Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Dr. İnan Mutlu, 14 Mart’ın Anlamı: Tıbbiyeden Bugüne

İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Uzm.Dr. İnan Mutlu, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle bir açıklama yaptı.

İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Uzm.Dr. İnan Mutlu, 14

İşte o yazı…

“14 Mart, Türkiye’de yalnızca bir meslek günü değildir. Kökeni, tıp öğrencilerinin ve hekimlerin tarih sahnesinde üstlendikleri toplumsal sorumluluğu hatırlatan güçlü bir simgeye dayanır. 1827’de kurulan Mekteb-i Tıbbiye’nin mirası ve özellikle işgal yıllarında tıbbiyelilerin gösterdiği duruş, bu günün tarihsel arka planını oluşturur. O dönem genç tıp öğrencileri yalnızca hekim olma yolunda ilerleyen bireyler değil, aynı zamanda ülkenin geleceği için sorumluluk alan aydınlar olarak görülmüştür.
Tıbbiyelilerin Cumhuriyet’in kuruluş süreciyle kurduğu ilişki de bu açıdan son derece anlamlıdır. Cumhuriyet’in bilimsel akla, eğitime ve toplumsal ilerlemeye dayanan karakteri ile tıp eğitiminin rasyonel ve bilimsel temelleri arasında güçlü bir bağ vardır. Bu nedenle hekimlik mesleği yalnızca bir sağlık hizmeti üretme alanı değil, aynı zamanda kamusal sorumluluğun ve toplumsal ilerleme idealinin de bir parçası olarak görülmüştür”

Birinci Basamak

Sağlık sistemine daha gerçekçi bir gözle bakmak gerekiyor

“Bugün ise 14 Mart’ı kutlarken sağlık sistemine daha gerçekçi bir gözle bakmak gerekiyor. Sağlık hizmetine erişimin artması kuşkusuz toplum açısından önemli bir kazanımdır. Ancak sağlık sisteminin başarısı yalnızca hekime ulaşabilme kolaylığıyla ölçülemez. Nitelikli, güvenli ve sürdürülebilir bir sağlık hizmeti sunulup sunulamadığı da en az erişim kadar önemli bir ölçüttür. Toplumda sağlık hizmetinin kalitesine ilişkin değerlendirmelerin çoğu zaman yalnızca “randevu alabilmek” veya “hekime ulaşabilmek” üzerinden yapılması, sistemin bütüncül biçimde tartışılmasını zorlaştırmaktadır.
Gerçekte sağlık hizmetinin önemli bir bölümü, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının kişisel özverileri sayesinde yürümektedir. Yoğun çalışma temposu, artan hasta yükü ve sınırlı kaynaklar içinde sağlık çalışanları mesleklerine duydukları sorumlulukla sistemi ayakta tutmaya çalışmaktadır. Sağlık sisteminde aksayan pek çok nokta, çoğu zaman bu bireysel çabalar sayesinde telafi edilmektedir”

Hekimler ne kadar vergi ödeyecek

Hekimlere yönelik şiddet görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaşmıştır

“Bununla birlikte hekimlere yönelik şiddet sorunu da artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Sağlık kurumlarının güvenli çalışma alanları olması gerekirken, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının zaman zaman fiziksel ya da sözlü şiddetle karşı karşıya kalması hem mesleki motivasyonu hem de sağlık hizmetinin niteliğini olumsuz etkilemektedir. Şiddetin hiçbir koşulda kabul edilemez olduğu ve sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda çalışmasının toplum sağlığı için de vazgeçilmez olduğu açıktır. Hekimlerin çalışma koşulları ve özlük hakları da bu tablonun önemli bir parçasıdır. Ülkenin genel ekonomik koşulları sağlık çalışanlarını da doğrudan etkilemektedir. Artan iş yükü, uzun çalışma saatleri ve ekonomik zorluklar, genç hekimlerin mesleğe bakışını ve geleceğe dair beklentilerini şekillendirmektedir. Sağlık sisteminin sürdürülebilirliği için yalnızca fiziksel altyapının değil, sağlık çalışanlarının mesleki ve ekonomik koşullarının da güçlendirilmesi gerekmektedir.
14 Mart, bu nedenle yalnızca bir kutlama günü değil; sağlık hizmetinin niteliğini, hekimlerin çalışma koşullarını ve toplumun sağlık hakkını birlikte düşünme fırsatıdır. Nitelikli, erişilebilir ve kamusal sorumluluk bilinciyle yürütülen bir sağlık sistemi, hem sağlık çalışanlarının emeğine saygının hem de toplumun sağlıklı bir geleceğe olan hakkının en önemli güvencesidir.
Tıbbiyeden bugüne uzanan bu birikim, hekimliğin yalnızca bir meslek değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunu hatırlatmaya devam etmektedir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)