<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>riskler | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/riskler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/riskler</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Apr 2026 12:38:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>riskler | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/riskler</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Çoklu Krizler Çağında Yeni Dünya Düzeni ve Riskler&#8221; panelinde yeni dönem dinamikleri tartışıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/coklu-krizler-caginda-yeni-dunya-duzeni-ve-riskler-panelinde-yeni-donem-dinamikleri-tartisildi-627206</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 12:38:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çağında]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[krizler]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627206</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Ekonomi Zirvesi 2026 kapsamında Zurich Sigorta Grubu Türkiye’nin katkısıyla düzenlenen “Çoklu Krizler Çağında Küresel Düzen ve Riskler” başlıklı panelde; küresel ölçekte eş zamanlı yaşanan ekonomik, jeopolitik ve toplumsal kırılmaların dünya düzenine etkileri kapsamlı biçimde değerlendirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/coklu-krizler-caginda-yeni-dunya-duzeni-ve-riskler-panelinde-yeni-donem-dinamikleri-tartisildi-627206">&#8220;Çoklu Krizler Çağında Yeni Dünya Düzeni ve Riskler&#8221; panelinde yeni dönem dinamikleri tartışıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Ekonomi Zirvesi 2026 kapsamında Zurich Sigorta Grubu Türkiye’nin katkısıyla düzenlenen “Çoklu Krizler Çağında Küresel Düzen ve Riskler” başlıklı panelde; küresel ölçekte eş zamanlı yaşanan ekonomik, jeopolitik ve toplumsal kırılmaların dünya düzenine etkileri kapsamlı biçimde değerlendirildi. Panelde, değişen güç dengeleri, artan belirsizlik ortamı ve Türkiye’nin bu yeni denklemdeki stratejik konumu çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Moderatörlüğünü Ahu Tanrıkulu’nun üstlendiği panelde; Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, Özyeğin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Evren Balta ve Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız konuşmacı olarak yer aldı. </p>
<p>Küresel Riskler Raporu’nun dünyanın artık istisnai değil kalıcı bir belirsizlik dönemine girdiğini net biçimde ortaya koyduğunu ifade eden <strong>Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, </strong>“Küresel Riskler Raporu, dünya genelinde 11 binden fazla iş insanı, akademisyen, kanaat önderi ve politikacı ile gerçekleştirildi. Bu denli geniş bir ekosistemden ortaya çıkan bu rapor, hepimiz için ciddi bir referans kaynağı olarak riskleri mercek altına alıyor. Raporda yer alan ilk 5 risk; ekonomik karışıklık, silahlı çatışmalar, olağanüstü hava olayları, toplumsal kutuplaşma, yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon. Önümüzdeki iki yıl için beklenen riskler de jeoekonomik karışıklık ve silahlı çatışmaların öne çıkması. Bu risklerin gerçekleştiğini görüyoruz. Araştırmaya katılan karar alıcıların yüzde 90’ının kötümser, yüzde 50’sinin ise felaket senaryosu beklemesi, tarihimizdeki en yüksek karamsarlık seviyesine işaret ediyor. </p>
<p>Küresel ölçekte yaşanan çoklu krizler, dünya düzeninin köklü bir dönüşümden geçtiğini gösteriyor. Bu yeni dönemde kurumlar için asıl fark yaratan, belirsizliği doğru okuyabilmek ve değişen risk ortamına karşı proaktif ve entegre bir yaklaşım geliştirebilmektir. Jeopolitik, ekonomik ve teknolojik gelişmeleri birlikte okuyabilen, dayanıklılığı merkeze alan bütüncül stratejiler geliştirmek kritik önem taşıyor. Bu ortamda Türkiye’ye bakacak olursak, ülkemizin 900 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmi bulunuyor ve Türkiye dünya ekonomik sistemine entegre bir yapıda. Türkiye olarak çok olumlu bir yoldayız. Doğru ekonomik ve politik hamlelerle yükselişimize devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Panelde, küresel sistemde artan kırılganlıkların ekonomik etkilerin ötesinde politik, sosyolojik ve psikolojik sonuçlar da doğurduğu ifade edildi. Özellikle son dönemde tırmanan jeopolitik gerilimlerin bölgesel sınırları aşarak küresel riskleri derinleştirdiği belirtilirken, bu risklerin ekonomi üzerindeki belirleyici etkisinin giderek arttığına işaret edildi. Bu çerçevede, iş dünyasının daha dirençli, esnek ve öngörü odaklı stratejiler geliştirmesi gerektiğinin altı çizildi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/coklu-krizler-caginda-yeni-dunya-duzeni-ve-riskler-panelinde-yeni-donem-dinamikleri-tartisildi-627206">&#8220;Çoklu Krizler Çağında Yeni Dünya Düzeni ve Riskler&#8221; panelinde yeni dönem dinamikleri tartışıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Okan Üniversitesi&#8217;nde Rehberlik Semineri: Riskler ve Çözüm Yolları Ele Alındı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbul-okan-universitesinde-rehberlik-semineri-riskler-ve-cozum-yollari-ele-alindi-626029</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:02:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler]]></category>
		<category><![CDATA[okan]]></category>
		<category><![CDATA[rehber]]></category>
		<category><![CDATA[rehberlik]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626029</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Aday İlişkileri Müdürlüğü tarafından üniversitenin Tuzla Kampüsü’nde düzenlenen Değişen Dünyada Rehberlik: Riskler ve Çözümler Semineri’ne İstanbul ve Gebze’den rehber öğretmenler katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-okan-universitesinde-rehberlik-semineri-riskler-ve-cozum-yollari-ele-alindi-626029">İstanbul Okan Üniversitesi&#8217;nde Rehberlik Semineri: Riskler ve Çözüm Yolları Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Aday İlişkileri Müdürlüğü tarafından üniversitenin Tuzla Kampüsü’nde düzenlenen Değişen Dünyada Rehberlik: Riskler ve Çözümler Semineri’ne İstanbul ve Gebze’den rehber öğretmenler katıldı. Rektör Prof. Dr. Güliz Muğan’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinliğin ilk oturumunda Dr. Öğretim Üyesi Ayşen Yenici, 21. Yüzyılda Yaşam Becerileri başlıklı konuşma gerçekleştirdi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Yenici, günümüz dünyasının belirsiz ve hızla değişen yapısına dikkat çekerek, öğretmenler ve öğrencilerin bu yeni düzene uyum sağlayabilmeleri için farklı becerilerle donatılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Öğretmenin rolü yeniden şekilleniyor”</strong></p>
<p>Yenici, eğitimde artık yalnızca akademik bilginin yeterli olmadığını şu sözlerle ifade etti: “Günümüz dünyası; değişken, belirsiz, karmaşık ve net olmayan bir yapıya sahip. Bu nedenle öğrencilerin sadece bilgiye değil; eleştirel düşünme, problem çözme, yaratıcılık ve iş birliği gibi becerilere sahip olması gerekiyor.”</p>
<p>“Öğretmenin rolü yeniden şekilleniyor” diyen Dr. Öğretim Üyesi Yenici, öğrenme sürecinde rehberliğin öne çıktığını. 21. yüzyıl becerilerinin kazandırılmasında öğretmenlerin rolünün dönüştüğünü, öğretmenin artık yalnızca bilgi aktaran değil; öğrenme sürecini tasarlayan ve öğrencinin motivasyonunu yönlendiren bir rehber olduğunu ifade etti.</p>
<p>Öğrenme süreçlerinde “akıl, kalp ve eller” bütünlüğünün önemini belirterek “Günümüz zorluklarına çözüm üretmek için aklın, kalbin ve ellerin birlikte çalışması gerekir” dedi.</p>
<p><strong>Öğretmenin İyi Oluş Hali ve Psikolojik Dayanıklılık</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Fatih Yurdalan, rehber öğretmenlerin öğrencilerle ve eğitim sistemiyle kurdukları ilişkilerde psikolojik dayanıklılığın kritik bir rol oynadığını vurguladı.</p>
<p>Zorluklarla başa çıkma deneyiminin önemine değinen Yurdalan: “Dayanıklılık, zorlukla karşılaşmadan gelişmez. Kişi bir sürecin altından kalktığında ‘ben bunu başardım’ duygusu oluşur ve bu, geleceğe dair umudu güçlendirir” dedi.</p>
<p>Psikolojik sorunlara yaklaşımın yalnızca belirtiler üzerinden değil, altta yatan nedenler üzerinden ele alınması gerektiğini belirterek, bu durumu şu sözlerle açıkladı: “Psikolojik belirtiler sinekler gibidir. Onları tamamen ortadan kaldırmak için bataklığı kurutmak gerekir.”</p>
<p>Rehber öğretmenlerin sahada karşılaştıkları zorluklara da değinen Yurdalan; artan iş yükü, tükenmişlik, ekonomik sorunlar, kurumsal baskılar ve toplumsal şiddet gibi faktörlerin öğretmenlerin psikolojik dayanıklılığını olumsuz etkilediğini belirtti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbul-okan-universitesinde-rehberlik-semineri-riskler-ve-cozum-yollari-ele-alindi-626029">İstanbul Okan Üniversitesi&#8217;nde Rehberlik Semineri: Riskler ve Çözüm Yolları Ele Alındı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekânın önerdiği diyet planları ergenler için riskler barındırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-onerdigi-diyet-planlari-ergenler-icin-riskler-barindiriyor-620801</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 10:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[ergenler]]></category>
		<category><![CDATA[modelleri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önerdiği]]></category>
		<category><![CDATA[planları]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zekanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620801</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, yapay zekâ tarafından oluşturulan diyet planlarının özellikle ergenlerde gelişimi olumsuz yönde etkileyebilecek riskler barındırdığını ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-onerdigi-diyet-planlari-ergenler-icin-riskler-barindiriyor-620801">Yapay zekânın önerdiği diyet planları ergenler için riskler barındırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, yapay zekâ tarafından oluşturulan diyet planlarının özellikle ergenlerde gelişimi olumsuz yönde etkileyebilecek riskler barındırdığını ortaya koydu. Yapay zekâlı diyet planlarının ergenlerde besin alımını önemli ölçüde kısıtlamayı önerdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, ergenlik döneminin büyüme ve gelişim açısından kritik bir dönem olması nedeniyle bu tür dengesiz beslenme modellerinin uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.</span></span></span></b></p>
<p><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan tarafından gerçekleştirilen “Artificial Intelligence Diet Plans Underestimate Nutrient Intake Compared to Dietitians in Adolescents” başlıklı araştırma çalışması, uluslararası bilimsel dergi Frontiers in Nutrition’da yayımlandı.</p>
<p><b>Diyetisyenlerin oluşturduğu bilimsel diyet planları ile karşılaştırıldı</b></p>
<p>Çalışmada yaygın olarak kullanılan yapay zekâ sohbet sistemleri tarafından oluşturulan diyet planları ile diyetisyenler tarafından bilimsel kılavuzlara uygun şekilde hazırlanan diyet planları karşılaştırıldı.</span></span></span></span></span></span><br /> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Beş yapay zeka modeli ile 60 adet diyet planı oluşturuldu</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ tabanlı beslenme önerilerinin halk arasında giderek yaygınlaşsa da özellikle büyüme ve gelişme dönemindeki ergenler için üretilen diyetlerin doğruluğu ve güvenilirliğinin yeterince bilinmediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Bu çalışma, farklı yapay zekâ modelleri tarafından oluşturulan diyetlerin besin içeriğini diyetisyen referans planlarıyla karşılaştırarak yapay zekanın klinik geçerliliğini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Bu kesitsel ve karşılaştırmalı çalışmada, dört standartlaştırılmış ergen profili için beş yapay zekâ modeli tarafından iki oturumda toplam 60 adet üç günlük diyet planı oluşturulmuştur. Her profil için bir diyetisyen referans planı hazırlanmıştır. Enerji ve makro-mikro besinler BeBiS (Beslenme Bilgi Sistemi) ile analiz edilmiştir. Karşılaştırmalar tek örneklem <i>t-</i> testi, Cohen&#8217;s d ve Bland-Altman uyum analizleri ile değerlendirilmiştir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Önemli sapmaların oluşabildiği gösterildi</span></span></span></b></p>
<p><span><span><span>Araştırma sonuçları, yapay zekâ tarafından oluşturulan diyet planlarının özellikle ergenlerde günlük enerji ihtiyacını ortalama yaklaşık 700 kcal daha düşük hesaplayabildiğini ve makro besin dağılımında karbonhidratın azalması, protein ve yağ oranlarının artması yönünde sapmalar oluşabildiğini gösterdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ modellerinin, enerji (sapma: +695 kcal), protein (+19,9 g), lipit (+15,8 g) ve karbonhidrat (+114,6 g) değerlerini sistematik olarak düşük hesaplama eğiliminde olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Makro besin yüzdelerinde, protein (Yüzde 21,5–23,7) ve lipit (Yüzde 41,5–44,5) oranları önerilen ergen kılavuzlarının üzerindeyken, karbonhidrat oranları (Yüzde 32,4–36,3) önemli ölçüde altındaydı. Mikro besin içeriklerinde modeller arasında önemli farklılıklar gözlemlendi ve hiçbir model tüm besinler açısından diyetisyene tutarlı bir yakınlık göstermedi” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ergenlik döneminde dengesiz beslenme modelleri risk oluşturuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ modellerinin, ergenler için hazırlanan diyet planlarında hem makro hem de mikro düzeyde klinik olarak önemli sapmalar gösterdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, ergenlik döneminin büyüme ve gelişim açısından kritik bir dönem olması nedeniyle bu tür dengesiz beslenme modellerinin uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Bulgular, yapay zekâ tabanlı diyet önerilerinin profesyonel gözetim olmadan kullanılmasının uygun olmadığını ve bu alanda daha güvenilir veri üretimi için model iyileştirmelerine duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır” dedi.</p>
<p><b>Araştırma uluslararası basında yer aldı</b></p>
<p>Çalışma yayımlanmasının ardından uluslararası basında da geniş yer buldu. Araştırma bulguları, 30’a yakın uluslararası medya kuruluşunda haber olarak yer aldı.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-onerdigi-diyet-planlari-ergenler-icin-riskler-barindiriyor-620801">Yapay zekânın önerdiği diyet planları ergenler için riskler barındırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maltepeli kadınlara dijital riskler ve korunma yolları anlatıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepeli-kadinlara-dijital-riskler-ve-korunma-yollari-anlatildi-618979</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 15:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[anlatıldı]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[maltepeli]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618979</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi Cevizli Kadın Danışma ve Sosyal Yaşam Merkezi’nde hizmet alan kadınlara yönelik  “Teknoloji Çağında Kadınlar: Dijital Riskler ve Korunma Yolları” konulu seminer düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepeli-kadinlara-dijital-riskler-ve-korunma-yollari-anlatildi-618979">Maltepeli kadınlara dijital riskler ve korunma yolları anlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi Cevizli Kadın Danışma ve Sosyal Yaşam Merkezi’nde hizmet alan kadınlara yönelik  “Teknoloji Çağında Kadınlar: Dijital Riskler ve Korunma Yolları” konulu seminer düzenlendi. Maltepe Belediyesi ve Yeditepe Üniversitesi iş birliğiyle organize edilen seminerde dijital şiddet türleri, güvenli internet kullanımı, dijital şiddete maruz kalınması halinde neler yapılabileceği konu başlıkları ele alındı. Seminere konuşmacı olarak katılan Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Işıl Işık, teknolojinin gelişmesiyle birlikte kadınlara yönelik şiddetin dijital alanda da büyüdüğüne dikkat çekerek, Birleşmiş Milletler raporlarına göre her iki kadından birinin yaşamı boyunca en az bir tür dijital şiddete maruz kaldığını kaydetti.</p>
<p><b>KADINLAR, DİJİTAL ŞİDDETİN HEDEFİNDE</b></p>
<p>Işık, kadınların yapay zekâyla ve veri ihlalleriyle dijital şiddetin hedefinde olduğuna dikkat çekerek, siber zorbalığın, kişisel bilgilerin ifşasının, nefret ve cinsiyetçi nefret söyleminin, rızaya dayanmayan samimi görüntülerin paylaşımının, siber ve kimlik hırsızlığının dijital şiddet türleri arasında bulunduğunu ifade etti. Katılımcıları sosyal medya ve telefon güvenliği, dijital sınır koyma ve korunma yolları, destek ve başvuru mekanizmalarıyla ilgili bilgilendiren Işık daha sonra katılımcıların sorularını yanıtladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepeli-kadinlara-dijital-riskler-ve-korunma-yollari-anlatildi-618979">Maltepeli kadınlara dijital riskler ve korunma yolları anlatıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Jeopolitik gerilimler, denizcilikte hukuki desteğin önemini artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/jeopolitik-gerilimler-denizcilikte-hukuki-destegin-onemini-artiriyor-617874</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[denizcilikte]]></category>
		<category><![CDATA[desteğin]]></category>
		<category><![CDATA[gerilimler]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki]]></category>
		<category><![CDATA[jeopolitik]]></category>
		<category><![CDATA[Kazalar]]></category>
		<category><![CDATA[önemini]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617874</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye deniz taşımacılığında dünya sıralamasında ilk 10’a yükselirken, ABD/İsrail-İran çatışması başta olmak üzere tırmanan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle bu alanda hukuki desteğin önemi de giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jeopolitik-gerilimler-denizcilikte-hukuki-destegin-onemini-artiriyor-617874">Jeopolitik gerilimler, denizcilikte hukuki desteğin önemini artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye deniz taşımacılığında dünya sıralamasında ilk 10’a yükselirken, ABD/İsrail-İran çatışması başta olmak üzere tırmanan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle bu alanda hukuki desteğin önemi de giderek artıyor. Avukat Seda Yılmaz, her ne kadar bölgesel çatışma, doğal afet, salgın gibi durumlar mücbir sebep kabul edilse de armatörden lojistik firmasına kadar zararın karşılanması için tüm paydaşlara düşen sorumluluklar olduğuna dikkati çekti. </strong></p>
<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın açıklamasına göre bin groston ve üzeri Türk sahipli deniz ticaret filosu, 53,1 milyon detveyt kapasitesiyle dünyada 10. sıraya yükseldi. TÜİK verilerine göre geçen yıl, deniz yoluyla taşınan ihracat yükü ise yüzde 5,2 artarak 153 milyar 816 milyon doları buldu. İhracatın yüzde 56,3’ü deniz yoluyla taşınırken, çatışmalar, kazalar ve diğer riskler nedeniyle bu alanda hukuki desteğe ihtiyaç da büyüyor. </p>
<p>Türkiye’nin denizcilikteki atılımını değerlendiren Avukat Seda Yılmaz, <em>“Filomuzun büyümesi, dünyaya açılmayı da beraberinde getiriyor ancak denizcilik, kazançlı olduğu kadar riskli de bir alan.”</em> dedi. <strong> </strong></p>
<p><strong>Kazalar ve Güvenlik Riskleri Artıyor</strong> </p>
<p>Yılmaz, gemi yangınları, kazalar, korsan saldırıları ve savaş risklerinin milyarlarca dolarlık kayıplara yol açtığını belirterek, <em>“En son yayımlanan uluslararası istatistiklere göre küresel deniz kazaları, 2024’te yüzde 10 artarak 3.310’a ulaştı. 2025 yılında ise korsan saldırılar yüzde 18’lik artışla 137’ye çıktı.”</em> bilgilerini paylaştı.   </p>
<p><strong>“Savaş Riskleri Doğru Yönetilmeli</strong>” </p>
<p>ABD/İsrail-İran çatışması ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere de değinen Yılmaz, <em>&#8220;Orta Doğu&#8217;daki sıcak çatışma bölgelerinde seyreden gemilerin sigorta poliçelerindeki özel şartlar ve &#8216;savaş riskleri&#8217; klozlarının doğru yönetilmesi, çok önem kazandı. Çatışma dönemlerinde, bölgeden geçecek tankerler için sağlanan teminatlar kapsam dışı bırakılabiliyor veya ek prim karşılığında yeniden düzenlenebiliyor. Hasar ve kazalarda sorumluluk paylaşımı, mücbir sebep değerlendirmesi, sigorta tazminatları ve dava süreçleri, uluslararası hukuk desteğini ve öngörülebilir sözleşmelerin gereğini zorunlu kılıyor.”</em> diye konuştu.</p>
<p><strong>“Hasar Durumlarında Her Dakikanın Önemi Var”</strong></p>
<p>Yılmaz, hasar ve kazalarda hızlı müdahalenin şart olduğunun altını çizdi. Hasarın tespiti için gemi veya limanda hazırlanacak rapor ve bildirimlerin vakit kaybetmeden yapılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, <em>“Tüm tarafların, risklere önceden ne kadar hazır oldukları da sorumluluğun hafiflemesi açısından belirleyici olabiliyor. Mücbir sebep durumunda zararı önleme tedbirlerinin ve alternatif planların devreye girmesi büyük önem taşıyor.”</em> ifadelerini de kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jeopolitik-gerilimler-denizcilikte-hukuki-destegin-onemini-artiriyor-617874">Jeopolitik gerilimler, denizcilikte hukuki desteğin önemini artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul’da Konut Yatırımı 2026: Riskler, Fırsatlar ve Beklentiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbulda-konut-yatirimi-2026-riskler-firsatlar-ve-beklentiler-617317</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 11:46:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beklentiler]]></category>
		<category><![CDATA[fırsatlar]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[otomatik]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[taslak]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gayrimenkul sektörü; ekonomik göstergeler, faiz oranları, kentsel dönüşüm projeleri ve yatırım eğilimleri doğrultusunda her yıl yeniden şekillenmektedir. Özellikle İstanbul gibi dinamik ve yüksek hacimli bir pazarda, doğru analiz ve öngörü büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbulda-konut-yatirimi-2026-riskler-firsatlar-ve-beklentiler-617317">İstanbul’da Konut Yatırımı 2026: Riskler, Fırsatlar ve Beklentiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu kapsamda, sektör deneyimi ve saha tecrübesiyle dikkat çeken Dilge Emlak Gayrimenkul Danışmanı Mehveş Düzcü ile 2026 yılı itibarıyla İstanbul emlak piyasasının mevcut durumunu, yatırım trendlerini ve gelecek beklentilerini değerlendirdik.</p>
<p><strong>1) 2026 yılı itibarıyla İstanbul emlak piyasasının genel gidişatını nasıl değerlendiriliyorsunuz?</strong></p>
<p>2026 yılı itibarıyla <strong>İstanbul emlak piyasası</strong>, yapısal talebin güçlü seyrettiği bir görünüm sergilemektedir. Enflasyon ve faiz oranlarına bağlı olarak piyasa dengeli bir şekilde ilerlemekte ve uzun vadede büyüme eğilimini sürdürmektedir. İstanbul, metrekare ve lokasyon bazlı fiyat seviyeleri dikkate alındığında Türkiye’nin en yüksek fiyatlı konut pazarına sahip şehirlerinden biri konumundadır.</p>
<p><strong>2) Faiz oranlarının 2026’da konut satışlarına etkisi nasıl şekillendi?</strong></p>
<p>Türkiye’de mevduat faiz oranlarının yüksek seyretmesi, yatırımcıların konut yerine mevduat araçlarına yönelmesine neden olmuştur. Konut kiralarının görece düşük kalması ve mevduat faizlerinin garantili, yüksek getiri sunması; yatırım tercihlerinde önemli bir belirleyici olmuştur.</p>
<p><strong>3) 2026’da İstanbul’da en çok talep gören ilçeler hangileri oldu?</strong></p>
<p>2026 yılında konut talebinin yoğunlaştığı ilçeler arasında; Esenyurt, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Bahçelievler, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Kartal, Pendik, Çekmeköy, Sancaktepe ve Ümraniye yer almaktadır.</p>
<p>Bu bölgelerde geliştirilen yeni ve ulaşılabilir fiyatlı projeler, özellikle orta gelir grubundaki alıcılar tarafından yoğun ilgi görmektedir.</p>
<p>Merkezi ve prestijli lokasyonlar olan Kadıköy ve Beşiktaş ise yaşam kalitesi, sosyal donatılar ve konfor unsurları nedeniyle üst gelir grubundaki yatırımcılar tarafından tercih edilmektedir.</p>
<p><strong>4) Yabancı yatırımcıların İstanbul gayrimenkul piyasasına ilgisi artıyor mu?</strong></p>
<p>2025 yılı genelinde yabancı yatırımcı ilgisinin önceki yıllara kıyasla azaldığı gözlemlenmiştir. Ekonomik belirsizlikler ve döviz kuru riskleri yatırımcıları daha seçici davranmaya yönlendirmiştir. 2015–2025 döneminde işlem hacimleri yüksek seviyelerde seyretmiş olsa da mevcut dönemde özellikle ikamet ve vatandaşlık amacı taşıyan yatırımcıların piyasada daha aktif olduğu görülmektedir.</p>
<p><strong>5) Kentsel dönüşüm projeleri arz-talep ve fiyatları nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>İstanbul’da kentsel dönüşüm; deprem riski, sınırlı arsa üretimi ve yüksek nüfus yoğunluğu nedeniyle piyasayı doğrudan etkilemektedir.</p>
<p>Dönüşüm sürecinde bölgede satılık ve kiralık konut arzı azalmakta, aynı lokasyonda kalmak isteyen talep nedeniyle fiyatlar yukarı yönlü hareket etmektedir. Projelerin tamamlanmasıyla birlikte arz artmakta ve fiyat artış hızı dengelenmektedir. Özellikle son yıllarda yaşanan deprem gerçeği, Anadolu Yakası’nda dönüşüm sürecini hızlandırmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>6) 2026’da konut fiyatlarında reel artış mı bekleniyor?</strong></p>
<p>2025 yılında konut fiyatlarının yükseldiği; ancak enflasyonun üzerinde güçlü bir reel artış göstermediği değerlendirilmektedir. 2026 yılında ise ekonomik dengelerle uyumlu, kontrollü bir artış öngörülmektedir. Kredi ve mevduat faiz oranlarındaki olası düşüşler talebi artırabilir; artan talep ise arzın seçici davranmasına ve fiyatların yukarı yönlü güncellenmesine neden olabilir.</p>
<p><strong>7) Kiralık konut piyasasında arz sıkıntısı devam ediyor mu?</strong></p>
<p>Kiralık konut piyasasında arz sıkıntısı devam etmektedir. Kira artış sınırlamaları ve hukuki süreçlerin uzunluğu, mevcut kiracıların tahliye oranlarını düşürmüştür. Bu durum, yeni kiraya verilecek konut sayısını azaltmış; yüksek kira beklentileri ise tahliye ve kira tespit davalarının artmasına yol açmıştır.</p>
<p><strong>8) Yeni projeler mi yoksa ikinci el konutlar mı daha fazla tercih ediliyor?</strong></p>
<p>Deprem hassasiyeti nedeniyle 2026 yılında yeni projelere olan talep artmıştır. Bununla birlikte ikinci el konutlarda pazarlık payının daha yüksek olması önemli bir avantajdır.</p>
<p>Uzun vadeli yatırım planlayanlar için yeni projeler; daha merkezi ve uygun bütçeli seçenek arayanlar için ise dönüşüm potansiyeli olan ikinci el konutlar değerlendirilebilir.</p>
<p><strong>9) Lüks konut segmentinde talep durumu nedir?</strong></p>
<p>Lüks konut segmentinde 2026 yılında talep güçlü seyrini korumaktadır. Yüksek gelir grubuna sahip profesyoneller ve yöneticiler; geniş metrekare, deniz manzarası, güvenlik, sosyal donatılar ve özel mimari tasarım gibi unsurları önceliklendirmektedir. Bu kriterler lüks segmenti cazip kılmaya devam etmektedir.</p>
<p><strong>10) İstanbul yatırım amaçlı konut için hâlâ cazip mi?</strong></p>
<p>İstanbul, uzun vadede reel varlık niteliği taşıyan konut yatırımı açısından cazibesini korumaktadır. Ancak her proje yatırım için uygun değildir. Doğru lokasyon, doğru proje ve doğru zamanlama belirleyici unsurlardır. Kentsel dönüşüm bölgeleri ve gelişim aksları potansiyel prim fırsatları sunabilmektedir.</p>
<p><strong>11) Döviz kuru ve enflasyon emlak fiyatlarını nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Döviz kurlarındaki artış, inşaat maliyetlerine doğrudan yansımakta ve yeni konut fiyatlarını yukarı çekmektedir. Enflasyon karşısında tasarruflarını korumak isteyen yatırımcılar ise gayrimenkulü güvenli liman olarak değerlendirmektedir.</p>
<p><strong>12) Metrekare bazında en hızlı değer kazanan bölgeler hangileri?</strong></p>
<p>Ulaşım altyapısına yakın bölgeler (metro, Marmaray ve hızlı hatlar) metrekare bazında daha hızlı değer kazanmaktadır.</p>
<p>Özellikle Kadıköy Bağdat Caddesi çevresi ile Beşiktaş, Etiler ve Nişantaşı gibi merkezi lokasyonlar yüksek değer artışı göstermektedir.</p>
<p>Toplu konut projelerinin yoğun olduğu Ataşehir, Başakşehir ve benzeri gelişim bölgeleri de ikinci sırada güçlü prim potansiyeli sunmaktadır.</p>
<p><strong>13) Dijital ilan platformlarının sektöre etkisi nedir?</strong></p>
<p>Dijital ilan platformları, İstanbul gibi rekabetin yoğun olduğu pazarlarda hedef kitleye erişimi kolaylaştırmakta ve bölgesel fiyat karşılaştırmalarını şeffaflaştırmaktadır. Online satış süreçleri sayesinde hem yatırımcılar hem de alıcılar için daha hızlı, veriye dayalı ve global erişim imkânı sunulmaktadır.</p>
<p><strong>14) 2026’nın ikinci yarısı için öngörüleriniz nelerdir?</strong></p>
<p>2026’nın ikinci yarısında Türkiye genelinde konut satış ve kira fiyatlarının nominal olarak artış eğiliminde olacağı öngörülmektedir. Alım gücü ve işlem adedi görece yavaşlayabilse de fiyatların yukarı yönlü hareketini sürdürmesi beklenmektedir.</p>
<p><strong>15) İlk kez ev alacaklar ve yatırımcılar için doğru strateji nedir?</strong></p>
<p>Bu dönemde ilk kez ev alacaklar ve yatırımcılar için; pazarlık payı bulunan, dönüşüm potansiyeline sahip ve ulaşım akslarına yakın ikinci el konutlar avantaj sağlayabilir.</p>
<p>Kısa vadeli al-sat yerine uzun vadeli, doğru lokasyon ve doğru segment seçimi önerilmektedir. Beklentiler ile bütçe her zaman paralel olmayabilir; bu nedenle yatırım ve oturum amaçları netleştirilmeli, nakit yerine gayrimenkul veya arsa gibi reel varlıklar değerlendirilmelidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbulda-konut-yatirimi-2026-riskler-firsatlar-ve-beklentiler-617317">İstanbul’da Konut Yatırımı 2026: Riskler, Fırsatlar ve Beklentiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky uyarıyor: 2025&#8217;te telekom sektörünü hedef alan tehditler, yeni teknolojilerin getirdiği risklerle 2026&#8217;ya taşınıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-uyariyor-2025te-telekom-sektorunu-hedef-alan-tehditler-yeni-teknolojilerin-getirdigi-risklerle-2026ya-tasiniyor-604430</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 08:35:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[operatör]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[sektörünü]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[telekom]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky Güvenlik Bülteni, 2025 yılında telekomünikasyon siber güvenliğini şekillendiren gelişmeleri ve 2026’da öne çıkması beklenen riskleri masaya yatırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-uyariyor-2025te-telekom-sektorunu-hedef-alan-tehditler-yeni-teknolojilerin-getirdigi-risklerle-2026ya-tasiniyor-604430">Kaspersky uyarıyor: 2025&#8217;te telekom sektörünü hedef alan tehditler, yeni teknolojilerin getirdiği risklerle 2026&#8217;ya taşınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky Güvenlik Bülteni, 2025 yılında telekomünikasyon siber güvenliğini şekillendiren gelişmeleri ve 2026’da öne çıkması beklenen riskleri masaya yatırıyor. Gelişmiş Kalıcı Tehdit (APT) faaliyetleri, tedarik zinciri ihlalleri, DDoS saldırıları ve SIM kaynaklı dolandırıcılık vakaları 2025 boyunca operatörleri baskı altında tutmaya devam ederken; yeni nesil teknolojik dağıtımların devreye girmesi operasyonel riskleri daha da artırıyor.</strong></p>
<p>2025 yılında telekom operatörleri dört temel tehdit kategorisiyle karşı karşıya kaldı. Hedefli sızma girişimleri (APT&#8217;ler), operatör ortamlarına gizlice erişim sağlayarak uzun vadeli casusluk faaliyetleri yürütmeye ve kritik ağ konumlandırması üzerinden avantaj elde etmeye odaklandı. Tedarik zinciri zafiyetleri ise en yaygın giriş noktalarından biri olmayı sürdürdü: Telekom ekosistemlerinin çok sayıda satıcıya, yükleniciye ve iç içe geçmiş platformlara dayanması, yaygın olarak kullanılan yazılım ve hizmetlerdeki açıkların operatör ağlarına sızmak için bir koridor oluşturmasına neden oldu. Son olarak, DDoS saldırıları hem erişilebilirlik hem de kapasite yönetimi açısından ciddi bir sorun teşkil etmeye devam etti.</p>
<p>Kaspersky Güvenlik Ağı verilerine göre; Kasım 2024 ile Ekim 2025 arasındaki dönemde telekomünikasyon sektöründeki kullanıcıların %12,79&#8217;u web tabanlı tehditlerle, %20,76&#8217;sı ise cihaz içi tehditlerle karşılaştı. Dünya genelindeki telekom kuruluşlarının %9,86&#8217;sı ise fidye yazılımı (ransomware) saldırılarına maruz kaldı. </p>
<p>Öte yandan rapor, telekomünikasyon sektörünün hızlı teknolojik gelişim aşamasından geniş ölçekli uygulama dönemine geçtiğine dikkat çekiyor ve bu geçişin 2026 yılı için yeni fırsatların yanı sıra yeni operasyonel riskler de yarattığını vurguluyor. Kaspersky, kontrolsüz veya dengesiz biçimde hayata geçirildiğinde aksamalara yol açabilecek üç kritik teknoloji alanına işaret ediyor: Yapay zekâ destekli ağ yönetimi (otomasyonun yapılandırma hatalarını büyütebilmesi veya hatalı/veri manipülasyonuna dayalı kararlar alabilmesi riski), kuantum sonrası kriptografiye geçiş süreçleri (hibrit ve kuantum sonrası yaklaşımların aceleyle devreye alınmasının BT, yönetim ve ara bağlantı ortamlarında uyumluluk ve performans sorunlarına yol açabilmesi) ve 5G ile uydu entegrasyonu (NTN), burada genişleyen servis kapsamı ve artan iş ortaklığı bağımlılıklarının yeni entegrasyon noktaları ve potansiyel hata senaryoları yaratması. </p>
<p><strong>Kaspersky Global Research &#038; Analysis Team Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı</strong> <strong>Leonid Bezvershenko </strong>konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “<em>2025’e damga vuran APT kampanyaları, tedarik zinciri saldırıları ve DDoS dalgaları ortadan kalkmıyor. Ancak artık bu tehditler, yapay zekâ otomasyonu, kuantuma hazır kriptografi ve uydu entegrasyonu gibi yeni teknolojilerin getirdiği operasyonel risklerle kesişiyor. Telekom operatörlerinin her iki boyutta da görünürlük sağlaması gerekiyor: Bir yandan bilinen tehditlere karşı güçlü savunmalarını sürdürürken, diğer yandan bu yeni teknolojilerin güvenliğini daha en başından tasarlamak zorundalar. Bunun anahtarı, uç noktadan edge’e ve yörüngeye kadar uzanan sürekli tehdit istihbaratıdır.”</em></p>
<p>Riskleri azaltmak ve operasyonel dayanıklılığı güçlendirmek için Kaspersky uzmanları şu önerilerde bulunuyor:</p>
<ul>
<li>APT ekosistemini ve telekom sektörüyle ilişkili altyapıları sürekli izleyin. Kaspersky Threat Intelligence Portal, tehdit aktörleri ve kampanyalar hakkında bağlamsal içgörü sağlar, bu istihbaratın düzenli güvenlik farkındalığı eğitimleriyle desteklenmesi çalışanların şüpheli faaliyetleri daha hızlı fark etmesini ve güvenlik politikalarını tutarlı şekilde uygulamasını sağlar.</li>
<li>Yapay zekâ destekli ağ otomasyonunu bir değişim yönetimi süreci olarak ele alın. Kritik etkisi yüksek aksiyonlar için insan müdahalesini devrede tutun, aşamalı geçiş planları ve net geri dönüş senaryoları oluşturun; ayrıca yapay zekâ sistemlerini besleyen verileri sürekli doğrulayarak hatalı veya manipüle edilmiş girdilerin büyük ölçekli “kendinden emin ama yanlış” kararlara yol açmasını önleyin.</li>
<li>DDoS hazırlığını bir kapasite yönetimi meselesi olarak ele alın. Üst ağlardaki mitigasyon mekanizmalarını doğrulayın, edge yönlendirmeyi koruma altına alın ve müşteri deneyimini etkilemeden önce tıkanıklık sinyallerini izleyin. Tehdit istihbaratı kullanarak göstergeleri zenginleştirin ve botnet altyapılarını erken aşamada tespit edin.</li>
<li>Gelişmiş tehditlerin erken tespiti, hızlı analiz ve etkili müdahale için Kaspersky Next EDR Expert gibi bir EDR çözümünü devreye alın.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-uyariyor-2025te-telekom-sektorunu-hedef-alan-tehditler-yeni-teknolojilerin-getirdigi-risklerle-2026ya-tasiniyor-604430">Kaspersky uyarıyor: 2025&#8217;te telekom sektörünü hedef alan tehditler, yeni teknolojilerin getirdiği risklerle 2026&#8217;ya taşınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka konforu psikolojik riskler barındırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-konforu-psikolojik-riskler-barindiriyor-601902</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 07:51:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[barındırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[konforu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601902</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yapay zekanın insan yaşamı ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini, özellikle psikoterapi, ilişki kurma becerileri ve düşünme süreçleri açısından ele alarak, kontrollü ve bilinçli kullanımın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-konforu-psikolojik-riskler-barindiriyor-601902">Yapay zeka konforu psikolojik riskler barındırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yapay zekanın insan yaşamı ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini, özellikle psikoterapi, ilişki kurma becerileri ve düşünme süreçleri açısından ele alarak, kontrollü ve bilinçli kullanımın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Yapay zeka davranışlarımızı ele geçirmez, ancak yanlış kullanıldığında bizi yönlendirebilir!</strong></p>
<p>Yapay zekayı, ‘günümüzde hayatımıza sessizce dahil olan, ancak etkisi giderek büyüyen bir güç’ olarak tanımlayan Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Biz uyurken gelişmeye devam eden, sosyal medyada gezinirken davranışlarımızdan öğrenen, sohbet ederken bile bizi dinleyen bu sistem, artık gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline geldi.” dedi.</p>
<p>‘Yapay zekanın davranışlarımızı, düşüncelerimizi ve duygularımızı ele geçirmesi mümkün mü?’ sorusuna ‘hayır’ cevabını veren Demir, “Ancak mesele bu kadar basit değil. Yapay zeka, insan davranışlarına ait örüntüler üzerinden öğrenmek üzere tasarlanmış bir sistem. Asıl tartışılması gereken konu, bu sistemi hangi niyetle, kimlerin ve ne amaçla kullandığıdır. Çünkü yapay zekanın arkasındaki güç, bireylerin düşünce biçimlerini, duygularını ve davranışlarını dolaylı yoldan etkileyebilir, hatta manipülasyona açık hale getirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zekaya sahip olsa da gerçek duygulara sahip değil!</strong></p>
<p>Yapay zekanın kökeninin oldukça eskiye dayandığına değinen Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Süreç, 1600’lü yıllara, felsefe ve matematik tarihine kadar uzanır. Matematikçi filozof Leibniz’in dört işlem yapabilen hesap makinesini icat etmesi, ‘insan yerine bazı işleri yapabilen sistemler mümkün mü?” sorusunu da beraberinde getirdi.” dedi. </p>
<p>O dönemde hesap makinesine yöneltilen ‘insanlar düşünemez hale gelecek’, ‘işler elimizden alınacak’ eleştirilerinin günümüzde yapay zeka için yapılan tartışmalarla büyük benzerlik taşıdığını aktaran Demir, şunları söyledi:</p>
<p>“Bugün de benzer sorular soruyoruz; ‘Hangi meslekler yok olacak? Çocuklarımız işsiz mi kalacak? İnsan emeğinin değeri azalacak mı?’. Yapay zeka, insan beyninin bilgi işleme mantığını taklit eden dijital bir sistemdir. Nasıl ki insan beyni nöronlar ve sinapslar aracılığıyla çalışıyorsa, yapay zeka da dijital sinir ağları üzerinden veri işler. Ancak kritik bir fark var; zeka var, fakat duygu yok.</p>
<p>Bugün yapay zeka, duyguları taklit edebilir; ancak gerçek anlamda hissedemez. Duygu üretme kapasitesi ve bu duyguların gerçekliği hala insana özgü. Son dönemde bazı yapay zeka sistemlerinin küfürlü ifadeler kullanması ya da insana benzer tepkiler vermesi, bu sistemlerin ‘insanlaştığı’ izlenimini yaratabilir. Ancak bu durum, çoğunlukla arka planda yapılan etik ve davranışsal ayar değişikliklerinin bir sonucudur. Bu noktada, ‘eğer bazı ahlaki ya da davranışsal modüller değiştirilebiliyorsa, yapay zekaya başka neler yaptırılabilir?’ sorusu önem kazanıyor.” </p>
<p><strong>Psikoterapi yapay zekaya bırakılamaz!</strong></p>
<p>Günümüzde yapay zekanın, özellikle tanı ve veri analiz süreçlerinde sağlık alanında aktif olarak kullanıldığını ifade eden Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yakın gelecekte yalnızca yapay zekanın yer aldığı hastaneler gerçekçi görünmese de, uzmanların hata payını azaltan, karar destek sistemi olarak çalışan yapılar oldukça umut verici.” dedi.</p>
<p>Bu noktada yapay zekanın, insanın yerini alan değil; insanı destekleyen bir araç olarak değerlendirildiğinde faydalı bir rol üstlenebileceğini kaydeden Demir, “Ruh sağlığı alanında ise sınırlar çok daha net. Psikoterapi, iki insan arasındaki gerçek ve samimi bir ilişkiye dayanır. Teknikler, yöntemler ya da ekoller kadar önemli olan unsur, kurulan bağdır. Bu nedenle yapay zekanın psikoterapi yapması şu an için mümkün değil ve etik açıdan da sakıncalı. Buna rağmen, birçok insanın yapay zeka sistemlerini bir terapist gibi kullandığını görüyoruz. İnsanlar bu sistemlerle dertleşiyor, duygularını paylaşıyor ve bağ kuruyor. İşte tam bu noktada ‘parasosyal ilişki’ kavramı devreye giriyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Çatışma yoksa gelişim de yok!</strong></p>
<p>Parasosyal ilişkinin, canlı olmayan bir varlıkla canlıymış gibi kurulan tek taraflı bağı ifade ettiğini dile getiren Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “İlk kez televizyonun yaygınlaşmasıyla tanımlanan bu kavram, bugün yapay zeka ile yeni bir boyut kazandı.” dedi.</p>
<p>Gerçek bir ilişkinin çatışma, hayal kırıklığı, reddedilme ve uzlaşmayı içerdiğine dikkat çeken Demir, “Tüm bu süreçler bireyin psikolojik gelişimini destekler. Oysa yapay zeka, kullanıcıyı memnun etmeye programlıdır. Çoğunlukla onaylayan, çatışmadan kaçınan bir yapı sunar. Çatışma yoksa gelişim de yoktur. Bu durum, kısa vadede konfor ve anlaşılma hissi verse de uzun vadede bireyin sosyal bağ kurma becerisini, psikolojik dayanıklılığını, gerçek ilişkilere tahammül kapasitesini zayıflatır. Özellikle günümüzde giderek artan yalnızlık pandemisi, bu süreci daha da riskli hale getiriyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yapay zeka, bizi yöneten bir otoriteye dönüştüğünde risk başlar!</strong></p>
<p>Her şeyi yapay zekaya sormanın, düşünme becerilerimizi devre dışı bırakmak anlamına geldiğini vurgulayan Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Beyin, kullanılmayan becerileri zamanla köreltir. Bu nedenle yapay zekayı bir ‘uzman’ gibi değil, bir stajyer gibi görmek gerekir. Söylediklerini sorgulamak, eleştirel düşünmek ve nihai kararı insan aklıyla vermek sağlıklı olan yaklaşımdır.” dedi.</p>
<p>Yapay zekanın hayatı kolaylaştıran, üretkenliği artıran bir araç olarak kullanıldığında değerli olduğunun altını çizen Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak bizi yöneten, kararlarımızı şekillendiren bir otoriteye dönüştüğünde risk başlar. Gerekirse yapay zeka detoksu yapmak, dijital sınırlar koymak ve gerçek insan ilişkilerine alan açmak, ruh sağlığımız açısından koruyucu olacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-konforu-psikolojik-riskler-barindiriyor-601902">Yapay zeka konforu psikolojik riskler barındırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maltepe&#8217;de &#8216;Risk Avı&#8217; başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepede-risk-avi-basladi-595800</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 12:37:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[avı]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[maltepe]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595800</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi afet anında tehlike yaratabilecek klima, direk, elektrik kabloları, dış cephe kaplamaları, kent mobilyaları ve levhalar gibi yapıları tespit etmek için çalışma başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepede-risk-avi-basladi-595800">Maltepe&#8217;de &#8216;Risk Avı&#8217; başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi afet anında tehlike yaratabilecek klima, direk, elektrik kabloları, dış cephe kaplamaları, kent mobilyaları ve levhalar gibi yapıları tespit etmek için çalışma başlattı. Altıntepe Mahallesi’nde başlayan çalışmayla afet öncesi riskler azaltılarak daha güvenli yaşam alanları hedefleniyor.</p>
<p>Maltepe Belediyesi, ilçeyi afetlere karşı daha dirençli hale getirmek için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda Afet İşleri Müdürlüğü tarafından Altıntepe Mahalle Muhtarlığı ve Antiquake Risk Avcısı Topluluğu’nun da destek verdiği “Risk Avı” farkındalık kampanyası kapsamında cadde ve sokaklardaki klima, direk, elektrik kabloları, dış cephe kaplamaları, kent mobilyaları ve levhalar gibi olası bir afet sırasında risk oluşturabilecek yapılar tespit edilerek kayıt altına alındı.</p>
<p><b>AFET ÖNCESİ RİSKLERİN AZALTILMASI AMAÇLANIYOR</b></p>
<p>Projenin Ahmet Rasim İlkokulu’ndaki eğitim çalışmasının açılış konuşmasını Altıntepe Mahalle Muhtarı Halet Ataş yaptı. Ataş, Altıntepe Mahallesi’nde afet öncesi risklerin azaltılarak daha güvenli yaşam alanlarının oluşturulması için konunun uzmanlarıyla mahalle sakinlerini bilgilendirmeyi ve bu konuda bir farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Jeofizik Mühendisi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Haluk Eyidoğan ise olası deprem ve afet durumunun risklerini en aza indirme konusunda belediyelerin ve kamu kurumlarının ortak çalışmalar yapmaları gerektiğine değindi. Eyidoğan, Maltepe ilçesine ve Altıntepe Mahallesi’ne ait deprem ve tsunami tehlike analizlerini, kentsel üstyapı ve altyapı unsurlarının risk analizlerini paylaştı. Maltepe Belediyesi Afet İşleri Müdürü Kemal Kartalkaya ve Koordinatörü Gökhan Tükek ise katılımcıları Maltepe Belediyesi’nin afetlere karşı eğitim çalışmaları hakkında bilgilendirdi.</p>
<p><b>KATILIMCI MAHALLE AFET HAZIRLIĞI MODELİ HAYATA GEÇİYOR</b></p>
<p>Antiquake Projesi Koordinatörü, Harita Yüksek Mühendisi Yelda Ademoğlu Gülkılık ise “2024 yılında Kuzguncuk’ta başlayan çalışma, Altıntepe Muhtarlığı’nın girişimi ve Maltepe Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü’nün desteğiyle Altıntepe’de uygulanmakta olup, bundan sonraki aşamada tüm Maltepe mahallelerine yaygınlaştırılacaktır.” diye konuştu.</p>
<p><b>SAHA ÇALIŞMASI YAPTILAR</b></p>
<p>Eğitimin ardından katılımcılar Altıntepe Mahallesi Değirmen Yolu Caddesi ve Cihadiye Caddesi’nde saha çalışması yaptı. Evlerin dış cephelerini inceleyen katılımcılar, Doç. Dr. Gerdan yönetiminde yapıların yapısal bozuklukları tespit etti. Binaların dış cephelerinde bulunan ve olası deprem esnasında düşüp zarar verebilecek parçaların risklerini analiz etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepede-risk-avi-basladi-595800">Maltepe&#8217;de &#8216;Risk Avı&#8217; başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otellerde yapılan ilaçlamalar sağlık açısından büyük riskler taşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/otellerde-yapilan-ilaclamalar-saglik-acisindan-buyuk-riskler-tasiyor-592418</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlama]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[oteller]]></category>
		<category><![CDATA[otellerde]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592418</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi, ARGE ve Yenilikçi Politikalar Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, haşerelerle mücadelenin doğru şekilde yapılmaması durumunda ciddi sağlık risklerinin ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otellerde-yapilan-ilaclamalar-saglik-acisindan-buyuk-riskler-tasiyor-592418">Otellerde yapılan ilaçlamalar sağlık açısından büyük riskler taşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi, ARGE ve Yenilikçi Politikalar Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, haşerelerle mücadelenin doğru şekilde yapılmaması durumunda ciddi sağlık risklerinin ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Oteller haşere ve kemirgenlerin üremesi için ideal ortamlar oluşturuyor…</strong></p>
<p>Otellerin, yoğun insan sirkülasyonunun olduğu, gıda servisinin yapıldığı ve farklı iklim koşullarında sürekli kullanılan alanlar olduğunu bunun da haşere ve kemirgenlerin üremesi için ideal ortamları beraberinde getirdiğini kaydeden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Hamamböceği, tahtakurusu, kemirgen, sinek ve sivrisinek gibi zararlılar yalnızca konforu bozmakla kalmaz; salmonella, escherichia coli, leptospiroz, hantavirüs ve alerjen partiküller gibi halk sağlığını tehdit eden riskleri taşır. Bu nedenle ilaçlama uygulamaları hem gıda güvenliğini hem misafir sağlığını hem de işletmenin yasal yükümlülüklerini korumak için kritik öneme sahiptir. Doğru pestisit kontrol stratejileri, otelleri biyolojik bulaşlardan ve hijyen skandallarından koruyarak işletmenin sürdürülebilirliğini doğrudan etkiler.” dedi.</p>
<p><strong>Pestisitler kontrollü kullanılmadığında akut ve kronik sağlık riskleri doğurabiliyor</strong></p>
<p>“Otellerde yapılan ilaçlamalar sağlık açısından büyük riskler taşır.” diyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şöyle devam etti:</p>
<p>“Pestisitler kontrollü kullanılmadığında akut ve kronik sağlık riskleri doğurabilir. Akut etkiler arasında solunum yolu irritasyonu, göz-kulak-burun yanması, baş ağrısı, mide bulantısı, ciltte kızarıklık veya nörolojik belirtiler bulunur. Kronik maruziyetlerde ise endokrin sistem bozuklukları, bazı kanser türleri, nörotoksik etkiler ve üreme sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlar literatürde yer almaktadır. Özellikle kapalı alanlarda yapılan sisleme, fumigasyon veya yüksek hacimli uygulamalar sonrası yüzeylerde pestisit kalıntısı kalabilir ve bu kalıntılar çocuklar, yaşlılar, hamileler ve astım hastaları için daha ciddi riskler yaratır. Yanlış doz, etiket dışı kullanım ve yetersiz havalandırma zehirlenme riskini artıran başlıca faktörlerdir.”</p>
<p><strong>Otel ilaçlamasında İSG açısından dikkat edilmesi gereken kurallar!</strong></p>
<p>Otellerde ilaçlama yapılırken İSG açısından dikkat edilmesi gereken temel kurallar bulunduğuna işaret eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Türkiye’de 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre işveren, çalışanlarını kimyasal risklere karşı bilgilendirmek, uygun kişisel koruyucu donanım (maske, gözlük, eldiven, tulum) sağlamak ve güvenlik bilgi formlarını (SDS/MSDS) erişilebilir kılmak zorundadır. Uygulama sırasında yalnızca eğitimli ve yetki belgesine sahip personel çalışmalı, kapalı alanlarda havalandırma sağlanmalı ve alanda yetkisiz kişilerin bulunmasına izin verilmemelidir. Ayrıca risk değerlendirmesi yapılmalı, kullanılan kimyasalların etiket talimatlarına uyulmalı ve tekrar giriş süreleri kayıt altına alınmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tamamı ruhsatlandırılmış ürünler olmak zorunda!</strong></p>
<p>Türkiye’de otellerde ilaçlama ile ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde<strong> </strong>otellerde kullanılan pestisitlerin tamamının, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış halk sağlığı amaçlı ürünler olmak zorunda olduğunu anlatan Doç. Dr. Müge Ensari Özay,  “Halk Sağlığı Alanında Haşere ile Mücadele Usul ve Esasları” ve “Biyosidal Ürünler Yönetmeliği” nin hangi ürünlerin, hangi dozlarda, hangi alanlarda kullanılabileceğini düzenlediğini söyledi ve “Uygulamayı yapan firmaların sorumlu müdür bulundurması, uygulayıcılarının yetki belgesine sahip olması ve yapılan işlemlerin kayıt altına alınması zorunludur. Ayrıca 6331 sayılı İSG Kanunu, kimyasalların kullanımı sırasında işverenin eğitim, bilgilendirme ve koruma yükümlülüklerini belirler. Bu çerçevede oteller hem sağlık hem de mevzuat uyumunu sağlamakla yükümlüdür.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Uyarı notu bırakılmalı, uygulama saatleri önceden duyurulmalı!</strong></p>
<p>İlaçlama hizmeti veren firmaların denetiminin, İl ve İlçe Sağlık Müdürlükleri ile Tarım ve Orman Bakanlığı birimleri tarafından yapıldığını da dile getiren Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak sıklık, illere, turizm yoğunluğuna ve şikâyet bildirimlerine göre değişkenlik gösterebilir. Firmaların ruhsat geçerliliği, kullanılan ürünlerin etiket ve ruhsat uygunluğu, uygulayıcı sertifikaları ve kayıt tutma süreçleri düzenli olarak kontrol edilir. Oteller ilaçlama süreçlerinde personel bilgilendirmesi yasal bir zorunluluktur. 6331 sayılı kanun gereği çalışanların maruz kalabileceği kimyasallar hakkında bilgilendirilmesi, eğitim verilmesi ve gerekli koruma ekipmanının sağlanması gerekir. Misafir bilgilendirmesi ise mevzuatta açık bir zorunluluk olarak yer almasa da uluslararası iyi uygulamalarda oda kapısına uyarı notu bırakılması, uygulama saatlerinin önceden duyurulması veya kapatma sürelerinin misafirlere bildirilmesi önerilir.” </p>
<p><strong>En koruyucu yaklaşım 24 saatlik bekleme ve güçlü havalandırma</strong></p>
<p>İlaçlamadan sonra odalar veya ortak alanların kullanım süresinin, kullanılan ürünün türüne ve uygulama metoduna göre değiştiğini de ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Etiket talimatlarında belirtilen ‘tekrar giriş (re-entry)” süresi temel referanstır; bazı yüzey spreylerinde 1–2 saatlik havalandırma yeterliyken sisleme veya fumigasyon gibi yoğun uygulamalarda süre 12–24 saati aşabilir. Oda veya ortak alan tekrar kullanılmadan önce mutlaka havalandırılmalı, temas yüzeyleri temizlenmeli ve gıda hazırlama alanlarında ekstra hijyen sağlanmalıdır. Etiket talimatı net değilse, en koruyucu yaklaşım 24 saatlik bekleme ve güçlü havalandırmadır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otellerde-yapilan-ilaclamalar-saglik-acisindan-buyuk-riskler-tasiyor-592418">Otellerde yapılan ilaçlamalar sağlık açısından büyük riskler taşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Denetim Döneminde Riskler Avantaja Dönüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-denetim-doneminde-riskler-avantaja-donuyor-591514</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 11:37:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avantaja]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[Denetim]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[dönüyor]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[Regülasyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[sovos]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591514</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya çapında vergi uyumluluğu ve vergi yazılımları konusunda lider konumdaki Sovos’un, Yaşar Bilgi iş birliğiyle hayata geçirdiği “Regülasyonun Ötesinde, Stratejik Uyum” buluşmasında, teknoloji ve finans dünyasından profesyoneller, e-belge regülasyonlarında yaşanan dönüşümlerle şekillenen yeni denetim dönemini ve dijital dönüşüm stratejilerini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-denetim-doneminde-riskler-avantaja-donuyor-591514">Yeni Denetim Döneminde Riskler Avantaja Dönüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya çapında vergi uyumluluğu ve vergi yazılımları konusunda lider konumdaki Sovos’un, Yaşar Bilgi iş birliğiyle hayata geçirdiği “Regülasyonun Ötesinde, Stratejik Uyum” buluşmasında, teknoloji ve finans dünyasından profesyoneller, e-belge regülasyonlarında yaşanan dönüşümlerle şekillenen yeni denetim dönemini ve dijital dönüşüm stratejilerini değerlendirdi.</strong></p>
<p>e-Belge regülasyonlarında yaşanan dönüşümler ve son dönemde hız kazanan online denetim dönemi, şirketleri dijital dönüşümlerinde daha tedbirli ilerlemeye yönlendiriyor. Teknolojinin merkezde yer aldığı tüm dijital dönüşüm projelerinde e-belge çözümlerini iyi kurgulamanın önemi artıyor. Farklı sektörlerden teknoloji ve finans ekipleri bu çözümlerin önemini birlikte değerlendirmek ve riskleri fırsata çevirmenin yollarını tartışmak üzere 11 Kasım’da İzmir’deki Swissôtel Büyük Efes’te bir araya geldi. Global vergi yazılımları lideri Sovos ve bulut tabanlı dijital iş yönetimi yazılım çözümleri sunan Yaşar Bilgi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “Regülasyonun Ötesinde, Stratejik Uyum” başlıklı buluşmada, güncel regülasyonlar ışığında kurumların dönüşümü nasıl yönetmesi gerektiği ele alındı. Yerel ve global gerçek örnekler üzerinden dijital denetimlerin iş dünyasına getirdiği yeni beklentiler, teknoloji ve finans ekiplerinin bu süreçte karşılaştığı riskler, çözüm yolları ve regülasyon dünyasında gelecek beklentileri konuşuldu. </p>
<p><strong>Regülasyonlara Uyum Tercih Değil, Zorunluluk</strong></p>
<p><strong>Sovos EMEA Bölgesinden Sorumlu Satış Başkan Yardımcısı Elçim Sirek</strong>, etkinlikte yaptığı konuşmada regülasyonlara uyumun artık yalnızca bir zorunluluk değil, riskleri doğru yönetebilen kurumlar için güçlü bir rekabet avantajı anlamına geldiğini vurguladı. Sirek, “İki Ar-Ge merkeziyle Filipinler’den Hindistan’a uzanan Sovos Türkiye hem yatırım hem istihdam hem de teknoloji ihracatında bölgesel bir merkez konumunda. Her regülasyona uygun çözümler geliştiren, ülkelere özel ekipleriyle süreci yakından takip eden Sovos, Türkiye’nin globaldeki öncü konumunu Avrupa için de yol gösterici hale getiriyor. Böylelikle hem KOBİ hem de kurumsal segmentte pazarda öne çıkan bir varlık gösteriyor ve bugün 105 binden fazla tekil vergi kimlik numarasına hizmet veriyoruz” diye konuştu. </p>
<p><strong>Yaşar Bilgi Genel Müdürü Ünsal Önder</strong> ise, dijital dönüşümün sürdürülebilirliği ve güçlü iş birliklerinin bu süreçteki kritik rolüne dikkat çekti. Önder, “Bugün geldiğimiz noktada yalnızca şirketlerin değil, devletlerin de hızla dijitalleştiği bir dönemdeyiz. Yeni regülasyonlar ardı ardına hayatımıza girerken, beklentiler ve ihtiyaçlar da aynı hızla değişiyor. Tam da bu nedenle, şirketlerin dijital dönüşüm yolculuklarını sürdürülebilir, güvenli ve uyumlu bir şekilde yönetebilmesi her zamankinden daha kritik” dedi.</p>
<p>Etkinlikte Elçim Sirek ve Ünsal Önder’in yanı sıra Sovos’tan SAP Ürünlerinin Geliştirilmesinden Sorumlu Direktör Yasin Özbınar ve EMEA Satış Mühendisi Özcan Uçar; Yaşar Bilgi’den Sistem Destek Müdürü Kaan Dönmez ve Kurumsal Uygulamalar/ Operasyon Direktörü Hülya Çakır Yılmaz paylaşımda bulundu. Yasin Özbınar, “Değişimle Gelen Fırsatlar ve Riskler” seansında Türkiye&#8217;de “SAP BTP Public Cloud” ortamında çalışan ilk sertifikalı ürün olan Sovos&#8217;un yeni nesil e-Belge çözümünden bahsetti.</p>
<p>Ayrıca Sovos EMEA Kıdemli Pazarlama Müdürü Nihan Benli’nin moderatörlüğünde Phinia Muhasebe Uzmanı Özlem Uyar, Luxottica IT Sorumlusu Elif Kaya, Yaşar Bilgi Kıdemli SAP Proje Yöneticisi Türkan Yalçın ve Yaşar Bilgi Dijital İş Uygulamaları Ekip Lideri Koray Suyuak’ın katılımıyla “Gerçek Hikayelerle Müşteri Deneyimi” paneli gerçekleştirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-denetim-doneminde-riskler-avantaja-donuyor-591514">Yeni Denetim Döneminde Riskler Avantaja Dönüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EY Responsible AI Araştırması yayımlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ey-responsible-ai-arastirmasi-yayimlandi-586147</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2025 16:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[ey]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[responsible]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[Üst Düzey]]></category>
		<category><![CDATA[uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yayımlandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586147</guid>

					<description><![CDATA[<p> EY Responsible AI Araştırması’na göre; yapay zekâ teknolojilerinin benimsenmesi hızla artarken, bu teknolojinin etik ve güvenilir bir şekilde kullanılmasında gelişmiş sorumlu yapay zekâ önlemlerini uygulayan şirketler rekabette öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-responsible-ai-arastirmasi-yayimlandi-586147">EY Responsible AI Araştırması yayımlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> EY Responsible AI Araştırması’na göre; yapay zekâ teknolojilerinin benimsenmesi hızla artarken, bu teknolojinin etik ve güvenilir bir şekilde kullanılmasında gelişmiş sorumlu yapay zekâ önlemlerini uygulayan şirketler rekabette öne çıkıyor. Araştırmaya katılanların %81&#8217;i bu uygulamalar sonrasında şirketlerinin inovasyonunu hızlandırdığını, %79&#8217;u ise verimlilik ve üretkenlik elde ettiğini belirtiyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı da gelir artışı (%54), maliyet tasarrufu (%48) ve çalışan memnuniyeti (%56) gibi kazanımlar elde ettiklerini ifade ediyor. Katılımcıların yaklaşık 4’te 3’ü ise, yapay zekânın müşteri beklentilerini anlama ve değişen piyasa koşullarına hızlı yanıt verme yeteneklerini geliştirdiğini belirtiyor. </strong></p>
<p>Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi EY, <strong>Responsible AI Araştırması</strong>’nı yayımladı. Küresel çapta 21 ülkeden çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin katıldığı araştırma kapsamında elde edilen bulgular, gelişmiş düzeyde sorumlu yapay zekâ (AI) önlemleri uygulayan şirketlerin rekabet avantajında öne geçtiğini gösteriyor. Bununla birlikte, araştırmaya katılan şirketlerin neredeyse tamamı; AI ile ilgili risklerden kaynaklanan maliyet baskılarıyla karşılaştıklarını belirtiyor. Şirketlerin yapay zekâ ile ilgili riskler için karşılaştıkları ortalama maliyet 4,4 milyon doları buluyor. Ancak henüz her 10 üst düzey liderden yalnızca 1&#8217;i bu riskleri nasıl etkin bir şekilde kontrol edeceği konusunda hazırlıklı görünüyor. En yaygın riskler ise, yapay zekâ düzenlemelerine uyumsuzluk (%57), sürdürülebilirlik hedeflerine olumsuz etkiler (%55) ve önyargılı çıktılar (%53) olarak sıralanıyor. </p>
<p><strong>Responsible AI, etik riskleri en aza indirmeyi hedefliyor</strong></p>
<p>Responsible AI (Sorumlu yapay zekâ), sistemleri geliştirirken ve kullanıma sunarken etik riskleri en aza indirgemeyi hedefleyen bir şablonu temsil ediyor. Yapay zekâ sistemlerinin toplum üzerindeki avantajları ve olası zararları göz önünde bulundurularak planlama sürecinde kişilerin önceliklendirilmesi amaçlanıyor. Bu noktadan yola çıkılarak gerçekleştirilen EY araştırması’na katılan üst düzey yöneticilerin büyük çoğunluğu, şirketlerinde sorumlu yapay zekâ uygulamalarına dair 10 önlemden 7’sini hayata geçirdiklerini belirtiyor. Araştırmada öne çıkan diğer bulgular ise şöyle sıralanıyor: Araştırmaya katılanların %81’i bu uygulamalar sonrasında şirketlerinin inovasyonu hızlandırdığını, %79’u ise verimlilik ve üretkenlik elde ettiğini belirtiyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı da gelir artışı (%54), maliyet tasarrufu (%48) ve çalışan memnuniyeti (%56) gibi kazanımlar elde ettiklerini ifade ediyor. Uygulamaların benimsenme oranının ise teknoloji, medya ve telekomünikasyon sektöründe daha da yüksek olduğu görülüyor. Bu sektörde, temel hizmetlerin sunumu büyük ölçüde teknoloji ve veriye dayandığı için sorumlu yapay zekâ uygulamaları kritik önem taşıyor. </p>
<p> <strong>Yapay zekânın etkili uygulanmasında kontrol noktalarının belirlenmesi gerekiyor</strong></p>
<p>Araştırmada, birçok üst düzey liderin AI ile ilgili riskleri azaltmak için doğru kontrolleri nasıl uygulayacakları konusunda henüz net olmadığı görülüyor. Araştırmada ele alınan beş yapay zekâ riskine karşı uygun kontrol tanımlarının nasıl olması gerektiğine dair üst düzey yöneticilerin yalnızca %12’sinin doğru yanıt verdiği görülüyor. Yapay zekâ risklerinde nihai sorumlu olan risk yöneticileri ise %11 ile ortalamanın altında kalıyor. Çalışanların yapay zekâ faaliyetleri yaygınlaştıkça, bu risklere yönelik uygun kontrol ihtiyacının da artması bekleniyor.</p>
<p>Ayrıca bazı şirketler, çalışanların bağımsız olarak yapay zekâ araçları geliştirme veya kullanmasıyla ilgili artan bir taleple karşı karşıya. Araştırmaya katılan şirketlerin üçte ikisi, bu tür faaliyetlere izin veriyor; ancak bunların sadece %60’ı bu araçların sorumlu yapay zekâ ilkelerine uygun şekilde kullanıldığından emin olmak için resmi politika ve çerçevelere sahip. </p>
<p>Araştırmada yöneticilerin yapay zekâ yönetişimi ve kontrol mekanizmalarını güçlendirmek ve iş sonuçlarını iyileştirmek için atabilecekleri üç adım şu şekilde belirtiliyor: </p>
<p><strong>1. Sorumlu yapay zekâya yönelik kapsamlı bir yaklaşım benimsenmesi: </strong></p>
<p>Yapay zekâ yatırımlarından, özellikle finansal performans ve çalışan memnuniyeti gibi kritik alanlarda daha fazla değer elde etmek için şirketlerin yapay zekânın etik ve güvenilir kullanım yolculuğunda ilerlemesi gerekiyor. Kapsamlı bir yaklaşım; sorumlu yapay zekâ ilkelerinin net bir şekilde tanımlanmasını ve paylaşılmasını, bu ilkelerin kontrol mekanizmaları, anahtar performans göstergeleri (KPI’lar) ve eğitimlerle uygulanmasını içeriyor.</p>
<p><strong>2. Üst yönetimde yapay zekâya yönelik bilgi seviyesinin güçlendirilmesi</strong>:<br /> Yapay zekâ, organizasyonları her açıdan etkiliyor. Bu nedenle, üst düzey yöneticilerin bu yenilikçi teknolojinin sunduğu potansiyeli ve beraberinde getirdiği riskleri anlaması kritik önem taşıyor. Bu kapsamda, en büyük bilgi eksikliklerin nerede olduğunun belirlenmesi ve hedefe yönelik eğitimlerle organizasyonda bu alanların güçlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca araştırmada yapay zekâ risklerine en yakın pozisyonların gerekli önlemler konusunda tam bilgi sahibi olduğundan emin olunması öneriliyor.</p>
<p><strong>3. Gelişmekte olan agentic yapay zekâ risklerinin önüne geçilmesi:<br /> </strong>Agentic yapay zekâ (insan müdahalesine ihtiyaç duymadan otonom karar alabilme yeteneği) güçlü yeni yetkinlikler vaat ederken, aynı zamanda bazı riskler de getiriyor. İşletmelerin bu riskleri tanımlaması, uygun politikaları benimsemesi ve sağlam bir yönetişim ile izleme mekanizması kurması kritik önem taşıyor.</p>
<p><strong>EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, Yapay Zekâ ve Data Hizmetleri Lideri Serter Baltacı</strong> araştırma sonuçlarıyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: </p>
<p><em>“Yapay zekâ iş süreçlerine giderek daha derinlemesine entegre oldukça, liderlerin önünde net bir tercih beliriyor: Sorumlu yapay zekâ yalnızca bir operasyon olarak mı ele alınacak, yoksa stratejik bir itici güç olarak mı görülecek? İkinci yolu seçenler güçlü yönetişim, net ilkeler ve bilinçli liderlik sayesinde potansiyel riskleri rekabet avantajına dönüştürebilirler. EY Responsible AI Araştırması’nda da görüldüğü üzere, şirketler etik ve güvenilir yapay zekâ uygulamalarını hayata geçirdiklerinde, hem olası riskleri azaltmada hem de değer kazanımı hızlandırmada büyük bir katkı sağlıyor. Üstelik bu sadece bir uyum sürecini değil; güven, inovasyon ve pazarda öne çıkmanın da itici gücünü oluşturuyor. Bu sebeple sorumlu yapay zekâ ilkelerini temel iş fonksiyonlarına dahil eden şirketler, verimlilik kazanımları elde etmeye, daha güçlü gelir artışı sağlamaya ve günümüzün yapay zekâ odaklı ekonomisinde rekabet avantajlarını sürdürmeye daha yatkın olacaktır.”</em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ey-responsible-ai-arastirmasi-yayimlandi-586147">EY Responsible AI Araştırması yayımlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kentsel dönüşümde görünmeyen tehlike yıkım tozları!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kentsel-donusumde-gorunmeyen-tehlike-yikim-tozlari-583281</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 08:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asbest]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşümde]]></category>
		<category><![CDATA[görünmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel]]></category>
		<category><![CDATA[metaller]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[toz]]></category>
		<category><![CDATA[tozları]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yıkım]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583281</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi AR-GE ve Yenilikçi Politikaları Direktörü ve İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müge Ensari Özay, kentsel dönüşüm projelerinde bina yıkımlarının çevre ve halk sağlığı üzerindeki potansiyel ciddi etkileri hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kentsel-donusumde-gorunmeyen-tehlike-yikim-tozlari-583281">Kentsel dönüşümde görünmeyen tehlike yıkım tozları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi AR-GE ve Yenilikçi Politikaları Direktörü ve İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müge Ensari Özay, kentsel dönüşüm projelerinde bina yıkımlarının çevre ve halk sağlığı üzerindeki potansiyel ciddi etkileri hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Bina yıkım tozları asbest ve ağır metaller içerebiliyor</strong></p>
<p>Kentsel dönüşümün, şehirlerin dirençliliğini artırma ve modern altyapılar oluşturma hedefiyle yürütülen bir süreç olduğunu kaydeden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Ancak bu dönüşümün en önemli aşamalarından biri olan bina yıkımları, bilimsel metodoloji ve titizlikle ele alınmadığı takdirde, halk sağlığı ve çevre için ciddi riskler içermektedir. Yıkım faaliyetleri, binanın yapısına bağlı olarak çeşitli tehlikeli maddelerin atmosfere karışmasına neden olabilir. Bu tehlikeler, özellikle eski yapılarda yaygın olarak kullanılan malzemelerden kaynaklanmaktadır. Yıkım tozları, organik ve inorganik maddelerin bir karışımını içerir. Bu kapsamda asbest, ağır metaller, kristalin silika ve radyasyon başlıca tehlikelerdir.” dedi.</p>
<p><strong>1980&#8217;lerden önce inşa edilen binalarda asbest tehlikesi!</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Ensari Özay, yıkımlar sırasında ortaya çıkabilecek tehlikeli maddeleri ve sağlık üzerindeki etkilerini detaylandırarak, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>“Asbest:</strong> 1980&#8217;lerden önce inşa edilen binalarda yalıtım, çatı kaplama ve boru malzemelerinde yaygın olarak kullanılan lifli bir mineraldir. Havaya karışan asbest lifleri, solunduğunda akciğer kanseri, mezotelyoma (akciğer zarı kanseri) ve asbestoz gibi ölümcül hastalıklara yol açabilen Grup 1 kanserojen olarak sınıflandırılmıştır.</p>
<p><strong>Ağır Metaller:</strong> Eski boyalarda, borularda ve endüstriyel ekipmanlarda bulunan kurşun ve kadmiyum gibi ağır metaller, yıkım sırasında toz partikülleriyle birlikte serbest kalabilir. Bu metaller sinir sistemi, böbrekler ve diğer organlar üzerinde toksik etkilere neden olur.</p>
<p><strong>Kristalin Silika (SiO2):</strong> Beton, tuğla ve taş gibi yapı malzemelerinin parçalanmasıyla ortaya çıkan tozun önemli bir bileşenidir. Yeterli önlem alınmadığında silika tozuna maruziyet, silikoz gibi kalıcı ve tedavisi olmayan akciğer hastalıklarına neden olur.</p>
<p><strong>Radyasyon:</strong> Bazı eski binalarda kullanılan malzemelerde doğal olarak oluşan radyoaktif elementler (örneğin uranyum) veya özel tıbbi ya da endüstriyel tesislerdeki radyasyon kaynakları, yıkım sırasında risk oluşturabilir.”</p>
<p><strong>Kahramanmaraş depremi sonrası kritik tespit: &#8220;Solunabilir toz sınır değerin 2 katı üstünde!&#8221;</strong></p>
<p>Bu tehlikeli maddelerin açığa çıkmasının hem yıkım işçileri hem de çevrede yaşayan halk için akut ve kronik sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyleyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Yıkım bölgelerinde yapılan ölçümler, özellikle solunabilir toz konsantrasyonlarının çok yüksek seviyelere ulaştığını göstermektedir. Örneğin, Kahramanmaraş deprem sonrası Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü olarak gerçekleştirdiğimiz TÜBİTAK projesi araştırmasında enkaz kaldırma çalışmalarında, solunabilir tozun ortalama konsantrasyonu sınır değerin 2 katının üstünde olduğu tespit edilmiştir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İşçilerde akciğer kanseri gibi ölümcül hastalıklara yol açabilir</strong></p>
<p>İşçilerin tehlikeli maddelere doğrudan ve en yoğun maruz kalan grup olduğunu belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Akut maruziyet, solunum yolu tahrişleri, alerjik reaksiyonlar ve cilt problemleri gibi sorunlara neden olurken, kronik ve yüksek seviyeli maruziyet; asbestoz, silikoz, akciğer kanseri ve mezotelyoma gibi uzun vadede gelişen, ölümcül meslek hastalıklarına yol açabilir. Hastalığın ilerleme hızı, tozlu ortamda geçirilen süre, partikül büyüklüğü ve ortamın kapalı veya açık olması gibi faktörlere göre değişmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireylere dikkat</strong></p>
<p>Rüzgarla yayılan toz ve toksik maddelerin, yıkım alanına yakın bölgelerde yaşayan halk için de ciddi riskler oluşturduğunu ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Çevrede yaşayan halk için risklere bakıldığında, rüzgarla yayılan toz ve toksik maddeler, yıkım alanına yakın bölgelerde yaşayan halk için de ciddi riskler oluşturur. Partikül büyüklüğü azaldıkça, tozun havada asılı kalma süresi artar ve daha uzun mesafelere taşınabilir. Bu durum, solunum yolu hastalıklarını (astım ve bronşit), alerjileri ve genel toksik maruziyeti tetikleyebilir. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler bu risklere karşı daha hassastır.” dedi.</p>
<p><strong>Riskleri en aza indirmenin yolları neler?</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Ensari Özay, bu riskleri en aza indirmek için bilimsel ve yasal standartlara uygun bir yaklaşımın şart olduğunu dile getirerek, alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Ön analiz yapılmalı. Yıkım öncesinde, binada potansiyel tehlikeli maddelerin (asbest, kurşun vb.) varlığı uzmanlar tarafından belirlenmelidir. Tehlikeli maddelerin sökümü, deneyimli ve sertifikalı ekipler tarafından, toz yayılımını engelleyecek şekilde, özel ekipmanlar kullanılarak yapılmalıdır. Toz kontrolü için yıkım alanında su püskürtme ve nemlendirme gibi toz bastırma yöntemlerinin sürekli olarak uygulanması, partiküllerin havaya karışmasını önlemede kritik bir öneme sahiptir.</p>
<p>İşçiler, maske (filtreli), koruyucu tulum, eldiven ve gözlük gibi uygun (Kişisel Koruyucu Ekipman) KKD&#8217;leri mutlaka kullanmalıdır. Yıkım çalışmalarında uygulanan çevre ve iş sağlığı denetimleri, ulusal ve uluslararası mevzuatlara uygun olarak gerçekleştirilmelidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kentsel-donusumde-gorunmeyen-tehlike-yikim-tozlari-583281">Kentsel dönüşümde görünmeyen tehlike yıkım tozları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye genelinde KOBİ&#8217;lerin yüzde 68&#8217;i risklere karşı güvencesiz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-genelinde-kobilerin-yuzde-68i-risklere-karsi-guvencesiz-571930</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 13:11:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571930</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre Türkiye’de sanayi ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren 3 milyon 713 bin girişim, küçük ve orta büyüklükteki işletme (KOBİ) sınıfına giriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-genelinde-kobilerin-yuzde-68i-risklere-karsi-guvencesiz-571930">Türkiye genelinde KOBİ&#8217;lerin yüzde 68&#8217;i risklere karşı güvencesiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TÜİK verilerine göre Türkiye’de sanayi ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren 3 milyon 713 bin girişim, küçük ve orta büyüklükteki işletme (KOBİ) sınıfına giriyor. Ülkemizdeki toplam girişim sayısının yüzde 99,7&#8217;sini oluşturan KOBİ’ler, istihdamın da yüzde 70,5&#8217;ini kapsıyor. Buna karşılık tahmini verilere göre, 2,5 milyon* KOBİ’nin sigorta güvencesi olmadığını söyleyen Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, bu rakamın KOBİ’lerde sigorta bilinci açısından ciddi bir boşluğa işaret ettiğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Doğal afetlerin yanı sıra hırsızlık ve makine arızası da KOBİ’ler için öncelikli riskler </strong></p>
<p>Türkiye gibi doğal afet risklerinin yüksek olduğu bir coğrafyada özellikle deprem, sel, fırtına gibi olayların yanı sıra yangın, hırsızlık ve makine arızaları gibi tehditlerin de KOBİ’ler için öncelikli riskler arasında yer aldığını söyleyen Örkün, “KOBİ’lerin büyük çoğunluğu bina, makine ve stok gibi fiziksel varlıklara dayalı çalışıyor; bu varlıklarda oluşacak zararlar, işletmenin iş sürekliliğini ciddi şekilde sekteye uğratabiliyor. Aynı zamanda çalışanlara veya üçüncü şahıslara yönelik maddi ve bedeni zararlar da işletmeler için önemli mali yükler oluşturabiliyor. Allianz Commercial tarafından yayımlanan “Yükselen Risk Trendleri 2025” raporu, orman yangınlarını iklim krizi nedeniyle yükselen yeni küresel risk faktörü olarak tanımlıyor.  Artık yangın mevsimi daha erken başlıyor ve daha uzun sürüyor; bu da yangınla mücadeleyi zorlaştırıyor. Yangın, işletmelerin de karşı karşıya kaldığı en yıkıcı risklerden biri. Yerleşim yerlerini de büyük ölçüde etkileyen orman yangınlarından sonra yaşanan maddi hasarların tazmin edilerek yangın öncesindeki işleyişe dönülebilmesi için sigorta kritik öneme sahip” dedi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Örkün: “Poliçe sunmanın ötesine geçip koruyucu çözümler geliştirmek gerekiyor”</strong></p>
<p>KOBİ’lerin artan afet frekansı, yükselen hasar maliyetleri ve uzun süreli iş kesintilerinin yaratabileceği sonuçlar konusunda yeterince hazırlıklı olmadığını söyleyen Örkün, “Yüzde 32’lerde seyreden sigortalılık oranlarını artırmak için yalnızca poliçe sunmak yetmiyor; aynı zamanda eğitim, farkındalığı artırmak ve koruyucu çözümler geliştirmek gerekiyor. Allianz Türkiye olarak KOBİ’lerin dirençli ve sürdürülebilir yapılar haline gelmesi için proaktif bir rol üstleniyor ve uzman risk mühendislerimiz aracılığıyla KOBİ’lerle deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Sanal Risk Analizi hizmetimizle artırılmış gerçeklik teknolojisini kullanarak, olası bir hasar meydana gelmeden önce risklerin tespit edilmesini ve önlenmesini sağlıyoruz. Bu süreci, Türkiye’nin ilk ve tek akredite deprem yangın test ve eğitim merkezi Allianz Teknik’te profesyonel danışmanlık hizmetleriyle tamamlayarak, yalnızca bireysel değil, toplumsal ölçekte de risk ve sigorta bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunmaya çalışıyoruz. Ayrıca sektörümüzde öncü bir adım atarak Allianz Teknik’te başlattığımız çevre ve iklim değişikliği hizmetleri departmanımız da hizmet vermeye devam ediyor” dedi.</p>
<p>Allianz İşyerim Sigortası ile KOBİ’lerin yangın, deprem, hırsızlık, sorumluluk, elektronik cihaz bozulmaları ve makine arızaları gibi birçok riske karşı ihtiyaçlarına özel teminatları seçerek paket poliçelerini özelleştirebildiklerini söyleyen Örkün, sigortacılığı bir tazminat mekanizmasının ötesine taşıyarak, bütünsel bir risk yönetimi anlayışı sunduklarını belirtti.</p>
<p><strong>KOBİ’ler risklere karşı ihtiyaçlarına en uygun teminatları seçebiliyor</strong></p>
<p>Allianz Türkiye’nin KOBİ’lere özel olarak geliştirdiği İşyerim Sigortası ile yangın, deprem, sel, hırsızlık, sorumluluk, elektronik cihaz ve makine kırılması gibi pek çok risk tek bir poliçede teminat altına alınıyor, böylece işletmeler ayrı poliçeler yerine kapsayıcı bir teminat yapısına daha ekonomik koşullarda erişebiliyor. Teminat kapsamına ve işletme türüne göre farklılaştırılmış paket seçenekleri ile KOBİ’ler faaliyet alanlarına özel riskleri uygun primlerle teminat altına alabiliyor. Ayrıca eksik sigorta aramasına gerek kalmadan belirlenen limitler üzerinden koruma sağlayan Güvenli İşyerim sigorta paketleri ile küçük ölçekli işletmeler için hasar anında hızlı ve net çözümler sunuluyor. Bu doğrultuda, paket sigortalar KOBİ’ler için hem kapsamlı risk yönetimi hem de maliyet etkinliği açısından önemli avantajlar sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-genelinde-kobilerin-yuzde-68i-risklere-karsi-guvencesiz-571930">Türkiye genelinde KOBİ&#8217;lerin yüzde 68&#8217;i risklere karşı güvencesiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar: Belirtiler, Riskler ve Korunma Yolları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cinsel-yolla-bulasan-enfeksiyonlar-belirtiler-riskler-ve-korunma-yollari-555847</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2025 14:31:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşan]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[yolla]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555847</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cinsel yolla bulaşan hastalıklar...Sessiz salgın: 1 günde 1 milyondan fazla cinsel yolla bulaşan enfeksiyon!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cinsel-yolla-bulasan-enfeksiyonlar-belirtiler-riskler-ve-korunma-yollari-555847">Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar: Belirtiler, Riskler ve Korunma Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel yolla bulaşan hastalıklar…Sessiz salgın: 1 günde 1 milyondan fazla cinsel yolla bulaşan enfeksiyon!</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, cinsel yolla bulaşan hastalıklar dünya genelinde ve Türkiye’de alarm verici boyutlara ulaştı. Uzmanlar, özellikle hiçbir belirti göstermeden ilerleyen hastalıkların partnerlerde kısırlıktan kansere kadar ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor. Sağlıklı, keyifli, özgür ve eşitlikçi cinselliği savunan ve bu vizyonla 95 yıldır cinsel sağlık kategorisine dünya çapında liderlik eden Durex’in Global Cinsellik Araştırması; toplumda prezervatifin sadece gebelikten korunma aracı olarak görülmesinin, cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılımını artırdığını  gösteriyor.</p>
<p>Tüm dünyada 15-49 yaş aralığındaki bireyler arasında her gün 1 milyondan fazla tedavi edilebilir cinsel yolla bulaşan enfeksiyon yayılıyor ve üstelik bunların çoğu herhangi bir belirti vermiyor. Uzmanlar, çoğu kişinin taşıdığının farkında olmadan partnerine cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon bulaştırabileceğini hatırlatıyor ve tarama yaptırmadan ilişkiye başlamamanın önemini vurguluyor. Şüphe, düzenli kontrol, doğru önlemler almak ve en önemlisi cinselliği konuşmanın önemini vurgulayan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, cinsel yolla bulaşan hastalıkların gölgesinde büyüyen bu sessiz salgına #SıcağıSıcağına dikkat çekiyor.</p>
<p><b><strong>Kimsenin Konuşmadığı Tehlike: Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar </strong></b></p>
<p>Büyüdüğümüz coğrafyada, erkekliğin gücünü cinsellikten aldığının ve bu nedenle ülkemizde cinselliğin konuşulmamasının bir tabu olarak görüldüğünün altını çizen, Eskiçorapçı, cinsel enfeksiyonlara dair yaşanan sessiz salgının coğrafyanın ötesine geçtiğini ve tüm dünyayı etkisi altına aldığını söylüyor: “Coğrafya kader mi, evet. Cinsellik ve cinsiyet meselelerinde coğrafya biraz kader. Ama konu daha ciddi boyutlarda. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her gün cinsel olarak aktif olan  (15-49 yaş aralığı) bireyler, 1 milyondan fazla cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyona yakalanıyor. Bu yılda yaklaşık 400 milyon bulaş demek! Bu hastalıkların bel soğukluğu, klamidya gibi bir kısmı tamamen tedavi edilebilirken, HIV yani AIDS gibi bazıları hala tamamen tedavi edilemiyor; sadece kontrol altında tutulabiliyor” diyor.</p>
<p><b><strong>Yıllar Sonra Yeniden Frengi</strong></b></p>
<p>28 yıllık bir üroloji hekimi olarak son yıllara kadar frengi vakasına pek rastlamadığını belirten Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, “Son yıllarda frengi konusunda hayret verici bir yükseliş söz konusu. Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada son 10 yılda 7-8 kat artış var. Frengi, sinsice iç organlara doğru ilerleyerek hiçbir semptom yaratmadan aylar hatta yıllar sonra onarılması güç hasarlar bırakıyor. Çok daha ciddi sonuçlara yol açabilen HPV, HIV ve Hepatit gibi virüslerin yayılımı da oldukça yüksek. Bu hastalıklardan Hepatit ve HPV için aşı mevcutken, HIV yani AIDS için halen koruyucu bir aşı bulunmuyor. Türkiye’de AIDS vakaları artış gösterirken, dünya genelinde ise yıllık vaka sayısı 200 milyonun üzerinde seyrediyor” şeklinde ifade ediyor. Türkiye’de en sık karşılaşılan cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında, bel soğukluğunun farklı türleri yer aldığını belirten Eskiçorapçı, “Klamidya ve Mikoplazma gibi yeni versiyonlarının yanı sıra, klasik Gonore bel soğukluğu da halen yaygınlığını sürdürüyor. Bunların dışında, HSV olarak bilinen genital uçuk da oldukça sık görülüyor. HSV, Amerika’da ve Türkiye’de en sık rastlanan ikinci cinsel yolla bulaşan enfeksiyon konumunda”.</p>
<p><b><strong>Korunmada En Etkili Yöntemlerden Biri: Prezervatif</strong></b></p>
<p>Prof. Dr. Eskiçorapçı, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın en temel ve etkili yönteminin prezervatif olduğunu vurguluyor: “Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) sayfasına girip bakarsanız, tüm uzmanların da önerdiği gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmada en önemli yöntem prezervatif. Çok basit ve etkili bir yöntem olarak, enfeksiyonların yaklaşık %90’ının bulaşmasını engelliyor. Bu nedenle cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma yöntemi olarak ilk sırada geliyor.”</p>
<p><b><strong>Türkiye’de sadece 10 kişiden 2’si prezervatifi enfeksiyonlardan korunmak için kullanıyor</strong></b></p>
<p>Cinsel sağlık alanında 95 yıldır sağlıklı, keyifli, özgür ve eşitlikçi bir cinsellik vizyonuyla dünya çapında liderlik eden prezervatif markası Durex’in Global Cinsellik Araştırması ise, hem Türkiye’de hem dünya genelinde cinsellikle ilgili sunduğu çarpıcı verilerle prezervatif kullanımına ilişkin tabloyu gözler önüne seriyor. Araştırmaya katılanların %46’sı güvenilir bir partnerle prezervatif kullanımının gereksiz olduğunu düşünürken, bu oran globalde sadece %21. Öte yandan prezervatif kullananların %58’i gebelikten korunmak için, %11’i ise cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak amacıyla bu yöntemi tercih ediyor.</p>
<p><b><strong>“Sevgi, Önce Korumaktan Geçer”</strong></b></p>
<p>Eskiçorapçı, toplumda prezervatifin hala sadece doğum kontrol yöntemi olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğuna dikkat çekerek şöyle devam ediyor: “Maalesef insanların büyük kısmı, neredeyse %50’den fazlası prezervatifin cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan koruduğunun farkında bile değil. Sanki sadece istenmeyen gebelikleri önlemek için kullanılan bir korunma yöntemiymiş gibi algılanıyor. Bu çok yanlış. Asıl önemli nokta; sizin farkında olmadan taşıyıcı olabileceğiniz hastalıkları partnerinize bulaştırmanızı önlemesi. Hatta çocuk sahibi olmayı planladığınızda bile bu çok kritik. Çünkü fark etmeden partnerinize bulaştırdığınız bir hastalık doğrudan çocuğunuza da geçebilir. Bu da konjenital anomaliler, düşükler, erken doğumlar ve hatta bazı göz hastalıkları gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir. Yani aslında sadece partnerinizi değil, doğacak çocuğunuzu da korumuş olursunuz. Benim prezervatif kullanımı konusunda yaklaşımım yani korunmaya bakış açım daha çok sevgi odaklı. ”</p>
<p><b><strong>İnovasyonlarla Prezervatifler Artık Daha Konforlu</strong></b></p>
<p>Dünya genelinde yeni inovasyonlarla prezervatiflerin daha da konforlu hale geldiğini belirten Prof. Dr. Eskiçorapçı, “Evet, başka korunma yöntemleri de var; fakat hem gebelikten korunmada hem de cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesinde en etkili ve aktif yöntem hala prezervatif. Üstelik artık kişiye özel durumlardan kaynaklanan uyum sorunlarını azaltacak, partnerlerin ilişkideki konforunu artıracak yeni ürünler de geliştiriliyor. Bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmek lazım; ben de bu konuda umut verici yenilikler görüyorum” diye ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cinsel-yolla-bulasan-enfeksiyonlar-belirtiler-riskler-ve-korunma-yollari-555847">Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar: Belirtiler, Riskler ve Korunma Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelecek 10 Yıla Çevresel Riskler Damga Vuracak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelecek-10-yila-cevresel-riskler-damga-vuracak-460351</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 May 2024 12:54:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel]]></category>
		<category><![CDATA[damga]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[vuracak]]></category>
		<category><![CDATA[yıla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460351</guid>

					<description><![CDATA[<p>1.400'den fazla küresel risk uzmanı, politika yapıcı ve sektör liderinin görüşlerinden yararlanılarak hazırlanan 2024 Küresel Riskler Raporu’nun sonuçları, Zurich Sigorta Grubu Türkiye ve Marsh Türkiye stratejik ortaklığında ve TÜSİAD’ın destekleriyle İstanbul’da düzenlenen toplantıda açıklandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecek-10-yila-cevresel-riskler-damga-vuracak-460351">Gelecek 10 Yıla Çevresel Riskler Damga Vuracak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, raporda öne çıkan risklerle ilgili görüşlerini paylaştı.</strong></p>
<p>2024 Küresel Riskler Raporu’nda yapay <em>zekâ</em> ile ilişkili olarak dezenformasyon, aşırı hava olayları ve sosyal kutuplaşma, gelecek 2 yıldaki en önemli riskler olarak dikkat çekiyor. Uzmanların üçte ikisinin gelecek 10 yıl içerisinde dünya genelinde kutuplaşmanın artacağına yönelik görüş bildirdiğinin altını çizen Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, “Her ne kadar çok kutuplu bir dünya var gibi gözükse de kısa ve orta vadede global sorunlara global çözümler bulmalıyız. İş birliği anlamında yeni anlayışlara ve çözümlere ihtiyaç var” dedi.</p>
<p><strong>“Önemli doğal kaynakların belli ülkelerde yoğunlaşması çatışma riskini artırıyor”</strong></p>
<p>Devletlerarası silahlı çatışmalar önümüzdeki iki yılın en önemli beş riski arasında yer alıyor. Rusya- Ukrayna savaşının Avrupa güvenliği, İsrail- Filistin çatışmasının Ortadoğu dengeleri için çok önemli olduğunu hatırlatan Yıldız, “Çin tarafında ise özellikle Tayvan seçimleri sonrası izlenecek politika dünya açısından kritik. Tayvan dünyada yüksek teknolojili çip üretiminin yaklaşık %60’ını yapıyor. Aynı kapasiteyi dünyanın başka yerinde yaratmak için, eğer ki insan kaynağını bulabilirseniz yaklaşık 20 yıl ve 300 milyar dolarlık bir yatırım gerekiyor” dedi. Yeni dünya düzeni için önemli doğal kaynakların belli ülkelerde yoğunlaşmasının da çatışma riskini artırdığını ifade eden Yıldız şu bilgileri paylaştı: “Dünya platin kaynaklarının %90’ı Güney Afrika’da, kobaltın %46’sı Kongo’da, lityumum %42’si Şili’de. Tayvan çip üretiminde başı çekerken, çip üreten makinalar ise %60 ile Hollanda’da üretiliyor.”</p>
<p><strong>“En ciddi sorunlardan biri ekonomik eşitsizlik”</strong></p>
<p>Rapora göre, önümüzdeki yıllara kalıcı ekonomik belirsizlik ve ekonomide fırsat eşitsizliği damgasını vuracak. Süregelen hayat pahalılığı krizi, etkisini sürdürecek. Dünyanın karşı karşıya olduğu en ciddi sorunlardan biri olarak eşitsizliğe işaret eden Yıldız: “Ülkeler arası ve ülkeler içi eşitsizlik; hayat pahalılığı, toplumsal kutuplaşma, istemsiz göç, bölgesel çatışmalar ve benzeri riskler yaratan, pek çok sorunun kaynağı olan çok ciddi ekonomik ve sosyal bir sorundur. Kolay bir çözüm de gözükmüyor.”</p>
<p><strong>Gelecek 10 yıla yönelik en önemli 10 riskin 5’i çevreyle ilişkili</strong></p>
<p>Yakın ve uzun vadeli risk ortamında çevresel riskler öne çıkmayı sürdürüyor. Gelecek 10 yıla damga vuracağı düşünülen risklerin beşi, “olağanüstü hava olayları, dünya sisteminde kritik değişimler, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü, doğal kaynak kıtlığı ve hava kirliliği” olarak çevreyle ilişkili konulardan oluşuyor. Yıldız’ın konuyla ilgili yorumu şu şekilde: </p>
<p><strong>“Gıda talebini karşılamak için her yıl Kanada kadar alana ihtiyaç var”</strong></p>
<p>“İnsanlığın çevreye verdiği zarar artık geri dönülemez bir noktada. İklim değişikliğini gıda ve su enflasyonu, soluduğumuz kirli hava ve doğal afet olayları ile yaşıyoruz. Biyoçeşitlilik kaybı, çok konuşulmayan fakat bir o kadar da önemli bir konu. İnsanlık dünyadaki canlı türlerinin sadece yüzde 0,01’ini temsil ederken hayvan türlerinin yüzde 83’ünü, bitki türlerinin yüzde 50’sini, böcek türlerinin yüzde 40’ını şimdiden yok etmiş durumda. Biyoçeşitlilik olmadan, böcekler olmadan tarımın olması, gıda sanayinin olması mümkün değil. Diğer taraftan 2050 yılına kadar dünya gıda tüketimi yaklaşık iki kat artacak. Her yıl yaklaşık Kanada büyüklüğünde bir alana ihtiyaç var ki yeni gıda talebini karşılayalım. Bu anlamda, iyimser olmak zor” dedi.</p>
<p><strong>Çevre sorunlarıyla mücadelede de eşitsizliğe dikkat çekti</strong></p>
<p>Çevre sorunlarına yönelik alınacak tedbirlerin ülkeler arasında eşit dağılmadığını, bunun da gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında çatışma yarattığını ifade eden Yıldız, “Gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ülkeler seviyesine erişme yolculuğunda, bu tedbirlere ayıracak zamanları ve kaynakları yok. Dünyada sadece yeşil enerji için yapılması gereken yatırım yılda 9 trilyon dolar. Dünyanın gayrisafi hasılası kabaca 100 trilyon dolar. Bunun 500 milyar dolar kadarını gelişmekte olan ülkelerin yapması lazım. Böyle bir kaynak yok” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Hemen hemen tüm hastalıklara çare bulabileceğimiz bir teknolojiden bahsediyoruz”</strong></p>
<p>2024 Küresel Riskler Raporunda, yanlış bilgi ve dezenformasyon kısa vadede en önemli riskler olarak değerlendiriliyor. Yapay <em>zekâ</em>, teknolojilerinin gelişmesine paralel olarak, önümüzdeki 10 yıl içinde de bu riskin ön planda olacağı görülüyor. Chat GPT için “yapay zekanın demokratikleşmesi” ifadesini kullanan Yılmaz Yıldız, bu alandaki fırsatlara dikkat çekiyor: “Dünyadaki seçim takvimiyle kesişince, yapay zekanın bu seçimleri nasıl manipüle edeceği çok tartışılıyor. Fakat yapay zekanın risklerinin yanında fırsatları daha fazla. Tıp ve sentetik biyoloji alanında büyük ilerleme kaydedeceğimiz, insanlığın hemen hemen tüm hastalıklarına çare bulabileceğimiz bir teknolojiden bahsediyoruz.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecek-10-yila-cevresel-riskler-damga-vuracak-460351">Gelecek 10 Yıla Çevresel Riskler Damga Vuracak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük işletmeler, büyük riskler: Parola korumasını önceliklendirme</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucuk-isletmeler-buyuk-riskler-parola-korumasini-onceliklendirme-454813</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2024 10:38:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[işletmeler]]></category>
		<category><![CDATA[korumasını]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[önceliklendirme]]></category>
		<category><![CDATA[parola]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=454813</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz dünyasında, küçük işletmeler giderek artan bir şekilde siber saldırıların hedefi haline geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-isletmeler-buyuk-riskler-parola-korumasini-onceliklendirme-454813">Küçük işletmeler, büyük riskler: Parola korumasını önceliklendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sınırlı kaynaklara ve uzmanlığa sahip bu işletmeler genellikle kendilerini sofistike tehditlere karşı savunmakta zorlanıyor. Ancak, sağlam parola koruma önlemleri uygulayarak küçük işletmeler güvenlik duruşlarını önemli ölçüde artırabiliyor ve hassas verilerini koruyabiliyor. Kaspersky, Dünya Parola Günü için küçük işletme ortamında parola korumasına yönelik basit ama önemli siber güvenlik önlemlerini açıklıyor.</strong></p>
<p>Kaspersky tarafından 2023 yılının sonunda yapılan bir araştırma, dünya genelindeki küçük işletmelerin %76&#8217;sının ve Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) bölgesindeki işletmelerin %88&#8217;inin son iki yıl içinde en az bir siber olay yaşadığını ortaya koydu. Bu saldırıların sonuçları ağır olmuş ve gizli verilerin sızdırılması (küresel olarak %34, META&#8217;da katılımcıların %29&#8217;u bunu bildirdi), itibar kaybı (%23, META&#8217;da %20), müşteri güveninin kaybı (%20, META&#8217;da %9) ve daha fazlasıyla sonuçlandı. Dünya çapında ve META&#8217;daki küçük şirketlerin yaklaşık %9&#8217;u ticari faaliyetlerinin belirli alanlarını askıya almak zorunda kaldı. Bu siber olayların nedenleri incelendiğinde, ana nedenlerden birinin zayıf parolaların kullanılması veya düzenli parola güncellemelerinin yapılmaması olduğu açıkça görülüyor. Bu neden, neredeyse dörtte birlik bir oranla (küresel olarak %24 ve META&#8217;da %20) yalnızca kötü amaçlı yazılım indirmenin ardından geliyor. Kaspersky, küresel sorunu ele almak için küçük işletmelerin parola politikalarını güçlendirmeye yardımcı olacak ipuçlarını aşağıda sunuyor.</p>
<p><strong>Güçlü parolalar oluşturun</strong></p>
<p>Önemine rağmen, bu bariz önlem, kullandıkları çeşitli uygulamalar için çok sayıda parola ile uğraşmak zorunda kalan çalışanlar tarafından genellikle ihmal ediliyor. Ayrıca, şifrelerin her kurumsal hizmet için hem sağlam hem de benzersiz olduğundan emin olunması önem taşıyor. Zayıf ve tekrar kullanılan şifreler, bunları kırmak ve hassas bilgilere yetkisiz erişim sağlamak için otomatik araçlardan yararlanan siber suçlular için kolay hedefler olarak karşımıza çıkıyor. Küçük işletmeler, çalışanlarını harf, rakam ve özel karakterlerden oluşan karmaşık kombinasyonlar kullanmaya teşvik ederek parolayla ilgili ihlal riskini azaltabiliyor.</p>
<p><strong>Çok faktörlü kimlik doğrulama uygulayın </strong></p>
<p>Çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA), kullanıcıların yalnızca bir parolanın ötesinde ek doğrulama sağlamasını gerektirerek ekstra bir güvenlik katmanı ekliyor. Bu, biyometrik verileri, bir mobil cihaza gönderilen tek seferlik şifreleri veya güvenlik sorularını içerebiliyor. Küçük işletmeler MFA&#8217;yı karmaşık veya gereksiz olarak algılayabiliyor ancak MFA, parola hırsızlığı ve yetkisiz hesap erişimi gibi çeşitli siber tehditlere karşı koruma sağlayabilen kritik bir güvenlik önlemi oluyor. MFA&#8217;nın etkinleştirilmesi, parolalar ele geçirilse bile küçük işletmelerin hesaplarına yetkisiz erişim riskini önemli ölçüde azaltıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Parolaları düzenli olarak güncelleyin</strong></p>
<p>Düzenli parola güncellemeleri, güvenlik hijyenini korumak ve parolayla ilgili ihlal riskini azaltmak için çok önemli bir faktör oluyor. Küçük işletme sahipleri, eski parolaların yeniden kullanılmasını önlemek için çalışanları parolalarını düzenli aralıklarla değiştirmeye teşvik ederek eski şifrelerin tekrar kullanılmasını önlemek için şifre sona erme politikalarını uygulaması önem taşıyor. Ayrıca, personel değişikliklerine yanıt olarak veya güvenlik ihlallerinden şüphelenildiğinde hızlı parola güncellemeleri yapılması gerekiyor.</p>
<p><strong>Çalışanları eğitin</strong></p>
<p>Küçük işletmelerde etkili parola koruması ve genel çevrimiçi güvenlik için çalışanların farkındalığı önem taşıyor Çalışanlar güçlü parolaların önemi, parola paylaşımının riskleri ve siber saldırılara kurban gitmenin olası sonuçları konusunda eğitilmesi gerekiyor. Küçük işletmeler, siber güvenlik farkındalığı kültürünü teşvik ederek çalışanlarını hassas bilgilerin korunmasında ve siber tehditlerin azaltılmasında aktif bir rol oynamaları için güçlendirebiliyor.</p>
<p><strong>Güvenli cihazlar ve ağlar</strong></p>
<p>Parolaların güvenliğini sağlamanın yanı sıra, küçük işletmeler cihazlarını ve ağlarını Kaspersky Small Office Security gibi siber güvenlik çözümleriyle korumak için de adımlar atması önem taşıyor. Uzaktan çalışma ve bulut tabanlı hizmetlerin giderek yaygınlaşmasıyla birlikte, küçük işletmeler cihazlarının ve ağlarının kötü amaçlı yazılımlara, kimlik avı saldırılarına ve diğer siber tehditlere karşı yeterince korunduğundan emin olması gerekiyor. Saygın siber güvenlik yazılımları yükleyerek, güvenlik duvarlarını etkinleştirerek ve işletim sistemleri ile yazılımları güncel tutarak küçük işletmeler savunmalarını önemli ölçüde güçlendirebiliyor.</p>
<p><strong>Kaspersky Kıdemli Ürün Pazarlama Müdürü Kirill</strong><em> </em><strong>Litvin</strong><em> “En küçük işletmeler bile önemli siber güvenlik riskleriyle karşı karşıyadır. Bu nedenle, güvenlik önlemlerine öncelik vermeleri ve operasyonlarını ve müşteri verilerini korumak için özel siber güvenlik ürünleri kullanmaları önemlidir. Örneğin, küçük işletmelerin ihtiyaçlarına göre özel olarak tasarlanan Kaspersky Small Office Security ürünümüz, &#8216;kur ve unut&#8217; korumasıyla el değmeden kullanılabilen bir güvenlik çözümü sunuyor ve özellikle iş geliştirmenin ilk aşamalarında çok önemli olan şirket bütçesinden tasarruf edilmesine olanak tanıyor. Kötü amaçlı yazılımlara, kimlik avına, fidye yazılımlarına, zayıf parolalara ve çok daha fazlasına karşı kapsamlı koruma sağlar,” diyor.</em></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-isletmeler-buyuk-riskler-parola-korumasini-onceliklendirme-454813">Küçük işletmeler, büyük riskler: Parola korumasını önceliklendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 09:40:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[denk]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[konusunda]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[oluşabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[seviyesine]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397144</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten uzmanlar, böyle bir gücün üretim ve kullanımının, herhangi bir tek elde toplanmasının dünya üzerindeki dengeleri değiştirebileceğini savunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144">Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten uzmanlar, böyle bir gücün üretim ve kullanımının, herhangi bir tek elde toplanmasının dünya üzerindeki dengeleri değiştirebileceğini savunuyor. Yapay zekânın kontrol edilmesi gereken döneme yaklaşıldığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, önlem alınmadığı takdirde bu teknolojinin nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabileceğini vurguluyor. Yapay zeka denetimlerinin nasıl uygulanacağı sorusunun henüz bir yanıtı olmadığına değinen Bingöl, küresel bir otoriteden çok her ülkenin kendine göre mevzuat ve yönetmelikleri olması gerektiğini ifade ediyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi SBF Dekan Yardımcısı, Yapay Zekâ Mühendisliği Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, yapay zeka modellerinin getirebileceği olası riskleri ve bu risklerin nasıl kontrol altına alınabileceği konusunda değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Yapay zekâlar, büyük bir alanda birçok kişinin işini elinden alabilir </strong></p>
<p>Her şeye muktedir yapay zeka modellerinin olası riskleri de beraberinde getirdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Kullanıcılarına büyük avantajlar sağlaması yüzünden, bu kişilerin insanlığı avucunun içine alması gibi medyatik riskleri şu an için düşünmek gereksiz. Ancak çok daha yakında etkileriyle yüzleşmemiz gereken birçok risk ve tehlike bizleri bekliyor.” dedi.</p>
<p>Sanayi devrimiyle birlikte, buharlı makinelerin insanların yapmış olduğu işleri elinden aldığını ama bunun yanında çok daha fazla iş alanı oluşturduğunu hatırlatan Bingöl, “Yapay zekâ için ‘yeni iş imkânları oluşturacak’ dense de son zamanlarda her kesimden insanın da dikkatini çeken genel modeller, buharlı makineler gibi insanların yaptığı işleri daha verimli yapmak için tasarlanmadılar. İnsanların yapabileceği her türlü bilişsel faaliyeti yapabilmek için tasarlandılar. Bu da demektir ki yeni iş imkânı olarak gördüğümüz her şey bir süre sonra tekrardan genel modeller tarafından öğrenilebilir. Sürecin hiçbir yerinde insana gerek kalmaksızın faaliyet gösteren işletmeler oluşabilir. Doğru yönetilmediği takdirde bu tür bir değişimin etkileri dünya üzerinde çok yıkıcı olabilir. Genel maksatlı yapay zekâlar, doktorluktan avukatlığa, yazılım mühendisliğinden yöneticiliğe kadar büyük bir alanda, birçok kişinin işini elinden alabilir. Bunun yanında 7 gün 24 saat çalışıp insan meslektaşlarından çok daha ucuz bir maliyet oluşturabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Bu kadar önemli bir gücün tek elde toplanması dünya üzerindeki dengeleri değiştirebilir</strong></p>
<p>Yapay zekânın diğer bir aşaması olan ‘model oluşturma ve geliştirme aşaması’ için merkezi denetimin getirdiği risklerin düşünülmesi gerektiğine dikkat çeken Bingöl, bunun tek bir otorite tarafından yapılmasının önemli bir risk olduğunu söyledi.</p>
<p>Yapay zekânın çok önemli bir güç olduğunu ve bu gücün etki alanının hızla arttığını belirten Bingöl, “Bu kadar önemli bir gücün üretim ve kullanımının, küresel veya değil, herhangi bir tek elde toplanması dünya üzerindeki dengeleri değiştirebilir. Günümüzde nükleer gücün yarattığı sorunlar ve dünya güç dengesi üzerindeki rolü ortada.” dedi.</p>
<p><strong>Yeterli önlemler alınmazsa yapay zekâ teknolojisi nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabilir</strong></p>
<p>Yapay zekâ teknolojileri alanında önemli gelişmelere imza atmış bir şirket kurucu ve yöneticileri tarafından yayımlanmış bir makaleye değinen Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Makalede, yapay zekâ teknolojilerinin sorumlu bir şekilde kullanılması ve doğru şekilde denetlenmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu teknolojinin denetlenmediği takdirde, insan hayatı ve toplum üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecek riskler taşıyabileceği söyleniyor. Makaleye göre, yapay zekânın uluslararası kurumlar tarafından kontrol edilmesi gereken döneme yaklaşıldı ve yeterli önlemler alınmadığı takdirde bu teknoloji nükleer enerji seviyesine denk riskler taşıyabilecek.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Küresel gücün bir güçler topluluğuna dönüştürülmesi başka sorular doğuruyor</strong></p>
<p>“Bu nükleer güç ve risk benzetmesinden yola çıkarsak, yapay zekâ teknolojisinin de küresel veya değil tek bir elde toplanmasının nasıl sonuçlar doğuracağı ve dünya güç dengesine nasıl etki edeceği açıktır.” diyen Bingöl, sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu riski azaltmak için, küresel gücün birden fazla aktörün olduğu bir güçler topluluğuna dönüştürülmesi ise başka sorular doğuruyor. Küresel gücü temsil eden unsurlar nasıl belirlenecek? Bu gücün kullanımı hangi süreçlere ve yetkilere bağlanacak? Anlaşmazlıklar nasıl giderilecek, onay ve veto hakları nasıl adil olarak yönetilecek?”</p>
<p><strong>Yapay zekâ iyi yönetilmezse daha fazla soruna ve güç dengesizliğine yol açabilir</strong></p>
<p>Pandemi sürecinde Dünya Sağlık Örgütü’nün çalışmalarından örnek veren Bingöl, “Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler&#8217;e bağlı olan ve toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan oldukça saygın ve kabul gören bir örgüt. Buna rağmen COVID-19 pandemisi döneminde, dünya üzerindeki toplumların tamamının acil sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesine ne derece katkı sağlayabildi? Pandemi döneminde aşı geliştirme gücünü elinde bulunduran devletler, dünya dengesi üzerinde etkili oldularsa hangi güç bunu nasıl kullandı? Görüldüğü gibi, yapay zekâ denetim ve sınırlandırmalarına çözüm olmasını beklediğimiz küresel otorite modeli, günümüzde başka konularda tecrübe ettiğimiz modellerin bütün sorunlarına çare olamadı. Yapay zekâ kadar güçlü bir teknolojinin iyi yönetilmediği taktirde daha fazla soruna ve güç dengesizliğine yol açabileceği ortada.” dedi.</p>
<p><strong>Üretim ve kullanımın her aşaması birçok farklı ve bağımsız otoriteye yayılabilir</strong></p>
<p>Yapay zekâ denetim ve sınırlandırmalarının, küresel bir gücün elinde bulundurduğu tek bir merkeze bağlı ‘devre kesici’ gibi yapılar olmak zorunda olmadığını aktaran Bingöl, “Çeşitli standartları, çalışma ve iz bırakma çerçevelerini, yetki denetimi alt yapılarını içeren, açık ve şeffaf denetlenebilir düzenlemeler, yasalar ve mevzuatlar olarak düşünülebilir. Bu konuda çeşitli aktörlerin rol ve sorumlulukları yasalar ve mevzuatlarla düzenlenebilir. Bu yetkiler dağıtılarak çok taraflı bağımsız kontroller sağlanabilir.   Kontrol dışına çıkan, tehdit ve tehlike yaratan çalışma durumlarında uyulması gereken müdahale politikaları belirlenebilir. Bu politikalar siber güvenlik prosedürlerinde olduğu gibi önceden prova edilebilir ve denetlenebilir. Üretim ve kullanımın her aşaması birçok farklı ve bağımsız otoriteye yayılabilir. Uluslararası bir otorite ile modellerin oluşturulması ve eğitilmesi gibi süreçleri denetlemek yerine, bir model oluşturulduktan sonra ‘insanların hayatlarını nasıl etkiliyor ve insanlara ait hakları ihlal ediyor mu?’ konusu denetlenmeli.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>Ulusal bir tehdit içermeyecek düzeyde yapay zekâ kapasitesine ihtiyaç duyan kurumların önünde bir engel oluşmamalı</strong></p>
<p>Her teknolojik gelişim gibi yapay zekâ teknolojisinin de gelişimi için kaynaklara, ticari modellere ve ilgiye muhtaç olduğunu dile Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Yapay zekâ konusunda oluşturulacak denetimin ve sınırlandırmanın getireceği ilave önemli yükleri olacak. Yeni uyum süreçleri, zorunluluklar, süreçler finansman ve kaynak kullanımı sınırlandırmaları… Oysa, insanlık için varoluşsal veya ulusal bir tehdit içermeyecek düzeyde yapay zekâ kapasitesine ihtiyaç duyan kurumların önünde bir engel oluşmamalı.” dedi ve bu beklentiyi oluşturacak sınırların kim tarafından ve hangi kriterler ile belirleneceği sorusuna dikkat çekti.</p>
<p><strong>Denetimin ‘nasıl’ uygulanacağı konusunun henüz bir yanıtı yok</strong></p>
<p>Denetim ve sınırlandırmaların nasıl uygulanacağı ile ilgili daha alınacak çok yol olduğunu ifade eden Bingöl, “Bunun için devlet kurumlarının, teknoloji üreticilerinin ve bu konunun fikir öncülerinin beraber çalışması ve çözüm üretmesi kaçınılmaz. Özellikle bu çözümlerin, gelişim önünde engel olmadan ‘nasıl’ uygulanacağı çalışma konusudur ve henüz bir yanıtı yok. Uluslararası bir otorite oluşma fikri ise, bu yanıt bulduğunda bir anlam taşıyacak. Uluslararası bu otoritenin yetkilerinin bireysel, ulusal ve küresel güç sahibi firmalar ile nasıl uyum sağlayacağı, kullanacağı denetim mekanizmaları ve yetkileri gibi soruların da yanıtları netleşecektir.” dedi.</p>
<p><strong>Her ülkenin kendine göre mevzuat ve yönetmelikleri olmalı</strong></p>
<p>Küresel bir otoriteden çok her ülkenin veya ülkeler birliğinin, temel prensiplere ve uyuma sadık kalmak üzere, kendine göre uyarlayabileceği mevzuat ve yönetmelikleri olması gerektiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Karşılıklı yükümlülükler üzerine bir denge inşa edilmesi ülkemiz açısından da önemli riskleri bertaraf ederek, tersine avantajlar getirir.” dedi. </p>
<p>Türkiye’nin, birçok uluslararası organizasyon ve düzenlemelere tabi olduğunu, bunların getirdiği yükümlülüklere, bağımsızlığı ve güvenliğinden taviz vermeden uyum sağladığı ve taahhütlerini yerine getirebildiğini hatırlatan Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ülkemiz bunu sağlamak için gerekli resmi, kamu ve özel kurumlara, üniversite ve ar-ge merkezlerine, sivil toplum örgütlerine sahip. Bunlar arasında eşgüdümü sağlayacak mevzuatları oluşturma tecrübesi ve kapasitesi var. Küresel alanda Türkiye bu gibi organizasyonların da tam ortasında olmak zorunda. Güç dengesini korumak ve söz sahibi olmak üzere son yıllarda oldukça gelişmiş yapay zekâ teknolojilerini üretmesi, kullanması ve geliştirmesi ile bu durumu hak ediyor. Ayrıca adalet, hak ve hukuk konularında da yapay zekâ üzerinden öncü rolünü üstlenmeli.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-yapay-zeka-konusunda-uyariyor-onlem-alinmazsa-nukleer-enerji-seviyesine-denk-riskler-olusabilir-397144">Uzmanlar yapay zekâ konusunda uyarıyor! Önlem alınmazsa nükleer enerji seviyesine denk riskler oluşabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SMS Doğrulamayı Sadece Blue Abonelerine Açan Twitter&#8217;da Kullanıcıların Karşılaşabileceği Riskler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sms-dogrulamayi-sadece-blue-abonelerine-acan-twitterda-kullanicilarin-karsilasabilecegi-riskler-365181</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 11:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[blue]]></category>
		<category><![CDATA[doğrulamayı]]></category>
		<category><![CDATA[karşılaşabileceği]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcıların]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[sms]]></category>
		<category><![CDATA[twitterda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365181</guid>

					<description><![CDATA[<p>Twitter, geçtiğimiz haftalarda kullanıcılarının büyük bir çoğunluğu için iki faktörlü kimlik doğrulama seçeneklerinden SMS ile kod alma yöntemini kaldırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sms-dogrulamayi-sadece-blue-abonelerine-acan-twitterda-kullanicilarin-karsilasabilecegi-riskler-365181">SMS Doğrulamayı Sadece Blue Abonelerine Açan Twitter&#8217;da Kullanıcıların Karşılaşabileceği Riskler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Twitter, geçtiğimiz haftalarda kullanıcılarının büyük bir çoğunluğu için iki faktörlü kimlik doğrulama seçeneklerinden SMS ile kod alma yöntemini kaldırdı. </strong></p>
<p><strong>Artık yalnızca ayda 8 dolar ödeyen Twitter Blue aboneleri için kullanıma açık olan doğrulama yöntemi, bu aboneliği almayan kullanıcılar için yeni siber güvenlik risklerinin ortaya çıkma ihtimalini gündeme getiriyor. </strong></p>
<p><strong>Güçlü bir sosyal medya platformu olan Twitter’ın bu yeniliği üzerine Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, olası güvenlik risklerinden korunmak için ipuçlarını paylaşıyor.</strong></p>
<p>400 milyon kadar aktif kullanıcısıyla 21. yüzyılın en etkin sosyal medya platformlarından sayılan Twitter, geçtiğimiz günlerde bir güvenlik değişikliği yaptı. Twitter, iki faktörlü kimlik doğrulama seçeneklerinden SMS ile kod alma yöntemini kaldırdı. Artık yalnızca ayda 8 dolar ödeyen Twitter Blue aboneleri için kullanıma açık olan doğrulama yöntemi, bu aboneliği almayan kullanıcılar için yeni siber güvenlik risklerini ortaya çıkardı. Platformun sadece para ödeyenlere değil tüm kullanıcılara en temel güvenlik önlemi olan çift faktörlü kimlik doğrulamasını açması gerektiğini vurgulayan Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, olası güvenlik risklerinden korunmak için ipuçlarını paylaşıyor.</p>
<p><strong>Çift Faktörlü Korumadan Yalnızca Blue Üyeleri Yararlanabilir</strong></p>
<p>İki faktörlü kimlik doğrulama yöntemleri, profile erişim için oturum açarken hem parola hem de sonra girilmesi gereken eşsiz bir kod ile uygulamalara ve web sitelerine ekstra bir güvenlik katmanı sağlıyor. Herhangi biri, iki faktörlü kimlik doğrulama ile korunan bir hesabın şifresini elde etse bile hesaba giriş yapmaya çalışırsa hesap sahibinin telefonuna 6 haneli bir kod gidiyor. Böylece bilgisayar korsanı kullanıcının e-posta adresini ve şifresini ele geçirmiş olsa bile kod olmadan hesaba erişemiyor. Siber suçlulara karşı tam bir koruma sağlamasa da yalnızca şifre kullanımından çok daha güvenli bu yöntemi Twitter, yakın zamanda genel kullanıcılarına kapattı. Artık yalnızca ayda 8 dolar ödeyen Twitter Blue aboneleri için kullanıma açık olan yöntem, kullanıcılar için yeni siber güvenlik risklerinin ortaya çıkma ihtimalini gündeme getirirken Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, tüm riskler karşısında kişisel bilgilerini, kimlik bilgilerini ve paralarını korumak isteyen kullanıcılar için Twitter kullanırken uymaları gereken 8 farklı ipucunu sıralıyor.</p>
<p><strong>1. </strong>Telefon numaranız, ev / iş adresiniz, doğum tarihiniz, yakınlarınızın kişisel bilgileri gibi hiçbir şahsi tanımlayıcıyı paylaşmayın.</p>
<p><strong>2. </strong>Hassas olabilecek fotoğrafları ya da diğer medya içeriklerini paylaşmayın.</p>
<p><strong>3. </strong>Harflerden, rakamlardan, noktalama işaretlerinde oluşan güçlü ve her hesabınız için eşsiz parolalar kullanın. Parolanız, Twitter’a kaydolduğunuz e-posta adresindeki parolayla aynı olmasın.</p>
<p><strong>4. </strong>Gizlilik ve güvenlik ayarlarınızı değiştirin. Konumunuzu devre dışı bırakın ve diğer kullanıcıların e-posta adresiniz ya da telefon numaranız aracılığıyla hesabınızı bulmasını engelleyin.</p>
<p>5. Kötü amaçlı saldırılara ve kimlik avı bağlantılarına karşı Windows, macOS, iOS ve Android için tam korunma sağlayan Bitdefender’ın Total Security gibi ödüllü bir güvenlik çözümü kullanın. Bu sayede parola yöneticisi ve hesap doğrulama özelliklerini de kullanabilirsiniz.</p>
<p><strong>6. </strong>Bağlantıları, reklamları ya da yatırım fırsatlarınız DM üzerinden tanıtan tanımadığınız kişilere karşı dikkatli olun.</p>
<p><strong>7. </strong>Taciz edici davranış sergileyen hesapları engelleyin ve şikayet edin.</p>
<p><strong>8. </strong>Çevrimiçi tanıştığınız hiç kimseye finansal bilgilerinizi kesinlikle vermeyin.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sms-dogrulamayi-sadece-blue-abonelerine-acan-twitterda-kullanicilarin-karsilasabilecegi-riskler-365181">SMS Doğrulamayı Sadece Blue Abonelerine Açan Twitter&#8217;da Kullanıcıların Karşılaşabileceği Riskler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
