<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>uyumu | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/uyumu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/uyumu</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Jun 2026 12:38:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>uyumu | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/uyumu</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ağız içindeki değişiklikler konuşmayı etkileyebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agiz-icindeki-degisiklikler-konusmayi-etkileyebiliyor-638926</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:38:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[değişiklikler]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[içindeki]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[konuşmayı]]></category>
		<category><![CDATA[olursa]]></category>
		<category><![CDATA[protez]]></category>
		<category><![CDATA[uyumu]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=638926</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, protez uygulamalarının konuşma fonksiyonu, ağız yapısına uyumu ve protezlerin altında gıda birikimi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agiz-icindeki-degisiklikler-konusmayi-etkileyebiliyor-638926">Ağız içindeki değişiklikler konuşmayı etkileyebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, protez uygulamalarının konuşma fonksiyonu, ağız yapısına uyumu ve protezlerin altında gıda birikimi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Dişlerdeki değişiklikler konuşmayı etkileyebiliyor!</strong></p>
<p>Konuşurken dil, dudaklar ve dişler başta olmak üzere ağız içindeki birçok yapıyı kullandığımızı ifade eden Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Bu yapılardan herhangi birindeki şekil bozukluğu veya eksiklik, konuşmayı etkileyebilir. Dolayısıyla dişlerin çekilmesi de konuşmayı bozabilir.” dedi.</p>
<p>Özellikle diş çekimi sonrası damak protezi kullanan hastalarda konuşma değişiklikleri görülebileceğini aktaran Prof. Dr. Bellaz, “Ancak genellikle birkaç aylık alışma sürecinin ardından konuşma yeniden düzelir. Hasta, dişsizliğe alıştıktan sonra yeni dişler yapıldığında konuşma tekrar kısa süreli olarak etkilenebilir. Bunun nedeni, ağız içindeki yeni yapıya uyum sağlama sürecidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Protez yapılırken dişlerin boyu ve konumu konusunda hassas davranılmalı!  </strong></p>
<p>Dişlerin ağız içinde bulunması gereken belirli bir konum olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu, takıp çıkarılabilen bir protez, sabit köprü veya implant üstü protez olabilir. Eğer dişler olması gereken yerden daha içeride ya da daha dışarıda konumlandırılırsa, doğuştan sahip olduğumuz konuşma mekanizması olumsuz etkilenebilir. Çünkü dilin temas etmesi gereken belirli noktalar vardır. Dişler çok geride olursa dil dişlere takılabilir; çok ileride olursa ise hava kaçakları meydana gelebilir.</p>
<p>Bu nedenle protez yapılırken dişlerin hem boyu hem de konumu konusunda son derece hassas davranılması gerekir. Hareketli ya da sabit protezlerde bu kurallara dikkat edilmediğinde konuşma bozulabilir. Ancak planlama ve uygulama doğru yapıldığında protezler konuşma açısından herhangi bir sorun yaratmaz.”</p>
<p><strong>Protezin uyumu ne kadar iyi olursa olsun, gıda birikimi oluşabilir!</strong></p>
<p>Gerek hareketli protezlerde gerekse sabit köprülerde, protezin altına gıda kaçmasıyla ilgili çeşitli durumlar söz konusu olabileceğine de işaret eden Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Burada temel amaç ağız dokularının korunmasıdır.” dedi.</p>
<p>Damak protezi kullanan kişilerde zamanla çene kemiğinde erime meydana gelebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Bellaz, “Normalde alt çenenin yüksekliği yaklaşık 4-5 santimetreyken, dişlerin çekilmesinden sonra kemik erimesine bağlı olarak bu yükseklik 2-2,5 santimetreye kadar düşebilir. Biz protezlerle bu kaybı telafi etmeye çalışsak da protezin uyumu ne kadar iyi olursa olsun, bazı durumlarda kenarlarda az miktarda gıda birikimi oluşabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Protezin ağız dokularına uyumu ne kadar iyi olursa, altında gıda birikimi de o kadar azalır! </strong></p>
<p>Protezin dokularla ve kaslarla uyumunun ne kadar iyi sağlanırsa gıda birikiminin de o kadar azalacağını kaydeden Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz , “Ayrıca tutuculuğu yeterli olmayan protezlerde kullanılan protez yapıştırıcıları da protezin altında gıda birikmesini azaltmaya yardımcı olabilir. Bu ürünler toz veya krem formunda bulunabilir.” dedi.</p>
<p>Buradaki temel faktörün, protezin doğru şekilde yapılması ve ağız dokularına iyi uyum sağlaması olduğunun altını çizen Prof. Dr. Bellaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sabit köprülerde de benzer durumlar yaşanabilir. Eksik dişlerin yerine yapılan köprülerde, özellikle diş eti çekilmesine bağlı olarak bazı bölgelerde gıda birikimi görülebilir. Ancak burada söz konusu olan genellikle yoğun bir birikim değil, küçük kalıntılardır. Bu nedenle düzenli diş fırçalama, arayüz fırçası kullanımı ve ağız hijyenine dikkat edilmesi büyük önem taşır.</p>
<p>Diş eti çekilmesi meydana geldiğinde, kaybedilen dokuları tamamen geri getirmek her zaman mümkün olmayabilir. Diş çekildiğinde yalnızca diş değil, aynı zamanda onu çevreleyen kemik dokusu da kaybedilir. Bu durum zamanla bazı boşlukların oluşmasına ve gıda birikimine zemin hazırlayabilir.</p>
<p>Biz protezleri planlarken bu boşlukları azaltmak amacıyla bazı düzenlemeler yapıyoruz. Ancak her tedavinin belirli sınırları vardır. Mükemmel sonuç her zaman mümkün olmasa da amaç, hastaya fonksiyonel, estetik ve hijyen açısından en iyi sonucu sunmaktır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agiz-icindeki-degisiklikler-konusmayi-etkileyebiliyor-638926">Ağız içindeki değişiklikler konuşmayı etkileyebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağduyu, dengeyi ve uyumu güçlendiren pusula görevi görüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sagduyu-dengeyi-ve-uyumu-guclendiren-pusula-gorevi-goruyor-638200</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 May 2026 07:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Cumali]]></category>
		<category><![CDATA[değerler]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dengeyi]]></category>
		<category><![CDATA[Duyguları]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[görevi]]></category>
		<category><![CDATA[görüyor]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiren]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[pusula]]></category>
		<category><![CDATA[sağduyu]]></category>
		<category><![CDATA[tepki]]></category>
		<category><![CDATA[uyumu]]></category>
		<category><![CDATA[yerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=638200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, sağduyulu karar vermenin duygular, mantık, değerler ve duygusal zekâ arasındaki dengeyle ilişkisi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sagduyu-dengeyi-ve-uyumu-guclendiren-pusula-gorevi-goruyor-638200">Sağduyu, dengeyi ve uyumu güçlendiren pusula görevi görüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, sağduyulu karar vermenin duygular, mantık, değerler ve duygusal zekâ arasındaki dengeyle ilişkisi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Sağduyu, duyguların, değerlerin ve mantığın dengede çalıştığı andır!</strong></p>
<p>Sağduyulu karar vermenin, duygularımızın, değerlerimizin ve mantığımızın bir denge içinde çalıştığı an olduğunu ifade eden Cumali Aydın, “Günlük hayatın hızında çoğu zaman ‘anlık dürtülerle’ hareket ederiz; oysa sağduyu, bizi kısa vadeli rahatlamalar yerine uzun vadeli faydaya yönlendirir.” dedi.</p>
<p>Psikolojide bu durumun ‘soğukkanlı bilişsel işlem’ olarak adlandırıldığını kaydeden Aydın, “Daniel Kahneman’ın çalışmalarında da vurguladığı gibi, hızlı ve sezgisel düşünme ile yavaş ve değerlendirmeli düşünme arasındaki denge, sağduyulu kararların temelidir. Basit bir örnekle; trafikte bir sürücü sizi sıkıştırdığında hemen tepki vermek kolaydır. Ancak bir nefes alıp ‘bu tepki bana ne kazandırır?’ diye düşünmek, sağduyulu davranıştır. Bu tür farkındalık, hem ruhsal dengeyi hem de ilişkisel barışı korur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Duygusal zekâ, sağduyunun en yakın yol arkadaşı!</strong></p>
<p>Sağduyu ile duygusal zekanın birbirini besleyen iki kapasite olduğuna değinen Cumali Aydın, “Duygusal zeka, kişinin kendi duygularını tanıma, düzenleme ve başkalarının duygularını anlama becerisidir. Bu beceri olmadan sağduyulu karar almak neredeyse imkânsızdır.” dedi.</p>
<p>Duyguların bastırıldığında değil, tanındığında yönetilebilir olduğunu aktaran Aydın, “Öfkeliyken öfkeyi bastırmak yerine ‘şu an kırıldım, bu tepki aslında savunma’ diyebilmek, duygusal zekanın göstergesidir. Bu farkındalık, sağduyulu bir kararın kapısını açar. Bilimsel araştırmalar da bunu doğrular. Yapılan bir çalışmada duygusal zekâ eğitimi alan bireylerin, stresli durumlarda daha bilgece ve tutarlı kararlar aldıkları görülmüştür. Yani duygusal zekâ, sağduyunun en yakın yol arkadaşıdır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sağduyulu ilişkiler, duygusal tepkisellik yerine duygusal olgunluğu besler!</strong></p>
<p>Sağduyulu kararların, ilişkilerde ‘anlamaya çalışmak’ ile ‘haklı çıkmak istemek’ arasındaki farkı belirlediğini dile getiren Cumali Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Aile içinde, arkadaşlıkta ya da iş ortamında çoğu çatışma, karşı tarafı duymadan tepki vermekten kaynaklanır. Sağduyulu bir tutum ise, önce duyguların yatışmasını beklemek, sonra iletişimi sürdürmektir. Bir iş yerinde fikirleriniz reddedildiğinde hemen savunmaya geçmek yerine, ‘belki de bu öneriyi geliştirebiliriz’ demek hem sizin hem de grubun ilerlemesini sağlar. Aynı şey ev içinde de geçerli. ‘Benim dediğim olsun’ yerine ‘bizim için en doğrusu ne olur?’ sorusunu sormak, sağduyunun dilidir. Sağduyulu ilişkiler, duygusal tepkiselliği değil, duygusal olgunluğu besler. Bu da uzun vadede güveni artırır.”</p>
<p><strong>Sağduyulu kararlar, duyguları bastırmakla değil duygusal dengeyi korumakla mümkün olur!</strong></p>
<p>Stresli ya da kaygılı olduğumuzda beynimizin ön lobunun karar verme görevini ikinci plana attığını, duygusal merkez olan amigdalanın yönetimi ele geçirdiğini vurgulayan Aydın, “Bu nedenle yoğun kaygı altındayken alınan kararlar genellikle kısa vadeli rahatlama odaklıdır, sağduyulu değil.” dedi.</p>
<p>“Kaygılandığımızda düşünmeden mesaj atar, aceleyle karar verir, sonrasında ‘keşke bekleseydim’ deriz.” diyen Aydın, “Bu yüzden sağduyulu karar verebilmek, duyguları bastırmakla değil duygusal dengeyi korumakla mümkündür. Bunun için de bazı etkili yollar var. Düzenli nefes egzersizleri ve kısa meditasyonlar beynin karar merkezini aktive eder. Duyguları bastırmak yerine yazmak veya paylaşmak duygusal regülasyonu artırır. Uyku ve beslenme düzeni özdenetimi doğrudan etkiler. Bir çalışmaya göre, uyku yoksunluğu sadece 24 saatte karar kalitesini yüzde 20 düşürüyor. Yani, sağduyu bazen en çok bir gece uykusuyla başlar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sağduyu, sadece mantıksal değil, aynı zamanda ahlaki ve duygusal bir pusula!</strong></p>
<p>Sağduyulu kararların, yalnızca ‘akıllı’ değil, değerlerle uyumlu kararlar olduğuna işaret eden Cumali Aydın, “Bir kişi kendi değerlerini bilmeden doğru karar veremez. Çünkü sağduyu, sadece mantıksal değil, aynı zamanda ahlaki ve duygusal bir pusuladır.” dedi.</p>
<p>Pozitif psikolojide buna ‘otantik yaşam’ dendiğini aktaran Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yani kişinin kararlarının kendi içsel değerleriyle tutarlı olması. Dürüstlüğü değer olarak benimseyen biri, kısa vadede avantaj sağlayacak bir yalanı reddediyorsa bu sağduyunun ürünüdür. Sağduyulu kararlar, hedeflerle değerlerin kesişim noktasında doğar. Yani ‘bunu istiyorum’ demek kadar ‘bu benim kim olmak istediğimle uyumlu mu?’ diye de sormak gerekir. Bu soruyu kendine düzenli soran bireyler, hem daha az pişmanlık yaşar hem de yaşam doyumları artar.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sagduyu-dengeyi-ve-uyumu-guclendiren-pusula-gorevi-goruyor-638200">Sağduyu, dengeyi ve uyumu güçlendiren pusula görevi görüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş ve Aile Yaşamının Uyumu, 2025</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/is-ve-aile-yasaminin-uyumu-2025-633268</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:27:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[Bakım Hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[Bakım Sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[istihdamda]]></category>
		<category><![CDATA[uyumu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamının]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633268</guid>

					<description><![CDATA[<p>"İş ve Aile Yaşamının Uyumu" adlı özel konulu araştırma, 2025 yılı boyunca Hanehalkı İşgücü Araştırması ile birlikte birinci görüşme hanelerinde yer alan 18-74 yaş grubundaki fertlere uygulanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-ve-aile-yasaminin-uyumu-2025-633268">İş ve Aile Yaşamının Uyumu, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;İş ve Aile Yaşamının Uyumu&#8221; adlı özel konulu araştırma, 2025 yılı boyunca Hanehalkı İşgücü Araştırması ile birlikte birinci görüşme hanelerinde yer alan 18-74 yaş grubundaki fertlere uygulanmıştır. Araştırma, içerdiği değişkenler ve uygulama yöntemi açısından bu kapsamda daha önce gerçekleştirilen çalışmalardan farklılık göstermektedir.<br /> </p>
<p>Avrupa Birliği ülkeleri ile aynı dönemde uygulanan bu araştırma ile fertlerin işgücüne katılımları, bakım sorumlulukları ile bu sorumluluklarının iş ve aile yaşamı üzerindeki etkilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bakım sorumluluğu; kişinin aynı hanede veya hane dışında yaşayan ve düzenli olarak ilgilendiği 15 yaşın altındaki çocukları, torunları ile 15 ve daha yukarı yaştaki hasta, engelli çocukları, eşleri veya bakıma muhtaç yakınları kapsamaktadır. Araştırma hakkında detaylı bilgi metaveri bölümünde yer almaktadır.<br /> </p>
<p><strong>Bakım sorumluluğu olanların 18-74 yaş nüfus içindeki oranı %43,1 oldu</strong><br /> </p>
<p>18-74 yaş grubundaki 59 milyon 127 bin kişinin %43,1&#8217;ini bakım sorumluluğu olanlar oluşturdu. Bu oran erkeklerde %40,6 iken kadınlarda %45,6 oldu.</p>
<p><strong>Bakım sorumluluğu durumuna göre nüfusun dağılımı, 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/05/is-ve-aile-yasaminin-uyumu-2025-0-LeQBP8V1.png"/></p>
<p><strong>Bakım sorumluluğu olanların işgücüne katılma oranı %60,5 oldu</strong><br /> </p>
<p>2025 yılında 18-74 yaş grubunda işgücüne katılma oranı %58,2 oldu. Bu oran bakım sorumluluğu olanlar için %60,5, bakım sorumluluğu olmayanlar için %56,4 oldu. Kadınlarda bakım sorumluluğu olanların işgücüne katılma oranı %37,8 iken olmayanlarda %41,7 olarak gerçekleşti. Bu oran erkeklerde ise sırasıyla %86,0 ve %70,0 oldu.<br /> </p>
<p><strong>Bakım sorumluluğuna göre temel işgücü göstergeleri, 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/05/is-ve-aile-yasaminin-uyumu-2025-1-cLHc9B2i.png"/></p>
<p><strong>İstihdamda olup sadece çocuk bakım sorumluluğu olanların oranı %39,0 oldu</strong><br /> </p>
<p>18-74 yaş grubundaki istihdamdaki kişilerin %39,0&#8217;ının sadece çocuk bakım sorumluluğu bulunmakta. Diğer taraftan istihdamdaki kişilerden sadece torun bakım sorumluluğu olanların oranı %2,3 ve sadece yetişkin (15 yaşın üstünde bakıma muhtaç eş, çocuk veya akraba) bakım sorumluluğu olanların oranı ise %2,3 oldu. Çocuk ve yetişkin bakımı veya torun ve yetişkin bakımı sorumluluğunu birlikte yürütenlerin oranı ise %2,1 olarak gerçekleşti.<br /> </p>
<p><strong>Bakım sorumluluğunun türleri, 2025</strong><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/05/is-ve-aile-yasaminin-uyumu-2025-2-GPxGrNMt.png"/></p>
<p> </p>
<p><strong>Çocuk bakım sorumluluğu olan istihdamdakilerin %14,0&#8217;ı kurumsal bakım merkezi kullandı</strong><br /> </p>
<p>15 yaş altında çocuk bakım sorumluluğu olan ve istihdamda olan kişilerin %14,0&#8217;ı kurumsal bakım merkezini, %1,6&#8217;sı evde ücretli bakımı, %1,4&#8217;ü ise her ikisini birlikte kullandı. Bu kişilerden %83,0&#8217;ı profesyonel bakım hizmeti kullanmadı.</p>
<p>İstihdamda olup yetişkin bakım sorumluluğu olanların %17,0&#8217;ı evde ücretli bakımı, %3,6&#8217;sı ise kurumsal bakım merkezini kullandı. Bu kişilerden %79,3&#8217;ü ise bakım hizmeti kullanmadı.</p>
<p> </p>
<p><strong>İstihdamda olanların bakım yeri tercihi, 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/05/is-ve-aile-yasaminin-uyumu-2025-3-wBD1bYyT.png"/></p>
<p><strong>İstihdamda olup çocuk bakımını kendisi veya eşiyle birlikte yürütenlerin oranı %50,8 oldu</strong><br /> </p>
<p>Bakım sorumluluğu olan istihdamdaki fertlerden çocuk bakım hizmeti kullanmayanların %50,8&#8217;i bakımı kendisi veya eşiyle birlikte yürüttü. Bu kişilerden %19,7&#8217;si çocukların kendilerine bakabildiğini belirtirken, %17,6&#8217;sı profesyonel bakım hizmeti maliyetinin yüksek olduğunu ve %5,5&#8217;i ise bakımı büyükanne, büyükbaba veya diğer yakınlarıyla yürüttüğünü belirtti.<br /> </p>
<p><strong>İstihdamda olanların çocuk bakım hizmeti kullanmama nedeni, 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/05/is-ve-aile-yasaminin-uyumu-2025-4-9PALK8Ka.png"/></p>
<p><strong>Yetişkin bakımında profesyonel bakım hizmetine ihtiyaç duymayanların oranı %72,6 oldu</strong><br /> </p>
<p>İstihdamda olup yetişkin bakım hizmeti kullanmayanların %72,6&#8217;sı profesyonel bakım hizmetine ihtiyaç duymadığını belirtti. Yetişkin bakım hizmetini kullanmayanların %17,9&#8217;u profesyonel bakım hizmetinin maliyetinin yüksek olduğunu ve %5,3&#8217;ü ulaşılabilecek mesafede bakım hizmetinin veya boş kontenjanın bulunmadığını beyan etti.<br /> </p>
<p><strong>İstihdamda olanların yetişkin bakım hizmeti kullanmama nedeni, 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/05/is-ve-aile-yasaminin-uyumu-2025-5-xrUl1V3K.png"/></p>
<p><strong>İş ile bakım sorumluluğunu birlikte yürütmede en önemli zorluk uzun çalışma saatleri oldu</strong><br /> </p>
<p>İstihdamda olup bakım sorumluluğu olanların %70,1&#8217;i işi ile bakım sorumluluğunu birlikte yürütürken herhangi bir zorluk yaşamadı. Zorluk yaşayan 4 milyon 303 bin kişinin %38,4&#8217;ü uzun çalışma saatlerini, %26,9&#8217;u zahmetli ya da yorucu işi ve %8,9&#8217;u ev ile iş arasındaki ulaşımın uzun sürmesini neden olarak belirtti. Uzun çalışma saatleri nedeniyle zorluk yaşayan erkeklerin oranı %39,3 iken bu oran kadınlarda %36,4 oldu.<br /> </p>
<p><strong>İş ile bakım sorumluluğunu birlikte yürütmeyi zorlaştıran etkenler, 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/05/is-ve-aile-yasaminin-uyumu-2025-6-WFLeW8fQ.png"/></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-ve-aile-yasaminin-uyumu-2025-633268">İş ve Aile Yaşamının Uyumu, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AB’nin Adil İklim Uyumu Projesinde Çankaya Pilot Bölge Seçildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abnin-adil-iklim-uyumu-projesinde-cankaya-pilot-bolge-secildi-588188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 12:44:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Uyumu]]></category>
		<category><![CDATA[kapsayıcı]]></category>
		<category><![CDATA[klim]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesinde]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[uyumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen JUST4CARE – Adil İklim Uyumuna Yönelik Kapsayıcı Dönüşüm projesinde Türkiye’yi temsil eden pilot şehir olarak yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abnin-adil-iklim-uyumu-projesinde-cankaya-pilot-bolge-secildi-588188">AB’nin Adil İklim Uyumu Projesinde Çankaya Pilot Bölge Seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çankaya, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen JUST4CARE – Adil İklim Uyumuna Yönelik Kapsayıcı Dönüşüm projesinde Türkiye’yi temsil eden pilot şehir olarak yer aldı. Horizon Europe Programı kapsamında desteklenen ve Basque Center for Climate Change – BC3 koordinasyonunda yürütülen proje, Avrupa genelinde adil, kapsayıcı ve dayanıklı iklim uyumu için şehirleri bir araya getiriyor.</b></p>
<p>Avrupa Birliği’nin Horizon Europe Programı desteğiyle yürütülen, Basque Center for Climate Change – BC3 koordinasyonundaki JUST4CARE – Adil İklim Uyumuna Yönelik Kapsayıcı Dönüşüm projesinde, Çankaya, Türkiye’nin pilot şehri olarak görev aldı. Proje, Avrupa genelinde adil, kapsayıcı ve dayanıklı iklim uyumunu teşvik etmeyi amaçlıyor. Yedi ülkeden 16 ortağın katılımıyla yürütülen üç yıllık proje kapsamında Madrid, Budapeşte, Zagreb ve Çankaya pilot şehir olarak belirlendi. Proje, adalet, eşitlik ve dayanıklılık ilkelerini kent planlamasına entegre ederek iklim uyumunu sağlayacak politikaları dönüştürmeyi hedefliyor.</p>
<h3><b>ÇANKAYA’DAN POZİTİF ENERJİ BÖLGESİ: BADEMLİDERE</b></h3>
<p>Çankaya Belediyesi, proje kapsamında Bademlidere Cumhuriyet Parkı’nda “pozitif enerji bölgesi (Positive Energy District)” oluşturulmasına yönelik yenilikçi uygulamalar geliştirecek. Enerji verimliliğini artırma, karbon salımını azaltma ve iklim adaletini gözetmeye yönelik çalışmalarla kentsel dönüşüm modellerinin geliştirilmesi amaçlanıyor. Belediye, proje sürecinde yerel paydaşlarla birlikte çalışarak hem toplumsal kapsayıcılığı güçlendirecek hem de yerel dayanıklılığı artıracak politikaların uygulanmasına öncülük edecek. Çankaya Belediyesi’nin hedefi, sürdürülebilir, düşük karbonlu ve toplumsal fayda odaklı bir kentsel modelin oluşturulmak.</p>
<h3><b>AVRUPA ŞEHİRLERİ ADİL İKLİM UYUMUNDA GÜÇ BİRLİĞİ YAPIYOR</b></h3>
<p>JUST4CARE projesi, Avrupa şehirleri arasında deneyim paylaşımı ve ortak çözümler geliştirilmesini teşvik ediyor. Dört pilot şehirde uygulanacak yenilikçi yöntemler, çoğaltıcı şehirler paneli aracılığıyla Avrupa’nın diğer kentlerine aktarılacak. Bu sayede, adil ve kapsayıcı iklim politikalarının yaygınlaştırılması hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abnin-adil-iklim-uyumu-projesinde-cankaya-pilot-bolge-secildi-588188">AB’nin Adil İklim Uyumu Projesinde Çankaya Pilot Bölge Seçildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğa gösterilen aşırı özen, okula uyumu zorlaştırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuga-gosterilen-asiri-ozen-okula-uyumu-zorlastiriyor-574478</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2025 09:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[gösterilen]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[özen]]></category>
		<category><![CDATA[saatleri]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[uyumu]]></category>
		<category><![CDATA[zorlaştırıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574478</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, okula uyum konusunu ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuga-gosterilen-asiri-ozen-okula-uyumu-zorlastiriyor-574478">Çocuğa gösterilen aşırı özen, okula uyumu zorlaştırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, okula uyum konusunu ele aldı.</p>
<p><strong>Vedalaşma anını uzatmayın!</strong></p>
<p>Uzun bir yaz tatili arasından sonra okulların açıldığını kaydeden Özgür Akoğlan, “Çocuğa aşırı özen göstermek okula uyumunu zorlaştırabilir. Ebeveyn için çocuğu okula bırakıp uzaklaşabilmek çok da kolay değildir. Bunu çocuğunuza hissettirmeyin. Vedalaşma anını uzatmayın. Yapılması gereken bir davranış olan okula gitme için çocuğunuzu asla ödüllendirmeyin” dedi.</p>
<p>Okulun ilk günlerinde çocuklarda alışık olunmayan tavır ve tutumun olabileceğini ifade eden Özgür Akoğlan, “İlk haftalarda çocuklar ve aileleri heyecan, gurur, endişe yaşayabilir. Bunun sebebi ne ile karşılaşacaklarını bilmediklerinden kaynaklanıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Okula gitme için çocuğunuzu asla ödüllendirmeyin!</strong></p>
<p>Okula başlangıcın ebeveynler için de özel bir gün olduğunu ancak bu durumun abartılmaması gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, şöyle devam etti:</p>
<p> “Ebeveynler için de çok anlamlı ve özel bir gün olan okula başlangıç abartılmadan yaşanmalı. Okula yeni başlayacak çocuğa aşırı kalabalıklarla eşlik edilmemeli. Ayrıca çocuğa aşırı özen göstermek okula uyumunu zorlaştırabilir. Yapılması gereken bir davranış olan okula gitme için çocuğunuzu asla ödüllendirmeyin”</p>
<p><strong>Çocukta kaygı, uyku dengesizliği, şımarıklık olabilir</strong></p>
<p>Okula yeni başlayacak öğrencilerde yeme-uyku dengesizliği, kaygı, agresif tavırlar, şımarıklık gibi davranışların olabileceğine işaret eden Akoğlan, “Yeme içme alışkanlıklarında alternatifler üreterek alışkanlıklarını değiştirmeyin, uyku saatlerine özen göstermelerine devam edin. İlk günden itibaren okula gönderin ve okula gitmeyi pazarlık haline getirmeyin ilk günden verilecek ödev ve sorumlulukları yapması noktasında net olun özellikle ilk hafta programınızı çocuğa göre yapın” diye konuştu.</p>
<p><strong>Okulu gereksiz ve zamansız ziyaret etmeyin!</strong></p>
<p>Okulu gereksiz ve zamansız ziyaret etmemek gerektiğine dikkat çeken Özgür Akoğlan, “Fazla yapılan ziyaretler öğretmenleri de huzursuz edebiliyor. Okuldan korkan ya da okul söz konusu olduğunda sıkıntı duyan, karnı ağrıyan, bulantı, kusma veya alta kaçırma gibi sorunlarla karşılaşan çocuğu bu yakınmaları nedeniyle okula göndermemezlik yapmayın. Okula devamsızlıklar akademik, sosyal ve duygusal gelişiminde sorunlar yaşanmasına neden olabiliyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Evde okuma saatleri, oyun saatleri planlanabilir</strong></p>
<p>Son dönemde çok fazla bilgisayar ve oyun bağımlılığının arttığını dile getiren Özgür Akoğlan, “Çocukların arkadaş ilişkilerini artırıcı çalışmalara katılmaları sağlanmalı. Evde okuma saatleri, oyun saatleri planlanabilir. Çocuklar spor, müzik gibi yetenekleri doğrultusunda desteklenmeli.” ifadesinde de bulundu.</p>
<p><strong>Problem varsa sorunları dinleyip birlikte çözün</strong></p>
<p>Ebeveynlerin iyi birer gözlemci olması ve çocuklarıyla sağlıklı bir iletişim kurması gerektiğini belirten Özgür Akoğlan, “Çocuğun görünümü, düşündükleri, hal ve hareketlerine dikkat edin ve onu dinleyin. Problem varsa bu sorunları dinleyip birlikte çözün. Erken fark edip çözemezseniz ileride çok büyük sorunlara yol açabilir. En önemlisi, öğretmen veya okulla ilgili yapacağınız eleştirilerinizi öğrencinin yanında asla yapmayın. Geliştiremediği davranış veya öğrenmelerde çocuk zamanla yansıtma yaparak okulu veya öğretmeni suçlamaya, hatta okul veya öğretmen değişikliği istemeye başlayacaktır.&#8221; şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuga-gosterilen-asiri-ozen-okula-uyumu-zorlastiriyor-574478">Çocuğa gösterilen aşırı özen, okula uyumu zorlaştırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de &#8216;Piyano ve Tar&#8217;ın büyülü uyumu sanatseverlerle buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-piyano-ve-tarin-buyulu-uyumu-sanatseverlerle-bulustu-547255</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 12:12:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[büyülü]]></category>
		<category><![CDATA[eüde]]></category>
		<category><![CDATA[piyano]]></category>
		<category><![CDATA[sanatseverlerle]]></category>
		<category><![CDATA[tarın]]></category>
		<category><![CDATA[uyumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547255</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı (DTMK) tarafından “Piyano ve Tar Dinletisi” düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-piyano-ve-tarin-buyulu-uyumu-sanatseverlerle-bulustu-547255">EÜ&#8217;de &#8216;Piyano ve Tar&#8217;ın büyülü uyumu sanatseverlerle buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege </span><span>Ü</span><span>niversitesi (E</span><span>Ü</span><span>) Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı (DTMK) tarafından </span><span>“</span><span>Piyano ve Tar Dinletisi” düzenlendi. E</span><span>Ü </span><span>Konservatuvar Etkinlik Salonunda gerçekleştirilen konserde, piyanoda E</span><span>Ü </span><span>DTMK Öğretim </span><span>Ü</span><span>yesi Doç. Dr. Çağrıhan Erkan, tarda ise Öğretim Görevlisi Ergün Özkal sahne aldı</span><span>. Konsere DTKM M</span><span>üdürü Prof. Dr. Ali Maruf Alaskan,  akademisyenler, öğrenciler ve sanatseverler yoğun ilgi gösterdi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Etkinlikte konuş</span><span>an E</span><span>Ü </span><span>DTMK Müdürü Prof. Dr. Ali Maruf Alaskan, </span><span>“</span><span>Solist olmak gerçekten kolay değil, zor bir iştir. Konuklarla birlikte sahnede olmak ise çok daha güzel ve keyifli. Hocalarıma teşekkür ediyorum. Çok güzeldi, çok keyifliydi; bizleri mutlu ettiniz. Seyircilerimiz ve öğrencilerimiz adına teşekkür ediyorum” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Gösteri öncesinde açılış konuşması yapan Doç. Dr. Çağrıhan Erkan, </span><span>“</span><span>Repertuvarımız Azerbaycan halk mahnıları odaklı, ancak bizim bestecilerimizin de bu formatta yaptığı eserler yer alıyor. Tempoları ve ritimleri farklı parçaları birbirine ekleyerek, eserleri bölmeden &#8216;non-stop&#8217; bir şekilde çalmaya çalışacağız. Bu nedenle parçalar değiştikçe, hangi esere geçtiğimizi az çok fark edebileceksiniz.</span> <span>Ergün Özkal Hocamız, konservatuvarımızda iki yıldır tar dersleri veriyor. Ne yazık ki bu alana ilgi her geçen gün azalıyor. Umarız ki öğrencilerimiz arası</span><span>nda tar </span><span>çalgısına ilgi artar ve kendisinden bu enstrümanı öğrenmek isterler. Zira hocamız uzun yıllardır bu çalgıyı icra ediyor ve bilgi, beceri ve tecrübelerini öğrencilere aktarmak istiyor. Kendisi aynı zamanda konservatuvardan sınıf arkadaşım ve okulumuzun eski mezunlarından biri. Ergün Hocamız, emekli bir müzik öğretmeni olmasına rağmen yıllar sonra okuluna dönerek tar dersleri vermeye başladı” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Konserde </span><span>‘</span><span>Ayrılık</span><span>’</span><span>, </span><span>‘</span><span>Laçin</span><span>’</span><span>, </span><span>‘</span><span>Feridem</span><span>’</span><span>, </span><span>‘</span><span>Gaşkabak</span><span>’</span><span>, </span><span>‘</span><span>Ben Yaralı Ceylanım</span><span>’</span><span>, </span><span>‘</span><span>Bir Kara Gözlüye</span><span>’</span><span>, </span><span>‘</span><span>Kömür Gözlüm Aklı</span><span>m Ald</span><span>ı’, </span><span>‘</span><span>Aman Avcı’, </span><span>‘</span><span>Aman Aman Ayrılık</span><span>’ </span><span>ve </span><span>‘</span><span>Benim Nazlı Yarim</span><span>’ </span><span>gibi eserler piyano ve tar eşliğinde seslendirildi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Konserin sonunda Prof. Dr. Ali Maruf Alaskan, Öğr. Gör. Ergün Özkal ve Doç. Dr. Çağrıhan Erkan</span><span>’</span><span>a </span><span>“</span><span>Teşekkür Belgesi” takdim etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-piyano-ve-tarin-buyulu-uyumu-sanatseverlerle-bulustu-547255">EÜ&#8217;de &#8216;Piyano ve Tar&#8217;ın büyülü uyumu sanatseverlerle buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlı bireylerin afet sonrası yaşama uyumu için neler yapılmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasli-bireylerin-afet-sonrasi-yasama-uyumu-icin-neler-yapilmali-352375</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2023 11:33:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerin]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[uyumu]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşama]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352375</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşlılık döneminin en büyük zorlanmalarından birisi olan kayıpların Kahramanmaraş merkezli meydana gelen afetle birlikte oldukça ağır yaşandığını belirten uzmanlar; afetler sonrasında yaşlı bireylerde en yoğun olarak gözlemlenen duyguların korku, kayıp, yas, keder ve depresif ruh hali olduğunu ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasli-bireylerin-afet-sonrasi-yasama-uyumu-icin-neler-yapilmali-352375">Yaşlı bireylerin afet sonrası yaşama uyumu için neler yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaşlılık döneminin en büyük zorlanmalarından birisi olan kayıpların Kahramanmaraş merkezli meydana gelen afetle birlikte oldukça ağır yaşandığını belirten uzmanlar; afetler sonrasında yaşlı bireylerde en yoğun olarak gözlemlenen duyguların korku, kayıp, yas, keder ve depresif ruh hali olduğunu ifade ediyor. Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, yaşlı bireylere afet sonrası süreçte sakin bir ses tonunda ‘her şey yoluna girecek’ gibi telkin edici söylemler eşliğinde güvenli alanlar oluşturulmasını, mahremiyetlerinin gözetilmesini ve su, tesbih, yastık gibi ürünlerle uyumunun kolaylaşırılmaya çalışılmasını tavsiye ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü uygulamalı psikoloji öğretim görevlisi İdil Arasan Doğan, ani gelişen afet durumlarında yaşlı bireylerin yaşadığı duygu durumlar hakkında değerlendirmelerde bulundu ve psikolojik iyi oluşlarının sağlanabilmesi için önemli tavsiyeler paylaştı.</p>
<p><strong>Yaşlı birey için olağan yaşantı hızlıca sağlanmalı</strong></p>
<p>Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, ‘Afet durumları yaşlı bireylerin uyum sağlamış oldukları koşulların aniden değişimi olarak belirmekte olup, bu değişimlere nasıl uyum sağlanacağının yarattığı zorlu bir süreçtir’ dedi ve sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu süreçte önemli olan yaşlı birey için olağan yaşantının bir an önce sağlanmasıdır. Temel hedef afetlerle birlikte bedene, duyguya ya da dünyaya dair inançların sarsılması sonrasında beraberinde yaşanan kopmaların onarılması, kurulacak ilişki ve desteklerle bu bağlantıların yeniden oluşturulmasıdır. Öncelikle psikolojik ilk yardımda var olan kaygıları ve fiziksel durumu müdahale olmaksızın anlaşılmaya çalışılmalı ancak psikolojik sorunlar üzerine direkt soru sorulmamalıdır. Burada kilit nokta psikolojik triyajdır. Bunu yapacak görevlilerin gerekli eğitimleri almış olmaları, ne zaman ne yapacaklarını bilmesi oldukça önemlidir. Özellikle afet süreçlerinin yarattığı kırılgan durumlar, yaşlılık döneminin kendine has süreçleriyle yaşanabilecek kırılganlığı artırıyor. Maalesef ülkemizde yaşanan ve eşi benzeri olmayan Kahramanmaraş merkezli depremden çok sayıda yaşlı etkilendi. Bakımevinde kalan yaşlılarımızın ise sonrasında ne yapacağını bilemez halde yardıma muhtaç kalması da durumun çaresizliğini ortaya koydu.”</p>
<p><strong>Ani kayıplara farklı boyutlarda tepki veriyorlar </strong></p>
<p>Yaşlılık döneminin en büyük zorlanmalarından birisi olan kayıpların bu afetle birlikte oldukça ağır olarak yaşandığını vurgulayan uygulamalı psikoloji öğretim görevlisi Doğan, “Yaşlı bireyler dönemi itibariyle akran kaybı, eş kaybı, rol kaybı gibi birçok kayıpla karşı karşıya kalıyor. Aniden ve beklenmedik olan deprem gibi afetlerde yaşanan kayıpları ise yaşlılar kendilerine göre farklı boyutlarda tepkiler vererek karşılıyor. Bununla birlikte gerçeği inkar etme, olası ve var olan demansiyel süreçlerin atak göstermesi ile beliren unutkanlıklar, bilişsel aktivitelerde gerileme, yalnız kalma isteği ve içe çekilme belirtileri yoğun olarak görülüyor. Kendince çözüm olarak düşündükleri ile problemi çözemediklerinde ise gerginlik ve kaygı artıyor. Bu süreçler yaşlı bireyde oryantasyonda bozulma ve davranışsal süreçlerde kötüleşme ile sonuçlanıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Korku, keder ve yas yaşıyorlar</strong></p>
<p>Deprem gibi ani gelişen afetler sonrası yaşlı bireylerde en yoğun olarak gözlemlenen duyguların korku, kayıp, yas, keder ve depresif ruh hali olduğunu ifade eden Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, “Burada oluşan beklentisel duygular korku, bir tepki olarak ortaya çıkan kayıp, yasa eşlik eden keder duygusu ve duygusuzluk olarak ifade edilebilecek durum ise depresyon olarak açıklanabiliyor. Yaşlıların bu travmayı en az hasarla atlatabilmesi için kişilerarası destek mekanizmalarının harekete geçirilmesi ve bakım süreçlerinin ivedi olarak devreye sokulması oldukça önemli. Bu bağlamda yakınlarına hızlıca ulaşım, yemek ve suyun hazır bulundurulması ve bir yere sevki gerekli ise karar önceliği gerekiyor.” dedi.</p>
<p><strong>İhtiyaçları hazırda bulundurulmalı</strong></p>
<p>Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, süreçte verilen suyun yaşlıların uyum sağlaması ve sakinleşmesini kolaylaştırdığını söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“Uyum sağlamaya yönelik diğer nesneler tesbih, yastık gibi ürünler olarak düşünülebilir. Bunların yanı sıra yaşlıların afetleri en az hasarla atlatabilmeleri, ‘o an orada olmak ilkesi’ ile oluşacak psikososyal çalışmalar ve sakin bir ses tonunda ‘her şey yoluna girecek’ gibi telkin edici söylemler eşliğinde güvenli alanlarının oluşturulmasına bağlıdır. Mahremiyetlerinin gözetilmesi, kullandıkları ilaç, gözlük ve işitme cihazlarının önceden yedeklerinin hazır bulundurulması, eğer yaşlının demansı var ise mutlaka daha önceden var olan yer belirleyicisinin olması, isminin yer aldığı bir takının kullanılması gibi uygulamaların bu noktada önleyici ve koruyucu müdahaleler arasında yer aldığı söylenebilir. Ek olarak yaşlı birey Alzheimer’lı bir hasta ise muhtemelen bırakılan yerde durmayacaktır, bu nedenle oldukça dikkatli olunmalıdır. Afet alanında destek veren kimselerin yaşlı ve demanslı hasta ile iletişim konusunda eğitiminin sağlanması da oldukça kritiktir. Bunlarla birlikte hazır halde bekletilecek acil afet bakım merkezlerinin oluşturulması oldukça değerlidir.” </p>
<p><strong>Disiplinlerarası iş birliği ön plana çıkıyor</strong></p>
<p>Disiplinlerarası iş birliğinin çok önemli olduğu bu süreçlerde geriatri &#8211; geropsikiyatri temelindeki kişilerarası yaklaşımların, yaşamı gözden geçirmenin, bilişsel işlevlerin aktivasyonuna yönelik ve grup temelinde yapılacak çalışmaların etkin olacağını belirten Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan, “Bir umut aşılama olarak yaşlı bireyin toplumsal katılımının sağlanması, işe yaramışlık hissinin desteklenmesi belki de süreçte en değerli olumlu müdahale olarak görülebilir. Ek olarak yaşlı bireyin birlikte yaşadığı ve ilişkide olduğu aile üyeleri ile bakım verenler, bakım merkezi çalışanları ya da diğer hizmet veren kişilere yönelik yaşlılık, yaşlı bakımı üzerine psikoeğitim verilmesi yaşlanan bir toplum olarak toplum ruh sağlığımıza katkı sağlayacak olup acil afet durumlarında önleyici bir mekanizma olarak işlev görecektir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasli-bireylerin-afet-sonrasi-yasama-uyumu-icin-neler-yapilmali-352375">Yaşlı bireylerin afet sonrası yaşama uyumu için neler yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
