<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>uyarıyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/uyariyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/uyariyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Jan 2026 08:35:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>uyarıyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/uyariyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kaspersky uyarıyor: 2025&#8217;te telekom sektörünü hedef alan tehditler, yeni teknolojilerin getirdiği risklerle 2026&#8217;ya taşınıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-uyariyor-2025te-telekom-sektorunu-hedef-alan-tehditler-yeni-teknolojilerin-getirdigi-risklerle-2026ya-tasiniyor-604430</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 08:35:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[Ağ]]></category>
		<category><![CDATA[alın]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[operatör]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[sektörünü]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[telekom]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky Güvenlik Bülteni, 2025 yılında telekomünikasyon siber güvenliğini şekillendiren gelişmeleri ve 2026’da öne çıkması beklenen riskleri masaya yatırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-uyariyor-2025te-telekom-sektorunu-hedef-alan-tehditler-yeni-teknolojilerin-getirdigi-risklerle-2026ya-tasiniyor-604430">Kaspersky uyarıyor: 2025&#8217;te telekom sektörünü hedef alan tehditler, yeni teknolojilerin getirdiği risklerle 2026&#8217;ya taşınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky Güvenlik Bülteni, 2025 yılında telekomünikasyon siber güvenliğini şekillendiren gelişmeleri ve 2026’da öne çıkması beklenen riskleri masaya yatırıyor. Gelişmiş Kalıcı Tehdit (APT) faaliyetleri, tedarik zinciri ihlalleri, DDoS saldırıları ve SIM kaynaklı dolandırıcılık vakaları 2025 boyunca operatörleri baskı altında tutmaya devam ederken; yeni nesil teknolojik dağıtımların devreye girmesi operasyonel riskleri daha da artırıyor.</strong></p>
<p>2025 yılında telekom operatörleri dört temel tehdit kategorisiyle karşı karşıya kaldı. Hedefli sızma girişimleri (APT&#8217;ler), operatör ortamlarına gizlice erişim sağlayarak uzun vadeli casusluk faaliyetleri yürütmeye ve kritik ağ konumlandırması üzerinden avantaj elde etmeye odaklandı. Tedarik zinciri zafiyetleri ise en yaygın giriş noktalarından biri olmayı sürdürdü: Telekom ekosistemlerinin çok sayıda satıcıya, yükleniciye ve iç içe geçmiş platformlara dayanması, yaygın olarak kullanılan yazılım ve hizmetlerdeki açıkların operatör ağlarına sızmak için bir koridor oluşturmasına neden oldu. Son olarak, DDoS saldırıları hem erişilebilirlik hem de kapasite yönetimi açısından ciddi bir sorun teşkil etmeye devam etti.</p>
<p>Kaspersky Güvenlik Ağı verilerine göre; Kasım 2024 ile Ekim 2025 arasındaki dönemde telekomünikasyon sektöründeki kullanıcıların %12,79&#8217;u web tabanlı tehditlerle, %20,76&#8217;sı ise cihaz içi tehditlerle karşılaştı. Dünya genelindeki telekom kuruluşlarının %9,86&#8217;sı ise fidye yazılımı (ransomware) saldırılarına maruz kaldı. </p>
<p>Öte yandan rapor, telekomünikasyon sektörünün hızlı teknolojik gelişim aşamasından geniş ölçekli uygulama dönemine geçtiğine dikkat çekiyor ve bu geçişin 2026 yılı için yeni fırsatların yanı sıra yeni operasyonel riskler de yarattığını vurguluyor. Kaspersky, kontrolsüz veya dengesiz biçimde hayata geçirildiğinde aksamalara yol açabilecek üç kritik teknoloji alanına işaret ediyor: Yapay zekâ destekli ağ yönetimi (otomasyonun yapılandırma hatalarını büyütebilmesi veya hatalı/veri manipülasyonuna dayalı kararlar alabilmesi riski), kuantum sonrası kriptografiye geçiş süreçleri (hibrit ve kuantum sonrası yaklaşımların aceleyle devreye alınmasının BT, yönetim ve ara bağlantı ortamlarında uyumluluk ve performans sorunlarına yol açabilmesi) ve 5G ile uydu entegrasyonu (NTN), burada genişleyen servis kapsamı ve artan iş ortaklığı bağımlılıklarının yeni entegrasyon noktaları ve potansiyel hata senaryoları yaratması. </p>
<p><strong>Kaspersky Global Research &#038; Analysis Team Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı</strong> <strong>Leonid Bezvershenko </strong>konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “<em>2025’e damga vuran APT kampanyaları, tedarik zinciri saldırıları ve DDoS dalgaları ortadan kalkmıyor. Ancak artık bu tehditler, yapay zekâ otomasyonu, kuantuma hazır kriptografi ve uydu entegrasyonu gibi yeni teknolojilerin getirdiği operasyonel risklerle kesişiyor. Telekom operatörlerinin her iki boyutta da görünürlük sağlaması gerekiyor: Bir yandan bilinen tehditlere karşı güçlü savunmalarını sürdürürken, diğer yandan bu yeni teknolojilerin güvenliğini daha en başından tasarlamak zorundalar. Bunun anahtarı, uç noktadan edge’e ve yörüngeye kadar uzanan sürekli tehdit istihbaratıdır.”</em></p>
<p>Riskleri azaltmak ve operasyonel dayanıklılığı güçlendirmek için Kaspersky uzmanları şu önerilerde bulunuyor:</p>
<ul>
<li>APT ekosistemini ve telekom sektörüyle ilişkili altyapıları sürekli izleyin. Kaspersky Threat Intelligence Portal, tehdit aktörleri ve kampanyalar hakkında bağlamsal içgörü sağlar, bu istihbaratın düzenli güvenlik farkındalığı eğitimleriyle desteklenmesi çalışanların şüpheli faaliyetleri daha hızlı fark etmesini ve güvenlik politikalarını tutarlı şekilde uygulamasını sağlar.</li>
<li>Yapay zekâ destekli ağ otomasyonunu bir değişim yönetimi süreci olarak ele alın. Kritik etkisi yüksek aksiyonlar için insan müdahalesini devrede tutun, aşamalı geçiş planları ve net geri dönüş senaryoları oluşturun; ayrıca yapay zekâ sistemlerini besleyen verileri sürekli doğrulayarak hatalı veya manipüle edilmiş girdilerin büyük ölçekli “kendinden emin ama yanlış” kararlara yol açmasını önleyin.</li>
<li>DDoS hazırlığını bir kapasite yönetimi meselesi olarak ele alın. Üst ağlardaki mitigasyon mekanizmalarını doğrulayın, edge yönlendirmeyi koruma altına alın ve müşteri deneyimini etkilemeden önce tıkanıklık sinyallerini izleyin. Tehdit istihbaratı kullanarak göstergeleri zenginleştirin ve botnet altyapılarını erken aşamada tespit edin.</li>
<li>Gelişmiş tehditlerin erken tespiti, hızlı analiz ve etkili müdahale için Kaspersky Next EDR Expert gibi bir EDR çözümünü devreye alın.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-uyariyor-2025te-telekom-sektorunu-hedef-alan-tehditler-yeni-teknolojilerin-getirdigi-risklerle-2026ya-tasiniyor-604430">Kaspersky uyarıyor: 2025&#8217;te telekom sektörünü hedef alan tehditler, yeni teknolojilerin getirdiği risklerle 2026&#8217;ya taşınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araç Telematiğinde Kritik Güvenlik Açığı: Kaspersky Uyarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/arac-telematiginde-kritik-guvenlik-acigi-kaspersky-uyariyor-587744</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 09:20:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[erişim]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[servisleri]]></category>
		<category><![CDATA[şifre]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Taşeron]]></category>
		<category><![CDATA[telematiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[üretici]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587744</guid>

					<description><![CDATA[<p>Security Analyst Summit 2025’te Kaspersky, bir otomotiv üreticisinin tüm bağlı araçlarına yetkisiz erişim sağlanmasına imkân veren ciddi bir güvenlik açığını ortaya çıkaran güvenlik denetimi sonuçlarını paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arac-telematiginde-kritik-guvenlik-acigi-kaspersky-uyariyor-587744">Araç Telematiğinde Kritik Güvenlik Açığı: Kaspersky Uyarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Security Analyst Summit 2025</strong>’te Kaspersky, bir otomotiv üreticisinin tüm bağlı araçlarına yetkisiz erişim sağlanmasına imkân veren ciddi bir güvenlik açığını ortaya çıkaran güvenlik denetimi sonuçlarını paylaştı.</p>
<p>Kaspersky’nin araştırmasına göre, bir taşeronun herkese açık uygulamasındaki sıfır-gün (zero-day) güvenlik açığından yararlanmak, araç telematik sisteminin kontrolünü ele geçirmeyi mümkün kılabiliyor ve bu durum sürücü ile yolcuların fiziksel güvenliğini tehlikeye atıyor. Örneğin, saldırganlar araç hareket halindeyken vites değiştirmeye zorlayabilir veya motoru kapatabilir. Bu bulgular, otomotiv sektöründeki potansiyel siber güvenlik zafiyetlerini gözler önüne sererken, daha güçlü güvenlik önlemlerinin alınması çağrılarını da beraberinde getiriyor.</p>
<p><strong>Sızma Noktası: Üretici ve Taşeron Altyapısındaki Zafiyetler</strong></p>
<p>Güvenlik denetimi uzaktan gerçekleştirildi ve üreticinin herkese açık servisleri ile taşeronun altyapısı hedef alındı. Kaspersky, birden fazla açık web servisi tespit etti. Özellikle, wiki uygulamasında (kullanıcıların içerik oluşturmasına, düzenlemesine ve yönetmesine imkân veren web tabanlı platform) bulunan sıfır-gün SQL enjeksiyon açığı sayesinde, araştırmacılar taşeron tarafındaki kullanıcıların şifre karmalarına erişebildi; bazı şifreler zayıf parola politikaları nedeniyle kolayca tahmin edilebiliyordu. Bu ihlal, taşeronun sorun takip sistemine erişim sağladı ve sistem (bir projedeki görev, hata veya sorunları yönetmek ve takip etmek için kullanılan bir yazılım aracı), üreticinin telematik altyapısına dair hassas yapılandırma bilgilerini içeriyordu; ayrıca bir dosyada üreticinin araç telematik sunucularından birine ait kullanıcı şifre karmaları da yer alıyordu. Modern araçlarda telematik, bağlı araçlardan hız, konum ve benzeri verilerin toplanmasını, iletilmesini, analiz edilmesini ve güvenli bir şekilde kullanılmasını sağlayan kritik bir teknolojidir.</p>
<p><strong>Nihai Hedef: Aracın Kritik Sistemlerine Ulaşmak</strong></p>
<p>Bağlı araç tarafında ise Kaspersky, yanlış yapılandırılmış bir güvenlik duvarı nedeniyle iç sunucuların internete açık hale geldiğini tespit etti. Daha önce ele geçirilen bir servis hesabı şifresi kullanılarak sunucunun dosya sistemine erişildi ve başka bir taşerona ait kimlik bilgileri bulundu; bu durum telematik altyapısı üzerinde tam kontrol sağlıyordu. En endişe verici bulgu, araştırmacıların, Telematik Kontrol Ünitesi&#8217;ne (TCU) değiştirilmiş donanım yazılımı (firmware) yüklemeye olanak tanıyan bir <em>firmware güncelleme komutu</em> keşfetmesiydi. Bu, aracın CAN (Controller Area Network) veri yoluna – motor ve sensörler gibi araç içi kritik bileşenleri birbirine bağlayan sistem – erişim sağladı. Sonrasında, motor, şanzıman gibi çeşitli diğer sistemlere de erişim sağlandı. Bu durum, sürücü ve yolcu güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atabilecek kritik araç fonksiyonlarının manipüle edilmesine olanak tanıyordu.</p>
<p><strong>Kaspersky ICS CERT Güvenlik Açığı Araştırma ve Değerlendirme Başkanı Artem Zinenko</strong> konuyla ilgili şunları söylüyor<em>: “Bu güvenlik açıkları, otomotiv sektöründe sık rastlanan sorunlardan kaynaklanıyor: herkese açık web servisleri, zayıf şifreler, iki faktörlü doğrulamanın eksikliği ve şifrelenmemiş hassas veri depolama. Tek bir taşeron zafiyeti, tüm bağlı araçların güvenliğini tehdit edebilir. Otomotiv sektörü, özellikle üçüncü taraf sistemlerde sağlam siber güvenlik uygulamalarını önceliklendirmeli ve sürücüleri korumalıdır.”</em></p>
<p>Kaspersky, taşeron firmaların siber güvenlik seviyesini yükseltmek için kapsamlı önerilerde bulunuyor: web servislerine yalnızca VPN üzerinden erişim sağlamak, servisleri kurumsal ağdan izole etmek, sıkı parola politikaları uygulamak, iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) kullanmak, hassas verileri şifrelemek ve logları gerçek zamanlı izleme için SIEM sistemleriyle entegre edilmesi yer alıyor.</p>
<p>Kaspersky, otomotiv üreticilerine yönelik tavsiyelerini ise bir dizi kritik güvenlik önlemi olarak paylaştı. Bu önlemler arasında, telematik platform erişiminin araç ağının diğer bölümlerinden ayrıştırılması; ağ etkileşimlerinde yalnızca izin verilen işlemlere olanak tanıyan &#8216;izin listeleri&#8217;nin (allowlist) kullanılması ve SSH parola doğrulamasının devre dışı bırakılması yer alıyor. Ayrıca, tüm servislerin minimum ayrıcalık ilkesiyle çalıştırılması, Telematik Kontrol Ünitesi&#8217;ne (TCU) gönderilen komutların kimlik doğrulamasının ve bütünlüğünün garanti altına alınması ve güvenlik olaylarının gerçek zamanlı takibi için SIEM sistemleri ile entegrasyonun sağlanması öneriliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arac-telematiginde-kritik-guvenlik-acigi-kaspersky-uyariyor-587744">Araç Telematiğinde Kritik Güvenlik Açığı: Kaspersky Uyarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı uyarıyor! Öğrenciler korsan ödev ve tez sitelerinden uzak dursun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyariyor-ogrenciler-korsan-odev-ve-tez-sitelerinden-uzak-dursun-585508</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 10:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Doküman]]></category>
		<category><![CDATA[kod]]></category>
		<category><![CDATA[korsan]]></category>
		<category><![CDATA[ödev]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencinin]]></category>
		<category><![CDATA[sitelerinden]]></category>
		<category><![CDATA[tez]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585508</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi (MDBF) Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı ve Siber Güvenlik Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, son dönemde öğrenciler arasında popüler hale gelen “dijital ödev ve tez siteleri” ne karşı önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyariyor-ogrenciler-korsan-odev-ve-tez-sitelerinden-uzak-dursun-585508">Uzmanı uyarıyor! Öğrenciler korsan ödev ve tez sitelerinden uzak dursun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi (MDBF) Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı ve Siber Güvenlik Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, son dönemde öğrenciler arasında popüler hale gelen “dijital ödev ve tez siteleri” ne karşı önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Öğrencilerin kendi ödevlerini ve tezlerini bizzat yapmaları hayati önem taşıyor</strong></p>
<p>Günümüzde &#8220;akademik danışmanlık&#8221; veya &#8220;ödev yardımı&#8221; adı altında hizmet veren platformların sayısının arttığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, öğrencilerin kendi ödevlerini ve tezlerini bizzat yapmalarının sadece akademik etik açısından değil, kendi gelecekleri açısından da hayati önem taşıdığının altını çizdi.</p>
<p>Bu tür sitelerden hem ödev çözümü hem yüksek lisans tezi veya doktora tezi temin edilebildiğini ifade eden Dr. Şenol, “Bu tür siteler, kendilerini ‘akademik danışmanlık hizmeti’ gibi gösterse de aslında korsan faaliyet yürütmektedir. Hem ödev hem de tez çözülürken ve yazılırken öğrencinin gelişimine yardımcı olması, öğrencinin öğrenmesi ve alacağı unvanın gereklerini kazanması için verilir. Öncelikle bu tür sitelerden hazır yapılmış ödevler, tezler indirip kullanan öğrenciler, hile yaptıkları anlaşılmasa dahi (ki düşük ihtimal), elde ettikleri unvanın gerektiği özellikleri kazanamadan geçtikleri veya mezun oldukları için ileriki zamanlarda mutlaka o kazanılmamış yeteneğin eksikliğini yaşayacaklar, başarılı olamayacaklardır. Diğer taraftan, hile yoluna başvuran öğrenci, farkında olmadan türlü risklere maruz kalır.” dedi.</p>
<p><strong>Korsan siteler öğrencileri şantajla tehdit edebilir</strong></p>
<p>Bu platformlara kaydolan öğrencilerin kişisel verilerini paylaşmak zorunda kaldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu tür siteler kendilerini ziyaret eden ve sözde hizmetlerinden yararlanmak isteyen öğrencilerin kaydolmasını isterler. Kayıt ekranında, normalde para karşılığı verecekleri sözde yardımla orantılı olmayacak kadar bilgi girişi isterler. Muhataplarının T.C kimlik numarası, okudukları okul veya üniversite, öğrenci numarası, facebook, Instagram hesabı gibi… Ödevin veya tezin son teslim tarihini de isterler. Öğrencinin bu bilgileri vermesinden sonra korsan ödev-tez sitesi öğrenci hakkında sosyal ağ bilgilerini de kullanarak öğrencilerden özellikle varlıklı ailelerin çocuklarını, tehdit ve şantajla, okul ve üniversiteye yaptıkları hileyi açık etmekle tehdit ederek para isteyebilirler. Tehdit ve şantaj için öncelikle öğrencinin ödev ve tezini teslim etmesini beklerler. Öğrencinin etik olmayan fiili işlemesini müteakip şantaj faaliyetine geçerler.”</p>
<p><strong>Kredi kartı bilgileri ele geçirilebilir</strong></p>
<p>Öğrencinin temin ettiği ödev ve tezin kendi bilgisayarına virüs veya kötücül yazılım bulaştırabileceğini de kaydeden Dr. Şenol, “Kötücül yazılım vasıtası ile öğrencinin bilgisayarında kullandığı kullanıcı kodları, şifreler korsan ödev-tez sitesini işletenlerin eline geçebilir. Hileli olarak elde edilen tez veya ödev karşılığında öğrenci ödeme yaparken kredi kartı ile ödeme yapacak veya havale yapacaktır. Ödemeyi yaparken korsan ödev-tez sitesinin ödeme ekranına yönlendirildiğinde kredi kartı bilgileri, son kullanma tarihi ve kod bilgisini de kaydedecek, bu bilgileri başka korsan faaliyeti yapan kişilerle paylaşacaklardır. Diğer taraftan, yaptıkları ödeme kaydı, korsan ödev-tez sitesinin kendilerine şantaj yapmaları için bir delil ve dayanak teşkil edecektir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Aynı ödev başkasına da satılabilir!</strong></p>
<p>Korsan ödev sitelerinin çoğu zaman aynı içeriği birden fazla öğrenciye sattığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, “Para karşılığı elde ettikleri ödev sadece kendilerine değil önceden veya aynı anda başka öğrencilere verilmiş olabilir. Yüksek lisans ve doktora tezlerinde de bu durum rastlanabilir. Öğretim üyesi veya öğretmen, benzerlik kontrolü yapan turnitin, ithenticate gibi programlarla aynı veya benzer içeriğe sahip ödev-tezleri rahatlıkla bulabilir. Bu durumda öğrenci okuldan bir yıl uzaklaştırılmak, okuduğu programdan ilişiği kesilmek gibi durumlarla karşılaşabilir. Öğrencinin mezuniyetinden sonra durum ortaya çıkarsa edindiği unvanın kendisinden geri alınması da söz konusu olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Word veya PDF dosyalarına gizlenmiş zararlı yazılımlar olabilir</strong></p>
<p>Korsan ödev veya tez sitelerinden indirilen dosyaların teknik açıdan da tehlikeli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, “Word dokümanlarında makro dediğimiz, doküman yüklendiğinde otomatik çalışan bazı kodlar bulunabilir. Makro çalıştırılması eğer aktif ise, word dokümanı içindeki kötücül kod barındıran makro çalışıp bilgisayarda bir zafiyet oluşturabilir. PDF dokümanlarında, PDF okuyucudaki bir zafiyet kullanılıp, PDF dokümanı ekrana gösterilirken çalışan kodu kötüye kullanacak şekilde özel hazırlanmış içerik PDF dokümanı içine yerleştirilebilir. PDF dokümanı kurbanın bilgisayarında açıldığında bilgisayarına sömürülebilir bir zafiyet yüklenebilir. Bu zafiyet bazen korsan kişinin uzaktan bilgisayarına bağlanabileceği bir arka kapı yazılımı, bazen klavyeden girilen kullanıcı kodu ve şifrelerin korsanın hesabına gönderen bir yazılım şeklinde tezahür edebilir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca programlama ödevleri için indirilen kaynak kodlarının da risk taşıdığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, “Öğrenci C ya da Python gibi bir programı derleyip çalıştırdığında, içine yerleştirilmiş zararlı yazılım bilgisayarına bulaşabilir” diye uyardı.</p>
<p><strong>Kendin yap, güvenli kal!</strong></p>
<p>Öncelikle öğrencilere tez ve ödevlerini kendilerinin yapması gerektiğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, “Kendileri yaparlarsa hem risklerden uzak durmuş olacaklar hem kişisel gelişimlerini sağlıklı şekilde yürütecekler, hem kendilerine duydukları özsaygıyı muhafaza edeceklerdir. Bu tür sitelerin isteyecekleri okul, üniversite numarası, sosyal medya hesabı gibi bilgilerin, verilen sözde hizmetle ilgisini sorgulamalı ve en başından bu tür sitelerden uzak durmalıdırlar. Bazı korsan ödev siteleri öğrencinin üniversite veya okul öğrenci sistemine giriş için kullandığı öğrenci numarası ve şifresini isteyebilir. Bu durum da sitenin doğrudan kötü niyetinin işaretidir. Öğrenciler her yönüyle korsan ödev-tez sitelerinden uzak durmalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyariyor-ogrenciler-korsan-odev-ve-tez-sitelerinden-uzak-dursun-585508">Uzmanı uyarıyor! Öğrenciler korsan ödev ve tez sitelerinden uzak dursun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky gezginleri uyarıyor: Yapay zeka destekli saldırılar otel misafirlerini hedef alıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-gezginleri-uyariyor-yapay-zeka-destekli-saldirilar-otel-misafirlerini-hedef-aliyor-576642</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 13:14:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[gezginleri]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[saldırılar]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576642</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son zamanlarda Brezilya veya İspanya'da bir otelde konakladıysanız, kredi kartı bilgileriniz risk altında olabilir. Haziran ve Ağustos 2025 arasında Kaspersky'nin Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT), RevengeHotels adlı bir tehdit grubu tarafından otelleri hedef alan ve konaklayanların ödeme bilgilerine erişmeyi amaçlayan yeni bir siber saldırı dalgası keşfetti. Grup, 2015 yılından beri faaliyet gösteriyor ve o zamandan beri yöntemlerini geliştiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-gezginleri-uyariyor-yapay-zeka-destekli-saldirilar-otel-misafirlerini-hedef-aliyor-576642">Kaspersky gezginleri uyarıyor: Yapay zeka destekli saldırılar otel misafirlerini hedef alıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son zamanlarda Brezilya veya İspanya&#8217;da bir otelde konakladıysanız, kredi kartı bilgileriniz risk altında olabilir. Haziran ve Ağustos 2025 arasında Kaspersky&#8217;nin Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT), RevengeHotels adlı bir tehdit grubu tarafından otelleri hedef alan ve konaklayanların ödeme bilgilerine erişmeyi amaçlayan yeni bir siber saldırı dalgası keşfetti. Grup, 2015 yılından beri faaliyet gösteriyor ve o zamandan beri yöntemlerini geliştiriyor. Tehdit aktörü, saldırıları daha etkili hale getirmek ve başka bölgelere ulaşmak için artık yapay zekadan da faydalanıyor. Analizler, bu saldırılarda kullanılan yeni kötü amaçlı programların çoğunun, yapay zeka ile oluşturulmuş olası kodlar içerdiğini ve bu kodların programları daha sofistike ve tespit edilmesi daha zor hale getirdiğini gösteriyor.</strong></p>
<p>Brezilya&#8217;daki oteller ana hedefler olmakla birlikte, Arjantin, Bolivya, Şili, Kosta Rika, Meksika ve İspanya gibi ülkelerde de saldırılar bildiriliyor. Daha önce, aynı saldırı aktörü tarafından Rusya, Beyaz Rusya, Türkiye, Malezya, İtalya ve Mısır&#8217;daki kullanıcıları hedef alan başka bir kampanya keşfedilmişti.</p>
<p>Saldırılar şöyle gerçekleşiyor: Tehdit aktörü, genellikle rezervasyon veya iş başvurusu talepleri gibi görünen kimlik avı e-postalarını doğrudan otel personeline gönderiyor. Otel çalışanı bu e-postalarla etkileşime girdiğinde, VenomRAT adlı kötü amaçlı yazılım otelin sistemlerine yükleniyor ve saldırganlara konukların ödeme verilerine ve diğer hassas bilgilere erişim imkanı sağlıyor. E-postalar genellikle meşru görünen web sitelerinden veya Portekizce temalı alan adlarından gönderiliyor ve gayet ikna edici görünüyor.</p>
<p><strong>Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi uzmanı</strong> <strong>Lisandro Ubiedo</strong>, şunları söylüyor: <em>&#8220;Siber suçlular, yeni araçlar oluşturmak ve saldırılarını daha etkili hale getirmek için sıklıkla yapay zekayı kullanıyor. Bu, phishing e-postaları gibi tanıdık yöntemlerin bile sıradan kullanıcılar tarafından fark edilmesi zorlaştığı anlamına geliyor. Tanınmış otellere güveniyor olsanız bile, kart ve kişisel veri hırsızlığı riskinin artması söz konusu olabilir,&#8221; </em></p>
<p>Güvenliğinizi sağlamak için Kaspersky şunları öneriyor:</p>
<ul>
<li>Gelen e-posta güvenli görünse bile, bağlantılara ve ekteki dosyalara dikkatli yaklaşın. Şirketinizi korumak için, her büyüklükteki ve sektördeki kuruluşlar için EDR ve XDR&#8217;nin gerçek zamanlı koruma, tehdit görünürlüğü, araştırma ve yanıt yeteneklerini sağlayan  Kaspersky Next ürün serisindeki çözümleri kullanın.</li>
</ul>
<ul>
<li>Siber suçlular genellikle çevrimiçi mağaza veya banka e-posta bildirimlerini taklit eden sahte e-posta mesajları dağıtır ve kullanıcıları kötü amaçlı bir bağlantıya tıklamaya ve kötü amaçlı yazılım yaymaya yönlendirir. Saldırganlar kuruluşunuzu hedef alıyorsa, e-posta metni daha özelleştirilmiş olabilir ve şirketinize aşina olduğunuz hizmetleri veya senaryoları taklit edebilir. Bunu göz önünde bulundurarak spam önleme ayarlarınıza ince ayar yapın ve bilinmeyen bir göndericiden gelen ekleri asla açmayın.</li>
</ul>
<ul>
<li>Size toplu olarak gönderilen beklenmedik dosyaları açmamaya çalışın. Bunlar fidye yazılımı veya hatta casus yazılım olabilir. Resmi görünümlü e-postalardan gelen ekler bile bu şekilde olabilir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-gezginleri-uyariyor-yapay-zeka-destekli-saldirilar-otel-misafirlerini-hedef-aliyor-576642">Kaspersky gezginleri uyarıyor: Yapay zeka destekli saldırılar otel misafirlerini hedef alıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Manolya Kara Uyarıyor: Bulaşıcılığa Dikkat, Hijyen Kurallarına Özen Gösterin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-manolya-kara-uyariyor-bulasiciliga-dikkat-hijyen-kurallarina-ozen-gosterin-559373</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 08:45:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşıcılığa]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[gösterin]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[kurallarına]]></category>
		<category><![CDATA[manolya]]></category>
		<category><![CDATA[özen]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559373</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adı az bilinmekle birlikte özellikle yaz aylarında sık görülen “Molluscum contagiosum” enfeksiyonuna dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. E. Manolya Kara, enfeksiyonun her mevsim görülmekle birlikte özellikle yaz aylarında bulaşma yollarının artması nedeniyle vaka sayısında belirgin artış yaşanabileceğini belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-manolya-kara-uyariyor-bulasiciliga-dikkat-hijyen-kurallarina-ozen-gosterin-559373">Doç. Dr. Manolya Kara Uyarıyor: Bulaşıcılığa Dikkat, Hijyen Kurallarına Özen Gösterin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Adı az bilinmekle birlikte özellikle yaz aylarında sık görülen “Molluscum contagiosum” enfeksiyonuna </strong>dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. E. Manolya Kara, enfeksiyonun her mevsim görülmekle birlikte özellikle yaz aylarında bulaşma yollarının artması nedeniyle vaka sayısında belirgin artış yaşanabileceğini belirtti. Doç. Dr. Kara, bu nedenle özellikle yazın hijyen kurallarına daha fazla dikkat edilmesi gerektiğine işaret etti. </em></p>
<p>Ciltte küçük, inci parlaklığında kabarcıklarla kendini gösteren Molluscum contagiosum, özellikle çocukları etkileyen yaygın bir viral enfeksiyon olarak öne çıkıyor. Çiçek virüsü ailesinden (Poxviridae) gelen molluscum contagiosum virus (MCV) adlı bir DNA virüsünün neden olduğu bu hastalık hakkında Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Manolya Kara önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p>Molluscum contagiosumun; ağrısız, bazen kaşıntılı olabilen, merkezinde çukur bulunan küçük kabarık lezyonlarla karakterize bir enfeksiyon olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kara, en sık 1–10 yaş arası çocuklarda görüldüğünü ve bağışıklığı zayıf bireylerde yayılımın daha fazla olduğunu anlattı. </p>
<p><strong>“ÖZELLİKLE ÇOCUKLARDA SIK KARŞILAŞILIYOR”</strong></p>
<p>ABD’de dermatolojik vakaların yaklaşık yüzde 1’inin molluscum contagiosum ile ilişkili olduğunu belirten Doç. Dr. Kara, çocuklar arasında yüzde 5–12 oranında görüldüğüne dikkat çekti. Son yıllarda özellikle ABD ve İngiltere gibi ülkelerde vaka sayılarında artış yaşandığını belirten Doç. Dr. Kara, bu durumun olası nedenlerini şöyle sıraladı: “Bağışıklık sistemi baskılı bireylerin artışı, çocukların toplu ortamlarda daha sık bulunması, ortak eşya kullanımı ve hastalığın farkındalığının artması olarak sayılabilir.”</p>
<p><strong> DOĞRUDAN TEMASLA BULAŞIYOR</strong></p>
<p>Hastalığın en yaygın “doğrudan bulaşma” yani hasta kişiyle doğrudan fiziksel temas sonucu olduğunu anlatan Doç. Dr. Kara, şu bilgileri verdi: “Virüsü taşıyan giysi, havlu, yatak örtüsü, oyuncak, spor ekipmanı gibi eşyaların paylaşılmasıyla da bulaşabilir. Lezyonlar kaşındığında ya da kazındığında, ellerden diğer vücut bölgelerine yayılabilir. Yetişkinlerde genital bölgede görülen molluscum, cinsel temasla bulaşabilmektedir. Özellikle çocuklarda havuz, duş, spor salonu gibi ortak ıslak zeminli ortamlarda da bulaşma riski vardır.”</p>
<p><strong>NEDEN ÇOCUKLARDA DAHA YAYGIN?</strong></p>
<p>Doç. Dr. Kara, çocukların hem bağışıklık sistemlerinin henüz tam gelişmemiş olması hem de sosyal alışkanlıklarının (oyuncak paylaşımı, yakın temas, ortak alan kullanımı) bulaşma riskini artırdığını vurguladı. Ayrıca deri bariyerindeki bozuklukların da enfeksiyonun yayılımını kolaylaştırdığını anlattı.<strong> </strong></p>
<p><strong>BELİRTİLER KARIŞTIRILABİLİYOR!</strong></p>
<p>Hastalığın belirtilerinin pek çok dermatolojik hastalıkla karıştırılabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Kara, ayırt edici belirtiler konusunda şunları anlattı: “Molluscum, küçük, parlak, 2–5 mm çapında, künt kubbe gibi, merkezinde çukurluk bulunan kabarıklıklar şeklindedir. Rengi bazen ten renginde, ya da pembe olabilir. Genelde ağrısızdır; kaşıntı veya hafif kızarıklık olabilir. Çocuklarda sıklıkla yüz, gövde, kol–bacak, koltuk altında, yetişkinlerde genital bölgede de görülebilir. Bu nedenle vakit kaybetmeden hekime başvurmak gerekir.”</p>
<p><strong>KENDİLİĞİNDEN İYİLEŞME SÜRESİ UZAYABİLİR</strong></p>
<p>Tanının çoğu olguda klinik görünüm ile kolayca konulacağını anlatan Doç. Dr. Kara, tanı ve tedavi süreci konusunda şunları anlattı: “Hastalığın çoğu zaman kendi kendini sınırlayan bir seyir göstermesi nedeniyle tedavi gerekip gerekmediği duruma göre değerlendirilir. Molluscum lezyonları çoğu zaman 6–12 ay içinde kendiliğinden geriler. Ancak yeni lezyonlar ortaya çıkabileceğinden, bu süreç 1–2 yılı bulabilir. Estetik kaygılar, yayılım riski, kaşıntı veya ikincil enfeksiyon gibi durumlarda tedavi (topikal tedaviler, küretaj, lazer, kriyoterapi) tercih edilir.”<strong> </strong></p>
<p><strong>KORUNMAK İÇİN HİJYEN KURALLARINA UYUM ŞART!</strong></p>
<p>“Çocukların okula devamı mümkündür; ancak hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve temasın azaltılması gerektiği unutulmamalıdır” diyen Doç. Dr. Manolya Kara, korunma yöntemleri konusunda şunları anlattı: “Evde, okulda ya da kalabalık ortamlarda Molluscum contagiosum bulaşmasını azaltmak için en etkili yöntem, su geçirmez bandaj veya uygun kıyafetle lezyonları mümkün olduğunca kapalı tutmak, düzenli ve özenli el yıkamaktır. Ayrıca kaşımayı engellemek, tırnakları kısa tutmak ve lezyonların bulunduğu bölgeleri çizmemek önemlidir. Ortak kullanılan havuz, banyo veya spor ekipmanı gibi ıslak alanlarda eşyalar kişiye özel olmalı, bandajlar her kullanımda değiştirilmeli, ayrıca oyuncak, havlu ve benzer ürünler ayrı tutulmalıdır. Çocuklarda okula ya da kreşe devam etmek mümkündür, ancak hijyen ve kapatma önlemleri ile yakın temas azaltılmalıdır. Bu şekilde hem bireysel yayılım hem de başkalarına bulaşma riski ciddi şekilde azaltılabilir. Eğer lezyonlar kaşınmaz, koparılmaz ve ikincil enfeksiyon eklenmezse genellikle iz bırakmaz.”</p>
<p><strong>AİLELERE ÖNERİLER</strong></p>
<p>Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Manolya Kara, ebeveynlerin çocuklarının cildinde şüpheli kabarcıklar fark ettiklerinde sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini vurguladı: “Lezyonların kapatılması, hijyen kurallarının çocuklara uygun bir dille anlatılması, eşyaların sık yıkanması ve paylaşılmaması gibi önlemlerin enfeksiyonun yayılmasını büyük ölçüde önleyeceğini ifade etti. Ayrıca, sınıf ortamında eşyaların paylaşılmaması gerektiği çocuklara mutlaka öğretilmeli.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-manolya-kara-uyariyor-bulasiciliga-dikkat-hijyen-kurallarina-ozen-gosterin-559373">Doç. Dr. Manolya Kara Uyarıyor: Bulaşıcılığa Dikkat, Hijyen Kurallarına Özen Gösterin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İhsan Taş Uyarıyor: Sinema Ölüyor, Sektör Acil Önlem Almalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ihsan-tas-uyariyor-sinema-oluyor-sektor-acil-onlem-almali-555897</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 00:05:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[almalı]]></category>
		<category><![CDATA[ihsan]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha önce bir çok başarılı projelere imza atan Türk sinemasının ödüllü yönetmenlerinden İhsan Taş, sinema sektöründeki kötü gidişatla ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ihsan-tas-uyariyor-sinema-oluyor-sektor-acil-onlem-almali-555897">İhsan Taş Uyarıyor: Sinema Ölüyor, Sektör Acil Önlem Almalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce bir çok başarılı projelere imza atan Türk sinemasının ödüllü yönetmenlerinden İhsan Taş, sinema sektöründeki kötü gidişatla ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Başarılı yapımcı ve yönetmen, sektördeki çöküşün nedenlerini değerlendirirken şu ifadeleri kullandı: “Filmleri milyonlarca kişi tarafından izlenen belli başlı bir kaç isim vardı. İnsanlar sinemaya o isimlerin filmlerini izlemeye giderken, salonlardaki diğer filmlerin afişlerini de görüp, onlara da şans verirdi. Böylece salonlar canlı, sinema güçlü kalırdı. Ama o isimler dijital platformlara geçince, sinema adeta öksüz kaldı. Şimdi gelinen noktada salonlar boş, gişeler sessiz. Bence bugünkü kötü gidişatın en büyük sorumluları, sinemadan beslenip sonra arkasını dönenlerdir.”</p>
<p>İhsan Taş, dijitalleşmenin getirdiği kolaylıklarla insanların artık sinema kültüründen uzaklaştığını da vurgulayarak; “Elbette teknoloji ilerliyor, yeni mecralar kaçınılmaz. Ama sinema sadece bir ekran değil, bir ruhtur. Karanlıkta yüz yüze gelen insanların kurduğu bir büyüdür. O büyü kaybolursa, sadece salonlar değil, hikâyeler de sessizleşir.”</p>
<p><strong>“SİNEMAYI TERK ETMEYİN, SAHİP ÇIKIN!”</strong></p>
<p>İhsan Taş, açıklamasının sonunda yapımcılara, yönetmenlere ve oyunculara da çağrıda bulunarak; “Sinemaya küsmeyin. Gelin, sinemayı hep birlikte yeniden ayağa kaldıralım. Çünkü eğer sinema çökerse, sadece bir sektör değil, <strong>hayallerimizi, kültürümüzü ve gelecek kuşaklara miras bırakacağımız o benzersiz ruhu da sonsuza dek kaybederiz.</strong>” diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ihsan-tas-uyariyor-sinema-oluyor-sektor-acil-onlem-almali-555897">İhsan Taş Uyarıyor: Sinema Ölüyor, Sektör Acil Önlem Almalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky uzmanları, QR kodların ardındaki gizli risklere karşı uyarıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-uzmanlari-qr-kodlarin-ardindaki-gizli-risklere-karsi-uyariyor-554294</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2025 08:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ardındaki]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[kodların]]></category>
		<category><![CDATA[risklere]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz dijital dünyasında QR kodlar yoğurt kaplarından restoran menülerine, müze sergilerinden fatura ve otoparklara kadar neredeyse her şeyin üzerinde yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-uzmanlari-qr-kodlarin-ardindaki-gizli-risklere-karsi-uyariyor-554294">Kaspersky uzmanları, QR kodların ardındaki gizli risklere karşı uyarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüz dijital dünyasında QR kodlar yoğurt kaplarından restoran menülerine, müze sergilerinden fatura ve otoparklara kadar neredeyse her şeyin üzerinde yer alıyor. İnsanlar bu kodları internet sitelerini açmak, uygulama indirmek, sadakat programı puanlarını toplamak, ödeme yapmak, para transferi gerçekleştirmek ve hatta bağışta bulunmak için kullanıyor. Bu erişilebilir ve pratik teknoloji, siber suçlular da dahil olmak üzere birçok kişi için oldukça kullanışlı hale geliyor. Nitekim siber suçlular da QR kodlar üzerinden çeşitli dolandırıcılık yöntemlerini hayata geçiriyor.</strong></p>
<p>Kaspersky uzmanları, QR kodları tararken karşılaşılabilecek başlıca güvenlik risklerini şu şekilde sıralıyor:</p>
<ul>
<li><strong>Kimlik avı ve kötü niyetli sitelere yönlendirme: </strong>QR kodlar, kullanıcıları şifreler ve kredi kartı bilgileri gibi kişisel ya da finansal verileri çalmak üzere tasarlanmış sahte internet sitelerine yönlendirebilir. Saldırganlar, bankalar veya dijital yayın platformları gibi meşru görünen siteleri taklit ederek kullanıcıları giriş bilgilerini girmeleri için kandırabilir.</li>
<li><strong>Kötü amaçlı yazılım indirme: </strong>Bazı QR kodlar, kullanıcının cihazının güvenliğini tehlikeye atan kötü amaçlı uygulamaların indirilmesini tetikleyebilir. Bu durum özellikle cihaz yetkisiz kurulumlara karşı korunmuyorsa daha büyük bir risk oluşturur.</li>
<li><strong>Ödeme dolandırıcılığı: </strong>Özel etkinlikler veya tatil indirimleri gibi kampanya dönemlerinde, sahte bir QR kod kullanıcıları sahte hesaplara ödeme yapmaya yönlendirebilir.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Güvensiz otomatik bağlantılar: </strong>Bir QR kod, kullanıcıyı siber saldırganların kontrolündeki Wi-Fi ağlarına otomatik olarak bağlayabilir ve böylece iletişimlerin ele geçirilmesine olanak tanıyabilir. </li>
</ul>
<p><strong>Kaspersky META Tüketici Kanalı Başkanı Seifallah Jedidi,</strong> “<em>QR kodlar, özellikle makbuzlar, broşürler ve tabelalar gibi günlük yaşamın çeşitli alanlarında yer aldıkları için manipülasyona son derece açık bir alan oluşturuyor. Saldırganların bu kodları kötüye kullanmak için neredeyse sınırsız seçeneği var. QR kodlar günlük yaşamımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmişken, kullanıcıların onları nasıl güvenli ve sorumlu bir şekilde kullanacaklarını bilmeleri büyük önem taşıyor,”</em> diyor.</p>
<p>Bir QR kodu tararken dolandırıcılığa kurban gitmemek için Kaspersky uzmanları şu önerilerde bulunuyor:</p>
<ul>
<li><strong>Kaynağı doğrulayın: </strong>QR kodları yalnızca güvenilir ve bilinen kaynaklardan tarayın. Kamuya açık alanlardaki, üzerinde oynama yapılmış olabilecek kodlardan kaçının.</li>
<li><strong>URL’yi kontrol edin: </strong>Eğer mutlaka halka açık bir QR kodunu taramanız gerekiyorsa, yönlendirildiğiniz web adresinin meşru olduğundan emin olun ve bu sitede herhangi bir işlem yapmadan önce dikkatli olun.</li>
<li><strong>Kişisel bilgilerinizi paylaşmayın: </strong>QR kodunun kaynağından tamamen emin değilseniz, hassas bilgilerinizi girmekten kaçının.</li>
<li><strong>Dijital hayatınızı koruyun:</strong> Tüm cihazlarınıza Kaspersky Premium gibi kimlik avı ve dolandırıcılığa karşı koruma sağlayan bir siber güvenlik çözümü yükleyin; böylece olası tehditlere karşı zamanında uyarılacaksınız.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-uzmanlari-qr-kodlarin-ardindaki-gizli-risklere-karsi-uyariyor-554294">Kaspersky uzmanları, QR kodların ardındaki gizli risklere karşı uyarıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKOM Uyarıyor: 5-9 Temmuz Arasına Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akom-uyariyor-5-9-temmuz-arasina-dikkat-550962</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jul 2025 12:06:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akom]]></category>
		<category><![CDATA[arasına]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=550962</guid>

					<description><![CDATA[<p>AKOM, İstanbulluları yeni bir sıcak hava dalgasına karşı uyardı. 5-9 Temmuz tarihleri arasına dikkat çekilen açıklamada; güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde başta yaşlılar, çocuklar, hamileler ile astım ve kalp yetmezliği gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerin doğrudan güneş altında kalmamaları gerektiği belirtildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akom-uyariyor-5-9-temmuz-arasina-dikkat-550962">AKOM Uyarıyor: 5-9 Temmuz Arasına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AKOM, İstanbulluları yeni bir sıcak hava dalgasına karşı uyardı. 5-9 Temmuz tarihleri arasına dikkat çekilen açıklamada; güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde başta yaşlılar, çocuklar, hamileler ile astım ve kalp yetmezliği gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerin doğrudan güneş altında kalmamaları gerektiği belirtildi.</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet İşleri Dairesi Başkanlığı Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), İstanbulluları 5-9 Temmuz tarihleri arasında etkili olması beklenen sıcak hava dalgasına karşı uyardı.</p>
<p>Geçtiğimiz haftayı Poyraz rüzgarının da etkisiyle mevsim normallerinde geçiren İstanbul&#8217;da, 5 Temmuz itibarıyla sıcaklıkların yeniden artacağı belirtildi. Nem oranındaki yükseliş nedeniyle özellikle gece saatlerinde uyku konforunun azalabileceğine dikkat çekildi.</p>
<p>Açıklamada, güneş ışınlarının dik geldiği 11.00 ile 16.00 saatleri arasının, güneş çarpması açısından en riskli zaman dilimi olduğu vurgulandı. Başta yaşlılar, çocuklar, hamileler ile astım ve kalp yetmezliği gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerin doğrudan güneş altında kalmamaları gerektiği belirtildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akom-uyariyor-5-9-temmuz-arasina-dikkat-550962">AKOM Uyarıyor: 5-9 Temmuz Arasına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Hayatında Ruh Sağlığı Tehlikede: Uzmanlar Uyarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/is-hayatinda-ruh-sagligi-tehlikede-uzmanlar-uyariyor-547345</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 14:34:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hayatında]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikede]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547345</guid>

					<description><![CDATA[<p>TELUS Health’in Mental Health Index raporunun paylaşıldığı zirvede, Asya-Pasifik (APAC) ve Avrupa-Ortadoğu-Afrika (EMEA) bölgelerindeki çalışanların ruh sağlığına dair çarpıcı veriler ortaya çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-hayatinda-ruh-sagligi-tehlikede-uzmanlar-uyariyor-547345">İş Hayatında Ruh Sağlığı Tehlikede: Uzmanlar Uyarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genç yetişkinler, hizmet sektörü çalışanları ve acil tasarrufu olmayan bireyler arasında ruhsal zorlanmaların hızla yükseldiği belirtildi. Çalışanların önemli bir kısmı daha öfkeli, güvensiz ve sosyal olarak izole hissettiğini ifade ederken, bu durum özellikle gençler ve finansal güvencesi düşük olanlar arasında daha belirgin.</p>
<p><strong>GÜVEN EKSİKLİ&#286;İ YALNIZLI&#286;I ARTIRIYOR</strong></p>
<p>Zirvede, iş yerlerinde güven ilişkilerinin zayıf olmasının çalışanlarda yalnızlık ve izolasyon duygusunu artırdığı vurgulandı. Güven eksikliği, bağlılık, motivasyon ve iş memnuniyetini olumsuz etkiliyor. Singapur’da çalışanların yalnızca yüzde 45’i güvenilir iş ilişkilerine sahip olduğunu belirtirken, Avrupa, Avustralya ve Yeni Zelanda’da bu oran yüzde 52-55 civarında seyrediyor.</p>
<p><strong>RUH SA&#286;LI&#286;I VE VERİMLİLİK KAYBI</strong></p>
<p>Rapor, ruh sağlığı sorunlarının iş verimliliği üzerindeki etkisine dikkat çekti. Singapur’da çalışanların yüzde 41’i, Avustralya’da ise yüzde 31’i verimlilik kaybı yaşadığını bildirdi. Kaygı tanısı alan Singapurlu çalışanlar yılda 71, Avrupalı çalışanlar ise 76 iş günü verimlilik kaybı yaşıyor. İşveren desteğinin kalitesi de bu kayıplarda belirleyici. Fiziksel refah desteği &ldquo;mükemmel&rdquo; olan çalışanlar yılda 43 gün kayıp yaşarken, &ldquo;zayıf&rdquo; destek alanlarda bu sayı 80 güne çıkıyor. Mental destek alanlarda kayıp 37 günken, destek alamayanlarda 79 güne ulaşıyor.</p>
<p><strong>ZİHİNSEL DESTEK TALEBİ ARTIYOR</strong></p>
<p>Singapur ve Güney Kore’de çalışanların yaklaşık yarısı, yüzde 10’luk maaş zammı yerine daha güçlü zihinsel destek altyapısını tercih edeceğini belirtti. Diğer bölgelerde bu oran yüzde 30-35 seviyesinde. Ancak zihinsel destek hizmetlerine erişimde bariyerler mevcut. Singapur’da yalnızca yüzde 13’ün Çalışan Destek Programı’na (EAP) erişimi varken, Avustralya ve Yeni Zelanda’da bu oran yüzde 50’ye yaklaşıyor. 2024’te her iki çalışandan biri tıbbi yardımı erteledi veya hiç almadı.</p>
<p>Zirvede, Çalışan Destek Programları’nın (EAP) çalışanların işlevselliğini ve yaşam memnuniyetini artırdığı vurgulandı.</p>
<p>Şirketlerin bu konuda hareketsiz kalmasının, üretkenlik, bağlılık ve memnuniyet kayıplarına yol açacağı uyarısı yapıldı. Genç iş gücünün yaşlanmasıyla risklerin derinleşeceği belirtilirken, müdahale edilmezse gelecekte yüksek maliyetlerle karşılaşılacağı ifade edildi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/is-hayatinda-ruh-sagligi-tehlikede-uzmanlar-uyariyor-547345">İş Hayatında Ruh Sağlığı Tehlikede: Uzmanlar Uyarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı uyarıyor! Pasif agresif kişilik özelliği ilişkileri tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyariyor-pasif-agresif-kisilik-ozelligi-iliskileri-tehdit-ediyor-457821</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 10:08:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[agresif]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[özelliği]]></category>
		<category><![CDATA[pasif]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşısındaki kişiyle yüzleşmekten kaçınan pasif agresif bireylerin suçlanma korkusu, yetersizlik gibi duygularla boğuştuğunu dile getiren uzmanlar, bu kişilerin öne çıkmak ve sorumluluk almak istemediklerini de söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyariyor-pasif-agresif-kisilik-ozelligi-iliskileri-tehdit-ediyor-457821">Uzmanı uyarıyor! Pasif agresif kişilik özelliği ilişkileri tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pasif agresif kişilik özelliği olan bireylerin çevresiyle ve hatta yakınlarıyla dahi uzun soluklu ve sağlıklı ilişki sürdürebilmelerinin güç olduğunu da kaydeden Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, “Abartılı alınganlık, mesafeli davranma, somurtkanlık, hazır ve bitmek bilmeyen mazeretler, bilinçli yanlışlar yapma, değişime direnç, yakın ve samimi ilişkilerden kaçınma bu bireylerde sıklıkla gözlemlenen diğer davranış örüntüleridir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, pasif agresif kişilik bozukluğuna ilişkin değerlendirmede bulundu. </p>
<p><strong>Pasif agresif kişilik bozukluğu nedir?</strong></p>
<p>Pasif-agresif davranışlar sergileyen kişilerin kendilerini güvenli şekilde ifade edemediklerini, isteklerini, olumsuz duygularını, düşüncelerini konuşmak, paylaşmak yerine sessiz kalmayı, dolaylı ya da imalı şekilde ifade etmeyi tercih ettiklerini kaydeden Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, “Karşısındaki kişiyle yüzleşmekten kaçınan pasif agresif bireyler suçlanma korkusu, yetersizlik gibi duygularla boğuşurken öne çıkmak ve sorumluluk almak istemiyorlar.” dedi.</p>
<p><strong>Pasif ama sessiz saldırganlar! </strong></p>
<p>Bu kişilerin iç dünyasında yaşadığı agresif duygu ve düşüncenin dışa yansımasının pasif ve sessiz saldırganlık şeklinde olduğunu dile getiren Dr. Erman Şentürk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu sessizliğin sonucu olarak kişinin düş kırıklığı, üzüntü, kızgınlık, sinirlilik, tahammülsüzlük gibi duyguları katlayarak artmakta ve karşı tarafa doğrudan ya da dolaylı olarak yansımaktadır. Bu zamanla ilişkilerde bir duygusal istismar biçimine dönüşebilir. Pasif agresif kişilik özelliği olan bireyler, karşısındakinin kızgınlığını görmezden gelirken sorumluluk almaktan kaçınma, daha çok karşı tarafı suçlama, sorumlu tutma eğilimindelerdir. İletişimin bozulması kaygısını taşımazlar. </p>
<p><strong>Abartılı alınganlık gösterirler</strong></p>
<p>Bu nedenle pasif agresif kişilik özelliği olan bireylerin çevresiyle ve hatta yakınlarıyla dahi uzun soluklu ve sağlıklı ilişki sürdürebilmeleri güçtür. Abartılı alınganlık, mesafeli davranma, somurtkanlık, takdir görmeme hissi, sürekli mağdur olma düşüncesi, empati kurmakta ve başkalarının düşüncelerini anlamakta zorlanma, hazır ve bitmek bilmeyen mazeretler, bilinçli yanlışlar yapma, değişime direnç, yakın ve samimi ilişkilerden kaçınma bu bireylerde sıklıkla gözlemlenen diğer davranış örüntüleridir.</p>
<p><strong>Pasif agresiflik neden kaynaklanıyor?</strong></p>
<p>Pasif agresiflikte çocukluk döneminde ebeveynlerin,<strong> </strong>çocuğun duygularını ve düşüncelerini ifade etmelerine izin vermemeleri, baskıcı ve aşırı kontrolcü olmalarının önemli bir etken olduğunu anlatan Dr. Erman Şentürk, şu bilgileri de verdi:</p>
<p>“Aşağılanma, cezalandırma bir müddet sonra pasif bir direnişe sebebiyet verebilir. Dış dünya ile güven bağını yeterince kuramayan bireyde yetişkinliğe geçiş döneminde onaylanma, yeterlilik ve takdir görme gibi ihtiyaçlar ön plana çıkmaktadır. Bu ihtiyaçların şüphecilik ve kontrolcülük ekseninde yönetilmesi kişinin pasif-agresif davranmasına sebep olmaktadır.”</p>
<p><strong>Pasif agresiflik tedavisi nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Dr. Erman Şentürk, pasif agresif kişilik bozukluğunun tedavisinde öncelikli olarak psikoterapi önerildiğini ifade ederek, “Psikoterapide, kişinin duygularını ve düşüncelerini sağlıklı bir şekilde ifade etmeyi öğrenmesi hedeflenir. Ayrıca, kişinin çocukluk döneminde yaşadığı olumsuz deneyimleri ve bunlarla başa çıkma yollarını da ele almak gerekir. Bilişsel davranışçı terapi, şema terapi ve psikodinamik terapi yöntemlerinin daha faydalı olduğu biliniyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyariyor-pasif-agresif-kisilik-ozelligi-iliskileri-tehdit-ediyor-457821">Uzmanı uyarıyor! Pasif agresif kişilik özelliği ilişkileri tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor! &#8216;Saman nezlesi&#8217; olarak da bilinen mevsimsel alerjik rinit zamanı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-saman-nezlesi-olarak-da-bilinen-mevsimsel-alerjik-rinit-zamani-457049</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2024 10:24:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[mevsimsel]]></category>
		<category><![CDATA[nezlesi]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[rinit]]></category>
		<category><![CDATA[saman]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457049</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Saman nezlesi’ olarak da bilinen mevsimsel alerjik rinitin, polen dönemlerinde ortaya çıktığını, hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntı gibi semptomlarla kendini gösterdiğini anlatan uzmanlar, antihistaminiklerin semptomları hafiflettiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-saman-nezlesi-olarak-da-bilinen-mevsimsel-alerjik-rinit-zamani-457049">Uzmanlar uyarıyor! &#8216;Saman nezlesi&#8217; olarak da bilinen mevsimsel alerjik rinit zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Polen zamanları ağaçlar için mart-nisan, çayır polenleri için nisan-haziran ayları, ot polenleri için ise ağustos ve eylül ayları olarak biliniyor.</strong></p>
<p><strong>Alerjinin tedavisinin öncelikle alerjenleri belirleyip bunlardan kaçınmayı içerdiğini vurgulayan KBB Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Alerji tedavi edilmezse, ilerleyen durumlarda bazı hastalarda alerjik polipler oluşabiliyor. Bu polipler, genellikle cerrahi müdahale gerektiren şişliklerdir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, alerjiler hakkında bilgi vererek, tedavisi konusunda da değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Alerji vücudun bir maddenin varlığına aşırı tepki vermesi…</strong></p>
<p>Alerjinin, vücudun bir maddenin varlığına aşırı veya farklı bir şekilde tepki vermesi olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu tepki, immunglobulin adı verilen bir bileşenin fazlalığından kaynaklanıyor. Alerjik reaksiyonlar, genellikle burun akıntısı, cilt problemleri, solunum güçlükleri veya sindirim sorunları gibi çeşitli organları etkileyebiliyor. Örneğin, gluten alerjisi olanlar, bağırsaklarını etkileyen alerjik tepkilerle karşılaşabilirler.” dedi.</p>
<p><strong>Alerji ne yapıyor?</strong></p>
<p>Alerjik madde vücuda girdiğinde bağışıklık sisteminin yanlışlıkla zararsız maddelere karşı tepki verdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu tepki genellikle burun mukozasında şişme, ödem ve burun tıkanıklığına yol açar. Sonuç olarak, burun akıntısı ve sık hapşırma gibi semptomlar ortaya çıkar. Bu belirtiler genellikle alerjiye bağlıdır ve rahatsızlık verir.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Evdeki halılar veya yatak takımlarındaki toz akarları alerjiye neden olabiliyor</strong></p>
<p>Tedavi konusunda da bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, şunları dile getirdi:</p>
<p> “Alerjinin tedavisi öncelikle alerjenleri belirleyip bunlardan kaçınmayı içerir. Örneğin, kediniz varsa ve hapşırıyorsanız, kediye alerjiniz olabilir, bu yüzden kediyi uzaklaştırmak önemlidir. Ayrıca, evdeki halılar veya yatak takımlarındaki toz akarları da alerjiye neden olabilir.</p>
<p><strong>Mevsimsel alerjilerde, polenler gibi dış faktörlerin etkisi var</strong></p>
<p>Mevsimsel alerjilerde, polenler gibi dış faktörlerin etkisi vardır ve bu durumda hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntı gibi semptomlar görülür. Bu duruma mevsimsel alerjik rinit denir. Tedaviye gelince, vücut histamin salgılayarak tepki verir. Antihistaminikler histaminin etkisini azaltarak semptomları hafifletir. Kortizon ise immün sistemi baskılayarak aşırı reaksiyonları engeller. Ancak, uzun süreli kullanımında yan etkileri olabileceği için kortizon genellikle burun spreyi formunda kullanılır. Bu tedaviler semptomları azaltır ancak alerjiyi tamamen iyileştirmez.” </p>
<p><strong>Tedavi edilmezse ne olur?</strong></p>
<p>Alerji tedavi edilmezse, ilerleyen durumlarda bazı hastalarda alerjik polipler oluşabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu polipler, genellikle cerrahi müdahale gerektiren şişliklerdir. Ayrıca, ödem nedeniyle sinüs tıkanıklığı olabilir ve bu da alerjiye bağlı sinüzitlere yol açabilir. Tedavinin önemi, bu tür komplikasyonların önlenmesinde ve sağlıklı bir yaşam sürdürmede yatmaktadır.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-saman-nezlesi-olarak-da-bilinen-mevsimsel-alerjik-rinit-zamani-457049">Uzmanlar uyarıyor! &#8216;Saman nezlesi&#8217; olarak da bilinen mevsimsel alerjik rinit zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor! 25 ila 44 yaş arası kadınlar depresyona daha yatkın! Yaşlılık döneminde depresyon &#8216;yalancı bunama&#8217;ya neden oluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-25-ila-44-yas-arasi-kadinlar-depresyona-daha-yatkin-yaslilik-doneminde-depresyon-yalanci-bunamaya-neden-oluyor-456710</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2024 12:22:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arası]]></category>
		<category><![CDATA[bunamaya]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyona]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[ila]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yalancı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yatkın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=456710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depresyonun 25 ila 44 yaş arasında daha sık görüldüğü ifade eden uzmanlar, bu yaş aralığındaki kadınlarda, erkeklere göre iki kat daha fazla depresyon vakasının rapor edildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-25-ila-44-yas-arasi-kadinlar-depresyona-daha-yatkin-yaslilik-doneminde-depresyon-yalanci-bunamaya-neden-oluyor-456710">Uzmanlar uyarıyor! 25 ila 44 yaş arası kadınlar depresyona daha yatkın! Yaşlılık döneminde depresyon &#8216;yalancı bunama&#8217;ya neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Depresyon tedavisinde her 3 danışandan 1’inde, tedaviye yeterli yanıt alınamadığını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı ifade eden Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “İyileşmeyen depresyon, tedaviye dirençli bir depresyon anlamına gelmiyor. Bu durumda, tedavi planı güçlendirilebiliyor veya değiştirilebiliyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, geçmeyen depresyon konusunu değerlendirerek, tedavi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>25-44 yaş arası kadınlarda erkeklere göre 2 kat fazla görülüyor </strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, depresyonun belirli yaş aralıklarında daha sık görülme eğiliminde olduğunu kaydederek, “Özellikle 25 ila 44 yaş arasında, diğer yaş gruplarına kıyasla daha sık görüldüğü biliniyor. Bu yaş aralığındaki kadınlarda, erkeklere göre iki kat daha fazla depresyon vakası rapor edilmiştir. Bu farklılık, kadınların kültürel ve sosyal açıdan daha dezavantajlı olmalarından kaynaklanıyor.” dedi. </p>
<p><strong>Çevresel faktörler de depresyon riskini artırabiliyor</strong></p>
<p>Depresyon riski altında olan kişiler ve nedenleri incelendiğinde karmaşık bir tablo ortaya çıktığını dile getiren Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Depresyonun nedenleri genellikle birden fazla faktörün etkileşimiyle ortaya çıkıyor. Genetik yatkınlık, çevresel etmenler ve yaşam olayları, depresyon gelişiminde önemli rol oynuyor. Ailede depresyon öyküsü olan bireylerde, depresyon riski diğerlerine kıyasla daha yüksek oluyor. Ancak, tek bir gen ya da kromozomun depresyonla ilişkili olduğunu kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Çevresel faktörler de depresyon riskini artırabiliyor. Çocukluk çağındaki travmatik olaylar, aile içi çatışmalar, iş kaybı, finansal sorunlar gibi stresörler depresyon riskini artırabiliyor. Ayrıca, yoğun iş yükü, iş yerinde mobbing, toplumsal baskı gibi faktörler de depresyonun ortaya çıkma olasılığını artırabiliyor.” diye depresyonun nedenleri hakkında bilgi verdi.   </p>
<p><strong>Depresyonla ilişkili olan serotonin ve noradrenalin de önemli rol oynuyor</strong></p>
<p>Depresyonun nedenleri arasında yaşam olaylarının da önemli bir yer tuttuğunu anlatan Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Yakın birinin kaybı, boşanma, ilişki sorunları, sağlık sorunları gibi yaşam olayları depresyon riskini artırabiliyor. Depresyonla ilişkili olarak bilinen nörotransmitterler serotonin ve noradrenalin, depresyonun nörobiyolojik temelleri üzerinde önemli rol oynar. Bu kimyasalların dengesizliği depresyon semptomlarının ortaya çıkmasına katkıda bulunabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Depresyon tedavisinde iyileşme süreci…</strong></p>
<p>Depresyonun, serotonin ve noradrenalin gibi nörotransmitterlerin dengesizliği sonucu ortaya çıkan bir durum olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, “Serotonin azaldığında acı ve ıstırap artarken, serotonin arttığında bu belirtiler azalıyor. Noradrenalin ise odaklanma ve uyanıklıkla ilişkilendiriliyor ve depresyon sürecinde dikkat ve konsantrasyonun azalmasına neden olabiliyor.” diye bilgi verdi.</p>
<p>Depresyonda tedavi planı oluşturulmasına karşın her üç danışandan birinde, tedaviye yeterli yanıt alınamayabildiğini ifade eden Doç. Dr. Serdar Nurmedov, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yanıt alamama durumunda, tedavi planının yeniden değerlendirilmesi gerekebiliyor. Bu süreçte, doğru tanının konulduğundan ve doğru tedavi yaklaşımının belirlendiğinden emin olunmalı. İyileşmeyen depresyon, tedaviye dirençli bir depresyon anlamına gelmiyor. Bu durumda, tedavi planı güçlendirilebiliyor veya değiştirilebiliyor. Ayrıca, nöromodülasyon yöntemleri veya hastane yatışı gibi alternatif stratejiler de değerlendirilebiliyor. </p>
<p><strong>Tam bir iyileşme için belirtilerin en az 6 ay boyunca geçmiş olması gerekiyor</strong></p>
<p>İyileşme sürecinde, danışanın belirtilerinin yüzde 50&#8217;sinden fazlasının 4 hafta içinde düzelmesi ‘yanıt almak’ olarak değerlendiriliyor. Yüzde 25 ile yüzde 49 arası düzelme ‘kısmi yanıt’ olarak kabul edilirken, yüzde 25&#8217;in altında düzelme ‘yanıt alamama’ olarak adlandırılıyor. Tam bir iyileşme için belirtilerin en az 6 ay boyunca geçmiş olması gerekiyor.”</p>
<p><strong>İyileşmeyen depresyon durumunda, tedavi planının yeniden gözden geçirilmeli</strong></p>
<p>Doç. Dr. Serdar Nurmedov, tedavi sürecindeki başarıyı değerlendirirken, doğru tanı, uygun tedavi yaklaşımı ve yeterli süre ve dozun sağlanmasının yanı sıra alternatif stratejilerin de göz önünde bulundurulmasının önemli olduğunu dile getirerek, “İyileşmeyen depresyon durumunda, tedavi planının yeniden gözden geçirilmesi ve farklı yaklaşımların değerlendirilmesi gerekmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Gençlik depresyonu farklı, yaşlılık depresyonu farklı</strong></p>
<p>Depresyonun, yaşamın farklı dönemlerinde farklı semptomlarla ortaya çıkabildiğini anlatan Doç. Dr. Serdar Nurmedov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gençlik dönemindeki depresyon genellikle gerginlik, sinirlilik, öfke ve artmış psikomotor aktivite gibi semptomlarla kendini gösterebiliyor. Bununla birlikte, yaşlılık dönemindeki depresyon genellikle bilişsel işlevlerde bozukluklar ve hatta bazen ‘yalancı bunama’ olarak adlandırılan psödo-demans semptomlarıyla ilişkilendiriliyor. </p>
<p><strong>Her yaşta depresyonla başa çıkmak mümkün</strong></p>
<p>Ancak, her iki dönemde de depresyonun ortaya çıkmasında hormonların etkisi, büyüme faktörlerinin rolü ve çevresel etmenlerin önemi var. Gençlik döneminde depresyon genellikle ergenlikle ilişkili hormonal değişikliklerle ilişkilendirilirken, yaşlılık döneminde depresyon genellikle yaşlılıkla ilişkili yaşam değişiklikleri ve sosyal izolasyonla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle, gençlik ve yaşlılık dönemlerinde depresyonun farklı semptomları ve gelişme şekilleri olabiliyor. Ancak, her iki durumda da depresyonun tedavisi ve yönetimi önemli. Profesyonel destek almak, terapi ve ilaç tedavisi gibi yöntemlerle depresyonla başa çıkmak mümkün.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-25-ila-44-yas-arasi-kadinlar-depresyona-daha-yatkin-yaslilik-doneminde-depresyon-yalanci-bunamaya-neden-oluyor-456710">Uzmanlar uyarıyor! 25 ila 44 yaş arası kadınlar depresyona daha yatkın! Yaşlılık döneminde depresyon &#8216;yalancı bunama&#8217;ya neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor! Kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kulaklariniza-bir-sey-sokmayin-temizlemeye-calismayin-450625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Apr 2024 09:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmayın]]></category>
		<category><![CDATA[kulaklarınıza]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<category><![CDATA[sokmayın]]></category>
		<category><![CDATA[temizlemeye]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450625</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşitme sağlığı için sağlam bir kulak olması gerektiğini belirten uzmanlar, kulak sağlığı için en önemli şeyin kulakların silinmemesi, temizlenmemesi, kurulanmaması ve hatta kaşınmaması olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kulaklariniza-bir-sey-sokmayin-temizlemeye-calismayin-450625">Uzmanlar uyarıyor! Kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İşitme sağlığı için sağlam bir kulak olması gerektiğini belirten uzmanlar, kulak sağlığı için en önemli şeyin kulakların silinmemesi, temizlenmemesi, kurulanmaması ve hatta kaşınmaması olduğunu söylüyor.</strong></p>
<p><strong>“Kulak kiri aslında bir şey değildir, kulakta bulunan bir yağ dokusudur. Bu nedenle kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın.” diyen KBB Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Gözlük ne kadar önemliyse, işitme cihazları da o kadar önemlidir. Doktor önerisi varsa, kesinlikle kullanılmalı ve net bir işitme sağlanmalıdır.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, kulak ve işitme sağlığını koruma konusunda bilgi verdi. </p>
<p><strong>“İşitme sağlığı için sağlam bir kulak olması gerekiyor”</strong></p>
<p>İşitme sağlığı için sağlam bir kulak olması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Sağlıklı kulak için sağlıklı bir beyin olması gereklidir. Bu nedenle her zaman dinlemeli, kulağınızın bakımını yapmalıyız. İşitmek, fonksiyonel bir iş değil, kendi kendinizi işitirsiniz ama bunu dinlemek gerekiyor. Bu aktif bir süreçtir, dinamik ve enerji harcanan. Beyin de bu süreci anlamak için çalışır.” dedi.</p>
<p><strong>Kulaklara neler yapılmamalı?</strong></p>
<p>“Kulak sağlığı için en önemli şey; kulaklar silinmemeli, temizlenmemeli, kurulanmamalı, kaşınmamalı, karıştırılmamalı ve travmalardan korunmalı” diyen Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, kulak sağlığıyla ilgili şu önemli bilgileri verdi:</p>
<p>“Kulak kiri aslında bir şey değildir, kulakta bulunan bir yağ dokusudur. Bu nedenle kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın. Kulak sağlığını tehdit eden asıl konu ise ototoksik ilaçlardır. Herhangi bir kulak problemi yaşayan kişilerin doktora gittiğinde ototoksik ilaçlardan uzak durmaları gerekmektedir.”</p>
<p><strong>Gözlük ne ise, işitme cihazı da o…</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, işitme problemi yaşayan kişilerin işitme cihazlarına ön yargılı olmamaları gerektiğine de işaret ederek, “Gözlük ne kadar önemliyse, işitme cihazları da o kadar önemlidir. Doktor önerisi varsa, kesinlikle kullanılmalı ve net bir işitme sağlanmalıdır. Çünkü gözler kapalıyken birçok tehlikeyi duymak mümkün olmayabilir, ancak kulaklar hiçbir zaman kapanmazlar.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kulaklariniza-bir-sey-sokmayin-temizlemeye-calismayin-450625">Uzmanlar uyarıyor! Kulaklarınıza bir şey sokmayın, temizlemeye çalışmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor! Flört uygulamalarındaki siber dolandırıcılara dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-flort-uygulamalarindaki-siber-dolandiricilara-dikkat-446893</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2024 21:12:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılara]]></category>
		<category><![CDATA[flört]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalarındaki]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446893</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arkadaşlık veya flört uygulamalarını kullanmayı tercih edenlere dikkatli olmaları uyarısında bulunan uzmanlar, özellikle doğal olmayan şekilde hızlı ilerlemek isteyen, banka hesapları veya kimlik bilgileri ilgili detaylı bilgi toplamaya çalışan kişilere karşı dikkatli olunması gerektiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-flort-uygulamalarindaki-siber-dolandiricilara-dikkat-446893">Uzmanlar uyarıyor! Flört uygulamalarındaki siber dolandırıcılara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Arkadaşlık veya flört uygulamalarını kullanmayı tercih edenlere dikkatli olmaları uyarısında bulunan uzmanlar, özellikle doğal olmayan şekilde hızlı ilerlemek isteyen, banka hesapları veya kimlik bilgileri ilgili detaylı bilgi toplamaya çalışan kişilere karşı dikkatli olunması gerektiğini söylüyor. </strong></p>
<p><strong>“Özel görüntülerinizi karşı tarafla paylaşmayın, insani gibi görünen bahanelerle önemli miktarda parayı, geri ödeyeceğine söz verse bile göndermeyin.” diyen Siber Güvenlik Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, “Temkinle yaklaşın, gerekirse iletişimi kesin.” uyarılarında da bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Siber Güvenlik Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi<strong> </strong>Ahmet Şenol, flört uygulamaları üzerinden tanışma ve bu kişiler tarafından dolandırılma konusunu değerlendirdi ve önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Arkadaşlık veya flört uygulamaları bazı riskleri de taşıyor</strong></p>
<p>Arkadaşlık veya flört uygulamalarının karşı cinsten arkadaş arayan bazı kişiler için bir imkan olsa da bazı riskleri de taşıdığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi<strong> </strong>Ahmet Şenol, “Bu uygulamaları kullanırken dikkatli olmak gerekir. Doğal olmayan şekilde hızlı ilerlemek isteyen, aşırı kişisel sorular soran, banka hesapları, kimlik bilgileri, çalıştığınız iş yeri gibi sorular soran, kendisi ile ilgili çok kısıtlı bilgi verirken devamlı sizle ilgili detaylı bilgi toplamaya çalışan kişilere karşı dikkatli olunmalıdır.” dedi.</p>
<p><strong>İnsani gibi görünen bahanelerle önemli miktarda parayı karşı tarafa göndermeyin</strong></p>
<p>“Muhatabınızla çalıştığı iş yerinde veya yaşam bölgesinde yüz yüze görüşerek onu tanımaya çalışın. Yüz yüze görüşme işyeri, AVM, kafe gibi diğer insanların da olduğu yerler olması güvenlik açısından daha doğru olacaktır.” diyen Dr. Öğr. Üyesi<strong> </strong>Ahmet Şenol, “Özel görüntülerinizi karşı tarafla paylaşmayın, insani gibi görünen bahanelerle önemli miktarda parayı, geri ödeyeceğine söz verse bile göndermeyin. Temkinle yaklaşın, gerekirse iletişimi kesin.” uyarılarında da bulundu.</p>
<p><strong>Flört dolandırıcıları gelir seviyeleri yüksek görüntüsü veriyor!</strong></p>
<p>Genelde flört dolandırıcılarının profil fotoğraflarının, gelir seviyeleri ve yaşam kalite standartları yüksek görüntüsü verdiğine dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi<strong> </strong>Ahmet Şenol, uyarılarına şöyle devam etti:</p>
<p>“İlişkiyi karşı taraf olağan seyrinden çok daha hızlı ilerletmek ister, size de bu yönde baskı uygular. Gelir seviyesi iyi görüntüsü vermesine rağmen, muhatabınız o anda kendi banka hesabına erişmesine engel teknik bir durum olduğunu bahane ederek azımsanmayacak miktarda borç veya yardım isteyebilir. Yüz yüze görüşme isteğinizi genelde değişik bahanelerle geçiştirir, görüntülü görüşme isteklerinizde de ya kamerası arızalıdır ya internet paketi bitti gibi sebeplerle geçiştirebilir.</p>
<p>Çok iyi bir yatırım fırsatı olduğunu, kendisinin de orada yatırım yaptığını belirtip size link göndererek sizin de orada yatırım yapmanızı tavsiye edebilir. Tabii gönderdiği link dolandırıcılık sitesidir. Kendisine verdiğiniz bilgilerin doğru olduğunu ispat etmeniz için kimlik fotoğrafı gibi bilgilerinizi göndermenizi isteyebilir.”</p>
<p><strong>Flört dolandırıcılarına karşı alınacak önlemler nelerdir?</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi<strong> </strong>Ahmet Şenol, flört dolandırıcılarına karşı alınacak önemleri de şöyle sıraladı:</p>
<p>“Özel görüntüler paylaşılmamalıdır. Kimlik bilgileri paylaşılmamalıdır. Yüz yüze görüşülecekse halka açık yerlerde görüşülmelidir. Karşıdaki muhatabın verdiği bilgiler ve fotoğraflarla kişi hakkında internette diğer hesapları da dahil bilgilerine erişmeye çalışıp, söylediği bilgilerin doğruluğu teyit edilmeye çalışılmalıdır. Karşı tarafın inandırıcı senaryoları olsa da önemli miktarda paralar gönderilmemelidir. Profilindeki maddi durumu ve refah seviyesi ile tanıştıktan kısa süre sonra sizden istediği yardım veya borç arasındaki çelişkiye dikkat edilmelidir. Karşı tarafın gönderdiği bağlantı linklerine tıklamamalı, gerekirse bu konuda uzman birinden yardım almalıdır. Flört sitesinde tanıştığınız muhatabınızın yapacağı yatırım tavsiyelerine karşı yine temkinli yaklaşmalı, gerekirse konusunda uzman birinden yardım istemeye çekinmemelisiniz.</p>
<p>Online mesajlaşma ve görüşmelere, sahte olmayan ve muhatapla tanışmanızı sağlayan flört sitesinde yapılmaya devam edilmesi daha güvenlidir. Karşı taraf başka uygulamaya yönlendirirse aynı platformda kalmaya ısrar edilmelidir. Sizi yönlendirmek istediği diğer site çoğunlukla gizli bilgilerinizi, özel görüntülerinizi kaydedebileceği, size şantaj yapabileceği imkanlara sahip olduğu bir sitedir.”</p>
<p><strong>Flört dolandırıcıları nasıl manipüle ediyor?</strong></p>
<p>Siber Güvenlik Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Şenol, flört dolandırıcılarının kurbanlarını nasıl manipüle ettikleri konusunda da şu bilgileri verdi:</p>
<p><strong>“</strong>Aşırı gösterişli profil fotoğrafları, stüdyo çekimi izlenimi veren profil fotoğrafları. Yüz yüze görüşmekten kaçınma, görüntülü görüşmede sizin kameranızı açtırıp kendi kamerasını belli bahanelerle açmaması, özel görüntülerinizle ilgilenmesi. Kendisi ile ilgili çok kısıtlı bilgi verirken sizin kimlik bilgileriniz dahil çok özel sorulara size muhatap bırakması.</p>
<p>Profili, yaptığını söylediği işi ve gelir seviyesi ile çelişkili biçimde sizden bir bahaneyle önemli miktarda para istemesi. Tanışalı çok olmamışken yatırım tavsiyesi yapması, konu ile ilgili link göndermesi. Başka bir sitede görüşmeye davet ederek link göndermesi, bu siteye kayıt olmanızı istemesi. Siteye kayıt olurken sitenin amacına uymayacak şekilde sizden detaylı bilgiler istemesi. Böylece yönlendirdiği sahte sitede kayıt olurken girdiğiniz önemli bilgileri ilerde kimlik hırsızlığında kullanabilecektir.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-flort-uygulamalarindaki-siber-dolandiricilara-dikkat-446893">Uzmanlar uyarıyor! Flört uygulamalarındaki siber dolandırıcılara dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>4 Şubat Dünya Kanser Günü&#8217;nde uzmanlar uyarıyor: Gençler dikkat, kanser riski sizin için de artıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/4-subat-dunya-kanser-gununde-uzmanlar-uyariyor-gencler-dikkat-kanser-riski-sizin-icin-de-artiyor-438234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Feb 2024 22:38:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sizin]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=438234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser, modern dünyanın en çok endişe duyulan hastalıklarından biri. Dünya Sağlık Örgütü, 2050’de kanser vakalarının yüzde 75 artarak, 35 milyonu bulacağını tahmin ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/4-subat-dunya-kanser-gununde-uzmanlar-uyariyor-gencler-dikkat-kanser-riski-sizin-icin-de-artiyor-438234">4 Şubat Dünya Kanser Günü&#8217;nde uzmanlar uyarıyor: Gençler dikkat, kanser riski sizin için de artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser, modern dünyanın en çok endişe duyulan hastalıklarından biri. Dünya Sağlık Örgütü, 2050’de kanser vakalarının yüzde 75 artarak, 35 milyonu bulacağını tahmin ediyor. Öte yandan kolorektal kanserin gençler arasında da fazlalaştığına dikkat çeken Medicana Ataköy Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Nilay Şengül, “45 yaş altındakiler, hatta üniversiteliler bile kanser belirtilerine karşı dikkatli olmalı. Kanser taramaları için ilgili sağlık kurumlarına başvurmalı” diyor.</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünya genelinde kanser vakalarının 2050 yılına kadar yüzde 75’ten fazla artacağını tahmin ediyor. Buna göre, 35 milyondan fazla yeni kanser hastasının olacağı düşünülüyor. En büyük oransal artışın ise, düşük gelirli ülkelerde görülmesi bekleniyor.</p>
<p><strong>Medicana Ataköy Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Nilay Şengül</strong> de kanserin hem dünyada hem de Türkiye’de sebebi bilinen ölümler sıralamasında, dolaşım sistemini etkileyen hastalıklardan sonra ikinci ölüm nedeni olduğunu hatırlatarak, “Bazı kanserler hiçbir zaman semptom vermeyebilir ancak bir tarama testi ile bulunabilir. Erken bulunduğunda tedavisi daha kolay olur, kanser sebebiyle ölüm oranları azaltılır” diyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Erkeklerde prostat, kadınlarda meme kanseri</strong></p>
<p>Günümüzde erkeklerde en sık prostat kanseri görülürken, kadınlarda meme kanserine sık rastlanıyor. Doç. Dr. Şengül, konuyla ilgili şu istatistikleri paylaşıyor: </p>
<p>“Prostat kanseri, akciğer kanseri ve kolorektal kanser erkeklerde görülen tüm vakaların neredeyse yarısını (%48) oluştururken, tek başına prostat kanseri tanıların yüzde 29&#8217;unu kapsıyor. Kadınlarda meme kanseri, akciğer kanseri ve kolorektal kanser tüm yeni tanıların yüzde 51&#8217;ini oluştururken, yalnızca meme kanseri vakaların yüzde 32’sinde görülüyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Kansere yakalanma yaşı düşüyor</strong></p>
<p>Verilerin gösterdiği vahim bir gerçeklik daha var, o da kanserin gençler arasında da yükselişte olduğu. Bu anlamda gençlerin de dikkatli olması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Şengül, “2023&#8217;ün başlarında Amerikan Kanser Derneği (ACS), 2019&#8217;daki teşhislerin yüzde 20&#8217;sinin 55 yaş altındaki hastalarda gerçekleştiğini, bunun 1995&#8217;teki oranın yaklaşık iki katı olduğunu ve ilerlemiş hastalık oranlarının 55 yaş altı hastalarda yıllık yaklaşık yüzde 3 arttığını bildirdi. Gerçek şu ki; kolorektal kanserin görülme sıklığı genç yetişkinler arasında artıyor ve yıllardır da bu yükseliş sürüyor. Bu yüzden 45 yaşın altındaki kişileri, hatta üniversite öğrencilerini, kabızlık, rektal kanama veya bağırsak hareketlerinde ani değişiklikler gibi şüpheli belirtiler konusunda uyarıyoruz” diyerek, gençlere şüphelenmeleri durumunda kanser taraması yaptırmalarını öneriyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Alışkanlıklarınızı değiştirerek kanserden korunabilirsiniz</strong></p>
<p>DNA hasarlarına karşı koruyucu ve tamir edici sistemlerin, yaş ilerledikçe ve/veya karsinojenlere maruziyetin artmasıyla birlikte onarım yapamayabildiğini belirten Doç. Dr. Şengül, kanserin nasıl ortaya çıktığını ise, “Böylece hücrelerin kontrolsüz ve sürekli çoğalmaları sonucu oluşan, tedavi edilmediğinde yakındaki ve uzaktaki organlara yayılan bir hastalık meydana gelir” diyerek anlatıyor. Yaş, cinsiyet, ırk ve genetik özelliklerin, kanserin değiştirilemez nedenleri arasında yer aldığını hatırlatarak, “Yaş arttıkça kadınlarda meme, erkeklerde prostat kanseri sıklığı artar. Beyaz ırkta cilt kanseri riski yüksektir. Ayrıca birinci derece akrabalarında kanser öyküsü olan bireylerde, kanser görülme sıklığı daha fazladır” diyor. Öte yandan kanserden korunmak için değiştirilebilir bazı alışkanlıklar olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Şengül, şu önerilerde bulunuyor: </p>
<p>“Güneşten ve radyasyondan korunmak, zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, sigara ve alkol içmemek, hayvansal gıdaları ve yağlı yiyecekleri azaltmak, kimyasal katkı maddesi olan yiyecekleri fazla tüketmemek, tütsülenmiş ve mangal yöntemi ile pişirilmiş gıdaları az tüketmek değiştirilebilir faktörlerdendir. Ayrıca hepatit B, C ve HPV gibi virüsler de kansere neden olmakta. Neyse ki hepatit B ve HPV virüsünün günümüzde aşısı mevcut. Ayrıca rahim ağzı, meme, prostat ve kolon kanserleri, tarama yoluyla erken teşhis edilebilir. Bu nedenle kanser taraması yaptırmak da önemli.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/4-subat-dunya-kanser-gununde-uzmanlar-uyariyor-gencler-dikkat-kanser-riski-sizin-icin-de-artiyor-438234">4 Şubat Dünya Kanser Günü&#8217;nde uzmanlar uyarıyor: Gençler dikkat, kanser riski sizin için de artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor!!! Kesintisiz savaş görüntülerini izlemek hasta ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kesintisiz-savas-goruntulerini-izlemek-hasta-ediyor-416282</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Oct 2023 15:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[görüntülerini]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[izlemek]]></category>
		<category><![CDATA[kesintisiz]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=416282</guid>

					<description><![CDATA[<p>Savaş görüntülerinin, fotoğrafların savaştan doğrudan etkilenmeyen insanlar üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğu dile getiren uzmanlar, ekran başında geçirilen sürenin artması, sürekli maruziyet ve travmatik içeriğe aşırı doygunluğun kişinin ruh sağlığını oldukça etkilediğini söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kesintisiz-savas-goruntulerini-izlemek-hasta-ediyor-416282">Uzmanlar uyarıyor!!! Kesintisiz savaş görüntülerini izlemek hasta ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Savaş görüntülerinin, fotoğrafların savaştan doğrudan etkilenmeyen insanlar üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğu dile getiren uzmanlar, ekran başında geçirilen sürenin artması, sürekli maruziyet ve travmatik içeriğe aşırı doygunluğun kişinin ruh sağlığını oldukça etkilediğini söylüyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, savaş görüntülerini ve fotoğraflarını görmek ya da izlemenin potansiyel olarak ikincil Travma Sonrası Stres Bozukluğuna yol açabileceğini vurguluyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, savaş görüntülerinin yetişkinler üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Her bireyin farklı tetikleyicileri var</strong></p>
<p>“Savaşı yaşamak ile ekranda izleme deneyimini kıyaslamak imkansız olsa da, savaş görüntülerinin, fotoğrafların savaştan doğrudan etkilenmeyen insanlar üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğu biliniyor.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Burada bireylerin maruz kalınan aynı travmatik olaya psikolojik olarak farklı tepkiler gösterebileceğini vurgulamak önemlidir. Her bireyin farklı tetikleyicileri vardır. Bu tetikleyiciler, bazıları için açık fiziksel yaralanmaları görmek, bazıları için ise bir çocuğun üzgün ya da çaresiz bakışı olabilir. Maruz kalma anında hakim olan zihinsel çerçeve oldukça önemli. </p>
<p> </p>
<p><strong>Zihnimizin travmatik olayla ilgili bilgi arayışı</strong></p>
<p>Tıpkı pandemide olduğu gibi aşırı belirsizliğin yarattığı yoğun kaygı ve huzursuzlukla mücadele edebilmek adına insanlar, sürekli bilgi akışında kalma ve bildiklerini güncelleme ihtiyacı hissetmekte. Merak ve bağımlılıkla hareket eden zihnimiz, sert görseller ve anlatımlarla baş edebileceğine kendini inandırır. Bu olumsuz içeriklerin kaotik gerçekliğimizi anlamlandırmaya yardımcı olabileceğini varsaymak, zihnimizin travmatik olayla ilgili bilgi arayışını haklı çıkarmanın bir yoludur fakat bu durum büyük bir yanılsamadan ibarettir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Savaş görüntülerini izleme potansiyel olarak ikincil TSSB’na yol açabilir</strong></p>
<p>İkincil travma konusuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şunları anlattı:</p>
<p>“İkincil travma, doğrudan değil dolaylı olarak maruz kalınan bir olay ya da durum karşısında yaşanan sıkıntı veya olumsuz duygusal etkileri ifade eder. Başka bir deyişle ikincil travma, bireyin başka bir kişinin travma deneyimlerini duyması, fotoğraf ya da video aracılığıyla o kişinin korku verici, yıkıcı anlarına maruz kalması durumunda ortaya çıkabilir. Ancak zihinlerimiz bu tür içerikleri işleyecek donanıma sahip değildir ve bu içerikleri görmek ya da izlemek potansiyel olarak ikincil Travma Sonrası Stres Bozukluğuna yol açabilir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Uzmanlar, savaş görüntüleri ile başa çıkma konusunda ne öneriyor? </strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, savaş ile ilgili içeriklerin, etkilenen kişilerle empati kurmak, sürece ilişkin bilgilenmek ve yardım etmek istemek konusunda önemli bir rolünün var olduğunu dile getirerek, “Ancak ekran başında geçirilen sürenin artması, sürekli maruziyet ve travmatik içeriğe aşırı doygunluk kişinin ruh sağlığını oldukça etkilemektedir. Burada en önemli nokta bu tür videoları izleyip sürekli akışta kalmaktan mümkün olduğunca kaçınmak ve dikkat dağıtıcı başka aktivitelere katılım sağlamaya çalışmaktır. Hem çocuklar hem de yetişkinler için günlük rutinlerinin sürdürülmesi çok önemlidir.” şeklinde düşüncelerini anlattı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Endişeli hissetmeye başlarsanız cihazınızı kapatın</strong></p>
<p>Savaşla ilgili olarak görüntülenen içeriğin miktarını sınırlamak için sosyal medya platformlarından ayrılmanın her zaman kolay veya pratik olmadığını ifade den Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, bu konuyla ilgili zihinsel sağlık risklerini en aza indirmeye yardımcı olmak için önerilen bazı stratejileri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Gece uyumadan önce veya uyandığınızda olumsuz içeriğe bakmaktan kaçının; bu önemlidir çünkü rahatsız edici resim veya videolar izlemek endişeye neden olabilir, bu da sizi gece boyunca uyanık tutabilir veya gün boyunca etkileyebilir. Görüntülediğiniz veya paylaştığınız içeriğin doğru olduğundan, yanıltıcı ya da yanlış olmadığından emin olun. Duygularınızı değerlendirin; örneğin, endişeli hissetmeye başlarsanız cihazınızı kapatın ve içerikten uzaklaşın. Olumsuz haberler, sosyal medya gönderileri veya diğer sosyal medya platformları arasında zamanın farkında olmadan düşüncesizce gezinmeden kaçının. Bu tür içerikleri paylaşmamaya maksimum düzeyde özen gösterin.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kesintisiz-savas-goruntulerini-izlemek-hasta-ediyor-416282">Uzmanlar uyarıyor!!! Kesintisiz savaş görüntülerini izlemek hasta ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü Uyarıyor: Ruh Sağlığı, En Az Fiziksel Sağlık Kadar Önemlidir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-otsuka-medikal-direktorlugu-uyariyor-ruh-sagligi-en-az-fiziksel-saglik-kadar-onemlidir-415226</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2023 16:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[direktörlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[medikal]]></category>
		<category><![CDATA[önemlidir]]></category>
		<category><![CDATA[otsuka]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415226</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Otsuka her yılın 10 ekim günü kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü çerçevesinde önemli bilgiler derledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-otsuka-medikal-direktorlugu-uyariyor-ruh-sagligi-en-az-fiziksel-saglik-kadar-onemlidir-415226">Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü Uyarıyor: Ruh Sağlığı, En Az Fiziksel Sağlık Kadar Önemlidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Otsuka her yılın 10 ekim günü kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü çerçevesinde önemli bilgiler derledi. BM tarafından 1992 yılında ilan edilen 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün temel amacı, ruh sağlığına yönelik ayrımcılık ve damgalamanın azaltılması ve toplumsal farkındalık yaratılmasıdır. </strong></em></p>
<p><em><strong>Ruh sağlığı en az fiziksel sağlık kadar önemlidir. Profesyonel ve sosyal hayat üzerinde de belirleyici bir etkiye sahiptir. İyi bir ruh sağlığına sahip olmak, insanların yaşamın zorluklarına daha iyi uyum sağlamalarına yardımcı olur. </strong></em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>ABDİ İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü, Dünya Ruh Sağlığı Ayı kapsamında, ruh sağlığının önemi ve 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’ne dair kritik bazı bilgiler derledi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ruh sağlığı evrensel bir insan hakkıdır</strong></p>
<p>Her yılın 10 Ekim günü “Dünya Ruh Sağlığı Günü” olarak kutlanmaktadır. Bu tarih, Birleşmiş Milletler tarafından 1992 yılında belirlenmiştir. Bu kapsamda ruh sağlığına yönelik ayrımcılık ve damgalamanın azaltılmasına, daha iyi bir toplumsal destek sistemine zemin hazırlamaya yönelik olarak, ekim ayı boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenmedir.  Temel amaç ise toplumsal farkındalığı arttırmak, ruh sağlığının önemine vurgu yapmak, insanların bu konuda daha açık ve anlayışlı olmalarını teşvik etmek, bu konuda daha fazla dayanışma geliştirmektir.</p>
<p>Her yıl, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü ve ekim ayı bir tema etrafında kutlanır. Bu temalar, ruh sağlığına yönelik çeşitli konuları vurgular, aynı zamanda da sorunları gidermek ve sağlıklı bir yaşam tarzının bir parçası olarak ruh sağlığını teşvik etmek için tasarlanır. BM 2023 yılının temasını “Ruh sağlığı evrensel bir insan hakkıdır” olarak belirledi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ruh sağlığı, iş yaşamından insan ilişkilerine kadar hayatın her alanına etki eder</strong></p>
<p>Unutulmamalıdır ki ruh sağlığı en az fiziksel sağlığımız kadar önemlidir. İyi bir ruh sağlığına sahip olmak, insanların yaşamın zorluklarına daha iyi uyum sağlamalarına yardımcı olur. Aynı zamanda, ruh sağlığı sorunlarına erken müdahale edilmesi, daha ciddi sorunların önüne geçilmesine olanak tanır. Ruh sağlığı, insan ilişkileri, iş performansı, eğitim başarısı ve genel yaşam kalitesi üzerinde derin bir etkiye sahiptir.</p>
<p>BM’nin bu seneki temasında vurguladığı gibi ruh sağlığı evrensel bir insan hakkıdır ve herkesin ruh sağlığına saygı gösterilmesi ve desteklenmesi gerektiği unutulmamalıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-otsuka-medikal-direktorlugu-uyariyor-ruh-sagligi-en-az-fiziksel-saglik-kadar-onemlidir-415226">Abdi İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü Uyarıyor: Ruh Sağlığı, En Az Fiziksel Sağlık Kadar Önemlidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Fırtınaya Karşı Uyarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-firtinaya-karsi-uyariyor-408953</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Sep 2023 19:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[fırtınaya]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408953</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü (İSG) Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, fırtına anında alınacak tedbirler konusunda bilgi vererek, vatandaşları fırtınada uçacak cisimlerden uzakta yürümeleri konusunda uyardı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-firtinaya-karsi-uyariyor-408953">Uzmanlar Fırtınaya Karşı Uyarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü (İSG) Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, fırtına anında alınacak tedbirler konusunda bilgi vererek, vatandaşları fırtınada uçacak cisimlerden uzakta yürümeleri konusunda uyardı.</p>
<p><strong>Çatı altı, minare veya ağaç altlarından uzakta yürünmeli!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, fırtına anında alınacak tedbirler konusunda şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Fırtına anında alınacak tedbirler;</p>
<ol>
<li>Kapalı alanlarda bulunmalıdır.</li>
<li>Mutlaka dışarı çıkmamız gerekiyorsa, fırtına ile uçacak cisimlerden uzakta yürümek faydalı olacaktır. Çatı altı, minare veya ağaç altlarından uzakta kontrollü yürünmeli. Ana caddeler tercih edilmelidir.</li>
<li>Fırtınadan bir hasar oluşmuşsa, fırtınanın kesinlikle bitmesini beklemek gerekir. Gereken tamir bundan sonra yapılmalıdır.</li>
<li>Fırtına esnasında soba veya kaloriferlerin çalıştırılmaması olası zararları azaltacaktır.”</li>
</ol>
<p><strong>İnşaatlarda kule vinçler, inşaat dışındaki iskelelerde iş yapılmamalı</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, fırtına sırasında inşaatlarda alınacak önlemlere de işaret ederek, şunları dile getirdi:</p>
<p>“İnşaatlarda alınacak başlıca tedbirler;</p>
<ol>
<li>Fırtına başlamadan önce inşaat işleri, bina dışarıda yapılan işlere ara verilmeli.</li>
<li>İnşaatlarda kule vinçler, inşaat dışındaki iskelelerde iş yapılmamalı.</li>
<li>Bina dışına yapılan sıva, cephe giydirme işlemleri vs. önceden ara verilmeli. Bunların iskeleleri fırtınadan etkilenmeyecek şekilde güçlendirilmeli.</li>
<li>Fırtına sonrası yağmur olması ihtimaline karşı bodrum katlara yağmur suyu girmesini önleyici tedbirler alınmalı.”</li>
</ol>
<p><strong>Apartmanlarda oturanlar hangi tedbirleri almalı? </strong></p>
<p>Apartmanlarda oturanların alacağı tedbirlere de işaret eden Dr. Uçan, şöyle sıraladı:</p>
<p>“1. Tüm kapı ve pencereler güçlendirilmeli.</p>
<p>2. Balkonlarımızdaki masa ve sandalyeleri dairemizin içine alınmalı. İçeri alamıyorsak fırtınadan etkilenmeyecek şekilde sabitlenmeli. Balkon ve bahçelerdeki saksılar mümkünse daire içine alınmalı. Bu mümkün olmadığı durumlarda saksılar fırtınadan uçmayacak şekilde yere sabitlenmeli.</p>
<p>3. Su giderlerini kontrol edilmeli.</p>
<p>4. Pencerelerde panjur/kapak varsa bunlar kapatılarak sabitlenmeli.</p>
<p>5. Fırtına olacağı zaman diliminde piknik alanları veya sahillerden uzak durulmalı. Özelikle piknik alanlarında mangal yakılmamalı. Bu havalarda başlayacak orman yangınlarının rüzgâr etkisiyle hızlıca artacağı göz önüne alınmalı.</p>
<p>6. Kış dönemine girdiğimiz bugünlerde, bina çatıları yetkililerce kontrol ettirilmeli. Çatıların sağlam şekilde montajlarının olup, olmadığı kontrol edilmeli. Sağlam olmayanlar, sağlam hale getirilmeli.</p>
<p>7. Mümkünse araçlar kapalı otoparklarda muhafaza edilmeli. Yıkılma ihtimali olan yaşlı ağaçları budanarak emniyetli hale getirilmeli.”</p>
<p><strong>Fırtına sonrası hasarınız varsa…</strong></p>
<p>Fırtınaya bağlı hasar sonrasında yapılması gerekenleri de sıralayan Uçan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Fırtınadan dolayı kopan elektrik telleri, telefon telleri veya ne olduğu bilmediğiniz tellere dokunulmamalı. Su birikintisi içindeyse oradan uzaklaşılmalı. Elektrik teli ve kaçak varsa sudan dolayı dokunulmasa dahi elektrik çarpabilir. İstinat duvar çökmeleri ile karşılaşılabilinir. Bu şekildeki duvarlardan uzakta yürünmeli. Fırtınadan etkilenmiş bir hasar varsa, profesyonel yardım alınmalı.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-firtinaya-karsi-uyariyor-408953">Uzmanlar Fırtınaya Karşı Uyarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyarıyor! Yaşam Tarzı Alışkanlıkları Alzheimer Riskini Artırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yasam-tarzi-aliskanliklari-alzheimer-riskini-artirabilir-406581</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Sep 2023 13:40:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406581</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigara içmek, yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı, düşük fiziksel aktivite, yetersiz uyku ve yüksek stres seviyelerinin Alzheimer riskini artırdığını vurgulayan uzmanlar, yaşam tarzında yapılacak olumlu değişikliklerin Alzheimer riskini azaltmada önemli bir rol oynayabildiğini söylüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yasam-tarzi-aliskanliklari-alzheimer-riskini-artirabilir-406581">Uzmanlar Uyarıyor! Yaşam Tarzı Alışkanlıkları Alzheimer Riskini Artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sigara içmek, yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı, düşük fiziksel aktivite, yetersiz uyku ve yüksek stres seviyelerinin Alzheimer riskini artırdığını vurgulayan uzmanlar, yaşam tarzında yapılacak olumlu değişikliklerin Alzheimer riskini azaltmada önemli bir rol oynayabildiğini söylüyor. Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Ancak unutulmamalıdır ki yaşam tarzı değişiklikleri, mevcut Alzheimer hastalığını tedavi etmez; sadece riski azaltabilir veya hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, yaşam tarzı ve Alzheimer ilişkisi hakkında bilgi vererek, Alzheimer riskini azaltmanın yollarını anlattı.</p>
<p>Alp, Alzheimer hastalığının, yaşlı bireyler arasında hafıza kaybına ve zihinsel fonksiyon bozukluğuna yol açan yaygın bir nörodejeneratif hastalık olduğunu ifade ederek, hastalığın oluşumu üzerinde genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı faktörlerinin de etkili olabildiğini söyledi.</p>
<p>Yaşam tarzını optimize ederek Alzheimer riskini azaltabileceğimizi ifade eden Alp, sigara içmek, yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı ve düşük fiziksel aktivite gibi faktörlerin Alzheimer riskini artırabildiğine dikkat çekti. Alp, ayrıca yetersiz uyku ve yüksek stres seviyelerinin de riski yükseltebildiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Sosyal izolasyon ve yalnızlık Alzheimer riskini artırabilir </strong></p>
<p>Düzenli fiziksel aktivitenin, beyin sağlığına katkıda bulunduğunu ve Alzheimer riskini azaltabildiğini belirten Alp, şöyle devam etti:</p>
<p>“Özellikle yüzme, koşu, bisiklet gibi kardiyovasküler egzersizler ve ağırlık antrenmanları faydalı olabilir. Bu egzersizler, kan akışını artırarak ve inflamasyonu azaltarak beyin fonksiyonlarını korumaya yardımcı olur. Antioksidan açısından zengin meyve ve sebzeler, omega-3 yağ asitleri ve düşük doymuş yağ içeren diyetler, Alzheimer riskini azaltabilir. Akdeniz diyeti gibi sağlıklı beslenme planları, bu konuda etkili olabilir. Bulmaca çözme, satranç oynama veya yeni bir dil öğrenme gibi zihinsel aktiviteler, beyin plastisitesini artırabilir ve kognitif rezervi güçlendirebilir. Bu, Alzheimer&#8217;ın etkilerini geciktirebilir veya hafifletebilir.</p>
<p>Kronik stres, kortizol seviyelerini yükseltir ve beyin sağlığını olumsuz etkiler. Ayrıca sosyal izolasyon ve yalnızlık da Alzheimer riskini artırabilir. Stres yönetim teknikleri ve sosyal etkileşim, bu riski azaltmada yardımcı olabilir.<strong> </strong>Yetersiz uyku, beynin &#8220;temizlik&#8221; mekanizmalarını engeller ve toksik proteinlerin birikmesine yol açabilir. Uykusuzluk, bu nedenle Alzheimer riskini artırabilir.”</p>
<p><strong>Alzheimer riskini düşürmek için yaşam tarzında olumlu değişiklikler yapılmalı</strong></p>
<p>Uzman Psikolog Zeynep Betül Alp, Alzheimer ve yaşam tarzı değişiklikleri konusunda güncel araştırmalara atıfta bulunarak, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Güncel araştırmalar, yaşam tarzı değişikliklerinin Alzheimer riskini azaltabileceğini gösteriyor. Özellikle beslenme, egzersiz, kognitif eğitim gibi çoklu müdahalelerin bir arada uygulandığı çalışmalar, en umut verici sonuçları veriyor. Örneğin, aerobik egzersizin amiloid plak birikimini azaltabileceği belirtildi. Sağlıklı bir diyetin, özellikle Akdeniz diyetinin, bilişsel fonksiyonları korumada etkili olabileceği gösterildi. Ayrıca, uyku kalitesinin iyileştirilmesinin Alzheimer’ın etkilerini hafifletebileceği belirlendi. </p>
<p>Sonuç olarak, yaşam tarzınızda yapacağınız olumlu değişiklikler, Alzheimer riskinizi azaltmada önemli bir rol oynayabilir. Ancak unutulmamalıdır ki yaşam tarzı değişiklikleri, mevcut Alzheimer hastalığını tedavi etmez; sadece riski azaltabilir veya hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir. Her zaman bir sağlık uzmanıyla konsültasyon yapmanız önerilir.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-yasam-tarzi-aliskanliklari-alzheimer-riskini-artirabilir-406581">Uzmanlar Uyarıyor! Yaşam Tarzı Alışkanlıkları Alzheimer Riskini Artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyarıyor! Her Şeyin Fazlası Zarar Olduğu Gibi Suyun Fazlası da Zarar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-her-seyin-fazlasi-zarar-oldugu-gibi-suyun-fazlasi-da-zarar-405265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Sep 2023 13:40:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[fazlası]]></category>
		<category><![CDATA[gibi]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[şeyin]]></category>
		<category><![CDATA[suyun]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim koşularına, sıcak havalarda çalışmaya, sarf edilen efora ve terlemeye bağlı olarak miktarı artan günlük su tüketiminin erkekler için 3 litre, kadınlar için ise 2 litre olması gerekiyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-her-seyin-fazlasi-zarar-oldugu-gibi-suyun-fazlasi-da-zarar-405265">Uzmanlar Uyarıyor! Her Şeyin Fazlası Zarar Olduğu Gibi Suyun Fazlası da Zarar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mevsim koşularına, sıcak havalarda çalışmaya, sarf edilen efora ve terlemeye bağlı olarak miktarı artan günlük su tüketiminin erkekler için 3 litre, kadınlar için ise 2 litre olması gerekiyor. Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Vücut olması gerektiğinden fazla su aldığı takdirde kişide su zehirlenmesi yaşanabilir. Su zehirlenmesi vücudumuzda bulunan sıvılar içindeki elektrolitlerin dengesini bozup normal beyin fonksiyonlarına zarar verir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, sağlıklı bir insanın günlük su tüketimi konusunda bilgi vererek, son dönemde gündeme gelen su zehirlenmesi konusuna da ışık tuttu.</p>
<p>Sağlıklı bir erkeğin vücut ağırlığının yüzde 60’ı, sağlıklı bir kadının vücut ağırlığının da yüzde 50’sinin sudan oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Atamer, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sağlıklı bir insan 1.5 litresi idrar yoluyla, 1 litreye yakını ise nefes, terleme ve eklem hareketleriyle olmak üzere toplam 2.5 litreye kadar sıvı kaybedebilir. Kaybedilen sıvının yaklaşık yüzde 20’ye yakın kısmı gün boyunca yediklerimizle karşılanır.   Kalan 2 litreyi de su içerek yerine koymuş oluruz.</p>
<p>Hergün tükettiğimiz su miktarı konusunda genel fikir birliği olarak erkekler için 3 litre, kadınlar için 2 litre yeterlidir. Mevsim koşularına, sıcak havalarda çalışmaya, sarf edilen efora ve terlemeye bağlı olarak alınan su miktarı artmaktadır.”</p>
<p><strong>Su zehirlenmesi beyin fonksiyonlarına zarar veriyor </strong></p>
<p>Normal şartlar altında fazla su tüketmenin nadiren gerçekleştiğini kaydeden Prof. Dr. Atamer, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Ancak herşeyin fazlası zarar olduğunu bildiğimiz gibi suyun fazlası da zarardır. Vücut olması gerektiğinden fazla su aldığı takdirde kişide su zehirlenmesi yaşanabilir. Su zehirlenmesi vücudumuzda bulunan sıvılar içindeki elektrolitlerin dengesini bozup normal beyin fonksiyonlarına zarar verir.</p>
<p>Su az tüketildiğinde deri elastikiyetinde azalma, baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, kan basıncı düşüklüğü gibi şikayetler görülebilir. Bu bulgulara rağmen gerekli su alınmazsa ölümcül sonuçlar ortaya çıkabilir.</p>
<p>Hiponatremiye (sıvı fazlalığı veya sodyum azlığı) yol açan hastalıklar sonucu ortaya çıkan durumlarda su kısıtlaması yapılabileceğini kaydeden Prof. Dr. Atamer, kalp yetersizliği, karaciğer yetmezliği gibi hastalığı olanlarda klinik tabloya bağlı olarak su kısıtlaması yapılabildiğini de söyledi.</p>
<p><strong>Su hücrelerin şişmesine neden oluyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Atamer, “Su zehirlenmesi kişinin ihtiyaç duyulduğundan fazla su içilmesi ile kandaki su oranının artması sonucunda kandaki sodyum ve diğer minerallerin konsantrasyonunun azalması sonucu ortaya çıkar. Kandaki sodyum  miktarı 135 mg/lt altına düşerse hücrelerin içine giren su hücrelerin şişmesine ve beynin etkilenmesi sonucu su zehirlenmesi ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p><strong>“Sağlıklı bir birey fazla su içerse fazla idrara çıkar ve fazla su atılır”</strong></p>
<p> </p>
<p>Bir süre önce gündemde olan ABD’de 35 yaşında bir kadının 20 dakikada 2 litre su içilmesi sonrası ölümünün su zehirlenmesi sonucu olma  olasılığının düşük olduğunu kaydeden Prof. Dr. Atamer, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Sağlıklı bir birey fazla su içerse fazla idrara çıkar ve fazla su atılır. Ancak  birlikte olan hastalıklarda örnek olarak kalp yetmezliği, dekompanse karaciğer sirozu veya hiponatremik durumlarda hastalıkları şiddetlendirerek ölüme neden olabilir. Çok fazla su içmek tek başına ölünme neden olmaz. Sağlıklı bir insan çok fazla su içmez. Çok su içse de sağlıklı böbrekler idrar ile fazla suyu   atar.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-her-seyin-fazlasi-zarar-oldugu-gibi-suyun-fazlasi-da-zarar-405265">Uzmanlar Uyarıyor! Her Şeyin Fazlası Zarar Olduğu Gibi Suyun Fazlası da Zarar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 09:40:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alınmazsa]]></category>
		<category><![CDATA[denk]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[konusunda]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[oluşabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[seviyesine]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397144</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten uzmanlar, böyle bir gücün üretim ve kullanımının, herhangi bir tek elde toplanmasının dünya üzerindeki dengeleri değiştirebileceğini savunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144">Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten uzmanlar, böyle bir gücün üretim ve kullanımının, herhangi bir tek elde toplanmasının dünya üzerindeki dengeleri değiştirebileceğini savunuyor. Yapay zekânın kontrol edilmesi gereken döneme yaklaşıldığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, önlem alınmadığı takdirde bu teknolojinin nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabileceğini vurguluyor. Yapay zeka denetimlerinin nasıl uygulanacağı sorusunun henüz bir yanıtı olmadığına değinen Bingöl, küresel bir otoriteden çok her ülkenin kendine göre mevzuat ve yönetmelikleri olması gerektiğini ifade ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi SBF Dekan Yardımcısı, Yapay Zekâ Mühendisliği Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, yapay zeka modellerinin getirebileceği olası riskleri ve bu risklerin nasıl kontrol altına alınabileceği konusunda değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Yapay zekâlar, büyük bir alanda birçok kişinin işini elinden alabilir </strong></p>
<p>Her şeye muktedir yapay zeka modellerinin olası riskleri de beraberinde getirdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Kullanıcılarına büyük avantajlar sağlaması yüzünden, bu kişilerin insanlığı avucunun içine alması gibi medyatik riskleri şu an için düşünmek gereksiz. Ancak çok daha yakında etkileriyle yüzleşmemiz gereken birçok risk ve tehlike bizleri bekliyor.” dedi.</p>
<p>Sanayi devrimiyle birlikte, buharlı makinelerin insanların yapmış olduğu işleri elinden aldığını ama bunun yanında çok daha fazla iş alanı oluşturduğunu hatırlatan Bingöl, “Yapay zekâ için ‘yeni iş imkânları oluşturacak’ dense de son zamanlarda her kesimden insanın da dikkatini çeken genel modeller, buharlı makineler gibi insanların yaptığı işleri daha verimli yapmak için tasarlanmadılar. İnsanların yapabileceği her türlü bilişsel faaliyeti yapabilmek için tasarlandılar. Bu da demektir ki yeni iş imkânı olarak gördüğümüz her şey bir süre sonra tekrardan genel modeller tarafından öğrenilebilir. Sürecin hiçbir yerinde insana gerek kalmaksızın faaliyet gösteren işletmeler oluşabilir. Doğru yönetilmediği takdirde bu tür bir değişimin etkileri dünya üzerinde çok yıkıcı olabilir. Genel maksatlı yapay zekâlar, doktorluktan avukatlığa, yazılım mühendisliğinden yöneticiliğe kadar büyük bir alanda, birçok kişinin işini elinden alabilir. Bunun yanında 7 gün 24 saat çalışıp insan meslektaşlarından çok daha ucuz bir maliyet oluşturabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bu kadar önemli bir gücün tek elde toplanması dünya üzerindeki dengeleri değiştirebilir</strong></p>
<p>Yapay zekânın diğer bir aşaması olan ‘model oluşturma ve geliştirme aşaması’ için merkezi denetimin getirdiği risklerin düşünülmesi gerektiğine dikkat çeken Bingöl, bunun tek bir otorite tarafından yapılmasının önemli bir risk olduğunu söyledi.</p>
<p>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten Bingöl, “Bu kadar önemli bir gücün üretim ve kullanımının, küresel veya değil, herhangi bir tek elde toplanması dünya üzerindeki dengeleri değiştirebilir. Günümüzde nükleer gücün yarattığı sorunlar ve dünya güç dengesi üzerindeki rolü ortada.” dedi.</p>
<p><strong>Yeterli önlemler alınmazsa yapay zekâ teknolojisi nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabilir</strong></p>
<p>Yapay zekâ teknolojileri alanında önemli gelişmelere imza atmış bir şirket kurucu ve yöneticileri tarafından yayımlanmış bir makaleye değinen Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Makalede, yapay zekâ teknolojilerinin sorumlu bir şekilde kullanılması ve doğru şekilde denetlenmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu teknolojinin denetlenmediği takdirde, insan hayatı ve toplum üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecek riskler taşıyabileceği söyleniyor. Makaleye göre, yapay zekânın uluslararası kurumlar tarafından kontrol edilmesi gereken döneme yaklaşıldı ve yeterli önlemler alınmadığı takdirde bu teknoloji nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabilecek.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Küresel gücün bir güçler topluluğuna dönüştürülmesi başka sorular doğuruyor</strong></p>
<p>“Bu nükleer güç ve risk benzetmesinden yola çıkarsak, yapay zekâ teknolojisinin de küresel veya değil tek bir elde toplanmasının nasıl sonuçlar doğuracağı ve dünya güç dengesine nasıl etki edeceği açıktır.” diyen Bingöl, sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu riski azaltmak için, küresel gücün birden fazla aktörün olduğu bir güçler topluluğuna dönüştürülmesi ise başka sorular doğuruyor. Küresel gücü temsil eden unsurlar nasıl belirlenecek? Bu gücün kullanımı hangi süreçlere ve yetkilere bağlanacak? Anlaşmazlıklar nasıl giderilecek, onay ve veto hakları nasıl adil olarak yönetilecek?”</p>
<p><strong>Yapay zekâ iyi yönetilmezse daha fazla soruna ve güç dengesizliğine yol açabilir</strong></p>
<p>Pandemi sürecinde Dünya Sağlık Örgütü’nün çalışmalarından örnek veren Bingöl, “Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler&#8217;e bağlı olan ve toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan oldukça saygın ve kabul gören bir örgüt. Buna rağmen COVID-19 pandemisi döneminde, dünya üzerindeki toplumların tamamının acil sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesine ne derece katkı sağlayabildi? Pandemi döneminde aşı geliştirme gücünü elinde bulunduran devletler, dünya dengesi üzerinde etkili oldularsa hangi güç bunu nasıl kullandı? Görüldüğü gibi, yapay zekâ denetim ve sınırlandırmalarına çözüm olmasını beklediğimiz küresel otorite modeli, günümüzde başka konularda tecrübe ettiğimiz modellerin bütün sorunlarına çare olamadı. Yapay zekâ kadar güçlü bir teknolojinin iyi yönetilmediği taktirde daha fazla soruna ve güç dengesizliğine yol açabileceği ortada.” dedi.</p>
<p><strong>Üretim ve kullanımın her aşaması birçok farklı ve bağımsız otoriteye yayılabilir</strong></p>
<p>Yapay zekâ denetim ve sınırlandırmalarının, küresel bir gücün elinde bulundurduğu tek bir merkeze bağlı ‘devre kesici’ gibi yapılar olmak zorunda olmadığını aktaran Bingöl, “Çeşitli standartları, çalışma ve iz bırakma çerçevelerini, yetki denetimi alt yapılarını içeren, açık ve şeffaf denetlenebilir düzenlemeler, yasalar ve mevzuatlar olarak düşünülebilir. Bu konuda çeşitli aktörlerin rol ve sorumlulukları yasalar ve mevzuatlarla düzenlenebilir. Bu yetkiler dağıtılarak çok taraflı bağımsız kontroller sağlanabilir.   Kontrol dışına çıkan, tehdit ve tehlike yaratan çalışma durumlarında uyulması gereken müdahale politikaları belirlenebilir. Bu politikalar siber güvenlik prosedürlerinde olduğu gibi önceden prova edilebilir ve denetlenebilir. Üretim ve kullanımın her aşaması birçok farklı ve bağımsız otoriteye yayılabilir. Uluslararası bir otorite ile modellerin oluşturulması ve eğitilmesi gibi süreçleri denetlemek yerine, bir model oluşturulduktan sonra ‘insanların hayatlarını nasıl etkiliyor ve insanlara ait hakları ihlal ediyor mu?’ konusu denetlenmeli.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Ulusal bir tehdit içermeyecek düzeyde yapay zekâ kapasitesine ihtiyaç duyan kurumların önünde bir engel oluşmamalı</strong></p>
<p>Her teknolojik gelişim gibi yapay zekâ teknolojisinin de gelişimi için kaynaklara, ticari modellere ve ilgiye muhtaç olduğunu dile Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Yapay zekâ konusunda oluşturulacak denetimin ve sınırlandırmanın getireceği ilave önemli yükleri olacak. Yeni uyum süreçleri, zorunluluklar, süreçler finansman ve kaynak kullanımı sınırlandırmaları… Oysa, insanlık için varoluşsal veya ulusal bir tehdit içermeyecek düzeyde yapay zekâ kapasitesine ihtiyaç duyan kurumların önünde bir engel oluşmamalı.” dedi ve bu beklentiyi oluşturacak sınırların kim tarafından ve hangi kriterler ile belirleneceği sorusuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Denetimin ‘nasıl’ uygulanacağı konusunun henüz bir yanıtı yok</strong></p>
<p>Denetim ve sınırlandırmaların nasıl uygulanacağı ile ilgili daha alınacak çok yol olduğunu ifade eden Bingöl, “Bunun için devlet kurumlarının, teknoloji üreticilerinin ve bu konunun fikir öncülerinin beraber çalışması ve çözüm üretmesi kaçınılmaz. Özellikle bu çözümlerin, gelişim önünde engel olmadan ‘nasıl’ uygulanacağı çalışma konusudur ve henüz bir yanıtı yok. Uluslararası bir otorite oluşma fikri ise, bu yanıt bulduğunda bir anlam taşıyacak. Uluslararası bu otoritenin yetkilerinin bireysel, ulusal ve küresel güç sahibi firmalar ile nasıl uyum sağlayacağı, kullanacağı denetim mekanizmaları ve yetkileri gibi soruların da yanıtları netleşecektir.” dedi.</p>
<p><strong>Her ülkenin kendine göre mevzuat ve yönetmelikleri olmalı</strong></p>
<p>Küresel bir otoriteden çok her ülkenin veya ülkeler birliğinin, temel prensiplere ve uyuma sadık kalmak üzere, kendine göre uyarlayabileceği mevzuat ve yönetmelikleri olması gerektiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Karşılıklı yükümlülükler üzerine bir denge inşa edilmesi ülkemiz açısından da önemli riskleri bertaraf ederek, tersine avantajlar getirir.” dedi. </p>
<p>Türkiye’nin, birçok uluslararası organizasyon ve düzenlemelere tabi olduğunu, bunların getirdiği yükümlülüklere, bağımsızlığı ve güvenliğinden taviz vermeden uyum sağladığı ve taahhütlerini yerine getirebildiğini hatırlatan Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ülkemiz bunu sağlamak için gerekli resmi, kamu ve özel kurumlara, üniversite ve ar-ge merkezlerine, sivil toplum örgütlerine sahip. Bunlar arasında eşgüdümü sağlayacak mevzuatları oluşturma tecrübesi ve kapasitesi var. Küresel alanda Türkiye bu gibi organizasyonların da tam ortasında olmak zorunda. Güç dengesini korumak ve söz sahibi olmak üzere son yıllarda oldukça gelişmiş yapay zekâ teknolojilerini üretmesi, kullanması ve geliştirmesi ile bu durumu hak ediyor. Ayrıca adalet, hak ve hukuk konularında da yapay zekâ üzerinden öncü rolünü üstlenmeli.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144">Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buğday Derneği: Zehirsiz Sofralar Platformu uyarıyor: Tarım zehirleri soframızda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bugday-dernegi-zehirsiz-sofralar-platformu-uyariyor-tarim-zehirleri-soframizda-369149</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2023 08:16:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[buğday]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[platformu]]></category>
		<category><![CDATA[sofralar]]></category>
		<category><![CDATA[soframızda]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zehirleri]]></category>
		<category><![CDATA[zehirsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369149</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Birliği tarafından 2022 yılında 311’i pestisit (tarım zehiri) kalıntısı olmak üzere Türkiye kaynaklı 518 bildirim yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bugday-dernegi-zehirsiz-sofralar-platformu-uyariyor-tarim-zehirleri-soframizda-369149">Buğday Derneği: Zehirsiz Sofralar Platformu uyarıyor: Tarım zehirleri soframızda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği tarafından 2022 yılında 311’i pestisit (tarım zehiri) kalıntısı olmak üzere Türkiye kaynaklı 518 bildirim yapıldı. Son iki yılda rekor seviyeye ulaşan bildirim sayısı insan sağlığını tehlikeye atan tarım zehiri kullanımının iç pazarda da artmış olabileceği yönünde endişe yaratıyor.</p>
<p>AB Komisyonu, gıda ve yemlerde yapılan kontroller sırasında tespit edilen gıda güvenliği risklerini, Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) portalı üzerinden herkesin erişimine açık olacak şekilde bildiriyor. Alarm ve Dayanışma Ağı (ACN) bildirimlerin de dahil olduğu senelik raporlar yayınlanıyor. 2022 yılına ait rapor henüz yayınlanmadı ancak portal üzerinden yapılan bildirimlere göre Türkiye kaynaklı tarım zehiri bildirimlerinin sayısı 311’i pestisit olmak üzere toplam 518.</p>
<p>Türkiye kaynaklı bildirimlerin sayısının 2022 yılında 2021’e göre azaldığı görülse de bu azalma umut vaadetmekten çok uzakta. 2018’de 113, 2019’da 98, 2020’de 194 parti üründe limitlerin üzerinde tarım zehiri bildirimi yapılırken bu rakam 2021’de 613’e, 2022’de ise 518’e kadar yükseliyor.</p>
<p>2022’de pestisit bildirimi yapılan meyve ve sebzeler arasında en çok biber, limon, greyfurt, mandalina, portakal olmak üzere üzüm, asma yaprağı, patlıcan, kabak, domates, karpuz ve armut bulunuyor.</p>
<p>Son 2 yılda yapılan bildirimlerin yarısından fazlası pestisitlerden kaynaklanıyor. 2022 yılında bildirim yapılan ürünlerdeki pestisitler arasında Klorpirifos, Acetamiprid, Buprofezin, Prochloraz, Formetanate, İmazalil, Fenbutatin Oxide, Deltamethrin, Taufluvalinate, Flonicamid, Diafenhiuron gibi etken maddeler bulunuyor. 2019’da EFSA Klorpirifos ve Klorpirifos-metil maddesi için olası genotoksik ve nörolojik etkiler sebebi ile güvenli bir maruz kalma seviyesinin belirlenemeyeceği sonucuna varmıştı. Bu, herhangi bir bulgunun potansiyel sağlık riski taşıdığı anlamına gelir. Ülkemizde de 30.09.2021 tarihinde resmi yazıyla Fenbutatin Oxide’in, 31.12.21’de ise Klorpirifos Metil’in kullanımı sonlandırılmıştı. Buna rağmen ihraç edilen ürünlerde bu maddelerin bulunması yasaklı olan pestisitlerin de hâlâ sofralarımıza girebildiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Tarım zehirlerindeki artış rekor seviyede</strong></p>
<p>2021 yılına ait ACN raporu tarım zehiri kullanımının yüksek oranda arttığına dair çarpıcı veriler içeriyor. Rapora göre 2021 yılında en çok bildirilen gıda güvenliği riski pestisitler oldu ve tarihte ilk defa pestisitler 1231 bildirimle en üst seviyeye ulaştı. Bu sayı 2020 ile karşılaştırıldığında %61 daha fazla. 2019 yılının ise 4 katı.</p>
<p>2021 yılında en çok rapor edilen gıdalar, Türkiye menşeli ürünlerden kaynaklanıyor. AB üyesi olmayan ülkeler arasında Türkiye 405’i pestisit olmak üzere toplamda 613 bildirimle ilk sırada. Bunu 272’si pestisit kaynaklı olarak toplam 383 bildirimle Hindistan takip ediyor. Üçüncü sırada risk bildiriminin çoğunluğu gıda ile temas eden malzemelerden kaynaklanan 331 bildirimle Çin yer alıyor. AB üyesi ülkeler arasında ise Polonya 381 bildirim ile birinci, Fransa 256 bildirim ile ikinci, Almanya 210 bildirim ile üçüncü sırada. </p>
<p><strong>Dış pazarda itibar kaybı sürüyor</strong></p>
<p>Rekor seviyelerle tarım zehiri bildirimlerinde birinci sırada gelen Türkiye’nin tarımsal üretim potansiyeli yüksek olmasına rağmen ticari itibarı zarar görüyor. </p>
<p>2021 yılına ait raporda, tehlike ve ürün kategorisine göre yapılan değerlendirmede en çok bildirim yapılan 10 konu başlığının 3’ünde Türkiye’nin adı geçiyor. Sebebi 359 parti meyve ve sebzede pestisit, 57 parti meyve ve sebzede aflatoksin ve 39 parti tohum, kabuklu yemiş ve türevi ürünlerde aflatoksin tespit edilmiş olması.</p>
<p>Menşei Türkiye olarak bildirilen ürünlerden özellikle limon, portakal, mandalina ve greyfurt gibi narenciyelerdeki uygunsuzluklar sebebiyle 2020’de 191 olan RASFF bildirimlerinin sayısı (etilen oksit dikkate alınmadan) 2021’de 361&#8217;e çıktı. Bu nedenle Ekim 2021’de Türkiye’den AB’ye giden greyfurt hariç ilgili ürünler için sınırda kontroller %20 oranında artırıldı. </p>
<p>Avrupa Komisyonu limitlerin üzerinde tarım zehiri bildirimi yaptığı ülkelere düzenli olarak resmi mektuplar göndererek ülke yetkililerini tarımsal gıda zinciri boyunca hileli veya aldatıcı uygulamaların önlenmesi, kontrolün garanti altına alınması amacıyla soruşturma yapmaya ve alınan tedbirler hakkında bilgi vermeye davet ediyor. Ayrıca, bildirilen şirketlerden AB&#8217;ye ihraç edilmiş olan ve benzer uygunsuzluklar gösterebilecek benzer ürünlerin izini sürmeye çağırıyor. Ancak 2021 yılı raporuna göre Türkiye’nin gönderilen resmi mektuplara ilişkin cevap oranı %38 ile sınırlı kalmış ve çağrıların büyük kısmına cevap verilmemiş.</p>
<p><strong>İç pazarda endişe hakim</strong></p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı pestisit kalıntıları konusunda iç pazarda denetimler yapıyor. Ancak denetim sonuçlarının taklit ve tağşiş yapıldığı kesinleşen gıdalarda olduğu gibi şeffaflıkla paylaşılmaması, ihraç edilen ürünlerde pestisit kaynaklı bildirimlerin artması ve kullanımı sonlandırılan pestisitlere dair bildirimlerin bulunması iç pazara sunulan ürünlerde daha fazla pestisit bulunabileceğine dair tüketicilerde endişe yaratıyor.</p>
<p>Bakanlık yetkilileri tarafından Gıda Güvenliği Bilgi Sistemi’ne (GGBS) ülke genelindeki tüm gıda ve yem işletmeleri, bu işletmelere yönelik denetimler, alınan numuneler, numunelerin analiz sonuçları, işletmelere uygulanan idari cezalar, yaptırımlar, ithalat ve ihracat kayıtları gibi bilgiler giriliyor. Ancak bu bilgiler halkın erişimine açık değil. Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de GGBS verilerinin halkın erişimine açılmasını talep eden Zehirsiz Sofralar Platformu son dönemde rekor seviyeye ulaşan kalıntılı ürünlere ilişkin halkın endişelerinin giderilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>“Tarım zehirlerine mahkûm değiliz”</strong></p>
<p>Zehirsiz Sofralar Platformu çatısı altında faaliyet gösteren Pestisit Eylem Ağı’nın tüm canlılara zarar veren pestisitlerin yasaklanması ve doğa dostu yöntemler ile bunları kullanan üreticilerin desteklenmesi için başlattığı Zehirsiz Kampanya’ya (Change.org/ZehirsizSofralar) bugüne kadar 180 bine yakın kişi imza desteği verdi. Kampanya sayesinde pestisitlerin zararları konusunda kamuoyunda farkındalık yaratıldı.</p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı AB geçiş sürecinde 200’ün üzerinde, kampanya döneminde ise 27 pestisit aktif maddesinin kullanımını yasakladı. Ancak kampanya talepleri arasında yer alan Dünya Sağlık Örgütü’nün “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlediği 13 aktif maddeden 9’u hâlâ yasaklanmadı. Buğday Derneği Gıda Yüksek Mühendisi Merve Atınç, ülkemiz tarımında hâlâ kullanılan 9 pestisit aktif madde ile birlikte, başta bebeklerin ve çocukların hormon sistemine zarar veren, havayı, suyu ve toprağı kirleten pestisitlerin ivedilikle yasaklanması için tüm vatandaşları gıdasının sorumluluğunu alarak kampanyaya destek olmaya çağırıyor.</p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan, Pestisit Eylem Ağı tarafından hazırlanan “Zehirsiz Sofralar İçin Yol Haritası”nı dikkate almasını talep ettiklerini belirten Atınç, “Tarım zehirlerine mahkûm değiliz. Dünyada ve Türkiye’de pek çok çiftçi zehirsiz gıda üretiyor. Sağlıklı bir gelecek için daha fazla ekolojik ve ekonomik kayba ve hastalığa sebep olmadan bir stratejik eylem planı geliştirmeli, doğru politikalar izlenmeli ve böylece pestisitlere dayanan konvansiyonel tarım sisteminin yerini agroekolojik, organik ve onarıcı tarıma bırakması sağlanmalı.” diyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bugday-dernegi-zehirsiz-sofralar-platformu-uyariyor-tarim-zehirleri-soframizda-369149">Buğday Derneği: Zehirsiz Sofralar Platformu uyarıyor: Tarım zehirleri soframızda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar Uyarıyor: Kronik Hastalığı Olanlar ve Hamileler Ramazan&#8217;da Dikkatli Olmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kronik-hastaligi-olanlar-ve-hamileler-ramazanda-dikkatli-olmali-358988</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 07:58:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkatli]]></category>
		<category><![CDATA[hamileler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayının gelmesiyle birlikte gösterişli iftar sofraları pek çoğumuzu heyecanlandırmaya başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kronik-hastaligi-olanlar-ve-hamileler-ramazanda-dikkatli-olmali-358988">Uzmanlar Uyarıyor: Kronik Hastalığı Olanlar ve Hamileler Ramazan&#8217;da Dikkatli Olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ramazan ayının gelmesiyle birlikte gösterişli iftar sofraları pek çoğumuzu heyecanlandırmaya başladı. Kronik hastalığa sahip olanlar ve hamileler için ise durum biraz daha farklı: Onlar, “Acaba oruç tutabilecek miyim?” sorusuyla baş başalar&#8230; Uzmanlara göre, bu soruya mutlaka hekim kontrolünde cevap aranması gerekiyor. Liv Hospital hekimlerinden Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cem Arıtürk, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Saida Dashdamirova ile Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç kronik hastalığı olanlar ve hamileler için Ramazan’a özel uyarılarını ve önerilerini paylaştılar.</strong></p>
<p><strong><u>Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cem Arıtürk</u></strong></p>
<p><strong>Kalp dostu besinlerden Ramazan’da da vazgeçmeyin! </strong></p>
<p>Sağlıklı oruç konusunu kronik hastalıkların başında gelen kalp-damar hastalıkları açısından değerlendiren Liv Hospital Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cem Arıtürk “Bazı kalp-damar hastaları için oruç tutmak tehlikeli olacağından kesinlikle önerilmez. Dolayısıyla hastalar, doktorlarının önerileri doğrultusunda hareket etmeli, eğer doktorları izin vermiyorsa kesinlikle oruç tutmamalılar. Oruç tutabilecek kalp hastalarının ise Ramazan boyunca dikkatli olması gereken konu, beslenme şeklidir” dedi.</p>
<p>Kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltan, iyi kolesterolü artırarak kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olan besinlerin önemini hatırlatan Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Vücudumuzun ihtiyacı olan yağ tüketimi için ağırlıklı olarak sağlığımıza &#8216;iyi&#8217; gelen; diğer adıyla doymamış yağlı besinleri tercih edin. Doymuş yağ içeriği yüksek gıdaları ise belirli ve gerekli ölçülerde tüketin, &#8216;kötü&#8217; olarak nitelendirdiğimiz trans yağlardan mutlak suretle kaçının. Buna göre salata ve yemeklerinizde ağırlıklı olarak zeytinyağı ve ayçiçek yağını kullanabilir; zeytin, avokado, badem, ceviz, yer fıstığı, fındık, ay çekirdeği, mısır gibi besinler ile somon, uskumru, hamsi, alabalık gibi balık çeşitlerine beslenme düzeninizde yer verebilirsiniz.” </p>
<p><strong>Pide yerine bol tahıllı ekmek tüketin </strong></p>
<p>Aşırı ve sağlıksız karbonhidrat tüketiminin kan şekeri, kan basıncı, kan yağları seviyelerinin yükselmesine ve uzun vadede şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine de değinen Doç. Dr. Cem Arıtürk karbonhidrat tüketiminde lifli besinleri öneriyor:</p>
<p>“Sahurda nişasta ve şeker gibi karbonhidrat içeriği yüksek olan besinleri tercih edenler gün boyu açlık hissedeceklerdir. Daha uzun süre tok hissetmek için sahurda pide yerine bol tahıllı ekmekler tercih edin. Lif içeriği yüksek, az şekerli tam tahıllardan üretilmiş kahvaltılık gevrek, ekmek, makarna gibi besinler; kahverengi pirinç veya kinoa gibi tahıllar kan şekerini dengede tutacağı için faydalıdır.”</p>
<p><strong>Halsizliğe karşı protein ağırlıklı beslenin </strong></p>
<p>Doyurucu ve daha uzun süre tokluk için ise protein açısından zengin ve yüksek lifli besinleri tavsiye eden Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Dengeli ve yeterli miktarda protein almak, gün içinde gelişebilecek halsizliği ve yorgunluğu da engelleyecektir. Yumurta, et, balık, süt ve süt ürünlerinden oluşan hayvansal protein kaynakları ile kuru baklagiller, yulaf ezmesi, fındık, fıstık, badem ve chia tohumu gibi bitkisel protein kaynaklarının beslenme düzeninde dengeli dağılımı sağlanmalıdır” şeklinde bilgi verdi. </p>
<p><strong>Meyve suyu yerine meyve tüketmeyi tercih edin </strong></p>
<p>Doç. Dr. Cem Arıtürk sıvı tüketimi konusunda “Kadınlar için günde 2,5 litre, erkekler için 3,5 litre sıvı tüketimi vücuttaki sıvı dengesinin korunması açısından idealdir. Seçilebilecek en iyi içecek türü ise kaynağı bilinen, temiz sudur. Bunu ayran, taze sıkılmış meyve suları, sade soda, çay ve kahve izleyebilir. Ancak yine de meyvelerin bütün olarak yenmesinin, sadece sularının içilmesinden daha sağlıklı olduğunu unutmamak gerekir. Örneğin bir portakal, bir bardak portakal suyunun iki katı kadar lif; yarısı kadar şeker içerir” diye konuştu.  </p>
<p><strong><u>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Saida Dashdamirova</u></strong></p>
<p><strong>Ramazan’da şiddetli hipoglisemi vakaları artıyor</strong></p>
<p>Liv Hospital Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Saida Dashdamirova da oruç tutmanın, Diyabet hastaları için taşıdığı olası ve ciddi riskler hakkında bilgi verdi. Yapılan çalışmalarda Ramazan ayında şiddetli kan şekeri düşüklüğünün (hipoglisemi) yedi kat; şiddetli şeker yüksekliğinin ise dört kat artış gösterdiğine işaret eden Uzm. Dr. Saida Dashdamirova, “Yüksek riskli hastalar, oruç tuttukları zaman ciddi kan şekeri düşüklüğü ve kan şekeri yüksekliğinin yanı sıra vücutta sıvı kaybı (dehidratasyon), tansiyon düşüklüğü, bayılmalar, yaralanmalar, tromboz (kanda pıhtı oluşumu) gibi komplikasyonlar yaşayabilir” diyerek yüksek riskli olarak değerlendirilen Diyabet hastaları için oruç tutmamaları yönünde uyarıda bulundu: </p>
<p><strong>Yüksek riskli Diyabet hastaları oruç tutmamalı </strong></p>
<p>“Tip 1 diyabeti olanlar, akut hastalığı olanlar, diyalize girenler, ciddi şeker düşüklükleri yaşayanlar, şekerinin düştüğünü fark edemeyenler, üç aylık ortalama kan şeker testi yüzde sekizin üzerinde olanlar, son üç ayda diyabete bağlı koma, şeker yüksekliği veya düşüklüğü ile hastaneye yatışı olanlar, şeker hastalığına bağlı organ hasarı gelişenler, yalnız yaşayan insülin veya sulfanilüre grubu ilaç kullananlar, 75 yaş üzeri olan hastalar, çoklu insülin tedavisi alanlar yüksek riskli olarak değerlendirilir. Bu hastaların oruç tutması önerilmez, fakat oruç tutmakta ısrarcı olurlarsa kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturulmalı, hasta gerekli eğitimi almalı, her zamankinden daha sık parmak ucu kan şekeri kontrol edilmelidir. Parmak ucu kan şekeri ölçümü ve kan vermek orucu bozmaz. Hasta, kan şekerini ölçtüğünde 70 mg/dL&#8217;nin altında veya 300 mg/dL&#8217;nin üstünde olursa veya kendini kötü hissederse mutlaka orucunu bozmalı; kan şeker düzeyinde düzelme olmazsa hastaneye başvurarak tıbbi yardım almalıdır. Kan şekeri 70 mg/dl altında ölçüldükten sonra oruca devam etmek ise hayati risk getirebilir.”</p>
<p><strong>Düşük riskli Diyabet hastaları gerekli tedavi düzenlemelerini yaptırmalı </strong></p>
<p>Diyabet tanısı olan ve oruç tutmayı planlayan hastalar için ise mutlaka, Ramazan’dan 1-2 ay önce durum değerlendirmesi için doktor kontrolüne gitmiş olmaları gerektiğini hatırlatan Uzm. Dr. Saida Dashdamirova, “Düşük hipoglisemi riskine sahip olan ilaçlarla tedavi edilen ve üç aylık ortalama kan şeker testi yüzde sekizin altında olan hastalar son 3 ay içerisinde kan şekeri düşüklüğü veya yüksekliği nedeniyle hastaneye yatışı olmamışsa gerekli tedavi düzenlenmelerinden sonra oruç tutabilirler” şeklinde bilgi verdi. </p>
<p><strong><u>Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum &#8211; Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç </u></strong></p>
<p><strong>Anne adayları oruç tutabilir mi?</strong></p>
<p>Anne adayları için de gebelik döneminde oruç tutup tutamayacakları en sık merak edilen konulardan biri. Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç “Hamileyim, oruç tutabilir miyim? Tutarsam bunun bebeğime etkisi nasıl olur” gibi soruların cevabının her gebe için farklılık göstereceğini belirtti: </p>
<p>“Birçok çalışma, orucun gebelik ve bebek üzerinde yaptığı etkilerin anlamlı sonuçlar yaratmadığını göstermektedir. Fakat gebelikte düzenli ve kaliteli beslenme ile sıvı tüketimi düzeni oldukça önemlidir. Uzun süreli açlık durumunun ve sıvı alımının olmamasının genel etkilerini, gebelerin doktorları ile birlikte değerlendirmesini ve oruç tutma kararını buna göre almasını öneririm.”</p>
<p>Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç, oruç tutan anne adaylarında gözlemlenebilecek durumlar hakkında da bilgi verdi:</p>
<p><strong>Anne ve bebek için ne gibi olumsuzluklar gelişebilir?</strong></p>
<p>“Uzun süreli açlığa bağlı olarak anne kan şekerinin düşmesi, kan insülin artışı, kan yağ asitlerinde artış, tüm vücutta dolaşan damar içi kan hacminde azalma, kalpten pompalanan kanın azalması, vücut su dengesinin bozulması, böbreklere giden kan akımın azalması, idrar çıkışında azalma gibi olumsuz sonuçlar görülebilir. Gelişen bu değişimlere karşı bebeği korumaya yönelik mekanizmalar devreye girer. Bunun sonucunda bebekte hareket azlığı, bebeğin kanlanmasına destek sağlayan damarların kan hacminde azalma, amnios sıvı hacminde azalma gibi bebek adına olumsuz etkiler ile karşılaşabiliriz.”</p>
<p>Özellikle yaz aylarına denk gelen Ramazan dönemlerinde uzun süreli açlık ve susuzluğun bebek ve anne için negatif etkilenme olasılığını artırdığını hatırlatan Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç “Anne ve bebek ancak dokuz  saati aşmayan oruç saatlerinde bahsettiğimiz olumsuz etkileri tolere edebilir” dedi. </p>
<p><strong>Oruç tutacak anne adaylarına öneriler</strong></p>
<p>“Oruç tutmak konusunda kararlı olan gebelerin ise iftar ve sahur arasında zamanı bölerek beslenmeleri, yağlı karbonhidratlı gıdalar yerine tok tutucu protein desteği yüksek olan gıdaları tüketmeleri ve su içmeyi ihmal etmemeleri gerekir” şeklinde bilgi veren Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç bazı sağlık problemleri olan anne adaylarının ise kesinlikle oruç tutması gerektiğini hatırlattı. Op. Dr. Gamze Baykan Özgüç “Hipertansiyon, böbrek hastalığı, diyabet, erken doğum riski, bebek gelişme geriliği gibi var olan gebelik riskleri ile takip edilen gebeler kesinlikle oruç tutmamalıdır” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-kronik-hastaligi-olanlar-ve-hamileler-ramazanda-dikkatli-olmali-358988">Uzmanlar Uyarıyor: Kronik Hastalığı Olanlar ve Hamileler Ramazan&#8217;da Dikkatli Olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gayrimenkul uzmanı Şule Alp uyarıyor.. Panikle kaçış yanlış tercihe neden olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gayrimenkul-uzmani-sule-alp-uyariyor-panikle-kacis-yanlis-tercihe-neden-olabilir-358063</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 17:57:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alp]]></category>
		<category><![CDATA[gayrimenkul]]></category>
		<category><![CDATA[kaçış]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[panikle]]></category>
		<category><![CDATA[şule]]></category>
		<category><![CDATA[tercihe]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358063</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde yaşadığımız deprem, sel gibi üst üste gerçekleşen afetler sebebiyle deprem bölgelerinden ve özellikle olası İstanbul depreminden daha az riskli bölgelere doğru ciddi bir nüfus hareketliliği yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gayrimenkul-uzmani-sule-alp-uyariyor-panikle-kacis-yanlis-tercihe-neden-olabilir-358063">Gayrimenkul uzmanı Şule Alp uyarıyor.. Panikle kaçış yanlış tercihe neden olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde yaşadığımız deprem, sel gibi üst üste gerçekleşen afetler sebebiyle  deprem bölgelerinden  ve özellikle olası İstanbul depreminden daha az riskli bölgelere doğru ciddi bir nüfus hareketliliği yaşanıyor. </p>
<p><strong>Gayrimenkul uzmanı Şule Alp,</strong></p>
<p>“Ani karar ve panikle göç eden vatandaşlarımızın göç ettikleri yerlerin güvenli ve konforlu olması, iş imkanı, eğitim gibi faktörleri de düşünmeleri gerekmektedir. Risklerin  ortadan kaldırılması ya da etkilerinin azaltılmasına yönelik fikirler var. Göç etmek, riski azaltan bir önlem olarak görülüyor ancak burada ister istemez belli şehirler ön plana çıkacak. Özellikle olası İstanbul depremi sebebiyle insanlar göç etmek için harekete geçtiler,</p>
<p>Deprem bakımından Türkiye’nin en güvenli illeri; Konya, Karaman, Artvin, Rize, Trabzon, Ordu, Giresun, Yozgat, Samsun, Sinop, Kastamonu, Bartın, Kırklareli, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Niğde, Mardin, Şırnak, Siirt, Batman, Ardahan, Mersin, Antalya şeklinde açıklama yapılması sebebiyle bu şehirlere yoğun ilgi olduğunu ve olacağını söyleyebiliriz.”</p>
<p><strong>Son yaşanan depremlerin korkuttuğu İstanbullular, alternatif arayışına yöneldi. </strong></p>
<p>Gayrimenkul Uzmanı Şule Alp, “Fay hattından uzaklığı ve İstanbul&#8217;a yakın olması nedeniyle Edirne ve Kırklareli&#8217;ne talep arttı. İstanbul&#8217;da yaşayan çok sayıda vatandaş, Edirne ve Kırklareli&#8217;nden arsa ve ev almaya ya da kiralamaya başladı. Fay hattı üzerinde olan Tekirdağ ise tercih edilmediğini gözlemliyoruz. Deprem sebebiyle istanbulda yaşayan vatandaşlarımızın geçici veya mevsimsel olarak da kalabilecekleri yaşam alanlarına sahip olmak için ikinci  mekanlar alma arayışları bulunuyor. Bağ evi, köy evi, yayla evi, şehir çeperindeki doğala yakın meskenler, yazlıklar şuan da en çok talepler arasında özellikle  okul, hastane ve alışveriş merkezlerine ulaşım kolaylığı olan tek katlı veya az katlı yerlere olan ilginin fazlasıyla arttığını söyleyebiliriz. </p>
<p>Bu hareketlilik bir yandan kalabalık şehirlerin daha da kalabalık hale gelmesine, diğer yandan ise afet yaşanan illerin nüfusunun azalmasına sebebiyet verecektir. Böylelikle şehirler  arasındaki nüfus orantısı dengesiz bir hal alacaktır. Yaşadığımız acı deprem de büyük bir demografik etki uyandırma potansiyeline sahip olduğu için planlama ve takip gerektirmektedir. Nüfus ve göç hareketliliği bağlamında yetkili kurumların verileri sıklıkla ve açık bir şekilde paylaşmaları, bu bölgelerde araştırmacıların daha derinlemesine araştırmalar yapmaları fiziki ve psiko-sosyal çalışmaların dışında ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulan en önemli unsurlardan olacaktır.” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gayrimenkul-uzmani-sule-alp-uyariyor-panikle-kacis-yanlis-tercihe-neden-olabilir-358063">Gayrimenkul uzmanı Şule Alp uyarıyor.. Panikle kaçış yanlış tercihe neden olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor! Sürekli borsa ekranına bakmak bağımlılığa yol açabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-surekli-borsa-ekranina-bakmak-bagimliliga-yol-acabilir-357865</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 11:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığa]]></category>
		<category><![CDATA[bakmak]]></category>
		<category><![CDATA[borsa]]></category>
		<category><![CDATA[ekranına]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357865</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın her yerinde sosyal ve ekonomik düzeyi düşük bireylerin şans oyunlarında daha çok para harcadıklarını belirten uzmanlar, orta ve alt orta sınıfların ise sınıfsal konumlarına uygun olarak şans oyunları yerine daha çok borsa, coin ve kaldıraçlı forex piyasaları gibi alanlara yöneldiklerini ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-surekli-borsa-ekranina-bakmak-bagimliliga-yol-acabilir-357865">Uzmanlar uyarıyor! Sürekli borsa ekranına bakmak bağımlılığa yol açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyanın her yerinde sosyal ve ekonomik düzeyi düşük bireylerin şans oyunlarında daha çok para harcadıklarını belirten uzmanlar, orta ve alt orta sınıfların ise sınıfsal konumlarına uygun olarak şans oyunları yerine daha çok borsa, coin ve kaldıraçlı forex piyasaları gibi alanlara yöneldiklerini ifade ediyor. Borsayı oyun gibi görerek para yatıran bu kitlenin kader, şans gibi etkenlere inandıklarını vurgulayan Prof. Dr. Barış Erdoğan, gün içindeki gerilimlerden kaçarak hayallere dalmak için sürekli borsa ekranını takip ettiklerine ve bu durumun da bir süre sonra diğer bağımlılıklar gibi patolojik hale gelebildiğine dikkat çekiyor. </strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Barış Erdoğan, hem bireysel hem de sosyal sağlık açısından borsanın bir oyun gibi değil orta ve uzun vadeli bir yatırım alanı olarak kabul edilmesini tavsiye ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, orta ve orta alt sınıfların şans oyunlarına ve borsaya bakış açıları hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu, tavsiyelerini paylaştı.</p>
<p><strong>Ekonomik düzey düştükçe şans oyunlarına yönelim artıyor</strong></p>
<p>Dünyanın her tarafında sosyal ve ekonomik düzeyi düşük olan bireylerin riskli işlere daha çok para yatırdığı ve şans oyunlarına daha çok para harcadığının görüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Özellikle ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerde bu davranış biçimi daha da yaygınlaşıyor. Örneğin ABD&#8217;deki hanelerin piyango bileti harcamaları yılda yaklaşık 162 dolarken, düşük gelirli haneler yaklaşık 289 dolar harcıyorlar. Gelir seviyesi yılda 10 bin doların altına düşen bireyler ise yılda 597 dolarlık şans oyunu harcaması yapıyorlar.” dedi.</p>
<p><strong>Orta ve alt orta sınıflar borsaya yöneliyor</strong></p>
<p>Orta ve alt orta sınıfların sınıfsal konumlarına uygun olarak şans oyunlarının yerine daha çok borsa, coin ve kaldıraçlı forex piyasaları gibi alanlara yöneldiklerini ifade eden Prof. Dr. Barış Erdoğan “Ama bu oyuncular aynı şans oyunu oynar gibi bu finansal alanlarda hareket ediyorlar. Oysa borsalar bir yatırım yeridir. Ancak halkın ağzında genelde borsada oynamak ifadesi kullanılıyor. Bu söylem bir rastlantı değil gerçeğin açıkça dile gelmesidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kader ve şansa inanıyorlar</strong></p>
<p>Borsada hisselere parasını yatıran ve bunu oyun gibi gören orta ve orta alt sınıfların finansal okuryazarlık bilgisi yerine kader, şans, büyü veya akran gruplarının etkisiyle hareket ettiklerine dikkat çeken Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Borsa yatırımcı platformlarındaki yazışmalar, orta ve orta alt sınıfların borsa ve yatırımla nasıl bir ilişki kurduğunu açıkça gösteriyor. Toplumsal yapıdan kaynaklı hayal kırıklıklarını, dezavantajlı konumlarını ters düz etmek için bir gün hisselere bir başka gün coinlere bel bağlayan bu kitle, yatırım araçlarıyla adeta duygusal bağ kuruyor.  Platformlardaki yazışmalara baktığımızda bu yatırım enstrümanlarını bazen bir yarış atı gibi görüp ‘yürü oğlum, kızım’ diye yorum yazanlara, ‘bugün bari bizi güldür’ diye hisseden medet umanlara, ya da hisseye küfür edenlere çokça rastlanabiliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Borsayı bir şans oyunu olarak görüyorlar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Barış Erdoğan, borsayı bir şans oyunu gibi gören ve çoğunlukla da borsada kağıtlar belli bir seviyeye ulaştıktan sonra giriş yapan bu kitlenin fiyatların hep yükseleceğini umut ettiğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Tıpkı diğer kumar oyunlarındaki gibi borsa oyuncusu da sürekli sosyal statüsüyle ilgili memnuniyetsizliğini ve dezavantajlı konumunu kısa sürede düzeltebileceği hayaller eder. Borsa yükselirken oluşan aşırı iyimser hayaller, düşerken ise felaket senaryolarına dönüşür. Zorlukla oluşturulmuş yılların birikimi ya da borç para ile oluşturulan portföye bütün umutlar ve riskler bağlanıldığı için oyuncu gün içinde onlarca kez borsadaki durumu huzursuzca kontrol etme ihtiyacı duyar. Oysaki dünyanın en büyük borsa yatırımcılarından Warren Buffet’nin çalışma odasında bilgisayar bile yoktur. Bilinç değer yatırımcıları finansal raporları okuyarak, dünyadaki makro gelişmeleri takip ederek uzun vadeli yatırım yaparlar ve çoğu zamanda kazanan onlar olur.”</p>
<p><strong>Borsa takibi patolojik sorun haline gelebilir</strong></p>
<p>Borsaya giren orta ve orta alt sınıfların tıpkı kumarhaneye yeni girenler gibi ilk başta kazanıp borsa belli bir seviyenin üstüne çıkmışken kâğıt almaya başladıklarını belirten Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Ama borsa bir noktaya gelir ve düşüş başlar.  Oyuncu gün içindeki gerilimlerden kaçmak, umut, hayallere dalmak ve öfkesini kusmak için sürekli olarak borsa ekranını telefonundan bilgisayarından takip etmeye başlar. Bu süreç bir süre sonra adeta diğer bağımlılıklar gibi patolojik bir sorun haline de gelebilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Borsa oyun değil yatırım alanı olarak görülmeli</strong></p>
<p>Konsantrasyonun borsaya yoğunlaştırılmasının esas işleri ve aileyi zaman içinde geri plana doğru da atabileceğini ifade eden Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Türkiye borsaları akşam 18’de kapanır ama gece yarısına kadar Amerikan borsaları açıktır. Asya piyasaları, coin borsaları zaten 7 gün 24 saat açık. Böylece yatırım dünyası tüm zamanınızı ve uykularınızı çalabilir. Psikolojik ve sosyal olarak böylesi bir ortama hazır olmayanlar özellikle de orta ve orta alt sınıflar hem kişisel olarak bu işten zarar görüyorlar hem de iş, aile ve sosyal çevreleri olan ilişkilerini ihmal etme riski taşıyorlar. Yani hem maddi hem de manevi zarara uğrama ihtimalleri çok yüksek. O yüzden borsayı günlük bir oyun değil orta ve uzun vadeli bir yatırım alanı olarak görmek hem bireysel hem de sosyal sağlığımız için gerekli ve önemli.” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-surekli-borsa-ekranina-bakmak-bagimliliga-yol-acabilir-357865">Uzmanlar uyarıyor! Sürekli borsa ekranına bakmak bağımlılığa yol açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyarıyor: Her ailenin bir afet planı olmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-her-ailenin-bir-afet-plani-olmali-349505</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2023 07:21:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ailenin]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[planı]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş'ta 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde meydana gelen iki deprem, Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay'da büyük yıkıma yol açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-her-ailenin-bir-afet-plani-olmali-349505">Uzmanlar uyarıyor: Her ailenin bir afet planı olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kahramanmaraş&#8217;ta 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde meydana gelen iki deprem, Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay&#8217;da büyük yıkıma yol açtı. Binlerce kişinin yaşamını yitirdiği deprem felaketi, deprem öncesinde alınması gereken önlemleri de gündeme getirdi. İSG Uzmanı Dr. Rüştü Uçan deprem gibi büyük afetlere hazırlıkta aile fertlerinin iş birliğinde hazırlanacak “Aile Afet Müdahale Planı”na dikkat çekti. “Aile Afet Müdahale Planı, bilinçli yaşamın bir gereğidir” diyen Dr. Rüştü Uçan, evde yapısal ve yapısal olmayan tehlikelerin dikkate alınarak en güvenli ve riskli yerlerinin belirlenmesi gerektiğini söyledi. Yaşam alanlarının krokisinin çizilerek yaşam üçgeni olabilecek, afet ve acil durum çantası konulabilecek yerlerin belirlenmesi, tehlikeli olabilecek yerlerin ve alternatif çıkış ya da kaçış yollarının belirtilmesi gerektiğini söyledi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Rüştü Uçan, deprem başta olmak üzere herhangi bir afet durumunda aile bireylerinin paniğe kapılmadan hareket etmelerinin önemini hatırlattı. Dr. Rüştü Uçan, Aile Afet Müdahale Planının tüm aile fertleriyle beraber mutlaka yapılması gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Plan, paniğe kapılmadan doğru hareket etmeyi sağlar</strong></p>
<p>Aile Afet Planının, “herhangi bir afet durumunda aile bireylerinin paniğe kapılmadan doğru bir şekilde hareket edebilmesi için yapılması gereken plan” olduğunu belirten  Dr. Rüştü Uçan, “Herhangi bir afet durumunda aile bireylerinin hepsi bir arada olabileceği gibi, yaşam koşulları gereği hepsi ya da bir kısmı bir arada olamayabilir. Bu nedenle herhangi bir afet durumunda aile bireylerinin paniğe kapılmadan doğru bir şekilde hareket edebilmesi için yapılması gereken plandır. Bu plan, bilinçli yaşamın çok önemli bir gereğidir ve aslında hayatın tüm konuları ile ilgili planlı yaşamak mutluluğun en temel şartlarından da birisidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nerede bir araya gelineceği planlanmalı</strong></p>
<p>Aile Afet Müdahale Planında bulunması gereken noktalara değinen Dr. Rüştü Uçan, “Bu planda aile bireylerine direkt veya dolaylı olarak ulaşılabilecek il içi/il dışı iletişim bilgileri, ayrı yerlerde bulunuluyorsa en uygun nerede ve nasıl bir araya gelinebileceği, bir araya gelme durumu söz konusu olamayacaksa neler yapılması gerektiği, aile bireylerine ait kişisel bilgiler (kronik hastalık, engellilik, hamilelik, vb) ve kullanılan iletişim cihazlarının iletişimin daha etkin yapılabilmesi için teknik özelliklerinin yer alması önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Evcil hayvan bilgileri de bulunmalı</strong></p>
<p>Aile Afet Müdahale Planında iki sorumlunun belirlenmesi gerektiğini de vurgulayan Dr. Rüştü Uçan, “Planda aynı aile bireylerinde olduğu gibi varsa temizlik görevlisi, bebek bakıcısı, misafir gibi kişilere ait bilgilerin belirtilmesi, sahiplenilmiş evcil hayvanlarla ilgili bilgilerin belirtilmesi,</p>
<p>planda birinci sorumlunun zor şartlarda kalması göz önüne alınarak ikinci sorumlunun belirlenerek gerektiğinde aynen birinci sorumlu gibi davranabilmesi için gerekenlerin belirtilmesi sağlanmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Plan ilk 72 saate göre belirlenmeli</strong></p>
<p>Planın ağırlıklı olarak “altın saatler” şeklinde ifade edilen afet sonrası 72 saate göre belirlenmesi gerektiğini ifade eden Dr. Rüştü Uçan; </p>
<p>“- Ev ve iş yeri gibi yaşam alanlarının yapısal ve yapısal olmayan tehlikeler dikkate alınarak en güvenli ve riskli yerlerinin belirlenmesi öncelikli olmalıdır. </p>
<p>&#8211; Yaşam alanlarının krokisinin çizilerek özellikle yaşam üçgeni olabilecek, </p>
<p>&#8211; Afet ve acil durum çantası konulabilecek yerlerin, </p>
<p>&#8211; Tehlikeli olabilecek yerlerin ve alternatif çıkış ya da kaçış yollarının belirtilmesi gerekir. </p>
<p>&#8211; Yaşam alanlarında elektrik, doğalgaz ve su ana vanalarının/şalterlerinin, ilkyardım dolabının, yangın söndürme tüpünün, varsa kimyasal ya da tehlikeli maddelerin, ışıldak gibi malzemelerinin bulunduğu yerlerin krokide belirtilmesi gerekir.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyariyor-her-ailenin-bir-afet-plani-olmali-349505">Uzmanlar uyarıyor: Her ailenin bir afet planı olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
