Çalışma kültüründe son yıllarda yaşanan büyük dönüşüm, ticari gayrimenkul pazarında ofis binalarına yönelik beklentileri ve performans kriterlerini kökten değiştirdi. Hibrit çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte fiziksel ofislerin geleceğinin tartışıldığı dönemin geride kaldığını ifade eden İş GYO Genel Müdürü Barlas Ülkü, güncel pazar dinamiklerine ve şirketlerin değişen stratejilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Fiziksel ofis ihtiyacının ortadan kalkmadığını, aksine şirketlerin artık çok daha seçici ve uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket ettiğini belirten Ülkü, “Bugün ofis piyasasında mesele yalnızca doluluk değil, doğru lokasyon, kaliteli bina ve güçlü kiracı deneyimi yaratabilmek. Ayrıca bugün şirketler için ofis seçimi yalnızca metrekare büyüklüğü ya da kira seviyesi olmaktan çıktı. Hibrit çalışma düzeniyle birlikte çalışanların ofiste geçirdiği zamanın niteliği daha fazla önem kazandı. Bu nedenle şirketler, çalışan deneyimini destekleyen, ekiplerin bir araya gelmesini kolaylaştıran, verimliliği artıran ve uzun vadeli kullanım avantajı sunan ofis çözümlerine yöneliyor” dedi.
İstanbul ofis piyasasında kaliteli stok eksikliği ayrışmayı artırıyor
İstanbul ofis piyasasında özellikle merkezi iş alanlarında (MİA) yeni arz girişinin sınırlı kaldığını ve kaliteli A sınıfı stok eksikliğinin hissedildiğini dile getiren Ülkü, pazar göstergelerinin de bu seçici ve kalite odaklı “prime” ofis talebini doğruladığına dikkat çekti. Şirketlerin büyük metrajlı, altyapısı güçlü ve taşınmaya hazır alanları bulmakta zorlandığı bir dönemden geçildiğini ifade eden Ülkü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Erişilebilirliği yüksek, teknik ve operasyonel açıdan güncel ihtiyaçları tam anlamıyla karşılayan binalar piyasada hızla ayrışıyor. Şirketler karar süreçlerinde kira seviyesinin yanı sıra binanın sürdürülebilirlik sertifikalarını, yetkin makamlarca 2018 deprem yönetmeliklerine uygunluk kriterlerini, ulaşım bağlantılarını, teknolojik altyapısını ve sunduğu bütünsel kullanıcı deneyimini ön planda tutuyor. Dolayısıyla her ofis alanı aynı ölçüde talep görmüyor. Doğru konumlanmış ve profesyonel yönetilen binalar değerini korurken, ulusal ve uluslararası önemli firmaların da ilgisini artırıyor ve ofis piyasasına da yön veriyor.”
“Portföy stratejimizi doğru kurguladık”
İş GYO’nun pazarın bu dönüşüm dalgasını çok önceden öngörerek portföy stratejisini bu yönde şekillendirdiklerini belirten Ülkü, ulaşılan operasyonel başarıya değinerek, “İstanbul ofis piyasasında talebin daha seçici, lokasyon odaklı ve kalite hassasiyeti yüksek bir yapıya bürünmesi, bizim uzun vadeli değer yaratma vizyonumuzla tamamen örtüşüyor. Bu doğru ve pazar odaklı portföy yaklaşımımızın bir yansıması olarak, bugün ofis portföyümüzde yüzde 97 doluluk oranına ulaşmış durumdayız. Ancak bu oranı yalnızca güçlü bir finansal ya da operasyonel gösterge olarak görmüyoruz. Bu başarı, kiracılarımızın değişen ihtiyaçlarını yakından takip etmemizin, güçlü kiracı ilişkilerimizin ve onlara sunduğumuz yüksek standartlı ve sağlam bina deneyiminin bir sonucudur. İş GYO olarak, geleceğin çalışma alanlarını bugünden doğru konumlandırmaya ve paydaşlarımıza değer üretmeye devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

