Balçova Belediyesi olarak üreticimize, tüketicimize ve tüm kentlilere katkı sağlayan bu projeleri artırarak sürdüreceğiz.”</p>
<p><b>Bilge Keykubat: “Zeytinyağı doğru anlatılırsa Türkiye’ye büyük bir marka değeri kazandırır”</b></p>
<p>Ziraat Mühendisi Bilge Keykubat, etkinliğin beklediğinin üzerinde bir ilgi gördüğünü belirterek:</p>
<p>“Zeytinyağı Türkiye için çok önemli ve doğru anlatıldığında ülkemize büyük bir marka değeri kazandırabilecek kültürel bir miras. Bu mirası doğru değerlendirmemiz gerekiyor. Balçova Belediyesi’nin bu tarz etkinliklere ağırlık vermesi çok değerli.” dedi.</p>
<p>Keykubat, erken hasat, soğuk sıkım, olgun hasat, genç hasat, filtreli–filtresiz yağlar ile Riviera ve natürel sızma yağların teknik tanımlarını paylaşarak zeytinyağının yetiştiği bölgeye ve bakıma göre nasıl farklılaştığını anlattı.</p>
<p><b>Ahmet Güzelyağdöken: “Zeytinyağını tanımakta geç kalmış durumdayız”</b></p>
<p>Etkinliğin konuk şefi Ahmet Güzelyağdöken, zeytinyağının tarihsel ve kültürel önemine dikkat çekti:</p>
<p>“Zeytin insanlığın en eski dönemlerine uzanıyor ama biz hâlâ zeytinyağını tanımakta ve doğru kullanmakta geç kalmış durumdayız. Ege ve Akdeniz kültüründe yetişmiş insanlar olarak zeytinyağı bizim olmazsa olmazımız.” dedi.</p>
<p>Güzelyağdöken, erken ve olgun hasat yağların mutfaktaki kullanım alanlarını aktarırken, Türkiye’nin dünyada “zeytinyağlılar” diye ayrı bir kategoriye sahip tek mutfak olduğunun altını çizdi.</p>
<p><b>Sertifikalar Takdim Edildi</b></p>
<p>Program sonunda Balçova Belediyesi, etkinliğe katkılarından dolayı Ziraat Mühendisi Bilge Keykubat ile Şef Ahmet Güzelyağdöken’e teşekkür ederek katılım sertifikalarını takdim etti. Katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşen etkinlik, hem teknik hem de gastronomik açıdan zengin içeriğiyle büyük beğeni topladı.</p>
<p>Balçova Belediyesi ve İzmir Ticaret Borsası, zeytinyağı kültürünün geliştirilmesine yönelik ortak çalışmaların artarak devam edeceğini duyurdu</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/balcovada-zeytinyagi-tadim-etkinligine-yogun-ilgi-597827">Balçova&#8217;da Zeytinyağı Tadım Etkinliğine Yoğun İlgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüp Bebekte Doğru Bilinen 10 Yanlışa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-dogru-bilinen-10-yanlisa-dikkat-597794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 07:36:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekte]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Embriyo]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda infertilite yani kısırlık oranlarındaki artış nedeniyle pek çok çift tüp bebek tedavisine başvuruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-dogru-bilinen-10-yanlisa-dikkat-597794">Tüp Bebekte Doğru Bilinen 10 Yanlışa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda infertilite yani kısırlık oranlarındaki artış nedeniyle pek çok çift tüp bebek tedavisine başvuruyor. Ancak üreme sağlığı ve tüp bebekle ilgili yanlış inanışlar, tedavi sürecinde gereksiz kaygı ve bilinçsiz uygulamalara yol açabiliyor. Tüm bunlar bebek sahibi olma şansını azaltabiliyorken, bilinçli yaklaşımlar ve kişiye özel tedaviler başarıyı artırıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nden Op. Dr. Ali Osman Koyuncuoğlu, tüp bebek tedavisi konusunda yanlış bilinenler ve güncel tedavi uygulamaları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>İşte tüp bebek tedavisi ile ilgili 10 yanlış inanış:</strong></p>
<p><strong>1. “Tüp bebek tedavisi mutlaka adetin 2–3. gününde başlar”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavisine kadınlarda mutlaka adet döneminin 2 ya da 3’üncü gününde başlanması yıllardır süregelen bir uygulamaydı. Bu bilgi halen çok yaygındır ve pek çok çift bu takvime göre planlama gerektiğini düşünmektedir. Ancak artık tedavi tek bir zaman dilimine bağlı kalınarak yapılmamaktadır. Günümüz tüp bebek uygulamalarında yumurtalık durumu, hormonal yanıt ve kişiye özel faktörler değerlendirilerek tedavi farklı döngü dönemlerinde başlatılabilmektedir. Random-start IVF<strong> </strong>protokolü de denilen bu uygulama; düşük yumurta rezervi, kanser öyküsü, polikistik over sendromu gibi zamanla yarışın önemli olduğu hastalarda büyük avantaj sağlamaktadır. </p>
<p><strong>2. “Tek embriyo başarı ihtimalini düşürür”</strong></p>
<p>Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde tedavi ile elde edilen embriyo sayısının düşük olması eşleri umutsuzluğa düşürebilmektedir. Ancak “Ne kadar çok embriyo, o kadar yüksek başarı” inanışı artık geçerliliğini yitirmiş durumdadır. Tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktör embriyonun genetik sağlığıdır. Günümüzde PGT-A gibi genetik tarama yöntemleri, embriyoların kromozomal yapısını inceleyerek hangi embriyonun sağlıklı olduğunu gösterebilmektedir. Dolayısıyla tek, ama kaliteli bir embriyo; birden fazla düşük kaliteli embriyodan çok daha yüksek başarı sağlayabilmektedir.</p>
<p><strong>3. “Embriyo transferinden sonra kalkmadan yatmak gerekir”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavi sürecinde kadınların embriyo transferi sonrası uzun süre yatak istirahatine alınması yakın bir zamana kadar yaygın bir uygulamaydı. Ancak yıllar içinde yapılan bilimsel çalışmalar, bunun gebelik oranlarını artırmadığını ortaya koydu. Burada öncelikle embriyonun rahme tutunma sürecinin hareket etmekle bozulacak kadar hassas bir mekanizma olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Rahim kas yapısı embriyoyu koruyan ve sabitleyen güçlü bir yapıya sahiptir. Uzun süre yatmak ise tam aksine kişiyi strese sokabilir, anksiyeteyi artırabilir, kan dolaşımını yavaşlatabilir, dolayısıyla sürece olumsuz etki edebilmektedir. Günümüzde embriyo transferi sonrası normal günlük rutinlere dönülmesi önerilmektedir. Kişi iş ve sosyal yaşamına devam etmeli, bu süreci sağlıklı ve keyifli bir şekilde geçirmeye dikkat etmelidir. </p>
<p><strong>4. “Yapay zekâ tüp bebekte sadece görüntü işlemek için kullanılır”</strong></p>
<p>Yapay zekâ artık tüp bebek alanında çok daha aktif bir rol oynamaktadır. Embriyo gelişim süreci, zaman atlamalı görüntüleme sistemleriyle saniye saniye kaydedilmektedir. Bu görüntüler yapay zekâ algoritmaları tarafından analiz edilmekte ve embriyonun gelişim modeli, tutunma ihtimali ve genetik normalliği üzerine öngörüde bulunulabilmektedir. Yapay zeka sistemleri, embriyonun hücre bölünme hızından şekil bütünlüğüne kadar birçok veriyi saniyeler içinde değerlendirerek tutunma ihtimali en yüksek embriyoyu belirler. Bu sayede embriyo seçimi sadece gözle değil, veriye dayalı olarak yapılabilmektedir. Bu da başarı şansını artıran çok önemli bir adımdır.</p>
<p><strong>5. “Pıhtılaşma sorunu sadece gebeliğin ileri dönemlerinde önemlidir”</strong></p>
<p>Trombofili yani pıhtılaşma sorunu sadece gebelik ilerledikçe önem kazanan bir durum değildir. Trombofili tüp bebek tedavisinde embriyonun tutunmasını zorlaştırabilir. Rahim içi kan dolaşımı bozulduğunda gebelik şansı azalır. Tekrarlayan düşük, tekrarlayan başarısız deneme<strong> </strong>veya aile öyküsü gibi durumlarda doktorun bu konuyu değerlendirmesi önemlidir. Pratik kan testleriyle bu durum saptanabilir ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabilir</p>
<p><strong>6. “İleri yaşta yumurta toplama anne olma şansını azaltır”</strong></p>
<p>Kadın yaşı, yumurta sayısı ve kalitesini etkileyebilmektedir. Ancak günümüzde hormon dozlarının kişiye göre ayarlanabildiği, kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri sayesinde ileri yaşta da başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Ayrıca bazı kadınlarda 40 yaş sonrası bile biyolojik rezerv beklenenden iyi olabilmektedir. Bilim artık yaş sınırının değil, kişisel değerlendirmenin kıymetli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ileri yaşta da olsa bebek hayali olan çiftlerin mutlaka bu konuda deneyimli uzmanlar tarafından değerlendirilmesi önemlidir.</p>
<p><strong>7. “Dondurulmuş embriyo taze embriyo kadar kaliteli değil”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavisine başvuran pek çok çift embriyoların dondurulmadan hemen transfer edilmesi durumunda daha çabuk bebek sahibi olabileceklerini düşünmektedir. Ancak araştırmalar, dondurulmuş embriyo transferi sonuçlarının taze transfer kadar başarılı olduğunu, hatta bazı durumlarda daha iyi sonuç verdiğini göstermektedir. Modern vitrifikasyon yöntemi sayesinde embriyolar çok hızlı ve zarar görmeden dondurulup saklanabilmekte ve en uygun zamanda sağlıklı bir sonuç için transfer edilmektedir. </p>
<p><strong>8. “Genetik hastalık taşımıyorsam embriyo genetiğine baktırmama gerek yok”</strong></p>
<p>Pek çok kişi genetik embriyolarda genetik taramanın sadece kalıtsal hastalıklar için yapıldığını sanmaktadır. Oysa embriyolardaki kromozomal hataların büyük bölümü anne-babadan geçmemekte; yumurta ve spermin birleşmesi sırasında rastlantısal olarak oluşmaktadır. Bu nedenle belirli durumlarda genetik tarama yapılması, tedavi sürecini daha doğru yönlendirmektedir.</p>
<p><strong>9. “Tüp bebek başarısızlığının tek nedeni strestir”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavi sürecinin seyrinde stres önemli bir faktördür ancak tek başına belirleyici özelliğe sahip değildir. Rahim hazırlığı, embriyo kalitesi, hormonal yanıt ve kişiye özel tedavi planlamasının tüp bebek tedavisinin başarısı ve sağlıklı bir gebelik için çok daha güçlü etkileri bulunmaktadır. Bu süreçte çiftler için stres kontrolü gereklidir fakat “başarı tamamen strese bağlı” anlayışı doğru değildir.</p>
<p><strong>10. Tüp bebek tedavisinde tek amaç çok embriyo elde etmektir?”</strong></p>
<p>Bu düşünce de geçmişte kalmış bir bakış açısının uzantısıdır. Günümüzde tüp bebek tedavisinde hedef çok embriyo üretmek değil; en doğru embriyoyu belirlemektir. Yüksek embriyo sayısı her zaman yüksek başarı anlamına gelmez. Tedavide önemli olan genetik potansiyeli yüksek embriyonun doğru zamanda rahimle buluşmasıdır.</p>
<p>Tüp bebek tedavisinin artık standart kalıplarla ilerleyen bir süreç olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Her çift farklıdır ve başarı şansı, doğru değerlendirme, güncel bilgi ve kişiye özel yaklaşımla artırılmakta, modern uygulamalarla çok sayıda çift bebek hayallerine kavuşmaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-dogru-bilinen-10-yanlisa-dikkat-597794">Tüp Bebekte Doğru Bilinen 10 Yanlışa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: En doğru ulaşım yöntemi, toplu taşıma sistemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-en-dogru-ulasim-yontemi-toplu-tasima-sistemi-597701</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 11:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[taşıma]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[Toplu Taşıma]]></category>
		<category><![CDATA[uitp]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetme]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve UlaşımPark ev sahipliğindeki UITP Avrasya Konferansı, kent içi ulaşımını uluslararası ölçekte tartışmaya açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-en-dogru-ulasim-yontemi-toplu-tasima-sistemi-597701">Büyükakın: En doğru ulaşım yöntemi, toplu taşıma sistemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve UlaşımPark ev sahipliğindeki UITP Avrasya Konferansı, kent içi ulaşımını uluslararası ölçekte tartışmaya açtı. Toplu taşıma sisteminin en doğru uygulama biçimi olduğunu belirten Başkan Büyükakın, doğru planlama, dijitalleşme, ulaşım bazlı şehir planlaması ve lojistik hareketin yönetimine vurgu yaptı. Büyükakın, kooperatiflere de önemli bir çağrıda bulundu.</p>
<p><b>YENİLİKÇİ SİSTEMLER MASAYA YATIRILDI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bir yandan ulaşımla ilgili dev yatırımlarına devam ederken diğer yandan da kentin ulaşımını geleceğe hazırlıyor. Büyükşehir ve UlaşımPark’ın ev sahipliğinde düzenlenen UITP Avrasya Konferansı 2025 de onlardan biri. Kocaeli Kongre Merkezi’nde, “Planlamadan İşletmeye: Etkili Kent içi Raylı Sistemlerin Uygulanması” temasıyla gerçekleştirilen Avrasya Konferansı’nda, kent içi ulaşımda sürdürülebilirlik, yenilikçi raylı sistemler, temiz enerji araçları ve dijitalleşme gibi konular, uluslararası ölçekte tartışıldı.</p>
<p><b>SEKTÖRÜN ÖNDE GELEN İSİMLERİ KOCAELİ’DE</b></p>
<p>Konferansın açılış programında Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Dr. Yalçın Eyigün, UITP Genel Sekreteri Mohamed Mezghani, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, UlaşımPark Genel Müdürü Serhan Çatal ve sektörün önde gelen isimleri yer aldı.</p>
<p><b>25 KALİTE STANDARDI İLE GÜVENLİ ULAŞIM</b></p>
<p>UlaşımPark Genel Müdürü Serhan Çatal, UITP Avrasya Konferansı 2025’e ev sahipliği yapmaktan mutlu olduklarını ifade ederken, vatandaşların güvenle, özgürce ve huzurla hareket etmesi için uluslararası ölçekte sahip olunan 25 kalite standardına ulaştıklarını vurguladı. Çatal, “UlaşımPark, Türkiye’nin bir markası olmuştur” dedi. UITP Genel Sekreteri Mohamed Mezghani ise hafif ulaşım ve metrolarla birlikte gelişime açık olan Kocaeli’ye önem verdiklerini ifade ederken, kentsel gelişimde Kocaeli’nin sağladığı uyumun altını çizdi.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN: ULAŞIMDA RADİKAL OLMALIYIZ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “UITP gibi etkili bir kuruluşun bu kadar önemli bir etkinliğini Kocaeli&#8217;de gerçekleştiriyor olmasından büyük bir keyif duyuyorum” diyerek başladığı konuşmasında, ulaşım noktasında radikal ifadeler kullanmak gerektiğini belirtti. Büyükakın, “Bugün aramızda planlamacı arkadaşlar var. Sektörün profesyonelleri var. Ulaşım konusunda biraz radikal konuşmak gerekiyor. Böylece meseleyi daha iyi anlayabiliriz.</p>
<p><b>EN DOĞRU ÇÖZÜM HANGİSİ?</b></p>
<p>Aslında biz ne yapıyoruz? Bir problemle karşı karşıya kalıyoruz ve çözmek için oraya bakmaya başlıyoruz. Bir şehir kurulmuş. O şehrin bazı noktalarına belirli fonksiyonlar yüklenmiş. Ulaşım master planları buna göre yapılıyor. Peki en doğru çözüm hangisi? Hangi toplu taşıma modeli daha doğru? Cevap belli. Toplu taşıma sistemleri, tekil taşımaya göre daha verimli sistemlerdir. Tabii, bazı şeylerin bir finansman maliyeti var ve bulma imkanınız yoksa, gerçekleştirme şansınız da olmuyor. Bizim 2014 yılında yaptığımız bir Ulaşım Master Planımız var. O plan, toplam yolculuk değerinin 2035 yılında 4 katına, yani 8 milyona çıkacağını gösteriyor. Ama şehre baktığınızda, yolların 4 kat genişleyeceği bir çözüm yoktu. Böyle bir şey finansal olarak da imkansızdı. Bunlar uygulama zorlukları” dedi.</p>
<p><b>SADECE BUGÜNÜ PLANLAMAK YETMEZ</b></p>
<p>Ulaşımda bugünden planlama yaparken yarına da dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Büyükakın şu noktalara vurgu yaptı: “Bugün yaptığınız bir uygulama, yarın şehir merkezlerine çok daha büyük problemler getirebiliyor. Biz trafiğin akması için viyadükler, battı-çıktılar yapıyoruz. Şehir merkezine girişte sıkışan trafiği açmak için oralardaki şeritleri genişletiyoruz. Aslında insanların, gitmek istediği yere o an için daha kolay erişmesini sağlıyorsunuz ama sorunu tamamen çözmemiş oluyorsunuz. Çünkü hemen ilerideki yolu da açmanız gerekir. Orayı çözmediğiniz zaman bu tarafı çözmenizin tek başına bir anlamı kalmıyor. Geleceği yönetme imkanı olmayan bir problemle karşı karşıyayız. Bu nedenle iki farklı şeyi aynı anda düşünmek zorundasınız. Yani planlama aklımızı gözden geçirmeliyiz. Şehrin gelişim planlarını yaparken öyle planlamalar hazırlayayım ki, yarın yine sıkışıklıkları yaratıp o çözümleri yapacak bir kafa yapısıyla uğraşmayalım.</p>
<p><b>ANAYASADA DÜZENLEMELER OLMALI</b></p>
<p>Sadece bugünün sorunlarına değil, sürdürülebilirliğe de odaklanarak düşünmeliyiz. Bunu yaparken, şehrin diğer bileşenlerini de hesap etmelisiniz. Öte yandan, şehirlerin imarlarına dair anayasal seviyede kısıtlamalar getirmeden yarını yönetme şansınız yok. Anayasal ulaşım düzenlemeleri olmalı. Anayasaya öyle kurallar konulmalı ki, asla aşılamasın. Dünyanın farklı ülkelerinde bu uygulamalar var. Tek-çift plaka, trafiğe çıkış saatlerinin belirlenmesi, şehir merkezlerindeki parklanma ücretini yükseltme gibi düzenlemeler de yapılabilir. Şehirlerin gelişim planlamalarını yaparken aslında karma fonksiyonlu düzenlemelere gitmek lazım. Planlamayı yeniden gözden geçirmek, planlamaya dair yeniden düşünmek gerekir.”</p>
<p><b>YAPAY ZEKADAN YARARLANABİLİRİZ</b></p>
<p>Başkan Büyükakın, planlama dışında dijital değişime de ayak uydurulması gerektiğini belirterek, “İkinci nokta dijitalizasyon. Özellikle yapay zekanın beraberinde getirdiği kolaylıklar ile, toplu taşımayı çok daha efektif bir şekilde yönetmek mümkün olacak. Sensörlü trafik ışıkları buna en güzel örnek. Bir süredir şehrimizde kullanıyoruz. Taktik seviyede bu düzenlemeler yapmak mümkün ama şehri ulaşım bazlı planlama noktasına dikkatinizi çekmek istiyorum. Yani planlama yaparken ulaşım modlarını önceden oraya yerleştirmenin önemli olduğunu bilmelisiniz. Metro, hafif metro veya tramvayın nereye yapılacağını önceden planlamak gerekiyor. Gerçek planlama önce imar kararı ile başlıyor. İmar kararları çok katı kurallar olmadığı müddetçe oraları yönetmek de mümkün olmayacak. Orayı ihmal ettiğinizde bugünü yönetmeye dair elinizdeki araçlar kısıtlanacak. Ama çaresiz de değiliz. Yapay zeka ile birlikte, operasyon ve verimlilik anlamında büyük avantajlar sağlanabilir.</p>
<p><b>LOJİSTİK HAREKETİ DOĞRU YÖNETMELİYİZ</b></p>
<p>Bir başka husus da lojistik hareketliliğin yönetimi. Kocaeli gibi bir endüstri, liman ve tarih kentinde planlama yapmak son derece zorlaşıyor. Coğrafya da planlamayı zorlaştırabiliyor. Türkiye&#8217;de ilk lojistik master planını yapan şehir, Kocaeli. Bunu 2014 yılında hazırlamaya başladık. 2016&#8217;da bitirdik. Kocaeli&#8217;ye her gün 200 bin birim kamyon giriyor. Bu lojistiği yönetmediğiniz zaman toplu taşımanın gerçekliğine dair sağlıklı adımlar da atamazsınız. Toplu taşımanın çözümüne dair üreteceğiniz her meselede, beraberinde diğer hareketleri ve en önemlisi olan lojistik hareketini düşünmek zorundasınız. Başiskele&#8217;deki kavşak projemizi yaparken, bölgedeki sanayi kuruluşları ile görüşerek ulaşım sorununu minimize etmeyi çalışmamız buna güzel bir örnek.</p>
<p><b>ULAŞIM KOOPERATİFLERİNE ÇAĞRI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak raylı sistem taşımacılığının toplu taşıma içindeki payını 2 katına çıkarmaya karar verdik. Yüzde 7 seviyesinden 14&#8217;e çıkardık. Hedefimiz yüzde 35. Bunun için toplu taşımayı ücretlendirme konusu önemli. Almanya Münih&#8217;teki gibi bir uygulamaya gidilebilir. Oradaki bütün bilet sistemini, belediye kendisi yönetiyor. Toplu taşıma işi yapan kooperatifler, sözleşme karşılığında belediyeye hizmet satar. Taşımacılığı belediye yapar, ücretler belediye tarafından tahsil edilir. Belediye de bunun karşılığında kooperatiflere belirli bir ödeme yapar. Bunun getireceği finansal yükleri kamu üstlenir. Bunun yasal düzenlemesi Türkiye’de henüz yok. Ben bütün platformlarda bunu söylüyorum.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-en-dogru-ulasim-yontemi-toplu-tasima-sistemi-597701">Büyükakın: En doğru ulaşım yöntemi, toplu taşıma sistemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk yardımda dikkat edilmesi gereken 6 nokta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilk-yardimda-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-596794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Masajı]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[yardımda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596794</guid>

					<description><![CDATA[<p>1-7 Aralık Acil Tıp Haftası kapsamında Beşiktaş-Kadıköy şehir hatları vapurunda ilk yardım eğitimi etkinliği gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilk-yardimda-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-596794">İlk yardımda dikkat edilmesi gereken 6 nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1-7 Aralık Acil Tıp Haftası kapsamında Beşiktaş-Kadıköy şehir hatları vapurunda ilk yardım eğitimi etkinliği gerçekleştirildi. Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı Öğretim Görevlisi Kadir Şeker ve öğrencileri, katılımcılara acil durumlarda uygulanması gereken ilk yardım tekniklerini uygulamalı olarak gösterdi. İlk ve acil yardımda dikkat edilmesi gereken en önemli noktalara dikkat çeken Şeker, ortam güvenliğinin sağlanmasını, ardından bilinç ve solunum kontrolünün yapılmasını, kalp masajında doğru ritim uygulanmasını, tam tıkanma belirtileri varsa Heimlich manevrası uygulanması gerektiğini söyledi. İlk yardım sırasında bilinçsiz kişiye su içirmeye çalışılmaması, olası kırıklarda hastanın zorla hareket ettirilmemesi ya da gelişigüzel taşıma yöntemleri uygulamaktan kaçınılması gerektiğini belirten Şeker, ilk müdahalenin ardından prrofesyonel yardım çağrılması ve ekip gelene kadar hastanın/yaralının sürekli izlenmesi ve yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>İstanbul’da 1-7 Aralık Acil Tıp Haftası dolayısıyla toplumda ilk yardım konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Beşiktaş- Kadıköy Şehir Hatları vapurunda, ilk yardım eğitimi düzenlendi. <br />&#8220;Havada, Karada, Denizde İlk Yardım&#8221; eğitimleri kapsamında Beşiktaş Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi&#8217;nden Kadıköy&#8217;e hareket eden vapurda düzenlenen programda, Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı, Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇ-DER) Başkan Yardımcısı, Öğretim Görevlisi Kadir Şeker, acil durumlarda yapılması gerekenlerle ilgili bilgi verdi. <br />Maket üzerinde uygulamalı eğitim verdiler<br />Öğretim Görevlisi Kadir Şeker’in öğrencilerle birlikte maket üzerinde uygulamalı olarak yolculara kalp masajı ve Heimlich manevrasını gösterdiği eğitimde gönüllü yolcular da maket üzerinde kalp masajı yaptı.<br />Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Program Başkanı, Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇ-DER) Başkan Yardımcısı, Öğretim Görevlisi Kadir Şeker, ilk ve acil yardımda dikkat edilmesi gereken noktalara dikkat çekti. <br />Önce güvenlik: Müdahaleden önce ortamın güvenli olup olmadığı kontrol edilmeli, hem müdahaleyi yapan hem de çevredeki kişiler için risk oluşturacak unsurlar ortadan kaldırılmalıdır.<br />Bilinç ve solunum kontrolü: Bilinci kapalı kişiye önce seslenerek ve omzundan hafifçe dokunarak yanıt olup olmadığı kontrol edilmeli, yanıt alınamadığı durumlarda ağrılı uyaran verilerek acıyı hissedip hissetmediği değerlendirilmeli ve ardından 10 saniyeyi geçmeyecek şekilde solunum değerlendirilmelidir.<br />Kalp masajında doğru ritim: Temel yaşam desteği gereken durumlarda dakikada 100–120 bası hızında, göğsü en az 5 cm çöktürecek derinlikte kalp masajı uygulanmalıdır. Suni solunum ise ağızdan ağıza veya ağızdan buruna olacak şekilde 2 kurtarıcı soluk uygulanarak yapılır.<br />Tıkanmada doğru yaklaşım: Tam tıkanma belirtileri varsa Heimlich manevrası uygulanmalı; kişi öksürebiliyorsa müdahale edilmeden öksürmesi teşvik edilmelidir.<br />Yanlış uygulamalara dikkat: Bilinçsiz kişiye su içirmeye çalışmak, olası kırıklarda hastayı zorla hareket ettirmek ya da gelişigüzel taşıma yöntemleri uygulanmamalıdır.<br />Profesyonel yardım çağırmak şart: 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bilgi verildikten sonra ekip gelene kadar hasta/yaralı sürekli izlenmeli ve yalnız bırakılmamalıdır.<br />Dr. Temel Kılınçlı: “İlk yardımı öğretmek istiyoruz”<br />Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇ-DER) Başkanı Dr. Temel Kılınçlı ise toplumun her bir ferdinin ilk yardımı öğrenmesini istediklerini ifade ederek ilk yardımı bilmeyenlerin de ilk yardımın önemini fark etmesi için bu eğitimi düzenlediklerini söyledi. Dr. Temel Kılınçlı, “Burada temel yaşam desteği yani doğru kalp masajı, doğru suni solunum, doğru kalp ve akciğer canlandırmasını maketler üzerinde, hocalarımız eşliğinde ve stajyer öğrencilerimizle birlikte yolcuların katılımıyla beraber gösteriyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilk-yardimda-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-596794">İlk yardımda dikkat edilmesi gereken 6 nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe&#8217;deki okullarda afet eğitimi ve tatbikatı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepedeki-okullarda-afet-egitimi-ve-tatbikati-595968</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 11:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[deki]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okullarda]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye]]></category>
		<category><![CDATA[tatbikatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595968</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı ile Kartepe Belediyesi Afet İşleri Şube Müdürlüğü, Kartepe ilçesindeki okullarda afet bilincini artırmaya yönelik kapsamlı bir eğitim ve tatbikat programı gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepedeki-okullarda-afet-egitimi-ve-tatbikati-595968">Kartepe&#8217;deki okullarda afet eğitimi ve tatbikatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı ile Kartepe Belediyesi Afet İşleri Şube Müdürlüğü, Kartepe ilçesindeki okullarda afet bilincini artırmaya yönelik kapsamlı bir eğitim ve tatbikat programı gerçekleştirdi. Program, hem öğretmenlerin hem öğrencilerin afetlere karşı hazırlıklı olmasını amaçlayan uygulamalı eğitimleriyle dikkat çekti.</p>
<p><b>5 OKULDA 61 ÖĞRETMEN VE 990 ÖĞRENCİYE ULAŞILDI</b></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen çalışma kapsamında Kartepe’de 5 farklı okul ziyaret edildi. Programda 61 öğretmen ile 990 öğrenciye afet kültürünün temel prensipleri aktarıldı. Eğitimler sırasında afet risklerinin günlük hayatla nasıl ilişkilendirileceği ve okullarda alınacak yapısal ve yapısal olmayan önlemler örneklerle anlatıldı.</p>
<p><b>ÖĞRETMENLERE UYGULAMALI TAHLİYE PLANLAMASI EĞİTİMİ</b></p>
<p>Öğretmenlere yönelik eğitimlerde okul tahliye planlarının hazırlanması, tahliye rotalarının doğru belirlenmesi, sorumlu öğretmenlerin rol dağılımları, sınıf içi yönlendirmeler ve toplanma alanlarının kontrolü gibi kritik noktalar işlendi. Eğitimler sonrasında öğretmenler, okul bazlı acil durum planlarını daha etkin kullanabilecek seviyeye getirildi.</p>
<p><b>AFET BİLİNCİ VE DOĞRU DAVRANIŞ ŞEKİLLERİ ANLATILDI</b></p>
<p>Öğrenciler için hazırlanan eğitimlerde deprem, sel, yangın gibi farklı afet türlerinde nasıl davranılması gerektiği örnek videolar ve uygulamalar eşliğinde anlatıldı. “Çök-Kapan-Tutun”, güvenli ve tehlikeli alanların ayırt edilmesi, acil durumda iletişim kurarken yapılması gerekenler gibi bilgiler öğrencilerin yaş grubuna uygun şekilde aktarıldı.</p>
<p><b>AİLE PLANI VE HAYVAN GÜVENLİĞİ EĞİTİMİ</b></p>
<p>Eğitimlerde yalnızca okul içi süreçler değil, aile ortamında alınması gereken önlemler de işlendi. Çocuklar, yaşlılar ve özel gereksinimli bireyler için afet anında doğru yaklaşım yöntemleri, evcil hayvanların afet sırasında güvenliğinin sağlanması ve aile afet planı oluşturmanın önemi vurgulandı. Eğitmenler ayrıca afet çantasının içeriğini ve her yaş grubunun ihtiyaçlarına göre nasıl güncellenmesi gerektiğini uygulamalı olarak gösterdi.</p>
<p><b>DEPREM TAHLİYE TATBİKATI BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ</b></p>
<p>Eğitimlerin ardından okullarda gerçekleştirilen deprem tahliye tatbikatlarında öğrenciler alarm sesiyle birlikte belirlenen sınıf düzenine geçerek öğretmenlerinin yönlendirmesiyle güvenli çıkış noktalarına doğru hareket etti. Tahliye süreci okul yönetimleriyle koordineli şekilde saniyeler içinde tamamlandı ve öğrencilerin sorunsuz şekilde toplanma alanlarına ulaşmaları sağlandı. Tatbikat sonrası yapılan kısa değerlendirmelerde tahliye süreleri ölçüldü, güçlü yönler ve iyileştirilmesi gereken noktalar okul idareleriyle paylaşılırken, uygulamaların gerçek afet durumunda hayat kurtarıcı olduğunun altı çizildi.</p>
<p><b>HAZIRLIKLI TOPLUM VURGUSU</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı, afet farkındalığının özellikle çocukluk döneminde kazandırılmasının kritik önem taşıdığını vurgulayarak, eğitim çalışmalarının yıl boyunca farklı ilçelerde devam edeceğini bildirdi. Eğitimlerin temel amaçlarının; afetlere karşı bilinçli, doğru karar verebilen, organize hareket edebilen bir toplum yapısı oluşturmak ve hem öğretmenlere hem de öğrencilere afet anında hayat kurtaran davranış modellerini kazandırmak olduğu ifade edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepedeki-okullarda-afet-egitimi-ve-tatbikati-595968">Kartepe&#8217;deki okullarda afet eğitimi ve tatbikatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapımcı Güngör, Egeli öğrencilere program yapım sürecini anlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapimci-gungor-egeli-ogrencilere-program-yapim-surecini-anlatti-595151</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:38:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[güngör]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilere]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[parça]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[radyo]]></category>
		<category><![CDATA[sürecini]]></category>
		<category><![CDATA[yapım]]></category>
		<category><![CDATA[Yapımcı]]></category>
		<category><![CDATA[yayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595151</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi 70. Yıl Kariyer Etkinlikleri kapsamında İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü tarafından “Radyo ve Radyoda Program Yapımı” başlıklı söyleşi düzenlendi. Söyleşide konuşmacı olarak Radyo Yapımcısı Ali Güngör yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapimci-gungor-egeli-ogrencilere-program-yapim-surecini-anlatti-595151">Yapımcı Güngör, Egeli öğrencilere program yapım sürecini anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi 70. Yıl Kariyer Etkinlikleri kapsamında İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü tarafından “Radyo ve Radyoda Program Yapımı” başlıklı söyleşi düzenlendi. Söyleşide konuşmacı olarak Radyo Yapımcısı Ali Güngör yer aldı. Öğr. Gör. Dr. Yiğit Açık moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinliğe öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.</p>
<p>Öğr. Gör. Dr. Yiğit Açık, söyleşinin öğrencilerin mesleki gelişimlerine önemli katkılar sağlayacağını belirterek bölüm olarak uygulamalı eğitime verdikleri önemini dile getirdi.</p>
<p>Radyo Yapımcısı Ali Güngör, uzun yıllardır Ege Üniversitesi Radyosu’nda hazırlayıp sunduğu programlardan örnekler paylaşarak radyo yayıncılığına dair birikimlerini aktardı.  Yapımcı Ali Güngör “Radyo, sadece müzik dinleyebildiğiniz internet uygulamalarından farklı olarak yayın içindeki röportajlar, diyaloglar, anlatımlar, canlı yayınlar ile yaşayan bir mekanizmadır. Radyo size bambaşka şeyler veriyor. Yayıncılıkla ilgili olan kısımda doğru haber, doğru bilgi ve keyif veren yayınlar için yapımcılar tarafından çok emek harcanması gerekiyor. Radyo programı hazırlığı, yemek pişirmek gibidir.  Hazırlaması uzun sürer ama yemeği hemen yersiniz. Yayın süresinin çok daha üzerinde zaman ve emek harcamanız gerekir. Haber, sanat, sağlık gibi her değişik tempodaki radyo programı farklı hazırlık süreci, farklı veri toplama yöntemine gereksinim duyar’’ dedi.</p>
<p>“<b>Yayıncılığın temel kuralı doğru bilgiyi aktarmaktır”</b></p>
<p>Ali Güngör, “Radyo programı hazırlarken özellikle müzik içerikli yayınlarda doğru bilgi çok önemlidir. Bunun için parçanın orijinal kaydı, sanatçıya dair güvenilir bilgiler ve biyografik detaylar mutlaka elde bulunmalıdır. Sunum metni de bu bilgiler ışığında hazırlanır; sunum metni olmadan radyo programı yapılamaz. Dinleyiciyi çeken asıl unsur, sanatçıya dair özel ve ilginç bilgilerdir. Yayıncılığın temel kuralı doğru bilgiyi aktarmaktır. Programlarda tek bir sanatçıyı ya da bir müzik grubunu tanıtmak mümkündür; önemli olan bilgiyi doğru ve etkili sunmaktır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Hazırlanan metinlerde giriş, gelişme, sonuç iskeletine uyulmalıdır”</b></p>
<p>Programın oluşum sürecini anlatan Güngör, müzik seçimi, program akışının oluşturulması ve dinleyiciyle bağ kurmanın incelikleri üzerine önemli bilgiler verdi. Yapımcı Güngör, “Radyo programlarında önce gerekli bilgileri vermek önemlidir. Parça kısaysa kısa bir giriş işe yarar, ancak uzun parçalarda dinleyici ne dinlediğini unutabilir. Bu yüzden eserle ilgili bilgiler besteci, icracı, parça adı genellikle parçanın hemen altında olmalıdır. Programın zamanına uygun bir dil kullanmak önemlidir. Hazırlanan metinlerde giriş, gelişme, sonuç iskeletine uyulmalıdır. Dinleyiciye kişisel bir selamlama ve iyi dileklerle başlamak, yine iyi dileklerle bitirmek yayıncılığın yerleşmiş bir ritüelidir. Program kapanışında müzik seçimi de önemlidir; bir sonraki yayınla uyumlu bir geçiş sağlanmalıdır” dedi.</p>
<p>Söyleşi, Öğretim Görevlisi Dr. Yiğit Açık, Radyo Yapımcısı Ali Güngör’e Teşekkür Plaketi ve hediye takdim etmesiyle sona erdi. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapimci-gungor-egeli-ogrencilere-program-yapim-surecini-anlatti-595151">Yapımcı Güngör, Egeli öğrencilere program yapım sürecini anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genç İhracatçılar Geleceğin Yatırım Ekosistemine Hazırlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genc-ihracatcilar-gelecegin-yatirim-ekosistemine-hazirlaniyor-594699</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:15:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistemine]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[girişim]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[hracatçılar]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatçı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[Melek Yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594699</guid>

					<description><![CDATA[<p>EİB Genç İhracatçılar Konseyi ve EGİAD Melekleri, 8 Temmuz’da başlatılan stratejik iş birliğinin ikinci adımında girişimcilik, teknoloji ve melek yatırımcılık ekosistemini bir araya getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genc-ihracatcilar-gelecegin-yatirim-ekosistemine-hazirlaniyor-594699">Genç İhracatçılar Geleceğin Yatırım Ekosistemine Hazırlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>EİB Genç İhracatçılar Konseyi ve EGİAD Melekleri, 8 Temmuz’da başlatılan stratejik iş birliğinin ikinci adımında girişimcilik, teknoloji ve melek yatırımcılık ekosistemini bir araya getirdi.</p>
<p>Genç ihracatçılar ile yatırımcıların buluştuğu etkinlikte; melek yatırım süreçleri, teknoloji odaklı iş modelleri ve girişimci-yatırımcı uyumunun başarıya etkisi masaya yatırıldı.</p>
<p>EİB Genç İhracatçılar Konseyi Başkan Yardımcısı Gizem Kula, “8 Temmuz 2025’te EGİAD Melekleri Ağı ile GİK olarak sağladığımız protokol ile bir stratejik ortaklık başlatmıştık. Bugün bu başlangıcın ikinci adımı olarak EGİAD Meleklerini daha yakından tanıdık. Bizler GİK olarak 160 üyeye ulaşmış durumdayız ve Türkiye’deki ihracatçı birlikleri arasında örnek gösterilen bir yapılanmayız. Genç profesyonelleri, girişimcileri ve yeni nesil iş insanlarını ihracata hazırlıyoruz, onları geleceğin ekonomisinin aktörleri haline getiriyoruz. Ayrıca EGİAD ve EGİAD Meleklerinin girişimcilik birikimleriyle buluşmasının Bölgemizde büyük bir kaldıraç etkisi yaratacağına inanıyorum. Türkiye’nin sürdürülebilir ihracat başarısı gençlerin inovatif fikirleri, küresel vizyonu ve girişimcilik ruhuyla mümkün olacaktır.” dedi.  </p>
<p>Melek Yatırımcılık: Temel Kavramlar ve Süreçlerle ilgili sunum yapan EGİAD Melekleri Genel Koordinatörü Melisa İtmeç, sunumunda, melek yatırımcılığın girişimcilik dünyasındaki etkisine ve yatırımcı-girişimci ilişkisinin stratejik önemine değindi.</p>
<p>İtmeç, Türkiye’de melek yatırımcılık pazarının giderek büyüdüğünü, ancak girişimcilerin yatırım sürecine hazırlık, iş modeli doğrulama ve ölçeklenebilirlik gibi alanlarda hâlen önemli bir gelişim potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Ayrıca EGİAD Melekleri Ağı’nın girişimcileri yalnızca sermaye ile değil; bilgi, deneyim ve güçlü bir iş çevresiyle desteklediğini vurguladı.</p>
<p>“Girişimcinin Kanatları: Melek Yatırım, Teknoloji, Girişim ve Başarı Hikâyeleri” paneli, EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz moderatörlüğünde düzenlendi. Yılmaz, “Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi için en kritik unsurun, doğru zamanda doğru destek mekanizmalarının devreye alınması olduğunu belirterek, “Genç ihracatçılarla girişimcilik dünyasını buluşturan bu iş birliği, geleceğin ölçeklenebilir, yenilikçi ve yüksek katma değer üreten şirketlerinin ortaya çıkmasına güçlü bir zemin hazırlıyor. EGİAD Melekleri olarak amacımız; potansiyeli olan her girişimcinin doğru mentorluğa, doğru yatırım yaklaşımına ve doğru eşleşmeye erişebilmesini sağlamak. Bu sinerjinin ülkemizin ihracat ve teknoloji kapasitesine uzun vadeli değer katacağına inanıyoruz.” dedi.</p>
<p>Panelde, melek yatırımcılık ekosisteminin dinamikleri, teknolojik dönüşümün girişimcilik süreçlerine etkisi ve başarılı girişimlerin ortak özellikleri kapsamlı şekilde ele alındı.</p>
<p>EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkan Vekilleri Murat Çekirdek ve Özüm İlter Demirci ile EGİAD Melekleri İcra Kurulu Üyesi Zerrin Ülken, yatırımcı–girişimci uyumu, sürdürülebilir ve teknoloji odaklı iş modelleri, pazar doğrulaması, ekip yapısı, ölçeklenebilirlik ve yenilikçiliğin yatırım kararlarındaki belirleyici rolü üzerine görüşlerini paylaştılar.</p>
<p>Konuşmacılar, Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin büyüme potansiyelini vurgulayarak, stratejik mentorluk, doğru zamanlama ve güçlü iş birliklerinin girişimcilerin başarı yolculuğunda kritik öneme sahip olduğunu ifade ettiler.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genc-ihracatcilar-gelecegin-yatirim-ekosistemine-hazirlaniyor-594699">Genç İhracatçılar Geleceğin Yatırım Ekosistemine Hazırlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ölü İnternet Teorisi&#8221; gerçekleşiyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olu-internet-teorisi-gerceklesiyor-mu-594629</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 01:12:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[geçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[İldiz]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[nternet]]></category>
		<category><![CDATA[ölü]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[Tartışma]]></category>
		<category><![CDATA[teorisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “ölü internet teorisi” ni değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olu-internet-teorisi-gerceklesiyor-mu-594629">&#8220;Ölü İnternet Teorisi&#8221; gerçekleşiyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “ölü internet teorisi” ni değerlendirdi.</p>
<p><strong>&#8220;Ölü internet teorisi” ne anlama geliyor?</strong></p>
<p>&#8220;Ölü internet teorisi”nin, internetin günümüzde aldığı yapısal biçimi tartışmaya açan spekülatif bir kavram olduğunu ve dijital ekosistemlerin geçirdiği dönüşümü anlamada metaforik bir işlev taşıdığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “Teorinin bazı bileşenlerinin özellikle insan merkezli etkileşimlerin azalması, yapay içeriklerin çoğalması ve kolektif dijital hafızanın bozulması bağlamında düşündürücü bir çerçeve sunduğunu gösteriyor. İnsanların da özgün eforlarına olan eğilimi de azalıyor ve bu da üretilen düşünce içeriğinin özgünlüğünü kısıtlıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Forumlar ve bloglar, internetin ‘insani dokusunu’ oluşturan en önemli unsurlardı</strong></p>
<p>İnternetin ilk dönemlerinde forumlar, bloglar ve açık tartışma platformlarının, kullanıcıların hem bilgi ürettiği hem de birbirini doğruladığı sosyal alanlar olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “O dönemin tartışmaları, deneyimler ve kolektif üretimler, internetin ‘insani dokusunu’ oluşturan en önemli unsurlardı. Tabii burada insanların uzun süre düşünerek verdiği yanıtları ve tartışmaların derinliğini akılda tutmak gerek. Ancak bugün bu içeriklerin büyük bölümü ya erişilemez durumda ya da algoritmik akışların arasında ulaşılamaz durumda. Eski forumlar kapandı, arşivler bozuldu ve milyonlarca kullanıcı tartışması indekslenemez, dolayısıyla doğrulanamaz bir geçmişe dönüştü.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital hafıza da insan hafızasında olduğu gibi kırılgan bir yapıya sahip </strong></p>
<p>Bu kayboluşun yalnızca teknik bir sorun değil aynı zamanda dijital hafızanın insan hafızasında olduğu gibi kırılgan bir yapıya sahip olduğuna dair bir benzerlik olduğuna da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Artık internet, geçmişe dönük organik tartışmaları saklayan bir alan olmaktan çıkıp, yüzeysel ve tekrarlayan yapay içeriklerin hakim olduğu bir akış mantığına evrilmiş durumda. Bu noktada yapay zeka halüsinasyonları kritik bir rol oynuyor. Üretken modellerin zaman zaman doğrulanmamış, uydurulmuş ya da bağlamdan kopuk bilgiler üretmesi, zaten erişimi zorlaşmış olan eski dijital tartışmaların üzerine ek bir belirsizlik katmanı ekliyor. Bir başka deyişle, dijital geçmiş hem kayboluyor hem de yerine yapay bir geçmiş üretiliyor. İşin özü özgün insan içeriği körelirken bu yıpranmış ve körelmiş bölgeleri yapay zekanın halüsinasyonları kapatıyor. Gerçek bellek silinirken, yerini simüle edilmiş bir bellek alıyor.”</p>
<p><strong>Yapay zeka tabanlı arama, yeni bir anlatı üretebiliyor</strong></p>
<p>“Geçmişte gerçekten ne tartışılmıştı ve bugün ulaştığımız bilgi bunun ne kadarını doğru temsil ediyor?” sorusuna net bir yanıt vermenin giderek zorlaştığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “Çünkü yapay zeka tabanlı arama, özetleme ve içerik üretim sistemleri, geçmişi olduğu gibi aktarmak yerine, veriler arasında benzerlik temelli yeni bir anlatı üretebiliyor. Kullanıcılar için gerçek tartışmalarla algoritmik yeniden üretimler arasındaki farkın ayırt edilememesi, bilişsel düzeyde ciddi bir karmaşa yaratıyor. Bu da insanın gerçekten biraz uzak dahi olsa yüksek doğrulukta olan özgün ifadesinin üretkenlik alanını daraltıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>‘Dijital hafıza’ giderek daha çok simülatif bir yapıya dönüşüyor</strong></p>
<p>Nörobilimsel açıdan bakıldığında, bu durumun insan zihninin güven mekanizmasını doğrudan etkilediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “Zihin, doğrulanabilir tarihsel izlere ihtiyaç duyar. Oysa internetteki tartışmalar kaybolup, yerlerini yapay sentezlere bıraktıkça, kullanıcıların ‘dijital hafıza’ olarak gördüğü şey giderek daha çok simülatif bir yapıya dönüşüyor. Bu da gerçek bilginin izlenebilirliğini zayıflatıyor. Dolayısıyla ben Ölü İnternet Teorisi’ni, internetin tamamen ‘öldüğü’ iddiasından çok, dijital hafızanın yapaylaşması ve insan katkısının sessizce ve fark edilmeden geri plana itilmesi anlamında ele alıyorum.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnternetin sessiz kayboluşu ölüm mü?</strong></p>
<p>İnternetin sessiz kayboluşunun yeni düzene alışmış insan için bir ölüm olarak ifade edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, “Yeni dünya kavramı da bu kayboluşu internetin ölümü olarak nitelendiriyor. Bu bağlamda asıl mesele içerik üretiminin miktarı değil, kaynağının insandan uzaklaşması ve geçmişe dair referansların doğrulanabilirliğinin giderek zorlaşmasıdır. İnternetin yaşayan hafızası silikleşirken, yapay zeka sistemleri bu boşluğu kendi kurgusal üretimleriyle doldurmaya başlıyor.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kaan İldiz, sözlerini geleceğe yönelik önemli bir soru işaretiyle tamamladı:</p>
<p>“Gerçek dijital geçmişi kaybettiğimizde, gelecekte üreteceğimiz bilgi hangi temele dayanacak? Sorulara yanıt arıyorken soru üretebilecek özgünlüklerimizi ne kadar kaybedeceğiz? Bu sorular da muhtemelen ‘ölü zihinler teorisi’ gibi kavramlarla karşımıza, insan üretkenliğinin çürüdüğü bir dönemde çıkacak.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olu-internet-teorisi-gerceklesiyor-mu-594629">&#8220;Ölü İnternet Teorisi&#8221; gerçekleşiyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 15:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dökülme]]></category>
		<category><![CDATA[dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saç dökülmesi son yıllarda hem kadınlarda hem de erkeklerde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524">Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saç dökülmesi son yıllarda hem kadınlarda hem de erkeklerde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov, </strong>saç dökülmesinin sadece genetik nedenlerle değil, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle de yakından ilişkili olduğunu belirterek<strong> </strong>“Saçlarımız dış görünümümüze katkı sağlayan, fiziksel kimliğimizi oluşturan, özgüvenimizi ve ruh halimizi doğrudan etkileyen en önemli estetik yapı taşlarından biridir. Sağlıklı bir bireyde günde 50-100 adet saç teli dökülmesi normal kabul edilir ve bu sayı kadar yeni saç çıkışı olduğu için kozmetik açıdan belirgin fark görülmez. Ancak dökülmenin, bu sayının üstüne çıkması durumunda, nedenini doğru saptamak ve tedavi amaçlı dermatoloji uzmanına danışmak gerekir” diyor. Özellikle modern çağda kaçınılmaz hale gelen stresin de saç dökülmesini artırdığını vurgulayan Dr. Bairamov, saç dökülmesine yol açan 9 önemli etkeni ve alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Genetik etkenler</strong></li>
</ul>
<p>Aile bireylerinde erken yaşta başlayan saçlarda seyrelme öyküsü varsa, bu sonraki nesillerde de benzer şekilde saçlarda dökülmeye neden olabilir. Bu erkek tipi saç dökülmesi (androjenetik alopesi) denilen durum saç dökülmesinin en sık nedenidir ve hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Hormonal etkenler</strong></li>
</ul>
<p>Hamilelik, doğum sonrası, menopoz, polikistik over sendromu gibi nedenlere bağlı olarak saçlarda geçici veya kalıcı seyrelme, dökülmeler görülebilir. Hamilelik ve doğum sonrası gelişen saç dökülmesi çoğunlukla geri dönüşlüdür. Menopoz, polikistik over sendromu olan kişilerde saçlar zamanla incelir ve bazı saç kökleri kaybolur. </p>
<ul>
<li><strong>Stres ve duygusal faktörler</strong></li>
</ul>
<p>Yoğun stres, üzüntü, kaygı ve duygusal çalkantılar saç köklerinin büyüme döngüsünü olumsuz etkileyerek saç dökülmesini hızlandırabilir, ani ve yoğun dökülmeler gelişebilir. Dr. Orkhan Bairamov, strese bağlı saç dökülmesini önlemek için; düzenli ve kaliteli uykuya, her gün yürüyüş veya egzersiz yapmaya, müzik dinlemeye, doğada zaman geçirmeye, hobi edinerek zihni rahatlatmaya ve stresi yönetmeyi öğrenmek için gerekirse uzman desteği almaya özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. </p>
<ul>
<li><strong>Otoimmün ve metabolik hastalıklar</strong></li>
</ul>
<p>Bağışıklık sistemi bazı durumlarda kendi hücrelerine saldırabiliyor. Hipotiroidi, hipertiroidi, diyabet ve diğer otoimmün hastalıklara bağlı olarak saç zayıflar, incelir ve dökülme görülebilir. Bunlar bazen genel seyrelme, dökülme gibi, bazen de saçkıran (alopesi areata) gibi görülür. </p>
<ul>
<li><strong>Yanlış beslenme ve vitamin eksikliği</strong></li>
</ul>
<p>Dengesiz ve yetersiz beslenme sonucunda demir, vitamin B12, folat, biotin, çinko, selenyum gibi vitamin ve minerallerin eksiklikleri saç sağlığını doğrudan etkiler. Saçın yapı taşı olan keratin, yeterli besin desteği olmadan üretilemez. Sağlıklı saç için dengeli bir beslenme planı ve gerekli görülmesi halinde doktor önerisiyle düzenli vitamin kullanmak büyük önem taşır.</p>
<ul>
<li><strong>Uzun süreli açlık diyeti</strong></li>
</ul>
<p>Günümüzde pek çok kişi, hızlı kilo vermek amacıyla bilinçsiz ve düzensiz açlık diyetlerine başvuruyor. Ancak uzun süreli açlık diyetleri ya da tek tip beslenme alışkanlıkları, saç dökülmesine neden olabilir ve dökülmeyi hızlandırır. Bu nedenle herhangi bir diyet programına başlamadan önce mutlaka bir doktora veya beslenme uzmanına danışın ve size özel, kişisel ihtiyaçlarınıza göre hazırlanmış programı uygulayın.  </p>
<ul>
<li><strong>İlaç kullanımı</strong></li>
</ul>
<p>Bazı ilaçlar vücuttaki hormon dengesini veya saç kökü döngüsünü bozabilir. Özellikle kemoterapi ilaçları, antidepresanlar ve doğum kontrol hapları saç kaybına neden olabilir.   Genelde bu ajanlara bağlı dökülmeler ani başlangıçlı ve yoğun olup çoğunlukla geri dönüşlüdür. Tedavi sona erdiğinde saçlar çoğu zaman yeniden çıkabilir ancak bazı durumlarda kalıcı etkiler de görülebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Yanlış bakım ve travma</strong></li>
</ul>
<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov “Aşırı ısı (fön, düzleştirici vb), sık saç boyaması, kimyasal işlemler, sıkı saç toplama gibi uygulamalar sürekli yapıldığında saç kökleri zayıflar ve bu zamanla saç kaybına neden olabilir. Bu nedenle saç boyama gibi kimyasal işlemleri sınırlayın, saç kurutma makinesi, maşa ve düzleştirici gibi uygulamaları sık yapmayın ve aşırı ısıdan kaçının. Topuz veya atkuyruğu gibi saça zarar verecek modeller yerine, gevşek stilleri tercih edin.  Saçınızı tararken geniş dişli tarak kullanın ve nazik olun, kimyasal içerikli bakım ürünleri yerine saçın doğal yapısını destekleyen, besleyici içerikli şampuan ve maskeleri kullanın” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Saçlı deri hastalıkları</strong></li>
</ul>
<p>Saç dökülmesinin önemli nedenlerinden biri de; doğrudan saçlı deriyi etkileyen hastalıklardır. Saçlı derinin mantar ve bakteriyel enfeksiyonları, sedef veya egzama gibi cilt hastalıkları saç köklerinin bulunduğu alanı iltihaplandırarak saçın sağlıklı uzamasını engeller. Kaşıntı, pullanma, yağlanma veya kızarıklık gibi belirtilerle başlayan bu rahatsızlıklar zamanla saç tellerinin kökten zayıflamasına neden olarak dökülme yapabilir. Erken dönemde dermatolojik müdahale ve doğru saç derisi bakımı, saç kaybının önüne geçilmesinde kilit rol oynar. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sac-dokulmesi-hem-kadinlarda-hem-erkeklerde-yayginlasiyor-594524">Saç dökülmesi hem kadınlarda hem erkeklerde yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 16:31:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[daimi]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yerinden]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalarda zamanında müdahale büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196">Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalarda zamanında müdahale büyük önem taşıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkan Vekili Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, travmatik dental yaralanmalarda acil müdahalenin önemine dikkat çekti: “Kırık bir diş parçası doğru şekilde saklanırsa yapıştırılabilir; yerinden çıkan bir daimi diş ise 30 dakika içinde doğru koşullarda yerine yerleştirildiğinde yüksek oranda canlı kalabilir. Bu yüzden acil müdahale, hem estetik hem fonksiyon hem de hastanın ileriki yıllarda karşılaşabileceği komplikasyonları önlemede kritik öneme sahiptir.”<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkan Vekili Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, 17 – 23 Kasım Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada ağız ve diş sağlığının önemi ve korunmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Koruyucu uygulamalarla büyük sağlık sorunları önlenebilir<br />Ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Çürükler, diş eti hastalıkları veya travmalar yalnızca ağız içinde kalmaz; beslenme, konuşma, özgüven ve yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Toplumda erken yaşlardan itibaren doğru alışkanlıkların kazandırılması, hem hastalıkların önlenmesinde hem de tedavi maliyetlerinin azaltılmasında kritik öneme sahiptir. Koruyucu uygulamalarla çok büyük sağlık sorunlarının önüne geçmek mümkündür” diye konuştu.<br />Diş travmalarının doğru yönetilmeli<br />Diğer adı “diş travmaları” olan travmatik dental yaralanmalara zamanında müdahalenin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Travmatik dental yaralanmalar; düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalardır. Çocukluk ve gençlik döneminde sık görülür ve doğru yönetilmediğinde dişin kaybına kadar ilerleyebilir. Bu nedenle hem ailelerin hem de bireylerin bu konuda bilinçli olması çok önemlidir” dedi.<br />Yerinden çıkan diş için 30 dakika kritik önemde!<br />Düşme, çarpma, spor ve trafik kazaları sonucu oluşan kırık, yer değiştirme ya da diş kayıplarında erken müdahalenin önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Travmalarda zaman faktörü her şeydir. Kırık bir diş parçası doğru şekilde saklanırsa yapıştırılabilir; yerinden çıkan bir daimi diş ise 30 dakika içinde doğru koşullarda yerine yerleştirildiğinde yüksek oranda canlı kalabilir. Bu yüzden acil müdahale, hem estetik hem fonksiyon hem de hastanın ileriki yıllarda karşılaşabileceği komplikasyonları önlemede kritik öneme sahiptir. Doğru ilk yardım bilgisi hayat kurtarır, diyebiliriz” diye konuştu.<br />En önemli faktör, zamanında diş hekimine başvurulması<br />Bu tür olaylar sonrası oluşan ağız ve diş sağlığı sorunlarının tedavi edilebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Günümüzde gelişen diş hekimliği teknolojileri sayesinde; kırık dişler onarılabilir, yer değiştiren veya oynayan dişler sabitlenebilir, yerinden çıkan dişler reimplantasyonla yeniden yerine yerleştirilebilir. Travma sonrası dişin kök gelişimi, sinir-damar yapısı ve çevre dokularının iyileşmesi düzenli takiplerle desteklenir. En önemli faktör, hastanın zamanında bir diş hekimine başvurmasıdır” dedi.<br />Sporcu ağız koruyucuları kullanılmalı<br />Dental travmaların önlenmesi için alınması gereken önlemlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Önleme her zaman tedaviden daha etkilidir. Spor yapan çocuk ve gençlerde mutlaka kişiye özel sporcu ağız koruyucularının kullanılması gerekir. Ev içi kazalar çocuklarda önemli bir travma nedenidir; bu nedenle kaygan zeminlerin önlenmesi, sivri mobilya köşelerinin kaplanması ve merdiven güvenlik önlemleri alınmalıdır. Bisiklet, scooter veya paten kullanırken kask ve ağız koruyucusu kullanılması da travma riskini ciddi oranda azaltır” tavsiyesinde bulundu.<br />Ağız ve diş sağlığının korunması için bu önerilere dikkat!<br />Genel olarak ağız ve diş sağlığını korumak için yapılması ve dikkat edilmesi gereken noktalara da değinen Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Ağız sağlığına yapılan her yatırım, uzun vadede genel sağlığı olumlu yönde etkileyen çok değerli bir adımdır” diyerek önerilerini şöyle sıraladı:<br />-Ağız sağlığını korumada en etkili yöntem, düzenli bakım alışkanlıklarının çocuk yaştan itibaren kazandırılmasıdır.<br />-Dişler günde iki kez florlu diş macunu ile fırçalanmalıdır.<br />&#8211; Şekerli atıştırmalık ve asitli içeceklerin tüketini azaltılmalıdır.<br />&#8211; 6 ayda bir rutin diş hekimi kontrolü yapılmalıdır.<br />&#8211; Diş ipi veya ara yüz fırçası kullanılmalıdır.<br />&#8211; Travmaları önlemek için sporcu ağız koruyucularının tercih edilmesi gereklidir.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196">Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halka açık çevrimiçi seminerler dizisi başladı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/halka-acik-cevrimici-seminerler-dizisi-basladi-592993</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 08:28:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştirel Düşünme]]></category>
		<category><![CDATA[halka]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kabul]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Seminerler]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592993</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonu çerçevesinde hayata geçirdiği yeni projesiyle dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halka-acik-cevrimici-seminerler-dizisi-basladi-592993">Halka açık çevrimiçi seminerler dizisi başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonu çerçevesinde hayata geçirdiği yeni projesiyle dikkat çekiyor. Her Çarşamba saat 20.00’de çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek olan ve 8 hafta sürecek seminer dizisi, 19 Kasım 2025 tarihinde başladı. Katılımın tamamen ücretsiz olduğu ve programı eksiksiz takip edenlere &#8220;Dijital Katılım Sertifikası&#8221; nın verileceği seminer dizisi, eleştirel düşünmeden dijital görgü kurallarına, Türk dizilerinin sosyolojik okumasından bilinçli tüketiciliğe kadar geniş bir yelpazede uzman akademisyenleri halkla buluşturuyor.</p>
<p><strong>Seminer dizinin ilk konusu eleştirel düşünme becerileri</strong></p>
<p>Seminer dizisinin açılışını yapan Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim (İngilizce) Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan, &#8220;Eleştirel Düşünme Becerileri: Zihnimizin Tuzaklarını Tanımak&#8221; başlıklı sunumunda,<strong> </strong>bilgi kirliliğinin yoğun olduğu günümüzde hayati bir önem taşıyan &#8220;Eleştirel Düşünme&#8221; kavramını derinlemesine ele aldı.</p>
<p>Doç. Dr. Pehlivan, bu kavramın sadece bir zeka göstergesi değil, öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri seti olduğunu belirterek, “Eleştirel düşünme, en basit tanımıyla insanın kendi düşüncesi üzerine düşünmesi ve bu eylem üzerine eleştirel bir bakış açısı kazanmasıdır. Yaşamımızın her alanında, kendi düşünce sistemlerimiz üzerine doğru akıl yürütme süreçlerine dayanan analizler yapabilmektir. Eleştirel Düşünme Derneği’nin de belirttiği gibi, bu bir eylem rehberidir. Gözlem, deneyim ve iletişim yoluyla edindiğimiz bilgileri etkin bir biçimde analiz etme yöntemidir. Ancak bu noktada kabul etmemiz gereken ilk gerçek şudur: İnsan düşüncesi kusurlu olmaya yatkındır.” dedi.</p>
<p><strong>Kendi düşüncemiz zannettiğimiz fikirler aslında öğrenilmiş kabuller</strong></p>
<p>İnsanların doğdukları andan itibaren aile, çevre, eğitim sistemi ve medya gibi unsurların etkisiyle şekillendiğini ifade eden Doç. Dr. Pehlivan, çoğu zaman kendi düşüncemiz zannettiğimiz fikirlerin aslında öğrenilmiş kabuller olduğunu söyledi.</p>
<p>Doç. Dr. Pehlivan, “Kültür, içine doğduğumuz andan itibaren gündelik yaşam pratiklerimizi belirler. Biz bunları sorgulamadan alışkanlığa dönüştürürüz. Eleştirel düşünür olabilmek için öncelikle bu içselleştirilmiş kabulleri fark etmemiz, otoritelerden bağımsız düşünebilmemiz ve kanıta dayalı karar verme mekanizmasını çalıştırmamız gerekir. Kendi kültürümüze, kendi düşünme sistemimize, kendi alışkanlıklarımıza eleştirel bir gözle, sorgulayıcı bir gözle bakabilmeyi başarmak, aynı zamanda şu da demek; kendi toplum ve kültürümüze ait olmayan ve yaşam pratikleri açısından bizden uzak olan toplum ve kültürleri ve bu kültürlerde yetişmiş olan insanları da anlayabilmek ve o kültürlere karşı da bir aslında anlayış ve nesnel bir bakış gerektirebilmek demek. Dolayısıyla aslında insanlar arasındaki din, dil, kültür gibi birtakım farklılıklar adil ve tarafsız düşünmemize engel olmamalı.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Rasyonel düşünmenin önündeki engeller Egosentrizm ve Sosyosentrizm</strong></p>
<p>Doç. Dr. Pehlivan, rasyonel düşünmeyi engelleyen en temel iki eğilimin ‘Ben Merkezcilik’ (Egosentrizm) ve ‘Grup Merkezcilik’ (Sosyosentrizm) olduğunu, ben merkezciliğin, kişinin her koşulda kendi çıkarını ve haklılığını ön plana alma çabası olduğunu kaydederek, “İnsan, kendi inançlarını sürdürmek için bazen tutarsız ve irrasyonel davranabilir. Ben merkezci tavırda amaç, nesnel ve doğru bilgiye ulaşmak değil, kendi düşüncesini haklı çıkarmaktır. Bu yüzden kişi, kendisini doğrulayan kanıtları görürken, fikrini çürüten delilleri görmezden gelir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Grup merkezciliğin (Sosyosentrizm) ise toplumsal kutuplaşmaların temelinde yattığına dikkat çeken Doç. Dr. Pehlivan, “İçinde bulunduğumuz grup; bu bir millet, bir futbol takımı veya bir siyasi parti olabilir, bize neyin doğru neyin yanlış olduğunu dikte eder. Kendi grubumuzun hatalarını örtbas ederken, karşı grubun hatalarını mercek altına alırız. ‘Biz iyiyiz, onlar kötü’ kabulüyle hareket ederiz. Oysa eleştirel düşünce, ‘Başka bir toplumda doğsaydım aynı değerlere sahip olur muydum?’ sorusunu sorabilmeyi gerektirir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Bilimsel bilgi yanlışlanabilir olmalı</strong></p>
<p>Bilimsel görünümlü ancak bilimsel temelden yoksun olan “Sahte Bilimler” (Pseudoscience) konusuna da değinen Doç. Dr. Pehlivan, astroloji, fal ve bazı spiritüel inançların işleyiş mekanizmalarını anlattı ve “Sahte bilimler, bilimsel olduklarını iddia ederler ancak hipotezlerini çürütülmeye karşı korumalı olarak kurarlar. Oysa bilimsel bilgi yanlışlanabilir olmalıdır. ‘Evrenden iste, olsun’ gibi yaklaşımlarda, istediğiniz gerçekleşmediğinde ‘Yeterince istemedin’ denilerek suç bireye atılır. Bu döngüsel bir mantık hatasıdır.” dedi.</p>
<p>İnsanların fallarda veya burç yorumlarında kendilerini bulmalarının sebebinin “Barnum Etkisi” olduğunu dile getiren Doç. Dr. Pehlivan, “Size ‘Dışarıdan sert görünüyorsunuz ama içiniz çok duygusal’ dendiğinde bunu kabul edersiniz. Çünkü bu, hemen herkes için geçerli olabilecek genel bir ifadedir. İnsanlar belirsizlikten hoşlanmaz ve anlam bulmaya isteklidir. Bu yüzden gerçekleşen tek bir tahmini hatırlar, gerçekleşmeyen otuz tahmini unuturuz. Buna da ‘Seçici Düşünme’ diyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mantık hatası taşıyan akıl yürütmeleri neler?</strong></p>
<p>Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan, eleştirel düşünme disiplininin en önemli başlıklarından biri olan mantık hatalarını (logical fallacies) ele alarak, &#8220;Yanlış akıl yürütme süreçleri, argüman oluştururken, bir fikri savunurken, bir sav ortaya atarken yaptığımız mantıksal yanılgıların genel adıdır. Doğru olarak gerekçelendirilmemiş, doğru öncüller üzerine kurulmamış veya hatalı ya da eksik bir akıl yürütmeyle şekillenmiş argümanlar bu başlık altında değerlendiriliyor. Bu mantık hatası taşıyan akıl yürütmelerin bazı türleri hem günlük hayatımızda hem de medyada, siyasette çok fazla karşımıza çıktığı için belirli isimlerle adlandırılmış ve tanımlanmışlar.” diye konuştu.</p>
<p>Doç. Dr. Pehlivan, konuşmasında en yaygın görülen yanlış akıl yürütme biçimlerini şu başlıklar altında detaylandırdı:</p>
<p><strong>Fikri değil, kişiliği hedef almak: “Ad Hominem&#8221;</strong></p>
<p>Tartışmalarda en sık karşılaşılan hatalardan birinin kişiyi karalama olduğunu belirten Doç. Dr. Pehlivan, &#8220;Ad Hominem, bir insanın fikirlerini, bakış açısını, o insanın kişiliğine ya da sahip olduğu karakter özelliklerine saldırarak eleştirmeye çalışmayı ifade eder. Karşıdaki kişinin fikrini yanlışlamaya çalışırken doğru gerekçeler sunmak yerine, o fikirle ilgisiz olan ama o kişinin kişiliğine saldırı içeren argümanlar kullanmaktır. Örneğin, yabancı bir ekonomi profesörü ülkemiz ekonomisi ile ilgili bir yorum yapmış olsun. Birisi, &#8216;O profesörün görüşleri çok saçma çünkü o bir yabancı&#8217; derse, bu Ad Hominem olur.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sözleri çarpıtmak: “Çöp Adam (Straw Man) yanılgısı&#8221;</strong></p>
<p>Karşı tarafın argümanını zayıflatmak için sözlerinin kasten çarpıtılmasına &#8220;Çöp Adam&#8221; yanılgısı dendiğini ifade eden Doç. Dr. Pehlivan, &#8220;Burada karşı tarafın argümanını karikatürize ederek ve abartılı yorumlar kullanarak saptırmaktan bahsediyoruz. O fikri çarpıtmak ve saldırıya daha açık hale getirmek anlamına geliyor. Örneğin birisi, &#8216;Sosyal medya dikkat süresini kısaltıyor&#8217; dediğinde, karşı taraf &#8216;Ne yapalım yani hiç sosyal medya kullanmayalım mı? Teknolojiden tamamen uzak mı duralım, mağaraya mı dönelim?&#8217; cevabını veriyorsa bu bir Çöp Adam yanılgısıdır. Çünkü ilk kişi teknolojiyi reddetmeyi önermemiş, sadece bir gözlemi aktarmıştır.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Sıralamayı nedensellik sanmak: “Post Hoc&#8221;</strong></p>
<p>Olayların oluş sırasının her zaman bir neden-sonuç ilişkisi doğurmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Pehlivan, &#8220;Post Hoc&#8221; yanılgısını şu sözlerle anlattı:</p>
<p>&#8220;Bu, zamansal olarak ardışık olan iki olay arasında, sadece biri daha önce diğeri daha sonra gerçekleştiği için nedensel bir ilişki varmış gibi davranmaktır. Sonradan olan, daima öncekinin sonucudur şeklindeki yanlış inançtır. Oysa her şey bir şeyden sonra olur. Her sabah evden çıktığımda karşıdaki okulun zili çalıyor olabilir. Ama okulun zilinin çalması ben dışarı çıktığım için gerçekleşmiyor.&#8221;</p>
<p><strong>Küçük örneklerden büyük genellemeler</strong></p>
<p>Bilimsel geçerliliği olmayan az sayıda örnekle genelleme yapmanın tehlikelerine değinen Doç. Dr. Pehlivan, &#8220;Burada savunulan bir iddianın desteklenmesi için az sayıda örnek üzerinden istatistiksel sonuçlara ulaşma söz konusudur. Örneğin, &#8216;Bizim ailede herkes çok tatlı yer ama kimse şeker hastası olmadı, o yüzden tatlının şeker hastalığı yaptığına inanmıyorum&#8217; demek, küçük sayılarla istatistik hatasıdır. Sadece bizim ailemiz veya arkadaş çevremiz toplumun genelini temsil etmeyebilir. Bu tür genellemeler genellikle yanlış çıkar.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Doğada var olan durumların toplumsal ahlak veya doğruluk için mutlak bir ölçüt olamayacağını da vurgulayan Doç. Dr. Pehlivan, &#8220;Bir şeyin doğal olduğu için iyi ve geçerli olduğunu öne sürmek, hatalı bir akıl yürütmedir. Doğadaki olgular bize iyi, doğru veya ahlaki olanı vermez; değer içermezler. Örneğin, bebeğin ilk besini anne tarafından karşılanıyor diye çocuk bakımının her zaman ve sadece annenin sorumluluğunda olması gerektiği iddiası, biyolojik bir olgudan değer çıkarmaya çalışmaktır. Doğada hayvanların yaşam biçimlerini aynen alıp insan yaşamına uygulayamayız. Ayrıca doğal olan her şey insana iyi gelmez; doğada zehirli bitkiler de vardır.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Korelasyon ile nedensellik aynı şey değil</strong></p>
<p>İstatistiksel verilerin yorumlanmasında sıkça yapılan hatalardan biri olan korelasyon ve nedensellik karmaşasına da değinen Doç. Dr. Pehlivan, &#8220;İki değişken arasında korelasyon (ilişki) var diye her zaman neden-sonuç ilişkisi olduğunu düşünemeyiz. &#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Doç. Dr. Pehlivan, bir fikri sadece bir otorite söylediği için veya çoğunluk yaptığı için doğru kabul etmenin de birer mantık hatası olduğunu belirterek, &#8220;Herhangi bir alanda otorite sahibi bir kişinin ifade ettikleri, tek başına bir fikrin doğruluğunu kanıtlamak için yeterli değildir. &#8216;Çoğunluk yapıyorsa doğrudur&#8217; yanılgısı da tehlikelidir. Bir şeyi çoğunluğun yapıyor olması, onun doğru veya etik olduğunu göstermez.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p>Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan, sunumunun son bölümünde günlük hayatta ve tartışmalarda sıkça düşülen &#8220;İspat Yükü / Cehalete Başvurma&#8221; ve &#8220;Döngüsel Nedensellik&#8221; yanılgılarını da işaret ederek, &#8220;İspat Yükü ve Cehalete Başvurma&#8221; (Appeal to Ignorance) olarak adlandırılan yanılgının, henüz kanıtlanmamış bir konunun, tersi ispatlanamadığı için doğru kabul edilmesi durumu olduğunu, &#8220;Döngüsel Nedensellik&#8221; (Circular Reasoning) yanılgısının da bir argümanın doğruluğunu, yine o argümanın kendisine dayandırarak ispatlamaya çalışmak olduğunu sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Seminer Dizisi 8 Hafta Sürecek</strong></p>
<p>Programın ilerleyen haftalarında ele alınacak öne çıkan başlıklar ve konuşmacılar ise şöyle:</p>
<p>“3 Aralık Çarşamba 2025 tarihinde Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Esennur Sirer, ‘Türk Dizilerini Okumak: Kültür ve Temsiller’ başlıklı seminerinde, Türk dizi sektörünün kültürel kimlik oluşumundaki rolünü ve uluslararası pazardaki ekonomik etkilerini değerlendirecek. İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, 17 Aralık Çarşamba 2025’teki sunumunda, dijital çağda saygılı ve etik iletişimin temelleri olan Netiket’i ele alacak; siber zorbalık ve çevrimiçi çatışmaların önüne geçmenin yollarını tartışacak. 24 Aralık Çarşamba 2025’te Doç. Dr. Özge Uğurlu Akbaş, ‘Etkili İletişim’ semineriyle beden dili, empati kurma ve çatışma çözümü becerileri üzerinden kişisel markayı geliştirme yöntemlerini aktaracak. Reklamcılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özgül Dağlı, 7 Ocak Çarşamba 2026’da ‘Bilinçli Tüketici Olmak’ başlığı altında, 502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde tüketicilerin haklarını ve mantıklı alışverişin püf noktalarını paylaşacak.”</p>
<p><strong>Görsel sanat ve kent kültürü inceleniyor</strong></p>
<p>Seminer dizisinde medya ve iletişim alanının farklı disiplinlerine de yer veriliyor. 21 Ocak 2026’da Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül ile &#8220;Tasarım Okumaları&#8221; seminerinde, reklam görselleri üzerinden vaka analizleri yaparak tasarımların toplumsal bilinç ve algı üzerindeki etkilerini inceleyecek. 4 Şubat 2026 tarihinde ise Çizgi Film ve Animasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Cem Tutar, &#8220;Kent Okumaları: Kentsel Mekân ve Mahalle Kültürü&#8221; semineriyle, kentsel dönüşüm süreçleri çerçevesinde değişen mahalle yaşantısını ve mekân-insan ilişkisini ele alacak.</p>
<p>Seminerler dizisi, 11 Şubat 2025’te Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın sunacağı &#8220;Yurttaş Haberciliği&#8221; semineriyle sona erecek. Prof. Dr. İrvan, dijital teknolojilerle haber üretimine katılan yurttaşların rolünü, bu olgunun etik ilkelerini ve geleneksel gazetecilikten farklarını açıklayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halka-acik-cevrimici-seminerler-dizisi-basladi-592993">Halka açık çevrimiçi seminerler dizisi başladı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Influenza son günlerde hızla artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/influenza-son-gunlerde-hizla-artiyor-592758</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 08:45:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[günlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Her Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592758</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde görülme sıklığı artan hızla influenza (grip), her yıl dünya genelinde binlerce kişinin ölümüne neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenza-son-gunlerde-hizla-artiyor-592758">Influenza son günlerde hızla artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde görülme sıklığı artan hızla influenza (grip), her yıl dünya genelinde binlerce kişinin ölümüne neden oluyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cemal Üstün</strong>, influenzanın yüksek ateş, boğaz ve baş ağrısı, burun akıntısı, kas-eklem ağrısı, halsizlik ve öksürükle seyreden bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirterek “Oysa influenza başta olmak üzere enfeksiyon hastalıklarının önemli bir kısmı aşılama ile önlenebilir. İnfluenzaya bağlı ölümler çoğunlukla 5 yaş altı ve 65 yaş üstü kişiler ile hamileler ve kronik hastalığı olanlardan oluşmaktadır. İnfluenza virüsü zatürreye yol açabilirken, kalp ve beyin enfeksiyonlarına da zemin hazırlayarak sakatlığa hatta ölüme neden olmaktadır. Bu nedenle her yıl grip aşısının yaptırılması büyük önem taşımaktadır” diyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cemal Üstün, toplumda grip aşısı hakkında doğru bilinen 7 yanlışı sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Influenza için aşıya gerek yoktur çünkü ciddi bir hastalık değildir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Influenza (grip) ölümle sonuçlanan ciddi hastalıklara ve ölüme yol açabilen bir hastalıktır. Dünya genelinde her yıl milyonlarca kişiyi etkilemekte ve 300 bin-650 bin arası kişinin ölümüne neden olmaktadır. Bu hastalığa bağlı, ölüm dışı gelişen sakatlık ve insan iş gücü kaybı ise çok daha fazladır. Influenzaya bağlı ölümlerin çoğu 5 yaş altı ve 65 yaş üstü kişiler ile hamileler ve kronik hastalığı olanlardan (diyabet, kanser, obezite, kalp- damar hastalığı vb) oluşmaktadır. </p>
<ul>
<li><strong>“Aşılandım ama yine grip oldum.” Aşı enfeksiyonlardan korumaz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Her yıl, bir önceki yılda görülen influenza virüsünden elde edilen cansız aşı (öldürülmüş virüs aşısı) uygulanmakta ve yüzde 80’lere kadar koruyuculuk sağlamaktadır.</p>
<p>Aşı sonrası grip benzeri hastalık belirtileri olabilir. Bu durum bağışıklık sisteminin virüse karşı çalıştığının göstergesidir. Ayrıca influenza aşısı sadece influenza virüsüne bağlı en sık görülen mevsimsel gribi engeller. Diğer virüslerle oluşan solunum yolu hastalıklarını etkilemez ki bu hastalıklar daha nadir görülür. </p>
<ul>
<li><strong>Aşının ciddi yan etkileri vardır: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Aşı, hafif grip bulguları ile seyreden belirtilere nadiren neden olabilir. Bu iki-üç gün süren nadir bir durumdur. İnfluenza aşısı cansız aşı olduğundan aşı ile ilgili yan etkiler çok düşük ve önemsizdir. Yan etkiler hastaların ortalama yüzde 3-5’inde görülmektedir. Başlıca yan etkiler; grip benzeri hafif hastalık (kas ağrısı, halsizlik), aşı yapılan yerde ağrı, kızarıklık ve hafif ateştir.</p>
<ul>
<li><strong>Influenza aşısı hamilelikte yapılmaz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Hamilelikte tüm cansız (inaktif) virüs aşıları güvenle uygulanabilir. Hamilelikte bağışıklık sistemi zayıfladığı için, anne adayları enfeksiyonlara karşı daha hassas hale gelir. Bu nedenle hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını korumak açısından grip aşısı yaptırmak elzemdir. Özellikle gebeliğin ikinci ya da son üç aylık dönemlerinde olan anne adaylarının grip aşılarını doktor önerisiyle yaptırmaları, olası komplikasyonların önlenmesi açısından son derece önemlidir. Aşı yalnızca anne adayını değil, doğumdan sonra ilk aylarda bebeği de koruyucu bir bağışıklık sağlar.</p>
<ul>
<li><strong>Geçen yıl aşılandım, bu yıl gerek yok: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Influenza virüsü her yıl yapısını değiştirmekte ve bağışıklık sisteminden kaçmaktadır. Bu nedenle her yıl, bir önceki yıl sık görülen virüs tiplerine göre yeni aşı geliştirilmektedir. Her yıl influenza aşısı yapılmalıdır. Aşı yapıldıktan 7-15 gün sonra etkinliği başlar ve etkinliğinin yüksek olduğu dönem üç aydır. Üç aydan sonra etkinliği önemli derecede düşer. Bu nedenle ülkemizde aşıyı Kasım ayı başında veya ortasında yapmak etkinliği açısından daha faydalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı kişilerin aşıya ihtiyacı yoktur: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Sağlıklı kişiler de risk grubundakilere göre daha az olmakla birlikte hastalığı şiddetli geçirebilir. Çünkü grip virüsü her yıl değişim gösterir ve bağışıklık sistemi bu yeni virüslere karşı savunmasız kalabilir. Kişi genel olarak sağlıklı olsa bile, virüs bulaştığında ciddi hastalık tablosu gelişebilir veya çevresinde risk grubundaki bireylere hastalığı bulaştırabilir. Bu nedenle grip aşısı, sadece kronik hastalığı olanlar için değil, toplum genelinde bulaş zincirini kırmak için de önemlidir.  </p>
<ul>
<li><strong>Aşılar zararlı maddeler içerir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan tüm aşılar güveli olup, insan sağlığına zarar veren maddeler içermezler. İnfluenza aşıları da yıllardır milyonlarca kişiye her yıl güvenle uygulanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü her yıl influenza mevsimi öncesinde özellikle risk grubundaki bireylerin aşılanmasını önermektedir. Bu aşılar ciddi hastalık, hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltarak toplum sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenza-son-gunlerde-hizla-artiyor-592758">Influenza son günlerde hızla artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Girişimcilik yolculuğunda takım ve hedef iyi belirlenmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/girisimcilik-yolculugunda-takim-ve-hedef-iyi-belirlenmeli-591773</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 10:39:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belirlenmeli]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ejderha]]></category>
		<category><![CDATA[Ekip Arkadaşı]]></category>
		<category><![CDATA[gerekiyor]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Turgut]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>
		<category><![CDATA[Yolculuğun]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591773</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Teknoloji Geliştirme Merkezi (Atlas TEKMER) tarafından düzenlenen ''Girişimcilik Yolculuğuna Başla: Kendi Şirketinin CEO’su Olmak İster misin?” başlıklı atölye çalışmasında, deneyimli girişimci ve mentor İsa Turgut İnci, öğrencilerle bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girisimcilik-yolculugunda-takim-ve-hedef-iyi-belirlenmeli-591773">Girişimcilik yolculuğunda takım ve hedef iyi belirlenmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Teknoloji Geliştirme Merkezi (Atlas TEKMER) tarafından düzenlenen &#8221;Girişimcilik Yolculuğuna Başla: Kendi Şirketinin CEO’su Olmak İster misin?” başlıklı atölye çalışmasında, deneyimli girişimci ve mentor İsa Turgut İnci, öğrencilerle bir araya geldi. Girişimcilik ve iş modelleri konusunda yapılması gerekenlerle ilgili bilgi veren İsa Turgut İnce, bir girişimcilik yolculuğunda en önemli iki şeyin, iyi bir takım arkadaşı ve ekibin yanı sıra doğru hedefin belirlenmesi olduğunu söyledi.<br />Atlas TEKMER tarafından düzenlenen &#8221;Girişimcilik Yolculuğuna Başla: Kendi Şirketinin CEO’su Olmak İster misin?” başlıklı atölye çalışmasında deneyimli girişimci ve mentor İsa Turgut İnci, öğrencilerle bir araya gelerek interaktif bir etkinlik gerçekleştirdi.<br />Creative Labs.&#8217;da gerçekleştirilen atölye kapsamında katılımcılar, girişimcilik ve iş modeli geliştirme süreçlerini uygulamalı olarak deneyimledi. Atölyede iş modeli tasarımı, yenilikçi fikirlerin ticarileştirilmesi ve girişim kurma adımlarına dair ilham verici içerikler sundu. <br />Ekip arkadaşını doğru seçmek çok önemli<br />Gençlere girişimcilik, iş modelleri, iş fikirleri konusunda bilgi veren İsa Turgut İnce, uzun yıllar boyunca birlikte yolculukta olan panda ve ejderhanın hikayesinin anlatıldığı James Norbury’nin kaleme aldığı “Büyük Panda ve Küçük Ejderha” isimli kitaptan söz ederek “Panda ve ejderha uzun bir yolculuğa çıkıyor. Panda daha bilge olan ejderhaya şunu soruyor: ‘Varmak mı önemli, yoksa yolculuğun kendisi mi?’ Varmak önemli, yolculuğun kendisi de çok önemli. Bir yolculuğa çıkmak için doğru ekip arkadaşı önemli. Ejderha burada yola kiminle çıktığının önemine dikkat çekiyor. Şirket kurarken de aslında her şey böyle başlıyor. İş fikrimizle beraber bir takım olarak insanların bir araya gelmesi önemli. Bir girişim de olsa hayat yolculuğu da olsa mutlaka bir ekip arkadaşına ihtiyaç duyuyorsunuz. Bu ekip arkadaşını seçmeniz önemli” diye konuştu.<br />Hedefin doğru belirlenmesi gerekiyor<br />Yola çıkarken önemli olan bir diğer konunun da doğru hedef belirlemek olduğunu belirten İsa Turgut İnce, “Yola çıktık, ekip arkadaşlarımız çok iyi ama gittiğimiz hedef, nereye varacağımız belli değilse o zaman nerede gittiğimizin bir önemi kalmıyor. Hedefi kaybetmememiz gerekiyor. Dolayısıyla bizim için en önemli şey, birincisi iyi bir ekip arkadaşı, doğru takımı kurmanız gerekiyor. İkincisi ise doğru hedefi koymanız gerekiyor ve bu ikisi arasındaki yolculuğu her an esnek bir şekilde süreçlere engellere ayak uyduracak şekilde bir yolculuğu deneyimlemeniz gerekiyor” tavsiyesinde bulundu.<br />Atlas TEKMER Müdürü Furkan Gevrek de yürüttükleri çalışmalar ve TÜBİTAK 1812 &#8211; Yatırım Tabanlı Girişimcilik Destek Programı (BİGG Yatırım) hakkında katılımcılara bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girisimcilik-yolculugunda-takim-ve-hedef-iyi-belirlenmeli-591773">Girişimcilik yolculuğunda takım ve hedef iyi belirlenmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karabağlar SECAP ile geleceğe hazırlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karabaglar-secap-ile-gelecege-hazirlaniyor-591680</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 08:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğe]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[karabağlar]]></category>
		<category><![CDATA[kınay]]></category>
		<category><![CDATA[secap]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karabağlar Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir enerji politikalarını güçlendirmek için önemli bir adım attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karabaglar-secap-ile-gelecege-hazirlaniyor-591680">Karabağlar SECAP ile geleceğe hazırlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karabağlar Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir enerji politikalarını güçlendirmek için önemli bir adım attı. Daha önce Avrupa Belediye Başkanları Sözleşmesi (CoM) ve Küresel Belediye Başkanları Sözleşmesi (GCoM) ile sürece resmî olarak katılan Karabağlar Belediyesi, şimdi de Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) hazırlanması çalışmalarını başlattı.</p>
<p>Bu kapsamda, Belediye Meclis Üyesi ve Çevre Mühendisi Rahile Yeni’nin sunumuyla Meclis Toplantı Salonu’nda bir iç paydaş toplantısı düzenlendi. Toplantıya Belediye Başkanı Helil Kınay, başkan yardımcıları, birim müdürleri ve SECAP veri sorumluları katıldı.</p>
<p>Sunumda, iklim krizinin etkileri ve Karabağlar Belediyesi’nin bu süreçteki sorumlulukları üzerinde duran Rahile Yeni, ilerleyen dönemde yapılacak dış paydaş toplantılara ilişkin bilgi verdi. Planlama süreci, görev dağılımları ve önümüzdeki çalışma takvimi hakkında katılımcıları bilgilendirdi</p>
<p><b>Kınay: “Tüm süreçlerde farkındalıkla hareket etmek gerekiyor”</b></p>
<p>Toplantıda konuşan Başkan Kınay, Karabağlar Belediyesi olarak tüm süreçlerde farkındalıkla hareket etmenin önemine dikkat çekti. Kınay “Hayatımızda yaptığımız her şey farkındalıkla bağlantılı ama çevreyi korumak, enerji ve su tasarrufu gibi uygulamalar artık bir tercih değil, zorunluluk. Her birimin katkısı çok önemli; birimiz eksik olursa sistem aksıyor. Küçük görevler bile sürecin devamı için kritik. Bu farkındalıkla çalışmalıyız” diye konuştu.</p>
<p><b>“Gerçek verilere dayalı bir sistem kuracağız”</b></p>
<p>Veri yönetiminin önemine de değinen Başkan Kınay sözlerine şöyle devam etti: “Elektrik, su, yakıt, araç kullanımı ve malzeme tüketimi gibi tüm verileri doğru şekilde takip etmeden verimli bir yönetim sağlayamayız. Hedefimiz, tüm birimlerimizde gerçek verilere dayalı bir karar alma sistemini oturtmak. Bu sistemle gereksiz iş yükünü azaltacak, kaynaklarımızı daha verimli kullanacak, kurumsal güvenilirliğimizi artıracak ve yeni projeler için alan açacağız”</p>
<p><b>“Her fikir uygulanabilir, yeter ki doğru projelendirilsin”</b></p>
<p>Kınay, tüm çalışanların fikir ve önerilerini paylaşmalarını da teşvik ederek  “Her fikir, doğru projelendirilirse uygulanabilir ve fark yaratır. Hepimizin görevi; veriyi doğru toplamak, paylaşmak ve süreçleri planlı, verimli yürütmektir. Gereksiz işlerden kaçınmalı, enerjimizi doğru kullanmalıyız. Bu yaklaşım sadece bugünü değil, 2026 ve sonrasındaki tüm çalışmalarımızı da güçlendirecek” dedi.</p>
<p>SECAP süreci kapsamında belediyenin enerji tüketimi, binalar, ulaşım ve atık yönetimi gibi alanlarda veri toplanacak. Elde edilen verilerle 2030 yılına kadar uygulanacak yerel enerji ve iklim eylem planı oluşturulacak.</p>
<p>&#8212;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karabaglar-secap-ile-gelecege-hazirlaniyor-591680">Karabağlar SECAP ile geleceğe hazırlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekânın geleceği konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-gelecegi-konusuldu-591132</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:03:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Okan Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojilerin]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zekanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591132</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Öğrenme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Emel Koç’un koordinatörlüğünde düzenlenen konferansta Yapay Zekâ Platformu Başkanı Levent Karadağ, Anthology Ortadoğu ve Afrika Başkan Yardımcısı Nicolas Albouze, Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. E. Eylem Aksoy Retornaz, AWS Çözüm Mimarı İlknur Tendürüst Üstüner,</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-gelecegi-konusuldu-591132">Yapay zekânın geleceği konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Öğrenme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Emel Koç’un koordinatörlüğünde düzenlenen konferansta Yapay Zekâ Platformu Başkanı Levent Karadağ, Anthology Ortadoğu ve Afrika Başkan Yardımcısı Nicolas Albouze, Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. E. Eylem Aksoy Retornaz, AWS Çözüm Mimarı İlknur Tendürüst Üstüner, Microsoft CSA Yöneticisi Barbaros Günay, Anhology Müşteri Başarı Yöneticisi Malek Ibrik, Anthology Türkiye Bölge Sorumlusu Mustafa Güçlü ve İstanbul Okan Üniversitesi Araştırma Görevlisi Begüm Gündüz konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekan Danışmanı Doç. Dr. Ömer Cihan Kıvanç açılış konuşmasında “Z kuşağı bana animasyon göster diyor, bilgiyi görselleştirilmiş hali ile almak istiyor. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi olarak yapay zekâya direnç göstermeden sürecimize onu da dahil ederek ilerliyoruz. Bir yapay zekâ yönergemiz var. İdari süreçlerde ve veri üretmede yapay zekâ kullanıyoruz” sözlerine yer verdi.</p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güliz Muğan İstanbul Okan Üniversitesi olarak, dijital dönüşüm sürecini yalnızca bir teknik değişim olarak değil, öğrenme-öğretme, araştırma ve yönetişim boyutlarıyla bütüncül bir dönüşüm olarak ele aldıklarını belirtti: “2021 yılında Öğrenme Uygulama ve Araştırma Merkezimiz tarafından yürütülen eğitim teknolojilerindeki başarılı süreç yönetimi sonucu “Değişim Lideri Ödülü” elde ettiğimizde, bu yolculuğun başlangıcını yaptık. Teknolojik dönüşüm bir hedef değil, sürekli bir yolculuktur. İstanbul Okan Üniversitesi olarak bu yolculuğu yalnız yürümek yerine, yükseköğretim ekosistemimizle, yerel ve küresel paydaşlarımızla birlikte yürümeyi tercih ediyoruz. Bu konferansın, bu iş birliğinin güçlü bir adımı olacağına inanıyorum.”</p>
<p><strong>“2030’a kadar iş hayatında 170 milyon yeni rol oluşacak”</strong></p>
<p>Yapay Zekâ Platformu Başkanı Levent Karadağ, Dünya Ekonomik Forumu’nun İşlerin Geleceği Raporu’na atıfta bulunarak, önümüzdeki beş yıl içinde küresel ölçekte yaklaşık 170 milyon yeni rolün ortaya çıkmasının ve 92 milyon mevcut işin dönüşüm geçirmesinin öngörüldüğünü belirtti.<br /> Karadağ, bu dönüşüm sürecinde üniversitelerin kritik bir konuma sahip olduğunu ifade ederek, “Üniversite artık yalnızca diploma veren bir kurum değil. Yapay zekâ destekli öğrenme, üretim ve araştırma ekosistemini şekillendiren bir yapı haline geliyor. Gelecekte fark yaratan, yapay zekâyı etkin biçimde kullanan, onu anlamlandıran ve onunla değer üreten bireyler olacak” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Yapay zekâ lambanın içinden çıkan cin. Artık onu tekrar içeri tıkamayız”</strong></p>
<p>Anthology Ortadoğu ve Afrika Başkan Yardımcısı Nicolas Albouze konuşmasında Spotify’ın 150 günde, Instagram’ın 75 günde, Chatgpt’nin ise sadece 5 günde 1 milyon kullanıcıya ulaştığı hatırlatmasını yaptı. Yapay zekânın, artık geri döndürülemeyecek bir dönüşümün sembolü haline geldiğini belirtirken yapay zekâyı lambanın içinden çıkan cine benzetti ve “Artık onu tekrar içeri tıkamayız” dedi. Albouze konuşmasını “Geleceğe hazırlamak istediğimiz gençler, yarının iş dünyasında yapay zekâyı işlerinin doğal bir parçası olarak kullanmak zorunda kalacaklar. Kaçış yok. Yapay zekâ kalıcı. Beraberinde büyük fırsatlar getiriyor, ama aynı zamanda önemli riskleri de barındırıyor. Bu yüzden bu teknolojiyi dışlamak yerine, kucaklamamız gerekiyor” sözleriyle bitirdi.</p>
<p>Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. E. Eylem Aksoy Retornaz, “Etik, Hukuk ve Politika” başlıklı konuşmasında, yükseköğretimde yapay zekâ kullanımında gözetilmesi gereken etik ilkeler üzerine değerlendirmelerde bulundu.<br />Yapay zekâ teknolojilerinin barındırdığı risk ve tehditlere de değinen Prof. Dr. Retornaz, veri mahremiyeti ve kişisel verilerin korunması konusunun önemine dikkat çekti.<br />“Yapay zekâya burcunuzu sorduğunuzda, farkında olmadan kişisel verinizi paylaşmış oluyorsunuz. Bu durum, veri gizliliği ve mahremiyet açısından önemli bir risk alanı oluşturuyor” ifadesini kullandı.<br />Hukuk sistemlerinin, yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişmelere uyum sağlayacak biçimde yenilikçi düzenlemeler yapması gerektiğini vurgulayan Retornaz, yapay zekâ temelli sahte içerik üretimi (deepfake) nedeniyle açılan davaların da, bu ihtiyacın somut bir göstergesi haline geldiğini belirtti.</p>
<p>AWS Çözüm Mimarı İlknur Tendürüst Üstüner “Veri mimarisini doğru kurmak gerekir. Doğru bir data modeli doğru ve istenilen sonuca ulaşmayı sağlar” tespitinde bulundu. Kurumların veri stratejilerini uzun vadeli bir vizyonla yapılandırmaları gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p><strong>“22-25 yaş arası için iş skalası gitgide azalıyor”</strong></p>
<p>Microsoft CSA Yöneticisi Barbaros Günay, yapay zekâ teknolojilerinin iş süreçlerinde yarattığı hız ve verimlilik artışına dikkat çekti. “Yapay zekâ sayesinde beş ayda tamamlanabilecek bir iş, artık üç günde gerçekleştirilebiliyor. Bu durum verimlilik açısından olumlu görünse de, aynı zamanda önemli bir eşitsizlik riskini de beraberinde getiriyor” ifadelerini kullanan Günay, dijital dönüşüm sürecinde fırsat eşitliğinin korunması gerektiğini vurguladı.<br />Yapay zekâyı etkin biçimde kullanabilen bireylerin, bu beceriyi henüz edinememiş kişilere rehberlik etmesinin toplumsal denge açısından büyük önem taşıdığını belirtti.</p>
<p>Sözlerine, “Gençlik bugün yapay zekâ ile bir yarış içinde. Bu yarışı doğru biçimde yönlendiren gençler geleceğin iş dünyasında güçlü konumlar elde edecekler. Ancak bu dönüşüme uyum sağlayamayanlar için istihdam alanına girmek giderek zorlaşacak. Özellikle 22-25 yaş aralığındaki gençler açısından iş skalası daralıyor” diyerek devam etti.<br />Günay, bu nedenle gençlerin yapay zekâ okuryazarlığını artıracak eğitim fırsatlarına erişiminin kritik olduğunu vurguladı.</p>
<p>Anthology Müşteri Başarı Yöneticisi Malek Ibrik Blackboard “Yapay zekâ öğretim elemanlarının yalnızca zaman kazanmalarını değil, aynı zamanda daha derin içgörüler edinmelerini mümkün kılıyor” diye konuşurken Anthology Türkiye Bölge Sorumlusu Mustafa Güçlü ise, İstanbul Okan Üniversitesi’nin öğrenme yönetim sistemi olan O’Learn üzerinden geliştirilen AI Fonksiyonlarını uygulamalı olarak akademisyen ve öğrencilere tanıttı. Bu oturumda, O’Learn platformu üzerinde tasarlanan kapsayıcı ve sorumlu yapay zekâ modülleri de ele alındı.</p>
<p>Sunumda, yapay zekâ destekli öğrenme analitiği, kişiselleştirilmiş geri bildirim sistemleri ve erişilebilirlik çözümleri örneklerle simüle edilerek, etik ve insan merkezli bir dijital öğrenme ekosisteminin nasıl inşa edilebileceği gösterildi.<br />Böylece İstanbul Okan Üniversitesi’nin yükseköğretimde yapay zekâ teknolojilerini yalnızca verimlilik amacıyla değil, aynı zamanda eşitlik, kapsayıcılık ve etik sorumluluk ilkeleri doğrultusunda kullanan öncü yaklaşımı vurgulandı.</p>
<p>Konferansın son konuşmacısı olan İstanbul Okan Üniversitesi Araştırma Görevlisi Begüm Gündüz, üniversitede yapay zekâ alanında yürütülen çalışmaları aktardı.<br />Gündüz, özellikle yapay zekâ tabanlı analizlerin uluslararası tanınırlık, akreditasyon ve derecelendirme süreçlerinde nasıl kullanıldığına değinerek, bu teknolojilerin üniversitenin küresel görünürlüğünü artırmadaki rolünü vurguladı.</p>
<p>Akademisyen ve öğrencilerin sorularının cevaplanmasıyla konferans sona erdi. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-gelecegi-konusuldu-591132">Yapay zekânın geleceği konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekânın yükseköğretimdeki geleceği konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-yuksekogretimdeki-gelecegi-konusuldu-589836</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 11:25:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Okan Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojilerin]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yükseköğretimdeki]]></category>
		<category><![CDATA[zekanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589836</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekan Danışmanı Doç. Dr. Ömer Cihan Kıvanç açılış konuşmasında “Z kuşağı bana animasyon göster diyor, bilgiyi görselleştirilmiş hali ile almak istiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-yuksekogretimdeki-gelecegi-konusuldu-589836">Yapay zekânın yükseköğretimdeki geleceği konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Öğrenme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Emel Koç’un koordinatörlüğünde 5 Kasım 2025 Çarşamba günü düzenlenen konferansta Yapay Zekâ Platformu Başkanı Levent Karadağ, Anthology Ortadoğu ve Afrika Başkan Yardımcısı Nicolas Albouze, Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. E. Eylem Aksoy Retornaz, AWS Çözüm Mimarı İlknur Tendürüst Üstüner, Microsoft CSA Yöneticisi Barbaros Günay, Anhology Müşteri Başarı Yöneticisi Malek Ibrik, Anthology Türkiye Bölge Sorumlusu Mustafa Güçlü ve İstanbul Okan Üniversitesi Araştırma Görevlisi Begüm Gündüz konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekan Danışmanı Doç. Dr. Ömer Cihan Kıvanç açılış konuşmasında “Z kuşağı bana animasyon göster diyor, bilgiyi görselleştirilmiş hali ile almak istiyor. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi olarak yapay zekâya direnç göstermeden sürecimize onu da dahil ederek ilerliyoruz. Bir yapay zekâ yönergemiz var. İdari süreçlerde ve veri üretmede yapay zekâ kullanıyoruz” sözlerine yer verdi.</p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güliz Muğan İstanbul Okan Üniversitesi olarak, dijital dönüşüm sürecini yalnızca bir teknik değişim olarak değil, öğrenme-öğretme, araştırma ve yönetişim boyutlarıyla bütüncül bir dönüşüm olarak ele aldıklarını belirtti: “2021 yılında Öğrenme Uygulama ve Araştırma Merkezimiz tarafından yürütülen eğitim teknolojilerindeki başarılı süreç yönetimi sonucu “Değişim Lideri Ödülü” elde ettiğimizde, bu yolculuğun başlangıcını yaptık. Teknolojik dönüşüm bir hedef değil, sürekli bir yolculuktur. İstanbul Okan Üniversitesi olarak bu yolculuğu yalnız yürümek yerine, yükseköğretim ekosistemimizle, yerel ve küresel paydaşlarımızla birlikte yürümeyi tercih ediyoruz. Bu konferansın, bu iş birliğinin güçlü bir adımı olacağına inanıyorum.”</p>
<p><strong>“2030’a kadar iş hayatında 170 milyon yeni rol oluşacak”</strong></p>
<p>Yapay Zekâ Platformu Başkanı Levent Karadağ, Dünya Ekonomik Forumu’nun İşlerin Geleceği Raporu’na atıfta bulunarak, önümüzdeki beş yıl içinde küresel ölçekte yaklaşık 170 milyon yeni rolün ortaya çıkmasının ve 92 milyon mevcut işin dönüşüm geçirmesinin öngörüldüğünü belirtti.<br /> Karadağ, bu dönüşüm sürecinde üniversitelerin kritik bir konuma sahip olduğunu ifade ederek, “Üniversite artık yalnızca diploma veren bir kurum değil. Yapay zekâ destekli öğrenme, üretim ve araştırma ekosistemini şekillendiren bir yapı haline geliyor. Gelecekte fark yaratan, yapay zekâyı etkin biçimde kullanan, onu anlamlandıran ve onunla değer üreten bireyler olacak” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Yapay zekâ lambanın içinden çıkan cin. Artık onu tekrar içeri tıkamayız”</strong></p>
<p>Anthology Ortadoğu ve Afrika Başkan Yardımcısı Nicolas Albouze konuşmasında Spotify’ın 150 günde, Instagram’ın 75 günde, Chatgpt’nin ise sadece 5 günde 1 milyon kullanıcıya ulaştığı hatırlatmasını yaptı. Yapay zekânın, artık geri döndürülemeyecek bir dönüşümün sembolü haline geldiğini belirtirken yapay zekâyı lambanın içinden çıkan cine benzetti ve “Artık onu tekrar içeri tıkamayız” dedi. Albouze konuşmasını “Geleceğe hazırlamak istediğimiz gençler, yarının iş dünyasında yapay zekâyı işlerinin doğal bir parçası olarak kullanmak zorunda kalacaklar. Kaçış yok. Yapay zekâ kalıcı. Beraberinde büyük fırsatlar getiriyor, ama aynı zamanda önemli riskleri de barındırıyor. Bu yüzden bu teknolojiyi dışlamak yerine, kucaklamamız gerekiyor” sözleriyle bitirdi.</p>
<p>Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. E. Eylem Aksoy Retornaz, “Etik, Hukuk ve Politika” başlıklı konuşmasında, yükseköğretimde yapay zekâ kullanımında gözetilmesi gereken etik ilkeler üzerine değerlendirmelerde bulundu.<br />Yapay zekâ teknolojilerinin barındırdığı risk ve tehditlere de değinen Prof. Dr. Retornaz, veri mahremiyeti ve kişisel verilerin korunması konusunun önemine dikkat çekti.<br />“Yapay zekâya burcunuzu sorduğunuzda, farkında olmadan kişisel verinizi paylaşmış oluyorsunuz. Bu durum, veri gizliliği ve mahremiyet açısından önemli bir risk alanı oluşturuyor” ifadesini kullandı.<br />Hukuk sistemlerinin, yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişmelere uyum sağlayacak biçimde yenilikçi düzenlemeler yapması gerektiğini vurgulayan Retornaz, yapay zekâ temelli sahte içerik üretimi (deepfake) nedeniyle açılan davaların da, bu ihtiyacın somut bir göstergesi haline geldiğini belirtti.</p>
<p>AWS Çözüm Mimarı İlknur Tendürüst Üstüner “Veri mimarisini doğru kurmak gerekir. Doğru bir data modeli doğru ve istenilen sonuca ulaşmayı sağlar” tespitinde bulundu. Kurumların veri stratejilerini uzun vadeli bir vizyonla yapılandırmaları gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p><strong>“22-25 yaş arası için iş skalası gitgide azalıyor”</strong></p>
<p>Microsoft CSA Yöneticisi Barbaros Günay, yapay zekâ teknolojilerinin iş süreçlerinde yarattığı hız ve verimlilik artışına dikkat çekti. “Yapay zekâ sayesinde beş ayda tamamlanabilecek bir iş, artık üç günde gerçekleştirilebiliyor. Bu durum verimlilik açısından olumlu görünse de, aynı zamanda önemli bir eşitsizlik riskini de beraberinde getiriyor” ifadelerini kullanan Günay, dijital dönüşüm sürecinde fırsat eşitliğinin korunması gerektiğini vurguladı.<br />Yapay zekâyı etkin biçimde kullanabilen bireylerin, bu beceriyi henüz edinememiş kişilere rehberlik etmesinin toplumsal denge açısından büyük önem taşıdığını belirtti.</p>
<p>Sözlerine, “Gençlik bugün yapay zekâ ile bir yarış içinde. Bu yarışı doğru biçimde yönlendiren gençler geleceğin iş dünyasında güçlü konumlar elde edecekler. Ancak bu dönüşüme uyum sağlayamayanlar için istihdam alanına girmek giderek zorlaşacak. Özellikle 22-25 yaş aralığındaki gençler açısından iş skalası daralıyor” diyerek devam etti.<br />Günay, bu nedenle gençlerin yapay zekâ okuryazarlığını artıracak eğitim fırsatlarına erişiminin kritik olduğunu vurguladı.</p>
<p>Anthology Müşteri Başarı Yöneticisi Malek Ibrik Blackboard “Yapay zekâ öğretim elemanlarının yalnızca zaman kazanmalarını değil, aynı zamanda daha derin içgörüler edinmelerini mümkün kılıyor” diye konuşurken Anthology Türkiye Bölge Sorumlusu Mustafa Güçlü ise, İstanbul Okan Üniversitesi’nin öğrenme yönetim sistemi olan O’Learn üzerinden geliştirilen AI Fonksiyonlarını uygulamalı olarak akademisyen ve öğrencilere tanıttı. Bu oturumda, O’Learn platformu üzerinde tasarlanan kapsayıcı ve sorumlu yapay zekâ modülleri de ele alındı.</p>
<p>Sunumda, yapay zekâ destekli öğrenme analitiği, kişiselleştirilmiş geri bildirim sistemleri ve erişilebilirlik çözümleri örneklerle simüle edilerek, etik ve insan merkezli bir dijital öğrenme ekosisteminin nasıl inşa edilebileceği gösterildi.<br />Böylece İstanbul Okan Üniversitesi’nin yükseköğretimde yapay zekâ teknolojilerini yalnızca verimlilik amacıyla değil, aynı zamanda eşitlik, kapsayıcılık ve etik sorumluluk ilkeleri doğrultusunda kullanan öncü yaklaşımı vurgulandı.</p>
<p>Konferansın son konuşmacısı olan İstanbul Okan Üniversitesi Araştırma Görevlisi Begüm Gündüz, üniversitede yapay zekâ alanında yürütülen çalışmaları aktardı.<br />Gündüz, özellikle yapay zekâ tabanlı analizlerin uluslararası tanınırlık, akreditasyon ve derecelendirme süreçlerinde nasıl kullanıldığına değinerek, bu teknolojilerin üniversitenin küresel görünürlüğünü artırmadaki rolünü vurguladı.</p>
<p>Akademisyen ve öğrencilerin sorularının cevaplanmasıyla konferans sona erdi. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-yuksekogretimdeki-gelecegi-konusuldu-589836">Yapay zekânın yükseköğretimdeki geleceği konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabah rutinleri ses sağlığını etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sabah-rutinleri-ses-sagligini-etkiliyor-588797</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 14:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[rutinleri]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588797</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, ses sağlığını korumanın önemi ve sabah rutinleriyle ses tellerinin nasıl doğru şekilde uyandırılabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabah-rutinleri-ses-sagligini-etkiliyor-588797">Sabah rutinleri ses sağlığını etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, ses sağlığını korumanın önemi ve sabah rutinleriyle ses tellerinin nasıl doğru şekilde uyandırılabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sesimize iyi bakmazsak, gün boyu yorgunluk ve kısıklık kaçınılmaz olur!</strong></p>
<p>Sesin, bedenin en narin enstrümanı olduğunu aktaran Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Sesimize iyi bakmazsak, gün boyu sürecek yorgunluk, kısıklık ve hatta ağrılarla karşılaşmak kaçınılmaz olur.” dedi.</p>
<p>Sabahları gerçekleştirilen küçük alışkanlıkların, sesin gün boyunca nasıl duyulacağını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Tahmincioğlu, “Ses sağlığı, sabah başlar. Güne başlarken sesinizi güçlendirmenin ve korumanın basit ama etkili adımları var.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kahve yerine güne ılık bir bardak su ile başlayın!</strong></p>
<p>Bulunulan ortamın ve sesin nemlendirilmesini öneren Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Kahve yerine güne ılık bir bardak su ile başlayın.” dedi.</p>
<p>Kış aylarında ya da klimalı ortamlarda nem oranının düştüğünü hatırlatan Tahmincioğlu, bu durumun, ses tellerinin doğal nem dengesini bozarak kurumasına yol açtığını söyledi ve şöyle devam etti:</p>
<p>“Eğer sabahları boğazınızda yanma hissediyorsanız, bu sadece bir üşütme belirtisi değil, havada yeterli nem olmadığının da göstergesi olabilir. Sabah kahvesi çoğumuz için vazgeçilmez bir ritüel olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki kafein vücudu ve sesi kurutur. Bu nedenle kahvenizi günün ilerleyen saatlerine bırakmak, sabahın ilk dakikalarında ses tellerine dinlendirici bir başlangıç yapmanızı sağlar. Sabah içeceğiniz bir bardak su, sadece vücudunuzu değil, ses tellerinizi de uyandırır. Küçük bir alışkanlık değişikliğiyle sesinizi daha yumuşak ve daha dayanıklı bir hale getirebilirsiniz.”</p>
<p><strong>Doğru duruş, doğru sesi getiriyor!</strong></p>
<p>Postürün, sesin kalitesini doğrudan etkilediğini dile getiren Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Güne başlarken birkaç küçük gerinme hareketi yapmak sadece bedeninizi değil, sesinizi de özgürleştirir.” dedi.</p>
<p>Sesin nefesle başladığını ifade eden Tahmincioğlu, “Uykudan yeni uyanmışken diyaframınız biraz ‘tembel’ olabilir. Yatağınızda oturun, omuzlarınızı geriye alın ve çenenizi hizalayın, bir elinizi göğsünüze, diğer elinizi karnınıza koyun. Nefesinizi burnunuzdan alın, karnınız hafifçe şişsin, sonra yavaşça verin. Bu birkaç nefes, sesinizi gün boyu taşıyacak enerjiyi sağlar. Unutmayın, doğru duruş, doğru sesi getirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sabahları konuşmadan önce sesi ısıtmak gerekir!</strong></p>
<p>Uyanır uyanmaz yüksek sesle konuşmanın ya da şarkı söylemenin, ses tellerini ısınmadan zorlamak anlamına geldiğini aktaran Tahmincioğlu, “Sabahın ilk yarım saatinde mümkünse sessiz kalın. Bu kısa sessizlik, hem ses tellerinize hem de zihninize bir ‘ısınma molası’ verir.” dedi.</p>
<p>Koşudan önce kaslar nasıl ısıtılıyorsa, konuşmadan önce de sesi ısıtmak gerektiğini kaydeden Tahmincioğlu, “Sesi ısıtmak yoğun konuşmalı bir güne başlamadan ses tellerinize yapabileceğiniz hızlı ama etkili bir ritüeldir. Ses ısınmaları sadece şarkıcılara değil, sağlık çalışılanlarına, öğretmenlere, avukatlara, sunuculara, satış görevlilerine, çağrı merkezi çalışanlarına ve tüm profesyonel ses kullanıcılarına da fayda sağlar. Aynanın karşısına geçin, dudaklarınızı titreştirin, ‘brrrrr’ sesi çıkmalı. Ardından nazal ‘mmm’ ya da ‘nnn’ sesleriyle titreşimin hissini fark edin. Bu egzersizler ses tellerinizi nazikçe uyandırır. Yalnızca iki dakikalık bu egzersiz, sesinize bütün gün sürecek bir rahatlık kazandırır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sesinizi sabah nasıl uyandırırsanız, gün boyu öyle duyulur!</strong></p>
<p>Gece geç yemenin veya sabah kalkar kalkmaz hemen yemek yemenin, mide asidini yukarı çıkarak ses tellerine ulaşmasına neden olabileceğine vurgu yapan Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Buna bağlı olarak da sabah boğazınızda yanma ve ‘boğaz temizleme’ ihtiyacı kendini gösterebilir. Rahatlamak için uygulayacağınız ‘boğaz temizleme’ hareketi de ses tellerinize zarar verir.” dedi.</p>
<p>Bu sebeple sabah kahvaltısının aceleye getirilmemesi gerektiğine işaret eden Tahmincioğlu, “Aşırı baharatlı ya da yağlı yiyeceklerden kaçının ve öğününüzü yavaş bir şekilde yiyin. Her sabah sesinizi nasıl uyandırdığınız, gün boyunca sesinizin nasıl duyulacağını da belirler. Güzel olan şu ki sesinize iyi davranmak için özel bir yeteneğe ihtiyacınız yok, sadece biraz dikkat ile ses sağlığını koruyabilirsiniz.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabah-rutinleri-ses-sagligini-etkiliyor-588797">Sabah rutinleri ses sağlığını etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hava Jimnastiği Sporcuları Dünya Kupası İçin Hazırlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hava-jimnastigi-sporculari-dunya-kupasi-icin-hazirlaniyor-588219</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 13:11:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[jimnastiği]]></category>
		<category><![CDATA[kupası]]></category>
		<category><![CDATA[na]]></category>
		<category><![CDATA[sporcuları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel Hava Gücü Atletizm Federasyonu Başkanı (GAPAF) Natalia Baş, 1-2 Kasım tarihleri arasında Kemer’de düzenlenecek olan Hava Jimnastiği Dünya Kupası öncesi Kemer Belediye Başkan Vekili Mustafa Bilici’yi ziyaret etti. Baş’a ziyareti sırasında sporcular da eşlik etti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hava-jimnastigi-sporculari-dunya-kupasi-icin-hazirlaniyor-588219">Hava Jimnastiği Sporcuları Dünya Kupası İçin Hazırlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel Hava Gücü Atletizm Federasyonu Başkanı (GAPAF) Natalia Baş, 1-2 Kasım tarihleri arasında Kemer’de düzenlenecek olan Hava Jimnastiği Dünya Kupası öncesi Kemer Belediye Başkan Vekili Mustafa Bilici’yi ziyaret etti. Baş’a ziyareti sırasında sporcular da eşlik etti.</p>
<p>Başkan Vekili Bilici, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, GAPAF Başkanı Baş’a, çalışmalarında başarılar dileyerek, Kemer Belediyesi olarak organizasyona her türlü desteği vereceklerini söyledi.</p>
<p>Baş ise 1-2 Kasım tarihleri arasında Göynük Mahallesi’ndeki Kemer Belediyesi Atatürk Spor Salonu’nda yapılacak olan etkinlikle ilgili bilgi vererek, Başkan Vekili Bilici’yi etkinliğe davet etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hava-jimnastigi-sporculari-dunya-kupasi-icin-hazirlaniyor-588219">Hava Jimnastiği Sporcuları Dünya Kupası İçin Hazırlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık için doğru ayakkabı seçiminde 7 püf nokta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglik-icin-dogru-ayakkabi-seciminde-7-puf-nokta-587828</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 12:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayağı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayakkabı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[püf]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[seçiminde]]></category>
		<category><![CDATA[topuk]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587828</guid>

					<description><![CDATA[<p>Farkında olmadan yapılan hatalı ayakkabı tercihleri, günlük koşuşturma ile birleştiğinde uzun vadede ayak sağlığını olumsuz etkileyerek deformitelere ve hareket kısıtlılıklarına yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-icin-dogru-ayakkabi-seciminde-7-puf-nokta-587828">Sağlık için doğru ayakkabı seçiminde 7 püf nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Farkında olmadan yapılan hatalı ayakkabı tercihleri, günlük koşuşturma ile birleştiğinde uzun vadede ayak sağlığını olumsuz etkileyerek deformitelere ve hareket kısıtlılıklarına yol açabiliyor. Ayakkabının; materyali, topuk yüksekliği, ayağı kavrayışı ve parmak genişliği gibi unsurların yalnızca konforu değil, kas-iskelet sistemini de doğrudan etkilediğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Özellikle uzun süre ayakta kalan kişilerde, yanlış ayakkabı seçimiyle geçirilen yıllar sonucunda; topuk dikeni, başparmak çıkıntısı, taban çökmesi, nasır, tendon ve eklem hasarları gibi rahatsızlıklar sıkça görülüyor” dedi.</strong></p>
<p>Ayakkabı seçiminin estetik değil sağlık odaklı bir karar olması gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Ayaklar, tüm vücudun yükünü taşıyan temel yapıdır. Yanlış ayakkabı seçimi yalnızca ayak ağrılarına değil; diz, kalça ve bel bölgesinde duruş bozukluklarına da yol açabilir. Ayağın doğal yapısını destekleyen ve anatomik dengeyi koruyan ayakkabılar hem günlük yaşam konforu hem de uzun vadeli ortopedik sağlık açısından büyük önem taşır” dedi.</p>
<p><strong>Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, yanlış ayakkabı seçiminden kaynaklanan şekil bozukluklarını önlemek için dikkat edilmesi gereken 7 noktayı sıraladı:</strong></p>
<p><strong>Topuk yüksekliği çok önemli</strong></p>
<p>Ayağın doğal pozisyonunu koruyabilmesi için ne çok yüksek topuklu ne de tamamen düz tabanlı ayakkabılar tercih edilmeli. 3–4 santimetrelik topuk yüksekliği, vücut ağırlığının dengeli dağılması açısından en ideal seviye kabul edilir.</p>
<p><strong>Ön kısmı esnek ve yumuşak olmalı</strong></p>
<p>Ayakkabının burun bölümü parmakları sıkıştırmamalı, esnek yapısıyla ayağın doğal hareketine izin vermeli. Bu özellik hem kan dolaşımını destekler hem de nasır ve şekil bozukluğu riskini azaltır.</p>
<p><strong>Topuk kısmı sağlam olmalı</strong></p>
<p>Ayakkabının arka bölümü ayağı tam kavramalı ve yeterince sert materyalden üretilmiş olmalı. Bu yapı, topuğun sabitlenmesini sağlar, ayak bileğinin gereksiz hareket etmesini engeller ve burkulma riskini önemli ölçüde azaltır.</p>
<p><strong>Ayak formuna uygun kalıp seçilmeli</strong></p>
<p>Ayakkabı modeli, kişinin anatomik yapısına uyum sağlamalı, parmakların rahatça hareket edebileceği genişlikte olmalı. Dar kalıplı modeller uzun vadede kemik ve eklem yapısında kalıcı bozulmalara yol açabilir.</p>
<p><strong>Nefes alabilen malzemeler tercih edilmeli</strong></p>
<p>Deri veya kumaş gibi hava geçirgenliği yüksek materyaller ayağın terlemesini önler ve cilt sağlığını korur. Plastik veya sert sentetik malzemeler ise hava akışını engelleyerek ayakta mantar ve tahriş riskini artırır.</p>
<p><strong>Her aktiviteye uygun ayakkabı seçilmeli</strong></p>
<p>Uzun yürüyüşler, spor aktiviteleri veya iş ortamları gibi farklı koşullar için destekleyici ve fonksiyonel ayakkabılar kullanılmalı. Tek tip ayakkabıyla her ortamda bulunmak, ayak sağlığını olumsuz etkiler.</p>
<p><strong>Ayak bileği iyi desteklenmeli</strong></p>
<p>Bileği saran ve destekleyen ayakkabılar tercih edilmeli. İnce topuklu ya da babet tarzı düz ayakkabılardan bilek desteği sağlamadıkları için olabildiğince uzak durulmalı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-icin-dogru-ayakkabi-seciminde-7-puf-nokta-587828">Sağlık için doğru ayakkabı seçiminde 7 püf nokta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet anında doğru davranış hayat kurtarır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afet-aninda-dogru-davranis-hayat-kurtarir-586738</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 08:22:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlar]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye]]></category>
		<category><![CDATA[tatbikat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586738</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi afete hazırlık çalışmaları kapsamında, yüzlerce çalışanın bulunduğu Kültürpark’ta deprem ve yangın tatbikatı düzenledi. “Afet anında doğru davranış hayat kurtarır” sloganıyla düzenlenen tatbikatta, kurum çalışanlarının bu tür durumlarda bilinçli hareket etmelerinin önemi anlatıldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-aninda-dogru-davranis-hayat-kurtarir-586738">Afet anında doğru davranış hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi afete hazırlık çalışmaları kapsamında, yüzlerce çalışanın bulunduğu Kültürpark’ta deprem ve yangın tatbikatı düzenledi. “Afet anında doğru davranış hayat kurtarır” sloganıyla düzenlenen tatbikatta, kurum çalışanlarının bu tür durumlarda bilinçli hareket etmelerinin önemi anlatıldı. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, olası afet durumlarına hazırlık kapsamında Kültürpark içerisinde binlerce personelin bulunduğu 4 holde eş zamanlı deprem ve yangın tatbikatı yaptı. Tatbikatta senaryo gereği önce deprem meydana geldi. Ardından yangın çıktı. Durumun itfaiye ekiplerine bildirilmesi üzerine olay yerinde hemen arama ve kurtarma çalışmaları başlatıldı. Yine senaryo gereği hollerde çalışanlar da tahliye edildi. Ekipler, içeride 5 kazazedenin bulunduğu yönündeki bilgi üzerine çalışmalarını genişletti. </p>
<p><strong>Afet anında güvenli alanlara tahliye canlandırıldı</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı öncülüğünde İtfaiye Dairesi Başkanlığı, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ve Eşrefpaşa Hastanesi tarafından düzenlenen tatbikatta kurumlar arası iş birliği, haberleşme, tahliye, ilk yardım ve olay sonrası müdahale süreçleri test edildi. Çalışanların yanı sıra yurttaşların afet anında güvenli alanlara tahliyesi canlandırıldı. </p>
<p><strong>Hem yurttaşlar hem de çalışanlar için farkındalık </strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı Afete Hazırlık Şube Müdürü Özlem Özant, afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemine değindi. Özlem Özant, “Dirençli kentler oluşturmanın önemli adımlarından biri afetlere hazırlık. Tatbikatlar, hem personelin hem de yurttaşların acil durumda nasıl davranması gerektiğini öğrenmesi açısından büyük önem taşıyor. Birimler arası koordinasyonun sağlanması, ilk yardım ve afet sonrası müdahalenin doğru şekilde yürütülmesi için bu tatbikatları bir nevi prova olarak görüyoruz. Bu çalışmaların düzenli şekilde devam etmesi gerekiyor” dedi. <br />Olası bir afet anında çalışanların paniğe kapılmadan güvenli bölgelere ulaşmasını sağlamak istediklerini aktaran Özant, “Kurum çalışanlarımız afet anında kendi güvenliklerini sağlarken, aynı zamanda vatandaşa destek verebilecek bilgi ve reflekslere sahip olacak” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Böyle tatbikatlarla kendimizi güçlendiriyoruz”</strong><br />Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram da ekibi ile tatbikata katıldı. Bayram, “Sağlık ekipleri, mobil sağlık ünitesi ve ambulansla geldik. Yaralıların durumlarını değerlendirdik. Onları önceliklerine göre sıralandırdık. Durumu ağır olanları ambulansla hastaneye naklettik. Diğer yaralıları da mobil hastanemizde tedavi ettik. Böyle tatbikatlarla olası afet durumlarına karşı kendimizi güçlendiriyoruz. Ekipmanımızla, organizasyonumuzla, ekibimizin bu konudaki bilinci ile afet durumlarında görev yapmaya hazır olduğumuzu söyleyebilirim” dedi. </p>
<p><strong>“Tahliyeler hızlı ve organize şekilde yapıldı”</strong><br />Tatbikatın tahliye sürecini sahada yöneten İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda görevli İtfaiye Amiri Engin Karakoyun ise tahliye hızına ve ekiplerin reflekslerine dikkat çekti. Karakoyun, şunları söyledi: “Asıl amacımız, afet anında hollerin sağlıklı şekilde tahliye edilmesini göstermekteydi. Tahliyeler son derece hızlı ve organize biçimde gerçekleşti. Arkadaşlarımızın afet anındaki reaksiyonları yüksek. Tatbikat ciddiyeti herkes tarafından benimsendi. Bu sayede gerçek bir olayda karşılaşılabilecek zorluklara karşı farkındalık oluştu.”<br />İzmir Büyükşehir Belediyesi, afet hazırlık çalışmalarını personel eğitimi, saha uygulamaları ve düzenli tatbikatlarla sürdürmeyi hedefliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-aninda-dogru-davranis-hayat-kurtarir-586738">Afet anında doğru davranış hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Evre Yılmaz: &#8220;Bilimsel Olmayan İlk Yardım Uygulamaları, Hayati Risk Taşıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-evre-yilmaz-bilimsel-olmayan-ilk-yardim-uygulamalari-hayati-risk-tasiyor-586012</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 12:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[evre]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586012</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk yardım, doğru ve etkin yapıldığında kişinin hayatta kalmasını sağlarken, yanlış uygulandığında ise ikinci bir yaralanmaya veya kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-evre-yilmaz-bilimsel-olmayan-ilk-yardim-uygulamalari-hayati-risk-tasiyor-586012">Dr. Evre Yılmaz: &#8220;Bilimsel Olmayan İlk Yardım Uygulamaları, Hayati Risk Taşıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk yardım, doğru ve etkin yapıldığında kişinin hayatta kalmasını sağlarken, yanlış uygulandığında ise ikinci bir yaralanmaya veya kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Evre Yılmaz, ilk yardımın mutlaka eğitim almış kişiler tarafından uygulanması gerektiğini belirterek önemli bilgiler aktardı.<br />“Isı ile Yanmış Bölgeye Tereyağı, Diş Macunu ve Yoğurt Sürülmemelidir”<br />İlk yardımın, acil durumlarda insan hayatını koruyacak basit ama etkili girişimlerle hızlı biçimde uygulanması gerektiğini belirten KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Evre Yılmaz, “İlk yardım becerisi, acil durumlarda insan hayatını koruyacak basit ama etkili girişimlerin hızlı şekilde uygulanmasını gerektiriyor. Halk arasında yaygın olarak kabul gören, bilimsel temeli zayıf veya yanıltıcı olan bazı uygulamalar, yardımda bulunulan insanlara hem zarar verebiliyor hem de zaman kaybına neden olabiliyor. <br />Örneğin; birçok kişi yanık bölgesine tereyağı, yağ ya da evde hazırlanan merhemler sürmenin yararlı olacağını düşünüyor. Oysaki bu uygulama, yanığın iç ısısını hapsederek cilde zarar veriyor ve enfeksiyon riskini artırabiliyor. Aynı şekilde yoğurt ve diş macunu gibi steril olmayan maddeler yara bölgesine ek mikrop taşıyabiliyor. Doğru yaklaşım, yanan bölgeyi 10–20 dakika boyunca soğuk su ile soğutmak, ardından temiz ve nemli bir bez ile kapatmaktır. Derin yanıklarda ise zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmak gerekiyor” şeklinde konuştu.<br />“Nöbet Geçiren Kişilere Keskin Kokular Koklatılmamalı ve Ağzı Zorla Açmak İçin Kuvvet Uygulanmamalı”<br />Nöbet geçiren birinin ağzını açmaya çalışmanın, ayılması için soğan gibi keskin kokular koklatmanın ya da ellerini açmaya çalışmanın en sık yapılan hatalardan biri olduğunu söyleyen Yılmaz; “Nöbet geçiren birinin ağzını açmaya çalışmak, ayılması için soğan gibi keskin kokular koklatmak ya da ellerini açmaya çalışmak en sık yapılan hatalardan biridir. Bir kişi nöbet geçiriyorsa, bu tür davranışlardan uzak durmak gerekiyor. Bunun yerine, kişinin baş bölgesi korunarak kendine zarar vermesi önlenmeli, kasılmaların bitmesi beklenmeli ve vakit kaybetmeden ambulans çağrılmalıdır” dedi.<br />“Zehirlenme Durumunda Hastayı Kusturmak Kesinlikle Yanlış Bir Uygulamadır”<br />Zehirlenme durumunda zehrin kesinlikle ağız yoluyla çıkarılmaması gerektiğine dikkat çeken Yılmaz; “Zehirlenme vakalarında halk arasındaki en yaygın inanış, etken maddenin ağız yoluyla çıkarılmasıdır. Zehirli maddenin ele temas etmesi durumunda eller bol sabunlu su ile yıkanmalı ve zehirlenen kişi kesinlikle kusturulmaya çalışılmamalıdır. Özellikle yakıcı maddelerin alındığı durumlarda hasta asla kusturulmamalıdır. Bu durum özofagus ve solunum yollarında ek yaralanmalara neden olabilir.  Zehirlenme durumunda da acil tıbbi yardım istenmelidir” ifadelerine yer verdi.<br />“Yılan ve Böcek Sokmalarında Kanın Emilesi Enfeksiyona Sebep Oluyor”<br />Yılmaz; &#8220;Yılan soktuğunda yarayı kesip emmek kesinlikle yanlıştır. Bu uygulama, bulaşıcı hastalık riski de taşır. Böcek ya da yılan sokmalarında, sokulan bölgenin kesilerek kanatılması veya kanın emilip tükürülmesi, işlemi yapan kişiye enfeksiyon bulaşmasına neden olabilir. Bu nedenle, böcek sokmalarında etkilenen bölgenin su ve sabunla temizlenmesi gerekir. Kaşıntı ve ağrının azaltılması için de buz ile soğuk uygulama yapılabilir” dedi.<br />“İlk Yardım Eğitimleri Yaygınlaştırılmalı”<br />İlk yardımın, kritik ve doğru kararların verilmesi ile anlamlı hale geldiğinin altını çizen Yılmaz; “İlk yardım uygulamalarında halk arasında yaygın biçimde kabul görmüş pek çok inanış, bilimsel kanıtlarla desteklenmeyen yanıltıcı bir yaklaşımlardır. İlk yardım, kritik ve doğru kararların verilmesi ile anlamlı hale gelir. Bilinen bu yanlışlar, sağlımız için büyük risk oluşturur ve durumun daha da kötüye gitmesine neden olur. Bu sebeple, toplumda ilk yardım eğitimlerinin yaygınlaştırılması, daha doğru ilk yardımın sağlanabilmesi için gerekli bir yaklaşımdır” diyerek ilk yardımın mutlaka eğitim almış kişilerce uygulanması gerektiğini hatırlattı.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-evre-yilmaz-bilimsel-olmayan-ilk-yardim-uygulamalari-hayati-risk-tasiyor-586012">Dr. Evre Yılmaz: &#8220;Bilimsel Olmayan İlk Yardım Uygulamaları, Hayati Risk Taşıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sadakat ve Kârlılık OBASE CRM Çözümleriyle Yeniden Tanımlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sadakat-ve-karlilik-obase-crm-cozumleriyle-yeniden-tanimlaniyor-586006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 12:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[biçimde]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[çözümleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[crm]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[Kârlılık]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[obase]]></category>
		<category><![CDATA[sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[tanımlanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[toplama]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586006</guid>

					<description><![CDATA[<p>OBASE, CRM çözümleriyle müşteri yönetimini veriye dayalı ve entegre bir yapıya taşıyor. Müşteri etkileşimlerinden elde edilen izleri veriye dönüştüren bu çözümler; veri toplama, analiz, kişiselleştirme ve kampanya yönetimini entegre biçimde sunarak markaların müşteriyle bağını güçlendirmesine olanak sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadakat-ve-karlilik-obase-crm-cozumleriyle-yeniden-tanimlaniyor-586006">Sadakat ve Kârlılık OBASE CRM Çözümleriyle Yeniden Tanımlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>OBASE, CRM çözümleriyle müşteri yönetimini veriye dayalı ve entegre bir yapıya taşıyor. Müşteri etkileşimlerinden elde edilen izleri veriye dönüştüren bu çözümler; veri toplama, analiz, kişiselleştirme ve kampanya yönetimini entegre biçimde sunarak markaların müşteriyle bağını güçlendirmesine olanak sağlıyor.</p>
<p><strong><u>Her Temas Noktası, Her Veri, Her An Fırsata Dönüşüyor</u></strong></p>
<p>Artık müşteriyle kurulan bağ satış anının çok ötesine geçiyor. Davranışları anlamak, beklentileri öngörmek ve doğru teklifi doğru zamanda sunmak, başarılı müşteri yönetiminin temelini oluşturuyor. Bu noktada, OBASE’in geliştirdiği kapsamlı CRM çözüm ailesi fark yaratıyor.</p>
<p><strong><u>Tüketici alışkanlıklarındaki değişimi anlık olarak yakalayabiliyor</u></strong></p>
<p>Çözüm ailesinin öne çıkan ürünlerinden biri olan OBASE Promni, çok kanallı yapılarda müşteri bazlı kampanya ve fayda yönetimini gerçek zamanlı olarak gerçekleştirebiliyor. Satış kanallarından bağımsız çalışan platform, kampanyaların etkili biçimde planlanmasını ve kişiselleştirilmiş aksiyonların devreye alınmasını mümkün kılıyor.</p>
<p>OBASE Analitik CRM, müşteri davranışlarının daha derin analizine imkân tanıyarak sadakat yönetimi, müşteri kayıplarının öngörülmesi ve kârlılık artırımı gibi kritik hedeflere ulaşılmasını destekliyor. Çok kanallı bir yaklaşımla çalışan sistem, müşteri alışkanlıklarındaki değişimi anlık olarak yakalayabiliyor.</p>
<p>Customer Data Platform (CDP) çözümü ise markaların tüm online ve offline temas noktalarında tekil müşteri profilleri oluşturmasını sağlıyor. Gelişmiş segmentasyon, ileri düzey kişiselleştirme ve tahminleme özellikleriyle kampanya verimliliğini artırırken müşteri deneyimini güçlendiriyor.</p>
<p><strong><u>‘’Sürdürülebilir bir rekabet avantajı kazandırıyoruz’’</u></strong></p>
<p>Geliştirdikleri yenilikçi CRM uygulamaları üzerine <strong>OBASE Sektörel Çözümler ve Veri Analitiğinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İlkay Öztürk</strong>, şunları söyledi: <em>“Veriyi toplamak yetmiyor; anlamlandırmak ve aksiyona dönüştürmek gerekiyor. OBASE olarak CRM çözümlerimizle müşteri bağlılığını artırıyor, kampanyaları daha verimli hale getiriyor ve operasyonel süreçleri hızlandırıyoruz. Promni, Analitik CRM ve CDP gibi yenilikçi araçlarımız sayesinde, markaların müşteriyle temas ettiği her noktada değer üretebilmelerini sağlıyoruz. Bu çözümlerimiz, dijitalleşmenin ötesine geçerek sektöre sürdürülebilir bir rekabet avantajı kazandırıyor.”</em></p>
<p><strong><u>Müşteri izinlerinin güvenli ve sekronize yönetimini sağlıyor</u></strong></p>
<p>250 binden fazla müşteri izni bulunan işletmeler için geliştirilen İleti Yönetim Sistemi (İYS) entegrasyon çözümü, müşteri izinlerinin güvenli ve çift yönlü biçimde yönetilmesini sağlıyor. Aracı firmaya ihtiyaç duymadan doğrudan İYS ile iletişim kurabilen bu yapı, yasal uyumluluğu da garanti altına alıyor.</p>
<p><strong><u>Veri toplama sürecini kolay hale getiriyor </u></strong></p>
<p>Müşteri verilerinin paylaşımı sırasında gizliliği ve doğruluğu ön planda tutan OBASE BEN çözümü ise KVKK uyumlu altyapısıyla dikkat çekiyor. Aynı zamanda müşteri bilgilerini toplamak, güncel tutmak ve doğru şekilde yönetmek gibi birçok sektörde karşılaşılan zorluklara etkili bir çözüm geliştiriyor. Bireylerin verilerini kendi kontrollerinde yönetmelerine olanak tanıyan sistem, şirketlerin bu bilgilere güvenli, hatasız ve daha kapsamlı biçimde erişebilmesini sağlıyor. Farklı kaynaklardan elde edilen verileri tekil bir kimlik altında birleştiren OBASE BEN, kurumların müşterilerini manuel bilgi toplamaya gerek kalmadan daha yakından tanımalarına imkân veriyor. Şirketler yalnızca kendi müşterileriyle değil, sistemde yer alan kullanıcılarla da onaya dayalı ve hedefli biçimde iletişim kurabiliyor. Böylece veri toplama süreci hem bireyler hem de işletmeler için kolay, güvenli ve karşılıklı faydaya dayalı bir yapıya dönüşüyor.</p>
<p><strong><u>İşletmelerin süreçlerini dijitalleştiriyor</u></strong></p>
<p>OBASE’in ayrıca Microsoft Dynamics 365 CRM platformu üzerinde geliştirdiği katma değerli uygulamalar hem B2C hem de B2B segmentteki işletmelerin süreçlerini dijitalleştiriyor. Bulut tabanlı bu çözümler, satış fırsatlarının, tekliflerin ve operasyonel akışların takibini kolaylaştırarak iş verimliliğini artırıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadakat-ve-karlilik-obase-crm-cozumleriyle-yeniden-tanimlaniyor-586006">Sadakat ve Kârlılık OBASE CRM Çözümleriyle Yeniden Tanımlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelişen implant teknolojisi yeniden güldürüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelisen-implant-teknolojisi-yeniden-gulduruyor-585841</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 12:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[gelişen]]></category>
		<category><![CDATA[güldürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[implant]]></category>
		<category><![CDATA[protez]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585841</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, diş kaybı yaşayan kişiler için implant ve protez teknolojilerinin gelişimi, estetik ve fonksiyonel avantajları ile doğru protez planlamasının öneminden bahsetti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelisen-implant-teknolojisi-yeniden-gulduruyor-585841">Gelişen implant teknolojisi yeniden güldürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, diş kaybı yaşayan kişiler için implant ve protez teknolojilerinin gelişimi, estetik ve fonksiyonel avantajları ile doğru protez planlamasının öneminden bahsetti. </p>
<p><strong>Diş protezinin amacı estetik, fonksiyon, konuşma ve dokuların sağlığının korunması!</strong></p>
<p>Kaplamalar, çıkarılabilen protezler ve yapılan bütün suni yapıların protez olarak adlandırıldığını aktaran Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Diş protezi kullanımında amaç estetik, fonksiyon, konuşma ve dokuların sağlığının korunmasıdır.” dedi.</p>
<p>Teşhis doğru yapıldığı takdirde sorunun düzeltilebileceğini aktaran Prof. Dr. Bellaz, “Fakat teşhis yanlış yapıldıysa hatayı düzeltmek mümkün olamayabilir. O nedenle doğru bilgi ve imkânlarla teşhisin doğru konulması çok önemlidir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Protez yapılacak her dişin, yüz ile uyumlu olması gerekir!</strong></p>
<p>Hareketli protezler de dahil, yapılacak protezlerde gülüş tasarımının çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Doğduğumuzda 7-12 yaş arasında dişlerimiz çıkar, bu dişler 20 yaşından sonra yavaş yavaş aşınmaya başlar ve gitgide boyları kısalır, formu değişir, kasların ve dudakların yapıları değişir, vücut formu değişir.” dedi.</p>
<p>Dolayısıyla protez yapılacak her dişin, özellikle ağızın bütünü ele alınıyorsa, yüz ile uyumlu olması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Bellaz, “Bu da sadece göz kararı ile yapılmaz. Hastanın fotoğrafları alınır, profesyonel programlar üzerinde değerlendirilir ve protezin hastanın yüzü ile uyumlu olması için yapılacaklar gözden geçirilir. Bu sürece ‘gülüş tasarımı’ denir. Hastaya herhangi bir müdahale edilmeden öncesinde gülüş tasarımı yapılır ve hastanın onayı alınır. Böylelikle hasta, işlemler daha başlamadan sonucun ne olacağı hakkında bilgi sahibi olmuş olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Metal destek yerine metal olmayan malzemelerle doğal görünüm yakalanabiliyor!</strong></p>
<p>Porselenin çok eski tarihlerden bu yana kullanılmasına rağmen çok kırılgan olduğunu ve destek yapı gerektirdiğini hatırlatan Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Bu yapı siyah renkte bir metal olduğundan dişteki şeffaflığı sağlamak zorlaşır, doğallık elde edilemez. Fakat gelişen teknoloji çeşitli altyapıların gelişimine de katkı sağladı. Artık metal destek yerine metal olmayan malzemeler kullanılmaya başlandı. Bu malzemeler ışık geçirgenliği sağlıyor. Yaprak krom denilen uygulamalar da bunun bir parçası.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Kemik kaybı arka bölgelere implant koymayı zorlaştırıyor!</strong></p>
<p>Uzun süreli diş kaybının, çene kemiğinde sorunlara neden olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“İmplantı yerleştirebilmek için bir temele ihtiyaç var. Kemik kaybedilmişse, hasta çok uzun yıllar damak protez kullanmışsa veya diş eti problemi yaşamışsa, arka bölgelere implant koymak bazen mümkün olmayabiliyor. Bu gibi durumlarda dört adet implantı özel pozisyonlarda yerleştirip hastaya bir sabit köprü yapılabiliyor. Hatta bu işlem o kadar hızlı yapılıyor ki, sabahtan tedavisine başlanan hasta öğleden sonra geçici dişini takmış olarak evine dönüp, akşam da yemek yiyebilir hale geliyor. Bu geçici dişler üç ay sonra porselen dişlerle değiştiriliyor. Hasta hiçbir sıkıntı yaşamadan takıldığı andan itibaren sabit protezini kullanabiliyor.”</p>
<p><strong>İmplantlar kemiğin olduğu yere yapılır!</strong></p>
<p>Hekimler için en önemli olan şeyin ağızdaki dokuların korunması olduğunu kaydeden Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Hastanın geçmişte yaşadığı diş problemleri ve travmatik çekimler gibi nedenlerle dokularda kayıplar olabiliyor.” dedi. </p>
<p>Damaklar erirken üst çenenin içeri, alt çenenin ise dışarı doğru eridiğini aktaran Prof. Dr. Bellaz, “İmplantlar da yapılırken kemiğin olduğu yere yapılır yani implant doğal dişin olduğu yerden daha içeride olmuş olur. Bu gibi durumlarda sabit köprü yapıldığında estetik olarak başarı ihtimali azalır. Bunun yerine hareketli protez daha uygundur. Fakat hasta, haklı olarak hareketli protez istemeyebilir. Bu durumda hibrit protezler kullanılır. İmplantlar arka taraflara sabit köprü şeklinde yerleştirilir, ön tarafta bir çubuk olur ve çubuğun üzerine takılıp çıkarılabilen bir protez kısmı yapılır. Böylece hasta yemek yerken ve günlük hayatında, sabit implant nasılsa öyle fonksiyon gösterir. Ön taraf ise takılıp çıkarılabilen protez olduğundan dudağı destekleyebilecek şekilde yapılabilir. Tek dezavantajı gece yatarken ön tarafların çıkarılma ihtiyacıdır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Diş olmayan yere implantlarla her durumda sabit köprü yapılabiliyor!</strong></p>
<p>“İmplant teknolojisinin gelişmesinden önce, imkânlar, sağlık durumu ve maddi durum ne olursa olsun insanlar takılıp çıkarılan protezleri kullanmaya mecburdu.” diyen Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İmplanttan sonra sabit köprü imkânı herkes için mümkün hale geldi. Köprü yapabilmek için iki tane destek gerekir. Eğer bu mümkün değilse hareketli protez uygulanır. Fakat günümüzde diş olmayan yere implantlar yerleştirilerek her durumda sabit köprü yapılabiliyor. Sabit köprü, implant ile yapıldığı takdirde doğal diş gibi çiğneyebilir. Ancak hareketli protez doğal dişin dörtte biri kadar çiğneyebilir. İmplant üstü protezlerle kişi, vefat edinceye kadar gençlikteki diş kalitesi konforunu yaşama imkânına sahip oluyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelisen-implant-teknolojisi-yeniden-gulduruyor-585841">Gelişen implant teknolojisi yeniden güldürüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-dogru-verilerle-beslenmezse-yanlis-sonuclar-uretebilir-585196</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 07:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmezse]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sarıalioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[verilerle]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zeka bugün neredeyse her sektörde olduğu gibi yazılım testinde de büyük bir dönüşüm yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-dogru-verilerle-beslenmezse-yanlis-sonuclar-uretebilir-585196">Yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zeka bugün neredeyse her sektörde olduğu gibi yazılım testinde de büyük bir dönüşüm yaratıyor. Test ekiplerine ciddi bir hız, öngörü ve verim kazandırıyor; tekrarlayan işleri üstleniyor, riskleri daha doğru analiz ediyor ve test kapsamını genişletiyor. Bu sayede ekipler sadece hata bulmaya değil, ürünün kalitesini ve kullanıcı deneyimini geliştirmeye odaklanabiliyor. Yapay zekanın test ekiplerinin elini güçlendirdiğini belirten TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Her güçlü teknolojide olduğu gibi bu noktada da dengeyi korumak önemli. Yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir, mesele sadece teknolojiyi kullanmak değil, onu doğru biçimde yönlendirebilmek. Bizler yapay zekayı bir tehdit ya da mucize olarak değil, doğru yönetildiğinde inanılmaz bir potansiyel barındıran bir iş ortağı olarak görüyoruz.” diyor.</strong></p>
<p>Yapay zeka bazı rutin görevleri çok daha hızlı ve hatasız yapabiliyor. Test senaryosu üretmek, log analizi yapmak, regresyon süreçlerini otomatikleştirmek ya da rapor oluşturmak gibi işler artık büyük ölçüde makinelere devrediliyor. Ancak bu durum test uzmanlarının rolünü ortadan kaldırmak bir yana, onları çok daha değerli bir hale getiriyor. Çünkü teknoloji hala insanın sezgisi, yaratıcılığı, merakı ve empati kurma yeteneğiyle boy ölçüşemiyor.</p>
<p><strong>Etik, gizlilik ve güvenlik gibi konulara daha çok dikkat edilmeli</strong></p>
<p>TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Eğer yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir. Etik, gizlilik ve güvenlik gibi konulara yeterince dikkat edilmezse hız kısa sürede riske dönüşebilir. Mesele, yapay zeka testi nasıl yapar? değil, biz yapay zeka ile nasıl daha akıllıca test ederiz? sorusuna cevap bulmak.” diyor.</p>
<p>Bir yazılımın doğru çalışması kadar, doğru deneyim sunması da kritik ve bu farkı hala yalnızca insan anlayabiliyor. Yapay zeka veriyi analiz edebiliyor, ancak o verinin arkasındaki duyguyu, kullanıcıyı rahatsız eden küçük bir detayın aslında büyük bir deneyim farkı yaratabileceğini insan kadar hissedemiyor. İşte tam da bu noktada, test profesyonellerinin değeri ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>Yapay zeka ile değer üretenler kazanacak</strong></p>
<p>Bu dönemi bir değişim değil, bir evrim olarak gördüğünü belirten Sarıalioğlu, “Artık test uzmanları yalnızca bulguları raporlayan kişiler değil, teknolojiyi yönlendiren, onu anlamlandıran ve sonuçları stratejik kararlara dönüştüren kişiler haline geliyor. Kısacası, testin geleceği makineye karşı insan değil, insan + makine iş birliği üzerine kuruluyor. Bizim işimiz, yapay zekadan korkmak değil, onu anlamak; ondan daha hızlı değil, onunla daha akıllı çalışmak. Gelecekte test profesyonelleri, yapay zekayı sadece kullanan değil, onunla değer üretebilen, kaliteyi uçtan uca şekillendiren stratejik roller üstlenecek.” dedi.</p>
<p><strong>“Amacımız, kaliteyi uçtan uca inşa eden Quality Engineer neslini yetiştirmek”</strong></p>
<p>Bu alanda ilerlemek isteyenlerin öncelikle yazılım testinin temellerini iyi kavraması gerektiğinin altını da çizen Barış Sarıalioğlu, “Veri bilimi, makine öğrenmesi, istatistik ve algoritma mantığı gibi alanlarda kendini geliştirmek büyük fark yaratıyor. Etik, güvenlik, gizlilik ve “explainable AI”, yani açıklanabilir yapay zeka gibi kavramlarına da hakim olmak gerekiyor. Tüm bunların yanında, çevik metodolojileri, özellikle Agile ve DevOps yaklaşımlarını bilmek artık bir zorunluluk haline geldi. Amaç, sadece yapay zekayla test yapmak değil; onunla üretebilmek, birlikte gelişebilmek olmalı.” diyor.</p>
<p>TesterYou olarak bu yolculukta profesyonellere rehberlik ettiklerini açıklayan Sarıalioğlu, “Global akreditasyonlara sahip eğitim programlarımızla hem yazılım testinin temellerini öğretiyor hem de yapay zeka destekli test yaklaşımlarında yeni bir bakış açısı kazandırıyoruz. Amacımız, geleceğin sadece test uzmanlarını değil, kaliteyi uçtan uca inşa eden “Quality Engineer” neslini yetiştirmek.” şeklinde sözlerini sürdürdü.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-dogru-verilerle-beslenmezse-yanlis-sonuclar-uretebilir-585196">Yapay zeka doğru verilerle beslenmezse yanlış sonuçlar üretebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: Halkımızı pahalılığa ve sağlıksız ürünlere karşı koruma altına alıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-halkimizi-pahaliliga-ve-sagliksiz-urunlere-karsi-koruma-altina-aliyoruz-584625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 16:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[cemil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etme]]></category>
		<category><![CDATA[halkı]]></category>
		<category><![CDATA[halkımızı]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[market]]></category>
		<category><![CDATA[pahalılığa]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıksız]]></category>
		<category><![CDATA[torbalı]]></category>
		<category><![CDATA[Torbalı Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[ürünlere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584625</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, halkı uygun fiyatlı, sağlıklı ve güvenilir alışverişle buluşturan tanzim satış mağazası İZMAR’ın 12’nci şubesini Torbalı Ayrancılar’da hizmete açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-halkimizi-pahaliliga-ve-sagliksiz-urunlere-karsi-koruma-altina-aliyoruz-584625">Başkan Tugay: Halkımızı pahalılığa ve sağlıksız ürünlere karşı koruma altına alıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, halkı uygun fiyatlı, sağlıklı ve güvenilir alışverişle buluşturan tanzim satış mağazası İZMAR’ın 12’nci şubesini Torbalı Ayrancılar’da hizmete açtı. Sıradaki mağazanın Buca’da açılacağının müjdesini veren Başkan Tugay, İZMAR’ın hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyarak piyasayı regüle ettiğini söyledi. Başkan Tugay, “İZMAR halkımıza hizmet etmek için kurulmuş halkın doğrudan kendi marketi. Yeni mağazalarla şehrimizin her tarafında insanlarımızı pahalılığa ve sağlıksız ürünlere karşı koruma altına almış olacağız” dedi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İZMAR AŞ tarafından kaliteli ürünlerin belediye güvencesiyle uygun fiyatla halka sunulduğu İZMAR tanzim satış marketlerinin 12’ncisi Torbalı Ayrancılar’da hizmete açıldı. Açılış törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir, Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkan Vekili Ali Alan, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zeki Yıldırım, büyükşehir bürokratları, İZTARIM Yönetim Kurulu Başkanı Candaş Yeter, İZTARIM yönetimi, meclis üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda İzmirli katıldı. </p>
<p><strong>“Geçmişteki dayanışma ruhunu günümüzün imkanları ve ihtiyaçlarıyla buluşturduk”</strong><br />Açılış töreninde konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, doğrulardan vazgeçmeden, dayanışma, birlik ve beraberlik içinde çalıştıklarını söyleyerek, “Gerçekten haksızlıklara maruz bırakılarak çalışıyoruz. Diğer taraftan azmimizi asla kaybetmiyoruz. Bugün İzmir modeli diyebileceğimiz örneğin bir başka ayağını gerçekleştirmek için buradayız. İZMAR tanzim satış marketlerimizin 12’ncisini Torbalı Ayrancılar’da açmanın gururunu yaşıyoruz. Kentimiz tarih boyunca Türkiye’ye örnek olacak işler yaptı. İZMAR’ın geçmişteki örneği de TANSAŞ’tı. İzmir’in hafızasında çok önemli bir dayanışma örneğiydi. Bir marketten daha fazlasıydı. İzmirlinin emeğiyle kurulan bir modeldi ve belediye güvencesiyle tüm evlerin ihtiyacı olan ürünleri sağlıyordu. Bu mağazalardan sadece alışveriş yapılmıyordu, belediye ile kurulan halk köprüsü, aynı zamanda aidiyet bağıydı. TANSAŞ, kentimize özgü ekonomik bir modelin, adaletin simgesiydi. O modeli bizler İZMAR adıyla yeniden canlandırdık. Geçmişteki dayanışma ruhunu günümüzün imkanları ve ihtiyaçlarıyla buluşturduk” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Halkın doğrudan kendi marketi” </strong><br />İZMAR’larda satılan ürünlerin uygun fiyatlı sağlıklı, güvenli ve hijyenik olmasını taahhüt ettiklerini ifade eden Başkan Tugay, diğer marketlerde bin liraya yapılacak alışverişin İZMAR’da 750 liraya mal olduğunu söyledi. Başkan Tugay, “İZMAR marketleri kurarken ne marketçiliğe heves ettik ne de buradan gelir elde etme niyetimiz var. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu marketlerden tek bir kuruş kar etmeyi amaçlamıyor. Ne gelir varsa ürün tedarik etmek ya da yeni şubeler açmak için harcanıyor. İZMAR tamamen halkımızın ihtiyaçlarını karşılamak için, onlara hizmet etmek için kurulmuş halkın doğrudan kendi marketi. Ürünleri doğrudan üreticiden alıyoruz, aracıları oradan kaldırıp en makul fiyatla ürünleri yurttaşlarımıza ulaştırıyoruz. Belediyemiz, hayat pahalılığına karşı bu marketler aracılığıyla halkın yanında yer alıyor. Piyasa açısından adeta bir regülatör görevi görüyor” dedi. </p>
<p><strong>“Serbest piyasa ekonomisine karşı yurttaşlarımızı koruyoruz”</strong><br />İZMAR’ların kent geneline yayılmaya devam edeceğini söyleyen Başkan Tugay, “Açtığımız mağazalar çok yoğun ilgi görüyor. Her yerden talepler alıyoruz. Bu da bize doğru bir iş yaptığımızı gösteriyor. Yıl sonuna kadar 20 İZMAR açmayı hedeflemiştik. 12’ncisini bugün açıyoruz. Yakında Buca merkezde ve Gediz’de, Gültepe’de, Narlıdere’de açmayı hedefliyoruz. Şehrimizin her tarafında insanlarımızı pahalılığa ve sağlıksız ürünlere karşı koruma altına almış olacağız” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Yazıbaşı Arıtma Tesisi ve İZTAŞIT yakında Torbalı’da hizmette </strong><br />Konuşmasında Torbalı ilçesinin tarımı ve sanayisi ile kentin lokomotiflerinden biri olduğuna da dikkat çeken Başkan Tugay konuşmasını şöyle tamamladı:<br />“Bu ilçenin üretimine, şehrimize ve ülkemize katkısına baktığımız zaman tüm Torbalı’ya her anlamda destek olunması lazım. Vergileri toplayanlar için söylemek istiyorum. Burada kendi üstümüze de görev düştüğünün farkındayız. Torbalı bizim için her zaman daha yoğun çalışmayı hedeflediğimiz ilçelerden birisi. Ay sonunda Yazıbaşı’nda kapasitesini 450 milyon liralık yatırımla üç kat artırdığımız atık su arıtma tesisini açacağız. İzmir’in üçüncü büyük arıtma tesisi olacak. İZTAŞIT ile ilgili çalışma devam ediyor. Yakında İZTAŞIT’ı da Torbalı’yla buluşturacağız. Bizim için belediyecilik temel hizmetlerden ibaret değil. Halkımızın ihtiyaç duyduğu her alanda onların yanında olmak bizim için çok değerli. Bu ülkenin geleceğe güvenle bakması için ne gerekiyorsa yapacağız. Kimse bizim bunları görmediğimizi, duyarsız kaldığımızı düşünmesin. Bazen az konuşuyor olabiliriz. Bazen şikayet eden, feveran ederek gezen insanlardan olmadığımız için sesimiz az duyuluyor olabilir. Ama yüreğimizin bir tarafında halkımıza duyduğumuz sevgi, diğer tarafında haksızlıklarla mücadele etme konusundaki kararlılık bizi mutlaka iyi noktalara götürecek. Kol kola omuz omuza, sizlerin desteğiyle her türlü zorluğa rağmen başaracağız.”  </p>
<p><strong>Başkan Tugay’a teşekkür</strong><br />Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir, Torbalı’nın Türkiye’nin en fazla vergi veren ilçesi olmasına rağmen bunun karşılığını alamadığını söyledi. Demir, “İmdadımıza Cemil Tugay yetişiyor. Halkçı belediyecilikle, İZMAR marketleriyle Torbalı halkının ev ekonomisine katkıda bulunmak için elinden geleni yapıyor. Bizi hiçbir şey yıldırmayacak. CHP’li belediyeler inatla çalışarak daha başarılı olacak. Cemil Başkanımıza bir dediğimizi iki etmediği için, Torbalıyı düşündüğü için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>İlk alışveriş Başkan Tugay’dan</strong><br />Açılış konuşmalarının ardından Başkan Tugay mağazanın açılışını yaptı. Kurdele kesiminin ardından marketin ilk alışverişini yapan Başkan Tugay, markete gelen çocuklara ikramda bulundu. </p>
<p><strong>“Günlük ekmek paramızın telafisi oluyor”</strong><br />Mağazadan alışveriş yapan emekli memur Serpil Fahran, “Bu market biz emekliler için çok iyi oldu. Geçim şartları çok zor. Biliyorsunuz Türkiye’de ekonomi bitti. Emekliyi, işçiyi, çalışanı düşünen yok. Buradan yapacağımız alışverişin fiyat farkı diğer marketlere göre 30 lira 40 lira bile olsa bizim günlük ekmek paramızın telafisi oluyor. Böyle bir yeri açtıkları için, bize destek oldukları için teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Torbalı’ya da bir şube istiyoruz”</strong><br />Günseli Memiş ise İZMAR marketlerin özellikle memur ve emekli kesimi için çok avantajlı olduğunu ifade ederek, “Millet perişan durumda. Bir şube de Torbalı’ya istiyoruz. Başarılarınızın devamını diliyorum. Büyükşehir, çok doğru bir yolda yürüyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Diğer marketlere göre çok uygun”</strong><br />Fuat Akagündüz ise “İnanın çok memnun olduk bu tür uygulamalardan. Halkın alım gücü düşük zaten. Belediyenin bu konuda gösterdiği duyarlılık çok anlamlı. Cemil Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Biliyorsunuz et konusunda alım gücünden dolayı sıkıntı var. Gıda ürünlerinin de fiyatları diğer marketlere göre çok uygun” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Torbalı Belediyesi ile saha turu </strong><br />Öte yandan Başkan Tugay, Torbalı programı kapsamında ilk olarak Başkan Demir ve Torbalı Belediyesi bürokratlarıyla Kır Restoran Tesisi’nde bir araya geldi. Torbalı ile ilgili çalışmalar hakkında fikir alışverişinin alındığı toplantının ardından ESHOT Genel Müdürlüğü tarafından yenilenen otobüs Torbalı Belediyesi’ne hediye edildi. Başkan Tugay ardından Torbalı Belediyesi’nin Masal Dünyası Çocuk Parkı’nda inceleme yaptı. Saha turu kapsamında Başkan Tugay son olarak ilkokul öğrencileriyle kucaklaşarak sohbet etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-halkimizi-pahaliliga-ve-sagliksiz-urunlere-karsi-koruma-altina-aliyoruz-584625">Başkan Tugay: Halkımızı pahalılığa ve sağlıksız ürünlere karşı koruma altına alıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omurganızı yıllara ezdirmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/omurganizi-yillara-ezdirmeyin-584273</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 12:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[duruş]]></category>
		<category><![CDATA[ezdirmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[omurganızı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yıllara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurga sağlığını korumanın önemi ve bunu sağlamak için doğru duruş, egzersiz, uyku pozisyonu, kaldırma teknikleri, stres yönetimi ve düzenli doktor kontrolleri gibi yöntemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omurganizi-yillara-ezdirmeyin-584273">Omurganızı yıllara ezdirmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurga sağlığını korumanın önemi ve bunu sağlamak için doğru duruş, egzersiz, uyku pozisyonu, kaldırma teknikleri, stres yönetimi ve düzenli doktor kontrolleri gibi yöntemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Modern yaşam, vücudun destek ve hareket merkezinin sağlığını tehdit ediyor!</strong></p>
<p>Omurganın, insan vücudunun hem destek sistemi hem de hareket merkezi olarak hayati bir rol oynadığını hatırlatan Prof. Dr. Onur Yaman, “Modern hayatın getirileri olan uzun süreli oturma, yanlış duruş alışkanlıkları ve fiziksel aktivite eksikliği, omurganın sağlığını tehdit edebilir.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Yaman, omurgayı genç ve sağlıklı tutmanın, yalnızca fiziksel görünüşü iyileştirmekle kalmadığını, aynı zamanda genel sağlığı ve hareket kabiliyetini korumaya yardımcı olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Omurgayı genç tutmanın ilk adımı, doğru duruş alışkanlıkları kazanmak!</strong></p>
<p>Omurgayı genç tutmanın ilk adımının, doğru duruş alışkanlıkları kazanmak olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Onur Yaman, “Otururken sandalyede dik oturmak, sırtınızı desteklemek ve ayaklarınızı tam olarak yere basmak çok önemlidir. Ayakta dururken omuzlarınızı geride ve gevşek tutmalı, başınızı ise çok öne çıkarmaktan kaçınmalısınız. Yürürken ileriye bakarak omuzlarınızı rahat tutmak ve dengeli adımlar atmak omurga sağlığınızı destekler.” dedi.</p>
<p>Egzersizin, omurga sağlığını korumanın en etkili yollarından biri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yaman, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yoga ve pilates gibi esneklik egzersizleri omurganızın dengesini geliştirirken, sırt, karın ve kalça kaslarını güçlendiren egzersizler omurgayı destekleyen kasları kuvvetlendirir. Yürüyüş, yüzme ya da bisiklet gibi aerobik aktiviteler ise kan dolaşımını iyileştirerek omurga dokularının daha iyi beslenmesini sağlar.”</p>
<p><strong>Yanlış pozisyonda uyumak omurgaya gereksiz yük bindirebilir!</strong></p>
<p>Uyku pozisyonunun da omurga üzerinde etkisi olduğuna değinen Prof. Dr. Onur Yaman, “Uykuda yanlış pozisyonda yatmak omurgaya gereksiz yük bindirebilir. Sırtüstü yatarken dizlerin altına bir yastık koymak beldeki baskıyı azaltabilir. Yan yatarken dizlerinizi hafif çekip dizler arasına bir yastık yerleştirerek omurganızın doğru hizalanmasını sağlayabilirsiniz. Aşırı yumuşak yataklardan kaçınıp orta sertlikte bir yatak tercih etmek de omurga sağlığı için faydalıdır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru kaldırma ve duruş teknikleri omurga sağlığını korur!</strong></p>
<p>“Yanlış ağırlık kaldırma teknikleri omurgaya ciddi zarar verebilir.” uyarısını yapan Prof. Dr. Onur Yaman, “Yerden bir şey alırken belinizden öne doğru eğilmek yerine dizlerinizi bükerek çömelmeli ve ağırlığı vücudunuza yakın tutarak dengenizi korumalısınız. Fazla kilo, omurgaya ekstra baskı yaparak postür bozukluklarına yol açabilir. Dengeli bir diyetle ideal kilonuzu koruyarak omurganızın üzerindeki yükü azaltabilirsiniz.” dedi.</p>
<p>Günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen teknoloji kullanımının da omurga sağlığını olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Yaman, “Telefon kullanırken boynunuzu öne eğmek yerine cihazı göz hizasına getirmek, bilgisayar kullanırken ekranın göz hizasında olmasına dikkat etmek ve klavyeyi kullanırken bilekleri desteklemek önemlidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Doğru postür ve omurga sağlığı yaşam kalitesini artırır…</strong></p>
<p>Omurga sağlığını korumak için düzenli olarak doktor kontrolüne gidilmesi gerektiğini de dile getiren Prof. Dr. Onur Yaman, “Erken tespit edilen sorunlar, ileride ortaya çıkabilecek daha ciddi problemleri önler.” dedi.</p>
<p>Stresin, kas gerilimine ve postür bozukluklarına neden olabildiğini aktaran Prof. Dr. Yaman, “Derin nefes alma, meditasyon ve gevşeme teknikleri ile stresi azaltarak omurganızın rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Omurganızı genç ve sağlıklı tutmak için bu adımları bir yaşam tarzı haline getirmeniz çok önemlidir. Doğru postür ve omurga sağlığı, yalnızca fiziksel sağlığınızı değil, genel yaşam kalitenizi de önemli ölçüde iyileştirir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omurganizi-yillara-ezdirmeyin-584273">Omurganızı yıllara ezdirmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toprak analizi ile hem çiftçi hem de toprak korunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toprak-analizi-ile-hem-ciftci-hem-de-toprak-korunuyor-584182</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 09:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimleri]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[korunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[Toprağını]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584182</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, hem üreticinin gelirinin artmasını hem de doğanın korunmasını sağlayan toprak analizi uygulaması için ilçelerde eğitimlere başladı. Üreticiler, ilçelerdeki eğitimlerin yanı sıra Buca Fırat Yaşayan Parkı’ndaki analiz merkezinde toprağa dair tüm sorularına yanıt alabilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toprak-analizi-ile-hem-ciftci-hem-de-toprak-korunuyor-584182">Toprak analizi ile hem çiftçi hem de toprak korunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, hem üreticinin gelirinin artmasını hem de doğanın korunmasını sağlayan toprak analizi uygulaması için ilçelerde eğitimlere başladı. Üreticiler, ilçelerdeki eğitimlerin yanı sıra Buca Fırat Yaşayan Parkı’ndaki analiz merkezinde toprağa dair tüm sorularına yanıt alabilecek.</p>
<p>15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü, tarımın önemine, çiftçinin emeğine, kadınların gıda güvenliğindeki rolüne dikkat çeken önemli günler arasındaki yerini koruyor. Tarımsal üretimin sürekliliğini sağlamak için çalışan İzmir Büyükşehir Belediyesi de çiftçinin toprağını tanıyarak maliyetlerini düşürmesine ve verimli üretim yapmasına imkan sunan toprak analizi çalışmasını ilçelere yayıyor. İklim krizine karşı kentin toprağını, havasını ve su kaynaklarını koruma altına alarak tarımsal verimliliği artırmayı hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, ilçe ilçe üreticilerle bir araya gelerek toprak analizi eğitimleri düzenlemeye başladı. İlk olarak Selçuk Belediyesi ev sahipliğinde Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde başlayan eğitimlerde ilçe belediyeler iş birliğiyle üreticilere eğitim verildi. Eğitimlerin ardından ekipler üreticilerden aldığı toprak örneklerini Buca Fırat Yaşayan Parkı’nda yer alan toprak analiz laboratuvarında inceleyerek çiftçilere raporlayacak. Böylelikle çiftçiler, toprağın ne kadar gübrelenmesi gerektiğinden ürünün nasıl daha verimli yetiştirilebileceğine kadar çok sayıda bilgiye ulaşmış olacak.</p>
<p><strong>“Toprağınızı tanıyınız, toprak analizini yaptırınız”</strong></p>
<p>Çalışmalar hakkında bilgi veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Toprak Analiz Laboratuvarı Sorumlu Mühendisi Dr. Ayşen Duman, ekim ayında Selçuk’ta başlayan eğitimlerin ilçe ilçe yayılacağını söyledi. İlçelerdeki eğitimlerin yanı sıra toprak analizi yaptırmak isteyen üreticilerin bireysel olarak da toprak numunelerini Fırat Yaşayan Parkı’na getirerek analiz ettirmeleri için çağrıda bulunan Ayşen Duman, “İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak tüm üreticilerimizi toprak analizine davet ediyoruz. Değerli üreticiler toprağınızı tanıyınız, toprak analizini yaptırınız. Doğru gübrelemeyi doğru miktarda, doğru bitki koruma yöntemini doğru oranda uygulamayı öğreniniz. Toprak analizi yapmak isteyen üreticilerimiz, bizim ortak çalıştığımız ilçe belediyeleri, kooperatifler, muhtarlar, ziraat odalarına gidip toprak analizi çalışması başvurusunda bulunabilirler” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hem üretim maliyeti azalıyor hem de toprak ve su korunuyor</strong></p>
<p>Ayşen Duman, üreticilerden aldıkları numuneler üzerinde analiz yaptıktan sonra gübreleme önerilerinde bulunacaklarını belirterek “Şu an maalesef bilinçsiz bir şekilde gübreleme yapılmakta. Bunun önüne geçmek için de toprak analizi şart. Üretici toprağını tanımazsa, bilmezse, farkına varmazsa, ağaçlar çok yoğun bir şekilde hastalıklara maruz kalıyor. Bu durumda koruma ilaçları yoğun şekilde atılıyor. Bu da hem havayı hem toprağı hem de suyu kirletiyor. Toprak analizi ile üreticilerimizin maliyetlerini de düşürüyoruz. Yanlış miktarda alınan gübreler çok büyük maliyetlere neden oluyor. Bizim amacımız bu doğrultuda doğru miktarda, doğru uygulamaları yapmak. İzmir tarımını korumak için bu faaliyetlerimizi yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Fazla su tüketiminin de önüne geçecek”</strong></p>
<p>Uygulamanın kuraklıkla mücadele için de büyük öneme sahip olduğunu ifade eden Ayşen Duman, “Günümüz koşullarında yağışların düşmesiyle üreticilerimiz de mağduriyet yaşıyor. Bu sebeple vahşi sulama sisteminin önüne geçmeye çalışıyoruz. Farklı sulama sistemleriyle ilgili üreticilerimizi bilgilendiriyoruz” dedi.</p>
<p>Duman, üreticilerin “Ben ne yetiştirebilirim?” sorusuyla da geldiklerini belirterek “Örneğin, Ödemiş bölgesinde farklı bir şey yetiştirmek istiyorum, ne yetiştirebilirim diyor. Biz ezbere hiçbir şey söylemiyoruz. İlk önce toprağını analiz ediyoruz. Toprağın genel bir kimliğini çıkartıp neye uygun olduğunu anlıyoruz. Toprağımızı tanırsak ürün desenini de belirleriz. Yeni tesis yapmak isteyen üreticilerimiz de bize gelebiliyorlar” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toprak-analizi-ile-hem-ciftci-hem-de-toprak-korunuyor-584182">Toprak analizi ile hem çiftçi hem de toprak korunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efes Selçuk&#8217;ta üreticilere &#8220;Ücretsiz Toprak Analizi Eğitimi&#8221; verildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-ureticilere-ucretsiz-toprak-analizi-egitimi-verildi-583521</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Oct 2025 13:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayşen]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[efes]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gübreleme]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<category><![CDATA[üreticilere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583521</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde yer alan Toprak Okulunda üreticilere yönelik Ücretsiz Toprak Analizi Eğitimi düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-ureticilere-ucretsiz-toprak-analizi-egitimi-verildi-583521">Efes Selçuk&#8217;ta üreticilere &#8220;Ücretsiz Toprak Analizi Eğitimi&#8221; verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efes Selçuk Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde yer alan Toprak Okulunda üreticilere yönelik Ücretsiz Toprak Analizi Eğitimi düzenlendi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Toprak Analiz Laboratuvarı Sorumlu Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. Ayşen Duman, toprak verimliliğini artırmak amacıyla düzenlenen eğitimde İzmir’deki tarımsal alanların durumu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün verdiği hizmetler, toprak analizinin önemi başlıkları altında bilgi verdi.</p>
<p> 2012 yılından bu yana faaliyet gösteren Toprak Analiz Laboratuvarı ile üreticilerin topraklarını tanımasını ve doğru tarım teknikleri ile üretim yapmalarını amaçladıklarını belirten Dr. Ayşen Duman; “Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde düzenlediğimiz eğitimde ilk olarak üreticilerimize Toprak Analizi ile ilgili bilgi verdik. Üreticilerimize belirli bir süre vereceğiz. Daha sonra üreticilerimizden toprak aldıktan sonra laboratuvarımızda analizlerini gerçekleştireceğiz. Sonuçlar ışığında onlara gübreleme önerilerinde bulunacağız” dedi.</p>
<p><b>ÜRETİCİ TOPRAĞINI TANIMALI</b></p>
<p>Toprak analizi yapılmadan yapılan gübrelemelerinin toprağa zarar vermenin yanı sıra havayı ve suyu da kirlettiğini belirten Dr. Ayşen Duman; “Üretici toprağını tanımazsa, bilmezse, toprağının yapısının farkına varmazsa ağaçlar çok yoğun bir şekilde hastalıklara maruz kalıyor. Bu sefer de yoğun bir şekilde koruma ilaçları atılıyor. Bu da havamızı kirletiyor; toprağımızı, suyumuzu olumsuz etkiliyor. Bizim amacımız bu doğrultuda doğru miktarda, doğru uygulamaları üreticilerimizin yapmasını sağlamak ve toprağımızı, suyumuzu korurken üreticilerimizin maliyetlerini düşürmektir. İzmir tarımını kalkındırmak için bu faaliyetlerimizi yürütüyoruz” dedi.</p>
<p><b>SU TÜKETİMİNİ AZALTMAK MÜMKÜN</b></p>
<p>Toprak analizinin su tüketimi açısından da önem arz ettiğini belirten Dr. Ayşen Duman; “Günümüz koşullarında yağış miktarlarının azalması ile üreticilerimiz de mağduriyet yaşıyor. Bu sebeple de vahşi sulama sistemlerinin önüne geçmeye çalışıyoruz. Hem fazla su tüketiminin önüne geçiyoruz hem de üreticilerimizin daha yüksek oranda gelir elde etmesini sağlıyoruz” dedi. </p>
<p><b> </b><b>ÜRÜN DESENİ BELİRLEYEBİLİRİZ</b></p>
<p>Üreticileri ürün seçimi konusunda da yönlendirdiklerini belirten Ayşen Duman; “Üreticimiz bize bazen ne yetiştireceklerini soruyor. Biz bu durumda da ilk başta topraklarından numune alıyoruz. Toprağın pH yapısı, kireç ve tuz oranı bizim için çok önemli parametreler. Toprağımızı tanırsak ürün desenini de belirleyebiliyoruz” diyerek üreticileri toprak analizi hizmeti almaya davet etti.</p>
<p>İlçe belediyeleri, kooperatifler, muhtarlar, ziraat odaları iş birliği içinde çalıştıklarını belirten Duman; “Üreticilerimiz bireysel olarak toprak getirmek isterlerse de laboratuvarlarımız Buca’da Fırat Yaşayan Parkı içinde bulunuyor. Bizimle birlikte üretim deseni hakkında görüşebilirler, analiz sonuçlarına göre gübreleme raporlarını alabilirler. Ekim ayı itibariyle projemizi Selçuk’ta başlattık. Bundan sonraki süreçte de diğer ilçelerimizde toprak analizi hizmetini gerçekleştireceğiz” dedi.</p>
<p>Selçuk Ziraat Odası Başkanı ve İzmir Ziraat Odası İl Koordinasyon Kurulu Başkanı İbrahim Erdallı üreticilere yönelik toprak analizi eğitiminden memnun olduğunu belirterek; “Bu eğitimler çiftçinin bilinçlenmesi açısından oldukça önemli. Çiftçilerimiz gübreleme konusunda eksikliklerini görüyor, toprak numunesi nasıl alınır öğreniyorlar. Gübreleme sonuçlarına göre çiftçilerimiz doğru gübreleme yapmayı öğrenecekler” dedi.</p>
<p>Üretici Zarife Çelik Güven eğitimden memnun olduğunu belirterek; “Bizim tarlalarımızda şu ana kadar bir analiz yapılmadı. Bu yüzden bu eğitime koşarak geldim. Bunun için heyecanlıyız. Eğitim de gayet güzeldi, bizi çok aydınlattı.  Hem İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne hem de Efes Tarlası Yaşam Köyü ve Efes Selçuk Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz” dedi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/efes-selcukta-ureticilere-ucretsiz-toprak-analizi-egitimi-verildi-583521">Efes Selçuk&#8217;ta üreticilere &#8220;Ücretsiz Toprak Analizi Eğitimi&#8221; verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Önce bilinç sonra doğru bir planlama ile önlemek imkansız değil&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/once-bilinc-sonra-dogru-bir-planlama-ile-onlemek-imkansiz-degil-583413</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 15:06:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[imkansız]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583413</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın başkanlığındaki Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği'nin 44. Olağan Meclis Toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/once-bilinc-sonra-dogru-bir-planlama-ile-onlemek-imkansiz-degil-583413">&#8220;Önce bilinç sonra doğru bir planlama ile önlemek imkansız değil&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ın başkanlığındaki Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;nin 44. Olağan Meclis Toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin ev sahipliğinde yapıldı. Meclis toplantısının açılışında konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, dünyayı tehdit eden iklim krizi ve karbon emisyonu artışına dikkat çekerek bunu durdurmak için katı kararların alınması gerektiğini söyledi. Başkan Tugay, iklim krizi ile mücadelede birliğin önemli çalışmalar yürüttüğünü aktardı. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 44. Olağan Meclis Toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğinde Swiss Otel İzmir&#8217;de  yapıldı. Birliğe üye büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanlarının katıldığı toplantının açılışında konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;nin ülkenin eski ve köklü belediye birliklerinden biri olduğunu belirterek, bu birliğin Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün, şehirlerin daha sağlıklı bir çevreye kavuşması felsefesi çerçevesinde Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı&#8217;nın bir parçası olarak Türkiye&#8217;de Bursa Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin öncülüğünde kurulduğunu hatırlattı.  </p>
<p><strong>“Türkiye&#8217;nin yarısından fazlasında ciddi kuraklık yaşandı”</strong><br />Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği&#8217;nin iklim kriziyle mücadelede önemli çalışmalar yürüttüğünü belirten Başkan Tugay, “Dünyada iklim konusunda en güçlü çalışmaları yerel yönetimler yapabilir. &#8216;Ne yapabiliriz?&#8217; sorusuna hepimizin daha güçlü bir şekilde, hazırladığımız plan doğrultusunda cevap verebiliyor olması lazım. Bu planın yapılabileceği, konuşabileceği meclis tam olarak bu meclis, bu ortam. Bu çatı altında olabilir. Bunu önemsemeliyiz. Bu sene Türkiye&#8217;nin yarısından fazlasında ciddi kuraklık, su problemleri yaşandı. Sonbahara girdik, yağışların devam etmesini umuyoruz. Bu seneyi yeni bir susuzluk krizi yaşamadan atlatmayı umuyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Durdurmazsak daha da kötüsünü yaşayacağız”</strong><br />Türkiye&#8217;de her yıl iklim krizi nedeniyle kuraklığın arttığını belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, sıcaklık artışı ve ona bağlı orman yangınlarına da değindi. Tugay, “Kısa vadede baş etmek için bir şeyler yapılabileceği gerçek ama ana problem, krize neden olan konu karbon emisyonu fazlalığı. Bunu durdurmak için çok net, katı kararların alınması gerektiğini de hatırlamamız lazım. Bunu yapmazsak eğer bu süreç asla durmayacak ve kötünün daha da kötüsünü yaşayacağız” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Bu imkansız değil”</strong><br />Türkiye&#8217;deki toprakların yüzde 88&#8217;inin çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen Tugay, toprakların organik içeriğini kaybederek verimsiz hale geldiğini, verim alınamadığını belirtti. Yoksulluk, işsizlik, pahalılık, toprağından verim alamayan çiftçiler ve çiftçilik yapmak istemeyen gençlere değinen Tugay, “Herhangi birisi içinde bulunduğumuz olumsuz iklim koşullarının ülkemize getirdiği mali yükü hesaplasa, bütçemizin en az yarısı buraya gidiyor. Bu olumsuzlukları gidermek için yapılacak ekstra masraflara gidiyor. Ülkemiz neden fakirleşsin, neden milli servetimizden kaybedelim? Bunların durması lazım, böylesine basit bir gerçek var ortada. İklim krizini durdurmak, karbon emisyonunu durdurmak, nötr hale getirmek, karbonu bir şekilde yok edebildiğimiz kadar üretebilmek. Bu imkansız değil. Önce bilinç sonra ne yapılması gerektiğine dair bir planla bu işe bakmamız lazım. Bunların konuşulacağı, çalışılacağı, planlanacağı, uygulamada insanların birbirine örnek olacağı yer yine Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği” dedi. </p>
<p><strong>Birliktelik vurgusu</strong><br />Tüm birlik üyelerini yaşanan sorunların çözümü için birlik olmaya davet eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Birliğe düşen ne varsa yapmaya hazırız. Yeter ki istekli olalım, kararlı olalım, etkili bir şeyler yapmaktan vazgeçmeyelim. Günü kurtarmayı amaçlayan değil sorunu kökünden çözen işler yapalım” diyerek konuşmasını tamamladı. <br />Açılışın ardından meclis oturumuna geçildi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/once-bilinc-sonra-dogru-bir-planlama-ile-onlemek-imkansiz-degil-583413">&#8220;Önce bilinç sonra doğru bir planlama ile önlemek imkansız değil&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herkes bağımlı olabilir! Doğru tedavi ve destek bağımlılığı kontrol altına alabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/herkes-bagimli-olabilir-dogru-tedavi-ve-destek-bagimliligi-kontrol-altina-alabilir-583195</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 15:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583195</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, bağımlılık hakkında bilinmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/herkes-bagimli-olabilir-dogru-tedavi-ve-destek-bagimliligi-kontrol-altina-alabilir-583195">Herkes bağımlı olabilir! Doğru tedavi ve destek bağımlılığı kontrol altına alabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, bağımlılık hakkında bilinmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Bağımlı olunan madde veya davranış, kişinin beyni için hava ve su kadar gereksinim haline geliyor!</strong></p>
<p>Bağımlılığın kişinin bedensel, ruhsal, ailesel, toplumsal sorunlar yaşamasına rağmen belli bir maddeyi kullanmaya veya kumar oynama, oyun oynama gibi belli bir davranışı yapmaya devam etmesini tanımlayan bir terim olduğunu hatırlatan Dr. Bahruz Shukurov, “Bağımlı olunan maddenin kullanılması veya bağımlı olunan davranışın yerine getirilmesi, giderek kişinin hayatında temel güdü biçimine, motivasyon biçimine dönüşür. Haz veya doyum sağlanır.” dedi.</p>
<p>Dr. Shukurov, son noktada bağımlı olunan madde veya davranışın, kişinin beyni için hava ve su kadar gereksinim haline geldiğini aktardı.</p>
<p><strong>Bağımlılık bir beyin hastalığı ve herkes bağımlı olabilir!</strong></p>
<p>Bağımlı hastalar ve yakınları arasında, ayrıca toplum bilincinde bağımlılığın bir irade zafiyeti olduğu kanısının hâkim olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov , “1950’li yıllarda bağımlılık, ‘toksikomani’ başlığı altında inceleniyordu. Bağımlı hastalara da toksikoman deniliyordu.” dedi.</p>
<p>Toksikomanların iradelerinin zayıf insanlar olduğu, ağır kişilik bozukluklarına sahip oldukları, sıklıkla psikopatlar arasından çıktığı ve tüm bu nedenlerden dolayı kullandıkları maddelerin tiryakisi haline geldiklerinin düşünüldüğünü kaydeden Dr. Shukurov, “Bilim artık bu görüşü aşmış durumda. Bağımlılığın bir beyin hastalığı olduğu ve belirli bir madde ile etkileşim hâlinde herkesin bağımlı olabileceği gösterilmiştir. Bağımlılık yapıcı maddeler beyni ödül, motivasyon, karar verme ile ilgili alanlarında bozulmalara neden olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bağımlı hasta aile üyelerini de maddi ve manevi olarak etkiliyor! </strong></p>
<p>Bağımlılığın kronik bir hastalık olmasının yanı sıra bir aile hastalığı olduğunu da vurgulayan Dr. Bahruz Shukurov , “Bağımlı hasta sadece kendisi etkilenmekle kalmaz diğer aile üyelerini de maddi ve manevi olarak etkiler.” dedi.</p>
<p>Dr. Shukurov, tüm sorumluluğu üzerine almanın, bağımlılığın bir hastalık ve tedavi edilmesi gereken bir durum değil de geçici bir durum olduğuna inanmanın, yardım almayı ertelemenin bağımlılığın daha da karmaşık ve daha da içinden çıkılamaz bir hâle gelmesine neden olabileceğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Bağımlılık uygun tedavi ve destekle kontrol altına alınabilir!</strong></p>
<p>Bağımlılığın şeker hastalığı gibi kronik bir hastalık olduğunu yineleyen Dr. Bahruz Shukurov, “Bir şeker hastasının şekeri, uygun diyet önerileriyle, uygun hayat tarzıyla ve ilaç tedavisiyle düzenlenebiliyor, kontrol altına alınabiliyor.” dedi.</p>
<p>Aynı şekilde bağımlıkta da uyaran kontrolü, uygun ilaç tedavisi ve ilaç dışı biyolojik tedavi yöntemleri ve psikoterapiyle hastanın bağımlılığının da kontrol altına alınabileceğini aktaran Dr. Shukurov, “Tedavinin hem bağımlılığı dikkate alarak hem de kişinin bireysel özelliklerini dikkate alarak düzenlenmesi gerekir. En fazla başarı, tedavi ekibi, aile ve hasta işbirliği içerisinde süreci götürdüklerinde elde edilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/herkes-bagimli-olabilir-dogru-tedavi-ve-destek-bagimliligi-kontrol-altina-alabilir-583195">Herkes bağımlı olabilir! Doğru tedavi ve destek bağımlılığı kontrol altına alabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölcük Belediyesi ve Medar Hastanesi&#8217;nden Sağlıklı Gölcük İçin Önemli İş Birliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-ve-medar-hastanesinden-saglikli-golcuk-icin-onemli-is-birligi-583076</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 10:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[halkı]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[medar]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[Seminerler]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi ve Medar Hastaneleri arasında, ilçe halkının sağlık bilincini artırmak hedefiyle önemli bir iş birliği protokolü imzalandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-ve-medar-hastanesinden-saglikli-golcuk-icin-onemli-is-birligi-583076">Gölcük Belediyesi ve Medar Hastanesi&#8217;nden Sağlıklı Gölcük İçin Önemli İş Birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi ve Medar Hastaneleri arasında, ilçe halkının sağlık bilincini artırmak hedefiyle önemli bir iş birliği protokolü imzalandı.</p>
<p>Gölcük Belediyesi ve Medar Hastaneleri, “Sağlıklı Toplum, Sağlıklı Gölcük Projesi” kapsamında iş birliği protokolü imzaladı. Belediye hizmet binasında gerçekleşen imza törenine Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Medar Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Veysel Besnili, Hastane Başhekimi Op. Dr. İhsan Pekru, Medar Hastanesi Genel Müdürü Özlem Altıntaş Kuyruklu, Medar Hastanesi doktorları ve temsilcileri katıldı. İmzalanan protokol, ilçenin dört bir yanına yayılarak halka doğrudan ulaşmayı ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekmeyi hedefliyor.</p>
<p><b>UZMANINDAN TOPLUMA SAĞLIK REHBERİ</b></p>
<p>Gölcük Belediyesi’nin sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında hayata geçirilen protokol ile; Gölcük halkının sağlık bilincini artırmak, erken teşhis ve koruyucu sağlık hizmetlerine dikkat çekmek, yerel halka doğrudan ulaşarak toplum sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak ve uzman hekimlerin bilgi birikimini topluma aktararak güven ilişkisini güçlendirmek amacıyla etkinlikler düzenlenecek.</p>
<p><strong>7 AYRI BRANŞTA SEMİNERLER DÜZENLENECEK</strong></p>
<p>Protokol kapsamında, kadın doğum, genel cerrahi, dahiliye, ortopedi, diyetisyen, kardiyoloji ve kulak burun boğaz branşlarında uzman hekimlerin katılımıyla seminerler düzenlenecek. Her hafta, Gölcük’ün kırsal mahalleleri dahil iki ayrı noktada gerçekleştirilecek seminerlerde katılımcılar; çeşitli materyallerle toplum sağlığı konusunda bilgilendirilecek.</p>
<p><strong>PROJEDE GÖREV ALACAK UZMANLAR</strong></p>
<p>Projede; Genel Cerrahi: Op. Dr. Hakan Sarsılmaz, Ortopedi ve Travmatoloji: Op. Dr. Rıdvan Öner, Op. Dr. Melikşah Bulut, Kulak Burun Boğaz (KBB): Doç. Dr. Cengiz Arlı, Kadın Hastalıkları ve Doğum: Op. Dr. A. Gülen Erturun, Dahiliye: Uzm. Dr. Gökçen Halhallı, Uzm. Dr. Elvin Jalılı, Kardiyoloji: Neslihan Özlem Al, Beslenme ve Diyet: Dyt. Derya Mergen, Dyt. Elif Oruçoğlu, branş uzmanları, seminerler ve bilgilendirme çalışmaları ile halka doğrudan ulaşarak toplum sağlığı farkındalığını artıracak.</p>
<p><strong>“DOKTOR-HASTA İLETİŞİMİNİ GÜÇLENDİRECEK GÜZEL BİR AMAÇ”</strong></p>
<p>Gölcük Medar Hastanesi Genel Müdürü Özlem Altıntaş Kuyruklu, projenin sağlık iletişimi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi: “Bu proje ile doktorlarımız halkımızla birebir temas kurma imkânı bulacak; böylece doktor-hasta iletişimine katkı sağlanacak. Medar Hastaneleri olarak toplum sağlığını destekleyen projelere öncelik veriyoruz. Kamu yararına yürütülecek bu çalışma, özellikle devlet tarafından gerçekleştirilen kanser tarama programlarına halkımızı yönlendirmek ve bu bilinci artırmak açısından çok değerli. Gölcük halkı için faydalı bir adım olacağına inanıyorum.”</p>
<p><strong>“TOPLUM SAĞLIĞINA KATKI SUNMAKTAN MUTLULUK DUYUYORUZ”</strong></p>
<p>Özel Medar Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Veysel Besnili, açıklamasında şöyle konuştu: “Gölcük Belediyesi ile yaptığımız bu iş birliğiyle, toplum sağlığına katkı sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Amacımız, vatandaşlarımızı doğru sağlık bilgisiyle buluşturmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek. Bu anlamlı projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”</p>
<p><strong>KAMU YARARINA HAYATA GEÇİRİLEN PROJE</strong></p>
<p>Projenin tamamen kamu yararı gözetilerek hayata geçirildiğini belirten Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, “Sağlıklı Gölcük Seminerleri Projesi ile hemşehrilerimizin sağlık bilincini artırmayı, erken teşhisin hayat kurtarıcı gücüne dikkat çekmeyi ve doğru bilgiye kolayca ulaşabilmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Bu projemizde Medar Hastanesi ile güçlerimizi birleştirdik. Mahallelerimize, köylerimize giderek vatandaşlarımızla yüz yüze buluşacak, onların sorularını yanıtlayacak ve sağlıkla ilgili farkındalıklarını artıracağız. Projenin Gölcük&#8217;ümüze hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-ve-medar-hastanesinden-saglikli-golcuk-icin-onemli-is-birligi-583076">Gölcük Belediyesi ve Medar Hastanesi&#8217;nden Sağlıklı Gölcük İçin Önemli İş Birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Samsung yapay zekâ benchmark çözümü TRUEBench&#8217;i tanıttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/samsung-yapay-zeka-benchmark-cozumu-truebenchi-tanitti-581192</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 09:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[benchmark]]></category>
		<category><![CDATA[çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[kriterler]]></category>
		<category><![CDATA[modellerinin]]></category>
		<category><![CDATA[performans]]></category>
		<category><![CDATA[samsung]]></category>
		<category><![CDATA[tanıttı]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[truebench]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Samsung Electronics, yapay zekâ verimliliğini değerlendirmek üzere Samsung Research tarafından geliştirilen tescilli benchmark çözümü TRUEBench'i (Trustworthy Real-world Usage Evaluation Benchmark) tanıttı. TRUEBench, büyük dil modellerinin (LLM'ler) gerçek dünyadaki iş verimliliği uygulamalarında nasıl performans gösterdiğini ölçen kapsamlı bir metrik seti sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-yapay-zeka-benchmark-cozumu-truebenchi-tanitti-581192">Samsung yapay zekâ benchmark çözümü TRUEBench&#8217;i tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Samsung Electronics, yapay zekâ verimliliğini değerlendirmek üzere Samsung Research tarafından geliştirilen tescilli benchmark çözümü TRUEBench&#8217;i (Trustworthy Real-world Usage Evaluation Benchmark) tanıttı. TRUEBench, büyük dil modellerinin (LLM&#8217;ler) gerçek dünyadaki iş verimliliği uygulamalarında nasıl performans gösterdiğini ölçen kapsamlı bir metrik seti sunuyor. Çözüm, gerçekçi bir değerlendirme sağlamak için çeşitli diyalog senaryoları ve çok dilli koşullardan faydalanıyor. Samsung&#8217;un verimlilik çalışmalarında kullandığı kendi yapay zekâ teknolojilerini temel alan TRUEBench, içerik oluşturma, veri analizi yapma, özet çıkarma ve çeviri yapma gibi yaygın kullanılan kurumsal görevleri 10 temel kategori ve 46 alt kategoride değerlendiriyor. Benchmark, yapay zekâ destekli otomatik değerlendirmeler yaparak görevlere güvenilir bir puanlama veriyor. Bu değerlendirmeler, insan ve yapay zekâ iş birliği içinde tasarlanan ve geliştirilen kriterlere dayanıyor.</p>
<p>Samsung Electronics Dijital Deneyimler CTO&#8217;su ve Samsung Research Başkanı Paul (Kyungwhoon) Cheun, “Samsung Research, gerçek dünyadaki yapay zekâ deneyimleriyle müşterilerine güçlü bir uzmanlık ve rekabet avantajı kazandırıyor. TRUEBench&#8217;in üretkenlik işlerinde değerlendirme standartları oluşturacağına ve Samsung&#8217;un teknolojideki liderliğini daha da güçlendireceğine inanıyoruz” dedi. </p>
<p>Son zamanlarda şirketler yapay zekâyı daha çok benimsedikçe büyük dil modellerinin üretkenliğini ölçme talebinde artış yaşanıyor. Ancak, çoğunlukla İngilizce odaklı olan mevcut kriterler öncelikle genel performansı ölçüyor ve tek turdan oluşan soru-cevap yöntemleriyle sınırlı bir değerlendirme yapıyor. Bu durum, bu değerlendirmelerin gerçek çalışma ortamlarını yansıtma doğruluğunu sınırlandırıyor. Bu sınırlamaları kaldırmak için geliştirilen TRUEBench hem 10 kategori ve 12 dilde çalışan 2.485 test setinden oluşuyor hem de diller arası senaryoları destekliyor. Test setleri, yapay zekâ modellerinin gerçekte hangi noktalara çözüm sunabileceğini inceliyor. Samsung Research’in geliştirdiği TRUEBench, kolay taleplerden uzun belgeleri özetlemeye kadar çeşitli görevleri inceliyor ve içeriği 8 karakterden 20.000 karakterin üzerine kadar değişen test setleri uyguluyor.</p>
<p>Yapay zekâ modellerinin performansını değerlendirirken yapay zekâ tarafından sağlanan yanıtların doğru olup olmadığını anlamaya imkân veren net kriterlere sahip olmak büyük önem taşıyor. Gerçek yaşam senaryolarında, kullanıcıların tüm istekleri, talimatlarda açıkça belirtilmeyebiliyor. Bu nedenle TRUEBench, yalnızca yanıtların doğruluğunu değil aynı zamanda kullanıcıların örtük ihtiyaçlarını gözeten ayrıntılı koşulları da dikkate alıyor ve gerçekçi değerlendirmeler yapıyor.</p>
<p>Gerçek insanlar ile yapay zekâ iş birliğiyle değerlendirme öğelerini doğrulayan Samsung Research çözümünde, ilk olarak, gerçek yorumcular değerlendirme kriterlerini oluşturuyor, ardından yapay zekâ bunları inceleyerek hataları, çelişkileri veya gereksiz kısıtlamaları kontrol ediyor. Daha sonra, gerçek yorumcular kriterleri tekrar daha iyi hale getiriyor. Bu süreç tekrarlanarak giderek daha hassas değerlendirme standartları oluşturuluyor. Söz konusu çapraz doğrulama kriterlerine dayanan yapay zekâ modellerinin otomatik değerlendirmesiyle kişisel önyargılar en aza indiriliyor ve tutarlılık sağlanıyor. Her testte, modelin değerlendirmeden geçebilmesi için tüm koşulların karşılanması gerekiyor. Bu da görevlerin daha ayrıntılı ve hassas puanlanmasını sağlıyor.</p>
<p>TRUEBench&#8217;in veri örnekleri ve puanlama tabloları, küresel açık kaynak platformu Hugging Face&#8217;de yer alıyor. Bu da kullanıcıların beş modele kadar karşılaştırma yapmasına ve yapay zekâ model performanslarını bir bakışta kapsamlı bir şekilde incelemesine imkân tanıyor. Ayrıca, ortalama yanıt süresi sonuçlarına ilişkin veriler de yayınlanıyor. Böylece, performans ve verimlilik eşzamanlı karşılaştırılabiliyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-yapay-zeka-benchmark-cozumu-truebenchi-tanitti-581192">Samsung yapay zekâ benchmark çözümü TRUEBench&#8217;i tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aliağa&#8217;da Afet Bilinci İçin Farkındalık Eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aliagada-afet-bilinci-icin-farkindalik-egitimi-580599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 15:08:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aliağa Belediyesi, afetlere karşı toplumun bilinçlenmesi için eğitim çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aliagada-afet-bilinci-icin-farkindalik-egitimi-580599">Aliağa&#8217;da Afet Bilinci İçin Farkındalık Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aliağa Belediyesi, afetlere karşı toplumun bilinçlenmesi için eğitim çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.</p>
<p>Aliağa Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Aliağa Belediyesi Arama Kurtarma (ABAK) iş birliğinde düzenlenen “Afet Farkındalık ve Temel İlk Yardım Eğitimi”, vatandaşların ve belediye personelinin afetlere karşı daha hazırlıklı hale gelmesi amacıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Aliağa Belediyesi Meclis Salonu’nda iki ayrı oturum halinde yapılan eğitimlerde; deprem, yangın, sel gibi afet türlerine karşı alınacak önlemler, afet öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılması gerekenler, temel ilk yardım uygulamaları ve acil durumlarda doğru müdahale yöntemleri ele alındı. Eğitimler sayesinde katılımcılar, afet anında hızlı ve bilinçli hareket edebilmenin hayat kurtarıcı rolünü bir kez daha öğrendi.</p>
<p><b>“DOĞRU BİLGİ VE DOĞRU MÜDAHALE HAYAT KURTARIR”</b><br />Programın açılışında konuşan Aliağa Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Öztürk, afetlere hazırlığın önemini vurguladı. Öztürk, şu ifadeleri kullandı: “Aliağa Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Aliağa Belediyesi Arama Kurtarma iş birliğinde afet farkındalık temel eğitim programı düzenledik. Her türlü afete karşı bilinçli, eğitimli ve donanımlı olarak hazırlıklı olmak zorundayız. Alacağımız önlemler hem kendi hayatımız hem de sevdiklerimizin hayatı için büyük önem taşıyor. Afet anında doğru bilgi ve doğru müdahale hayat kurtarır. Bu bilinçle 2021 yılında Aliağa Belediyesi Arama Kurtarma teşkilatımızı kurduk. Afetlere karşı hazırlıklı olmamız ve farkındalığımızın yüksek olması, toplumsal bir zorunluluktur. Eğitim programımızın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aliagada-afet-bilinci-icin-farkindalik-egitimi-580599">Aliağa&#8217;da Afet Bilinci İçin Farkındalık Eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MMA Academy, &#8216;Back to Retail&#8217; eğitimiyle markalara rekabet avantajı sağlayan stratejileri aktardı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mma-academy-back-to-retail-egitimiyle-markalara-rekabet-avantaji-saglayan-stratejileri-aktardi-580578</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 13:35:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[back]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimiyle]]></category>
		<category><![CDATA[markalar]]></category>
		<category><![CDATA[markalara]]></category>
		<category><![CDATA[mma]]></category>
		<category><![CDATA[retail]]></category>
		<category><![CDATA[Şehre Dönüş]]></category>
		<category><![CDATA[to]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580578</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okula ve şehre dönüş döneminde tüketici dikkatini yakalamanın yolları MMA Türkiye ve MMA Academy’nin düzenlediği “Back to Retail” eğitiminde kapsamlı bir şekilde ele alındı. 100’den fazla pazarlama profesyoneli tarafından canlı takip edilen eğitimin NPS skoru 82 oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mma-academy-back-to-retail-egitimiyle-markalara-rekabet-avantaji-saglayan-stratejileri-aktardi-580578">MMA Academy, &#8216;Back to Retail&#8217; eğitimiyle markalara rekabet avantajı sağlayan stratejileri aktardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Okula ve şehre dönüş döneminde tüketici dikkatini yakalamanın yolları MMA Türkiye ve MMA Academy’nin düzenlediği “Back to Retail” eğitiminde kapsamlı bir şekilde ele alındı. 100’den fazla pazarlama profesyoneli tarafından canlı takip edilen eğitimin NPS skoru 82 oldu.</b></p>
<p><b>Sektöre Nitelikli İnsan Gücü Yetiştirme Vizyonu ile Yeni Eğitim Programı</b></p>
<p>MMA Türkiye’nin sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırma vizyonu doğrultusunda faaliyet gösteren MMA Academy, pazarlama dünyasının en güncel konularını gündeme taşıyan eğitimlerine devam ediyor. Bu kapsamda düzenlenen “Back to Retail” eğitimi, markaların okula ve şehre dönüş döneminde tüketiciyle doğru noktada buluşmalarını sağlayacak stratejik ipuçlarını katılımcılara sundu.</p>
<p><b>Okula ve Şehre Dönüş: Markalar İçin Kritik Dönem</b></p>
<p>Yaz tatilinin sona ermesiyle birlikte hem öğrenciler hem de aileler yeni bir döneme hazırlanıyor. Okula dönüş kırtasiye, teknoloji ve giyim alışverişlerini hızlandırırken, şehre dönüş ev ihtiyaçları, market alışverişleri ve kişisel bakım ürünlerine yönelik talebi artırıyor.</p>
<p>Bu dönemde tüketici dikkatinin 7 saniyenin altına düşmesi, markaların satın alma kararlarını etkilemek için daha stratejik davranmasını gerektiriyor. Türkiye’de marka sadakatinin düşük olması ise doğru anda ve doğru yerde görünürlüğün önemini daha da artırıyor.</p>
<p><b>Perakende Medyanın Gücü</b></p>
<p>Geleneksel medya kanallarının etkisinin azalması ve dijital reklam maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte, perakende medya markalara doğrudan tüketiciye ulaşma ve satış dönüşümlerini artırma fırsatı sunuyor.</p>
<p>Sadakat programlarından elde edilen birinci taraf veriler sayesinde;</p>
<ul>
<li>Okul alışverişi yapan aileler,</li>
<li>Şehre dönüş yapan tüketiciler,</li>
<li>Günlük yaşam ürünlerini tercih eden geniş kitleler<br />hedeflenebiliyor. Böylece kampanyalar, yüksek ROAS ve güçlü rekabet avantajı sağlıyor.</li>
</ul>
<p><b>“Back to Retail” Eğitimi Yoğun İlgi Gördü</b></p>
<p>MMA Türkiye ve MMA Academy tarafından düzenlenen <b>“Back to Retail: Okula ve Şehre Dönüş Sezonunda Perakende Medya’da Doğru Kurgu”</b> eğitimi, sektör profesyonellerine perakende medyanın sunduğu fırsatları aktardı.</p>
<p>Eğitimde:</p>
<ul>
<li>100’den fazla pazarlama profesyoneli canlı olarak yer aldı,</li>
<li>Katılımcı memnuniyeti NPS skoru <b>82</b> ile ölçüldü,</li>
<li>Perakende medyanın sunduğu fırsatlar, örnek kampanyalar ve gelecek trendler detaylı şekilde ele alındı.</li>
</ul>
<p><b>Mimeda’dan Stratejik Katkı</b></p>
<p>Eğitimin partneri olan Mimeda, Türkiye’nin ilk perakende medya şirketi olarak sunduğu deneyimlerle içeriğe katkı sağladı. Yaklaşık 24 milyon aktif müşteriye ulaşan Money sadakat programı verisi ve mLink teknolojisi üzerinden sunduğu omni-channel çözümler, markaların hem fiziksel hem de dijital kanallarda etkili şekilde görünür olmasını mümkün kılıyor.</p>
<p><b>Ekim Ayında İki Yeni Sertifikalı Eğitim</b></p>
<p>MMA Türkiye ve MMA Academy, eğitim serisine hız kesmeden devam ediyor. </p>
<p><b>SEO &#038; ROI Mastery in the Age of AI </b>eğitimiyle yapay zekâ çağında görünürlüğünü artırmak, performansını ölçmek ve pazarlama stratejilerini optimize etmek isteyenlere yönelik iki oturumluk bu sertifika programının eğitimleri 8 Ekim ve 15 Ekim’de…</p>
<p><b>Kayıt için</b>: mmaglobal.com/seo-roi-mastery-age-ai</p>
<p>22 Ekim’de ise Mimeda iş birliğiyle düzenlenecek yeni eğitim, dönemsel kampanyalarda perakende medyanın kullanımına odaklanacak. Bu etkinlik, markalara yaklaşan yüksek hacimli alışveriş dönemleri için ilham verici stratejiler sunmayı hedefliyor.</p>
<p><b>Rekabette Fark Yaratmanın Yolu</b></p>
<p>Bugün dikkat ekonomisinin en kısıtlı olduğu dönemlerde perakende medya, yalnızca reklam değil, aynı zamanda tüketiciyle kalıcı bağ kurmanın da anahtarı konumunda. MMA Türkiye ve MMA Academy’nin eğitimleri, markalara bu stratejik yaklaşımın önemini bir kez daha gösteriyor.</p>
<p><b>Eğitimi kaçıranlar için kayıt, MMA EMEA YouTube kanalında izlenebiliyor.</b></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mma-academy-back-to-retail-egitimiyle-markalara-rekabet-avantaji-saglayan-stratejileri-aktardi-580578">MMA Academy, &#8216;Back to Retail&#8217; eğitimiyle markalara rekabet avantajı sağlayan stratejileri aktardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ek yerleştirmede tercih işlemleri başladı Üniversite hayallerinizi ertelemeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ek-yerlestirmede-tercih-islemleri-basladi-universite-hayallerinizi-ertelemeyin-579094</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:27:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ek]]></category>
		<category><![CDATA[Ek Yerleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[hayallerinizi]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yerleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[yerleştirmede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, ilk yerleştirme sonrasında herhangi bir programa yerleşememiş olan adayların bu süreçte dikkat etmesi gereken önemli noktaları ve stratejileri değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ek-yerlestirmede-tercih-islemleri-basladi-universite-hayallerinizi-ertelemeyin-579094">Ek yerleştirmede tercih işlemleri başladı Üniversite hayallerinizi ertelemeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, ilk yerleştirme sonrasında herhangi bir programa yerleşememiş olan adayların bu süreçte dikkat etmesi gereken önemli noktaları ve stratejileri değerlendirdi.</p>
<p><strong>2025 – YKS Ek Yerleştirme için tercih işlemleri başladı</strong></p>
<p>2025 YKS sonuçlarına göre 2025-2026 eğitim öğretim yılı için yükseköğretim programlarına ek yerleştirme işlemleri başladı. Tercihler 25-30 Eylül tarihleri arasında yapılabilecek.</p>
<p>Ek yerleştirmenin, üniversiteye yerleşemeyen veya birinci yerleştirmede tercih yapmayan  adaylar için önemli bir fırsat olduğunu söyleyen Akoğlan, “Bu süreçte doğru adımları atmak, hayalinizdeki bölüme yerleşmenize yardımcı olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ek yerleştirme sürecinde kimler tercih yapabilir?</strong></p>
<p>Özgür Akoğlan, ek tercih yapma hakkı olan adayları şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8211; Yerleşemeyen Adaylar: Merkezi yerleştirmede herhangi bir programa yerleşemeyen adaylar ek tercih yapabilir.</p>
<p>&#8211; Hiç Tercih Yapmayanlar: İlk tercih döneminde tercih yapmamış adaylar da bu haktan yararlanabilir.</p>
<p>&#8211; Özel Yetenekle Yerleşenler: Özel yetenek sınavı ile bir programa yerleşen adaylar, merkezi yerleştirme puanlarıyla ek tercih yapabilir.</p>
<p>&#8211; Yerleşip Kayıt Yaptırmayanlar: Yerleştiği halde kayıt yaptırmayan adaylar ek <strong>tercih yapamaz.</strong></p>
<p><strong>Kontenjan ve puan araştırması yapın!</strong></p>
<p>Özgür Akoğlan, adayların ek yerleştirme sürecinde mutlaka detaylı bir kontenjan ve puan araştırması yapması gerektiğini belirterek, “Kontenjanları inceleyin; YÖK&#8217;ün yayımladığı ek tercih kontenjan listesini detaylıca inceleyin. Geçen yılın taban puanları ve başarı sıralamalarını kontrol edin. Ek yerleştirmede, tercih edeceğiniz programın taban puanını karşılamanız gerekir. Puanınız taban puanın altındaysa o bölümü tercih edemezsiniz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tercih listenizi stratejik oluşturun</strong></p>
<p>Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, tercih listesi oluştururken adaylara şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p>“Gerçekçi Olun: Kendi puanınıza ve sıralamanıza uygun, yeterli kontenjanı bulunan bölümleri tercih edin.</p>
<p>İstek Sırasına Göre Sıralayın: En çok istediğiniz bölümden en az istediğinize doğru bir sıralama yapın. Yerleşmek istemediğiniz programları listeye eklemeyin.</p>
<p>Çeşitlilik Katın: Listenizde hem garanti hem de hedef bölümlere yer verin. Sadece yüksek puanlı bölümlere yönelmek yerleşme şansınızı düşürebilir.”</p>
<p><strong>Üniversite ve bölüm araştırması yapın</strong></p>
<p>Sadece bölüm değil, üniversite ve şehir araştırmasının da tercih sürecinde önemli olduğunu belirten Akoğlan, dikkat edilmesi gerekenleri de şöyle anlattı:</p>
<p>“Akademik Olanaklar: Üniversitelerin akademik imkanlarını, akreditasyonlarını, çift anadal ve Erasmus fırsatlarını araştırın.</p>
<p>Burs Olanakları: Vakıf üniversitelerinin burs imkanlarını ve kesinti koşullarını inceleyin. Burslar, eğitim maliyetini önemli ölçüde azaltabilir.</p>
<p>Şehir ve Yaşam Koşulları: Üniversitenin bulunduğu şehrin yaşam koşullarını, ulaşımını, barınma imkanlarını göz önünde bulundurun.”</p>
<p><strong>Hatalardan kaçının!</strong></p>
<p>Özgür Akoğlan, adayların sık yaptığı hatalara da dikkat çekerek, “İlk tercihte kazanamadığınız bölümleri tekrar yazmaktan kaçının. Puanınız yetmediği için yine kazanamayabilirsiniz. Onun yerine yeni stratejiler geliştirin. Tercih sürecini son güne bırakmayın ve tercihlerinizi sisteme girdikten sonra mutlaka onaylayın. Onaylanmayan tercihler geçersiz sayılır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Gelecek vadeden bölümlere yönelin</strong></p>
<p>Özgür Akoğlan, adayların gelecek vadeden bölümlere yönelmesinin iş bulma şanslarını artıracağını dile getirerek, “Bu bölümler arasında İktisadi ve İdari Bilimler: İşletme, ekonomi, finans gibi bölümler her dönem geçerliliğini korumaktadır. Mühendislikler: İnşaat, endüstri, mekatronik, bilgisayar mühendisliği gibi alanlarda işsiz kalma riski düşüktür. Sağlık Bilimleri: Hemşirelik, fizik tedavi, ergoterapi, sağlık yönetimi gibi bölümler her zaman talep görmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Uzman desteği alın</strong></p>
<p>Adaylara motivasyonlarını yüksek tutmalarını ve rehberlik servisleri veya tercih danışmanlarından mutlaka destek almalarını öneren Akoğlan, “Üniversitelerin rehberlik servislerinden veya tercih danışmanlarından yardım alın. Kariyer merkezleri, doğru tercih yapmanız için size yol gösterebilir. Motivasyonunuzu yüksek tutun. Ek yerleştirme, ikinci bir şanstır. Bu fırsatı iyi değerlendirmek için motivasyonunuzu düşürmeyin. Hayallerinizi ertelemeyin. Doğru tercihlerle hayalinizdeki bölüme yerleşebilirsiniz. Hayallerinizi ertelemek yerine, onları gerçekleştirmek için adım atın. Ek yerleştirme sürecini doğru yöneterek, istediğiniz bölüme yerleşme şansınızı artırabilirsiniz. Unutmayın, bu süreçte bilinçli ve planlı hareket etmek en önemli anahtardır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ek-yerlestirmede-tercih-islemleri-basladi-universite-hayallerinizi-ertelemeyin-579094">Ek yerleştirmede tercih işlemleri başladı Üniversite hayallerinizi ertelemeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağrılarınız Hakkında Duyduklarınız Doğru mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agrilariniz-hakkinda-duyduklariniz-dogru-mu-578720</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 12:26:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[duyduklarınız]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578720</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücut ağrıları, hayatımızın farklı dönemlerinde karşımıza çıkıyor ve yaşam kalitemizi ciddi şekilde düşürebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agrilariniz-hakkinda-duyduklariniz-dogru-mu-578720">Ağrılarınız Hakkında Duyduklarınız Doğru mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücut ağrıları, hayatımızın farklı dönemlerinde karşımıza çıkıyor ve yaşam kalitemizi ciddi şekilde düşürebiliyor. Ancak birçok kişi, ağrılarla baş ederken kulaktan dolma bilgiler ve yanlış yönlendirmeler nedeniyle doğru tedavi yöntemlerine ulaşamıyor. Ağrının bir hastalık değil, altta yatan başka bir problemin belirtisi olduğunu vurgulayan <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi </strong><strong>Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alireza Soltanzadeh,</strong> bu nedenle her ağrının multidisipliner bir yaklaşımla ele alınması gerektiğinin altını çiziyor ve doğru bilinen yanlışlar hakkında uyarıyor.</p>
<p><strong>Bel fıtığı varsa ameliyat gerekir mi?</strong></p>
<p>Aslında her bel fıtığı ameliyat edilmez. Çoğu hastada istirahat, egzersiz, fizik tedavi ve algoloji uzmanlarının uyguladığı girişimsel yöntemlerle başarılı sonuçlar alınır. Lazer, radyofrekans veya ozon tedavisi gibi teknikler sayesinde hastalar ameliyatsız ağrılarından kurtulabilir. Ameliyat her durumda zorunlu değildir.</p>
<p><strong>Ağrıya katlanırsam geçer mi? </strong></p>
<p>Kronik ağrı, kendi kendine geçmez. Aksine zamanla sinir sisteminde kalıcı değişikliklere yol açabilir. Bu nedenle ağrıya katlanmak yerine, erken dönemde bir algoloji uzmanına başvurmak önemlidir. Ağrıyı hafifletmek sadece konfor için değil, sağlığın korunması için de gereklidir.</p>
<p><strong>Fibromiyalji, migren ya da kronik yorgunluk psikolojik midir? </strong></p>
<p>Bu hastalıkların temelinde sinir sistemi ve bağışıklık sistemiyle ilgili karmaşık mekanizmalar vardır. Elbette ruhsal durum ağrıyı etkiler ama tek neden psikoloji değildir. Vagus sinir hidrodiseksiyonu gibi yeni yöntemler, bu hastalıklarda bedenin dengesini yeniden kurmayı hedefler. Yani bilim, artık bu sorunların “gerçek” olduğunu ve tedavi edilebileceğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Ağrı kesici ilaçlar zararlı mıdır?</strong></p>
<p>Gereksiz ve uzun süreli kullanım zararlı olabilir ancak kontrollü ve doktor gözetiminde kullanılan ağrı kesiciler güvenlidir. Önemli olan, ağrının kaynağını bulmak ve doğru tedaviyle sorunu çözmektir. Algoloji tam da bu noktada devreye girer.</p>
<p><strong>Sinir blokları tedavisi riskli midir?</strong></p>
<p>Bu yaygın bir korkudur. Oysa ki sinir blokları, ultrason veya floroskopi gibi ileri görüntüleme yöntemleri eşliğinde güvenle yapılır. Doğru ellerde risk son derece düşüktür ve hastaya büyük rahatlama sağlar.</p>
<p><strong>Yaşlılarda ağrı normal midir, tedaviye gerek yok mudur?</strong></p>
<p>Yaş almak, ağrı çekmek anlamına gelmez. Kronik ağrı yaşlıların hayat kalitesini ciddi şekilde düşürür, hareketlerini kısıtlar ve depresyona yol açar. Algoloji tedavileriyle yaşlılarda da ağrısız ve aktif bir yaşam mümkündür.</p>
<p><strong>Algoloji sadece bel-boyun ağrısına bakar mı?</strong></p>
<p>Algoloji çok daha geniş bir alandır. Kanser ağrılarından migrene, eklem ağrılarından nöropatik ağrılara kadar birçok farklı tabloyu kapsar. Sinir blokları, eklem içi enjeksiyonlar, epidural ve spinal uygulamalar, hatta sinir kökü tedavileri algolojinin alanına girer. Yani algoloji sadece “bel-boyun” değil, bütün kronik ağrılar ile ilgilenen uzmanlık alanıdır ve yüksek teknoloji ile kişiye özel tedaviler sunar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agrilariniz-hakkinda-duyduklariniz-dogru-mu-578720">Ağrılarınız Hakkında Duyduklarınız Doğru mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: Sizinle dayanışma içinde olursak güç kazanabiliriz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-sizinle-dayanisma-icinde-olursak-guc-kazanabiliriz-578408</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 13:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda Mühendisleri]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kazanabiliriz]]></category>
		<category><![CDATA[oda]]></category>
		<category><![CDATA[olursak]]></category>
		<category><![CDATA[sizinle]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578408</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Gıda Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen Meslekte Onur Yılı Ödül Töreni’ne katıldı. Tugay, gıda mühendislerine seslenerek, “İzmir’in, Türkiye’nin, belediyelerin, halkın sizlere ihtiyacı var” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-sizinle-dayanisma-icinde-olursak-guc-kazanabiliriz-578408">Tugay: Sizinle dayanışma içinde olursak güç kazanabiliriz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Gıda Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen Meslekte Onur Yılı Ödül Töreni’ne katıldı. Tugay, gıda mühendislerine seslenerek, “İzmir’in, Türkiye’nin, belediyelerin, halkın sizlere ihtiyacı var” dedi. Başkan Tugay, “Gıda krizine doğru gidiyoruz, bununla ilgili hazırlık yapan yok. Gerçekten doğru olduğuna, bilgi sahibi olduğuna inandığımız insanlarla, yani sizinle dayanışma içinde olursak güç kazanabiliriz” diye konuştu.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından 25 Eylül Gıda Mühendisleri Günü etkinlikleri kapsamında organize edilen Meslekte Onur Yılı Ödül Töreni’ne katıldı. Alsancak Tarihi Havagazı Kültür Merkezi’ndeki buluşmada meslekte 25’inci ve 40’ıncı yılını dolduran üyelere ödülleri takdim edildi. Programda oda üyeleri, akademisyenler, Tarım ve Orman Bakanlığı ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Büyükşehir Belediyesi bürokratları ve belediye başkanları yer aldı. Başkan Tugay gecenin sonunda sahneye gelerek ödüllerin takdimine de eşlik etti.</p>
<p><strong>“Halkın size ihtiyacı var”</strong></p>
<p>Gıda mühendislerinin hayati ve önemli görevler üstlendiğini belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, “İzmir’in, Türkiye’nin, belediyelerin, halkın sizlere ihtiyacı var. Bu laf olsun diye söylediğim bir şey değil. Pek çok alanda insanların kafasını karıştırdıkları, gerçek ve doğrulardan uzaklaştırdıkları bir çalışma yürütüyorlar. Bunlara karşı bilgiyle, akılla, dayanışmayla kararlı bir şekilde mücadele etmek gerekiyor” dedi.</p>
<p>Gıda güvenliğinin olmadığına değinen Başkan Tugay, “Gıda krizine doğru gidiyoruz, bununla ilgili hazırlık yapan yok. Tarımda felaket üstüne felaket yaşanıyor, bununla ilgili önlem alan yok. Gerçekten çocuklar okula aç gidiyor. Üzerine bastığımız bir demokrasi, hukuk zemini de yok. Neye güvenebiliriz? Gerçekten doğru olduğuna, bilgi sahibi olduğuna inandığımız insanlarla, yani sizlerle dayanışma içinde olduğumuz zaman güç kazanabiliriz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Masum, iyi insanların hakkını yiyecek hiçbir karara imza atmam”</strong></p>
<p>Hizmet anlayışına dair örnekler de veren Başkan Tugay, “Şu sözü verdim İzmir’e: Bu görevde asla ve asla masum, iyi insanların hakkını yiyecek hiçbir kararın altına imza atmam. İzmir’i kötü duruma düşürecek hiçbir kararın altına imza atmam. Ben bugüne kadar omuz omuza mücadele ettiğim bütün o güzel insanlara ne yapmak için burada olduğumu hiçbir zaman unutmadan çalışacak bir belediye başkanıyım. Makamın adı kesinlikle bana güç veren bir şey değil. Kentimizi bir ortak duyguda birleştirmeyi başarabilirsem, o zaman bunun bir anlamı var. Sorunu çözebildiğimiz kadar iyiyiz. Başka insanların yüreklerinde kazanabildiğimiz sevgi kadar büyüğüz. Ve bunu yapmak zorundayız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Çocuklarımızın karnı tok olacak”</strong></p>
<p>Gıdaların üretimi ve tüketiciye ulaşmasında gıda mühendislerinin büyük emek verdiğini vurgulayan Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Kırım, yerel yönetimlerle çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Başkan Kırım ayrıca, “Üniversitelerimiz, fabrikalarımız, laboratuvarlarımız ve sayamadığımız emekçilerimizin tuğlaları var. Ne yok sayılacak ne de azımsanacak bir yerdeyiz. Her vatandaşımız için çalışıyoruz. Çocuklarımızın karnı tok, sadece eğitimlerini ve çocukluğunu yaşamayı düşünürken, kadınlarımız sokaklarda yeniden özgürce gezecek. Biz bu ülkeyi hep beraber inşa edeceğiz” dedi.</p>
<p><strong>“Akıl ve bilimden yanayız”</strong></p>
<p>Gıda Mühendisleri Odası Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Toprak, “Elimizden geldiğince çıtayı daha yükseğe taşımak için çalışıyoruz. Bizden sonraki arkadaşlarımıza bayrağı devredeceğiz” dedi. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Aykut Akdemir de akıldan ve bilimden gelen bir tavır sergilediklerini aktardı.</p>
<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ile Karabağlar Belediye Başkanı Helil İnay Kınay da birlikte güzel çalışmalar yapıldığını ifade etti.</p>
<p>Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve ilçe müdürlüklerinde ve üniversitelerde görev yapan akademisyenler de günün anlamı hakkında konuşurken gıda mühendisliğinin meslek olarak önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-sizinle-dayanisma-icinde-olursak-guc-kazanabiliriz-578408">Tugay: Sizinle dayanışma içinde olursak güç kazanabiliriz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayakkabı seçiminde öncelik; rahatlık, esnek taban ve doğru numara!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayakkabi-seciminde-oncelik-rahatlik-esnek-taban-ve-dogru-numara-576694</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 15:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[Ayak Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ayakkabı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[esnek]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[öncelik]]></category>
		<category><![CDATA[problemleri]]></category>
		<category><![CDATA[rahatlık]]></category>
		<category><![CDATA[seçiminde]]></category>
		<category><![CDATA[taban]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Podoloji Programı Öğr. Gör. Muharrem Tosun, çocukluk dönemi ayak sağlığını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayakkabi-seciminde-oncelik-rahatlik-esnek-taban-ve-dogru-numara-576694">Ayakkabı seçiminde öncelik; rahatlık, esnek taban ve doğru numara!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Podoloji Programı Öğr. Gör. Muharrem Tosun, çocukluk dönemi ayak sağlığını anlattı.</p>
<p><strong>Çocuklarda en sık görülen ayak problemleri neler?</strong></p>
<p>Çocuklarda en sık görülen ayak problemlerini sıralayan Öğr. Gör. Muharrem Tosun, &#8220;Düztabanlık, içe basma, parmak ucunda yürüme, tırnak batması ve mantar enfeksiyonları çocuklarda sık rastlanan problemlerdir. Bunlar erken fark edilmediğinde ileride daha ciddi sorunlara yol açabilir.&#8221; dedi.</p>
<p>Bu problemlerin sadece ayakla sınırlı kalmadığını belirten Öğr. Gör. Muharrem Tosun, &#8220;Yanlış basış veya ayak deformiteleri sadece ayağı değil tüm iskelet sistemini etkiler. Diz, kalça ve bel ağrıları, duruş bozuklukları hatta skolyoz gibi omurga problemlerine zemin hazırlayabilir.&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Sorunlar erken teşhis edebilir</strong></p>
<p>Podolojinin çocukların ayak sağlığındaki rolüne dikkat çeken Öğr. Gör. Muharrem Tosun, “Podoloji, ayak sağlığı üzerine uzmanlaşmış bir bilim dalıdır. Podologlar çocukların ayak yapısını inceleyerek olası sorunları erken teşhis edebilir. Çocuklara özel podolojik muayeneler 3–4 yaşından itibaren yapılmalıdır. Bu dönemde yürüyüş şekli ve ayak kemik gelişimi daha net görülebilir.” diye konuştu.</p>
<p>Çocukların ayak yapısının yetişkinlerden farklı olduğunu söyleyen Öğr. Gör. Muharrem Tosun, &#8220;Çocukların ayak kemikleri henüz gelişim aşamasındadır, bu yüzden çok daha esnek yapıdadır. Yanlış ayakkabı seçimi veya sert tabanlı ayakkabılar, bu dönemde kalıcı problemlere daha hızlı yol açabilir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Okul çağındaki çocuklarda esnek taban ve doğru numara önemli</strong></p>
<p>Ayakkabı seçiminin çocuk ayak sağlığı üzerindeki etkilerine de değinen Öğr. Gör. Muharrem Tosun, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Yanlış ayakkabı tercihleri günümüzde ayaklarda karşılaştığımız tırnak batması, nasır gibi mekanik problemlerin en önemli sebeplerinden biri olduğu gibi halluks valgus, pençe-çekiç parmak gibi ön ayak deformitelerinin de oluşum nedenlerinin başında gelmektedir. Bu da çocukların yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca ifade etmek gerekir ki önemli olan ayakkabının malzemesinden çok, ayağı doğru desteklemesi ve hava alabilmesine olanak sağlamasıdır. Deri veya kösele tartışmasından ziyade, özellikle okul çağındaki çocuklarda ayakkabı seçiminde rahatlık, esnek taban ve doğru numara kriterleri öncelikli olmalıdır.”</p>
<p><strong>Spor aktivitelerinin ayak sağlığındaki riskleri neler?</strong></p>
<p>Çocukların spor aktivitelerinin ayak sağlığı üzerinde oluşturabileceği riskleri de anlatan Öğr. Gör. Muharrem Tosun, şöyle devam etti:</p>
<p>“Futbol ve basketbol gibi sporlarda burkulma ve darbe riski, bale gibi aktivitelerde ise tırnak batması ve deforme tırnak sorunları, koşu aktivitelerine katılanlarda ise ayak mantarı sorunları görülebilmektedir.  Doğru ayakkabı, koruyucu ekipman ve düzenli kontroller bu riskleri azaltır.  Burada dikkat çekmek istediğim bir konu da özellikle futbol ve basketbol oynarken çocukların birbirlerinin ayağına basmaları ya da travma sonucu genellikle baş parmaklarda subungual hematom dediğimiz tırnak altında kan toplanması durumuyla karşılaşabiliyoruz ve bu durum tırnağın düşmesine sebep olabiliyor. Bu tarz problemlerde velilerin en geç iki gün içerisinde podoloğa müracaat etmesi durumunda tırnağın düşmesi engellenebilir böylece ileride karşılaşılabilecek tırnak yatağı problemlerinin de önüne geçilebilir.”</p>
<p><strong>Çocukların çıplak ayakla yürümesi ayak gelişimini destekler</strong></p>
<p>Ebeveynlere çocuklarının ayak sağlığını korumak için nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunan Öğr. Gör. Muharrem Tosun, &#8220;Çocuğun yürüme biçimini gözlemlemek, ayakkabılarının ayağına küçük gelmediğinden emin olmak, ayakta ağrı ya da şişlik olduğunda gecikmeden uzmana başvurmak önemlidir. Ayrıca çocukların farklı zeminlerde (kum, çim gibi) çıplak ayakla yürümesine fırsat vermek de ayak gelişimini destekler.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çocuklarda en az iki çift günlük ayakkabı dönüşümlü kullanılmalı</strong></p>
<p>Çocuklarda ayak sağlığını korumak için yapılması gereken pratik önerilerini de sıralayan Öğr. Gör. Muharrem Tosun, “Çocuklara ayakkabı alırken mutlaka akşam saatlerini tercih etsinler çünkü gün içerisinde ayaklar şişip 0,5-1 numara kadar büyüyebilir. Çocuklarda en az iki çift günlük ayakkabı dönüşümlü kullanılmalı. Aynı ayakkabı sürekli giyildiğinde iç astar kurumadan tekrar kullanılır ve bu da mantar ve kötü koku riskini artırır. Ayak hijyenine dikkat etsinler, çoraplar her gün değiştirilmeli ve pamuk, bambu içerikli olmalıdır. Tırnaklar çok kısa olmayacak şekilde küt olarak kesilmeli. 5-6 aylık periyodlarla çocukların ayak numaralarını ölçüp ve ayakkabıyla olan uyumunu gözlemlemeliler. Çocukların ayaklarını ihmal etmeyin.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayakkabi-seciminde-oncelik-rahatlik-esnek-taban-ve-dogru-numara-576694">Ayakkabı seçiminde öncelik; rahatlık, esnek taban ve doğru numara!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: İzmir&#8217;in huzurunu, keyfini, tadını arıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmirin-huzurunu-keyfini-tadini-ariyoruz-576612</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[huzurunu]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[keyfini]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[tadını]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576612</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Planlama Ajansı’nın (İZPA) bugüne kadar yaptığı çalışmaların bir özetini yurttaşlarla paylaştığı “İz’in Peşinde Şehrin İçinde” sergisi İzmirli basın mesupları ile buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmirin-huzurunu-keyfini-tadini-ariyoruz-576612">Başkan Tugay: İzmir&#8217;in huzurunu, keyfini, tadını arıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Planlama Ajansı’nın (İZPA) bugüne kadar yaptığı çalışmaların bir özetini yurttaşlarla paylaştığı “İz’in Peşinde Şehrin İçinde” sergisi İzmirli basın mesupları ile buluştu. Sergide İZPA’nın 2030 yılından 2054’e ve oradan 2074’e uzanan zaman diliminde İzmir’e dair planları, vizyonu, kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri anlatıldı. İzmirlilere katılımcılık çağrısı yapan Başkan Dr. Cemil Tugay, “İzmir’in huzurunu, İzmir’in keyfini, İzmir’in tadını arıyoruz. O güzellikleri tekrar herkesin en iyi şekilde hissetmesini sağlamak için çaba gösteriyoruz” dedi.  </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve gelir gelmez yeniden yapılanma sürecini başlattığı İzmir Planlama Ajansı’nın (İZPA) 450 günde yürüttüğü planlama, strateji ve katılım süreçlerini anlatan “İz’in Peşinde Şehrin İçinde” sergisi, basın mensuplarını misafir etti. “Bu sergi kentin aklından geçenleri izliyor” sloganıyla Kültürpark Pakistan Pavyonu’nda hazırlanan ve açıldığı 30 Ağustos’tan itibaren 15 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlayan serginin basın buluşmasına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İZPA Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları, ulusal ve yerel basının temsilcileri katıldı. 21 Eylül’e kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek sergide, İZPA’nın kentin gelecek 50 yılına yön verecek eylem planları sergilendi. </p>
<p><strong>“Kimse inanmazsa inanmasın, ben inanıyorum”</strong><br />Sergide basın mensuplarına İZPA’nın yapısı, yaşadığı dönüşüm ve çalışmaları hakkında bilgi veren Başkan Dr. Cemil Tugay, “İzmir’de gerçekten takdir edilmesi gereken çağdaş ve yenilikçi bir kamu yönetimi anlayışına sahip bir ekip yetişiyor. Adeta bir okul gibi bu ekibin içerisine giren insanlar kendilerini geliştiriyorlar ve yeni çalışmalar ortaya koyuyorlar. Bu tür kurumlar Türkiye’de hep çalışırlar ama hayatımıza dokunmazlar gibi düşünülür. Genelde böyle bir önyargıyla bakılır. İnsanlar bu tür işlere göstermelik işler olarak bakar. Çok net ifade etmek istediğim şey şu; kimse inanmazsa inanmasın, ben inanıyorum. Emin olun çok inanıyorum. Benimle beraber bu fikrin gelişmesini sağlayan arkadaşlarımız da inanıyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Katılımcılık vurgusu yaptı</strong><br />İZPA’nın bir buçuk yıllık süreçte ortaya koyduğu çalışmaları anlatan Başkan Tugay, Pakistan Pavyonu’nda sergilenen çalışmaların, analizlerin bilimsel veriler ışığında oluşum aşamaları hakkında bilgi verdi.  Yapılan çalışmaların bir akademik yıla sığmayacak kadar çok ve değerli işler olduğunu söyleyen Başkan Tugay, katılımcılık vurgusu yaparak bu çalışmalara destek verilmesi gerektiğini belirtti. Tugay, “İyi bir şey yapıldığında, onun iyi bir şey olduğunu görüp, anlayıp takdir etmek gerekiyor” dedi. </p>
<p><strong>“Hoş nutuklar çekmek güzel ama sorunları çözemedikçe anlamı yok” </strong><br />Başkan Tugay, İZPA’nın yaptığı çalışmaların kimisinin kaynakların verimli kullanılması için yol gösterici olduğunu, kimisinin yapılan hataları gösterdiğini, kimisinin mekânsal planlamanın doğru yapılmasını sağladığını belirterek “Bize, doğru çalışmanın ne olduğunu öğretiyor. Doğru çalışma, işi bilen insanlardan, bilim insanlarından faydalanmak ve doğru bilgiyi paylaşmaktır. Dünyayı ancak bu kurtarabilir. Eğer dünya bize, bizden sonraki nesillere lazımsa, bilgiye sığınacağız. Bilgi sahibi, çalışkan insanlara destek olmayı öğreneceğiz. Onlarla beraber çalışmayı öğreneceğiz. Tahminler üzerine değil veriler üzerine çalışmalar yapacağız. Hoş görünmek, hoş nutuklar çekmek güzel ama sorunları çözemedikten sonra bunların hiçbir anlamı yok. Biz bu dönem, şehrimizin bilgi ve deneyim sahibi insanları, hocaları, eğitimli ve iyi niyetli insanlarıyla beraber bu şehri yönetmeye çalışıyoruz. Sadece kendi aramızda dar kadroyla bir şeyler yapmanın sorunları çözemeyeceğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“İzmir’in huzurunu, İzmir’in keyfini, İzmir’in tadını arıyoruz”</strong><br />İZPA öncülüğünde İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan komisyonları, çalışma gruplarını, tematik konseyleri hatırlatan Başkan Tugay, “Samimiyiz, doğru ve dürüst bir şekilde işimizi iyi yapmaya çalışıyoruz. Başka hesabımız yok. Ben İzmir’in duyarlılıklarına, kendi kültüründen gelen bilgeliğine inanarak biraz güven talep ediyorum, başka bir şey değil. Kişisel olarak bana değil, ama belediyede beraber çalıştığımız birbirinden değerli arkadaşlarımıza güven talep ediyorum. Onlar,  gerçekten İzmir’i, Türkiye’yi seven insanlar. Dünyaya ve yaşama saygısı olan insanlar. İzmir’in huzurunu, İzmir’in keyfini, İzmir’in tadını arıyoruz. O güzellikleri tekrar herkesin en iyi şekilde hissetmesini sağlamak için çaba gösteriyoruz. En çok bunun için mücadele etmeye değer. İnsanların güveniyle beraber katılımları olursa çok daha başarılı olacağız” dedi.  </p>
<p><strong>İZPA Başkanı Velibeyoğlu: İZPA bir buçuk yılda önemli yol kat etti</strong><br />Buluşmada İZPA’nın yürüttüğü çalışmalar ve sergi hakkında basın mensuplarına sunum yapan İZPA Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, “İzmir Planlama Ajansı, bir buçuk yıl önce yeniden yapılandı ve çalışmalarına başladı. Bu süre içerisinde önemli yol kat etti. İZPA’nin temelde üç fonksiyonu var.  Birincisi, bilgiye dayalı analiz, veriye dayalı analiz ve objektif analiz, hepimizin ihtiyacı olan şey. Doğru bilgiye ulaşmak için buna sahip olmamız gerekiyor. Yaptığımız çalışmalar, analizler belirli bir olgunluğa geldi. İkinci fonksiyonumuz, birlikte üretmek, birlikte karar vermek, birlikte tanımlamak ve birlikte çalışmanın bir parçası olabilmek. Üçüncüsü ise etki yaratmak. Yaptığımız her işin mutlaka bir sonuca ulaşması ve bir etki yapması lazım. Bu çalışmaların sonucunu sergide eylem planları olarak görmek mümkün” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Her yaptığımız işte bu üçlü ufkun izi var”</strong><br />Kentin geleceğine bakma yönünde yürütülen çalışmaları anlatan Velibeyoğlu, “İlk çalışmalarımız kentin 50 yıllık geleceğine bakmak olarak çıktı. Buna sıfır noktasından başladık. Çünkü gelecek, bugünden başlıyor. Bizim bugün attığımız ilk adım, gelecek 50 yılın nasıl geçeceğine dair bir işaret. İlerlediğimiz her noktada da o hedeflere ulaşmaya yönelik geriye doğru bizim için bir yol haritası. Üç ufukta görmeye çalıştık. 2030 hedefimiz var. 2030’da iklim değişikliği ve yaşadığımız bütün etkiler var. 2054 hedefimizde ise kentimizin planları ne olacak, yaşadığımız alanlar ne olacak, yaşam alanlarımız daha kaliteli nasıl olabilir bunun üzerine çalışıyoruz. 2074 hedefimiz ise bizim için bir pusula. Nereye gittiğimizi nereden bileceğiz? Bunu dünyayla birlikte nasıl yapacağız? Buna üçlü bir ufuk şeklinde bakmaya çalıştık. Her yaptığımız işte bu üçlü ufkun izi var” dedi. </p>
<p><strong>Basın mensuplarıyla İzmir anketi </strong><br />Koray Velibeyoğlu, sergide yer alan çalışmalar hakkında basın mensuplarını bilgilendirdi. Sergiyi 10 gün içinde 15 bin ziyaretçinin gezdiğini ifade eden Velibeyoğlu, sergide karekod ile İzmir’in sorunları ve ihtiyaçlarına dair yapılan anketler hakkında verileri anlattı. Ardından basın mensuplarını ankete katılmaya davet eden Velibeyoğlu, canlı olarak cep telefonları aracılığıyla basın mensuplarının görüşlerini aldı. Canlı ekranda basın mensuplarının İzmir ile ilgili ankete dair verileri yansıtılırken en önemli sorunlar arasında deprem, ulaşım, iklim krizi, çevre sorunları gibi konular yer aldı.</p>
<p><strong>Sergide dört bölüm yer alıyor</strong><br />Dört ana bölümden oluşan sergide, hem ajansın çalışma yöntemlerine hem de İzmir’in bugününü ve geleceğini nasıl düşündüğüne dair bir çerçeve sunuluyor. Serginin ilk bölümünde, kentle ilgili güncel çevresel ve mekânsal riskleri anlamaya yönelik analiz çalışmaları yer alırken, ikinci bölüm bu analizlerden beslenen eylem planları ve İZPA tarafından hazırlanan yayınlardan oluşuyor. Ajansın gerçekleştirdiği İzmir’i birlikte düşünme ve birlikte şekillendirmeyi amaçlayan katılımcılık odaklı çalışmalar ise serginin üçüncü bölümünde kendisine yer buluyor. Serginin dördüncü ve son bölümünde ise ajansın, 2030 yılından 2054’e ve oradan 2074’e uzanan zaman diliminde İzmir’e dair planları, vizyonu, kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri paylaşılıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmirin-huzurunu-keyfini-tadini-ariyoruz-576612">Başkan Tugay: İzmir&#8217;in huzurunu, keyfini, tadını arıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme kanserinin erken evrede doğru teşhis ve tedavisine yönelik proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-erken-evrede-dogru-teshis-ve-tedavisine-yonelik-proje-576341</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 09:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[evrede]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisine]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576341</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi Eczacılık Teknolojisi Bölümü Radyofarmasi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Meliha Ekinci’nin yürütücülüğünü yaptığı “99mTc ile işaretli lapatinib ditosilat içeren nanopartiküllerin meme kanserini görüntüleme potansiyelinin in vitro ve in vivo çalışmalar ile araştırılması” başlıklı proje, TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-erken-evrede-dogru-teshis-ve-tedavisine-yonelik-proje-576341">Meme kanserinin erken evrede doğru teşhis ve tedavisine yönelik proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi Eczacılık Teknolojisi Bölümü Radyofarmasi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Meliha Ekinci’nin yürütücülüğünü yaptığı “99mTc ile işaretli lapatinib ditosilat içeren nanopartiküllerin meme kanserini görüntüleme potansiyelinin in vitro ve in vivo çalışmalar ile araştırılması” başlıklı proje, TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Proje kapsamında, meme kanserine yönelik erken teşhise katkı sağlamak amacıyla, HER2 pozitif meme kanserinin tanısında kullanılabilecek yeni bir radyofarmasötik geliştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite, sağlık temalı araştırma üniversitemiz, sağlık alanında yenilikçi projeler üretmeye devam ediyor. Bu değerli çalışmalar, üniversitemizin araştırma ve inovasyon vizyonuna önemli katkılar sunuyor. Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinin erken tanısına yönelik gerçekleştirdikleri projeleri TÜBİTAK tarafından kabul gören Eczacılık Fakültesi öğretim üyemiz Doç. Dr. Meliha Ekinci ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Meliha Ekinci, “HER2 reseptörüne yüksek afinite gösteren ve meme kanseri tedavisinde FDA onaylı bir tirozin kinaz inhibitörü olarak kullanılan lapatinib ditosilat içeren nanopartiküler formülasyonları, 99mTc ile radyoişaretleyerek ‘99mTc-lapatinib ditosilat nanopartikülü’ formunda yeni bir radyofarmasötik geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu yeni radyofarmasötiğin, hücre kültürü ve in vivo biyodağılım çalışmaları ile meme kanseri hücrelerine olan afinitesini değerlendireceğiz. Projemizle, kanserin erken evrede doğru teşhis ve tedavisinin önemine vurgu yaparak, sintigrafik görüntüleme gibi fizyolojik değişiklikleri tespit etmeye yönelik non-invaziv görüntüleme tekniklerinin tanıdaki etkinliğini artırmayı amaçlıyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-erken-evrede-dogru-teshis-ve-tedavisine-yonelik-proje-576341">Meme kanserinin erken evrede doğru teşhis ve tedavisine yönelik proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte her bitkisel çay masum değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-her-bitkisel-cay-masum-degil-576338</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 09:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne adayları için çok özel ve heyecanlı bir dönem olan hamilelikte, bilgi kirliliği de çokça görülebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-her-bitkisel-cay-masum-degil-576338">Hamilelikte her bitkisel çay masum değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anne adayları için çok özel ve heyecanlı bir dönem olan hamilelikte, bilgi kirliliği de çokça görülebiliyor. Özellikle de annelik duygusunu ilk kez yaşayan kadınlar; çevreden gelen iyi niyetli tavsiyeler, sosyal medya paylaşımları ve kulaktan dolma bilgiler arasında çoğu zaman kafa karışıklığı yaşayıp bazı hatalara düşebiliyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Sinem Bostan Kayaoğlu</strong>, “Hamilelikte doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmak kritik önem taşıyor. Oysa toplumumuzda doğru sanılan bazı yanlış inanışlar çok sık karşımıza çıkıp, anne ve bebeğin sağlığını ciddi şekilde riske atabiliyor. Kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel doğrularla ilerlemek, hamileliği, doğumu ve lohusalığı sağlıklı ve huzurlu kılar. Sağlıklı nesiller, bilinçli annelerin doğru adımlarıyla başlar” diyor. Dr. Kayaoğlu, hamilelik sürecinde en sık yapılan 6 hatayı ve doğrularını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>“İki kişilik yemek”: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>“Artık iki canlısın, iki kişilik yemelisin.” cümlesi gebelikte en sık duyulan ve uygulanan yanlışlardan biridir. Hamilelik sürecinde annenin enerji ihtiyacı elbette ki artar; fakat sanılanın aksine bu kadar büyük ölçekte değildir. Günlük beslenmeye ortalama olarak 300–350 kalori eklemek çoğu zaman yeterli olacaktır. Önemli olan porsiyonu arttırmak değil, çeşitli, dengeli ve besin değeri yüksek gıdaları tercih etmektir.</p>
<ul>
<li><strong>Folik asite geç başlamak: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Anne karnındaki bebeklerde beyin ve omurilik taslağı olan nöral tüpün gelişimi ve kapanması gebeliğin erken haftalarında gerçekleşir. Bu dönemde oluşan aksaklıklar, beyin ve omurgayı koruması gereken kemiklerde anatomik bozukluklara yol açabilir. Nöral tüpün doğru şekilde kapanması için folik asite gebelik planlaması sürecinde başlanmalıdır. “Hamile kalınca başlarım” şeklindeki düşünce risk yaratabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Doğal olan zararsızdır: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Dr. Sinem Bostan Kayaoğlu “Toplumda oldukça yaygın olan bu yaklaşım gebelikte ciddi riskler doğurabilir. Örneğin; bazı bitkisel çaylar rahim kasılmalarını tetikleyerek erken doğum veya düşük riskini artırabilirken; alınan bazı doğal takviyeler ise kullanılmakta olan ilaçlarla etkileşime girerek zararlı sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle gebelik sürecinde doktor onayı olmadan hiçbir ilaç, vitamin ya da bitkisel ürün kullanılmamalıdır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Hamile kadın yatıp dinlenmeli: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Sağlıklı seyreden gebeliklerde hareket çok önemli olsa da mutlaka doktora danışılmalıdır. Egzersiz yapmak konusunda risk oluşturacak durumlar dışında, başlangıç için en uygun zaman gebeliğin 3. ayından sonradır. Egzersiz yapmak; kilo alımının kontrollü olmasına, ödemleri azaltmaya, uykuyu düzenlemeye, doğumu kolaylaştırmaya ve gebelikten lohusalığa ruhen ve bedenen daha sağlıklı geçmeye yardımcı olur.  </p>
<ul>
<li><strong>Hamileyken diş tedavisi yapılmaz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Hormonal değişim diş eti hassasiyetini artırdığından çürük, diş eti kanamaları ve iltihabi durumlar gebelik döneminde daha kolay gelişebilmektedir. Tedavinin ertelenmesi annenin yaşam kalitesini bozmakla kalmayıp erken doğum riskini artırabilir. Özellikle ikinci üç aylık dönemde lokal anesteziyle uygulanabilecek diş temizliği, dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi vb işlemler hekim onayıyla güvenle yapılabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Doğuma hazırlığı ertelemek: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Dr. Kayaoğlu “Hamilelikte özellikle doğumun fizyolojisini ve doğumda karşılaşılabilecek durumları öğrenmek; doğum ekibiyle işbirliği içerisinde kalınmasını desteklerken, anne adayının süreç içindeki kontrol duygusunu da güçlendirmektedir.  Hamilelikte kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel doğrularla ilerlemeniz; gebeliğinizin daha huzurlu, doğumuzun daha güçlü ve lohusalığınızın daha sağlıklı olması için size ışık olacaktır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-her-bitkisel-cay-masum-degil-576338">Hamilelikte her bitkisel çay masum değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi Tasarım/Good Design İzmir_10&#8217;a doğru ilk durak: Kamusal Dersler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iyi-tasarim-good-design-izmir_10a-dogru-ilk-durak-kamusal-dersler-576326</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 08:45:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[design]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eylül]]></category>
		<category><![CDATA[good]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576326</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir, eylül ayı içerisinde ön atölyelerle ve söyleşilerle başlayacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyi-tasarim-good-design-izmir_10a-dogru-ilk-durak-kamusal-dersler-576326">İyi Tasarım/Good Design İzmir_10&#8217;a doğru ilk durak: Kamusal Dersler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir, eylül ayı içerisinde ön atölyelerle ve söyleşilerle başlayacak. “Dirlik” temasıyla yapılacak etkinlik 7 Kasım’a kadar devam edecek. Program kapsamında “Açık Sınıf: Bergama Vapuru’nda Kamusal Dersler” ise 20 Eylül Cumartesi günü başlayacak. İzmir Akdeniz Akademisi’nin kente armağan ettiği en önemli tasarım buluşmalarından biri olan İyi Tasarım İzmir, bu yıl 10’uncu kez düzenleniyor. “Dirlik” temasıyla yapılacak etkinlik eylül ayı içeresinde ön atölyelerle ve söyleşilerle başlayacak ve 7 Kasım’a kadar kentin farklı noktalarında İzmirlilerle buluşacak. Bu kapsamda düzenlenen “Açık Sınıf: Bergama Vapuru’nda Kamusal Dersler” başlıklı programda ilk ders, 20 Eylül Cumartesi günü, 10.30’da yapılacak. Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Öğr. Üyesi Turgay Gülpınar, “Gecekonduyu Özneleşme Üzerinden Düşünmek: Kolektif Yaratıcılıktan Devrimci Potansiyele” başlıklı dersiyle katılımcılarla buluşacak. 1 Kasım’a kadar Bergama Vapuru’nda “Açık Sınıf: Kamusal Dersler”, 17 Ekim’deki resmi açılış öncesinde atölye programlarının ilk adımı olacak. 1 Kasım’a kadar her cumartesi 10.30–12.30 saatleri arasında Konak İskelesi’nde demirli Bergama Vapuru’nda yapılacak dersler, dünyaca ünlü Brezilyalı eğitimci, filozof ve eleştirel pedagojinin etkili kuramcılarından biri kabul edilen Paulo Freire’nin özgürleştirici eğitim anlayışından esinle yeni bir öğrenme deneyimi sunacak. Katılımcılar yalnızca dinlemekle kalmayacak; yazacak, paylaşacak ve kolektif belleğe iz bırakacak. İyi Tasarım İzmir nedir? 2016 yılından bu yana İzmir Akdeniz Akademisi tarafından düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir, Akdeniz ölçeğinde dünya meselelerine odaklanan tasarım çalışmalarını İzmir’de bir araya getiren kapsamlı bir kamusal program. Her yıl belirlenen temalar etrafında sergiler, paneller, atölyeler, film gösterimleri ve farklı etkinliklerle hem yerel hem uluslararası tasarım topluluklarını buluşturan program, kentin tasarım kapasitesini eşitlikçi, işbirlikçi ve katılımcı bir yaklaşımla artırmayı hedefliyor. Türkiye’de sayılı, İzmir’de ise tek uzun soluklu tasarım etkinliği olan İyi Tasarım/Good Design İzmir, 10’uncu yılında “Dirlik” teması ve “Şehirde Tasarım Var” sloganıyla kenti yeniden Akdeniz’in ve dünyanın tasarım odaklı tartışmalarının merkezi haline getirmeyi amaçlıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyi-tasarim-good-design-izmir_10a-dogru-ilk-durak-kamusal-dersler-576326">İyi Tasarım/Good Design İzmir_10&#8217;a doğru ilk durak: Kamusal Dersler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>3.Sup Cup Kemer&#8217;e doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/3-sup-cup-kemere-dogru-575073</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 21:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[cup]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[sup]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sup Cup Organizatörü Orkun Küçükemiroğlu, Kemer Belediyesi sponsorluğunda bu yıl 29 Ekim 1 Kasım tarihleri arasında üçüncüsü düzenlenecek olan Sup Cup Kemer Yarışları öncesi Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nu ziyaret etti. Ziyarette Kemer Belediye Meclis Üyesi Cansın Efir de yer aldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-sup-cup-kemere-dogru-575073">3.Sup Cup Kemer&#8217;e doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sup Cup Organizatörü Orkun Küçükemiroğlu, Kemer Belediyesi sponsorluğunda bu yıl 29 Ekim 1 Kasım tarihleri arasında üçüncüsü düzenlenecek olan Sup Cup Kemer Yarışları öncesi Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nu ziyaret etti. Ziyarette Kemer Belediye Meclis Üyesi Cansın Efir de yer aldı. </p>
<p>Ziyaret sırasında son yıllarda Türkiye’de daha fazla ilgi görmeye başlayan Sup sporu ve bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan yarışlar hakkında fikir alışverişinde bulunuldu. </p>
<p>Başkan Topaloğlu, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Bu yıl üçüncüsü yapılacak olan organizasyona Kemer Belediyesi olarak destek veriyoruz. Türkiye’nin en önemli spor destinasyonları arasında yer alan Kemer’de bu tür etkinliklerin olması ilçemizin tanıtımına da katkı sağlıyor. Organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ediyorum ve yarışlara katılacak olan sporculara şimdiden başarılar diliyorum.” dedi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-sup-cup-kemere-dogru-575073">3.Sup Cup Kemer&#8217;e doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı bir cilt için önce bağırsaklarınızı iyileştirin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-cilt-icin-once-bagirsaklarinizi-iyilestirin-574805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 11:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsaklarınızı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştirin]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyota]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cildinizde sık sık döküntüler, sivilceler ya da kuruluk mu yaşıyorsunuz? Sorunun kaynağı düşündüğünüzden çok daha derinlerde, bağırsaklarınızda olabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-cilt-icin-once-bagirsaklarinizi-iyilestirin-574805">Sağlıklı bir cilt için önce bağırsaklarınızı iyileştirin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cildinizde sık sık döküntüler, sivilceler ya da kuruluk mu yaşıyorsunuz? Sorunun kaynağı düşündüğünüzden çok daha derinlerde, bağırsaklarınızda olabilir. Sağlıklı bir cildin temeli sağlıklı bağırsaklardan geçiyor. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, bağırsak sağlığının cilt hastalıklarıyla olan doğrudan ilişkisine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p><strong>Sağlıklı bir cilt için sadece kozmetik ürünler ya da dışarıdan yapılan uygulamalar yeterli değil. “Bağırsak mikrobiyotasının dengesi, cilt sağlığının temel belirleyicilerinden biri” diyen Prof. Dr. Murat Baş, bağırsak sağlığı ile cilt hastalıkları arasındaki ilişkinin önemli olduğunu vurguluyor…</strong></p>
<p>Bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca bakteri sadece sindirimi değil, bağışıklık sistemini ve cilt sağlığını da etkiliyor. Prof. Dr. Murat Baş, bağırsaklarda yer alan mikrobiyal dengenin bozulmasının birçok cilt hastalığını tetikleyebileceğini belirterek, “Sağlıklı bir bağırsak, cilt hastalıklarından korunmamız açısından çok önemli. Mikrobiyotadaki değişiklikler; rosacea, alopesi areata (saçkıran), hidradenitis suppurativa, eritema nodozum, pyoderma gangrenosum ve sedef gibi hastalıklara yol açabilir” diyor.</p>
<p>Bağırsak mikrobiyotasını etkileyen en önemli faktörlerin başında ise beslenme geliyor. Prof. Dr. Murat Baş, “Diyetin türü ve içeriği mikrobiyota bileşimini doğrudan etkiler. Ayrıca gereksiz antibiyotik kullanımı da yararlı bakterileri öldürerek dengeyi bozabilir. Egzersiz mikrobiyal çeşitliliği artırırken, genetik faktörler de bu yapının şekillenmesinde rol oynar” ifadelerini kullanarak sağlıklı bağırsak tanımında bütüncül yaklaşımın esas alınması gerektiğini belirtiyor. “Sağlıklı bir bağırsak, yapısal ve işlevsel olarak iyi durumda olan ve mikrobiyotasının dengeli olduğu bir bağırsaktır. Bu noktada mikrobiyal çeşitlilik ve faydalı bakterilerin varlığı önemli” diyen Prof. Dr. Murat Baş, bütüncül yaklaşımın bu yapının değerlendirilmesinde en doğru yöntem olarak öne çıktığını vurguluyor. </p>
<p><b><strong>En Çok Önerilen Akdeniz Tipi Beslenme</strong></b></p>
<p>Beslenme düzeni hem bağırsak hem de cilt sağlığını doğrudan etkiliyor. Prof. Dr. Murat Baş’a göre badem gibi kuruyemişler kırışıklıkları azaltabiliyor, soya fasulyesi ise cilt nemini artırarak özellikle menopoz dönemindeki kadınlar için fayda sağlayabiliyor. Soya, içerdiği östrojen benzeri izoflavonlar sayesinde ciltteki kuruluk, kırışıklık ve yara iyileşmesine olumlu katkı sağlıyor.</p>
<p>Mikrobiyota ve cilt sağlığı için en çok önerilen beslenme modelinin Akdeniz tarzı beslenme olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş; sebze, meyve, zeytinyağı, balık ve tam tahıllar gibi doğal ve çeşitli gıdaları içeren bu beslenme biçiminin, sağlıklı bakterilerin bağırsakta çoğalmasına katkıda bulunduğunu belirtiyor. </p>
<p>Sağlıklı bir bağırsak ve cilt için yaşam tarzının da etkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, şu önerilerde bulunuyor:</p>
<ul>
<li>Bolca kahkaha atın</li>
<li>Dengeli ve doğal beslenin</li>
<li>Egzersizi hayatınızdan eksik etmeyin</li>
<li>Stres yönetimine önem verin</li>
<li>Üretken olun, hayattan keyif alın</li>
<li>Kendinize dinlenme alanı yaratın</li>
<li>Sevdiklerinizle zaman geçirin</li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Murat Baş, iç dengenin dış görünüşle doğrudan bağlantılı olduğunu hatırlatarak, cilt sağlığı için bağırsakların da ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor: “İçeride ne varsa dışarıya o yansır. Cildin güzelliği dışarıdan değil, içeriden başlar. Bağırsak sağlığınızı korumadan cildinizi tam anlamıyla iyileştiremezsiniz”…</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-cilt-icin-once-bagirsaklarinizi-iyilestirin-574805">Sağlıklı bir cilt için önce bağırsaklarınızı iyileştirin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Renkli beslenin, sağlıklı yaşayın&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/renkli-beslenin-saglikli-yasayin-573505</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 07:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[detoks]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[renkli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[seminer]]></category>
		<category><![CDATA[yaşayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşamı desteklemek ve doğru beslenme alışkanlıklarını teşvik etmek amacıyla seminerler düzenlemeye devam ediyor. Bu kapsamda gerçekleşen “Detoks ve Beslenmede Doğru Yaklaşımlar” seminerinde katılımcılara “Renkli beslenin, sağlıklı yaşayın” önerisinde bulunuldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/renkli-beslenin-saglikli-yasayin-573505">&#8220;Renkli beslenin, sağlıklı yaşayın&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşamı desteklemek ve doğru beslenme alışkanlıklarını teşvik etmek amacıyla seminerler düzenlemeye devam ediyor. Bu kapsamda gerçekleşen “Detoks ve Beslenmede Doğru Yaklaşımlar” seminerinde katılımcılara “Renkli beslenin, sağlıklı yaşayın” önerisinde bulunuldu.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR, SAĞLIKLI YAŞAMI DESTEKLİYOR</b></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı faaliyet gösteren Kocaeli Anne Şehir Merkezi Mimoza’da, sağlıklı yaşam ve beslenme alışkanlıklarını desteklemek amacıyla düzenlenen “Detoks ve Beslenmede Doğru Yaklaşımlar” semineri gerçekleştirildi.</p>
<p><b>“RENKLİ BİR HAYAT İÇİN, RENKLİ BESLENİN”</b></p>
<p>Semineri gerçekleştiren diyetisyen Seval Taşkan, detoks süreciyle ilgili doğru bilinen yanlışlara değinerek, vücudun toksinlerden arınmasında doğal beslenmenin önemine dikkat çekti. Taşkan, detoksun yalnızca aç kalmak ya da tek tip beslenmek anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Karaciğer, böbrek, bağırsak ve lenf sistemi vücudumuzun doğal detoks organlarıdır. Doğru beslenme alışkanlıklarıyla bu organları desteklemek, toksinlerden sağlıklı bir şekilde arınmanın en etkili yoludur. Renkli bir hayat için, renkli beslenin. Doğal antioksidanlardan zengin sebze, meyve, baharat ve sağlıklı yağlar, toksin yükünü azaltmada en büyük destekçilerimizdir” dedi.</p>
<p><b>DETOKSLA TAZELENEN BİR GÜN</b></p>
<p>Seminer boyunca katılımcılara detoks sürecinde doğru beslenme yöntemleri, antioksidanların sağlığa katkıları ve vücudu toksinlerden arındıran besinler hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Etkinlik sonunda ise sağlıklı yaşamı destekleyen detoks suyu tarifleri katılımcılarla paylaşıldı. Hazırlanan detoks suları ikram edilerek seminer keyifli bir şekilde tamamlandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/renkli-beslenin-saglikli-yasayin-573505">&#8220;Renkli beslenin, sağlıklı yaşayın&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bulut Yerine Doğrudan Cihazda: HONOR Magic V5&#8217;ten Yapay Zekâda Devrim</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bulut-yerine-dogrudan-cihazda-honor-magic-v5ten-yapay-zekada-devrim-571519</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 08:44:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[Tanıma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571519</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel yapay zekâ cihaz ekosisteminin öncüsü HONOR, Magic V5’in uluslararası sürümlerinde sektörün ilk cihaz içi büyük konuşma modelini duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bulut-yerine-dogrudan-cihazda-honor-magic-v5ten-yapay-zekada-devrim-571519">Bulut Yerine Doğrudan Cihazda: HONOR Magic V5&#8217;ten Yapay Zekâda Devrim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel yapay zekâ cihaz ekosisteminin öncüsü HONOR, Magic V5’in uluslararası sürümlerinde sektörün ilk cihaz içi büyük konuşma modelini duyurdu. Bu yenilik, çok dilli konuşma tanıma ve çeviri alanındaki temel teknik engelleri aşarak düşük gecikmeli akışlı tanıma ve büyük ölçekli modellerin verimli kullanımında önemli bir ilerlemeye işaret ediyor.</p>
<p>Üstelik bu teknolojiyi destekleyen iki araştırma makalesi, konuşma dili işleme alanının en prestijli etkinliği INTERSPEECH 2025’te ödüle layık görüldü.</p>
<p><strong>Gizlilik ve Yüksek Performans Bir Arada</strong></p>
<p>“Mevcut çeviri çözümleri çoğunlukla bulut altyapısına dayanıyor ve özellikle telefon görüşmeleri gibi hassas anlarda gizlilik endişelerine yol açıyor. Cihaz içi çözümler bu sorunu kısmen gidermeye çalışsa da, mobil cihazların sınırlı kapasitesi nedeniyle hız, doğruluk ve bellek kullanımı konusunda taviz vermek gerekiyor.</p>
<p>HONOR’un yeni teknolojisi ise bu engelleri ortadan kaldırarak, bulut seviyesinde bir deneyimi doğrudan cihaz üzerinde sunuyor ve böylece hem güçlü gizlilik hem de yüksek performans aynı anda sağlanıyor</p>
<p><strong>Cihaz İçi İletişim Avantajları </strong></p>
<p>HONOR’un yenilikçi çözümleri kullanıcılara birçok temel fayda sunuyor. Bellek kullanımında önemli bir verimlilik sağlanıyor; ihtiyaç 3-4 GB’den yalnızca 800 MB’a düşüyor ve %75 oranında depolama tasarrufu elde ediliyor. Bu paket altı dili (Çince, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca) içeriyor; her biri için ayrı ayrı 500 MB indirme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor ve yaklaşık 2,78 GB ek depolama alanı kazandırıyor.</p>
<p>Ayrıca teknoloji, “konuştukça çeviri” özelliğiyle gerçek zamanlı bir deneyim sunuyor. Cümlenin tamamlanmasını bekleyen geleneksel yöntemlerin aksine konuşma anında çeviri yaparak çıkarım hızında %38, doğrulukta ise %16 artış sağlıyor.</p>
<p><strong>INTERSPEECH 2025 Çığır Açan Araştırmalar</strong></p>
<p>İlk makale <em>“MFLA: Akışlı Konuşma Tanıma için Monotonik Sonlu İleriye Dönük Dikkat”</em>, cihazlarda düşük gecikme ve yüksek doğrulukta konuşma tanıma sorununu ele alıyor. HONOR’un, Sürekli Entegre Et ve Ateşle (CIF) tabanlı tahminleyiciyi Wait-k stratejisiyle birleştirmesi öne çıkan bir yenilik oluyor. Geleneksel Wait-k stratejileri makine çevirisinde başarılı sonuçlar verse de, konuşmanın sürekliliği nedeniyle otomatik konuşma tanımada yüksek hesaplama maliyetleri doğuruyor. HONOR’un CIF tabanlı tahminleyicisi, akustik özellikleri Wait-k stratejisinin gerektirdiği ayrık karar noktalarına uyarlayarak bu yöntemi konuşma alanına başarıyla aktarıyor.</p>
<p>İkinci makale <em>“Verimli ve Doğru Çok Dilli Konuşma Çevirisi için Yeni Parazitik Çift Ölçekli Modelleme”</em>, kaynak kısıtlı cihazlarda büyük konuşma modelleri için gerçek zamanlı çıkarım sınırlamalarını aşıyor. Şangay Jiao Tong Üniversitesi iş birliğiyle geliştirilen parazitik çift ölçekli spekülatif örnekleme stratejisi uç cihazlarda uygulanıyor ve model performansından ödün vermeden çıkarım hızında %38 artış sağlıyor.</p>
<p><strong>HONOR, Cihaz İçi Yapay Zekâda Yeni Bir Dönem Başlatıyor </strong></p>
<p>HONOR, cihaz içi yapay zekânın sınırlarını zorlamaya kararlılıkla devam ediyor. Bu yenilikçi teknoloji, gelecekte daha akıllı, daha güvenli ve daha kesintisiz insan–cihaz etkileşimlerinin önünü açıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bulut-yerine-dogrudan-cihazda-honor-magic-v5ten-yapay-zekada-devrim-571519">Bulut Yerine Doğrudan Cihazda: HONOR Magic V5&#8217;ten Yapay Zekâda Devrim</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kekemelik tedavisi kişiye özel olmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kekemelik-tedavisi-kisiye-ozel-olmali-568826</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 15:47:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Kekemelik]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[tamamen]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Dil ve Konuşma Terapisti Prof. Dr. Ahmet Konrot, çocuklarda 2 ila 5 yaş arasında ortaya çıkan kekemelik konusuna değindi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kekemelik-tedavisi-kisiye-ozel-olmali-568826">Kekemelik tedavisi kişiye özel olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Dil ve Konuşma Terapisti Prof. Dr. Ahmet Konrot, çocuklarda 2 ila 5 yaş arasında ortaya çıkan kekemelik konusuna değindi.</p>
<p><strong>Kekemelik kendiliğinden ortaya çıkıyor</strong></p>
<p>Kekemeliğin kendiliğinden ve 2 ile 5 yaşları arasında ortaya çıkan bir durum olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Kekemelik her 100 çocuktan beşinde gözlenir. Kekemeliğe müdahale, kişinin yaşına göre tamamen farklılık gösterir. Okul öncesi dönem, okul çağı, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinin her biri farklı yaklaşımlar gerektirir. Bu nedenle okul öncesi dönemdeki çocuklar için &#8216;ne kadar erken, o kadar iyi&#8217; prensibi geçerlidir. Diğer yaş gruplarında ise duruma özgü farklı yöntemler kullanılır. Kekemelik, ilk bakışta basit görünse de aslında yönetilmesi en zor konuşma bozukluklarından biridir. Çünkü bu durum sadece konuşan kişiyi değil, aynı zamanda ailesini ve sosyal çevresini de derinden etkileyen çok boyutlu bir sorundur.” dedi.</p>
<p><strong>Kekemelik terapisi nasıl yapılıyor</strong></p>
<p>Kekemelik terapisine ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Yaş fark etmeksizin, kekemelik terapisinde temelde iki ana yaklaşım bulunur, bunlar doğrudan ve dolaylı yöntemler. Özellikle okul öncesi dönemde sıkça başvurduğumuz dolaylı yöntemde, çocuğa müdahale etmek yerine çevresi düzenlenir. Bu, ailenin bakış açısını değiştirmeyi, onları bilgilendirmeyi ve sürece doğal gelişimin bir parçası olarak yaklaşmalarını sağlamayı içerir. Diğer yandan, doğrudan yöntemlerde ise değişim için farkındalık yaratmak esastır ve bu amaca yönelik terapiler uygulanır. En uygun yöntemi belirlerken çocuğun kişiliği, ailenin durumu ve dinamikleri gibi pek çok faktörü göz önünde bulundururuz. Bu nedenle, hangi yaşta olursa olsun, kekemelik tedavisi her zaman kişiye özel ve karmaşık bir süreçtir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Hedefimiz, bireyi daha iyi iletişim kurabilen bir kişi haline getirmek</strong></p>
<p>Kekemelik terapisinde üç yaklaşımın öne çıktığını dile getiren Prof. Dr. Ahmet Konrot, şöyle devam etti:</p>
<p>“Birincisi, klasik konuşma terapisi olan akıcılığın biçimlendirilmesidir. Bu yöntemde odak, çeşitli alıştırma ve egzersizlerle &#8216;kekemeliği nasıl kontrol edebilirim ve akıcılığı nasıl sağlayabilirim?&#8217; sorusuna cevap aramaktır. İkinci yaklaşım ise kekemeliğin yönetilmesidir. Burada amaç kekemeliği tamamen ortadan kaldırmak değil, &#8216;onunla nasıl başa çıkabilirim ve hayatımı nasıl daha rahat sürdürebilirim?&#8217; sorusuna odaklanmaktır. Üçüncü ve daha yeni bir yaklaşım ise bizim de Üsküdar Üniversitesi&#8217;nde uygulamaya başladığımız, kişinin konuşma şekline değil, iletişim becerilerini geliştirmeye odaklanan yöntemdir. Bu yaklaşımda hedefimiz, bireyi daha iyi iletişim kurabilen bir kişi haline getirmektir. Bu süreçte hem bireyin kendisiyle hem de ailenin farkındalığını artırmaya yönelik çalışırız. Görüldüğü gibi kekemelik, basit bir konuşma sorunundan çok daha karmaşık ve çok boyutlu bir konudur.&#8221;</p>
<p><strong>Dil ve konuşma terapistlerinin alanı çok geniş</strong></p>
<p>Dil ve konuşma terapistlerinin alanının çok geniş olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Görev tanımımız sadece dil ve konuşma bozukluklarını değil, aynı zamanda ses ve yutma bozukluklarını da kapsar. Bu alanların her biri kendi içinde derin ve farklı bir uzmanlık gerektirdiği için terapistler 4 yıllık kapsamlı bir eğitim alırlar. Örneğin, dudak-damak yarıklığı gibi ağız-yüz (orofasiyel) bozukluklarına bağlı sorunlarda, ameliyat öncesi ve sonrası için tamamen farklı terapi yaklaşımları gerekir. Bu noktada &#8216;yönetim&#8217; kelimesini sıkça kullanıyorum, çünkü ailelerin ilk sorusu &#8216;Bunu nasıl halledebilirim?&#8217; olsa da, asıl önemli olan &#8216;Bu sorunla nasıl baş edebilirim ve bu süreci nasıl yönetebilirim?&#8217; sorusudur. Sorunu ortadan kaldırma isteği anlaşılırdır, ancak süreci doğru yönetmek çok daha karmaşık ve önemlidir. Bu nedenle, her vakayı kişiye ve ailenin dinamiklerine özgü olarak, ayrı ayrı değerlendirmek zorundayız.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>&#8216;Kekemelik tamamen iyileşir mi?&#8217; gibi soruların kesin bir cevabı yok</strong></p>
<p>Dil ve konuşma bozukluklarının tanımı net olsa da yönetiminin son derece karmaşık ve çok değişkenli bir süreç olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ahmet Konrot, şöyle devam etti:</p>
<p>“Özellikle &#8216;Kekemelik tamamen iyileşir mi?&#8217; gibi soruların kesin bir cevabı yoktur. Sürecin nasıl ilerleyeceğini ancak yaşayarak görebiliriz. Bu belirsizlik nedeniyle bazı terapi yaklaşımları, kekemeliği tamamen yok etmeye odaklanmak yerine, bireyin &#8216;daha akıcı bir kekeme olarak bununla nasıl başa çıkabileceğine&#8217; odaklanır. Bilimsel veriler umut vericidir; özellikle okul öncesi dönemde doğru müdahalelerle kekemeliğin tamamen ortadan kalktığı vakalar kanıta dayalı araştırmalarla gösterilmiştir. Ancak bu, her çocukta aynı sonucun alınacağı anlamına gelmez. Biz istatistiklerle konuşuruz ve kanıta dayalı uygulamalarda bile her zaman bir hata payı ve olumsuz sonuç ihtimali kaçınılmazdır.&#8221;</p>
<p><strong>Dijital çağın çocukların konuşma becerileri üzerindeki etkisi </strong></p>
<p>İçinde yaşadığımız dijital çağın çocukların konuşma becerileri üzerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Konrot, <strong>&#8220;</strong>Pek çok soru aileler tarafından bana getirilir: &#8216;Tablet kullanmalı mı? Bu, çocuğun iletişim becerilerini bozar mı?&#8217; diye. İçinde yaşadığımız gerçeği bir görmemiz lazım. Ben WhatsApp&#8217;ta yazışırken düzgün cümleler kurmaya çalışıyorum ama bir genç &#8216;tamam&#8217; yerine &#8216;tmm&#8217; diye yazıyor. Şimdi hangisi doğru? Benim düzgün cümlelerle yazmam mı, yoksa WhatsApp&#8217;ın kendi jargonu mu? Dijital iletişimin de kendine özgü bir sistemi var ve o kendi mecrasını bulacak. İletişim becerilerini bozduğunu ya da bozmadığını söyleyebilecek kanıta dayalı araştırmaları yapmak mümkün olmadığı için de bunun cevabını vermek çok doğru olmaz.&#8221; şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kekemelik-tedavisi-kisiye-ozel-olmali-568826">Kekemelik tedavisi kişiye özel olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ETS ile Sanayide Dönüşüm Başlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ets-ile-sanayide-donusum-basliyor-567027</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Aug 2025 07:39:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Ets]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[şirket]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ural]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567027</guid>

					<description><![CDATA[<p>SKD Türkiye ve T.C. İklim Değişikliği Başkanlığı iş birliğinde düzenlenen “Karbonun Bedeli: ETS ile İş Dünyası Nasıl Dönüşecek?” başlıklı webinar, Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) sanayiye etkilerini ve karbon piyasalarındaki güncel gelişmeleri ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ets-ile-sanayide-donusum-basliyor-567027">ETS ile Sanayide Dönüşüm Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SKD Türkiye ve T.C. İklim Değişikliği Başkanlığı iş birliğinde düzenlenen “Karbonun Bedeli: ETS ile İş Dünyası Nasıl Dönüşecek?” başlıklı webinar, Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) sanayiye etkilerini ve karbon piyasalarındaki güncel gelişmeleri ele aldı. Webinarda konuşmacı olarak yer alan ClimeCo Türkiye İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ural, ETS’nin yalnızca bir regülasyon değil, aynı zamanda sanayi için kapsamlı bir dönüşüm programı olduğunu vurguladı.</strong></p>
<p>Gerçekleştirilen webinarda ETS (Emisyon Ticaret Sistemi) ile iş dünyasını bekleyen gelişmeleri paylaşan Ural, ETS’nin yalnızca bir regülasyon değil, aynı zamanda sanayide köklü bir dönüşüm programı olarak değerlendirilmesinin daha isabetli olacağının altını çizdi.</p>
<p>Bu sürecin, şirketlere global pazarda güven kazanarak erken pozisyon alma fırsatı sağlayacağını belirten Ural: “<em>Karbon fiyatlarının doğrudan maliyetlere yansıması, özellikle enerji yoğun sektörlerde rekabetçiliği zorlayabilir. Türkiye’nin bu alanda kaslarının güçlü olmaması, hazırlıksız yakalanma riskini artırıyor. Ayrıca AB’nin Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (CBAM), ihracatçılar için ETS uyumunu kritik hale getiriyor. Kendi ETS’mizin oluşturulmasını sağlayamazsak, ihracat tarafında ikinci bir maliyet baskısı oluşacak. Bu nedenle ETS’ye stratejik hazırlık, sadece iç pazarda değil uluslararası rekabette de avantaj sağlayacak.</em>” dedi.</p>
<p>Volkan Ural, konuşmasında şirketlerin bu süreci etkin bir şekilde yönetebilmeleri için kendi iç karbon fiyatlamalarını oluşturmalarını, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelmelerini, ayrıca tedarik zincirlerini sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda yeniden yapılandırmalarını önerdi.</p>
<p>Ural’a göre, ETS sürecindeki en temel zorluk ise veri toplama ve doğru raporlama. Karbon emisyonlarını henüz hesaplamayan şirketlerin, tesis bazlı altyapı kurarak verilerini MRV sistemine entegre etmeleri gerektiğine dikkat çeken Ural, bu doğrultuda dijital bir altyapının oluşturulmasının sürece önemli katkı sağlayacağını vurguladı.</p>
<p>Karbon maliyetlerinin artık şirket bütçelerinde ayrı bir kalem olarak yer alacağını ifade eden Ural, şu değerlendirmelerde bulundu: “<em>Karbon dengeleme mekanizmaları, bütçeye pozitif ya da negatif etkilerle entegre edilecek. Bu durum, sanayide yepyeni bir dönüşüm sürecini beraberinde getiriyor. Özellikle ağır sanayi şirketleri için karbon azaltım projeleri, birkaç yıl sürecek uzun vadeli yatırımlar gerektiriyor. Ancak bu yatırımlar, zamanla karbon kredisi üretimi ve sürdürülebilirlik açısından önemli avantajlar sağlayacak. Bu dönüşüm, şirketlerin rekabet gücünü koruyabilmesi açısından kaçınılmaz. Bu nedenle regülasyonların da iş dünyasını destekleyici nitelikte olması büyük önem taşıyor. SKD Türkiye gibi sivil toplum kuruluşlarının bilgilendirme çalışmaları kritik rol oynuyor; zira ETS gibi konular, ilk etapta yalnızca yeni bir maliyet unsuru olarak algılanabiliyor. Bu refleksi kırmak ve sürecin aslında küresel pazarda yeni fırsatlar sunduğunu anlatmak gerekiyor. Türkiye’nin CBAM ile ETS entegrasyonunu doğru şekilde sağlaması halinde, uluslararası arenada pozitif bir ayrışma yaşayacağına yürekten inanıyorum.</em>”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ets-ile-sanayide-donusum-basliyor-567027">ETS ile Sanayide Dönüşüm Başlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Disiplinin altın kuralı, kibar ve kararlı olmak!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/disiplinin-altin-kurali-kibar-ve-kararli-olmak-566606</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2025 08:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kilit]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566606</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, çocuk disiplininde ödül-ceza dengesinin nasıl kurulması gerektiği ve doğru disiplin yöntemlerinin nasıl uygulanması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/disiplinin-altin-kurali-kibar-ve-kararli-olmak-566606">Disiplinin altın kuralı, kibar ve kararlı olmak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, çocuk disiplininde ödül-ceza dengesinin nasıl kurulması gerektiği ve doğru disiplin yöntemlerinin nasıl uygulanması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Önemli olan, davranışın artırılması ya da azaltılması…</strong></p>
<p>Çocukların disiplinin 3 yaşından itibaren başladığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Ardından her yaşa uygun şekilde bir disiplin verilerek devam eder. Disiplin, edimsel koşullandırma sistemiyle başlatılır.” dedi.</p>
<p>Edimsel koşullandırmanın, pekiştireçler ve cezalandırıcıları içeren bir süreç olduğunu aktaran Kilit, “Burada önemli olan, çocuğun yapmış olduğu bir davranışın arttırılması veya azaltılması yönündeki sistemlerdir. Mesela, çocuk yeni yemekleri tatmak istemiyorsa pozitif pekiştireçlerle davranış artırılabilir. Çocuk evde pişen yemeği tattıktan sonra, hemen arkasından onun sevmiş olduğu yemekten biraz vererek yeni yemekleri tatma davranışını pekiştirebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Her zaman ödül vermek rüşvete dönüşebilir!</strong></p>
<p>Ödül-ceza mekanizmasında unutulmaması gereken en önemli noktanın, üç ödüle karşılık bir ceza olması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Esas olan ödül mekanizmasıyla gitmektir. Ama buradaki en büyük risk, ödülün rüşvete dönüşmemesi gerekliliği. Yani çocuğa bir şey yaptırmak için her zaman ödül verilmez. Çünkü iş rüşvete doğru döner.” dedi.</p>
<p>Ceza sisteminde pozitif cezalar ve negatif cezalar olduğunu dile getiren Kilit, “Pozitif ceza, yapılan davranışın artmasını sağladığı için her ne kadar adı pozitif olsa da aslında istemediğimiz bir yöntem olarak karşımıza çıkar. Yani çocuğu dövmek, çocuğa bağırmak, çocuğu aşağılamak, çocuğu odasına kilitlemek ve odasından saatlerce çıkmasına izin vermemek gibi cezalardır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru cezalandırma, hak mahrumiyeti şeklinde olmalı!</strong></p>
<p>Doğru cezanın nasıl olması gerektiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Doğru cezalar hak mahrumiyeti şeklinde olmalı. Tıpkı bizim normal hayatta yapmış olduğumuz hatalar karşılığında bize verilen cezalar gibi. Mesela bir çalışan ay boyunca işe gitmez, görevlerini yerine getirmezse kimse ona bağırmaz, dövmez, azarlamaz; ama parasını vermez. Çocuğa da bu mantıkla ceza verilmeli.” dedi.</p>
<p>Doğru ceza sistemine örnek veren Kilit, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Diyelim ki çocuğun bugün yarım saat ekran kullanma süresi var. Ama o gün yarım saatine uymadı ya da ödevini yaptıktan sonra yarım saat ekran kullanma süresi var fakat o gün ödevini yapmadı. Ne olmalı? O gün yarım saat ekran kullanma süresini almamalı. Ama ertesi gün üstüne düşen sorumluluğu yerine getirirse o yarım saati tekrar almalı. Cezalar üç günden fazla verilmez. Özellikle küçük çocuklarda üç günden fazla cezayı çocuk kafasında tutamaz, neden cezalandırıldığını bile hatırlamaz. O yüzden doğru cezalandırma, hak mahrumiyeti şeklindedir ve çocuğa bu durumun kibar ama kararlı bir şekilde anlatılması gerekir. ‘Kibar ama kararlı’ buradaki anahtar kelimedir.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/disiplinin-altin-kurali-kibar-ve-kararli-olmak-566606">Disiplinin altın kuralı, kibar ve kararlı olmak!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zeka Tüp Bebekte Başarı Oranını Artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-tup-bebekte-basari-oranini-artiriyor-565900</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 07:39:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekte]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Embriyo]]></category>
		<category><![CDATA[kaliteli]]></category>
		<category><![CDATA[oranını]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Sperm]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565900</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne-baba olmak, bebek sevinci yaşamak pek çok kişinin hayali. Bu hayali gerçekleştirmek için de üreme sağlığında son yıllarda ileri teknolojiler öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-tup-bebekte-basari-oranini-artiriyor-565900">Yapay Zeka Tüp Bebekte Başarı Oranını Artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anne-baba olmak, bebek sevinci yaşamak pek çok kişinin hayali. Bu hayali gerçekleştirmek için de üreme sağlığında son yıllarda ileri teknolojiler öne çıkıyor. Bunların başında ise, tüp bebek tedavisinde yapay zeka (AI) kullanımı geliyor. Son yıllarda hızla gelişen teknoloji, embriyo ve kaliteli sperm seçiminden kişiye özel tedavi planlamasına kadar birçok aşamada hem hekimlere hem de anne-baba adaylarına önemli fayda sağlıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Tüp Bebek (IVF) Bölümü’nden Op. Dr. Ali Osman Koyuncuoğlu, yapay zekanın tüp bebek tedavi sürecindeki kullanımı ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Yapay zeka embriyo seçiminde nokta atışı yapıyor</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavisinde en kritik aşamalardan biri, kaliteli embriyonun doğru seçilmesidir. Geleneksel yöntemlerde bu seçim embriyologların gözlemleriyle yapılırken; yapay zeka, mikroskobik görüntüleri analiz ederek çok daha hassas ve objektif değerlendirme yapabilmektedir. AI yani yapay zeka sistemleri, embriyonun hücre bölünme hızından şekil bütünlüğüne kadar birçok veriyi saniyeler içinde değerlendirerek tutunma ihtimali en yüksek embriyoyu belirleyebilmektedir.</p>
<p>Embriyoların gelişimi, yumurtanın döllenme anından itibaren başlamaktadır. Döllenmiş yumurta, 24 saat içinde 2 hücreye, 48 saat içinde 4 hücreye, 72 saat içinde 8 hücreye bölünmektedir. 96 saate kadar bölünmeye devam eden embriyo, morula adı verilen bir yapıya dönüşür. Morula, daha sonra blastosist adı verilen bir yapıya dönüşmektedir.</p>
<p>Tedavi sürecinde anne ve babadan alınan örnekler eşleştirilmekte ve embriyo haline getirilmektedir. Embriyolar, laboratuvar ortamında özel kameralarla 7/24 izlenmekte ve her bir gelişim aşaması kaydedilmektedir. Yapay zeka, bu verileri analiz ederek embriyonun hangi aşamada daha sağlıklı ilerlediğini ve transfer için en uygun zamanı belirlemeye yardımcı olur. Böylece embriyo gelişimindeki en küçük sapmalar bile fark edilerek başarı şansı artırılmaktadır.</p>
<p>Tüp bebek tedavisinde yapay zeka, hem embriyo seçiminde, hem sperm seçiminde hem de kişiye özel tedavi planlamasında sadece hastaya değil doktora da konfor sağlamaktadır. Doğru embriyo, doğru zaman ve doğru tedavi kombinasyonu sayesinde hastalar için başarı oranları yükselmektedir.</p>
<p><strong>Sperm seçimi de çok önemli</strong></p>
<p>Yapay zeka ile sadece embriyo seçimi değil, sperm seçimi de çiftlerin başarını oranında rol sahibi olmaktadır. Erkekten alınan sperm örnekleri incelendikten sonra yapay zeka ile en kaliteli olanları seçilerek, yine yapay zeka tarafından seçilen en kaliteli embriyo ile eşleştirilmektedir. Bu sayede en doğru seçimle en kaliteli embriyo elde edilmek ve başarı oranını yükseltmek hedeflenmektedir.</p>
<p><strong>Her hastanın öyküsü detaylı analiz ediyor</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavisinde başarı, hastanın yaşı, hormon düzeyleri, yumurta rezervi ve geçmiş tedavi deneyimleri gibi birçok faktöre bağlıdır. Yapay zeka sistemleri bu verileri derleyip analiz ederek hastaya özel bir tedavi protokolü oluşturmaktadır. Bu sayede hem ilaç dozları daha hassas planlanır hem de tedavi süresi daha verimli hale gelmektedir.</p>
<p><strong>Yapay zekanın sağladığı 5 avantaj</strong></p>
<ol>
<li>Embriyo değerlendirmesinde yüksek doğruluk oranı sağlar.</li>
<li>İnsan kaynaklı gözlem hatalarını en aza indirir.</li>
<li>Tedavi sürecini öngörülebilir kılar.</li>
<li>Bireye özel protokollerle başarı oranını artırır.</li>
<li>Transfer için en uygun zamanı belirler.</li>
</ol>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-tup-bebekte-basari-oranini-artiriyor-565900">Yapay Zeka Tüp Bebekte Başarı Oranını Artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Klimanın doğru kullanımı ile akciğer sağlığı korunabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/klimanin-dogru-kullanimi-ile-akciger-sagligi-korunabilir-565577</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 14:09:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[klima]]></category>
		<category><![CDATA[klimanın]]></category>
		<category><![CDATA[korunabilir]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[kuru]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565577</guid>

					<description><![CDATA[<p>Klima kullanımının akciğer sağlığı için belirli riskler oluşturabileceğini ancak bu risklerin doğru farkındalık ve proaktif önlemlerle yönetilebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, alınacak önlemlerle solunum sağlığının ve konforun bir arada sağlanabileceğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klimanin-dogru-kullanimi-ile-akciger-sagligi-korunabilir-565577">Klimanın doğru kullanımı ile akciğer sağlığı korunabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Klima kullanımının akciğer sağlığı için belirli riskler oluşturabileceğini ancak bu risklerin doğru farkındalık ve proaktif önlemlerle yönetilebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, alınacak önlemlerle solunum sağlığının ve konforun bir arada sağlanabileceğini söyledi. Optimum nem seviyelerini koruyarak, düzenli bakım yaparak, hava temizleyicileri kullanarak, uygun havalandırma sağlayarak, sıcaklıkları düzenleyerek ve iç mekan bitkileri kullanarak solunum sağlığının desteklenmesi mümkün olabilir.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, klima kullanımında dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<h3>
Solunum sağlığıyla ilgili endişeler ortaya çıkabiliyor</h3>
<p>Klima sistemlerinin iç mekan havasından ısı ve nem çektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Bu, içerideki ısıyı dışarıya aktaran kapalı bir devredeki soğutucu akışkan sirkülasyonu ile sağlanır. Ayrıca sistemde nem seviyelerini düşürmek için nem gidericilerin yanı sıra toz ve diğer partikülleri toplamak için filtreler bulunur. Klima ve solunum sağlığıyla ilgili endişeler çok yönlüdür. Klima akciğerleri etkileyebilecek kuru hava, havada artan partiküller ve kirleticiden kaynaklanan düşük hava kalitesi gibi çeşitli potansiyel mekanizmaları içerir” dedi.</p>
<h3>
Kuru hava mukoza zarlarını kurutabilir</h3>
<p>Klima sistemlerinin havayı soğuturken genellikle iç mekan nem seviyelerini düşürdüğünü, nemin uzaklaştırılmasının ise iç mekan ortamlarının aşırı kurumasına yol açabileceğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Kuru havaya uzun süre maruz kalmak, solunum yollarındaki mukoza zarlarını kurutabilir. Bu durum, tahrişe ve iltihaplanmaya yol açarak solunum yolu enfeksiyonlarının daha kolay yerleşmesine neden olabilir. Belirtiler arasında boğaz kuruluğu, öksürük ve soğuk algınlığı ile gribe karşı artan duyarlılık yer alabilir” uyarısında bulundu.</p>
<h3>
Havada artan partiküller, alerji semptomlarını şiddetlendirebilir</h3>
<p>Klima sistemlerinin toz, polen, evcil hayvan tüyü ve diğer alerjenleri tekrar dolaşıma sokabileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Bu durumun etkisiyle alerjisi veya astımı olan kişiler, bu partiküllere maruz kaldıklarında semptomlarının şiddetlendiğini görebilirler. Alerjenler, bağışıklık tepkilerini tetikleyerek hapşırma, öksürme ve ciddi vakalarda astım atakları gibi semptomlara yol açabilir” dedi.</p>
<h3>
Bakımı yapılmayan klima sistemleri hava kalitesini düşürür</h3>
<p>Uygun şekilde bakımı yapılmayan klima sistemlerinin küf, bakteri ve diğer zararlı mikroorganizmaların üreme alanı haline gelebileceği uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Bu maddelerin havada dolaşmasından dolayı iç mekan hava kalitesi düşük olabilir. Küf sporları ve bakterileri astımı şiddetlendirebilir, alerjik reaksiyonlara ve solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilir. Aşırı durumlarda, küfe uzun süre maruz kalmak uzun vadeli solunum sorunlarına neden olabilir” uyarısında bulundu.</p>
<h3>
Klima kullanımı bu hastalıkları etkiliyor</h3>
<p>Çok sayıda çalışmanın, klima ile solunum sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyerek hem potansiyel riskleri hem de faydaları vurguladığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, klima kullanımının astım ve alerjiler, lejyoner hastalığı ve Hasta Bina Sendromu ile bağlantılı etkilerine dikkat çekti.</p>
<p>Astım ve Alerjiler: Çevre Sağlığı Araştırmaları Dergisi&#8217;nde yayınlanan bir araştırmaya göre, klimalı ortamlarda yaşayan kişilerde hırıltı ve nefes darlığı gibi solunum yolu semptomları daha sık görülmektedir. Çalışmanın sonuçları, iç mekanlarda kirletici maddelere ve alerjenlere daha fazla maruz kalmaya bağlanmıştır.</p>
<p>Lejyoner Hastalığı: Lejyonella bakterisinin neden olduğu ciddi bir zatürre türü olan Lejyoner hastalığı, bakımı kötü yapılan klima sistemlerindeki salgınlarla ilişkilendirilmiştir. Büyük klima sistemlerinin soğutma kuleleri, bu bakterilerin büyümesini destekleyebilir ve bu bakteriler daha sonra atmosfere yayılabilir.</p>
<p>Hasta Bina Sendromu HBS: &#8220;Hasta Bina Sendromu&#8221; (HBS) terimi, bina sakinlerinin orada geçirdikleri zamanla ilişkili gibi görünen akut sağlık semptomları yaşadığı ancak belirli bir rahatsızlık veya nedenin bulunamadığı bir durumu tanımlar. Baş ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi ve solunum problemleri semptomlar arasında yer alır. Klima, içerideki kirleticilerin dolaşımına neden olduğundan, klimanın HBS&#8217;ye katkıda bulunduğu öne sürülmüştür.</p>
<h3>
Bu önerilere kulak verilmeli</h3>
<p>Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, potansiyel risklere rağmen klimanın solunum sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı.</p>
<p>Optimum nem seviyeleri korunmalı: İç mekan nem seviyelerini yüzde 30-50 arasında tutmak için bir nemlendirici kullanın. Bu, mukoza zarlarının kurumasını önlemeye ve solunum yolu tahrişini azaltmaya yardımcı olabilir. İç mekan nemini bir higrometre ile izleyin ve nemlendirici ayarlarını buna göre ayarlayın.</p>
<p>Klima sistemlerinin düzenli bakımı yapılmalı: Klima ünitelerinin düzenli olarak kontrol edilmesini, temizlenmesini ve bakımının yapılmasını sağlayın. Bu, filtrelerin değiştirilmesini, kanalların temizlenmesini ve küf ve bakteri üremesinin kontrol edilmesini içerir. Yılda en az iki kez profesyonel bakım planlayın ve kullanıma ve iç mekan hava kalitesine bağlı olarak filtreleri 1-3 ayda bir değiştirin.<br />
Hava temizleme: Toz, polen ve diğer alerjenler dahil olmak üzere havadaki partikülleri gidermek için Yüksek Verimli Partikül Hava (HEPA) filtreleriyle donatılmış hava temizleyicilere yatırım yapın. Hava temizleyicileri yatak odası ve oturma odası gibi sık kullanılan alanlara yerleştirin ve odanın boyutuna uygun olduğundan emin olun.</p>
<p>Uygun havalandırma:  Temiz havanın dolaşımına izin vermek için pencere ve kapıları periyodik olarak açarak yeterli havalandırma sağlayın. Bu, iç mekan kirleticilerini seyreltmeye ve hava kalitesini iyileştirmeye yardımcı olur. Mutfaklarda ve banyolarda aspiratör kullanın ve enerji verimliliğini korurken kirli iç mekan havasını temiz dış hava ile değiştirmek için bir enerji geri kazanım vantilatörü (ERV) takmayı düşünün.<br />
Sıcaklık düzenlemesi: Klima ünitelerini aşırı düşük sıcaklıklara ayarlamaktan kaçının. Soğuk havaya doğrudan maruz kalmayı önleyen konforlu ve orta bir sıcaklık hedefleyin. Termostatları 22-26°C (72-78°F) arasına ayarlayın ve gün boyunca sabit sıcaklık sağlamak için programlanabilir termostatlar kullanın.</p>
<p>İç mekan bitkileri: Kirleticileri emerek ve nem seviyelerini artırarak hava kalitesini iyileştirebilen iç mekan bitkileri kullanın. Yılan bitkisi, örümcek bitkisi ve barış zambağı gibi bakımı kolay bitkileri seçin ve bunları gelişebilecekleri alanlara yerleştirin.<br />
Konfor ve sağlık arasındaki denge sağlanabilir</p>
<p>Klimanın sağladığı konfor ile potansiyel sağlık riskleri arasında bir denge kurmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, sözlerini şöyle tamamladı: “Farkındalık ve proaktif önlemler, solunum sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri önemli ölçüde azaltırken, bireylerin serin ve konforlu bir iç mekan ortamının faydalarından yararlanmasını sağlayabilir. Klima, aşırı hava koşullarından korunmamızı sağlayarak ve iç mekan konforunu artırarak yaşam tarzımızda devrim yaratmıştır. Ancak akciğer sağlığı üzerindeki potansiyel etkisi, dikkate alınması gereken geçerli bir endişedir. Klimanın solunum sağlığını nasıl etkileyebileceğini anlayarak ve bu riskleri azaltmak için pratik stratejiler uygulayarak, bireyler sağlıklarından ödün vermeden klimanın faydalarından yararlanabilirler. Düzenli bakım, doğru havalandırma ve dikkatli sıcaklık düzenlemesi, klima ikileminin üstesinden gelmenin ve herkes için sağlıklı ve konforlu bir yaşam ortamı sağlamanın anahtarıdır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/klimanin-dogru-kullanimi-ile-akciger-sagligi-korunabilir-565577">Klimanın doğru kullanımı ile akciğer sağlığı korunabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OBASE, Ar-Ge projelerinin 124&#8217;ünü ürünlere entegre ederek ticarileştirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obase-ar-ge-projelerinin-124unu-urunlere-entegre-ederek-ticarilestirdi-565427</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 08:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[arge]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ederek]]></category>
		<category><![CDATA[entegre]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[obase]]></category>
		<category><![CDATA[projelerinin]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ticarileştirdi]]></category>
		<category><![CDATA[unu]]></category>
		<category><![CDATA[ürünlere]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565427</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazılım ve bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteren OBASE, bugüne kadar 160 Ar-Ge projesi ve 19 ulusal destekli projeyi tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obase-ar-ge-projelerinin-124unu-urunlere-entegre-ederek-ticarilestirdi-565427">OBASE, Ar-Ge projelerinin 124&#8217;ünü ürünlere entegre ederek ticarileştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazılım ve bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteren OBASE, bugüne kadar 160 Ar-Ge projesi ve 19 ulusal destekli projeyi tamamladı. Bu projelerden 124’ü ürünlere entegre edilerek ticarileştirildi. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Ar-Ge merkezi onayı alan ilk yazılım şirketlerinden biri olan OBASE, İstanbul Ümraniye’de yer alan Ar-Ge merkezinde uzman kadrosuyla faaliyetlerini sürdürüyor. Şirket, dijital dönüşüm ve verimlilik, öngörüsel modelleme, planlama, tahminleme, optimizasyon, ileri analitik, büyük veri yönetimi, IoT, yapay zekâ, mobil teknolojiler, veri görselleştirme ve karar destek sistemlerine yönelik çözümler üzerinde çalışıyor. Yeni dönemde ise üretken yapay zeka, tedarik zincirlerinde uçtan uca izlenebilirlik, çok kanallı müşteri deneyimi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularına öncelik veriyor.</p>
<p><strong><u>“Sektörlerin hızlı dönüşümüne uyum sağlayan teknolojilere odaklanıyoruz”</u></strong></p>
<p>Güncel olarak yoğunlaştıkları noktalara dair <strong>OBASE Sektörel Çözümler ve Veri Analitiğinden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İlkay Öztürk</strong><em>, </em>şunları söyledi:<em> “Son yıllarda, hizmet verdiğimiz sektörlerin hızlı dönüşümüne uyum sağlayan, kullanıcı deneyimini iyileştiren ve operasyonel verimliliği artıran teknolojiler üzerine odaklanıyoruz.  Perakende sektörü için mağaza süreçleri yönetimini kolaylaştıran Akıllı Mağaza Asistanı, tedarik zincirinin uçtan uca izlenebilirliğinin sağlanması, çok kanallı müşteri deneyimleri gibi konularda geliştirme faaliyetlerimize devam edeceğiz. Ayrıca, özellikle üretken yapay zeka çözümlerinin sunduğu yenilikçi olanakları da önceliklerimiz arasına alıyor, iş süreçlerimize değer katacak uygulamalara yönelik çalışmalar yürütüyoruz.”</em></p>
<p><strong><u>Karar Zekası Platformu AIR rekabet avantajını güçlendiriyor</u></strong></p>
<p>OBASE’in geliştirdiği karar zekası platformu <strong>AIR,</strong> gelişmiş analiz yeteneğiyle stratejik karar alma süreçlerini hızlandırarak verimliliği artırıyor. AIR, doğal dil etkileşimleri sayesinde günlük operasyonlardan stratejik kararlara kadar her alanda hızlı, doğru veriye dayalı iç görüler sunarak işletmelerin rekabet avantajını güçlendiriyor. Bu sayede, anormalliklerin hızlı tespiti ve doğru karar alma yetkinliği artan şirketler, üretim ve hizmet mükemmeliyetine ulaşarak sektörde fark yaratıyor.</p>
<p>AIR, çoklu ajan mimarisi sayesinde farklı uzmanlık alanlarına sahip yazılım ajanlarının sisteme kolayca entegre edilmesine olanak tanır. Bu esnek yapı, sistemin ihtiyaçlara göre kolayca ölçeklendirilmesini ve özelleştirilmesini mümkün kılar. Geliştirilen özel teknoloji ile token kullanımı en aza indirilerek maliyet açısından önemli bir avantaj sağlanır.</p>
<p>Bunların yanında AIR, kullanıcılarla etkileşimlerinden sürekli öğrenerek kendisini geliştirebilen bir altyapıya sahip. Bu yetkinliği sayesinde, platformun zaman içerisinde bir yardımcıdan kıdemli bir uzmana doğru evrilmesini sağlayan yapı üzerinde çalışılıyor.</p>
<p><strong><u>Kalite AI: Çağrı Merkezlerinde Üretken Yapay Zeka Dönemi</u></strong></p>
<p>Çağrı merkezlerine özel olarak geliştirilen üretken yapay zeka destekli Kalite AI çözümü ise çağrıların kalitesini uçtan uca ve yüksek doğrulukla değerlendiriyor. Çalışmada speech-to-Text ile metne dönüştürülen çağrılar büyük dil modelleri (LLM) aracılığıyla analiz ediliyor; kalite puanı hesaplanıyor ve olası kural ihlalleri tespit ediliyor. Objektif ve tutarlı değerlendirme imkânı sunan bu çözüm ile operasyonel verimliliği artırırken hizmet kalitesini ve müşteri deneyimini en üst seviyeye taşımak hedefleniyor.</p>
<p><strong><u>“En İyi Teknolojik Çözüm” ödülüne layık görüldü </u></strong></p>
<p>OBASE&#8217;in hayata geçirdiği projeler, sadece zaman tasarrufu değil, aynı zamanda somut verimlilik artışları da sağlıyor<strong>. Akıllı Envanter Optimizasyonu Projesi</strong> sayesinde stoksuz ürün oranlarında yüzde 50, stok fazlasında yüzde 30, imha oranlarında ise yüzde 60 azalma sağlanıyor.<strong> Smartfind Projesi</strong> ise kullanıcıların aradığı ürünleri sepete ekleme oranını yüzde 50’nin üzerine çıkarıyor. Satış tahminlerinde yüzde 99,8 doğruluk oranına sahip bu çözüm, Zincir Mağazalar Derneği tarafından “<strong>En İyi Teknolojik Çözüm</strong>” ödülüne layık görüldü.<strong> Promni Çok Kanallı Kampanya ve Sadakat Yönetimi</strong> çözümü ile  kampanya geri dönüşüm oranını <strong>5 kat</strong>, sepet tutarını ise yüzde<strong> 70’e kadar</strong> artırılıyor. Ayrıca, raporlama süreçlerinde <strong>3 kata kadar zaman tasarrufu</strong> sağlanırken IT ekiplerine bağımlılık yüzde 40 oranında düşüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obase-ar-ge-projelerinin-124unu-urunlere-entegre-ederek-ticarilestirdi-565427">OBASE, Ar-Ge projelerinin 124&#8217;ünü ürünlere entegre ederek ticarileştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emzirme hakkında doğru sanılan yanlışlara dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/emzirme-hakkinda-dogru-sanilan-yanlislara-dikkat-559679</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 07:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559679</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çiçeği burnunda anneler emzirme sürecinde çevreden iyi niyetle de olsa birçok yanlış nasihate maruz kalabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emzirme-hakkinda-dogru-sanilan-yanlislara-dikkat-559679">Emzirme hakkında doğru sanılan yanlışlara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çiçeği burnunda anneler emzirme sürecinde çevreden iyi niyetle de olsa birçok yanlış nasihate maruz kalabiliyor. Doğru sanılan bu yanlış bilgiler annenin emzirmesini sekteye uğratabildiği gibi endişeye kapılarak tamamen sonlandırmasına neden olabiliyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Memiş Ali Mutlu</strong> “Emzirme konusunda annelere verilen nasihatlerin birçoğu bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor. Ancak doğru sanılan bu yanlış bilgiler annenin emzirmesini engelleyerek hem bebeğin sağlıklı beslenmesine ve anne sütünün mucizelerinden mahrum kalmasına hem de annenin emzirmenin fiziksel ve psikolojik avantajlarından faydalanamamasına neden oluyor. Oysa hem anne sütünün hem de emzirmenin bebeğe ve anneye sayısız faydaları bulunuyor” diyor. Dr. Mutlu, <strong>1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, emzirmeyi engelleyen 6 hurafeyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Hastaysan, emzirmemelisin: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Dr. Memiş Ali Mutlu “Emzirme konusunda doğru sanılan yanlışların başında anne adayının hasta olduğunda emzirmesinin bebeğe zarar vereceğidir. Oysa emzirmenin kesilmesi gereken hastalık sayısı çok azdır. Hıv-hepatit enfeksiyonları dışında emzirmenin kesilmesi gerekmemektedir. Anne sütündeki antikorlar çoğu durumda, yeni doğanları koruyan antikorlar ürettiğinden emzirmeye devam etmek güvenlidir. Bir anneden emzirme yoluyla bebeğe geçen bir hastalığa rastlamak son derece nadirdir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Sarılık olan bebek emzirilmez: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Sarılık olan bebeğin emzirilmemesi gerektiği konusundaki hurafenin, bebeği anne sütünün mucizelerinden mahrum bırakmak anlamına geldiğini vurgulayan Dr. Mutlu şöyle konuşuyor: “Aksine sarılık olan bebek sık sık emzirilmelidir. Yeterli anne sütü alan bebeklerin sarılık olma ihtimali büyük oranda azalmaktadır. Yenidoğan sarılığında ilk tedavi bebeğin beslenmesinin desteklenmesidir. İyi beslenen, anne sütü alan bebekler yenidoğan sarılığını hafif bulgularla atlatırlar.”</p>
<ul>
<li><strong>Emzirirken hiç ilaç içilmemelidir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Emzirirken ilaç içilmesinin sakıncaları  konusunda toplumda yaygın bir inanış olduğunu belirten Dr. Memiş Ali Mutlu “Oysa emzirirken ilaç içilmemesi gerektiği doğru sanılan yanlış bir bilgidir. Durum sanıldığı kadar katı değildir. Emziren anne doktoruna danışarak, emzirme kategorisi belli ilaçların fayda-zarar ilişkisi göz önünde bulundurulur ve anneye uygun tedavi rahatlıkla belirlenebilir. Ancak bitkisel ilaç ya da takviye olarak nitelendirilen, aktarlarda satılan ürünler için aynı şey sözkonusu değildir çünkü bu ürünleri kullanmak emzirme açısından risk oluşturabilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Memede enfeksiyon varsa emzirilmemelidir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Emzirme döneminde memede süt birikmesine bağlı olarak ‘mastit’ denilen meme dokusunda enfeksiyon meydana gelebiliyor. Bu durum memede ağrı, ateş, kızarıklık ve şişlik yaratabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Mutlu, mastitli memedeki sütün bebeğe verilebileceğini belirterek “Mastit tedavisindeki en etkin yöntem, memedeki sütün boşaltılmasıdır. Memede apse oluşması durumunda bebek meme başına tutulmaz ama sağılan süt bebeğe verilebilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Gebelikte emzirme, bebeği zehirlersin: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Gebeyken emzirildiğinde sütün bebeği zehirleyeceği inanışının da emzirme hurafelerinden biri olduğunu belirten Dr. Memiş Ali Mutlu şöyle konuşuyor: “Süt veren anne bu dönemde gebe kalırsa emzirmeye devam edebilir. Eskiden bilinenin aksine, süt veriyor olmak, düşüklere de yol açmıyor. Ancak anneye mutlaka doktor önerisiyle ek gıda takviyesi yapılması gerekiyor. Özellikle de kemik erimesi yönünden, D vitamini ve kalsiyum takviyesi yapılmalıdır. Anne süt vermeye doğumdan sonra da devam edebilir. Yine ek gıda almak kaydıyla, yaşları farklı her iki bebeğini de beraber emzirebilir.”</p>
<ul>
<li><strong>Emzirirken bir kez mama verirsen dönüşü olmaz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Lohusalığın ilk günlerinde anne sütü az olabiliyor ya da yorgunluk ve hastalık nedeniyle geçici olarak azalabiliyor. Bu nedenle bebeğin beslenmesi için destek olarak mama gerekebiliyor. Ancak çiçeği burnunda anneler çevreden ‘bir kez mama verirsen mamaya alışır, dönüşü olmaz’ şeklinde bilgilerle emzirmeyi sonlandırabiliyor. Dr. Mutlu “Bazı dönemlerde bebeğin beslenmesi için destek olarak mama gerekebilir ancak bu durum dünyanın sonu değildir. Kötü bir gece geçiriyorsanız, hasta ya da bitkinseniz veya dinlenmeniz için bebeğinize mama verdiyseniz, bu bir daha emziremeyeceğiniz anlamına gelmez. Artık sütünüzün gelmeyeceği düşüncesiyle emzirmeyi sonlandırmak gibi bir yanlışa düşülmemesi gerekir. Ancak emzirmenin sürekliliğinin sekteye uğraması süt miktarınızı azaltır” diyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emzirme-hakkinda-dogru-sanilan-yanlislara-dikkat-559679">Emzirme hakkında doğru sanılan yanlışlara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hepatite kalkan: Aşı, temizlik, doğru bilgi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hepatite-kalkan-asi-temizlik-dogru-bilgi-559129</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 11:44:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hepatite]]></category>
		<category><![CDATA[kalkan]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559129</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatit hastalığının türleri, bulaşma yolları, belirtileri, aşı ve tedavi imkânları ile korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepatite-kalkan-asi-temizlik-dogru-bilgi-559129">Hepatite kalkan: Aşı, temizlik, doğru bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatit hastalığının türleri, bulaşma yolları, belirtileri, aşı ve tedavi imkânları ile korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Hepatitin en sık nedeni virüsler…</strong></p>
<p>Hepatitin karaciğerin iltihaplanması olarak bilinen bir hastalık olduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Etkeni en sık virüslerdir. Hepatit A, B, C, D ve E virüsleri olmak üzere farklı virüs tipleri hepatit yapabilmektedir.” dedi.</p>
<p>Viral etkenler dışında alkol tüketimi, bazı ilaçlar veya bağışıklık sistemi problemlerinin de hepatite neden olabildiğini aktaran Mamçu, “Hepatit B ve Hepatit C virüsleri uzun vadede kronik karaciğer hastalığı, siroz veya karaciğer kanserine yol açabildiği için ayrı bir öneme sahiptir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kronikleşen viral hepatitler tedavi edilmezse siroz ve karaciğer kanseri gelişebilir!</strong></p>
<p>Hepatit virüslerinin belirti ve klinik tablolar açısından belirgin bir fark göstermemekle beraber, etkiledikleri yaş grupları, kuluçka süreleri, iyileşme şekilleri ve kronikleşme açısından fark gösterdiklerini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kuluçka süreleri A virüsü için 15-45 gün, B ve C virüsü için 30-180 gündür.” dedi.</p>
<p>Hastaların yarısından fazlasında hastalık sırasında gözlerde ve ciltte sarılığın hiç olmaması ya da çok hafif olmasının da mümkün olduğunu ifade eden Mamçu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu nedenle pek çok kişi sarılık hastalığı geçirdiğini fark edemez, ancak o sırada tesadüfen bir kan tetkiki yapılırsa anlaşılabilir. Çocuklarda belirtiler daha hafif ve kısa süreli olduğundan, özellikle küçük yaş gurubundaki çocuklarda hastalık teşhis edilmeden geçip gidebilir. Hastaların bir kısmında ise kuluçka süresini takiben, halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst kadranında ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşması ile başlar. Kısa süren ateş olabilir. Bulaşıcı sarılık genellikle 4-6 haftalık bir hastalıktır, A ve E virüsü ile olanlar sonunda şifa ile sonlanır ve kronikleşme göstermezler.</p>
<p>B, C ve D virüsleri ile oluşan bulaşıcı sarılıklar kronikleşebilir. Bu oran, Hepatit B virüsü için yüzde 5 -10, Hepatit C virüsü için yüzde 80 kadardır. D virüsü hepatitinde de kronikleşme oranı yüksektir. Bunun sonucu olarak, Türkiye&#8217;de nüfusun yüzde 5 ila 7 kadarı (4 milyona yakın insan) B virüsünü, farkında olmaksızın taşır. Akut hepatitler genellikle iyi seyirli, kendini sınırlayan ve kronikleşmeyen hastalıklardır. Şifa ile iyileşip ve koruyucu bağışıklık bırakırken; kronikleşen viral hepatitlerde, tedavi edilmediği takdirde belirli oranda siroz ve karaciğer kanseri gelişebilir.” </p>
<p><strong>Hijyen kurallarına uymamak, Hepatit A ve E’nin salgınlara yol açmasına neden olabilir!</strong></p>
<p>Hijyenik el yıkama kurallarına uyulmaması, gıda hijyeninin iyi olmaması, tuvalet temizliğine dikkat edilmemesi durumlarında Hepatit A ve Hepatit E’nin daha kolay bulaştığına vurgu yapan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Özellikle ilkokullarda, kreşlerde ve toplu yaşanılan yerlerde salgınlar yapar. Hijyen açısından sorunlu bölgelere yapılan seyahatlerde ek önlemler almak, temizliğinden emin olunmayan çiğ gıda ve su tüketiminden kaçınmak ve sık sık el yıkamak   dışkı ağız yolu ile bulaşmayı önlemek için yeterlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Risk grubundaki kişilerin aşılanmaları, hastalıktan korunmada en önemli tedbir!</strong></p>
<p>Dünyada ve ülkemizde Hepatit A ve Hepatit B’ye karşı aşı bulunduğunu hatırlatan Mamçu, “Her iki aşı da 1998 yılından beri Türkiye Cumhuriyeti Ulusal Aşı takviminde yer alır. Hayatın ilk bir yılında aşılanma tamamlanır ve ömür boyu koruyuculuğu devam eder. Aile Sağlık Merkezlerinde ve diğer sağlık kuruluşlarında yeni doğan döneminden itibaren tüm çocuklara ücretsiz olarak uygulanır. Hepatit C virüsüne karşı aşı henüz bulunmamakta. Ancak etkili tedaviler mevcut ve bu tedaviler Türkiye&#8217;de genel sağlık sigortası kapsamında ücretsiz olarak sunulmakta.” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Mamçu ayrıca bu aşılarla ilgili yapılan çok büyük ölçekli çalışmalarda, koruyuculuklarının son derece yüksek olduğu ve herhangi bir yan etki görülmediğinin kanıtlandığına dikkat çekti ve risk grubundaki kişilerin aşılanmalarının hastalıktan korunmada en önemli tedbir olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Hepatitlerin nasıl bulaştığının ve nasıl bulaşmadığının doğru bir şekilde bilinmesi gerekir!</strong></p>
<p>Viral hepatitlerin, dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunun altını çizen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 28 Temmuz ‘Dünya Hepatit Günü’ olarak belirlenmiştir. DSÖ&#8217;nün hedefi, 2030 yılına kadar tüm ülkelerde viral hepatitleri ortadan kaldırmak için birlikte çalışmaktır.” dedi.</p>
<p>Kronik hepatit hastalığında son yıllarda çok önemli gelişmeler kaydedildiğini ve uygun tedavi seçeneklerinin ülkemizde de genel sağlık sigortası kapsamında ücretsiz olarak uygulanmaya başlandığını hatırlatan Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Özellikle risk altındaki kişilerin farkındalığının arttırılması ile bulaşma önlenecek, hastalığın erken tespiti ve tedavisi sağlanabilecektir. Bu nedenle Hepatit virüsü taşıyıcısı olan bireylerin takip ve tedavilerinin yapılacağı merkezlere başvurması hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı açısından son derece önemlidir. Hepatit taşıyıcısı olan bireylerin toplumdan dışlanması<strong> </strong>konusunda eski yıllara göre oldukça mesafe kaydedilmiş olsa da yine de bazı ön yargılar olabiliyor. Hepatitlerin nasıl bulaştığının ve nasıl bulaşmadığının doğru bir şekilde bilinmesi gerekir. Diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi, bu konuda da farkındalığın ve bilginin artması yeterli.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hepatite-kalkan-asi-temizlik-dogru-bilgi-559129">Hepatite kalkan: Aşı, temizlik, doğru bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yangına Doğru Müdahale Nasıl Olmalı? Hayat Kurtaran İpuçları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yangina-dogru-mudahale-nasil-olmali-hayat-kurtaran-ipuclari-558307</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2025 13:04:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ipuçları]]></category>
		<category><![CDATA[kurtaran]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yangına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren KOBİTEM, sanayi kuruluşlarında güvenli çalışma ortamını sağlamak amacıyla yangın eğitimleri veriyor. Eğitimlerde ilgili personele doğru müdahale yöntemleri anlatılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yangina-dogru-mudahale-nasil-olmali-hayat-kurtaran-ipuclari-558307">Yangına Doğru Müdahale Nasıl Olmalı? Hayat Kurtaran İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren KOBİTEM, sanayi kuruluşlarında güvenli çalışma ortamını sağlamak amacıyla yangın eğitimleri veriyor. Eğitimlerde ilgili personele doğru müdahale yöntemleri anlatılıyor.</p>
<p><b>SANAYİ KURULUŞLARINA YANGIN EĞİTİMİ</b></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, Kocaeli’de çalışma ortamını daha güvenli hale getirmek için sanayi kuruluşlarına yönelik yangın güvenliği ve acil durum eğitimlerine devam ediyor. Sanayi kuruluşlarından gelen talep üzerine eğitim sunan İtfaiye Dairesi Başkanlığı Önleme ve Eğitim Şube Müdürlüğü Eğitim Birimi (KOBİTEM), bu kapsamda Polimer Arge Plastik San. ve Tic. A.Ş. ve Yıldız Demir Çelik firmalarının personeline eğitim verdi.</p>
<p><b>DOĞRU MÜDAHALE YÖNTEMLERİ ANLATILDI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı KOBİTEM ekipleri, eğitim kapsamında yanma ve yangın, yangın yerindeki tehlikeler, söndürme maddeleri ve söndürme teknikleri başta olmak üzere çeşitli konularda bilgileri teorik ve pratik olarak iki aşamada verdi. Yangın çıkma durumunda alınması gereken ilk önlem ve doğru müdahale yöntemleri, sahada yapılan uygulamalarla katılımcılara deneyimletilerek pekiştirildi. Büyükşehir Belediyesi, sanayi tesislerinde güvenli çalışma ortamlarının sağlanması için çalışmalarına sürdürmeyi hedefliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yangina-dogru-mudahale-nasil-olmali-hayat-kurtaran-ipuclari-558307">Yangına Doğru Müdahale Nasıl Olmalı? Hayat Kurtaran İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YKS Tercih Dönemi Başladı: Doğru Tercih, Geleceği Belirler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yks-tercih-donemi-basladi-dogru-tercih-gelecegi-belirler-557186</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 06:59:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[belirler]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[geleceği]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[yks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557186</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tercih süreci öğrencilerin yalnızca akademik geleceğini değil, aynı zamanda yaşam biçimini ve kariyer yönünü de şekillendiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yks-tercih-donemi-basladi-dogru-tercih-gelecegi-belirler-557186">YKS Tercih Dönemi Başladı: Doğru Tercih, Geleceği Belirler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tercih süreci öğrencilerin yalnızca akademik geleceğini değil, aynı zamanda yaşam biçimini ve kariyer yönünü de şekillendiriyor.  Bu yıl YKS’de ilk 10 derecede 5 derecesi bulunan Final Eğitim Kurumları tercih yaparken göz önünde bulundurulması gereken kritik başlıklara dikkat çekti.</p>
<p><strong>Final Eğitim Kurumları Rehberlik Koordinatörü Bora Serhat Çelik</strong>, tercih sürecinde sadece puan değil, öğrencinin ilgi alanları, kariyer hedefleri ve yaşam beklentilerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Çelik, başarı sıralamasının puandan daha güvenilir bir gösterge olduğunu, mesleki yönelimin mutlaka dikkate alınması gerektiğini ve üniversitenin sosyal olanaklarının da seçim sürecine dâhil edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca iki yıllık programların göz ardı edilmemesi, bilgi kirliliğine karşı dikkatli olunması ve öğrenci ile veli beklentilerinin çatışmaması için tercih sürecinde karşılıklı anlayışın esas alınması gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p><strong>“Öğrenci tercihlerine “Ben kim olmak istiyorum?” sorusuyla başlamalı” </strong></p>
<p>Tercihlerin gelecek planlarıyla örtüşmesinin elzem olduğuna vurgu yapan <strong>Final Eğitim Kurumları Rehberlik Koordinatörü Bora Serhat Çelik</strong>, <em>“Yükseköğretim yalnızca bir eğitim süresi değil; gelecekte hangi alanda çalışacağınızı, nasıl bir yaşam tarzı sürdüreceğinizi ve hangi becerilerle topluma katkı sunacağınızı da belirler. Bu nedenle tercih sürecine sadece “hangi üniversite daha prestijli?” sorusuyla değil, “ben kim olmak istiyorum?” sorusuyla başlamak gerekir. Uygun olmayan bir bölümde okumak, profesyonel hayat boyunca gerekecek olan heyecanın yitirilmesine neden olabilir. Kısacası, bu tercih dönemi yalnızca bir &#8220;okul seçimi&#8221; olarak değil, kariyer olasılıklarına açılan kapıyı seçmek olarak görülmelidir”</em> ifadelerine yer verdi.</p>
<p><strong>“Puana değil başarı sıralamasına göre tercih yapılmalı” </strong></p>
<p>Puanın değişken olduğunu ve YKS tercihinde bir sıralamanın dikkate alınması gerektiğini belirten Bora Serhat Çelik, <em>“Örneğin tercih ekranlarında 2023’te 472 puanla, 2024’te ise 440 puanla öğrenci almış bir üniversite görülür. Oysa 2023’te de 2024’te de bu bölüme 38 binli başarı sıralamasındaki öğrenciler giriş yapmıştır. Elbette geçtiğimiz yılın sıralamaları ile bu yıl tercihlerden sonra oluşacak sıralama aynı olmayacaktır. Ancak tercih listesini oluştururken güvenebileceğimiz, bize öngörü sunan en tutarlı veri bu sıralamamalardır. Adaylar biliyordur ama bu satırları okuyacak velileri de bilmeli. Son 4 yılın yerleştirme sonuçları Yüksek Öğretim Kurumu’nun YÖK Atlas isimli veri tabanında yayınlanıyor. Hangi üniversitenin, hangi bölümünün hangi sıralamayla kontenjanlarını doldurduğu bu ekranlarda görülüyor. Öğrenciler asla ‘Sıralamam yetmiyor ama puanım yetiyor’ diye düşünüp, puana göre liste yapılmamalı. Biliyoruz gençler ve aileleri böyle stresli durumlarda duygularla ‘belki olur’ diyerek düşünüyor. Fakat isabetli karar vermeyi sağlayan en doğru veri ‘başarı sıralaması’dır”</em> sözlerini kullandı.</p>
<p><strong>“Tercih listesindeki her bölüm, aday kazandığında gitmeye hazır olduğu bir seçenek olmalıdır”  </strong></p>
<p>Tercih döneminde varsayımlarla hareket edilmemesi gerektiğini belirten Çelik, <em>&#8220;Nasıl olsa gelmez&#8221; diye listeye alınan programlar, çoğu zaman gelir ve ciddi bir pişmanlığa yol açar. Tercih listesindeki her bölüm, adayın kazandığında gitmeye hazır olduğu bir seçenek olmalıdır’’</em> uyarısında bulundu. Tercih listesinin istek sıralaması olması gerektiğinin altını çizerek <em>“Örneğin adayın sıralaması 45 bin, istediği bölüm ise geçtiğimiz yıl 47 binle almış. Aday “Evet ben bu bölümü istiyordum ama benim sıralamam daha iyi. Bu 47 binlik bölümü yazmayayım, geçen yıl 44 binle, 45 binle alan yeri üste yazayım” diyerek liste oluşturulmamalı. ‘Puana yazık olmasın’ diye düşünmek hatadır. Listenin en başından sonuna kadar bir istek sıralaması oluşturulmalıdır. Liste tamamlandığında ‘’Hem isteklerime uygun hem sıralama bilgisine uygun bir liste oldu. Bu liste benim okumak isteyeceğim bölümlerden oluşuyor” diyebilmelidir’’ </em>diye konuştu.</p>
<p><strong>“Tercih listenizi geniş bir yelpazede ve stratejik oluşturun”</strong></p>
<p>Geçen yıla kıyasla bu yıl sıralamaların nasıl değişeceğini belirleyecek temel unsurların, kontenjan farklılıkları ve öğrencilerin tercih eğilimleri olduğunu vurgulayan Bora Serhat Çelik, bölüm sıralamalarındaki değişim ihtimali hakkında şunları söyledi: <em>“Kontenjanlar geçen yıla göre arttı mı, azaldı mı? Bu veri, sıralamalarda ne yönde oynama olabileceği hakkında ipucu verebilir. Ayrıca bölümlerin gelecekteki meslek karşılığı ve popülerliği de tercih eğilimlerini etkileyebilir. Ancak tüm bunlar yalnızca tahmindir. Adaylara verilen 24 tercih hakkı, sadece boşluk doldurmak için değil; stratejik bir planla kullanılmalı. İlk sıralar hayalinizdeki bölümler olabilir, orta sıralar sıralamanıza yakın bölümlerle dengelenmeli, son sıralarda ise yerleşme ihtimali yüksek ama hâlâ istekli olduğunuz bölümler yer almalı. Unutmayın, ÖSYM yerleştirme işleminde tercihin kaçıncı sırada olduğuna değil, başarı sırasına bakar. Aynı bölümü 1. sıraya yazan bir adaydan sadece 0.001 puan fazla alan başka bir aday, o bölüme 24. sıradan da yerleşebilir.”</em></p>
<p><strong>“Üniversite sadece akademik değil, aynı zamanda sosyal bir deneyimdir” </strong></p>
<p>Sadece sayılar değil üniversitenin imkanları da göz önünde bulundurulmalı diyen Final Eğitim Kurumları Rehberlik Koordinatörü Çelik şunları söyledi: <em>“Sıralama, kontenjan gibi teknik veriler kadar, bölümün içeriği, ders yapısı, mezuniyet sonrası unvanlar ve istihdam imkânlarına dikkat edilmeli. Üniversitenin sosyal imkânları, öğrenci kulüpleri, iş dünyasıyla projeleri araştırılmalıdır. Bu noktada, Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması da karar verme sürecinde yararlanılabilecek bir kaynak olacaktır. Sırf ‘yüksek sıralamayla alıyor’ diye bir bölüme yönelmek, uzun vadede mutsuzluğun kapısını aralayabilir. Ulaşım, barınma da tercihler yapılırken göz önünde bulundurulmalı. Üniversite sadece akademik değil, aynı zamanda sosyal bir deneyimdir.”</em></p>
<p><strong> “İki yıllık &#8211; dört yıllık ayrımı yapılmadan hedeflere odaklanılmalı” </strong></p>
<p>Öncelikli olanın tercihin adayın kariyer hedefine hizmet etmesi olduğunu vurgulayan Bora Serhat Çelik, <em>“Üniversite denince akla genellikle 4 yıllık programlar geldiğinden, 2 yıllık programlara karşı yaygın bir ön yargı olduğunu görüyoruz. Adayların, programın kaç yıl olduğuna takılmak yerine, ne yapmak istediklerine ve bu hedefe hangi program türüyle ulaşacaklarına odaklanmaları daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Bazı 2 yıllık programlar, bazı 4 yıllık programlardan daha doyumlu bir kariyer ve yaşam standardı sunabilir”</em> dedi.</p>
<p><strong>“Ek yerleştirme, genel yerleştirme gibi geniş imkanlar sunmaz, bu sürece bel bağlanmamalı” </strong></p>
<p>İlk tercih dönemi dışındaki seçeneklere çabuk yönelmenin hatalı olacağını belirten Çelik, “<em>Üniversite tercihi yaparken, adayların en sık yaptığı hatalardan biri ek yerleştirme sürecine bel bağlamak. Ek yerleştirme, genel yerleştirme gibi geniş imkanlar sunmadığı için, bu sürece güvenerek yüksek puanlı yerleri tercih etmek risklidir. Unutmayın ki, ek yerleştirmede kontenjanlar sınırlıdır ve sizinle aynı programı tercih eden daha başarılı adaylar olabilir. Bir diğer sık yapılan hata ise, mezuna kalma kararını hemen vermektir. Bu kararı almadan önce, yeni süreçte neler yapabileceğiniz ve her yıl sınav koşullarının değişebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Son olarak, yatay veya dikey geçişlerle istediğiniz programa ulaşma fikri cazip gelse de bu yolun riskli ve meşakkatli olduğunu bilinmelidir”</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Karşılıklı anlayış ile çatışmaların önüne geçilmeli” </strong></p>
<p>Tercih sürecinde dikkat edilmesi gereken davranışlara dair de konuşan Bora Serhat Çelik<em>, “Üniversite tercihi yapılırken yalnızca sınav sonucu ve başarı sırası değil; öğrencinin kişisel özellikleri, ilgi alanları ve yaşam beklentileri de dikkate alınmalıdır. Bu süreçte bazen öğrencinin gelecek hayali ile ailenin hayali örtüşmeyebilir. Bu da karar sürecinde çatışmalar, baskılar ve kırgınlıklar yaşanmasına neden olabilir. Oysa aileler unutmamalı; artık çocuk değil, bir genç yetişkinle karşı karşıyalar. Öte yandan, üniversiteye geçiş süreci, bireyselleşmenin ve sorumluluk almanın da başlangıcıdır. Karşılıklı sağduyu ve anlayışla bu süreçte çatışmanın önüne geçilmelidir”</em> dedi.</p>
<p><strong>“Bilgi kirliliğine karşı dikkatli olunmalı” </strong></p>
<p>Ayrıca bu süreçte karşılaşılan bilgi kirliliğine karşı da dikkatli olunması gerektiğine işaret eden Çelik, <em>“Tercih robotları, sosyal medya yorumları, forumlar ya da kulaktan dolma bilgiler yerine; rehber öğretmenlere, kariyer danışmanlarına danışmak en güvenli yoldur. Çünkü tercih süreci sadece bilgi değil, bilgiyi doğru okuma, değerlendirme ve uygulama becerisi ister. Medya okuryazarlığı, eleştirel düşünme ve dijital farkındalık da bu dönemde büyük önem kazanır’</em>’ diye vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yks-tercih-donemi-basladi-dogru-tercih-gelecegi-belirler-557186">YKS Tercih Dönemi Başladı: Doğru Tercih, Geleceği Belirler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör: &#8220;Puanlar alındı, şimdi sıra doğru tercih yapmakta!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-nazife-gungor-puanlar-alindi-simdi-sira-dogru-tercih-yapmakta-556537</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2025 10:10:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[güngör]]></category>
		<category><![CDATA[nazife]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[puanlar]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[şimdi]]></category>
		<category><![CDATA[sıra]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[yapmakta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte milyonlarca adayın hayatındaki en kritik karar anı olan tercih dönemi başlarken, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, adaylara ve ailelerine yol gösterecek önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-nazife-gungor-puanlar-alindi-simdi-sira-dogru-tercih-yapmakta-556537">Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör: &#8220;Puanlar alındı, şimdi sıra doğru tercih yapmakta!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte milyonlarca adayın hayatındaki en kritik karar anı olan tercih dönemi başlarken, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, adaylara ve ailelerine yol gösterecek önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Şimdi sıra doğru tercih yapmakta</strong></p>
<p>Üniversite adaylarının heyecanla bekledikleri YKS sonuçlarının açıklandığını ancak heyecanın dinmediğini, daha da arttığını kaydeden Prof. Dr. Nazife Güngör, “Puanlar alındı, şimdi sıra doğru tercih yapmakta. Önemli ve ciddi bir karar anı. Yapılacak tercih, özellikle de genç üniversite adaylarının bundan sonraki yaşam serüvenlerinin de belirleyicisi olacak. Hiç kolay değil. Hatta belki de yaşamlarının tercih ve karar noktasındaki en zor aşaması.” dedi.</p>
<p><strong>Mevcut koşullar içinde hedefe yürümeye devam…</strong></p>
<p>Puanı beklediği gibi gelmeyen adaylara seslenen Prof. Dr. Güngör, &#8220;Hayal kırıklığı olabilir, ama üzülmek yok. Mevcut koşullar içinde hedefe yürümeye devam. Türkiye’de çok sayıda üniversite var, dolayısıyla çok sayıda da bölüm ve program var. Alınan puanla programlardan birine yerleşme sağlanabilecektir. Yeter ki genç arkadaşlarımız tercihlerini akılcı, soğukkanlı bir tavırla doğru yapabilsinler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Puanı hedeflediği bölüme yetmeyen adaylar için alternatifler neler?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Güngör, puanı hedeflediği bölüme yetmeyen adaylar için alternatif ve akılcı yollar olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Sözgelimi tıp fakültesini hedefleyen birinin aldığı puan bu hedefini gerçekleştirmeye yetmiyorsa, yine sağlık alanında yakın ve alternatif seçenekler üzerinde durabilir. Örneğin, sağlık bilimleri fakültelerinin yine tıp kapsamında çeşitli mesleklere yetiştirmeye yönelik çeşitli bölümleri var. Gençlerimiz bu bölümlerden birini seçerek yine sağlık sektörüyle ilgili bir alanda meslek sahibi olabilirler. </p>
<p>Aynı şekilde mühendis olmak isteyen bir gencimizin aldığı puan mühendislik fakültelerine girmeye yeterli değilse, yine mühendislik sektörünün bir alt kademesi olan ön lisans düzeyindeki teknik programlardan birine yerleşebilir. Meslek yüksekokulları hem kısa yoldan meslek sahibi olmak, hem de teknik anlamda mesleki beceri kazanmak açısından tercih edilmesi gereken okullardır. Gençlerimiz iki yıl içinde ön lisans programlarından birini tamamlayarak hem bir an önce iş hayatına atılabilirler, hem de dikey geçiş sınavlarıyla hedefledikleri bölümlere girme şansını yakalayabilirler.”</p>
<p><strong>Yeni teknolojilerle birlikte yeni meslekler doğuyor</strong></p>
<p>Günümüz dünyasının hızla değiştiğini ve yeni teknolojilerle birlikte yeni mesleklerin doğduğunu hatırlatan Prof. Dr. Güngör, “Geleneksel ve alışıldık bakış açısıyla herkesin hayali mühendis, hekim, hâkim, avukat olmak. Ancak günümüz dünyası, yeni teknolojilerin de etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm içerisinde. Yeni meslekler doğuyor, iş ve hizmet alanında yeni ihtiyaçlar beliriyor. Yeni yeteneklere, yaratıcı ve girişimci meslek insanlarına gereksinim her geçen gün kendisini çok daha güçlü hissettiriyor. Dolayısıyla da gençlerimizin dünyanın gidişini iyi izlemeleri, iyi analiz etmeleri, geleceğe sağlıklı ve doğru vizyon tutmaları gerekiyor. İdeallerini, hedeflerini, iş ve meslek seçimlerini de buna göre yapmaları önem taşıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İdealler, gerçekler ve hayaller arasındaki denge iyi kurulmalı</strong></p>
<p>İdealler, gerçekler ve hayaller arasındaki dengenin iyi kurulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Güngör, şöyle devam etti:</p>
<p>“Gerçekler ve hayallerin birbirini beslemesi önemli, ama diğer yandan da birbirlerinden akılcı bir bakış açısıyla ayırt edilmeleri gerekir. Bu anlamda içinde bulunduğumuz yaşamın gerçekleri var, bir de bizlerin hayalleri. Bu ikisini çok iyi anlamak, analiz etmek lazım. İdeallerimizi oluştururken, gerçeklerin ve hayallerin çakışma ve çatışma noktalarını çok iyi kavramak gerekir. Ekonomik bağımsızlığımızı kazanmak, yaşamımızı sürdürmek, toplumda bir yer edinmek için bir işe ihtiyacımız var. Bu hepimizin önünde duran kocaman bir gerçek. O halde tercih yapma ve karar verme sürecinde bu gerçeği göz ardı edemeyiz. Diğer yandan belki de çocuk yaşlardan beri biriktirdiğimiz, çoğalttığımız hayallerimiz ve buna bağlı olarak biçimlendirdiğimiz ideallerimiz var. Tercih yapma ve karar verme sürecinde bunu da göz ardı etmemek gerekir. Bu ikisinin yanında bir de bundan sonraki yol haritamızı belirlemede başlangıç ölçü olan YKS puanımız var. O halde hedefe ulaşmak yönünde en doğru tercihi yapmak ve en doğru kararı vermek için bu üçgen içerisindeki en uygun noktayı belirlemek gerekiyor. Akıl ve sağduyu tam da bu aşamada devreye girmek zorunda.”</p>
<p><strong>Çok sayıda üniversite var</strong></p>
<p>Çok sayıda üniversite ve bu üniversitelerin bünyesinde ön lisans ve lisans düzeyinde çok sayıda program var olduğunu dile getiren Prof. Dr. Güngör, “Doğru tercih yapıldığı takdirde bu programlardan birine yerleşme oranları yüksek. Bunun için genç arkadaşlara önerim bu süreçte tercih danışmanlarına mutlaka danışmaları. Gençlerimiz, puanları düşük geldi ya da istedikleri puanı alamadılar diye üzülmesinler. Üniversitelerin web sitelerini ziyaret etsinler. Tüm bölüm ve programları dikkatle incelesinler. Ama sanal bilgiyle yetinmesinler. Olanakları ölçüsünde mutlaka üniversiteleri ziyaret etsinler, akademisyenlerle tanışsınlar, bölümler ve meslekler hakkında yüz yüze bilgi alsınlar. Üniversitelerin fizik koşullarını, laboratuvarları, kütüphaneleri, okumak istedikleri bölüm veya programla ilgili özgün olanakları, farklılıkları, avantajları mutlaka yerinde görüp incelesinler.” diye konuştu. <strong> </strong></p>
<p><strong>Başarının en önemli sırlarından biri doğru tercih</strong></p>
<p>Meslek ve program seçiminde kendi yeteneklerimiz, eğilimlerimiz, beğenilerimizin önemli olduğunu da belirten Prof. Dr. Güngör, “Bu nedenle gençler meslek ve program seçimi yaparken kendilerini çok iyi analiz etsinler. Kendilerine sorular sorsunlar, yanıtlarını olabildiğince ayrıntılı vermeye gayret etsinler. Kendimizi tanımak doğru tercih için çok önemli. Yıllardan beridir akademinin içinde biri olarak zaman zaman karşılaşıyorum. Öğrencilerimiz bir programa yerleşiyor, ama eğitim öğretimin içerisine aktif biçimde dâhil olunca o bölümün kendisine uygun olmadığını anlayıp yeniden arayış içiresine giriyorlar. Bunun olmaması için gençler daha işin başındayken hangi mesleğe yatkın ve yakın olduklarını çok iyi saptasınlar. Başarının belki de en önemli sırlarından biri de budur. Doğru tercih, uygun karar.” dedi.</p>
<p>Yüksek puan başarı, ancak başarının devamı için tercih de doğru yapılmalı</p>
<p>Yüksek puan elde eden gençlere de birtakım önerilerde bulunan Prof. Dr. Güngör, “Yüksek puan başarıdır, ancak başarının devamı için tercihin de doğru yapılması gerekir. Sözgelimi aldığı puanla tıp fakültesine girmeye hak kazanan bir gencimiz eğer hekimliğe yatkın ve yakın değilse, sağlıkla ilgili bir alanda çalışmaktan memnun olmayacaksa, tercihini, sırf puanı yüksek diye tıp fakültesinden yana yapmasına gerek yok. Yüksek puan almak büyük avantaj sunmakta. Yüksek puan alan genç bireyler pek çok bölüm ve programa girebilme özgürlüğüne ve avantajına sahip olabilmektedirler. Ancak onların da gerçek anlamda başarıya ulaşabilmeleri için hedeflerini çok iyi belirlemeleri, ilgi ve eğilimlerini analiz etmeleri, ona göre de doğru tercih yapmaları önemlidir. Çünkü gerçek başarı ancak hazla, mutlulukla yapacağımız işlerle mümkündür. Çok saygın bir mesleğe sahip olabiliriz, çok para kazanabiliriz, ama eğer yaptığımız işten yeterince haz almıyorsak, bunun adına gerçek başarı diyemeyiz. Doğru tercih ve doğru karar gerçek başarı için büyük önem taşır.” şeklinde de sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-nazife-gungor-puanlar-alindi-simdi-sira-dogru-tercih-yapmakta-556537">Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör: &#8220;Puanlar alındı, şimdi sıra doğru tercih yapmakta!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın Serin Kalmanın Yolu: Doğru Beslenme ile Ferahlık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazin-serin-kalmanin-yolu-dogru-beslenme-ile-ferahlik-556003</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 09:06:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ferahlık]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kalmanın]]></category>
		<category><![CDATA[serin]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556003</guid>

					<description><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte vücudun su kaybı artıyor. Bu da hem enerji seviyesini hem de genel beden durumunu etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-serin-kalmanin-yolu-dogru-beslenme-ile-ferahlik-556003">Yazın Serin Kalmanın Yolu: Doğru Beslenme ile Ferahlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte vücudun su kaybı artıyor. Bu da hem enerji seviyesini hem de genel beden durumunu etkileyebiliyor. Yaz aylarına özel pratik çözümler sunan Herbalife, Formül 1 ürünleri, Çay ve Bitki Ekstreli Aromalı İçecek Tozu ve Herbal Aloe Konsantre İçecekleri ile sıvı alımını desteklerken, günlük beslenme ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Günlük beslenmeyi destekliyor</strong></p>
<p>Bitki bazlı protein, karbonhidrat, lif, vitamin ve mineraller içeren formülüyle öne çıkan <strong>Herbalife Formül 1 Shake</strong> serisi hem kilo yönetimini hem de günlük beslenmeyi desteklemek isteyenler için ideal bir seçenek sunuyor. Kahvaltı ya da ana öğünlerde kolayca tüketilebilen bu shake karışımı, kalori kontrolüne ve vücudun ihtiyaç duyduğu temel besin öğelerini karşılamaya yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Alternatif öğün seçeneği</strong></p>
<p>Yüksek protein içeriğiyle, 25 vitamin ve mineral ile günlük mikro besin ihtiyacını karşılamaya yardımcı oluyor. Vegan ve glutensiz yapısıyla farklı beslenme tercihlerine uygun olan Formül 1 Shake’ler, aynı zamanda lif içeriyor. Aktif yaşam tarzına kolayca uyum sağlayan, taşınabilir ve hazırlanması son derece pratik bu shake’ler; gün boyu hareket halindeyken ya da yoğun iş temposunda alternatif bir öğün sunuyor. <strong>Herbalife Formül 1 Besleyici Shake Karışımı;</strong> Ahududu ve Beyaz Çikolata Aromalı, Muz Aromalı ve Vanilya Aromalı çeşitleriyle farklı damak zevklerine hitap ederken, ideal yaşam yolculuğunu destekliyor.</p>
<p><strong>Yaz günlerinde serinletici bir keyif</strong></p>
<p>Herbalife Çay ve Bitki Ekstreli Aromalı İçecek Tozu düşük kalorili ve ferahlatıcı bir içecek alternatifi sunuyor. Düşük kalorili yapısıyla dengeli yaşam tarzına kolayca uyum sağlayan bu içecek tozu, özellikle sıcak yaz günlerinde soğuk tüketilebiliyor. Limon, Şeftali, Klasik ve Ahududu olmak üzere dört farklı aroma seçeneğiyle farklı damak tatlarına hitap eden Herbalife Çay ve Bitki Ekstreli Aromalı İçecek Tozu, günlük sıvı alımı alışkanlıklarını yeniden tanımlıyor. Günün her anında pratik bir içecek arayanlar için alternatif bir çözüm sunuyor.</p>
<p><strong>Ferahlatıcı bir dokunuş: Herbal Aloe Konsantre İçecek</strong></p>
<p>Saflaştırılmış %40 Aloe vera suyu içeriğiyle, günlük su tüketimini keyifli hale getiren ferahlatıcı ve düşük kalorili bir alternatif olan <strong>Herbal Aloe Konsantre İçecek</strong>, hafif aromasıyla her yudumda ferahlık sunuyor. Elle toplanan aloe vera yapraklarından elde edilen bu özel formül, gün boyunca su içmeyi daha cazip hale getiriyor. Herbal Aloe Konsantre İçeceğin yalnızca birkaç damlasını suya ekleyerek, sıradan içme suyunu alternatif bir içeceğe dönüştürebilir, sıvı alımınızı destekleyebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-serin-kalmanin-yolu-dogru-beslenme-ile-ferahlik-556003">Yazın Serin Kalmanın Yolu: Doğru Beslenme ile Ferahlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başiskele Termal Tesisi&#8217;nde sona doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basiskele-termal-tesisinde-sona-dogru-553478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Jul 2025 07:39:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başiskele]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<category><![CDATA[termal]]></category>
		<category><![CDATA[tesisinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=553478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin sağlık ve turizm yatırımı olan Başiskele Yeniköy Termal Tesisi bölgeye şifa getirecek. Çalışmalarda sona gelinen tesiste ince işçilik de devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basiskele-termal-tesisinde-sona-dogru-553478">Başiskele Termal Tesisi&#8217;nde sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin sağlık ve turizm yatırımı olan Başiskele Yeniköy Termal Tesisi bölgeye şifa getirecek. Çalışmalarda sona gelinen tesiste ince işçilik de devam ediyor.</p>
<p><b>İMALATLAR TÜM HIZIYLA SÜRÜYOR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Başiskele Yeniköy’de inşa edilen Termal Tesis, sağlık turizmi açısından bölgeye büyük katkı sunmaya hazırlanıyor. Doğu Marmara ve Kocaeli’nin şifa merkezi olma hedefiyle hayata geçirilen projede inşaat çalışmalarında sona yaklaşıldı. Üç bloktan oluşan ve toplamda 10 bin 621 metrekarelik alan üzerine kurulan Başiskele Termal Tesisinde, iç ve dış kısımlardaki imalatlar eş zamanlı devam ediyor. Asma tavan, sıva, dekoratif kaplama, bina cephe giydirme, cam montajı, çevre düzenlemesi, termal havuz yalıtımı ve seramik uygulamaları gibi birçok alanda çalışmalar yoğun şekilde sürdürülüyor. Dış cephede kullanılan traverten kaplamalarda ise sona gelindi.</p>
<p><b>JEOTERMAL SU MARMARA’YA ŞİFA DAĞITACAK</b></p>
<p>Tesisin inşa edildiği alanda, yerin 930 metre derinliğinden çıkan ve 57 derece sıcaklığa sahip jeotermal su bulunuyor. Bu özellik, tesisi yalnızca Kocaeli için değil, Marmara Bölgesi genelinde de sağlık turizmi açısından cazip hale getiriyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu yatırımıyla kentin tarihi, kültürel ve doğal potansiyelini en iyi şekilde değerlendirerek turizmi desteklemeyi sürdürüyor.</p>
<p><b>KATLARA GÖRE FONKSİYONEL DONANIM PLANLAMASI</b></p>
<p>Geleneksel mimari dokuyla estetik detayların bir arada kullanıldığı tesiste; termal havuzlar, hamamlar, saunalar, aile banyoları, dinlenme alanları, eğlence ve etkinlik alanları gibi çok sayıda fonksiyonel bölüm yer alıyor. Başiskele Yeniköy’de inşa edilen termal tesiste, sağlık ve konforu bir arada sunan kapsamlı bir donanım planlaması yapıldı. Tesisin 3. bodrum katında havuz denge tankları, mekanik odalar ve teknik depolar yer alırken, 2. bodrum katta erkeklere özel sıcak termal havuz, soğuk havuz, hamam, sauna, spa alanı, soyunma odaları, üç aile spa alanı ve bir kafeterya bulunuyor. 1. bodrum katta ise iki aile spa alanı ile personel için dinlenme, giyinme, çamaşırhane, ütü odası ve kazan dairesi yer alıyor.</p>
<p><b>KONFORLU ALANLAR VE SAĞLIK ODAKLI HİZMETLER</b></p>
<p>Zemin katta bayanlara özel sıcak termal havuz, soğuk havuz, hamam, sauna, spa alanı, vitamin kafe, idari ofisler, bay-bayan mescit bulunuyor. Ayrıca 69 araçlık otopark ve 721,80 metrekarelik çok amaçlı salonlar tesiste dikkat çekecek. 1. katta ise sekiz masaj odası, üç fizik tedavi odası, üç hidroterapi odası, jimnastik salonu, doktor odası ve iki toplantı salonu yer alıyor. Her katı işlevsel bir yapıyla planlanan tesis, bölge halkına ve ziyaretçilere kapsamlı bir sağlık ve dinlenme deneyimi sunmaya hazırlanıyor.</p>
<p><b>BAŞİSKELE SAĞLIK TURİZMİNDE ÖNE ÇIKACAK</b></p>
<p>Doğal güzellikleri, yaşam kalitesi ve tarihi dokusuyla Kocaeli’nin cazibe merkezlerinden biri olan Başiskele, termal tesisin tamamlanmasıyla birlikte sağlık turizmi alanında da dikkatleri üzerine çekecek. Vatandaşların yanı sıra şehre gelen misafirlerin de şifa bulabileceği tesis, bölge ekonomisine ve turizmine önemli katkılar sağlayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basiskele-termal-tesisinde-sona-dogru-553478">Başiskele Termal Tesisi&#8217;nde sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kene ısırdığında doğru müdahale nasıl olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kene-isirdiginda-dogru-mudahale-nasil-olmali-550527</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jul 2025 08:36:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ısırdığında]]></category>
		<category><![CDATA[kene]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550527</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kene ile bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ve Lyme hastalıklarında, erken ve doğru müdahale büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kene-isirdiginda-dogru-mudahale-nasil-olmali-550527">Kene ısırdığında doğru müdahale nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Kene ile bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ve Lyme hastalıklarında, erken ve doğru müdahale büyük önem taşıyor. Kenelerin hastalık bulaştırması için deriye yapıştıktan sonra 24–48 saat boyunca insandan kan emmesi gerektiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bu yüzden keneyi erken fark edip doğru şekilde çıkarmak bulaş riskini önemli ölçüde azaltır. Erken tanı ve tedavi hastalık seyrini önemli ölçüde olumlu etkilediği için kene teması dikkate alınıp hekim takibine girmek gerekir” dedi. Kenenin salgısında anestezik (ağrı kesici) madde olduğu için insan cildine tutunurken herhangi bir ağrı hissedilmediğini, bu nedenle kenenin varlığının uzun süre fark edilmeyebileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Bozkurt, kene riski bulunan alanlardan dönüşte çok dikkatli kontrol yapılması gerektiğini söyledi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, kenelerin yol açtığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) ve Lyme hastalıklarına erken müdahalenin önemini vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Lyme hastalığında erken tanı önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kenenin her iki hastalığın bulaş kaynağı olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Her iki hastalığın da insanlara en önemli bulaş kaynağı kenelerdir ancak hastalık farklı mikroorganizmalar tarafından meydana gelir. KKKA hastalığının etkeni virüsler iken, Lyme hastalığının etkeni bakteriler olup ikisi de ölümcül seyredebilir. Özellikle Lyme hastalığı, erken tanı ve antibiyotik tedavisiyle iyileşebilen ancak tanıda gecikme olması durumunda eklem harabiyeti, beyin ve kalp tutulumuna yol açarak kronikleşen bir hastalıktır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kenelerin çıplak elle çıkarılması ile bulaşıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene ile temasın özellikle yaz aylarında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “KKKA ve Lyme hastalıkları, daha çok vücudumuza kene tutunması ile bulaşmakla birlikte kenelerin çıplak elle çıkarılması ya da ezilmesi ile, hasta insanların kan gibi vücut sıvılarına temas etmekle, mikrobu taşıyan hayvanların kanları, vücut sıvıları ve dokularına korunmasız temasla da bulaşabilir. Kene teması mevsimsel özellik gösterir. Genelde ilkbahar ve yaz aylarında görülür. Türkiye’de yazın ilk aylarında sıklıkla vakalar görülür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kuluçka süresi 1-14 gün arasında değişiyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığında kuluçka süresinin, mikrobun vücuda girmesinden sonra hastalık belirtilerinin başlamasına kadar geçen süre olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “KKKA hastalığında, virüsün bulaş yoluna bağlı olarak, virüsün alınmasını müteakip 1-14 günlük kuluçka süresi sonrası belirtiler ortaya çıkar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının belirtilerine değinen Prof. Dr. Fatma Bozkurt, bunları yüksek ateş, baş ağrısı, yoğun halsizlik, kollarda ve bacaklarda şiddetli ağrı, bazen kusma, karın ağrısı veya ishal, yüzde kızarıklık olarak sıraladı. Prof. Dr. Bozkurt, ilerleyen safhada vücudun değişik yerlerinde kanamalar, gövde, kol ve bacaklarda morluklar, burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan görülebileceği uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hekim takibi ve kontrolünde olunmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene teması sonrası hekim takibi ve kontrolünde olunması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Hastalıkta erken tanı konulup semptomlara yönelik müdahale ve Ribavirin gibi antiviral tedaviler hayat kurtarıcı olmaktadır. Bu nedenle kene teması sonrası hekim takip ve kontrolünde olmak hayati önem arz etmektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Lyme hastalığında vücutta lezyonlar görülüyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kenenin yol açtığı Lyme hastalığında vücutta lezyonların görüldüğünü belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Kene temasından sonra 1-4 haftalık kuluçka dönemi sonrası, hastalığın ilk bulgusu olan Eritema Migrans (EM) denilen bir lezyon vücutta görülür. Lezyon vakaların üçte birinde, tek ve klasik boğa gözü görüntüsü şeklinde olup, diğer üçte bir vakada da birden fazla lezyon olarak görülebilir. Geri kalan vakalarda lezyon olmayıp sadece kene ısırık izi görülebilir. Lezyon görünümü merkezi soluk olup bunu çevreleyen eritemli bir halka olarak görülür. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Grip benzeri belirtiler de ortaya çıkabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Fatma Bozkurt, ayrıca hastaların yüzde 50’sinde ateş ve terleme, yorgunluk, baş ağrısı, miyalji (kaslarda oluşan ağrı) ve artralji (omuz, dirsek ve dizler gibi yerlerde oluşan ağrı) gibi grip benzeri belirtilerin ortaya çıkabildiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Lezyonlar tedavi edilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Lezyonların genellikle bir ay içinde kaybolduğunu ifade eden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Ancak lezyonlar tedavi edilmez ise aylar- yıllar sonra deri, eklemler, kalp ve sinir sistem tutulumu gösteren kronik bir hastalığa dönüşür. Semptomatik ve tetrasiklin türevi antibiyotikler ile tedavi edilebilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kene ısırığında acı hissedilmiyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene ısırmasının fark edilmesinin bazen zaman alabileceğini belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Kenenin salgısında anestezik (ağrı kesici) madde olduğu için insan cildine tutunurken herhangi bir ağrı hissedilmez. Bu nedenle kenenin varlığı uzun süre fark edilmeyebilir. Çoğu zaman özellikle vücut beni olanlar keneyi vücut beni olarak düşünebilir. Cilde tutunamayan kene temasında da ciltte ısırık izi olabilir” uyarısında bulundu.  </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Deriye yapıştıktan sonraki 24-48 saate dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Doğada birçok kene türü olduğunu ama her birinin hastalık yapıcı mikroorganizma taşımadığını ifade eden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Hastalık taşıyan kenelerin de insanlara bulaştırmaları için, genellikle kene deriye yapıştıktan sonra 24–48 saat boyunca insandan kan emmesi gerekir. Bu yüzden keneyi erken fark edip doğru şekilde çıkarmak bulaş riskini önemli ölçüde azaltır. Ayrıca erken tanı ve tedavi hastalık seyrini önemli ölçüde olumlu etkilediği için kene teması dikkate alınıp hekim takibine girmek gerekir” diye konuştu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kene ısırmasına nasıl müdahale edilmelidir?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene ısırmasına doğru müdahalenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Vücuda tutunan kene, en kısa sürede çıplak elle dokunmadan ele eldiven, bez ya da poşet geçirilerek veya bir pens yardımıyla deriye yakın yerden, keneyi ezmeden ve baş kısmını kopartılmadan çıkartılmalı veya çıkartılamıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmeli” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kene patlatılmamalı ve ezilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı riskinin olduğu bölgelerde keneyi saklayıp doktora göstermenin faydalı olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Bozkurt, “Vücuda tutunmuş olan keneyi patlatmayın, ezmeyin. Üzerine alkol, deterjan, sıvı sabun, gazyağı, kolonya gibi herhangi bir kimyasal madde kesinlikle dökmeyin ve üzerine sigara bastırmayın” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Vücudu örten kıyafetler giyilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene ısırmasına karşı alınacak önlemlere de değinen Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten kıyafetler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalıdır. Ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Oturulacak yerlere de açık renkli örtü serilmelidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kene kontrolü dikkatle yapılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kene kontrolünün dikkatle yapılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Riskli alanlardan döndükten sonra kene olup olmadığını görmek için vücudun ve elbiselerin her yerine dikkatlice bakılmalıdır. Vücudun özellikle diz arkası, koltuk altları, kulak arkası, ense, saç dipleri ve kasıklar dâhil kontrol edilmeli ya da ettirilmelidir” tavsiyesinde bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hasta ile temasta gerekli önlemler alınmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hastalığın hayvanlarda belirti göstermeden seyretmesi nedeniyle hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bu sebeple hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanların kan ve idrar gibi vücut sıvılarına çıplak el ile temas edilmemelidir. Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartılarıyla hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler eldiven, önlük, maske gibi gerekli korunma önlemlerini almalıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kene-isirdiginda-dogru-mudahale-nasil-olmali-550527">Kene ısırdığında doğru müdahale nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Glütensiz beslenme herkes için doğru tercih değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/glutensiz-beslenme-herkes-icin-dogru-tercih-degil-548611</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 08:19:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[glütensiz]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548611</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda özellikle sağlıklı yaşam trendleriyle birlikte glütensiz beslenme de popülerliğini artırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glutensiz-beslenme-herkes-icin-dogru-tercih-degil-548611">Glütensiz beslenme herkes için doğru tercih değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda özellikle sağlıklı yaşam trendleriyle birlikte glütensiz beslenme de popülerliğini artırdı. Ancak glütene karşı hassasiyeti olmayan bireyler için bu yaklaşımın gereksiz olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Glüten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan doğal bir protein grubudur. Glütenin içindeki bazı proteinler hamura elastikiyet kazandırır ve ekmek gibi mayalı ürünlerin kabarmasına yardımcı olur. Ülkemizde de buğdayı sofralarımızda sık kullandığımız için hemen hemen her yemekte glütenle karşılaşmak olasıdır. Son dönemdeki popüler diyet trendleri yüzünden vücudumuz için gerekli besin öğelerinden zengin gıdalardan glüten içerdiği için uzak durmak yerinde bir tercih değil” dedi.</strong></p>
<p>Glütensiz beslenmenin; çölyak, glüten hassasiyeti ve buğday alerjisi gibi durumlarda zorunlu ve faydalı bir alışkanlık olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Bir yandan, glüten içeren tam tahıllar örneğin tam buğday, çavdar ve arpa; lif, B vitamini, demir ve magnezyum gibi önemli besin öğeleri açısından zengindir. Bu nedenle sayılan sağlık problemlerine sahip olmayan kişilerin gereksiz yere glütensiz beslenmeye geçmesi, bu besin öğelerinin yetersiz alınmasına ve dengeli beslenmenin bozulmasına neden olabilir. Ayrıca bazı glütensiz ürünler, işlenmiş içerikleri nedeniyle daha fazla şeker, yağ ve kalori içerebilir. Sonuç olarak, glütensiz beslenme herkes için gerekli ya da sağlıklı bir alışkanlık değildir” dedi.</p>
<p><strong>Glüten hassasiyeti özel bir beslenme planı ile teşhis edilebiliyor</strong></p>
<p>Kişide glüten hassasiyeti ya da çölyak var ise ciddi sindirim problemlerinin yaşanabileceğini ifade eden Eren, “Glüten hassasiyeti, kişinin çölyak hastası olmamasına rağmen glütenli gıdalar tükettikten sonra bazı rahatsızlıklar yaşaması anlamına gelir. Yaygın belirtiler arasında; karın ağrısı, şişkinlik, gaz, ishal, kabızlık yer alır. Sindirim dışı şikayetlere ise; baş ağrısı, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu ve eklem ağrıları örnek verilebilir. Hassasiyetin tespiti için özel bir tanı yöntemi bulunmadığından, çölyak hastalığı ve buğday alerjisi testlerinden sonra, glütensiz diyetle semptomların düzelip düzelmediğine bakılır. Glüten hassasiyeti, çölyaktan farklı olarak bağırsakta kalıcı hasarlar bırakmaz ancak günlük yaşamı oldukça zorlaştırır” dedi.</p>
<p><strong>Çölyak tedavi edilmezse ciddi problemlere yol açabilir</strong></p>
<p>Çölyak hastalarında glüten, bağışıklık sisteminin ince bağırsaklara saldırmasına yol açar. İnce bağırsakların da bu saldırılar sonucu zarar göreceğini açıklayan Eren, “Çölyakta; sürekli karın ağrısı, şişkinlik, ishal, kabızlık, yorgunluk, kansızlık, kemik yoğunluğunun azalması, ciltte kaşıntılı döküntüler ve depresyon ya da anksiyete görülebilir. Ayrıca buğday alerjisi olan bireylerde glüten, alerjik reaksiyonlara da neden olabilir. Tüm bu ihtimaller göz önünde bulundurularak, sayılan semptomlara sahip kişilerin glüteni sindirip sindiremediği bilimsel olarak incelenmeli” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, glüten içeren ve içermeyen en yaygın besinleri sıraladı:</strong></p>
<p><strong>Glüten içeren besinler:</strong> Buğday, yulaf, arpa ve çavdarın kedisi ve unu ile yapılmış her türlü yiyecek, bulgur, makarna, şehriye, erişte, kuskus, bisküvi, simit, dondurma külahı, ekmek, tarhana, yarma, irmik, kraker, börek, pasta, çörek, sosis, mısır gevrekli süt ürünleri, hazır çorbalar, çok yağ eklenmiş yiyecekler, kaymak, krema, fındık, fıstık, badem, ceviz, baklava, tulumba, revani gibi unlu tatlılar, kek, çikolata, kurabiye, puding gofret, hazır salça, ketçap, unla yapılmış soslar ve hazır satılan çeşni verici yiyecekler.</p>
<p><strong>Glüten içermeyen besinler: </strong>Süt, salep, ıhlamur, çay, ayran, meyve suları, limonata, gazoz, doğal yoğurt, labne peyniri, mascarpone, mozerella gibi taze peynirler, parmesan, et, balık, kümes hayvanları,   yumurta, peynir, pirinç, pirinç unu ve nişasta ile yapılmış yiyecekler, mısır unu ile yapılmış ekmek, patates, glütensiz unlardan yapılmış ekmekler, kinoa, chia, amarant, karabuğday, kurubaklagiller, sebze ve meyveler, şeker, bal, komposto, pekmez, hoşaf, sirke, limon, salamura, turşu, baharatlar, tuz, domates suyu, ev salçası. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glutensiz-beslenme-herkes-icin-dogru-tercih-degil-548611">Glütensiz beslenme herkes için doğru tercih değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İleri yaştaki bireylerde doğru teknoloji kullanımı neden önemli?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ileri-yastaki-bireylerde-dogru-teknoloji-kullanimi-neden-onemli-547570</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 16:44:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerde]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ileri]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yaştaki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen teknoloji kullanımı, ileri yaştaki bireyler için de önemli fırsatlar sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yastaki-bireylerde-dogru-teknoloji-kullanimi-neden-onemli-547570">İleri yaştaki bireylerde doğru teknoloji kullanımı neden önemli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen teknoloji kullanımı, ileri yaştaki bireyler için de önemli fırsatlar sunuyor. Yaşlı bireyler için dijital teknolojinin sosyal bağlantıları artırmak ve yaşlanmaya bağlı zorlukları hafifletmek için önemli bir araç olabileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. T. Gül Şendil, sosyal izolasyon ve yalnızlıkla baş etmede dijital teknolojiden doğru şekilde yararlanmanın önemini vurguladı. Dijital araçların, özellikle görüntülü görüşme, e-posta ve sosyal medya gibi uygulamaların, bireylerin aile ve arkadaşlarıyla bağlarını güçlendirebileceğini kaydeden Prof. Dr. Şendil, dijital okuryazarlık ve doğru teknoloji kullanımı gibi konularda bilinçli olmanın altını çizdi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. T. Gül Şendil, ileri yaşlarda teknoloji kullanımına ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dijital teknolojilerin etkileri, herkes için farklı olabiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dijital teknolojinin, her yaştan bireyin iletişim, etkileşim ve günlük yaşamlarını şekillendirme biçimlerini önemli ölçüde etkilediğini belirten Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Çocuk ve ergenlerin sosyal medya platformlarına yoğun ilgisinden yaşlı bireylerin bağımsızlıklarını artırmak için dijital araçları kullanmasına kadar teknoloji, modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bununla birlikte, dijital teknolojinin bireylerin iyi oluşu üzerindeki etkileri herkes için aynı değildir. Bu etkiler, teknoloji kullanım şekli, bireysel özellikler ve çevresel faktörlere göre değişkenlik göstermektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dijital teknolojiler yaşlı bireyler için fırsatlar sunabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşlı bireyler için dijital teknolojinin sosyal bağlantıları artırmak ve yaşlanmaya bağlı zorlukları hafifletmek için önemli bir araç olabileceğini belirten Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Sosyal izolasyon ve yalnızlık, yaşlı bireylerde sık görülen sorunlardır ve bu durumlar, depresyon ve yaşam memnuniyetinin azalmasıyla ilişkilidir. Dijital araçlar, özellikle görüntülü görüşme, e-posta ve sosyal medya gibi uygulamalar, bireylerin aile ve arkadaşlarıyla bağlarını güçlendirebilir. Ancak, dijital okuryazarlık eksikliği, karmaşık arayüzler ve yaşlanmaya dair olumsuz algılar, yaşlı bireylerin bu avantajlardan tam anlamıyla yararlanmasını zorlaştırmaktadır. Araştırmalar, daha kolay anlaşılabilir ve kullanımı basit tasarımlar, yaşlı bireylerin ihtiyaçlarına yönelik özel eğitim programları ve toplum temelli destek mekanizmalarının bu sürece önemli katkılar sunduğunu göstermektedir” diye konuştu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Zihinsel ve duygusal sağlığı da destekliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Toplum temelli destek mekanizmalarının, yerel toplulukların yaşlı bireylere teknoloji eğitimi sağlaması, gönüllü rehberlik hizmetleri sunması ve erişilebilir teknoloji imkanları oluşturması gibi girişimleri içerdiğini kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Bu tür çözümler, yaşlı bireylerin hem yaşam kalitelerini artırmaya hem de sosyal bağlarını güçlendirmeye önemli ölçüde yardımcı olmaktadır. Dijital araçlarla zaman geçirmek, yalnızca sosyal bağları güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda zihinsel ve duygusal sağlığı da destekleyebilir. Özellikle bu araçları yeni şeyler öğrenmek veya yaratıcı faaliyetler için kullanan yaşlı bireyler, zihinlerini aktif tutma ve hayatlarına anlam katma açısından büyük faydalar sağlayabilir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Temel dijital beceriler öğrenilebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ancak bu sürecin genellikle aile üyelerinin desteğine veya yerel toplulukların sunduğu eğitim ve rehberlik programlarına bağlı olduğunu ifade eden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Örneğin, yaşlı bireyler, teknoloji kullanımında karşılaştıkları sorunları çözmek için ailelerinin sabırlı bir şekilde rehberlik etmesine ihtiyaç duyabilir veya yerel toplum merkezlerinde düzenlenen teknoloji eğitimlerine katılarak temel dijital beceriler öğrenebilir. Bu tür dış destekler, onların dijital dünyaya daha rahat uyum sağlamalarını ve bu araçlardan tam anlamıyla fayda sağlamalarını mümkün kılar. Bu nedenle, yaşlı bireylerin dijital dünyaya uyum sağlayabilmeleri için onların ihtiyaçlarını bir bütün olarak ele alan bir yaklaşım büyük önem taşımaktadır” diye konuştu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Dijital teknolojinin nasıl kullanıldığı önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Dijital teknolojinin nasıl kullanıldığı, ne kadar kullanıldığından çok daha önemlidir” diyen Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Örneğin, anlamlı içerik paylaşmak, eğitimle ilgili faaliyetlere katılmak veya sosyal ilişkileri sürdürmek gibi bilinçli ve aktif kullanım, genellikle olumlu etkiler yaratırken; uzun süre ekrana bakmak ya da sadece zaman geçirmek için kullanmak gibi aşırı veya amaçsız teknoloji kullanımı genellikle zararlı sonuçlara yol açabilir” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yalnızlık, kaygı ve depresyon, olumsuz etkilere açık hale getiriyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dijital teknolojinin bireyler üzerindeki etkisinin, kişinin kişisel özelliklerine, ruhsal durumuna ve çevresinden aldığı desteğe bağlı olarak değişebildiğini ifade eden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Örneğin kendine güvenen, sağlıklı bir ruh hali içinde olan ve geniş bir arkadaş veya aile desteği bulunan bireyler, dijital araçları daha verimli bir şekilde kullanarak olumlu sonuçlar elde edebilir. Buna karşılık, yalnızlık hisseden, kaygı veya depresyon gibi ruhsal zorluklar yaşayan ya da yeterince sosyal desteği olmayan bireyler, dijital teknolojinin olumsuz etkilerine daha açık hale gelebilir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Gençlerin yardımıyla kuşaklar arası bağlar güçlenebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu bulguların teknoloji geliştiricileri, politika yapıcılar ve yerel yönetimler için önemli mesajlar içerdiğini vurgulayan Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Yaşlı bireylerin dijital teknolojilere daha kolay erişim sağlaması için daha uygun fiyatlı cihazların sunulması, basit ve anlaşılır teknolojilerin geliştirilmesi ve yerel topluluklar tarafından destek programlarının organize edilmesi gerekir. Ayrıca, gençlerin yaşlı bireylere cihazların kullanımı konusunda yardım ettiği projeler hem yaşlı bireylerin teknolojiyi benimsemesine hem de kuşaklar arasında sosyal bağların güçlenmesine katkı sağlayabilir” tavsiyesinde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Uygun stratejiler geliştirilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dijital teknolojinin, yaşamın farklı evrelerinde bireyler için hem fırsatlar hem de zorluklar sunduğunu ifade eden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Paydaşlar, bu fırsatları maksimize etmek ve riskleri minimize etmek için dengeli, erişilebilir ve amaca uygun stratejiler geliştirmelidir. Bu çabalar, yaşam kalitesini artıran ve herkes için daha kapsayıcı dijital çözümler sunan bir geleceğin kapılarını aralayabilir” diyerek sözlerini tamamladı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ileri-yastaki-bireylerde-dogru-teknoloji-kullanimi-neden-onemli-547570">İleri yaştaki bireylerde doğru teknoloji kullanımı neden önemli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Görme Engelliler Futsal Şampiyonası&#8217;na doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-gorme-engelliler-futsal-sampiyonasina-dogru-546630</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2025 13:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[engelliler]]></category>
		<category><![CDATA[futsal]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonasına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546630</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Ayhan Yıldırım, Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nu makamında ziyaret ederek, 6-16 Kasım tarihleri arasında Kemer’de yapılacak olan Dünya Görme Engelliler Futsal Şampiyonası hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-gorme-engelliler-futsal-sampiyonasina-dogru-546630">Dünya Görme Engelliler Futsal Şampiyonası&#8217;na doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Ayhan Yıldırım, Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nu makamında ziyaret ederek, 6-16 Kasım tarihleri arasında Kemer’de yapılacak olan Dünya Görme Engelliler Futsal Şampiyonası hakkında bilgi verdi. </p>
<p>Federasyon Başkanı Yıldırım’a, IBSA Futsal Teknik Delegesi Toni Lehtinan, federasyon dış ilişkiler sorumlusu Merve Şenyiğit, federasyon MHK Üyesi Murat Dönmez eşlik etti. </p>
<p>Yıldırım, Kasım ayında düzenlenmesi planlanan Dünya Görme Engelliler Futsal Şampiyonası’na 8 ülkeden 140 sporcunun katılacağını söyledi. </p>
<p>Başkan Topaloğlu, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Türkiye’nin en önemli spor destinasyonlarından Kemer’de Dünya Görme Engelliler Futsal Şampiyonası’na ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyacaklarını söyledi. </p>
<p>Kemer Belediyesi olarak spora ve sporcuya her zaman destek olduklarının altını çizen Başkan Topaloğlu, organizasyona her türlü desteği vermeye hazır olduklarını aktardı. </p>
<p>Ziyaret sonrası Başkan Topaloğlu, Yıldırım ve beraberindekilere lavanta kolonyası hediye ederek hatıra fotoğrafı çektirdi. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-gorme-engelliler-futsal-sampiyonasina-dogru-546630">Dünya Görme Engelliler Futsal Şampiyonası&#8217;na doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çinli uzman Feng: İsrail ve İran arasındaki gerilimin çözümü için tek doğru yol müzakere masası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cinli-uzman-feng-israil-ve-iran-arasindaki-gerilimin-cozumu-icin-tek-dogru-yol-muzakere-masasi-546184</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 14:55:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[çinli]]></category>
		<category><![CDATA[çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[feng]]></category>
		<category><![CDATA[gerilimin]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[masası]]></category>
		<category><![CDATA[müzakere]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546184</guid>

					<description><![CDATA[<p>CyberPeace Vakfı Kurucu Başkanı Feng, İsrail ve İran arasındaki gerilimin çözümü için tek doğru yolun müzakere masasına dönülmesi olduğunu belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cinli-uzman-feng-israil-ve-iran-arasindaki-gerilimin-cozumu-icin-tek-dogru-yol-muzakere-masasi-546184">Çinli uzman Feng: İsrail ve İran arasındaki gerilimin çözümü için tek doğru yol müzakere masası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>CyberPeace Vakfı Kurucu Başkanı, Ulusal Anti-Hacker Grubu Genel Direktörü ve Başkanı <strong>Feng Wei, </strong>kapılarını açan St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu&#8217;nda (SPIEF) Sputnik&#8217;e demeç verdi.</p>
<p>Feng, yaptığı açıklamada aşağıdaki ana hatları ortaya koydu:</p>
</div>
<div>
<div>
<div>
<p>&#8220;Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, önceki gün İran ve İsrail dışişleri bakanlarıyla telefon görüşmesi yaparak, Ortadoğu&#8217;daki durumun hızla tırmanmasından duyduğu aşırı endişeyi ve ciddi kaygıyı dile getirdi.</p>
<p>Bakan Wang Yi, İsrail&#8217;in bu tür şiddet içeren saldırılarına karşı olduğumuzu açıkça belirtti, zira bu saldırılar BM Şartı&#8217;nı ihlal ediyor, İran&#8217;ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ciddi şekilde ihlal ediyor ve aslında İran sorununu çözmeye yönelik uzun vadeli diplomatik ve siyasi çabalara ihanet ediyor. Nitekim İran henüz müzakere sürecindeyken, İsrail&#8217;in bu saldırısıyla karşı karşıya kaldı. İşte bu yüzden karşıyız. Durumun en kısa sürede siyasi çözüm yoluna dönmesini umuyoruz.  </p>
<p>Şu anda durum giderek tırmanıyor. Çin, Küresel Güney&#8217;deki diğer ülkeler gibi, gerçekten kaygılı ve savaş ateşinin mümkün olan en kısa sürede söndürülmesini ve diplomatik müzakerelere geri dönülmesini derinden umuyor. Tek doğru yol budur. Bu, İsrail&#8217;in gelecekte kendi güvenliğini sağlaması açısından da doğru bir tercihtir.&#8221;</p>
</div>
</div>
</div>
<p>
Kaynak: <a href="https://tr.sputniknews.com/20250618/cinli-uzman-feng-israil-ve-iran-arasindaki-gerilimin-cozumu-icin-tek-dogru-yol-muzakere-masasi-1097123449.html">TR Sputnik<br />
</a></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cinli-uzman-feng-israil-ve-iran-arasindaki-gerilimin-cozumu-icin-tek-dogru-yol-muzakere-masasi-546184">Çinli uzman Feng: İsrail ve İran arasındaki gerilimin çözümü için tek doğru yol müzakere masası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kınık Toptancı Hal Kompleksinde sona doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kinik-toptanci-hal-kompleksinde-sona-dogru-543800</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jun 2025 09:34:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hal]]></category>
		<category><![CDATA[kınık]]></category>
		<category><![CDATA[kompleksinde]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<category><![CDATA[toptancı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=543800</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kaş ilçesinde hayata geçirdiği Kınık Toptancı Hal Kompleksi projesinde sona yaklaşıldı. 320 dönümlük alan üzerine kurulan tesis, bölgenin tarım ve ticaret potansiyelini artırarak ekonomiye önemli katkı sağlayacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kinik-toptanci-hal-kompleksinde-sona-dogru-543800">Kınık Toptancı Hal Kompleksinde sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kaş ilçesinde hayata geçirdiği Kınık Toptancı Hal Kompleksi projesinde sona yaklaşıldı. 320 dönümlük alan üzerine kurulan tesis, bölgenin tarım ve ticaret potansiyelini artırarak ekonomiye önemli katkı sağlayacak.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kaş’ın Kınık Mahallesi’nde hayata geçirdiği, bölgenin tarım ve ticaret potansiyelini artıracak projede artık sona yaklaşıldı. Kınık, Ova ve Yeşilköy mahallelerindeki halleri tek çatı altında toplayacak olan Kınık Toptancı Hal Kompleksi’nin kaba inşaatında sona gelinirken proje yüzde 80 oranında tamamlandı. Hal içerisinde yer alan komisyonculara ayrılacak meydan, estetik bir görünüme kavuşturularak açılışa hazırlanıyor. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>SOSYAL VE TİCARİ DONATILAR BİR ARADA</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Üreticiler ve komisyoncular için modern bir ticaret alanı sunacak Kınık Toptancı Hal Kompleksi, bölge ekonomisine önemli katkı sağlayacak. 120 komisyoncu dükkanı, 136 tüccar dükkanı ve 72 ticari dükkandan oluşacak kompleks, tarım ticaretine yeni bir soluk getirecek. Proje kapsamında idari ofisler, toplantı salonları ve geniş bir komisyoncu meydanı da yer alacak. Ayrıca, bölge halkının sosyal ihtiyaçlarına yönelik halı saha, soyunma odaları ve duş üniteleri gibi donatılar da projeye dahil edildi.</span></span></span></span></p>
<p><b><span><span><span><span><strong><span>TARIMIN MERKEZİ OLACAK</span></strong></span></span></span></span></b></p>
<p><span><span><strong><span>Yaş sebze ve meyve üreticileri için önemli bir ticaret alanı olacak olan Kınık Toptancı Hal Projesi bölgedeki ticareti güçlendirecek. </span></strong><span><span>Antalya’nın üretim gücüne destek olacak olan <strong>Kınık Toptancı Hal Kompleksiyle </strong>birlikte yalnızca yerel değil, bölgesel bir tarım ve ticaret merkezide olacak.Hal Kompleksi&#8217;nin faaliyete geçmesiyle birlikte, Kaş tarımının kalbi Kınık’ta atacak.</span></span></span></span></p>
<p>   </p>
</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kinik-toptanci-hal-kompleksinde-sona-dogru-543800">Kınık Toptancı Hal Kompleksinde sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alikahya Stadyum Tramvay Hattı&#8217;nda 1. Etap sona doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alikahya-stadyum-tramvay-hattinda-1-etap-sona-dogru-543284</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2025 10:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etap]]></category>
		<category><![CDATA[hattında]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<category><![CDATA[stadyum]]></category>
		<category><![CDATA[tramvay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=543284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, “Alikahya Stadyum Tramvay Hattı Projesi” kapsamında Anadolu Otoyolu altındaki menfezde ray döşeme çalışmalarını da tamamladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alikahya-stadyum-tramvay-hattinda-1-etap-sona-dogru-543284">Alikahya Stadyum Tramvay Hattı&#8217;nda 1. Etap sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, “Alikahya Stadyum Tramvay Hattı Projesi’nde” önemli bir aşamayı daha tamamladı. Anadolu Otoyolu altındaki menfez; altyapı, ray döşeme ve asfalt çalışmalarının bitmesiyle birlikte araç geçişine açıldı.</p>
<p><b>MENFEZ TRAFİĞE AÇILDI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “Alikahya Stadyum Tramvay Hattı Projesi” kapsamında trafiğe kapattığı Anadolu Otoyolu altındaki menfezi yeniden trafiğe açtı. Tramvay hattına ait rayların döşendiği Anadolu Otoyolu altındaki menfezde, yüksek araç sürücülerinin alternatif güzergâhları kullanmaları zorunlu olacak. Bu kapsamda menfez giriş ve çıkışlarında sürücülerin dikkatini çekmek için “Yükseklik Sınırı: 3,80 m”, “Ağır Tonajlı Araç Girişi Yasaktır” ve “Alternatif Rota Kullanınız” uyarı levhaları yerleştirildi.</p>
<p><b>AĞIR TONAJLI ARAÇLAR KULLANAMAYACAK</b></p>
<p>Menfezden sadece 3,80 metre ve altındaki araçların geçişine izin verilecek. Ayrıca enerji hatlarına zarar vermemesi için ağır tonajlı araçlar menfezi kullanamayacak. Bu araçlar belirlenen alternatif güzergâhları tercih edebilecek. Sürücülerin, menfez ve çevresindeki işaret ve uyarı levhalarına uymaları istendi.</p>
<p><b>1.ETAP ÇALIŞMALARI HIZLA TAMAMLANIYOR</b></p>
<p>Alikahya Stadyum Tramvay Hattı’nın 1. etap çalışmaları hızla tamamlanırken, test sürüşü de geçtiğimiz gün Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr.Tahir Büyükakın tarafından gerçekleştirilmişti. Projenin tamamlanmasıyla birlikte İzmit’te ulaşımda önemli kolaylıklar sağlanması hedefleniyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alikahya-stadyum-tramvay-hattinda-1-etap-sona-dogru-543284">Alikahya Stadyum Tramvay Hattı&#8217;nda 1. Etap sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim insanı Prof. Dr. Serdaroğlu, kurban etinde doğru saklama ve pişirme yöntemlerini anlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insani-prof-dr-serdaroglu-kurban-etinde-dogru-saklama-ve-pisirme-yontemlerini-anlatti-542762</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 12:58:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlattı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[etinde]]></category>
		<category><![CDATA[insani]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[pişirme]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[saklama]]></category>
		<category><![CDATA[serdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemlerini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542762</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Et Teknolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meltem Serdaroğlu, Kurban Bayramı öncesinde etin saklama ve pişirme yöntemleri hakkında doğru bilinen yanlışlar, tüketici hataları ve hijyen açısından dikkat edilmesi gerekenler ile ilgili bilgilendirme yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insani-prof-dr-serdaroglu-kurban-etinde-dogru-saklama-ve-pisirme-yontemlerini-anlatti-542762">Egeli bilim insanı Prof. Dr. Serdaroğlu, kurban etinde doğru saklama ve pişirme yöntemlerini anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Et Teknolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meltem Serdaroğlu, Kurban Bayramı öncesinde etin saklama ve pişirme yöntemleri hakkında doğru bilinen yanlışlar, tüketici hataları ve hijyen açısından dikkat edilmesi gerekenler ile ilgili bilgilendirme yaptı.</p>
<p>Prof. Dr. Meltem Serdaroğlu, “Kurban etini uzun süre muhafaza etmek için en uygun yöntem, uygun koşullarda ambalajlanarak dondurulmasıdır. Ambalajsız şekilde dondurulan etlerin yüzeyinde kuruma ve renk değişiklikleri oluşur; bu durum don yanığı olarak bilinir ve ürün kalitesini olumsuz etkiler. Eğer et kısa sürede tüketilecekse, +4 °C’de, yani buzdolabının alt raflarında saklanması yeterlidir. Alternatif bir yöntem olarak, etin kendi yağıyla kavrularak hazırlanması ve ağzı kapalı bir kapta +4 °C’de saklanması, mikrobiyal gelişimi sınırlayarak dayanma süresini uzatacaktır” dedi.</p>
<p><b>“İslami koşullara uygun kesim ve et kalitesi”</b></p>
<p>Hayvanın sakin ve kontrollü bir şekilde kesilmesinin önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Meltem Serdaroğlu, “Kesim sırasında hayvanın aşırı hareket etmesi ve uzun süre çırpınması, metabolik enerji harcamasına ve buna bağlı olarak kas glikojen seviyelerinde düşüşe, dolayısıyla et kalitesinde istenmeyen değişikliklere neden olabilir.  Bu nedenle, hayvanın sakin ve kontrollü bir şekilde kesilmesi, daha kaliteli ve daha lezzetli bir et elde edilmesi açısından son derece önemlidir. Kurban kesiminde karkastan kanın akıtılmasının sağlanması önemlidir, kesim sırasında mikrobiyal bulaşmanın en az düzeyde olması için iç organlar çıkartılmasında dikkatli davranılmalıdır” diye konuştu</p>
<p><b>“Etin dinlendirilmesi ve pişirme zamanlaması”</b></p>
<p>Karkası dörde bölüp +4°C’de dinlendirdikten sonra ertesi gün parçalayarak tüketmek, en ideal yöntem olduğunu söyleyen Prof. Dr. Meltem Serdaroğlu, “Kurban eti kesildikten hemen sonra pişirildiğinde, özellikle kavurma veya mangal gibi işlemlerde belirgin bir kalite sorunu yaşanmaz. Ancak genel olarak, ölüm sertliğinin tamamlanması için en az 24 saatlik bir dinlendirme süreci önerilir. Etin kesiminin ardından parçalanmadan soğutucuda bütün olarak bekletilmesi, hem kasların daha kolay ayrılmasını sağlar hem de pişirme sırasında daha homojen bir yumuşaklık ve lezzet elde edilir. Öğle saatlerinde kesilen bir etin aynı gün akşam tüketilmesi, sertlik açısından olumsuz sonuç doğurabilir. Bu nedenle, karkası dörde bölüp +4°C’de dinlendirdikten sonra ertesi gün parçalayarak tüketmek, en ideal yöntemdir” dedi.</p>
<p><b>“Kesim hijyeni ve mikrobiyal bulaşma riski”</b></p>
<p>         Çapraz bulaşma riskinin önlenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Meltem Serdaroğlu, “Kurban kesiminde hijyenik uygulamalara azami özen gösterilmelidir. Etin doğrudan yerde değil, askıya alınarak kesilmesi önerilir. Mikroorganizmalar genellikle kesim sırasında bıçak, ortam yüzeyleri ve kesim yapan kişi aracılığıyla ete bulaşır. Bu nedenle çapraz bulaşma riski yüksektir. Örneğin, kesim ve parçalama işleminde kullanılan bıçakların ve et parçalama yüzeylerinin hızla temizlenmesi gerekir” dedi</p>
<p><b>“Gıda Mühendisliği öğrencilerine gözlem önerisi”</b></p>
<p>Prof. Dr. Meltem Serdaroğlu “Gıda mühendisliği öğrencileri için Kurban Bayramı, etin olgunlaşma sürecini gözlemlemek adına oldukça verimli bir fırsattır. Taze (sıcak) et ile 24 saat dinlendirilmiş et arasındaki fark, hem su tutma kapasitesi hem de pH değeri açısından kolaylıkla gözlemlenebilir. Sıcak ette pH değeri genellikle yüksektir ve kas yapısı oldukça gevşektir ve yüzeyi kurudur. Ölüm sertliği tamamlandıktan sonra pH düşer, et gevşer ve su salımı artar. Bu değişimler, öğrencilerin hem pratik hem teorik bilgi açısından farkındalıklarını artıracaktır” diye konuştu</p>
<p><b>“Halk arasında doğru bilinen yanlışlar”</b></p>
<p>Halk arasında eti hemen kesip pişirmek en tazesidir ve en iyisidir algısının yanlış olduğunu söyleyen Prof. Dr. Meltem Serdaroğlu, “Yeni kesilmiş et, henüz ölüm sertliği (rigor mortis) evresine girmemiştir veya içerisindedir. Bu durumda et sert, zor çiğnenebilir ve az lezzetlidir. Etin kesildikten sonra en az 24 saat dinlendirilmesi (olgunlaştırılması) gerekir. Bu süre sonunda kas proteinleri parçalanır, et gevşer ve daha aromatik hâle gelir. Et pişerken suyunu salmaması için sık sık çevrilmemelidir düşüncesi doğru değildir. Doğrusu<br />etin sık çevrilmesi, yüzeyde eşit ısı dağılımı sağlar ve iç kısmın daha homojen pişmesine yardımcı olur. Suyun salınması, daha çok yüksek ısıda uzun süre tutulması ve delikli ya da kesilmiş olması gibi faktörlere bağlıdır. Etin iç renginin pembe olması her zaman yetersiz pişirmeye işaret etmez. Özellikle kısa süreli yüksek ısıda pişirme veya nitrit/nitrat içeren malzemelerle marine etme gibi durumlarda et pembe kalabilir. Güvenli pişirme için esas alınması gereken kriter, iç sıcaklıktır (örneğin kıyma için ≥71 °C, steak için genelde ≥63 °C iç sıcaklık). Eti pişirmeden önce yıkamak gerekmez.Eti yıkamak, üzerinde bulunan patojenleri yok etmez, aksine çapraz bulaşma riskini artırır. Sıçrayan su damlaları çevredeki yüzeylere mikroorganizma taşıyabilir. Etin üzerindeki mikroorganizmalar pişirme sırasında yok edilir. Eti tuzlamak, pişirme sırasında suyunu kaybettirmez.<br />Pişirmeden hemen önce yapılan tuzlama, etin suyunu çekmez. Aksine, doğru miktarda tuz, proteinlerin su tutma kapasitesini artırarak daha sulu bir yapı sağlar. Ancak uzun süre önceden tuzlanırsa bu etki tersine dönebilir. Sert et mutlaka kalitesiz ettir diyemeyiz. Etin sertliği sadece hayvanın yaşı veya kalitesiyle değil, kesim sonrası uygulanan işlemler, dinlendirme süresi ve pişirme tekniğiyle de ilişkilidir. Kaliteli bir et, yanlış teknikle pişirilirse sert olabilir; daha ucuz bir et ise doğru teknikle oldukça yumuşak hâle getirilebilir.  Halk arasında etin kanı pişerken dışarı akar algısı vardır. Etin içinde kan yoktur. Pişerken çıkan kırmızı sıvı, et pigmenti içeren sudur. Bu sıvı, etin kesim sonrası doğal yapısında bulunan suyun dışarı çıkmasıyla oluşur” dedi</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insani-prof-dr-serdaroglu-kurban-etinde-dogru-saklama-ve-pisirme-yontemlerini-anlatti-542762">Egeli bilim insanı Prof. Dr. Serdaroğlu, kurban etinde doğru saklama ve pişirme yöntemlerini anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğru yaşam tarzı seçimi yaşlanmayı geciktiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogru-yasam-tarzi-secimi-yaslanmayi-geciktiriyor-539736</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 May 2025 08:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[geciktiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=539736</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 24-25 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşen Longevity etkinliğinde konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-yasam-tarzi-secimi-yaslanmayi-geciktiriyor-539736">Doğru yaşam tarzı seçimi yaşlanmayı geciktiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 24-25 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşen Longevity etkinliğinde konuştu. Tarhan, sağlıklı yaşamın biyolojik ve psikolojik unsurları ile stres yönetiminin önemi üzerine açıklamalarda bulundu. </p>
<p><strong>“Haz mutluluğu ile anlam mutluluğu birbirinden farklı”</strong></p>
<p>Bir endokrinolog tarafından yazılan ‘Amerikan Zihninin Hacklenmesi’ adlı kitapta haz mutluluğu, dopamin mutluluğu, serotonin mutluluğu gibi kavramların ele alındığını aktaran Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Yani endokrin uzmanı olan bir kişi kitapta mutluluğu tanımlıyor ve kanıtlıyor. Amerikan ekonomisinin temelini çok güzel özetlemiş.” dedi.</p>
<p>Kitapta, haz odaklı bir yaşam biçiminin yaygın olduğundan ve bunun maalesef psikiyatrik vakaları çok arttırdığından bahsedildiğini dile getiren Tarhan, “Özetinde şunu diyor, ‘Haz peşinde koşan mutlu olamaz’. Halbuki şu anda toplumda sürekli ‘şunu al mutlu ol, bunu ye mutlu ol, gez, eğlen, mutlu ol, seks yap mutlu ol, kendini sev gene mutlu ol’ gibi mesajlar veriliyor. Oysa bunlar mutluluk değil, sadece haz. Haz mutluluğu ile serotonin mutluluğu, yani anlam mutluluğu birbirinden farklı. Aslında bu yeni bir şey değil, Aristoteles bunu 2500 sene önce söylemiş. Hedonik mutluluğu, haz mutluluğu olarak tanımlarken, ödömonik mutluluğu ise anlam mutluluğu olarak tanımlıyor. Haz mutluluğu kısa vadeli bir etki yaratıyor ve Latince’de söylendiği gibi dopamin aracılığıyla beyinde bir ödül salgılıyor. Haz duyuluyor, kişiler o anda müthiş bir enerji hissediyorlar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir mutluluk için ‘anlam mutluluğu’ seçilmeli!</strong></p>
<p>Anlam, yani ideal mutluluğun serotonin ve oksitosinle ilgili olduğuna değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Artık biyolojik belirteçleri kesinleştiği için, bu durum yaşam felsefemizi yeniden yazmamız açısından çok önemli. Serotonin zaten depresyon ilaçlarında da kullanılıyor. Bu ilaçlar, serotonin seviyesini artırmak için veriliyor ama hemen etki etmiyorlar, 2-3 hafta sonra etkisi ortaya çıkıyor. Bu nedenle serotonin yavaş etkiliyor ve yavaş salgılanıyor. Anlam üreten kişilerin beyni serotonin salgılıyor. Böyle olunca, sürdürülebilir mutluluk ortaya çıkıyor.” dedi.</p>
<p>‘Otantik mutluluk’ kavramı üzerine çalışan Martin E. P. Seligman’ın, anlam mutluluğunu tarif ettiğini dile getiren Tarhan, şunları söyledi:</p>
<p>“Pozitif psikolojinin teorisyeni olan Seligman, anlam mutluluğunu ‘otantik mutluluk’ olarak tanımlıyor. Otantik mutluluğun İngilizcede tam karşılığı yok ama Türkçede ben bunun karşılığını ‘huzur’ kelimesinde buldum. Huzur kelimesi, kişinin gelecekteki en kötüye de hazır olabilmesi anlamına geliyor. Kişi, olumlu ve olumsuz tüm olasılıkları görüyor, olumsuzu algılıyor ve en kötüye hazır bir şekilde stres altında soğukkanlı kalabiliyor. Seligman buna şöyle diyor, ‘Cezaevinde de olsa aynı mutluluğu, sarayda da olsa aynı mutluluğu yaşayabilme becerisi.’ Düşünün, cezaevine düştüğünüzde kaç kişi aynı mutluluğu yaşayabilir? Sarayda da şımarmayacaksınız mesela. Sarayda şımarma riski var. Çünkü güç ele geçtiğinde ‘güç yanılsaması’ denilen bir durum ortaya çıkıyor. Gücü ele geçiren insan, kendini adeta bir yer tanrısı gibi görmeye başlıyor, eleştiriye kapanıyor, egosu şişiyor ve narsisizm ortaya çıkıyor. Bu da sahte bir mutluluk oluyor. Makamı terk edince ABD’de CEO’lar emekli olup köpek gezdirmeye başladıklarında altı ay içinde kalp krizi geçirip ölüyorlar. Çünkü yaşam tarzı olarak sadece o makamın sağladığı haz mutluluğunu seçmişler. Halbuki emekliliğe hazır olsalar ve yaşam tarzı olarak anlam mutluluğunu seçseler, emekli olduktan sonra da kendilerini mutlu edecek bir şeyler bulabilirler.”</p>
<p><strong>“Hücrelerimiz duygularımızı ve hislerimizi dinliyor” </strong></p>
<p>Bağışıklık sisteminin de çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bağışıklık sistemi, düşüncelerimiz tarafından belirleniyor. ‘Bağışıklık sistemi ne, düşünce ne?’ diyeceksiniz ama çok ilginç bir konu bu. Bağışıklık sistemi, aslında duygusal diyaloglarımızla bağlantılı.” dedi.</p>
<p>Hücrelerimizin içimizden geçen duyguları dinlediğini kaydeden Tarhan, “Yani duygularımızı, hislerimizi dinliyorlar. Bağırsaklarımız da duygularımızla konuşuyor. Midemiz duygularımızla konuşuyor. Bağışıklık sistemimizin en büyük organı bağırsaklarımız. Bu yüzden ‘beyin-bağırsak aksı’ çok önemli. Serotonin de en çok orada bulunuyor. İmmün sistemin ilk organı bağırsaklarımız.  Bağışıklık sistemimizi stresin nasıl etkilediğini de fark etmişizdir. Stres olduğunda insanların alerjileri ve çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkar. Literatürde ‘immün stres – immün süpresyon’ kavramı geçiyor. Yani stres, bağışıklık sistemini baskılar. Bu da artık bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Egzersiz, sosyalleşmek ve iyilik yapmak yaşlanmayı geciktiriyor! </strong></p>
<p>Ayrıca kardiyovasküler sistem, kan akımı ve egzersizin de burada devreye girdiğine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Özellikle bacak kasları için ‘ikinci kalp’ deniyor. Çünkü spor yapan, günde en az 5 bin adım yürüyen kişilerde kalbin yükü hafifliyor. Yani fiziksel egzersiz, vücudun yükünü alıyor. İbn Sina bile yürümenin, fiziksel aktivitenin anti-stres özelliğini vurgulamış. Ancak biz şu anda tembelleştiren bir çağda yaşıyoruz.” dedi.</p>
<p>İnsanlarla konuşmanın, yalnızlığı ve beyin yaşlanmasını önlemek için önemli çözümlerden biri olduğunun altını çizen Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“John Cacioppo’nun yaptığı bir araştırmaya göre, 50 yaşın üstünde, bilişsel ve zihinsel gerilemenin olduğu yaşlarda, ölüm risk faktörlerinden en önemlisi sosyal izolasyon, yani yalnızlık. Yaşlılarda ölümün en büyük sebebi yalnızlık. Ama etrafında çocukları ve ailesi dolaşan bir yaşlı, ortalama ömrünü uzatıyor ve daha mutlu oluyor.</p>
<p>Harvard Business School’un yaptığı, 136 ülkede gerçekleştirilen büyük bir araştırma da var. Bu araştırmada iş adamları arasında, filantropik yani yardımseverlik ve cömertlik faaliyetleriyle mutluluk arasındaki ilişki incelenmiş. Sonuçlar gösteriyor ki, yardımsever ve cömert olan iş adamlarının mutluluk oranı yüzde 23 daha yüksek çıkıyor. Yani aslında veren kaybetmiyor, veren kazanıyor. Bu da beynimizin iyilik psikolojisiyle ilgili bir özelliğini ortaya koyuyor.”</p>
<p><strong>“6 saatten daha az uyuyanlarda demans riski artıyor”</strong></p>
<p>Uykunun da çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bozuk uyku, uykunun bilişsel işlevler üzerindeki etkisiyle bunamayı hızlandırıyor. Literatürde bunun kümülatif bir etkisi olduğu belirtiliyor. Yaş ilerledikçe uyku örüntüsü ve kalıbı bozuluyor, bu da kişiyi daha kırılgan hale getiriyor.” dedi.</p>
<p>Bu konuda yapılan bin kişinin yer aldığı bir çalışmada, 50-60 yaş arası 6 saatten kısa uyku süresine sahip kişilerde demans riskinin daha yüksek olduğunun bulunduğunu aktaran Tarhan, “Yani 6 saatten daha az uyuyanlarda demans riski artıyor. Ancak illa 8 saat olacak diye bir şey yok; literatüre göre fizyolojik olarak 6 saatlik bir uyku yeterli. Uykuda beynin en çok dinlendiği dönem yaşanıyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“Omega-3 yaşları, vücutta hücre zarının esnekliğini sağlıyor” </strong></p>
<p>Sağlıklı yaş almak için omega-3&#8217;ün de önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “EPA ve DHA oranlarına göre hamsi, 1. derecede yüksek omega-3 içeriğine sahip. Karadenizlilerin de beyin gücüyle Türkiye&#8217;yi yönetmesi tesadüf değil. Hamsi gerçekten çok önemli.” dedi.</p>
<p>Diğer taraftan Atlantik uskumrusunun da omega-3 açısından oldukça yoğun olduğunu hatırlatan Tarhan, literatürde krill yağının da övgüyle yer aldığını ve bu yağların, vücutta hücre zarının esnekliğini sağladığını kaydetti. Tarhan ayrıca beyin dostu diğer gıdalar arasında zencefil, sarımsak, papaya, safran, tarçın, kurkumin, zerdeçal ve kekik gibi besinler olduğunu sözlerine ekledi. </p>
<p><strong>“Beyin, küflenmeye neden olan maddeleri, uykuda temizler” </strong></p>
<p>Antioksidanların beyin sağlığı üzerindeki önemli bir yeri olduğunun altın çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Antioksidanlar beyin ‘küfü’nü önler. Beyin küfü dediğim şey oksidatif strestir. Oksidatif stres varsa beynimiz küfleniyor, tıpkı mantar gibi. Serbest radikaller beyinde birikir ve dokular arasında hasara yol açar.” dedi.</p>
<p>Beyinde glifatik bir sistem olduğunu dile getiren Tarhan, “Bu, vücuttaki lenf dolaşımı gibi görev yapar. Uykuda, beyinde kılcal damarların etrafında kanallar açılır, beyin küçülür ve damarların yanındaki ince zar açılır. Beyin, yorgunluk maddelerini ve serbest radikalleri, yani küflenmeye neden olan maddeleri, uykuda temizler. Düzenli uykumuz yoksa bu atıklar beyinde kalır ve beyin sisi oluşur. Anlama, kavrama ve algılamamız yavaşlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Beslenme tarzı, gen ifadesini değiştirir” </strong></p>
<p>Bununla birlikte renkli tabakların, beyin sağlığı için temel bir unsur olduğunu vurgulayan Tarhan, “Düşünme, yaşam, fiziksel optimizasyon, nörolojik ve psikolojik optimizasyon, beslenme optimizasyonu gibi alanlarda renkli tabak beslenme çok önemlidir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca yürüyüş de çok kıymetli olduğunu ve günde 5-6 bin adım yürümenin psikolojik modifikasyon ve DNA metilasyonu sağladığını aktaran Tarhan, “Bunlar epigenetik mekanizmalardır. Yani beslenme tarzımız, gen ifademizi değiştirir. Beslenmeyi otomatik hale getirirseniz, renkli tabak beslenme ile DNA’larınız buna göre çalışır. Lüzumsuz besin istekleri azalır. Eğer hâlâ zararlı şeyleri canınız çok istiyorsa, epigenetik yapınız ona şartlanmış demektir. Ancak 5-6 aylık sabır ve diyetle bu epigenetik mekanizmaları değiştirebiliriz. Bu süreçte brokoliden bile zevk almak mümkün! 60 yaşından sonra brokoli yemekle hemen her şeyi çözemezsiniz ama önceden bu alışkanlığı kazanmak gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“Stres ve zorlukların hem tehdit hem de fırsat boyutu var” </strong></p>
<p>Bir diğer önemli noktanın stres yönetimi olduğuna dikkat çeken Tarhan, “Stres yönetimi telomerlerimizin ömrünü verimli kullanmamız açısından çok önemli. Hangi tip kişilik olacağız? Sünger tip mi, teflon tip mi, kauçuk tip mi? Sünger tip kişiler, hep dertli ve negatif düşüncelere odaklanan, kaygılı ve nevrotik yapıda olurlar, tüm problemleri üzerlerine çeker ve hem kendilerini hem de başkalarını olumsuz etkilerler.” dedi.</p>
<p>Teflon tipi kişilerin bencil, sadece kendi rahatlarını düşünen kişiler olduğunu ifade eden Tarhan sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Başkasının konforunu umursamazlar, ellerinde güç varken rahat ve konforlu görünürler. Ancak yaşlandıklarında, fiziksel güçlerini kaybettiklerinde bilgelik geliştirmemişlerse, kolayca kırılırlar. İdeal tip, kauçuk tipidir. Kauçuk esnek yapısıyla bilinir. Stres karşısında esnemek ve tekrar eski haline dönmek önemlidir. Yani stresi yaşarız, esneriz, sonra tekrar toparlanırız. Stresi tehdit gibi değil, yönetilebilir bir şey olarak görmeliyiz. ‘Stresi yenmek’ değil, ‘stresi yönetmek’ denir her zaman. Stres hayatımızın kaçınılmaz bir parçasıdır. Onu hayat enerjisi haline dönüştürmek gerekir. Stoacıların da dediği gibi, stres ve zorlukların hem tehdit hem de fırsat boyutu vardır. Fırsat boyutuna odaklandığımızda, yaşadığımız olayı bizi geliştiren bir travmaya dönüştürürüz. Buna ‘travma sonrası büyüme’ denir. Böylece her yaşadığımız olay, bizim için bir gelişme fırsatı olur.</p>
<p>Sonuç olarak, hayattaki negatif olayları tehdit olarak değil, büyüme fırsatı olarak görmeliyiz. ‘Neden geldi, ben bunu hak etmiyorum’ dediğimizde stres yönetimini yapamayız ve telomerlerimiz erkenden kısalır.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-yasam-tarzi-secimi-yaslanmayi-geciktiriyor-539736">Doğru yaşam tarzı seçimi yaşlanmayı geciktiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Pekyatırmacı: &#8220;Çalışmalarımızı En Doğru ve Verimli Şekilde Sürdürmenin Gayreti İçerisindeyiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-pekyatirmaci-calismalarimizi-en-dogru-ve-verimli-sekilde-surdurmenin-gayreti-icerisindeyiz-530728</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 May 2025 17:03:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalarımızı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gayreti]]></category>
		<category><![CDATA[içerisindeyiz]]></category>
		<category><![CDATA[pekyatırmacı]]></category>
		<category><![CDATA[şekilde]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürmenin]]></category>
		<category><![CDATA[verimli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=530728</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Türkiye genelinde süren “Vatandaş Soruyor Başkan Cevaplıyor” programı çerçevesinde Sancak Mahallesi’nde vatandaşlarla bir araya geldi. Selçuki Hatun Mahalle Konağı’nda beşincisi gerçekleşen programda Başkan Ahmet Pekyatırmacı mahalle sakinlerinin sorularını yanıtladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pekyatirmaci-calismalarimizi-en-dogru-ve-verimli-sekilde-surdurmenin-gayreti-icerisindeyiz-530728">Başkan Pekyatırmacı: &#8220;Çalışmalarımızı En Doğru ve Verimli Şekilde Sürdürmenin Gayreti İçerisindeyiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Türkiye genelinde süren “Vatandaş Soruyor Başkan Cevaplıyor” programı çerçevesinde Sancak Mahallesi’nde vatandaşlarla bir araya geldi. Selçuki Hatun Mahalle Konağı’nda beşincisi gerçekleşen programda Başkan Ahmet Pekyatırmacı mahalle sakinlerinin sorularını yanıtladı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Programda AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Arif Bağcı da Başkan Pekyatırmacı’ya eşlik etti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Başkan Pekyatırmacı: “Her alanda vatandaşlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz”</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Programda vatandaşlarla bir arada olmaktan dolayı memnun olduğunu ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkanlığımızın organizasyonunda bütün Türkiye&#8217;de AK Partili belediye başkanlarımız, teşkilatlarıyla birlikte vatandaşlarımızla buluşuyor. Bugün biz de burada ilçemizdeki beşinci buluşmayı gerçekleştiriyoruz. Daha önce Kelebekler Parkımızda, Beyhekim, Kılıçarslan, Hacı Kaymak Mahallelerimizde buluşmalar gerçekleştirdik. İnşallah bu dönemin son buluşmasını da bu hafta içerisinde Bosna Hersek Mahallemizde gerçekleştireceğiz. Bizim için bu buluşmalar önemli. Çünkü hemşehrilerimizle birebir temas etme noktasında kendi mahallelerinde, sosyal tesislerimizde, parklarımızda bir araya geliyoruz. Tabii ki belediyeler olarak pek çok hizmeti bir arada yürütmeye çalışıyoruz. Temel belediyecilik hizmetlerini en iyi şekilde yerine getirmek birinci hedefimiz. Belediyelerin olmazsa olmazı temizlik, altyapı, yol, park çalışmaları, imar çalışmaları. Bu hizmetleri en iyi şekilde ve en hızlı şekilde yürütmek öncelikli vazifemiz. Ama elhamdülillah Konyamızda, başta büyükşehir belediyemiz olmak üzere merkez ilçe belediyelerimizle birlikte çok güzel bir birlik ve beraberliğimiz var. Bütün kurumlarımızla çok güzel bir birliktelik içerisinde Konyamızın hangi alanda, hangi hizmete, yatırıma ihtiyacı varsa bunlarla ilgili çalışmalar yürütüyoruz. Eğitimden spora, kültüre, emniyete, turizme varıncaya kadar her alanda vatandaşlarımızın ihtiyaçları, beklentileri ve bazen de kurumlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda bu çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Konyamızda şu anda sağlık alanında neredeyse hizmet gitmeyen bir mahalle </span></span></span><span><span><span>kalmadı. Bütün ihtiyaç olan mahallelerimizde aile sağlığı merkezlerini, 112 acil sağlık hizmetleri merkezlerini çok hızlı bir şekilde oluşturduk. Eğitim alanında hem İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzle hem İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzle birlikte yaptığımız çalışmalar neticesinde ihtiyaçları en az noktaya indirecek şekilde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Yine eksik olan, ihtiyaç olan yerlerde okul yapımıyla, spor salonu yapımıyla ilgili veya gençlerimizin, çocuklarımızın istifade edebilecekleri kütüphanelerin yapılması, millet kıraathanelerinin yapılmasıyla, atölyelerin yapılmalarıyla ilgili çok önemli çalışmaları birlikte yürütüyoruz. Her konuda bu ihtiyaçlar doğrultusunda yatırımlarımızı en doğru ve verimli şekilde sürdürmenin gayreti içerisinde olacağız. Tekrar buraya geldiğiniz için, bu toplantımıza katıldığınız için hepinize teşekkür ediyorum” diye konuştu.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-pekyatirmaci-calismalarimizi-en-dogru-ve-verimli-sekilde-surdurmenin-gayreti-icerisindeyiz-530728">Başkan Pekyatırmacı: &#8220;Çalışmalarımızı En Doğru ve Verimli Şekilde Sürdürmenin Gayreti İçerisindeyiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopoz-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-521901</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 08:12:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=521901</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayatın son derece doğal bir evresi olup, her kadının hayatında&#8230;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-521901">Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatın son derece doğal bir evresi olup, her kadının hayatında deneyimlediği önemli dönemeçlerden biri olan menopoz hakkında pek çok doğru bilinen yanlış ve kafa karışıklığı olduğu açık bir gerçek. İşte bu konu hakkında, Bağdat Caddesi Amerikan Tıp Merkezi’nde göreve başlayan Dr. Gamze Kırpınar ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Tüm sorulara son derece anlaşılır bir dille cevap veren Kırpınar’a teşekkür ediyor, sizleri onun cevapları ile baş başa bırakıyoruz:</p>
<p><strong>Menopoz nedir? Kaç yaşında menopoza girmek normaldir?</strong></p>
<div class="wp-block-image is-style-default">
<figure class="alignright size-large is-resized"><img decoding="async" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAAAAACH5BAEKAAEALAAAAAABAAEAAAICTAEAOw==" alt="" class=" lazy wp-image-104531"></figure>
</div>
<p>Menopoz, yumurtalıklarda östrojen hormon üretiminin durması ile birlikte adet görmenin sona ermesi ve aynı zamanda üreme fonksiyonlarının da bitmesi olarak tanımlanmaktadır. Son adetin üzerinden bir yıl geçtikten sonra artık menopoz denilmektedir. Bu bazen doğal akışında meydana gelirken, bazen de cerrahi-kemoterapi gibi faktörlerle aniden meydana gelmektedir. Ailesel faktörler, beslenme düzeni, fiziksel aktivite, sigara kullanımı, vücut kitle indeksi, eşlik eden tıbbi hastalıklar, geçirilmiş yumurtalık cerrahisi ve radyoterapi, kemoterapi gibi tedaviler, menopoza girme yaşını etkilemektedir. Normal menopoz yaşı 45-55 yaşlar arasındadır. Ortalama menopoz yaşı Türkiye için 48, dünyada 51 yaş olarak bildirilmektedir. 40-45 yaşlarında görüldüğünde erken menopoz, 40 yaş altında ise erken yumurtalık yetmezliği olarak adlandırılmaktadır.</p>
<p><strong>Perimenopoz nedir, en sık görülen belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Hormon seviyelerinde dalgalanmaların olduğu menopoza geçiş sürecidir. Ortalama 2-7 yıl arasında sürdüğü kabul edilmektedir. Adet düzensizlikleri, sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku bozuklukları, ruh h&acirc;li değişikliklerinin kendini gösterdiği dönemdir. Perimenopozda başlayan şik&acirc;yetlere zamanla vajinal kuruluk, libido kaybı, idrar yolu problemleri, konsantrasyon güçlüğü, cilt değişiklikleri, kilo artışı gibi şik&acirc;yetler eklenmektedir.</p>
<p><strong>Menopozda kilo almak kaçınılmaz mıdır?</strong></p>
<p>Metabolizmada yavaşlama olduğu için kilo alma eğilimi artar. Ancak günlük su tüketimini artırmak, dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku bu sürece katkı sağlar.</p>
<p><strong>Menopoz beraberinde ne gibi riskler getiriyor?</strong></p>
<p>Östrojen eksikliğine bağlı kemik yoğunluğunda azalma, kırık riskinde artış görülür. Hipertansiyon ve ateroskleroz gelişimine bağlı kalp hastalıkları riski artar. Hafıza ve konsantrasyon problemleri başlar. Mood değişiklikleri, depresyon, anksiyete gelişebilir.</p>

<p><strong>Hormon tedavisi kullanılmalı mı? Meme kanseri yapar mı?</strong></p>
<p>Östrojeni yerine koymanın ateş basması, terlemeler ve bunların getirdiği sorunları iyileştirdiği bilinmektedir. Ayrıca doğru zamanda doğru hastada kullanıldığında, kalp sağlığı ve kemik sağlığı üzerine de olumlu etkileri olmaktadır. 60 yaş altında, menopoz sonrası 10 yıldan daha az geçmiş olan kadınlarda, ek sakınca yoksa hormon tedavilerinin kullanımı önerilmektedir. Östrojen kullandığımızda, rahmi olan kadınlarda rahim duvarını kanserden korumak için progesteron tedavisi de eklenmesi gerekmektedir. Kullanılan sentetik progesteronların meme kanseri ile ilişkisi olduğu bilinmektedir. Ancak biyoeşdeğer progesteronun, meme kanser riskini artırmadığı gösterilmiştir. Östrojenler de ağız yoluyla alındığında pıhtı riski ile ilişkilendirilmektedir. Östrojenleri cilt yolu ile kullandığımızda bu riskten kaçınılabilmektedir.</p>

<p><strong>Ne gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapılabilir?</strong></p>
<p>Kalsiyum, D vitamini, Omega-3 ve bitkisel östrojenlerden zengin beslenmek, işlenmiş gıdalardan ve aşırı şekerden uzak durmak, aktif bir yaşam tarzı benimsemek, stres yönetimi için düzenli uyku, meditasyon, derin nefes egzersizleri ve hobilere zaman ayırmak, gerekirse destek almak, sigara ve alkol tüketimini azaltmak önerilmektedir.</p>

<p><strong>Büyüklerimiz menopoza girince hormon mu kullandılar ki, bu doğal bir durum değil mi?</strong></p>
<p>Evet; menopoz hayatın doğal bir evresidir. Ancak günümüzde kadınlar için beklenen yaşam ömrü uzamıştır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kadınlar, erkeklerden ortalama 6-8 yıl daha uzun yaşamakta ve kadınlarda beklenen yaşam süresi 80 yaşın üzerindedir. Bu açıdan bakıldığında, artık kadınlar hayatlarının uzun bir dönemini menopozda geçirmekteler. Kadınların hayatında önemli bir dönemeç olan bu süreçte, hem fiziksel hem ruhsal değişiklikler meydana gelmektedir. Öte yandan, kadının kendine daha çok vakit ayırdığı, içsel gücünü keşfettiği bu dönemde doğru bilgi, destek, bireyselleştirilmiş tedaviler ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla bu süreç daha verimli ve keyifli geçebilmektedir. Menopoz hakkında pek çok doğru bilinen yanlış ve kafa karışıklığı vardır. Bu süreci daha bilinçli yönetmek, sağlıklı yaş almayı sağlayabilmek için bu alanla ilgilenen bir hekimin takibinde olmak önem arz etmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-521901">Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Karapınar Yılmaz, &#8220;Lösemili çocukların doğru tedaviyle yaşam şansı yüzde 90&#8217;ın üzerinde&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-karapinar-yilmaz-losemili-cocuklarin-dogru-tedaviyle-yasam-sansi-yuzde-90in-uzerinde-463100</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2024 08:54:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[karapınar]]></category>
		<category><![CDATA[lösemili]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[şansı]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviyle]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=463100</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'de ve dünyada her yıl binlerce çocuk lösemi hastalığına yakalanıyor. Ailelerde lösemi konusunda farkındalık yaratmak</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-karapinar-yilmaz-losemili-cocuklarin-dogru-tedaviyle-yasam-sansi-yuzde-90in-uzerinde-463100">Prof. Dr. Karapınar Yılmaz, &#8220;Lösemili çocukların doğru tedaviyle yaşam şansı yüzde 90&#8217;ın üzerinde&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de ve dünyada her yıl binlerce çocuk lösemi hastalığına yakalanıyor. Ailelerde lösemi konusunda farkındalık yaratmak, lösemi tedavisi gören çocukların moral ve motivasyonunun sevgiyle yüksek tutulmasının önemine dikkat çekmek adına her yıl dünyada 25-31 Mayıs tarihleri arasında  “Dünya Lösemili Çocuklar Haftası” kapsamında çeşitli bilgilendirme etkinlikleri düzenleniyor. Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Deniz Yılmaz Karapınar, hafta dolayısıyla lösemi konusunda dikkat çekici açıklamalarda bulundu.</p>
<p>         Lösemi hastalığının çocukluk çağında daha fazla görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Deniz Yılmaz Karapınar, “Lösemi, çocukluk çağlarının kötü huylu kanserleri dediğimiz hastalıkların üçte birini oluşturuyor. Çok ölümcül olduğu için değil çok fazla görüldüğü için bilinen bir hastalık. Bu yüzden adı halk tarafından çok iyi biliniyor. 1960’lı yıllarda ilk tanındığı zamanlarda hastalığın tedavi edilmesi mümkün değildi. Hastaların yüzde 5’i birkaç yıl yaşatılabiliyordu. Ama aradan geçen 60 yıllık periyotta, çocukların yüzde 90 üzerinde yaşam şansı var. Tedavide çok büyük yol alındı. Normalde bizim kemik iliğimizde bazı kan hücreleri üretiliyor. Bu hücreler vücutta bazı hayati görevleri yerine getiriyor. Kanımızın içinde üç tip hücre var. Bunlar da kemik iliği dediğimiz yerde üretilir. Bu üç tip hücrenin yapısı bozulduğunda fonksiyonlarını yerine getiremezler. Bu durum; kanama, enfeksiyonlar, vücudun oksijen ihtiyacının karşılanmaması gibi sorunlara yol açar. Vücudumuzdaki bütün hücrelerin bir ömrü var; biz buna programlanmış ölüm diyoruz. Özellikle üretilen bu kan hücreleri, diğer hücrelerle karşılaştırıldığında kısa bir ömre sahipler. Üreme halindeki hücreler duraklama yaşadıklarında çok fazla üreme ve hata yapma gibi sonuçlar doğurabilirler. Normal hücrelere göre çok fazla üreyen bu hücreler çok fazla yer doldururlar. Sağlıklı kan hücrelerinin üremesi için yer bırakmaz ve üretilememelerine sebep olurlar. Normal kan hücreleriyle aynı fonksiyona sahip olmayan bu hücreler ölmezler ancak kemik iliğinden çıkan kanın gittiği yere ulaşırlar. Burada birçok organa ulaşırlar. Bu da lösemili bireylerdeki lenf şişliklerinin oluşmasına neden olur” diye konuştu.</p>
<p>         <b>“Hastalığın durumuna göre tedavi yöntemleri uygulanıyor”</b></p>
<p>         Löseminin tanı ve tedavisine değinen Prof. Dr. Deniz Yılmaz Karapınar, “Genellikle 2 ile 6 yaş arasındaki çocuklarda görülmektedir. Ancak bütün yaş gruplarında da görülebilir. Çocukluk çağında görülen çoğunlukla ‘akut’ olarak adlandırılır. Yani hızlıca ortaya çıkar, örneğin bir ay öncesinde tamamen sağlıklı bireyler iken bir anda ortaya çıkan burun kanamaları, kalpte çarpıntı, halsizlik, ciltte morarmalar, ateş yükseklikleri görülebilir çünkü vücut mikroplara karşı koyamaz. Erişkinlerde görülen lösemi ise kronik dediğimiz uzun zamana yayılan bulgular gösterir. Çocuklarda yüzde 95’inde akut geri kalanında kronik lösemi görülmektedir, çocuklarda yavaş gelişen lösemi çok nadirdir. Tedavi kısmında ise her çocuğun ilaç tedavisi alması gerekir. Kemoterapi tedavisiyle lösemi hücrelerinin öldürülmesi hedeflenir ancak normal hücreler de bu tedaviyle yok edilmektedir. Kemoterapi, bağışıklık sisteminin başka yardımcı elemanlarını da olumsuz etkileyebiliyor. Kortizon tedavisi uygulanan çocuklarda ilaç; yüz şişkinliğine, bulantı, kusma, enfeksiyonlara karşı bağışıklık sisteminin daha eğilimli hale gelmesine yol açar. Kemoterapiden sonra bazı çocuklara ışın tedavisi uygulanmaktadır. Işın tedavisini kan beyin bariyerine geçme ihtimali olan hücreler için kullanıyoruz. Bilinen başka bir tedavi yöntemi ise kemik iliği naklidir. Çocukların büyük bir kısmı kemik iliği nakli olmadan iyileşip hayatlarına devam edebiliyorlar” dedi.</p>
<p><b>“Ege Üniversitesi çok kapsamlı bir tedavi sunuyor”</b></p>
<p>         EÜ’nün lösemi tedavisinde üstlendiği misyon hakkında bilgi veren Prof. Dr. Deniz Yılmaz Karapınar, “Löseminin her aşamasında burada lösemili çocukların tedavileri mümkün. Genetik problemlerin saptanması, kemoterapilerin verilmesi, radyoterapilerin verilmesi farklı farklı bölümlerin çok büyük bir iş birliğiyle çalışarak gerçekleştirdiği bir süreç. Kemoterapinin verildiği kısmı EÜ Çocuk Hemotolojisi olarak biz yapıyoruz, radyoterapiyi Radyasyon Onkolojisi, Tıbbi Genetik genetik defektlerini değerlendiriyor, Patoloji, kemik iliği biyopsilerini değerlendirmeye çalışıyor, kemik iliği nakil ünitesi de kemik iliği naklini yapıyor. Ege Üniversitesinin çok kapsamlı bir tedavi sunduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>         Prof. Dr. Deniz Yılmaz Karapınar, lösemi ile ilgili en büyük problemlerden birinin kemik iliği donörleri olduğunu söyleyerek bu konuda farkındalık yaratılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-karapinar-yilmaz-losemili-cocuklarin-dogru-tedaviyle-yasam-sansi-yuzde-90in-uzerinde-463100">Prof. Dr. Karapınar Yılmaz, &#8220;Lösemili çocukların doğru tedaviyle yaşam şansı yüzde 90&#8217;ın üzerinde&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otizm Farkındalığı ve Otizmde Doğru Bilinen Yanlışlar&#8221; ele alınıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/otizm-farkindaligi-ve-otizmde-dogru-bilinen-yanlislar-ele-aliniyor-459999</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2024 21:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizmde]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi, Tohum Otizm Vakfı ile 17 Mayıs Cuma günü ‘’Otizm Farkındalığı ve Otizmde Doğru Bilinen Yanlışlar’’ın ele alınacağı ortak webinar gerçekleştiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otizm-farkindaligi-ve-otizmde-dogru-bilinen-yanlislar-ele-aliniyor-459999">Otizm Farkındalığı ve Otizmde Doğru Bilinen Yanlışlar&#8221; ele alınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi ile Tohum Otizm Vakfı, <strong>‘’Otizm Farkındalığı ve Otizmde Doğru Bilinen Yanlışlar</strong>’’ın ele alınacağı ortak webinar yapıyor.</p>
<p><strong>17 Mayıs Cuma</strong> günü NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Gelişimi ve Otizm Merkezi (ÇEGOMER) ekibi, Tohum Otizm Vakfı ile bir araya geliyor. </p>
<p>Moderatörlüğünü NPİSTANBUL Hastanesi Kurumsal İletişim Yöneticisi Simge Yıldırım Yurğa’nın yapacağı, Tohum Otizm Vakfı Eğitim Arge ve Projeler Direktörü Dr. Nursinem Şirin, NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, ÇEGOMER Ergoterapist Emrullah Harun Kaya ile Özel Eğitim Öğretmeni Nur Berber’in konuşmacı olarak yer alacağı webinar, <strong>17 Mayıs Cuma</strong> günü <strong>15.00 – 15.45 </strong>saatleri arasında gerçekleşecek.<strong> </strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otizm-farkindaligi-ve-otizmde-dogru-bilinen-yanlislar-ele-aliniyor-459999">Otizm Farkındalığı ve Otizmde Doğru Bilinen Yanlışlar&#8221; ele alınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kumluca Atatürk Stadyumu&#8217;nda sona doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kumluca-ataturk-stadyumunda-sona-dogru-456602</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2024 09:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[kumluca]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<category><![CDATA[stadyumunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin yıkıp yeniden inşasına başladığı Kumluca Atatürk Stadyumu'ndaki çalışmalar tamamlanma aşamasına geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kumluca-ataturk-stadyumunda-sona-dogru-456602">Kumluca Atatürk Stadyumu&#8217;nda sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yıkıp yeniden inşasına başladığı Kumluca Atatürk Stadyumu’ndaki çalışmalar tamamlanma aşamasına geldi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek&#8217;in Kumluca&#8217;ya verdiği stadyum sözü yerine geliyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yıkılıp, yeniden yapımına başlanan Kumluca Atatürk Stadyumu inşaatında sona gelindi. Proje tamamlandığında başta güreş, deve güreşi, futbol, konserler ve festivaller gibi çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapacak. Kumluca halkının sosyal ve kültürel hayatına katkı sağlayacak proje ilçenin önemli bir buluşma noktası haline gelecek. </span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span>Stadyum projesinde protokol tribünü ve seyirci koltuklarının montajının yanı sıra elektrik, su tesisatı ve iç-dış boyama gibi temel altyapı çalışmaları tamamlandı. Stadyumun zemininin çimlendirilmesi aşamasına gelindi. Çimlendirme çalışmasının yakında başlayacağı bildirildi. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KUMLUCAYA MODERN VE FONKSİYONEL STADYUM</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>13 bin 200 metrekarelik Kumluca Atatürk Stadyumu 6 bin 650 metrekarelik bir alana inşa ediliyor. Projede, çeşitli ihtiyaçları karşılamak üzere idari alanlar, tuvaletler, engelli tuvaleti, duşlar, soyunma odaları, depo alanları, enerji odası ve su deposu gibi önemli bölümler bulunuyor. Proje kapsamında 2000 metrekarelik bir yeşil alan da oluşturularak, sporcular ve ziyaretçiler için dinlenme ve nefes alma alanları sağlanmış olacak. Bununla birlikte, stadyumun etrafında 97 araç kapasiteli bir otopark da inşa edilerek ziyaretçilerin ve spor etkinliklerine katılanların rahatça park edebilmesi sağlanacak.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kumluca-ataturk-stadyumunda-sona-dogru-456602">Kumluca Atatürk Stadyumu&#8217;nda sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Şifre Günü İçin Doğru Şifre Belirlemenin 6 Yolu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-sifre-gunu-icin-dogru-sifre-belirlemenin-6-yolu-455479</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2024 11:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[belirlemenin]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[şifre]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl Mayıs ayının ilk Perşembe günü tüm dünyada kutlanan ve bu yıl 2 Mayıs’a denk gelen Dünya Şifre Günü’nde, güçlü şifreler ve şifre güvenliği konusunda farkındalık yaratılması amaçlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-sifre-gunu-icin-dogru-sifre-belirlemenin-6-yolu-455479">Dünya Şifre Günü İçin Doğru Şifre Belirlemenin 6 Yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, Dünya Şifre Günü’ne özel olarak şifrelerin güvenliği için 6 ipucunu paylaşıyor.</strong></p>
<p>Mayıs ayının ilk Perşembe günü tüm dünyada kutlanan ve bu yıl 2 Mayıs’a denk gelen Dünya Şifre Günü’nde, güçlü şifreler ve şifre güvenliği konusunda farkındalık yaratılması amaçlanıyor. Çevrimiçi dünyada çok fazla zaman harcıyoruz ve çoğumuz kişisel bilgilerimizi, olası sonuçlarını düşünmeden paylaşmaya alışkınız. Bu nedenle, verilerin, gizliliğin ve hassas bilgilerin güvenliği söz konusu olduğunda parolalar oldukça önemli bir noktada görülüyor. <strong>Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu</strong>, Dünya Şifre Günü’ne özel olarak şifrelerin güvenliği için 6 ipucunu paylaşıyor.</p>
<p><strong>Dünya Şifre Günü Neden Kutlanıyor?</strong></p>
<p>Son derece dijital bir dünyada yaşadığımız için hepimiz dijital platformlarda depolanan çok fazla kişisel veriye sahibiz. Tüm şifreleri veya PIN numaralarını takip etmek zorlaşıyor. Bu yüzden çoğu insan her şey için aynı şifreyi kullanıyor. Alev Akkoyunlu’ya göre bunu yaparak, kişisel bilgilerimizi yüksek çevrimiçi dolandırıcılık riskine maruz bırakıyoruz. Dünya Şifre Günü, bir şifrenin güvenliği ihlal edilirse tüm dijital dünyadaki tüm varlığınızın risk altında olabileceğini vurguluyor. Kişisel verilerinizin yanı sıra ailenizin ve işletmenizin verilerini de korumak önemlidir.</p>
<p><strong>Şifrelerimizi Nasıl Güvende Tutarız?</strong></p>
<p>Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, şifre güvenliği için 6 önemli öneriyi sıralıyor.</p>
<p><em><strong>1. Güçlü şifreler oluşturun.</strong></em><strong> </strong>Her zaman tahmin edilmesi zor şifreler belirleyin. Bu, en az sekiz karakter uzunluğunda hem büyük hem de küçük harfler, sayılar ve “#%$” gibi özel karakterler kullanmanız gerektiği anlamına gelir.</p>
<p><em><strong>2. Her hesap için farklı şifreler belirleyin.</strong></em><strong> </strong>İnternet kullanıcılarının yarısı ya tüm hesaplarında birkaç parola kullanıyor ya da her çevrimiçi hesap için tek bir parola kullanıyor. Bu, tek bir şifrenin ele geçirilmesiyle birçok önemli hesabın ele geçirilebileceği anlamına geliyor. Kullanıcılar her hesap için farklı şifreler kullanmalı.</p>
<p><em><strong>3. Şifreleriniz asla bir yere yazmayın.</strong></em> Şifrenizi yazdığınız çevrimiçi platforma veya excel sayfasına başka bir kişinin erişme olasılığı her zaman vardır. Şifrelerinizi güvenle saklamak için parola yöneticilerini kullanın. Şifrelerinizi asla bir kağıda yazmayın.</p>
<p><em><strong>4. Çok faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirin.</strong></em><strong> </strong>Bugünlerde hemen hemen her çevrimiçi hizmet, basit parola ile oturum açmanın ötesine geçen ikincil bir kimlik doğrulama biçimini etkinleştirme seçeneği sunuyor. İster SMS yoluyla gönderilen bir dizi numara ister gelen kutunuza düşen dört harfli bir kod olsun, çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA), oturum açanın parolanızı çalan biri değil, siz olduğunuzu gösterir. Bunu sunan sosyal medya ve bankacılık hizmetleri başta olmak üzere her hizmet için mutlaka özelliği etkinleştirin.</p>
<p><em><strong>5. Şifre yöneticisi kullanın.</strong></em> Herkes, her hesap için farklı ve güçlü bir şifreyi akılda tutmanın oldukça zor olduğunu kabul eder ancak, öngörülemeyen bir veri ihlalinden kaynaklanan hasarı sınırlamak istiyorsak yapılması gereken budur. Sosyal medyada, e-ticaret sitelerinde ve online bankacılık uygulamalarında aynı parolayı kullanırsanız, bu hizmetlerden birinin ihlale uğraması yeterlidir ve tüm hesaplarınızın parolası karanlık ağda siber suçlulara satılır. Güçlü şifreler oluşturmakta ve akılda tutmakta zorlanıyorsanız Bitdefender Şifre Yöneticisi gibi bir şifre yöneticisi kullanabilirsiniz. Bu uygulamalar sizin için güçlü parolalar oluşturur ve bunları, ihtiyaç duyduğunuzda kolay otomatik doldurma için en güçlü veri güvenliği protokollerinin arkasında güvenle saklar.</p>
<p><em><strong>6. Cihazlardan her zaman çıkış yapın.</strong></em> Özellikle ortak bir ağ veya paylaşılan bir cihaz kullanıyorsanız cihazlarda açtığınız hesaplardan çıkış yapmayı unutmayın.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-sifre-gunu-icin-dogru-sifre-belirlemenin-6-yolu-455479">Dünya Şifre Günü İçin Doğru Şifre Belirlemenin 6 Yolu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKRA Gran Fondo&#8217;ya doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akra-gran-fondoya-dogru-452474</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Apr 2024 14:09:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[fondoya]]></category>
		<category><![CDATA[gran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452474</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl 28 Nisan Pazar günü 6’ncısı düzenlenecek olan AKRA Gran Fondo Antalya powered by AG Tohum yarışlarının koordinasyon toplantısı yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akra-gran-fondoya-dogru-452474">AKRA Gran Fondo&#8217;ya doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Bu yıl 28 Nisan Pazar günü 6’ncısı düzenlenecek olan AKRA Gran Fondo Antalya powered by AG Tohum yarışlarının koordinasyon toplantısı yapıldı. </div>
<div> </div>
<div>Kemer Akra Otel’de yapılan koordinasyon toplantısına, Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz, Kemer Belediye Başkan Vekili Cansın Efir, Kemer Jandarma Komutanı Ömer Seyhan, Kemer Emniyet Müdürü Harun Mere, Kemer Turisitk Otelciler ve İşletmeciler Birliği (KETOB) Başkan Yardımcısı Ayhan Çakıcı, Barut Collection Kemer Genel Müdürü Asım Burak Kıpçak, Kemer İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Kamil Bozkurt ve kamu kurumlarının temsilcileri katıldı. </div>
<div> </div>
<div>Bu yıl 6’ncı kez birbirinden önemli isimleri Kemer’de ağırlayacak olan AKRA Gran Fondo Antalya powered by AG Tohum, “Mavi ve Yeşil&#8217;in bir parçası ol” sloganı ile start alacak. </div>
<div> </div>
<div>Kemer Belediyesi’nin de büyük destek verdiği yarışta sporcular, 98 kilometrelik AKRA ve 49 kilometrelik AG Tohum parkurunda pedal çevirecek. Yarış, ulusal ve uluslararası bir çok organizasyonun merkezi haline gelen Mustafa Ertuğrul Aker Parkı önünden başlayacak. </div>
<div> </div>
<div>Düzenlenen koordinasyon toplantısında, yarışlarla ilgili bilgilendirmeler ve sunumlar yapıldı. </div>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akra-gran-fondoya-dogru-452474">AKRA Gran Fondo&#8217;ya doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>19. Likya Yolu Yürüyüşü&#8217;ne doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/19-likya-yolu-yuruyusune-dogru-452471</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Apr 2024 14:09:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[likya]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüşüne]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl 26 - 28 Nisan tarihleri arasında 19’ncusu düzenlenecek olan Likya Yolu Yürüşü öncesinde Toroslar Doğa Sporları Spor Kulübü Başkanı ve etkinlik koordinatörü Hasan Altuntaş, Kemer Belediye Başkan Vekili Cansın Efir’i ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/19-likya-yolu-yuruyusune-dogru-452471">19. Likya Yolu Yürüyüşü&#8217;ne doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Bu yıl 26 &#8211; 28 Nisan tarihleri arasında 19’ncusu düzenlenecek olan Likya Yolu Yürüşü öncesinde Toroslar Doğa Sporları Spor Kulübü Başkanı ve etkinlik koordinatörü Hasan Altuntaş, Kemer Belediye Başkan Vekili Cansın Efir’i ziyaret etti.</div>
<div> </div>
<div>Toplam 75 kişinin katılacağı organizasyon, 26 Nisan Cuma günü 18 kilometrelik Çıralı-Tekirova parkuruyla başlayacak.</div>
<div> </div>
<div>27 Nisan günü ise 17 kilometrelik Tekirova bölümünü yürüyecek olan yürüyüşçüler, Phaselis Antik Kenti, Alacasu Koyu ve Kuzdere parkurunu geçecek.</div>
<div> </div>
<div>28 Nisan günü de 15 kilometrelik Göynük Yaylası ve Göynük Kanyonu parkuruyla yürüyüş tamamlanacak.</div>
<div> </div>
<div>Etkinlik öncesi Kemer Belediye Başkan Vekili Cansın Efir’i ziyaret eden Altuntaş, etkinlik ve parkurlar hakkında bilgiler verdi.</div>
<div> </div>
<div>Başkan Vekili Efir ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, spor turizminin en önemli merkezleri arasında yer alan Kemer’de yapılacak olan etkinliğin bölge tanıtımına katkı sağlayacağını söyledi.</div>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/19-likya-yolu-yuruyusune-dogru-452471">19. Likya Yolu Yürüyüşü&#8217;ne doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Sağlığı Hakkında Doğru Sanılan 7 Hatalı Bilgi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-hakkinda-dogru-sanilan-7-hatali-bilgi-452271</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Apr 2024 10:38:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında önde gelen ölüm nedeni olmaya devam ediyor ve günümüzde tüm küresel ölümlerin yaklaşık 1/3’ünü oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-hakkinda-dogru-sanilan-7-hatali-bilgi-452271">Kalp Sağlığı Hakkında Doğru Sanılan 7 Hatalı Bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında önde gelen ölüm nedeni olmaya devam ediyor ve günümüzde tüm küresel ölümlerin yaklaşık 1/3’ünü oluşturuyor.</p>
<p>Ülkemizde ise bu oranın daha yüksek olduğu biliniyor. Yine kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle yılda yaklaşık 20 milyon insan 70 yaşın altında hayatını kaybediyor. Rahatsız edici bir başka gerçek ise genç yaşta görülen kalp krizi sayısının artmış olması. Öyle ki ülkemizde her 5 kalp krizinden 1’i 45 yaş altında görülüyor.</p>
<p><strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş,</strong> “Oysa tütün ürünleri ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, obezite ile fiziksel hareketsizlik gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin düzeltilmesiyle çoğu kardiyovasküler hastalık önlenebiliyor” diyor. Kalp sağlığını tehdit eden bir başka önemli hata ise toplumda doğru sanılan bazı yanlış bilgiler doğrultusunda hareket etmek. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş,</strong> bilimsellikten uzak olan bilgilerin kalp sağlığını riske attığına dikkat çekerek, “Örneğin, çevreden veya internetten edinilen hatalı bilgiler nedeniyle hastalar hekime geç başvurabiliyor ve bunun sonucunda tedavide güçlük çekilebiliyor. Daha kötüsü, hatalı bilgiler hastanın hayatını kaybetmesine bile yol açabiliyor” diye konuşuyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, </strong>toplumda kalp sağlığı hakkında doğru sanılan 7 hatalı bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Yıllarca sigara içtim, artık sigarayı bıraksam da kalp hastalığı riskini azaltamam. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Yaygın inanışın aksine, sigarayı bırakmanın faydaları, ne kadar süre sigara kullandığınıza, günde kaç sigara içtiğinize bakılmaksızın, sigarayı bıraktığınız anda başlıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, kaç yaşında olursanız olun sigarayı bıraktıktan sadece bir yıl sonra kalp krizi riskinizin yüzde 50 oranında azalacağına dikkat çekerek, “Tek bir hareketle, yani sigarayı bırakmakla kalp krizi riskini yarı yarıya indirmiş oluyorsunuz. Sigarayı bıraktıktan 10 yıl sonra ise sigaranın kalp üzerindeki olumsuz etkilerinden tamamen arınıyorsunuz” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Kalp hastalığım var. Grip aşısı tam koruma sağlamaz. Bu nedenle aşıyı olmam gerekmez. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, tüm dünyada yılda ortalama 650 bin kişi grip veya gribe bağlı durumlar nedeniyle hayatını kaybediyor. Yapılan araştırmalar, grip aşılarının yüzde 90’ının etkili olduğunu gösteriyor. Grip aşısında asıl amaç, gribe yakalanmamak değil, hastalığa yakalanmış olsa bile hastanın bu tabloyu alt solunum yolu enfeksiyonu oluşmadan ve hastaneye yatış gerektirmeden daha hafif şekilde atlatmasını sağlamak. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş,<strong> </strong>gribin özellikle kalp hastalarında ağır seyredebildiğini ve ölümcül sonuçlara yol açabildiğini  belirterek, “Dolayısıyla ciddi kalp damar hastalığı veya kalp yetersizliği olan hastaların her yıl grip aşısı olmaları gerekiyor” diyor. </p>
<p><strong>Yüksek tansiyon hastasıyım ama hiçbir şikayetim yok. Dolayısıyla yüksek tansiyonum bana zarar vermiyor</strong>. <strong>YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Yüksek tansiyon hastalığı genellikle ileri aşamaya kadar belirti vermediği için ’sessiz düşman’ olarak nitelendiriliyor. “Yüksek tansiyonda hiçbir zaman semptom yaşamayabilirsiniz, bu nedenle vücudunuzda bir şikâyet oluşmasını beklememelisiniz” uyarısında bulunan Doç. Dr. Alper Karakuş, yüksek tansiyonun erken tedavisinin çok önemli olduğunu belirterek, “Şikâyet oluşturmasa bile yüksek tansiyon; kalp krizi, felç, böbrek hasarı ile diğer birçok ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor ve tanı aldığınızda çok geç olabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>Kalp hastalığım var. Normal tuz yerine Himalaya tuzu veya diyet tuzu kullanabilirim. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Dünya Sağlık Örgütü, günlük tuz tüketim miktarının 5 gramı, yani bir tepeleme çay kaşığını aşmamayı öneriyor. Günlük tuz tüketiminin Türkiye ortalaması 2000’li yılların başında yaklaşık 18 gram iken son yıllardaki uygulamalarla bu sayı 15 gram düzeyine indirilebildi. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, kalp sağlığı için toplum olarak daha az tuz tüketmemiz gerektiğine işaret ederek, “Diyet tuzlarında çoğunlukla potasyum klorür bulunduğu için bu tuzların kontrolsüz tüketilmesi bazı hastalarda ritim bozukluklarına ve istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle kalp hastaları doktor önerisi olmadığı sürece diyet tuzu kullanmamalıdır. Himalaya tuzunda ise yüzde 96-99 oranında, yine bildiğimiz tuzdaki sodyum klorür bulunur ve iddia edilen   yararlarının bilimsel bir temeli yoktur” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Kalp krizi sırasında şiddetli öksürmek hayatınızı kurtarabilir. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Bazı ani anormal kalp atışları sırasında, bilinçli ve duyarlı kişiler, kalp ritmini normale çevirmek için güçlü ve tekrarlayan bir şekilde öksürebiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş<strong>,</strong> “Bu durum şiddetli öksürüğün kalp krizi sırasında hayat kurtardığına dair yanlış bir yorumlamaya neden olmuştur. Eğer kalp krizi geçirdiğinizi düşünüyorsanız, öncelikle acil tıbbi yardım için 112’yi aramalısınız” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Kırmızı şarap kalbe iyi geliyor. Kalp sağlığım için her gün bir kadeh içmeliyim. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Kırmızı şarabın içeriğinde bulunan resveratroller,  antioksidan özelliği nedeniyle, iyi kolesterol olarak bilinen HDL’i artırmada ve kötü kolesterol olarak bilinen LDL’i azaltmada olumlu etkilere sahip. Ancak, güncel bilgilerde resveratrol düzeyleri ile kalp hastalığı oranları arasında doğrudan bir bağlantı bulunamamış. Dahası, resveratroller sadece kırmızı şarapta değil; kırmızı üzümde, yer fıstığında ve ananasta da yüksek konsantrasyonda bulunuyor. </p>
<p> <strong>Her gün aldığım Omega 3 yağ asidi takviyesi</strong> <strong>kalbime iyi gelir. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Yaygın inanışın aksine, son 20 yılda yapılan birçok bilimsel araştırma, Omega-3 yağ asidi takviyelerinin (balık yağı kapsülleri) sağlıklı insanlarda kalp krizini veya buna bağlı sorunları önlemede bir etkisi olmadığını gösteriyor. Yine son yıllardaki büyük çalışmaların sonuçları da bu takviyelerin hâlihazırda kalp damar hastalığı olan kişilerde kullanımı için daha kesin verilere ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-hakkinda-dogru-sanilan-7-hatali-bilgi-452271">Kalp Sağlığı Hakkında Doğru Sanılan 7 Hatalı Bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gökyüzünden denize doğru pedal çevirecekler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gokyuzunden-denize-dogru-pedal-cevirecekler-452238</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Apr 2024 10:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[çevirecekler]]></category>
		<category><![CDATA[denize]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzünden]]></category>
		<category><![CDATA[pedal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452238</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer’de bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Sky To Sea (Gökyüzünden Denize) Dağ Bisikleti Yarışı için hazırlıklar tamamlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gokyuzunden-denize-dogru-pedal-cevirecekler-452238">Gökyüzünden denize doğru pedal çevirecekler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Kemer’de bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Sky To Sea (Gökyüzünden Denize) Dağ Bisikleti Yarışı için hazırlıklar tamamlandı.</div>
<div> </div>
<div>Türkiye Bisiklet Federasyonu, Kemer Kaymakamlığı, Beydağları Sahil Milli Parkı, Olympos Teleferik destekleri ile Kemer Belediyesi ana sponsorluğunda 20-21 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek yarışlara, Türkiye, Rusya, Norveç, Romanya ve Gürcistan’dan 85 sporcu katılıyor.</div>
<div> </div>
<div>Dünya’da kar üzerinde başlayıp denizde biten tek yarış olma özelliğine sahip etkinlik, Kemer bölgesinin bisiklet turizmi alt yapısını ve benzersiz coğrafyasını ön plana çıkarmak amacıyla düzenleniyor.</div>
<div> </div>
<div>21 Nisan Pazar günü Tahtalı Dağı’nın 2365 metrelik zirvesinden yarışa başlayacak sporcular, 34 kilometrelik etapta patikaları ve köy yollarını geçerek Kemer sahilinde bulunan denize atlama rampasındaki bitiş çizgisine ulaşmaya çalışacaklar.</div>
<div> </div>
<div>Yarışlar ile ilgili açıklama yapan Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, Kemer’de turizm sezonunun uzatılması amacıyla hayata geçirdikleri Bisiklet Rotaları Projesi ile Kemer bölgesini bisiklet turizmi ile tanıştırdıklarını söyledi.</div>
<div> </div>
<div>Başkan Topaloğlu, Sky To Sea Dağ Bisikleti Yarışının Kemer turizmine büyük katkısı olduğunun altını çizerek, “Bisiklet potansiyelini çok iyi tanıtacak ve anlatacak bir yarış etkinliği. Bu yarıştan sonra gelecek hafta da Akra Gran Fondo yol bisikleti yarışlarına ev sahipliği yapacağız. Ayrıca şu anda Kemer Belediyesi Göynük Atatürk Spor Salonu’nda yapılan Bekir Özer Türkiye Gençler, U23 ve Elite Büyükler Bay-Bayanlar Muaythai Şampiyonasına katılan 1100 sporcu Kemer’de. Geçen gün Uluslararası TEN PRO -Turkish Bowl Tenis Turnuvası ile açılan Corendon Tennis Club Kemer’de 44 ülkeden 8 -16 yaş arasında 200 üst düzey sporcu ağırlanıyor. Kemer’de öncelikli hedefimiz, Nisan ve Mayıs aylarını bu tip spor etkinlikleri ile doldurmak ve turizm hareketliliğini bu aylara spor turizmi sayesinde yaymak istiyoruz. Kemer’i spor turizminin zirvesine taşımak için çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.</div>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gokyuzunden-denize-dogru-pedal-cevirecekler-452238">Gökyüzünden denize doğru pedal çevirecekler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göynük kapalı pazar yerinde sona doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goynuk-kapali-pazar-yerinde-sona-dogru-451790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2024 19:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[göynük]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<category><![CDATA[yerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu'nun “Her mahalleye bir kapalı pazar yeri” projesi kapsamında Göynük Mahallesi'nde yapımı hızla devam eden kapalı pazar yerinde çalışmalar tamamlanmak üzere.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goynuk-kapali-pazar-yerinde-sona-dogru-451790">Göynük kapalı pazar yerinde sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu&#8217;nun “Her mahalleye bir kapalı pazar yeri” projesi kapsamında Göynük Mahallesi&#8217;nde yapımı hızla devam eden kapalı pazar yerinde çalışmalar tamamlanmak üzere.</div>
<div> </div>
<div>Göynük Mahallesi&#8217;nde 2592 metrekarelik alan içerisine pazar yerinin direklerinin dikilmesinden sonra çatı paneli döşeme çalışmalarına başlandı.</div>
<div> </div>
<div>Hafta sonuna kadar tamamlanması planlanan çatı paneli döşeme çalışmalarından sonra ince işçiliklerin yapılacağı öğrenildi.</div>
<div> </div>
<div>Toplam 2592 metrekarelik alan içerisinde 1835 metrekarelik alana yapılan kapalı pazar yerinde taziye evi, tuvaletler, zabıta odası, çay ocağı ve satış ünitesi yer alacak. Pazar alanında 80 esnaf tezgah açabilecek.</div>
<div> </div>
<div>Öte yandan Göynük Mahallesi’nden sonra Tekirova Mahallesi’nde de yapılacak olan kapalı pazar alanı ile ilgili proje çizimlerinin tamamlandığı ve en kısa sürede ihaleye çıkılacağı kaydedildi.</div>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goynuk-kapali-pazar-yerinde-sona-dogru-451790">Göynük kapalı pazar yerinde sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Merrell Run To Sky Yarışlarına doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/merrell-run-to-sky-yarislarina-dogru-449473</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2024 21:02:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[merrell]]></category>
		<category><![CDATA[run]]></category>
		<category><![CDATA[sky]]></category>
		<category><![CDATA[yarışlarına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449473</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl 10'ncusu düzenlenecek olan Merrell Run To Sky Yarışları öncesi organizasyon komitesi Başkanı Polat Dede, Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu'nu makamında ziyaret ederek, yarışlar hakkında fikir alışverişinde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/merrell-run-to-sky-yarislarina-dogru-449473">Merrell Run To Sky Yarışlarına doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Bu yıl 10&#8217;ncusu düzenlenecek olan Merrell Run To Sky Yarışları öncesi organizasyon komitesi Başkanı Polat Dede, Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu&#8217;nu makamında ziyaret ederek, yarışlar hakkında fikir alışverişinde bulundu.</div>
<div> </div>
<div>Bu yıl 10-11 Mayıs tarihleri arasında yapılacak olan ve Türkiye&#8217;nin ilk skyrunning yarışı olan yarışlara, 30 ülkeden 1000 sporcunun katılması bekleniyor.</div>
<div> </div>
<div>Kemer Belediyesi&#8217;nin destekleriyle yapılacak olan yarışlara katılacak olan sporcular, zorlu parkurlarda dereceye girebilmek için ter dökecek. Yarışlar, 12, 27 ve 65 kilometrelik 3 farklı parkurda gerçekleştirilecek.</div>
<div> </div>
<div>Başkan Topaloğlu, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, yarışların spor turizmine ve Kemer bölgesine çok büyük katkılarını olduğunu, Kemer Belediyesi olarak bu tür organizasyonlara destek vermeye devam edeceklerini söyledi.</div>
<div> </div>
<div>Polat Dede ise desteklerinden dolayı Başkan Topaloğlu’na teşekkür ettiğini ifade etti.</div>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/merrell-run-to-sky-yarislarina-dogru-449473">Merrell Run To Sky Yarışlarına doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Daha Yaşanabilir Bir Konya Hedefine Doğru Kararlı Adımlarla İlerliyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-daha-yasanabilir-bir-konya-hedefine-dogru-kararli-adimlarla-ilerliyoruz-446633</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Mar 2024 21:06:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hedefine]]></category>
		<category><![CDATA[ilerliyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[kararlı]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanabilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, İlim Yayma Cemiyeti Konya Şubesi’ni ziyaret ederek farklı kesimlerden esnaf gruplarıyla ve vatandaşlarla bir araya geldi. Sabaha karşı Adnan Menderes Sebze ve Meyve Hali esnafıyla da bir araya gelen Başkan Altay, “Şehrimizin ekonomik ve sosyal kalkınması için esnaflarımızın güçlenmesi çok önemli. Tüm kesimlerin katılımıyla daha yaşanabilir bir Konya hedefine doğru kararlı adımlarla ilerliyoruz” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-daha-yasanabilir-bir-konya-hedefine-dogru-kararli-adimlarla-ilerliyoruz-446633">Başkan Altay: &#8220;Daha Yaşanabilir Bir Konya Hedefine Doğru Kararlı Adımlarla İlerliyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, şehir merkezinde esnaflarla ve vatandaşlarla buluşmayı sürdürüyor.</p>
<p>Yoğun programlarına devam eden Başkan Altay, İlim Yayma Cemiyeti Konya Şubesi’ne bir ziyaret gerçekleştirerek, Şube Başkanı Mehmet İncili ile istişarelerde bulundu.</p>
<p>Daha sonra AK Parti ve MHP Konya İl Yönetim Kurulu üyelerinin de katılımıyla Gıda Toptancılar Sitesi’ni, ardından da Hazım Uluşahin ve Yapıcı İş Merkezlerindeki esnafları ziyaret ederek kolaylıklar dileyen Başkan Altay, alışveriş yapan Konyalılarla da sohbet etti.</p>
<p>Yapımına başlanan Şehir Kütüphanesi tamamlandığında o bölgeye büyük bir genç akımla birlikte canlılık geleceğini vurgulayan Başkan Altay, kütüphanemizin yanındaki köşe otoparkını da inşaat tamamlandıktan sonra tekrar hizmete açacaklarını ifade etti.</p>
<p>Başkan Altay, sahur öncesi ise Adnan Menderes Sebze ve Meyve Hali esnafıyla bir araya geldi. Sabaha karşı mesaiye başlayan Adnan Menderes Sebze ve Meyve Hali esnafını da ziyaret ederek yeni hal projesini konuştuklarını kaydeden Başkan Altay, “Dernek Başkanımıza ve tüm esnaf arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bereketli olsun. Şehrimizin ekonomik ve sosyal kalkınması için esnaflarımızın güçlenmesi çok önemli. Şehrimizdeki tüm kesimlerin katılımıyla daha yaşanabilir bir Konya hedefine doğru kararlı adımlarla ilerliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ziyarette; AK Parti Konya İl Gençlik Kolları Başkanı İbrahim Kele ile Konya Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Adnan Pirinç de yer aldı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-daha-yasanabilir-bir-konya-hedefine-dogru-kararli-adimlarla-ilerliyoruz-446633">Başkan Altay: &#8220;Daha Yaşanabilir Bir Konya Hedefine Doğru Kararlı Adımlarla İlerliyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;Seçim süreçlerinde medya gücünü doğru kullanmalı!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-secim-sureclerinde-medya-gucunu-dogru-kullanmali-446545</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Mar 2024 21:01:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gücünü]]></category>
		<category><![CDATA[irvan]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmalı]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[süreçlerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446545</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medyanın, demokratik değerleri savunmak ve farklı görüşleri aktarmak zorunda olduğunu ifade eden Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Seçmenlerin kararlarını manipüle etme amaçlı yalan, uydurulmuş ve çarpıtılmış haberlerden kaçınmalıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-secim-sureclerinde-medya-gucunu-dogru-kullanmali-446545">Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;Seçim süreçlerinde medya gücünü doğru kullanmalı!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Medyanın, demokratik değerleri savunmak ve farklı görüşleri aktarmak zorunda olduğunu ifade eden Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Seçmenlerin kararlarını manipüle etme amaçlı yalan, uydurulmuş ve çarpıtılmış haberlerden kaçınmalıdır. Medya, kendisine atfedilen dördüncü güç olma vasfını, toplumun çıkarları doğrultusunda kullanmalıdır.” dedi.</strong></p>
<p><strong>Sağlıklı bir demokrasinin ancak ve ancak iyi bir medya ile mümkün olduğunu kaydeden Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Kamuoyunu belli bir aday ya da parti lehine etkilemek için atılan manipülatif haber başlıkları ve yazılan haberler her şeyden önce medyaya ve gazeteciliğe yönelik güveni zedeler.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman İrvan, gazetecilik etiğinin, seçim süreçlerindeki önemini değerlendirerek, seçim süreçlerinde medyanın gücünü doğru kullanması gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>“Demokrasilerde bilgilenmiş yurttaşların en doğru kararları verebilecekleri varsayılıyor”</strong></p>
<p>Gazetecilik etiğinin, gazetecilerin görevlerini en iyi şekilde yapmalarını öğütleyen ilkelerden oluştuğuna işaret eden Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Bu ilkeler gazetecilere işlerini doğru, dürüst ve hakkaniyetli biçimde yapmalarını öğütlüyor. Gazetecilerin bu ilkelere uygun davranmaları her koşulda beklenen bir zorunluk ise de bilgi ve haber ihtiyacının arttığı seçim dönemlerinde daha da önemli hale geliyor. Çünkü demokrasilerde bilgilenmiş yurttaşların en doğru kararları verebilecekleri varsayılıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Gazetecilerin seçim sürecindeki rolü nedir?</strong></p>
<p>Seçim süreçlerinde gazetecilere biçilen en önemli rolün, toplumu doğru bilgilerle aydınlatmak ve oy verme kararlarının oluşmasına katkıda bulunmak olarak tanımlandığını ifade eden Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Gazetecilerin sorumluluğu işte bu görevleri hakkıyla yapabilmek. Bu elbette çok kolay değil. Türkiye gibi çok partili ve çok adaylı demokrasilerde medya ve gazetecilerin partiler ve adaylar arasında tarafgir davranmadan hakkaniyetli biçimde habercilik yapabilmesi çok zor. Genelde gördüğümüz, medyanın ‘kazanacak’ olarak tanımlanan partiler ve adaylar lehine bir habercilik yaptığını, ‘kazanamaz’ olarak tanımlanan parti ve adayların görmezlikten gelindiğini görüyoruz. Birinci sorun bu. İkinci sorun, medyanın büyük bölümünün belli partiler lehine parti medyası gibi yayın yapması. Bu durum, diğer parti ve adayların kendi görüşlerini seçmenlere ulaştırmakta çok zorluk çekmeleriyle hatta sosyal medya olmasa hiç ulaşamamalarına yol açıyor.” diye anlattı.</p>
<p><strong>“Medya, dördüncü güç olma vasfını, toplumun çıkarları doğrultusunda kullanmalı”</strong></p>
<p>Gazetecilik etik ilkelerinin son derece açık ve öğretici olduğunu, medyanın her şeyden önce, halkın bilgi edinme hakkı uyarınca, gerçekleri çarpıtmadan aktarmak zorunda olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süleyman İrvan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Medya, demokratik değerleri savunmak ve farklı görüşleri aktarmak zorundadır. Seçmenlerin kararlarını manipüle etme amaçlı yalan, uydurulmuş ve çarpıtılmış haberlerden kaçınmalıdır. Medya, kendisine atfedilen dördüncü güç olma vasfını, toplumun çıkarları doğrultusunda kullanmalıdır. Toplumun kanaatlerini etkileme potansiyeli olan kamuoyu araştırmalarını haberleştirirken, bu araştırmaların bilimsel ölçütler çerçevesinde yapıldığından emin olmalıdır. Bunun için araştırmanın künyesine mutlaka haberde yer vermelidir. </p>
<p>Partiler ve adayları ücret karşılığı ekrana çıkartmaktan veya haberlerini yapmaktan kaçınmalıdır. Eğer advertorial denen reklam haber uygulaması yapılmışsa da bu açıkça haberde belirtilmeli, seçmenler kandırılmamalıdır. Medya seçim dönemlerinde işini ne kadar düzgün yaparsa seçmenler de tercihlerini o ölçüde doğru biçimde oluşturabilirler. Sağlıklı bir demokrasi ancak ve ancak iyi bir medya ile mümkündür.”      </p>
<p><strong>“Manipülatif haber başlıkları medyaya ve gazeteciliğe yönelik güveni zedeler”</strong></p>
<p>“Kamuoyunu belli bir aday ya da parti lehine etkilemek için atılan manipülatif haber başlıkları ve yazılan haberler her şeyden önce medyaya ve gazeteciliğe yönelik güveni zedeler.” diyen Prof. Dr. Süleyman İrvan, sözlerini şöyle tamamladı: </p>
<p>“Zaten Türk medyasının toplum nazarındaki itibarının düşük olmasının bir nedeni de bu türden manipülatif haberlerdir. Belki daha önemli bir risk, demokrasinin itibar kaybetmesidir. Yapılan araştırmalar, özellikle seçim dönemlerinde yapılan olumsuz haberlerin halkı siyasetten soğuttuğunu ve seçmenleri oy vermekten caydırdığını gösteriyor. Batı ülkelerinde oy veren seçmen oranlarının giderek azalmasının bir nedeni de medyanın bu olumsuz haberciliğe yaptığı vurgudur.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-secim-sureclerinde-medya-gucunu-dogru-kullanmali-446545">Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;Seçim süreçlerinde medya gücünü doğru kullanmalı!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri Hakkında Doğru Sanılan 8 Hatalı Bilgi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-445215</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Feb 2024 21:04:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü, en sık görülen kanser türünün artık akciğer kanseri değil, meme kanseri olduğunu açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-445215">Meme Kanseri Hakkında Doğru Sanılan 8 Hatalı Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü, en sık görülen kanser türünün artık akciğer kanseri değil, meme kanseri olduğunu açıkladı.</p>
<p>Dünyada her yıl 2 milyon 300 bin kadına meme kanseri tanısı konuluyor. Ülkemizde de kadınlarda gelişen her 4 kanserden 1’ini meme kanseri oluşturuyor. Başka bir deyişle, her 8 kadından 1’i, yani kadınların yüzde 13’ü yaşamları boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıyor.<strong> Acıbadem Ataşehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, </strong>son yıllarda tanı ve tedavisinde yaşanan önemli gelişmeler sayesinde meme kanserinin artık ölümcül bir hastalık olmaktan çıkarak kronik bir hastalığa dönüştüğüne dikkat çekiyor. Tedaviden başarılı sonuç alınması için kadınların tarama programlarında yer alan  tetkik ve muayenelerini düzenli olarak yaptırmaları ve meme kanserine yönelik belirtilerde zaman kaybetmeden hekime başvurmaları gerektiğine işaret eden <strong>Prof. Dr. Metin Çakmakçı, </strong>“Ancak meme kanseriyle ilgili risk faktörlerinden tedaviye kadar pek çok konuda toplumda doğru sanılan hatalı bilgiler mevcut. Bu hatalı bilgiler hastaların gereksiz kaygıya kapılmalarına, daha da önemlisi hekime geç başvurmaları nedeniyle tedavinin güçleşmesine neden olabilmektedir” diyor. <strong>Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı,  </strong>meme kanseri hakkında toplumda doğru sanılan hatalı bilgileri anlattı; önemli önerilerde bulundu!<strong> </strong></p>
<p><strong>Aile öyküsü yoksa meme kanseri gelişmez. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>‘Ailemde meme kanseri yoksa bende de olmaz’ düşüncesi nedeniyle rutin kontroller sıkça ihmal ediliyor. Oysa meme kanserinin yüzde 90’ından fazlası kalıtsal olmayan etkenlerden kaynaklanıyor. Dolayısıyla meme kanseri tanısı alan kadınların çok büyük bir bölümünde aile öyküsü veya genetik bir bozukluk görülmüyor. Bu nedenle aile öyküsü olmayan kadınların da tarama programlarında yer alan mamografi, ultrasonografi ve meme muayenelerini yaptırmaları yaşamsal öneme sahip. </p>
<p><strong>Sadece annenin aile öyküsü riski artırır! YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Meme kanserinde aile öyküsünden söz edildiğinde aklımıza sadece annede ve 1’nci derece akrabalarda görülen meme kanseri geliyor. Aslında aynı şekilde baba tarafında meme kanseri görülmesi de riski yükseltiyor. Bunun sebebi ise genlerin yarısının anneden yarısının ise babadan gelmesidir. </p>
<p><strong>Meme kanseri ağrı yapmaz. YANLIŞ!  </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong> Memede ya da koltuk altında ele gelen kitle meme kanserinin en yaygın ve en önemli belirtisi oluyor. Toplumda meme kanseriyle ilgili hatalı bilinen bir başka konu ise meme kanserinde kitlenin ağrı yapmamasına yönelik. Yaygın inanışın aksine, hastaların yüzde 1-2’sinde memede ve meme başında ağrı oluyor. </p>
<p><strong>Mamografideki   radyasyon  miktarı çok yüksektir. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Günümüzde kullanılan modern mamografi cihazlarıyla gerçekleştirilen çekimler sırasında maruz kalınan radyasyon miktarı, yaklaşık birkaç saatlik uçak yolculuğunda alınan radyasyon miktarına eş değer oluyor. Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Tarama ve tanı amaçlı kullanılan mamografi kansere erken tanı konmasını sağlayarak hayat kurtarmaktadır. Dolayısıyla erken tanı için risk altında olmayan her kadının 40 yaşından itibaren yılda bir kez mamografi, ultrasonografi ve hekim tarafından yapılan elle muayeneyi ihmal etmemesi gerekir. Risk altında olan kadınlarda ise bu taramalara daha erken yaşta başlanır.” diyor. </p>
<p><strong>Emzirmek meme kanserinden korur. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Yapılan çalışmalara göre; 35 yaş altında doğum yapmak ve bebeğini uzun süre emzirmek meme kanseri riskini biraz düşürüyor. Ancak kadın olmak meme kanseri için tek başına önemli bir risk faktörü. Dolayısıyla erken yaşta doğum yapan ve emziren kadınların da meme kanseri riski taşıdıkları için rutin tetkiklerini aksatmamaları gerekiyor.</p>
<p><strong>Doğum kontrol ilaçları meme kanserini tetikler. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Doğum kontrol ilaçlarının<strong> </strong>meme kanseri riskini artırdığına yönelik iddialar da bilimsel olarak kanıtlanmamış. Prof. Dr. Metin Çakmakçı<strong>,</strong> “Günümüzde kullanılan doğum kontrol ilaçlarının<strong> </strong>oldukça düşük dozda östrojen ve progesteron hormonu içermeleri nedeniyle meme kanseri riskini artırmaları beklenmez. Yapılan klinik çalışmalarda da doğum kontrol ilaçları<strong> </strong>kullanan kadınlarda meme kanseri riskinin yükseldiğini gösteren herhangi bir sonuç alınmamıştır” diyor.</p>
<p><strong>Kanser tanısı konulan her kadın memesini kaybeder. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Erken evre meme kanserinin öncelikli tedavisi cerrahi yöntem oluyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, cerrahi işlemlerde yıllar içerisinde ciddi gelişmeler yaşandığına işaret ederek, “Eskiden meme kanserinde genellikle; tümörün yanı sıra meme dokusu, meme altındaki bazı kaslar ve koltuk altında yer alan lenf düğümlerinin çıkarılmasıyla gerçekleştirilen mastektomi ameliyatı uygulanırdı.   Günümüzde ise özel durumlar dışında, kanser tanısı alan kadınların memesi korunabilmekte ve hastalığın tedavisi doğal bir meme görüntüsüne sahip sonuçlar ile gerçekleştirilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Biyopsi ve ameliyat kanseri vücuda yayar. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Toplumdaki yaygın inanışın aksine, memeye biyopsi yapılması kanserin yayılmasına neden olmuyor.<strong> </strong>Prof. Dr. Metin Çakmakçı,<strong> </strong>kanserin iğne veya bıçağın değmesiyle vücuda yayılmadığını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kanser riski taşıyan her kitleye; ultrasonografi, mamografi veya MR kılavuzluğunda alınan örneğin incelenmesi ile patoloji uzmanları tarafından tanı konulur. Erken evre meme kanseri tedavisinin ilk basamağı da cerrahi yöntemdir. Ameliyatlar kanseri vücuda yaymaz, tam aksine tümörün çıkarılmasını sağlayarak hayat kurtarır. Tedavide kullanılabilen üç farklı aracımız var: Cerrahi, ilaç tedavisi ve ışın tedavisi (radyoterapi). Bunların üçü de farklı şekillerde ve farklı sırayla olsa da hemen hemen her hastada kullanılır. Erken evrelerde ilk tedavi basamağı ameliyatla tümörün yok edilmesi ve koltuk altındaki lenf bezlerinde tümör hücresi olup olmadığının anlaşılmasıdır. Bazı meme kanseri türlerinde evresine bakmaksızın önce ilaç tedavisi ile başlamanın daha iyi sonuç verdiğini biliyoruz. İlaç denilince hemen kemoterapi anlaşılmamalı, bugün elimizde tümör tipi ve evresine göre kullandığımız ve etki mekanizmaları çok farklı ilaçlar var” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-445215">Meme Kanseri Hakkında Doğru Sanılan 8 Hatalı Bilgi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
