<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yan | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/yan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Apr 2026 22:02:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>yan | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/yan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Güzelbahçe&#8217;de Sahile Değer Katan Yatırım Güzbel Marin Görkemli Törenle Hizmete Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guzelbahcede-sahile-deger-katan-yatirim-guzbel-marin-gorkemli-torenle-hizmete-acildi-625260</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 22:02:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[güzbel]]></category>
		<category><![CDATA[güzelbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[katan]]></category>
		<category><![CDATA[marin]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sahile]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625260</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güzelbahçe Belediyesi, ilçenin sosyal yaşamına yeni bir soluk getirecek önemli projelerinden biri olan Güzbel Marin’i Maltepe Mahallesi sahilinde, yoğun katılım ve büyük bir coşkuyla hizmete açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guzelbahcede-sahile-deger-katan-yatirim-guzbel-marin-gorkemli-torenle-hizmete-acildi-625260">Güzelbahçe&#8217;de Sahile Değer Katan Yatırım Güzbel Marin Görkemli Törenle Hizmete Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güzelbahçe Belediyesi, ilçenin sosyal yaşamına yeni bir soluk getirecek önemli projelerinden biri olan Güzbel Marin’i Maltepe Mahallesi sahilinde, yoğun katılım ve büyük bir coşkuyla hizmete açtı. Denize sıfır konumda hayata geçirilen proje, erişilebilir yapısı ve sosyal yaşamı güçlendiren fonksiyonlarıyla Güzelbahçe’nin sahil kimliğine değer katacak yeni bir cazibe merkezi olarak kapılarını açtı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği açılış, birlik ve dayanışma mesajlarının öne çıktığı anlamlı törenle gerçekleştirildi.</p>
<p>Açılışa İzmir Büyükşehir Belediye Meclis Başkanvekili Altan İnanç, Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit, CHP Güzelbahçe İlçe Başkanı Devrim Seyrek, CHP İl yöneticileri, CHP önceki dönem milletvekili Bedri Serter, belediye meclis üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p><b>Atatürk’e Verdiğimiz Sözle Çalışıyoruz</b></p>
<p>Göreve başladıkları ilk gün Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e çok çalışacaklarına dair söz verdiklerini vurgulayan Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay,“İki yıl önce mazbatamızı aldığımız gün, örgütümüzle birlikte Atatürk büstünün önüne giderek ‘Gücümün yettiği, yüreğimin yettiği kadar Güzelbahçe için çalışacağıma söz veriyorum’ dedim. Bugün de aynı kararlılıkla halkıma söz veriyorum. İki yılda yaptığımız çalışmaların çok daha fazlasını önümüzdeki üç yılda gerçekleştireceğiz. Yan yana, omuz omuza yürüyen güçlü bir ekibiz. Bu ekip, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde en iyi noktaya ulaşacaktır. Güzbel markamız büyüyerek İzmir’de önemli bir değer haline geldi. Bu süreçte 105 gencimize istihdam sağladık. Bugün itibarıyla 6 Güzmar market ve 6 Güzbel kafe ile hizmet veriyoruz. Çok yakında Çamlı Mahallemizde yeni bir Güzmar market için çalışmalarımıza başlayacağız. Bu alanı ilçemize kazandırmamıza destek olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cemil Tugay’a teşekkür ediyorum.”</p>
<p><b>Zorluklara Rağmen Halkla ve Cumhuriyetle Yan Yana</b></p>
<p>Konuşmasında yaşanan tüm zorluklara rağmen halkla birlikte üretmeye ve hizmet etmeye devam eden belediye başkanlarına sahip olduklarını belirten CHP Güzelbahçe İlçe Başkanı Devrim Seyrek, “İki yıl belki kısa bir süre gibi görünebilir. Ancak bu süreçte çok ciddi zorluklarla karşılaştık. Buna rağmen halkımızla yan yana olmaktan, hizmet üretmekten asla vazgeçmedik. Bu ülke kurulduğunda da Cumhuriyetin kurucularına karşı çıkanlar vardı. Bugün isimler değişti, yöntemler değişti ama değişmeyen tek şey Cumhuriyet’e sahip çıkanların duruşudur. Ne olursa olsun biz bu Cumhuriyeti korumaya devam edeceğiz. Tüm zorluklara rağmen halkımızla birlikte olmaya, hizmet üretmeye devam edeceğiz. Belediye başkanlarımızın cesareti ve kararlılığıyla bu yoldan asla geri dönmeyeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><b>Hayaller Gerçek Oldu</b></p>
<p>Maltepe Mahallesi sakini ve Güzelbahçe Belediyesi Meclis Üyesi Osman Kaçmaz ise yaptığı konuşmada projenin mahalle halkı için taşıdığı öneme vurgu yaparak, “Yıllardır hayalini kurduğumuz bir tabloyu bugün yaşıyoruz. Artık Güzelbahçeliler deniz kenarında, uygun fiyatlarla çayını kahvesini içebilecek, keyifle vakit geçirebilecek. Bu hayal Siteler’de, Yalı’da ve şimdi Maltepe’de gerçeğe dönüştü. Başta Belediye Başkanımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><b>Sosyal Yaşam ve Ekonomik Erişim Bir Arada</b></p>
<p>Konuşmaların ardından açılış kurdelesi kesilerek Güzbel Marin resmen hizmete açıldı. Proje kapsamında hayata geçirilen <b>Güzbel Marin Cafe</b> ve Marin <b>Güzmar</b>, vatandaşlara hem sosyal bir buluşma alanı hem de ekonomik ve erişilebilir alışveriş imkânı sunacak. Denize sıfır konumuyla öne çıkan projeyle, Güzelbahçe’nin sahil yaşamını daha canlı, nitelikli ve kapsayıcı bir yapıya kavuşturan önemli bir yatırım olarak hizmet verecek.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guzelbahcede-sahile-deger-katan-yatirim-guzbel-marin-gorkemli-torenle-hizmete-acildi-625260">Güzelbahçe&#8217;de Sahile Değer Katan Yatırım Güzbel Marin Görkemli Törenle Hizmete Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçün, belleğin ve annelerin hikâyesi: Almanya Masalımız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gocun-bellegin-ve-annelerin-hikayesi-almanya-masalimiz-2-624031</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 08:59:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[annelerin]]></category>
		<category><![CDATA[belleğin]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göçün]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[masalımız]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[uzanan]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya’nın saygın edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü’ne layık görülen Almanya Masalımız, Kafka Kitap tarafından ilk kez Türkçede. Roman, Türkiye’den Almanya’ya uzanan işçi göçünü bir ailenin üç kuşaklık hikâyesi üzerinden anlatıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocun-bellegin-ve-annelerin-hikayesi-almanya-masalimiz-2-624031">Göçün, belleğin ve annelerin hikâyesi: Almanya Masalımız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Almanya’nın saygın edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü’ne layık görülen Almanya Masalımız, Kafka Kitap tarafından ilk kez Türkçede. Roman, Türkiye’den Almanya’ya uzanan işçi göçünü bir ailenin üç kuşaklık hikâyesi üzerinden anlatıyor.</em></p>
<p>Almanya’daki Türkiyeli göçmenlerin yarım yüzyılı aşan hikâyesini şiirsel ve çok katmanlı bir anlatıyla ele alan <em>Almanya Masalımız</em>, Türkçede okurlarla buluşuyor. Şair, tiyatrocu ve yayınevi kurucusu Dinçer Güçyeter’in ilk romanı olan eser, bir ailenin üç kuşak boyunca süren yolculuğunu anlatırken, aynı zamanda “misafir işçilik” olarak adlandırılan tarihsel bir dönemin duygusal ve toplumsal haritasını çıkarıyor. </p>
<p>Almanya’da büyük yankı uyandıran ve Almanya’nın en saygın edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü başta olmak üzere birçok ödüle layık görülen roman, Halil Özgen Asal çevirisiyle Kafka Kitap tarafından Türkçede yayımlandı. Almanca özgün adı <em>Unser Deutschlandmärchen</em> olan roman, yayımlandığı günden itibaren Avrupa’da büyük yankı uyandırdı ve farklı dillere çevrildi.   </p>
<p><strong>Misafir İşçilerin Görünmeyen Tarihi</strong></p>
<p>Roman, Türkiye’den Almanya’ya uzanan göç hikâyesini üç kuşağın hafızası, annelerin anlatıları ve parçalı bir aile destanı üzerinden edebi bir anlatıya dönüştürüyor<em>. Almanya Masalımız</em>, Türkiye’den Almanya’ya uzanan göç hikâyesini yalnızca tarihsel bir olay olarak değil, kuşaklar arası bir hafıza ve kimlik meselesi olarak ele alıyor. Roman, Anadolu’da başlayan ve Almanya’daki fabrikalara, kahvehanelere, işçi mahallelerine uzanan bir yolculuk boyunca, üç kuşağın yaşamını iç içe geçmiş sesler aracılığıyla anlatıyor.</p>
<p>Anlatının merkezinde Fatma, onun annesi Hanife ve oğlu Dinçer bulunuyor. Her biri kendi sesiyle konuşan karakterler üzerinden; şarkılar, mektuplar, monologlar ve anılar aracılığıyla parçalı bir aile destanı kuruluyor. Bu çok sesli yapı, göçmen deneyiminin kırılgan ve çoğu zaman parçalanmış doğasını da yansıtıyor.</p>
<p>Romanın sayfalarında Anadolu köylerinin sert gerçekliği, göçün ilk yıllarındaki umut ve hayal kırıklıkları, fabrikalarda geçen uzun vardiyalar ve yeni bir dilde yaşam kurmanın zorlukları yan yana geliyor. Bir annenin oğluna dair beklentileri ile oğlun kendi hayatını kurma arzusu arasındaki gerilim, romanın en güçlü duygusal damarlarından birini oluşturuyor.</p>
<p>Dinçer Güçyeter’in şiirsel dili ve çok sesli anlatımıyla şekillenen <em>Almanya Masalımız</em>, göçmenlerin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel ve duygusal bir yolculuk yaşadığını hatırlatan güçlü bir roman. Kitap, Türkiye’den Almanya’ya uzanan göçün kolektif hafızasını edebiyat aracılığıyla yeniden kuruyor.</p>
<p><strong>Yazar Hakkında</strong></p>
<p>1979 yılında Almanya’nın Nettetal kentinde doğan Dinçer Güçyeter, tiyatrocu, şair, yayınevi kurucusu ve yazardır. Kahvehaneci bir baba ve işçi bir annenin çocuğu olarak büyüyen Güçyeter, gençlik yıllarında sanayi sektöründe çalışmış, daha sonra edebiyata yönelmiştir.</p>
<p>2012 yılında şiir odaklı ELIF Yayınevi’ni kuran yazar, hem yayınevi çalışmaları hem de şiir kitaplarıyla Almanya’da dikkat çekmiştir. 2022 yılında Peter Huchel Ödülü’ne layık görülmüştür. Yazarın ilk romanı Almanya Masalımız (Unser Deutschlandmärchen) Almanya’da yayımlandıktan sonra büyük yankı uyandırdı ve ülkenin en saygın edebiyat ödüllerinden biri olan Leipzig Kitap Ödülü’nü kazandı.</p>
<p><strong>Arka Kapak Yazısından</strong></p>
<p><em>“Hâlâ kendi dilimi arıyorum, bulduklarımı da hurda niyetine yol kenarına bırakıp kendimi tekrar dışarı, sokaklara, gecelere atıyorum, yeniyi arıyorum&#8230; Bugün iki çocuk babasıyım, bir yayınevim var, kapı kollarını siliyorum, Walt Whitman gibi şiir satmaya çalışıyorum ve hep eksidekalıyorum. Ama bu benim seçimimdi, böyle yapmaya ben karar verdim ve bunun için başkalarından özür dilemeyi reddediyorum. Bu deliliğin arkasında durmak istiyorum çünkü eğer öyle yapmazsam bu hayat yolculuğu boyunca heybemde topladığım her şeye ihanet etmiş olurum.”</em></p>
<p><em>Gurbetin, emeğin, vazgeçişlerin, kendini bir yere ait hissedemeyenlerin ortak adıdır “misafir işçi”. Dilini bilmediğin büsbütün yabancı bir ülkede var olmaya değil, çalışmaya davet edilirsin. canını dişine takar, terinle kimliğini kazırsın buz gibi soğuk duvarlara. Ama ne uğruna? O güzel günler gerçekten gelecek mi, bilmezsin bile.</em></p>
<p><em>Almanya Masalımız, işte böyle bir dünyanın mahsulü; iç içe geçen seslerin yankılandığı çoksesli bir hikâye. Birden çok kuşağa ait kadınlar ve Almanya’da doğmuş bir oğul, geçmişin yükünü güçlü imgelerle örülmüş ortak bir dile taşırken monologlar, diyaloglar, rüyalar ve dualar birbirine karışıyor.</em></p>
<p><em>Güçyeter, hayatına yön veren iki kadının yaşamı üzerinden emekle yoğrulmuş bir dünyayı şiirsel diliyle görünür kılarken tarlaların buğusundan fabrikaların gürültüsüne, memleket hasretiyle geçen yıllardan kaybolan aidiyet duygusuna uzanan bir yaşama ayna tutuyor.</em></p>
<p><em>Almanya’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü’ne layık görülen bu eser, iki ülke, iki dil ve iki dünya arasında bir köprü kuruyor.</em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocun-bellegin-ve-annelerin-hikayesi-almanya-masalimiz-2-624031">Göçün, belleğin ve annelerin hikâyesi: Almanya Masalımız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Mutlu&#8217;dan şehit eşine anlamlı ziyaret</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-mutludan-sehit-esine-anlamli-ziyaret-621721</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 09:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlamlı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[eşine]]></category>
		<category><![CDATA[Koçak]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621721</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Ramazan Bayramı dolayısıyla 2004 yılında Tunceli’de şehit düşen Aziz Koçak’ın eşi Sati Koçak’a ziyaret gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-mutludan-sehit-esine-anlamli-ziyaret-621721">Başkan Mutlu&#8217;dan şehit eşine anlamlı ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Ramazan Bayramı dolayısıyla 2004 yılında Tunceli’de şehit düşen Aziz Koçak’ın eşi Sati Koçak’a ziyaret gerçekleştirdi. Duygusal anların yaşandığı ziyarette şehit ailelerinin daima yanında olacaklarını belirten Başkan Mutlu’ya, il ve ilçe yöneticileri eşlik etti.</b></p>
<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Ramazan Bayramı dolayısıyla anlamlı bir dayanışma ziyareti gerçekleştirdi. 2004 yılında Tunceli’de şehit düşen Uzman Çavuş Aziz Koçak’ın eşi Sati Koçak’ı evinde ziyaret eden Başkan Mutlu’ya, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkan Yardımcısı Selami Ergül, Konak İlçe Başkanı Serkan Kalmaz, İlçe Sekreteri İsmet Can Yenice ve Güzelyalı Mahalle Muhtarı Nedim Altan da eşlik etti. Duygusal anların yaşandığı ziyarette şehit ailesinin anılarını paylaşan Başkan Mutlu, daima yanlarında olacaklarını vurguladı.</p>
<p><b>“Her zaman dayanışmayla yan yana”</b></p>
<p>Şehit aileleri ile her zaman yan yana ve dayanışma içerisinde olacaklarını belirten Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Güzelyalı Mahallemizde yaşayan Sati Hanım’ın, eşini kaybettikten sonra üç evladına hem anne hem baba olarak verdiği mücadeleyi dinledik, yıllar geçse de dinmeyen acısını yürekten paylaştık. Şehitlerimizin bizlere emaneti olan ailelerimizle her zaman yan yana olmaya devam edeceğiz. Acılar ancak dayanışma ve birliktelik ile bir nebze olsun azalabilir. Bu vesile ile tüm şehitlerimizin ailelerine tekrar baş sağlığı ve sabırlar diliyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“Beni mutlu ettiniz”</b></p>
<p>Ziyaretin kendisi için çok anlamlı olduğunu ifade eden Sati Koçak ise şunları söyledi: “Bayramlar bizim için her zaman biraz hüzünlü geçiyor. Eşimi kaybettiğim günden bu yana hem anne hem baba olmaya çalıştım. Evlatlarımı büyütürken onun yokluğunu her gün yeniden hissettim. Unutulmamak, hatırlanmak bize güç veriyor. Beni mutlu ettiniz, teşekkür ederim.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-mutludan-sehit-esine-anlamli-ziyaret-621721">Başkan Mutlu&#8217;dan şehit eşine anlamlı ziyaret</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçün, belleğin ve annelerin hikâyesi: Almanya Masalımız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gocun-bellegin-ve-annelerin-hikayesi-almanya-masalimiz-619634</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[annelerin]]></category>
		<category><![CDATA[belleğin]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göçün]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[masalımız]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[uzanan]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619634</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya’nın saygın edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü’ne layık görülen Almanya Masalımız, Kafka Kitap tarafından ilk kez Türkçede. Roman, Türkiye’den Almanya’ya uzanan işçi göçünü bir ailenin üç kuşaklık hikâyesi üzerinden anlatıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocun-bellegin-ve-annelerin-hikayesi-almanya-masalimiz-619634">Göçün, belleğin ve annelerin hikâyesi: Almanya Masalımız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Almanya’nın saygın edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü’ne layık görülen Almanya Masalımız, Kafka Kitap tarafından ilk kez Türkçede. Roman, Türkiye’den Almanya’ya uzanan işçi göçünü bir ailenin üç kuşaklık hikâyesi üzerinden anlatıyor.</em></p>
<p>Almanya’daki Türkiyeli göçmenlerin yarım yüzyılı aşan hikâyesini şiirsel ve çok katmanlı bir anlatıyla ele alan <em>Almanya Masalımız</em>, Türkçede okurlarla buluşuyor. Şair, tiyatrocu ve yayınevi kurucusu Dinçer Güçyeter’in ilk romanı olan eser, bir ailenin üç kuşak boyunca süren yolculuğunu anlatırken, aynı zamanda “misafir işçilik” olarak adlandırılan tarihsel bir dönemin duygusal ve toplumsal haritasını çıkarıyor. </p>
<p>Almanya’da büyük yankı uyandıran ve Almanya’nın en saygın edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü başta olmak üzere birçok ödüle layık görülen roman, Halil Özgen Asal çevirisiyle Kafka Kitap tarafından Türkçede yayımlandı. Almanca özgün adı <em>Unser Deutschlandmärchen</em> olan roman, yayımlandığı günden itibaren Avrupa’da büyük yankı uyandırdı ve farklı dillere çevrildi.   </p>
<p><strong>Misafir İşçilerin Görünmeyen Tarihi</strong></p>
<p>Roman, Türkiye’den Almanya’ya uzanan göç hikâyesini üç kuşağın hafızası, annelerin anlatıları ve parçalı bir aile destanı üzerinden edebi bir anlatıya dönüştürüyor<em>. Almanya Masalımız</em>, Türkiye’den Almanya’ya uzanan göç hikâyesini yalnızca tarihsel bir olay olarak değil, kuşaklar arası bir hafıza ve kimlik meselesi olarak ele alıyor. Roman, Anadolu’da başlayan ve Almanya’daki fabrikalara, kahvehanelere, işçi mahallelerine uzanan bir yolculuk boyunca, üç kuşağın yaşamını iç içe geçmiş sesler aracılığıyla anlatıyor.</p>
<p>Anlatının merkezinde Fatma, onun annesi Hanife ve oğlu Dinçer bulunuyor. Her biri kendi sesiyle konuşan karakterler üzerinden; şarkılar, mektuplar, monologlar ve anılar aracılığıyla parçalı bir aile destanı kuruluyor. Bu çok sesli yapı, göçmen deneyiminin kırılgan ve çoğu zaman parçalanmış doğasını da yansıtıyor.</p>
<p>Romanın sayfalarında Anadolu köylerinin sert gerçekliği, göçün ilk yıllarındaki umut ve hayal kırıklıkları, fabrikalarda geçen uzun vardiyalar ve yeni bir dilde yaşam kurmanın zorlukları yan yana geliyor. Bir annenin oğluna dair beklentileri ile oğlun kendi hayatını kurma arzusu arasındaki gerilim, romanın en güçlü duygusal damarlarından birini oluşturuyor.</p>
<p>Dinçer Güçyeter’in şiirsel dili ve çok sesli anlatımıyla şekillenen <em>Almanya Masalımız</em>, göçmenlerin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel ve duygusal bir yolculuk yaşadığını hatırlatan güçlü bir roman. Kitap, Türkiye’den Almanya’ya uzanan göçün kolektif hafızasını edebiyat aracılığıyla yeniden kuruyor.</p>
<p><strong>Yazar Hakkında</strong></p>
<p>1979 yılında Almanya’nın Nettetal kentinde doğan Dinçer Güçyeter, tiyatrocu, şair, yayınevi kurucusu ve yazardır. Kahvehaneci bir baba ve işçi bir annenin çocuğu olarak büyüyen Güçyeter, gençlik yıllarında sanayi sektöründe çalışmış, daha sonra edebiyata yönelmiştir.</p>
<p> </p>
<p>2012 yılında şiir odaklı ELIF Yayınevi’ni kuran yazar, hem yayınevi çalışmaları hem de şiir kitaplarıyla Almanya’da dikkat çekmiştir. 2022 yılında Peter Huchel Ödülü’ne layık görülmüştür. Yazarın ilk romanı Almanya Masalımız (Unser Deutschlandmärchen) Almanya’da yayımlandıktan sonra büyük yankı uyandırdı ve ülkenin en saygın edebiyat ödüllerinden biri olan Leipzig Kitap Ödülü’nü kazandı.</p>
<p><strong>Arka Kapak Yazısından</strong></p>
<p><em>“Hâlâ kendi dilimi arıyorum, bulduklarımı da hurda niyetine yol kenarına bırakıp kendimi tekrar dışarı, sokaklara, gecelere atıyorum, yeniyi arıyorum&#8230; Bugün iki çocuk babasıyım, bir yayınevim var, kapı kollarını siliyorum, Walt Whitman gibi şiir satmaya çalışıyorum ve hep eksidekalıyorum. Ama bu benim seçimimdi, böyle yapmaya ben karar verdim ve bunun için başkalarından özür dilemeyi reddediyorum. Bu deliliğin arkasında durmak istiyorum çünkü eğer öyle yapmazsam bu hayat yolculuğu boyunca heybemde topladığım her şeye ihanet etmiş olurum.”</em></p>
<p><em>Gurbetin, emeğin, vazgeçişlerin, kendini bir yere ait hissedemeyenlerin ortak adıdır “misafir işçi”. Dilini bilmediğin büsbütün yabancı bir ülkede var olmaya değil, çalışmaya davet edilirsin. canını dişine takar, terinle kimliğini kazırsın buz gibi soğuk duvarlara. Ama ne uğruna? O güzel günler gerçekten gelecek mi, bilmezsin bile.</em></p>
<p><em>Almanya Masalımız, işte böyle bir dünyanın mahsulü; iç içe geçen seslerin yankılandığı çoksesli bir hikâye. Birden çok kuşağa ait kadınlar ve Almanya’da doğmuş bir oğul, geçmişin yükünü güçlü imgelerle örülmüş ortak bir dile taşırken monologlar, diyaloglar, rüyalar ve dualar birbirine karışıyor.</em></p>
<p><em>Güçyeter, hayatına yön veren iki kadının yaşamı üzerinden emekle yoğrulmuş bir dünyayı şiirsel diliyle görünür kılarken tarlaların buğusundan fabrikaların gürültüsüne, memleket hasretiyle geçen yıllardan kaybolan aidiyet duygusuna uzanan bir yaşama ayna tutuyor.</em></p>
<p><em>Almanya’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden Leipzig Kitap Ödülü’ne layık görülen bu eser, iki ülke, iki dil ve iki dünya arasında bir köprü kuruyor.</em></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gocun-bellegin-ve-annelerin-hikayesi-almanya-masalimiz-619634">Göçün, belleğin ve annelerin hikâyesi: Almanya Masalımız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den trafiğe nefes aldıracak üç kavşak düzenlemesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-trafige-nefes-aldiracak-uc-kavsak-duzenlemesi-617193</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 08:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aldıracak]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çiğli]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dönüş]]></category>
		<category><![CDATA[düzenleme]]></category>
		<category><![CDATA[esbaş]]></category>
		<category><![CDATA[kavşak]]></category>
		<category><![CDATA[mavişehir]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[şerit]]></category>
		<category><![CDATA[trafiğe]]></category>
		<category><![CDATA[üç]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617193</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent trafiğinde uzun araç kuyruklarına neden olan üç kavşakta eş zamanlı düzenleme çalışmalarına başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-trafige-nefes-aldiracak-uc-kavsak-duzenlemesi-617193">Büyükşehir&#8217;den trafiğe nefes aldıracak üç kavşak düzenlemesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent trafiğinde uzun araç kuyruklarına neden olan üç kavşakta eş zamanlı düzenleme çalışmalarına başladı. Çiğli–Mavişehir aksında trafik akışını hızlandırmak amacıyla Koçtaş ve Bazekol Hastanesi kavşaklarında şerit genişletme çalışmaları yapılırken, akışı olumsuz etkileyen dönüşler yeniden düzenleniyor. Gaziemir’de ise Akçay Caddesi üzerindeki ESBAŞ Kavşağı’nda otobüs durağı ve şerit düzenlemelerini kapsayan çalışma ile araç kuyruklarının azaltılması hedefleniyor.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent ulaşımını rahatlatacak büyük yatırımların yanı sıra kavşak düzenlemeleriyle de trafik akışını iyileştiriyor. Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı tarafından, uzun araç kuyruklarının oluştuğu üç ayrı noktada şerit genişletme ve kavşak düzenleme çalışmalarına başlandı. Çiğli–Mavişehir aksındaki yoğunluğu azaltmak amacıyla Koçtaş ve Bazekol kavşakları ile Gaziemir’deki ESBAŞ Kavşağı’nda yenileme çalışmaları yürütülüyor. Çiğli yönünden Mavişehir istikametine kesintisiz geçiş sağlamak için iki kavşakta şerit sayısı artırılırken, dönüşler yeniden düzenlenecek. ESBAŞ Kavşağı’nda ise yan yol cepleri genişletilerek uzun araç kuyruklarının önüne geçilmesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>Trafik akışı için planlı müdahale</strong></p>
<p>Kavşaklardaki hızlı müdahalelerin süreceğini vurgulayan Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı Şantiye Şefi Volkan Keskin, Koçtaş Kavşağı’ndaki düzenlemede sona yaklaşıldığını, Gaziemir’de ESBAŞ önündeki kavşakta şerit artırımı ve yönlendirme çalışmalarının devam ettiğini, ESBAŞ Kavşağı’ndaki deplase ve altyapı çalışmalarını da kısa sürede tamamlamayı planladıklarını belirtti. Önümüzdeki hafta Bazekol Kavşağı’nda çalışmalara başlanacağını aktaran Keskin, “Ana arterlerde yan yol bağlantıları trafik akışını yavaşlatabiliyor. Yapılan yönlendirmeler bu nedenle büyük önem taşıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak büyük projelerin yanı sıra kavşaklarda yaptığımız düzenlemelerle sürücülerin daha hızlı ve güvenli ulaşım sağlamasını hedefliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Otoyoldan Mavişehir’e geçiş üç şeride çıktı</strong></p>
<p>Otoyoldan Mavişehir yönüne trafik akışını hızlandırmak amacıyla Caher Dudayev Bulvarı’nda düzenleme yapıldı. 10500 Sokak kesişimindeki iki şeritli yol üç şeride çıkarıldı. Organize Sanayi Bölgesi’nden gelen araçların karşıya geçişleri, sağ istikametten Caher Dudayev Bulvarı’na bağlantı ve ileriden kontrollü dönüş uygulamasıyla yeniden düzenlendi. Böylece kavşak içerisindeki trafik akışının kesintiye uğramasının önüne geçilmesi sağlandı.</p>
<p><strong>ESBAŞ kavşağında oluşan araç kuyrukları ortadan kalkacak</strong></p>
<p>Gaziemir trafiğinin en yoğun noktalarından Akçay Caddesi üzerindeki ESBAŞ ve Optimum yönlerine dönüşün sağlandığı kavşakta kapsamlı düzenleme başlatıldı. Çalışma kapsamında, merkez yönüne gitmek isteyen araçların oluşturduğu kuyrukları azaltmak için şerit sayısı artırılacak. 341 Sokak’tan Akçay Caddesi’ne dönüşler sığınmalı kavşak olarak düzenlenerek yan yol trafiğinin akışı hızlandırılacak. Merkezden Gaziemir yönüne gelişlerde otobüs durağı genişletilerek toplu ulaşımın trafiği aksatmaması sağlanacak. Ayrıca kavşakta yapılacak sinyalizasyon düzenlemesiyle kuyruk uzunluklarının en aza indirilmesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>Çiğli-Mavişehir-Karşıyaka hattında ulaşım hızlanıyor</strong></p>
<p>Caher Dudayev Bulvarı ile Nazım Hikmet Ran Bulvarı’nın kesiştiği Bazekol Hastanesi kavşağında düzenleme yapılacak. Mavişehir’den Çiğli yönüne sağa dönüşler yan yola bağlanacak. Çiğli yönüne akışı kesintisiz sürdürmek için Kent Hastanesi yönünden gelen araçların karşıya geçişi kaldırılarak otoyola yönlendirilecek. Çiğli’den gelen iki şerit üç şeride çıkarılacak. Çalışmalara Koçtaş kavşağı tamamlandıktan sonra başlanacak. Düzenlemeyle Çiğli–Mavişehir–Karşıyaka hattında ulaşım hızlanacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-trafige-nefes-aldiracak-uc-kavsak-duzenlemesi-617193">Büyükşehir&#8217;den trafiğe nefes aldıracak üç kavşak düzenlemesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk suçluluğu tüm boyutlarıyla ele alındı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuk-suclulugu-tum-boyutlariyla-ele-alindi-612361</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[alındı]]></category>
		<category><![CDATA[boyutlarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[suçluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612361</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suça sürüklenen çocuklar konusu Üsküdar Üniversitesinde hukukçular, akademisyenler ve uygulayıcılar tarafından masaya yatırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-suclulugu-tum-boyutlariyla-ele-alindi-612361">Çocuk suçluluğu tüm boyutlarıyla ele alındı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Suça sürüklenen çocuklar konusu Üsküdar Üniversitesinde hukukçular, akademisyenler ve uygulayıcılar tarafından masaya yatırıldı. Moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı, KÜGEMER Müdürü Prof. Dr. İsmail Barış’ın yaptığın panele konuşmacı olarak İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ömer Turan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hakimi Ümit Babayiğit, İstanbul Adliyesi Çocuk Mahkemesi Hakimi Gülşah Eğilmez Türüdi, İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Oral, İstanbul İl Emniyet Çocuk Şube Müdürü Özlem Temur ile İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürü Murat Kalkan katıldı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi, Küreselleşme ve Gençlik Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (KÜGEMER) ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen “Çocuk Suçluluğunu Yeniden Düşünmek Paneli”, Üsküdar Üniversitesi Çarşı yerleşkesinde gerçekleştirildi. “Koruma, Adalet ve Rehabilitasyon Ekseninde Kurumlar Arası Perspektif” alt başlığıyla düzenlenen panelde; suça sürüklenen çocuklara yönelik hukuki düzenlemeler, sosyal hizmet uygulamaları, emniyet ve yargı süreçleri ile akademik yaklaşımlar, alanında uzman isimler tarafından çok boyutlu biçimde değerlendirildi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Güngör: “Çocuk doğduğu anda tertemizdir”</strong></p>
<p>Panelin açılışında konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, çocuğun doğuştan iyi olduğuna dikkat çekerek, “Çocuk doğduğu anda tertemizdir. Kötülüklerden uzak, pırıl pırıl bir insandır. Ama içine doğduğu aile, büyüdüğü toplumsal koşullar, gördüğü eğitim ve maruz kaldığı çevre onu dönüştürür.” dedi.</p>
<p><strong>“İnsan ya iyidir ya kötüdür; başka bir seçenek yok”</strong></p>
<p>Suçun bireysel değil, yapısal bir sorun olduğuna işaret eden Prof. Dr. Güngör, toplumda suç işleyen kişilere yalnızca öfkeyle değil, neden-sonuç ilişkisi içinde bakılması gerektiğini dile getirdi ve “Sokakta çocuğa şiddet uygulayanın da kadına şiddet uygulayanın da mafyöz yapılara bulaşanın da hayat hikâyesine bakmak gerekiyor. Ben çoğu zaman kızmaktan çok acıyorum.” diye konuştu.</p>
<p>İnsanın özünde iyi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, kötülüğün sonradan öğrenilen bir davranış olduğunu belirterek, “İnsan eğer kötülüğü seçiyorsa, insan olarak yetiştirilmesinde bir problem vardır. İnsan ya iyidir ya kötüdür; başka bir seçenek yok. Bu tercih, çocuklukta yüklenen değerlerle şekillenir. Eğer iyilikle donatılmışsak iyiyi seçeriz; kötülükle donatılmışsak kötülüğü. Bugün insanlığın yaşadığı en büyük krizlerden biri de budur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Konuşmasını umut vurgusuyla tamamlayan Prof. Dr. Nazife Güngör, “Bir çocuğu kurtarırsak insanlığı kurtarırız. Çocuklar daha güvenli, daha insani bir dünyayı hak ediyor. Hatalar yapıldı ama neresinden dönülse kârdır. Farkındalık oluşturmak ve bilinçleri yeniden inşa etmek hepimizin görevidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İl Müdürü Ömer Turan: “Aile artık Türkiye’de bir politika modeli haline gelmiştir”</strong></p>
<p>Moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı, KÜGEMER Müdürü Prof. Dr. İsmail Barış’ın yaptığın panelde konuşan panelistlerden İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ömer Turan “Çocuk Hizmetleri Kapsamında Suça Sürüklenen Çocuklara Yönelik Sosyal Hizmet Uygulamaları” başlıklı konuşmasında, 2010’lu yıllardan bu yana çocuk hizmetlerinde önemli bir dönüşüm yaşandığını belirterek, “Mevzuatımız, bakış açımız, vakaların geliş sebepleri değişti. Ancak maalesef olay türleri çeşitlenerek arttı. Bu sürecin tüm disiplinlerle birlikte ele alınması gerekiyor” dedi.</p>
<p>Aile odaklı politikaların ön plana çıktığını vurgulayan Turan, “2025 yılı aile yılı olarak geçirildi. Önümüzdeki on yıl da aile ve nüfus politikaları çerçevesinde şekillenecek. Aile artık Türkiye’de bir politika modeli haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sosyal medya düzenlemelerine ilişkin soruya yanıt veren Turan, “Bu mesele yasaklamadan ziyade daha tedbirli kullanım üzerine kurulu bir süreçtir. Dijital dünyadan kaynaklı çocuk suçlarında ciddi artış var. Sosyal medya kontrollü kullanılmadığında her yaş grubu için risk barındırıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hakim Ümit Babayiğit: “Suç, haksız bir eylemdir ama her haksız fiil suç değildir”</strong></p>
<p>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hakimi Ümit Babayiğit “Suç, Ceza ve Çocuk” başlıklı konuşmasına suç kavramını tanımlayarak başladı ve suçun yalnızca haksız bir fiil olmadığını belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>“Suç, haksız bir eylemdir ama her haksız fiil suç değildir. Bir eylemin suç sayılabilmesi için ana mağdurunun kamu olması ve kanunlar tarafından suç olarak tanımlanması gerekir. Suçun temelinde ise özgürlük vardır. Özgürlük, seçme hakkını beraberinde getirir. Yanlış ya da kötü seçimler de topluma ve bireye zarar verdiğinde suç ortaya çıkar. Bu nedenle suç, belli ölçüde kaçınılmazdır.”</p>
<p>Babayiğit, cezanın yalnızca caydırıcılık üzerinden değil, suç işleyen kişinin yaptığı eylemin sonuçlarıyla yüzleşmesini sağlayacak bir rehabilitasyon süreci olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Bütün çocuklar aynı değil”</strong></p>
<p>Çocuk kavramının hukuki tanımına da değinen Babayiğit, “Türk hukukundaki tanımlar bellidir. 18 yaşın altındaki herkes çocuktur. Yani 17 yıl 364 günlük bir insanla 18 yıl 1 günlük bir insan arasında cezada 1/3’e oranına yakın bir fark vardır. Bütün çocuklar aynı değil. Yani bir yaşındakine de çocuk diyoruz, 18 yaşındakinden bir gün öncekine de çocuk diyoruz. Dolayısıyla bunları sınıflandırmamız gerekiyor. Sınıflandırırken biraz da yine keyfi olarak 12, 15, 18 sınırını koyuyoruz. 12 yaşına kadar çocukların herhangi bir ceza ehliyeti yoktur. 12-15 yaş arasındaki çocuklarda ise fiil ehliyeti kısmi olarak kabul edilir.” dedi.</p>
<p><strong>“Üst sınırın yeniden tartışılması gerekirken, biz 18 yaşın altına inilmesini tartışıyoruz”</strong></p>
<p>15-18 yaş grubuna ilişkin tartışmaların son yıllarda arttığını belirten Babayiğit, güncel bilimsel verilerin ergenliğin 25 yaşına kadar uzandığını gösterdiğine dikkat çekti ve “Literatür bize şunu söylüyor: İnsan psikolojisi, kişilik özellikleri ve hormonal denge yaklaşık 25 yaşına kadar tam olarak oturmuyor. Belki ceza ehliyetinde üst sınırın yeniden tartışılması gerekirken, biz 18 yaşın altına inilmesini tartışıyoruz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Babayiğit, yargısal temasın hem mağdur hem de suça sürüklenen çocuk açısından ciddi ikincil zararlara yol açtığını belirterek, “Yargıya temas, çocuklar açısından sekonder zarara neden oluyor. İfadenin alınması, hakimin huzuruna çıkılması, adli süreçler geri dönüşü çok zor örselenmeler yaratıyor. Bu nedenle çocuk hakimleri ve savcıları olarak bazen geri durmamız, sosyal hizmete alan açmamız gerekiyor.” dedi.</p>
<p>Babayiğit, “Benim kişisel kanaatim; 12, 15, 18 ve hatta 25 yaş için cezaların rehabilitasyon ve denetimli serbestliğin ağırlıklı hale getirilmesi ve bunun etkin biçimde uygulanması gerektiğidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hakim Gülşah Eğilmez Türüdi: “Genel olarak sosyal inceleme raporlarını yeterli buluyoruz”</strong></p>
<p>İstanbul Adliyesi Çocuk Mahkemesi Hakimi Gülşah Eğilmez Türüdi “Koruyucu ve Destekleyici Tedbirlerin Uygulamadaki Yansımaları, Sorunlar ve Çözüm Arayışı” başlıklı konuşmasında, özellikle sosyal inceleme raporlarında karşılaşılan eksikliklerin, verilen tedbir kararlarının amacına ulaşmasını engellediğini ifade ederek, “Genel olarak sosyal inceleme raporlarını yeterli buluyoruz. Ancak ihbar üzerine ya da aile içi şiddet ve istismar dosyalarında raporların yalnızca aile beyanıyla sınırlı kaldığını görüyoruz. Bu tür durumlarda araştırmaların okul, emniyet, çevre ve komşular gibi destekleyici kaynaklardan da yapılmasını bekliyoruz. Aksi halde raporlar sınırlı kalıyor ve bizim verdiğimiz kararlar da amacına ulaşmıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Süreci sürekli denetleyebileceğimiz bir mekanizmamız yok”</strong></p>
<p>Tedbir kararlarının denetlenmesi noktasında ciddi bir boşluk bulunduğuna dikkat çeken Türüdi, “Biz tedbir kararlarını veriyoruz ama süreci sürekli denetleyebileceğimiz bir mekanizmamız yok.” ifadesinde bulundu. Kurumlar arası koordinasyon eksikliğinin çocuklar üzerinde yıpratıcı bir etki yarattığını dile getiren Türüdi, “Birçok kurum aynı çocuk üzerinde farklı görev alanlarıyla çalışıyor ama bu süreci bütüncül biçimde koordine eden bir mekanizma yok. Bu da çocukların kurumlar arasında sürekli gidip gelmesine ve hırpalanmasına neden oluyor. Biz koordinasyonun tek bir denetim altında sağlanmasını öneriyoruz.” dedi.</p>
<p>En kritik sorunlardan birinin ise tedbirlere uymayan aileler için caydırıcı bir yaptırım mekanizmasının bulunmaması olduğunu belirten Türüdi, “Tedbir kararlarına rağmen ailelerin önemli bir kısmının bu kararlara uymadığını görüyoruz. Sosyal inceleme raporlarının daha kapsamlı ve araştırmacı olması, ara duruşmalarla tedbirlerin denetlenmesi, kurumlar arası bütüncül bir takip modeli oluşturulması, ailenin sürece aktif şekilde dahil edilmesi ve tedbire uymayan aileler için kademeli yaptırım mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerekiyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gökhan Oral: “12 yaş altı için suçun manevi unsuru oluşmaz”</strong></p>
<p>İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Oral “Suça Giden Yol Nerede Başlar? Risk Faktörlerini ve İyileştirici Yaklaşımlar” başlıklı konuşmasında, çocuk, suç ve adalet kavramlarının bugüne kadar çoğunlukla yetişkin merkezli ele alındığını belirterek, “Birinci tespitim şu: ‘Çocuk’ ve ‘suç’ kelimeleri, belirli bir yaşta yan yana getirilemez. Zaten 12 yaş altı için suçun manevi unsuru oluşmaz. Orada suç yoktur. Asıl tartışma 12–18 yaş aralığında başlıyor. Bu 18 yaş meselesinin tıbbi ya da psikiyatrik bir karşılığı yok. Keşke 25 dense. En azından biyolojik ve ruhsal gelişimle daha uyumlu olurdu.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Oral, “Ben ‘çocuk suçluluğu’ yerine, ‘kanunla ihtilafa düşmüş çocuk’ ifadesini kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü çocuk, büyüğün küçültülmüş hâli değildir. Başka bir varlıktır. O yüzden çocuk hastalıkları, çocuk psikiyatrisi, pedagoji vardır. Adalet sistemi de buna göre ayrı olmalıdır. ‘Erişkine verilen cezanın yarısını çocuğa verelim’ anlayışı doğru değildir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuk suçluluğu artık &#8220;basit hırsızlık&#8221;tan &#8220;organize ve nitelikli suçlar&#8221;a evrildi</strong></p>
<p>İstanbul İl Emniyet Çocuk Şube Müdürü Özlem Temur, son yıllarda suça sürüklenen çocukların profilinde yaşanan çarpıcı değişime ve dijitalleşen suç dünyasına karşı yürütülen çalışmalara dikkat çekti. PDR (Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık) mezunu bir emniyet müdürü olarak sahada edindiği 20 yıllık tecrübeyi paylaşan Temur, çocuk suçluluğunun artık &#8220;basit hırsızlık&#8221;tan &#8220;organize ve nitelikli suçlar&#8221;a evrildiğini vurguladı.</p>
<p>Çocuk suçluluğunun karakter değiştirdiğini belirten Temur, &#8220;Özellikle 2023&#8217;ten bu yana çocuklarımız maalesef nitelikli suçlara karışmaya başladılar. Çocuğun çocuğu veya bir yetişkini öldürmesi, organize örgütlü suçlar ve uyuşturucu suçları gibi&#8230; Artık mahcubiyet duyan çocuktan, yaptığı suçu bir prestij haline dönüştüren, iletişimden uzaklaşan bir çocuk grubuyla karşı karşıyayız.” dedi.</p>
<p><strong>Kayıp çocuklarda &#8220;24 saat&#8221; yanlışı, &#8220;hemen müracaat edin&#8221;</strong></p>
<p>Kamuoyunda yanlış bilinen bir &#8220;rivayeti&#8221; düzelten Temur, &#8220;Zaman zaman medyaya da yansıyor, &#8217;24 saat geçmeden polise müracaat edilemez&#8217; diye yanlış bir algı var. Bu bir rivayettir gidiyor. Çocuğun kaybolduğu bilgisi edinildiği andan itibaren herkes gelip başvurabilir. Biz bir suça karışmadan ya da ciddi bir mağduriyet yaşamadan o çocuğumuza ulaşmak istiyoruz. Zaman kaybetmeden yapılan müracaat bizim için hayati önem taşıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bir çocuğun bir çocuğu öldürdüğü olaylar</strong></p>
<p>Bir çocuğun bir çocuğu öldürdüğü olaylara da işaret eden Temur, “Biz aynı anda hem mağdur tarafı hem de şüpheli tarafı görüyoruz. Her iki taraf da çocuk; çoğu zaman ya yaşıtlar ya da aralarında yalnızca bir–iki yaş fark bulunuyor. Böyle bir olayda mağdur çocuğun ailesi doğal olarak, ‘Alabileceği en ağır cezayı alsın; çünkü benim canım yandı. Benim de çocuğum çocuktu, onun da hayalleri vardı ve elinden alındı, onun da hakkı var’ diyerek adalet talep ediyor. Öte yandan karşımızda yine bir çocuk var; şüpheli de çocuk. İşte tam bu noktada çok zor bir dengeyle karşı karşıya kalıyoruz. Hangi kapıların açılacağı, nasıl bir yol haritası izleneceği son derece kritik. Temennimiz, bu konuda sağlıklı ve bütüncül bir yol haritasının çizilmesi ve bunun ülkemiz için hayırlı sonuçlar doğurmasıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İstanbul’da Mobil Okul Timleri (MOT)</strong></p>
<p>İstanbul&#8217;da uygulanan ve Türkiye&#8217;de benzeri olmayan güvenlik modellerinden bahseden Temur, &#8220;Türkiye’de uygulaması tek olan Mobil Okul Timleri (MOT) sistemimiz var. Çocuk, trafik ve asayiş polisinden oluşan üç kişilik ekiplerimiz sadece okul çevrelerinde görev yapıyor. Okul etrafındaki parklar, metruk binalar, internet kafeler ve tekel bayileri sürekli denetleniyor. Okul müdürleriyle doğrudan bir WhatsApp iletişim ağımız var. Herhangi bir problemde 112’yi beklemeden, bir telefon kadar uzağız.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Suça sürüklenen ve mağdur çocuklarla sahada birebir çalışan Özlem Temur, “Biz, toplumun adeta kanayan yaralarıyla çalışıyoruz. Özellikle 15 yaş hem toplum açısından hem de sahada çalışan bizler açısından korkulu bir eşik hâline geldi. ‘Bu çocukları gerçekten çocuk olarak nasıl tanımlayacağız?’ sorusu artık çok ciddi bir tartışma başlığıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Ceza infaz sistemi ve ilgili mevzuat yeniden gözden geçirilmeli</strong></p>
<p>Sahada çalışırken bazı çocuklarda derin bir pişmanlıkla karşılaştıklarını ifade eden Özlem Temur, “İçine doğdukları koşullara baktığınızda, pek çok etkenin onları bu noktaya ittiğini görüyorsunuz. Bu çocuklarda bir mahcubiyet oluyor ve sunmak istediğiniz her türlü destek ve yardıma açık hâle geliyorlar. Ancak tablonun bir de diğer yüzü var. Özellikle 15–18 yaş aralığında, hatta artık 14 yaşlara kadar düşen bir gruptan söz ediyoruz. Bu gruptaki bazı çocuklar giderek daha nitelikli suçlara karışıyor. Silah kullanma becerisine sahip, attığını vuran, bıçakla öldürebilen çocuklardan bahsediyoruz. Evet, bedensel gelişimini tamamlamamış olabilir; ancak bir yetişkini öldürebilecek fiziksel güce ya da beceriye sahip olabiliyor. Sonuçta bir insanın ölümüne sebebiyet verebiliyor.  Tam da bu nedenle, bu çocukları yalnızca kronolojik yaşlarıyla değil; akli, zihinsel, psikolojik ve sosyal gelişimleriyle birlikte çok yönlü değerlendirmek zorundayız. Ceza infaz sisteminin ve ilgili mevzuatın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Murat Kalkan: “Denetimli serbestlik, toplumda hâlâ tam olarak tanımlanamayan bir sistem”</strong></p>
<p>İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürü Murat Kalkan da Türk Denetimli Serbestlik sistemindeki uygulamaları anlattı. Murat Kalkan, denetimli serbestlik sisteminin toplumda yanlış algılandığını belirterek, sistemin yalnızca “serbest bırakma” değil; aynı zamanda güçlü bir denetim, kısıtlama ve rehabilitasyon mekanizması içerdiğini vurguladı.</p>
<p>Çocuklara yönelik uygulamalar ve sahadaki deneyimlerini paylaşan Kalkan, “Denetimli serbestlik, aynı anda hem kısıtlama hem de rehabilitasyon içeren çok kapsamlı bir sistemdir. Kısa süreli hapis cezalarında seçenek yaptırımlar devreye girebiliyor; kamuya yararlı işte ücretsiz çalışma, eğitim kurumuna devam gibi tedbirler uygulanıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklar için de elektronik kelepçe uygulaması başlatıldı</strong></p>
<p>Türkiye genelinde 149 denetimli serbestlik müdürlüğü olduğunu ifade eden Kalkan, “Hâlihazırda 440 bin yetişkin, 8 bin 736 suça sürüklenen çocuk denetimli serbestlik kapsamında. Bunların 27 bin 778’i kadın, 421 bini erkek, 11 bin 450’si ise yabancı uyruklu. 2025 yılı itibarıyla müdürlüğümüzde; 12 yaşında 17, 13 yaşında 63, 14 yaşında 99, 15 yaşında 174, 16 yaşında 313, 17 yaşında 460 çocuğun rehabilitasyon ve infaz sürecini yürüttük. Çocuk hizmetleri, yetişkinlere kıyasla çok daha ağır ve çok daha hassas bir yükümlülük alanı. Her çocuk için risk analizi yapılıyor; tekrar suç işleme, madde kullanımı gibi riskler belirleniyor ve buna göre bireysel bir plan hazırlanıyor. Bazı çocuklar haftanın yedi günü imza atıyor, geceleri evden çıkmaları yasaklanıyor. Artık çocuklar için de elektronik kelepçe uygulaması başlatıldı. Hatta uygun koşullarda, ceza infaz kurumundaki çocukların ev hapsine alınması yönünde yeni çalışmalar var.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuk-suclulugu-tum-boyutlariyla-ele-alindi-612361">Çocuk suçluluğu tüm boyutlarıyla ele alındı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da Kurumlara Esnek Yan Hak Çözümü: A101 Hediye Kartı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kurumlara-esnek-yan-hak-cozumu-a101-hediye-karti-611746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 08:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[a101]]></category>
		<category><![CDATA[çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[esnek]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[Hediye Kartı]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlara]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şirketler için esnek ve yönetilebilir bir yan hak uygulaması olan A101 Hediye Kartı, çalışanlara bakiyelerini kendi ihtiyaçları doğrultusunda kullanma imkanı tanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kurumlara-esnek-yan-hak-cozumu-a101-hediye-karti-611746">Ramazan&#8217;da Kurumlara Esnek Yan Hak Çözümü: A101 Hediye Kartı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şirketler için esnek ve yönetilebilir bir yan hak uygulaması olan A101 Hediye Kartı, çalışanlara bakiyelerini kendi ihtiyaçları doğrultusunda kullanma imkanı tanıyor. Ramazan döneminde kısa sürede hayata geçirilebilmesi ve farklı beklentilere uyum sağlayan yapısıyla pratik bir çözüm niteliği taşıyor.</p>
<p>2027’nin sonuna kadar geçerli olması ve parçalı kullanım özelliği sayesinde A101 Hediye Kartı bakiyesi tek seferde kullanılmak zorunda kalmadan farklı zamanlarda ve alışverişlerde değerlendirilebiliyor. Bu özellik, Ramazan ayında çalışanlara esnek ve planlanabilir bir kullanım deneyimi sağlıyor.</p>
<p>Koli hazırlama ve dağıtım süreçlerini ortadan kaldıran A101 Hediye Kartı, kurumlar açısından yan hak yönetimini sadeleştirirken; Türkiye genelindeki 13.500’ü aşkın mağaza ağıyla Ramazan döneminde erişilebilir bir destek modeli olarak konumlanıyor.</p>
<p>Farklı ölçeklerdeki kurum ve kuruluşlara yönelik yüksek adetli alım olanağı bulunan A101 Hediye Kartı, Ramazan dönemine özel çalışan destek programlarının hızlı ve kolay biçimde kurgulanmasına olanak veriyor.</p>
<p>A101 Hediye Kartı temini ve başvuru sürecine ilişkin detaylı bilgiye https://www.a101.com.tr/kurumsal-satis-formu<strong> </strong>üzerinden ulaşılabiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kurumlara-esnek-yan-hak-cozumu-a101-hediye-karti-611746">Ramazan&#8217;da Kurumlara Esnek Yan Hak Çözümü: A101 Hediye Kartı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölcük kuzey yan yol da trafiğe açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golcuk-kuzey-yan-yol-da-trafige-acildi-611704</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 07:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[açıldı]]></category>
		<category><![CDATA[bağlantı]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey]]></category>
		<category><![CDATA[metre]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[trafiğe]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Yol]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611704</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent içi ulaşımı daha verimli hale getirmek amacıyla Başiskele Koridor Projesi’ni hayata geçiriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-kuzey-yan-yol-da-trafige-acildi-611704">Gölcük kuzey yan yol da trafiğe açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent içi ulaşımı daha verimli hale getirmek amacıyla Başiskele Koridor Projesi’ni hayata geçiriyor. Proje kapsamında geçtiğimiz ay “Yuvacık Bağlantı Kolu” trafiğe açılmıştı. 2 milyarlık dev projede şimdi de Gölcük istikametinde kuzey yan yol bağlantısı ulaşıma açıldı.</p>
<p><b>ANA YOLDAKİ TRAFİK YÜKÜ AZALIYOR</b></p>
<p>Kocaeli’de konforlu, güvenli ve kesintisiz ulaşımı sağlamak amacıyla raylı sistemden alternatif yollara kadar pek çok yatırımı hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, Başiskele Koridor Projesi’nde de önemli bir yol kat etti. Yapımı hızlı süren dev projede ilk kavşak olan “Yuvacık Bağlantı Kolunu” geçtiğimiz ay trafiğe açan Büyükşehir şimdi de Gölcük istikametinde kuzey yan yol bağlantısını ulaşıma açtı. Böylelikle D-130 Karayolu Gölcük istikameti kuzey yan yolu trafiğe açılarak, ana yol üzerindeki trafik yükü önemli ölçüde azalmış oldu.</p>
<p><b>SÜRÜCÜLER ARTIK YAN YOLU KULLANACAK</b></p>
<p>Başiskele Koridor Projesi kapsamında çalışmalarını sürdüren Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, projenin ikinci yan yolunu da trafiğe açtı. Çalışmalar sırasında kullanılan dubalar sökülürken, kot farkı oluşan yol kenarı, asfalt kemirme makinesiyle tıraşlandı. D-130 Karayolu Gölcük istikameti kuzey yan yolunun anayola bağlanmasıyla birlikte İzmit’ten Gölcük yönüne giden araçlar artık ana yol yerine yan yolu kullanabilecek.</p>
<p><b>ANAYOLDAKİ TRAFİK YÜKÜ AZALIYOR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Ömer Türkçakal Bulvarı’ndan Gölcük yönüne giden kuzey yan yolu trafiğe açarak projede önemli bir aşamayı daha tamamladı. Açılan yeni yan yol sayesinde ana yol üzerindeki trafik yükünün azaltılması hedefleniyor.</p>
<p><b>SIRADA BAĞLANTI YOLLARI VAR</b></p>
<p>Projenin bundan sonraki aşamasında koridorun ön ve arka kısımlarını birbirine bağlayan yolların tamamlanması planlanıyor. Güney yan yolda Atatürk Caddesi ile Millet Caddesi arasında devam eden kazıklı duvar imalatının tamamlanmasının ardından İzmit istikametinde trafik akışının daha da rahatlatılması amaçlanıyor.</p>
<p><b>İLERLEME ORANI YÜZDE 55’E ULAŞTI</b></p>
<p>Başiskele-İzmit arasındaki ulaşımı önemli ölçüde rahatlatması planlanan Başiskele Koridor Projesi’nde ilerleme oranı yüzde 55 seviyesine ulaştı. Geofoam dolgu üzerine inşa edilen projede geçtiğimiz ay “Yuvacık Bağlantı Kolu” (İzmit yönü) trafiğe açılmıştı. Bu kapsamda 700 metre uzunluğundaki geofoam yolun asfalt ve refüj çalışmaları tamamlanırken, yolun 300 metrelik bölümü araç geçişine açıldı. Açılışın ardından İzmit yönünde kısa sürede gözle görülür rahatlama sağlandı.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR’DEN DEV ULAŞIM YATIRIMI</b></p>
<p>2025’in Haziran ayında başlayan dev koridor projesi kapsamında toplam 16 kilometrelik ulaşım koridoru inşa edilecek. D-130 Karayolu’ndaki trafik yoğunluğunu azaltması hedeflenen projede; 9 köprü, 7 menfez ve yayaların güvenliği için 2 yaya üst geçidi yer alacak. Çalışmalar kapsamında yaklaşık 300 bin metreküp kazı ve dolgu yapılacak.</p>
<p><b>11 BİN 500 METRE OTO KORKULUK İMALATI YAPILACAK</b></p>
<p>Proje çerçevesinde 167 bin ton PMT ve asfalt serimi gerçekleştirilecek, 30 bin metreküp beton dökülecek ve 5 bin 500 ton nervürlü demir kullanılacak. Ayrıca projede yaklaşık 100 bin metreküp geofoam teknolojisinden faydalanılacak. Bunun yanında 13 bin metre yağmur suyu hattı ile 11 bin 500 metre oto korkuluk imalatı da yapılacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-kuzey-yan-yol-da-trafige-acildi-611704">Gölcük kuzey yan yol da trafiğe açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Hatice Gençay: Birlikte Güçlüyüz, Dayanışmayla Yan Yanayız</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-hatice-gencay-birlikte-gucluyuz-dayanismayla-yan-yanayiz-611329</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 07:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışmayla]]></category>
		<category><![CDATA[gençay]]></category>
		<category><![CDATA[güçlüyüz]]></category>
		<category><![CDATA[hatice]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611329</guid>

					<description><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, depremden etkilenen aileleri ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-hatice-gencay-birlikte-gucluyuz-dayanismayla-yan-yanayiz-611329">Başkan Hatice Gençay: Birlikte Güçlüyüz, Dayanışmayla Yan Yanayız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, depremden etkilenen aileleri ziyaret etti.<br />Gerçekleştirilen ziyaretlerde, depremden etkilenerek Didim’e yerleşen ailelerle bir araya gelen Başkan Hatice Gençay, belediye olarak ailelerin her zaman yanında olacaklarını ifade etti.<br />Başkan Hatice Gençay: “Dayanışmayla Güçlenmeye Devam Edeceğiz”<br />Ziyaret sırasında açıklamalarda bulunan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, 6 Şubat depremlerinin unutulmadığını vurgulayarak, “Yaşanan süreci unutmadan, birbirimize daha sıkı sarılarak geleceğe daha güçlü adımlarla ilerleyeceğiz. Depremden etkilenen tüm ailelerimizin her zaman yanındayız. Dayanışma ruhunu büyütmeye, umudu hep birlikte ayakta tutmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-hatice-gencay-birlikte-gucluyuz-dayanismayla-yan-yanayiz-611329">Başkan Hatice Gençay: Birlikte Güçlüyüz, Dayanışmayla Yan Yanayız</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Derya Güneş Uyardı, &#8220;Henüz Tanı Yoksa Sağlıklıyım Sanmayın&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-derya-gunes-uyardi-henuz-tani-yoksa-saglikliyim-sanmayin-2-610573</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 09:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[derya]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[henüz]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[Kortizol]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yoksa]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610573</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dahiliye ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Derya Güneş, hastalıkların tanı konulduğu anda başlamadığını, bu sürecin  çok daha önce  başladığını belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-derya-gunes-uyardi-henuz-tani-yoksa-saglikliyim-sanmayin-2-610573">Dr. Derya Güneş Uyardı, &#8220;Henüz Tanı Yoksa Sağlıklıyım Sanmayın&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dahiliye ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Derya Güneş, hastalıkların tanı konulduğu anda başlamadığını, bu sürecin  çok daha önce  başladığını belirtti. Fonksiyonel tıbbın, sağlıktan hastalığa giden yolda kök nedenleri ortaya koymayı hedef aldığını vurgulayan Güneş, insülin direncinin birçok kronik hastalık ve kanserin temelini oluşturduğuna dikkat çekti. </p>
<p>“Sağlıktan hastalığa doğru yürünülen yolda geri dönüş yapabilir miyiz?”</p>
<p>Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli Dahiliye ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Derya Güneş, koruyucu hekimlik anlayışıyla doğru beslenme, stres yönetimi ve bağırsak sağlığının hayati önemde olduğunu ifade etti. “Herhangi bir hastalık tanısı konmadığında sağlıklı olduğumuzu düşünmek büyük bir yanılgı” diyen Dr. Güneş, “Hastalık tanısı konduğunda o dakikada hasta olmuyorsun. Bu aşamanın bir öncesi var. Sağlıktan hastalığa doğru yürünülen yolda geri dönüş yapabilir miyiz? Gerçek  sağlığımız için neler yapabiliriz? Koruyucu hekimlik kısmında ‘fonksiyonel tıp’ çok önemlidir. Kronik hastalığı olan kişilerde hastalık için kullanılan bazı ilaçların yan etkileri oluyor. Bu ilaçlar organik ilaçlar olmadığı için vücutta yarattığı bazı hasarlar ve sorunlar olabiliyor ve ayrıca bu ilaçlar sadece belirti vs bulguları ortadan kaldırıyor gerçek nedeni onarmıyor ” dedi. </p>
<p>Kronik hastalıklarda düzenli doktor kontrolünün önemi </p>
<p>Kronik hastalığı olan kişilerin düzenli hekim kontrolünde olmalarının önemine dikkat çeken Dr. Güneş, “Kronik hastalığı olan insanlar düzenli doktor kontrolüne gitmeli. Bu süreçte verilen ilaçlar işe yarıyor mu, ilaçlar herhangi bir yan etki, vücudun başka bir yerinde soruna yol açmış mı kontrol edilir. ‘İlacı ver bırak. Hasta kullanmaya devam etsin’ kısmında değiliz. Verilen ilaçlar karaciğer ve böbrekler üzerinde metabolize edilip atılıyor. Sürekli alınan ilaçlar, bu organların fonksiyonlarını bozabilir. Fonksiyonel tıp; bir hipertansiyon hastası ilacını kullanırken, aynı zamanda hipertansiyona neden olan kök nedenleri bulup onları da onarmaya çalışır. Bu sırada kullanılan vitaminler, mineraller ve gıda takviyeleri tamamen doğaldır” diye konuştu. </p>
<p>“İnsülin direnci birçok kronik hastalığın ve kanserin altyapısını oluşturan bir sağlık sorunudur”</p>
<p>Besinlerin içindeki vitamin ve minerallerin azaldığına dikkat çeken Uzm.Dr. Derya Güneş, “Besinler eskisi gibi değerli değil. Besinlerden almamız gereken faydayı alamıyoruz. Besinlerin içeriğinde ‘pestisit’ ve ‘herbisit’ gibi maddeler olması nedeniyle vücudun kimyasal yükü artıyor. Kimyasal yükün üzerine binen stres de vücudu olumsuz etkiliyor. Stres ile birlikte kortizol aksınız, devamında ise metabolizma bozuluyor. İlk etapta  ‘insülin direnci’ ortaya çıkıyor. Toplumda ‘İnsülin direnci var henüz şeker hastası olmamış’ gibi yanlış bir düşünce ve algı var. ‘İnsülin direnci’ sağlığımız açısından büyük bir sorundur. Çünkü ‘insülin direnci’ bir çok kronik hastalığın ve kanserin altyapısını oluşturan bir sağlık sorunudur. Bu sorun düzeltildiğinde birçok hastalığın önüne geçilmiş olur, ortaya çıkmış olan hastalığa yönelik başlanan kimyasal ilaçlar zaman içinde kesilebilir. Yani artık ilaca gerek kalmaz. Tüm bunlar için hastayı detaylı değerlendirmek gerekir” diye konuştu. </p>
<p>Bu şikayetler varsa DİKKAT </p>
<p>‘Yemek sonrası karın bölgesinde oluşan şişkinlik’ , ‘düzensiz gece uykusu’ gibi sorunların bir hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çeken Dr. Güneş, şu bilgileri verdi, “Yemek sonrası şişkinlik  bağırsak duvarında bir yangı sürecinin başlamış olduğunun sinyalini verir. Tüm kronik hastalıkların başlangıç noktası aslında bu bağırsak duvarındaki yangı sürecidir. Dolayısıyla bağırsaktaki yangıyı azaltmak için öncelikle diyet uygulanması gerekir. Gece uykusu çok değerli. Bir kişi yattığında uyuyor mu? 7-8 saatlik uyku süreniz var mı? Gece kendiliğinden uyanıyor musunuz? Gece idrara kalkıyor musunuz? Tüm bunlar kişinin kortizol aksı ile ilgili fikir verir. Bir kişi yattığında kortizol minimaldir, gözümüzü sabah açtığımızda kortizol en yüksek seviyededir. Kortizol aksı bozulduğunda gece uyku sırasında kortizol yeterince düşük olmadığı için sizi uyandırır. Kortizol aksı bozulduğunda eğer siz bunu düzeltmezseniz uzun vadede kronik hastalıklar ve kanser oluşumu hızlanır. Kortizol yüksek ise insülin de yükselmeye başlar. Bu ‘emosyonel yeme’ dediğimiz sorunun altında yatan konu. Kortizol yüksek olduğu için insanlar stresli ve mutsuz olduğu için daha fazla yemek yiyor” </p>
<p>Mikrobiyatadaki dengesizlikler hastalıklara neden olabilir</p>
<p>Dr. Güneş şu bilgileri aktardı, ““Gün içinde kas ağrıları oluyor mu? Ağrı varsa bu şikayet bir inflamasyon ( yangı) göstergesi olabilir. İnflamasyon bazı besinlere duyarlılıktan, stresten, sedanter yaşamdan dolayı oluşabilir. Ayrıca oksidatif stres dediğimiz enerji üretimi sırasında ortaya çıkan zararlı maddelerin temizlenmemesi de yangı başlatır. İnflamasyon dediğimiz yangı, bedende yolunda gitmeyen durumları düzeltmeye çalışan mekanizmaların ortamda yarattığı karışıklık durumudur. Üçüncüsü dolaşım çok önemlidir. Hücreye yeterince besin ve oksijen giderse hücre yeterli enerjiyi üretir  ve işini yapar. Dördüncü olarak mikrobiyota çok değerlidir. Bağışıklık sistemimizin yüzde 80&#8217;i kalın bağırsaktaki mikroorganizmalardan oluşuyor. Hissettiğimiz serotonin, endorfin kısmında nörotransmitterlerin yüzde 70’nin  de mikrobiyotadan geldiğini biliyoruz. Dolayısıyla mikrobiyotadaki dengesizlikler de hastalığa yol açabilir. Kortizol düzgün salınmıyonrsa, stresli, sürekli kaygıda, kafası sürekli dolu biriyseniz hasta olmanız daha muhtemeldir. Artık tüm bunları doğru yöntemlerle düzeltmek mümkün.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-derya-gunes-uyardi-henuz-tani-yoksa-saglikliyim-sanmayin-2-610573">Dr. Derya Güneş Uyardı, &#8220;Henüz Tanı Yoksa Sağlıklıyım Sanmayın&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Artık Yönetilebilir Bir Hastalığa Dönüşüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-artik-yonetilebilir-bir-hastaliga-donusuyor-610516</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 07:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüyor]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[evre]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığa]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Oranlar]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yönetilebilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610516</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amerikan Kanser Derneği’nin 2026 Kanser İstatistikleri Raporu, kanserle mücadelede tarihi bir eşiğin aşıldığını ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-artik-yonetilebilir-bir-hastaliga-donusuyor-610516">Kanser Artık Yönetilebilir Bir Hastalığa Dönüşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Kanser Derneği’nin 2026 Kanser İstatistikleri Raporu, kanserle mücadelede tarihi bir eşiğin aşıldığını ortaya koyuyor. Rapora göre kanser tanısı alan her 10 kişiden 7’si en az 5 yıl yaşamını sürdürüyor. Bu oran, kanserin artık mutlak bir son olarak görülmediğini gösterirken; erken tanı, modern tedavi yöntemleri ve önleyici sağlık adımlarının önemini bir kez daha gündeme taşıyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “4 Şubat Dünya Kanser Günü” nedeniyle güncel veriler ışığında kanserde gelinen noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Kanserde yüzde 70’lik sağkalım eşiği aşıldı</strong></p>
<p>2026 Kanser İstatistikleri Raporu’nda yer alan verilere göre, tüm kanser türleri ve evreleri birlikte değerlendirildiğinde beş yıllık göreceli sağkalım oranının yüzde 70 seviyesine ulaştığı görülmektedir. Bu oran, bireysel hastalar için kesin bir sonuç anlamı taşımamakta; modern onkolojinin genel başarısını yansıtan bir ortalamayı ifade etmektedir. Elde edilen bu sonuç, “kanser kesin ölüm demektir” anlayışının geçerliliğini yitirdiğini göstermektedir.</p>
<p>Kanser istatistikleri, genellikle tanıdan sonra birkaç yıllık takip sürecinin tamamlanmasıyla hesaplanmaktadır. Bu nedenle 2026 raporunda yer alan sağkalım oranları, büyük ölçüde 2015-2020 yılları arasında tanı alan hastaların sonuçlarını yansıtmaktadır. Günümüzde klinik uygulamalarda giderek daha fazla yer bulan immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin etkisinin, önümüzdeki yılların verilerine daha güçlü biçimde yansıyacağı öngörülmektedir.</p>
<p><strong>Son 30 yılda kansere bağlı ölümler yüzde 35 azaldı</strong></p>
<p>Güncel kanser istatistikleri, 1991 yılından bu yana kansere bağlı ölüm oranlarının yüzde 35 oranında azaldığını ortaya koymaktadır. Bu düşüş, yalnızca ABD’de yaklaşık 6 milyon insanın hayatının kurtulması anlamına gelmektedir. Elde edilen bu başarı, tek bir gelişmeye değil; erken teşhis programlarının yaygınlaştırılmasına, sistemik tedavilerin hedefe yönelik ve akıllı ilaçlarla güçlendirilmesine ve immünoterapilerintedavi süreçlerine entegre edilmesine dayanmaktadır. Tarama yöntemleriyle tümörlerin daha erken evrede saptanması, kişiselleştirilmiş ilaç tedavileri ve bağışıklık sistemini harekete geçiren yaklaşımların birlikte kullanılması sayesinde kanser tedavisinde kalıcı ve güçlü sonuçlar elde edilmektedir. Bu gelişmeler, kanserin artık önceden yazılmış bir kader olmadığını ve bilimsel ilerlemelerle yönetilebilir bir hastalık haline geldiğini göstermektedir.</p>
<p><strong>Üç temel alan tedavi başarısını belirgin şekilde artırıyor</strong></p>
<p>Kanserle mücadelede sağlanan ilerlemelerin temelinde üç ana başlık yer almaktadır. Tarama programları sayesinde tümörler daha erken evrede saptanmakta, bu durum cerrahi ve ilaç tedavilerinin başarısını artırmaktadır. Klasik kemoterapiler, hedefe yönelik akıllı ilaçlarla birlikte kullanılarak daha etkili ve kişiselleştirilmiş tedaviler uygulanmaktadır. İmmünoterapiler ise bağışıklık sistemini kansere karşı aktive ederek cerrahi ve radyoterapiyle birlikte güçlü sonuçlar elde edilmesini sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Vaka sayılarındaki artış önleyici yaklaşımları gündeme taşıyor</strong></p>
<p>Tüm bu gelişmelere rağmen, 2026 yılında ABD’de beklenen yeni kanser vakası sayısının 2.1 milyona ulaşacağı öngörülmektedir. Daha fazla hastanın hayatta kalmasıyla birlikte, daha fazla kişiye kanser tanısı konulması dikkat çekmektedir. Bu durum; obezite, hareketsizlik, sağlıksız beslenme, çevresel maruziyetlerve yaşlanan nüfus gibi risk faktörlerinin önemini ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>En büyük düşman hala aynı: Sigara</strong></p>
<p>Tüm bilimsel ve teknolojik ilerlemelere rağmen, akciğer kanseri günümüzde hala en ölümcül kanser türü olma özelliğini sürdürmekte. 2026 yılı için ABD’de akciğer kanserine bağlı beklenen yaşam kaybı sayısının yaklaşık 124 bin 990 olduğu öngörülmektedir. Oysa düşük doz akciğer tomografisi ile erken tarama, bu alanda en etkili korunma ve erken tanı yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Buna karşın taramaya uygun bireylerin yalnızca yüzde 18’i bu testi yaptırmakta. Bu tablo, bilimsel bilgi ve teknolojik imkanların mevcut olmasına rağmen, bireysel farkındalık ve davranış değişikliğinin kanserle mücadelede belirleyici rol oynadığını ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Kanserde tür ve evre hayati öneme sahip</strong></p>
<p>Genel sağkalım oranları yükselmiş olsa da kanser türleri arasında belirgin farklılıklar devam etmektedir. Tiroid, prostat ve testis kanserlerinde sağkalım oranları oldukça yüksek seyrederken; akciğer ve pankreas kanserlerinde bu oranlar daha düşük düzeylerde kalmaktadır. Bu tablo, kanserde erken tanının ve hastalığın hangi evrede yakalandığının belirleyici rolünü açıkça göstermektedir.</p>
<p><strong>Kanser yönetilebilir bir hastalık</strong></p>
<p>Güncel veriler, kanserin birçok hasta için kronik bir hastalık haline geldiğini göstermektedir. Tedavi sonrası yaşam kalitesinin korunması, uzun dönem yan etkilerin izlenmesi ve psikososyal desteğin sağlanması giderek daha fazla önem kazanmaktadır. HPV aşısı gibi önleyici uygulamaların ise bazı kanser türlerinde hastalığın ortaya çıkmasını engelleme potansiyeli taşıdığı görülmektedir. Bu gelişmeler, kanserde asıl başarının yalnızca tedavide değil, önlemede de sağlanabileceğini ortaya koymaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-artik-yonetilebilir-bir-hastaliga-donusuyor-610516">Kanser Artık Yönetilebilir Bir Hastalığa Dönüşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bornova Belediyesi toplu iş sözleşmesinde rekor sürede uzlaşma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bornova-belediyesi-toplu-is-sozlesmesinde-rekor-surede-uzlasma-610254</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[rekor]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmesinde]]></category>
		<category><![CDATA[sürede]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[zam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610254</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi ile DİSK Genel-İş Sendikası 7 No’lu Şube arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, yasal sürenin çok öncesinde yaklaşık 1 ayda uzlaşmayla sonuçlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornova-belediyesi-toplu-is-sozlesmesinde-rekor-surede-uzlasma-610254">Bornova Belediyesi toplu iş sözleşmesinde rekor sürede uzlaşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi ile DİSK Genel-İş Sendikası 7 No’lu Şube arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, yasal sürenin çok öncesinde yaklaşık 1 ayda uzlaşmayla sonuçlandı. Anlaşma kapsamında BORBEL AŞ işçilerinin ücretlerine yüzde 14,5 zam yapılırken, zamlar imza ayı itibarıyla maaşlara yansıtılacak. Başkan Ömer Eşki, sürecin sosyal diyalogla tamamlanmasının çalışma barışını güçlendirdiğini vurguladı.</p>
<p>Bornova Belediyesi ile DİSK Genel-İş Sendikası 7 No’lu Şube arasında gerçekleşen görüşmeler kısa sürede uzlaşmayla sonuçlandı. Kanunun tanıdığı 5 aylık sürenin çok öncesinde, yalnızca 1 ay gibi dikkat çekici bir sürede anlaşmaya varılması, bu büyüklükteki bir belediye için önemli bir ilk oldu.</p>
<p><b>BORBEL AŞ işçilerine yüzde 14,5 zam</b></p>
<p>Uzlaşma kapsamında BORBEL AŞ (Bornova Belediyesi Personel Anonim Şirketi) bünyesinde görev yapan işçilerin temel ücretlerine yüzde 14,5 oranında zam yapılması kararlaştırıldı. Bunun yanı sıra yan haklarda da farklı kalemlerde artışlar öngörüldü.</p>
<p><b>Zamlar geriye dönük hak oluşmadan maaşlara yansıyacak</b></p>
<p>Toplu iş sözleşmesi, bu ay içerisinde sendika üst yönetiminin de katılacağı bir törenle imzalanacak. Sözleşmenin erken tamamlanması sayesinde zamlar, imzanın atıldığı ay itibarıyla maaşlara yansıtılacak. Böylece ne işçiler açısından geriye dönük bir alacak ne de belediye açısından bir borç oluşacak; tüm çalışanlar zamlı maaşlarını zamanında alacak.</p>
<p><b>Başkan Eşki:”Sosyal diyalogla çalışma barışını güçlendiriyoruz”</b></p>
<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, sürecin karşılıklı anlayış ve sosyal diyalogla kısa sürede tamamlanmasının önemine dikkat çekerek, yapılan sözleşmenin hem çalışanların emeğini koruduğunu hem de belediyenin mali disiplinini gözettiğini ifade etti. Başkan Eşki, Bornova’da çalışma barışını önceleyen bu yaklaşımın kurumsal yönetim anlayışlarının temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bornova-belediyesi-toplu-is-sozlesmesinde-rekor-surede-uzlasma-610254">Bornova Belediyesi toplu iş sözleşmesinde rekor sürede uzlaşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Tedavisinde Çığır Açan Yaklaşım: İmmünoterapi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-yaklasim-immunoterapi-610113</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:59:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açan]]></category>
		<category><![CDATA[Aykan]]></category>
		<category><![CDATA[çığır]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[mmünoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[T Lenfosit]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<category><![CDATA[Tümörler]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde son yılların en dikkat çekici alanlarından biri olan immünoterapi, bağışıklık sisteminin tümörlerle mücadelesini merkeze alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-yaklasim-immunoterapi-610113">Kanser Tedavisinde Çığır Açan Yaklaşım: İmmünoterapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde son yılların en dikkat çekici alanlarından biri olan immünoterapi, bağışıklık sisteminin tümörlerle mücadelesini merkeze alıyor. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. N. Faruk Aykan, kanser ve bağışıklık sistemi arasındaki karmaşık ilişkiyi, immünoterapideki bilimsel gelişmeleri ve bu tedavinin hangi hastalarda etkili olduğunu anlattı. </p>
<p>İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. N. Faruk Aykan, kanser ve bağışıklık sistemi arasındaki ilişkiyi şöyle özetledi:</p>
<p>“Bağışıklık sistemi yani immün sistem organizmada kendinden olmayanı (non-self) kendinden olandan (self) ayırt eden ve kendinden olmayanların organizmaya zarar vermesini önleyen bir süper sistemdir. Kanser, aslında organizmanın kendi hücrelerinden oluşan bir hastalık olmasına rağmen immün sistemin onu tanıması ve ortadan kaldırması kanser hücrelerinin farklı yeni antijenlere (neoantijen) sahip olması ile ilişkilidir. Kanser oluşumu büyük ölçüde genlerimizdeki mutasyonlarla ortaya çıkar. Mutant genler mutant proteinler üretir ve bunlar kanser hücrelerinde normal hücrelerde bulunmayan neoantijenler olarak belirir. Bir tümörde antijen yükü ne kadar fazla ise immün sistem o kadar aktiftir. İmmün sistem hücrelerinin yoğun olduğu tümörler ‘sıcak (hot)’ tümörler olarak bilinir, bunlarda immünoterapinin etkisi tam tersi ‘soğuk (cold)’ tümörlere göre çok daha fazladır.”</p>
<p><strong>“Onkolojide çığır açan bir yaklaşım”</strong></p>
<p>Son yıllarda bu alandaki en önemli gelişmelere de değinen Prof. Dr. Aykan, şunları söyledi:</p>
<p>“Son yıllardaki en önemli bilimsel gelişme 2018 Nobel Tıp ödülünü kazanan James P. Allison ve Tasuku Honjo’nun negatif immün regülasyonun baskılanmasıyla kanser tedavisinin keşfi oldu. Konuyu biraz açalım. Vücudumuzda immün sistemin kanser hücreleriyle savaşan T lenfositlerinden oluşan bir ordusu mevcut. T lenfositlerine kanser hücrelerinin antijenleri lenf düğümlerinde dendritik hücreler tarafından tanıtılır. Aktifleşen T hücreleri kanser dokusuna gider ve tümör hücrelerine saldırır. İşte bu iki olayda aktif T hücrelerini baskılayan mekanizmalar keşfedildi. Lenf düğümlerinde T lenfosit membranında görülen CTLA-4 molekülünün aktif lenfosite negatif sinyal gönderdiği, tümör dokusunda ise tümör hücre zarında ortaya çıkan PD-L1 molekülünün lenfositlerdeki PD-1 reseptörüne bağlanarak benzer şekilde aktif T hücrelerini baskıladığı ortaya çıktı. Bu keşfin ardından ilaç teknolojisi hızla anti-CTLA-4, anti-PD-1 ve anti-PD-L1 ilaçlar (monoklonal antikorlar) geliştirmeye başladı ve günümüzde çok sayıda immünoterapi ilacı birçok klinik çalışmada araştırıldı, etkinlikleri gösterildi ve FDA tarafından onaylanarak kullanım alanına girdi. Bu onkolojide çığır açan bir yaklaşımdır.”</p>
<p><strong>İmmünoterapinin diğer tedavilerden farkı</strong></p>
<p>İmmünoterapiyi klasik kanser tedavilerinden ayıran temel bilimsel farkları da sıralayan Aykan,<strong> “</strong>En önemli fark immünoterapi ilaçlarının direkt sitotoksik olmayıp dolaylı olarak T lenfositleri üzerindeki baskıyı kaldırmaları, böylece T lenfositlerinin tümör hücrelerini yok etme kapasitelerini arttırmasıdır. Bir bakıma immünoterapi, ‘T-lenfositler – Tümör hücreleri’ savaşında T lenfosit ordusuna destek olmaktadır. Kemoterapiden farklı olarak sağlıklı çoğalan organizma hücrelerine direkt bir sitotoksik etkisi yoktur” dedi.</p>
<p><strong>“İmmünoterapi ilaçları bazı kanserlerde çok etkili olurken bazılarında hiç etkili olmadı”</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemi temelli yaklaşımların etkisini belirleyen başlıca biyolojik faktörlerle ilgili de bilgi veren Aykan, şöyle konuştu:</p>
<p>“Yapılan çalışmalarda bu yeni immünoterapi ilaçlarının bazı kanserlerde dramatik yanıtlar verirken bazılarında hiç etkili olmadığı gözlendi. Bunu belirleyen bazı biyolojik faktörler şunlar:</p>
<ul>
<li>DNA’da yanlış eşleşmenin tamirinde defekt olan tümörler (dMMR). Bu tümörlerde bir belirteç olarak mikrosatellit instabilite yüksektir (MSI-H) ve immünoterapiye çok iyi yanıt verirler. Organ ayrımı olmaksızın (tümör-agnostik) MSI-H kanserlerde (kolorektal kanser, endometrium kanseri, mide kanseri vb) sadece immünoterapi ile yüksek yanıt alınmakta olup metastatik hastalarda median sağkalım 5 yılı geçmiştir. Çok yeni olarak neoadjuvan (cerrahi öncesi) tedavide de yerini almıştır. Hatta rektum kanserinde organ koruyucu yaklaşıma büyük ölçüde olanak vermektedir.</li>
<li>PD-L1 ekspresyonu yüksek (>% 50) tümörlerde immünoterapi ile daha iyi sonuçlar alınmakta olup PD-L1 %1-49 arası tümörlerde de kemoterapi + immünoterapi kombinasyonu etkili olmaktadır. </li>
<li>Tümor Mutasyon Yükü (TMB) fazla olan kanserler immünoterapiye daha iyi yanıt vermektedir.</li>
</ul>
<p><strong>İmmünoterapi ile başarılı sonuçlar alınan kanser türleri</strong></p>
<p>İmmünoterapi ile başarılı sonuçlar alınan kanser türlerini sıralayan Aykan, “Yukarıda belirttiğim tümörlerin yanı sıra malign melanom, küçük hücreli dışı ve küçük hücreli akciğer kanserleri (NSCLCa ve SCLCa), böbrek kanseri (RCC), üçlü negatif meme kanseri (TNBC), karaciğer kanseri (HCC), safra yolu kanserleri, baş boyun kanserleri, yemek borusu ve bir kısım mide kanserlerinde immünoterapi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır” dedi. </p>
<p>Uygulamada hangi tip hastalarda olumlu cevap alınabildiğine dair soruya ise Aykan, “Bu bahsettiğim özellikleri taşıyan hastalar örnek olarak verilebilir. Artık birçok Patoloji laboratuvarında MSI ve PD-L1 ekspresyonu tümör materyalinde rutin olarak bakılmaktadır” yanıtını verdi.</p>
<p><strong>“Kombinasyon tedavileri halen araştırılıyor”</strong></p>
<p>İmmünoterapinin ilaç/aşı çalışmalarına katkısına da değinen Profesör, “Günümüzde immünoterapi yeni bir disiplin olarak onkolojide yerini almıştır. COVID-19 salgınından sonra gündeme gelen mRNA aşıları değişik kanser tedavilerinde de araştırılmakta olup immünoterapi ile birlikte kombinasyon tedavileri halen araştırma fazlarındadır. Bireysel tümör antijenlerine karşı mRNA aşısı + immünoterapi çok daha iyi klinik sonuçlar alma potansiyeli taşımaktadır” dedi.</p>
<p><strong>“İmmünoterapide de ilaçların kendine özgü yan etkileri vardır”</strong></p>
<p>Tüm tedavilerde olduğu gibi immünoterapide de ilaçların kendine özgü yan etkileri olduğunu belirten Aykan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bunlar tedavi veren hekimler tarafından yakından izlenmektedir. İmmünoterapi ilaçlarının yan etkileri daha çok otoimmünite ile ilgilidir; örneğin otoimmün pnömoni, kolit, hepatit, hipotiroidi ve ciltte döküntüler gibi. Bunun yanında bu ilaçların finansal toksisitesini gözardı etmemek gerekir. Ülkemizde henüz çok kısıtlı endikasyonda geri ödeme vardır ama bunların dışında kullanmak isteyen hastalar için gerçekten ciddi bir mali külfet oluşturmaktadır. Sağlık politikalarında bunların dikkate alınması gerekmektedir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-yaklasim-immunoterapi-610113">Kanser Tedavisinde Çığır Açan Yaklaşım: İmmünoterapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser riskini azaltan etkili önlemler…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-riskini-azaltan-etkili-onlemler-609939</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 08:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltan]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önlemler]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609939</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde, çağın korkutan hastalığı kanserde çok olumlu ilerlemeler sağlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-riskini-azaltan-etkili-onlemler-609939">Kanser riskini azaltan etkili önlemler…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde, çağın korkutan hastalığı kanserde çok olumlu ilerlemeler sağlanıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez</strong> “Kanser, günümüzde bilimsel gelişmeler sayesinde giderek sadece tedavi edilen değil, daha iyi kontrol edilebilen ve yönetilebilen bir hastalık haline gelmiştir. Her yeni yıl, kanserle yaşayan hastalar için daha fazla umut veren gelişmeleri tedavi protokolüne sokmaktadır. Tıbbi Onkolog gözüyle baktığımızda gelinen noktada; hastalığı değil hastayı merkeze alan anlayışla ilerlenmekte; erken tanı ve multidisipliner yaklaşımla, doğru zamanda, doğru merkezde ve doğru tedaviyle hastalar için çok büyük kazanımlar elde edilmektedir” diyor. Prof. Dr. Ölmez, <strong>4 Şubat Dünya Kanser Günü </strong>kapsamında yaptığı açıklamada, kanser riskini azaltan 7 etkili önlemi ve kanser tedavisinde en yeni 4 çarpıcı gelişmeyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Kişiye özel tedavi etkinliği artırıyor, yan etkileri azaltıyor</strong></li>
</ul>
<p>Geçmişte kanser tedavisi büyük ölçüde cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi ile sınırlıydı.<br /> Son 10–15 yılda ise kanser biyolojisinin daha iyi anlaşılmasıyla birlikte tedavi yaklaşımının köklü şekilde değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Ölmez şöyle konuşuyor: “Artık her hastaya aynı tedaviyi uygulamak yerine, hastanın tümörünün genetik ve moleküler özelliklerine göre, kişiye özel tedavi planları oluşturuyoruz. Bu yaklaşım hem tedavi etkinliğini artırmakta hem de gereksiz yan etkileri azaltmaktadır.”</p>
<ul>
<li><strong>‘Uzun yaşam’ kavramı gerçekçi bir hedef haline geliyor</strong></li>
</ul>
<p>Kanser tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden birinin immünoterapiler olduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez “Oyun değiştiren yaklaşım olarak adlandırabileceğimiz immünoterapi tedavileri; doğrudan kanser hücresini hedef almak yerine, bağışıklık sisteminin kanseri tanımasını ve yok etmesini sağlamaktadır. Akciğer kanseri, melanom, böbrek kanseri, mesane kanseri ve bazı meme kanseri alt tiplerinde; uzun süreli hastalık kontrolü hatta bazı hastalarda yıllarca süren tam yanıtlar elde edilebilmektedir. Bu durum, kanser tedavisinde ‘uzun yaşam’ kavramını gerçekçi bir hedef haline getirmiştir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Zor vakalar için yeni tedavi seçenekleri doğdu</strong></li>
</ul>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ölmez, bilimin son yıllarda hızlı ilerlemesiyle; hedefe yönelik ve akıllı tedavilerin zor vakalar için yeni tedavi seçenekleri doğmasını sağladığını vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Hedefe yönelik tedaviler; tüm vücudu etkilemek yerine, yalnızca kanser hücresindeki bozuk sinyal yollarını hedefliyor. Antikor-ilaç konjugatları yani ‘Akıllı ilaçlar’ ise; ilacı doğrudan kanser hücresine taşıyarak, sağlıklı dokuların olumsuz etkilenmesini önlüyor, etkinliği artırıp yan etkileri azaltmayı amaçlıyor. Bu tedaviler sayesinde, daha önce tedavi seçeneği sınırlı olan birçok hasta için yeni kapılar açılmış; meme, akciğer, mide ve jinekolojik kanserlerde sağkalım ve yaşam kalitesinde anlamlı artışlar sağlanmıştır.” </p>
<ul>
<li><strong>Kanserde hedefe yönelik bağışıklık tedavileri çığır açıyor</strong></li>
</ul>
<p>Hedefe yönelik bağışıklık tedavilerinin (bispesifik ankitorlar) son 10 yıla damga vuran en yenilikçi tedavilerden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ölmez sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu ilaçlar aynı anda iki farklı hedefe bağlanarak; bağışıklık hücrelerini doğrudan kanser hücresine yönlendirir, tümör ile bağışıklık sistemi arasındaki mesafeyi ortadan kaldırır, dirençli ve tedavi seçenekleri sınırlı hastalarda dahi etkili yanıtlar sağlayabilir. Özellikle hematolojik kanserlerde ve seçilmiş solid (katı doku) tümörlerde yeni bir umut alanı oluşturmuştur.”</p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Kanser riskini azaltan 7 etkili önlem!</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez</strong> kanserlerin önemli bir bölümünün çevresel faktörler ve sağlıksız yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu belirterek, “Bu risklerin azaltılması, kanser görülme sıklığında belirgin düşüş sağlayabilir” diyor. Prof. Dr. Ölmez, kanser riskini azaltan 7 etkili önlemi şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Alkol, elektronik sigara, tütün ve tütün mamülleri kullanımından kaçının</li>
<li>Hava kirliliği, sigara dumanı, toksik gazlar, tiner, boya çözücü vb maruz kalmayın</li>
<li>İnşaat ve sanayi ortamlarında koruyucu maske takın, çıplak elle temas etmeyin</li>
<li>Zararlı güneş ışınlarından korunun  </li>
<li>İşlenmiş gıdalardan uzak durun, meyvelerin kabuğunu soyun, sebzelerdeki pestisitleri olabildiğince arındırın</li>
<li>Kimyasal maddelere (deterjanlar vb) çıplak elle temas etmeyin, kokusuna maruz kalmayın</li>
<li>Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku, stres yönetimi gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanın</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-riskini-azaltan-etkili-onlemler-609939">Kanser riskini azaltan etkili önlemler…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 10 mavi yakalıdan 7&#8217;si &#8220;Çocuğum benim işimi yapmasın&#8221; diyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-10-mavi-yakalidan-7si-cocugum-benim-isimi-yapmasin-diyor-607067</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 14:22:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[benim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğum]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işimi]]></category>
		<category><![CDATA[Katılımcıların]]></category>
		<category><![CDATA[mavi]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Yaka]]></category>
		<category><![CDATA[sı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yakalıdan]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreği, sadece teknolojinin değil, sınıfların yeniden tanımlandığı bir dönem oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-mavi-yakalidan-7si-cocugum-benim-isimi-yapmasin-diyor-607067">Her 10 mavi yakalıdan 7&#8217;si &#8220;Çocuğum benim işimi yapmasın&#8221; diyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreği, sadece teknolojinin değil, sınıfların yeniden tanımlandığı bir dönem oldu. Bir yanda uzaktan çalışan, global fırsatlarla hareket eden, dijital ekonominin “yeni beyaz yakalıları”; diğer yanda hayatını fabrika vardiyasına, taşeron sistemine ya da depo koridoruna sığdıran “alın teri sınıfı”. Marketing Türkiye için Research Istanbul’un gerçekleştirdiği “Mavi Yaka Türkiye” araştırması, bu yeni sınıf farkının en keskin aynalarından birini sunuyor.</p>
<p><strong>Sabit saatler, değişken hayatlar</strong></p>
<p>Araştırma sonuçları gösteriyor ki; Türkiye’deki mavi yakalıların yüzde 64’ü sabit saatlerde, yüzde 25’i vardiyalı, yüzde 12’si proje bazlı veya dönemsel çalışıyor. Yani iş ritimleri düzenli, ama hayatları değil.</p>
<p>Katılımcıların üçte biri son bir yılda iş değiştirmeyi düşündüğünü, beşte biri ise aktif olarak iş aradığını söylüyor.</p>
<p><strong>Hayatta kalma ekonomisi </strong></p>
<p>Katılımcıların yaklaşık yarısı servis, yemek kartı veya fazla mesai ücreti gibi temel yan haklara sahip. Ancak özel sağlık sigortası oranı yüzde 36’da kalıyor, prim veya bonus alanlar yüzde 28, yıl sonu ikramiyesi alanlar ise yalnızca yüzde 19.</p>
<p>“Elde ettiğiniz gelir aylık giderlerinizin ne kadarını karşılıyor?” sorusu karşısında katılımcıların yüzde 21’i “Gelirim giderlerimin sadece bir kısmını karşılıyor” yanıtını verirken yüzde 39’luk bir kesim gelirim giderlerimi ucu ucuna karşılıyor diyor. İstediğim tutarda birikim yapabiliyorum diyenlerin oranı ise yüzde 16.</p>
<p>Katılımcıların yüzde 29’u ek gelir için farklı işlerde çalıştıklarını dile getirirken, en çarpıcı veri de karşımıza çıkıyor: Her 10 kişiden 6’sı, 20 bin TL’lik beklenmedik bir harcamayı borçlanmadan karşılayamayacağını ifade ediyor.</p>
<p><strong>Sendikal sessizlik, dijital dayanışma</strong></p>
<p>Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 86’sı hayatları boyunca hiç sendika üyesi olmamış. Şu anda bir sendikaya üye olanların oranı ise yüzde 11.</p>
<p>Bu durum sessiz bir pasifliğe işaret etse de dünyada farklı işler oluyor. Çalışanlar artık dayanışmayı “dijital topluluklar” üzerinden kuruyor. Facebook grupları, Telegram kanalları, forumlar…</p>
<p><strong>Güvencesizlik ekonomisinde tüketici psikolojisi</strong></p>
<p>Katılımcıların yüzde 28’i işini kaybetme endişesi taşıyor. Bu oran, küresel endekslerdeki “anxiety economy” eğilimine bire bir denk düşüyor. Bu kaygı, tüketim davranışını da önemli bir şekilde etkiliyor:</p>
<ul>
<li>“Deneyim ekonomisi” yerini “temel ihtiyaç ekonomisi”ne bırakıyor.</li>
<li>Lüks değil, dayanıklılık önemli hale geliyor.</li>
<li>Markalarla duygusal bağ yerini “güvenilir pratiklik” arayışına bırakıyor.</li>
</ul>
<p><strong>Yeni sosyal gerçeklik: Ev, ekran ve Trendyol </strong></p>
<p>Boş zamanını nasıl geçirdiği sorulan mavi yakalıların yüzde 46’sı “ev ve aile sorumluluklarıyla”, yüzde 18’i “hobilerimle”, yüzde 16’sı “arkadaşlarımla dışarıda” yanıtını veriyor.</p>
<p>Ama bu ev, aynı zamanda dijital dünyanın kapısı. Sosyal medyada Instagram (yüzde 69) ve YouTube (yüzde 61) öne çıkıyor Online alışverişte ise tablo net: Yüzde 40 hiç yapmıyor, yüzde 27 nadiren, yüzde 21 ara sıra, yüzde 13 sık sık.</p>
<p>Alışveriş yapanların yüzde 78’i Trendyol’u tercih ediyor. Bu, Türkiye’nin dijital uçurumunun aynı zamanda bir “dijital merkezileşme” hikayesi olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Marka sadakatinin şifresi: Kalite, fiyat, güven </strong></p>
<p>Araştırma, mavi yaka tüketicinin markalarla kurduğu duygusal denklemi net biçimde ortaya koyuyor. Yani sadakatin üç temel taşı var: Kalite, fiyat, güven. Buna bir dördüncü boyut ekleniyor: Yerlilik. Yerli marka tercihi, ekonomik gerekçeden çok, duygusal aidiyetle ilişkili. Küresel markalar “aspirasyon” sunarken, yerli markalar “yakınlık” hissi veriyor.</p>
<p><strong>“Çocuğum benim işimi yapmasın”</strong></p>
<p>Katılımcıların yüzde 71’i çocuklarının kendi işlerini yapmasını istemiyor. Bu, bir kuşağın bitmekte olduğunun göstergesi. Fiziksel emeğin saygı görmediği, emeğin karşılığının azaldığı bir dönemde, mavi yaka Türkiye geleceğe “kendini değil, çocuğunu kurtarma” perspektifinden bakıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-mavi-yakalidan-7si-cocugum-benim-isimi-yapmasin-diyor-607067">Her 10 mavi yakalıdan 7&#8217;si &#8220;Çocuğum benim işimi yapmasın&#8221; diyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başiskele Koridor Projesi&#8217;nde dev hamle; Kuzey ve Güney yakalar birbirine bağlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basiskele-koridor-projesinde-dev-hamle-kuzey-ve-guney-yakalar-birbirine-baglaniyor-606630</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 09:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[başiskele]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[hamle]]></category>
		<category><![CDATA[kiriş]]></category>
		<category><![CDATA[köprü]]></category>
		<category><![CDATA[Koridor]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606630</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin üzerinde titizlikle durduğu Başiskele Koridor Projesi’nde önemli bir aşama daha tamamlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basiskele-koridor-projesinde-dev-hamle-kuzey-ve-guney-yakalar-birbirine-baglaniyor-606630">Başiskele Koridor Projesi&#8217;nde dev hamle; Kuzey ve Güney yakalar birbirine bağlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin üzerinde titizlikle durduğu Başiskele Koridor Projesi’nde önemli bir aşama daha tamamlandı. Yapımı sona eren köprü ayaklarında prekast kiriş montajlarına geçilirken, proje adım adım ortaya çıkmaya başladı. Büyükşehir’in 2 milyar TL maliyetli projesi yakın zamanda bölgedeki trafik yükünü büyük ölçüde rahatlatacak.</p>
<p><strong>EN UZUNU 43 METRE OLAN KİRİŞLER YERLEŞTİRİLİYOR</strong><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin şehir içi trafiğini rahatlatacak olan Başiskele Kavşağı Koridor Projesi’ne dur durak yok. Köprü imalatlarının en kritik aşamalarından biri olan prekast kiriş montajları kapsamında, en uzunu 43 metre olan kirişler vinçlerle köprü ayaklarına yerleştiriliyor. Kuzey Yanyol Dere Köprüsü’nde 13 adet, Başiskele Kavşağı Giriş Köprüsü’nde ise 39 adet olmak üzere toplam 52 adet prekast kirişin montajı tamamlandı. Proje genelinde 9 köprü için toplam 155 adet prekast kiriş kullanılacak.</p>
<p><strong>GÜNEY YAN YOLDA GENİŞLEME ÇALIŞMALARI</strong><br />Güney yan yol güzergâhında, Kasap Durağı mevkiinde yol genişletme çalışmaları aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda iksa duvar imalatları sürerken, toplam 465 adet fore kazık çalışmasının 140 adedi tamamlandı.</p>
<p><strong>KÖPRÜLER BİRER BİRER YÜKSELİYOR</strong><br />Başiskele Koridor Projesi kapsamında yer alan 9 köprüden 2’si tamamlanırken, kalan 7 köprüde betonarme imalat çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Projenin tamamlanmasının ardından bölgedeki trafik sorunu büyük ölçüde ortadan kalkmış olacak.</p>
<p><strong>GEOFOAM DOLGU ÜZERİNDEN ARAÇ GEÇİŞLERİ BAŞLADI</strong><br />D-130 Karayolu ile Yuvacık güzergâhını birbirine bağlayan bağlantı kolunda asfalt kaplama çalışmaları tamamlandı. Yolun trafiğe açılmasıyla birlikte geofoam dolgu üzerinden ilk araç geçişleri de sağlanmış oldu.</p>
<p><strong>KUZEY VE GÜNEY YAN YOLLAR ŞEKİLLENİYOR</strong><br />Projenin kilit noktaları arasında yer alan Kuzey ve Güney yan yol güzergâhlarında zemin iyileştirme, geofoam dolgu ve yol betonu imalatları tamamlandı. Asfalt kaplama çalışmalarına geçilen projede 700 metrelik bölümde asfalt serimi tamamlandı. Çalışmalar program dahilinde hızla sürdürülüyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basiskele-koridor-projesinde-dev-hamle-kuzey-ve-guney-yakalar-birbirine-baglaniyor-606630">Başiskele Koridor Projesi&#8217;nde dev hamle; Kuzey ve Güney yakalar birbirine bağlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yan Haklar, Çalışanla Şirket Arasında  Güven Duygusunu Pekiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yan-haklar-calisanla-sirket-arasinda-guven-duygusunu-pekistiriyor-604592</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 11:34:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanla]]></category>
		<category><![CDATA[duygusunu]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[haklar]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[pekiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[şirket]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Haklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604592</guid>

					<description><![CDATA[<p>MoneyPay, yan haklar konusunda kuşaklar arasındaki beklentileri ortaya koymak üzere Future Bright iş birliğiyle kapsamlı bir araştırmaya imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yan-haklar-calisanla-sirket-arasinda-guven-duygusunu-pekistiriyor-604592">Yan Haklar, Çalışanla Şirket Arasında  Güven Duygusunu Pekiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırma sonuçları, çalışanların yan hakları kendilerine verilen değerin bir yansıması olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Tek tip paketler yerine, kuşaklar arasındaki farklılıkları dikkate alan yan hak uygulamalarına ihtiyaç olduğuna işaret ediyor.</strong></p>
<p>Migros’un fintek iştiraki MoneyPay, Future Bright araştırma şirketi iş birliğiyle X, Y ve Z kuşaklarının yan haklar hakkındaki beklentilerini inceleyen bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmanın sonuçlarının paylaşıldığı ve sektör profesyonellerinin katıldığı “Yan Haklar Yeniden Tanımlanıyor: Kuşaklar Konuşuyor” başlıklı etkinlikte; yan hakların, artık tek tip paketlerle yönetilemeyecek kadar çok katmanlı bir alana dönüştüğüne dikkat çekildi. Çalışan beklentilerinin çeşitlendiği, esnekliğin temel bir ihtiyaç haline geldiği bu dönemde, kuşaklar arasındaki beklenti farklılıkları dikkate alınarak yan hakların yeniden tanımlanması gerektiği vurgulandı.</p>
<p><strong>Yan haklar tedarik değil, deneyim alanı</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan <strong>MoneyPay Genel Müdürü Mehmet Müstehlik</strong>, “MoneyPay olarak kendimizi işverenlerin ve çalışanların yanında duran, onlarla birlikte değişen, gelişen ve dönüşen bir iş ortağı olarak konumlandırıyoruz. Büyük ölçekli kurumsal yapılardan KOBİ’lere kadar her ölçekteki şirketin ihtiyaçlarına özel çözümler geliştiriyoruz. Kullanıcı dostu dijital platformumuz aracılığıyla çalışanlara gıda, giyim, ulaşım, yemek gibi çeşitli yan haklar sunuyoruz. ProFlex Kurumsal Hediye Kartı ve Yeni Nesil Yemek Kartımız Money Yemek ile ürün portföyümüz daha da genişledi. Ürün ve hizmet sunan finansal bir iş ortağı olarak yan hak ekosisteminin merkezinde yer alıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Z kuşağının yüzde 61’i yan hakların kişiselleştirilmesini istiyor</strong></p>
<p>Araştırmanın bulgularını paylaşan <strong>Akan Abdula</strong>, şu bilgileri verdi: “Araştırma sonuçlarına göre yan haklar, çalışanla şirket arasında güven duygusunu pekiştiren bir unsur olarak görülüyor. Çalışanlar; kendilerine uyumlanan, kişisel tercihlere alan açan ve günlük hayatı gerçekten kolaylaştıran yan hak deneyimleri bekliyor. Çalışanlar, verilen yan haklarla değer gördüklerini, takdir edildiklerini hissettiklerini belirtiyor. Ancak kuşaklar arasında beklentiler açısından bir farklılık söz konusu. Bu sebeple, yan haklar artık standart çözümlerle karşılanamıyor. Z kuşağı iş hayatına daha farklı bakıyor; bu kuşağı kendisine değer verildiğine ikna etmek, X ve Y kuşağına göre zor. Z kuşağının yüzde 61’i yan hakların kişiselleştirilmesini istiyor.”</p>
<p><strong>Yan haklarda sezgi dönemi bitti, önemli olan veri</strong></p>
<p><strong>MoneyPay Chief Sales Leader Övgü Bayram</strong>, “Bugün iş hayatında üç farklı kuşağın bir arada olması, yan hakları köklü bir dönüşüme zorluyor. Sezgilerle değil, ancak verilerle doğru çözümü sunabiliriz. Bu amaçla hayata geçirdiğimiz araştırmamızın, kurumların yan hak strate</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yan-haklar-calisanla-sirket-arasinda-guven-duygusunu-pekistiriyor-604592">Yan Haklar, Çalışanla Şirket Arasında  Güven Duygusunu Pekiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yandex Ads’in Telegram Ekosistemindeki Geliri 57 Milyon Doları Geçti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yandex-adsin-telegram-ekosistemindeki-geliri-57-milyon-dolari-gecti-601447</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 10:11:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[57]]></category>
		<category><![CDATA[ads]]></category>
		<category><![CDATA[ekosistemindeki]]></category>
		<category><![CDATA[geliri]]></category>
		<category><![CDATA[içerik]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[telegram]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yandex]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601447</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yandex Türkiye, Telegram üzerinden kanal oluşturan içerik üreticileri ve medya kuruluşlarının reklamveren arayışına girmeden kanallarını büyütmelerine, daha geniş kitlelere ulaşabilmelerine ve yatırımlarını hızlandırarak gelişimlerini sürdürmelerine yardımcı olmak için desteklerini genişletti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yandex-adsin-telegram-ekosistemindeki-geliri-57-milyon-dolari-gecti-601447">Yandex Ads’in Telegram Ekosistemindeki Geliri 57 Milyon Doları Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hâlihazırda dünya genelinde 320 milyondan fazla aboneye sahip 18 bini aşkın içerik üreticisi ve medya kuruluşu, içeriklerini Yandex Ads Ağı (YAN) üzerinden kazanca dönüştürebiliyor. Telegram kanallarının YAN üzerinden gelir etmeye başladığı 2023 yılından bu yana, iş ortaklarının toplam geliri 57 milyon doları aştı. Ayrıca reklamverenlerin performans hedefleri doğrultusunda Yandex Ads&#8217;te Telegram paylaşımlarına yaptıkları yatırımlar iki katına çıktı.</p>
<p>Telegram kanallarında faaliyet gösteren Türkiye&#8217;deki blog yazarları ve medya kuruluşları, artık içeriklerinden elde ettikleri geliri YAN araçları sayesinde artırabiliyor. Genişleyen yerel destek ekibi ile kayıt süreci dakikalar içinde tamamlanabiliyor, reklam entegrasyonu sorunsuz bir şekilde gerçekleştiriliyor ve ödemeler hızlıca işleniyor.</p>
<p>Yandex Ads Türkiye İş Geliştirme ve Müşteri Yöneticisi Orkun Kolso, “Etkileyici içerik oluşturmak; titiz çalışma, yeni formatlar deneme ve yenilikçi yaklaşımlar keşfetmeyi gerektirir. Yine de bu yatırımın getirisi her zaman anında görülmez. İçerik dağıtım kanallarını çeşitlendirmek, kanıtlanmış bir büyüme stratejisidir. Yandex Ads Ağı aracılığıyla, Türkiye&#8217;deki Telegram içerik üreticilerine, içeriklerinden sürdürülebilir gelir akışları oluşturmaları için otomatik, kullanıcı dostu araçlar sunuyoruz.&#8221; dedi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yandex-adsin-telegram-ekosistemindeki-geliri-57-milyon-dolari-gecti-601447">Yandex Ads’in Telegram Ekosistemindeki Geliri 57 Milyon Doları Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Ergün Demir&#8217;in adı İzmir&#8217;de yaşayacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-ergun-demirin-adi-izmirde-yasayacak-599434</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 08:41:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Ergün Demir]]></category>
		<category><![CDATA[Ergün Demir]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599434</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumcu hekimliğin ve sağlık emekçileri mücadelesinin simge isimlerinden Dr. Ergün Demir’in adı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Narlıdere’de açılan parkla kentin ortak hafızasında yaşamaya devam edecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ergun-demirin-adi-izmirde-yasayacak-599434">Dr. Ergün Demir&#8217;in adı İzmir&#8217;de yaşayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumcu hekimliğin ve sağlık emekçileri mücadelesinin simge isimlerinden Dr. Ergün Demir’in adı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Narlıdere’de açılan parkla kentin ortak hafızasında yaşamaya devam edecek.</p>
<p>Narlıdere Belediyesi’nin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla hayata geçirdiği Dr. Ergün Demir Parkı, Çatalkaya ve Narlı Mahallesi’ni birbirine bağlayan Çilek Sokak’ta açıldı. İzmir Tabip Odası üyesi ve Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) eski İzmir Şubesi Başkanı Dr. Ergün Demir’in adını taşıyan parkın açılışına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Dr. Ergün Demir’in eşi Dr. Seher Demir, Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi Üyesi Erhan Adem, Narlıdere Belediye Başkanı Erman Uzun, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Fahri Yüce Ayhan ve Demir’in yakınları katıldı. Bin 500 metrekare alanda yer alan parka, çalı türü bitkiler, zakkum, erik ağacı, zeytin ağacı, süs bitkileri ve çınar ağacı dikildi.</p>
<p><strong>“Büyük bir mücadele insanıydı”</strong></p>
<p>Parkın açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Ergün Demir’i yakından tanıdığını belirterek, “Ergün Demir, zaman zaman yanında, zaman zaman arkasında yürüdüğümüz hepimizin kıymetlisi bir hekim ve büyük bir mücadele insanıydı. Onu tanımak, onunla aynı dönemde yaşamış olmak, mücadelede beraber yer almış olmak bir onur. Onun adına bir park yapmamız hekim camiası için çok kıymetli. Buradaki hekim arkadaşlarımız, ona duydukları sevgi ve saygı ile burada yer alıyor. Hekimlik, zor bir meslek ve cefakârca yapılan bir iş. Bir hekimin yüreğinde ve aklında taşıdığı sorumluluğu, o sorumluluğun ağırlığını bilmek için hekim olmak lazım. Bunu başka türlü anlamanın yolu yok” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bizlere her zaman örnek oldu”</strong></p>
<p>Hekim olmanın onurunu her zaman yaşadığını ve bu mesleğe layık olmaya çalıştığını kaydeden Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ergün Ağabey ile İzmir Tabip Odası’nda mücadele ettiğimiz yıllarda yan yana olduk. Hekimliğe bakışıyla, toplumcu duruşuyla, adalete ve eşitliğe bağlılığıyla bizlere her zaman örnek oldu. Mesleğini yalnızca bir tedavi pratiği olarak görmedi, halkın sağlık hakkı için yürüttüğü kararlı mücadeleyle de hepimize yol gösterdi. Sağlık hizmetlerinin herkes için ücretsiz, nitelikli ve erişilebilir olması gerektiğini her platformda savundu. Sendikal mücadelede üstlendiği sorumluluk, sağlık emekçilerinin sesi olma çabası, onu bu kentin hafızasında özel bir yere taşıdı.”</p>
<p><strong>“Bize bıraktığı mirası koruyacağız”</strong></p>
<p>Ergün Demir’in üreten, paylaşan ve öğrendiklerini aktarmayı görev sayan bir mücadele insanı olduğunu kaydeden Başkan Tugay, Birgün gazetesinde yayımlanan yazılarında çocukların korunması, sosyal politikalar ve emeklilerin yaşam koşulları gibi pek çok konuda topluma ışık tuttuğunu, halkın haklarının nasıl savunulması gerektiğine dair yol gösterdiğini sözlerine ekledi. Açılan parkın Ergün Demir’in değerlerini başka bir şekilde geleceğe taşıyacak bir mekân olacağını dile getiren Başkan Tugay, “Çocukların oynadığı, mahallelinin nefes aldığı, dostların buluştuğu bu alanda onun adı inşallah sonsuza kadar yaşamaya devam edecek. Buradaki her ağaç, her adım, Demir’in bizde bıraktığı anlamı hatırlatacak. Ergün Demir’i kaybettiğimiz 11 Ekim 2023’ten bu yana kentimiz onun yokluğunu hissediyor fakat bıraktığı miras aramızda güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor. Meslektaşları, yürüttüğü çalışmalarla onun izini takip ediyor. Bize bıraktığı miras, haksızlıklara karşı ses yükseltme sorumluluğunu da içeriyor. Toplum sağlığına yaptığı katkılar, meslek onuruna bağlılığı ve adalet arayışında gösterdiği kararlılık hepimize yön vermeyi sürdürüyor. Kendisini bir kez daha minnetle anıyor, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Acısı hala taze”</strong></p>
<p>Dr. Ergün Demir’in eşi Dr. Seher Demir, &#8220;Ergün&#8217;ü anlatmak benim için çok zor. Çünkü acısı hala taze. Ancak bu park, onun yaşamı boyunca emekten, eşitlikten, özgürlükten, adaletten, demokrasi ve barıştan yana savunmuş olduğu değerlerin, özellikle de sağlık emekçileri ve halkın sağlığı ile ilgili değerleri için gösterdiği mücadelenin bir simgesi olacak. Parkın yapımında emeği geçen herkese saygı ve sevgilerimi sunuyorum” sözlerine yer verdi.</p>
<p><strong>“Kıymetli bir büyüğümüzdü”</strong></p>
<p>Açılışta konuşan Narlıdere Belediye Başkanı Erman Uzun, &#8220;Ergün Demir, toplumsal muhalefetin içinde oldukça tanınan, verdiği mücadele ve gösterdiği direnç ile İzmir&#8217;de herkesin tanıdığı, saygıyla bahsettiği kıymetli bir büyüğümüzdü. Benim de öğrencilik yıllarımda birçok eylemde, etkinlikte kendisiyle bir arada olma fırsatım olmuştu. Kendisini saygıyla anıyorum. Bizlere bu parkın yapılışında destek veren ve Narlıdere&#8217;mizdeki birçok hizmette arkamızda dağ gibi duran kıymetli İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’a saygılarımı sunuyorum&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bizim için bir kutup yıldızıydı”</strong></p>
<p>İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Fahri Yüce Ayhan ise Demir’in rota çizen ve yol gösteren biri olduğunu ifade ederek, “Ergün Demir bizim için bir kutup yıldızıydı. Sabah arar ve yayınlanan yönergeleri, genelgeleri, raporları anlatırdı. Bizim bir şey yapmamıza gerek olmadan o gün hangi rotada hareket edeceğimizi söyleyiverirdi. Bizim için kıymetli bir eylem insanıydı” dedi.</p>
<p><strong>“O bir mücadele insanıydı”</strong></p>
<p>Birgün gazetesinin Genel Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın da Dr. Ergün Demir’i şöyle anlattı: &#8220;Ergün Hoca ile aynı hayalin peşinde yürüdük. Birgün&#8217;ü kurarken çok ciddi katkıları oldu. Sanıyorum Ergün Hoca ile Birgün&#8217;ü yakınlaştıran şey, fikirlerinin başka bir anlayışla gazeteye yansımasıydı. Bizim ufkumuzu da değiştirdi. Sağlığı hep halktan yana gördü. Gerçekten o tarihten itibaren de gazetemizi sağlık alanında başka bir noktaya taşıdı. Hayatımda gördüğüm en çalışkan, işine en bağlı, en yurtsever insanlardan biriydi. Yeri dolmadı. Unutulmayacak bir karakterdi. Onun ismini yaşatanlara teşekkür ederim. Biz de onun fikirlerini yaşatmak için gazetemizde mücadele etmeye devam edeceğiz. O bir mücadele insanıydı. Onu unutmamak, yaşatmak her şeyden önce onun fikirlerini ve mücadelesini yaşatmakla olur. Biz de onun gayretini göstereceğiz&#8221;</p>
<p><strong>Dr. Ergün Demir kimdir?</strong></p>
<p>1964 yılında Elazığ’da doğan Dr. Ergün Demir, 1981 yılında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Meslek hayatı boyunca sağlık hizmetlerinin en zor koşullarda sunulduğu bölgelerde görev yaptı.1981-1995 yılları arasında Van SSK Hastanesi’nde, 1995-2007 yılları arasında İzmir Altındağ SSK Dispanseri’nde, 2007-2017 yılları arasında ise Bornova Sağlık Müdürlüğü’nde görev aldı. 2002-2011 yılları arasında Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şube Başkanlığı görevini yürüten Demir, sağlık çalışanlarının özlük hakları, çalışma koşulları ve halkın ücretsiz, nitelikli sağlık hizmetlerine erişimi konusunda kararlı bir mücadele verdi. Aynı zamanda İzmir Tabip Odası üyesi olan Demir, kamuoyunu bilgilendiren makaleleri ve araştırmalarıyla da tanınıyordu. Son olarak Dr. Güray Kılıç ile birlikte İstanbul Tabip Odası için “Sağlıkta Dönüşümün 20. Yılında Sağlık Hizmetlerinden Yararlanma Şartları, Gerçekler ve Haklarımız” isimli kapsamlı çalışmayı hazırladı. Dr. Ergün Demir, 11 Ekim 2023 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ergun-demirin-adi-izmirde-yasayacak-599434">Dr. Ergün Demir&#8217;in adı İzmir&#8217;de yaşayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın, ilk kez açıkladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-ilk-kez-acikladi-598319</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 19:35:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[açıkladı]]></category>
		<category><![CDATA[ar-ge]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[planı]]></category>
		<category><![CDATA[tesis]]></category>
		<category><![CDATA[tesisi]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi'nde konuşan Başkan Büyükakın, alternatif bir bertaraf tesisi AR-GE çalışmasının başarıya ulaştığına ve meclisten bunun yetkisinin geçtiğine işaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-ilk-kez-acikladi-598319">Başkan Büyükakın, ilk kez açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi&#8217;nde konuşan Başkan Büyükakın, alternatif bir bertaraf tesisi AR-GE çalışmasının başarıya ulaştığına ve meclisten bunun yetkisinin geçtiğine işaret etti. Başkan Büyükakın bu anlamda Kandıra’daki tesisi tek çözüm olarak görmediklerini, bu yeni tesise ağırlık verdiklerini kaydetti.</p>
<p><b>YENİ TESİS İÇİN BAŞKAN&#8217;A OY BİRLİĞİ İLE YETKİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi&#8217;nin Aralık ayı meclis toplantısı Kocaeli Kongre Merkezi&#8217;nde gerçekleştirildi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın başkanlığındaki mecliste, yeni atık tesisi kurulması için başkana ve belediye encümenine yetki verilmesi maddesi oy birliği ile kabul edildi. Yine mecliste görüşülen ve Kandıra&#8217;ya kurulması planlanan Doğu Bölgesi Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi ile ilgili iddialara yanıt verirken bu konuya dikkat çeken Başkan Büyükakın şunları söyledi:</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN: AR-GE ÇALIŞMAMIZ BAŞARILI İLERLİYOR</b></p>
<p>&#8220;Kandıra&#8217;ya yapmayı planladığımız tesisin mahsuru çevresel zararı olmadığı raporlandı. Havaya suya toprağa zararı yok. İlgili kurumlara göre de yok. Eğer varsa, hukuk gerekli kararını verir. Ama biz bu tesisleri yapmaya çalışırken, bir yandan da AR-GE çalışmalarına devam ettik. Daha farklı bir teknoloji geliştirmek mümkün olur mu diye çalıştık. Bir tane tesis AR-GE projesi başarılı oldu. Günlük 20 ton yakma kapasiteli bir tesis başarıyla çalıştı. Bu tesis, yerinde bertaraf eden bir tesis. Kandıra&#8217;da yapmayı planladığımız tesisin bir zararı olmadığını düşünmemize rağmen, bu tür bir tesisin ayrıca kurulması için bir yetkilendirmeyi bu mecliste almış oldum.“</p>
<p><b>BU ŞEHRE ASLA ZARAR VERMEM, VERDİRTMEM</b></p>
<p>“Ben bu şehrin bütün ilçelerinde yaşayan vatandaşları aynı derecede düşünen, hiçbirine zarar vermemek için hareket eden bir yaklaşım içindeyim. Ne Kandıra&#8217;ya ne başka bir yere zarar veririm. Bu tesisin AR-GE projesi başarılı olana kadar bizim A planımız Akçakese, yapacağımız olan biyokurutma tesisiydi. Bu karardan sonra bizim A planımız yeni tesis, yani AR-GE projesi kapsamında yapılacak tesis oldu. B planımız Akçakese oldu. Eğer A planı sorunsuz işlerse Akçakese bizim gündemizden kalkmış olacak.”</p>
<p><b>YENİ TESİS NASIL OLACAK?</b></p>
<p>“Çünkü böyle bir tesisin yapılması yaklaşık 4 yıl alıyor. O zaman bizim ellerimiz havaya kalkar. Şehrin atık süreci yönetilemez hale gelir. Bizim için A planımız, AR-GE projesi ile başarıya ulaşan, Çevre ve Enerji bakanlıkları bürokratları ile görüştüğümüz yeni tesistir. Bu tesis, diğer tesisler gibi bilinen çöp teknolojilerinden bir tanesi değil. Olduğu yerde bertarafı anında gerçekleştirebilen, günlük 20 ton kapasiteli bir tesis olacak. Mesela bir yerde günde 100 ton günde çöp toplanıyorsa, 20 ton çalışan tesisten 5 tane yan yana kurduğunuzda zaten oranın çöpü alınmış oluyor. Bu tesislerin, aktarma istasyonlarının olduğu noktada yapılması planlanıyor. Arkadaşlarımız çalışıyor.&#8221;</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-ilk-kez-acikladi-598319">Başkan Büyükakın, ilk kez açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi&#8217;de Kadının Gücü ve Mücadelesi Aktarıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazide-kadinin-gucu-ve-mucadelesi-aktarildi-596893</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 09:05:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aktarıldı]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[gücü]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596893</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayatın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan yaklaşımlarla çalışmalarını gerçekleştiren Osmangazi Belediyesi, 5 Aralık Kadının Seçme ve Seçilme Hakkı Günü etkinlikleri kapsamında ‘İnsan Kadın’ adlı panel ile ‘Haremden Özgürlüğe Türk Kadınının Bağımsızlık Öyküsü’ isimli sergiye ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-kadinin-gucu-ve-mucadelesi-aktarildi-596893">Osmangazi&#8217;de Kadının Gücü ve Mücadelesi Aktarıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan yaklaşımlarla çalışmalarını gerçekleştiren Osmangazi Belediyesi, 5 Aralık Kadının Seçme ve Seçilme Hakkı Günü etkinlikleri kapsamında ‘İnsan Kadın’ adlı panel ile ‘Haremden Özgürlüğe Türk Kadınının Bağımsızlık Öyküsü’ isimli sergiye ev sahipliği yaptı.</p>
<p>Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde düzenlenen panele CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu, Osmangazi Belediyesi Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz ve Bursa Baro Başkanı Metin Öztosun’un yanı sıra STK temsilcileri, iş kadınları ile çok sayıda vatandaş katıldı. </p>
<p>“Eşitlikçi, Özgürlükçü ve Kapsayıcı Bir Kent Yaşamını Kurmak İstiyoruz”</p>
<p>Açılış konuşmasını gerçekleştiren Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu, “Kadınların siyasete katılımı, modern demokrasinin olmazsa olmazıdır. Kadınların karar mekanizmalarında yer aldığı toplumlarda şeffaflık artmakta, sosyal yatırımlar güçlenmekte ve sürdürülebilir kalkınmalar hızlanmaktadır. Bugün bizler de ortak bir geleceği güçlendirmek için bir aradayız. Osmangazi Belediye’mizin düzenlediği bu etkinlik de bu amaca hizmet etmektedir. Bizler eşitlikçi, özgürlükçü ve kapsayıcı bir kent yaşamını hep birlikte kurmak istiyoruz.” ifadelerine yer verdi.  </p>
<p>“Bu Büyük Reform, Cumhuriyetimizin Devrimci Ruhunun En Parlak Göstergesidir”</p>
<p>Osmangazi Belediyesi Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, kadınların toplum yapısı üzerindeki etkilerine vurgu yaparak, şu sözleri kaydetti:</p>
<p>“5 Aralık 1934, Türk Cumhuriyeti kadınlarının yalnızca sandıkta birer seçmen olarak değil, kamusal yaşamın, karar alma mekanizmalarının ve demokratik temsilin asli öznesi olarak yer almasının bir miladıdır. Kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması, pek çok Avrupa ülkesinden önce gerçekleşmiş, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren adım adım uygulanmaya başlanmıştır. Bu büyük reform, Cumhuriyetimizin devrimci ruhunun en parlak göstergesidir.” </p>
<p>Bursa Baro Başkanı Metin Öztosun da yaptığı konuşmada, mücadelenin süreklilik getiren bir şey olduğunu dile getirerek, kadın haklarının öneminin altını çizdi. </p>
<p>Prof. Dr. Betül Batır moderatörlüğündeki panelde, Türk Kadınlar Birliği (TKB) Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Tijen Sözeri, Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır, Tüm Mühendis Kadınlar Derneği (TÜMKAD) Kurucu Başkanı Ülfet Öztürk ve Bursa Mühendis ve Mimar İş İnsanları Derneği (BUMİAD) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Zarif Ayça Güler, Türk kadınının sosyal hayat ve iş dünyasındaki önemine vurgu yaptı.</p>
<p>“Türk Kadının Yükselen Profilini Tüm Dünyaya Göstermiş Olduk”</p>
<p>TKB Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Tijen Sözeri, medeni kanunun, hukuki bir devrim olduğunu ve 5 Aralık 1934’te kadınlara verilen seçme ve seçilme hakkına altyapı hazırladığını belirterek, “Türk kadını, her alanda varlığını göstermiş oldu. Meslekler açısından da baktığımızda o günden bugüne kadınlarımız, yükselen Cumhuriyet profiliyle 2025’te yine önümüzde. Almanya’nın önde gelen teknik üniversitelerinden Berlin Teknik Üniversitesi’nde Bursa Kız Lisesi mezunu Prof. Dr. Fatma Deniz rektörlüğe atandı. Türk kadının yükselen profilini tüm dünyaya göstermiş olduk.” diye konuştu.</p>
<p>“Her Alanda Kadın Eli Var”</p>
<p>BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır da, iş kadınlarının her alanda yeri olduğunun altını çizerek, “Üretimde, sanayide, bir fabrikada montajda, her alanda kadın eli var. Bunların çoğalması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye’de kadınının iş gücüne katılım oranı yüzde 36 bandında, erkeklerin yüzde 71. Biz bu arayı kapatmak zorundayız. Çalışmalarımızı bu yönde farkındalık sağlayarak gerçekleştiriyoruz. Amacımız bu. Girişimci kadınlarımızın oranı ise yüzde 18. Bunu biz ne kadar daha fazlalaştırmak için çaba sarf edersek o zaman zaten daha güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğimize inanıyorum.” açıklamalarında bulundu.</p>
<p>“Gidecek Çok Yolumuz Var”</p>
<p>TÜMKAD Kurucu Başkanı Ülfet Öztürk ise kadının bilimdeki çalışmalarına dikkat çekerek “Hala hem Türkiye’de hem de dünyada mühendislikte, teknolojide, inovasyonda değişen süreçte kadın sayısı çok fazla değil. Dolayısıyla biz TÜMKAD olarak da buna bir ses veriyoruz. Çözüm sunup, aksiyonlar alıyoruz. Bugün veriler bir tık daha iyi gözükse de gidecek çok yolumuz var. Daha adını henüz duymadığımız, dünyanın daha iyi bir olması için çalışan yüzlerce, binlerce kadınımız var.” şeklinde görüşlerini dile getirdi. </p>
<p>BUMİAD Başkan Vekili Zarif Ayça Güler de, ‘Mühendis İşveren Kadınların İş Hayatına Etkileri’ konulu konuşmasında “Mühendis işveren kadınlar, şirketlerini yönetirken kadın istihdamına karşı çok hassaslar. Yenilikçi, kapsayıcı, tamamen personeliyle beraber takım oyuncusu gibi hareket ederek bir rol model olma niteliğindeler. Özellikle lise ve üniversite çağındaki genç kızlara örnek bir iş modeli olarak karşımıza çıkar.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Panelin son bölümünde DC NextGen Teknoloji Kurucusu Demet Orakçı da, ‘Teknolojik Vizyon ve Örnek Girişim’ adlı bir sunum gerçekleştirdi.</p>
<p>“Muasır Medeniyetler Seviyesini Göreceğiz”</p>
<p>Panelin ardından TKB İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sevtap Şirin’in ‘Haremden Özgürlüğe Türk Kadının Bağımsızlık Öyküsü’ adlı sergisi açıldı. </p>
<p>Sergi açılışında konuşan CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, kadının özellikle toplumların gelişiminde büyük rol oynadığını vurguladı.</p>
<p>Hasan Öztürk yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Her gün neredeyse bir kadınımız, bir erkek şiddetiyle hayattan koparılıyor. Bu konuda da en büyük rol hepimize düşüyor. Kadının yapamadığı bir şey yok, ben görmedim. Hatta erkeğin yapamayacağı işleri de kadının yaptığına şahidiz. Bu anlamlı sergi için çok teşekkür ediyorum. Eğer Türkiye Cumhuriyeti, muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak zorundaysa ki zorundayız, o zaman kadını geride bırakmak gibi bir lüksümüz olamaz. Ancak kadın erkek yan yana olduğumuz anda ve her platformda, her meslekte yan yana olmayı becerdiğimizde muasır medeniyetler seviyesini göreceğiz.”</p>
<p>Sergi hakkında bilgiler veren Sevtap Şirin de, kadının mücadelesinin ve özgürlükçü ruhunun aktarıldığını söyledi.</p>
<p>Kurdele kesiminin ardından protokol, sergiyi gezerek kadının yükselişini yansıtan fotoğraf ve çalışmaları ilgi ile takip etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazide-kadinin-gucu-ve-mucadelesi-aktarildi-596893">Osmangazi&#8217;de Kadının Gücü ve Mücadelesi Aktarıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Foça&#8217;da taşkın kabusu bitti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-focada-taskin-kabusu-bitti-596161</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 07:51:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bitti]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[dere]]></category>
		<category><![CDATA[foça]]></category>
		<category><![CDATA[izsu]]></category>
		<category><![CDATA[kabusu]]></category>
		<category><![CDATA[köprü]]></category>
		<category><![CDATA[metrekare]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596161</guid>

					<description><![CDATA[<p>İZSU’nun Yeni Foça’da Şavklı Deresi çıkışında tarihi köprüyü koruyarak yaptığı genişletme ve alternatif menfez çalışması, bölgede yağışın yarattığı sorunların önüne geçti. İlçedeki son yağışlar en kritik noktada taşkın yaşanmadan atlatıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-focada-taskin-kabusu-bitti-596161">Yeni Foça&#8217;da taşkın kabusu bitti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İZSU’nun Yeni Foça’da Şavklı Deresi çıkışında tarihi köprüyü koruyarak yaptığı genişletme ve alternatif menfez çalışması, bölgede yağışın yarattığı sorunların önüne geçti. İlçedeki son yağışlar en kritik noktada taşkın yaşanmadan atlatıldı.</p>
<p>Geçen ay yağışlar nedeniyle taşkınlara sahne olan Yeni Foça’da yaşanan sorun çözüme kavuşturuldu. İZSU Genel Müdürlüğü’nün, 23 Ekim’deki afetten sonra yoğun temizlik ve düzenleme çalışmalarının yanı sıra Fevzi Çakmak Mahallesi’nde Ali Stair Caddesi ile Cumhuriyet Caddesi’nin kesişiminde yer alan, Şavklı Deresi’nin denize ulaştığı noktada genişletme çalışması yapıldı. Dere üzerindeki tarihi köprünün yanından açılan yeni menfez hattı sayesinde bölge, bu kez yoğun yağışı taşkın yaşamadan atlattı. Tarihi dokuya saygılı şekilde yapılan müdahale, tüm kurumların koordineli çalışması ve İZSU ekiplerinin hızlı operasyonu sayesinde Yeni Foça, uzun süredir ilk kez yoğun bir yağışı taşkın riski olmadan geçirdi.</p>
<p><strong>Küçükbayrak: 166 kilogram yağış afet boyutundaydı</strong></p>
<p>İZSU İşletmeler 1. Bölge Dairesi Başkanlığı’nda Menemen, Aliağa ve Foça’dan sorumlu Teknik Şube Müdürü Mehmet Küçükbayrak, 23 Ekim’de yalnızca iki saat içinde metrekareye yaklaşık 166 kilogram yağış düştüğünü belirterek, “Yerel halk 60-70 yıldır böyle bir yağış görmediğini söylüyor. Yaz aylarındaki büyük orman yangınından sonra ağaç gövdeleri, tomruklar ve dal parçaları Şavklı Deresi’ne sürüklenip geçişleri tıkayınca birçok noktada taşkın yaşadık. Taşkının en kritik noktası deresinin denize döküldüğü yerde bulunan Osmanlı dönemine ait tescilli taş köprü oldu. Dere yatağı belli bir kapasiteyi taşıyordu ancak tarihi köprünün yaklaşık 4 metrekarelik kesiti suyun denize ulaşmasını engelliyordu. Bu nedenle çevredeki ev ve iş yerlerinde deredeki taşmaya bağlı ciddi su baskınları yaşandı” dedi.</p>
<p><strong>Son yağışta taşkın olmadı</strong></p>
<p>İlgili kurullardan alınan izin ve onayların ardından hızla harekete geçildiğini ifade eden Küçükbayrak, “Tarihi köprünün korunması öncelik alınarak yan kısmından yaklaşık 6 metrekarelik kesitli kutu menfezlerle alternatif bir akış hattı oluşturuldu. Tarihi köprünün 4 metrekarelik kesitine 6 metrekare daha ekleyerek toplam kesiti 10 metrekareye çıkardık. Böylece akış kapasitesini iki buçuk katına yükseltmiş olduk. Bu kritik imalatı ekiplerimizle birlikte 24 saat içinde tamamladık. Takip eden günlerde Foça 140-145 kilogramlık yeni bir yağış daha aldı, ancak bu kez bölgede taşkın yaşanmadığını sevinerek gözlemledik. Şavklı Deresi yine dolu kesitte çalışıyordu ama su alternatif menfezlerden denize aktı. Hiçbir sokakta su baskını yaşanmadı. Vatandaşlarımızdan ve muhtarlarımızdan teşekkür aldık” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kocabıyık: İZSU ve Büyükşehir ekipleri her zaman yanımızda</strong></p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk Mahallesi Muhtarı Hüsnü Kocabıyık, yapılan düzenlemenin önemine dikkat çekerek, “Yangından sonra dağdan gelen kütükler dereyi tıkıyordu. İlk selde birçok ev ve araç zarar gördü. Ama Şavklı Deresi’nin çıkışında tarihi köprüye zarar vermeden açılan yeni güzergâh sayesinde son yağmuru büyük sıkıntı yaşamadan atlattık. Yoksa çok daha büyük bir felaket olurdu. Artık derenin tıkanma ihtimali çok düşük. Vatandaşlarımız gönül rahatlığıyla evlerinde oturabilir. İZSU ve İzmir Büyükşehir ekipleri her zaman yanımızda” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kaptanoğlu: Cemil Tugay bizim imdadımıza yetişti</strong></p>
<p>Fevzi Çakmak Mahallesi Muhtarı Mustafa Deniz Kaptanoğlu, “23 Ekim’de yaşanan selde maalesef hem can hem de mal kaybı yaşadık. Ancak İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU ekiplerinden yardım talep ettik. Başkanımız Cemil Tugay bizim imdadımıza yetişti. Bu künkler konulmasaydı halimiz haraptı. İZSU’nun hızlı müdahalesi sonrasında geçen cuma gününden başlayan yağmurda herhangi bir olumsuzluk yaşamadık. 1 saat içinde o kadar yağış alırsak sistemler de çalışamayabiliyor ama artık daha hazırlıklıyız. Bu duruma çare bulduk. Ben buradan Başkanımız Cemil Tugay’a ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi. </p>
<p><strong>Bakay: 15 yıldır böyle bir sel görmemiştik, şimdi nefes aldık</strong></p>
<p>Bölgede uzun yıllardır esnaflık yapan Fevzi Bakay, ilk selde beline kadar suya gömüldüğünü belirterek, “Orman yangınından sonra gelen ağaç parçaları dereyi tamamen kapatmıştı. İlk selde dükkânlarımızı su bastı. Ama son yağmurda yapılan genişletme çalışması sayesinde hiçbir zarar görmedik. Çok büyük fark yarattı. Bölgede 50 bin kişi yaşıyor. Alt yapı yetersiz kalıyor. 23 Ekim’deki yağış kadar şiddetli bir yağış bile gelse, Şavklı Deresi’nin çıkışındaki en dar nokta genişletildiği için aynı problemi yaşamayacağız” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-focada-taskin-kabusu-bitti-596161">Yeni Foça&#8217;da taşkın kabusu bitti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 14:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolüyle]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, psikiyatrik ilaçların doğru kullanımının önemi, yan etkileri, takip süreçleri ve tedavi sürecindeki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013">Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, psikiyatrik ilaçların doğru kullanımının önemi, yan etkileri, takip süreçleri ve tedavi sürecindeki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar yalnızca uzman reçetesi ile kullanılmalı!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların, doğru tanı ve uygun takip süreçleri ile kullanıldığında birçok ruhsal hastalığın tedavisinde son derece etkili olabildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Ancak her ilaçta olduğu gibi bu ilaçların da yan etkileri, ilaç reaksiyonları ve kişisel farklılıklara bağlı beklenmedik etkileri görülebilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle psikiyatrik ilaçların mutlaka bir psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilip reçete edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, “Psikiyatrik bir ilaç kullanmaya ihtiyaç olduğunu düşünen kişinin ilk adımı, bir psikiyatri uzmanına başvurarak kapsamlı bir değerlendirmeden geçmek olmalı. Muayene sonucunda gerekli görülürse hekiminiz, tanıya uygun ilacı belirleyip tedaviye başlayacaktır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçların düzenli kullanımı ve takip muayeneleri tedavi sürecinde çok önemli! </strong></p>
<p>İlaç kullanımı sırasında hem olumlu etkilerin hem de ilk günlerde ortaya çıkabilecek yan etkilerin hekim tarafından yakından izlendiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Tolerasyon güçlüğü yaratan bir yan etkiyle karşılaşıldığında, doktora haber vermek ve gerekirse doz ayarlaması ya da ilaç değişimi yapmak gerekir.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçların olumlu etkilerinin genellikle birkaç hafta içinde ortaya çıkmaya başladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu şöyle devam etti:</p>
<p>“Tedavi sürecinde sabırlı olmak, ilacın önerilen süre boyunca düzenli kullanılması ve takip muayenelerine gidilmesi çok önemlidir. Bu değerlendirmelerde ilaç etkinliği, yan etkiler ve tedavide izlenecek yeni yol haritası belirlenir. Psikiyatrik ilaçların bilinen yan etkileri vardır ve hekiminiz bu konuda sizi bilgilendirir. Tedavi başladıktan sonra görülebilecek yan etkilerin izlenmesi önemli. İlacın sağladığı tedavi faydası ile yan etkiler birlikte değerlendirilmeli, gerekirse doz azaltımı veya ilaç değişimi planlanmalı. Birden fazla ilaç kullanan hastalarda ise, yeni başlayacak ilacın mevcut ilaçlarla etkileşimi mutlaka göz önünde bulundurulur. Gerekirse ilaç düzeyi ölçümleri yapılarak daha güvenli bir kombinasyon oluşturulur.”</p>
<p><strong>Bireylerin genetik yapıları ilaca verilen yanıtı etkileyebiliyor!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçlarda doz ayarlamasının, uluslararası literatürdeki tedavi etkin dozlar ve hastanın klinik özellikleri dikkate alınarak yapıldığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Bunun yanında günümüzde bireylerin genetik yapılarının ilaca verdikleri yanıtı etkileyebileceği biliniyor.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle gerektiğinde ilaç kan düzeyi ölçümleri ve farmakogenetik testler kullanılarak daha kişiye özel ve güvenli bir tedavi planı oluşturulabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, bu yöntemlerin, beklenmeyen yan etkilerin açıklanmasında da yol gösterici olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Hastalığın türüne ve kişinin ihtiyaçlarına göre ek tedavi yöntemleri de sürece dahil edilir!</strong></p>
<p>Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde ilaçların çoğu zaman tek başına yeterli olmayabileceğine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Hastalığın türüne ve kişinin ihtiyaçlarına göre ek tedavi yöntemleri de sürece dahil edilir. Depresyon, kaygı bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk ve psikotik bozukluklarda psikoterapi önemli bir destek sağlar. Bunun yanı sıra aile ve hasta psiko-eğitimi, sosyal destek çalışmaları tedavinin etkisini artıran unsurlar arasındadır. Çocuk ve ergenlerde ise ergoterapi, dil ve konuşma terapisi ile eğitimsel destekler büyük rol oynar. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda biyolojik tedavilerden yararlanılır; Manyetik Uyarım Tedavisi (TMS) ve daha ciddi klinik tablolar için uygulanan Elektrokonvülsif Terapi (EKT) bu yöntemlerin başında gelir.”</p>
<p><strong>Kontrollü kullanıldığında tedavi edici ilaçlar bağımlılık oluşturmaz!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların bağımlılık yapıp yapmadığı sorusunu değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Toplumda psikiyatrik ilaçların bağımlılık yaptığına dair yaygın bir kaygı bulunuyor. Ancak bağımlılık yapıcı ilaçlar belirli gruplarla sınırlıdır ve kontrollü kullanıldığında tedavi edici ilaçlar bağımlılık oluşturmaz.” dedi.</p>
<p>Buna rağmen bazı ilaçların kontrolsüz, kulaktan dolma bilgilerle veya reçetesiz şekilde temin edilip uzun süre kullanıldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, “Bu durum ciddi riskler doğurur. Bu nedenle ilaçlar kesinlikle doktor reçetesi ile alınmalı, tanıdık tavsiyesi ile ilaç başlanmamalı, tedavi süresi ve doz yalnızca hekim tarafından belirlenmelidir. Bağımlılık potansiyeli olan ilaçlarla ilgili gerekli tüm uyarılar ve kullanım kuralları hekim tarafından açıkça belirtilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013">Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Influenza son günlerde hızla artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/influenza-son-gunlerde-hizla-artiyor-592758</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 08:45:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[günlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Her Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592758</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde görülme sıklığı artan hızla influenza (grip), her yıl dünya genelinde binlerce kişinin ölümüne neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenza-son-gunlerde-hizla-artiyor-592758">Influenza son günlerde hızla artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde görülme sıklığı artan hızla influenza (grip), her yıl dünya genelinde binlerce kişinin ölümüne neden oluyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cemal Üstün</strong>, influenzanın yüksek ateş, boğaz ve baş ağrısı, burun akıntısı, kas-eklem ağrısı, halsizlik ve öksürükle seyreden bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirterek “Oysa influenza başta olmak üzere enfeksiyon hastalıklarının önemli bir kısmı aşılama ile önlenebilir. İnfluenzaya bağlı ölümler çoğunlukla 5 yaş altı ve 65 yaş üstü kişiler ile hamileler ve kronik hastalığı olanlardan oluşmaktadır. İnfluenza virüsü zatürreye yol açabilirken, kalp ve beyin enfeksiyonlarına da zemin hazırlayarak sakatlığa hatta ölüme neden olmaktadır. Bu nedenle her yıl grip aşısının yaptırılması büyük önem taşımaktadır” diyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cemal Üstün, toplumda grip aşısı hakkında doğru bilinen 7 yanlışı sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Influenza için aşıya gerek yoktur çünkü ciddi bir hastalık değildir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Influenza (grip) ölümle sonuçlanan ciddi hastalıklara ve ölüme yol açabilen bir hastalıktır. Dünya genelinde her yıl milyonlarca kişiyi etkilemekte ve 300 bin-650 bin arası kişinin ölümüne neden olmaktadır. Bu hastalığa bağlı, ölüm dışı gelişen sakatlık ve insan iş gücü kaybı ise çok daha fazladır. Influenzaya bağlı ölümlerin çoğu 5 yaş altı ve 65 yaş üstü kişiler ile hamileler ve kronik hastalığı olanlardan (diyabet, kanser, obezite, kalp- damar hastalığı vb) oluşmaktadır. </p>
<ul>
<li><strong>“Aşılandım ama yine grip oldum.” Aşı enfeksiyonlardan korumaz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Her yıl, bir önceki yılda görülen influenza virüsünden elde edilen cansız aşı (öldürülmüş virüs aşısı) uygulanmakta ve yüzde 80’lere kadar koruyuculuk sağlamaktadır.</p>
<p>Aşı sonrası grip benzeri hastalık belirtileri olabilir. Bu durum bağışıklık sisteminin virüse karşı çalıştığının göstergesidir. Ayrıca influenza aşısı sadece influenza virüsüne bağlı en sık görülen mevsimsel gribi engeller. Diğer virüslerle oluşan solunum yolu hastalıklarını etkilemez ki bu hastalıklar daha nadir görülür. </p>
<ul>
<li><strong>Aşının ciddi yan etkileri vardır: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Aşı, hafif grip bulguları ile seyreden belirtilere nadiren neden olabilir. Bu iki-üç gün süren nadir bir durumdur. İnfluenza aşısı cansız aşı olduğundan aşı ile ilgili yan etkiler çok düşük ve önemsizdir. Yan etkiler hastaların ortalama yüzde 3-5’inde görülmektedir. Başlıca yan etkiler; grip benzeri hafif hastalık (kas ağrısı, halsizlik), aşı yapılan yerde ağrı, kızarıklık ve hafif ateştir.</p>
<ul>
<li><strong>Influenza aşısı hamilelikte yapılmaz: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Hamilelikte tüm cansız (inaktif) virüs aşıları güvenle uygulanabilir. Hamilelikte bağışıklık sistemi zayıfladığı için, anne adayları enfeksiyonlara karşı daha hassas hale gelir. Bu nedenle hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını korumak açısından grip aşısı yaptırmak elzemdir. Özellikle gebeliğin ikinci ya da son üç aylık dönemlerinde olan anne adaylarının grip aşılarını doktor önerisiyle yaptırmaları, olası komplikasyonların önlenmesi açısından son derece önemlidir. Aşı yalnızca anne adayını değil, doğumdan sonra ilk aylarda bebeği de koruyucu bir bağışıklık sağlar.</p>
<ul>
<li><strong>Geçen yıl aşılandım, bu yıl gerek yok: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Influenza virüsü her yıl yapısını değiştirmekte ve bağışıklık sisteminden kaçmaktadır. Bu nedenle her yıl, bir önceki yıl sık görülen virüs tiplerine göre yeni aşı geliştirilmektedir. Her yıl influenza aşısı yapılmalıdır. Aşı yapıldıktan 7-15 gün sonra etkinliği başlar ve etkinliğinin yüksek olduğu dönem üç aydır. Üç aydan sonra etkinliği önemli derecede düşer. Bu nedenle ülkemizde aşıyı Kasım ayı başında veya ortasında yapmak etkinliği açısından daha faydalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı kişilerin aşıya ihtiyacı yoktur: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Sağlıklı kişiler de risk grubundakilere göre daha az olmakla birlikte hastalığı şiddetli geçirebilir. Çünkü grip virüsü her yıl değişim gösterir ve bağışıklık sistemi bu yeni virüslere karşı savunmasız kalabilir. Kişi genel olarak sağlıklı olsa bile, virüs bulaştığında ciddi hastalık tablosu gelişebilir veya çevresinde risk grubundaki bireylere hastalığı bulaştırabilir. Bu nedenle grip aşısı, sadece kronik hastalığı olanlar için değil, toplum genelinde bulaş zincirini kırmak için de önemlidir.  </p>
<ul>
<li><strong>Aşılar zararlı maddeler içerir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan tüm aşılar güveli olup, insan sağlığına zarar veren maddeler içermezler. İnfluenza aşıları da yıllardır milyonlarca kişiye her yıl güvenle uygulanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü her yıl influenza mevsimi öncesinde özellikle risk grubundaki bireylerin aşılanmasını önermektedir. Bu aşılar ciddi hastalık, hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltarak toplum sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenza-son-gunlerde-hizla-artiyor-592758">Influenza son günlerde hızla artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımına dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gereksiz-ve-yanlis-antibiyotik-kullanimina-dikkat-592574</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 16:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[Antibiyotik Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Antimikrobiyal]]></category>
		<category><![CDATA[aşılar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Direnç]]></category>
		<category><![CDATA[gereksiz]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımına]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Faruk Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592574</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antimikrobiyal direncin dünya genelinde hızla büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Faruk Aydın, “Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımı, bakterilerin bu ilaçlara karşı direnç geliştirmesine yol açarak hem tedavi süreçlerini uzatmakta hem de ciddi hastalık ve ölüm riskini artırmaktadır” uyarısında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gereksiz-ve-yanlis-antibiyotik-kullanimina-dikkat-592574">Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımına dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antimikrobiyal direncin dünya genelinde hızla büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Faruk Aydın, “Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımı, bakterilerin bu ilaçlara karşı direnç geliştirmesine yol açarak hem tedavi süreçlerini uzatmakta hem de ciddi hastalık ve ölüm riskini artırmaktadır” uyarısında bulundu. Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Ünlü de antimikrobiyal direncin yayılımının azaltılmasında aşıların rolüne dikkat çekerek “Aşılar, birçok enfeksiyonu önleyerek, antibiyotik kullanımını azaltmakta, ilaca dirençli mikroorganizmaların ortaya çıkmasını ve yayılmasını yavaşlatmaktadır” dedi.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Faruk Aydın ve İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Ünlü, 18-24 Kasım Antibiyotik Farkındalık Haftası dolayısıyla yaptıkları açıklamada gereksiz antibiyotik kullanımının zararlarına dikkat çekti.</p>
<p>Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımı pek çok risk doğuruyor</p>
<p>Antimikrobiyal direncin dünya genelinde hızla büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Aydın, “Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımı, bakterilerin bu ilaçlara karşı direnç geliştirmesine yol açarak hem tedavi süreçlerini uzatmakta hem de ciddi hastalık ve ölüm riskini artırmaktadır. Antibiyotik Farkındalık Haftası, doğru antibiyotik kullanımını teşvik etmek, toplumda farkındalık oluşturmak ve sağlık çalışanlarının bu konuda ortak bir yaklaşım benimsemesini sağlamak amacıyla her yıl 18–24 Kasım tarihleri arasında kutlanmaktadır” dedi.</p>
<p>Antibiyotik direnci, rutin enfeksiyonların tedavisini zorlaştırabilir</p>
<p>Antimikrobiyal direncin yol açabileceği risklere dikkat çeken Prof. Dr. Faruk Aydın, “Antibiyotik direnci, gelecekte rutin enfeksiyonların bile tedavisini zorlaştırabilir. Yanlış antibiyotik kullanımı; ishal, alerjik reaksiyonlar ve organ hasarı gibi ciddi yan etkilere yol açabilir. Antibiyotikler yalnızca bakteriyel enfeksiyonlarda etkilidir; grip, soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonlarda etkili değildir. Direncin yayılması, sadece bireyi değil tüm toplumu etkiler” uyarısında bulundu.</p>
<p>Antibiyotik kullanırken dikkat edilmesi gereken noktalar!</p>
<p>Antibiyotiklerin doğru kullanımı için yapılması gerekenlere değinen Prof. Dr. Faruk Aydın, “Antibiyotikleri yalnızca hekim reçetesiyle kullanın. Kendi kendinize antibiyotik başlamayın. Reçete edilen ilacı önerilen süre ve dozda kullanın. Evde kalan antibiyotikleri tekrar asla kullanmayın veya başkalarıyla paylaşmayın. Enfeksiyonlardan korunmak için el hijyeni, aşılanma ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarına önem verin. Ayrıca bu savaşta yeni yaklaşımın, aşıların uygun şekilde kullanımı olduğunu unutmayın” diye konuştu. </p>
<p>Aşılar antimikrobiyal direncin yayılımının azalmasında etkili oluyor</p>
<p>Antimikrobiyal direncin yayılımının azaltılmasında aşıların önemli bir rolü olduğunu belirten Doç. Dr. Özge Ünlü, “Aşılar, birçok enfeksiyonu önleyerek, antibiyotik kullanımını azaltmakta, ilaca dirençli mikroorganizmaların ortaya çıkmasını ve yayılmasını yavaşlatmaktadır. Bu nedenle aşılar antimikrobiyal direncin yayılımını azaltmaya yönelik müdahalenin önemli bir parçasıdır” dedi.</p>
<p>Aşılama sayesinde ölüm oranları azalacak</p>
<p>Aşılama sayesinde antimikrobiyal direnç ilişkili ölüm, hastane maliyeti ve üretkenlik kaybının önemli ölçüde azalacağını belirten Doç. Dr. Özge Ünlü, “Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki dünya çapında mevcut aşılar uygun şekilde uygulanır ve küresel aşılama yüzde 90&#8217;a ulaşırsa antimikrobiyal direnç ilişkili 106 bin ölümün, yıllık 861 milyon dolar hastane maliyetinin, yıllık 5,9 milyar dolar üretkenlik kaybının ve yıllık 142 milyon günlük doz antibiyotik kullanımının önüne geçmek mümkün” dedi.</p>
<p>Antibiyotik direncinin yayılmasını durdurmak mümkündür</p>
<p>Prof. Dr. Faruk Aydın ve Doç. Dr. Özge Ünlü, duyuruyu şu mesajla tamamladı: “Toplum, sağlık çalışanları ve karar vericiler birlikte hareket ettiğinde antibiyotik direncinin yayılmasını durdurmak mümkündür. Bu hafta, bilinçli antibiyotik kullanımına dikkat çekmek ve geleceğimizi korumak için bir fırsattır. Sağlığımız için el ele: Gereksiz antibiyotik kullanımına hayır!”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gereksiz-ve-yanlis-antibiyotik-kullanimina-dikkat-592574">Gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımına dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yangında hayatını kaybedenler son yolculuğa uğurlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yanginda-hayatini-kaybedenler-son-yolculuga-ugurlandi-590354</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Nov 2025 19:09:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[kaybedenler]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[uğurlandı]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yangında]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590354</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dilovası'ndaki yangında hayatlarını kaybeden 6 kişi için cenaze törenleri düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanginda-hayatini-kaybedenler-son-yolculuga-ugurlandi-590354">Yangında hayatını kaybedenler son yolculuğa uğurlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dilovası&#8217;ndaki yangında hayatlarını kaybeden 6 kişi için cenaze törenleri düzenlendi. Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan, Vali İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Milletvekilleri, AK Parti Kocaeli İl Başkanı Şahin Talus ile Bakan Yardımcıları ve belediye başkanları törenlere katılarak, ailelerin acısını paylaştı.</p>
<p><b>KARDEŞLER YAN YANA DEFNEDİLDİ</b></p>
<p>Dilovası&#8217;ndaki bir imalathanede çıkan yangında 6 vatandaşımız yaşamlarını yitirdi. Acı olayda hayatını kaybeden Tuğba Taşdemir (18), kardeşi Nisanur Taşdemir (16) ve Cansu Esetoğlu&#8217;nun (15) cenazeleri Kayapınar Mezarlığı&#8217;nda toprağa verildi. Duygu yüklü cenaze törenine büyük bir kalabalık katıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın bu cenazede ailelerin yanında yer aldı, acılarını paylaştı.</p>
<p><b>SON YOLCULUKLARINA UĞURLANDILAR</b></p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, AK Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş ve AK Parti İl Başkanı Dr. Şahin Talus ise yine aynı olayda hayatını kaybeden Şengül Yılmaz&#8217;ın (59) cenaze törenine katılmak üzere Gül Camii&#8217;ndeydi. Yılmaz&#8217;ın cenazesi de Kayapınar Mezarlığı&#8217;nda toprağa verildi. Öte yandan, yangında hayatını kaybeden Hanım Gülek (52) için Eyüp Sultan Camii&#8217;nde, Esma Gikan (31) için de Vahdet Camii&#8217;nde cenaze törenleri düzenlendi. Bakan yardımcıları ve milletvekilleri, acılı aileleri yalnız bırakmadı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanginda-hayatini-kaybedenler-son-yolculuga-ugurlandi-590354">Yangında hayatını kaybedenler son yolculuğa uğurlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçek dostluklar &#8216;Çevrimdışı&#8217; kaldı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gercek-dostluklar-cevrimdisi-kaldi-586275</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 09:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[Çevrimdışı]]></category>
		<category><![CDATA[dostluklar]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kaldı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, sosyal medya ve yalnızlık konusunu ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-dostluklar-cevrimdisi-kaldi-586275">Gerçek dostluklar &#8216;Çevrimdışı&#8217; kaldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, sosyal medya ve yalnızlık konusunu ele aldı.</p>
<p><strong>Sosyal medyada yalnızlığını gidermek isteyen milyonlarca insan var</strong></p>
<p>Sosyal medyada yalnızlığını gidermek isteyen milyonlarca insan olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Adı üstünde ‘sosyal’ medya: İnsanların bir araya gelmesine, birlikte bir şeyler yapmasına fırsat yaratacak platformlar… Peki gerçekten öyle mi? Yoksa bu mecralar yalnızlığımızı biraz daha görünmez kılarak derinleştiriyor mu? Sosyal medya ağlarıyla örülü bu çağda, insani bağların yerini ‘bağlantılar’ aldı. Facebook’a, Instagram’a bakarsak yüzlerce, hatta binlerce ‘arkadaşımız’ var. Ama bu ilişkiler klasik anlamda bir arkadaşlığın yerini tutabilir mi? Araştırmalar, ekran üzerinden kurduğumuz bağlar arttıkça, emek ve zaman isteyen dostlukların azaldığını söylüyor.” dedi.</p>
<p><strong>İnsanlar gerçek yakınlık kurmakta zorlanıyor</strong></p>
<p>Sosyolog Sherry Turkle’a atıfta bulunan Prof. Dr. Atalay, modern insanın durumunu ‘birlikte yalnızlık’ olarak tanımladığını kaydetti. Prof. Dr. Atalay, “İnsanlar sürekli bağlı, ama gerçek yakınlık kurmakta zorlanıyor. Bir ‘beğeni’, bir ‘emoji’, bir ‘iyi ki doğdun’ mesajı ama yüz yüze yarım saatlik bir sohbet bile yıllarca ertelenebiliyor. ‘Bir ara mutlaka karşılıklı bir kahve içelim’ mesajları hiçbir zaman tutamayacağımız sözler haline geliyor.  İnsan ilişkilerine dair kolektif bir çabasızdık ve yılgınlık içerisindeyiz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Derinlikli sohbetlere, uzun soluklu dostluklara enerji kalmadı</strong></p>
<p>Her şeyin hıza teslim olduğu bir çağda, ilişkilerin de bu tempodan nasibini aldığını söyleyen Prof. Dr. Atalay, “Derinlikli sohbetlere, uzun soluklu dostluklara, kalıcı ilişkiler kurmaya zamanımız da enerjimiz de kalmıyor. Telefon rehberimiz dolu, sosyal medya listelerimiz de ama bir gün ansızın başımız sıkışsa gerçekten arayabileceğimiz kaç kişi var?” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Modern çağın üzücü gerçeğinin “Kalabalık yalnızlık” olduğunu dile getiren Prof. Dr. Atalay, “Psikoloji literatürü, sosyal medya mecralarındaki arkadaşların sayısal bolluğunun niteliksel bir karşılık taşımadığını vurguluyor. Oxford Üniversitesi Evrimsel Psikoloji bölümü öğretim üyesi Robin Dunbar’ın ünlü ‘Dunbar sayısı’ teorisine göre, insan zihni aynı anda 150 civarında sosyal ilişkiyi sağlıklı biçimde sürdürebiliyor. Oysa sosyal medya profillerimiz bu sınırı çoktan aşmış durumda. Yani elimizde çok sayıda isim var, fakat bunların sadece çok azı gerçekten ‘arkadaş’. Nitelik niceliğin gölgesinde kayboluyor.” dedi.</p>
<p><strong>Toplumsal dönüşüm her kuşağı etkiliyor</strong></p>
<p>Sosyal medyaya olan ilginin sadece genç kuşaklara özgü olmadığını kaydeden Prof. Dr. Atalay, “İleri yaşlı bireyler bile sosyal medyanın akışına kapılmış durumda. Bu özellikle şaşırtıcı, çünkü ömrünün büyük kısmını internet olmadan geçirmiş, karşılıklı sohbetin, kalabalık buluşmaların, misafirliğin komşuluğun tadını bilen bir nesilden bahsediyoruz. Buluşmalar yerini emoji değiş tokuşlarına bıraktı. Şehirlerde çoğu zaman komşuların ismi dahi bilinmiyor. Yani mesele yalnızca Z kuşağının meselesi değil; bu, toplumsal bir dönüşüm.” dedi.</p>
<p><strong>Modern insanın yalnızlığı dışarıdan fark edilmesi güç bir yalnızlık…</strong></p>
<p>Türk Dil Kurumu&#8217;nun (TDK) 2024 yılının kelimesini &#8220;kalabalık yalnızlık&#8221; olarak ilan ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Atalay, &#8220;Metroda, otobüste yan yana oturan insanların her biri kendi telefonuna gömülmüş durumda. Kafelerde, restoranlarda aynı masalarda oturan herkes ayrı bir ekrana bakıyor. Modern insanın yalnızlığı, kalabalıkların içinde yaşanan, dışarıdan fark edilmesi güç bir yalnızlık.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Fiziksel beraberliğin öneminin unutulduğunu ve &#8220;aynı anda çevrimiçi olmanın yeterliymiş gibi geldiğini&#8221; vurgulayan Prof. Dr. Atalay, “Oysa insan, doğası gereği bağ kurmak ister. Güvenmeyi göze almak, ötekine yaklaşmak, içini dökmek ve bunu yaparken insani sıcaklığı hissetmek, tercihten öte, bir ihtiyaçtır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bildirim sesi, bir dostun sesini duymanın yerini tutmuyor</strong></p>
<p>Sosyal medyanın faydalarına da dikkat çeken Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Bu teknolojiler zaman ve mekân engellerini ortadan kaldırarak iletişimi çok kolaylaştırıyor.  Sosyal medya sayesinde yeni topluluklar oluşuyor. Özellikle göçmenler, azınlık grupları, marjinalleştirilmiş bireyler çevrimiçi ağlarda dayanışma imkânı buluyor. Fakat bu tür bağların kalıcı ve derin bir ilişkiye dönüşebilmesi için hâlâ ‘fiziksel’ temasın, ortak mekânların, yan yana geçirilen zamanların yerine konulabilecek bir şey yok. İnternet teknolojisi ve bu teknoloji sayesinde ulaştığımız sosyal medya mecralarını insani ilişkileri geliştirmek, kesintisiz şekilde iletişim kurmak ve samimiyeti ilerletmek için kullandığımızda faydalı oluyor. Yüz yüze ilişkilerin yerine bir alternatif olarak düşündüğümüzde ve bunu bir alışkanlığa dönüştürdüğümüzde ise yalnızlık baş gösteriyor. Çünkü hiçbir bildirim sesi, bir dostun sesini duymanın yerini tutmuyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yalnız ciddi bir sağlık riski olarak görülüyor</strong></p>
<p>Yalnızlık sorununa uluslararası platformda da çözüm arandığını belirten Prof. Dr. Atalay, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve bazı ülkelerin yalnızlıkla mücadele için attığı adımları hatırlattı.</p>
<p>Prof. Dr. Atalay, “Dünya Sağlık Örgütü 30 Haziran 2025’te yalnızlıkla ilgili yeni bir rapor yayımladı. Dünya Sağlık Örgütü yalnızlığı ciddi bir sağlık riski olarak görüyor. Raporda sosyal izolasyon ve yalnızlığın yaygın olduğu ve sağlık, iyi oluş ve toplum üzerinde ciddi ancak yeterince fark edilmeyen etkiler yarattığı vurgulanıyor. İngiltere ve Japonya’da bu sorun hakkında çözüm arayışları ve hizmetlerin sistematik hale getirilmesi hedefiyle yalnızlık bakanlıkları kuruldu. Bu gelişmeler yalnızlığın bireysel değil toplumsal bir sorun haline geldiğini gösteriyor. Ama çözülemez değil. Bu nedenle en yakınlarımızla ilişkilerimizi sosyal medya takiplerine, emoji değiş tokuşuna indirgemeden yeniden yan yana gelmenin ve birbirimizin gözlerine bakmanın yollarını bulmamız gerekiyor. Çünkü gerçek hayat ekranların ötesinde akıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-dostluklar-cevrimdisi-kaldi-586275">Gerçek dostluklar &#8216;Çevrimdışı&#8217; kaldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omurganızı yıllara ezdirmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/omurganizi-yillara-ezdirmeyin-584273</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 12:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[duruş]]></category>
		<category><![CDATA[ezdirmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[omurganızı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yıllara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurga sağlığını korumanın önemi ve bunu sağlamak için doğru duruş, egzersiz, uyku pozisyonu, kaldırma teknikleri, stres yönetimi ve düzenli doktor kontrolleri gibi yöntemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omurganizi-yillara-ezdirmeyin-584273">Omurganızı yıllara ezdirmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurga sağlığını korumanın önemi ve bunu sağlamak için doğru duruş, egzersiz, uyku pozisyonu, kaldırma teknikleri, stres yönetimi ve düzenli doktor kontrolleri gibi yöntemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Modern yaşam, vücudun destek ve hareket merkezinin sağlığını tehdit ediyor!</strong></p>
<p>Omurganın, insan vücudunun hem destek sistemi hem de hareket merkezi olarak hayati bir rol oynadığını hatırlatan Prof. Dr. Onur Yaman, “Modern hayatın getirileri olan uzun süreli oturma, yanlış duruş alışkanlıkları ve fiziksel aktivite eksikliği, omurganın sağlığını tehdit edebilir.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Yaman, omurgayı genç ve sağlıklı tutmanın, yalnızca fiziksel görünüşü iyileştirmekle kalmadığını, aynı zamanda genel sağlığı ve hareket kabiliyetini korumaya yardımcı olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Omurgayı genç tutmanın ilk adımı, doğru duruş alışkanlıkları kazanmak!</strong></p>
<p>Omurgayı genç tutmanın ilk adımının, doğru duruş alışkanlıkları kazanmak olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Onur Yaman, “Otururken sandalyede dik oturmak, sırtınızı desteklemek ve ayaklarınızı tam olarak yere basmak çok önemlidir. Ayakta dururken omuzlarınızı geride ve gevşek tutmalı, başınızı ise çok öne çıkarmaktan kaçınmalısınız. Yürürken ileriye bakarak omuzlarınızı rahat tutmak ve dengeli adımlar atmak omurga sağlığınızı destekler.” dedi.</p>
<p>Egzersizin, omurga sağlığını korumanın en etkili yollarından biri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yaman, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yoga ve pilates gibi esneklik egzersizleri omurganızın dengesini geliştirirken, sırt, karın ve kalça kaslarını güçlendiren egzersizler omurgayı destekleyen kasları kuvvetlendirir. Yürüyüş, yüzme ya da bisiklet gibi aerobik aktiviteler ise kan dolaşımını iyileştirerek omurga dokularının daha iyi beslenmesini sağlar.”</p>
<p><strong>Yanlış pozisyonda uyumak omurgaya gereksiz yük bindirebilir!</strong></p>
<p>Uyku pozisyonunun da omurga üzerinde etkisi olduğuna değinen Prof. Dr. Onur Yaman, “Uykuda yanlış pozisyonda yatmak omurgaya gereksiz yük bindirebilir. Sırtüstü yatarken dizlerin altına bir yastık koymak beldeki baskıyı azaltabilir. Yan yatarken dizlerinizi hafif çekip dizler arasına bir yastık yerleştirerek omurganızın doğru hizalanmasını sağlayabilirsiniz. Aşırı yumuşak yataklardan kaçınıp orta sertlikte bir yatak tercih etmek de omurga sağlığı için faydalıdır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru kaldırma ve duruş teknikleri omurga sağlığını korur!</strong></p>
<p>“Yanlış ağırlık kaldırma teknikleri omurgaya ciddi zarar verebilir.” uyarısını yapan Prof. Dr. Onur Yaman, “Yerden bir şey alırken belinizden öne doğru eğilmek yerine dizlerinizi bükerek çömelmeli ve ağırlığı vücudunuza yakın tutarak dengenizi korumalısınız. Fazla kilo, omurgaya ekstra baskı yaparak postür bozukluklarına yol açabilir. Dengeli bir diyetle ideal kilonuzu koruyarak omurganızın üzerindeki yükü azaltabilirsiniz.” dedi.</p>
<p>Günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen teknoloji kullanımının da omurga sağlığını olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Yaman, “Telefon kullanırken boynunuzu öne eğmek yerine cihazı göz hizasına getirmek, bilgisayar kullanırken ekranın göz hizasında olmasına dikkat etmek ve klavyeyi kullanırken bilekleri desteklemek önemlidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Doğru postür ve omurga sağlığı yaşam kalitesini artırır…</strong></p>
<p>Omurga sağlığını korumak için düzenli olarak doktor kontrolüne gidilmesi gerektiğini de dile getiren Prof. Dr. Onur Yaman, “Erken tespit edilen sorunlar, ileride ortaya çıkabilecek daha ciddi problemleri önler.” dedi.</p>
<p>Stresin, kas gerilimine ve postür bozukluklarına neden olabildiğini aktaran Prof. Dr. Yaman, “Derin nefes alma, meditasyon ve gevşeme teknikleri ile stresi azaltarak omurganızın rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Omurganızı genç ve sağlıklı tutmak için bu adımları bir yaşam tarzı haline getirmeniz çok önemlidir. Doğru postür ve omurga sağlığı, yalnızca fiziksel sağlığınızı değil, genel yaşam kalitenizi de önemli ölçüde iyileştirir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omurganizi-yillara-ezdirmeyin-584273">Omurganızı yıllara ezdirmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antidepresan-kullanimi-son-10-yilda-iki-katina-cikti-583153</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 13:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[katına]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583153</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruh sağlığı sorunlarına dikkat çekmek için her yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak anılıyor. İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, bugün vesilesiyle Türkiye’deki ruh sağlığını değerlendirirken, güncel verileri de paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antidepresan-kullanimi-son-10-yilda-iki-katina-cikti-583153">Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ruh sağlığı sorunlarına dikkat çekmek için her yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak anılıyor. İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, bugün vesilesiyle Türkiye’deki ruh sağlığını değerlendirirken, güncel verileri de paylaştı.</p>
<p><strong>Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</strong></p>
<p>Türkiye’de antidepresan kullanımının son 10 yılda neredeyse iki katına çıktığını belirten Şalcıoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“2010’ların başında her 100 kişiden yaklaşık 3’ü düzenli antidepresan kullanırken, bugün bu sayı 6’ya yaklaştı. Pandemiyle birlikte bu artış daha da hızlandı: 2020 sonrası sadece iki yıl içinde piyasaya sürülen antidepresan miktarında yaklaşık 10 milyon kutuluk bir artış yaşandı. Bu veriler, toplumda ruh sağlığı sorunlarının artışıyla birlikte sosyal koşulları ve sağlık hizmetlerine erişimdeki farklılıkları da düşündürüyor.”</p>
<p><strong>Antidepresan kullananların yüzde 70’i kadın</strong></p>
<p>Antidepresan kullanımında en büyük farkın kadınlarda görüldüğünü belirten Prof. Dr. Şalcıoğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Reçetelerin yaklaşık yüzde 70’i kadınlara yazılıyor. Yani antidepresan kullanan her 10 kişiden 7’si kadın. Bu fark, kadınların daha fazla ruh sağlığı sorunları geliştirmesinden mi yoksa erkeklere göre tedavi aramaya daha fazla açık olmalarından mı kaynaklanıyor, bu hâlâ tartışmalı bir konu. Yaş grubunda ise 35 yaş üstü bireyler öne çıkıyor. Özellikle 36-50 yaş aralığında kullanım yaygın. Ancak gençler arasında da son yıllarda artış olduğu gözleniyor. Bu gençlerin gittikçe daha fazla ruh sağlığı sorunları için risk altında olduğuna işaret ediyor. İllere göre dağılımda dikkat çeken farklar var: Büyükşehirlerde kullanım oranları daha yüksek. Bazı şehirlerde, özellikle batı ve iç Anadolu bölgelerinde, kişi başına düşen antidepresan kullanımı diğer illere göre iki kata kadar çıkabiliyor. Büyük şehirlerde yaşamın zorlukları burada belirleyici bir faktör olabilir.”</p>
<p><strong>Birçok kişi terapiye değil, sadece reçeteye ulaşabiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Şalcıoğlu, bu artışın nedenlerini ise şöyle özetledi:</p>
<p>“Ruh sağlığı sorunları hem Türkiye’de hem dünyada artıyor. Pandemi sonrası dönemde, ekonomik kriz, işsizlik, belirsizlik, göç ve doğal afetler gibi toplumsal koşullar, özellikle Türkiye’de kaygı, umutsuzluk ve depresyon gibi ruhsal sorunların daha görünür hale gelmesine yol açtı. Böyle bir ortamda antidepresan kullanımındaki artış bir yönüyle toplumun ruh sağlığına dair farkındalığının artması, damgalayıcı tutumların zayıflaması ve bireylerin yardım arayışına daha açık hale gelmesiyle ilişkili olabilir. Ancak madalyonun öteki yüzünde sistemsel sınırlılıklar var. Süresi kısıtlı poliklinik muayenelerinde, ilaç reçete etmek genellikle en hızlı müdahale biçimi haline geliyor. Birçok kişi terapiye değil, sadece reçeteye ulaşabiliyor. </p>
<p>İlaçların bir kısmı reçetesiz temin edilebildiği için, kendi kendine ilaca başlama veya sürdürme davranışı da yaygınlaşıyor. Bu durum, resmi kullanım verilerinin bile ötesinde bir tabloyu işaret ediyor. İlaç daha erişilebilir olsa da araştırmalar, özellikle bilişsel ve davranışçı terapi gibi bilimsel temelli psikoterapi yaklaşımlarının daha uzun vadeli ve kalıcı çözümler sunduğunu gösteriyor. Ne yazık ki hem maddi hem de yapısal engeller, toplumun geniş kesimlerinin bu tür bilimsel temelli terapilere ulaşmasını zorlaştırıyor. Bu noktada ilaç endüstrisinin rolü de göz ardı edilemez. Psikolojik sorunların yalnızca biyolojik ya da kimyasal temelli hastalıklar gibi çerçevelenmesi (medikalizasyon), antidepresanların yaygın biçimde önerilmesini kolaylaştırıyor. Elbette ilaç tedavisi bazı durumlarda gerekli ve faydalı olabilir. Ancak bu faydanın bireyler arası farkları, yan etkileri ve alternatif müdahale yolları göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekir.”</p>
<p><strong>Kişi başına düşen</strong> <strong>antidepresan tüketimi iki yıl içinde yaklaşık yüzde 25 yükseldi</strong></p>
<p>Pandemiyle birlikte Türkiye’de antidepresan kullanımının belirgin şekilde artığına değinen Profesör, “Kişi başına düşen tüketim sadece iki yıl içinde yaklaşık yüzde 25 yükseldi. Ancak aynı dönemde psikiyatri reçetelerinde düşüş gözlemlendi. Bu da birçok kişinin doktora başvurmadan, kendi kararıyla ilaç kullanmaya yöneldiğini gösteriyor. Nitekim pandemi sırasında dünya genelinde kendi kendine ilaç kullanma oranının yüzde 48’in üzerine çıktığını görüyoruz. Pandemi sırasında ilaç kullanımdaki artışın arkasında kapanmaların yol açtığı yalnızlık ve belirsizlik, hastalığa yakalanma korkusu, kayıplar, ekonomik zorluklar ve işsizlik gibi etkenler var. Ayrıca ev içi çatışmaların artması, kadınların artan bakım yükü ve sosyal desteğin zayıflaması da bu tabloyu derinleştirdi. Antidepresan kullanımındaki bu sıçrama toplumun kolektif olarak yaşadığı zorlanmayı yansıtıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Türkiye’de antidepresan kullanımı birçok Avrupa ülkesinin gerisinde</strong></p>
<p>Türkiye’deki antidepresan kullanımını dünya genelinde değerlendiren akademisyen, şunları söyledi:</p>
<p>“Türkiye’de antidepresan kullanımı artıyor ama hâlâ birçok Avrupa ülkesinin gerisindeyiz. OECD verilerine göre Türkiye, üye ülkeler arasında antidepresan kullanım oranı en düşük ülkelerden biri. Örneğin, İzlanda, Portekiz, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde kişi başına düşen antidepresan kullanımı Türkiye’nin 3 ila 4 katı kadar. Ancak bu fark, Türkiye’de toplumun daha sağlıklı olduğunu değil, psikoterapiye ve psikiyatrik hizmetlere erişimin daha sınırlı olduğunu gösteriyor da olabilir. Batı ülkelerinde psikoterapi hizmetleri daha yaygın ve erişilebilir düzeyde olduğu için insanlar, Türkiye’de örneğindeki gibi, sadece ilaca yönelmiyor. Yani düşük oranlar her zaman olumlu bir tabloya işaret etmiyor.”</p>
<p><strong>Antidepresanların yanlış ya da gereksiz kullanımı riskli</strong></p>
<p>Antidepresan kullanım süresi ve miktarlarıyla ilgili de konuşan Şalcıoğlu,<strong> </strong>“Elimizdeki bilimsel kaynaklarda, Türkiye’de antidepresanların ortalama kullanım süresi ya da bireysel doz tercihlerine dair güvenilir bir veri bulunmuyor. Klinik rehberlerde genellikle 6 ay ve üzeri kullanım önerilir, ancak bu süre vakaya göre değişir. Genellikle kişilerin bu süreyi aştığını, yıllarca ilaç kullanabildiğini görüyoruz. Antidepresan kullanımını anlayabilmek için daha detaylı saha araştırmalarına ihtiyaç var” dedi. Gereksiz kullanımın riskler taşıdığını belirten Şalcıoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Antidepresanlar yanlış ya da gereksiz kullanıldıklarında ciddi riskler taşırlar. Öncelikle biyolojik açıdan, yan etkiler (uyku bozuklukları, kilo değişimi, cinsel işlev sorunları, mide‑bağırsak yakınmaları vb.) görülebilir; bazı ilaçlarda ani kesilme sendromu yaşanabilir. Uzun süreli ve kontrolsüz kullanım, beynin kimyasal dengesini yapay biçimde değiştirebilir. Psikolojik açıdan ise en önemli risk, duygusal dayanıklılığın ve başa çıkma becerilerinin zayıflamasıdır. Kişi her zorlanmada ilaca yönelme eğilimi geliştirebilir; bu da psikoterapi veya yaşam koşullarını değiştirme gibi daha kalıcı çözümleri geciktirebilir. Toplumsal düzeyde ise, ‘hızlı çözüm’ kültürü ve sağlık sisteminin ilaca dayalı yapısı güçlenir; böylece ruhsal sıkıntıların altında yatan sosyo‑ekonomik nedenler görünmez hale gelir. Bu nedenle ilaçlar, doğru tanı, düzenli izlem ve gerektiğinde psikoterapi desteğiyle birlikte kullanıldığında anlamlı bir fayda sağlar.”</p>
<p><strong>Ruh sağlığı hizmetlerinin, psikoterapilerle desteklenmesi gerekiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Şalcıoğlu ruh sağlığını korumak için atılması gereken adımlarla ilgili ise şöyle konuştu:</p>
<p>“Ruh sağlığını sadece bireysel değil, kamusal bir iyilik hali olarak görmek zorundayız ve bu da yapısal çözümler gerektiriyor. Önleyici adımlar bu çerçevede büyük önem taşıyor: Okullarda duygusal okuryazarlık eğitimlerinin verilmesi, sosyal bağları güçlendiren topluluk temelli programların hayata geçirilmesi, ekonomik güvencesizlikle mücadele edilmesi, bireysel dayanıklılığı artırmakla kalmaz, toplumsal ruh sağlığını da güçlendirir. Bu noktada Türkiye’de sayısı 100 bini aşan psikoloji lisans mezunu önemli bir kaynak oluşturuyor. Etkili psikoterapi yaklaşımları alanında eğitilen psikologlar farkındalık ve erken müdahale programlarında etkin biçimde değerlendirilerek toplum ruh sağlığına katkı sunabilir. Sorunlar ortaya çıktığında ise, müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi gerekiyor. Bu aşamada yalnızca ilaca dayalı kısa süreli çözümler kalıcı iyilik halini sağlamak için yeterli değil. Ruh sağlığı hizmetlerinin, bilimsel etkinliği kanıtlanmış psikoterapilerle desteklenmesi gerekir. Bilimsel temelli psikoterapilerin sağlık sistemine entegre edilmesi ve bu alanda çalışan personelin psikolojik müdahale konusunda eğitilmesi, Türkiye’de ruh sağlığı hizmetlerinin ilaç odaklı yaklaşımdan iyileşme odaklı bir modele dönüşmesi için en kritik adımdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antidepresan-kullanimi-son-10-yilda-iki-katina-cikti-583153">Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zatürreye kadar ilerleyebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zaturreye-kadar-ilerleyebiliyor-580693</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 10:14:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[gribe]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[Grip Aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[İnfluenza Virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zatürreye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580693</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar mevsiminde görülme sıklığı giderek artan grip çocukları halsiz bırakmasının yanı sıra hastane yatışlarına bile yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zaturreye-kadar-ilerleyebiliyor-580693">Zatürreye kadar ilerleyebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar mevsiminde görülme sıklığı giderek artan grip çocukları halsiz bırakmasının yanı sıra hastane yatışlarına bile yol açabiliyor. Çocuklar ne kadar küçükse influenza virüsünün neden olduğu grip o kadar ağır ve önlenmesi zor olan yan etkilerle seyredebiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Uzunoğlu, </strong>bağışıklık sistemleri henüz çok güçlü olmadığı için özellikle  üç yaşın altındaki çocuklarda grip kaynaklı sorunların daha fazla görüldüğüne dikkat çekerek, “Mesela, influenza virüsünde ilerleyen dönemlerde bağışıklığın zayıf düşmesi ve hastalığa bir de bakteriyel enfeksiyonun eklenmesiyle beraber orta kulak enfeksiyonu, sinüzit ve zatürre sık görülen komplikasyonlardır. Bu hastalıklar nefes darlığı ve yoğun bakıma yatışa neden olabilecek kadar şiddetli seyredebilmektedir” diyor.  </p>
<p><strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Uzunoğlu,</strong> çocukları influenza virüsüne karşı koruyan en etkili önlemin grip aşısı olduğunu belirterek, “Çocuklarımızı gripten korumak için bağışıklık sistemini güçlendirecek ve bulaşma riskini azaltacak önlemler almamız çok önemli. Grip aşısı da bu önlemlerin başında gelmektedir. Okul çağındaki her çocuğun, özellikle astım, kalp hastalığı, diyabet, ağır influenza veya alt solunum yolu enfeksiyonu hikayesi varsa, aşı olmasını şiddetle öneririz. Yine, özellikle evde okula giden büyük çocuk da varsa 6 ay üstündeki bebekler bile aşılanabilir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Son derece bulaşıcı bir hastalık! </strong></p>
<p>Sonbaharla birlikte kapalı mekanlarda daha uzun zaman geçirilmesi ve soğuk havalarda virüslerin havada daha uzun süre asılı kalabilmeleri nedeniyle grip enfeksiyonu giderek daha fazla görülüyor. Solunum sisteminin bir parçası olan burun, boğaz ve akciğerlerin enfeksiyonu gribe son derece bulaşıcı özelliğe sahip influenza virüsü yol açıyor. Bu solunum yolu hastalığının ana bulaşma etkeni ise damlacık enfeksiyonu oluyor;  öksüren veya tıksıran kişilerin salgılarının havaya saçılmaları ve bunun başka kişiler tarafından nefes alırken solunum yoluyla bulaşmaları şeklinde gerçekleşiyor. Temas yolu da ikinci bir bulaşma şeklini oluşturuyor. Temastan sonra 24-48 saatte belirtiler başlıyor ve hastalık tablosu hızla kendini gösteriyor. </p>
<p><strong>İlk 48 -72 saat çok önemli! </strong></p>
<p>İnfluenza virüsü bulaştıktan sonra 1–2 günlük kuluçka döneminin ardından ani ortaya çıkan ve 39°C’yi geçen yüksek ateş, aşırı halsizlik, kas ve eklem ağrıları, burun tıkanıklığı ve akıntısı, boğaz ağrısı, kuru öksürük, gözlerde kızarıklık ile yaşarma belirtileriyle seyrediyor. Bazı tablolarda sadece bulantı, kusma ve karın ağrısı ile ortaya çıkıyor. Hastalık, ateş düşürücü, kara mürver ekstresi, Afrika sardunyası ekstresi, burun açıcı spreyler ve tavuk suyu çorbayla atlatılabiliyor. Bazı tablolarda virüs ilaçlarına da başvurulabiliyor. “Öte yandan, çocuk bir yaşın altındaysa,   alerjik alt yapısı, astımı, kalp hastalığı veya bağışıklıkla ilgili sorunları varsa mutlaka antiviral  ilaç kullanılmalıdır” uyarısında bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Uzunoğlu,<strong> </strong>ilk 48-72 saatte başlandığında antiviral ilaçların daha etkili olduklarını belirterek, “Bu sayede virüsün yol açabildiği komplikasyonları kısmen önlemek mümkün olabilmektedir. Dolayısıyla, ateş 48 saatte sonra hala 39 ve üzeri seyrediyorsa ve çocuk çok halsiz ise doktora götürülmesi iyi olur” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Antibiyotik tedavisiyle geçmiyor, hatta! </strong></p>
<p>Virüs kaynaklı bir hastalık olduğu için gribin antibiyotik tedavisiyle asla iyileşmeyeceğine de işaret eden Dr. Erdem Uzunoğlu, “Antibiyotik tedavisine sadece influenza virüsü üzerine eklenmiş bakteri enfeksiyonu komplikasyonu varsa başvurulmaktadır. Antibiyotiklerin komplikasyondan koruyucu etkisi yoktur, yani influenza olan bir çocuğa ‘zatürre de olmasın’ düşüncesiyle antibiyotik tedavisi başlanması bilimsel verilere aykırıdır. Üstelik, gelişigüzel kullanılan antibiyotikler çocuklarda antibiyotik direncinin gelişmesine, yararlı bakterilerin zarar görmelerine ve bağışıklık sisteminin dengesinin bozulmasına yol açabilir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>En etkili korunma yöntemi grip aşısı!</strong></p>
<p>Çocukları influenza virüsünden korumak için el hijyenine dikkat etme, kalabalık ortamlarda maske takma, bağışıklığı zayıflatacak tarzda beslenmeme (şekerli, un ağırlıklı yememek) son derece önem taşıyor. Bol yeşillik, mor lahana, pancar, kuru ve taze soğan ile sarımsakla beslenmenin yanı sıra yüksek doz D vitamini almak, sık sık açık havaya çıkmak, güneş altında yürüyüşler ve yaşı uygunsa sistematik spor yapmak, çocukların bağışıklığını diri ve güçlü tutuyor. Böylece gribe yakalanma riskini düşürüyor. Ancak, çocukları gripten korumanın en etkili yolu yıllık grip aşısını yaptırmak. Amerikan Pediatri Akademesi 6 ay ve üzerindeki tüm çocukların grip aşısı olmalarını öneriyor. En uygun zaman Ekim – Kasım ayları olsa da grip aşısı tüm grip sezonu boyunca yapılabiliyor. </p>
<p><strong>Grip aşısı gribe yol açmaz! </strong></p>
<p>Toplumda grip aşılarının yeterli koruma sağlayamadığı, hatta gribe yol açabileceği konusunda yaygın bir kanı mevcut. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Uzunoğlu, grip aşılarının cansız virüslerinden üretildikleri için gribe sebep olmadıklarını vurgulayarak, “Grip aşısı olmuş çocuklar diğer virüslerin yol açtıkları solunum yolu enfeksiyonu geçirebilir ve ebeveynleri grip olduğu yanılgısına kapılabilirler. Yapılan araştırmalar, grip aşısının yüzde 70 – 90 oranında etkili olduğunu göstermektedir. Çocuk aşı olduktan sonra gribe yakalansa bile hastalığı aşı olmamış bir çocuktan çok daha hafif geçirecektir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Alerjik reaksiyon riski korkutmasın! </strong></p>
<p>Vücudun alerjik bir reaksiyon gösterme riskinin ise influenza virüsünün sebep olabileceği ağır komplikasyonlardan çok daha düşük olduğuna da değinen Dr. Erdem Uzunoğlu, sözlerine şöyle devam ediyor:<strong> </strong>“Örneğin, çocuk yumurta yediği zaman alerjik şoka girecek kadar ağır bir tabloya giriyorsa, o zaman sadece grip aşısı değil, kızamık, kızamık-kızamıkçık-kabakulak ve suçiçeği aşısı da olmamalıdır. Yoksa yumurtayı fazla yediğinde bazen kabartıları ve kaşıntısı olabildiği söylenen çocuklarda grip aşısına engel bir durum yoktur.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zaturreye-kadar-ilerleyebiliyor-580693">Zatürreye kadar ilerleyebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda Gazze Toplantısında Yer Aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cumhurbaskani-recep-tayyip-erdogan-bm-genel-kurulunda-gazze-toplantisinda-yer-aldi-580014</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 15:31:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[bm]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[recep]]></category>
		<category><![CDATA[tayyip]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[trump]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump’ın da yer aldığı toplantı, BM Genel Kurulu çerçevesinde Gazze konusunu ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumhurbaskani-recep-tayyip-erdogan-bm-genel-kurulunda-gazze-toplantisinda-yer-aldi-580014">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda Gazze Toplantısında Yer Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İletişim Başkanlığı&#8217;ndan aktarılan habere göre Birleşmiş Milletler binasında düzenlenen toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump yan yana oturdu. Toplantıya, Türkiye ve ABD&#8217;nin yanı sıra Endonezya, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Pakistan ve Mısır&#8217;ı temsilen devlet veya hükümet başkanları katıldı.</p>
<p>ABD Başkanı Trump, toplantının başında yaptığı kısa açıklamada, &#8220;Bu benim en önemli toplantım. Orta Doğu&#8217;nun büyük liderleriyle önemli bir toplantı olacak. Gazze&#8217;deki savaşı sona erdirmek istiyoruz, sona erdireceğiz. Belki de şu anda sona erdirebiliriz.&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>⁠<strong>KATAR EMİRİ&#8217;NDEN GAZZE VURGUSU</strong></p>
<p>Öte yandan toplantının başında söz alan Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, toplantıya katılan liderlere gösterdikleri çabadan dolayı teşekkür etti.</p>
<p>Katar Emiri, Gazze&#8217;deki durumun çok kötü olduğunun altını çizerek, bu toplantıda liderler olarak neler yapabileceklerini masaya yatıracaklarını dile getirdi ve Gazze toplantısında liderleri ağırladığı için Trump&#8217;a ayrıca teşekkür etti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantının ardından Türkevi önünde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.</p>
<p>&#8220;Gazze Zirvesi&#8217;nde Donald Trump&#8217;la birlikteydiniz. Buradan barış için, oradaki masum siviller için somut bir adım çıkmasını bekliyor musunuz?&#8221; sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, &#8220;Sonuç bildirgesi herhalde biraz sonra açıklanır. Gerek Sayın Trump&#8217;ın gerek Sayın Temim&#8217;in (Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani) yapacağı açıklamalarla bu akşamki toplantının sonuç bildirgesi ortaya çıkar ve çok çok verimli güzel bir toplantıyı bitirdik.&#8221; karşılığını verdi.</p>
<p>&#8220;Siz memnun musunuz? sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, &#8220;Ben memnunum. Sonucu da hayrolsun.&#8221; dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumhurbaskani-recep-tayyip-erdogan-bm-genel-kurulunda-gazze-toplantisinda-yer-aldi-580014">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda Gazze Toplantısında Yer Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KO-MEK Vefası gönüllere dokunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ko-mek-vefasi-gonullere-dokunuyor-578815</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 13:23:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[dokunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllere]]></category>
		<category><![CDATA[ko-mek]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>
		<category><![CDATA[vefası]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578815</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli’nin dört bir yanında binlerce kişiye meslek ve sanat eğitimi sunan KO-MEK, sadece bilgi öğretmekle kalmıyor, yüreklerde derin izler bırakan bir iyilik hareketine de öncülük ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ko-mek-vefasi-gonullere-dokunuyor-578815">KO-MEK Vefası gönüllere dokunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’nin dört bir yanında binlerce kişiye meslek ve sanat eğitimi sunan KO-MEK, sadece bilgi öğretmekle kalmıyor, yüreklerde derin izler bırakan bir iyilik hareketine de öncülük ediyor. “KO-MEK Vefası” adı verilen bu anlamlı proje; dayanışmanın, paylaşmanın ve kardeşliğin en güzel örneğini ortaya koyuyor.</p>
<p><b>EL EMEĞİYLE GELEN UMUT</b></p>
<p>Kursiyerlerin ellerinde hayat bulan örgü battaniyeler, dikilen minicik çocuk kıyafetleri, özenle hazırlanan yiyecekler ve daha niceleri… Hepsi, hiç tanımadıkları insanlara umut, gönüllerine sıcaklık olarak ulaşıyor. Kadınların göz nuru, gençlerin heyecanı, öğretmenlerin sevgisiyle birleşen bu emek, yalnızca bir eşya değil; yürekten gelen bir vefa mesajı taşıyor.</p>
<p><b>VEFANIN YOLCULUĞU</b></p>
<p>KO-MEK Vefası bazen bir perde, bazen bir battaniye ya da masa örtüsü olarak karşımıza çıkıyor. El emeğinin böylece hayatın farklı alanlarına dokunması, projenin ne kadar geniş ve anlamlı bir etkisi olduğunu gözler önüne seriyor.</p>
<p><b>“YAN YANA OLMAK, EN GÜZEL VEFA”</b></p>
<p>KO-MEK, sadece eğitim veren bir kurum olmanın ötesinde; paylaşmayı, dayanışmayı ve yan yana olmanın güzelliğini yaşatmayı amaçlıyor. Çünkü KO-MEK’in amacı sadece ihtiyaç gidermek değil; gönüllere dokunarak, kalplerde iz bırakmaktır.</p>
<p><b>İYİLİK BULAŞICIDIR</b></p>
<p>Yeni kursiyerler “Ben de varım” diyerek bu iyilik zincirine katılıyor. Çünkü KO-MEK Vefası büyüdükçe umut çoğalıyor, mutluluk çoğalıyor. Bugün bir çocuğun yüzündeki tebessüm, yarın bir annenin duası, öbür gün bir yaşlının huzuru olarak geri dönüyor. Ve Kocaeli, vefanın sıcaklığıyla daha da güzelleşiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ko-mek-vefasi-gonullere-dokunuyor-578815">KO-MEK Vefası gönüllere dokunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni gelişmeler sayesinde daha erken tanı imkanı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-gelismeler-sayesinde-daha-erken-tani-imkani-576853</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 08:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[imkanı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576853</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun dert yandığı  ‘unutkanlık’   özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de aslında 65 yaş üzerinde en sık görülen bunama nedeni olan Alzheimer hastalığının ilk sinyali olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-gelismeler-sayesinde-daha-erken-tani-imkani-576853">Yeni gelişmeler sayesinde daha erken tanı imkanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun dert yandığı  ‘unutkanlık’   özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de aslında 65 yaş üzerinde en sık görülen bunama nedeni olan Alzheimer hastalığının ilk sinyali olabiliyor.  Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, bugün dünya genelinde yaklaşık 55-57 milyon kişi demans ile mücadele ediyor ve bu kişilerin büyük  çoğunluğunu Alzheimer hastaları oluşturuyor.  Her yıl yaklaşık 10 milyon yeni demans hastaları bildirilirken, uzmanlar bu sayının 2050 yılına kadar iki katından fazla artacağını öngörüyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer,  </strong>günlük yaşam aktivitelerini önleyecek düzeyde bilişsel gerilemeye neden olan<strong> </strong>Alzheimer hastalığında erken tanı ve tedavinin kritik bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Erken tanı ile tedavi sayesinde Alzheimer’ın ilerleme hızı yavaşlatılabilmektedir. Böylece, hem hastalığın yükü hem de bireylerin ve ailelerin karşılaştıkları zorluklar büyük oranda azaltılabilmektedir” diyor.  <strong>Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer,</strong> erken tanı için unutkanlık günlük yaşamı etkilemeye başladığında, aynı sorular sık tekrarlandığında veya kişilik değişiklikleri fark edildiğinde hemen bir nöroloji uzmanına başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Risk 65 yaşından sonra daha çok artıyor! </strong></p>
<p>Alzheimer, beyinde ilerleyici sinir hücresi kaybına yol açan nörodejeneratif bir hastalık ve demansın en sık görülen nedeni. Hafıza kaybı, zaman ve mekan karışıklığı, dil ile yürütücü işlevlerde bozulma ve günlük yaşam aktivitelerini etkileyen bilişsel gerilemeyle kendini gösteriyor. Türkiye’de net veriler olmasa da 600 binin üzerinde Alzheimer hastası olduğu belirtiliyor. Önemli bir nokta ise Alzheimer riskinin 65 yaşından sonra her beş yılda bir yaklaşık iki katına çıkması. Yani, toplum yaşlandıkça hasta sayısı artıyor. Ancak bu artış, hastalığın daha sık görülmesinden çok demografik yaşlanmadan kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Beyindeki sinsi değişim 20 yıl önce başlıyor! </strong></p>
<p>Alzheimer hastalığının temel patolojik mekanizması; beyinde amiloid-beta proteininin birikimi, tau proteininin anormal şekilde fosforillenerek yayılması, sinir hücrelerinde iletişimin bozulması, nöron kaybı ve kronik iltihabi süreçlerinden oluşuyor. Beyindeki bu patolojik değişiklikler hastalığın belirtileri ortaya çıkmadan  20 yıl kadar önce başlıyor, yani Alzheimer uzun bir &#8216;sessiz dönem&#8217; geçirdikten sonra klinik sinyaller ile kendini gösteriyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, “Örneğin, hastalık henüz belirti vermeden 20 yıl kadar önce amiloid–beta proteini beyinde birikmeye,  10 yıl öncesinde de tau proteini yumaklar şeklinde çoğalmaya ve yayılmaya başlamaktadır. Bu süreçlerin ardından Alzheimer hafif bilişsel bozulmayla ilk sinyallerini verirken, beş yıl sonrasında ise demans günlük yaşamı olumsuz etkileyecek düzeye ulaşmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Genetik yatkınlık riski 15 kat artırabiliyor! </strong></p>
<p>İleri yaş Alzheimer hastalığı için en önemli risk faktörünü oluşturuyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, bunun yanı sıra genetik yatkınlığın, özellikle APOE ε4 taşıyıcılığının da belirleyici rol oynadığını belirterek, “Bu genin bir kopyasına sahip kişilerde risk 3-4 kat, iki kopyasında ise 8-15 kata kadar çıkabilmektedir. Ancak aile öyküsü Alzheimer riskini anlamlı biçimde artırsa da hastalığın kesin olarak gelişeceği anlamına gelmemektedir” bilgisini veriyor. İleri yaş ve genetik yatkınlığın yanı sıra bazı hastalıklar, yaşam alışkanlıkları ile çevresel etkenler de Alzheimer riskini artıran diğer faktörleri oluşturuyor.  Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer,  bu etkenleri “orta yaş hipertansiyonu, diyabet, obezite, sigara kullanımı, yüksek kolesterol, işitme kaybı, sosyal izolasyon, depresyon ve kafa travmaları” olarak sıralıyor. Dünya lideri bilim insanlarından oluşan Lancet Komisyonu verilerine göre; bu değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrolü sayesinde Alzheimer ve diğer demans tablolarının yüzde 40-45 kadarı önlenebiliyor veya geciktirilebiliyor. </p>
<p><strong>Erken tanı kritik bir öneme sahip! </strong></p>
<p>Alzheimer hastalığına henüz demans evresine ulaşmadan önceki  ‘Hafif Bilişsel Bozukluk’ döneminde veya hastalık belirtileri henüz başlamadan önce sadece genetik yatkınlık taşıyan ve hastalık gelişimi beklenen bireylerde tanı konulması büyük önem taşıyor. Zira, bu erken aşamada hastalar günlük yaşam aktivitelerini bağımsız şekilde sürdürebiliyor. Yeni geliştirilen hastalık modifiye edici tedaviler de en çok faydayı (örneğin anti-amiloid antikorları) Alzheimer’ın erken evrelerinde, yani unutkanlık yeni başlamışken veya hafif bilişsel bozukluk aşamasında sağlıyorlar. Ayrıca, erken tanı hastaların ve ailelerinin bakım planlaması yapabilmelerine, hukuki ve sosyal düzenlemeler için zaman kazanmalarına ve risk faktörlerini daha etkin şekilde yönetebilmelerine olanak veriyor. </p>
<p><strong>Yeni geliştirilen testlerle daha erken tanı imkanı! </strong></p>
<p>Günümüzde Alzheimer hastalığının tanısında ayrıntılı klinik öykü, nöropsikolojik testler, laboratuvar tetkikleri ve beyin görüntüleme yöntemleri (MR, BT) kullanılıyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, son yıllarda kan testleri ve görüntüleme yöntemlerinde yaşanan önemli gelişmeler sayesinde Alzheimer hastalığına daha erken dönemde tanı konulabildiğini vurgulayarak, şöyle devam ediyor:  “Görüntüleme biyobelirteçleri olan amiloid ve tau PET yöntemleri Alzheimer’ın kesin tanısının erken dönemde konulmasını sağlamalarının yanı sıra yeni tedaviler için  hastalığın beyindeki yükünü doğrudan göstererek doğru hasta seçimini de mümkün kılmaktadır. Bu yöntemlerle beyin omurilik sıvısında amiloid ve tau proteinlerinin ölçümü yapılarak erken dönemde tanı konulmaktadır. Bu sıvının analizi ayrıca Alzheimer hastalığı ile karışabilecek olan enfeksiyon ve otoimmün hastalıkların dışlanmasına da imkan tanımaktadır. Bunların yanı sıra son yıllarda kan testleri alanında da büyük ilerlemeler kaydedilmektedir. Kan biyobelirteçlerinin (örneğin p-tau217, Aβ42/40 oranı) kullanıldığı testler hem daha kolay uygulanabilen hem de daha invaziv yöntemler olarak erken tanıda yerini almaktadır” </p>
<p><strong>Hastalığı yavaşlatmak ve hayatı kolaylaştırmak! </strong></p>
<p>Alzheimer’ın tedavisinde tam bir kür henüz mümkün olmasa da semptomatik ilaçlar ve yaşam tarzı<strong> </strong>önlemleriyle ilerlemesi yavaşlatılabiliyor, hastanın fonksiyonelliğinin korunmasına destek sağlanıyor. Kolinesteraz inhibitörleri ve memantin gibi  tedaviler hafıza ve davranış semptomlarını hafifletirken, yeni geliştirilen antikor tedavileri ise beyindeki amiloid plaklarını temizleyerek bilişsel gerilemeyi yavaşlatabiliyor. Ancak bu tedaviler uygun hasta seçimini, düzenli MR takibini ve yan etkinin izlenmesini gerektiriyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için bazı kurallara uyulmasının ise son derece önemli olduğuna işaret ederek,  “Tedavi sürecinde hipertansiyon, diyabet ve kolesterol gibi eşlik eden hastalıkların iyi kontrol edilmeleri gerekmektedir. Ayrıca, hastaların ilaçlarını düzenli kullanılmaları, fiziksel ve zihinsel olarak aktif kalmaları, sağlıklı beslenmeleri (Akdeniz tipi diyet) ve sosyal yaşamlarını sürdürmeleri önerilmektedir. Düzenli egzersiz, işitme kaybının tedavisi, sigara ve aşırı alkolden uzak durmak, düzenli ve kaliteli uyku da hem beynin hem damarların sağlığını desteklemektedir” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-gelismeler-sayesinde-daha-erken-tani-imkani-576853">Yeni gelişmeler sayesinde daha erken tanı imkanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki dev sanatçı Devrim Erbil ile Erol Evgin &#8220;Yan Yana&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iki-dev-sanatci-devrim-erbil-ile-erol-evgin-yan-yana-576335</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 09:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[erbil]]></category>
		<category><![CDATA[erol]]></category>
		<category><![CDATA[evgin]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576335</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, ressam Devrim Erbil ile müzisyen-mimar-ressam Erol Evgin'i buluşturan “Yan Yana” adlı resim sergisinin açılışını yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iki-dev-sanatci-devrim-erbil-ile-erol-evgin-yan-yana-576335">İki dev sanatçı Devrim Erbil ile Erol Evgin &#8220;Yan Yana&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, ressam Devrim Erbil ile müzisyen-mimar-ressam Erol Evgin&#8217;i buluşturan “Yan Yana” adlı resim sergisinin açılışını yaptı. Konak Pier&#8217;deki serginin açılışında konuşan Başkan Tugay, “İzmir’in sanatçı yetiştirme yönü çok güçlü. Dünyanın her tarafında çok güzel çalışmalar yapıyorlar.  O nedenle kentimiz sanatı ile de çok değerli” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, dünya çapında tanınan ressam Devrim Erbil ile müzisyen-mimar-ressam Erol Evgin’in “Yan Yana” adlı sergisinin açılışına katıldı. Konak Pier Sanat Galerisi’ndeki serginin açılışında Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, siyasi parti temsilcileri, sanat ve iş dünyasının önde gelen isimleri de yer aldı. Küratörlüğünü İbrahim Karaoğlu, sanat koordinatörlüğünü Zeki Hozer’in üstlendiği 40 eserden oluşan sergi, 9 Kasım’a kadar haftanın her günü 10.00- 22.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.</p>
<p><strong>“Şehrimiz sanatı ile çok değerli”</strong><br />Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, iki önemli sanatçının bir arada açtıkları serginin önemine dikkat çekti. Böyle bir ana şahit olmanın mutluluğunu yaşadığını dile getiren Başkan Tugay, “Şehrimize hoş geldiniz. Bizi onurlandırdığınız için çok teşekkür ediyorum. İzmir’e sanatın çok yakıştığını, sanatın da İzmir’e çok yakıştığını her ortamda söylüyoruz. Böyle güzel çalışmalar çoğaldıkça çok daha güzelleri ortaya çıkacak. İzmir’in sanatçı yetiştirme yönü çok güçlü. İzmir’den insanların yetişip, dünyanın her tarafında çok güzel çalışmalar yaptıkları ortada. O nedenle şehrimiz bizim için sanatı ile de çok değerli. Böyle bir sergiye ev sahipliği yapıyor olmak bizim için tarif edilemez bir duygu” diye konuştu. Tugay, 89 yaşına giren Devrim Erbil’in doğum gününü de kutladı. </p>
<p><strong>“Boyaya renk katan ressam”</strong><br />Devrim Erbil’in resimlerine on saniye kadar bakınca insanın içine yaşama sevinci dolduğunu ifade eden Tugay, “Boyayı renk yapan bir ressam. ‘Öyle bir yeşil bulun ki daha önce kimse görmemiş olsun’ diyecek kadar işine aşık bir usta. Renklerle şiir yazan, resim tarihine mal olmuş bu büyük ismin eserlerini, yine hayatımıza şarkılarıyla giren şimdilerde de resimleriyle hayatımızı renklendiren değerli sanatçımız Erol Evgin’in kıymetli eserleriyle yan yana bu güzel mekanda keyifle seyredeceğiz” ifadelerini kullandı.    </p>
<p><strong>“Kocaman yüreği ile beni kucakladı”</strong><br />Sanatçı Erol Evgin de İzmir’de olmanın mutluluğunu yaşadığını ifade ederek, “Sevgili İzmirliler, hoş geldiniz. Biz de hoş bulduk. Devrim ağabey bana birkaç yıl önce beraber sergi açmayı teklif etti. Ben şaka yaptığını düşündüm. Sonra ciddi olduğunu anladım ve kabul ettim. Ama benim açımdan böyle bir sergi açmak büyük cesaretti. Çünkü Devrim ağabey gibi dünya çapında tanınan bir sanatçının yanında resim sergilemek benim için çok önemliydi. Kocaman yüreği ile beni kucakladı” dedi. </p>
<p><strong>“Ben İzmir’e çok yakınım”</strong><br />Yıllar önce İzmir’de bir ilkokuldan davet aldığını ve bunun üzerine İzmir’e geldiğini, programın ardından Cemil Tugay’ın kendisini havalimanına götürdüğünü anlatarak konuşmasına başlayan Devrim Erbil, sanatın yaygınlaşmasından yana olduğunu belirtti. Bu nedenle çocukların sanatla ilgilenmesinin son derece önemli olduğunu söyleyen Erbil, “Çocukların kişiliklerinin geliştiği dönemde, onlara iyi, doğru ve güzel şeyler öğretin. Çocuk yaşlarda sanatın içerisine giren çocuk farklı ve duyarlı olur. Hoşgörülü olur. Burada sizlerle karşılaşmak beni çok mutlu etti. İzmir bana çok yakın, ben İzmir’e çok yakınım. Bugün benim doğum günüm. 89 yaşına bastım. Bu nedenle İzmir’de olmak çok güzel. Hepinizi sevgi ile kucaklıyorum. İzmirli olmak ayrı bir özellik. Ben de sizin bir parçanızım” dedi. </p>
<p><strong>Mutlu: Konak sanatın merkezi olacak</strong><br />Çok kıymetli iki sanatçının sergisini açmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ise “Konak’ı yeniden sanatın merkezi yapma çalışmalarında bir adım atılmasını sağlayanlara çok teşekkür ediyorum. Sizlerle burada olmak büyük şans” diye konuştu. </p>
<p>Tugay, konuşmaların ardından sergi salonunda bulunan eserleri inceledi, sanatseverlerle sohbet etti.  </p>
<p><strong>Mekanlar üzerinden özgün eserler</strong><br />Her biri kendilerine özgü biçemlerle, yaşadıkları mekânlar üzerinden özgün sanatsal yapıtlar üreten iki ünlü sanatçının “Yan Yana” adlı sergisi son yılların en önemli ve çok özel sanat olaylarından biri olarak değerlendiriliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iki-dev-sanatci-devrim-erbil-ile-erol-evgin-yan-yana-576335">İki dev sanatçı Devrim Erbil ile Erol Evgin &#8220;Yan Yana&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vodafone, &#8220;VFlexy&#8221; ile Yan Haklar Alanında Fark Yaratmaya Devam Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vodafone-vflexy-ile-yan-haklar-alaninda-fark-yaratmaya-devam-ediyor-576153</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 14:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[bütçe]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanların]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[haklar]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sigortası]]></category>
		<category><![CDATA[vflexy]]></category>
		<category><![CDATA[vodafone]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Haklar]]></category>
		<category><![CDATA[yaratmaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576153</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, çalışanlarının yan haklarını yaşam tarzlarına ve farklılaşan ihtiyaçlarına göre belirlemesi amacıyla kurguladığı Vflexy esnek yan haklar programını 8 yıldır başarıyla uyguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vodafone-vflexy-ile-yan-haklar-alaninda-fark-yaratmaya-devam-ediyor-576153">Vodafone, &#8220;VFlexy&#8221; ile Yan Haklar Alanında Fark Yaratmaya Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren <strong>Vodafone</strong>, çalışanlarının yan haklarını yaşam tarzlarına ve farklılaşan ihtiyaçlarına göre belirlemesi amacıyla kurguladığı <strong>Vflexy</strong> esnek yan haklar programını 8 yıldır başarıyla uyguluyor. Özel sağlık sigortası, yemek ve  mobil cihaz gibi yan hakların ihtiyaca göre şekillendirilmesine imkan veren programla, çalışanlara farklı alanlardaki marka işbirlikleriyle değerlendirebilecekleri ek bütçeler de sağlanıyor. Bu marka işbirlikleri de yine geçmiş dönemlerdeki kullanımlara ve çalışanların geribildirimlerine göre belirleniyor. </p>
<p><strong>Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Nazlı Tlabar Güler,</strong> şunları söyledi:</p>
<p>“Vodafone’da çalışan deneyimine dokunan tüm uygulamalarımızı ve politikalarımızı her bir ekip arkadaşımızın “biricik” olduğu, ihtiyaç ve beklentilerinin kişisel koşullarına ve hayatlarının dönemlerine göre farklılaştığı bilinciyle tasarlıyoruz. Bu durum yan haklar konusundaki yaklaşımımız için de geçerli. VFlexy kapsamında sunduğumuz esnek yan haklarla, ekip arkadaşlarımızın memnuniyetini ve bağlılığını yükseltirken, aynı zamanda farklı yaşam koşullarına sahip çalışma arkadaşlarımıza hitap ederek, çeşitliliği ve dahiliyeti destekliyoruz. Vflexy’yi hem çalışma arkadaşlarımızdan aldığımız geri bildirim ve beklentiler, hem de global ve lokal trendler doğrultusunda sürekli güncelliyoruz. Bu süreçte esneklik, kişiselleştirilmiş ve ihtiyaç bazlı yan hak deneyimi, esenlik gibi konulara ağırlık veriyoruz. Vflexy ile temel yan hakların üstüne esnek haklar sunuyoruz ve çalışma arkadaşlarımız haklarını diledikleri gibi, ihtiyaçlarına göre esnetebiliyorlar. Özel sağlık sigortası için de yine çalışma arkadaşlarımızın ihtiyaçlarına göre belirlenmiş geniş kapsamlı alternatifler sunuyoruz. Vodafone olarak, esnek yan haklar konusuna yönelik yenilikçi çalışmalarımıza devam edeceğiz.” </p>
<p><strong>Kapsamlı sağlık sigortası paketleri</strong></p>
<p>Vflexy kapsamında, Vodafone çalışanlarının ve sevdiklerinin yararlanabileceği, çeşitlendirilmiş ve kapsamlı özel sağlık sigortası planları sunuluyor. Buna göre, Vodafone çalışanları 5 özel sağlık sigortası paketinden birini seçebildikleri gibi, eş ve çocuklarından oluşan bağımlıları için farklı bir paket de seçebiliyor. Ayrıca, seçtikleri paketin limit miktarına göre ek bütçe kazanabiliyor ve kişisel ihtiyaca göre seçerek esnettikleri bu bütçeyi çeşitli markalarda değerlendirebiliyorlar. Dileyen çalışanlar, kazandıkları ek bütçeyle, kendi sigorta paketlerine ek olarak evcil hayvanlarına da sigorta yaptırabiliyor. </p>
<p><strong>Marka işbirlikleri artıyor</strong></p>
<p>Vflexy programında Vodafone çalışanlarına sanat, spor, gelişim, eğlence gibi birçok alanı barındıran harcama alanları sunuluyor. Kullanım ve geri bildirimlerin takibiyle yenilenen harcama alanları;  Sağlıklı ve Mutlu Yaşam, Kişisel Gelişim ve Üyelikler, E-ticaret ve Alışveriş, Eğlence olmak üzere 4 başlıkta toplanıyor. Sunulan markalar arasında NuSpa, Estethica, Torchwell (Maslak Spor Salonu ve Diyetisyen) ,Meditopia Wellness Pass, Neo Skola, Open English, Cambly, Storytel, iWallet, TokenFlex, Chippin, Biletix, Biletinial bulunuyor. Bu sene itibariyle harcama alanlarına Vodafone’lulara özel Hepsiburada’da eklendi. Bu sayede çalışanlar binlerce farklı marka ve ürün içerisinde bütçelerini esnetme fırsatı bulacaklar. Bu firmaların Vodafone çalışanlarına sundukları indirimli fırsatlar üzerinden dileyen çalışanlar bütçelerini bu markalarda da değerlendirebiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vodafone-vflexy-ile-yan-haklar-alaninda-fark-yaratmaya-devam-ediyor-576153">Vodafone, &#8220;VFlexy&#8221; ile Yan Haklar Alanında Fark Yaratmaya Devam Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tıp ve Diş Hekimliği Öğrencilerine Sürpriz Yan Dal Müjdesi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tip-ve-dis-hekimligi-ogrencilerine-surpriz-yan-dal-mujdesi-557504</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 08:49:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[dal]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[hekimliği]]></category>
		<category><![CDATA[müjdesi]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerine]]></category>
		<category><![CDATA[sürpriz]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557504</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijitalleşen dünyada sağlık profesyonellerinden beklenen yetkinlikler de değişiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-ve-dis-hekimligi-ogrencilerine-surpriz-yan-dal-mujdesi-557504">Tıp ve Diş Hekimliği Öğrencilerine Sürpriz Yan Dal Müjdesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijitalleşen dünyada sağlık profesyonellerinden beklenen yetkinlikler de değişiyor. Bu değişime öncülük eden Üsküdar Üniversitesi, öğrenciyi merkeze alan yaklaşımıyla, geleceğin doktor ve diş hekimlerini sadece klinik bilgiyle değil, aynı zamanda farklı disiplinlerin bakış açılarıyla da donatmayı hedefliyor. Üniversitenin sunduğu yeni ve genişletilmiş yan dal imkânları, Tıp ve Diş Hekimliği öğrencilerine kariyerlerinde benzersiz bir rekabet avantajı sunuyor.</p>
<p>Buna göre Tıp ve Diş Fakültesi öğrencileri; İnsan ve Toplum Bilimleri, Mühendislik ve Doğa Bilimleri ile Sağlık Bilimleri Fakültesinin birçok bölümünde yan dal yapabilme fırsatı elde edebiliyor.</p>
<p><strong>Tıp öğrencisi Bilgisayar ve Yazılım, Diş Hekimliği öğrencisi de Psikolojide yan dal yapabilecek </strong></p>
<p>Bu yeni olanak sayesinde bir tıp öğrencisi, Bilgisayar veya Yazılım Mühendisliği&#8217;nde yan dal yaparak gelecekte sağlıkta yapay zekâ uygulamaları veya teletıp sistemleri geliştirme konularında uzmanlaşabilecek. Benzer şekilde, Biyomühendislik yan dalı ile genetik, doku mühendisliği gibi alanlarda derinlemesine bilgi sahibi olabilecek. Bir diş hekimliği öğrencisi ise Psikoloji yan dalı yaparak, özellikle dental fobi yaşayan hastalarla iletişim kurma ve tedavi süreçlerini yönetme konularında fark oluşturabilecek.</p>
<p>Bu multidisipliner yaklaşım, mezunlara sadece ikinci bir uzmanlık sertifikası değil, aynı zamanda modern sağlık sektörünün karmaşık sorunlarına yenilikçi çözümler üretebilme yetkinliği kazandırıyor.</p>
<p><strong>Tıp ve Diş Hekimliği öğrencilerinin seçebileceği yan dal bölümleri:</strong></p>
<ul>
<li><strong>İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi:</strong> Psikoloji, Psikoloji (İngilizce), Sosyoloji</li>
<li><strong>Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi:</strong> Bilgisayar Mühendisliği (İngilizce), Biyomühendislik (İngilizce), Yazılım Mühendisliği (İngilizce), Adli Bilimler</li>
<li><strong>Sağlık Bilimleri Fakültesi:</strong> İş Sağlığı ve Güvenliği, Sağlık Yönetimi, Sosyal Hizmet</li>
</ul>
<p><strong>Yan Dal İçin Başvuru Koşulları:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Zamanlama:</strong> Lisans öğrencileri en erken 3., en geç 6. yarıyılın başında başvurabilir.</li>
<li><strong>Not Ortalaması (GANO):</strong> En az 3,00 (4 üzerinden) olmalıdır.</li>
<li><strong>Ders Durumu:</strong> Başvuruya kadar alınan tüm kredili derslerden başarılı olunması gerekir.</li>
</ul>
<p>Üsküdar Üniversitesi Senato kararı uyarınca Yan Dal başvuruları, yılda bir kez akademik yılın başında alınıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-ve-dis-hekimligi-ogrencilerine-surpriz-yan-dal-mujdesi-557504">Tıp ve Diş Hekimliği Öğrencilerine Sürpriz Yan Dal Müjdesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akıllı ilaçlar kemoterapiden daha az yan etkiye sahip</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akilli-ilaclar-kemoterapiden-daha-az-yan-etkiye-sahip-552268</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 11:53:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[etkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapiden]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552268</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tıpta yaşanan gelişmeler kanser tedavisini de şekillendiriyor. Tümör varlığında gündeme gelen akıllı ilaçlar, tedavi sürecini kolaylaştırırken başarı oranlarını da artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-ilaclar-kemoterapiden-daha-az-yan-etkiye-sahip-552268">Akıllı ilaçlar kemoterapiden daha az yan etkiye sahip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tıpta yaşanan gelişmeler kanser tedavisini de şekillendiriyor. Tümör varlığında gündeme gelen akıllı ilaçlar, tedavi sürecini kolaylaştırırken başarı oranlarını da artırıyor. Akıllı ilaçların hedefe yönelik tedaviler olduğundan bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tıbbi Onkoloji ve Hematoloji Uzmanı, Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Necdet Üskent, “Bu ilaçlar tümörü tanıyarak direkt ona yöneliyor. Bu sayede sadece kanserli hücreler hedefleniyor ve sağlıklı hücreler korunuyor. Çoğu hastanın korkuyla yaklaştığı geleneksel kemoterapide ise; saç, tırnak ve kemik iliği gibi çoğalması gereken hücreler de tedavi sırasında etkilenebiliyor. Akıllı ilaç seçeneğinde ise bu yan etkiler en aza indirilerek sadece tümörler yok ediliyor” dedi.</strong></p>
<p>Akıllı ilaçların kemoterapiyle kıyaslandığında daha az yan etkiye sahip olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tıbbi Onkoloji ve Hematoloji Uzmanı, Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Necdet Üskent, “Ameliyat ve kemoterapi ihtiyacını azaltan akıllı ilaçlardan, akciğer kanserlerinin yüzde 10 ila 15’inde yararlanılabiliyor. Bu oran genetik farklılıklar nedeniyle Filipin, Çin ve Japonya’da yüzde 25-30’lara çıkabiliyor.  Hatta hiç sigara içmemiş kadın bir hastada başarı oranının yüzde 50-60’ları görebildiğini söylemek mümkün. Ayrıca akıllı ilaç tedavisine başvurabilmek için kanserin erken evrede teşhis edilmesi gerektiği düşünülse de aslında tam tersi şekilde, kanserin yayınlık kazandığı durumlarda daha sık kullanıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Kanserli hücre fotokopi makinesi gibi çalışıyor</strong></p>
<p>Normal bir hücrenin kendisine sinyal gelmediği sürece çoğalmayacağından bahseden Üskent, “Hücre, gelen sinyali; üstündeki anten diyebileceğimiz reseptörlerle algılıyor ve komuta merkezi olan çekirdeğe iletiyor. Kanser hücresinde bu süreç otomatikleşiyor ve fotokopi makinesi gibi hücre çoğalması yaşanıyor. Bu sinyali bloke edebildiğimizde hücrenin kontrolsüz yayılımını da durdurabiliyoruz. Ya da bir başka akıllı ilacın çalışma prensibinde olduğu gibi kanserli hücreye “Senin işin artık bitti, intihar etmelisin” diyoruz. Normal şartlarda bir yaranın iyileşmesi için hücreler çoğalarak dokuyu örüyor ve iyileşme tamamlandığında bu çoğalma durduruluyor. Sağlıklı hücrede var olan bu programlı hücre ölümü, kanserli hücrede bulunmuyor. Kanser hep yaşamaya çalıştığı için ona bu programı hatırlatan yeni ilaçlar da çıktı. Yani akıllı ilaçların en akıllısı hedefi güdümlü füze gibi buluyor, bazısı da hücreye yönelmiyor ama mikro çevre dediğimiz hücrenin etrafındaki komşularına gidiyor yani hücreyi besleyen damarları hedefliyor. Bunun sonucunda kanlanmayan kanser hücresi yok oluyor” açıklamasında bulundu. </p>
<p><strong>Saç rengi değişikliği ya da akne problemi yaşanabiliyor</strong></p>
<p>Kemoterapiyle karşılaştırıldığında daha az yan etkiye sahip olsa da akıllı ilaçların da olası tesirlerini bilmek önemli diyen Üskent, “Tedavi sırasında örneğin saç hücrelerine giden çoğalma sinyali de ilaçlar tarafından bloke edilebildiği için, saç rengini oluşturan genler de olumsuz etkilenebiliyor. Bu durum saç renginde değişikliklere yol açabiliyor; örneğin siyah saçlar sarıya dönebiliyor. Kanserin türüne göre değişiklik gösterse de akıllı ilaçlar aracılığıyla durdurulan çoğalma sinyali aynı şekilde ciltte de akne veya kuruluk gibi dermatolojik sonuçlar doğurabiliyor. Ancak bunların genellikle yönetilebilir ve geçici yan etkiler olduğunu unutmamak gerekir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Akıllı ilaç kullanımını mutasyonun türü belirliyor</strong></p>
<p>Hastanın akıllı ilaç tedavisine uygun olup olmadığının, mutasyonun türüne göre belirlendiğini ifade eden Üskent, “Örneğin meme kanserinde sıklıkla karşılaşılan HER2 bozukluğu hedeflendiğinde akıllı ilaçlarla büyük başarı sağlanıyor. Hatta bu ilaçlar operasyon öncesinde kullanıldığında tümör tamamen yok olabiliyor. Bu da bize ileride, kanser tedavisinde ameliyata gerek kalmayabileceğini işaret ediyor. Mutasyon aynı ise ister akciğer ister meme isterse de mide, tümör hangi organda olursa olsun başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz. Yani buradaki önemli nokta kanser türünden çok mutasyonun türü. Hastanın akıllı ilaçlara uygun olup olmadığını iki-üç gün içinde sonuçlanan genetik testlerle anlayabiliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>İlaç tedavisi dört-beş yıl sürebiliyor</strong></p>
<p>Akıllı ilaçların amacı kanseri kronikleştirmek, durdurmak ve stabilize etmek diyen Üskent, “Tedavi esnasında ilaçların düzenli bir şekilde alınması önemli çünkü sinyalin kesilmesi hücreyi çoğalmak için serbest bırakmak anlamına gelir. İlaca devam süresi bu yüzden dört-beş seneyi bulabiliyor. Kimi zaman da ölmek istemeyen hücre bu ilaçlara karşı direnç geliştirebiliyor. Bu gibi durumlarda alternatif ilaçlara yöneliyoruz. Genetik bilimi ilerledikçe direncin nasıl kazanıldığını da görebiliyoruz. İkinci bir gen bozukluğu söz konusu ise bu bozukluğa karşı ilaçlar geliştiriliyor ve onlardan faydalanıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Her mutasyon için yeni ilaçlar üzerinde çalışılıyor</strong></p>
<p>Yeni bir gelişme sanılsa da akıllı ilaçların geçmişinin 2003’lere dayandığını ifade eden Üskent, “O yıllarda kronik myelositer lösemi dediğimiz bir kan kanseri türünde sadece organ nakli anlamına gelen transplantasyon ile ömür uzatılırken bu hastalarda özel bir yapısal bozukluk tespit edildi. Bu bozukluğa karşı bir tedavi geliştirildi ve tedavi sonucunda da hastalar tamamen iyileşti, böylece akıllı ilaçların temeli atılmış oldu. Kan kanseri için bulunan bu tedavi daha sonra diğer kanser türleri açısından da araştırmalara konu oldu. Nitekim 2007’de akciğer kanserinde bulunan EGFR mutasyonuna karşı tablet formunda bir ilaç üretildi. Bu ilaç sayesinde hiç kemoterapi kullanmadan tüm tümörlerin gerilediği gözlemlendi. Diğer kanserlerde de bu tarz mutasyonların varlığı tespit edilmeye devam etti. Henüz tüm mutasyonlara karşı ilaç bulunmuş olmasa da gelişmelerin hızlı yol aldığını biliyoruz. Örneğin şu anda en az tedavi edebildiğimiz kanser türü olan pankreasın yüzde 80’inde var olan bir mutasyona karşı yeni bir ilaç üzerinde çalışılıyor. Akıllı ilaçların geleceği düşünüldüğünde de bu örnek kapsamında büyük umutlar görmek mümkün” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-ilaclar-kemoterapiden-daha-az-yan-etkiye-sahip-552268">Akıllı ilaçlar kemoterapiden daha az yan etkiye sahip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Abdullah Özyiğit, 1 Mayıs&#8217;ta işçilerle yan yana yürüdü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-abdullah-ozyigit-1-mayista-iscilerle-yan-yana-yurudu-455515</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 May 2024 12:08:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[işçilerle]]></category>
		<category><![CDATA[mayısta]]></category>
		<category><![CDATA[özyiğit]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yana]]></category>
		<category><![CDATA[yürüdü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455515</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Mersin Emek ve Dayanışma Platformu tarafından düzenlenen kortejde işçilerle birlikte yürüdü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-abdullah-ozyigit-1-mayista-iscilerle-yan-yana-yurudu-455515">Başkan Abdullah Özyiğit, 1 Mayıs&#8217;ta işçilerle yan yana yürüdü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İşçilerin bayram coşkusuna ortak olan ve taleplerine destek veren Başkan Abdullah Özyiğit, <b>“1 Mayıs’ta emekçinin emeğinin hakkını alamadığını haykırmak için buradayız.”</b> dedi.</p>
<p>1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Mersin Emek ve Dayanışma Platformunun çağrısıyla Millet Bahçesi önünde bir araya gelen sendikalar, siyasi partiler, odalar ve dernekler kortej halinde Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit de Yenişehir Belediyesi emekçileriyle birlikte düzenlenen yürüyüşe katıldı.</p>
<p>“<b>Gerçek gündemden uzaklaşmamak gerekiyor.”</b></p>
<p>Yürüyüş boyunca işçilere eşlik eden Başkan Özyiğit, gerçek gündemin geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığı olduğunu ancak gündemin değiştirilmeye çalışıldığını söyledi. Özyiğit,<b> “ Ülkemizde işçinin ve emekçinin hakları görülmüyor, hakları gasp ediliyor, emeklerinin karşılığı verilemiyor. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik tablo maalesef hiç iç açıcı değil. Sadece işçinin değil emeklinin ve üreticinin de zor günler geçirdiği bir dönemdeyiz. Bunlara çözüm bulmak gerekirken ne yazık ki işçilerin Taksim Meydanı’na çıkmasına bile izin verilmiyor. Ülkenin gündemini başka bir noktaya taşıma adına gündemi ekonomiden uzaklaştıran bir davranış söz konusu. Bunu anlamak mümkün değildir. Gerçek gündemden uzaklaşmamak gerekiyor. Yeni Anayasa da böyle bir gündemdir. Vatandaşlarımızın yaşam koşullarının iyileştirilmesi talebi vardır, insanca bir yaşam ortamı ve ücret talebi vardır. Bunun dışındaki her şeyi reddetmeliyiz, halka anlatmalıyız. 1 Mayıs’ta vereceğimiz mesaj budur. 1 Mayıs’ta emekçinin emeğinin hakkını alamadığını haykırmak için buradayız. Bunu da herkesin doğru karşılaması gerekiyor.”</b> ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“Hükümetin de bu gerçekleri görüp tedbir almasını istiyoruz.”</b></p>
<p>Yenişehir Belediyesi olarak toplu iş sözleşmesinde düzenlemeler yaptıklarını ve işçilerin haklarını koruduklarını kaydeden Başkan Özyiğit şunları dile getirdi: <b>“Halkçı belediyeler olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek için tüm imkanlarımızla çalışıyoruz. Yenişehir Belediyesi olarak sözleşme tarihi gelmemesine rağmen yeni düzenlemeler yaptık, ücretlerde iyileştirmeler yaptık. Çünkü işçilerimizin yaşadığı sıkıntıyı gördük. Hükümetin de bu gerçekleri görüp tedbir almasını istiyoruz. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.”</b></p>
<p>Binlerce kişinin katıldığı yürüyüş Cumhuriyet Meydanı’nda sona erdi. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle Yenişehir Belediyesi ve DİSK Genel-İş Sendikası iş birliğiyle düzenlenen konserde sevilen sanatçı İlkay Akkaya sahne aldı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-abdullah-ozyigit-1-mayista-iscilerle-yan-yana-yurudu-455515">Başkan Abdullah Özyiğit, 1 Mayıs&#8217;ta işçilerle yan yana yürüdü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşverenler 2024&#8217;te Daha Yüksek Maaş Ve Daha Fazla Yan Hak Vermeyi Hedefliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isverenler-2024te-daha-yuksek-maas-ve-daha-fazla-yan-hak-vermeyi-hedefliyor-450152</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Apr 2024 11:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[hedefliyor]]></category>
		<category><![CDATA[işverenler]]></category>
		<category><![CDATA[maaş]]></category>
		<category><![CDATA[vermeyi]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya’nın lider yetenek şirketi Randstad, 2024 İK Trendleri ve Ücret Raporu’nu yayımladı. Rapora göre enflasyon nedeniyle artan iş maliyetleri 2024’ün en büyük zorluğu olarak ortaya çıkarken, ankete katılan şirketlerin %83’ü, 2024’te çalışanlarına %40 ila %50 oranında daha yüksek maaş vermeyi hedefliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isverenler-2024te-daha-yuksek-maas-ve-daha-fazla-yan-hak-vermeyi-hedefliyor-450152">İşverenler 2024&#8217;te Daha Yüksek Maaş Ve Daha Fazla Yan Hak Vermeyi Hedefliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><span>Dünya’nın lider yetenek şirketi Randstad, 2024 İK Trendleri ve Ücret Raporu’nu yayımladı. Rapora göre enflasyon nedeniyle artan iş maliyetleri 2024’ün en büyük zorluğu olarak ortaya çıkarken, ankete katılan şirketlerin %83’ü, 2024’te çalışanlarına %40 ila %50 oranında daha yüksek maaş vermeyi hedefliyor.</span></strong></em></p>
<p><span> </span></p>
<p><span>Randstad tarafından ocak / şubat aylarında yapılan ve Türkiye&#8217;deki çeşitli iş kollarından 630 işverenin katıldığı anketin sonuçları, “2024 İK Trendleri ve Ücret Raporu” olarak yayımlandı. Şirketlerin mevcut ekonomik ortama nasıl adapte oldukları, şirketlerin karşılaştığı zorluklar ve başa çıkma planları ile yapay zeka konularına odaklanan rapor, çalışanların maaş ve yan hak beklentileri hakkında da çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı.</span></p>
<p><span> </span></p>
<p><strong><span>İşverenler için 2024’ün zorluğu artan iş maliyetleri</span></strong></p>
<p><span>Ankete katılan kurumların %74’ünün 2024’te beklediği en büyük zorluk, enflasyon nedeniyle artan iş maliyetleri.  %49’u ise bu nedenle verimliliği garantilemenin zor olacağını düşünüyor. İş gelişimi ve satış noktasında %48’i hacimlerin artmasını beklerken, %11’lik kesim satış ve  hacimlerin düşeceğini düşünüyor.</span></p>
<p><span> </span></p>
<p><strong><span>Kurumlar için çalışanlarını elinde tutmak için maaş artışı mecburi oldu</span></strong></p>
<p><span>İşe alım noktasında karşılaşılan engeller arasında, daha iyi  yaşam kalitesine ulaşmak isteyen adayların maaş konusunda yüksek beklentileri bulunuyor. Katılımcıların %76’sı, adayların gerçekçi olmayan yüksek maaş beklentileri içine girdiğini belirtirken, %53’ü adayların kısıtlı deneyime sahip olması nedeniyle işe kabul edilmediğini belirtiyor. İnsan Kaynakları departmanlarının %73’ü, işe alım sırasında ücret ve yan haklara ilişkin beklentileri yönetmenin büyük bir zorluk olduğunu düşünüyor. Katılımcıların %63’ü ise çalışanlarını ellerinde tutmakta zorluk yaşadığını belirtiyor. Bu nedenle şirketlerin %68’i mecburi maaş artışına giderken, %59’u eğitim programları, %36’sı ise kişiselleştirilmiş yan haklar paketleri sunarak çalışanların işten ayrılmasını engellemeye çalışıyor. Ücretlerde rekabette ise %57’yi oluşturan kesim, şirketlerinin rakiplerle hemen hemen aynı maaş skalasında ücret politikası izlediğini belirtirken, %27’si daha düşük olduğunu belirtti. Maaşların rakiplere göre daha fazla olduğunu belirtenlerin oranı ise %9 olarak raporlandı.</span></p>
<p><span> </span></p>
<p><strong><span>İşverenler 2024’te çalışan sayısında değişikliğe gitmeyi tercih etmiyor</span><br /><span> </span></strong><span>Katılımcıların %49’u  iş maliyetleri ve ekonomik şartların zorlayıcılığı karşısında 2024 yılında işten çıkarma yapmayacağını ve çalışan sayısının değişmeyeceğini belirtirken, %33’ü çalışan sayısını artırmayı hedefliyor. Şirketlerin geçici ve kalıcı açık pozisyonlarıysa %7 olarak eşit dağılmış durumda. İş hacimlerinin artması beklenirken işe alım nedenleri arasında %80’lik kesim işinin büyümesi olduğunu belirtiyor. Yatırım planı yaptığı için personel almayı hedefleyen  kurumlarsa   %40 olarak ankette yer alıyor.</span></p>
<p><span> </span></p>
<p><strong><span>İşe alımda en zorlanılan departmanların başında BT/Teknoloji ve Mühendislik geliyor</span></strong></p>
<p><span>Katılımcıların en uygun adayları bulmakta zorlandığı departmanlar, aynı zamanda işe alım niyetinin en yüksek olduğu departmanlar arasında yer alıyor. Sonuçlara göre %83 oranla BT/Teknoloji, %70 oranla Mühendislik ve üçüncü sırada %63’le Tedarik Zinciri departmanlarına aday bulmak işverenleri zorluyor. İşe alımların ilk adımı olan doğru adayı seçme noktasında kariyer / iş ilanı siteleri, 2024 yılında uygun adayları bulmak için sık kullanılan yöntem olacak ve katılımcı şirketlerin %75&#8217;i bu seçeneği en etkili işe alım kaynaklarından biri olarak seçmeye devam edecek.</span></p>
<p><span> </span></p>
<p><strong><span>Emeklilik planı, otopark kullanımı, yol ücreti gibi sunulan yan haklarda artış gözlemlendi</span></strong></p>
<p><span>İşverenler, çalışanlarını kaybetmemek adına yemek kartı, sağlık sigortası gibi bilinen yan hakların yanında; cep telefonu tahsisi, yol ücreti, otopark kullanımı, emeklilik planı gibi farklı finansal haklar da sunmayı artırdı. Rapora göre 2023 yılında yemekhane/yemek kartı sağlayan kurumlar %78 iken, 2024’te %82 olarak yükseliş gösteriyor. 2023’te özel sağlık sigortası yapan kurumlar %59 iken, artan özel sağlık  sigorta maliyetlerine rağmen bu sene ortalama %71’e kadar yükseliyor. Sıralamayı %71 ile cep telefonu verilmesi, %70 ile de yol ücreti takip ediyor. İşverenlerin yan hakları artırmasına rağmen çalışanların %77’si başka bir kurumda daha iyi ücret veya daha iyi koşullar aldığı için işten ayrılıyor. Uzaktan çalışmak istediği için işten ayrılanlar 2023’te %17 iken, 2024 yılında bu sayı %12 olarak düşüş gösterdi. Daha farklı bir kariyer yolu seçtikleri için işten ayrılanların   oranı ise %30 olarak belirtildi.</span></p>
<p><span> </span></p>
<p><strong><span>Şirketler yapay zeka kullanımını destekliyor</span></strong></p>
<p><span>Yapay zeka uygulamalarının işgücü piyasası üzerinde yaratacağı etki hakkında katılımcıların yarısı iş sayısının azalacağı görüşünde. İş sayısının artacağını düşünenlerin oranı ise  %30 olarak ortaya çıkıyor. Kurumların %37’si yapay zeka kullanımını destekleyip geliştirmeyi planlarken, %39’uysa yapay zeka kullanımına ilişkin net bir görüş sahibi değil. BT/ teknoloji alanında yapay zeka kullanım oranı %50 ile ilk sırada yer alıyor. Personel ve insan kaynakları yönetimi departmanları %42 ile ikinciyken, tedarikçi ilişkileri departmanları %10’la son sırada konumlanıyor. Daha hızlı veri işleme ve doğru tahmin nedeniyle yapay zekayı kullanan ve faydalananlar %71 oranındayken, yapay zeka kullanımının nedeni ve faydaları; daha yüksek iş gücü verimliliği, tekrarlayan görevlerin otomasyonu ve daha kaliteli çıkan iş olarak raporda sıralanıyor. Yapay zeka kullanım zorluklarının ilk sırasında %57 ile yapay zekayla çalışacak nitelikli personel eksikliği yer alıyor. İkinci sırada %50’yle veri güvenliği dikkat çekerken, %45’le yapay zekayı uygulama ve çalıştırmanın yüksek maliyetli olması belirtiliyor.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isverenler-2024te-daha-yuksek-maas-ve-daha-fazla-yan-hak-vermeyi-hedefliyor-450152">İşverenler 2024&#8217;te Daha Yüksek Maaş Ve Daha Fazla Yan Hak Vermeyi Hedefliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yan yatanlarda boyun, sırt ve bel ağrıları daha az görülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yan-yatanlarda-boyun-sirt-ve-bel-agrilari-daha-az-goruluyor-425073</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Nov 2023 21:09:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[sırt]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yatanlarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=425073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uyku pozisyonu olarak sıklıkla sırtüstü, yüzüstü ve yan yatmanın tercih edildiğini ifade eden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Nihal Özaras, “Uyku pozisyonunun omurga ağrıları üzerine etkisini inceleyen çalışmalar, yan yatma alışkanlığı olan kişilerde boyun, sırt ve bel ağrılarının daha az görüldüğünü ortaya koydu.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yan-yatanlarda-boyun-sirt-ve-bel-agrilari-daha-az-goruluyor-425073">Yan yatanlarda boyun, sırt ve bel ağrıları daha az görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yan yatanlarda boyun, sırt ve bel ağrıları daha az görülüyor</strong></p>
<p><strong>Uyku pozisyonu olarak sıklıkla sırtüstü, yüzüstü ve yan yatmanın tercih edildiğini ifade eden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Nihal Özaras, “Uyku pozisyonunun omurga ağrıları üzerine etkisini inceleyen çalışmalar, yan yatma alışkanlığı olan kişilerde boyun, sırt ve bel ağrılarının daha az görüldüğünü ortaya koydu.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Nihal Özaras, boyun, sırt ve bel ağrıları açısından doğru uyku pozisyonu hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Prof. Dr. Özaras, boyun, sırt ve bel ağrılarının, yaşam kalitesini düşüren ve en sık doktora başvuru sebepleri arasında yer alan problemler olduğunu ifade ederek, dinlendirmeyen gece uykusu ve sabah ağrılı uyanmanın da günlük hayatı ve iş hayatını olumsuz etkilediğini kaydetti.</p>
<p>Uyuma pozisyonu, yatak ve yastık seçiminin pek çok araştırmaya konu olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Özaras, şöyle devam etti:</p>
<p>“En sık uyuma şekillerinin sırtüstü, yüzüstü ve yan yatma olduğu biliniyor. Uyku pozisyonunun omurga ağrıları üzerine etkisini inceleyen çalışmalar, yan yatma alışkanlığı olan kişilerde boyun, sırt ve bel ağrılarının daha az görüldüğünü ortaya koydu. Omurgayı destekleyen bir yatakta yan yatma, omurganın en az yük taşıdığı ve dokuların zorlanmadığı bir uyuma pozisyonudur.”</p>
<p><strong>Orta sertlikte yataklar ideal</strong></p>
<p>Yatağın niteliklerinin de omurga kaynaklı ağrıları azaltmada etkili olduğunu anlatan Prof. Dr. Özaras, “Yatak çok yumuşak olmamalı, omurganın fizyolojik pozisyonunu korumaya izin vermeli. Çok sert yataklar iyi destek sağlamakla birlikte genellikle kullanıcılar tarafından konforlu bulunmuyor. Bu nedenle orta sertlikte yataklar ideal. Ayrıca, yataklar terlemeye neden olmayan bir materyalden yapılmış olmalı” diye görüşlerini ifade etti. </p>
<p><strong>Boyun bölgesinin desteklenmesi ağrıları azaltıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Özaras, uyku sırasında boyun bölgesinin uygun bir yastıkla desteklenmesinin boyun ağrılarını azalttığını kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İdeal yastık yüksekliği 10-12 cm’dir. Yatarken boyun çok arkaya, öne veya yana düşmemeli, orta hatta kalmalıdır. Boyun için özel üretilen kavisli veya rulo şeklindeki yastıkların ağrıyı azalttığı iddia edilmekte ancak yapılan araştırmalarda bunu destekleyen yeterli kanıt yok.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yan-yatanlarda-boyun-sirt-ve-bel-agrilari-daha-az-goruluyor-425073">Yan yatanlarda boyun, sırt ve bel ağrıları daha az görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>D-100 Kuzey yan yola orta refüj</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/d-100-kuzey-yan-yola-orta-refuj-403865</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 14:10:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[refüj]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yola]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403865</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi tarafından İzmit D-100 Kuzey yan yolda orta refüj ve aydınlatma direkleri montajı yapılıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-100-kuzey-yan-yola-orta-refuj-403865">D-100 Kuzey yan yola orta refüj</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından İzmit D-100 Kuzey yan yolda orta refüj yapılıyor. Halkevi önünden başlayan orta refüj yapım çalışmalarıyla yan yolda andezit bordür imalatları ve aydınlatma direkleri montajı yapılacak. Trafik akışının düzenli ve güvenli hale getirileceği çalışmayla refüjle şeritler ayrılırken aydınlatma direkleriyle de yolda modern ve güvenli aydınlatma sağlanacak.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/d-100-kuzey-yan-yola-orta-refuj-403865">D-100 Kuzey yan yola orta refüj</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mobilya yan sanayisinin en prestijli fuarı İntermob için geri sayım başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mobilya-yan-sanayisinin-en-prestijli-fuari-intermob-icin-geri-sayim-basladi-397652</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 11:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[intermob]]></category>
		<category><![CDATA[mobilya]]></category>
		<category><![CDATA[prestijli]]></category>
		<category><![CDATA[sanayisinin]]></category>
		<category><![CDATA[sayım]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397652</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hem üretimde hem de ihracatta uzun vadeli ve istikrarlı bir büyüme trendine sahip olan Türk mobilya yan sanayi sektörü, bu yıl 25.si düzenlenecek İntermob Fuarı’nda gövde gösterisine hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobilya-yan-sanayisinin-en-prestijli-fuari-intermob-icin-geri-sayim-basladi-397652">Mobilya yan sanayisinin en prestijli fuarı İntermob için geri sayım başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hem üretimde hem de ihracatta uzun vadeli ve istikrarlı bir büyüme trendine sahip olan Türk mobilya yan sanayi sektörü, bu yıl 25.si düzenlenecek İntermob Fuarı’nda gövde gösterisine hazırlanıyor. Mobilya yan sanayi, aksesuarları, orman ürünleri ve ahşap teknolojisinin önde gelen global iş platformu olan fuar, 30 Eylül-3 Ekim 2023 tarihleri arasında İstanbul’daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açacak. Fuar, yerli ve yabancı ziyaretçi açısından da etkin ve verimli bir pazarlama alt yapısı sunuyor.  </strong></p>
<p>Mobilya yan sanayi sektörünün prestij fuarlarından İntermob için geri sayım başladı. RX Tüyap tarafından Mobilya Aksesuar Sanayiciler Derneği (MAKSDER) iş birliğiyle düzenlenen ve sektörün tüm paydaşlarının yerli ve yabancı ziyaretçiler ile buluştuğu İntermob, 30 Eylül-3 Ekim 2023 tarihleri arasında İstanbul’daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde 25. kez kapılarını ziyaretçilerine açacak. </p>
<p>Bu yıl 80.000 metrekare büyüklüğündeki 12 salonda 400’ün üzerinde firma ve firma temsilciliğinin katılımıyla gerçekleşecek fuarda, ahşap, orman ürünleri ve malzemeleri, mobilya aksesuarları, kimyasal malzemeler, oturma grubu ve yatak üretim malzemeleri, üretim alet, ekipmanları ve döşemelik kumaşlar sergilenecek. </p>
<p>İnovasyonu, uluslararası bağlantıları ve hedef pazarları bir araya getirme misyonu ile bilinen bu prestijli fuar, çeyrek asırlık geçmişiyle mobilya ve ahşap endüstrisindeki profesyoneller için önde gelen bir etkinlik olarak organize edilmeye devam ediyor. Üreticiler, tedarikçiler, tasarımcılar, mimarlar ve sektör uzmanları için dinamik bir buluşma noktası olarak hizmet veren etkinlik, en son trendleri keşfetmek, bilgi alışverişinde bulunmak ve değerli ortaklıklar kurmak için eşsiz bir fırsat sunuyor.</p>
<p><strong>Global çapta yeni iş bağlantıları için doğru adres</strong></p>
<p>Bu yılki fuar, en yeni ürün, hizmet ve çözümleri sergileyen geniş katılımcı portföyüyle şimdiye kadarki en kapsamlı ve etkili fuar olmayı hedefliyor. İntermob, mobilya bileşenleri ve aksesuarlarından, makine ve teknolojiye kadar sektör değer zincirinin her halkasını kapsıyor.</p>
<p>Ziyaretçiler fuarda mobilya ve ahşap endüstrisinin geleceğini şekillendiren en yeni tasarımları, malzemeleri ve teknolojileri görebilecek. Katılımcı firmalar başta mobilya endüstrisi olmak üzere sektörün dev firmalarıyla uluslararası bağlantı kurup, kalıcı iş ilişkileri oluşturabilecek. Potansiyel iş birlikleri keşfederek, yeni iş fırsatlarına kapı aralayacak, hedef pazarlarını genişletme şansı yakalayacaklar.</p>
<p><strong>Yeni girişimlere ilham kaynağı oluşturuyor</strong></p>
<p>RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner, Cumhuriyetin 100. yılında 25. kez düzenleyecekleri İntermob’un Avrasya’nın en prestijli mobilya yan sanayi fuarı olduğunun altını çizerek, “İntermob, katılımcıların çevre dostu uygulamalarını, malzemelerini ve teknolojilerini bu fuarda sergileyerek, mobilya ve ahşap endüstrisindeki girişimlere ilham kaynağı oluşturuyor. Bu yıl daha fazla ziyaretçi daha fazla firma ve daha geniş ürün grubuyla daha verimli bir fuar dönemi hedefliyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Intermob 25. yılında, WoodTech’ten farklı tarihte düzenleniyor</strong></p>
<p>2022’ye kadar eş zamanlı düzenlenen WoodTech ve İntermob fuarları ileriye dönük olarak daha fazla büyümelerine olanak sağlamak ve ziyaretçi beklentilerini daha iyi karşılayabilmek hedefiyle farklı tarihlerde düzenleniyor. Katılımcıların daha büyük metrekarelerle ve daha geniş ürün yelpazesiyle yer alacakları, ziyaretçilerin ise daha fazla firma ve ürüne ulaşabilecekleri Intermob Fuarı 30 Eylül – 3 Ekim 2023 tarihlerinde düzenlenirken, ağaç işleme teknolojilerine ev sahipliği yapacak WoodTech 19-23 Ekim 2023 tarihlerinde ziyaretçileri ile buluşacak. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobilya-yan-sanayisinin-en-prestijli-fuari-intermob-icin-geri-sayim-basladi-397652">Mobilya yan sanayisinin en prestijli fuarı İntermob için geri sayım başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Özyiğit, &#8220;Siyasi tercihi ne olursa olsun Yenişehir ailesi daima yan yana duracak&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ozyigit-siyasi-tercihi-ne-olursa-olsun-yenisehir-ailesi-daima-yan-yana-duracak-378497</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 May 2023 12:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ailesi]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[daima]]></category>
		<category><![CDATA[duracak]]></category>
		<category><![CDATA[olsun]]></category>
		<category><![CDATA[olursa]]></category>
		<category><![CDATA[özyiğit]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi]]></category>
		<category><![CDATA[tercihi]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yana]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378497</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, 28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından açıklama yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozyigit-siyasi-tercihi-ne-olursa-olsun-yenisehir-ailesi-daima-yan-yana-duracak-378497">Başkan Özyiğit, &#8220;Siyasi tercihi ne olursa olsun Yenişehir ailesi daima yan yana duracak&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, 28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından açıklama yaptı. Sonuçların hayırlı olmasını dileyen ve seçim sürecinde azimle çalışan Yenişehir Gönüllüleri’ne teşekkür eden Başkan Özyiğit, “Siyasi tercihi ne olursa olsun Yenişehir ailesi daima yan yana duracak, ortak değerler etrafında buluşacak ve farklılıkları da zenginlik olarak kabul etmeye devam edecek.”ifadelerini kullandı.“Yenişehirlilerin gösterdiği demokratik duyarlılık ve katılım, şehrimizde güçlü bir demokratik kültürün ve anlayışın varlığını da gösteriyor.” diyen Başkan Özyiğit, bununda güzel bir geleceğe yönelik umut verdiğine dikkat çekti.</p>
<p>Mersin Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Seçim sürecinde değişimden yana kapı kapı dolaşarak, vatandaşlarımıza ulaşan, bilgi ve tecrübeleriyle bizlere katkı sunan Yenişehir Gönüllülerimiz büyük bir takdiri hak ediyor. Gönüllülerimizin hepsi, toplumumuzun çeşitli kesimlerinden gelerek zengin bir mozaik oluşturdu. Seçim sürecinden sonuçların kesinleştiği saate kadar büyük bir disiplin ve hassasiyetle çalışmalarını sürdüren Yenişehir Gönüllülerimiz farklı yetenekleri, deneyimleri ve bakış açılarıyla çalışmalarımıza değer kattı ve bizi daha güçlü bir hale getirdi. Yenişehir Gönüllülerimiz ile birlikte sandık güvenliği konusunda iş birliği yaptığımız Türkiye Gönüllüleri’ne de ayrıca yürekten teşekkür ediyorum.</p>
<p>Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, 28 Mayıs’ta Yenişehir’imizde yüzde 74’ün üzerinde oy aldı. Bu büyük destek bizleri mutlu etti ve doğru yolda olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Seçimi elbette geride bıraktık. Sonuçların ülkemize ve kentimize hayırlı olmasını diliyorum. Bizler hep birlikte güzel bir yaşam alanı için azimle ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Siyasi tercihi ne olursa olsun Yenişehir ailesi daima yan yana duracak, ortak değerler etrafında buluşacak ve farklılıkları da zenginlik olarak kabul edecek.</p>
<p>Oy verme sorumluluğunuzu yerine getirerek, demokratik sürece olan inancını gösteren her bir hemşehrime bu duygularımla teşekkür ediyorum. Yenişehirlilerin gösterdiği demokratik duyarlılık ve katılım, şehrimizde güçlü bir demokratik kültürün ve anlayışın varlığını da gösteriyor.Bu da bizi elbette mutlu ediyor ve güzel bir geleceğe yönelik büyük umut veriyor.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozyigit-siyasi-tercihi-ne-olursa-olsun-yenisehir-ailesi-daima-yan-yana-duracak-378497">Başkan Özyiğit, &#8220;Siyasi tercihi ne olursa olsun Yenişehir ailesi daima yan yana duracak&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Ayakkabı Yan Sanayinde Merkez Oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-ayakkabi-yan-sanayinde-merkez-oluyor-367073</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2023 08:14:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayakkabı]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[sanayinde]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayakkabı sektörünün önemli buluşma noktası “Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı AYSAF”, 3-6 Mayıs 2023 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde açılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-ayakkabi-yan-sanayinde-merkez-oluyor-367073">Türkiye Ayakkabı Yan Sanayinde Merkez Oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AYSAF’a 80’den fazla ülkeden, %25’i yabancı olmak üzere 15.000’in üzerinde sektör profesyonelinin katılımı bekleniyor</strong></p>
<p><strong>Ayakkabı sektörünün önemli buluşma noktası “Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı AYSAF”, 3-6 Mayıs 2023 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde açılıyor.</strong></p>
<p>68. Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı <strong>AYSAF</strong>, sektörün çatı kuruluşu Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği <strong>AYSAD</strong> ve <strong>Artkim Fuarcılık</strong> iş birliği ile dünyanın dört bir yanından gelen, ayakkabı yan sanayi malzemeleri, deri, suni deri, tekstil, taban, ökçe, aksesuar, makine, kimyasal ve kalıp üreticilerinin de aralarında olduğu 36 iş kolunu bir araya getirmeye hazırlanıyor. Sektöründe, Avrasya’nın 1., Avrupa’nın ise 2. en büyük fuarı olan AYSAF’a 327 firma katılıyor. Fuarı 80’den fazla ülkeden 15.000’in üzerinde kişinin ziyaret etmesi bekleniyor. </p>
<p>Çin’de yaşanan tedarik sorunlarının ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından gerek Türkiye’nin coğrafi konumu gerekse de sektörün fiyat-kalite dengesi neticesinde 2022 yılında 500 milyon çift ayakkabı üretim rakamına ve 1,3 milyar dolar ihracat hacmine ulaşan ayakkabı yan sanayinin 2023 yılını 600 milyon çift ayakkabı üretimi ve 1,7 milyar dolar ihracat ile tamamlaması bekleniyor. </p>
<p><strong>AYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Sait Salıcı</strong>, “Ayakkabı yan sanayi sektörümüz son derece teknolojik ve gündemi yakalayan bir dinamiğe sahip. Türkiye’nin yakın çevresinde 60 milyar dolarlık ayakkabı ticaret hacmi bulunuyor. Geçen yıl, 1 milyar 300 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Yüklü miktarlardaki ürünleri şimdiye dek uzak doğudan karşılayan Avrupa Birliği ülkeleri, daha az miktarlı ve kısa vadeli tüm ihtiyaçlarını karşılamak üzere, coğrafi avantajı da fazla olan ülkemize yöneliyor. Hem ayakkabı hem de ayakkabı yan sanayi olarak gidecek daha çok yolumuz var. İyi bir ivme yakaladık. Türkiye’de ayakkabı sektöründe faaliyet gösteren 15 bin işletme bulunuyor; bunların yaklaşık 6 bin tanesini ayakkabı yan sanayicileri oluşturuyor. Fuarların ve birebir görüşmelerin, sektörün ivmesini daha da artıracağına inanıyoruz. Hedefimiz, Türkiye’yi ayakkabı yan sanayi konusunda “merkez” haline getirmek” dedi.</p>
<p>Sergiler, enstalasyonlar, paneller ve konferans programı ile renklenecek AYSAF Fuarı’nda, Kolombiya’da düzenlenen Uluslararası Ayakkabı ve Deri Fuarı’nda 9 saat 40 dakika 32 saniyede en hızlı ayakkabı koleksiyonu oluşturma rekoru kırarak Guinness Rekorlar Kitabına giren ve ayrıca Asist Dünya Rekorunu kazanan <strong>Alexander Moreno</strong> da tasarım şovları gerçekleştirecek. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-ayakkabi-yan-sanayinde-merkez-oluyor-367073">Türkiye Ayakkabı Yan Sanayinde Merkez Oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
