<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>zor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/zor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/zor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 May 2026 13:52:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>zor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/zor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Aile bağlarının güçlü olması nitelikli iletişime bağlı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aile-baglarinin-guclu-olmasi-nitelikli-iletisime-bagli-635352</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 13:52:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağlarının]]></category>
		<category><![CDATA[bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişime]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nitelikli]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, 15 Mayıs Aile Günü kapsamında, aile bağlarının güçlenmesinde iletişim, rol model olma, birlikte kaliteli zaman geçirme ve karşılıklı etkileşimin önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-baglarinin-guclu-olmasi-nitelikli-iletisime-bagli-635352">Aile bağlarının güçlü olması nitelikli iletişime bağlı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, 15 Mayıs Aile Günü kapsamında, aile bağlarının güçlenmesinde iletişim, rol model olma, birlikte kaliteli zaman geçirme ve karşılıklı etkileşimin önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Aile, bireyin içine doğduğu, hayatı anlamlandırmayı öğrendiği ilk yer!</strong></p>
<p>Ailenin neden önemli olduğunu açıklayan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Aile, bireyin içine doğduğu, hayatı anlamlandırmayı öğrendiği ilk yerdir. O yüzden bireyin yaşamında; kişilik gelişmesinde, özgüveninin gelişmesinde, iletişim tarzında, sorun çözme becerilerinde ailenin rolü çok büyüktür.” dedi.</p>
<p>Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle birlikte aile bağlarının oldukça zayıfladığını aktaran Demirsoy, “Toplumu sağlıklı bir toplum yapan, sağlıklı bireylerdir; sağlıklı birey de ancak sağlıklı aile ilişkilerinin içerisinde yetişebilir. Modern yaşamda aileler artık daha az iletişim kuruyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Birey ve aile birbirini karşılıklı etkiliyor! </strong></p>
<p>Aile günü gibi özel günlerin sembolik hatırlama açısından önemli olduğunu ancak sadece bir gün hatırlamamak gerektiğini dile getiren Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Tabii ki, sürekliliği olması önemli. Özellikle bizim gibi kurumların burada bir görevi var. Sağlıklı iletişim becerileri, sorun çözme yöntemleri öğrenilirse bu, aileyi dayanıklı ve güçlü kılacaktır.” dedi.</p>
<p>Her ailede sıkıntılar yaşandığına işaret eden Demirsoy, şöyle devam etti:</p>
<p>“İnsan hayatında, yaşamın akışı içerisinde inişler çıkışlar, zor zamanlar olur. Eğer bağlar güçlüyse, ilişkiler sağlıklıysa bu zor zamanlara karşı dayanıklı olunur. Klinik ortamda bize insanlar sıkıntıyla, sorunla geliyorlar ama önemli olan bu sorunlar ortaya çıkmadan önce yapılacaklardır. İşte orada bağları güçlendirmek, aile içi iletişimin artması, aileyi zor zamanlara karşı dayanıklı ve güçlü kılacaktır. Bireyde bir sıkıntı olduğu zaman bu aileyi etkiliyor; aile içi etkileşimlerde sorun olduğu zaman da bireyi etkiliyor. İki taraflı bir etkileşim var.”</p>
<p><strong>Aile içinde nitelikli ve kaliteli zaman geçirmek şart!</strong></p>
<p>Ailedeki bağı güçlendirmek için birlikte zaman geçirmenin çok önemli olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Ailenin ritüelleri çok değerlidir. Özel günler, bayramlar, kandiller; bunlar bizim toplumumuzda aile bağlarını ve kişiler arası ilişkileri güçlendiren sosyal destek sistemleridir. Bunlar günümüzde biraz zayıflamaya başladı. Komşuluk ilişkileri bile zayıfladı. İnsan sosyal bir canlıdır. İnsanın iyilik halini; yakın ve doyurucu sosyal ilişkilerinin çokluğu belirliyor.” dedi.</p>
<p>Birlikte yemek yeme, ailece belli zamanlarda bir araya gelme gibi ritüelleri kaybetmemek gerektiğini aktaran Demirsoy, “Nitelikli ve kaliteli zaman geçirmek şart. O sırada birbirini dinlemek çok önemli. İletişim diyoruz ama iletişimde en önemli unsur konuşmaktan da önce dinlemek. Karşısındakini dinlemek, anlayabilmek&#8230; İnsan anlaşıldığını hissettiği zaman karşısındakine kendini yakın ve bağlı hisseder. Bu insanın bir ihtiyacıdır. Eğer aile içi ilişkiler sağlıklıysa, kişi kendini gerçekleştirebiliyorsa, işitildiğini ve anlaşıldığını hissediyorsa o aile bağları güçlüdür ve zorluklara karşı dayanıklıdır. Böyle ailelerin çok olduğu bir toplum da güçlü olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İş birliği ve dayanışma bağları güçlü kılar!</strong></p>
<p>Aileyi oluşturan çekirdeğin evlilik ilişkisi olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Eş ilişkisinde de kadının ve erkeğin nasıl bir geçmişi olduğu, kendi köken ailelerinden ne aldıkları çok önemlidir. İçinde yetişilen aile kişiliği belirliyor; ne tarz ilişkiler kuracağını, nasıl bir romantik bağlanma yaşayacağını, nasıl bir evlilik yürüteceğini belirliyor.” dedi.</p>
<p>Neden bazı ailelerde bu bağlar zayıf olduğuna değinen Demirsoy, “Biraz ‘bireyselliğin’ bir değer olarak sunulduğu bir dönemdeyiz. Kişiler arası ilişkiler, aile bağlarının güçlü olması, birbirine karşı hoşgörü ve yerine göre önceliği diğerine verebilmek gibi özellikleri gerektiriyor. Ama ‘ben önemliyim, öncelik benim’ dendiği zaman bu, ilişkileri yaralayan bir şeye dönüşüyor. İş birliği ve dayanışma bağları güçlü kılar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Anne-babanın çocuklara doğru rol model olması gerekiyor! </strong></p>
<p>Teknolojinin gelişmesi ve dijitalleşmenin de aile kavramı üzerinde etkileri olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Çocuklar kendi odasında bilgisayarla, anne-baba elinde telefonla&#8230; Ailelerde bu örüntüyü çok görüyoruz. Aileler bunu ne zaman sorun ediyor? Çocuk ders çalışmıyorsa veya sorumluluklarını aksatıyorsa. Halbuki çocuk model alarak öğrenir. Anne-baba kendisi televizyon karşısında veya sosyal medyada zaman geçiriyorsa, çocuğa ‘bunu yapma’ demenin hiçbir anlamı yok. Ne dediği değil, ne yaptığı önemlidir.” dedi.</p>
<p>Biz ailelere bu durumda ‘dijital detoks’ önerildiğini dile getiren Demirsoy, şunları söyledi:</p>
<p>“Doğru model oluşturmaları gerekiyor. Çocuk, anne-babasının ilişkisini model alacak; hayattaki diğer insanlarla, nesnelerle ve sorumluluklarla olan ilişkisini onlara bakarak kuracaktır. Eğer aile içinde samimi, sıcak bir hava varsa, ilişkiler yakınsa o çocuk da dünyaya o şekilde yönelir. Haz odaklı olmamayı, bazı yaşam hedeflerine ulaşmak için öncelikleri doğru sıralamayı öğrenir. Bu tamamen anne-babanın kendisinde bunları geliştirmiş olmasına bağlı.</p>
<p>Aile kavramı sadece kan bağıyla sınırlı değil tabii ki. Toplumumuzda büyük aile, akrabalar ve hatta komşuluk birer sosyal destek sistemidir. Bazen hastalık, iş temposu gibi nedenlerle anne-babanın yetişemediği durumlarda, diğer sosyal destek sistemleri devreye girdiğinde dayanıklılık artar.”</p>
<p><strong>Aile bağlarını güçlendirmek için 3 öneri! </strong></p>
<p>Aile bağlarını güçlendirmek için önerilerde bulunan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, sözlerini şöyle tamamladı.</p>
<p>“İletişim ve etkileşim önemli. Aile sadece aynı evin içinde yaşayan insanlar topluluğu değildir; gerçek bir etkileşim gerekir. Birbirini dinlemek, ‘yanındayım’ mesajını verebilmek ve hissettirebilmek çok önemlidir. Anlaşmazlıklar ve çatışmalar yaşanabilir, hiçbir sorun çözümsüz değildir. Sorun odaklı değil, çözüm odaklı olmak gerekir. Hayatın getirdiği zorluklar aslında daha iyi şeyleri geliştirme fırsatıdır. Bu bakış açısıyla zorluklardan nasıl güçlü çıkabiliriz, buna bakılmalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-baglarinin-guclu-olmasi-nitelikli-iletisime-bagli-635352">Aile bağlarının güçlü olması nitelikli iletişime bağlı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halk Otobüsü Esnafıyla Dayanışma Kahvaltısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/halk-otobusu-esnafiyla-dayanisma-kahvaltisi-634795</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 09:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[esnaf]]></category>
		<category><![CDATA[esnafıyla]]></category>
		<category><![CDATA[güner]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kahvaltısı]]></category>
		<category><![CDATA[otobüsü]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634795</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, halk otobüsü esnafıyla kahvaltı programında bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halk-otobusu-esnafiyla-dayanisma-kahvaltisi-634795">Halk Otobüsü Esnafıyla Dayanışma Kahvaltısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, halk otobüsü esnafıyla kahvaltı programında bir araya geldi. Programa, Tüm Özel Halk Otobüsleri Birliği Genel Başkanı ve Ankara Şehiriçi Özel Halk Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı Ercan Soydaş ile çok sayıda halk otobüsü esnafı katıldı. Programda birlik, dayanışma ve ortak hizmet vurgusu öne çıktı.</b></p>
<p>Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner halk otobüsü esnafıyla kahvaltı programında bir araya geldi. Tüm Özel Halk Otobüsleri Birliği Genel Başkanı ve Ankara Şehiriçi Özel Halk Otobüsçüler Esnaf Odası Başkanı Ercan Soydaş, birlik ve beraberlik için Güner’e teşekkür ederek, “Kıymetli başkanıma bugün bu güzel sofrada sizlerle bizi buluşturduğu için teşekkür ediyorum. Aynı ilçenin, aynı semtin hizmetkarlarıyız. Bizler vatandaşımıza ulaşım hizmeti sunarken belediyelerimiz de yerel yönetim hizmetleriyle vatandaşımıza destek oluyor. Amaçlarımız bir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner de yaptığı konuşmada hem belediyelerin hem de esnafın ekonomik zorluklarla mücadele ettiğini söyledi. Güner, dünyadaki gelişmelerin Türkiye ekonomisine doğrudan etkileri olduğunu belirterek, “Ülkemizin dışında gerçekleşen bir savaşın bile petrol fiyatları üzerinden burada yarattığı dalgalanmayı hep birlikte yaşıyoruz. Bunun yanında son yıllarda ekonomi yönetimindeki dalgalanmalar nedeniyle sürekli bir enflasyon ortamıyla karşı karşıya kaldık” diye konuştu.</p>
<p><b> EKONOMİK ZORLUKLAR GÜNDEMDEYDİ</b></p>
<p>Vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntılara da değinen Güner, esnafın yalnızca hizmet sunmadığını, aynı zamanda vatandaşın derdine ortak olduğunu belirterek, “Esnafımız vatandaşın da derdini dinliyor. Yeri geliyor vatandaşın parası olmuyor, yardımcı olmaya çalışıyorsunuz. Yolculuk sırasında insanlar sizlerle dertleşmek istiyor. Mutlu günlerde de zor günlerde de toplum olarak birbirimize destek oluyoruz” dedi.</p>
<p><b> BELEDİYELER ZOR ŞARTLARDA HİZMET VERİYOR</b></p>
<p>Belediyelerin de ekonomik ve siyasi açıdan zorlu bir süreçten geçtiğini kaydeden Güner, buna rağmen hizmetleri aksatmadan sürdürdüklerini söyledi. Güner, “Hem ekonomik anlamda hem siyasi anlamda hem de hukuksal anlamda pek çok güçlükle karşı karşıyayız. Buna rağmen hiçbir mazeret üretmeden hizmetlerimizi artırarak sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Çankaya’da göreve geldikleri günden bu yana hayata geçirilen çalışmalardan da söz eden Güner, seçim döneminde verdikleri sözleri yerine getirmek için çalıştıklarını belirtti. Güner, “Biz Çankaya’yı bir kale olarak görüp rehavete kapılmadık. Bir oy bile bizim için kıymetli dedik ve projelerimizle vatandaşın karşısına çıktık. Vatandaşımızın verdiği güçlü desteğin karşılığını hizmetle vermek zorundayız” diye konuştu.</p>
<p>Konuşmasında Ankara Büyükşehir Belediyesi ile uyumlu çalışmanın önemine de değinen Güner, “Vatandaş bize büyük bir destek verdi. Çankaya’dan Büyükşehir Belediye Meclisi’ne tam destek sağlandı. Biz de bunun hesabını vatandaşımıza şeffaf şekilde vermek istiyoruz” dedi.</p>
<p><b> HALK OTOBÜSÜ ESNAFINA DESTEK SÖZÜ</b></p>
<p>Halk otobüsü esnafının çalışma alanlarına yönelik düzenlemeler hakkında da konuşan Güner, bölgedeki eksiklerin giderileceğini belirterek, “Burayı daha düzgün, daha temiz hale getirmek için çalışmalarımızı hızlandıracağız. Sizlerin daha rahat şekilde dinlenebileceği, çayınızı kahvenizi içebileceğiniz alanları oluşturacağız” şeklinde konuştu.</p>
<p>Otobüs esnafının Kurban Bayramı’nı da kutlayan Güner, “Bu güzel sofra ve sohbet için değerli başkanıma ve sizlere teşekkür ediyorum. Ailelerinize sevgilerimi, selamlarımı gönderiyorum. Şimdiden hepinizin Kurban Bayramı’nı tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halk-otobusu-esnafiyla-dayanisma-kahvaltisi-634795">Halk Otobüsü Esnafıyla Dayanışma Kahvaltısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevlere koşan süper anneler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alevlere-kosan-super-anneler-633761</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 May 2026 10:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alevlere]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anneler]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiye]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Ki]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[koşan]]></category>
		<category><![CDATA[süper]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633761</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapan kadın itfaiye personeli, bir yandan yangın ve afetlerde hayat kurtarırken bir yandan da anneliğin yükünü ve özlemini taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alevlere-kosan-super-anneler-633761">Alevlere koşan süper anneler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapan kadın itfaiye personeli, bir yandan yangın ve afetlerde hayat kurtarırken bir yandan da anneliğin yükünü ve özlemini taşıyor. Çocuklarından ayrı geçen uzun nöbetlere rağmen görevlerinden vazgeçmeyen itfaiyeci anneler, fedakarlıklarıyla hem sahada hem evde kahramanlık öyküsü yazıyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan kadın itfaiye personeli, Anneler Günü’nde hem alevlerle mücadele eden hem de çocuklarını büyüten güçlü kadınlar olarak yaşadıkları zorlukları anlattı. İtfaiyeciliğin disiplin ve dayanıklılığıyla anneliğin şefkatini aynı yürekte taşıyan kadınlar, iki sorumluluğu da büyük bir özveriyle sürdürüyor. Yangınlara ve afetlere müdahale ederken çoğu zaman çocuklarından uzak kalan itfaiye personeli anneler, görev bilinci ile annelik duygusu arasında güçlü bir denge kurduklarını ifade etti.                                                                                                                              </p>
<p><strong>“Çocuğum uyuduğunda bile özlüyorum”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda 6 yıldır itfaiye memuru olarak görev yapan Elif Kamile Şahbudak, bir yandan yangınlara müdahale ederken bir yandan da 2 yaşındaki oğlu Görkem’i büyütüyor. Görevi nedeniyle uzun saatler evinden uzak kaldığını söyleyen Şahbudak, en zor duygunun özlem olduğunu belirterek, “Çocuğum evde uyurken bile onu özlüyorum. İşim gereği 24 saat boyunca ayrı kalıyoruz. İnsan çocuğuyla uyumayı seviyor. O anı yaşayamayınca bir boşluk hissediyorsunuz. Ama Görkem, itfaiyeci bir annenin çocuğu olduğu için mutlu. Buraya geldiğinde çok seviniyor. Sahada olmak zor ama sevmediğiniz bir işi yapmak bence çok daha zor. Bu yüzden tüm yorgunluğumuzu unutabiliyoruz. Annelik, yaptığımız işten biraz daha zor ama aynı zamanda dünyanın en güzel duygularından biri” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Çocuk vakalarında daha hassas oluyoruz”</strong><br />Anne olduktan sonra mesleki bakış açısının değiştiğini ifade eden Şahbudak, özellikle çocukların yer aldığı vakalarda duygusal olarak daha fazla etkilendiğini belirterek, “Anne olduktan sonra empati duygumuz daha da arttı. Sahada profesyonel olmak zorundayız ancak bazı olayların ardından duygusal olarak etkilenebiliyoruz” dedi. Doğum sonrası göreve dönüş sürecinin kendisi için kolay olmadığını da anlatan Şahbudak, o günleri şu sözlerle anlattı: “İlk günlerim ağlayarak geçti. Ama ‘yapamayacağım’ deseydim muhtemelen geri dönemezdim. Bu mesleğin gerekliliği bu; devam etmek zorundaydım.”</p>
<p><strong>“İlk günden itibaren buraya ait olduğumu hissettim”</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda 16 yıldır görev yapan itfaiye memuru Damla Ertuğrul, hem mesleki deneyimi hem de annelik yolculuğuyla dikkat çekiyor. Eşi İlker Ertuğrul’un da itfaiyeci olduğunu belirten Ertuğrul, sahada geçen yılları, aile yaşamını ve anneliği anlattı. İtfaiyeciliğin hayatında çok özel bir yere sahip olduğunu ifade eden Ertuğrul, mesleğe başlama sürecini şu sözlerle dile getirdi: “Hayallerimin arasında yoktu ama göreve başladığım ilk günden itibaren buraya ait olduğumu fazlasıyla hissettim. İyi ki buradayım, iyi ki itfaiyeciyim.”</p>
<p><strong>“İtfaiyeci anneler daha kahraman”</strong></p>
<p>Eşi İlker Ertuğrul ile birlikte uzun yıllar sahada görev yaptıklarını söyleyen Ertuğrul, bu sürecin hem zorlu hem de güçlü bir bağ oluşturduğunu ifade etti.</p>
<p>10 yaşında Ender ve 6 yaşında Eren isminde iki oğlu olan Ertuğrul, çocuklarının gözünde itfaiyeci olmanın ayrı bir anlam taşıdığını belirterek, “Eren arkadaşlarına ‘Annem itfaiyeci. O bir süper kahraman gibi’ diyor. Bu beni çok mutlu ediyor. Bütün anneler kahraman ama itfaiyeci anneler daha kahraman. Kendi çocuğunu evde bırakarak, başka çocukları kurtarmaya gitmek; insanların canını, malını kurtarmaya gitmek kolay değil. Evladından ayrı başka bir yerde uyumak kolay değil. Mesleğimiz zor ama her şeye rağmen inanılmaz keyifli” dedi.</p>
<p><strong>“İtfaiye benim evim”</strong></p>
<p>Mesleğin hayatındaki yerini güçlü bir şekilde tanımlayan Ertuğrul, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“İtfaiye benim evim. Hamilelik zamanlarımı bile burada geçirdim. İyi ki itfaiyeciyim, iyi ki anneyim ve iyi ki itfaiyeci bir anneyim.” Çocuklarına bırakacağı en büyük mirasın mesleği ve duruşu olduğunu söyleyen Ertuğrul, “Ömür boyu çocuklarım beni anlatsın istiyorum.  Anlatacaklarından da eminim. İtfaiyecilikte vardiyalı sistem uygulanıyor. O nedenle ya babaları ya da anneleri evde yoktu. Bu da aslında çocuklarımı daha güçlü, daha bilinçli yaptı” ifadelerini kullandı. Damla Ertuğrul’un 6 yaşındaki oğlu Eren, “Annemi çok seviyorum, onuna gurur duyuyorum” derken, 10 yaşındaki oğlu Ender, “Annem benim için bir kahraman. Bence başkaları için de kahraman, çünkü itfaiyeci. Yangınlarda insanları kurtarıyor. Annemi o yüzden çok seviyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alevlere-kosan-super-anneler-633761">Alevlere koşan süper anneler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her dönemin parolası 123456</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-donemin-parolasi-123456-633302</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:28:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[123456]]></category>
		<category><![CDATA[dönemin]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kimlik Doğrulama]]></category>
		<category><![CDATA[parola]]></category>
		<category><![CDATA[parolalar]]></category>
		<category><![CDATA[parolası]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital dünya her alanda gelişiyor. Parolalar çevrimiçi hayatımızın ve dijital güvenliğimizin önemli bir parçası hâline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-donemin-parolasi-123456-633302">Her dönemin parolası 123456</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dijital dünya her alanda gelişiyor. Parolalar çevrimiçi hayatımızın ve dijital güvenliğimizin önemli bir parçası hâline geldi. Her yıl Mayıs ayının ilk perşembe günü kutlanan Dünya Parola Günü siber güvenlikte güçlü  parola kullanımının ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sermek için bir fırsat olarak görülüyor. Siber güvenlikte dünya lideri olan ESET, bu yıl 07 Mayıs’a denk gelen Dünya Parola Günü’nde herkesi güçlü ve tahmin edilmesi zor parola kullanmaya çağırdı.</strong></p>
<p>NordPass&#8217;ın dünya çapında veri ihlallerinde ortaya çıkan parolalarla ilgili son yıllık raporuna göre “123456” dünya çapında hâlâ en çok kullanılan parola.  &#8220;123456.&#8221; &#8220;123456789&#8221;, &#8220;12345678&#8221;, &#8220;12345&#8221; ve &#8220;admin&#8221; gibi diğer tahmin edilebilir seçimler de her yıl popülerliğini koruyor. Kullanıcıların özensiz parola seçimlerinin yanı sıra popüler siteler de hâlâ bu altı basamaklı dizinin parola olarak kullanılmasına izin veriyor. NordPass&#8217;ın verileri, sınırlı parola politikaları belirleyen ve &#8220;123456&#8221; gibi basit parolalara izin veren çok daha fazla site olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Yasa koyucuların şirketlerin sıkı kimlik doğrulama politikaları uygulamaması ve tüketicilerin kolay yolu seçmesine izin verme eğilimine son vermesi çok önemli. Bazı sektörler, modern kimlik doğrulama yöntemlerine geçmek zorunda kaldı. Finans sektöründe, elektronik ödemeler ve çevrimiçi ödeme hesaplarına erişim için MFA&#8217;yı (çok faktörlü kimlik doğrulama) zorunlu kılan Ödeme Hizmetleri Direktifi 2 (PSD2) gibi çeşitli düzenlemeler bulunuyor. Uzmanlar mevzuatın  tüm sektörleri kapsaması gerektiğinin altını çiziyor ve şu öneride bulunuyor;  erişilen hizmet ne olursa olsun çevrimiçi olarak oluşturulan tüm hesaplar için MFA&#8217;yı zorunlu kılmalı, modası geçmiş parola kullanımını terk etmeli ve günümüzün interneti için daha uygun bir güvenlik sistemine geçilmelidir. Dijital güvenliği sağlayabilmenin en basit ve etkili yolu karmaşık parolaları zorunlu kılmaktan  ya da daha da iyisi MFA’dan geçiyor. </p>
<p><strong>Parola<em> </em>güvenliği nasıl sağlanır?</strong></p>
<ul>
<li>Parolaları asla tekrar kullanmayın.</li>
<li>Parolanızı başkalarıyla paylaşmayın.</li>
<li>Kullanılmayan hesapları kapatın.</li>
<li>Bir <strong>parola yöneticisi</strong> kullanın ve bir parola oluşturucu kullanmayı da düşünün. Parola kasası otomatik olarak uzun, güçlü ve benzersiz parolalar önerecek ve saklayacaktır.</li>
<li>Parola gücünü düzenli olarak kontrol edin ve çok zayıf veya güncel olmayanları güncelleyin.</li>
<li>Mümkün olan yerlerde çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) etkinleştirin, artık çoğu hesapta bunu yapma seçeneği var. Kimlik doğrulama için yüz veya parmak izi taraması veya tek seferlik parola gibi başka bir “faktör” gerektirerek parolalara ekstra bir güvenlik katmanı ekler.</li>
<li>Herkese açık Wi-Fi üzerinden oturum açmayın çünkü aynı ağda bulunabilecek dijital dinleyiciler parolanızı ele geçirebilir.</li>
<li>Bilgi hırsızları ve diğer kötü amaçlı yazılımların yanı sıra kimlik avı saldırıları ve diğer tehditlere karşı korunmak için saygın bir şirketin güvenlik çözümlerini kullanın.</li>
<li>Dışarıdayken omuz sörfçülerine<strong> </strong>dikkat edin. Dizüstü bilgisayarınız için bir ekran koruyucu kullanmayı düşünün.</li>
<li>İstenmeyen e-posta ve mesajlardaki şüpheli bağlantılara tıklamayın. Şüpheniz varsa mesajı geri göndererek değil iletişim bilgilerini Google’da arayarak doğrudan gönderenle iletişime geçin.</li>
<li>Yalnızca HTTPS kullanan sitelere giriş yapın çünkü bunlar güvenlidir ve bu nedenle giriş bilgilerinizi ele geçirebilecek saldırılara karşı ekstra koruma sağlar.</li>
<li>Parolalarınızın bir veri ihlaline karışıp karışmadığını kontrol eden bir hizmete kaydolun.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-donemin-parolasi-123456-633302">Her dönemin parolası 123456</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir İtfaiyesi&#8217;nde zorlu sınav maratonu başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesinde-zorlu-sinav-maratonu-basladi-632918</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:14:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiye]]></category>
		<category><![CDATA[maratonu]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[Parkurlar]]></category>
		<category><![CDATA[sahada]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[tfaiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632918</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 100 yeni itfaiye personeli alımı için başlattığı sınav sürecinde, 867 başvuru arasından seçilen 498 aday zorlu parkurlarda ter döküyor. Hem fiziksel hem sözlü aşamalardan oluşan süreçte liyakat ve şeffaflık esas alınıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesinde-zorlu-sinav-maratonu-basladi-632918">İzmir İtfaiyesi&#8217;nde zorlu sınav maratonu başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 100 yeni itfaiye personeli alımı için başlattığı sınav sürecinde, 867 başvuru arasından seçilen 498 aday zorlu parkurlarda ter döküyor. Hem fiziksel hem sözlü aşamalardan oluşan süreçte liyakat ve şeffaflık esas alınıyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev alacak 100 yeni personel için sözlü ve uygulamalı sınav süreci başladı. 14’ü kadın olmak üzere alınacak itfaiye memurları, zorlu parkurlarda performans sergileyerek mesleğe uygunluklarını ortaya koyuyor. Buca Toros’taki İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen sınavlarda adayların, gerçek görev koşullarını aratmayan parkurlarda hem fiziksel hem de psikolojik dayanıklılığı ölçülüyor. Dumanla kaplı alanda yön bulma, merdiven tırmanma, ağırlık taşıma ve dayanıklılık etapları, itfaiyeciliğin sahadaki koşullarını yansıtıyor. Sözlü sınavlarda ise adaylar, mevzuat bilgisi ve mesleki yeterlilikleri üzerinden değerlendiriliyor. Sınavlarda başarılı olan adaylar, İzmir İtfaiyesi bünyesinde göreve başlayacak.</p>
<p><strong>“Liyakatli, şeffaf, hak edenin kazandığı bir süreci yönetiyoruz”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Mutaf, sınava yoğun ilgi gösterildiğini belirterek, “867 başvuru aldık. KPSS puanına göre yaptığımız sıralamada 498 aday sınava katılma hakkı kazandı. Adaylarımızın ve ailelerinin içi rahat olsun. Tamamen liyakatli, şeffaf, hak edenin kazandığı bir süreci yönetiyoruz. Amacımız, en uygun ve en donanımlı adayları teşkilatımıza kazandırmak” dedi.</p>
<p><strong>İtfaiye teşkilatına güç katacak hamle</strong></p>
<p>İzmir’in yangın ve afet riski yüksek bir kent olduğuna dikkat çeken Mutaf, “Geçmiş yıllarda yaşadığımız yangınlar bize önemli tecrübeler kazandırdı. Bu nedenle hem personel hem ekipman anlamında gücümüzü artırıyoruz. Yeni alınacak arkadaşlarımızla sahadaki müdahale kapasitemizi daha da yükselteceğiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yaz öncesi “kuru ot” uyarısı</strong></p>
<p>Mutaf, yangın sezonu öncesinde ilgili kurumlara kritik uyarılarda bulunduklarını belirterek, “Geçen yıl birçoğu orman bölgelerine yakın yerleşim yerlerinde başlayan ve İzmir ile Türkiye’deki ilgili kurumların seferber olduğu yangınlar canımızı çok yaktı. Biz ilçe belediyelerine, kaymakamlıklara ve yetkili idarelere yazılarımızı gönderdik. Onlardan risk oluşturan kuru otların temizlenmesi, gerekli tedbirlerin alınması ve dikkatli olunmasını istedik. Biz de geçen yıllardan edindiğimiz tecrübelerle artık sahada yangına müdahaleyi daha da hızlı yapmayı amaçlıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Adaylar zorlu parkurlarda sınanıyor</strong></p>
<p>Sınavlara katılan adaylar, parkurların beklediklerinden daha zor olduğunu ifade etti. Denizli’den gelen Muhammet Kurt, “Dumanlı ortamda yön bulmak çok zordu. Ama bu mesleğin gerekliliği böyle. Çalışma ortamında da bu olacak. Bütün parkurlar birbirinden zor, güç ve kuvvet isteyen etaplar. Spor Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldum. İtfaiyeci olmayı istiyorum. Sahada olmayı, aktif olarak çalışmayı istiyorum. İtfaiyecilik de bana göre bir iş” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mesleğin zorluğunu sahada hissediyorlar</strong></p>
<p>Beden eğitimi öğretmeni Faik Karateke de uzun ve yorucu parkurlara dikkat çekerek, “Özellikle teker çekme etabının kendisini zorladığını belirtirken, adaylardan Serkan Şahin ise “Beklediğimden çok daha zor parkurlar vardı. Ama itfaiyecilik de zor bir meslek, bu yüzden olması gereken bu” dedi.  Musa Berkay Şen ise sınavın zor olduğunu ancak iyi geçtiğini vurgulayarak, “Meslek zorlu olunca parkur da zorlu oldu” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesinde-zorlu-sinav-maratonu-basladi-632918">İzmir İtfaiyesi&#8217;nde zorlu sınav maratonu başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Girne Yaya Üst Geçidi hizmete açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-girne-yaya-ust-gecidi-hizmete-acildi-631676</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:25:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bölgede]]></category>
		<category><![CDATA[geçidi]]></category>
		<category><![CDATA[girne]]></category>
		<category><![CDATA[hizmete]]></category>
		<category><![CDATA[kaza]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[üst]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaya]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631676</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kente kazandırdığı Karşıyaka ile Bayraklı’yı birbirine bağlayan Yeni Girne Yaya Üst Geçidi hizmete açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-girne-yaya-ust-gecidi-hizmete-acildi-631676">Yeni Girne Yaya Üst Geçidi hizmete açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kente kazandırdığı Karşıyaka ile Bayraklı’yı birbirine bağlayan Yeni Girne Yaya Üst Geçidi hizmete açıldı. Köprü, hem yaya güvenliğini artırıyor hem de bölgedeki trafik yoğunluğunu azaltarak günlük yaşamı kolaylaştırıyor.</p>
<p>İzmir’de ulaşım konforunu artırmak amacıyla hayata geçirilen Yeni Girne Yaya Üst Geçidi hizmete açıldı. Karşıyaka’nın Örnekköy Mahallesi ile Bayraklı’nın Soğukkuyu ve Postacılar mahalleleri arasında bağlantı sağlayan yaya köprüsü, bölgede yoğun olarak kullanılan pazar yeri, hastane, eğitim kurumları ve ibadethanelere erişimi daha güvenli hale getirerek yaya trafiğini düzenli bir akışa kavuşturdu. Proje, aydınlatması ve mimari tasarımıyla da mahallelilerin beğenisini topladı.</p>
<p><strong>“Cemil Tugay el attı, üst geçidimizi yaptı”</strong><br />Örnekköy Mahallesi Muhtarı Avni Yüksel, geçmişte bu bölgede sık sık kazaların meydana geldiğini, can ve mal kayıpları yaşandığını hatırlatarak “Yeni Girne Bulvarı açıldıktan sonra bölgede trafik sorunu uzun süre devam etti. Pazaryeri, okul ve caminin burada bulunması ile Örnekköy, Postacılar ve Soğukkuyu mahallelerinin bu yolu yoğun şekilde kullanması nedeniyle ciddi zorluklar yaşanıyordu. Yoğun trafik nedeniyle daha önce birçok kazanın meydana geldiği, can ve mal kayıplarının yaşandığı oldu. Bu köprünün yapılması için uzun yıllar boyunca başvurularımızı ilettik. Sayın Başkanımız Cemil Tugay’ın göreve gelmesinin ardından konuya hızlıca el atıldı ve üst geçidimiz yapıldı. Çok da güzel oldu. Vatandaşımız memnun, biz de mutluyuz. Cemil Tugay’ın önemli projelere imza atacağına inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Çok büyük zorluktu”</strong><br />Soğukkuyu’da yaşayan Elmas Arslan, bölgeden geçmenin uzun süre vatandaşlar için ciddi bir zorluk olduğunu belirterek, “Bu üst geçidi mahallemize kazandıran Başkanımız Cemil Tugay’a teşekkür ediyoruz. Bizler için büyük bir kolaylık oldu. Artık daha rahat ve güvenli şekilde geçiş yapabiliyoruz. Yürüyen merdiven sayesinde pazar arabalarıyla eşyalarımızı da çok daha kolay taşıyabiliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Önemli bir ihtiyaçtı”</strong><br />Örnekköy’den Ahmet Hacıibrahimoğlu, bölgede uzun süredir ciddi ulaşım sorunları yaşandığını belirterek, “Hem trafikte sıkışıklık yaşıyorduk hem de can güvenliği endişesi vardı. Bu gerçekten önemli bir ihtiyaçtı. Zaman zaman trafik ışıkları arızalandığında hem sürücüler hem yayalar zor durumda kalıyordu. Bu üst geçit, çok önemli bir ihtiyacı karşılayan bir yatırım oldu” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Çok fazla kaza oluyordu” </strong></p>
<p>Atilla Mıhçı, bölgede geçmişte sık sık kazaların yaşandığını belirterek “Özellikle yaşlı vatandaşlarımız karşıdan karşıya geçmekte büyük zorluk yaşıyordu. Bu nedenle yapılan çalışma bizim için çok yerinde ve faydalı bir hizmet oldu. Ben de sık sık kullanıyorum. Muhtarımıza, belediye başkanımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>4 yürüyen merdiven ve 2 asansörlü estetik tasarım </strong><br />50 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde ve 5 metre yüksekliğindeki üst geçit, 4 yürüyen merdiven ve 2 asansörden oluşuyor. Girne Bulvarı üzerindeki trafik akışını da rahatlatan üst geçidin ayak temellerinden biri Yeni Girne Pazaryeri yanında diğeri ise Öğretmenler Parkı yanında yer alıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-girne-yaya-ust-gecidi-hizmete-acildi-631676">Yeni Girne Yaya Üst Geçidi hizmete açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cenaze hizmetleri emin ellerde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cenaze-hizmetleri-emin-ellerde-631422</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[ellerde]]></category>
		<category><![CDATA[emin]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[mezarlık]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631422</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin cenaze hizmetleri, sosyal belediyecilik örneği olarak öne çıkıyor. 7 gün 24 saat görevlerinin başında olan ekipler, vatandaşların en zor günlerinde yanlarında oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cenaze-hizmetleri-emin-ellerde-631422">Cenaze hizmetleri emin ellerde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin cenaze hizmetleri, sosyal belediyecilik örneği olarak öne çıkıyor. 7 gün 24 saat görevlerinin başında olan ekipler, vatandaşların en zor günlerinde yanlarında oluyor.</p>
<p><b>VATANDAŞIN ZOR ANLARI KOLAYLAŞTIRILIYOR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Şube Müdürlüğü, vatandaşların en zor ve en hassas anlarında kesintisiz hizmet anlayışıyla çalışmalarını sürdürüyor. Alanında deneyimli personel tarafından sunulan cenaze nakil, gasilhane, defin işlemleri ve mezarlık bakım hizmetleri; hızlı, düzenli ve koordineli bir şekilde gerçekleştiriliyor. Vatandaşların bu zorlu süreçte yalnız kalmaması için tüm aşamalar planlı bir şekilde ilerletilirken, gerekli bilgilendirmeler de eksiksiz olarak sağlanıyor.</p>
<p><strong>KESİNTİSİZ CENAZE HİZMETLERİ</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi tarafından sunulan cenaze nakil, gasilhane, defin ve mezarlık hizmetlerinin tamamı vatandaşlara ücretsiz olarak sağlanıyor. Sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda, hiçbir vatandaşın bu zorlu süreçte maddi yük altında kalmaması hedefleniyor. İl genelindeki mezarlıklarda defin işlemleri düzenli ve planlı şekilde sürdürülürken, şehir içi ve şehir dışı cenaze nakil hizmetleri de kesintisiz olarak devam ediyor. Resmi işlemler konusunda vatandaşlara rehberlik edilerek sürecin sağlıklı ve hızlı ilerlemesi sağlanıyor.</p>
<p><strong>MEZARLIKLARDA DÜZENLİ BAKIM VE TEMİZLİK</strong></p>
<p>Mezarlık alanlarında bakım, onarım, budama ve temizlik çalışmaları periyodik olarak gerçekleştiriliyor. Yapılan çalışmalarla mezarlıklar daha düzenli ve ziyaretler için daha uygun hale getirilirken, ekipler sahada aktif görev alıyor. Mezarlıklar Şube Müdürlüğü, yürüttüğü hizmetleri yalnızca bir görev olarak değil, aynı zamanda önemli bir manevi sorumluluk olarak değerlendiriyor. Emanet bilinciyle hareket eden ekipler; saygı, titizlik ve kurumsal disiplin anlayışıyla vatandaşların yanında olmaya devam ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cenaze-hizmetleri-emin-ellerde-631422">Cenaze hizmetleri emin ellerde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bahar-depresyonuna-karsi-6-kritik-oneri-631157</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 08:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonu]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonuna]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631157</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla birlikte pek çok kişinin enerjisi ve motivasyonu artarken, bazı kişilerde ise tam tersine yorgunluk, huzursuzluk ve depresif bir ruh hali ortaya çıkabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-depresyonuna-karsi-6-kritik-oneri-631157">Bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla birlikte pek çok kişinin enerjisi ve motivasyonu artarken, bazı kişilerde ise tam tersine yorgunluk, huzursuzluk ve depresif bir ruh hali ortaya çıkabiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nden Klinik Psikolog Seda Akcan</strong>, “Bahar depresyonu çoğu zaman görünür bir neden olmaksızın ortaya çıkan; ancak bireyin iç dünyasında anlamlı karşılığı olan bir deneyimdir. Bazı bireyler bahar aylarında kendilerini daha yorgun, huzursuz ve duygusal olarak dalgalı hissedebilir. Bastırılmış duygular, ertelenmiş ihtiyaçlar ve fark edilmeyen zihinsel yükler bu dönemde daha görünür hale gelebilir. Günlerin uzamasıyla birlikte artan ‘aktif olma’ baskısı, kişinin iç dünyasıyla, dış dünyanın beklentileri arasında uyumsuzluk yaratır. Bu da kaygı, isteksizlik ve tükenmişlik hissini beraberinde getirir, bahar depresyonuna neden olabilir” diyor. Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonunun belirtilerini, hazırladığı 10 soruluk test ile anlattı, bahar depresyonuna karşı 6 kritik önerisini sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>1. Kendinizi sürekli yorgun hissediyor musunuz?</strong></p>
<p>Herhangi bir hastalığa bağlı olmadan ve yeterince dinlenmenize rağmen yorgunluğunuz geçmiyorsa, nedeni fiziksel değil; duygusal ya da zihinsel tükenmişlik olabilir. Baharda artan hareketlilik beklentisiyle içsel yavaşlık çatıştığında bu his daha da belirgin hale gelebilir.</p>
<p><strong>2. Sabahları yataktan çıkmakta zorlanıyor musunuz? </strong></p>
<p>Yataktan çıkmakta zorlanmak ve güne isteksiz başlamak bahar depresyonunun erken sinyallerinden biri olabilir. Kişi bilinçdışı şekilde güne başlamayı erteleyerek, duygusal yükten kaçınmaya çalışabilir. Bu durum içsel motivasyon kaybının önemli bir göstergesi olabilir.</p>
<p><strong>3. Eskiden keyif aldığınız şeyler artık sizi mutlu etmiyor mu?</strong></p>
<p>Daha önce size iyi gelen aktivitelerin artık ilginizi çekmemesi veya keyif vermemesi duygusal bir geri çekilmenin önemli göstergelerindendir. Bu durum kişinin yaşamdan aldığı tatminin azalmasıyla ilişkilidir ve depresif süreçlerde sıkça gözlemlenir.</p>
<p><strong>4. Kendinizi diğer insanlarla kıyaslayıp yetersiz hissettiğiniz oluyor mu?</strong></p>
<p>Kıyaslama davranışı çoğu zaman özdeğer algısıyla ilişkilidir. Kişi, kendi içsel ölçütleri yerine dış referanslara odaklandığında, yetersizlik ve değersizlik duygusu derinleşir. Bahar aylarında artan sosyal görünürlük bu karşılaştırmaları daha da artırır.</p>
<p><strong>5. Duygusal dalgalanmalar yaşıyor musunuz?</strong></p>
<p>Duyguların kısa sürede ve yoğun bir biçimde değişmesi psikolojik esnekliğin zorlandığını gösterir. Kişi bir yandan uyum sağlamaya çalışırken, diğer yandan içsel çatışmalar yaşayabilir. Bahar dönemindeki biyolojik ve çevresel değişimler bu kırılganlığı artırabilir.</p>
<p><strong>6. Dikkatinizi toplamakta zorlanıyor musunuz?</strong></p>
<p>Odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve zihinsel dağınıklık; stresli dönemlerde artar. Zihin ‘şimdi ve burada’ kalmakta, mevcut ana odaklanmakta zorlanır; geçmişe dair düşüncelerle gelecek kaygıları arasında gidip gelir.  Bu durum performansı düşürür,  yetersizlik hissi yaratabilir. </p>
<p><strong>7. Uyku düzeniniz değişti mi?</strong></p>
<p>Uyku, psikolojik dengeyi düzenleyen en temel alanlardan biridir. Uykuya dalamamak ya da aşırı uyuma isteği, kişinin duygusal düzenleme becerilerinde zorlanma yaşadığını gösterebilir. Zihin, gün içerisinde işlenemeyen duyguları gece yaşamaya devam eder. </p>
<p><strong>8. İştahınızda değişiklik fark ettiniz mi?</strong></p>
<p>İştahın artması ya da azalması, duygu durumla yakından ilişkilidir. Kimi bireyler stresli dönemlerde duygusal boşluğu doldurmak için daha çok yerken, kimileriyse tam tersine iştah kaybı yaşayabilir. Bu durum, içsel denge arayışının bir yansımasıdır. </p>
<p><strong>9. Sosyal ortamlardan uzaklaşmak istiyor musunuz?</strong></p>
<p>İnsanlarla iletişim kurmaktan kaçınma, davetleri reddetme ve yalnız kalma isteği bazen bir korunma mekanizmasıdır. Kişi anlaşılmama ya da yargılanma ihtimaline karşı kendini izole ederek duygusal güvenliğini korumaya çalışır. Ancak bu durum uzun vadede yalnızlık hissini derinleştirir.</p>
<p><strong>10. Geleceğe dair umutsuzluk veya isteksizlik mi hissediyorsunuz?</strong></p>
<p>Zaman zaman umutsuz hissetmek normaldir, ancak bu duygunun sürekli ve yoğun yaşanması mutlaka dikkate alınmalıdır. Umutsuzluk kişinin gelecekle bağının zayıfladığını ve kontrol duygusunun azaldığını gösterebilir Değişimin mümkün olmadığına inanıldığında bu his kişi için yaşamın anlamını da azaltabilir. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>BAHAR DEPRESYONUNA KARŞI 6 KRİTİK ÖNERİ</strong></p>
<p>Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneride bulunuyor; </p>
<ul>
<li><strong>Biyolojik ritminizi yeniden yapılandırın</strong></li>
</ul>
<p>Mevsim geçişi insanın biyolojik saatini de etkilediği için; uyku düzeninde değişiklik, sabahları zor uyanma ya da gün içinde dalgalanan enerji hali sık görülür. Biyolojik ritminizi; her gün aynı saatlerde uyuyup- uyanarak, sabahları gün ışığına maruz kalarak ve gece ekran kullanımını sınırlandırarak dengeleyebilirsiniz. </p>
<ul>
<li><strong>Duygularınızı bastırmak yerine anlamlandırın</strong></li>
</ul>
<p>Bahar ayları toplumda genellikle ‘canlanma’ ve ‘mutluluk’ ile ilişkilendirilir. Ancak iç dünyanız bu beklentiyle örtüşmediğinde, ikincil bir suçluluk ve yetersizlik hissedebilirsiniz. ‘Böyle hissetmemeliyim’ düşüncesi duygusal yükü arttırır. Duygunuzu fark etmek, isimlendirip kabul etmek psikolojik esnekliğinizi artırarak içsel dengenizi korumaya katkı sağlayabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Kendinizden beklentinizi yeniden düzenleyin</strong></li>
</ul>
<p>Enerjiniz düşükken kendinizden yüksek performans beklemeniz özgüveninizi zedeleyebilir. Bu nedenle büyük hedefler yerine küçük, ulaşılabilir ve sürdürebilir hedefler belirleyin. Tamamladığınız küçük adımlar, kontrol duygunuzu güçlendirir ve motivasyonunuzu kademeli olarak artırır.</p>
<ul>
<li><strong>Bedensel aktiviteyi bir zorunluluk değil, destek aracı olarak görün</strong></li>
</ul>
<p>Fiziksel hareket zihni de dengeler. Açık havada yürüyüş, hafif egzersi ve düzenli hareket; stres hormonlarını azaltır, mutluluk hormonlarının artmasına destek olur. Özellikle doğayla temas, zihinsel yükü hafifletmede oldukça etkilidir. Ancak yoğunluk değil süreklilik önemlidir. </p>
<ul>
<li><strong>Sosyal temasınızı bilinçli şekilde sürdürün</strong></li>
</ul>
<p>Bahar depresyonunda sık görülen içe çekilme ve sosyal ilişkilerden uzaklaşma eğilimi yalnızlık hissini derinleştirerek bahar depresyonunun belirtilerini güçlendirebilir. Kişinin kendini güvende hissettiği ve yargılanmadan var olabildiği ilişkilerle temasını sürdürmesi duygularını düzenlemesine yardımcı olur. Sosyal destek, bu süreçte en önemli koruyucu faktörlerden biridir.</p>
<ul>
<li><strong>Profesyonel desteği geciktirmeyin</strong></li>
</ul>
<p>Klinik Psikolog Seda Akcan “Yakınmalarınız günlük yaşamınızı etkilemeye başladıysa ve 2 haftadan uzun bir uzmandan destek almak önemlidir. Psikolojik destek, kişinin bu süreci daha sağlıklı anlamlandırmasına ve yönetmesine yardımcı olur. Erken müdahale, depresif belirtilerin kronikleşmesini önemlede kritik bir rol oynar” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-depresyonuna-karsi-6-kritik-oneri-631157">Bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Görünmeyen Engellilik&#8221; karikatür yarışması sonuçlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gorunmeyen-engellilik-karikatur-yarismasi-sonuclandi-630524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 07:46:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[engellilik]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[görünmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[jüri]]></category>
		<category><![CDATA[karikatür]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlandı]]></category>
		<category><![CDATA[yarışma]]></category>
		<category><![CDATA[yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630524</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, dünyada engellilik alanında geleneksel olarak düzenlenen tek yarışma olan uluslararası karikatür yarışmasında dereceye girenler belli oldu. 5’inci kez düzenlenen yarışmada bu yılın teması “Görünmeyen Engellilik” oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunmeyen-engellilik-karikatur-yarismasi-sonuclandi-630524">&#8220;Görünmeyen Engellilik&#8221; karikatür yarışması sonuçlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, dünyada engellilik alanında geleneksel olarak düzenlenen tek yarışma olan uluslararası karikatür yarışmasında dereceye girenler belli oldu. 5’inci kez düzenlenen yarışmada bu yılın teması “Görünmeyen Engellilik” oldu. Ödüllü yarışmada birincilik Bulgaristan’dan Valentin Georgiev’e verildi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından “Senin çizgin, onların sesi olsun” sloganıyla “Görünmeyen Engellilik” temasıyla düzenlenen uluslararası karikatür yarışması sonuçlandı. Epilepsi, MS, kronik ağrı ve ruhsal sağlık sorunları gibi görünmeyen engelliliklere karşı ön yargıları görünür kılmayı amaçlayan yarışmaya yurt içi ve yurt dışından 171 başvuru kapsamında 464 eser gönderildi.</p>
<p>Dünyada engellilik alanında geleneksel olarak düzenlenen tek yarışmada birincilik ödülü Valentin Georgiev, ikincilik ödülü Önder Önerbay ve üçüncülük ödülü Akın Candemir’in oldu. Birinci mansiyon ödülü Zeynep Deniz Şimşek, ikinci mansiyon ödülü Mete Ağaoğlu ve üçüncü mansiyon ödülü Angel Ramiro Zapata Mora’nın oldu. Jüri özel ödülleri ise Hümeyra Erol ve Erkan Aydın’a gitti.</p>
<p>Birinciye 60 bin TL, ikinciye 45 bin TL, üçüncüye 30 bin TL, üç mansiyon ödülünün sahiplerine de 20 bin TL ödül verilecek.</p>
<p><strong>“İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni kutluyorum”</strong></p>
<p>Yarışmanın jüri başkanı karikatürist Eray Özbek, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin engellilik alanında düzenlediği gelenekselleşmiş karikatür yarışmasının dünyada tek olduğunu belirterek “Çok ilgi çeken ve kamuoyunu aydınlatan bir yarışma. Bu yılki yarışma teması, görünmeyen engellilik gibi zor kavranan bir konudaydı. Pek çok ülkeden çok değerli sanatçılar yarışmaya katıldı. Otizmden diyabete kadar görmediğimiz engellilikler konu edildi. Eserleri jüri üyeleriyle inceledik ve seçim yaparken zorluk çektik. Ortaya çıkan eserlerden kamuoyunun bu zor anlaşılır konuyu anlayacaklarına, sorumluluk alacaklarına ve ilerleme kaydedeceklerine inanıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni kutluyorum. Görünmeyen bir şey nasıl çizilebilir, bunu birçok meslektaşımız başarmış. Onları kutluyoruz. Bazı eserleri incelerken burada ne anlatılıyor diye zorlanabilirsiniz. Bu zorlanmaya ihtiyacımız var. Çünkü engellileri kolay kolay fark etmiyoruz. Bu sorumluluğu kazanmamız lazım” dedi.</p>
<p><strong>“Fark etmek, anlamak ve dönüştürmek”</strong></p>
<p>Jüri üyesi sosyolog Buse Yücel Kaba ise “Görünmeyen engellilik, dışarıdan bakıldığında anlaşılmayan bir yaşam deneyimi. Dolayısıyla bu yarışmaya katılan sanatçılar, görünmeyeni görünür kılma cesareti gösterdi. Bizler de jüri olarak sadece teknik bir mesele olarak değil karikatürlerin altındaki anlamı ve engellilik konusundaki hak temelli mesajları da değerlendirmeye çalıştık. Yarışmaya dünyanın her yerinden eser gönderildi. Bugün ödül alan bu eserleri kutlarken bir sorumluluğu da hatırlatıyoruz; fark etmek, anlamak ve dönüştürmek. Dileriz ki bu yarışma toplumsal farkındalığın dönüştürülmesine bir vesile olur” diye konuştu.</p>
<p><strong>Seçkin jüri</strong></p>
<p>Yarışmanın asil jüri üyeleri, karikatüristler Eray Özbek, Cemalettin Güzeloğlu, Ömer Çam ve Kutay Bilgihan Atabay ile KEDİ Otizm Derneği Başkanı Serap Dikmen ve sosyolog Buse Yücel Kaba’dan oluştu. Yarışmanın raportörlüğünü ise İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nden Tolga Uçar üstlendi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ela Hızlı da jüri seçiminin ardından jüri üyeleriyle bir araya gelerek onlara plaket takdim etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunmeyen-engellilik-karikatur-yarismasi-sonuclandi-630524">&#8220;Görünmeyen Engellilik&#8221; karikatür yarışması sonuçlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Estergon Türk Kültür Merkezi&#8217;nde &#8220;Cumhuriyet&#8217;in Doğuşu&#8221; Resim Sergisi Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/estergon-turk-kultur-merkezinde-cumhuriyetin-dogusu-resim-sergisi-acildi-630515</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 07:40:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[estergon]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle Ankara'nın tarihi açısından büyük önem taşıyan anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/estergon-turk-kultur-merkezinde-cumhuriyetin-dogusu-resim-sergisi-acildi-630515">Estergon Türk Kültür Merkezi&#8217;nde &#8220;Cumhuriyet&#8217;in Doğuşu&#8221; Resim Sergisi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Keçiören Belediyesi, Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle Ankara&#8217;nın tarihi açısından büyük önem taşıyan anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. &#8220;Lansere&#8217;nin Gözünden Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin Doğuşu&#8221; adlı resim sergisi, Keçiören Belediyesi Estergon Türk Kültür Merkezi&#8217;nde sanatseverlerle buluştu. Serginin açılışına Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Atila Zorlu, Ankara Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Necdet Aysal, Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçiliği Ateşesi Evgeni Bahrevski, Pakistan İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Shaiq Ahmed Bhutto ve elçilik yetkilileri katıldı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>“Bu özel sergi, iki ülke arasındaki dostluğu pekiştiriyor”</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Atila Zorlu</b>, sergi açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin doğuş sürecinde yaşanan zorluklara dikkat çekerek şunları söyledi: “Tarih sahnesine baktığımızda, bilinenlerin ötesinde Tekâlif-i Milliye Emirleri gibi önemli örnekler de karşımıza çıkıyor. Aralıksız 50 yıl süren savaşlar sonrası devlet, büyük bir yoksullukla karşı karşıyaydı; erkek nüfus, silah, para, cephane ve asker kıyafeti gibi temel ihtiyaçlar neredeyse yoktu. Bu koşullarda devlet, Tekâlif-i Milliye Emirleri’ni yayımlayarak halktan mallarına el koydu ve bunları silah yapımında kullandı. Böylece, zorlu şartlar altında kazanılan bir savaşın hikâyesi yazıldı. Bu mücadeleyi daha derinlemesine anlamaya çalışırken, Necdet Aysal Hocamız ve dostlarımızla bir araya gelme fırsatımız oldu. Umarım Cumhuriyet’imizin kuruluş yıllarına ışık tutan bu özel sergi, iki ülke arasındaki işbirliklerine ve dostluk ilişkilerine katkı sağlar.”</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>“Keçiören Belediyesi’ni tebrik ediyorum”</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Ankara Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Necdet Aysal</b>, katılımcılara yönelik yaptığı konuşmada Cumhuriyet tarihinde Ankara’nın özel bir yeri olduğunu belirterek, “Lansere tarafından 1922’de kaleme alınan bu değerli resimler arasında özellikle Ankara manzaraları ön plana çıkıyor. Milli Mücadele’nin Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde başladığı yıllarda, ülke zor bir süreçten geçiyordu. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte, yeni Türk devleti için temeller Ankara’da atıldı. Anadolu’nun dört bir yanı işgal altındayken, Mustafa Kemal Paşa ve halkımız büyük bir mücadele başlatmıştı. Bu mücadelenin sonunda Lozan Barış Antlaşması’yla, 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Ardından, ülkemizin yeniden inşa edilmesi ve kalkındırılması için büyük devrimler gerçekleştirildi. Bu devrimlerle Türkiye Cumhuriyeti hızla gelişmeye başladı. Bu süreçleri yansıtan anlamlı serginin hazırlanmasına katkı sağlayan herkesi, özellikle Keçiören Belediyesi’ni tebrik ediyorum.” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçiliği Ataşesi Evgeni Bahrevski</b> ise “Keçiören Belediyesi iş birliğiyle hazırlanan bu sergi gerçekten çok önemli. Türkiye tarihinin çok önemli bir döneminin yansıtıldığını görmek çok değerli. Serginin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” diye konuştu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Sergi, katılımcılara tarihi ve sanatsal bir yolculuk sundu</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Protokol konuşmalarının ardından hediye takdimleri gerçekleştirilerek sergi açılışı yapıldı. Rus Ressam Yevgeni Lansere’nin 1922 Ankara’sını resmettiği eserlerden oluşan, &#8220;Lansere’nin Gözünden Türkiye Cumhuriyeti’nin Doğuşu&#8221; adlı sergi, dönemin önemli atmosferini sanatseverlere yansıttı. 1920&#8217;ler Ankara’sının sosyo-politik yaşamını sunan eserler, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini gözler önüne sererken, katılımcılara tarihsel ve sanatsal bir yolculuk yapma fırsatı sundu.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/estergon-turk-kultur-merkezinde-cumhuriyetin-dogusu-resim-sergisi-acildi-630515">Estergon Türk Kültür Merkezi&#8217;nde &#8220;Cumhuriyet&#8217;in Doğuşu&#8221; Resim Sergisi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören&#8217;de Glütensiz Kafe Hizmete Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/keciorende-glutensiz-kafe-hizmete-acildi-626825</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çölyak]]></category>
		<category><![CDATA[Çölyak Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[glütensiz]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[hizmete]]></category>
		<category><![CDATA[kafe]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[Keçiören Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626825</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından çölyak hastaları ve glütensiz beslenmek zorunda olan vatandaşlar için Aşağı Eğlence Mahallesi’nde bulunan Kanuni Parkı içinde hayata geçirilen Glütensiz Kafe, hizmete açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-glutensiz-kafe-hizmete-acildi-626825">Keçiören&#8217;de Glütensiz Kafe Hizmete Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi tarafından çölyak hastaları ve glütensiz beslenmek zorunda olan vatandaşlar için Aşağı Eğlence Mahallesi’nde bulunan Kanuni Parkı içinde hayata geçirilen <b>Glütensiz Kafe</b>, hizmete açıldı.</p>
<p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla<b> </b>başlayan programa;<b> Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>’ın yanı sıra Keçiören Kaymakamı Dr. Mehmet Akçay, Ankara Çölyak Derneği Başkanı Mehmet Tanrıseven, Çölyak Derneği Başkan Yardımcısı Metin Erdem, belediye meclis üyeleri, STK temsilcileri, muhtarlar ve çok sayıda davetli katıldı.</p>
<p><b>“Glütensiz ortamlar için ilk adımı attık”</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan,</b> katılımcılara hitaben yaptığı konuşmada toplumun her kesimine hizmet etme anlayışıyla çalıştıklarını belirterek şunları söyledi: “Bizler bugün Keçiören’imizde herkesin bir arada yaşayabildiği bir toplumun mümkün olduğunu bir kez daha gösteriyoruz. Engelli vatandaşlarımız için engelsiz ortamlar oluşturduğumuz gibi toplumumuzun bir parçası olan çölyak hastalarımız için de glütensiz ortamlar oluşturmanın ilk adımını bugün atıyoruz. Çünkü biz söz verdik. Tek bir şiarımız var: ‘Halka hizmet, Hakk’a hizmettir.’ Bugün de aynı anlayışla çalışıyoruz. Vatandaşlarımızla yaptığımız buluşmalarda sık sık çölyak hastalarının yaşadığı zorluklar bize anlatıldı. Bir gün pazarda bir annenin sözleri beni çok etkiledi. ‘Benim evladım çölyak hastası, pastanelerde o pastalara bakıyor ama yiyemiyor!’ dedi. O çocuğun gözlerinin orada kalmasını unutamadım. İşte bu duyguyla yola çıktık ve bu tesisi hayata geçirdik. Burada öyle ürünler hazırlanacak ki çölyak hastası olmayan biri de tattığında hiçbir fark hissetmeyecek. Bu, projemizin ilk adımıdır. Glütensiz ürünlerin ilçemizde yaygınlaşmasını sağlayacağız. Gayemiz insanlığa hizmet etmektir. Yolumuz hak ve hakikat yoludur. Yolumuz insanlık yoludur. Yaptığımız bu tesisin Keçiören’imize ve çölyak hastalarımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene.”</p>
<p><b>“Toplumda gözden uzak kalan bir gerçek”</b></p>
<p><b>Keçiören Kaymakamı Dr. Mehmet Akçay</b> ise çölyak hastalarının yaşam koşullarına dikkat çekerek şunları söyledi: “Keçiören Belediye Başkanımız Sayın Dr. Mesut Özarslan’ın öncülüğünde bu kafeyi hayata geçiren tüm belediye çalışanlarını tebrik ediyorum. Çölyak, toplumda bazen gözden uzak kalan gerçeklerden biridir. Oysa çölyaklı olarak yaşamak gerçekten zor bir yaşam biçimidir. Biz de vakıf olarak yaklaşık üç yıldır 50 ailemize iki ayda bir koli yardımı yapıyoruz. Bu konuyu yakından biliyorum çünkü yakın zamanda aile bireylerimizden biri de çölyaklı oldu. Evde tost makinelerini bile ikiye ayırmak zorunda kaldık. Çocuklarımızın gözü pastalarda, çikolatalarda kalıyor. Glütensiz ürünler maalesef oldukça pahalı. Bu nedenle belediyemizin sübvansiyon desteği çok önemli. Bu tür mekânların artması büyük bir ihtiyaçtır. Bu güzel hizmetin Keçiören’imize ve tüm çölyaklı vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”</p>
<p><b>“Glütensiz beslenme bir moda değil, zorunluluktur”</b></p>
<p><b>Ankara Çölyak Derneği Başkanı Mehmet Tanrıseven</b> de çölyak hastalarının beslenme konusunda yaşadığı hassasiyetlere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Biz çölyaklılar sadece ekmek, makarna ya da bulgur yemeden diyet yapıyoruz diye bir durum yok. Bizim ‘çapraz bulaşma’ dediğimiz bir konu var. Eğer burada steril bir ortamda yapılmış glütensiz gıdalara, eline ekmek bulaşmış bir kişi temas etse, onu dahi yiyemiyoruz. Böyle bir ortamda böyle bir mekânın açılması bizim için büyük bir onur. Glütensiz beslenme bir moda değildir, zorunluluktur. Bu nedenle böyle bir tesisin açılması çok kıymetlidir. Özellikle hastanelere yakın bir noktada olması, buraya gelen insanların aç kalmadan ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri açısından da çok önemlidir. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.”</p>
<p><b>“Glütensiz mekânların artması bizler için büyük mutluluk”</b></p>
<p>Çölyak hastalarının günlük yaşamda birçok zorlukla karşılaştığını belirten <b>Çölyak Derneği Başkan Yardımcısı Metin Erdem,</b> “Bugün toplumumuzda kimliğimizi bir yaşam biçimi olarak kabul ettiğimiz ve bu yaşam biçimine dönüşene kadar belirli aşamalardan geçen, zorla kabullendiğimiz bir hastalık var. Bu da çölyaktır. Bizler ekmeğimizden tutun, içtiğimiz ve yediğimiz her şeyi sorgulamak zorunda kalan; bizler için zehirli olan glütenin olmadığı gıdalarla beslenmek zorunda olan bireyleriz.  Sosyal sorumluluk bilinciyle ve bir misyon yüklenerek Keçiören Belediyemiz, biz çölyaklılar için Çölyak Kafe’yi hizmetimize sunmuştur. Keçiören Belediye Başkanımız başta olmak üzere emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Kurdele kesimi yapılarak gerçekleştirilen açılışın ardından protokol üyeleri kafeyi gezerek glütensiz ürünler hakkında bilgi aldı. Açılışta, katılımcılara kafede hazırlanan glütensiz yiyeceklerden ikram edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/keciorende-glutensiz-kafe-hizmete-acildi-626825">Keçiören&#8217;de Glütensiz Kafe Hizmete Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in örnek konut projesinde temel atılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirin-ornek-konut-projesinde-temel-atiliyor-623787</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 07:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atılıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Ev Sahibi]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kira]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesinde]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623787</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Egeşehir Menemen Konutları Projesi kapsamındaki birinci etap için nisan ayının ilk haftasında temel atma töreni yapılacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-ornek-konut-projesinde-temel-atiliyor-623787">İzmir&#8217;in örnek konut projesinde temel atılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Egeşehir Menemen Konutları Projesi kapsamındaki birinci etap için nisan ayının ilk haftasında temel atma töreni yapılacak. Asgari ücrete endeksli ödeme imkanlarıyla erişilebilir bir sosyal konut projesi olan Egeşehir Menemen Konutları’nın Türkiye’de model nitelik taşıması amaçlanıyor. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın seçim vaatleri arasında yer alan Menemen Egeşehir Konutları Projesi için temel atma aşamasına gelindi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bünyesinde hizmet veren Egeşehir Yapı Planlama Müşavirlik ve Teknoloji AŞ (Egeşehir) tarafından inşa edilecek 3 bin 111 konutluk projenin birinci etabı kapsamında nisan ayının ilk haftasında temel atma töreni düzenlenecek. Egeşehir Konutları Projesi’nin 411 konutluk birinci aşaması için hak sahibi olan İzmirliler duydukları heyecanı paylaştı. </p>
<p><strong>“Cemil Tugay’a güveniyorum”</strong><br />Emekli Nilüfer Bilgin, ev sahibi olmanın artık çok zor olduğunu belirterek “Çocuklarıma niyet ederek projeye başvurdum ve çok umutluyum. 25-30 yıldır kiracıyız, bir türlü ev alamadık. Peşinat meselesi gerçekten çok sıkıntılı. Kiracı olmak kolay değil; her ay maaşı alıp kiraya yatırmak insanı zorluyor. Projede hak sahibi olduğumu öğrendiğimde çok sevindim, ‘Artık benim de bir evim olacak’ dedim. Projenin görselleri de beni çok etkiledi. Cemil Tugay’a güveniyorum; bana güven verdi. Başkanımızın bu projeyi gerçekleştireceğine inanıyorum. Kendisine çok teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Sadece konut değil yaşam alanı da düşünülmüş”</strong><br />Ev sahibi olma hayallerini kuran İzmirli Murat Koral da, “Ülkemiz şartlarında ev sahibi olmak zor. Bankaya başvurduğunuzda belli bir limite kadar kredi veriyor ve uygun koşullarda ev almanızı sağlamıyor. Ben yaklaşık 15 yıldır kiradayım. Birikim yapmıştım, ev arıyordum. Bu proje karşıma çıktı. Şartlara, planlara baktım. Kullanılacak malzemeye kadar yazmışlar. Bir sosyal projenin daha da üzerine çıkılmış. Ödeme planı gayet uygun. Burada sadece konut değil yaşam alanı da düşünülmüş. Büyükşehir Belediyesi’ne güvenimiz tam. Temelin atılacak olmasından dolayı mutluyuz” dedi. </p>
<p><strong>“Temel atma töreni için heyecanlıyım”</strong><br />Ege Civaner ise “Ev almak gerçekten zor. Ailemin yanında yaşadığım için birikim yapmam daha kolaydı. Ama ev geçindiren biri için zor. Büyükşehir Belediyesi güven verdiği için başvuru yaptım. Ödemelerim iyi bir şekilde ilerliyor. İnsanın evinin olması geleceğe dair bir güven demek. Daireler İzmir’in şehir merkezinde olanlara göre çok daha geniş. Güvenli ve sosyal bir yaşam alanı olacak diye düşünüyorum. Temel atma töreni yaklaştığı için mutlu ve heyecanlıyım, katılmak istiyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kira öder gibi ev sahibi olacağım”</strong><br />Emekli olmasına rağmen çalışmak durumunda kalan İsminaz Açık, “Annem ve kızımla birlikte yaşıyorum. Emekliyim ve halen bir tekstil firmasında çalışıyorum. Hayat çok pahalı. Aldığımız maaşlar da belli. Geçekten çok zor. Kendimi bildim bileli kiradayım. Kiralar altı ayda bir yükseliyor. Şimdi kira öder gibi ev sahibi olacağım. Ödeme koşulları gayet iyi. Her bütçeye hitap ediyor. Evleri de çok beğendim. Yeri güzel, ulaşımı güzel. Yürüyüş, spor alanlarının olması benim için çok iyi. Çocuk parkları başta olmak üzere birçok imkanları var. Projede emeği geçenlere teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Asgari ücrete endeksli, erişilebilir, Türkiye’ye örnek</strong><br />Konutlar Menemen’in Koyundere Mahallesi’nde 90 bin metrekarelik yapılaşma alanı üzerinde inşa edilecek. Yaklaşık 370 bin metrekarelik inşaat alanında 1+1, 2+1 ve 3+1 tipinde 3 bin 100 konut yapılacak. Projede sosyal ve yeşil alan, rekreasyon alanı, park alanı, sosyal yaşam merkezi, spor tesisleri, sosyal ve kültürel mekanlar, sağlık birimleri ve kreş hizmetleri gibi donatılar yer alacak. <br />Projeyle İzmirlilerin ev kirasından daha düşük bedellerle ev sahibi olması hedefleniyor. Geniş peyzaj bölümleri, güvenli oyun parkları, spor ve kültür alanları, doğa dostu yapılar ve modern altyapı ile tasarlanan yeni yaşam merkezi, ödeme kolaylığı ile dikkat çekiyor. 1+1 daireler 15 bin TL’den, 2+1 daireler 22 bin TL’den, 3+1 daireler ise 28 bin TL’den başlayan taksitlerle satışa sunuldu. Asgari ücrete endeksli yapısıyla erişilebilir olan projenin Türkiye’de model nitelik taşıması amaçlanıyor. Etapların yapım ihalelerinin ardından, iki yıllık süreç içinde tamamlanması ve dairelerin teslim edilmesi planlanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-ornek-konut-projesinde-temel-atiliyor-623787">İzmir&#8217;in örnek konut projesinde temel atılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den Gündoğmuşlu üreticilere tırnak bakım desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-gundogmuslu-ureticilere-tirnak-bakim-destegi-623106</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 10:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[gündoğmuşlu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiler]]></category>
		<category><![CDATA[üreticilere]]></category>
		<category><![CDATA[verimi]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, hayvancılıkla uğraşan üreticilere yönelik desteklerini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi, büyükbaş hayvanların sağlığı ve verimi açısından büyük önem taşıyan tırnak bakım hizmetini çiftçilere ücretsiz olarak sunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-gundogmuslu-ureticilere-tirnak-bakim-destegi-623106">Büyükşehir&#8217;den Gündoğmuşlu üreticilere tırnak bakım desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, hayvancılıkla uğraşan üreticilere yönelik desteklerini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi, büyükbaş hayvanların sağlığı ve verimi açısından büyük önem taşıyan tırnak bakım hizmetini çiftçilere ücretsiz olarak sunuyor.</span></span></span></span><br /><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı desteklemek ve üreticilerin yükünü hafifletmek amacıyla tarım ve hayvancılık alanındaki çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsamda Gündoğmuş ilçesinde hayvancılıkla uğraşan çiftçilere ücretsiz tırnak bakım hizmeti verildi. Büyükbaş hayvanlarda yürüyüş bozukluklarının önlenmesi, süt ve et veriminin korunması ve genel hayvan sağlığının desteklenmesi açısından önem taşıyan uygulama, özellikle kırsal mahallelerde yaşayan üreticiler için önemli bir kolaylık sağlıyor. Üreticiler, özel olarak yaptırıldığında yüksek maliyet oluşturan bu hizmetin ücretsiz sunulmasından dolayı Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>BÜYÜKŞEHİR’DEN ÜCRETSİZ HİZMET</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gündoğmuş’ta hayvancılıkla uğraşan Ahmet Uyar, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği hizmetin üreticiler için çok değerli olduğunu ifade ederek, tırnak bakım desteğini duyduktan sonra belediyeye başvurduğunu söyledi. Uyar, “Antalya Büyükşehir’in tırnak bakım hizmeti verdiğini duydum, aradım. Ekipler kısa sürede geldi. İneklerin sağlığı için tırnaklarının düzenli olarak törpülenmesi gerekiyor. Normalde bu bakım 5 bin liradan başlıyor. Büyükşehir Belediyesi bunu ücretsiz şekilde gerçekleştirdi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>BU HİZMETLERE ULAŞMAK KOLAY OLMUYOR</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gündoğmuş’ta kısa süre önce hayvancılığa başlayan Mustafa Demirel de Büyükşehir Belediyesi’nin desteğinin kendileri için büyük kolaylık sağladığını belirtti. Kırsal bölgelerde yaşadıkları için bu tür hizmetlere ulaşmanın zor olduğunu vurgulayan Mustafa Demirel, “Hayvancılığa yeni başladım, 3 ay oldu. Kırsal bölgede yaşadığımız için bu hizmetlere erişim zor oluyor. Paramız olsa bile her zaman yaptıramıyoruz. Özelde bir hayvanın tırnak kesimi için 4-5 bin lira civarında ücret isteniyor. Büyükşehir Belediyesi’nden Allah razı olsun, böyle bir hizmet sundukları için teşekkür ederim” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>VERİMİ ETKİLEYEN ÖNEMLİ BİR SORUN ÇÖZÜLMÜŞ OLDU</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>2 yıldır büyükbaş hayvancılıkla uğraşan Şaban Keskin ise hayvancılığa başladıktan sonra birçok zorlukla karşılaştığını, bunların başında da tırnak problemlerinin geldiğini söyledi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin zamanında müdahalesi sayesinde önemli bir sorunun çözüldüğünü belirten Keskin, “Hayvancılığa başlarken bu işin zorlukları olacağını söyleyenler olmuştu ama içine girince daha iyi anladım. Bu zorlukların başında da tırnak problemleri geliyor. Hayvanlarımızın et verimini, süt verimini, hatta yerine göre döl tutma verimini bile etkiliyor. Bu sorunu ilk fark ettiğimde özel veteriner desteği almaya çalıştım. Ancak Gündoğmuş’un uzak bir bölge olması ve ulaşımın zorluğu nedeniyle gelmek istemediler. Büyükşehir Belediyesi’ne başvurduğumda ekipler çok güzel ilgilendi, kısa sürede dönüş yaparak gereken desteği sağladı. Bizi bu dertten kurtardılar” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-gundogmuslu-ureticilere-tirnak-bakim-destegi-623106">Büyükşehir&#8217;den Gündoğmuşlu üreticilere tırnak bakım desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendine nazik olmak zayıflık değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 12:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[kendine]]></category>
		<category><![CDATA[nazik]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Öz Şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin ne olduğu, bireyin psikolojik sağlığı ve dayanıklılığı üzerindeki etkileri ile nasıl geliştirilebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074">Kendine nazik olmak zayıflık değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin ne olduğu, bireyin psikolojik sağlığı ve dayanıklılığı üzerindeki etkileri ile nasıl geliştirilebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Öz şefkat, zor anlarda kendimize anlayışlı ve destekleyici olmaktır!</strong></p>
<p>Modern yaşamın bireylerden güçlü, üretken, başarılı ve dayanıklı olmalarını beklediğini aktaran Klinik Psikolog İpek Erol, “Fakat bu beklentiler artarken, insanların kendilerine karşı daha anlayışlı olmaları gerektiği gerçeği çoğu zaman göz ardı ediliyor.” dedi.</p>
<p>Tam da bu noktada, son yıllarda psikoloji literatüründe giderek daha fazla yer bulan ‘öz şefkat’ kavramının devreye girdiğini dile getiren Erol, “Öz şefkat, bireyin zorlandığı anlarda kendisine karşı yargılayıcı değil; anlayışlı, kapsayıcı ve destekleyici bir tutum geliştirebilmesidir. Hata yaptığında kendini sertçe eleştirmek yerine, yaşanan deneyimi insan olmanın doğal bir parçası olarak görebilmeyi içerir. Bu yaklaşım, özellikle Kristin Neff’in çalışmalarıyla psikoloji alanında kavramsallaşmış ve bilimsel olarak ölçülebilir hale gelmiştir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlık açısından daha sürdürülebilir bir iç dayanak…</strong></p>
<p>“Araştırmalar, öz şefkat düzeyi yüksek bireylerin depresyon ve anksiyete belirtilerini daha az yaşadığını; stresle daha etkili baş edebildiğini ve psikolojik dayanıklılıklarının daha yüksek olduğunu gösteriyor.” diyen Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin, bireyi hayattan ve sorumluluklardan geri çeken bir rahatlık halinden ziyade zorlayıcı deneyimlerle daha sağlıklı bir iç ilişki kurabilme kapasitesi olduğunu kaydetti.</p>
<p>Toplumda sıkça karıştırılan özsaygı ve öz şefkat kavramlarına değinen Erol, şunları söyledi:</p>
<p>“Özsaygı, bireyin kendini değerli hissetmesinden temel alır ancak çoğu zaman başarı, performans ve başkalarıyla kıyaslama üzerinden şekillenir. Kişi kendini değerli ve başarılı hissettiğinde artar, olası bir başarısızlıkta ise daha kırılgan hale gelir. Öz şefkat ise koşulsuzdur. Kişi başarısız olduğunda da hata yaptığında da kendisiyle bağını koparmaz. Özsaygı ‘iyiyim çünkü başardım’ derken; öz şefkat ‘zorlanıyorum ama yine de değerliyim’ diyebilmeyi mümkün kılar. Bu yönüyle öz şefkat, psikolojik sağlamlık açısından daha sürdürülebilir bir iç dayanak sunar.”</p>
<p><strong>Öz şefkat geliştirilebilir bir beceri!</strong></p>
<p>Öz şefkatin doğuştan gelen bir özellik olmadığına vurgu yapan Klinik Psikolog İpek Erol, “Öz şefkat geliştirilebilir bir beceridir.” dedi.</p>
<p>Günlük yaşamda bunun ilk adımının, kişinin kendi iç sesiyle temas etmesi olduğunu kaydeden Erol, “Zor bir anda kendimize söylediğimiz cümleleri fark etmek önemli bir başlangıçtır. Aynı durumu yaşayan bir yakınımıza söylemeyeceğimiz sözleri kendimize söylüyorsak, burada şefkat yerine eleştiri devrededir. Kişinin kendisine şefkat geliştirmesi için; duyguları bastırmadan fark etmesi, hata anlarında ‘yalnız değilim’ düşüncesini hatırlaması, kendine karşı kullandığı dili yumuşatması ve bedensel regülasyonu destekleyen nefes ve farkındalık egzersizlerinden yararlanması etkili adımlardır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kişinin kendine karşı yumuşak olması zayıflık gibi algılanıyor! </strong></p>
<p>Psikolojik değerlendirme araçları ve terapötik süreçlerin, bireyin öz şefkat düzeyini fark etmesine ve güçlendirmesine yardımcı olabileceğine işaret eden Klinik Psikolog İpek Erol, “Pek çok kişi için öz şefkat, düşündüğünden daha zor bir deneyimdir. Bunun temel nedenlerinden biri, ‘kendine karşı yumuşak olmanın zayıflık olduğu’ inancıdır. Özellikle eleştirel ebeveyn tutumlarıyla büyüyen bireylerde, sert iç ses bir motivasyon kaynağı gibi algılanabilir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca travmatik yaşam deneyimleri, negatif düşünce kalıpları ve mükemmeliyetçiliğin, öz şefkatin önündeki önemli engeller olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog İpek Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Terapötik süreçte sıkça görülen bir durum şudur; kişi kendine şefkat göstermeye başladığında önce rahatsızlık hisseder. Bu durum yanlış bir şey yapıldığını değil, alışılmamış ama iyileştirici bir alana girildiğini gösterir.</p>
<p>Öz şefkat, erken yaşlarda öğrenilebilen ve yaşam boyu koruyucu etkisi olan bir beceridir. Çocuklar için en güçlü öğretici, yetişkinlerin kendi hatalarına nasıl yaklaştıklarıdır. Ebeveynin ‘ben de hata yaptım ama bunu telafi edebilirim’ diyebilmesi, çocuğa güçlü bir iç mesaj verir.</p>
<p>Gençlerle çalışırken ise öz şefkat, özellikle sosyal karşılaştırma ve yetersizlik duygularına karşı önemli bir denge unsurudur. Ergenlere, zorlanan bir arkadaşlarına nasıl yaklaştıklarını fark ettirmek ve aynı dili kendilerine yöneltmelerini sağlamak etkili bir yöntemdir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074">Kendine nazik olmak zayıflık değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mutluluğu kovalamak boşa çıkıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mutlulugu-kovalamak-bosa-cikiyor-621775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 10:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Şey]]></category>
		<category><![CDATA[boşa]]></category>
		<category><![CDATA[çıkıyor]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kovalamak]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[Tatmin]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü kapsamında mutluluğun aslında ne demek olduğu, kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatminin önemi ve kalıcı huzura giden yollar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlulugu-kovalamak-bosa-cikiyor-621775">Mutluluğu kovalamak boşa çıkıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü kapsamında mutluluğun aslında ne demek olduğu, kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatminin önemi ve kalıcı huzura giden yollar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mutluluk, herkes için farklı anlam taşıyor!</strong></p>
<p>Sanılanın aksine mutluluğun, sürekli yüzde kocaman bir gülümsemeyle etrafa neşe saçmak ya da hiç dert sahibi olmamak gibi bir şey olmadığını ifade eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Buna ‘öznel iyi oluş’ demek uygun bir kullanım olabilir. Yani bir insanın hayatının genel olarak ne kadar tatmin edici ve olumlu duygularını, olumsuz duygularına kıyasla ne kadar sık yaşadığıyla ilgili bir durum.” dedi.</p>
<p>İnsanların mutluluğu bambaşka şekillerde yaşamasının sebebinin oldukça insani olan farklı gerekçelere bağlı olduğunu aktaran Beyaz, “Hepimizin parmak izi gibi eşsiz olabilecek bir geçmişi, farklı değer yargıları, genetik yatkınlıkları, kişilikleri ve de yaşanmışlıkları var. Çocukluğunda çok fazla karmaşa yaşamış biri için, sadece sıcak bir evde sessizce kitap okumak güvende hissettirir ve bu onun için oldukça tatmin edici bir mutluluktur. Bir başkası içinse mutluluk sürekli yeni yerler keşfetmek, sınırları zorlamak olarak karşımıza çıkabilir. Yani belirtmeye çalıştığım; farklılıklarımız mutluluğun bizim için ne anlama geldiğini baştan aşağı değiştirebiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mutsuzluğun en büyük nedenlerinden biri kıyaslama davranışı! </strong></p>
<p>Modern yaşamda mutluluğu etkileyen faktörlere değinen<strong> </strong>Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Mutsuzluğun günümüzde bir salgın gibi yayılmasına neden olabilecek bazı etkenler var. Mutsuzluğun en büyük nedenlerinden biri kıyaslama davranışı. Özellikle de sosyal medya nedeniyle, artık kendimizi sadece yakınlarımızla değil, dünyanın herhangi bir ucundaki insanların hayatlarının sadece ‘en iyi ve filtreli’ anlarıyla kıyaslıyoruz. Bu da insanın içinde sürekli bir eksiklik, geride kalmışlık hissini tetikleyebiliyor. Bir diğer faktör ise modern hayatın baş döndürücü hızı. İstediğimiz bir yemeğe, diziye, alışverişe anında ulaşmaya o kadar alıştık ki, beynimizin haz-mutluluk süreçleri buradan nasibini fazlasıyla alıyor. Emek verip beklemeyi unuttuk. Hal böyle olunca, anında sonuç vermeyen uzun soluklu ilişkilerden ya da yeni bir beceri edinme süreçlerinden çabucak sıkılıp mutsuzluğa sürükleniyoruz.”</p>
<p><strong>Bağ kurma, yetkinlik ve özgürlük, kalıcı mutluluğu oluşturur!</strong></p>
<p>İnsanın içsel olarak gerçekten huzurlu hissedebilmesi için bilimsel araştırmalar ışığında ön plana çıkan bazı noktalar olduğunu kaydeden Beyaz, “Bunları ruhun temel gıdaları gibi düşünebiliriz. İlki sevilmek ve birilerine ait hissetmek, yani samimi ve doğal bağlar kurabilmek. Diğeri, hayatta bir işe yaradığını, bir şeyleri başarabildiğini görmek ki buna da yetkinlik diyoruz. Bunların dışında da kişinin kendi hayatının direksiyonunda olduğunu idrak etmesi, yani dışarıdan ağır bir baskı görmeden kendi seçimlerini yapabilme özgürlüğü denilebilir. Bu temel kavramlar; bağ kurma, yetkinlik ve özgürlük hissi bir arada olduğunda aslında o kalıcı mutluluktan söz edebiliriz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Mutluluk kovaladıkça kaçıyor!</strong></p>
<p>Mutluluğu sürekli arama veya zorlamanın günümüzün önemli yanılsamalarından biri olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Mutluluğu bir hedefe dönüştürmek son derece yıpratıcıdır. ‘Sürekli mutlu olmalıyım, hiç kötü hissetmemeliyim’ baskısı, psikolojide toksik iyimserlik dediğimiz halin ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor.” dedi.</p>
<p>Mutluluğu kovaladıkça kaçtığına işaret eden Beyaz, “Çünkü sürekli ‘Şu an mutlu muyum?’ diye kendimizi yoklamaya çektiğimizde aslında içinde bulunulan anın farkındalığı düşüyor. Dahası üzüntü, öfke ya da hayal kırıklığı gibi son derece insani duyguları baskılamak, onları bir düdüklü tencere içine hapsetmek gibi. İnsan sadece neşeyi değil, acıyı da yaşayabildiği ve hatta kabul edebildiği ölçüde sağlıklıdır.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Geçici hazlar yerine anlamlı amaçlar, kalıcı tatmin sağlar! </strong></p>
<p>İnsanların mutluluğu kısa vadeli hazlar yerine uzun vadeli tatmin ile nasıl ilişkilendirebileceği hakkında önerilerde bulunan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu dengeyi kurabilmenin yolu beynimizin ödül sistemini anlamaktan geçiyor.” dedi.</p>
<p>Beynimiz dopamin kaynaklı anlık hazları çok sevdiğini dile getiren Beyaz, “Bir dilim pasta yemek veya sosyal medyada beğeni almak o an harika hissettirir ama etkisi saman alevi gibi çabuk söner ve hemen daha fazlasını isteriz. Kalıcı tatminse bu anlık eğlenceden ziyade hayatın anlamının anlaşılabilmesiyle daha ilgilidir. Zorlu bir sınavda başarıya ulaşmak, bir çocuğun yetişmesine katkı sağlamak veya bir dostun acısında ona yardımcı olabilmek o an pek de eğlenceli ya da haz veren bir şey olmayabilir. Hatta can sıkıcı ve yorucu gelecektir. Ama günün sonunda kendimizi kontrol ederken, işe yarar, anlamlı bir şey yaptığımız yönündeki algımız, kalıcı mutluluğun doğrudan kendisidir. Bu vesileyle hayatımızı yalnızca geçici hazlara değil, daha büyük bir amaca adadığımızda o derin, uzun vadeli tatmin duygusuna ulaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Zor zamanlarda mutluluğu kovalamak yerine, tutunacak bir neden bulmak daha işlevsel! </strong></p>
<p>Günlük yaşamda mutluluğu artırmak için uygulanabilecek basit ve doğal çeşitli yollar olduğunu aktaran<strong> </strong>Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Hayat kötü giderken gerçekçi olmayıp, her şey harika demekten bahsetmiyorum; ancak çok kötü bir günün sonunda bile küçük de olsa bir şeye şükredebilmek, beynin sürekli felaket arayan radarını yavaşlatabileceği gibi iyi bir nefes de aldırır.” dedi.</p>
<p>Zihni geçmişin pişmanlıklarından ve geleceğin kaygılarından çekip alarak, anın farkındalığını hissettirecek basit şeylere odaklamanın zihni son derece sakinleştirebileceğine dikkat çeken Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bununla birlikte bolca fiziksel aktivasyon da zihinsel karamsarlığı en hızlı kıran şeylerden biri. Kayıp, hastalık veya büyük krizler gibi zor yaşam koşullarında insanlardan mutlu olmalarını beklemekse pek gerçekçi bir yaklaşım olmaz. O noktada amacımız mutluluk değil, anlam bulmak ve psikolojik dayanıklılık göstermeye niyet ve gayret etmek olmalı. Zor zamanlarda mutluluğun peşinden koşturmaktansa, ayakta tutabilecek, belki de tutunmaya yarayacak bir neden bulmak çok daha işlevseldir. O zorluk bittiğinde zaten gösterilen çaba çoğu kere kalıcı bir huzur olarak geri dönebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlulugu-kovalamak-bosa-cikiyor-621775">Mutluluğu kovalamak boşa çıkıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bergama&#8217;nın iftar sofrası Tıp Bayramı&#8217;nda doktor başkanları buluşturdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bergamanin-iftar-sofrasi-tip-bayraminda-doktor-baskanlari-bulusturdu-620416</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 08:32:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bergama]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Cemil Tugay]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[sofrası]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620416</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Bergama’da kurulan iftar sofrasında yurttaşlarla buluştu. Ramazan’ın birlik ve dayanışma ruhuna vurgu yapılan buluşmada anlamlı bir tesadüf yaşandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bergamanin-iftar-sofrasi-tip-bayraminda-doktor-baskanlari-bulusturdu-620416">Bergama&#8217;nın iftar sofrası Tıp Bayramı&#8217;nda doktor başkanları buluşturdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Bergama’da kurulan iftar sofrasında yurttaşlarla buluştu. Ramazan’ın birlik ve dayanışma ruhuna vurgu yapılan buluşmada anlamlı bir tesadüf yaşandı. Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik ile Dr. Cemil Tugay’ın aynı sofrada bir araya gelmesiyle, tıbbın doğduğu yer olarak bilinen Bergama’da iki doktor başkan 14 Mart Tıp Bayramı’nı birlikte kutladı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin Bergama’da kurduğu iftar sofrasında yurttaşlarla buluştu. Birlik ve dayanışma ruhunun paylaşıldığı buluşmada 14 Mart Tıp Bayramı da kutlandı. Programa Kınık Belediye Başkanı Sema Bodur, Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, CHP Bergama İlçe Başkanı İsmail Durmaz, meclis üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda yurttaş da katıldı. İftar öncesinde masaları dolaşarak yurttaşlarla tek tek tokalaşan Başkan Tugay, CHP’ye katılmak istediğini ifade eden Engin Gürgel’e de 6 oklu rozeti taktı.</p>
<p><strong>“Birlik ve beraberlik iyidir”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, konuşmasında ramazan ayının önemine değindi. Bu mübarek ayın, herkese insanların eşit olduğunu hatırlattığını söyleyen Başkan Tugay, “İnsan insana muhtaç. Ne zaman zor gün, dar gün olsa dönüp bir komşu arıyorsunuz. Birlik beraberlik iyidir. Birlik beraberlik duygusuyla yaşamak iyidir. O nedenle böyle bir sofrada bir arada olmak, bize çok şey öğretiyor” dedi. </p>
<p><strong>“Zorlukların üstesinden dayanışma ile gelebiliriz”</strong></p>
<p>Yaşanan zorlukları dayanışma ile aşacaklarına dikkat çeken Başkan Dr. Cemil Tugay, şunları söyledi: “Biz zor günlerimizden, sıkıntılarımızdan birlik beraberlikle, dayanışmayla, birbirimizin halinden anlayarak, birbirimize destek olarak çıkabiliriz ancak. Ülkemizi, halkımızı, sahip olduğumuz bütün o güzel değerleri severek onlara sahip çıkarak, çıkabiliriz. Ve tabi çok ama çok çalışarak çıkabiliriz. Çalışmadan bunların olmayacağı bir gerçek.”</p>
<p><strong>“Biz kocaman bir aileyiz”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, muhtarlara da özel olarak teşekkür etti. Muhtarların yerel yönetimlerin gözü, kulağı ve vicdanı olduğunu belirten Başkan Tugay, “Biz birlikte kocaman bir aileyiz. İzmir’de hiçbir yerin ihmal edilmediği, her noktaya hizmetin ulaştırılmaya çalışıldığı bir süreç yaşıyoruz. Bu nedenle zaman zaman zorlandığımız dönemler de oluyor. Allah ne beni ne de görev alan diğer arkadaşlarımı mahcup etsin. Biz bu ülkenin, bu şehrin ve bu milletin sevdalısı olarak üzerimize düşeni yapacağız. Buradaki güzel birlik ve beraberlik havasının yılın 365 gününde sürmesini diliyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Sağlık çalışanlarının kıymetini bilmeyenlere akıl fikir versin”</strong></p>
<p>14 Mart’ın Tıp Bayramı olduğunu da anımsatan Tugay, şunları söyledi: “Ben ve Tanju Başkanım bu dönemin belediye başkanları arasında iki doktor başkanız.  Bergama&#8217;dayız. Bergama dünyada tıbbın da doğduğu yer. Nasıl bir tesadüf ve nasıl bir güzellik? Hiç kimse bunu planlamadı. Bergama&#8217;da tıbbın doğduğu yerde, Tanju Başkanımızla beraber Tıp Bayramını sizlerle birlikte kutlamış olduk. Sağlık çalışanları cefakardırlar. İnsanlar sağlığını emanet ediyor.  Bundan daha büyük bir vicdani sorumluluk olamaz. Tüm sağlık çalışanlarından Allah razı olsun.  Onların kıymetini bilmeyenlere de akıl fikir versin.”</p>
<p><strong>“Sizler bizim kıymetlimizsiniz”</strong></p>
<p>Başkan Dr. Cemil Tugay, her şeyin “insan” ile güzel olduğunu dile getirerek, “İnanın her şey sizinle güzel. O yüzden iyi ki varsınız. Sizler bizim kıymetlimizsiniz.  Allah bu ülkedeki bütün insanlara yardım etsin. Onların hiçbirinin darda kalmasına, zorda kalmasına izin vermesin. Öyle bir bolluk, öyle bir bereket, öyle bir hayır, öyle bir iyilik versin ki herkesin yüzü gülsün” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Üreten herkesin ellerinden öpüyorum”</strong></p>
<p>Herkesin sağlıklı ve güzel bir hayat yaşamasını dileyen Başkan Tugay, “Tarlada çalışan çiftçi kardeşimin de hayvanlara bakan kardeşlerimizin de esnafımızın da üretmeye çalışan herkesin ellerinden öpüyorum. Onlara çok teşekkür ediyorum. Allah onlara da sizlere de ve görev yapmaya çalışan bizlere de yardımcı olsun” dedi. Tugay, sözlerinin sonunda yurttaşların yaklaşan Ramazan Bayramını da kutladı. </p>
<p><strong>“Sizlerle birlikte olmaktan dolayı mutluluk duyuyoruz” </strong></p>
<p>Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik de “Bugün aynı zamanda 14 Mart Tıp Bayramı. 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla çok değerli ağabeyim, aynı zamanda meslek büyüğümüz Dr. Cemil Tugay&#8217;ın nezdinde tüm doktorların, sağlık çalışanlarının bayramını kutluyorum. Ramazan akşamları iftar sofralarında bir araya geliyoruz. Sizlerle birlikte olmaktan dolayı mutluluk duyuyoruz” dedi. <br />Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik, 14 Mart Tıp Bayramı anısına Başkan Tugay’a parşömen hediye etti.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bergamanin-iftar-sofrasi-tip-bayraminda-doktor-baskanlari-bulusturdu-620416">Bergama&#8217;nın iftar sofrası Tıp Bayramı&#8217;nda doktor başkanları buluşturdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küresel Belirsizliğe Karşı Reçete: Güven, Teknoloji ve Ortak Akıl</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kuresel-belirsizlige-karsi-recete-guven-teknoloji-ve-ortak-akil-618752</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 07:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belirsizliğe]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Esiad]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[reçete]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (ESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, İran’a yönelik askeri müdahalenin enerji fiyatları, ticaret yolları ve finansman koşulları üzerinden Türkiye ekonomisine doğrudan yansımaları olacağını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-belirsizlige-karsi-recete-guven-teknoloji-ve-ortak-akil-618752">Küresel Belirsizliğe Karşı Reçete: Güven, Teknoloji ve Ortak Akıl</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (ESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, İran’a yönelik askeri müdahalenin enerji fiyatları, ticaret yolları ve finansman koşulları üzerinden Türkiye ekonomisine doğrudan yansımaları olacağını söyledi. Zorlu, ekonomik istikrar ve öngörülebilir bir yatırım ortamının güçlendirilmesinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ESİAD 27. Olağanüstü Genel Kurulu, dernek merkezinde gerçekleştirildi. Divan Başkanlığını ESİAD’ın kurucularından ve 10. Dönem Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Kemal Çolakoğlu’nun yaptığı genel kurulda, katip üyeliklere Yücel Öztürk ve Sibel Katrancı seçildi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>AKGERMAN: PUSULAMIZ NET OLMALI</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Toplantının açılışında konuşan ESİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Bülent Akgerman, küresel düzenin sarsıldığı, kuralların yeniden yazıldığı bir dönemden geçildiğini belirterek, şöyle devam etti: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Eskiden ‘jeopolitik riskler’ karşısında hazırlıklı olmaktan bahsediyorduk. Şimdi ‘jeopolitik gerçeklik’ ile yaşıyoruz. Türkiye bu tablonun tam merkezinde yer alıyor. Coğrafi konumu kadar siyasi ve ekonomik ekseni bu dönüşümde kritik bir faktör. Zor bir dönemden geçtiğimiz açık. İş dünyası olarak şunu çok iyi biliyoruz: Zor dönemler, pusulanın en net olması gereken dönemlerdir. Bugün ülkemizde en çok ihtiyaç duyduğumuz kavramların başında güven geliyor. Ekonomik, kurumsal ve toplumsal güven olmadan yatırım olmaz, uzun vadeli planlama olmaz, sermaye kalıcı olmaz. Bu güveni duyabilmemiz için yargının bağımsızlığı, öngörülebilirlik ve şeffaflığın tam olarak tesis edilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin potansiyeli büyüktür. Hala genç nüfusu, girişimci ruhu, üretim kabiliyeti ve Avrupa ile bütünleşmiş değer zincirlerindeki konumu önemli bir avantajdır. Ancak bu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçebilmesi için ülkemizde güven ikliminin güçlendirilmesi şarttır. Yarınlarımızı, akılla, bilimle, ortak değerler etrafında kenetlenerek inşa etmek zorundayız.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ZORLU: SAVAŞ, ÜZERİMİZDE EK BASKI YARATACAK</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu da, Türkiye&#8217;nin güney ve doğu sınırlarının bir &#8220;yangın hattına&#8221; dönüştüğünü belirterek, ABD ve İsrail&#8217;in İran’a yönelik askeri müdahalesinin bölgeyi büyük bir belirsizliğe taşıdığını ifade etti. İran&#8217;ın Türkiye için üçüncü büyük doğalgaz tedarikçisi olduğunu hatırlatan Zorlu, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>&#8220;Hürmüz boğazının kapatılmasının ardından petrol fiyatlarının 100 dolarları geçmesi, enerji faturamıza milyarlarca dolarlık ek yük getirecek ve cari açığımızda ciddi sapma riski yaratacaktır. Bu maliyet artışları, Merkez Bankası’nın yüzde 15-21 aralığındaki enflasyon tahminine ulaşılmasını neredeyse imkansız hale getirmekte ve dezenflasyon sürecini zorlaştırmaktadır. Bir diğer önemli konu da finansman koşullarıdır. Jeopolitik gerilimler yüksek faiz ortamındaki iş dünyamız için ilave bir baskı anlamına gelir. Ayrıca İran, yalnızca bir enerji tedarikçisi değil; Orta Asya’ya açılan stratejik bir ticaret koridorudur. Sınır geçişlerinde yaşanabilecek aksamalar, ihracat ve transit ticaret gelirlerimizi doğrudan etkileyecektir. Buna ek olarak, olası insani hareketlilik ve artan güvenlik maliyetleri de kamu maliyesi üzerinde yeni yükler oluşturabilir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Zorlu, Trump’ın ikinci dönemiyle artan küresel korumacılık ve AB’nin Hindistan-Mercosur gibi yeni ortaklıklarına dikkat çekerek, rekabet gücünün artık ucuz işgücünden değil yüksek katma değerli üretimden, teknoloji yatırımlarından ve inovasyondan geçtiğini vurguladı. Zorlu, &#8220;Dünya hızla değişiyor, jeopolitik riskler artıyor ve rekabet sertleşiyor. Böyle dönemlerde en büyük gücümüz; ortak aklımız, kurumsal hafızamız ve birlikte hareket etme irademizdir. Bizim yönümüz; yüksek katma değerli üretimdir. Yönümüz; enerji ve kaynak verimliliğidir. Yönümüz; teknoloji yatırımı ve kurumsal güven ortamıdır. Yolumuz ise akıl ve iş birliğidir&#8221; dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ÜRETİM BİRİNCİ MADDE OLMALI</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Toplantının Divan Başkanlığını üstlenen ESİAD 10. Dönem YİK Başkanı Kemal Çolakoğlu, dünyada yaşanan gelişmelere dikkat çekerek, şöyle konuştu: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Tabiri caizse silahların gölgesinde bir genel kurul yapıyoruz. Önce bir Gazze faciası yaşadık. O bitiyor derken zaten devam etmekte olan bir Ukrayna-Rusya savaşı vardı. Ona ilave olarak şimdi İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik başlattığı çatışmalar ve bölgedeki diğer gerilimler… Yani dünyada çok ciddi bir savaş atmosferi var. Biz zaten her gün Türkiye’nin sorunlarıyla birlikte üretimin içinde olan insanlarız. Ülkeyi yönetenlerden sokaktaki vatandaşa kadar herkese, bu ülkenin ancak üretimle, ihracatla ve onun yarattığı istihdamla kalkınabileceğini anlatmaya çalışıyoruz. Ama görüyoruz ki bugün üretim gerçekten gündemin birinci maddesi değil. Ekonomi birinci madde, ama üretim ve üretime bağlı imkanlar birinci madde değil. Ekonominin önü açılmadıkça enflasyonun sadece parasal tedbirlerle düşürülemeyeceğini yıllardır söylüyoruz. Geçmişte söylediklerimizle bugün söylediklerimiz arasında en ufak bir fark yok. Ben bugün ESİAD genel kurulunu yöneten bir başkan olarak inovasyondan, çevreden, kültürden, sanattan bahsetmek isterdim. Bunları konuşup ardından ekonomiyi değerlendirelim isterdim. Ama maalesef bunlara ayıracak ne vaktimiz var ne de gündemimiz. Bu nedenle Türkiye’de sanayicinin ve iş insanının üretime dört elle sarılması gerektiğini anlatmaya devam edeceğiz.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Konuşmaların ardından 2025 yılı faaliyet raporu ve mali rapor okundu. Yönetim ve Denetim Kurulu raporları oy birliğiyle ibra edildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kuresel-belirsizlige-karsi-recete-guven-teknoloji-ve-ortak-akil-618752">Küresel Belirsizliğe Karşı Reçete: Güven, Teknoloji ve Ortak Akıl</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Özyiğit: &#8220;Kadın üretirse dünya değişir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ozyigit-kadin-uretirse-dunya-degisir-618569</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 10:55:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[değişir]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Emekçi Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Emeği]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[özyiğit]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üretirse]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Kadın Üretici Pazarı’nın emekçi kadınlarıyla iftar sofrasında buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozyigit-kadin-uretirse-dunya-degisir-618569">Başkan Özyiğit: &#8220;Kadın üretirse dünya değişir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Kadın Üretici Pazarı’nın emekçi kadınlarıyla iftar sofrasında buluştu. Ata Tenis Akademi Spor Kulübü’nde düzenlenen programda konuşan Özyiğit, kadın emeğinin toplumsal kalkınmadaki hayati rolüne dikkat çekerek, &#8220;Zor ekonomik koşullarda kadın emeği sadece aile ekonomisi değil, toplumsal direnişin de temel direğidir. Kadın bu ülkenin ayakta kalan son kalesidir. Kadın üretirse dünya değişir&#8221; dedi.</p>
<p>Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Kadın Üretici Pazarı’nda emek veren kadınlarla Ata Tenis Akademi Spor Kulübü’nde düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Etkinlikte konuşan Başkan Özyiğit, Ramazan ayının yardımlaşma ve dayanışma ruhuna değinerek, dünyada yaşanan acılara da kayıtsız kalmadı. Komşu coğrafyalarda devam eden savaşlara ve dökülen gözyaşlarına dikkat çeken Başkan Özyiğit, her koşulda doğrudan ve gerçeklikten yana olmanın insani bir sorumluluk olduğunu ifade ederek, “Böyle zamanlarda hiçbir zaman doğrudan ve gerçeklikten ayrılmayacağız. Ve biz ‘Su şöyle mi düşünür sonra bize bunu mu yapar?’ duygusuna kapılmadan doğru olana doğru, yanlış olana da yanlış demeyi bilmek zorundayız” diye konuştu. </p>
<p><strong>“KADIN EMEĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN TEMELİDİR” </strong></p>
<p>Ekonomik zorlukların yaşandığı bu dönemde kadınların üretim gücünün stratejik bir önem taşıdığını belirten Başkan Özyiğit, kadın emeğinin toplumsal bağları güçlendiren ve dayanışma ağları oluşturan bir süreç olduğunun altını çizerek, “Kadın eli değen her iş, sadece bir ürün değil; aynı zamanda bir şefkat ve direnç hikayesidir. Ülkenin geçtiği bu zorlu ekonomik dar boğazda, evinde, atölyesinde, tarlasında veya ofisinde emek veren kadın, aslında bu ülkenin ayakta kalan son kalesidir. Şartlar ne kadar zor olursa olsun mücadeleden ve üretmekten başka da şansımız yok.İşte böylesi zor ekonomik koşullarda kadın emeği sadece aile ekonomisi değil, toplumsal direnişin de temel direğidir.Unutmayalım ki; bir toplumun kalkınması, kadının emeğinin görünür olduğu ve o emeğin karşılığının adaletle ödendiği ölçüde mümkündür” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“KADINLAR ÇOK GÜÇLÜ LİDERLERDİR”</strong></p>
<p>Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile birlikte yürüttükleri çalışmaların kadının toplumsal yaşamdaki belirleyici gücünü ve yardımlaşmayı nasıl bir yaşam biçimine dönüştürdüğünü kanıtladığını kaydeden Başkan Özyiğit, “İnisiyatif almamıza gerek kalmadan işlerin kendiliğinden yürümesi, aslında kadınlarımızın ne kadar güçlü birer lider ve organizatör olduğunun ispatıdır. O yüzden kadınlar hem üretimde hem de karar alma mekanizmalarında daha fazla görünür olmalı ve yer almalıdır. Kadın emeği özgürleştiğinde ve hak ettiği değeri bulduğunda, sadece o aile değil, bütün bir mahalle, bütün bir şehir ve nihayetinde bütün bir ülke refaha kavuşur. Çünkü kadın üretirse dünya değişir” dedi. Konuşmasının sonunda 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayan Başkan Özyiğit, “En kötü zamanımızın da böyle olmasını diliyorum ve 8 Mart’ı kutlarken sadece bir günü değil, kadınların yılın her günü bıkmadan, usanmadan sergilediği o devasa emeği selamlıyoruz.Önümüzde bir bayram var. Şimdiden Ramazan Bayramınızı kutluyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız. Sağ olun” dedi. </p>
<p>Öte yandan Başkan Özyiğit, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Yenişehir Belediyesi kadın meclis üyelerinin de gününü kutladı ve katkıları için teşekkür etti.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozyigit-kadin-uretirse-dunya-degisir-618569">Başkan Özyiğit: &#8220;Kadın üretirse dünya değişir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cesareti ve kararlılığıyla örnek oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cesareti-ve-kararliligiyla-ornek-oluyor-618542</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 10:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cesareti]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[göreve]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiye]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kararlılığıyla]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618542</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde 9 ay önce göreve başlayan İrem Gül Altundaş, çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürdü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cesareti-ve-kararliligiyla-ornek-oluyor-618542">Cesareti ve kararlılığıyla örnek oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde 9 ay önce göreve başlayan İrem Gül Altundaş, çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürdü. Küçük yaşta mahallesinde çıkan yangında alevlerle mücadele eden itfaiyecilerden etkilenen Altundaş, bugün aynı üniformayla kentin güvenliği için zorlu görevlerde yer alıyor. Cesareti ve kararlılığıyla dikkat çeken genç nefer, kadınların zorlu mesleklerdeki varlığına da güçlü bir örnek oluşturuyor.</p>
<p>24 yaşındaki İrem Gül Altundaş bundan 9 ay önce İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda göreve başlayarak çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürdü. Erkeklerin egemen olduğu bir meslekte görev yapan genç itfaiyeci, özverili çalışması ve kararlılığıyla dikkat çekiyor. Küçük yaşta mahallesinde çıkan bir yangında itfaiye ekiplerinin mücadelesine tanık olan Altundaş, o günü dün gibi hatırlıyor. Alevlerle savaşan, insanların yardımına koşan itfaiyecileri gördükten sonra bu mesleğe gönül veren genç kadın, yıllar sonra hayalini kurduğunu üniformayla hayat kurtarmaya başladı.</p>
<p><strong>Zorlu sınavları geçerek göreve başladı</strong></p>
<p>Hayalinin peşinden giderek lise eğitimini itfaiye bölümünde tamamlayan Altundaş, üç yıllık eğitimin ardından staj yaptı. Dokuz aylık staj sürecinin mesleğe olan bağlılığını pekiştirdiğini belirten Altundaş, itfaiyecilikten vazgeçmeyeceğini o dönemde anladığını ifade etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin memur alım ilanını görür görmez başvurduğunu aktaran genç itfaiyeci, girdiği sınavlarda önemli başarılar elde ettikten sonra zorlu eğitimleri tamamlayarak göreve başladı. Altundaş, göreve başladığı günü hayatının en mutlu anlarından biri olarak tanımladı. Halen Narlıdere İtfaiye Grubu’nda görev yapan ve İzmir’de çalışmaktan büyük gurur duyduğunu dile getiren Altundaş, her sabah işine aynı heyecanla başladığını söyledi.</p>
<p><strong>“Bu mesleği yapıyorsam güçlü olmak zorundayım”</strong></p>
<p>İtfaiyeciliğin yalnızca koruyucu elbiseyi giyip sahaya çıkmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Altundaş, mesleğin hem fiziksel hem de psikolojik dayanıklılık gerektirdiğine dikkat çekti. Göreve çıktıkları her olayda farklı ve zorlu koşullarla karşılaşabileceklerini belirten Altundaş, “Gittiğimiz vakalarda her türlü duruma karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor. Ekipmanımızı doğru kullanmalı, insanlarla doğru iletişim kurmalıyız. Bu mesleği yapıyorsam güçlü olmak zorundayım” dedi.</p>
<p><strong>“İyi ki vazgeçmedim”</strong></p>
<p>İtfaiyeciliği seçtiği dönemde çevresinden sık sık “Yapabilir misin?” sorusunu duyduğunu anlatan Altundaş, zaman zaman zorlandığını ancak hiçbir zaman pes etmediğini söyledi. İrem Gül Altundaş, “İlk başladığım gün kendime ‘İrem, zor bir meslek, eminsin değil mi?’ diye sordum. Ama bugün ‘İyi ki vazgeçmemişim’ diyorum. Her sabah büyük bir mutlulukla görevime geliyorum” ifadelerini kullandı. Görev yaptığı ekipte tek kadın olduğunu belirten genç itfaiyeci, bugüne kadar herhangi bir ayrımcılıkla karşılaşmadığını da sözlerine ekledi. “Bizi cinsiyetimizle değil, yaptığımız işle değerlendiriyorlar” diyen Altundaş, kadınların her alanda var olabileceğini vurguladı. Altundaş, “Hangi meslek olursa olsun kadınların her şeyin üstesinden gelebileceğine inanıyorum. Tüm kadınlara sesleniyorum; ne olursa olsun yılmayın. Kendimizin en iyi versiyonu için çalışmaya devam edelim” diye konuştu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cesareti-ve-kararliligiyla-ornek-oluyor-618542">Cesareti ve kararlılığıyla örnek oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in su güvenliği için &#8220;dijital yeraltı suyu&#8221; hamlesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirin-su-guvenligi-icin-dijital-yeralti-suyu-hamlesi-617793</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:00:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[Su Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[suyu]]></category>
		<category><![CDATA[Tuzlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[Yeraltı Su]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617793</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU Genel Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde düzenlenen “Dijital Dünyada İklim Değişikliği için Kentsel Yeraltısuyu Sürdürülebilirliği” panelinde, iklim krizi, kuraklık ve yeraltı su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi tartışıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-su-guvenligi-icin-dijital-yeralti-suyu-hamlesi-617793">İzmir&#8217;in su güvenliği için &#8220;dijital yeraltı suyu&#8221; hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU Genel Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde düzenlenen “Dijital Dünyada İklim Değişikliği için Kentsel Yeraltısuyu Sürdürülebilirliği” panelinde, iklim krizi, kuraklık ve yeraltı su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi tartışıldı. Yaklaşık 8 saat süren panelde İzmir’in su yönetim politikalarından deniz suyu arıtma teknolojilerine, su kuyularından dere yönetimine kadar pek çok konu ele alındı.</p>
<p>İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde, Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen “Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltı Suyu Sürdürülebilirliği” projesi kapsamında İzmir’in su kaynakları, kıyı bölgelerinde artan tuzlanma riski, yeraltı sularının izlenmesi ve alternatif su üretim yöntemleri bilim insanları ve uzmanlar tarafından ele alındı. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen panelin ilk oturumunun moderatörlüğünü Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, ikinci oturumun moderatörlüğünü ise Prof. Dr. Alper Baba üstlendi. Birinci oturumda İzmir’in su durumu ve tuzlanma başlıkları masaya yatırılırken, ikinci oturumda kentsel drenaj ve metropollerde su yönetimi tartışıldı.</p>
<p><strong>Erdoğan: Barajlardaki tablo hiç bu kadar kötü olmamıştı</strong></p>
<p>İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, birinci oturumun açılış konuşmasında iklim krizinin su kaynakları üzerindeki etkisine dikkat çekti. Erdoğan, “Ekim, kasım ve aralık aylarında İzmir’e beklediğimiz yağışlar gelmemişti. Kayıtların tutulmaya başlandığı 1998 yılından bu yana hiçbir dönemde bu üç aydaki gibi düşük yağış görülmemiş. Bu nedenle yılbaşı gecesi su arzını sağlamakta çok zorluk çektik. Ancak aldığımız tedbirler ve yeni su kaynaklarını devreye alarak kentin su arzını sağladık. 3 Ocak itibariyle yağışlar başladı ve barajlarda tablo değişmeye başladı” dedi.</p>
<p><strong>“İzmir’in içme suyunun yüzde 60’ı kuyulardan sağlanıyor”</strong></p>
<p>Erdoğan, İzmir’in su temininin Türkiye’nin diğer büyük kentlerinden farklı olduğunu belirterek “İstanbul’da suyun yüzde 98’i, Ankara’da yüzde 99’u barajlardan sağlanırken, İzmir’de suyun yaklaşık yüzde 60’ı kuyulardan, yüzde 40’ı barajlardan geliyor. İzmir genelinde yaklaşık 1600 kuyu bulunuyor. Kıyı akiferlerinde tuzlanma riski taşıyan 318 kuyu ise 11 kıyı ilçesinde yer alıyor. Deniz suyu arıtmanın maliyetinin tuzlu yeraltı suyu arıtmaya göre yaklaşık 3 kat daha yüksek olduğu biliniyor. Bu nedenle kıyı akiferlerinde tuzlanma izleme ve tuzlu yeraltı suyuna yönelik pilot arıtma tesisi yaklaşımı öne çıkıyor. Bu projeyi bu nedenle kurum olarak çok önemsiyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Orhan Gündüz: İzleme karar kalitesini artırır</strong></p>
<p>İYTE Çevre Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Orhan Gündüz, asıl müdahale alanının aşırı yeraltı suyu çekimlerinin azaltılması olduğunu söyledi. Tuzlanmış suların “kullanılabilir hale getirilebileceğini” belirten Gündüz, ters ozmoz gibi teknolojilerle arıtımın mümkün olduğunu, ancak enerji, işletme ve atık (konsantre) yönetimi gibi başlıklarda planlama gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Gündüz, “Tuzlanmış yeraltı suları ve/veya deniz suyu, kıyı yerleşimlerinin ihtiyacında kullanılabilir. İlk yatırım ve işletme maliyetleri yüksek olsa da kaynak çeşitlendirmede önemlidir” dedi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. M. Tolga Esetlili: Tuzlanma yalnız su değil; tarım ve toprak yönetimi demek</strong></p>
<p>Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. M. Tolga Esetlili, “Tarımsal Sulamada Tuzlanmanın Etkisi” başlıklı sunumunda tuzlanmanın tarımsal üretimi doğrudan etkilediğini anlattı. Esetlili; iklim değişikliğiyle birlikte çiftçinin verimi korumak için gübre kullanımına yöneldiğini, gübre ve toprak uygulamalarının zamanla tabana süzülerek yeraltı sularına ulaşabildiğini belirtti. Esetlili, salma sulama gibi yöntemlerin terk edilmesi gerektiğini vurgulayarak, basınçlı sulama sistemlerine geçiş ve sulama altyapısının iyileştirilmesi çağrısı yaptı. Tuzlu topraklarda kimyasal/iyileştirici uygulamalar, malçlama, yeşil gübreleme ve organik madde yönetimi gibi yaklaşımların da gündeme alınması gerektiğini belirten Esetlili, “Tuzlanma yalnızca su kalitesi sorunu değil; toprak-su-ekosistemleri birlikte yönetilmesi gereken bir süreç” dedi.</p>
<p><strong>İkinci oturum: Kentsel drenaj ve metropollerde su yönetimi</strong></p>
<p>Panelin ikinci oturumunda Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Okan Fıstıkoğlu “Kentsel Drenaj ve İzmir” başlığında; yağmur suyu yönetimi, altyapı planlaması ve taşkın riskleri üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Okan Fıstıkoğlu, iklim değişikliği nedeniyle yağışların şiddeti ve tekrar periyotlarında önemli değişimler yaşandığını belirterek, “İklim modellerine dayanarak İzmir için yaptığımız çalışmada yağış tekrar sürelerinin hızla değiştiğini görüyoruz. Yağışlarda yüzde 12-13’lük bir artış bile tasarım değerlerini ciddi şekilde değiştiriyor. Bugün 100 yıllık yağışa göre boyutlandırdığımız bir altyapı sistemi, 200 yıllık yağışla karşılaşabiliyor. İzmir’de mevcut hidrolojik sisteme baktığımız zaman kurak dönemlerde sistem daha çok atık su sistemi gibi çalışıyor. Yağışlı dönemlerde ise çatı ve parsel sularının da sisteme girmesiyle birlikte yağmur suyu etkisi artıyor. Hatta bazı durumlarda derelerden ve drenaj hatlarından suyu tahliye etmek zorunda kalıyoruz. Çünkü kent yerleşimi zaman içinde doğal dere yataklarıyla iç içe gelişmiş durumda” şeklinde konuştu.</p>
<p>Fıstıkoğlu, “Biz aslında atık su sistemi tasarlamışız ama zaman içinde içine yağmur suyu da girmiş. Yağışlı dönemlerde sistemde ciddi debi artışları yaşanıyor. Bu nedenle yağmur suyu ve atık su sistemlerinin birlikte değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerekiyor. Ancak kent büyük, nüfus yoğun ve altyapının tamamını kısa sürede yenilemek kolay değil” dedi.</p>
<p><strong>Şimşek: İklim değişikliğinin etkilerini artık gözlemliyoruz</strong></p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Hidrojeoloji (yer altı suyu) Uzmanı Prof. Dr. Celalettin Şimşek ise “Metropollerde Su Yönetimi” başlığıyla; büyükşehirlerde artan nüfus, iklim etkileri ve veri temelli yönetim gerekliliği üzerine görüşlerini paylaştı. Celalettin Şimşek, küresel iklim değişikliğinin artık ölçülebilir etkiler göstermeye başladığını belirterek son yıllardaki sıcaklık artışlarına dikkat çekti. Şimşek konuşmasında, “İklim değişirken dünya nüfusu da hızla artıyor. Bu da kullanılabilir su miktarının kişi başına azalmasına neden oluyor. 2050 yılında dünya nüfusunun yaklaşık 9,2 milyara ulaşması bekleniyor. Bu kadar insanın su ihtiyacını karşılamak giderek daha zor hale geliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şimşek, küresel ölçekte su krizinin giderek büyüdüğünü vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Bugün bile dünyada yaklaşık 3 milyar insan suya erişimde ciddi sıkıntılar yaşıyor. Özellikle büyük şehirlerde su yönetimi giderek daha kritik bir konu haline geliyor. Aynı zamanda altyapı yetersizliği de su yönetimini zorlaştıran önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Şehirlerde ve metropollerde su yönetimini çok daha doğru yapmak zorundayız. Ancak geçmişten bugüne baktığımızda birçok yerde bu konular yeterince dikkate alınmadan şehirler büyüdü. Bugün geriye dönüp bunları düzeltmek oldukça zor ve maliyetli. Geçmişte yapılan hataları düzeltmek kolay değil. Ama bundan sonra yapılacak yeni yerleşim alanlarında su yönetimini mutlaka planlamanın bir parçası haline getirmemiz gerekiyor.”</p>
<p><strong>Su tasarrufu, kayıp-kaçak ve önlemler: 8 ayda 14,2 milyon m³</strong></p>
<p>Panelde, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU’nun kuraklık döneminde uyguladığı tedbirlere ilişkin veriler de paylaşıldı. Sunumlarda; planlı ve dönüşümlü 23.00–05.00 saatleri arası kesintiler, park-bahçe aboneliklerinin iptali ve kademe sistemi gibi başlıklar anımsatılırken, 8 ayda toplam 14,2 milyon m³ su tasarrufu sağlandığı bilgisi aktarıldı. Kayıp-kaçakla mücadelede ise 2024’te kent merkezinde %27,17 olan oranın 2025’te %24,80’e gerilediği; bir yıllık düşüşün %2,37 olduğu ve bu iyileşmeyle yaklaşık 5,6 milyon m³ suyun sisteme kazandırıldığı kaydedildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-su-guvenligi-icin-dijital-yeralti-suyu-hamlesi-617793">İzmir&#8217;in su güvenliği için &#8220;dijital yeraltı suyu&#8221; hamlesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay, mesaiye emekçi ile başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-mesaiye-emekci-ile-basladi-612073</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 08:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[benim]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[emekçi]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[hep]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[mesaiye]]></category>
		<category><![CDATA[Park Ve Bahçeler Dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamak]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612073</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, günün ilk saatlerinde Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı’nı ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-mesaiye-emekci-ile-basladi-612073">Başkan Tugay, mesaiye emekçi ile başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, günün ilk saatlerinde Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı’nı ziyaret etti. Başkan Tugay, mesai öncesi çalışanlarla bir araya gelerek, &#8220;Benim iki amacım var. Birincisi bu şehrin daha iyi olması, ikincisi ise burada görev yapan arkadaşlarımızın huzur içinde çalışabilmesini sağlamak. Sizleri ve şehrimizi daha mutlu görmek, her şeyin daha iyiye gitmesini sağlamak benim için görevimi tamamlamak demek” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kentin yeşil alanlarını geliştirmek için gece gündüz çalışan Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı emekçileriyle mesaiye başladı. Başkan Tugay, Bornova&#8217;daki Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı yerleşkesini ziyaret ederek, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik, Park ve Bahçeler Dairesi Başkanı Güler Ezgi Atasoy ve ilgili birim müdürleriyle birlikte emekçilerle bir araya geldi. Sabah mesaisine başlamadan önce personelle kahvaltı yapan Başkan Tugay, çalışanlarla keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>“Sizleri ailem olarak görüyorum”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı&#8217;nda çalışan emekçilere teşekkür ederken, &#8220;Burası benim etkilendiğim yerlerden birisi. Burası bizim üslerimizden birisi. Daha çok gelip, gitmek istiyorum. Sizlere baktığım zaman ailemi, kardeşlerimi, iş arkadaşlarımı görüyorum. Herhangi bir arkadaşımız sıkıntıdaysa, bir ihtiyacı varsa bilmek isterim. Sıkıntıda olduğunuzda size elimden geleni yapmaya hazırım. Hep beraber zor bir dönemden geçiyoruz. Ülkede ekonomik zorluklar ve moral bozucu haberler her geçen gün artıyor. Ama böylesine zor zamanlarda sahip çıkmamız gereken şeyler var. Benim gözümde o sahip çıkma, memlekettir, İzmir’dir, halktır. En önemlisi de, bu şehrin yükünü beraber taşıdığım arkadaşlarım; sizlersiniz”  şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“İyi yönetemezsek hiç kimseye yarar sağlayamayız”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, belediyenin güçlenerek yoluna devam ettiğini belirterek, &#8220;İçinde bulunduğumuz bu ortamda, bin türlü zorluğa rağmen İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin düzenli işleyişini sağlamak gerçekten çok zor bir iş. İzmir Büyükşehir Belediyesi, çok büyük ve güçlü bir kurum. Hepimizin bundan gurur duyması lazım. İzmir&#8217;le gurur duymalıyız. Ama eğer iyi yönetilmezse, savruk olursa, harcamalarını kontrol edemezse, hesabını kitabını doğru yapamazsa, kocaman bir yapı oluruz, ama hiç kimsenin işine yaramayız. Ne çalışanı mutlu ederiz, ne de dışarıdaki insanları mutlu edebiliriz” dedi.</p>
<p><strong>“Sizlere minnettarım”</strong></p>
<p>Başkan Dr. Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin zorlu görevler üstlenen çalışanlarına teşekkür ederken, “Yangın, sel, deprem gibi zorlayıcı koşullarda hep birlikte çalışıyoruz. Çok özel, saygıya değer işler yapan insanlarla bir arada olmaktan gurur duyuyorum. Benim iki amacım var. Birincisi, bu şehrin daha iyi olması, sorunlarının çözülmesi için çalışmak. İkincisi ise bu kurumda görev yapan arkadaşlarımızın huzur ve refah içinde, güvenli bir ortamda çalışabilmelerini sağlamak&#8221; dedi. “Şehrimizi ve sizleri daha iyi ve mutlu görmek, görev süremde her şeyin daha iyiye gitmesini sağlamak benim için en büyük görev” diyen Başkan Tugay, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bunu hep birlikte başarabiliriz. Şehrimize, arkadaşlarımıza, çalışanlarımıza sahip çıkalım. Belediyemizin iyiye gittiğini bilin. İnşallah hep birlikte, mahcup olmayacağımız bir hizmet dönemi geçireceğiz ve sizlerin daha iyi şartlarda çalışması için elimden gelen her şeyi yapacağım. Sizlere minnettarım. Allah sizden razı olsun.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-mesaiye-emekci-ile-basladi-612073">Başkan Tugay, mesaiye emekçi ile başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zor zamanların sessiz kahramanları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zor-zamanlarin-sessiz-kahramanlari-610495</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 07:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dereköy]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiye]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanları]]></category>
		<category><![CDATA[kesici]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarma]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yüzük]]></category>
		<category><![CDATA[zamanların]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610495</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir İtfaiyesi paramedikleri, cisim batması ve yüzük sıkışması gibi yüksek riskli vakalarda cerrahi hassasiyetle müdahale ederek hayat kurtarıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zor-zamanlarin-sessiz-kahramanlari-610495">Zor zamanların sessiz kahramanları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir İtfaiyesi paramedikleri, cisim batması ve yüzük sıkışması gibi yüksek riskli vakalarda cerrahi hassasiyetle müdahale ederek hayat kurtarıyor. Trafik kazalarında da görev alan ekipler, özel kesici ekipmanlarla acil tıbbi müdahale ve kurtarma çalışmalarını eş zamanlı yürütüyor.</p>
<p>Parmakta sıkışan bir yüzük ya da vücuda saplanan bir cisim… Bunu yaşayanlar için yoğun acı, panik ve çaresizlik anlamına geliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan paramedikler ise tam bu noktada devreye girerek, saniyelerin ve doğru müdahalenin hayati önem taşıdığı operasyonları başarıyla gerçekleştiriyor. Paramedikler, tıbbi ve teknik müdahaleyi eş zamanlı yürüterek vatandaşların hayatını güvence altına alıyor. Türkiye’de yalnızca İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan paramedikler, özel donanımlı Kurtarma ve Acil İlk Yardım Aracı (AKS) ile hizmet veriyor. Merkez birimin yanı sıra Karşıyaka, Bornova, Gaziemir, Torbalı Çaybaşı, Aliağa ve Urla gruplarında konuşlanan ekiplerde toplam 62 paramedik görev yapıyor. Ekipler, bugüne kadar 765 olaya müdahale ederek birçok yurttaşın hayatına dokundu.</p>
<p><strong>Mikro kesicilerden ağır demir kesicilere kadar özel ekipman</strong><br />İzmir İtfaiyesi bünyesinde, büyük çaplı demirleri kesebilen ağır ekipmanlardan trafik kazalarında kullanılan pedal kesicilere, yüzük çıkarma işlemlerinde kullanılan mikro özel kesicilere kadar geniş bir kurtarma ekipmanı yelpazesi bulunuyor. Paramedikler, çevre güvenliğini sağlayarak kazazedeye zarar vermeden müdahaleyi titizlikle tamamlıyor.</p>
<p><strong>“Yüzük sıkışması basit sanılıyor, doku hasarı büyüyor”</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Arama Kurtarma Şube Müdürü Şenol Dereköy, İzmir’de yalnızca insanlara değil tüm canlılara titizlikle hizmet verdiklerini belirtti. En sık karşılaşılan vakaların başında parmakta yüzük sıkışmasının geldiğini ifade eden Dereköy, “Yüzük parmağı sıkıyor, parmak hızla şişiyor ve kişi ciddi acı yaşıyor. Basit gibi görülüyor ama acıyı yaşayan bilir. Müdahale geciktiğinde ise ciddi doku kayıpları oluşabiliyor” dedi. Dereköy, parmakta yüzük sıkışması ve vücuda cisim batması gibi vakaların, görevli paramedikler tarafından ileri düzey sağlık ve kurtarma operasyonları kapsamında ele alındığını da vurguladı.</p>
<p><strong>Vakalar ileri düzey sağlık operasyonuna dönüşüyor</strong><br />Bahçe duvarlarındaki sivri korkuluklar, yüksekten ya da ağaçtan düşmeler ile balıkçılık sırasında yaşanan zıpkın kazaları, vücuda cisim batmasıyla sonuçlanabiliyor. Bu tür vakalarda yanlış ya da bilinçsiz müdahalenin hayati risk oluşturduğunu vurgulayan Dereköy, “Özellikle kancalı cisimler kesinlikle geri çekilmez. Kesilmeden çıkarılmaya çalışıldığında dokuyu parçalar. Buradaki temel amaç, kazazedeyi en az zarar görecek şekilde kurtarmaktır” dedi.</p>
<p><strong>Hastanede de görev alıyorlar</strong><br />Paramediklerin olay yerinde ilk tıbbi müdahaleyi gerçekleştirdiğini belirten Dereköy, “Eğer tendon kopması ya da damar hasarı gibi ileri düzey bir durum söz konusuysa, kazazedeyi sağlık kuruluşuna sevk ediyoruz. Gerektiğinde hastanelerin acil servislerinde ve ameliyathanelerinde de bu kurtarma işlemlerini gerçekleştiriyoruz” diye konuştu. </p>
<p><strong>Türkiye’de tek model</strong><br />İzmir İtfaiyesi’nin paramedik kadrosu ve AKS biriminin Türkiye’de tek olduğuna dikkat çeken Dereköy, “Basit gibi görünen bu vakalarda zamanla yarışıyoruz. Böyle durumlarla karşılaşan yurttaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak en uygun itfaiye istasyonuna yönlendirilebilir. Doğru müdahale edilmezse sonuçları ağır olabilir. İtfaiye olarak 7 gün 24 saat sahadayız” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zor-zamanlarin-sessiz-kahramanlari-610495">Zor zamanların sessiz kahramanları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemini de güçlendiriyor…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-saglamlik-bagisiklik-sistemini-de-guclendiriyor-610035</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 10:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Oluş]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamlık]]></category>
		<category><![CDATA[sistemini]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcı]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanser hastalarının psikolojik sağlamlığının tedavi ve iyileşme süreçleri üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-saglamlik-bagisiklik-sistemini-de-guclendiriyor-610035">Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemini de güçlendiriyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanser hastalarının psikolojik sağlamlığının tedavi ve iyileşme süreçleri üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili olabilir!</strong></p>
<p>Psikolojik sağlamlık olarak bilinen ‘resilience’ kavramının kişinin, kişilerarası ilişkilerde zorlanmalar, travmatik süreçler ve stresli yaşam olayları karşısında uyum sağlayabilme, toparlanabilme ve hatta bu süreçlerden güçlenerek çıkabilme kapasitesi olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Kanser tedavisi gibi hem fiziksel hem psikolojik olarak zorlayıcı olan bir süreçte psikolojik desteğin önemi büyüktür.” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığın kanser süreci açısından ele alındığında, tanı konduğu andan itibaren başlayan belirsizliğe, tedavi sürecindeki fiziksel ve ruhsal zorlanmalara, geleceğe dair kaygılar ve yaşam kalitesinde olası değişimlere rağmen ruhsal dengenin korunmasına yardımcı olduğunun bilindiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Araştırmalar, psikolojik sağlamlığın bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor. Kronik olarak strese maruz kalmak ve depresif hissetmek, bağışıklık sistemini baskılayarak vücudun enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı direncini azaltabilir. Buna karşılık, güçlü bir psikolojik duruş, stres hormonlarının dengelenmesine, inflamasyon seviyelerinin azalmasına ve hatta bazı durumlarda hastalığın ilerleme hızının yavaşlamasına katkıda bulunabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Önceki zorluklarla nasıl başa çıkıldığı hatırlanmalı!</strong></p>
<p>Psikolojik sağlamlığın kanser hastalarının tedavi sürecindeki olumlu etkilerinden birinin kişinin hayata bağlılığını arttırarak geleceğe dair umutlarını sürdürmesine katkıda bulunmak olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Hayata anlam katan aktivitelerle ilgilenmek ve sosyal bağları güçlendirmek kişinin tedavi uyumunu arttırır. Bu durum tedavi sürecinde ortaya çıkabilecek yan etkilerle daha iyi baş edebilmesini sağlar.” dedi.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığı arttırmak amacıyla uygulanabilecek pek çok farklı yöntem olduğuna değinen Erol, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Psikoterapilerde en çok kullanılan yaklaşım bilişsel davranışçı terapidir. Bu yöntem süreçte kişide görülen negatif inançları gerçekçi bir bakış açısıyla ele almayı hedefler. Örneğin tanıyı alan kişi ‘tanı aldım, hayatımın geri kalanı tamamen mahvoldu’ düşüncesine kapılabilir. Bu düşüncesine gerçekçi bir perspektif kazandırmaya çalışmalı, ‘evet, zor bir süreçten geçiyorum, ama hayatımda hala devam eden güzel şeyler var’ diye düşünebilmeli. Kişi önceki zorluklarla nasıl başa çıktığını hatırlamalı, ‘daha önce de zor zamanlar yaşadım ve üstesinden geldim’ gibi yeniden çerçevelemeler bilişsel müdahalelerin temelini oluşturur.”</p>
<p><strong>Şükran duygusu depresyon ve kaygıyı azaltmaya yardımcı oluyor!</strong></p>
<p>Mindfulness teknikleri, derin nefes egzersizleri, progresif kas gevşetme ve rehberli imgeleme gibi tekniklerin, hastaların kaygıyı azaltmasına, duygusal dalgalanmaları daha iyi yönetmesine ve zihinsel dayanıklılığı arttırmasına yardımcı olabileceğini aktaran Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Günlük şükran listeleri oluşturmak, küçük mutluluklara odaklanmak ve olumlu anları fark etmek, psikolojik sağlamlığı artırır. Araştırmalar, şükran duygusunun depresyon ve kaygıyı azaltmaya yardımcı olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlığı artırmak, sadece zihinsel iyi oluşu değil, fiziksel iyileşmeyi de destekliyor!</strong></p>
<p>Aile, arkadaşlar ve destek grupları ile sosyal destek sistemi kurmanın, hastaların yalnız hissetmesini engelleyeceğini ve duygusal dayanıklılığı artıracağını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, “Grup terapileri veya kanser hastalarına özel topluluklarla iletişim kurmak, hastaların deneyimlerini paylaşmalarına ve güçlenmelerine yardımcı olabilir.” dedi.</p>
<p>Sanat ve müzik terapisinden de psikolojik sağlamlığı arttırmak için yararlanıldığını aktaran Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Estetik kaygısı gütmeden boyama, yazı yazma, enstrüman çalma gibi aktiviteler, hastaların duygularını ifade etmeleri için güvenli bir alan yaratır. </p>
<p>Kanser hastalarında psikolojik sağlamlığı artırmak, sadece zihinsel iyi oluşu değil, aynı zamanda fiziksel iyileşmeyi de destekleyen önemli bir faktör. Psikolojik iyi oluş için kullanılabilecek teknik ve yaklaşımlar, hastaların bu zorlu süreçte daha dirençli olmalarına yardımcı olabilir. Her bireyin ihtiyaçları farklı olduğu için, psikolojik destek planları kişiye özel olarak hazırlanmalı ve hastanın kendisini en iyi hissettiği yöntemlerle uyumlu olmalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-saglamlik-bagisiklik-sistemini-de-guclendiriyor-610035">Psikolojik sağlamlık bağışıklık sistemini de güçlendiriyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 04:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanların]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[üzerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pek çok işçi toksik yöneticilerin hayatlarını etkilediğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839">Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Küçük bir halkla ilişkiler ajansındaki iş imkanı, kağıt üzerinde ideal görünüyordu: Uyumlu bir ekip, yüksek profilli müşteriler ve hızlı ilerleyen bir kariyer inşa etme şansı.</strong> </p>
<p>Ancak Maya&#8217;nın (gerçek adı değil) beklemediği şey, &#8220;inanılmaz derecede yüksek standartlar&#8221; koyan ve bunları karşılamayan personeli alenen azarlayan &#8220;toksik bir patron&#8221;du.</p>
<p>&#8220;Düzenli olarak tüm ekibin önünde insanlara &#8216;kalın kafalı mısın&#8217; ve &#8216;bu iş saçmalık&#8217; gibi hakaretler savururdu&#8221; diye anlatıyor yaşadıklarını.</p>
<p>Maya, yöneticisinin davranışlarının çoğu zaman performans yönetiminin ötesine geçip kişisel saldırılara dönüştüğünü söylüyor.</p>
<p>Hatta bir meslektaşı düğünü öncesinde kişisel antrenör tuttuğunu söylediğinde patronu masasına kilolu bir gelin fotoğrafı bırakmış. </p>
<p>Maya, işe başladıktan birkaç ay sonra &#8220;her bir meslektaşının neredeyse her gün ağladığını&#8221; fark etti.</p>
<p>Ekipte &#8220;kötü ruh sağlığı nedeniyle&#8221; sürekli hastalıklar yaşanıyordu. Maya sonunda işten ayrıldı.</p>
<p><b>Toksik mi yoksa kişilik çatışması mı?</b></p>
<p>Maya yalnız değil: Araştırmalara göre her üç kişiden biri toksik bir işyeri ya da kötü bir yönetici nedeniyle işten ayrılıyor.</p>
<p>Ancak Chartered Management Institute CEO&#8217;su Ann Francke, her kötü yöneticinin toksik olmadığını ve aradaki farkı anlamanın önemli olduğunu vurguluyor. </p>
<p>Birçok lider, enstitünün &#8220;tesadüfi yönetici&#8221; olarak adlandırdığı kategoriye giriyor: Bu kategoride insanlar liderlik becerilerinden ziyade teknik becerileri nedeniyle terfi ettiriliyor.</p>
<p>Bu gibi durumlarda, kötü davranışlar genellikle kasıttan değil, deneyimsizlik veya belirsizlikten kaynaklanıyor.</p>
<p>Toksik bir patron ise kötü yöneticilerin aksine &#8220;hem empatiden hem de genellikle öz farkındalıktan yoksun oluyor&#8221;.</p>
<p>Francke, &#8220;Ekiplerini aktif olarak baltalayabilir, başkalarının çalışmalarından kendilerine pay çıkarabilir veya korkuyla yönetip gerçekçi olmayan beklentilere sahip olabilirler&#8221; diyor. </p>
<p>Bu etki, kişilik çatışmalarının ötesine geçerek hem ruh sağlığına hem de performansa zarar verebilecek bir kaygı yaratır:</p>
<p>&#8220;Pazartesi sabahı midenizde bir düğüm varsa, yüzleşmekten kaçınmak için sürekli koridorlarda siniyorsanız veya cezalandırılma korkusuyla toplantılarda konuşmaktan korkuyorsanız, bu bir kişilik çatışması değil, toksikliktir.&#8221;</p>
<p>Josie (gerçek adı değil) yıllarca kendisini sürekli gözetim altında tutan bir yönetici için çalıştığını anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Sabah 7&#8217;den akşam 10&#8217;a kadar durmaksızın beni arar, yazılı ve sesli mesajlar atardı.&#8221;</p>
<p>&#8220;Çalışmadığı günlerde bile her zaman nerede olduğunuzu bilmek isterdi.&#8221;</p>
<p>Ayrıca projeleri Josie&#8217;den alıp başkalarına verdi ve ekip üyelerini grup öğle yemeklerinden dışladı.</p>
<p>BBC&#8217;nin konuştuğu bir diğer işçi Hannah (gerçek adı değil) büyük bir süpermarket zincirinde çalışırken patronu tarafından düzenli olarak aşağılandığını söylüyor.</p>
<p>Bir keresinde kurumsal bir etkinliğe konuklardan biriyle aynı kazağı giyerek gelmiş.</p>
<p>&#8220;Patronum Kasım ayında kazağımı çıkarttırıp yeleğimle etkinlikte çalışmamı istedi. Kendimi aptal gibi hissettim ve çok aşağılayıcıydı&#8221; diye anlatıyor yaşadıklarını.</p>
<p>Bu yıl vizyona giren, bir uçak kazasının ardından ıssız bir adada birlikte mahsur kalan bir yönetici ve çalışanın, çözümlenmemiş işyeri gerilimleriyle yüzleşmek zorunda kaldıkları karanlık ve komik bir hayatta kalma gerilimi olan Send Help (Yardım Çağrısı) filminde, toksik zehirli bir patron ile ekip üyelerinden biri arasındaki gerilim ele alınıyor.</p>
<p>Haksızlığa uğrayan çalışanı canlandıran Rachel McAdams, film prömiyerinde yaptığı konuşmada, zor işyerlerinde çalışmak zorunda kaldığını ve bir yaz işinde özellikle kötü bir patrona denk geldiğini söylüyor:</p>
<p>&#8220;Ben sadece bıraktım ve tavsiyem eğer yapabiliyorsanız sessizce bırakmanız, yapamıyorsanız da biraz zen pratiği yapmanız.&#8221;</p>
<p><b>Toksik bir patronla nasıl başa çıkılır?</b></p>
<p>Ancak çoğu kişi için başka bir rol bulana kadar işi bırakmak bir seçenek değildir.</p>
<p>Francke, bir sonraki adımın ne olacağına karar verirken durumu idare etmenin yolları olduğunu söylüyor.</p>
<p>Şunları öneriyor:</p>
<p><strong>&#8211; Birine anlatın:</strong> Doğrudan yöneticiniz olmayan, kurumu tanıyan ve size dürüst, bağımsız tavsiyeler verebilecek bir danışman bulun.</p>
<p><strong>&#8211; Davranışa meydan okuyun:</strong> Patronunuza tuzak kurmayın, bir toplantı ayarlayın ve endişelerinizi belirli örneklerle sakin ve resmi bir şekilde dile getirin. İş arkadaşlarınız da etkileniyorsa, daha geniş etkiyi göstermek için birlikte ele almayı düşünün. Patronunuz davranışlarıyla neden olduğu zararın farkında olmayabilir.</p>
<p><strong>&#8211; Kendinizi koruyun: </strong> Sınırlar belirleyin, sağlığınıza öncelik verin ve iş dışında kendinize alan yaratın. Zor olabilir, ancak kendinizi bir durumdan nasıl ayıracağınızı öğrenmek, perspektifinizi yeniden kazanmanıza ve sonraki adımları planlamanıza yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>&#8211; İK&#8217;yı dikkatli kullanın:</strong> Kuruluşunuzda iyi bir İK (İnsan Kaynakları) varsa, onlara kesinlikle güvenebilirsiniz, ancak kötü davranışları görmezden gelmek yerine bunlarla mücadele etme konusunda bir geçmişleri olup olmadığını kontrol etmeye değer.</p>
<p><strong>&#8211; Olayı ne zaman büyüteceğinizi bilin:</strong> Davranış taciz içeriyorsa veya itibar riski oluşturuyorsa, resmi bir ihbar süreci gerekli olabilir, ancak cezalandırılma korkusuyla bunu yapmak daha zor olabilir.</p>
<div><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-0-VqsCLAB8.png"/></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/calisanlarin-ruh-sagligi-uzerindeki-etkileri-609839">Çalışanların Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Akran zorbalığı çocuklar için ciddi bir risk faktörü&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-cocuklar-icin-ciddi-bir-risk-faktoru-605394</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 12:51:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[faktörü]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605394</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okullarda yaşanan akran zorbalığı vakaları, öğrencilerin psikolojik ve akademik gelişimini olumsuz etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-cocuklar-icin-ciddi-bir-risk-faktoru-605394">&#8220;Akran zorbalığı çocuklar için ciddi bir risk faktörü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Okullarda yaşanan akran zorbalığı vakaları, öğrencilerin psikolojik ve akademik gelişimini olumsuz etkiliyor. </strong>Zorbalığa maruz kalan öğrencilerde içe kapanma, okuldan uzaklaşma ve akademik başarısızlık gibi belirtilerin sıkça görüldüğünü belirten Büyükşehir Belediyesi Psikologları, uygun destekle çocukların yaşadığı deneyimi sağlıklı şekilde anlamlandırarak, özgüvenini yeniden kazanabileceğini belirtti.</p>
<p><b>ÇOCUKLARIN GÖRÜNMEYEN MÜCADELESİ</b></p>
<p>Sosyal medya başta olmak üzere ekranlara yansıyan görüntüler akran zorbalığının geldiği boyutu gözler önüne seriyor. Öğrenciler arasında fiziksel, sözel ve psikolojik şiddet olarak kendini gösteren durum çocukların geleceği için önemli bir risk barındırıyor. Psikologlar, zorbalığın yalnızca mağdur olan öğrencileri değil, zorbalığı uygulayan ve tanık olan çocukları da olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Bu kapsalda Büyükşehir Belediyesi Lokomotif Çocuk Köyü Psikoloğu Bedriye Gizem Top, “Akran zorbalığı çocukların görünmeyen mücadelesidir” dedi.</p>
<p><b>“ALAY EDİLMEK ÇOCUĞUN BENLİK ALGISINI ZEDELİYOR”</b><br />Akran zorbalığının çocukların gelişimini kötü yönde etkilediğine dikkat çeken Psikolog Gizem Top, “Akran zorbalığı çocukların psikolojik sağlamlığını doğrudan etkileyen ve uzun vadeli sonuçlar doğurabilen ciddi bir risk faktörüdür. Alay edilmek, dışlanmak, tehdit edilmek ya da sosyal ortamlarda küçük düşürülmek çocuğun benlik algısını zedelerken, kendine dair olumsuz inançlar geliştirmesine ve akademik motivasyonunun düşmesine yol açabilir. Örneğin sınıf içinde sürekli lakap takılan bir çocuk, zamanla ‘Ben zaten yetersizim’ düşüncesini içselleştirebilir ve derse katılmaktan kaçınabilir. Aynı zamanda çocuğun kendini güvende hissetme ihtiyacını sarsarak, sosyal ilişkilerden geri çekilmesine neden olabilir. Teneffüsler de yalnız kalmayı tercih eden ya da grup çalışmalarında geri planda duran çocuklar bu geri çekilmenin sık görülen örneklerindendir” dedi.</p>
<p><b>“DAVRANIŞSAL SİNYALLER AİLELER İÇİN BİRER İPUCUDUR”</b></p>
<p>Açıklamalarına devam eden Bedriye Gizem Top, “Saha gözlemlerimde, zorbalığa maruz kalan birçok çocuğun yaşadıklarını sözel olarak ifade etmekte zorlandığını, ancak davranışlarıyla güçlü sinyaller verdiğini görüyorum. Okula gitmek istememe, ani ders başarısı düşüşleri, içe kapanma, kaygı belirtileri, öfke patlamaları, uyku ve iştah değişiklikleri ile özgüvende belirgin azalma bu sinyaller arasında yer almaktadır. Çocuğun verdiği bu sinyaller aileler için önemli bir ipucudur. Örneğin daha önce okula severek giden bir çocuğun sabahları karın ağrısı bahanesiyle okula gitmek istememesi ya da akşamları yoğun huzursuzluk yaşaması, altta yatan bir zorbalık deneyiminin işaretleri olabilir. Çoğu zaman çocuklar, yaşadıklarını anlatmanın bir çözüm getirmeyeceğine ya da daha fazla sorun yaratacağına inanarak sessiz kalmayı tercih edebilirler. Bazı çocuklar ‘Şikâyet edersem daha çok dalga geçerler’ düşüncesiyle yaşadıklarını saklar. Bu noktada ebeveynlere ve bakım verenlere önemli sorumluluklar düşmektedir” dedi.</p>
<p><b>“ÇOCUĞUN YAŞADIKLARINI KÜÇÜMSEMEYELİM”</b></p>
<p>Çocuğun anlattıklarını küçümsemek, ‘takma kafana’ ya da ‘herkesin başına gelir’ gibi ifadelerle durumu geçiştirmenin çocuğun yalnızlık ve çaresizlik duygusunu arttırabildiğini ifade eden Top, “Örneğin yaşadığı zorbalığı paylaştığında ciddiye alınmadığını hisseden bir çocuk, bir sonraki adımda tamamen içine kapanabilir. Bunun yerine, yargılamadan dinlemek, duygularını geçerli kılmak ve çocuğa yalnız olmadığını hissettirmek koruyucu bir etki sağlar. ‘Bunu yaşaman çok zor olmalı, birlikte ne yapabileceğimize bakalım’ gibi ifadeler çocuğun güven duygusunu güçlendirir. Gerekli durumlarda okul ile iş birliği yapmak ve profesyonel destek almak, sürecin sağlıklı yönetilmesi açısından oldukça önemlidir. Erken fark edilen akran zorbalığı, doğru psikososyal destekle ele alındığında çocuğun psikolojik sağlamlığını güçlendirebilir ve kalıcı olumsuz etkiler bırakmadan yönetilebilir. Uygun destek alan birçok çocuk, yaşadığı deneyimi sağlıklı şekilde anlamlandırarak özgüvenini yeniden kazanabilmektedir” ifadesini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-cocuklar-icin-ciddi-bir-risk-faktoru-605394">&#8220;Akran zorbalığı çocuklar için ciddi bir risk faktörü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran&#8217;da çözüm, sertlik değil reform!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iranda-cozum-sertlik-degil-reform-604959</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 14:21:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[iranda]]></category>
		<category><![CDATA[protestolar]]></category>
		<category><![CDATA[ran]]></category>
		<category><![CDATA[reform]]></category>
		<category><![CDATA[rejim]]></category>
		<category><![CDATA[sertlik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tepki]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604959</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ozan Örmeci, İran’da ülke genelinde yayılan ekonomik koşullara ve hayat pahalılığına tepki gösteren protestolar ve bu süreçte yaşanan can kayıplarını değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iranda-cozum-sertlik-degil-reform-604959">İran&#8217;da çözüm, sertlik değil reform!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ozan Örmeci, İran’da ülke genelinde yayılan ekonomik koşullara ve hayat pahalılığına tepki gösteren protestolar ve bu süreçte yaşanan can kayıplarını değerlendirdi.</p>
<p><strong>Riyalin değer kaybı alım gücünü ciddi biçimde düşürdü</strong></p>
<p>Sahadan sağlıklı bilgi almanın zorlaştığına ve ülkede ciddi internet kısıtlamaları uygulandığına dikkat çeken Prof. Dr. Ozan Örmeci, protestoların başlangıç noktası ve seyriyle ilgili önemli tespitlerde bulundu.</p>
<p><strong>“Protestoların önce ekonomik taleplerle başladığı anlaşılıyor…”</strong></p>
<p>İran’daki protestoların ilk olarak ekonomik taleplerle başladığını belirten Prof. Dr. Örmeci, “Sahadan bilgi almak kolay olmadığı ve İran’da şu sıralar internet üzerinde büyük bir kısıtlamaya gidildiği için doğru bilgilere ulaşmak zor olsa da Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki İran uzmanlarıyla yaptığım görüşmeler neticesinde protestoların önce ekonomik taleplerle başladığı anlaşılıyor. Özellikle İran para birimi riyalin devalüe olması nedeniyle alım gücü ciddi biçimde düşen vatandaşlar rejime tepki göstermeye başladı.” dedi.</p>
<p><strong>Ekonomik temelli başlayan tepki siyasi nitelik kazandı…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Örmeci, ekonomik temelli tepkilerin zamanla siyasi bir nitelik kazandığını vurgulayarak, “İran’daki molla rejiminin geleneksel sorunları olan kadın özgürlükleri, farklı etnik ve dini gruplarla ilişkiler ve hayat standartları düşük olan gençlerin saldırgan aktivizmi gibi temalar üzerinden gelişmiştir. Rejim başlarda silah kullanımını yasaklasa da zamanla karşılıklı şiddet kullanımı başlamış ve nitekim olaylardaki ölü sayısının 500’ü geçtiği belirtilmiştir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Gençler ve kadınlar protestolarda her zaman ön planda</strong></p>
<p>Prof. Dr. Örmeci, İran’daki protesto kültürüne dikkat çekerek, şunları söyledi:</p>
<p>“Yeşil Hareket dönemi ve Mahsa Amini protestolarını incelediğimizde, daha ziyade gençler ve kadınların İran’daki protestolara çok yoğun olarak katıldıkları ve olaylar organize olmasa da genel rejim memnuniyetsizliği nedeniyle patlamaya hazır bir kitlenin İran’da sürekli var olduğu bilinmektedir. Bu defa bu geleneksel muhalif gruplara ekonomik zorluklardan bıkan esnaflar da eklenince, olayların kısa sürede büyümesi zemin kazanmış ve gösteriler daha geniş katılıma sahne olmuştur. Ayrıca göstericilerin sosyal medya platformlarını kullanarak haberleştikleri ve organize oldukları anlaşılınca, bu yönde büyük kısıtlamalara gidilmiş ve İran’daki muhaliflere destek olmak amacıyla Amerikalı iş insanı Elon Musk, Starklink uydularını göndermiştir. Zamanla devletin tedbirleri nedeniyle İran’ın tüm internet erişimi kesilmiştir. Bu bağlamda, elbette yabancı devletlerin kışkırtmaları da bu tarz süreçlerde etkilidir ki İsrail ve ABD’nin İran içerisinde operasyonlar yapabildiğine kısa süre önce tanıklık etmiştik.”</p>
<p><strong>Köklü devlet geleneğine sahip İran’da rejimin yıkılması o kadar da kolay değil!</strong></p>
<p>İran rejiminin, başlarda yumuşak tepkilerine karşın giderek sertleşmeye başladığını ve şiddet kullanan göstericileri şiddetle bastırma amacında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Örmeci, “Bu, tüm rejimlerde olduğu gibi otoriter bir yönetim sistemi olan İran’da da geçerli bir durum olup, devlet otoritesinin iç dinamikler nedeniyle kendiliğinden kaybolması ve rejimin yıkılması-Tahran’ın sahip olduğu köklü devlet geleneği nedeniyle-o kadar da kolay değildir. Ancak elbette ABD ve İsrail gibi dış güçlerin doğrudan müdahalesi durumunda olaylar farklı bir yönde gelişebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Rejim meşruiyeti sarsılıyor ancak tamamen kaybolmuş değil</strong></p>
<p>Protestoların rejimin meşruiyeti üzerindeki etkisini de değerlendiren Prof. Dr. Örmeci, “Rejim, daha ziyade yolsuzluk, ekonomik kaynakların verimsiz kullanımı, yasakçılık, adam kayırmaya dayalı liyakatsizlik düzeni, beceriksizlik ve ABD gibi tehlikeli büyük devletlerle iyi ilişkiler kuramaması nedeniyle İran halkını zora sokması gibi temalar üzerinden şiddetle eleştirilmektedir. İran halkında protesto ve isyan kültürü çok güçlü olup, 1979’da bundan istifade eden İslamcılar, şimdi bundan yakınmaktadırlar. Protestolar rejimin meşruiyetini ciddi anlamda sarsmakta, ancak meşruiyetin kaybolduğuna dair henüz elde somut bir veri bulunmamaktadır. Çünkü devletin tüm ideolojik aygıtlarıyla yaklaşık 50 yıldır Şahlık anti-propagandasına maruz kalan İran halkının sıfırdan yeni bir ezbere alışması kolay değildir.” dedi.</p>
<p><strong>ABD algısı İran’da değişiyor</strong></p>
<p>ABD’nin olası müdahalesinin protestolara etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Örmeci, “ABD, özellikle de Donald Trump yönetimi, rejimin propaganda çabaları sonucunda İran’da aslında geleneksel bir nefret objesi, hatta Humeyni’nin deyimiyle ‘büyük şeytan’ iken, son yıllarda ülkedeki sosyoekonomik, siyasal ve güvenlik sorunlarının derinleşmesi neticesinde özellikle gençlerin sıcak baktığı bir dış güç haline gelmeye başlamıştır. Keza devrik Şah Pehlevi’nin oğlu Rıza Pehlevi’ye verilen dış ve iç desteğin de son dönemde arttığı görülmektedir. Batı’nın açıklamalarına İran’dan erişim sınırlı olsa da İran’ın yurt dışında yaşayan büyük bir diaspora topluluğunun olması ve bunların genelde rejim karşıtı olması sebebiyle dışarıdaki tepkiler içeriye de kanalize olmaktadır.” şeklinde konuştu.  </p>
<p><strong>Rejim değişimi zor, istikrarsızlık devam edebilir</strong></p>
<p>Protestoların rejim değişimiyle sonuçlanmasının kısa vadede zor olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Örmeci, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Bu protestoların İran’da rejimi değiştirip değiştiremeyeceğini öngörmek için yeterince somut bilgi ve veri yoktur. Ancak önceki deneyimler temelinde, rejimin yerinde kalacağı ve protestoların hem güvenlik güçlerince bastırılma hem de sönümlenme yoluyla zaman içerisinde cılızlaşacağını öngörebilirim. Bu ise kuşkusuz, İran’ın sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmemekte ve ülkenin istikrarsız yönetiminin devam edeceğine delalet etmektedir. Tahran’ın bu konuda aşama yapabilmesi için ABD yaptırımlarının en azından bir bölümünden kurtulması, bunun için de nükleer programı yerine kalkınmaya odaklanması gerekmektedir.”</p>
<p><strong>“Rejimin reform yoluyla dönüşümü Ankara açısından daha kabul edilebilir bir seçenek”</strong></p>
<p>İran’ın öncelikle yaptırımlardan kurtulması ve kalkınmaya odaklanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Örmeci, “Yine rejimin kadın giyimi, gençlerin yaşamları gibi konularda daha özgürlükçü bir tavır alması yerinde olabilir. Ancak bu tarz sert ideolojilere dayalı rejimler, ilginçtir ki taviz verdikçe yıkılma sürecine de girebilirler. Bu nedenle, Çin’deki 1980’ler deneyimi de göz önünde tutulursa, olayların günlük yaşamı bozduğu bir zamanlamada asayiş ve güvenliğin sağlanması ve sonrasında da kalkınma sürecinin başlatılması yerinde olacaktır. Türkiye açısından da İran’daki gelişmeler kritik mahiyette olup, rejimin devrim yerine reform yoluyla dönüşümü Ankara açısından daha kabul edilebilir bir seçenektir. Ancak bu reformların toplumla bağlantı kuracak olan gerekli sivil toplum kanallarının olmadığı bir ortamda gerçekleştirilmesi de kolay bir iş değildir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iranda-cozum-sertlik-degil-reform-604959">İran&#8217;da çözüm, sertlik değil reform!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MESS’ten Çağrı:  “Metal Sektöründe Çarklar Durmasın”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/messten-cagri-metal-sektorunde-carklar-durmasin-604706</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 15:14:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çarklar]]></category>
		<category><![CDATA[durmasın]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[mess]]></category>
		<category><![CDATA[metal]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[sektöründe]]></category>
		<category><![CDATA[ten]]></category>
		<category><![CDATA[zam]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604706</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi müzakerelerinde muhatabı Türk Metal, Birleşik Metal-İş ve Özçelik-İş Sendikalarına, “Üretim zorlu bir dönemden geçiyor. Bu dönemde fabrikalarımıza da işçimize de birlikte sahip çıkalım. Çarklar durmasın” çağrısında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/messten-cagri-metal-sektorunde-carklar-durmasin-604706">MESS’ten Çağrı:  “Metal Sektöründe Çarklar Durmasın”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Metal sektöründe 150 binden fazla çalışanı ilgilendiren MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri 13 Ekim 2025 tarihinde başlamıştı. Altmış günlük yasal müzakere sürecinde anlaşma sağlanamayınca, uyuşmazlık tutanağı tutularak süreç arabulucuya taşınmıştı. Arabuluculuk süreci de anlaşma sağlanamadan sona erdi. </p>
<p>MESS tarafından yapılan basın açıklamasında, “Türkiye’nin en köklü işveren sendikası olarak, üyelerimizin ve çalışma arkadaşlarımızın kalıcı refahı için, üretimin ve istihdamın korunması için, çalışma barışı için, sanayimiz ve ülkemiz için çalışmalarımıza devam ediyoruz.</p>
<p>Bu doğrultuda, hatırlanacağı üzere daha evvel MESS olarak zor zamanlarda her daim işçilerimizin yanlarında olduk. Ara dönemde yapılan ücret düzeltmeleri ve kıdem zamları, sözleşme imzası öncesi yapılan avans ödemesi, özel sağlık sigortası, çalışma arkadaşlarımızın çocuklarına burs gibi birçoğu halen ülkemizde ilk ve yeni birtakım uygulamalarla, ihtiyaç duyulduğu her zaman taşın altına elimizi koyduk” ifadelerine yer verildi. </p>
<p>Açıklamada, MESS üyelerinin sektörde örnek gösterilen yan hak ve sosyal yardımlara sahip, işçisine en değer veren kurumlar arasında yer aldığı belirtilerek;</p>
<p>“MESS olarak bugüne kadar daima işçilerimizi ön planda tuttuk. İkramiye, sağlık sigortası, çocukları için karşılıksız burs, ailelerle birlikte ücretsiz tatil, kanuni sürelerin üzerindeki fazla mesai ücretleri, yakacak yardımı, yıllık izin yardımı, Kurban Bayramı yardımı, Ramazan Bayramı yardımı, öğrenim ve çocuk yardımı, mevzuatın üzerinde yıllık izin hakları, askerlik, evlenme ve doğum yardımı gibi sektörde örnek gösterilen birçok sosyal yardımı uygulamaya aldık” denildi.</p>
<p><strong>“Tamam mı, Devam mı” Senesi</strong></p>
<p>Açıklamada imalat sanayi ve bunun en önemli parçası olan üyelerinin son dönemde mevcut maliyetleri yönetmekte zorlanır hale geldiği vurgulanarak; “İmalat sanayinde işgücü maliyetleri döviz bazında tarihi zirvelere ulaşmıştır. İşçilik giderlerinin toplam işletme giderleri içindeki payı son yıllarda kademeli olarak artış göstermiş ve bu işgücü maliyeti seviyesi ile sanayimiz, üretim ve ihracat bakımından rekabette zorlanmaktadır. İlave olarak, kayıt dışı çalışan işletmeler ve sendikal örgütlü olmayan işyerleri ile maliyet farkları sebebiyle, koşullar zorlu hale gelmiştir. Global gelişmelerin de etkisiyle, ana sanayi ve yan sanayi, beyaz eşya ve demir-çelik gibi imalat sanayinin lokomotifi sektörlerde çarklar yavaşlamıştır. Çalışma arkadaşlarımızın da durumunun farkındayız. Ancak, içinde bulunulan koşullarda sanayicimiz üretime ve ihracata devam etmekte zorluklar yaşamaktadır.” saptaması yapıldı.</p>
<p>Açıklama şöyle devam etti: </p>
<p>“Önceki yıllardan çok daha zor bir müzakere süreci yürütülürken, sosyal diyaloğu ve istişare kültürünü artırmak, çalışma barışını bozmadan yapıcı yaklaşımlar sergilemek ve bu dönemi en az hasarla kapatmaya çalışmak; hepimizin önceliğidir.</p>
<p>Bu çerçevede, müzakerelere başlamadan çok önce, yıl boyunca muhatabımız üç işçi sendikasına, işverenlerin içinde bulunduğu zorlu koşulları ayrıntılarıyla anlattık. Müzakereler sırasında da bu hususları ve sanayicinin bir can suyuna ihtiyaç duyduğunu tekrar tekrar vurguladık. Her fırsatta, muhatap işçi sendikalarına sanayimizin durumunu göz önünde bulundurmaları amacıyla samimi çağrıda bulunarak, sanayinin “Tamam mı, Devam mı” senesi olan bu dönemde, sağduyulu bir yaklaşıma davet ettik. </p>
<p>Bu doğrultuda, işlerin ve istihdamın devamlılığı, ülkemizin rekabetçiliğinin korunması ve fabrikaların ayakta kalabilmesi için birinci 6 aya ilişkin %10 olarak önerdiğimiz ücret zammı teklifimizi, tüm imkanlarımızı zorlamak suretiyle, iki kez revize ederek %18’e kadar artırdık. Bu zam oranı sadece 6 aylık olup, üzerine ikinci 6 aylık zam oranı ilave gelecektir. Ayrıca yıllık %25 olarak önerdiğimiz sosyal yardımlara ilişkin artış teklifimizi de %33 seviyesine çıkardık. Yaptığımız nihai tekliften sonra çalışma arkadaşlarımızın ortalama gelirinin brüt 87.000 TL seviyelerine ulaşacağını belirtmek isteriz. Yaklaşık enflasyon öngörüleri doğrultusunda, üzerine ikinci 6 aylık zam geldiğinde, bu tutar brüt 97.000 TL seviyelerine ulaşacaktır.</p>
<p><strong>İşçi olmadan işveren olmaz, işveren olmadan işçi olmaz.</strong></p>
<p>Ülkemizde ve çalışma yaşamında köklü bir geçmişe sahip olan muhatap işçi sendikalarımızın da ellerini taşın altına koymadığı takdirde, bu sürecin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi mümkün olmayacaktır. MESS olarak her zaman ‘İşçi olmadan işveren olmaz, işveren olmadan işçi olmaz’ düsturuyla hareket ediyoruz.Yıl boyunca ve müzakereler süresince sanayimizin içinde bulunduğu zor koşulları tekrar tekrar anlattığımız muhatap işçi sendikalarının da tekliflerimizi değerlendirirken sağduyulu hareket edeceğine dair inancımızı koruyoruz. İmzalanacak Toplu Sözleşme ile sanayimizin, işçilerimizin refahını sürdürebilecek ve ülkemizi daha ileriye taşıyabilecek günlerine tekrar kavuşması için var gücümüzle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çerçevede,sürecin masa başında sonuçlanması amacıyla her türlü çabayı sarf etmeye devam edeceğiz.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/messten-cagri-metal-sektorunde-carklar-durmasin-604706">MESS’ten Çağrı:  “Metal Sektöründe Çarklar Durmasın”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Yılda İçsel Yorgunluk ve Yıl Dönümü Depresyonuna Yakalanmamak İçin Altın Öneriler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-icsel-yorgunluk-ve-yil-donumu-depresyonuna-yakalanmamak-icin-altin-oneriler-601626</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 08:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çsel]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonuna]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[dönümü]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601626</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yılın sonunda yeni bir yıla girerken aynı sahneler; takvim yaprakları değişiyor, sokaklar ışıklanıyor ve geri sayımlar yapılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-icsel-yorgunluk-ve-yil-donumu-depresyonuna-yakalanmamak-icin-altin-oneriler-601626">Yeni Yılda İçsel Yorgunluk ve Yıl Dönümü Depresyonuna Yakalanmamak İçin Altın Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yılın sonunda yeni bir yıla girerken aynı sahneler; takvim yaprakları değişiyor, sokaklar ışıklanıyor ve geri sayımlar yapılıyor.  Ama birçok insan için yeni yıl beklenen ferahlığı getirmiyor. Aksine içten içe bir sıkışma, tarif edilmesi zor bir huzursuzluk ve hatta hüzün hissi beliriyor. Bu durum ‘’yıl dönümü depresyonu’’ olarak adlandırılıyor ve çoğu zaman dile getirilmiyor. Çünkü yeni yıl mutlu olunması gereken bir dönem olarak algılanıyor. “Yeni yıl, yeni umutlar” söylemi o kadar güçlü oluyor ki, bu dönemde iyi hissetmemek adeta bir kusur gibi algılanıyor. Oysa ruh sağlığı açısından bakıldığında yılbaşının herkes için aynı duygusal karşılığı olması beklenmiyor. Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uzm. Dr. Fatma Arkaz yeni yılın kişilerde hissettirdiği duygular hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yeni yıl bazıları için bir muhasebe zamanı iken bazıları için yük olabilir</strong></p>
<p>Takvim değişimleri insan zihni için sembolik eşiklerdir ve yeni yıl ise belki de bunların en güçlüsüdür. Geçmiş yıl ister istemez gözden geçirilir; yapılanlar, yapılamayanlar, ertelenen hayaller… Bu içsel muhasebe bazı kişilerde motive edici olabilirken, bazıları için oldukça ağır bir yük haline gelir.</p>
<p>“Geçen yıl nerede olmalıydım?”</p>
<p>“Bu yaşta hala neden buradayım?”</p>
<p>“Zaman benden hızlı mı geçiyor?”</p>
<p>Bu sorular özellikle zor bir yıl geçirmiş bireylerde, kendini yetersiz hissetme ve başarısızlık duygusunu derinleştirir. Oysa hayat takvim yılına sığmayacak kadar karmaşık ve inişli çıkışlıdır.</p>
<p><strong>Mutluluk baskısı göründüğünden daha yorucudur</strong></p>
<p>Yeni yıl döneminde yaşanan ruhsal zorlanmanın önemli bir nedeni de görünmez ama güçlü bir baskıdır ‘’Mutlu olma zorunluluğu’’. Sosyal çevrede, reklamlarda ve özellikle sosyal medyada sürekli olarak neşeli, üretken ve umut dolu bir ruh hali idealize edilir. Bu tabloya bakıp kendini öyle hissetmeyen kişi, bir de suçluluk yaşamaya başlar. “Herkes mutlu, bir ben mi böyleyim?” düşüncesi sessizce zihne yerleşir. Oysa psikolojide biliyoruz ki bastırılan her duygu, başka bir yerden daha güçlü geri döner.</p>
<p><strong>Sosyal medya: kutlamanın gölgede kalan yüzü</strong></p>
<p>Yeni yıl döneminde sosyal medya karşılaştırma ihtiyacını zirveye taşır. Kalabalık sofralar, seyahatler, büyük hedefler… Ekranda görünen hayatlarla kendi yaşamını kıyaslamak çoğu zaman kişinin kendini eksik ve geride hissetmesine neden olur. Unutulan şey ise, sosyal medyada gördüğümüz şey hayatın tamamı değil; seçilmiş anların vitrini olduğudur. Ama duygular bu mantıksal bilgiyi her zaman dikkate almaz.</p>
<p><strong>Yılbaşı sonrası sessiz kaygı oluşabilir</strong></p>
<p>Yılbaşı geçtikten sonra ortaya çıkan bir hal vardır ‘’Sebepsiz huzursuzluk’’. Kutlamalar biter, gündelik hayat geri döner; işler, borçlar, sorumluluklar, belirsizlikler… Tüm bunlar yeni yılın ilk günlerinde yoğun bir kaygı hissi yaratabilir. Bu durum çoğu zaman abartı olarak görülür. Oysa bu zihnin tekrar gerçeklikle temas kurma sürecidir ve oldukça yaygındır.</p>
<p><strong>Bazıları daha fazla risk altındadır</strong></p>
<p>Bu dönem özellikle yalnız yaşayanlar, yakın zamanda kayıp yaşamış olanlar, ekonomik ya da mesleki belirsizlik içindeki bireyler için daha zorlayıcı olabilir. Daha önce depresyon ya da kaygı bozukluğu yaşamış kişilerde ise belirtiler yeniden alevlenebilir. Bu nedenle yeni yıl hüznü ya da kaygısı yaşayan kişilere “takılma” ya da “pozitif ol” demek, çoğu zaman yarardan çok zarar verir.</p>
<p><strong>Belki de sorun yeni yıl değil, kendimize yüklediklerimizdir</strong></p>
<p>Yeni yıl her şeyin bir gecede değişmesi gereken bir sınav değildir. Hayatı sıfırlamak zorunda değiliz. Bazen sadece durmak, yorgunluğu fark etmek ve kendimize biraz daha şefkatli davranmak yeterlidir.</p>
<p>Eğer bu dönemde yaşanan hüzün ve kaygı uzun sürüyor, günlük yaşamı zorlaştırıyor ve umutsuzluk hissi derinleşiyorsa, profesyonel destek almak bir zayıflık değil; ruhsal sağlığın doğal bir parçasıdır.</p>
<p>Takvim değişti diye her şey değişmek zorunda değildir. Yeni yıl büyük kararların değil; kendini anlamanın ve acele etmeden ilerlemenin zamanı da olabilir. Çünkü bazen en büyük başlangıç kendine biraz daha anlayış gösterebilmektir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-icsel-yorgunluk-ve-yil-donumu-depresyonuna-yakalanmamak-icin-altin-oneriler-601626">Yeni Yılda İçsel Yorgunluk ve Yıl Dönümü Depresyonuna Yakalanmamak İçin Altın Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Türkiye Sadece Bölgesinde Değil, Dünyada Küresel Bir Güç Haline Geldi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-sadece-bolgesinde-degil-dunyada-kuresel-bir-guc-haline-geldi-599014</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 12:22:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla ilçelerden gelen gençlerle bir araya geldi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-sadece-bolgesinde-degil-dunyada-kuresel-bir-guc-haline-geldi-599014">Başkan Altay: &#8220;Türkiye Sadece Bölgesinde Değil, Dünyada Küresel Bir Güç Haline Geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla ilçelerden gelen gençlerle bir araya geldi. Başkan Altay, “Bugün Türkiye sadece bölgesinde değil, dünyada küresel bir güç haline geldi. Bundan sonra hep birlikte bir adım daha atmak zorundayız. Onun için sloganımız ‘Türkiye Yüzyılı.’ İnşallah yeni yüzyıl Türkiye’nin tekrar lider olduğu, bölgesinde ve dünyada söz sahibi olduğu, mazlumların sesini daha gür çıkaran bir ülke haline dönüşecek. Bunun için hep birlikte çaba sarf etmek ve gayret etmek zorundayız” dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla; Halkapınar, Ereğli, Karapınar, Güneysınır, Çumra, Akören, Akşehir, Çeltik, Yunak, Tuzlukçu, Doğanhisar ve Ilgın ilçelerinden gelen gençlerle bir araya geldi.</p>
<p><strong>“ORTAYA BİR BAŞARI HİKAYESİ ÇIKTI”</strong></p>
<p>Akyokuş Kasrı’nda gerçekleşen programda konuşan Başkan Altay, Konya’nın her dönem belediyecilikte Türkiye’nin en önde gelen şehirlerinden birisi olduğunu söyledi. İktidara yürüyen bir yolcuğun başlangıcında Konya’nın aslında önemli bir yer tuttuğuna dikkati çeken Başkan Altay, “1994 yılında Konya’da yakılan ateş 1999’da Sayın Cumhurbaşkanımızın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasıyla devam etti. Bugün gelinen noktada 2014’te yapılan yasa değişikliğiyle merkezdeki belediyecilik faaliyetlerine merkezin dışındaki 28 ilçemizde de başlamış olduk. Zor bir süreçti aslında. Herkes dönüp Konya bu kadar büyük bir coğrafyada bu kadar büyük ilçelerle bu işi nasıl başaracak, bu iş nasıl koordine edilecek derken ortaya bir başarı hikayesi çıktı” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“ÜLKEMİZ SİZLERİN EMEKLERİYLE BÜYÜYECEK VE GELİŞECEK”</strong></p>
<p>Başkan Altay, 2018 yılında görevi devraldıkları günden itibaren ilçeleri geliştirmek için çok yoğun bir çaba sarf ettiklerini belirterek, “Elhamdülillah birçok noktada altyapı işlerini artık tamamladık, ufak tefek eksiklerimiz var, onları yürütüyoruz. Şimdi biraz daha sosyal hayatla ilgili eksiklerin giderilmesi, tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın gelirinin artırılması konusuna yoğunlaşmış durumdayız. Özellikle bu dönem hem merkez hem de merkez dışındaki ilçelerimizde önceliğimiz Bilgehanelerimiz, Lise Medeniyet Akademilerimiz ve Gençlik Merkezlerimiz. Biliyorsunuz Atmosfer, SİA, Kapsül gibi Konya’da Türkiye’ye marka olmuş gençlik çalışmalarımız var. İnşallah bunu bir model olarak ilçelerimizde de Gençlik Merkezi adı altında açmayı arzu ediyoruz. Bunları geliştirerek devam etmeyi arzu ediyoruz ki oradaki arkadaşlarımız da bu yapılara ulaşabilsinler. Bu yapılarla temas etsinler ve buradaki organizasyonlara dahil olsunlar. Biliyoruz ki ülkemiz sizlerin emekleriyle büyüyecek ve gelişecek” diye konuştu.</p>
<p><strong>“İNŞALLAH YENİ YÜZYIL TÜRKİYE’NİN TEKRAR LİDER OLDUĞU, MAZLUMLARIN SESİNİ DAHA GÜR ÇIKARAN BİR ÜLKE HALİNE DÖNÜŞECEK”</strong></p>
<p>AK Parti’nin 2002’den itibaren büyük bir başarı hikayesi yazdığını vurgulayan Başkan Altay, “Bugün Türkiye sadece bölgesinde değil, dünyada küresel bir güç haline geldi. Her ne kadar eksiklerimiz olsa da milli gelirdeki rakamlarımız, ihracat rakamlarımız, ekonomimizin büyüklüğü bizi belli bir yere getirdi. Bundan sonra hep birlikte bir adım daha atmak zorundayız. Onun için sloganımız ‘Türkiye Yüzyılı.’ İnşallah yeni yüzyıl Türkiye’nin tekrar lider olduğu, bölgesinde ve dünyada söz sahibi olduğu, mazlumların sesini daha gür çıkaran bir ülke haline dönüşecek. Bunun için hep birlikte çaba sarf etmek ve gayret etmek zorundayız. Çalışmadan bir şey başarmak mümkün değil. Arkadaşlar dinlenecek vakit yok” açıklamalarını yaptı.</p>
<p><strong>“BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE VE ÜLKEMİZİ ÇOK DAHA BÜYÜK VE GÜÇLÜ BİR HALE GETİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde büyük bir dezenformasyon olduğunu belirterek, “Cumhurbaşkanımız baştan beri ne söylüyor? ‘Kimseyle pazarlık yapmıyoruz, kimseye bir sözümüz yok, bu işin tek hedefi var, terörü bitirmek, ayağımızdaki prangalardan kurtulmak.’ Türkiye sadece Türkiye’den ibaret değil. Bölgemizde de huzurun olması gerekiyor. Özellikle Suriye’de, Irak’ın Kuzeyinde bir yapılanma içerisinde. İleride başımızı ağrıtacak organizasyonlara engel olmak için ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini yürütüyoruz. Komşunuzda kavga varsa siz evinizde rahat oturamazsanız. Bu topraklara 1071’den beri sahip çıkıyoruz, ne pahasına olursa olsun. Binlerce şehit verdik, on binlerce insanımız bizim için fedai can eyledi. Onların hatırasına halel getirecek bir şeyin içinde aslında olmayız. Bundan da kimsenin endişesi ve şüphesi olmasın. Onun için birlikte hareket etmeye birlikte yol yürümeye ve ülkemizi çok daha büyük ve güçlü bir hale getirmeye devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-sadece-bolgesinde-degil-dunyada-kuresel-bir-guc-haline-geldi-599014">Başkan Altay: &#8220;Türkiye Sadece Bölgesinde Değil, Dünyada Küresel Bir Güç Haline Geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Genç İzmirim Kart&#8221; dönemi başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genc-izmirim-kart-donemi-basladi-595863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 07:36:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[Genç İzmirim Kart]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[kart]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[teşekkür]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[zmirim]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595863</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, toplu ulaşımda Genç İzmirim Kart dönemini başlattı. 7 yaştan itibaren ve 26 yaşından gün almamış bireyler, öğrenci belgesi zorunluluğu olmaksızın indirimli tarifeden yararlanmaya başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genc-izmirim-kart-donemi-basladi-595863">&#8220;Genç İzmirim Kart&#8221; dönemi başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, toplu ulaşımda Genç İzmirim Kart dönemini başlattı. 7 yaştan itibaren ve 26 yaşından gün almamış bireyler, öğrenci belgesi zorunluluğu olmaksızın indirimli tarifeden yararlanmaya başladı. Yeni uygulamadan duydukları memnuniyeti dile getiren gençler İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentte “Genç İzmirim Kart” dönemini başlattı. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nce alınan karar doğrultusunda, artık 7 yaşından gün almış, 26 yaşından gün almamış bireyler öğrenci belgesi olmaksızın “Genç İzmirim Kart/Genç Abonman İzmirim Kart” kullanmaya başladı. “Toplu Ulaşım Fiyat Tarifesi” tablosunda yer alan “öğrenci” ibareleri “genç” olarak değişti. Tarifede yer alan “30 yaşından gün almamış öğrenciler faydalanabilir” ibaresi “7 yaşından gün almış, 26 yaşından gün almamış kişiler faydalanabilir” olarak yenilendi ve gençler artık toplu ulaşımdan indirimli faydalanmaya başladı.</p>
<p><strong>Gençler uygulamadan memnun</strong></p>
<p>Genç İzmirim Kart uygulaması, gençleri de mutlu etti. Liseden geçen yıl mezun olan Servan Tutuş, “Üniversite sınavına hazırlanıyorum. Her gün kütüphaneye gitmek zorundayım. Mezun olduktan sonra öğrenci kartım iptal oldu. Tam kart bütçemizi zorluyordu. Genç İzmirim Kart uygulaması ile tanıştım, bütçemi rahatlatacak” şeklinde konuştu. Mezun olduktan sonra ulaşım ödemesinin iki katına çıktığını söyleyen Baran Taylan, “Maddi olarak zorlanıyordum. Bu uygulama büyük oranda tasarruf sağlayacak. Bu ayı refah içinde geçireceğiz. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bunu sağladıkları için teşekkür ederim” dedi.</p>
<p>Üniversite sınavına hazırlanan Efe Cengiz ise, “Üniversite sınavına hazırlanıyorum, mezunum. Tam ücret ödüyordum. Genç İzmirim Kart çıkması hepimiz için iyi oldu. Annemiz ve babamızın imkanlarıyla geçindiğimiz için zor oluyordu, şimdi daha rahat edeceğiz” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Kart kısa sürede çıktı”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür eden bir diğer genç Umut Maman, “Şu anda çalışıyorum, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yapmış olduğu bu hizmetten memnun kaldım. Ekonomik anlamda bayağı faydası olacak. Tam ücret basıyorduk, biraz bütçeyi zorluyordu.  Bu uygulama çok olumlu olmuş, teşekkür ediyorum. Kart da çok kısa sürede çıktı. Bu kadar hızlı beklemiyordum. Çok güzel bir hizmet, gayet başarılı” diye konuştu.</p>
<p>Gençlerin düşünülmesinden çok mutlu olduğunu dile getiren Hüsnegül Yılmaz, “Herkes eğitime devam edemiyor. Liseden sonra iş hayatına atılıyoruz. Bizi de düşünmeleri çok mutlu etti. Benim ekonomimi olumlu etkileyecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Bütçesini rahatlatan uygulamadan çok memnun olan Ege Avcıoğlu ise emeği geçenlere teşekkür etti.</p>
<p><strong>Sistem nasıl işliyor?</strong></p>
<p>7 yaşından gün almış, 26 yaşından gün almamış kişiler ellerinde öğrenci kartları varsa kartlarını genç tarifeli olarak kullanmaya devam edebilecek. 26 yaşından gün almış kişiler ise ellerindeki öğrenci kartlarını kişiselleştirilmiş tam kart olarak kullanmaya devam edecek. 7 yaşından gün almış, 26 yaşından gün almamış öğrenci kartı bulunmayan kişiler İzmirim Kart Merkezleri’nden başvurarak 170 TL karşılığı kart temin edebiliyor. Ayrıca İzmirim Kart mobil uygulama üzerinden online başvuru yapılabiliyor. Bu şekilde kartları kargo yoluyla (kargo ücretini ödeyerek) adresine gönderilecek. Şu an sistemde var olan öğrenci kartına verilen hakların tümü genç tarifede de geçerli olacak. Genç Tarife’de abonman uygulaması da devam edecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genc-izmirim-kart-donemi-basladi-595863">&#8220;Genç İzmirim Kart&#8221; dönemi başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Tüccarlar Kulübü Derneği Başkanı İlker Önel: Bankaların borçlanma maliyeti düşerken reel sektörün finansman maliyeti artıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbul-tuccarlar-kulubu-dernegi-baskani-ilker-onel-bankalarin-borclanma-maliyeti-duserken-reel-sektorun-finansman-maliyeti-artiyor-591662</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 08:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[faiz]]></category>
		<category><![CDATA[indirim]]></category>
		<category><![CDATA[işletme]]></category>
		<category><![CDATA[kredi]]></category>
		<category><![CDATA[kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[lker]]></category>
		<category><![CDATA[maliye]]></category>
		<category><![CDATA[önel]]></category>
		<category><![CDATA[paket]]></category>
		<category><![CDATA[Reel Sektör]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[taraf]]></category>
		<category><![CDATA[tüccarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591662</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Tüccarlar Kulübü Derneği Başkanı İlker Önel, reel sektör firmalarının en büyük probleminin finansmana erişim olmaya devam ettiğini belirterek Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizinde yaptığı indirimlere rağmen, ticari kredi faizlerinin hâlâ düşmediğine dikkat çekti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-tuccarlar-kulubu-dernegi-baskani-ilker-onel-bankalarin-borclanma-maliyeti-duserken-reel-sektorun-finansman-maliyeti-artiyor-591662">İstanbul Tüccarlar Kulübü Derneği Başkanı İlker Önel: Bankaların borçlanma maliyeti düşerken reel sektörün finansman maliyeti artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Tüccarlar Kulübü Derneği Başkanı İlker Önel,</strong> reel sektör firmalarının en büyük probleminin finansmana erişim olmaya devam ettiğini belirterek Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizinde yaptığı indirimlere rağmen, ticari kredi faizlerinin hâlâ düşmediğine dikkat çekti. Aralık 2024’te yüzde 50 olan politika faizinin, 6 kez yapılan faiz indiriminden sonra Ekim 2025’e 39,50’ye kadar gerilediğini hatırlatan Önel, “Özellikle 11 Eylül ve 23 Ekim’de yapılan iki faiz indiriminden sonra reel sektörün finansman maliyetlerinde aşağı yönlü bir ivme bekliyorduk ama olmadı. Bugün hâlâ ticari kredi maliyetlerinin 46-47 bandında, bazı yerlerde 50 bandında olduğunu görüyoruz” dedi.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in politika faizindeki indirimlerin POS oranlarına da yansıyacağı yönündeki açıklamasını hatırlatan İlker Önel, “Böyle bir indirim görmediğimiz gibi son faiz indiriminden sonra POS komisyonlarının yüzde 1-2 arttığını ve şu anda farklı kredi kartlarında yüzde 3,75’ler civarında seyrettiğini görüyoruz. Bankaların kaynak kullanım maliyeti yüzde 1,82’lere gerilemişken, TCMB’den borçlanma oranları düşerken bizim ticari kredi maliyetlerimiz, POS komisyonlarımız neden düşmüyor?” diye konuştu. Birçok bankanın yılın üçüncü çeyreğinde rekor kârlar açıkladığına dikkat çeken Önel, şunları söyledi:</p>
<p>“<strong>Fedakârlık tek taraflı olmamalı”</strong></p>
<p>“Reel sektör bırakın yüksek kâr oranları elde etmeyi, üretim ve ticari faaliyetlerini gerçekleştirmekte bile zorlanıyor. Reel sektörün 2,5 yıldır süren enflasyonla mücadele programında zaten büyük bir fedakârlıkla mücadele ettiğini biliyoruz. Bundan sonraki süreçte bu zorlukların bir nebze de olsa giderilmesi, reel sektöre uygun maliyetlerle finansman imkanı sunulması gerekiyor. Yoksa hemen hemen tüm sektörlerde ciddi oranda işletme kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Bankalar bizim iş ortağımız ama bu kadar zor bir zamanda taraflardan sadece biri zorlanıyor, diğer taraflar faaliyetlerine normal bir şekilde devam ediyorsa, zorlanan taraf olarak bu çelişkiyi dile getirmemiz gerekiyor. Fedakârlık tek taraflı olmamalı.”</p>
<p><strong>Küçük ve mikro işletmelere “Nefes” gerek</strong></p>
<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) üçüncü Nefes Kredisi paketi hakkındaki çalışmalara da değinen İlker Önel, “TOBB Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da belirttiği gibi, ilk Nefes Kredi paketi iki günde tükendi. İkinci paketi biz hiç görmedik. Mutlaka yararlanan işletmeler vardır ama tabana yayıldığını söyleyemeyiz. İlk iki pakette orta ve büyük ölçekli firmaların bile Nefes Kredisi kullandığını görüyoruz ama mikro ve küçük ölçekli işletmelerin bu finansmana daha fazla ihtiyacı olduğu ortada. O yüzden üçüncü paketin en az 50 milyar TL büyüklüğünde, küçük ve mikro işletmelere daha fazla payın ayrıldığı bir paket olması gerektiğini düşünüyoruz” açıklamasında bulundu. </p>
<p><strong>“2026 kolay bir yıl olmayacak”</strong></p>
<p>Reel sektör firmalarının ayrıca yüksek enflasyon, TL’deki değer kaybı, talepteki azalma gibi pek çok sorunla mücadele ettiğini kaydeden İlker Önel, şöyle devam etti: </p>
<p>“Enflasyonla mücadele programının doğal bir sonucu olarak talep tarafından ciddi bir sıkıntı yaşanıyor. Ciddi anlamda bir durgunlukla karşı karşıyayız. Girdi maliyetlerindeki artışla birlikte TL’deki değer kaybı, özellikle ara malı kullanan üreticileri çok zorluyor. Önümüzdeki dönemde tüm bunlara bir de asgari ücret artışı eklenecek ki rakam ne olursa olsun her iki tarafın da mutlu olmayacağı bir sonuçla karşılaşacağımız kesin. Çünkü hem hane halkının alım gücü çok düştü, hem de reel sektörün öz kaynakları tükenme noktasına geldi. Dolayısıyla 2026’nın da reel sektör için kolay bir yıl olmayacağını düşünüyorum.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-tuccarlar-kulubu-dernegi-baskani-ilker-onel-bankalarin-borclanma-maliyeti-duserken-reel-sektorun-finansman-maliyeti-artiyor-591662">İstanbul Tüccarlar Kulübü Derneği Başkanı İlker Önel: Bankaların borçlanma maliyeti düşerken reel sektörün finansman maliyeti artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alışveriş bağımlılığını bilinçli farkındalıkla yenmek mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alisveris-bagimliligini-bilincli-farkindalikla-yenmek-mumkun-590598</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:07:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığını]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçli]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalıkla]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[maddi]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yenmek]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590598</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, alışveriş bağımlılığının belirtileri, bilinçli farkındalıkla nasıl yönetilebileceği ve sağlıklı alışveriş alışkanlıkları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alisveris-bagimliligini-bilincli-farkindalikla-yenmek-mumkun-590598">Alışveriş bağımlılığını bilinçli farkındalıkla yenmek mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, alışveriş bağımlılığının belirtileri, bilinçli farkındalıkla nasıl yönetilebileceği ve sağlıklı alışveriş alışkanlıkları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bilinçli farkındalık oluşturmadan alışveriş yapmak, tüketim tuzağına düşmek demek!</strong></p>
<p>Sağlıklı bir alışverişin nasıl olması gerektiğinden bahseden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Sağlıklı alışverişte kendimize üç tane soru sorabiliriz.” dedi.</p>
<p>‘Benim bu alışverişe ihtiyacım var mı?’, ‘Bu alışveriş benim maddi durumumu zorlayacak mı?’ ve ‘Bu alışverişi yaptığımda gerçekten gerekli, maddi durumumu zorlamamış ve aynı zamanda hedeflerimi engellemeyecek, gittiğim yolu, ilerlediğim yolu engellemeyecek bir alışveriş yapmış olmuyor muyum?’ sorularının değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Taşkın, “Çünkü bazen alışveriş kaynaklı kişiler maddi anlamda o kadar çok açılıyor ki, normalde hayatına, yaşam gereçlerini, o hiyerarşi listesindeki birinci basamakta olan yeme, içme, barınma listesindeki gereklilikleri yerine getiremeyecek kadar ilerlemiş oluyor. Haliyle bu üç soruya bakmadan yani bilinçli farkındalık oluşturmadan alışveriş yapmak tüketim tuzağına düşmek demektir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Alışveriş bağımlısı kişiyi suçlamak, o kişiye yapılabilecek en büyük kötülük! </strong></p>
<p>Alışveriş bağımlılarına yapılabilecek en büyük kötülüğün onları eleştirmek olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kesinlikle eleştirilmemeli. Sadece ne hissettiği, ne istediği ve neden bu alışverişe ihtiyaç duyduğu sorulmalı.” dedi.</p>
<p>Bu durumun aile bütçesini sarması halinde gerekçeleriyle beraber anlatılması gerektiğine vurgu yapan Taşkın, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Aile bütçesinde böyle bir maddi imkana ihtiyaç olduğu ama alışveriş kaynaklı bu maddi imkanın sağlanamadığı açık açık anlatılmalı, sebepler belirtilmeli. Burada kişiyi suçlamak, kişiye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Eğer suçlayacaksak bu iletişime hiç girmemek daha mantıklı. Ama suçlamayıp bilinçli farkındalık boyutuna kişiyi ulaştıracaksak zaten işlevsel olacaktır. İşlevsel olamadığı durumlarda da artık burada demek ki biz yakınlarımıza yardımcı olamıyoruz anlamına gelir. Bu durum da bir psikolog ya da psikiyatrist desteğine, bir bağımlılık desteğine ihtiyaç duyduğunu gösterir.” </p>
<p><strong>Kişinin zor duruma düşmesine neden olacak kadar alışveriş yapması bir bağımlılık…  </strong></p>
<p>Alışveriş bağımlılığı gerçekten bir bağımlılık olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Çünkü kişi alışveriş yaptıkça dopamin salgılanır, bu da ödül sistemini oluşturur.” dedi.</p>
<p>Beynin bu durumu ödül olarak algıladığını aktaran Taşkın, “Hatta bazı kişiler, ‘kendimi bugün ödüllendirdim, kendim için alışveriş yaptım’ derler. Ancak o mutluluğun anlık olduğunu hissederler. ‘Bir sürü şey aldım ama aslında gereksizdi, çok da gerek yoktu. Bir anda heyecanlandım ve aldım. İyi de hissettim ama şu anda ben bunları ne yapacağım, zaten kullanamayacağım’ noktasına kadar gidebilirler. Bağımlılık dediğimiz durum, kişinin zor duruma düşmesine neden olacak kadar alışveriş yapmasıdır. Acil ihtiyaçları varken ya da birikim yapması gerekirken bu durumu göz ardı edip, sadece duygusal bir boşlukta hissettiği için ya da dopamin ihtiyacından kaynaklanan bir dürtüyle alışveriş yapmasıdır. Eğer bu durum kişinin hayatını ciddi anlamda etkiliyorsa, buna bağımlılık diyebiliriz.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>‘Ne hissediyorum ve neden alışveriş yapıyorum?’ sorusu tatmini erteler!</strong></p>
<p>Anlık tatmin duygusunun nasıl kırılabileceği konusunda bilgi veren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Anlık tatmin duygusunu farkındalıkla değil, bilinçli farkındalıkla kırabiliriz.” dedi.</p>
<p>Konuya açıklık getiren Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yani bu şu demek oluyor; farkındalığımız, bize o alışverişi yapmamamız gerektiğini, maddi imkânımızın olmadığını söyleyebilir. Ancak bilinçli farkındalık, ‘bu alışverişi yaptıktan sonra başına bunlar gelecek, zorlanacaksın, sıkıntıya düşeceksin, depresif hissedeceksin’ gibi maddeleri de açar. Orada duyguyu bastırmak yerine ‘ben şu anda ne hissediyorum ve neden bu alışverişi yapıyorum?’ sorusunu sormak, sizi üç saniyeliğine de olsa alışverişten uzaklaştırır. Ardından nefes teknikleriyle beraber, alışveriş yapma arzusu geldiğinde veya haz tetiklendiğinde kendimizi rahatlatabiliriz. Yani alışveriş yapmaya gittik, baktık, beğendik, alacağız ama buna uygun bir bütçemiz yok. O zaman o alışveriş ortamından biraz uzaklaşmak, belki bir kahve molası vermek, biraz düşünmek, maddi süreci ve bunu nasıl karşılayacağımızı değerlendirmek gerekir. Hâlâ o ihtiyacımızın devam ettiğini düşünüyorsak, bilinçli farkındalıkla bir bütçe planı yapıp alışveriş yapmak doğru bir örnektir.</p>
<p>Özetle; hazzı erteliyoruz. Hazzı ertelediğimizde, o haz hâlâ bir ihtiyaç hâlindeyse, bu durumda onun için doğru ve uygun yolları bulmaya çalışıyoruz.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alisveris-bagimliligini-bilincli-farkindalikla-yenmek-mumkun-590598">Alışveriş bağımlılığını bilinçli farkındalıkla yenmek mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşilçam&#8217;ın Efsaneleri Sahalara Döndü: Mitoloji Mafyası Geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yesilcamin-efsaneleri-sahalara-dondu-mitoloji-mafyasi-geliyor-588048</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 09:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun]]></category>
		<category><![CDATA[döndü]]></category>
		<category><![CDATA[efsaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[karakterleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mafya]]></category>
		<category><![CDATA[mafyası]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[örcün]]></category>
		<category><![CDATA[sahalara]]></category>
		<category><![CDATA[set]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yeşilçam]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapımcılığını Content Turkey ve 6. His’in, yönetmenliğini Orçun Benli’nin üstlendiği “Mitoloji Mafyası”, Yeşilçam'ın unutulmaz karakterlerini 40 yıl sonra yeniden bir araya getiriyor. Nostaljiyle günümüz mizahını harmanlayan film, kahkaha dolu bir maceraya davet ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yesilcamin-efsaneleri-sahalara-dondu-mitoloji-mafyasi-geliyor-588048">Yeşilçam&#8217;ın Efsaneleri Sahalara Döndü: Mitoloji Mafyası Geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapımcılığını Content Turkey ve 6. His’in, yönetmenliğini Orçun Benli’nin üstlendiği “Mitoloji Mafyası”, Yeşilçam&#8217;ın unutulmaz karakterlerini 40 yıl sonra yeniden bir araya getiriyor. Nostaljiyle günümüz mizahını harmanlayan film, kahkaha dolu bir maceraya davet ediyor.</p>
<p>21 Kasım 2025’te vizyona girmeye hazırlanan Mitoloji Mafyasını oyuncuları vizyon öncesinde düzenlenen özel bir basın toplantısında bir araya geldi. Oyuncular, hem set deneyimlerini hem de filmle ilgili düşüncelerini basın mensuplarıyla paylaştı.</p>
<p><b>Yeşilçam’a saygı duruşu niteliğinde bir yapım</b></p>
<p>Yönetmen Orçun Benli, filmin Yeşilçam’ın unutulmaz karakterlerine saygı duruşu niteliğinde olduğunu belirtti: “Mitoloji Mafyası, Yeşilçam’daki efsane karakterlerin 40 yıl sonraki hallerini bir araya getiriyor. Belmond Engin, Al Capone Kerim gibi karakterleri yeniden buluşturduk. Bu film hem nostaljik bir selam hem de günümüz seyircisine enerjik bir macera sunuyor.”</p>
<p><b>Coşkun abinin enerjisi setin moral kaynağı oldu</b></p>
<p>Filmde Peker karakterine hayat veren Burak Serdar Şanal rol arkadaşlarına övgüler yağdırdı: “Proje ilk geldiğinde yönetmenimiz Orçun Benli’nin adını duyunca çok heyecanlandım. Daha önceki filmlerini biliyor, komedi zekasına çok güveniyorum. Böyle bir projede yer almak benim için büyük bir onur. Orçun Hocam’a beni bu karaktere layık gördüğü için, yapıcımız Hayri Bey’e de bu fırsatı verdiği için teşekkür ediyorum. Sette harika bir atmosfer vardı. Özellikle Yeşilçam’ın ustalarıyla aynı karede olmak benim için tarifsiz bir mutluluktu. Coşkun Abi’nin enerjisi setin moral kaynağıydı, maşallah diyorum. Ayrıca 20 yıl sonra Anıl Çelik’le yeniden aynı projede buluşmak da ayrı bir heyecan oldu. Zor koşullarda ama büyük bir keyifle çalıştık. Dilerim seyirci de bizim kadar eğlenir, bol gişemiz ve alkışımız olur.”</p>
<p><b>Kara komedi oynamayı seviyorum</b></p>
<p>Filmde tarihi eser kaçakçısı bir kadını canlandıran Yeşim Salkım, rolünden büyük keyif aldığını söyledi: “Kara komedi türünü çok seviyorum. Çekimler zorlu koşullarda geçti ama ortaya çok keyifli bir iş çıktı. Yönetmenimiz Orçun’a ve yapımcımız Hayri Bey’e teşekkür ediyorum. Yeşilçam’ın büyük ustalarıyla aynı sette olmak benim için onur verici. Yeni nesil oyuncuların da bu birliktelikten çok şey öğreneceğini düşünüyorum.”</p>
<p><b>63 yıldır sinemadayım ama hâlâ ilk günkü heyecanı taşıyorum</b></p>
<p>Yeşilçam’ın unutulmaz karakterlerinden Coşkun Göğen, filmde “bereket tanrısı” rolüyle kamera karşısına geçti: “63 yıldır sinema yapıyorum ama hâlâ gençlerle aynı heyecanı paylaşıyorum. Bu filmde enerjik, sıcak ve çok keyifli bir ekip vardı. Herkese teşekkür ediyorum.”</p>
<p><b>Zorlu hava koşullarına rağmen büyük bir dayanışma vardı</b></p>
<p>Usta oyuncu Nuri Alço, çekimlerin Çanakkale Geyikli’de zorlu koşullar altında gerçekleştirildiğini ifade etti: “Gerçek bir ekip çalışması oldu. Belediye Başkanı Mevlüt Bey’e katkılarından dolayı teşekkür ederim. Coşkun çok zorlu bir sahnede büyük cesaret gösterdi. Yönetmenimiz Orçun’un disiplini ve güler yüzüyle her şey rayında ilerledi.”</p>
<p><b>Yeşilçam’a bir selam gönderiyoruz</b></p>
<p>Yapımcı Hayri Aslan, “Mitoloji Mafyası”nın Yeşilçam’a duyulan özlemi eğlenceli bir dille anlattığını söyledi: “Sinemanın inişli bir döneminde film yapmak kolay değil. Biz bu filmle Yeşilçam’a bir selam göndermek istedik. Dört efsane ismi aynı projede buluşturduk. Seyircilerin bu emeği fark edeceğine inanıyorum. ‘Mitoloji Mafyası’, hem güldürecek hem de Yeşilçam’a duyulan özlemi hatırlatacak.”</p>
<p><b>21 Kasım’da sinemalarda</b></p>
<p>Mitolojiyle mafya dünyasını absürt bir şekilde harmanlayan “Mitoloji Mafyası”, seyirciye kahkaha dolu bir yol hikayesi sunuyor. Başrollerde Burak Serdar Şanal, Anıl Çelik, Coşkun Göğen, Mustafa Üstündağ, Yeşim Salkım, Nuri Alço, Aslı Bekiroğlu, Eray Özbal, Orçun İynemli ve Faruk Peker yer alıyor.</p>
<p><b>Film, 21 Kasım 2025’te tüm Türkiye’de sinemalarda gösterime girecek.</b></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yesilcamin-efsaneleri-sahalara-dondu-mitoloji-mafyasi-geliyor-588048">Yeşilçam&#8217;ın Efsaneleri Sahalara Döndü: Mitoloji Mafyası Geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın Portakal yarışında bugün beyazperdeye, hayatta kalma hikâyeleri yansıdı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/altin-portakal-yarisinda-bugun-beyazperdeye-hayatta-kalma-hikayeleri-yansidi-587175</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 11:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beyazperdeye]]></category>
		<category><![CDATA[bugün]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hayatta]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[mekan]]></category>
		<category><![CDATA[portakal]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yarısında]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmeni]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmlerinden “Bağlar, Kökler ve Tutkular” ile “Doğudan Fragmanlar” bugün seyirci karşısındaydı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-portakal-yarisinda-bugun-beyazperdeye-hayatta-kalma-hikayeleri-yansidi-587175">Altın Portakal yarışında bugün beyazperdeye, hayatta kalma hikâyeleri yansıdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmlerinden “Bağlar, Kökler ve Tutkular” ile “Doğudan Fragmanlar” bugün seyirci karşısındaydı. Biri; göçmen kimlikleriyle var olmaya, diğeri ise savaş ve doğa şartlarına karşı hayatta kalmaya çalışan insanların hikâyelerini anlatan iki filmin ekipleri, gösterimler sonrası seyircilerin sorularını cevapladı.</p>
<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ndeki Ulusal Yarışma filmlerinden “Bağlar, Kökler ve Tutkular”, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’nda seyirci karşısına çıktı. Gösterim sonrası; yönetmen Sunay Terzioğlu, görüntü yönetmeni Serdar Özdemir, yapımcı Yaşar Harzadın ve ortak yapımcı Kemal Genel ile oyuncular Ushan Çakır, Ezgi Yaren Karademir, Barancan Eraslan ve Özgün Çoban seyircilerin sorularını cevapladı. </p>
<p>Bindikleri mülteci botundaki kazadan kurtulan üç kişinin Türkiye’deki hikâyelerini beyazperdeye taşıyan filmin yönetmeni Terzioğlu, kendi göçmenlik geçmişinden de istifade ettiğini söyledi: “1992’de Bulgaristan’dan ailemle göç ettim buraya; 9 yaşındaydım. Beş yıl kaçak yaşadık. O yüzden bildiğim konular, bildiğim mekanlar. Karakterlerime yakın olduğuma ve filmi çekerken de karakterlerime doğru rehberlik ettiğime inanıyorum”</p>
<p>Filmde ‘gerçekçiliğe’ özellikle dikkat ettiklerini ve bunu sağlamak için titizlikle çalıştıklarını belirten yönetmen, “Gerçek mekanlarda çektik, gerçek kostümler bulmaya çalıştık, hatta bit pazarlarını dolaştık, gerçek aksesuarlar aradık” diye konuştu.  </p>
<p>Bu ‘gerçekçi bakış’ı, filmin biçimsel özelliklerinde de sürdürmeyi amaçladıklarını dile getiren Terzioğlu, şunları söyledi: “Film montaj anlamında da farklı bir film; bakan bir göz gibi. Çünkü bu film 30 mm tek lensle çekildi. Çünkü belli bir mesafeden bakmak istedik. Ne yargılamak ne de uzak kalmak istedik. Hiç siyaha düşmüyoruz; başta açılıyor ve jenerikten sonra kapanıyor; gözün açılıp kapanması gibi”</p>
<p>“Sanat tarihine layık bir şeyler çekmek istiyorum”</p>
<p>Terzioğlu, çekimlerde ise gerilla taktiği ile çalışırken çok zorlandıklarından bahsetti: “Basmane’de çekim yaptık. Bir yandan oyuncularımızla çalışırken bir yandan kalabalığı kontrol etmeye çalışıyorduk. Çünkü gerçek mekanlarda, göçmenlerin yaşadığı evlerde çekim yaptık. Onlar odada gündelik hayatlarını yaşarken biz de yan tarafta çekimlere devam ediyorduk. Çekimlere İzmir’de başladık ama Erzincan’da bitirdik. İzmir’de aradığımız doğayı bulamadım. Şuna inanıyorum; sinema kaydedilen anlardır. Okuldan beri öğrendiğim ve yapmak istediğim şey, sanat tarihine layık bir şeyler çekebilmek” </p>
<p>Filmdeki sorunların çözümüne dair fikri sorulan yönetmen, “Hiçbir zaman karamsar bakmadım. Öyle olsaydı şu an bu filmi çekmiş ve karşınızda olamazdım. Yönetmen olarak amacım bu konuyu düşündürtebilmek. Karakterleri bir noktada bırakıyoruz ve sonrasını bilmiyoruz” dedi. </p>
<p>Oyuncu Ezgi Yaren Karademir ise kendi canlandırdığı Hazel karakteri üzerinden aynı soruyu şöyle cevaplandırdı: “Ben Hazel’in çok güçlü bir karakter olduğunu düşünüyorum çünkü başka bir seçeneği yok; güçlü durmak zorunda. Ablayken bir anda anne rolü yükleniyor. Bir yandan kendi özgürlüğünü ararken bir yandan hep engellerle karşılaşıyor. Bu bir son değil sadece onunla ilgilenmeyi bırakıyoruz ve seyirci, karakterin yolunu biraz kendi kafasında çiziyor” </p>
<p>Sinema, hakikati arıyor: Doğudan Fragmanlar</p>
<p>Günün diğer Ulusal Yarışma filmi “Doğudan Fragmanlar”ın gösterim sonrası söyleşisine ise yönetmen Kubilay Erkan Yazıcı, görüntü yönetmeni Vedat Oyan, kurgucu Umut Sakallıoğlu, yapımcı Mahpare Tanın ve oyuncular Güldestan Yüce, Turgay Atalay, Elvin Köse katıldı. </p>
<p>Savaştan kaçan bir kadınla firarî bir Rus generalin birbiriyle kesişen hayatta kalma mücadelelerine tanıklık eden film, yönetmenin kendine özgü üslubuyla dikkat çekti ve yönetmene ilk olarak bu soruldu. Yazıcı, sinema üzerine düşüncelerini ve sinema dilini şöyle açıkladı: “Benim için film sanatı, sanat; özünde bir hikaye anlatma biçimi değil aynı zamanda bir zaman inşâ etme işi. Ben sinemadan zaman-mekân birlikteliği dediğimiz şeyi anlıyorum. Zamanı kronolojik bir akış olarak görmüyorum. Zaman; insanı, düşünmeye, hayal etmeye, hakikatle kendisi arasında bir bağ kurmaya iten bir metafizik varlık esasında. Zamanı yakalayabileceğimiz, ona dokunabileceğimiz tek sanat da sinema ve bu filmde esasen bunu yapmaya çalıştım. Zaman; bir kader alanı, hakikatin temsil bulduğu bir alan ve mekân da oyuncuların içinde gidip geldikleri bir çerçeve değil zamanı inşâ eden, ona gerçeklik kazandıran, onu varlık haline taşıyan bir yer” </p>
<p>Yönetmenin sinema perspektifi doğrultusunda hazırlıkların da uzun sürdüğünü belirten yapımcı Mehpare Tanın, “Önce farklı mevsimlerde dört defa mekânları gezdik. Mekânların o mevsimlerde nasıl göründüğünü görmek istedi. Karın çok yoğun olabileceği, kardan çıkamama ihtimalimizi de öngörerek alternatif mekânlar belirledik” derken görüntü yönetmeni Vedat Oyan da birkaç ay süren bir ‘resim çalışması’ yaptıklarından bahsetti: “Referans aldığımız ressamlar vardı. Birçok ressamla başladık, eleyerek gittik ve günün sonunda Bruegel&#8217;i ayırdık. Bruegel&#8217;in tablolarında da karakter ve mekânın, zamanın içinde eridiğini, hiçliğin içerisinde gittiğini görürüz. Keza bizim karakterlerimiz de sürekli aynı mekânlarda dolanıp duruyor; sıfır çizgisine ulaşma ve bunun içinde erime hali var”</p>
<p>Filmin aslında neredeyse her unsuru, özel olarak en baştan tasarlanmış. Kurgucu Umut Sakallıoğlu bunlardan şöyle anlattı: “Şunun altını çizmek lazım: Arka planda bir savaş meselesi, insanî meseleler var. Film dilinde bunun için o yabancılaşmayı, gerginliği ve tedirginliği hep canlı tutmaya çalıştık. Filmdeki müzik kullanımları da alıştığımız kullanımlardan farklı. Görsel, grafik ve yazı kullanımları da farklı. İç mekânlara girilmemesi de bunların hepsi gibi aynı amaca hizmet ediyor. Bizim sinemamızda çok panoramik resimler vardır ama bazen fon gibi kullanılır. Bu filmde manzaranın da farklı bir kullanımı var; manzara size bir haz veren bir şeyin ötesinde”</p>
<p>Filmde sadece dış mekânlarının olmasının sebebine dair sorulan soruya ise yönetmen şu cevabı verdi: “Benim zihnimde gerçeklik alanı ve onun ötesinde hakikate dair bir tefekkür çizgisi var. Hayatta, algıladığımız gerçekliğin ötesinde hakikat dediğimiz bir şey var. Karakterler mekânların içine girdiğinde benim gerçeklik alanım sınırlanıyor. Var ya da yok, oluyor ya da olmuyor gibi bir duygunun içerisinde, izleyiciyi öncel tedirgin edip sonra görmeye zorlamak istedim. Bu, hakikate dair görme beklentim esasında. Kameramı dışarıda tutarak izleyiciye, o gerçeklikle ilgili sınır koyup ‘bunun ötesi hakikattir, buraya bakmamız gerek’ demek istedim”</p>
<p>“Karakterimi çalışırken değil kara çıktığımda buldum”</p>
<p>Oyuncuların, karakterlerine hazırlanırken yaşadıkları da seyircilerin merak ettiği konulardandı. Güldestan Yüce, “Safiye bugüne kadar oynadığım karakterlerden çok başka bir yerde. Bütün renkleri göğsünde taşıyıp mücadele eden ve inatla yürümeye devam eden bir kadın” şeklinde tarif ettiği karakterine dair en çok zorlandığı şeyin, istemeden de olsa birini öldürmek zorunda kalma fikri olduğunu söyledi. </p>
<p>Elvin Köse ise karakterini tam olarak çalışmalar sırasında değil ‘kara çıktığı zaman’ bulduğunu dile getirdi: “Kara çıktığımızda yani doğanın, dağların ve soğuğun karakterime çok şey kattığını düşünüyorum. Mesela Zeynep&#8217;in kendini yıkadığı o sahnede; evet, oynuyorum ama bir yandan da aslında oynamıyorum”</p>
<p>Anlattıklarına bakılırsa rol için kendini en çok zorlayan ve en çok zorlanan, general rolündeki Turgay Atalay’dı: “Bu general birçok savaşta vurulmuş, birçok insanı öldürmüş, kirli biri. Pek çok film, belgesel izledim, araştırdım, sonunda yönetmenimize ‘benden ne istiyorsunuz?’ diye sordum. Ondan sonra kendimi yönetmene ve doğaya teslim ettim. Artık diyaloglara bir aidiyetle oynamıyordum; ben bir generaldim! Sadece çok yoruldum. Yönetmenimiz, istediğini almak için çok uğraşıyordu” </p>
<p>Güldestan Yüce ise en çok Safiye’den fakat asıl olaraksa kendini doğaya teslim etmekten destek gördüğünü dile getirdi: “Bir hikâyenin içindeyiz ve hikâyenin içindeki kahramanlar başka hikâyeler anlatıyor! Bu filme dair en sevdiğim şey bu. Ama şöyle enteresan bir şey oldu: Filme çalışırken Safiye benimle iletişime geçti, ‘akşamları bana yaz’ dedi. Bir defter tuttum. Hatta bir gün ben çok korkuyordum. Çünkü Mahpare Tanın; koşullar zor olacak, karın içinde olacağız, yükseklere çıkacağız, demişti. Safiye o zaman bana ‘Biz Allah&#8217;ın kızıyız Güldestan, bize hiçbir şey olmaz’ demişti. Ama, diğer arkadaşlarımın da söylediği gibi, doğa o kadar güçlü ki&#8230; Ben, doğanın bu kadar güçlü olduğunu ve insanın, doğa karşısında bu kadar çaresiz kaldığını bizzat orada deneyimledim. En basitinden; karda ses kayboluyor! Görüş mesafesini kapatmak gibi asla ses duyulmuyor”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-portakal-yarisinda-bugun-beyazperdeye-hayatta-kalma-hikayeleri-yansidi-587175">Altın Portakal yarışında bugün beyazperdeye, hayatta kalma hikâyeleri yansıdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 21:55:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aslında]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bağlantı]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[galalarını]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncular]]></category>
		<category><![CDATA[portakal]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587081</guid>

					<description><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, pek çok yapımın, seyirciyle ilk buluşmasına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan ikisi; Gökçen Usta’nın yönettiği “Bağlantı Hatası” ile Ali Altınöz’ün yönettiği “Gündüz ve Gece”ydi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081">&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, pek çok yapımın, seyirciyle ilk buluşmasına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan ikisi; Gökçen Usta’nın yönettiği “Bağlantı Hatası” ile Ali Altınöz’ün yönettiği “Gündüz ve Gece”ydi. </p>
<p>Akran zorbalığını konu alan “Bağlantı Hatası”nın, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’ndaki gösterimin ardından film ekibi, seyircilerin sorularını cevapladı. Söyleşiye; yönetmen Gökçen Usta ve yapımcı Ömer Faruk Sorak ile genç oyuncular Asena Keskinci, Derinsu Sorak, Utku Coşkun, Fatih Berk Şahin, Arda Akgenç, Arda Görgen, Oğulcan Çiftçioğlu ve Doğum Özüm katıldı. </p>
<p>“Zorbalık da çözümü de ailede başlar”</p>
<p>Senaryoyu birkaç kez baştan yazdıklarını ancak her seferinde yolun ‘aile’ye çıktığını gördüklerini dile getiren yönetmen Usta, “Sonunda filme, ‘zorbalık ailede başlar’ cümlesiyle devam ettik. Ama çözümü de ailede başlar! Araştırmalar gösteriyor ki zorbalığa uğrayan ya da zorbalık yapan çocuklar, aileleriyle en az 6 ay terapiye gittiklerinde çözüme ulaşılıyor” diye konuştu. Usta, filmin adının da buna işaret ettiğini belirterek “Filmimizin adı da bu yüzden Bağlantı Hatası; yani aileyle kurulan sevgi bağının, iletişim bağının kopmasından kaynaklı” dedi. </p>
<p>Filmin yapımcılarından, aynı zamanda yönetmen kimliğiyle tanınan Ömer Faruk Sorak ise akran zorbalığının çok hızlı yayıldığına dikkat çekerek “Filmi yaptığımız dönemle bugün arasındaki farkı görünce bizim filmin çok soft kaldığını düşünüyorum” diye konuştu. Sorak, sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“2006’da ‘Sınav’ filmini çekmiştik; üniversite sınavına giren çocukların gelecek kaygısıyla ilgili bir filmdi. Ama o günden bugüne Türkiye&#8217;de gençlik o kadar başka bir yere evrildi ki! Şu an; geleceğinin farkında bile olmayan, ânı yaşayan ve ânı da aslında o olmadığı halde, ‘mış gibi’ yaşayan bir kitle oluştu” </p>
<p>“Sorun, ekonomik değil” </p>
<p>Filmdeki hikâyenin bir devlet okulunda değil de özel okulda geçmesini özellikle tercih ettiklerini söyleyen Sorak, bu tercihin sebebini de şöyle açıkladı: </p>
<p>“Çünkü ekonomik seviyesi iyi olan ebeveynlerin, çocuklarına okul, servis parası verip ceplerine harçlıklarını koyduklarında görevlerinin bittiğini sanan ebeveynlerin de derdi bu. Özellikle özel okul seçtik ki ekonomik durumu iyi olmayan ebeveynler ve çocukların, ‘paramız olsaydı böyle şeylerin yaşanmadığı okullarda eğitim alırdık’ gibi bir hayali varsa bunun, büyük ölçüde gerçek olmadığını bilsinler” </p>
<p>“Bu film Z kuşağının gururu olmalı”</p>
<p>Filmde hem zorbalık yapan hem de zorbalığa uğrayan çocukları canlandıran genç oyuncularsa kendi tecrübelerinin filmdekinden çok da farklı olmadığını açıkladı:</p>
<p>Asena Keskinci: Senaryoyu okuduğumda dedim ki ben Eylül olmalıyım. Eylül sayesinde aslında bir katarsis yaşayacaktım. Çünkü bizim lisemiz filmdeki liseye o kadar benziyordu ki… Ben de o lisenin mağdurlarından biriydim; sözlü tacizden fiziksel şiddete kadar çok normalleşmişti bizim okulda. Ben bu zorbalığın ne demek olduğunu ve bunun karşısında o çaresizliğin ne demek olduğunu, insanın, annesiyle dahi bunu paylaşamıyor olmasının ne demek olduğunu çok iyi bilen birisiyim. İnsan annesiyle bile paylaşamazken biz bunun filmini yaptık. Z kuşağının gururu olmalıdır bu film. </p>
<p>Derinsu Sorak: Bence liseden önce ortaokulda da bazı şeyler çok normalleşmişti. Eğitim hayatımı çok etkilemişti, okula gitmek istemiyordum bir dönem. Yakın arkadaşlarımın zorbalık yüzünden sakatlandığına dahi şahit oldum, bazıları okul değiştirmek zorunda kaldı. Bu işi okuduğumda heyecanlandım. Çünkü İrem karakteri bana aşırı zıt ama aynı zamanda benzediğimiz yerler de buldum. Zorbalık yapmadım ama zorbalık yapan birinin de nasıl problemlerle savaştığını gördüm; aynanın o yüzünü de görmek güzel oldu. </p>
<p>Utku Coşkun: Benim lisemde de bazı şeyler fazlasıyla normalleştiriliyordu. Hatta ben bundan dolayı sene sonunda okul değiştirdim. Bir arkadaşım vardı, çocuğu zorbalıyorlardı. “Niye yapıyorsunuz?” dediğimde &#8220;Genciz biz, böyle şakalar olur” deniyordu. Ama o şaka değil; çok zarar verici yerlere gidebiliyor fakat kimse umursamıyordu. </p>
<p>“Lütfen ses çıkarın, ‘dur’ deyin!”</p>
<p>Fatih Berk Şahin: Ben biraz zorbaydım lisedeyken. Çünkü farkında değildim. Ne güzel ki şu anda bu konuyu açıklıkla konuşabiliyoruz ve insanlar aslında istemeden birbirlerine yaptıkları kötülüklerin farkına varabiliyor; bu çok kıymetli. </p>
<p>Arda Akgenç: Görmezden geldiğin zaman bir şeyler değişmiyor. Susmaya, görmemeye çalıştım ama görmediğinde bitmiyor; tersine bazen cesaret kazandırabiliyor karşı tarafa. O yüzden insanların birbirini kollaması lazım. Belli sınırlar aşıldığında sesini çıkarıp ‘dur’ demek lazım. Lütfen sesinizi duyurun!</p>
<p>Arda Görgen: Ben zorbalayan da zorbalanan da değildim. Ama yakın arkadaşlarım zorbalayan taraftaydı. Ben onlarla sadece eğleniyordum. Utku&#8217;nun da dediği gibi çünkü aklım ermiyordu. </p>
<p>Oğulcan Çiftçioğlu: Zorbalık bulaşıcı bir şey aslında. </p>
<p>Doğum Özüm: Ben de zamanında birçok kez kilomdan dolayı zorbalığa uğradım. Ama o zaman da hiçbir zaman yapmadığım gibi umutsuzluğa kapılmadım. </p>
<p>İzmir’in köyünde imece usulü bir film: Gündüz ve Gece </p>
<p>Altın Portakal’da günün ikinci galası, “Gece ve Gündüz”dü. yönetmen Ali Altınöz ile oyuncular Muttalip Müjdeci, Özgür Cem Tuğluk ve Gülşah Büktür, AKM Perge Salonu’ndaki gösterimin ardından gerçekleşen söyleşiye katıldı. </p>
<p>Annesinin intiharının ardından memleketine dönen Tufan’ın, bir şeyleri değiştirme çabasının umutsuz hikayesini anlatan hikâyeyi, filmin kurgusunu da yapan Ataberk Kuru ile ortaya çıkardıklarını söyleyen Altınöz, süreci şöyle anlattı: </p>
<p>“Ataberk&#8217;le Bolu&#8217;nun Mudurnu ilçesinde ‘hadi bir hikaye anlatalım, bir şeyler yapalım’ diye başlamıştık. Eski bir film vardır ya &#8220;Taşların Sırrı&#8221;; öyle bir şey yapalım istedik. 3 senelik bir hikayeydi”</p>
<p>“Gülşen’i çocukluğumdan tanıyorum”</p>
<p>Role hazırlanma süreçlerini paylaşan, oyunculardan Muttalip Müjdeci, “Bir Anadolu hikayesi. Çok zor şartlarda ama imece usulü, birlik olarak çalıştık” derken Gülşah Büktür; canlandırdığı, çoklu kişilik bozukluğundan muzdarip olduğu için ahıra kapatılan Gülşen karakteri için çocukluk hatıralarından yararlandığını anlattı: “Bilecik&#8217;te ben çocukken bir kız çocuğu vardı ve eve bağlıyorlardı maalesef. Çok etkilenmiştim; o kızın görüntüsünü hiç unutmuyorum. Salonun ortasında bağlı bir şekilde ve çıkardığı sesler vesaire&#8230; Oradan bir bağ kurdum Gülşen karakteriyle. Benim için çok bildik tanıdık bir hikayeydi Gülşen&#8217;inki” </p>
<p>Oyunculardan Özgür Cem Tuğluk ise çekimleri gerçekleştirdikleri köy ortamından bahsederek “Sanırım burada çoğumuz, şehirde yaşayan insanlarız ve köyün dinamiklerinin ne kadar farklı olduğunu bu filmde gördük. Bazı şeyler bize yanlış veya farklı görünebilir ama o şartlar içindeki, o dinamikler içindeki değer yargıları farklı” dedi. Tuğluk, canlandırdığı Davur karakteri içinse “Davut&#8217;un da kendine göre doğru ve yanlışları var ve çok köşeli, sert bir karakter. Aslında özünde iyi bir insan ve iyilik yapmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu. </p>
<p>Çekimlerin köyde gerçekleştirilmesinin avantaj ve dezavantajları sorulduğunda ise oyuncular köyün avantajları üzerinde hemen hemen hemfikirdi. “Aslında bir yönden çok çok iyi; trafik yok” diyen Müjdeci’nin tercihini etkileyen bir diğer şey de çay tiryakisi olması olmuş: “Köydeki kahveden hiç gitmeyeyim istedim. Çaycıyımdır biraz; adam da çok güzel çay yapıyordu! Şahsen İstanbul dışında film çekmeyi çok seviyorum. Neresi olursa olsun yeter ki İstanbul dışında olsun” Tuğluk da “Karaktere girmek çok daha kolay. Çünkü kesintisiz bir süre bilfiil orada yaşıyorsunuz ve kendi adıma biraz daha rahat çıkıyor karakter” sözleriyle rol arkadaşını destekledi. Büktür ise köyün kadınlarıyla kurdukları ve zaman içinde ilerleyen dostluklarının, motivasyon adına büyük katkısı olduğunu dile getirdi. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081">&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modanın kalbi İzmir&#8217;de atıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/modanin-kalbi-izmirde-atiyor-585928</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 16:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atıyor]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[Hazır Giyim]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[modanın]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[tekstil]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fuar İzmir’de eş zamanlı olarak düzenlenen INTERMODA Ayakkabı ve Çanta Fuarı ile Fashion Prime-8. Tekstil, Hazır Giyim Tedarikçileri ve Teknolojileri Fuarı törenle ziyarete açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modanin-kalbi-izmirde-atiyor-585928">Modanın kalbi İzmir&#8217;de atıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fuar İzmir’de eş zamanlı olarak düzenlenen INTERMODA Ayakkabı ve Çanta Fuarı ile Fashion Prime-8. Tekstil, Hazır Giyim Tedarikçileri ve Teknolojileri Fuarı törenle ziyarete açıldı. Törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, tekstil sektörünün zor bir dönemden geçtiğini ancak umutsuz olmadığını belirterek, “Türkiye, bir tekstil ülkesi.  Tekstil ve hazır giyim sektörleri, yıllardır bu ülkenin üretim omurgası olmuştur. Geçen yıl 38 ülkeden 7 bin 753 ziyaretçiyi ağırlayan fuarımız bu yıl daha da büyüdü, uluslararası ölçekte dikkat çekmeye devam ediyor. Tüm zorlukları aşacak güce sahibiz. Fuarlar, geçmişte olduğu gibi bugün de İzmir’in geleceğini inşa etmeye devam edecek” dedi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından bu yıl 8. kez düzenlenen Fashion Prime- Tekstil, Hazır Giyim Tedarikçileri ve Teknolojileri Fuarı ile birlikte eş zamanlı düzenlenen INTERMODA Ayakkabı ve Çanta Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ev sahipliğinde yapılan Fashion Prime Fuarı’nın açılışına Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Yalçın Ata, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Kızılgüneşler, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları, oda, dernek, sivil toplum kuruluşları, moda sektörünün temsilcileri ile yabancı konuklar katıldı. Fashion Prime, kumaşlardan oluşan tasarımların defilesiyle başladı. </p>
<p><strong>“Dikkat çeken bir merkez olma yolunda emin adımlarla ilerliyor”</strong><br />Törende yaptığı konuşmada aynı gün açılışını yaptıkları fuarlara dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “İzmir’in üretim gücünü, yaratıcılığını ve tasarım yeteneğini bir kez daha dünyaya gösterdiğimiz çok özel günler yaşıyoruz. FASHİON PRİME &#8211; 8. Tekstil, Hazır Giyim Tedarikçileri ve Teknolojileri Fuarı’na ev sahipliği yapmaktan büyük onur duyuyoruz. Kumaşın dokusundan konfeksiyonun estetiğine, yan sanayinin inceliğinden hazır giyim teknolojilerinin yeniliklerine kadar her detay burada buluştu.  Fuar, İzmir’in tarihindeki dokuyu, çağdaş bir yorumla bugüne getiriyor. Geleceğin modasını şekillendirecek bir yaratıcılık alanı niteliği taşıyor. FASHİON PRİME, geçen yıl 38 ülkeden 7 bin 753 ziyaretçiyi ağırlamıştı. Bu yıl daha da büyüdü. Bu kez gelinlik, abiye ve damatlık üretiminde kullanılan kumaşlar ve aksesuarlar ön planda. Bu temayla birlikte FASHİON PRİME, uluslararası ölçekte dikkat çeken bir merkez olma yolunda emin adımlarla ilerliyor” dedi.</p>
<p><strong>“Sektörün en önemli buluşma noktalarından biri olmaya devam edecek”</strong><br />Fuarların sektöre yeni fırsatlar sunacağını kaydeden Başkan Tugay, “Burada kurulan ticari bağlar, 2026 yılında düzenlenecek IF Wedding Fashion İzmir Fuarı’na da doğrudan katkı sağlayacak. Yani bugün buradaki her adım, İzmir’in moda ekosistemini büyüten zincirin halkası olacak. Fuar süresince defileler, B2B iş görüşmeleri ve sektör buluşmaları, üreticilerimize yeni fırsatlar sunacak. Ben inanıyorum ki Fashion Prime, önümüzdeki yıllarda da sektörün en önemli buluşma noktalarından biri olmaya devam edecek” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Zorlukları aşacak güce sahibiz”</strong><br />Hazır giyim ve tekstil sektörünün zor günlerden geçtiğini söyleyen Tugay, “Birkaç yıl önce 21 milyar dolar olan ihracatımızın bu yıl 17 milyar dolarda kalması bekleniyor. Sanayi ihracatında genel bir artış varken hazır giyim bu ivmenin gerisinde kaldı. Payımız yüzde 8,7’ye düştü. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin ihracatı da yüzde 8 azaldı, 1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Yılı 1,3 milyar dolar civarında kapatacağız, oysa geçen yıl 1,4 milyar dolara ulaşmıştık. İstihdamda da benzer bir tablo var. İmalat sanayisindeki istihdam kaybının yüzde 35’i hazır giyim ve konfeksiyondan kaynaklanıyor. SGK verileriyle; 2022 sonunda sektörde 1,2 milyon kişi çalışırken bugün bu sayı 903 bine indi. Yani sektörde son iki buçuk yılda 300 bin kişi işini kaybetti. Bu, ülkemiz için ciddi bir uyarı niteliğinde. Dünya hazır giyim ticareti 2024’te 612 milyar dolara ulaştı. Ama Türkiye’nin payı gerileyerek 2025 ortasında yüzde 2,96’ya inerek geriledi. Bu, son 35 yılın en düşük oranı. Bunun nedeni, artan maliyetlerin satış fiyatlarına yansıtılamaması. Bu tablo, ihracatta ve üretimde bir yeniden yapılanma ihtiyacını açıkça ortaya koyuyor. Elbette zor bir dönemden geçiyoruz ama ben umutsuz değilim. Türkiye, bir tekstil ülkesi. Tekstil ve hazır giyim sektörleri, yıllardır bu ülkenin üretim omurgası olmuştur. Zorlukları aşacak güce sahibiz” dedi.</p>
<p><strong>“Üretimin yanındayız”</strong><br />Yeşil üretim, dijitalleşme, yapay zekâ ve inovasyon alanlarında ciddi bir dönüşüm yaşandığını kaydeden Başkan Tugay, “Buna ayak uydurmak zorundayız. Bu süreç, rekabet gücümüzü yeniden artıracak. Küresel olarak 2025’te düşük büyüme beklense de 2025-2029 arasında dünya hazır giyim üretiminde yüzde 4’ün üzerinde artış öngörülüyor. Bizim hedefimiz, bu büyümeden yeniden pay almaktır. Hazır giyim sektörü, Türkiye’de aynı zamanda istihdamın sigortasıdır. Üretimden kopmadığımız, insanımızı işte tuttuğumuz sürece bu ülke kaybetmez. Bu ülkenin işe, aşa, yatırıma, daha fazla istihdam alanlarına ihtiyacı var. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üretim yapan herkesin yanında durmakta kararlıyız. Üreticilerimiz, tasarımcılarımız, iş insanlarımızla birlikte projeler üreteceğiz. Fuarlar, geçmişte olduğu gibi bugün de İzmir’in geleceğini inşa etmeye devam edecek. Fashion Prime da bu vizyonun güçlü bir parçasıdır” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“Biz Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ne ve büyük milletimize inanan insanlarız”</strong><br />Başkan Tugay, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:<br />“Yeniliğe ihtiyaç var, dünyada ilerleyen gelişmelere, inovasyon kültürüne ayak uydurmaya ihtiyacımız var. Toplumun her kesimi, tüm kurumlarıyla bu gelişimin ve değişimin bir parçası olmalı. Her bir sektörümüzün bu bakış açısıyla bakması lazım. Biz Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ne ve büyük milletimize inanan insanlarız. Sizlerin de inandığınızı biliyorum. İzmir üretsin, üretmeye devam etsin, daha çok üretsin ve Türkiye kazansın, hepimiz kazanalım.”  </p>
<p><strong>Gelinlik, abiye ve damatlık kumaşları öne çıkıyor</strong><br />Fashion Prime-8. Tekstil, Hazır Giyim Tedarikçileri ve Teknolojileri Fuarı, 24 Ekim’e kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Bu yıl fuarın öne çıkan teması gelinlik, abiye ve damatlık üretiminde kullanılan kumaş ve aksesuarlar. Türkiye’nin ve İzmir’in, gelinlik, abiye ve damatlık üretimindeki güçlü konumu da fuarı uluslararası ölçekte destekleyip cazip hale getirecek. Katılımcı firmalar en yeni koleksiyonlarını hem yurt içinden hem de yurt dışından gelen profesyonel ziyaretçilerle buluşturma fırsatı bulacak. Bu yıl özellikle Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, Bosna-Hersek, İtalya, Kosova, Mısır, Nijerya, Polonya, Romanya, Rusya, Sırbistan ve Ukrayna gibi ülkelerden yoğun ziyaretçi katılımı bekleniyor.</p>
<p><strong>Ayakkabıda son moda INTERMODA SHOES </strong><br />AKORT Tanıtım Organizasyon ve Fuarcılık tarafından; Ege AYSAD ve İzmir Ayakkabıcılar Odası iş birliğiyle, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ticaret Odası, İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, AYKÜSAN ve İzmir İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği desteğiyle düzenlenen INTERMODA SHOES Ayakkabı Fuarı 24 Ekim’e kadar devam edecek. Bu yıl ilk kez düzenlenen fuar en yeni ve en renkli koleksiyonların sergileneceği, ayakkabı modasının geleceğine yön verecek bir buluşma noktası olacak. Yapılan uluslararası tanıtım çalışmaları ve alım heyeti programları neticesinde, 30 farklı ülkeden 100’e yakın yabancı alıcının fuarı ziyaret etmesi planlanıyor. Ayrıca 100’ün üzerinde markanın ve yüzlerce ürünün yer aldığı fuar, Türk ayakkabı ihracatının gelişmesine ve sektörün dış ticaret hacminin artmasına önemli katkılar sağlayacak. Fuar kapsamında, yerli ve yabancı firmalar arasında iş görüşmeleri de organize edilecek.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modanin-kalbi-izmirde-atiyor-585928">Modanın kalbi İzmir&#8217;de atıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne ve Anne Adayları Bir Yılda 3 Bin 612 Defa &#8216;Anne Taksi&#8217;yi Kullandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-ve-anne-adaylari-bir-yilda-3-bin-612-defa-anne-taksiyi-kullandi-585762</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 09:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Taksi]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[defa]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[taksi]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585762</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi’nin, anne ve anne adaylarının ev ve hastane arası ulaşımlarını ücretsiz, güvenli ve konforlu bir şekilde gerçekleştirmek amacıyla hayata geçirdiği ‘Anne Taksi’ bir yılda 3 bin 612 defa hizmet verdi.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-ve-anne-adaylari-bir-yilda-3-bin-612-defa-anne-taksiyi-kullandi-585762">Anne ve Anne Adayları Bir Yılda 3 Bin 612 Defa &#8216;Anne Taksi&#8217;yi Kullandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi’nin, anne ve anne adaylarının ev ve hastane arası ulaşımlarını ücretsiz, güvenli ve konforlu bir şekilde gerçekleştirmek amacıyla hayata geçirdiği ‘Anne Taksi’ bir yılda 3 bin 612 defa hizmet verdi.  </p>
<p><b>Kemal Çebi: Vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıracak projeler üretmeye devam edeceğiz</b></p>
<p>Anne Taksi ile birçok kadına destek olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, ‘’Bu projeyi hayata geçirirken amacımız anne ve anne adaylarının bu zorlu ve heyecanlı sürecinde yanlarında olmak, bu süreci rahat geçirmelerini sağlamaktı. Anne Taksi’nin bir yılda 3 bin 612 kez kullanılmış olması ne kadar gerekli ve önemli bir proje olduğunu kanıtladı. Sosyal belediyecilik anlayışımızla kadın, erkek, genç, yaşlı ve çocuk demeden tüm vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıracak projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz’’ dedi.</p>
<p><b>Arzum Albayrak: Anne Taksi ayağımı yerden kesti</b></p>
<p>Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşayan Arzum Albayrak, ‘’Dört tane çocuğum var, üç ay önce ikizlerim dünyaya geldi. Üç aydır Anne Taksi hizmetini kullanıyorum. İkiz çocuğumla olan zorlu sürecimde bu hizmet ayağımı yerden kesti. Taksiler pahalı, dolmuşları kullanamıyoruz. Anne Taksi ile ücretsiz hastaneye gidip gelebiliyorum. Belediye Başkanımız Kemal Çebi’ye çok teşekkür ederim’’ dedi.</p>
<p>Üç aylık bebeği olan Duygu Erdem de, ‘’Anne Taksi’yi bir yakınımdan öğrendim ve hamileliğimin dördüncü ayından beri kullanıyorum. Hamileliğin vermiş olduğu zorluklar, şeker ve tansiyon düşmesi nedeniyle iki araç değiştirip hastaneye gitmekte baya zorlanmaya başlamıştım. Anne Taksi’yi kullanmaya başladıktan sonra kolaylıkla tüm kontrollerime gittim. Bu hizmetten çok memnunum, teşekkür ederim’’ diye konuştu.</p>
<p>Halkalı Merkez Mahallesi’nde ikamet eden Yüsranur Erarslan ise, ‘’İki çocuğum var biri henüz 45 günlük. Bebeğim doğduğundan beri Anne Taksi’yi kullanıyorum. Ulaşım çok zor ve bebeğimde çok küçük bu yüzden bu hizmeti tercih ediyorum ve çok memnunum. Anne Taksi hem konforlu, hem de ücretsiz. Anne ve anne adaylarına bu hizmetten yararlanmalarını tavsiye ediyorum’’ dedi.</p>
<p>‘Anne Taksi’den Küçükçekmece’de ikamet eden kadınlar, hamileliğinin 16. haftasından itibaren bebekleri 6 aylık olana kadar yararlanabiliyor. Hastanelerin Kadın Doğum ve Çocuk Polikliniği’nde randevusu bulunan anne ve anne adayları refakatçileri ile birlikte, bu hizmete özel hazırlanmış toplam dört adet özel araçla evlerinden alınıp hastaneye götürülüyor, ardından tekrar hastaneden evlerine ulaşımları sağlanıyor.</p>
<p>Anne Taksi hizmetinden yararlanmak isteyenler, hafta içi 08:30-17:00 saatleri arasında 444 4 360 /2663 numaralı telefonu arayarak randevularını oluşturabilirler.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-ve-anne-adaylari-bir-yilda-3-bin-612-defa-anne-taksiyi-kullandi-585762">Anne ve Anne Adayları Bir Yılda 3 Bin 612 Defa &#8216;Anne Taksi&#8217;yi Kullandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Türkiye Ayağa Kalktığında Gücünün Ne Olduğunu Herkes Tekrar Gördü&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-ayaga-kalktiginda-gucunun-ne-oldugunu-herkes-tekrar-gordu-583554</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Oct 2025 16:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayağa]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gücünün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalktığında]]></category>
		<category><![CDATA[Kon]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583554</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Kariyer Destek Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen "Kademe Kariyer Zirvesi 2025" programında gençlerle buluştu.  Başkan Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman gençlerin yanında olduklarını ve her türlü fikre açık olduklarını ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-ayaga-kalktiginda-gucunun-ne-oldugunu-herkes-tekrar-gordu-583554">Başkan Altay: &#8220;Türkiye Ayağa Kalktığında Gücünün Ne Olduğunu Herkes Tekrar Gördü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Kariyer Destek Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen &#8220;Kademe Kariyer Zirvesi 2025&#8221; programında gençlerle buluştu.  Başkan Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman gençlerin yanında olduklarını ve her türlü fikre açık olduklarını ifade etti. Konuşmasında Filistin’de İsrail’in katliamlarına ve yaşanan barış sürecinde Türkiye’nin rolüne değinen Başkan Altay, “Dünya üzerinde 2 yıldan fazla bir süredir canlı yayında yüz binlerce insan katledildi ve maalesef birçok hükümet buna sessiz kaldı. Ama insanlığın vicdanını ne kadar baskılarsanız baskılayın sokaklarda, meydanlarda, kendini gösterdiğine şahit olduk. Bu bir devrimin işaretidir. Bu kadar kanla, bu kadar gözyaşıyla bu zulüm düzeni asla devam etmez. Dünya üzerindeki büyük değişimler mutlaka büyük olayların sonucunda oldu ve dünyada büyük bir değişim dalgası geliyor. Bu değişim herkesi etkilediği gibi bizi ve ülkemizi de etkileyecek. Onun için bir taraftan buna hazır olmamız bir taraftan bunun bize yüklediği sorumluluğun da farkında olmamız gerekiyor” dedi. Savunma sanayisinin güçlendirilmesinin yanı sıra başka alanlarda da güçlü olunması gerektiğine vurgu yapan Başkan Altay, “Artık bir ringe çıktık, ya bu maçı kazanacağız ya da tarihin tozlu sayfalarında yerimizi alacağız. Çünkü artık Türkiye ayağa kalktığında gücünün ne olduğunu herkes tekrar gördü aslında. Onun için öncelikle aramızdaki ihtilafları bırakıp güçlü ve büyük Türkiye için hep birlikte çalışmak zorundayız” dedi.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi Kariyer Destek Eğitim Merkezi (KADEME) tarafından düzenlenen &#8220;Kademe Kariyer Zirvesi 2025&#8221; programına katıldı.</p>
<p>Selçuklu Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen zirvede konuşan Başkan Altay, Konya’nın insan merkezli bir şehir olduğunu belirterek, “Bugün gelinen noktada 5 üniversitede 130 bin üniversite öğrencisi ile Türkiye&#8217;nin en dinamik şehirlerinden birisi Konya ve bu 130 bin öğrencimizin neredeyse yarıdan fazlası Konya&#8217;ya diğer şehirlerden gelen gençler. Dolayısıyla biz üniversitelerimizin şehre ne kattığının farkındayız. Biz de Konya Büyükşehir Belediyesi olarak üniversite eğitiminizin başlangıcından sonuna kadar yanınızda olmak için çeşitli faaliyetler yürütüyoruz ve bu faaliyetlerimizin merkezinde de Gençlik Meclisimiz var, Kademe var. Aslında bütün amaç sizin kişisel gelişiminize katkı sunabilmek” dedi. </p>
<p><strong>“ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİMİZİN ŞEHRİMİZE VE ÜLKEMİZE KATKI SUNMASINI SAĞLAMAYI AMAÇLIYORUZ”</strong></p>
<p>Konya’nın Türkiye&#8217;de önemli bir rol üstlenmeye hazırlandığına dikkati çeken Başkan Altay, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu rol sadece siyasi değil, sadece sosyal değil, sadece kültürel değil. Aslında bir liderlik etme yolculuğuna çıkıyoruz hep beraber. Çünkü Konya&#8217;nın bu potansiyeli var. Özellikle şehircilik konusunda gelinen nokta artık tüm Türkiye&#8217;deki belediyelerin gelip Konya&#8217;da ‘Konya Modeli Belediyeciliği’ anlamaya, öğrenmeye çalıştığı bir model var. Ama biz sadece belediye hizmetleri ile öne çıkarak şehrimizi lider haline getiremeyiz. Her noktada iyi yolda olmak zorundayız. Şehrin takımının Süper Lig&#8217;de olması lazım, üniversitelerin süper ligde olması lazım, sanayisinin süper ligde olması lazım. En önemlisi de şehri ne kadar geliştirirsek geliştirelim eğer istihdam oluşturamıyorsak insanların bu şehirde kalmasının hiçbir anlamı yok. Dolayısıyla bir taraftan nitelikli insan kaynağını yetiştirmeli, bir taraftan da nitelikli insan kaynağını çalıştırabilecek, nitelikte iş imkanları sunabilecek tesisler oluşturmak zorundayız. Bunun için yoğun bir çaba ve gayret içerisindeyiz. Bir taraftan şehrin ekonomisini, ticaretini geliştiriyoruz, bir taraftan da üniversite öğrencilerimize çeşitli etkinlikler yaparak onların ileride şehrimize ve ülkemize katkı sunmasını sağlamayı amaçlıyoruz.”</p>
<p><strong>“HER TÜRLÜ FİKRE AÇIĞIZ, HER KONUDA ÇALIŞMA YAPMAYA HAZIRIZ”</strong></p>
<p>Gençler için hayata geçirilen birçok kıymetli projenin önemine değinen Başkan Altay, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kapsül Teknoloji Platformu Türkiye’ye örnek gösterilen bir marka haline geldi. Sosyal İnovasyon Ajansı’mız özellikle sosyal bilimlerde fikir üretmek isteyen arkadaşlarımız için yine bir marka haline dönüştü. Şimdi yeni Atmosfer’de başladığımız Divizyon arkadan hızla geliyor. Dolayısıyla baktığınızda aslında yapmaya çalıştığımız şey ilgi alanınızda kendinizi geliştirebilmek için önce mekanlar, sonra fikirlerden oluşan bir yapı inşa edebilmek. Bunu yaparken de gençlerimizin sunduğumuz imkanlarla çözümleri kendilerinin üretmesini sağlamak. Bunları niye gerçekleştiriyoruz? Hepsi sizin için. Şunun da farkındayız; biz ne kadar çalışırsak çalışalım, ne kadar vizyon ortaya koyarsak koyalım siz katılım sağlamazsanız bunun bir anlamı yok.  Şunu bilin ki Konya Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman yanınızdayız. Her türlü fikre açığız, her konuda çalışma yapmaya hazırız ama bunun için sizin de talepkar olmanız gerekiyor.”</p>
<p><strong>“2 YILDAN FAZLA SÜREDİR CANLI YAYINDA YÜZBİNLERCE İNSAN KATLEDİLDİ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, son olarak Gazze’de İsrail’in katliamlarına ve barış sürecine değinerek, “Bir barış ortamı, ateşkes ortamı olacak gibi görünüyor ama yaşadıklarımızı asla unutmamamız lazım. Dünya üzerinde 2 yıldan fazla bir süredir canlı yayında yüzbinlerce insan katledildi ve dünyada maalesef birçok hükümet sessiz kaldı. Ama insanlığın vicdanını ne kadar baskılarsanız baskılayın sokaklarda, meydanlarda, kendini gösterdiğine şahit olduk. Bu bir devrimin işaretidir. Dünya yeni bir şeye hazırlanıyor. Bu kadar kanla, bu kadar gözyaşıyla bu zulüm düzeni asla devam etmez. Dünya üzerindeki büyük değişimler mutlaka büyük olayların sonucunda oldu ve dünyada büyük bir değişim dalgası geliyor. Bu değişim herkesi etkilediği gibi bizi ve ülkemizi de etkileyecek. Onun için bir taraftan buna hazır olmamız bir taraftan bunun bize yüklediği sorumluluğun da farkında olmamız gerekiyor. Ülkemiz, son dönemlerde Rusya-Ukrayna savaşında sergilediği dengeli tutumu ve Gazze meselesindeki tutumuyla tüm dünyada bir barış masası varsa onun etrafında olmayı başardı. Ama söylediğimiz bir şey var, bir Hadis-i Şerif’ten. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; ‘bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle düzeltiniz, düzeltemiyorsanız dilinizle düzeltiniz, düzeltemiyorsanız kalbinizle buğz edin ki, bu imanın en zayıfıdır.’ Biz son 20 yılda yaptıklarımızla artık bir şeyleri dilimizle düzeltmeyi başarabildik. Sesli bir şekilde tepkimizi dünyaya söyledik. Hatırlarsanız 8 Ekim sabahı Sayın Cumhurbaşkanımız; ‘Hamas bir terör örgütü değildir’ dedi. Dünyada birçok kişi bu fikirde değildi. Aradan iki yıl geçti, herkes aynı noktaya geldi ama şimdi ülke olarak başka bir yere gitmek zorundayız. Bir kötülük gördüğümüzde elimizle düzeltecek güce ulaşmak zorundayız. Dünyanın buna ihtiyacı var, insanlığın buna ihtiyacı var ve bu potansiyeli olan başka bir ülke de yok coğrafyamızda” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“TÜRKİYE AYAĞA KALKTIĞINDA GÜCÜNÜN NE OLDUĞUNU HERKES TEKRAR GÖRDÜ”</strong></p>
<p>Savunma sanayisinin güçlendirilmesinin yanı sıra başka alanlarda da güçlü olunması gerektiğine vurgu yapan Başkan Altay, “Aynı zamanda bilgi üretmek zorundayız,  sosyal konularda fikir üretmek zorundayız, felsefe yapmak zorundayız. Bütüncül olarak eğer güçlü bir ülke haline gelirsek hem kendi yaşam standartlarımızı yükselteceğiz hem de tüm dünyada insanların bizden beklediği daha huzurlu ve daha güvenli bir dünyanın inşasına katkı sunacağız. Bundan başka çaremiz yok. Artık bir ringe çıktık, ya bu maçı kazanacağız ya da tarihin tozlu sayfalarında yerimizi alacağız. Bundan sonra ‘biz geri duruyoruz’ desek de hiç kimse buna imkan sunmaz. Çünkü artık Türkiye ayağa kalktığında gücünün ne olduğunu herkes tekrar gördü aslında. Onun için öncelikle aramızdaki ihtilafları bir bırakıp güçlü ve büyük Türkiye için hep birlikte çalışmak zorundayız” dedi.</p>
<p><strong>“ÇOK ÇALIŞMAK ÇOK GAYRET ETMEK ZORUNDAYIZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, Türkiye’nin geleceği için birlik ve beraberliğin öneminde dikkati çekerek, “Türkiye&#8217;nin geleceği için bir noktada durmayı, birlikte çalışmayı ve ülkemizi gelecekte büyük ve güçlü bir Türkiye haline getirmeyi hep birlikte başarmak zorundayız. Burada 86 milyon insanın emeğine ihtiyacımız var, 86 milyon insanın birliğine ihtiyacımız var, 86 milyon insanın gücüne ihtiyacımız var. Kimseyi ötekileştiremeyiz, hiç kimseyi geride bırakamayız. Bu uzun ince zor ve zahmetli bir yol. Hiç kimse size hak etmediğiniz bir gücü vermez, bu hayatınızda da böyledir. İnsan dünyada anca çalıştığının karşılığını alacaktır buyuruluyor. Dolayısıyla çok çalışmak çok gayret etmek zorundayız” diye konuştu.</p>
<p><strong>GENÇLER VE FARKLI SEKTÖRLERDEN ÖNDE GELEN İSİMLER BİR ARAYA GELDİ </strong></p>
<p>“Geleceği Konuşmuyoruz, Kuruyoruz!” mottosuyla gerçekleştirilen KADEME Kariyer Zirvesi’nde, Help Steps Kurucusu Gözde Venedik, Girişimci ve Yazar Cihan Buğdaycı, Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy, Kon TV Haber Spikeri Kübra Aktaş, THY Sosyal ve İdari İşler Başkanı İbrahim Hünkar Han Çelikhatipoğlu, Turkcell Atmosware Genel Yöneticisi Atilla Yıldız, TUSAŞ Kariyer ve Yetenek Yönetimi Müdürü Gözde Güngör Açanal, Vizyon Koleji Kurucusu Abdulkadir Özbek, Lokman Group Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz, Huawei Mühendislik Başkanı ve Bulut Geliştirici Ekosistemi Yöneticisi Türker Yasin Yazkan ve İTÜ Rektörü / 2022-2024 TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal gençlerle bir araya gelerek çeşitli başlıklarda bilgi ve birikimlerini aktardı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turkiye-ayaga-kalktiginda-gucunun-ne-oldugunu-herkes-tekrar-gordu-583554">Başkan Altay: &#8220;Türkiye Ayağa Kalktığında Gücünün Ne Olduğunu Herkes Tekrar Gördü&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Zabıtası 50 yeni memur ile güçleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-zabitasi-50-yeni-memur-ile-gucleniyor-580666</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 09:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güçleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[memur]]></category>
		<category><![CDATA[mutaf]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaf]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zabıta]]></category>
		<category><![CDATA[zabıtası]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580666</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Zabıta Dairesi Başkanlığı bünyesine alınacak 50 yeni memur için uygulamalı ve sözlü sınav yaptı. 511 kişi içerisinden kriterlere uyan ve sınavlara girmeye hak kazanan 250 aday zabıta memuru olmak için yarıştı.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-zabitasi-50-yeni-memur-ile-gucleniyor-580666">İzmir Zabıtası 50 yeni memur ile güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Zabıta Dairesi Başkanlığı bünyesine alınacak 50 yeni memur için uygulamalı ve sözlü sınav yaptı. 511 kişi içerisinden kriterlere uyan ve sınavlara girmeye hak kazanan 250 aday zabıta memuru olmak için yarıştı.  İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri İsmail Mutaf, sınav sürecinin şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü ve liyakata öncelik verilerek tamamlanacağını belirterek, “Hem ailelerimizin hem de adaylarımızın içi rahat olsun” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı, 50 yeni memuru bünyesine dahil etmek için sınav açtı. 511 kişinin başvurduğu sınavda 250 kişi sözlü ve uygulamalı sınava girmeye hak kazandı. Adaylar İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Dairesi Başkanlığı Toros Yangın ve Doğal Afet  Eğitim Merkezi’nde sınavlara alınmaya başlandı.</p>
<p><strong>Zorlu parkurlarda kıyasıya yarış</strong></p>
<p>Uygulamalı sınav önce 100 metre engelli koşusu ile başladı. Ardından ağırlık kaldıran adaylar, 20 metrelik tünelden geçti. Bir dakika şınav ve mekik çektikten sonra ise sözlü sınava katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Mutaf ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çağatay Güç’ün de yer aldığı sözlü mülakatta, adaylar soru kitapçığını kura ile kendileri seçti. Adaylara Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, mahalli idarelerle ilgili temel mevzuat konularından sorular yöneltildi.</p>
<p><strong>“Yeni personelle teşkilatımız güçlenecek”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Mutaf, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve gelmesiyle birlikte hem itfaiye hem de zabıta teşkilatının güçlendirilmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvuru yaptıklarını söyledi. Zabıta Teşkilatı’nı alacakları 50 personelle güçlendireceklerini aktaran İsmail Mutaf, “İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi 486 zabıta memuru ile kente hizmet sunuyor. Norm kadromuz ise 961. KPSS puanı başta olmak üzere gerekli şartları taşıyan adaylar başvurularını yaptı. Toplam 511 kişi başvuruda bulundu. Başvurularda KPSS puanı öncelikli olduğu için en yüksek puandan en düşük puana göre eleme yaptık. 250 aday sınavlara katılacak. 50 personel alacağımız için belediye zabıta yönetmeliğine göre atama yapılacak kadro sayısının en az 5 katı adayı davet etmemiz gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>“Şeffaflık ve liyakata öncelik veriyoruz”</strong></p>
<p>Mutaf, sınav sürecini de anlatarak, “İlk önce uygulamalı sınav yapılıyor. Sahadaki sınavın ardından kameralar eşliğinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Anayasa, Atatürk İlke ve İnkılap Tarihi ile Mahalli İdareler konularından sorularımızı soruyoruz. Adaylar kura çekerek soru numarası ve kitapçığı kendisi belirliyor. Kamera eşliğinde sınavlarımızı yapıyoruz. Süreci şeffaf bir şekilde, liyakata öncelik vererek tamamlayacağız. Her zaman olduğu gibi İzmir Büyükşehir Belediyesi liyakatta ve şeffaflıkta öncü olmaya devam edecek. Ailelerimizin ve adaylarımızın içi rahat olsun” diye konuştu.</p>
<p><strong> “Hem zor hem eğlenceli oldu”</strong></p>
<p>Adaylardan Mesut Mutlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;ne kendilerine bu imkanı tanıdığı için teşekkür ederek, “Sınav hem zor hem de eğlenceliydi. Yağmur da yağıyor. Beklediğim gibi zor oldu ama değeceğini düşünüyorum. Hak eden kazansın” dedi.</p>
<p>Resul Emre Bulutlu ise parkurun çok yorucu olduğunu ifade ederek, “Beklemediğim şekilde zordu. Parkurun bu kadar zor olacağını beklemiyordum. En çok ağırlık kaldırma kısmında zorlandım. Ağırlıktan sonra bacaklarımda güç kalmadığı için diğer kısımlarda zorlandım” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Sporcu disiplinimi zabıta teşkilatına yansıtmayı düşünüyorum”</strong></p>
<p>Aziz Karal da bu sınav için hazırlık yaptığını ifade ederek, “Hepimiz emek verdik. Herkes için hayırlısı olsun. Önceki yıllarda yapılan parkurlar farklıymış. Şimdi biraz eklemeler yapılmış. Bu sınavın şeffaf şekilde yapıldığını düşünüyorum. Her şey kayıt altına alınıyor” şeklinde konuştu.</p>
<p>Yener Mert Gültekin ise sınavın iyi geçtiğini söyleyerek, “Ben sporcu bir babanın oğluyum. Babam da eski bir boksör. Hayatım boyunca hep sporun içindeydim. Bu sporcu disiplinimi zabıta teşkilatına yansıtmayı düşünüyorum. Bu teşkilata fayda ve katkı sunmayı hedefliyorum. Umarım olur” diye konuştu.</p>
<p>Zabıta memuru alımı için düzenlenen sınav 3 Ekim Cuma gününe kadar devam edecek.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-zabitasi-50-yeni-memur-ile-gucleniyor-580666">İzmir Zabıtası 50 yeni memur ile güçleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir İtfaiyesi 8 ayda 11 bin 564 yangına müdahale etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesi-8-ayda-11-bin-564-yangina-mudahale-etti-575534</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Sep 2025 18:25:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayda]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiye]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[korkmaz]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[tfaiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<category><![CDATA[yangına]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575534</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, bu yıl kent genelinde çıkan yangınların yanı sıra yaz aylarında sarsıcı etkiler bırakan orman yangınlarıyla da mücadele etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesi-8-ayda-11-bin-564-yangina-mudahale-etti-575534">İzmir İtfaiyesi 8 ayda 11 bin 564 yangına müdahale etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, bu yıl kent genelinde çıkan yangınların yanı sıra yaz aylarında sarsıcı etkiler bırakan orman yangınlarıyla da mücadele etti. 8 ayda 11 bin 564 yangına müdahale edilirken, 28 bin hektarlık alan yandı, 10 milyar 485 bin TL’lik zarar oluştu. Sıcak gün sayısında ciddi artışların yaşandığı İzmir’de, itfaiye yeni ateş savaşçıları alımları ile güçlendirilirken, 40 yeni itfaiye aracının filoya katılması için çalışmalar başladı. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, zorlu bir yaz mevsimini geride bıraktı. İtfaiyeciler, bu yılın 8 ayında 11 bin 564 yangına müdahale etti. 1 Ocak 2025 ile 1 Eylül tarihleri arasında çıkan yangınların 3 bin 965’i kırsal alan ve ormanlık bölgeler olarak kayıtlara geçti. 7 bin 593 yangın ise kent merkezinde çıktı. Çıkan yangınların 10 bin 535’i başlangıç aşamasında söndürüldü. Diğer 636 yangın kısmen söndürülürken, 373’ünün ise tamamen yandıktan sonra kendiliğinden söndüğü raporlandı. Bu yangınlardan dolayı oluşan zarar ise 10 milyar 485 bin TL oldu. </p>
<p><strong>28 bin hektarlık alan yok oldu</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanlığı, yangın bölgelerine yönelik uydu görüntülerini değerlendirdi. Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları arasında çıkan yangınları inceleyen yetkililer, çarpıcı sonuçlara ulaştı. Yalnızca son üç ayda çıkan yangınlarda 28 bin hektarlık alanın yandığı belirlendi. Yangınlar, en çok doğal çayırlar ile ormanlık alanları etkiledi. 6 bin hektarlık orman bölgesi zarar gördü. Yine 9 bin hektarlık doğal çayır alanı ile 5 bin 600 hektarlık makilik alanın yanı sıra 4 bin 500 hektarlık sklerofil (çalı görünümlü) bitki örtüsü yandı. Tarım alanları ve meralarda da ciddi kayıplar yaşandı. Bu yıl çıkan yangınların en fazla etkilediği ilçelerin başında Seferihisar ile Çeşme yer aldı. Kayıtlara göre Seferihisar’da 11 bin hektarlık alan yandı. Çeşme Ildır’da da 9 bin 400 hektarlık alan zarar gördü. </p>
<p><strong>Sıcak gün sayısında ciddi artış yaşandı</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı’nın değerlendirmelerine göre İzmir’de iklim değişikliğinin etkileri her yıl daha da belirginleşiyor. 1990’da sıcaklığın 35 santigrat derecenin üstünde olduğu gün sayısı yalnızca 9 iken 2024’te 44 güne ulaştı. Artan sıcaklıklar, uzun süren kuraklıklar ve özellikle gece sıcaklıklarının düşmemesi, kent sakinleri açısından ciddi riskler barındırıyor. </p>
<p><strong>“İklim değişikliğinin etkilerini yaşıyoruz”</strong></p>
<p>İzmir’in iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarından en çok etkilenen kentlerin başında geldiğini ifade eden İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Yaşar Korkmaz, “Artan sıcaklıklarla birlikte yangın sezonu genişledi. Yangınlar, haziran ayının başında başladı. Eylül ayı içerisindeyiz. Hala ufak ufak devam ediyor. Bizim açımızdan çok zor ve yorucu oldu ama daha da önemlisi İzmir açısından yıkıcı bir yaz oldu. Çünkü geniş ormanlık bölgelerimizi kaybettik” dedi. </p>
<p><strong>“Yeni personelle güçleniyoruz”</strong></p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca onayı verilen 154 itfaiye personelinin alımının tamamlandığını belirten Korkmaz, şimdi de 200 kişilik kadronun verildiğini ve ilerleyen aylarda yeni itfaiye memurlarının alımını yapacaklarını söyledi. Korkmaz, itfaiye teşkilatının hem insan hem de araç yönünden güçlendirilmesi için çalıştıklarını ifade ederek, “Teşkilatımızı güçlendirmek zorundayız. Yangınlar her yıl artarak sürecek. İçerisinde arazi aracı da olmak üzere 40 itfaiye aracı alacağız. Şu an ihale aşamasında” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Topyekûn mücadele etmeliyiz”</strong></p>
<p>İtfaiye Dairesi Başkanlığı olarak gereken değerlendirmeleri yaparak yangınla mücadelede ihtiyaçlara göre yol haritası oluşturduklarını belirten Korkmaz, şunları söyledi: “Özellikle kırsal bölgelerde ihtiyaç varsa tankerlerimizin tamiratını yapacağız. Köylülere verdiğimiz yangın, ilk yardım ve ormanı-doğayı koruma eğitimlerinin sayısını artıracağız. Bu yangınlar artık yalnızca Orman Genel Müdürlüğü ile İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nın mücadelesi ile sonuçlanmayacak kadar büyük. Topyekûn bir mücadele gerekiyor. Bu mücadelenin en başında kırsal bölgelerde yaşayan yurttaşlar geliyor. Onlar kendi arazilerini, yaşam alanlarını korumak zorunda.”</p>
<p><strong>“Meslektaşlarımızla özverili şekilde çalıştık”</strong></p>
<p>Orman yangınlarında yaşadıkları zorlukları aktaran Korkmaz, “Tüm zorluklara rağmen, bu zorluğu ekip arkadaşlarım ve tüm meslektaşlarımla özverili şekilde çalışarak, daha sorunsuz şekilde atlatmaya çalıştık. Kötüye bakarak kendimizi teselli etmek istemiyoruz fakat bu yaz bu kadar büyük yangınların içerisinde, herhangi bir çalışma arkadaşımızın burnunun dahi kanamaması, can kaybının olmaması tek tesellimiz oldu. Kırsal kesimdeki yurttaşlar, bir yangın esnasında tüm ailesi ile ellerinde süpürgeler, çalılarla yangına müdahale etti. Çalışanlara yemek ve su getirdiler. Gönüllü olarak bize birçok konuda destek verdiler. Herhangi bir karşılık beklemeden gece gündüz çalışmaları beni çok etkiledi. Bu harika bir olaydı” dedi. </p>
<p><strong>“İtfaiyecilik meslek sınıfında olmalı”</strong></p>
<p>25 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında İtfaiyecilik Haftası’nın kutlanacağını da anımsatan Korkmaz, kendileri için önemli olan bu tarihte itfaiyeciliğin meslek olarak tanımlanmasını yeniden gündeme getireceklerini belirtti. İtfaiye teşkilatının sadece yangın söndüren bir kurum olmadığını anlatan Korkmaz, yıllardır mücadele ettikleri “meslek” grubu tanımlarına artık kavuşmak istediklerinin altını çizerek, “Teşkilatımız denetim, eğitim, arama ve kurtarma, sel su baskınlarına müdahale ediyor. 24 saat yaşayan şehirde en ufak acil durumda bile İzmir İtfaiyesi en ön saflarda mücadele ediliyor. Bu kadar çok iş yapan bir teşkilatın hala bir meslek grubu içerisinde olmaması çok acı. Sadece orman yangınları ile mücadele etmiyoruz. 4 buçuk milyonluk bir şehir var. Milyonlarca ev, işyeri var. Trafik kazaları meydana geliyor. Her türlü olaya karşı hazırlıklıyız ve müdahale ediyoruz” ifadelerini kullandı. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-itfaiyesi-8-ayda-11-bin-564-yangina-mudahale-etti-575534">İzmir İtfaiyesi 8 ayda 11 bin 564 yangına müdahale etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;lü Uzmandan Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Öncesi Uyarılar: Okula Yeni Başlayacak Çocuklar İçin Doğru Yaklaşım Kritik Öneme Sahip</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-yeni-egitim-ogretim-yili-oncesi-uyarilar-okula-yeni-baslayacak-cocuklar-icin-dogru-yaklasim-kritik-oneme-sahip-573016</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2025 09:39:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573016</guid>

					<description><![CDATA[<p>2025-2026 Eğitim ve Öğretim Dönemi 8 Ekim’de başlıyor. Milyonlarca öğrenci ders başı yapmaya hazırlanırken, bu yıl ilk kez okula adım atacak çocuklar için ailelerin doğru yaklaşımı büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-yeni-egitim-ogretim-yili-oncesi-uyarilar-okula-yeni-baslayacak-cocuklar-icin-dogru-yaklasim-kritik-oneme-sahip-573016">DEÜ&#8217;lü Uzmandan Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Öncesi Uyarılar: Okula Yeni Başlayacak Çocuklar İçin Doğru Yaklaşım Kritik Öneme Sahip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2025-2026 Eğitim ve Öğretim Dönemi 8 Ekim’de başlıyor. Milyonlarca öğrenci ders başı yapmaya hazırlanırken, bu yıl ilk kez okula adım atacak çocuklar için ailelerin doğru yaklaşımı büyük önem taşıyor. DEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Remzi Oğulcan Çıray, özellikle anasınıfı ve 1. sınıf öğrencilerinin okula uyum sürecine dikkat çekerek ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.</p>
<p>Dr. Remzi Oğulcan Çıray, çocukların okul sürecine adapte olma süreçlerinde sık sık yapılan hatalara dikkat çekti. Özellikle ilk kez okula gidecek çocukların okula, arkadaşlarına ve derslere adaptasyon sürecinde ebeveynlerin yapması gerekenleri tek tek sıralayan Çıray, “Okula başlama süreci, özellikle anasınıfına ya da birinci sınıfa adım atan çocuklar için önemli bir gelişimsel dönüm noktasıdır. Bu süreçte çocuğun duygusal olarak hazırlanması, güven duygusunun desteklenmesi ve düzenli bir rutine geçişi oldukça önemlidir. Okul başlamadan önce yapılacak küçük hazırlıklar, süreci oldukça kolaylaştırır. Yaz döneminde bozulan uyku ve yemek düzeninin, okul başlamadan bir süre önce yavaş yavaş düzeltilmesi çocuğun daha az zorlanmasını sağlar. Çocuğun okula başlamadan önce okul binasını görmesi, sınıfına girmesi, öğretmeniyle tanışması ve orada oyun oynayabilmesi de kaygıyı azaltır,” dedi.</p>
<p><b>“ÇOCUKLAR EBEVEYNLERİNİN KAYGILARINI KOLAYLIKLA HİSSEDER”</b></p>
<p>Ebeveynlerin kaygılarını okula ilk kez başlayacak çocuklarına yansıtmamaları gerektiğini vurgulayan Çıray, “Bu dönemde anne-babaların, okulun ne olduğunu ve neden gidildiğini çocuklarına basit, anlaşılır ve olumlu bir dille açıklamaları gerekir. Çocuğun ‘okulda yeni şeyler öğreneceği, arkadaşlar edineceği ve oyun oynayacağı’ vurgulanmalı, sürece dair belirsizlik azaltılmalıdır. Okulun ilk günlerinde ebeveynlerin en önemli rolü güven verici ve tutarlı bir duruş sergilemektir. Çocukla vedalaşırken kısa, net ve kararlı bir şekilde ayrılmak gerekir; uzun ve duygusal vedalar çocuğun kaygısını artırır. Anne-babaların sakin, güven veren bir tavır içinde olmaları çok önemlidir çünkü çocuklar ebeveynlerinin kaygılarını kolaylıkla hisseder. İlk günlerde zorlanılsa bile çocuğun okula düzenli olarak devam etmesi sağlanmalıdır, bir-iki gün ara vermek alışma sürecini daha da zorlaştırabilir. Ev ortamında da çocuğun sürece uyumunu desteklemek mümkündür. Okul sonrası oyun, dinlenme ve ödev için düzenli zamanlar yaratmak, çocuğa güvenli bir çerçeve sunar. Çocuğun çabasının övülmesi, başarıya değil gayrete odaklanılması özgüvenini pekiştirir. Her çocuğun uyum sürecinin farklı olduğu unutulmamalıdır. Bazı çocuklar birkaç gün içinde okulu benimserken, bazıları daha uzun süre desteğe ihtiyaç duyabilir. Bu süreçte kıyaslamalardan kaçınmak, sabırlı olmak ve çocuğun bireysel hızına saygı göstermek gerekir,” diye konuştu.</p>
<p><b>“ANNE-BABALARIN, ÇOCUĞUN DUYGULARINI ANLAMAYA ÖZEN GÖSTERMESİ ÖNEMLİ”</b></p>
<p>Çocukların sosyal, duygusal, zihinsel ve fiziksel anlamda okula hazır olmasının kritik olduğunu belirten DEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Remzi Oğulcan Çıray şunları söyledi:</p>
<p>“Okula hazır olma süreci bütüncül bir gelişim basamağıdır. Sosyal açıdan, çocuğun akranlarıyla iletişim kurabilmesi, oyun kurabilmesi ve paylaşabilmesi önemlidir. Bu beceriler, anaokulu döneminde grup oyunları, ortak etkinlikler ve yaşıtlarla zaman geçirerek gelişir. Ailelerin çocuklarına akran ilişkilerini deneyimleyebilecekleri fırsatlar sunmaları bu açıdan çok faydalıdır. Duygusal açıdan, çocuğun temel ayrılık kaygısını tolere edebilmesi, kendini ifade edebilmesi ve hayal kırıklıklarıyla başa çıkmayı öğrenmesi gerekir. Bunun için anne-babaların çocuğun duygularını anlamaya, kabul etmeye ve güvenli bir şekilde sınır koymaya özen göstermesi önemlidir. Kısa süreli ayrılıklara alıştırmak, duygularını kelimelerle ifade etmesine destek olmak ve başarıya değil çabaya odaklanan bir yaklaşım sergilemek çocuğun duygusal dayanıklılığını artırır. Zihinsel açıdan, dikkatini bir süre odaklayabilmek, yönergeleri takip edebilmek, temel kavramları (renk, şekil, sayı, karşıtlıklar gibi) bilmek okula hazır oluşun önemli göstergelerindendir. Çocuğun bu becerileri kazanabilmesi için evde masal kitapları okumak, soru–cevap oyunları oynamak, birlikte günlük yaşamı planlamak (örneğin, önce kahvaltı yapacağız, sonra parka gideceğiz) gibi etkinlikler yararlıdır. Fiziksel açıdan ise çocuğun kendi başına tuvalet ihtiyacını karşılayabilmesi, basit öz bakım becerilerini (el yıkama, giyinme, yemek yeme) yerine getirebilmesi, kalem tutma, kesme–yapıştırma gibi ince motor becerilerini ve koşma, tırmanma, zıplama gibi kaba motor becerilerini kazanmış olması önemlidir. Bu nedenle çocukların evde sorumluluk almasına izin vermek, hareketli oyunlar ve el becerisi gerektiren etkinlikler sunmak çok değerlidir.”</p>
<p><b>“UYUM SÜRECİNİN ZAMANA YAYILAN BİR SÜREÇ OLDUĞU UNUTULMAMALI”</b></p>
<p>“Okula uyum döneminde ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri kendi kaygılarını çocuğa yansıtmalarıdır,” diyen Çıray, çocuğun üzerinde gereksiz yük oluşturmaktan kaçınılması gerektiğini belirterek, “Anne-baba, çocuğun ayrılmakta zorlanacağını düşündükçe bu kaygı çocuğa da geçer; çocuk aslında kendi duygusundan çok ebeveynin tedirginliğine tepki verir. Özellikle ilk günlerde ağlayarak vedalaşmak ya da kararsız davranmak çocuğun güvende hissetmesini zorlaştırır. Bir diğer sık hata, vedaları uzatmaktır. Bazı aileler çocuğun daha kolay ayrılacağını düşünerek uzun uzun sarılır, sözler verir ya da ‘biraz daha bekleyeyim’ diye sınıfın kapısında kalır. Bu durum çocuğun ayrılığı daha da zor yaşamasına neden olur. Oysa kısa, net ve kararlı bir veda çocuğun güven duygusunu pekiştirir. Ebeveynlerin sıkça düştüğü bir başka yanılgı, çocuğun tepkilerini küçümsemek ya da kıyaslamaktır. ‘Koca çocuk oldun, ağlanır mı?’, ‘Bak diğerleri hiç ağlamıyor!’ gibi sözler, çocuğun hem duygusunu değersizleştirir hem de özgüvenini zedeler. Çocuğun duygusunu kabul etmek, ‘Biliyorum zorlanıyorsun, ama zamanla kolaylaşacak,’ gibi güven verici ifadeler çok daha işlevseldir. Bazı aileler ise okula gitmeme konusunda taviz vermektedir. ‘Bugün gitme, yarın başlarsın,’ ya da ‘Hastaymışsın gibi davranalım,’ şeklinde esnemeler, çocuğun okula karşı kaygısını pekiştirir ve uyum sürecini uzatır. Tutarlı olmak, okulun hayatın düzenli bir parçası olduğunu çocuğa hissettirmek çok önemlidir. Bunların yanı sıra, aşırı beklenti ve baskı da sık görülen hatalardandır. Çocuğun hemen arkadaş edinmesini, derhal uyum sağlamasını ya da derslerde başarı göstermesini beklemek onun üzerinde gereksiz bir yük oluşturur. Çocuğun uyum sürecinin zamana yayılan, kişisel bir süreç olduğu unutulmamalıdır,” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>OKUL KORKUSU VE KAYGISI</b></p>
<p>Okul korkusunun en sık görülen belirtilerini de paylaşan Çıray, “Sürekli karın ağrısı, mide bulantısı gibi bedensel şikayetler artıyorsa okul kaygısından söz edilebilir. Çocuğun duygularını küçümsememek, okuldan tamamen uzak tutmamak gerekir. Bu durumda öncelikle çocuğun duygusunu anlamaya çalışmak ve kaygısını küçümsememek çok önemlidir. ‘Ağlanacak bir şey yok!’ gibi ifadeler yerine ‘Zorlandığını anlıyorum, birlikte aşacağız,’ gibi destekleyici cümleler daha işlevseldir. Çocuğun okuldan tamamen uzaklaştırılması yerine, düzenli ve kısa süreli de olsa okulda bulunması sağlanmalıdır. Gerekirse öğretmenle iş birliği içinde, çocuğun kendini güvende hissedeceği bir düzen oluşturulabilir. Bu süreçte ebeveynin sakin ve kararlı olması, çocuğa güven verir. Okula uyum süreci; sabır, anlayış ve iş birliği ile başarıyla tamamlanabilir,” diye konuştu.</p>
<p><b>ÖĞRETMENLERE DE GÖREV DÜŞÜYOR</b></p>
<p>Çıray, son olarak, öğretmenlerin sürecin en önemli destekçisi olduğunun altını çizerek, çocuklara güven verici tutum sergilemelerini, bireysel farklılıkları gözetmelerini ve ailelerle sürekli iletişim halinde olmalarını önerdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deulu-uzmandan-yeni-egitim-ogretim-yili-oncesi-uyarilar-okula-yeni-baslayacak-cocuklar-icin-dogru-yaklasim-kritik-oneme-sahip-573016">DEÜ&#8217;lü Uzmandan Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Öncesi Uyarılar: Okula Yeni Başlayacak Çocuklar İçin Doğru Yaklaşım Kritik Öneme Sahip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Diş Hekimliği Fakültesi &#8216;yaşlı ve engelli dostu&#8217; son basamak hastane olarak hizmet veriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-dis-hekimligi-fakultesi-yasli-ve-engelli-dostu-son-basamak-hastane-olarak-hizmet-veriyor-571525</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 08:43:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerin]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571525</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi; çocuk, yaşlı ve engelli bireylerin ağız ve diş sağlığı tedavilerinin yapıldığı son basamak hastane olarak hizmet veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-dis-hekimligi-fakultesi-yasli-ve-engelli-dostu-son-basamak-hastane-olarak-hizmet-veriyor-571525">EÜ Diş Hekimliği Fakültesi &#8216;yaşlı ve engelli dostu&#8217; son basamak hastane olarak hizmet veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi; çocuk, yaşlı ve engelli bireylerin ağız ve diş sağlığı tedavilerinin yapıldığı son basamak hastane olarak hizmet veriyor.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizin topluma katkı misyonu doğrultusunda özel ehemmiyet gösterdiğimiz konuların başında sağlık hizmetleri geliyor. Tam akreditasyona sahip, öğrenci odaklı, sağlık temalı araştırma üniversitemiz bölgenin sağlık üssü konumunda bulunuyor. Sağlık hizmetlerimizin niteliğini artırmak için günün ihtiyaçları ve dijital dünyanın sunduğu algoritmalar doğrultusunda sağlık sektöründe meydana gelen gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Sektördeki son yenilikleri sistemlerimize entegre etmeye azami gayret gösteriyoruz. Ege Üniversitesinin tüm birimlerinde olduğu gibi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde de son dönemde önemli yatırımlar yaptık. Başta ilimiz ve bölgemiz olmak üzere ülkemizin dört bir yanında vatandaşımıza sağlık hizmeti sunan Diş Hekimliği Fakültesi Ağız ve Diş Sağlığı Hastanemizin altyapısını ve donanımını günün koşulları doğrultusunda güncelledik ve son teknolojik cihazlarla donattık. Kapasitesini artırarak 10 bin metrekarelik kullanım alanı olan Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesini hizmete açtık. Hastanemizde bölgedeki yaşlı ve engelli vatandaşların da tedavilerini rahatça gerçekleştirilmesini sağladık. Bu alanda son basamak hastane olarak hizmet veriyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Yaşlı ve özel gereksinim duyan bireylerin ağız ve diş sağlığını korumalarının, diğer kişilere göre daha zor olduğunu, bu durumun hem söz konusu bireylerin hem de yakınlarının hayatını zorlaştırdığını ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Özel gereksinim duyan bireylerin ağız ve diş sağlığını korumaları, sağlıklı kişilere göre daha zor bir durumdur. Bu durumun hem engelli hem de yakınları için hayatı zorlaştırdığını hepimiz biliyoruz. Aileler, bu konuda büyük sıkıntı yaşıyor. Nisan ayında hizmete açtığımız ameliyathanemiz ile ailelerin sıkıntıları sona ermiş oldu. İçerisinde farklı birimlerin de yer aldığı modern ameliyathanemiz bünyesinde iki genel anestezi ünitesi de yer alıyor. Burada bölgemizin diğer sağlık kuruluşlarından sevk edilen en zor vakalar, çocuk, yaşlı ve engelli bireylerin ağız ve diş sağlığı tedavileri rahatça yapılmaya başlandı”  diye konuştu.</p>
<p><b>“Devletimizin şefkat elini vatandaşlarımıza uzatıyoruz</b></p>
<p>Bölgenin ilk Diş Hekimliği Fakültesi olarak bir yandan geleceğin diş hekimlerini yetiştirirken bir yandan da sağlık hizmetlerini aksatmadan sürdürdüklerini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Fakültemiz, milyonlarca hastaya umut olurken; sağlık alanında binlerce yeniliğe ve gelişmeye vesile olarak devletimizin şefkat elini vatandaşlarımıza uzatmaktadır. Bizler de Fakültemizin sahip olduğu bu öncü rolü korumak ve başarılarını daha ileriye taşımak amacıyla çağın gereksinimlerine uygun değişim ve dönüşüm çalışmaları gerçekleştiriyoruz.  Bu kapsamda yaşlı ve engelli bireylerin ağız ve diş sağlığı tanı, tedavileri ile sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran pek çok dijital uygulamayı da hayata geçirdik. Binanın fiziki şartlarını engelli ve yaşlıların kullanımına uygun hale getirdik. Engelli ve yaşlıların binaya erişimlerini rahatlıkla sağlayabilmeleri ve herhangi bir sorun yaşanmadan diş tedavilerini gerçekleştirebilmeleri için bina içinde ve dışında yapısal düzenlemeler yaptık.  Çocuk, yaşlı ve engelli bireylerin erişilebilirliklerini artırmaya özel önem veriyoruz. Hayata geçirdiğimiz fiziki ve dijital uygularımız neticesinde engelsiz bir konsept oluşturduğumuzu ifade etmek isterim. Diş Hekimliği Fakültesi Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi yönetimine, akademik ve idari personelimize özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum ” dedi.</p>
<p><b>“Dünya standartlarında sağlık hizmeti sunuyoruz”</b></p>
<p>Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazan Ersin ise “Fakültemiz; hasta hizmeti açısından dünya standartlarında sağlık hizmeti sunan, ulusal akreditasyona sahip olarak hizmet veren, Sağlık Bakanlığınca A plus ilan edilmiş bir fakültedir. Günümüz teknolojisine uygun olarak yenilenen tedavi üniteleri ve altyapı çalışmaları ile tümüyle yenilenen kliniklerde hastalara en iyi hizmet sunulması için bizlere her türlü desteği veren Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak Hocamıza teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-dis-hekimligi-fakultesi-yasli-ve-engelli-dostu-son-basamak-hastane-olarak-hizmet-veriyor-571525">EÜ Diş Hekimliği Fakültesi &#8216;yaşlı ve engelli dostu&#8217; son basamak hastane olarak hizmet veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ebeveynlerin en büyük endişesi siber taciz ve zorbalık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ebeveynlerin-en-buyuk-endisesi-siber-taciz-ve-zorbalik-570593</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2025 08:18:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çevrim]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=570593</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital dünya birçok yönden fiziksel dünyaya benziyor. Bu durum çevrim dışı ortamda sıklıkla gördüğümüz kötü davranışların dijital ortamda da ortaya çıkmasına ve hatta daha da kötüleşmesine neden oluyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ebeveynlerin-en-buyuk-endisesi-siber-taciz-ve-zorbalik-570593">Ebeveynlerin en büyük endişesi siber taciz ve zorbalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dijital dünya birçok yönden fiziksel dünyaya benziyor. Bu durum çevrim dışı ortamda sıklıkla gördüğümüz kötü davranışların dijital ortamda da ortaya çıkmasına ve hatta daha da kötüleşmesine neden oluyor. </strong></p>
<p><strong>17 ülkeyi kapsayan 2023 Microsoft araştırmasına göre</strong><strong>,</strong><strong> &#8220;siber zorbalık ve taciz&#8221; dünya çapında ebeveynlerin en büyük endişesi ve ankete katılanların ortalama yüzde 39&#8217;unu meşgul ediyor. Bu durumun devam etmesine izin verilirse çocukların ruh sağlığı ve hatta fiziksel sağlığı üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Bu nedenle, yeni dönemin kabul edilemez çevrimiçi davranışlarda yeni bir dalgalanmaya yol açmamasını sağlamak herkesin görevi. Siber güvenlik şirketi ESET siber zorbalık ile nasıl başa çıkabileceğini irdeledi; bu konu ile ilgili önerilerini paylaştı. </strong></p>
<p>Microsoft tarafından yapılan araştırma, ebeveynlerin çocukların cinsel istismarı, dezenformasyon ve fiziksel şiddet tehditlerinden biraz daha fazla siber zorbalık konusunda endişeli olduğunu gösteriyor. Bu, Pew Research Center&#8217;ın ABD&#8217;deki gençlerin yaklaşık yarısının çevrimiçi tacize maruz kaldığını ve yaşça daha büyük kızların bu tacize daha fazla maruz kaldığını iddia eden araştırmasıyla da örtüşüyor. Bu taciz, isim takma ve yalan haber yaymaktan müstehcen görüntülerin  paylaşılmasına ve fiziksel tehditlere kadar birçok şekilde ortaya çıkabilir. Bu tür faaliyetler, zorbaların akranları üzerinde hakimiyet kurmaya çalıştığı, yeni grupların oluştuğu ve akademik baskının yeni endişeler yarattığı Eylül ayında, yeni okul yılının başında daha da kötüleşebilir. Hem ebeveynler hem de okullar, dönem başında başka konulara odaklanabilir, bu da potansiyel olarak ciddi sorunların gözden kaçmasına neden olabilir. Bu bağlamda, işler kontrolden çıkmadan önce siber zorbalığın uyarı işaretlerini fark edebilmeniz çok önemlidir.</p>
<p><strong>Çocuğumun siber zorbalığa maruz kaldığını nasıl anlarım?</strong></p>
<p>Çocuğunuzun yaşadıklarını size anlatmasını sağlamak, siber zorbalıkla mücadele etmenin ilk ve genellikle en zor kısmıdır. Size anlatmaktan utanabilir veya durumun daha da kötüye gideceğinden korkabilirler. Bu nedenle, bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteren ani davranış değişikliklerine dikkat edin. Bunlar arasında olağan dışı ruh hâli değişiklikleri, düşük özgüven, hobilerine ilgisizlik, ekran başında geçirdiği sürenin önemli ölçüde artması veya azalması, okuldan veya sosyal etkinliklerden kaçınma ve notlarının düşmesi sayılabilir. Yorgun görünebilir ve yeme alışkanlıklarında değişiklikler olabilir. Bu konuyu konuşmaya çalıştığınızda savunmaya geçebilirler.</p>
<p><strong>Siber zorbalık ile başa çıkmak için en iyi uygulamalar</strong></p>
<p>Söylemesi kolay, yapması zor olabilir ancak bu tür durumlarda iletişim kanallarını açık tutmaya çalışmak, şüphesiz yapabileceğiniz en olumlu şeydir. Anksiyete ve endişe, hayatımızın sessiz köşelerinde beslenir. Çocuklarınızın, yargılanma veya misilleme korkusu olmadan, karşılaştıkları her türlü sorunu size anlatabileceklerini bilmeleri önemlidir. Aynı nedenle, ciddi bir durum olduğuna inanmadığınız sürece, onların kişisel hayatlarına fazla karışmamak genellikle daha iyidir. &#8220;Her şey yolunda mı?&#8221; gibi açık uçlu sorular sormak, &#8220;Zorbalığa uğruyor musun?&#8221; gibi sorular sormaktan daha iyi olabilir. Ayrıca başkalarının duyamayacağı bir zaman ve yer seçmeye çalışın. Utanç, gençler arasında güçlü bir duygudur ve dürüst konuşmaların önündeki en büyük engeldir.</p>
<p><strong>Çocuklarınızla iletişim kanallarınız açık olsun</strong></p>
<p>Siber zorbalığın riskini azaltmak için yapabileceğiniz daha proaktif şeyler de vardır. Çocuklarınızla çevrimiçi gizlilik ve güvenlik hakkında konuşun. Hangi uygulamaları kullandıklarını anlamak için zaman ayırın ve ayarların yaşlarına uygun ve gizlilik açısından gelişmiş olduğundan emin olun. Sosyal medya sitelerinde ve oyun platformlarında vakit geçirmenin risklerini ve cinsel şantaj ve deepfake çıplak fotoğraflar gibi tehditleri bildiklerinden emin olun. Çevrimiçi etkileşimde bulundukları herkese, özellikle de yüz yüze tanışmadıkları kişilere karşı sağlıklı bir şüphecilik geliştirmeleri gerekir. Yabancılardan gelen istenmeyen arkadaşlık istekleri hemen reddedilmelidir. Bunun bir parçası olarak, çocuklarınızın çevrimiçi ve çevrim dışı arkadaşlarının kim olduğunu tam olarak anlamak yardımcı olabilir.Çocuklarınızın akıllı telefon ayarlarını belirli içeriğe erişimi ve ekran süresini sınırlayacak şekilde ayarlamak veya ebeveyn izleme yazılımı yüklemek olabilir. Bunu yapmak istiyorsanız önce çocuğunuza neden bunu yaptığınızı açıklayın. Onların desteğini alamazsanız kararlı bir gencin elinde planlarınız suya düşebilir.</p>
<p><strong>Çocuğunuzun çevrimiçi zorbalığa maruz kaldığını fark ederseniz panik yapmayın</strong>.</p>
<p>Böyle bir durumu fark ettiğinizde sakin  bir şekilde konuşun, tam olarak ne olduğunu ve çocuğunuzun nasıl hissettiğini öğrenin. Aşırı tepki vermeyin. Yapmanız gereken, çocuğunuza zorbalığı engellemeyi gösterin, ardından ekran görüntüsü alın ve tüm kanıtları saklayın. Olayı ilgili çevrimiçi platformlara bildirin. Gerekirse okulunuzla bir görüşme ayarlayın. Zorbalık ne yazık ki birçok çocuğun hayatının bir parçasıdır. Mobil cihazlara erişim sayesinde zorbalar, eskiden hiç olmadığı kadar evinize girebiliyor. Ebeveynlerin de elinde bazı güçlü araçlar var; empati, sabır, teknoloji bilgisi ve sevgi.  Dikkatli olun. Çocuklarınızın yaşadıklarına dikkat edin. Onlara alan ve destek verin. Teknolojiyi doğru şekilde kullanmayı ve yapılandırmayı öğretin.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ebeveynlerin-en-buyuk-endisesi-siber-taciz-ve-zorbalik-570593">Ebeveynlerin en büyük endişesi siber taciz ve zorbalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siber zorbalıkla ilgili yanlış bilinen 10 gerçek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siber-zorbalikla-ilgili-yanlis-bilinen-10-gercek-567913</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 14:26:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[onları]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567913</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların ve gençlerin dijital dünyada karşı karşıya kaldığı tehlikeler giderek artarken siber zorbalık da en ciddi tehditlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-zorbalikla-ilgili-yanlis-bilinen-10-gercek-567913">Siber zorbalıkla ilgili yanlış bilinen 10 gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocukların ve gençlerin dijital dünyada karşı karşıya kaldığı tehlikeler giderek artarken siber zorbalık da en ciddi tehditlerden biri olarak öne çıkıyor. Ebeveynlerin bu konuda doğru bilgilere sahip olması, çocuklarını korumada büyük önem taşıyor. Ancak çevrimiçi tacizle ilgili bazı yanlış inanışlar, alınması gereken önlemleri geciktirebiliyor ya da etkisiz kılabiliyor. Siber güvenlik şirketi ESET siber zorbalık hakkında en yaygın 10 yanlış kanıyı derledi ve önerilerde bulundu.</strong></p>
<p>Cyberbullying Research Center’ın (Siber Zorbalık Araştırma Merkezi) verilerine göre, ABD&#8217;de ortaokul ve lise öğrencilerinin yüzde 58’inden fazlası hayatlarında en az bir kez siber zorbalığa maruz kaldı. Bu oran 2019’da yüzde 37 ve on yıl önce sadece yüzde 24’tü. Ayrıca genç video oyunu oyuncularının yüzde 43’ü çevrimiçi ortamda zorbalık yaşadığını belirtiyor. Bu zorbalık; hakaret, fiziksel tehdit, hatta cinsel içerikli mesajlar gibi farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Hiçbir ebeveyn çocuğunun siber zorbalığa maruz kalmasını istemez. Ancak alternatifin onları dijital dünyadan uzak tutmak olması durumunda, bu yarardan çok zarar verebilir. Önemli olan, uyarı işaretlerine karşı gözlerinizi açık tutmak, açık bir diyalog kurmak, duygusal ve teknik destek sunmaktır.</p>
<p><strong>Siber zorbalık hakkında en yaygın 10 yanlış kanı</strong></p>
<ol>
<li><strong>Çevrimiçi olan çevrimiçi kalır</strong></li>
</ol>
<p>Çoğu çevrimiçi eğilim gibi, zorbalık da teknoloji tarafından mümkün kılınır ancak kökleri insan ruhunun derinliklerine uzanır. Çocukların zorbalık davranışına girmesinin birçok nedeni vardır; akran baskısından düşük özgüvene, dikkat çekme ihtiyacından aile içi şiddete kadar. Sosyal medya gibi dijital platformlar, çocukların başkalarını daha yaygın bir şekilde zorbalığa maruz bırakmasına olanak tanıyabilir. Ancak bu, sadece çevrimiçi ortamla sınırlı değildir. Zorbalar, kurbanlarını çevrimiçi ortamda olduğu kadar gerçek hayatta da eziyet etmek isteyebilir. Bunu yapmasalar bile kurbanlarına verebilecekleri psikolojik zarar, gerçek dünyada da kesinlikle bir etkiye sahiptir.</p>
<ol>
<li><strong>Onlar sadece çocuk</strong></li>
</ol>
<p>Zorbalığı, çocukların büyümesinin normal bir parçasıymış gibi görmezden gelmek, onun potansiyel ciddiyetini küçümseme tehlikesi yaratır. Aslında zorbalık, zorbalığa maruz kalan kişinin sosyal ve duygusal gelişiminde ciddi ve uzun vadeli etkiler yaratabilir. Siber zorbalığın sadece çocukların başına gelen bir şey olmadığı da doğrudur. Trolling, doxing, intikam pornosu ve stalking, çoğumuzun aşina olduğu siber zorbalık türleridir. Amerikalıların beşte ikisi çevrimiçi tacize uğradığını iddia ediyor.</p>
<ol>
<li><strong>Görmezden gelin, kendiliğinden geçer</strong></li>
</ol>
<p>Bu nadiren işe yarar. Aynı mantıkla “zorbalık davranışını bildirmek sadece durumu daha kötüleştirecektir” diye düşünmek de yanlıştır. Bazen görmezden gelmek, zorbaların eylemlerinin etkili olduğuna inanmaları durumunda onları cesaretlendirebilir. Ortak bir eylemde bulunarak ve zorbalara doğrudan karşı çıkarak bir çözüm umudu olabilir.</p>
<ol>
<li><strong>Çocuğum bir sorun varsa bana söyler</strong></li>
</ol>
<p>Çocuğunuz size her zaman tamamen dürüst ve açık davranıyorsa şanslı bir ebeveynsiniz demektir. Çocuklar büyürken birkaç farklı aşamadan geçer ve bu süreçte ebeveynleriyle olan psikolojik ve duygusal ilişkileri değişir. Özellikle ergenlik çağına girdiklerinde bir sorun olduğunu size söylemekten utanabilir veya çok küçük düşmüş hissedebilirler. Başlarına gelenlerin ciddiyetini anlamayabilirler. Ya da bir şey söylerlerse sizi cezalandıracağınızı veya cihazlarını elinden alacağınızı düşünebilirler. Onları yargılamayacağınızı, cezalandırmayacağınızı, destek olacağınızı söyleyerek onları rahatlatmak, onların açılmalarına yardımcı olmak için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir.</p>
<ol>
<li><strong>Teknolojiyi ortadan kaldırırsanız sorunu çözersiniz</strong></li>
</ol>
<p>Siber zorbalık teknoloji sayesinde mümkün olmaktadır ancak çocuğunuzun akıllı telefonunu elinden alırsanız bu sorun mucizevi bir şekilde ortadan kalkmayacaktır. Okulda zorbalığa maruz kalıyorlarsa tacizin çevrimdışı olarak devam etmesi için bolca fırsat olacaktır. Çocuğunuzun cihazını elinden alarak onu cezalandırmak, zorbaları sevindirecek ve çocuğunuzla olan ilişkinize hiçbir fayda sağlamayacaktır.</p>
<ol>
<li><strong>Çevrimiçi zorbaları tespit etmek neredeyse imkânsızdır</strong></li>
</ol>
<p>Bazen çevrimiçi anonimlik, siber suçların yaygınlaşmasına olanak sağladığı gibi, zorbaları da güçlendirir. Ancak gerçekte, zorbaların çoğu kurbanlarını tanır; ister okul arkadaşları ister eski arkadaşları ister romantik partnerleri olsun. Ayrıca sosyal medya ve diğer platformlar, taciz veya zorbalık yoluyla hizmet şartlarını ihlal ettikleri kanıtlanan bazı kullanıcıların kimliklerini ortaya çıkarabilir.</p>
<ol>
<li><strong>Tespit etmesi kolay</strong></li>
</ol>
<p>Siber zorbalığın zorluğu, sanal ortamda gerçekleşmesidir. Belki fiziksel iz bırakmaz ancak kurbanlara kesinlikle psikolojik zarar verebilir. Bu durum, özellikle çocuklarınızla duyguları hakkında açıkça konuşmakta zorlanan ebeveynler için işleri zorlaştırır. Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı, çocuğunuzun size bir sorun olduğunu söyleyeceğine güvenemezsiniz. Bu nedenle, uyarı işaretlerini daha iyi fark etmeniz gerekir. Davranış, tavır veya akademik performansta ani değişiklikler yararlı bir gösterge olabilir. Ancak bunlar kesin değildir. Nazik bir şekilde sorgulama da gerekli olabilir.</p>
<ol>
<li><strong>Siber zorbalar kötü niyetli dışlanmışlardır </strong></li>
</ol>
<p>Siber zorbaların kimlikleri sonunda ortaya çıktığında gerçek kimlikleri arkadaşlarını ve ailelerini şok edebilir. İnsanlar, gerçek dünyada asla düşünmeyecekleri şeyleri çevrimiçi ortamda söyleyebilir ve yapabilir. Çoğu zorba, kendileri zorbalığa veya istismara uğradıkları, özgüvenleri düşük olduğu, zihinsel sağlık sorunları olduğu veya akran baskısı nedeniyle bu davranışlarda bulunur. Özellikle çocuklarınıza zarar veriyorlarsa onları kötü olarak adlandırmanız kolaydır. Ancak gerçek genellikle bundan daha karmaşıktır.</p>
<ol>
<li><strong>Siber zorbalık çok sayıda intihara neden olmaktadır.</strong></li>
</ol>
<p>Resmî ABD verilerine göre, ergenlerin yüzde 14,9&#8217;u siber zorbalığa maruz kalmış ve %13,6&#8217;sı ciddi intihar girişimi gerçekleştirmiştir. Ancak korelasyon, nedensellik anlamına gelmez. Aslında bir gencin hayatına son vermek istemesinin birçok nedeni olabilir ve siber zorbalık bu nedenlerden biri olabilir veya olmayabilir. Her halükârda, ısrarlı çevrimiçi tacizin toplumun en savunmasız üyelerine yönelik tehlikelerine karşı uyanık olmalıyız.</p>
<ol>
<li><strong>Suçlu, sosyal medya platformları</strong></li>
</ol>
<p>Sosyal medya ve mesajlaşma platformları, siber zorbalığın &#8220;kolaylaştırıcıları&#8221; olarak oynadıkları rol nedeniyle sıklıkla kötüleştirilir. Ancak yasama organları tarafından ekosistemlerini daha iyi denetlemeleri için giderek daha fazla baskı altına alınıyorlar. Örneğin, Birleşik Krallık&#8217;ın Çevrimiçi Güvenlik Yasası, kullanıcılarının refahını sağlamak için belirli çevrimiçi hizmet sağlayıcılara &#8220;bakım yükümlülüğü&#8221; getiren, dünyadaki en sıkı yasalardan biridir. Zorbalık her zaman kolayca fark edilmez. Şartlar, nüanslar, argo ve dilsel özelliklerin bazen algoritmalar tarafından doğru bir şekilde tespit edilmesi zor olabilir. Ancak algoritmalar bu konuda giderek daha iyi hâle geliyor – olması gerektiği gibi. Her halükârda, ebeveynlerin çocuklarıyla sosyal medyanın riskleri ve tuzakları hakkında konuşması önemlidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-zorbalikla-ilgili-yanlis-bilinen-10-gercek-567913">Siber zorbalıkla ilgili yanlış bilinen 10 gerçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Ünsal işçilerle buluştu: Bana güvenin. Zor günleri dayanışmayla aşacağız!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-unsal-iscilerle-bulustu-bana-guvenin-zor-gunleri-dayanismayla-asacagiz-458105</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2024 21:02:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşacağız]]></category>
		<category><![CDATA[bana]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışmayla]]></category>
		<category><![CDATA[günleri]]></category>
		<category><![CDATA[güvenin]]></category>
		<category><![CDATA[işçilerle]]></category>
		<category><![CDATA[ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediye Başkanı B. Yıldız Ünsal, mesaiye Örnekköy Şantiye Tesisleri’nde başladı. Emekçiler ile yaptığı toplantıda birlik ve beraberlik mesajı veren Başkan Ünsal “Ekonomik anlamda sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz, zorlu bir mücadele içindeyiz. Bana güvenin; bugünleri birlikte, dayanışmayla aşacağız” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-unsal-iscilerle-bulustu-bana-guvenin-zor-gunleri-dayanismayla-asacagiz-458105">Başkan Ünsal işçilerle buluştu: Bana güvenin. Zor günleri dayanışmayla aşacağız!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>“EMEKÇİNİN YANINDAYIZ”</b></p>
<p>Seçim sürecinden bu yana her fırsatta emeğin ve emekçinin yanında olacaklarını dile getiren Karşıyaka Belediye Başkanı B. Yıldız Ünsal, Örnekköy Şantiye Tesisleri’nde kurum çalışanları ile dayanışma buluşması gerçekleştirdi.</p>
<p>Emekçilere kente hizmet yolunda döktükleri alın teri için teşekkür eden Ünsal, yaşanan ekonomik sorunlar için de samimi açıklamalarda bulundu. </p>
<p><b>“BİRLİKTE ÇÖZECEĞİZ”</b></p>
<p>Emekçilerin uzun zamandır yaşadığı sıkıntıları iyi bildiğini ve çözüm için büyük bir mücadele verdiğini anlatan Başkan Ünsal “Maaş alamamak, parça parça almak herkes için elbette zor. Kiranız, kredi kartlarınız, borçlarınız var. Aileniz, çoluğunuz çocuğunuz var… Ben bunları anlamıyor, görmüyor değilim. İşte tam da bu süreçte az görüştük çünkü ben göreve başladığım günden beri neredeyse tüm mesaimi bu konuya harcıyorum. Ama çözeceğiz bu sorunu. Birlikte, dayanışmayla çözeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><b>“</b><b>BURASI BİZİM YUVAMIZ</b><b>”</b></p>
<p>Bu zorlu mücadelede en büyük gücünün yine emekçilerin desteği olduğunu belirten Ünsal, sözlerine şöyle devam etti: “Bana güvenin… Çünkü siz bana güvenirseniz ben bu konuda güçlü durabilirim. Burası bizim yuvamız, ekmek kapımız. İşimize dört elle sarılarak bu günleri aşabiliriz. Benim çok çalışmam lazım. Kendim için değil, sizin için ve Karşıyaka için çalışmam lazım. Bu süreçte sizin desteğinize ihtiyacım var. Beni bu zorlu mücadelede yalnız bırakmazsanız mutlu olurum. Hepinize emeğinizden ve alın terinizden dolayı ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-unsal-iscilerle-bulustu-bana-guvenin-zor-gunleri-dayanismayla-asacagiz-458105">Başkan Ünsal işçilerle buluştu: Bana güvenin. Zor günleri dayanışmayla aşacağız!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Böcek zor günde üreticinin yanında</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-bocek-zor-gunde-ureticinin-yaninda-446560</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Mar 2024 21:02:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[böcek]]></category>
		<category><![CDATA[günde]]></category>
		<category><![CDATA[üreticinin]]></category>
		<category><![CDATA[yanında]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446560</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından, Alanya'nın iki mahallesinde yaşanan hortum felaketi sonrası seraları zarar gören üreticilere naylon desteği verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-bocek-zor-gunde-ureticinin-yaninda-446560">Başkan Böcek zor günde üreticinin yanında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından, Alanya’nın iki mahallesinde yaşanan hortum felaketi sonrası seraları zarar gören üreticilere naylon desteği verildi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Alanya’da Mart ayı başında etkili olan ve Türkler ile Payallar Mahallelerindeki seralara zarar veren hortum felaketinin yaraları sarılıyor. Felaket sonrası bölgede yapılan inceleme sonucu zarar gören üreticilere Antalya Büyükşehir Belediyesi yardım elini uzattı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Bitkisel Üretim ve Eğitim Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler Türkler’de 14 ve Payallar’da 37 üreticiye sera naylonlarını teslim etti. Türkler ve Payallar Mahallesi’nde seraları zarar gören 51 üreticiye toplam 51 bin 645 metrekare sera naylonu dağıtımı gerçekleştirildi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>MUHTARLARDAN BÖCEK’E TEŞEKKÜR</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Türkler Muhtarı Mehmet Şahin, “Bölgemiz iki aydır dolu ve hortum felaketleriyle karşı karşıya kaldı. Birçok üreticimizin seraları yıkıldı. Ürünleri yok oldu. Büyük zarar meydana geldi. Çiftçimizin yanında olduğunu gösteren Başkan Muhittin Böcek’e çok teşekkür ediyoruz” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>ZOR GÜNDE BÖCEK YANIMIZDAYDI</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bölgede dolu ve hortum felaketi sonrası Antalya Büyükşehir Belediyesi ekiplerini yanlarında gördüklerini belirten çiftçiler de “Yaşanan felaketlerin ardından Başkan Böcek’in ekipleri hemen geldi ve tespitlerini yaptı. Kısa sürede sera naylonlarını getirip teslim ettiler. Çok mutluyuz. Başkan Böcek bu zor günlerde üreticinin yanında olduğunu bir kez daha gösterdi. Kendisine ve ekibine teşekkür ediyoruz” diye konuştu</span></span></span></span></span></span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-bocek-zor-gunde-ureticinin-yaninda-446560">Başkan Böcek zor günde üreticinin yanında</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zor zamanlar güçlü insanları çağırıyor! Prof. Dr. Tarhan: &#8220;Zayıf insanlar çoğaldığı zaman zor zamanlar ortaya çıkıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zor-zamanlar-guclu-insanlari-cagiriyor-prof-dr-tarhan-zayif-insanlar-cogaldigi-zaman-zor-zamanlar-ortaya-cikiyor-424812</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Nov 2023 21:09:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çıkıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çoğaldığı]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zamanlar]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zor zamanların güçlü insanları çağırdığını, güçlü insanların da rahat zamanları oluşturduğunu kaydeden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Rahat zamanlar olduğunda da zayıf insanlar ortaya çıkıyor. Zayıf insanlar çoğaldığında zor zamanlar ortaya çıkıyor.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zor-zamanlar-guclu-insanlari-cagiriyor-prof-dr-tarhan-zayif-insanlar-cogaldigi-zaman-zor-zamanlar-ortaya-cikiyor-424812">Zor zamanlar güçlü insanları çağırıyor! Prof. Dr. Tarhan: &#8220;Zayıf insanlar çoğaldığı zaman zor zamanlar ortaya çıkıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Zor zamanlar güçlü insanları çağırıyor</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Zayıf insanlar çoğaldığı zaman zor zamanlar ortaya çıkıyor”</strong></p>
<p><strong>Zor zamanların güçlü insanları çağırdığını, güçlü insanların da rahat zamanları oluşturduğunu kaydeden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Rahat zamanlar olduğunda da zayıf insanlar ortaya çıkıyor. Zayıf insanlar çoğaldığında zor zamanlar ortaya çıkıyor.” dedi.</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Tarhan: “Konfortizm dediğimiz şey; şu an batı kültüründe gittikçe yayılan, bizde de gittikçe yaygınlaşan bir şeydir. Buna rahatçılık da denilebilir, dünyacılık da denilebilir.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, konfortizm konusunu değerlendirdi.</p>
<p>Beynin hayal ettiği gibi çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, yapay zeka çalışmalarında sanal gerçeklik denemeleri yapıldığını, hayal edip beyine o durumu yaşamanın öğretilebildiğini kaydetti.</p>
<p>İnsanın psikolojik doğasında mutluluk ve haz alma amacının var olduğunu dile getiren Tarhan, antik çağın ilk felsefecilerinin insanın hayatta aradığı şeyin mutluluk olduğunu söylediklerini, dünyada diğer canlılar gibi yeme, içme ve üremenin insanı mutlu etmeye yetmediğini anlattı.</p>
<p><strong>İnsanın arzuları, istekleri sınırsız, ihtiyaçları sınırsız, gücü çok sınırlı</strong></p>
<p>İnsanın soyut düşünen, kavramsal düşünen bir varlık olduğu için hayal kurduğunu ve hayal dünyasında mutlu olmak istediğini dile getiren Tarhan, “Arzuları, istekleri sınırsız, ihtiyaçları sınırsız, gücü çok sınırlı. Hayal dünyasında mesela uzaya gitmek istiyor.” dedi.</p>
<p>İnsanın sonsuzluk ve mutluluğun eş zamanlı olmasını istediğini de kaydeden Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“İnsan doğar, yaşar, büyür ve ölür. Hayat normal. Ama yaşlanınca insanın yaşama arzusu, yaşam ateşi daha da hızlanıyor, daha da canlanıyor. Yaşlandıkça daha çok yaşamak istiyor. Onun için müthiş bir şekilde gençlik ateşi peşinde koşuyorlar. Devamlı ölümü ertelemeyle ilgili müthiş projeler var.</p>
<p><strong>Mutlu olan bir sonsuzluğa göre programlanmış insan beyni ve doğası</strong></p>
<p>İnsanda nasıl açlık hissi varlığı, yiyeceklerin varlığıyla ilgili sebep sonuç ilişkisi varsa, insanın ruhundaki sonsuzluk ve sonsuz bir mutluluk, huzur arayışı da öyle… Bir sonsuz huzur, ebedi bir huzur ve mutluluk, hayatın varlığıyla, sebep-sonuç ilişkisi var. Akıllı insan uzun vadeli düşünür, stratejik insan ‘Her şeyin bu dünyada olması çok anlamsız’ der. ‘Bu dünyanın ötesinde yüksek bir dünya da olmalı yüksek bir evren bir gerçeklik olmalı, görünmeyen gerçeklik olmalı’ diye…”</p>
<p>Yapılan araştırmaların bu dünyadaki bütün kazanımların beyni tatmin etmediği, beyni sonsuzluğun tatmin ettiğini gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Sonsuzluk ama, mutlu bir sonsuzluk. Mutlu olan bir sonsuzluk. Ona göre programlanmış insan beyni ve doğası&#8230; Beyninizdeki bir programı inceleseniz yani ruh programı diyebiliriz buna. Amacı nedir, ideali nedir? Derseniz, idealinde insan da bunun arayışı var. Konforculuk da buradan çıkıyor işte.” dedi.</p>
<p><strong>Konformizm ile konfortizmi karıştırmamak gerek</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, konformizm ile konfortizmi karıştırmamak gerektiğini belirterek, insanın az yorulup çok kazanmak isteyen bir varlık olduğunu da kaydetti. Konformizm sözlük anlamı uyumluluk olarak geçer, itaat ediciliği ifade eder, daha olumlu bir kavramdır. Konfortizm ise konforculuk, keyifcilik, kolaycılık ve rahatını hayatının merkezine alma olarak tanımlanabilir.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ayrıca insanın kendi konforu ya da beklentisi için değerlerini, kişisel değerlerini ve inançlarını yok sayabildiğini de söyledi. </p>
<p>İnsanın yanlışa menfaati için itaat edebilmesine çıkarcılık da denilebildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Konfortizm bu şekilde, menfaat için uyar oluyorsunuz. Her şeye evet diyorsunuz. Bu gibi kişilerin önemli bir kısmı da güç el değiştirdiği zaman hemen dönerler. Bu kişilerde ikiyüzlülük çok fazla, otoriteye göre davranma eğilimdir. Güçlünün yanında olma, güçlüye yakın davranmadır.” dedi.</p>
<p><strong>Konfortizm dediğimiz şey şu an batı kültüründe gittikçe yayılan bir şeydir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Konfortizm dediğimiz şey; şu an batı kültüründe gittikçe yayılan, bizde de gittikçe yaygınlaşan bir şeydir. Buna rahatçılık da denilebilir, dünyacılık da denilebilir. Kendi rahatı için, hazları için kolunu bacağını oynatmak istemez. ‘Yaşamın amacı nedir?’ derseniz, ‘Burada rahatına uygun yaşamaktır’ denilir, sosyal sorumlulukları, başkalarının çıkarlarını, empatik bakışı tek etme anlamı ortaya çıkar </p>
<p>Her şeyi kolay elde etmiş, konforlu bir hayat kendilerine sunulmuş olan kişiler bu tarzdaki duruma yatkın oluyorlar. Bu da aslında çok şaşırtıcı bir şey değil. Böyle bir çocuğa ya da kişiye eğitim iyi verilmezse, her şeyi kolay elde etmişse rahatlıkla bir kişinin böyle olması beklenir. </p>
<p><strong>Yüksek değerler için çile çekmeyen insanlar günümüze çoğaldı</strong></p>
<p>Zor zamanlar güçlü insanları çağırıyorlar. Güçlü insanlar da rahat zamanları oluşturuyorlar. Rahat zamanlar olduğu zaman da zayıf insanlar ortaya çıkıyor. Zayıf insanlar çoğaldığı zaman zor zamanlar ortaya çıkıyor. Şimdi burada rahat, konfor çoğalınca zayıf insanlar ortaya çıkacak. Mücadele etmeyen, hakkını aramayan, kendisi için başkaları için çile çekmeyen, yüksek değerler için çile çekmeyen insanlar günümüze baktığımızda çoğaldı.</p>
<p>Ufak bir çıkarı olduğu zaman hemen rahatlıkla değerlerini satabiliyor, çıkar için değerlerini satabiliyor. İnsanın içerisinde bu eğilim var ama bu eğilimini insanoğlunun sorgulaması gerekiyor, bu eğilimi kontrol etmeye çalışması gerekiyor diyebiliriz.” </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zor-zamanlar-guclu-insanlari-cagiriyor-prof-dr-tarhan-zayif-insanlar-cogaldigi-zaman-zor-zamanlar-ortaya-cikiyor-424812">Zor zamanlar güçlü insanları çağırıyor! Prof. Dr. Tarhan: &#8220;Zayıf insanlar çoğaldığı zaman zor zamanlar ortaya çıkıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pop Müziğin Yıldızı Soner Sarıkabadayı, &#8220;Tarifi Zor&#8221; Melodi Davasını Kazandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pop-muzigin-yildizi-soner-sarikabadayi-tarifi-zor-melodi-davasini-kazandi-418406</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Oct 2023 13:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[davasını]]></category>
		<category><![CDATA[kazandı]]></category>
		<category><![CDATA[melodi]]></category>
		<category><![CDATA[müziğin]]></category>
		<category><![CDATA[pop]]></category>
		<category><![CDATA[sarıkabadayı]]></category>
		<category><![CDATA[soner]]></category>
		<category><![CDATA[tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızı]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pop müziğin sevilen isimlerinden Soner Sarıkabadayı, müzisyen Serdar Kapan'a ait "Denge Şeve" isimli şarkıdaki melodi iddiasıyla devam eden dava sürecini lehine sonuçlandırdı. Mahkeme, iddiaların asılsız olduğuna karar verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pop-muzigin-yildizi-soner-sarikabadayi-tarifi-zor-melodi-davasini-kazandi-418406">Pop Müziğin Yıldızı Soner Sarıkabadayı, &#8220;Tarifi Zor&#8221; Melodi Davasını Kazandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pop müziğin sevilen isimlerinden Soner Sarıkabadayı, müzisyen Serdar Kapan&#8217;a ait &#8220;Denge Şeve&#8221; isimli şarkıdaki melodi iddiasıyla devam eden dava sürecini lehine sonuçlandırdı. Mahkeme, iddiaların asılsız olduğuna karar verdi.</p>
<p>Soner Sarıkabadayı, müzik kariyeri boyunca sayısız hit şarkıya imza atmış ve müziğin önemli isimlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ancak, ortaya atılan bir iddia, Sarıkabadayı&#8217;nın &#8220;Tarifi Zor&#8221; adlı şarkısının &#8220;Denge Şeve&#8221; isimli şarkıdaki melodi kısmını kullanmakla suçlandı. Bu iddia, müzik dünyasında büyük yankı uyandırdı.</p>
<p>Davanın sonucunda, mahkeme, iddiaların asılsız olduğuna ve Soner Sarıkabadayı&#8217;nın &#8220;Tarifi Zor&#8221; adlı şarkısının melodi kısmının Serdar Kapan&#8217;a ait &#8220;Denge Şeve&#8221; şarkısından türetilmediğine karar verdi. Sonuç olarak, Soner Sarıkabadayı davayı kazanmış ve bu iddiaların yanıltıcı olduğu resmi olarak kabul edilmiştir.</p>
<p>Soner Sarıkabadayı, davanın sonucuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: &#8220;Müziğe ve sanata olan saygımız her zaman en üst seviyede olmuştur. Bu davada mahkemenin verdiği kararı memnuniyetle karşılıyoruz ve bu konuyu kapatıyoruz. Şimdi müziğimize ve hayranlarımıza odaklanmaya devam ediyoruz.&#8221;</p>
<p>Soner Sarıkabadayı&#8217;nın müziğe olan katkıları ve sanatsal yeteneği herkes tarafından takdir edilmektedir. Bu sonuçla birlikte, Sarıkabadayı kariyerine odaklanmaya devam edecek ve hayranlarına yeni eserler sunmaya devam edecektir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pop-muzigin-yildizi-soner-sarikabadayi-tarifi-zor-melodi-davasini-kazandi-418406">Pop Müziğin Yıldızı Soner Sarıkabadayı, &#8220;Tarifi Zor&#8221; Melodi Davasını Kazandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soyer: &#8220;Zor koşullar engel değil, olsa olsa cesaretimizin kaynağıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soyer-zor-kosullar-engel-degil-olsa-olsa-cesaretimizin-kaynagidir-403546</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Sep 2023 12:10:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cesaretimizin]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[kaynağıdır]]></category>
		<category><![CDATA[koşullar]]></category>
		<category><![CDATA[olsa]]></category>
		<category><![CDATA[soyer]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403546</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir'in kurtuluşunun 101. yıldönümü kutlamaları Cumhuriyet Meydanı’ndaki törenle devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soyer-zor-kosullar-engel-degil-olsa-olsa-cesaretimizin-kaynagidir-403546">Soyer: &#8220;Zor koşullar engel değil, olsa olsa cesaretimizin kaynağıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir&#8217;in kurtuluşunun 101. yıldönümü kutlamaları Cumhuriyet Meydanı’ndaki törenle devam ediyor. Dans gösterileriyle görsel şölene dönüşen törende konuşan Başkan Tunç Soyer, “Bu toprakları karanlığa hapsetmek isteyenlere karşı bir kez daha irademizi ortaya koyacağız. Çünkü biz kurtuluşun ve kuruluşun şehri İzmir’iz. İçinden geçtiğimiz zor koşullar bizim için bir engel değil, olsa olsa cesaretimizin kaynağıdır” diye konuştu.</p>
<p>Sabah Zafer Yürüyüşü ile başlayan İzmir&#8217;in kurtuluşunun 101. yıldönümü kutlamaları büyük coşkuyla devam etti. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törene katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Bundan 101 yıl önce atalarımız Büyük Taarruzla taçlanan bağımsızlık yürüyüşünü, 9 Eylül 1922’de İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşuyla tamamladı. Bu mücadele aynı zamanda dünyada ezilen ve sömürülen milletlere bir umut oldu. Azim ve kararlılıkla vatanını savunan, birlik içinde bir milletin bağımsızlık tutkusu önünde hiçbir gücün duramayacağını, atalarımız tüm dünyaya gösterdi” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>“9 Eylül barışın ilk günü olarak tarihe geçti”</strong></p>
<p>9 Eylül’ün İzmir ve ülkemiz için sadece bir tarih değil, aynı zamanda bir hürriyet ve bağımsızlık öyküsünün sembolü olduğunu ifade eden Başkan Tunç Soyer, “Atalarımızın özgürlük aşkı ve inancı, bize Cumhuriyetimizin kapısını araladı. İşte bu yüzden İzmir, kurtuluşun ve kuruluşun şehridir. Atalarımız canlarını vererek, kanlarını akıtarak bu toprakları bize miras bıraktı.  Ve bu büyük zaferin meyvesi barış oldu. 9 Eylül savaşın son, barışın ise ilk günü olarak tarihe geçti. Atatürk iradesini daima dünya halkları arasındaki barışı büyütmekten yana kullandı. Savaştan henüz çıkmış bir devletin politikasını ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ olarak tarif etti. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk, savaşların olduğu kadar barışların da kahramanıdır. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal’in ‘barışın tatlı güneşi’ olarak andığı Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken yine bir araya geleceğiz. Ve bu toprakları karanlığa hapsetmek isteyenlere karşı bir kez daha irademizi ortaya koyacağız.  Çünkü biz Atatürk&#8217;ün bağımsızlığı, Cumhuriyet’i emanet ettiği gençliğiz! Çünkü biz kurtuluşun ve kuruluşun şehri İzmir’iz. İçinden geçtiğimiz zor koşullar bizim için bir engel değil, olsa olsa cesaretimizin kaynağıdır” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>“Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!”</strong><br />Cumhuriyet vurgusu yapan Başkan Soyer, “9 Eylül’den aldığımız güç ve ilhamla, asırlık Cumhuriyet çınarının gövdesine daha büyük bir azimle sarılacağız. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını demokrasiyle ve barışla taçlandıracağız. Tüm bunlara duyduğum sonsuz inançla, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm yol arkadaşlarını derin bir saygı ve rahmetle anıyorum. Atalarımızın canları pahasına kazandığı şanlı zaferin ve kurtuluşumuzun simgesi olan 9 Eylül’ün 101. yılı kutlu olsun. Yaşasın bağımsızlığımız. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!” dedi.</p>
<p>Kutlamalar halk dansları ekiplerinin zeybek, çeşitli dans gösterileri ve etkinliklerle devam etti. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soyer-zor-kosullar-engel-degil-olsa-olsa-cesaretimizin-kaynagidir-403546">Soyer: &#8220;Zor koşullar engel değil, olsa olsa cesaretimizin kaynağıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sefer Doğan Özdoğan: Türkiye&#8217;de Girişimci Olmak Zor Değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sefer-dogan-ozdogan-turkiyede-girisimci-olmak-zor-degil-397306</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 12:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğan]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[özdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[sefer]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397306</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pazarlama, perakende, dış ticaret, işletme ve uluslararası ilişkiler üzerine eğitimini tamamlayan Sefer Doğan Özdoğan, girişimcilik ruhunun küçük yaşlardan geldiğinin altını çiziyor ve sektördeki başarılı işlerine bir yenisini daha ekliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sefer-dogan-ozdogan-turkiyede-girisimci-olmak-zor-degil-397306">Sefer Doğan Özdoğan: Türkiye&#8217;de Girişimci Olmak Zor Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pazarlama, perakende, dış ticaret, işletme ve uluslararası ilişkiler üzerine eğitimini tamamlayan Sefer Doğan Özdoğan, girişimcilik ruhunun küçük yaşlardan geldiğinin altını çiziyor ve sektördeki başarılı işlerine bir yenisini daha ekliyor. İngiltere de kurulan ve yakın zamanda ilk kez Türkiye’de faaliyete geçireceği yeni projesi ile bir ilke imza atmaya hazırlanıyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de ilk defa dünya ile birlikte yaratıcılık, inovasyon ve girişimcilik kavramları aynı anda yoğun olarak kullanılmaya başlandı. Böylelikle girişimcilik, sadece ekonomik alanda değil sosyal alanda da varlığını sürdürmeye ve yeni fikirlerin ortaya çıkmasında kolaylık sağladı. İhtiyaçlara hizmet eden ve fayda sağlayan fikirlerin hayata geçirilmesi ise birçok farklı sektörün yol haritasını belirliyor. Bu doğrultuda kullanıcıların ve üreticilerin yaşadığı eksiklikleri yeni bir girişimcilik örneğiyle ortadan kaldırmaya hazırlanan Sefer Doğan Özdoğan, yakın zamanda hayata geçireceği projesi ile bir ilke imza atacak.</p>
<p><strong>Mimari Tasarımlar Yapay Zekâ ile Buluşacak!</strong></p>
<p>Yakın zamanda ulusal ve uluslararasında örneği olmayan ve ilk kez Türkiye’de faaliyete geçecek olan projesini duyurmaya hazırlanan Sefer Doğan Özdoğan, girişimcilik hikayesiyle de birçok kişiye ilham olmaya hazırlanıyor. Üreticiler, mimarlar, tedarikçiler ve daha fazlasının bir araya geleceği projesini anlatan Özdoğan: ‘Türkiye girişimci olmak için çok fazla fırsatlar sunan bir pazara sahip. Fikri ortaya koymak ve geliştirmek için hedef sektörümüzü ve pazarımızı tecrübe etmemiz gerekiyor. Günümüze uyarlamak sürdürülebilir ve bağlamsal teknolojilerle desteklemek gerekiyor.  Farklı sektörlerdeki deneyimlerimle birçok başarı elde ettim. Aynı zamanda hem Türkiye&#8217;de hem yurt dışında üreticiler, mimarlar ve inşaat firmaları ile ortak projeler yürüttüm. Uzun zamandır ise inşaat ve üretim sektörünün içerisindeyim. Üretici firmaların sorunlarını görmeye başladıkça bu proje üzerinde düşünmeye başladım. Bu süre zarfında Türkiye ve Avrupa&#8217;daki mimarlık firmalarının da ihtiyaçlarını görebilme şansım oldu. Yani aslında bir tarafın eksikliği, diğer tarafın ihtiyacı tamamlandığında ortaya çok güzel bir girişimcilik örneği çıkmış oldu. Biz bugün emeğe dayalı bir şeyi çözüyoruz. Emeğe dayalı hem üreticinin hem tasarımcının hem kullanıcının sorunlarını ortadan kaldırıyoruz. Bunu yaparken bir yandan da bir kullanım değişikliği oluşuyor. Bir alışkanlık gidiyor yerine yeni bir alışkanlık geliyor.  Bu süreç yapay zekaya kadar evrilebilecek. Yeni bir sistem hatta sektör oluşturuyoruz diyebiliriz aslında. Türkiye’de ilk kez faaliyete geçecek olması da ayrı bir mutluluk bizim için. Projemizi duyurmak için gün sayıyoruz.’ açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sefer-dogan-ozdogan-turkiyede-girisimci-olmak-zor-degil-397306">Sefer Doğan Özdoğan: Türkiye&#8217;de Girişimci Olmak Zor Değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler En Zor Sınavınızda Çankaya Yanınızda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gencler-en-zor-sinavinizda-cankaya-yaninizda-373098</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2023 10:26:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[sınavınızda]]></category>
		<category><![CDATA[yanınızda]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373098</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite sınavına hazırlanan gençler, Çankaya Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde “Sınava 40 Gün Kala Net Artırmak İçin Neler Yapabiliriz?” söyleşisinde buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-en-zor-sinavinizda-cankaya-yaninizda-373098">Gençler En Zor Sınavınızda Çankaya Yanınızda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Üniversite sınavına hazırlanan gençler, Çankaya Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde “Sınava 40 Gün Kala Net Artırmak İçin Neler Yapabiliriz?” söyleşisinde buluştu.</b></p>
<p>Çankaya Belediyesinin sınavlara ve eğitim sürecine destek amaçlı ücretsiz olarak hizmet veren “Destek Eğitim Merkezi”, öğrencileri yeni bir çalışmada buluşturdu. Yaklaşan üniversite sınavı dolayısıyla Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe üniversiteye hazırlanan çok sayıda öğrenci katıldı.</p>
<p><b>SORULARINA CEVAP BULDULAR</b></p>
<p>Eğitim koçu Fatih Akyol’un anlatımıyla akıllarındaki sorulara çözüm yolları bulan öğrenciler, sınava dair her konuda bilgi sahibi oldular. “TYT ve AYT Deneme Teknikleri”, “Deneme Analizi Nasıl Olmalı?”, “Orta Öğretim Başarı Puanı”, “YKS’ye 40 Gün Kala Neler Yapılabilir?” gibi başlıkların anlatıldığı söyleşide öğrenciler akıllarına takılan soruları sorarak cevap bulma imkanı da yakaladılar.</p>
<p>Çankaya Belediyesinin 9 Çankaya Evi’nde, eğitimde fırsat eşitliği amacıyla öğrencilere, dersleri için tamamlayıcı eğitim, LGS ve YKS sınavları için destek kurslarını ücretsiz olarak verdiği Destek Eğitim Merkezi, sınav dönemlerinde çalışmalarını panel ve söyleşilerle de destekliyor. Destek Eğitim Merkezinde sınavlara hazırlanan gençler, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetinden de yararlanabiliyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-en-zor-sinavinizda-cankaya-yaninizda-373098">Gençler En Zor Sınavınızda Çankaya Yanınızda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Depremzede Hemşireler 8 Mart’ta Çok Zor Koşullar Altında !”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depremzede-hemsireler-8-martta-cok-zor-kosullar-altinda-354994</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 15:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[depremzede]]></category>
		<category><![CDATA[hemşireler]]></category>
		<category><![CDATA[koşullar]]></category>
		<category><![CDATA[martta]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354994</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilim Sağlık Haber Ajansı’nın ulaştığı THD Başkanı Özbaş, Adıyaman Eğitim Araştırma Hastanesi'nde 8 Mart Kadınlar Günü’nün depremzede hemşireler açısından</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremzede-hemsireler-8-martta-cok-zor-kosullar-altinda-354994">“Depremzede Hemşireler 8 Mart’ta Çok Zor Koşullar Altında !”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Türk Hemşireler Derneği (THD) Genel Başkanı Aziza Atlı Özbaş, Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkili olduğu Adıyaman’dan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mesajı verdi. </span></p>
<p><span>Bilim Sağlık Haber Ajansı’nın ulaştığı THD Başkanı Özbaş, Adıyaman Eğitim Araştırma Hastanesi’nde 8 Mart Kadınlar Günü’nün depremzede hemşireler açısından genel olarak tüm kadın sağlık çalışanlarının çok zor koşullarda görevlerinin başında olduklarını söyledi. </span><span>Özbaş, “Biz şu anda deprem bölgesinde Adıyaman’da sağlık çalışanlarımızın yanındayız. Özellikle üniversite hastanelerinde YÖK’e bağlı hastanelerde, meslektaşlarımızın işe dönmeleri ile ilgili yoğun baskı var ve pek çoğu depremlerde kayıp yaşamış sağlık çalışanlarıdır. Adıyaman’da kalınacak bir tane ev yok çadırlarda kalıyorlar, çocukları var. Çocuklarıyla göreve gidenler var. Çocuklarını okula gönderemiyorlar. Şehir dışındakiler dönüp gelseler burada kalacakları uygun koşullar yok. Çocuklarını hastaneye getirip yıkayan sağlık çalışanı kadınlarımız var. 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nde deprem bölgelerinde bulunan emekçi sağlık çalışanı kadınlarımıza kendilerini değerli hissettirmek, seslerini duyurmak gerekiyor. 2023 yılı 8 Mart’ında ne yazık ki kadınlarımızın ve sağlık çalışanı kadınlarımızın yaşam şartları kötü durumda, iyileştirilmesini talep ediyor, bu zor günlerde yanlarında olmak için çaba sarf ediyoruz” dedi. </span></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremzede-hemsireler-8-martta-cok-zor-kosullar-altinda-354994">“Depremzede Hemşireler 8 Mart’ta Çok Zor Koşullar Altında !”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yorgancılar: &#8220;Acımız Çok Büyük, Birlik ve Beraberlikle Bu Zor Günleri Aşacağız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yorgancilar-acimiz-cok-buyuk-birlik-ve-beraberlikle-bu-zor-gunleri-asacagiz-350478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Feb 2023 13:45:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşacağız]]></category>
		<category><![CDATA[beraberlikle]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[günleri]]></category>
		<category><![CDATA[yorgancılar]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350478</guid>

					<description><![CDATA[<p>EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Yıllardır ‘Deprem öldürmez, bina öldürür’ diyoruz. Tarihimizin en büyük afetini yaşadığımız, on binlerce vatandaşımızı kaybettiğimiz bu son felaket de zamanında zayıf ve yönetmeliğe aykırı şekilde yapılmış binaların bir sonucu olarak karşımıza çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yorgancilar-acimiz-cok-buyuk-birlik-ve-beraberlikle-bu-zor-gunleri-asacagiz-350478">Yorgancılar: &#8220;Acımız Çok Büyük, Birlik ve Beraberlikle Bu Zor Günleri Aşacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Yıllardır ‘Deprem öldürmez, bina öldürür’ diyoruz. Tarihimizin en büyük afetini yaşadığımız, on binlerce vatandaşımızı kaybettiğimiz bu son felaket de zamanında zayıf ve yönetmeliğe aykırı şekilde yapılmış binaların bir sonucu olarak karşımıza çıktı. Unutmayacağız, ama birlik ve beraberlikle bu zor günleri de aşacağız” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu öncülüğünde Oda, Borsa ve STK Başkanlarından oluşan heyet ile birlikte afet bölgesinde yetkililer ve vatandaşlarla bir araya gelerek mevcut durum, ihtiyaçlar ve yapılacak çalışmalara ilişkin bilgi aldı.</span></span></span></span></p>
<p><strong><span><span><span><span>İhtiyaçlar yerinde tespit edildi</span></span></span></span></strong></p>
<p><span><span><span><span>İlk gün Osmaniye, İskenderun, Antakya, Kırıkhan, İslahiye ve Gaziantep’te bulunan heyet, AFAD Koordinasyon Merkezlerinde çalışmalarla ilgili bilgi edinirken acil ihtiyaçların belirlenmesi, temin ve koordinasyonu ile istişarede bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlar ve İslahiye Ticaret Odası yöneticileri ile ailelerinin vefatı nedeniyle de taziyelerini paylaşan heyet, AFAD Gaziantep Koordinasyon Merkezi’nde Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile Hatay Serinyol’da da Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile  bir araya gelerek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Depremde eşini ve oğlunu kaybeden Gaziantep Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Murat Çetin&#8217;e taziye ziyaretinde bulunuldu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İkinci gün, Kahramanmaraş’a geçerek incelemelere devam eden heyet, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüşerek bilgi aldı. Adıyaman AFAD Koordinasyon Merkezi’nde ise Ticaret Bakanı Mehmet Muş ile bir araya gelerek bölge ile ilgili değerlendirmelere ve ihtiyaç tesbitine devam eden heyet, Adıyaman TSO Başkanı İrfan Torunoğlu ve eşinin vefatı nedeniyle yakınlarına başsağlığı dileklerini iletti.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bölgeye yardım tırlarının sevkiyatı sürerken, atılacak yeni adımlarla ilgili yapılan temaslara Malatya’da Eski Gümrük ve Ticaret Bakanı, AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkçi ile bir araya gelerek devam eden heyet, incelemelerini tamamladı.   </span></span></span></span></p>
<p><strong><span><span><span><span>“İzmirkent” için düğmeye basıldı</span></span></span></span></strong></p>
<p><span><span><span><span>Bölgedeki öncelikli ihtiyacın barınma ve tuvalet olduğunu ifade eden Başkan Yorgancılar, “Acımız çok büyük, yaramız derin. Ama insanımız büyük bir dayanışma içinde. Birlikte iyi olacağız. Temel izlenimimiz, ekmek ve su gibi temel gıda ihtiyaçlar karşılanıyor. Bunların yanında bölgede en büyük ihtiyaç barınma ve hijyen konularında yaşanmakta. Konaklama ve tuvalet konularındaki eksikliklerin bir an evvel giderilebilmesi için yapabileceklerimizi görüştük. Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak İzmir Ticaret Odamız ve işbirliği içinde olduğumuz STK’larımız ile birlikte bölgede ‘İzmirkent’ isminde bir konteyner kentin kurulması için çalışma başlattık” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><strong><span><span><span><span> ‘Deprem öldürmez, bina öldürür’</span></span></span></span></strong></p>
<p><span><span><span><span>Tarihimizin en büyük felaketinin yaşandığını vurgulayan Yorgancılar, yıkımın ana nedeninin bir kez daha deprem yönetmeliğine uygun binaların inşa edilmemesi dolduğunu belirterek, “Binalar insanları korumak için yapılmalı. İnsanların en temel ihtiyaçlarından olan barınma ihtiyacı, ne yazık ki bazı müteahhitlerce inşaat yapılırken demirden, çimentodan eksiltilerek, bir dairenin ihtiyacı olan malzeme iki hatta üç daireye bölünüyor. Bu şekilde satışlar yapılıyor. Çıkar ve menfaat uğruna insan canını hiçe sayan canilikte müteahhitlik yapan kişiler var. İnşaat denetimlerinin zafiyet içerdiğine şahit oluyoruz, canlar yitip gittikten, felaket olduktan sonra ise tutuklama kararı çıkıyor. Kime ne yarar var, giden canlar geri gelir mi?  Ne yazık ki çok büyük ölçekte bir yıkım var. İki depremin üst üste yaşanması ve uzun sürmesi ile felaketin boyutunu ve can kayıplarımız artırdı. Elbette bunda en büyük neden, bölgede çürük yapıların olmasıdır. Yıllardır ‘Deprem öldürmez, bina öldürür’ diyoruz. Tarihimizin en büyük afetini yaşadığımız, on binlerce vatandaşımızı kaybettiğimiz bu son felaket de zamanında zayıf ve yönetmeliğe aykırı şekilde yapılmış binaların bir sonucu. Unutmayacağız, ama birlik ve beraberlikle bu zor günleri de aşacağız” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><strong><span><span><span><span>‘Yıllardır Deprem Bakanlığı istiyoruz’</span></span></span></span></strong></p>
<p><span><span><span><span>Son büyük felaketin ardından artık Türkiye’nin birinci gündem maddesinin deprem ve kentsel dönüşüm olması gerektiğinin altını çizen Yorgancılar şunları söyledi: “Artık yalnızca İzmir’in değil, tüm Türkiye’nin gündemi deprem ve kentsel dönüşüm olmalıdır. Yıllardır bir deprem bakanlığının kurulması gerektiğini söylüyoruz. AFAD’ın daha koordineli çalışması gerekiyor. Gelen yardımların doğru ve etkin şekilde yönlendirilerek hızlı sonuç alınması büyük önem taşıyor.”</span></span></span></span></p>
<p><strong><span><span><span><span>KUTU&#8230; KUTU&#8230;</span></span></span></span></strong></p>
<p><span><span><span><span>Hisarcıklıoğlu: ‘Felaketin üstesinden hep birlikte geleceğiz’</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>TOBB Yönetim Kurulu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ; TOBB Kriz Masası çalışmaları sürerken, Oda ve Borsalarla işbirliği içinde yürüttükleri yardım kampanyası ile yardımların düzenli şekilde bölgeye aktarıldığını, bölgede gerçekleştirdikleri istişarelerle acil ihtiyaçları ve yapılacakları tespit ettiklerini söyledi. Hisarcıklıoğlu. “Bu büyük felaketin üstesinden hep birlikte geleceğiz. Yapacak daha çok işimiz var. Yaşananları ve ortaya çıkan manzarayı görünce, yüreğim kâğıt gibi yırtıldı. Çok üzgünüm. Dayanışma ve yardımlaşma ruhuna şahit olunca umudum yeşerdi. Biliyorum ki her şey yıkılsa da umut varsa yarın var. Umudu büyütelim. Gün birlik olma günüdür. Ülkemiz, her zaman olduğu gibi devlet ve millet el ele bu zorluğun ve acı günlerin de üstesinden gelecek güç, kabiliyet ve imkânlara sahiptir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yorgancilar-acimiz-cok-buyuk-birlik-ve-beraberlikle-bu-zor-gunleri-asacagiz-350478">Yorgancılar: &#8220;Acımız Çok Büyük, Birlik ve Beraberlikle Bu Zor Günleri Aşacağız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Zor Günleri Birlik Olarak Atlatacağız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-zor-gunleri-birlik-olarak-atlatacagiz-349289</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2023 17:42:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atlatacağız]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[günleri]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349289</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nevşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Savran, Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve birçok kentte etkili olan deprem sonrası devletin tüm imkanları ile yaraları sarmak için teyakkuz halinde olduğunu belirterek, “Bu zor günleri birlik olarak atlatacağız.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-zor-gunleri-birlik-olarak-atlatacagiz-349289">Bu Zor Günleri Birlik Olarak Atlatacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Nevşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Savran, Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve birçok kentte etkili olan deprem sonrası devletin tüm imkanları ile yaraları sarmak için teyakkuz halinde olduğunu belirterek, “Bu zor günleri birlik olarak atlatacağız.” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Belediye Başkanı Dr. Mehmet Savran, Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve birçok ilde hissedilen depremin ardından Nevşehir’de, Nevşehir Valiliği öncülüğünde başlatılan yardım kampanyası çerçevesinde yardımların kabul edildiği Damat İbrahim Paşa Spor Salonu’nu ziyaret etti. Burada görev alan Nevşehir Belediyesi personelleri, gönüllüler ve diğer kamu çalışanlarına kolaylıklar dileyen Savran, bağış için gelen vatandaşlarla da sohbet etti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Kampanyaya kısa sürede ciddi bir destek sağlayan Nevşehirlilere teşekkür eden Savran, kampanya çerçevesinde toplanacak olan battaniye, elektrikli ısıtıcı, temel gıda malzemeleri, bebek bezi, mont, bot, atkı, bere, eldiven, uyku tulumu, hijyen seti ve barınma malzemelerinin AFAD’ın koordinesinde deprem bölgesine ulaştırılacağını kaydetti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Savran, “Dün gece sabaha doğru meydana gelen deprem ilimizde de hissedildi. Artçılar devam ederken öğle saatlerinde meydana gelen ikinci depremle sarsıldık. Depremde ciddi bir şekilde zarar gören illerimizde kurtarma çalışmaları devam ediyor. Bizde olayın ilk saatlerinden itibaren şehrimizde valiliğimiz öncülüğünde belediyemiz ve tüm kamu kuruluşlarımız takipteyiz ve bir yardım kampanyası başlattık. Burada önemli olan bir dağınıklık yaşamadan yardımların tek elden toplanarak deprem bölgesine iletilebilmesi.  Kampanya ile birlikte vatandaşlarımızın bağışlarını Damat İbrahim Paşa Kapalı Spor Salonu’nda kabul etmeye başladık. Burada hem belediye personellerimiz, hem gönüllüler hem de diğer kamu çalışanları görev yapıyor. Buranın haricinde kampanyaya katılmak isteyen ancak aracı olmayan ve belediyemize ulaşan vatandaşlarımızın yardımlarını evlerinden ve işyerlerinden alarak buraya getiriyoruz. Sıkıntılı bir süreçteyiz, ciddi bir felaketle karşı karşıyayız ama devletimiz büyük. Olayın hemen ardından tüm imkânlarını seferber eden devletimiz deprem bölgesinde çalışmalarını sürdürüyor. Bakanlarımız da şu anda deprem bölgesindeler. AFAD ve Kızılay yaraları sarmak için büyük çaba gösteriyor. Ayrıca belediyelerimiz sürekli olarak buraya iş makinesi ve personel sevk ediyor. İnşaallah bu zor günleri birlik olarak atlatacağız.” diye konuştu.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-zor-gunleri-birlik-olarak-atlatacagiz-349289">Bu Zor Günleri Birlik Olarak Atlatacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Rabbim zor zamanınızda yanınızda olsun&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rabbim-zor-zamaninizda-yaninizda-olsun-347272</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2023 08:51:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[olsun]]></category>
		<category><![CDATA[rabbim]]></category>
		<category><![CDATA[yanınızda]]></category>
		<category><![CDATA[zamanınızda]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347272</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şehriye teyze, Büyükşehir Belediyesi’nin Geniş Ailem ekibince sağlık, sosyal ve resmi işlemlerinde aldığı refakat hizmetinden çok memnun</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rabbim-zor-zamaninizda-yaninizda-olsun-347272">&#8221;Rabbim zor zamanınızda yanınızda olsun&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şehriye teyze, Büyükşehir Belediyesi’nin Geniş Ailem ekibince sağlık, sosyal ve resmi işlemlerinde aldığı refakat hizmetinden çok memnun</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesince oluşturulan “Geniş Ailem” ekibi Kocaeli’de ikamet eden 65 yaş ve üstü bireyler ile kişisel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çeken ve yardımcı kimsesi olmayan engelli bireylere sağlık, sosyal ve resmi işlemlerinde refakat hizmeti sağlıyor. Vatandaşın ev temizliği, alışveriş, yemek, banyo ve doktor kontrolü gibi günlük işlerinde destek olunuyor. Tüm ihtiyaçları karşılanan Şehriye teyze de Büyükşehir’den duacı…</p>
<p><b>SİZLER BENİM YANIMDASINIZ</b></p>
<p>İzmit Alikâhya’da ikamet eden 70 yaşındaki Şehriye Aygün, Büyükşehir’in “Geniş Ailem” ekibinden destek alıyor. İhtiyaçları Büyükşehir tarafından karşılanan Şehriye teyze, son olarak ekiplere Sekapark’ı görmek istediğini iletmiş. Bu talebi de hemen karşılanan ve Sekapark’ta güzel bir gün geçiren Şehriye Aygün, duygularını şu sözlerle anlatıyor; ‘‘Kocaeli’ye geleli 6 sene oldu. Sekapark’ı hiç görmemiştim. Gelmedim, kiminle geleyim&#8230; Beni buraya getirdiniz. Belediyemizden, devletten gelen hizmetlerden çok çok memnunum. Devletimizi, milletimizi Allah başımızdan eksik etmesin. Benim evimde sıcak yemeğim var. Doktor diyorum doktora götürüyorsunuz. Allah bin kere razı olsun. Sizler benim yanımdasınız ama Rabbim de zor zamanınızda sizin yanınızda olsun.’’ </p>
<p><b>ARIYORUM ANINDA GELİYORLAR </b></p>
<p>Yaşa bağlı rahatsızlıkları bulunan Şehriye teyze, ‘’Hastaneye gideceğim zaman randevu alıyorum. 2 gün önce de size haber veriyorum. Diyorum ki şu gün şu saatte doktora gideceğim. Beni götürür müsünüz, vaktiniz var mı diyorum. Tabi ki teyze diyorlar. Kaçta gideceğiz. Saati söylüyorum. Anında geliyorlar. Dakika eksilmiyor. Çok mutluyum, çok güzel’’ sözleriyle memnuniyetini ifade ediyor.</p>
<p><b>GENİŞ AİLEM PROJESİ</b></p>
<p>Geniş Ailem Projesinde; Kocaeli’de ikamet eden 65 yaş üstü veya engelli vatandaşlara hastaneye gidiş-dönüş, doktor randevusu, resmi kurumlarla olan bağlantısı, barınma ihtiyacı, ev temizliği ihtiyacı, alışveriş, ilaç, sıcak yemek, fatura ödeme, maaş çekme gibi bireylerin temel ihtiyaçları konularında destek veriliyor. Desteğe ihtiyacı olan kişileri bildirmek veya şahsen hizmetlerden yararlanmak isteyenler Büyükşehir Belediyesinin 153 çağrı merkezini arayıp başvuru yapabiliyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rabbim-zor-zamaninizda-yaninizda-olsun-347272">&#8221;Rabbim zor zamanınızda yanınızda olsun&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rukiye Bektaş&#8217;ın Hedefi Zor Roller</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rukiye-bektasin-hedefi-zor-roller-344666</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2023 12:36:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bektaş]]></category>
		<category><![CDATA[bektaşın]]></category>
		<category><![CDATA[hedefi]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[roller]]></category>
		<category><![CDATA[rukiye]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344666</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tiyatro çalışmalarının ardından ekranlara "Aşk Mantık İntikam" dizisiyle merhaba diyen genç oyuncu Rukiye Bektaş kariyerine sinema filmleriyle devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rukiye-bektasin-hedefi-zor-roller-344666">Rukiye Bektaş&#8217;ın Hedefi Zor Roller</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tiyatro çalışmalarının ardından ekranlara &#8220;Aşk Mantık İntikam&#8221; dizisiyle merhaba diyen genç oyuncu Rukiye Bektaş kariyerine sinema filmleriyle devam ediyor.</p>
<p>&#8220;Öt Bakalım&#8221; filminde yer aldıktan sonra &#8220;Bana Beni Anlat&#8221; filminin kadrosuna dahil oldu. Rukiye Bektaş hedefinin oynaması zor rollerde yer almak ve sıra dışı karakterler  canlandırmak olduğunu söyledi.</p>
<p>Ekran ve sinemanın dışında tiyatro sahnesinde de yer almayı sürdüren genç oyuncu, &#8220;Tiyatroda devamlı oynamak sürekli idman yapmak gibi. Türkiye&#8217;nin her yerinde sahneye çıkarak oyunculuğumu geliştiriyorum.</p>
<p>Televizyon, dijital ve sinemada sınırlarımı zorlamak, en en zor karakterleri canlandırmak  ve tercih edilen bir oyuncu olmak  istiyorum. Bunun için  gerekli yeteneğe ve inanca sahibim&#8221; aynı zamanda farklı eğitimler almaya devam ediyorum kendimi geliştirmek için dedi&#8230;</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rukiye-bektasin-hedefi-zor-roller-344666">Rukiye Bektaş&#8217;ın Hedefi Zor Roller</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
