<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>uzmanlar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/uzmanlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/uzmanlar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 May 2026 09:19:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>uzmanlar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/uzmanlar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Göz Sağlığında Türkiye&#8217;nin Gücünü Şekillendiren Buluşma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goz-sagliginda-turkiyenin-gucunu-sekillendiren-bulusma-636178</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 09:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[gücünü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığında]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şekillendiren]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin öncü branş hastanesi olan Dünyagöz Hastaneler Grubu, 30. Yılını özel bir etkinlik ile kutladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-sagliginda-turkiyenin-gucunu-sekillendiren-bulusma-636178">Göz Sağlığında Türkiye&#8217;nin Gücünü Şekillendiren Buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin öncü branş hastanesi olan Dünyagöz Hastaneler Grubu, 30. Yılını özel bir etkinlik ile kutladı. İstanbul’da gerçekleşen “Dünyagöz Buluşmaları 2026” göz sağlığının önde gelen yerli ve yabancı uzmanlarını bir araya getirdi. </p>
<p>Dünyagöz’ün 30 yıllık uzmanlık yolculuğunun yalnızca bir başarı hikâyesi değil; geleceğe uzanan güçlü bir vizyon olarak ele alındığı etkinlikte, yapay zekâ destekli cerrahilerden yeni nesil lens teknolojilerine, sağlık turizminden hasta deneyimine kadar birçok başlık masaya yatırıldı. Türkiye’nin sağlık alanındaki küresel konumuna dikkat çekilen organizasyonda, özellikle göz sağlığında Türkiye’nin artık dünyanın referans merkezlerinden biri haline geldiği vurgulandı.</p>
<p><strong>Dünyagöz Hastaneler Grubu Medikal Direktörü</strong> <strong>Prof. Dr. Bozkurt Şener</strong>, Türkiye’nin göz sağlığında ulaştığı noktaya dikkat çekerek, <em>“Bugün Türkiye, göz sağlığında yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte takip edilen güçlü bir oyuncu konumunda. Teknoloji yatırımları, hekim deneyimi ve kişiselleştirilmiş tedavi anlayışı sayesinde dünyanın birçok ülkesinden hastalar ve uzmanlar Türkiye’yi tercih ediyor. Dünyagöz olarak 30 yıldır yalnızca bugünü değil, geleceğin sağlık sistemini de inşa etmeye odaklanıyoruz”</em> dedi.</p>
<p><strong>Dünyagöz Hastaneler Grubu CEO’su Güçlü Batkın</strong>, 30 yıllık yolculuğun yalnızca bir başarı hikâyesi değil; Türkiye’nin sağlık alanındaki küresel gücünün önemli bir göstergesi olduğunu belirterek, <em>“30 yıldır göz sağlığında yalnızca tedavi sunan bir yapı değil; bilgi üreten, teknolojiye yatırım yapan ve Türkiye’yi uluslararası arenada temsil eden bir marka olmayı hedefledik. Bugün geldiğimiz noktada, dünyanın farklı ülkelerinden hastaların ve uzmanların tercih ettiği global bir sağlık markası olmanın gururunu yaşıyoruz. Önümüzdeki dönemde de yurt dışı yatırımlarımız ve yeni nesil sağlık teknolojilerine odaklanan vizyonumuzla büyümeye devam edeceğiz” </em>dedi.</p>
<p><strong>Tedavinin Geleceğinde İletişimin Gücü Öne Çıktı</strong></p>
<p>Etkinliğin en dikkat çeken oturumlarından biri ise <strong>Psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş</strong> tarafından gerçekleştirilen “Hekim İletişim Teknikleri” sunumu oldu. Oturumda, hasta ile kurulan güven ilişkisinin tedavi başarısındaki belirleyici rolü ele alındı.</p>
<p>Prof. Dr. Baltaş, günümüzde hastaların yalnızca başarılı bir operasyon değil; aynı zamanda kendilerini anlayan, güven veren ve güçlü iletişim kurabilen bir hekim yaklaşımı beklediğini ifade etti. Özellikle hastalarla doğru iletişim kurmanın önemine dikkat çekilen oturumda; empati, güven dili ve hasta psikolojisini doğru yönetmenin sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>Yapay Zekâ Destekli Cerrahiler ve Kişiselleştirilmiş Tedavi Dönemi</strong></p>
<p>Etkinlikte gerçekleştirilen oturumlarda özellikle yapay zekâ destekli lens planlamaları, kişiselleştirilmiş cerrahi yaklaşımlar ve yeni nesil göz teknolojilerinin hasta deneyimine etkileri öne çıktı. Uzmanlar, yapay zekânın analiz ve planlama süreçlerinde önemli avantajlar sağladığını ancak tedavi başarısının hâlâ hekim deneyimi ve doğru klinik yaklaşım ile şekillendiğini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Şener, göz sağlığında artık standart tedavi anlayışının ötesine geçildiğini belirterek, <em>“Yeni dönemde mesele yalnızca tedavi etmek değil; her hastaya doğru teknolojiyi, kişiselleştirilmiş yaklaşımı ve güvenli deneyimi sunabilmek”</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>Dünyagöz’ün yalnızca bir tedavi merkezi değil; aynı zamanda eğitim, teknoloji ve bilgi paylaşımı odağıyla çalışan uluslararası bir yapı olduğuna dikkat çekilen etkinlikte, dünyanın farklı ülkelerinden uzmanların Türkiye’ye gelerek cerrahi süreçleri yerinde incelediği ve Türk oftalmolojisinin geldiği seviyenin global ölçekte ilgiyle takip edildiği aktarıldı.</p>
<p>Dünyagöz Buluşmaları 2026’da, göz sağlığında geleceğin yalnızca ileri teknolojiyle değil; deneyim, iletişim ve hasta odaklı yaklaşımla şekilleneceği mesajı öne çıktı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-sagliginda-turkiyenin-gucunu-sekillendiren-bulusma-636178">Göz Sağlığında Türkiye&#8217;nin Gücünü Şekillendiren Buluşma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyardı: “Meme kanserinde yeni lezyonlar 6 ay içinde gelişebilir”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-meme-kanserinde-yeni-lezyonlar-6-ay-icinde-gelisebilir-617673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 22:42:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[lezyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar meme kanserinde erken tanının önemine vurgu yaptı. Yeni lezyonların 6 ay içerisinde gelişebileceğine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-meme-kanserinde-yeni-lezyonlar-6-ay-icinde-gelisebilir-617673">Uzmanlar uyardı: “Meme kanserinde yeni lezyonlar 6 ay içinde gelişebilir”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genel cerrahi uzmanları Dr. Batuhan Demir ve Doç. Dr. Özhan Çetindağ ile Radyoloji Uzmanı Dr. Ali Algül, meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><b>İki tarama arasında ortaya çıkan meme kanserleri</b></p>
<p>Uzmanlar, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların meme kanserinde “interval süre” olarak tanımlanan iki tarama arasındaki dönemde yeni lezyon gelişimi veya mevcut lezyonların biyolojik davranışının değişebileceğini ortaya koyduğunu belirtti. Literatürde “interval kanser” olarak tanımlanan ve iki tarama arasında ortaya çıkan meme kanserleri bazı agresif tümör tiplerinde aylar içinde gelişebilmektedir. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Doç. Dr. Özhan Çetindağ, meme kanserinde erken tanının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini ifade ederek şunları söyledi: “Meme dokusunda yeni bir lezyon gelişimi ya da mevcut bir kitlenin özelliklerinin değişmesi bazı hastalarda beklenenden daha kısa sürede gerçekleşebiliyor. Bu nedenle kadınların yalnızca kendi kendine muayene ile yetinmemesi, düzenli doktor kontrolü ve uygun görüntüleme yöntemleri ile takip edilmesi son derece önemlidir.” Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Batuhan Demir ise meme kanserinin erken evrede saptanmasının hem tedavi seçeneklerini artırdığını hem de başarı oranını belirgin şekilde yükselttiğini belirterek, “Erken evrede yakalanan meme kanserinde cerrahi ve diğer tedavi seçenekleri çok daha etkili sonuçlar vermektedir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kadınların yıllık meme muayenelerini ihmal etmemeleri gerekiyor” dedi.</p>
<p><b>Dr. Algül, “Mamografi ve meme ultrasonografisi tanıda önemli rol oynuyor”</b></p>
<p>Radyoloji uzmanı Dr. Ali Algül de mamografi ve meme ultrasonografisinin erken tanıda önemli rol oynadığını vurgulayarak şu bilgileri paylaştı: “Görüntüleme yöntemleri sayesinde henüz ele gelmeyen çok küçük lezyonları bile saptamak mümkün olabiliyor. Düzenli tarama programlarına katılım, meme kanserine bağlı ölüm oranlarının azaltılmasında en önemli faktörlerden biridir.” Uzmanlar, özellikle 40 yaş ve üzerindeki kadınların yılda en az bir kez meme muayenesi yaptırmaları ve doktorlarının önerdiği görüntüleme yöntemleri ile düzenli takipte olmalarının erken tanı açısından hayati önem taşıdığını ifade etti. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-meme-kanserinde-yeni-lezyonlar-6-ay-icinde-gelisebilir-617673">Uzmanlar uyardı: “Meme kanserinde yeni lezyonlar 6 ay içinde gelişebilir”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 08:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlattı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[cumbul]]></category>
		<category><![CDATA[farkında]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[meltem]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim Ağzı Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[sordu]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608042</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde giderek yaygınlaşan kadın kanserleri, erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042">Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde giderek yaygınlaşan kadın kanserleri, erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor. Hatta bir kanser türü var ki; ondan aşı ile korunmak mümkün. Ancak milyonlarca kadın bu gerçeğin farkında değil! İşte, Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında,<strong> Acıbadem Ankara Hastanesi, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği</strong> ve <strong>Sağlık Gönüllüleri Derneği </strong>güçlerini birleştirerek, bilgiyi güçle buluşturmak ve önlenebilir bu kanserin farkındalığını artırmak için <strong>‘Güç Sende’ söyleşisi</strong> gerçekleştirdi.  </p>
<p><strong>Moderatörlüğünü ünlü oyuncu ve yönetmen Meltem Cumbul’un</strong> üstlendiği toplumsal farkındalık etkinliğinde, hekimler ve sivil toplum dernekleri bilim, deneyim ve dayanışma için buluştu. <strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Doç. Dr. Emre Özgü ve Dr. Elif Demir ile Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik</strong> rahim ağzı kanserine dair çarpıcı gerçekleri, korunma yollarını ve toplumsal gücün önemini anlattı.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Emre Özgü: “Aşılama mutlaka yaygınlaştırılmalı”</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü</strong>, rahim ağzı kanserinin, aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğunu vurgulayarak, 66 ülkenin ulusal aşılama programı içinde yer aldığını belirtti. Doç. Dr. Özgü şöyle konuştu: “Her dört kadından üçü hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile karşılaşıyor. Yaklaşık yüzde 95 oranında cinsel ilişki ile bulaşan HPV vücuda girdikten sonra yüzde 80’i birinci senede, yüzde 90’ı da ikinci senede bağışıklık sistemi tarafından temizlenir. Temizlenmeyen yüzde 10 rahim ağzında değişiklikler yaparak rahim ağzı kanserine dönüşebiliyor. Rahim ağzı kanserini önlemede en etkili yöntemlerden biri HPV aşısıdır. HPV aşısı bağışıklık sistemini güçlendirerek virüsü vücuttan daha hızlı atmayı sağlar. Çocuklarımızı aşılayabilirsek rahim ağzı kanseri, aşı ile engelleyebildiğimiz tek kanser türü olarak tıp literatüründe yerini alacaktır. Bu kapsamda 9 ila 15 yaş arasındaki tüm çocukların aşılanmasında büyük fayda bulunmaktadır. 11-13 yaş grubunda yüksek bir bağışıklık yanıtı alınabiliyor. Tüm anne babalar çocuklarına bu aşıyı yaptırmalı; bir baba olarak ben de kendi çocuğumun aşılanmasını planlıyorum.”</p>
<p><strong>Dr. Elif Demir : “Düzenli tarama testleri ve aşı kritik önem taşıyor”</strong></p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Demir</strong> de konuşmasında, rahim ağzı kanserinin aşı ile önlenebilen tek kanser türü olduğu konusunda toplumsal farkındalığı artırmanın çok önemli olduğunu vurguladı. Dr. Demir şöyle konuştu: “Yaygın bir aşılama programının sağlanması özellikle genç kızların aşılanmasının sağlanması gerekiyor. Ancak sadece kız çocukları değil, erkek çocukların da kendilerini ve partnerlerini korumaları için aşılanması çok büyük önem taşıyor.  Kadınlarda HPV aşısı üst yaş sınırı olmadan tüm kadınlara yapılabiliyor. Çocukluk çağında iki doz aşı yeterli iken erişkin dönemde üç doz aşı uygulanmaktadır. “</p>
<p>Kanser oluşmadan problemlerin çözülmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Demir sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Korunmada HPV aşısı, düzenli jinekolojik muayenelerin yapılması, Smear ve HPV DNA testi çok önemli. Jinekolojik muayeneye insanlar çekinerek geliyorlar ama bu muayeneler ve tarama testleri hayat kurtarıcı rol oynuyor. HPV kaçınabileceğimiz bir virüs değil ama korunma yolları mevcut. Rahim ağzı kanseri hem önlenebilir hem de erken teşhis edilebilir bir hastalıktır. HPV pozitifliği aslında utanılacak bir durum değildir. İnsanların yüzde 80’i, hayatlarında bir kere HPV ile karşılaşmaktadır önemli olan bunu zamanında saptayabilmek ve aşı ile önüne geçebilmektedir.”</p>
<p><strong>Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik: “HPV olsan bilir miydin?”</strong></p>
<p><strong>Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik</strong> etkinlikte, rahim ağzı kanserine yönelik toplumsal farkındalığın yeterli olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Kadınlarımızın büyük çoğunluğunun kendi üreme organlarının sağlığı ile ilgili temel kavramları dahi bilmekten uzak olduklarını gözlemliyoruz. Tabii hal böyle olunca hastalıkların fark etmeleri de zor oluyor. Öyle ki birbirlerinden tamamen farklı hastalıklar olan rahim ağzı kanseri ile rahim kanserini karıştırabiliyorlar ya da rahim ağzı kanserini başlı başına bir organın kanseri olarak görmeyip, sadece ‘rahim kanserinin başlangıcı’ sanabiliyorlar. Ayrıca doğru bilinen pek çok yanlış da var”</p>
<p>Bu nedenle ülke çapında HPV ve Rahim ağzı kanseri hakkında farkındalık kampanyası başlattıklarını anlatan Çelik sözlerine şöyle devam etti: “Kampanyamızın sloganı; ‘HPV olsan, bilir miydin?’. Bir soruyla başladık bu kampanyaya. Rahim ağzı kanserinin baş sorumlusunun Human Papilloma Virüs yani kısa adıyla HPV olduğunu vurgulamak istiyoruz.  Bu virüsün ne olduğu ve yol açtığı hastalıkları konuşuyoruz. Maalesef ki yeterince bilinmediğini görüyoruz. Çok kişi HPV’yi ilk kez duymuş oluyor ya da başka bir virüs sanıyor. İşte bu yüzden öncelikle HPV hakkında bilgi vermek istiyoruz. Özellikle kadında yol açtığı rahim ağzı kanseri hastalığının toplumsal farkındalığını artırmak istiyoruz. Nedenlerini, korunma yollarını ve tedavisini anlatıyoruz. Uzmanlarımızla birlikte çeşitli söyleşiler düzenliyoruz,  sosyal medya adreslerimizden bu bilgiyi tüm toplumla buluşturmaya çalışıyoruz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-oyuncu-meltem-cumbul-sordu-uzmanlar-anlatti-rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-608042">Ünlü oyuncu Meltem Cumbul sordu Uzmanlar anlattı: &#8220;RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyardı: Bu Belirti 30 Yaş Altında Sessizce Yayılıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-bu-belirti-30-yas-altinda-sessizce-yayiliyor-605953</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 20:24:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[sessizce]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yayılıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605953</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son aylarda gençlerde hızla artan bu sağlık sorunu, çoğu zaman fark edilmeden ilerliyor. Uzmanlar erken teşhisin hayati olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-bu-belirti-30-yas-altinda-sessizce-yayiliyor-605953">Uzmanlar Uyardı: Bu Belirti 30 Yaş Altında Sessizce Yayılıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde yapılan araştırmalar, 30 yaş altındaki bireylerde daha önce nadir görülen bazı sağlık sorunlarının ciddi şekilde arttığını ortaya koydu. Uzmanlar özellikle <strong>sürekli yorgunluk, odaklanma problemi ve ani ruh hali değişimleri</strong> gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Sağlık uzmanlarına göre bu durumun arkasında <strong>yoğun stres, düzensiz uyku, aşırı ekran kullanımı ve yanlış beslenme alışkanlıkları</strong> bulunuyor. Belirtiler başlangıçta hafif seyretse de, ilerleyen süreçte kronik rahatsızlıklara yol açabiliyor.</p>
<p>Uzmanlar, gençlerin yılda en az bir kez rutin sağlık kontrollerini yaptırması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca günlük yaşamda küçük değişikliklerin büyük farklar yaratabileceği ifade ediliyor.</p>
<p>“Erken fark edilen belirtiler, ileride oluşabilecek ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebilir” diyen uzmanlar, özellikle bu işaretlere dikkat çekiyor.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-bu-belirti-30-yas-altinda-sessizce-yayiliyor-605953">Uzmanlar Uyardı: Bu Belirti 30 Yaş Altında Sessizce Yayılıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar, pankreas kanseri tedavisindeki son yenilikleri Hastalar, umut veren deneyimlerini anlattı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-pankreas-kanseri-tedavisindeki-son-yenilikleri-hastalar-umut-veren-deneyimlerini-anlatti-594521</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 14:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas]]></category>
		<category><![CDATA[Pankreas Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisindeki]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yasin]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594521</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pankreas Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hastalarla uzmanların katıldığı “Bu öykülerde bilim, cesaret, umut var” başlıklı söyleşi gerçekleştirildi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-pankreas-kanseri-tedavisindeki-son-yenilikleri-hastalar-umut-veren-deneyimlerini-anlatti-594521">Uzmanlar, pankreas kanseri tedavisindeki son yenilikleri Hastalar, umut veren deneyimlerini anlattı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pankreas Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hastalarla uzmanların katıldığı<strong> “Bu öykülerde bilim, cesaret, umut var”</strong> başlıklı söyleşi gerçekleştirildi. <strong>Sunucu </strong>Leyla Yıldırım’ın moderatörlüğünde söyleşiye katılan<em> <strong>Genel Cerrahi Uzmanları Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan ve Prof. Dr. Mert Erkan, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar ile Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Çolak,</strong></em><strong> bilim alanındaki yeni gelişmeleri anlatırken, </strong>hastalar da şaşırtıcı ve umut dolu hikayelerini paylaştılar.. </p>
<p>Dünya genelinde her yıl 500 binden fazla, Türkiye’de de yaklaşık 8 bin kişiye pankreas kanseri tanısı konuluyor. Üstelik<em> </em>görülme sıklığı giderek artan pankreas kanserinin 2030 yılında ölüme neden olan kanser türleri arasında 4. sıradan 2. sıraya yükseleceği belirtiliyor. Buna karşın pankreas kanserine yönelik toplumsal farkındalık hala çok düşük. Pankreas Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında <strong>Acıbadem Maslak  Hastanesi’nde</strong> düzenlenen söyleşide, pankreas kanseri hakkında genel bilgilerin yanı sıra hastanın yaşam kalitesini ve süresini artıran yenilikçi tedavi yöntemleri de anlatıldı. </p>
<p><em><strong>“5 yıllık sağkalım yüzde 54’lere ulaştı”</strong></em></p>
<p><em>Etkinlikte konuşan <strong>Acıbadem Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan</strong>, pankreas kanserinin teşhis ve tedavisinde son yıllarda çok önemli ilerlemeler sağlandığını belirterek, bu sayede kanserden sağkalım oranlarının da çok ciddi oranda arttığını vurguladı. Prof. Dr. Ceyhan sözlerine şöyle devam ett: “Sağ kalım oranları çok ciddi oranda arttı. Ben bilimsel olarak çalışmaya başladığım zaman, 25 sene önce ameliyat ettiğimiz hastaların sağ kalımı (5 yıl sağkalımdan hep hesaplarız) yüzde 12’lerdeydi şimdi 10 sene önce biz bunu yüzde 35, yüzde 40’a çıkartabildik. En son çalışmalardan sonra yüzde 54’e kadar bile arttı. Bu bir şekilde pankreas kanserinin şu an ön tedavilerle iyi bir şekilde kontrol edilip bu 5 yıllık sağ kalımları sağlayabilmemizi gösteriyor. Onkolojik tedavi, cerrahi tedavi iyi bir şekilde birleştiği zaman bu sonuçları artık hastalarımız için elde edebiliyoruz. Belki siz bana bu 5 yıl sağkalımı 10 yıl sonra sorarsanız, belki ben size yüzde 75 bile diyebileceğim.” </em></p>
<p><em><strong>“Kemoterapi sayesinde önemli ilerlemeler kaydediliyor”</strong></em></p>
<p><em>Özellikle damar tutulumunun olduğu lokal ileri pankreas kanserlerinde ya da sınırlı sayıda metastaz bulunan hastalarda da, uygulanan kemoterapi sayesinde önemli ilerlemeler kaydettiklerini belirten Prof. Dr. Ceyhan “Bu tedavi ile hastaları, sanki erken evre pankreas kanseriymiş gibi değerlendirme ve ameliyat şansı sunma imkanı oluyor. Bu bizim için çok değerli bir gelişme çünkü geçmişte bu hastaların çoğunu tedavi açısından kaybedilmiş kabul ediyorduk. Şimdi ise doğru tedaviyle bu hastalara da umut verebiliyor ve başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz” dedi.   </em></p>
<p><strong>“Son 6 ayda diyabet tanısı aldınızsa…”</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mert Erkan da konuşmasında; </strong>pankreas kanserinin toplumda nadir görülmesine rağmen ciddiyeti ve hızla ilerleyen yapısı nedeniyle çok daha dikkat gerektiren bir noktada olduğunu vurguladı. Toplumda görülme oranı normalde 10 binde 1 düzeyindeyken, 50 yaşın üzerinde bireylerde son 6 ay içinde yeni diyabet tanısı konulması ve buna kilo kaybının eşlik etmesi durumunda riskin 150’de 1’e yükseldiğini belirten Prof. Dr. Erkan sözlerine şöyle devam etti: “Bu grupta yaklaşık 70 katlık bir yoğunlaşma var. Pankreas kanseri aslında en sık 60’lı 70’li yaşlarda gözüküyor. Ama baktığımızda pankreas kanseri yüzünden ameliyat 18’li 20’li yaşlara kadar hastalar geliyor. Çocukluk çağı tümörü olarak bile, 3-4 yaşında bile görebildiğimiz özel formları var.”</p>
<p><strong> “Erken tanı mümkün olmaya başladı”</strong></p>
<p>Kanserin tüm zorluklarına rağmen artık giderek daha kontrol edilebilir bir hastalık haline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Erkan şöyle konuştu: “Pankreas kanserinde erken tanı artık mümkün olmaya başladı. Bir takım risk gruplarını tanımlayabiliyoruz. Pankreasında kisti olan hastalarımızı daha yakın takip ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki o kistler belli bir aşamada, tümü değil ama bir grubu kansere dönüşebiliyor. Yeni tanı diyabet bizim için çok önemli. Son 6 ay içinde diyabet tanısı konulmuş 50 yaşın üzerindeyse bu bireyler araştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Geçen bir 1,5 yıl içinde ortaya çıkan yeni pankreas kanseri aşıları var. Yani pankreas kanseri bu bugün için hani dünden çok daha iyi durumda ama yarından hala daha kötü bir hastalık.”</p>
<p><strong>34 yaşında ileri evre pankreas kanseri teşhisi aldı</strong></p>
<p>Etkinliğe katılan <strong>Hasan Karaduman</strong> tanı ve tedavi sürecinde yaşadıklarını katılımcılarla paylaşırken gözyaşlarını tutamadı. 34 yaşında ileri evre pankreas kanseri ve karaciğerinde iki metastaz olduğunu öğrendiğinde şok olduğunu belirtti. O süreçte 6 yaşında bir oğlu ve aynı zamanda 4 aylık hamile olan eşiyle yeni bir bebek heyecanı yaşadığı günlere denk gelen tanı şokundan sonra neler yaşadığını ise şöyle anlattı:  </p>
<p> “Karın ağrısı şikayetiyle acile başvurduğumda yapılan tetkikler sonucunda pankreas kanseri olduğumu öğrendim. Oradaki hekim bu haberi bana vermedi eşime verdi. Eşime verdiği için de eşimden öğrendim ben bunu. Ondan sonra kemoterapi sürecim başladı. Üç aylık kemoterapi sürecimi güzel değerlendirdim. Ameliyat olma durumum oldu, cerrah araştırması içerisine girdik. Güralp hocayı internet araştırmasında bulduk. İyi ki de bulmuşum. Hocayla ilk görüşmemde online üzerinden görüştüğümde ben bu tanıyı 34 yaşında aldığım için ‘babam için mi’ aradığımı sormuştu. Kendim için aradığımı söyleyince çok şaşırmıştı. Ameliyatım güzel geçti, 12 saat sürdü. Ameliyat sonrası kemoterapi sürecim tekrar oldu. Bu süreçte eşim doğum yaptı. Ameliyatım ve kemoterapim iyi geçtiği ve kızım olduğu için kızımın adını Melek koydum. Hayatıma umut dolu Meleğim olsun diye Melek ismini koydum”</p>
<p><strong>“Ameliyat edilemez” denmişti, ancak…  </strong></p>
<p>76 yaşındaki Fazilet Molla da 2017 yılında halsizlik, iştahsızlık, çok şiddetli kaşıntı, karında ağrı ve göz aklarında yoğun sarılık nedeniyle hastaneye başvurduğunu, pankreas başı ve safra kanalını tıkayan kanserli tümör tespit edildiğini ve kanseri ileri evrede olduğu için ‘ameliyat edilemez’ denildiğini anlatan Mollaoğlu çarpıcı hikayesini şöyle özetledi: “Önce umutsuz hasta olduğum, katiyen iyileşmeyeceğim söylendi çocuklara. Benim haberim yoktu. Ondan sonra ‘15 gün ya da 3 ay yaşar götürün, hiçbir şey yapmayın’ dendi. Ondan sonra Mert Hoca&#8217;yı bulduk. Ameliyat oldum. Ben 76 yaşındayım. 9 senedir yaşıyorum ve Mert&#8217;in sayesinde kahraman gibi yaşıyorum. Her işimi yapıyorum, geziyorum, torunuma gidip yemek yapıyorum”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-pankreas-kanseri-tedavisindeki-son-yenilikleri-hastalar-umut-veren-deneyimlerini-anlatti-594521">Uzmanlar, pankreas kanseri tedavisindeki son yenilikleri Hastalar, umut veren deneyimlerini anlattı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin Dört Bir Yanından Uzmanlar Kavacık Köyü&#8217;nde Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-dort-bir-yanindan-uzmanlar-kavacik-koyunde-bulustu-588742</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 13:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dört]]></category>
		<category><![CDATA[kavacık]]></category>
		<category><![CDATA[köyü]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[üzüm]]></category>
		<category><![CDATA[yanından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588742</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de uzun bir aradan sonra yeniden düzenlenen 3. Ulusal Bağcılık ve Ürünleri Sempozyumu kapsamında, Türkiye'nin farklı illerinden gelen uzmanlar Karabağlar Belediyesi'nin desteğiyle Kavacık Köyü’nü ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-dort-bir-yanindan-uzmanlar-kavacik-koyunde-bulustu-588742">Türkiye&#8217;nin Dört Bir Yanından Uzmanlar Kavacık Köyü&#8217;nde Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de uzun bir aradan sonra yeniden düzenlenen 3. Ulusal Bağcılık ve Ürünleri Sempozyumu kapsamında, Türkiye&#8217;nin farklı illerinden gelen uzmanlar Karabağlar Belediyesi&#8217;nin desteğiyle Kavacık Köyü’nü ziyaret etti. Katılımcılar, köyün coğrafi işaretli üzümü hakkında bilgi alarak üretim süreçlerini yerinde inceledi.</p>
<p>Edirne, Ankara, Bolu, Mardin, Tokat, İstanbul, Manisa ve Aydın’dan gelen gıda ve ziraat mühendisleri, akademisyenler ile oda temsilcilerine, Kavacık Köyü Muhtarı Hüseyin Yalçın ve Kavacık Kadın Kooperatifi Başkanı Nurten Özkan ev sahipliği yaptı. Yalçın ve Özkan, konuklara bölgenin tarihi, üretim yapısı, üzüm çeşitliliği ve kooperatif çalışmaları hakkında kapsamlı bilgiler verdi.</p>
<p><b>Bağlarda İnceleme, Sürdürülebilirlik Vurgusu</b></p>
<p>Ziyaret kapsamında Kavacık’taki bağlarda incelemelerde bulunan katılımcılar, bağın toprağı, iklim yapısı, üzüm verimi ve üretim yöntemleri üzerine gözlemler yaptı. Köyün doğal dokusu, bağların yapısı ve üzümün aroması hakkında çeşitli notlar alan uzmanlar, Kavacık üzümünün bölgeyle olan uyumunun ve kendine özgü tadının dikkat çekici olduğunu ifade etti.</p>
<p>Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Ömer Ulaş Kırım ise bağcılığın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir miras olduğunu vurguladı.</p>
<p><b>Karabağlar Belediyesi de sempozyuma destek verdi</b></p>
<p>Karabağlar Belediyesinin de destekçileri arasında yer aldığı 3. Ulusal Bağcılık ve Ürünleri Sempozyumu, Türkiye’nin bağcılık açısından zengin coğrafyasında akademik bilgi ile sektör deneyimini buluşturmayı, yerel üzümlerin kullanım alanlarını genişletmeyi ve sektöre sürdürülebilir bir yön kazandırmayı hedefledi.</p>
<p>Ayrıca sempozyum ekinin hazırlamış olduğu hoşgeldin paketlerinde Kavacık Üzüm Lokumu da yer aldı. Böylece konuklar kendine has aroması ve tadıyla lezzetli Kavacık üzüm lokumunu da tatma imkanı buldu.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-dort-bir-yanindan-uzmanlar-kavacik-koyunde-bulustu-588742">Türkiye&#8217;nin Dört Bir Yanından Uzmanlar Kavacık Köyü&#8217;nde Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky, yeni eğitim programı &#8220;Büyük Dil Modelleri Güvenliği&#8221;ni tanıttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-yeni-egitim-programi-buyuk-dil-modelleri-guvenligini-tanitti-582743</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 09:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[Llm]]></category>
		<category><![CDATA[modelleri]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Siber Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582743</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurs, siber güvenlik uzmanlarına büyük dil modellerindeki (LLM) güvenlik açıklarını anlamak, değerlendirmek ve bunlara karşı savunma yapmak için gerekli becerileri kazandırmak amacıyla Kaspersky AI Teknoloji Araştırma Merkezi tarafından geliştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-yeni-egitim-programi-buyuk-dil-modelleri-guvenligini-tanitti-582743">Kaspersky, yeni eğitim programı &#8220;Büyük Dil Modelleri Güvenliği&#8221;ni tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kurs, siber güvenlik uzmanlarına büyük dil modellerindeki (LLM) güvenlik açıklarını anlamak, değerlendirmek ve bunlara karşı savunma yapmak için gerekli becerileri kazandırmak amacıyla Kaspersky AI Teknoloji Araştırma Merkezi tarafından geliştirildi.</strong></p>
<p>LLM&#8217;lerin ortaya çıkışı, şirketlerin Yapay Zeka (AI) sistemlerini geliştirme ve bunlarla etkileşim kurma biçiminde devrim yaratırken, aynı zamanda yeni ve karmaşık güvenlik sorunları da ortaya çıkardı.  Kaspersky&#8217;nin yaptığı bir araştırma, 2024 yılında şirketlerin yarısından fazlasının altyapılarında AI ve Nesnelerin İnterneti (IoT) teknolojilerini kullanmaya başladığını ortaya koydu. Bu teknolojiler kurumsal sistemlere ve süreçlere giderek daha fazla entegre oldukça, bunların nasıl hedef alınabileceğini, siber saldırılar için hangi güvenlik açıklarının kullanılabileceğini ve bunlara karşı nasıl savunma yapılabileceğini anlamak artık isteğe bağlı bir konu değil, siber güvenlik uzmanları için hayati bir beceri haline geldi.</p>
<p>Bu kritik ihtiyacı karşılamak için Kaspersky, ünlü Siber Güvenlik Eğitimi portföyünü LLM&#8217;lerin güvenliğine adanmış yeni bir çevrimiçi kursla genişletti. Yeni gelişmekte olan bu alanda sağlam bir temel sağlamak için tasarlanan kurs, profesyonellere güvenlik açıklarını değerlendirme, etkili savunma önlemleri uygulama ve dayanıklı AI sistemleri tasarlama konusunda uzmanlık kazandırıyor. Katılımcılar, gerçek hayattan örnekler ve pratik ödevlerle uğraşarak, sağlam güvenlik önlemleri uygulama ve LLM tabanlı uygulamaların dayanıklılığını artırma becerilerini geliştirebiliyor.</p>
<p>Kurs, yaklaşık yirmi yıldır siber güvenlik ve güvenli yapay zeka alanlarında yapay zeka çalışmalarına adanmış uzmanlardan oluşan Kaspersky Yapay Zeka Teknoloji Araştırma Merkezi&#8217;nin kapsamlı uzmanlığından yararlanıyor. Bu uzmanlar, çok çeşitli tehditlerin tespit ve azaltılması konusunda önemli ilerlemeler kaydetti. Kaspersky Araştırma Geliştirme Grubu Müdürü Vladislav Tushkanov tarafından yönetilen program, ilgi çekici video dersler, pratik laboratuvar çalışmaları ve etkileşimli alıştırmalar aracılığıyla katılımcılara ilgi çekici bir öğrenme deneyimi sunuyor. Kursta:</p>
<ul>
<li>Jailbreak, prompt injection ve token smuggling gibi istismar tekniklerini keşfederek bunlara karşı nasıl savunma yapılacağı öğretiliyor.</li>
<li>Model, prompt, sistem ve hizmet gibi çeşitli düzeylerde pratik savunma stratejileri geliştiriliyor.</li>
<li>LLM güvenliğini değerlendirmek ve geliştirmek için yapılandırılmış çerçeveler uygulanıyor.</li>
</ul>
<p>Bu eğitim yapay zeka siber güvenliği alanında kariyerine yeni başlayanlar, LLM&#8217;leri geliştiren veya entegre eden mühendisler ve yapay zeka altyapısı ile yakından çalışan uzmanlar için büyük faydalar sağlıyor.</p>
<p><strong>Vladislav Tushkanov,</strong> şunları söylüyor: <em>&#8220;Büyük dil modellerinin yükselişi, kuruluşların yapay zeka oluşturma ve kullanma yaklaşımında devrim yaratarak yeni ufuklar açtı. Ancak bu teknolojik sıçrama, acil olarak ele alınması gereken karmaşık güvenlik sorunlarını da beraberinde getiriyor. Siber güvenlik uzmanları için bu güvenlik açıklarını tespit etme, bunlardan yararlanma ve bunlara karşı koruma sanatını ustaca kullanmak hayati bir beceri haline geldi. Bu nedenle profesyonellere LLM tabanlı uygulamaları korumak ve gelişen tehdit ortamının bir adım önünde olmak için gerekli olan bilgileri ve pratik araçları sağlamak amacıyla bu özel kursu geliştirdik.&#8221;</em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-yeni-egitim-programi-buyuk-dil-modelleri-guvenligini-tanitti-582743">Kaspersky, yeni eğitim programı &#8220;Büyük Dil Modelleri Güvenliği&#8221;ni tanıttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pankreas alanında çalışan uzmanlar bu kez Türkiye&#8217;de eğitim gördü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pankreas-alaninda-calisan-uzmanlar-bu-kez-turkiyede-egitim-gordu-576697</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 15:19:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hekimler]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[pankreas]]></category>
		<category><![CDATA[programı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576697</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genellikle sinsice ilerleyen ve ileri evrelere kadar belirti vermeyen pankreas kanserinin tüm dünyada ve ülkemizde görülme sıklığı son yıllarda hızla artmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pankreas-alaninda-calisan-uzmanlar-bu-kez-turkiyede-egitim-gordu-576697">Pankreas alanında çalışan uzmanlar bu kez Türkiye&#8217;de eğitim gördü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle sinsice ilerleyen ve ileri evrelere kadar belirti vermeyen pankreas kanserinin tüm dünyada ve ülkemizde görülme sıklığı son yıllarda hızla artmaya devam ediyor. Uzmanlar, pankreas kanserinin 2030 yılında ölüme yol açan kanser türleri arasında 4. sıradan 2. sıraya yükseleceği konusunda uyarıda bulunuyor. Bu korkutucu rakamları önlemeye çalışan bilim insanlarının hız kesmeyen çalışmaları ise yüz güldürüyor. Teşhis ve tedavisinde yaşanan gelişmelere paralel olarak pankreas kanserinde erken tanı imkanı artarken, tedavilerden de oldukça başarılı sonuçlar alınıyor; bu sayede hastaların yaşam süreleri ve kaliteleri yükseliyor! </p>
<p><strong>Dünyanın çeşitli ülkelerinden hekimler eğitim aldı</strong></p>
<p>Pankreas kanserinin tedavisinde baş döndüren gelişmeleri aktarmak, hekimlerin bu alanda uzmanlaşmalarını sağlamak amacıyla tıp dünyası da eğitimlerine hız kesmeden devam ediyor. Acıbadem Maslak Hastanesi’nde,<strong> </strong>geçtiğimiz günlerde, <strong>Avrupa Pankreas Derneği Başkanı Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan </strong>liderliğinde gerçekleşen ve üç gün süren <em><strong>Pancreas 2000 </strong></em>eğitim programında, dünyanın çeşitli ülkelerinden pankreas kanserinin tanı ile  tedavisinde rol alan ve genel cerrahi, onkoloji, gastroenteroloji gibi farklı uzmanlardan oluşan 40 kadar bilim insanına, güncel bilimsel gelişmeler aktarıldı.</p>
<p><strong>Bilimsel çalışma ve liderlik eğitimi verildi</strong></p>
<p>Avrupa başta olmak üzere 25’ten fazla ülkeden katılımcıya ev sahipliği yapan <em><strong>Pancreas 2000 </strong></em>eğitim programı, zaman zaman farklı ülkelerden hekimlerin katılımıyla uluslararası bir platforma dönüştü. Pankreas eğitim programının adresi bu kez Acıbadem Maslak Hastanesi oldu. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, Avrupa Pankreas Derneği’nin (European Pancreatic Club/ EPC) gerçekleştirdiği <em>Pancreas 2000</em> eğitim programının pankreas hastalıkları alanında uzmanlaşacak olan hekimleri yetiştirmeyi amaçlayan öncü bir eğitim girişimi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, “Eğitim programının ana hedefi; pankreas alanında bilimsel çalışmalar ve bu alanda liderlik yapabilecek nitelikte hekimler yetiştirmek ve aralarında önemli bir network sağlamaktır. <em>Pancreas 2000</em> eğitim programı sadece tıbbi bilgi aktarımı değil, aynı zamanda uluslararası iş birliği, liderlik gelişimi ve bilimsel üretkenlik açısından da eşsiz bir platform olanağı sunmaktadır” diye konuştu. </p>
<p><strong>Türkiye bölgesel liderlik merkezi oldu!</strong></p>
<p>Katılımcılarını 2.5 ila 3 yıl süren yoğun bir süreçte bilimsel araştırma yapma, proje geliştirme, yayın hazırlama ve liderlik becerileri edinme gibi alanlarda destekleyen <em>Pancreas 2000</em>  eğitim programından şimdiye kadar 11  sınıf mezun oldu.   <strong>Avrupa Pankreas Derneği Başkanı </strong>ve aynı zamanda 2019 yılından itibaren süren<strong> </strong><em><strong>Pancreas 2000</strong></em><strong> </strong>projesinin <strong>Direktörü Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, </strong>eğitim programının pankreas hastalıklarıyla mücadelede dünya genelinde güçlü bir etki yaratmaya devam ettiğini belirterek, “2000 yılında kurulan <em>Pancreas 2000</em> eğitim programı, pankreas hastalıklarına yönelik bilimsel araştırmaları ve multidisipliner iş birliğini teşvik eden öncü bir eğitim girişimidir. Bilimsel liderlik ve iş birliğini odağına alan bu değerli platform, Türkiye’yi bu alanda bölgesel bir liderlik merkezi haline getirmiştir” dedi. </p>
<p><strong>Multidisipliner işbirliğinin önemi vurgulanıyor</strong></p>
<p><em>Pancreas 2000</em> eğitim programı, pankreas hastalıkları alanında bilimsel araştırma ve liderlik potansiyeli olan hekimleri bir araya getirerek, bu zorlu hastalıkla mücadelede multidisipliner işbirliğinin önemini vurguluyor.  Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, “Programın en önemli özelliği, pankreas alanındaki tüm ekiplerin, yani cerrahların gastroenterologların, onkologların ve diğer uzmanların bir arada entegre ve multidisipliner bir yaklaşımla çalışmalarına olanak sağlamasıdır. Bu sayede, gerçek klinik uygulamalara paralel bilimsel çalışmalar yürütülmektedir” diye konuştu.  Bu bilimsel çalışmaları ilk fikirden proje haline getirip, ardından uluslararası bir çalışmaya döndürüp, sonuçları elde ederek ve en son aşama olarak yayınlanana kadar ilerlerken destek vermek, <em>Pancreas 2000</em> eğitim projesinin ana amaçlarından birini oluşturuyor. </p>
<p><strong>Liderlik yetenekleri geliştiriliyor</strong></p>
<p>Eğitim sürecinde katılımcıların bilimsel çalışma süreçlerinin her aşamasında desteklendiklerini vurgulayan Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, “Programın temel özelliklerinden biri de katılımcıların liderlik becerilerinin profesyonel bir lider tarafından geliştirilmesidir. Çünkü pankreas alanında lider olabilmek için sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda güçlü iletişim ve organizasyon yeteneklerine de sahip olunması gerekmektedir” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pankreas-alaninda-calisan-uzmanlar-bu-kez-turkiyede-egitim-gordu-576697">Pankreas alanında çalışan uzmanlar bu kez Türkiye&#8217;de eğitim gördü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Daha iyi siber güvenlik için boşlukları doldurun: Zamanında ve etkili Tehdit İstihbaratı, BT uzmanlarının önceliği olmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/daha-iyi-siber-guvenlik-icin-bosluklari-doldurun-zamaninda-ve-etkili-tehdit-istihbarati-bt-uzmanlarinin-onceligi-olmali-565993</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 08:10:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[boşlukları]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[doldurun]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[istihbarat]]></category>
		<category><![CDATA[istihbaratı]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluş]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[önceliği]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[tehditler]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlarının]]></category>
		<category><![CDATA[zamanında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565993</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde siber güvenlik ekipleri, yapay zeka, otomasyon ve gelişmiş kalıcı tehditler (APT'ler) tarafından desteklenen ve giderek daha sofistike hale gelen saldırılarla karşı karşıya kalıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/daha-iyi-siber-guvenlik-icin-bosluklari-doldurun-zamaninda-ve-etkili-tehdit-istihbarati-bt-uzmanlarinin-onceligi-olmali-565993">Daha iyi siber güvenlik için boşlukları doldurun: Zamanında ve etkili Tehdit İstihbaratı, BT uzmanlarının önceliği olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde siber güvenlik ekipleri, yapay zeka, otomasyon ve gelişmiş kalıcı tehditler (APT&#8217;ler) tarafından desteklenen ve giderek daha sofistike hale gelen saldırılarla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, geleneksel reaktif güvenlik önlemlerinin yetersiz kalmasına neden oluyor. Gelişen tehlikelere etkili bir şekilde karşı koymak için kuruluşlar, tehdit istihbaratını (TI) kullanan proaktif bir yaklaşım benimsemek zorunda. Potansiyel tehditleri önceden tahmin ederek, kötü niyetli faaliyetleri erken tespit ederek ve riskler artmadan önce bunları azaltarak, kurumlar savunmalarını güçlendirebilir ve hızla değişen ortamda dayanıklılıklarını koruyabilirler. Reaktif güvenlik stratejilerinden proaktif güvenlik stratejilerine geçiş, siber suçluların bir adım önünde olmak ve kritik varlıkları korumak adına çok önemlidir.</p>
<p>Kaspersky, son araştırmasında işletmelerin savunmalarını güçlendirmek için tehdit istihbaratını nasıl kullandıklarını anlamak amacıyla çeşitli sektör ve bölgelerden BT uzmanlarını ankete tabi tuttu. Araştırma sonuçları, Türkiye’deki kuruluşların ezici çoğunluğunun (%86) mevcut tehdit istihbaratından memnun olduğunu, ancak özellikle entegrasyon, hız ve alaka düzeyi açısından hala önemli iyileştirme alanları göründüğünü ortaya koydu.</p>
<p><strong>Tehdit istihbaratının kritik rolü</strong></p>
<p>Tehdit istihbaratı, veri toplamanın ötesine geçen ve saldırganların taktikleri, teknikleri ve prosedürleri (TTP&#8217;ler) hakkında eyleme geçirilebilir içgörüler sağlayan bir yaklaşımdır. Kurumlar saldırganların davranışlarını inceleyerek tehditleri daha erken tespit edebilir, savunma stratejilerini iyileştirebilir ve olaylar sırasında ve sonrasında daha etkili bir şekilde karşılık verebilir. Çalışma, Türkiye’deki şirketlerin neredeyse yarısının (%40) özel TI tedarikçilerine güvenerek seçilmiş istihbarat elde ettiğini, yaklaşık üçte birinin (%32) ise diğer kuruluşlarla tehdit verisi alışverişinde bulunduğunu ortaya koyuyor. Kalan %28 açık kaynaklardan istihbarat topluyor, bu da TI&#8217;nın değerinin yaygın olarak kabul gördüğünü gösteriyor.</p>
<p>TI&#8217;nın siber güvenlikteki önemi, kuruluşların gelişen tehditlerin bir adım önünde olmalarında ve savunmalarını buna göre uyarlamalarına yardım etmelerinde yatıyor. Bu sistem proaktif risk yönetimini mümkün kılıyor ve potansiyel saldırıları gerçekleşmeden önce öngörme yeteneğini geliştiriyor. Tüm bu faydaların görünmesi için en etkili tehdit istihbaratı, en son tehditleri yansıtmalı ve zamanında sağlanmalıdır. Bu, META bölgesinden ankete katılanların %40&#8217;ının önceliğini oluşturuyor. Ayrıca güvenlik iş akışlarına sorunsuz bir şekilde entegre edilebilmeleri ve eyleme geçirilebilir olmaları şart. Bu da ankete katılan profesyonellerin %40&#8217;ı için önemli bir endişe kaynağı. Ek olarak, ankete katılanların %36&#8217;sı, istihbaratı gerçek dünya senaryolarında gerçekten kullanılabilir hale getirmek için önceliklendirme ve tekilleştirme dahil olmak üzere daha iyi analizlere ihtiyaç olduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>İyileştirme için önemli noktalar</strong></p>
<p>Çoğu kuruluş halihazırda TI&#8217;dan faydalanıyor olsa da, uzmanlar iyileştirmelerin önemli bir fark yaratabileceği birkaç alan belirlemiş durumda. META bölgesinde ankete katılanların %24&#8217;ü tarafından belirtilen en acil ihtiyaç mevcut süreçlere daha kolay entegrasyon olurken, bu sayede tehdit istihbaratının günlük güvenlik operasyonlarına daha sorunsuz bir şekilde dahil edilebilmesi sağlanabilir. Ankete katılanların %12’si erişilebilirliği iyileştirmek için daha iyi analizlerin önemini vurguluyor. Bu, istihbaratın güvenlik ekipleri tarafından daha kolay yorumlanabilmesi ve üzerine harekete geçilebilmesi gerektiği anlamına geliyor. Öte yandan ankete katılanların %8&#8217;i, kuruluşların çeşitli tehditler arasındaki bağlamı ve ilişkileri daha iyi anlayabilmesi için farklı sistemler arasında daha sağlam karşılaştırmalı tehdit analizleri yapılmasını talep ediyor. Hız da bir diğer kritik faktör olarak öne çıkıyor. Ankete katılanların %12&#8217;si, ortaya çıkan tehditlere zamanında yanıt verebilmek için istihbaratın daha hızlı sunulması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Entegrasyon ve kullanılabilirlik endişelerinin ötesinde, profesyoneller kalite ve doğruluğu da önceliklendiriyor. META bölgesindeki katılımcıların %32&#8217;si yanlış pozitif sonuçları ve gözden kaçan tehditleri önlemek için kesin, ilgili ve güvenilir yüksek kaliteli istihbaratın önemini vurguluyor. Ayrıca, katılımcıların %32&#8217;si kritik tehditlerin gözden kaçmamasını sağlamak için daha kapsamlı bir kapsama alanı arıyor ve kurumun güçlü güvenlik duruşunu sürdürmek için daha geniş bir istihbarat kaynağı ve içgörü yelpazesine duyulan ihtiyacı vurguluyor.</p>
<p>Günümüzün tehdit ortamında yolunu bulmak, güvenilir, uzmanlar tarafından derlenmiş istihbaratı gerektiriyor. Birçok kuruluş bunun değerini fark etmekte ve mevcut yeteneklerinden memnun olmakla birlikte, özellikle entegrasyon, hız ve alaka düzeyi gibi alanlarda önemli iyileştirme fırsatlarına dair beklenti mevcut. Bu kilit alanlara yatırım yaparak, kuruluşlar ortaya çıkan tehditlere hızlı ve doğru bir şekilde yanıt verme yeteneklerini geliştirebilir, riski azaltabilir ve güvenlik duruşlarını güçlendirebilirler. Uzmanlar tarafından derlenen içgörüler ve gerçek zamanlı istihbarat sunan Kaspersky gibi güvenilir sağlayıcılarla iş birliği yapmak, işletmelerin günümüzün zorlu tehdit ortamında güvenle yol almalarını sağlayacaktır.</p>
<p>Bilgi güvenliği uzmanlarınızın kuruluşunuzu hedef alan siber tehditleri derinlemesine görebilmelerini sağlamak için, tüm olay yönetimi döngüsü boyunca zengin ve anlamlı bağlam sağlayan ve siber riskleri zamanında tespit etmeye yardımcı olan Kaspersky Threat Intelligence kullanabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/daha-iyi-siber-guvenlik-icin-bosluklari-doldurun-zamaninda-ve-etkili-tehdit-istihbarati-bt-uzmanlarinin-onceligi-olmali-565993">Daha iyi siber güvenlik için boşlukları doldurun: Zamanında ve etkili Tehdit İstihbaratı, BT uzmanlarının önceliği olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyardı: &#8220;Cilt Kanserine Karşı Mutlaka Koruyucu Ekipmanlar ve Güneş Koruyucu Kullanılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-cilt-kanserine-karsi-mutlaka-koruyucu-ekipmanlar-ve-gunes-koruyucu-kullanilmali-559757</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 08:55:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[ekipmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559757</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü, personele yönelik ‘Sağlıklı Hayat’ konulu eğitim düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-cilt-kanserine-karsi-mutlaka-koruyucu-ekipmanlar-ve-gunes-koruyucu-kullanilmali-559757">Uzmanlar Uyardı: &#8220;Cilt Kanserine Karşı Mutlaka Koruyucu Ekipmanlar ve Güneş Koruyucu Kullanılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü, personele yönelik ‘Sağlıklı Hayat’ konulu eğitim düzenledi. Seminerde güneş ışınlarının cilt kanseri için risk faktörü olduğunu belirten Doktor Ebru Aldal Gerboğa, ‘’Cilt kanseri riskini azaltmak için mümkünse saat 12.00 ile 16.00 arasında dışarı çıkılmamalı, çıkmak zorunda olanlar ise şapka ve uzun kollu kıyafetler gibi fiziksel koruyucu ekipmanlar ile güneş koruyucu kullanılmalı’’ dedi.</p>
<p>Eğitimde Doktor Ebru Aldal Gerboğa ve Doktor Büşra Özkan; ilçedeki koruyucu sağlık hizmetleri merkezleri ile ilgili bilgi verdi.</p>
<p>Psikolog Ebru Aşılı ise; ruh sağlığı, teknoloji bağımlılığı, bağımlılıkla mücadele ve iletişim becerileri gibi konularda personeli bilgilendirerek, yardım alabilecekleri merkezler hakkında personeli bilgilendirdi.  </p>
<p><b>Ebru Aldal Gerboğa: Vatandaşların sağlık alanında bilgi sahibi olmasını hedefliyoruz</b></p>
<p>Sağlıklı Hayat Akademisi eğitimlerini daha fazla kişiye ulaştırabilmek amacıyla eğitimler düzenlediklerini belirten Doktor Ebru Aldal Gerboğa, ‘’Eğitimde Sağlıklı Hayat Merkezlerini duyuruyor ve vatandaşların sağlık alanında temel bilgi sahibi olmasını hedefliyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde; fizyoterapist, diyetisyen, psikolog ve çocuk gelişim uzmanları vatandaşlara hizmet veriyor. Ayrıca ücretsiz kanser taraması yapılıyor. Küçükçekmece’de Soğuksu, Kemalpaşa ve Atakent’te Sağlıklı Hayat Merkezleri bulunuyor. Vatandaşlar telefonla ya da direkt başvurarak merkezlerden randevu alabilirler’’ dedi.</p>
<p>Psikolog Ebru Aşılı ise günümüzün en önemli sorunlarından biri olan teknoloji bağımlılığı konusunda, ‘’Teknoloji bağımlılığında çeşitli tedavi yöntemleri mevcut. Tıbbi tedavi, psikolojik destek, aile desteği ve sosyal destek kanalları var. Ergenlik çağındakiler ve üniversite öğrencileri teknoloji bağımlılığı en çok görülen yaş grubu. Bu eğitimlerde de teknoloji bağımlılığı konusunda ebeveynleri bilgilendirmeye, farkındalık kazandırmaya çalışıyoruz’’ diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-cilt-kanserine-karsi-mutlaka-koruyucu-ekipmanlar-ve-gunes-koruyucu-kullanilmali-559757">Uzmanlar Uyardı: &#8220;Cilt Kanserine Karşı Mutlaka Koruyucu Ekipmanlar ve Güneş Koruyucu Kullanılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyardı: Her Gün 1 Milyon Yeni Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyon Vakası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-her-gun-1-milyon-yeni-cinsel-yolla-bulasan-enfeksiyon-vakasi-555115</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 08:26:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşan]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[vakası]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yolla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555115</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada 15-49 yaş aralığındaki bireyler arasında her gün 1 milyondan fazla tedavi edilebilir cinsel yolla bulaşan enfeksiyon yayılıyor ve üstelik bunların çoğu herhangi bir belirti vermiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-her-gun-1-milyon-yeni-cinsel-yolla-bulasan-enfeksiyon-vakasi-555115">Uzmanlar Uyardı: Her Gün 1 Milyon Yeni Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyon Vakası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada 15-49 yaş aralığındaki bireyler arasında her gün 1 milyondan fazla tedavi edilebilir cinsel yolla bulaşan enfeksiyon yayılıyor ve üstelik bunların çoğu herhangi bir belirti vermiyor. Uzmanlar, çoğu kişinin taşıdığının farkında olmadan partnerine cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon bulaştırabileceğini hatırlatıyor ve tarama yaptırmadan ilişkiye başlamamanın önemini vurguluyor. Şüphe, düzenli kontrol, doğru önlemler almak ve en önemlisi cinselliği konuşmanın önemini vurgulayan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, cinsel yolla bulaşan hastalıkların gölgesinde büyüyen bu sessiz salgına #SıcağıSıcağına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Kimsenin Konuşmadığı Tehlike: Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar </strong></p>
<p>Büyüdüğümüz coğrafyada, erkekliğin gücünü cinsellikten aldığının ve bu nedenle ülkemizde cinselliğin konuşulmamasının bir tabu olarak görüldüğünün altını çizen, Eskiçorapçı, cinsel enfeksiyonlara dair yaşanan sessiz salgının coğrafyanın ötesine geçtiğini ve tüm dünyayı etkisi altına aldığını söylüyor: “Coğrafya kader mi, evet. Cinsellik ve cinsiyet meselelerinde coğrafya biraz kader. Ama konu daha ciddi boyutlarda. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her gün cinsel olarak aktif olan  (15-49 yaş aralığı) bireyler, 1 milyondan fazla cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyona yakalanıyor. Bu yılda yaklaşık 400 milyon bulaş demek! Bu hastalıkların bel soğukluğu, klamidya gibi bir kısmı tamamen tedavi edilebilirken, HIV yani AIDS gibi bazıları hala tamamen tedavi edilemiyor; sadece kontrol altında tutulabiliyor” diyor.</p>
<p><strong>Yıllar Sonra Yeniden Frengi</strong></p>
<p>28 yıllık bir üroloji hekimi olarak son yıllara kadar frengi vakasına pek rastlamadığını belirten Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, “Son yıllarda frengi konusunda hayret verici bir yükseliş söz konusu. Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada son 10 yılda 7-8 kat artış var. Frengi, sinsice iç organlara doğru ilerleyerek hiçbir semptom yaratmadan aylar hatta yıllar sonra onarılması güç hasarlar bırakıyor. Çok daha ciddi sonuçlara yol açabilen HPV, HIV ve Hepatit gibi virüslerin yayılımı da oldukça yüksek. Bu hastalıklardan Hepatit ve HPV için aşı mevcutken, HIV yani AIDS için halen koruyucu bir aşı bulunmuyor. Türkiye’de AIDS vakaları artış gösterirken, dünya genelinde ise yıllık vaka sayısı 200 milyonun üzerinde seyrediyor” şeklinde ifade ediyor.</p>
<p>Türkiye’de en sık karşılaşılan cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında, bel soğukluğunun farklı türleri yer aldığını belirten Eskiçorapçı, “Klamidya ve Mikoplazma gibi yeni versiyonlarının yanı sıra, klasik Gonore bel soğukluğu da halen yaygınlığını sürdürüyor. Bunların dışında, HSV olarak bilinen genital uçuk da oldukça sık görülüyor. HSV, Amerika’da ve Türkiye’de en sık rastlanan ikinci cinsel yolla bulaşan enfeksiyon konumunda”.</p>
<p><strong>Korunmada En Etkili Yöntemlerden Biri: Prezervatif</strong></p>
<p>Prof. Dr. Eskiçorapçı, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın en temel ve etkili yönteminin prezervatif olduğunu vurguluyor: “Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) sayfasına girip bakarsanız, tüm uzmanların da önerdiği gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmada en önemli yöntem prezervatif. Çok basit ve etkili bir yöntem olarak, enfeksiyonların yaklaşık %90’ının bulaşmasını engelliyor. Bu nedenle cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma yöntemi olarak ilk sırada geliyor.”</p>
<p><strong>Türkiye’de sadece 10 kişiden 2’si prezervatifi enfeksiyonlardan korunmak için kullanıyor</strong></p>
<p>Cinsel sağlık alanında 95 yıldır sağlıklı, keyifli, özgür ve eşitlikçi bir cinsellik vizyonuyla dünya çapında liderlik eden prezervatif markası Durex’in Global Cinsellik Araştırması ise, hem Türkiye’de hem dünya genelinde cinsellikle ilgili sunduğu çarpıcı verilerle prezervatif kullanımına ilişkin tabloyu gözler önüne seriyor. Araştırmaya katılanların %46’sı güvenilir bir partnerle prezervatif kullanımının gereksiz olduğunu düşünürken, bu oran globalde sadece %21. Öte yandan prezervatif kullananların %58’i gebelikten korunmak için, %11’i ise cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak amacıyla bu yöntemi tercih ediyor.</p>
<p><strong>&#8220;Sevgi, Önce Korumaktan Geçer&#8221;</strong></p>
<p>Eskiçorapçı, toplumda prezervatifin hala sadece doğum kontrol yöntemi olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğuna dikkat çekerek şöyle devam ediyor: “Maalesef insanların büyük kısmı, neredeyse %50’den fazlası prezervatifin cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan koruduğunun farkında bile değil. Sanki sadece istenmeyen gebelikleri önlemek için kullanılan bir korunma yöntemiymiş gibi algılanıyor. Bu çok yanlış. Asıl önemli nokta; sizin farkında olmadan taşıyıcı olabileceğiniz hastalıkları partnerinize bulaştırmanızı önlemesi. Hatta çocuk sahibi olmayı planladığınızda bile bu çok kritik. Çünkü fark etmeden partnerinize bulaştırdığınız bir hastalık doğrudan çocuğunuza da geçebilir. Bu da konjenital anomaliler, düşükler, erken doğumlar ve hatta bazı göz hastalıkları gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir. Yani aslında sadece partnerinizi değil, doğacak çocuğunuzu da korumuş olursunuz. Benim prezervatif kullanımı konusunda yaklaşımım yani korunmaya bakış açım daha çok sevgi odaklı. ”</p>
<p><strong>İnovasyonlarla Prezervatifler Artık Daha Konforlu</strong></p>
<p>Dünya genelinde yeni inovasyonlarla prezervatiflerin daha da konforlu hale geldiğini belirten Prof. Dr. Eskiçorapçı, “Evet, başka korunma yöntemleri de var; fakat hem gebelikten korunmada hem de cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesinde en etkili ve aktif yöntem hala prezervatif. Üstelik artık kişiye özel durumlardan kaynaklanan uyum sorunlarını azaltacak, partnerlerin ilişkideki konforunu artıracak yeni ürünler de geliştiriliyor. Bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmek lazım; ben de bu konuda umut verici yenilikler görüyorum” diye ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-her-gun-1-milyon-yeni-cinsel-yolla-bulasan-enfeksiyon-vakasi-555115">Uzmanlar Uyardı: Her Gün 1 Milyon Yeni Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyon Vakası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Hayatında Ruh Sağlığı Tehlikede: Uzmanlar Uyarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/is-hayatinda-ruh-sagligi-tehlikede-uzmanlar-uyariyor-547345</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 14:34:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hayatında]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikede]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547345</guid>

					<description><![CDATA[<p>TELUS Health’in Mental Health Index raporunun paylaşıldığı zirvede, Asya-Pasifik (APAC) ve Avrupa-Ortadoğu-Afrika (EMEA) bölgelerindeki çalışanların ruh sağlığına dair çarpıcı veriler ortaya çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-hayatinda-ruh-sagligi-tehlikede-uzmanlar-uyariyor-547345">İş Hayatında Ruh Sağlığı Tehlikede: Uzmanlar Uyarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genç yetişkinler, hizmet sektörü çalışanları ve acil tasarrufu olmayan bireyler arasında ruhsal zorlanmaların hızla yükseldiği belirtildi. Çalışanların önemli bir kısmı daha öfkeli, güvensiz ve sosyal olarak izole hissettiğini ifade ederken, bu durum özellikle gençler ve finansal güvencesi düşük olanlar arasında daha belirgin.</p>
<p><strong>GÜVEN EKSİKLİ&#286;İ YALNIZLI&#286;I ARTIRIYOR</strong></p>
<p>Zirvede, iş yerlerinde güven ilişkilerinin zayıf olmasının çalışanlarda yalnızlık ve izolasyon duygusunu artırdığı vurgulandı. Güven eksikliği, bağlılık, motivasyon ve iş memnuniyetini olumsuz etkiliyor. Singapur’da çalışanların yalnızca yüzde 45’i güvenilir iş ilişkilerine sahip olduğunu belirtirken, Avrupa, Avustralya ve Yeni Zelanda’da bu oran yüzde 52-55 civarında seyrediyor.</p>
<p><strong>RUH SA&#286;LI&#286;I VE VERİMLİLİK KAYBI</strong></p>
<p>Rapor, ruh sağlığı sorunlarının iş verimliliği üzerindeki etkisine dikkat çekti. Singapur’da çalışanların yüzde 41’i, Avustralya’da ise yüzde 31’i verimlilik kaybı yaşadığını bildirdi. Kaygı tanısı alan Singapurlu çalışanlar yılda 71, Avrupalı çalışanlar ise 76 iş günü verimlilik kaybı yaşıyor. İşveren desteğinin kalitesi de bu kayıplarda belirleyici. Fiziksel refah desteği &ldquo;mükemmel&rdquo; olan çalışanlar yılda 43 gün kayıp yaşarken, &ldquo;zayıf&rdquo; destek alanlarda bu sayı 80 güne çıkıyor. Mental destek alanlarda kayıp 37 günken, destek alamayanlarda 79 güne ulaşıyor.</p>
<p><strong>ZİHİNSEL DESTEK TALEBİ ARTIYOR</strong></p>
<p>Singapur ve Güney Kore’de çalışanların yaklaşık yarısı, yüzde 10’luk maaş zammı yerine daha güçlü zihinsel destek altyapısını tercih edeceğini belirtti. Diğer bölgelerde bu oran yüzde 30-35 seviyesinde. Ancak zihinsel destek hizmetlerine erişimde bariyerler mevcut. Singapur’da yalnızca yüzde 13’ün Çalışan Destek Programı’na (EAP) erişimi varken, Avustralya ve Yeni Zelanda’da bu oran yüzde 50’ye yaklaşıyor. 2024’te her iki çalışandan biri tıbbi yardımı erteledi veya hiç almadı.</p>
<p>Zirvede, Çalışan Destek Programları’nın (EAP) çalışanların işlevselliğini ve yaşam memnuniyetini artırdığı vurgulandı.</p>
<p>Şirketlerin bu konuda hareketsiz kalmasının, üretkenlik, bağlılık ve memnuniyet kayıplarına yol açacağı uyarısı yapıldı. Genç iş gücünün yaşlanmasıyla risklerin derinleşeceği belirtilirken, müdahale edilmezse gelecekte yüksek maliyetlerle karşılaşılacağı ifade edildi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-hayatinda-ruh-sagligi-tehlikede-uzmanlar-uyariyor-547345">İş Hayatında Ruh Sağlığı Tehlikede: Uzmanlar Uyarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bilimsel tartışmaların ekranlarda değil, uzmanlar arasında kapalı ortamlarda yapılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bilimsel-tartismalarin-ekranlarda-degil-uzmanlar-arasinda-kapali-ortamlarda-yapilmali-522866</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 13:07:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ekranlarda]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[ortamlarda]]></category>
		<category><![CDATA[tartışmaların]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522866</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından toplumda yaşanan korku ve kaygı duyguları ile deprem psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilimsel-tartismalarin-ekranlarda-degil-uzmanlar-arasinda-kapali-ortamlarda-yapilmali-522866">&#8220;Bilimsel tartışmaların ekranlarda değil, uzmanlar arasında kapalı ortamlarda yapılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından toplumda yaşanan korku ve kaygı duyguları ile deprem psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Depreme 360 derece açıyla bakmak gerekir</strong></p>
<p>Depreme 360 derece açıyla bakmak gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sadece yer bilimleri açısından bakma eğilimi kaygıyı artırıyor. Deprem sonrası psikoloji üç aşamadan oluşuyor. İlk 15 gün içerisinde yaşanan akut stres doğaldır ve genellikle kendiliğinden düzelir. Eğer bu durum dört haftayı aşarsa, posttravmatik stres bozukluğu riski ortaya çıkar. Sekiz haftayı geçtiğinde ise profesyonel klinik yardım alınması gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Deprem korkusu kişilik yapısına göre farklılık gösteriyor</strong></p>
<p>Deprem korkusunun kişilik yapısına göre farklılık gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin dışarıdan sakin görünmesine rağmen içsel panik yaşayabileceğini, bu tür durumlarda soğukkanlılığın bir savunma mekanizması olduğunu, ancak çözüm bulunamadığı takdirde kronik strese dönüşebileceğini belirtti.</p>
<p>Deprem korkusunun artmasında belirsizlik, çaresizlik ve umutsuzluk duygularının büyük etkisi olduğuna işaret eden Prof. Dr. Tarhan, Japonya örneğine vererek, güçlü sistemlerin, toplumun deprem korkusunu azaltmada etkili olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Sorgulamadan inanmamak lazım! </strong></p>
<p>Deprem tahminleriyle ilgili kamuoyunda yapılan çelişkili açıklamaları da değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Her uzman kendi penceresinden bakarak açıklamalar yapıyor. Bu tür bilimsel tartışmaların ekranlarda değil, uzmanlar arasında kapalı ortamlarda, bilimsel platformlarda yapılması gerekiyor. Resmi kurumlar, uzman görüşlerini bilimsel veriler ışığında değerlendirip toplumla net, güven verici bir dille paylaşmalı. Aksi takdirde halkta daha fazla kaygı ve güvensizlik oluşuyor. Biri diyor ki ‘İstanbul&#8217;u terk edin’. Diğeri ‘Geçti bitti.’ Bunu söylerken sadece kendi penceresinden bakıyorlar. En kötü senaryoya göre hareket ediyorlar. En kötü senaryoya karşı kendi ruh halini topluma yansıtıyor. Onun için şu andaki deprem uzmanlarının söylediklerinin hepsini sorgulamadan inanmamak lazım. Yani fazla iyimser olanı da fazla kötümser olanı da.”</p>
<p><strong>Topluma yeni stres faktörleri eklendi</strong></p>
<p>Deprem sonrası oluşan kronik stresin toplum üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan “Toplumda kronik bir mutsuzluk hali var. Zaten çalkantılı bir toplumuz, buna yeni stres faktörleri eklendi. Bu tür durumlar grup stresi oluşturur ve sonuçta tartışmalar, kavgalar ve şiddet olayları artar,&#8221; dedi.</p>
<p>Toplumda zaten var olan suç oranlarının daha da artabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, bu gibi dönemlerde liderliğin kritik rol oynadığını ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, “Toplum, yöneticilere ve karar vericilere güven duymazsa kriz daha da derinleşir. Liderler gerçekleri gizlerse kaygı artar. Güvenin kaybolduğu yerlerde kimse rahat edemez. Şu an Türkiye’de depremle ilgili plan ve projeler hazırlandı hissi oluşmadı.&#8221; ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>İletişim sistemleri yetersiz kaldı!</strong></p>
<p>Deprem sonrası iletişim sistemlerinin yetersiz kaldığı yönündeki eleştirileri de değerlendiren Tarhan, &#8220;İnternet ve telefon hatları çöktü. Sonrasında sadece özürler geldi. Bu tür afetlere hazırlıkta devletin düzenleyici ve denetleyici rolü çok önemli. Vatandaş vergisini ödüyor; karşılığında etkili kriz yönetimi bekliyor.&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>Deprem için beyin egzersizleri önerisi</strong></p>
<p>Deprem korkusuyla baş etmek için &#8220;kabul egzersizleri&#8221; yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, Japonların da kullandığı &#8216;Acceptance Commitment Therapy&#8217; (Kabul ve Kararlılık Terapisi) tekniklerini önerdi. </p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, egzersizlerin temel adımlarını şöyle açıkladı:</p>
<p>“Korkuya şefkatle yaklaşmak; korkuyu reddetmek yerine onu kabul etmek gerekiyor. Özellikle çocuklar, ebeveynlerinin tepkilerine göre şekilleniyor. Anne-baba soğukkanlı olursa çocuk da korkuyu daha kolay yönetiyor. Nefes ve kas gevşeme egzersizleri; bedenle iletişim kurarak geçmişte aşılmış stresli durumları hatırlamak, şükran duygusunu artırmak önemli. ‘Şu anda sağlıklıyım, şu anda bilincim yerinde’ gibi olumlu düşünceler zihni rahatlatır. Zihinsel sığınak oluşturmak; büyük bir anlamın parçası olduğunu hissetmek kişiye güç verir. İnanç sistemlerinde olduğu gibi yüksek bir varlığa güvenmek, evrende bir düzen olduğunu görmek insanı rahatlatır. Panik anında yalnız olmadığını bilmek çok önemli.”  </p>
<p><strong>Sosyal temas travma etkisini azaltıyor!</strong></p>
<p>Deprem gecesinde insanların aileleriyle birlikte olma ihtiyacının arttığını gözlemlediklerini belirten Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu içgüdüsel bir davranış. Sosyal temas travmanın etkisini azaltır.&#8221; dedi. </p>
<p><strong>Travmalar, anlam arayışını yoğunlaştırıyor…</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, travma anlarında insanların anlam arayışının yoğunlaştığını belirterek, &#8220;Böyle anlarda insan hayatı, değerleri, ilişkileri ve benlik algısını yeniden gözden geçirir. Korkuyu kabul egzersizi yapmak, kendine şefkatle yaklaşmak ve geçmişi pozitif değerlendirmek önemlidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Kontrol duygusu yüksek olan kişilerin korkuyu daha yoğun yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Özellikle panik bozuklukta bu durumun sıkça görülür. Bütçesi milyar doları bulan bir şirketi yöneten bir iş insanı, kendi tansiyonunu yönetemediğini söylemişti. Çünkü insanın kontrol edebileceği ve edemeyeceği şeyler vardır.&#8221; diye konuştu. </p>
<p><strong>Çocuklarda travma yönetimi nasıl olmalı?</strong></p>
<p>Çocukların deprem gibi travmatik olaylardan etkilenme biçiminin yaş gruplarına göre değiştiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, 0-6 yaş arasındaki çocukların en çok bağlılık ilişkisine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Deprem anında çocuklar mutlaka anne-baba ile birlikte olmalı. Onların yanında olmak, beyinde güven ve sevgi hormonu oksitosin salgılanmasını artırıyor.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>6 yaş sonrası çocukların ise olayları sorgulamaya başladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bu yaş grubundaki çocuklar &#8216;Neden oldu? Bana bir şey olur mu? Sana bir şey olur mu?&#8217; gibi sorular sorar. Bu dönemde çocukları susturmak yerine, onları dinlemek çok önemli. Konuşmak değil, duygularını ifade etmelerine izin vermek gerekir.&#8221; dedi.</p>
<p>Anne-baba tutumunun çocukların travmaya karşı dayanıklılığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Büyük insan tepkisi beklemeyelim ama büyük insan gibi yaklaşalım. Çocuğun kendini değerli ve güvende hissetmesi, bu dönemin en önemli kazanımıdır.&#8221; İfadesinde de bulundu.</p>
<p><strong>Gençlerin deprem kaygıları ve psikolojik tepkileri ne?</strong></p>
<p>Gençlerin deprem kaygıları ve psikolojik tepkileri üzerine de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Tarhan, özellikle ergenlik dönemindeki gençlerin yaşadığı kimlik sorgulamalarının, anlam arayışlarının doğal olduğunu vurguladı.</p>
<p>Ergenlik döneminin “Ben kimim? Nereye yönelmeliyim? Niçin?” gibi soruların yoğunlukla sorulduğu fırtınalı bir dönem olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bu yaş grubunda varoluş ve anlam sorgulaması yapmaları sağlıklı bir gelişim göstergesidir. Deprem gibi büyük olaylar da bu sorgulamaları tetikleyebilir. Eğer ergenler bir grup içinde güvenli bir ortamdaysalar birbirlerine desteklerler. Dış arkadaşlık aileden daha önemlidir. Ergenlik döneminin doğası budur. Aileler bu dönemde ergenlere akıl vermekten çok onların fikirlerine başvurmalı. &#8216;Sence ne yapabiliriz?&#8217; gibi sorularla aidiyet duygusu güçlendirilmelidir. Bu yaklaşımın bile terapötik etkisi olur” diye konuştu.</p>
<p><strong>Narsistler depremden daha fazla korkar!</strong></p>
<p>Narsistik kişilerin dışarıdan korkmuyormuş gibi görünebileceklerini ancak depremden en çok korkan gruplardan biri olduklarını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Narsistik kişiler, güçlü görünme zorunluluğunda oldukları için korkularını gizlerler. Aslında güçlü bir karaktere sahip değillerdir; sadece güçlü rolünü oynarlar. Kritik anlarda, örneğin bir depremde, en hızlı kaçış tepkisini gösterenler arasında olabilirler.&#8221; açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Zorluklar, daha büyük bir anlamı kavrama fırsatı sunar! </strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin zor bir coğrafyada bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, son dönemde toplumda ‘kalabalıklar içinde yalnızlık’ kavramının yaygınlaştığını belirtti. </p>
<p>“Üzerine bir de deprem kaygısı eklendiğinde toplumda geleceğe dair umutsuzluk duyguları artabiliyor. Ancak Türkiye geçmişte çok daha büyük krizleri aştı. İstiklal Savaşı, I. Dünya Savaşı gibi büyük zorluklar yaşandı. O dönemlerde bir amaç vardı; şimdi de toplum olarak yeni bir amaç belirlememiz gerekiyor.&#8221; diyen Prof. Dr. Tarhan, yaşanan zorlukların insanlara daha büyük bir anlamı kavrama fırsatı sunduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Kucaklayıcı, kapsayıcı bir ortama ihtiyaç var!</strong></p>
<p>Herkesin kendini sorgulaması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Türkiye&#8217;de şu andaki bu gerilim ortamını hak etmiyor. Şu anda Türkiye&#8217;yi kucaklayıcı, kapsayıcı bir ortama ihtiyaç var. Şu anda herkesin kendisini sorgulaması gerekiyor. Bu olaylar bize ne öğretti diye düşünmeliyiz.” diye konuştu. </p>
<p>Türkiye&#8217;deki sosyal yapıdaki çözülmelere de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, aile sistemindeki çöküş, gençlerin evlilikten uzaklaşması, ekonomik sıkıntılar ve yalnızlık gibi sorunların toplumun genel ruh halini olumsuz etkilediğini kaydetti. </p>
<p><strong>Gençlere güven ve adalet duygusu verilirse sorunların büyük kısmı çözülür</strong></p>
<p>Bu olumsuzluklara rağmen, toplumsal barışı sağlayacak ortak bir anlamın bulunabileceğini ancak toplumda ciddi bir kaygı ortamı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Şu anda toplumda savaş ortamı ruh hali hâkim. İnsanlar gelecekle ilgili güven ve ümit duygusunu hissedemiyor. O yüzden yeni bir amaç ve vizyon ortaya konulması gerekiyor. Kurtuluş Savaşı döneminde olduğu gibi ortak bir amaç etrafında birleşilirse, toplumdaki stresin ve olayların yüzde 50’si azalır.&#8221; dedi.</p>
<p>Toplumun sessiz kalmasının da riskli olduğuna değinen Prof. Dr. Tarhan, karamsarlığa kapılmadan umutla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle genç nesilde adalet beklentisinin yüksek olduğunu belirten Tarhan, &#8220;Gençler kötü değil. Masumiyet arayışı içindeler. Onlara güven ve adalet duygusu verirsek, sorunların büyük kısmı çözülür.&#8221; şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bilimsel-tartismalarin-ekranlarda-degil-uzmanlar-arasinda-kapali-ortamlarda-yapilmali-522866">&#8220;Bilimsel tartışmaların ekranlarda değil, uzmanlar arasında kapalı ortamlarda yapılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyardı! Evini evcil hayvanlarla doldurmak da bir hastalık!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-evini-evcil-hayvanlarla-doldurmak-da-bir-hastalik-460538</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2024 09:24:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[doldurmak]]></category>
		<category><![CDATA[evcil]]></category>
		<category><![CDATA[evini]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlarla]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460538</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişilerin kedi, köpek gibi evcil veya çiftlik hayvanlarını bakamayacağı, ilgilenemeyeceği şekilde biriktirmesine ‘Nuh Sendromu’ denildiğini dile getiren uzmanlar, ‘Nuh Sendromu’nun genellikle kişinin kendine özgü bir kimlik geliştirmekte zorlanması ve toplumda kabul görmek için çaba sarf etmesiyle ilişkilendirildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-evini-evcil-hayvanlarla-doldurmak-da-bir-hastalik-460538">Uzmanlar uyardı! Evini evcil hayvanlarla doldurmak da bir hastalık!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sosyal çevrede kabul görememe veya dışlanma hissinin de ‘Nuh Sendromu’nun ortaya çıkmasında etkili olabildiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz,</strong> <strong>bu sendromun bireylerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebildiğini vurguladı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Nuh Sendromu” hakkında bilgi vererek, tedavisi için hangi yöntemlerin kullanılabileceğini anlattı.</p>
<p><strong>Evcil hayvan istiflemeye yönelik psikolojik durum</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Nuh Sendromu, çoğunlukla yalnız hissetme, toplumdan dışlanma, farklılık ve anlaşılmama düşünceleri ve duygularıyla karakterize edilebilen ve bu gerekçeler nedeniyle de genellikle kedi, köpek gibi evcil veya çiftlik hayvanları olmak üzere kişinin bakamayacağı, ilgilenemeyeceği kadar hayvanı takıntılı bir şekilde istiflemesine yahut biriktirmesine yönelik bir psikolojik durumdur.” dedi.</p>
<p><strong>Uyum sağlamakta güçlük çekenlerde ortaya çıkıyor </strong></p>
<p> Bu sendromun, kişinin etrafındaki insanlarla uyum sağlamakta güçlük çektiği, kendini yalnız veya dışlanmış hissettiği durumlarda ortaya çıkabildiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Kişi, çoğunluğun dışında kaldığını ve farklı olduğunu düşünerek kendisini sosyal manada izole hissedebilir. Bu durum, sosyal ilişkilerde zorluklar yaşamasına ve kendini ifade etmekte zorlanmasına neden olabilir. ‘Nuh Sendromu’ genellikle kişinin kendine özgü bir kimlik geliştirmekte zorlanması ve toplumda kabul görmek için çaba sarf etmesiyle ilişkilendirilir. Bu durumun altında yatan nedenler arasında çevresel faktörler, kişisel deneyimler ve duygusal travmalar bulunabilir.” diye anlattı. </p>
<p><strong>Bu kişiler kendisini toplumda dışlanmış hissediyor</strong></p>
<p>‘Nuh Sendromu’nun, bireyin kendisini çevresi tarafından anlaşılmamış ve kabul görmemiş hissettiği, farklı ve yalnız olduğu yönünde düşünce ve duygulara karşılık bulan bir durum olduğunu da kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu sendrom, kişinin kendisini toplumda dışlanmış ve yalnız hissettiği, sosyal ilişkilerde zorlandığı ve düşük benlik değeri yaşadığı yönünde birtakım belirtilere sahiptir. Ayrıca belirtiler arasında sosyal izolasyon, farklılık hissi, düşük benlik değeri, sosyal ilişkilerde ve iletişimde zorluklar, duygusal zorluklar ve depresif hisler yer alabilir.” dedi. </p>
<p><strong>Dışlanma hissi sendromun ortaya çıkmasında etkili </strong></p>
<p>‘Nuh Sendromu’nun nedenlerinin birden çok faktörün etkisi altında olabildiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bunların arasında çocukluk döneminde yaşanan travmatik deneyimler, aile içi ilişkilerdeki sorunlar, sosyal izolasyon, duygusal ihmal veya istismar, düşük benlik saygısı, mükemmeliyetçi kişilik özellikleri, aşırı empati duyma ve genetik yatkınlık gibi etmenler bulunabilir. Özellikle aşırı eleştirilme, reddedilme veya ihmal gibi olumsuz çocukluk deneyimleri, bireyin kendine olan güvenini zedeler ve duygusal olarak dışlanmış hissetmesine neden olabilir. Ayrıca, sosyal çevrede kabul görememe veya dışlanma hissi de ‘Nuh Sendromu’nun ortaya çıkmasında etkili olabilir. Bu faktörlerin kombinasyonu, bireyin kendini yalnız, anlaşılmamış ve dışlanmış hissetmesine ve ‘Nuh Sendromu’nun belirtilerini deneyimlemesine yol açabilir.”</p>
<p><strong>Yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor</strong></p>
<p>Sendromun bireylerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebileceğini de söyleyen Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu sendrom, sosyal etkileşimde zorluklar, iletişim eksikliği, tekrarlayan davranışlar ve sınırlı ilgi alanları gibi belirtilerle ilişkilendirilebilir. Bu durum, günlük yaşam aktivitelerini yerine getirme yeteneğini etkileyebilir, kişisel ilişkilerde sorunlara yol açabilir, iş, okul, diğer sosyal ortamlarda zorluklar ve genel yaşamın refahını azaltabilir. Ayrıca sağlık sorunlarının yaşanmasına da etki edebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Tedavi için hangi yöntemler kullanılır?</strong></p>
<p>‘Nuh Sendromu’nun tedavisinin, genellikle multidisipliner bir yaklaşım içerdiğini ve bireyin spesifik ihtiyaçlarına ve semptomlarına yönelik olarak kişiselleştirilmiş bir plan oluşturmak gerektiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tedavi genellikle eğitim, terapi ve destek hizmetlerini içerir. Ayrıca farmakolojik müdahale de gerekebilir. Eğitim programları, bireyin iletişim becerilerini geliştirmeye, sosyal etkileşim yeteneklerini artırmaya ve günlük yaşam becerilerini kazanmaya odaklanır. Bilişsel Davranışçı terapi, tekrarlayıcı davranışları ve rutinleri yönetmeye, duygusal düzenlemeyi geliştirmeye ve uygun sosyal davranışları öğretmeye yardımcı olabilir. </p>
<p>Ayrıca, aile eğitimi ve destek programları, aile üyelerinin bireyin ihtiyaçlarını anlamalarına, destek vermelerine ve etkili bir şekilde iletişim kurmalarına yardımcı olabilir. İlaç tedavisi bazen semptomların yönetimine yardımcı olabilir, özellikle Obsesif kompulsif bozukluk (Okb), anksiyete, depresyon gibi eşlik eden durumlar varsa. Tedavi, bireyin yaşam kalitesini artırmaya ve bağımsızlık düzeyini maksimize etmeye odaklanırken, erken tanı ve erken müdahale genellikle daha iyi sonuçlar sağlayabilmektedir.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-evini-evcil-hayvanlarla-doldurmak-da-bir-hastalik-460538">Uzmanlar uyardı! Evini evcil hayvanlarla doldurmak da bir hastalık!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En uzun süreli siber saldırılar: Uzmanlar güvenilir ilişkilerin anahtar vektör olduğunu vurguluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/en-uzun-sureli-siber-saldirilar-uzmanlar-guvenilir-iliskilerin-anahtar-vektor-oldugunu-vurguluyor-459431</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 May 2024 10:08:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[güvenilir]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkilerin]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[saldırılar]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[süreli]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[vektör]]></category>
		<category><![CDATA[vurguluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıllık Kaspersky Olay Müdahalesi 2023 raporuna göre, 2023 yılında siber saldırıların beşte birinden fazlası bir aydan fazla sürdü ve bu uzun süreli vakalarda güvenilir ilişkiler ana saldırı vektörlerinden biri olarak ortaya çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-uzun-sureli-siber-saldirilar-uzmanlar-guvenilir-iliskilerin-anahtar-vektor-oldugunu-vurguluyor-459431">En uzun süreli siber saldırılar: Uzmanlar güvenilir ilişkilerin anahtar vektör olduğunu vurguluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Rapor, Kaspersky&#8217;nin yıl boyunca olay müdahale yardımı isteyen kuruluşları desteklerken veya şirket içi olay müdahale ekipleri için uzman etkinliklerine ev sahipliği yaparken topladığı siber saldırı araştırmalarının sonuçlarına dayanıyor.</span></strong></p>
<p><span>Kaspersky Olay Müdahale ekibine hizmet talebiyle başvuran kurumların başlıca nedenleri arasında şifrelenmiş dosyalar (taleplerin %32,8&#8217;i), şüpheli faaliyetler (%31), veri sızıntısı (%20) ve ayrıca yetkisiz erişimler (%3), hizmetin kullanılamaması (%3) ve para hırsızlığı (%1,6) yer aldı. İncelenen olayların ilk saldırı vektörleri arasında kamuya açık uygulamalardan faydalanma (%42,4), ele geçirilmiş hesaplar ve kaba kuvvet (BruteForce) saldırıları (toplamda %28,8), güvenilir ilişkiler (%6,78), kimlik avı (%5), içeriden gelen aktiviteler (%3,4) yer aldı.</span></p>
<p><span>Kaspersky Incident Response 2023 raporu, bir aydan fazla süren uzun süreli siber saldırıların toplam saldırıların %21,85&#8217;ini oluşturduğunu ve 2022&#8217;ye göre %5,55 arttığını gösteriyor. Bu saldırılarda gözlemlenen dikkate değer bir eğilim, güvenilir ilişkilerin birincil vektör olarak kullanılması oldu. Güvenilir ilişkilerden yararlanan tehlikeler daha önce de meydana gelmişti, ancak 2023&#8217;te bunların sıklığı artarak toplam saldırı sayısının %6,78&#8217;ini oluşturdu.</span></p>
<p><span>Bu saldırı yöntemi, tehdit aktörlerinin tehlikeye attıkları tek bir kuruluş aracılığıyla birden fazla kurbana sızmasına olanak tanıdığından, araştırma ekipleri çeşitli ek zorluklarla karşı karşıya kalıyor. İlk olarak, başlangıçta hedef alınan kuruluşlar her zaman kapsamlı soruşturmaların öneminin farkında olmayabiliyor ve işbirliği yapma konusunda isteksiz olabiliyor.</span></p>
<p><strong><span>Siber Saldırı Süreçlerinde Zamanın Rolü</span></strong></p>
<p><span>İkinci olarak, güvenilir ilişkiler yoluyla başlatılan saldırıların ilk saldırıdan son saldırı aşamasına kadar ilerlemesi genellikle daha fazla zaman gerektiriyor. Bu nedenle bu tür saldırıların %50&#8217;si bir aydan fazla sürdü. Bir ayı aşan saldırıların benzer oranı yalnızca içeriden ve oltalama tekniklerinde kaydedildi.</span></p>
<p><span>Kaspersky Global Acil Durum Müdahale Ekibi Başkanı <strong>Konstantin Sapronov</strong>, şunları söyledi: <em>“Son bulgularımız siber saldırılarda güvenin kritik rolünün altını çiziyor. 2023 yılında ve son yıllarda ilk kez, güvenilir ilişkiler yoluyla yapılan saldırılar en çok kullanılan üç vektör arasında yer aldı. Bu olayların yarısı ancak bir veri sızıntısı yaşandıktan sonra keşfedildi. Tehdit aktörleri, güvenilir ilişkilerden faydalanarak saldırıların süresini uzatabilir ve ağlara uzun süre sızarak kuruluşlar için önemli riskler oluşturabilir. Bu nedenle işletmelerin tetikte olması ve bu tür sofistike taktiklere karşı korunmak için güvenlik önlemlerine öncelik vermesi zorunludur.”</em></span></p>
<p><span>Raporda vurgulanan riskleri azaltmak için Kaspersky şunları öneriyor:</span></p>
<ul>
<li><span>Çalışanlar arasında güvenlik bilinci kültürü yaratmayı teşvik edin.</span></li>
<li><span>Yönetim portlarına genel erişimi kısıtlayın.</span></li>
<li><span>Yama yönetimi için sıfır tolerans politikası uygulayın veya kamuya açık uygulamalar için telafi edici önlemler alın</span></li>
<li><span>Hasarı en aza indirmek için kritik verileri yedekleyin</span></li>
<li><span>Sağlam parola politikaları ve çok faktörlü kimlik doğrulama uygulayın</span></li>
<li><span>Şirketinizin gelişmiş saldırılara karşı korumasını artırmak ve saldırıları daha erken aşamalarda tespit etmek için </span><span><span>Kaspersky Managed Detection and Response (MDR)</span></span><span> gibi yönetilen güvenlik hizmetlerini benimseyin</span></li>
<li><span>İhlallere yol açabilecek şüpheli faaliyetler veya halihazırda gerçekleşmiş olaylar söz konusu olduğunda, </span><span><span>Kaspersky Olay Müdahalesi</span></span><span> gibi hizmetler sunan siber güvenlik uzmanlarından yardım isteyin</span></li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/en-uzun-sureli-siber-saldirilar-uzmanlar-guvenilir-iliskilerin-anahtar-vektor-oldugunu-vurguluyor-459431">En uzun süreli siber saldırılar: Uzmanlar güvenilir ilişkilerin anahtar vektör olduğunu vurguluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyardı! Tuvalette uzun oturmak hasta ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-tuvalette-uzun-oturmak-hasta-ediyor-459110</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 May 2024 11:08:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[oturmak]]></category>
		<category><![CDATA[tuvalette]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459110</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hareketsiz yaşam tarzı olanlar hemoroid tehlikesiyle karşı karşıya!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-tuvalette-uzun-oturmak-hasta-ediyor-459110">Uzmanlar uyardı! Tuvalette uzun oturmak hasta ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özellikle karın içindeki basıncı arttıran her türlü etkenin hemoroid hastalığının ortaya çıkmasını tetikleyebildiğini ifade eden uzmanlar, aşırı kabızlık veya ishal, tuvalette uzun süre oturmak, gebelik döneminde artan karın içi basıncı, hareketsiz bir yaşam tarzı veya uzun süreli oturma gibi aktivitelerin hemoroid hastalığının ortaya çıkmasını tetikleyebildiğini söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Hemoroidin zamanında tedavi edilmesinin önemine işaret eden Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, “Aldığımız suya dikkat etmeli, lifli gıdalarla beslenmeli, kabızlık veya ishal gibi durumların çözülmesi için önlemler alınmalı. Eğer kilomuz varsa, bunu azaltmaya çalışmalıyız. Aktif bir yaşam tarzını benimsememiz gerekebilir. Bu şekilde koruyucu önlemler alabiliriz.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, halk arasında ‘basur’ olarak da bilinen hemoroid hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Hemoroid hastalığının ortaya çıkmasında birçok sebep var </strong></p>
<p>Hemoroidlerin, anüs bölgesinde bulunan küçük yastıkçıklar olduğunu ve anüs bölgesinden gazın ve sıvının çıkmasını engellemede yardımcı olduklarını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, “Ancak bu yastıkçıklar özelliklerini kaybettiklerinde, bir nevi varisler gibi ortaya çıkarlar ve hemoroid hastalığına neden olabilir. Hemoroid hastalığının ortaya çıkmasında birçok sebep bulunabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Aşırı kabızlık veya ishal hemoroidi tetikliyor</strong></p>
<p>Özellikle karın içindeki basıncı arttıran her türlü etkenin hemoroid hastalığının ortaya çıkmasını tetikleyebildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, “Bu faktörler arasında şunlar bulunmaktadır: aşırı kabızlık veya ishal gibi bağırsak hareketlerindeki düzensizlikler, tuvalette uzun süre oturmak, fazla kilo veya obezite, gebelik döneminde artan karın içi basıncı, kötü beslenme alışkanlıkları, hareketsiz bir yaşam tarzı, uzun süreli oturma veya sürekli ağırlık kaldırma gibi aktiviteler. Bu faktörlerin hemoroid hastalığının ortaya çıkmasını tetikleyebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek ve bu faktörleri kontrol altında tutmak önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hareketsiz yaşam tarzı terk edilmeli</strong></p>
<p>“Hemoroid hastalığının tedavisinde medikal tedavi veya cerrahi müdahale uygulanabilir, ancak en önemlisi hastalığın ortaya çıkmasını önlemek için belirli önlemlerin alınmasıdır.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, eğer hastalık ortaya çıkarsa, ilaç kullanımının yanı sıra yaşam tarzındaki sorunları da çözmek gerektiğini dile getirerek, “Örneğin, hareketsiz bir yaşam tarzı varsa, aktif olmalıyız; beslenme düzeninde sorunlar varsa, bunları düzeltmeliyiz; kilo fazlalığı varsa, kilo vermeliyiz; uzun süre tuvalette oturma alışkanlığı varsa, bunu değiştirmeliyiz. Öncelikle bu koruyucu önlemleri almamız önemlidir. Beslenmemize lifli gıdaları dahil etmeliyiz.” dedi.</p>
<p><strong>İlaç işe yaramazsa cerrahi müdahale gerektiriyor</strong></p>
<p>Hemoroidlerin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü evre olarak ayrılabileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, şöyle devam etti:</p>
<p>“Birinci ve ikinci derecedeki hemoroidler genellikle dışarıya çok fazla çıkmazlar ve ilaç tedavisi ile tedavi edilebilirler. Ancak, ilaç tedavisi işe yaramazsa veya durum ilerlerse, cerrahi müdahale gerekebilir. Üçüncü ve dördüncü derecedeki hemoroidler ise genellikle cerrahi müdahale gerektirir. Cerrahi müdahale yöntemleri arasında lazerle tedavi veya klasik cerrahi yöntemler bulunabilir. Hangi tedavi yönteminin uygun olduğuna karar vermek için hastalık iyice değerlendirilmeli ve buna göre bir tedavi planı oluşturulmalıdır.” </p>
<p><strong>Hemoroidin yaşam kalitesi üzerine etkisi ne? </strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, verdiği belirtiler açısından, orada olmaması gereken bir durum varsa, ağrı yapabildiğini dile getirerek, “Ele gelen meme olabilir, sıvı sızması nedeniyle ortaya çıkan kaşıntılar ortaya çıkabilir, kanamalar olabilir. Bu durumlar hayatımızı konforlu olmaktan çıkarabilir. Bu belirtilerin ortadan kaldırılması için önlemler almak gereklidir. Yaşam tarzımızdaki aksaklıkların düzeltilmesi ve zamanında tedavi edilmesi önemlidir. Aldığımız suya dikkat etmeli, lifli gıdalarla beslenmeli, kabızlık veya ishal gibi durumların çözülmesi için önlemler alınmalı. Eğer kilomuz varsa, bunu azaltmaya çalışmalıyız. Aktif bir yaşam tarzını benimsememiz gerekebilir. Bu şekilde koruyucu önlemler alabiliriz. Ardından, ilaç tedavisi gerekiyorsa ilaç tedavisine başlanır veya cerrahi tedavi gerekiyorsa müdahale yapılır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hamilelikte lokal anestezi ile tedavi yapılabiliyor</strong></p>
<p>Bacaktaki varislerin artması gibi vücudun pek çok yerinde, hamilelikten dolayı varislerin ortaya çıkması gibi, hemoroidlerin de bir nevi varis gibi değerlendirildiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, “Bu durum, o bölgede karın içindeki bebeğin yaptığı baskıdan dolayı, dolaşımdan etkilenmesinden dolayı hemoroidlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu durumlar genellikle hamilelik dönemindeki hemoroidler büyük komplike durumlar olmadığı sürece, lokal ilaçlarla ve tıbbi tedavilerle çözülebilir. Hamilelik sonrası dönemde ise, gebelik süreci takip edilmeli ve ileri derecede bir evredeyse, uygun bir tedavi planı oluşturulmalıdır. Ancak bazen, hamilelik döneminde hemoroidin komplikasyonu olan trombüsler yani pıhtılı hemoroidler ortaya çıkabilir. Bu durumda, lokal bir anestezi ile o pıhtının hemoroid paketinden dışarıya alınmasıyla tedavi edilebilir. Bu işlem, lokal anesteziyle rahatlıkla yapılabilir.” dedi.</p>
<p><strong>50 yaşından sonra daha sık görülüyor</strong></p>
<p>Hemoroid hastalığının her yaşta görülebildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Murat Koca, “Ancak 20 yaşından önce daha az yaygındır. Genellikle 50 yaşlarından sonra daha sık görülür. Ancak yaşam tarzı ve hayattaki faktörlere bağlı olarak yaş aralığı değişebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-tuvalette-uzun-oturmak-hasta-ediyor-459110">Uzmanlar uyardı! Tuvalette uzun oturmak hasta ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmplant yaptıranların ağız bakımı da özel! Uzmanlar, implant çevresi için ağız duşlarını öneriyor…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/implant-yaptiranlarin-agiz-bakimi-da-ozel-uzmanlar-implant-cevresi-icin-agiz-duslarini-oneriyor-457485</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 May 2024 11:08:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[çevresi]]></category>
		<category><![CDATA[duşlarını]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[implant]]></category>
		<category><![CDATA[öneriyor]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaptıranların]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457485</guid>

					<description><![CDATA[<p>İmplant cerrahisi sonrası hastaların yara bölgesine zarar verebilirim düşüncesiyle ağız bakımı yapmayı aksatabildiklerini kaydeden uzmanlar, hastalara evde bakım eğitimi verilirken farklı teknikler önerilebildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/implant-yaptiranlarin-agiz-bakimi-da-ozel-uzmanlar-implant-cevresi-icin-agiz-duslarini-oneriyor-457485">İmplant yaptıranların ağız bakımı da özel! Uzmanlar, implant çevresi için ağız duşlarını öneriyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ağız duşlarının ulaşımı zor alanları temizlemek için ideal çözümler sunduğunu ifade eden Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Musa Erdem, “Birçok bilimsel çalışma diş iplerine kıyasla daha etkin sonuçlar ortaya koyduklarını bildirmiştir. Kullanımı daha kolaydır.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Musa Erdem,<strong> </strong>implant tedavisi sonrası evde kişisel ağız bakımı konusunu anlattı.</p>
<p><strong>Ağız temizliği alışkanlıkları ideal seviyede olmalı</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Musa Erdem, implant tedavisi uygulanmadan önce ağız hijyeninin iyileştirilmesi ve ağız temizliği alışkanlıklarının ideal seviyeye getirilmesinin önemli olduğunu ifade ederek, “Zaten kısmi ya da tam dişsizlik durumunun oluşmasının sebeplerinden biri de ağız bakım alışkanlıklarının iyi olmaması olabileceği bilinmelidir. Özellikle implant cerrahisi sonrası hastalar yara bölgesine zarar verebilirim düşüncesiyle ağız bakımı yapmayı aksatabiliyor. Bundan dolayı öncesinde uygun talimatlarla implant tedavisi görecek kişilerin bilgilendirilmesi elzemdir.” dedi.</p>
<p><strong>İmplant için hastalara evde bakım eğitimi verilmeli</strong></p>
<p>Hastalara evde bakım eğitimi verilirken güvenli ve etkili olmak kaydıyla farklı teknikler önerilebildiğini de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Musa Erdem, “Öneriler, yapılan implantların tipi, pozisyonu, ağız boşluğundaki yeri, protezin tipi ve boyutuna göre değişiklik gösterilebiliyor. Tek bir hijyen cihazının tüm durumlar için etkili olması söz konusu olmuyor. Hastalara hijyen protokolleri konusunda yardımcı olmak için çok çeşitli fırçalar, diş ipleri ve diğer cihazlar söz konusu. Yapılan sık hatalardan biri de fazla ağız hijyeni cihazı kullanmaya çalışmak. Yapılan çalışmalar çoklu cihaz kullanımının önerilmesinin cesaret ve motivasyon kırıcı olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte diş fırçaları ve bazı yardımcı araçlara ek olarak antimikrobiyal gargaraların kombine bir şekilde kullanımı plak oluşumunu azaltır.” diye bilgi verdi.</p>
<p><strong>Manuel mi, elektromekanik fırçalar mı?</strong></p>
<p>Özel bir durum olmadığı sürece genellikle kullanılan ve önerilen fırçaların çoğunun yumuşak naylon kıllardan oluşan fırçalar olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Musa Erdem, “İdeal fırçalamada, fırça pozisyonu 45 derecelik bir açıyla diş etine bakar şekilde olmalı. Fırça hareketi kısa, yatay düzlemde ileri geri hareketlerini içermeli. Araştırmalarda, implant çevrelerinde elektromekanik fırçaların manuel fırçalara göre daha etkin bir temizlik gösterdiği kaydedilmiştir. Bu elektromekanik fırçaların farklı özelliklere sahip uç çeşitleri mevcuttur. Kişiye ve duruma özel uygun fırça ucu tercih edilebilir.” dedi.</p>
<p> <strong>Az aşındırıcı içeren diş macunları tercih edilmeli</strong></p>
<p>“İmplant ve ilişkili protezler için diş macunu tercihinde bulunulurken az aşındırıcı içeren diş macunları tercih edilmelidir.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Musa Erdem, özellikle leke çıkarıcı ve sigara içenler için satılan diş macunlarından kaçınılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Bazı implant protez tiplerinde daha kolay erişim elde etmek için küçük başlıklı arayüz fırçalarının tercih edilebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Musa Erdem, “Metal implant yüzeyine zarar verebileceğinden ideal olarak bu tür cihazlar plastik kaplı olmalıdır. Arayüz fırçası diş etine masaj yapmak için kullanılır ve bu da kan akışının artmasını ve daha sağlıklı bir doku oluşmasını da sağlar.” dedi. </p>
<p><strong>Aşırı agresif diş ipi kullanımı implant çevresi yumuşak doku lezyonlarına yol açabilir</strong></p>
<p>Diş ipi kullanımının tartışmalı bir konu olduğunu ve uygun kullanımlarda plak birikimini azaltmak için etkili olabileceğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Musa Erdem, “Özellikle el becerisi gerektiren bir kullanım şekline sahip olduğu için yanlış veya aşırı agresif diş ipi kullanımı, doku travmasına ve sonuç olarak implant çevresi yumuşak doku lezyonlarına yol açabilir. Diş ipi kullanacak olan bireylerin uygun teknik konusunda doktorundan bilgi alması oldukça önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ağız duşları ulaşımı zor alanları temizlemek için ideal çözümler sunuyor</strong></p>
<p>Ağız duşlarının ulaşımı zor alanları temizlemek için ideal çözümler sunduğunu da ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Musa Erdem, “Birçok bilimsel çalışma diş iplerine kıyasla daha etkin sonuçlar ortaya koyduklarını bildirmiştir. Kullanımı daha kolaydır. Bu cihazların da dikkatli kullanımı önemlidir. Aşırı basınçlı kullanmak dişetlerine zarar verebilir. Temel olarak düşük veya orta hızda ucu implant gövdesinin uzun eksenine dik olacak şekilde açılandırılarak kullanılabilir.  Diş eti iltihabı gibi durumlarda cihazın içeriğine antimikrobiyal bir irrigasyon maddesi eklemek daha efektif sonuçlar doğurur.” dedi. </p>
<p><strong>Antimikrobiyal gargaralar</strong></p>
<p>Ağız temizliğinde diğer tekniklere ek olarak antimikrobiyal gargaralar kullanılabileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Musa Erdem, antimikrobiyal ağız yıkama solüsyonlarının bir pamuklu çubukla lokal olarak uygulanabileceğini ya da günde 2 kez gargara olarak kullanılabileceğini de söyledi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/implant-yaptiranlarin-agiz-bakimi-da-ozel-uzmanlar-implant-cevresi-icin-agiz-duslarini-oneriyor-457485">İmplant yaptıranların ağız bakımı da özel! Uzmanlar, implant çevresi için ağız duşlarını öneriyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor! &#8216;Saman nezlesi&#8217; olarak da bilinen mevsimsel alerjik rinit zamanı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-saman-nezlesi-olarak-da-bilinen-mevsimsel-alerjik-rinit-zamani-457049</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2024 10:24:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimsel]]></category>
		<category><![CDATA[nezlesi]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[rinit]]></category>
		<category><![CDATA[saman]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457049</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Saman nezlesi’ olarak da bilinen mevsimsel alerjik rinitin, polen dönemlerinde ortaya çıktığını, hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntı gibi semptomlarla kendini gösterdiğini anlatan uzmanlar, antihistaminiklerin semptomları hafiflettiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-saman-nezlesi-olarak-da-bilinen-mevsimsel-alerjik-rinit-zamani-457049">Uzmanlar uyarıyor! &#8216;Saman nezlesi&#8217; olarak da bilinen mevsimsel alerjik rinit zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Polen zamanları ağaçlar için mart-nisan, çayır polenleri için nisan-haziran ayları, ot polenleri için ise ağustos ve eylül ayları olarak biliniyor.</strong></p>
<p><strong>Alerjinin tedavisinin öncelikle alerjenleri belirleyip bunlardan kaçınmayı içerdiğini vurgulayan KBB Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Alerji tedavi edilmezse, ilerleyen durumlarda bazı hastalarda alerjik polipler oluşabiliyor. Bu polipler, genellikle cerrahi müdahale gerektiren şişliklerdir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, alerjiler hakkında bilgi vererek, tedavisi konusunda da değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Alerji vücudun bir maddenin varlığına aşırı tepki vermesi…</strong></p>
<p>Alerjinin, vücudun bir maddenin varlığına aşırı veya farklı bir şekilde tepki vermesi olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu tepki, immunglobulin adı verilen bir bileşenin fazlalığından kaynaklanıyor. Alerjik reaksiyonlar, genellikle burun akıntısı, cilt problemleri, solunum güçlükleri veya sindirim sorunları gibi çeşitli organları etkileyebiliyor. Örneğin, gluten alerjisi olanlar, bağırsaklarını etkileyen alerjik tepkilerle karşılaşabilirler.” dedi.</p>
<p><strong>Alerji ne yapıyor?</strong></p>
<p>Alerjik madde vücuda girdiğinde bağışıklık sisteminin yanlışlıkla zararsız maddelere karşı tepki verdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu tepki genellikle burun mukozasında şişme, ödem ve burun tıkanıklığına yol açar. Sonuç olarak, burun akıntısı ve sık hapşırma gibi semptomlar ortaya çıkar. Bu belirtiler genellikle alerjiye bağlıdır ve rahatsızlık verir.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Evdeki halılar veya yatak takımlarındaki toz akarları alerjiye neden olabiliyor</strong></p>
<p>Tedavi konusunda da bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, şunları dile getirdi:</p>
<p> “Alerjinin tedavisi öncelikle alerjenleri belirleyip bunlardan kaçınmayı içerir. Örneğin, kediniz varsa ve hapşırıyorsanız, kediye alerjiniz olabilir, bu yüzden kediyi uzaklaştırmak önemlidir. Ayrıca, evdeki halılar veya yatak takımlarındaki toz akarları da alerjiye neden olabilir.</p>
<p><strong>Mevsimsel alerjilerde, polenler gibi dış faktörlerin etkisi var</strong></p>
<p>Mevsimsel alerjilerde, polenler gibi dış faktörlerin etkisi vardır ve bu durumda hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntı gibi semptomlar görülür. Bu duruma mevsimsel alerjik rinit denir. Tedaviye gelince, vücut histamin salgılayarak tepki verir. Antihistaminikler histaminin etkisini azaltarak semptomları hafifletir. Kortizon ise immün sistemi baskılayarak aşırı reaksiyonları engeller. Ancak, uzun süreli kullanımında yan etkileri olabileceği için kortizon genellikle burun spreyi formunda kullanılır. Bu tedaviler semptomları azaltır ancak alerjiyi tamamen iyileştirmez.” </p>
<p><strong>Tedavi edilmezse ne olur?</strong></p>
<p>Alerji tedavi edilmezse, ilerleyen durumlarda bazı hastalarda alerjik polipler oluşabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu polipler, genellikle cerrahi müdahale gerektiren şişliklerdir. Ayrıca, ödem nedeniyle sinüs tıkanıklığı olabilir ve bu da alerjiye bağlı sinüzitlere yol açabilir. Tedavinin önemi, bu tür komplikasyonların önlenmesinde ve sağlıklı bir yaşam sürdürmede yatmaktadır.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-saman-nezlesi-olarak-da-bilinen-mevsimsel-alerjik-rinit-zamani-457049">Uzmanlar uyarıyor! &#8216;Saman nezlesi&#8217; olarak da bilinen mevsimsel alerjik rinit zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor! 25 ila 44 yaş arası kadınlar depresyona daha yatkın! Yaşlılık döneminde depresyon &#8216;yalancı bunama&#8217;ya neden oluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-25-ila-44-yas-arasi-kadinlar-depresyona-daha-yatkin-yaslilik-doneminde-depresyon-yalanci-bunamaya-neden-oluyor-456710</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2024 12:22:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arası]]></category>
		<category><![CDATA[bunamaya]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyona]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[ila]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yalancı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yatkın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depresyonun 25 ila 44 yaş arasında daha sık görüldüğü ifade eden uzmanlar, bu yaş aralığındaki kadınlarda, erkeklere göre iki kat daha fazla depresyon vakasının rapor edildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-25-ila-44-yas-arasi-kadinlar-depresyona-daha-yatkin-yaslilik-doneminde-depresyon-yalanci-bunamaya-neden-oluyor-456710">Uzmanlar uyarıyor! 25 ila 44 yaş arası kadınlar depresyona daha yatkın! Yaşlılık döneminde depresyon &#8216;yalancı bunama&#8217;ya neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon tedavisinde her 3 danışandan 1’inde, tedaviye yeterli yanıt alınamadığını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı ifade eden Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “İyileşmeyen depresyon, tedaviye dirençli bir depresyon anlamına gelmiyor. Bu durumda, tedavi planı güçlendirilebiliyor veya değiştirilebiliyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, geçmeyen depresyon konusunu değerlendirerek, tedavi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>25-44 yaş arası kadınlarda erkeklere göre 2 kat fazla görülüyor </strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, depresyonun belirli yaş aralıklarında daha sık görülme eğiliminde olduğunu kaydederek, “Özellikle 25 ila 44 yaş arasında, diğer yaş gruplarına kıyasla daha sık görüldüğü biliniyor. Bu yaş aralığındaki kadınlarda, erkeklere göre iki kat daha fazla depresyon vakası rapor edilmiştir. Bu farklılık, kadınların kültürel ve sosyal açıdan daha dezavantajlı olmalarından kaynaklanıyor.” dedi. </p>
<p><strong>Çevresel faktörler de depresyon riskini artırabiliyor</strong></p>
<p>Depresyon riski altında olan kişiler ve nedenleri incelendiğinde karmaşık bir tablo ortaya çıktığını dile getiren Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Depresyonun nedenleri genellikle birden fazla faktörün etkileşimiyle ortaya çıkıyor. Genetik yatkınlık, çevresel etmenler ve yaşam olayları, depresyon gelişiminde önemli rol oynuyor. Ailede depresyon öyküsü olan bireylerde, depresyon riski diğerlerine kıyasla daha yüksek oluyor. Ancak, tek bir gen ya da kromozomun depresyonla ilişkili olduğunu kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Çevresel faktörler de depresyon riskini artırabiliyor. Çocukluk çağındaki travmatik olaylar, aile içi çatışmalar, iş kaybı, finansal sorunlar gibi stresörler depresyon riskini artırabiliyor. Ayrıca, yoğun iş yükü, iş yerinde mobbing, toplumsal baskı gibi faktörler de depresyonun ortaya çıkma olasılığını artırabiliyor.” diye depresyonun nedenleri hakkında bilgi verdi.   </p>
<p><strong>Depresyonla ilişkili olan serotonin ve noradrenalin de önemli rol oynuyor</strong></p>
<p>Depresyonun nedenleri arasında yaşam olaylarının da önemli bir yer tuttuğunu anlatan Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Yakın birinin kaybı, boşanma, ilişki sorunları, sağlık sorunları gibi yaşam olayları depresyon riskini artırabiliyor. Depresyonla ilişkili olarak bilinen nörotransmitterler serotonin ve noradrenalin, depresyonun nörobiyolojik temelleri üzerinde önemli rol oynar. Bu kimyasalların dengesizliği depresyon semptomlarının ortaya çıkmasına katkıda bulunabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Depresyon tedavisinde iyileşme süreci…</strong></p>
<p>Depresyonun, serotonin ve noradrenalin gibi nörotransmitterlerin dengesizliği sonucu ortaya çıkan bir durum olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Serotonin azaldığında acı ve ıstırap artarken, serotonin arttığında bu belirtiler azalıyor. Noradrenalin ise odaklanma ve uyanıklıkla ilişkilendiriliyor ve depresyon sürecinde dikkat ve konsantrasyonun azalmasına neden olabiliyor.” diye bilgi verdi.</p>
<p>Depresyonda tedavi planı oluşturulmasına karşın her üç danışandan birinde, tedaviye yeterli yanıt alınamayabildiğini ifade eden Doç. Dr. Serdar Nurmedov, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yanıt alamama durumunda, tedavi planının yeniden değerlendirilmesi gerekebiliyor. Bu süreçte, doğru tanının konulduğundan ve doğru tedavi yaklaşımının belirlendiğinden emin olunmalı. İyileşmeyen depresyon, tedaviye dirençli bir depresyon anlamına gelmiyor. Bu durumda, tedavi planı güçlendirilebiliyor veya değiştirilebiliyor. Ayrıca, nöromodülasyon yöntemleri veya hastane yatışı gibi alternatif stratejiler de değerlendirilebiliyor. </p>
<p><strong>Tam bir iyileşme için belirtilerin en az 6 ay boyunca geçmiş olması gerekiyor</strong></p>
<p>İyileşme sürecinde, danışanın belirtilerinin yüzde 50&#8217;sinden fazlasının 4 hafta içinde düzelmesi ‘yanıt almak’ olarak değerlendiriliyor. Yüzde 25 ile yüzde 49 arası düzelme ‘kısmi yanıt’ olarak kabul edilirken, yüzde 25&#8217;in altında düzelme ‘yanıt alamama’ olarak adlandırılıyor. Tam bir iyileşme için belirtilerin en az 6 ay boyunca geçmiş olması gerekiyor.”</p>
<p><strong>İyileşmeyen depresyon durumunda, tedavi planının yeniden gözden geçirilmeli</strong></p>
<p>Doç. Dr. Serdar Nurmedov, tedavi sürecindeki başarıyı değerlendirirken, doğru tanı, uygun tedavi yaklaşımı ve yeterli süre ve dozun sağlanmasının yanı sıra alternatif stratejilerin de göz önünde bulundurulmasının önemli olduğunu dile getirerek, “İyileşmeyen depresyon durumunda, tedavi planının yeniden gözden geçirilmesi ve farklı yaklaşımların değerlendirilmesi gerekmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Gençlik depresyonu farklı, yaşlılık depresyonu farklı</strong></p>
<p>Depresyonun, yaşamın farklı dönemlerinde farklı semptomlarla ortaya çıkabildiğini anlatan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gençlik dönemindeki depresyon genellikle gerginlik, sinirlilik, öfke ve artmış psikomotor aktivite gibi semptomlarla kendini gösterebiliyor. Bununla birlikte, yaşlılık dönemindeki depresyon genellikle bilişsel işlevlerde bozukluklar ve hatta bazen ‘yalancı bunama’ olarak adlandırılan psödo-demans semptomlarıyla ilişkilendiriliyor. </p>
<p><strong>Her yaşta depresyonla başa çıkmak mümkün</strong></p>
<p>Ancak, her iki dönemde de depresyonun ortaya çıkmasında hormonların etkisi, büyüme faktörlerinin rolü ve çevresel etmenlerin önemi var. Gençlik döneminde depresyon genellikle ergenlikle ilişkili hormonal değişikliklerle ilişkilendirilirken, yaşlılık döneminde depresyon genellikle yaşlılıkla ilişkili yaşam değişiklikleri ve sosyal izolasyonla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle, gençlik ve yaşlılık dönemlerinde depresyonun farklı semptomları ve gelişme şekilleri olabiliyor. Ancak, her iki durumda da depresyonun tedavisi ve yönetimi önemli. Profesyonel destek almak, terapi ve ilaç tedavisi gibi yöntemlerle depresyonla başa çıkmak mümkün.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-25-ila-44-yas-arasi-kadinlar-depresyona-daha-yatkin-yaslilik-doneminde-depresyon-yalanci-bunamaya-neden-oluyor-456710">Uzmanlar uyarıyor! 25 ila 44 yaş arası kadınlar depresyona daha yatkın! Yaşlılık döneminde depresyon &#8216;yalancı bunama&#8217;ya neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor! Kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kulaklariniza-bir-sey-sokmayin-temizlemeye-calismayin-450625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Apr 2024 09:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmayın]]></category>
		<category><![CDATA[kulaklarınıza]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[sokmayın]]></category>
		<category><![CDATA[temizlemeye]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450625</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşitme sağlığı için sağlam bir kulak olması gerektiğini belirten uzmanlar, kulak sağlığı için en önemli şeyin kulakların silinmemesi, temizlenmemesi, kurulanmaması ve hatta kaşınmaması olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kulaklariniza-bir-sey-sokmayin-temizlemeye-calismayin-450625">Uzmanlar uyarıyor! Kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İşitme sağlığı için sağlam bir kulak olması gerektiğini belirten uzmanlar, kulak sağlığı için en önemli şeyin kulakların silinmemesi, temizlenmemesi, kurulanmaması ve hatta kaşınmaması olduğunu söylüyor.</strong></p>
<p><strong>“Kulak kiri aslında bir şey değildir, kulakta bulunan bir yağ dokusudur. Bu nedenle kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın.” diyen KBB Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Gözlük ne kadar önemliyse, işitme cihazları da o kadar önemlidir. Doktor önerisi varsa, kesinlikle kullanılmalı ve net bir işitme sağlanmalıdır.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, kulak ve işitme sağlığını koruma konusunda bilgi verdi. </p>
<p><strong>“İşitme sağlığı için sağlam bir kulak olması gerekiyor”</strong></p>
<p>İşitme sağlığı için sağlam bir kulak olması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Sağlıklı kulak için sağlıklı bir beyin olması gereklidir. Bu nedenle her zaman dinlemeli, kulağınızın bakımını yapmalıyız. İşitmek, fonksiyonel bir iş değil, kendi kendinizi işitirsiniz ama bunu dinlemek gerekiyor. Bu aktif bir süreçtir, dinamik ve enerji harcanan. Beyin de bu süreci anlamak için çalışır.” dedi.</p>
<p><strong>Kulaklara neler yapılmamalı?</strong></p>
<p>“Kulak sağlığı için en önemli şey; kulaklar silinmemeli, temizlenmemeli, kurulanmamalı, kaşınmamalı, karıştırılmamalı ve travmalardan korunmalı” diyen Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, kulak sağlığıyla ilgili şu önemli bilgileri verdi:</p>
<p>“Kulak kiri aslında bir şey değildir, kulakta bulunan bir yağ dokusudur. Bu nedenle kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın. Kulak sağlığını tehdit eden asıl konu ise ototoksik ilaçlardır. Herhangi bir kulak problemi yaşayan kişilerin doktora gittiğinde ototoksik ilaçlardan uzak durmaları gerekmektedir.”</p>
<p><strong>Gözlük ne ise, işitme cihazı da o…</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, işitme problemi yaşayan kişilerin işitme cihazlarına ön yargılı olmamaları gerektiğine de işaret ederek, “Gözlük ne kadar önemliyse, işitme cihazları da o kadar önemlidir. Doktor önerisi varsa, kesinlikle kullanılmalı ve net bir işitme sağlanmalıdır. Çünkü gözler kapalıyken birçok tehlikeyi duymak mümkün olmayabilir, ancak kulaklar hiçbir zaman kapanmazlar.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kulaklariniza-bir-sey-sokmayin-temizlemeye-calismayin-450625">Uzmanlar uyarıyor! Kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor! Flört uygulamalarındaki siber dolandırıcılara dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-flort-uygulamalarindaki-siber-dolandiricilara-dikkat-446893</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2024 21:12:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılara]]></category>
		<category><![CDATA[flört]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalarındaki]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446893</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arkadaşlık veya flört uygulamalarını kullanmayı tercih edenlere dikkatli olmaları uyarısında bulunan uzmanlar, özellikle doğal olmayan şekilde hızlı ilerlemek isteyen, banka hesapları veya kimlik bilgileri ilgili detaylı bilgi toplamaya çalışan kişilere karşı dikkatli olunması gerektiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-flort-uygulamalarindaki-siber-dolandiricilara-dikkat-446893">Uzmanlar uyarıyor! Flört uygulamalarındaki siber dolandırıcılara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Arkadaşlık veya flört uygulamalarını kullanmayı tercih edenlere dikkatli olmaları uyarısında bulunan uzmanlar, özellikle doğal olmayan şekilde hızlı ilerlemek isteyen, banka hesapları veya kimlik bilgileri ilgili detaylı bilgi toplamaya çalışan kişilere karşı dikkatli olunması gerektiğini söylüyor. </strong></p>
<p><strong>“Özel görüntülerinizi karşı tarafla paylaşmayın, insani gibi görünen bahanelerle önemli miktarda parayı, geri ödeyeceğine söz verse bile göndermeyin.” diyen Siber Güvenlik Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, “Temkinle yaklaşın, gerekirse iletişimi kesin.” uyarılarında da bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Siber Güvenlik Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi<strong> </strong>Ahmet Şenol, flört uygulamaları üzerinden tanışma ve bu kişiler tarafından dolandırılma konusunu değerlendirdi ve önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Arkadaşlık veya flört uygulamaları bazı riskleri de taşıyor</strong></p>
<p>Arkadaşlık veya flört uygulamalarının karşı cinsten arkadaş arayan bazı kişiler için bir imkan olsa da bazı riskleri de taşıdığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi<strong> </strong>Ahmet Şenol, “Bu uygulamaları kullanırken dikkatli olmak gerekir. Doğal olmayan şekilde hızlı ilerlemek isteyen, aşırı kişisel sorular soran, banka hesapları, kimlik bilgileri, çalıştığınız iş yeri gibi sorular soran, kendisi ile ilgili çok kısıtlı bilgi verirken devamlı sizle ilgili detaylı bilgi toplamaya çalışan kişilere karşı dikkatli olunmalıdır.” dedi.</p>
<p><strong>İnsani gibi görünen bahanelerle önemli miktarda parayı karşı tarafa göndermeyin</strong></p>
<p>“Muhatabınızla çalıştığı iş yerinde veya yaşam bölgesinde yüz yüze görüşerek onu tanımaya çalışın. Yüz yüze görüşme işyeri, AVM, kafe gibi diğer insanların da olduğu yerler olması güvenlik açısından daha doğru olacaktır.” diyen Dr. Öğr. Üyesi<strong> </strong>Ahmet Şenol, “Özel görüntülerinizi karşı tarafla paylaşmayın, insani gibi görünen bahanelerle önemli miktarda parayı, geri ödeyeceğine söz verse bile göndermeyin. Temkinle yaklaşın, gerekirse iletişimi kesin.” uyarılarında da bulundu.</p>
<p><strong>Flört dolandırıcıları gelir seviyeleri yüksek görüntüsü veriyor!</strong></p>
<p>Genelde flört dolandırıcılarının profil fotoğraflarının, gelir seviyeleri ve yaşam kalite standartları yüksek görüntüsü verdiğine dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi<strong> </strong>Ahmet Şenol, uyarılarına şöyle devam etti:</p>
<p>“İlişkiyi karşı taraf olağan seyrinden çok daha hızlı ilerletmek ister, size de bu yönde baskı uygular. Gelir seviyesi iyi görüntüsü vermesine rağmen, muhatabınız o anda kendi banka hesabına erişmesine engel teknik bir durum olduğunu bahane ederek azımsanmayacak miktarda borç veya yardım isteyebilir. Yüz yüze görüşme isteğinizi genelde değişik bahanelerle geçiştirir, görüntülü görüşme isteklerinizde de ya kamerası arızalıdır ya internet paketi bitti gibi sebeplerle geçiştirebilir.</p>
<p>Çok iyi bir yatırım fırsatı olduğunu, kendisinin de orada yatırım yaptığını belirtip size link göndererek sizin de orada yatırım yapmanızı tavsiye edebilir. Tabii gönderdiği link dolandırıcılık sitesidir. Kendisine verdiğiniz bilgilerin doğru olduğunu ispat etmeniz için kimlik fotoğrafı gibi bilgilerinizi göndermenizi isteyebilir.”</p>
<p><strong>Flört dolandırıcılarına karşı alınacak önlemler nelerdir?</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi<strong> </strong>Ahmet Şenol, flört dolandırıcılarına karşı alınacak önemleri de şöyle sıraladı:</p>
<p>“Özel görüntüler paylaşılmamalıdır. Kimlik bilgileri paylaşılmamalıdır. Yüz yüze görüşülecekse halka açık yerlerde görüşülmelidir. Karşıdaki muhatabın verdiği bilgiler ve fotoğraflarla kişi hakkında internette diğer hesapları da dahil bilgilerine erişmeye çalışıp, söylediği bilgilerin doğruluğu teyit edilmeye çalışılmalıdır. Karşı tarafın inandırıcı senaryoları olsa da önemli miktarda paralar gönderilmemelidir. Profilindeki maddi durumu ve refah seviyesi ile tanıştıktan kısa süre sonra sizden istediği yardım veya borç arasındaki çelişkiye dikkat edilmelidir. Karşı tarafın gönderdiği bağlantı linklerine tıklamamalı, gerekirse bu konuda uzman birinden yardım almalıdır. Flört sitesinde tanıştığınız muhatabınızın yapacağı yatırım tavsiyelerine karşı yine temkinli yaklaşmalı, gerekirse konusunda uzman birinden yardım istemeye çekinmemelisiniz.</p>
<p>Online mesajlaşma ve görüşmelere, sahte olmayan ve muhatapla tanışmanızı sağlayan flört sitesinde yapılmaya devam edilmesi daha güvenlidir. Karşı taraf başka uygulamaya yönlendirirse aynı platformda kalmaya ısrar edilmelidir. Sizi yönlendirmek istediği diğer site çoğunlukla gizli bilgilerinizi, özel görüntülerinizi kaydedebileceği, size şantaj yapabileceği imkanlara sahip olduğu bir sitedir.”</p>
<p><strong>Flört dolandırıcıları nasıl manipüle ediyor?</strong></p>
<p>Siber Güvenlik Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, flört dolandırıcılarının kurbanlarını nasıl manipüle ettikleri konusunda da şu bilgileri verdi:</p>
<p><strong>“</strong>Aşırı gösterişli profil fotoğrafları, stüdyo çekimi izlenimi veren profil fotoğrafları. Yüz yüze görüşmekten kaçınma, görüntülü görüşmede sizin kameranızı açtırıp kendi kamerasını belli bahanelerle açmaması, özel görüntülerinizle ilgilenmesi. Kendisi ile ilgili çok kısıtlı bilgi verirken sizin kimlik bilgileriniz dahil çok özel sorulara size muhatap bırakması.</p>
<p>Profili, yaptığını söylediği işi ve gelir seviyesi ile çelişkili biçimde sizden bir bahaneyle önemli miktarda para istemesi. Tanışalı çok olmamışken yatırım tavsiyesi yapması, konu ile ilgili link göndermesi. Başka bir sitede görüşmeye davet ederek link göndermesi, bu siteye kayıt olmanızı istemesi. Siteye kayıt olurken sitenin amacına uymayacak şekilde sizden detaylı bilgiler istemesi. Böylece yönlendirdiği sahte sitede kayıt olurken girdiğiniz önemli bilgileri ilerde kimlik hırsızlığında kullanabilecektir.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-flort-uygulamalarindaki-siber-dolandiricilara-dikkat-446893">Uzmanlar uyarıyor! Flört uygulamalarındaki siber dolandırıcılara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>4 Şubat Dünya Kanser Günü&#8217;nde uzmanlar uyarıyor: Gençler dikkat, kanser riski sizin için de artıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/4-subat-dunya-kanser-gununde-uzmanlar-uyariyor-gencler-dikkat-kanser-riski-sizin-icin-de-artiyor-438234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Feb 2024 22:38:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sizin]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=438234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser, modern dünyanın en çok endişe duyulan hastalıklarından biri. Dünya Sağlık Örgütü, 2050’de kanser vakalarının yüzde 75 artarak, 35 milyonu bulacağını tahmin ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/4-subat-dunya-kanser-gununde-uzmanlar-uyariyor-gencler-dikkat-kanser-riski-sizin-icin-de-artiyor-438234">4 Şubat Dünya Kanser Günü&#8217;nde uzmanlar uyarıyor: Gençler dikkat, kanser riski sizin için de artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser, modern dünyanın en çok endişe duyulan hastalıklarından biri. Dünya Sağlık Örgütü, 2050’de kanser vakalarının yüzde 75 artarak, 35 milyonu bulacağını tahmin ediyor. Öte yandan kolorektal kanserin gençler arasında da fazlalaştığına dikkat çeken Medicana Ataköy Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Nilay Şengül, “45 yaş altındakiler, hatta üniversiteliler bile kanser belirtilerine karşı dikkatli olmalı. Kanser taramaları için ilgili sağlık kurumlarına başvurmalı” diyor.</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünya genelinde kanser vakalarının 2050 yılına kadar yüzde 75’ten fazla artacağını tahmin ediyor. Buna göre, 35 milyondan fazla yeni kanser hastasının olacağı düşünülüyor. En büyük oransal artışın ise, düşük gelirli ülkelerde görülmesi bekleniyor.</p>
<p><strong>Medicana Ataköy Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Nilay Şengül</strong> de kanserin hem dünyada hem de Türkiye’de sebebi bilinen ölümler sıralamasında, dolaşım sistemini etkileyen hastalıklardan sonra ikinci ölüm nedeni olduğunu hatırlatarak, “Bazı kanserler hiçbir zaman semptom vermeyebilir ancak bir tarama testi ile bulunabilir. Erken bulunduğunda tedavisi daha kolay olur, kanser sebebiyle ölüm oranları azaltılır” diyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Erkeklerde prostat, kadınlarda meme kanseri</strong></p>
<p>Günümüzde erkeklerde en sık prostat kanseri görülürken, kadınlarda meme kanserine sık rastlanıyor. Doç. Dr. Şengül, konuyla ilgili şu istatistikleri paylaşıyor: </p>
<p>“Prostat kanseri, akciğer kanseri ve kolorektal kanser erkeklerde görülen tüm vakaların neredeyse yarısını (%48) oluştururken, tek başına prostat kanseri tanıların yüzde 29&#8217;unu kapsıyor. Kadınlarda meme kanseri, akciğer kanseri ve kolorektal kanser tüm yeni tanıların yüzde 51&#8217;ini oluştururken, yalnızca meme kanseri vakaların yüzde 32’sinde görülüyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Kansere yakalanma yaşı düşüyor</strong></p>
<p>Verilerin gösterdiği vahim bir gerçeklik daha var, o da kanserin gençler arasında da yükselişte olduğu. Bu anlamda gençlerin de dikkatli olması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Şengül, “2023&#8217;ün başlarında Amerikan Kanser Derneği (ACS), 2019&#8217;daki teşhislerin yüzde 20&#8217;sinin 55 yaş altındaki hastalarda gerçekleştiğini, bunun 1995&#8217;teki oranın yaklaşık iki katı olduğunu ve ilerlemiş hastalık oranlarının 55 yaş altı hastalarda yıllık yaklaşık yüzde 3 arttığını bildirdi. Gerçek şu ki; kolorektal kanserin görülme sıklığı genç yetişkinler arasında artıyor ve yıllardır da bu yükseliş sürüyor. Bu yüzden 45 yaşın altındaki kişileri, hatta üniversite öğrencilerini, kabızlık, rektal kanama veya bağırsak hareketlerinde ani değişiklikler gibi şüpheli belirtiler konusunda uyarıyoruz” diyerek, gençlere şüphelenmeleri durumunda kanser taraması yaptırmalarını öneriyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Alışkanlıklarınızı değiştirerek kanserden korunabilirsiniz</strong></p>
<p>DNA hasarlarına karşı koruyucu ve tamir edici sistemlerin, yaş ilerledikçe ve/veya karsinojenlere maruziyetin artmasıyla birlikte onarım yapamayabildiğini belirten Doç. Dr. Şengül, kanserin nasıl ortaya çıktığını ise, “Böylece hücrelerin kontrolsüz ve sürekli çoğalmaları sonucu oluşan, tedavi edilmediğinde yakındaki ve uzaktaki organlara yayılan bir hastalık meydana gelir” diyerek anlatıyor. Yaş, cinsiyet, ırk ve genetik özelliklerin, kanserin değiştirilemez nedenleri arasında yer aldığını hatırlatarak, “Yaş arttıkça kadınlarda meme, erkeklerde prostat kanseri sıklığı artar. Beyaz ırkta cilt kanseri riski yüksektir. Ayrıca birinci derece akrabalarında kanser öyküsü olan bireylerde, kanser görülme sıklığı daha fazladır” diyor. Öte yandan kanserden korunmak için değiştirilebilir bazı alışkanlıklar olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Şengül, şu önerilerde bulunuyor: </p>
<p>“Güneşten ve radyasyondan korunmak, zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, sigara ve alkol içmemek, hayvansal gıdaları ve yağlı yiyecekleri azaltmak, kimyasal katkı maddesi olan yiyecekleri fazla tüketmemek, tütsülenmiş ve mangal yöntemi ile pişirilmiş gıdaları az tüketmek değiştirilebilir faktörlerdendir. Ayrıca hepatit B, C ve HPV gibi virüsler de kansere neden olmakta. Neyse ki hepatit B ve HPV virüsünün günümüzde aşısı mevcut. Ayrıca rahim ağzı, meme, prostat ve kolon kanserleri, tarama yoluyla erken teşhis edilebilir. Bu nedenle kanser taraması yaptırmak da önemli.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/4-subat-dunya-kanser-gununde-uzmanlar-uyariyor-gencler-dikkat-kanser-riski-sizin-icin-de-artiyor-438234">4 Şubat Dünya Kanser Günü&#8217;nde uzmanlar uyarıyor: Gençler dikkat, kanser riski sizin için de artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor!!! Kesintisiz savaş görüntülerini izlemek hasta ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kesintisiz-savas-goruntulerini-izlemek-hasta-ediyor-416282</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Oct 2023 15:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[görüntülerini]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[izlemek]]></category>
		<category><![CDATA[kesintisiz]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=416282</guid>

					<description><![CDATA[<p>Savaş görüntülerinin, fotoğrafların savaştan doğrudan etkilenmeyen insanlar üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğu dile getiren uzmanlar, ekran başında geçirilen sürenin artması, sürekli maruziyet ve travmatik içeriğe aşırı doygunluğun kişinin ruh sağlığını oldukça etkilediğini söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kesintisiz-savas-goruntulerini-izlemek-hasta-ediyor-416282">Uzmanlar uyarıyor!!! Kesintisiz savaş görüntülerini izlemek hasta ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Savaş görüntülerinin, fotoğrafların savaştan doğrudan etkilenmeyen insanlar üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğu dile getiren uzmanlar, ekran başında geçirilen sürenin artması, sürekli maruziyet ve travmatik içeriğe aşırı doygunluğun kişinin ruh sağlığını oldukça etkilediğini söylüyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, savaş görüntülerini ve fotoğraflarını görmek ya da izlemenin potansiyel olarak ikincil Travma Sonrası Stres Bozukluğuna yol açabileceğini vurguluyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, savaş görüntülerinin yetişkinler üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Her bireyin farklı tetikleyicileri var</strong></p>
<p>“Savaşı yaşamak ile ekranda izleme deneyimini kıyaslamak imkansız olsa da, savaş görüntülerinin, fotoğrafların savaştan doğrudan etkilenmeyen insanlar üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğu biliniyor.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Burada bireylerin maruz kalınan aynı travmatik olaya psikolojik olarak farklı tepkiler gösterebileceğini vurgulamak önemlidir. Her bireyin farklı tetikleyicileri vardır. Bu tetikleyiciler, bazıları için açık fiziksel yaralanmaları görmek, bazıları için ise bir çocuğun üzgün ya da çaresiz bakışı olabilir. Maruz kalma anında hakim olan zihinsel çerçeve oldukça önemli. </p>
<p> </p>
<p><strong>Zihnimizin travmatik olayla ilgili bilgi arayışı</strong></p>
<p>Tıpkı pandemide olduğu gibi aşırı belirsizliğin yarattığı yoğun kaygı ve huzursuzlukla mücadele edebilmek adına insanlar, sürekli bilgi akışında kalma ve bildiklerini güncelleme ihtiyacı hissetmekte. Merak ve bağımlılıkla hareket eden zihnimiz, sert görseller ve anlatımlarla baş edebileceğine kendini inandırır. Bu olumsuz içeriklerin kaotik gerçekliğimizi anlamlandırmaya yardımcı olabileceğini varsaymak, zihnimizin travmatik olayla ilgili bilgi arayışını haklı çıkarmanın bir yoludur fakat bu durum büyük bir yanılsamadan ibarettir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Savaş görüntülerini izleme potansiyel olarak ikincil TSSB’na yol açabilir</strong></p>
<p>İkincil travma konusuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şunları anlattı:</p>
<p>“İkincil travma, doğrudan değil dolaylı olarak maruz kalınan bir olay ya da durum karşısında yaşanan sıkıntı veya olumsuz duygusal etkileri ifade eder. Başka bir deyişle ikincil travma, bireyin başka bir kişinin travma deneyimlerini duyması, fotoğraf ya da video aracılığıyla o kişinin korku verici, yıkıcı anlarına maruz kalması durumunda ortaya çıkabilir. Ancak zihinlerimiz bu tür içerikleri işleyecek donanıma sahip değildir ve bu içerikleri görmek ya da izlemek potansiyel olarak ikincil Travma Sonrası Stres Bozukluğuna yol açabilir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Uzmanlar, savaş görüntüleri ile başa çıkma konusunda ne öneriyor? </strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, savaş ile ilgili içeriklerin, etkilenen kişilerle empati kurmak, sürece ilişkin bilgilenmek ve yardım etmek istemek konusunda önemli bir rolünün var olduğunu dile getirerek, “Ancak ekran başında geçirilen sürenin artması, sürekli maruziyet ve travmatik içeriğe aşırı doygunluk kişinin ruh sağlığını oldukça etkilemektedir. Burada en önemli nokta bu tür videoları izleyip sürekli akışta kalmaktan mümkün olduğunca kaçınmak ve dikkat dağıtıcı başka aktivitelere katılım sağlamaya çalışmaktır. Hem çocuklar hem de yetişkinler için günlük rutinlerinin sürdürülmesi çok önemlidir.” şeklinde düşüncelerini anlattı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Endişeli hissetmeye başlarsanız cihazınızı kapatın</strong></p>
<p>Savaşla ilgili olarak görüntülenen içeriğin miktarını sınırlamak için sosyal medya platformlarından ayrılmanın her zaman kolay veya pratik olmadığını ifade den Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, bu konuyla ilgili zihinsel sağlık risklerini en aza indirmeye yardımcı olmak için önerilen bazı stratejileri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Gece uyumadan önce veya uyandığınızda olumsuz içeriğe bakmaktan kaçının; bu önemlidir çünkü rahatsız edici resim veya videolar izlemek endişeye neden olabilir, bu da sizi gece boyunca uyanık tutabilir veya gün boyunca etkileyebilir. Görüntülediğiniz veya paylaştığınız içeriğin doğru olduğundan, yanıltıcı ya da yanlış olmadığından emin olun. Duygularınızı değerlendirin; örneğin, endişeli hissetmeye başlarsanız cihazınızı kapatın ve içerikten uzaklaşın. Olumsuz haberler, sosyal medya gönderileri veya diğer sosyal medya platformları arasında zamanın farkında olmadan düşüncesizce gezinmeden kaçının. Bu tür içerikleri paylaşmamaya maksimum düzeyde özen gösterin.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kesintisiz-savas-goruntulerini-izlemek-hasta-ediyor-416282">Uzmanlar uyarıyor!!! Kesintisiz savaş görüntülerini izlemek hasta ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyardı! Havai Fişek ve Benzeri Ürünler Kapalı Mekanlarda Kullanılmamalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-havai-fisek-ve-benzeri-urunler-kapali-mekanlarda-kullanilmamali-413389</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 14:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[benzeri]]></category>
		<category><![CDATA[fişek]]></category>
		<category><![CDATA[havai]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılmamalı]]></category>
		<category><![CDATA[mekanlarda]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413389</guid>

					<description><![CDATA[<p>Irak'ın Musul kentinde 115 kişinin ölümüyle sonuçlanan düğün salonundaki yangının salonda kullanılan havai fişeklerden kaynaklandığına dikkati çeken uzmanlar, ülkemizde de benzer salonların bulunduğuna ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğine vurgu yaptı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-havai-fisek-ve-benzeri-urunler-kapali-mekanlarda-kullanilmamali-413389">Uzmanlar Uyardı! Havai Fişek ve Benzeri Ürünler Kapalı Mekanlarda Kullanılmamalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Irak&#8217;ın Musul kentinde 115 kişinin ölümüyle sonuçlanan düğün salonundaki yangının salonda kullanılan havai fişeklerden kaynaklandığına dikkati çeken uzmanlar, ülkemizde de benzer salonların bulunduğuna ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğine vurgu yaptı. İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Rüştü Uçan: “Ülkemizde kapalı düğün salonlarına çok dikkat edilmeli. Hele bodrum katta olup da yeterli kaçış imkanı olmayanlar mühürlenmeli ve kullanılmamalı.” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Irak&#8217;ın Musul kentinde 115 kişinin ölümüyle sonuçlanan düğün salonundaki yangına, salonda kullanılan havai fişeklerin neden olduğu tespit edildi.</p>
<p><strong>400 kişilik salona 900 kişi davet edildi</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi Abdurrahman İnce, Musul’daki olayda 400 kişilik salona 900 kişi davet edildiğinin ve bunun için ilave masa sandalye koyulduğunun anlaşıldığını söyledi.</p>
<p><strong>Kompozit malzeme yüksek ısılarda eriyerek damlıyor…</strong></p>
<p>Düğün salonunun yapımında çelik konstrüksiyon iskelet, beton duvarlar, kompozit panel çatı malzemesi kullanıldığının anlaşıldığını da dile getiren İnce, kompozit malzemenin yüksek ısılarda eriyerek damlama şeklinde birçok yerde yeniden tutuşmaya sebep olduğunun görüldüğünü kaydetti.</p>
<p><strong>Salon ve tavanında yanıcı malzemelerden dekorasyonlar bulunuyor</strong></p>
<p>Acil kaçış kapılarının bulunmadığı, normal çıkış kapılarının küçük ve bir kısmının kilitli olduğu, ayrıca bazı kurtulanların bu kapıları kırarak kaçabildiğinin de görüldüğünü ifade eden Abdurrahman İnce, salonda ve salon tavanında yanıcı malzemelerden dekorasyonların bulunduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Yangını tutuşan dekorasyon malzemesi yaydı…</strong></p>
<p>Abdurrahman İnce, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Bu kapalı salon içerisinde 4 adet havai fişek kullanıldığı, bunlardan çıkan kıvılcımların 4 metreye kadar yükseldiği anlaşılmakta ve video kaydında görülmekte. Bu kıvılcımların tavandaki yanıcı dekorasyon malzemelerinin tutuşturmasıyla yangının meydana geldiği, yukarıdan aşağıya düşen ve yanmakta olan dekorasyon malzemelerinin yangını yaydığı anlaşılmakta. Yangının zehirli dumanının, oluşan yüksek sıcaklık ve devam eden yangından kaçamayan kişilerin ölüm sebebini oluşturduğu da anlaşılıyor.”</p>
<p><strong>Hava fişek kapalı alanlarda kullanılmamalı!</strong></p>
<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan da şunları anlattı:</p>
<p>“Havai fişek ve benzeri piroteknik ürünler (kimyasal tepkimeler aracılığıyla ısı, ses, duman, ışık gibi etkiler oluşturmak amacıyla üretilen patlayıcı maddelerin genel adı) kapalı hacimlerde kullanılamaz, kullanılmamalı. Bu yasağa her hal ve şartta uyulmalı.</p>
<p>Ülkemizde de kapalı düğün salonlarına çok dikkat edilmeli. Hele bodrum katta olup da yeterli kaçış imkanı olmayanlar mühürlenmeli ve kullanılmamalı. Yeterli kaçış imkanı olanların ise kaçış kapıları, kaçış merdivenleri sürekli açılabilir pozisyonda olmalı, her düğün öncesi bu husus kontrol edilmeli.”</p>
<p><strong>Perdeler ve süslerin yapımında kolay yanan maddeler kullanılmamalı!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, özellikle kapalı düğün salonlarında perde ve süslemelerin kolay yanıcı malzemelerden olmaması gerektiğine de vurgu yaparak, “Açık alanda havai fişek ve benzeri piroteknik ürünler kullanılacaksa, mevzuatın ve kullanma kılavuzlarının istediği tüm güvenlik önlemleri alındıktan sonra güvenle kullanılmalı.” dedi.</p>
<p><strong>Düğün mevsiminden önce itfaiye ile tatbikat yapılmalı</strong></p>
<p>Toplantı salonları ve düğün salonlarında maksimum masa ve katılımcı sayısının önceden belirlenmesi ve oturma planlarının belediye onaylı olarak girişte herkesin görebileceği şekilde ilan edilmesi gerektiğini de anlatan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yangın söndürme sistemleri ve yangın anında kaçış yollarını gösteren aydınlatma sistemleri devreye girmeli. Bu gibi toplantı salonlarında mayıs ayında (evlilik törenlerinin yoğunluğu başlamadan önce) itfaiye ile birlikte en az bir adet tatbikat yapılmalı. Bu tatbikatlarda görülen eksikler en kısa zamanda düzeltilmeli. Yangın söndürme sistemleri kurulmuş ve faal çalışır durumda olmalı. Yeterli sayıda yangın tüpü de bulunmalı. Bu tip büyük kayıplı yangın ülkemizde olmamasına rağmen bizde de bu ve benzeri salonların olduğu bildiğimiz durum. Bu gibi vahim bir durumla karşılaşmamak için bugünden önlem alalım.”</p>
<p><strong>Havai fişek kullanım tatbikatı</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan’ın özet bilgi verdiği havai fişek kullanma talimatı da şöyle:</p>
<p>-18 yaşını doldurmuş yetkililer tarafından kullanılabilir.</p>
<p>-Dış mekanlarda ve sadece açık alanlarda kullanılması zorunludur.</p>
<p>-Kişilere ve yanıcı maddelere en az 80 metre mesafede olmalı.</p>
<p>-Çevrede ve gökyüzünde engelleyici bir unsur olmamasına dikkat edilmeli.</p>
<p>-Ürün; ok yönü yukarı bakacak şekilde sert ve düz zemine yerleştirip, sabitlenmeli.</p>
<p>-Ateşleme esnasında vücudun hiçbir kısmı ürünün üzerinde olmayacak şekilde yan durarak ateşleme fitil etiketi yırtılmalı.</p>
<p>-Fitili en uç kısmından ateşleyerek sırt dönük bir şekilde ve hızlı adımlarla en az güvenlik mesafesi olan 40 metre kadar uzaklaşılmalı.</p>
<p>-Ürünün yanmaması veya tamamının bitmeden patlamadığı durumlarda en az 15 dakika beklenmeli. Tekrar yakma girişiminde bulunulmamalı. Ürün alınan yere iade edilene kadar güvenli şekilde saklanmalı. </p>
<p>-Bu ürün yalnızca mülki amirliklerden izin almak koşuluyla kullanılır. Ateşleyici belgesi olmadığı halde kullandığı belirlenenler hakkında adli ve idari işlem yapılır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-havai-fisek-ve-benzeri-urunler-kapali-mekanlarda-kullanilmamali-413389">Uzmanlar Uyardı! Havai Fişek ve Benzeri Ürünler Kapalı Mekanlarda Kullanılmamalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Filistin-İsrail Gerilimini Uzmanlar Değerlendirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/filistin-israil-gerilimini-uzmanlar-degerlendirdi-412671</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Oct 2023 19:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirdi]]></category>
		<category><![CDATA[filistinisrail]]></category>
		<category><![CDATA[gerilimini]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412671</guid>

					<description><![CDATA[<p>Filistin-İsrail gerilimini değerlendiren Siyaset Bilimi uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, “Sarsılmaz, güçlü İsrail devleti imajı, Hamas'ın baskınıyla ciddi bir şekilde sarsıldı ve saldırıyı önceden haber alamayan MOSSAD hakkında soruşturma başlatıldı.” dedi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/filistin-israil-gerilimini-uzmanlar-degerlendirdi-412671">Filistin-İsrail Gerilimini Uzmanlar Değerlendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Filistin-İsrail gerilimini değerlendiren Siyaset Bilimi uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, “Sarsılmaz, güçlü İsrail devleti imajı, Hamas&#8217;ın baskınıyla ciddi bir şekilde sarsıldı ve saldırıyı önceden haber alamayan MOSSAD hakkında soruşturma başlatıldı.” dedi. İsrail’in Gazze’ye daha büyük katliam saldırıları düzenlenmesinin beklenmekte olduğuna dikkat çeken Ağca, Hamas baskınının en büyük etkisinin İsrail&#8217;in bekasıyla ilgili kuşkular doğurması olduğunu söyledi. Türkiye’nin ilk andan itibaren ihtiyatla yaklaştığını belirten Ağca, Türkiye ve Mısır’ın arabulucu olarak etkin rol alabileceğini de sözlerine ekledi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, Filistin-İsrail gerilimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, BM Genel Kurulunun 29 Kasım 1947 de kabul ettiği 181 sayılı kararın İngiliz manda rejiminin sona ermesiyle birlikte Filistin toprakları üzerinde birisi Arap diğeri Yahudi olmak üzere iki bağımsız devletin kurulması ve Kudüs&#8217;ün silahlardan arındırılmış, BM Vesayet Konseyi&#8217;nin himayesinde uluslararası bir statüye sahip olmasını öngördüğünü hatırlattı.</p>
<p><strong>İsrail&#8217;in işgal ettiği topraklardan çekilmesi meselesi</strong></p>
<p>14 Mayıs 1948&#8217;de İsrail devletinin kurulması üzerine Arap-İsrail Savaşı patlak verdiğini ve İsrail’in topraklarını genişlettiğini, Filistin topraklarının dörtte üçü İsrail&#8217;in hakimiyetine geçerken 750 binden fazla Filistinlinin mülteci konumuna düştüğünü ve Ürdün’ün Batı Şeria&#8217;da, Mısır’ın da Gazze&#8217;de yönetimi ele geçirdiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, şöyle devam etti:</p>
<p>“İsrail, 1967&#8217;de Batı Şeria, Doğu Kudüs, Gazze, Mısır&#8217;daki Sina Yarımadası ve Suriye&#8217;deki Golan Tepeleri&#8217;ni de işgal etti. Bunun üzerine, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) 242 sayılı kararla İsrail&#8217;in işgal ettiği topraklardan çekilmesini istedi.</p>
<p>Ancak İsrail bu topraklardan çekilmeye yanaşmamakta. İsrail&#8217;in 1967&#8217;deki savaşın ardından işgal ettiği Batı Şeria&#8217;da, halihazırda yaklaşık 250 yasa dışı Yahudi yerleşim biriminde 500 binden fazla Yahudi yerleşimci yaşamakta. Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda bulunan tüm Yahudi yerleşim birimleri yasa dışı kabul edilmekte.”</p>
<p><strong>İsrail’in Gazze’ye daha büyük katliam saldırıları düzenlenmesi beklenmekte…</strong></p>
<p>İsrail’in kendisine tehdit olarak gördüğü Hamas’ın kontrol ettiği Gazze Şeridine saldırılar düzenlediğini ve binlerce masum sivil insanın ölümüne ve sakat kalmasına neden oluğunu da hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, şunları kaydetti:</p>
<p>“Gazze’de yaşayan Filistin halkı oldukça kısıtlı olan imkanlarıyla meşru müdafaa hakkını kullanarak direnmeye ve hayatta kalmaya çalışmakta. Ancak İsrail’in ABD tarafından koşulsuz olarak desteklenen ileri teknolojiye dayalı silahlı güçleri karşısında Gazze halkı İsrail saldırıları karşısında şimdiye kadar etkin bir karşılık verememiştir.</p>
<p>7 Ekim 2023 tarihinde, Hamas&#8217;ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları Aksa Tufanı Operasyonu ile, paramotorla ya da dikenli telleri yıkarak, duvarları aşarak İsrail’in bazı yerleşim bölgelerini ele geçirdi. İsrail askeri üslerini, tanklarını ve mühimmatlarını ele geçirdi. Çok sayıda İsrail askeri öldürüldü ve bazı üst düzey İsrail askeri esir alındı. İsrail karşılık olarak Demir Kılıç operasyonunu başlatma kararı aldı. İsrail resmen savaş ilan etti ve İsrail ordusu Gazze&#8217;yi bombalamaya başladı. İsrail, yıllardır abluka altında tuttuğu, açlığa, yokluğa, ölüme terk ettiği Gazze&#8217;ye daha büyük katliam saldırıları düzenlemesi beklenmekte.</p>
<p><strong>Hamas baskınının en büyük etkisi ne?</strong></p>
<p>Sarsılmaz, güçlü İsrail devleti imajı, Hamas&#8217;ın baskınıyla ciddi bir şekilde sarsıldı ve saldırıyı önceden haber alamayan MOSSAD hakkında soruşturma başlatıldı. Hamas baskınının en büyük etkisi ise İsrail&#8217;in bekasıyla ilgili kuşkular doğurmasıdır.”</p>
<p><strong>Türkiye ilk andan itibaren duruma ihtiyatlı yaklaşıyor</strong></p>
<p>Filistin-İsrail gerilimine ilişkin uluslararası camiadaki tepkilere de dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“ABD ve AB İsrail’e destek mesajları verirken, Türkiye ilk andan itibaren duruma ihtiyatlı yaklaşmakta. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafları itidalli olmaya çağırırken, Türk Dışişleri de üçüncü taraflarla hızlı bir diplomasi trafiği başlattı. Mısır’ın da itidal çağrısı yapması önem arz ediyor.</p>
<p><strong>Türkiye ve Mısır arabulucu olarak etkin rol alabilir…</strong></p>
<p>İsrail-Filistin sorunu, Dünya barışı önünde en büyük engellerden biridir. Hamas’ın saldırısı sonrası, İsrail üzerinde işgalci politikalarını sürdürmekten vazgeçmesi ve BM’in iki devletli çözüm kararı çerçevesinde Filistin halkı ile barış içinde yan yana yaşama politikasına yönlendirebilir. Bu kapsamda, Türkiye ve Mısır birlikte arabulucu olarak etkin rol alabilir.</p>
<p>Ya da İsrail eskiden olduğu gibi katliamlarına devam ederek Filistin halkını yeni bir göçe zorlayabilir. Bu da Ortadoğu’da barış umutlarını tamamen ortadan kaldırabilir ve İsrail devleti ile Filistinli direniş grupları arasında çatışmaların artmasına ve yaygınlaşmasına zemin hazırlayabilir.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/filistin-israil-gerilimini-uzmanlar-degerlendirdi-412671">Filistin-İsrail Gerilimini Uzmanlar Değerlendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyardı! Otomatik gaz kesici dedektörler evlerde de mutfaklarda kullanılmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-otomatik-gaz-kesici-dedektorler-evlerde-de-mutfaklarda-kullanilmali-409671</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2023 12:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dedektörler]]></category>
		<category><![CDATA[evlerde]]></category>
		<category><![CDATA[gaz]]></category>
		<category><![CDATA[kesici]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[mutfaklarda]]></category>
		<category><![CDATA[otomatik]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409671</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul’da dün 3 kişinin, bugün de Ankara’da bir kişinin ölümüne neden olan doğalgaz patlamalarını değerlendiren uzmanlar, ihmalin her zaman ön plana çıktığını ancak ihmalden önce doğalgaz kullanıcılarının yapması gereken birçok işin olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-otomatik-gaz-kesici-dedektorler-evlerde-de-mutfaklarda-kullanilmali-409671">Uzmanlar uyardı! Otomatik gaz kesici dedektörler evlerde de mutfaklarda kullanılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul’da dün 3 kişinin, bugün de Ankara’da bir kişinin ölümüne neden olan doğalgaz patlamalarını değerlendiren uzmanlar, ihmalin her zaman ön plana çıktığını ancak ihmalden önce doğalgaz kullanıcılarının yapması gereken birçok işin olduğunu hatırlatıyor. İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Dr. Nuri Bingöl, “Önlemleri biz almalıyız, çok maliyetli olan şeyler de değil. Bunlar alındığı zaman bu tip olayların önüne geçeriz” açıklamasını yaptı. İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Rüştü Uçan ise “Herhangi bir şekilde uzun süreli evden ayrılıyorsak doğalgaz vanasını kapatıp öyle gitmemizde çok büyük fayda var” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzm. Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, İstanbul’da dün 3 kişinin, bugün de Ankara’da bir kişinin ölümüne neden olan doğalgaz patlamalarını değerlendirdi.</p>
<p>Dr. Bingöl, patlayabilmesi için doğalgazın patlama sınırlarına ulaşacak kadar çok miktarda birikmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>“Doğalgaz metan ağırlıklı bir gaz olduğu için yüzde 5 ile yüzde 15 arasında patlama sınırına ulaşır. Demek ki yüzde 5’i geçen bir birikme olmuş. Kapalı ortam ve pencere açık değil. Elektriği açma kapama sırasında oluşmuş bir kıvılcım da olabilir, bir kibrit çakması veya sigara içilmesi gibi bir ateşle müdahale de olabilir. Bunlardan bir tanesiyle buluşunca da patlama gerçekleşmiştir diye düşünüyorum.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“İhmal her zaman ön planda”</strong></p>
<p>Patlamaların neden olabileceğine ilişkin de bilgi veren Dr. Bingöl, şöyle devam etti:</p>
<p>“İhmal her zaman ön plana çıkar ama ihmalden önce yapılması gereken birçok iş var. Doğalgaz kullanıcılarının yapması gerekenler olduğu gibi alabileceği önlemler var. Siz ocağı açık unutursanız çaydanlık taşar, kendi kendine ocağı söndürürse doğalgaz sızıntısı oluşur. </p>
<p>Doğalgaz kokusuz bir gazdır bu sızdığında anlaşılabilsin diye kokulandırılır. Kokusu hissedilsin diye kokulandırılır. Evinizde bir sızıntı olduğunda hissedersiniz. Ancak koku hissettiğinizde ateşleyici bir şey kullanmamamız gerekiyor. Gidip de lambayı açmaya çalıştığınızda lambanın arkasındaki bir elektrik kıvılcımı tutuşmayı gerçekleştirebilir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“Zorunlu olmadığı için önlem almıyoruz”</strong></p>
<p>Dr. Nuri Bingöl, sızıntı durumunda ne yapılması gerektiğini de şöyle anlattı:</p>
<p>“Sızıntıları hissettiğimizde camı açmak, evi havalandırmak, açık kalmış gaz varsa kapatmak, sızıntı varsa kapıları da açmak, cereyan yaptırmak gibi yöntemler izlenebilir. Daha basit önlemler de var. Mesela dedektörler var. Bu dedektörler otomatik gaz kesici. İGDAŞ bunların sanayide kullanılmasını zorunlu kılıyor. Bir restoran açacaksanız İGDAŞ’a başvurduğunuzda sizden dedektör istiyor.  Dolayısıyla bunlar alınabilecek önlemler. Bu önlemleri biz ihtiyari olarak almalıyız, yani zorunlu olmadığı için çoğumuz almıyoruz. Ama almamız lazım çok maliyetli olan şeyler de değil. Bunlar alındığı zaman bu tip olayların önüne geçeriz.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Kullanıcıların bilinçli olması gerekiyor</strong></p>
<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Uzm. Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, kullanıcıların bilinçlenmesinin zaman aldığına işaret ederek, şöyle dedi:</p>
<p> </p>
<p><strong>“Dinamit gibi, el bombası gibi yıkıcı etkiye sahip”</strong></p>
<p>Tutuşma olursa patlamanın gerçekleştiğini dile getiren Dr. Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Biz doğalgaz sıkışması demiyoruz, doğalgaz sıkışmaz, sıkışsa da patlamaz. Tüpgaz gibi basınçlı bir olay değil bu. Birikmesi sonucu oluşan atmosfere biz patlayıcı atmosfer veya patlayıcı ortam diyoruz. Dolayısıyla bunun ismi doğalgaz sıkışması değil, bir patlayıcı ortam patlaması. Yaklaşık 10 atmosfer basınç yapacak şekilde patlarlar. Yıkıcı etkiye sahip, bir dinamit gibi, bir el bombası gibi… Onlara da patlayıcı madde diyoruz.” </p>
<p> </p>
<p><strong>“Doğalgazı nasıl kullanmamız gerektiğini bilmiyoruz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan da doğalgaz patlamalarını değerlendirdi.</p>
<p>Dr. Uçan, doğalgazın enerji olarak kullanmak gerektiğine işaret ederek, “Fakat bu gaz tehlikeli bir gaz, büyük bir enerjisi var. Doğalgaz havadan daha hafif bir gaz ve yukarıda birikebiliyor. Yüzde 5’ten fazla olduğunda herhangi bir ateşleyici, ışığı yakmak ya da yakılmış ışığı kapatmak, buzdolabını açmak, cep telefonuna arama gelmesi gibi sebeplerle ufak bir kıvılcım patlama meydana getiriyor.” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Mutfaklarda dedektörlerin olması lazım!</strong></p>
<p>İstanbul’daki patlamada duvarların yıkıldığını ifade eden Dr. Rüştü Uçan, şöyle konuştu:</p>
<p>“Biz doğalgazı nasıl kullanmamız gerektiğini bilmiyoruz. Doğalgaz kokusuz bir gaz ama içine yumurta bozuğu gibi bir koku veriyorlar. Bu kokudan anlamak mümkün. Ama şöyle bir durumda var o evin durumunu bilmiyoruz. Nasıl bir sızıntı oldu. Şu anda yazlıklardan geri dönmenin çok olduğu bir dönem. Bu dönemlerde uzun bir süre evler de kapalı kalıyor. Eğer evdeki ocaktan falan sızıntı varsa bu birikimler de olabilir. Onun için herhangi bir şekilde uzun süreli evden ayrılıyorsak doğalgaz vanasını kapatıp öyle gitmemizde çok büyük fayda var. Bir de mutlaka özellikle mutfaklarda çok kullanıyoruz. Mutfaklarda dedektörlerin olması lazım. Fiyatı da uygun. Bunları kullanmamız gerekiyor.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-otomatik-gaz-kesici-dedektorler-evlerde-de-mutfaklarda-kullanilmali-409671">Uzmanlar uyardı! Otomatik gaz kesici dedektörler evlerde de mutfaklarda kullanılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Fırtınaya Karşı Uyarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-firtinaya-karsi-uyariyor-408953</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Sep 2023 19:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[fırtınaya]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408953</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü (İSG) Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, fırtına anında alınacak tedbirler konusunda bilgi vererek, vatandaşları fırtınada uçacak cisimlerden uzakta yürümeleri konusunda uyardı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-firtinaya-karsi-uyariyor-408953">Uzmanlar Fırtınaya Karşı Uyarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü (İSG) Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, fırtına anında alınacak tedbirler konusunda bilgi vererek, vatandaşları fırtınada uçacak cisimlerden uzakta yürümeleri konusunda uyardı.</p>
<p><strong>Çatı altı, minare veya ağaç altlarından uzakta yürünmeli!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, fırtına anında alınacak tedbirler konusunda şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Fırtına anında alınacak tedbirler;</p>
<ol>
<li>Kapalı alanlarda bulunmalıdır.</li>
<li>Mutlaka dışarı çıkmamız gerekiyorsa, fırtına ile uçacak cisimlerden uzakta yürümek faydalı olacaktır. Çatı altı, minare veya ağaç altlarından uzakta kontrollü yürünmeli. Ana caddeler tercih edilmelidir.</li>
<li>Fırtınadan bir hasar oluşmuşsa, fırtınanın kesinlikle bitmesini beklemek gerekir. Gereken tamir bundan sonra yapılmalıdır.</li>
<li>Fırtına esnasında soba veya kaloriferlerin çalıştırılmaması olası zararları azaltacaktır.”</li>
</ol>
<p><strong>İnşaatlarda kule vinçler, inşaat dışındaki iskelelerde iş yapılmamalı</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, fırtına sırasında inşaatlarda alınacak önlemlere de işaret ederek, şunları dile getirdi:</p>
<p>“İnşaatlarda alınacak başlıca tedbirler;</p>
<ol>
<li>Fırtına başlamadan önce inşaat işleri, bina dışarıda yapılan işlere ara verilmeli.</li>
<li>İnşaatlarda kule vinçler, inşaat dışındaki iskelelerde iş yapılmamalı.</li>
<li>Bina dışına yapılan sıva, cephe giydirme işlemleri vs. önceden ara verilmeli. Bunların iskeleleri fırtınadan etkilenmeyecek şekilde güçlendirilmeli.</li>
<li>Fırtına sonrası yağmur olması ihtimaline karşı bodrum katlara yağmur suyu girmesini önleyici tedbirler alınmalı.”</li>
</ol>
<p><strong>Apartmanlarda oturanlar hangi tedbirleri almalı? </strong></p>
<p>Apartmanlarda oturanların alacağı tedbirlere de işaret eden Dr. Uçan, şöyle sıraladı:</p>
<p>“1. Tüm kapı ve pencereler güçlendirilmeli.</p>
<p>2. Balkonlarımızdaki masa ve sandalyeleri dairemizin içine alınmalı. İçeri alamıyorsak fırtınadan etkilenmeyecek şekilde sabitlenmeli. Balkon ve bahçelerdeki saksılar mümkünse daire içine alınmalı. Bu mümkün olmadığı durumlarda saksılar fırtınadan uçmayacak şekilde yere sabitlenmeli.</p>
<p>3. Su giderlerini kontrol edilmeli.</p>
<p>4. Pencerelerde panjur/kapak varsa bunlar kapatılarak sabitlenmeli.</p>
<p>5. Fırtına olacağı zaman diliminde piknik alanları veya sahillerden uzak durulmalı. Özelikle piknik alanlarında mangal yakılmamalı. Bu havalarda başlayacak orman yangınlarının rüzgâr etkisiyle hızlıca artacağı göz önüne alınmalı.</p>
<p>6. Kış dönemine girdiğimiz bugünlerde, bina çatıları yetkililerce kontrol ettirilmeli. Çatıların sağlam şekilde montajlarının olup, olmadığı kontrol edilmeli. Sağlam olmayanlar, sağlam hale getirilmeli.</p>
<p>7. Mümkünse araçlar kapalı otoparklarda muhafaza edilmeli. Yıkılma ihtimali olan yaşlı ağaçları budanarak emniyetli hale getirilmeli.”</p>
<p><strong>Fırtına sonrası hasarınız varsa…</strong></p>
<p>Fırtınaya bağlı hasar sonrasında yapılması gerekenleri de sıralayan Uçan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Fırtınadan dolayı kopan elektrik telleri, telefon telleri veya ne olduğu bilmediğiniz tellere dokunulmamalı. Su birikintisi içindeyse oradan uzaklaşılmalı. Elektrik teli ve kaçak varsa sudan dolayı dokunulmasa dahi elektrik çarpabilir. İstinat duvar çökmeleri ile karşılaşılabilinir. Bu şekildeki duvarlardan uzakta yürünmeli. Fırtınadan etkilenmiş bir hasar varsa, profesyonel yardım alınmalı.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-firtinaya-karsi-uyariyor-408953">Uzmanlar Fırtınaya Karşı Uyarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyarıyor! Yaşam Tarzı Alışkanlıkları Alzheimer Riskini Artırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yasam-tarzi-aliskanliklari-alzheimer-riskini-artirabilir-406581</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Sep 2023 13:40:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406581</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigara içmek, yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı, düşük fiziksel aktivite, yetersiz uyku ve yüksek stres seviyelerinin Alzheimer riskini artırdığını vurgulayan uzmanlar, yaşam tarzında yapılacak olumlu değişikliklerin Alzheimer riskini azaltmada önemli bir rol oynayabildiğini söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yasam-tarzi-aliskanliklari-alzheimer-riskini-artirabilir-406581">Uzmanlar Uyarıyor! Yaşam Tarzı Alışkanlıkları Alzheimer Riskini Artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sigara içmek, yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı, düşük fiziksel aktivite, yetersiz uyku ve yüksek stres seviyelerinin Alzheimer riskini artırdığını vurgulayan uzmanlar, yaşam tarzında yapılacak olumlu değişikliklerin Alzheimer riskini azaltmada önemli bir rol oynayabildiğini söylüyor. Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Ancak unutulmamalıdır ki yaşam tarzı değişiklikleri, mevcut Alzheimer hastalığını tedavi etmez; sadece riski azaltabilir veya hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, yaşam tarzı ve Alzheimer ilişkisi hakkında bilgi vererek, Alzheimer riskini azaltmanın yollarını anlattı.</p>
<p>Alp, Alzheimer hastalığının, yaşlı bireyler arasında hafıza kaybına ve zihinsel fonksiyon bozukluğuna yol açan yaygın bir nörodejeneratif hastalık olduğunu ifade ederek, hastalığın oluşumu üzerinde genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı faktörlerinin de etkili olabildiğini söyledi.</p>
<p>Yaşam tarzını optimize ederek Alzheimer riskini azaltabileceğimizi ifade eden Alp, sigara içmek, yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı ve düşük fiziksel aktivite gibi faktörlerin Alzheimer riskini artırabildiğine dikkat çekti. Alp, ayrıca yetersiz uyku ve yüksek stres seviyelerinin de riski yükseltebildiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Sosyal izolasyon ve yalnızlık Alzheimer riskini artırabilir </strong></p>
<p>Düzenli fiziksel aktivitenin, beyin sağlığına katkıda bulunduğunu ve Alzheimer riskini azaltabildiğini belirten Alp, şöyle devam etti:</p>
<p>“Özellikle yüzme, koşu, bisiklet gibi kardiyovasküler egzersizler ve ağırlık antrenmanları faydalı olabilir. Bu egzersizler, kan akışını artırarak ve inflamasyonu azaltarak beyin fonksiyonlarını korumaya yardımcı olur. Antioksidan açısından zengin meyve ve sebzeler, omega-3 yağ asitleri ve düşük doymuş yağ içeren diyetler, Alzheimer riskini azaltabilir. Akdeniz diyeti gibi sağlıklı beslenme planları, bu konuda etkili olabilir. Bulmaca çözme, satranç oynama veya yeni bir dil öğrenme gibi zihinsel aktiviteler, beyin plastisitesini artırabilir ve kognitif rezervi güçlendirebilir. Bu, Alzheimer&#8217;ın etkilerini geciktirebilir veya hafifletebilir.</p>
<p>Kronik stres, kortizol seviyelerini yükseltir ve beyin sağlığını olumsuz etkiler. Ayrıca sosyal izolasyon ve yalnızlık da Alzheimer riskini artırabilir. Stres yönetim teknikleri ve sosyal etkileşim, bu riski azaltmada yardımcı olabilir.<strong> </strong>Yetersiz uyku, beynin &#8220;temizlik&#8221; mekanizmalarını engeller ve toksik proteinlerin birikmesine yol açabilir. Uykusuzluk, bu nedenle Alzheimer riskini artırabilir.”</p>
<p><strong>Alzheimer riskini düşürmek için yaşam tarzında olumlu değişiklikler yapılmalı</strong></p>
<p>Uzman Psikolog Zeynep Betül Alp, Alzheimer ve yaşam tarzı değişiklikleri konusunda güncel araştırmalara atıfta bulunarak, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Güncel araştırmalar, yaşam tarzı değişikliklerinin Alzheimer riskini azaltabileceğini gösteriyor. Özellikle beslenme, egzersiz, kognitif eğitim gibi çoklu müdahalelerin bir arada uygulandığı çalışmalar, en umut verici sonuçları veriyor. Örneğin, aerobik egzersizin amiloid plak birikimini azaltabileceği belirtildi. Sağlıklı bir diyetin, özellikle Akdeniz diyetinin, bilişsel fonksiyonları korumada etkili olabileceği gösterildi. Ayrıca, uyku kalitesinin iyileştirilmesinin Alzheimer’ın etkilerini hafifletebileceği belirlendi. </p>
<p>Sonuç olarak, yaşam tarzınızda yapacağınız olumlu değişiklikler, Alzheimer riskinizi azaltmada önemli bir rol oynayabilir. Ancak unutulmamalıdır ki yaşam tarzı değişiklikleri, mevcut Alzheimer hastalığını tedavi etmez; sadece riski azaltabilir veya hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir. Her zaman bir sağlık uzmanıyla konsültasyon yapmanız önerilir.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yasam-tarzi-aliskanliklari-alzheimer-riskini-artirabilir-406581">Uzmanlar Uyarıyor! Yaşam Tarzı Alışkanlıkları Alzheimer Riskini Artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyarıyor! Her Şeyin Fazlası Zarar Olduğu Gibi Suyun Fazlası da Zarar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-her-seyin-fazlasi-zarar-oldugu-gibi-suyun-fazlasi-da-zarar-405265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Sep 2023 13:40:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[fazlası]]></category>
		<category><![CDATA[gibi]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[şeyin]]></category>
		<category><![CDATA[suyun]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim koşularına, sıcak havalarda çalışmaya, sarf edilen efora ve terlemeye bağlı olarak miktarı artan günlük su tüketiminin erkekler için 3 litre, kadınlar için ise 2 litre olması gerekiyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-her-seyin-fazlasi-zarar-oldugu-gibi-suyun-fazlasi-da-zarar-405265">Uzmanlar Uyarıyor! Her Şeyin Fazlası Zarar Olduğu Gibi Suyun Fazlası da Zarar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mevsim koşularına, sıcak havalarda çalışmaya, sarf edilen efora ve terlemeye bağlı olarak miktarı artan günlük su tüketiminin erkekler için 3 litre, kadınlar için ise 2 litre olması gerekiyor. Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Vücut olması gerektiğinden fazla su aldığı takdirde kişide su zehirlenmesi yaşanabilir. Su zehirlenmesi vücudumuzda bulunan sıvılar içindeki elektrolitlerin dengesini bozup normal beyin fonksiyonlarına zarar verir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, sağlıklı bir insanın günlük su tüketimi konusunda bilgi vererek, son dönemde gündeme gelen su zehirlenmesi konusuna da ışık tuttu.</p>
<p>Sağlıklı bir erkeğin vücut ağırlığının yüzde 60’ı, sağlıklı bir kadının vücut ağırlığının da yüzde 50’sinin sudan oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Atamer, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sağlıklı bir insan 1.5 litresi idrar yoluyla, 1 litreye yakını ise nefes, terleme ve eklem hareketleriyle olmak üzere toplam 2.5 litreye kadar sıvı kaybedebilir. Kaybedilen sıvının yaklaşık yüzde 20’ye yakın kısmı gün boyunca yediklerimizle karşılanır.   Kalan 2 litreyi de su içerek yerine koymuş oluruz.</p>
<p>Hergün tükettiğimiz su miktarı konusunda genel fikir birliği olarak erkekler için 3 litre, kadınlar için 2 litre yeterlidir. Mevsim koşularına, sıcak havalarda çalışmaya, sarf edilen efora ve terlemeye bağlı olarak alınan su miktarı artmaktadır.”</p>
<p><strong>Su zehirlenmesi beyin fonksiyonlarına zarar veriyor </strong></p>
<p>Normal şartlar altında fazla su tüketmenin nadiren gerçekleştiğini kaydeden Prof. Dr. Atamer, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Ancak herşeyin fazlası zarar olduğunu bildiğimiz gibi suyun fazlası da zarardır. Vücut olması gerektiğinden fazla su aldığı takdirde kişide su zehirlenmesi yaşanabilir. Su zehirlenmesi vücudumuzda bulunan sıvılar içindeki elektrolitlerin dengesini bozup normal beyin fonksiyonlarına zarar verir.</p>
<p>Su az tüketildiğinde deri elastikiyetinde azalma, baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, kan basıncı düşüklüğü gibi şikayetler görülebilir. Bu bulgulara rağmen gerekli su alınmazsa ölümcül sonuçlar ortaya çıkabilir.</p>
<p>Hiponatremiye (sıvı fazlalığı veya sodyum azlığı) yol açan hastalıklar sonucu ortaya çıkan durumlarda su kısıtlaması yapılabileceğini kaydeden Prof. Dr. Atamer, kalp yetersizliği, karaciğer yetmezliği gibi hastalığı olanlarda klinik tabloya bağlı olarak su kısıtlaması yapılabildiğini de söyledi.</p>
<p><strong>Su hücrelerin şişmesine neden oluyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atamer, “Su zehirlenmesi kişinin ihtiyaç duyulduğundan fazla su içilmesi ile kandaki su oranının artması sonucunda kandaki sodyum ve diğer minerallerin konsantrasyonunun azalması sonucu ortaya çıkar. Kandaki sodyum  miktarı 135 mg/lt altına düşerse hücrelerin içine giren su hücrelerin şişmesine ve beynin etkilenmesi sonucu su zehirlenmesi ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p><strong>“Sağlıklı bir birey fazla su içerse fazla idrara çıkar ve fazla su atılır”</strong></p>
<p> </p>
<p>Bir süre önce gündemde olan ABD’de 35 yaşında bir kadının 20 dakikada 2 litre su içilmesi sonrası ölümünün su zehirlenmesi sonucu olma  olasılığının düşük olduğunu kaydeden Prof. Dr. Atamer, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Sağlıklı bir birey fazla su içerse fazla idrara çıkar ve fazla su atılır. Ancak  birlikte olan hastalıklarda örnek olarak kalp yetmezliği, dekompanse karaciğer sirozu veya hiponatremik durumlarda hastalıkları şiddetlendirerek ölüme neden olabilir. Çok fazla su içmek tek başına ölünme neden olmaz. Sağlıklı bir insan çok fazla su içmez. Çok su içse de sağlıklı böbrekler idrar ile fazla suyu   atar.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-her-seyin-fazlasi-zarar-oldugu-gibi-suyun-fazlasi-da-zarar-405265">Uzmanlar Uyarıyor! Her Şeyin Fazlası Zarar Olduğu Gibi Suyun Fazlası da Zarar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 09:40:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[denk]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[konusunda]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[oluşabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[seviyesine]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397144</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten uzmanlar, böyle bir gücün üretim ve kullanımının, herhangi bir tek elde toplanmasının dünya üzerindeki dengeleri değiştirebileceğini savunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144">Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten uzmanlar, böyle bir gücün üretim ve kullanımının, herhangi bir tek elde toplanmasının dünya üzerindeki dengeleri değiştirebileceğini savunuyor. Yapay zekânın kontrol edilmesi gereken döneme yaklaşıldığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, önlem alınmadığı takdirde bu teknolojinin nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabileceğini vurguluyor. Yapay zeka denetimlerinin nasıl uygulanacağı sorusunun henüz bir yanıtı olmadığına değinen Bingöl, küresel bir otoriteden çok her ülkenin kendine göre mevzuat ve yönetmelikleri olması gerektiğini ifade ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi SBF Dekan Yardımcısı, Yapay Zekâ Mühendisliği Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, yapay zeka modellerinin getirebileceği olası riskleri ve bu risklerin nasıl kontrol altına alınabileceği konusunda değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Yapay zekâlar, büyük bir alanda birçok kişinin işini elinden alabilir </strong></p>
<p>Her şeye muktedir yapay zeka modellerinin olası riskleri de beraberinde getirdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Kullanıcılarına büyük avantajlar sağlaması yüzünden, bu kişilerin insanlığı avucunun içine alması gibi medyatik riskleri şu an için düşünmek gereksiz. Ancak çok daha yakında etkileriyle yüzleşmemiz gereken birçok risk ve tehlike bizleri bekliyor.” dedi.</p>
<p>Sanayi devrimiyle birlikte, buharlı makinelerin insanların yapmış olduğu işleri elinden aldığını ama bunun yanında çok daha fazla iş alanı oluşturduğunu hatırlatan Bingöl, “Yapay zekâ için ‘yeni iş imkânları oluşturacak’ dense de son zamanlarda her kesimden insanın da dikkatini çeken genel modeller, buharlı makineler gibi insanların yaptığı işleri daha verimli yapmak için tasarlanmadılar. İnsanların yapabileceği her türlü bilişsel faaliyeti yapabilmek için tasarlandılar. Bu da demektir ki yeni iş imkânı olarak gördüğümüz her şey bir süre sonra tekrardan genel modeller tarafından öğrenilebilir. Sürecin hiçbir yerinde insana gerek kalmaksızın faaliyet gösteren işletmeler oluşabilir. Doğru yönetilmediği takdirde bu tür bir değişimin etkileri dünya üzerinde çok yıkıcı olabilir. Genel maksatlı yapay zekâlar, doktorluktan avukatlığa, yazılım mühendisliğinden yöneticiliğe kadar büyük bir alanda, birçok kişinin işini elinden alabilir. Bunun yanında 7 gün 24 saat çalışıp insan meslektaşlarından çok daha ucuz bir maliyet oluşturabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bu kadar önemli bir gücün tek elde toplanması dünya üzerindeki dengeleri değiştirebilir</strong></p>
<p>Yapay zekânın diğer bir aşaması olan ‘model oluşturma ve geliştirme aşaması’ için merkezi denetimin getirdiği risklerin düşünülmesi gerektiğine dikkat çeken Bingöl, bunun tek bir otorite tarafından yapılmasının önemli bir risk olduğunu söyledi.</p>
<p>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten Bingöl, “Bu kadar önemli bir gücün üretim ve kullanımının, küresel veya değil, herhangi bir tek elde toplanması dünya üzerindeki dengeleri değiştirebilir. Günümüzde nükleer gücün yarattığı sorunlar ve dünya güç dengesi üzerindeki rolü ortada.” dedi.</p>
<p><strong>Yeterli önlemler alınmazsa yapay zekâ teknolojisi nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabilir</strong></p>
<p>Yapay zekâ teknolojileri alanında önemli gelişmelere imza atmış bir şirket kurucu ve yöneticileri tarafından yayımlanmış bir makaleye değinen Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Makalede, yapay zekâ teknolojilerinin sorumlu bir şekilde kullanılması ve doğru şekilde denetlenmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu teknolojinin denetlenmediği takdirde, insan hayatı ve toplum üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecek riskler taşıyabileceği söyleniyor. Makaleye göre, yapay zekânın uluslararası kurumlar tarafından kontrol edilmesi gereken döneme yaklaşıldı ve yeterli önlemler alınmadığı takdirde bu teknoloji nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabilecek.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Küresel gücün bir güçler topluluğuna dönüştürülmesi başka sorular doğuruyor</strong></p>
<p>“Bu nükleer güç ve risk benzetmesinden yola çıkarsak, yapay zekâ teknolojisinin de küresel veya değil tek bir elde toplanmasının nasıl sonuçlar doğuracağı ve dünya güç dengesine nasıl etki edeceği açıktır.” diyen Bingöl, sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu riski azaltmak için, küresel gücün birden fazla aktörün olduğu bir güçler topluluğuna dönüştürülmesi ise başka sorular doğuruyor. Küresel gücü temsil eden unsurlar nasıl belirlenecek? Bu gücün kullanımı hangi süreçlere ve yetkilere bağlanacak? Anlaşmazlıklar nasıl giderilecek, onay ve veto hakları nasıl adil olarak yönetilecek?”</p>
<p><strong>Yapay zekâ iyi yönetilmezse daha fazla soruna ve güç dengesizliğine yol açabilir</strong></p>
<p>Pandemi sürecinde Dünya Sağlık Örgütü’nün çalışmalarından örnek veren Bingöl, “Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler&#8217;e bağlı olan ve toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan oldukça saygın ve kabul gören bir örgüt. Buna rağmen COVID-19 pandemisi döneminde, dünya üzerindeki toplumların tamamının acil sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesine ne derece katkı sağlayabildi? Pandemi döneminde aşı geliştirme gücünü elinde bulunduran devletler, dünya dengesi üzerinde etkili oldularsa hangi güç bunu nasıl kullandı? Görüldüğü gibi, yapay zekâ denetim ve sınırlandırmalarına çözüm olmasını beklediğimiz küresel otorite modeli, günümüzde başka konularda tecrübe ettiğimiz modellerin bütün sorunlarına çare olamadı. Yapay zekâ kadar güçlü bir teknolojinin iyi yönetilmediği taktirde daha fazla soruna ve güç dengesizliğine yol açabileceği ortada.” dedi.</p>
<p><strong>Üretim ve kullanımın her aşaması birçok farklı ve bağımsız otoriteye yayılabilir</strong></p>
<p>Yapay zekâ denetim ve sınırlandırmalarının, küresel bir gücün elinde bulundurduğu tek bir merkeze bağlı ‘devre kesici’ gibi yapılar olmak zorunda olmadığını aktaran Bingöl, “Çeşitli standartları, çalışma ve iz bırakma çerçevelerini, yetki denetimi alt yapılarını içeren, açık ve şeffaf denetlenebilir düzenlemeler, yasalar ve mevzuatlar olarak düşünülebilir. Bu konuda çeşitli aktörlerin rol ve sorumlulukları yasalar ve mevzuatlarla düzenlenebilir. Bu yetkiler dağıtılarak çok taraflı bağımsız kontroller sağlanabilir.   Kontrol dışına çıkan, tehdit ve tehlike yaratan çalışma durumlarında uyulması gereken müdahale politikaları belirlenebilir. Bu politikalar siber güvenlik prosedürlerinde olduğu gibi önceden prova edilebilir ve denetlenebilir. Üretim ve kullanımın her aşaması birçok farklı ve bağımsız otoriteye yayılabilir. Uluslararası bir otorite ile modellerin oluşturulması ve eğitilmesi gibi süreçleri denetlemek yerine, bir model oluşturulduktan sonra ‘insanların hayatlarını nasıl etkiliyor ve insanlara ait hakları ihlal ediyor mu?’ konusu denetlenmeli.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Ulusal bir tehdit içermeyecek düzeyde yapay zekâ kapasitesine ihtiyaç duyan kurumların önünde bir engel oluşmamalı</strong></p>
<p>Her teknolojik gelişim gibi yapay zekâ teknolojisinin de gelişimi için kaynaklara, ticari modellere ve ilgiye muhtaç olduğunu dile Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Yapay zekâ konusunda oluşturulacak denetimin ve sınırlandırmanın getireceği ilave önemli yükleri olacak. Yeni uyum süreçleri, zorunluluklar, süreçler finansman ve kaynak kullanımı sınırlandırmaları… Oysa, insanlık için varoluşsal veya ulusal bir tehdit içermeyecek düzeyde yapay zekâ kapasitesine ihtiyaç duyan kurumların önünde bir engel oluşmamalı.” dedi ve bu beklentiyi oluşturacak sınırların kim tarafından ve hangi kriterler ile belirleneceği sorusuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Denetimin ‘nasıl’ uygulanacağı konusunun henüz bir yanıtı yok</strong></p>
<p>Denetim ve sınırlandırmaların nasıl uygulanacağı ile ilgili daha alınacak çok yol olduğunu ifade eden Bingöl, “Bunun için devlet kurumlarının, teknoloji üreticilerinin ve bu konunun fikir öncülerinin beraber çalışması ve çözüm üretmesi kaçınılmaz. Özellikle bu çözümlerin, gelişim önünde engel olmadan ‘nasıl’ uygulanacağı çalışma konusudur ve henüz bir yanıtı yok. Uluslararası bir otorite oluşma fikri ise, bu yanıt bulduğunda bir anlam taşıyacak. Uluslararası bu otoritenin yetkilerinin bireysel, ulusal ve küresel güç sahibi firmalar ile nasıl uyum sağlayacağı, kullanacağı denetim mekanizmaları ve yetkileri gibi soruların da yanıtları netleşecektir.” dedi.</p>
<p><strong>Her ülkenin kendine göre mevzuat ve yönetmelikleri olmalı</strong></p>
<p>Küresel bir otoriteden çok her ülkenin veya ülkeler birliğinin, temel prensiplere ve uyuma sadık kalmak üzere, kendine göre uyarlayabileceği mevzuat ve yönetmelikleri olması gerektiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Karşılıklı yükümlülükler üzerine bir denge inşa edilmesi ülkemiz açısından da önemli riskleri bertaraf ederek, tersine avantajlar getirir.” dedi. </p>
<p>Türkiye’nin, birçok uluslararası organizasyon ve düzenlemelere tabi olduğunu, bunların getirdiği yükümlülüklere, bağımsızlığı ve güvenliğinden taviz vermeden uyum sağladığı ve taahhütlerini yerine getirebildiğini hatırlatan Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ülkemiz bunu sağlamak için gerekli resmi, kamu ve özel kurumlara, üniversite ve ar-ge merkezlerine, sivil toplum örgütlerine sahip. Bunlar arasında eşgüdümü sağlayacak mevzuatları oluşturma tecrübesi ve kapasitesi var. Küresel alanda Türkiye bu gibi organizasyonların da tam ortasında olmak zorunda. Güç dengesini korumak ve söz sahibi olmak üzere son yıllarda oldukça gelişmiş yapay zekâ teknolojilerini üretmesi, kullanması ve geliştirmesi ile bu durumu hak ediyor. Ayrıca adalet, hak ve hukuk konularında da yapay zekâ üzerinden öncü rolünü üstlenmeli.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144">Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tercihlerde son saatler! Uzmanlar kararsızlar için &#8216;Kariyer Testi&#8217;ni hatırlatıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tercihlerde-son-saatler-uzmanlar-kararsizlar-icin-kariyer-testini-hatirlatiyor-394957</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Aug 2023 18:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[hatırlatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kararsızlar]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[saatler]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[tercihlerde]]></category>
		<category><![CDATA[testini]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=394957</guid>

					<description><![CDATA[<p>27 Temmuz’da başlayan YKS Tercih maratonunda son iki güne girildi. Adaylarda tercih heyecanı yaşanırken uzmanlar hala meslek, alan seçiminde kararsızlık yaşayan adayların olduğunu belirtiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tercihlerde-son-saatler-uzmanlar-kararsizlar-icin-kariyer-testini-hatirlatiyor-394957">Tercihlerde son saatler! Uzmanlar kararsızlar için &#8216;Kariyer Testi&#8217;ni hatırlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>27 Temmuz’da başlayan YKS Tercih maratonunda son iki güne girildi. Adaylarda tercih heyecanı yaşanırken uzmanlar hala meslek, alan seçiminde kararsızlık yaşayan adayların olduğunu belirtiyor. Bugüne kadar yaklaşık 1,5 milyon kişiye yol gösteren kariyer testi adayların ilgi ve yeteneklerine uygun mesleği seçmesine olanak tanıyor.</strong></p>
<p>Tercih maratonunda son viraja girildi. İlgi, yetenek ve becerilerine göre seçtiği bölümün kendine uygun olduğunu düşünen kadar, henüz bir karar vermemiş olanların da sayısı oldukça fazla…</p>
<p>Hala karar veremediyseniz Üsküdar Üniversitesi tarafından internet üzerinden uygulanan Kariyer Testi, üniversite adaylarına meslek seçimi konusunda yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Test, bugüne kadar yaklaşık 1,5 milyon adaya yol gösterdi…</strong></p>
<p>2015’ten bu yana uygulanan Kariyer Testi,  bugüne kadar 1 milyon 417 bin 670 kişinin meslek seçiminde karar vermesinde önemli bir yol gösterici oldu. Kişinin başarılı olabileceği alanları belirleyen Kariyer Testi’ni son bir ayda ise geleceğine yön vermek üzere 15 bin 885 kişi çözdü.</p>
<p><strong>Tercih döneminde 10 bin aday çözdü…</strong></p>
<p>27 Temmuz’da başlayan resmi tercih sürecinden bugüne kadar ise testi 10 bin 456 aday çözdü.</p>
<p>Kariyer Testi ile kararsız olan adaylar, kendi yetenek ve ilgileri doğrultusunda başarılı olabileceği alanları belirlerken; mesleğiyle ilgili karar vermiş olanlar da o mesleğin kendine ne kadar uygun olup olmadığını test etme imkanı buluyor. </p>
<p><strong>Pişman olabileceğiniz mesleği seçmenizi engelliyor… </strong></p>
<p>Kariyer Testi’nin meslek seçiminde önemine dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Tercih ve Kariyer Danışmanı Uzm. Psikolojik Danışman Ece Tözeniş<strong> </strong>Kariyer Testi ile adayların ileride pişman olabilecekleri meslek ve alan seçiminin önüne de geçilmiş olduğunu söyledi. Tözeniş,<strong> </strong>“Her yıl üniversite sınavına giren aday sayısının yaklaşık yüzde 20’si daha önce üniversiteye yerleşmiş, bir üniversiteyi bitirmiş ya da üniversiteden kaydını sildirmiş öğrencilerden oluşuyor. Kişilik özelliklerimize, ilgilerimize, yeteneklerimize uygun olmayan meslek seçimleri sonucu pişmanlık yaşayan öğrenciler tekrardan sınava hazırlanarak kendileri için daha uygun olan bölümü bulmaya çalışıyorlar.” dedi. </p>
<p><strong>10 kişiden 6’sı ilk 5 tercihinden birine yerleşti!</strong></p>
<p>Tözeniş; 2022 YKS’ye giren öğrencilerin sadece yüzde 59’unun ilk 5 tercihinden birine yerleştiğine dikkat çekerek, “Bu öğrenciler belki ilk sıralara kendi hayallerini yazdılar ya da yakın çevrelerinin hayallerini gerçekleştirdiler. Kalan yüzdelikteki öğrenciler ise belki istedikleri bölümlere yerleştiler ama belki de sadece bir üniversiteye kayıt olmak için  istemedikleri bölümleri yazdılar.” diyerek, içlerinde şüphe olan öğrencileri kariyer testine yönlendirdi.</p>
<p><strong>Sonuçlar kariyer uzmanları ile online değerlendirilebiliyor</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Uzm. Psk. Dan. Ece Tözeniş<strong> </strong>, ‘Holland Meslek Tercihi Puanlama Cetveli’ olarak da bilinen Kariyer Testinin 90 sorudan oluştuğunu söyledi. Tözeniş, “Adayların sorulara verdiği ‘hoşlanırım’ ya da ‘hoşlanmam’ yanıtı adayların kişilik tipini ortaya çıkarıyor. ‘Gerçekçi’, ‘Araştırıcı’, ‘Artistik’, ‘Sosyal’, ‘Girişimci’ ve ‘Geleneksel’ olarak belirlenen tiplerin belirgin özelliklerinin öne çıktığı Kariyer Testi’nde bu tiplere uygun etkinlikler ve tipik meslekler anlatılıyor.” dedi. </p>
<p>Tözeniş Kariyer Testi’ne <strong>https://uskudar.edu.tr/tr/kariyer-testi</strong> linkinden ulaşılabildiğini ve sonuçların Üsküdar Üniversitesi kariyer danışmanlarıyla online olarak da değerlendirilebildiğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Tercih danışmanları kariyer testinin sonuçlarına göre yol gösteriyor</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi, her yıl olduğu gibi bu yıl da aday öğrencilere, aldıkları puanlara göre, doğru bölümleri tercih etmeleri için uzman rehberler eşliğinde hizmet verecek. Temmuz ayında gerçekleşmesi beklenen tercih tanıtım günleri kapsamında adaylar merak ettikleri her şeyi öğrenebiliyor, kariyer testinin sonuçlarını uzamanlarla birlikte yorumluyor ve akademik kadro ile bir araya gelebiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tercihlerde-son-saatler-uzmanlar-kararsizlar-icin-kariyer-testini-hatirlatiyor-394957">Tercihlerde son saatler! Uzmanlar kararsızlar için &#8216;Kariyer Testi&#8217;ni hatırlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Haftasonu Yapılan 2023 YKS&#8217;yi Değerlendirildi. &#8220;Türkçe ve Matematik Belirleyici Olacak&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-haftasonu-yapilan-2023-yksyi-degerlendirildi-turkce-ve-matematik-belirleyici-olacak-385787</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2023 13:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[belirleyici]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirildi]]></category>
		<category><![CDATA[haftasonu]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<category><![CDATA[yksyi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=385787</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milyonlarca öğrenciyi yakından ilgilendiren YKS sınavı tamamlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-haftasonu-yapilan-2023-yksyi-degerlendirildi-turkce-ve-matematik-belirleyici-olacak-385787">Uzmanlar Haftasonu Yapılan 2023 YKS&#8217;yi Değerlendirildi. &#8220;Türkçe ve Matematik Belirleyici Olacak&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca öğrenciyi yakından ilgilendiren YKS sınavı tamamlandı. Sevinç Eğitim Kurumları Eğitim Öğretim Direktörü Murat Gürsoy ve bölüm başkanları YKS 2023 sınavını değerlendirdi. Sınav ile ilgili genel kanı TYT Türkçe sorularının uzun, AYT matematik sorularının ise yoğun işlem gerektiren sorulardan oluştuğu yönünde oldu.</p>
<p>“TYT Türkçe ve AYT Matematik Testlerindeki Netler Belirleyici Olacak”</p>
<p>Sınav ile ilgili genel bir değerlendirmede bulunan Sevinç Eğitim Kurumları Eğitim Öğretim Direktörü Murat Gürsoy, TYT’ye 3 milyon 527 bin 463 adayın, AYT’ye ise 2 milyon 573 bin 136 adayın başvuru yaptığını vurguladı. 2023 YKS’nin ÖSYM tarafından açıklanan müfredat çerçevesinde gerçekleştirildiğini dile getiren Gürsoy, “TYT Türkçe testindeki paragraf soruları öğrencilerin daha fazla zaman harcamasına neden olmuştur. AYT Matematik soruları yoğun işlem gerektiren sorulardan oluşmuştur. YKS sıralamasında TYT Türkçe ve AYT Matematik testlerindeki netlerin belirleyici olacağını, geçen yıl yaşanan yığılmaların yaşanmayacağını öngörüyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>2023 TYT Türkçe Değerlendirmesi</b></p>
<p>2023 TYT Türkçe sorularının okuduğunu anlama ve yorumlama üzerine olduğunu dile getiren Sevinç Eğitim Kurumları Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Merve Kaplan, “Sınavda ‘Sözcükte Anlam’ ve ‘Cümlede Anlam’ başlıklarından dörder soru çıkmıştır. Bu, beklenen düzeyde bir sayıdır. ‘Paragrafta Anlam’ başlığından çıkan 5 soru, bilhassa okuduğunu anlama ve muhakeme ederek yardımcı düşünceye ulaşma noktasında belirleyici olacaktır. Çünkü dikkat de isteyen sorulardır. Şaşırtıcı olarak bu sene ‘Ana Fikir’ başlığından direkt olarak tek soru sorulmuş, yardımcı düşünceye ağırlık verilmiştir” dedi.</p>
<p>Kaplan değerlendirmelerine şu şekilde devam etti: “Dil bilgisi ise beklenilenin haricinde çok zorlayıcı olmamıştır. Yine de yeterli düzeyde belli kavram ve konu kapasitesini ilintilendirebilen öğrencinin yapabileceği özelliğe sahiptir. 33 anlam sorusu sorulmuştur. Yazım ve noktalama işaretlerinden ikişer tane soru sorulmuş ve geçen senenin aksine düşündürücü olmamıştır. Fiilimsi, cümlenin ögeleri, sözcük türleri soruları da temel düzeye hitap eder nitelikte yöneltilmiştir. Sınavda hemen hemen her düzeydeki öğrenci paragrafta anlam sorularında zorlanmıştır, bu eleyici olacaktır. Okuduğunu anlamak yine önemini hatırlatmıştır. Sınav orta zorluktadır.”</p>
<p> </p>
<p><b>2023 AYT Türk Dili ve Edebiyatı Değerlendirmesi</b></p>
<p>2023 AYT Türk Dili ve Edebiyatı sorularını da değerlendiren Kaplan sözlerini şu şekilde sürdürdü: “AYT Türk Dili ve Edebiyatı soruları her sene olduğu gibi 6 anlam sorusuyla başlamıştır. Bunlardan birisi ‘Sözcükte Anlam’, diğerleri de ‘Paragrafta Anlam’ başlıklarından gelen kolay nitelikte sorulardır. ‘Söz Sanatları’ 4 farklı soru üzerinden öğrencilere sorulmuş olup kolay-orta niteliğe sahip sorulardır. Burada salt ezber değil, sanatın tam olarak ne olduğunu bilme-kavrama da ölçülmüştür. Mani ve varsağı sorularında olduğu gibi tür odaklı şiir soruları da karşımıza çıkmıştır. Özellikle 11. sınıf konularından ‘Tanzimat’, ‘Servetifünun’ ve ‘Milli Edebiyat’ dönemlerinden de kolay olan sorular sorulmuştur. Derslerde örnek metin olarak geçen Mehmet Akif Ersoy’un Küfe adlı eseri öğrenciye yöneltilmiş, ana eksen üzerinden gidiş belirlenmiştir. Mesnevi soruları her sene beklendiği ve sorulduğu üzere yine sorulmuş, ezber kabiliyeti olan öğrencilerin yapabileceği nitelikte olmuştur. Divan edebiyatı ve düz yazı türlerinden de soru gelmiş, örnek metin üzerinden sorularak öğrencinin bilgiyi ilişkilendirme kuvveti ölçmek istenmiştir. İlk kez bu sene tiyatro sorusu gelmemiştir. ‘Batı Edebiyatında Akımlar’ başlığı yine 11. sınıf konusudur ve basit düzeyde sorulmuştur. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı 1940 sonrası düzyazıdan tek soru gelmiş ve Haldun Taner cevabı çok bilindik, sık sık söz edilen, genel kültür ile de yapılabilecek tarzda hazırlanmıştır.”</p>
<p> </p>
<p><b>2023 TYT Tarih ve AYT Tarih Değerlendirmesi</b></p>
<p>2023 TYT Tarih sorularını değerlendiren Sevinç Eğitim Kurumları Tarih Bölüm Başkanı Fatih Haktürk, soruların beklendiği gibi bilgi-yorum ve bilgi-analiz becerilerini ölçtüğünü dile getirdi. Haktürk, “ Sınav 9, 10, 11 ve 12. sınıf konularını kapsamaktadır. Sınavın genel zorluk derecesinin kolay-orta düzeyde olduğu söylenebilir. Sorular tarihi kavramlar ile dönem bilgisi ve yorumlanması şeklinde kurgulanmıştır. 2023 TYT Tarih sorularının ayırt edicilik oranının düşük olduğu ve sınava hazırlıklı öğrenciler ile hazırlıksız öğrenciler arasında bir fark yaratmayacağı söylenebilir” dedi.</p>
<p>Haktürk 2023 AYT Tarih sorularını ise şu şekilde değerlendirdi: “Soruların yoğunluklu olarak tarihi kavramlar, kronoloji, dönem bilgisi ve bilgi-yorum şeklinde sorulduğu söylenebilir. 9, 10, 11 ve 12. sınıf konularını kapsamakla birlikte yoğunluklu olarak 9. ve 12. sınıf konularından sorular çıktığı görülmektedir. Daha önceki yıllarda olduğu gibi orta-zor sorulardan oluşmakta olup soruların temel konu başlıklarından geldiği söylenebilir. Daha önceki yıllar ile karşılaştırıldığında belki tek farkın SOS-I sorularının beklenmedik bir biçimde SOS-II sorularına göre daha ayırt edici zorlukta olmasıdır.”</p>
<p> </p>
<p><b>2023 TYT Coğrafya ve AYT Coğrafya Değerlendirmesi</b></p>
<p>Sevinç Eğitim Kurumları Coğrafya Bölüm Başkanı Burçin Güçtekin, 2023 TYT Coğrafya soruları ile ilgili olarak “Coğrafya alanındaki 5 sorunun 2 tanesi 9. sınıf, 3 tanesi 10. sınıf kazanımlarından oluşmakta olup, sorular MEB müfredatına uygunluk göstermektedir. Soruların zorluk derecesinin orta düzeyde olduğu söylenebilir. Sorular net, anlaşılır ve bilgiyi ölçmeye yöneliktir. Grafik okuryazarlığının ön planda olduğunu görmekteyiz” dedi. </p>
<p>Güçtekin 2023 AYT Coğrafya soruları ile ilgili olarak ise şunları söyledi: “Coğrafya soruları 11. ve 12. sınıf MEB müfredatına uygun olarak hazırlanmış olup, ağırlıklı olarak 11. sınıf kazanımlarına yer verilmiştir. Harita okuryazarlığı gelişmiş olan, düzenli çalışan, alan bilgisine sahip olan öğrencilerin rahatlıkla çözebileceği sorular yöneltilmiştir. Zorluk derecesi orta düzeyde olup, soruların net ve anlaşılır nitelikte olduğu görülmektedir.”</p>
<p> </p>
<p><b>2023 TYT Felsefe ve AYT Felsefe Değerlendirmesi</b></p>
<p>Sevinç Eğitim Kurumları Felsefe Bölüm Başkanı Berrak Coşkun, 2023 TYT Felsefe sorularında bu yıl da salt bilgi isteyen ve bununla yetinen soruların olmadığını dile getirdi. Okuduğunu anlama ve yorumlama becerisi gerektiren sorularla karşı karşıya olduklarını dile getiren Coşkun, “Sorular, TYT’nin genel yapısına uygun olarak paragrafı dikkatli ve doğru anlama becerisini, ardından da bilgiye dayalı yorum gücünü ve sonuç çıkarma yeteneğini ölçmeye yönelik olarak hazırlanmıştır. 11. ve 12. soru 10. Sınıf Felsefe ile Tanışma ünitesinden, 13. Soru 10. Sınıf Felsefenin Temel Konuları ve Problemleri ünitesindeki Ahlak Felsefesi bölümünden, 14. Soru 11. Sınıf MS 2 &#8211; MS 15. Yüzyıl ünitesinden ve İslam felsefesinden, 15. soru ise 10. Sınıf müfredatında yer alan Bilgi Felsefesi/Bilginin Kaynağı Problemi konusundan çıkmıştır” dedi. Coşkun sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu grupta yer alan ilk dört soru oldukça kolay olmakla birlikte, 15. ve son soru zor olarak değerlendirilebilir. Din dersi almayanlar için sorulan ikinci gruptaki sorularda ise yine 10 ve 11. sınıf müfredatına yer verilmiştir. Bu grupta yer alan 21. soru 10. Sınıf Sanat Felsefesi/Ortak Estetik Yargılar konusundan, 22. Soru 11. Sınıf MÖ 6 &#8211; MS 2. Yüzyıl Felsefesinin Karakteristik Özellikleri konusundan, 23. Soru 11. Sınıf 15 &#8211; 17. Yüzyıl Felsefesi ünitesinden, 24 ve 25. sorular ise 11. Sınıf 18 &#8211; 19. Yüzyıl Felsefesi ünitesinden çıkmıştır. Genel olarak felsefenin temel kavramlarını bilmeyi ve bunlara dayanarak akıl yürütüp yorum yapmayı gerektiren bir sınav olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Coşkun 2023 AYT Felsefe sorularını ise şu şekilde değerlendirdi: “Felsefe grubu sorularının zorluk düzeyinin kolay ve orta seviyede olduğu söylenebilir. Sorular,  MEB tarafından belirlenen sınırlandırmalar dahilinde hazırlanmıştır. Öğrenciler sürpriz sayılabilecek bir soruyla karşılaşmamıştır. Öğrencinin muhakeme  gücünü test eden sorular, yorumlama yeteneğinin yanısıra bilgi de gerektirmektedir. Felsefe sorularında 10 ve 11. sınıf müfredatına yer verildiği görülmektedir. Psikoloji, sosyoloji  ve mantık kısmında ise sorular müfredata uygun temel konulardan seçilmiştir.”</p>
<p> </p>
<p><b>2023 TYT Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve AYT Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Değerlendirmesi</b></p>
<p>Sevinç Eğitim Kurumları Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Bölüm Başkanı Şeyma Doğan 2023 TYT soruları ile ilgili olarak şöyle değerlendirmelerde bulundu: “TYT Din Kültürü ve  Ahlak Bilgisi dersi soruları beklenilen gibi 9. ve 10. sınıf kazanımlarından oluşmaktadır. Soruların büyük kısmının öğrencilerin anlama, yorumlama ve analiz yapma yeteneklerini ölçtüğü görülmektedir. Müfredat dışı soru bulunmamakla birlikte bir soruda öğrencilerin 10. sınıf konularından bilgi düzeyi ölçülmüştür. Bu sorunun diğerlerine göre daha zor olduğu, bu sebeple ayırt edicilik özelliğinin fazla olduğu gözlenmiştir. Diğer sorular ise öğrencilerden anlama ve buna bağlı çıkarım yapmalarını isteyen beceri temelli sorular olmuştur. Genel olarak bakıldığında 4 yorum 1 bilgi olan sınavın zorluk derecesi orta düzeydedir.”</p>
<p>Doğan, 2023 AYT Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi soruları ile ilgili olarak ise şunları söyledi: “AYT Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi soruları 11. ve 12. sınıf müfredatından oluşmuş ve ayırt edici soruların ağırlıkta olduğu bir sınav olmuştur. Yahudilik, Ahilik teşkilatı, sıfır ondalık sayıyı bulan İslam âlimi Harizmî soruları öğrencilerin müfredata hakim olmalarını gerektiren bilgi soruları olmuştur. 3 soru ile bilgi düzeyini ölçen sınavın diğer 3 sorusu ise beklenilen gibi anlama, yorumlama ve analiz yapma becerilerini ölçmüştür. Müfredat dışı soru bulunmayan sınavın zorluk derecesi orta-zor düzeydedir.”</p>
<p> </p>
<p><b>2023 TYT Matematik ve AYT Matematik Değerlendirmesi</b></p>
<p>2023 TYT Matematik sorularının müfredata uygun şekilde hazırlandığını ifade eden Sevinç Eğitim Kurumları Matematik Bölümü Başkanı Mustafa Yazagan, beklenen konulardan ve hatta beklenen sıra ve sayıda sorular sorulduğunu dile getirdi. Yazgan’ın 2023 TYT Matematik soruları için değerlendirmeleri ise şu şekilde: “Öğrencilerden matematiksel modelleme yeteneklerini kullanarak soruları doğru okuma ve yorumlama becerisi ile çözmeleri istenmiştir. Sınavın zorluk derecesi  orta seviyededir. Sınavda öncüllü problem soruları, en az, en çok ifadeleri ve olumsuz soru kökleri öğrencilerin zaman kaybetmesine sebep olmuştur. Geometri soruları genelde kolay-orta seviye arasındadır. 40 sorunun 32 tanesi 9.sınıf, 8 tanesi 10. sınıf müfredatından sorulmuştur. TYT Matematik testinin bir önceki yıla göre biraz  daha zor olduğunu söyleyebiliriz.”</p>
<p>Yazgan’ın 2023 AYT soruları ile ilgili değerlendirmesi ise şu şekilde: “2023 AYT  Matematik soruları müfredata uygun olarak hazırlanmıştır. Sınav neredeyse 10 yıl önceki sınav sorularını hatırlatacak şekilde bol işlemli ve müfredata uygun olarak hazırlanmıştır. TYT ve AYT ortak müfredatından sorular klasik tarzdadır ve işlem becerilerini ölçmektedir. Bazı sorularda Matematik ve Geometri bilgilerinin aynı anda kullanılması gereken sorular bulunmaktadır. Öğrencilerin soruları yanıtlayabilmeleri için kazanım bilgilerinin yanı sıra temel işlem beceri hızına da sahip olması gerekmektedir. 40 sorunun 13 tanesi 9. sınıf, 10 tanesi 10. sınıf, 6 tanesi 11. sınıf, 11 tanesi 12. sınıf müfredatından sorulmuştur. AYT Matematik testinin geçen yıla göre daha zor olduğunu ve sınavın orta üstü zorlukta olduğunu söyleyebiliriz.”</p>
<p> </p>
<p><b>2023 TYT Fizik ve AYT Fizik Değerlendirmesi</b></p>
<p>Sevinç Eğitim Kurumları Fizik Bölüm Başkanı Tahire Çiğdem Yön, 2023 TYT Fizik sorularını şu şekilde değerlendirdi: “2023 TYT sınavında Fizik soruları MEB’in açıkladığı kazanımlara uygun olarak günlük hayattan örneklerle soruldu. Sınavda 9. Sınıf müfredatından 3 soru, 10. Sınıf müfredatından 4 soru karşımıza çıktı. Elektrik ve optik üniteleri sınavın yıldızlarıydı. Önceki yılların aksine dalgalar ve kaldırma kuvveti ünitelerinden soru gelmemesi bu seneki TYT sınavının sürprizi oldu. Soruların matematiksel işlem gerektirmeyen, bilgiyi gerçek hayatla ilişkilendiren bir yaklaşım üzerine kurulduğu söylenebilir.”</p>
<p>Yön’ün 2023 AYT Fizik soruları ile ilgili değerlendirmeleri ise şu şekilde oldu: “2023 AYT sınavında Fizik soruları önceki yıllarda olduğu gibi 11 ve 12. Sınıf müfredatını kapsayacak şekilde karşımıza çıktı. Sorular mekanik ağırlıklı olup işlem gerektiren soru sayısı azdı. Fizik sorularının 9 tanesi 11. Sınıf, 5 tanesi 12. Sınıf ünitelerinden oluştu. AYT sınavında yer alan soruların kazanımlara uygun, temel bilgi gerektiren yeni nesil sorular olarak hazırlandığı söylenebilir.”</p>
<p> </p>
<p><b>2023 TYT Kimya ve AYT Kimya Değerlendirmesi</b></p>
<p>2023 TYT Kimya sorularının tamamının 9. ve 10. sınıf müfredatını kapsadığını dile getiren Sevinç Eğitim Kurumları Kimya Bölüm Başkanı Deniz Köse, değerlendirmelerini şu şekilde sürdürdü: “Sorular zorluk düzeyi bakımından önceki yıllarda uygulanan ÖSYM sınavlarına nazaran daha fazla bilgi içerikliydi. Soruların zorluk düzeyi orta seviyedir. 7 Kimya sorusunun 4 tanesi 9. sınıf, 3 tanesi 10.sınıf kazanımlarını içermektedir. Bilgiyi yorumlayabilme kabiliyetini ölçecek şekilde soruların bulunduğu görülmüştür. ‘Doğa ve Kimya’ ve ‘Kimya Her Yerde’ ünitelerden soru sorulmamıştır. Düzenli çalışan öğrencilerin yapabileceği bir sınavdır.”</p>
<p>Bölüm başkanının 2023 AYT Kimya soruları değerlendirmesi ise şu şekilde oldu: “2023 AYT Kimya soruları 11. ve 12. sınıf kazanımlarını içermekte olup müfredat dışı soru yer almamaktadır. 13 adet kimya sorusunun 9 adeti 11. sınıf, 4 adeti 12. sınıf müfredatının kazanımlarını içermektedir. Soruların zorluk seviyesi orta düzeydedir. Soru ağırlıklarının bilgiyi hatırlama, yorumlama ve uygulamaya dayalı olduğu görülmüştür.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><b>2023 TYT Biyoloji ve AYT Biyoloji Değerlendirmesi</b></p>
<p>Sevinç Eğitim Kurumları Biyoloji Bölüm Başkanı Zeynep Akdolun’un, 2023 TYT Biyoloji sorularına ilişkin değerlendirmeleri şu şekilde: “2023 TYT Biyoloji sorularında müfredat dışı soru bulunmamaktadır. 6 Biyoloji sorusunun 3 tanesi 9. sınıf, 3 tanesi 10. sınıf kazanımlarından oluşmaktadır. Sınav geçen sene olduğu gibi temel biyoloji bilgisine sahip her öğrencinin yapabileceği düzeyde sorulmuştur. Sorular kolay ve orta düzey sorulardan oluşmaktadır. Ayrıca bazı sorular birden fazla kazanımı hatırlama ve kıyaslama tarzında sorulmuştur. Geçen seneki sınav formatının dışına çıkılmamış, biyoloji soruları beklendiği gibi anlaşılır ve bilgi düzeyinde sorulmuştur. Sınavın genel olarak öğrencilerin temel biyoloji bilgisini ve bu bilgiyi kullanma becerisini ölçmeye dayalı olduğu görülmüştür.”</p>
<p>Akdolun’un 2023 AYT Biyoloji sorularına ilişkin değerlendirmesi ise şu şekilde: “2023 AYT Biyoloji sorularında müfredat dışı soru sorulmamıştır. 13 biyoloji sorusunun 4 tanesi 12. sınıf kazanımlarından, 9 tanesi 11. sınıf kazanımlarından oluşmaktadır. 11. Sınıf ‘İnsan Fizyolojisi’ ünitesinden 7 soru, ‘Komünite ve Popülasyon Ekolojisi’ ünitesinden 2 soru, 12. Sınıf ‘Genden Proteine’ ünitesinden 2 soru ve ‘Canlılarda Enerji Dönüşümü’ ünitesinden 2 soru sorulmuştur. ‘İnsan Fizyolojisi’ ünitesinden daha çok soru olmakla birlikte, her sistem için  bilgi ve yorum açısından daha ayrıntılı ve spesifik bilgiler sorulmuştur. Bazı sorular çok karşılaşılan soru tiplerinden olması nedeniyle, fazla soru tipi gören öğrencilerin kolay çözebileceği sorulardan olmuştur. ‘Genden Proteine’ ünitesine ait ‘Genetik Mühendislik ve Biyoteknoloji’ sorusu çeldiriciliği güçlü olan ve ayırt ediciliği yüksek olan sorulardan biridir. ‘Canlılarda Enerji Dönüşümü’ ünitesinden ‘Fotosentez’ sorusu her kaynakta bulunan ve konuya hakim her öğrencinin çözebileceği sorulardan olmuştur. ‘Komünite ve Popülasyon Ekolojisi’ ünitesinden grafik yorumlamaya dayalı soru öğrencilerin zorlandığı soru tarzlarından biridir.” </p>
<p>Akdolun son olarak şunları ekledi: “Geçen seneki sorularla paralellik gösteren fakat bilgi, yorumlama ve grafik okuma becerilerini ölçen bir sınav olmuştur. Sınavın genel olarak zorluk düzeyi bakımından sınava iyi hazırlanan öğrencilerin ancak çözebileceği şekilde, orta düzey soruların yanı sıra güçlü çeldiricilerin de yer aldığı eleyici sorulardan oluştuğu görülmektedir. Geçen seneki gibi ayırt ediciliği yüksek, bilen ve bilmeyen öğrencileri rahatlıkla ölçen bir sınav olduğu görülmüştür.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-haftasonu-yapilan-2023-yksyi-degerlendirildi-turkce-ve-matematik-belirleyici-olacak-385787">Uzmanlar Haftasonu Yapılan 2023 YKS&#8217;yi Değerlendirildi. &#8220;Türkçe ve Matematik Belirleyici Olacak&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar, Bağcılar&#8217;da yaşanılabilir mutlu çevreler oluşturmak için toplandılar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-bagcilarda-yasanilabilir-mutlu-cevreler-olusturmak-icin-toplandilar-360857</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:09:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağcılarda]]></category>
		<category><![CDATA[çevreler]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturmak]]></category>
		<category><![CDATA[toplandılar]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanılabilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağcılar Belediyesi’nde düzenlenen toplantıda belediye yetkilileri ve İstanbul Kent Üniversitesi öğretim üyeleri, daha yaşanılabilir Bağcılar için hayata geçirmek istedikleri projeleri konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-bagcilarda-yasanilabilir-mutlu-cevreler-olusturmak-icin-toplandilar-360857">Uzmanlar, Bağcılar&#8217;da yaşanılabilir mutlu çevreler oluşturmak için toplandılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bağcılar Belediyesi’nde düzenlenen toplantıda belediye yetkilileri ve İstanbul Kent Üniversitesi öğretim üyeleri, daha yaşanılabilir Bağcılar için hayata geçirmek istedikleri projeleri konuştu. İlçede bir dönüşüm master planı yaptıklarını söyleyen Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, “Kimliği ve vizyonu olan, çocukları geleceğe hazırlayacak bir kent olmasının bilinciyle bir yapı oluşturmak istiyoruz” dedi.</p>
<p>Bağcılar Belediyesi, 20 Mart 2023 günü Bağcılar’ın sürdürülebilir gelişimi ve dönüşümüne yönelik önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Toplantıya Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, İstanbul Kent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Atsü, öğretim üyeleri Dr. Sezen Tarakçı ile Dr. Pelin Olcay ve ilgili birim müdürleri katıldı.</p>
<p><strong>Fikir alışverişinde bulundular</strong></p>
<p>Davetlilerin stratejik amaç ve planlar üzerine fikir alışverişinde bulunulduğu toplantıda; Tarakçı ile Olcay, “Sürdürülebilir Kentleşme”, “Sosyal Yapının İyileştirilmesi”, “Kentsel Dönüşüm”, “Miras Alanlarının Korunması” başlıkları altında sunumlar yaptı. Bölgede yaşanılabilir mutlu bir çevreler oluşturmak istediklerini söyleyen akademik isimler, bu amaçla hayata geçirmek istedikleri projelerle ilgili ipuçları da sundu.</p>
<p><strong>Vizyonu olan bir kent oluşturmak istiyoruz</strong></p>
<p>Bağcılar’da dönüşümü hedeflediklerini ve bu amaçla bir yıl içinde 18 ayrı toplantı yaptıklarını söyleyen Özdemir, “Bağcılar Belediyesi olarak bir dönüşüm master planı yapıyoruz. Kent bilincini ortaya koyacak şekilde; parkıyla, donatı alanlarıyla, kültür-sanat merkezleriyle, spor alanlarıyla, yaya yollarıyla, kimliği ve vizyonu olan, çocukları geleceğe hazırlayacak bir kent olmasının bilinciyle bir yapı oluşturmak istiyoruz” diye konuştu. Toplantıda ele alınan konuların değerlendirildikten sonra ilerleyen süreçte yapılacak yeni bir toplantıda karara bağlanacağı belirtildi.<br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-bagcilarda-yasanilabilir-mutlu-cevreler-olusturmak-icin-toplandilar-360857">Uzmanlar, Bağcılar&#8217;da yaşanılabilir mutlu çevreler oluşturmak için toplandılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyarıyor: Kronik Hastalığı Olanlar ve Hamileler Ramazan&#8217;da Dikkatli Olmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kronik-hastaligi-olanlar-ve-hamileler-ramazanda-dikkatli-olmali-358988</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 07:58:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkatli]]></category>
		<category><![CDATA[hamileler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayının gelmesiyle birlikte gösterişli iftar sofraları pek çoğumuzu heyecanlandırmaya başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kronik-hastaligi-olanlar-ve-hamileler-ramazanda-dikkatli-olmali-358988">Uzmanlar Uyarıyor: Kronik Hastalığı Olanlar ve Hamileler Ramazan&#8217;da Dikkatli Olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ramazan ayının gelmesiyle birlikte gösterişli iftar sofraları pek çoğumuzu heyecanlandırmaya başladı. Kronik hastalığa sahip olanlar ve hamileler için ise durum biraz daha farklı: Onlar, “Acaba oruç tutabilecek miyim?” sorusuyla baş başalar&#8230; Uzmanlara göre, bu soruya mutlaka hekim kontrolünde cevap aranması gerekiyor. Liv Hospital hekimlerinden Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cem Arıtürk, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Saida Dashdamirova ile Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç kronik hastalığı olanlar ve hamileler için Ramazan’a özel uyarılarını ve önerilerini paylaştılar.</strong></p>
<p><strong><u>Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cem Arıtürk</u></strong></p>
<p><strong>Kalp dostu besinlerden Ramazan’da da vazgeçmeyin! </strong></p>
<p>Sağlıklı oruç konusunu kronik hastalıkların başında gelen kalp-damar hastalıkları açısından değerlendiren Liv Hospital Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cem Arıtürk “Bazı kalp-damar hastaları için oruç tutmak tehlikeli olacağından kesinlikle önerilmez. Dolayısıyla hastalar, doktorlarının önerileri doğrultusunda hareket etmeli, eğer doktorları izin vermiyorsa kesinlikle oruç tutmamalılar. Oruç tutabilecek kalp hastalarının ise Ramazan boyunca dikkatli olması gereken konu, beslenme şeklidir” dedi.</p>
<p>Kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltan, iyi kolesterolü artırarak kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olan besinlerin önemini hatırlatan Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Vücudumuzun ihtiyacı olan yağ tüketimi için ağırlıklı olarak sağlığımıza &#8216;iyi&#8217; gelen; diğer adıyla doymamış yağlı besinleri tercih edin. Doymuş yağ içeriği yüksek gıdaları ise belirli ve gerekli ölçülerde tüketin, &#8216;kötü&#8217; olarak nitelendirdiğimiz trans yağlardan mutlak suretle kaçının. Buna göre salata ve yemeklerinizde ağırlıklı olarak zeytinyağı ve ayçiçek yağını kullanabilir; zeytin, avokado, badem, ceviz, yer fıstığı, fındık, ay çekirdeği, mısır gibi besinler ile somon, uskumru, hamsi, alabalık gibi balık çeşitlerine beslenme düzeninizde yer verebilirsiniz.” </p>
<p><strong>Pide yerine bol tahıllı ekmek tüketin </strong></p>
<p>Aşırı ve sağlıksız karbonhidrat tüketiminin kan şekeri, kan basıncı, kan yağları seviyelerinin yükselmesine ve uzun vadede şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine de değinen Doç. Dr. Cem Arıtürk karbonhidrat tüketiminde lifli besinleri öneriyor:</p>
<p>“Sahurda nişasta ve şeker gibi karbonhidrat içeriği yüksek olan besinleri tercih edenler gün boyu açlık hissedeceklerdir. Daha uzun süre tok hissetmek için sahurda pide yerine bol tahıllı ekmekler tercih edin. Lif içeriği yüksek, az şekerli tam tahıllardan üretilmiş kahvaltılık gevrek, ekmek, makarna gibi besinler; kahverengi pirinç veya kinoa gibi tahıllar kan şekerini dengede tutacağı için faydalıdır.”</p>
<p><strong>Halsizliğe karşı protein ağırlıklı beslenin </strong></p>
<p>Doyurucu ve daha uzun süre tokluk için ise protein açısından zengin ve yüksek lifli besinleri tavsiye eden Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Dengeli ve yeterli miktarda protein almak, gün içinde gelişebilecek halsizliği ve yorgunluğu da engelleyecektir. Yumurta, et, balık, süt ve süt ürünlerinden oluşan hayvansal protein kaynakları ile kuru baklagiller, yulaf ezmesi, fındık, fıstık, badem ve chia tohumu gibi bitkisel protein kaynaklarının beslenme düzeninde dengeli dağılımı sağlanmalıdır” şeklinde bilgi verdi. </p>
<p><strong>Meyve suyu yerine meyve tüketmeyi tercih edin </strong></p>
<p>Doç. Dr. Cem Arıtürk sıvı tüketimi konusunda “Kadınlar için günde 2,5 litre, erkekler için 3,5 litre sıvı tüketimi vücuttaki sıvı dengesinin korunması açısından idealdir. Seçilebilecek en iyi içecek türü ise kaynağı bilinen, temiz sudur. Bunu ayran, taze sıkılmış meyve suları, sade soda, çay ve kahve izleyebilir. Ancak yine de meyvelerin bütün olarak yenmesinin, sadece sularının içilmesinden daha sağlıklı olduğunu unutmamak gerekir. Örneğin bir portakal, bir bardak portakal suyunun iki katı kadar lif; yarısı kadar şeker içerir” diye konuştu.  </p>
<p><strong><u>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Saida Dashdamirova</u></strong></p>
<p><strong>Ramazan’da şiddetli hipoglisemi vakaları artıyor</strong></p>
<p>Liv Hospital Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Saida Dashdamirova da oruç tutmanın, Diyabet hastaları için taşıdığı olası ve ciddi riskler hakkında bilgi verdi. Yapılan çalışmalarda Ramazan ayında şiddetli kan şekeri düşüklüğünün (hipoglisemi) yedi kat; şiddetli şeker yüksekliğinin ise dört kat artış gösterdiğine işaret eden Uzm. Dr. Saida Dashdamirova, “Yüksek riskli hastalar, oruç tuttukları zaman ciddi kan şekeri düşüklüğü ve kan şekeri yüksekliğinin yanı sıra vücutta sıvı kaybı (dehidratasyon), tansiyon düşüklüğü, bayılmalar, yaralanmalar, tromboz (kanda pıhtı oluşumu) gibi komplikasyonlar yaşayabilir” diyerek yüksek riskli olarak değerlendirilen Diyabet hastaları için oruç tutmamaları yönünde uyarıda bulundu: </p>
<p><strong>Yüksek riskli Diyabet hastaları oruç tutmamalı </strong></p>
<p>“Tip 1 diyabeti olanlar, akut hastalığı olanlar, diyalize girenler, ciddi şeker düşüklükleri yaşayanlar, şekerinin düştüğünü fark edemeyenler, üç aylık ortalama kan şeker testi yüzde sekizin üzerinde olanlar, son üç ayda diyabete bağlı koma, şeker yüksekliği veya düşüklüğü ile hastaneye yatışı olanlar, şeker hastalığına bağlı organ hasarı gelişenler, yalnız yaşayan insülin veya sulfanilüre grubu ilaç kullananlar, 75 yaş üzeri olan hastalar, çoklu insülin tedavisi alanlar yüksek riskli olarak değerlendirilir. Bu hastaların oruç tutması önerilmez, fakat oruç tutmakta ısrarcı olurlarsa kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturulmalı, hasta gerekli eğitimi almalı, her zamankinden daha sık parmak ucu kan şekeri kontrol edilmelidir. Parmak ucu kan şekeri ölçümü ve kan vermek orucu bozmaz. Hasta, kan şekerini ölçtüğünde 70 mg/dL&#8217;nin altında veya 300 mg/dL&#8217;nin üstünde olursa veya kendini kötü hissederse mutlaka orucunu bozmalı; kan şeker düzeyinde düzelme olmazsa hastaneye başvurarak tıbbi yardım almalıdır. Kan şekeri 70 mg/dl altında ölçüldükten sonra oruca devam etmek ise hayati risk getirebilir.”</p>
<p><strong>Düşük riskli Diyabet hastaları gerekli tedavi düzenlemelerini yaptırmalı </strong></p>
<p>Diyabet tanısı olan ve oruç tutmayı planlayan hastalar için ise mutlaka, Ramazan’dan 1-2 ay önce durum değerlendirmesi için doktor kontrolüne gitmiş olmaları gerektiğini hatırlatan Uzm. Dr. Saida Dashdamirova, “Düşük hipoglisemi riskine sahip olan ilaçlarla tedavi edilen ve üç aylık ortalama kan şeker testi yüzde sekizin altında olan hastalar son 3 ay içerisinde kan şekeri düşüklüğü veya yüksekliği nedeniyle hastaneye yatışı olmamışsa gerekli tedavi düzenlenmelerinden sonra oruç tutabilirler” şeklinde bilgi verdi. </p>
<p><strong><u>Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum &#8211; Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç </u></strong></p>
<p><strong>Anne adayları oruç tutabilir mi?</strong></p>
<p>Anne adayları için de gebelik döneminde oruç tutup tutamayacakları en sık merak edilen konulardan biri. Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç “Hamileyim, oruç tutabilir miyim? Tutarsam bunun bebeğime etkisi nasıl olur” gibi soruların cevabının her gebe için farklılık göstereceğini belirtti: </p>
<p>“Birçok çalışma, orucun gebelik ve bebek üzerinde yaptığı etkilerin anlamlı sonuçlar yaratmadığını göstermektedir. Fakat gebelikte düzenli ve kaliteli beslenme ile sıvı tüketimi düzeni oldukça önemlidir. Uzun süreli açlık durumunun ve sıvı alımının olmamasının genel etkilerini, gebelerin doktorları ile birlikte değerlendirmesini ve oruç tutma kararını buna göre almasını öneririm.”</p>
<p>Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç, oruç tutan anne adaylarında gözlemlenebilecek durumlar hakkında da bilgi verdi:</p>
<p><strong>Anne ve bebek için ne gibi olumsuzluklar gelişebilir?</strong></p>
<p>“Uzun süreli açlığa bağlı olarak anne kan şekerinin düşmesi, kan insülin artışı, kan yağ asitlerinde artış, tüm vücutta dolaşan damar içi kan hacminde azalma, kalpten pompalanan kanın azalması, vücut su dengesinin bozulması, böbreklere giden kan akımın azalması, idrar çıkışında azalma gibi olumsuz sonuçlar görülebilir. Gelişen bu değişimlere karşı bebeği korumaya yönelik mekanizmalar devreye girer. Bunun sonucunda bebekte hareket azlığı, bebeğin kanlanmasına destek sağlayan damarların kan hacminde azalma, amnios sıvı hacminde azalma gibi bebek adına olumsuz etkiler ile karşılaşabiliriz.”</p>
<p>Özellikle yaz aylarına denk gelen Ramazan dönemlerinde uzun süreli açlık ve susuzluğun bebek ve anne için negatif etkilenme olasılığını artırdığını hatırlatan Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç “Anne ve bebek ancak dokuz  saati aşmayan oruç saatlerinde bahsettiğimiz olumsuz etkileri tolere edebilir” dedi. </p>
<p><strong>Oruç tutacak anne adaylarına öneriler</strong></p>
<p>“Oruç tutmak konusunda kararlı olan gebelerin ise iftar ve sahur arasında zamanı bölerek beslenmeleri, yağlı karbonhidratlı gıdalar yerine tok tutucu protein desteği yüksek olan gıdaları tüketmeleri ve su içmeyi ihmal etmemeleri gerekir” şeklinde bilgi veren Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç bazı sağlık problemleri olan anne adaylarının ise kesinlikle oruç tutması gerektiğini hatırlattı. Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç “Hipertansiyon, böbrek hastalığı, diyabet, erken doğum riski, bebek gelişme geriliği gibi var olan gebelik riskleri ile takip edilen gebeler kesinlikle oruç tutmamalıdır” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kronik-hastaligi-olanlar-ve-hamileler-ramazanda-dikkatli-olmali-358988">Uzmanlar Uyarıyor: Kronik Hastalığı Olanlar ve Hamileler Ramazan&#8217;da Dikkatli Olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IMATECH Fuarı&#8217;nda uzmanlar, gelişmiş üretim ve teknolojileri hakkında konuştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/imatech-fuarinda-uzmanlar-gelismis-uretim-ve-teknolojileri-hakkinda-konustu-358352</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Mar 2023 09:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[fuarında]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmiş]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[imatech]]></category>
		<category><![CDATA[konuştu]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Makine ve üretim sektörlerini bir araya getiren IMATECH - Endüstriyel Üretim Teknolojileri Fuarı kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerde, uzman isimler gelişmiş üretim ve teknolojileri ile Türkiye’de bu alanlarda geliştirilen yeni projeler hakkında seminerler verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/imatech-fuarinda-uzmanlar-gelismis-uretim-ve-teknolojileri-hakkinda-konustu-358352">IMATECH Fuarı&#8217;nda uzmanlar, gelişmiş üretim ve teknolojileri hakkında konuştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Makine ve üretim sektörlerini bir araya getiren IMATECH &#8211; Endüstriyel Üretim Teknolojileri Fuarı kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerde, uzman isimler gelişmiş üretim ve teknolojileri ile Türkiye’de bu alanlarda geliştirilen yeni projeler hakkında seminerler verdi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ ve İzgi Fuarcılık iş birliği, 4M fuarcılık destekleriyle düzenlenen IMATECH &#8211; Endüstriyel Üretim Teknolojileri Fuarı, farklı seminerlere de ev sahipliği yaptı. Özellikle genç nesil tarafından ilgiyle takip edilen seminerlerin ilk konuğu, Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü Mesleki Eğitim Koordinatörü Hasan Burçin Menteş oldu. Menteş, GEBKİM – Kocaeli Gebze V (Kimya) İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin Avrupa Birliği projesi kapsamında yürütülen Mesleki Mükemmeliyet Merkezleri için Öğrenici Merkezli İleri (Gelişmiş) Üretim Platformu (LCAMP)  hakkında bilgi verdi. Hasan Burçin Menteş, Avrupa Birliği destekli ve çok ortaklı olan projenin, sadece öğrenciler için değil öğretmenlerin ve imalat sanayiinde, fabrikalarda, yeni teknolojilerin hayata geçmesi ve desteklenmesi için büyük önem taşıdığını söyledi. Menteş, Avrupa Birliği’ndeki endüstriyel üretim teknolojilerini, gelişmeleri ve trendleri takip edip bu doğrultuda meslek edindirmenin önemini vurgulayarak proje ile ilgili şunları dile getirdi:</p>
<p>“Nihai amaç, yüksek kaliteli mesleki beceriler sağlamak, girişimci faaliyetleri desteklemek, inovasyonu yaymak, şirketlere ve özellikle KOBİ’ler için bilgi ve inovasyon merkezleri olarak hareket etmektir. LCAMP konsorsiyumu, 9’u eğitim kurumu, 7’si sanayi şirketi ve 4’ü mesleki eğitim ve sanayi birliği olmak üzere 10 ülkeden 20 tam ortaktan oluşmakta. Konsorsiyum, ayrıca, 60 ortak tarafından da desteklenmekte.  Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa Kocaeli, Konya, Gaziantep gibi şehirlerde bu platform sayesinde akıllı fabrika uygulamalarıyla ileri üretim teknolojilerini hayata geçiren fabrika sayısı hızla artmakta” </p>
<p>IMATECH Fuarı kapsamında, katılımcı firmalar arasında da yer alan TESCOM tarafından “Kesintisiz güç kaynaklarında endüstriyel çalışmaya uygunluk ve yeni ürünler” konulu bir oturum gerçekleştirildi.  TESCOM Elektronik Pazarlama Müdürü Mahmut Alptekin’in konuşmacı olduğu oturumda, kesintisiz güç kaynaklarının sanayi için hayati önemi anlatıldı. Alptekin, “Bu fuar ile iyi iş birlikleri ve fırsatlar yakalayacağımıza inanıyoruz. IMATECH Fuarı için tasarımını yaptığımız ve standımızın başrol oyuncusu endüstriyel UPS. Bilindiği üzere endüstri 4.0 çağında yaşıyoruz, hatta 5.0’ın da ayak seslerini duyuyoruz.  İş süreçlerinin veriye dayalı bilimsel metotlarla yönetildiği ve nesnelerin interneti iletişim teknolojilerinin birlikte kullanıldığı bir dönemdeyiz. Teknolojinin gelişmesi ve makine otomasyon endüstrisinin yaygınlaşması ile birlikte, günümüzde birçok firma tarafından üretim süreçleri endüstri ile beraber artık makineye geçmiş durumda. Bu nedenle bu endüstrinin artan maliyetleri, verimliliği koşulsuz zaruri kılmakta. Bunun için de sürecin sorunsuz ilerlemesi kritik önemde. İşte bu noktada ‘Kesintisiz güç kaynaklarının’ enerji ya da yedekleme güç kaynağı olarak kullanıldığı durumlarda üretim endüstrisinin getirdiği zorlu çevresel ortam koşullarında bile aynı performansta çalışabilmesi gerekmekte” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/imatech-fuarinda-uzmanlar-gelismis-uretim-ve-teknolojileri-hakkinda-konustu-358352">IMATECH Fuarı&#8217;nda uzmanlar, gelişmiş üretim ve teknolojileri hakkında konuştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar &#8220;Geleceğin Şehirleri&#8221; çalıştayı için İzmir&#8217;de buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-gelecegin-sehirleri-calistayi-icin-izmirde-bulustu-358039</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 15:33:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[izmirde]]></category>
		<category><![CDATA[şehirleri]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358039</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi kapsamında İzmir Planlama Ajansı (İZPA) tarafından düzenlenen etkinliklerden biri olan “Geleceğin Şehirleri” çalıştayında dünyanın dört bir yanından akademisyen, mimar, şehir plancısı, peyzaj mimarı ve sosyolog İzmir’de buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-gelecegin-sehirleri-calistayi-icin-izmirde-bulustu-358039">Uzmanlar &#8220;Geleceğin Şehirleri&#8221; çalıştayı için İzmir&#8217;de buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi kapsamında İzmir Planlama Ajansı (İZPA) tarafından düzenlenen etkinliklerden biri olan “Geleceğin Şehirleri” çalıştayında dünyanın dört bir yanından akademisyen, mimar, şehir plancısı, peyzaj mimarı ve sosyolog İzmir’de buluştu. Çalıştay, 16 Mart’ta İzmir’deki Çukurhan’da farklı ülkelerden alanında uzman birçok ismin katılımıyla düzenlendi.</p>
<p>Şehirlerde nüfus arttıkça yoksulluk, karbondioksit salınımı ve karbon ayakizi artıyor. Bu sorunlar arttıkça ‘döngüsel şehir’ kavramı önem kazanıyor. ‘Döngüsel şehir’ kavramı, şehirlerin yaşam ağının bir parçası olabilmesi ve birer ekosistem hâline getirilebilmesi açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p>Geleceğin Şehirleri çalıştayı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in ev sahipliğinde İzmir’de birçok uzmanı bir araya getirdi. Toplantıda dirençli şehirler tasarlamak ve şehirleri döngüsel kültür prensibiyle birer ekosistem hâline getirmenin ayrıntılarını konuşuldu. Uzmanlar toplantıda kendi ülkelerindeki şehir ve peyzaj planları, ülkelerin tercih ettiği mimari sistemleri anlattı.</p>
<p>Ayrıca katılımcılar, kendi ülkelerindeki şehirlerin tasarlanırken nelere dikkat edildiğinden bahsetti. Şehirlerin nasıl daha dirençli, döngüsel ve doğayla uyumlu hâle getirilebileceği konuşuldu.</p>
<p><strong>“Doğanın bir parçası olarak yaşamanın yolunu bulmalıyız”</strong><br />“Geleceğin Şehirleri” buluşmasının açılışını İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer yaptı. Soyer, özellikle depremden sonra dirençli ve doğayla uyumlu şehirler yaratmanın bir kez daha ne kadar önemli olduğunun ortaya çıktığını belirterek şunları söyledi: “Dirençli, doğayla uyumlu ve döngüsel kentler yaratmak için siz değerli uzmanlarımızın deneyimlerini dinlemek ve rehberliğini almak istiyoruz. Biliyoruz ki dünyanın dört bir yanından bu salonda buluşan uzmanlar birbirlerine ilham olabilirler.”</p>
<p>Soyer, sözlerine şöyle devam etti: “İnsan, doğadan üstün olduğunu düşünüyordu. Büyük şehirler yarattık fakat doğanın bir parçası olduğumuz gerçeğini ihmal ettik. Biz doğadan ayrıldıkça, koptukça şehirler artık yaşanması zor yerler hâline geliyorlar. Biz bugün doğanın bir parçası olarak yaşamak için nasıl bir çözüm bulabiliriz, bu sorunun cevabını bulmaya çalışıyoruz.”</p>
<p><strong>Farklı ülkelerden uzmanlar İzmir’de buluştu</strong><br />Buluşmaya Hacettepe Üniversitesi’nden nüfusbilimci Prof. Dr. Ahmet Sinan Türkyılmaz, İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürü Ahmet Toker, İzmir Büyükşehir Belediyesi Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Banu Dayangaç, Bilkent Üniversitesi’nden mimar Dr. Bu¨lent Batuman, Boğaziçi Üniversitesi’nden sosyolog Prof. Dr. Çağlar Keyder, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden (İTÜ) peyzaj mimarı Doç. Dr. Ebru Erbaş Gu¨rler, Başkan Danışmanı Dr. Güven Eken, mimar Han Tu¨mertekin, mimar Hiroyuki Unemori, İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanı Kemal Kılıç, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden (İYTE) şehir planlamacı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, Bilkent Üniversitesi’nden şehir planlamacı Dr. Kumru Arapgirlioğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekre ter Yardımcısı Suphi Şahin, İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Yağmur Şenel katıldı.</p>
<p>Şehirler ve Bölgeler Süpervizörü Leonora Grcheva, mimar National Park City London’dan mimar Mark Cridge, Virginia Üniversitesi’nden şehir planlamacı Prof. Dr. Timothy Beatley ise buluşmaya çevrimiçi olarak katılım gösterdi.</p>
<p><strong>“Yarın çok geç olabilir”</strong><br />Dr. Kumru Arapgirlioğlu, şehirlerin planlama sürecinde etik ilişkilerin önemini vurguladı ve şöyle konuştu: “Şehirlerin geliştirilmesi ve kalkınması sürecinde şehirleri planlamak haricinde etik ilişkileri de sorgulamamız gerekiyor. İnsanlık bu inanılmaz şehir ortamını medeniyetle birlikte yarattı. Şehirler gittikçe büyüyor ve kontrol etmek mümkün olmuyor. Sadece inşa etmeyi biliyoruz. Bu yüzden şehirler, kültürlerini ve ruhlarını kaybediyorlar. En kısa zamanda değil hemen şimdi bir şeyler yapmaya başlamazsak yarın çok geç olabilir.”</p>
<p><strong>“Döngüsel şehirler fikrine odaklanmalıyız”</strong><br />Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu deprem ve sel felaketinden bahsederek çözüm önerisini şöyle açıkladı: “Birtakım acil durumlara odaklanmamız gerekiyor. Şehir altyapısı hızlı bir şekilde geliştirilmeli. Çünkü bu olmadan hayat devam edemeyecek. Yemek, su nasıl insanın ihtiyaçları ise bu da şehirlerin ihtiyacı. Şehir planları, sürdürülebilirliğe ve şehir altyapısının temellerine bağlı olmalı. Kaynakların kullanımında zaman yönetimini doğru yapmak da çok kritik. Bu yüzden kesinlikle döngüsel şehirler fikrine odaklanmalıyız.”</p>
<p><strong>“Her şehir kendi özelliğine göre dönüştürülmeli”</strong><br />Japon mimar Hiroyuki Unemori, özellikle 2010 yılından sonra Japonya’da nüfusun düşmeye başladığını belirterek şöyle konuştu: “Şu anda Japonya’da genç nüfus azalıyor, yaşlı nüfus artıyor. Mimarlarımız ‘Nasıl bir japonya oluşturmak istiyoruz?’ diye düşünüyorlar. Hem yaşlı hem genç nüfusa uygun kamu alanları oluşturmak için çalışıyoruz. Her şehir kendi özelliklerine göre birbirinden daha farklı yöntemlerde dönüştürülmeli.”</p>
<p><strong>“Doğayla birlikte yaşamak zorundayız”</strong><br />Prof. Dr. Timothy Beatley, yeni bir şehircilik fikri hayal ettiklerini söyledi ve “Şehirlerin doğaya bağlı olması çok önemli. Şehirleri nasıl birer habitat veya ekosistem hâline getirebiliriz, bunu düşünüyoruz. Şehirlerin ekosistemler hâline getirilebilmesi sadece bizim için değil ağaçlar, kuşlar için de çok önemli. Doğadan ayrı ve doğadan kopuk değil doğayla birlikte yaşamak zorundayız.” dedi.</p>
<p><strong>Kongre 15 Mart’ta başladı</strong><br />İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi 15 Mart’ta başladı. Yedi gün sürecek sivil, şeffaf ve tümüyle katılımcı bir girişim olan kongrenin sonucunda yeni yüzyıla yön verecek politika önerileri tüm Türkiye ile paylaşılacak.</p>
<p>Kongreye katılım “İktisat Kongresi” mobil uygulamasından sağlanabiliyor. Ana oturumlar için ilgili güne kayıt yaptırmak ve verilen karekodu etkinlik alanında göstermek yeterli oluyor.</p>
<p>Kongrenin tamamı İzmirTube YouTube kanalından canlı olarak yayınlanıyor.</p>
<p>Kongrenin sekreteryası İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Planlama Ajansı (İZPA) tarafından yürütülüyor. Kongre programı ve diğer tüm detaylar için iktisatkongresi.org ziyaret edilebilir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-gelecegin-sehirleri-calistayi-icin-izmirde-bulustu-358039">Uzmanlar &#8220;Geleceğin Şehirleri&#8221; çalıştayı için İzmir&#8217;de buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor! Sürekli borsa ekranına bakmak bağımlılığa yol açabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-surekli-borsa-ekranina-bakmak-bagimliliga-yol-acabilir-357865</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 11:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığa]]></category>
		<category><![CDATA[bakmak]]></category>
		<category><![CDATA[borsa]]></category>
		<category><![CDATA[ekranına]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357865</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın her yerinde sosyal ve ekonomik düzeyi düşük bireylerin şans oyunlarında daha çok para harcadıklarını belirten uzmanlar, orta ve alt orta sınıfların ise sınıfsal konumlarına uygun olarak şans oyunları yerine daha çok borsa, coin ve kaldıraçlı forex piyasaları gibi alanlara yöneldiklerini ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-surekli-borsa-ekranina-bakmak-bagimliliga-yol-acabilir-357865">Uzmanlar uyarıyor! Sürekli borsa ekranına bakmak bağımlılığa yol açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyanın her yerinde sosyal ve ekonomik düzeyi düşük bireylerin şans oyunlarında daha çok para harcadıklarını belirten uzmanlar, orta ve alt orta sınıfların ise sınıfsal konumlarına uygun olarak şans oyunları yerine daha çok borsa, coin ve kaldıraçlı forex piyasaları gibi alanlara yöneldiklerini ifade ediyor. Borsayı oyun gibi görerek para yatıran bu kitlenin kader, şans gibi etkenlere inandıklarını vurgulayan Prof. Dr. Barış Erdoğan, gün içindeki gerilimlerden kaçarak hayallere dalmak için sürekli borsa ekranını takip ettiklerine ve bu durumun da bir süre sonra diğer bağımlılıklar gibi patolojik hale gelebildiğine dikkat çekiyor. </strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Barış Erdoğan, hem bireysel hem de sosyal sağlık açısından borsanın bir oyun gibi değil orta ve uzun vadeli bir yatırım alanı olarak kabul edilmesini tavsiye ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, orta ve orta alt sınıfların şans oyunlarına ve borsaya bakış açıları hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu, tavsiyelerini paylaştı.</p>
<p><strong>Ekonomik düzey düştükçe şans oyunlarına yönelim artıyor</strong></p>
<p>Dünyanın her tarafında sosyal ve ekonomik düzeyi düşük olan bireylerin riskli işlere daha çok para yatırdığı ve şans oyunlarına daha çok para harcadığının görüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Özellikle ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerde bu davranış biçimi daha da yaygınlaşıyor. Örneğin ABD&#8217;deki hanelerin piyango bileti harcamaları yılda yaklaşık 162 dolarken, düşük gelirli haneler yaklaşık 289 dolar harcıyorlar. Gelir seviyesi yılda 10 bin doların altına düşen bireyler ise yılda 597 dolarlık şans oyunu harcaması yapıyorlar.” dedi.</p>
<p><strong>Orta ve alt orta sınıflar borsaya yöneliyor</strong></p>
<p>Orta ve alt orta sınıfların sınıfsal konumlarına uygun olarak şans oyunlarının yerine daha çok borsa, coin ve kaldıraçlı forex piyasaları gibi alanlara yöneldiklerini ifade eden Prof. Dr. Barış Erdoğan “Ama bu oyuncular aynı şans oyunu oynar gibi bu finansal alanlarda hareket ediyorlar. Oysa borsalar bir yatırım yeridir. Ancak halkın ağzında genelde borsada oynamak ifadesi kullanılıyor. Bu söylem bir rastlantı değil gerçeğin açıkça dile gelmesidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kader ve şansa inanıyorlar</strong></p>
<p>Borsada hisselere parasını yatıran ve bunu oyun gibi gören orta ve orta alt sınıfların finansal okuryazarlık bilgisi yerine kader, şans, büyü veya akran gruplarının etkisiyle hareket ettiklerine dikkat çeken Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Borsa yatırımcı platformlarındaki yazışmalar, orta ve orta alt sınıfların borsa ve yatırımla nasıl bir ilişki kurduğunu açıkça gösteriyor. Toplumsal yapıdan kaynaklı hayal kırıklıklarını, dezavantajlı konumlarını ters düz etmek için bir gün hisselere bir başka gün coinlere bel bağlayan bu kitle, yatırım araçlarıyla adeta duygusal bağ kuruyor.  Platformlardaki yazışmalara baktığımızda bu yatırım enstrümanlarını bazen bir yarış atı gibi görüp ‘yürü oğlum, kızım’ diye yorum yazanlara, ‘bugün bari bizi güldür’ diye hisseden medet umanlara, ya da hisseye küfür edenlere çokça rastlanabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Borsayı bir şans oyunu olarak görüyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Barış Erdoğan, borsayı bir şans oyunu gibi gören ve çoğunlukla da borsada kağıtlar belli bir seviyeye ulaştıktan sonra giriş yapan bu kitlenin fiyatların hep yükseleceğini umut ettiğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Tıpkı diğer kumar oyunlarındaki gibi borsa oyuncusu da sürekli sosyal statüsüyle ilgili memnuniyetsizliğini ve dezavantajlı konumunu kısa sürede düzeltebileceği hayaller eder. Borsa yükselirken oluşan aşırı iyimser hayaller, düşerken ise felaket senaryolarına dönüşür. Zorlukla oluşturulmuş yılların birikimi ya da borç para ile oluşturulan portföye bütün umutlar ve riskler bağlanıldığı için oyuncu gün içinde onlarca kez borsadaki durumu huzursuzca kontrol etme ihtiyacı duyar. Oysaki dünyanın en büyük borsa yatırımcılarından Warren Buffet’nin çalışma odasında bilgisayar bile yoktur. Bilinç değer yatırımcıları finansal raporları okuyarak, dünyadaki makro gelişmeleri takip ederek uzun vadeli yatırım yaparlar ve çoğu zamanda kazanan onlar olur.”</p>
<p><strong>Borsa takibi patolojik sorun haline gelebilir</strong></p>
<p>Borsaya giren orta ve orta alt sınıfların tıpkı kumarhaneye yeni girenler gibi ilk başta kazanıp borsa belli bir seviyenin üstüne çıkmışken kâğıt almaya başladıklarını belirten Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Ama borsa bir noktaya gelir ve düşüş başlar.  Oyuncu gün içindeki gerilimlerden kaçmak, umut, hayallere dalmak ve öfkesini kusmak için sürekli olarak borsa ekranını telefonundan bilgisayarından takip etmeye başlar. Bu süreç bir süre sonra adeta diğer bağımlılıklar gibi patolojik bir sorun haline de gelebilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Borsa oyun değil yatırım alanı olarak görülmeli</strong></p>
<p>Konsantrasyonun borsaya yoğunlaştırılmasının esas işleri ve aileyi zaman içinde geri plana doğru da atabileceğini ifade eden Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Türkiye borsaları akşam 18’de kapanır ama gece yarısına kadar Amerikan borsaları açıktır. Asya piyasaları, coin borsaları zaten 7 gün 24 saat açık. Böylece yatırım dünyası tüm zamanınızı ve uykularınızı çalabilir. Psikolojik ve sosyal olarak böylesi bir ortama hazır olmayanlar özellikle de orta ve orta alt sınıflar hem kişisel olarak bu işten zarar görüyorlar hem de iş, aile ve sosyal çevreleri olan ilişkilerini ihmal etme riski taşıyorlar. Yani hem maddi hem de manevi zarara uğrama ihtimalleri çok yüksek. O yüzden borsayı günlük bir oyun değil orta ve uzun vadeli bir yatırım alanı olarak görmek hem bireysel hem de sosyal sağlığımız için gerekli ve önemli.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-surekli-borsa-ekranina-bakmak-bagimliliga-yol-acabilir-357865">Uzmanlar uyarıyor! Sürekli borsa ekranına bakmak bağımlılığa yol açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor: Her ailenin bir afet planı olmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-her-ailenin-bir-afet-plani-olmali-349505</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2023 07:21:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[planı]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş'ta 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde meydana gelen iki deprem, Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay'da büyük yıkıma yol açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-her-ailenin-bir-afet-plani-olmali-349505">Uzmanlar uyarıyor: Her ailenin bir afet planı olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kahramanmaraş&#8217;ta 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde meydana gelen iki deprem, Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay&#8217;da büyük yıkıma yol açtı. Binlerce kişinin yaşamını yitirdiği deprem felaketi, deprem öncesinde alınması gereken önlemleri de gündeme getirdi. İSG Uzmanı Dr. Rüştü Uçan deprem gibi büyük afetlere hazırlıkta aile fertlerinin iş birliğinde hazırlanacak “Aile Afet Müdahale Planı”na dikkat çekti. “Aile Afet Müdahale Planı, bilinçli yaşamın bir gereğidir” diyen Dr. Rüştü Uçan, evde yapısal ve yapısal olmayan tehlikelerin dikkate alınarak en güvenli ve riskli yerlerinin belirlenmesi gerektiğini söyledi. Yaşam alanlarının krokisinin çizilerek yaşam üçgeni olabilecek, afet ve acil durum çantası konulabilecek yerlerin belirlenmesi, tehlikeli olabilecek yerlerin ve alternatif çıkış ya da kaçış yollarının belirtilmesi gerektiğini söyledi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Rüştü Uçan, deprem başta olmak üzere herhangi bir afet durumunda aile bireylerinin paniğe kapılmadan hareket etmelerinin önemini hatırlattı. Dr. Rüştü Uçan, Aile Afet Müdahale Planının tüm aile fertleriyle beraber mutlaka yapılması gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Plan, paniğe kapılmadan doğru hareket etmeyi sağlar</strong></p>
<p>Aile Afet Planının, “herhangi bir afet durumunda aile bireylerinin paniğe kapılmadan doğru bir şekilde hareket edebilmesi için yapılması gereken plan” olduğunu belirten  Dr. Rüştü Uçan, “Herhangi bir afet durumunda aile bireylerinin hepsi bir arada olabileceği gibi, yaşam koşulları gereği hepsi ya da bir kısmı bir arada olamayabilir. Bu nedenle herhangi bir afet durumunda aile bireylerinin paniğe kapılmadan doğru bir şekilde hareket edebilmesi için yapılması gereken plandır. Bu plan, bilinçli yaşamın çok önemli bir gereğidir ve aslında hayatın tüm konuları ile ilgili planlı yaşamak mutluluğun en temel şartlarından da birisidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nerede bir araya gelineceği planlanmalı</strong></p>
<p>Aile Afet Müdahale Planında bulunması gereken noktalara değinen Dr. Rüştü Uçan, “Bu planda aile bireylerine direkt veya dolaylı olarak ulaşılabilecek il içi/il dışı iletişim bilgileri, ayrı yerlerde bulunuluyorsa en uygun nerede ve nasıl bir araya gelinebileceği, bir araya gelme durumu söz konusu olamayacaksa neler yapılması gerektiği, aile bireylerine ait kişisel bilgiler (kronik hastalık, engellilik, hamilelik, vb) ve kullanılan iletişim cihazlarının iletişimin daha etkin yapılabilmesi için teknik özelliklerinin yer alması önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Evcil hayvan bilgileri de bulunmalı</strong></p>
<p>Aile Afet Müdahale Planında iki sorumlunun belirlenmesi gerektiğini de vurgulayan Dr. Rüştü Uçan, “Planda aynı aile bireylerinde olduğu gibi varsa temizlik görevlisi, bebek bakıcısı, misafir gibi kişilere ait bilgilerin belirtilmesi, sahiplenilmiş evcil hayvanlarla ilgili bilgilerin belirtilmesi,</p>
<p>planda birinci sorumlunun zor şartlarda kalması göz önüne alınarak ikinci sorumlunun belirlenerek gerektiğinde aynen birinci sorumlu gibi davranabilmesi için gerekenlerin belirtilmesi sağlanmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Plan ilk 72 saate göre belirlenmeli</strong></p>
<p>Planın ağırlıklı olarak “altın saatler” şeklinde ifade edilen afet sonrası 72 saate göre belirlenmesi gerektiğini ifade eden Dr. Rüştü Uçan; </p>
<p>“- Ev ve iş yeri gibi yaşam alanlarının yapısal ve yapısal olmayan tehlikeler dikkate alınarak en güvenli ve riskli yerlerinin belirlenmesi öncelikli olmalıdır. </p>
<p>&#8211; Yaşam alanlarının krokisinin çizilerek özellikle yaşam üçgeni olabilecek, </p>
<p>&#8211; Afet ve acil durum çantası konulabilecek yerlerin, </p>
<p>&#8211; Tehlikeli olabilecek yerlerin ve alternatif çıkış ya da kaçış yollarının belirtilmesi gerekir. </p>
<p>&#8211; Yaşam alanlarında elektrik, doğalgaz ve su ana vanalarının/şalterlerinin, ilkyardım dolabının, yangın söndürme tüpünün, varsa kimyasal ya da tehlikeli maddelerin, ışıldak gibi malzemelerinin bulunduğu yerlerin krokide belirtilmesi gerekir.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-her-ailenin-bir-afet-plani-olmali-349505">Uzmanlar uyarıyor: Her ailenin bir afet planı olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
