<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>önemli | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/onemli/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onemli</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Apr 2026 10:19:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>önemli | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onemli</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye finans teknolojilerinde Avrupa&#8217;yı geride bıraktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-finans-teknolojilerinde-avrupayi-geride-birakti-626335</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 10:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[bıraktı]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[finans]]></category>
		<category><![CDATA[geride]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojilerinde]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626335</guid>

					<description><![CDATA[<p>Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey millî yazılımın önemini belirterek, "Bankacılık teknolojilerinde güçlü bir yetkinliğe sahibiz. Türkiye'de geliştirdiğimiz çözümleri Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlara taşıyoruz" dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-finans-teknolojilerinde-avrupayi-geride-birakti-626335">Türkiye finans teknolojilerinde Avrupa&#8217;yı geride bıraktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey millî yazılımın önemini belirterek, &#8220;Bankacılık teknolojilerinde güçlü bir yetkinliğe sahibiz. Türkiye&#8217;de geliştirdiğimiz çözümleri Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlara taşıyoruz&#8221; dedi.</strong></em></p>
<p>OYAK’ın Girişim Sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance, başta finans sektörü olmak üzere farklı endüstrilere sunduğu uçtan uca teknoloji çözümleriyle dikkat çekiyor.</p>
<p>Innovance&#8217;in Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, Türkiye&#8217;de geliştirdikleri yerli çözümleri Avrupa başta birçok pazara ihraç ettiklerini belirterek, her türlü bankayı sıfırdan hızlı bir şekilde kurabildiklerini söyledi. Yusuf Ürey, Türk mühendislerinin teknoloji alanındaki yetkinliğini ve global ölçekte elde edilen başarılarını değerlendirdi.</p>
<p>Forbes Türkiye&#8217;nin &#8220;Girişim 2026 Listesi&#8221;nde zirvede yer alan Innovance&#8217;in vizyonu anlatan Yusuf Ürey, Türkiye&#8217;nin özellikle finans teknolojilerinde önemli bir yetkinlik kazandığını ve yerli teknoloji geliştirmenin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini bildirdi.</p>
<p>Yusuf Ürey, yüz tanıma sistemlerinden dijital cüzdana kadar tüm süreçlerde dünyanın teknoloji devleriyle yarışan Türk mühendislerinin bankacılık teknolojisi millîleştirerek önemli bir küresel başarıya imza attıklarını dile getirdi.</p>
<p><strong>&#8220;Dört farklı banka türünü sıfırdan süratli bir şekilde kurabiliyoruz&#8221;</strong></p>
<p>Türk mühendislerinin finans teknolojilerindeki yüksek yetkinliğine dikkati çeken Yusuf Ürey, “Klasik banka, dijital banka, yatırım bankası ve katılım bankasını sıfırdan çok hızlı bir şekilde kurabiliyoruz. Bunu sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde hayata geçirebiliyoruz. Bu bizim önemli rekabet avantajlarımızdan biri&#8221; dedi.</p>
<p>Yusuf Ürey, Innovance olarak “Mobil Bankacılık”, “ATM”, “Çağrı Merkezi”, “Yüz Tanıma Sistemleri”, “e-Cüzdan” ve “KYC” çözümleri gibi sektörün tüm ihtiyaçlarını kapsayan ve kendi veri tabanı sistemlerini geliştiren bir yapıya sahip olduklarını aktardı.</p>
<p><strong>“Tek Sözleşme modeli ile zamandan ve maliyetten tasarruf sağlıyoruz”</strong></p>
<p>Büyük ölçekli projelerde yaşanan entegrasyon zorluklarına Türk mühendisleri olarak geliştirdikleri inovatif yaklaşımla çözüm getirdiklerini belirten Yusuf Ürey, sektöre kazandırdıkları “Tek Sözleşme” modelini şu sözlerle anlattı:</p>
<p>“Geleneksel sistemde büyük projelerde birçok firmanın ürününü entegre etmek gerekiyor. Sözleşme yönetimi uzun ve meşakkatli oluyor. Bir hata çıktığında firmalar arasında sorumluluk paylaşımı zorlaşabiliyor. Biz bu süreci &#8216;Tek Sözleşme&#8217; modeliyle sadeleştiriyoruz. Veri tabanı sistemlerinden temel bankacılığa, dijital kanallardan regülasyon süreçlerine kadar tüm sorumluluğu üstleniyoruz. Müşteri tek bir şirketle muhatap oluyor. Bu modelin en büyük avantajı süre kazandırmasıdır. Süre eşittir maliyet. Müşterimizin harcayacağı parayı azaltıyor, kazanacağı parayı artırıyoruz.”</p>
<p><strong>&#8220;Türkiye teknoloji üretiminde güçlü bir konumda&#8221;</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin yazılım, veri ve güvenlik alanlarında önemli bir gelişim kaydettiğinin altını çizen Yusuf Ürey, Avrupa ile yapılan kıyaslamalarda Türkiye&#8217;nin net bir ara farkla önde olduğunu vurguladı.</p>
<p>Ürey, &#8220;Hizmet ve servis kalitemiz, teknolojimiz ve bilgi birikimimizle güçlü bir konumdayız. Avrupa&#8217;da bazı köklü sistemlerin dönüşümü zaman alırken, Türkiye daha çevik yapısıyla yeni teknolojilere daha hızlı adapte olabiliyor. Bu da uluslararası projelerde önemli bir avantaj sağlıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Türk girişimcilerin yurt dışındaki sürdürülebilir başarısının sırrını “adaptasyon” olarak tanımlayan Ürey, “Türk insanına her zaman güvenin. Bizim insanımızın inanılmaz yüksek bir adaptasyon kabiliyeti var. Doğa kanunları gereği gittiğiniz yere alışmazsanız başarısız olursunuz; biz bu esnekliğe ve güce sahibiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Teknolojide dışa bağımlılık, bir millî güvenlik sorunu”</strong></p>
<p>Millî yazılımın öneminin günümüz dünyasında daha net anlaşıldığını belirten Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, stratejik bağımsızlık konusunda şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Devletin kritik birimlerine yaptığımız projelerde yabancı ürünlere olan ihtiyacı azaltıyoruz. Datanızın ve tüm güvenliğinizin size ait olması, yerli ve millî olması büyük önem taşıyor. Küresel gelişmeler, teknolojide dışa bağımlılığın risklerini de daha görünür hale getirdi. Bu nedenle kritik sistemlerde kendi teknolojimizi geliştirmek stratejik bir gereklilik.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Türkiye&#8217;nin teknolojisi Avrupa içlerine yayılıyor&#8221;</strong></p>
<p>Almanya’da OYAK Anker Bank’ın teknoloji dönüşümünü başarıyla tamamladıklarını vurgulayan Yusuf Ürey, burada kazandıkları güçlü Avrupa bankacılık deneyimi sayesinde bugün İtalya, Hollanda ve Almanya&#8217;nın farklı bölgelerinde yeni müşteriler kazanarak Türkiye&#8217;nin teknoloji ihracatına katkı sağlamayı sürdürdüklerini sözlerine ekledi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-finans-teknolojilerinde-avrupayi-geride-birakti-626335">Türkiye finans teknolojilerinde Avrupa&#8217;yı geride bıraktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Işık Saçan Bakterilerle Hızlı Tanı: Hastaya Uygun Antibiyotik Dakikalar İçinde Saptanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isik-sacan-bakterilerle-hizli-tani-hastaya-uygun-antibiyotik-dakikalar-icinde-saptaniyor-625929</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[bakterilerle]]></category>
		<category><![CDATA[boya]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastaya]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[saçan]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625929</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antibiyotik direnci, günümüzde küresel sağlık sistemlerinin karşı karşıya olduğu en ciddi tehditlerden biri olarak kabul ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isik-sacan-bakterilerle-hizli-tani-hastaya-uygun-antibiyotik-dakikalar-icinde-saptaniyor-625929">Işık Saçan Bakterilerle Hızlı Tanı: Hastaya Uygun Antibiyotik Dakikalar İçinde Saptanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Antibiyotik direnci, günümüzde küresel sağlık sistemlerinin karşı karşıya olduğu en ciddi tehditlerden biri olarak kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl yaklaşık 1,27 milyon insan doğrudan antibiyotik direnci nedeniyle yaşamını yitiriyor. Uzmanlar, etkili önlemler alınmadığı takdirde bu sayının önümüzdeki yıllarda çok daha yüksek seviyelere ulaşabileceğine dikkat çekiyor. Sorunun temel nedenlerinden biri ise enfeksiyon tedavisinde çoğu zaman doğru antibiyotiğin hemen belirlenememesi ve hastalara geniş spektrumlu ilaçların deneme-yanılma yöntemiyle verilmesi. Bu yaklaşım, hem hastanın tedavisinin gecikmesine hem de bakterilerin zamanla ilaçlara karşı direnç geliştirmesine yol açabiliyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Bu önemli soruna çözüm olabilecek yeni bir teknoloji ise Acıbadem Üniversitesi’nde geliştirildi. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanıl Kocagöz ile Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özge Can’ın kurucusu olduğu ve Acıbadem Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde yer alan Bio-T Biyoteknoloji Çözümleri ve Üretim A.Ş.’de geliştirilen “Hızlı Antibiyotik Duyarlılık Testi”, hastadaki bakterinin hangi antibiyotiğe duyarlı olduğunu çok kısa sürede belirleyebiliyor. Testte, antibiyotiğin etkisiyle ölen bakteriler özel bir boya sayesinde ışık veriyor; böylece hangi antibiyotiğin işe yaradığı hızlı ve net bir şekilde anlaşılabiliyor. Bu hızlı antibiyotik duyarlılık testi sayesinde, normalde bir gün sürebilen antibiyotik duyarlılık belirleme süreci 15-90 dakikaya indirilebiliyor. Laboratuvar çalışmaları tamamlanan testin yakın zamanda sağlık sisteminde kullanıma girmesi hedefleniyor.</strong></em></p>
<p><strong>Antibiyotik İşe Yaradığında Işık Saçan Bakteriler </strong></p>
<p>Geliştirilen test, enfeksiyon etkeni bakterinin farklı antibiyotiklere duyarlılığını hızlı bir şekilde saptayarak hastaya hangi ilacın etkili olacağını ortaya koyuyor. Böylece hekimler, vakit kaybetmeden hastaya doğru ve etkili tedaviyi başlatabiliyor. Prof. Dr. Tanıl Kocagöz yöntemi şu şekilde anlatıyor: “Bu yöntemde, bakterinin hücre zarından canlıyken içeri giremeyen özel bir boya kullanıyoruz. Bakteri, antibiyotiğin etkisiyle öldüğü anda hücre zarı geçirgen hale geliyor ve bu boya bakterinin içine sızıyor. İçeri giren boya, bakterinin DNA’sına bağlandığında ışık yaymaya başlıyor. Bu sayede bakterinin ölüp ölmediğini çok kısa sürede anlayabiliyoruz. Klasik testlerde ise bakterinin çoğalmasını ve besi yerinde gözle görülür bir bulanıklık oluşturmasını beklemek gerekiyordu. Bu da zaman kaybına yol açıyordu. Bizim geliştirdiğimiz yöntemde ise bunu beklemeye gerek kalmıyor; bakteri öldüğü anda boya içeri giriyor ve hemen ışık sinyali veriyor.” </p>
<p>Antibiyotik direnci olduğunda ise bakterinin hiç tepki vermediğini söyleyen Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Eğer bakteri kullanılan antibiyotiğe dirençliyse ve ölmezse, boya hücre içine giremiyor ve herhangi bir ışık oluşmuyor. Bu durumda da o antibiyotiğin etkisiz olduğunu, o hastada işe yaramadığını, yani bakterinin dirençli olduğunu hızlıca saptayabiliyoruz” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Saatler İçinde Doğru Tedaviye Başlanıyor </strong></p>
<p>Özellikle hastane enfeksiyonlarının yaygın olduğu ve çoklu ilaç direncine sahip mikroorganizmaların giderek arttığı günümüzde bu tür hızlı tanı yöntemleri büyük önem taşıyor. Yoğun bakım ünitelerinde ya da bağışıklık sistemi zayıf hastalarda, doğru antibiyotiğe hızlı ulaşmak, tedavinin başarısını doğrudan etkileyen kritik bir faktör olarak görülüyor.</p>
<p>Geliştirilen teknolojinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, klasik yöntemlerde antibiyotik duyarlılığını belirlemenin oldukça zaman aldığını vurgulayarak, “Bugüne kadar bir bakterinin hangi antibiyotiğe duyarlı olduğunu anlamak için en az bir gün beklemek zorunda kalıyorduk. Geliştirdiğimiz hızlı antibiyotik duyarlılık testi sayesinde bu süreyi bir buçuk saatten kısa bir süreye indiriyoruz. Bu da enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde çok önemli bir zaman kazancı anlamına geliyor” diyor.</p>
<p><strong>Gereksiz Antibiyotik Kullanımına Karşı Güçlü Adım</strong></p>
<p>Yanlış ya da gereksiz antibiyotik kullanımının antibiyotik direncinin en önemli nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Hangi antibiyotiğin işe yarayacağını bilmeden tedaviye başlamak çoğu zaman kaçınılmaz olabiliyor. Ancak bu durum hem hastanın doğru tedaviye geç ulaşmasına hem de bakterilerin direnç geliştirmesine yol açabiliyor. Bizim geliştirdiğimiz test, her hastaya uygun antibiyotiğin hızlı şekilde belirlenmesini sağlayarak gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçmeyi hedefliyor” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Testin, kişinin enfeksiyonuna uygun antibiyotik kullanımının önünü açtığını vurgulayan Prof. Dr. Özge Can ise teknolojinin yalnızca bir tanı yöntemi değil, aynı zamanda tedavi başarısını artıran bir sistem olduğunu belirterek, “Gereksiz antibiyotik kullanımının önlenmesiyle, hem hasta için daha etkili bir tedavi sağlanıyor hem de antibiyotik direncinin yayılması engellenebiliyor” diyor.</p>
<p>Günümüzde birçok hastada test sonuçları beklenmeden geniş spektrumlu antibiyotiklerin kullanıldığını hatırlatan Prof. Dr. Özge Can, “Yanlış ya da gereksiz antibiyotik kullanımı yalnızca tedaviyi zorlaştırmıyor, aynı zamanda bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanmasına neden oluyor. Geliştirdiğimiz hızlı antibiyotik duyarlılık testi sayesinde her hastaya uygun, hedefe yönelik tedavi mümkün hale geliyor” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Testin özellikle hastane enfeksiyonlarıyla mücadelede önemli bir rol oynayabileceğini de belirten Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, geliştirdikleri sistemin kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımına katkı sunduğunu ifade ediyor. Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, hastane enfeksiyonlarında en büyük sorunlardan biri, etken bakterinin hangi antibiyotiğe dirençli olduğunu hızlıca tespit edememek olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Yeni testin bir diğer önemli katkısının, antibiyotiklerin daha akılcı kullanılmasına destek olmak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Bu yöntemle artık antibiyotik seçimi tahmine dayalı olmaktan çıkıyor. Veriye dayalı, hastaya özel bir tedavi planı oluşturulabiliyor” diyor.</p>
<p><strong>Toplum Sağlığı İçin Önemli Adım </strong></p>
<p>Laboratuvar aşaması tamamlanan ve yerli bir teknoloji olarak geliştirilen hızlı antibiyotik duyarlılık testinin yaygın kullanıma girebilmesi için çalışmalar sürüyor. Prof. Dr. Özge Can, “Bu teknolojinin en kısa sürede hastanelerde kullanılmasını istiyoruz. Şu anda piyasaya çıkması için sağlık endüstrisiyle görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Amacımız, geliştirdiğimiz bu yöntemin hastalara en hızlı şekilde ulaşması” diyor.</p>
<p>Uzmanlara göre enfeksiyon hastalıklarında doğru tedaviye hızlı ulaşmak yalnızca bireysel hastalar için değil, toplum sağlığı açısından da kritik önem taşıyor. Hızlı antibiyotik duyarlılık testleri, gelecekte antibiyotik direnciyle mücadelede en önemli araçlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isik-sacan-bakterilerle-hizli-tani-hastaya-uygun-antibiyotik-dakikalar-icinde-saptaniyor-625929">Işık Saçan Bakterilerle Hızlı Tanı: Hastaya Uygun Antibiyotik Dakikalar İçinde Saptanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’ndan Önemli Açıklama!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-hekimleri-dayanisma-platformundan-onemli-aciklama-625883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 19:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[hekimleri]]></category>
		<category><![CDATA[ndan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625883</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diş Hekimleri Dayanışma Platformu, "Mesleği Geleceğimiz 'Dönemlik' söylemlere emanet edilemez!" başlıklı bir açıklama yayınladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-hekimleri-dayanisma-platformundan-onemli-aciklama-625883">Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’ndan Önemli Açıklama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mesleki Geleceğimiz “Dönemlik” Söylemlere Emanet Edilemez!</p>
<p>Değerli Meslektaşlarımız,</p>
<p>Diş Hekimleri Dayanışma Platformu olarak pusulamız her zaman liyakat ve koşulsuz hak savunuculuğu oldu. Son dönemdeki seçim odaklı ittifakları ve söylemleri dikkatle izliyoruz; ancak şu gerçekleri hatırlatmakta fayda görüyoruz:</p>
<p>Samimiyet Sınavı: Meslektaşlarımızın sorunları sadece seçim dönemlerinde hatırlanacak “malzemeler” değildir. Dün susup bugün ses yükseltenlerin samimiyetini mesleki hafızamız unutmayacaktır</p>
<p>Kavgacı Değil, Akılcı Mücadele: Hak aramak; çatışma yaratmak değil; masada ve sahada diplomatik, güçlü bir duruş sergilemektir. Kavgadan beslenen yaklaşımlar çözümün değil, sorunun bir parçasıdır.</p>
<p>Gençlerin İradesi Siyasi Bir Araç Değildir: Genç meslektaşlarımızın isteklerini dikkate alan ve buna göre hareket alan her oluşumu takdirle karşılıyoruz. Ancak; uzun süredir sessiz ve pasif kalarak mesleki sorunlarımıza çözüm üretmeyen yapıların, sadece seçim dönemlerinde onlarla benzer yolda olan “genç yüzleri” vitrin olarak kullanmalarını stratejik bir hamleden öte görmüyoruz.Geçmişte olduğu gibi bugün de, sadece isimlerin değiştiği ama zihniyetin aynı kaldığı, gençlerin enerjisinden medet umup onlara gerçek bir icraat alanı sunmayan statükocu anlayışların, meslektaşlarımıza kalıcı bir fayda sağlamayacağı açıktır. Bizim ihtiyacımız olan; bir grubun seçim yüzü olmak değil, mesleğin özgür ve bağımsız sesi olmaktır.</p>
<p>DİŞ HEKİMLERİ SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN SELLERİNİ DUYURDU ! </p>
<p><b>Biz Neredeyiz?</b></p>
<p>Biz; ne vaatlerle uyutanların ne de kavgayla oyalayanların yanındayız. Biz; Meclis’te, dilekçe masalarında ve dijital kampanyalarda ter döken bağımsız diş hekimlerinin yanındayız.</p>
<p>TDB seçimlerine giderken tüm gruplara eşit mesafedeyiz. Desteğimiz isimlere değil; ilkeli, birleştirici ve dürüst temsil anlayışınadır.</p>
<p><b>Sandığa Hafızanızla Gidin!</b></p>
<p>Oy kullanmak mesleğimize sahip çıkmaktır. Sandığa giderken; dün yanınızda kimin durduğunu ve yarın sizi kimin gerçekten temsil edebileceğini iyi tartmanızı rica ediyoruz. Diş Hekimleri Dayanışma Platformu olarak bağımsız ve meslek odaklı duruşumuzdan taviz vermeyeceğiz. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-hekimleri-dayanisma-platformundan-onemli-aciklama-625883">Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’ndan Önemli Açıklama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çumra İçin Önemli Projede Yeni Aşamaya Gelindi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cumra-icin-onemli-projede-yeni-asamaya-gelindi-625844</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 18:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşamaya]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[çumra]]></category>
		<category><![CDATA[gelindi]]></category>
		<category><![CDATA[Hükümet Konağı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[projede]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625844</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın, 28 Mart 2026 tarihinde ilçeyi ziyaret eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin destekleriyle yürütülen çalışmalar neticesinde, yeni Hükümet Konağı projesinde önemli bir aşamaya gelindiğini belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumra-icin-onemli-projede-yeni-asamaya-gelindi-625844">Çumra İçin Önemli Projede Yeni Aşamaya Gelindi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çumra Belediye Başkanı <b>Mehmet Aydın</b>, 28 Mart 2026 tarihinde ilçeyi ziyaret eden İçişleri Bakanı <b>Mustafa Çiftçi</b>’nin destekleriyle yürütülen çalışmalar neticesinde, yeni Hükümet Konağı projesinde önemli bir aşamaya gelindiğini belirtti.</p>
<p>Bu kapsamda, Çumra’ya kazandırılacak yeni Hükümet Konağı’nın yapım ihalesi 27 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilecek.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başkan Aydın, ilçede uzun yıllardır hizmet veren mevcut Hükümet Konağı’nın artık kullanım ömrünü tamamladığını ifade ederek, vatandaşlara daha modern, daha güvenli ve daha konforlu bir ortamda kamu hizmeti sunabilmek adına yeni bir Hükümet Konağı ihtiyacının doğduğunu vurguladı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Yeni Hükümet Konağı’nın, Çumra’nın kamu hizmet altyapısını güçlendireceğini ve vatandaşların kamu hizmetlerine daha sağlıklı şartlarda ulaşmasını sağlayacağını kaydeden Aydın, projeye destek veren devlet yetkililerine ve emeği geçen herkese teşekkür etti.</span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumra-icin-onemli-projede-yeni-asamaya-gelindi-625844">Çumra İçin Önemli Projede Yeni Aşamaya Gelindi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dökmen&#8217;den Aile İçi İletişime Dair Önemli Mesajlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dokmenden-aile-ici-iletisime-dair-onemli-mesajlar-625799</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 18:09:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[çi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dair]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dökmen]]></category>
		<category><![CDATA[letişime]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625799</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Üstün Dökmen, Beylikdüzü’nde aile ve çocuk gelişimi konulu keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dokmenden-aile-ici-iletisime-dair-onemli-mesajlar-625799">Dökmen&#8217;den Aile İçi İletişime Dair Önemli Mesajlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><b><span>Prof. Dr. Üstün Dökmen, Beylikdüzü’nde aile ve çocuk gelişimi konulu keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Beylikdüzü Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Küçük Kalplerde Büyük Değerler” başlıklı programda gündelik yaşamda göz ardı edilen küçük detayların bireylerin duygu dünyası üzerindeki etkilerine dikkat çekildi.</span></b></span></span></p>
<p><span><span><strong>Aile ve çocuk gelişimi konularında alanında uzman isim Prof. Dr. Üstün Dökmen, ‘Küçük Kalplerde Büyük Değerler’ söyleşisiyle Beylikdüzü’nde izleyicisiyle buluştu. Beylikdüzü Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen programda; </strong>çocuk gelişimi, iletişim ve aile içi ilişkiler ele alındı. Gündelik yaşamda çoğu zaman göz ardı edilen küçük detayların bireylerin duygu dünyası üzerindeki etkilerine değinen <strong>Üstün Dökmen, </strong>hayattan kesitler sunduğu anlatımıyla katılımcıların beğenisini topladı. </span></span></p>
<p><span><span><b>Mutluluğun İzini Süren Söyleşi </b></span></span></p>
<p><span><span>Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde interaktif bir şekilde gerçekleşen söyleşide küçük şeylerle mutlu olabilmenin önemine dikkat çeken Dökmen, “Bugün gerçekleştirdiğimiz söyleşide gerçekten çok ilgili bir kitle vardı. Çocuk gelişimi, çocuklar, anne babaların ihtiyaçları ve davranışları konularına değindik. Çok keyifliydi. Beylikdüzü Belediyesi’ne sunduğu katkılardan ötürü çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.</span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dokmenden-aile-ici-iletisime-dair-onemli-mesajlar-625799">Dökmen&#8217;den Aile İçi İletişime Dair Önemli Mesajlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koruyucu aile yanındaki çocuklara &#8220;bütünleşik sağlık&#8221; desteği!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koruyucu-aile-yanindaki-cocuklara-butunlesik-saglik-destegi-625775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 17:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bütünleşik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[Koruyucu Aile]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yanındaki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Valiliği, Ümraniye Kaymakamlığı, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve İstanbul Koruyucu Aile Derneği (İSTKAD) iş birliğiyle hazırlanan projenin açılış toplantısı, Üsküdar Üniversitesi Senato Salonunda geniş bir katılımla yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koruyucu-aile-yanindaki-cocuklara-butunlesik-saglik-destegi-625775">Koruyucu aile yanındaki çocuklara &#8220;bütünleşik sağlık&#8221; desteği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Valiliği, Ümraniye Kaymakamlığı, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve İstanbul Koruyucu Aile Derneği (İSTKAD) iş birliğiyle hazırlanan projenin açılış toplantısı, Üsküdar Üniversitesi Senato Salonunda geniş bir katılımla yapıldı. Proje ile dezavantajlı çocukların sağlık hizmetlerine erişiminin &#8220;çocuk dostu&#8221; bir modelle bilimsel temelli ve multidisipliner bir yapıda sürdürülebilir kılınması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Toplumun yarısı dezavantajlıyken diğer yarısı mutlu olamaz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dezavantajlı bireylerin toplumsal huzur ve güven açısından kritik bir rol oynadığını vurgulayarak, empati ve sosyal sorumluluk çağrısında bulundu. Prof. Dr. Tarhan, toplumun önemli bir bölümünü oluşturan dezavantajlı kesimlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Toplumda dezavantajlı bireylerin oranının sanıldığından daha yüksek olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Toplumun yaklaşık yüzde 40-50’si dezavantajlı, üretmeyen kişiler olarak kabul edilir. Bu kesim mutlu olmadıkça diğerlerinin mutlu olması mümkün değil. Evde dezavantajlı bir birey varsa, o evde huzurdan söz edilemez. Dolayısıyla bu konu yalnızca o bireyleri değil, tüm toplumu ilgilendirir.” dedi.</p>
<p><strong>Avantajlı kişilerin en önemli görevi, dezavantajlı bireylerle empati kurabilmek</strong></p>
<p>Avantajlı bireylerin sorumluluğuna işaret eden Prof. Dr. Tarhan, empati kurmanın önemine vurgu yaparak, “Avantajlı kişilerin en önemli görevi, dezavantajlı bireylerle empati kurabilmektir. Bu sağlanabilirse toplumsal güven ve huzur da beraberinde gelir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Küresel ölçekte aile yapısına yönelik tehditler bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Küresel bir kültürel emperyalizm aileyi hedef almış durumda. ‘Aileye ne gerek var’ anlayışını yaymaya çalışan projeler var. 2017 yılında bağımlılıkla ilgili incelediğim bir projede aile karşıtı unsurlar dikkat çekiyordu. Destekleyen kurumlara baktığımızda Birleşmiş Milletler Nüfus Planlama Fonu’nun yer aldığını gördüm. Anne-baba duygusunu zayıflatarak nüfusu azaltmayı hedefleyen bir zihniyet söz konusu. Bu tür yaklaşımların farkında olunmalı.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklar günümüzde en kırılgan kesim</strong></p>
<p>Çocukların günümüzde en kırılgan kesimlerden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, aile içi iletişimde kıyaslamanın olumsuz etkilerine değindi. Prof. Dr. Tarhan, “Bir ebeveyn çocuğuna ‘Arkadaşın ne güzel çalışıyor’ dediğinde, çocuğun ‘Ben seni hiç arkadaşınla kıyaslıyor muyum?’ şeklinde yanıt vermesi, çocukların artık daha bilinçli ve hassas olduğunu ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Devletin dezavantajlı çocuklara yönelik çalışmalarını da değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, “Devletimiz ve İçişleri Bakanlığımız bu alanda çok önemli projeler yürütüyor. Üniversite olarak biz de toplumsal katkı alanında Türkiye’nin en yüksek puanlı kurumları arasında yer alıyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Nazife Güngör: “Kampüste üretilen bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek önceliğimiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, üniversitelerin yalnızca akademik bilgi üretmekle sınırlı kalmadığını, bu bilginin toplumsal faydaya dönüştürülmesinin temel sorumluluklarından biri olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Güngör, yeni projeye ilişkin değerlendirmesinde üniversitelerin değişen rolüne dikkat çekti.</p>
<p>Prof. Dr. Güngör, “Üniversitelerin kampüs içine kapanan anlayışı artık günümüzde yok. Kampüste üretilen bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek çok önemli. Biz de bu yönde adımlar attık. Eğitimin yanında toplumsal sorunlara çözüm bulmak bir diğer sorumluluğumuzdur.” dedi.</p>
<p><strong>Hasan Gözen: “Göçle değişen aile yapısına karşı koruyucu aile modeli kritik önem taşıyor”</strong></p>
<p>İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, toplumsal dönüşüm sürecinde aile yapısının değiştiğine dikkat çekerek, koruyucu aile modelinin önemine vurgu yaptı. Gözen, üniversite, kamu ve sivil toplum iş birliğinin projelerde belirleyici rol oynadığını ifade etti.</p>
<p>Konuşmasına İstanbul Valisi Davut Gül adına katılımcıları selamlayarak başlayan Gözen, projenin içeriğini değerli bulduğunu belirterek, “Ülkemiz hızla sanayileşen, toplumsal ilişkileri farklılaşan bir süreci yaşıyor. Geleneksel aile yapımızda bu tür problemler ya hissedilmiyordu ya da istatistiklere yansımıyordu. Büyükşehirlere göçle birlikte aile yapısı bozuldu. Koruyucu aile bu anlamda önemliydi. Son 30 yıl içerisinde özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın teşekkülü ve üniversitelerle iş birliğiyle güzel bir noktaya gelindi. İstanbul Valiliği olarak Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğümüz aracılığıyla projelere destek veriyoruz. Üniversitenin bilimsel birikiminin bu projeye aktarılması, derneğin sahiplenmesi ve kaymakamlığımızın benimsemesi çok kıymetli. Hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yüksel Çelik: “Koruyucu aile modeli çocuklara sıcak bir yuva sunuyor”</strong></p>
<p>Ümraniye Kaymakamı Yüksel Çelik, kamu, üniversite ve sivil toplum iş birliğinin önemli bir örneği olan projenin, çocukların sağlıklı gelişimi açısından değerli bir adım olduğunu belirtti. Çelik, önleyici sosyal politikaların önemine dikkat çekti.</p>
<p>Ümraniye’nin demografik yapısına ilişkin bilgi veren Çelik, “Ümraniye, İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden biri. Yaklaşık 730 bin nüfusa sahibiz. İlçe kaymakamlığı olarak her hafta şehit, gazi, yetim ve öksüz ailelerimizi ziyaret ediyoruz. Göreve başladığımda koruyucu aile ziyaretlerini de bu kapsama dahil ettik.” diye konuştu.</p>
<p>İlçede yaklaşık 60 koruyucu ailenin bulunduğunu belirten Çelik, “Bu aileler sayesinde çocuklarımız sıcak bir aile ortamına kavuşuyor. Bu modelin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor.” dedi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin projedeki rolüne değinen Çelik, “Üniversitemizin bu hassas kesime yönelik çalışmasını son derece kıymetli buluyoruz. Sorunlar ortaya çıkmadan önce önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi çok önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Halide İncekara: “Çocuğa ulaşamazsak toplumsal sorunları çözemeyiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Özel Yetenekli Çocuklar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Halide İncekara, çocukların toplumsal yapının merkezinde yer aldığını belirterek, çocuklara yönelik çalışmaların ihmal edilmesinin uzun vadede ciddi sosyal sorunlara yol açtığını ifade etti. İncekara, dezavantajlı gruplara yönelik projelerin önemine dikkat çekti.</p>
<p>İncekara, “Çocuk dediğimiz özel bir varlıktan bahsediyoruz. Çocuğa ulaşamadığınız sürece sokağa ulaşamazsınız. Hastalıkları, suçları konuşuruz çünkü zamanında çocuğu konuşmadık. Mecliste olduğum dönemde çocuk üzerine çalışmalar yaptık. Dezavantajlı grubu en azından daha da geri kalmayacağı şartlara getirmek çok değerli. Çocuğun ailesinin zengin ya da fakir olması fark etmez, çocuk her zaman dezavantajlı olarak kabul edilip elinden tutulması gereken bir varlıktır. Bu projeyi tebrik ediyorum, kolay gelsin.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dr. Nebiye Yaşar: “İçişleri Bakanlığı’nın ilk sağlık odaklı sosyal inovasyon projesi”</strong></p>
<p>Toplumsal Katkı Koordinatörü Dr. Nebiye Yaşar, açılış konuşmasında projenin stratejik önemine dikkat çekerek, şunları söyledi:</p>
<p>“Üniversitemiz 2025-26 döneminde 11 sosyal inovasyon model projeye bilimsel danışmanlık yapmaktadır. Ama bu bizim için çok daha özel değerde. Bu projeyi gerçekten güçlü bir iş birliğiyle, hep birlikte çok sayısız toplantı yaparak oluşturduk. Bugün burada İçişleri Bakanlığı’nın ilk defa kabul etmiş olduğu sağlık alanında bir sosyal inovasyon model projesi için buluştuk. Amacımız, koruyucu aile yanında yaşayan dezavantajlı çocukların biyo-psiko-sosyal iyilik hallerini artırmak için bilimsel kanıta dayalı bir model oluşturmaktır. Bu projede çocuklarımız ilk defa dil ve konuşma becerileri, diş sağlığı ve ihtiyaç duydukları psikiyatri desteği alanlarında bütüncül bir hizmet alacaklar. Üniversitemiz bünyesinde kuracağımız &#8216;Çocuk Dostu Bütünleşik Sağlık Hizmetleri Birimi&#8217; ile bu hizmetleri sürdürülebilir kılacağız.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Ergün Yücel: “Diş sağlığı sorunları akran zorbalığına dönüşebiliyor”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yücel, projede çocukların fiziksel rehabilitasyonunun psikolojik süreçlerle nasıl iç içe geçtiğini dile getirerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dokunduğumuz hayatları iyileştirmek, rehabilite etmek temel sorumluluğumuz. Biz de bu üniversitenin en genç fakültesi olarak böyle bir projenin içerisinde bulunmaktan son derece gurur duyuyoruz. Çocukların yaşadığı travmalar fonksiyonlara da yansıyor; diş gıcırdatmadan konuşma bozukluklarına kadar birçok sorunla karşılaşıyoruz. Sağlıklı bir diş yapısı yoksa konuşma sistemi bozulur, bu da okul çağında akran zorbalığı gibi ciddi sosyal sorunları beraberinde getirir. Biz bu çocukları korkutucu klinik ortamlarından uzak, güler yüzlü ve özel çocuk kliniklerinde tedavi edeceğiz. Pedodonti bölümümüzün toleranslı yaklaşımıyla çocuklardaki diş hekimi korkusunu yenmeyi ve onları topluma daha iyi entegre olmuş bireyler olarak görmeyi amaçlıyoruz. Dil ve Konuşma Terapisi bölümümüzle birlikte yürüteceğimiz kısım çok önemli.&#8221;</p>
<p><strong>Neşe Gökalp: “Bir çocuğun elinden tutmakla sorumluluk bitmiyor”</strong></p>
<p>İstanbul Koruyucu Aile Derneği Başkanı Neşe Gökalp, koruyucu ailelik sürecinin yalnızca bir çocuğa yuva sağlamakla sınırlı olmadığını belirterek, çocukların uzun vadeli desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Gökalp, projeyle hem kurum bakımındaki hem de koruyucu aile yanındaki çocuklara ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p><strong>Halis Kuralay: “Koruyucu ailelere yönelik bütünleşik hizmet projeleri büyük önem taşıyor”</strong></p>
<p>Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Halis Kuralay, sosyal hizmetlerin geniş bir kapsama sahip olduğunu belirterek, farklı gruplara yönelik hizmet modelleri geliştirdiklerini ifade etti.</p>
<p>Konuşmasında kurumlarının faaliyet alanına değinen Kuralay, “Biz Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü olarak engellilerden çocuklara, yaşlılardan koruyucu aile hizmetlerine kadar geniş bir alanda sorumluluk üstleniyoruz. Sosyal hizmet merkezlerimiz aracılığıyla ihtiyaçları tespit ediyor ve bireyleri uygun hizmet modellerine yönlendiriyoruz.” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koruyucu-aile-yanindaki-cocuklara-butunlesik-saglik-destegi-625775">Koruyucu aile yanındaki çocuklara &#8220;bütünleşik sağlık&#8221; desteği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri&#8217;nin temeli atılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/katli-otopark-ve-belediye-hizmet-ofislerinin-temeli-atiliyor-625655</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 08:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirilecek]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[katlı]]></category>
		<category><![CDATA[Lüleburgaz Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[Ofisleri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otopark]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Atma Töreni]]></category>
		<category><![CDATA[temeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625655</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lüleburgaz Belediyesi, kent merkezindeki önemli dönüşüm projelerinden biri olan Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri projesinde önemli bir aşamaya daha geçiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/katli-otopark-ve-belediye-hizmet-ofislerinin-temeli-atiliyor-625655">&#8216;Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri&#8217;nin temeli atılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lüleburgaz Belediyesi, kent merkezindeki önemli dönüşüm projelerinden biri olan Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri projesinde önemli bir aşamaya daha geçiyor. Lüleburgaz Belediyesi Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri’nin temel atma töreni 8 Nisan’da saat 17:00’da gerçekleştirilecek.<br />&#8211;<br />Depreme dayanıksız olduğu tespit edildikten sonra yıkılan Lüleburgaz Belediyesi eski hizmet binasının bulunduğu alana yapılacak yeni belediye hizmet binası ve katlı otopark projesinin temel atma töreni 8 Nisan’da gerçekleştirilecek.<br />Lüleburgaz Belediyesi’nin kent merkezindeki önemli dönüşüm projelerinden biri olan Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri projesinde yeni aşama 8 Nisan’da gerçekleştirilecek temel atma töreniyle başlayacak.<br />Vatandaşların kent merkezinde hem katlı otopark olarak yararlanabileceği hem de belediye hizmet ofisleri ve sosyal donatı alanlarından yararlanabileceği bir alan olarak tasarlanan yeni projenin temeli 8 Nisan’da saat 17:00’da belediye meydanında gerçekleştirilecek törenle atılacak.<br />Lüleburgaz Belediye Başkanı Dr. Murat Gerenli, Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri’nin temel atma törenine tüm vatandaşları davet etti.</p>
<p>Lüleburgaz Belediyesi, kent merkezindeki önemli dönüşüm projelerinden biri olan Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri projesinde önemli bir aşamaya daha geçiyor. Lüleburgaz Belediyesi Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri’nin temel atma töreni 8 Nisan’da saat 17:00’da gerçekleştirilecek.<br />&#8211;<br />Depreme dayanıksız olduğu tespit edildikten sonra yıkılan Lüleburgaz Belediyesi eski hizmet binasının bulunduğu alana yapılacak yeni belediye hizmet binası ve katlı otopark projesinin temel atma töreni 8 Nisan’da gerçekleştirilecek.<br />Lüleburgaz Belediyesi’nin kent merkezindeki önemli dönüşüm projelerinden biri olan Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri projesinde yeni aşama 8 Nisan’da gerçekleştirilecek temel atma töreniyle başlayacak.<br />Vatandaşların kent merkezinde hem katlı otopark olarak yararlanabileceği hem de belediye hizmet ofisleri ve sosyal donatı alanlarından yararlanabileceği bir alan olarak tasarlanan yeni projenin temeli 8 Nisan’da saat 17:00’da belediye meydanında gerçekleştirilecek törenle atılacak.<br />Lüleburgaz Belediye Başkanı Dr. Murat Gerenli, Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri’nin temel atma törenine tüm vatandaşları davet etti.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/katli-otopark-ve-belediye-hizmet-ofislerinin-temeli-atiliyor-625655">&#8216;Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri&#8217;nin temeli atılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nurhan Ünüsan; &#8220;Demirhindi, Bamya ve Çemen Otu, Mikroplastiklere Karşı Doğal Çözüm Sunuyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusan-demirhindi-bamya-ve-cemen-otu-mikroplastiklere-karsi-dogal-cozum-sunuyor-625456</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:32:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bamya]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[çemen]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[demirhindi]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mikroplastik]]></category>
		<category><![CDATA[nurhan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ünüsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625456</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmalar, demirhindi, bamya ve çemen otu gibi bitkilerden elde edilen doğal bileşiklerin su arıtımında mikroplastikleri etkili biçimde uzaklaştırdığını ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusan-demirhindi-bamya-ve-cemen-otu-mikroplastiklere-karsi-dogal-cozum-sunuyor-625456">Prof. Dr. Nurhan Ünüsan; &#8220;Demirhindi, Bamya ve Çemen Otu, Mikroplastiklere Karşı Doğal Çözüm Sunuyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Araştırmalar, demirhindi, bamya ve çemen otu gibi bitkilerden elde edilen doğal bileşiklerin su arıtımında mikroplastikleri etkili biçimde uzaklaştırdığını ortaya koyuyor. Bilim insanları bu gelişmeyi, çevre dostu teknolojiler açısından önemli bir adım olarak değerlendiriyor. Bilim dünyası ise bu soruna karşı daha güvenli ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeye odaklanıyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, mikroplastik kirliliğine yönelik geliştirilen yeni yaklaşımları değerlendirerek önemli bilgiler paylaştı.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Bitki Bazlı İçerikler, Çevre Dostu Bir Alternatif Olarak Öne Çıkıyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Mikroplastiklerin, küresel ölçekte önemli bir çevre sorunu olduğunu dile getiren KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan “Mikroplastikler, su kaynaklarından gıdalara ve insan dokularına kadar geniş bir alanda tespit edilerek küresel ölçekte önemli bir çevre sorunu olarak öne çıkıyor. ABD’de Tarleton State University bünyesinde yürütülen araştırmalar, demirhindi, bamya ve çemen otu gibi bitkilerden elde edilen doğal polisakkaritlerin su arıtımında etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Bu bitkilerden elde edilen jel benzeri müsilajın, mikroplastik parçacıklarını bir araya getirdiği ve çökelmelerini kolaylaştırdığı belirtiliyor. Laboratuvar bulgularına göre söz konusu doğal bileşikler, su örneklerinde yüksek oranda mikroplastik giderimi sağlayabiliyor. Bitki bazlı bu içeriklerin toksik olmayan ve biyobozunur yapısı, onları çevre dostu bir alternatif olarak öne çıkarıyor” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Bilimsel Veriler Detoks İddialarını Desteklemiyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, konuyla ilgili önemli bir bilimsel ayrımın altını çizerek; “Mevcut araştırmalar, bu bitkisel bileşiklerin su arıtımındaki potansiyelini ortaya koyuyor. Ancak bu maddelerin insan vücudundaki mikroplastikleri temizlediğine dair bilimsel olarak doğrulanmış bir kanıt bulunmuyor. Sosyal medyada yer alan ‘demirhindi mikroplastikleri vücuttan atıyor’ gibi iddialar akademik verilerle örtüşmüyor. Sindirim sisteminin karmaşık yapısı nedeniyle su arıtımında işe yarayan bir mekanizma, insan vücudunda aynı sonucu vermeyebiliyor. Bu yöntemler, bugün için bir detoks uygulaması değil, çevresel mikroplastik yükünü azaltmaya yönelik yenilikçi bir mühendislik çözümü olarak değerlendirilmelidir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Bireysel Düzeyde En Etkili Yaklaşım, Mikroplastik Maruziyetini Azaltmaya Odaklanmaktır”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Plastik maruziyetinin azaltılmasının önemine değinen Ünüsan; “Araştırmaların dikkat çeken bir diğer yönü ise sürdürülebilirlik boyutudur. Gıda endüstrisinde atık olarak ortaya çıkan demirhindi çekirdeği gibi materyallerin yeniden değerlendirilmesi, döngüsel ekonomi yaklaşımı kapsamında hem doğal kaynakların korunmasına hem de atıkların katma değere dönüştürülmesine katkı sağlıyor. Bireysel düzeyde ise en etkili yaklaşım, mikroplastik maruziyetini azaltmaya odaklanmaktır. İçme suyunun filtre edilmesi, sıcak yiyeceklerin plastik ambalajlarla temasının sınırlandırılması ve günlük plastik tüketiminin azaltılması, bilimsel veriler ışığında öne çıkan somut adımlar arasında yer alıyor. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sonuç olarak, doğal polisakkaritler, mikroplastik kirliliğiyle mücadelede umut vaat eden bir çevre teknolojisi olarak öne çıkıyor. Bu gelişmenin doğru anlaşılması büyük önem taşıyor. Bugünkü bilimsel kanıtlar, insan vücudunda bir mikroplastik temizliği değil, su arıtımında daha güvenli ve doğal bir alternatifin mümkün olabileceğine işaret ediyor” diyerek, bireylerin günlük yaşamda alacağı basit ancak etkili önlemlerle mikroplastiklere maruziyetini önemli ölçüde azaltabileceğini, bilinçli tüketim alışkanlıklarının bireysel sağlık ve çevresel sürdürülebilirlik noktasında kritik rol oynayacağını ifade etti.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusan-demirhindi-bamya-ve-cemen-otu-mikroplastiklere-karsi-dogal-cozum-sunuyor-625456">Prof. Dr. Nurhan Ünüsan; &#8220;Demirhindi, Bamya ve Çemen Otu, Mikroplastiklere Karşı Doğal Çözüm Sunuyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[değişimi]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Akın Aytop]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mevsim geçişleri, vücutta biyolojik değişimlere neden olur!</strong></p>
<p>Bahar denildiğinde zihnimizde çoğunlukla benzer imgeler canlandığını ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “İlkbahar yağmuruyla ıslanan toprağın kokusu, yeşeren ağaçlar ve çimler, rengârenk çiçekler, uçuşan kelebekler, cıvıl cıvıl kuş sesleri ve güneşin içimizi ısıtan enerjisi… Doğadaki bu canlanma hali, çoğu zaman bizde de bir ferahlama ve yenilenme duygusu yaratır.” dedi.</p>
<p>Pek çok kişinin baharla birlikte enerjisinin arttığını, daha motive ve pozitif hissettiğini düşündüğünü dile getiren Aytop, “Gerçekten de mevsim geçişleri, özellikle bahar ayları, vücudumuzda bazı biyolojik değişimlere yol açar. Gün ışığının artmasıyla birlikte serotonin ve dopamin gibi ‘iyi hissettiren’ nörokimyasalların üretimi desteklenebilir. Bu da ruh halimizde iyileşme, enerjide artış ve daha olumlu bir bakış açısı ile ilişkilendirilebilir. Kısacası, baharın gelişiyle birlikte iç dünyamızda da güneş açtığını hissedebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Herkes bu değişimlerden aynı şekilde etkilenmez! </strong></p>
<p>Ancak bu tablonun herkes için aynı olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bazı bireyler baharı enerjik ve neşeli karşılarken, bazıları için bu dönem daha dalgalı bir ruh halini beraberinde getirebilir. Kimi zaman içsel hava durumumuz güneşli değil; parçalı bulutlu, yağışlı ya da fırtınalı olabilir. Bu nedenle baharın etkilerini tek tip bir deneyim olarak değerlendirmek doğru olmaz.” dedi.</p>
<p>Bahar aylarında doğada önemli değişimler yaşandığını yineleyen Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu süreçte havadaki iyon dengesi de değişebilir. Aynı zamanda bitkilerin uyanmasıyla birlikte polen üretimi artar ve bu polenler rüzgâr aracılığıyla geniş alanlara yayılır. Tüm bu çevresel değişimlerin hem fiziksel hem de ruhsal süreçlerimiz üzerinde etkileri olabilir. Ancak burada üç önemli noktayı vurgulamak gerekir: Herkes bu değişimlerden etkilenmek zorunda değildir; etkilenen kişilerde bu etkilerin şiddeti farklı olabilir; ayrıca bu etkiler herkeste aynı biçimde ortaya çıkmaz. Çünkü genetik yapı, psikolojik dayanıklılık, sosyal destek sistemleri ve çevresel koşullar gibi bireysel farklılıklar bu süreci doğrudan etkiler.”</p>
<p><strong>Mevsim geçişi uyku düzenini bozabiliyor! </strong></p>
<p>Baharın gelişiyle birlikte biyolojik ritmimizde de değişiklikler yaşanabildiğini aktaran Emine Akın Aytop, “Özellikle melatonin hormonunun üretiminde azalma ve sirkadiyen ritimde kaymalar görülebilir. Bu durum uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Uykunun, hem bedensel hem de zihinsel yenilenme açısından kritik öneme sahip olduğunu hatırlatan Aytop, “Uyku düzenindeki bozulmalar, ruhsal ve fiziksel pek çok sorunu tetikleyebilir. Bunun yanı sıra, serotonin ve dopamin düzeylerindeki dalgalanmalar farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Alerjik reaksiyonlar, nezle ve grip gibi enfeksiyonlar, cilt problemleri, mide-bağırsak rahatsızlıkları veya kalp-damar sistemiyle ilgili sorunlar bahar aylarında artış gösterebilir ya da mevcut şikâyetler şiddetlenebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, dikkatli olunmalı! </strong></p>
<p>Bahar aylarında sıkça karşılaşılan durumlardan birinin de ‘bahar yorgunluğu’ olduğunu kaydeden Emine Akın Aytop, “Bu durum; enerji düşüklüğü, isteksizlik, çabuk yorulma, motivasyon kaybı ve erteleme davranışları ile kendini gösterebilir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca uyku ve iştah düzeninde değişiklikler, sabahları uyanmakta zorlanma ve odaklanma güçlüğü de görülebileceğine işaret eden Aytop, “İyi haber ise, bu belirtiler genellikle birkaç hafta içinde, vücudun yeni mevsime uyum sağlamasıyla birlikte kendiliğinden azalır. Ancak bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, daha dikkatli olunmalı. Sürekli üzüntü hali, umutsuzluk, ilgi kaybı, yoğun yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, uyku ve iştah değişiklikleri gibi belirtiler bahar depresyonuna işaret edebilir. Böyle bir durumda profesyonel destek almak oldukça önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Belirtilere karşı farkındalık ve gerektiğinde uzman desteği önemli! </strong></p>
<p>Öte yandan, baharın bazı bireylerde tam tersine aşırı enerji artışıyla kendini gösterebildiği bilgisini paylaşan Emine Akın Aytop, “Özellikle bipolar bozukluğu olan kişilerde ilkbahar, manik ya da hipomanik dönemleri tetikleyebilir. Bu dönemlerde kişi kendini aşırı enerjik, güçlü ve hareketli hissedebilir; daha az uykuya ihtiyaç duyar, konuşkanlığı artar, düşünceleri hızlanır ve dürtüsel davranışlar sergileyebilir. Bu nedenle bu tür belirtilere karşı farkındalık geliştirmek ve gerektiğinde uzman desteği almak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Baharın getirdiği bu değişimleri daha sağlıklı yönetebilmek için yaşam tarzında bazı düzenlemeler yapılması gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dengeli beslenmek, yeterli su tüketmek, kafein alımını sınırlamak ve uyku hijyenine dikkat etmek bu sürecin temel taşlarıdır. Düzenli fiziksel aktivite, hem bedensel sağlığı destekler hem de ruh halini iyileştirir. Bunun yanı sıra, sosyal medya ve ekran kullanımını sınırlamak, zihinsel yükü azaltabilir. Sağlıklı hobiler edinmek ve iş-özel yaşam dengesini kurmak da bu süreçte önemli rol oynar.</p>
<p>Bilinçli farkındalık (mindfulness) uygulamaları da bahar döneminde içsel dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Bu uygulamalar, kişinin dikkatini yargılamadan ‘şimdi ve burada’ya yöneltmesini sağlar. Doğayla temas kurmak da oldukça etkili bir yöntemdir. Özellikle dikkatli farkındalıkla yapılan yürüyüşler, hem zihinsel hem de fiziksel açıdan iyileştirici olabilir. Yavaş tempoda, duyulara odaklanarak yapılan bir yürüyüş; görme, işitme, dokunma ve koklama duyularını aktive ederek kişinin anda kalmasını destekler. Duygularımızı fark etmek, adlandırmak ve hangi durumlarda ortaya çıktıklarını gözlemlemek de önemli bir beceridir. Bu noktada duygu günlüğü tutmak, içsel süreçleri anlamayı kolaylaştırabilir.</p>
<p>Son olarak, ihtiyaç duyulduğunda profesyonel destek almak önemli bir güç kaynağıdır. Psikolojik destek, bireyin hem içsel hem de çevresel kaynaklarını fark etmesini ve etkili bir şekilde kullanmasını sağlar. Bu süreç; duygusal dengeyi güçlendirmeye, stresle başa çıkma becerilerini geliştirmeye ve psikolojik dayanıklılığı artırmaya yardımcı olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Konya&#8217;mızın Bereketli Topraklarını Hep Birlikte Daha Güçlü Yarınlara Taşımaya Devam Edeceğiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-konyamizin-bereketli-topraklarini-hep-birlikte-daha-guclu-yarinlara-tasimaya-devam-edecegiz-625423</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[bereketli]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hep]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[mizin]]></category>
		<category><![CDATA[olursa]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[topraklarını]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemiz]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, düzenlediği basın toplantısıyla Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği tarım projelerini ve desteklerini kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-konyamizin-bereketli-topraklarini-hep-birlikte-daha-guclu-yarinlara-tasimaya-devam-edecegiz-625423">Başkan Altay: &#8220;Konya&#8217;mızın Bereketli Topraklarını Hep Birlikte Daha Güçlü Yarınlara Taşımaya Devam Edeceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, düzenlediği basın toplantısıyla Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği tarım projelerini ve desteklerini kamuoyuyla paylaştı. “Konya Modeli Belediyecilik” anlayışıyla yürütülen tarımsal faaliyetlerden bahseden Başkan Altay, “Tarım güçlü olursa şehir güçlü olur; şehir güçlü olursa ülkemiz güçlü olur” dedi. Konya’nın, sadece üretim yapan bir şehir değil; tarımı planlayan, yöneten, geliştiren ve dünyaya anlatan bir tarım başkenti olduğunu belirten Başkan Altay, “Bugün Türkiye, tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada ise ilk yedi ülke arasında yer alıyorsa; bu başarı, bu vizyonun bir sonucudur. Bu güçlü tarım vizyonunun en önemli merkezlerinden biri de hiç şüphesiz ki memleketimiz Konya’dır. Biz şuna inanıyoruz; Tarım güçlü olursa şehir güçlü olur; şehir güçlü olursa ülkemiz güçlü olur. Nitekim tarım; gıda güvenliğidir, istihdamdır, kalkınmadır, çevredir ve gelecek nesillere bırakacağımız en değerli mirastır. Bol yağışlı geçen kış mevsiminin ardından, alın teriyle üretim yapan tüm çiftçilerimize bereketli bir yıl diliyorum. İnşallah Konya’mızın bereketli topraklarını hep birlikte daha güçlü yarınlara taşımaya devam edeceğiz” diye konuştu.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği tarım projeleri ve desteklerle ilgili basın toplantısı düzenledi.</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen basın toplantısında konuşan Başkan Altay, dünya nüfusundaki hızlı artışın, gıdaya olan ihtiyacı her geçen gün daha da artırdığını anımsatarak, “Bu ihtiyacı karşılarken doğal kaynakları tüketen, toprağı yoran ve suyu dikkatsizce kullanan üretim anlayışları; uzun vadede tarımı da hayatı da sürdürülemez hâle getirmektedir. Bu nedenle tarımda artık daha bilinçli, daha planlı ve daha sorumlu adımlar atmak zorundayız” diye konuştu.</p>
<p><strong>“VERİMLİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM, ANCAK PLANLI VE BİLİNÇLİ ADIMLARLA MÜMKÜNDÜR”</strong></p>
<p>Başkan Altay, Konya’nın Çatalhöyük’ten bu yana süregelen binlerce yıllık tarımsal birikiminin, bilinçli üretim anlayışının temeline dayandığını belirterek, “Konya Modeli Belediyecilik vizyonumuz doğrultusunda Büyükşehir Belediyesi olarak; kuralığa dayanaklı ürünleri ve organik üretimi destekleyen, yerel üreticiyi güçlendiren, atıl arazileri üretime kazandıran, su kaynaklarının verimli kullanımını esas alan bir tarım politikası izliyoruz. Çünkü verimli ve sürdürülebilir üretim, ancak planlı ve bilinçli adımlarla mümkündür. Anadolu’nun tahıl ambarı olarak bilinen bu bereketli topraklar, sadece ülkemizin değil, dünyanın gıda güvenliğine katkı sağlayan önemli üretim merkezlerinden biri olmuştur. Bu topraklarda tarım, ekonomik bir faaliyet olmasının yanı sıra bir medeniyet birikimidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“<strong>KONYA, TÜRKİYE’NİN TARIM BAŞKENTİ KONUMUNDA”</strong></p>
<p>Konya’nın; tarımsal üretim değeri, tarımsal ticaret ve tarımsal istihdam açısından Türkiye’nin tarım başkenti konumunda olduğunu ifade eden Başkan Altay, şunları kaydetti: </p>
<p>“Geniş tarım arazileri, verimli üretim havzaları ve gelişmiş tarımsal sanayi altyapısı ile Konya, ülkemizin üretim gücünü belirleyen merkezlerden biridir. Bizler de AgriCities Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği Başkanı olarak edindiğimiz tecrübelerle; tarımın artık yerelden başlayarak küresel ölçekte ele alınması gereken bir mesele olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Konya’mızın bu alandaki birikimini uluslararası platformlara taşımaya ve şehrimizi hem ülkemizde hem de dünyada marka şehir haline getirmeyi hedefliyoruz.”</p>
<p><strong>“SUYU KORUMADAN TARIMI KORUMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR”</strong></p>
<p>Başkan Altay, sürdürülebilir tarım çalışmalarında eğitime büyük önem verdiklerini vurgulayarak, “Çünkü tarımsal üretimde bilgi, hem maliyetleri düşüren hem de verimi artıran en temel unsurdur. Bu kapsamda; tarla ve bahçe bitkilerinden hayvancılığa, arıcılıktan modern sulama tekniklerine kadar birçok alanda üreticilerimize yönelik eğitim programlarını hayata geçirdik. Eğitimlerimizde özellikle kuraklıkla mücadele, su tasarrufu ve modern sulama yöntemleri üzerinde duruyoruz. Çünkü suyu korumadan tarımı korumak mümkün değildir. Bu bilinçle, üreticilerimizle birlikte aynı sorumluluk anlayışıyla hareket ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>KONYA MODELİ TARIM FAALİYETLERİNİ DETAYLI OLARAK ANLATTI</strong></p>
<p>Başkan Altay konuşmasının devamında “Konya Modeli Belediyecilik” anlayışıyla yürütülen tarımsal faaliyetlerden bahsederek; çiftçilere sağlanan eğitim ve teknik destekten fidan, fide ve tohum desteklerine tarım kooperatiflerinin desteklenmesinden Ar-Ge çalışmalarına tarımsal sulama, tarımsal tesisler ve altyapı yatırımlarından hayvancılık desteklerine atıl arazilerin üretime kazandırılmasından gençlere, kadınlara ve dezavantajlı gruplara yönelik olarak yürütülen tarımsal faaliyetlere kadar pek çok başlıkta bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>2018’DEN BUGÜNE 23 MİLYON 226 BİN ADET FİDE VE FİDAN DESTEĞİ</strong></p>
<p>31 ilçedeki çiftçiye ve üreticiye sadece geçtiğimiz yıl, 138 bin 184 adet fide ve fidan desteği sağlandığını dile getiren Başkan Altay, 2018 yılından bu yana ise çiftçiye sağlanan fidan ve fide desteği sayısının ise tamı tamına 23 milyon 226 bin adete ulaştığı bilgisini aktardı.</p>
<p><strong>2018’DEN İTİBAREN TARIMSAL KALKINMA İÇİN HARCANAN MİKTAR 965 MİLYON TL’Yİ AŞTI</strong></p>
<p>2025 yılında toplam tarımsal destekleme rakamının 24 milyon 575 bin lira olarak gerçekleştiğini de açıklayan Başkan Altay, “2018 yılından bu yana Konya Ovası Projesi (KOP) desteğiyle 66 adet küçük ölçekli sulama yatırımı yaptık. Bu süreçte sulama yatırımlarının tutarı, güncel bedelle 596 milyon lira oldu. 2018 yılından bu yana tarımsal kalkınma için yaptığımız fidan, fide, tohum, tarımsal ekipman desteği ve küçük ölçekli sulama yatırımı tutarı 965 milyon lirayı aştı. Çiftçimize, üreticimize hayırlı olsun” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>“ŞEHRİMİZİN TARIMSAL ÜRETİMİNE, SU KONUSUNA VE TASARRUFA DİKKAT ÇEKECEĞİZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, geleneksel olarak düzenlenen Konya Tarım Fuarı’nın bu yıl da titizlikle gerçekleştirileceğine değinerek, “Bildiğiniz gibi, ülkemizin en önemli tarım fuarlarından biri olan Konya Tarım Fuarı yarın açılıyor. Ülkemizden ve tüm dünyadan çiftçilerimizi ve sektör temsilcilerini bir araya getirecek fuarın hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bizler de bu süreçte şehrimizin farklı noktalarında yaptığımız uygulamalarla; şehrimizin tarımsal üretimine, su konusuna ve tasarrufa dikkat çekeceğiz.</p>
<p><strong>“KENDİ GIDASINI ÜRETEN ÜLKELER GÜÇLÜ, ÜRETMEYEN ÜLKELER İSE BAĞIMLI HALE GELMEKTEDİR”</strong></p>
<p>Bugün dünyada yaşanan savaşlar, krizler ve iklim değişikliğinin çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlattığını belirten Başkan Altay, konuşmasına şöyle devam etti:</p>
<p>“Tarım artık sadece bir üretim meselesi değil; gıda güvenliği, ekonomi, diplomasi ve milli güvenlik meselesidir. Kendi gıdasını üreten ülkeler güçlü, üretmeyen ülkeler ise bağımlı hale gelmektedir. Bu noktada Türkiye, son yıllarda tarım alanında çok önemli bir gelişim süreci yaşamıştır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tarım; stratejik bir sektör olarak, ekonomik bağımsızlığın teminatı ve geleceğimizi güvence altına alan önemli bir alan haline gelmiştir. Bu süreçte çiftçiyi merkeze alan, teknolojiyle desteklenen ve yerli-milli üretimi esas alan büyük yatırımlar yapılmıştır. Cumhurbaşkanımız, Milli Tarım Projesi’ni açıklarken şöyle demiştir: ‘Sadık yârimiz olan toprağa hak ettiği değeri vermezsek sadece kendimizin, kendi neslimizin değil; topyekûn insanlığın geleceğini tehdit altına sokmuş oluruz. Toprağa sırtını dönen insan, en büyük ihaneti kendisine yapmış olur; çünkü Rabbim bizlere topraktan yaratıldığımızı ve yine toprağa döneceğimizi haber veriyor.’ Bu söz aslında tarımın sadece bir üretim meselesi olmadığını, aynı zamanda bir medeniyet, bir gelecek ve bir sorumluluk meselesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.”</p>
<p><strong>“TARIM GÜÇLÜ OLURSA ŞEHİR GÜÇLÜ OLUR; ŞEHİR GÜÇLÜ OLURSA ÜLKEMİZ GÜÇLÜ OLUR”</strong></p>
<p>Başkan Altay, Konya’nın, sadece üretim yapan bir şehir değil; tarımı planlayan, yöneten, geliştiren ve dünyaya anlatan bir tarım başkenti olduğunu vurgulayarak, “Bugün Türkiye, tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada ise ilk yedi ülke arasında yer alıyorsa; bu başarı, bu vizyonun bir sonucudur. Bu güçlü tarım vizyonunun en önemli merkezlerinden biri de hiç şüphesiz ki memleketimiz Konya’dır. 42 bin kilometrekare yüzölçümüne sahip şehrimizde yaklaşık 1 milyon 890 bin hektar tarım arazisi bulunmaktadır. Bu büyüklük Konya’nın tarımdaki gücünü ve potansiyelini açıkça göstermektedir. Biz şuna inanıyoruz; Tarım güçlü olursa şehir güçlü olur; şehir güçlü olursa ülkemiz güçlü olur. Nitekim tarım; gıda güvenliğidir, istihdamdır, kalkınmadır, çevredir ve gelecek nesillere bırakacağımız en değerli mirastır. Sefer bizden, zafer Allah’tandır. Daha gidecek çok yolumuz, yapacak çok işimiz var. Bol yağışlı geçen kış mevsiminin ardından, alın teriyle üretim yapan tüm çiftçilerimize bereketli bir yıl diliyorum. İnşallah Konya’mızın bereketli topraklarını hep birlikte daha güçlü yarınlara taşımaya devam edeceğiz. Hayata geçirdiğimiz tüm projelerimizin hayırlara vesile olmasını diliyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>
<p>Basın toplantısının son bölümünde Başkan Altay, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-konyamizin-bereketli-topraklarini-hep-birlikte-daha-guclu-yarinlara-tasimaya-devam-edecegiz-625423">Başkan Altay: &#8220;Konya&#8217;mızın Bereketli Topraklarını Hep Birlikte Daha Güçlü Yarınlara Taşımaya Devam Edeceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;AMH Değerim Düşük, Anne Olamam&#8221; Yanılgısına Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/amh-degerim-dusuk-anne-olamam-yanilgisina-dikkat-625405</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[amh]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[değerim]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[olamam]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<category><![CDATA[yanılgısına]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebek sahibi olmak isteyen kadınların önemli kaygılarından biri de AMH Anti-Mullerian Hormon) testi düşüklüğüdür.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amh-degerim-dusuk-anne-olamam-yanilgisina-dikkat-625405">&#8220;AMH Değerim Düşük, Anne Olamam&#8221; Yanılgısına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bebek sahibi olmak isteyen kadınların önemli kaygılarından biri de AMH Anti-Mullerian Hormon) testi düşüklüğüdür. Bu test ile ilgili değerlerin düşük çıkması çoğu zaman halk arasında yanlış yorumlanarak “annelik ihtimalinin sona erdiği” algısını oluşturuyor.  Oysa bilimsel veriler, bu testin tek başına bir belirleyici olmadığını ortaya koyuyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nden Op. Dr. Ali Osman Koyuncuoğlu, kadınların doğurganlıkla ilgili en sık merak ettiği soruları yanıtlayarak, AMH testinden yumurta dondurmaya kadar uzanan süreç hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>AMH düşüklüğü çocuk sahibi olunamayacağı anlamına gelmiyor</strong></p>
<p>AMH testi yumurtalık rezervini gösteren bir parametredir ancak tek başına kesin sonuçlar vermemektedir. AMH değeri adet döngüsüne, ölçüm zamanına ve kullanılan laboratuvar yöntemlerine göre değişkenlik gösterebilmektedir. Bu nedenle düşük AMH değeri, bir kadının asla çocuk sahibi olamayacağı anlamına gelmemekte, yalnızca doğurganlık süresinin zaman olarak kısaldığını göstermektedir.</p>
<p>Aynı yaş grubundaki kadınlar arasında AMH düzeyi düşük olanlarla normal olanların hamile kalma olasılıkları benzerdir. Ancak düşük AMH saptanan kadınlar için zaman yönetiminin daha önemli hâle geldiğinin bilinmesi gerekir. Bu durumda ya daha erken tedavi planlaması yapılmakta ya da uygun hastalarda yumurta dondurma seçeneği gündeme gelmektedir.</p>
<p><strong>Düzenli adet görmek doğurganlık garantisi değil</strong></p>
<p>Üreme sağlığı konusunda kadınların bilmesi gereken önemli bir nokta da şudur: Toplumda yaygın olan “düzenli adet görüyorsam doğurganlığımda sorun yoktur” inanışı bilimsel olarak her zaman doğru değildir. Yumurtalık rezervi tükenmiş kadınlar bile 3-7 yıl boyunca düzenli adet görebilmektedir. Bu nedenle adet düzeni tek başına güvenilir bir gösterge olmamaktadır.</p>
<p>Doğurganlığın daha sağlıklı değerlendirilebilmesi için AMH testinin yanı sıra, ultrasonografi ile yumurta sayısının değerlendirilmesi ve adet döngüsünün ikinci günü yapılan FSH testinin birlikte ele alınması gerekmektedir. Bu çok yönlü yaklaşım, kadınlar açısından daha güvenli ve gerçekçi sonuçlar sunmaktadır.</p>
<p><strong>Yüksek AMH değeri her zaman avantaj sağlamayabilir</strong></p>
<p>AMH değeri yüksek çıkan kadınların kendilerini uzun yıllar boyunca güvende hissetmeleri de yanıltıcı olabilmektedir. Burada en belirleyici faktör kadın yaşıdır. Yaş arttıkça yumurtalarda kromozomal hatalar artmakta ve bu da gebelik şansını doğrudan etkilemektedir.</p>
<p>Yumurta sayısı yeterli olsa bile ileri yaşta elde edilen yumurtaların genetik olarak sağlıklı olma ihtimali düşebilmektedir. Bu nedenle doğurganlık planları yalnızca sayılar göz önünde bulundurularak değil, mutlaka yaş ve kişisel faktörlere göre yapılması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Anne olmak için önleminizi erken dönemde alabilirsiniz</strong></p>
<p>Özellikle 20’li ve 30’lu yaşlardaki kadınların düzenli jinekolojik kontrollerini ihmal etmemeleri gerekir. Temel olarak, âdetin ikinci veya üçüncü günü yapılan FSH testine bakılması gerekir. Ayrıca ultrasonografi ile yumurta rezervinin, yani yumurta sayısının değerlendirilmesi mutlaka gereklidir. Eğer kariyer planı varsa, kadınlar evliliklerini bir süre ertelemek istiyorlarsa, düzenli olarak her yıl yumurta sayısına bakılmalıdır. Kritik sınırda bir azalma tespit edilirse, kadınların mutlaka hayatlarının merkezine yumurta dondurma stratejisini almaları gerekir. Çünkü daha ileri yaşlarda durum fark edildiğinde yumurta elde edilebilse bile, gebelik oluşturma şansı olan yumurtaların sayısı yaşla birlikte giderek azalır. Dolayısıyla rutin jinekolojik muayeneler, âdetin ikinci günü yapılan FSH testi ve aile öyküsü (özellikle erken menopoz öyküsü) önemlidir. Eğer birkaç yıl içinde yumurta sayısında dramatik bir düşüş başlamışsa, mutlaka üreme sağlığı uzmanı ile görüşülmeli, danışmanlık alınmalı ve henüz evlilik yoksa yumurta dondurma planı yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Yumurta dondurma doğurganlığın sigortası olabilmektedir</strong></p>
<p>Modern yaşam koşullarının çocuk sahibi olma yaşını doğal olarak ileriye taşımış durumdadır. Kadınlar eğitim ve iş hayatına daha fazla katılmakta ve çocuk sahibi olma yaşı doğal olarak ertelenebilmektedir. Aynı durum erkekler için de geçerlidir. Günümüzde pek çok insan, hayatta önce kariyerini kurmayı, kendini güvende hissetmeyi ve ancak ondan sonra bir</p>
<p>çocuğu dünyaya getirmeyi tercih etmektedir. Bu da çocuk sahibi olmayı</p>
<p>listenin son sıralarına itmektedir. Bu anlaşılır bir durumdur ancak biyolojik gerçeklerin göz ardı edilmemesi gerekir.</p>
<p>Yumurta dondurma günümüzde kadınlara önemli bir zaman kazanımı sağlamaktadır. Bu yöntem bir tür doğurganlık sigortası olarak değerlendirilebilir. 35 yaşın altında yumurta rezervi azaldıysa, ailede erken menopoz öyküsü varsa ya da yumurta azalmasına sebep olabilecek herhangi bir kronik hastalık mevcutsa kadınlar kanunen yumurtalarını dondurabilmektedir. Ayrıca 38 yaş ve üzerinde, hiçbir kriter aranmaksızın, kadınlar yumurta dondurabilir. Ancak hangi yaşta ve ne kadar sayıda yumurta dondurulduğu çok önemlidir. Bu durum şöyle özetlenebilir: 35 yaşın altında en az 15 yumurta dondurulması gerekir. 35–40 yaş arasında dondurma yapılacaksa bu sayı 2 katına çıkar, yani yaklaşık 30 yumurta gerekir. 40 yaşın üzerinde ise bu sayı 3 katına çıkmaktadır; yaklaşık 40–45 yumurta gibi düşünülebilir. Bunun temel sebebi şudur: Genetik olarak normal 3 embriyo arka arkaya transfer edildiğinde, önemli oranda gebelik elde dilebilmektedir. Yani hedef, genetik olarak normal 3 embriyo elde etmektir. 35 yaşın altında bu embriyo sayısını elde etmek için 15 yumurta yeterli olurken, 35–40 yaş arasında 30 yumurta elde edildiğinde yine 3 genetik olarak normal embriyo elde etme oranı korunur. 40 yaşın üzerinde ise 40–45 yumurta ile bu oran korunabilmektedir. Dolayısıyla “Ben bir, iki, üç adet yumurta dondurdum; artık biyolojik saatimi durdurdum ve güvencem var” gibi düşünmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Bilimsel verilere göre sağlıklı bir gebelik şansı için belirli sayıda genetik olarak normal embriyo elde edilmesi gerekmektedir. İleri yaşlarda bu sayıya ulaşabilmek için çok daha fazla yumurtaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle yumurta dondurma ne kadar erken yapılırsa o kadar avantaj elde edilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amh-degerim-dusuk-anne-olamam-yanilgisina-dikkat-625405">&#8220;AMH Değerim Düşük, Anne Olamam&#8221; Yanılgısına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oda Orkestrası yine kulakların pasını silecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oda-orkestrasi-yine-kulaklarin-pasini-silecek-625251</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 21:59:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[cello]]></category>
		<category><![CDATA[klasik]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[konserde]]></category>
		<category><![CDATA[kulakların]]></category>
		<category><![CDATA[ney]]></category>
		<category><![CDATA[oda]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Orkestra]]></category>
		<category><![CDATA[orkestrası]]></category>
		<category><![CDATA[pasını]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[silecek]]></category>
		<category><![CDATA[yine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625251</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Oda Orkestrası, Prof. Melih Kara ve Bilgin Canaz’ın solist olarak yer alacağı konserde unutulmaz bir akşama imza atacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oda-orkestrasi-yine-kulaklarin-pasini-silecek-625251">Oda Orkestrası yine kulakların pasını silecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Oda Orkestrası, Prof. Melih Kara ve Bilgin Canaz’ın solist olarak yer alacağı konserde unutulmaz bir akşama imza atacak. Kocaeli Kongre Merkezi&#8217;ndeki konser, 6 Nisan Pazartesi akşamı gerçekleştirilecek.</p>
<p><b>UNUTULMAZ BİR KONSER DAHA</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Oda Orkestrası, unutulmaz bir konsere daha imza atmaya hazırlanıyor. Şef Engin Şen yönetimindeki orkestra bu defa klasik müziğin seçkin eserlerini neyin eşsiz tınılarıyla buluşturacak. Orkestraya bu önemli konserde Türkiye’nin en önemli çello ve ney sanatçılarından Prof. Melih Kara ile Bilgin Canaz eşlik edecek.</p>
<p><b>ŞEF ENGİN ŞEN YÖNETİMİNDE</b></p>
<p>Kocaeli Kongre Merkezi’nde ücretsiz olarak gerçekleşecek konser 6 Nisan Pazartesi akşamı (yarın) 20.00’de başlayacak. Şef Engin Şen yönetimindeki Oda Orkestrası’na Türkiye’nin ulusal ve uluslararası alanda başarılarıyla tanınan iki önemli sanatçı eşlik edecek.</p>
<p><b>TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ ÇELLO VE NEY SANATÇILARI</b></p>
<p>Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası Çello Sanatçısı Prof. Melih Kara ile uluslararası platformda ülkemizi gururla temsil eden neyzen Bilgin Canaz, bu önemli etkinlikte Kocaelili sanat severlerle buluşacak.</p>
<p><b>ÇEVRE DOSTU ORKESTRASI’NDAN KARE KOD UYGULAMASI</b></p>
<p>Oda Orkestrası’nın artık bir geleneği olan kare kod uygulaması bu konserde de geçerli olacak. Çevre duyarlılığı ile bilinen Oda Orkestrası konserde repertuar için bir bülten bastırmadı. Repertuara ulaşmak isteyen klasik müzik severler Kocaeli Kongre Merkezi’nin girişindeki karekodu okutarak seslendirilecek eserleri cep telefonlarına kaydedebilecek.</p>
<p><b>DETAY BİLGİ KOCAELİ KÜLTÜR SANAT SAYFASINDA</b></p>
<p>Başarısı ve icra ettiği konserlerle Kocaelili sanatseverlerin gönlüne taht kuran Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Oda Orkestrası, 6 Nisan Pazartesi akşamı gerçekleştireceği konsere tüm vatandaşları bekliyor. Konser ile ilgili ayırtılı bilgilere ise Kocaeli kültür sanat instagram sayfasından ulaşılabilinir.</p>
<p><b>NEY VE KLASİK MÜZİĞİN BULUŞMASI</b></p>
<p>İnsanın iç yolculuğuna en güzel seslerden biri olan Ney, klasik müziğin eşsiz notalarıyla bir araya gelecek. Konserde Vivaldi’nin Çello Konçertosu ve klasik müziğin çello için bestelenen seçkin eserleri seslendirilecek. Konser; Antonio Vivaldi’nin E Minör Cello Konçertosu ile başlayacak. Oda Orkestrası ayrıca şu eserleri solistlerin eşliğinde seslendirecek:</p>
<p>Theme from Schindler List (Classical Film Music)</p>
<p>G.F Handel – Passacaglia</p>
<p>C. Gardel  &#8211; Por Una Cabeza</p>
<p>Dimitri Shostakovich – Waltz No:2</p>
<p>Dimitri Shostokovich – İki Çello ve Orkestra İçin Prelüd</p>
<p>Bilgin Canaz – Meleklerin Hüznü</p>
<p>Karahisar Kalesi – Ney ve Orkestra İçin Gabriel Faure – Pavane.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oda-orkestrasi-yine-kulaklarin-pasini-silecek-625251">Oda Orkestrası yine kulakların pasını silecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsim geçişi cildi zorluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecisi-cildi-zorluyor-624839</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:59:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Bariyeri]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[geçişi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[Nem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Peeling]]></category>
		<category><![CDATA[Ürünle]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecisi-cildi-zorluyor-624839">Mevsim geçişi cildi zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Kış boyunca düşük nem, soğuk hava ve kapalı ortamlarda geçirilen uzun süreler cildin bariyerini zayıflatabiliyor ve kuruluğa neden olabiliyor. Bahar aylarıyla birlikte ise sıcaklık artıyor, nem oranı değişiyor ve güneş ışınları daha güçlü hissedilmeye başlıyor. Ayrıca bahar aylarında artan ağaç ve çimen polenleri ile küf sporları gibi çevresel alerjenler de daha yoğun hale geliyor. Bu çevresel etkenler nedeniyle, cilt bakımına dikkat edilmediğinde; ciltte kuruluk, hassasiyet, kızarıklık, pullanma,  lekelenme ve yağ üretiminin artmasına bağlı akne oluşumu gibi sorunlar gelişebiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,</strong> “Kışın uygulanan yoğun ve besleyici bakım rutinlerinin bahar aylarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi, cildin bu geçiş sürecine daha sağlıklı  uyum sağlaması için çok önemlidir” diyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,</strong> bahar aylarında cilt sağlığının korunmasında üç temel kuralın öne çıktığını belirterek, “İlk olarak, cildi sabah ve akşam nazik bir temizleyici ürünle düzenli olarak temizlemek gerekir. Her gün SPF 50 olan bir güneş koruyucu kullanmak, cilt lekelerini ve güneş hasarını önlemede büyük önem taşır. Bunların yanı sıra cilt tipine uygun, daha hafif yapılı bir nemlendiriciyle cildin nem dengesini korumak da son derece önemlidir. Bu üç basit ama etkili adım, cildin mevsim geçişine daha sağlıklı uyum sağlamasına yardımcı olur ve birçok dermatolojik sorunun önlenmesine önemli katkı sağlar” diye konuşuyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,</strong> bahar aylarında cilt sağlığı için dikkat edilmesi gereken 7 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Cildinizi günde iki kez temizleyin</strong></p>
<p>Bahar aylarında artan sıcaklık ve nem oranı, cildin sebum üretimini artırabiliyor. Bu durum gözeneklerin tıkanmalarına ve akne oluşumuna zemin hazırlayabiliyor.  Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, bu nedenle sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez, cilt tipine uygun nazik bir temizleyici ürünle cildin temizlenmesi gerektiğini belirterek, “Cilt pH’ına yakın temizleyicilerin tercih edilmesi cilt bariyerinin korunmasına yardımcı olur. Özellikle akşam temizliği; makyaj, güneş koruyucu ve gün boyunca biriken çevresel kirletici etkenlerin uzaklaştırılması açısından önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Güneşten korunmayı rutin haline getirin</strong></p>
<p>Bahar aylarında UV ışınlarının yoğunluğu artmaya başlıyor ve bu durum ciltte fotoaging (ışığa bağlı yaşlanma) ile pigmentasyon artışına, yani cilt lekelerinin gelişimine yol açabiliyor. Bu nedenle her gün geniş spektrumlu (UVA ve UVB korumalı) ve SPF 50 içeren bir güneş koruyucu kullanımı büyük önem taşıyor.  Dr. Name Cemşitoğlu, “Güneş koruyucular sadece plajda değil, günlük yaşamda da uygulanmalı ve dış ortamda uzun süre kalınacaksa 2-3 saatte bir yenilenmelidir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Mevsime uygun nemlendirici kullanın</strong></p>
<p>Cilt bariyerinin sağlıklı olması, çevresel faktörlere karşı cildin direncini artırıyor. Ancak kış aylarında kullanılan yoğun ve yağ bazlı nemlendiriciler, bahar aylarında bazı cilt tiplerine ağır gelebiliyor ve gözeneklerin tıkanmalarına neden olabiliyor. Dolayısıyla, bahar aylarında daha hafif yapılı, su bazlı veya jel formundaki nemlendiricilerin tercih edilmesi öneriliyor. Hyaluronik asit, gliserin ve seramid içeren ürünler, cildin nem dengesini korumaya ve bariyerini güçlendirmeye katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>Haftada 1-2 kez peeling yapın, ancak…</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde, cilt yüzeyinde biriken ölü hücreler, cildin mat ve cansız görünmesine yol açabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,<strong> </strong>cilt sağlığı için<strong> </strong>haftada 1-2 kez nazik peeling uygulamalarını önerdiklerine işaret ederek, “Peeling cildin üst tabakasındaki hücre yenilenmesini destekleyerek daha pürüzsüz görünmesine yardımcı olur. Özellikle AHA veya PHA içeren hafif eksfoliyanlar, yani ciltten nazikçe ölü tabakayı arındıran asit içerikli peelingler kontrollü şekilde kullanılabilir” diyor. Ancak aşırı peeling uygulamalarının cilt bariyerine zarar verebileceğini belirten Dr. Name Cemşitoğlu, bu nedenle peeling yönteminin hekimin önerileri doğrultusunda uygulanması gerektiği uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Günde 2-2.5 litre su için</strong></p>
<p>Yeterli sıvı alımı, vücudun genel metabolik fonksiyonlarının yanı sıra cilt sağlığı için de önem taşıyor. Özellikle bahar aylarında artan fiziksel aktivite ve terleme nedeniyle vücudun sıvı ihtiyacı da artabiliyor. Su tüketimi tek başına etkili olmasa da sağlıklı bir cilt bakımını destekliyor. Günlük ortalama 2-2.5 litre su tüketimi hücrelerin nem dengesini, bir başka deyişle cilt sağlığı için gerekli olan su miktarını karşılamasıyla cildin daha canlı görünmesine katkı sağlayabiliyor. </p>
<p><strong>Cilt bariyerini destekleyen içerikleri tercih edin</strong></p>
<p>Mevsim geçişleri bazı kişilerde cilt hassasiyetini artırabiliyor. “Bu nedenle cilt bakım ürünlerinde bariyer onarıcı içeriklerin bulunması fayda sağlayabilir” diyen Dr. Name Cemşitoğlu, şu bilgileri paylaşıyor: “Güçlü bir cilt bariyeri cildin çevresel stres faktörlerine karşı daha dirençli olmasını sağlar. Seramidler, niasinamid, panthenol ve hyaluronik asit gibi içerikler cildimizin üst tabakasında bariyer fonksiyonunu destekleyerek, ciltten<strong> </strong>su kaybını azaltmaya yardımcı olur.”</p>
<p><strong>Cildi tahriş edebilen ürünlerden kaçının</strong></p>
<p>Alkol oranı yüksek tonikler, yoğun parfüm içeren kozmetikler veya aşındırıcı peeling ürünleri bazı ciltlerde hassasiyeti artırabiliyor. Özellikle mevsim geçişlerinde cilt bariyeri daha kırılgan hale gelebileceği için bu tür ürünlerden kaçınılması öneriliyor. Dermatolojik olarak test edilmiş, hassas ciltlere uygun ve minimal içerikli ürünlerin tercih edilmesi cilt sağlığı açısından daha güvenli olabiliyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecisi-cildi-zorluyor-624839">Mevsim geçişi cildi zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:42:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmalara]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kaygılı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[motive]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yıkıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818">Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor.</strong></p>
<p><strong>Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha “öfkeli” değil, daha ziyade “kaygılı ve üzgün” hale geldiğini gösteriyor. Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, “113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfkenin insani ve evrensel nitelikte temel bir duygu olduğunu unutmamamız lazım. Öfke ifade edilmesi gereken, bastırılmaması gereken bir duygudur. Eğer öfke kontrol edilemezse ve kronik hale gelmeye başlarsa bireye ya da başka birisine zarar vermeye başlar. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkün” diyerek öfke yönetimiyle ilgili önemli bilgiler veriyor… </strong></p>
<p>Öfke, psikoloji araştırmalarında mutluluk, üzüntü, korku, iğrenme ve şaşkınlık ile birlikte altı temel duygu kategorisinden biri olarak kabul ediliyor. Buna rağmen popüler kültürde sürekli pozitif kalma baskısı öfkeyi “zararlı” bir duygu gibi konumlandırıyor. Prof. Dr. Murat Kurt bu yanlış algıya dikkat çekerek, “Sanki her an pozitif kalınması, olumsuz hislerin bir kenara itilmesi ve öfkenin her zaman bastırılması gereken yıkıcı bir duygu olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Oysa öfke, bizim değişen çevresel koşullara uyum sağlamamıza yardımcı olan, karşımıza çıkan engelleri aşmamıza yardımcı olan evrimsel değeri yüksek motive edici bir duygudur. Öfke, halk arasında sanki saldırganlıkla eş değermiş gibi algılanıyor. Öfke bir duygudur, saldırganlık ise bu duygunun kontrol edilmeden açığa çıkmış bir davranış formudur” diyor.</p>
<p><strong>Beyinde Öfke Nasıl Kontrol Ediliyor?</strong></p>
<p>Texas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Heather Lench ve ekibinin 2023 yılında yayımladığı kapsamlı çalışma, öfkenin performansı artıran motive edici bir duygu olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle zorlayıcı görevlerde öfke, bireyi “eyleme hazırlık” durumuna sokuyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Özellikle zorluk düzeyinin yüksek olduğu görevlerde öfke motive edici bir rol üstlenir; ancak bu durum bazen bireylerin etik kuralları ihlal etmesine ya da ahlaki normların dışına çıkmasına neden olabilir” diyor.</p>
<p>Beyin, öfke karşısında otomatik ve kontrolsüz bir patlama yaratmıyor; aksine bir denge mekanizması kuruyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Beynimizdeki Amigdala bölgesi tehdit veya engel algılandığında duygusal tepkiyi ateşler. Ancak aynı anda ventromedial prefrontal korteks devreye girerek bu tepkiyi kontrol eder ve yönetir” diyor. Alkol ve madde kullanımının bu dengeyi bozduğunu belirten Prof. Dr. Murat Kurt, “Bu maddeler kontrol mekanizmasını devre dışı bırakır ve amigdalanın tek başına hareket etmesine neden olur” diyor.</p>
<p><strong>Öfke, Yıkıcı Bir Boyuta Ulaşmamalı </strong></p>
<p>Öfke genellikle bir hedefin engellenmesi, beklenen bir ödülün alınamaması, haksızlığa uğrama, tehdit edilme veya başkalarının planlarımızı etkilemesi sonucu ortaya çıkıyor. Bunun yanında uykusuzluk, sosyal dışlanma ve stres de öfkeyi tetikleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bir olayı nasıl algıladığımız ve nasıl yorumladığımızla doğrudan ilişkilidir; bu nedenle oldukça öznel ve kişiye özgü bir duygudur” diyor.</p>
<p>Öfke; üzüntü, korku veya depresyon gibi geri çekilmeye neden olan duyguların aksine bireyi harekete geçirir. Bir başka deyişle öfke bir “yaklaşma duygusudur.” Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bireyi pasif bir bekleyişten çıkarıp aktif bir eyleme iter; sınırların korunmasına, adaletsizliğe karşı harekete geçilmesine yardımcı olur. Öfkenin kendisi aslında “kötü” bir duygu değildir. Esas olan öfkenin nasıl ifade edildiğidir, bir başka deyişle öfkeyi dışarıya nasıl yansıttığımız ve öfkenin tetiklediği davranışların yıkıcı bir boyuta dönüşüp dönüşmemesi önemlidir. Böyle baktığımızda öfkenin bireyler açısından işlevsel bir değeri vardır. Bireyi motive eder, engellerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur, sınırların korunmasına yardımcı olur, adaletsizliğe karşı bireyi harekete geçirir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Dünya Öfkeli Değil, Daha Ziyade Kaygılı Ve Üzgün </strong></p>
<p>Davranışsal bilimler ve psikoloji alanlarında önemli araştırmaları olan bilim insanları Dr. Michael Daly ve Dr. Lucia Macchia tarafından 113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan geniş çaplı analiz, 2009-2021 yılları arasında küresel duygusal sıkıntının %25’ten %31’e çıktığını gösteriyor. Ancak öfke seviyelerinde yalnızca %1.61’lik, istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir değişim gözleniyor.</p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, “Aslında daha öfkeli bir dünyada değil, daha ziyade kaygılı ve üzgün bir dünyada yaşıyoruz. Araştırmalar duygusal sıkıntılardaki artışın özellikle düşük eğitim ve gelir seviyesine sahip gruplarda daha belirgin olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum ise ekonomik güvensizliğin ve toplumsal istikrarın bozulmasının biyolojimizi nasıl doğrudan etkilediğinin bir kanıtıdır” diyor.</p>
<p><strong>Önemli Olan Öfkeyi Sağlıklı Bir Şekilde İfade Etmek</strong></p>
<p>Öfke evrensel ve insani bir duygudur; bastırılması değil, sağlıklı bir şekilde ifade edilmesi gerekir. Kontrol edilemediğinde ise saldırganlığa dönüşebilir ve hem bireye hem çevresine zarar verebilir. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfkenin en yıkıcı formu saldırganlıktır. Esas olan, öfkeyi yıkıcı bir davranışa dönüştürmeden sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir” diyor.</p>
<p>Saldırganlığın, bir başkasına bağırmaktan fiziksel olarak zarar vermeye kadar uzanan geniş yelpazedeki birçok davranışı kapsadığına dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Saldırganlık sadece başkalarına değil bizzat bireyin kendisine yönelik de olabilir. Öfkenin sağlıklı bir şekilde ifade edilememesi, hele bu durumun kronikleşmesi yani sürekli olarak öfkenin bastırılması bireyin kendisine zarar verir; psikosomatik hastalıklara ve depresyona yol açabilir. Esas olan öfkeyi, işlevsel olmayan yıkıcı bir saldırganlığa dönüştürmeden, sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir. Aile içerisinde ve toplumda bireylerin kendisini ifade etmelerine fırsat verildiğinde ve diğerlerinin de yaşam alanlarına saygının esas tutulduğu toplumlarda, öfke sağlıklı bir şekilde ifade edilebilir. Bu durum, toplumun ve bireylerin gelişmesi için itici bir güç kaynağı bile olabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Öfke Kontrol Edilebilir </strong></p>
<p>Öfke kontrolü öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri aslında. Prof. Dr. Murat Kurt, “İlk adım, ‘şu an öfkeliyim’ diyebilmek. Eğer bunu kendinize ifade edebilirseniz öfkenin yıkıcı etkilerini kontrol edebilirsiniz. Böylelikle dikkatinizi o an öfkelendiğiniz şeyden başka bir şeye çekebilirsiniz. İkinci aşamada; öfkelendiğiniz ana eşlik eden ya da öfkelenmenize neden olan düşüncelerinizi sorgulayın; düşüncelerinizin, o anki inanışlarınızın abartılı olup olmadığını değerlendirin. Üçüncü aşamada, sizi öfkelendiren şeyleri, yani tetikleyicileri tanıyın. Eğer öfkelendiren şeyleri önceden bilirseniz, kendiniz için olası eylem senaryoları hazırlayabilirsiniz ve böylelikle hazırlıksız yakalanmamış olursunuz. Bir sonraki adım ve en önemlisi; tepkiyi yani dürtüyü kontrol etmek. Öfkelendiren şeye hemen o an tepki vermek mi gerekiyor? Birkaç saniye geç tepki vermek bile öfkenin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi için yeterli bir zaman sağlayabilir. Bu zaman zarfında öfkeyi kontrol etmediğinde başına gelebilecek olası kötü senaryoları gözden geçirebilir, alternatif davranışlar geliştirebilir ve böylelikle dürtü kontrolü sağlayabilirsiniz” diyor. </p>
<p>Profesyonel desteğin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke güçlü ama yönetilmesi zor bir duygudur. Bu nedenle öfke kontrolünde zorlanan bireyler psikolojik destek almaktan çekinmemelidir. Psikolojik destek ile birlikte saldırganlığa yol açabilecek hatalı inançlar ve düşünceler ile yıkıcı davranışlar kontrol altına alınabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818">Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hat sanatının zarafeti Seka İhtisas&#8217;ta hayat buluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hat-sanatinin-zarafeti-seka-ihtisasta-hayat-buluyor-624694</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:42:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[hat]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[htisas]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Memiş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatının]]></category>
		<category><![CDATA[seka]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[zarafeti]]></category>
		<category><![CDATA[Ziyaretçiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde SEKA Sanat İhtisas Merkezi’nde açılan “Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi”, Prof. Dr. Hattat Mehmet Memiş öncülüğünde usta hattatların 47 eserini sanatseverlerle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hat-sanatinin-zarafeti-seka-ihtisasta-hayat-buluyor-624694">Hat sanatının zarafeti Seka İhtisas&#8217;ta hayat buluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde SEKA Sanat İhtisas Merkezi’nde açılan “Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi”, Prof. Dr. Hattat Mehmet Memiş öncülüğünde usta hattatların 47 eserini sanatseverlerle buluştu.</p>
<p><b>15 HAT SANATÇISINDAN 45 ESER</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, geleneksel sanatlara verdiği değer ve kültürel mirası yaşatma vizyonu doğrultusunda “Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi’ni” sanatseverlerle buluşturdu. Geleneksel hat sanatının zarafetini ve estetik inceliğini yansıtan sergi, SEKA Sanat İhtisas Merkezi’nde düzenlenen açılış programıyla ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Alanında yetkin 15 hattatın elinden çıkan toplam 47 seçkin eser, ziyaretçilere adeta görsel bir şölen sunuyor. Hem sanat hem de kültürel mirasa ilgi duyan herkese ilham verici bir deneyim vadeden “Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi”, 12 Nisan tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.</p>
<p><b>“SANAT GEÇMİŞTEN GELECEĞE KURULAN ÖNEMLİ BİR KÖPRÜ”</b></p>
<p>Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi’nin açılışına katılan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş, Büyükşehir olarak sanatı her alanda desteklediklerini ve desteklemeye devam edeceklerini belirterek, “Sanat, bizim kültürümüzde geçmişten geleceğe köprü kuran en önemli unsurlardan biridir. Medeniyetimize ne kadar sahip çıkar, onu genç nesillere ne kadar aktarabilirsek, sanatımıza da o denli sahip çıkmış oluruz” dedi.</p>
<p><b>“ESERLER, SERGİLER İLE ANLAM BULUYOR”</b></p>
<p>Kocaeli, İstanbul, Sakarya, Bursa ve İnegöl şehirlerinde faaliyet gösteren 15 sanatkârı bir araya getiren Hattat Prof. Dr. Mehmet Memiş, serginin açılış töreninde gerçekleştirdiği konuşmasında, “Sanatkâr olmak uzun vadeli bir iş olduğu gibi eser üretmek de zahmetlidir. Sanat talebeleri sergiler ve eserler ile sergiler ise ziyaretçiler ile anlam buluyor” ifadelerini kullandı. Memiş, Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi’nin düzenlenmesine katkı sunan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne kendi ve eserleri yer alan hattatlar adına teşekkür etti.</p>
<p><b>HAT SANATI ÜZERİNE DERİNLİKLİ SÖYLEŞİ</b></p>
<p>Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi’nin açılış töreni, Hattat Mehmet Memiş tarafından gerçekleştirilen söyleşi ile anlamlı bir şekilde devam etti. Hattat Memiş, söyleşisinde serginin ortaya çıkış sürecine, eserlerin hazırlanış aşamalarına ve her bir çalışmanın taşıdığı estetik ve manevi değerlere dair kapsamlı bilgiler paylaştı. Hat sanatının mihenk taşlarını oluşturan önemli noktalara da değinen Prof. Dr. Memiş, ziyaretçilerden gelen soruları da içtenlikle yanıtlayarak hem teknik hem de sanatsal açıdan aydınlatıcı bir sohbet sundu.</p>
<p><b>USTA HATTATLARIN ESERLERİ AYNI ÇATI ALTINDA</b></p>
<p>Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi, geleneksel hat sanatının farklı üsluplarını bir arada sunan Hattat Prof. Dr. Mehmet Memiş öncülüğünde; Sakarya Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi’nde eğitim veren, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Devlet Sanatçısı” unvanına layık görülmüş, ulusal ve uluslararası alanda önemli ödüller kazanmış hattatların katkılarıyla hazırlandı.</p>
<p><b>SEÇKİN HAT SANATÇILARININ ESERLERİ BİR ARADA</b></p>
<p>Sanat dünyasının önde gelen hat sanatçılarını bir araya getiren “Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi’nde” Mustafa Parıldar, İbrahim Umuç, Uğur İnan, Erol Balcı, Mustafa Mesten, Senem Demirci, Yusuf Yonar, Onur Yaman, Sevim Yaşar, Derya Şahar, Firdevs Yavuz, Hatice Sever, Vildan Çelebi ve Gülçin Soycan’a ait eserler yer alıyor.</p>
<p><b>ESERLER 12 NİSAN’A KADAR ZİYARET EDİLEBİLECEK</b></p>
<p>Estetikle maneviyatı buluşturan eserler, ziyaretçilere derinlikli bir sanat deneyimi sunarken, kültürel mirasın yaşatılmasına da önemli katkı sağlıyor. Hem sanatın köklü mirasını yaşatmayı hedefleyen hem de yeni nesillere ilham veren eserler, SEKA Sanat İhtisas Merkezi’nde 12 Nisan’a kadar (Pazartesi günleri hariç) 09.00-18.00 saatleri arasında sanatseverler tarafından ziyarete açık olacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hat-sanatinin-zarafeti-seka-ihtisasta-hayat-buluyor-624694">Hat sanatının zarafeti Seka İhtisas&#8217;ta hayat buluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak&#8217;tan vefa örneği: Dr. Fadıl Ünal&#8217;ın adı Güzelyalı&#8217;da ölümsüzleşti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konaktan-vefa-ornegi-dr-fadil-unalin-adi-guzelyalida-olumsuzlesti-624691</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[fadıl]]></category>
		<category><![CDATA[Fadıl Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[Konak Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Çınarlı Mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[örneği]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[ünal]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624691</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’in yaşayan değerlerinden, Türk dünyası ile dostluk, kardeşlik ve iş birliğinin gelişmesine önemli katkılar sunmuş Dr. Fadıl Ünal’ın adı, Güzelyalı’da yaşadığı 56 Sokak’a Konak Belediyesi’nin düzenlediği törenle verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konaktan-vefa-ornegi-dr-fadil-unalin-adi-guzelyalida-olumsuzlesti-624691">Konak&#8217;tan vefa örneği: Dr. Fadıl Ünal&#8217;ın adı Güzelyalı&#8217;da ölümsüzleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İzmir’in yaşayan değerlerinden, Türk dünyası ile dostluk, kardeşlik ve iş birliğinin gelişmesine önemli katkılar sunmuş Dr. Fadıl Ünal’ın adı, Güzelyalı’da yaşadığı 56 Sokak’a Konak Belediyesi’nin düzenlediği törenle verildi. Törende konuşan Başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Bugün bu kentin çok önemli tanıklarından birinin adını bu sokağa veriyoruz. Fadıl Hocam iyi ki varsınız” dedi.</b></p>
<p>Kentimizin yaşayan değerlerinden, Türk dünyası ile dostluk, kardeşlik ve iş birliğinin gelişmesine önemli katkılar sunmuş, aynı zamanda Türkiye’nin tanıtımı için büyük emekler vermiş Dr. Fadıl Ünal’ın adı, Konak Belediyesi tarafından düzenlenen törenle Güzelyalı’da yaşadığı 56 Sokak’a verildi. İzmir Valiliği Türk Dünyası Hizmetleri Eski Koordinatörü, Kıbrıs – Balkanlar – Avrupa Türk Edebiyatları Kurumu (KIBATEK) Kurucu Üyesi Ünal’ın sevenlerini, öğrencilerini, çalışma arkadaşlarını ve ailesini bir araya getiren törene; Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu’yla birlikte Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, Eski İzmir Milletvekili Metin Öney, Eski Türk Dünyası Hizmetleri Sorumlu Vali Yardımcısı Dr. Mustafa Tamer, Konak Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürü Mehmet Aksoy, İzmir Azerbaycan Derneği Kurucu Üyesi Cavit Aliyev, Türk Dünyası İnsan Hakları ve Kültür Derneği Kurucularından Celal Öcal, Konak Belediyesi Meclis Üyesi Birol Özkardeşler, Güzelyalı Mahalle Muhtarı Nedim Altan, CHP Konak İlçe Yöneticileri ve Fadıl Ünal’ın komşuları katıldı. Duygusal anların yaşandığı törende gözyaşlarını tutamayan Dr. Fadıl Ünal, kendisine yaşatılan gurur için teşekkür etti. Sokağa yerleştirilen, Dr. Fadıl Ünal’ı tanıtan hakkında bilgilerin ve fotoğrafının yer aldığı tabelanın kurdelesi hep birlikte kesildi.</p>
<p><b>Mutlu: Kentin çok önemli tanıklarından birinin adını bu sokağa veriyoruz</b></p>
<p>İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu Üyesi Kazakistanlı sanatçı Şemsigül Jakubova’nın dinletisiyle başlayan törende konuşan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Dr. Fadıl Ünal’ın çalışmalarının hem İzmir hem Türkiye hem de Türk dünyası adına çok değerli olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Bugün bu kentin çok önemli tanıklarından birinin adını bu sokağa veriyoruz. Türk dünyasıyla ülkemizi buluşturan, kaynaştıran ve bu çok kıymetli çalışmayı uzun yıllar boyunca son derece fedakarca, cansiperane çalışarak yapan Fadıl Hocamızın adı artık Konak’ta, 56 Sokak’ta ölümsüzleşti. Fadıl Hocam iyi ki varsınız.”</p>
<p><b>Zeybek: Fadıl Hoca üstün başarı ortaya koydu</b></p>
<p>Dr. Fadıl Ünal’ın adının bir sokağa verilmesinin en kalıcı ödül olduğunun altını çizen Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, “Fadıl Hoca çok üstün bir başarı ortaya koydu. Bütün iller içinde en verimli çalışmayı kendisi yaptı. Ödüller verilir bir kenara koyulur. Ama çalışmalarından ötürü Fadıl Hocamızın bu sokağa verilmesi en güzel, en kalıcı ödüldür” diye konuştu.</p>
<p><b>Ünal: Bizdeki güzelliği gördü, yoksa on para etmezdik</b></p>
<p>Hayattayken değer görmenin memnuniyetini anlatan Dr. Fadıl Ünal, duygularını şu sözlerle aktardı: “Bizim konumuz on dört yıllık bir konuydu. Sayın Nilüfer Çınarlı Mutlu bizi ağırladı, dinledi. Konak Belediye Meclisi’nden bu karar çıktı. Aşık Veysel, ‘Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa’ der. Başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu bizdeki güzelliği gördü, yoksa on para etmezdik. Güzelyalı 56 Sokak örnek olsun.”</p>
<p><b>Tamer: Birlikte çalıştığım için şanslıyım</b></p>
<p>Dr. Fadıl Ünal ile birlikte çalışmış olmanın gururunu yaşadığını ifade eden Eski Türk Dünyası Hizmetleri Sorumlu Vali Yardımcısı Dr. Mustafa Tamer, “Fadıl Ünal’ın yakın mesai arkadaşı olarak çalışmaları birlikte yürütmekten dolayı kendimi şanslı hissediyorum. Fadıl Bey’in yürüttüğü görev çok önemliydi. Bütçesiz, memursuz, araçsız yürüttü o görevi” dedi.</p>
<p><b>Özkardeşler: Marifet iltifata tabidir</b></p>
<p>Konak’ta bir vefa örneğinin yaşandığını vurgulayan Konak Belediyesi Meclis Üyesi Birol Özkardeşler ise “Marifet iltifata tabidir. Bugün vefanın İzmir’de, Konak’ta yaşatıldığına hepimiz şahitlik ediyoruz.”</p>
<p><b>Öcal: Başkan Mutlu’ya çok teşekkür ediyoruz</b></p>
<p>Türk Dünyası İnsan Hakları ve Kültür Derneği Kurucularından Celal Öcal, şunları söyledi: “Fadıl Ünal Bey’in Türk eğitimine, Türk dünyasına yaptığı hizmetleri doğru değerlendiren Konak Belediye Başkanı Sayın Nilüfer Çınarlı Mutlu’ya ve Konak Belediye Meclisi’ne çok teşekkür ediyoruz.”</p>
<p><b>Aliyev: Kendimizi asla gurbette hissetmedik</b></p>
<p>Konuşmasında geçmişten anekdotlar paylaşan İzmir Azerbaycan Derneği Kurucu Üyesi Cavit Aliyev, “Yıl 1992, bize göre Türkiye’nin en önemli projelerinden olan Türk Devletleri ve Akraba Toplulukları Büyük Öğrenci Projesi kapsamında 10 bin öğrenci Türkiye’ye geldi. En az problem yaşanan yer de İzmir oldu. Çünkü İzmir’de Fadıl Hocamız vardı. Geldiğimiz günden itibaren kendimizi asla gurbette hissetmedik; dost, kardeş ve akrabalar arasında olduğumuzu hissettik” ifadelerini kullandı</p>
<p><b>Altan: Hepimiz çok duygusalız</b></p>
<p>Güzelyalı Mahalle Muhtarı Nedim Altan da şunları kaydetti: “Hepimiz çok duygusalız. Fadıl Hocam ile yaklaşık 7 sene önce tanıştım. Kendisinin ne kadar duygusal bir kalbi olduğunu biliyorum. Türk Dünyasına katkılarıyla beraber bir yola çıktık. Konak Belediyemizin aldığı kararlar adını bu sokağa verdik. Bunun için Başkanımız Nilüfer Çınarlı Mutlu’ya çok teşekkür ediyorum.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konaktan-vefa-ornegi-dr-fadil-unalin-adi-guzelyalida-olumsuzlesti-624691">Konak&#8217;tan vefa örneği: Dr. Fadıl Ünal&#8217;ın adı Güzelyalı&#8217;da ölümsüzleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Tablet nesli&#8221; kitapla tanışmadan okula başlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tablet-nesli-kitapla-tanismadan-okula-basliyor-624688</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:38:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitapla]]></category>
		<category><![CDATA[nesli]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tablet]]></category>
		<category><![CDATA[tanışmadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624688</guid>

					<description><![CDATA[<p>İngiltere’de Kindred Squared tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen “School Readiness” (Okula Hazır Olma) araştırması, dijital yerlilerin fiziksel kitaplarla kurduğu ilişkinin zayıfladığını ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tablet-nesli-kitapla-tanismadan-okula-basliyor-624688">&#8220;Tablet nesli&#8221; kitapla tanışmadan okula başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere’de Kindred Squared tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen “School Readiness” (Okula Hazır Olma) araştırması, dijital yerlilerin fiziksel kitaplarla kurduğu ilişkinin zayıfladığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, her üç çocuktan biri okula başladığında bir kitabı nasıl doğru kullanacağını bilmiyor. Öğretmenler, çocukların kitap sayfalarını çevirmek yerine tablet ekranlarındaki gibi &#8220;kaydırma&#8221; (swipe) hareketi yapmaya çalıştığını rapor ediyor.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, 2 Nisan Dünya Çocuk Kitapları Günü kapsamında çocukların kitapla tanışmadan okula başlamasının bilişsel ve duygusal risklerine karşı aileleri uyardı.</p>
<p><strong>“Tablet nesli”nin okuma alışkanlıklarında değişikler dikkat çekici</strong></p>
<p>Yapılan akademik araştırmalar ve çalışmaların, bilişsel ve nörolojik dönüşümlerin sinyallerini verdiğine işaret eden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Artık zihnin, belleğin, hafızanın, sinir sisteminin kullanım şekli değişmeye başlamıştır. ‘Tablet nesli’ veya ‘dijital yerli’ diye isimlendirilen neslin dikkat sürelerinde ve okuma alışkanlıklarında değişiklikler dikkati çekmektedir. Özellikle hızlı tempolu dijital oyunlar ve Youtube Kids, TikTok gibi platformlar, bir yandan çocukların dikkat sürelerini ve derin odaklanma becerilerini kısaltır diğer yandan sürekli ve anlık dopamin salgısı ile ödül mekanizmasını aktifleştirir. Dijital uygulamalar, çocuğun dikkatini bir dakika hatta saniye bile bırakmamak üzere kurgulanmıştır ve her şey hazır sunulmaktadır. Kitapla vakit geçirmek ise sabır ve zihinsel faaliyet gerektirir çünkü kitap dinleyen/okuyan çocuk zihninde bir dünya kurar; analiz sentez anlama yorumlama melekeleri sürekli aktiftir. Bu da tembelleştiren dijital faaliyetlerin yanında oldukça yorucu gelebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kitap okuma alışkanlığı kazandırmak güçleşti</strong></p>
<p>Dönem itibariyle okuma alışkanlığı kazandırmayı güçleştiren etkenlerin birden fazla olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Kitap okumak için oturmak, uygun kitabı seçmek için ilgi ve ihtiyaçları keşfetmek, bireyin ilgilerini potansiyelini keşfetmek için zaman ayırmak, kitap sayfalarını çevirmek için ince motor becerilerini kullanmak, hikâyenin içine girmek için dinlemek ve/veya okuduğunu anlamak, okuduğunu anlamak için bilişsel çaba ve odaklanma becerisini kullanmak gerekmektedir. Bu eylemler ise dijital yerliler için durağan, yeknesak ve aşırı yavaş gelebilmektedir. Tablet kullanımıyla tıklama ve yüzeysel taramaya alışan çocuk ve genç için (maalesef ki yetişkin için de) metnin duygusal derinliğini kavrama, görünürdeki ve alt metindeki iletileri fark etme zorlaşır. Kitap okuma eylemi hem somut hem soyut bağ kurabilme becerisidir ve bu alışkanlık tüm gelişim alanlarının aktif kullanımını gerektirir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital ekranlar &#8216;Emzik&#8217; gibi kullanılıyor</strong></p>
<p>Ailelere önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Çocuklar çevrelerinde ellerinde somut kitap okuyan, kitap okuma alışkanlığı olan, kitaba para ve zaman ayıran yetişkinler görmeli. Kitap okumanın iyi bir şey olduğunu gözlemleyebilmeli ve yaşayabilmeli çocuklar. Özellikle ekranın hiçbir türü ‘dijital dadı/bakıcı’ gibi olmamalı çocuğun hayatında. Yani ebeveynlere zor gelen anlarda; yemek yerken, seyahatte, toplu taşımada, alışverişte vb. denize düştüklerinde sarıldıkları bir yılan kıvamına gelmemeli hiçbir ekran türü. Zorlayıcı anlarda ekranın bir emzik gibi kullanılması çocukların can sıkıntısıyla başa çıkma, gereğinde kendi iç dünyasına dönme, hayal kurma, kurgulama, düşleme ve baş etme yeteneklerinin kaybolmasına neden olur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bir çocuğun yetişkinle kitap okuması önemli</strong></p>
<p>Çocukların henüz okula başlamadan önce ortak dikkat becerilerinin gelişebilmesinin önemine vurgu yapan Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Bir çocuğun yetişkinle kitap okuması, bakması, incelemesi, sayfaları çevirmek, resimler üzerine konuşmak gibi basit eylemler, beyin ve sinir sistemini dijitalle parçalanmış dikkatten koruyacaktır. Bu, aynı zamanda çocuğun merakını diri tutacak, bağ kurma, iletişim, ilişki ve diyalog kurma, empati becerilerini güçlendirecektir. Banyo kitapları, oyuncak kitaplardan başlayarak çocuğun kitapla tanışması/tanıştırılması ve kitaba hayatında yer bulması bu alışkanlığı adım adım oluşturacak önemli davranışlardandır. Önemli günlerde kitabı bir hediye olarak almak yani kitap sevdiğine hediye edilebilecek kıymette bir nesne algısını oluşturmak tabii ki bıktırmadan… Ayrıca etkileşimli okuma etkinlikleriyle çocuğun bu bağını kuvvetlendirmek… Kitapla tanışmadan önce de sözlü kültür unsurlarıyla çocuğu adım adım edebiyat, sanat ve okuma dünyasına sokmak. Nasıl? Ninniler, bilmeceler, maniler, tekerlemeler, masallar gibi sözlü kültür unsurları, kitap okuma alışkanlığına giden yolun başlangıç aşamalarını oluşturur aslında.” şeklinde konuştu.    </p>
<p><strong>Teknoloji yasaklanmamalı, dengelenmeli</strong></p>
<p>Teknolojinin tamamen hayat dışına çıkarılmasının mümkün olmadığını söyleyen Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Teknolojinin tamamen sınırlandırılması mümkün değil çünkü bizler dijital göçmenlerken yeni nesiller bu olgunun içine doğuyorlar yani dijital yerliler. Sinir sistemlerine dijital kullanım becerileri kodlanarak doğuyorlar ki bununla ilgili pek çok karikatür, video ve içerikle de karşılaşmışsınızdır. Doğru kullanım önemli. Dünyanın pek çok yerinde birçok uzmanın ısrarla altını çizdiği her fırsatta vurguladığı şey; beyin ve sinir sistemi gelişimi için özellikle ilk üç yıl ekrandan uzak tutmak ve insani alışkanlıklarla çocuğu donanımlı hale getirmek. Çocuklar 5N1K modunda araştırmacı gazeteciler gibi çevreyi tanımaya çalışırken bu çok da zor olmaz çünkü doğayı ve çevrelerini keşfetmek için doğal bir merakla doğarlar bu dünyaya. Oyun bu dünyayı keşfetmede önemli bir dildir. Tıpkı oyun gibi sözlü kültür unsurları da çocuğun ilgisini çeker ve onu olumlu yönde besler, gelişimi destekler. Bebeklik çağında ninniyle tekerlemeyle tanışan, üç yaş civarında hayatına bilmeceler ve masallar, hikâyeler dahil edilen çocuk aslında zaten kitapların dünyasına adım atmış sayılabilir. Dinlediklerinin bir kısmının kitaplardan okunduğunu fark edince okutmaya istekli ve sonrasında da okumaya meraklı bir çocuk olarak dengeyi sağlayabilir bir sistemle yetişmiş olur. Dijitalin ihtiyaç anında kullanılabilecek bir araç olduğunu, TV ve diğer ekran türlerinin evin baş köşesine kurulmadığını deneyimlediğinde de bu denge sağlamlaşmış olur çocuğun gözünde ve hayatında. “   </p>
<p><strong>Yanlış kitap seçimi çocuğu kitaptan uzaklaştırabilir</strong></p>
<p>Yaş ve gelişim özelliklerine uygun kitap seçiminin önemine değinen Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Tek başına olmasa da yaş gruplarına göre kitap seçimi tabii ki okuma isteğini olumlu ve/veya olumsuz etkileyen hususlardandır. Çocuğa görelik dediğimizde çocuğu tanımak anahtar kelime. Çünkü çocuğu tanıyıp ilgi, ihtiyaç, istek ve merakları bilinirse ona uygun kitaplar seçilebiliyor. Kucak boyu kitaplardan avuç içi kitaplara kadar pek çok boyutta; çizgi romanlardan resimli kitaplara, şiirden masala, biyografiden hikâyeye ya da yazısız ve resimsiz kitaplara kadar birçok farklı kitap, gelişim özelliklerine göre denenebilir. Yani kitap seçiminde hem biçimsel özellikler hem de içerik özellikleri önemli. Çocuk için seçim yaparken de çocuğun meraklı ama tıpkı kendileri gibi öğretilmekten hoşlanmayan severek ve bağ kurarak öğrenebilen farklı bir birey olduğunun hatırlanması temel şarttır. Nitelikli ve yaşına uygun kitaplarla buluşturulan çocuklar tabii ki kitap okuma alışkanlığını daha kolay kazanabilmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Okullara düşen görev kitabı sevdirmek</strong></p>
<p>Okulların rolüne de değinen Öğr. Gör. Özkan, “Çocukların temel alışkanlıklar hususunda okula hazırlıksız gelmesi, okulun sadece bilgi aktaran ve öğreten değil temel alışkanlıkları yeniden inşa eden bir yapıya dönüşmesini gerekli kılıyor. Tıpkı ‘değerler eğitimi’ gibi. Yani değerler, ahlak ve ‘insan olmak’ temelde ailede kazanılan/kazanılması gereken temel özelliklerken modern kapitalist sistemin zorunlulukları, önce değerler eğitimi genelgesiyle sonra erdem değer eylem modeliyle okullara ve eğitim sistemine verilmiş bir ödev olmuştur. Kitap okuma alışkanlığı da doğru örneklerle temelde çocuğun ailesinde ve çevresinde görerek edindiği bir alışkanlıkken şimdi bu kültürü yerleştirmek ve güçlendirmek okullara ve eğitim sistemine yüklenmiş bir görev gibi kabul ediliyor maalesef. Okullarda kitaplık ve kütüphanelerin olması, kitabın görünür ve kullanılır olması önemli tabii. Eğitimde de sürekli dijitalleştiğimiz için o ortamlarda da kitap ikinci planda kalabiliyor zaman zaman. Öğretmenlerin kitabı önemsemesi, hayatında yer vermesi, okuyan insanlar olarak iyi bir model olması öncelikli görevlerdendir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çocuğa kitabın dünyası tanıtılmalı</strong></p>
<p>Kitap okuma kültürü için kitaba dair sınavların yapılması değil aksine çocuğun bilişsel ve duygusal dünyasında kitaba dair olumlu bağların kurulması gerektiğini ifade eden Özkan, “Kitapla çocuğun daha çok vakit geçireceği çeşitli etkinlikler; çocuğun kendini yazarın, çizerin yerine koyduğu ve bu hali deneyimlediği anlar, kitabevi ve fuar ziyaretleri, yazar ve çizerlerle tanışma ve sohbet/deneyim imkânı bulma, kütüphanelerde masal dinleme vb. gibi çeşitli etkinliklerle vakit geçirme yani öncelik kitabı ve kitap okumayı sevmek olmalıdır. Kitabı, kitabın dünyasını tanıyıp sevince kitap okuma alışkanlığı da güçlenecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tablet-nesli-kitapla-tanismadan-okula-basliyor-624688">&#8220;Tablet nesli&#8221; kitapla tanışmadan okula başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otizmde dil ve konuşma terapisi, erken dönemde devreye girmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/otizmde-dil-ve-konusma-terapisi-erken-donemde-devreye-girmeli-624141</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 14:32:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[devreye]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[dönemde]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizmde]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Otizm spektrum bozukluğunda her çocuğun farklı dil ve konuşma sorunu yaşadığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma Görevlisi Şevval Ocaktan, otizmli çocuklarda çocuk doktoru/çocuk psikiyatrisi ile dil ve konuşma terapisinin erken dönemde birlikte devreye girmesinin önemli olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otizmde-dil-ve-konusma-terapisi-erken-donemde-devreye-girmeli-624141">Otizmde dil ve konuşma terapisi, erken dönemde devreye girmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Otizm spektrum bozukluğunda her çocuğun farklı dil ve konuşma sorunu yaşadığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma Görevlisi Şevval Ocaktan, otizmli çocuklarda çocuk doktoru/çocuk psikiyatrisi ile dil ve konuşma terapisinin erken dönemde birlikte devreye girmesinin önemli olduğunu söyledi. Otizmin bir spektrum olduğunu ve her çocuğun profilinin farklı olduğunu kaydeden Ocaktan, “Erken, düzenli, bireye özgü ve yapılandırılmış müdahale ile iletişim, dil, sosyal etkileşim, oyun ve günlük yaşam becerilerinde belirgin ilerleme sağlanabilir” diye konuştu.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma<br />Görevlisi Şevval Ocaktan, 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada otizmli çocuklarda görülen dil ve konuşma bozuklukları ile bu sorunların tedavisine yönelik değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Otizmde farklı konuşma sorunları görülebiliyor</p>
<p>Otizm spektrum bozukluğunda her çocuğun farklı dil ve konuşma sorunu yaşadığını belirten Şevval Ocaktan, “Otizm spektrum bozukluğunda her çocuk aynı profili göstermez; ancak en sık görülen güçlükler arasında konuşmanın gecikmesi ya da hiç gelişmemesi, iletişimi başlatma ve sürdürmede zorlanma, göz teması, jest, mimik ve işaret etme gibi sözel olmayan iletişim yollarında sınırlılık, ekolali (duyduğunu tekrar etme), zamirleri karıştırma, tekdüze/robotik ses tonu, karşılıklı konuşmada sıra alma ve konu sürdürmede güçlük yer alır. Bazı çocuklar çok kelime biliyor gibi görünebilir; ancak dili sosyal amaçla, uygun bağlamda ve karşılıklı etkileşim içinde kullanmakta zorlanabilir. Bazılarında ayrıca konuşma anlaşılabilirliği ve sesletim üzerinde de çalışmak gerekebilir” diye konuştu. </p>
<p>Otizmde her çocuğun profili farklıdır</p>
<p>Otizmli çocuklarda ortaya çıkan dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahalenin önemli olduğunu kaydeden Şevval Ocaktan, “Otizmde ortaya çıkan dil ve konuşma bozukluklarının tamamen düzelebilir mi sorusunun tek bir cevabı yoktur çünkü otizm bir spektrumdur ve her çocuğun profili farklıdır. Ancak erken, düzenli, bireye özgü ve yapılandırılmış müdahale ile iletişim, dil, sosyal etkileşim, oyun ve günlük yaşam becerilerinde belirgin ilerleme sağlanabilir. Bazı çocuklarda sözel dil belirgin şekilde gelişir; bazı çocuklarda ise hedef, sözel konuşmanın yanında veya yerine jest, işaret, görsel destekler ya da alternatif-destekleyici iletişim sistemleriyle işlevsel iletişimi artırmak olabilir. Temel amaç çocuğu tek bir kalıba sokmak değil, iletişim kurmasını, kendini ifade etmesini ve yaşama katılımını artırmaktır” diye konuştu.</p>
<p>Müdahale için beklenmemeli</p>
<p>Otizmli çocuklarda dil ve konuşma bozukluklarına en kısa zamanda müdahale edilmesi gerektiğini vurgulayan Şevval Ocaktan, çocuk doktoru/çocuk psikiyatrisi ile DKT’nin erken dönemde birlikte devreye girmesinin önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Araştırma Görevlisi Şevval Ocaktan, şöyle devam etti:</p>
<p>“DKT uzmanına başvuru ve müdahale için beklenmemelidir. Şüphe oluştuğu anda değerlendirme başlatılmalıdır. Amerikan Pediatri Akademisi, tüm çocuklar için 18. ve 24. ay kontrollerinde otizm taraması önermektedir; ancak aile daha erken dönemde isimle bakmama, göz temasının çok sınırlı olması, işaret etme-gösterme davranışının olmaması, babıldamanın azlığı, ortak dikkatin gelişmemesi ya da kazanılmış becerilerde gerileme fark ederse daha önce de başvurmalıdır. Dil ve konuşma terapisti iletişim, dil, oyun ve etkileşim becerilerini değerlendirir; otizm tanısını ise hekim koyar. Yani ideal yaklaşım, çocuk doktoru/çocuk psikiyatrisi ile DKT’nin erken dönemde birlikte devreye girmesidir.” </p>
<p>Çocuğun gereksinimlerine göre tedavi planlanıyor</p>
<p>Otizmli çocuklarda dil ve konuşma bozukluklarının tedavisinin tek bir yöntemden ibaret olmadığını söyleyen Şevval Ocaktan, “Otizmli çocukların dil ve konuşma bozukluklarının tedavisi, çocukların gereksinimine göre planlanır. En sık kullanılan yaklaşımlar arasında dil ve konuşma terapisi, davranışsal yaklaşımlar, gelişimsel yaklaşımlar, oyun temelli sosyal iletişim çalışmaları, ebeveyn katılımlı müdahaleler, ABA temelli uygulamalar, TEACCH ve küçük yaş grubunda Early Start Denver Model (ESDM) yer alır” dedi. </p>
<p>DKT sürecinde iletişim ve karşılıklı etkileşime odaklanılıyor</p>
<p>Araştırma Görevlisi Şevval Ocaktan, DKT sürecinde; iletişim başlatma, karşılıklı etkileşim, ortak dikkat, sohbet sürdürme, duruma uygun ifade kullanma, oyun becerileri ve gerekirse sesletim/konuşma anlaşılabilirliğinin çalışıldığını söyledi. Ocaktan, “Sözel konuşma yeterli değilse resim kartları, görsel sistemler, işaretler veya elektronik cihazlar gibi alternatif iletişim yolları da kullanılabilir. İlaç tedavisi otizmin çekirdek dil-iletişim güçlüklerini düzeltmez; daha çok eşlik eden hiperaktivite, irritabilite, kaygı, uyku ya da davranış sorunlarında hekim tarafından değerlendirilir” diye konuştu. </p>
<p>Çocuğun bakışı ve jestleri de iyi gözlemlenmeli</p>
<p>Otizmli çocukların dil ve konuşma gelişiminin takibinde ailelere önemli sorumlulukların düştüğünü kaydeden Şevval Ocaktan, “Aileler için en önemli nokta, çocuğun iletişimini yalnızca ‘konuşma’ üzerinden değerlendirmemektir. Çocuğun bakışı, jesti, işaret etmesi, bir nesneyi size getirmesi, ses çıkarması veya sizi bir şeye götürmesi de iletişimdir. Tüm bunlar bir arada gözlemlenmelidir” dedi.</p>
<p>Kısa, net ve anlaşılır cümleler kullanılmalı</p>
<p>Çocukla iletişim kurulurken dikkat edilmesi gerekenlere de değinen Şevval Ocaktan, “İletişim kurarken kısa, net ve anlaşılır cümleler kullanılmalı; çocuğa yanıt vermesi için bekleme süresi tanınmalı; yüz yüze etkileşim, ortak dikkat ve sıra alma desteklenmelidir. Günlük yaşam içinde oyun, kitap, şarkı, rutinler ve görsel destekler çok değerlidir. Çocuğun ilgi alanlarından yararlanmak, başarılarını fark edip pekiştirmek ve aşırı duyusal yük oluşturan durumları gözlemek önemlidir. Aile, okul ve uzman ekip arasında tutarlı bir iş birliği kurulması tedavinin etkisini artırır. En önemlisi de aileler kendilerini suçlamamalıdır; güncel bilimsel yaklaşım otizmi anne-baba tutumuyla açıklamaz” diye konuştu.</p>
<p>Atlas Üniversitesi DKT Laboratuvarı’nda otizmli çocuklara destek veriliyor</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Laboratuvarı’nda otizm spektrum bozukluğu alanında yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Şevval Ocaktan, şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Dil ve Konuşma Terapisi Laboratuvarı’nda çocuk, ergen, yetişkin ve yaşlı bireylere yönelik dil, konuşma, ses, iletişim, yutma ve beslenme alanlarında değerlendirme, terapi ve danışmanlık hizmetleri sunulmaktadır. Merkezde kanıta dayalı, bireye özgü, aile merkezli ve multidisipliner bir yaklaşımla çalışmalar yürütülmektedir. </p>
<p>Otizm spektrum bozukluğu da hizmet verilen alanlar arasında yer almakta; bu çocuklarda sözel ve sözel olmayan iletişimin desteklenmesine, iletişimi başlatma ve sürdürme becerilerinin geliştirilmesine, karşılıklı etkileşimin artırılmasına, oyun temelli iletişim çalışmalarına ve gerektiğinde konuşma anlaşılabilirliğinin desteklenmesine yönelik uygulamalar yapılmaktadır.</p>
<p>Öğrenciler uygulama imkanına sahip oluyor</p>
<p>Bunun yanında merkezde aile danışmanlığı verilmekte, ev programları düzenlenmekte, gerekli durumlarda farklı uzmanlık alanlarıyla iş birliği yapılmakta ve terapi süreçleri akademik bir çerçevede izlenerek raporlanmaktadır. Ayrıca üniversitenin klinik ve laboratuvar ortamlarında öğrenciler için bireysel ve grup terapi uygulamaları, gözlem, değerlendirme, raporlama ve mesleki beceri geliştirme çalışmaları gerçekleştirilmektedir.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otizmde-dil-ve-konusma-terapisi-erken-donemde-devreye-girmeli-624141">Otizmde dil ve konuşma terapisi, erken dönemde devreye girmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bipolar bozuklukta tedavi başarısı için süreklilik ve uyum önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli-623876</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:12:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarısı]]></category>
		<category><![CDATA[bipolar]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukta]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hülya Ensari]]></category>
		<category><![CDATA[süreklilik]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623876</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bipolar bozukluğun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, doğru tedavi ve düzenli takiple hastaların tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebildiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli-623876">Bipolar bozuklukta tedavi başarısı için süreklilik ve uyum önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bipolar bozukluğun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, doğru tedavi ve düzenli takiple hastaların tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebildiğini söyledi. Bipolar tedavisinde dikkat edilmesi gereken 6 kritik nokta olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, tedavinin başarısının büyük ölçüde süreklilik ve uyum ile doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ensari, bu önemli noktaları şöyle sıraladı: “İlaç tedavisine kesintisiz devam edilmeli, uyku düzeni korunmalı, alkol ve madde kullanımından kaçınılmalı, erken uyarı işaretleri tanınmalı, düzenli doktor kontrolü aksatılmamalı ve stres yönetimi ile yaşam düzenine özen gösterilmeli.”<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, 30 Mart Dünya Bipolar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Bipolar bozukluğun duygulanımın mani ve depresyon atakları dediğimiz iki uç arasında gidip gelmesiyle karakterize olan, arada tam düzelmeyle giden eski adıyla &#8220;manik-depresif hastalık&#8221; olarak bilinen bir duygulanım hastalığı olduğunu ifade etti.<br />Hastalığın iki temel kutbu bulunuyor<br />Hastalığın iki temel kutbu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, şunları söyledi:<br />“Manik dönem, kişide uyku ihtiyacının belirgin azalması, enerjide olağanüstü artış, hızlı ve durdurulamaz konuşma, grandiyöz düşünceler (kendini olağanüstü yetenekli veya güçlü hissetme), dürtüsel ve riskli davranışlar (aşırı harcama, düşünmeden verilen kararlar), dikkat dağınıklığı ve irritabilitenin görüldüğü duygu, düşünce ve davranışlarda artış ile karakterize bir dönemdir. Manik dönemde hasta kendisini dünyanın en güçlü, en zeki insanı gibi hissedebilir, çevresindeki insanlar bu değişimi açıkça fark eder. Ağır manik dönemlerde, gerçeklikle bağdaşmayan inançlar (sanrılar) veya var olmayan şeyleri duyma (varsanılar) şeklinde psikotik belirtiler tabloya eklenebilir. Depresif dönemde ise tablonun tersine döndüğünü ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Derin çökkünlük, hiçbir şeyden zevk alamama, enerji kaybı, uyku ve iştah bozuklukları, değersizlik ve suçluluk duyguları, konsantrasyon güçlüğü ve ağır durumlarda intihar düşünceleri ortaya çıkabilir.  Bu dönemde de bu kez duygu, düşünce ve davranışlarda yavaşlama ve azalma belirgindir.” <br />Hipomani, tanıyı geciktirebiliyor <br />Hastalığın iki ana tipi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bipolar I bozuklukta en az bir tam manik dönem bulunurken, Bipolar II bozuklukta mani yerine daha hafif bir yükselme olan hipomani dönemleri ve tekrarlayan depresyon atakları görülür. Hipomanide kişi enerjik ve üretken hisseder ancak işlevsellikte ciddi bir bozulma olmaz ve psikotik belirtiler bulunmaz. Bu nedenle hipomani çoğu zaman &#8220;hastalık&#8221; olarak algılanmaz ve tanı gecikir” uyarısında bulundu.<br />Bipolar 18-25 yaşları arasında başlıyor<br />Bipolar bozukluğun genellikle genç erişkinlik döneminde, ortalama 18-25 yaşları arasında başladığını belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Hastalık, kadın ve erkeklerde yaklaşık eşit sıklıkta görülür. Ancak kadınlarda depresif dönemler daha ağırlıklıyken, erkeklerde manik dönemler daha belirgin olma eğilimindedir. Kadınlarda doğum sonrası dönem özellikle depresyon için riskli bir zaman dilimidir” dedi.<br />Çevresel etkiler hastalığın tetiklenmesinde etkili olabiliyor<br />Bipolar bozukluğun güçlü bir genetik yatkınlık taşıdığını kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Birinci derece akrabalarında bipolar bozukluk olan bireylerde hastalık riski genel popülasyona göre 8-10 kat artmaktadır. Ancak genetik yatkınlık tek başına yeterli değildir; stresli yaşam olayları, uyku düzensizlikleri ve madde kullanımı gibi çevresel etkenler hastalığın tetiklenmesinde önemli rol oynar. Bipolar Bozukluğun etiyolojisinin çok sayıda genetik, nörokimyasal ve çevresel faktör arasındaki etkileşimi içerdiğine inanılmaktadır. İlk belirtilerden doğru tanıya ulaşma süresi ne yazık ki ortalama 5-10 yıl gibi uzun bir süreyi kapsamaktadır” diye konuştu.<br />Doğru ve düzenli tedavi ile üretken bir yaşam sürdürülebilir<br />Bipolar bozukluğun kesinlikle tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Doğru ve düzenli tedavi ile hastalar son derece üretken ve tatmin edici bir yaşam sürdürebilir. 30 Mart Dünya Bipolar Günü&#8217;nün, bipolar bozuklukla yaşamış olan ünlü besteci Vincent Van Gogh&#8217;un doğum gününe denk gelmesi tesadüf değildir; tarih boyunca pek çok sanatçı, bilim insanı ve lider bu hastalıkla birlikte olağanüstü başarılara imza atmıştır.<br />İlaç tedavisi ve psikoterapi uygulanıyor<br />Tedavinin iki temel ayağını ilaç tedavisi ve psikoterapinin oluşturduğunu  söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, şu bilgileri verdi:<br />Farmakoterapi (İlaç Tedavisi): Tedavinin temel taşı duygudurum dengeleyicilerdir. Lityum, bipolar bozukluk tedavisinde altın standart olmaya devam etmektedir. Lityumun yanı sıra valproat, karbamazepin ve lamotrigin gibi antiepileptik ilaçlar da duygudurum dengeleyicisi olarak kullanılmaktadır. Atipik antipsikotikler (ketiapin, olanzapin, risperidon ,aripiprazol vb) özellikle akut manik dönemlerde ve idame tedavide kullanılır.<br />Psikoterapi: İlaç tedavisinin yanı sıra psikoterapi tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.  Bilişsel davranışçı terapi ile hasta erken uyarı işaretlerini tanımayı, düşünce kalıplarını fark etmeyi ve başa çıkma becerilerini geliştirmeyi öğrenir. Kişilerarası ve sosyal ritim terapisi uyku-uyanma döngüsü ve günlük rutinlerin düzenlenmesine odaklanır; çünkü ritim bozulmaları atakları tetikleyebilir. Psikoeğitim ise hem hastanın hem ailesinin hastalığı anlamasını, tedavi uyumunu artırmayı ve nüksü önlemeyi hedefler.  Aile eğitimi, özellikle çok önemli olup; ailede hastalığın anlaşılmaması hem hastanın hem ailenin yaşam kalitesini olumsuz etkiler.”<br />TRSM’lerden destek alınabiliyor<br />Prof. Dr. Hülya Ensari, bugün artık Türkiye’de hemen hemen her ilde mevcut Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinde (TRSM) bipolar bozukluk tanısı bulunan bireylerin kendi ikamet adreslerine en yakın bulunan TRSM’den hizmet alabildiğini söyledi. Prof. Dr. Hülya Ensari, “Burada psikiyatrist liderliğinde psikolog, sosyal çalışmacı, psikiyatri hemşiresi,ergoterapist, iş uğraşı terapisti, diyetisyen gibi multidisipliner ekip eşliğinde bipolar tanısı alan bireylerin bireysel bakım planları doğrultusunda psikolojik, tıbbi, sosyal, ekonomik, barınma ve iş alanlarındaki ihtiyaçları tespit edilmektedir. Bireye özgü düzenli takip, tedavi ve rehabilitasyon süreçleri takip edilmekte, gerektiğinde gezici ekip ev ziyaretleri ve kurumlararası iş birliği ile bipolar bozukluk tanısı alan bireylerin mevcut ihtiyaçları giderilerek ve güçlendirilerek toplumla bütünleşmeleri sağlanmaktadır” diye konuştu.<br />Bipolar tedavisinde dikkat edilmesi gereken kritik noktalar<br />Bipolar bozuklukta tedavinin başarısının büyük ölçüde süreklilik ve uyum ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, tedavide dikkat edilmesi gereken kritik noktaları şöyle sıraladı:<br />İlaç tedavisine kesintisiz devam: Bipolar bozuklukta en sık karşılaşılan ve en tehlikeli sorun, hastanın kendini iyi hissettiği dönemlerde ilaçlarını bırakmasıdır. İlaç kesildiğinde nüks riski çok yüksektir ve her yeni atak hastalığın kronikleşmesine katkıda bulunur.<br />Uyku düzeninin korunması: Uyku düzensizliği hem manik hem depresif atakların en güçlü tetikleyicilerinden biridir. Düzenli uyku-uyanma saatleri, uyku hijyeni kurallarına uyum ve uyku değişikliklerinin erken fark edilmesi tedavinin kritik bileşenleridir.<br />Alkol ve madde kullanımından kaçınma: Alkol ve madde kullanımı, bipolar bozuklukta hem atakların tetiklenmesine hem de tedavi yanıtının belirgin ölçüde azalmasına neden olur. Özellikle alkol, depresif dönemleri derinleştirir; uyarıcı maddeler ise manik ataklara zemin hazırlar.<br />Erken uyarı işaretlerinin tanınması: Her hastanın kendine özgü nüks habercileri vardır. Uyku ihtiyacının azalması, harcamalarda artış, konuşma hızında değişim veya sosyal geri çekilme gibi belirtiler hastanın ve ailesinin birlikte tanıması gereken bireysel uyarı işaretleridir. Bu işaretlerin erken fark edilmesi ile atak önlenebilir veya hafif atlatılabilir.<br />Düzenli hekim kontrolü: Lityum, valproik asit gibi duygudurum dengeleyicileri düzenli kan düzeyi takibi, tiroid ve böbrek fonksiyon testlerinin takibini gerektirir. Tedavi izlemi kesintisiz sürdürülmelidir.<br />Stres yönetimi ve yaşam düzeni: Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sosyal destek ağının güçlendirilmesi ve stres yönetimi teknikleri tedavinin destekleyici bileşenleridir.<br />Duygudurum değişikliği belirtilerini fark ettiğinizde uzmana başvurun<br />Prof. Dr. Hülya Ensari, sözlerini şöyle tamamladı: “Son olarak, 30 Mart Dünya Bipolar Günü vesilesiyle şunu vurgulamak gerekir ki, bipolar bozukluk tedavi edilebilir bir hastalıktır. Doğru tedavi ve düzenli takiple hastalar tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebilir. Hastalığa ilişkin toplumsal damgalanmanın azaltılması, erken tanının teşvik edilmesi ve tedaviye erişimin kolaylaştırılması hepimizin ortak sorumluluğudur. Ruh sağlığı herkesin meselesidir. Ruh sağlığı olmadan sağlıktan söz edilemez. Lütfen yukarda söz ettiğimiz depresyon veya manik atak gibi duygudurum değişikliği belirtilerini yaşadığınızı fark ettiğinizde erkenden ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurunuz.”</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli-623876">Bipolar bozuklukta tedavi başarısı için süreklilik ve uyum önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağrısı çok, tanısı geç hastalık!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agrisi-cok-tanisi-gec-hastalik-623814</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 08:22:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[endometriozis]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[geç]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[usta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623814</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis, ülkemizde üreme çağındaki 2 milyonu aşkın kadını, bir başka deyişle her 10 kadından birini etkileyen ve bazen organ kayıplarına ya da anneliğe engel olan önemli bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agrisi-cok-tanisi-gec-hastalik-623814">Ağrısı çok, tanısı geç hastalık!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis, ülkemizde üreme çağındaki 2 milyonu aşkın kadını, bir başka deyişle her 10 kadından birini etkileyen ve bazen organ kayıplarına ya da anneliğe engel olan önemli bir hastalık. Rahim iç dokusunun rahim dışına yayılmasıyla gelişen bu hastalık, farklı rahatsızlıklarla karıştırıldığı için tanısı çoğu zaman gecikiyor bazen yıllarca tanı konulamayabiliyor. </p>
<p>İşte, Mart ayı-Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde “Olağan Şüpheli: Endometriozis” etkinliği düzenlendi. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen söyleşinin moderatörlüğünü <strong>Sunucu ve televizyon programcısı Esra Erol</strong> yaptı. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta,</strong> yıllarca teşhis konulamamasından dolayı, kadınlarda gelişebilen infekritilite (kısırlık) başta olmak üzere böbrek kaybına kadar ilerleyen önemli ve ciddi hastalığa, tedavisindeki en yeni yöntemlere yönelik önemli bilgiler verdi. Hastalar da geç tanı, şiddetli ağrılar ve zorlu süreçlerini içtenlikle paylaştı.</p>
<p>Söyleşinin ardından atölye çalışmasında katılımcılar hep birlikte, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında bahar çiçeklerinden süsler hazırladılar. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Taner Usta: “Hastalık her 10 kadından 1’ini etkiliyor”</strong></p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta</strong>, dünyada çok yaygın bir hastalık olan endometrioze tanı konulmasının çok uzun yıllar alabildiğini beirterek şöyle konuştu: “<strong>Rahmin iç zarının olmaması gereken yere yerleşip özellikle de yumurtalıklara yerleşip, bazen de komşu organlara yerleşip çok ciddi ağrılarla seyredebilen, kısırlık yapabilen ve kadınların 20’li ve 30’lu yaşlarında ortaya çıkabilen bir hastalık olmasıyla da önem arz ediyor. 10 kadından 1 tanesini etkileyen bir riskten bahsediyoruz. Kontrole kadın doğum uzmanına gitmeli ve akla özellikle çikolata kisti hastalığı geliyorsa bu konuyla ilgilenen kadın doğum uzmanının görmesi çok önemli. İlerleyince hastalık rahim, tüpler, yumurtalıklar bir çok yeri çok etkilemiş oluyor. Bu grup hastada işimiz çok zor. Zaten aslında bu farkındalık etkinliklerinin en önemli amacı; erken tanı koyalım, tedaviyle ilgili fırsat zamanını kaçırmayalım.”</strong></p>
<p>Endometriozisin yol açtığı ağrıların, başka hastalıklarda da görülebildiğini belirten Prof. Dr. Taner Usta, bu nedenle tanı konulmasında gecikme yaşanabildiğini vurguladı: <strong>“Karındaki ağrılar birçok hastalıkta görülebiliyor. Mesela bel fıtığı hastalığıyla karışabiliyor veya hassas bağırsak sendromu ile karışabiliyor. Ama pelvik bölgede bir kadında adetlerle bağlantılı veya yumurtlamayla bağlantılı eğer bir ağrı durumu varsa mutlaka akla endometriozis gelmeli. Birçok durumda da karşımıza endometriozis  çıkıyor.” </strong></p>
<p>Prof. Dr. Taner Usta tedaviye yönelik şu bilgileri verdi: <strong>“Tedavide ilaç tedavilerinden çok faydalanıyoruz. Endometriozis eğer yumurtalık rezervini azalttıysa yumurtaları dondurma veya embriyo dondurma gibi tedavi seçeneklerini mutlaka düşünüyoruz ve hastayla tartışıyoruz. Özellikle çok derin tutulumlar, organları tehdit eden tutulumlar var veya şüpheli bir görüntü varsa da böyle bir durumda cerrahi tedaviye başlıyoruz.”</strong> </p>
<p><em><strong>Esra Erol: “Endometriozisi de toplumda yüksek sesle konuşabilmeliyiz”</strong></em></p>
<p>Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen söyleşinin 2. kez moderatörlüğünü yapan <strong>Sunucu ve televizyon programcısı Esra Erol</strong> da; endometriozis hastalığı konusunda toplumsal farkındalık oluşmasının son derece önemli olduğunu vurguladı. Erol şöyle konuştu: </p>
<p><strong>“Kadın hastalıklarına dair toplumda çok yüksek sesle konuşamıyoruz. Bunun tabi kültürel yapıdan, kadının toplumdaki yerinden ve halk arasındaki önyargılardan kaynaklandığını düşünüyorum. Bazı hastalıklarda olduğu gibi bence endometriozisi de yüksek sesle konuşmalıyız.”</strong></p>
<p>Kadınların yaşamını kabusa çevirebilen bu hastalığa yönelik toplumsal farkındalık oluşturabilmek için katkıda bulunmaya özen gösterdiğini vurgulayan Erol, sözlerine şöyle devam etti: “<strong>Bulunduğum konum itibariyle de bu konuda bir farkındalık yaratabiliyorsak ne mutlu. Çünkü halk arasında endometriozis ile ilgili bu hastalığı bilmeyen insanlar genelde şunu söylüyorlar; ‘yaa ne kadar nazlı niyazlı, sanki ağrıları birazcık abartıyor, sanırım senin ağrılarının bir psikolojik karşılığı var’ Aslında böyle değil, çok ciddi bir hastalık. Biz bu hastalığı ne zaman yüksek sesle konuşur farkında olursak sanırım erken teşhis ve tanı ve sürecin anlaşılmasını sağlayabiliriz.”</strong></p>
<p> </p>
<p><em><strong> “7 yılda tanı aldım, keşke daha önce bilseydim”</strong></em></p>
<p><em>Etkinlikte konuşan <strong>48 yaşındaki Aygen Yapıcıkardeşler</strong> de hastalığına 7 yıl tanı konulmadığını belirterek, bir yıl önce, bağırsağında da görülen ‘bağırsak endometriozisi’ tanısı aldığını söyledi. Bağırsağında 4,5 santimlik endometriozis nedeniyle geçtiğimiz ay Prof. Dr. Usta’ya ameliyat olan Yapıcıkardeşler, tanı konulana kadar yaşadığı zorlu süreci şöyle anlattı: </em></p>
<p><em><strong>“Bundan 8 sene kadar önce sol tüpümde tıkanıklık olduğu fark edildi, fakat o zaman teşhis konulmadı. Endometriozis kelimesini de aslında çok yakın bir zamanda duydum. 2024’ün Aralık ayında yaptırdığım check-upta doktorlarımdan bir tanesi ‘çikolata kisti ama bu endometriozis olabilir’ dedi. Benim için kistti, çok bir şey ifade etmiyordu açık söyleyeyim bu konuda tabiri caizse cahil olduğumu düşünüyorum. Bu kelime ‘kist’ demek ki dedim ve çok önemsemedim ama doktorum üzerine gitti, 3 ay sonra tekrar kontrole çağırdı. Başka bir şikayetim var mı anlamaya çalıştı ama ben yine aynı şekilde rahimle bağırsak arasında bu kadar büyük bir ilişki olduğunu bir kadın olarak bilmiyordum. Benim teşhisim Derin Endometriozis olarak konuldu</strong> <strong>ama bağırsak endometriozisydi asıl, evet rahimde endometriozis vardı ama bağırsağa da sıçramıştı. Teşhis konulduğunda 4,5 cm kadar bağırsakta endometriozis vardı”</strong></em></p>
<p><em>48 yaşında olduğunu ve her yıl check-up yaptırdığını belirten Yapıcıkardeşler, 8 yıl önce başlayan sorunlarına ancak bir yıl önce tanı alabildiğinden yakındı: “</em></p>
<p><em><strong>“Yaptırdığım checkuplarda sol tüpümün tıkalı olduğu fark edildi amaı teşhis 8 yıl önce konulmadı. Dolayısıyla ben endometriozis kelimesini 8 yıl önce değil, son 1 sene içerisinde yaptığım görüşmelerde duydum. Bir ay önce olduğum ameliyatın sonucunda da aslında o tarihte tüpümün tıkalı olmasının sebebinin de endometriozis olduğu çok yeni ortaya çıkmış oldu. Belki 8 sene önce tanı konulsaydı farklı bir tedavi uygulanırdı, bağırsak yoluna gitmezdi, bağırsak endometrizoisi olarak sçırmayıp medikal tedaviyle sonuçlanırdı belki de.”</strong></em></p>
<p><em><strong>“Hamileliğimin 30. Haftasında aldığım haberle şok oldum”</strong></em></p>
<p>Bir bebek annesi olan 28 yaşındaki Öykü Güncan da hiçbir şikayeti yokken 2023 yılında rutin kontrolde endometriozis tanısı aldığını ama bunu önemsemediğini söyledi. Evlendikten haftalar sonra çikolata kistinin patlamasıyla acil ameliyata alınan Güncan, hamileliğinde yaşadığı şoku da şöyle paylaştı: </p>
<p><strong>“Herhangi bir sorun yok diye düşünüyorduk fakat çikolata kisti büyümeye devam etmiş içerde. Kist hamile kalınca da büyümeye devam etti ve doktorum, o süreci takip eden doktorum yani sorun yaratmadı en başta ama 30. Haftaya geldiğimizde ‘bu şekilde doğum yaptıramayacağım dedi. Daha sonra yeni bir doktor arayışına girdik ve Taner hocayı bulduk, sağ olsun kabul etti bizi.” </strong></p>
<p>Prof. Dr. Taner Usta tarafından yakın klinik izleme alınan Güncan, doğuma kadar da herhangi bir müdahale yapılmadan izlendi. 30 haftalıkken 6 santim olan endometriozisin doğumda 8 santime ulaştığı görüldü. Bebeğini dünyaya getirmek için sezaryen ameliyatı olan Öykü Güncan’ın ameliyat sırasında çikolata kistinin içi boşaltıldı.. Bebeğine kavuşan Öykü Güncan, endometriozisin oluşturduğu sağlık sorunundan da kurtuldu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agrisi-cok-tanisi-gec-hastalik-623814">Ağrısı çok, tanısı geç hastalık!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky: Türkiye&#8217;deki Kullanıcıların %88&#8217;i Hassas Verilerini Dijital Ortamda Saklamayı Tercih Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-turkiyedeki-kullanicilarin-%88i-hassas-verilerini-dijital-ortamda-saklamayi-tercih-ediyor-623735</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 06:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[88]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[deki]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hassas]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcıların]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[saklama]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[verilerin]]></category>
		<category><![CDATA[verilerini]]></category>
		<category><![CDATA[yedekleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623735</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Yedekleme Günü öncesinde Kaspersky, önemli verilerin en yaygın saklanma yöntemlerini ortaya koyarken, bu verilerin nasıl daha güvenli korunabileceğine ilişkin pratik öneriler paylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-turkiyedeki-kullanicilarin-%88i-hassas-verilerini-dijital-ortamda-saklamayi-tercih-ediyor-623735">Kaspersky: Türkiye&#8217;deki Kullanıcıların %88&#8217;i Hassas Verilerini Dijital Ortamda Saklamayı Tercih Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Yedekleme Günü öncesinde Kaspersky, önemli verilerin en yaygın saklanma yöntemlerini ortaya koyarken, bu verilerin nasıl daha güvenli korunabileceğine ilişkin pratik öneriler paylaşıyor. Araştırmaya göre Z kuşağı ve Y kuşağı kullanıcıları neredeyse tüm verilerini dijital ortamda saklarken, 55 yaş üzerindeki katılımcıların yaklaşık üçte biri hâlâ geleneksel kâğıt yöntemlerini tercih ediyor.</strong></p>
<p><strong>Değerli verilerimizi nerede saklıyoruz?</strong></p>
<p>Kaspersky’nin Pazar Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen araştırma*, Türkiye’deki kullanıcıların büyük çoğunluğunun önemli bilgilerini dijital olarak saklamayı tercih ettiğini gösteriyor. Katılımcıların %88’i; kimlik bilgileri, finansal veriler, sağlık bilgileri veya fotoğraf arşivleri gibi hassas kişisel verilerini elektronik ortamda sakladığını belirtiyor.</p>
<p>Dijital veri saklama yöntemleri incelendiğinde ise katılımcıların %58’i önemli kayıtlarını bilgisayarlarında veya sabit disklerinde tuttuğunu ifade ederken, %39’u bulut çözümlerini tercih ediyor. %28’i ise verilerini kamuya ait dijital hizmetlerde saklamayı seçiyor.</p>
<p><strong>Dijital ortam gerçekten daha güvenli mi? </strong></p>
<p>Her veri saklama yönteminin kendine özgü avantajları ve sınırlamaları bulunuyor. Fiziksel ortamlar kaybolabilir veya zarar görebilirken, harici diskler hareket halindeyken kullanım açısından her zaman pratik olmayabiliyor. Bulut servisleri ise erişim kolaylığı sağlasa da yetkisiz erişim risklerine açık olabiliyor.</p>
<p>Dijital verilerin güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak için Kaspersky uzmanları şu temel uygulamaları öneriyor:</p>
<p><strong>1. Bir yedekleme stratejisi oluşturun</strong></p>
<p>Veri saklama için tek bir doğru yöntem bulunmadığı gibi, her dosyanın yedeklenmesi de şart değildir. Ancak özellikle hassas veriler veya yeniden oluşturulması mümkün olmayan dosyalar için düzenli yedekleme alışkanlığı edinmek kritik önem taşır.</p>
<p>Yaygın olarak kullanılan 3-2-1 yedekleme stratejisine göre; önemli verilerinizin en az üç kopyasını oluşturmalı, bunları iki farklı depolama ortamında saklamalı ve en az bir kopyayı farklı bir fiziksel konumda (bulut ya da harici bir ortam) tutmalısınız.</p>
<p>Parolalar, kimlik bilgileri veya finansal veriler gibi en hassas bilgiler ise ekstra koruma gerektirir. Bu tür veriler için, kullanıcı kimlik bilgileri ve banka kartlarının yanı sıra taranmış pasaport/kimlik belgeleri, PDF dosyaları, adresler ve notları güvenli şekilde saklamaya olanak tanıyan özel “gizli kasa” özelliği sunan Kaspersky password manager gibi çözümler tercih edilmelidir.</p>
<p><strong>2. Dijital kasalarınızı koruyun</strong></p>
<p>Kaspersky verilerine göre, katılımcıların %98&#8217;inin kişisel veri depolarını korumak için en azından bazı önlemler alması umut verici bir gelişme. Ancak katılımcıların %30&#8217;u, kişisel verilerini korumak için kolay hatırlanan parolalar kullanmaya devam ediyor. Yalnızca basit parolalara güvenmek, dijital kasalarınızı kaba kuvvet (brute force) saldırılarına karşı savunmasız bırakır. Bu nedenle uzmanlar, mümkün olan her yerde iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) etkinleştirmenizi veya geçiş anahtarı (passkey) teknolojisini benimsemenizi öneriyor. Geçiş anahtarları bir password manager ile güvenli bir şekilde saklanabilir ve yetkilendirilmiş herhangi bir cihazdan sorunsuz bir şekilde erişilebilir.</p>
<p><strong>3. Mümkün olan yerlerde otomatik yedekleme ayarlayın</strong></p>
<p>Yedekleme işlemlerini sürekli hatırlamak zorlayıcı olabilir. Bu süreci kolaylaştırmak için kullandığınız tüm cihazlarda yerleşik yedekleme hizmetlerini aktif hale getirmeniz önerilir (örneğin iPhone/iPad/Mac için iCloud, Android/Windows için Google Drive veya OneDrive).</p>
<p>Ayrıca yedeklerin düzgün çalıştığından emin olmak için ayda bir veya iki ayda bir tek bir dosyayı geri yükleyerek test yapılması tavsiye edilir. Kaspersky Premium, kullanıcıların Windows cihazlarında düzenli yedekleme yapmasına ve verilerini geri yüklemesine olanak tanır. Yedekler, çıkarılabilir sürücülerde veya bulut depolama alanlarında şifrelenmiş biçimde güvenle saklanabilir.</p>
<p><strong>Kaspersky Tüketici İş Birimi Başkan Yardımcısı Marina Titova</strong> konuya ilişkin şunları söylüyor:<br />“<em>Yedeklemenin önemli olduğunu hepimiz biliyoruz, ancak çoğu zaman tüm verileri tek seferde yedeklemeye çalıştığımız için bu süreci erteliyoruz. Oysa daha akıllı yaklaşım, yedeklemeyi günlük iş akışının bir parçası haline getirmektir. Dosyalarınızı ‘kritik’, ‘önemli’ ve ‘düşük öncelikli’ olarak sınıflandırın. Kritik veriler için gerçek zamanlı yedekleme otomasyonu kurun, diğerleri için haftalık veya aylık planlar oluşturun. Parolalar ve kimlik bilgileri gibi hassas veriler için ise özel güvenli kasa çözümlerini tercih edin. Otomasyon ve önceliklendirme sayesinde, gereksiz yük oluşturmadan gerçekten önemli olan verileri koruyabilirsiniz</em>.”</p>
<p>* <em>Araştırma, Kaspersky Pazar Araştırmaları Merkezi tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirilmiştir. Arjantin, Şili, Çin, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden toplam 3.000 katılımcı araştırmaya dahil olmuştur.</em></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-turkiyedeki-kullanicilarin-%88i-hassas-verilerini-dijital-ortamda-saklamayi-tercih-ediyor-623735">Kaspersky: Türkiye&#8217;deki Kullanıcıların %88&#8217;i Hassas Verilerini Dijital Ortamda Saklamayı Tercih Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hekim Birliği’nden Diş Hekimleri İçin Önemli Adım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hekim-birliginden-dis-hekimleri-icin-onemli-adim-623588</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 18:12:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hekimleri]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623588</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hekim Birliği Sendikası, diş hekimlerinin 'hastane ortalamasından ek ödeme' hakkı ile ilgili kayıpları hakkında Sağlık Bakanlığı'na resmi başvuruda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-birliginden-dis-hekimleri-icin-onemli-adim-623588">Hekim Birliği’nden Diş Hekimleri İçin Önemli Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Hekim Birliği Sendikası, şu açıklamayı yaptı, “Değerli Diş Hekimi Meslektaşlarımız, ADSH ve ADSM dışında kamu hastanelerinde görev yapan diş hekimlerimizin 7. Dönem Toplu Sözleşme ile elde ettiği “hastane ortalamasından ek ödeme” hakkının, 8. Dönem Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararında yer almaması nedeniyle ciddi hak kayıpları oluşmuştur. Bu durum; </span><span> Gelirlerde ciddi düşüşe </span><span> Aynı işi yapan hekimler arasında eşitsizliğe </span><span> Anayasal “ücrette adalet” ilkesinin ihlaline yol açmaktadır. </span><span> Hekim Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Çalışanları Sendikası olarak; </span><span> Sağlık Bakanlığı’na resmi idari başvuru yapılmış, </span><span> Aynı zamanda hukuki süreç başlatılarak mahkemede dava açılmıştır. Süreç, üyelerimizin haklarının korunması adına kararlılıkla ve tüm hukuki zeminlerde takip edilmektedir. </span><span> Talebimiz açıktır: Genel hastanelerde görev yapan kurum puan ortalamasının altında kalan tüm tıp ve diş hekimlerine, en az “hastane ortalaması” esas alınarak ek ödeme yapılması sağlanmalıdır. </span><span> Hekim Birliği olarak; Hiçbir üyemizin hakkının gasp edilmesine izin vermeyecek, süreci sonuna kadar sürdüreceğiz” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-birliginden-dis-hekimleri-icin-onemli-adim-623588">Hekim Birliği’nden Diş Hekimleri İçin Önemli Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;den Üniversite-Sanayi İş Birliğinde Önemli Başarı: Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz&#8217;a &#8216;Üstün Hizmet Onur Ödülü&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deuden-universite-sanayi-is-birliginde-onemli-basari-rektor-prof-dr-bayram-yilmaza-ustun-hizmet-onur-odulu-623073</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 10:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[birliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite-sanayi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite–sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi ve bölgesel Ar-Ge kapasitesinin artırılması amacıyla Ege Bölgesi Sanayi Odası ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen “Üniversite–Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri” sahiplerini buldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-universite-sanayi-is-birliginde-onemli-basari-rektor-prof-dr-bayram-yilmaza-ustun-hizmet-onur-odulu-623073">DEÜ&#8217;den Üniversite-Sanayi İş Birliğinde Önemli Başarı: Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz&#8217;a &#8216;Üstün Hizmet Onur Ödülü&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite–sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi ve bölgesel Ar-Ge kapasitesinin artırılması amacıyla Ege Bölgesi Sanayi Odası ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen “Üniversite–Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri” sahiplerini buldu. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), törende elde ettiği başarılarla dikkat çekti.</p>
<p>İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi EBSO Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen törene; EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, İzmir’deki üniversitelerin rektörleri ve temsilcileri ile akademisyenler ve iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı.</p>
<p>Törenin açılışında konuşan EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, eğitimin ve sağlığın toplumsal kalkınmanın temel unsurları olduğunu vurgulayarak, üniversite–sanayi iş birliğinin Türkiye’nin rekabet gücünü artırmada kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Yorgancılar, İzmir’in akademik birikimi ve sanayi altyapısıyla önemli bir teknoloji üretim üssü olma potansiyeline sahip olduğunu belirtti.</p>
<p><b>YÖK BAŞKANI PROF. DR. EROL ÖZVAR İZMİR’E GELECEK</b></p>
<p>Eğitime verdikleri katkıyı bir adım daha ileri taşımak için 9 Nisan’da Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın katılımıyla “Mesleki Eğitim Çalıştayı” düzenleyeceklerinin müjdesini veren Yorgancılar, “Bu çalıştayda hem sorunları hem de çözüm önerilerini detaylı şekilde ele alacağız. Ayrıca çalıştayın ardından sadece rektör düzeyinde gerçekleştireceğimiz toplantı ile sorunlarımızı ve taleplerimizi doğrudan başkanımıza iletme imkânı bulacağız,” dedi.</p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen ödül töreninde, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, “Üstün Hizmet Onur Ödülü”ne layık görüldü. Ödül, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar tarafından takdim edildi.</p>
<p><b>DEÜLÜ AKADEMİSYENLERE ÖDÜL VE TAKDİR</b></p>
<p>Akademik Hizmet Ödülleri kategorisinde, DEÜ Mühendislik Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Yurddaşkal, “Modüler Dayanıklı Yüzer İskele Sistemi Çalışmaları” projesi ile ikincilik ödülü kazandı.</p>
<p>Üniversite–Sanayi İş Birliği (ÜSİ) Ödülü kategorisinde ise, Dokuz Eylül Üniversitesi ile Vestel Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. iş birliğinde yürütülen “ISTA 6A Paketlemesinde Ürüne Gelen Darbe Analizi ve Deneysel Validasyonu” projesi ödüle layık görüldü.</p>
<p>Program kapsamında ayrıca, DEÜ Mimarlık Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Tutku Didem Altun ile DEÜ İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sümeyra Duman’a katılım belgeleri takdim edildi.</p>
<p><b>“BİLGİNİN SANAYİ İLE BULUŞMASI STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR”</b></p>
<p>DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, üniversite–sanayi iş birliğinin stratejik önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Üniversitelerimizde üretilen bilginin sanayi ile buluşması, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu kapsamda elde edilen başarılar, doğru iş birliklerinin güçlü sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Ödül alan projelerimizle üniversitemizin marka değerine katkı sağlayan tüm akademisyenlerimizi gönülden tebrik ediyorum. Dokuz Eylül Üniversitesi olarak, nitelikli bilgi üretmeye ve bu bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”</p>
<p>Program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-universite-sanayi-is-birliginde-onemli-basari-rektor-prof-dr-bayram-yilmaza-ustun-hizmet-onur-odulu-623073">DEÜ&#8217;den Üniversite-Sanayi İş Birliğinde Önemli Başarı: Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz&#8217;a &#8216;Üstün Hizmet Onur Ödülü&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İZFURNEX 2026 &#8211; İzmir Mobilya Fuarı kapılarını açtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izfurnex-2026-izmir-mobilya-fuari-kapilarini-acti-622869</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 17:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[açtı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kapılarını]]></category>
		<category><![CDATA[karabağlar]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[mobilya]]></category>
		<category><![CDATA[Mobilya Sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[zfurnex]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622869</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, EFR Fuarcılık tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen İZFURNEX 2026 - İzmir Mobilya Fuarı törenle kapılarını açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izfurnex-2026-izmir-mobilya-fuari-kapilarini-acti-622869">İZFURNEX 2026 &#8211; İzmir Mobilya Fuarı kapılarını açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, EFR Fuarcılık tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen İZFURNEX 2026 &#8211; İzmir Mobilya Fuarı törenle kapılarını açtı. Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, “İnancımız odur ki İzmir mobilya sektörü, sahip olduğu üretim kabiliyeti ve girişimci ruhuyla global pazarlarda çok daha güçlü bir yer alacaktır. Bunun yoluysa yenilikçi düşünceden ve tasarımı üretimin kalbine koymaktan geçmektedir” dedi.</p>
<p>İZFURNEX 2026 &#8211; İzmir Mobilya Fuarı, 25–29 Mart 2026 tarihleri arasında, Fuar İzmir B Hol’de sektör profesyonellerini bir araya getiriyor. Fuarda, 12 ilden, 127 firma ve markaları yer alırken üreticiler yeni koleksiyonlarını ve ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sunuyor. Bu yıl ilk kez kurgulanan özel konseptle ise ziyaretçilerin fuar alanındaki tüm stantlarla etkileşim kurabileceği bütüncül bir deneyim hedefleniyor. Fuarın, yeni iş birlikleri ve ihracat bağlantıları açısından önemli fırsatlar yaratması amaçlanıyor.</p>
<p>Fuarın açılış törenine, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Üyesi Suha Kahraman, İZTO Yönetim Kurulu Üyesi Nuray Eyigele İşleyen, İZTO Meclis Başkan Yardımcısı Nevzat Artkıy, EBSO Meclis Başkan Yardımcısı Işın Yılmaz, İzmir Mobilyacılar Odası Başkanı Zafer Koç, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, EFR Fuarcılık Genel Müdürü Muhammed Baykal, oda ve dernek yöneticileri ile sektör temsilcileri katıldı.</p>
<p><strong>Markalaşma, tasarım ve yenilikçi bakış açısı</strong></p>
<p>Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Buca’da mobilya atölyelerindeki yangından etkilenenlere geçmiş olsun dileğinde bulundu. Yıldır, fuarın, ticari fonksiyonunun yanı sıra fikirlerin, tasarımların ve vizyonların buluştuğu bir platform olduğunu belirterek, “Bu buluşma, üreticilerimiz için yeni iş birliklerinin, yeni pazarların kapısını açacaktır. Bugün dünya pazarlarında rekabet her zamankinden daha güçlü. Artık sadece üretmek yeterli değil. Markalaşma, tasarım ve yenilikçi bakış açısı, sektörümüzün geleceğini belirleyen önemli unsurlar haline gelmiştir. Mobilyada değer, artık yalnızca üründe değil tasarım, estetik ve marka gücündedir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Mithat Paşa Meslek Lisesi’nin kuruluşuna kadar uzanır”</strong></p>
<p>İzmir mobilya sektörünün sahip olduğu üretim kabiliyeti ve girişimci ruhuyla küresel pazarlarda çok daha güçlü bir konuma ulaşacağına inandıklarını belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, “Bunun yolu yenilikçi düşünceden, yeni trendleri yakından takip etmekten ve tasarımı üretimin merkezine koymaktan geçmektedir. Kentimizde mobilya sektörü köklü bir deneyime sahiptir. Bu deneyimin temeli ise 1861 yılında Mithat Paşa Meslek Lisesi’nin kuruluşuna kadar uzanan üretim geleneğine dayanmaktadır. Söz konusu birikim, bugün özellikle Karabağlar’da yoğunlaşarak sektörün güçlü yapısını oluşturmuştur” dedi.</p>
<p><strong>“İzmir mobilyasının değerini daha yukarılara çıkarmak hepimizin görevi”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sektöre katkılarında da bahseden Yıldır, “Hedefimiz, Meslek Fabrikası ile birlikte aynı zamanda Karabağlar Belediyesi ile kurduğumuz bir iş birliği çerçevesinde, eğitimli ve nitelikli iş gücünü bu sektöre kazandırmak olmuştur. Bu konuda olukça fazla da yol aldığımızı söylemek isterim. Sektörümüz yalnızca üretimde değil; tasarım, markalaşma ve uluslararası rekabette de gücünü göstermektedir. Avrupa, Orta Doğu ve dünya pazarlarında İzmir mobilyasının değerini daha yukarılara çıkarmak hepimizin görevidir. Bu fuarın, sektörümüze yeni bir vizyon kazandıracağına, firmalara yeni kapılar açacağına, İzmir’i mobilya sektöründe daha güçlü bir merkez haline getireceğine yürekten inanıyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Karabağlar mobilyanın kalbi”</strong></p>
<p>Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Karabağlar’ın mobilya sektörüyle özdeşleşmiş bir ilçe olduğunu vurgulayarak, “Karabağlar mobilyanın kalbi, mobilya Karabağlar’ın kalbi. Sektördeki her emek kentin gelişimine katkı sağlıyor. Değişim ve dönüşümü birlikte gerçekleştirerek sağlıklı büyümek zorundayız. Mobilya sektörümüz ve yerel yönetimlerle birlikte gelişeceğiz. Çünkü biliyoruz ki mobilya sektörü gelişirse Karabağlar gelişir” dedi.</p>
<p>İZTO Meclis Başkanı Selami Özpoyraz ise fuarların sektör açısından önemine dikkat çekerek, “Mobilya sektörü, üretim gücü, tasarım kabiliyeti ve ihracat potansiyeliyle ülkemiz ekonomisine önemli katkılar sağlıyor. Küresel ölçekte güçlü bir konuma sahibiz. Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye mobilya sektörü, üretim işletmeleri ve istihdam kapasitesiyle dikkat çekiyor. Mobilya üretiminde önemli merkezlerden biri olan İzmir, bu başarıda önemli bir yere sahip. Tasarım, yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim, dijitalleşme ve markalaşma sektörümüzün geleceğini şekillendiren başlıklar. Bu alanlarda atılacak adımlar hem rekabet gücümüzü artıracak hem de ihracat hedeflerimize ulaşmamıza katkı sağlayacak” derken fuar teşvikleri ile de üyelerine önemli katkılar sağladıklarını söyledi.</p>
<p><strong>“Sektöre yeni bir soluk kazandıracak”</strong></p>
<p>İzmir Mobilyacılar Odası Başkanı Zafer Koç da fuarın sektöre yeni fırsatlar sunacağını belirterek, “Dünya pazarlarında rekabetin arttığı bu dönemde markalaşma ve tasarım, sektörün geleceğini belirliyor. Biz inanıyoruz ki İzmir mobilya sektörü, sahip olduğu üretim kabiliyeti ve girişimci ruhuyla global pazarlarda çok daha iyi bir yer alacaktır. İzmir olarak hedefimiz sektörümüzün gücünü sadece üretimde değil, tasarım, markalaşma ve uluslararası rekabette de göstermektir” diyerek fuarın, sektöre yeni bir soluk kazandıracağına inandığını ifade etti.</p>
<p>EFR Fuarcılık Genel Müdürü Muhammed Baykal ise fuarın küçük esnaf için de önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, İzmir Mobilyacılar Odası ile yapılan iş birliği kapsamında küçük ölçekli üreticilerin de fuara katılımı sağlanarak sektörde kapsayıcı bir buluşma ortamı oluşturulduğunu söyledi.</p>
<p>Konuşmaların ardından protokol üyeleri fuarın açılış kurdelesini testi. Heyet fuar alanını gezerek katılımcı firmaların stantlarını ziyaret ederek sektör temsilcilerinden ürünler ve çalışmaları hakkında bilgi aldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izfurnex-2026-izmir-mobilya-fuari-kapilarini-acti-622869">İZFURNEX 2026 &#8211; İzmir Mobilya Fuarı kapılarını açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de mutluluk oranının yükselmesinde aile çok önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-mutluluk-oraninin-yukselmesinde-aile-cok-onemli-622583</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[düzey]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[oranının]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yükselmesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622583</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan, geçtiğimiz günlerde açıklanan TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarını değerlendirdi. Araştırmaya göre, Türkiye’de mutluluk oranı yüzde 53,3’e yükseldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-mutluluk-oraninin-yukselmesinde-aile-cok-onemli-622583">Türkiye&#8217;de mutluluk oranının yükselmesinde aile çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan, geçtiğimiz günlerde açıklanan TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarını değerlendirdi. Araştırmaya göre, Türkiye’de mutluluk oranı yüzde 53,3’e yükseldi.</p>
<p><strong>Mutluluk oranının yüzde 75’lerin üzerine çıkması gerekli</strong></p>
<p>Türkiye’nin uzun yıllardır gerek yerel gerekse uluslararası araştırmalarda orta düzeyde mutlu olarak görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Doğan, “Bu araştırmadaki sonuçlar şaşırtıcı değildir. Yalnız mutlulukta bir yükseliş trendinin görülmesi önemlidir. Çünkü özellikle pandemi, yaşadığımız deprem ve ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz, insanımızın mutluluk düzeylerinde düşüşe neden olmuştu. Bu bakımdan söz konusu artış olumlu olarak değerlendirilse de istenen düzeyde olduğu söylenemez. Şahsen mutluluk oranının yüzde 75’lerin üzerine çıkması gerektiği kanısındayım. Bunun için de hem bireysel hem toplumsal hem de yönetim açısından yapılması gereken çok şey var. Bireysel anlamda daha sağlıklı beslenmek, kişilerarası ilişkilerimizi geliştirmek, yaşamda bir anlam ve amaç bulmak gibi yapabileceğimiz şeyler var. Toplumsal olarak ise dayanışmayı artırmak, sosyal-duygusal destek vermek ve dürüstlüğü artırarak daha güvenilir olmak gibi yapılabilecek pek çok şey bulunmaktadır. Bazı konularda ise devletin ve yöneticilerin inisiyatif alması gerekmektedir. Ekonominin iyileştirilmesi, şehirlerde yeşil alan oranının artırılması, şehirlerimizi insan dostu şehirlere dönüştürme ve toplumsal adaleti ve güvenliği sağlama gibi konular, mutluluğu artırmak için devletimizin yapabileceği şeylerdir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Evli bireyler bekar ve boşanmış olanlara göre daha mutlu</strong></p>
<p>Araştırmada evli bireylerin daha mutlu olduğunun ortaya çıkmasının aile kurumunun önemine işaret ettiğini belirten Prof. Dr. Doğan, şunları söyledi:</p>
<p>“Mutlulukla ilgili neredeyse tüm araştırmalarda, evli bireylerin bekar ve boşanmış olanlara göre daha mutlu oldukları ortaya çıkmaktadır. Evli bireylerin yalnızlık duygusunu daha az yaşamaları, daha iyi beslenmeleri, ekonomik durumlarının daha iyi olması ve düzenli cinsel yaşamlarının olması gibi etkenler daha mutlu olmalarına katkı sağlamaktadır. Bunun dışında aile, çoluk-çocuk sahibi olmak insanların hayatına önemli düzeyde anlam katmaktadır. Yani aile en güçlü anlam kaynaklarından biridir. Tüm bunlar bir araya gelince de evli bireylerin mutluluk düzeyleri artmaktadır. Aile kurumu ülkemizde huzur ve mutluluğun teminatı olarak görülmelidir. Aile kurumunu yıkmaya ya da ona zarar vermeye yönelik girişimler bertaraf edilmelidir. Bununla birlikte daha bilinçli anne-baba ve eş olabilmeleri için bireyler eğitilmeli, bilgilendirilmeli ve aydınlatılmalıdır.”</p>
<p><strong>Aile ve akrabalık bağlarının güçlü olması büyük bir avantaj</strong></p>
<p>Araştırmada mutluluğun en önemli kaynağı olarak yüzde 69 oranıyla aile gösterilmesini değerlendiren Prof. Dr. Doğan, “Biz kolektif kültürün hâkim olduğu, sıcakkanlı insanların yaşadığı bir ülkeyiz. Aile ve akrabalık bağlarının güçlü olması büyük bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Çünkü bu durum toplumda ihtiyaç duyan insanlara önemli düzeyde sosyal-duygusal destek verilmesine yardımcı olmaktadır. İnsanlar bu sayede kendilerini sahipsiz, kimsesiz, yalnız ve değersiz hissetmemektedirler. Oysaki bireyselliğin hâkim olduğu toplumlarda çok ciddi anlamda bir yalnızlık ve anlam krizi yaşanmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Mutlu olmak sağlıklı olmaktır</strong></p>
<p>Araştırmada sağlığın mutluluk kaynakları arasında ilk sırada yer almasını da değerlendiren Prof. Dr. Doğan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sağlık, mutluluğun en üst düzey formu olarak nitelendirilebilir. Mutlu olmak sağlıklı olmaktır. Filozof Arthur Schopenhauer, ‘sağlıklı bir dilenci, hasta bir kraldan daha mutludur. Ahmaklıkların en büyüğü, iş, eğitim, şöhret, terfi, şehvet ya da anlık zevkler olmak üzere her ne için olursa olsun, sağlığını feda etmektir’ der. Sağlık iyi olduktan sonra mutluluğun önündeki diğer sorunlar bir şekilde halledilebilir. Günümüzde daha fazla insan sağlık konusunda bilinçli davranmaya çalışmaktadır. İnsanlar eskiye göre daha sağlıklı beslenmekte, egzersiz yapanların sayısı geçmişe göre artmakta ve insanlar sağlık kontrollerine daha sık gitmektedir. Bununla birlikte, maalesef ülkemizde sigara kullanımı, paketli gıda tüketimi, karbonhidrat ağırlıklı beslenme ve hareketsizlik oldukça yaygındır. Hatta bir karşılaştırma yapacak olursak sağlık davranışlarını sergileyenlerin, sağlıksız yaşayanlara göre oldukça küçük bir azınlığı oluşturduğunu söyleyebiliriz. Ancak yine de bu konuda umutluyum. Giderek daha fazla insanımız sağlıklı yaşama yönelmektedir.”</p>
<p><strong>Mutluluk ve para ilişkisi</strong></p>
<p>Araştırmada hayat pahalılığının en önemli toplumsal sorun olarak öne çıkmasını değerlendiren Prof. Dr. Doğan, “Mutluluk ve para ilişkisi en çok merak edilen konulardan biridir. Para ve ekonomik durumun iyi olması mutluluk açısından önemli bir avantajdır. Ekonomik durumunuz iyi olduğunda, pek çok açıdan kendinizi güvende hissedersiniz, daha iyi beslenirsiniz, sağlık hizmetlerinden daha iyi faydalanırsınız, başarılı olduğunuz duygusunu yaşarsınız ve yoksulluğun sebep olabileceği stres ve sıkıntılardan kurtulursunuz. Tüm bunlar mutluluk açısından büyük avantajdır. Zaten araştırmalar da sosyo-ekonomik düzeyi yüksek bireylerin daha mutlu olduklarını gösteriyor. Ancak finansal durumu oldukça iyi olmasına rağmen pek çok mutsuz insan da var. Bu neden böyledir? Birincisi para tek belirleyicisi değildir. İkincisi, insanlar zengin olmaya da alışabiliyorlar. Bir süre sonra parasal anlamda iyi durumda olmak onların mutluluğuna bir katkı sağlayamayabiliyor. Buna hedonik adaptasyon adını veriyoruz. Yani başlangıçta bizi mutlu eden şeylerin bir süre sonra bu etkilerini kaybetmeleri durumudur. Üçüncüsü sonradan para sahibi olan kişiler parayla ne yapacaklarını da bilemeyebiliyorlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Paranın nasıl harcandığı da önemli</strong></p>
<p>Paranın nasıl harcanacağının da mutluluk açısından önemli göründüğünü kaydeden Prof. Dr. Doğan, “Parayla zaman satın alıyor ve bazı sıkıcı işleri yapmaktan kurtuluyorsanız, paranızı diğer insanlarla paylaşıyorsanız (yardımseverlik) ve paranızı nesnelerden çok eylemlere harcıyorsanız sizi daha mutlu edebilir. Bugün almış olduğunuz bir kazak ya da telefonun on yıl sonra bir önemi kalmayacaktır. Geçmişe dönüp bunları hatırladığınızda da muhtemelen mutlu hissetmeyeceksiniz. Ancak paranızı eylemlere harcadığınızda durum farklı olacaktır. Yaşadığınız güzel anılar, bir seyahat, arkadaşlarınızla ya da sevdiğiniz kişilerle gerçekleştirdiğiniz bir etkinlik hafızanıza kazınacaktır ve yıllar sonra bile hatırladığınızda sizi mutlu edecektir. Zaten bir bakıma mutluluk güzel anılar biriktirmektir. Geçmişe ilişkin olumlu anılarınız ne kadar çoksa o kadar mutlusunuz demektir.” dedi.</p>
<p><strong>Para mutluluk açısından önemli ama her şey değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gelir durumunuz mutluluk açısından önemlidir ancak para her şey değildir. Temel ihtiyaçlarımız karşılandıktan sonra, bireysel gelişime ve kendini gerçekleştirmeye önem vermeliyiz. Bu da ‘sahip olma’ anlayışından çıkarak ‘olma’ anlayışına geçmekle mümkündür. Ancak bu yolla, dışsal koşullara bağlı olmayan ve şartlara göre değişmeyen daha kalıcı ve gerçek bir mutluluk elde edilebilir. Olma anlayışı içerisinde sürekli olarak kendimizi geliştirmeli, içsel kalemizi güçlendirmeli ve daha umutlu, affedici, iyimser, özgüven sahibi, öz-değeri yüksek, sevgi dolu, anlamlı ve amaçlı yaşayan ve derin, doyurucu, sağlıklı ilişkiler kurabilen bir birey olmak için çabalamalıyız.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-mutluluk-oraninin-yukselmesinde-aile-cok-onemli-622583">Türkiye&#8217;de mutluluk oranının yükselmesinde aile çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nden Başkan Tugay&#8217;a önemli görev</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-saglik-orgutunden-baskan-tugaya-onemli-gorev-622463</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 08:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ağı]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düzey]]></category>
		<category><![CDATA[komite]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Şehirler]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622463</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın en üst düzey yönetişim organlarından Siyasi Komite’ye yeniden seçildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-saglik-orgutunden-baskan-tugaya-onemli-gorev-622463">Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nden Başkan Tugay&#8217;a önemli görev</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın en üst düzey yönetişim organlarından Siyasi Komite’ye yeniden seçildi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın Siyasi Komite üyeliğine yeniden seçildi. Avrupa genelinde sınırlı sayıda siyasi liderin yer aldığı yapı, sağlıklı şehirler yaklaşımının politika düzeyinde güçlendirilmesi ve şehirler arası iş birliğinin artırılmasında kritik rol üstleniyor. Başkan Cemil Tugay’ın komiteye yeniden seçilmesi, İzmir’in sağlıklı şehirler, iklim değişikliği ile mücadele, toplumsal eşitsizliklerin azaltılması ve sürdürülebilir kentsel gelişim alanlarında yürüttüğü bütüncül politikaların uluslararası düzeyde takdir gördüğünü ortaya koydu. Bu gelişme aynı zamanda Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin Avrupa’daki kurumsal temsiliyetini güçlendiren önemli bir adım olarak değerlendirildi.</p>
<p><strong>Avrupa düzeyinde güçlü temsil</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı tarafından yapılan çağrı doğrultusunda belirlenen Siyasi Komite, şehirler ve ulusal ağlarda görev yapan belediye başkanları ile seçilmiş siyasi temsilciler arasından oluşturuluyor. Komite; coğrafi denge, toplumsal cinsiyet eşitliği ve şehirler ile ulusal ağlar arasında dengeli temsili gözeterek Avrupa genelinde en fazla 16 siyasi liderden oluşuyor. Bu yönüyle, ağın en üst düzey karar alma ve yönlendirme mekanizmalarından biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Faz VIII döneminin öncelikleri</strong></p>
<p>Siyasi Komite üyeleri, iki yıllık görev süreleri boyunca Faz VIII önceliklerinin hayata geçirilmesine stratejik yön veriyor.  Faz VIII dönemi, sağlık ve esenliğin tüm politikalara entegre edilmesi, iklim krizine karşı dayanıklı şehirler oluşturulması, toplumsal eşitsizliklerin azaltılması, katılımcı yönetişim anlayışının güçlendirilmesi hedefleri doğrultusunda şehirlerin daha sağlıklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir hale getirilmesini amaçlıyor. Bu süreçte Siyasi Komite üyeleri, yerel yönetimlerin dönüşümdeki rolünü güçlendirecek politika ve uygulamaların geliştirilmesine katkı sunmaya devam edecek.</p>
<p><strong>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği</strong></p>
<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın Türkiye’deki ulusal temsilcisi olarak faaliyet gösteriyor. Türkiye genelinde 153 belediyeyi bünyesinde barındıran birlik, farklı ölçeklerdeki yerel yönetimleri bir araya getirerek kentlerde sağlık, esenlik ve yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar yürütüyor. Politika geliştirme, kapasite artırımı ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesi alanlarında aktif rol üstlenen birlik, Avrupa düzeyinde güçlü bir yerel yönetim ağı oluşturuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-saglik-orgutunden-baskan-tugaya-onemli-gorev-622463">Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nden Başkan Tugay&#8217;a önemli görev</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;da yer alıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olum-sebepleri-arasinda-ilk-10da-yer-aliyor-622438</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 07:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[alıyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hepatit]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Otoimmün]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622438</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karaciğer hastalıkları dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olum-sebepleri-arasinda-ilk-10da-yer-aliyor-622438">Ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;da yer alıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer hastalıkları dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor.  Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, özellikle siroz ve kronik karaciğer hastalıkları her yıl yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne neden olurken, küresel ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor. Vücudumuzun adeta bir kimya laboratuvarı olan karaciğer; yaşamsal öneme sahip maddelerin üretimi, besinlerin enerjiye dönüştürülmesi ve toksinlerin vücuttan temizlenmesi gibi son derece önemli  görevler üstleniyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, </strong>bu nedenle karaciğerin sorunsuz çalışmasının sağlıklı bir yaşam için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Ancak bazı etkenler karaciğerde hücre ölümüne yol açabilmektedir.  Üstelik karaciğerde oluşan hasar uzun yıllar belirti vermeden sessizce ilerleyebilmekte ve uzun vadede iltihaplanma, fibrozis ile karaciğer nakli gerektirebilen siroza neden olabilmektedir. Karaciğer sağlığını korumak için alınması gereken en önemli önlem ise sağlıklı bir kiloda  olmaktır” diyor.  <strong>Gastroenteroloji Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Hakan Yıldız</strong>,  karaciğerde en sık hasar oluşturan 6 etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>
<p><strong>Hepatit B </strong></p>
<p>Hepatit B, dünya genelinde en sık görülen viral hepatit olarak karşımıza çıkıyor. Çoğunlukla anneden bebeğe bulaşarak karaciğerde kronik inflamasyona, yani kronik karaciğer hastalığına  yol açabiliyor. Bu inflamasyon yıllar içinde karaciğer hücrelerinin ölümüyle  ve bunun sonucunda siroz ve/veya karaciğer kanseriyle sonuçlanabiliyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Hepatit B aşısı çoğunlukla bizi yaşam boyunca bu enfeksiyondan koruyor.</p>
<p><strong>Obezite</strong></p>
<p>Dünya genelinde en sık görülen karaciğer hastalığının “karaciğer yağlanması” olduğu belirtiliyor. Çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri olan<strong> </strong>obezite, karaciğerde özellikle “metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer” olarak adlandırılan hastalığa yol açabiliyor. Karaciğerde yağlanma uzun vadede ciddi hasarlar oluşturabiliyor ve karaciğer nakli gerektiren hastalarda en sık görülen nedeni oluşturuyor.  Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız,<strong>  </strong>son yıllarda obezite ve sağlıksız beslenme sebebiyle karaciğer yağlanmasının giderek arttığını vurgulayarak, “Araştırmalar, obezite sorunu  yaşayan kişilerin yaklaşık yüzde 80’inde karaciğerde yağ birikimi olduğunu göstermektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Sağlıklı beslenmek, günde 30 dakika hafif tempolu yürüyüş yapmak, ideal kiloya ulaşmak veya mevcut kilonun yüzde 8-10’unu vermek, günde 2-3 fincan filtre kahve tüketmek, karaciğer yağlanmasının hafiflemesine destek oluyor. </p>
<p><strong>İlaçlar ve bitkisel ürünler</strong></p>
<p>Zararsız gibi görünen bazı ağrı kesiciler ve bitkisel ürünler, bilinçsizce kullanıldığında karaciğerde ani iltihaplanma başlatabiliyor ve toksik hepatite neden olabiliyor. Bunun sonucunda halsizlik, sarılık ve ilerleyen dönemde karaciğer yetmezliği tablosu  gelişebiliyor.  </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> İlaçları ve bitkisel ürünleri ‘masum’ görmemek; doktor önerisi olmadan hiçbir ürünü kullanmamak, toksik hepatiti önlemenin en basit yolunu oluşturuyor. </p>
<p><strong>Aşırı alkol tüketimi </strong></p>
<p>Alkol, karaciğerde parçalanırken ortaya çıkan toksik ara ürünlerle hücreleri yıpratıyor. Bunun sonucunda zamanla yağlanma, iltihaplanma ve nihayetinde siroza uzanan sessiz bir hasar süreci başlıyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Alkolü güvenli sınırların altında ve seyrek tüketmek (haftada 2-3 kadehi geçmemek) karaciğer sağlığımız için çok önemli. </p>
<p><strong>Genetik hastalıklar</strong></p>
<p>Bazı karaciğer hastalıkları genetik nedenlerle ortaya çıkıyor. Genler normalde karaciğer hücrelerinde görev yapan enzimlerin, reseptörlerin (alıcıların) ve taşıyıcı proteinlerin üretimini sağlıyor. Bu genlerde bir bozukluk olduğunda karaciğer bazı görevlerini tam olarak yerine getiremiyor. Örneğin, safra üretimi ve kullanımı bozulabiliyor veya bakır ile demir gibi minerallerin dengesi etkilenebiliyor.  Ayrıca, bazı zararlı maddelerin vücuttan atılması zorlaşabiliyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong>Bu tür hastalıklar erken dönemde fark edildiğinde çoğu zaman ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor. Erken tanı için düzenli sağlık kontrolleri ve gerekli laboratuvar testlerinin yapılması büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>Otoimmün hastalıklar</strong></p>
<p>Karaciğer otoimmün hastalıkları  (otoimmün hepatit, primer biliyer kolanjit gibi) çoğunlukla genetik yatkınlığı olan kişilerde; enfeksiyonlar, ilaçlar ve karaciğerde inflamasyonun tetiklenmesi sonucu oluşuyor.  </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong>Erken dönemde tanı konulduğunda<strong> </strong>otoimmün hastalıkların tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hakan Yıldız, aile bireylerinde otoimmün karaciğer hastalığı bulunan kişilerin düzenli olarak takip edilmeleri gerektiğine vurgu yapıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olum-sebepleri-arasinda-ilk-10da-yer-aliyor-622438">Ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;da yer alıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Uzun, Bayramlaşma Programında Önemli Mesajlar Verdi&#8230;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-uzun-bayramlasma-programinda-onemli-mesajlar-verdi-622227</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 07:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bayramlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[mesajlar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[programında]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[verdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, Büyük Birlik Partisi (BBP) İl Teşkilatı tarafından düzenlenen geleneksel bayramlaşma programına katılarak partililer ve vatandaşlarla bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-uzun-bayramlasma-programinda-onemli-mesajlar-verdi-622227">Başkan Uzun, Bayramlaşma Programında Önemli Mesajlar Verdi&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, Büyük Birlik Partisi (BBP) İl Teşkilatı tarafından düzenlenen geleneksel bayramlaşma programına katılarak partililer ve vatandaşlarla bir araya geldi.</p>
<p>BBP Genel Başkan Yardımcısı Uğur Bulut, MKYK Üyesi Feridun Yurtsever, İl Başkanı Turan Bütün, Merkez İlçe Başkanı Şükrü Şanlı, belediye meclis üyeleri, muhtarlar ve STK temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen programda birlik ve beraberlik mesajları verildi. </p>
<p>Görevdeki ikinci yılını geride bırakan Başkan Uzun, programda yaptığı konuşmada hem yerel hem de küresel gündeme dair önemli mesajlar verirken, kronikleşmiş sorunların çözümüne yönelik atılan adımları paylaştı.</p>
<p><b>&#8220;İslam Coğrafyası ve Mazlum Milletler İçin Dua Ediyoruz&#8221;</b></p>
<p>Konuşmasında küresel ölçekte yaşanan acılara değinen Başkan Uzun, Filistin ve Doğu Türkistan başta olmak üzere İslam coğrafyasında devam eden zulümlere dikkat çekti. Uzun, &#8220;Bölgemizde maalesef bir soykırım ve savaş yaşanıyor. Müslüman kardeşlerimizin katledildiği bu zor günlerin bir an önce bitmesini, İslam coğrafyasına huzur, barış ve zafer gelmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum&#8221; dedi.</p>
<p>Başkan Uzun, 21 Mart’ın hem Nevruz Bayramı hem de büyük ozan Aşık Veysel’in ölüm yıl dönümü olduğunu hatırlatarak &#8220;Aşık Veysel sadece şehrimiz için değil, tüm insanlık için büyük bir değerdir. Biz de onun fikirlerini ve geride bıraktığı eşsiz mirası yaşatmak adına 15 Haziran 2025 tarihinde Aşık Veysel Müzesi’nin açılışını gerçekleştirdik. Açıldığı günden bu yana müzemizi 58 bin kişi ziyaret etti&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>&#8220;Altyapıya Giren Kaybeder Dediler, Biz Hizmeti Seçtik&#8221;</b></p>
<p>31 Mart 2024’te göreve geldikten sonra geçen iki yıllık süreci değerlendiren Başkan Uzun, Sivas’ın 30-40 yıldır konuşulan ancak çözülemeyen sorunlarına neşter vurduklarını belirtti. Özellikle su yönetimi konusundaki kararlılığına vurgu yapan Uzun, &#8220;Gelecekte su, petrolden daha değerli olacak. Göreve gelir gelmez %53 seviyesindeki kayıp-kaçak oranıyla mücadele etmek için altyapı çalışmalarını başlattık. Bazı arkadaşlarım &#8216;Başkanım, altyapıya giren siyaseten kaybeder&#8217; dedi. Ben bir akademisyenim, veriye bakarım. Bu şehirde su israfına göz yumamazdık. Şehrin geleceğini riske atamazdık. Bu yüzden adımlarımızı kararlılıkla attık ve atmaya da devam ediyoruz&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><b>&#8220;Muhsin Başkanımızın Emanetini Geleceğe Taşıyoruz&#8221;</b></p>
<p>Ayrıca 25 Mart 2009&#8217;da hayatını kaybeden BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nu da rahmetle anan Uzun, &#8220;Muhsin Başkanımızı ve onunla şehadete yürüyen dava arkadaşlarımızı rahmetle anıyorum. Onun Türk-İslam dünyasındaki yeri tartışılmaz; bıraktığı boşluk her geçen gün daha net hissediliyor. Bizler, onun siyasi ilkeleriyle yetişmiş Alperenleriz. 31 Mart 2024’te göreve geldiğimiz ilk günden beri, ondan devraldığımız bu mukaddes emaneti daha ileriye taşımak için gecemizi gündüzümüze katıyoruz&#8221; dedi.</p>
<p><b>&#8220;Biz de Hizmetin ve Milletin Delisiyiz&#8221;</b></p>
<p>Belediyecilik anlayışını merhum Yazıcıoğlu’nun bir hatırasıyla bağdaşıran Başkan Uzun, &#8220;Muhsin Başkanımızın bir vatandaşımızla olan o meşhur muhabbetini hatırlar mısınız? Vatandaşımız gelip, &#8216;Başkanım, ben bu köyün delisiyim&#8217; diyor. Muhsin Başkanımız ise şu cevabı veriyor: &#8216;Biz de vatan sevmenin ve milletin delisiyiz.&#8217; İşte biz de diyoruz ki Muhsin Başkanımız gibi milletin ve hizmetin delisiyiz&#8230;&#8221; diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-uzun-bayramlasma-programinda-onemli-mesajlar-verdi-622227">Başkan Uzun, Bayramlaşma Programında Önemli Mesajlar Verdi&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karavan Park&#8217;ta bayram yoğunluğu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karavan-parkta-bayram-yogunlugu-622167</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 15:36:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[karavan]]></category>
		<category><![CDATA[Karavan Park]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[park]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[yoğunluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622167</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Konyaaltı’nda hizmetini sürdüren Karavan Park, Ramazan Bayramı tatiliyle birlikte yerli ve yabancı karavan tutkunlarının akınına uğradı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karavan-parkta-bayram-yogunlugu-622167">Karavan Park&#8217;ta bayram yoğunluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Konyaaltı’nda hizmetini sürdüren Karavan Park, Ramazan Bayramı tatiliyle birlikte yerli ve yabancı karavan tutkunlarının akınına uğradı. Bayram tatilini fırsat bilen karavan severler, Karavan Park’ta konforlu, güvenli ve huzurla tatil yapmanın keyfini çıkarıyor. Karavan severler,  projenin ülkede öncü olmasından dolayı memnuniyetlerini dile getiriyor. </p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin, karavan severlerin önemli bir sorunu olan park sorununu gidermek ve karavan tatilcilerine güzel bir alan yaratmak amacıyla, 2023 yılında Konyaaltı ilçesi Arapsuyu Mahallesi’nde hizmete açtığı Karavan Park, Ramazan Bayramı tatiliyle birlikte yoğun ilgi gördü. Bayramı fırsat bilen karavan tatilcileri, denize yakın konumu ve sunduğu olanaklar sayesinde Karavan Park’ı tercih etti. Modern altyapısı ve konforlu hizmetleriyle dikkat çeken tesiste elektrik, temiz su, duş, tuvalet, çamaşırhane ve ortak kullanım alanları bulunuyor. 24 saat güvenlik hizmetinin de sunulduğu Karavan Park, özellikle aileler için güvenli ve huzurlu bir tatil ortamı sağlıyor. Sunulan imkanlardan duyduğu memnuniyeti dile getiren karavan tatilcileri, bu güvenli ve konforlu alanda, tatilin tadını çıkarıyor. </p>
<p><strong>YIL BOYUNCA BÜYÜK İLGİ</strong></p>
<p>Dört mevsim hizmet veren Konyaaltı Karavan Park, sadece yaz aylarında değil yıl boyunca gördüğü ilgiyle de öne çıkıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin turizm çeşitliliğini artırmaya yönelik projeleri arasında yer alan tesis, uygun fiyat politikasıyla da karavan tatilini daha erişilebilir hale getiriyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinin yanı sıra yurt dışından gelen misafirlerin de tercih ettiği Karavan Park, Antalya’da alternatif turizmin önemli adreslerinden biri olmayı sürdürüyor. </p>
<p><strong>70 KARAVAN KAPASİTESİ</strong></p>
<p>Dünyanın en uzun ve gözde sahillerinden olan Konyaaltı sahiline yakın konumuyla ilgi odağı olan Karavan Park, 4 bin 144 metrekare alana ve 70 karavan kapasitesine sahip. Avrupa karavancılar yol ağına bağlı olan Karavan Park, bu ağın sağladığı ulaşım kolaylığı sayesinde birçok yabancı turiste ev sahipliği yapıyor. Karavan Park, merkeze ve denize olan yakınlığının yanında, sağladığı imkanlar sayesinde de karavancıların gözdesi. </p>
<p><strong>ULUSLARARASI ZİYARET</strong></p>
<p>İsviçre’den Antalya’yı ziyarete gelen Tamara Niederhauser, “ Karavanda yaşayarak hayatımı geçiriyorum. Şu anda da Antalya’da bulunan Karavan Park’ta konaklıyorum. Burayı çok sevdim. Çünkü sahile çok yakın, yürüyerek istediğimiz yere gidebiliyoruz, güzel akşam yürüyüşleri yapıyoruz. Onun dışında bu Karavan Park çok temiz, her karavan için önemli miktarda yaşam alanı boşluğu var. Burada duşlar var, istediğimiz zaman duşa girebiliyoruz. Bu çok önemli çünkü başka yerlerde duş imkanı olmuyor. Her yer gerçekten çok temiz. Buradaki ortam ve personeller de çok iyi. Her şey çok mükemmel. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederim.“ şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR</strong></p>
<p>Karavan Park ziyaretçisi Ertürk Sarıkaya, karavanıyla birlikte Türkiye’yi dolaştığını, karavan kamplarında kalarak vakit geçirdiğini, Antalya’daki Karavan Park’ın gördükleri içinde en iyisi olduğunu söyledi. Sarıkaya, “ Karavancılık Türkiye’de yeni yeni gelişiyor. Karavan sayıları arttı. Bildiğim kadarıyla ülkede 46 bin karavan var. Bunların park edebileceği uygun alanlar lazım. Antalya Büyükşehir Belediyesi bu konuda çok önemli bir adım atmış, büyük iş başarmış. Burası bize güvenlik teşkil ediyor, sosyal imkanları çok iyi. Personel mükemmel ve güvenilir insanlar. Bu sebeplerden dolayı burayı tercih ediyoruz. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederiz. Diğer şehirlerde de umarım yaygınlaşır. “ dedi. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karavan-parkta-bayram-yogunlugu-622167">Karavan Park&#8217;ta bayram yoğunluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mutlu-bir-agiz-mutlu-bir-hayat-621802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 10:44:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, Dünya Diş Hekimleri Birliği tarafından bu yıl ki teması ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ olarak belirlenen 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında, tüm yaşam boyunca korunması gereken alışkanlıklar ve farklı yaş dönemlerine göre dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlu-bir-agiz-mutlu-bir-hayat-621802">&#8216;Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, Dünya Diş Hekimleri Birliği tarafından bu yıl ki teması ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ olarak belirlenen 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında, tüm yaşam boyunca korunması gereken alışkanlıklar ve farklı yaş dönemlerine göre dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Süt dişleri, kalıcı dişler ve gelişim için önemli! </strong></p>
<p>Süt dişlerinin sağlığı neden önemli olduğu konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Süt dişleri 6. aydan başlayarak 12 yaşa kadar ağızda kalır.” dedi. </p>
<p>Bu uzun zaman aralığında süt dişlerinin pek çok farklı konuda bireye hizmet ettiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Gıdaların çiğnenmesini sağlayarak çocuğun beslenmesini ve büyümesini destekler. Kalıcı dişler için yer tutar, onların doğru pozisyonda çıkmasını sağlar. Konuşma gelişimini destekler, seslerin doğru telaffuzuna yardımcı olur. Çene kemiklerinin ve dental arkın gelişimini stimüle eder. Estetik görünüm ve çocuğun özgüvenini olumlu etkiler. Süt dişlerinin erken kaybı komşu dişlerin devrilmesine dolayısıyla alttaki daimi dişin yerinde sürememesine veya yanlış pozisyonda sürmesine neden olabilir.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Karyojenik gıdalar, erken yaşta sınırlanmalı!</strong></p>
<p>Doğru beslenmenin küçük yaşta kazandırılmasının önemine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Karyojenik gıda tanımı iyi öğrenilmeli. Karyojenik gıda; diş çürüğüne yol açabilen yiyecek ve içeceklerin tamamını ifade eder.” dedi.</p>
<p>Diş çürüğüne yalnızca şekerli gıdaların neden olmadığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Kraker, cips, beyaz ekmek veya tuzlu kurabiye gibi nişastalı ve ağızda kolay yapışan gıdalar da dişler üzerinde uzun süre kalarak çürük oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu nedenle ara öğünlerde tüketilen bu tür yiyeceklerin sıklığını azaltmak önemlidir. Bunun yerine elma, havuç gibi lifli gıdalar tercih edilmesi hem ağız temizliğine yardımcı olur hem de dişlerin daha sağlıklı kalmasına katkı sağlar. Çocuğumuzu alıkoyamıyorsak da tükürük akışının yoğun olduğu ana öğünlerden sonra vermeli, gün içinde karyojenik gıdalarla sık sık atıştırmasına izin vermemeli böylece maruziyet sıklığını azaltmalıyız.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ergenlik döneminde hormonal değişimler, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkiliyor!</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde hormonal değişimler, özellikle östrojen, progesteron ve testosteron seviyelerindeki artışın, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkilediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu değişiklikler diş etlerini daha hassas hale getirerek iltihaplanma riskini artırır. Hormonlar diş etlerindeki kan akışını artırır, bu da plak ve bakterilere karşı anormal reaksiyonlara yol açar. Diş etleri şişer, kızarır, parlaklaşır ve kolay kanar; ‘ergenlik gingiviti’ olarak bilinen bu durum yaygındır. Ergenlik döneminde tükürük akışı azalarak çürük riskini yükseltir ve plak birikimini kolaylaştırır. Düzenli fırçalama, diş ipi kullanımı ve profesyonel kontrollerle etkiler minimize edilebilir. Hormonal dalgalanmalar sırasında ağız hijyeni kritik önem taşır.”</p>
<p><strong>Diş ve çene bozuklukları erken düzeltilmeli! </strong></p>
<p>Diş teli ve diğer ortodontik tedavilerin zamanında uygulanması gerektiğini de hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocukluk döneminde ortaya çıkabilecek çene ve diş gelişim bozukluklarının erken dönemde fark edilip düzeltilmesi açısından önem taşır. Ağız solunumu, uzun süre emzik kullanımı veya parmak emme gibi alışkanlıklar dişlerin dizilişini ve çene gelişimini olumsuz etkileyerek çapraşıklıklara yol açabilir. Ayrıca süt dişlerinin erken kaybı sonucunda oluşan dişsiz boşluklar da dişlerin yer değiştirmesine ve ark yapısının bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle bu tür durumlarda erken dönemde uygulanan koruyucu veya önleyici ortodontik tedaviler büyük önem taşır.”</p>
<p><strong>İhmal edilen ağız bakımı, yetişkinlikte de diş sorunlarına yol açar!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz ise yetişkinlik döneminde ağız bakımının ihmal edilmesinin, düzensiz diş hekimi kontrollerinin ve bazı sistemik faktörlerin çeşitli diş ve diş eti problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabileceğine dikkat çekti. </p>
<p>Yetişkinlerde en sık karşılaşılan diş sorunlarını açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Diş çürükleri, diş eti hastalıkları, diş eti çekilmesi, diş hassasiyeti, diş aşınmaları ve ağız kokusu (halitozis) sıklıkla karşılaşılan sorunlar arasında. Ağız ve diş sağlığımızı korumak için, dişler günde en az iki kez doğru teknikle fırçalanmalı, diş ipi veya ara yüz temizleyicileri düzenli kullanılmalı, şekerli ve asitli gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, en az 6 ayda bir diş hekimi kontrolü yapılmalıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Ağız sağlığı, bakım kadar hormon, stres ve beslenmeyle de ilgili!</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığının, yalnızca ağız bakım alışkanlıklarıyla değil; hormonal değişimler, psikolojik durum ve beslenme düzeni gibi birçok faktörle yakından ilişkili olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, şunları söyledi:</p>
<p>“Özellikle hamilelik dönemi, yoğun stres ve dengesiz beslenme alışkanlıkları ağız sağlığını doğrudan etkileyebilen önemli etkenler arasında yer alır.</p>
<p>Hamilelik döneminde vücutta meydana gelen hormonal değişiklikler diş eti dokularını daha hassas hale getirebilir. Mide bulantısı ve kusma gibi durumlar da ağız içi asit seviyesini artırarak diş minesinde aşınmaya neden olabilir. </p>
<p>Yoğun stres, ağız ve diş sağlığını hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkileyebilir. Stres altında bazı bireylerde diş sıkma ve gıcırdatma (bruksizm) alışkanlığı gelişebilir. Bu durum dişlerde aşınmaya, çene ekleminde ağrıya ve baş ağrılarına yol açabilir. Ayrıca stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak diş eti hastalıklarına yatkınlığı artırabilir. Stresli dönemlerde ağız bakımının ihmal edilmesi ve düzensiz beslenme alışkanlıkları da ağız sağlığını olumsuz etkileyen faktörler arasında yer alır.</p>
<p>Beslenme düzeni ağız ve diş sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Özellikle şekerli ve rafine karbonhidrat içeren gıdaların sık tüketilmesi, ağız içindeki bakterilerin asit üretimini artırarak diş çürüğü oluşumuna zemin hazırlar. Buna karşılık; kalsiyum, fosfor ve vitamin açısından zengin besinler diş ve kemik dokusunun sağlığını destekler. Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, balık ve kuruyemişler diş sağlığı açısından faydalı besinler arasında yer alır. Ayrıca yeterli su tüketimi ağız içi temizliğin desteklenmesine ve tükürük üretiminin artmasına yardımcı olur.”</p>
<p><strong>Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde büyük önem taşır!</strong></p>
<p>Yaşlanma sürecinin, vücudun birçok sisteminde olduğu gibi ağız ve diş sağlığında da çeşitli değişikliklere neden olabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “İleri yaşlarda diş kaybı, ağız kuruluğu ve protez kullanımı daha sık görülür. Bunun temel nedeni, yıllar içinde biriken ağız sağlığı problemleri, sistemik hastalıklar ve kullanılan ilaçların ağız dokuları üzerindeki etkileridir.” dedi.</p>
<p>Yaşlılık döneminde ağız sağlığını korumak için önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde olduğu gibi özel fizyolojik veya yaşam tarzı değişikliklerinin yaşandığı dönemlerde de büyük önem taşır. Bu süreçte ağız bakımına özen göstermek, olası diş ve diş eti problemlerinin önlenmesine yardımcı olur. Ağız sağlığını korumak için; dişler günde en az iki kez, uygun teknikle ve florür içeren diş macunu kullanılarak fırçalanmalıdır. Diş fırçasının ulaşamadığı bölgelerde biriken plak ve gıda artıklarının uzaklaştırılması için diş ipi veya ara yüz fırçaları kullanılmalı. Şekerli ve asitli gıdaların sık tüketiminden kaçınılmalı. Su tüketimi ağız içinin nemli kalmasına yardımcı olur ve bakterilerin oluşturduğu asitlerin etkisini azaltır. Olası diş ve diş eti hastalıklarının erken dönemde tespit edilebilmesi için düzenli diş hekimi kontrolleri ihmal edilmemeli.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Doğal dişler ile protez ihtiyacı arasında denge önemli!</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığında temel amacın, mümkün olduğunca doğal dişlerin korunması ve ağız fonksiyonlarının sürdürülebilir şekilde devam ettirilmesi olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz “Ancak çeşitli nedenlerle diş kaybı meydana geldiğinde, çiğneme fonksiyonunun ve estetiğin yeniden sağlanabilmesi için diş protezleri önemli bir tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkar.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle tedavi planlamasında doğal dişlerin korunması ile protez kullanımının gerekliliği arasında doğru bir denge kurulmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Protez tedavileri; hareketli protezler, sabit köprü protezleri veya implant destekli protezler şeklinde planlanabilir. Tedavi seçeneği belirlenirken hastanın ağız içi durumu, kemik yapısı, mevcut dişlerin sağlığı ve genel sağlık durumu dikkate alınır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ağız sağlığına gösterilen özen, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın anahtarı!</strong></p>
<p>Yaşam boyu ağız sağlığını korumak için temel üç alışkanlığın düzenli ve doğru ağız bakımı, dengeli ve sağlıklı beslenme ile düzenli diş hekimi kontrolleri olduğunu yineleyen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu yıl için belirlenen ‘mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ teması; ağız ve diş sağlığının yalnızca estetik bir gülüşten ibaret olmadığını, genel sağlığın önemli bir parçası olduğunu vurgular. Sağlıklı dişler ve diş etleri, doğru beslenme, rahat konuşma ve güçlü bir yaşam kalitesi için temel bir rol oynar. Düzenli ağız bakımı ve diş hekimi kontrolleri sayesinde yalnızca ağız hastalıkları değil, genel sağlık üzerinde de olumlu bir etki sağlanabilir. Bu nedenle ağız sağlığına gösterilen özen, daha sağlıklı, konforlu ve mutlu bir yaşamın önemli bir adımıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlu-bir-agiz-mutlu-bir-hayat-621802">&#8216;Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEM Müzecilik, Göbeklitepe&#8217;yi İngiltere&#8217;ye taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dem-muzecilik-gobeklitepeyi-ingiltereye-tasiyor-621709</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 09:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlatı]]></category>
		<category><![CDATA[dem]]></category>
		<category><![CDATA[Dem Müzecilik]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[göbeklitepe]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[müzecilik]]></category>
		<category><![CDATA[ngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621709</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deneyim müzeciliğinin ilk örnekleri olan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi ile Efes Deneyim Müzeleri’nin yaratıcısı DEM Müzecilik, yeni projesiyle 1995 yılında Şanlıurfa’da keşfedilen ve tarihin kırılma noktası olarak anılan Göbeklitepe’yi, coğrafi sınırların ötesine, Londra’ya taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dem-muzecilik-gobeklitepeyi-ingiltereye-tasiyor-621709">DEM Müzecilik, Göbeklitepe&#8217;yi İngiltere&#8217;ye taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Deneyim müzeciliğinin ilk örnekleri olan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi ile Efes Deneyim Müzeleri’nin yaratıcısı DEM Müzecilik, yeni projesiyle 1995 yılında Şanlıurfa’da keşfedilen ve tarihin kırılma noktası olarak anılan Göbeklitepe’yi, coğrafi sınırların ötesine, Londra’ya taşıyor. Göbeklitepe’den yola çıkan anlatı, Babil, Antik Mısır, Maya ve Rapa Nui gibi insanlık tarihinde iz bırakan kayıp medeniyetlere uzanıyor. Mimariden astronomiye, yazıdan inanç sistemlerine kadar pek çok alanda kültürel miras bırakan bu uygarlıklar, çağdaş deneyim tasarımı, sürükleyici anlatım ve ileri teknolojiler aracılığıyla DEM Müzecilik’in projesinde yeniden hayat buluyor.</p>
<p>Temmuz ayında ziyaretçilerle buluşturulması planlanan proje, kültürel bir deneyim sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin kültür ihracı vizyonunun da güçlü bir yansıması niteliğini taşıyor. DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin’in liderliğinde şekillenen bu vizyon, kültürel mirasa ve insanlık tarihine yön veren uygarlıkları küresel ölçekte görünür kılmayı hedefliyor. Proje, DEM Müzecilik’in deneyim müzeciliği alanındaki bilgi birikimini ve anlatı gücünü uluslararası arenaya taşıma yolunda önemli bir adım olarak konumlanıyor.</p>
<p><strong>“İnsanlık tarihinin başlangıcına dair en eski izleri dünyayla buluşturacağız”</strong></p>
<p>Müzeciliği ziyaretçinin tarih ve kültürle doğrudan bağ kurduğu, yaşayan bir deneyim olarak ele aldıklarını söyleyen DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Göbeklitepe, insanlık tarihine dair bildiğimiz ne varsa kökten değiştiren eşsiz bir miras. Bu mirası farklı coğrafyalardaki insanlarla buluşturmanın ve dünyaya doğru bir dille anlatmanın önemli bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Görsel ve işitsel teknolojiler alanındaki 35 yıllık tecrübemizle, son 15 yılda Türkiye’de ve dünyada 18 müze ve kültür kompleksinin hayata geçirilmesinde önemli roller üstlendik. Bu projeyle de hedefimiz, Göbeklitepe’nin evrensel tarih anlatısını diğer kayıp uygarlıkların izleriyle bütünleştirerek ve günümüz anlatım diliyle yorumlayarak, ziyaretçilerin kültür mirası ile daha derin ve kalıcı bir bağ kurmasını sağlamak.”</p>
<p><strong>Göbeklitepe Immerse London’da ziyaretçilerle buluşacak</strong></p>
<p>DEM Müzecilik’in Roma’daki Kolezyum projesi ile birlikte hayata geçirdiği diğer uluslararası çalışması olan proje için Birleşik Krallık’ın yeni nesil deneyim merkezi olan Immerse LDN ile anlaşma imzalandı. Uluslararası bir ziyaretçi profiline sahip Immerse LDN, popüler kültür ve tarihi temalardan ilham alan dünya çapındaki sürükleyici deneyimlerle bugüne kadar 1,5 milyondan fazla ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.</p>
<p>DEM Müzecilik’in Immerse LDN’da hayata geçireceği proje, insanlık tarihine yön veren en önemli uygarlıkları Londra’nın kalbinde birçok duyuya hitap eden bir deneyim olarak ziyaretçilerle buluşturacak. DEM Müzecilik’in hayata geçireceği proje ile Immerse LDN, ilk kez bu denli kapsamlı bir tarih deneyimine ev sahipliği yapacak.</p>
<p>DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin “Projede, Göbeklitepe’den başlayan ve diğer önemli uygarlıklarla devam eden evrensel tarih anlatısı ile unutulanı hatırlatıyor, bilinmeyeni öğretiyor, yanlış bilineni düzeltiyoruz. Eşsiz ama sessiz kalmış tarihi dillendiriyoruz. Dünyada yükselen deneyim müzeciliği akımının öncülerinden biriyiz. Bu yeni anlatı türü sayesinde özellikle yeni neslin öğrenme metotlarına uygun biçimde kültürel mirası tanımalarını sağlıyoruz. Tarihi sadece sergilemiyor, ileri teknolojilerle unutulmaz bir deneyime dönüştürüyoruz. Projede, 25 dilde sunulacak hikâye anlatımı ile farklı kültürlerden gelen ziyaretçilere kapsayıcı ve erişilebilir bir deneyim sunmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>İçerik disiplinlerarası bir ekip tarafından oluşturuldu</strong></p>
<p>Projenin, mimarlar, küratörler, tarihçiler, arkeologlar ve teknoloji uzmanlarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 150 kişilik disiplinlerarası bir ekip tarafından hayata geçirildiğini belirten Esin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaratıcı konsepti, uluslararası alanda uzmanlaşmış tasarım ve teknoloji profesyonelleriyle birlikte geliştirilen projemizde içerik üretimi sürecinde dönem tarihçileriyle çalıştık. Projenin içeriği, insanlık tarihinin önemli dönüm noktalarını temsil eden beş büyük medeniyete odaklanıyor. Seçilen bu medeniyetler yalnızca büyük yapılar inşa etmediler, insanlığın düşünsel, siyasal ve bilimsel sıçramalarına da yön verdiler. Bugün hala en çok merak edilen ve konuşulan medeniyetler arasında yer almaları da bu seçimi anlamlı kılıyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dem-muzecilik-gobeklitepeyi-ingiltereye-tasiyor-621709">DEM Müzecilik, Göbeklitepe&#8217;yi İngiltere&#8217;ye taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Down sendromunda bağımsızlık için erken eğitim şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/down-sendromunda-bagimsizlik-icin-erken-egitim-sart-621516</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 18:12:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[bireyin]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[down]]></category>
		<category><![CDATA[Down Sendromlu Bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[sendromunda]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621516</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ÇEGOMER (Çocuk ve Ergen Gelişimi ve Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi) Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında, erken yaşta başlanan eğitim ve uzman-aile desteğinin Down sendromlu bireylerin günlük yaşam, sosyal ve motor becerilerinin gelişmesine etkisinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/down-sendromunda-bagimsizlik-icin-erken-egitim-sart-621516">Down sendromunda bağımsızlık için erken eğitim şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ÇEGOMER (Çocuk ve Ergen Gelişimi ve Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi) Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında, erken yaşta başlanan eğitim ve uzman-aile desteğinin Down sendromlu bireylerin günlük yaşam, sosyal ve motor becerilerinin gelişmesine etkisinden bahsetti.</p>
<p><strong>Destek programları, her Down sendromlu bireyin ihtiyacına göre planlanmalı!</strong></p>
<p>Down sendromunun, bireylerin sosyal, fiziksel ve bilişsel gelişimini etkileyen genetik bir farklılık olduğunu hatırlatan Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, “Bu nedenle birey yaşamı boyunca bazı alanlarda desteğe ihtiyaç duyabiliyor.” dedi.</p>
<p>Her birey kendine özgü olduğu için görülen sorunların da farklılık gösterebildiğine işaret eden Kaya, şöyle devam etti:</p>
<p>“Her Down sendromlu bireyin gelişim süreci farklıdır. Bu nedenle destek programları bireyin ihtiyacına göre planlanır. En sık karşılaşılan zorluklardan biri öz bakım becerileridir. Giyinme, düğme ilikleme, ayakkabı bağlama, yemek yeme ve kişisel temizlik gibi işlerde bazen daha yavaş öğrenebilirler. Bunun nedeni genellikle kas tonusu düşük olması ve motor becerilerin daha yavaş gelişmesidir. Ayrıca bireyler günlük hayatta yapmaları gereken işleri planlarken ve sırayla yapma konusunda da zorlanabilir. Bir işi adım adım tamamlamak veya günlük rutinlere uyum sağlamak bazen güç olabilir. Karşı tarafın söylediklerini anlamakta iyi olsalar bile kendilerini sözlü olarak ifade etmekte zorlanabilirler. Down sendromlu bireylerde yüksek seslere, kalabalık ortamlara ya da bazı dokulara karşı daha hassas olabilirler. Bazı Down sendromlu bireyler hareket etmeye, dokunmaya veya dokunsal uyaranlara daha fazla ihtiyaç duyar. Her birey farklı olduğu için bu özellikler her Down sendromlu bireylerde aynı şekilde görülmeyebilir.”</p>
<p><strong>Aile ve uzman desteği, Down sendromlu bireylerin gelişimi için çok önemli!</strong></p>
<p>Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerilerinde bağımsızlıklarını sağlayabilmeleri için erken yaşlarda eğitime başlanması gerektiğine dikkat çeken Emrullah Harun Kaya, “Bu eğitimlerde ailenin desteği çok önemli olmakla birlikte, alanında uzman kişilerden alınan destek de Down sendromlu bireyin gelişimi açısından büyük katkı sağlar.” dedi. </p>
<p>Özel eğitim, ergoterapi, spor/hareket eğitimi ve dil konuşma terapistlerinden alınan eğitimlerin önemli katkılar sağlayacağını kaydeden Kaya, “Bu desteklerle birlikte iletişim ve etkileşim becerileri, oyun becerileri, öğrenmeye hazırlık becerileri, ebeveyn ilişkisi, beslenme, uyku, tuvalet gibi günlük yaşam becerileri, kaba motor becerileri, ince motor becerileri ve duyusal kazanımın sağlanması amaçlanır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ergoterapi, bireyin günlük yaşam ve sosyal becerilerini geliştirir! </strong></p>
<p>0-3 yaş erken çocukluk dönemi eğitimlerinde temel motor becerileri üzerinde durulduğunu ifade eden Emrullah Harun Kaya, “Ayrıca günlük rutinlere katılım teşvik edilir. Oyuncaklarla etkileşim, kendi başına basit hareketler yapma gibi aktiviteler desteklenir.” dedi. </p>
<p>Diğer yaş dönemlerindeki eğitim süreçleri hakkında bilgi veren Kaya, şunları söyledi:</p>
<p>“3-6 yaş okul öncesi dönemde olan bireylerde ise öz bakım becerileri üzerine durulması gerekir. Giyinme becerisi, tuvalet alışkanlığı, el yıkama ve basit ev içi görevler ile desteklenmeliler. Desteklenen alanlarda küçük adımlar ve görsel yönergelerle, tekrar ve oyun temelli aktivitelerle öğrenmesi kolaylaştırılabilir.</p>
<p>6-12 yaş okul çağında olan bireyin, günlük yaşamda daha aktif rol alması hedeflenmeli. Çantasını hazırlama, odasını düzenleme, zaman yönetimini daha iyi kavraması gibi beceriler üzerine çalışılmalı. Bu çalışmalar dışında sosyal becerilerin ve iletişim becerilerinin geliştirilmesi de bu dönemde önem taşır.</p>
<p>12 yaş sonrası ergenlik ve genç yetişkin döneminde bağımsız olarak yaşamayı daha kapsamlı hale getirmekte fayda vardır. Para kullanma, alışveriş yapma, toplu taşıma kullanma ve günlük sorumluluklarını yerine getirme becerileri desteklenebilir. Ayrıca mesleki beceriler ve toplumsal yaşama katılımın artırılması da hedeflenmeli. Ergoterapi bireyin günlük yaşam aktivelerine katılımını artırmayı hedefleyerek öz bakım becerileri, oyun, okul ve sosyal yaşam becerilerinin geliştirilmesine destek olur.” </p>
<p><strong>Doğru destekle Down sendromlu bireyler bağımsızlaşır!</strong></p>
<p>Grup terapileri ve oyun terapilerinin, Down sendromlu çocukların akranlarıyla etkileşim kurmasını sağlayarak sosyal becerileri çok önemli derecede geliştirdiğine vurgu yapan Emrullah Harun Kaya, “Bu süreç içerisinde paylaşma, sıra bekleme ve iletişim kurma gibi becerileri desteklenir. Ayrıca özgüvenlerinin artmasına ve sosyal ortamlara daha kolay uyum sağlamalarına yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>Ailelerin, terapilerde öğrenilen becerilerin günlük yaşamda uygulanmasını sağlayarak süreci önemli ölçüde destekleyebileceklerini ifade eden Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Giyinme, yemek yeme, tuvalet alışkanlığı veya basit ev işleri gibi becerilerin evde tekrar edilmesi Down sendromlu bireyin pratiğini artırabilir. Bu sayede öğrenilen bilgiler günlük hayata taşınır ve bağımsızlık gelişir. Ailelerin bu süreçte sabırlı olması gerekir. Ayrıca olumlu davranışları teşvik etmeleri çok önemli. Ailelerin uzmanlar ile iş birliği yaparak evde uygulanabilecek etkinlikleri sürdürmesi, çocuğun öğrenme ve sosyal becerilerini günlük hayata daha rahat taşımalarını sağlar. Öğrenilen beceriler yalnızca terapi seanslarında kalmamış olmakla birlikte erken ve doğru destekle Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerileri, sosyal uyumları ve bağımsızlık düzeyleri önemli ölçüde gelişebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/down-sendromunda-bagimsizlik-icin-erken-egitim-sart-621516">Down sendromunda bağımsızlık için erken eğitim şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ordu İdare Mahkemesi’nden emsal niteliğinde önemli bir karar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ordu-idare-mahkemesinden-emsal-niteliginde-onemli-bir-karar-621441</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 16:32:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dare]]></category>
		<category><![CDATA[emsal]]></category>
		<category><![CDATA[mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[niteliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hekim Birliği Sendikası, mahkeme kararı hakkında açıklama yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ordu-idare-mahkemesinden-emsal-niteliginde-onemli-bir-karar-621441">Ordu İdare Mahkemesi’nden emsal niteliğinde önemli bir karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Hekim Birliği Sendikası şu açıklamayı yaptı, “Acil serviste görev yapan bir hekime, istenen tetkikler tamamlanmadan hastayı yönlendirdiği ve rapor düzenlediği gerekçesiyle 657 sayılı DMK 125/B-a maddesi kapsamında verilen “kınama disiplin cezası” yargıdan döndü. Mahkeme kararında açıkça;  Hastaya rapor verilip verilmeyeceğinin tıbbi değerlendirme ve hekim takdirinin konusu olduğu,  Acil serviste yapılacak muayene ve işlemlerin tıbbi gerekliliklere göre hekim tarafından belirlenebileceği,  Mevzuatta hekimin bu şekilde davranmasını yasaklayan açık bir düzenleme bulunmadığı, Bu nedenle hekimin işleminin disiplin cezası gerektiren bir fiil olarak değerlendirilemeyeceği tespit edilerek idarenin verdiği disiplin cezasının hukuka aykırı olduğuna hükmedildi ve işlem iptal edildi. Bu karar bir kez daha göstermektedir ki; </span><span> Tıbbi karar verme yetkisi hekimin mesleki bağımsızlığı kapsamındadır. </span><span> Hekimlerin tıbbi değerlendirmeleri idari baskı veya disiplin tehdidi ile sınırlandırılamaz. </span><span> Sağlık hizmetinin niteliğini belirleyen temel unsur hekimlik mesleğinin bilimsel ve mesleki takdir yetkisidir. Hekim Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Çalışanları Sendikası olarak; </span><span> Mesleki bağımsızlığı zedeleyen, </span><span> Hekimleri idari baskı altında bırakan, </span><span> Tıbbi takdir yetkisini disiplin tehdidi ile sınırlandırmaya çalışan her türlü uygulamaya karşı hukuki mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ordu-idare-mahkemesinden-emsal-niteliginde-onemli-bir-karar-621441">Ordu İdare Mahkemesi’nden emsal niteliğinde önemli bir karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu&#8217;da Park Güvenliğini Artırmaya Yönelik Önemli Bir Adım Atıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/selcukluda-park-guvenligini-artirmaya-yonelik-onemli-bir-adim-atildi-621384</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 09:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[artırmaya]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliğini]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[işbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[kamera]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[park]]></category>
		<category><![CDATA[protokol]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlarımızın]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621384</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi, kurumlar arası işbirliği ile yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekledi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcukluda-park-guvenligini-artirmaya-yonelik-onemli-bir-adim-atildi-621384">Selçuklu&#8217;da Park Güvenliğini Artırmaya Yönelik Önemli Bir Adım Atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi, kurumlar arası işbirliği ile yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekledi.  Bu kapsamda Konya İl Emniyet Müdürlüğü paydaşlığında huzuru ve güveni artıracak “Kent Güvenlik Yönetim Sistemi”nin protokolü<b> </b>Konya<b> </b>Valisi İbrahim Akın’ın başkanlığında Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ve İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek tarafından imzalandı.</p>
<p>Proje ile ilçe genelindeki parkların daha güvenli hale getirilmesi ve vatandaşların park alanlarını huzur içinde kullanabilmesi hedefleniyor. 18 parkta kurulacak sistemle; 382 sabit kamera, 14 hareketli kamera ve 31 gözcü kamera olmak üzere toplam 427 kamera ile park alanları 7 gün 24 saat izlenebilir hale getirilecek. 4 etap halinde hayata geçirilmesi planlanan projenin ilk etap çalışmaları 5 parkta başlayacak.  Proje ile park alanlarında güvenlik seviyesinin artırılmasının yanı sıra kamu düzeninin desteklenmesi ve vatandaşların sosyal alanları daha güvenli şekilde kullanmasının sağlanması amaçlanıyor.</p>
<p><b>Selçuklu Belediye Başkanı Pekyatırmacı: “Parklarımızın güvenliğini artıracak önemli bir işbirliğini hayata geçiriyoruz”</b></p>
<p>Selçuklu Belediyesi olarak kurumlarla işbirliği noktasında önemli çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Bu zamana kadar yaptığımız işbirliği faaliyetlerinin belki de en önemlisini hayata geçirmiş olacağız. Belediyecilik noktasında sadece temel belediyecilik hizmetleri değil, bunun dışında vatandaşlarımızın her türlü isteği, beklentisi bizim için önemli. Bu noktada eğitim, sağlık, kültür, spor gibi farklı alanlarda kurumlarımızla işbirliği yapıyoruz. Emniyet Müdürlüğümüzle özellikle ilçemiz sınırları içerisinde bulunan parklarınızın daha güvenli hale gelmesi, vatandaşlarımızın huzur içerisinde, güvenli bir şekilde çocuklarıyla, aileleriyle birlikte parklarımızda rahat bir şekilde vakit geçirmeleri anlamında parklarımızın güvenliğini artıracak, emniyetimizin denetim noktasında denetimini kolaylaştıracak önemli bir birlikteliği, işbirliğini inşallah bu protokol ile hayata geçirmiş olacağız. İlçemiz sınırları içerisinde bulunan 18 parkta Emniyet Müdürlüğümüzle birlikte 382 sabit, 14 hareketli ve 31 de gözcü olmak üzere 427 kameranın hem inşası, yerleştirilmesi, montajı hem de bunların kontrolü ile ilgili bir protokolü inşallah hayata geçiriyoruz. Bu parklardaki çalışmaları yaparken Selçuklu Belediyesi olarak hem altyapı hizmetlerinin yapımı noktasında görev üstlenmiş bulunuyoruz. Emniyet Müdürlüğümüz de yine bu kameraların montajı, gözcü kameraların temini ve yerleştirilmesi daha sonrasında da bunların tamamının denetimi, kontrolü noktasında inşallah faaliyetlerini icra etmiş olacak. Buradaki protokolümüzün, yapacağımız çalışmanın hayırlı olmasını temenni ediyorum. Şehrimizin, ilçemizin güvenliği bakımından İl Emniyet Müdürlüğümüz bütün noktalarda hassasiyetle çalışmasını sürdürüyor. Hem ana arterlerimizde hem vatandaşlarımızın yoğun olarak bulunduğu bölgelerde çok önemli faaliyetler yapılıyor. İnşallah parklarımızda yapacağımız bu çalışma neticesinde şehrimizin ve ilçemizin güvenliği anlamında yine vatandaşlarımızın yoğun olarak bulundukları, hizmet aldıkları bölge olarak parklarımızı da daha güvenli hale getirmiş olacağız. Bu ilk etap 18 parkımızdaki çalışmaları bitirdikten sonra ihtiyaç durumunda diğer parklarımızda da Emniyet Müdürlüğümüzle birlikte yine kontrollü bir şekilde çalışmalarımızı devam ettireceğiz. İnşallah yapacağımız çalışmalar hayırlı neticeler verir. Bu protokol vesilesiyle başta valimize,  il emniyet müdürümüze ve tüm ekibine ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><b>Konya İl Emniyet Müdürü Yüksek: “Vatandaşlarımızın daha sakin, daha huzurlu bir şekilde parklarda vakit geçirmesinin önünü açacağız”</b></p>
<p>Konya’da emniyeti ve huzuru kalıcı kılmak amacıyla emniyet teşkilatının çalışmalarına devam ettiğini söyleyen Konya İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek ise, “Selçuklu bölgemizde 900’ün üzerinde açık alanda irili ufaklı parkın olduğunu müşahede ettik, gözlemledik. Bunların eksikliklerine yönelik çalışmalarımızı yaptık. Çok bereketli bir çalışma oldu. Özellikle vatandaşlarımızın akşamleyin huzurlu ve bereketli vakit geçirmesi amacıyla parkların sıklıkla kullandığını müşahede ediyoruz. Bu kapsamda da eksiklerini gideriyoruz. Özellikle yerel yöneticilerimiz, belediyelerimiz hem Selçuklu hem Karatay hem de Meram Belediyelerimizle ortak işbirliği yaptık. Geçen sene bir kısmını tamamlamıştık. Bu sene de özellikle Selçuklu’da kalan parklarımızın eksiklerinin giderilmesi amacıyla çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. İlk etapta 18 park, daha sonra da 50’ye yakın parkın eksiklerini giderilmesi amacıyla çalışmalarımızı yapıyoruz ve inşallah burada protokolünü yapacağımız 400’ün üzerinde kamerayla bunu taçlandıracağız. Yazın vatandaşlarımızın daha bereketli, daha verimli, daha sakin, huzurlu bir şekilde parklarda vakit geçirmesinin önünü açacağız. Anadolu’nun kalbi olan şehrimizde huzuru ve asayişi kalıcı kılmak için gece gündüz demeden gayret gösteriyoruz. Bu konuda da hem valimizin hem de hem de yerel yöneticilerimizin verdiği destekten dolayı teşekkür ederim” diye konuştu.</p>
<p><b>Konya Valisi Akın: “Vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarından olan bir konuda önemli iş birliği yapılıyor”</b></p>
<p>Selçuklu’nun 700 bin nüfusuyla Konya’nın en büyük ilçesi olduğunu belirten Konya Valisi İbrahim Akın da, “Hem barındırdığı nüfus itibariyle hem de il merkezimizde olması hasebiyle bizim için son derece önemli. Selçuklu Belediyemiz bugüne kadar hem eğitimde hem sağlıkta hem de sporda ciddi işbirliklerine imza attı. İlgili kurumlarımızla yaptığı işbirlikleri neticesinde ciddi tesislerin kazandırılmasına, hizmetlerin ilçemizde vatandaşlarımızın hizmetine sunulmasında öncülük etti. Öncelikle bugüne kadarki hizmetlerden dolayı teşekkür ediyoruz. Bugün de belki o hizmetler kadar, belki onlardan daha önemlisini, güvenlik hizmeti gibi vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarından biri olan bir konuda İl Emniyet Müdürlüğümüzle iş birliği yapılıyor. İlçemizde bulunan 18 parka, 427 kamera ile bu parkların daha güvenli hale gelmesi, vatandaşlarımızın aileleriyle, çocuklarıyla birlikte huzur ve güven ortamı içerisinde parklardan istifade edebilmeleri amacıyla protokol imzalıyoruz. İnşallah bu işbirliğimiz her alanda olduğu gibi güvenlik alanında da önümüzdeki dönemde yine devam edecektir. Tekrar bu protokolün hazırlanmasından uygulanmasına kadar bu süreçte emeği geçen başta belediye başkanımız, il emniyet müdürümüz olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Protokolümüzün Selçuklumuz, Konyamız için hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p>Konuşmaların ardından “Kent Güvenlik Yönetim Sistemi”nin işbirliği protokolü imzalandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcukluda-park-guvenligini-artirmaya-yonelik-onemli-bir-adim-atildi-621384">Selçuklu&#8217;da Park Güvenliğini Artırmaya Yönelik Önemli Bir Adım Atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[puçları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sofrası]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni, bayramla birlikte yerini zengin sofralara ve ikramlara bırakıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014">Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni, bayramla birlikte yerini zengin sofralara ve ikramlara bırakıyor. Ancak bayram günlerinde büyük porsiyonlarda ve sık aralıklarla yemek tüketmek; mide problemleri, kan şekeri dalgalanmaları ve halsizlik gibi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle bayramın keyfini çıkarırken sağlığı korumak birkaç küçük ama etkili beslenme ipucu ile mümkün olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Sinem Türkmen, bayram beslenmesinde dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.</p>
<p><strong>Kahvaltıda sindirim sistemini yormayan tercihler yapın</strong></p>
<p>Ramazan sonrası yeniden düzenlenen beslenme alışkanlıklarında dengeli seçimler yapmak, hem sindirim sistemini korumaya hem de gün boyu enerjik hissetmeye yardımcı olur. Bayram sabahı genellikle uzun süredir özlenen kahvaltı sofralarıyla başlar. Ancak oruç sonrası mide henüz yoğun beslenmeye tam adapte olamayabilir. Bu nedenle kızartmalar, aşırı yağlı börekler veya çok fazla şarküteri ürünleri yerine daha dengeli bir kahvaltı tercih edilmesi önerilir. Sindirim sistemini yormayan bir bayram kahvaltısı için şu besinler tercih edilebilir. Örneğin; haşlanmış yumurta veya az yağlı omlet, peynir, zeytin, tam tahıllı ekmek ve bol yeşillik. Bu şekilde hazırlanan dengeli bir kahvaltı hem sindirimi kolaylaştırır hem de gün içinde aşırı yeme isteğinin önüne geçebilir.</p>
<p><strong>Aynı gün içinde birden fazla tatlı tüketmeyin </strong></p>
<p>Bayramın en zor kısmı şüphesiz tatlı ikramlarına karşı koyabilmektir. Özellikle şerbetli tatlılar yüksek şeker ve kalori içerdiği için kan şekerini hızlı yükseltip kısa sürede tekrar düşmesine neden olabilir. Bu durum daha fazla tatlı isteği yaratırken; halsizlik, uyku hali, yorgunluk ve stres artışına da yol açabilir. Bu nedenle tatlı porsiyonlarının küçük tutulması, aynı gün içinde birden fazla tatlı tüketilmemesi, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlıların tercih edilmesi daha dengeli bir seçim olacaktır. Tatlıların yanında tüketilen içeceklerin de şekersiz olması önerilmektedir.</p>
<p><strong>Ziyaretlere gitmeden önce küçük bir ara öğün yapın</strong></p>
<p>Bayram ziyaretleri sırasında sürekli ikramlarla karşılaşmak oldukça normaldir. Ancak ziyaretlere çok aç gitmek kontrolsüz şekilde fazla yemek tüketilmesine neden olabilir. Evden çıkmadan önce tüketilecek küçük bir ara öğün, porsiyon kontrolünü kolaylaştırabilir. Örneğin bir avuç çiğ badem, bir kase yoğurt gibi besinler tokluk hissini artırarak aşırı tüketimi önlemeye yardımcı olur.</p>
<p><strong>Bol su tüketin, fazla yeme isteğiniz azalsın</strong></p>
<p>Ramazan boyunca azalan su tüketimi alışkanlığı bayram günlerinde de sürdürülmemelidir. Gün içinde yeterli miktarda su tüketmek metabolizmanın düzenlenmesine ve fazla yeme isteğinin azalmasına yardımcı olur. Günlük olarak 1.5-2 litre su içilmesi vücudun sıvı dengesini koruyabilmek için önemlidir. Çay ve kahve tüketiminin de günde 2-3 fincanla sınırlandırılması gerekir.</p>
<p><strong>Her yemek sonrası 20-30 dakika yürüyüş yapın</strong></p>
<p>Bayram günleri çoğu zaman uzun süreli oturmalarla geçer. Ancak yemek sonrası yapılacak 20-30 dakikalık hafif yürüyüşler hem sindirimi destekler hem de kan şekeri kontrolüne yardımcı olur. Günlük hareketi artırmak için asansör yerine merdiven kullanmak, kısa mesafelerde araç yerine yürümek gibi küçük alışkanlıklar da oldukça faydalı olabilir.</p>
<p><strong>Bayrama sağlıklı tatlı önerisi “Şekersiz hurmalı fit toplar”</strong></p>
<p><strong>İçindekiler:</strong> Rafine şeker içermeyen bu pratik tatlı, bayram ikramlarına daha dengeli bir alternatif sunar. Malzemeler; 10 adet hurma, 1 çay bardağı çiğ badem veya fındık, 2 yemek kaşığı kakao, 1 yemek kaşığı Hindistan cevizi, 1 yemek kaşığı fıstık ezmesi (isteğe bağlı).</p>
<p><strong>Yapılışı:</strong> Hurmaların çekirdeklerini çıkarıp 1-2 saat suda beklettikten sonra rondodan geçirin. Badem veya fındığı ekleyerek tekrar çekin. Kakao ve Hindistan cevizi ile karıştırıp küçük toplar haline getirin. İsteğe bağlı olarak dışını Hindistan cevizine veya kakao tozuna bulayabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014">Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alırken]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[geçme]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[karadağ]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde sıkça sorulan bir soru var: “80 yaş yeni 60 mı?” Zira eskiden ‘ileri yaş’ olarak kabul edilen dönemler artık yeniden tanımlanıyor, bugün 80 yaşındaki birçok birey aktif, üretken ve bağımsız bir yaşam sürdürebiliyor. Peki sizin takvim yaşınız 80’e geldiğinde, biyolojik yaşınız 60 olabilecek mi? </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011">Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde sıkça sorulan bir soru var: “80 yaş yeni 60 mı?” Zira eskiden ‘ileri yaş’ olarak kabul edilen dönemler artık yeniden tanımlanıyor, bugün 80 yaşındaki birçok birey aktif, üretken ve bağımsız bir yaşam sürdürebiliyor. Peki sizin takvim yaşınız 80’e geldiğinde, biyolojik yaşınız 60 olabilecek mi? </p>
<p><strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi İç Hastalıkları, Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Berrin Karadağ, </strong>yapılan bilimsel çalışmaların; bunun mümkün olduğunu ortaya koyduğunu söylüyor.<strong> </strong>Nasıl mı?<strong> </strong>Prof. Dr. Karadağ “Geriatri yani yaşlılık bilimi alanındaki çalışmalar ve klinik gözlemlerimiz, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının biyolojik yaşımızı önemli ölçüde etkileyebildiğini, uzun ve sağlıklı yaşam için 10 temel kuralın 10’unu da uygulamak gerektiğini gösteriyor” diyor. </p>
<p>Teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmelerin de sayesinde, temel kurallara da dikkat edildiğinde  80’inde 60 gibi kalabilmenin mümkün hale geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Karadağ, <strong>18-24 Mart Ulusal Yaşlılar Haftası </strong>kapsamında yaptığı açıklamada, size özel 10 sorudan oluşan test hazırladı, uzun ve sağlıklı yaşamanın temel kurallarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>1. Sağlıklı besleniyor musunuz?</strong></p>
<p>Sağlıklı yaş almanın temel taşlarından biri dengeli ve yeterli beslenmedir. İlerleyen yaşla  metabolizma değişir, kas kütlesi azalabilir ve bazı vitamin-mineral ihtiyaçları artabilir. Bu nedenle sebze, meyve, tam tahıl, sağlıklı yağlar ve kaliteli protein kaynaklarından zengin  beslenme düzeni önemlidir. Çok sayıda bilimsel çalışma; özellikle Akdeniz tipi beslenmenin kalp ve beyin sağlığını güçlendirdiğini, uzun ve sağlıklı yaşamı desteklediğini göstermektedir. </p>
<p><strong>2. Kaslarınızı düzenli çalıştırıyor musunuz?</strong></p>
<p>Yaş ilerledikçe kas kütlesi azalır. Vücut ağırlığı değişmese bile yağ oranı artar, kas oranı geriler. Bu da hareket kabiliyetini önemli ölçüde olumsuz etkileyebilir. Ancak iyi haber şu ki; kaslar her yaşta çalıştırılabilir. Prof. Dr. Karadağ “Klinik gözlemlerimizde, 70–80 yaşında egzersize başlayan bireylerde bile kas gücünde ve denge kapasitesinde belirgin iyileşmeler görülebilmektedir. Dolayısıyla kaslarınızı mutlaka güçlendirmeye başlamalısınız” diyor. </p>
<p><strong>3. Düzenli yürüyüş ve direnç egzersizi yapıyor musunuz?</strong></p>
<p>Yaşlılıkta en büyük risk çoğu zaman hastalık değil, hareketsizliktir; kas kaybı, denge sorunları, hücrelerin yaşlanması ve bağımsızlığın azalmasına yol açar. İleri yaşlarda haftada toplam en az 150 dakika orta düzey fiziksel aktivite (hafif ağırlık çalışmaları, düzenli yürüyüşler, direnç egzersizleri vb) yapmak kasları ve kalp-damar sistemini destekler, uyku kalitesini artırır, depresyon riskini azaltır ve bilişsel fonksiyonların korunmasını sağlar. </p>
<p><strong> 4. Beyninizin sınırlarını zorluyor musunuz?</strong></p>
<p>Beyin de tıpkı kaslar gibi çalıştıkça güçlenir. Kitap okumak, yeni bir şey öğrenmek, bulmaca çözmek, müzikle ilgilenmek veya yeni hobiler edinmek zihinsel sağlığı destekler. Prof. Dr. Berrin Karadağ “Bazı hastalarım emeklilikten sonra yeni bir dil öğrenmeye başladıklarını ya da yıllardır erteledikleri hobileri hayata geçirdiklerini anlatıyorlar. Bu tür aktiviteler sadece zihni değil, aynı zamanda yaşam sevincini de canlı tutar ve hücreleri gençleştirir” diyor. </p>
<p><strong>5. Sosyal bağlarınızı güçlendiriyor musunuz?</strong></p>
<p>Yapılan bilimsel araştırmalar; yalnızlığın sağlık ve yaşlanma üzerinde sigara kadar olumsuz etkiler yaratabileceğini göstermektedir. Sosyal ilişkiler yaşam motivasyonunu artırır. Aile ilişkileri, bir dostunuzla sohbet, arkadaş görüşmeleri, grup aktiviteleri ve gönüllülük çalışmaları ileri yaşta hem ruh sağlığı hem de bilişsel sağlık için önemli koruyucu faktörlerdir. Unutkanlık ve depresyona karşı da ilaçlardan çok daha etkilidir. </p>
<p><strong>6. Protein kaynaklarını yeterli tüketiyor musunuz? </strong></p>
<p>Prof. Dr. Berrin Karadağ “Yaşlılık döneminde protein ihtiyacı genellikle göz ardı edilir. Oysa kas sağlığını korumak için yeterli protein alımı büyük önem taşır. Balık, yumurta, süt ürünleri, baklagiller ve kaliteli bitkisel protein kaynakları günlük beslenmede yer almalıdır. Özellikle egzersiz ile birlikte yeterli protein alımı kas kaybını azaltmada önemli rol oynar. Kas kaybı (sarkopeni) riskini ne kadar öteleyebilirsek, o denli dinç, aktif ve dinamik yaş alabiliriz” diyor. </p>
<p><strong>7. Yeterli ve kaliteli uyuyor musunuz?</strong></p>
<p>Uyku vücudun kendini yenilediği en önemli süreçlerden biridir. Bilimsel çalışmalar; yetişkinlerin günde 7-8 saat kaliteli uykuya ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Yetersiz veya düzensiz uyku, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, kilo artışına, kalp-damar hastalıklarına ve hafıza sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, aynı saatlerde yatıp kalkmaya, karanlık ve sessiz ortamda uyamaya ve uyumadan önce ekran kullanımını kısıtlamaya özen gösterin. </p>
<p><strong> 8. Stresinizi yönetebiliyor musunuz?</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalara göre; uzun süreli ve kontrolsüz stres kalp hastalıkları riskini artırıyor,  bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Stresi kontrol altında tutmak ise hem ruh sağlığını hem de uzun vadede fiziksel sağlığı korumada önemli rol oynuyor. Stresi yönetebilmek için; düzenli fiziksel aktivite, nefes egzersizleri, doğada zaman geçirmek, sosyal ilişkileri güçlendirmek ya da gerekirse profesyonel destek almak önemlidir. </p>
<p><strong> 9. Tütün ürünleri, sigara dumanı ve alkolden uzak mısınız?</strong></p>
<p>Sigara içmek de, dumanına maruz kalmak da vücuda son derece zarar vermektedir. Aşırı alkol tüketimi ise karaciğer hastalıklarından kalp sorunlarına kadar pek çok sağlık problemine yol açabilir. Uzun ve sağlıklı bir yaşam için tütün ürünlerinden, elektronik sigaradan tamamen uzak durmak ve alkol tüketimini bırakmak gerekiyor. Bu alışkanlıklardan uzak durmak, yaşam süresini ve yaşam kalitesini artıran en önemli adımlardan biri olarak kabul edilmektedir. </p>
<p><strong>10. Düzenli muayene oluyor musunuz?</strong></p>
<p>Sağlıklı yaş almanın olmazsa olmazlarından biri düzenli sağlık kontrolleridir. Tansiyon, diyabet, kemik sağlığı, görme ve işitme gibi birçok durum erken dönemde fark edildiğinde çok daha kolay yönetilebilir. Prof. Dr. Karadağ “Geriatri yaklaşımında amaç yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil; bağımsız yaşamı mümkün olduğunca uzun süre korumaktır. Bu nedenle de düzenli sağlık kontrolleri ile yaşımız ilerlemiş olsa bile, kendi işimizi kendimiz görmeye, aktif hayata katılmaya ve hayattan keyif almaya devam edebiliriz” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011">Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;den Tıp Eğitimine Güçlü Yatırım: İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deuden-tip-egitimine-guclu-yatirim-iyi-hekimlik-uygulamalari-ve-simulasyon-merkezi-acildi-620822</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 11:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[altyapısı]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimine]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[simülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi tıp eğitiminde uygulamalı öğrenme süreçlerini güçlendirecek önemli bir eğitim altyapısını daha hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-tip-egitimine-guclu-yatirim-iyi-hekimlik-uygulamalari-ve-simulasyon-merkezi-acildi-620822">DEÜ&#8217;den Tıp Eğitimine Güçlü Yatırım: İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi tıp eğitiminde uygulamalı öğrenme süreçlerini güçlendirecek önemli bir eğitim altyapısını daha hayata geçirdi. DEÜ 15 Temmuz Sağlık Yerleşkesinde kurulan İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Merkez, öğrencilerin klinik becerilerini güvenli ve gerçekçi simülasyon ortamlarında geliştirmelerini hedeflerken; çağdaş tıp eğitimi anlayışı doğrultusunda uygulamalı öğrenme süreçlerine önemli katkılar sunacak.</p>
<p>Açılış törenine; Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Bayrak, Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tuğra Gençpınar ile akademisyenler, sağlık profesyonelleri ve öğrenciler katıldı.</p>
<p><b>“NİTELİKLİ HEKİM YETİŞTİRME VİZYONUMUZA GÜÇLÜ KATKI”</b></p>
<p>Açılış töreninde konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, merkezin açılmasının Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinin nitelikli hekim yetiştirme vizyonunun önemli bir göstergesi olduğunu belirterek, “Modern eğitim altyapısı ile donatılan merkezimiz, öğrencilerimizin klinik becerilerini güvenli ve gerçekçi simülasyon ortamlarında geliştirmelerine olanak sağlayarak nitelikli hekim yetiştirme hedefimize önemli katkı sağlayacak. Tıp eğitiminde uygulamalı öğrenmeyi güçlendirecek bu merkez, 48. Yılını kutlayan fakültemizin vizyonunun önemli bir göstergesi,” dedi.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinin Türkiye’nin sağlık sistemine sunduğu katkılara da değinen Prof. Dr. Bayram Yılmaz, 15 Temmuz Sağlık Yerleşkesini uluslararası ölçekte örnek gösterilen merkezlerden biri haline getirme hedefi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü belirtti. Rektör Yılmaz, Dokuz Eylül Üniversitesi olarak sağlık alanında yürütülen bilimsel çalışmalar ve ileri düzey sağlık hizmetleriyle toplum sağlığına katkı sunmaya devam edeceklerini ifade etti.</p>
<p><b>“SİMÜLASYON TEMELLİ EĞİTİM BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”</b></p>
<p>DEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Bayrak ise tıp eğitiminde uygulamalı öğrenmenin önemine dikkat çekerek, simülasyon temelli eğitim modelinin öğrencilerin klinik becerilerini geliştirmesinde kritik rol oynadığını ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Serdar Bayrak yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Simülasyon temelli eğitim modeli sayesinde öğrencilerimiz, gerçek hasta ortamına geçmeden önce klinik becerilerini güvenli bir ortamda geliştirme fırsatı bulacak. Bu merkez, yalnızca teknik becerilerin değil; ekip çalışması, iletişim ve klinik karar verme süreçlerinin de güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır. Fakültemizin çağdaş tıp eğitimi anlayışı doğrultusunda önemli bir kazanım olan bu merkez, nitelikli hekim yetiştirme hedefimize güçlü bir destek sunacaktır.”</p>
<p><b>MODERN EĞİTİM ALTYAPISI</b></p>
<p>Modern eğitim altyapısıyla donatılan İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi, öğrencilerin klinik becerilerini geliştirebilecekleri gerçekçi simülasyon ortamlarıyla dikkat çekiyor. Merkezde, öğrencilerin hasta güvenliği odaklı eğitim alabilecekleri uygulama alanları bulunurken; ekip çalışması, iletişim ve klinik karar verme becerilerinin geliştirilmesine yönelik eğitim süreçleri de desteklenecek.</p>
<p>Açılış töreni, kurdele kesiminin ardından merkezin teknik altyapısına ilişkin yapılan incelemeler ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-tip-egitimine-guclu-yatirim-iyi-hekimlik-uygulamalari-ve-simulasyon-merkezi-acildi-620822">DEÜ&#8217;den Tıp Eğitimine Güçlü Yatırım: İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekânın önerdiği diyet planları ergenler için riskler barındırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-onerdigi-diyet-planlari-ergenler-icin-riskler-barindiriyor-620801</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 10:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[ergenler]]></category>
		<category><![CDATA[modelleri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önerdiği]]></category>
		<category><![CDATA[planları]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zekanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620801</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, yapay zekâ tarafından oluşturulan diyet planlarının özellikle ergenlerde gelişimi olumsuz yönde etkileyebilecek riskler barındırdığını ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-onerdigi-diyet-planlari-ergenler-icin-riskler-barindiriyor-620801">Yapay zekânın önerdiği diyet planları ergenler için riskler barındırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, yapay zekâ tarafından oluşturulan diyet planlarının özellikle ergenlerde gelişimi olumsuz yönde etkileyebilecek riskler barındırdığını ortaya koydu. Yapay zekâlı diyet planlarının ergenlerde besin alımını önemli ölçüde kısıtlamayı önerdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, ergenlik döneminin büyüme ve gelişim açısından kritik bir dönem olması nedeniyle bu tür dengesiz beslenme modellerinin uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.</span></span></span></b></p>
<p><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan tarafından gerçekleştirilen “Artificial Intelligence Diet Plans Underestimate Nutrient Intake Compared to Dietitians in Adolescents” başlıklı araştırma çalışması, uluslararası bilimsel dergi Frontiers in Nutrition’da yayımlandı.</p>
<p><b>Diyetisyenlerin oluşturduğu bilimsel diyet planları ile karşılaştırıldı</b></p>
<p>Çalışmada yaygın olarak kullanılan yapay zekâ sohbet sistemleri tarafından oluşturulan diyet planları ile diyetisyenler tarafından bilimsel kılavuzlara uygun şekilde hazırlanan diyet planları karşılaştırıldı.</span></span></span></span></span></span><br /> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Beş yapay zeka modeli ile 60 adet diyet planı oluşturuldu</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ tabanlı beslenme önerilerinin halk arasında giderek yaygınlaşsa da özellikle büyüme ve gelişme dönemindeki ergenler için üretilen diyetlerin doğruluğu ve güvenilirliğinin yeterince bilinmediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Bu çalışma, farklı yapay zekâ modelleri tarafından oluşturulan diyetlerin besin içeriğini diyetisyen referans planlarıyla karşılaştırarak yapay zekanın klinik geçerliliğini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Bu kesitsel ve karşılaştırmalı çalışmada, dört standartlaştırılmış ergen profili için beş yapay zekâ modeli tarafından iki oturumda toplam 60 adet üç günlük diyet planı oluşturulmuştur. Her profil için bir diyetisyen referans planı hazırlanmıştır. Enerji ve makro-mikro besinler BeBiS (Beslenme Bilgi Sistemi) ile analiz edilmiştir. Karşılaştırmalar tek örneklem <i>t-</i> testi, Cohen&#8217;s d ve Bland-Altman uyum analizleri ile değerlendirilmiştir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Önemli sapmaların oluşabildiği gösterildi</span></span></span></b></p>
<p><span><span><span>Araştırma sonuçları, yapay zekâ tarafından oluşturulan diyet planlarının özellikle ergenlerde günlük enerji ihtiyacını ortalama yaklaşık 700 kcal daha düşük hesaplayabildiğini ve makro besin dağılımında karbonhidratın azalması, protein ve yağ oranlarının artması yönünde sapmalar oluşabildiğini gösterdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ modellerinin, enerji (sapma: +695 kcal), protein (+19,9 g), lipit (+15,8 g) ve karbonhidrat (+114,6 g) değerlerini sistematik olarak düşük hesaplama eğiliminde olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Makro besin yüzdelerinde, protein (Yüzde 21,5–23,7) ve lipit (Yüzde 41,5–44,5) oranları önerilen ergen kılavuzlarının üzerindeyken, karbonhidrat oranları (Yüzde 32,4–36,3) önemli ölçüde altındaydı. Mikro besin içeriklerinde modeller arasında önemli farklılıklar gözlemlendi ve hiçbir model tüm besinler açısından diyetisyene tutarlı bir yakınlık göstermedi” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ergenlik döneminde dengesiz beslenme modelleri risk oluşturuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ modellerinin, ergenler için hazırlanan diyet planlarında hem makro hem de mikro düzeyde klinik olarak önemli sapmalar gösterdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, ergenlik döneminin büyüme ve gelişim açısından kritik bir dönem olması nedeniyle bu tür dengesiz beslenme modellerinin uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Bulgular, yapay zekâ tabanlı diyet önerilerinin profesyonel gözetim olmadan kullanılmasının uygun olmadığını ve bu alanda daha güvenilir veri üretimi için model iyileştirmelerine duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır” dedi.</p>
<p><b>Araştırma uluslararası basında yer aldı</b></p>
<p>Çalışma yayımlanmasının ardından uluslararası basında da geniş yer buldu. Araştırma bulguları, 30’a yakın uluslararası medya kuruluşunda haber olarak yer aldı.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-onerdigi-diyet-planlari-ergenler-icin-riskler-barindiriyor-620801">Yapay zekânın önerdiği diyet planları ergenler için riskler barındırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehir&#8217;de Mersin&#8217;in tarihine yolculuk</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-mersinin-tarihine-yolculuk-620527</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 13:28:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Ayan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kentin]]></category>
		<category><![CDATA[liman]]></category>
		<category><![CDATA[mersin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tarihine]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620527</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenişehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘Bellek Söyleşileri’nin Mart ayı konuğu Araştırmacı Yazar Abdullah Ayan oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-mersinin-tarihine-yolculuk-620527">Yenişehir&#8217;de Mersin&#8217;in tarihine yolculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yenişehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘Bellek Söyleşileri’nin Mart ayı konuğu Araştırmacı Yazar Abdullah Ayan oldu. Mersin’in küçük bir köyden uluslararası ticaret merkezine dönüşümünü tarihsel örnekler ve belgelerle anlatan Ayan, özellikle liman projeleri, Osmanlı dönemindeki planlamalar ve Cumhuriyet döneminde yaşanan siyasi kararların kentin gelişimini nasıl etkilediğine değindi.</p>
<p>Yenişehir Belediyesi tarafından kentin kültürel mirasını geleceğe taşımak amacıyla düzenlenen ‘Bellek Söyleşileri’nin beşinci buluşması, Araştırmacı Yazar Abdullah Ayan’ın katılımıyla gerçekleşti. Mersin’in bir iskele kasabasından metropole dönüşüm hikâyesinin anlatıldığı etkinliğe ilgi yoğundu.Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Dünden Bugüne Mersin” konulu söyleşiye; Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen,Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hülya Günel, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası(MTSO) Başkanı Hakan Sefa Çakır, MTSO Meclis Başkanı Hamit İzol ve çok sayıda Sivil Toplum Kuruluşu temsilcisi katıldı.</p>
<p><strong>BAŞKAN ÖZYİĞİT: “KÜLTÜR VE SANAT KENTİN BELLEĞİNİ GÜÇLENDİRİR”</strong></p>
<p>Söyleşinin açılışında konuşan Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, kültür ve sanatın kent yaşamındaki önemine dikkat çekti. Özyiğit, Yenişehir’i bir kültür ve sanat kenti haline getirmek için çalıştıklarını belirterek, Bellek Söyleşileri’nin bu hedefin önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Pandemi nedeniyle etkinliklere bir süre ara verildiğini hatırlatan Özyiğit, yeniden başlayan programlarda her ay farklı konukları ağırladıklarını söyledi. Kentin geçmişini anlatan en önemli isimlerden birinin Abdullah Ayan olduğunu belirten Özyiğit, “Bugün Mersin’in 1900’lü yıllardan bu yana geçirdiği evrimi en iyi anlatacak isimlerden biri olan Abdullah Ayan ile bir aradayız. Yenişehir bir kültür ve sanat kentidir. Bellek söyleşileri de bu vizyonun bir parçası. Güçlü kültürel altyapısı ve bağları olan ülkeler yıkılmıyor; onlar dayanmayı ve mücadele etmeyi biliyor. Kentimizin geçmişini öğrenmek, temelleri sağlam bir topluluk oluşturmanın anahtarıdır” dedi. </p>
<p><strong>MİLLETVEKİLİ EKMEN’DEN BAŞKAN ÖZYİĞİT’E TEŞEKKÜR</strong></p>
<p>DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen ise, “İki hususa değinmek istiyorum. Birincisi altyapı hizmetleri belediyelerin yasal sorumluluğu ama belediyelerde farkındalık yaratan, fark yatan konuların başında kültür sanat işleri geliyor. Mersin siyasetini gözlemlediğim günden bu yana çok rahatlıkla şunu ifade edebilirim ki Yenişehir Belediyemiz kültür ve sanat alanında yaptığı işlerde bir adım öne çıkıyor ve bir farkındalık yaratıyor. Bu vesileyle hemşehrilerimiz adına Sayın Başkan&#8217;a teşekkür etmek istiyorum. Üçüncü olarak eskiden kütüphanelerde başucu kitaplarımız olurdu. Çok eski tarihlerde ansiklopediler, sonra özel yazılmış eserler. Şimdi de ChatGPT var. Benim Mersin&#8217;de açığa düşmemek için başvurduğum birkaç referans kişi var. Birisi de Abdullah Ayan ağabey. Bir şeyi merak ettiğim de geçmişe doğru nasıl olmuş, o günden bu yana nasıl gelmiş kendisini arayıp sorarım. Bir konuda bir şey söyleyecek olduğunda yine son hali üzerine mutlaka görüşünü alırım. Mersin&#8217;in yatırımları, kültürü, sanatı ve tarihi üzerine gerçekten büyük bir emek ile fikir işçisi kendisi. Sadece benim değil bütün Mersin için bir ayaklı tarih ve anlatıcı olan ve bir başvuru referans kişisi olan Abdullah Bey bugün bizimle buluşturduğu için bir kere daha Sayın Başkan&#8217;a teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>82 HANELİ KÖYDEN DÜNYA LİMANINA</strong></p>
<p>Sunumunda Mersin’in tarihsel kökenlerine değinen Ayan, 17. yüzyılda Osmanlı gezgini Evliya Çelebi’nin kayıtlarında “Mersinoğlu” adıyla geçen 82 haneli bir köy olarak yer aldığını söyledi. Mersin’in büyümesinin en önemli nedenlerinden birinin, Tarsus’un liman özelliğini kaybetmesi olduğunu ifade eden Ayan, Berdan Irmağı’nın taşıdığı alüvyonların Tarsus Limanı’nı doldurduğunu ve yeni bir liman ihtiyacının ortaya çıktığını belirtti. Başlangıçta Kazanlı’da liman kurulmasının düşünüldüğünü, ancak bölgenin yeterince korunaklı olmadığı için Karaduvar ve Mersin çevresinde karar kılındığını dile getirdi. Ayan, Osmanlı yönetiminin 19. yüzyılda Mersin’i Anadolu’nun dünyaya açılan kapılarından biri olarak planladığını söyledi. O dönemde Anadolu’nun uluslararası ticarete açılan iki ana limanının bulunduğunu belirten Ayan, bunların İzmir ve Mersin olduğunu ifade etti. İzmir’in daha çok Ege bölgesine ve sınırlı tarım ürünlerine dayalı ihracata sahip olduğunu söyleyen Ayan, Mersin’in ise Anadolu’nun çok geniş bir hinterlandına hitap edecek şekilde tasarlandığını vurguladı. Bu süreçte Osmanlı’nın Nafia Nazırı olan Ermeni kökenli devlet adamı Hallaçyan’ın Mersin Limanı için önemli bir proje hazırladığını belirten Ayan, söz konusu projenin Deliçay ile Müftü Deresi arasında bir liman tasarımı içerdiğini anlattı.</p>
<p><strong>LİMAN PROJESİ SAVAŞLARA TAKILDI</strong></p>
<p>Hazırlanan liman projesinin uygulanma aşamasına geldiği sırada Osmanlı’da yönetim değişikliği yaşandığını belirten Ayan, göreve gelen Maliye Nazırı Mehmet Cavit Bey’in de Mersin’i ziyaret ettiğini ve limanın yapılacağına dair büyük bir umut yarattığını söyledi. Cavit Bey’in Mersin’de yaptığı konuşmada limanın kısa sürede yapılacağını ifade ettiğini anlatan Ayan, o günlerde kentin büyük bir heyecan yaşadığını söyledi. Ancak I. Dünya Savaşı’nın başlaması nedeniyle proje hayata geçirilemedi. Ayan, Cumhuriyet’in ilanından hemen önce TBMM’de Mersin Limanı’nın yapımıyla ilgili uzun tartışmalar yaşandığını da anlattı. Bir Fransız şirketinin limanı inşa etmek için teklif sunduğunu ancak Kurtuluş Savaşı’nın hemen ardından yabancı bir şirkete imtiyaz verilmesine karşı çıkıldığını belirtti. Bunun üzerine limanın devlet tarafından yapılmasına karar verildiğini ancak ekonomik sıkıntılar nedeniyle projenin ertelendiğini söyledi. 1924 yılında liman için bütçe ayrıldığını ancak kısa süre sonra çıkan Şeyh Said İsyanı nedeniyle devletin kaynaklarını farklı alanlara yönlendirmek zorunda kaldığını ifade eden Ayan, bu nedenle liman projesinin yeniden ertelendiğini belirtti. Ayan, limanın yapım sürecinin asıl olarak 1950’li yıllarda hız kazandığını söyledi. Özellikle dönemin başbakanı Adnan Menderes ve TBMM Başkanı Refik Koraltan’ın projeye büyük önem verdiğini belirten Ayan, limanın inşaatına 1954 yılında başlandığını ve 1958’den itibaren gemilerin yanaşmaya başladığını ifade etti. Ayan, Mersin Limanı’nın uzun süre Türkiye’nin en derin, en geniş arka sahaya ve en uzun rıhtımlara sahip limanı olduğunu da vurguladı.</p>
<p><strong>KENT PLANLAMASINDA JOHNSON PLANI</strong></p>
<p>Sunumunda kent planlamasına da değinen Ayan, 1930’lu yıllarda hazırlanan Johnson Planının Mersin, Adana ve Tarsus için önemli bir vizyon ortaya koyduğunu söyledi. Bu plana göre Adana sanayi kenti, Mersin dış ticaret merkezi, Tarsus ise dinlenme ve yaşam alanı olarak düşünülmüştü. Ancak Ayan’a göre planın uygulanmasını zorlaştıran en önemli unsur Türkiye’de hızlanan iç göç oldu. Plan hazırlanırken Mersin’in nüfusunun 1975 yılında 75 bin olacağı öngörülürken, gerçek nüfusun göçlerle birlikte 350 bine ulaştığını belirten Ayan, bu nedenle kentin plansız büyüdüğünü ifade etti. Ayan, Mersin’in tarih boyunca farklı bölgelerden göç alan kozmopolit bir şehir olduğunu belirterek, bu özelliğin kentin kültürel yapısını zenginleştirdiğini söyledi. Kentleşme sorunlarının önemli ölçüde hızlı göçten kaynaklandığını ifade eden Ayan, buna rağmen Mersin’in Türkiye’nin en önemli ticaret ve liman kentlerinden biri olmayı sürdürdüğünü vurguladı.</p>
<p>Bellek Söyleşileri, her ay ülkenin ve kentin geçmişine tanıklık etmiş isimleri ve uzmanları Mersinlilerle buluşturmaya devam edecek.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-mersinin-tarihine-yolculuk-620527">Yenişehir&#8217;de Mersin&#8217;in tarihine yolculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Filtre yetmez, dijital hijyen önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/filtre-yetmez-dijital-hijyen-onemli-620337</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alp]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[filtre]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Işık]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[uyanık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yetmez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620337</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, mavi ışığın çocuk, ergen ve yetişkin beyni üzerindeki etkileri, uyku, dikkat ve nörolojik sağlık açısından riskleri ve dijital hijyenin önemi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/filtre-yetmez-dijital-hijyen-onemli-620337">Filtre yetmez, dijital hijyen önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp,<strong> </strong>mavi ışığın çocuk, ergen ve yetişkin beyni üzerindeki etkileri, uyku, dikkat ve nörolojik sağlık açısından riskleri ve dijital hijyenin önemi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Mavi ışık, beyni uyanık tutar ve sirkadiyen ritmi bozar!</strong></p>
<p>Mavi ışığın, gözün retina tabakasındaki ‘intrinsically photosensitive retinal ganglion cells’ (ipRGC) olarak adlandırılan özel hücreleri uyardığını aktaran Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Bu hücreler, doğrudan beynin ana biyolojik saati olan hipotalamustaki suprakiyazmatik çekirdeğe (SCN) sinyal gönderir. Bu süreç, epifiz bezinden salgılanan ve uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen melatonin hormonunu baskılar.” dedi.</p>
<p>Nörobiyolojik düzeyde mavi ışığın, beyni ‘gündüz modunda’ tutarak uyanıklığı artırdığını ifade eden Alp, kronik maruziyetin sirkadiyen ritmin bozulmasına ve kortizol salınımının dengesizleşmesine yol açtığını kaydetti.</p>
<p><strong>Ergenlerde mavi ışık, uyku kalitesini yetişkinlerden daha fazla düşürür! </strong></p>
<p>Çocuk ve ergen beyninde mavi ışığın etkilerinin yetişkinlerden farklı olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çocuk ve ergenlerin lensleri yetişkinlere göre çok daha şeffaftır, bu da retinaya daha fazla mavi ışık sızmasına neden olur. Nörobilimsel açıdan daha kritik olan durum ise, ergen beyninin prefrontal korteks gelişimi ve sirkadiyen hassasiyetidir. Ergenlerde melatoninin geç salgılanma eğilimi (delayed sleep phase), mavi ışıkla birleştiğinde uyku kalitesini yetişkinlere oranla çok daha sert bir şekilde düşürür. Bu durum, yalnızca yorgunluğa değil, aynı zamanda beyin gelişiminin temel taşı olan sinaptik budanma süreçlerinin aksamasına da neden olabilir.”</p>
<p><strong>Mavi ışık ve hızlı dijital içerikler, beyni sürekli uyarır ve mental yorgunluğa yol açar! </strong></p>
<p>Mavi ışık ve dijital uyarana maruz kalmanın, beyin yorgunluğu (mental fatigue) ile ilişkili olduğunu dile getiren Alp, “‘Ekran yorgunluğu’ dediğimiz fenomen, sadece göz kaslarının yorulması değil, beynin bilişsel yükünün (cognitive load) aşılmasıdır.” dedi.</p>
<p>Alp, “Mavi ışık uyanıklığı yapay olarak tetiklerken, dijital içeriklerin hızlı akışı beyni sürekli bir ‘yönlendirilmiş dikkat’ (directed attention) modunda tutar. Bu durum, nörotransmitter depolarının (özellikle dopamin) hızla tüketilmesine ve prefrontal kortekste yönetici işlevlerin zayıflamasına, yani mental yorgunluğa yol açar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Mavi ışık, beynin gece temizlenme mekanizmasını bozabilir! </strong></p>
<p>Migren veya epilepsi gibi nörolojik hastalıklarda mavi ışığın etkileri hakkında bilgi veren Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Klinik pratikte, özellikle migren hastalarında fotofobi (ışığa duyarlılık) çok yaygın görülür. Mavi ışık, ağrı iletiminde rol oynayan talamik nöronları aktive ederek migren ataklarını tetikleyebilir veya şiddetini artırabilir. Epilepside ise durum daha spesifiktir; ışığa duyarlı (fotosensitif) epilepsisi olan bireylerde yüksek kontrastlı ve titreşimli dijital ekranlar nöbet eşiğini düşürebilir.” dedi.</p>
<p>‘Dijital beyin sisi’ olarak adlandırılan dikkat dağınıklığı ve zihinsel bulanıklıkta mavi ışığın rolüne de değinen Alp, “Beyin sisi, nöroinflamatuar süreçler ve uyku kalitesindeki düşüşün bir yan ürünüdür. Mavi ışığın sirkadiyen ritmi bozması, beynin geceleri kendisini temizleme mekanizması olan glinfatik sistemin tam performansla çalışmasını engeller. Atık ürünlerin temizlenemediği bir beyin, ertesi gün odaklanma güçlüğü, kısa süreli bellek zayıflığı ve zihinsel bulanıklıkla reaksiyon verir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erken yaşta yoğun erken ekran kullanımı, beyin gelişimini etkileyebilir!</strong></p>
<p>Erken yaşta yoğun ekran kullanımının, gelişmekte olan beyin üzerinde nasıl etkiler bırakabileceğini açıklayan Alp, şunları söyledi:</p>
<p>“Erken çocukluk dönemi, beynin nöroplastisitesinin en yüksek olduğu evredir. Bu dönemde ekran üzerinden gelen yoğun mavi ışık ve hızlı dijital uyaranlar, beynin ödül sistemini erken yaşta manipüle eder. Literatür, aşırı maruziyetin beyaz madde bütünlüğü üzerinde (özellikle dil gelişimi ve sözel işlemleme süreçleriyle ilgili alanlarda) farklılıklara neden olabileceğini gösteriyor. Ancak ‘kalıcı’ terimi yerine, gelişimsel yörüngenin değişmesi riskinden bahsetmek bilimsel olarak daha doğrudur.”</p>
<p><strong>Mavi ışık, DEHB’de hiperaktiviteyi artırabilir, OSB’de uykuya geçişi zorlaştırabilir! </strong></p>
<p>Otizm spektrum bozukluğu (OSB) veya dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukların sinir sistemlerinin duyusal uyaranlara karşı çok daha hassas olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Mavi ışığın oluşturduğu ‘hiper-uyanıklık’ hali, DEHB’li çocuklarda dürtüselliği ve hiperaktiviteyi körükleyebilir. OSB’li çocuklarda ise uyku regülasyonu zaten zorken, mavi ışık kaynaklı melatonin baskılanması, uykuya geçiş süreçlerini bir kriz haline getirebilir ve ertesi günkü duyusal işleme süreçlerini olumsuz etkileyebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Asıl koruyucu olan, filtreden ziyade dijital hijyen! </strong></p>
<p>Mavi ışık filtreli gözlükler veya ekran filtrelerinin birer ‘sihirli değnek’ olmadığını vurgulayan Alp, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bunlar yalnızca destekleyici mekanizmalardır. Filtreler, retinaya ulaşan mavi ışık yoğunluğunu azaltarak dijital göz yorgunluğunu hafifletebilir ve melatoninin tamamen baskılanmasını bir nebze engelleyebilir. Ancak nörolojik sağlık için asıl koruyucu olan, filtreden ziyade dijital hijyendir. Yani uykudan en az 1-2 saat önce ekranla bağı kesmek, hiçbir filtrenin veremeyeceği nörolojik onarımı sağlar.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/filtre-yetmez-dijital-hijyen-onemli-620337">Filtre yetmez, dijital hijyen önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin en başarılı Opera Sanatçısı: Tenor Sedat Can Öztoprak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-basarili-opera-sanatcisi-tenor-sedat-can-oztoprak-620319</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başarılı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyaca Ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[En İyi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[opera]]></category>
		<category><![CDATA[Öztoprak]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçısı]]></category>
		<category><![CDATA[sedat]]></category>
		<category><![CDATA[tenor]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'nin en önemli ödülleri arasında gösterilen ve alanında en iyi isimlerin buluştuğu 12.Gold Fame Prestige Awards Ödülleri, Hakan Taner Çapın ve Esin Yum'un sunumları ile görkemli büyük bir Törenle 28 Ocak 2026 tarihinde Double Tree Hilton Beyoğlu İstanbul'da gerçekleşti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-basarili-opera-sanatcisi-tenor-sedat-can-oztoprak-620319">Türkiye&#8217;nin en başarılı Opera Sanatçısı: Tenor Sedat Can Öztoprak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin en önemli ödülleri arasında gösterilen ve alanında en iyi isimlerin buluştuğu 12.Gold Fame Prestige Awards Ödülleri, Hakan Taner Çapın ve Esin Yum&#8217;un sunumları ile görkemli büyük bir Törenle 28 Ocak 2026 tarihinde Double Tree Hilton Beyoğlu İstanbul&#8217;da gerçekleşti. </p>
<p>Basının da yoğun bir şekilde takip ettiği ve pek çok ünlü ismin ödüle layık görüldüğü görkemli gecede dünyaca ünlü Tenor Sedat Can Öztoprak &#8220;Türkiye&#8217;nin En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221; ödülüne layık görüldü. Sahnede ödülünü alan dünyaca ünlü Tenor, duygu ve düşüncelerini ise şu şekilde dile getirdi. </p>
<p>&#8220;Beni bu çok önemli ödüle, &#8220;Türkiye&#8217;nin En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221; ödülüne layık gören tüm değerli isimlere çok teşekkür etmek istiyorum. Bu ödül bir Türk Opera Sanatçısı için kesinlikle eşsiz bir gurur. Bugüne dek elde etmiş olduğum sayısız başarılara, dünyanın pek çok ülkesinde yıllardır sayısız kez layık görülmüş olduğum çok önemli uluslararası ödüllerime ve uluslararası arenadan layık görülmüş olduğum &#8220;Türkiye&#8217;yi En İyi Temsil Eden Sanatçı&#8221; ödülüme ilave, emeklerimin ve başarılarımın böylesine çok önemli bir ödülle daha taçlanmış olması kesinlikle en büyük gurur bir Türk Opera Sanatçısı için. Layık gören tüm değerli isimlere tekrardan çok teşekkür etmek istiyorum.&#8221; </p>
<p>Dünyaca ünlü Opera Sanatçısı Tenor Sedat Can Öztoprak&#8217;ın layık görülmüş olduğu bu önemli ödül, kazanmış olduğu ve Türk Opera tarihinde de bir ilk olan 9.Uluslararası Yarışma Birinciliğinden sonra layık görülmüş olduğu ilk ödül olması bakımından da ayrıca önemli ve anlamlı.</p>
<p><strong>OPERA SANATÇISI TENOR SEDAT CAN ÖZTOPRAK&#8217;IN HAYATI VE TÜM BAŞARILARI KİTABA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ</strong></p>
<p>Opera Sanatçısı Tenor Sedat Can Öztoprak&#8217;ın hayatını ve tüm başarılarını konu alan, çok değerli Yazar Fatma Özger Bilgiç&#8217;in kaleme aldığı &#8220;Yürekte Kalan İzler&#8221; adlı Kitap, 7 Nisan 2026 Tarihinde İstanbul&#8217;da, Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salonda gerçekleşecek olan tanıtım, imza töreni ve basın söyleşisinin ardından raflardaki yerini alacak ve tüm Türkiye&#8217;de satışa sunulacak. Aynı gün, tanıtım, imza töreni ve basın söyleşisinden hemen önce ise Tenor Sedat Can Öztoprak, Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salonda unutulmaz bir resital konsere de imza atacak. Basının da yoğun bir şekilde takip edeceği bu unutulmaz tarihi gün, saat 13.30&#8217;da başlayacak. </p>
<p>Dünyaca ünlü Opera Sanatçısı Tenor Sedat Can Öztoprak, ayrıca bu sene davet aldığı Viyana&#8217;da, Uluslararası Viyana Opera Festivali&#8217;nde, Bizet&#8217;in ünlü Operası Carmen&#8217;de Başrol Don Jose&#8217;yi, ve Mozart&#8217;ın ünlü Operası Sihirli Flüt&#8217;te de Başrol Tamino&#8217;yu yorumlayarak Sahnede olacak. Ayrıca bu sene yeniden İtalya&#8217;da da, davet aldığı Uluslararası Saluzzo Opera Festivali&#8217;nde, Mozart&#8217;ın ünlü Operası Don Giovanni&#8217;de Başrol Don Ottavio&#8217;yu yorumlayarak da yeniden sahnede olacak. Ve bu sene yeniden Berlin&#8217;de, davet aldığı Uluslararası Berlin Opera Festivali&#8217;nde, Puccini&#8217;nin ünlü Operası Gianni Schicchi&#8217;de de Başrol Rinuccio&#8217;yu yorumlayarak da yeniden Sahnede olacak olan dünyaca ünlü Tenor, duygularını şu sözlerle dile getirdi.</p>
<p>&#8220;Uluslararası Arenada, ve Dünyanın en önemli Opera Sanat şehirlerinde nice büyük eserlerde, nice büyük başrollere&#8230;&#8221; </p>
<p>Dünyaca Ünlü Opera Sanatçısı Tenor Sedat Can Öztoprak, bugüne kadar elde ettiği sayısız uluslararası ödüllere, uluslararası yarışma birinciliklerine ve uluslararası arenadan layık görülmüş olduğu &#8220;Türkiye&#8217;yi En İyi Temsil Eden Sanatçı&#8221; ödülüne de ilave olarak Türkiye&#8217;de de en önemli ödül organizasyonları tarafından ve Türkiye&#8217;nin en önemli jüri üyelerinin oylamaları sonucu bugüne dek yıllardır sayısız kez layık görülmüş olduğu ve görülmeye de devam ettiği, &#8220;Yılın En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221; , &#8220;Yılın En İyi Opera Sanatçısı&#8221; , &#8220;Yılın Uluslararası Başarı Gösteren En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Uluslararası En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Cumhuriyetin 100.Yılına Damga Vuran En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Yılın Star Opera Sanatçısı&#8221; , &#8220;En Başarılı Türk Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Opera Sanatına Yenilik Kazandıran En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Türk Operasına Damga Vuran En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Uluslararası En Başarılı Türk Tenor&#8221; , &#8220;Yılın Uluslararası Başarı Gösteren En İyi Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Uluslararası En Başarılı Türk Opera Sanatçısı&#8221; ve &#8220;Türkiye&#8217;nin En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221; ödüllerine, bugüne dek defalarca kez layık görülerek, ve her seferinde de kendisi layık görülerek Türk Opera tarihinde bugüne dek görülmemiş düzeyde bir dominasyona imza atmış olup bir kez daha tarihe geçmiştir. Dünyaca ünlü Opera Sanatçısı Tenor Sedat Can Öztoprak, ayrıca Türkiye Cumhuriyet tarihinin en çok ödül kazanmış Opera Sanatçısıdır. </p>
<p><strong>SANATIN ZİRVESİNDEKİ İSİM: DEVRİM YARATAN TÜRK TENOR</strong></p>
<p>Ülkemizi bugüne dek Opera Sanatı alanında yurtdışında ve yurtiçinde yıllardır en iyi şekilde temsil etmeye devam eden, Dünya Opera Tarihinde ve Türk Opera Tarihinde pek çok ilkler başararak hem Dünya Opera Tarihine hem de Türk Opera Tarihine muhteşem bir şekilde geçmiş olan, 100&#8217;ün üzerinde uluslararası ve ulusal ödülleriyle ve kazandığı sayısız uluslararası yarşma birincilikleriyle opera sanatını çok çok ileriye taşıyarak opera sanatında devrim yaratmış olan dünyanın hayran olduğu Opera Sanatçımız Türk Operasının zirvesindeki isim Tenor Sedat Can Öztoprak, çalışmalarına hem yurtiçinde hem de yurtdışında yoğun bir şekilde devam etmektedir.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-basarili-opera-sanatcisi-tenor-sedat-can-oztoprak-620319">Türkiye&#8217;nin en başarılı Opera Sanatçısı: Tenor Sedat Can Öztoprak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Özarslan Vakıf Dostlarıyla İftar Sofrasında Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-vakif-dostlariyla-iftar-sofrasinda-bulustu-620108</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:09:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[dostlarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[ftar]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[özarslan]]></category>
		<category><![CDATA[sofrasında]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Dünya Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620108</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, Yeni Dünya Vakfı tarafından Ihlamur Kasrı’nda düzenlenen Geleneksel Vakıf Dostları İftar Buluşması’na katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-vakif-dostlariyla-iftar-sofrasinda-bulustu-620108">Başkan Özarslan Vakıf Dostlarıyla İftar Sofrasında Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, Yeni Dünya Vakfı tarafından Ihlamur Kasrı’nda düzenlenen Geleneksel Vakıf Dostları İftar Buluşması’na katıldı. Ramazan ayının manevi atmosferinin yaşandığı programda, vakıf kültürünün toplumdaki dayanışma ruhunu güçlendirdiğine ve gençlerin yetişmesinde önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekildi.</p>
<p>İftar programına<b> Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’</b>ın<b> </b>yanı sıra;<b> </b>22. Dönem TBMM Başkanı Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesi Üyesi Recai Akyel, Yeni Dünya Vakfı Başkanı Mahmut Göksu, Yeni Dünya Vakfı Ankara Şube Başkanı İlyas Aydoğan, milletvekilleri, rektörler, bürokratlar ve vakıf bünyesindeki çok sayıda öğrenci katıldı.</p>
<p><b>“Vakıflar yaşarsa milli ve manevi değerlerimiz de yaşar”</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b> burada yaptığı konuşmada vakıf kültürünün Türk milletinin köklü geleneğinin bir parçası olduğunu vurgulayarak şunları dile getirdi: “Bugün İstiklal Marşı’mızın kabulünün yıl dönümünü de idrak ediyoruz. Yüce Mevla’m bir daha bu vatana ve millete yeniden İstiklal Marşı yazdırmasın. Bizler yüce Türk milletinin asil insanlarıyız. Asaletimiz ırkçılıktan gelmez. Bizim asaletimiz yüzyıllardır mazlumlara el uzatan ecdadımızdan gelir. Bu millet Resulullah Efendimizin sancağını taşımış bir millettir. Bizim ecdadımız Anadolu topraklarını bizlere emanet etmiştir. Bu emaneti korumanın yolu da insanlığa hizmet etmektir. İşte vakıflar da bu hizmet anlayışının en önemli kurumlarıdır. Yeni Dünya Vakfı da gençlerimizin yetişmesi için çok kıymetli çalışmalar yürütüyor. Keçiören’de iki tane yurtları var. Bu yurtların ve vakfın yaptığı tüm çalışmaların her zaman destekçisi olacağımızı ifade etmek istiyorum. Bu vakıflar yaşarsa bizim kültürümüz, değerlerimiz ve insanlığa hizmet anlayışımız da yaşamaya devam eder.”</p>
<p><b>“Vakıflara destek olmak hepimizin sorumluluğudur”</b></p>
<p><b>22. Dönem TBMM Başkanı Bülent Arınç,</b> konuşmasında vakıfların toplum hayatındaki önemine ve Yeni Dünya Vakfı’nın yürüttüğü faaliyetlerin değerli olduğuna değinerek şunları söyledi: “Ben Meclis Başkanlığım döneminde de vakıfları sever ve desteklerdim. Başbakan Yardımcılığı görevimde de vakıflarla yakından ilgilenme imkânı buldum. Türkiye’nin vakıf zengini bir ülke olduğunu o zaman daha iyi gördüm. Her vakfın bir duası vardır, bir de bedduası vardır. Vakfın şartlarına uygun hizmet edenlere hayır duaları edilir; ama vakfın amacının dışına çıkanlara da beddua edilir. Bu nedenle vakıf çalışmalarını bir ibadet olarak görmek ve vakfın şartlarına uygun hareket etmek gerekir. Ben Yeni Dünya Vakfı’nı ve benzeri vakıfları büyük bir gayretle çalışan kurumlar olarak görüyorum. Bu işi aşkla yapan arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.”</p>
<p><b>“30 yıldır gençler için çalışıyoruz”</b></p>
<p><b>Yeni Dünya Vakfı Başkanı Mahmut Göksu</b> ise konuşmasında vakfın 30 yıldır gençlerin eğitimine katkı sağlamak amacıyla faaliyet yürüttüğünü ifade ederek şu mesajları paylaştı: “Bizleri bir araya getiren Keçiören Belediye Başkanımız Sayın Dr. Mesut Özarslan’a da teşekkür ediyorum. Yeni Dünya Vakfı olarak 30 yıldır gençlerimize ulaşmak, onları vatana ve millete bağlı bireyler olarak yetiştirmek için çalışıyoruz. Bugün burs hizmetlerimiz başta olmak üzere eğitim ve sosyal faaliyetlerle binlerce gence ulaşmış durumdayız. Şu anda eğitim hayatının farklı kademelerinde iki binden fazla öğrenciye burs veriyoruz. Türkiye genelinde birçok şubemiz ve yurdumuz bulunuyor. Amacımız eğitimli, ahlaklı ve vatanına bağlı gençler yetişmesine katkı sağlamaktır. Biz inanıyoruz ki insan hayatı fanidir ama yapılan hayır işleri kalıcıdır. Vakıf çalışmaları da insanların gönüllerine dokunmanın en güzel yollarından biridir. Bu nedenle vakfımıza destek olan tüm gönül dostlarımıza teşekkür ediyorum.”</p>
<p><b>“Vakıflar medeniyetimizin en önemli kurumlarındandır”</b></p>
<p><b>Yeni Dünya Vakfı Ankara Şube Başkanı İlyas Aydoğan</b> da konuşmasında vakıfların Türk-İslam medeniyetinin en önemli kurumlarından biri olduğunu belirterek, “Vakıflar bizim medeniyetimizin en önemli müesseselerindendir. Ecdadımız camilerden medreselere, hastanelerden aşevlerine kadar pek çok hizmeti vakıflar aracılığıyla gerçekleştirmiştir. Bugün de vakfımız yürüttüğü yardım, eğitim ve sosyal dayanışma faaliyetleriyle ihtiyaç sahiplerine destek olmakta ve toplumda kardeşlik duygusunu güçlendirmektedir.” dedi.</p>
<p>Programın sonunda, vakıf kültürünün yaşamasına katkı sağlayanlara hediyeler takdim edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-vakif-dostlariyla-iftar-sofrasinda-bulustu-620108">Başkan Özarslan Vakıf Dostlarıyla İftar Sofrasında Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon kanserinde yaş sınırı giderek düşüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-yas-siniri-giderek-dusuyor-620072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 09:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Atalay]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[düşüyor]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kanserle]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sınırı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada kanserle mücadelede erken tanı ve korunma çalışmaları sürerken kolorektal kanserin görülme oranı artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-yas-siniri-giderek-dusuyor-620072">Kolon kanserinde yaş sınırı giderek düşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüm dünyada kanserle mücadelede erken tanı ve korunma çalışmaları sürerken kolorektal kanserin görülme oranı artıyor. ABD’de yayımlanan bir araştırma, kolon kanserinin 50 yaş altındaki kişilerde kanser kaynaklı ölümlerde ilk sıraya yükseldiğini gösteriyor. Günümüzde 30 ve 40’lı yaşlarda kolorektal kanser vakalarını daha sık gördüklerini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vafi Atalay, “Ne yazık ki vakalar artıyor ve birçok hasta bize geç evrede başvuruyor. Kolon kanserinin genç yaşlarda daha sık görülmesinin nedeni tam olarak bilinmese de kötü beslenme, sigara ve alkol kullanımı, hareketsiz yaşam ve obezite gibi alışkanlıkların risk faktörleri arasında yer aldığı düşünülüyor” dedi.</strong></p>
<p>Stresin kolon sağlığı üzerinde önemli etkileri olabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vafi Atalay, “Yoğun stres bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudu hastalıklara karşı daha savunmasız hale getirebiliyor. Aynı zamanda bağırsak düzenini etkileyerek bağırsak florasında değişikliklere yol açabiliyor ve bu durum kolon kanseri riskini artırabiliyor. Özellikle konserve ve tütsülenmiş gıdalar, aşırı yağlı beslenme ve fazla kırmızı et tüketimi de bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle dengeli beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak, düzenli hareket etmek ve stresi mümkün olduğunca azaltmak kolon kanserine karşı alınabilecek önemli önlemler arasında yer alıyor” dedi.</p>
<p><strong>Kolon kanserlerinin yüzde 90’ı poliplerden gelişiyor</strong></p>
<p>Günümüzde kolon kanseri taramaları için önerilen yaşın 50’den 40’a düştüğünün altını çizen Atalay, “Kolon kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ı poliplerden gelişiyor. Polipten kansere giden süreç genellikle 5 ila 10 yıl sürebiliyor. Bu bizim için çok önemli bir bilgi. Çünkü birçok kanserde hastalığın nasıl geliştiği net olarak bilinmezken kolon kanserinde süreç daha öngörülebilir. Kolonoskopi ile erken dönemde yapılan taramalar ve poliplerin temizlenmesi, kanser gelişimini önlemede önemli bir fırsat sunuyor” dedi.</p>
<p><strong>Erken tanı ile kemoterapiye bile gerek kalmayabilir</strong></p>
<p>Kolon kanserinde erken dönemde genellikle belirti görülmediğini vurgulayan Atalay, “Hastalar çoğunlukla karın ağrısı, şişkinlik, makattan kanama, kilo kaybı ve kansızlık gibi şikâyetlerle bize başvuruyor. Ancak bu belirtiler ortaya çıktığında hastalık çoğu zaman ilerlemiş oluyor. Oysa kolon kanseri erken evrede yakalandığında tedavi başarısı oldukça yüksek. Erken dönemde yapılan cerrahi çoğu zaman yeterli oluyor hatta kemoterapi ya da radyoterapi gibi ek tedavilere ihtiyaç duyulmayabiliyor. Ayrıca hastalıktan tamamen kurtulma ihtimali yüksek, tekrarlama riski de daha düşük seyrediyor” dedi.</p>
<p><strong>Mide ve pankreas kanserlerine göre tedavide başarı oranı daha yüksek</strong></p>
<p>Kolon kanserinde ameliyatın tedavide önemli bir rolü olduğunu dile getiren Atalay, “Hastalık başka organlara yayılmış olsa bile bazı hastalarda tümör cerrahi olarak çıkarılabiliyor ve bu sayede hastalıktan tamamen kurtulma şansı artıyor. Bu durum mide, pankreas gibi kanserler için geçerli değil. Bu vesileyle özellikle şunu vurgulamak isterim; kolon kanseri tedavi edilebilir bir hastalık. Geç evrede bile cerrahi ile tamamen iyileşme sağlanabilir, bu yüzden hastaların tedaviyi reddetmemesi çok kıymetli” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-yas-siniri-giderek-dusuyor-620072">Kolon kanserinde yaş sınırı giderek düşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın&#8217;dan önemli mesajlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakindan-onemli-mesajlar-619948</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[halep]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[mesajlar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619948</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kardeşlik Sofraları’nın sonuncusunun kurulduğu Halep’te iftara katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakindan-onemli-mesajlar-619948">Başkan Büyükakın&#8217;dan önemli mesajlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kardeşlik Sofraları’nın sonuncusunun kurulduğu Halep’te iftara katıldı. Cumhurbaşkanımızın ve Türk halkının selamlarını ileten Başkan Büyükakın, gönül coğrafyamızda düzenlenen iftar programları ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p><b>RAMAZAN TÜM MANEVİYATI İLE YAŞANDI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Ramazan Ayı’nda dayanışmayı artırmak amacıyla gönül coğrafyamızda Kardeşlik Sofraları kurdu. Hep birlikte oruçların açıldığı ve Ramazan’ın maneviyatının tüm duyguları ile yaşandığı Kardeşlik Sofraları’nın son adresi Suriye oldu. Başkan Tahir Büyükakın; Bulgaristan, Yunanistan, Kuzey Makedonya, Bosna Hersek ve Mısır’ın ardından Halep merkezinde kurulan Kardeşlik Sofrası’na da katıldı.</p>
<p><b>CUMHURBAŞKANI’NIN SELAMLARINI İLETTİ</b></p>
<p>AK Parti Kocaeli İl Başkanı Dr.Şahin Talus, AK Parti Siirt Milletvekili Mervan Gül, Halep Başkonsolosu Muammer Hakan Cengiz, İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Kocaeli İl Temsilcisi İsmail Yeşildal ve Halepli yetkililerin de katılım gösterdiği iftarda tüm masaları gezen ve Haleplilerle sohbet eden Başkan Büyükakın büyük ilgi görürken, son derece sıcak bir şekilde karşılandı. Başkan Büyükakın, Haleplilere Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Türk kardeşlerimizin selamlarını getirdiğini belirtti.</p>
<p><b>“YARINLARIMIZ ÇOK GÜZEL OLACAK”</b></p>
<p>Başkan Büyükakın iftarda yaptığı konuşmada ise, “Kardeşlik Sofrası’nda sizlerle buluştuk, iftarımızı birlikte yaptık. Zor günlerde birlikteydik. Bugün birlikteyiz, inşallah yarın da birlikte olacağız. Müslüman umutsuz olmaz. Yarınlarımız çok güzel olacak, ben buna yürekten inanıyorum. Bugün Halep’te bir takım ziyaretler gerçekleştirdim. Yetkililerle istişareler yaptık. Bu bölgenin ayağa kalkması için hep birlikte çalışmalar yapacağız. Bu organizasyonda emeği bulunan başkonsolosumuza, İHH Genel Başkanımıza ve İHH bölge temsilcimize yürekten teşekkür ediyorum. Başta Gazze olmak üzere tüm mazlum coğrafyalardaki kardeşlerimizin gerçek bayramlara ulaşacağı günlerin yakın olmasını Rabbimden niyaz ediyorum” dedi.</p>
<p><b>“KARDEŞLİK KÖPRÜLERİNİ GÜÇLENDİRİYORUZ”</b></p>
<p>Ramazan Ayı dolayısıyla gönül coğrafyamızdaki ülkelerde düzenlenen iftar programlarının önemine de değinen Başkan Büyükakın şunları söyledi: “Mübarek Ramazan Ayı’nın bereketini hep birlikte paylaşmak için bir dizi programlar gerçekleştirdik. Bugün de güzel bir Ramazan sofrası buluşmasındayız. Kardeşlik köprülerini daha da güçlendirmek için bu çalışmalar yapılıyor. Çünkü gönül coğrafyamızdaki varlığımız bölge halkı için başka bir anlam ifade ediyor.</p>
<p><b>“ONLARI MUTLU GÖRMEK BİZİ MOTİVE EDİYOR”</b></p>
<p>Bizim güçlü bir şekilde onların yanında olmamız onlara moral veriyor, cesaret ve gayret veriyor. Onların bu duygularını görmek, geri dönüşlerini almak da bize ayrıca motivasyon sağlıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu coğrafyalarda yapılan çalışmalara ayrı bir önem verdiğini, bizleri teşvik ettiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Bir kez daha bu programlarda emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakindan-onemli-mesajlar-619948">Başkan Büyükakın&#8217;dan önemli mesajlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Memorial Bodrum&#8217;da Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Dönemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/memorial-bodrumda-tamamlayici-saglik-sigortasi-donemi-619831</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[bodrum]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[memorial]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[sigortası]]></category>
		<category><![CDATA[tamamlayıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619831</guid>

					<description><![CDATA[<p>Memorial Bodrum Hastanesi, Allianz Sigorta ve AXA Sigorta ile yaptığı Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) anlaşmalarıyla Bodrum ve çevresinde yaşayan sigortalıların Memorial kalitesindeki sağlık hizmetlerine daha erişilebilir koşullarda ulaşmasını sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/memorial-bodrumda-tamamlayici-saglik-sigortasi-donemi-619831">Memorial Bodrum&#8217;da Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Bodrum Hastanesi, Allianz Sigorta ve AXA Sigorta ile yaptığı Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) anlaşmalarıyla Bodrum ve çevresinde yaşayan sigortalıların Memorial kalitesindeki sağlık hizmetlerine daha erişilebilir koşullarda ulaşmasını sağlıyor.</p>
<p>Memorial Sağlık Grubu’nun bölgedeki önemli sağlık yatırımlarından biri olan Memorial Bodrum Hastanesi, bu anlaşmalar sayesinde geniş branş yelpazesi, ileri tanı ve tedavi altyapısı ile sunduğu sağlık hizmetlerini tamamlayıcı sağlık sigortası sahiplerine de sunmaya başlıyor.</p>
<p>Ortakent’te hizmet veren Memorial Bodrum Hastanesi, bölgede uzun süredir hissedilen önemli bir ihtiyaca da yanıt veriyor. Özellikle çocuk hastaların sağlığı için büyük önem taşıyan gece polikliniği hizmeti saat 00.00’a kadar devam ediyor. Kalp ve damar cerrahisi, kardiyoloji, beyin, sinir ve omurilik cerrahisi, genel cerrahi, ortopedi ve travmatoloji, üroloji, dahiliye, plastik cerrahi, çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum alanlarında güçlü bir yapılanmaya sahip olan hastane; mikrocerrahi, el cerrahisi, çocuk nörolojisi ve pediatrik cerrahi gibi ileri uzmanlık gerektiren branşlarda da hizmet sunuyor.</p>
<p>Cerrahi ve dahili branşlardan kadın ve çocuk sağlığına, kalp sağlığından ileri tanı ve girişimsel işlemlere kadar geniş bir hizmet alanına sahip olan Memorial Bodrum Hastanesi, güçlü hekim kadrosu ve ileri teknolojik altyapısıyla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olarak hizmet veriyor.</p>
<p><strong>“Memorial kalitesini daha fazla sigortalı ile buluşturuyoruz”</strong></p>
<p>Memorial Sağlık Grubu CEO’su <strong>Bora Uludüz</strong>, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:</p>
<p>“Memorial Bodrum Hastanesi’ni planlarken en önemli hedeflerimizden biri, Bodrum ve çevresinde yaşayanların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmaktı. Çok yakın zamanda SGK anlaşmamızı devreye alarak önemli bir adım attık. Allianz ve AXA Sigorta ile yaptığımız Tamamlayıcı Sağlık Sigortası anlaşmaları ise bu yaklaşımımızın bir başka önemli adımını oluşturuyor. Bu iş birlikleri sayesinde Bodrum ve çevresinde yaşayan sigortalılar, Memorial’ın güçlü hekim kadrosu ve ileri tıp altyapısıyla sunduğu sağlık hizmetlerine daha erişilebilir koşullarda ulaşabilecek. Memorial olarak bulunduğumuz her bölgede sağlıkta kaliteyi, güveni ve erişilebilirliği birlikte sunmayı önemsiyoruz.”</p>
<p><strong>Bölgeye güçlü sağlık altyapısı</strong></p>
<p>17 bin metrekarelik alanda hizmet veren Memorial Bodrum Hastanesi; 50 poliklinik, 7 tam donanımlı ameliyathane ve 148 yatak kapasitesiyle bölgenin en kapsamlı sağlık yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Modern mimarisi, ileri tıp teknolojileri ve uzman kadrosu ile kısa sürede Bodrum’un önemli sağlık merkezlerinden biri haline gelen hastane; Bodrum’un yanı sıra Muğla Merkez, Milas, Datça, Fethiye, Marmaris ve Göcek başta olmak üzere çevre bölgelerden gelen hastalara da hizmet veriyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/memorial-bodrumda-tamamlayici-saglik-sigortasi-donemi-619831">Memorial Bodrum&#8217;da Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bosch Home Comfort Grup, zorlu pazar ortamında konumunu korudu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bosch-home-comfort-grup-zorlu-pazar-ortaminda-konumunu-korudu-619496</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 09:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[bosch]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[comfort]]></category>
		<category><![CDATA[grup]]></category>
		<category><![CDATA[home]]></category>
		<category><![CDATA[iklimlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ortamında]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[satış]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619496</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya – Kuzey Amerika'da azalan talep ve Avrupa'da devam eden belirsizliğin hâkim olduğu zorlu pazar ortamında, Bosch Home Comfort Grubu 2025 yılında önemli stratejik ilerlemeler kaydetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bosch-home-comfort-grup-zorlu-pazar-ortaminda-konumunu-korudu-619496">Bosch Home Comfort Grup, zorlu pazar ortamında konumunu korudu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Almanya – Kuzey Amerika&#8217;da azalan talep ve Avrupa&#8217;da devam eden belirsizliğin hâkim olduğu zorlu pazar ortamında, Bosch Home Comfort Grubu 2025 yılında önemli stratejik ilerlemeler kaydetti.<strong> </strong>Şirket, küresel HVAC pazarındaki lider konumunu güçlendirirken, Avrupa&#8217;daki ısı pompası ve iklimlendirme segmentlerinde önemli pazar payı elde etti.<strong> </strong>Ön kapanış rakamlarına göre, Bosch Home Comfort Grubu, yaklaşık 4,4 milyar Euro satış rakamını (yeni satın alınan birimler hariç) korudu ve bununla Bosch Grubu&#8217;nun kârlılığına önemli bir katkı sağladı.<strong> </strong>Nominal olarak, satışlar bir önceki yıla göre %0,3 oranında artarken, kur etkisinden arındırılmış olarak ise yaklaşık %3 oranında artış gösterdi.<strong> </strong>Bosch Home Comfort Grubu CEO&#8217;su Jan Brockmann, &#8220;2025 yılı, küresel HVAC sektörü için zorlu bir yıldı. Zorlu bir pazarda ayakta kalmayı ve Avrupa&#8217;daki ısı pompası ve iklimlendirme segmentlerinde pazar payımızı artırmayı başardık.&#8221; dedi.</p>
<p>Johnson Controls ve Hitachi&#8217;den devralınan konut ve hafif ticari HVAC işlerinin entegrasyonu Ocak 2026&#8217;da planlandığı gibi tamamlandı ve ürün portföyü ile lojistik gibi alanlarda ilk sinerji etkilerini şimdiden gösteriyor. Brockmann, &#8220;Ocak 2026&#8217;daki sorunsuz entegrasyonun tamamlanmasıyla çok önemli bir adım attık ve küresel pazarda lider bir konuma geldik. Bunu özellikle çalışanlarımızın olağanüstü çalışmalarına borçluyuz.&#8221; dedi.</p>
<p>Bosch Home Comfort Grubu, gelecekteki büyümeyi desteklemek amacıyla 2025 yılında toplamda yaklaşık 200 milyon Euro yatırım yaptı. Bu yatırımın yaklaşık yarısı mevcut işlerine, diğer yarısı ise yeni satın alınan operasyonlara yönlendirildi.<strong> </strong>Yatırımlar tüm bölgelere yayıldı: Amerika kıtasında öncelikli olarak tedarik zinciri ve üretim kapasitesinin genişletilmesine odaklanıldı. Asya&#8217;da şirket ek test ve laboratuvar kapasitelerine yatırım yaparken, Avrupa&#8217;da ise Portekiz&#8217;in Aveiro ve Almanya&#8217;nın Eibelshausen şehirlerindeki tesislerinde elektrifikasyon projelerini hızlandırdı. Bosch Home Comfort Grubu 31 Aralık 2025 itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 24.000 kişiyi istihdam etti.</p>
<p><strong>Zorlu pazar ortamına rağmen ısı pompalarında büyüme</strong></p>
<p>2025 yılında küresel HVAC pazarı yaklaşık yüzde bir büyüyerek karışık bir tablo çizdi: Asya-Pasifik bölgesi hafif bir pazar büyümesi kaydederken, EMEA bir önceki yıl seviyesinde seyretti ve Kuzey ve Latin Amerika pazarı 2024&#8217;e kıyasla gerileme gösterdi. Bu düşüş, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gelişmelerden önemli ölçüde etkilendi; burada temkinli tüketici davranışları ve tarifelerin yürürlüğe girmesi gibi düzenleyici etkiler nedeniyle bireysel talep, özellikle iklimlendirme alt segmentinde azaldı. 2024&#8217;teki düşüş eğiliminin üzerine, Alman ısıtma pazarı tekrar geriledi ve bu durumdan özellikle kombiler etkilendi. Genel pazar, bir önceki yıla göre yüzde 14 küçülerek 2008 finansal krizinden bu yana en zayıf seviyesine ulaştı ve şu anda Avrupa’da kişi başına düşen ısıtma sistemi satışlarında en aşağıda yer alıyor. Buna karşılık, ısı pompalarına olan talep yüzde 47 oranında önemli ölçüde arttı ve 2024&#8217;teki düşüşten sonra toparlanma gösterdi. Bunun sonucunda, Alman pazarında ilk kez gazlı ısıtma sistemlerinden daha fazla ısı pompası satılmış oldu. Avrupa&#8217;da, yeni kurulan ısıtma ürünlerinin yaklaşık yüzde 20&#8217;sini ısı pompaları oluşturuyor; bu da bir önceki yıla göre üç puanlık bir artış anlamına geliyor. Brockmann, “Karşılaştığımız olumsuz koşullara rağmen, bina stokunun elektrifikasyonu yolunda kararlılıkla ilerlemeye devam ediyoruz. Tüketici belirsizliğini azaltmak ve uzun vadeli yatırım kararları için güven ile istikrarı yeniden tesis etmek adına artık düzenleyici netliğe ihtiyaç duyuyoruz.” diye açıklıyor.</p>
<p><strong>2026&#8217;dan itibaren kademeli pazar toparlanması tahmini</strong></p>
<p>Bosch Home Comfort Grubu, dış etkenlerin daha da artmaması koşuluyla, 2026 yılı için küresel HVAC pazarında kademeli bir toparlanma ve engellerin azalmasını bekliyor. Pazar momentumu daha sonra özellikle Kuzey Amerika&#8217;da 2027&#8217;den itibaren artabilir. Mevcut tahminler, özellikle yenileme ve modernizasyonların büyümeye katkıda bulunacağını öngörüyor. Brockmann bununla ilgili olarak şöyle dedi: &#8220;Elektrifikasyon eğilimi, yasal verimlilik gereklilikleri ve olumlu tüketici algısı, orta vadede küresel pazarda bir canlanma sağlayacak.&#8221; Brockmann ayrıca, &#8220;Yıllık olarak tek haneli üst yüzdelik dilimde, yani piyasadan daha hızlı büyüme hedefliyoruz.&#8221; diyerek şirketin iddialı büyüme hedefinin altını çizdi.</p>
<p><strong>Yeni şirketlerin entegrasyonu başarıyla tamamlandı</strong></p>
<p>Satın almanın tamamlanmasının ardından Bosch Home Comfort Grubu şimdi stratejik bir geliştirme aşamasında. Geliştirme ve üretim kapasitesinin büyük ölçüde genişlemesi – fabrika sayısının 17&#8217;den 33&#8217;e, geliştirme tesislerinin ise 14&#8217;ten 26&#8217;ya çıkması – ve uluslararası satış ağının genişlemesi, Bosch Home Comfort Grubu&#8217;nun küresel konumunu önemli ölçüde güçlendiriyor. Özellikle iklimlendirme çözümleri alanındaki yeni teknoloji platformları, hedeflenen küresel büyümeye güçlü destek sağlıyor. Sinerji etkileri, 2025 yılında kısa vadeli tasarruflar elde etmeyi şimdiden mümkün kıldı. Jan Brockmann, &#8220;Yeni konumlandırmamız bizi dünyanın tüm bölgelerindeki müşterilerimize teknolojik ve stratejik olarak daha da yaklaştırıyor. Bölgesel konumlandırmamızı, özel çözümler geliştirmek ve sunmak için kullanmak istiyoruz.&#8221; diyor.</p>
<p><strong>Kuzey ve Latin Amerika Bölgesi: US Air Conditioning&#8217;in satın alınması</strong></p>
<p>Ekim 2025&#8217;te Bosch Home Comfort Grubu, US Air Conditioning Distributors, LLC&#8217;nin devralmasıyla, Kuzey Amerika pazarında bir başka satın alma işlemini tamamladı. Kaliforniya, Arizona, Utah ve Idaho&#8217;da 52 lokasyona ve yaklaşık 500 çalışana sahip şirketin doğrudan fabrika satış modeli, Bosch Home Comfort Grubu&#8217;na doğrudan müşteri erişimi sağlıyor. YORK® ürünleri doğrudan genel yüklenicilere teslim ediliyor. Bu satın alma sayesinde Bosch Home Comfort Grubu, ek bir satış kanalı elde etti ve ABD&#8217;nin batı eyaletlerinde ısıtma ve iklimlendirme sistemleri için en büyük şirkete ait satış ağlarından birini kullanacak. Bosch Home Comfort Grubu, 2027 yılına kadar bölgedeki iklimlendirme çözümleri için yıllık %5&#8217;in üzerinde pazar büyümesi bekliyor. Bu potansiyeli değerlendirmek için markalar, gelecekte çapraz satış fırsatlarını daha aktif bir şekilde takip edecek. Örneğin, Bosch markası artık YORK®&#8217;dan çatı tipi üniteler (RTU&#8217;lar) de sunarak müşterilerine gelecekte daha geniş bir ürün portföyüne erişim sağlıyor. Bosch Home Comfort Grubu&#8217;nun Kuzey ve Latin Amerika bölgesinden sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı David Budzinski, &#8220;Bosch, Hitachi ve YORK® markalarıyla pazarda güçlü bir portföye sahibiz ve konut sektörü ile küçük ve orta ölçekli ticari müşterilere her uygulama için çözümler sunabiliyoruz.&#8221; diye açıkladı.</p>
<p><strong>Tam hizmet sağlayıcısı olarak Bosch Home Comfort Grubu</strong></p>
<p>Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde, satın alma özellikle Bosch Home Comfort Grubu&#8217;nun iklimlendirme işini güçlendirdi. Avrupa&#8217;da Grup, özellikle Almanya&#8217;daki önemli pazar payı kazanımları sayesinde ısı pompası sektöründe lider konumda bulunuyor. Bu durum, Bosch Home Comfort Grubu&#8217;nu önemli büyüme beklentileriyle birlikte tam hizmet HVAC sağlayıcısı olarak daha da güçlü bir konuma getiriyor: EMEA bölgesi için Grup, önümüzdeki iki yıl içinde iklimlendirme çözümlerinde yıllık yaklaşık yüzde altı büyüme bekliyor. </p>
<p>1 Ocak 2026&#8217;da Bosch Home Comfort Grubu İcra Kurulu&#8217;nda Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesinin sorumluluğunu üstlenen Maria Zesch, &#8220;Genişletilmiş portföyümüz, ısıtma ve soğutmadan hibrit çözümlere kadar gerçek bir sistem yaklaşımı benimsememizi sağlıyor.&#8221; diye açıkladı. Bosch Home Comfort Grubu, Avrupa&#8217;ya yönelik olarak pazar penetrasyonunu önemli ölçüde artırmak amacıyla mevcut satış kanallarını ve çapraz satışı karşılıklı olarak kullanmayı planlıyor.</p>
<p><strong>APAC Bölgesi: Geliştirme uzmanlığının genişletilmesi<br /> </strong>Asya-Pasifik bölgesinde (APAC), Bosch Home Comfort Grubu, örneğin Hindistan, Çin, Japonya ve Güneydoğu Asya pazarlarına odaklanıyor. Özellikle konut ve küçük ticari binalar için kanalsız iklimlendirme çözümleri hem bölgenin kendisinde hem de çeşitli uluslararası pazarlarda önemli büyüme potansiyeli sunuyor. Bu nedenle, bu teknoloji için bölgesel geliştirme uzmanlığı bir araya getiriliyor ve Çin&#8217;in Wuxi kentindeki ve Hindistan&#8217;ın Kadi kentindeki geliştirme ve test kapasiteleri önemli ölçüde artırılıyor. Asya-Pasifik bölgesinden sorumlu olan Ulrich Lissmann, &#8220;Asya-Pasifik bölgesi, Bosch Home Comfort Grubu için bir inovasyon ve büyüme sağlayıcısı ve küresel işimiz için stratejik önemi sürekli artmaktadır.&#8221; diye açıkladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bosch-home-comfort-grup-zorlu-pazar-ortaminda-konumunu-korudu-619496">Bosch Home Comfort Grup, zorlu pazar ortamında konumunu korudu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram ziyaretleri duygusal dayanıklılığı arttırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-duygusal-dayanikliligi-arttiriyor-619463</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 09:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılığı]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619463</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan doğası gereği başkalarıyla bağ kurmaya ihtiyaç duyar. Bayramlar da insanların sevdikleriyle bir araya gelerek sosyal bağlarını güçlendirdiği özel zamanlardır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-duygusal-dayanikliligi-arttiriyor-619463">Bayram ziyaretleri duygusal dayanıklılığı arttırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan doğası gereği başkalarıyla bağ kurmaya ihtiyaç duyar. Bayramlar da insanların sevdikleriyle bir araya gelerek sosyal bağlarını güçlendirdiği özel zamanlardır. Bayramların ruhsal iyilik hali için önemli bir fırsat sunduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Ailemizle, arkadaşlarımızla ya da sevdiklerimizle bir araya gelmek yalnız olmadığımızı düşündürerek bizi güvende hissettirir. Bu nedenle bayramları sadece tatil olarak değil sosyal bağların güçlendiği zamanlar olarak da görmek gerekir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Günümüzde iletişimin önemli bir kısmının dijital kanallar üzerinden gerçekleştiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Oysa yüz yüze iletişim, duyguların daha net ifade edildiği ve karşılıklı bağın daha güçlü kurulduğu bir iletişim biçimidir. Bayram ziyaretleri insanların fiziksel olarak bir araya gelmesine ve sosyal bağların güçlenmesine katkı sağlar. Güçlü sosyal ilişkiler de bireylerin zorlayıcı durumlarla başa çıkma kapasitesini artırarak duygusal dayanıklılığa katkı sağlar. Aynı zamanda sevdiklerimizle birlikte zaman geçirmek stres ve kaygı gibi olumsuz duyguların azalmasına da yardımcı olabilir” dedi.</p>
<p><strong>Bayram ziyaretlerinde karşılıklı anlayış önemli</strong></p>
<p>Bayram buluşmalarında aileler arasındaki geçmiş kırgınlıkların ya da hassas konuların zaman zaman gündeme gelebileceğine de değinen Unutmaz, “Sevdiklerimizle iletişim kurmak kadar, iletişimi anlayışlı ve saygılı bir yaklaşımla sürdürebilmek de çok önemli. Karşımızdakini anlamak için dinlemek ve tartışmaya yol açabilecek konulardan mümkün olduğunca uzak durmak daha huzurlu bir bayram ortamı oluşmasına yardımcı olabilir. Küçük jestler, samimi sohbetler ve iki taraflı anlayış bayram ziyaretlerinin daha sıcak ve keyifli geçmesini sağlar” dedi.</p>
<p><strong>Kişi hem kendine hem sevdiklerine zaman ayırmalı</strong></p>
<p>Bayramın pek çok kişi için günlük iş temposu arasında kısa bir mola anlamına geldiğini dile getiren Unutmaz, “Bu tür kısa tatiller zihinsel yorgunluğun azalmasına ve kişinin kendini daha yenilenmiş hissetmesine yardımcı olabilir. Bayramın yarattığı olumlu ruh halini sürdürebilmek için ise günlük yaşamda da sosyal bağları canlı tutmak önemli. Sevdiklerimizle iletişimde kalmak, küçük paylaşımlar yapmak ve kendimize dinlenmek için zaman ayırmak ruhsal iyilik halini destekleyebilir. Bu küçük ama düzenli adımlar, yoğun yaşam temposu içinde kişinin kendini daha dengede hissetmesine katkı sağlar” bilgisini verdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-duygusal-dayanikliligi-arttiriyor-619463">Bayram ziyaretleri duygusal dayanıklılığı arttırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayraklı&#8217;da Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi&#8217;nde Çalışmalar Sona Yaklaştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayraklida-ferdi-zeyrek-spor-kompleksinde-calismalar-sona-yaklasti-619261</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 11:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bayraklı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[ferdi]]></category>
		<category><![CDATA[Kompleks]]></category>
		<category><![CDATA[kompleksi]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[zeyrek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi tarafından Refik Şevket İnce Mahallesi’nde yapımı sürdürülen ve merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in adını taşıyacak olan spor kompleksinde çalışmaların büyük bölümü tamamlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-ferdi-zeyrek-spor-kompleksinde-calismalar-sona-yaklasti-619261">Bayraklı&#8217;da Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi&#8217;nde Çalışmalar Sona Yaklaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi tarafından Refik Şevket İnce Mahallesi’nde yapımı sürdürülen ve merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in adını taşıyacak olan spor kompleksinde çalışmaların büyük bölümü tamamlandı. Uzun yıllar atıl durumda bulunan Borsa Futbol Sahası’nın modern bir spor kompleksine dönüştürüldüğü projede, tesisin kısa süre içinde hizmete açılması planlanıyor.</p>
<p>Bayraklı Belediyesi, ilçedeki spor yatırımlarına bir yenisini daha kazandırıyor. Uzun süredir kullanılmayan Refik Şevket İnce Mahallesi’ndeki Borsa Futbol Sahası, belediye ekiplerinin yürüttüğü kapsamlı proje ile baştan sona yenilenerek çok amaçlı bir spor kompleksine dönüştürüldü. Bayraklı Belediye Meclisi kararıyla, hayatını kaybeden merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in adının verildiği tesiste sona yaklaşılırken çalışmalar aralıksız sürüyor.</p>
<p>BAŞKAN ÖNAL: “GENÇLERİMİZ İÇİN ÖNEMLİ BİR YATIRIM”</p>
<p>Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, yapımı süren spor kompleksinde incelemelerde bulunarak ekiplerden çalışmalar hakkında bilgi aldı. Tesisin Bayraklı için önemli bir kazanım olacağını belirten Önal, şunları söyledi:</p>
<p>“Bayraklı’da çocuklarımızın ve gençlerimizin sporla daha fazla buluşmasını istiyoruz. Uzun süre atıl durumda kalan bu alanı modern bir spor kompleksine dönüştürerek ilçemize kazandırıyoruz. Merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek, gençleri ve sporu her zaman önemseyen bir isimdi. Onun adını taşıyacak bu tesisin, çocuklarımızın ve gençlerimizin sporla buluştuğu, sağlıklı ve güvenli bir ortamda vakit geçirdiği önemli bir yaşam alanı olacağına inanıyoruz. Bayraklı için önemli bir kazanım olacak bu kompleksin, mahalle kültürünü ve sporun birleştirici gücünü de büyüteceğine inanıyoruz” dedi.</p>
<p>MODERN SPOR TESİSİ OLACAK</p>
<p>Bayraklı Belediyesi tarafından yürütülen proje kapsamında tesis, profesyonel sporcuların ve her yaştan vatandaşın kullanabileceği modern bir altyapıyla inşa ediliyor. Kompleks içerisinde;</p>
<p>1.500 metrekare FİFA standartlarında halı saha</p>
<p>420 metrekare FIBA standartlarında basketbol sahası</p>
<p>300 metrekare çok amaçlı voleybol ve tenis kortu</p>
<p>1.000 metrekare rekreasyon (dinlenme) alanı</p>
<p>625 metre uzunluğunda yürüyüş yolu yer alacak.</p>
<p>Tamamlandığında Bayraklı’nın önemli spor alanlarından biri olacak Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi, mahalle sakinlerinin spor yapabileceği, gençlerin güvenli bir ortamda vakit geçirebileceği modern bir yaşam alanı olarak hizmet verecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-ferdi-zeyrek-spor-kompleksinde-calismalar-sona-yaklasti-619261">Bayraklı&#8217;da Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi&#8217;nde Çalışmalar Sona Yaklaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>24 saat açık sanal tehlike!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/24-saat-acik-sanal-tehlike-619234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:33:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[açık]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[Kumar Oynama]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, kumar ve sanal kumar bağımlılığının psikolojik, nörolojik ve sosyal boyutlarını, risklerini, motivasyon mekanizmalarını ve tedavi yaklaşımlarını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/24-saat-acik-sanal-tehlike-619234">24 saat açık sanal tehlike!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, kumar ve sanal kumar bağımlılığının psikolojik, nörolojik ve sosyal boyutlarını, risklerini, motivasyon mekanizmalarını ve tedavi yaklaşımlarını açıkladı.</p>
<p><strong>Sanal kumarın erişilebilirliği arttıkça bağımlılık riski de yükseliyor!</strong></p>
<p>Kumarın hem fiziksel ortamlarda hem de dijital platformlarda oynanabildiğini ifade eden Dr. Bahruz Shukurov, “Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte sanal kumarın erişilebilirliği ve yaygınlığı ciddi şekilde arttı. Bu durum bağımlılık riskini de önemli ölçüde yükseltmekte.” dedi.</p>
<p>Kumar bağımlılığının en temel özelliklerinden birinin, kişinin kumar oynama davranışı üzerinde kontrolünü kaybetmesi olduğunu aktaran Dr. Shukurov, “Kişi zamanla kazandığından çok daha fazla para harcamaya başlar ve gününün önemli bir bölümünü kumar oynayarak geçirir. Bu süreç ilerledikçe iş hayatı, aile ilişkileri ve sosyal sorumluluklar ihmal edilmeye başlanır. Maddi kayıplar büyür, borçlar oluşur ve kişi giderek daha zor bir ekonomik tabloyla karşı karşıya kalır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi kazandığında da kaybettiğinde de kumar oynamak ister! </strong></p>
<p>Yalan söyleme davranışının kumar bağımlılığının önemli tanı ölçütleri arasında yer aldığına işaret eden Dr. Bahruz Shukurov, “Bağımlı birey, kumar oynayabilmek için para bulmak amacıyla yakınlarına veya çevresine yalan söyleyebilir. Bunun temel nedeni, kumar oynayamadığında yaşayacağı yoğun sıkıntı ve huzursuzluğun, yalan söylemenin yaratacağı vicdani rahatsızlıktan daha ağır gelmesidir. Zaman içinde bu davranış giderek kolaylaşır ve kişinin kişilik yapısında belirgin değişimlere yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Kumar bağımlılığında motivasyonun iki yönlü çalıştığına değinen Dr. Shukurov, şunları söyledi:</p>
<p>“Kişi kazandığında da kaybettiğinde de kumar oynamak ister. Kazandığında aldığı ödül ve haz duygusu yeni bir motivasyon oluşturur. Kaybettiğinde ise kaybını telafi etme isteği devreye girer. Bağımlı bireyler sıklıkla ‘keyif için oynamıyorum, sadece kaybımı telafi etmek istiyorum’ şeklinde açıklamalar yapar. Ancak bu düşünce çoğu zaman bağımlılık döngüsünü sürdürür ve kişi yeniden kumar oynamaya devam eder.”</p>
<p><strong>Kumar, keyif yerine kötü hisleri geçici olarak azaltan bir araca dönüşür! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığının çoğu zaman ilk başlarda yaşanan bir yüksek kazanç veya güçlü heyecan deneyimi ile başlayabileceğine dikkat çeken Dr. Bahruz Shukurov, “Özellikle erken yaşlarda elde edilen büyük bir kazanç, kişinin beyninde güçlü bir iz bırakır. Bu deneyim beynin ödül sisteminde normalin üzerinde bir haz oluşturur ve kişi zamanla bu duyguyu tekrar yaşamak için kumar oynamaya devam eder.” dedi.</p>
<p>Ancak süreç ilerledikçe kişinin bu yüksek heyecanı daha az yaşamaya başladığını, kayıpların arttığını ve kişinin normal duygu durumunun daha düşük bir seviyeye gerilediğini ifade eden Dr. Shukurov, “Sonuç olarak kumar, artık keyif veren bir aktiviteden çok, kişinin kendini kötü hissetmesini geçici olarak azaltan bir araca dönüşür. Bağımlılığın ilerleyen dönemlerinde yalnızca kumar oynamak değil, kumarla ilişkili uyaranlar da tetikleyici hâle gelir. Bahis sesleri, oyun bildirimleri, maç izlemek veya kumarla ilgili reklamlar bile kişide güçlü bir kumar oynama isteği yaratabilir. Bu nedenle bağımlılıkla mücadelede tetikleyici unsurlardan mümkün olduğunca uzak kalmak büyük önem taşır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Beyin kısa vadeli ödülleri tercih eder, bu da bağımlılığı güçlendirir! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığının ciddi maddi kayıplara yol açabileceğini vurgulayan Dr. Bahruz Shukurov, “Kimi zaman kayıplar kişinin aylık gelirinin onlarca hatta yüzlerce katına ulaşabilir.” dedi.</p>
<p>Bu durumun bankalara veya farklı kaynaklara borçlanmaya kadar ilerleyebileceğini aktaran Dr. Shukurov, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çoğu zaman aile bireyleri devreye girerek bu sorunları çözmeye çalışır. Ancak profesyonel destek alınmadan yapılan müdahaleler genellikle geçici bir rahatlama sağlar ve kişi bir süre sonra yeniden kumar oynamaya başlayabilir.</p>
<p>Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkar: Bu kadar kayba rağmen kişi neden kumar oynamaya devam eder? Bunun iki önemli nedeni vardır. Birincisi, bağımlı kişinin yaşadığı sorunların çoğu zaman çevresi tarafından telafi edilmesidir. Eğer kişi yaşadığı sonuçlarla doğrudan yüzleşmezse davranış değişimi zorlaşır. İkinci neden ise kumarın kısa vadede sağladığı heyecanın, uzun vadeli zararların önüne geçmesidir. İnsan beyni çoğu zaman kısa vadeli ödülleri tercih eder ve bu durum bağımlılık davranışını güçlendirir.”</p>
<p><strong>Sanal kumarın en büyük riski 24 saat erişilebilir olması! </strong></p>
<p>Sanal kumarın, geleneksel kumara göre bazı açılardan daha riskli olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov, bu riskleri şöyle açıkladı:</p>
<p>“En önemli farklardan biri 24 saat erişilebilir olmasıdır. Kişi günün her saatinde, bulunduğu her yerde kumar oynayabilir. Ayrıca dijital ortamda para çoğu zaman sadece sayısal bir değer gibi algılanır. Bu nedenle kişiler gerçek para kaybettiklerini daha az hissedebilir ve daha büyük riskler alabilir.</p>
<p>Sanal kumar platformları aynı zamanda yoğun reklam ve teşvik mekanizmaları kullanır. Bonus teklifleri, mesajlar ve sürekli gönderilen bildirimler kişiyi tekrar oyuna çekmek için tasarlanır. İlk aşamada bazı kullanıcıların kazanç elde etmesi de bu sistemin bir parçası olabilir. Böylece kişi erken dönemde güçlü bir ödül deneyimi yaşayarak kumara daha fazla bağlanabilir.”</p>
<p><strong>Bağımlılıklarda ‘tam iyileşme’ yerine ‘kontrol altına alma’ daha gerçekçi bir yaklaşım! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığının, beynin ödül sistemi ile yakından ilişkili olduğuna dikkat çeken Dr. Bahruz Shukurov, “Ventral tegmental alan, nükleus akumbens ve insula gibi bölgeler bu süreçte rol oynar. Kumar davranışı tekrarlandıkça bu sinir yolları güçlenir.” dedi.</p>
<p>Başlangıçta küçük bir iz gibi olan bu yolakların zamanla adeta bir otoyola dönüştüğünü ve kişinin düşünce dünyasında kumarın merkezi bir yer edindiğini kaydeden Dr. Shukurov, kumar bağımlılığının tedavisinin mümkün olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Dr. Shukurov bu sürecin genellikle çok yönlü bir yaklaşım gerektirdiğini söyledi ve devam etti:</p>
<p>“Tedavi yalnızca bireyi değil, aileyi de kapsayan bir iş birliği içinde yürütülmeli. Psikiyatrist, psikolog, hasta ve aile üyelerinin birlikte çalışması başarı şansını artırır. Profesyonel destek olmadan yalnızca söz vermek, yemin etmek veya kendi kendine bırakmaya çalışmak çoğu zaman yeterli olmaz.</p>
<p>Bağımlılıklar için ‘tam iyileşme’ kavramından ziyade ‘kontrol altına alma’ veya ‘düzelme’ kavramı daha gerçekçidir. Bu durum bazı kronik hastalıklara benzetilebilir. Kişi tetikleyicilerden uzak durur, tedavi planına uyar ve gerekli önlemleri alırsa uzun süre kumar oynamadan sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. Ancak tamamen iyileştiğini düşünerek tüm önlemleri kaldırmak tekrar risk oluşturabilir.”</p>
<p><strong>Çoğu durumda belirleyici olan heyecan ve adrenalin duygusu! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığında çoğu zaman kişinin parayı mı yoksa heyecanı mı sevdiği sorusunun sorulduğunu aktaran Dr. Bahruz Shukurov, “Çoğu durumda belirleyici olan heyecan ve adrenalin duygusudur. Kazanma ihtimalinin eşiğinde olmak, risk almak ve o anki yoğun duygu durumunu yaşamak bağımlılığı besleyen önemli faktörlerdir.” dedi.</p>
<p>Bağımlılık ilerledikçe kişinin yalnızca kumar ve kumarla ilişkili konulara karşı yüksek motivasyon gösterdiğinin altını çizen Dr. Bahruz Shukurov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Günlük sorumluluklara karşı isteksizlik ve enerji düşüklüğü görülebilir. Bu nedenle tedavi sürecinde yalnızca kumar davranışı değil, kişinin düşünce yapısı, motivasyonu ve yaşam düzeni de ele alınmalıdır. Kumar oynayan bir yakına sahip olan aile bireyleri için de destek almak önemlidir. Aileler hem bağımlı bireyle birlikte tedavi sürecine katılabilir hem de ayrı olarak danışmanlık alabilirler. Erken müdahale, sorunun büyümesini ve daha büyük kayıpların oluşmasını önleyebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/24-saat-acik-sanal-tehlike-619234">24 saat açık sanal tehlike!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artışı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hissi]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[nedensiz]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793">Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda psikolojik sistemimizin de yeniden dengelenmesi gereken bir dönemi ifade ediyor. Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, mevsim geçişleri iç dünyamızda  “yeniden düzenleme” sürecini tetikleyebiliyor. Klinik gözlemlere göre, kışın içe dönük yapıdan baharın artan temposuna geçiş döneminde nedensiz yorgunluk, motivasyon düşüşü, uyku artışı ve duygusal hassasiyet gibi yakınmalar belirgin şekilde artış gösteriyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Uzman Psikolog Sena Sivri,</strong>  pek çok kişinin bu dönemde “Depresyona mı giriyorum?” endişesi taşıdığını belirterek, “Oysa her duygu durum değişimi depresyon anlamına gelmez. Çoğu zaman yaşanan bu tablo, bedenin ve zihnin çevresel değişimlere verdiği doğal bir uyum tepkisidir. Mevsimsel geçişler sırasında gün ışığı süresi, sıcaklık, sosyal hareketlilik ve günlük alışkanlıklar değişir. Bu değişimler doğrudan biyolojik ritmimizi etkileyen sirkadiyen sistemini devreye sokar. Sirkadiyen sistemi sağlıklı çalışmadığında, hormon dengesinde ve duygu durumunda bozulmalar ile depresyon belirtileri ortaya çıkabilir. Bunun sonucunda kendimizi daha yorgun hissedebilir, sabahları uyanmakta zorlanabilir veya zihinsel performansımızda düşüş yaşayabiliriz. Burada önemli olan nokta, bu belirtilerin geçici ve yönetilebilir olduğunun bilinmesidir” diyor. </p>
<p><strong>Duygusal dalgalanmalar zayıflık değildir! </strong></p>
<p><strong>Uzman Psikolog Sena Sivri,</strong> mevsim geçişlerinde yaşanan duygu dalgalanmalarının psikolojik açıdan bir zayıflık değil; aksine adaptasyon kapasitemizin bir göstergesi olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “ Önemli olan, bu değişimleri korkulacak bir durum olarak görmek yerine, bedenin ve zihnin uyum sürecinin bir parçası olarak değerlendirebilmektir. Küçük yaşam düzenlemeleri, farkındalık ve gerektiğinde profesyonel destekle bu dönemler daha dengeli, hatta kişisel farkındalığın arttığı bir süreç haline gelebilir. Çünkü ruh sağlığı, yalnızca zor dönemlerde değil; değişim anlarında da kendimize nasıl eşlik ettiğimizle şekillenir.”  <strong>Uzman Psikolog Sena Sivri, </strong> klinik deneyim ve bilimsel verilerin, küçük ama sürdürülebilir yaşam düzenlemelerinin ruh hali üzerinde belirgin bir koruyucu etkisi olduğunu gösterdiğini belirterek, bu süreci daha sağlıklı yönetebilmemiz için dikkat etmeniz gereken 10 kuralı şöyle anlatıyor: </p>
<p><strong>Gün ışığıyla temasınızı artırın</strong></p>
<p>Doğal ışık, beynin “uyanıklık” ve “denge” sinyallerini düzenliyor. Sabah saatlerinde alınan gün ışığı, serotonin seviyelerini destekleyerek, enerji artışı sağlıyor. Özellikle kapalı ortamlarda çalışan kişiler için kısa açık hava yürüyüşleri bile fark oluşturuyor. Bu nedenle, gün içinde, dışarıda en az 15–20 dakika zaman geçirmeniz önemli.</p>
<p><strong>Uyku düzeninizi koruyun</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde uyku isteğimiz oldukça artabiliyor. Ancak, düzensiz uyku saatleri, biyolojik ritmi daha da bozarak yorgunluk hissini artırabiliyor. Kaliteli uyku, duygusal dayanıklılığın temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmanız zihinsel dengenizi destekleyecektir. </p>
<p><strong>Hareket etmeyi ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Düşen enerji seviyeleri kişiyi hareketsizliğe itebiliyor; oysa hareket etmek enerji üretimini artırıyor. Düzenli egzersiz endorfin salgısını destekliyor ve kaygı düzeyini azaltıyor. Hafif tempolu yürüyüşler, yoga veya esneme egzersizleri bile psikolojik rahatlama sağlıyor.  </p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde hızlı enerji veren şekerli besinlere yönelim artabiliyor. Uzman Psikolog Sena Sivri, bu seçimlerin kısa vadede rahatlatıcı görünse de sonrasında enerji düşüşüne yol açabileceğini vurgulayarak, “Beslenme alışkanlıkları, psikolojik iyi oluşun göz ardı edilmemesi gereken bir parçasıdır. Dengeli protein ve lif tüketimi ruh halinin daha dengeli kalmasına destek olur” diyor. </p>
<p><strong>Sosyal bağlarınızı sürdürün</strong></p>
<p>İçe kapanma eğilimi mevsim geçişlerinde artış gösterebiliyor. Ancak, sosyal etkileşim ve sağladığı aidiyet duygusu, psikolojik esnekliği güçlendiren önemli bir koruyucu faktördür. Kısa bir kahve buluşması ya da telefon görüşmesi bile aidiyet hissini güçlendirebiliyor. </p>
<p><strong>Günlük küçük rutinler oluşturun</strong></p>
<p>Belirsizlik duygusu zihinsel yorgunluğu artırabiliyor. Gün içinde tekrar eden küçük alışkanlıklar ise kontrol hissi kazandırıyor. Sabah rutini, kısa yürüyüşler veya akşam sakinleşme ritüelleri psikolojik dengeyi destekliyor. </p>
<p><strong>Duygularınızı normalleştirin</strong></p>
<p>“Böyle hissetmemeliyim” düşüncesi çoğu zaman içsel baskıyı artırıyor. Mevsimsel değişim dönemlerinde düşük enerji veya isteksizlik hissi yaşamak olağandır. Bu duyguları fark etmek ve kabul etmek, psikolojik uyumu kolaylaştırıyor. Kendinize karşı daha şefkatli olmanız, bu süreçte önemli bir içsel desteği sağlayacaktır. </p>
<p><strong>Dijital yükünüzü azaltın</strong></p>
<p>Uzun süre ekran karşısında kalmak zihinsel yorgunluğu artırabiliyor. Özellikle akşam saatlerinde ekrana maruz kalmak uyku kalitesini olumsuz etkiliyor. Gün içinde vereceğiniz kısa dijital molalar zihninizin toparlanmasına yardımcı olacak ve böylece duygusal dalgalanmaları daha hafif hissetmenize katkıda bulunacaktır.</p>
<p><strong>Küçük ve ulaşılabilir hedefler belirleyin</strong></p>
<p>Enerjinin düşük olduğu dönemlerde yüksek beklentiler motivasyon kaybına yol açabiliyor.  Günlük küçük hedefler belirlemek ise başarı hissini artırıyor. Tamamlanan her küçük adım, psikolojik olarak “ilerleme” duygusu oluşturuyor ve bu etkisiyle ruh halini olumlu yönde destekliyor. </p>
<p><strong>Destek almaktan çekinmeyin</strong></p>
<p>Uzman Psikolog Sena Sivri, mutsuzluk, isteksizlik veya umutsuzluk hissinin iki haftadan uzun sürmesi durumunda profesyonel destek almanızın önemli olduğuna dikkat çekiyor. Mevsimsel duygu durum değişimlerinin terapiyle oldukça iyi yönetilebildiğini belirten Sena Sivri, “Erken dönemde alacağınız destek, sürecin kronikleşmesini önler. Psikolojik yardım güçsüzlük değil, farkındalık göstergesidir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793">Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antalya Büyükşehir&#8217;in kadınlara yönelik destekleri istihdama dönüşüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehirin-kadinlara-yonelik-destekleri-istihdama-donusuyor-618533</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 10:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[destekleri]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[istihdama]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kooperatifleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yaşında]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618533</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadın istihdamını artırmaya yönelik uygulamaları, üretime ve girişimciliğe dönüşen somut başarı hikâyeleriyle dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehirin-kadinlara-yonelik-destekleri-istihdama-donusuyor-618533">Antalya Büyükşehir&#8217;in kadınlara yönelik destekleri istihdama dönüşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadın istihdamını artırmaya yönelik uygulamaları, üretime ve girişimciliğe dönüşen somut başarı hikâyeleriyle dikkat çekiyor. Belediyenin sağladığı destekler, kadınların yalnızca gelir elde etmesine değil; sosyal hayatta daha güçlü, daha görünür ve daha özgüvenli bireyler olarak yer almalarına da imkân tanıyor.</p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara yönelik hayata geçirdiği projeler, kent genelinde üretim ve istihdama katkı sağlamaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından kadın kooperatiflerine sağlanan ücretsiz alanlar, üretim ve satış faaliyetlerinin sürdürülebilir şekilde yürütülmesine imkân tanıyor. Bu alanlarda kadınlar gıda üretiminden hizmet sektörüne, el sanatlarından terziliğe kadar farklı alanlarda faaliyet gösteriyor. ATASEM kapsamında verilen ücretsiz eğitimler de kadın istihdamında önemli rol oynuyor. Güzellik ve bakım, tekstil, el sanatları ve çeşitli hizmet alanlarında düzenlenen kurslar, kadınların sertifika alarak iş hayatına katılımını sağlıyor.</p>
<p><strong>KADIN KOOPERATİFLERİ EKONOMİYE KATKI SAĞLIYOR</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi tarafından kadın kooperatiflerine tahsis edilen ücretsiz üretim ve satış alanları, kadınların kira yükü olmadan üretim yapmasına imkan sağlıyor. Korkuteli ilçesinde Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından ücretsiz olarak tahsis edilen Kadın Kooperatifleri Üretim ve Satış Merkezi’nde üretim yapan kadınlar, sağlanan desteğin hem ekonomik hem de sosyal anlamda önemli olduğunu dile getiriyor. Merkezde üretim yapan Hatice Çetin, “Buraya 7 aydır aileme ve çocuklarıma katkı sağlamak için geliyorum. İş ortamımız, arkadaşlarımız, sosyal hayatımız çok güzel burada. Belediyenin bu desteği bizlere de böyle kazanç kapısı oluyor. Böyle bir iş imkanı sağladıkları için, kırsal kesimleri de unutmadıkları için, biz gibi köylüleri de destekledikleri için teşekkürlerimizi sunarız” dedi. Aynı merkezde üretim yapan Zehra Karagöz ise “Daha önce başka bir yerde çalışmamıştım. Burası ilk iş deneyimim. Çocuklarımı okutuyorum, kendi ihtiyacımı rahat görebiliyorum. Çalışmak güzel bir şey” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>66 YAŞINDA İŞ HAYATINA ATILDIM</strong></p>
<p>Muratpaşa İlçesi’nde bulunan Antalya Büyükşehir Belediyesi Kadın Kooperatifleri Satış Alanı’nda terzilik yapan 66 yaşında Asiye Kutlu ise çalışma hayatının kendisi için önemli bir değişim olduğunu belirterek, “Büyükşehir Belediyesi’nin Kadınlar Kooperatifi’nde bana ayrılan bölümde tadilat işleri yapıyorum. Hem para kazanıyorum, hem sosyalleşiyorum. 66 yaşında iş hayatına atıldım. Hep ev hanımıydım, anneydim, eştim. Şimdi iş hayatındayım. Kendime öz güvenim arttı. Burası bir üretim merkezi. Bayanlar ellerinden ne geliyorsa yapabilirler. Ben yapamam, ben beceremem diye hiçbir şey yok. Buraya tüm kadınların gelip bizlerle çalışmalarını isterim” dedi. </p>
<p><strong>BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NE TEŞEKKÜR</strong></p>
<p>Satış alanında servis hizmeti vererek iş hayatına atılan 50 yaşındaki 3 çocuk annesi Arzu Tay ise “Eğitimli, üniversite okumuş bir insanım ama maalesef yıllarca çocuklarıma bakmak zorunda kaldım. Bundan birkaç yıl önce burada çalışmaya başladım. Burada çalışmak bana mental anlamda çok iyi geldi. Müşterilerimizle bir aile gibi olduk. Buraya çok büyük bir anlam yükledim, çok seviyorum. Tekrar tekrar Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ediyorum. Şu an kendim için birçok şeyi başardığıma inanıyorum” diye konuştu. </p>
<p><strong>ÜRETİMDEN DAYANIŞMAYA</strong></p>
<p>Antalya Toptancı Hali içerisinde yine Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsis edilen Kadın Kooperatifleri Üretim Merkezi’nde çalışan yazar Gönül Çakır ise “Senelerce yurtdışında kaldım, 5 sene önce geri dönüş yaptım. 2 yıl sadece yazar olarak evde kitabımla uğraştım. 2 yıl önce de burayla tanıştım. Bana çok iyi geldi, yalnızlığıma faydası oldu. Kadınlarla beraber üretim yapıyoruz. Buradan gelen gelirle kendi ev ekonomimiz dışında, kız çocuklarının eğitimine ve yardıma muhtaç kadınlarımıza destek oluyoruz. Büyükşehir Belediyesi’nin bize sağlamış olduğu destekten dolayı çok teşekkür ediyoruz. Onlar bize destek sağlıyor, bizde ihtiyacı olan insanlara imkan sağlamaya çalışıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>ATASEM KURSLARI MESLEK KAZANDIRIYOR</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi’nin meslek edindirme kursları ATASEM kapsamında verilen ücretsiz eğitimler de kadın istihdamında önemli rol oynuyor. Bu kurslara katılan kadınlardan biri olan Gülşah Gürsoy aldığı eğitim sonrası kendi güzellik salonunu açarak girişimci oldu. Eğitim sürecinde hem mesleki bilgi edindiğini hem de özgüven kazandığını belirten işletme sahibi, kendi iş yerini kurmanın hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Gürsoy, “Bu sektörde, 29 yaşında ATASEM’den aldığım eğitimler sayesinde bulunuyorum. Bana çok katkısı oldu. Eğitimler gerçekten çok iyiydi. Yıllar boyunca devam ettim. Okula gidiyordum, okul çıkışı direkt ATASEM’e geçiyordum. Kendi ayaklarımın üzerinde durabilen, güçlü bir kadın oldum. Önümdeki süreç için de çok heyecanlıyım ve herkese tavsiye ederim gençlere özellikle. Hiç boş vakit harcamasınlar, direkt ATASEM’e gitsinler, değerlendirsinler” diyerek Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkürlerini iletti. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehirin-kadinlara-yonelik-destekleri-istihdama-donusuyor-618533">Antalya Büyükşehir&#8217;in kadınlara yönelik destekleri istihdama dönüşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklara &#8216;savaş&#8217; gerçeği nasıl anlatılmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklara-savas-gercegi-nasil-anlatilmali-618140</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlatılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeği]]></category>
		<category><![CDATA[Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Luş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[onları]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618140</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, çocukların ve ergenlerin savaş ortamlarından hem ruhsal hem fiziksel olarak nasıl etkilendiği ve ebeveynlerin bu süreçte çocuklarına nasıl destek olabilecekleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklara-savas-gercegi-nasil-anlatilmali-618140">Çocuklara &#8216;savaş&#8217; gerçeği nasıl anlatılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, çocukların ve ergenlerin savaş ortamlarından hem ruhsal hem fiziksel olarak nasıl etkilendiği ve ebeveynlerin bu süreçte çocuklarına nasıl destek olabilecekleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocuğun kaygısını azaltmanın en önemli yolu, onu anlayarak güven vermek! </strong></p>
<p>Çocuklara savaş hakkında bilgi verirken en önemli noktalardan birinin kavramların ilgili, açık ve çocuğun anlayabileceği bir şekilde konuşmak olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Onun endişelerini anladığını anne babanın dile getirmesi ve çocuğa güven vermesi çok önemli.” dedi.</p>
<p>Çocuğun kaygılarının çok önemli ölçüde bu şekilde azaltılabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Onunla birlikte haberleri izleyerek, elbette birtakım görüntülerden çocuğu uzak tutarak çocuğu korumak anne babanın en önemli görevlerin başında gelir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ergenler de savaş görüntülerinden etkilenebilir ve uzun süreli travmatik etkilere yol açabilir! </strong></p>
<p>Özellikle ergenlik döneminde çocukların savaş ile ilgili haberlerle doğrudan ilgilenebileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Aslında politik sorular bile sorabilirler. Kendi görüşünü anne babasının görüşleriyle kıyaslamak isteyebilir ve hatta tartışmak isteyebilir.” dedi.</p>
<p>Anne babanın bu konularda ergenler ile konuşması, konuşmaktan çekinmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Luş, şöyle devam etti:</p>
<p>“Hatta onu dinlemesi, yargılamaması, eğer kendisi gibi düşünmüyorsa, başka bir görüş bildiriyorsa kesinlikle yargılayıcı konuşmaması çok önemli. Ergenler de küçük bir çocuk gibi bu görüntülerden etkilenebilir. Savaş ortamında yaşayan çocuklar çok daha ciddi travma atlatıyorlar. Şiddete maruz kalmış çocuklar gibi onların da erişkinlik dönemine kadar devam eden, travma sonrası birtakım belirtileri gösterdikleri çeşitli araştırmalarla kanıtlanmış. Bu nedenle belki de çok uzun sürecek birtakım terapilere ve tedavilere ihtiyaç duyabilirler.”</p>
<p><strong>Savaş, çocukların ruhsal dünyasında ciddi yıkıma neden olur! </strong></p>
<p>Savaş gibi yetişkinlerin bile dehşete düştüğü, dehşet içerisinde kaldığı ve oldukça kötü etkilendiği şiddet ortamında çocukların sadece ruhsal olarak etkilenmediklerine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şunları söyledi:</p>
<p>“Çocukların temiz suya ulaşamadığı, temiz yiyeceklere ulaşamadığı, açlık, susuzlukla özellikle 5 yaş altındaki çocukların ölümle karşılaştığı savaş ortamında birinci öncelik elbette çocukların fiziksel olarak sağlıklı olmaları, hayatta kalmaları, temiz suya ve yiyeceğe ulaşmalarıdır. Fakat onların ruhsal dünyasında tıpkı yetişkinlerin olduğu gibi çocukların da ruhsal dünyasında savaş oldukça önemli yıkım etkisi yaratır. Özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda şiddet içerikli herhangi bir olayın hemen akabinde huzursuzluk, ağlama, her şeye aşırı tepki verme, hırçınlık, uykusuzluk, anne babanın dediklerine uymama, her şeyi reddetme gibi bir takım olumsuz belirtiler görülüyor.”</p>
<p><strong>Önemli olan çocuklara doğru bilgiyi, anlayabilecekleri şekilde vermek!</strong></p>
<p>6 yaş ya da 7-8 yaş sonrası çocuklarla daha küçük çocuklar arasında fark olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Ebeveynler olarak, çocukların soyut kavramları anlamadıklarını, savaş da soyut bir kavram olduğu için buna anlam veremediklerini, gördükleri her şeyi sorabileceklerini hiçbir zaman unutmamalıyız.” dedi.</p>
<p>Önemli olanın onlara doğru bilgiyi vermek, onların anlayabileceği bir şekilde konuşmak, anlayabileceği dilden konuşmak ve onlara güven vermek olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Zaten ebeveynlerin kendilerini anladığını hissederse bir çocuk, kendisini güvende hisseder dolayısıyla kaygısı çok azalır. </p>
<p>Ergenlik dönemi içinde aslında bu böyledir. Kendi görüşlerini geliştirmeye başladıkları için kişilik gelişimi ile birlikte ergenler bu konular ile ilgili tartışmak isteyeceklerdir. Kendi görüşlerini ortaya koymak isteyeceklerdir. Aslında anne babalar onları yargılamadan dinlemeli, onaylamasalar bile, kendi görüşlerine uymasa bile, yine de onları kesinlikle rencide etmeden, terslemeden dinlemeli, hak vermedikleri yerler olsa bile onları düzeltmeden sadece onların yanında olduğunu gösteren bir şekilde onlarla iletişim kurarak, aslında onlara destek olmak en iyi ebeveynlik işlevidir diyebiliriz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklara-savas-gercegi-nasil-anlatilmali-618140">Çocuklara &#8216;savaş&#8217; gerçeği nasıl anlatılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eskinazi: &#8220;Türkiye Avrupa Değer Zincirlerinin Vazgeçilmez Bir Parçası&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eskinazi-turkiye-avrupa-deger-zincirlerinin-vazgecilmez-bir-parcasi-618047</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 08:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[eskinazi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vazgeçilmez]]></category>
		<category><![CDATA[zincirlerinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618047</guid>

					<description><![CDATA[<p>AB’nin “Made in EU” taslağında Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde dikkate alınması ihracatçılar tarafından memnuniyetle karşılandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eskinazi-turkiye-avrupa-deger-zincirlerinin-vazgecilmez-bir-parcasi-618047">Eskinazi: &#8220;Türkiye Avrupa Değer Zincirlerinin Vazgeçilmez Bir Parçası&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AB’nin “Made in EU” taslağında Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde dikkate alınması ihracatçılar tarafından memnuniyetle karşılandı.</p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, son dönemde yürütülen yapıcı diyaloğun somut sonuçlar vermesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti.</p>
<p>Eskinazi, “Avrupa Birliği ile son dönemde ekonomik ve ticari alanlarda yürütülen yoğun ve yapıcı diplomasi trafiğinin olumlu sonuçlar vermesinden memnuniyet duyuyoruz. AB’nin hazırlıklarını sürdürdüğü Sanayi Hızlandırma Yasası ve ‘Made in EU’ politikası çerçevesinde yayımlanan taslakta, Türkiye ile mevcut Gümrük Birliği’nin bu politika kapsamında dikkate alınması, iki taraf arasındaki güçlü ekonomik entegrasyonun ve karşılıklı güvenin önemli bir göstergesidir.” dedi.</p>
<p>Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yürütülen istişarelerin ticari ilişkilerin sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu vurgulayan Eskinazi, Türkiye’nin Avrupa değer zincirleri içindeki rolünün de bu süreçte bir kez daha teyit edildiğini ifade etti.</p>
<p>“Türkiye, uzun yıllardır Avrupa sanayi ekosistemiyle entegre bir üretim yapısına sahiptir. Otomotivden makineye, tekstilden kimyaya kadar pek çok sektörde Avrupa değer zincirlerinin önemli ve güvenilir bir parçasıyız. Bu çerçevede atılan adımların, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik iş birliğinin daha da güçlenmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.”</p>
<p>Başkan Eskinazi, bu olumlu gelişmede Türkiye’nin yürüttüğü aktif ticaret diplomasisinin önemli bir payı bulunduğunu belirterek Ticaret Bakanlığı’nın sürece sağladığı katkıya özel olarak dikkat çekti.</p>
<p>“Bu sürecin başarıyla yürütülmesinde Ticaret Bakanlığımızın kararlı ve etkin ticaret diplomasisinin büyük rolü bulunmaktadır. Ticaret Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat’ın Avrupa Birliği ile yürütülen temaslarda ortaya koyduğu yapıcı, çözüm odaklı yaklaşımın bu olumlu sonucun ortaya çıkmasına önemli katkı sağladığını düşünüyoruz. Türk iş dünyasının ve ihracatçılarımızın çıkarlarını uluslararası platformlarda güçlü bir şekilde savunan Ticaret Bakanlığımıza ve Sayın Bakanımıza ve ekibine şükranlarımı sunuyorum.”</p>
<p>Eskinazi ayrıca, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da derinleşmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ortaklığın güçlenmesi, değer zincirlerinin rekabetçiliğinin artırılması ve yeşil ile dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması açısından büyük önem taşıyor. Bu süreçte kamu ve özel sektörün güçlü iş birliğiyle Avrupa ile ekonomik entegrasyonumuzu daha ileri bir seviyeye taşıyacağımıza inanıyoruz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eskinazi-turkiye-avrupa-deger-zincirlerinin-vazgecilmez-bir-parcasi-618047">Eskinazi: &#8220;Türkiye Avrupa Değer Zincirlerinin Vazgeçilmez Bir Parçası&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/liseli-ve-universiteli-girisimciler-yatirimci-karsisina-cikti-617272</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 09:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Bayat]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[girişim]]></category>
		<category><![CDATA[girişimciler]]></category>
		<category><![CDATA[karşısına]]></category>
		<category><![CDATA[liseli]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversiteli]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımcı]]></category>
		<category><![CDATA[yeditepe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617272</guid>

					<description><![CDATA[<p>Liseli ve üniversiteli öğrenciler, günlük hayatta karşılaşılan ancak çoğu zaman fark edilmeyen sorunları keşfederek geliştirdikleri iş fikirleriyle yatırımcıların karşısına çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/liseli-ve-universiteli-girisimciler-yatirimci-karsisina-cikti-617272">Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Liseli ve üniversiteli öğrenciler, günlük hayatta karşılaşılan ancak çoğu zaman fark edilmeyen sorunları keşfederek geliştirdikleri iş fikirleriyle yatırımcıların karşısına çıktı. Teknopark İstanbul’da düzenlenen Yeditepe Yeni Fikir Demo Day etkinliğinde finale kalan öğrenciler, aylar süren hazırlıkların ardından projelerini melek yatırımcılar ve sektör temsilcilerine sundu.</p>
<p><strong>Hava Kirliliğinden Yola Çıkan Bir Fikir</strong></p>
<p>Etkinlikte sunum yapan isimlerden İSTEK Okulları 11. sınıf öğrencisi Defne Topaloğlu, hava kirliliğinden en çok etkilenen kişilerin günlük hayatta ne yapacaklarını bilmediklerini fark ettiklerini söyledi. Bu durumun özellikle astım hastaları ve solunum rahatsızlığı yaşayan bireyler için ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Defne, bu sorundan yola çıkarak geliştirdikleri AirBuddy adlı telefon uygulamasını anlattı.</p>
<p>Şehir içi otobüslere yerleştirilen sensörler aracılığıyla hava kirliliği verilerinin toplandığını belirten Defne, “Uygulama sayesinde kullanıcılar bulundukları bölgedeki hava kalitesini görebiliyor. Günlük hayatta hangi saatlerde dışarı çıkmaları gerektiği ya da hangi önlemleri almaları gerektiği konusunda bilgi sahibi oluyorlar” diye konuştu.</p>
<p>Bu sürecin kendileri için önemli bir deneyim olduğunu vurgulayan Defne, “Bu çalışma bize yalnızca bir proje geliştirmeyi değil, kendimizi ifade etmeyi ve topluluk önünde konuşmayı da öğretti. Geçen yıla göre çok daha özgüvenliyim” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Etkinlik Arayan Öğrenci, Sponsor Arayan Kulüp</strong></p>
<p>Projesini sunan bir diğer isim olan Yeditepe Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri 2. sınıf öğrencisi Doruk Kadir Sezer, üniversite hayatında hemen herkesin yaşadığı ancak çoğu zaman fark edilmeyen bir eşleşme sorununa odaklandıklarını söyledi. Doruk, öğrencilerin ilgi alanlarına uygun etkinliklere ulaşmakta zorlandığını, öğrenci kulüplerinin ise etkinliklerini hayata geçirmek için sponsor bulmakta sıkıntı yaşadığını belirtti.</p>
<p>Bu iki ihtiyacın aslında aynı noktada kesiştiğini vurgulayan Doruk, “Bir yanda etkinlik arayan öğrenciler, diğer yanda sponsor bulmakta zorlanan kulüpler var. Biz bu iki tarafı ve şirketleri aynı yapı içinde buluşturarak, herkes için daha verimli bir sistem geliştirdik. Bu soruna çözüm olarak, öğrencilerle kulüpleri ve sponsorları aynı çatı altında buluşturan bir yapı tasarladık” dedi.</p>
<p><strong>61 Ekip Başvurdu, 11 Girişim Sahneye Çıktı</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi tarafından yürütülen Yeditepe Yeni Fikir programına bu yıl lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan 61 ekip başvurdu. Ön değerlendirme sürecinin ardından seçilen 25 ekip, eğitim ve mentörlük desteği alarak projelerini geliştirdi. Süreci başarıyla tamamlayan 6 üniversite ve 5 lise ekibi olmak üzere toplam 11 girişim, Demo Day kapsamında projelerini yatırımcıların karşısına çıkardı.</p>
<p>Genç girişimciler; yapay zeka, dijital altyapı, savunma, derin teknoloji, akıllı şehirler, sürdürülebilirlik, tüketici elektroniği, sağlık ve gıda gibi alanlarda geliştirdikleri projeleri sundu. Sunumların ardından girişimcilere katılım sertifikaları verildi.</p>
<p><strong>“Bilgiyi Üretmek Yetmiyor, Çözüm Üretmek Gerekiyor”</strong></p>
<p>Yeditepe Yeni Fikir Demo Day etkinliğinde değerlendirmelerde bulunan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, önümüzdeki yıllarda teknoloji alanında çok hızlı bir dönüşüm yaşanacağına dikkat çekti. Bayat, bu dönüşüme erken uyum sağlayan kurumların ve ülkelerin önemli avantajlar elde edeceğini belirterek, değişime direnmenin hem maliyetleri artıracağını hem de üniversitelerle sektörler arasında ciddi farklar oluşturacağını söyledi.</p>
<p>Bilgi üretim süreçlerinin yapay zeka destekli sistemlerle hızlandığını belirten Bayat, “Artık bilginin yalnızca üretilmiş olması yeterli değil. Önemli olan, bu bilginin gerçek bir probleme çözüm getirip getirmediği. Üniversiteler ve sektör, üretilen bilginin doğruluğunu ve uygulamaya dönüşüp dönüşmediğini daha fazla sorgulamak zorunda” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Üniversite olarak girişimcilik odaklı bir eğitim modeli benimsediklerini vurgulayan Bayat, Teknoloji Transfer Ofisi, araştırma merkezleri, ön kuluçka ve kuluçka yapılarının bütüncül bir anlayışla çalıştığını söyledi. Bayat, “Öğrenciler yalnızca akademik bilgiyle değil, girişimcilik kültürüyle de yetiştirilmeli” dedi.</p>
<p><strong> “Gençlerin Fikirlerinin Sahaya Çıkması Çok Önemli ve Değerli”</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol ise genç yaşta geliştirilen fikirlerin gerçek ekosistemle buluşmasının önemine dikkat çekti. Akyol, “Teknoparklar yalnızca teknoloji üretilen alanlar değil, aynı zamanda fikirlerin olgunlaştığı, test edildiği ve yatırımcıyla buluştuğu yapılardır. Liseli ve üniversiteli öğrencilerin bu yaşta projelerini sahaya çıkarması son derece önemli ve değerli” dedi.</p>
<p>Üniversite–sanayi iş birliklerinin girişimcilik ekosisteminin temel taşı olduğunu vurgulayan Akyol, “Bu tür programlar, gençlerin yalnızca fikir üretmesini değil, aynı zamanda iş dünyasının beklentilerini erken aşamada tanımasını sağlıyor. Teknopark İstanbul olarak bu temasın güçlenmesine büyük önem veriyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/liseli-ve-universiteli-girisimciler-yatirimci-karsisina-cikti-617272">Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gemlik&#8217;in Köklü Caddesi&#8217;nde Önemli Çalışma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gemlikin-koklu-caddesinde-onemli-calisma-617088</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 18:18:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[gemlik]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[köklü]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617088</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gemlik Belediyesi, kent genelinde sürdürdüğü ulaşım ve çevre düzenleme çalışmalarına bir yenisini daha ekledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gemlikin-koklu-caddesinde-onemli-calisma-617088">Gemlik&#8217;in Köklü Caddesi&#8217;nde Önemli Çalışma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gemlik Belediyesi, kent genelinde sürdürdüğü ulaşım ve çevre düzenleme çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Belediye ekipleri, ilçenin önemli ulaşım akslarından biri olan Alemdar Caddesi’nde kaldırım düzenleme çalışmalarına başladı.</p>
<p>Fen İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar, Balıkpazarı, Kayhan ve Halitpaşa mahallelerinin kesişim noktasında bulunan ve yoğun yaya ile araç trafiğine sahip olan Alemdar Caddesi’nde gerçekleştiriliyor. Yapılacak düzenlemelerle birlikte mevcut kaldırımlar yenilenerek daha güvenli ve modern bir yapıya kavuşturulacak.</p>
<p>Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte hem yaya güvenliğinin artırılmasının hem de yol düzeninin daha konforlu ve estetik bir görünüme kavuşacağını belirtti.  Başkan Deviren, Gemlik Belediyesi’nin kent estetiğini güçlendirmeye ve ulaşım konforunu artırmaya yönelik çalışmalarının ilçe genelinde program dahilinde devam edeceğini ifade etti.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gemlikin-koklu-caddesinde-onemli-calisma-617088">Gemlik&#8217;in Köklü Caddesi&#8217;nde Önemli Çalışma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>sahibinden.com, Türkiye Basketbol Milli Takımlar Ana Sponsoru Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sahibinden-com-turkiye-basketbol-milli-takimlar-ana-sponsoru-oldu-617085</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 13:12:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[ana]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[com]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sahibinden]]></category>
		<category><![CDATA[Sahibinden.com]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[takımlar]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'nin sahibinden.com'u, Türk sporuna verdiği desteği şimdi de basketbola taşıdı. Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile imzalanan sponsorluk anlaşması ile sahibinden.com Türkiye Basketbol Milli Takımlarının ana sponsoru oldu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sahibinden-com-turkiye-basketbol-milli-takimlar-ana-sponsoru-oldu-617085">sahibinden.com, Türkiye Basketbol Milli Takımlar Ana Sponsoru Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye&#8217;nin sahibinden.com&#8217;u, Türk sporuna verdiği desteği şimdi de basketbola taşıdı. Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile imzalanan sponsorluk anlaşması ile sahibinden.com Türkiye Basketbol Milli Takımlarının ana sponsoru oldu. </strong></p>
<p>Türk sporuna verdiği desteği artırarak sürdüren sahibinden.com, Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile önemli bir iş birliğine imza attı. Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi&#8217;nde düzenlenen imza töreni; Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu ve sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş’ın katılımıyla gerçekleşti. Bu önemli iş birliğiyle sahibinden.com, Milli Basketbol takımlarının yanında yer alarak milli formanın gücüne güç kattı.</p>
<p><strong>FUTBOL, VOLEYBOL, PARALİMPİK VE ŞİMDİ DE BASKETBOL</strong> </p>
<p>25 yılı aşkın süredir toplumun her kesimine katma değer sunma hedefiyle çalışmalarını sürdüren sahibinden.com, spora sağladığı katkıyı kapsayıcı ve sürdürülebilir bir modelle büyütmeye devam ediyor. Futbol ve voleybol Milli Takımlarının sponsorluklarının ardından Türkiye Milli Paralimpik Komitesi ana sponsorluğunu üstlenerek spor dallarındaki sponsorluklarını sürdüren sahibinden.com, şimdi de basketbolun dinamizmini destekleyerek bu vizyonu daha da ileri taşıyor.</p>
<p><strong>“TÜRK SPORUNA SAĞLADIĞIMIZ DESTEĞİ GÜÇLENDİRİYORUZ”</strong></p>
<p>İmza töreninde konuşan <strong>sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş</strong> şunları söyledi: “25. yılımızı geride bırakırken Türk sporuna sağladığımız desteği güçlendiriyoruz. Sporun birleştirici gücüne inanıyor, fırsat eşitliğini destekleyen kapsayıcı bir modelle ilerliyoruz. 60 milyondan fazla kullanıcıyı aynı çatı altında buluşturan Türkiye’nin sahibinden.com’u olarak milli sporcularımızın yanında olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Bu iş birliğinin basketbolun ülkemizdeki erişimini artıracağına ve yeni başarı hikâyelerine ilham vereceğine yürekten inanıyoruz.”</p>
<p><strong>Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu</strong> ise imza töreninde yaptığı açıklamalarda şunları söyledi; &#8221; A Erkek Milli Takımımızın 27 Şubat’ta Sırbistan karşısında elde ettiği çok değerli galibiyet için tüm oyuncularımızı ve teknik ekibimizi yürekten tebrik ediyorum. Dünya Şampiyonası Elemeleri yolunda bugün yine son derece önemli bir karşılaşmaya çıkacağız. Bu süreçte en büyük gücümüz; milletimizin desteği ve tüm Türkiye’nin milli takımlarımız etrafında kenetlenmesidir. Ay-yıldızlı formayı fedakarlıklarla taşıyan her sporcumuz, bu ülkenin ortak gururudur. sahibinden.com’un, Milli Takımlarımızın Ana Sponsoru olarak aramıza katılması, Türk basketboluna duyulan güvenin önemli bir göstergesidir. 2000 yılında kurulan sahibinden.com, Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinde önemli bir rol üstlenmiş köklü markalarımızdan biridir. Bugün farklı alanlarda milyonlarca insanı bir araya getiren güçlü bir platform konumundadır. Sporda sürdürülebilir başarı; güçlü organizasyon yapıları ve sağlam iş birlikleriyle mümkündür. sahibinden.com ile kurduğumuz bu iş birliğinin, Türk basketbolunun gelişim yolculuğuna katkı sağlayacağına inanıyorum. Bugün attığımız bu imza ile sahibinden.com’un desteği; yalnızca bugünü değil, geleceğimizi de güçlendirecek bir katkı olacaktır. Türk basketboluna duydukları güven ve verdikleri destek için sahibinden.com CEO’su Sayın Burak Ertaş’a ve tüm sahibinden.com ailesine teşekkür ediyorum. Bu anlamlı iş birliğinin hayırlı olmasını diliyorum.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sahibinden-com-turkiye-basketbol-milli-takimlar-ana-sponsoru-oldu-617085">sahibinden.com, Türkiye Basketbol Milli Takımlar Ana Sponsoru Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genellikle-masum-nedenlerden-kaynaklansa-da-616609</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 07:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[Genellikle]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklansa]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[nedenlerden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[oran]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616609</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-masum-nedenlerden-kaynaklansa-da-616609">Genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı,</strong> bu nedenle alarmı susturmak değil, neden çaldığını araştırmak gerektiğini belirterek, “Horlama normal bir durum değildir. Her horlayan kişide ciddi bir hastalık olmayabilir; ancak hayati risk taşıyan her uyku apnesi hastalığı önce horlama ile başlar. Dolayısıyla, horlamayı basit bir ses problemi olarak görmek yerine, bir sağlık sinyali olarak değerlendirmek gerekmektedir” diyor.  Eskiden  daha çok orta yaş ve üzeri bireylerde görülen horlamaya artık 20’li yaş grubunda da sık rastlandığına işaret eden <strong>Doç. Dr. Zerrin Boyacı,</strong> gençlerde artış gösteren obezitenin bu durumun en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurgulayarak,  “Bilgisayar başında uzun süreli oturma, düzensiz uyku alışkanlıkları, fast food ve şeker içeren yiyeceklerle beslenme ve buna bağlı kilo artışı gençlerde horlama riskini artırmaktadır. Özellikle boyun çevresindeki yağ dokusu arttıkça üst solunum yolu daralmakta ve horlama ortaya çıkmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Modern yaşamla birlikte giderek artıyor </strong></p>
<p>Horlama; uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların daralma veya gevşeme nedeniyle titreşmeleri sonucu ortaya çıkan ses olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30–40’ında zaman zaman horlama görülürken, düzenli ve kronik horlama oranı yüzde 20 civarında seyrediyor. Horlamanın görülme sıklığı ileri yaşlarda giderek artıyor. Öyle ki 30 yaş altı erkeklerde yüzde 10 oranında rastlanırken, 60 yaş üzerinde bu oran yüzde 60’a yükseliyor. Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, menopoz sonrası kadınlarda oran belirgin şekilde artıyor. Türkiye’de de benzer rakamlar söz konusu. Ayrıca, son yıllarda hem dünyada hem ülkemizde horlama sıklığında artış gözlendiği belirtiliyor. Bu yükselmenin en önemli nedenleri arasında; obezite, hareketsiz yaşam tarzı, uyku düzensizliği, stres, alerjik hastalıklar ve sigara kullanımındaki artış gösteriliyor.</p>
<p><strong>Horlamanın önemli nedenleri</strong></p>
<p>Doç. Dr. Zerrin Boyacı, kişinin aile ve sosyal hayatında önemli sorunlar oluşturabilen horlamaya yol açan etkenleri şöyle özetliyor: </p>
<p><strong>Obezite:</strong> İdeal kilonun yüzde 15 daha fazlasına sahip olan kişilerde horlama riski artmaktadır. Bunun nedeni ise boyun çevresindeki yağlanmanın üst solunum yolunu daraltması. Kadınlarda boyun çevresinin 38,10 cm’nin ve  erkeklerde 43,18 cm’nin üzerinde olması kritik değer olarak hesaplanmış.</p>
<p><strong>Burun tıkanıklığı:</strong> Septum deviasyonu, konka hipertrofisi, burun çatısının darlığı gibi statik bozukluklar ile alerjik rinit, sinüzit ve polip gibi enflamatuar bozukluklar önemli sebeplerini oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Büyük geniz eti ve bademcikler:</strong> Özellikle gençlerde hava yolunu daraltabilmektedir.</p>
<p><strong>Alkol ve sigara kullanımı:</strong> Kas gevşemesi ve mukozal ödem artışına sebep olmaktadır. </p>
<p><strong>Sırtüstü uyuma: </strong>Dil kökünün geriye düşmesine yol açabilmektedir. </p>
<p><strong>Uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!</strong></p>
<p>Horlama ile beraber görülen ve gece ani ölümlere sebep olabilen uyku apnesi üst solunum yolunun tamamen kapanması sonucu oluşuyor.<strong>  </strong>Horlama genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da yaşamsal risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!<strong> </strong>Özellikle gece nefes durmaları, sabahları yorgun uyanma, baş ağrısından yakınma, gün içinde uyku hali, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlardan biri bile horlamaya eşlik ediyorsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor. </p>
<p><strong>Uyku apnesi ani ölüme bile yol açabiliyor!</strong></p>
<p>Uyku apnesinde erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise uyku apnesinin; hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, inme ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına, hatta gece ani ölüme bile  yol açabilmesi. Ayrıca, insülin direnci ve kilo artışıyla kısır döngü oluşabiliyor. Tedavi edilmemiş uyku apnesi olan bireylerde trafik kazası riski de 2–7 kat artıyor. Uzun süreli uyku apnesi aynı zamanda beyinde hasara neden olarak; hafıza problemleri ve erken bilişsel gerileme riskini de artırabiliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, erken değerlendirmenin olası ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığını aktarıyor. </p>
<p><strong>Etkili ve kalıcı çözüm mümkün! </strong></p>
<p>Erken teşhis, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle horlamanın büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, “Horlama kader değildir. Doğru değerlendirmeyle çoğu hastada etkili ve kalıcı çözümler mümkündür. Önemli olan, geceleri bu sesi duymazdan gelmemektir” diye konuşuyor. Tedavinin kişiye özel planlandığını ve altta yatan nedene göre şekillendirildiğini vurgulayan Doç. Dr. Zerrin Boyacı, &#8220;Basit işlemler arasında yer alan radyofrekans uygulamaları, lazer destekli işlemler ve kişiye özel burun ile ağız içi apareyler, yaygın olarak başvurulan yöntemlerdir” diyor. </p>
<p><strong>Uyku apnesinde altın standart: CPAP maskesi!</strong></p>
<p>Horlamaya uyku apnesi eşlik ediyorsa, tedavide altın standart yöntemin CPAP maskesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu tedavinin uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlayarak, solunum durmalarını önlediğini ve hastanın gece boyunca yeterli oksijen almasına yardımcı olduğunu belirtiyor.  </p>
<p><strong>Cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor</strong></p>
<p>Özellikle ileri düzey ve yapısal sorunların eşlik ettiği tablolarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, uyku apnesi olanlarda maske kullanmak istemeyenler için maksillofasyal ilerletme operasyonuna, yani çenenin öne alınması ameliyatına başvurulduğunu söyleyerek, şu bilgileri paylaşıyor: “Bu ameliyatın başarı oranı yüzde 97’ye kadar ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra dil ve dil köküne yönelik cerrahiler ile yumuşak damağa yönelik cerrahi girişimler de horlamanın ve üst solunum yolu daralmasının giderilmesinde tercih edilen yöntemler arasında bulunmaktadır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-masum-nedenlerden-kaynaklansa-da-616609">Genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>29 Takımla tarihinde ilk kez üst sınırdan start alıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/29-takimla-tarihinde-ilk-kez-ust-sinirdan-start-aliyor-616522</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 13:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[29]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[forması]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sınırdan]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[takımla]]></category>
		<category><![CDATA[tarihinde]]></category>
		<category><![CDATA[team]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üst]]></category>
		<category><![CDATA[yarış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616522</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu ve UCI resmi takviminde yer alan Türkiye’nin en prestijli yol bisikleti organizasyonlarından Tour of Antalya, 12–15 Mart 2026 tarihlerinde dört etap üzerinden gerçekleştirilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/29-takimla-tarihinde-ilk-kez-ust-sinirdan-start-aliyor-616522">29 Takımla tarihinde ilk kez üst sınırdan start alıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu ve UCI resmi takviminde yer alan Türkiye’nin en prestijli yol bisikleti organizasyonlarından Tour of Antalya, 12–15 Mart 2026 tarihlerinde dört etap üzerinden gerçekleştirilecek. Yarış bu yıl, tarihinde ilk kez üst sınır olan 29 takım ile start alarak UCI 2.2 kategorisinde rekor bir katılıma sahne olacak.</p>
<p>Toplam 174 sporcu ile başlayacak organizasyon, ulusal ve uluslararası yayınlarla geniş bir erişim sağlayacak. TRT, yarışın 4. etabını canlı olarak yayınlayacak; Eurosport ise Tour of Antalya’ya özel hazırlanan 52 dakikalık programı iki kez ekranlara getirecek. Tüm start ve finiş noktalarında SportsTV de canlı yayın yapacak.</p>
<p><strong>Dört Gün, Dört Etap, Tek Heyecan: Tüm Startlar The Land of Legends’tan</strong></p>
<p>2026 edisyonunun tüm etap startları, Antalya&#8217;nın uluslararası cazibe merkezi The Land of Legends’ta verilecek. Toplamda 513 km olan etapların açılımları ise şu şekilde;</p>
<p>Etap finişleri sırasıyla:</p>
<ol>
<li>Gün: Erdal İnönü Parkı – Lara (145km)</li>
<li>Gün: The Land of Legends (137.9km)</li>
<li>Gün: Saklıkent Kayak Merkezi (Kraliçe Etap) (87.7km)</li>
<li>Gün: Atatürk Parkı – Antalya (142.2km)</li>
</ol>
<p>Kraliçe etap olan Saklıkent, yüksek rakım tırmanışıyla yarışın en belirleyici gününü oluşturuyor.</p>
<p><strong>29 Ülkeden Sporcu, 14 Ülkeden Takım Antalya’da Buluşuyor</strong></p>
<p>Tour of Antalya 2026, katılımcı yapısıyla da dikkat çekiyor. ABD, Kanada, Almanya, Kenya, Kazakistan, Polonya, Cezayir, Özbekistan, Kosova, Belçika, Japonya, Çin ve Endonezya’nın da aralarında bulunduğu takımlar bu yıl Antalya’da yarışacak.<strong> </strong>Organizasyonda 29 farklı ülkeden sporcu pedal çevirecek.</p>
<p><strong>Tour of Antalya 2026 Takımları:</strong></p>
<ol>
<li>Almaty Continental Team (Kazakistan)</li>
<li>Antalya Spor Kulübü (Türkiye)</li>
<li>APS Pro Cycling by Team Cadence Cyclery (ABD)</li>
<li>ASC Monsters Indonesia (Endonezya)</li>
<li>Azerbaijan National Team (Azerbaycan)</li>
<li>Bike Aid (Almanya)</li>
<li>China Anta – Mentech Cycling Team (Çin)</li>
<li>China Chermin Cycling Team (Çin)</li>
<li>CLN – Kosovo (Kosova)</li>
</ol>
<ol>
<li>Gebiz Spor Kulübü (Türkiye)</li>
<li>Hucare Factory Team (Almanya)</li>
<li>İstanbul Team (Türkiye)</li>
<li>Konya Büyükşehir Belediye Spor (Türkiye)</li>
<li>Konya Gelişim Spor Kulübü (Türkiye)</li>
<li>Les Rouleurs (Kanada)</li>
<li>Li Ning Star (Çin)</li>
<li>MBB Continental Cycling Team (Türkiye)</li>
<li>Mazowsze Serce Polski (Polonya)</li>
<li>National Team of Kazakhstan (Kazakistan)</li>
<li>Project Echelon Racing (ABD)</li>
<li>Rembe | rad-net (Almanya)</li>
<li>Shimano Racing Team (Japonya)</li>
<li>Soudal Quick-Step Devo Team (Belçika)</li>
<li>Spor Toto Cycling Team (Türkiye)</li>
<li>Team Amani (Ruanda)</li>
<li>Team Huansheng (Çin)</li>
<li>Team Vino (Kazakistan)</li>
<li>Uzbekistan National Team (Özbekistan)</li>
<li>Wibatech Lubelskie Perła Polski (Polonya)</li>
</ol>
<p><strong> Antalya’nın Kültürel Mirasını Tanıtan Özel Rota Yarış rotası;</strong></p>
<p>Perge, Silyon, Saklıkent, Doyran Göleti, Kaleiçi ve Konyaaltı gibi Antalya’nın turizm ve kültürel değerlerinden geçecek şekilde planlandı. Bu bölgeler, aynı zamanda yıl boyunca Antalya’ya gelen veteran sporcuların ve bisiklet turistlerinin de en sık kullandığı parkurlar arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>2026 Lider Forması Sistemi Dört Renk, Dört Zafer Hikâyesi</strong></p>
<p>Bu yıl Tour of Antalya’da dört farklı liderlik forması bulunuyor:</p>
<p><strong>Beyaz En Başarılı Genç Sporcu Forması – Go Türkiye</strong></p>
<p>Go Türkiye’nin doğal ve kültürel miras temasıyla uyumlu beyaz forma, yarışın en başarılı genç sporcusu tarafından taşınacak</p>
<p><strong>Lacivert Sprint Forması – Fraport TAV</strong></p>
<p>Yarışın en hızlı sprinterine verilen lacivert forma, Fraport TAV’ın pistlerindeki hız ve dinamizmi temsil ediyor.</p>
<p><strong>Kırmızı Tırmanış Forması – Corendon Airlines</strong></p>
<p>Corendon Airlines kırmızısı ile tasarlanan bu forma, yarışın “Dağların Kralı”nı simgeliyor.</p>
<p><strong>Turkuaz Genel Klasman Forması – Pedalia</strong></p>
<p>Turkuaz-mavi Pedalia forması, yarışın en prestijli formasıdır. Toplam sürede lider olan sporcu bu formayı giyecek.</p>
<p><strong> Ana Sponsorlar: Fraport TAV &#038; Corendon Airlines</strong></p>
<p>UCI ve Türkiye Bisiklet Federasyonu takviminde önemli bir yer tutan, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Spor Toto ve Antalya Valiliği tarafından da desteklenen yarış özel kurumlarca da destekleniyor.</p>
<p>Bu yıl Tour of Antalya’nın ana sponsorluğunu Fraport TAV Antalya Airport ve Corendon Airlines üstleniyor.<strong> </strong>Her iki marka da Antalya’nın uluslararası spor turizmi vizyonuna güçlü katkı sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Kurumsal Destekçiler</strong></p>
<p>Tour of Antalya 2026; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Valiliği, Spor Toto Teşkilatı, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi, Manavgat Belediyesi, Serik Belediyesi, Aksu Belediyesi, Döşemealtı Belediyesi, Kepez Belediyesi, Konyaaltı Belediyesi, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ve Spor Turizm Birliği tarafından desteklenmektedir. Bu güçlü iş birliği, organizasyonun hem sportif hem kültürel yönünün daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Resmi Açıklamalar:</strong></p>
<p><strong>Antalya Valisi Hulusi Şahin:</strong> “Antalya’nın önemli spor organizasyonu markalarından biri olan Tour Of Antalya’nın kentin tanıtımına büyük katkısı olduğunu ifade etmek istiyorum. Antalya kent olarak bisiklet sporuna kucak açan bir şehir. Antalya halkı bu konuda övgüyü hak ediyor. Antalya’nın iklim olarak sunduğu avantajı dünya televizyonlarından sunacak olmak çok anlamlı. Bisiklet dostu otellerin ve kentin altyapısındaki yeterliliğin yakın coğrafyalardaki ülkelere duyurulması da çok önemli. İlk kez üst sınır olan 29 takımın katılımı ile gerçekleşecek bir Tour Of Antalya bizleri bekliyor. Bu organizasyonda emeği geçen tüm paydaşlara ve sponsorları tebrik ediyorum.” dedi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan:</strong> “Antalya, spor alanında Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biridir. Hem amatör hem profesyonel düzeyde çok geniş bir yelpazede spor organizasyonlarına ev sahipliği yapıyoruz. Tour of Antalya gibi marka değeri yüksek bir etkinliğin şehrimizde düzenleniyor olması bizleri son derece memnun ediyor. Antalya, iklimi, altyapısı ve spor kültürüyle bu tür büyük organizasyonlar için son derece uygun bir kent. Bisiklet sporu ise üzerinde özel olarak durduğumuz, geliştirilmesine büyük önem verdiğimiz bir branş. Hem Türkiye’de hem de dünyada yaygınlaşması için çalışmalarımız devam ediyor.” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye Bisiklet Federasyonu Asbaşkanı Metin Cengiz: </strong>“Bu yıl 6’ncısı gerçekleştirilecek olan Tour of Antalya, kısa süre içerisinde şehrimizin ve ülkemizin en önemli uluslararası spor organizasyonlarından biri haline gelmiştir. Antalya’mız; doğal güzellikleri, iklimi ve sahip olduğu güçlü turizm altyapısıyla yalnızca önemli bir tatil destinasyonu olmakla kalmayıp, Tour of Antalya gibi marka organizasyonlar sayesinde sporla, doğayla ve sürdürülebilir yaşam anlayışıyla bütünleşmiş çağdaş bir dünya kenti olarak da öne çıkmaktadır.Bu tür uluslararası organizasyonların; bisiklet altyapı yatırımlarının artmasına, bisiklete binen kişi sayısının artmasına ve ülkemizde bisiklet sporunun gelişimine önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz. Bu nedenle Federasyon olarak, ev sahipliği yaptığımız tüm organizasyonlarda “Bir bisiklet yarışının ötesinde” anlayışını benimsiyoruz. Antalya’nın uluslararası takımlar için önemli bir kamp merkezi haline gelmesi, bu organizasyonlardan ilhamla kurulan Türk takımlarımız ve yarışı izleyen çocuklarımızın, gençlerimizin kurduğu hayaller bunun en somut göstergesidir.”dedi</p>
<p><strong>Corendon Airlines Kurumsal İletişim ve Pazarlama Kıdemli Müdürü Pınar Pehlivan: </strong>“Corendon Airlines olarak, spor turizmine yatırım yaparken sporcuların başarı yolculuğuna katkı sunma hedefimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Çoklu sponsorluk modelimizle ulusal ve uluslararası birçok spor dalına verdiğimiz destekle sporu ve sporcuyu desteklemeye devam ediyoruz. 2018 yılından bu yana Tour of Antalya’nın sponsoru olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu sene de bu kıymetli organizasyonun konaklama sponsoru olarak yer alıyoruz. Sponsorluklarımızın uzun soluklu olmasına önem veriyoruz çünkü biliyoruz ki bu sadece bir sponsorluk değil, destek ve yol arkadaşlığı. Zirveye çıkacak sporcuya verilen “Dağların Kralı” lider forması Corendon Airlines sponsorluğunda sahibine kavuşmayı bekleyecek. Antalya’da hayata geçen bu prestijli yol bisiklet yarışını desteklemek, şehrimize ve spor ekonomisine katkı sağlamak Corendon Airlines ailesi için çok önemli. Tour of Antalya’ya ve bisiklet sporuna olan ilgiyi, verilen desteği artırmak için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.</p>
<p><strong>Antalya, Spor Turizminin Parlayan Merkezi Olma Yolunda</strong></p>
<p>Tour of Antalya 2026, Antalya’nın turizm çeşitliliğini ve bisiklet sporundaki güçlü potansiyelini uluslararası arenaya taşıyan bir marka organizasyondur.<strong> </strong>Dört gün boyunca dünyanın dört bir yanından gelen sporcular, şehrin hem sportif hem de kültürel değerlerini milyonlarca izleyiciye ulaştıracak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/29-takimla-tarihinde-ilk-kez-ust-sinirdan-start-aliyor-616522">29 Takımla tarihinde ilk kez üst sınırdan start alıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 kritik kural!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtiklarini-onlemek-icin-7-kritik-kural-616036</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 07:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[hareketle]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Yırtık]]></category>
		<category><![CDATA[yırtıklarını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616036</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda sıkça karşılaşılan diz ağrılarının en yaygın nedenlerinden birini menisküs yırtıkları oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtiklarini-onlemek-icin-7-kritik-kural-616036">Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 kritik kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda sıkça karşılaşılan diz ağrılarının en yaygın nedenlerinden birini menisküs yırtıkları oluşturuyor. Gençlerde genellikle spor aktiviteleri sırasında meydana gelen bu durum, ileri yaşlarda dizdeki yıpranmaya bağlı olarak basit bir hareketle bile oluşabiliyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, menisküs yırtığı sadece “profesyonel sporcu hastalığı” değil. Haftada bir halı saha maçı yapan veya hafta sonları doğa yürüyüşüne çıkan ofis çalışanlarında ya da fitness salonuna giden herhangi bir bireyde de sıkça görülüyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatolojij Uzmanı Doç. Dr.  Burak Özturan,</strong>  menisküs yırtığının tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebildiğini belirterek, “Menisküs yırtığı; sürekli veya hareketle tetiklenen diz ağrısına, dizin bir pozisyonda takılı kalmasına, çömelme, merdiven inip çıkma ve spor yapma gibi basit günlük aktivitelerde bile güçlük yaşanmasına neden olabilir. Uzun dönemde ise dizde kıkırdak aşınmasına ve buna bağlı olarak kireçlenme (osteoartrit) gibi ciddi tablolara yol açabilir. Bu nedenle, erken teşhis için özellikle spor yapan kişiler diz ağrılarını  asla ihmal etmemelidir” diyor.  </p>
<p><strong>Bu sorunlardan biri bile varsa, dikkat!</strong></p>
<p>Menisküs yırtığının genellikle en sık görülen belirtileri; ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı oluyor.  Bazı hastalar yaralanma anında dizin içinden &#8220;çıt&#8221; sesi geldiğini veya kopma hissi yaşadıklarını belirtirken, ardından özellikle ilk gün  belirginleşen dizde ağrı ve şişlikten yakınıyorlar. Bazen de bu belirtiler hiç olmadan; dizde başlayan ağrıyla birlikte dizi tam olarak bükmede veya düzleştirmede zorluk, merdiven inip çıkarken veya çömelirken ağrının artması gibi sorunlar yaşadıklarını ifade ediyorlar.  Doç. Dr. Burak Özturan,<strong> </strong>erken tanı için dizinizde aşağıda yer alan sorunlardan biri bile varsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmanız gerektiği uyarısında bulunuyor. </p>
<ul>
<li>Ani bir hareket sonrası ağrı ve şişlik oluştuysa</li>
<li>Dizinizde takılma, kilitlenme gibi mekanik belirtiler varsa</li>
<li>Bir haftadan uzun süren ve dinlenmeyle geçmeyen diz ağrınız varsa</li>
<li>Merdiven inip çıkarken batma oluyorsa </li>
</ul>
<p><strong> Erkeklerde yaklaşık 3 kat daha fazla görülüyor! </strong></p>
<p>Her iki dizimizde, uyluk ve kaval kemikleri arasında &#8220;C&#8221; şeklinde yer alan iki adet kıkırdak yapı “menisküs” olarak adlandırılıyor. Menisküs; vücut ağırlığını dengeli bir  şekilde dağıtarak, ekleme binen baskıyı azaltıyor ve eklem stabilitesini artırarak ani hareketlerde dizin korunmasına yardımcı oluyor. Ancak çeşitli etkenler, bu önemli yapının yırtılmasına neden olabiliyor. Doç. Dr. Burak Özturan,<strong> </strong>menisküsün erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 3 kat daha fazla görüldüğünü vurgulayarak, “Bunun temel nedeni, erkeklerin ani dönme ve zıplama hareketleri içeren futbol ve basketbol gibi yüksek riskli sporları kadınlara oranla daha yoğun bir şekilde yapma eğiliminde olmalarıdır” diyor. </p>
<p><strong>En önemli nedeni bilinçsizce yapılan spor! </strong></p>
<p>Doç. Dr. Burak Özturan, menisküs yırtığının son yıllarda daha fazla görüldüğünü ifade ederek, bu artışın en önemli nedenini şöyle anlatıyor: “İnsanlar artık daha aktif bir yaşam sürüyor, düzenli spor yapıyorlar. Bu durum genel sağlık için oldukça önemlidir.  Ancak, bilinçsizce ya da hazırlıksız yapılan sporlar diz yaralanması riskini artırır. Bunun dışında, halı saha maçları, kayak ile basketbol gibi ani yön değiştirme ve dönme hareketleri içeren sporların popülerliği, özellikle gençlerde travmatik menisküs yırtıklarının daha sık görülmesine sebep olmaktadır.” </p>
<p><strong>Yırtığın büyüklüğü, yeri ve tipi çok önemli!</strong></p>
<p>Menisküsün kan damarlarından zengin olan dış (periferik) kısmındaki küçük yırtıklar, özellikle genç hastalarda dinlenme ve destekleyici tedavilerle kendiliğinden iyileşebiliyor. Ancak, menisküsün kanlanması zayıf olan iç kısımlarındaki yırtıkların veya büyük ve karmaşık yırtıkların kendi kendine iyileşme olasılığı çok düşük oluyor. Doç. Dr. Burak Özturan, bu nedenle tedavi planlanırken yırtığın büyüklüğünün, yerinin ve tipinin dikkate alındığını  ifade ederek, “Bununla birlikte, hastanın yaşı ve aktivite seviyesi de dikkate alınır.   Tedavide en önemli hedefimiz ise ağrıyı gidererek hayat kalitesini arttırmak ve beraberinde oluşabilecek kıkırdak yaralanmalarının önüne geçmektir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>İlk tercih ameliyat dışı tedaviler</strong></p>
<p>Her menisküs yırtığı ameliyat gerektirmiyor. Doç. Dr. Burak Özturan, kanlanması iyi olan bölgedeki küçük yırtıklarda ve stabil yırtıklarda ilk tercihin ameliyat dışı tedaviler olduğunu söyleyerek,  “Ödemi ve ağrıyı dindirmek için dinlenme, buz tedavisi ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Sonrasında, diz çevresindeki kasları güçlendirerek ekleme binen yükü azaltmak ve hareket açıklığını geri kazanmak için fizik tedavi uygulanır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Cerrahide artroskopik yöntem tercih ediliyor</strong></p>
<p>Konservatif tedavinin yetersiz kaldığı, dizde kilitlenme gibi mekanik belirtilerin olduğu veya büyük yırtıkların görüldüğü durumlarda ise ameliyat kararı alınıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özturan, günümüzde artroskopik olarak kapalı yöntemle bu ameliyatların rahatlıkla yapılabildiğini belirterek, “Bu yöntem, dizin önünden açılan yaklaşık 0.5 cm&#8217;lik birkaç küçük delikten iletilen bir kamera ve özel cerrahi aletlerle gerçekleştirilir. Ekrana yansıyan görüntü eşliğinde ya yırtık kısım özel dikişlerle tamir edilir  ya da tamiri mümkün değilse sadece yırtık olan küçük parça temizlenerek vücuttan çıkarılır” diyor. Yırtık parçanın temizlendiği ameliyatlarda hastaların 1-2 hafta içinde günlük yaşamlarına dönebildiğini ifade eden Doç. Dr. Burak Özturan, “Ancak, menisküs onarımının yapıldığı, yani cerrahi dikiş gerçekleştirilen hastalarda ise yırtığın tipine göre özel önlemler ve rehabilitasyon süreçleri gerekir” diyor. </p>
<p><strong>Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 önemli kural!</strong></p>
<p>Doç. Dr. Burak Özturan,<strong> </strong>menisküs yırtıklarını önlemek için dikkat etmeniz gereken 7 kuralı şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Spor sırasında ısınma ve soğuma egzersizlerini yapmayı ihmal etmeyin. </li>
<li>Diz çevresindeki kaslarınızı (özellikle kuadriseps ve hamstring) güçlendirerek dizlere binen yükleri azaltın. </li>
<li>Zeminin yaptığınız spora uygun olmasına dikkat edin.</li>
<li>Yaptığınız spora uygun ayakkabı kullanın.</li>
<li>Dize ekstra yük oluşturacağı için fazla kilolarınızdan kurtulun.</li>
<li>Ağır yük kaldırırken veya ani hareketler yaparken dikkatli olun.</li>
<li>Ağrıya neden olan hareketlerden kaçının. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtiklarini-onlemek-icin-7-kritik-kural-616036">Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 kritik kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversitelerden Net Mesaj: Yapay Zeka Araçtır, İnsan Esastır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universitelerden-net-mesaj-yapay-zeka-aractir-insan-esastir-615875</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 09:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[araçtır]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[net]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitelerden]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitelerin]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615875</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zeka alanındaki hızlı teknolojik gelişmeler ve uygulamalar yükseköğretimde ve çeşitli sektörlerde daha görünür ve değişimi hızlandıran bir aşamaya geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universitelerden-net-mesaj-yapay-zeka-aractir-insan-esastir-615875">Üniversitelerden Net Mesaj: Yapay Zeka Araçtır, İnsan Esastır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zeka alanındaki hızlı teknolojik gelişmeler ve uygulamalar yükseköğretimde ve çeşitli sektörlerde daha görünür ve değişimi hızlandıran bir aşamaya geliyor. Dersliklerden kampüslere, ölçme ve değerlendirmeden akademik yönetime kadar pek çok alanda kullanılan bu teknoloji, üniversitelerin gündeminde önemli bir yer tutuyor. Ancak bu hızlı yaygınlaşma, temel bir soruyu da beraberinde getiriyor: Teknoloji bu kadar öne çıkarken, eğitimin insani boyutu nasıl korunacak?</p>
<p>Son dönemde yapılan araştırmalar ve üniversitelerin uygulamaları, bu soruya ortak bir noktadan yaklaşıyor. Yapay zeka uygulamaları yaygınlaşırken öğrenmenin merkezinde hala insan yer alıyor. Üniversiteler, teknolojiyi yalnızca uygulamakla kalmayıp; etkisini ölçen, çıktıları analiz eden ve kanıta dayalı karar mekanizmaları geliştiren bir yaklaşımı benimsiyor.</p>
<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, yapay zekanın üniversitelerdeki rolünün bilimsel bir çerçeve içinde ele alınması gerektiğini vurguluyor. Bayat’a göre yapay zeka, eğitimi destekleyen ve önemli derecede zaman kazandıran güçlü bir araç; ancak tek başına bir hedef olarak görülmemeli.</p>
<p>Yapay zeka, eğitimi daha verimli, daha kapsayıcı ve daha kişiye özel hale getirebilir. Ancak bu teknoloji kendi başına bir amaç değildir. Önemli olan, yapay zekayı insanı merkeze alan ve etkisi ölçülebilen bir eğitim anlayışının hizmetine sunabilmektir.” </p>
<p><strong>Kişiye Özel Öğrenme Olanakları Artıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Oğuz Bayat, yapay zekanın ders içeriklerinin kişiye özel hale getirilmesinden öğrencilerin öğrenme güçlüklerinin erken tespitine kadar pek çok alanda önemli katkılar sunduğunu belirtiyor. Ölçme ve değerlendirme süreçlerinin daha sağlıklı yürütülmesi, öğrenme analitiklerinin daha sistematik kullanılması ve akademisyenlerin idari yükünün azalması da bu katkılar arasında yer alıyor.</p>
<p>Özellikle özel öğrenme ihtiyacı olan ve dikkat, algı ya da öğrenme farklılıkları bulunan öğrenciler için yapay zeka destekli özetleme ve uyarlama araçlarının, eğitime erişimi kolaylaştırdığına dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong>Riskler Göz Önünde Bulundurulmalı</strong></p>
<p>Yapay zekanın sunduğu imkanların plansız ve denetimsiz kullanımının riskler barındırabileceğine de işaret ediliyor. Prof. Dr. Oğuz Bayat’a göre yanlı veya doğruluğu teyit edilmemiş verilerle beslenen sistemler, eğitimdeki zorlukları arttırabilir. Hızla gelişen teknolojinin etkileri, henüz yeterli sistematik ölçüm ve bilimsel değerlendirme yapılmadığı için sağlıklı biçimde analiz edilemiyor. Yapay içerik üretimine bağlı özgünlük sorunları, denetimsiz otomasyon ve yüz yüze etkileşimin zayıflaması, üniversitelerin ortak bir çerçeve oluşturarak bu araçların etik kullanım ilkelerini açık biçimde tanımlamasını zorunlu kılıyor. </p>
<p>Araştırmalar, akademisyenlerin bir bölümünün üretken yapay zeka kullanımına temkinli yaklaştığını gösteriyor. Bu çekincelerin önemli bir kısmı, etik kullanım ilkelerini açık biçimde tanımlamamış olmasından kaynaklanıyor. Eğitim, şeffaf veri paylaşımı ve bilimsel değerlendirme süreçleri arttıkça, yapay zekaya yönelik kaygılar azalıyor ve daha sağlıklı bir kullanım zemini oluşuyor.</p>
<p><strong>Önce Hedef, Sonra Teknoloji</strong></p>
<p>Üniversitelerde yürütülen pilot uygulamalar, yapay zekanın doğru kullanıldığında öğrenme deneyimini güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Prof. Dr. Oğuz Bayat, teknoloji seçiminden önce üniversitelerin eğitim hedeflerini netleştirmesi gerektiğini vurguluyor. Plansız şekilde devreye alınan teknolojilerin hem maliyetleri artırdığına hem de kurumsal karmaşaya yol açtığına dikkat çeken Bayat, sürdürülebilir bir dönüşüm için deneysel uygulamalar, etki analizi ve sürekli iyileştirme kültürünün esas alınması gerektiğini ifade ediyor.</p>
<p> <strong>Geleceğin Mezunlarından Ne Bekleniyor?</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat’a göre üniversitelerin en önemli sorumluluklarından biri, öğrencilere yalnızca teknolojiyi kullanmayı öğretmekle sınırlı değil. Aynı zamanda ne zaman ve hangi durumlarda kullanılmaması gerektiğinin de öğretilmesi gerekiyor.</p>
<p>Prof. Dr. Bayat, “Geleceğin mezunları, yapay zekayı sorgulamadan kullanan değil; onu doğrulayan, veri kaynaklarını analiz eden, etik sınırlar içinde yöneten ve aldığı kararların sorumluluğunu bilen bireyler olacak. Yapay zeka, yükseköğretimde önemli bir dönüşüm potansiyeli taşıyor. Ancak bu dönüşümün yönünü teknoloji değil; üniversitelerin araştırma kültürü, eğitim anlayışı ve insanı merkeze alan yaklaşımı belirleyecek” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universitelerden-net-mesaj-yapay-zeka-aractir-insan-esastir-615875">Üniversitelerden Net Mesaj: Yapay Zeka Araçtır, İnsan Esastır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ödemiş Belediyesi güneşten elektrik üretecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/odemis-belediyesi-gunesten-elektrik-uretecek-615745</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 13:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[finansman]]></category>
		<category><![CDATA[güneşten]]></category>
		<category><![CDATA[ödemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Ödemiş Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[üretecek]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[Yenilenebilir Enerji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615745</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ödemiş Belediyesi çevre dostu yenilenebilir enerji yatırımıyla kendi elektriğini üretmek üzere kontak çevirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/odemis-belediyesi-gunesten-elektrik-uretecek-615745">Ödemiş Belediyesi güneşten elektrik üretecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ödemiş Belediyesi çevre dostu yenilenebilir enerji yatırımıyla kendi elektriğini üretmek üzere kontak çevirdi. Dünya Bankası finansmanıyla Işık Mahallesi’nde kurulacak Güneş Enerjisi Santrali (GES) için 800 Bin Avroluk Alt Kredi Anlaşması imzalandı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında şehri elektrikle buluşturmak için hidroelektrik santrali kuran Ödemiş Belediyesi bu kez kendi elektrik ihtiyacı için GES kurarak tasarruf sağlayacak.</p>
<p>Dünya Bankası finansmanlı ve İller Bankası (<b>İLBANK A.Ş.) aracılığıyla</b> yürütülen <b>PUMREP (Türkiye Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi / Türkiye PublicandMunicipalRenewableEnergy Project)</b> kapsamında, Ödemiş Belediyesi tarafından geliştirilen <b>0,96 MW üretim kapasiteli Işık Güneş Enerji Santrali (GES)</b> projesinin finansmanı için alt kredi anlaşması için imzalar atıldı.</p>
<p>Ödemiş Belediye Meclisi’nin Ocak ayı olağan toplantısında oybirliğiyle alınan karar sonrası GES projesinin finansmanı için sağlanan kredi, 3 yıl anapara geri ödemesiz olmak üzere toplam 16 yıl vadeli olarak uygulanacak. Bu uzun vadeli finansman yapısı, Ödemiş Belediyesi’nin yenilenebilir enerji yatırımlarını güçlü ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmesine önemli katkı sağlayacak.26 Ocak 2026 tarihinde Halkın Katılımı Toplantısı yapılan geniş ölçekli projenin uygulanması için Ödemiş Belediyesince ihale hazırlıklarına başlandı.</p>
<p><b>BELEDİYE ELEKTRİK TÜKETİMİNİN YAKLAŞIK %60’I KARŞILANACAK</b></p>
<p>Işık Mahallesi 2 parselde hayata geçirilmesi planlanan bu proje ile Ödemiş Belediyesi’ne ait elektrik tüketiminin yaklaşık %60’ının söz konusu santralden karşılanması hedefleniyor. Böylece belediyenin enerji giderlerinin azaltılması ve kaynakların daha verimli kullanılması yönünde önemli bir kazanım elde edilecek.</p>
<p><b>SÜRDÜRÜLEBİLİR ENERJİ KULLANIMINDA GÜÇLÜ ADIM</b></p>
<p>Uzun vadeli kredi desteğiyle kurulacak güneş enerjisi sistemi, Ödemiş Belediyesi’nin sürdürülebilir enerji kullanımına geçişi açısından önemli bir adım niteliği taşıyor. Proje ile birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanım oranı artırılarak çevre dostu belediyecilik anlayışı daha da güçlendirilecek.</p>
<p><b>ÇEVRESEL VE EKONOMİK KATKI BİR ARADA</b></p>
<p>Kredi anlaşmasını imzalayan Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan, “Aylardır sürdürdüğümüz hazırlıklar sonrası önemli bir aşamaya geldik. Belediye Meclisimizdeki tüm grupların oybirliği ile çevre dostu yatırım için aldığımız kararın ardından alt kredi anlaşmasını İLBANK ile imzaladık. Her detayını en iyi şekilde irdelediğimiz bu projeyle kendi elektrik enerjimizi üretip elektrik maliyetimizi aşağıya çekmiş olacağız. Böylelikle kaynaklarımızı da başka hizmet ve yatırımlara da yönlendirme olanağımız olacaktır. Belediyemizin geleceği açısından büyük önem taşıyan bu projemiz için çok heyecanlıyız.</p>
<p>GES yatırımının tamamlanmasıyla birlikte yalnızca ekonomik tasarruf sağlanması değil, aynı zamanda karbon emisyonlarının azaltılmasına da katkı sunulması hedefleniyor.</p>
<p>Bu yönüyle proje, hem belediyemizin mali yapısına hem de iklim dostu şehircilik hedeflerine katkı sağlayacaktır. Ödemiş Belediyesi olarak enerji verimliliği, çevresel sürdürülebilirlik ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyoruz. Ödemiş’imizin geleceği için çevreye duyarlı, ekonomik ve sürdürülebilir projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.</p>
<p><b>94 YIL SONRA BU KEZ GÜNEŞ ENERJİSİ SANTRALİ İLE ELEKTRİK ÜRETİLECEK</b></p>
<p>Cumhuriyet’in ilk yıllarında merhumDr. Mustafa Bengisu Başkanlığında zoru başararak 1930 yılında kendi hidroelektrik santrali için temel atan ve 1932 yılında şehre elektrik sağlayan Ödemiş Belediyesi bu kez kendi elektrik enerji ihtiyacının büyük kısmını karşılayacağı bu santralle belediyemizin önemli giderlerinden birisi olan elektrik giderinde de büyük ölçüde tasarruf yakalayacaktır.</p>
<p>Projede emeği olan çalışma arkadaşlarımızı ve destek verip katkı sunan tüm belediye meclisi üyelerimizi kutluyor, çevreci bakışı tasarrufla buluşturan bu projemizin Ödemişimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum” dedi</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/odemis-belediyesi-gunesten-elektrik-uretecek-615745">Ödemiş Belediyesi güneşten elektrik üretecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık çalışanlarının aşılanması ile rol model oluşturulmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglik-calisanlarinin-asilanmasi-ile-rol-model-olusturulmali-615625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılanması]]></category>
		<category><![CDATA[Belirten]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlarının]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kızamık]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturulmalı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rol]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615625</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “2. Aşı ve Aşılamanın Önemi Günleri Sempozyumu”nda aşıyla önlenebilen hastalıkların yanı sıra çocuklarda, yetişkinlerde ve sağlık çalışanlarında aşılamanın koruyucu etkilerine dikkat çekildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-calisanlarinin-asilanmasi-ile-rol-model-olusturulmali-615625">Sağlık çalışanlarının aşılanması ile rol model oluşturulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “2. Aşı ve Aşılamanın Önemi Günleri Sempozyumu”nda aşıyla önlenebilen hastalıkların yanı sıra çocuklarda, yetişkinlerde ve sağlık çalışanlarında aşılamanın koruyucu etkilerine dikkat çekildi. Sağlık çalışanlarının aşılanmasının öneminden bahseden İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Toprak, sağlık çalışanlarının aşılanmasının toplumda örnek davranış olarak gösterildiğinde genel aşı kabulünü artırabileceğini söyledi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Creative Lab.&#8217;da gerçekleştirilen sempozyumun moderatörlüğünü yapan </span></span></span></span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, <span>her yıl 1 milyondan fazla çocuğun aşıya erişemediği için aşıyla korunulabilen hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Aşılama oranlarının düşmesinde aşı karşıtlığındaki artışın etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “<span>Dünya Sağlık Örgütü’nün insanlığı tehdit eden 10 önemli faktör arasında yer verdiği, aşı karşıtlığı önemli bir yer tutuyor. Özellikle bu sorunun dünyada yaygınlaştıını görmekteyiz, ülkemizde de benzer bir durum söz konusu. Ülkemizde 2010’lu yıllarda 100 aile çocuklarını aşılatmak istemezdi. Çocuğunun aşılanmasını istemeyen aile sayısı 2025’te 100 bini aştı, bu çok olumsuz bir durum” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Aşılama oranlarının düşüşüyle beraber kızamık salgınları ortaya çıkıyor</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>2022‘de yapılan bir yayından örnek veren Prof. Dr. Selim Badur, “1 yaş altı çocuklarda aşılama oranlarında Türkiye yüzde 95 gibi iyi bir yerde. Bu da son zamanlarda azalmakta ve kızamık salgınları ortaya çıkıyor. Çocuklarda nispeten yüksek olan aşılama oranları erişkin aşılamalarına bakılınca yüzde 6’lar civarında olduğunu görüyoruz” dedi. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Erişkinlerde aşılama oranları düşük seviyede</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Erişkin aşılamasının da çok önemli olmasına rağmen aşılama oranlarının çok düşük olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, yapılan bazı çalışmalarda tetanoz, Hepatit B, özellikle influenza, pnömokok aşılama oranlarının da oldukça düşük seviyelerde olduğunu söyledi. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Aşılanma konusunda bilinçlenmenin sağlanması ve aşı konusunda önyargı ve yanlış bilgilerin yayılmasının önlenmesinde bilimsel toplantıların önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, bu sempozyumun da bu anlamda önemli olduğunu ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Prof. Dr. Selda Hançerli, çocukluk çağı aşılamasının önemini anlattı</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selda Hançerli, ulusal çocukluk çağı aşıları ile aşılamanın çocuk sağlığı üzerindeki koruyucu etkilere değindi. Aşının sadece hastalıkları önlemede değil, hastalıkların sonuçlarından da koruduğunu belirten Prof. Dr. Selda Hançerli, “Aşılama yani bağışıklama, immünolojik ajanlarla hastalıkların yok edilmesidir. Korunabilir hastalıkların ortaya çıkışını engellediğiniz zaman hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin de önüne geçiyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Boğmaca, Hepatit B, kızamk, kızamıkçık, suçiçeği, difteri, tetanoz ve kabakulak gibi pek çok hastalığın aşılama sayesinde önlenebildiğini belirten Prof. Dr. Selda Hançerli, “Şu anda tüm dünyada eridike edilmiş kanıtlanmış tek hastalık çiçek hastalığı. Aşılama sayesinde bir hastalık dünyadan yok oldu. Aşılama sayesinde amacımız bu hastalıkların eksilmesini sağlamak” dedi. Prof. Dr. Selda Hançerli ergenlik dönemindeki aşılamanın da çok önemli olduğunu vurguladı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen: “Aşıyla önlenebilen hastalıklar nedeniyle 42 bin yetişkin yaşamını yitiriyor” </span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Şehir Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, erişkin aşılamasının önemini vurguladı. Yetişkin aşılamasının son birkaç yıldır hayatımızda olduğunu belirten Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, bu farkındalığın özellikle pandemi döneminde arttığının altın çizdi. Aşıyla önlenebilen hastalıklar nedeniyle ABD’de her yıl 300 çocuk ölürken 42 bin yetişkinin öldüğünü ifade eden Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, “Çocukluk döneminde yapılan aşıların koruyuculuğunun erişkinlik döneminde etkisini kaybetmesi nedeniyle erişkinlerde aşılama büyük önem taşıyor” dedi. Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, tetanoz, boğmaca, difteri, influenza, pinomokok, zatürre ve zona aşılarının yetişkinlerde önleyici etkilerini anlattı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Prof. Dr. Dilek Toprak:  “Sağlık çalışanlarının aşılanması çok önemli”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Toprak ise sağlık çalışanlarının aşılanmasının öneminden bahsetti. Sağlık çalışanları için temel aşı takvimi hakkında bilgi veren  Prof. Dr. Dilek Toprak, Hepatit A, Hepatit B, influenza, kızamık, kabakulak, kızamıkçık, suçiçeği ve meningokok aşılarının yaptırılması gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Sağlık çalışanları yılda bir kere influenza aşısı olmalı</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Mevsimsel influenza aşısının yılda bir kere yaptırılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Dilek Toprak, tetanoz ve difteri aşılarının da önemli olduğunu, özellikle tetanoz aşısının 10 yılda bir yaptırılması gerektiğini kaydetti. Sağlık çalışanlarının ülke çapında gerçekleştirilen standart tarama ve bağışıklama programlarına alınması ve hastane yönetimleri tarafından aşı konusunda gerekli kolaylıkların sağlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, sağlık çalışanlarının aşılanmasının toplumda örnek davranış olarak gösterildiğinde genel aşı kabulünü artırabileceğini sözlerine ekledi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-calisanlarinin-asilanmasi-ile-rol-model-olusturulmali-615625">Sağlık çalışanlarının aşılanması ile rol model oluşturulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopozu hızlandıran en önemli 3 neden!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopozu-hizlandiran-en-onemli-3-neden-615575</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 08:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hızlandıran]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[menopozu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca kanama ve lekelenme olmadan adet görmeme durumu olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozu-hizlandiran-en-onemli-3-neden-615575">Menopozu hızlandıran en önemli 3 neden!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca kanama ve lekelenme olmadan adet görmeme durumu olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde ortalama menopoz yaşı 50–51 iken Türkiye’de kadınlar genellikle 47–49 yaş arasında menopoza giriyor. Ancak, bazı etkenler menopoz yaşını birkaç yıl önce çekebiliyor! <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali,</strong> menopoz yaşının en çok aile öyküsünden ve genetik faktörlerden etkilendiğine dikkat çekerek, “Ayrıca, kanser öyküsü ve tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, bazı cerrahi müdahaleler ile otoimmün hastalıklar da menopozun erken görülmesine neden olabiliyor. Bu etkenler menopozun değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor” diyor. Bunların yanı sıra menopoz yaşını öne çeken bazı etkenlerin ise önlenebileceğini vurgulayan <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, </strong>“Sigara ve nikotin kullanımı, yoğun stres ile uykusuzluk menopozu hızlandıran en önemli üç etkendir. Özellikle sigara alışkanlığı menopozun görülme yaşını ortalama 2 yıl öne çekiyor” uyarısında bulunuyor. <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, </strong>menopoz sürecini hızlandıran değiştirilebilir risk faktörlerini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Sigara alışkanlığı</strong></p>
<p>Sigara, yumurtalıklardaki foliküllerin daha hızlı tükenmelerine yol açabiliyor. Bunun nedeni ise nikotin ve toksik maddelerin yumurtalık dokusunda hasar oluşturmaları.  2018’de yayımlanan geniş bir meta-analiz, sigara içen kadınların menopoza ortalama 2 yıl daha erken girdiğini gösteriyor. Benzer şekilde Amerikan Üreme Tıbbı Derneği de sigaranın yumurta rezervini azalttığını vurguluyor. </p>
<p><strong>Düşük vücut kitle indeksi (aşırı zayıflık)</strong></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, yağ dokusunun sadece enerji deposu değil, aynı zamanda östrojen üretimine katkı sağlayan aktif bir doku olduğunu belirterek, şu bilgileri paylaşıyor: “Çok merkezli çalışmalardaki veriler incelendiğinde, çok zayıf kadınların menopoz yaşının anlamlı şekilde daha erken olduğu görülüyor. Özellikle uzun süreli kalori kısıtlaması yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor.”</p>
<p><strong>Kronik stres ve yoğun yaşam temposu</strong></p>
<p>American Journal of Epidemiology Dergisi’nde yayımlanan bir çalışma, yüksek algılanan stres düzeyinin menopozun daha erken yaşta görülme riskini artırabileceğini gösteriyor. Modern çağın önemli bir sorunu olan kronik stres durumunda vücut sürekli “alarm halinde” kalıyor ve stres hormonu olan kortizol yükseliyor. Sürekli yüksek stres, üreme hormonlarının düzenlendiği hipotalamo-hipofizer-ovaryan aksını etkileyebiliyor. Dr. Cavide Ali, “Bu durum, hormon dengesini bozarak, yumurta rezervinin daha hızlı tükenmesine ve menopozun daha erken başlamasına zemin hazırlayabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>Uykusuzluk </strong></p>
<p>Düzenli ve kaliteli uyku, over (yumurtalık) sağlığının korunmasında önemli bir faktörü oluşturuyor.  Dr. Cavide Ali,<strong> </strong>vücudun hormon dengesini düzenleyen biyolojik saatin uyku bozukluğundan çok ciddi etkilendiğini belirterek, “Özellikle gece salgılanan melatonin, üreme hormonlarının dengelenmesinde önemli rol oynuyor. Uykusuz kalındığında melatonin hormonu yeterince salgılanamadığı için hipotalamo-hipofizer-ovaryan aks üzerindeki düzenleyici etkisini ve yumurtalıklardaki güçlü antioksidan koruyucu rolünü tam olarak yerine getiremiyor; bu durum artmış oksidatif stres ve bozulmuş GnRH ritmi üzerinden folikül kaybını hızlandırarak menopoz sürecini öne çekebilecek bir zemin oluşturabiliyor. Ayrıca, kronik uykusuzlukta stres hormonu kortizol yükseliyor ve bu da  yumurtalıkları yöneten hormonal sistemi baskılayabiliyor” diye konuşuyor.  2018 yılında yayımlanan bir çalışma, uzun süreli uyku sorunları yaşayan kadınlarda menopozun daha erken görülebileceğini bildiriyor.  2023’te yayımlanan başka birçok merkezli çalışmada da düşük kaliteli uyku ile erken menopoz geçişi arasında anlamlı bir ilişki olduğu vurgulanıyor. </p>
<p><strong>Hatalı beslenme alışkanlıkları</strong></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, beslenme alışkanlıklarının da menopoz yaşını etkileyebilen değiştirilebilir risk faktörlerden biri olduğunu vurguluyor. Dr. Cavide Ali, sözlerine şöyle devam ediyor: “Yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada, yağlı balık ve baklagil tüketiminin menopoz yaşını geciktirebildiği; buna karşılık rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin ise bu süreci önce çekebildiği gösterilmiş. Nurses’ Health Study adlı çalışmanın verileri de bitkisel protein ve yeterli D vitamini alımının erken menopoz riskini azalttığını ortaya koyuyor.  Antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler, yumurtalık yaşlanmasında rol oynayan oksidatif stresi azaltarak, koruyucu etki gösterebiliyor. Buna karşılık, yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar ise hormonal dengeyi olumsuz etkileyebiliyor.” </p>
<p><strong>Endokrin bozucu kimyasallar (BPA, ftalatlar)</strong></p>
<p>Plastiklerde bulunan bazı kimyasallar vücutta östrojen benzeri etki gösterebiliyor ve bunun sonucunda östrojen reseptörlerine bağlanarak fizyolojik geri bildirim mekanizmasını bozabiliyor. Bu yalancı östrojenik uyarı hipotalamo-hipofizer aksı baskılayıp, folikül gelişimini düzensizleştirerek, uzun vadede over rezervinin daha hızlı tükenmesine ve menopozun erkene kaymasına zemin hazırlayabiliyor. Journal of Clinical Endocrinology &#038; Metabolism Dergisi’nde yayımlanan bir çalışmada, kanda yüksek düzeyde bazı çevresel toksinler bulunan kadınlarda, menopozun daha erken görülebildiği ortaya konmuş. Bu nedenle, günlük hayatta plastik kullanımını azaltmak, cam ürünlerini tercih etmek ve kimyasal maruziyeti sınırlamak büyük önem taşıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozu-hizlandiran-en-onemli-3-neden-615575">Menopozu hızlandıran en önemli 3 neden!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salihli&#8217;de önemli bir &#8220;İş Birliği Protokolü&#8221; daha hayata geçirildi.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/salihlide-onemli-bir-is-birligi-protokolu-daha-hayata-gecirildi-615490</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 14:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[geçirildi]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[protokolü]]></category>
		<category><![CDATA[salihli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615490</guid>

					<description><![CDATA[<p>Salihli Belediyesi ile Atatürkçü Düşünce Derneği Salihli Şubesi arasında “Ortak Hizmet Projesi Protokolü” imzalandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/salihlide-onemli-bir-is-birligi-protokolu-daha-hayata-gecirildi-615490">Salihli&#8217;de önemli bir &#8220;İş Birliği Protokolü&#8221; daha hayata geçirildi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salihli Belediyesi ile Atatürkçü Düşünce Derneği Salihli Şubesi arasında “Ortak Hizmet Projesi Protokolü” imzalandı.<br />İmzalanan protokol kapsamında, mülkiyeti Belediyemize ait Eski Cami Mahallesi 38. Sokak No:7 adresinde bulunan taşınmazda “Atatürk Kültür Evi” olarak dernek faaliyetlerini sürdürmek,  eğitim ve kültür amaçlı sosyal donatı alanları oluşturarak Belediyemizin ve derneğin eğitim, kültür ve sosyal faaliyetlerini birlikte yürütmek,  öğrencilere yönelik her türlü etkinliklerde ortak hizmetleri daha etkin ve verimli şekilde devam ettirebilmek amacıyla yer tahsisi gerçekleştirildi.</p>
<p>Belediye Başkanımız, imza töreninde yaptığı açıklamada, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan her kurum ve kuruluşun yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, “Atatürkçü Düşünce’ yi yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak adına önemli çalışmalar yürüten ADD Salihli Şubemize destek olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Tahsis edilen alanın hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Gerçekleştirilen protokol ile birlikte;  ADD Salihli Şubesi ile Belediyemiz,  geleceğin yetişkinleri olan genç nesle ülkemizin aydınlık geleceğine katkı sunması için akademik destek sağlamayı, eğitim, öğretim, bilim, kültür, sanat ve çevre konularında toplumsal çalışmalar yapılarak,  sergi, konferans ve diğer etkinliklerle daha geniş kitlelere ulaşmayı hedeflemektedir.</p>
<p>Salihli Belediyesi olarak, kentimizde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliğimizi güçlendirerek, ortak değerlerimiz etrafında çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/salihlide-onemli-bir-is-birligi-protokolu-daha-hayata-gecirildi-615490">Salihli&#8217;de önemli bir &#8220;İş Birliği Protokolü&#8221; daha hayata geçirildi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akran]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zorba]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Yapılan araştırmalar; ülkemizde her 3 çocuktan 1’inin akran zorbalığına uğradığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243">Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Yapılan araştırmalar; ülkemizde her 3 çocuktan 1’inin akran zorbalığına uğradığını gösteriyor. Zorbalık; fiziksel şiddet, dışlama, alay etme, küçük düşürme, tehdit, sosyal medyada ifşa ve dijital taciz gibi farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak</strong> “Son yıllarda dijital ortamın da yaygınlaşmasıyla akran zorbalığı çok daha sık görülmektedir. Akran zorbalığını “çocuklar arasında olur böyle şeyler” diyerek görmezden gelmek sorunu küçültmez, büyütür; çocuğun ruh sağlığını ve akademik geleceğini son derece olumsuz etkiler. Erken fark edilip doğru şekilde müdahale edildiğinde, çocuğa bazı önlemler öğretildiğinde önlenebilir” diyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak, akran zorbalığına uğrayan çocuklarda 7 önemli belirtiyi sıraladı, akran zorbalığına karşı alınabilecek 9 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Yalnız kalmamak</strong></li>
</ul>
<p>Zorbalığın genellikle içe kapanık, sosyal olarak izole edilmiş ve yalnız görülen çocukları hedef aldığını belirten Dr. Barış Sancak “Grup içindeki bir çocuğa yönelme ihtimali belirgin şekilde azalır. Özellikle teneffüslerde, okul çıkışlarında ve servis beklerken çocuğun tek başına olmaması koruyucu bir önlemdir. Bir arkadaşla olmak hem caydırıcıdır hem de güç verir. Bu nedenle güvenli bir arkadaş edinmek etkili bir savunma mekanizmasıdır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Kararlı şekilde, kısa ve net cümleyle sınır koymak </strong></li>
</ul>
<p>Zorbalık karşısında uzun açıklama yapmak ya da tartışmaya girmek çoğu kez işe yaramaz. Aksine zorbanın ilgisini artırır. Kararlı bir beden dili ve göz temasıyla “Bunu istemiyorum”, “Dur” ya da “Bana böyle seslenmeni istemiyorum” gibi kısa ve net cümleyle sınır koymak, oradan uzaklaşıp bir yetişkine (öğretmen, okul idaresi) başvurmak ve aileye anlatmak en etkili yöntemdir. Yardım istemenin ‘şikayet’ değil, güvenlik talebi olduğu çocuğa öğretilmelidir.  </p>
<ul>
<li><strong>Zorbalığı mutlaka aileye anlatmak </strong></li>
</ul>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak “Ne yazık ki birçok çocuk; utandığı, daha fazla hedef alınmaktan korktuğu, ailesini üzmek istemediği ya da kendisinin başa çıkacağını düşündüğü için yaşadığı zorbalığı kimseye anlatmıyor. Birçoğu da ‘abartıyorum sanırlar’ düşüncesine kapılabiliyor. Oysa bir zorbalığa maruz kaldığınızda bunu ailenizle ve okul yöneticilerinizle mutlaka paylaşın. Yaşadıklarınızı içinize atmayın. Böylece sorun daha fazla büyümeden çözülebilir” diyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Çocuğu yargılamamak, yanında olduğunuzu hissettirmek</strong></li>
</ul>
<p>Ailelere, çocuklarıyla mutlaka düzenli iletişim kurmalarını ve sorunlarını küçümsememelerini öneren Dr. Barış Sancak şöyle konuşuyor: “Çocuğunuza ‘ne olursa olsun bana anlatabilirsin, seni suçlamam, yanında olurum’ diyerek yaklaşın. ‘Arkadaşın şaka yapmıştır’, ‘çocukça atışma, halledersiniz’ gibi normalleştirici sözlerle yaklaşmayın. Baskı yapmadan, yargılamadan dinleyin. Size her şeyi anlatabileceğini hissetmesi son derece önemlidir.”</p>
<ul>
<li><strong>Güvenli iletişim alanı oluşturmak</strong></li>
</ul>
<p>Çocuğunuza  ‘Bugün okul nasıldı’ yerine, ‘bugün seni en çok mutlu eden şey neydi’, ‘seni zorlayan bir an oldu mu’ gibi açık uçlu sorular sorun. “Bir şey yok” diyorsa hemen vazgeçmeyin. Akşam yatmadan önce sakin bir ortamda, göz teması kurarak konuşmayı deneyin. Soruna hemen çözüm üretmek yerine önce duygusunu anlamaya çalışın. Konuşmak, dinlemek ve işbirliği yapmak en güçlü çözümdür. </p>
<ul>
<li><strong>Zorbalığın tanımını öğretmek</strong></li>
</ul>
<p>Birçok çocuk maruz kaldığı davranışın zorbalık olduğunu fark etmeyebilir. Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak “Çocuğa şunu öğretmek önemlidir: “Bir davranış seni incitiyorsa, tekrar ediyorsa ve dur demene rağmen devam ediyorsa bu zorbalıktır.” Örneğin; sürekli lakap takılması “şaka” değildir. Birçok kez gruba alınmamak “arkadaş seçimi” değil, sistematik dışlama olabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Okulla işbirliği kurmak</strong></li>
</ul>
<p>Zorbalık bireysel değil, sistemsel bir mesele olduğundan öğretmen, rehberlik servisi ve okul yönetimiyle mutlaka iletişime geçin. Sorunu dramatize etmeden ama net şekilde ifade edin. Olayların tarihini ve içeriğini not almak süreci kolaylaştırır. Örnek: “Çocuğum arkadaşları tarafından dışlanıyor” demek yerine, “Son üç haftadır teneffüslerde aynı üç öğrenci tarafından oyuna alınmadığını ve alay edildiğini söylüyor” gibi somut bilgi verin. </p>
<ul>
<li><strong>Empati ve tanıklık kültürü geliştirmek</strong></li>
</ul>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak “Zorbalık sadece mağdur ve zorba arasında değildir; izleyiciler de sürecin parçasıdır” derken, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuğunuza şunu öğretin: “Birine yapılan haksızlığa sessiz kalmak, o davranışı güçlendirebilir. Oysa, zorbalığa maruz kalan arkadaşının yanına oturmak, öğretmene haber vermek, “Bence sana yapılan bu davranış doğru değil” demek bile zorbalığı azaltabilir.”</p>
<ul>
<li><strong>Dijital zorbalığa karşı kayıt almak</strong></li>
</ul>
<p>Günümüzde whatsapp grupları, sosyal medya paylaşımları ve çevrim içi oyunlar üzerinden zorbalığın 7/24 devam edebildiğini, bu durumun çocukta çaresizlik hissini artırdığını belirten Dr. Sancak “Özellikle dijital zorbalıkta kanıt saklamak (ekran görüntüsü almak) önemlidir. Zorbalık durumunda çocuğa karşılık vermek yerine kanıt saklamayı, kişiyi engellemeyi ve bir yetişkine bildirmeyi öğretmek gerekir. En önemlisi, çocuk yaşadığının kendi suçu olmadığını ve ailesinin yanında olduğunu net biçimde hissetmelidir” diyor.</p>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p>Çocuğunuzda bu 7 belirti varsa!</p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak, çocuklarda akran zorbalığına maruz kalındığına işaret eden, ailelerin dikkat etmesi gereken 7 önemli belirtiyi şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li>Okula gitmek istememe, karın ağrısı veya baş ağrısı şikayetlerinde artış</li>
<li>Ani içe kapanma, odasına çekilme, depresif duygudurum, özgüven kaybı, kaygı bozukluğu</li>
<li>Eşyalarının kaybolması ya da zarar görmesi</li>
<li>Telefonunu saklama, sosyal medya kullanımında ani değişim</li>
<li>Uyku düzeninde bozulma</li>
<li>Beslenmesinde normal olmayan davranışlar, aşırı yeme ya da hiç yememe</li>
<li>Ders başarısında düşüş</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Zorbalık yapan çocuğa ailesi nasıl yaklaşmalı?</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak şöyle diyor: “En önemli nokta, davranışının yanlış olduğunu çok net ifade etmek ama çocuğu ‘kötü’ olarak etiketlememektir. “Sen kötüsün” değil, “Bu yaptığın kabul edilemez” denilmelidir. Bu çocukların bir kısmı empati becerisi zayıf, dürtü kontrolünde zorlanan ya da kendisi de farklı şekillerde zorlanmış çocuklardır. Bu nedenle sebebini anlamak önemlidir. Sadece nasihatle değil, tutarlı sınırlar konularak ve empati eğitimiyle çocuğa davranışının karşı tarafta nasıl bir etki yarattığı gösterilmeli, alternatif davranış yolları öğretilmeli ve tekrar etmemesi için somut bir plan uygulanmalıdır. Okulla işbirliği yapılmalı, gerekirse profesyonel destek alınmalıdır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243">Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 08:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[Burun Estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[kalın]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sorular]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614993</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti (burun estetiği) hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti (burun estetiği) hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p>Burun estetiğinde en önemli temel ilke yaş ilkesi olarak belirtiliyor. Bireyin burun estetiği ameliyatı olma konusunda yaş kriteri 18 yaş olarak ifade ediliyor. Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli  Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr Sinan Uluyol, rinoplasti ameliyatı olacak kişilerin kanuni olarak kemik yüz yapısının gelişiminin tamamlandığı yaş sınırını geçmiş olması kriterinin önemine işaret ediyor.  Bu sınırın da 18 yaş olduğunu söyleyen Uluyol, burun estetiği ameliyatları konusunda önemli bilgiler verdi. <br /> <br />Burun Estetiği Sonrası Şişlik ve Morluklar Normal Mi?<br /> <br />Burun estetiği ameliyatlarından sonra göz çevresinde ve yüzde ağrı, şişlik, morluklar olması normal mi? sorusu en çok merak edilen sorular arasında yer alıyor.  Op. Dr. Uluyol, rinoplasti sonrasındaki ilk iki-üç gün özellikle göz çevresinde kırmızı, yeşil, sarı, mor renk değişiklikleri olabileceğini, bu durumlarda iyi bir buz uygulaması yapılırsa, uygun ilaç tedavisi verilirse ve başı yüksekte tutarak uyuma gerçekleştirilirse bu durumların daha hızlı bir sürede düzeleceğini söyledi. <br /> <br />Rinoplasti Sonrası Ağrıları Hakkında <br /> <br />Rinoplasti ameliyatından sonra yedinci günün sonunda bu bölgede sadece ufak sarı lekeler kalacağını onların da kısa sürede kaybolacağını ifade eden Sinan Uluyol, “Yüzün tam orta kısmında zonklama tarzında bir ağrı hissedilir. Burun estetiği dokuya minimal hasar verildiği takdirde ağrı sızı duyma olasılığı da azalmış olur. Burun estetiği ameliyatları çok ağrılı ameliyatlar değildir. Iyi bir estetik ve fonskiyonel sonuç alınması hedeflenen operasyonlar da bu bahsettiğimiz durumlar çekilmesi muhtemel ufak ağrılardır” dedi. <br /> <br />Kalın Ciltlerde Rinoplasti Yapılmasının Avantaj ve Dezavantajları<br /> <br />Kalın ciltlerde burun estetiği mümkün müdür? konusunda bilgi veren Uluyol, “Kalın ciltlerde rinoplasti ameliyatı olmak hem bir avantajdır hem de dezavantajdır.  Önce dezavantajlarını sıralamam gerekirse; kalın ciltlerde burun ucunu çok ince yapamayabiliyoruz. Cilt burnu bir yorgan gibi örttüğü için yapıları kapatıyor. Aynı zamanda kalın cilde sahip hastalarda burun ucu çok ağır olur. İyi bir teknik uygulanmaz ise burun ucunun düşme ihtimali, ince cilde göre daha fazla olabilir.  Bunun yanında kalın cilde sahip hastalar ameliyat yapıldıktan sonra 3 aylık periyotta burun ucunda normalden daha fazla şişlik yaşarlar. Demoralize olurlar”diye konuştu. “Bu kadar dezavantajı var ama avantajı var mı? diye soranlara da şunu söyleyebilirim” diyerek devam eden Op. Dr. Uluyol, “Burun estetiği ameliyatlarında, biz deyimi yerindeyse sular çekildikten sonra asıl sonucu net bir şekilde görürüz. Bu da bir, bir buçuk yıl içinde olur. Kalın ciltli hastalar biraz sabrederse sonları selamet oluyor” vurgusunda bulundu.  <br /> <br /> Rinoplasti Uygulanan Hastada Burun Ucu Düşer Mi?<br /> <br />Burun estetiğinden sonra burun ucu düşmesi konusuna da açıklık getiren KBB Uzmanı Op. Dr. Uluyol şunları söyledi: “Burun ucu, altında kemik yapı olmadığı için oynar bir yapıdır. Yaşla beraber bağ ve destek dokusu azalır. Zaten aslında kişiler ameliyat olmasa da yaş ilerledikçe, yaşamın gereği olarak burun ucu aşağı doğru yer değiştirir.” <br /> <br />Rinoplasti operasyonlarında cerrahi ekibin, burun ucunu doğru yere oturtması, uygun teknikler kullanmasının burun ucunun düşmemesini sağlayabileceğini belirten Uluyol, “Bu noktada burun estetiği düşünen hastaların hekim seçiminde dikkatli olması önem arz ediyor.  Özellikle uzun dönem ameliyat sonuçlarını gördükleri, ameliyat sonuçlarının video görsellerini gördükleri ve inandıkları hekimleri seçmelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu. <br /> <br />Burun Şekli Tercihlerinde Neye Dikkat Edilmeli?<br /> <br />“Burun estetiğinde iki önemli nokta var” diyen Uluyol şöyle devam etti: “Her burnun ayrı bir hikayesi vardır. Bunu cerrahi ekip ameliyat sırasında anlar ve hastanın isteği doğrultusunda yapabileceği en yakın şekli verir. Fotoğraf getirip de ameliyat olmak isteyen hastalarımız var. Kişi burnunun şeklinden memnun değilse ve kendisine yakışacağını düşündüğü burun şeklini belirlemiş ise bunu öncelikle iyi araştırdığı ve önceki çalışmalarını gözlemleyebildiği bir hekime danışmalıdır. Önemli olan hekimin hastasının isteği doğrultusunda götürebileceği noktadır. Ve uzun dönem sonuçlarını göremediğiniz bir hekim ve ekibine yönelmek yanlış bir tercih olabilir. Hekim seçiminde kişilerin beğendikleri burunları ortaya çıkartan hekimleri tercih etmeleri çok önemlidir. Bir diğer unsur ise yüzyüze görüşmedir. Bir diğer tavsiyem de, ameliyat düşünenlerin en az iki tane deneyimli ekip ile görüşülme yapmaları olacaktır. Bu yöntem hastayı doğru yola ulaştırır.”<br /> <br />Amaç Sadece Burnu İyi Şekillendirmek Olmamalıdır!<br /> <br />Burun estetiğinde hedeflenenin sadece istenilen şeklin verilmesi olmadığının, burun sağlığının da öneminin altını çizen Op. Dr. Sinan Uluyol, “Daha iyi nefes alan daha güçlü bir burun hedeflenmelidir. Burun estetiği sırasında burun orta bölgesinde var olan devüasyon gibi durumları da çözebiliyoruz. Hemen hemen her hastada bu durumlar vardır. Örneğin, yanlarda burun eti denilen noktalara da radyo frekans uygulanır. Bunlar rutin yapılan işlemlerdir. Estetikle aynı zamanda hastada polip, sinüzit gibi durumlar varsa bunlar da operasyon sırasında giderilebilen sorunlardır” dedi.<br /> <br />Rinoplasti Ameliyatı Teknikleri Nelerdir? <br /> <br />Rinoplasti ameliyatlarının açık ya da kapalı olması konusunda hastalardan çokça soru aldıklarını söyleyen Uluyol, “Bir hasta ameliyat olurken güzel şekilli bir burnu olsun, bunu uzun süre kullansın ve bu yeni burnu ile de güzel bir şekilde nefes alabilsin ister. Burada tekniğin teorik olarak hiçbir önemi yok burada önemli olan güvenilir bir cerrahi ekiptir. Düzgün uygulanan teknikte her türlü şişlik, morluk gibi unsurlar minimal düzeyde olur.” vurgusunda bulundu.  <br /> <br /> Kıkırdak Eğriliği Olan Hastalara Hatırlatma!<br /> <br />KBB Uzmanı Op. Dr. Sinan Uluyol son olarak bir gün burun estetiği ameliyatı olması muhtemel, bu ameliyatı olmayı aklına koymu olan kişilere yönelik önemli bir hatırlatmada bulundu. <br /> <br />Uluyol, “Biz kıkırdak eğriliği söz konusu olup, burun estetiği ameliyatı olmayı aklına koymuş hastaların, gidip septoplasti ameliyatı olmalarını asla istemeyiz. Burun kıkırdağında eğrilikler olan kişiler septoplasti ile bu eğrilikleri düzelttiriyorlar. Septoplasti ameliyatı olan bir hasta bir süre sonra burun estetiği (rinoplasti) ameliyatı da olmak isterse yeterli kıkırdak doku bulunamayacaktır. Biz burun estetiğinde kıkırdağa ihtiyaç duyarız. Kıkırdak yoksa bu yapı kulaktan ya da kaburgadan alınmak zorunda kalınacaktır. Bu alış tekniklerinin de bazı yan etkileri vardır ve bazen burundaki kıkırdak kaynağına uyumlu olmayabilirler. Bu nedenle, eğer burun estetiği olma ihtimali aklınızdan geçiyorsa lütfen burun ortasından kıkırdak ameliyatı olmayınız. İşinizi zorlaştırmayınız” uyarısında bulundu.<br /> <br /> <br /> <br /> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Şato&#8217;da Kamusal Mekân Söyleşileri Serisi&#8221; ikinci toplantısıyla devam etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/satoda-kamusal-mekan-soylesileri-serisi-ikinci-toplantisiyla-devam-etti-614677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kamusal]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[katılımcı]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[mekan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şato]]></category>
		<category><![CDATA[serisi]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[toplantısıyla]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yaptığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614677</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın başlattığı “Güzel İzmir Hareketi” kapsamında düzenlenen Şato’daki söyleşide kamusal alanlar masaya yatırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/satoda-kamusal-mekan-soylesileri-serisi-ikinci-toplantisiyla-devam-etti-614677">&#8220;Şato&#8217;da Kamusal Mekân Söyleşileri Serisi&#8221; ikinci toplantısıyla devam etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın başlattığı “Güzel İzmir Hareketi” kapsamında düzenlenen Şato’daki söyleşide kamusal alanlar masaya yatırıldı. “Kent Konuşur mu?” sorusuna yanıt arayan İzmir, katılımcı tasarım ve ortak akılla şehri birlikte güzelleştirme mesajı verdi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay öncülüğünde başlatılan Güzel İzmir Hareketi kapsamında düzenlenen Kamusal Mekan Söyleşileri Serisi’nin ikincisi, “Kent Konuşur Mu? Kamusal Mekanda Katılımcı Tasarım” başlığıyla Şato’da gerçekleştirildi. Söyleşi, Güzel İzmir Hareketi Koordinatörü Esra Yılmaz Keskin’in moderatörlüğünde yapıldı. Söyleşiye İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hakan Uzun, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Jülide Tutan ve Mimarlık Komitesi temsilcileri, Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Dalya Hazar, İzmir Kent Konseyi temsilcileri, Kent Konseyi Gençlik Meclisi ve Kadın Meclisi temsilcileri, Genç İzmir temsilcileri, ilçe belediye temsilcileri, akademisyenler ve kent aktörleri katıldı. Kentte nitelikli kamusal mekanların çoğalması için katılım süreçlerinin, İzmir deneyimleri ve farklı uygulama yaklaşımlarının ele alındığı buluşmada önemli konular masaya yatırıldı.</p>
<p><strong>“Aslında yaptığımız şey kentsel akupunktur”</strong></p>
<p>Güzel İzmir Hareketi Etkinlik Alanı’nda yapılan etkinlikte konuşan Güzel İzmir Hareketi Koordinatörü Esra Yılmaz Keskin, “İzmir’i Birlikte Güzelleştirelim” ilkesiyle faaliyetlerini sürdürdüklerini belirterek “Güzel İzmir Hareketi kapsamında yapılan faaliyetlerimizden katılımcılık odağında örnekler vermek istiyorum. Farklı ilçelerde yaptığımız konsept tasarımlarımız mevcut. Yerinde yapılan uygulamalarımız da var. Daha büyük çaplı projelerimizin de uygulama süreci devam ediyor. Önceliğimiz kentsel yaşam kalitesinin artırılması. Güzel İzmir Hareketi’nin kente yayılması adına çalışıyoruz. Özellikle gençlerden geri dönüşler alıyoruz. Aslında yaptığımız şey kentsel akupunktur; küçük ölçekli alanlarda yaptığımız kentsel müdahalelerle noktasal iyileştirme sağlıyoruz. Güvenli okul çevreleri temamızla ilgili çalışmalar yaptık. Atölye, tasarım öğrencilerine açıktı. Mahalleni tasarla programı oluşturduk; web sitemiz üzerinden halk oylamasıyla ödül grubunu belirledik” dedi. Güzel İzmir Hareketi olarak yerinde uygulamalar yaptıklarını söyleyen Keskin, “Çalışmalarımızın peşini bırakmıyoruz. Sadece tasarım yapıp bırakmıyoruz, yerinde uygulamanın son safhasına kadar sahada kontrollere devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“İş birliği ortamı çok önemli”</strong></p>
<p>Şehir Plancısı Doç. Dr. Semahat Özdemir ise “İzmir’de Katılım Süreçleri Deneyimleri” başlığı altında yaptığı sunumda “Birilerine birlikte bir şey yapalım, fikrinizi söyleyin diyorsanız herhangi bir düzlemde iyileştirme ve çözüm vaat etmeniz lazım. Bu olmazsa güven ortadan kalkıyor. Yetki çatışmasına girmeden iş birliği ortamının yaratılabilmesi çok önemli” dedi. Özdemir ayrıca yerel çalışmalardan örnekler sunarken ortak akılla yürütülen süreçlere ilişkin bilgiler verdi.</p>
<p><strong>“Katılımın en önemli adımı süreç tasarımıdır”</strong></p>
<p>Şehir Plancısı Ali Faruk Göksu da “Katılımcı Tasarım Dinamikleri ve Süreçleri” başlıklı konuşmasında katılımcılık sürecinde empati yapabilmenin önemli olduğunu vurguladı. Göksu ayrıca, “Tasarım kolektif bir süreçtir. Katılım sadece fikir vermekle değil, sürecin içine girerek birlikte üretmekle olur. Hep süreç tasarımından bahsederim. Katılımın en önemli adımı budur. Tasarım bir yetenek değil katılımcı ortam meselesidir. Bu ortamı tasarlarsanız çok farklı işler çıkar” dedi.</p>
<p><strong>İlk oturumda dün, bugün, yarın konuşulmuştu</strong></p>
<p>İzmir’de nitelikli kamusal mekanların artırılması için bakış açısı sunmayı hedefleyen etkinlikler serisinin ilki  “Keyifli Sosyal Mekânlar” temasıyla, 2025 yılının kasım ayında yapılmıştı. “İzmir’de Sosyo-Kültürel Mekanların Dünü, Bugünü ve Yarını” konusuna odaklanılan buluşmada İzmir’de sosyal mekânların geçmişten itibaren yaşadığı dönüşüm sürecine ve gelecekteki potansiyeline farklı açılardan yaklaşılmıştı. Uzman isimlerin fikirlerini aktardığı ilk oturumda İzmir’in yaşam kültürü, tarihi ve mimari zenginliği ile sosyal etkileşim alanları da masaya yatırılmıştı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/satoda-kamusal-mekan-soylesileri-serisi-ikinci-toplantisiyla-devam-etti-614677">&#8220;Şato&#8217;da Kamusal Mekân Söyleşileri Serisi&#8221; ikinci toplantısıyla devam etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya Uzaya Çıkıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konya-uzaya-cikiyor-614422</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 10:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çıkıyor]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[uydu]]></category>
		<category><![CDATA[uzaya]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614422</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi ile Necmettin Erbakan Üniversitesi iş birliğiyle Türkiye’de ilk olan "Küp Uydu Projesi" hayata geçiriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-uzaya-cikiyor-614422">Konya Uzaya Çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi ile Necmettin Erbakan Üniversitesi iş birliğiyle Türkiye’de ilk olan &#8220;Küp Uydu Projesi&#8221; hayata geçiriliyor. Konya Büyükşehir Belediyesi için yerli ve millî imkanlarla uydu yapılmasını içeren protokolün imza programında konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Diğer şehirlerde temel belediyecilik hizmetleriyle uğraşıldığı bir dönemde Konya Büyükşehir olarak uydu yapmayı, uyduyu fırlatmayı ve bu teknolojiyi kullanmayı konuşuyoruz. Bu uydu sayesinde şehrimizi çok daha akıllı hale getirecek, şehirde belediyecilik uygulamalarımızı çok daha ekonomik, hızlı ve verilerin kontrolünün bizde olduğu bir sürece başlamış olacağız. İnşallah bu imzalar diğer şehirlerimize, diğer üniversitelerimize de örnek olur. Kendi uydusunu yapan ilk belediye olarak Türkiye&#8217;de tarihe not düşecek bir işi birlikte yapıyoruz” dedi. Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, Büyükşehir Belediyesi ile birçok alanda birlikte çalıştıklarını anımsatarak, “Bizde akademik birikim var. Belediyede bizde olmayan imkanlar var. Bunların ikisini birleştirdiğimiz andan itibaren işte bu uydu projesi ortaya çıkıyor. Bu Türkiye&#8217;de ilk. Sayın Başkanımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi ile Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) arasında yapılan protokolle yerli ve millî imkanlarla yapılacak “Küp Uydu Projesi” hayata geçecek.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, belediyecilik tarihi açısından önemli bir başlangıç yaptıklarını, Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Konya Büyükşehir Belediyesi olarak uydu yapma konusunda ilk imzaları atacaklarını söyledi. Uydu konusunda Büyükşehir Belediyesi ile Necmettin Erbakan Üniversitesi arasında bir sinerji oluştuğunu kaydeden Başkan Altay, uyduyu imardan trafiğe, kuraklıktan su kaynaklarının korunmasına ve moloz atıklarının denetimine kadar birçok alanda faydalanabileceklerini ifade etti.</p>
<p><strong>“İNŞALLAH BU İMZALAR DİĞER ŞEHİRLERİMİZE, DİĞER ÜNİVERSİTELERİMİZE DE ÖRNEK OLUR”</strong></p>
<p>Diğer şehirlerde temel belediyecilik hizmetleriyle uğraşıldığı bir dönemde Konya Büyükşehir olarak uydu yapmayı, fırlatmayı ve bu teknolojiyi kullanmayı konuştuklarını vurgulayan Başkan Altay, “İnşallah bu imzalar diğer şehirlerimize, diğer üniversitelerimize de örnek olur. Üniversitemizde yetişen öğrencilerimiz Türkiye&#8217;nin uzay yolculuğunda çok önemli işler yaparlar. Biz de onların geliştirdiği bu uydu sayesinde şehrimizi çok daha akıllı hale getirecek, şehirde belediyecilik uygulamalarımızı çok daha ekonomik, hızlı ve verilerin kontrolünün bizde olduğu bir süreci başlamış olacağız. Aslında dünya üzerinde birçok uydu var. Bizler de ciddi bedeller ödeyip bu uydulardan bilgiler alıyoruz. Şimdi inşallah bu ilk adımla birlikte bu maliyetten de kurtulmuş olacağız” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>KENDİ UYDUSUNU YAPAN İLK BELEDİYE</strong></p>
<p>Başkan Altay, “Kendi uydusunu yapan ilk belediye olarak Türkiye&#8217;de tarihe not düşecek bir işi birlikte yapıyoruz. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak kurumlar arası iş birliğine çok önem veriyoruz. Bu konudaki en önemli partnerlerimizden birisi de Necmettin Erbakan Üniversitemiz. Birlikte birçok alanda çalışıyoruz. İnşallah bu başlangıçta yine teknoloji ve uzay alanında hayırlı bir başlangıç olacak. Sayın Rektörümüze bugüne kadar verdiği desteklerden dolayı teşekkür ediyorum. Kıymetli hocalarımıza teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>“BENİ ÇOK HEYECANLANDIRAN BİR İŞ OLDU”</strong></p>
<p>Projenin gençler için de önemli bir deneyim olacağını aktaran Başkan Altay, “Fiilen bir uydunun yapımına başlamak, onu tasarlamak, ortaya çıkarmak sonraki hayatlarında da çok önemli bir tecrübe ve başlangıç olacak. En önemlisi de üniversitemiz bu yeterliğe sahip bir üniversite haline gelecek. Bundan sonra hem bizim talebimiz olan uyduların yapılması, hem ülkemizin ihtiyacı olan uyduların yapılması konusunda bir başlangıç yapıyoruz. Beni çok heyecanlandıran bir iş oldu ilk duyduğumdan itibaren. İnşallah bu heyecanımız artarak devam eder ve ülkemize faydalı işler yapmaya devam ederiz” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“GEREKLİ ALTYAPI TESİSLERİNİ İNŞA EDECEĞİZ”</strong></p>
<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Uzay ve Havacılık Bilimleri Fakültesi ile birlikte bir uydu inşa etmek için yolculuğa çıktıklarının altını çizen Başkan Altay, “İnşallah 3 yıllık bir süre zarfında öncelikle üniversitemizin bu yeterliliği kazanması için gerekli altyapı tesislerini inşa edeceğiz. Öğrencilerimiz bunun tasarımından yapılmasına kadar süreçte yeni yeterlilikler kazanmış olacak. İnşallah imkanlar dahilinde bu uyduyu da fırlatarak belediyecilik hizmetlerini planlı bir şekilde devam ettirmeyi arzu ediyoruz. İnşallah imkanlar el verir bu uyduyu fırlatmayı başarabilirsek Konya Türkiye tarihine önemli bir not düşmüş olacak. Türkiye belediyeciliği adına böyle bir çalışma yürütmekten büyük bir mutluluk diyorum” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p><strong>“AKILLI ŞEHİR NOKTASINDA ÖNEMLİ BİR BAŞLANGIÇ YAPIYORUZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin akıllı şehir uygulamalarında Türkiye&#8217;de hep örnek olduğunu anımsatarak, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan Akıllı Şehir Endeks çalışmalarında son 4 yıldır akıllı şehir uygulamalarında Büyükşehir Belediyemiz 1. sırada. Güney Kore&#8217;de, Barcelona&#8217;da ödüller aldık. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı&#8217;ndan ödüller aldık. Bugün de Necmettin Erbakan Üniversitemizle birlikte akıllı şehir noktasında önemli bir başlangıç yapıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>PROF. DR. ZORLU: “BU TÜRKİYE&#8217;DE İLK”</strong></p>
<p>NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, üniversitenin sahip olduğu birikimi icraata geçirebilmek için her türlü ilişkiyi kurmaya çalıştıklarını ifade ederek, “Sanayi ile ilişkimiz var. Odalarla, borsalarla ilişkilerimiz var. Üniversite belediye iş birliği çok önemli bir noktada. Sağ olsun Sayın Başkanımızla bu konuda çok uyumlu çalışıyoruz. Birçok alanda beraberliğimiz var. Bizde akademik birikim var. Belediyede bizde olmayan imkanlar var. Bunların ikisini birleştirdiğimiz andan itibaren işte bu uydu ortaya çıkıyor. Bu, Türkiye&#8217;de ilk” diye konuştu.</p>
<p><strong>“VERİ, DÜNYADA EN KIYMETLİ HAZİNE”</strong></p>
<p>Veri madenciliğinin önemine değinen Prof. Dr. Zorlu, “Tabii veri olmayınca icraatlar da projeler de isabetli ve doğru sonuçlar ortaya koymayabilir. Veri çok önemli bir hazine. Yani dünyada en kıymetli şey ne diye sorarsanız altın madeni falan değil, veri. Veri madeni. Bunu eğer siz yakalayabilirseniz çok rahat önünüzü görebilirsiniz ve ciddi projeler üretebilirsiniz. Bu uydu inşallah veri sağlayacak. Belediyemizin, içinde yaşadığımız şehrimizin birtakım konularda projeksiyonunu yapacak ve yeni projeler üretmesine vesile olacak. Değerli hocalarım, Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi ve yine Havacılık ve Uzay Bilimleri Bölümü bu işi üstlenecek. Bu, Türkiye&#8217;deki belediyelere ve belki de dünyadaki birçok belediye örnek olacak. Hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Katkısı olan bütün arkadaşlarımıza, Sayın Başkanımıza teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi.</p>
<p>Konuşmaların ardından Başkan Altay ile Rektör Prof. Dr. Zorlu tarafından “Küp Uydu” Projesinin imzaları atıldı.</p>
<p><strong>“ÖĞRENCİLERİMİZ GERÇEK BİR PROJENİN PARÇASI OLARAK YETİŞECEK”</strong></p>
<p>NEÜ Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Keser de yaptığı değerlendirmede, projenin öğrenciler için öneminin de çok değerli olduğuna değinerek, “Bu işte farazi yapılan çalışmalarla veya laboratuvarda yapılan varsayımsal, deneysel çalışmalarla değil öğrencilerimiz gerçek bir projenin parçası olarak yetişecek. Uydumuzu düşük Dünya irtifasında kutupsal yörüngeye yerleştirmek planlanmaktadır” İfadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“KÜP UYDU” PROJESİ </strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi ve NEÜ arasında yapılan protokol kapsamında hayata geçecek uydu projesi ile uydu üzerine dâhil edilecek kamera ve sensörlerden elde edilecek verilerin belediye proje ve hizmetlerinde kullanılması hedefleniyor. Ayrıca tasarım, üretim, entegrasyon ve test süreçlerinin içinde olduğu bir alt yapı oluşturulacak proje ile bu alanda Ar-Ge kültürünün gelişmesi için eğitimsel etkinliklere doğrudan ve dolaylı katkılar sağlanması amaçlanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-uzaya-cikiyor-614422">Konya Uzaya Çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak&#8217;ta Afet Müdahale Planı zirvesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konakta-afet-mudahale-plani-zirvesi-614368</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 09:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dirençli]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[planı]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614368</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu başkanlığında, Konak’ta Afet Müdahale Planı’nın, tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek masaya yatırıldığı toplantıda konuşan Başkan Mutlu, “Çok önemli bir gündemle bir aradayız.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-afet-mudahale-plani-zirvesi-614368">Konak&#8217;ta Afet Müdahale Planı zirvesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu başkanlığında, Konak’ta Afet Müdahale Planı’nın, tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek masaya yatırıldığı toplantıda konuşan Başkan Mutlu, “Çok önemli bir gündemle bir aradayız. Kuşkusuz, afetlerden sonra yapılacaklar önemli ama özellikle yerel yönetimlerin üzerine düşen en büyük sorumluluk, afet öncesinde de kenti dirençli hale getirmek. Biz de çalışmalarımızı özellikle bu alanda yoğunlaştırıyoruz” dedi.</b></p>
<p>Konak Afet Müdahale Planı Toplantısı, İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu başkanlığında Konak’ta gerçekleştirildi. Çözüm ve destek ortakları ile paydaşları bir araya getiren toplantıya; İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, Konak Kaymakamı Ediz Sürücü, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, İzmir İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdür Yardımcısı Bülent Çetin, İl AFAD Deprem ve Risk Azaltma Şube Müdürü Sezgin Kazaz, İlçe Afet Müdahale Planı’nda ana ve destek çözüm ortağı olarak görev alan 23 Afet Grubunun sorumlu bürokratları katıldı. Toplantıyı, Konak’ın muhtarları da yakından takip etti. Oldukça verimli geçen, afet durumu için yapılan hazırlıklarla beraber eksiklerin de masaya yatırıldığı toplantıda 23 afet grubu ayrı ayrı sunum gerçekleştirdi. Koordinasyon, iletişim ve birlikte çalışma vurgusu yapılan toplantıda Konak Belediyesi’nin akreditasyon aşamasına gelen arama kurtarma timinin çalışmaları da anlatıldı. Öte yandan Vali Yardımcısı Çorumluoğlu, Konaklı muhtarların da ilçede ikinci bir akredite ekibi olarak yer almasının önemine dikkat çekti ve destek sözü verdi.</p>
<p><b>Çorumluoğlu: İzmir’de afetlere hazırlık olmamız gerekiyor</b></p>
<p>Toplantının başkanlığını üstlenen İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, toplantıların İzmir’in tüm ilçelerinde tamamlanacağını dile getirdi.  İzmir’de afet yönetiminde depremle birlikte yangın, sel ve su baskınlarının da dikkate alınması gerektiğini belirten Çorumluoğlu, Konak’ta en büyük dezavantajı trafik ve yapı stokunun oluşturduğunun altını çizdi. Çorumluoğlu, afetin siyaseti olmadığını ve hep birlikte uyum içinde çalıştıklarını vurgulayarak şunları söyledi:</p>
<p>“Afet yönetimi dediğimizde aklımızda hep bu ülkenin gerçeği olan deprem vardı. Ama geçtiğimiz yazlarda deneyimlediğimiz gibi yangın da İzmir için en az deprem kadar önemli bir afet. Yangın, küresel ısınmayla beraber İzmir’in bir parçası oldu. Foça’da, Bergama’da, Çeşme’de, Karaburun’da, Kemalpaşa’da sel oldu. Arka arkaya su baskınları oldu. Dolayısıyla bizim deprem, yangın, sel ve benzeri afetlere her zaman hazırlıklı olmamız gerektiğini bir kez daha hatırlattı. İzmir’de afetlere hazırlık olmamız gerekiyor.”</p>
<p><b>Sürücü: Bu toplantının çok isabetli olduğunu düşünüyorum</b></p>
<p>Konak Kaymakamı Ediz Sürücü de toplantının önemine bir kez daha dikkat çekerek konuşmasında şu cümlelere yer verdi: “İlçemizde ve diğer ilçelerde de bu toplantıları tertip eden Vali Yardımcımız ve meslek büyüğümüze teşekkürler. Farkındalık oluşması, eksiklerin görülmesi, afet gruplarının görevleri, kriz anında herkesin ne yapacağını önceden bilmesinin çok ehemmiyetli olduğunu düşünüyorum. Bu toplantıya herkesin katkısını rica ediyorum. Koordinasyon ve iletişimin sağlanması, gruplar arasında eksiklerin bir kez daha gözden geçirilmesi, grupların, destekçilerin ve çözüm ortaklarının yüz yüze, birebir hususları incelemesi anlamında çok verimli olduğunu düşünüyorum.”</p>
<p><b>Mutlu: En büyük sorumluluğumuz kenti dirençli hale getirmek</b></p>
<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Konak’ta bütün kurumların birlikte çalışması ve sürekli iletişim halinde olmasının ilçeyi her alanda başarıya götüreceğini dile getirdi. Afete hazırlıklı olmak için, her an, 7/24, hiç eksiksiz ayakta olacaklarını ifade eden Başkan Mutlu, dirençli kentler vurgusu yaptı ve şöyle konuştu: “Çok önemli bir gündemle bir aradayız. Dirençli bir Konak nasıl yaratılır, aslında bunu tartışmak üzere beraberiz. Kuşkusuz, afetlerden sonra yapılacaklar önemli ama özellikle yerel yönetimlerin üzerine düşen en büyük sorumluluk, afet öncesinde de kenti dirençli hale getirmek. Biz de çalışmalarımızı özellikle bu alanda yoğunlaştırıyoruz. Ben bir mimar olarak deprem üzerine çalıştım. Bizim için afette, depremde önemli olan bir tek kişinin bile burnu kanamadan o binadan çıkmasıydı. O bina hasar alabilir, bir daha kullanılamayabilir ama önemli olan öldürmemesi. Bütün afetlerde aslında bir tek canımızı bile kaybetmeyecek şekilde hazırlığımızı yapmak, kentleri dirençli hale getirmek önemli.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-afet-mudahale-plani-zirvesi-614368">Konak&#8217;ta Afet Müdahale Planı zirvesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazanda sahur ve iftar sonrası diş fırçalamak önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-ve-iftar-sonrasi-dis-fircalamak-onemli-614066</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 09:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[fırçalamak]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614066</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, Ramazan ayında değişen beslenme düzeninin ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-ve-iftar-sonrasi-dis-fircalamak-onemli-614066">Ramazanda sahur ve iftar sonrası diş fırçalamak önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, Ramazan ayında değişen beslenme düzeninin ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Tükürük azaldığında diş yüzeyleri savunmasız hale geliyor!</strong></p>
<p>Ramazan ayında ağız ve diş sağlığını etkileyebilecek bazı özel durumlar ortaya çıkabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Gün boyunca yemek ve su tüketiminin olmaması, ağız içindeki tükürük miktarını azaltabilir.” dedi.</p>
<p>Tükürüğün ağız için doğal bir koruyucu olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Dişleri temizler, asitleri dengeler ve bakterilerin çoğalmasını sınırlar. Tükürük azaldığında diş yüzeyleri daha savunmasız hale gelir. Bu durum çürük oluşumunu kolaylaştırabilir, diş etlerinde hassasiyet ve iltihap riskini artırabilir. Bu nedenle Ramazan ayında ağız kuruluğu, ağız kokusu ve diş eti problemleri biraz daha sık görülebilir. Ancak doğru bakım alışkanlıklarıyla bu riskleri büyük ölçüde azaltmak mümkündür.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ağız bakımının zamanlamasını doğru yapmak önemli! </strong></p>
<p>Oruç tutan kişilerin gün boyunca ağızda oluşabilecek bakteri ve tartar birikimini azaltmak için alabileceği önlemlere değinen<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, şunları söyledi:</p>
<p>“En önemli nokta, ağız bakımının zamanlamasını doğru yapmaktır. Sahurdan sonra ve iftardan sonra dişlerin mutlaka fırçalanmasını öneriyoruz. Diş ipi kullanımı da ihmal edilmemeli. Gün içinde fırçalama yapılamasa bile, ağız hijyeninin bu iki ana zamanda iyi sağlanması bakteri birikimini önemli ölçüde azaltır. Ayrıca sahurda çok şekerli ve yapışkan gıdalardan kaçınmak dişler için koruyucu bir önlemdir. İftar ve sahurda yeterli su tüketimi de ağız sağlığını korumak açısından çok önemlidir.”</p>
<p><strong>İftar ve sahurda asitli içeceklerden uzak durulmalı!</strong></p>
<p>Uzun süre aç kalındığında mide asidinin artabileceği ve bu asidin ağız ortamını da etkileyebileceği bilgisini veren Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Asidik ortam diş minesini zayıflatabilir.” Dedi.</p>
<p>Bunun önüne geçmek için yapılabilecekleri sıralayan Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “İftar ve sahurda gazlı içecekler, çok ekşi meyve suları gibi aşırı asitli içeceklerden uzak durmak gerekir. Yemekten hemen sonra diş fırçalamak yerine, ağız suyla çalkalanıp yaklaşık 30 dakika sonra fırçalama yapmak diş minesini korumaya yardımcı olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru zamanda yapılan ağız bakımı ve yeterli su tüketimiyle sağlıklı bir ağız yapısı korunabilir!</strong></p>
<p>Ağız kokusunun, Ramazan ayında en sık şikâyet edilen durumlardan biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Bu sorun genellikle tükürük azalmasına bağlıdır.” dedi.</p>
<p>Gün içinde ağız kokusunu azaltmak için sahurda soğan, sarımsak gibi kokusu yoğun gıdaların fazla tüketilmemesini öneren Dr. Öğr. Üyesi Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sahurdan sonra dişlerin ve özellikle dilin nazikçe temizlenmesi çok etkilidir. İftar ve sahur arasında yeterli su içmek, hem ağız kuruluğunu hem de ağız kokusunu belirgin şekilde azaltır. İftar sonrası şekersiz sakızlar tükürük akışını artırarak destekleyici olabilir.</p>
<p>Ramazan ayında ağız ve diş sağlığını korumak zor değildir; sadece biraz daha bilinçli olmak yeterlidir. Doğru zamanda yapılan ağız bakımı, dengeli beslenme ve yeterli su tüketimiyle hem sağlıklı bir ağız yapısı korunabilir hem de Ramazan süreci daha konforlu geçirilebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-ve-iftar-sonrasi-dis-fircalamak-onemli-614066">Ramazanda sahur ve iftar sonrası diş fırçalamak önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Hastalıklarında İzsiz Cerrahinin 7 Önemli Avantajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-izsiz-cerrahinin-7-onemli-avantaji-613966</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 08:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[avantajı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahinin]]></category>
		<category><![CDATA[Daha Az]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[İz]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[zsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613966</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın hastalıkları alanında uygulanan cerrahi yöntemler, son yıllarda hasta konforunu ön planda tutan yaklaşımlarla yeniden şekilleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-izsiz-cerrahinin-7-onemli-avantaji-613966">Kadın Hastalıklarında İzsiz Cerrahinin 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın hastalıkları alanında uygulanan cerrahi yöntemler, son yıllarda hasta konforunu ön planda tutan yaklaşımlarla yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün öne çıkan başlıklarından biri karın bölgesinde kesi yapılmadan gerçekleştirilen vNOTES izsiz cerrahi uygulamaları oluyor. Minimal invaziv cerrahinin geldiği bu noktada, vajinal doğal açıklıklarının kullanıldığı bu yöntem kadınlara hem konforlu hem de estetik bir tedavi süreci sunabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Samet Günkaya, jinekolojk hastalıkların tedavisinde uygulanabilen “izsiz cerrahi vNOTES” hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Doğal açıklıktan yapılan cerrahi yaklaşım</strong></p>
<p>vNOTES (Vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery), cerrahi aletlerin ve kamera sisteminin vajinal doğal açıklıktan yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen endoskopik bir yöntem olarak tanımlanır. Operasyon boyunca karın bölgesinde kesi ya da delik açılmaz. Bu özelliğiyle klasik açık cerrahi ve laparoskopik yöntemlerden ayrılan vNOTES, vücuda daha az travma oluşturan bir yaklaşım sunar. Karın bölgesinde iz bırakmaması nedeniyle “izsiz cerrahi” olarak anılan bu yöntem, ameliyat sonrası iyileşme sürecini belirgin şekilde hızlandırır.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrası konfor ön planda</strong></p>
<p>vNOTES tekniğinde cerrahi işlemler doğrudan görüş altında gerçekleştirilir. Bu durum, kanama kontrolünü kolaylaştırırken komplikasyon oranlarının da düşük olmasına katkı sağlar. Karın bölgesinde kesi bulunmaması, ameliyat sonrası ağrının klasik yöntemler ve laparoskopiye göre çok az olmasından dolayı ile hastaların büyük bölümünde ağrı kesici ihtiyacı minimum düzeyde kalır. Ayrıca görünür bir yara olmadığı için pansuman ya da özel yara bakımı gerekmez. Bu sayede hastalar günlük yaşamlarına ve sosyal hayatlarına daha kısa sürede dönebilirler. Özellikle obez hastalarda karın bölgesinden yapılan cerrahilerde yaşanabilen teknik zorluklar, vNOTES yönteminde büyük ölçüde ortadan kalkar. Bu yönüyle vNOTES, farklı hasta gruplarında güvenli bir seçenek olarak öne çıkar.</p>
<p><strong>Geniş bir uygulama alanına sahip</strong></p>
<p>vNOTES yöntemi günümüze birçok jinekolojik cerrahide kullanılmaktadır. Rahmin alınması ve rahim sarkması ameliyatları bu uygulamaların başında gelmektedir. Bunun yanı sıra korunma amacıyla tüplerin bağlanması, tüplerin alınması, tüplerin açıklığının değerlendirilmesi, yumurtalık kistleri, yumurtalıkların alınması, dış gebelik ve uygun yerleşimli miyom ameliyatları da bu yöntemle gerçekleştirilebilir. Geniş kullanım alanıyla vNOTES yöntemi kadın hastalıkları cerrahisinde önemli bir yere sahiptir.</p>
<p><strong>Hasta seçimi ve cerrahi planlama önem taşıyor</strong></p>
<p>vNOTES, çoğu kadında uygulanabilen bir yöntem olmakla birlikte bazı özel durumlarda ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Derin endometriozis, tubaovaryan apse ya da pelvik bölgeye radyoterapi öyküsü bulunan hastalarda cerrahi planlama titizlikle yapılmalıdır. Bu gibi durumlarda farklı cerrahi yaklaşımlar da gündeme gelebilir. Ayrıca vNOTES, özel eğitim ve deneyim gerektiren bir teknik olarak dikkat çeker. Endoskopik görüntüleme sistemlerinin ve cerrahi aletlerin hassas kullanımı, yöntemin başarısında belirleyici rol oynar.</p>
<p><strong>Kadın hastalıklarında izsiz cerrahi uygulamaları yaygınlaşıyor</strong></p>
<p>Günümüzde vNOTES, jinekolojik ameliyatlarda giderek daha sık tercih edilen yöntemler arasında yer almaktadır. Karından delikler açılarak yapılan laparoskopik cerrahinin, vajinal yoldan ve hiçbir kesi yapılmadan gerçekleştirilen bir alternatifi olarak değerlendirilir. Daha az ağrı, hızlı toparlanma, erken taburculuk ve iz bırakmaması gibi özellikleriyle vNOTES, kadın hastalıklarında cerrahi yaklaşımın geldiği noktayı gözler önüne sermektedir. Hasta konforunu önceleyen bu yöntem, modern jinekolojik cerrahinin önemli uygulamalarından biri olarak öne çıkar.</p>
<p><strong>vNOTES tekniğinin öne çıkan 7 avantajı </strong></p>
<ol>
<li><strong>Daha az kanama ve komplikasyon riski:</strong> Operasyonun tamamı vajinal yoldan ve direkt görüş altında gerçekleştirildiği için olası bir kanama durumunda müdahale daha kolay sağlanır ve komplikasyon oranları düşüktür.</li>
<li><strong>Obez hastalarda teknik zorlukların azalması:</strong> Karın bölgesinden giriş yapılmadığı için obez hastalarda karşılaşılan fiziki zorluklar bu yöntemde yaşanmaz ve vNOTES bu hasta grubunda önemli bir tercih sebebi olur.</li>
<li><strong>Karın bölgesinde kesi veya delik olmaması:</strong> Ameliyat sırasında karın bölgesinde herhangi bir kesi ya da delik açılmadığı için vücutta görünür cerrahi iz oluşmaz.</li>
<li><strong>Ameliyat sonrası daha az ağrı:</strong> Hastalar ameliyatın konforunu ilk dakikalardan itibaren hisseder, açık cerrahi ve laparoskopiye kıyasla daha az ağrı duyar.</li>
<li><strong>Ağrı kesici ihtiyacının azalması</strong>: Ameliyat sonrası dönemde birçok hastada ağrı kesici kullanımına ihtiyaç duyulmaz.</li>
<li><strong>Günlük yaşama daha hızlı dönüş:</strong> Daha az ağrı ve kesi olmaması sebebiyle hastalar günlük yaşamlarına ve sosyal hayatlarına çok daha kısa sürede geri dönebilir.</li>
<li><strong>Daha iyi kozmetik sonuç ve pansuman gerektirmemesi:</strong> Karnında hiçbir iz olmaması iyi kozmetik sonuçlar sunar. Görünürde kesi veya delik olmadığı için yara bakımı ve pansuman ihtiyacı da ortadan kalkar.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-izsiz-cerrahinin-7-onemli-avantaji-613966">Kadın Hastalıklarında İzsiz Cerrahinin 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAN Truck &#038; Bus&#8217;tan Türkiye&#8217;de Dev Adım: Ankara Fabrikası&#8217;nda Elektrikli Otobüs Seri Üretimine Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/man-truck-bustan-turkiyede-dev-adim-ankara-fabrikasinda-elektrikli-otobus-seri-uretimine-basladi-613963</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 08:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[bus]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[E-Mobilite]]></category>
		<category><![CDATA[elektrikli]]></category>
		<category><![CDATA[man]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[seri]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[truck]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613963</guid>

					<description><![CDATA[<p>MAN Truck &#038; Bus, Almanya dışındaki ilk üretim tesisini açtığı Türkiye’de e-mobilite yolunda dev bir adım attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/man-truck-bustan-turkiyede-dev-adim-ankara-fabrikasinda-elektrikli-otobus-seri-uretimine-basladi-613963">MAN Truck &#038; Bus&#8217;tan Türkiye&#8217;de Dev Adım: Ankara Fabrikası&#8217;nda Elektrikli Otobüs Seri Üretimine Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MAN Truck &#038; Bus, Almanya dışındaki ilk üretim tesisini açtığı Türkiye’de e-mobilite yolunda dev bir adım attı. Yeni yatırımlarla altyapısı güçlendirilen MAN Ankara Fabrikası’nda, tam elektrikli şehir otobüsü Lion’s City E’nin seri üretimine resmen başlandı. Lion’s City E üretimiyle MAN’ın sürdürülebilir ulaşım çözümlerinde kilit bir rol üstlenen Ankara Fabrikası, şirketin sıfır emisyon stratejisi doğrultusunda küresel ölçekte stratejik bir otobüs üretim üssü konumuna yükseldi.</strong></p>
<p>MAN Truck &#038; Bus, sürdürülebilir ulaşım vizyonu doğrultusunda Türkiye’deki üretim tesisinde elektrikli mobiliteye geçişte önemli bir aşamayı tamamladı. Eylül ayı başında ilk MAN Lion’s City E’nin banttan indirilmesiyle başlatılan sürecin ardından, tüm test ve hazırlıklar başarıyla tamamlanarak seri üretime geçildi. MAN Lion’s City E’nin seri üretimiyle birlikte Ankara, şirketin bataryalı elektrikli otobüs üretiminde en önemli yetkinlik merkezlerinden biri konumuna taşındı.</p>
<p><strong>Barbaros Oktay: &#8220;Müşteri taleplerine daha esnek ve hızlı yanıt vereceğiz&#8221;</strong></p>
<p>MAN Truck &#038; Bus Otobüs Birimi Başkanı Barbaros Oktay, Ankara’da elektrikli otobüs üretiminin başlamasıyla birlikte sıfır emisyon yolunda çok önemli bir adım attıklarını belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Ankara’da başlattığımız yeniden yapılanma, MAN’ın sürdürülebilir geleceğe doğru dönüşüm sürecinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Burada attığımız adımlar ve yaptığımız yatırımlarla, uzun vadede yüksek adetlerde ve üstün kalitede emisyonsuz mobilite çözümleri sunmanın temelini attık. Bugün de bu çalışmaların bir sonucu olarak Ankara’da elektrikli otobüs üretimine başlamamız, MAN’ın e-mobilite yolculuğunda önemli bir kilometre taşıdır. Bu yatırımla birlikte otobüs üretim ağımızı güçlendiriyor, emisyonsuz şehir içi ulaşım çözümlerine yönelik artan küresel talebi daha etkin şekilde karşılayabiliyoruz. Elektrikli otobüs üretimin Türkiye lokasyonunu da kapsayacak şekilde genişletilmesi, müşteri taleplerine daha esnek yanıt vermemizi ve teslimat sürelerini optimize etmemizi sağlayacak.” </p>
<p><strong>Mehmet Şermet: “Ankara, MAN’ın önemli e-mobilite merkezlerinden biri haline geldi”</strong></p>
<p>MAN Türkiye A.Ş. CEO’su Mehmet Şermet ise MAN’ın küresel üretim ağında Ankara’nın stratejik öneminin arttığına dikkat çekerek şunları kaydetti:</p>
<p>“MAN için Türkiye her zaman ayrı bir yere sahip oldu. MAN’ın Almanya dışındaki ilk üretim tesisi olan fabrikamızda, bugün de yeni bir ilki hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Tamamen elektrikli şehir otobüsü MAN Lion’s City E’nin seri üretimiyle birlikte Ankara, şirketin önemli e-mobilite merkezlerinden biri haline geldi. Çalışanlarımızın üstün yetkinliği ve son iki yılda altyapı ile ekipmana yaptığımız ciddi yatırımlar sayesinde bu dönüşümü başarıyla gerçekleştirdik. Tüm elektrikli ve konvansiyonel otobüsleri aynı bantta üretebilen esnek yapımızla, geleceğin teknolojisini Ankara’dan dünyaya ihraç edeceğiz.” </p>
<p><strong>Gelecekte “Lion’s Coach E” de Ankara’da Üretilecek</strong></p>
<p>Sıfır emisyonlu ulaşım çözümlerine yönelik önemli yatırımlar yapan MAN’ın şehir içi otobüslerinin yarısından fazlası halihazırda elektrikli olarak üretim bandından iniyor. Bu artan talebi karşılamak amacıyla Ankara’daki üretim altyapısı ve çalışanlar, son aylarda e-mobilitenin gerekliliklerine uygun şekilde hazırlandı ve tesis kademeli olarak dönüştürüldü. MAN Lion’s City E’nin yanı sıra, gelecekte elektrikli şehirlerarası otobüsler ile seyahat sektörü için geliştirilen yeni MAN Lion’s Coach E’nin de Türkiye’de üretilmesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>Ankara, MAN’ın e-Mobilite Dönüşümünde Kilit Rol Üstleniyor</strong></p>
<p>Elektrikli şehir otobüsü MAN Lion’s City E, 2020 yılında seri üretime başlayan Polonya’daki Starachowice Fabrikası’nın ardından artık Ankara’da da üretiliyor. Her iki tesiste de tüm elektrikli ve konvansiyonel otobüsler aynı üretim hattında esnek bir şekilde imal edilebiliyor. Güvenilirlik, menzil ve sürdürülebilirlik özellikleriyle öne çıkan MAN Lion’s City E; 10 metrelik kompakt versiyonlardan, yüksek yolcu kapasiteli 18 metrelik körüklü modellere ve şehirlerarası kullanım için geliştirilen Low-Entry (Alçak Girişli) varyantlara kadar uzanan geniş bir ürün gamı sunuyor. Ayrıca Lion’s Chassis E ile Avrupa dışındaki pazarlara da çözüm sağlanıyor.</p>
<p>Bu entegrasyonun başarısı için son yıllarda önemli yatırımlar yapıldığını vurgulayan Barbaros Oktay, “Hedefimiz, Ankara’nın da tıpkı Starachowice gibi MAN otobüs işinin e-mobilite dönüşümünde kilit bir rol üstlenmesidir” dedi.</p>
<p><strong>Avrupa’da sattığı şehir otobüslerinin yarısı elektrikli modellerden oluştu</strong></p>
<p>2019 yılındaki lansmanından bu yana güçlü bir başarı hikâyesine dönüşen MAN Lion’s City E, bugün Avrupa yollarında performansını kanıtlamış durumda. Şu anda Avrupa genelinde 3.000’in üzerinde MAN eBus aktif olarak hizmet veriyor. 2025 yılında 1300’den fazla elektrikli otobüs satışı gerçekleştiren MAN’ın, Avrupa&#8217;da sattığı şehir otobüslerinin %50&#8217;si elektrikli modellerden oluştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/man-truck-bustan-turkiyede-dev-adim-ankara-fabrikasinda-elektrikli-otobus-seri-uretimine-basladi-613963">MAN Truck &#038; Bus&#8217;tan Türkiye&#8217;de Dev Adım: Ankara Fabrikası&#8217;nda Elektrikli Otobüs Seri Üretimine Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne Şehir&#8217;den Ramazan öncesi altın tavsiyeler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-sehirden-ramazan-oncesi-altin-tavsiyeler-613854</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 12:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[seren]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Anne Şehir Merkezleri, Ramazan öncesi vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sehirden-ramazan-oncesi-altin-tavsiyeler-613854">Anne Şehir&#8217;den Ramazan öncesi altın tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Anne Şehir Merkezleri, Ramazan öncesi vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu. Diyetisyen Seren Avcı Tatlısevim, uzun süren açlık döneminde vücudu korumanın yolunun dengeli planlamadan geçtiğini söyleyerek, bu dönemde vatandaşlara sağlıklı beslenmenin önemli püf noktalarını anlattı.</p>
<p><b>“SAHURU ATLAMAK KAS KAYBINA NEDEN OLABİLİR”</b></p>
<p>Ramazan’da yaklaşık 12-13 saatlik açlık süresine dikkat çeken Diyetisyen Seren, sahurun atlanmaması gerektiğini vurgulayarak, “Sahur yapmazsak kalori açığı oluşur ve kilo verebiliriz. Ancak burada hedef sadece kilo vermek değil, sağlıklı ve yağdan kilo vermek. Çünkü sahuru atlamak kas kaybına neden olabilir” dedi. Sahurda özellikle protein ağırlıklı kahvaltı öneren Tatlısevim, “Yumurta, peynir, süt ve kefir gibi tok tutan besinler ön plana çıkmalı. Reçel, bal, pekmez ve turşu gibi kan şekerini hızlı yükselten gıdalardan uzak durulmalı ve beyaz ekmek yerine tam tahıllı ürünlerin tercih edilmeli” dedi.</p>
<p><b>İFTARDA 10-15 DAKİKALIK MOLA ÖNEMLİ</b></p>
<p>İftarı suyla açmanın en doğru başlangıç olduğuna vurgu yapan Diyetisyen Seren, ardından hurma veya zeytin gibi hafif iftariyelikler ve çorbanın geldiğini söyledi. Çorbadan sonra verilecek 10-15 dakikalık aranın önemli olduğuna dikkat çeken Seren, “Uzun süren açlıktan sonra mideyi birden yüklememek gerekiyor. Çorbadan sonra verilen kısa mola sindirimi rahatlatıyor. Bu sürede namaz kılmak ya da sofrayı toparlamak gibi küçük molalar vermek, sağlıklı bir geçiş sağlıyor. Ana menüde ise kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırın yemekleri tüketilebilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“HAFTADA BİR KEZ SÜTLÜ TATLI TÜKETİLEBİLİR”</b></p>
<p>Haftada bir kez bir porsiyon sütlü tatlı tüketilebileceğini belirten Seren, şerbetli tatlılardan uzak durulmasını öneriyor. Ayrıca tatlı yaparken kişi sayısına göre porsiyon ayarlamanın önemine dikkat çeken Seren, “4 kişilik bir aileyseniz, 4 porsiyonluk tatlı yapın. Ertesi güne kalırsa iki gün üst üste tatlı tüketilmiş oluyor” dedi.</p>
<p><b>HALSİZLİK VE BAŞ AĞRISI ÖNLENEBİLİR</b></p>
<p>Ramazan’da en sık şikâyet edilen konuların başında halsizlik ve baş ağrısı geliyor. Diyetisyen Tatlısevim bunun en önemli nedenlerinden başında yetersiz su tüketimi olduğunu belirtip, “İftar ile yatış saati arasında en az 1,5 litre su tüketilmeli. Sahurda da içilen suyla birlikte günlük ihtiyaç tamamlanabilir. Çay ve kahve suyun yerini tutmaz. Her içilen kahve için ekstra su tüketmek gerekir. Günlük 4-5 bardak açık çay ve 2 fincan kahve sınırı aşılmamalı” uyarasında bulundu.</p>
<p><b>RAMAZAN SADECE AÇ KALMAK DEĞİL</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı çatısı altında hizmet veren Anne Şehir Merkezleri, Ramazan’ın yalnızca aç kalmak değil, bedeni koruma ve bilinçli beslenme süreci olduğunu hatırlatıyor. Bu konuya da değinen Diyetisyen Tatlısevim, “Ramazan ayı sadece aç kalmak ya da sadece o belirli süre aç kalıp, sonrasında canımızın istediği her şeyi yemek değil. Burada asıl önemli olan bedenimizin ihtiyaçlarına iyi kulak verebilmek, sağlığımızı bu noktada korumak ve geliştirmektir. Herkese hayırlı bir Ramazan diliyor, bedenlerinin sağlığını ihmal etmemelerini öneriyorum” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sehirden-ramazan-oncesi-altin-tavsiyeler-613854">Anne Şehir&#8217;den Ramazan öncesi altın tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asperger]]></category>
		<category><![CDATA[Asperger Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sendromunda]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 18 Şubat Dünya Asperger Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695">Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 18 Şubat Dünya Asperger Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Asperger, davranış sorunu değil; nörogelişimsel bir bozukluk!</strong></p>
<p>Asperger sendromu olan bireylerin ortalama ya da ortalamanın üstünde dil ve zeka yetenekleri olduğunun gözlemlendiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Çoğu otizmliden farklı olarak insan ilişkilerine heveslidirler ancak çoğunlukla kendi ilgi alanları doğrultusunda ilişki kurmak isterler. İyi sözel becerileri ve özellikle ilgi alanlarında ciddi bir bilgi birikimleri vardır ancak basit imalı lafları bile anlamada güçlük veya temel sosyal normlar için gerekli olan basit konuşmalarda zorluk gözlemlenir.” dedi.</p>
<p>Toplumda Asperger sendromu hakkında sık karşılaşılan yanlış inanışlar olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Asperger sendromlu bireylerin duygusal olarak soğuk ve ilgisiz oldukları, sosyal becerilerden tamamen yoksun oldukları ve Asperger sendromu olan herkesin otizmin bütün belirtilerine sahip olduğu düşünceleri sık karşılaşılan yanlış inançlardır. Asperger sendromunun basit bir davranış bozukluğu olduğu inancı da sık karşılaşılan yanlışlardan biridir. Asperger sendromu nörogelişimsel bir bozukluktur ve  sosyal, duygusal ve davranışsal anlamda bazı zorlanmalara neden olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Erken teşhis, doğru destek ve eğitimle yaşam kalitesi önemli ölçüde artıyor!</strong></p>
<p>Asperger sendromunun yaşamın erken döneminden itibaren başladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Aileler çocuklarında küçük yaşlardan itibaren uygun davranışlarda bulunmama, konuşmaya uygun cevap verememe  gibi sosyal ilişkilerde beceriksizlik; yüz ifadesi, beden dili gibi sosyal mesajları anlayamamak, konuşmada  mizahı ve alaycılığı ya da normal konuşma için önemli olan jestleri ve sosyal ipuçlarını anlamakta zorlanma gibi önemli belirtileri gördüklerinde muhakkak bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurmalıdırlar.” dedi.</p>
<p>Tek bir konuya aşırı ve yoğun ilgi gösterme ve İlgi duyduğu konuya tekrar tekrar dönmenin de yine önemli bir gösterge olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Erken teşhis, bireylerin yaşam kalitesini artırmak için çeşitli stratejiler ve destek mekanizmalarının geliştirilebilmesi için zamanında müdahale edilme şansı vermesi nedeniyle oldukça önem taşır.  Bireylerin güçlü yönlerini anlamak ve zorluklarına yönelik doğru yaklaşımlar geliştirmek ve bireylerin ihtiyaçları olan doğru eğitim programına erken yaşta yönlendirilmeleri ileri yaşlarda yaşam kalitesini önemli ölçüde arttırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Asperger’de tedavi, yaşam kalitesini artırmaya yönelik kişiye özel bir destek!</strong></p>
<p>Sosyal ilişkilerin, Asperger sendromlu bireyler için en çok zorlanılan alan olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Sosyal ipuçlarını okuma, empati kurma ve karşılıklı sohbeti sürdürme konusunda oldukça zorlanabilirler. Bu durum, bireyin yalnızlaşmasına ve sosyal izolasyona yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Asperger sendromu tedavisinin, durumu ‘iyileştirmek’ yerine bireyin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen destekleyici terapileri içerdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Tedavi planı, zayıf ve güçlü yönleri birlikte ele alınarak ‘kişiye özel’ oluşturulmalıdır. Sosyal Beceri Eğitimi, bilişsel davranışçı terapi (BDT), davranışsal destekler, özel eğitim müdahaleleri ve anne-baba eğitimi ve yönlendirmesi gibi yöntemlerle yaşanan zorlukların yönetilmesi hedeflenebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İşveren farkındalığı ve esnek düzenlemeler, iş hayatına entegrasyonu kolaylaştırır! </strong></p>
<p>Yetişkin Asperger’li bireylerin iş yaşamında hangi desteklere ihtiyaç duydukları hakkında da bilgi veren<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İşyerinde ekip çalışması gibi sosyal beceri gerektiren durumlar zorlayıcı olabilir. İşverenlerin farkındalığı, esnek çalışma düzenlemeleri ve mentorluk programları, bu bireylerin iş hayatına entegrasyonunu kolaylaştırır. Sosyal etkileşimde yaşanan zorluklar iş yerinde yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu bireyler genellikle belirli bir konuya yüksek düzeyde ilgi duyarlar ve bu konuyu öğrenmek için aşırı miktarda zaman harcayabilirler, bu da bir işe dikkatlerini verme veya aynı anda birden fazla görevi yerine getirme becerilerini engelleyebilir. İşyerinde açık ve doğrudan iletişim stratejileri geliştirmek faydalıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695">Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[taşından]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613656</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinin en eski hastalıklarından birisi olan hatta Antik Mısır belgelerinde bile bahsedilen böbrek taşı günümüzde en sık görülen hastalıkların başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656">Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinin en eski hastalıklarından birisi olan hatta Antik Mısır belgelerinde bile bahsedilen böbrek taşı günümüzde en sık görülen hastalıkların başında geliyor. Küresel bir salgın olarak da nitelenen böbrek taşı; bölgesel faktörler, hareketsiz yaşam, yetersiz sıvı alımı, gereğinden fazla protein &#8211; tuz tüketimi ve fazla kilolardan kaynaklanıyor. Kadınlarda da sık rastlanmaya başlayan böbrek taşı, zamanında tedavi edilmediği takdirde böbrek yetmezliği gibi hayati risklerle sonuçlanan rahatsızlıklara neden olabiliyor. Doğum sancısına benzer ağrılarla kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen böbrek taşları, lazerli ve robotik cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek hastanın aynı gün taburcu olması sağlanabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Yanaral, böbrek taşlarının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Ülkemizde her 100 kişiden 15’inde böbrek taşı görülüyor</strong></p>
<p>Dünya genelinde böbrek taşı görülme sıklığı %5-15 arasındayken, Türkiye’de bu oran %15 seviyelerine kadar çıkmaktadır. Yani ülkemizde her 100 kişiden yaklaşık 15’i hayatının bir döneminde bu ağrılı süreçle tanışma riski altındadır. Bu yüksek oranın nedenlerini üç ana başlıkta açıklayabiliriz:</p>
<ul>
<li><strong>Sıcak İklim:</strong> Türkiye, dünyada &#8220;taş kuşağı&#8221; olarak adlandırılan riskli bölgededir. Artan hava sıcaklıkları vücutta sıvı kaybını artırırken, idrarın yoğunlaşmasına ve kristallerin çökmesine neden olur.</li>
<li><strong>Beslenme Hataları:</strong> Aşırı tuz tüketimi (Türkiye&#8217;de günlük ortalama tuz tüketimi önerilenin iki katıdır) ve hayvansal proteinden zengin beslenme, kalsiyum dengesini bozarak taş oluşumunu tetikler.</li>
<li><strong>Genetik Faktörler:</strong> Ailesinde taş öyküsü olanlarda risk %30 daha fazladır. </li>
</ul>
<p><strong>Tedavi edilmeyen taş böbrek yetmezliğine neden olabilir</strong></p>
<p>Böbrek taşının en önemli ve en sık belirtisi sırt ve bel ağrısıdır. Taşın olduğu böbrek tarafındaki uzun süren ağrılar ya da bıçak saplanır tarzdaki şiddetli ağrılar ile kendisini belli etmektedir. Ayrıca idrar yaparken yanma, idrar renginde değişiklik, bulantı, kusma ve ateş de böbrek taşının belirtisi olabilir. Bir böbrek taşı tespit edildiğinde, tedavi planlamasındaki en önemli faktör taşın boyutu ve böbrekteki yeridir. Taşın boyutu ne kadar büyükse, hastanın taşı kendiliğinden düşürme şansı o kadar azdır. Tıbbi cihazlardaki ve lazer teknolojisindeki gelişmeler sayesinde böbrek taşlarının cerrahi tedavisinde artık kapalı endoskopik yöntemler kullanılmaktadır. </p>
<p><strong>Böbrek taşları bıçaksız ve izsiz tedavi edilebiliyor</strong></p>
<p>Artık böbrek taşları için &#8220;açık ameliyat&#8221; tercih edilmemektedir. Özellikle endoskopik aletler ve lazer teknolojisindeki gelişmeler böbrek taşı tedavisini kolaylaştırmıştır. Son yıllarda gelişen en önemli yenilikler şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Lazer teknolojisi: </strong>Geleneksel lazerlerin yerini alan Thulium Fiber Lazer, böbrek taşı tedavisinde daha sık kullanılır hale geldi. Bu lazer taşları sadece kırmamakta, adeta &#8220;un&#8221; haline getirmektedir. Bu yöntemle hastalar, işlem sonrası büyük parçaları düşürme sancısı yaşamamaktadır. Ayrıca hızlı etkisi sayesinde operasyon sürelerini yarı yarıya kısaltmaktadır.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Akıllı aspirasyon sistemleri: </strong>Artık taşlar kırılırken aynı zamanda endoskopik cihazlara entegre sistemlerle vakumlanarak temizlenir. Bu da böbreğin içinin taşsız hale getirilmesini sağlamaktadır.</li>
</ul>
<p>Bu yenilikler, endoskopik tedavileri kolaylaştırmakta ve hastalar aynı gün taburcu olabilmektedir.</p>
<p> <strong>Taştan korunmak için yaşam biçiminizi değiştirin</strong></p>
<p>Böbrek taşı tedavisinden sonra yeniden taş oluşmaması için doktor kontrollerinin yayında kişinin yaşam biçiminde de şu değişiklikleri yapması gerekir; </p>
<ol>
<li><strong>Yeterli Su Tüketin:</strong> Günde en az 2,5 litre su tüketin ve içine bir dilim limon atın. Limondaki sitrat taş oluşumunu engeller.</li>
</ol>
<ol>
<li><strong>Tuzu Azaltın:</strong> Sofradan tuzluğu kaldırın ve paketli gıdalardan uzak durun.</li>
</ol>
<ol>
<li><strong>Düzenli Egzersiz Yapın:</strong> Düzenli yürüyüş yerçekimi etkisiyle kristallerin böbrekten atılmasına yardımcı olur.</li>
<li><strong>Meyve-Sebze Ağırlıklı Beslenin:</strong> Hayvansal protein tüketimini sınırlayıp sebze ve meyve ağırlıklı beslenme alışkanlığı kazanın</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656">Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Corendon Airlines, 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı&#8217;na ana sponsor olarak destek verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/corendon-airlines-3-alz-londra-uluslararasi-saglik-turizmi-fuarina-ana-sponsor-olarak-destek-verdi-613641</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[airlines]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[alz]]></category>
		<category><![CDATA[corendon]]></category>
		<category><![CDATA[Corendon Airlines]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[londra]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Turizmi]]></category>
		<category><![CDATA[turizmi]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613641</guid>

					<description><![CDATA[<p>Corendon Airlines, sağlık turizmi alanındaki ulaşım ağı ve operasyonel gücüyle; bu alandaki uluslararası buluşmalardan biri olan 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’nda yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/corendon-airlines-3-alz-londra-uluslararasi-saglik-turizmi-fuarina-ana-sponsor-olarak-destek-verdi-613641">Corendon Airlines, 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı&#8217;na ana sponsor olarak destek verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Corendon Airlines, sağlık turizmi alanındaki ulaşım ağı ve operasyonel gücüyle; bu alandaki uluslararası buluşmalardan biri olan 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’nda yer aldı. 14-15 Şubat 2026 tarihlerinde Londra Westminster’daki Queen Elizabeth II Centre’da gerçekleştirilen fuar; 10’dan fazla ülkeden 80’in üzerinde hastane ve kliniği binlerce ziyaretçiyle bir araya getirdi. Etkinliğin ana sponsorluğunu üstlenen Corendon Airlines ve Corendon Turizm Grubu; havacılık, konaklama ve seyahat hizmetlerini kapsayan entegre yapısıyla sağlık turizmine yönelik çözümlerini ziyaretçilerle paylaştı.</strong></p>
<p>Sağlık turizmi alanında önemli etkinler arasında yer alan 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı, 14-15 Şubat 2026 tarihlerinde Londra’nın etkinlik merkezlerinden Queen Elizabeth II Centre’da gerçekleşti. Türkiye’nin ve Avrupa’nın öncü hava yolu markası Corendon Airlines’ın ana sponsorunda yapılan fuar, farklı ülkelerden sağlık kuruluşları ile uluslararası ziyaretçileri aynı çatı altında buluşturdu.</p>
<p>İki gün süren organizasyonda 10’dan fazla ülkeden 80’in üzerinde hastane ve klinik yer aldı. Katılımcıların önemli bir bölümünü, uluslararası hasta sayısındaki artışla dikkat çeken Türkiye’den sağlık kuruluşları oluşturdu. Etkinlik boyunca 4 bini aşkın ziyaretçi ağırlandı; sağlık profesyonelleri, hasta yönlendirme kuruluşları ve sektör temsilcileri birbirleriyle doğrudan temas kurma fırsatı yakaladı.</p>
<p><strong>Açılışta sağlık turizmi ve ulaşım vurgusu</strong></p>
<p>Fuarın ilk gününde, açılışı etkinliği ve konferans programı gerçekleştirildi. Açılışta; ALZ Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Alagöz, Corendon Airlines Birleşik Krallık Bölge Müdürü Matthew Carpenter, TÜRSAB Disiplin Kurulu Üyesi Mehtap Aram, Hizmet İhracatçıları Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Üzeyir Işık, DEİK Sağlık İş Konseyi Başkanı Dr. Mehmet Altuğ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan ile T.C. Londra Büyükelçisi Koray Ertaş konuşmalarıyla yer aldı.</p>
<p>Corendon Airlines Birleşik Krallık Bölge Müdürü Matthew Carpenter açılış konuşmasında, Corendon Airlines’ın özellikle Birleşik Krallık başta olmak üzere Avrupa’daki farklı noktalardan Türkiye’nin önemli destinasyonlarına gerçekleştirdiği direkt uçuşlarla sağlık turizmine erişimi kolaylaştırdığını vurguladı. Carpenter, sağlık hizmeti almak üzere seyahat eden yolcular için güvenilir, konforlu ve doğrudan ulaşımın tedavi sürecinin önemli bir parçası olduğuna dikkat çekerek, havayolu bağlantılarının uluslararası hasta hareketliliğini destekleyen stratejik bir unsur haline geldiğini ifade etti. </p>
<p><strong>Entegre turizm gücü</strong></p>
<p>Ana sponsor olarak fuarda lounge alanıyla yer alan Corendon Airlines ve Corendon Turizm Grubu; havacılık, konaklama ve seyahat hizmetlerini kapsayan entegre yapısıyla sağlık turizmine yönelik çözümlerini ziyaretçilerle paylaştı. Grup bünyesinde yer alan Corendon Airlines, Birleşik Krallık’taki çeşitli bölgesel havalimanlarından Türkiye’nin önemli tatil destinasyonlarına ve Avrupa’daki farklı noktalara direkt uçuşlar gerçekleştirirken, Corendon Hotels &#038; Resorts; Antalya, Curaçao ve Amsterdam gibi destinasyonlarda resort ve şehir otelleriyle hizmet veriyor. Bu dikey entegre yapı, sağlık turizmi kapsamında seyahat eden misafirler için uçuş ve konaklamanın bir bütün olarak planlanabilmesine olanak tanıyor.</p>
<p>Fuarın ikinci günü olan 15 Şubat Pazar günü ise B2B ikili iş görüşmeleri programı gerçekleştirildi. Birleşik Krallık başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve Kanada’dan gelen hasta yönlendirme acenteleri ile sağlık hizmeti sunucuları önceden planlanmış toplantılarda bir araya geldi.</p>
<p>T.C. Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle; TOBB, DEİK, Hizmet İhracatçıları Birliği, TÜRSAB ve Global Healthcare Accreditation iş birliğinde düzenlenen fuar, Türkiye’nin sağlık turizmindeki konumunu uluslararası platformda güçlendirmeye katkı sundu. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/corendon-airlines-3-alz-londra-uluslararasi-saglik-turizmi-fuarina-ana-sponsor-olarak-destek-verdi-613641">Corendon Airlines, 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı&#8217;na ana sponsor olarak destek verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Aydın&#8217;dan Osmangazi&#8217;ye Çifte Hizmet</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-aydindan-osmangaziye-cifte-hizmet-613592</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 15:02:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çifte]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[Gazioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613592</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göreve geldiği günden bu yana ilçeyi sosyal yatırımlarla buluşturan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, çocukların güvenli ortamda yetişmesine katkı sağlayacak önemli bir projeyi daha hayata geçirerek Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi ile Aile Sağlığı Merkezi’nin temelini attı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aydindan-osmangaziye-cifte-hizmet-613592">Başkan Aydın&#8217;dan Osmangazi&#8217;ye Çifte Hizmet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göreve geldiği günden bu yana ilçeyi sosyal yatırımlarla buluşturan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, çocukların güvenli ortamda yetişmesine katkı sağlayacak önemli bir projeyi daha hayata geçirerek Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi ile Aile Sağlığı Merkezi’nin temelini attı. </p>
<p>Geleceğin teminatı olan çocukların çağdaş ve güvenli ortamlarda yetişmesini öncelik haline getiren Osmangazi Belediyesi, kentin ihtiyaçları doğrultusunda planladığı projeleri kararlılıkla hayata geçiriyor. Bu kapsamda son olarak, Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi ile Aile Sağlığı Merkezi’nin temeli düzenlenen törenle atıldı. </p>
<p>Kükürtlü Mahallesi’nde gerçekleştirilen programa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Bursa Merkez Komutanı Hava Piyade Albay Özkan Yenigün, CHP Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Hasan Bakmaz, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz, Kükürtlü Mahalle Muhtarı Canan Akın Erdem, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve projenin hayata geçmesine katkı sunan hayırsever iş insanı Sabahattin Gazioğlu’nun yakınları ile çok sayıda vatandaş katıldı. </p>
<p>Kreşlerin yalnızca bir bakım alanı değil, çocukların sosyal ve bireysel gelişimlerine katkı sunan önemli merkezler olduğunu söyleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sözlerinde şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Gazioğlu ailesi bugüne kadar üniversite tedavi merkezlerinden okullara kadar pek çok kalıcı eser kazandırdı. Bugün temelini attığımız bu projenin de kısa sürede tamamlanarak halkımızın hizmetine sunulacağına inanıyorum. Geçtiğimiz hafta beşinci kreşimizi açtık, bayramdan sonra bir kreşimizi daha hizmete alacağız. Bu proje ve yeni kreşlerle birlikte iki buçuk yıl sonunda hedefimiz 10 kreşe ulaşmak. İlk açtığımız kreşlerde annelerin yaklaşık yüzde 25’inin iş hayatına katıldığını gözlemliyoruz. Çünkü tam gün hizmet veren kreşlerimiz sayesinde anneler çocuklarını güvenle bırakabiliyor. Sabah bırakıp akşam geç saate kadar hizmet alabiliyorlar. Böylece her dört anneden biri, çocuğunu güvenle emanet etmenin rahatlığıyla çalışma hayatına adım attı.”</p>
<p>“Kükürtlü Hak Ettiği Değeri Alacak”</p>
<p>Eğitimin küçük yaşlarda başlayıp ömür boyu devam ettiğini belirten Başkan Aydın, “Osmangazi Belediyesi olarak geleceğimiz olan çocuklara, onları yetiştiren annelere, babalara ve ailelere bu şekilde hizmet etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. İnşallah dönem sonunda kreş sayımız daha da artacak. Emeği geçen Gazioğlu ailesine ve muhtarımıza teşekkür ediyorum. Bu proje tamamlandıktan sonra pazar alanını da hızlıca düzenleyeceğiz. Kükürtlü gerçekten hak ettiği değeri alacak. Benim annem ve babam da burada yaşıyor. Bir öğretmen çocuğu olarak eğitime katkı sunmanın mutluluğunu yaşıyorum. Tekrar hayırlı olsun” diye konuştu. </p>
<p>“Bu Projeler Güçlü Bir Gelecek İçin Atılmış Önemli Temellerdir” </p>
<p>En önemli yatırımın insana olan yatırım olduğunun altını çizen CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, “Buralar, çocuklarımızı çağdaş, uygar ve eşitlikçi bir eğitimle buluştururken; annelerimizi ve kadınlarımızı da hayatın içine dahil eden, daha güçlü aileler ve daha güçlü bir gelecek için atılmış önemli temellerdir. Bu eserin hayata geçirilmesinde emeği olan başta Gazioğlu ailesini; göreve geldiği günden bu yana eğitimi, çocuğu ve kadını öncelikleyen, Bursa’nın kalbi Osmangazi’ye çok önemli hizmetler kazandıran, neredeyse her hafta bir açılış ya da temel atma töreni gerçekleştiren Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’ı yürekten kutluyorum” açıklamalarında bulundu.</p>
<p>“Çalışan Ailelerimiz İçin Önemli Bir Destek Noktası Olacak”</p>
<p>Hayırsever İş İnsanı Sabahattin Gazioğlu adına konuşan yeğeni Hikmet Bozut da, “Bu proje bir yandan sağlık hizmetlerine erişimi güçlendirecek, diğer yandan çocuklarımız için güvenli ve nitelikli bir eğitim bakım ortamı sağlayacaktır. Özellikle çalışan ailelerimiz için önemli bir destek noktası olacaktır. Bu anlamlı yatırımın hayata geçmesinde emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Kamu ile hayırseverliğin ortak hedefte buluşması şehirlerimiz için kalıcı değerler üretir” dedi.</p>
<p>“Bu Yatırım Mahallemize Değer Katacak”</p>
<p>Kükürtlü Mahalle Muhtarı Canan Akın Erdem ise, “Her çocuğun güvenli, sevgi dolu ve çağdaş bir ortamda büyümesi en temel sorumluluğumuzdur. Bugün temelini atacağımız Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi ile Aile Sağlığı Merkezi, sadece bir bina değil; geleceğe atılmış güçlü bir imzadır. Bu yatırım mahallemize değer katacak, ailelerimize nefes olacaktır. Bu kıymetli hizmetin mahallemize kazandırılmasında büyük emekleri olan hayırsever iş insanı Sebahattin Gazioğlu’na, Osmangazi Belediye Başkanımız Sayın Aydın’a teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. </p>
<p>Konuşmaların ardından Başkan Erkan Aydın ve protokol üyeleri, butona basarak Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi ile Aile Sağlığı Merkezi’nin ilk harcını döktü.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aydindan-osmangaziye-cifte-hizmet-613592">Başkan Aydın&#8217;dan Osmangazi&#8217;ye Çifte Hizmet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sahuru atlamak bu hastalıkları tetikliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sahuru-atlamak-bu-hastaliklari-tetikliyor-613370</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 08:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[atlamak]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Reflü]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sahuru]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Yiyecekler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613370</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’da uzun saatler süren açlığın ardından iftar yemeğinde midemize aniden ve hızlı bir şekilde yükleniyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sahuru-atlamak-bu-hastaliklari-tetikliyor-613370">Sahuru atlamak bu hastalıkları tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan’da uzun saatler süren açlığın ardından iftar yemeğinde midemize aniden ve hızlı bir şekilde yükleniyoruz.  Aşırı yağlı, kızartma türü ve hamur işi gıdaları soframızdan eksik etmiyoruz. İftardan kısa bir süre sonra da kendimizi kanepenin üzerinde uzanmış buluyoruz. Oruç tutmak aslında son derece sağlıklı olsa da, yaptığımız bu tür hatalar mide ve bağırsak sistemimize zarar verebiliyor.  Mide ağrısı, hazımsızlık, şişkinlik, reflü atakları ve safra sorunları, Ramazan’da en sık görülen sorunları oluşturuyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi</strong> <strong>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç, </strong>Ramazan’da mide problemleri yaşamamak için dikkat etmemiz gereken 3 temel kuralı; “İftarı yavaş ve küçük porsiyonlarla açmak,  sahuru mutlaka yapmak, aşırı yağlı, şekerli ve ağır yiyeceklerden kaçınmak” olarak sıralıyor.  <strong>Prof. Dr. Murat Saruç,</strong> kronik hastalığı veya herhangi bir sağlık sorunu olan kişilerin  oruca başlamadan önce ilaçların saatlerinin yeniden düzenlenmeleri için mutlaka doktorlarıyla görüşmeleri gerektiğine de vurgu yapıyor. <strong>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç, </strong>oruç tutarken dikkat etmemiz gereken 8 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Sahura mutlaka kalkın</strong></p>
<p>Sahur, kan şekerinin gün boyu dengede kalmasını ve bu sayede insülin düzeyinde yükselme olmamasını sağlıyor. Tüm gün oruç tutarken yetersiz beslenmemize bağlı hipoglisemiyi de önlüyor. Sahur öğününün atlanması halinde birçok sağlık sorunu ortaya çıkabileceği uyarısında bulunan Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç,<strong> </strong>“Sahur yapmamak uzun açlık süresini daha da uzatır ve bunun sonucunda; halsizlik, baş ağrısı ile ani tansiyon düşmelerine yol açabilir. Ayrıca, mide asidi boş mideye daha uzun süre temas eder; bu durum gastrit ve reflüyü tetikler” diyor.  </p>
<p><strong>İftara yavaş ve küçük porsiyonlarla başlayın</strong></p>
<p>Uzun süren açlıktan sonra mide hareketleri yavaşlıyor ve sindirim enzimleri azalıyor. Dolayısıyla, iftar öğününde bir anda fazla yemek midenin yükünü çok artırıyor, bunun sonucunda; şişkinlik, mide ağrısı, gastrit ve reflü  gibi sorunlar gelişiyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç, “İftarda orucumuzu ‘çorba, su ve hurma’ gibi hafif yiyecekler ile açmak, midemizi daha sonra yiyeceğimiz kalorili yiyeceklere hazırlar. Ana yemeğe geçmeden 10–15 dakika beklemek de sindirimi ciddi şekilde rahatlatır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Aşırı yağlı, kızartma türü ve hamur işi gıdalardan kaçının</strong></p>
<p>İftar ile sahurda aşırı yağlı, kızartma türü ve hamur işi gıdalardan uzak durmanız da çok önemli.<strong> </strong>Çünkü, Ramazan’da artan mide şikâyetlerinin ana nedenini bu beslenme alışkanlığı oluşturuyor. <strong> </strong>Bu tür yiyecekler mide boşalmasını geciktiriyor ve mide asidini artırıyor. Sonuç olarak; hazımsızlık, yanma ve gece reflüsü   sıkça oluşabiliyor.  Ayrıca karaciğer ve safra kesesi de daha fazla zorlanıyor. </p>
<p><strong>Tuzlu besinleri sınırlayın</strong></p>
<p>Tuzlu yiyecekler vücuttan su atılımını artırıyor ve susuzluğu şiddetlendiriyor. Bu durumun tansiyon düzensizliği, baş ağrısı ve ödemle sonuçlanacağını söyleyen Prof. Dr. Murat Saruç, “Sahurda salam, sucuk ve peynir gibi tuzlu yiyeceklerin fazla tüketilmeleri bu yüzden risklidir. Ramazan’da sıvı dengesini korumak en az besin seçimi kadar önemlidir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Bir anda fazla su içmeyin</strong></p>
<p>İftar ve sahur arasında yeterli su içmeniz çok önemli. Çünkü,   yetersiz sıvı alımı kabızlık, böbrek taşı ve tansiyon problemlerini artırıyor. Ancak,<strong> </strong>bir anda fazla su içmek de mideyi geriyor, şişkinlik yapıyor ve elektrolit dengesini bozabiliyor.  Bu nedenle, su tüketimini iftar ile sahur arasına yaymanız gerekiyor. “Susuzluğunuzu gidermek için mutlaka 3-4 litre su içmelisiniz” şeklindeki tavsiyelerin doğru olmadığı uyarısında bulunan Prof. Dr. Murat Saruç, bu durumun su zehirlenmesine yol açabileceğine vurgu yapıyor.  Prof. Dr. Murat Saruç, çay ve kahvenin ise su yerine geçmediğini, aksine sıvı kaybını artırabildiğini sözlerine ekliyor.</p>
<p><strong>İftardan sonra en az 1.5 – 2 saat kuralına dikkat! </strong></p>
<p>İftardan sonra hemen yatmak, mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasını kolaylaştırıyor. Bu durumun reflü, mide yanması ve boğazda acı su hissine neden olacağına işaret eden Prof. Dr. Murat Saruç,  “Yemekten sonra en az 1,5–2 saat dik pozisyonda kalmak sindirimi destekler. Özellikle mide problemi olanlar için bu kural oldukça önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>İlaçlarınızın saatlerini gelişigüzel değiştirmeyin</strong></p>
<p>İlaç kullanım saatlerinin Ramazan’da mutlaka hekim önerisiyle yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Gastreonteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç, hekime danışılmadan gelişigüzel yapılan saat değişikliğinin ilacın etkisini azalttığını belirterek, şu bilgileri paylaşıyor: “Ayrıca, varsa birlikte kullanılan diğer ilacın da etkisini azaltabilir ya da artırabilir. Örneğin,  bu bir kan sulandırıcı ise kanamaya neden olabilir; tiroit ilacı ise tiroit yetersizliğine yol açabilir; ritim ilaçları ise bulantı-kusma, karın ağrısı, çarpıntı ve baş ağrısı gibi sorunlar oluşturabilir.” Özellikle mide koruyucuların mutlaka aç karnına alınmaları gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Muraç Saruç, “Aksi halde bu ilaçların vücuttaki etkileri yeterli seviyeye ulaşmayacak, reflüye bağlı yemek borusu ülserleri oluşabilecek, mide koruyucu özelliği kaybolacağı için mide kanamaları ortaya çıkabilecektir” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Egzersizi bırakmayın ama zamanını doğru seçin</strong></p>
<p>Tamamen hareketsiz kalmak kabızlık ve kilo artışını tetikliyor. Dolayısıyla, egzersizleri her gün alışkanlık haline getirmek, sağlığımız için çok önemli. Ancak, aç karnına yapılan ağır egzersizler bayılmaya ve kas yıkımına neden olabiliyor. İftardan 1–2 saat sonra yapılan hafif yürüyüşler ise sindirimi hızlandırıyor ve kan şekerini dengeliyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sahuru-atlamak-bu-hastaliklari-tetikliyor-613370">Sahuru atlamak bu hastalıkları tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Sporcu Ailelerine Yol Gösteren Panel</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-sporcu-ailelerine-yol-gosteren-panel-613229</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 13:08:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ailelerin]]></category>
		<category><![CDATA[ailelerine]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gösteren]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Kent Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporcu]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613229</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimini önceleyen çalışmalar gerçekleştiren Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Sporcu Ebeveyni Olmak’ panelinde, uzmanlar tarafından sporcu ve ailelerine önemli bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-sporcu-ailelerine-yol-gosteren-panel-613229">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Sporcu Ailelerine Yol Gösteren Panel</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimini önceleyen çalışmalar gerçekleştiren Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Sporcu Ebeveyni Olmak’ panelinde, uzmanlar tarafından sporcu ve ailelerine önemli bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p>Sporu küçük yaşlarda hayatın bir parçası haline getirmeyi ve bu süreçteki faaliyetlerde çocukların sağlıklı ve özgüvenli yetişmesini amaçlayan Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi iş birliğiyle ‘Sporcu Ebeveyni Olmak’ panelini düzenledi. Altınova Spor Tesisleri’nde Türkiye Spor Yazarları Derneği Bursa Şubesi Başkanı Mehmet Ali Ekmekçi’nin moderatörlüğünde gerçekleşen panelde Türk Milli Takımı’nın ve Bursaspor’un efsane kaptanı Sedat Özden ile Bursaspor’un efsane kaptanı ve Osmangazi Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyesi Adnan Örnek’in yanı sıra, Uzman Gelişim Psikoloğu Yaren Evinç ve Diyetisyen Ceren Evinç, sporcunun gelişiminde ailelerin desteğinin önemine vurgu yapan konuşmalar gerçekleştirdi.</p>
<p><b>“Ailelerin Çok Büyük Vazifeleri Var”</b></p>
<p>Sporda ebeveynlerin, sporcunun gelişiminde büyük öneme sahip olduğunu ve antrenörlerin de bu noktada rol oynadığını belirten Sedat Özden, “Çocuklarımız toplumda her zaman efendiliği, kişiliği, birbirine saygı duymayı öğrenirken ailelerin çok büyük vazifeleri var. Çocukların beslenmesi, sağlığıyla ilgilenilmesi, gelişimini antrenörleriyle araştırmaları ve daha eksik yönlerini öğrenmeleri gerekiyor. Ailelerin çok büyük sorumluluğu var.” diye konuştu. Sporcu geçmişiyle öne çıkan ve adını efsaneler arasına yazdıran bir diğer isim Adnan Örnek de, “Ailelerin psikolojik açıdan desteklemesi, sporcuların beslenmeleri, neyi bilinçli yapmaları gerektiği, sürecin nasıl götürülmesi gerektiği, nerede çocuğun yanında olmaları, bunlar aslında çok komplike bir durum. Amacımız bu seminer ile beraber hem aileleri bilgilendirmek, hem de çocuklara bir yol açmak. Eski birer sporcu olarak bu bizim en önemli görevlerimizden bir tanesi. Sporcu gelişiminde en büyük rol ailenin. Çocuklara ve ailelere bu noktada ipucu verebilirsek, neyi nerede yapacaklar, nerede duracaklar bu bile yeterlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“Güvenli İklim Sağlamakta Aile Çok Destekleyici Bir Rol Oynuyor”</b></p>
<p>Uzman Gelişim Psikoloğu Yaren Evinç de gerçekleştirdiği sunumda, sporun sadece kas gücünün önemli olduğu bir olmadığını vurgulayarak, “Sporda zihinsel dayanıklılık da çok önemli. Bu noktada ailenin görevi devreye giriyor, bunu sürdürülebilir kılmak, güvenli iklim sağlamakta da aile çok destekleyici bir rol oynuyor. Gelişimi sağlayabilmek için sporcuları erken yaşta başlatmak önemli çünkü erken yaşta başladıkları zaman motor becerileri daha çabuk gelişiyor, hem de iç disiplin ve sorumluluk alma kapasiteleri çocukluktan ergenliğe daha çok oturmuş oluyor.” şeklinde konuştu. Diyetisyen Yaren Evinç de yaptığı konuşmada şunları kaydetti;</p>
<p>“Öncelikle beslenme çok önemli, ancak beslenmeden önce her çocuğun bireysel olduğunu, kişiye özgü beslenme planının olması gerektiğini unutmamak gerekiyor. Örneğin iki çocuğu kıyaslayıp, onların ihtiyaçlarını karşılaştırmak yerine onların yeterli beslenmelerini ve özellikle antrenman günlerinde antrenmandan önce ve sonra doğru besinleri tercih ettiklerini takip etmemiz gerekiyor.”</p>
<p><b>“Ebeveyn Olarak Aydınlandık”</b></p>
<p>Türkiye Spor Yazarları Derneği Bursa Şubesi Başkanı Mehmet Ali Ekmekçi ise, spor ile ebeveyn ilişkisine yönelik önemli bilgilendirmelerde bulunulduğuna işaret ederek, “Türkiye’de mevcut yapı gereği bir noktaya gelindikten sonra aileler, eğitimin de önemini göz önünde bulundurarak çocukların spor ile ilişkisini kesiyorlar, bugün bunun böyle olmayacağını gördük. Ailelere, çok kıymetli panelistlerimiz önemli bilgiler verdi. Çok keyifliydi, bizler de ebeveyn olarak aydınlandık, neler yapmamız gerektiğini öğrenmiş olduk. Osmangazi Belediyesi’ne, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a ve Osmangazi Kent Konseyi’ne bu kıymetli organizasyon için teşekkür ediyoruz.” açıklamalarında bulundu.</p>
<p>Panelin sonunda Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı, Osmangazi Belediyesi Meclis Üyesi Bülent Akça ve Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Sosyolog Mutlu Çınar, moderatör Mehmet Ali Ekmekçi ile konuşmacılar Sedat Özden, Adnan Örnek, Yaren Evinç ve Ceren Evinç’e teşekkür belgesi takdim etti. Konuşmacılar, bu değerli etkinliğe desteklerinden ötürü Osmangazi Belediyesi’ne ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkürlerini sundu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-sporcu-ailelerine-yol-gosteren-panel-613229">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Sporcu Ailelerine Yol Gösteren Panel</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağı kanserlerinde hayat veren en yeni yöntemler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-hayat-veren-en-yeni-yontemler-2-613184</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 12:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukluk Çağı Kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[veren]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613184</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde yeni bir dönemin heyecanı ve umudu yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-hayat-veren-en-yeni-yontemler-2-613184">Çocukluk çağı kanserlerinde hayat veren en yeni yöntemler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde yeni bir dönemin heyecanı ve umudu yaşanıyor. Bu yıl 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü’nü çok umut veren gelişmelerle karşıladıklarını belirten <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu</strong> “Çocukluk çağı kanserlerinde artık çok daha güçlü bir noktadayız. Bilimsel gelişmeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamalarıyla yeni bir döneme girdik. Amacımız her çocuğun iyileşmesinin ötesinde, sağlıklı bir erişkin olması” diyor. Prof. Dr. Çorapçıoğlu, <strong>15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde yeni dönemi anlattı, ailelere önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Çocukluk çağında yaygın görülen lösemi ve lenfoma gibi kanserler, son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı ilerlemeler sayesinde başarıyla tedavi edilebiliyor. 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü öncesinde bilim dünyasında heyecan yaratan bir haber aldıklarını belirten Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu şöyle konuşuyor: “Çocuklarda kanser tedavisinde başarı oranı geçmişe kıyasla çok önemli noktalara geldi. Öyle ki; artık neredeyse tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır diyebiliriz. Amerikan Kanser Derneği’nin 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla açıkladığı orana göre; çocukluk çağı kanserleri 1970’lerde yüzde 50-60 civarında tedavi edilebilirken, günümüzde tedavide çok ciddi ilerleme kaydedilmiş ve başarı oranı yüzde 87’lere çıkmıştır. Bu veri son derece ciddiye alınması gereken ve büyük umut veren bir bilgidir.” </p>
<p><strong>Erken tanı ve tedavi çok önemli!</strong></p>
<p>Tedavinin başarısında; kanserin türü, evresi ve çocuğun yaşının önemli faktörler olduğunu belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Çorapçıoğlu bu noktada ailelere çok önemli görevler düştüğünü belirterek “Ebeveynler çocuklarını çok iyi gözlemlemeli, özellikle bacak, bel ya da kemik ağrısı, ateş, çabuk yorulma, halsizlik, vücutta morluklar ya da sık sık burun/ diş eti kanamaları gibi belirtiler varsa mutlaka ciddiye alarak altında yatan nedenin bulunması için ısrarcı ve takipçi olmalıdır. Bazen ‘büyüme ağrısıdır’ denilen ve geçmeyen ağrıların altında çocukluk çağı kanserleri yatabiliyor” diyor. Erken tanı sayesinde özellikle lösemi, lenfoma ve sarkomlarda oldukça başarılı sonuçlar alınsa da bazı saldırgan beyin tümörlerinde daha fazla ilerlemeye ihtiyaç olduğunu belirten Prof. Dr. Çorapçıoğlu bu alanda da çalışmaların yoğun şekilde devam ettiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Moleküler Çağ: “Tam 12’den Vurmak”</strong></p>
<p>Son yılların en önemli gelişmelerinden birinin de; kanserin moleküler özelliklerinin daha iyi anlaşılması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çorapçıoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Her tümör kendine özgü genetik ve moleküler değişiklikler taşıyor. Bu değişikliklere yönelik geliştirilen ilaçlar tedavide yeni bir dönem başlattı. Elimizde moleküler tetkikler varsa ve hedefi doğru belirleyebiliyorsak, doğrudan o değişikliğe yönelik ilaçlar kullanabiliyoruz. Buna adeta ‘tam 12’den vurmak’ diyebiliriz. Bazı hastalarda hedefli tedaviler ve immünoterapiler sayesinde kemoterapiye hiç ihtiyaç duymadan tedaviyi sağlayabiliriz. Bazı durumlardaysa bu yeni ilaçları kemoterapinin etkisini artırmak için kullanıyoruz. Eskiden sadece kemoterapiye dayalı tedaviler varken, bugün çok daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım söz konusu. Bu, çocukluk çağı kanserlerinde çok çok büyük bir kazanım.”</p>
<p><strong>Proton tedavisiyle daha az yan etki!</strong></p>
<p>Günümüzde bir başka çok önemli kazanımın da; çocuk onkolojisinde önemli bir yer tutan radyoterapi alanında yaşandığının altını çizen Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu “Radyoterapideki teknolojik gelişmeler çocukları koruyarak tedavi etmeye olanak sağlıyor. Bu gelişmeler arasında proton tedavisi öne çıkıyor ki, özellikle beyin tümörlerinde bu yöntemin büyük avantaj sağladığını görüyoruz. Proton tedavisi, çevre dokulara daha az zarar vererek tümörü hedef alabiliyor. Özellikle gelişim çağındaki çocuklarda büyük önem taşıyor” diyor. </p>
<p><strong>Amaç sadece iyileştirmek değil, sağlıklı erişkinler yetiştirmek</strong></p>
<p>Teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde bugün artık sadece çocuğu iyileştirmeyi değil, onun ileride sağlıklı bir erişkin olmasını da hedeflediklerini vurgulayan Prof. Dr. Çorapçıoğlu, bu nedenle verdikleri her tedavinin uzun dönemli etkilerini dikkatle gözetlediklerini belirterek “15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü’nü umut veren gelişmelerle karşılıyoruz. Çocukluk çağı kanserlerinde artık çok daha güçlü bir noktada olduğumuzu söyleyebilirim. Bilimsel gelişmeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamalarıyla yeni bir döneme girdik. Amacımız her çocuğun sağlıklı bir geleceğe ulaşması” diyor. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-hayat-veren-en-yeni-yontemler-2-613184">Çocukluk çağı kanserlerinde hayat veren en yeni yöntemler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserde erken teşhis neden önemli ? </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserde-erken-teshis-neden-onemli-613137</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 14:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Özgür Ozan Şeşeoğulları, kanserde erken tanının önemini anlattı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-erken-teshis-neden-onemli-613137">Kanserde erken teşhis neden önemli ? </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Özgür Ozan Şeşeoğulları, kanserde erken tanının önemini anlattı. </span></p>
<p><span>Özel Egon Tıp Merkezi’nde görevli Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Özgür Ozan Şeşeoğulları, kanserde erken tanının önemini tedavi ve yaşam süresi açısından değerlendirdi. Şeşeoğulları, “Yaşam süresi ciddi uzar. Erken evrede yakalanan kanserlerin büyük kısmı tamamen tedavi olabilir ya da uzun yıllar kontrol altında tutulabilir. Örneğin meme kanseri erken evrede 5 yıllık sağkalım yüzde 90–95, kolon kanseri Evre-1’de yüzde 90’lara yakın, prostat kanseri lokal evrede neredeyse yüzde 100’e yakındır” dedi. Şeşeoğulları şunları söyledi, </span></p>
<p><b><strong>Tedavi daha hafif olur</strong></b></p>
<p><span>“Kanserde erken tanı olduğunda daha küçük ameliyatlar yapılır. Hastalar, daha düşük doz ve kısa süreli radyoterapi ve daha küçük alanlı radyoterapi alır bu da ciddi anlamda yan etkileri azaltır. Hasta daha az kemoterapi aldığı için daha az yan etki görülür”</span></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/kanserde-erken-teshis-neden-onemli-0-HXQ4LGSs.jpeg"/></p>
<p><b><strong>Metastaz riski azalır</strong></b></p>
<p><span>“Erken tanıda geç kalındığında lenf nodunun kemik, karaciğer, akciğer, beyine yayılma riski artar. Bu durumda uygulanan tedavi çoğu zaman maalesef sadece hastalığı durdurma hedefiyle yapılır. Tedavilerin maliyeti azalır. İş gücü kaybı azalır.</span></p>
<p><b><strong>Erkan tanının radyoterapi açısından önemi </strong></b></p>
<p><span>Kanserde erken teşhisin ve erken evrede tümörü yakalamanın radyoterapi tedavisi açısından da önemlidir. Bu sayede  küratif (tam iyileştirme) şansı belirgin artar.  Erken evrede radyoterapi tek başına tedavi edici olabilir. Örneğin erken evre prostat tm  , Erken evre larenks glottik tm. Erken evre serviks tm sadece radyoterapi ile tamamen tedavi edilebilir. Erken evrede: Işınlanacak tümör daha küçük olduğu için daha kısıtlı bir alandan ve daha güvenli marjla  daha düşük akut ve geç yan etki ile tedavi edilebilir. Örneğin erken evre prostatta sadece prostat radyoterapi sahasına  alınırken, Geç evrede prostat, seminal veziküller,  pelvik nodlar radyoterapi sahasına alındığından bağırsak ve idrar kesesinde yan etki görülme sıklığı artar.  Erken evrede kemoterapi ile birlikte verilme ihtimali azalır. Sıklıkla RT tek başına yeterli gelir.Geç evrede:RT + KT + HT gibi çoklu tedaviler gerekir. Bu da yan etkileri arttırdığı gibi tedaviye uyumu ve hastanın yaşam kalitesini de azaltır.  Erken evrede radyoterapinin kontrol oranı çok daha yüksektir .Tümör  yükü küçük ve Radyobiyolojik olarak RT’ye daha duyarlı olduğu için .Erken evrede %80–95 kontrol altına alınır .Geç evrede belirgin düşer. Erken tanı = ilk atışta işi bitirme şansıdır” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-erken-teshis-neden-onemli-613137">Kanserde erken teşhis neden önemli ? </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kardeş kıskançlığı doğal bir süreç!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kardes-kiskancligi-dogal-bir-surec-613098</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 10:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kardeş]]></category>
		<category><![CDATA[Kardeş Kıskançlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlığı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613098</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk – Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Lale Allahyarova, kardeş kıskançlığı ve bu süreçte ebeveynlerin dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardes-kiskancligi-dogal-bir-surec-613098">Kardeş kıskançlığı doğal bir süreç!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk – Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Lale Allahyarova, kardeş kıskançlığı ve bu süreçte ebeveynlerin dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kıskançlık çevresel faktörlerle, çocuğun kendisiyle, mizacıyla ya da yaş aralığıyla ilgili olabilir! </strong></p>
<p>Kardeş kıskançlığının, neredeyse her görüşmede ailelerle gündeme alınan bir konu olduğunu ifade eden Dr. Lale Allahyarova, “Çünkü psikiyatrik bir rahatsızlık olmasa bile, farklı belirtilerle neredeyse her ailede görülebilecek bir durum.” dedi.</p>
<p>Kardeş kıskançlığını hayatın doğal akışında olması gereken bir süreç olarak tanımlayan Dr. Allahyarova, “Kardeşi doğana kadar ebeveynin sevgisini ve ilgisini tek başına alan çocuk, bunu birisiyle paylaşmak durumunda kalır. Çocuklar her zaman aynı tepkiyi vermez; kardeş geldiğinde ne tepki vereceğini belirleyen birçok faktör vardır. Bu faktörler çevresel olabilir, çocuğun kendisiyle, mizacıyla ya da yaş aralığıyla ilgili olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>1,5–3,5 yaş aralığındaki çocuklarda kardeş kıskançlığı daha sık görülüyor! </strong></p>
<p>Özellikle 1,5–3,5 yaş aralığındaki bir çocuğun, kardeşi doğduktan sonra kardeş kıskançlığı hissetme ihtimalinin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Dr. Lale Allahyarova, “Bunun öncelikli sebebi, çocuklarda kalıcı hafızanın iki yaştan sonra oluşmaya başlamasıdır. Kardeşi olan bir çocuk, kendisine hiç bakım verilmemiş ve yeni doğan çocuğa hep bakım veriliyormuş gibi bir algıya sahip olabilir.” dedi.</p>
<p>Bu yaş aralığındaki bir çocuğun hâlâ ebeveynine bağımlı bir ilişki sürdürdüğünü ve ilgi, güvenlik, beslenme gibi ihtiyaçlarının ebeveyn tarafından karşılanmasına muhtaç olduğunu hatırlatan Dr. Allahyarova sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu ihtiyaçları daha fazla gereksinimi olan bir bebekle paylaşmak çocuk için zorlayıcıdır. Altı yaş ve üzeri yaş farkının olması da kardeş kıskançlığı için bir risk faktörüdür. Uzun zamandır tek başına sevgi ve ilgi alan bir çocuk, bunu uzun bir aradan sonra biriyle paylaşmakta zorlanabilir. Kardeş kıskançlığının daha az yoğun görülebileceği yaş aralığı ise iki kardeş arasındaki 4–5 yaş farkıdır. Ancak bu kesin bir belirteç değildir; ebeveyn tutumu ve çocuğun mizacı gibi birçok faktör süreci etkiler.”</p>
<p><strong>Kardeş kıskançlığı doğal bir durum; önemli olan sağlıklı yönetilmesi! </strong></p>
<p>Kardeş kıskançlığı yaşayan çocukların tepkilerinin farklı olabileceğini dile getiren Dr. Lale Allahyarova, “Bazı çocuklar kardeşini görmezden gelerek, sanki yokmuş gibi davranabilir. Bu, hiçbir tepki olmadığı anlamına gelmez; duygularını ifade edemeyen bir çocukla karşı karşıya olabiliriz.” dedi.</p>
<p>Bazı çocukların kardeşine fiziksel şiddet uygulayarak, bazılarının ise ‘keşke gelmeseydin’ ya da ‘keşke kardeşim olmasaydı’ gibi sözlerle duygularını ifade edebildiklerine işaret eden Dr. Allahyarova, “Bu süreci yönetmek oldukça önemlidir. Kardeş doğmadan önce ve sonrasında ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalar vardır. Kardeş kıskançlığı doğal bir durumdur; ancak çocuğun bu duyguyu sağlıklı bir şekilde işleyebilmeyi öğrenmesi gerekir. Aksi halde benzer rekabet durumlarını okulda ya da ileriki yaşamında da yaşayabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kıskançlığı yönetme sürecinde gerçekçi olunması gerekir!</strong></p>
<p>“Kardeş doğmadan önce, tek çocukken çocuğu aşırı şımartmamak ve her istediğini yerine getirmemek önemlidir.” uyarısını yapan Dr. Allahyarova, gebelik planı varsa ya da gebelik mevcutsa, çocuğa bu durum hakkında bilgi verilmesinin ve çocuğu hazırlamanın önemli olduğunu aktardı.</p>
<p>Bu süreçte gerçekçi olunması gerektiğine vurgu yapan Dr. Allahyarova, şunları söyledi:</p>
<p>“Çocuğa, ‘sana bir oyun arkadaşı gelecek, birlikte oynayacaksınız’ gibi ifadeler yerine, ‘sen küçükken seni böyle besliyorduk, bezliyorduk; o da öyle olacak’ gibi somut ve gerçekçi açıklamalar yapılmalı. Kardeş doğduktan sonra büyük çocuğu kıskançlıkla etiketlemek doğru değildir. Çocuk ‘keşke olmasaydı’ ya da ‘nefret ediyorum’ dediğinde ayıplamak ya da suçlamak yerine dinlemek, anlamak ve ‘bazen ben de yoruluyorum, bazen ben de sinirleniyorum; bu sevmiyoruz anlamına gelmez’ mesajını vermek gerekir. Çocuğa, aynı kişiye karşı hem sevgi hem kızgınlık hissedilebileceği anlatılmalı.</p>
<p>Kıyaslamaktan kaçınmak çok önemli. ‘Sen büyüksün’ ya da ‘sen küçüksün’ gibi ifadelerle sorumluluk yüklemek doğru değil. Ebeveynler bile bu süreci yönetmekte zorlanırken, çocuğun bunu tek başına yönetmesini beklemek gerçekçi olmaz.”</p>
<p><strong>Dengeyi korumak önemli! </strong></p>
<p>Çocuklar arasında kavga olduğunda ebeveynin cezalandırıcı ya da taraf tutan bir rolde olmaması gerektiğini kaydeden Dr. Lale Allahyarova, “Taraf tutmadan, ‘bu konuda anlaşmalısınız; ya birlikte oynayacaksınız ya da sırayla oynayacaksınız’ gibi yönlendirmeler yapılabilir. Gerekirse her iki çocuğa da eşit şekilde sınır konulabilir. Burada önemli olan dengeyi korumaktır.” dedi.</p>
<p>Bazen tüm doğru tutumlara rağmen sürecin zor ilerleyebileceğini de dile getiren Dr. Allahyarova, “Ebeveynler her şeyi doğru yapsa da her zaman istenen sonuç alınmayabilir. Ancak destek almak mümkündür. Kardeş kıskançlığı yaşayan bir çocuk için destek gerekip gerekmediği bazı durumlara bağlıdır. Çocuk duygularını bastırıyorsa ya da kardeş doğumundan sonra gerileme (regresyon) gösteriyorsa destek almak önemlidir. Örneğin tuvalet eğitimini tamamlamış bir çocuk altına kaçırmaya başlayabilir, tekrar bezlenmek isteyebilir, kendi başına yemek yemeyi bırakabilir ya da emzik isteyebilir. Bu durumlar çocuğun daha fazla ilgi alabilmek için geliştirdiği bir baş etme mekanizmasıdır. Aynı şekilde kardeşe yönelik şiddet davranışları da profesyonel destek gerektirebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Amaç kıskançlığı bitirmek değil, çocuğa rekabetle sağlıklı baş etmeyi öğretmek! </strong></p>
<p>Bu süreçte ebeveynin küçük çocuğu büyükten koruyan ya da büyük çocuğu dışlayan bir tutum sergilememesi gerektiğinin altını çizen Dr. Lale Allahyarova, “Çocukların ilişkisi ebeveyn gözetiminde sürdürülmeli; ancak büyük çocuğa da sorumluluk verilerek ailenin bir parçası olduğu hissettirilmelidir. Örneğin bebeğin bezini getirmesini istemek ya da beslenme sırasında küçük görevler vermek bu açıdan faydalı olabilir.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrik destek sürecinde ebeveyn tutumları üzerine çalışıldığı ve çocuk için oyun terapisi önerilebildiği bilgisini paylaşan Dr. Allahyarova, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Oyun, çocuğun dilidir. Çocuk ifade edemediği duyguları oyun aracılığıyla yansıtır. Bastırılan duyguların oyunda ortaya çıkması ve kabul görmesi, çocuğun gerçek hayatta da bu duygularla daha sağlıklı baş etmesini sağlar.</p>
<p>Burada amaç kardeş kıskançlığını tamamen ortadan kaldırmak değildir. Rekabet her zaman olacaktır. Önemli olan, bu rekabeti baş edilebilir düzeyde tutmak ve çocuğa ileriki yaşamında karşılaşacağı rekabet durumlarıyla baş etmeyi öğretmektir. Evdeki kardeşle yaşanan rekabet, aslında çocuğu hayata hazırlayan bir deneyimdir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kardes-kiskancligi-dogal-bir-surec-613098">Kardeş kıskançlığı doğal bir süreç!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağı kanserlerinde hayat veren en yeni yöntemler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-hayat-veren-en-yeni-yontemler-613035</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 07:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukluk Çağı Kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[moleküler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[veren]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde yeni bir dönemin heyecanı ve umudu yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-hayat-veren-en-yeni-yontemler-613035">Çocukluk çağı kanserlerinde hayat veren en yeni yöntemler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde yeni bir dönemin heyecanı ve umudu yaşanıyor. Bu yıl 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü’nü çok umut veren gelişmelerle karşıladıklarını belirten <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu</strong> “Çocukluk çağı kanserlerinde artık çok daha güçlü bir noktadayız. Bilimsel gelişmeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamalarıyla yeni bir döneme girdik. Amacımız her çocuğun iyileşmesinin ötesinde, sağlıklı bir erişkin olması” diyor. Prof. Dr. Çorapçıoğlu, <strong>15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde yeni dönemi anlattı, ailelere önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Çocukluk çağında yaygın görülen lösemi ve lenfoma gibi kanserler, son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı ilerlemeler sayesinde başarıyla tedavi edilebiliyor. 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü öncesinde bilim dünyasında heyecan yaratan bir haber aldıklarını belirten Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu şöyle konuşuyor: “Çocuklarda kanser tedavisinde başarı oranı geçmişe kıyasla çok önemli noktalara geldi. Öyle ki; artık neredeyse tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır diyebiliriz. Amerikan Kanser Derneği’nin 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla açıkladığı orana göre; çocukluk çağı kanserleri 1970’lerde yüzde 50-60 civarında tedavi edilebilirken, günümüzde tedavide çok ciddi ilerleme kaydedilmiş ve başarı oranı yüzde 87’lere çıkmıştır. Bu veri son derece ciddiye alınması gereken ve büyük umut veren bir bilgidir.” </p>
<p><strong>Erken tanı ve tedavi çok önemli!</strong></p>
<p>Tedavinin başarısında; kanserin türü, evresi ve çocuğun yaşının önemli faktörler olduğunu belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Çorapçıoğlu bu noktada ailelere çok önemli görevler düştüğünü belirterek “Ebeveynler çocuklarını çok iyi gözlemlemeli, özellikle bacak, bel ya da kemik ağrısı, ateş, çabuk yorulma, halsizlik, vücutta morluklar ya da sık sık burun/ diş eti kanamaları gibi belirtiler varsa mutlaka ciddiye alarak altında yatan nedenin bulunması için ısrarcı ve takipçi olmalıdır. Bazen ‘büyüme ağrısıdır’ denilen ve geçmeyen ağrıların altında çocukluk çağı kanserleri yatabiliyor” diyor. Erken tanı sayesinde özellikle lösemi, lenfoma ve sarkomlarda oldukça başarılı sonuçlar alınsa da bazı saldırgan beyin tümörlerinde daha fazla ilerlemeye ihtiyaç olduğunu belirten Prof. Dr. Çorapçıoğlu bu alanda da çalışmaların yoğun şekilde devam ettiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Moleküler Çağ: “Tam 12’den Vurmak”</strong></p>
<p>Son yılların en önemli gelişmelerinden birinin de; kanserin moleküler özelliklerinin daha iyi anlaşılması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çorapçıoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Her tümör kendine özgü genetik ve moleküler değişiklikler taşıyor. Bu değişikliklere yönelik geliştirilen ilaçlar tedavide yeni bir dönem başlattı. Elimizde moleküler tetkikler varsa ve hedefi doğru belirleyebiliyorsak, doğrudan o değişikliğe yönelik ilaçlar kullanabiliyoruz. Buna adeta ‘tam 12’den vurmak’ diyebiliriz. Bazı hastalarda hedefli tedaviler ve immünoterapiler sayesinde kemoterapiye hiç ihtiyaç duymadan tedaviyi sağlayabiliriz. Bazı durumlardaysa bu yeni ilaçları kemoterapinin etkisini artırmak için kullanıyoruz. Eskiden sadece kemoterapiye dayalı tedaviler varken, bugün çok daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım söz konusu. Bu, çocukluk çağı kanserlerinde çok çok büyük bir kazanım.”</p>
<p><strong>Proton tedavisiyle daha az yan etki!</strong></p>
<p>Günümüzde bir başka çok önemli kazanımın da; çocuk onkolojisinde önemli bir yer tutan radyoterapi alanında yaşandığının altını çizen Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu “Radyoterapideki teknolojik gelişmeler çocukları koruyarak tedavi etmeye olanak sağlıyor. Bu gelişmeler arasında proton tedavisi öne çıkıyor ki, özellikle beyin tümörlerinde bu yöntemin büyük avantaj sağladığını görüyoruz. Proton tedavisi, çevre dokulara daha az zarar vererek tümörü hedef alabiliyor. Özellikle gelişim çağındaki çocuklarda büyük önem taşıyor” diyor. </p>
<p><strong>Amaç sadece iyileştirmek değil, sağlıklı erişkinler yetiştirmek</strong></p>
<p>Teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde bugün artık sadece çocuğu iyileştirmeyi değil, onun ileride sağlıklı bir erişkin olmasını da hedeflediklerini vurgulayan Prof. Dr. Çorapçıoğlu, bu nedenle verdikleri her tedavinin uzun dönemli etkilerini dikkatle gözetlediklerini belirterek “15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü’nü umut veren gelişmelerle karşılıyoruz. Çocukluk çağı kanserlerinde artık çok daha güçlü bir noktada olduğumuzu söyleyebilirim. Bilimsel gelişmeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamalarıyla yeni bir döneme girdik. Amacımız her çocuğun sağlıklı bir geleceğe ulaşması” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-hayat-veren-en-yeni-yontemler-613035">Çocukluk çağı kanserlerinde hayat veren en yeni yöntemler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ Bilim Kafe Sohbetleri&#8217;nin 5&#8217;inci Buluşmasında &#8216;Sporun Dozu, Zamanı ve Sınırları&#8217; Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deu-bilim-kafe-sohbetlerinin-5inci-bulusmasinda-sporun-dozu-zamani-ve-sinirlari-konusuldu-612397</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 11:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmasında]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[inci]]></category>
		<category><![CDATA[kafe]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[yener]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) Bilim İletişimi Ofisi projesi kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesinde düzenlenen Bilim Kafe Sohbetlerinin 5’inci buluşması, Rektörlük Yerleşkesi 15 Temmuz Şehitler Salonunda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-bilim-kafe-sohbetlerinin-5inci-bulusmasinda-sporun-dozu-zamani-ve-sinirlari-konusuldu-612397">DEÜ Bilim Kafe Sohbetleri&#8217;nin 5&#8217;inci Buluşmasında &#8216;Sporun Dozu, Zamanı ve Sınırları&#8217; Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) Bilim İletişimi Ofisi projesi kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesinde düzenlenen Bilim Kafe Sohbetlerinin 5’inci buluşması, Rektörlük Yerleşkesi 15 Temmuz Şehitler Salonunda gerçekleştirildi. Etkinlikte, Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Yener, çocukluk döneminden yetişkinliğe uzanan süreçte sporun doğru planlanması, fiziksel gelişimle ilişkisi ve sağlıklı sınırları üzerine değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Programa; DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, Genel Sekreter V. Prof. Dr. Dündar Yener ile akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p><b>“ÖZLEM HOCAMIZ, İZMİR’DE ŞİFA ARAYAN HASTALARIMIZ İÇİN BİR ŞANS”</b></p>
<p>Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Dr. Öğr. Üyesi Özlem Yener’in üniversiteye kazandırılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Rektör Yılmaz, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Özlem Hoca’mız; ülkemizde özellikle güvenlik güçlerinin yaralanmaları, doku, uzuv ve duyu kayıplarında memleketin bir numaralı özelleşmiş hastanesi olan Ankara’daki Gaziler Eğitim ve Araştırma Hastanesinin sorumluluğunu üstlenmiş bir arkadaşımız. Özlem Hoca’mızın İzmir’e gelişini, Dokuz Eylül Üniversitesinin kadrosuna katılışını, İzmir’de sağlığını kaybetmiş ve şifa arayan hastalarımız için bir şans olarak görüyorum.”</p>
<p><b>“SPORUN DOZU HER YAŞTA FARKLI OLMALI”</b></p>
<p>Konuşmasına “Neden spor?” sorusuyla başlayan Dr. Öğr. Üyesi Özlem Yener, sporun bilimsel olarak kanıtlanmış faydalarına dikkat çekti. Yener, egzersizin her yaş grubu için doğru dozda planlanmasının önemini vurgulayarak şunları söyledi:</p>
<p>“Sporun bilimsel olarak kanıtlanmış faydaları var. Artık bunları herkes biliyor; zihinsel, fiziksel ve mental sağlık için spor vazgeçilmezimiz. Burada önemli olan, egzersiz ve sporun dozunu ayırt edebilmektir. Her yaş grubuna uygun dozu ve farklılıkları bilmek oldukça önemli. Bu konuda spor profesyonellerinden destek almak her zaman çok önemli bir konu. Pandemi döneminde spor geçmişi olan bireylerin enfeksiyonu daha rahat geçirdiğini, yalnızca evde kapalı kalmaktan kaynaklanan birçok olumsuzluğu da daha rahat atlattıklarını gördük. Bu süreçten sonra, artık birçok kişi için sporun yaşamın vazgeçilmezi hâline geldiğini görüyoruz ve bizler bu durumdan oldukça mutluyuz.”</p>
<p><b>“HİÇBİR TEKNOLOJİ AÇIK HAVANIN YERİNİ TUTMUYOR”</b></p>
<p>Pandemi süreciyle birlikte spor algısında önemli değişimler yaşandığını belirten Yener, teknolojinin sporla entegrasyonuna da değinerek, “Online görüşmeler üzerinden antrenman programlarının planlandığını ve uygulandığını gördük. Aynı zamanda bilişsel performansı destekleyen, pek çok spor branşını simüle eden teknolojik platformları da gördük. Ancak yine de bizim her zaman söylediğimiz bir şey var, hiçbir teknoloji açık havanın yerini tutmuyor,” dedi.</p>
<p><b>ÇOCUKLARDA KAS GÜCÜ, YETİŞKİNLERDE DENGE ÖN PLANDA</b></p>
<p>Çocukluk ve ergenlik döneminde spor alışkanlığı kazanmanın kritik önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Özlem Yener, bu yaş grubunun anatomik özelliklerine dikkat çekti. Yener, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü:</p>
<p>“Kollajen yoğunluğunun bizlere göre farklı olması sebebiyle, özellikle çocuklarda tendon ve bağ yapıları kemiklere göre daha güçlüdür. Çocuk yaş grubunda kemik hasarlarını daha sık görüyoruz. Çocuklara sporla ilgili önerilerde bulunurken, kemik yapıyı koruyacak en önemli unsurun kas kuvveti olduğunu söylüyoruz. Çocuk yaş grubunda, özellikle boy uzama süreçlerinin devam etmesi nedeniyle kasların boylarının uzun tutulması, esneme ve germe egzersizlerinin hangi spor branşı yapılırsa yapılsın, hatta spor yapılmasa bile mutlaka düzenli şekilde günlük yaşam içinde yapılması gerekiyor.”</p>
<p>Olgun yaş grubundaki bireyler için ise sporun temel amacının performans değil, günlük yaşamda bağımsızlığı korumak olması gerektiğini belirten Yener, bu grupta denge ve koordinasyon çalışmalarının hayati önem taşıdığını belirtti. Haftalık yürüyüş hedefleri ve bireysel spor önerileriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Yener, açıklamalarını şu sözlerle noktaladı:</p>
<p>“Bu yaş grubunda denge ve koordinasyon daha zayıf olduğu için düşme ve kırık riski göz ardı edilmemeli. Spor yapmanın esas amacı performans değil, fonksiyonel bağımsızlığı korumak olmalıdır. Nihai hedef; düşük ve orta tempoda haftada 150 dakika yürüyüş yapmak ve rekabet içermeyen bireysel sporlarla ilgilenmektir. İdeal hedef ise her gün kısa süreli hareket etmek ve vücudun yeterli şekilde dinlenmesini sağlamaktır.”</p>
<p>Bilim Kafe Sohbetleri, katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif bölümün ardından sona erdi. Programın sonunda DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Dr. Öğr. Üyesi Özlem Yener’e teşekkür belgesi takdim etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-bilim-kafe-sohbetlerinin-5inci-bulusmasinda-sporun-dozu-zamani-ve-sinirlari-konusuldu-612397">DEÜ Bilim Kafe Sohbetleri&#8217;nin 5&#8217;inci Buluşmasında &#8216;Sporun Dozu, Zamanı ve Sınırları&#8217; Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boyunda kesi yapılmadan lazer ve robot destekli tedavi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boyunda-kesi-yapilmadan-lazer-ve-robot-destekli-tedavi-612288</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:09:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[boyunda]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kanserler]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612288</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş ve boyun kanserleri, dünya genelinde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyunda-kesi-yapilmadan-lazer-ve-robot-destekli-tedavi-612288">Boyunda kesi yapılmadan lazer ve robot destekli tedavi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baş ve boyun kanserleri, dünya genelinde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünyada her yıl yaklaşık 650 bin yeni baş ve boyun kanseri vakası görülüyor ve yaklaşık 330 bin kişi bu kanserler nedeniyle yaşamını yitiriyor.   Türkiye’de ayrıntılı veriler sınırlı olmakla birlikte, baş ve boyun kanserlerinin en sık rastlanan tiplerinden biri olan gırtlak (larinks) kanseri için yılda 4 binin üzerinde vaka bildirildiğini açıklayan bazı ulusal ve uluslararası veri tabanları mevcut. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları</strong> <strong>Uzmanı Prof. Dr. Bülent Evren Erkul</strong>, tüm kanser türlerinde olduğu gibi baş ve boyun kanserlerinde de erken tanının yaşamsal önem taşıdığını belirterek, “Erken evrede yakalandığında, baş ve boyun kanserlerinin tedavisinde başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkabilmektedir. Ayrıca, hastaların konuşma, yutma ve nefes alma gibi hayati fonksiyonları korunabilmektedir. Ancak hastalar, özellikle ses kısıklığı veya ağız içindeki yaralar gibi belirtilerin “grip ve benzeri enfeksiyonlardan” kaynaklandığını düşünerek, hekime oldukça geç başvurmakta,  bu durum da tedaviyi zorlaştırmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Erkeklerde gırtlak, kadınlarda tiroit kanseri daha yaygın! </strong></p>
<p>Baş ve boyun kanserleri;  bu bölgelerde yer alan farklı organ ve dokulardan gelişebilen birçok kanser türünü kapsayan genel bir tanım.  Sıklıkla daha genç yaşlarda görülen tiroit kanseri ayrı tutulduğunda, baş ve boyun kanserleri genellikle çevresel faktörlerin tetiklemesi ve özellikle sigara ile alkol kullanımının belirgin rolü nedeniyle ileri yaşlarda daha sık görülüyor. Ülkemizde baş ve boyun kanserleri arasında erkeklerde gırtlak (larinks) kanserine,  kadınlarda ise tiroit kanserine daha yaygın rastlanıyor. </p>
<p><strong>Bu yakınmalar 2 haftadan uzun sürdüyse, dikkat! </strong></p>
<p>Baş ve boyun kanserlerinde erken tanıya yönelik bir tarama prosedürü olmadığını ifade eden Prof. Dr. Bülent Evren Erkul<strong>,</strong> bu nedenle baş ve boyun bölgesinde ortaya çıkan şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Belirtilerin tümörün yerleştiği yere göre farklılık gösterebildiğini söyleyen Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, dikkat edilmesi gereken sinyalleri şöyle özetliyor: “En sık karşılaşılan gırtlak ve ağız içi (dil, ağız tabanı, damak, diş eti, yanak) kanserlerinde ses kısıklığı ile ağız içinde geçmeyen yaralar görülmektedir. Daha nadir olarak görülen burun içindeki tümörlerde; burun kanamaları, burun tıkanıklığı, yüz ve ağızda ağrı ile yaralar ortaya çıkabilmektedir. Bunlara ek olarak baş ve boyun bölgesinde şişlik ile kitleler de gelişebilmektedir.&#8221; Prof. Dr. Evren Erkul, bu şikayetlerin 2 haftadan uzun sürmesi durumunda mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p><strong>En önemli risk faktörü sigara! </strong></p>
<p>Tütün ürünleri ile alkol kullanımı, baş ve boyun kanserlerinin en önemli sebeplerini oluşturuyor. Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, kanser tanısı alan hastaların yaklaşık 90’ından fazlasında sigara kullanımının etkili olduğunu vurgulayarak,  şu bilgileri paylaşıyor: “Sigara; özellikle gırtlak, ağız içi, geniz, yutak ve yemek borusunun giriş bölümündeki tümörler için önemli bir risk faktörüdür. Sigara ve alkolün beraber kullanılması durumunda bu risk 1.5-2 kat artmaktadır. Dolayısıyla, baş ve boyun kanserleri riskini azaltmak için tütün ürünlerinden uzak durmak son derece önemlidir.” </p>
<p><strong>Human Papilloma Virüsü’ne dikkat! </strong></p>
<p>Çevresel faktörler (Hava kirliliği, mesleksel toksik maddelere kronik maruziyet), kötü ağız hijyeni, eski diş tedavilerinde kullanılan ve kanserojen içerikli materyaller, kronik yaralar ile sağlıksız beslenme alışkanlıkları da baş ve boyun kanserleri riskini artıran önemli faktörler arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra genetik yatkınlık ve sonradan gelişen bazı genetik bozukluklar  da etkili olabiliyor. Ayrıca yapılan çalışmalar, son yıllarda HPV (Human Papilloma Virüsü) enfeksiyonlarının özellikle dil kökü ve bademcik kanserlerinde önemli bir etken olduğunu ortaya koyuyor. Bunların yanı sıra Epstein Barr Virüsü’ne bağlı geniz kanserleri de görülebiliyor. </p>
<p><strong>Lazer ve robot destekli cerrahi ön plana çıkıyor</strong></p>
<p>Baş ve boyun kanserlerinde cerrahi tedavi önemli bir yer tutarken, bazı durumlarda kemoterapi, radyoterapi ve immünoterapi yöntemleriyle kombine edilmiş tedaviler uygulanıyor. Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, baş ve boyun kanserlerinin tedavisinde lazer yöntemi ve robot destekli cerrahinin son yıllarda giderek daha yaygın kullanıldığını belirterek,  “Bu ileri teknolojik yöntemler komplikasyon riskini azaltırken, kesilerin küçük olmaları sayesinde hastaların daha kısa süreli yatışla taburcu olabilmelerini sağlamaktadır” diye konuşuyor. Prof. Dr. Bülent Evren Erkul,<strong> </strong>gırtlak bölgesindeki tümörlerde<strong> </strong>lazer yönteminin; özellikle dil kökü ile gırtlağın üst kısmında yer alan tümörlerde ise robot destekli cerrahinin öne çıktığını ifade ediyor. </p>
<p><strong>Ağız içinden giriliyor, boyunda kesi yapılmıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, bazı gırtlak ve yutak kanserlerinde, tümörün yerleşim yerinin uygun olması halinde lazerle cerrahinin boyunda herhangi bir kesi yapılmadan, ağız içinden girilerek gerçekleştirildiğini söylüyor. Özellikle Human Papilloma Virüsü’ne bağlı gelişen küçük boyutlu dil kökü ve bademcik tümörlerinin de robot yardımlı cerrahiyle, kesi yapılmaksızın, ağız içinden çıkarılabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Evren Erkul, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Ayrıca, komplikasyonları azaltan ve tedavinin başarısını artıran navigasyon yardımlı endoskopik sinüs tümör cerrahileri ve sinir monitorizasyonu eşliğinde gerçekleştirilen cerrahiler, özellikle tükürük bezi ile tiroit tümörlerinde artık çok daha sık kullanılmaktadır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyunda-kesi-yapilmadan-lazer-ve-robot-destekli-tedavi-612288">Boyunda kesi yapılmadan lazer ve robot destekli tedavi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kağıtspor&#8217;dan başarılarla dolu bir hafta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kagitspordan-basarilarla-dolu-bir-hafta-612022</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 08:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başarılarla]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[kağıtspor]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612022</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Kağıtspor Kulübü, farklı branşlarda elde ettiği önemli başarılarla dopdolu bir hafta geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kagitspordan-basarilarla-dolu-bir-hafta-612022">Kağıtspor&#8217;dan başarılarla dolu bir hafta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Kağıtspor Kulübü, farklı branşlarda elde ettiği önemli başarılarla dopdolu bir hafta geçirdi. Güreşten basketbola, judodan voleybola uzanan performanslar, Kağıtspor’un birçok branştaki gücünü bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p><b>MİNDERDE TÜRKİYE İKİNCİLİĞİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Kağıtspor Kulübü geride bıraktığımız hafta önemli başarılar elde etti. Darıca’da 3-8 Şubat tarihleri arasında düzenlenen U-17 Serbest Güreş Türkiye Şampiyonası’nda mavi-beyazlılar farkını ortaya koydu. 48 kiloda mindere çıkan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor’un başarılı sporcusu Alihan Metin, sergilediği başarılı performansla Türkiye ikincisi olarak gümüş madalya kazandı.</p>
<p><b>12 DEV ADAM’DAN ÖNEMLİ GALİBİYET</b></p>
<p>Kağıtspor’un 12 Dev Adamı ise Türkiye Basketbol 1.Ligi’nde önemli bir galibiyet aldı. Kağıtspor, sahasında çıktığı önemli maçta Göztepe’yi 91-82’lik skorla mağlup etti. Tempo, mücadele ve takım ruhunun ön plana çıktığı karşılaşmada tribünleri dolduran Kağıtspor ailesinin coşkusu galibiyette önemli rol oynadı.</p>
<p><b>AVRUPA’DAN BRONZ GURURU</b></p>
<p>Bulgaristan’ın Sofya kentinde, 39 ülkeden 385 sporcunun katılımıyla düzenlenen Judo Büyükler Avrupa Açık Kupası’nda 81 kiloda mücadele eden milli sporcu Umalt Demirel, bronz madalya kazanarak Avrupa üçüncüsü oldu. Uluslararası arenada elde edilen bu derece, Kağıtspor camiasında büyük gurur yaşattı.</p>
<p><b>FİLEDE GEÇİT VERMEDİK</b></p>
<p>Türkiye Erkekler Voleybol 1.Ligi’nde mücadele ede Kocaeli Büyükşehir Belediye Kağıtspor Erkek Voleybol Takımı, sahasında Yücelen Anamur’u konuk etti. Baştan sona üstün bir oyun sergileyen temsilcimiz, mücadeleden 3-0’lık setle ayrılarak taraftarına büyük sevinç yaşattı.</p>
<p><b>TEKVANDODA TÜRKİYE ŞAMPİYONLUĞU</b></p>
<p>6-8 Şubat tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen Taekwondo Türkiye Poomsae Şampiyonası’nda Kağıtspor’dan unutulmaz bir başarı geldi. Kağıtspor’un başarılı sporcusu Erva Nur Aydın, rakiplerini geride bırakarak Türkiye şampiyonu oldu ve altın madalya kazandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kagitspordan-basarilarla-dolu-bir-hafta-612022">Kağıtspor&#8217;dan başarılarla dolu bir hafta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Vekili Özdemir, &#8220;Altıntaş&#8217;a çok önemli yatırımlar yapıldı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-vekili-ozdemir-altintasa-cok-onemli-yatirimlar-yapildi-611965</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 15:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[aksu]]></category>
		<category><![CDATA[altıntaş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Büşra Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[vekili]]></category>
		<category><![CDATA[yağış]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yapıldı]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımlar]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611965</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve ASAT’ın tüm gücüyle Altıntaş Bölgesi’ne çok önemli yatırımlar yaptığını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-vekili-ozdemir-altintasa-cok-onemli-yatirimlar-yapildi-611965">Başkan Vekili Özdemir, &#8220;Altıntaş&#8217;a çok önemli yatırımlar yapıldı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve ASAT’ın tüm gücüyle Altıntaş Bölgesi’ne çok önemli yatırımlar yaptığını açıkladı. Başkan Vekili Özdemir, bazı siyasi çevrelerin eleştirilerine cevap vererek, “İnsanların acısı üzerinden, afet üzerinden siyasi şov yapılmaz. Altıntaş’ta 34 yeni su içme suyu kuyusu açtık. Birçok bina şantiye elektriği kullanırken, Altıntaş’ta evinde içme suyu olmayan hanemiz yok. Çok önemli yatırımlar yapıyoruz. 36 kilometre yeni yol açtık. Bazı projelerimiz ile yapılan yatırımlar Aksu Belediyesi’nin 2026 yılı bütçesinden fazladır” dedi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi Şubat ayı olağan toplantısı Başkan Vekili Büşra Özdemir, başkanlığında toplandı. Toplantıda önergelerle birlikte 129 gündem maddesi yer aldı. Toplantıyı yöneten Başkan Vekili Büşra Özdemir, 22 Ocak’tan bu yana etkili olan yağışlardan ve hortumdan zarar gören vatandaşlara ve üreticilere geçmiş olsun dileğinde bulundu. Büşra Özdemir, Antalya’da etkili olan şiddetli yağışlar ve yapılan çalışmalara ilişkin meclis üyelerine açıklamalarda bulunarak, son 95 yılın verilerine bakıldığında Ocak ayında metrekareye 229,5 kg yağış düşerken, son yağışlarda metrekareye 426 kg yağış düştüğünü kaydetti. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>EKİPLERİMİZ 7/24 ÇALIŞTI</span></span></span></p>
<p><span><span><span>4-5 günde düşecek yağışların 2 saat içerişimde meydana geldiğini söyleyen Özdemir, “Antalya Büyükşehir Belediyemizin tüm birimleri ve ASAT olarak meteorolojik uyarıların verildiği ilk andan itibaren afet koordinasyon ekibimizi oluşturduk. Şehir genelinde 400 araç, 1500 personelimizle 7-24 esasıyla sahada ve teyakkuzdaydık. Yaz aylarından bu yana yağmur suyu, kanalizasyon hatları, rögarlarda yaptığımız önleyici çalışmaların çok ciddi bir etkisini gördük. Ana arterlerde ve alt geçitlerde ciddi problemlerle karşılaşmadık. Afet süresi ve sonrasında su baskınlarının önlenmesi, mahsur kalanların kurtarılması, üreticilerimizin hasar tespitlerinin yapılması ve çok hızlı bir reaksiyonla yardımların vatandaşlarımıza ulaştırılmasını da sağladık. Tüm kurumlarımızla koordinasyon içerisinde çalıştık. Hizmet veren, koşan herkese teşekkür ediyoruz” dedi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>KURUMLARLA KOORDİRASYON İÇİNDE ÇALIŞTIK</span></span></span></p>
<p><span><span><span>24 Ocak’ta Afet Koordinasyon Merkezi’nde toplantı halindeyken Aksu ilçesinden yoğun ihbarlar gelmeye başladığını söyleyen Özdemir, “Afetin yaşandığı İhsaniye ve Karaçalı mahallerimize girdik. Vatandaşımızın kepçe isteği vardı, yardım talebi vardı, ekipman isteği vardı, karşıladık. Biz oradayken Aksu Belediye Başkanı ve AK Parti Aksu İlçe Başkanı da oradaydı. Geçmiş olsun dileklerimizi ileterek, yapabileceklerimiz noktasında konuştuk. DSİ ve ASAT ekiplerimiz birlikte çalışmaya devam etti. Bu alan bizim sorumluluğumuzda değil burada taşkın var DSİ’nin sorumluluğunda demedik. DSİ’ye teşekkür ettik ve ekiplerimiz onlarla birlikte çalışmaya devam etti. Afet üzerinden siyaset yapmadık, şov yapmadık. Biz bu tutumla hareket ederken aynı gün bazı kimselerin ki kendilerini kanıtlama çabalarını ben çok iyi anlıyorum ama Altıntaş üzerinden bir gündem yaratma haline kalkıştıklarını gördük” diye konuştu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>ALTINTAŞ’IN İMAR SORUNUNU ÇÖZDÜK </span></span></span></p>
<p><span><span><span>2017 yılında sulhname ile Aksu Belediyesi’nin Altıntaş’ta yetkisini devrettiğini söyleyen Özdemir konuşmasını şöyle sürdürdü: “2019 seçimleri öncesi Altıntaş’taki imar yetkileri Aksu Belediyesi’nin talebiyle Büyükşehir Belediyesi’ne devredildi. Bölgenin yıllardır çözümsüz kronikleşmiş imar problemleri vardı. Aksu Belediyesi’nin İller Bankasından gelen gelirlerine el konulmuştu. Devirle birlikte imar problemleri çözüldü, hacizler kalktı. Burayı devretmekle belediye gelirlerindeki kısıtlılıktan kurtuldu Aksu Belediyesi, bütçesini kullanabilir hale geldi. Altıntaş’ın devri Aksu’nun borçlarından kurtuluşu tabiri caizse nefes almasıydı.”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>YATIRIMLARIMIZ SÜRÜYOR </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Aksu’nun imar problemi çözüldükten sonra Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin bölgenin alt yapı ihtiyaçlarını karşılamak üzere harekete geçtiğini söyleyen Büşra Özdemir yapılan çalışmaları şöyle anlattı: “İmara açılan bir bölgenin en temel ihtiyacı sudur. ASAT Altıntaş’ta 34 yeni içme suyu kuyusu açtı. Yine bu yapılaşmayla bölgenin atıksu yükü artacağı için Lara Atıksu Tesisimizin kapasitesini yüzde 100 oranında arttırarak yaklaşık 1,5 milyar TL’lik bir yatırımla sezon öncesine yetiştirerek Mayıs ayında bitiriyoruz. Altıntaş’ın içme suyu alt yapısını bitiriyor ve kanalizasyon alt yapısını da yaz aylarında yüzde 85 oranında bitirmiş olacağız. Burada yaklaşık 2 milyara yakın bir maliyetle yatırımımızı sürdürüyoruz. Sadece Fen İşlerimiz 36 km’lik bir yol açtı. Altıntaş’a sadece altyapı yatırımı yapmadık. Altıntaş’ta suyu götürülmemiş evimiz yok. Ancak birçok bina hala şantiye elektriği kullanıyor. Sizlerden elektriği götürmekle ilgili kamu kuruluşuna da aynı çağırıyı yapmaya davet ediyorum.”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>PROJELER İZİNLERİ BEKLİYOR</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Altıntaş bölgesi için 2021 yılında yağmur suyu projesi hazırlandığını aktaran Başkan Vekili Özdemir, “Bu bölgenin denize doğrudan deşarj edilecek bir deresi yok. Yağmur sularının toplanıp denize ulaştırmak için bazı izinlerin alınması gerekiyor. Şu an bazı izinleri bekliyoruz. İzinler tamamlanınca yatırım bütçesi hazır. 1,5 milyar TL’yi aşan bir yatırım yapacağız. Aksu Belediyesi’nin 2026 yılı bütçesi 2,2 milyar TL. Şu saydıklarım bile Aksu Belediyesi’nin 2026 yılı bütçesinden fazladır. Aksu merkezinde meşhur köftecilerin olduğu yer kanalizasyon kokusundan geçilmiyordu. 2020 yılında Muhittin Başkanımız buranın kanalizasyon sorununu çözdü. Eleştirdiğiniz ASAT’ın 2019 yılında müteahhitlere ödemesini yapamayan, 100 milyon TL birikmiş elektrik borcu vardı. Bugün bütçesinin yüzde 60’ını yatırıma ayırın bir ASAT var” şeklinde konuştu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>AFET ÜZERİNDEN ŞOV YAPILMAZ </span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Siyaset bazen çok konuşur ama bazen susmayı, geçmişle yüzleşmeyi bilmelidir” diyen Büşra Özdemir, “Yerel yönetim dediğimiz şey sahne değildir. İnsanların acısı üzerinden, afet üzerinden şov yapılmaz. Zor zamanlarda yön değiştirilmez. Eksik varsa tamamlanır. Unutmayın bu şehir günü kurtaranları değil, zor zamanda sorumluluk alanları hatırlar. Aksu Belediye Başkanımızın üslup problemine de lütfen bir çözüm bulmanızı siz grup sözcülerimizden rica ediyorum. Bir makamdan bir makama isimle hitap edilmez. Ben kendisinin kardeşi, akrabası, arkadaşı değilim. Hele ki yol arkadaşı hiç değilim. Kendisini siyasi nezakete üsluba ve iyi bir hitabete davet ediyorum” dedi.  </span></span></span></p>
<p><span><span><span>GÖRÜNERE DEĞİL ALTYAPIYA YATIRIM</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Muhittin Başkan’ın birçok siyasetçinin yapmadığı bir yatırıma giriştiğini aktaran Büşra Özdemir, “Muhittin Başkan görünüre değil, yerin altına bir yatırımı yapmayı tercih etti. Ekonomik ömrünü tamamlamış içme suyu hatlarını, altyapıyı yenileme çalışmalarına başladı. Ekiplerin yoğun çalışmaları sürüyor. Zaman zaman artan yağış döneminde yatırım çalışmalarımız duraksadı. Yağış olduğu dönemde asfaltı seremezsiniz.  Kazılır, dolgu yapılır ve 20-25 gün oturmasını beklersiniz. Makul sürenin sonucunda kazılan noktalar kapatılır. Değiştirdiğimiz borular, yıllardır değişmeyen, evde basınç sorunu yaşanan, sık sık arızalanan borular. Bir içme suyu borusunda 13 kez tamir edilmiş noktalar var. Siyasetçinin kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğu vardır. Altıntaş’ın iskan ve harç ücretlerinden toplanan 483 milyon TL iken kamuoyunu farklı bilgiler vermemeliyiz. AFAD toplantısında Aksu’da yaptıkları çalışmaya ilişkin Devlet Su İşleri Bölge Müdürü bir rakam söyledi. İlgili belediye başkanını yanına iki tane sıfır ekleyip bir dere ıslah çalışmasından bahsetti. DSİ’nin emeklerine teşekkür ediyorum. İlgili belediye başkanını bahsettiğiniz 1100 kilometrelik dere ıslah çalışması Antalya’dan Ankara’ya gider gelir. Bu kadar kilometre yolu Aksu’da nerede buldunuz merak ediyorum” ifadelerini kullandı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin Şubat ayı toplantısında daha sonra gündem maddeleri görüşüldü. </span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-vekili-ozdemir-altintasa-cok-onemli-yatirimlar-yapildi-611965">Başkan Vekili Özdemir, &#8220;Altıntaş&#8217;a çok önemli yatırımlar yapıldı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigarayı bırakmada içsel motivasyon önemli bir adım!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sigarayi-birakmada-icsel-motivasyon-onemli-bir-adim-611857</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bırakma]]></category>
		<category><![CDATA[bırakmada]]></category>
		<category><![CDATA[çetin]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[içsel]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sigarayı]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında sigarayı bırakma sürecindeki engeller hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigarayi-birakmada-icsel-motivasyon-onemli-bir-adim-611857">Sigarayı bırakmada içsel motivasyon önemli bir adım!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında sigarayı bırakma sürecindeki engeller hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sigara, duygusal düzenleme aracı haline gelmiş olabilir!</strong></p>
<p>Sigarayı bırakmak isteyen bireylerde en sık karşılaşılan motivasyon engelleri hakkında açıklama yapan Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Nikotinin yarattığı fiziksel bağımlılık, stresle baş etme becerilerinin sigaraya bağlanmış olması, daha önceki başarısız bırakma denemelerinin yarattığı özgüven kaybı ve ‘bırakırsam hayatımdan bir şey eksilecek’ düşüncesi engel olarak öne çıkar.” dedi.</p>
<p>Pek çok kişinin sigarayı yalnızca bir madde değil, günlük hayatı düzenleyen bir destek mekanizması olarak algıladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Bu algı bırakma kararını psikolojik olarak zorlaştırır. ‘İstiyorum ama bırakamıyorum’ diyen kişilerde genellikle güçlü bir bağımlılık, yüksek kaygı ve yetersizlik duygusu ön plandadır; kişi denemek ister ama başarısızlıktan korkar. ‘İstesem bırakırım ama istemiyorum’ diyenlerde ise çoğu zaman savunma mekanizmaları devrededir; kişi bağımlılığını kabul etmek yerine kontrol algısını korumaya çalışır. Her iki durumda da ortak nokta, sigaranın kişinin duygusal düzenleme aracı haline gelmiş olmasıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sigarayı kendi isteğiyle bırakmak, dış baskıyla bırakmaya göre daha kalıcı!</strong></p>
<p>Nikotinin beyinde dopamin salınımını artırarak sigaranın hızlı ve güçlü bir ödül olarak kodlanmasına neden olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Zamanla beyin, rahatlama, keyif ve stres azalmasını sigarayla eşleştirir.” dedi.</p>
<p>Bu kodlamanın; sigaranın sağladığı geçici rahatlamanın fark edilmesi, alternatif ödül ve rahatlama yollarının geliştirilmesi ve nikotin yoksunluğunun uygun tedaviyle yönetilmesiyle kırılabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Beyin yeni alışkanlıklar öğrenebilir; önemli olan ona doğru alternatifleri sunmaktır. Sigarayı kendi isteğiyle bırakmak, dış baskıyla bırakmaya göre çok daha kalıcıdır çünkü davranış değişikliği içsel motivasyonla desteklenir. Kendi kararını veren birey, zorluklarla karşılaştığında sorumluluğu dış faktörlere değil kendine bağlar ve süreci daha sürdürülebilir şekilde yönetir. Zorla ya da sadece çevre baskısıyla bırakılan sigarada nüks riski belirgin olarak daha yüksektir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kişiye özel motivasyon kaynakları bırakma sürecini daha güçlü hale getirebilir! </strong></p>
<p>Sağlık motivasyonunun önemli olmakla birlikte tek başına her birey için yeterli olmadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Özellikle gençlerde ve uzun süredir sigara içenlerde sağlık riskleri soyut ve uzak algılanabilir. Estetik kaygılar, maddi kazanç, çocuklara iyi bir rol model olma, özgürlük hissi ve performans artışı gibi kişiye özel motivasyon kaynakları bırakma sürecini çok daha güçlü hale getirebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Eski ritüellerin yerine yenileri konmalı!</strong></p>
<p>Sigara içme ritüellerinin, nikotinden bağımsız olarak güçlü koşullanmalara yol açtığına ve bırakma motivasyonunu sabote ettiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kahveyle, stresle ya da molalarla eşleşmiş sigara davranışı otomatikleşir. Bu ritüellerin yerine kısa yürüyüşler, nefes egzersizleri, şekersiz sakız, su içme ya da zihni meşgul eden küçük alışkanlıklar koymak, beynin eski eşleşmeleri çözmesine yardımcı olur.” dedi.</p>
<p><strong>Bağımlılığa karşı atılabilecek en güçlü adım vazgeçmemek! </strong></p>
<p>‘Bir tane içsem bir şey olmaz’ düşüncesinin, bağımlılığın en sık kullandığı bilişsel tuzaklardan biri olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Beyin, kontrolün geri kazanıldığı yanılgısını yaratır ancak tek bir sigara, bağımlılık devresini yeniden aktive eder ve çoğu zaman eski kullanım düzeyine hızlı bir dönüşe yol açar. Bu düşünce masum görünse de nükslerin en yaygın nedenlerinden biridir.</p>
<p>Sigarayı bırakmayı defalarca deneyip başaramamış kişilere şunu söylemek isterim: Bu bir irade zayıflığı değil, tedavi edilmesi gereken bir bağımlılıktır. Her başarısız deneme, aslında bir öğrenme sürecidir ve doğru yöntem, doğru destek ve doğru zamanla başarı mümkündür. Vazgeçmemek, bağımlılığa karşı atılabilecek en güçlü adımdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigarayi-birakmada-icsel-motivasyon-onemli-bir-adim-611857">Sigarayı bırakmada içsel motivasyon önemli bir adım!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eti Gıda Kuzey Amerika’nın Hızlı Büyüyen Protein Bar Markası Trubar’ı Satın Aldı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eti-gida-kuzey-amerikanin-hizli-buyuyen-protein-bar-markasi-trubari-satin-aldi-611545</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 08:10:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[büyüyen]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611545</guid>

					<description><![CDATA[<p>ETi Gıda küreselleşme yolunda önemli bir adım atarak protein bar markası TRUBAR’ı 173 Milyon USD karşılığında bünyesine kattı. Kuzey Amerika’da önemli bir pazar payı bulunan TRUBAR, bitkisel bazlı, temiz içerikli ve lezzetli ürünleriyle hızla büyüyen bir marka. Satın almanın, ETi’nin uluslararası pazarlardaki ağırlığını artırması hedefleniyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eti-gida-kuzey-amerikanin-hizli-buyuyen-protein-bar-markasi-trubari-satin-aldi-611545">Eti Gıda Kuzey Amerika’nın Hızlı Büyüyen Protein Bar Markası Trubar’ı Satın Aldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de gıda ve atıştırmalık sektörünün öncü ve lider markası ETi, küresel konumlanmasını daha da güçlendirme yolunda önemli bir adım attı. ETi Gıda, tatlılardan ilham alan, lezzetten ödün vermeyen ve temiz içerikleriyle tanınan, hızla büyüyen protein bar markası TRUBAR’ın %100’ünü 173 milyon USD bedelle satın aldı. </p>
<p>Satın alma, TRUBAR’ın büyüme yolculuğunda kritik bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Bu adım, markanın Kuzey Amerika genelinde daha da ölçeklenmesini sağlarken, yeni uluslararası pazarlara açılmasının da önünü açıyor. 65 yıldır tüketicilerine lezzetli ve inovatif ürünler sunan ETi de bu satın alma ile genç, dinamik ve önemli bir markayı bünyesine katarak uluslararası pazarlardaki iddiasını artırdı.  </p>
<p><strong>“Bu satın alma uluslararası pazarlardaki varlığımızı güçlendirecek”</strong></p>
<p>ETi’nin sektörel uzmanlığı ve operasyonel gücü ile TRUBAR’ın temiz içerikli ürünler alanındaki deneyimleri ve pazar penetrasyonundaki çevikliğinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğunu vurgulayan<strong> ETi Yönetim Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı</strong> satın alma ile ilgili olarak şunları söyledi:</p>
<p>“65 yıldır insanlığın mutluluğu için çalışan ETi, atıştırmalık sektöründe önemli bir uzmanlığa, güçlü markalara ve Türkiye’de farklı kategorilerde pazar liderliğine sahip. TRUBAR gibi dinamik ve hızlı büyüyen bir markanın ETi bünyesine katılmasından mutluluk duyuyorum.” dedi. </p>
<p>Küresel bir marka olma yolunda organizasyonel ve operasyonel bakımdan önemli adımlar attıklarını ifade eden Kanatlı, ETi’nin TRUBAR’ı bünyesine katması ile dünyada yükselen bir tüketici trendine yatırım yaptıklarının da altını çizdi.  </p>
<p>Firuzhan Kanatlı, “Kuzey Amerika, atıştırmalık tüketiminde geleceğin trendlerini belirleyen en önemli pazarlar arasında yer alıyor. Bu alanda Türkiye’deki liderliğimizi global ölçeğe taşımak için TRUBAR gibi güçlü bir markaya yatırım yapmak bizim için stratejik bir öneme sahip. Bu yatırım ETi için sadece coğrafi bir genişleme değil; aynı zamanda küresel ölçekte yeni bir konumlanmanın da başlangıcı niteliğindedir. ETi’nin yüksek standartlardaki kalite ve inovasyon anlayışı, sektörel uzmanlığı ve 65 yıllık bilgi birikimi TRUBAR markasını yeni zirvelere taşıyacaktır. </p>
<p>Bu satın almanın, ETi’nin 65. kuruluş yıldönümünde gerçekleşmesi bizleri ayrıca mutlu eden ve gururlandıran bir açılımdır. Değerli babam Firuz Kanatlı’nın annemle birlikte kurduğu, iki ablama ve bana emanet ettiği ETi’yi geleceğe taşımak için çalışmaya, kaliteli ve güvenilir ürünlerimizle dünyanın her yerinde tüketici dostu bir marka olmaya devam edeceğiz.”  </p>
<p><strong>TRUBAR Kurucusu ve CEO’su Erica Groussman</strong> ise şu açıklamayı yaptı:</p>
<p>“ETi ailesine katılarak kimliğimizi değiştirmiyoruz, aksine onu daha da güçlendiriyoruz. Ürünlerimiz, ekip arkadaşlarımız ve değerlerimiz yaptığımız her işin merkezinde kalmaya devam edecek. Değişen tek şey, daha hızlı inovasyon yapma ve daha fazla tüketiciye ulaşma gücümüz olacak. Bu ortaklık, TRUBAR’ın Kuzey Amerika’daki büyümesini destekleyecek önemli kaynaklar sağlarken, markanın yeni uluslararası pazarlara açılma sürecini de hızlandıracaktır. ETi Gıda yalnızca bir atıştırmalık şirketi değil, insanların büyürken hayatlarının doğal bir parçası haline gelen bir marka. Bu marka nesiller boyunca tüketicilerle mutluluk ve güvenle beslenen güçlü bir bağ kurarak günlük hayattaki anlamlı anlara eşlik etti. ‘Mutluluk denince akla gelen marka’ olma fikri benim yaklaşımımla derinden örtüşüyor ve küresel ölçekte büyürken bu ruhu TRUBAR’a taşımaktan büyük heyecan duyuyorum.”</p>
<p><strong>Kapı kapı satış yapan bir anneden, yaklaşık 100 milyon USD gelir ve 20.000’i aşkın satış noktasına!</strong></p>
<p>TRUBAR, girişimci ve anne Erica Groussman tarafından kuruldu. Groussman, ailesine ve başkalarına temiz içerikli ama gerçekten lezzetli atıştırmalıklar sunma misyonundan ilham aldı.</p>
<p>Groussman 2018 yılında TRUBAR’ı kurarak yoluna daha profesyonel bir şekilde devam etti. Ürünlerin arkasındaki samimi kurucu öyküsü ve Erica Groussman’ın çok çalışarak başarılı olan anne kimliği markayla tüketici arasında duygusal bir bağ oluştururken, TRUBAR markası da mutfaktan çıkıp ulusal market raflarına taşındı. TRUBAR bir “protein bar markası” olmanın ötesine geçerek modern yaşam tarzının eğlenceli bir parçası haline geldi. </p>
<p>2025 yılında yaklaşık 100 milyon USD brüt gelir elde eden TRUBAR, son bir yıl içinde 20.000’i aşkın satış noktasına ulaşarak perakende ağını hızla genişletti. Markanın ürünleri küçük ve bağımsız satış noktalarında olduğu gibi, Costco, Target ve Walmart gibi büyük perakende zincirlerinin mağazalarında ve Amazon’da da bulunuyor.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eti-gida-kuzey-amerikanin-hizli-buyuyen-protein-bar-markasi-trubari-satin-aldi-611545">Eti Gıda Kuzey Amerika’nın Hızlı Büyüyen Protein Bar Markası Trubar’ı Satın Aldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: Önemli olan şehirleri afetlere hazırlamak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-onemli-olan-sehirleri-afetlere-hazirlamak-611176</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 12:32:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afetlere]]></category>
		<category><![CDATA[Arma]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ekiplerin]]></category>
		<category><![CDATA[gönül]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlamak]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şehirleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, AFAD’ın eğitimlerine katılan arama-kurtarma ekiplerine sertifika ve arma verilmesi törenine katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-onemli-olan-sehirleri-afetlere-hazirlamak-611176">Büyükakın: Önemli olan şehirleri afetlere hazırlamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, AFAD’ın eğitimlerine katılan arama-kurtarma ekiplerine sertifika ve arma verilmesi törenine katıldı. Ekiplerimizin afet sonrası hızlıca hareket etmesinin takdire şayan olduğunu vurgulayan Başkan Büyükakın, “Asıl sıkıntı, afetlere hazırlık süreci. Buradaki zorlukları da hep birlikte aşacağız” dedi.</p>
<p><b>HEDEF DİRENÇLİ ŞEHİR KOCAELİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “dirençli şehir” vizyonu kapsamında bir yandan Kocaeli’yi olası afetlerden en az şekilde etkilenecek bir geleceğe hazırlarken diğer yandan da arama-kurtarma ekiplerini sürekli olarak hazırda tutuyor. Bu kapsamda Büyükşehir İtfaiyesi’nin de aralarında bulunduğu bazı kurum ve kuruluşlara, AFAD’ın düzenlediği eğitimlerde akrediteye hak kazanarak, arama kurtarma ekiplerine verilen sertifika ve armaları takdim edildi.</p>
<p><b>6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE</b></p>
<p><b>HAYATINI KAYBEDENLER UNUTULMADI</b></p>
<p>Arama kurtarma operasyonlarında görev alan ekiplerin simgesi olan ve zor zamanlarda hayatları kurtaran fedakar insanların özverisini temsil eden nakış arma(PATCH) ve sertifika takdim töreni, Antikkapı Restoran’da düzenlendi. 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde hayatını kaybedenlerin de anıldığı programa Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Deniz Eğitim ve Öğretim ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Selçuk Akarı, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, AK Parti İl Başkanı Dr. Şahin Talus, MHP İl Başkanı Tuncay Batı, AFAD İl Müdürü Mehmet Emin Koçan, il müdürleri, arma verilen kurum ile kuruluşlarının temsilcileri katıldı. 266 personele armaların verildiği program İstiklal Marşı ve saygı duruşu ile başladı. Ardından, 6 Şubat 2023’teki depremlerde yaşamlarını yitirenler için dualar okundu.</p>
<p><b>“DEPREM SONRASINDA HIZLICA TOPARLANDIK”</b></p>
<p>Programda konuşan Başkan Büyükakın, 6 Şubat Kahramanmaraş başta olmak üzere depremlerde yaşamlarını yitirenleri rahmetle anarak sözlerine başladı. 6 Şubat depremlerinden sonra yaşananları anlatan Başkan Büyükakın, “Hatay’a bizzat gittik. Kahramanmaraş’ta ise ekiplerimiz sahadaydı. 6 Şubat depremleri, 11 ili etkileyen bir afetti. Bu büyüklükteki afetler dünya genelinde nadiren yaşanır. O yüzden de tüm boyutları dikkate aldığımız takdirde doğru şekilde değerlendirebiliriz. Ben farklı ülkelerde yaşanan büyük afetlerin ardından yürütülen yapılanma süreçlerini bizzat inceledim.  Türkiye’de bu ölçekteki bir afete rağmen kalıcı konutların kısa sürede inşa edilmesi dikkat çekici bir başarı” dedi.</p>
<p><b>“MİLLETİMİZİN GÖNÜL KÖPRÜLERİ HALA AYAKTA”</b></p>
<p>Başkan Büyükakın bu başarının temelinde yaygın gönüllü teşkilatların yer aldığını ifade ederek şunları söyledi: “Gönüllü ekiplerin sahadaki varlığı hem can kayıplarının azaltılmasında hem de enkazın hızlı kaldırılmasında belirleyici rol oynadı. Çadır kentlerin kurulması, konteyner kentlerin oluşturulması ve acil ihtiyaç alanlarının hayata geçirilmesi, dünyadaki benzer örneklerle kıyaslandığında çok kısa sürede tamamlandı. Gönüllü ekiplerin oluşturduğu güçlü sosyal ağ, aynı zamanda bölgenin hızlı toparlanmasında kritik rol oynadı. Bu koordinasyon aslında bize şunu da gösterdi: Bu milletin gönül köprüleri hala ayakta. Oradaki fay hatları hala sağlam.</p>
<p><b>“KENTSEL DÖNÜŞÜM OLMAZSA OLMAZIMIZ”</b></p>
<p>Ama bu, afet sonrası için geçerli. Önemli olan afet öncesi yani hazır olma süreci. Bundan sonraki hedefimiz, şehirlerin depreme hazırlanması ve bina kaynaklı can kayıplarının önüne geçilmesi. Maalesef orada başka bir sosyal direnç var. Kentsel dönüşüm süreçlerinde ekonomik kaygılar nedeniyle direnç yaşanıyor. Geçmişte bunun bedellerini ağır bir şekilde ödedik. Güçlendirme yapılmayan binalarda yaşanan kayıplar bu gerçeği açıkça ortaya koyuyor.</p>
<p><b>“AFET ÖNCESİNİ DE PLANLAMALIYIZ”</b></p>
<p>Bu nedenle gönüllü ekiplerimizden şunu istiyorum. Sadece afet anında ve sonrasında değil, afet öncesinde de depreme hazırlık bilincinin yaygınlaştırılmasında önemli bir rol üstlenebilirsiniz. Bu çalışmalara hız vermeli ve dirençli şehirleri topyekun bir anlayışla inşa etmeliyiz. AFAD ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Daire Başkanlığı ile koordinasyon içinde yürütülecek çalışmalar kentsel dönüşüm sürecine katkı sağlayacağına inanıyorum.” Programın sonunda törende belge alan arama kurtarma ekiplerini tebrik eden Başkan Büyükakın, Vali Aktaş ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Akarı ile birlikte armaları takdim etti.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR İTFAİYESİ, AĞIR SEVİYE EĞİTİMİ ALDI</b></p>
<p>AFAD’ın verdiği eğitimlere geçtiğimiz yıl 9 ekipten 376 kişi katıldı. Bunlardan 266’sı PATCH ve sertifika almaya hak kazandı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nden 116 personel, ağır seviye eğitiminden geçti. Hafif seviye eğitimleri alan Kocaeli İhtisas OSB, ANDA, Gebze OSB, DK9, Ford Otosan, İİYAK ile Yapı Kredi YAKUT 1 ve 2 ekipleri de bu eğitimlerini başarıyla tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-onemli-olan-sehirleri-afetlere-hazirlamak-611176">Büyükakın: Önemli olan şehirleri afetlere hazırlamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak Meclisi&#8217;nde 6 Şubat depremleri anıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konak-meclisinde-6-subat-depremleri-anildi-610969</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 18:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anıldı]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[depremleri]]></category>
		<category><![CDATA[gündemi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[Konak Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[ücret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610969</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konak Belediye Meclisi’nin şubat ayı ikinci oturumunda konuşan Başkan Mutlu, “İnsan hayatından daha önemli hiçbir şey yok.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konak-meclisinde-6-subat-depremleri-anildi-610969">Konak Meclisi&#8217;nde 6 Şubat depremleri anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Konak Belediye Meclisi’nin şubat ayı ikinci oturumunda konuşan Başkan Mutlu, “İnsan hayatından daha önemli hiçbir şey yok. Canlarımızı korumanın ötesinde, bir devletin, bir belediyenin, bir toplumun daha önemli bir gündemi olamaz. Ülkenin tek gündemi dirençli kentler yaratmak olmalı. Bu yöndeki her çalışma, kim tarafından yapılıyorsa yapılsın, bizim için çok kutsal” dedi.</b></p>
<p>Konak Belediye Meclisi şubat ayının ikinci birleşimini Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. Toplantıda, üçüncü yıl dönümüne girdiğimiz Maraş depremleri unutulmadı ve meclis grupları söz alarak depremde yitirilen canları andı. Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, dirençli kentler vurgusu yaparak ülkenin en önemli gündeminin deprem gerçeği olduğunu ifade etti ve, “Deprem en önemli konu. Ülkenin tek gündeminin deprem olması gerekiyor. Yarın sabah 04.00’te, il binamızda buluşacağız ve o acıyı bir kere daha anacağız. İnsan hayatından daha önemli hiçbir şey yok. Canlarımızı korumanın ötesinde, bir devletin, bir belediyenin, bir toplumun daha önemli bir gündemi olamaz. Çocuklarımızı, bebeklerimizi, eşimizi, dostumuzu kaybettik. Ülkenin tek gündemi dirençli kentler yaratmak olmalı. Bu yöndeki her çalışma, kim tarafından yapılıyorsa yapılsın, bizim için çok kutsal” diye konuştu.</p>
<p><b>Konak’tan turizm atağı</b></p>
<p>Meclis gündeminde yer alan önemli konulardan biri de turizm oldu. Turizm Geliştirme, Tarihsel ve Kültürel Değerleri Koruma ile Plan ve Bütçe Komisyonundan gelen “Turizm olanaklarının tanıtımı ile ilgili Konak Tanıtım Kiti hazırlanması” oybirliğiyle kabul edildi. Önerge doğrultusunda yapılacak çalışmalar sonucunda, Konak Belediyesi resmi web sitesinden erişilebilen dijital rotalar hazırlanacak. İlgili müdürlükler ortak çalışma gerçekleştirerek Konak’ın turizm potansiyelini ortaya çıkaran ve tanıtan broşür ve kitapçıklar hazırlanacak.</p>
<p><b>Mutlu: İnsanlık onuruna yaraşır bir ücret verme konusunda gayret içerisindeyiz</b></p>
<p>Dilek ve öneriler bölümünde gelen soruları yanıtlayan Başkan Mutlu, ücretler konusunda açıklama yaptı. Başkan Mutlu, Konak Belediyesi’nin çalışanlarına insanlık onuruna yakışan bir ücret vermek için yoğun gayreti olduğunu ifade ederek şunları söyledi:</p>
<p>“Sosyal dengeyi hiç ödemeyen devlet kurumlarının yanında Konak Belediyesi her bir memuruna tam 30 bin lira artı para ödüyor. Ayrıca toplu iş sözleşmesinden kaynaklı, 2026 yılının ilk altı aylık döneminde hayata geçen tabloyu da isterseniz verebilirim. Şu anda Konak Belediyesi’nde en düşük ücret 66 bin artı 11 bin yemek ücretiyle birlikte toplam 77 bin liradır. İnsanlık onuruna yaraşır bir ücret verme konusunda yoğun bir gayret içerisindeyiz.”</p>
<p><b>Altınpark’tan müjdeli haber</b></p>
<p>Başkan Mutlu, tarihi ayağa kaldırarak kent yaşamıyla bütünleştirecek Altınpark Çevre Düzenleme Projesiyle ilgili Kurul onayı müjdesini meclisle paylaştı. Altınpark, Kıllıoğlu Hamamı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce yapılacak sokak sağlıklaştırmasıyla bölgenin hak ettiği değere kavuşacağını belirten Mutlu şöyle konuştu:</p>
<p>“Altınpark’ın restorasyon projeleri Koruma Kurulu’ndan geçti. Basmane’de Altınpark’ın tekrar bir değer olarak kamusal ziyarete açılması gündeme gelecek. Biliyorsunuz Kıllıoğlu Hamamı’nı da açmıştık. Altınpark’la beraber Basmane’de bir canlılık yaratacak. Büyükşehir Belediyesi de Basmane’de  sokak sağlıklaştırma çalışmasına başlıyor. Tekil tekil yapılan çalışmaların bir araya gelmesiyle ve Büyükşehir’le de birlikte çalışınca oluşan farklı bir Konak’ı önümüzdeki üç yılın sonunda göreceğiz. Çok büyük bir altyapı faaliyeti var. Alsancak başta olmak üzere her yer kazıldı ama bu çalışmalar su, sel basmaması için yapılıyor. Altyapı çalışmaları dertlidir, üzer. Ama birinin de bu çalışmaları yapması gerekiyordu. Bu dönem bunu Büyükşehir ve Konak Belediyesi yapıyor. Bundan sonra rahat edelim diye yapılıyor.”</p>
<p><b>“Çalışan, artı değer getiren bir nüfusun tekrar Konak’a gelmesi lazım”</b></p>
<p>Konak’ın nüfusuna dair gelen eleştirilere de yanıt veren Başkan Mutlu, Konak Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Emniyet Müdürlüğünün ortak çalışmalarını anlattı. Kentsel dönüşüme bir kez daha dikkat çeken başkan Mutlu sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Konak’ta yoğun bir yapılaşma var. Bir yandan da mimar, mühendis elinden çıkmamış, bilimsel destek almamış binalar var. O binaların çoğu şu an terk edilmiş durumda, metruk. Biz geldiğimizden beri metruk bina yıkımı yapıyoruz. Bazı mahallelerimiz komple terk edilmiş. Bir, iki katlı miraslı evler kalmış, kimsenin oturmadığı.   Ya başka semte ya yurtdışına gitmişler. Şu ana kadar yıktığımız bina sayısı 200’ü geçti. Geçen hafta biz, Büyükşehir Belediyesi ve Konak İlçe Emniyet Müdürlüğü, bir ekip oluşturduk. Özellikle Tepecik bölgesinde 14 tane evi yıktık. Kriminal olayların olduğu mahallelere girdik, büyük temizlik ve yıkım faaliyetlerini bir yandan yapıyoruz. Yeşildere’nin etrafı EXPO alanı ilan edildi, Büyükşehir Belediyesi büyük kamulaştırmalar yaptı, o bölge boşaltıldı. Kadifekale, heyelan bölgesi ilan edildi, boşaltıldı. Bir zamanlar kaçak yapılaşmaya ev sahipliği yapan Konak, bunların temizlenmesiyle nüfusunu yavaş yavaş bir yerlere göndermiş. Ama kentsel dönüşümle ve yıkılanların yerine yeni yaşam alanları yapıldığında nüfusu geri alacaktır. Önemli olan, nasıl bir nüfus aldığınız. Çalışan, artı değer getiren bir nüfusun tekrar Konak’a gelmesi lazım. Konak’ın tekrar ticarette, kültür ve sanatta birinci ilçe olması lazım. En büyük mücadelemiz de bunun için.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konak-meclisinde-6-subat-depremleri-anildi-610969">Konak Meclisi&#8217;nde 6 Şubat depremleri anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Tedavisinde Genetik Testlerin 4 Önemli Avantajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-genetik-testlerin-4-onemli-avantaji-610747</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 07:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[avantajı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[testler]]></category>
		<category><![CDATA[testlerin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610747</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konuluyor ve 10 milyonun üzerinde insan kansere bağlı nedenlerle yaşamını yitiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-genetik-testlerin-4-onemli-avantaji-610747">Kanser Tedavisinde Genetik Testlerin 4 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konuluyor ve 10 milyonun üzerinde insan kansere bağlı nedenlerle yaşamını yitiriyor. Kanser, artık sadece bireysel bir sağlık sorunu değil; tüm toplumları etkileyen küresel bir halk sağlığı meselesi olarak tanımlanıyor. Ancak ilerleyen teknoloji ve tıp alandaki son gelişmeler kapsamında yapılan genetik testler ile yapılan doğru planlamalar sayesinde kanser büyük oranda tedavi edilebiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mükremin Uysal,  kanser tedavisinde yeni yol haritası genetik ve moleküler testler hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Kanser görülme sıklığı dikkat çekiyor<br /> </strong>Güncel veriler, kanser görülme sıklığının özellikle yaşam süresinin uzaması, çevresel faktörler, sigara kullanımı, beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı gibi nedenlerle giderek arttığını göstermektedir. Dünya genelinde ve ülkemizde en sık görülen kanser türleri arasında; meme kanseri, akciğer kanseri, kolorektal (kalın bağırsak, resktum) kanserler, prostat kanseri, mide kanseri yer almaktadır. Bu kanserlerin önemli bir kısmında, düzenli tarama programları ve erken tanı sayesinde tedavi başarısı belirgin şekilde artmakta, hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi olumlu yönde etkilenmektedir.</p>
<p><strong>Kanserde değişen yaklaşım: kişiselleştirilmiş tedavi<br /> </strong>Geçmişte kanser tedavileri daha çok standart protokollerle yürütülürken, günümüzde her hastanın kanserinin biyolojik ve genetik açıdan farklı özellikler gösterebildiği bilinmektedir. Bu anlayış, “herkese aynı tedavi” yaklaşımının yerini “kişiye özel tedavi” kavramına bırakmasını sağlamıştır . Biyopsi veya cerrahi sonrası elde edilen tümör dokusunda yapılan moleküler ve genetik analizler, hastalığın davranışı hakkında önemli bilgiler sunmakta ve tedavi planının daha doğru şekilde belirlenmesine yardımcı olmaktadır. Kanserde genetik test; tanıyı doğrular, yol haritası çıkarır ve <em>hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve immünoterapiler</em> gibi modern tedavi seçeneklerinin, uygun hastalarda doğru zamanda kullanılabilmesini sağlar. </p>
<p><strong>Genetik testlerin hastaya sağladığı 4 avantaj </strong></p>
<ol>
<li><strong>Tedaviyi yönlendirme : </strong>Tümörde saptanan genetik değişiklikler, hangi tedavinin daha etkili olabileceğini öngörmemizi sağlamaktadır. Böylece hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, doğru hastada ve doğru zamanda kullanılabilmektedir. </li>
<li><strong>Gereksiz tedavilerden kaçınma : </strong>Genetik testler sayesinde etkisiz olacağı öngörülen tedavilerden kaçınılmakta, hastalar gereksiz yan etkilerden korunmaktadır. </li>
<li><strong>Tedavi başarısını artırma :</strong> Moleküler düzeyde doğru hedefe yönelik tedaviler, tedaviye yanıt oranlarını artırmakta ve hastalığın kontrol altına alınmasını kolaylaştırmaktadır. </li>
<li><strong>Kalıtsal kanser riskinin belirlenmesi :</strong> Uygun hastalarda yapılan bazı genetik testler, ailesel kanser yatkınlığını ortaya koyabilir. Bu sayede yüksek risk taşıyan bireyler erken dönemde izlenmekte, koruyucu önlemler alınabilmekte ya da kanser çok erken evrede saptanabilmektedir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-genetik-testlerin-4-onemli-avantaji-610747">Kanser Tedavisinde Genetik Testlerin 4 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Şampiyonası Heyecanı Ege&#8217;nin İncisi Didim&#8217;de Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-sampiyonasi-heyecani-egenin-incisi-didimde-basladi-610726</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 07:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[didim]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[heyecanı]]></category>
		<category><![CDATA[ncisi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Yelken Federasyonu (TYF) Yelken Ligi’nin önemli etaplarını kapsayan Türkiye Şampiyonası, Ege’nin incisi Didim’de başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-sampiyonasi-heyecani-egenin-incisi-didimde-basladi-610726">Türkiye Şampiyonası Heyecanı Ege&#8217;nin İncisi Didim&#8217;de Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Yelken Federasyonu (TYF) Yelken Ligi’nin önemli etaplarını kapsayan Türkiye Şampiyonası, Ege’nin incisi Didim’de başladı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen sporcular, Didim’in elverişli rüzgârı ve doğal koşulları eşliğinde şampiyonluk mücadelesi veriyor.<br />Deniz Üzerinde Büyük Rekabet<br />Yarışlar, sporcuların denizdeki kıyasıya mücadelesi ve hakemlerin titiz yönetimiyle tüm heyecanıyla sürüyor. Ulusal ölçekte yoğun ilgi gören organizasyon, sporculara üst düzey bir yarış deneyimi sunarken izleyenlere de görsel bir şölen yaşatıyor.<br />Didim Spor Turizmine Değer Katıyor<br />Türkiye Şampiyonası’nın Didim’de düzenlenmesi, ilçenin spor turizmi potansiyelini bir kez daha ortaya koyarken, kentin ulusal ve uluslararası tanıtımına da önemli katkılar sağlıyor. Rüzgâr ve denizin buluştuğu Didim, yelken sporunun önemli merkezlerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.<br />Başkan Hatice Gençay: “Didim Spor ve Deniz Kültürüyle Öne Çıkıyor”<br />Organizasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Didim’in spor turizmi açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:<br />“Didim, doğal koşulları ve sahip olduğu potansiyelle yelken sporu için son derece elverişli bir kent. Türkiye Şampiyonası gibi önemli bir organizasyonun Didim’de düzenlenmesi bizler için büyük bir değer taşıyor. Bu tür ulusal organizasyonlar, gençlerimizi spora teşvik ederken aynı zamanda Didim’in tanıtımına ve spor turizmine de önemli katkılar sağlıyor. Ege’nin incisi Didim, sporun, denizin ve yaşamın önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-sampiyonasi-heyecani-egenin-incisi-didimde-basladi-610726">Türkiye Şampiyonası Heyecanı Ege&#8217;nin İncisi Didim&#8217;de Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kağıtspor, yabancı sporcular için de önemli bir marka</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kagitspor-yabanci-sporcular-icin-de-onemli-bir-marka-610480</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 20:38:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[kağıtspor]]></category>
		<category><![CDATA[lig]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporcular]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[voleybol]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610480</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor, Türkiye Erkekler Voleybol 1. Ligi’nde her geçen gün daha büyük başarılara imza atıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kagitspor-yabanci-sporcular-icin-de-onemli-bir-marka-610480">Kağıtspor, yabancı sporcular için de önemli bir marka</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor, Türkiye Erkekler Voleybol 1. Ligi’nde her geçen gün daha büyük başarılara imza atıyor. Efeler Ligi’ni hedefleyen mavi-beyazlı ekibin iki yabancı oyuncusu, Kağıtspor’un takımdan öte aynı hedefe yürüyen kocaman bir aile olduğunu vurguladı.</p>
<p><b>GENÇ KADRO, BÜYÜK HEDEFLER</b></p>
<p>Genç ve dinamik kadrosu, kurumsal yapısı ve hedefleriyle dikkat çeken mavi-beyazlı kulüp, yabancı oyuncuların gözünden de büyük beğeni topluyor. 2019-2020 sezonundan itibaren Efeler Ligi’ne yükselme play-off maçları oynayan Kağıtspor, halen devam eden 2025-2026 sezonunda da play-off hattı içinde yer alarak, hedefe odaklandığını bir kez daha ortaya koyuyor. Bu yapının içinde yer alan iki yabancı oyuncu ise kulübün uluslararası alanda da ne kadar doğru bir izlenim bıraktığını gözler önüne seriyor.</p>
<p><b>“BURADAKİ ORGANİZASYON SEVİYESİ ÇOK YÜKSEK”</b></p>
<p>Kağıtspor’un yeni transferi Karadağlı smaçör Nemenja Perunicic (25), 2.02’lik boyu ve 12 yıllık voleybol tecrübesiyle takımın önemli isimlerinden biri. Kariyerinde beşinci kez yurt dışında forma giyen Perunicic, Türkiye’de ise ilk kez oynuyor. Başarılı oyuncu, “Genel olarak buradaki ortamı çok beğendim. Daha önce oynadığım kulüplerle kıyasladığımda, Kağıtspor’un organizasyon anlamında çok daha iyi bir yapıya sahip olduğunu söyleyebilirim. Destek, planlama ve profesyonellik. Her şey çok iyi” diyerek kulübüne olan tutkusunu dile getirdi.</p>
<p><b>“BENİM ÜLKEMDE VOLEYBOLA BU KADAR ÖNEM VERİLMİYOR”</b></p>
<p>Karadağ’da voleybolun Türkiye kadar popüler olmadığını belirten Perunicic, Türkiye’deki spor kültüründen özellikle etkilendiğini vurgulayarak, “Türkiye büyük bir ülke ve burada spora çok ciddi bir ilgi var. Taraftar desteği çok geniş. İnsanların sporu bu kadar sahiplenmesi beni gerçekten etkiledi. Benim ülkemde voleybol bu kadar popüler değil” dedi.</p>
<p><b>“TÜRKİYE, OYNADIĞIM EN İYİ LİGLERDEN BİRİ”</b></p>
<p>Sezonun ilk aylarında takıma katılan Sina Ashki ise Kağıtspor’da pazör çaprazı olarak görev yapıyor. İranlı genç oyuncu, Kocaeli’ye geleli henüz dört ay olmasına rağmen hem takıma hem şehre kısa sürede adapte olmuş durumda. “Kağıtspor çok iyi bir takım ve bu Türk takımının bir parçası olmaktan çok mutluyum. Antrenmanlar çok güçlü, takım çok motive. Takımdaki arkadaşlık bir harika. Gerçekten çok iyi bir antrenörümüz var” diyen Sina Ashki, Türkiye voleybolunun dünya çapındaki konumuna da dikkat çekti. Lig kalitesinin kendisini fazlasıyla etkilediğini söyleyen 22 yaşındaki oyuncu, “Buradaki lig, şimdiye kadar oynadığım en iyi liglerden biri. Antrenör kalitesi çok yüksek. Umarım birkaç yıl daha bu ligde oynamaya devam ederim” dedi.</p>
<p><b>“BENİ TÜRK ANTRENÖRLER KEŞFETTİ”</b></p>
<p>Türkiye’ye geliş sürecine de değinen Ashki, transferinin Türk antrenörler sayesinde gerçekleştiğini belirterek, “Teknik direktörler aracılığıyla buraya geldim. Yani beni Türk teknik adamlar keşfetti. Voleybol kariyerim için çok büyük hedeflerim var. Bunlardan biri de Türkiye’de oynamaktı. Kağıtspor bana her anlamda destek çıktı” diye konuştu.</p>
<p><b>KAĞITSPOR SADECE BİR TAKIM DEĞİL, BİR AİLE</b></p>
<p>Yıllardır birlikte oynayan çekirdek kadrosuyla ve yabancı sporcuların dahi kısa sürede aidiyet hissettiği yapısıyla Kağıtspor, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin spora bakış açısını sahaya yansıtmaya devam ediyor. Kulübün gözdelerinden olan Ashki ve Perunicic’in ifadeleri ise kulübün yalnızca sportif başarılarıyla değil, insan odaklı ve profesyonel yapısıyla da örnek bir kulüp olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kagitspor-yabanci-sporcular-icin-de-onemli-bir-marka-610480">Kağıtspor, yabancı sporcular için de önemli bir marka</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 08:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bal]]></category>
		<category><![CDATA[C Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[griple]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelede]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor. Dünya genelinde veriler, 10 yaş altındaki çocuklarda influenza virüsünün, solunum hastalıklarına bağlı hastaneye yatışların yaklaşık yüzde <strong>15’ini </strong>oluşturduğunu gösteriyor.  İnfluenza gribinin temel semptomları olan yüksek ateş, halsizlik, kuru öksürük, boğaz ve kas ağrıları özellikle küçük yaştaki çocuklarda daha şiddetli seyrederken, ebeveynlerde ciddi kaygıya yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,  </strong>  griple mücadelede sadece tıbbi tedavinin değil, doğru ve dengeli beslenmenin de kritik bir önem taşıdığına dikkat çekerek,  “Yeterli sıvı alımı ve doğru beslenme,  bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına, şikayetlerin hafiflemesine ve komplikasyonların azalmasına yardımcı olur. Hastalık döneminde vücudu dinlendirmek için iyi bir uyku,  bol sıvı ve yeterli protein ile bağırsak mikrobiyotasını destekleyen gıdaların alınması  son derece değerlidir” diyor. </p>
<p>Influenza virüsünde en önemli kurallardan birinin çocuğu zorlamadan az ve sık aralıklarla sıvı ağırlıklı beslemek olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Coşkun Çeltik,</strong>  “C vitamini, çinko ve probiyotikler mucizevi sonuçlar yaratmazlar ama vücudun doğru çalışmasına destek olurlar.  C vitamininden zengin gıdaların yanı sıra mikrop öldürücü ve bağışıklığı destekleyici etkileri nedeniyle sarımsak ile soğan içeren yemeklerin tüketilmesi, üzerlerine antiviral özelliği olan karabiber serpilmesi önemlidir. C vitamininden zengin limon da çorbaların ve salataların üzerine sıkılıp kolayca tüketilebildiği için avantaj sağlar” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>C vitamini bağışıklığı destekliyor</strong></p>
<p>Vücuttaki kolajen üretimini artıran ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini destekleyen C vitamini grip tedavisinde önemli bir destek sağlıyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini grip virüsünü azaltmaz ve bağışıklığı güçlendirmez. Ancak, akut hastalık döneminde şikayetlerin daha hızlı hafiflemelerine yardımcı olabilir” diyor.  Yüksek doz C vitamininin ekstra bir faydası olmadığını; bu nedenle gıdalarla doğal yoldan alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Portakal, mandalina, limon, biber, avokado, kivi ile kuşburnu C vitamini açısından zengindir.  Çocuğun mümkünse meyvelerin kendisini tüketmesi önemlidir. Meyve suyu olarak verilecekse günlük iki bardağın geçmemesi daha iyi olur; çünkü aşırı şeker yükü metabolizmayı olumsuz etkiler” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Çinko enzimlerin çalışması için çok önemli</strong></p>
<p>Çinko, vücudumuzda çok sayıda enzimin yardımcısı olduğu için influenza virüsünün sınırlanmasını sağlıyor, hatta dokuya tutunmasını engelliyor. Bu nedenle, çinko içeren gıdaların tüketilmesi de faydalı oluyor. Hindi, tavuk, kıyma, yoğurt, badem, ceviz, fıstık, kaju, kabak çekirdeği ve nohut çinkodan zengin gıdaları oluşturuyor.  </p>
<p><strong>Omega – 3 yağ asitleri vücuttaki yangıyı azaltıyor</strong></p>
<p>Omega-3 yağ asitleri vücuttaki enflamasyonu, yani aşırı yangıyı azaltırken,  bağışıklık hücrelerini de destekliyor. Dolayısıyla, yüksek omega-3 (EPA/DHA) içeren balıkların hastalık döneminde haftada 1-2 kez tüketilmesinde fayda var. <strong>Somon, sardalye, uskumru ve hamsi</strong> özellikle kış mevsiminde omega-3 oranı yüksek deniz balıkları arasında yer alıyor.  “Balıkların kızartma olarak değil fırında pişirilmesi en ideal seçimdir. Bu sayede kızartmayla ortaya çıkan kötü trans yağlardan da uzak durulmuş olur” bilgisini veren Prof. Dr. Coşkun Çeltik, çok yağlı gıdaların hastalık dönemlerinde bulantıyı tetikleyebileceği için dikkatli olunması gerektiğini anlatıyor. Bitkisel omega-3 kaynaklarından olan ceviz de tercih edilebiliyor. </p>
<p><strong>Probiyotikler bağırsak mikrobiyotası için önemli</strong></p>
<p>Kefir gibi fermente süt ürünleri bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık yanıtına dolaylı katkı sağlayabiliyor; ancak inek sütü alerjisi, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak hastalığı olan çocuklarda sorun oluşturabiliyor. Ayrıca, fazla probiyotik tüketimi de bazen gaz sorununu artırarak olumsuz etkilere neden olabiliyor. Günde 1-2 öğün, en fazla 200 ml (bir su bardağı) kadar probiyotik kaynağı tüketmek genellikle yeterli geliyor. Laktozu tolere edemeyen çocuklarda doğal yoğurt alternatif olabiliyor. Hastalık döneminde probiyotik etkisi nedeniyle en güzel olanı ise doğal kefir tüketmek. </p>
<p><strong>Protein kaynakları dokuları onarıyor</strong></p>
<p>Protein; bağışıklık hücrelerinin çalışmalarında, antikor üretiminde ve dokuların onarımında son derece önemli bir rol üstleniyor. Tüm enfeksiyon durumlarında fazla enerji tüketimine bağlı olarak bir tür metabolik yıkım süreci gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik<strong>,</strong>  “Bu süreci geri döndürmek için karbonhidratla birlikte protein almak şarttır. Hastalık döneminde yağlı et ve kızartma yemekleri yerine daha hafif ve sulu yiyecekler tercih edilmelidir.  Örneğin, yoğurtlu pirinç pilavı, yumurta, lor peyniri, tavuk ve hindi beyaz eti, tavuk çorbası, kıymalı çorbalar veya deniz balıkları verilebilir. Alınan protein, pirinç, yulaf, patates, muz ve elma gibi besinlerle desteklenmelidir” diyor.  Prof. Dr. Coşkun Çeltik, gaz ve karın ağrısını tetikleyebilecekleri için baklagilleri çok tercih etmediklerine, bu dönemde bal ile pekmezin de iyi enerji verdikleri için avantaj sağladıklarına vurgu yapıyor.    </p>
<p><strong>Sağlıklı yağlar iltihabı hafifletiyor</strong></p>
<p>Sağlıklı yağlar vücuttaki iltihabı azaltarak bağışıklık hücrelerinin çalışmalarına destek oluyor. Sağlıklı yağlar denildiğinde ise aklımıza ilk olarak zeytinyağı geliyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>ancak zeytinyağının kesinlikle gıdaları kızartma amaçlı kullanılmaması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü, zeytinyağı çabuk yanar ve bunun sonucunda birçok toksik madde açığa çıkararak hücrelere zarar verebilir. Dolayısıyla, zeytinyağının yemeği ocaktan indirmeye yakın ilave edilmesi önemlidir” diyor. Ayrıca, avokado, ceviz, fındık ve badem yağları da iyi yağlar grubunda yer alıyorlar. Ek olarak, bu gıdaların kendilerinin tüketilmesi lif açısından da katkı sağlıyor ve enerji veriyor.<strong> </strong></p>
<p><strong>Bol bol sıvı alması şart! </strong></p>
<p>Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, enfeksiyon döneminde çocuğun mutlaka bol sıvı alması gerektiğine de vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle sıvı kaybı artar. Bu da halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir. Ağırlıklı olarak su olmak üzere, belli ölçülerde ayran, elma suyu ve limonata gibi içecekler ile çorbalar sıvı eksikliğini tamamlayabilir. Bulantıyı tetiklememek için sıvıların yavaş, az az ve sık alınması gerekir. Bazen ılık, ballı ve limonlu ıhlamur çayı da solunum sorunlarının azaltılması için iyi bir alternatif olabilir. Ancak sıvı alımı çok azsa ve kusma başladıysa bir sağlık kurumuna başvurulması elzemdir.” </p>
<p><strong>Anne yemekleri çok önemli, çünkü… </strong></p>
<p>İşlenmiş gıdalar, içeriğinde yağ oranı çok yüksek olduğu için hekimler tarafından hurda gıdalar olarak tanımlanıyor. Paketli atıştırmalıklar, <strong>şekerlemeler, gazlı içecekler, meyve oranı düşük olan şekerli içecekler, salam, sosis ve sucuk</strong> gibi ürünler yağ oranı çok yüksek olmalarının yanı sıra birçok katkı ve koruyucu kimyasal maddeleri de içerebiliyor, <strong>gereksiz şeker ile tuz </strong>yükü getiriyorlar. “Tüm bunlar çocuğun midesini rahatsız edebilir ve iştahını daha da bozabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Coşkun Çeltik,<strong> </strong>“Özellikle yüksek şekerli içecekler ve yiyecekler kısa süreli enerji verseler de ani insülin yükselmesine sebep olup,  kan şekeri dengesizliğine ve beslenmenin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca reflü ve kusmaya da neden olabilir. Dolayısıyla, anne yemekleri dediğimiz sulu, temiz ve sevgi yüklü yemekler çocuklar için son derece önemlidir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/griple-mucadelede-anne-yemekleri-cok-onemli-cunku-610300">Griple mücadelede &#8220;Anne yemekleri&#8221; çok önemli, çünkü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 4 kişiden 1&#8217;i bel ağrısı yaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-4-kisiden-1i-bel-agrisi-yasiyor-2-609469</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 07:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[Bel Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[disk]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609469</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kisiden-1i-bel-agrisi-yasiyor-2-609469">Her 4 kişiden 1&#8217;i bel ağrısı yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor. Yapılan çalışmalar, şiddetli bel ve bacak ağrısının en sık rastlanan sebeplerinden biri olan bel fıtığına bağlı sinir kökü sıkışmasının yaşam boyu gelişme riskinin dünya genelinde yüzde  3–5 civarında olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de ise her 4 kişiden 1’inin son bir yıl içerisinde bel  ağrısı yaşadığı belirtilirken, bel fıtığının bu ağrıların önemli bir kısmını oluşturduğu vurgulanıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı</strong> <strong>Dr. Özkan Yükselmiş,</strong>  genellikle 30–50 yaş arasında görülen bel fıtığının modern yaşam koşullarının etkisiyle son yıllarda 20’li yaşların başında, hatta üniversite çağındaki gençlerde bile giderek artış gösterdiğini  belirterek, “Telefon, tablet veya bilgisayar karşısında  kambur pozisyonda uzun süre oturmak, hareketsiz bir yaşam sürmek, egzersiz sırasında yanlış teknikle ağırlık kaldırmak ve fazla kilolu olmak, özellikle gençlerde bel fıtığının artışında en sık görülen nedenleri oluşturuyor” diyor. </p>
<p><strong>2 hafta süren şiddetli bel ve bacak ağrısına dikkat! </strong></p>
<p>Omurgamızdaki bel omurları arasında yer alan ve “disk” olarak adlandırılan yastıkçıkların zamanla yıpranıp dışarı doğru bombeleşerek sinir köklerine baskı yapmaları “bel fıtığı” olarak tanımlanıyor. Bel bölgesinde ani başlayan veya giderek artan bel ağrısı,  belden başlayıp bacağın arkasından topuğa kadar inen “elektrik çarpması” veya “çekilme tarzında” ağrı, hissizlik ile iğnelenme (bacakta, ayakta veya parmaklarda) ve belde kas spazmı, en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor. Ancak hastaların önemli bir bölümü bu belirtileri “geçer” düşüncesiyle göz ardı ederek doktora gitmeyi geciktiriyor. Hastalığın ilerlemesine bağlı olarak ağrının kronikleşmesi ve şiddetinin artması günlük yaşam aktivitelerini ciddi ölçüde kısıtlarken, acil ameliyat gereksinimi de ortaya çıkabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr.  Özkan Yükselmiş, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi ve kalıcı hasarın önlenebilmesi için bel fıtığının erken dönem belirtilerini ihmal etmemek gerektiğini anlatarak, “İlaç ve istirahate rağmen yaklaşık 2 haftadır geçmeyen şiddetli bel ve bacak ağrısında zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak son derece önemlidir” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Bel fıtığının 7 önemli nedeni! </strong></p>
<p>Bel fıtığı genellikle birden fazla faktörün birleşmesiyle ortaya çıkıyor.  Dr. Özkan Yükselmiş,<strong> </strong>bel fıtığına neden olan etkenleri şöyle sıralıyor: </p>
<p><strong>Genetik yatkınlık:</strong>  Ailede bel fıtığı öyküsü varsa, disk yapısı daha kolay yıpranabiliyor. </p>
<p><strong>Yaşa bağlı yıpranma:</strong> Diskler yaşla birlikte su kaybederek esnekliğini yitiriyor. Bu doğal süreç fıtıkla sonuçlanabiliyor. </p>
<p><strong>Hareketsiz bir yaşam:</strong>   Düzenli egzersiz yapmamak ve hareketsiz bir yaşam sürmek riski artıran  önemli faktörlerden. Çünkü, özellikle bel ve karın kasları güçlü değilse, omurganın yükünü diskler ve eklemler taşımak zorunda kalıyor. </p>
<p><strong>Yanlış duruş ve uzun süre oturma:</strong>  Özellikle gençlerde; kambur pozisyonda, öne eğilerek saatlerce telefon veya tablet ekranına bakmak, omurgaya binen yükü artırıyor. Ayrıca, bilgisayar karşısında çalışırken veya araç kullanırken uzun süre hatalı pozisyonda oturmak ve eğilerek çalışmak da aynı nedenle bel fıtığına yol açabiliyor.  </p>
<p><strong>Ağır kaldırma ve ani hareketler:</strong> Eğilerek ve gövdeyi çevirerek ağır bir yük kaldırmak diskin aniden yırtılmasına ve fıtığın ortaya çıkmasına neden olabiliyor. </p>
<p><strong>Fazla kilo:</strong> Vücut ağırlığı arttıkça, bel omurlarına binen yük de artıyor. </p>
<p><strong>Sigara:</strong> Disklerin beslenmesini bozarak daha çabuk yıpranmalarına sebep olabiliyor. </p>
<p><strong>Ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor! </strong></p>
<p>Toplumdaki yaygın inanışın aksine, bel fıtığı tanısı alan hastaların büyük bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Güncel kılavuzlar, idrar kaçırma, çok ileri güç kaybı ve felç gibi acil durumlar yoksa, öncelikle konservatif (ameliyatsız) tedavilerin denenmesini öneriyor. Dr. Özkan Yükselmiş, “Güncel veriler, erken tanı sayesinde, ameliyata gerek kalmadan, uzman hekim kontrolünde başlanan fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle  ağrı ile fonksiyon kaybının belirgin ölçüde düzeldiğini, hastaların büyük bir kısmının günlük yaşamlarına geri dönebildiğini gösteriyor. Bazı hastalarda şikâyetler neredeyse tamamen kaybolurken, bazı hastalarda hafif ve aralıklı ağrılar ise kalıcı olabiliyor; bu noktada düzenli egzersiz ile yaşam tarzı değişiklikleri devreye giriyor” diyor. </p>
<p><strong>Bel fıtığında ilk basamak fizik tedavi!</strong></p>
<p>Fizik tedavi ve rehabilitasyon, bel fıtığında ameliyatsız tedavinin temel taşını oluşturuyor. Yüzeyel ısı uygulamaları, derin ısı ajanları, elektrik akımları, manuel terapi ve traksiyon, esneme ile güçlendirme egzersizleri, duruş ve ergonomi eğitimi, fizik tedavinin başlıca yöntemlerini oluşturuyor.  Dr. Özkan Yükselmiş, bu yöntemlerin genellikle  tek tek değil, kombine şekilde uygulandığını; hastanın kliniğine ve MR bulgularına göre kişiselleştirildiğini vurguluyor. Dr. Özkan Yükselmiş, ilaç ve fizik yöntemlerine rağmen ağrısı çok şiddetli olan veya ameliyat öncesinde “ara basamak” tedavisine ihtiyaç duyulan hastalarda ise epidural veya transforaminal gibi girişimsel yöntemlerin de gündeme geldiğini anlatıyor. </p>
<p><strong>Tedavi sonrasında koruma planı çok önemli! </strong></p>
<p>Ameliyatsız tedavinin başarısında  hastanın aktif katılımının en az tedavinin kendisi kadar önem taşıdığını ifade eden Dr. Özkan Yükselmiş, bu süreçte dikkat edilmesi gereken başlıca noktaları, &#8220;Doktorun verdiği egzersiz programını şikâyetler azalınca bırakmamak, ani ve ağır yük kaldırmaktan kaçınmak,  uzun süre aynı pozisyonda kalmamak,  doğru oturma ve yatış pozisyonuna özen göstermek, kilo kontrolü sağlamak, sigarayı bırakmak, stres yönetimine dikkat etmek” şeklinde sıralıyor.   Ayrıca, bel fıtığında uzun vadeli koruma planının da kilit bir rol üstlendiğini belirten Dr. Özkan Yükselmiş, <strong> </strong>“Çünkü, bel fıtığı aynı veya farklı seviyede tekrar edebiliyor. Bu risk, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve doğru duruş alışkanlıkları gibi koruyucu yaklaşımlarla ciddi oranda azaltılabiliyor” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kisiden-1i-bel-agrisi-yasiyor-2-609469">Her 4 kişiden 1&#8217;i bel ağrısı yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 4 kişiden 1&#8217;i bel ağrısı yaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-4-kisiden-1i-bel-agrisi-yasiyor-608565</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[Bel Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[disk]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608565</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kisiden-1i-bel-agrisi-yasiyor-608565">Her 4 kişiden 1&#8217;i bel ağrısı yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor. Yapılan çalışmalar, şiddetli bel ve bacak ağrısının en sık rastlanan sebeplerinden biri olan bel fıtığına bağlı sinir kökü sıkışmasının yaşam boyu gelişme riskinin dünya genelinde yüzde  3–5 civarında olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de ise her 4 kişiden 1’inin son bir yıl içerisinde bel  ağrısı yaşadığı belirtilirken, bel fıtığının bu ağrıların önemli bir kısmını oluşturduğu vurgulanıyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı</strong> <strong>Dr. Özkan Yükselmiş,</strong>  genellikle 30–50 yaş arasında görülen bel fıtığının modern yaşam koşullarının etkisiyle son yıllarda 20’li yaşların başında, hatta üniversite çağındaki gençlerde bile giderek artış gösterdiğini  belirterek, “Telefon, tablet veya bilgisayar karşısında  kambur pozisyonda uzun süre oturmak, hareketsiz bir yaşam sürmek, egzersiz sırasında yanlış teknikle ağırlık kaldırmak ve fazla kilolu olmak, özellikle gençlerde bel fıtığının artışında en sık görülen nedenleri oluşturuyor” diyor. </p>
<p><strong>2 hafta süren şiddetli bel ve bacak ağrısına dikkat! </strong></p>
<p>Omurgamızdaki bel omurları arasında yer alan ve “disk” olarak adlandırılan yastıkçıkların zamanla yıpranıp dışarı doğru bombeleşerek sinir köklerine baskı yapmaları “bel fıtığı” olarak tanımlanıyor. Bel bölgesinde ani başlayan veya giderek artan bel ağrısı,  belden başlayıp bacağın arkasından topuğa kadar inen “elektrik çarpması” veya “çekilme tarzında” ağrı, hissizlik ile iğnelenme (bacakta, ayakta veya parmaklarda) ve belde kas spazmı, en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor. Ancak hastaların önemli bir bölümü bu belirtileri “geçer” düşüncesiyle göz ardı ederek doktora gitmeyi geciktiriyor. Hastalığın ilerlemesine bağlı olarak ağrının kronikleşmesi ve şiddetinin artması günlük yaşam aktivitelerini ciddi ölçüde kısıtlarken, acil ameliyat gereksinimi de ortaya çıkabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr.  Özkan Yükselmiş, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi ve kalıcı hasarın önlenebilmesi için bel fıtığının erken dönem belirtilerini ihmal etmemek gerektiğini anlatarak, “İlaç ve istirahate rağmen yaklaşık 2 haftadır geçmeyen şiddetli bel ve bacak ağrısında zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak son derece önemlidir” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Bel fıtığının 7 önemli nedeni! </strong></p>
<p>Bel fıtığı genellikle birden fazla faktörün birleşmesiyle ortaya çıkıyor.  Dr. Özkan Yükselmiş,<strong> </strong>bel fıtığına neden olan etkenleri şöyle sıralıyor: </p>
<p><strong>Genetik yatkınlık:</strong>  Ailede bel fıtığı öyküsü varsa, disk yapısı daha kolay yıpranabiliyor. </p>
<p><strong>Yaşa bağlı yıpranma:</strong> Diskler yaşla birlikte su kaybederek esnekliğini yitiriyor. Bu doğal süreç fıtıkla sonuçlanabiliyor. </p>
<p><strong>Hareketsiz bir yaşam:</strong>   Düzenli egzersiz yapmamak ve hareketsiz bir yaşam sürmek riski artıran  önemli faktörlerden. Çünkü, özellikle bel ve karın kasları güçlü değilse, omurganın yükünü diskler ve eklemler taşımak zorunda kalıyor. </p>
<p><strong>Yanlış duruş ve uzun süre oturma:</strong>  Özellikle gençlerde; kambur pozisyonda, öne eğilerek saatlerce telefon veya tablet ekranına bakmak, omurgaya binen yükü artırıyor. Ayrıca, bilgisayar karşısında çalışırken veya araç kullanırken uzun süre hatalı pozisyonda oturmak ve eğilerek çalışmak da aynı nedenle bel fıtığına yol açabiliyor.  </p>
<p><strong>Ağır kaldırma ve ani hareketler:</strong> Eğilerek ve gövdeyi çevirerek ağır bir yük kaldırmak diskin aniden yırtılmasına ve fıtığın ortaya çıkmasına neden olabiliyor. </p>
<p><strong>Fazla kilo:</strong> Vücut ağırlığı arttıkça, bel omurlarına binen yük de artıyor. </p>
<p><strong>Sigara:</strong> Disklerin beslenmesini bozarak daha çabuk yıpranmalarına sebep olabiliyor. </p>
<p><strong>Ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor! </strong></p>
<p>Toplumdaki yaygın inanışın aksine, bel fıtığı tanısı alan hastaların büyük bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Güncel kılavuzlar, idrar kaçırma, çok ileri güç kaybı ve felç gibi acil durumlar yoksa, öncelikle konservatif (ameliyatsız) tedavilerin denenmesini öneriyor. Dr. Özkan Yükselmiş, “Güncel veriler, erken tanı sayesinde, ameliyata gerek kalmadan, uzman hekim kontrolünde başlanan fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle  ağrı ile fonksiyon kaybının belirgin ölçüde düzeldiğini, hastaların büyük bir kısmının günlük yaşamlarına geri dönebildiğini gösteriyor. Bazı hastalarda şikâyetler neredeyse tamamen kaybolurken, bazı hastalarda hafif ve aralıklı ağrılar ise kalıcı olabiliyor; bu noktada düzenli egzersiz ile yaşam tarzı değişiklikleri devreye giriyor” diyor. </p>
<p><strong>Bel fıtığında ilk basamak fizik tedavi!</strong></p>
<p>Fizik tedavi ve rehabilitasyon, bel fıtığında ameliyatsız tedavinin temel taşını oluşturuyor. Yüzeyel ısı uygulamaları, derin ısı ajanları, elektrik akımları, manuel terapi ve traksiyon, esneme ile güçlendirme egzersizleri, duruş ve ergonomi eğitimi, fizik tedavinin başlıca yöntemlerini oluşturuyor.  Dr. Özkan Yükselmiş, bu yöntemlerin genellikle  tek tek değil, kombine şekilde uygulandığını; hastanın kliniğine ve MR bulgularına göre kişiselleştirildiğini vurguluyor. Dr. Özkan Yükselmiş, ilaç ve fizik yöntemlerine rağmen ağrısı çok şiddetli olan veya ameliyat öncesinde “ara basamak” tedavisine ihtiyaç duyulan hastalarda ise epidural veya transforaminal gibi girişimsel yöntemlerin de gündeme geldiğini anlatıyor. </p>
<p><strong>Tedavi sonrasında koruma planı çok önemli! </strong></p>
<p>Ameliyatsız tedavinin başarısında  hastanın aktif katılımının en az tedavinin kendisi kadar önem taşıdığını ifade eden Dr. Özkan Yükselmiş, bu süreçte dikkat edilmesi gereken başlıca noktaları, &#8220;Doktorun verdiği egzersiz programını şikâyetler azalınca bırakmamak, ani ve ağır yük kaldırmaktan kaçınmak,  uzun süre aynı pozisyonda kalmamak,  doğru oturma ve yatış pozisyonuna özen göstermek, kilo kontrolü sağlamak, sigarayı bırakmak, stres yönetimine dikkat etmek” şeklinde sıralıyor.   Ayrıca, bel fıtığında uzun vadeli koruma planının da kilit bir rol üstlendiğini belirten Dr. Özkan Yükselmiş, <strong> </strong>“Çünkü, bel fıtığı aynı veya farklı seviyede tekrar edebiliyor. Bu risk, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve doğru duruş alışkanlıkları gibi koruyucu yaklaşımlarla ciddi oranda azaltılabiliyor” diye konuşuyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kisiden-1i-bel-agrisi-yasiyor-608565">Her 4 kişiden 1&#8217;i bel ağrısı yaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı alarm veriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-ruh-sagligi-alarm-veriyor-608562</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[alarm]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[Ayas]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencileri]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerinde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608562</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, dünya genelinde üniversite öğrencileri arasında ruh sağlığı sorunlarının son on yılda ciddi biçimde arttığını ve mevcut destek sistemlerinin bu artışı karşılamakta yetersiz kaldığını ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-ruh-sagligi-alarm-veriyor-608562">Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı alarm veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma, dünya genelinde üniversite öğrencileri arasında ruh sağlığı sorunlarının son on yılda ciddi biçimde arttığını ve mevcut destek sistemlerinin bu artışı karşılamakta yetersiz kaldığını ortaya koydu.</p>
<p>Küresel ölçekte 72 bin 288 lisans öğrencisinin katıldığı araştırma, dünya genelindeki üniversitelerde ciddi bir ruh sağlığı krizi yaşandığına, son on yılda lisans öğrencileri arasında kaygı, depresyon, intihar düşüncesi ve kendine zarar verme vakalarının belirgin biçimde arttığına dikkat çekti.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, dikkat çeken bu araştırmayı değerlendirdi.</p>
<p><strong>Pandemi, ruh sağlığı açısından da bir krizdi</strong></p>
<p>Araştırmanın, üniversitelerdeki ruh sağlığı krizinin Covid-19 Pandemisi döneminde artış gösterdiğini ve sonrasında biraz azalma eğilimi olduğunu vurguladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “Fakat yine de 2013’ten bu yana bir artıştan söz edilebilir. Pandemiyi yalnızca fizyolojik bir sağlık krizi olarak değil hem fizyolojik sağlığa hem sosyal hayata hem de ruh sağlığına yönelik bir kriz olarak tanımlayabiliriz. Dolayısıyla ruh sağlığı alanındaki sorunlarda görülen pandemi dönemdeki artış, kriz olarak tanımlanabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Ruhsal bozuklukların en hızlı artış gösterdiği yaş grubu 20-29 yaş aralığı</strong></p>
<p>Ruh sağlığı sorunlarının yalnızca bireysel zorluklardan kaynaklanmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “Pandemi dönemi aktif olarak sona erse de psikolojik anlamdaki etkilerinin sona ermesi daha uzun soluklu olacaktır. Bunun yanında Dünya Sağlık Örgütü ruhsal bozuklukların en hızlı artış gösterdiği yaş grubu 20-29 yaş aralığı olarak belirlemiştir. Bu yaş dönemindeki artışın, bireysel sorunlardan öte biyolojik ve toplumsal nedenlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Özellikle şizofreni, bipolar bozukluk gibi bazı psikotik özellikli bozuklukların başlangıç yaşı ortalama olarak (19-25) bu döneme denk gelmektedir. Bu tamamen ruhsal bozukluğun ortaya çıkışına yönelik biyolojik bir nedendir. Bunun yanında bu yaş döneminin getirdiği bazı bireysel ve toplumsal nedenler de bu hastalıkların oraya çıkışında önemli stres faktörü olabilmektedir.”</p>
<p><strong>Üniversiteye geçiş psikolojik olarak kırılgan bir dönem</strong></p>
<p>Üniversiteye geçiş sürecinin gençler için neden bu kadar hassas olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, şöyle devam etti:</p>
<p>“Biyolojik nedenlerin yanında, toplumsal açıdan bakıldığında üniversite dönemi; aileden bağımsızlaşılan, sorumlulukların arttığı, akran ilişkilerinin yoğunlaştığı, mali problemlerin oluşabildiği, zaman yönetiminin önem kazandığı bir dönmedir. Tüm bu sayılanlara mali zorluklar, gelecek endişeleri gibi daha çok sosyoekonomik açıdan dezavantajlı koşullar eşlik ettiğinde kaygı bozukluğu, depresyon gibi ruhsal bozuklukların oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Dolayısıyla üniversite dönemindeki değişim ve bağımsızlık tek başına gençlerin gelişimi, olgunlaşması, yetişkinliğe adım atılması için avantaj sağlarken, bu döneme mali dezavantaj, gelecek endişeleri, sosyal destek eksikliği, politik endişeler gibi olumsuz durumlar dezavantaja çevirebilir ve gençlerin ruh sağlığında kırılganlık yaratabilir. Fakat unutmamak gerekir ki üniversite dönemindeki bu bağımsızlaşma girişimleri ve üniversite yaşam deneyimleri gençlerin yetişkinlik dönemi için çok önemli bir temel oluşturmaktadır. Özellikle ailesinden ayrı şehirde bulunan üniversite öğrencileri için bu çok daha önemli ve kazandırıcı bir deneyim olmaktadır.”</p>
<p><strong>Psikolojik esneklik ve duygu düzenleme çok önemli</strong></p>
<p>Kaygı ve depresyon oranlarındaki artışı da ele alan Dr. Ayas, “Bireylerin psikolojik dayanıklılığının belirleyicisinin, başına gelen olaylardan çok başına gelen olayları nasıl yorumladığı olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla psikolojik esneklik bireylerin karşılaştıkları zorlu yaşam olaylarına karşı daha az ruhsal bozukluk geliştirmeleri için önemli faktördür. Duyguları tanıma, ifade edebilme ve düzenleyebilme becerileri psikolojik esneklik ve psikolojik dayanıklılık için geliştirilmesi gereken önemli becerilerdir.” dedi.</p>
<p>Belirsizlik, gelecek kaygısı ve başarısızlık korkusunun, öğrencilerin ruh sağlığı üzerindeki etkisine de dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “İçinde bulunan ekonomik zorluklar, gelecek endişeleri, sosyal açıdan dezavantajlı gruplarda ruh sağlığı için önemli risk faktörleri olarak değerlendirilmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Koruyucu ruh sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli</strong></p>
<p>Üniversitelerde sunulan psikolojik danışmanlık hizmetlerinin daha erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, “Üniversitelerdeki psikolojik destek birimlerinin; oryantasyonlarda daha iyi tanıtılması, öğrenciler açısından ulaşılabilir olması, alanında uzman profesyonelleri çalıştırması çok önemlidir. Bunun yanında üniversitelerin koruyucu ruh sağlığına yönelik çalışmalar yapmaları da önemlidir.</p>
<p><strong>Dezavantajlı gruplardaki öğrenciler ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmeli</strong></p>
<p> Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, koruyucu ruh sağlığına yönelik çalışmaların, ruhsal problemler ortaya çıkmadan önlemeye yönelik çalışmalar olduğu için, en az ruh sağlığı müdahale programları kadar önemli olduğunu ifade ederek, “Bu nedenle özellikle üniversitelerde; öğrencilerin sosyal becerileri geliştirici kulüp etkinliklerine önem verilmesi ve desteklenmesi, öğrencilerin yaşadığı hem akademik hem de diğer zorlukla baş edebilmeleri ve olumlu yaşam deneyimleri kazanabilmeleri adına etkinlik, festival, şenlik gibi organizasyonların düzenlenmesi, dezavantajlı gruplardaki öğrencilerin ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmesi üniversite öğrencilerinin ruh sağlığına yönelik önemli koruyucu hizmetler olarak önem arz etmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>13 yıldan bu yana Pozitif Psikoloji dersi…</strong></p>
<p>Davranış bilimleri ve sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olan ve kurulduğu günden beri pozitif psikoloji alanında önemli çalışmalar yürüten Üsküdar Üniversitesi’nde 2013 yılından bu yana Pozitif Psikoloji dersleri zorunlu ders olarak veriliyor.</p>
<p><strong>Dünyanın sayılı üniversitelerine öncü oldu </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi, bu alanda öncü olarak dünyanın sayılı üniversitelerinden yıllarca önce bu dersi akademik ders programına alan ilk üniversite oldu. Mutluluk dersleri, pozitif psikoloji alanında ülkemizde yapılan çalışmaların önemini de hatırlattı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-ogrencilerinde-ruh-sagligi-alarm-veriyor-608562">Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı alarm veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kapalı Cerrahinin 4 Önemli Avantajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kapali-cerrahinin-4-onemli-avantaji-608541</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[avantajı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahinin]]></category>
		<category><![CDATA[fıtık]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[Laparoskopik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[safra]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608541</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde kapalı yöntemle yapılan ameliyatlar (laparoskopik cerrahi) ileri teknolojinin ve deneyimin birleştiği modern cerrahi yaklaşımı temsil ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kapali-cerrahinin-4-onemli-avantaji-608541">Kapalı Cerrahinin 4 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde kapalı yöntemle yapılan ameliyatlar (laparoskopik cerrahi) ileri teknolojinin ve deneyimin birleştiği modern cerrahi yaklaşımı temsil ediyor. Örneğin safra kesesi, kasık fıtığı cerrahisi ve onkolojik cerrahide laparoskopik ameliyatlar hastaya önemli konfor sağlıyor. Karın içine açılan birkaç küçük kesi ile yüksek çözünürlüklü kamera sistemleri ve özel cerrahi enstrümanlar kullanılarak gerçekleştirilen yöntem sayesinde güvenli, etkili ve hasta odaklı sonuçlar elde ediliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ali Can Yalı, kapalı yöntemle yapılan ameliyatlarla ilgili bilgi verdi.</p>
<p><strong>Maksimum cerrahi hassasiyet</strong></p>
<p>Laparoskopik cerrahide ameliyat alanı büyütülerek izleme yapılır. Bu durum anatomik yapıların son derece net ayırt edilmesini sağlar. Damarlar, sinirler ve doku planları açık cerrahiye kıyasla daha detaylı değerlendirilir. Bu üstün görüntüleme avantajı sayesinde parçalara ayırmanın (diseksiyon) kontrollü yapılmasına, kan kaybının azaltılmasına ve komplikasyon riskinin düşürülmesine doğrudan katkı sağlar.</p>
<p><strong>Minimal travma, hızlı ve güvenli iyileşme</strong></p>
<p>Minimal invaziv yaklaşım sayesinde karın duvarı bütünlüğü büyük ölçüde korunur. Bu da ameliyat sonrası ağrının azalması nedeniyle hareket yeteneğinin ve taburculuğun kısalmasını sağlar. Klinik veriler, kapalı cerrahinin daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı fonksiyonel iyileşme sağladığını açıkça göstermektedir.</p>
<p><strong>Kapalı safra kesesi cerrahisi (Kolesistektomi)</strong></p>
<p>Safra kesesi taşları ve safra kesesine ait iltihabi hastalıklarda laparoskopik kolesistektomi, günümüzde altın standart tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Yüksek çözünürlüklü görüntüleme sayesinde safra yolları ve çevre anatomik yapılar net bir şekilde değerlendirilir, bu sayede cerrahi güvenliği artar. Cerrahinin avantajları şunlardır;</p>
<ul>
<li>Ameliyat sonrası daha az ağrı</li>
<li>Aynı gün veya ertesi gün taburculuk</li>
<li>Günlük yaşama hızlı dönüş</li>
<li>Düşük enfeksiyon ve komplikasyon oranları</li>
</ul>
<p><strong>Kapalı kasık fıtığı cerrahisi</strong></p>
<p>Kasık fıtıklarında laparoskopik onarım, özellikle iki taraflı ve nüks fıtıklarda önemli avantajlar sağlamaktadır. Karın arka duvarının içeriden değerlendirilmesi sayesinde fıtık bölgeleri detaylı olarak görülür ve anatomik onarım daha fizyolojik bir şekilde gerçekleştirilir. Kapalı cerrahi sayesinde;</p>
<ul>
<li>Daha az doku hasarı</li>
<li>Düşük kronik ağrı riski</li>
<li>Kısa sürede işe ve sosyal yaşama dönüş</li>
<li>Her iki tarafın aynı seansta güvenle onarılabilmesi gibi nedenler modern fıtık cerrahisinin önemli bir parçasıdır.</li>
</ul>
<p><strong>Onkolojik cerrahide bilimsel güvence</strong></p>
<p>Kolon ve rektum kanserleri başta olmak üzere gastrointestinal sistem malignitelerinde laparoskopik cerrahi; onkolojik cerrahinin temel prensiplerinden ödün vermeden başarıyla uygulanmaktadır. Yeterli cerrahi sınırlar ve uygun lenf nodu diseksiyonu, laparoskopik yaklaşımla güvenle sağlanabilmektedir. Uluslararası kılavuzlar ve geniş klinik çalışmalar, deneyimli merkezlerde uygulanan laparoskopik onkolojik cerrahinin; açık cerrahi ile eşdeğer uzun dönem sağkalım ve lokal kontrol sonuçları sunduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Doğru hasta seçimi ve cerrahi deneyim</strong></p>
<p>Kapalı cerrahinin başarısı; doğru endikasyon, uygun hasta seçimi ve cerrahın deneyimi ile doğrudan ilişkilidir. İleri teknoloji, bilimsel bilgi ve klinik tecrübe ile birleştiğinde maksimum cerrahi başarı ve hasta güvenliği sağlar. </p>
<p><strong>Modern genel cerrahinin vazgeçilmez yaklaşımı</strong></p>
<p>Safra kesesi hastalıkları, kasık fıtıkları ve onkolojik cerrahi başta olmak üzere kapalı yöntem; günümüz genel cerrahisinde hasta konforunu ve bilimsel mükemmeliyeti merkeze alan bir yaklaşımdır. Daha az travma ile daha güçlü sonuçlar sunan bu yöntem, modern cerrahinin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bilimsel verilerle desteklenen laparoskopik cerrahi, cerrahinin geleceğini bugün hastalarla buluşturmaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kapali-cerrahinin-4-onemli-avantaji-608541">Kapalı Cerrahinin 4 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital dünyada bedava yok, takas var!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-bedava-yok-takas-var-608322</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 09:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[bedava]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[En Büyük]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[takas]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608322</guid>

					<description><![CDATA[<p> Üsküdar Üniversitesi Kurumsal Büyük Veri Koordinatörü Hakan Özdemir, 28 Ocak Veri Koruma Günü kapsamında verinin yalnızca toplanmasının değil, doğru şekilde anlamlandırılmasının da hayati önemde olduğunu anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-bedava-yok-takas-var-608322">Dijital dünyada bedava yok, takas var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Üsküdar Üniversitesi Kurumsal Büyük Veri Koordinatörü Hakan Özdemir, 28 Ocak Veri Koruma Günü kapsamında verinin yalnızca toplanmasının değil, doğru şekilde anlamlandırılmasının da hayati önemde olduğunu anlattı.</p>
<p><strong>Veri, dijital çağın yeni petrolü </strong></p>
<p>Verinin neden “yeni petrol” olarak tanımlandığını açıklayan Hakan Özdemir, “Sanayi devriminde petrol, makineleri çalıştıran ve ekonomiyi büyüten ana güçtü. Dijital devrimde ise bu güç ‘veri’dir. Ancak veriyi petrolden ayıran önemli bir fark vardır. Petrol kullanıldıkça tükenir, veri ise kullanıldıkça çoğalır ve değerlenir. Günümüzde finans, sağlık, e-ticaret ve ulaşım gibi sektörlerin tamamı, kararlarını artık sezgilerle değil, işlenmiş verilerle alıyor. Ham veri değersiz bir sayı yığınıdır; ancak işlendiğinde ‘bilgiye’ ve ‘içgörüye’ dönüşerek şirketlere ve ülkelere rekabet üstünlüğü sağlar.” dedi.</p>
<p><strong>Asıl veri, farkında olmadan ürettiklerimiz</strong></p>
<p>Bireylerin büyük kısmının yalnızca sosyal medyada paylaşım yaptığında veri ürettiğini düşündüğünü ifade eden Hakan Özdemir, “Biz sadece fotoğraf paylaştığımızda veya mesaj attığımızda veri ürettiğimizi sanıyoruz. Oysa ‘pasif veri’ dediğimiz devasa bir trafik var. Akıllı saatimizden kalp ritmimiz, navigasyondan hızımız, e-ticaret sitelerinde fareyi hangi ürünün üzerinde ne kadar beklettiğimiz bile kaydediliyor. Özellikle ‘Nesnelerin İnterneti’ (IoT) dediğimiz akıllı ev cihazlarının yaygınlaşmasıyla, dijital ayak izimiz artık evimizin içine kadar girdi. Ürettiğimiz verinin büyük çoğunluğu, biz ekranı kapattıktan sonra arka planda akmaya devam ediyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Miktar değil, anlam önemli</strong></p>
<p>Veriyi değerli kılan unsurun miktar değil anlam olduğunu vurgulayan Hakan Özdemir, “Geçmişte ‘Ne kadar çok verimiz varsa o kadar iyi’ anlayışı (Big Data) hakimdi. Bugün ise ‘Doğru ve temiz veri’ (Smart Data) dönemi başladı. Milyarlarca gereksiz veri satırı, sistemi yavaşlatmaktan başka işe yaramaz. Önemli olan, veriler arasındaki ilişkileri kurabilmek ve bir sonraki adımı öngörebilmektir. Bir marketin milyonlarca fiş bilgisine sahip olması değil; o fişlerden yola çıkarak müşterinin bebeğinin doğduğunu anlayıp ona uygun teklif sunabilmesi veriyi değerli kılar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Siber hijyen eksikliğine dikkat!</strong></p>
<p>Kişisel verilerin en çok risk altında olduğu alanlara da dikkat çeken Hakan Özdemir, şöyle devam etti:</p>
<p>“En büyük risk, kaynağı belirsiz mobil uygulamalar ve açık Wi-Fi ağlarında. Özellikle son dönemde popüler olan, fotoğrafınızı yükleyip sizi farklı karakterlere dönüştüren eğlence uygulamaları, aslında dünyanın en büyük biyometrik veri havuzlarını oluşturuyor. Bireylerin en sık yaptığı hata ise ‘siber hijyen’ eksikliğidir; yani doğum tarihi gibi tahmin edilebilir şifreler kullanmak ve her uygulamaya düşünmeden kamera/rehber erişim izni vermektir.”</p>
<p><strong>Dijital dünyada bedava yok, takas var!</strong></p>
<p>Ücretsiz uygulamaların işleyişine dair önemli bir hatırlatmada bulunan Hakan Özdemir, “Dijital ekonomide ‘bedava’ diye bir kavram yoktur, ‘takas’ vardır. Bir navigasyon uygulamasını ücretsiz kullanırsınız, karşılığında konum verinizi ve sürüş alışkanlıklarınızı verirsiniz. Bir mesajlaşma uygulamasını ücretsiz kullanırsınız, kiminle ne sıklıkla konuştuğunuzun bilgisini verirsiniz. Bu platformlar, kullanıcıyı bir ‘müşteri’ olarak değil, reklam verenlere sunulacak bir ‘hedef kitle’ olarak görür. Kısacası, hizmetin bedelini kredi kartımızla değil, mahremiyetimizle ödüyoruz.”</p>
<p><strong>Veri okuryazarlığı artık temel bir yurttaşlık becerisi</strong></p>
<p>Deepfake videolar ve sahte haberlerin yayılma hızına da değinen Hakan Özdemir, “Veri okuryazarlığı, dijital dünyada karşımıza çıkan bilginin kaynağını sorgulama, nasıl üretildiğini anlama ve bir grafiğin veya istatistiğin bizi yanıltıp yanıltmadığını fark etme becerisidir. Bugün deepfake (yapay kurgu) videoların ve sahte haberlerin bu kadar hızlı yayılmasının sebebi, teknolojik yetersizlik değil, toplumsal veri okuryazarlığının düşük olmasıdır. Manipüle edilmemek ve dijital haklarımızı savunabilmek için bu yetkinlik artık okuma-yazma bilmek kadar elzemdir.” dedi.</p>
<p><strong>Veri toplamak bir arşivcilik, veriyi anlamlandırmak ise dedektiflik</strong></p>
<p>Geleceğe yönelik riskleri değerlendiren Hakan Özdemir, “Veri toplamak bir arşivcilik, veriyi anlamlandırmak ise dedektifliktir. Elinizde binlerce parçalık bir yapboz kutusu olduğunu düşünün; parçaları kutuda biriktirmek veri toplamaktır. O parçaları birleştirip manzarayı ortaya çıkarmak ise anlamlandırmaktır. Teknoloji dünyası artık veri depolamayı aştı; şu anki büyük yarış, bu veriden kimin daha hızlı ve isabetli ‘sonuç’ çıkaracağı üzerine kurulu.</p>
<p>Dijital sistemler ve algoritmaların, insanlar tarafından ve geçmiş verilerle eğitildiğini kaydeden Hakan Özdemir, “Eğer geçmiş verilerde toplumsal bir önyargı varsa (örneğin; belirli bir meslek grubunda sadece erkekler çalışmışsa), algoritma bunu bir kural zannedebilir ve gelecekteki kadın adayları eleyebilir. Teknoloji tarafsız gibi görünse de verinin kendisi kirliyse veya yanlıysa, çıkan sonuç da ayrımcı olabilir. Bu, dijital etiğin en büyük tartışma konularından biridir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>En büyük tehlike veri manipülasyonu</strong></p>
<p>Veri ihlallerinin (şifre çalınması, kart kopyalanması) maddi hasar vereceğini ve bunun da telafi edilebilir olduğunu anlatan Hakan Özdemir, “Ancak veri manipülasyonu çok daha tehlikeli bir boyuta evriliyor. Özellikle ses ve görüntü kopyalama teknolojilerinin gelişmesiyle, ‘gerçeklik algımızın’ manipüle edilmesi riskiyle karşı karşıyayız. İnsanların söylemedikleri sözleri söylemiş gibi gösteren, olayları çarpıtan içerikler, sadece bireyleri değil, toplumun güven duygusunu ve toplumsal hayatı tehdit eder hale gelecektir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>‘Saklayacak bir şeyim yok’ çağın en büyük yanılgısı… </strong></p>
<p>“Benim verimden ne olur ki?” düşüncesinin büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayan Hakan Özdemir, sözlerini şu uyarıyla tamamladı:</p>
<p>&#8220;Ben önemli biri değilim, saklayacak bir şeyim yok&#8221; düşüncesi dijital çağın en büyük yanılgısıdır. Sizin veriniz tek başına anlamsız gelebilir ama milyonlarca kişinin verisiyle birleştiğinde toplumsal davranışları yönlendirmek için kullanılır. Ayrıca bireysel olarak da; sesiniz, yüzünüz veya kimlik bilgileriniz kopyalanarak adınıza suç işlenebilir veya yakınlarınız dolandırılabilir. Verinizi korumak, dijital dünyadaki ‘benliğinizi’ ve itibarınızı korumaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-bedava-yok-takas-var-608322">Dijital dünyada bedava yok, takas var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet Efendi Mescidi, Büyükşehir&#8217;le hayat buldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ahmet-efendi-mescidi-buyuksehirle-hayat-buldu-608307</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 09:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[buldu]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[efendi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[izmit]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[manevi]]></category>
		<category><![CDATA[mescidi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608307</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmit Bağçeşme’de bulunan Ahmet Efendi Mescidi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen bakım ve onarım çalışmalarıyla aslına uygun şekilde yenilendi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ahmet-efendi-mescidi-buyuksehirle-hayat-buldu-608307">Ahmet Efendi Mescidi, Büyükşehir&#8217;le hayat buldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmit Bağçeşme’de bulunan Ahmet Efendi Mescidi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen bakım ve onarım çalışmalarıyla aslına uygun şekilde yenilendi.</p>
<p><b>TARİHİ VE MANEVİ DOKU KORUNDU</b></p>
<p>İzmit ilçesine bağlı Bağçeşme semtinde yer alan Ahmet Efendi Mescidi, bölgenin tarihi ve manevi kimliğini yansıtan önemli yapılardan biri olarak dikkat çekiyor. İzmit İlçe Müftülüğü uhdesinde bulunan mescit, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarla yeniden eski görünümüne kavuşturuldu.</p>
<p><b>MAHALLE KÜLTÜRÜNÜN SESSİZ TANIĞI</b></p>
<p>Orhan Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Ahmet Efendi Mescidi, Bağçeşme’nin tarihi dokusu içinde önemli bir konuma sahip. Yıllar boyunca mahalle sakinlerinin ibadet mekânı olan yapı, bugün de taşıdığı tarihi ve manevi değerle öne çıkıyor.</p>
<p><b>SADE MİMARİ, GÜÇLÜ ANLAM</b></p>
<p>Kare planlı yapısı ve kiremit örtülü çatısıyla dikkat çeken mescit, Osmanlı dönemi mahalle mescitlerinin sade mimari anlayışını yansıtıyor. Gösterişten uzak mimarisi ile geçmişin ibadet kültürüne dair önemli ipuçları sunan yapı, yapılan çalışmalarla özgün dokusu korunarak gelecek nesillere aktarılması amaçlandı.</p>
<p><b>İZMİT’TE İMAMLIK YAPTI</b></p>
<p>Mescit, Osmanlı Devleti’nin son döneminde İzmit’te görev yapan Hacı Ahmet Hilmi Efendi’nin ismini taşıyor. 1268 (1852) yılında Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine bağlı Pazar-Kınık köyünde doğan Ahmet Hilmi Efendi, İzmit’te çeşitli camilerde imam ve hatiplik görevlerinde bulunarak halkın manevi hayatına önemli katkılar sundu.</p>
<p><b>KABRİ BAĞÇEŞME’DE BULUNUYOR</b></p>
<p>Hacı Ahmet Hilmi Efendi, 8 Aralık 1916 (4 Safer 1335) tarihinde İzmit’te vefat etti. Kabri, Bağçeşme Mezarlığı’nın hemen yanında, halk arasında Hacı Ahmet Efendi Hoca Türbesi olarak bilinen alanın bitişiğindeki hazirede yer alıyor. Bölge halkı tarafından yakından bilinen kabir, manevi değeri yüksek bir ziyaret noktası olma özelliğini taşıyor.</p>
<p><b>GELECEK NESİLLERE AKTARILACAK BİR DEĞER</b></p>
<p>Ahmet Efendi Mescidi, taşıdığı tarihi ve manevi değerle Bağçeşme’nin önemli kültürel mirasları arasında yer alıyor. Yapı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen çalışmalarla hem korunarak hem de yaşatılarak kentin kültürel hafızasına katkı sunmaya devam ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ahmet-efendi-mescidi-buyuksehirle-hayat-buldu-608307">Ahmet Efendi Mescidi, Büyükşehir&#8217;le hayat buldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenmede-buyuk-degisim-karbonhidrat-gitti-protein-geldi-608265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 08:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmede]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[gitti]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Murat Baş]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608265</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı tarafından 7 Ocak 2026 tarihinde açıklanan 2025–2030 Amerikan Beslenme Rehberi, uzun yıllardır uygulanan klasik besin piramidini önemli ölçüde değiştirerek kamuoyunun ve bilim dünyasının gündemine oturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmede-buyuk-degisim-karbonhidrat-gitti-protein-geldi-608265">Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı tarafından 7 Ocak 2026 tarihinde açıklanan 2025–2030 Amerikan Beslenme Rehberi, uzun yıllardır uygulanan klasik besin piramidini önemli ölçüde değiştirerek kamuoyunun ve bilim dünyasının gündemine oturdu. Karbonhidratların geri plana çekildiği, protein ve yağ tüketiminin daha görünür hale geldiği yeni piramit modeli, obezite ve metabolik hastalıklarla mücadelede farklı bir yaklaşımı temsil ederken, beraberinde pek çok tartışmayı da gündeme getirdi.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yeni rehber, şekerli içeceklerin, yüksek sodyum içeren ürünlerin ve ultra-işlenmiş gıdaların sınırlandırılmasını güçlü biçimde vurgularken; protein tüketiminin artırılması, doymuş yağlara yönelik söylemin yumuşatılması ve alkolle ilgili belirsiz ifadeler nedeniyle temkinli yorumlanması gereken bir çerçeve sunuyor. Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, yeni beslenme piramidinin beslenme biliminde yaşanan dönüşümün bir yansıması olduğunu belirterek, “Bu rehber, tek başına bir devrim değil; beslenme alanında süregelen arayışın ve değişen önceliklerin bir sonucu olarak okunmalı” değerlendirmesinde bulunuyor. </strong></em></p>
<p><strong>Protein Vurgusu Güçleniyor, Kaynak Tartışması Sürüyor</strong></p>
<p>Yeni rehber, günlük protein alımını artırmayı ve hayvansal protein kaynaklarını önceki dönemlere kıyasla daha olumlu bir çerçevede sunmayı öneriyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın belirli risk grupları için anlamlı olduğunu ancak genel nüfus için dikkatle ele alınması gerektiğini vurguluyor: “Kas kaybı, yaşlanma ve metabolik sağlık açısından protein alımının önemi giderek artıyor. Ancak burada miktar kadar, proteinin hangi kaynaktan sağlandığı da büyük önem taşıyor. Bitkisel proteinler, deniz ürünleri ve yağsız hayvansal kaynaklar önceliklendirilmeden yapılan artışlar, uzun vadede kalp-damar sağlığı açısından risk oluşturabilir”… Prof. Dr. Murat Baş’a göre “daha fazla protein” mesajı, kişisel sağlık durumu ve yaşam tarzı dikkate alınmadan genelleştirilmemeli.</p>
<p><strong>Doymuş Yağ ve Kolesterol: Sınırlar Korunuyor, Sorular Artıyor</strong></p>
<p>Yeni rehber, doymuş yağlara yönelik dili yumuşatırken günlük enerjinin yüzde 10’undan fazlasının doymuş yağdan gelmemesi önerisini sürdürüyor. Bununla birlikte tam yağlı süt ürünleri ve kırmızı etin daha görünür hale gelmesi, uygulamada nasıl bir denge kurulacağı sorusunu gündeme getiriyor. Bu noktada yanlış algı riskine dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, “Son yıllarda kolesterol ve yağ konusundaki bilimsel yaklaşımlar değişti. Ancak bu durum, doymuş yağın tamamen zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Kalp-damar hastalıkları hâlâ önemli bir halk sağlığı sorunu. Yağın kaynağı, tüketim miktarı, lif alımı ve bireysel yatkınlık birlikte değerlendirilmediğinde, rehber yanlış yorumlanabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p>Yeni piramitte tahıl grubu alt sıralara çekilirken, özellikle rafine karbonhidratların sınırlandırılması hedefleniyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın temel olarak olumlu olduğunu ancak önemli bir ayrım yapılması gerektiğini belirtiyor: “Rafine edilmiş tahılların azaltılması, kan şekeri kontrolü ve kilo yönetimi açısından yerinde bir adım. Ancak tam tahıllar, lif ve mikro besin öğeleri bakımından önemli bir kaynaktır. Bu besinlerin gereksiz yere kısıtlanması sindirim sistemi sağlığı ve kalp-damar riski açısından sorun yaratabilir. Mesele tahılı tamamen azaltmak değil, doğru tahılı doğru miktarda tüketmektir”…</p>
<p><strong>Ultra-İşlenmiş Gıdalarda Net Mesaj</strong></p>
<p>Rehberin en geniş bilimsel uzlaşı sağlanan yönü, ultra-işlenmiş gıdalara karşı ortaya koyduğu net tutum oldu. Şekerli içeceklerin, aşırı sodyum içeren ürünlerin ve yüksek derecede işlenmiş gıdaların sınırlandırılması, kalp hastalığı, diyabet ve obezite ile mücadelede temel hedefler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Murat Baş bu başlığı rehberin en güçlü yönü olarak değerlendirerek, “ABD’nin kendi yarattığı bir beslenme kültürünü yeniden sorgulaması önemli bir kırılma noktası. Ultra-işlenmiş gıdalarla kronik hastalıklar arasındaki ilişki artık açık biçimde ortaya konmuş durumda. Bu konuda verilen mesajlar bilimsel olarak son derece yerinde” ifadelerini kullanıyor. Ancak Prof. Dr. Murat Baş, her işlenmiş gıdanın aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğini, bazı zenginleştirilmiş ürünlerin dezavantajlı gruplar için koruyucu rol oynayabildiğini de ekliyor. </p>
<p>Yeni rehber, önceki dönemlerde yer alan net tüketim sınırlarını kaldırarak yalnızca “daha az alkol, daha iyi sağlık” ifadesine yer veriyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın halk sağlığı açısından riskli olabileceğine dikkat çekiyor: “Davranış değişikliği için net sınırlar ve açık mesajlar önemlidir. Alkol tüketimi konusunda belirsiz ifadeler, yanlış yorumlara ve rehberin etkisinin azalmasına yol açabilir”…</p>
<p><strong>Genel Değerlendirme: Tek Bir Piramit Yeterli Değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Murat Baş’a göre yeni Amerikan Beslenme Rehberi, beslenme bilimindeki temel tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. “Ne kadar protein, hangi protein, ne kadar yağ, ne kadar işlenmişlik fazla?” sorularının hâlâ net yanıtları bulunmadığını vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş, “Sağlıklı beslenme, tek bir piramit ya da tek bir modelle tanımlanamaz. Genel beslenme örüntüsü, yaşam tarzı, fiziksel aktivite düzeyi ve bireysel riskler birlikte ele alınmalıdır. Bu rehber, önemli mesajlar içeriyor; ancak her birey için birebir uygulanacak bir reçete olarak görülmemelidir. Sonuç olarak yeni Amerikan Beslenme Rehberi, şeker ve ultra-işlenmiş gıdaların azaltılması konusunda güçlü ve bilimsel açıdan sağlam bir çerçeve sunarken; protein, doymuş yağ ve alkol başlıklarında daha dikkatli ve kişiselleştirilmiş yorumlara ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Sağlıklı beslenmenin anahtarı, tek bir piramitte değil; dengeli, çeşitli ve bireye özgü bir beslenme yaklaşımında yatıyor” şeklinde sözlerini tamamlıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmede-buyuk-degisim-karbonhidrat-gitti-protein-geldi-608265">Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya&#8217;nın Gelişen Raylı Sistem Yolculuğunda Önemli Bir Yatırımın Daha Temeli Atıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konyanin-gelisen-rayli-sistem-yolculugunda-onemli-bir-yatirimin-daha-temeli-atildi-608137</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 16:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[gelişen]]></category>
		<category><![CDATA[hattı]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[raylı]]></category>
		<category><![CDATA[Raylı Sistem]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğunda]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen Stadyum-Şehir Hastanesi Tramvay Hattı ikinci etap çalışmaları kapsamında TÜMOSAN Köprülü Kavşağı’nın temeli düzenlenen törenle atıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konyanin-gelisen-rayli-sistem-yolculugunda-onemli-bir-yatirimin-daha-temeli-atildi-608137">Konya&#8217;nın Gelişen Raylı Sistem Yolculuğunda Önemli Bir Yatırımın Daha Temeli Atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen Stadyum-Şehir Hastanesi Tramvay Hattı ikinci etap çalışmaları kapsamında TÜMOSAN Köprülü Kavşağı’nın temeli düzenlenen törenle atıldı. Törende konuşan Başkan Altay, 21.1 kilometrelik Stadyum-Şehir Hastanesi Hattı’nda çalışmaların yoğun olarak devam ettiğini belirterek, “Buraya araçlar için 293 metrelik bir üst geçit inşa ediyoruz. Aksaray Yolu’ndan gelip şehre gelen araçlarımız bu üst geçidi kullanırken, Aslım Caddesi&#8217;nden gelip Ankara Yolu’na ya da şehir merkezine gidenler alttan hemzemin geçidi kullanacak. Ayrıca tramvayımız da burada hemzeminden geçerek yoluna devam etmiş olacak. Milyarlık bir yatırımı şehrimize kazandırmış oluyoruz. Yerel yönetim, merkezi hükümet iş birliğiyle Konya’mızı adeta demir ağlarla örüyoruz” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı AYGM Genel Müdürü Yalçın Eyigün, Konya Büyükşehir Belediyesi ile koordinasyonlu ve uyumlu şekilde çalıştıklarını belirterek, Konya’nın Tokyo, Paris ve New York gibi raylı sistem entegrasyonlarıyla kuşatılan bir şehir olma yolunda hızla ilerlediğini söyledi. AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen ve AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan da şehir trafiğini rahatlatacak köprülü kavşak yatırımının hayırlı olmasını diledi. Konya Valisi İbrahim Akın, TÜMOSAN Köprülü Kavşağı Projesi’nin Konya’nın trafik, sanayi, sağlık ve şehir merkezi akslarını birbirine entegre eden stratejik bir ulaşım hamlesi olduğunu kaydetti.</strong></p>
<hr/>
<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen Stadyum-Şehir Hastanesi Tramvay Hattı ikinci etap çalışmaları kapsamında hayata geçecek TÜMOSAN Köprülü Kavşağı için temel atma töreni düzenlendi.</p>
<p>Törende konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile birlikte Konya tarihi açısından önemli raylı sistem yatırımları gerçekleştirdiklerini ifade etti.</p>
<p><strong>“2027’YE KADAR 21.1 KİLOMETRELİK RAYLI SİSTEM HATTIMIZI TAMAMLAMAYI PLANLIYORUZ”</strong></p>
<p>21.1 kilometrelik Şehir Hastanesi- Stadyum Tramvay Hattı’nda Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü (AYGM) ile birlikte yoğun şekilde çalıştıklarını kaydeden Başkan Altay, “Büyükşehir Belediyemizin yaptığı ilk etapta inşa işlerinin büyük bir kısmını tamamladık. İnşallah işi tamamlamakla ilgili sürece devam ediyoruz. AYGM ile ilgili kısımda da yoğun bir çalışma yürütülüyor. Şu an itibariyle en kısa sürede Şehir Hastanesi’ne kadar olan ilk etabın açılması, sonra Yeni Sanayi alanına kadar olan 10 kilometrelik ikinci etap hattın açılması ve bugün de hat üzerinde temel atacağımız alandaki çalışmaların da 2026 sonu, 2027 başında tamamlanarak Konya’mıza hizmet edecek 21.1 kilometrelik raylı sistem hattımızı tamamlamayı planlıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong> “KONYA 58 KİLOMETRELİK BİR RAYLI SİSTEM HATTINI İNŞA ETME ÇALIŞMALARINI TAMAMLAMAK ÜZERE”</strong></p>
<p>Konya’nın 26.7 kilometre raylı sistem hattıyla 1985’lerde başladığı yolculukta Anadolu’da ilk raylı sistemi kullanan şehir olduğunu anımsatan Başkan Altay, konuşmasına şöyle devam etti: </p>
<p>“Şu anda Konya 58 kilometrelik bir raylı sistem hattını inşa etme çalışmalarını tamamlamak üzereyiz. 21.1 kilometrelik Stadyum-Şehir Hastanesi Hattı’mızda yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Yine Meram Gar’dan başlayıp Pınarbaşı’na kadar TCDD ile 23 kilometrelik banliyö projemiz var. Genel Müdürümüz Veysi Kurt beye teşekkür ediyorum. Pınarbaşı’na kadar olan hattın yapımını TCDD’de üstlenmiş durumda; araç alımını da Konya Büyükşehir Belediyesi olarak biz yürütüyoruz.” </p>
<p>13.8 kilometrelik Barış Caddesi Tramvay Hattı’nın da Dünya Bankası ile kredilendirildiğini, ihalesini yaptıklarını ve bahar ayında yapımına başlayacaklarına değinen Başkan Altay, “Böylelikle 58 kilometre yeni hattı Konya’mıza kazandırmış olacağız. Bununla birlikte bu yıl yatırım programına giren Fetih Caddesi-Ahmet Özcan Caddesi Tramvay Hattı işini yine Genel Müdürümüzle takip ediyoruz. Selçuk Üniversitesi, Konya Teknik Üniversitesi, Alaaddin ve Necmettin Erbakan Üniversitesi arasında yapılacak 29 kilometrelik metroyla ilgili proje çalışmalarını inşallah Nisan ayı itibariyle tamamlayıp onun yapım süreciyle ilgili görüşmelere ve çalışmalara devam ediyoruz. Bunlar tamamlandığında Konya’mız yaklaşık 116 kilometrelik yeni bir raylı sistem hattına ve 29 kilometrelik bir metro hattına kavuşmuş olacak. Böylece şehir içindeki günlük trafiği azaltmayı, insanların ulaşabildiği bir şehir oluşturmaya gayret ediyoruz. Özellikle bu hatlarımız tamamlandığında havaalanı, yeni otogarımız ve Hızlı Tren Garlarımız birbirine bağlanmış olacak. Böylece Konya’ya nereden gelmiş olursanız olun hem şehrin raylı sistemine dahil olacağınız hem de diğer ulaşım araçlarının terminallerine ulaşabileceğiniz bir raylı sistem hattına kavuşmuş oluyoruz. Yine, Şehir Hastanesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi, Selçuk Üniversitesi olmak üzere bütün hastanelere raylı sistemle ulaşabilecek bir ağ oluşturuyoruz” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p><strong>“ARAÇLAR İÇİN 293 METRELİK BİR ÜST GEÇİT İNŞA EDİYORUZ”</strong></p>
<p>Aslım Caddesi ile Aksaray Çevre Yolu’nun kesiştiği noktada temeli atılan köprülü kavşakla ilgili de bilgi veren Başkan Altay, “Şehir Hastanesi- Stadyum Tramvayı kapsamında buraya araçlar için 293 metrelik bir üst geçit inşa ediyoruz. Transit geçen araçlar, Aksaray Yolu’ndan gelip şehre gelen araçlarımız bu üstgeçidi kullanırken, Aslım Caddesinden gelip Ankara Yolu’na ya da şehir merkezine gidenler alttan, hemzeminden kullanacaklar. Ayrıca tramvayımız da burada hemzeminden geçerek yoluna devam etmiş olacak. Milyarlık bir yatırımı şehrimize kazandırmış oluyoruz. Bu kapsamda yapacağımız işler bununla sınırlı değil. İnşallah hemen az ileride bulunan Aksaray Köprülü Kavşağı’nın yenilenmesi, hızlı tren üstgeçidinin yenilenmesiyle ilgili bir planlama yaptık. Ona da en kısa sürede başlayacağız. Yine Otogar Kavşağı’nda Doktor Sadık Ahmet Caddesi’nden gelip Halil Ürün Caddesi’ne geçenlerin üstten geçtiği, tramvayın yukarıdan geçtiği bir sistemin inşaatına hızla devam ediyoruz. İnşallah çok kısa bir sürede orada birlikte temel atma programımızı yapmayı hedefliyoruz” dedi. </p>
<p><strong>YENİ 2 KÖPRÜLÜ KAVŞAK YAPILACAK, 2 KÖPRÜLÜ KAVŞAK YENİLENECEK, 3 DE YAYA ÜST GEÇİDİ YAPILACAK</strong></p>
<p>Raylı sistem çalışmaları kapsamında yaya üstgeçitleri ile yenilenecek ve sıfırdan yapılacak köprülü kavşak çalışmalarından da bahseden Başkan Altay, şunları söyledi: </p>
<p>“Hemen az ileride Aksaray Yolu – Ankara Yolu Kavşağı’nda yapacağımız yeni otogarın bulunduğu yerde bir yaya üstgeçidi, mevcut otogarımızın bulunduğu yerde bir yaya üstgeçidi ve Selçuklu Belediyesi’nin bulunduğu yerde de bir yaya üstgeçidi yaparak, toplamda 2 köprülü kavşağın sıfırdan yapılması, 2 köprülü kavşağın yenilenmesi, 3 yaya üst geçidinin yapılması gibi şehrimize yeni eserleri de bu kapsam da kazandırmış olacağız. İnşallah en kısa sürede tamamlanmasını temenni ediyorum. Burada özellikle sanayide çalışan kardeşlerimizin toplu ulaşımla iş yerlerine ulaşmasını sağlamış olacağız.”</p>
<p><strong>“TÜRKİYE’DE EN UCUZ ULAŞIMI YAPAN ŞEHİRLERDEN BİRİSİYİZ”</strong></p>
<p>Konforlu bir toplu ulaşım kazandırmak adına geçtiğimiz yıl 180 hibrit otobüsü Konya’ya kazandırdıklarını da anımsatan Başkan Altay, “İnşallah bu yıl yine 100 otobüsle şehrimizin otobüs filosunu da yenileme çalışmalarımıza kesintisiz bir şekilde devam ediyoruz. Bu hizmetleri yürütürken Türkiye’de en ucuz ulaşımı yapan şehirlerden birisiyiz. Öğrenci ulaşımında Türkiye’nin en ucuzu olarak, 9 lirayla öğrencilerimize hizmet veriyoruz. Yine sivil ulaşımda da Türkiye’nin en ucuz ulaşımlarından birisini en konforlu şekilde Konyalılara sunma gayretimiz kesintisiz bir şekilde devam ediyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“YEREL YÖNETİM, MERKEZİ HÜKÜMET İŞ BİRLİĞİYLE KONYA’MIZI ADETA DEMİR AĞLARLA ÖRÜYORUZ”</strong></p>
<p>TÜMOSAN Köprülü Kavşağı’nın hayırlı olmasını temenni eden Başkan Altay, “Yerel yönetim, merkezi hükümet iş birliğiyle Konya’mızı adeta demir ağlarla örüyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın Abdulkadir Uraloğlu’na, bugün bizleri yalnız bırakmayan Altyapı Genel Müdürümüz Sayın Yalçın Eyigün beye çok teşekkür ediyorum. Müteahhit firmamıza teşekkür ediyorum, kesintisiz bir şekilde kar kış demeden yoğun bir şekilde gayret ediyorlar. İşçi kardeşlerimize teşekkür ediyoruz, bu soğukta herkes sıcacık evinde otururken onlar Konya için üretmeye devam ediyor. Bugün bizi yalnız bırakmayan başta Sayın Valimiz, Milletvekilimiz, İl Başkanımız olmak üzere tüm protokol üyelerimize teşekkür ediyorum” sözleriyle konuşmasını bitirdi.</p>
<p><strong>“YAPILAN BU HİZMET KONYA’MIZIN TRAFİĞİNİ RAHATLATACAK”</strong></p>
<p>AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, “24 yılda hamdolsun ki ülkemizde olduğu gibi Konya’mızda da Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük katkı sağlanıyor. Bu noktada hem Büyükşehir Belediye Başkanımız hem ilçelerimizin değerli belediye başkanları çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yapılan bu hizmet inşallah Konya’mızın trafiğini de rahatlatacaktır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>KONYA RAYLI SİSTEMDE ÖRNEK ŞEHRİLERDEN OLACAK</strong></p>
<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı AYGM Genel Müdürü Yalçın Eyigün, dünyadaki raylı sistemi gelişmiş metropollerden örnekler vererek, Konya’nın Tokyo, Paris ve New York gibi raylı sistem entegrasyonlarıyla kuşatılan bir şehir olma yolunda hızla ilerlediğine değindi.</p>
<p><strong>“BAŞKANIMIZIN KONYA SEVDALILIĞI BU YATIRIMLARI KAZANDIRIYOR”</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi ile beraber güzel bir çalışma düzeni oturttuklarını kaydeden Eyigün, “Konya’yı her defasında masaya yatırıyoruz, her defasında farklı bir konuyu irdeliyoruz. Bu iyi iş birliği güzel sonuçlar doğuruyor. Başkanımızın Konya’ya vakıflığı, Konya sevdalılığı bu yatırımları kazandırıyor. Burada kendilerinin emeklerini takdir ediyorum. Konya Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve ekibine özel olarak teşekkür ediyorum. Adeta aynı bir bünyeymişçesine uyumlu, koordinasyonlu çalıştığımızı, Konya’nın her derdi için onlarca defa Ankara’ya geldiklerini bunun da ürünler, eserler ortaya çıkardığını söyleyebilirim” dedi.</p>
<p>Kavşakların yapım amacına dikkati çeken Eyigün, “Biz bu kavşaklarla neden uğraşıyoruz? Çünkü bu kavşaklar yapıldığında raylı sistemin akışkanlığı sağlanacak, ortalama hızı yükselecek, konfor artacak, kara yolu trafiğinin güvenliği artacak, dur-kalk azalacak, kesintisiz sürüş artacak, zaman kazancımız artacak, akaryakıt tasarrufumuz artacak, kazalar azalacak ve en önemlisi can güvenliğimiz artacak. Dolayısıyla bu kavşakların her birisi yatırım bedeli itibariyle ciddi bir külfet. İnşa süresince de tüm vatandaşlarımıza teşekkür ederiz. Bittiği zaman inşallah en az yüz yıl insanımıza, şehre hizmet edecek” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“TEMEL ATMAMA TÖRENLERİNİN YAPILIP, YAPRAKLARIN DAHİ ALKIŞ TUTTUĞU BİR ÜLKEDE İŞTE BELEDİYECİLİK BUDUR”</strong></p>
<p>AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan, “Temel atmama törenlerinin yapılıp, yaprakların dahi alkış tuttuğu bir ülkede işte belediyecilik budur. İşte ülke sevdası budur. İşte işini bilmek, yaşamak budur. Büyükşehir Belediye Başkanımızı tebrik ediyorum. Konya’mızı Ulaştırma Bakanlığı bünyesindeki yatırımlar ile gergef gibi dokuyan tüm Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı mensuplarımıza Konyalılar adına teşekkürü, şükran borcunu ifade etmek istiyorum. Zira bu yatırımlar, bu çalışmalar el birliği ile yapılıyor, iş birliği ile yapılıyor. Yerelde yapılsa bile proje anlamında destekler üretiliyor. Belki isimler hatırlanmayacak ama yapıp gidenin anası, atası nurda yatsın duasıyla bu işte emeği olan herkes bu dualardan nasiplenecek inşallah” diye konuştu.</p>
<p><strong>“KONYA’MIZ ULAŞIMDA BUGÜNÜ VE GELECEĞİ PLANLAYAN BİR ANLAYIŞLA HER GEÇEN GÜN DAHA DA GELİŞMEKTEDİR”</strong></p>
<p>Konya Valisi İbrahim Akın ise, TÜMOSAN Köprülü Kavşağı Projesi’nin Konya’nın trafik, sanayi, sağlık ve şehir merkezi akslarını birbirine entegre eden stratejik bir ulaşım hamlesi olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu proje çok seviyeli kavşak sistemi, kesintisiz trafik akışı, raylı sistem entegrasyonu ve yüksek taşıma kapasitesiyle Konya’mızın ulaşım ağını daha modern, daha verimli ve daha güvenli bir yapıya kavuşturacaktır. Konya’mız ulaşımda bugünü ve geleceği planlayan bir anlayışla her geçen gün daha da gelişmektedir. Gün be gün daha iyiye giden, altyapısını sürekli güçlendiren ve insan odaklı şehircilik yaklaşımını önceleyen bu hizmetlerin şehrimize kazandırılmasında başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımıza, Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve emeği geçen herkese şükranlarımı ifade ediyorum.”</p>
<p>Konuşmaların ardından yapılan duayla TÜMOSAN Köprülü Kavşağı’nın temeli atıldı.</p>
<p>Programa; 3. Ana Jet Üs Komutanı Hava Pilot Tümgeneral Mete Kuş, Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Büyük Birlik Partisi İl Başkan Yardımcısı Mehmet Atasağun, ilçe belediye başkanları, rektörler ve davetliler katıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konyanin-gelisen-rayli-sistem-yolculugunda-onemli-bir-yatirimin-daha-temeli-atildi-608137">Konya&#8217;nın Gelişen Raylı Sistem Yolculuğunda Önemli Bir Yatırımın Daha Temeli Atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eklemlerde artan ağrı, şişlik ve sertliğe dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eklemlerde-artan-agri-sislik-ve-sertlige-dikkat-608005</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 07:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[artan]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[eklemlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[İltihap]]></category>
		<category><![CDATA[karaarslan]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Romatoid Artrit]]></category>
		<category><![CDATA[sertliğe]]></category>
		<category><![CDATA[Şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608005</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış ayları, soğuk hava ve azalan fiziksel hareketlilik nedeniyle pek çok kronik hastalık için riskli bir dönemi beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eklemlerde-artan-agri-sislik-ve-sertlige-dikkat-608005">Eklemlerde artan ağrı, şişlik ve sertliğe dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış ayları, soğuk hava ve azalan fiziksel hareketlilik nedeniyle pek çok kronik hastalık için riskli bir dönemi beraberinde getiriyor. Halk arasında “iltihaplı romatizma” olarak bilinen ve yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürebilen romatoid artrit hastaları için de kış mevsimi çok daha zorlu geçebiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi</strong> <strong>Romatoloji Uzmanı </strong><strong>Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan,  </strong>kronik ve iltihaplı romatizmal bir hastalık olan romatoit artritin erken dönemde tedavi edilmesinin son derece önemli olduğunu belirterek,  “En sık el ve ayak eklemlerini tutan hastalık; ağrı, şişlik, sabah tutukluğu ve zamanla eklem deformasyonları gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor. Tedavi edilmediğinde, iltihap uzun vadede  diğer organlara da sıçrayabiliyor ve kalp, akciğerler, kemikler ile gözlerde de sorun oluşturabiliyor” diyor. Kış aylarında ilaç tedavisinin yanı sıra yaşam alışkanlıklarında alınacak olan önlemler ve düzenli hekim takibiyle atakların önlenebildiğine işaret eden <strong>Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan,</strong> “Hastalarımızın kışın dikkat etmeleri gereken en önemli kurallar ise ilaç tedavisini aksatmamak, hareketsiz kalmamak ve nezle ile grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmaktır”  bilgisini veriyor. <strong>Romatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan,</strong> romatoid artrit ataklarına karşı alınması gereken önlemleri anlattı;  önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Asla hareketsiz kalmayın! </strong></p>
<p>Kış aylarında evde daha fazla zaman geçirilmesi hareketin azalmasına, bu durum da; eklemlerin daha çok sertleşmelerine ve ağrının şiddetlenmesine yol açabiliyor. Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan, romatoid artrit hastalığında<strong> </strong>kışın eve kapanmanın yapılan en büyük hata olduğu uyarısında bulunarak, “Bu hastalıkta düzenli ve kontrollü hareket tedavinin en önemli parçalarından birini oluşturmaktadır.  Ağrınız varken hareket etmek zor gelebilir, ancak yüzme ve yürüyüş gibi eklemleri yormayan sporları düzenli yapmaya devam  etmelisiniz. Çünkü, bu tür sporlar eklemlerin beslenmelerine katkı sağlıyorlar.  Eğer dışarıya düzenli olarak çıkamıyorsanız, ev ortamında yapabileceğiniz hafif germe ve eklem açıcı egzersizlerinizi ihmal etmeyin” diyor. </p>
<p><strong>Enfeksiyonlardan korunun</strong></p>
<p>Kış aylarında nezle ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarından  mutlaka korunmanız gerekiyor. Romatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan, bağışıklık sisteminin hem hastalığın doğası hem de kullanılan ilaçlar nedeniyle romatoid artrit hastalarında daha hassas olduğunu anlatarak, “Dolayısıyla, kışın artan enfeksiyonlar hastalarımızda daha ağır seyredebiliyor, hatta hastalığın ataklarını tetikleyebiliyor. Bu nedenle, kalabalık ortamlardan kaçınmak ve elleri sık sık yıkamak gibi önlemlerin mutlaka alınması, hekimlerin önerdikleri grip ve zatürre gibi aşıların ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Akdeniz tipi beslenin</strong>   </p>
<p>Doğal iltihap sökücüler olarak tanımlanan zeytinyağını, cevizi, taze sebzeleri ve omega 3 açısından zengin balıkları sık tüketmeyi alışkanlık edinin. Ayrıca, bilimsel çalışmalar net bir sonuç vermemiş olsalar da zerdeçalın iltihap üzerinde baskılayıcı etkisi olduğu düşünülüyor. </p>
<p><strong>Lahana modeli giyinin</strong> </p>
<p>Tek bir kalın kazak yerine, kat kat giyinmeyi (lahana usulü) alışkanlık edinin. Lahana modeli giyinmek vücut ısısını katmanlar arasında hapsederek eklemlerinizi sıcak tutuyor, böylece sertleşmelerini önlüyor.  Yine aynı nedenle, özellikle eldiven ve yün çorap kullanarak el ile ayak bileklerinizi korumayı asla ihmal etmeyin.  </p>
<p><strong>Sıcak uygulama yapın</strong> </p>
<p>Sabah tutukluğunu çözmek için sıcak suyla duş almanız kasları gevşetiyor ve eklem hareketlerini kolaylaştırıyor. Ancak, eğer eklemlerinizde aktif şişlik, kızarıklık veya sıcaklık (alevlenme) varsa, o bölgeye sıcak uygulama yapmayın, hekiminize haber verin. </p>
<p><strong>İlaçlarınızda değişiklik yapmayın! </strong></p>
<p>Romatoid artrit tedavisinde son 20 yılda devrim yaratan gelişmeler yaşanıyor. Artık hedef sadece ağrıyı kesmek değil, hastalığı uyutmak, bir başka deyişle sorunu tamamen baskılamak. Romatoloji Uzmanı Dr. Öğretim üyesi Mehmet Karaarslan, “Ancak, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için hekiminize danışmadan &#8216;Ağrım arttı, ilacı artırayım&#8217; veya &#8216;Hastalandım, ilacı keseyim&#8217; diyerek, ilaçlarınızda değişiklik yapmayın” uyarısında bulunuyor. Ayrıca, hem hastalığın doğası gereği hem de yapılan tedavilerin etkilerinin görülmesi için muayenelerinizi aksatmamanız da atakların önlenmesinde kilit rol üstleniyor” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>D vitamini seviyenizi ölçtürün</strong></p>
<p>Kışın güneşten mahrum kalmak D vitamini eksikliğine yol açıyor, bu durum kemik ağrılarının daha yoğun hissedilmesine ve yorgunluk şikayetlerinin artmasına sebep olabiliyor. Bu nedenle, D vitamini seviyenize baktırmanız ve  ihtiyaç halinde hekiminizin kontrolünde takviye kullanmanız öneriliyor.<strong> </strong>Ayrıca, omega – 3 balık yağı takviyeleri eklem sertliğini azaltmaya yardımcı olabiliyor.</p>
<p><strong>Stres yönetimine dikkat! </strong></p>
<p>Stres, romatoid artrit ataklarını tetikleyebiliyor. Dolayısıyla, yoga, meditasyon veya basit nefes egzersizleriyle stresinizi yönetmeniz çok önemli. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eklemlerde-artan-agri-sislik-ve-sertlige-dikkat-608005">Eklemlerde artan ağrı, şişlik ve sertliğe dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıbadem Üniversitesi NeuroConnect Sempozyumu&#8217;nda Sinir Biliminin öncü isimleri bir araya geldi…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-neuroconnect-sempozyumunda-sinir-biliminin-oncu-isimleri-bir-araya-geldi-607178</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:43:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[biliminin]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[neuroconnect]]></category>
		<category><![CDATA[Nörobilim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acıbadem Üniversitesi, sinir bilimin (nörobilim) güncel araştırma alanlarını ve geleceğe yön veren yaklaşımlarını bir araya getiren “NeuroConnect Sinir Bilimi Günü” ile akademi dünyasında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-neuroconnect-sempozyumunda-sinir-biliminin-oncu-isimleri-bir-araya-geldi-607178">Acıbadem Üniversitesi NeuroConnect Sempozyumu&#8217;nda Sinir Biliminin öncü isimleri bir araya geldi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi, sinir bilimin (nörobilim) güncel araştırma alanlarını ve geleceğe yön veren yaklaşımlarını bir araya getiren “NeuroConnect Sinir Bilimi Günü” ile akademi dünyasında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Ufuk Avrupa destekli GEMSTONE Projesi kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenen uluslararası etkinlik, genç araştırmacılar ile nörobilimin önde gelen bilim insanlarını aynı platformda buluşturdu.</strong></em></p>
<p><em><strong>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı ve GEMSTONE Projesi Yürütücüsü Prof. Dr. Filiz Onat başkanlığında, Sinir Bilimi Anabilim Dalı koordinasyonunda; ACUTBAT, Acıbadem Üniversitesi Nörobilim Öğrenci Kulübü ve Sinir Bilimi Öğrenci Araştırma Grubu iş birliğiyle gerçekleşen ACU NeuroConnect sempozyumu, nörobilimde ağ temelli yaklaşımlar, gen ve hücre tedavileri, nörodejeneratif hastalıkların mekanizmaları, yapay zekâ ve büyük veri uygulamaları gibi başlıklara odaklandı. Uluslararası etkinliğin bilimsel çerçevesini şekillendiren Prof. Dr. Filiz Onat, “Bugün beyni, izole merkezlerden oluşan bir yapı gibi değil; sürekli iletişim hâlindeki dinamik bir ağ olarak ele alıyoruz. Bu bakış açısı, öğrenme, hafıza ve duygulanım bozukluklarını anlamada devrim niteliğinde” şeklinde konuştu…</strong></em></p>
<p><em><strong>ACU NeuroConnect’in bilimsel temelini oluşturan GEMSTONE Projesi, epilepsi ve Parkinson hastalıklarının nörogelişimsel mekanizmalarını sinir bilim odağında ele alırken; ileri araştırma teknolojileri, genetik ve transgenik modeller ile güçlü uluslararası iş birlikleri aracılığıyla üniversitenin nörobilim alanındaki araştırma kapasitesini ve uluslararası görünürlüğünü güçlendirmeyi amaçlıyor…</strong></em></p>
<p>Nörobilimde son yıllarda yaşanan dönüşümü bütüncül bir bakışla değerlendiren Prof. Dr. Filiz Onat, beynin artık tek tek bölgeler üzerinden değil, etkileşim hâlindeki ağlar üzerinden ele alındığını vurgulayarak, bu yaklaşımın özellikle bilişsel süreçler ve nöropsikiyatrik bozuklukların anlaşılmasında belirleyici olduğunu ifade ediyor. Fonksiyonel görüntüleme tekniklerindeki ilerlemelerin sağlıklı ve hastalıklı beyin arasındaki farkların daha erken ve hassas biçimde saptanmasına olanak tanıdığını belirten Prof. Dr. Filiz Onat, “Yapay zekâ ve büyük veri analizlerinin nörobilime entegrasyonu çok önemli. Yapay zekâ, nörobilimin yerini alan bir araç değil; aksine insan beyninin karmaşıklığını çözebilmemiz için bize yeni bir pencere açıyor” diyor. </p>
<p>Prof. Dr. Filiz Onat, nörobilimin geleceğinde kişiselleştirilmiş tedavilerin belirleyici olacağını vurgulayarak, genetik, çevresel ve nörofizyolojik verilerin birlikte değerlendirilmesinin önemini şu sözlerle ifade ediyor: </p>
<p>“Artık ‘tek hastalık, tek tedavi’ anlayışından uzaklaşıyoruz. Her beynin kendine özgü bir imzası var ve biz bu imzayı okuyabildiğimiz ölçüde etkili tedaviler geliştirebileceğiz”…</p>
<p><strong>Beyin Hastalıklarında Hücre ve Gen Tedavileri </strong></p>
<p>Sempozyumun önemli konuşmacılarından Lund Üniversitesi Sinir Sistemlerinde Beyin Onarımı ve Görüntüleme (Brain Repair and Imaging in Neural Systems, BRAINS) Departmanı Araştırma Yöneticisi Prof. Dr. Deniz Kırık, Parkinson hastalığına yönelik hücre ve gen tedavilerindeki güncel gelişmeleri kapsamlı biçimde ele aldı. Hücre nakline dayalı yaklaşımların son 30 yılda aşamalı olarak geliştiğini belirten Prof. Dr. Deniz Kırık, geçmişten bugüne yaşanan dönüşümü şöyle özetliyor: </p>
<p>“İlk uygulamalarda primer hücreler kullanılıyordu ve en verimli sonuçlar fetüsten elde edilen dopamin hücreleriyle alınıyordu. Ancak teknik ve etik sorunlar nedeniyle, bugün odağımız kök hücre temelli yaklaşımlara kaymış durumda.”</p>
<p>Hayvan deneylerinden elde edilen olumlu sonuçların ardından klinik çalışmaların başladığını ve insan kök hücrelerinden elde edilen dopamin hücrelerinin belirli beyin bölgelerine nakline dayalı çalışmaların önümüzdeki yıllarda önemli sonuçlar verebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Deniz Kırık, “Önümüzdeki 3–5 yıl içinde, potansiyeli en yüksek hücre preparatlarının klinik kullanıma girmesini bekliyoruz. Gen tedavilerinde hedef seçimi, hastalığın evresine göre değişiyor. Erken evrede GDNF gibi nörotrofik faktörler, ileri evrelerde ise dopamin sentezine yönelik genler öne çıkıyor. Bugüne kadar örneğin Parkinson hastalığı için kullanılan gen tedavi yöntemlerinde güvenlik açısından ciddi bir sorunla karşılaşmadık” şeklinde konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Nadir Hastalıklar, Yaygın Hastalıkların Tedavisine Işık Tutuyor  </strong></p>
<p>University College London Nöroloji Enstitüsü, Kas Hastalıkları Departmanı’ndan Klinik Araştırmacı Dr. Rauan Kaiyrzhanov, nadir görülen nörolojik hastalıkların genetik temellerine odaklanan çalışmaların çok önemli olduğuna dikkat çekerek, “Özellikle Orta Asya ve Kafkasya popülasyonlarında akraba evliliklerinin yüksek oranda olması,  nadir genetik hastalıkların görülme sıklığını artırıyor. Yaptığımız bilimsel incelemelerde sadece 1.000 aileyi analiz ederek yaklaşık 100 potansiyel yeni hastalık geni belirledik. Bu durum, henüz keşfedilmemiş birçok hastalık mekanizması olabileceğini gösteriyor” diyor…</p>
<p>Nadir hastalık araştırmalarının yalnızca küçük hasta gruplarıyla sınırlı kalmadığını vurgulayan Dr. Rauan Kaiyrzhanov, bu çalışmaların yaygın hastalıkların anlaşılmasına da doğrudan katkı sunduğunu belirtiyor: “Genetik epilepsilerden ailesel hiperkolesterolemiye kadar birçok nadir hastalık çalışması, bugün milyonlarca insanı etkileyen yaygın hastalıkların tedavi yaklaşımlarını şekillendirdi.”</p>
<p>Dr. Rauan Kaiyrzhanov’a göre, nadir hastalık araştırmaları sayesinde, yaygın hastalıkların tedavisinde de doğrudan ilerlemeler sağlandı: “Ailesel hiperkolesterolemi çalışmaları LDL reseptörlerinin rolünü ortaya koyarak, günümüzde yaygın olarak kullanılan statinler ve PCSK9 inhibitörlerinin geliştirilmesine yol açtı. Ailesel obezite çalışmaları leptin–melanokortin yolaklarını ortaya çıkardı ve bu mekanizmalar güncel obezite tedavilerinin temelini oluşturdu. Neonatal diyabet çalışmaları KATP kanal mutasyonlarını tanımlayarak, bazı hassas tedavilerin önünü açtı ve tip 2 diyabet biyolojisine katkı sağladı. Genetik epilepsi araştırmaları, nöronal iyon kanal bozukluklarını açıklayarak hem epilepsi hem de nöropatik ağrı tedavisinde kullanılan ilaçların mekanizmalarını geliştirdi. BRCA1/2 gibi genetik kanser sendromları ise tarama, korunma ve hedefe yönelik tedavilerin geliştirilmesini sağladı”&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong>Genetik Testler ve Dizileme Teknolojileri Hızla Gelişiyor</strong></p>
<p>Özellikle çocuklar ve yetişkinlerde görülen nadir nörolojik hastalıklar üzerinde çalıştığına değinen Dr. Rauan Kaiyrzhanov gelişimsel gecikme, epileptik ensefalopatiler, hareket bozuklukları, ALS, serebellar ataksi, Huntington hastalığı ve Parkinson alanlarında önemli bilimsel araştırmalar gerçekleştirdiklerine dikkat çekiyor. Son yıllarda bu hastalıkların genetik temelini anlamada çok önemli gelişmeler yaşandığını vurgulayan Dr. Rauan Kaiyrzhanov, “Bu alanlarda birkaç önemli ilerleme kaydedildi. Örneğin Parkinson hastalığında ‘Seed aggregation assay’ yönteminin geliştirilmesi, geç başlangıçlı serebellar ataksinin en yaygın genleri olarak FGF14 ve RFC1’in keşfi ve Huntington hastalığında ATM-130 gen tedavisinin geliştirilmesi bunlar arasında yer alıyor” şeklinde konuşuyor…</p>
<p>Dr. Rauan Kaiyrzhanov’a göre genetik testler ve dizileme teknolojilerinin hızla geliştiği bir çağdayız. Bu gelişmelerin nadir görülen nörolojik hastalıkların tanısına büyük katkı sağladığına dikkat çeken Dr. Rauan Kaiyrzhanov, sözlerini şöyle tamamlıyor: </p>
<p>“Son yıllardaki genetik dizileme alanındaki gelişmeler, nadir hastalıkların tanı ve bakımını kesinlikle iyileştirdi. Her yıl yaklaşık 300 yeni hastalık geni tanımlanıyor. Üçüncü ve dördüncü nesil dizileme teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla, bugün çözülemeyen genetik hastalıkların da aydınlatılması ve bu hastalıkların tedavi edilebilmesi mümkün olacak”…</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesi-neuroconnect-sempozyumunda-sinir-biliminin-oncu-isimleri-bir-araya-geldi-607178">Acıbadem Üniversitesi NeuroConnect Sempozyumu&#8217;nda Sinir Biliminin öncü isimleri bir araya geldi…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parkinson cerrahisinde 5 önemli yenilik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/parkinson-cerrahisinde-5-onemli-yenilik-607136</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Pili]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisinde]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>
		<category><![CDATA[yıllar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607136</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda genellikle “titreme hastalığı” olarak bilinen Parkinson hastalığı, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinson-cerrahisinde-5-onemli-yenilik-607136">Parkinson cerrahisinde 5 önemli yenilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda genellikle “titreme hastalığı” olarak bilinen Parkinson hastalığı, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Hayri Kertmen</strong> “Parkinson hastalığı titreme, hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertleşme ve denge sorunları gibi belirtilerle seyreder. Son yıllarda yapılan gözlemler, tanısı genellikle <strong>50–55 yaş civarında</strong> konulan hastalığın daha genç yaşlarda da ortaya çıktığını göstermektedir” diyor. Sevindirici olan gelişmenin ise; tıp teknolojisindeki hızlı gelişmelerle hastalığın cerrahi tedavisinde daha esnek yaklaşımlar uygulanabilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kertmen, ileri teknoloji döneminin getirdiği yenilikleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Beyinde hücre yıkımıyla ilerleyen ve Alzheimer’dan sonra görülme sıklığında ikinci sırada yer alan Parkinson hastalığı günümüzde artık genç yaşlarda da kapıyı çalabiliyor. Bu durumun ‘erken başlangıçlı Parkinson hastalığı’ olarak tanımlandığını belirten <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Hayri Kertmen</strong> “Günümüzde Parkinson hastalarının yaklaşık yüzde <strong>5–10’unda hastalık 40 yaşından önce</strong> başladığı görülmektedir. Erken yaşta Parkinson hastalığında genetik faktörler önemli rol oynamaktadır. Ayrıca <strong>bazı tarım ilaçları, ağır metallere maruz kalma ve hava kirliliği gibi çevresel etkenler</strong> de hastalığın daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabilmektedir” diyor.</p>
<p><strong>Günümüzde daha erken tanı konulabiliyor</strong></p>
<p>Son yıllarda tıp teknolojisinin gelişmesi ve toplumsal farkındalığın artmasıyla hastalığa daha erken ve daha doğru tanı konulabildiğini <strong>söyleyen Prof. Dr. Kertmen “</strong>Parkinson’un ilk ve en önemli tedavisi <strong>ilaç tedavisidir</strong>. Hastalığın ilk yıllarında özellikle dopamin içeren ilaçlar, genellikle çok iyi sonuç verdiği için halk arasında <strong>“balayı dönemi”</strong> olarak adlandırılır. Ancak zamanla ilaçların etki süresi kısalır; gün içinde daha sık ilaç alma ihtiyacı doğar. Bazı hastalarda ilaçlara bağlı istem dışı aşırı hareketler ortaya çıkabilir, doz sonu kötüleşmeleri yaşanabilir ve yaşam kalitesi belirgin şekilde bozulur. Bu durumlarda, titremesi kontrol altına alınamayan hastalarda cerrahi tedavi gündeme gelir” diyor. </p>
<p><strong>Temel hedef, başkalarına bağımlılığı azaltmak ve yaşam kalitesini artırmak</strong></p>
<p>Cerrahi tedavinin (beyin pili) her hastaya, hemen uygulanan bir yöntem olmadığını, uygun hastalarda cerrahinin daha erken dönemde uygulanmasının ise çok büyük faydalar sağladığını vurgulayan Prof. Dr. Kertmen şöyle konuşuyor: “Böylece hastanın başkalarına bağımlılığı azalır ve yaşam kalitesi önemli ölçüde artar. Hastaların büyük bölümünde ilaç ihtiyacı azalırken, bazılarında hiç gerek kalmaz. Tedavi süreci, hastanın klinik durumuna göre yeniden düzenlenir. Cerrahi sonrası düzenli kontroller, pil ayarlarının yapılması ve egzersiz ile fizik tedavinin günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesi durumunda ise hastanın kendi yemeğini yiyebilmesi, düğmesini ilikleyebilmesi ve daha güvenli yürüyebilmesi gibi becerilerin kazanımıyla bağımsız bir yaşam sürmesi mümkün olabilmektedir.”</p>
<p><strong>Beyin pili için artık uzun yıllar beklemek gerekmiyor</strong></p>
<p>Eskiden geçerli olan “beyin pili için mutlaka yıllarca beklemek gerekir” anlayışının günümüzde yerini hastaya özel ve bilimsel verilere dayanan daha esnek bir yaklaşıma bıraktığını belirten Prof. Dr. Hüseyin Hayri Kertmen “Tanının net konulması ve ilaçlardan sağlanan faydanın azalması durumunda, uygun hastalarda beyin pili ameliyatı için artık yıllarca beklemek gerekmiyor. Ancak ameliyat kararı; nöroloji ve beyin cerrahisi başta olmak üzere deneyimli bir ekip tarafından, hastanın genel durumu, zihinsel ve psikolojik özellikleri de göz önünde bulundurularak verilmelidir. Buradaki temel amaç; acele etmek değil, hastaya en fazla faydayı sağlayacak doğru zamanı yakalamaktır” diyor.</p>
<p><strong>Parkinson cerrahisinde 5 önemli yenilik</strong></p>
<p>Parkinson hastalığının cerrahi tedavisinde son yıllarda önemli teknolojik ilerlemeler sayesinde, özellikle beyin pili (Derin Beyin Stimülasyonu) uygulamalarının, geçmişe kıyasla hem daha hassas hem de hastaya özel çözümler sunabilir hale geldiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kertmen 5 önemli yeniliği şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li>Günümüzde kullanılan yönlendirilebilir elektrotlar sayesinde, tedavi etkinliği artarken, konuşma bozukluğu vb yan etkiler azalmaktadır. </li>
<li>Akıllı (adaptif) beyin pili sistemleri sayesinde tedavi daha dengeli, daha kişiselleştirilmiş ve daha etkili olabilmektedir. </li>
<li>Cerrahi tekniklerdeki gelişmeler sayesinde, ameliyat esnasında artık çoğu hastanın uyanık kalma zorunluluğu yoktur. </li>
<li>Gelişmiş görüntüleme yöntemleri kullanılarak elektrotlar, hasta genel anestezi altındayken milimetrik doğrulukla hedef bölgeye yerleştirilebilmekte, bu da ameliyat sürecini hasta açısından daha konforlu hale getirmektedir. </li>
<li>Yeni nesil şarj edilebilir ve uzun ömürlü pil sistemleri ile pil değişim sıklığı önemli ölçüde azalmıştır. Kablosuz olarak şarj edilebilen bu piller, 10–15 yıla kadar kullanılabilmekte ve hastaların tekrar ameliyat olma ihtiyacını büyük ölçüde azaltmaktadır</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinson-cerrahisinde-5-onemli-yenilik-607136">Parkinson cerrahisinde 5 önemli yenilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akademiden küresel pazara: Prof. Dr. Selim Ünlü, inovasyonun yol haritasını anlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akademiden-kuresel-pazara-prof-dr-selim-unlu-inovasyonun-yol-haritasini-anlatti-606591</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 08:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademiden]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[fikri]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Atlas Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[lab]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[pazara]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[selim]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[ticari]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606591</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD Boston Üniversitesi’nde biyoteknoloji alanında çalışmalar yürüten, İstanbul Atlas Üniversitesi Uluslararası Danışma Kurulu Üyesi, bilim insanı Prof. Dr. Selim Ünlü, laboratuvarda çalışılan bir projeyi ticari bir ürüne dönüştürmenin sabır isteyen ve uzun yıllara yayılan bir süreç olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akademiden-kuresel-pazara-prof-dr-selim-unlu-inovasyonun-yol-haritasini-anlatti-606591">Akademiden küresel pazara: Prof. Dr. Selim Ünlü, inovasyonun yol haritasını anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>ABD Boston Üniversitesi’nde biyoteknoloji alanında çalışmalar yürüten, İstanbul Atlas Üniversitesi Uluslararası Danışma Kurulu Üyesi, bilim insanı Prof. Dr. Selim Ünlü, laboratuvarda çalışılan bir projeyi ticari bir ürüne dönüştürmenin sabır isteyen ve uzun yıllara yayılan bir süreç olduğunu söyledi. Ürüne dönüştürülmek istenen fikrin öncelikle toplumda bir ihtiyacı karşılaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Selim Ünlü, “Bu ürün, Minimum Viable Product (MVP) yani minimum uygulanabilir ürün olmalı. Bilimsel gelişme, hep gözlemden kaynaklanmıştır. Tüketicinin ihtiyacının belirlenip o ürün ya da teknolojiyi geliştirmek lazım. Çünkü orası senin pazarın oluyor, yoksa o ürünü kimse almaz çünkü ona ihtiyaç yoktur” dedi. Laboratuvarda çalışılan projeyi ticari ürüne dönüştürmede en önemli bir başka noktanın ise patent olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Ünlü, fikri mülkiyete sahip çıkılması gerektiğini söyledi.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Akademik bilginin ticarileşmesini stratejik önceliğinde konumlandıran İstanbul Atlas Üniversitesi bünyesindeki IRIS Lab’ın kurulmasına da öncülük eden Prof. Dr. Selim Ünlü, Atlas Vadi Kampüsü ziyaret etti. Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Yusuf Elgörmüş ve Rektör Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ile görüşen Prof. Dr. Selim Ünlü, akademisyen ve öğrencilerle de bir araya geldi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi ve Meslek Yüksekokulu tarafından Creative Lab’da düzenlenen seminerde bilim insanı Prof. Dr. Selim Ünlü, “From Academic Lab to the Real World with Global Connections” başlıklı konuşmasında öğrencilere akademik ve bilimsel çalışmalarının yanı sıra girişimcilik ve kariyer yolculuğu alanındaki deneyimlerini aktardı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi’nde özellikle ilaç moleküllerinin etkileşimleri üzerine çalışmalar yürüten IRIS Lab’ın kurulmasına öncülük eden Prof. Dr. Selim Ünlü, akademik laboratuvardan gerçek dünyaya geçerken yapılması gerekenleri anlattığı konuşmasında sabun köpüğü gibi basit fikirden çok üst seviyeli performansı olan bir biyosensör geliştirme serüvenini anlattı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bilimsel gelişme, hep gözlemden kaynaklanıyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir fendir, ilim ve fenden başka yol gösterici aramak gaflettir, dalalettir, cehalettir” ve “Biz ilhamlarımızı doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz” sözlerini hatırlatan Prof. Dr. Selim Ünlü, “Bu sözler çok anlamlı ve önemli. Etrafımızda ilham alınacak birçok öge var ve gözlem önemli. Etrafınıza alıcı gözle bakmak, gördüğüm bu fenomeni nasıl kullanırım, bu ne işe yarar diye bakabilmek inovasyonun ilk noktasıdır. Her şeye alıcı gözle bakabilirsiniz ve bilimsel gelişme, hep gözlemden kaynaklanmıştır. İnsanlar bir şeyi gözlemliyor, bunu modellemeye çalışıyorlar ve sonra da işe yarar bir hale getirmeye çalışıyorlar. İnovasyon bir uzun yolculuk ve sabır gerektiriyor” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tüketicinin ihtiyacının belirlenmesi gerekiyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bir fikrin ürüne dönüşmesi sürecinin yıllara yayılan bir süreç olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Ünlü, “Fikirler ortaya çıkıyor, bir olgunluğa eriştirtiyorsunuz. Bu süreç birbirini besleyen uzun ve karmaşık bir süreç. Öncelikle pazar araştırmasının yapılması gerekiyor. Öncelikle bu ürün işe yarar mı, bunu anlamaya çalışıyorsun. Bu ürün, Minimum Viable Product yani minimum uygulanabilir ürün olmalı.Tüketicinin ihtiyacının belirlenip o ürün ya da teknolojiyi geliştirmek lazım. Çünkü orası senin pazarın oluyor, yoksa o ürünü kimse almaz çünkü ona ihtiyaç yoktur” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Selim Ünlü, “Size yol gösterecek örnek olarak göreceğimiz insanlar beğendiğiniz insanlar olacak. Hayatımızda hep kelebek etkisini görebiliyoruz. Bir küçük nokta saman alevi gibi büyüyebiliyor” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Sabun köpüğünden uluslararası ticari ürüne…</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İlaç moleküllerinin etkileşimlerini ölçmeyi amaçlayan biyoteknolojik ürünleri nasıl geliştirdiklerine ilişkin çalışmalardan da bahseden Prof. Dr. Selim Ünlü, “İnterformetik ölçümler yani ışık girişimi ile ölçüm yapmak dünyada bilinen en hassas ölçümdür. Biz sabun köpüğünü, bir silisyum alt taşı üzerine gerçekleştiriyoruz. Silisyumu içinde oksijen olan bir ortamda ısıtırsanız üzerinde cam oluşuyor. Silisyum en iyi yarı iletken değil ama bugün bütün kullandığımız tümleşik devreler (integrated circuits) yani bilgisayarların hepsi silisyumdan yapılıyor. Bunun da sebebi silisyumu ısıttığınız zaman bir yalıtkana dönüşmesi. Bu dünyada kullanabileceğiniz en temiz malzeme. Onun üzerine işleyip birtakım biyobelirteçleri yakalayacak molekülleri koyarsanız bundan çoklu bir biyosensör oluşturma imkânınız oluşuyor. Bunu moleküllerin birbiriyle etkileşimini ölçmek için kullanabilirsiniz. Bu sistem kısaca, sensörden gelen ışık/renk bilgisini alıp, moleküllerin birbirleriyle nasıl etkileştiğini hesaplayan, görselleştiren ve cihazı ticari ürüne dönüştüren sistemdir<b>. </b>Yaptığımız işlerden bir tanesi bu. Bu önemli bir teknoloji çünkü tanı kiti ve ilaç geliştireceksiniz moleküller birbirleriyle nasıl etkileşiyor, bunu bilmek istiyorsunuz. Bunu biz bir cihaz haline getirdik. Ticari olarak yapabiliyoruz, sonrasında hedeflerimizi büyüttük. Sabun köpüğü kadar basit bir fikirden uluslararası satabileceğiniz bir ürüne dönüşebildi. IRIS  Biyoteknoloji Şirketi’ni kurduk. OSTİM’de bir torna tezgahında üretime başladık. Yazılım ve elektronik aşamaları tamamladık. İstanbul Atlas Üniversitesi ile iş birliğimiz var” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Ürün geliştirme yelpazemiz devam ediyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gelecekte yapacakları çalışmalara da değinen Prof. Dr. Selim Ünlü, “Işık yansıması ile yaptığımız ölçüm, sabun köpüğü diye düşünürseniz kalınlık ölçüyorsunuz. Şu anda biz onu 1 pikometre seviyesinde yapabiliyoruz. Yani hidrojen atomunun yüzde biri kadar yapıyoruz. O sayede mokelüler etkileşimi ölçebiliyoruz. Yüksek konsantrasyonlu biyobelirteçleri kandan ve serumdan da ölçebiliyoruz ama bir noktada yetersiz kalıyor. Şimdi interformetre ışık toplama becerisini artırdığınız müddetçe yani burada kullandığınız merceğin gücünü artırdıkça daha iyi olabilir. O zaman en sonunda tek tek molekülleri ya da nano parçacıkları görme imkânınız var. Yani bizim ürün geliştirme yelpazemiz devam eden bir süreç. Şu anda üzerinde yoğunlaştığımızda daha yüksek hassasiyette tek tek molekülleri görebileceğimiz teknolojileri ticari olarak oluşturmaya çalışıyoruz” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Projeyi ticari ürüne dönüştürmede patent önemli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Laboratuvarda çalışılan bir projeyi ticari bir ürüne dönüştürmek için gereken en önemli şeyin patent olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Ünlü, “Birincisi patentini alacaksınız. Hayata geçip, bir işe yaramasını istiyorsak, fikri mülkiyet korunmalı. Bu sayede ürüne dönüştürme için daha sağlam bir motivasyon olur. Onun için fikri mülkiyete sahip çıkmak gerekiyor. Türkiye’de son 20 yılda bu alanda önemli çalışmalar yapıldı. İkincisi bulunduğunuz ortamda başarılı olmanız için elinizde ne malzeme varsa onu kullanacaksınız. Amerikalıların söylediği gibi elmanız varsa ondan elma pastası yapacaksın. Boston Üniversitesi’ne gittiğim yıllarda bir fotoniks merkezi kuruldu, enfeksiyon hastalıkları üzerinde çalışıldı. Yaşam bilimleri çok önemliydi. Ben de zaman içerisinde biyosensörlere doğru kaydım. Yeni bir fikriniz varsa bunun Minimum Viable Product yani minimum uygulanabilir bir ürün olması için çalışacaksınız” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Multidisipliner ekip çalışması önemli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bir projede yer alan kişilerin özellikle de akıl hocalarının önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Ünlü, multidisipliner bir ekiple çalışmanın önemini vurguladı. Prof. Dr. Selim Ünlü, akademide inovasyon ve ticarileşmenin mümkün olabileceğini belirterek “Doğru kurgulandığında imkânsız değildir.  Öğrencilerin akademik çalışmasını korumanız lazım. Ticari olarak kim nasıl bir gelir elde edecek, fikri mülkiyet nasıl olacak, bunların belirlenmesi lazım. Sadece alttan bu projeye inanan kişilerin gayreti ile değil, üstten yönetimin de buna destek olması lazım. Baştan iyi kurgulanması lazım. Atlas Üniversitesi olarak siz bunun başındasınız, bu büyük fırsat” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Seminerin ardından kurucusu olduğu İstanbul Atlas Üniversitesi IRIS Lab’ı ziyaret ederek bilgi alan Prof. Dr. Selim Ünlü, İstanbul Atlas Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Yusuf Elgörmüş ile Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve Yeditepe Hastanesi’ni ziyaret ederek akademik iş birlikleri, projeler ve kurumsal temaslarla ilgili görüşmelerde bulundu. </span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akademiden-kuresel-pazara-prof-dr-selim-unlu-inovasyonun-yol-haritasini-anlatti-606591">Akademiden küresel pazara: Prof. Dr. Selim Ünlü, inovasyonun yol haritasını anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den akran zorbalığına karşı önemli adım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-akran-zorbaligina-karsi-onemli-adim-606465</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 12:51:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[akran]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606465</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, aile yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalarını 2026 yılında da sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-akran-zorbaligina-karsi-onemli-adim-606465">Büyükşehir&#8217;den akran zorbalığına karşı önemli adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, aile yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalarını 2026 yılında da sürdürüyor. Bu kapsamda akran zorbalığı gibi aileleri yakından ilgilendiren önemli konular, uzman isimlerin katılımıyla ele alınacak.</p>
<p><b>AKRAN ZORBALIĞI MASAYA YATIRILACAK</b></p>
<p>Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde yürütülen “Ailem Kocaeli Buluşmaları” kapsamında “Akran Zorbalığı” konulu söyleşi programı düzenlenecek. Programda Klinik Psikolog Dr. Mehmet Teber, 21 Ocak Çarşamba günü saat 18.30’da Kocaeli Kongre Merkezi’nde vatandaşlarla bir araya gelecek.</p>
<p><b>AİLELERE REHBERLİK EDECEK BİLGİLER PAYLAŞILACAK</b></p>
<p>Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından organize edilen söyleşide; ebeveynlerin çocuklarını akran zorbalığına karşı nasıl koruyabilecekleri, zorbalık yapan çocuklara karşı nasıl bir tutum sergilenmesi gerektiği ve bu sürecin sağlıklı bir şekilde nasıl yönetileceği konularında bilgilendirme yapılacak.</p>
<p><b>AİLEM KOCAELİ AİLE ODAKLI ÇALIŞMALARIYLA SÜRÜYOR</b></p>
<p>Toplumsal gelişimi desteklemek amacıyla hayata geçirilen Ailem Kocaeli projesi; aile olma ve aile kalabilme süreçlerini güçlendirmeye yönelik kadın, aile ve çocuk temelli çalışmalarla dikkat çekiyor. Proje kapsamında düzenlenen eğitim, seminer ve söyleşi programlarıyla toplumsal farkındalığın artırılması hedefleniyor.</p>
<p><b>GÜVENLİ ÇOCUK ALANI</b></p>
<p>Düzenlenecek söyleşi programı süresince, ailelerin çocukları için güvenli bir çocuk alanı oluşturularak, ebeveynlerin programa rahatlıkla katılım sağlaması amaçlanıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-akran-zorbaligina-karsi-onemli-adim-606465">Büyükşehir&#8217;den akran zorbalığına karşı önemli adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesi Mezunu Elif Kaymaz&#8217;dan önemli başarı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-mezunu-elif-kaymazdan-onemli-basari-606345</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 08:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[elif]]></category>
		<category><![CDATA[kaymaz]]></category>
		<category><![CDATA[mezunu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606345</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (GSTMF) Görsel İletişim Tasarımı Bölümü mezunu Elif Kaymaz, geleneksel Türk motiflerini sürdürülebilir moda anlayışıyla birleştirdiği bitirme projesini, bugün dev holdinglerle iş birliği yapmaya hazırlanan ve ihracat odaklı çalışan “Firue” markasına dönüştürdü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-mezunu-elif-kaymazdan-onemli-basari-606345">Ege Üniversitesi Mezunu Elif Kaymaz&#8217;dan önemli başarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (GSTMF) Görsel İletişim Tasarımı Bölümü mezunu Elif Kaymaz, geleneksel Türk motiflerini sürdürülebilir moda anlayışıyla birleştirdiği bitirme projesini, bugün dev holdinglerle iş birliği yapmaya hazırlanan ve ihracat odaklı çalışan “Firue” markasına dönüştürdü. Dört yıllık dijital pazarlama ve e-ticaret deneyiminin ardından kurumsal hayatın sınırlarını aşarak kendi yolunu çizen genç girişimci, kültürel mirası modern yaşamın estetik bir parçası haline getirmeyi başardı. Firue markasının temel amacı, çoğunlukla eski halılarda ve geleneksel yüzeylerde karşımıza çıkan özgün Türk motiflerini fular ve mendil gibi çağdaş ürünler aracılığıyla modern yaşamın bir parçası haline getirmek.</p>
<p><b>“Yaşayan bir Türk kültürü inşa etmeye çalışıyorum”</b></p>
<p>Firue markasının doğuş sürecini anlatan Elif Kaymaz, “Dijital pazarlama ve e-ticaret alanında edindiğim dört yıllık deneyimin ardından, kurumsal hayata veda ederek üniversite sıralarında filizlenen hayalimin peşinden gitmeye karar verdim. Sürdürülebilirlik ve kültürel miras ekseninde geliştirdiğim markam Firue, bu tutkunun bir ürünü olarak doğdu. Temel amacım; genellikle eski halılarda ve geleneksel yüzeylerde karşımıza çıkan o eşsiz Türk motiflerini, fular ve mendil gibi çağdaş ürünlere taşıyarak modern yaşamın yaşayan bir parçası haline getirmekti. Markamın üretim felsefesinin kalbine çevre duyarlılığını yerleştirdim. Yalnızca estetik değil, aynı zamanda etik bir tasarım anlayışıyla; geri dönüştürülmüş kumaşlar ve doğada atık oluşturmayan viskon kullanarak çevresel etkimizi minimuma indirmeyi hedefliyorum. Bu sayede, tasarım yoluyla kültürel sürekliliği desteklerken &#8216;yaşayan bir Türk kültürü&#8217; inşa etmeye çalışıyorum” dedi.</p>
<p><b>“Firue, güçlü bir aktör olma yolunda ilerliyor”</b></p>
<p>Büyük şirketle proje geliştirme aşamasında olmanın gururunu yasadığını söyleyen Kaymaz, “Firue ile sadece bireysel kullanıcılara değil, kurumsal dünyaya da alternatif bir tasarım dili sunuyoruz. Sektörde yaygın olan, kısa ömürlü ve atık yaratan klasik promosyon ürünlerinin yerine; doğa dostu, derin bir hikâyesi olan ve kültürel değer taşıyan tasarımları konumlandırdık. Bu vizyonumuz kısa sürede büyük bir ilgiyle karşılandı; bugün 12’den fazla holding seviyesindeki büyük şirketle proje geliştirme aşamasında olmanın ve kurumsal tasarım alanında güçlü bir aktör haline gelmenin gururunu yaşıyoruz. Bu yolculuğun en anlamlı duraklarından biri de, hikâyenin başladığı yer olan okulumdu. Ege Üniversitesi GSTMF Dekanı Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa, Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cem Güzeloğlu ve kıymetli hocalarımı ziyaret ederek, bir bitirme projesi olarak başlayan bu serüvenin geldiği noktayı onlarla paylaştım. Yolun en başında projeme inanan ve beni destekleyen hocalarıma minnettarım; onların akademik desteği, elde ettiğimiz bu başarının en önemli temel taşlarından biridir” dedi.</p>
<p>Bir öğrenci projesi olarak başlayan Firue’nin bugün uluslararası pazarda yer bulması, üniversite temelli projelerin doğru vizyon ve sürdürülebilir yaklaşımlarla nasıl güçlü markalara dönüşebileceğinin en canlı örneğini sunuyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesi-mezunu-elif-kaymazdan-onemli-basari-606345">Ege Üniversitesi Mezunu Elif Kaymaz&#8217;dan önemli başarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de Opera Binası İnşaatı ile İlgili Önemli Açıklama</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-opera-binasi-insaati-ile-ilgili-onemli-aciklama-605926</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 20:23:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[binası]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[kararı]]></category>
		<category><![CDATA[lgili]]></category>
		<category><![CDATA[nşaatı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[opera]]></category>
		<category><![CDATA[Opera Binası]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605926</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, meclis toplantısında Çankaya Katlı Otoparkı ve opera binası inşaatı ile ilgili açıklama yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-opera-binasi-insaati-ile-ilgili-onemli-aciklama-605926">İzmir&#8217;de Opera Binası İnşaatı ile İlgili Önemli Açıklama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Mahkeme kararı ve bakanlık yazışmalarını muhalelefet meclis üyelerine elden ulaştıran ve eleştirilerin doğru olmadığını ifade eden Başkan Tugay, “Çerçeveleterek gönderenler var, ben ise size böyle çerçevesiz gönderiyorum. Kusura bakmayın” ifadelerini kullandı. Başkan Tugay, opera binası için 2026 yılı bütçesinden ödenek ayrıldığını ve bu dönem hizmete almayı planladıklarını söyledi.</p>
<p> İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ocak ayı olağan meclis toplantısının ikinci oturumu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay başkanlığında gerçekleşti. Kültürpark 4 Nolu Hol’deki Meclis Toplantı Salonu&#8217;ndaki oturumda, gündem maddelerine geçilmeden önce söz alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, riskli yapı olarak tescil edilmiş olan Çankaya Katlı Otoparkı ve Karşıyaka’daki opera binası inşaatı ile ilgili açıklama yaptı. AK Parti Grubu’ndan yöneltilen iddiaları belgeleriyle tek tek yanıtlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay, ilgili yazışmaları ve kararları muhalafet grubu meclis üyelerine iletti.</p>
<p> <strong>“Mahkeme kararı var, kafa karıştırılması yanlış”</strong><br /> Çankaya Katlı Otoparkı’na ilişkin hukuki süreci aktaran ve iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 6306 sayılı Kanun’u hatırlatarak şu açıklamalarda bulundu:<br /> “Bir yapının 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli olarak tespit edilmesi durumunda, o yapıyla ilgili ister yıkım ister güçlendirme kararı verilsin, tahliye şartı bulunmaktadır. Bu, kanunen zorunlu bir durumdur. Riskli yapı kararı alındığında tapuya şerh düşülür. Şu anda bu otopark yapısının tapusunda da şerh bulunmaktadır. Bu şerh, ancak yapı güçlendirildiğinde ya da yıkıldığında kaldırılabilir. Risk değerlendirmesinin usule uygun yapılmadığı yönünde iddialar var. Ancak bunun doğru olmadığını ortaya koyan mahkeme kararı bulunmaktadır. Bu hususların gözden kaçırıldığını düşünüyorum. Bugüne kadar, bilenlerin zaten bildiğini varsayarak bu konuyu çok fazla gündeme getirmedik. Ancak mahkeme kararıyla riskli olduğu kesinleşmiş bir yapı hakkında, ‘değerlendirme hatalı yapıldı’ gibi iddialarla kamuoyunun kafasını karıştırmaya çalışmak tamamen yanlıştır. Yolu kapatanlar var. Gitsinler tapudan şerhi kaldırsınlar, bu illegal durum ortadan kalksın. Şu an sergilenen tüm tutum ve davranışlar yasaya aykırıdır. Güçlendirme yapılana kadar binanın boşaltılması kanunen zorunludur. Bugüne kadar hem benim dönemimde hem de benden önce gösterilen tolerans, yasal sınırları zorlamış durumdadır. Biz yalnızca esnafımızın mağdur olmamasını istedik ve bu sorunun çözümü için iyi niyetle davrandık. Ancak buranın güçlendirilmesine ilişkin sürecin makul, mantıklı ve uygulanabilir olmadığı görüldüğü için bu kararı zorunlu olarak almak durumunda kaldık. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden daha fazla hissesi bulunan kurumlara, vakıflara ve Ziraat Bankası’na muvafakat verilmediği yönündeki iddialar doğru değildir. Biz muvafakat veriyoruz; ancak herhangi bir sorumluluk üstlenmediğimizi özellikle vurgulayarak bunu yapıyoruz.”</p>
<p><strong>“Bakanlığa neden izin vermediğini sorun”</strong><br /> Opera binası önünde yapılan paylaşımlara ve ‘İzmir Büyükşehir Belediyesi yarım bıraktı’ söylemlerine değinen Başkan Tugay, şu ifadeleri kullandı:<br /> “İnşaata başlayan müteahhitle buranın devam eden hukuki bir süreci vardı. Bu süreçte, bizim ihale yapabileceğimiz aşamaya gelmemiz için hukuki süreç nedeniyle beklememiz on gerekiyordu. Artık önümüz açıldı. Orada bir sorunumuz yok. Biz de Tasarruf Genelgesi nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvurduk. Bu tamamlanmamış opera binasının ikmal inşaatının yapılmasıyla ilgili olarak 29 Ağustos 2025 tarihinde başvuruda bulunduk. Beş aydır bu yazıya bakanlıktan herhangi bir cevap gelmedi. Cevap geldiği gün, bu ikmal ihalesini yapacağız ve bitirilmesi gereken opera binasını tamamlayacağız. Biz bunu bir an önce yapmak istiyoruz, ancak bakanlıktan olumlu bir yanıt gelmedi. Orası iki parselden oluşuyor. Hiç olmazsa bir parselini hızlıca yapalım, tamamına izin vermedilerse belki yarısına izin verirler diye iki parsel olarak ayrı ayrı çalışacağımızı belirten ikinci bir yazı daha gönderdik. Buyurun, siz bakanlığa sorun. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin opera binasının tamamlanması için neden olumlu yanıt verilmediğini söyleyin.”</p>
<p><strong>“Çerçeveletmedim, kusura bakmayın”</strong><br /> Başkan Tugay daha sonra meclisteki görevlilerden ricada bulundu ve bakanlığa iletilen izin belgesini muhatabına verirken, “Özellikle vermek istiyorum. Çerçeveleyerek gönderenler var, ben ise size böyle çerçevesiz gönderiyorum. Kusura bakmayın” ifadelerini kullandı.</p>
<p> <strong>“2026 bütçesinde ödenek ayrıldı, bu dönem hizmete alacağız”</strong><br /> Bu dönem bitmeden binayı hizmete almak istediklerini aktaran Başkan Tugay, “2026 yılı bütçesinde, sermaye giderleri kapsamında 1 milyar 938 milyon lira ödenek ayrılmıştır. Opera binası yapımı işi için daire başkanlığı genel bütçesine gerekli öngörüler yapılmıştır. İhale, bakanlıktan onay geldikten sonra derhal ilgili mimarla revizyon proje konusunda anlaşma imzalanacak. Proje hazırlandıktan sonra iki etap halinde yapılacak. Daha ekonomik bir hale gelmesi için yüksek maliyetli işlerden feragat edeceğiz. Binanın konsepti ve kullanımı değişmeyecek; ancak lüks diyebileceğimiz bazı harcamaları daha ekonomik hale getireceğiz.<br /> Amacımız, inşaatı bir an önce tamamlamak ve bu süreçte belediyeye mümkün olduğunca az yük getirmek. Daha sonra ikmal ihalesi yapılacak, şartname hazırlanacak, ihale süreci yürütülecek, yer teslimi yapılacak ve inşaat hızla tamamlanacak. Hepimizin amacı ve hedefi budur. İnşallah, Allah bir aksilik vermezse, bu dönem bitmeden binayı hizmete almış olacağız” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-opera-binasi-insaati-ile-ilgili-onemli-aciklama-605926">İzmir&#8217;de Opera Binası İnşaatı ile İlgili Önemli Açıklama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Microsoft 2026’nın En Önemli 7 Yapay Zekâ Trendini Açıkladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/microsoft-2026nin-en-onemli-7-yapay-zeka-trendini-acikladi-604807</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 09:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[microsoft]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[trendini]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604807</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ, gerçek etkisinin belirleyici olduğu yeni bir döneme giriyor. Birkaç yıllık deneme ve keşfin ardından 2026, yapay zekânın bir araç olmaktan çıkıp bir ortak hâline geldiği; çalışma, üretme ve problem çözme biçimlerimizi dönüştürdüğü yıl olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/microsoft-2026nin-en-onemli-7-yapay-zeka-trendini-acikladi-604807">Microsoft 2026’nın En Önemli 7 Yapay Zekâ Trendini Açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Yapay zekâ, farklı sektörlerde yalnızca soruları yanıtlayan bir araçtan, insanlarla birlikte çalışan ve uzmanlıklarını güçlendirmelerine destek sunan bir iş ortağı olmaya doğru evrilecek. </p>
<p>Yapay zekâ ajanları dijital meslektaşlar hâline gelirken ve insan yönlendirmesiyle belirli görevleri üstlenirken, kurumlar da yeni risklere ayak uydurmak için güvenliği güçlendiriyor. Öte yandan bu gelişmeleri destekleyen altyapı da olgunlaşıyor; daha akıllı ve daha verimli hâle geliyor. Microsoft, 2026’da izlenmesi gereken 7 trendi şöyle sıralıyor;</p>
<p><strong>1 — Yapay zekâ, insanların birlikte başarabileceklerini artıracak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Yapay Zekâ Deneyimleri Ürün Şefi Aparna Chennapragada’ya</strong> göre 2026, teknoloji ve insanlar arasındaki ittifakların yeni çağı olacak. Son yıllarda odak yapay zekânın soruları yanıtlaması ve problemleri mantık yürüterek çözmesi üzerineyken, sıradaki dalga gerçek iş birliği üzerine olacak. “Gelecek insanları değiştirmekle ilgili değil; onları güçlendirmekle ilgili” diyen Cheenapragada’ya göre yapay zekâ ajanları dijital çalışma arkadaşlarımız olacak. Üç kişilik bir ekibin, yapay zekânın veri işleme, içerik oluşturma ve kişiselleştirme gibi işleri üstlendiği bir dünyada, küresel bir kampanyayı birkaç günde başlatabilecek noktaya geleceğiz. İnsanlar ise strateji ve yaratıcılığı yönetecek. <strong>Chennapragada</strong>’nın meslek profesyonellerine tavsiyesi ise yapay zekâ ile rekabet etmek yerine onunla birlikte çalışmayı öğrenmeleri. Ona göre önümüzdeki yıl “insan rolünü elimine edenlerin değil onu ileri taşıyanların yılı” olacak.</p>
<p><strong>2 &#8211; Yapay zeka ajanları, iş gücüne katılırken yeni güvenlik önlemleriyle donatılacak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Güvenlik Kurumsal Başkan Yardımcısı Vasu Jakkal&#8217;a</strong> göre, yapay zeka ajanları 2026&#8217;da çoğalacak ve günlük işlerde daha büyük bir rol oynayarak, araçlardan ziyade takım arkadaşları gibi davranacaklar. “Kuruluşlar bu ajanlara görevlerde ve karar alma süreçlerinde yardımcı olmaları için güvendikçe, güvenlik alanından başlayarak onlara duyulan güvenin oluşturulması çok önemli olacak. Ajanların, kontrolsüz risk taşıyan &#8216;çift ajan&#8217; haline gelmelerini önlemek için insanlarla benzer güvenlik korumalarına sahip olması gerekiyor&#8221;  diyor <strong>Jakkal.</strong> Bu, her ajana net bir kimlik vermek, erişebileceği bilgi ve sistemleri sınırlamak, oluşturduğu verileri yönetmek ve onu saldırganlardan ve tehditlerden korumak anlamına geliyor. Güvenlik ise sonradan eklenen bir şey olmaktan çıkıp ortamsal, otonom ve yerleşik bir unsura dönüşüyor. Ayrıca, saldırganlar yapay zekayı yeni yollarla kullandıkça, savunucuların da bu tehditleri tespit etmek ve daha hızlı yanıt vermek için güvenlik ajanlarını kullanacağını görüyoruz.</p>
<p><strong>3- Yapay zeka, dünya sağlık çalışanı açığını kapatmaya hazır</strong></p>
<p><strong>Microsoft Yapay Zeka&#8217;nın Sağlıktan Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Dominic King</strong>, sağlık alanında kullanılan yapay zekanın bir dönüm noktası olduğunu söylüyor. “Yapay zekanın teşhis uzmanlığının ötesine geçip semptom triyajı ve tedavi planlaması gibi alanlara da yayıldığını göreceğiz” diyen <strong>King</strong>, sözlerine şöyle devam ediyor: “Sağlık hizmetlerine erişim küresel bir sorun. Dünya Sağlık Örgütü, 2030 yılına kadar 11 milyon sağlık çalışanı açığı öngörüyor; bu da 4,5 milyar insanın temel sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına yol açacak bir açık”. Bu noktada Microsoft Yapay Zeka&#8217;nın Teşhis Orkestratörü (MAI-DxO) sistemi başarısıyla dikkat çekiyor. Bu sistem 2025 yılında karmaşık tıbbi vakaları %85,5 doğrulukla çözdü; bu oran, deneyimli hekimlerin ortalama %20&#8217;lik doğruluk oranının çok üzerinde. Copilot ve Bing uygulamaları da halihazırda günde 50 milyondan fazla sağlık sorusunu yanıtlıyor.</p>
<p><strong>4 &#8211; Yapay zeka araştırma sürecinin merkezinde yer alacak</strong></p>
<p><strong>Microsoft Araştırma Başkanı Peter Lee</strong>, yapay zekanın iklim modellemesi, moleküler dinamik ve malzeme tasarımı gibi alanlarda çığır açan gelişmeleri hızlandırdığını söylüyor. Ancak bir sonraki sıçrama geliyor. 2026&#8217;da yapay zeka sadece makaleleri özetlemek, soruları yanıtlamak ve rapor yazmakla kalmayacak; fizik, kimya ve biyolojideki keşif sürecine aktif olarak katılacak. <strong>Lee</strong>, &#8220;Yapay zeka hipotezler üretecek, bilimsel deneyleri kontrol eden araçlar ve uygulamalar kullanacak ve hem insan hem de yapay zeka araştırma meslektaşlarıyla iş birliği yapacak&#8221; diyor. Bu değişim, yakında her bilim insanının yeni deneyler önerebilen ve hatta bunların bazı kısımlarını yürütebilen bir yapay zeka laboratuvar asistanına sahip olabileceği bir dünya yaratıyor. </p>
<p><strong>5- Yapay zeka altyapısı daha akıllı ve verimli hale gelecek</strong></p>
<p><strong>Microsoft Azure&#8217;un Baş Teknoloji Sorumlusu, Bilgi Güvenliği Sorumlusu Yardımcısı ve Teknik Uzmanı Mark Russinovich</strong>&#8216;e göre, yapay zekanın büyümesi artık sadece daha fazla ve daha büyük veri merkezleri inşa etmekle ilgili değil. Bir sonraki dalga, her bir bilgi işlem gücünün en iyi şekilde kullanılmasını sağlamakla ilgili. <strong>Russinovich</strong>, &#8220;En etkili yapay zeka altyapısı, bilgi işlem gücünü dağıtılmış ağlar üzerinde daha yoğun bir şekilde paketleyecektir. Gelecek yıl, maliyetleri düşürecek ve verimliliği artıracak esnek, küresel yapay zeka sistemlerinin, yani yeni nesil bağlantılı yapay zeka süper fabrikalarının yükselişine tanık olacağız. Yapay zeka artık sadece büyüklüğüyle değil, ürettiği zekanın kalitesiyle ölçülecek&#8221; diyor.</p>
<p><strong>6 &#8211; Yapay Zeka, kod dilini ve arkasındaki bağlamı öğreniyor</strong></p>
<p>Yazılım geliştirmede patlama yaşanıyor ve GitHub&#8217;daki aktivitelerin 2025&#8217;te yeni seviyelere ulaştığı görülüyor. Geliştiricilerin her ay 43 milyon isteği yanıtlamış olması, ekiplerin kodlarında değişiklik önerme ve inceleme yöntemlerinden birinde bir önceki yıla göre %23&#8217;lük bir artış anlamına geliyor. Bu değişiklikleri izleyen yıllık commit (kod gönderimi) sayısı ise bir önceki yıla göre %25 artarak 1 milyara ulaştı. Bu benzeri görülmemiş hız, yapay zekanın yazılımın nasıl oluşturulduğu ve geliştirildiği konusunda giderek daha merkezi bir rol oynamasıyla birlikte sektörde büyük bir değişime işaret ediyor.</p>
<p><strong>GitHub&#8217;ın Baş Ürün Sorumlusu Mario Rodriguez</strong>, bu muazzam hacimden &#8220;depo zekası&#8221; olarak bahsediyor ve 2026&#8217;nın yeni bir avantaj getireceğinin habercisi olduğunu söylüyor. Basitçe ifade etmek gerekirse, &#8220;depo zekası&#8221;, yalnızca kod satırlarını değil, bunların arkasındaki ilişkileri ve geçmişi de anlayan yapay zeka anlamına geliyor. Bir dönüm noktasında olduğumuza işaret eden <strong>Rodrigez</strong>, “Yapay zeka ekiplerin oluşturdukları her şeyi depoladıkları ve organize ettikleri ana merkezler olan kod depolarındaki kalıpları analiz ederek neyin değiştiğini, nedenini ve parçaların nasıl bir araya geldiğini anlayabilir. Bu bağlam, daha akıllı önerilerde bulunmasına, hataları daha erken yakalamasına ve hatta rutin düzeltmeleri otomatikleştirmesine yardımcı olur. Sonuç, geliştiricilerin daha hızlı hareket etmesine yardımcı olan daha yüksek kaliteli yazılım olacaktır. Depo zekası, daha akıllı, daha güvenilir yapay zeka için yapı ve bağlam sağlayarak rekabet avantajı haline gelecektir” diyor.</p>
<p><strong>7 &#8211; Bilgisayar bilimindeki bir sonraki sıçrama, çoğu insanın düşündüğünden daha yakın</strong></p>
<p><strong>Microsoft Discovery ve Quantum&#8217;dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Jason Zander</strong>, ‘’Kuantum hesaplama uzun zamandır bilim kurgu gibi geliyordu. Ancak araştırmacılar, kuantum makinelerinin klasik bilgisayarların çözemediği sorunları ele almaya başlayacağı çağa giriyorlar. Kuantum avantajı olarak adlandırılan bu atılım, toplumun en zorlu sorunlarını çözmeye yardımcı olabilir. Şimdi farklı olan şey, kuantumun yapay zeka ve süper bilgisayarlarla birlikte çalıştığı hibrit bir sisteme geçiş. Yapay zeka verilerdeki kalıpları bulur. Süper bilgisayarlar devasa simülasyonlar çalıştırır. Ve kuantum, molekülleri ve malzemeleri modellemek için çok daha yüksek doğruluk sağlayacak yeni bir katman ekliyor. Bu ilerleme, hataları tespit edip düzeltebilen ve hesaplama yapabilen fiziksel kuantum bitleri olan mantıksal kuantum bitlerindeki gelişmelerle örtüşüyor; bu da güvenilirliğe doğru kritik bir adım. Microsoft&#8217;un Majorana 1&#8217;i, daha sağlam kuantum sistemlerine doğru önemli bir gelişmeyi işaret ediyor. Majorana 1, kırılgan kuantum bitlerini doğal olarak daha kararlı ve güvenilir hale getiren bir tasarım olan topolojik kuantum bitleri kullanılarak inşa edilen ilk kuantum çipi olduğu gibi, aynı zamanda hataları yakalamak ve düzeltmek için tasarlanmış tek kuantum çözümü. Bu mimari, tek bir çip üzerinde milyonlarca kuantum biti bulunan makinelerin yolunu açarak, karmaşık bilimsel ve endüstriyel sorunlar için gereken işlem gücünü sağlıyor. Kuantum avantajı, malzemelerde, tıpta ve daha birçok alanda çığır açacak gelişmelere yol açacak. Yapay zeka ve bilimin geleceği sadece daha hızlı olmayacak, temelden yeniden tanımlanacak&#8221; diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/microsoft-2026nin-en-onemli-7-yapay-zeka-trendini-acikladi-604807">Microsoft 2026’nın En Önemli 7 Yapay Zekâ Trendini Açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yavuz Sultan Selim Köprüsü&#8217;nde HSWIM Teknolojisi ile Kesintisiz Ağırlık Denetimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yavuz-sultan-selim-koprusunde-hswim-teknolojisi-ile-kesintisiz-agirlik-denetimi-3-604670</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 13:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ağır]]></category>
		<category><![CDATA[altyapısı]]></category>
		<category><![CDATA[hswim]]></category>
		<category><![CDATA[köprüsü]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[selim]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604670</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu proje; ağır taşıtların durdurulmadan denetlenmesini sağlayarak trafik ve yolcu güvenliğini artıran, yol altyapısını koruyan ve bakım-onarım maliyetlerini azaltan yenilikçi bir çözüm.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yavuz-sultan-selim-koprusunde-hswim-teknolojisi-ile-kesintisiz-agirlik-denetimi-3-604670">Yavuz Sultan Selim Köprüsü&#8217;nde HSWIM Teknolojisi ile Kesintisiz Ağırlık Denetimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu proje; ağır taşıtların durdurulmadan denetlenmesini sağlayarak trafik ve yolcu güvenliğini artıran, yol altyapısını koruyan ve bakım-onarım maliyetlerini azaltan yenilikçi bir çözüm. Aşırı ve izinsiz yüklerin erken tespiti sayesinde trafik akışı kesintiye uğramazken, ani duruş ve kuyruklanmaların önüne geçilecek. Aynı zamanda yakıt tüketimi ve emisyonların azalmasıyla çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlanacak. Gelişmiş sensör ve veri analitiği altyapısı ise adil, şeffaf denetim ile akıllı ve sürdürülebilir ulaşım politikaları için güçlü bir temel oluşturacak. </strong></p>
<p>Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde hayata geçireceği Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) ile ulaşımda dijitalleşme ve güvenlik adına önemli bir adım daha attı. </p>
<p>Bu teknoloji sayesinde ağır taşıtların aks yükleri ve toplam ağırlıkları, trafik akışını kesintiye uğratmadan, araçlar seyir halindeyken ölçülebilecek. Proje ile ağır taşıtlar durdurulmadan denetlenebilecek, bu sayede trafik akışında kesintiler yaşanmasının önüne geçilecek. Ani duruşlar ve kuyruklanmaların azalmasıyla sürücü ve yolcu güvenliği artırılırken, aşırı yük taşıyan araçların erken aşamada tespit edilmesi yol üstyapısında meydana gelen bozulmaları azaltacak ve bakım-onarım maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlayacak.</p>
<p>İmzalanan anlaşma hakkında bir değerlendirme yapan <em><strong>Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi Genel Müdürü Alper Akar </strong></em> <em>“</em><em>Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde hayata geçireceğimiz Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) ile ağır taşıtların aks yükleri ve toplam ağırlıkları trafikte herhangi bir duraksamaya gerek kalmadan ölçülebilecek. Bu sistem sayesinde hem yol altyapısının korunmasına hem de güvenli ve sürdürülebilir ulaşımın desteklenmesine yönelik önemli bir adım daha atıyoruz. Fizibilite, kurulum, entegrasyon ve test süreçlerinin ardından sahada aktif olarak devreye alınacak bu teknoloji; Intetra ve alanında uzman teknik ekiplerimizle yürütülen güçlü iş birliklerinin bir sonucu olarak, veri odaklı ve yenilikçi altyapı çözümlerimize önemli katkı sağlayacak.” </em>dedi. </p>
<p><em><strong>Intetra CEO’su Muhammed Alyürük </strong></em>ise<em><strong> </strong></em>proje ile ilgili şu<em><strong> </strong></em>açıklamalarında bulundu:</p>
<p><em>Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi ülkemizin en önemli geçiş noktalarından birinde, köprünün işletmesini başarıyla yürüten ICA ile birlikte çok değerli bir projeyi hayata geçirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) projemiz kapsamında; köprünün hem Avrupa–Asya hem de Asya–Avrupa yönlerindeki girişlerinde, araçların ağırlıkları durmaksızın ve yüksek hızda ölçümlenebilecek. Bu proje, Türkiye’deki ilk örnek uygulamalardan biri olmasının yanı sıra, akıllı ulaşım sistemleri alanında ülkemizin ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından da son derece gurur verici. Intetra olarak; akıllı ulaşım sistemlerine yön veren projelerde yer almaktan, teknolojimizi dünyanın en özel mühendislik yapılarından birine entegre etmekten ve geleceğin ulaşım altyapısına katkı sunmaktan büyük heyecan duyuyoruz.</em></p>
<p>Yakıt tüketimi ve emisyon değerlerini düşürerek çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayacak olan bu proje, akıllı ulaşım sistemleri için güçlü bir veri altyapısı oluşturuyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ndeki bu uygulama, modern ve adil denetim politikalarının Türkiye&#8217;deki en önemli örneklerinden biri olarak konumlanıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yavuz-sultan-selim-koprusunde-hswim-teknolojisi-ile-kesintisiz-agirlik-denetimi-3-604670">Yavuz Sultan Selim Köprüsü&#8217;nde HSWIM Teknolojisi ile Kesintisiz Ağırlık Denetimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soğuk hava ve rüzgar cildi kurutuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soguk-hava-ve-ruzgar-cildi-kurutuyor-604511</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 09:19:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[duş]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kuru]]></category>
		<category><![CDATA[kurutuyor]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604511</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında soğuk hava ve rüzgar, cildin yağ ile nemden oluşan bariyer dengesini zayıflatıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-hava-ve-ruzgar-cildi-kurutuyor-604511">Soğuk hava ve rüzgar cildi kurutuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında soğuk hava ve rüzgar, cildin yağ ile nemden oluşan bariyer dengesini zayıflatıyor. Bunun sonucunda, doğru bakım yapılmazsa, ciltte kuruluk, hassasiyet ve tahriş oluşabiliyor.  Ayrıca, cilt neminin azalmasıyla birlikte bazı egzama türleri kış aylarında daha sık görülüyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural,</strong> kış aylarında yüz, el ve dudak gibi bölgelerin dış etkenlere maruz kalmaları nedeniyle soğuktan daha çok etkilendiklerini belirterek, “Cilt sağlığını korumak için özellikle bu bölgelerin temizleme, nemlendirme ve koruma   aşamalarında kış mevsimine uygun ürünlerin seçilmesi son derece önemlidir” diyor.  <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural,</strong> soğuk havalarda doğru ürün seçimi ve düzenli bakım ile cilt sağlığının korunabileceğini, olası problemlerin ise büyük ölçüde önlenebileceğini ifade ediyor.  <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural,</strong> cilt kuruluğuna karşı dikkat etmemiz gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Cildinizi doğru ürünlerle nemlendirin</strong></p>
<p>Soğuk havalarda cilt bariyeri zayıfladığı için özellikle kuru ve hassas ciltleri nemlendirmek son derece önemli.  Yağlı ve genç ciltler için su bazlı nemlendiriciler yeterli olurken, kuru ve olgun ciltlerde  ise daha yoğun ürünler öneriliyor. Vücut için uygun olan nemlendiricilerin banyodan hemen sonra uygulanması, ciltte emilimi artırıyor ve krem kalıntısı kalmadığı için kullanım kolaylığı sağlıyor.</p>
<p><strong>Sıcak suyla duş almayın! </strong></p>
<p>Kış aylarında cildin kurumaması için banyo ile duş sıklığının azaltılması, uzun süre ve sıcak suyla yıkanmaktan kaçınılması gerekiyor. Duş süresinin 10 dakikayı geçmemesi, su sıcaklığının ise beden ısısının üzerinde olmaması, yaklaşık 36 derece civarında tutulması önem taşıyor. Sert kese ve liflerin cildi tahriş edebileceği uyarısında bulunan Dr. Yasemin Kural, bu nedenle yumuşak liflerin tercih edilmesi gerektiğini belirterek, “Sık duş alınıyorsa, her seferinde lif kullanımından kaçınılmalıdır. Ayrıca, özellikle kuru ciltlerde banyo yağı içeren temizleyiciler kullanılmalıdır” diyor. Dr. Yasemin Kural, bacaklarda da kuruluk, kaşıntı ve kızarıklık oluşabileceği için duş sonrasında mutlaka nemlendirme işlemi yapılmasına dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>El ve dudaklarınızı ihmal etmeyin </strong></p>
<p>Kış aylarında yüz, eller ve dudaklar daha hızlı kuruyorlar. Dolayısıyla, soğuk havaya çıkmadan önce, yüz ve ellerde nemlendirici  kullanılması, ellere eldiven takılması, ciltte kuruluk ile egzama riskini azaltıyor. Sık yıkanan ellerin her yıkama sonrasında hemen nemlendirilmesi  gerektiğini ifade eden Dr.<strong> </strong>Yasemin Kural,<strong> </strong>“Dudaklar için de pratik kullanımlı dudak nemlendiricilerin  gün içinde sık uygulanmaları fayda sağlamaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Kışın da güneşten mutlaka korunun</strong></p>
<p>Kışın her ne kadar güneş ışınlarına yaz aylarına nazaran daha az maruz kalınsa da, özellikle karlı havalarda ve kayak tatili sırasında yansıyan ışınlar, güneş yanıklarına kolayca neden olabiliyor.  Dermatoloji Uzmanı Dr. Yasemin Kural, dağlık bölgelerde, yüz için etkili olan yüksek faktörlü güneş koruyucuların ve UV korumalı gözlüklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgularken,<strong>   </strong>“Leke oluşumuna yatkın ciltlerde ise güneş koruyucuların dört mevsim kullanılmaları son derece önemlidir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>A ve C vitamini çok önemli! </strong></p>
<p>Sağlıklı ve doğru beslenmek de cildin hasar görmesini önlemede büyük bir önem taşıyor. Antioksidan açısından zengin, A ve C vitamini içeren mevsim sebze ile meyveleri vücut direncini artırıyor ve bu etkisiyle cildimizi koruyor<strong>.</strong>   Her mevsimde olduğu gibi, kışın da 1.5 – 2 litre su tüketiminin yanı sıra bitki çayları ve ceviz gibi yağlı tohumlar da cilt sağlığını destekliyor. Ayrıca, beta glukan, çinko ve D vitamini takviyeleri viral enfeksiyonlardan korurken, cilt sağlığı için de faydalı oluyor.</p>
<p><strong>Pamuklu ve yumuşak kumaşları tercih edin</strong></p>
<p>Özellikle alerjik ve kuru cilt yapısına sahip kişilerde, yün ve sentetik giysilerin doğrudan cilde temas etmeleri kaşıntıya yol açabiliyor. Dolayısıyla, pamuklu ve yumuşak kumaşların tercih edilmesi gerekiyor. Yün giysilerin ise bu kıyafetlerin üzerinde kullanılabileceği belirtiliyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-hava-ve-ruzgar-cildi-kurutuyor-604511">Soğuk hava ve rüzgar cildi kurutuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VBKY&#8217;den Metafizik Bugün serisine yeni bir kitap: &#8220;İlişkiler&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vbkyden-metafizik-bugun-serisine-yeni-bir-kitap-iliskiler-604412</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 08:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bugün]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[metafizik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[serisine]]></category>
		<category><![CDATA[Vbky]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604412</guid>

					<description><![CDATA[<p>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), John Heil’in kaleme aldığı “İlişkiler” adlı eseri okurlarla buluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbkyden-metafizik-bugun-serisine-yeni-bir-kitap-iliskiler-604412">VBKY&#8217;den Metafizik Bugün serisine yeni bir kitap: &#8220;İlişkiler&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), John Heil’in kaleme aldığı <em>“İlişkiler”</em> adlı eseri okurlarla buluşturuyor. <em>Metafizik Bugün </em>serisinin yeni kitabı olan bu çalışma “İlişki” kavramının çağdaş metafizikteki yerini, anlamını ve güncel önemini sorgulayan berrak ve ufuk açıcı bir inceleme sunuyor. </strong></p>
<p>VBKY’nin felsefe kitaplığı, metafiziğin temel konu ve kavramlarına odaklanan <em>Metafizik Bugün</em> serisini yeni bir eserle zenginleştiriyor. John Heil’in kaleme aldığı, Samet Büyükada’nın Türkçeye çevirdiği <em>“İlişkiler”,</em> serinin en yeni kitabı olarak okurla buluşuyor. Heil, felsefede çoğu zaman “tali meseleler” olarak görülen ilişkilerin, aslında dil, düşünce ve varlık üzerine yürütülen tartışmaların merkezinde yer aldığını ortaya koyuyor. Bir şey başka bir şeyle nasıl ilişki kurar? İlişkilerin ontolojik statüsü nedir? Onlara bağımsız bir gerçeklik atfetmeli miyiz, yoksa yalnızca kendinde var olduğunu düşündüğümüz şeylere göreli olarak mı ele almalıyız? Yazar, bu sorular etrafında “ilişki” kavramının doğasını, türlerini ve felsefi anlamını kapsamlı biçimde tartışıyor. Bu çerçevede, özellikle önemli bulduğu F. H. Bradley’nin görüşlerini mercek altına alarak bu düşüncelerin günümüz metafiziği açısından taşıdığı önemi değerlendiriyor. <em>“İlişkiler”,</em> kavramın çağdaş metafizik tartışmalarındaki yerini, bu alana katkı sunan başlıca düşünürleri ve konunun bugün ne ifade ettiğini merak eden herkes için önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.</p>
<p><strong>Kitaptan:</strong></p>
<p><em>“Tarihsel olarak felsefi tartışmalarda ilişkiler çoğunlukla tali me­seleler olarak ele alınmış, daha önemli ve acil metafizik sorun­larla hesaplaşıldıktan sonra değinilmesi gereken artık konular gibi görülmüştür. F. H. Bradley bu noktada bir istisna olarak öne çıkar. Bradley’nin ilişkiler konusundaki görüşlerini ve bun­ların günümüzdeki önemini kavrayabilmek, öncelikle mevcut alternatiflerin anlaşılmasını, bunun da ilişkilerin geleneksel olarak nasıl sınıflandırıldığını ve filozofların onların doğasını ve ontolojik konumunu kavramakta nasıl zorlandığını bilmeyi gerektirir. Bu konudaki tutumlar, ilişkilerin bütünüyle reddedil­mesinden, her şeyin dayanağı olarak en yüksek statüyü onlara vermeye, bu yelpazedeki çeşitli ara konumlara kadar uzanır. İster sevilsin ister nefret edilsin ya da sadece tahammül etmek zorunda kalınsın, ontolojik açıdan ciddi bir metafizikle iştigal edecek hiçbir filozof ilişkileri görmezden gelemez.”</em></p>
<p><strong>Yazar Hakkında;</strong></p>
<p>St. Louis’teki Washington Üniversitesinde felsefe profesörü. Metafizik, zihin felsefesi ve bilgi teorisi alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan Heil, özellikle töz, özellik ve nedensellik kavramlarına ilişkin düşünceleriyle çağdaş metafizik tartışmalarına önemli katkılarda bulunmuştur. Heil, <em>Journal of the American Philosophical Association </em>dergisinin kurucu editörüdür ve günümüzün önde gelen analitik metafizikçilerinden biri olarak kabul edilmektedir. <em>From an Ontological Point of View </em>(2003), <em>The Universe as We Find It </em>(2012) ve <em>Appearance in Reality </em>(2021) gibi önemli eserleri bulunmaktadır.</p>
<p><strong>KÜNYE</strong></p>
<p><strong>Yayınevi: VBKY</strong></p>
<p><strong>Kategori: Felsefe        </strong></p>
<p><strong>Yazan: John Heil</strong></p>
<p><strong>Kitabın adı: İlişkiler </strong></p>
<p><strong>Proje Editörü ve Son Okuma: Merve Nur Yaman </strong></p>
<p><strong>Sayfa Uygulama: Yümna Sarıkaya   </strong></p>
<p><strong>Kapak: Faruk Özcan     </strong></p>
<p><strong>Türkçesi: Samet Büyükada</strong></p>
<p><strong>Sayfa sayısı: 124 </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vbkyden-metafizik-bugun-serisine-yeni-bir-kitap-iliskiler-604412">VBKY&#8217;den Metafizik Bugün serisine yeni bir kitap: &#8220;İlişkiler&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebeğinizi &#8220;Koza Stratejisi&#8221; İle Enfeksiyonlardan Koruyabilirsiniz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bebeginizi-koza-stratejisi-ile-enfeksiyonlardan-koruyabilirsiniz-603964</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 08:21:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşıları]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğinizi]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonlardan]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[koruyabilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[koza]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[stratejisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603964</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni doğan bebekler ve küçük çocuklar, bağışıklık sistemleri henüz tam olarak gelişmediği için bulaşıcı hastalıklara karşı en savunmasız gruplar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeginizi-koza-stratejisi-ile-enfeksiyonlardan-koruyabilirsiniz-603964">Bebeğinizi &#8220;Koza Stratejisi&#8221; İle Enfeksiyonlardan Koruyabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni doğan bebekler ve küçük çocuklar, bağışıklık sistemleri henüz tam olarak gelişmediği için bulaşıcı hastalıklara karşı en savunmasız gruplar arasında yer alıyor. Havaların da soğumasıyla birlikte duyarlı oldukları bu süreçte boğmaca, grip(influenza), RSV (respiratuar sinsityal virüs) ve benzeri solunum yolu enfeksiyonlarında da artış gözlemleniyor. Bebekler ve henüz aşıları tamamlanmayan küçük çocuklarda bu hastalıklar daha ağır seyrederek ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Çocuklardaki bu riskler, ebeveynler ve diğer aile bireylerinin de aktif rol oynadığı “Koza Stratejisi” olarak tanımlanan koruyucu yaklaşımla en aza indirilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Utkucan Uçkun, çocuk ve bebeklerdeki bulaşıcı hastalıkları önleme yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Tüm aile fertleri ve yakınlara önemli görevler düşüyor</strong></p>
<p>Koza stratejisi; ebeveynlerin, kardeşlerin, büyükanne, büyükbaba ve bakıcıların yeni doğan bir bebek için güvenli bir ortam oluşturmasının bir yoludur. Bu korunaklı alanda herkes mikropları bebekten uzak tutmaya çalışır. Akrabaların aşıları günceldir ve el yıkama başta olmak üzere önemli hijyen kurallarına dikkat ederler. Küçük çocuklara, özellikle öksürüyorlarsa veya hasta hissediyorlarsa bebeği öpmemeleri veya çok yaklaşmamaları öğütlenir. Ebeveynlerin, yeni doğan bebeğin kardeşlerinin gittiği kreş veya okullardaki hastalık belirtilerini takip etmesi de gereklidir. Koza stratejisi, yeni doğan bebeği boğmaca, grip (Influenza) ve respiratuar sinsityal virüs (RSV) gibi hastalıklardan korumaya yardımcı olur. Bu enfeksiyonlar solunum problemleri, zatürre, nöbet ve/ya beyin dokusu hasarı gibi ciddi hastalıklara ve/ya komplikasyonlara neden olabilmektedir. Yeni doğmuş bir bebeği kozaladığınızda, onu hasta edebilecek bakteri ve virüslere maruz kalma olasılığını dolaylı olarak azaltabilirsiniz. </p>
<p><strong>Yeni doğan bebekler virüslere karşı daha çok risk altındadır</strong></p>
<p>Yenidoğanların virüs ve bakteri kaynaklı hastalık geliştirme olasılığı, büyük çocuklara ve yetişkinlere göre daha yüksektir. Bağışıklık sistemleri henüz çoğu enfeksiyona nasıl direneceğini öğrenmemiştir. Aşı desteğine ihtiyaçları vardır, ancak bazılarını yaptırmak için henüz çok küçüktürler. Bebekler, boğmacaya karşı koruma sağlayan aşının ilk dozunu 2 aylık olana kadar, grip (Influenza) aşısının ilk dozunu ise 6 aylık olana kadar alamazlar. Aşılarını olmaya başlamadan önceki bu süreçte, yenidoğanlar boğmaca, grip ve/ya RSV gibi hastalıklara maruz kalabilir. Gebeliğin üçüncü üç aylık döneminde (üçüncü trimester) gebenin bu enfeksiyonlara karşı aşılanması, bebeği doğumdan sonra bir süre koruyabilse de; bebeğin kendi bağışıklığını sağlayabilmesi için kendisinin aşılanması gerekir. Dolayısıyla, bu süre zarfında aile bireyleri, bakım verenler veya yenidoğanla sıkı temasta olacak kişilerin, aşılarını güncel tutmaları ve hijyen kurallarına uymaları gerekmektedir. </p>
<p><strong>Arkadaşlarınız ve aileniz için bir mesaj: Bu süreçte hep birlikteyiz</strong></p>
<p>Bir bebeği dünyaya getirmiş olmak, aileniz ve arkadaşlarınızla paylaşmak isteyeceğiniz bir süreçtir. İlk gülümsemelerini ve sevimli esnemelerini görmelerini istersiniz. Ayrıca, gece uyanmalarına ve beslenmelerine uyum sağlarken aile ve arkadaşlarınızın desteğini almak önemlidir. Onları bu sürece dahil etmek ama bir yandan da bebeğinizi enfeksiyonlardan uzak tutmak istersiniz. Önemli olan, desteklerinin bebeğinizi nasıl sağlıklı tuttuğunu görmelerine yardımcı olmaktır. ‘Koza Stratejisi’ne bağlı kalmalarının şu anda alabileceğiniz en iyi destek olduğunu söyleyerek şu açıklamayı yapabilirsiniz; </p>
<ol>
<li>Yenidoğanların mikroplarla temas ettiklerinde hastalık geliştirmeleri daha kolaydır ve bazı hastalıklar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. </li>
<li>Yenidoğanın bağışıklık sisteminin zararlı mikropları nasıl tanıyacağını öğrenmesi gerekir. Aşılar bu amaçla kullanılır ve ciddi hastalıkları önlemede yardımcıdırlar.</li>
<li>Aşıların etki etmesi zaman alır, bu nedenle bu süreçte aile ve arkadaşlarınızın desteğini görmek oldukça önemlidir.</li>
<li>Önerilen aşıları yaptıran aile bireyleri, arkadaşlar ve bakıcıların enfekte olma, bulaştırma ve dolayısıyla bebeği hasta etme olasılığı daha düşüktür.</li>
<li>El yıkama gibi hijyen önlemleri enfeksiyonu önlemeye yardımcı olur. Ancak bu tek başına bebeğinizi enfeksiyondan korumak için yeterli değildir. Kardeşler, büyükanne, büyükbabalar ve bakıcılar gibi ev halkının aşılarının güncel olduğundan emin olmak ek bir koruma katmanıdır. Yenidoğan bebeğinizi RSV, grip ve boğmacaya karşı korumada sadece ebeveyn olarak sizlerin önerilen aşıları yaptırmasından daha etkili bir yöntemdir.</li>
</ol>
<p><strong>‘Koza Stratejisi’ ve yenidoğan bebekte aşılama birlikte yürütülmelidir</strong></p>
<p>Aşılar, milyonlarca çocuğu bir zamanlar yaygın olarak görülen çok sayıda tehlikeli hastalıktan uzak tutarak, güçlü ve sağlıklı bir şekilde büyümelerine yardımcı olmuştur. Boğmaca, hapşırma ve öksürme yoluyla yayılır. Çoğu yenidoğan, bu mikrobu sıkı temas halinde olduğu insanlardan kapar. Boğmaca, yenidoğanlar için ölümcül sonuçlar doğurabilmektedir. Ancak etraflarındaki herkes aşılarını güncel tutar ve ‘Koza Stratejisi’ne bağlı kalırsa, bebeklerin hastalanma olasılığı oldukça düşüktür. Anneler ve bebekleri genellikle birlikte hastalanırlar. Bu nedenle bebek doğmadan önce ve sonrasında hem annenin hem de bebeğin mümkün olduğunca sağlıklı olmalarını isteriz. Anne adaylarının grip (Influenza), Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) ve Boğmaca (Tdap) aşılarını güncelleme amaçlı kendi doktorlarına danışmaları önemlidir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bebeginizi-koza-stratejisi-ile-enfeksiyonlardan-koruyabilirsiniz-603964">Bebeğinizi &#8220;Koza Stratejisi&#8221; İle Enfeksiyonlardan Koruyabilirsiniz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sezaryen Sonrası Normal Doğumun 7 Önemli Avantajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sezaryen-sonrasi-normal-dogumun-7-onemli-avantaji-603571</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 07:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[avantajı]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğumla]]></category>
		<category><![CDATA[doğumun]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sezaryen]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Vajinal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603571</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sezaryen sonrası normal doğumla (SSVD) bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına alan kadınların sayısı giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sezaryen-sonrasi-normal-dogumun-7-onemli-avantaji-603571">Sezaryen Sonrası Normal Doğumun 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sezaryen sonrası normal doğumla (SSVD) bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına alan kadınların sayısı giderek artıyor. SSVD’ye uygun anne adayları, gebelik sürecinin düzenli takibiyle sorunsuz doğum yapabiliyor. Sezaryene göre birçok avantajı olan SSVD konusunda anne adaylarının bilgilendirilmesi önem taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, sezaryen sonrası normal doğum ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Sezaryen doğum bir kural değil</strong></p>
<p>Sezaryen sonrası vajinal doğum (SSVD), daha önce sezaryenle doğum yapmış olan kadınların vajinal doğum yapması anlamına gelir. Kadınların geçmişte sezaryen doğum yapmış olmaları, tekrar hamile kaldıklarında doğumlarını yeniden sezaryen yöntemiyle yapmak zorunda oldukları anlamına gelmez. Sezaryen yöntemiyle yapılan doğumdan sonra, anne adaylarının bir sonraki çocuğunu normal doğumla dünyaya getirmesi, yakın zamana kadar bazı riskler barındırdığı düşünülerek tercih edilmiyordu. Ancak yapılan araştırmalarda SSVD’yi deneyen gebelerde %60-80 oranında başarı elde edildiği görüldü. Bir kez sezaryen doğum yapan her 4 anne adayından 3’ü SSVD için uygundur. SSVD genellikle güvenli bir uygulamadır. Daha önce ilk doğumu vajinal yapıp daha sonraki doğumları sezaryen olanlarda SSVD başarı oranı daha yüksektir. Günümüzde ilk bebeğini sezaryen yöntemiyle dünyaya getiren pek çok kadın, ikinci veya sonraki doğumlarında vajinal doğum yapmayı tercih etmektedir. Sezaryen sonrası normal doğun tüm dünyada teşvik edilmektedir. </p>
<p><strong>Avantajları ile öne çıkıyor</strong></p>
<p>Tekrar sezaryen doğum yapmakla karşılaştırıldığında, vajinal doğumun birçok avantajı bulunmaktadır.</p>
<ul>
<li>Ameliyat izi olmayacaktır.</li>
<li>Enfeksiyon ve ciddi kan kaybı riskinin daha düşüktür.</li>
<li>Bebeğin doğumdan sonra solunum problemi yaşama riski düşüktür.</li>
<li>Bebekle ten teması kurma şansınız daha yüksektir</li>
<li>Başarılı bir şekilde emzirme şansı daha yüksektir. Anne sütü daha kısa sürede gelir. </li>
<li>Hastanede kalış süresi daha kısadır.</li>
<li>Normal hayata dönüş daha hızlıdır. </li>
</ul>
<p><strong>Kadınların bilgi sahibi olması önemli</strong></p>
<p>Daha fazla gebelik planlayan kadınlar için sezaryen sonrası vajinal doğum, risklerin azalması anlamına gelir. Plasenta yapışma anomalileri (akreata gibi) ve sezaryan skar gebelik riskleri azalır. Sezaryen sonrası vajinal doğum (SSVD), tekrarlayan sezaryenleri ve ilişkili potansiyel kısa ve uzun vadeli riskleri önler. SSVD oranlarını artırmak için, kadınların risk ve faydaları hakkında bilgi sahibi olması önemlidir.  </p>
<p><strong>Hangi gebeler SSVD’ye uygun</strong>?</p>
<p>Gebelerin SSVD’ye uygun olup olmadığı birçok faktöre bağlıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Önceki sezaryen kesisi türü:</strong> Rahimde transvers kesi adı verilen alçak, yanal bir kesi kullanır. Alçak transvers kesi geçiren kişiler genellikle SSVD yapabilir. Ancak klasik kesi olarak da adlandırılan yüksek dikey kesi geçirenler genellikle SSVD’ye uygun değillerdir. Çünkü yüksek dikey kesi, rahim yırtılması riskini artırır.</li>
<li><strong>Rahim yırtılması öyküsü:</strong> Daha önce rahim yırtılması geçirmiş kişiler genellikle SSVD’ye uygun değildir.</li>
<li><strong>Geçmişte rahim ile ilgili ameliyat geçirilmiş olması:</strong> Miyom aldırma ameliyatı gibi başka rahim ameliyatları geçirmiş kişilere SSVD önerilmez. Bu ameliyatlardan kalan izler rahim yırtılması riskini artırır.</li>
<li><strong>Diğer sezaryen sayısı:</strong> İki veya daha fazla sezaryen doğum yapmak, SSVD bağlantılı bazı sağlık sorunları riskini artırabilir. </li>
<li><strong>Gebelik aralığı</strong>: Daha erken bir gebelikte doğum yaptıktan sonra 18 aydan kısa bir süre içinde SSVD yapılan kadınlarda rahim yırtılması riski daha yüksektir.</li>
</ul>
<p>Ayrıca sağlık sorunları nedeniyle vajinal doğumu etkileyebilecek sağlık sorunları olan kişilere SSVD denemesi önerilmez. Bu durumlar şöyle sıralanabilir: </p>
<ul>
<li>Plasenta ile ilgili sorunlar olması</li>
<li>Fetüsün vajinal doğumu zorlaştıracak bir pozisyonda bulunması</li>
<li>Üçüz veya daha fazla sayıda gebelik söz konusu olması</li>
<li>Doğumun tetiklenmesine ihtiyaç duyulması</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sezaryen-sonrasi-normal-dogumun-7-onemli-avantaji-603571">Sezaryen Sonrası Normal Doğumun 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serviks Kanserini Önlemenin 6 Önemli Yolu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/serviks-kanserini-onlemenin-6-onemli-yolu-603367</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 08:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önlemenin]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[serviks]]></category>
		<category><![CDATA[Serviks Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[testler]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Serviks kanseri, kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserlerin başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serviks-kanserini-onlemenin-6-onemli-yolu-603367">Serviks Kanserini Önlemenin 6 Önemli Yolu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Serviks kanseri, kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserlerin başında geliyor. En önemli nedeni HPV virüsü olan serviks kanseri, rahmin alt kısmındaki rahim ağzında gelişen tümörlerden kaynaklanıyor. Çoğu zaman yavaş ilerleyen serviks kanseri, erken teşhis ve kişiye özel uygulanan doğru yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Öz,<strong> “</strong>1-31 Ocak Serviks Kanseri Farkındalık Ayı” nedeniyle serviks kanseri ve tedavi yöntemleri hakkında detaylı bilgi verdi.<strong> </strong></p>
<p><strong>30-50 yaş arasındaki kadınlarda daha çok risk altında </strong></p>
<p>Serviks kanseri, en sık 30–50 yaş arasındaki kadınlarda görülmektedir. Ancak yaş dağılımında iki dönemde zirve yapar. Biri 43, diğeri 61 yaş olmak üzere iki dönemde pik yaptığını görmekteyiz. Bu yaş dağılımının en önemli nedeni HPV enfeksiyonunun en sık görüldüğü yaşlar olan 20’li ve 40’lı yaşlardan 15-20 yıl sonrasına denk gelmesidir. Bu nedenle cinsel yaşam başladıktan sonra her yaşta risk vardır ve düzenli tarama büyük önem taşımaktadır. </p>
<p><strong>HPV virüsü serviks kanseri riskini kat kat artırıyor  </strong></p>
<p>Serviks kanserinin en önemli ve temel nedeni, cinsel yolla bulaşan HPV virüsüdür. Yüksek riskli HPV tiplerinden özellikle HPV 16 ve HPV 18 tipleri, serviks kanserlerinin büyük bölümünden sorumludur. Serviks kanseri riskini artıran diğer nedenler de şunlardır;<strong> </strong></p>
<ol>
<li>Erken yaşta cinsel ilişki</li>
<li>Birden fazla cinsel partner</li>
<li>Sigara kullanımı</li>
<li>Bağışıklık sisteminin zayıf olması (özellikle böbrek ve karaciğer nakilli hastalar ve HIV enfeksiyonu gibi bağışıklık sistemini baskılayan durumlar)</li>
<li>Düzenli taramaların yapılmaması </li>
</ol>
<p><strong>HPV aşısını yaptırmayı ihmal etmeyin</strong></p>
<ol>
<li>Düzenli smear ve HPV testleri, kanser oluşmadan önceki hücre değişikliklerini saptayarak hastalığı önlemekte çok etkindir.</li>
<li>Serviks kanseri gelişiminde en önemli risk faktörü HPV enfeksiyonu olduğu için HPV aşısı, serviks kanserine neden olan HPV tiplerine karşı güçlü koruma sağlar ve hayat kurtarıcıdır.</li>
<li>HPV aşısı için ideal yaş aralığı henüz HPV ile karşılaşılmamış ve bağışıklığın güçlü olduğu 9-14 yaş arasıdır. Bu yaş grubundaki hem kız hem de erkek çocuklarına 2 doz şeklinde HPV aşısı yapılması önerilmektedir. </li>
<li>Daha büyük bireylerde de eğer HPV aşısı yapılmadıysa 3 doz aşılama yapılması önerilmektedir. Aşı yapılması için üst yaş sınırı bulunmamaktadır. Her yaştaki bireyler HPV aşılamasından fayda görmektedir. </li>
<li>HPV ile karşılaşmış, hatta HPV’ye bağlı kanser öncülü lezyonları bulunan ve tedavi edilen bireylerde aşılama yapılması kanser öncülü lezyonların tekrar etme riskini önemli oranda azaltmaktadır. </li>
<li>Aşı ve tarama birlikte uygulandığında serviks kanseri büyük ölçüde engellenebilir.</li>
</ol>
<p><strong>Hiçbir belirti vermeden sessizce ilerliyor</strong></p>
<p>Serviks kanseri erken evrede genellikle belirti vermez. Bu nedenle “sessiz” bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Erken evrede tanı koyulan serviks kanseri genellikle tarama testleri sonucunda tanı almaktadır. Görülen ilk belirti ise cinsel ilişki sonrası kanama ve lekelenmelerdir. Bu şikâyetlerden biri varsa mutlaka kadın doğum uzmanına başvurulmalıdır. Serviaks kanserinin ileri evrelerde görülebilecek belirtiler ise şunlardır; </p>
<ul>
<li>Cinsel ilişki sonrası kanama</li>
<li>Adet dışı veya düzensiz kanamalar</li>
<li>Menopoz sonrası kanama</li>
<li>Kötü kokulu vajinal akıntı</li>
<li>Kasık veya bel ağrısı</li>
</ul>
<p><strong>Erken teşhis ve tedavi başarısını artırıyor</strong></p>
<p>Serviks kanseri tanısı biyopsi ile konulabilmektedir. Tarama testlerinde (Pap- smear ve HPV DNA testleri) çıkan anormal sonuçlar doktorunuz tarafından değerlendirildikten sonra biyopsi kararı verildiğinde alınan biyopsi materyali patolojik olarak incelendikten sonra serviks kanseri tanısı konulabilmektedir. Tanı konulduktan sonra doğru tedavi yönteminin belirlenebilmesi için doktorunuzun ek testler ve görüntüleme yöntemlerine başvurması gerekmektedir. </p>
<p>İyi bir fiziki muayene yapılması şarttır. Daha sonra hastalığın bölgesel yayılımının değerlendirilmesi için MR görüntüleme, uzak yayılımının değerlendirilmesi için de genellikle PET-BT görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Bütün sonuçların değerlendirilmesinin ardından hasta için en uygun tedavi yöntemine karar verilmektedir. Tedavi hastalığın evresine, hastanın yaşına ve çocuk isteğine göre planlanmaktadır. Erken evrede çoğu zaman cerrahi yeterli olurken, ileri evrelerde cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi gibi kombine tedaviler uygulanmaktadır. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serviks-kanserini-onlemenin-6-onemli-yolu-603367">Serviks Kanserini Önlemenin 6 Önemli Yolu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KONYARAY Banliyö Hattı&#8217;nda Ray Birleştirme Kaynak Programı Yapıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konyaray-banliyo-hattinda-ray-birlestirme-kaynak-programi-yapildi-603196</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 11:37:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[banliyö]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[birleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[hattı]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[konyaray]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ray]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[teşekkür]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılacak KONYARAY Banliyö Hattı Projesi’nde önemli bir aşama daha tamamlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konyaray-banliyo-hattinda-ray-birlestirme-kaynak-programi-yapildi-603196">KONYARAY Banliyö Hattı&#8217;nda Ray Birleştirme Kaynak Programı Yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılacak KONYARAY Banliyö Hattı Projesi’nde önemli bir aşama daha tamamlandı. KONYARAY Banliyö Hattında Ray Birleştirme Kaynak Programına katılan TCDD Genel Müdürü Veysi Kurt, “Bu projemiz 14 istasyondan oluşuyor. Yüzde 80&#8217;ini tamamlamış durumdayız. İnşallah bu senenin Haziran ayına kadar altyapımızı ve üst yapımızı tamamlayacağız. Sinyalizasyon çalışmamıza devam ediyoruz. Önümüzdeki yıl tamamlayarak Büyükşehir Belediyemizin iş birliği ile projemizi gerçekleştirmiş olacağız” diye konuştu. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Meram Gar’dan başlayıp Pınarbaşı’na kadar gidecek 23 kilometrelik hattımızda çalışmalar kesintisiz bir şekilde devam ediyor. KONYARAY’ı 2027 yılında işletmeye açmayı planlıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a Konya’ya yapılan tüm yatırımlardan dolayı teşekkür ediyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu’na ve TCDD Genel Müdürümüze çok teşekkür ediyorum” dedi. AK Parti Konya Milletvekilleri Mustafa Hakan Özer ve Mehmet Baykan ile AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, projede emeği geçenlere teşekkür etti. Konya Valisi İbrahim Akın, “Yapılan bu hizmetler bugün insanlarımızın ve şehirlerimizin en önemli konusu olan şehir içi trafikte hızı, erişimi ve ulaşımı sağlama noktasında güçlü bir destek verecek” ifadelerini kullandı. </strong></p>
<hr/>
<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılacak KONYARAY Banliyö Hattında Ray Birleştirme Kaynak Programı yapıldı.</p>
<p>Konya tarihinin en önemli ulaşım yatırımlarından biri olan KONYARAY Banliyö Hattı Ray Birleştirme Kaynak Törenine; Konya Valisi İbrahim Akın, AK Parti Konya Milletvekilleri Mehmet Baykan, Mustafa Hakan Özer, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen ile TCDD Genel Müdürü Veysi Kurt katıldı.</p>
<p><strong>“YÜZDE 80&#8217;İNİ TAMAMLAMIŞ DURUMDAYIZ”</strong></p>
<p>TCDD Genel Müdürü Veysi Kurt, şehir içinin omurgasını teşkil eden KONYARAY projesinin önemli bir seviyeye geldiğini ifade ederek, “Konya’nın hem ulusal hem uluslararası projelere bağlantısını kurarken aynı şekilde şehir içi ulaşımını da eksiksiz olarak raylı sistemlerle bağlıyoruz. KONYARAY sadece ana omurgayı teşkil etmiyor, aynı şekilde Konya&#8217;nın diğer raylı sistemlerle bağlantısını da tesis ediyor. Meram Gar ve Selçuklu Gar, havaalanı ve Organize Sanayi Bölgelerimizle de bağlantıyı sağlıyor. Bu projemiz 14 istasyondan oluşuyor. Yüzde 80&#8217;ini tamamlamış durumdayız. İnşallah bu senenin Haziran ayına kadar altyapımızı ve üst yapımızı tamamlayacağız. Sinyalizasyon çalışmamıza devam ediyoruz. Önümüzdeki yıl tamamlayarak Büyükşehir Belediyemizin iş birliği ile projemizi gerçekleştirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın Abdülkadir Uraloğlu’na, Valimize, Büyükşehir Belediye Başkanımıza, milletvekillerimize çok teşekkür ediyoruz. Çok büyük bir koordinasyon ve iş birliği içerisinde yürüyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“YEREL YÖNETİM VE MERKEZİ YÖNETİMİN EN GÜZEL ÇALIŞMA ÖRNEKLERİNDEN BİRİNİ GERÇEKLEŞTİRMİŞ OLUYORUZ”</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, büyükşehirlerin en büyük probleminin trafik sorununu olduğunu ve bunu çözmek üzere raylı sistem yatırımlarına kesintisiz şekilde devam ettiklerini dile getirdi. </p>
<p>KONYARAY’da önemli bir aşamanın tamamlanmasına şahitlik ettiklerini kaydeden Başkan Altay, “İlk ray kaynağını gerçekleştirmiş olduk. Meram Gar’dan başlayıp, Pınarbaşı’na kadar gidecek 23 kilometrelik hattımızda çalışmalar kesintisiz bir şekilde devam ediyor. KONYARAY tamamlandığında trafikten kesintisiz bir şekilde burada raylı sistem çalışmalarına devam edeceğiz. Büyükşehir Belediyemizin araçlarını temin ettiği, Devlet Demiryolları’nın altyapı, sinyalizasyon ve elektrifikasyon işlerini yaptığı ortak bir çalışma. Yerel yönetim ve merkezi yönetimin en güzel çalışma örneklerinden birini burada gerçekleştirmiş oluyoruz” dedi.</p>
<p><strong>CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN İLE BAKAN URALOĞLU’NA TEŞEKKÜR ETTİ</strong></p>
<p>KONYARAY’ı 2026 sonunda tamamlamayı ve 2027 yılında işletmeye açmayı planladıklarını vurgulayan Başkan Altay, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a Konya’ya yapılan tüm yatırımlardan dolayı teşekkür ediyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu’na ve TCDD Genel Müdürümüze çok teşekkür ediyorum. Hangi işle ilgili gitsek çok sıcak bir karşılama ve beklentimizin üzerinde bir ilgiyle karşılanıyoruz. Sayın Genel Müdürümüz bugün de kendisi gelerek, ekibiyle birlikte bu ilk kaynağı gerçekleştirdi. Yüklenici firmamıza ve TCDD’nin tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. Bugün bizi yalnız bırakmayan Sayın Valimize, İl Başkanımıza ve Milletvekillerimize de teşekkür ediyorum. Konya’mıza hayırlı, uğurlu olsun” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“KONYA’MIZI DEMİR AĞLARLA ÖRÜYORUZ” </strong></p>
<p>AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, KONYARAY Banliyö Hattı’nın önemli bir aşamaya gelmesine şahitlik ettiklerini belirterek, “Bir yandan tramvay hattı bir yandan banliyö hattı bir yandan yüksek hızlı tren. Tam anlamıyla baktığınız zaman Konya’mızı demir ağlarla örüyoruz. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımıza, TCDD Genel Müdürlüğümüze teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“AK PARTİ İKTİDARLARI ÇALIŞIYOR, ÜRETMEYE DEVAM EDİYOR”</strong></p>
<p>AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan, Konya’nın Devlet Demir Yolları’nın ana noktalarından birisi olduğunu aktararak, “Demir yolu yolcuğu Konya’da bir kültür, bir yaşam biçimi. Devlet Demir Yolları’mız da Konya’mıza bu alanda çok önemli yatırımlar yapıyor. Şehirde trafik yoğunluğunun azalmasına katkı sağlayacak bir yatırımın çalışmasındayız. Konforlu alanlarda eleştiriler yapılırken AK Parti iktidarları çalışıyor, üretmeye devam ediyor. Yakın zamanda banliyö hattının devreye alınmasıyla birlikte şehir trafik yoğunluğunu azaltıcı adımlardan bir tanesi daha atılmış olacak. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi.</p>
<p><strong>“KONYA TÜRKİYE YÜZYILININ ÖNEMLİ ŞEHİRLERDEN BİRİSİ OLACAK”</strong></p>
<p>AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Hakan Özer, Konya için tarihi günlerden bir tanesine daha şahitlik ettiklerini belirterek, “KONYARAY şehir trafiğine önemli bir katkı sağlayacak. Bununla birlikte şehrin farklı noktalarında raylı sistemle ilgili önemli çalışmalar devam ediyor. Tüm bunlar yerel yönetimlerde Büyükşehir Belediyemiz ile bakanlığımızın ortak çalışmalarının bir vesilesi. İnşallah tüm projeler bittiğinde Konya Türkiye Yüzyılı’nın önemli şehirlerden birisi olacak. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımıza, genel müdürümüze ve Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür ediyor, hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p><strong>“GÜÇLÜ İŞ BİRLİĞİYLE ŞEHİR İÇİ ULAŞIMDA ÖNEMLİ BİR MESAFE KAT EDİLİYOR”</strong></p>
<p>Konya Valisi İbrahim Akın da “Bugün şehirlerimizin en önemli meselelerinden biri hiç şüphesiz ulaşım. Konya’mız hızlı tren hattıyla şehirlerarası ulaşımda önemli bir mesafe kat etmişti. Bugün de Devlet Demir Yolları’mızın ve Büyükşehir Belediyemizin güçlü iş birliğiyle şehir içi ulaşımda da önemli bir mesafe kat ediliyor. Hep birlikte ray bağlantılarının kaynağını gerçekleştirdik. Projemiz çok hızlı bir şekilde ilerliyor. İnşallah Başkanımızın da ifade ettiği üzere önümüzdeki yıl hizmete alınacak. Yapılan bu hizmetler bugün insanlarımızın ve şehirlerimizin en önemli konusu olan şehir içi trafikte hızı, erişimi ve ulaşımı sağlama noktasında güçlü bir destek verecek. Şehrimizdeki bu ulaşım altyapısının bu noktaya gelmesinde emeği geçen başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımıza, Devlet Demir Yolları Genel Müdürümüze ve Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve ekibine çok teşekkür ediyorum” cümlelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konyaray-banliyo-hattinda-ray-birlestirme-kaynak-programi-yapildi-603196">KONYARAY Banliyö Hattı&#8217;nda Ray Birleştirme Kaynak Programı Yapıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kocaeli, 2025&#8217;te sanat ve kültürün merkezi oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocaeli-2025te-sanat-ve-kulturun-merkezi-oldu-603139</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 08:51:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kültürün]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603139</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 2025’te resimden minyatüre, kitap fuarından konser ve sergilere kadar birbirinden önemli kültür-sanat etkinliklerini vatandaşlarla buluşturdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-2025te-sanat-ve-kulturun-merkezi-oldu-603139">Kocaeli, 2025&#8217;te sanat ve kültürün merkezi oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 2025’te resimden minyatüre, kitap fuarından konser ve sergilere kadar birbirinden önemli kültür-sanat etkinliklerini vatandaşlarla buluşturdu. Konservatuvar bünyesinde verilen sanat eğitimi ise bu yıl da geleceğin sanatçılarını yetiştirmeye devam etti.</p>
<p><b>HEDEFİNİ 2025’TE TAÇLANDIRDI</b></p>
<p>Sanayi kenti kimliğine gerçekleştirdiği çalışmalarla kültür-sanat ifadesini eklemeyi başaran Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bu kapsamdaki hedefini 2025 yılında taçlandırdı. Gerçekleştirilen etkinlik ve hizmetlerle kent, sanat ve kültürün merkezi haline geldi. Resimden minyatüre, kitap fuarından konser ve sergilere kadar birçok kültür sanat aktivitesine imza atan Büyükşehir aynı zamanda bu alandaki çalışmalarıyla ülkenin gözlerinin Kocaeli’ne çevrilmesini sağladı.</p>
<p><b>YILIN İLK AYINDA GÜNSELİ KATO AĞIRLANDI</b></p>
<p>2025 yılındaki çalışmalar Kültür Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Kültür Sanat ve Konservatuvar Şube Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildi. Etkinlikler Ocak ayı itibariyle başladı. Büyükşehir Belediyesi yılın ilk kültür sanat etkinliğinde Türkiye’nin yetiştirdiği bir büyük ustayı Kocaelili sanatseverlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşadı. Türkiye’nin seramik, resim ve özellikle minyatür sanatının önde gelen isimlerinden Günseli Kato Seka Sanat İhtisas Merkezi’nin konuğu oldu. “Körfez’in Geleneksel Sanatlar Serüveni” adlı sergisine katılan sanatçı, sanat merkezine olan hayranlığını “Böyle bir mekân İstanbul’da dahi yok. Marmara Bölgesi’nin göz bebeği olan bir mekândasınız. Sanata güç veren Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyorum” ifadeleriyle dile getirmişti.</p>
<p><b>SANATIN BULUŞMA ADRESİ; SEKA SANAT İHTİSAS MERKEZİ</b></p>
<p>Kentin kültür sanat buluşmalarının adresi haline gelen Seka Sanat İhtisas Merkezi yıl içinde birbirinden önemli atölyelere ev sahipliği yaparak, özellikle gençlere güzel ve geleneksel sanatlar alanında teorik ve pratik eğitimler sundu. Söz konusu eğitimler tüm yıl boyunca aralıksız devam etti. Hat, Tezhip, Ebru, Minyatür, Resim, Çocuk Resim, Çini ve Katı’ gibi sanat branşlarında atölyeler düzenlenerek teorik ve pratik eğitimler verildi.</p>
<p><b>AÇILIŞINDAN BU YANA 100 BİNİ AŞKIN ZİYARETÇİ</b></p>
<p>Seka Sanat İhtisas Merkezi açılışından bu yana (2024–2025) 22 sergi ile 73.150 ziyaretçiye ulaştı. 2025’te 13 sergi ile 31.793 ziyaretçiyi sanatla buluşturdu. Bu merkezde 35 sergi,70 atölye,14 söyleşi gerçekleştirildi. 100 bini aşkın ziyaretçi ile üretim, öğrenme ve buluşma aynı mekânda birleşti.</p>
<p><b>KOCAELİ 30. DOĞU MERİDYENİ SERGİSİ</b></p>
<p>Merkezdeki önemli sergilerden biri de, Kocaeli’nin yer aldığı 30° Doğu Meridyeni’nden ilham alınarak oluşturulan “Bir Zaman Fraktalı” sanat koleksiyonu oldu. Prof. Dr. Uğur Batı küratörlüğünde ve ressam Akın Ekici’nin sanat yönetiminde hazırlanan sergide Kocaeli’nin ikonik mimari unsurları, doğası ve tarihi, fraktal geometri ve zaman döngüsü metaforlarıyla yeniden yorumlandı. Kocaelililer sergide; yağlıboya, batik, seramik, kûfi hat, ma’kıli hat, ipek baskı ve serigrafi gibi farklı tekniklerle hazırlanmış 60’ı aşkın eseri bir arada görme şansı buldu.</p>
<p><b>ÖNEMLİ GÜN VE AYLAR UNUTULMADI</b></p>
<p>Kültür sanat etkinlikleri içinde önemli gün ve aylar unutulmadı. Yılın başlarında Ramazan ayının müjdecisi olan üç aylar nedeniyle Gebze ve İzmit’te iki ayrı program gerçekleştirildi. Büyükşehir,  Berat Kandili ve Miraç Gecesi için özel bir programlar düzenledi.</p>
<p><b>ÖĞRETMELERİMİZE UNUTULMAZ 24 KASIM HEDİYESİ</b></p>
<p>24 Kasım Öğretmenler Günü de yine önemli gün ve haftalar kapsamında etkinlik takviminin başında yer aldı. Büyükşehir, bu önemli gün kapsamında Gebze ve İzmit’te iki ayrı konser düzenlendi. Gebzeli öğretmenler, Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi’nde türkülerle günlerini kutlarken,  Kocaeli Kongre Merkezi de Tuğçe Kandemir konserine ev sahipliği yaptı. Öğretmenler her iki konserde de halaylar çekerek, türküler söyleyerek unutulmaz bir 24 Kasım akşamı yaşadı.</p>
<p><b>KOROLAR MÜSİKİSEVERLE BULUŞTU</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yeni yılın ilk ayında sevilen korolarını vatandaşlarla buluşturdu. Kadınlar, Nev Eda ve Türk Sanat Müziği Koroları verdikleri birbirinden güzel konserlerle Türk sanat müziğinin en güzel ve en seçkin eserlerini musiki severler için seslendirdi. Konserleri beğeni ile izleyen vatandaşlar zaman zaman yerlerinden kalkarak eserlere oyunlarıyla eşlik etti. Yılı şarkılarla karşılayan korolar, yine şarkılarla 2025’i uğurladı. Büyükşehir Belediyesi Musiki Derneği, Nev Eda ve Türk Sanat Müziği Korosu, yeni yılı 2026’yı Türk Sanat Müziğinin en nadide şarkılarıyla karşıladı. Oda Orkestrası ve koro konserleri dâhil olmak üzere 2025 yılında toplam 24 konser gerçekleştirildi.</p>
<p><b>2025 RAMAZAN DOPDOLU GEÇTİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi,1 Mart Pazar günü başlayan mübarek Ramazan ayı içinde “Kocaeli Dini Yayınlar Fuarı” düzenledi. Milli İrade Meydanı’nda gerçekleştirilen fuar kapsamında söyleşiler, çocuk etkinlikleri ve dinletiler gerçekleştirildi. Ramazan ayı içinde perşembe ve cuma günleri ise söyleşilere ayrıldı. Perşembe günleri Nur Haktan moderatörlüğündeki söyleşilere; Halil Necipoğlu, Hatice Kübra Tongar ve Nurullah Genç Kocaelilerle buluştu. Cuma günleri ise Ahmet Yenilmez, Cem Özkök ve Ayçin Kantoğlu Milli İrade Meydanı’na konuk oldu. Ayrıca “Amir Ateş Besteleri ve Ramazan” dinletisi kulakların pasını sildi. SDKM’deki dinletiye büyük bestekâr Amir Ateş katılarak kendi eserlerini dinleyiciler için seslendirdi.</p>
<p><b>ODA ORKESTRASI 2025’TE BAŞARISIYLA GÖZ DOLDURDU</b></p>
<p>Kentin marka değeri haline gelen Oda Orkestrası 2025 yılında başarısı ile göz doldurdu. Sevilen orkestranın ünü bu yıl il sınırlarını aştı. Engin Şen yönetimindeki orkestra konser vermek üzere Sakarya Üniversitesi tarafından davet edildi. Klasik Batı ve Türk Sanat Müziği eserlerini senfonik ortamda seslendiren Oda Orkestrası, muhteşem performansıyla Sakarya’yı kendisine hayran bıraktı. Orkestra bu yıl içinde ayrıca “23 Nisan,” “10 Kasım Anma Konseri” ve “En Baba Şarkılar” konserlerini düzenledi.</p>
<p><b>23 NİSAN COŞKUSU TÜM KENTİ SARDI</b></p>
<p>Milli İrade Meydanı’ndaki 23 Nisan şenliklerinde Oda Orkestrası çocuklardan oluştu. Orkestra böylece yerini geleceğin sanatçılarına bırakacağını gösterdi. Büyük Önder Mustafa Kemal’in ölüm yıldönümü olan 10 Kasım’da unutulmaz bir konser verildi. Atatürk’ün sevdiği şarkılar senfonik ortamda seslendirildi. Ayrıca 5 gün süren 23 Nisan Festivali kapsamında konserler ve çocuk gösterilerinden oluşan 36 gösteri gerçekleştirildi.32 farklı atölyede 30 bin 500 çocuk yeteneklerini keşfetti. Ormanya’da 56 bin, Gebze’de 20 bin 250 ziyaretçi ile bayram tüm ilçelere yayıldı. Oğuzhan Koç konseri ve Kocaelispor’un Süper Lig coşkusuyla Milli İrade Meydanı 23 Nisan coşkusuyla tarihi bir kalabalığa tanıklık etti.</p>
<p><b>KONSERVATUVAR KALİTELİ EĞİTİMİNİ SÜRDÜRDÜ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Konservatuvarı 2024-2025 eğitim öğretim dönemini Haziran ayında tamamladı.  Yeteneğin disiplinli çalışma ile buluşturulduğu Büyükşehir Belediye Konservatuvarı’nda bu yıl 7 sanat bölümünde ve 29 branşta eğitim verildi.  Eğitim yapılanmasını her yıl güncelleyen konservatuvar bünyesine “Trompet”, “Karadeniz Kemençe”, “Bas Gitar” ve “Halk Dansları” branşları dâhil edilerek branş sayısı 29’dan 33’e yükseltildi.</p>
<p><b>YENİ YETENEKLER AİLEYE KATILDI</b></p>
<p>Eylül ayında her yıl olduğu gibi Konservatuvarın yetenek sınavları gerçekleştirildi. Bu yılki yetenek sınavlarında 385 kişi başarılı olarak konservatuvar öğrencisi olmaya hak kazandı.</p>
<p><b>MİLLİ İRADE MEYDANI’NDA TARİHİ ANLAR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü programı bu yıl 9. kez düzenlendi.  Etkinlik Milli İrade Meydanı tarihi anlara sahne oldu. Kocaeli halkı, demokrasiye ve bağımsızlığa olan bağlılığını bir kez daha gösterdi. Kalpler aynı inançla çarptı, dillerde aynı dua vardı.</p>
<p><b>MEYDANDA ZAFER COŞKUSU</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 103. yıldönümünü İzmit Milli İrade Meydanı’nda gerçekleştirilen Fettah Can konseri ile kutladı. On binlerce Kocaelilinin katıldığı ve coşkunun bir an olsun eksilmediği konserde Kocaeli tek yürek oldu, büyük zaferi birlikte kutladı.</p>
<p><b>KOCAELİ’NİN YAZARLARI FUARI AÇILDI</b></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi, 15. Kocaeli Kitap Fuarı’nın öncesinde önemli bir kültür hizmetini hayata geçirdi. Bu kapsamda Kocaelili okurları yerel yazarlarla buluşturmak amacıyla “Kocaeli’nin Yazarları Fuarı’nın” açılışı gerçekleştirildi.  YEDEP projesi kapsamında Halk Kürsüsü Derneği işbirliğiyle düzenlenen Kocaeli’nin Yazarları Fuarı’na Kocaeli’nde yaşayan onlarca yazar katılarak, okurlarıyla buluşma fırsatı yakaladı.</p>
<p><b>MİLLİ İRADE’DE AÇIK HAVADA SİNEMA KEYFİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yaz aylarında Türk sinemasının unutulmaz filmlerini vatandaşlarla buluşturdu. “Açık Havada Sinema Keyfi” adlı etkinlik Milli İrade Meydanı’nda gerçekleştirildi. Özellikle Yeşilçam’ın en güzel ve gönüllere yer etmiş filmleri yaz günlerine neşe kattı. Bunun yanı sıra yerel sanatçılar da Milli İrade Meydanı’nda verdikleri konserlerle vatandaşlarla buluştu.</p>
<p><b>SEKA SANAT İHTİSAS MERKEZİ’NDE CUMHURİYET SEVGİSİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kentin kültür ve sanat yaşamına yön veren merkezlerinden biri olan SEKA Sanat İhtisas Merkezi, Cumhuriyet’in 102. yılı onuruna özel atölye etkinlikleri düzenledi. Atölyelerde, ay yıldızlı Türk Bayrağı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk temaları işlendi. Katılımcılar, Cumhuriyet coşkusunu sanatla birleştirdi.</p>
<p><b>KOCAELİ KİTAP FUARI 15. KEZ KAPILARINI AÇTI</b></p>
<p>Kentin belki de en önemli ve en beklenen kültür etkinliği olan Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı 15. kez kapılarını açtı. Fuarın bu yılki onur konuğu ise Prof. Dr. Kemal Sayar oldu. Türkiye’nin etkinlik ve katılımcı sayısı bakımından en büyük kitap fuarı olan, uluslararası organizasyon bu yıl da birbirinden önemli kalemleri okurlarıyla buluşturdu. Bu çerçevede Ahmet Ümit’ten Okan Bayülgen’e, Muhyiddin Şekur’den SoYoung Park’a kadar Türk ve Dünya edebiyatının önde gelen kalemlerini ağırlayan fuar, 7’den 70’e herkesi 9 gün boyunca kâğıdın büyülü dünyası ile bir araya getirdi. </p>
<p><b>YENİ REKOR; 1 MİLYON 48 BİN 426 KİŞİ</b></p>
<p>Bu yıl “Anadolu Mayası” temasıyla 4 -12 Ekim tarihlerinde Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen uluslararası fuarı 1 milyon 48 bin 426 kişi ziyaret etti. Bu yeni rekorla Türkiye’nin en büyük kitap fuarı olma özelliği sürdürülmüş oldu.</p>
<p><b>515 YAYINEVİ, 11 ÖZEL OTURUM, 1.050 SÖYLEŞİ VE PANEL</b></p>
<p>Fuara bu yıl; 515 yayınevi ve STK katıldı. 11 özel oturum, 1.050 söyleşi, panel ve imza etkinliği, 9 bin Kitap okuma rekoru,  5 farklı açık hava sinema etkinliği, 4 yeni Büyükşehir yayını lansmanı kitap fuarına daha da anlam kattı.</p>
<p><b>FUARA ÖZEL YAYINLAR</b></p>
<p>Bu yıl fuara özel olarak hazırlanan “Yakut Steplerinden Adriyatik’e Türkçenin Anlamı”, “Akçakoca’nın İzinde”, “Rüzgârla Konuşan Çocuk” ve “Şehrengiz” adlı yayınlarla da bu kültürel anlayış pekiştirildi. Bu yayınlar Kocaeli Büyükşehir Belediyesi stantlarında ücretsiz olarak dağıtıldı.</p>
<p><b>SADECE BU KENTTE AĞAÇLAR KİTAP AÇAR</b></p>
<p>“Ağaçlar Kitap Açtı” etkinliği ise her kitap fuar öncesinde bu yıl da kentin 3 farklı noktasında gerçekleştirildi. İzmit’teki “Ağaçlar Kitap Açtı” etkinliği de yine renkli görüntülere sahne oldu. Cumhuriyet Bulvarı&#8217;ndaki tarihi çınarlara asılan 5 bin kitap, vatandaşlar tarafından dakikalar içinde toplandı. Yüzlerce vatandaş, öğrenciler ve çocuklar ağaçlardan kitapları toplamanın heyecanını yaşadı. 5 bin kitap, sadece beş dakika içinde tükendi. Aynı etkinlik Gebze Kent Meydanı’nda da gerçekleştirildi. Çamlık Parkı&#8217;ndaki ağaçlara asılan 1000 kitap, vatandaşlar tarafından kısa sürede toplandı. Etkinliğe katılan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın çocuklara kitap hediye etti ve vatandaşları 15. Uluslararası Kitap Fuarı’na davet etti.</p>
<p><b>SPOR TARİHİ SEMPOZYUMU</b></p>
<p>Bu yıl kent tarihi açısından önemli bir akademik çalışma kültür etkinliği olarak kayıtlara geçti. Kentin spor tarihi Kasım ayı içinde ve akademik platformda değerlendirildi. Bu kapsamda “Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu VII” başlığıyla düzenlenen sempozyum, Kocaeli Kongre Merkezi’nde panel ve oturumlarla el alındı. Bisiklet sporundan dağcılık sporuna kadar Kocaeli’nin spor tarihi alanındaki uzman isimlerinin görüşleri ile bu sempozyumda masaya yatırıldı. Sempozyum kapsamında 69 akademik bildiri, 18 oturum gerçekleştirildi.  “Kocaeli’den Dünyaya Şampiyon Sporcular” özel oturumunu ise Eray Şamdan, Tuba Yakan, Merve Uslu ve Ahmet Taşçı gibi ülkemize gurur yaşatan sporcular katıldı.</p>
<p><b>BÜYÜK BULUŞMALARIN ADRESİ KKM OLDU</b></p>
<p>Kocaeli Kongre Merkezi yıl boyunca 1.328.321 ziyaretçiyi ağırladı. Büyük buluşmaların adresi yıl boyunca hem bir “akademik kürsü” hem bir “sanat galerisi” hem de kentin “yönetim merkezi” olarak işlev gören çok amaçlı bir merkeze dönüştü. Ulusal çapta ses getiren tiyatro oyunları, dev konserler ve prestijli sempozyumların ana mekânı oldu.  Yıl boyunca bilgi üretimini, sektör buluşmalarını ve akademik paylaşımı odağına alan toplam 17 büyük organizasyon gerçekleştirildi. “Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu”, “Kocaeli Kitap Fuarı”, “Kocaeli 2053 Kent Vizyonu”, “Kartepe Çalıştayı” ve “Çocuk Şurası” gibi birbirinden kapsamlı etkinlik ve fuarlar Kongre Merkezi’nin ev sahipliğinde düzenlendi.</p>
<p><b>GEBZE OSMAN HAMDİ BEY’E 115 BİN ZİYARETÇİ</b></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi’nin kültür etkinliklerine ise Gebze bölgesinde Gebze Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi ev sahipliği yaptı. İlçenin kültür merkezi 2025 yılında 115 bin 150 ziyaretçi ağırladı. Merkezde 203 etkinlik, 81 tiyatro oyunu,14 konser ve 6 film gösterimi gerçekleştirildi.</p>
<p><b>YILI YİNE ÖNEMLİ ETKİNLİKLERLE UĞURLADIK</b></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılını ise yine birbirinden önemli etkinlikle uğurladı. Kocaeli Büyükşehir Musiki Derneği ve Türk Sanat Müziği Korosu verdiği konserlerle yeni yılı şarkılarla karşıladı. Ayrıca Aralık ayına denk gelen ve Ramazan ayının müjdecisi olan üç aylar için de anlamlı bir etkinlik düzenlendi. “Üç Ayların Bereketine Yolculuk” adlı etkinliğe şair Dursun Ali Erzincanlı, sanatçı Mustafa Cihat, hafız Cihan Kodal, İlahiyatçı Osman Egin ve sanatçı Harun Beyaz katıldı.</p>
<p><b>ŞEB-İ ARUS PROGRAMI DÜZENLENDİ</b></p>
<p>2025 yılının bitmesine sayılı günler kala Hz. Mevlana’nın vuslatının 752. yıldönümü kapsamında İzmit ve Gebze’de iki ayrı program düzenlendi. Mim Kemal Öke’nin postnişinliğini yaptığı Yad-ı Mevlana programı 23 Aralık Salı akşamı SDKM’de gerçekleştirildi. Ardından 26 Aralık Cuma akşamı ise Gebze Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi’nde Şeb-i Arus Aşk Meydanı programı düzenlendi. Buradaki program Hafız Nurullah Çelebi’nin okuduğu Kuran tilaveti ile başladı. Feyzullah Çelebi birbirinden güzel ilahileri seslendirirken, Esrarı- İlahi Semazen Topluluğu da sema gösteri ile ilahi aşkın güzelliğini gözler önüne serdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaeli-2025te-sanat-ve-kulturun-merkezi-oldu-603139">Kocaeli, 2025&#8217;te sanat ve kültürün merkezi oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yavuz Sultan Selim Köprüsü&#8217;nde HSWIM Teknolojisi ile Kesintisiz Ağırlık Denetimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yavuz-sultan-selim-koprusunde-hswim-teknolojisi-ile-kesintisiz-agirlik-denetimi-602032</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 10:35:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ağır]]></category>
		<category><![CDATA[altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[hswim]]></category>
		<category><![CDATA[köprüsü]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[selim]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[sultan]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602032</guid>

					<description><![CDATA[<p>C Altyapı Grubu bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde Intetra iş birliği ile Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) projesi hayata geçiyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yavuz-sultan-selim-koprusunde-hswim-teknolojisi-ile-kesintisiz-agirlik-denetimi-602032">Yavuz Sultan Selim Köprüsü&#8217;nde HSWIM Teknolojisi ile Kesintisiz Ağırlık Denetimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>C Altyapı Grubu bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde Intetra iş birliği ile Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) projesi hayata geçiyor. </strong></p>
<p><strong>Bu proje; ağır taşıtların durdurulmadan denetlenmesini sağlayarak trafik ve yolcu güvenliğini artıran, yol altyapısını koruyan ve bakım-onarım maliyetlerini azaltan yenilikçi bir çözüm. Aşırı ve izinsiz yüklerin erken tespiti sayesinde trafik akışı kesintiye uğramazken, ani duruş ve kuyruklanmaların önüne geçilecek. Aynı zamanda yakıt tüketimi ve emisyonların azalmasıyla çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlanacak. Gelişmiş sensör ve veri analitiği altyapısı ise adil, şeffaf denetim ile akıllı ve sürdürülebilir ulaşım politikaları için güçlü bir temel oluşturacak. </strong></p>
<p>Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde hayata geçireceği Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) ile ulaşımda dijitalleşme ve güvenlik adına önemli bir adım daha attı. </p>
<p>Bu teknoloji sayesinde ağır taşıtların aks yükleri ve toplam ağırlıkları, trafik akışını kesintiye uğratmadan, araçlar seyir halindeyken ölçülebilecek. Proje ile ağır taşıtlar durdurulmadan denetlenebilecek, bu sayede trafik akışında kesintiler yaşanmasının önüne geçilecek. Ani duruşlar ve kuyruklanmaların azalmasıyla sürücü ve yolcu güvenliği artırılırken, aşırı yük taşıyan araçların erken aşamada tespit edilmesi yol üstyapısında meydana gelen bozulmaları azaltacak ve bakım-onarım maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlayacak.</p>
<p>İmzalanan anlaşma hakkında bir değerlendirme yapan <em><strong>Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi Genel Müdürü Alper Akar </strong></em> <em>“</em><em>Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde hayata geçireceğimiz Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) ile ağır taşıtların aks yükleri ve toplam ağırlıkları trafikte herhangi bir duraksamaya gerek kalmadan ölçülebilecek. Bu sistem sayesinde hem yol altyapısının korunmasına hem de güvenli ve sürdürülebilir ulaşımın desteklenmesine yönelik önemli bir adım daha atıyoruz. Fizibilite, kurulum, entegrasyon ve test süreçlerinin ardından sahada aktif olarak devreye alınacak bu teknoloji; Intetra ve alanında uzman teknik ekiplerimizle yürütülen güçlü iş birliklerinin bir sonucu olarak, veri odaklı ve yenilikçi altyapı çözümlerimize önemli katkı sağlayacak.” </em>dedi. </p>
<p><em><strong>Intetra CEO’su Muhammed Alyürük </strong></em>ise<em><strong> </strong></em>proje ile ilgili şu<em><strong> </strong></em>açıklamalarında bulundu:</p>
<p><em>Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi ülkemizin en önemli geçiş noktalarından birinde, köprünün işletmesini başarıyla yürüten ICA ile birlikte çok değerli bir projeyi hayata geçirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) projemiz kapsamında; köprünün hem Avrupa–Asya hem de Asya–Avrupa yönlerindeki girişlerinde, araçların ağırlıkları durmaksızın ve yüksek hızda ölçümlenebilecek. Bu proje, Türkiye’deki ilk örnek uygulamalardan biri olmasının yanı sıra, akıllı ulaşım sistemleri alanında ülkemizin ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından da son derece gurur verici. Intetra olarak; akıllı ulaşım sistemlerine yön veren projelerde yer almaktan, teknolojimizi dünyanın en özel mühendislik yapılarından birine entegre etmekten ve geleceğin ulaşım altyapısına katkı sunmaktan büyük heyecan duyuyoruz.</em></p>
<p>Yakıt tüketimi ve emisyon değerlerini düşürerek çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayacak olan bu proje, akıllı ulaşım sistemleri için güçlü bir veri altyapısı oluşturuyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ndeki bu uygulama, modern ve adil denetim politikalarının Türkiye&#8217;deki en önemli örneklerinden biri olarak konumlanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yavuz-sultan-selim-koprusunde-hswim-teknolojisi-ile-kesintisiz-agirlik-denetimi-602032">Yavuz Sultan Selim Köprüsü&#8217;nde HSWIM Teknolojisi ile Kesintisiz Ağırlık Denetimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstinye Üniversitesi&#8217;nden Üniversite–Sanayi İş Birliğinde Önemli Adım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istinye-universitesinden-universite-sanayi-is-birliginde-onemli-adim-601370</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 09:35:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[açısından]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[birliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[İstinye Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[lansman]]></category>
		<category><![CDATA[Lisanslama]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[patent]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[stinye]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601370</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi, üniversite–sanayi iş birliğini güçlendiren önemli bir adım atarak dijital dönüşüm, farmakoloji ve sağlık teknolojileri alanlarında geliştirdiği 6 patenti 5 farklı firmaya lisansladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istinye-universitesinden-universite-sanayi-is-birliginde-onemli-adim-601370">İstinye Üniversitesi&#8217;nden Üniversite–Sanayi İş Birliğinde Önemli Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstinye Üniversitesi, üniversite–sanayi iş birliğini güçlendiren önemli bir adım atarak dijital dönüşüm, farmakoloji ve sağlık teknolojileri alanlarında geliştirdiği 6 patenti 5 farklı firmaya lisansladı. İlk patent lisanslamalarının tanıtıldığı lansman Vadi Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Üniversite yönetimi, patent ticarileştirme ve sanayi iş birliklerini artırmaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.</strong></p>
<p>İstinye Üniversitesi, araştırma çıktılarının ekonomik değere dönüştürülmesi ve üniversite–sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi yolunda önemli bir başarıya imza attı. Dijital dönüşüm, farmakoloji ve sağlık teknolojileri alanlarında geliştirilen 6 patent, 5 farklı firmaya lisanslandı. İlk patent lisanslamalarının tanıtıldığı lansman, 19 Aralık’ta Vadi Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>“Ekonomik ve toplumsal kalkınma açısından stratejik bir öneme sahip”</strong></p>
<p>İstinye Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Muharrem Usta lansmanda yaptığı konuşmasında fikri mülkiyetin bilgi ekonomisindeki rolüne dikkat çekerek, şunları söyledi:</p>
<p>“Fikri mülkiyet, yalnızca akademik üretimin korunması değil, aynı zamanda sürdürülebilir değer üretiminin de temel unsurudur. Üniversitelerde üretilen bilginin ticarileşmesi, ekonomik ve toplumsal kalkınma açısından stratejik bir öneme sahiptir.”</p>
<p><strong>“Üniversite–sanayi iş birliğini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz”</strong></p>
<p>Lansmanın açılış konuşmasını yapan İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, üniversite–sanayi iş birliğinin stratejik bir öncelik olduğuna dikkat çekerek, “İstinye Üniversitesi olarak üniversite–sanayi iş birliğini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Gerçekleştirilen bu ilk patent lisanslamaları, üniversitemizin yükselen akademik ve araştırma çizgisinin önemli bir göstergesidir. Üretilen bilginin sahada karşılık bulması, üniversitemizin araştırma misyonunu güçlendiren temel unsurlardan biridir” dedi.</p>
<p><strong>“En önemli çalışmalardan biri”</strong></p>
<p>Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya ise üniversitenin gelişen patent portföyüne ve ticarileşme vizyonuna değinerek şöyle konuştu:</p>
<p>“Üniversitemizin patent portföyü, son dönemde hem nitelik hem de etki açısından önemli bir gelişim göstermektedir. Bu lisanslama faaliyeti, İstinye Üniversitesi’nde bugüne kadar gerçekleştirilen en önemli çalışmalardan biridir ve araştırma çıktılarının ekonomik değere dönüşmesi açısından kritik bir dönüm noktasıdır.”</p>
<p><strong>“Üniversitelerde üretilen bilginin katma değere dönüşmesi önemli”</strong></p>
<p>Lansmana katılan Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. M. Zeki Durak ise Türkiye’nin sınai mülkiyet alanında son yıllarda elde ettiği ulusal ve uluslararası başarılara değindi. Prof. Dr. Durak, patentlerin ticarileşme sürecinin ve sınai mülkiyet haklarının ekonomik değer üretmedeki kritik rolüne vurgu yaparak, üniversitelerde üretilen bilginin etkin ticarileşme mekanizmalarıyla katma değere dönüşmesinin ülke ekonomisi ve inovasyon ekosistemi açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p>
<p>İstinye Üniversitesi, başta dijital dönüşüm, farmakoloji ve sağlık teknolojileri olmak üzere stratejik alanlarda geliştirdiği araştırma çıktılarının sanayi ile buluşmasını desteklemeye ve patent ticarileştirme faaliyetlerini artırmaya yönelik çalışmalarını önümüzdeki dönemde de sürdürmeyi hedefliyor. Gerçekleşen lisanslamalar, üniversitenin inovasyon, girişimcilik ve etki odaklı araştırma yaklaşımının somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istinye-universitesinden-universite-sanayi-is-birliginde-onemli-adim-601370">İstinye Üniversitesi&#8217;nden Üniversite–Sanayi İş Birliğinde Önemli Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mide Kanserinde Hayat Kurtaran 5 Temel Basamak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mide-kanserinde-hayat-kurtaran-5-temel-basamak-601283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 08:35:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[basamak]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kurtaran]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[Mide Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülen ve hiçbir belirti vermeden ilerleyebilen mide kanseri tüm dünya ile birlikte ülkemizde de önemli bir halk sağlığı sorunu olmayı sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mide-kanserinde-hayat-kurtaran-5-temel-basamak-601283">Mide Kanserinde Hayat Kurtaran 5 Temel Basamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülen ve hiçbir belirti vermeden ilerleyebilen mide kanseri tüm dünya ile birlikte ülkemizde de önemli bir halk sağlığı sorunu olmayı sürdürüyor. Ancak tanı ve tedavideki bilimsel gelişmeler, bu tabloyu giderek değiştiriyor. Günümüzdeki modern mide kanseri tedavilerinde ameliyat ve klasik yöntemlerin dışında bireyin bağışıklık sistemi de tedavinin merkezine alınıyor. Özellikle doğru hastada doğru zamanda uygulanan kişiye özel stratejilerle, daha güçlü ve daha kalıcı sonuçlar hedeflenebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi’nden Doç. Dr. Atakan Demir, mide kanserinde tanıdan tedaviye uzanan ve hayat kurtaran beş temel basamağın belirleyici rol oynadığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Mide kanseri sessiz ilerleyen ve sık görülen bir hastalık</strong></p>
<p>Mide kanseri, mide iç yüzeyini döşeyen hücrelerden kaynaklanan ve dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer alan önemli bir hastalıktır. Çoğu zaman erken dönemde belirgin belirtiler vermeden ilerleyebilir. İlerleyen aşamalarda ise mide ağrısı, şişkinlik, iştahsızlık, erken doyma, kilo kaybı, bulantı ve kansızlık gibi şikayetlerle kendini gösterebilir. Dikkat bu yakınmalar mide fonksiyon bozukluğuna bağlı da olabilir çoğu zaman kansere bağlı olmaz. Hastalığın sık görülmesinde genetik yatkınlık, aile öyküsü, helikobakter pilori enfeksiyonu, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve ileri yaş önemli rol oynar. Erken tanı konulduğunda tedavi başarısı belirgin şekilde artmaktadır.</p>
<p>Bugün biliyoruz ki; zamanında yapılan bir gastroskopi, doğru planlanmış bir tarama programı, kişiye özel tedavi ve bağışıklık sistemini güçlendiren modern yaklaşımlar sayesinde mide kanseri erken yakalandığında ve doğru şekilde yönetildiğinde çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda, mide kanserinde tanı ve tedavi sürecini şekillendiren ve birbirini tamamlayan 5 temel nokta öne çıkmaktadır.</p>
<p><strong>1. Basamak: Zamanında Yapılan Gastroskopi</strong></p>
<p>Gastroskopi, mide kanserinin erken tanısında en etkili yöntemlerden biridir. Kısa sürede gerçekleştirilen bu işlem sayesinde mide mukozası ayrıntılı olarak değerlendirilebilir; erken dönem kanser odakları ve riskli lezyonlar saptanabilir. Erken tanı, tedavi başarısını doğrudan artırır. Şikayetleri olan kişilerde gecikmeden değerlendirme yapılması ve risk grubundakilerin hekim önerisiyle planlı takip edilmesi kritik önem taşır.</p>
<p><strong>2. Basamak: Doğru Planlanmış Tarama Programları</strong></p>
<p>Ailesinde mide veya bağırsak kanseri öyküsü bulunan bireylerde ve risk grubundaki kişilerde düzenli tarama programları büyük önem taşır. Kişiye özel planlanan taramalar, hastalığın henüz belirti vermeden yakalanmasına olanak sağlar. Tarama sıklığı ve yöntemi, kişinin yaşına, aile öyküsüne ve eşlik eden risk faktörlerine göre belirlenmelidir.</p>
<p><strong>3. Basamak: Kişiye Özel Tedavi Yaklaşımı</strong></p>
<p>Mide kanseri tedavisi her hastada aynı şekilde uygulanmaz. Tümörün biyolojik özellikleri, hastalığın evresi, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak kişiye özel tedavi planları oluşturulur. Cerrahi, kemoterapi, hedefli tedaviler, immünoterapiler ve gerektiğinde radyoterapi bu planın temel bileşenlerini oluşturur. Tedavide başarının anahtarı, doğru evreleme ile en baştan “en doğru sıralamayı” kurmaktır; yani hangi tedavinin ne zaman verileceğini netleştirmektir.</p>
<p><strong>4. Basamak: Bağışıklık Sistemini Tedaviye Dahil Etmek</strong></p>
<p>Bağışıklık tedavisi, hastanın kendi savunma sisteminin kanser hücrelerini tanımasını ve onlara karşı daha etkili bir yanıt oluşturmasını amaçlar. Kanser hücreleri bağışıklık sisteminden kaçabilmek için kendilerini gizleyebilir. İmmünoterapi ise bu gizlenme mekanizmalarını baskılayarak bağışıklık hücrelerinin daha aktif çalışmasına yardımcı olur.</p>
<p>Bugün en heyecan verici gelişmelerden biri, seçilmiş hastalarda bağışıklık tedavisinin kemoterapiyle birlikte ameliyattan önce başlanabilmesidir. Amaç tümörü ameliyat öncesinde daha fazla küçültmek, vücudun savunma sistemine kanseri daha erken tanıtmak ve mikroskobik yayılım ihtimalini daha baştan kontrol altına almaktır. Bu yaklaşım bazı hastalarda ameliyatın başarısını artıran güçlü bir “ön hazırlık” gibi çalışır ve tedaviyi daha sağlam bir zemine oturtur. Bağışıklık tedavisi, uygun hastalarda cerrahi ve kemoterapiyle birlikte planlandığında tedavinin etkinliğini güçlendirmeyi hedefler. Hangi hastanın bu tedaviden daha çok fayda görebileceği, modern patoloji ve moleküler incelemelerle daha iyi anlaşılmakta; böylece tedavi kişiye daha doğru şekilde uyarlanabilmektedir.</p>
<p><strong>5. Basamak: Risk Faktörlerini Kontrol Altına Almak</strong></p>
<p>Mide kanserinde genetik faktörler önemli bir rol oynayabilir. Ailesinde mide veya bağırsak kanseri öyküsü bulunan bireylerde hastalık daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir. Bu nedenle hekim değerlendirmesiyle, gerekli görülen kişilerde genetik risk analizi ve daha erken yaşlarda tarama ve takip programları planlanabilir. Helikobakter pilori adı verilen bakteri, mide mukozasında uzun süre kaldığında mide duvarında kalıcı hasarlara ve kansere giden bir sürece zemin hazırlayabilir. Basit testlerle tanı konulabilen ve ilaç tedavisiyle ortadan kaldırılabilen bu enfeksiyonu dikkate almak gerekir. Çünkü mide kanseri zincirinin en erken ve en müdahale edilebilir halkalarından biridir. Helikobakter pilori enfeksiyonunun tedavi edilmesi, sigaranın bırakılması ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi mide kanseri riskini azaltmada önemli rol oynar. Basit önlemler, uzun vadede büyük farklar yaratabilir.</p>
<p><strong>Mide kanseri tedavisinde umut her geçen gün artıyor</strong></p>
<p>Mide kanserinde başarıyı belirleyen şey tek bir tedavi değil; doğru zamanda gastroskopi, doğru evreleme ve kişiye özel planın kusursuz birleşimidir. Ve en önemlisi, uygun hastada bağışıklık sistemini doğru zamanda devreye sokmak, özellikle ameliyat öncesi dönemde tedaviyi bir adım ileri taşıyan güçlü bir gelişme olarak öne çıkmaktadır. Bugün daha erken tanı, daha kişiselleştirilmiş tedavi ve daha akıllı sıralama ile mide kanserinde umut her geçen gün daha da büyümektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mide-kanserinde-hayat-kurtaran-5-temel-basamak-601283">Mide Kanserinde Hayat Kurtaran 5 Temel Basamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Geri Kazanım Suyu&#8221; ile önemli başarı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/geri-kazanim-suyu-ile-onemli-basari-601262</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 08:07:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arıtma]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[kazanım]]></category>
		<category><![CDATA[metreküp]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[Su İhtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[suyu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, “Geri Kazanım Suyu Projesi” ve ileri arıtma tesisleriyle hem sanayi hem de kentsel alanlarda suyun verimli kullanımını sağlayarak içme suyu kaynaklarını koruyor, gelecek nesillerin su ihtiyacını güvence altına alıyor ve çevresel sürdürülebilirliği destekliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/geri-kazanim-suyu-ile-onemli-basari-601262">&#8220;Geri Kazanım Suyu&#8221; ile önemli başarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, “Geri Kazanım Suyu Projesi” ve ileri arıtma tesisleriyle hem sanayi hem de kentsel alanlarda suyun verimli kullanımını sağlayarak içme suyu kaynaklarını koruyor, gelecek nesillerin su ihtiyacını güvence altına alıyor ve çevresel sürdürülebilirliği destekliyor.</p>
<p><b>GELECEK NESİLİN SU İHTİYACI GÜVENCE ALTINA ALINIYOR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, çevresel sürdürülebilirlik ve yenilikçi su yönetimi alanında Türkiye’ye öncülük eden çalışmalara imza atıyor. “Geri Kazanım Suyu Projesi” ve ileri arıtma tesisleri sayesinde hem sanayi hem de kentsel alanlarda suyun verimli kullanımı sağlanırken, içme suyu kaynakları üzerindeki baskıyı da önemli ölçüde azaltıyor. Park ve bahçelerden sanayi tesislerine kadar geniş bir alanda uygulanan bu proje, doğal kaynakları koruma, çevresel sorumluluğu artırma ve gelecek nesillerin su ihtiyacını güvence altına alma misyonunu başarıyla yürütüyor.</p>
<p><b>141.453.457 METREKÜP SU YENİDEN KULLANIMA KAZANDIRILDI</b></p>
<p>İSU Genel Müdürlüğü tarafından 2015 yılında başlatılan “Geri Kazanım Suyu Projesi” kapsamında bugüne kadar 141.453.457 metreküp su yeniden kullanıma kazandırıldı. İçme suyu kaynakları üzerindeki baskıyı önemli ölçüde azaltan proje ile Yuvacık Barajı’nın kapasitesinin yaklaşık 3 katına karşılık gelen büyük bir tasarruf sağlandı. Geri kazanım suyu yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin su ihtiyacını güvence altına almak açısından büyük önem taşıyor. İklim değişikliği, artan nüfus ve sanayi faaliyetleri karşısında su kaynaklarını korumanın en etkili yollarından biri geri kazanım sistem olarak öne çıkıyor. Büyükşehir ile Kocaeli’de doğayı koruyan ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen projeler artarak devam ediyor.</p>
<p><b>SANAYİDE KULLANILAN SUYUN YÜZDE 30’U GERİ KAZANIM SUYU</b></p>
<p>İSU Genel Müdürlüğü’nün sanayinin su ihtiyacını sürdürülebilir kaynaklarla karşılamak amacıyla kurduğu yıllık 49 milyon metreküp kapasiteli “Geri Kazanım Suyu Tesisleri”, sanayide su verimliliğinin temel taşlarından biri olarak öne çıkıyor. 2025’in ilk 11 ayında sanayide kullanılan 38.205.572 metreküp suyun 11.357.042 metreküpü geri kazanım suyu ile karşılanarak yaklaşık yüzde 30 su tasarrufu sağlandı. Bu sayede sanayiye kesintisiz su temin edilirken, içme suyu kaynakları korundu ve Kocaeli sanayisinin üretim gücü ile rekabetçiliği desteklendi.</p>
<p><b>23 ATIK SU ARITMA TESİSİ İLE KESİNTİSİZ ÇEVRESEL HİZMET</b></p>
<p>Geri kazanım suyu sadece sanayide değil, kentsel alanlarda da etkin şekilde kullanılıyor. 2025’in ilk 11 ayında park ve bahçelerin sulanması ile belediyelere tankerle verilen su da dahil olmak üzere toplam 11.639.993 metreküp geri kazanım suyu değerlendirildi. Kocaeli’de hizmet veren 23 atık su arıtma tesisi, atık suları ileri biyolojik arıtma, filtrasyon ve ultraviyole dezenfeksiyon süreçlerinden geçirerek güvenle geri kazanım suyu olarak sanayi ve yeşil alanlarda kullanılıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/geri-kazanim-suyu-ile-onemli-basari-601262">&#8220;Geri Kazanım Suyu&#8221; ile önemli başarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bobrek-tasi-cok-yaygin-sebebi-ise-601247</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 07:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşları]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[oluşum]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Üroloji Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde artan ve nüfusun yüzde 10-15’ine ulaşan böbrek taşları ülkemizde çok daha yüksek bir seviyede görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bobrek-tasi-cok-yaygin-sebebi-ise-601247">Türkiye&#8217;de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde artan ve nüfusun yüzde 10-15’ine ulaşan böbrek taşları ülkemizde çok daha yüksek bir seviyede görülüyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin,</strong> bunun başlıca nedeninin Türkiye’nin “Taş kuşağı” ülkeleri arasında yer alması olduğunu belirterek, “Taş kuşağı ülkelerinin en önemli özelliği sıcak bir iklime sahip olmalarıdır. Uzun süreli sıcak havalarda vücutta artan sıvı kaybına ek olarak yeterince su içilmemesi ve aşırı tuz tüketimi gibi bazı hatalı beslenme alışkanlıkları böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlamaktadır” diyor.</p>
<p>Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon kişiye böbrek taşı tanısı konulduğuna işaret eden<strong> Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin,</strong> “Genellikle 30-50 yaş arasındaki bireyleri etkileyen böbrek taşları çok şiddetli yan ağrısına neden olmalarının yanı sıra tedavide gecikildiğinde  idrar yolu enfeksiyonu,  böbrekte şişme ve böbrek fonksiyon kaybı gibi ciddi sorunlara yol açabilmektedir” diye konuşuyor. <strong>Prof. Dr. Ali Tekin, </strong> bu noktada böbrek taşlarında erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekerek, çok önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!  </p>
<p><strong>Görülme sıklığı giderek artıyor! </strong></p>
<p>İdrarda bulunan mineraller ve kalsiyum, oksalat ile ürik asit gibi tuzların kristalleşerek birikmeleri sonucu oluşan böbrek taşına pek çok etken yol açabiliyor. Yetersiz sıvı alımı,  aşırı tuz tüketilmesi ve hayvansal proteinden zengin beslenme gibi beslenme hataları, obezite, metabolik sendrom, aile öyküsü, bazı metabolik hastalıklar (hiperkalsiüri, hiperoksalüri, vb), bazı ilaçlar (vitamin D, kalsiyum takviyeleri, vb) ile idrar yolu enfeksiyonları, en önemli faktörleri oluşturuyor.  İdrarda taş oluşumunu önleyen sitrat gibi maddelerin yetersiz olması da süreci hızlandırıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin,<strong> </strong>son yıllarda böbrek taşının görülme sıklığında artış gözlendiğine işaret ederek, “Bu artışın sebepleri arasında iklim değişikliğiyle birlikte sıcaklık artışı, obezite ve hareketsiz bir yaşam tarzı yer almaktadır. Benzer nedenlere bağlı olarak böbrek taşı görülme yaşında da bir düşüş söz konusudur” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Kışın yetersiz su tüketimi riski artırıyor!</strong></p>
<p>Kış aylarında böbrek taşlarının oluşum riskinin arttığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Tekin,  bunun en önemli sebebinin ise soğuk havalarda susuzluk hissinin azalması nedeniyle yetersiz su tüketimi olduğunu söylüyor. Susuzluğun idrarda bulunan minerallerin yoğunlaşmalarına ve çökerek kristal oluşumuna neden olduklarını aktaran Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, “Bu kristaller zamanla birikerek taş halini almaktadır. Dolayısıyla, kış aylarında böbrek taşı oluşumunu önlemek için günde ortalama 2 – 2.5 litre su içilmesi çok önemlidir. Ayrıca, düzenli olarak fiziksel egzersiz yapılması, aşırı tuzlu, şekerli ve fast food ağırlıklı gıdaların tüketiminden ise kaçınılması gerekmektedir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>En yaygın belirtisi çok şiddetli yan ağrısı!</strong></p>
<p>Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin<strong>,</strong> böbreklerde oluşan taşların özellikle üreter adı  verilen ve böbrek ile mesane arasında yer alan kanala düştüklerinde en sık “renal kolik” denilen çok şiddetli yan ağrısına yol açtıklarının altını çiziyor. Prof. Dr. Ali Tekin, şiddetli ağrıya “İdrardan kan gelmesi, sık sık idrara çıkma, idrarı tam boşaltamama hissi, sürekli idrar varmış hissi, idrar yolunda yanma, bulantı ve kusma”  gibi belirtilerin de eşlik edebildiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>Erken tanı ve tedavi çok önemli! </strong></p>
<p>Böbrek taşlarında erken tanı ile hem hastada sorunlar yaşanması önlenerek yaşam konforu artırılıyor hem de tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, böbrek fonksiyon kaybı ve cerrahi müdahale gibi olası riskler önemli ölçüde azaltılıyor. Böbrek taşlarının tedavisinde; üriner (boşaltım) sistemin taşlardan tümüyle temizlenmeleri hedefleniyor. Özellikle 5-6 mm’den küçük böbrek taşları bol sıvı tüketimi ve fiziksel egzersizler (Yürüyüş, zıplama vs) gibi basit yöntemlerle kendiliğinden düşebiliyor. Doktor tavsiyesiyle kullanılacak olan bazı ilaçlarla bu süreç kolaylaştırılabiliyor. Daha büyük taşlarda ise taşın lokalizasyonuna göre, medikal tedaviler, ESWL (beden dışı şok dalga tedavisi) veya kapalı endoskopik cerrahi tedaviler ile (URS, RIRS, PCNL, vb.) üriner sistem taşlardan tümüyle temizlenebiliyor. </p>
<p><strong>Ameliyatlar endoskopik kapalı yöntemle yapılıyor</strong></p>
<p>Böbrek taşlarının tedaviyle düşürülemediği durumlarda, geçmeyen veya tekrarlayan ağrılarda, böbrek fonksiyon kaybı riskinin arttığı tablolarda ve 2 cm&#8217;den büyük böbrek taşlarında ameliyat gündeme geliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, günümüzde ameliyatların neredeyse tümünün, açık cerrahiye gerek kalmadan, endoskopik kapalı yöntemlerle yapıldığına değinerek, “Böbrek taşı ameliyatları, ciddi teknolojik gelişmelerle birlikte, son 20-25 yılda büyük değişim geçirdi. Aşırı büyük taşlar hariç, taşları normal idrar yolundan endoskopik kapalı girişimlerle tedavi edebiliyoruz. Sadece 2-3 mm’lik ince esnek aparatlarla böbreğe kadar ulaşıp, yeni nesil lazerler ile taşları yok edebiliyoruz. Kapalı yöntemler sayesinde hastalarımız ameliyatlardan sonra aynı gün evlerine dönebilmektedirler” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Önlemek tedaviden çok daha kolay! </strong></p>
<p>Teknolojik gelişmeler sayesinde böbrek taşı tedavisi büyük ilerleme kaydetse de önleyici tedbirler alınmazsa hastaların hemen hemen yarısında 5-10 yıl içerisinde tekrar taş gelişimi kaçınılmaz oluyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, aslında hastaların çoğunda böbrek taşlarının düzeltilebilir sebeplerden kaynaklandığını hatırlatarak “Sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla böbrek taşı oluşumunu önlemek her zaman tedavi etmekten daha kolaydır” diyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bobrek-tasi-cok-yaygin-sebebi-ise-601247">Türkiye&#8217;de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edremit Tarıma Dayalı OTB&#8217;de Dev Adım: &#8220;Burcu Gıda&#8217;dan Bölge Ekonomisine Güçlü Katki&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/edremit-tarima-dayali-otbde-dev-adim-burcu-gidadan-bolge-ekonomisine-guclu-katki-601104</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 17:20:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[burcu]]></category>
		<category><![CDATA[dayalı]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[edremit]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otb]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tarıma]]></category>
		<category><![CDATA[töreni]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601104</guid>

					<description><![CDATA[<p>Balıkesir Edremit Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Tarım Bölgesi’nde bölge ekonomisi ve tarıma dayalı sanayinin gelişimine önemli katkılar saylayacak büyük ölçekli yatırım için parsel tahsis sözleşmesi imza töreni gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edremit-tarima-dayali-otbde-dev-adim-burcu-gidadan-bolge-ekonomisine-guclu-katki-601104">Edremit Tarıma Dayalı OTB&#8217;de Dev Adım: &#8220;Burcu Gıda&#8217;dan Bölge Ekonomisine Güçlü Katki&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Balıkesir Edremit Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Tarım Bölgesi’nde bölge ekonomisi ve tarıma dayalı sanayinin gelişimine önemli katkılar saylayacak büyük ölçekli yatırım için parsel tahsis sözleşmesi imza töreni gerçekleştirildi.</p>
<p>Türkiye’nin köklü gıda firmalarından Burcu Gıda Konservecilik ve Salça Sanayi A.Ş, Edremit Tarıma Dayalı OTB’de büyük ölçekli sanayi parseli tahsis talebinde bulunarak önemli bir yatırım kararına imza attı.</p>
<p>İmza törenine Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş, Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, Belediye Başkan Yardımcısı Cavit Cebeci, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, Edremit Ziraat Odası Başkanı Ali Yılmaz Diker ile Burcu Gıda Yönetim Kurulu üyeleri;  Cemil Bahadır, Özcan Bahadır ve Burcu Bahadır Savaş katıldı.</p>
<p>Gerçekleşen imza töreninde Edremit Tarıma Dayalı OTB’nin bölge için taşıdığı stratejik öneme vurgu yapılırken, gerçekleştirilen yatırımın uzun vadede Edremit ve çevresine önemli ekonomik katkılar sunacağı ifade edildi.</p>
<p>1992 yılında Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde kurulan Burcu Gıda, salça ve konserve ürünleri başta olmak üzere geniş ürün yelpazesiyle hem yurt içinde hem de uluslararası pazarlarda güçlü bir konuma sahip bulunuyor. Yaklaşık bin kişinin  üzerinde istihdam sağlayan firma, Edremit Tarıma Dayalı OTB’de gerçekleştireceği bu yeni yatırımla üretim kapasitesini artırmayı, tarımsal ürünlerin katma değerli şekilde işlenmesini ve bölge tarımının sanayi ile entegrasyonunu güçlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p>İmza töreninde açıklama yapan Burcu Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Bahadır; “Edremit Tarıma Dayalı İhtisas OTB, bizim için son derece kıymetli bir yatırım alanıdır. Bu bölgede yer almaktan ve Edremit’e değer katacak bir yatırımın parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Planladığımız bu yatırımla birlikte, ilk etapta en az 500 kişiye doğrudan istihdam sağlamayı hedefliyoruz. Üretime geçtiğimizde bu sayının artarak devam edeceğine inanıyoruz.” dedi.</p>
<p>İmza töreninde açıklama yapan Edremit TDİOTB Yönetim Kurulu Başkanı Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş, Edremit Tarıma Dayalı İhtisas Organize Tarım Bölgesi’nin yalnızca bir tarım alanı değil, tarım sanayi entegrasyonunu sağlayan, aynı zamanda bölgenin geleceğini şekillendirecek stratejik bir kalkınma projesi olduğunu vurguladı. Edremit Tarıma Dayalı İhtisas OTB’nin, tarımın sanayiyle buluştuğu, katma değerin üretildiği ve istihdamın artırıldığı çok kıymetli bir kalkınma hamlesidir. Bugün Burcu Gıda gibi güçlü ve köklü bir markanın bölgemize yatırım kararı alması, Edremit’in yatırım güvenilirliğinin ve potansiyelinin açık bir göstergesidir.” dedi.</p>
<p><b>Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş da törende yaptığı değerlendirmede, Edremit’in tarımsal üretim gücünün sanayi yatırımlarıyla daha da değer kazandığını belirterek, “Edremit Tarıma Dayalı İhtisas Organize Tarım Bölgesi, ilçemizin kalkınma vizyonunun en önemli ayaklarından biridir. Burcu Gıda gibi ülkemizin köklü ve güçlü bir markasının Edremit’i tercih etmesi, doğru bir yolda ilerlediğimizin göstergesidir. Bu yatırım; istihdamdan üretime, tarımdan ihracata kadar birçok alanda Edremit’e ve bölgemize önemli katkılar sunacaktır. Belediye olarak üretimi, istihdamı ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen her yatırımın yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi.</b></p>
<p>Törende ayrıca, tahsis edilen sanayi parsellerinin 2026 yılının ilk yarısında yatırımcıya teslim edilmesinin planlandığı belirtilirken, bu sürecin Edremit ve çevresinde yatırım ortamının geliştirilmesini ve ekonomik canlılığı artıracağı konusunda görüş birliğine varıldı. Katılımcılar, Burcu Gıda’nın Edremit Tarıma Dayalı OSB’de hayata geçireceği yatırımın bölgeye hayırlı olmasını temenni ederek, kamu–özel sektör iş birliğiyle katma değerli yatırımların artarak devam edeceğini ifade etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edremit-tarima-dayali-otbde-dev-adim-burcu-gidadan-bolge-ekonomisine-guclu-katki-601104">Edremit Tarıma Dayalı OTB&#8217;de Dev Adım: &#8220;Burcu Gıda&#8217;dan Bölge Ekonomisine Güçlü Katki&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Düztabanlığın 4 Önemli Sinyaline Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-duztabanligin-4-onemli-sinyaline-dikkat-600900</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 07:35:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğuştan]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[Düztaban]]></category>
		<category><![CDATA[düztabanlığın]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sinyaline]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600900</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda düztabanlık veya ‘pes planus’ adı verilen sorun ayak iç arkının düzleşmesi ve tüm tabanın yere değmesiyle kendini belli ediyor. Genetik faktörlerin de tetiklediği düztabanlığa obezite, diyabet, romatizmal eklem iltihaplanmaları ve ayak yaralanmaları da neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-duztabanligin-4-onemli-sinyaline-dikkat-600900">Çocuklarda Düztabanlığın 4 Önemli Sinyaline Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda düztabanlık veya ‘pes planus’ adı verilen sorun ayak iç arkının düzleşmesi ve tüm tabanın yere değmesiyle kendini belli ediyor. Genetik faktörlerin de tetiklediği düztabanlığa obezite, diyabet, romatizmal eklem iltihaplanmaları ve ayak yaralanmaları da neden olabiliyor. Ayak ağrıları ve şişmeleriyle bireyin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilen ve sık görülen düztabanlık ailelerin endişelenmesine neden oluyor. Bu durumda çocukların sağlıklı adımlar atabilmesi için mutlaka uzman yardımı alınması ve erken dönemde gerekli önlemleri alınması önem taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Muhammed Melez, çocuklarda düztabanlıkla ilgili bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Bebekler doğuştan düztabandır</strong></p>
<p>Aslında bebekler doğuştan düztabandır. Ayak taban yağ dokusunun fazla olması nedeniyle çocuk ayakları doğuştan düztaban görünümünde olur. Yürümeye başladıktan sonra şekillenmeye başlayan ayak arkları genellikle 6-10 yaşına kadar gelişmeye devam eder. Bu nedenle tüm çocuklarda belli bir yaşa kadar düztabanlık görünen bir durumdur. Aileler genellikle çocuk yürümeye başladıktan sonra içe basma şikayeti ile ortopedi ve travmatoloji polikliniklerine başvurmaktadır. Bu nedenle ayak anatomisinin, ayak gelişiminde ki doğal seyrin iyi bilinmesi ve düztabanlığın bir hastalık mı yoksa fizyolojik bir gelişim aşaması mı olduğu ayrımı iyi yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Ayak kemeri gelişmezse</strong></p>
<p>Ayak kemerleri, dik yürüme mekaniğinde önemli bir unsurdur ve insanlara özgü bir durumdur. Ayak kemerlerinin oluşumu kemik, eklem ve bağ dokularının ortak gelişimi sonucunda oluşur.  Çocuklarda ayak kemerinin gelişememesi sonucunda düztabanlık bir sorun olarak ortaya çıkabilir. Bu sorun nedeniyle tedaviye gerek olmadığı düşünülse de düztabanlığın sebebi önemlidir. Erken çocukluk döneminde oluşan ayak kemeri, ilerleyen süreçte gelişmezse veya ileriki yaşlarda çökerse (düşük ayak kemeri), bu durum ağrıya neden olabilmekte ve yürümeyi olumsuz etkilemektedir. Ayağı bir arada tutan dokudaki yaralanma veya aşınma nedeniyle daha büyük çocuklarda da düztabanlık gelişebilir. Düztabanlık genetik bir sorun olarak da ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Düztabanlığın 2 çeşidi var</strong></p>
<p>Düztabanlık farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bazı çocuklar ebeveynlerinden bu sorunu miras olarak alır. </p>
<p><strong>Esnek düztabanlık</strong>: En yaygın tiptir ve çocukluk döneminde fizyolojik bir durumdur. Ayak kemeri yüklenme ile kaybolurken parmak ucunda yükselme veya yük azaltma durumunda ayak arkının oluşmasıdır. Genellikle bağ esnekliği suçlanmakla beraber kesin nedeni bilinmemektedir. Aile öyküsü pozitiftir. Bu durum genellikle aktif şikayet yaratmazken bazı çocuklarda ayak ve ayak bilek çevresinde ağrıya neden olabilir. Ayak gelişiminin 10 yaşında kadar geliştiği düşünüldüğünde soruna bağlı olarak ortaya çıkan belirtilerin görülmemesi nedeniyle çocuklarda ileri tetkik ve egzersiz dışı tedavi gereksizdir. Ancak belirti veren çocuklarda egzersiz dışında medial ark destekli tabanlık ve ayakkabılar kullanılabileceği gibi çok nadirde olsa cerrahi gerekebilir.</p>
<p><strong>Sert düztabanlık:</strong> İster ayakta ister oturur durumdayken medial ayak arkının oluşmama durumudur. Doğuştan veya sonradan kazanılmış olarak görülebilmektedir. Doğuştan nedenler arasında Aksesuar navikular kemik, tarsal koalisyon, vertikal talus (talus kemiğinin dikey olması), kazanılmış nedenler arasında ise posterior tibial tendon yetmezliği, travma ve tümörler neden olabilir. Sert düztabanlık genelde semptomatik olmaktadır.</p>
<p>Düztabanın sorun olduğu çocukların belirlenmesinde şu belirtiler anlamlı olabilmektedir;</p>
<ol>
<li>Ayak ağrısı, özellikle topuk veya kemer bölgesinde</li>
<li>Hareketle artan ayak ağrısı</li>
<li>Ayak bileği şişmesi</li>
<li>Sıkı topuk bağları</li>
</ol>
<p><strong>Riski artıran nedenlere dikkat!</strong></p>
<p>Bazen de genetik bir rahatsızlığın parçası olarak düztabanlık gelişebilir. Zamanla düztabanlığın riskini artırabilecek bazı faktörler vardır;</p>
<ul>
<li>Obezite</li>
<li>Diyabet (şeker hastalığı)</li>
<li>Romatizmal eklem iltihabı</li>
<li>Ayak veya ayak bileği yaralanmaları</li>
<li>Yaşlanmanın etkisi</li>
</ul>
<p><strong>Erken teşhis önemli</strong></p>
<p>Düztabanlık belirtilerinin çocuklarda erken fark edilmesi, tedavi sürecini hızlandırır.  Düztabanlığı olan bazı çocuklar herhangi bir rahatsızlık hissetmezken, bazı çocuklarda ise günlük aktiviteleri olumsuz etkileyecek sonuçlar ortaya çıkar. Yapılan bazı çalışmalar çocuklarda asemptomatik esnek düztabanlıkta kullanılan tabanlık ve ayakkabıların normal ayak gelişimini olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Bu nedenle düztabanlığın gelişimsel doğal sürecin bir parçası mı yoksa hastalık mı olduğu ayrımı yapılmalı ve gereksiz tedavilerden kaçınılmalıdır. Ancak semptomatik esnek veya sert düztabanlığın erken teşhis edilmesi, nedene yönelik ve deformite düzeltici tedavi gerekmektedir.v</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-duztabanligin-4-onemli-sinyaline-dikkat-600900">Çocuklarda Düztabanlığın 4 Önemli Sinyaline Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalbin sinsi düşmanı kötü kolesterol</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalbin-sinsi-dusmani-kotu-kolesterol-600713</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:50:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[düşmanı]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü Kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600713</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde ölümlerin başlıca nedenleri arasında kalp ve damar hastalıkları yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbin-sinsi-dusmani-kotu-kolesterol-600713">Kalbin sinsi düşmanı kötü kolesterol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde ölümlerin başlıca nedenleri arasında kalp ve damar hastalıkları yer alıyor. Kötü kolesterol (LDL) yüksekliği,  bu hastalıkların gelişiminde önemli bir risk faktörü  olarak öne çıkıyor. Çünkü, kanda gereğinden fazla bulunduğunda “aterosklerotik plak” adı verilen sert birikintiler oluşmasına neden olabiliyor.   Toplumda “damar sertliği” olarak bilinen ateroskleroz ise kalp ve damar sisteminde ciddi hasarlara ve bunun sonucunda kalp krizi ile felç (inme) gibi hayatı tehdit eden hastalıklara yol açabiliyor. Üstelik, çağımızın büyük sorunları arasında yer alan hareketsizlik ve obezite probleminin 20’li yaşlara kadar inmesi, kötü kolesterolü artık gençler için de önemli bir sağlık sorunu haline getiriyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya,</strong> kolesterol değerlerinin düzenli takip edilmesinin kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde azaltabileceğini vurgulayarak, “Bu nedenle, hiçbir yakınması olmasa bile herkesin 20 yaşından itibaren düzenli olarak kolesterol ölçümü yaptırması yaşamsal önem taşımaktadır” diyor.   </p>
<p><strong>Kalp krizi ve felç riskini artırıyor!</strong></p>
<p>Vücudumuzun temel yapı taşları olan yağlar iyi kolesterol (HDL) ve kötü kolesterol (LDL) olmak üzere ikiye ayrılıyor.  Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, kolesterolde yüksek olması istenilen tek değerin iyi kolesterol (HDL) olduğunu hatırlatarak, “İyi kolesterolde ideal olan, değerin 50-55’in üzerinde olmasıdır.  Kötü kolesterol (LDL) ise kanda ihtiyaç duyulandan daha fazla olursa, atar damar duvarlarında birikerek; kalbe giden kan akışını engelleyen koroner arter hastalığı, kollara ve bacaklara giden kan akışının bozulmasıyla ortaya çıkan periferik damar hastalığı ve beyne giden kan akımını bozan karotid arter hastalığına yol açabilmektedir. Bu hastalıklar da kalp krizi ve felç ile sonuçlanabilmektedir.  Dolayısıyla, kötü kolesterolün kandaki seviyesi 130&#8217;un altında olmalı ve 190&#8217;ın üzerine çıkmasına kesinlikle izin verilmemelidir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Erken tanı için 20 yaşından itibaren…</strong></p>
<p>Kötü kolesterol (LDL) çoğu zaman hiçbir belirti vermeden damarlarda birikebiliyor. Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, bu nedenle kolesterol seviyelerinin düzenli aralıklarla kontrol edilmesinin hayati önem taşıdığına vurgu yapıyor. Kolesterolde yaş ve cinsiyet, takip sıklığının önemli etkenlerini oluşturuyor. <strong> </strong>Erken tanı için kolesterole erkeklerde 20-44 yaş arasında 5 yılda bir, 45-60 arasında yılda bir veya 2 yılda bir, 65 yaş sonrasında her yıl bakılması öneriliyor. Kadınlarda ise menopoz dönemine kadar 5 yılda bir, menopoz sonrasında östrojenin damar sağlığını koruyucu etkisi kaybolduğundan yılda bir bakılması tavsiye ediliyor. Yaş ve cinsiyetin dışında diğer risk faktörlerinin de takip sıklığını belirlemede önem taşıdığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, “Ailede  kalp, inme veya felç gibi damar hastalığı öyküsü ya da diyabet gibi damar sağlığını tehdit eden bir başka hastalık varsa, hasta obeziteli bir bireyse veya sigara içiyorsa, hekim daha sıkı takip isteyebilmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıkları ve egzersiz önemli!</strong></p>
<p>Kolesterol değerlerinizi bilmek kalp hastalığı riskinizi anlamanıza yardımcı olsa da bu rakamlar tablonun sadece bir parçasını oluşturuyor. Dolayısıyla hekimler, kolesterol dışında genel sağlık durumunuzu da değerlendirerek risk analizi yapıyorlar. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya,<strong> </strong>kötü kolesterolün tedavisinde, yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesinin yanı sıra ilaç tedavisine de başvurulabildiğini belirterek, “Vücutta oluşan kötü kolesterol miktarını azaltmak için hatalı beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi ve yakılan kolesterol miktarını artırmak için daha fazla egzersiz yapılması gerekmektedir. İhtiyaç halinde önerilen ilaçlar da karaciğerde üretilen kolesterol miktarını azaltmaktadır.  Bu ilaçlar çok etkili ve kalp-damar hastalıklarının taşıdıkları risklerle karşılaştırıldığında son derece güvenlidir” bilgisini veriyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbin-sinsi-dusmani-kotu-kolesterol-600713">Kalbin sinsi düşmanı kötü kolesterol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İZSU&#8217;dan 2025 yılında 7,3 milyarlık altyapı atağı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izsudan-2025-yilinda-73-milyarlik-altyapi-atagi-600254</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 09:35:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[arıtma]]></category>
		<category><![CDATA[Atık Su]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[hattı]]></category>
		<category><![CDATA[İçme Suyu]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600254</guid>

					<description><![CDATA[<p>İZSU Genel Müdürlüğü, 2025 yılı boyunca hayata geçirdiği 7,3 milyar liralık altyapı yatırımıyla İzmir’in su ve kanalizasyon altyapısında kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izsudan-2025-yilinda-73-milyarlik-altyapi-atagi-600254">İZSU&#8217;dan 2025 yılında 7,3 milyarlık altyapı atağı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İZSU Genel Müdürlüğü, 2025 yılı boyunca hayata geçirdiği 7,3 milyar liralık altyapı yatırımıyla İzmir’in su ve kanalizasyon altyapısında kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirdi. İçme suyu projeleri kapsamında Halkapınar iletim hatları ve yeni içme suyu deposu tamamlanırken, üç büyük atık su arıtma tesisinin devreye alınmasıyla kentin atık su arıtma kapasitesi yüzde 28 oranında artırıldı.</p>
<p>Kent genelinde yüzlerce kilometrelik yeni içme suyu, atık su ve yağmur suyu hattı imalatı gerçekleştiren İZSU, İzmir Körfezi’nde yürütülen 492 bin metreküplük  tarama çalışmasıyla çevresel altyapının güçlendirilmesine de önemli katkı sağladı. 2025 yılı, gerçekleştirilen yatırımlar ve tamamlanan projelerle İZSU açısından altyapıda rekorların kırıldığı bir yıl olarak kayıtlara geçti. </p>
<p>İZSU Genel Müdürlüğü, 2025 yılı boyunca yürüttüğü kapsamlı altyapı seferberliğiyle kentin geleceğine yönelik güçlü bir yatırım sürecini hayata geçirdi. İZSU, 2025 yılının ilk 11 ayında toplam 7,3 milyar TL’lik yatırım gerçekleştirerek İzmir tarihinin en büyük altyapı hamlelerinden birine imza attı. İZSU’nun son 11 ayda ortaya koyduğu yatırım performansı, Türkiye’de bir belediye altyapı kurumunun bir yıl içinde gerçekleştirebileceği en kapsamlı yatırım programlarından biri olarak dikkat çekti. Gerçekleştirilen yatırımlar; yalnızca ulaşılan bütçe büyüklüğüyle değil, kapsadığı projelerin çeşitliliği, kentin tamamına yayılan etki alanı ve hedeflediği uzun vadeli dönüşüm vizyonuyla da dikkat çekti. Kentin su güvenliğini artıran, sel ve taşkın risklerini azaltan, İzmir Körfezi’nin iyileştirilmesine katkı sağlayan ve çevreci enerji yatırımlarıyla işletme maliyetlerini düşüren projeler, İzmir’in bugünkü ihtiyaçlarının yanı sıra önümüzdeki 20-30 yıllık altyapı stratejisi için de kritik bir temel oluşturdu.</p>
<p><strong>Kayıp-kaçak oranı yüzde 25,8’e düştü</strong><br />İzmir’in artan nüfusu ve özellikle yaz aylarında yükselen su tüketimi dikkate alınarak, 2025 yılında içme suyu altyapısı kapsamlı bir güçlendirme sürecine alındı. İZSU Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, yıl boyunca 2,4 milyar TL’lik yatırımla 294 kilometre yeni içme suyu hattı döşendi; 434 kilometre içme suyu hattı yenilendi ve onarıldı. Ayrıca açılan 103 yeni sondaj kuyusuyla kente ilave su kaynakları kazandırıldı. Gerçekleştirilen yatırımlar sonucunda, metropol ilçelerde içme suyundaki kayıp-kaçak oranı yüzde 25,8 seviyesine geriledi. Bu oran, Türkiye’deki büyükşehirler arasında örnek gösterilebilecek bir düzeyi işaret ederken, su kaynaklarının korunmasına önemli katkı sağladı. Kayıp-kaçak oranındaki düşüş, yalnızca suyun etkin ve verimli kullanımını desteklemekle kalmadı; aynı zamanda İZSU bütçesinde de kayda değer bir tasarruf sağlanmasına olanak tanıdı.</p>
<p><strong>3,5 milyar liralık yatırımla güçlü kanal altyapısı</strong><br />Atık su altyapısının düzenli ve sağlıklı şekilde işletildiği kentlerde çevre ve halk sağlığı korunurken, ani ve yoğun yağışlarda taşkın riski de önemli ölçüde azalıyor. Bu anlayışla İZSU Genel Müdürlüğü, 2025 yılı boyunca kanal altyapısını güçlendirmeye yönelik kapsamlı çalışmalar gerçekleştirdi. Bu kapsamda 51 kilometre yeni atık su hattı imalatı yapılırken, 54 kilometre atık su hattı yenilendi ve onarıldı. Ayrıca toplam 1.164 kilometrelik hatta temizlik çalışması gerçekleştirildi. 3,5 milyar TL’lik yatırımla hayata geçirilen bu yoğun çalışmalar; Karabağlar’dan Bayraklı’ya, Konak’tan Bornova’ya kadar birçok ilçede koku sorunlarının azalmasına, şiddetli yağışlarda taşkın riskinin düşmesine ve atık su arıtma tesislerinin daha verimli çalışmasına önemli katkılar sağladı.</p>
<p><strong>İklim krizine karşı şehre güçlü kalkan</strong><br />İklim değişikliğinin İzmir’de özellikle ani ve yerel ölçekte etkili olan şiddetli yağışlarla kendini göstermesi üzerine, İZSU Genel Müdürlüğü 2025 yılında kenti bu risklere karşı korumaya yönelik kapsamlı bir yatırım programı yürüttü. Bu kapsamda 1,1 milyar TL’lik yatırımla yağmur suyu, dere ıslahı ve Körfez tarama çalışmalarını içeren geniş çaplı projeler hayata geçirildi. Yağmur suyu altyapısının güçlendirilmesi amacıyla 32 kilometre yeni yağmur suyu hattı imalatı yapılırken, 20 kilometre hatta bakım ve onarım çalışması gerçekleştirildi. Ayrıca 92 kilometrelik yağmur suyu ızgarasında temizlik çalışmaları yürütüldü. Dere yataklarında ise 2 kilometre dere ıslahı tamamlanırken, 1.045 kilometrelik dere hattında temizlik çalışması yapıldı; 6 kilometrelik alanda bakım-onarım ve korkuluk imalatı gerçekleştirildi. İzmir Körfezi’nde su sirkülasyonunu artırmak ve su kalitesini iyileştirmek amacıyla 492 bin metreküp tarama çalışması gerçekleştirildi. Yürütülen bu çalışmalar sayesinde Balçova, Mavişehir, Karşıyaka, Selçuk, Karaburun ve Bornova başta olmak üzere birçok bölgede olası taşkın riskleri önemli ölçüde azaltılırken, Körfez ekosistemindeki iyileşme sürecine de önemli katkı sağlandı.</p>
<p><strong>Kendi enerjisini üreten kurum: İZSU</strong><br />İZSU Genel Müdürlüğü, artan enerji maliyetlerine karşı kendi enerjisini üreten bir kurum olma hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırdı. Bu kapsamda 272 milyon TL’lik yatırımla yenilenebilir enerji kapasitesi önemli ölçüde artırıldı. Üç yeni yenilenebilir enerji santrali tamamlanırken, yedi yeni enerji santralinin yapımı devam ediyor. Arıtma tesisleri ve pompa istasyonlarında enerji verimliliğini artırmak amacıyla 143 pompa ve blower yenilendi. Yatırımların devreye girmesiyle birlikte İZSU’nun elektrik tüketimi azalacak; böylece hem çevreci üretim anlayışı güçlenecek hem de kurum bütçesinde önemli ölçüde tasarruf sağlanacak.</p>
<p><strong>20 ayda 11 milyar liralık yatırım</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve gelmesinin ardından geçen 20 aylık süreçte ise İZSU Genel Müdürlüğü; içme suyu projelerine 3,7 milyar TL, atık su projelerine 5,3 milyar TL, yağmur suyu projelerine 1,6 milyar TL ve yenilenebilir enerji yatırımlarına 360 milyon TL olmak üzere toplam 11 milyar TL’lik yatırım gerçekleştirdi.<br />Bu süreçte 650 kilometre içme suyu şebekesi imalatı tamamlandı, 140 yeni sondaj kuyusu açılarak kentin su kaynak kapasitesi güçlendirildi. İçme suyundaki kayıp-kaçak oranı yüzde 26,8’den yüzde 25,8’e düşürülerek İzmir, Türkiye’de kayıp-kaçak oranı en düşük ilk beş kent arasına girdi. Menemen İçme Suyu Projesi tamamlanırken, Gaziemir–Sarnıç hattında altyapı yenileme çalışmaları başlatıldı. Halkapınar iletim hatları ile 7 bin metreküplük yeni içme suyu deposu hizmete alındı. Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin dördüncü fazı, Torbalı Atıksu Arıtma Tesisi ve Yazıbaşı–Ayrancılar Atıksu Arıtma Tesisi’nin ikinci etabı tamamlandı. Bu üç büyük yatırımla günlük arıtma kapasitesi 271 bin metreküp artırılırken, İzmir’in toplam atık su arıtma kapasitesi yaklaşık yüzde 28 oranında büyütüldü. Ayrıca 152 kilometre yeni atık su hattı ve 68 kilometre yeni yağmur suyu hattı imalatı gerçekleştirilirken, yıl boyunca İzmir Körfezi’nde 492 bin metreküp dip çamuru tarama çalışması yapıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izsudan-2025-yilinda-73-milyarlik-altyapi-atagi-600254">İZSU&#8217;dan 2025 yılında 7,3 milyarlık altyapı atağı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gebe, emziren anne ve çocuklarda D vitamini kullanımına dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gebe-emziren-anne-ve-cocuklarda-d-vitamini-kullanimina-dikkat-599874</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 23:48:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[D Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[düzey]]></category>
		<category><![CDATA[emziren]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gebe]]></category>
		<category><![CDATA[kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımına]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[üzeri]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599874</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemik gelişiminden kas ve sinir sisteminin sağlıklı şekilde işlemesine kadar pek vücut için çok önemli işleve sahip D vitamininin gereksiz kullanımının önemli sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunan İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Çidem, özellikle emziren anneler ile bebek ve çocuklarda D vitamininin bilinçli, ölçülü ve kontrollü kullanılması gerektiğini söyledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gebe-emziren-anne-ve-cocuklarda-d-vitamini-kullanimina-dikkat-599874">Gebe, emziren anne ve çocuklarda D vitamini kullanımına dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemik gelişiminden kas ve sinir sisteminin sağlıklı şekilde işlemesine kadar pek vücut için çok önemli işleve sahip D vitamininin gereksiz kullanımının önemli sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunan İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Çidem, özellikle emziren anneler ile bebek ve çocuklarda D vitamininin bilinçli, ölçülü ve kontrollü kullanılması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Muharrem Çidem, yüksek doz alımının, kanda kalsiyum artışına neden olacağını, bu durumun organ ve sistem hasarına yol açabileceği uyarısında bulundu.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Çidem, genel sağlık için elzem olan D vitamininin dikkatsiz kullanımının önemli sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.<br />D vitamini önemli görevler üstleniyor<br />D vitamininin güneş ışığı sayesinde vücutta doğal olarak üretilebilen ve genel sağlığımız için büyük öneme sahip bir vitamin olduğunu belirten Prof. Dr. Muharrem Çidem, “Özellikle kemik gelişimi ve korunmasında önemli rol oynar. Kalsiyum ve fosfor gibi minerallerin bağırsaklardan emilimini destekleyerek, kemiklerin ve dişlerin güçlü ve sağlıklı kalmasına katkı sağlar. Bu yönüyle, sadece çocukluk ve ergenlik döneminde değil, yetişkinlik ve yaşlılıkta da kemik sağlığının korunmasında kritik bir işlev üstlenir. D vitamini yalnızca kemiklerle sınırlı bir görev üstlenmez. Aynı zamanda kas fonksiyonlarının sağlıklı şekilde sürdürülmesi, sinir sisteminin verimli işleyişi ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi gibi birçok vücut fonksiyonu için de gereklidir” dedi.<br />D vitamini düzeyi, 30-50 ng/ml arasında olmalı<br />D vitamini düzeyinin 30ng/ml üzerinde olmasının normal düzey olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Muharrem Çidem, “D vitamini değerleri, 30 ng/ml ve üzerinde normal; 20–30 ng/ml arasında yetersizlik; 10–20 ng/ml arasında eksiklik; 10 ng/ml altında ciddi eksiklik olarak kabul edilmektedir. Hedeflenen, serum D Vitamini düzeyini 30-50 ng/ml arasına çıkartmak veya bu düzeyde tutmaktır. Önerilen günlük D vitamini alım miktarı ise yaşa göre farklılık göstermektedir. 1 yaşına kadar günlük 400 iu, 70 yaşına kadar 600 iu ve 70 yaş üzeri 800 iu olarak alınmalıdır” dedi. <br />D vitamini yüksekliği ciddi bir sağlık sorunu<br />Son yıllarda D vitamini hakkında toplumda büyük bir farkındalık oluştuğunu belirten Prof. Dr. Muharrem Çidem, “Eksikliğinin ne kadar önemli olduğu anlaşıldıkça, birçok kişi bu vitamini daha sık kullanmaya başladı. Ancak bu farkındalık ve dikkatsiz kullanım zararlı etkileri de beraberinde getirdi. Kandaki D vitamini düzeyi 120 ng/ml’nin üzerine çıktığında, D vitamini fazlalığı olarak adlandırılır. 150 ng/ml’nin üzerinde ise toksik seviye olarak kabul edilir ve bu durum acil tıbbi müdahale gerektirir” uyarısında bulundu.<br />Yaygın kullanım hataları yapılıyor<br />D vitamini yüksekliğine yol açabilecek yaygın kullanım hatalarına dikkat çeken Prof. Dr. Muharrem Çidem, basit ve yan etkisiz bir vitamin olduğu düşünülerek fazla kullanımın zararsız sanılması, herhangi bir hastalık ya da eksiklik olmamasına rağmen gereksiz şekilde takviye alınması ve ‘eksiklik oluşmasın’ düşüncesiyle önlem amaçlı kendi kendine kullanmanın D vitamini yüksekliğine yol açtığını söyledi.<br />Bebek ve çocuklarda gereksiz kullanıma dikkat!<br />Özellikle bebek ve çocuklarda gereksiz D vitamini kullanımına dikkat çeken Prof. Dr. Muharrem Çidem, “Bazı ebeveynlerin çocuğun erken yürümesi veya diş çıkarması için gelişigüzel D vitamini vermesi gereksiz D vitamini kullanımına sebep olmaktadır. D vitamini iştah açar diye düşüncesiyle iştah açıcı gibi kullanılması hatalı uygulamalar arasında gelmektedir. Günlük ihtiyacı olan D vitamini dozunu alan çocukta ekstra verilen multivitamin veya ilaçlarda da bulunan D vitamininin dikkate alınmadan beraber kullanılması, doktora danışılmadan, normal düzeyde D vitamini olan çocuğa aralıklı olarak fazladan ek doz verilmesi ve özellikle bebek ve çocuklarda piyasada bulunan yüksek dozda ampul formunun ebeveynler veya sağlık personeli tarafından kullanılması da D vitamini yüksekliğine yol açan önemli etkenlerdir” uyarısında bulundu.<br />Bebeklerde kusma D vitamini yüksekliği belirtisi olabilir<br />Bebeklerde D vitamini yüksekliğinin en sık kusma şikayetiyle kendini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Muharrem Çidem, “D vitamini yağda eriyen bir vitamin olduğu için uzun süre depolanarak bağırsak ve kemik üzerine etki edip kan kalsiyum düzeyinin uzun süre yüksekliğine yol açabilir. Bazı insanlarda D vitamini duyarlılığı vardır ve hafif yüksek verilmesi durumunda bile toksik etki yapabilmektedir, bu açıdan da dikkatli olunmalıdır” dedi.<br />Gebelikte ve emzirme döneminde dikkatli kullanılmalı<br />D vitamini kullanımına özellikle gebelik ve emzirme dönemlerinde dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Muharrem Çidem, gebelikte uygun olmayan dozda D vitamini kullanmanın hem anneye hem de bebeğe zarar verebileceği uyarısında bulundu. Prof. Dr. Muharrem Çidem, “Annenin aldığı vitamin çocuğa da geçerek kalsiyum yükselmesine yol açabilir. Bebeklerde kalsiyum yüksekliği mental ve fiziksel gelişmede gerileme riski oluşturabilir. Gebelerde yüksek D vitamini anne karnındaki bebekte şekil bozukluklarına, doğumdan sonra da oluşabilecek kalsiyum dengesizliği yenidoğanda kasılma ve nöbetlere neden olabilmektedir. Emzirme döneminde fazla D vitamini sütle bebeğe geçmektedir. O nedenle uygun dozda alınması önemlidir” dedi.</p>
<p>Yüksek D vitamini kandaki kalsiyum değerini yükseltiyor<br />Yüksek D vitaminin zararlı etkilerinin sindirim sisteminden kalsiyumun daha fazla emilerek kandaki kalsiyum değerini yükseltmesiyle ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Muharrem Çidem, “Anormal kalsiyum düzeyi, santral sinir sistemi, kardiyovasküler sistem, kas-iskelet sistemi, deri, sindirim sistemi ve böbrek dahil olmak üzere çok sayıda organ ve sistemi etkileyebilecek geniş bir spektrumda seyredebilir” diye konuştu.<br />Kalsiyum yüksekliği pek çok sistemi etkileyebiliyor<br />D vitamini fazlalığına bağlı oluşan kalsiyum yüksekliğinin organ ve sistemler üzerinde pek çok etkiye yol açtığını kaydeden Prof. Dr. Muharrem Çidem, bu etkileri şöyle anlattı:<br />“Nörolojik sistemde huzursuzluk, bilinç bulanıklığı, sinirlilik, depresyon, uykuya eğilim ve psikotik belirtiler ortaya çıkabilir. Kardiyovasküler sistemde kalp ritminde bozulmalar ve aritmi, kan basıncında değişiklikler ve hipertansiyon oluşabilir. Kas-iskelet sisteminde kaslarda güçsüzlük ve yorgunluk görülebilir. Dermatolojik etki olarak kaşıntı ortaya çıkabilirken sindirim sisteminde bulantı ve kusma, ağız kuruluğu ve aşırı su içme ihtiyacı, kabızlık ve iştahsızlık sorunları ortaya çıkabilir. Böbreklerle ilgili renal sistemde önemli sorunlar ortaya çıkabilir. Böbrekler, kandaki fazla kalsiyumu atmaya çalışır. Bu süreç, zaman içinde böbrek fonksiyonlarında bozulma, böbrek yetmezliği, sık ve bol miktarda idrara çıkma gibi sorunlara neden olabilir. Kalsiyum, fizyolojik düzeyin üzerine çıktığında çeşitli organlarda birikerek patolojik sonuçlara yol açabilir. Böbrekte biriken kalsiyum böbrek taşı gelişimine neden olurken; koroner arter duvarlarında biriken kalsiyum, damar sertliği ve aterosklerotik plak oluşumu ile ilişkilendirilmektedir.”<br />Bu uyarılara kulak verilmeli<br />Prof. Dr. Muharrem Çidem, D vitamini kullanımında dikkat edilmesi gereken noktaları ve uyarılarını şöyle sıraladı:<br />-D vitamini, sağlığımız için gereklidir ancak fazlası zararlıdır.<br />-Yüksek doz alımı, kanda kalsiyum artışına, bu durum da organ ve sistem hasarına yol açabilir.<br />-Bebekler ve çocuklar fazlalıktan en çok etkilenen risk grubudur. Bebek ve çocuklarda  özellikle yüksek doz D vitamini içeren ampul formundan kaçınmak daha uygun olacaktır.<br />-Gebelikte ve emzirme döneminde vitamin D düzeyine bakılarak doktor önerisiyle kullanıma özellikle dikkat edilmelidir.<br />&#8211; Takviye, mutlaka doktor önerisiyle ve takibiyle yapılmalıdır.<br />&#8211; En doğru yaklaşım: Bilinçli, ölçülü ve kontrollü kullanımdır.<br />-D vitamini nispeten güvenli bir vitamindir ama yüksek dozları toksiktir. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gebe-emziren-anne-ve-cocuklarda-d-vitamini-kullanimina-dikkat-599874">Gebe, emziren anne ve çocuklarda D vitamini kullanımına dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: Dirençli şehirler, güçlü sivil toplumla oluşur</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-direncli-sehirler-guclu-sivil-toplumla-olusur-599865</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 23:30:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[dirençli]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[şehirler]]></category>
		<category><![CDATA[sivil]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[şura]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[toplumla]]></category>
		<category><![CDATA[yapan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599865</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli Sivil Toplum Şûrası’nın açılışında konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-direncli-sehirler-guclu-sivil-toplumla-olusur-599865">Büyükakın: Dirençli şehirler, güçlü sivil toplumla oluşur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli Sivil Toplum Şûrası’nın açılışında konuştu. Başkan Büyükakın, dirençli şehirlerin oluşması için sivil toplumun ayakta kalması gerektiğini vurguladı, “Büyükşehir olarak size her türlü desteğe hazırız” dedi.</p>
<p><b>STK’LAR BİR ARAYA GELDİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kentteki sivil toplum kuruluşlarını, kamu kurumlarını ve akademik çevreleri aynı masa etrafında buluşturacak önemli bir organizasyona daha imza attı. Kongre Merkezi’nde düzenlenen Kocaeli Sivil Toplum Şûrası, şehir yaşamının kalitesini artırmak ve toplumsal sorunlara ortak çözümler üretmek gibi amaçlarla alanında uzman isimler ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi.</p>
<p><b>KONGRE MERKEZİ TAMAMEN DOLDU</b></p>
<p>Kocaeli Kongre Merkezi’nde başlayan Kocaeli Sivil Toplum Şûrası açılış programına Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, AK Parti İl Başkanı Dr. Şahin Talus, MHP İl Başkanı Tuncay Batı, Lastik-İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı katıldı. Ayrıca programın ilk safhasında gösterilen tanıtım filminin ardından Başkan Büyükakın’ın yanı sıra Şûra Teknik ve Mevcut Durum Sunumu Prof. Dr. Suat Kolukırık, Z. Uluslararası İyilik Ödülleri Sahibi Turgut Kılıç konuşmalarını gerçekleştirdi.</p>
<p><b>KOLUKIRIK: GÜÇLÜ STK, GÜÇLÜ TÜRKİYE DEMEK</b></p>
<p>Şûranın Teknik ve Mevcut Durum Sunumu’nu yapan Prof. Dr. Suat Kolukırık, sivil toplumun devlet ile vatandaş arasında yapıcı bir köprü olduğuna dikkat çekerek, “Güçlü STK, güçlü ve demokratik Türkiye demektir. Kocaeli, Türkiye genelinde örgütlenme açısından 5’inci sırada yer alıyor. Bu şûrada 11 farklı masada, uzmanlar ve raportörler eşliğinde önemli çalışmalar yapılacak” dedi. Programda izletilen ve salonda duygusal anlar yaşatan video sonrası konuşan Türkiye Diyanet Vakfı 7. Uluslararası İyilik Ödülleri Sahibi Turgut Kılıç, çocukluğundan itibaren çalışarak ailesine destek verdiğini anlatarak gençlere iş sahibi olmalarıyla ilgili değerli öğütler verdi. Kılıç’ın konuşması büyük alkış alırken, kendisine Başkan Büyükakın tarafından ödül takdim edildi.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN: KENDİMİ ŞANSLI HİSSEDİYORUM</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın sözlerine, STK&#8217;ları, şehrimiz açısından potansiyeli yüksek yapılar olarak gördüğünü belirterek başladı. Başkan Büyükakın, “Çünkü gönüllü iş yapıyorlar. Bunu ne yaparsanız yapın, satın alamazsınız. Gönüllü insanların olması, bir şehrin en önemli unsurudur. O yüzden ben, kendimi şanslı hissediyorum. Bu kenti güzelleştiren herkes bir teşekkürü hak ediyor” diyerek, Kocaeli&#8217;deki STK&#8217;ların temsilcilerine teşekkür etti.</p>
<p><b>SİVİL TOPLUM HER ZAMAN ÖNEMLİDİR</b></p>
<p>Dirençli şehirler kavramı üzerinden sivil toplumun önemine vurgu yapan Başkan Büyükakın şunları söyledi: “Dirençli şehirden kastım, binaların sağlamlığı değil. Göçlere karşı, toplumsal bölünmüşlüklere karşı dirençli şehir olarak düşünmeliyiz. Milletlerin direnci aynı zamanla onların organize olma kapasitelerine bağlıdır. Bu noktada Kurtuluş Savaşı&#8217;na gitmek lazım. O dönem bütün ordularımız dağıtılmıştı. Ama gayri nizami orduları vardı bu milletin. Fatma Seher, Nene Hatun, Yahya Kaptan ve nice isimsiz kahraman ortaya çıktı. O insanlar, zorlu şartlar altında bir anda sanki düzenli orduymuş gibi hareket etmeye başladılar ve bu ülkeyi ayağa kaldırdılar. STK meselesine bu açıdan bakmak lazım.</p>
<p><b>BİZİ BİZ YAPAN DEĞERLERİ UNUTMAMALIYIZ</b></p>
<p>Toplumları ayakta tutan nedir? Bir toplumda insanlar neme lazım demeye başladığında, hiçbir idarecinin kudreti bunu durdurmaya yetmez. Her şeyi bilebilirsiniz ama yaptıracak insanlar bulamadığınızda hiçbir işe yaramaz. Toplumların çöküşü üzerine yapılan araştırmalarda şu tespit yapılıyor; Toplumlar ortam değerlere ait duyguları kaybettiğinde çöküş başlar. Yani bizi biz yapan değerleri kaybettiğimizde. Peki buna ne sebep olur? O toplumun düşünen kesimi hakikatten vazgeçtiğinde, yaratıcılık, üretkenlik, verimlilik değil, tüketim genel geçer akçe olur. Bizi biz yapan değerleri söylerken aynı şeyleri hissettiğimizde, o toplum bir ve beraber oluyor. 6 Şubat depremlerinde bunu gördük. Bir araya geldik ve bölgeye adeta yardım yağdırdık. Dünyanın hiçbir milleti, 11 ilin zarar gördüğü böyle bir afetten kısa süre sonra ayağa kalkamazdı. Pandemi döneminde de benzerini gördük.</p>
<p><b>DESTEK VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ</b></p>
<p>Bir milletin gerçek gücü, insanları arasındaki görünmez ağlardan oluşur. Top da atsanız, o toplumu yıkamazsınız. O yüzden sivil toplumun ayakta kalması, dirençli şehirlerin oluşması için de çok önemli. İdareciler, şehirlerinin geleceğini sağlam temeller üzerini oturmak istiyorsa, sivil toplumu ayakta tutar. Biz, iyiliğe ulaşmaya devam edeceğiz. Negatif gündemle uğraşmayacağız. Hayrın peşinde koşacağız. Bunu da sivil toplumun gücü sayesinde başaracağız. Biz bu noktada sizin önünüzü açmaya hazırız. Kentteki çocuklar, gençler, kadınlar, engelliler ve yaşlılar için her türlü projeyi hayata geçirmeniz için bugüne kadar destek verdik, vermeye de devam edeceğiz.&#8221;</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-direncli-sehirler-guclu-sivil-toplumla-olusur-599865">Büyükakın: Dirençli şehirler, güçlü sivil toplumla oluşur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-599767</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 11:42:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dik]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[gelmez]]></category>
		<category><![CDATA[ihmale]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[öncesinde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599767</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme estetiği dünyada ve Türkiye’de  en sık yapılan estetik ameliyatların başında geliyor. Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) verilerine göre; özellikle meme büyütme ve dikleştirme ameliyatlarına olan ilgi son yıllarda belirgin şekilde artmış durumda.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-599767">Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meme estetiği dünyada ve Türkiye’de  en sık yapılan estetik ameliyatların başında geliyor. Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) verilerine göre; özellikle meme büyütme ve dikleştirme ameliyatlarına olan ilgi son yıllarda belirgin şekilde artmış durumda. Bunun nedeni ise  öncelikle kadınların bedenleriyle ilgili beklenti ve ihtiyaçlarını daha rahat dile getirmeleri, estetik ameliyatlarını sadece görünüm değişikliği değil, kendini iyi hissetmenin de bir yolu olarak görmeleri.  <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, </strong>meme estetiğine olan<strong> </strong>talebin artmasındaki<strong>  </strong>ikinci önemli etkenin ise cerrahi tekniklerdeki gelişmeler olduğuna dikkat çekerek, “Günümüzde kullanılan yeni nesil silikon implantlar, minimal iz bırakma teknikleri ve hızlı iyileşme protokolleri ameliyatı  hem daha güvenli hem de konforlu hale getirdi. Modern tekniklerin getirdikleri güven hissi doğal olarak kadınların daha kolay karar vermelerini sağlamaktadır. Ayrıca, sosyal medya ve dijital platformlar da kadınların bu konuda daha fazla bilgi edinmelerine destek olmaktadır” diyor.</p>
<p><strong>Son derece doğal ve vücutla uyumlu sonuçlar alınıyor!</strong></p>
<p>Günümüzde,  cerrahideki teknik gelişmeler ve kadına özel planlama sayesinde  meme estetiği ameliyatında son derece doğal ve  vücutla uyumlu sonuçlar elde edilebiliyor.  <strong>Dr. Münür Selçuk Kendir,</strong> özellikle kullanılan yeni nesil protezlerin doku, şekil ve kalite olarak doğal meme dokusuna çok yakın özellikler taşıdıklarını belirterek, “Ayrıca, her kadında meme yapısı, göğüs kafesi genişliği ve cilt elastikiyeti analiz edilmekte ve bu sayede vücuda en uygun hacim ile ameliyat tekniği belirlenmektedir. Amacımız, ‘yapılmış’ bir görünüm değil; aksine, kadının kendi vücut oranlarına yakışan, doğal ve estetik bir form elde etmektir. <strong> </strong>Ameliyatın en önemli kazanımı ise fiziksel görünümün yanı sıra özgüveni ve yaşam enerjisini de olumlu yönde etkilemesidir” diye konuşuyor. <strong>Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, </strong>meme estetiği ameliyatları ile ilgili en çok merak edilen 7  soruyu yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! <strong> </strong></p>
<p><strong>Meme estetiği ameliyatında yaş sınırı var mıdır?</strong></p>
<p>Meme estetiği ameliyatları için belirli bir “üst yaş sınırı” yoktur; önemli olan kadının genel sağlık durumu ve vücut gelişimini tamamlamış olmasıdır. Meme estetiği ameliyatının genellikle 17 &#8211; 18 yaşından itibaren, yani meme dokusunun gelişimini tamamladıktan sonra  yapılabildiğini anlatan Dr. Münür Selçuk Kendir,   sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak, bazı istisnalar olabilir; örneğin doğuştan belirgin asimetri, tek taraflı gelişim bozukluğu veya aşırı büyük olması nedeniyle oluşan fiziksel rahatsızlıklar gibi durumlarda, psikolojik ve fiziksel sağlığı korumak adına, daha erken yaşlarda cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Ameliyat kararı, vücut gelişimi kadar kadının psikolojik olarak hazır oluşu da göz önünde bulundurularak verilmektedir.” </p>
<p><strong>Bu fotoğraftaki gibi yaptırabilir miyim? </strong></p>
<p>Meme estetiği yaptırmak isteyen kadınlar hekimlerine bir fotoğraf gösterip, “Bu şekilde istiyorum” diyebiliyorlar. Ancak, beğenilen görünüm her vücut yapısında aynı sonucu vermeyebiliyor. Meme estetiğinin kesinlikle “tek kalıp” bir operasyon olmadığını vurgulayan Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, şu değerlendirmede bulunuyor: “Her kadının göğüs kafesi genişliği, cilt kalınlığı, meme dokusu miktarı ve vücut oranları birbirinden farklıdır. Bizim yaklaşımımız, hastalarımızın isteklerini dikkatle dinleyip, bu istekleri vücudun ölçülerine, doku özelliklerine ve doğal dengesine uygun bir biçimde planlamaktır. Amaç, fotoğraftaki görüntüyü birebir kopyalamak değil, vücutta en güzel ve en doğal duracak formu oluşturmaktır.” </p>
<p><strong>Dikleştirme ameliyatı sonrasında göğüslerim yeniden sarkar mı? </strong></p>
<p>Meme dikleştirme ameliyatında amaç sarkmış dokuyu toparlayıp meme başını yeniden ideal konuma taşımak ve memeye daha diri, dik ve estetik bir form kazandırmak. İhtiyaç halinde fazla deri çıkarılabiliyor veya meme aynı anda küçük bir silikon protezle desteklenerek hacim dengesi sağlanabiliyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, meme dokusunun yerçekimi, kilo alıp vermeler veya yeni bir emzirme dönemi gibi etkenlerle hafifçe değişebildiğine, ancak tekrar aynı derecede sarkmanın genelde görülmediğine değinerek, “Sarkmayı önlemek için ideal kiloda kalmak, düzenli sütyen kullanımı ve cilt elastikiyetini koruyan yaşam alışkanlıkları çok önem taşımaktadır” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Slikon protezler emzirmemi veya kanserin erken tanısını önler mi? </strong></p>
<p>Dr. Münür Selçuk Kendir,<strong> </strong> meme dokusu korunarak yapılan meme büyütme ameliyatlarının emzirme fonksiyonunu genellikle etkilemediğini söylüyor. Ayrıca, meme dokusunun arkasına yerleştirildikleri için silikon protezlerin mamografi ve ultrason taramalarında kanserin  erken tanısını önlemediğine de vurgu yapıyor. </p>
<p><strong>Slikon protezlerin bir süre sonra değiştirilmeleri gerekir mi? </strong></p>
<p>Meme büyütme ameliyatında; meme dokusunun veya kasın altına yerleştirilen silikon protezlerle meme hacmi artırılıyor. Seçilen teknik ise kadının cilt dokusunun yapısına ve beklentisine göre belirleniyor. Dr. Münür Selçuk Kendir, günümüzde kullanılan yeni nesil silikon protezlerin son derece güvenli olduklarını ve genellikle ömür boyu dayandıklarını belirterek,   “Slikonların rutin olarak  belirli bir sürede değiştirilmeleri gerekmez. Ancak, çok nadir durumlarda, implantın formu veya çevre dokularla ilişkisi değişirse, ihtiyaç halinde değişim önerilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Meme küçültme ameliyatı sonrasında omuz ve sırt ağrılarım geçer mi? </strong></p>
<p>Meme küçültme ameliyatına hem estetik görünümü düzeltmek hem de büyüklüğü dolayısıyla oluşan boyun, sırt ve omuz ağrısı gibi fiziksel şikâyetleri gidermek amacıyla başvuruluyor. Meme küçültme ameliyatında fazla olan meme dokusu ve deri çıkarılarak meme yeniden şekillendiriliyor ve meme başı ideal konuma taşınıyor. Meme küçültmenin sadece estetik değil, yaşam kalitesini artıran bir ameliyat olduğunu ifade eden Dr. Münür Selçuk Kendir,<strong> </strong>“Ameliyat sonrasında boyun, sırt ve omuz ağrısı ile sürekli terleme nedeniyle oluşan cilt problemleri de ortadan kalkmaktadır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Ameliyat öncesinde hangi hazırlıkları yapmalıyım?  <br /> <br /> </strong>Ameliyat öncesinde doğru planlama, dikkatli hazırlık ve bilinçli davranış; hem daha kısa iyileşme süresi hem de daha doğal ve kalıcı sonuçlar anlamına geliyor.<strong> </strong>Dr. Münür Selçuk Kendir, ameliyat öncesinde yapılması gereken hazırlıkları şöyle anlatıyor:</p>
<ul>
<li>Dokuları olumsuz etkileyerek yara iyileşmesini geciktirebilen sigarayı ameliyattan en az 2–3 hafta önce mutlaka bırakmalısınız. </li>
<li>Kan sulandırıcı ilaçlar, E vitamini, yeşil çay veya balık yağı gibi ürünler kanamayı artırabiliyor. Bu tür ilaçlar ve takviyeler kullanıyorsanız, geçici bir süreliğine bırakmanız gerektiği için hekiminizi bilgilendirmeniz çok önemli. </li>
<li>Vücudun iyileşme kapasitesini güçlendirdikleri için sağlıklı beslenmeye, bol su içmeye ve yeterince dinlenmeye özen gösterin. </li>
<li>Kronik hastalık nedeniyle kullandığınız ilaçlar varsa, özel doz ayarlamaları yapılacağı için hekiminizi mutlaka bilgilendirin. </li>
<li>Kanamayı artırabildiği ve anestezi sürecini olumsuz etkileyebildiği için alkol kullanımından kaçının. </li>
<li>Aşırı egzersiz veya ağır fiziksel aktiviteleri bırakın, çünkü yorgun kaslar ameliyat sonrasında toparlanmayı zorlaştırabiliyor. </li>
<li>Fazla kafein tüketimi ödem riskini artırabiliyor; bu nedenle kahve ve enerji içeceklerini sınırlandırın.  </li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ameliyat-oncesinde-ihmale-gelmez-7-onemli-kural-599767">Ameliyat öncesinde ihmale gelmez 7 önemli kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mavişehir&#8217;e nefes aldıracak hamle</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mavisehire-nefes-aldiracak-hamle-599677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 09:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aldıracak]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[hamle]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kilometre]]></category>
		<category><![CDATA[mavişehir]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[taşıt]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599677</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Mavişehir’de yıllardır yaşanan trafik yoğunluğunu sona erdirecek Şemikler Taşıt Üst Geçidi’nin yapımına başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mavisehire-nefes-aldiracak-hamle-599677">Mavişehir&#8217;e nefes aldıracak hamle</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Mavişehir’de yıllardır yaşanan trafik yoğunluğunu sona erdirecek Şemikler Taşıt Üst Geçidi’nin yapımına başlıyor. Ahmet Kemal Baysak Bulvarı ile Anadolu Caddesi arasında kesintisiz ve hızlı ulaşım sağlayacak proje ile beş kilometrelik güzergâh bir kilometreye düşecek,  yarım saate kadar uzayabilen Mavişehir–Anadolu Caddesi arası ulaşım süresi ise beş dakikaya inecek. Üst geçit sayesinde İzmir Çevreyolu, Anadolu Caddesi ve Cahar Dudayev Bulvarı üzerindeki trafik yükü önemli ölçüde azalacak. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın, İzmir’in tarihine geçecek ulaşım yatırımlarından biri olarak değerlendirdiği Şemikler Taşıt Üst Geçidi Projesi’nde, kamulaştırma ve yıkım süreçlerinin tamamlanmasının ardından inşaat süreci için start verildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından hayata geçirilecek proje, toplam 445 milyon liralık yatırımla tamamlanacak. Karşıyaka Yalı Mahallesi ile Şemikler Mahallesi’ni demiryolu hattı üzerinden birbirine bağlayacak projede, yer teslimi yapılarak inşaat hazırlıklarına başlandı. Kent içi ulaşımı rahatlatacak ve bölgeye önemli bir ulaşım alternatifi kazandıracak Şemikler Taşıt Üst Geçidi’nin 2026 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanıyor.</p>
<p><strong>Mavişehir’den Anadolu Caddesi’ne ulaşım beş dakikaya inecek </strong><br />Karşıyaka’da özellikle Mavişehir bölgesinde yaşanan trafik sıkışıklığını büyük ölçüde rahatlatmayı hedefleyen proje, Ahmet Kemal Baysak Bulvarı ile Anadolu Caddesi arasında kesintisiz ulaşım sağlayacak. Yalı Mahallesi ile Şemikler Mahallesi’ni birbirinden ayıran demiryolu hattının üzerinden geçecek taşıt köprüsü sayesinde; alışveriş merkezleri, eğitim kurumları, spor tesisleri ve konutların yoğun olarak bulunduğu Mavişehir bölgesinden Anadolu Caddesi’ne yapılan yaklaşık 5 kilometrelik yolculuk 1 kilometreye düşürülecek. Bugün ortalama 15 dakika süren, özellikle iş giriş-çıkış saatleri ile hafta sonları 30 dakikaya kadar uzayabilen seyahat süresi, proje tamamlandığında 5 dakikaya indirilecek.</p>
<p><strong>Çevreyolunun ve Anadolu Caddesi’nin trafik yükü hafifleyecek </strong><br />Mavişehir trafiğinin düğümünü yerel ölçekte çözecek olan proje, büyük ölçekte İzmir ulaşımına da önemli katkı sağlayacak. Cahar Dudayev Bulvarı’nın Anadolu Caddesi ile bağlantısını sağlayacak taşıt köprüsü sayesinde, İzmir Çevreyolu’nun Mavişehir–Bostanlı–Karşıyaka Çıkışı ile Karşıyaka Batı Çıkışı arasındaki trafik yoğunluğu önemli ölçüde azalacak. Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte, İzmir Çevreyolu’nun yanı sıra Anadolu Caddesi ve Caher Dudayev Bulvarı üzerindeki trafik yükü de hafiflemiş olacak.</p>
<p><strong>Depreme dirençli bir mühendislik eseri </strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından hayata geçirilecek taşıt köprüsü, önemli bir mühendislik eseri olarak kente uzun yıllar hizmet edecek şekilde ve Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun olarak projelendirildi. Bölgede sıvılaşma riski nedeniyle proje kapsamında 43 bin metre derin karıştırma kolonu ile 5 bin 660 metre fore kazık imalatı gerçekleştirilecek. Toplam 1 kilometre uzunluğundaki projede; 8 açıklıklı çelik köprü, yaklaşım duvarları, kaldırımlar, çevre düzenlemeleri ve araç parklanma alanları yer alacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mavisehire-nefes-aldiracak-hamle-599677">Mavişehir&#8217;e nefes aldıracak hamle</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsim Geçişlerinde Cilt Bariyeri Alarm Veriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecislerinde-cilt-bariyeri-alarm-veriyor-599659</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 08:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alarm]]></category>
		<category><![CDATA[bariyeri]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[geçişlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[leke]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[Nem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk ve rüzgârlı havaların etkisine girdiğimiz bu günlerde cildimiz için yeni bir dönem başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecislerinde-cilt-bariyeri-alarm-veriyor-599659">Mevsim Geçişlerinde Cilt Bariyeri Alarm Veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk ve rüzgârlı havaların etkisine girdiğimiz bu günlerde cildimiz için yeni bir dönem başlıyor. Mevsim geçişleri dönemlerinde yaşanan ani değişimler cilt üzerinde yıpratıcı etkiler gösterebiliyor. Peki, bu hızlı ve keskin hava değişimleri karşısında cildinizi nasıl koruyacağınızı ve mevsim geçişlerinin getirdiği kuruluk, hassasiyet ile cilt problemlerine karşı nasıl önlem alacağınızı merak ediyor musunuz? Memorial Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Aslı Tatlıparmak, bu dönemde özellikle cilt bariyerinin zayıfladığına; güneş ışınları, rüzgâr, nem farklılıkları ve sıcaklık değişimlerinin ciltte kuruluk, hassasiyet, kaşıntı, pullanma ve lekelenme gibi sorunlara yol açabildiğine dikkat çekerek mevsim geçişlerinde cilt sağlığının korunması için önemli açıklamalarda bulundu.<br /><strong>Soğuk havalar cildinizde kuruluğa neden olabilir <br /> </strong>Sonbahar ve yaz aylarında uzun süreli UV ışığına maruz kalmak, sıcaklık değişimleri, rüzgâr ve nem farklılıkları cildimizde sandığımızdan çok daha fazla zarara yol açabilmektedir. Bu hava değişikliklerinin neden olduğu cilt kuruluğu, oldukça sık rastlanan bir deri problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı şekilde kışa geçerken yaşanan nem kaybı, cildin mat ve cansız görünmesine de neden olmaktadır.<br /><strong>Kronik cilt hastaları daha fazla etkileniyor<br /> </strong>Özellikle rozasea ve egzama (atopik dermatit) gibi kronik deri problemleri olan kişiler, güneş ışığı, rüzgâr ve sıcaklık değişimlerinden çok daha fazla etkilenmektedir. Rozasea hastalarında kızarıklık ve damar belirginliği bu dönemlerde artarken, egzama hastalarında da yazın klimalı ortamların etkisiyle sıcak-soğuk geçişleri cilt bariyerini daha da bozarak kaşıntı, kuruluk ve lezyonlarda artışa neden olabilmektedir.<br /><strong>Güneş lekesine yalnızca estetik bir sorun olarak bakmayın<br /> </strong>Sonbahar ve kış aylarına girilen geçiş döneminde güneş ışığına (UV) bağlı ciltte güneş lekeleri kendini göstermeye başlamaktadır. Güneş ışınları melanin üretimini artırarak zamanla “güneş lekesi” olarak bilinen hiperpigmentasyon sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu lekeler özellikle elmacık kemikleri, alın ve burun çevresinde belirgin hale gelirken, cilt tonunun düzensizleşmesine ve daha yaşlı bir görünüm oluşmasına yol açabilmektedir. Güneş lekeleri yalnızca estetik bir sorun değil; aynı zamanda cildin UV hasarına karşı verdiği biyolojik bir tepkidir. Bu nedenle hem önleyici koruma hem de tedavi protokolü büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Leke tedavisinin ilk basamağını öncelikle melanin üretimini baskılayan, cilt tonunu dengeleyen ve hücre yenilenmesini destekleyen özel formülasyonlara sahip kremler oluşturmaktadır. Retinoik asit, C vitamini, niasinamid veya azelaik asit gibi içerikler ciltteki pigmentasyonu düzenlemeye yardımcı olurken; aynı zamanda güneş koruyucu içeren nemlendirici ürünlerle cilt bariyerinin onarımını desteklemektedir. Bu aşamada düzenli kullanım ve sabır, tedavinin başarısı açısından son derece kritik bir öneme sahiptir. </p>
<p><strong>Cilt tedavilerinde de teknolojiden yararlanmak mümkün</strong><br /> Özellikle son yıllarda gelişmiş lazer sistemi teknolojisi, leke tedavisinde büyük bir ilerleme ve kolaylık sağlamaktadır. Oldukça kısa süreli seanslar ile gerçekleştirilen bu uygulamalar, minimal düzeyde ısı enerjisiyle çalıştığı için acısız ve hastanın işlem sonrası günlük yaşamına hemen dönebildiği konforlu bir süreç sunmaktadır.  Seans sonrası deride yalnızca hafif bir kızarıklık görülebilmekte, ancak bu durum da genellikle birkaç saat içinde kaybolmaktadır. Ciltte soyulma ya da kabuklanmaya yol açmadığından işlem sonrası aynı gün sosyal yaşamına rahatlıkla dönülebilmektedir.</p>
<p>Leke tedavisinde oldukça konforlu ve etkili bir lazer uygulaması olan ve işlem esnasında özellikle cilt altındaki melanin yoğunluğunu hedef alan Q-Switch ve Fraksiyonel lazer sistemleri lekeleri güvenli şekilde açarken, aynı zamanda cilt yenilenmesini desteklemektedir. Böylece leke görünümünde iyileşme sağlarken aynı zamanda daha sağlıklı bir cilt için çalışmaktadır. Yenilikçi ve profesyonel lazer uygulamalarının doktor kontrolünde ve klinik ortamda uygulanması son derece önemlidir. Bu işlemler yalnızca Dermatoloji uzmanı tarafından uygulanmalıdır. Cilt yapısı, şikayet, lekenin derinliği gibi değişkenlere bağlı olarak hangi lazer uygulaması ile tedavinin yapılacağı ve ne kadar süre devam edeceğine de uzman hekimin karar verebileceği unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Gerekli önlemleri aldığınızdan emin olun!</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde yaşanan cilt lekesi ve kuruluk problemlerine karşı önlem almak son derece önemlidir. İlk ve en önemli adım, güneş kremi kullanımını ihmal etmemektir. Bu yalnızca güneşin yoğun olduğu günlerde değil, yıl boyu uygulanması gereken etkili bir koruma yöntemidir. Böylece UV ışınlarına bağlı cilt problemlerini minimuma indirebilirsiniz. Bir diğer önemli adım ise cildin nem dengesini korumaktır. Özellikle havaların soğuduğu bu günlerde tüm cilt tipleri daha fazla neme ihtiyaç duymaktadır. Cilt yapınıza uygun bir nemlendirici kullanarak cildinizin nemini koruduğunuzdan emin olmalısınız. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecislerinde-cilt-bariyeri-alarm-veriyor-599659">Mevsim Geçişlerinde Cilt Bariyeri Alarm Veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Çok Önemli Bir Haber&#8221; 15 Aralık&#8217;ta Baba Sahne&#8217;de İlk Kez Perde Açıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cok-onemli-bir-haber-15-aralikta-baba-sahnede-ilk-kez-perde-aciyor-598642</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 07:35:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[15]]></category>
		<category><![CDATA[aralık]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[isim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598642</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz insanının görünme arzusu, kendini kanıtlama telaşı ve var olma mücadelesi bu kez sahneye taşınıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cok-onemli-bir-haber-15-aralikta-baba-sahnede-ilk-kez-perde-aciyor-598642">&#8220;Çok Önemli Bir Haber&#8221; 15 Aralık&#8217;ta Baba Sahne&#8217;de İlk Kez Perde Açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz insanının görünme arzusu, kendini kanıtlama telaşı ve var olma mücadelesi bu kez sahneye taşınıyor. <strong>Key Film ve DeLiGeMİSİ’nin yapımcılığını üstlendiği</strong> “Çok Önemli Bir Haber”, 15 Aralık’ta Baba Sahne’de yapacağı prömiyerle tiyatro seyircisiyle buluşacak.</p>
<p><strong>Bir çığlığın peşinden açılan kapı</strong></p>
<p>Oyun, isimsiz bir Adam’ın dünyaya “Ben buradayım!” diye haykırdığı o anın izini sürerek; görünürlük, sahne, kimlik ve gerçeklik kavramlarının birbirine karıştığı bir evren kuruyor.<strong> </strong>İsimsiz bir Adam ve isimsiz bir Kadın; kavganın, oyunun, kimliklerin ve teatral anların içinde giderek derinleşen bir yolculuğun kapılarını aralıyor. Bir isim arayışıyla başlayan hikâye, yer yer tiyatronun kendisine de ayna tutan felsefi ve çarpıcı bir tartışmaya dönüşüyor.</p>
<p><strong>Tek perdede yüksek tempolu bir karşılaşma</strong></p>
<p>Fatih Al’ın yazdığı, yönettiği ve sahnede yer aldığı oyun; iki oyuncunun ritmi, enerjisi ve dinamik karşılaşmasıyla 70 dakikalık tek perdede akıp gidiyor. Televizyon ve sinemadaki güçlü performanslarıyla tanınan Melis Babadağ, bu kez sahnede keskin, yüksek enerjili ve güçlü bir kadın karakteri izleyiciyle buluşturuyor. İki oyuncu arasındaki canlı sahne kimyası, metnin varoluş temalarını daha da görünür kılıyor ve oyunun dramatik yapısını taşıyan ana unsur hâline geliyor.</p>
<p><strong>“Bir isim, bir varoluş, bir görünme çabası…”</strong></p>
<p>Fatih Al, oyunun çıkış noktasını şöyle anlatıyor: <strong>“Küçük insanın büyük hayatını ve kocaman hayatın küçücük insanlarını koyduk sahneye. Dedik ki, ‘İyi seyirler veya iyi akşamlar.’”</strong></p>
<p><strong>Sezonun en iddialı yeni işlerinden biri</strong></p>
<p>Gülümseten bir tonda başlayıp giderek derinleşen ve düşündüren bir atmosfere doğru ilerleyen “Çok Önemli Bir Haber”, bu sezonun dikkat çeken yapımları arasında yerini şimdiden alıyor.</p>
<p><em><strong>Oyun, 15–16 Aralık’ta Baba Sahne’de; 25–26 Aralık’ta Ankara Tatbikat Sahnesi’nde; 5 Ocak’ta yeniden Baba Sahne’de; 14–15 Ocak tarihlerinde CAS’ta ve 26–27 Ocak’ta Ses Tiyatrosu’nda seyirciyle buluşacak.</strong></em></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cok-onemli-bir-haber-15-aralikta-baba-sahnede-ilk-kez-perde-aciyor-598642">&#8220;Çok Önemli Bir Haber&#8221; 15 Aralık&#8217;ta Baba Sahne&#8217;de İlk Kez Perde Açıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopoz bir bitiş değil, kadının yeni bir versiyonu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-bitis-degil-kadinin-yeni-bir-versiyonu-598501</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 10:52:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bitiş]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[kadının]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[versiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598501</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, menopoz psikolojisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-bitis-degil-kadinin-yeni-bir-versiyonu-598501">Menopoz bir bitiş değil, kadının yeni bir versiyonu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, menopoz psikolojisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Menopoz fizyolojik sürecin bir parçası</strong></p>
<p>Menopozun fizyolojik sürecin bir parçası olduğunu ifade eden Dr. Günay Hajiyeva, “Menopoz, overlerde folikül rezervinin tükenmesiyle birlikte giden ve 12 ay adet görmemekle tanısı konulan bir süreçtir. Genellikle 45 ila 55 yaş arasındaki kadınları kapsasa da bazı kişilerde menopozun daha erken başlaması ya da daha geç bitmesi söz konusu olabilir. Bu süreyi etkileyen önemli faktörler arasında genetik yatkınlık öne çıkar; annenin menopoza giriş yaşı bizim için önemli bir referanstır. Ayrıca sigara kullanımı, zararlı alışkanlıklar, otoimmün süreçler ve gebelik sayısı gibi çevresel ve biyolojik faktörler de bu süreci etkileyebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Menopoz, bir kadının hayatında önemli bir dönüm noktası</strong></p>
<p>Menopozun, bir kadının hayatında önemli bir dönüm noktası olarak vurgulandığını çünkü hormon sisteminde köklü bir yeniden düzenlemenin söz konusu olduğunu ifade eden Dr. Günay Hajiyeva, “FSH (folikül uyarıcı hormon) değerlerinin yükselmesi, tam zıttı olarak östrojen ve progesteron değerlerinin düşmesi ana belirleyicidir. Östrojen sadece üreme için gerekli bir hormon değildir; aynı zamanda çok güçlü bir nöromodülatördür ve duygusal, ruhsal sistemimizi doğrudan etkiler. Östrojen azalmasıyla birlikte, duyguları yöneten limbik sistemde aktivasyon artışı yaşanırken, bizi frenleyen ve dengeleyen prefrontal korteks savunmasız kalır. Bu mekanizma, kadınların ‘Ben böyle değildim, neler oldu, neden bu şekilde duygu dalgalanmaları yaşıyorum?’ şeklinde söylemlerde bulunmasına yol açar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Menopoz süreciyle kadının biyolojik ritmi değişiyor</strong></p>
<p>Toplumda menopoz süreciyle ilgili bazı önyargılar bulunsa da kadının değişmediğini ve değişen tek şeyin biyolojik ritmi olduğunu anlatan Dr. Günay Hajiyeva, “Kadının biyolojik ritminin değişmesiyle birlikte, aslında kadınlar bu süreci kendini daha iyi anlamaya, birikimleri evrilerek kendisinin daha iyi bir versiyonuna dönüşmek için bir fırsat noktası olarak görmelidir. Menopoz, kadının daha olgun, kendini daha güncel ve daha derin bir versiyonuna geçiş için bir fırsattır. Bu süreçte sadece hormonal değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal dalgalar da yaşanır. Melatonin, serotonin, adrenalin ve noradrenalin sistemlerinde de değişiklikler söz konusudur. Psikolojik olarak kadınlarda ‘Acaba yeniden nasıl başlayacağım? Bu sürecin sonu mu?’ şeklinde yükler oluşabilir ve bu yükü sosyal faktörler de etkileyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik olarak kaygı artışı en yaygın sorun olarak görülüyor</strong></p>
<p>Bu süreçte en sık karşılaşılan psikolojik faktörlerin başında kaygı artışının geldiğini kaydeden Dr. Günay Hajiyeva, “Östrojenin azalması, vücudumuzdaki en önemli reaksiyon baskılayıcı nörotransmitter olan GABA sisteminde dengesizliğe yol açar, bu da dürtüsellik ve duyguları frenleyememe ile sonuçlanır. Benzer şekilde, serotonindeki dalgalanmalar umutsuzluk, isteksizlik ve hayattan zevk almama gibi depresif duyguları tetikler. Ayrıca odaklanma sorunları, unutkanlık, işi sürdürmekte zorlanma ve bilgiyi geri çağırmakta zorlanma gibi bilişsel fonksiyonlarda da dalgalanmalar görülebilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kadın daha tahammülsüz oluyor</strong></p>
<p>Menopozun aile içi ilişkilerde de belirgin etkiler yarattığına işaret eden Dr. Günay Hajiyeva, “Kadının daha tahammülsüz, çabuk sinirlenen ve daha reaktif olması eşlerde şaşkınlık yaratabilir. Erkeklerin şaşkınlığını doğru yönetmek için, kadının kendini net bir şekilde anlatması en önemli çözüm noktalarından biridir. Cinsel isteksizlik, ağrılı birleşmeler veya vajinal kuruluk gibi fizyolojik süreçler de çiftler arasında yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu durum, kadının isteği ya da eşini sevip sevmemesi ile değil, tamamen biyolojik süreçle ilgilidir ve bu net bir şekilde söylenmelidir.” dedi.</p>
<p><strong>İçinizde 90’a kadar sayın!</strong></p>
<p>Bu duygusal dalgalanmalarla başa çıkmak için pratik önerilerin başında &#8220;90 Saniye Kuralı&#8221;nın geldiğine vurgu yapan Dr. Günay Hajiyeva, “Öfkenin limbik sistemde patlama noktasına ulaştığı süreç ortalama 90 saniye sürer. Bizi sinirlendiren bir olay olduğunda hemen reaksiyon vermek yerine sakin kalmak, tepkiyi ertelemeye çalışmak, derin nefes almak veya 1’den 90’a kadar yavaşça saymak gibi yöntemler, limbik sistemdeki patlamanın çözümlenmesine yardımcı olur ve kontrolün bizde olduğu hissini güçlendirir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nefes egzersizleri de yardımcı oluyor</strong></p>
<p>Bir diğer önemli başa çıkma yönteminin ise doğru nefes egzersizleri olduğunu kaydeden Dr. Günay Hajiyeva, “Vücudumuzdaki sempatik (savaş-kaç) ve parasempatik (gevşeme) sistemleri dengelemek için doğru nefes tekniği hayati öneme sahiptir. Doğru nefes almada, karın kasları öne doğru bombeleşmeli ve 4 saniye nefes alınmalı, 7 saniye tutulmalı ve 8 saniyede verilmelidir. Bu teknik, vagus sinirini uyararak parasempatik sistemi aktive eder ve negatif düşüncelerin oluşumunu engeller. Ayrıca duygularımızı boşaltmak ve ifade etmek için duygu günlüğü tutmak da süreci sağlıklı yönetmeye yardımcı olur.” ifadesinde de bulundu.</p>
<p><strong>Gece terlemeleri ve sıcak basmaları da uyku bölünmelerini tetikleyebiliyor</strong></p>
<p>Menopoz sürecinde sık görülen bir diğer faktörün de uyku bozuklukları olduğunu söyleyen Dr. Günay Hajiyeva, şöyle devam etti:</p>
<p>“Östrojenin azalmasıyla melatonin dengesi bozulur, sirkadiyen ritim aksar ve uyku düzensizlikleri başlar. Gece terlemeleri ve sıcak basmaları da uyku bölünmelerini tetikleyebilir. Bu yüzden ilk müdahale uykuyu düzenlemek olmalıdır. Uyku hijyenine dikkat etmek (her gün aynı saatte uyumak, yatak odasını sadece uyku ve cinsellik için kullanmak, gece geç saatlerde kafein tüketmemek) bu süreçte kritik rol oynar. Menopoz süreci, premenopozdan postmenopoza kadar toplamda ortalama 4 ila 7 yıl, hatta bazı kadınlarda 10-15 yıl sürebilen uzun bir dönemdir.”</p>
<p><strong>Menopoz dönemini desteklemek için mindfulness önerisi…</strong></p>
<p>Bu uzun süreci daha sağlıklı yönetmek için hobileri ve ilgi alanlarını yeniden şekillendirmek ve uyku hijyeni gibi yaşam tarzı düzenlemelerine odaklanmanın önemli olduğunu belirten Dr. Günay Hajiyeva, “Ancak bazı kadınlar bu süreçte çok zorlanabilir. Kontrol zorlanıyorsa, uyku düzenlenemiyorsa veya duygudurum dalgalanmaları devam ediyorsa profesyonel destek şarttır. Menopoz dönemini desteklemek için mindfulness, pozitif psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemler uygulanabilir; gerekirse ilaç tedavisi de söz konusu olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopoz-bir-bitis-degil-kadinin-yeni-bir-versiyonu-598501">Menopoz bir bitiş değil, kadının yeni bir versiyonu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in fotoğraf tarihine ışık tutacak sergi açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirin-fotograf-tarihine-isik-tutacak-sergi-acildi-598346</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 07:36:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Apikam]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihine]]></category>
		<category><![CDATA[tutacak]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598346</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nin (APİKAM) ev sahipliği yaptığı “İzmir Fotoğrafhanesi-Görsel Hafızanın İnşası (1840-1922)” başlıklı sergiyi açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-fotograf-tarihine-isik-tutacak-sergi-acildi-598346">İzmir&#8217;in fotoğraf tarihine ışık tutacak sergi açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nin (APİKAM) ev sahipliği yaptığı “İzmir Fotoğrafhanesi-Görsel Hafızanın İnşası (1840-1922)” başlıklı sergiyi açtı. Hem kentin hem de İzmirli fotoğrafçıların fotoğraf tarihindeki özgün konumunu görünür kılmayı amaçlayan serginin önemini vurgulayan Başkan Dr. Cemil Tugay, “İzmir kendi hikayesini geçmişte yazdı, önümüzdeki yıllarda da bir İzmir hikayesini hep beraber yazacağız” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM), kent tarihi sergilerine bir yenisini daha ekledi. “İzmir Fotoğrafhanesi-Görsel Hafızanın İnşası (1840-1922)” sergisinin açılışı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğindeki törenle yapıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi’ne bağlı Kent Arşivi ve Müzeler Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve İzmir’in fotoğrafçılık tarihini anlatan serginin küratörlüğünü İzmir kent tarihi üzerine yürüttüğü araştırma ve koleksiyonlarıyla tanınan Aybala Yentürk, proje genel koordinatörlüğünü ise kent tarihi ile ilgili araştırmaları ve yayımlanmış kitapları bulunan Kent Arşivi ve Müzeler Şube Müdürü Dr. Serhan Kemal Saygı üstlendi.  Sergi 13 Aralık 2026 tarihine kadar açık olacak ve hafta içi 09.00-17.00, hafta sonu ise 10.00-17.00 saatlerinde ziyaret edilebilecek. Sergi, pazartesi günleri ziyarete kapalı olacak.</p>
<p><strong>Tugay: Benzerlerinin yapılması için de teşvik edici davranacağız</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in kültürel kimliğinin önemine vurgu yaparak “Kültürümüzün farkında olmak ve sahip çıkmak, iyi bir şeyleri yapmanın başlangıç noktası olacak. Ne olduğunuzu, neye sahip olduğunuzu bilmezseniz, neyi koruyacağınızı bilemezsiniz, onun üzerinde neyi yapılandıracağınızı da bilemezsiniz. Kentin kültürü, kültür mirası ile ilgili yapılacak çalışmalara çok inanıyoruz, çok değer veriyoruz. Bu güzel çalışma için emek veren herkesi yürekten kutluyorum. Benzerlerinin yapılması için de teşvik edici davranacağız” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Dijital arşivle herkesin ulaşmasını sağlayacak”</strong></p>
<p>Türkiye’nin en değerli kent arşivine sahip olduklarını söyleyen Başkan Tugay, Ahmet Piriştina’yı andı. Tugay, “Yakın bir zamanda dijital arşivle herkesin bilgiye ulaşmasını sağlayacak değerli arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum” dedi. Sergide paydaş olan koleksiyonculara da teşekkür eden Başkan Dr. Cemil Tugay, “Bu fotoğrafların sayesinde kentimizin hafızasının tazeleneceğini, İzmir’in modernleşme yolculuğuna dair hikayenin tekrar konuşulacağını düşünüyorum. Tarih büyülü bir şey, fotoğraf tarihi kaydetmede çok önemli bir materyal. Bugün artık yapay zekadan bahsediyoruz. Bir değişimi, zorunlu olarak yaşıyoruz. Değişimden korkmalı mıyız, yoksa değişimi kucaklamalı ve kendimize onu dost mu yapmalıyız? Değişimi durduramayız ama değişimin bizi tahrip etmesini değil, bizi geliştirmesini, güçlendirmesini amaçlamalıyız. İzmir kendi hikayesini geçmişte yazdı, önümüzdeki yıllarda da bir İzmir hikayesini hep beraber yazacağız. Ben buna çok inanıyorum. O hikayenin çok güzel bir hikaye olacağını düşünüyorum. İzmir her zaman özel bir şehirdi, her zaman özel bir şehir olacak. İzmir Türkiye ve dünyaya ilham veren, örnek olan şehirlerden birisi olacak. Bunu hep beraber göreceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Yentürk: Bir yıldır sergi üzerine çalışıyoruz</strong></p>
<p>İzmir’in fotoğraf tarihini ve ilk çekilen fotoğrafının hikayesini anlatan APİKAM Danışmanı, serginin küratörü Aybala Yentürk, “İzmir Fotoğrafhanesi-Görsel Hafızanın İnşası (1840-1922) Sergisi, Osmanlı İmparatorluğu’nun ikinci büyük kenti ve Akdeniz’in en önemli liman kentlerinden İzmir’in fotoğrafçılık tarihi üzerine araştırma yapma fikrinden doğdu. Biz bu sergiyle İzmir’e ve İzmirlilere dair fotoğrafların eşliğinde, aynı zamanda bu yeni icadın kamuoyuyla paylaşıldığı günlerdeki İzmir’in yerine de vurgu yapmak istedik. Ben ve çalışma arkadaşlarım yaklaşık bir yıldır bunun üzerinde çalışıyoruz. Bakmadığımız uluslararası ve yerel arşiv, ulaşmadığımız koleksiyonlar, aile fotoğrafları kalmadı gibi. Yüzlerce fotoğrafı elden geçirerek bir bağlama oturtmayı başardık” dedi.</p>
<p><strong>Saygı:</strong> <strong>APİKAM dijital arşivini 2026’da erişime açmayı hedefliyoruz</strong></p>
<p>Kent Arşivi ve Müzeler Şube Müdürü, serginin genel koordinatörü Dr. Serhan Kemal Saygı, “Yalnızca bir sergi açmıyor, aynı zamanda APİKAM’ın yapmış olduğu çalışmalardan en önemlilerinden birini sizlerle paylaşmanın heyecanını taşıyoruz. Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın ifadesiyle, yaratıcı ve yenilikçi kültür anlayışının bir parçası olduğunu düşündüğümüz APİKAM dijital arşivini 2026 yılında İzmir Kalkınma Ajansı’nın da desteğiyle revize ederek araştırmacıların erişimine açmayı hedefliyoruz. İzmir ve çevresine ilişkin yaklaşık 300 bin belge ile ülkemizin en büyük kent arşivi olan APİKAM’da yapacağımız bu dönüşümle yapay zeka destekli, OSR kullanımına uygun çok dilli bir dijital arşivi hizmetinize sunacağız. Teknik bir yenilenme değil aynı zamanda öğrencilerin, akademisyenlerin ve araştırmacıların İzmir’e ilişkin tarihsel verilere daha hızlı, düzenli şekilde erişebileceği anlamına geliyor” dedi. </p>
<p><strong>“İyi ki varsınız”</strong></p>
<p>Açılışın ardından Başkan Dr. Cemil Tugay, sergiye destek veren fotoğrafçılar ve koleksiyonerlere teşekkür plaketi verdi. Sergiyi gezen Başkan Tugay, sergi girişine konulan anı defterine de “Sayın APİKAM ailesi, hazırlamış olduğunuz ve sergilediğiniz bu fotoğraf sergisi, İzmir’in fotoğrafçılık hikayesi, İzmir’in kültürel yaşamına atılmış çok değerli bir imza niteliğinde. Yürekten kutluyorum, iyi ki varsınız” yazarak imzaladı.</p>
<p><strong>Koleksiyonlardan gün ışığına çıkanlar</strong></p>
<p>“İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi, kentin görsel mirasını ilk kez bütüncül bir çerçevede ele alarak hem kentin hem de İzmirli fotoğrafçıların fotoğraf tarihindeki özgün konumunu görünür kılmayı amaçlıyor. Mert Rüstem, Nejat Yentürk, Ercüment Tahtakıran, Yavuz Çorapçıoğlu, Nazmi Şurgun ve Ömer Koç’un koleksiyonlarının yanı sıra Fabio Tito, Mark Giraud, Patrice Guiffray, Çevik Çullu ve Gökçen Adar’ın aile arşivlerinden ilk kez görülecek albüm ve fotoğraflar sergiye değer katıyor. APİKAM’ın kendi koleksiyonlarında yer alan ve bugüne kadar gün ışığına çıkmamış fotoğraflar da sergi kapsamında ilk kez izleyiciyle buluşuyor.</p>
<p><strong>İzmir, fotoğrafçılık tarihine geçiyor</strong></p>
<p>Zamanı ve mekânı durduran olağanüstü buluş fotoğraf, dünyaya ilan edildikten yalnızca üç ay sonra, Doğu’ya doğru yola çıkan Avrupalı gezginlerin eliyle İzmir’e ulaştı. Kent, kısa sürede öncü fotoğrafçıların rotasındaki duraklardan biri oldu. 1840 yılının Şubat ayında İzmir’e gelen gezginlerin, geminin güvertelerinde gerçekleştirdikleri başarılı dagerotip çekimleri, şehrin adını dünya fotoğraf tarihine kaydeden ilk kayıtlar arasında yer aldı. Böylece İzmir, fotoğrafın henüz emekleme döneminde bile uluslararası ilginin merkezlerinden biri olarak tarihe geçti.</p>
<p><strong>Gündelik yaşamın aynası</strong></p>
<p>“İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi, yalnızca kentin manzaralarını değil, gündelik yaşamın ritmini ve İzmirlilerin görünürlüğünü de merkeze alıyor. Tanzimat’la birlikte modernleşen toplumun panoraması, fotoğrafhanelerin merceklerinden izlenebiliyor. Serginin önemli başlıklarından biri, Sultan II. Abdülhamit Dönemi’nde hazırlanan Yıldız Albümleri olacak. Albümlerdeki İzmir fotoğrafları büyük ölçüde İzmirli fotoğrafçıların üretimlerinden oluşuyor; bu da kente, imparatorluğun görsel belleğinde ayrıcalıklı bir konum kazandırıyor.</p>
<p><strong>Seyyahların gözde kenti</strong></p>
<p>Asya’nın Yedi Kilisesi’nden birine ev sahipliği yapan; Efes, Sardis ve Milet gibi antik merkezlere yakınlığıyla arkeologlardan mimarlık tarihçilerine; ressamlardan edebiyatçılara uzanan geniş bir keşif geleneğini besleyen İzmir, fotoğrafın ilk döneminde de merceğin doğal bir odağıydı. Sergi anlatısı, Osmanlı’nın ve Akdeniz’in en önemli liman kentlerinden biri olan İzmir’in yüzyıllar boyunca Batılı seyyahların gözde duraklarından biri olduğunun altını çiziyor ve bu çerçevede kenti odağına alan erken dönem “turistik” manzara çekimlerine geniş yer veriyor.</p>
<p><strong>Kayıp fotoğrafhanelerin İzinde</strong></p>
<p>İzmir’in fotoğrafçılık tarihindeki yerini araştırırken, Cumhuriyet öncesi İzmir fotoğrafçılığı üzerine kapsamlı bir çalışma yürütmek oldukça güç kabul ediliyor. Bunun en önemli nedenleri, yazılı kaynakların çok sınırlı olması ve 1922 Büyük İzmir Yangını’nın fotoğrafhaneleri yok etmiş olması olarak biliniyor. Nüfus kaybı ve stüdyoların ortadan kalkması, fotoğrafik hafızayı parçalara ayırırken, “İzmir Fotoğrafhanesi” sergisi farklı arşiv ve koleksiyonlarda korunan yüzlerce fotoğrafı bir araya getirerek bu parçalı hafızayı yeniden kuruyor. Serginin kurgusunda, İzmir fotoğrafhaneleri geniş bir çerçevede ele alınırken, kısa süreliğine faaliyet göstermiş olan fotoğrafçılar da bu bütünün bir parçası olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><strong>Kentin çok kültürlü fotoğrafçılık geleneği</strong></p>
<p>1850’lerden itibaren teknik gelişmeler, portre fotoğrafçılığını toplumsal bir alışkanlığa dönüştürdü. Osmanlı saray çevresinden Levanten ailelere; konsolosluk mensuplarından Rum ve Ermeni topluluklarına kadar geniş bir kesim portre çektirme kültürünü benimsedi. Müslüman toplumun suret üretimine temkinli yaklaşımı nedeniyle 19. yüzyıl boyunca fotoğrafçılık mesleği ağırlıkla gayrimüslimlerin elindeydi. Frenk, Rum ve Ermeni mahallelerinde yoğunlaşan stüdyolar, Avrupalı fotoğrafçıların yanı sıra İzmirli Levanten, Rum, Ermeni ve Yahudi fotoğrafçılar tarafından işletildi. Böylece kent, çok kültürlü bir görsel üretim ortamında kendi kimliğini belgelemiş oldu.</p>
<p><strong>Sergiden kitaba</strong></p>
<p>Serginin hazırlık sürecinde yürütülen kapsamlı araştırmalar bir kitapta toplanarak okurla buluşturulacak. Alanında önemli bir boşluğu dolduracağına inanılan bu çalışma, İzmir’in 80 yılı aşkın fotoğrafçılık mirası üzerine yapılan araştırmaları kalıcı ve güvenilir bir başvuru kaynağına dönüştürmeyi amaçlıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-fotograf-tarihine-isik-tutacak-sergi-acildi-598346">İzmir&#8217;in fotoğraf tarihine ışık tutacak sergi açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HIV&#8217;le ilgili damgalanma ve ayrımcılık bilgisizlikten kaynaklanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hivle-ilgili-damgalanma-ve-ayrimcilik-bilgisizlikten-kaynaklaniyor-597983</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 13:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Belirten]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisizlikten]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaş]]></category>
		<category><![CDATA[damgalanma]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hiv]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597983</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kısa adı HIV olan İnsan İmmün Yetmezlik Virüsünün bağışıklık sisteminin en önemli hücrelerini hedef alarak bağışıklık yetmezliğine yol açtığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, HIV enfeksiyonunun küresel bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hivle-ilgili-damgalanma-ve-ayrimcilik-bilgisizlikten-kaynaklaniyor-597983">HIV&#8217;le ilgili damgalanma ve ayrımcılık bilgisizlikten kaynaklanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Kısa adı HIV olan İnsan İmmün Yetmezlik Virüsünün bağışıklık sisteminin en önemli hücrelerini hedef alarak bağışıklık yetmezliğine yol açtığını belirten </span></span></span></b><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, HIV enfeksiyonunun küresel bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.  Dünya genelinde HIV ile yaşayan 40 milyon insan bulunduğunu ve her yıl 1,3 milyon yeni vakanın ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, hastalığın tedavilerle kontrol edilebildiğini ve doğru korunma yöntemleriyle tamamen önlenebildiğini kaydetti. Prof. Dr. Fatma Bozkurt, HIV virüsü ile ilgili ayrımcılık ve damgalanmanın HIV’le ilgili bilgisizlikten kaynaklandığının altını çizdi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafıından “Bilimsel Etkinlikler Serisi 2025-2026” kapsamnında düzenlenen AIDS Farkındalık Haftası Etkinliği İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü (HIV) Paneli’nde uzmanlar tarafından HIV  virüsü, virüsün etkileri, tedavi ve korunma yötemleri ele alındı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Selim Badur: “HIV yılda 660 binden fazla kişinin ölümüne yol açıyor”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda gerçekleştirilen panelin açılış konuşmasını yapan </span></span></span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, HIV enfeksiyonu nedeniyle yılda 660 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini belirterek “Bir pandemi söz konusu. HIV tedavisi ile ilgili çok yeni olumlu adımlar atılsa da özellikle damgalama ve dışlama gibi konularda çözülmesi ve atılması gereken adımlar olduğunu biliyoruz. Bugün bu konuların yanı sıra HIV tedavisindeki yeni gelişmeleri ele alacağız” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Damgalanma korkusu, sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kırmızı Kurdele Derneği Temsilcisi Arda Karapınar, HIV virüsünün etkilerine işaret ederek özellikle ayrımcılık ve damgalanma sorunlarına dikkat çekti. Dünya genelinde HIV pozitife yönelik önyargıların, virüsün ortaya çıktığı 1980’lerden bu yana her zaman var olduğunu belirten Karapınar, HIV pozitif bireylerin özellikle damgalanma endişesi nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmede yaşadığı zorluklara değindi. Arda Karapınar, 54 ülkeden 3 bin 272 HIV pozitif kişiyle yapılan damgalanma ölçeği anketinde çalışmaya katılan kişilerin yüzde 21’inin HIV statülerinin ilgisiz kişiler tarafından öğrenilebileceği korkusuyla sağlık hizmetlerine erişmediklerini belirttiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Fatma Bozkurt, HIV tedavindeki yeni gelişmeleri anlattı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt ise “HIV Önleme ve Tedavide Güncel Gelişmeler” başlıklı sunumunda HIV tedavisindeki son gelişmeleri anlattı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ayrımcılığın nedeni eğitim eksikliği</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>HIV virüsü ile ilgili ayrımcılık ve damgalanmanın HIV’le ilgili bilgisizlikten kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “Bu ayrımcılığın sebebinin, HIV bulaş sebeplerinin iyi bilinmemesi ve eğitimsizlikten kaynaklandığını düşünüyorum. HIV, bir Hepatit B kadar bulaşıcı değil aslında. Ama davranışsal açıdan cinsel yolla bulaşan bir hastalık olması nedeniyle böyle bir önyargı var. Bulaş yollarının öğrenilmesi, bu açıdan önemli. HIV cinsel yolla bulaşıyor. Kan ve kan ürünleriyle, ortak enjektör kullanımı ile bulaşır. Tükürükle bulaşmaz. Aynı tuvalet ve havuz kullanımı ile bulaşmaz. Aynı ortamda çalışmak, aynı ortamı paylaşmak HIV için bulaş riski oluşturmaz. Toplumsal eğitim ve bilgilendirme önemli. Damgalanmanın önlenmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerekiyor. Gizli test merkezlerine erişim de önemli bir nokta. HIV olduğunu bilenlerin birçoğu damgalanma endişesi nedeniyle test yaptırmıyor. HIV olduğunu öğrenen kişinin nasıl tedbirler alması gerektiği konusunda da bilinçlenmesi ve bu konuda bir danışmanlık hizmeti verilmesi büyük önem taşıyor” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>HIV enfeksiyonu küresel bir halk sağlığı sorunudur</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>HIV’in bağışıklık sisteminin en önemli hücrelerinden olan CD4 T lenfositlerini hedef alan ve zamanla bağışıklık yetmezliğine yol açan bir retrovirüs enfeksiyonu olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Bozkurt, “HIV enfeksiyonu küresel bir halk sağlığı sorunudur. Dünya genelinde HIV ile yaşayan 40 milyon insan bulunuyor. Her yıl 1,3 milyon yeni vaka var ve 630 bin HIV ilişkili ölümlerle karşı karşıyayız. Özellikle risk grubunda yüksek yayılım gösteriyor ve tedavi edilmediğinde bağışıklık yetmezliğine yol açarak vücudu enfeksiyonlara, kanserlere ve fırsatçı patojenlere karşı savunmasız hale getiriyor. Ancak tedavilerle kontrol edilebilen ve doğru korunma yöntemleriyle tamamen önlenebilen bir hastalıkla karşı karşıyayız” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>HIV’in önlenmesinde davranışsal ve bilişsel korunma yöntemlerine dikkat çeken Prof. Dr. Fatma Bozkurt, güvenli cinsel davranış ve tek eşliliğin korunmada önemli olduğunu belirterek “Partnerin HIV durumu ile ilgili bilgiye sahip olunmalıdır. Düzenli HIV testi yaptırılması, yeni partneri olan herkes için erken tanı ve tedavi açısından önemlidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>HIV tedavisinde tablet ve enjeksiyon yöntemleri kullanılıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Hastanesi’nde HIV virüsü ile ilgili tedavilerin yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi verdi. Tablet ve enjeksiyon yöntemlerinin uygulandığı tedavilerden bahseden Prof. Dr. Fatma Bozkurt, Cabotegravir Long-Acting isimli ilacın 2021’de FDA onayı aldığını belirterek “Dünyanın ilk uzun etkili PREP ilacı olan bu ilaç Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2022’de küresel HIV önleme kılavuzuna dahil edildi. 2025 itibarıyla 40’tan fazla ülkede kullanıma girdi, bazı ülkeler tarafından ulusal programlara dahil edildi. 2024 sonunda daha uzun süre etkili FDA onaylı ikinci antiviral Lenacapavir klinik kullanıma girdi. Bu ilaç HIV döngüsünün birden çok basamağını bloke ediyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hivle-ilgili-damgalanma-ve-ayrimcilik-bilgisizlikten-kaynaklaniyor-597983">HIV&#8217;le ilgili damgalanma ve ayrımcılık bilgisizlikten kaynaklanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüp Bebekte Doğru Bilinen 10 Yanlışa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-dogru-bilinen-10-yanlisa-dikkat-597794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 07:36:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bebekte]]></category>
		<category><![CDATA[bilinen]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Embriyo]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda infertilite yani kısırlık oranlarındaki artış nedeniyle pek çok çift tüp bebek tedavisine başvuruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-dogru-bilinen-10-yanlisa-dikkat-597794">Tüp Bebekte Doğru Bilinen 10 Yanlışa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda infertilite yani kısırlık oranlarındaki artış nedeniyle pek çok çift tüp bebek tedavisine başvuruyor. Ancak üreme sağlığı ve tüp bebekle ilgili yanlış inanışlar, tedavi sürecinde gereksiz kaygı ve bilinçsiz uygulamalara yol açabiliyor. Tüm bunlar bebek sahibi olma şansını azaltabiliyorken, bilinçli yaklaşımlar ve kişiye özel tedaviler başarıyı artırıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nden Op. Dr. Ali Osman Koyuncuoğlu, tüp bebek tedavisi konusunda yanlış bilinenler ve güncel tedavi uygulamaları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>İşte tüp bebek tedavisi ile ilgili 10 yanlış inanış:</strong></p>
<p><strong>1. “Tüp bebek tedavisi mutlaka adetin 2–3. gününde başlar”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavisine kadınlarda mutlaka adet döneminin 2 ya da 3’üncü gününde başlanması yıllardır süregelen bir uygulamaydı. Bu bilgi halen çok yaygındır ve pek çok çift bu takvime göre planlama gerektiğini düşünmektedir. Ancak artık tedavi tek bir zaman dilimine bağlı kalınarak yapılmamaktadır. Günümüz tüp bebek uygulamalarında yumurtalık durumu, hormonal yanıt ve kişiye özel faktörler değerlendirilerek tedavi farklı döngü dönemlerinde başlatılabilmektedir. Random-start IVF<strong> </strong>protokolü de denilen bu uygulama; düşük yumurta rezervi, kanser öyküsü, polikistik over sendromu gibi zamanla yarışın önemli olduğu hastalarda büyük avantaj sağlamaktadır. </p>
<p><strong>2. “Tek embriyo başarı ihtimalini düşürür”</strong></p>
<p>Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde tedavi ile elde edilen embriyo sayısının düşük olması eşleri umutsuzluğa düşürebilmektedir. Ancak “Ne kadar çok embriyo, o kadar yüksek başarı” inanışı artık geçerliliğini yitirmiş durumdadır. Tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktör embriyonun genetik sağlığıdır. Günümüzde PGT-A gibi genetik tarama yöntemleri, embriyoların kromozomal yapısını inceleyerek hangi embriyonun sağlıklı olduğunu gösterebilmektedir. Dolayısıyla tek, ama kaliteli bir embriyo; birden fazla düşük kaliteli embriyodan çok daha yüksek başarı sağlayabilmektedir.</p>
<p><strong>3. “Embriyo transferinden sonra kalkmadan yatmak gerekir”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavi sürecinde kadınların embriyo transferi sonrası uzun süre yatak istirahatine alınması yakın bir zamana kadar yaygın bir uygulamaydı. Ancak yıllar içinde yapılan bilimsel çalışmalar, bunun gebelik oranlarını artırmadığını ortaya koydu. Burada öncelikle embriyonun rahme tutunma sürecinin hareket etmekle bozulacak kadar hassas bir mekanizma olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Rahim kas yapısı embriyoyu koruyan ve sabitleyen güçlü bir yapıya sahiptir. Uzun süre yatmak ise tam aksine kişiyi strese sokabilir, anksiyeteyi artırabilir, kan dolaşımını yavaşlatabilir, dolayısıyla sürece olumsuz etki edebilmektedir. Günümüzde embriyo transferi sonrası normal günlük rutinlere dönülmesi önerilmektedir. Kişi iş ve sosyal yaşamına devam etmeli, bu süreci sağlıklı ve keyifli bir şekilde geçirmeye dikkat etmelidir. </p>
<p><strong>4. “Yapay zekâ tüp bebekte sadece görüntü işlemek için kullanılır”</strong></p>
<p>Yapay zekâ artık tüp bebek alanında çok daha aktif bir rol oynamaktadır. Embriyo gelişim süreci, zaman atlamalı görüntüleme sistemleriyle saniye saniye kaydedilmektedir. Bu görüntüler yapay zekâ algoritmaları tarafından analiz edilmekte ve embriyonun gelişim modeli, tutunma ihtimali ve genetik normalliği üzerine öngörüde bulunulabilmektedir. Yapay zeka sistemleri, embriyonun hücre bölünme hızından şekil bütünlüğüne kadar birçok veriyi saniyeler içinde değerlendirerek tutunma ihtimali en yüksek embriyoyu belirler. Bu sayede embriyo seçimi sadece gözle değil, veriye dayalı olarak yapılabilmektedir. Bu da başarı şansını artıran çok önemli bir adımdır.</p>
<p><strong>5. “Pıhtılaşma sorunu sadece gebeliğin ileri dönemlerinde önemlidir”</strong></p>
<p>Trombofili yani pıhtılaşma sorunu sadece gebelik ilerledikçe önem kazanan bir durum değildir. Trombofili tüp bebek tedavisinde embriyonun tutunmasını zorlaştırabilir. Rahim içi kan dolaşımı bozulduğunda gebelik şansı azalır. Tekrarlayan düşük, tekrarlayan başarısız deneme<strong> </strong>veya aile öyküsü gibi durumlarda doktorun bu konuyu değerlendirmesi önemlidir. Pratik kan testleriyle bu durum saptanabilir ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabilir</p>
<p><strong>6. “İleri yaşta yumurta toplama anne olma şansını azaltır”</strong></p>
<p>Kadın yaşı, yumurta sayısı ve kalitesini etkileyebilmektedir. Ancak günümüzde hormon dozlarının kişiye göre ayarlanabildiği, kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri sayesinde ileri yaşta da başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Ayrıca bazı kadınlarda 40 yaş sonrası bile biyolojik rezerv beklenenden iyi olabilmektedir. Bilim artık yaş sınırının değil, kişisel değerlendirmenin kıymetli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ileri yaşta da olsa bebek hayali olan çiftlerin mutlaka bu konuda deneyimli uzmanlar tarafından değerlendirilmesi önemlidir.</p>
<p><strong>7. “Dondurulmuş embriyo taze embriyo kadar kaliteli değil”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavisine başvuran pek çok çift embriyoların dondurulmadan hemen transfer edilmesi durumunda daha çabuk bebek sahibi olabileceklerini düşünmektedir. Ancak araştırmalar, dondurulmuş embriyo transferi sonuçlarının taze transfer kadar başarılı olduğunu, hatta bazı durumlarda daha iyi sonuç verdiğini göstermektedir. Modern vitrifikasyon yöntemi sayesinde embriyolar çok hızlı ve zarar görmeden dondurulup saklanabilmekte ve en uygun zamanda sağlıklı bir sonuç için transfer edilmektedir. </p>
<p><strong>8. “Genetik hastalık taşımıyorsam embriyo genetiğine baktırmama gerek yok”</strong></p>
<p>Pek çok kişi genetik embriyolarda genetik taramanın sadece kalıtsal hastalıklar için yapıldığını sanmaktadır. Oysa embriyolardaki kromozomal hataların büyük bölümü anne-babadan geçmemekte; yumurta ve spermin birleşmesi sırasında rastlantısal olarak oluşmaktadır. Bu nedenle belirli durumlarda genetik tarama yapılması, tedavi sürecini daha doğru yönlendirmektedir.</p>
<p><strong>9. “Tüp bebek başarısızlığının tek nedeni strestir”</strong></p>
<p>Tüp bebek tedavi sürecinin seyrinde stres önemli bir faktördür ancak tek başına belirleyici özelliğe sahip değildir. Rahim hazırlığı, embriyo kalitesi, hormonal yanıt ve kişiye özel tedavi planlamasının tüp bebek tedavisinin başarısı ve sağlıklı bir gebelik için çok daha güçlü etkileri bulunmaktadır. Bu süreçte çiftler için stres kontrolü gereklidir fakat “başarı tamamen strese bağlı” anlayışı doğru değildir.</p>
<p><strong>10. Tüp bebek tedavisinde tek amaç çok embriyo elde etmektir?”</strong></p>
<p>Bu düşünce de geçmişte kalmış bir bakış açısının uzantısıdır. Günümüzde tüp bebek tedavisinde hedef çok embriyo üretmek değil; en doğru embriyoyu belirlemektir. Yüksek embriyo sayısı her zaman yüksek başarı anlamına gelmez. Tedavide önemli olan genetik potansiyeli yüksek embriyonun doğru zamanda rahimle buluşmasıdır.</p>
<p>Tüp bebek tedavisinin artık standart kalıplarla ilerleyen bir süreç olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Her çift farklıdır ve başarı şansı, doğru değerlendirme, güncel bilgi ve kişiye özel yaklaşımla artırılmakta, modern uygulamalarla çok sayıda çift bebek hayallerine kavuşmaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebekte-dogru-bilinen-10-yanlisa-dikkat-597794">Tüp Bebekte Doğru Bilinen 10 Yanlışa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın: &#8220;Eseri olmayanın yerinde yeller eser&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-eseri-olmayanin-yerinde-yeller-eser-597785</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 07:21:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[eseri]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[olmayanın]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yeller]]></category>
		<category><![CDATA[yerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597785</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Bilgievleri'ne bir yenisini Körfez Yarımca Mimar Sinan Mahallesi'nde hizmete açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-eseri-olmayanin-yerinde-yeller-eser-597785">Başkan Büyükakın: &#8220;Eseri olmayanın yerinde yeller eser&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Bilgievleri&#8217;ne bir yenisini Körfez Yarımca Mimar Sinan Mahallesi&#8217;nde hizmete açtı. En büyük yatırımı gençlere yaptıklarını vurgulayan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Eser bırakmayanın yerinde yeller eser. Biz bu anlayışla çalışıyoruz” dedi.</p>
<p><b>BİLGİEVLERİ 16 YILI GERİDE BIRAKTI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli’de gençlerin eğitimine katkı sağlamaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin eğitim alanındaki önemli projelerinden biri olan ve 16. yılını geride bırakan Bilgievleri&#8217;nin 17.&#8217;sinin tanıtımı Körfez Yarımca&#8217;da gerçekleştirildi. Yarımca Bilgievi tanıtım programına Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, İl Milli Eğitim Müdürü Emrullah Aydın, AK Parti Körfez İlçe Başkanı Nurettin Okudan, Milliyetçi Hareket Partisi Körfez İlçe Başkanı Doğan Bekiroğlu, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, çok sayıda vatandaş ve öğrenciler katıldı.</p>
<p><b>ÖĞRENCİLER BAŞKAN&#8217;A SÖZ VERDİ</b></p>
<p>Törende Bilgievi öğrencilerinden Rabia Karapınar bir teşekkür konuşması yaptı. Karapınar, &#8220;Çok çalışıp bu ülkemiz için başarılı olacağız&#8221; dedi. İl Milli Eğitim Müdürü Emrullah Aydın, Kocaeli&#8217;deki öğrencilerin şanslı olduğunu vurgulayarak, Yarımca Bilgievi&#8217;nin hayırlı olmasını diledi. Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt ise &#8220;Bugün güzel bir mutluluğu hep birlikte yaşıyoruz. Çocuklarımız için çok önemli bir adım atıyoruz. Bu projeyi ilçemize kazandıran Başkanımız Tahir Büyükakın&#8217;a ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyorum. Eğitime yapılan her yatırım kıymetlidir. Çünkü bizim medeniyetimiz ilim irfan ve hikmet medeniyetidir. Kılıçla değil kalemle, savaşla değil ilimle yücelmiş bir medeniyettir&#8221; dedi.</p>
<p><b>ŞEHRİ İMAR EDERKEN NESLİ UNUTMUYORUZ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ise konuşmasına, Yarımca Bilgievi&#8217;nin bölgeye ve çocuklara hayırlı olmasını dileyerek başladı. Başkan Büyükakın, &#8220;Bir söz vardır; &#8216;Şehri inşa ederken nesli ihya etmeyi unutursanız, gün gelir ihmâl ettiğiniz nesiller imâr ettiğiniz şehirleri tahrip ederler.&#8217; Gerçekten de öyle. Yer altı ve yer üstü zenginliklerimiz önemli ama en önemli yatırım, gençlerimize yapılan yatırımdır. Bugün her şeye sıfırdan başlasak, iyi eğitim almış toplumlar hemen ayağa kalkar. Yani en iyi sermaye, yetişmiş insan gücüdür. Onun için aklı başında idareciler, en büyük yatırımlarını çocuklara yaparlar&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p><b>GENÇLERİ YARINLARA HAZIRLIYORUZ</b></p>
<p>Eğitim projelerinin çok önemli olduğunu, Bilgievleri&#8217;nin de bu noktada önemli bir misyon üstlendiğini vurgulayan Başkan Büyükakın, &#8220;Buralar bizim gelecek yüzyıllara dair vizyonumuzun giriş kapısı. Bu merkezler, gençlerin yarının dünyasında daha güçlü olmaları için yapılan hamleler. Okullarımız daha güzel olsun, sınıflarımız çoğalsın, eğitim kalitemiz iyi olsun istiyoruz. İşte çocuklarımız burada özel ilgi ile karşılaşıyor. İnşallah yarının dünyasında daha güzel işler yapacaklar. Bayrağımızı daha yükseklere taşıyacaklar. Onlar için çok emek veriyoruz. Ve gelecekte güzel bir şekilde karşımıza çıkacağına inanıyoruz. Ve onların elinde yükselecek Türkiye, dünyanın barışını sağlayacak bir ülke olacaktır.”</p>
<p><b>TEK DERDİMİZ BU KENTE HİZMET ETMEK</b></p>
<p>“Kamil odur ki koya ortaya eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser. Yani lafla peynir gemisi yürümez. İşi gücü olmayanlar sabah akşam sosyal medyada paylaşım yapmaya, polemik yaratmaya devam etsinler. Biz onları ciddiye almadığımız gibi vaktimiz olmadığını da bir kez daha ifade ediyoruz. İş yapın iş. İş yapmıyorsanız, yapana da engel olmayın. Gölge etmeyin. Zaten sizden başka bir ihsan da beklemiyoruz. Leyleğin ömrü laklakla geçermiş. Ağustos böceği gibi öterler. Ama ortaya da bir eser koymazlar. Gösterecek eser olmayınca da kavga ederler, polemik yaratırlar. Bırakın da işimizi yapalım. Sizinle ağız dalaşı yapacak vaktimiz yok. İster anlasınlar ister anlamasınlar, biz iş yapmaya devam edeceğiz&#8221; dedi. Başkan Büyükakın, konuşmasının sonunda Yarımca Bilgievi&#8217;ndeki sınıfları gezdi, öğrencilerle sohbet etti.</p>
<p><b>GENÇLER İÇİN YENİ EĞİTİM YUVASI</b></p>
<p>Körfez’de gençlerin eğitim yolculuğuna değer katan Yarımca Bilgievi modern yapısı ve donanımlı içeriğiyle öğrencilere hem akademik destek sunacak hem de sosyal gelişimlerini güçlendirecek. Körfez Mimar Sinan Mahallesi, Bağlar Caddesi, No:43A adresinde, 807 metrekare kullanım alanına sahip 3 katlı binada öğrencilere eğitim veren Yarımca Bilgievi’nde; 4 adet derslik, 12 bilgisayarlı bilişim sınıfı, 3 bin kitaplı kütüphane, bilim ve sanat atölyeleri, PDR destek odası, spor salonu ve mescit bulunuyor. Toplam 14 personelin görev yaptığı Yarımca Bilgievi 1555 öğrencinin eğitimine katkı sunuyor.</p>
<p><b>SOSYAL ETKİNLİKLERE DE ÖNEM VERİLİYOR</b></p>
<p>Yarımca Bilgievi’nde ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik ders destek faaliyetlerinin yanında dil ve edebiyat, spor ve oyun, bilim ve teknoloji, sanat ve beceri alanlarında atölye faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Kütüphanede kitap tahlili, masal atölyesi, münazara atölyesi; bilişim sınıfında kodlama, scratch, arduino, 3D yazıcı uygulamaları, mBot, makey makey, bubble bot içerikleri ile oluşturulmuş atölye faaliyetleri yapılıyor. Öte yandan Yarımca Bilgievi’nde öğrencilere bireysel rehberlik, eğitsel rehberlik, rehberlik atölyeleri, seminer başlıklarında rehberlik hizmeti veriliyor. Ayrıca veli ve öğrencilere yönelik il içi ve il dışı geziler ile veli-öğrenci etkileşimi artırılarak AFAD işbirlikleri, KBB İtfaiye işbirliği, Yerel Kültür Müzesi gezisi gibi etkinliklerle öğrencilerin birçok alanda farkındalık kazanmaları sağlanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-eseri-olmayanin-yerinde-yeller-eser-597785">Başkan Büyükakın: &#8220;Eseri olmayanın yerinde yeller eser&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Babalık, Büyükşehir&#8217;in tramvay projesini övdü; &#8220;Tramvay yatırımı kentin imgesine önemli bir katkıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-babalik-buyuksehirin-tramvay-projesini-ovdu-tramvay-yatirimi-kentin-imgesine-onemli-bir-katkidir-597761</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 14:35:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[babalık]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kentin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesini]]></category>
		<category><![CDATA[Raylı Sistem]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tramvay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve UlaşımPark ev sahipliğinde gerçekleşen UITP Avrasya Konferansı’nda “Kentsel Raylı Sistemlerde Planlama ve Yatırımlar” konusu masaya yatırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-babalik-buyuksehirin-tramvay-projesini-ovdu-tramvay-yatirimi-kentin-imgesine-onemli-bir-katkidir-597761">Prof. Dr. Babalık, Büyükşehir&#8217;in tramvay projesini övdü; &#8220;Tramvay yatırımı kentin imgesine önemli bir katkıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve UlaşımPark ev sahipliğinde gerçekleşen UITP Avrasya Konferansı’nda “Kentsel Raylı Sistemlerde Planlama ve Yatırımlar” konusu masaya yatırıldı. Konuşmasında Büyükşehir’in tramvay projesini öven Şehir Plancısı ve Ulaşım Politikaları Uzmanı Prof. Dr. Ela Babalık, <b>“</b>Tramvay yatırımı kentin imgesine önemli bir katkıdır” dedi.</p>
<p><b>UZMANLAR BİRİKİMLERİNİ PAYLAŞIYOR</b><br />Kocaeli Kongre Merkezi’nde düzenlenen UITP Avrasya Konferansı’nın ilk gününde “Kentsel Raylı Sistemlerde Planlama ve Yatırımlar” konusu masaya yatırıldı. Konuyla ilgili düzenlenen panelin moderatörlüğünü Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı yaptı. Panelin konuşmacıları ise Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Yalçın Eyigün, UITP Genel Sekreteri Mohamed Mezghanı ve Şehir Plancısı ve Ulaşım Politikaları Uzmanı Prof. Dr. Ela Babalık oldu. Konuşmacılar, raylı sistemlerin yeni planlara uyumlu olarak yapılmasının yanı sıra planlama yapılırken nelere dikkat edilmesi gerektiği konularında katılımcılarla düşüncelerini paylaştı. İki gün sürecek olan konferansta alanında uzman isimler katılımcılara birikimlerini aktaracak.</p>
<p><b>“ULAŞIM SİSTEMİ KENTİN KİMLİĞİNİ YANSITIR”</b><br />İki yönlü etkileşimde ulaşım siteminin kente etkilerinden söz eden Şehir Plancısı ve Ulaşım Politikaları Uzmanı Prof. Dr. Ela Babalık, Kocaeli’de tramvay örneğinin kentin kimliğine etki ettiğini belirterek, “Yapıların içinde erişilebilirlik çok önemli. Her raylı sistem istasyonu için değil ama önemli raylı sistemler için dünyada mimarı yarışmalar düzenleniyor. Kentin en önemli erişilebilirliğini sağlayan bir yapının yanındayım demek çok önemli. Ulaşım sistemi, kentin kimliğine ve imgesine de etki ediyor. Kocaeli’de tramvayın yüksek bir platformdan gitmesi, çok önemli bir imge örneği. Tramvay yatırımının kentin imgesine önemli bir katkısıdır. Hem sanat yapılarını hem mimari yapıları kente entegre etmek gerekiyor” diyerek, mimari ve sanatsal yapıların raylı sistemlerle birlikte düşünülmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p><b>“RAYLI SİSTEMLER YENİ PLANLARA UYGUN OLMALI”</b><br />Raylı sistemlerin planlanma sürecinde nelere dikkat edilmesi gerektiğini açıklayan Prof. Dr. Babalık, “Bir raylı sitem planlanırken kentin mekânsal ve metropolitan planlarına, kentin mekansal büyüme planlarına referans vererek gelişmek ülkemizde yerleşmiş bir durum. Bir kentte raylı sitem hattının yatırımı yapılırken arazi kullanım türlerine hizmet etmek önemli. Kocaeli’de tramvayın; otogara, kongre merkezine, hastaneye gitmesi tüm bunlar iyi entegrasyon örnekleri. Yeni bir plan geliştirdiğimizde buna kentin raylı sistemleriyle gidebiliyor muyum? Bunu yerleştirmek çok önemli. Plan değişiklikleri yapıldığında trafik etki değerlendirmesi analizi de yapılması zorunludur. Zor bir planlama kültürü ama muhakkak yerleştirilmesi ve geliştirilmesi gereken bir planlama kültürü” dedi.</p>
<p><b>“ARAÇLAR İKLİME UYGUN TASARLANMALI”</b><br />İklim değişikliklerinde raylı sistemlerin dönüşümü konusunda konuşan Prof. Dr. Babalık, “Bu planlamaya entegre edilen bir konu. Kocaeli’de tramvay örneğine bakalım. İçindeki iklimlendirmeyi inceledim. Aracın dirençliliği açısından beyaz çatılı araçlar dikkate alınmaya başlandı. Kentlerdeki yeşil araçlar, ağaçlıklı yollar ısı adası etkisini kırabilecek özellikler. Gölgelikli, ağaçlıklı yollar durak tasarımları çok önemli. Bunlar, sıcak havanın etkisinden bekleyeni koruyacak şekilde tasarlanmalı. Yeşil çatı ve yeşil tramvay yolu ile şiddetle yağan yağmurun hızla taşkına yol açmasını en azından erteleyebiliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“30 YILDIR RAYLI SİSTEMLERLE UĞRAŞIYORUM”</b><br />Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Yalçın Eyigün ise müdürlüğün çalışmalarından bahsederek, “Toplu taşıma neden yapılır, şehirler nereye gitmeli? Bence en başta bunu çözmeliyiz. 30 yıldır raylı sistemlerle uğraşıyorum. Tahir Hocam benim kadar uğraşmamıştır ama benim uğraştığımın ötesinde bir şey söyledi. Bunu hepimizin kulağımıza küpe yapması lazım. AYGM, 15 yıl öncesine kadar raylı sitemleri planlayan ve büyükşehirlerin yapmak istediği planları onaylardı. 2011’den sonra raylı sistemlerin yapımı ve teslim edilmesini de yapıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><b>“FOSİL YAKITLI ARAÇLARI SINIRLANDIRMAK İSTİYORUZ”</b><br />Yalçın Eyigün, sözlerinin devamında, “Bir şehir, 500 binleri buluyorsa raylı sitemin ihtiyacını da üretebilir. Yeşil mutabakata uyan bir şehre dönüşüm elbette ki raylı sistemlerle olur. Tramvay aracının içinde kaç kişiyi taşıyacağımız önemli. 10-15 kişi taşıyan bir minibüs gece 11’e kadar çalışıyor ama bir tramvay da büyük elektrik enerjisi sarf ediyor. Yerel ve ulusal bazda buna dikkat ediyoruz. Lastik tekerlekten elektriğe dönüşümde süper hızlı tren projemiz kent içi değil ama bulunduğumuz şehre, Sakarya’ya, İstanbul’a ve Ankara’ya hizmet edecek bir proje ile akaryakıt bazlı tüketim olan fosil yakıtlı araçları sınırlandırmak istiyoruz. Bu anlamda bütün büyükşehirlerde yürüttüğümüz çalışmalar var” dedi.</p>
<p><b>“BÜYÜKŞEHİRLERLE İRTİBAT HALİNDEYİZ”</b><br />Yalçın Eyigün, yerel yönetimlerle koordinasyon konusunda ise, “Japonya’da Tokyo yakınlarında Tsukuba hattı vardır. Kentsel geliştirme ve arazi geliştirmenin ürünü olan bir hat. Yerel yönetimlerle etkileşim ve koordinasyonu olmazsa olmaz olarak görüyoruz. Kuzey Metro Hattını beraber planladık. Güney Metro Hattını kendileri planladı ama biz yine koordinasyon içindeyiz. Sadece biz yaparsak doğru yapmış olmayız. Bütün büyükşehirlerle irtibatımız daha projenin başında başlıyor. Bu yollarda beraber yürümek çok doğru” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“TOPLU TAŞIMA HER AÇIDAN FAYDALI”</b><br />UITP Genel Sekreteri Mohamed Mezghanı ise yönetişim ve finansman konusunda metro yatırımlarının ilişkisini aktardı. Mezghanı, “Bu konuda yöneticilerin oynadığı rol önemli. Toplu taşımayı bir yönetim koordine ve organize ediyor. Belediyeler var ama dünyanın her yerinde belediyeler müdahale etmiyor. Bizim bir yönetime ihtiyacımız var koordinasyonu sağlayacak. Raylı sistemlerde aynı zamanda fonlamaları nasıl yapacağına bakmaları lazım. Toplu taşımanın yararları var ekonomi için çevre için şehir için. Toplu taşımada kamu fonlarının olması da normal. Dünyada genelde devlet fonları sağlıyor” diye konuştu.</p>
<p><b>“PROJE ŞEHİR İÇİN İYİ GÖRÜLMELİ”</b><br />Kent içi raylı sistemlerin başarılı bir şekilde uygulanması konusuna da değinen UITP Genel Sekreteri Mohamed Mezghanı, “Projenin şehre entegre edilmesi bu projenin etkileri neler olacak bunları görmeye çalışıyoruz. Bu projelerin regülasyonu politikalarla ilerlemeli. Bazı şehirlerde bu projelerin siyasi zorluklara rağmen başarılı şekilde yapıldığını görüyoruz. Projenin şehir için iyi görünmesi önemli. Siyasi devamlılık sağlanması ve siyasi olarak da desteğe devam edilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>“AVRUPA RAYLI SİSTEMLERDE YAVAŞ”</b><br />Raylı sistemler konusunda planlamanın olabildiğince erken yapılması gerektiğini belirten Mezghanı, “Kısa vadede planlama yapıp bunu uygulamaya koymamız gerekiyor. Paydaşlarla bir araya gelmeniz gerekiyor. Bir tren siteminiz, raylı siteminiz olduğu zaman paydaşların da kabul etmesi gerekiyor. Şehrin kendi stili var, insanları kendi tarafına çekmeniz gerekiyor. Avrupa’nın raylı sistem uygulamalarında çok yavaş olduğunu görüyorum. Bunları nasıl daha iyi optimize edebiliriz ona bakıyoruz” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-babalik-buyuksehirin-tramvay-projesini-ovdu-tramvay-yatirimi-kentin-imgesine-onemli-bir-katkidir-597761">Prof. Dr. Babalık, Büyükşehir&#8217;in tramvay projesini övdü; &#8220;Tramvay yatırımı kentin imgesine önemli bir katkıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zeytinburnu Kültür Sanat&#8217;ta her ay, kültür dünyamızın önemli isimleri hatırlanıyor.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zeytinburnu-kultur-sanatta-her-ay-kultur-dunyamizin-onemli-isimleri-hatirlaniyor-597145</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2025 11:21:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[dünyamızın]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[Muallim Cevdet]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[Tasnif]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinburnu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597145</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zeytinburnu Kültür Sanat’ta her ay, kültür dünyamızın önemli isimleri hatırlanıyor. Eğitimci, yazar, kütüphaneci ve bibliyograf olan Muallim Cevdet, vefatının 90. yılında özel bir programla anıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zeytinburnu-kultur-sanatta-her-ay-kultur-dunyamizin-onemli-isimleri-hatirlaniyor-597145">Zeytinburnu Kültür Sanat&#8217;ta her ay, kültür dünyamızın önemli isimleri hatırlanıyor.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Zeytinburnu Kültür Sanat’ta her ay, kültür dünyamızın önemli isimleri hatırlanıyor. Eğitimci, yazar, kütüphaneci ve bibliyograf olan Muallim Cevdet, vefatının 90. yılında özel bir programla anıldı. 5 Aralık Cuma akşamı saat 19.30’da başlayan programın moderatörlüğünü Ramazan Minder üstlenirken Prof. Dr. Betül Batır, İrfan Dağdelen, Sinan Çuluk ve Turan M. Türkmenoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Muallim Cevdet’in makalelerinden oluşan kitap tanıtıldı ve dinleyicilere hediye edildi.</b></p>
<p>Türk kültür tarihinin önemli isimlerinden Muallim Cevdet, vefatının 90. yılında Zeytinburnu Kültür Sanat’ta anıldı. Muallim Cevdet’in yaşamının ve kültür dünyamızdaki rolünün ele alındığı panelde Muallim Cevdet farklı yönleriyle değerlendirildi. Moderatörlüğünü Ramazan Minder’in üstlendiği programa Prof. Dr. Betül Batır, İrfan Dağdelen, Sinan Çuluk ve Turan M. Türkmenoğlu konuşmacı olarak katkıda bulundu. Muallim Cevdet’in makalelerinden oluşan kitap, dinleyicilere hediye edildi. </p>
<p><b>“Her fırsatta Muallim Cevdet’in ismini duyurmaya çalıştım.”</b></p>
<p>Turan M. Türkmenoğlu, Muallim Cevdet’in makalelerinden oluşan kitabın yayımlanma sürecinden söz etti:</p>
<p>“Her fırsatta Muallim Cevdet’in ismini duyurmaya çalıştım. Akraban mı senin, diye soran çok oldu. Osmanlıca yayımlanmış makalelerini temin edip onları yeni harflere çevirdim. Bir gün Betül Batır hocamla karşılaştık. Ona bu makaleleri hazırladığımı ve bir kitaba ya da projeye dönüşebileceğini söyledim. Hocam beni kırmadı ve bu makaleler üzerine çalışmalar yaptı. Ama bir türlü kuvveden fiile geçmedi bu tasarımız. Ramazan Minder ile konuşurken bir gün Muallim Cevdet’in vefatının 90. yılı olduğu gündeme gelince ben de bu fikrimizi ona açıkladım. O da ne yapmamız gerekiyorsa yapalım, dedi ve bu kitap ortaya çıktı.”</p>
<p><b>“Muallim Cevdet, örnek alınması gereken bir eğitimci.”</b></p>
<p>Prof. Dr. Betül Batır; Muallim Cevdet’in öğretmenliği sınıfla sınırlamadığını, eğitimi topyekûn bir faaliyet olarak gördüğünü vurguladı:</p>
<p>“Muallim Cevdet, topyekûn eğitimi şart görüyor. Öğretmenlik görevi ona göre okulla ya da sınıfla sınırlı kalmamalı. Öğretmen her yerde öğretici olmalı. Her yerde bilgi vermeli ve merak uyandırmalı. Bakü’deki görevinden İstanbul’a döndüğünde yerleştiği Rumelihisarı’nda hamallara her gece tarihî ve dinî konferanslar veriyordu. Bu öğretmenliği tam anlamıyla yaptığını gösteriyor. Hakikaten örnek alınması gereken bir eğitimci.”</p>
<p><b>“Muallim Cevdet’in bıraktığı miras, tezlere konu olmuştur.”</b></p>
<p>İrfan Dağdelen, Muallim Cevdet’in evrakından ve bıraktığı ilmî mirastan bahsetti:</p>
<p>“Muallim Cevdet’in evrakının incelenmesi gerekir. Kataloğu yayımlandı ama ince, ayrıntılı bir tasnifi yapılmadı. Bu evrakta eğitimle ilgili çok sayıda yazısı, görüşleri öğrenci sınav kağıtları var. Öğrencilere verdiği ödüller de o arşivde bulunuyor. Sonuç olarak Muallim Cevdet’in bize bıraktığı miras tezlere konu olmuş bir miras. Hâlâ da bu etki devam ediyor.”</p>
<p><b>“Hazine-i Evrak’tan belge satıldığı anlaşılınca Muallim Cevdet tasnif heyetinin başına geçti.”</b></p>
<p>Sinan Çuluk, Muallim Cevdet’in tasnif heyetinin başına geçmesine neden olan tarihsel süreci anlattı:</p>
<p>“Muallim Cevdet’i tasnif heyetinin başına getiren olay, Hazine-i Evrak’tan Bulgaristan’a belge satılması hadisesi. Bunlar Sirkeci’den trenlere yüklenip götürülmüş. Halil İbrahim Konyalı ve Muallim Cevdet bunu fark etmiş. Ortalığı ayağa kaldırıyorlar. İsmet İnönü o dönemin başbakanı. Muallim Cevdet bütün imkanlarını, aracılarını kullanarak çok şiddetli bir şikayet mektubu yazıyor. Bunlar arşivlerde mevcut. Daha sonra Muallim Cevdet İsmet İnönü’ye yüklendiği için bir ‘tokat’ yemeyi beklerken tasnif heyetinin başına getiriliyor.”</p>
<p><b>Muallim Cevdet Kimdir?</b></p>
<p>1883’te Bolu’da doğan ve hukuk öğrenimini yarıda bırakarak kendini öğretmenliğe adayan Muallim Cevdet (Mehmed Cevdet İnançalp), Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan dönemde hem eğitim hem de kültür hayatında derin izler bırakmış bir aydındır. Türkiye’de pedagoji anlayışının gelişmesine katkı sağlayan Cevdet, Bakü’de Türk kültürünün uyanışına destek olmuş, Avrupa’da Bergson ve Durkheim gibi dönemin önemli düşünürlerinin derslerini takip ederek fikrî bir birikim kazanmıştır. Dârülmuallimîn başta olmak üzere birçok okulda öğretmenlik yapan, din ve kültür konularında yazan Cevdet, özellikle Osmanlı arşiv belgelerinin korunması ve tasnifine öncülük ederek Türk arşivciliğinin kurucusu kabul edilmiştir. Hayatı boyunca bilgiye ve öğrenmeye adanmışlığıyla tanınan Muallim Cevdet, 1935’te vefat ettiğinde ardında kıymetli eserler, geniş bir arşiv koleksiyonu ve saygın bir ilmî miras bırakmıştır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zeytinburnu-kultur-sanatta-her-ay-kultur-dunyamizin-onemli-isimleri-hatirlaniyor-597145">Zeytinburnu Kültür Sanat&#8217;ta her ay, kültür dünyamızın önemli isimleri hatırlanıyor.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5 yaş altı çocuk ölümlerinin en sık nedeni!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/5-yas-alti-cocuk-olumlerinin-en-sik-nedeni-596571</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 09:51:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altı]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[duman]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[ölümlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prematüre Bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tamer]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596571</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış ayları prematüre yani 37 haftadan önce doğan bebekler için her zaman daha zorlu geçiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-yas-alti-cocuk-olumlerinin-en-sik-nedeni-596571">5 yaş altı çocuk ölümlerinin en sık nedeni!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış ayları prematüre yani 37 haftadan önce doğan bebekler için her zaman daha zorlu geçiyor. Kapalı ortamlarda hızla yayılan virüsler, minik bedenlerin bağışıklık sistemini kolayca etkiliyor. <strong>Acıbadem Kadıköy Hastanesi (Dr. Şinasi Can) Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Tamer</strong>, prematüre bebeklerin akciğer ve kalp gibi hayati organlarının gelişimleri tamamlanmadan dünyaya geldiklerini, bağışıklık sistemlerinin çok zayıf olduğunu, dolayısıyla ani ısı değişimleri ve virüsler gibi çevresel risklerden çok daha fazla etkilendiklerini belirterek “Kış mevsimi prematüre bebekler gibi aileleri için de çok daha yüksek risk oluşturmakta ve çok daha zor geçmektedir. Ailelerin günlük rutinlerinde bile çok daha fazla özen göstermeleri gerekmektedir” diyor. </p>
<p>5 yaş altı çocuk ölümlerinin en sık nedeninin prematüre doğum olduğuna dikkat çeken Dr. Tamer, kış aylarında tehlikenin arttığına dikkat çekerek “Beslenmesinden giyimine, bulunduğu ortamın ısısı ve havalandırmasından sağlık kontrollerinin ve gerekli aşılarının zamanında yapılmasına, ziyaretçilerden sigara dumanına dek birçok konuda çok dikkatli olunmalıdır. Anne babalar sıkça “sigarayı sadece balkonda içiyorum, bebeğime hiç duman gelmiyor” deseler de, yapılan çalışmalar, dışarıda veya balkonda içmenin dumanın içeri sızmasını, giysi ve saç yoluyla kalıntı taşınmasını, hatta yüzeylerde biriken toksik kalıntıların bebeği olumsuz etkilemesini engellemediğini gösteriyor” diyor. </p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Tamer, kış aylarında prematüre bebekleri tehdit eden 5 etken ile sağlıklı bir kış mevsimi geçirilebilmesi için alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Kalabalık ortam</strong></p>
<p>Prematüre bebeklerin sağlığını tehdit eden kış etkenlerinin başında kalabalık ortam gelmektedir. Çünkü kalabalık ortam RSV, influenza, grip ve covid gibi önemli viral enfeksiyonlara davetiye çıkarır. Bağışıklık sistemi hassas olan bebekler kalabalık ortamlarda bu tür enfeksiyonları çok daha kolay alırlar. Dolayısıyla bu bebekleri özellikle kış aylarında hasta kişilerin yanında, mümkünse kalabalık ortamlarda da bulundurmamak gerekir. Influenza ve RSV gibi enfeksiyonlarda da koruyucu aşı uygulamaları doktorunuzun kontrolüyle yapılabilir.</p>
<p><strong>Aşı ve doktor kontrollerinin aksatılması</strong></p>
<p>Dr. Reyhan Tamer “Özellikle Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği aşılar, zatürre, menenjit, tetanoz, çocuk felci gibi aşılar prematüre bebeklerde hayat kurtarıcıdır. Doktor kontrollerinin düzenli yapılması, erken dönemli büyüme ve gelişme ile ilgili sıkıntıların erken dönemde saptanıp tedavi edilmesi açısından da önemlidir” diyor.</p>
<p><strong>Ortam ısısı</strong></p>
<p>Prematüre bebekler ısı kaybına karşı çok duyarlıdır çünkü yağ dokusu azdır, vücut ısısını koruyamazlar. Soğuk havalarda solunum problemleri tehdit eder, bağışıklık sistemi çok iyi çalışmaz ve vücut strese girer. Ama bebeklerin kalın giydirilmesi yerine, oda ısısını doğru ayarlamak çok daha önemlidir. Prematüre bebeklerde oda ısısı 22-24 derece idealken, çok düşük doğum ağırlıklı bebekler, 1500 gramın altındaki doğum ağırlıklı bebeklerde 24-26 derece olması gerekir. Nem oranının da yüzde 40-60 arasında olmasına özen gösterilmelidir.</p>
<p><strong>Beslenme bozuklukları</strong></p>
<p>Kış aylarında önemini daha da artıran bir faktör de beslenme bozuklukları, kilo almamadır. Bebeklerin hem tartı alması hem de boy uzama ve baş çevresinde sağlıklı büyümesi önemlidir. Özellikle anne sütüyle beslenme prematüre bebeklerde büyüme, gelişme açısından çok önemlidir. Ama anne sütünün olmadığı durumlarda prematüre bebekler için doktor önerisiyle özel mamaların kulllanılması büyük önem taşır. Çünkü düşük ağırlıklı prematüre bebeklerde enerji ihtiyacı daha fazladır. Kilo alma, büyüme çok daha önemlidir.</p>
<p><strong>Sigara dumanı</strong></p>
<p>Dr. Reyhan Tamer, özellikle de kış aylarında prematüre bebekleri bekleyen en önemli tehlikelerden birinin sigara dumanı olduğunu vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Anne babalar bebeğin yanında sigara içmeyip balkonda içtiklerini belirtiyorlar. Ama yapılan çalışmalar; balkonda içmekle bebeğin yanında içmenin benzer zarar etkilerine sahip olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla lütfen sigara dumanının olduğu ortamdan, hava kirliliğinin olduğu ortamdan çocuklarımızı, bebeklerimizi uzak tutalım. Zira bunlar bebeklerde büyüme ve gelişmenin yavaşlamasından, enfeksiyonların artmasına dek ciddi tehlikelere davetiye çıkarıyor. Prematüre bebeklerin kalp ve akciğer gibi hayati organları gelişmediği, bağışıklık sistemleri çok zayıf olduğu için onlar açısından hayati önem taşıyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-yas-alti-cocuk-olumlerinin-en-sik-nedeni-596571">5 yaş altı çocuk ölümlerinin en sık nedeni!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalancı Nodüller Gereksiz Tiroit Ameliyatlarına Yol Açabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yalanci-noduller-gereksiz-tiroit-ameliyatlarina-yol-acabiliyor-596490</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 09:05:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatlarına]]></category>
		<category><![CDATA[bezi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyopsi]]></category>
		<category><![CDATA[gereksiz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[nodüller]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tiroit]]></category>
		<category><![CDATA[yalancı]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596490</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tiroit ultrasonlarında sıkça görülen ancak çoğu kişinin adını bile duymadığı “yalancı nodüller”, uzmanlara göre gereksiz biyopsilere ve hatta yanlış ameliyatlara yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalanci-noduller-gereksiz-tiroit-ameliyatlarina-yol-acabiliyor-596490">Yalancı Nodüller Gereksiz Tiroit Ameliyatlarına Yol Açabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Tiroit ultrasonlarında sıkça görülen ancak çoğu kişinin adını bile duymadığı “yalancı nodüller”, uzmanlara göre gereksiz biyopsilere ve hatta yanlış ameliyatlara yol açabiliyor. Özellikle 40 yaş üzeri kadınlarda yaygın olan bu oluşumların, gerçek nodüllerle karıştırılmasının hem yanlış tanılara, hem de yüksek riskli cerrahi müdahalelere zemin hazırladığını söyleyen Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, yalancı nodüllerin kanserle hiçbir ilişkisi olmadığını vurgulayarak, en kritik hatanın bu yapılara biyopsi yapılması olduğunu belirtti. </em></p>
<p>Tiroit hastalıkları toplumda çok sık karşılaşılan bir sorun olmasına karşın birçok kişi “yalancı nodül” tanımını bilmiyor. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, tiroit nodülleri konusunda toplumda ve hatta bazı hekimlerde bile sıkça karıştırılan kritik bir yanlış anlaşılmaya dikkat çekti. Bu oluşumlara özellikle 40 yaş üstü kadınlarda daha sık rastlandığını belirten Prof. Ayşan, yalancı nodüllerin gerçek nodüllerle karıştırılmasının hem yanlış tanılara hem de riskli cerrahi müdahalelere zemin hazırlaması açısından ciddiye alınması gereken bir nokta olduğunu anlattı. </p>
<p><strong>GERÇEK NODÜL İLE YALANCI NODÜL ARASINDAKİ KRİTİK FARK</strong></p>
<p>Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, yalancı ve gerçek nodülleri birbirinden ayıran noktayı şöyle ifade etti: “Gerçek nodül, tiroit bezinin içinde sınırları belirgin, tiroit dokusundan net şekilde ayırt edilen yapılardır. Yalancı nodül ise kapsülü olmayan, gerçek sınırları belirgin olmayan, ultrason sırasında nodül görüntüsü veren ama aslında gerçek nodül olmayan oluşumlardır.” </p>
<p><strong>EN SIK 40 YAŞ ÜZERİ KADINLARDA GÖRÜLÜYOR</strong></p>
<p>Yalancı nodüllerin yaygınlığının tiroit hastalıklarıyla, özellikle de tiroit iltihaplarıyla yakın ilişkili olduğunu belirten Prof. Ayşan, “Bu yapıları en sık 40 yaş üzerindeki kadınlarda görüyoruz. Kadın cinsiyeti ve 40 yaş üzeri grup, yalancı nodüllerin en yaygın olduğu yaş ve cinsiyet grubudur” diye konuştu. </p>
<p>Bu oluşumların ortaya çıkmasındaki en büyük etkenin Haşimoto hastalığı olduğunu belirtin Prof. Ayşan, sözlerine şöyle devam etti: “Haşimoto tiroit bezinin iltihabıdır ve 40 yaş üzerindeki kadınlarda çok sık görülür. İltihap hücreleri bir bölgede kümelenerek bir kitlesel yapı oluşturuyorlar ve bu yapılar ultrasonda yalancı nodül imajının oluşmasına neden oluyor. İşte Haşimoto gibi iltihabi hastalıklarda yalancı nodüllerin sık görülmesinin nedeni de budur.” </p>
<p> </p>
<p><strong>“BELİRTİ VERMEZ, ÇOĞU ULTRASON SIRASINDA TESADÜFEN BULUNUR”</strong></p>
<p>Yalancı nodüllerin tıpkı gerçek nodüller gibi çoğu zaman hiçbir belirti vermediğini vurgulayan Prof. Ayşan, sözlerine şöyle devam etti: “Hiçbir bulgu vermedikleri için sıklıkla rastlantısal olarak tespit edilirler. Haşimoto sebebiyle ya da diğer tiroid bezi hastalıklarında yapılan ultrasonlarda tesadüfen yalancı nodülleri tespit ediyoruz. “</p>
<p>Bu nodüllerin hormon işlevi üzerinde de bir etkisi olmadığına değinen Prof. Ayşan, “Yalancı nodüllerle tiroid hormon salgısı arasında herhangi bir ilişki bulunmuyor. Tiroit bezindeki yalancı nodül sayısının az ya da çok olması da bu sonucu etkilemiyor. Ancak, tiroid bezindeki iltihap yani altta yatan sebep hormon salgısını bozabilir” dedi.</p>
<p><strong>“GERÇEK NODÜLE DÖNÜŞMEZ, KANSER RİSKİ TAŞIMAZ”</strong></p>
<p>En çok merak edilen konulardan biri olan yalancı nodüllerin gerçek nodüle dönüşmesi ya da kanser riski taşımasıyla ilgili olarak Prof. Ayşan şu açıklamayı yaptı: “Yalancı nodüllerin zaman içinde gerçek nodüle dönüşmediğinin altını çizmemiz gerek. Tiroid bezindeki iltihabın şiddetine bağlı olarak şekil ve boyut değiştirebilirler, büyüyüp küçülebilirler ancak gerçek nodüle dönüşme riskleri yoktur.  Yalancı nodüllerin kanser gelişmesiyle de hiçbir ilişkisi yoktur. Zaten bu oluşumlarla ilgili olarak yaşadığımız en önemli sorun da bu. Konuyu bilmeyen ya da konudan uzak olan meslektaşlarımız bunları gerçek nodül gibi algılayabiliyor ve boyutları arttığında kanser olduğunu düşünebiliyorlar.”</p>
<p><strong>“KANSER ZANNEDİLİP BİYOPSİ YAPILIP AMELİYATA GİDİLEBİLİYOR”</strong></p>
<p>Yalancı nodüller konusunda en kritik noktanın gereksiz biyopsiler olduğunu vurgulayan Prof. Ayşan, tabloyu şöyle özetledi.  “Yalancı nodüllere kesinlikle biyopsi yapılmaz. Bakın ‘biyopsiye gerek yoktur’ demiyorum ‘kesinlikle biyopsi yapılmamalıdır’ diyorum. Burası çok önemli! Çünkü biyopsi yapıldığında iltihap hücreleri mikroskop altında tümör hücrelerine çok benzediği için patolog bunu kanser riskli olarak yorumlayabiliyor. İşte sorun tam da bu noktada başlıyor. Bu raporu alan klinisyen hastaya ‘kanser riskiniz var, mutlaka ameliyat olmalısınız’ diyor. İşte yapılmaması gereken bir biyopsi hastayı ameliyathane kapısına kadar getirebiliyor, ne yazık ki. Dolayısıyla yalancı nodüllerin doğru teşhisi kritik düzeyde önemli bir konu.”</p>
<p>Yanlış tanıyla birlikte gerçekleştirilen ameliyatın da hasta açısından yüksek risk barındırdığına işaret eden Prof. Ayşan, “Tiroit bezi iltihaplı olduğu için bu ameliyatlarda komplikasyon riski yüksektir. Çünkü iltihap cerrahın çalışma planlarını bozar, görüş alanını kısıtlar, kanama riskini arttırır. Bu durumda paratiroid bezleri ve ses siniri gibi çok önemli organ ve yapılar hasar görebilir. Üstelik bunlar kalıcı olabilir” diye konuştu. </p>
<p><strong>“TEDAVİ NODÜLÜN KENDİSİNE DEĞİL, HAŞİMATOYA YÖNELİK OLMALI”</strong></p>
<p>“Şu nokta çok önemli; yalancı nodülü olan bir hastada amaç yalancı nodülü tedavi etmek değildir. Amaç, buna sebep olan altta yatan hastalığı yani tiroit iltihabını tedavi etmek olmalıdır” diyen Prof. Dr. Erhan Ayşan “Hekim Haşimoto hastalığına odaklanmalı. Ancak şu da var ki, Haşimoto kronik ve tedavisi zor hatta birçok zaman imkansız olan bir hastalıktır; iyileşmeyebilir ama yönetilebilir” şeklinde konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Erhan Ayşan sözlerini şu uyarıyla tamamladı: “Altını çizmek istediğim ana mesajım şu: Yalancı nodülleri ultrasonda doğru tanımak ilk ve en önemli noktadır. İkinci önemli nokta bu oluşumlara kesinlikle biyopsi yapılmaması gerektiğidir. Aksi halde patoloji uzmanından gelecek yanıltıcı raporla hastalar gereksiz yere ameliyat edilebilirler. Tiroid bezlerini gereksiz yere kaybettikleri gibi ameliyata bağlı komplikasyonlarla da uğraşmak zorunda kalabilirler.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalanci-noduller-gereksiz-tiroit-ameliyatlarina-yol-acabiliyor-596490">Yalancı Nodüller Gereksiz Tiroit Ameliyatlarına Yol Açabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyonun 7 İşaretine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depresyonun-7-isaretine-dikkat-596463</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 08:35:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alma]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[değişiklikler]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonun]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[şaretine]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596463</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşanan her üzüntü, yorgunluk, isteksizlik, keyifsizlik durumunda genellikle akla ilk olarak “depresyon” geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyonun-7-isaretine-dikkat-596463">Depresyonun 7 İşaretine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşanan her üzüntü, yorgunluk, isteksizlik, keyifsizlik durumunda genellikle akla ilk olarak “depresyon” geliyor. Bu tepkiler çoğu zaman hayatın doğal akışı içinde yaşanan olumsuzluklara karşı verilen geçici yanıtlar şeklinde gelişiyor. Stres, mevsimsel değişiklikler ya da olumsuz olayların ruh halini etkileyebileceğini belirten uzmanlar, depresyonda en önemli kriterin bu duyguların süresi ve yoğunluğu olduğuna dikkat çekiyor. Erken dönemde alınan profesyonel destek ile depresyon tedavi süreci kolaylaşıyor ve yaşam kalitesi kısa sürede artırılabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uz. Dr. Sevda Hajiyeva, depresyonun belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Moral bozukluğu depresyonla karışabiliyor</strong></p>
<p>Günlük yaşamda her birey kendini zaman zaman üzgün, bitkin ya da isteksiz hissedebilir. Bu duygular çoğu zaman hayatın doğal akışı içinde ortaya çıkar. Bu duyguların çoğu stres, yorgunluk, hayal kırıklıkları veya kayıplar karşısında yaşanan geçici tepkilerdir. Ancak bu durumların hepsi depresyon anlamına gelmez. Yoğun iş temposu, kısa süreli stres, mevsimsel değişiklikler veya önemli bir olay sonrası yaşanan üzüntü, çoğu kişide doğal olarak düzelir. Fakat şikayetler uzun sürüyor, şiddetleniyor ve günlük yaşamı etkilemeye başlıyorsa, bu durumda bir uzmana başvurmak gerekir. Yaşadığınız her moral bozukluğu depresyon değildir ancak her depresyon dikkate alınması gereken tıbbi bir durumdur. </p>
<p><strong>Depresyon belirtileri 2 haftadan uzun sürer</strong></p>
<p>Depresyon, tıbbi olarak majör depresif bozukluğu ifade eder. Depresyon yalnızca “üzgün olmak” değildir, kişinin yaşam kalitesini belirgin şekilde düşüren, duygusal, zihinsel ve fiziksel belirtilerle seyreden bir ruhsal hastalıktır. Kişi kendini sürekli mutsuz, üzgün ve enerjisiz hisseder. Genel olarak insanların zevk aldığı şeylerden hatta insanlardan da uzaklaşma eğilimindedir. Depresyon tanısında en önemli unsur, depresyona ait belirtilerin en az iki hafta boyunca sürmesidir.</p>
<p><strong>Depresyonun 7 işareti!</strong></p>
<p>1. Sürekli mutsuzluk veya boşluk hissi</p>
<p>2. Önceden zevk veren aktivitelerden keyif almama</p>
<p>3. Enerji düşüklüğü, çabuk yorulma</p>
<p>4. Dikkat ve konsantrasyonda azalma</p>
<p>5. Uyku ve iştah değişiklikleri</p>
<p>6. Değersizlik veya suçluluk düşünceleri</p>
<p>7. Hayata karşı isteksizlik veya umutsuzluk</p>
<p><strong>Depresyon çocuklarda da görülebilir</strong></p>
<p>Depresyon çok faktörlü bir hastalıktır. Genetik ve aile öyküsünün yanı sıra birçok biyolojik, psikolojik ve çevresel etken rol oynar. Depresyon, yalnızca ruh haliyle ilgili bir sorun değildir; beyindeki kimyasal, hormonal ve sinirsel mekanizmaları etkileyen, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilen bir hastalıktır. Araştırmalar, depresyonun ortaya çıkışında birden fazla faktörün etkileşim içinde olduğunu göstermektedir. Depresyonun yalnızca yetişkin hastalığı olduğuna dair yanlış bir görüş bulunmaktadır. Depresyon aynı zamanda çocukları ve ergenleri de etkileyebilen bir ruhsal sağlık sorunudur.</p>
<p><strong>Ne zaman uzman desteğine başvurmalı?</strong></p>
<p>Öncelikle depresyon belirtilerini bilmek gerekir. Eğer belirtiler iki haftadan daha fazla devam ediyorsa bu önemlidir. Günlük işleriniz, iş veya okul performansınız belirgin bir şekilde etkilenmişse, sosyal ilişkileriniz zayıflamaya başladıysa, umutsuzluk ya da intihar gibi düşünceleriniz varsa veya kendinize zarar verme isteği oluştuysa, yaşamdan zevk alma hissiniz belirgin biçimde azaldıysa en kısa zamanda uzman desteği almanız ve bir psikiyatra başvurmanız gerekir.</p>
<p><strong>Erken destek hızlı iyileşme</strong></p>
<p>Günümüzde en yaygın ruhsal sağlık sorunlarından biri olan depresyon, profesyonel destek ve uygun tedavi ile büyük oranda iyileşebilen bir hastalıktır. Erken tanı, tedavi sürecini kolaylaştırır ve yaşam kalitesini kısa sürede artırır. Depresyon tanısı sonrası hastalığın derecesine ve hastanın kişisel ihtiyaçlarına göre tedavi planlanır. Tedavi genellikle ilaç, psikoterapi ve yaşam tarzı değişikliklerinin kombinasyonu şeklinde yürütülür. Hafif depresyonlarda psikoterapi ve yaşam tarzı değişiklikleri yeterli olabilirken, orta ve ağır depresyonda ilaç tedavisi ve psikoterapinin birlikte uygulanması genellikle daha etkilidir. Tedavi süreci düzenli takip ve semptom izlemeyi içerebilir; çünkü yanıt kişiden kişiye değişir.</p>
<p><strong>Depresyondan korunmak için…</strong></p>
<p><strong>1. Düzenli uyu, sağlıklı beslen:</strong> Her gün aynı saatte uyumak ve kalkmak, yeterli uyku almak, taze sebze-meyve tüketmek ve dengeli beslenmek ruh halinizi korur.</p>
<p><strong>2. Hareket et:</strong> Haftanın en az 3-4 günü 30-40 dakikalık tempolu yürüyüş, koşu, yüzme veya yoga gibi aktiviteler, mutluluk hormonu salgılayarak stresi azaltır.</p>
<p><strong>3. Stresini yönet:</strong> Stres kaçınılmaz bir gerçektir. O halde stresle yaşamayı ve onu yönetmeyi bilmemiz gerek. Nefes egzersizi yapmak, yeni hobiler edinmek zihninizi rahatlatmaya yardımcı olur.</p>
<p><strong>4. Sosyal bağlarını güçlendir:</strong> Güvendiğiniz kişilerle daha fazla zaman geçirin, onlarla duygularınızı, düşüncelerinizi paylaşın. Yalnızlık da depresyon riskini artırabilir.</p>
<p><strong>5. Erken sinyalleri fark et:</strong> Uzun süreli mutsuzluk, ilgi kaybı veya yorgunluk hissediyorsanız profesyonel yardım almaktan çekinmeyin. Çünkü ruh sağlığı da bedensel sağlığı kadar önemlidir. Unutmayın; önlem almak, tedaviye başlamaktan her zaman daha kolaydır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyonun-7-isaretine-dikkat-596463">Depresyonun 7 İşaretine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seferihisar, TTI İzmir Uluslararası Turizm Fuarı&#8217;nda yerini aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seferihisar-tti-izmir-uluslararasi-turizm-fuarinda-yerini-aldi-596309</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 13:37:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[tti]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596309</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seferihisar, TTI İzmir Uluslararası Turizm Fuarı’nda yerini aldı Seferihisar Standı uluslararası ziyaretçilerin ilgi odağı oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisar-tti-izmir-uluslararasi-turizm-fuarinda-yerini-aldi-596309">Seferihisar, TTI İzmir Uluslararası Turizm Fuarı&#8217;nda yerini aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Seferihisar, TTI İzmir Uluslararası Turizm Fuarı’nda yerini aldı Seferihisar Standı uluslararası ziyaretçilerin ilgi odağı oldu</p>
<p>Bu yıl 19.’su düzenlenen TTI İzmir Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongresi kapılarını açtı. Seferihisar Belediyesi de fuarda yerini alarak ilçenin doğal, kültürel ve gastronomik değerlerini uluslararası ziyaretçilerle buluşturdu.<br />Doğası, tarihi dokusu ve sakin yaşam kültürüyle İzmir turizminin önemli merkezlerinden biri olan Seferihisar; mandalina, zeytinyağı gibi yöresel ürünlerini tanıtırken, yerel sanatçıların el emeği çalışmalarını da ziyaretçilerin beğenisine sundu. İlçenin özgün kimliğini yansıtan stant, ilk günden itibaren yoğun ilgi gördü.</p>
<p>Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, TTI İzmir’in hem Seferihisar hem de bölge turizmi için büyük bir fırsat sunduğunu belirterek, “Türkiye’nin en büyük turizm platformlarından biri olan TTI İzmir’de Seferihisar Belediyesi olarak yerimizi aldık. İlçemizin üretim gücünü, kültürel mirasını ve turizm potansiyelini dünya ile buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz. 5 Aralık Cuma gününe kadar tüm hemşehrilerimizi standımıza davet ediyoruz.” dedi.</p>
<p>Fuar açılışında Seferihisar Belediyesi standı, ulusal ve uluslararası düzeyde önemli isimleri ağırladı.<br /> Kazakistan Başkonsolosu Bauyrzhan Akatov ve beraberindeki heyet, Seferihisar standını ziyaret ederek ilçenin turizm vizyonu, kültürel projeleri ve yeni dönem hedefleri hakkında Başkan Yetişkin’den bilgi aldı.</p>
<p>Başkan Yetişkin ayrıca fuar kapsamında;<br />İl Kültür ve Turizm Müdürü Sadık Doğruer, İzmir Ticaret Odası Turizm Komite Başkanı Ahmet Kilimci, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Katip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emre Güler ile bir araya gelerek bölgesel turizm iş birliklerini, yeni proje ortaklıklarını ve sektörün geleceğine dair değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Bu görüşmelerin, Seferihisar’ın turizmdeki ivmesini güçlendirmesi ve uluslararası görünürlüğünü artırması açısından önemli bir adım olduğu vurgulandı.</p>
<p>İON Rotası ulusal proje olarak tanıtıldı</p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı / TGA tarafından İON Rotası’nın ilk kez ulusal bir proje olarak bu fuarda tanıtılması, Seferihisar adına önemli bir gelişme olarak öne çıktı. Seferihisar Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilen rota; akademik çevreler, turizm profesyonelleri ve yabancı ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Projenin, bölgenin kültürel miras turizmine yeni bir dinamizm kazandırması bekleniyor.</p>
<p>Ürkmez Kadın Tiyatrosu fuarın renkli yüzü oldu</p>
<p>Seferihisar’ın yerel kültürel üretimini temsil eden Ürkmez Kadın Tiyatrosu, fuar süresince gerçekleştirdiği performanslarla ziyaretçilerin dikkatini çekti. Kadınların kültürel ve sanatsal üretimdeki gücünü sahneye taşıyan ekip, fuarın en renkli ve ilgi çeken gruplarından biri oldu.</p>
<p>TTI İzmir Turizm Fuarı, Seferihisar’ın turizm potansiyelini uluslararası arenada tanıtması, yeni iş birlikleri kurması ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak projelerin temellerini atması açısından önemli bir platform olmayı sürdürüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisar-tti-izmir-uluslararasi-turizm-fuarinda-yerini-aldi-596309">Seferihisar, TTI İzmir Uluslararası Turizm Fuarı&#8217;nda yerini aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya turizm profesyonelleri İzmir&#8217;de buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-turizm-profesyonelleri-izmirde-bulustu-596306</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 13:37:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonelleri]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596306</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en kapsamlı turizm buluşmalarından TTI İzmir – 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuarı ve Kongresi, Fuar İzmir’de kapılarını açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-turizm-profesyonelleri-izmirde-bulustu-596306">Dünya turizm profesyonelleri İzmir&#8217;de buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en kapsamlı turizm buluşmalarından TTI İzmir – 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuarı ve Kongresi, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. 5 Aralık’a kadar turizm sektörünün yerli ve yabancı paydaşlarını bir araya getirecek TTI İzmir’in açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, fuara geçen yıldan 2 kat fazla katılımcı geldiğini belirterek “Şehrimizde turizmin gelişmesi için yoğun çaba gösteriyoruz. Turizm, çok sektörlü, yüksek katma değerli, nitelikli ve uzun vadeli bir yatırım haline geldi. İzmir’in tam da bu dönüşümün merkezinde yer alabilecek bir gücü olduğunu biliyoruz. Bu duygularla bu fuara daha fazla sahip çıkmak için çalışıyoruz” dedi.</p>
<p>Turizm sektörünün en önemli buluşmalarından TTI İzmir – 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuarı ve Kongresi başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TÜRSAB iş birliğiyle 5 Aralık’a kadar Fuar İzmir&#8217;de sürecek TTI İzmir-19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuarı ve Kongresi’nin açılışına; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Eker, KKTC Başbakan Yardımcısı, KKTC Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Bosna-Hersek Zenica Doboy Kantonu Ekonomi Bakanı Samir Sibonjic, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, ilçe belediye başkanları, katılımcı ülkelerin büyükelçileri, konsolosları, kamu kurumlarının yöneticileri, yerli ve yabancı sektör profesyonelleri, siyasi partilerin, oda, dernek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.</p>
<p><strong>Tugay: Gelecekte de güzelliklerin korunması için her birimize düşen görevler var</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Bizler bulunduğumuz bölgenin turizm açısından çok önemli değerlere sahip olduğunu biliyoruz. Sadece İzmir 8 bin 500 yıllık kültürün üzerinde yaşayan insanların şehri. Anadolu’da 12-13 bin yıllık bir tarih söz konusu. Bir taraftan da yarattığımız kirlilik ve çevre sorunları, kaynakların tüketilmesi, iklim krizi var. Bunlar da hepimize dünyayı koruma sorumluluğu getiriyor. Bu güzel dünyanın kendi yaşam süremiz içinde elbette keyfini sürmeli, bütün güzelliklerini keşfetmeli, bunun için turizm sektörünü canlı tutmalıyız ama diğer taraftan sürdürülebilir yaşam için, gelecekte de güzelliklerin korunması için her birimize düşen görevler var” diye konuştu.  </p>
<p><strong>“381 katılımcı kuruluşu kentimizde konuk ediyoruz”</strong></p>
<p>Bu yıl 54 ülke ve Türkiye’nin 30 şehrinden turizm profesyonellerinin bir araya geldiğini söyleyen Tugay, “Uluslararası satın almacılardan destinasyon temsilcilerine, küresel dijital platformlardan ulaşım ve konaklama şirketlerine dek turizmin her sektöründen katılımcılar fuara katıldı. 242’si yerli, 139’u yabancı olmak üzere toplam 381 katılımcı kuruluşu kentimizde konuk ediyoruz. Bir önceki seneyle karşılaştıracak olursak, geçen seneye göre 2 kat fazla katılım olduğunu arkadaşlarımız söyledi. Burayı cıvıl cıvıl canlı görmek bizim için çok umut verici. Şehrimizde turizmin gelişmesi için çok çabamız var, sektörün temsilcileriyle birlikte bunu yapıyoruz. Sahip olduğumuz tüm kültürel değerleri korumak, geliştirmek, tüm dünyanın onları görmesini sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. </p>
<p><strong>“Sağlık turizmi merkezi olma yolunda da adım adım ilerleyen bir şehir”</strong></p>
<p>Turizmin çok sektörlü, yüksek katma değerli, nitelikli ve uzun vadeli yatırım haline geldiğinin altını çizen Tugay, “İzmir’in tam da bu dönüşümün merkezinde yer alabilecek bir gücü olduğunu biliyoruz. Bu duygularla bu fuara daha fazla sahip çıkmak için çalışıyoruz, çalışacağız. 2026 yılında İzmir Enternasyonal Fuarı&#8217;nın 95&#8217;incisini düzenleyeceğiz. İzmir, fuarcılığın öncü şehirlerinden birisi. Aynı zamanda sağlık turizmi merkezi olma yolunda da adım adım ilerleyen bir şehir” dedi.</p>
<p><strong>Eker: Birbirimizi rakip olarak değil paydaş olarak görmeliyiz</strong></p>
<p>Yüz yüze yapılan fuarların önemine vurgu yapan TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Eker, “TTI İzmir, ülkemizin en önemli fuarlarından biridir. Çok daha fazla çalışıp daha başarılı hale getireceğiz. Herkes turizmden pay almak istiyor, bizler birbirimizi rakip olarak değil paydaş olarak görmeliyiz. Birlik ve beraberliğimizin devam etmesini diliyorum” dedi.</p>
<p><strong>Ataoğlu: İş birliğimizin daim olmasını diliyorum</strong></p>
<p>KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, “Fuarlara katılmanın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. KKTC, çok zengin tarihiyle, doğal güzellikleriyle özel bir yer, o nedenle katıldığımız tüm etkinliklerde herkesi KKTC&#8217;ye davet ediyoruz. Bu etkinliğin çok verimli geçeceğine inanıyorum, yapılacak ikili görüşmelerle, geçmişte aldığımız verimin artacağını düşünüyorum. İş birliğimizin daim olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p><strong>Sibonjic: İlişkilerimizi daha iyi seviyeye getirmek için buraya geldik</strong></p>
<p>Bosna-Hersek Zenica Doboy Kantonu Ekonomi Bakanı Samir Sibonjic, “Biz kardeşiz, inşallah daima kardeş kalacağız” diyerek sözlerine başladı. Sibonjic, “Fuarlar çok önemli. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insanlar arasındaki sıcaklığı yok etmeyecektir. Bosna Hersek, turizmde en hızlı büyüyen ülkelerden biri. Sizleri Bosna&#8217;ya davet ediyoruz. Aramızda yüzyıllardır büyüyen dostluğumuz var. İlişkilerimizi daha iyi seviyeye getirmek için buraya geldik” diye konuştu.</p>
<p>Başkan Tugay ile beraberindeki heyet, katılımcıları ziyaret etti ve başarılı bir fuar diledi.</p>
<p><strong>381 katılımcı fuarda yer alıyor</strong></p>
<p>TTI İzmir’de bu yıl, 54 ülkeden ve ülkemizin 30 şehrinden turizm profesyonelleri bir araya gelecek. Uluslararası satın almacılardan destinasyon temsilcilerine, küresel dijital platformlardan ulaşım ve konaklama şirketlerine dek turizmin her sektöründen katılımcılar fuara katılacak. 242’si yerli, 139’u yabancı olmak üzere toplam 381 katılımcı, fuarda yer alacak.</p>
<p><strong>Green Destinations, TTI İzmir’in sürdürülebilirlik ortağı</strong></p>
<p>Bu yıl TTI İzmir’in Sürdürülebilirlik Ortağı, uluslararası düzeyde faaliyet gösteren Green Destinations oldu. Uluslararası Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) tarafından akredite edilen kuruluş, Dubai Expo City’nin sürdürülebilirlik danışmanlığını, Qatar Travel Market’in sürdürülebilirlik sponsorluğunu yürütüyor ve ITB Berlin ile 10 yılı aşkın süredir iş birliği yapıyor. Dünyanın 60’tan fazla ülkesinde 600’ün üzerinde destinasyonla çalışan Green Destinations’ın TTI İzmir’de yer alması, fuarın uluslararası etki alanını güçlendirirken İzmir’in sürdürülebilir turizm vizyonuna da katkı sağlayacak.</p>
<p><strong>TTI İzmir 2025’in vizyon partneri BookingAgora</strong></p>
<p>TTI İzmir 2025’in Vizyon Partneri ise küresel rezervasyon teknolojileri ve turizm pazarlama alanında uzmanlaşmış BookingAgora oldu. Bu iş birliği, TTI İzmir’in dijital dönüşüm vizyonunu desteklerken, fuarın uluslararası iş birliği kapasitesini de önemli ölçüde artıracak. Türkiye’nin önde gelen B2B turizm platformlarından biri olan BookingAgora iş birliği ile 50’nin üzerinde ülkeden 80’i aşkın havayolu, otel, acente, araç kiralama markası fuara gelerek uluslararası turizm ağını İzmir’de buluşturacak. Ayrıca birçok ülkeden turizm ofisleri de TTI İzmir’de yer alacak. Bu güçlü ağın hem sektör profesyonelleri arasında yeni iş birliklerine zemin hazırlaması hem de Türkiye’nin turizm tanıtımına önemli katkı sağlaması hedefleniyor.</p>
<p><strong>Uluslararası katılım güçleniyor</strong></p>
<p>TTI İzmir 2025’te dünya çapında prestijli havayolu ve otel zincirleri, turizm tanıtım ofisleri ve teknoloji firmaları yer alacak. Önceden hazırlanan çevrim içi platform sayesinde katılımcı ve ziyaretçiler, ilgi ve hizmet alanlarına göre eşleştirilerek uygun firmalarla bir araya gelecek. Türk Hava Yolları iş birliğiyle düzenlenen alım heyeti programındaki çok sayıda yabancı firmaya ulaşım desteği sağlanarak, birebir görüşmelerin daha etkin şekilde gerçekleşmesi hedefleniyor.</p>
<p>Fuarda; doğrudan ya da temsilcilikler aracılığıyla 69 ülkeden 144 katılımcı yer alacak. Bunlar arasında, ABD’den Avustralya’ya, Yunanistan’dan Çin’e kadar dünyanın dört bir yanından ülkeler bulunuyor. Ayrıca, Türk Hava Yolları iş birliğiyle organize edilen Hosted Buyer programı sayesinde uluslararası satın almacılar fuara kolay erişim sağlayacak ve birebir iş görüşmeleri gerçekleştirebilecek. İsveç’ten Çin’e, Endonezya’dan Arjantin’e kadar birçok farklı ülkeden profesyonel ziyaretçi fuarda olacak. Bu çeşitlilik, uluslararası iş birliklerinin artmasını, yeni pazarlara erişimi ve fuarda gerçekleşen görüşmelerin doğrudan ticari hacme dönüşmesini sağlayarak sektörün ekonomik değerinin somut şekilde yükselmesine katkı sunacak. Yunan adalarının katılımı da Türkiye ve Ege’nin karşı kıyıları arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak.</p>
<p><strong>Yeni destinasyonlar ve deneyim fırsatları</strong></p>
<p>Fuar, yalnızca iş görüşmeleriyle sınırlı kalmayacak. Yerli ve yabancı destinasyonların tanıtıldığı alanlarda yükselen turizm merkezleri öne çıkacak. Katılımcılar, farklı ülkelerin kültürel ve turistik zenginliklerini deneyimleyebilecek, yeni iş ve keşif fırsatlarıyla tanışacak. İzmir’den dünyaya sürdürülebilir turizm mesajı TTI İzmir 2025, İzmir’in sürdürülebilir geleceğe yönelik turizm yaklaşımını dünyaya tanıtacak önemli bir platform olacak. Fuar, İzmir’in uluslararası tanıtım gücünü artırırken, sürdürülebilir, kapsayıcı ve yenilikçi turizm anlayışının Türkiye genelinde yaygınlaşmasına öncülük edecek.</p>
<p>Fuar kapsamında, TTI Stage alanında düzenlenecek oturumlarda ise birçok farklı konu ele alınacak. Oturumlarda; sürdürülebilir turizm, çevresel sorumluluk, dijital dönüşüm, destinasyon yönetimi ve deneyim odaklı turizm gibi konular konuşulacak.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-turizm-profesyonelleri-izmirde-bulustu-596306">Dünya turizm profesyonelleri İzmir&#8217;de buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günlük hayata bağımsız katılımda ergoterapinin rolü önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunluk-hayata-bagimsiz-katilimda-ergoterapinin-rolu-onemli-596196</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 08:07:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsız]]></category>
		<category><![CDATA[Beceriler]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[Ergoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[ergoterapinin]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[katılımda]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rolü]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anlamlı ve amaçlı aktiviteler ile sağlığı ve refahı geliştiren, kişi merkezli bir sağlık mesleği olan ergoterapi, engelli bireylerin sosyal yaşama katılmasına destek olmayı hedefliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunluk-hayata-bagimsiz-katilimda-ergoterapinin-rolu-onemli-596196">Günlük hayata bağımsız katılımda ergoterapinin rolü önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anlamlı ve amaçlı aktiviteler ile sağlığı ve refahı geliştiren, kişi merkezli bir sağlık mesleği olan ergoterapi, engelli bireylerin sosyal yaşama katılmasına destek olmayı hedefliyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü Öğretim Görevlisi Melike Selin İkinci Kaya, engelli bireylerin, günlük yaşama bağımsız katılımlarının yalnızca fiziksel beceriler ile değil; özgüven, motivasyon, problem çözme gibi psikososyal beceriler ve çevresel düzenlemeler ile yakından ilişkili olduğunu vurgulayarak “Ergoterapi tam da bu noktada devreye girerek bireylerin güçlü yönlerini destekler, hem de çevreyi bireylerin ihtiyaçlarını uygun hale getirmeyi amaçlar” dedi. Engelli bireylerin sosyal yaşama katılmasında ailenin rolüne de dikkat çeken İkinci Kaya, “Ailelerin destekleyici ve cesaretlendirici yaklaşımı, engelli bireylerin hem sosyal yaşamda hem de iş hayatında daha güvenli, daha bağımsız ve daha aktif rol almasını sağlayacaktır” dedi.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü Öğretim Görevlisi Melike Selin İkinci Kaya, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada engelli bireyler için günlük yaşama katılımın önemine ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Nüfusun yaklaşık yüzde 16’sı engellilik deneyimi yaşıyor<br />Dünya Sağlık Örgütü’nün 2023 verilerine göre, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 16’sının, yaşamının bir döneminde bir tür engellilik deneyimi yaşadığını belirten Melike Selin İkinci Kaya, “Bu kadar büyük bir kitlenin günlük hayata katılımında yaşadığı zorluklar, engelliliğin sadece bir sağlık durumu olmadığını; insanların çevreleri, fırsatlara erişimleri ve toplumdaki tutumlarla şekillenen çok boyutlu bir mesele olduğunu göstermektedir. Birçok engelli birey, aslında yapamadıkları için değil; fiziksel çevrenin, toplu taşımanın, eğitim ortamlarının ve sosyal alanların yeterince erişilebilir olmaması nedeniyle katılım konusunda güçlük yaşamaktadır. Bu nedenle engelliliği anlamak, bireylerde bir eksiklik aramak değil; toplumun ne kadar kapsayıcı olduğunu sorgulamak anlamına gelmektedir” diye konuştu. <br />Sosyal yaşama tam ve eşit katılım bir gereklilik<br />Engelli bireylerin sosyal yaşama tam ve eşit biçimde katılmasının, yalnızca bir tercih değil; yaşam kalitesini, sağlığı, bağımsızlığı ve toplumsal bütünlüğü doğrudan etkileyen kritik bir gereklilik olduğunu söyleyen Melike Selin İkinci Kaya, “Bireylerin sosyal ilişkilerinin güçlü olması ve toplumsal yaşama aktif katılımı, engelliliğin etkilerini azaltmakta ve günlük yaşamda bağımsızlığı arttırmaktadır” dedi. <br />Engeller hazırlıksız olmaktan kaynaklanıyor<br />Engelli bireylerin sosyal yaşama katılımlarını zorlaştıran pek çok faktör bulunduğunu ifade eden Melike Selin İkinci Kaya, “Bu faktörler, düşünülenin aksine bireylerin ‘yetersizliklerinden’ değil toplumun yeterince hazırlanmış olmamasından kaynaklanmaktadır. Engelli bireylerin sosyal yaşama katılımlarını limitleyen engeller, çoğu zaman gündelik hayatın en basit ayrıntılarında karşımıza çıkmaktadır. Rampasız kaldırımlar, toplu taşıma araçlarının yetersizliği, toplum içinde kullanılan ortak alanların erişilebilir tasarlanmaması gibi fiziksel engeller, insanların sosyal çevreleri ile iletişim kurmalarını zorlaştırmaktadır. Bunun yanı sıra kültürümüzde var olan önyargılar, acıma duygusu, aşırı korumacılık ya da görmezden gelmek gibi davranışlar da engelli bireylerin kendilerini eşit bir şekilde ifade etmelerini zorlaştırmaktadır” dedi. <br />Günlük hayata bağımsız katılımda önemli rol üstleniyor<br />Ergoterapinin anlamlı ve amaçlı aktiviteler ile sağlığı ve refahı geliştiren kişi merkezli bir sağlık mesleği olduğunu hatırlatan Melike Selin İkinci Kaya, “Ergoterapistler, bireylerin yapmak istedikleri, ihtiyaç duydukları ve toplum içinde rollerini yerine getirirken yapmaları beklenen aktiviteleri gerçekleştirebilmeleri için bireylerin becerilerini geliştirerek, aktiviteyi modifiye ederek ya da çevresel düzenleme yaparak bireylerin bağımsızlıklarını destekler” dedi. <br />Temel becerilerden sosyal desteğe kadar pek çok katkı hedefleniyor<br />Engelli bireylerin, günlük yaşama bağımsız katılımlarının yalnızca fiziksel beceriler ile değil; özgüven, motivasyon, problem çözme gibi psikososyal beceriler ve çevresel düzenlemeler ile yakından ilişkili olduğunu kaydeden İkinci Kaya, “Ergoterapi tam da bu noktada devreye girerek bireylerin güçlü yönlerini destekler, hem de çevreyi bireylerin ihtiyaçlarını uygun hale getirmeyi amaçlar. Ergoterapistler, engelli bireyler ile yemek yemek, giyinmek, kişisel bakım gibi temel günlük yaşam aktiviteleri üzerinde çalışabildiği gibi; alışveriş yapmak, yemek hazırlamak gibi yardımcı günlük yaşam aktivitelerinde de destek sunar” dedi. <br />Duyu bütünleme temelli yaklaşımlar kullanılıyor<br />Ergoterapinin günlük yaşam becerilerini iyileştirme ve güçlendirmede sunduğu katkılara değinen İkinci Kaya, “Hareket, denge, koordinasyon, ince ve kaba motor becerilerde güçlük yaşayan bireylerle duyu bütünleme temelli yaklaşımlar kullanarak becerilerin gelişmesini hedefler. Bunun yanında bilişsel ve sosyal becerileri destekleyerek bireyin bağımsızlığını artırmayı amaçlar. Gerektiğinde aktiviteleri kolaylaştıran yardımcı cihazlar, teknolojik ekipmanlar ve çevresel düzenlemeler önererek günlük yaşamı daha erişilebilir hâle getirir” diye konuştu. <br />Melike Selin İkinci Kaya, ergoterapinin tüm bu bireysel çalışmaların yanı sıra engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımlarının sürdürülebilir olması için aileler, eğitimciler, kurumlar ve politika yapıcılarla iş birliği içinde çalışarak daha kapsayıcı bir yaşam ortamı oluşturulmasına katkı sağladığını söyledi.<br />Sosyal yaşam ve iş hayatına katılımda ailelere öneriler<br />Engelli bireylerin toplumsal katılımlarında ailenin büyük öneme sahip olduğunu ifade eden Melike Selin İkinci Kaya, sözlerini şöyle tamamladı: <br />“Aile, bireyin var olduğu, ilk deneyimlerini yaşadığı en küçük kurumdur bu nedenle bireylerin motivasyonları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Ailelerin yaklaşımı, engelli bireylerin bağımsızlık düzeylerini etkilemektedir. Aileler, bireylerin yapamadıklarına odaklanmak yerine bireylerin yapabildiklerini fark ettirmeli ve de güçlü yönlerine odaklanmalıdır. Küçük başarıların dahi takdir edilmesi, bireylerin toplumsal katılım isteklerini artıracaktır. Aileler, bireylerin deneyim kazanmalarına izin vermeli, onlara alan açmalı ve de çok korumacı yaklaşmamalıdır. Toplumsal etkinliklere birlikte katılmak, bireyleri farklı ortamlarda desteklemek, sosyal ortamlara teşvik etmek de önemli olmaktadır. Sonuç olarak ailelerin destekleyici ve cesaretlendirici yaklaşımı engelli bireylerin hem sosyal yaşamda hem de iş hayatında daha güvenli, daha bağımsız ve daha aktif rol almasını sağlayacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunluk-hayata-bagimsiz-katilimda-ergoterapinin-rolu-onemli-596196">Günlük hayata bağımsız katılımda ergoterapinin rolü önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erişilebilir ve kapsayıcı bir İzmir için buluştular</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erisilebilir-ve-kapsayici-bir-izmir-icin-bulustular-596170</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 07:51:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[buluştular]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[engelliler]]></category>
		<category><![CDATA[erişilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kapsayıcı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaş]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596170</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, 3 Aralık Engelliler Günü kapsamında Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde  özel bir buluşma düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erisilebilir-ve-kapsayici-bir-izmir-icin-bulustular-596170">Erişilebilir ve kapsayıcı bir İzmir için buluştular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, 3 Aralık Engelliler Günü kapsamında Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde  özel bir buluşma düzenledi. Engelliler tarafından sahnelenen gösterilerin yanı sıra önemli mesajların paylaşıldığı buluşmada konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, “Hep birlikte erişilebilir, kapsayıcı ve umut dolu bir İzmir’i inşa etmeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>İzmir’de yaşayan engelli yurttaşlar, İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde organize edilen buluşmada bir araya geldi. Etkinliğe İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, engelliler ve yakınları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Farklı engel gruplarından yurttaşların sahne gösterilerinin yer aldığı buluşmada engellilerin hakları ve talepleri gündeme getirildi. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Başkan Vekili Yıldır, yerel yönetimler, merkezi kurumlar, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, meslek odaları ve kentte yaşayan her yurttaşın birlikte hareket ettiğinde sonuç alınabileceğini belirterek “İzmirlilerin dayanışma kültürü, bu alandaki en stratejik güçtür. Bugün attığımız her adımın arkasında tek bir inanç var; engelli bireylerin herkes kadar toplumsal hayatın içinde olduğu bir İzmir, hepimiz için daha güçlü bir İzmir demektir. Bu şehir, adil olmaktan beslenen bir şehir. Bu şehir, vicdanla yönetilen bir şehir. Bu şehir, hiçbir çocuğu, hiçbir genci, hiçbir yetişkini yaşamın kıyısında bırakmayacak bir şehir. Hep birlikte erişilebilir, kapsayıcı ve umut dolu bir İzmir’i inşa etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Engelli çalışmalarını aktardı</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 16’sının, yani 1,3 milyar insanın engelli olduğunu ve bunların sadece dörtte birinin yardım aldığını kaydetti. Türkiye’de milyonlarca engelli yurttaş olduğunu belirten Yıldır, 2002 yılındaki Türkiye Sağlık Araştırması’na göre engelli yurttaşların sadece yüzde 15,1’inin çalıştığını, 2022-2023 eğitim öğretim yılında eğitim gören engelli öğrencilerin sayısının 507 bin olduğunu söyledi.</p>
<p>Engellilik konusunun sosyal belediyeciliğin kalbinde olması gerektiğini ifade eden Yıldır, “Hala engelliler için yapılan her şeyin bir iyilik, bir merhametin gereği olarak görülmesi, en acınası durumdur. Çok uzun zamandır ihmal edildiğini düşündüğüm, engellilerin yaşamlarıyla ilgili olarak en önemli kavram da erişilebilirlik. Bu kavram artık günümüzde yavaş yavaş insanların aklına kazınmaya başladı. Hak temelli ve kapsayıcı yaklaşım da artık gündemde” diyerek Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından engellilere yönelik çalışmaları aktardı.</p>
<p><strong>“Ben başardım, artık iş gücündeyim”</strong></p>
<p>Destekli İstihdam Ofisi aracılığıyla İZMAR’da işe başlayan otizmli gençlerden biri olan Ahmet Korkunç, işe giriş ve çalışma sürecinde iş koçlarının verdiği desteği aktardı. Kendi kazandığı parayla alışveriş yaptığını, işe gitmenin kendine iyi geldiğini belirten Korkunç, “Sadece biraz destekle, sabırla, güvenle biz de çalışabiliriz. Destekli İstihdam Ofisi olmasaydı ben belki şu an evde oturuyor olurdum ama şimdi iş arkadaşlarım var, yaka kartım var, en önemlisi bir görevim var. Bana bu şansı verdiği için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ederim. Ben başardım, artık iş gücündeyim” sözlerine yer verdi.</p>
<p><strong>Bağımsız yaşam hakkı</strong></p>
<p>Destekli İstihdam Ofisi’nin İŞ-İN İş için Nitelikli Kazanım Programı’nı tamamlayan otizmli Buğra Şahin, “Bizim en büyük engelimiz bacaklarımız, gözlerimiz ya da benim gibi farklı çalışan beynimiz değil. En büyük sorunumuz, bağımsız yaşam hakkımızın tam anlaşılmamasıdır. Bizler hayat boyu sertifika koleksiyoncusu olmak istemiyoruz. Bizim en büyük hayalimiz, ailelerimiz yanımızda olmadığında bile kendi paramızı kazanabildiğimiz bağımsız bir hayattır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Eylem planı çok önemli bir adım”</strong></p>
<p>İzmir Kent Konseyi Engelli Meclisi Başkanı Şirince Süzek, “Biz yalnızca bir günü hatırlamak için değil, haklarımızı hatırlatmak, sorunlarımızı görünür kılmak ve çözüm talep etmek için buradayız. Engellilerin yaşadığı zorluklar kader ya da tesadüf değildir. Engelli hakları, toplumun bütününü ilgilendirir. Erişilebilir olmayan bir şehir, kimse için adil değildir. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı Engelli Hizmetlerine Yönelik İzmir Yaklaşımı ve Eylem Planı çok önemli bir adımdır. Bu plan ulaşım, sosyal hizmetler, afet yönetimi, istihdam ve erişilebilirlik gibi alanlarda somut hedefler içeriyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Gösteriler düzenlendi</strong></p>
<p>Buluşma kapsamında piyanist Amirali Najjarieh eşliğinde down sendromlu Bengisu Çetin ve Hasan Kudar vals gösterisi yaptı. Ardından nöroçeşitli Orkun Kaan Konya gitarıyla konser verirken, İzmir Otizm Orkestrası Korosu da seslendirdiği şarkılarla keyifli anlar yaşattı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü, İzmir Sağırları Koruma ve Kalkındırma Dernek Lokali, Karşıyaka Duymazlar Dernek Lokali ve Bornova İşitme Engelliler Dernek Lokali iş birliğiyle 16 sağır yurttaştan oluşan Tutting Dans gösterisi yapıldı. Sağır yurttaşlar, Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nde beden eğitimi öğretmenliği ve dans eğitmenliği yapan Ayşen Yersel eşliğinde elleriyle dans etti. Program kapsamında ayrıca Temiz Kalpler Down Sendromu Derneği ve İzmir Down Sendromu Derneği’nin dans gösterisi, Türk Halk Müziği Orkestrası müzik dinletisi ve engelli yurttaşların el emeği ürünlerinden oluşan sergi de yer aldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erisilebilir-ve-kapsayici-bir-izmir-icin-bulustular-596170">Erişilebilir ve kapsayıcı bir İzmir için buluştular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polikistik Over Sendromu&#8217;na (PKOS) İşaret Eden 6 Belirti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/polikistik-over-sendromuna-pkos-isaret-eden-6-belirti-596143</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 07:35:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[değişiklikler]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[na]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[over]]></category>
		<category><![CDATA[pkos]]></category>
		<category><![CDATA[polikistik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şaret]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596143</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her 10 kadından birinde görülen Polikistik over sendromu (PCOS), hormon değişikliği ve adet düzensizliği problemleri ile kendini gösterebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-over-sendromuna-pkos-isaret-eden-6-belirti-596143">Polikistik Over Sendromu&#8217;na (PKOS) İşaret Eden 6 Belirti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her 10 kadından birinde görülen Polikistik over sendromu (PCOS), hormon değişikliği ve adet düzensizliği problemleri ile kendini gösterebiliyor. PCOS, sadece üreme sağlığını etkilemekle kalmayıp, ileri yaşlarda diyabet ve kalp hastalığı riskini de artırıyor. Gebelik planı olmayan polikistik over sendromu hastalarının adet dönemleri rahim sağlığını koruyacak şekilde düzenleniyor. Bebek planı olan kadınlarda ise yumurtlama tedavisi, adım adım aşılama veya tüp bebek uygulamalarına başlanıyor. Ayrıca hastanın yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme alışkanlıkları ve kilo kontrolü de tedavinin olumlu sonuçlanmasında önemli rol oynuyor. Memorial Ankara Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Başkanı Prof. Dr. Aygül Demirol, Polikistik Over Sendromu (PCOS) hastalığı ve tedavi yöntemleri hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Üreme çağındaki kadınların %15-20’sinde görülüyor</strong></p>
<p>Polikistik over sendromu görülme sıklığı, dünya genelinde kullanılan tanı kriterlerine göre değişmekle birlikte %5 ila 15 oranında değişmektedir. Türkiye’de üreme çağındaki kadınlarda en az %15-20’si bu rahatsızlığı yaşamaktadır. Belirgin bir risk faktörü olmamakla birlikte, temel olarak genetik faktörlerin hazırladığı zeminde, çevresel faktörler, karbonhidrat ağırlıklı beslenme gibi durumlar etkili olabilmektedir. </p>
<p><strong>Hormonal değişiklikler ve adetler düzensizliklerini hafife almayın</strong></p>
<p>Polikistik over sendromunun bazı önemli belirtileri şöyle sıralanmaktadır. </p>
<ul>
<li>Hormonal değişiklikler</li>
<li>Yumurtlama sorununa bağlı olarak gelişen adet düzensizlikleri</li>
<li>Yumurtlama olmaması nedeniyle hamile kalamama</li>
<li>Aşırı tüylenme</li>
<li>Ciltte sivilcelenme ve yağlanma</li>
<li>Kiloda artış</li>
</ul>
<p><strong>Kalp hastalığı ve diyabet riskini artırıyor</strong></p>
<p>Hastalıkta belirtiler direkt olarak üreme sağlığını etkilemekte, yumurtlama sorunuyla gebelik oluşması zorlaşmaktadır. Bu belirtileri yaşayan kadınların mutlaka bir uzmana başvurması gerekmektedir. Kişiye özel tedaviler bu noktada önemli rol oynamaktadır. PCOS, genel sağlığı da dolaylı olarak etkilemektedir. Kalp sağlığını, şeker metabolizmasını ve lipit metabolizmasını ciddi şekilde olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle yaşam tarzı değişiklikleri, düzenli egzersiz ve dengeli beslenme çok önemlidir. </p>
<p><strong>Tanıda adet döngüsü ve hormon düzeyleri etkili oluyor</strong></p>
<p>Polikistik over sendromun tanısında, hastanın hikayesi ve adet döngüsü önemlidir. Yapılan ultrasondaki yumurtaların morfolojik görünümü ve bazı kan testlerine bakılır. İlerleyen teknoloji ve yeni tanı kriterleri ile kişiye özel gerekli testlerin yapılması tavsiye edilmektedir. Bunlar için de yumurtalıkları, salgıladığı FSH ve LH hormon oranları, insülin direnci, tiroid fonksiyonları ve prolaktin hormonunun dengesi önem taşımaktadır. Kişinin şikayetlerine göre total testosteron düzeyi ve böbrek üstü bezlerinden salgılanan androjen hormonların analizi de gerekli olabilir.</p>
<p><strong>Gebelik isteği var ise yumurtlama, aşılama ya da tüp bebek tedavileri yapılabilir </strong></p>
<p>Polikistik over sendromunda tedavi yöntemleri hastanın eğer bir gebelik isteği yok ise adetlerinin rahim sağlığını koruyacak şekilde düzenlenmesi esasına dayanır. Bunun için her hastaya klasik tek tip doğum kontrol hapı gibi tedaviler uygulanması doğru değildir. Kişiye göre tedavi şekillendirilmelidir. Eğer bebek isteği var ise buna yönelik olarak baba adayının da özellikleri göz önünde bulundurularak, yumurtlama tedavisine başlanır. Olumlu sonuç alınamıyorsa adım adım aşılama en son aşamada tüp bebek tedavisi gündeme gelir. Bununla birlikte, yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme alışkanlıkları ve kilo verme gibi faktörler de tedavinin olumlu sonuçlanmasında etkili olmaktadır. Polikistik over sendromlu kadınlarda gebelik şansı hastanın yaşına, altta yatan diğer faktörlere ve baba adayının sperm parametresine göre de değişmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/polikistik-over-sendromuna-pkos-isaret-eden-6-belirti-596143">Polikistik Over Sendromu&#8217;na (PKOS) İşaret Eden 6 Belirti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer hastalarına yaklaşımda empati ve sabır önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-595746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 11:51:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[onları]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[tanrıdağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımda]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Zorlama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595746</guid>

					<description><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının sadece bilişsel işlevleri değil, aynı zamanda kişinin algılarını ve davranışlarını da derinden etkilediğini belirterek, hasta yakınları ve bakıcıları için önemli iletişim stratejileri paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-595746">Alzheimer hastalarına yaklaşımda empati ve sabır önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının sadece bilişsel işlevleri değil, aynı zamanda kişinin algılarını ve davranışlarını da derinden etkilediğini belirterek, hasta yakınları ve bakıcıları için önemli iletişim stratejileri paylaştı.</p>
<p><strong>Hastalığın çok yönlü etkileri</strong></p>
<p>Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının bellek, dikkat ve dil gibi işlevlerde bozulmaya yol açarken, kişinin kendisiyle ve çevresiyle ilgili algısını da değiştirdiğini vurguladı.</p>
<p>Bu durumun, hastada davranış bozukluklarına zemin hazırladığını ifade eden Prof. Dr. Tanrıdağ, “Hasta yaşananları aklında tutamaz, kendisine söylenilenlere dikkat edemez ve derdini tam anlatamaz. Diğer yandan da sosyal norm ve kurallardan uzaklaşabilir ve kendi davranışlarını değerlendiremez ve denetleyemez. Çoğu zaman da onları normal kabul eder. Bu bakımlardan Alzheimer hastası yakınının ya da hasta bakıcısının hastalarıyla iletişim kurarken bilmesi gereken hususlar vardır.” dedi.</p>
<p><strong>Empati, sabır ve anlayış esas</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, hastalarla iletişimde temel alınması gereken ilkeleri şöyle sıralıyor:</p>
<p>“Empati kurun. Her şeyden önce kendinize şu soruyu sormalısınız; ‘Eğer Alzheimer hastası o değil de ben olsaydım nasıl bir ilgi beklerdim? Sevgiyle, anlayışla ve sabırla mı karşılanmak isterdim yoksa ilgisizlik ve kabalık mı görmek isterdim?’. Sabırlı olun. Hastanız anlattıklarınız ya da ondan istedikleriniz konusunda kolaylıkla karmaşaya girebilir. Eğer bu tür bir sıkıntı hissediyorsanız isteklerinizi farklı yöntemlerle anlatmaya çalışmalısınız. Bunları yaparken asla fiziksel bir zorlama içine girmeyin. Bunu yaparken iyi niyetli olsanız bile onun tarafından kendisini zorlama olarak algılanabilir.”</p>
<p><strong>Tartışmayın!</strong></p>
<p>Hastalarla iletişimde anlayışlı olmak ve tartışmamak gerektiğini de dile getiren Prof. Dr. Tanrıdağ, şöyle devam etti:</p>
<p>“Hastanız 1958 yılında olduğunu ya da sizin onun annesi olduğunu ileri sürebilir. Siz ona 2025 yılında olduğumuzu ve annesinin de uzun bir süre önce öldüğünü söylemeye kalktığınızda, o önce şaşıracak, ilerlemiş bir hasta değilse yanlış söylediğini anlayarak üzülecek ya da ilerlemiş bir hastaysa söylediklerinde ısrarcı olacak ve sizin neden ona böyle söylediğinizi anlamayarak belki de kızacaktır. Her iki durumda da hastayla iletişiminiz başarısız olacaktır. Alzheimer hastalığında kayıt zorluğu olduğundan siz ona doğruları söylemiş olsanız da o bunları aklında tutamayacaktır. Bu bakımdan hastanın yanlışlarının düzeltilmesinin ve bunlar üzerinden hastayla tartışmanın bir yararı yoktur. Hastanızla zaman ve mekan kavramlarını gündeme getirmeden rahatlıkla konuşmaya çalışın. Eğer o eskilerden bugünmüş gibi söz ediyorsa onunla o konuşmanın içine girerek sürdürün. Konuştuğu konunun bütünlüğünü bozmayın. Zaman zaman espriler yapın.”</p>
<p><strong>Yapılmaması gerekenler…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, Alzheimer hastalarıyla iletişimde kaçınılması gereken bazı durumları da şöyle sıraladı:</p>
<p>“Zorlamaktan kaçının. Hastanızı onun yapmaktan hoşlanmadığı şeyler konusunda zorlamayın. Çoğu hasta yakını bulmaca çözmenin yararlı olacağını düşünerek hastalarını saatler boyu bulmaca çözmeleri için zorlamaktadır. Bulmaca çözmenin ispatlanmış bir yararı ve mantıksal bir dayanağı yoktur. Bu bakımdan bu zamanın dışarıda ya da evin içinde müzik dinlemek ya da ilgi çekici şeyler seyretmek amacıyla geçirilmesi hasta için daha uyarıcı olacaktır.</p>
<p><strong>İlaçlarını kendileri almasın</strong></p>
<p>Hastanızın ilaçlarını kendi başına almasına izin vermeyin. Hafif-orta evrede bulunan çoğu hasta ilaçlarını düzenli alabileceği iddiasında bulunabilir. Hatta bu iddia bir kısmı için doğru da olabilir. Ancak genel bir prensip olarak unutkanlık ve dikkat azlığı yakınmaları olan hastaların kendi ilaçlarını kendilerinin alması sakıncalıdır. Bunun dışında bazı hastalar ilaçlarını aldıklarını söyleyerek onları halıların altına saklar ya da çöpe atarlar.</p>
<p><strong>Huzurevinden söz etmeyin</strong></p>
<p>Hastalarınızın yanında huzurevi ihtimalinden söz etmeyin. Alzheimer hastalığı sırasında yaşanan kayıplar hastaları önceden olduğundan daha fazla duygusal ve alıngan yapar. Bu nedenle onların geleceğiyle ilgili tahminleri ve bir seçenek olarak huzurevi ihtimalini onların yanında dile getirmeyin. Bu sözleri duyan hastalardan en azından bir bölümü sizin onların ölümünü istediğinizi ya da kendilerinden kurtulma planları yaptığınızı sanabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimer-hastalarina-yaklasimda-empati-ve-sabir-onemli-595746">Alzheimer hastalarına yaklaşımda empati ve sabır önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rotavirüsten korumanın 5 temel kuralı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rotavirusten-korumanin-5-temel-kurali-595160</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gerekir]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[korumanın]]></category>
		<category><![CDATA[kuralı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Rotavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[rotavirüsten]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595160</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar ve kış mevsiminde havaların soğuması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması enfeksiyonların hızla ve kolaylıkla yaygınlaşmasına neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rotavirusten-korumanin-5-temel-kurali-595160">Rotavirüsten korumanın 5 temel kuralı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar ve kış mevsiminde havaların soğuması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması enfeksiyonların hızla ve kolaylıkla yaygınlaşmasına neden oluyor. Dünya genelinde özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda yaygın görülen rotavirüs de o enfeksiyonlar arasında ilk sıralarda yer alıyor. <strong>Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ekin Pasinlioğlu</strong> özellikle Aralık-Ocak aylarında yoğunlaşan rotavirüsün, her yıl 25 milyon çocuğu etkilediğini,  215 binden fazla çocuğun da hayatını kaybetmesine neden olduğunu belirterek, bu nedenle önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Rotavirüsün kuluçka süresinin yaklaşık iki-dört gün olduğunu, sonrasında ateş ve kusma, ardından günde 10’a kadar çıkabilen ishal, karın ağrısı ve halsizlik gibi şikayetlere yol açtığını  belirten Dr. Pasinlioğlu “Genel olarak her çocuk 5 yaşına gelene kadar en az bir kez rotavirüs enfeksiyonu geçirir. Rotavirüse karşı özel bir antiviral ilaç yoktur. Tedavinin temel amacı, kaybedilen sıvıyı yerine koymaktır. Aileler doktora başvurmak yerine ‘geçer diye beklemek’ ya da gelişigüzel antibiyotik ve ishal kesici ilaç kullanmak gibi hatalara çok sık düşüyorlar. Oysa zaman kaybetmeden mutlaka doktora başvurmak gerekir” diyor.</p>
<p>Dr. Ekin Pasinlioğlu çocukları rotavirüsten korumamada ihmale gelmez 5 önemli kuralı ve en sık yapılan hataları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Aşısını zamanında yaptırın</strong></p>
<p>Rotavirüsten korunmanın en güçlü ve etkili yolunun rotavirüs aşısı olduğunu belirten Dr. Pasinlioğlu şöyle konuşuyor: “Rotavirüse karşı ağızdan uygulanan iki tip aşı vardır. Her ikisi de canlı aşıdır ve etkinlik açısından birbirlerine üstünlükleri yoktur. Aşıya altıncı haftadan itibaren başlanabilir. İlk dozun 14 hafta 6 günden önce yapılması gerekir. Son doz bebek 8 ayı doldurmadan tamamlanmalıdır. Hangi aşıyla başlandıysa o aşı serisine aynı marka ile devam edilmelidir. İlk dozun marka bilgisi bilinmiyorsa 3 dozluk şema uygulanır. Rotavirüs aşısı devlet takviminde bulunmasa da, hekim önerisiyle yapılan aşılama, çocukların hastalığı daha hafif geçirmesine ve ağır sıvı kaybı riskinin azalmasına yardımcı olur.”</p>
<p><strong>El hijyenine dikkat edin</strong></p>
<p>Rotavirüs kirli su ve gıdalar, dışkı ile temas etmiş eller, yüzeyler, oyuncaklar ve kişiden kişiye temas yoluyla çok kolay bulaşır. Özellikle tuvaletin ardından, bez değiştirdikten sonra ve dışarıdan eve gelince mutlaka sabunla en az 20 saniye el yıkamak gerekir. Bez değiştirirken eldiven kullanılması faydalıdır. Kreş gibi kalabalık ortamlarda hijyene dikkat edilmesi ve yüzeylerin iyi temizlenmesi bulaş riskini azaltmada önemlidir. Unutmayın, küçük çocukların ellerini temiz tutmak büyüklerin elindedir!</p>
<p><strong>Oyuncakları ve ortak yüzeyleri sık sık temizleyin</strong></p>
<p>Rotavirüs yüzeylerde saatlerce, hatta bazen günlerce canlı kalabilir. Bebekler oyuncakları ağızlarına götürebildiği için özellikle oyuncakların, mama sandalyesinin tepsisinin, kapı kollarının ve ortak dokunulan yerlerin düzenli olarak temizlenmesi çok önemlidir. </p>
<p><strong>Yiyecek ve içme suyunda hijyene dikkat edin</strong></p>
<p>Biberonlar, emzikler ve mama hazırlanan kaplar hijyen açısından büyük önem taşır. Hazırlanan mamalarla temiz su kullanılması, biberonların düzenli sterilize edilmesi ve yiyeceklerin hijyenik koşullarda yıkanıp saklanması enfeksiyon riskini azaltır. Dışarıda ise çocuğun sadece kendi bardağının kullanılmasına özen gösterilmelidir.</p>
<p><strong>Hasta kişilerle teması sınırlayın</strong></p>
<p>Rotavirüs özellikle çocuklar arasında çok kolay ve çok hızlı bulaşıp yayılabilen bir enfeksiyondur. Çevrede ishal veya kusma şikayeti olan kişiler varsa temasın mümkün olduğunca azaltılması gerekir.</p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Dikkat! Bu hatalara çok sık düşülüyor!</strong></p>
<p>Rotavirüse karşı özel bir antiviral ilaç olmadığını, tedavide en kritik noktanın, sıvı kaybını   zamanında yerine koymak olduğunu belirten Dr. Pasinlioğlu şöyle konuşuyor: “Öncelikle bu bir virüs olduğu için antibiyotik etkisizdir, yalnızca uzun hastane yatışlarında ikincil enfeksiyonu önlemek amacıyla kullanılabilir. O nedenle ebeveynler gelişigüzel antibiyotik başlamamalıdır. Kusma ilaçları sadece hastane koşullarında ve doktor gözetiminde kullanılmalıdır. İshal kesiciler bağırsak hareketlerini yavaşlatarak durumu kötüleştirebileceği için kaçınılmalıdır. Ateş, kusma, ishal ve karın ağrısı gibi şikayetler başladığında en kısa sürede doktora başvurulması gerekir ancak ne yazık ki en sık karşılaştığımız problem, ailelerin hastaneye geç başvuru yapması, öncesinde ise bu tür fayda yerine aslında daha zarar veren uygulamalara yönelmeleri oluyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rotavirusten-korumanin-5-temel-kurali-595160">Rotavirüsten korumanın 5 temel kuralı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapımcı Güngör, Egeli öğrencilere program yapım sürecini anlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapimci-gungor-egeli-ogrencilere-program-yapim-surecini-anlatti-595151</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:38:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Güngör]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[güngör]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilere]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[parça]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[radyo]]></category>
		<category><![CDATA[sürecini]]></category>
		<category><![CDATA[yapım]]></category>
		<category><![CDATA[Yapımcı]]></category>
		<category><![CDATA[yayın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595151</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi 70. Yıl Kariyer Etkinlikleri kapsamında İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü tarafından “Radyo ve Radyoda Program Yapımı” başlıklı söyleşi düzenlendi. Söyleşide konuşmacı olarak Radyo Yapımcısı Ali Güngör yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapimci-gungor-egeli-ogrencilere-program-yapim-surecini-anlatti-595151">Yapımcı Güngör, Egeli öğrencilere program yapım sürecini anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi 70. Yıl Kariyer Etkinlikleri kapsamında İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü tarafından “Radyo ve Radyoda Program Yapımı” başlıklı söyleşi düzenlendi. Söyleşide konuşmacı olarak Radyo Yapımcısı Ali Güngör yer aldı. Öğr. Gör. Dr. Yiğit Açık moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinliğe öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.</p>
<p>Öğr. Gör. Dr. Yiğit Açık, söyleşinin öğrencilerin mesleki gelişimlerine önemli katkılar sağlayacağını belirterek bölüm olarak uygulamalı eğitime verdikleri önemini dile getirdi.</p>
<p>Radyo Yapımcısı Ali Güngör, uzun yıllardır Ege Üniversitesi Radyosu’nda hazırlayıp sunduğu programlardan örnekler paylaşarak radyo yayıncılığına dair birikimlerini aktardı.  Yapımcı Ali Güngör “Radyo, sadece müzik dinleyebildiğiniz internet uygulamalarından farklı olarak yayın içindeki röportajlar, diyaloglar, anlatımlar, canlı yayınlar ile yaşayan bir mekanizmadır. Radyo size bambaşka şeyler veriyor. Yayıncılıkla ilgili olan kısımda doğru haber, doğru bilgi ve keyif veren yayınlar için yapımcılar tarafından çok emek harcanması gerekiyor. Radyo programı hazırlığı, yemek pişirmek gibidir.  Hazırlaması uzun sürer ama yemeği hemen yersiniz. Yayın süresinin çok daha üzerinde zaman ve emek harcamanız gerekir. Haber, sanat, sağlık gibi her değişik tempodaki radyo programı farklı hazırlık süreci, farklı veri toplama yöntemine gereksinim duyar’’ dedi.</p>
<p>“<b>Yayıncılığın temel kuralı doğru bilgiyi aktarmaktır”</b></p>
<p>Ali Güngör, “Radyo programı hazırlarken özellikle müzik içerikli yayınlarda doğru bilgi çok önemlidir. Bunun için parçanın orijinal kaydı, sanatçıya dair güvenilir bilgiler ve biyografik detaylar mutlaka elde bulunmalıdır. Sunum metni de bu bilgiler ışığında hazırlanır; sunum metni olmadan radyo programı yapılamaz. Dinleyiciyi çeken asıl unsur, sanatçıya dair özel ve ilginç bilgilerdir. Yayıncılığın temel kuralı doğru bilgiyi aktarmaktır. Programlarda tek bir sanatçıyı ya da bir müzik grubunu tanıtmak mümkündür; önemli olan bilgiyi doğru ve etkili sunmaktır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Hazırlanan metinlerde giriş, gelişme, sonuç iskeletine uyulmalıdır”</b></p>
<p>Programın oluşum sürecini anlatan Güngör, müzik seçimi, program akışının oluşturulması ve dinleyiciyle bağ kurmanın incelikleri üzerine önemli bilgiler verdi. Yapımcı Güngör, “Radyo programlarında önce gerekli bilgileri vermek önemlidir. Parça kısaysa kısa bir giriş işe yarar, ancak uzun parçalarda dinleyici ne dinlediğini unutabilir. Bu yüzden eserle ilgili bilgiler besteci, icracı, parça adı genellikle parçanın hemen altında olmalıdır. Programın zamanına uygun bir dil kullanmak önemlidir. Hazırlanan metinlerde giriş, gelişme, sonuç iskeletine uyulmalıdır. Dinleyiciye kişisel bir selamlama ve iyi dileklerle başlamak, yine iyi dileklerle bitirmek yayıncılığın yerleşmiş bir ritüelidir. Program kapanışında müzik seçimi de önemlidir; bir sonraki yayınla uyumlu bir geçiş sağlanmalıdır” dedi.</p>
<p>Söyleşi, Öğretim Görevlisi Dr. Yiğit Açık, Radyo Yapımcısı Ali Güngör’e Teşekkür Plaketi ve hediye takdim etmesiyle sona erdi. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapimci-gungor-egeli-ogrencilere-program-yapim-surecini-anlatti-595151">Yapımcı Güngör, Egeli öğrencilere program yapım sürecini anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İZMAR&#8217;ın 15&#8217;inci mağazası Gültepe&#8217;de açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmarin-15inci-magazasi-gultepede-acildi-595086</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 07:53:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[15]]></category>
		<category><![CDATA[açıldı]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[fiyat]]></category>
		<category><![CDATA[gültepe]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[inci]]></category>
		<category><![CDATA[mağaza]]></category>
		<category><![CDATA[mağazası]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[zmar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595086</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tanzim satış mağazaları İZMAR 15’inci şubesini Konak Gültepe’de hizmete açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmarin-15inci-magazasi-gultepede-acildi-595086">İZMAR&#8217;ın 15&#8217;inci mağazası Gültepe&#8217;de açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tanzim satış mağazaları İZMAR 15’inci şubesini Konak Gültepe’de hizmete açtı. Açıldığı andan itibaren uygun fiyatı, güvenli ürünleriyle vatandaşın yüzünü güldüren mağaza yoğun ilgi gördü. Yeni mağazadan alışveriş yapan Gültepeliler, kaliteden duyduğu memnuniyeti dile getirerek  “fevkalade” yorumu yaptı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın İzmirlilere sözünü verdiği tanzim satış mağazaları İZMAR, hizmete başladığı nisan ayından bugüne 15’inci mağazasına Konak Gültepe’de ulaştı. Vatandaşları aracısız sağlıklı, güvenli ve uygun fiyatlı alışverişle buluşturma hedefiyle İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki İZTARIM AŞ tarafından açılan mağazaların Gültepe şubesi Gazipaşa Caddesi üzerinde hizmete girdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tamamen yerli üreticiden alıp ürettiği et ve süt ürünleri, su ve Halk Ekmek ile kooperatiflerden alınarak hazırlanan uygun fiyatlı ürünler başta olmak üzere temel tüketim ürünleri market raflarında yerini aldı. Açıldığı andan itibaren Gültepelilerin ilgisiyle karşılanan İZMAR mağazası bölge halkının yüzünü güldürdü.</p>
<p><strong>“Gıdanın güvenilir olması önemli”</strong></p>
<p>Mağazanın ilk alışverişini yapan Gülseren Ergüler, “Biz geçmiş TANSAŞ’ları çok arıyoruz. Diğer marketlere gidiyoruz, rafta ayrı fiyat kasada ayrı fiyat. Her şey geriye dönsün istiyoruz. Halkın önerileri çok önemli. Emekli maaşı ve harcamalar belli. Altından kalkamıyoruz. Yediğimiz gıdadan zehirlenmeyelim ve köylümüze, çiftçimize yardımcı olalım. Gıdanın güvenilir olması bizim için daha önemli. Fiyatlar da çok güzel” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Fiyatlar düşük”</strong></p>
<p>Tanzim satış ruhunun kente geri geldiğini söyleyen Musa Koç, “Eski TANSAŞ ruhunun canlandığını düşünüyorum. Bunun için çok mutluyum. Fiyatlar diğer mağazaların fiyatlarına oranla nispeten düşük. Önemli olan fiyat değil aslında kaliteli ürüne ulaşabilmek. Diğer mağazalarda çer çöp yiyorduk ama buraya kooperatif ürünlerinin gelmiş olması bizi çok memnun ediyor. Ben pide salonu işletiyorum. Bundan sonra etlerimizi buradan çektireceğiz. Hayırlı olsun, büyüsün gelişsin, eski TANSAŞ ruhu geri gelsin diye umut ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Fevkalade”</strong></p>
<p>Mağazayı heyecanla beklediklerini ifade eden Ramazan Akın, “Fevkalade. Böyle marketlerin açılmasını çok önemli buluyorum. Fiyatların ucuz olduğu ve herkesin gelebileceği bir alışveriş merkezi. Belediye başkanımıza, yapan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Kaliteli ürünler satılıyor, memnunuz” dedi.</p>
<p><strong>“İhtiyaç vardı”</strong></p>
<p>Ufuk Asil ise, “Çok güzel mağazalar. İhtiyaç vardı. Hem ucuz, hem de temiz, güvenli. Malumunuz bu aralar hijyen olayı çok önemli. O yüzden çok olumlu karşılıyoruz. Diğer marketlerin hijyenden uzaklaştığını görüyoruz. Sattıkları ürünleri bilemiyoruz. Tarihi geçmiş ürünler satılıyor. Burasının daha güvenli olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>15 mağazaya ulaştı</strong></p>
<p>İZMAR, açıldığı nisan ayından bugüne 15 mağazaya ulaştı. Vatandaşlar, pazar günleri dışında haftanın 6 günü 09.00-20.00 saatleri arasında İZMAR’ın Bayraklı’daki Özkanlar ve Orgeneral Nafiz Gürman, Bornova’daki Çamdibi, Doğanlar ve Erzene, Buca ve Gediz, Karabağlar’daki Bozyaka, Karşıyaka’daki Girne, Konak’taki Gültepe ve Kemeraltı, Menemen’deki Ulukent, Gaziemir, Aliağa, Torbalı Ayrancılar şubelerinden alışveriş yapabiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmarin-15inci-magazasi-gultepede-acildi-595086">İZMAR&#8217;ın 15&#8217;inci mağazası Gültepe&#8217;de açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar&#8217;da &#8221;Ses Ver Şiddete Dur De&#8221; Etkinliği Düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ses-ver-siddete-dur-de-etkinligi-duzenlendi-595006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 21:02:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[dur]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlendi]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliği]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddete]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[ver]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595006</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar’da kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın katılımıyla anlamlı bir etkinlik düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ses-ver-siddete-dur-de-etkinligi-duzenlendi-595006">Üsküdar&#8217;da &#8221;Ses Ver Şiddete Dur De&#8221; Etkinliği Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar’da kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın katılımıyla anlamlı bir etkinlik düzenlendi.</p>
<p>Üsküdar Valide Sultan Gemisi’nde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında ‘’Ses Ver Şiddete Dur De!’’ başlığıyla gerçekleşen programda alanında uzman isimler, sivil toplum kuruluş temsilcileri ve birçok vatandaş bir araya geldi.</p>
<p>Programın açılış konuşmasını yapan Başkan Sinem Dedetaş, bir araya gelinme sebebinin acı bir gerçeklik olduğuna işaret ederek, “Çok karışık duygular içinde olduğumu söylemem lazım. Çünkü hiç konuşmamamız gereken bir başlık. Bir araya gelmemizi gerektirmemesi gereken bir başlık altında bir aradayız. Bir taraftan şiddete karşı dur diyoruz, bir taraftan ölen kadınlarımız var, yas içindeyiz” diye konuştu.</p>
<p>Kadınların maruz kaldığı görünür ve görünmez şiddet türlerine dikkat çeken Dedetaş, ‘’Şiddetin belki her türlüsünü yaşıyoruz. Burada ölen kadınlarımız var, arkadaşlarımız var. Hayatta olan bizlerin yaşadığı pek çok şiddet türü var. Sadece kadın olmanın getirmiş olduğu bir takım zorluklar var. Aile içindeki şiddeti bir kenara koyuyorum, bir tarafta, iş hayatında, siyasette karşılaştığımız gerçekten çok farklı şiddet türleri var. En acısı tabii ki hayattan koparılmak. Ama yaşarken de hayattan koparılıyoruz aslında. Pek çok kız çocuğumuz, pek çok genç kadın, yaşadığı şiddetin boyutuna bağlı olarak işten, sosyal hayattan kopabiliyorlar. Bir arada olmak, dayanışma içinde olmak çok önemli ve biz ancak bir arada olduğumuzda ses çıkardığımızda bununla mücadele ediyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>“Sadece farkında olmak değil, harekete geçmek de önemlidir“</strong></p>
<p>Üsküdar Belediyesi’nin kadınların üzerindeki bakım yükünü azaltmaya yönelik çalışmaları hakkında bilgi de paylaşan Dedetaş, “Üsküdar Belediyesi olarak özellikle bakım yüklerinin çoğunluğunun kadınlar üzerinde olduğunu, kendi bölgemizde de kadınların yüzde yetmişinin evde olduğunu biliyorduk kampanya zamanında. ‘Sadece farkında olmak değil, harekete geçmek de önemlidir.’ diyerek ilk icraatlarımızdan biri kadının sosyal hayata, iş hayatına katılabilmesi için öncelikle o bakım yüklerini üzerinden almaktı. Üsküdar Belediyesi’nde daha önce olmamış kreşlere hayata geçirdik, iki tane kreşimiz şu anda devrede.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Dedetaş, “Sadece kreşlerle değil, kadınların sosyal hayata katılmasında özgüvenlerinin gelişmesinde, ya da mesleki birikimlerinin artması için pek çok kurs düzenliyoruz. Şu anda ÜSMEK’lerde 10 Bin üyemiz oldu ve bunların yüzde 91’i kadın. Buradaki hemcinslerimiz öğrenirken kendilerini geliştirirken aynı zamanda yine yeni imkanlarla, özel günlerle alanlarımızın tamamını kadın arkadaşlarımızın çalışmalarına ekonomik olarak güçlendirmek için stantlara dönüştürdük ve her özel günü fırsat biliyoruz. Üsküdar’ın en önemli noktalarında standlar açarak kendilerini geliştirdikleri, el ürünlerini veya farklı hizmetleri buralarda sunup ekonomik olarak da güçlenmelerini sağlıyoruz. Yaptığımız çalışmalardan en önemlilerinden bir tanesi sağlık alanında oldu, yeni açtığımız Psikolojik Danışmanlık Merkezimiz var. Rakamları sürekli kontrol ediyoruz, bir aydır açık merkezimiz 63  Kadın, 37 Erkek, bu da gösteriyor ki psikolojik destek anlamında kadınların daha fazla desteğe ihtiyacı var.” diye  ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kadın cinayetlerine ilişkin çarpıcı veriler paylaşan Sinem Dedetaş, “2025 yılının ilk on ayında ülkemizde en az 235 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. 247 Kadın da şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Canice katledilen İkbal Uzuner, Ayşenur Halil, cesedi günler sonra bulunan  Narin Güran, acılı ailesinin tüm çabasına rağmen başına ne geldiği tam olarak bilinmeyen Rojin Kabaiş gibi yüreklerimizi yakan pek çok örneğimiz var. Bu isimleri anıyoruz bunlar tek değiller umarım son olacaklar diyeceğim ummakla kalmayacağız tabii ki bunun için tüm çabayı göstereceğiz.” diye konuştu.</p>
<p>Programın devamında, Klinik Psikolog ve PCIT Terapisti Seda Sinem Çağlar, “Kadına Şiddetle Mücadelenin Psikolojik Perspektifi” başlıklı konuşmasında kadına yönelik şiddetin bireysel ve toplumsal etkilerini psikolojik açıdan ele aldı.</p>
<p>“Bir Eşitlik Ütopyası” adlı toplumsal cinsiyet eşitliği konferansı ise tek perde müzikli söyleşi formatında katılımcılarla buluştu. Biyolojik cinsiyet ile toplumsal cinsiyet ayrımı, cinsiyet körlüğü, günlük dile yerleşmiş cinsiyetçi ifadeler, şiddet, taciz, eğitim ve istihdamda fırsat eşitsizlikleri gibi önemli başlıklar konuşuldu. Konferansta ayrıca; daha barışçıl ve eşitlikçi bir yaşam ortamı oluşturmanın yolları, cinsiyet ayrımcılığına yol açan engellerin fark edilmesi ve erkeklerin bu süreçte daha aktif rol almasının önemi vurgulandı.</p>
<p>Program, “Şiddete Karşı Sözünü Söyle Panosu” bölümünde katılımcılar, kadına yönelik şiddete karşı düşüncelerini ve dayanışma mesajlarını panoya yazarak ortak bir duruş sergilendi. Program, “Şiddete Karşı Sözünü Söyle Panosu” bölümünün ardından Kız Kulesi açıklarında balonların gökyüzüne bırakılmasıyla son buldu. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ses-ver-siddete-dur-de-etkinligi-duzenlendi-595006">Üsküdar&#8217;da &#8221;Ses Ver Şiddete Dur De&#8221; Etkinliği Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Florürün dozu önemli, fazlası zararlı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/florurun-dozu-onemli-fazlasi-zararli-594632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 01:36:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[dozu]]></category>
		<category><![CDATA[fazlası]]></category>
		<category><![CDATA[florür]]></category>
		<category><![CDATA[florürün]]></category>
		<category><![CDATA[koçan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zararlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, çocuklarda florür kullanımı, diş bakımı ve ebeveyn gözetiminin önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/florurun-dozu-onemli-fazlasi-zararli-594632">Florürün dozu önemli, fazlası zararlı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, çocuklarda florür kullanımı, diş bakımı ve ebeveyn gözetiminin önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Diş hekimleri bireysel koşullara göre flor uygulamasına karar verir!</strong></p>
<p>Florürün kuyu ve artezyen sularında, deniz ürünlerinde, çayda bulunan bir element olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Koçan, “Vücudumuzun belli bir miktarda florüre ihtiyacı var.” dedi.</p>
<p>Diş hekimlerinin çürük aktivitesi, tüketilen su ve gıdaların içeriğindeki florür miktarı gibi bireysel koşulları göz önüne alarak, profesyonel flor uygulamasına karar verdiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Koçan, “Gerekli görüldüğü takdirde her yaşta florür uygulanabilir. Ancak florürün uygulanma yolu ve dozu çocuğun yaşı ve genel durumuna göre değişiklik gösterebilir.” şeklinde konuştu.  </p>
<p><strong>Fazla florür alımı bazı sağlık sorunlarına yol açabilir!</strong></p>
<p>Uygun dozda ve zaman aralıklarında olduğunda florür uygulamalarının herhangi bir zararı ya da yan etkisi olmadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Koçan, “Günlük alınan florür miktarı gerekenden fazla olduğunda, alınan doz miktarına bağlı olarak birtakım sorunlar ortaya çıkabilir. Dişlerde lekelenmeler, kemiklerde fazla florür birikmesi, tiroit hastalığı, büyüme geriliği, böbrek fonksiyonlarında bozulma, sinir ve beyin gelişiminin etkilenmesi gibi problemler görülebilir.” uyarısını yaptı.</p>
<p><strong>Florür, dişleri çürüğe neden olan asitlere karşı daha dirençli hale getirir! </strong></p>
<p>Florürün uygulanma şekline göre 1-2 saat kadar yemek yenmemesi ve su içilmemesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Koçan, “Dişler fırçalanmamalı veya silinmemelidir.” dedi.</p>
<p>Dişlerde geçici bir renk değişikliği olabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Koçan, “Florür, dişlerdeki mineral kristallerinin içine girerek, çürüğe neden olan bakteriler tarafından salgılanan asitlere karşı dişlerin daha dirençli olmasını sağlar. Aynı zamanda florürün antimikrobiyal özelliği vardır. Çürüğe neden olan bakterilerin ürettiği asit miktarının azalmasını sağlar. Yeni başlayan çürüklerin ilerleme hızını ya da tamamen durdurarak dişin tedavi edilme gereksinimi azaltır. Profesyonel florür uygulamalarının 6 ayda bir yapılması önerilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>6 yaşından önce çocuğun el becerisi kendi dişlerini etkin biçimde temizleyecek kadar gelişmez!</strong></p>
<p>Çocukların ilk süt dişi sürdükten sonra 6 ay içinde ya da 12 aylık olmadan önce ilk diş hekimi kontrolünün yapılması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Koçan, “Çocuk için gerekli olan diş bakımı eğitimi aileye ilk diş muayenesi sırasında verilir.” dedi.</p>
<p>Çocukların 12 yaşına gelene kadar ağız ve diş bakımının ebeveynler tarafından takip edilmesi gerektiğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Koçan sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“6 yaşından önce çocuğun el becerisi kendi dişlerini etkin biçimde temizleyecek kadar gelişmemiş olur. El becerisinin gelişebilmesi için önce kendi dişlerini fırçalaması sağlanmalı, ardından ebeveyn tekrar fırçalamalı. 6-12 yaş arası dönemde ise çocuklar kendi dişlerini temizleyebilecek el becerisine sahip olur. Ancak dişlerin tam olarak temizlendiğinden emin olunması için çocukların ebeveyn gözetiminde diş fırçalaması önerilir. Bu nedenle çocukların kendi kendilerine diş fırçalamaya başladıkları yaş olan 6 yaş civarında diş hekimi tarafından, mümkünse birebir olarak diş hekimi kliniğinde veya okullarda toplu olarak diş sağlığı eğitimi verilmesi yararlı olacaktır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/florurun-dozu-onemli-fazlasi-zararli-594632">Florürün dozu önemli, fazlası zararlı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğerlerinizi Yaşlandıran 5 Önemli Etken</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akcigerlerinizi-yaslandiran-5-onemli-etken-594180</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 08:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerlerinizi]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kapasitesi]]></category>
		<category><![CDATA[oksijen]]></category>
		<category><![CDATA[okur]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlandıran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594180</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücudumuzdaki her hücre aldığımız oksijen miktarına ve kalitesine göre besleniyor ya da beslenemiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerlerinizi-yaslandiran-5-onemli-etken-594180">Akciğerlerinizi Yaşlandıran 5 Önemli Etken</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücudumuzdaki her hücre aldığımız oksijen miktarına ve kalitesine göre besleniyor ya da beslenemiyor. Bu da doğrudan akciğerlerimizin fonksiyonlarına bağlı. Solunum sistemindeki en küçük değişiklik bile genel sağlığımız üzerinde sandığımızdan çok daha fazla etkili oluyor. Tıpkı beden yaşımız gibi organlarımızın da yaş aldığını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong>, “Akciğerlerimiz ne kadar yaşlı ise aldığımız nefesin kalitesi o kadar azalıyor. Bu da başta solunum hastalıkları olmak üzere kalp-damar hastalıklarından enfeksiyonlara, erken yaşlanmadan bilişsel performans düşüşüne kadar pek çok sağlık sorununu beraberinde getiriyor” diyor.</p>
<p><strong>UZUN VE SAĞLIKLI YAŞAMAK İSTİYORSAK AKCİĞERLERİMİZE İYİ BAKMAK ZORUNDAYIZ</strong></p>
<p>“Akciğerlerimiz, uzun ve sağlıklı yaşamın en belirleyici organlarından biridir” diyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong>, vücuttaki her hücrenin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için oksijene ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. <strong>Prof. Dr. Okur,</strong> “Aldığımız oksijenin kalitesi ve miktarı doğrudan akciğer sağlığımızla ilişkilidir. Akciğer kapasitesi yüksek olan bireyler daha uzun ve sağlıklı bir yaşam süresine sahiptir. Akciğer kapasitesi düştükçe doku oksijeni azalacağı için erken yaşlanma olur. Vücuttaki oksijen yetersiz olduğunda kalp daha fazla efor harcar ve kalp damar hastalığı riski daha fazla olur. Sağlıklı akciğerler vücuda giren mikroplara bariyer görevi yapar ve enfeksiyon riskini azaltır. Sağlıklı akciğerde oksijen miktarı yeterli olacağı için hücre yenilenmesi daha hızlı olur. Kas gücü ve beyin fonksiyonları daha iyidir. Bütüncül sağlık için akciğer sağlığımız çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>AKCİĞERLERİMİZİ YAŞLANDIRAN ETKENLER</strong></p>
<p>Yaşlanmanın her organımızda olduğu gibi akciğer dokusunda da olduğunu ifade eden <strong>Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong>, “Orta yaştan sonra akciğer hacimleri her yıl azalır ve kapasite düşer. Solunum kaslarımızın gücü azalır. Enfeksiyon riski artar” diyor. Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, günlük hayatta yaptığımız 5 hatayı şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li><strong>Tütün ürünleri: </strong>Akciğerlerin yaşlanmasının en büyük sorumlusu sigara gibi tütün ve tütün ürünlerine aktif ya da pasif olarak maruz kalmaktır. </li>
<li><strong>Solunan hava:</strong> Hava kirliliği, egzoz dumanı, soba ve kömür dumanına maruz kalmak akciğer yaşlanmasında etkili olan faktörlerdir. Bunun yanı sıra evlerde sıklıkla kullanılan ağır kimyasallar olan çamaşır suyu ve kireç çözücü gibi temizlik ürünleri de akciğer üzerinde toksik etkide bulunarak akciğerin hızlı yaşlanmasına neden olur. </li>
<li><strong>Enfeksiyonlar:</strong> Geçirilen solunum yolu enfeksiyonları akciğerlerde hasar bırakabilir. Bu nedenle riskli dönemlerde mümkün olduğunca korunmaya özen göstermek önemlidir.  </li>
<li><strong>Hareketsizlik:</strong> <strong>Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong> hareketsizliğin de solunum kaslarının güçsüzleşmesine neden olarak akciğer yaşlanması üzerinde etkili olduğunu belirtiyor. </li>
<li><strong>Az su tüketimi:</strong> Akciğerleri temizleyen ve arındıran en önemli madde sudur. Yeterli su tüketimi, solunum yollarındaki mukusun incelmesine, toksinlerin daha kolay atılmasına ve akciğer dokusunun daha iyi oksijenlenmesine yardımcı olur. <strong>Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur,</strong> “Az su içmek, akciğerlerin kendini temizleme kapasitesini azaltır ve biriken zararlı maddelerin dokuda daha uzun süre kalmasına neden olur” diyerek su tüketiminin hayati önemine değiniyor.</li>
</ul>
<p>Bunların yanı sıra genetik faktörlerin de akciğerlerin hızlı yaşlanması üzerinde etkili olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Okur</strong>, “Ailede KOAH, astım veya akciğer hastalıkları öyküsünün bulunması, kişinin solunum sistemini çevresel faktörlere karşı daha hassas kılabilir” diyor. </p>
<p><strong>AKCİĞERLERİNİZİ GENÇ TUTMAK MÜMKÜN MÜ?</strong></p>
<p>“Akciğerler yaşlandıkça mikropları temizleme gücü azalır ve bu nedenle solunum yolu enfeksiyonları daha sık, daha ağır ve daha uzun süreli seyreder” diyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur</strong>, akciğer yaşlanmasının tüm vücudu etkilediğini belirtiyor. <strong>Prof. Dr. Okur</strong>, “Akciğer kapasitesinin düşmesi kalbi daha fazla efor harcamaya zorlar; bu da kalp-damar hastalıklarının riskini artırır. Elastikiyetini kaybetmiş akciğer dokusunda DNA tamiri bozulur, hücre yenilenmesi yavaşlar ve KOAH ile akciğer kanseri gibi hastalıkların ortaya çıkma ihtimali yükselir. Yaşlanan akciğerler yalnızca solunumu değil, kas gücünü, efor kapasitesini, bilişsel fonksiyonları ve uyku kalitesini de etkiler. Dikkat azalması, unutkanlık, çabuk yorulma ve metabolik sorunlar da akciğer yaşlanmasının yansımalarıdır” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Akciğerlerinizi genç tutmanın mümkün olduğunu belirten <strong>Prof. Dr. Okur</strong>, “Doğru nefes almayı bilmek, düzenli nefes egzersizleri yapmak ve temiz havada yürüyüşler akciğer kapasitesini artırır. Sigara ve elektronik sigaradan uzak durmak ise akciğeri yaşlandıran en büyük düşmanı ortadan kaldırmak demektir. Bol su içmek, antioksidan ağırlıklı beslenmek, ideal kiloyu korumak ve düzenli uyku, akciğer dokusunun yenilenmesini destekleyen en güçlü alışkanlıklardır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerlerinizi-yaslandiran-5-onemli-etken-594180">Akciğerlerinizi Yaşlandıran 5 Önemli Etken</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Sandıkçı: &#8220;Canik 2. Yeni Bulvar Yolu&#8217;nu ilçemize kazandırıyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-sandikci-canik-2-yeni-bulvar-yolunu-ilcemize-kazandiriyoruz-594028</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 15:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bulvar]]></category>
		<category><![CDATA[canik]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Sandıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[nü]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sandıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, Canik 2. Yeni Bulvar Yolu'yla ulaşımda önemli bir yatırımı daha hayata geçireceklerini belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sandikci-canik-2-yeni-bulvar-yolunu-ilcemize-kazandiriyoruz-594028">Başkan Sandıkçı: &#8220;Canik 2. Yeni Bulvar Yolu&#8217;nu ilçemize kazandırıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, Canik 2. Yeni Bulvar Yolu&#8217;yla ulaşımda önemli bir yatırımı daha hayata geçireceklerini belirtti.<br />Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, ilçede güvenli ve sorunsuz ulaşım için büyük bir gayretle çalışmaya devam ettiklerini ifade etti. Canik Yeni Bulvar Yolu&#8217;nu vatandaşların hizmetine sunduklarını hatırlatan Başkan İbrahim Sandıkçı, ilçeye kazandıracakları Canik 2. Yeni Bulvar Yolu&#8217;yla vatandaşların ilçe merkezinden Samsun Şehir Hastanesi&#8217;ne ulaşımını kesintisiz bir hale getirirken, ayrıca Canik&#8217;te yeni bir ana arter güzergâhının daha hayat bulacağını belirtti. Sorunsuz ulaşım, modern ve estetik çehre hedefiyle önemli yatırımları ilçeye kazandırmayı sürdürdüklerini vurgulayan Başkan İbrahim Sandıkçı, &#8220;Canik 2. Yeni Bulvar Yolu&#8217;yla ulaşım alanında önemli bir yatırıma daha imza atıyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Samsun Şehir Hastanesi&#8217;ne Ulaşımda Büyük Kolaylık<br />Canik 2. Yeni Bulvar Yolu&#8217;yla vatandaşların, ilçe merkezinden Samsun Şehir Hastanesi&#8217;ne rahat bir şekilde ulaşımlarını sağlayacaklarını belirten Başkan İbrahim Sandıkçı, &#8220;Canik&#8217;imizde ulaşıma yönelik yatırımlarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz. Canik Yeni Bulvar Yolu&#8217;nun ardından, Canik 2. Yeni Bulvar Yolu&#8217;nu ilçemize kazandırıyoruz. Canik&#8217;imizde sürdürdüğümüz sorunsuz ulaşım ve modern şehirleşme hamlemizin önemli eserlerinden biri olacak Canik 2. Yeni Bulvar Yolu&#8217;yla şehir estetiğine önemli katkılar sunarken, hemşehrilerimizin diğer bağlantı yolları ile birlikte ilçe merkezinden Samsun Şehir Hastanesi&#8217;ne ulaşımlarını sorunsuz ve kolay bir hale getireceğiz. Canik Yeni Bulvar Yolu ile Şehit Mesut Birinci Caddesi&#8217;ni birbirine bağlayacak, Şehit Mesut Birinci Caddesi&#8217;nden Samsun Şehir Hastanesi&#8217;ne uzanacak Canik 2. Yeni Bulvar Yolumuz 20 metre genişliğinde olacak, aydınlatma ve çevre düzenleme çalışmalarıyla şehir estetiğine katkılar sunacak&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Yatırımlar Hız Kesmiyor<br />Canik&#8217;e daha modern şehir yapısı kazandırmak için gayretle çalıştıklarını kaydeden Başkan İbrahim Sandıkçı, &#8220;Canik&#8217;imize estetik ve modern bir şehir yapısı kazandırmak için aralıksız bir şekilde çalışmaya devam ediyoruz. Bir yandan kentsel dönüşüm çalışmalarımızı sürdürüyor, diğer yandan yeni ve konforlu yolları, güvenli ve çehreye değer katan parkları hizmete sunmaya devam ediyoruz. Canik&#8217;imize yeni sosyal yaşam alanları kazandırıyoruz. Eser ve hizmet belediyeciliği anlayışıyla ilçemizin her köşesinde yeni projeleri ve yatırımları hayata geçiriyoruz. Azmimiz, gayretimiz ve hemşehrilerimizin desteğiyle her alanda daha güçlü bir Canik için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sandikci-canik-2-yeni-bulvar-yolunu-ilcemize-kazandiriyoruz-594028">Başkan Sandıkçı: &#8220;Canik 2. Yeni Bulvar Yolu&#8217;nu ilçemize kazandırıyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>S.S. Ayvalık Üretim ve Pazarlama Kooperatifi&#8217;nden Kamuoyuna Önemli Açıklama</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/s-s-ayvalik-uretim-ve-pazarlama-kooperatifinden-kamuoyuna-onemli-aciklama-593998</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 14:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayvalık]]></category>
		<category><![CDATA[kamuoyuna]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatifi]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593998</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayvalık zeytinyağına ulaşabilmek için yalnızca S.S. Ayvalık Üretim ve Pazarlama Kooperatifi markasını tercih etmeleri konusunda önemli bir hatırlatmada bulunuyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/s-s-ayvalik-uretim-ve-pazarlama-kooperatifinden-kamuoyuna-onemli-aciklama-593998">S.S. Ayvalık Üretim ve Pazarlama Kooperatifi&#8217;nden Kamuoyuna Önemli Açıklama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Ayvalık zeytinyağına ulaşabilmek için yalnızca S.S. Ayvalık Üretim ve Pazarlama Kooperatifi markasını tercih etmeleri konusunda önemli bir hatırlatmada bulunuyoruz</span></span></span></b><span><span><span>.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tarım ve Orman Bakanlığı</span></span></span></b><span><span><span>’nın geçtiğimiz günlerde kamuoyuyla paylaştığı, zeytinyağına tohum yağı karıştıran firmalar listesinde “<b>Ayvalık Koop.”</b> adıyla yer alan işletmenin<b>; Ayvalık Belediyesi </b>öncülüğünde kurulan <b>S.S. Ayvalık Üretim ve Pazarlama Kooperatifi</b> ile hiçbir kurumsal ya da maddi bağının bulunmadığını kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kooperatifimiz,</span></span></span></b><span><span><span> tamamen <b>Ayvalık</b> bölgesine ait zeytinliklerden elde edilen zeytinleri, <b>TARİŞ </b>tesislerinde sıkımını gerçekleştirerek en yüksek kalite standartlarında üretmekte; ürünlerini yalnızca kooperatifimize ait resmi satış noktaları üzerinden tüketiciyle buluşturmaktadır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Son günlerde benzer isimlerle piyasaya sürülen taklit ve yanıltıcı markaların vatandaşlarımızı yanıltma riski taşıdığı görülmektedir. Bu nedenle tüm tüketicilerimize, gerçek ve güvenilir Ayvalık zeytinyağına ulaşabilmek için yalnızca <b>S.S. Ayvalık Üretim ve Pazarlama Kooperatifi </b>markasını tercih etmeleri konusunda önemli bir hatırlatmada bulunuyoruz.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/s-s-ayvalik-uretim-ve-pazarlama-kooperatifinden-kamuoyuna-onemli-aciklama-593998">S.S. Ayvalık Üretim ve Pazarlama Kooperatifi&#8217;nden Kamuoyuna Önemli Açıklama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölcük Belediyesi ve KADEM&#8217;den Önemli Etkinlik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-ve-kademden-onemli-etkinlik-593416</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 12:22:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[kadem]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593416</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi ve KADEM Kocaeli İl Temsilciliği işbirliğiyle, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında önemli bir farkındalık toplantısı düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-ve-kademden-onemli-etkinlik-593416">Gölcük Belediyesi ve KADEM&#8217;den Önemli Etkinlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi ve KADEM Kocaeli İl Temsilciliği işbirliğiyle, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında önemli bir farkındalık toplantısı düzenlendi.</p>
<p>Gölcük Belediyesi ve Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Kocaeli İl Temsilciliği,  Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde önemli bir toplantıya imza attı. &#8220;Sivil Toplum Kuruluşları İle Deneyim Paylaşım Toplantısı&#8221; başlığı altında gerçekleşen etkinlikte, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve çözüm yolları ele alındı.</p>
<p><b>Protokol ve STK&#8217;lardan Yoğun Katılım</b><br />Gölcük Yazlık Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıya protokol ve sivil toplum kuruluşlarından (STK) geniş katılım sağlandı. Etkinliğe; Kocaeli Valisi İlhami Aktaş&#8217;ın eşi Songül Aktaş, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer ve eşi Türkan Sezer ile KADEM Kocaeli Temsilcisi Asuman Sert Erturan, STK’lar ve çok sayıda Gölcüklü kadın dinleyici katıldı.</p>
<p><b>&#8220;Güven Toplumunun İnşası&#8221; Masaya Yatırıldı</b><br />Toplantının açılışında söz alan Başkan Ali Yıldırım Sezer, kadına yönelik şiddeti önleme konusunda toplumun her kesiminin ortak hareket etmesi gerektiğine dikkat çekerek tüm katılımcılara teşekkür etti. Toplantının eğitim bölümünde ise uzmanlar tarafından &#8220;Güven Toplumunun İnşası: Şiddetin Anatomisi ve Çözüm Yolları&#8221; başlıklı bir sunum yapıldı. Katılımcılar, bu eğitimle kadına yönelik şiddeti önleme yöntemleri, şiddetin nedenleri ve mücadele yolları hakkında kapsamlı bir şekilde bilgilendirildi.</p>
<p><b>Sorular Uzmanlar Tarafından Cevaplandı</b><br />Sunumların ardından toplantı, dinleyicilerin sorularının alınmasıyla devam etti. Katılımcıların konuyla ilgili merak ettikleri sorular, alanında uzman kişiler tarafından detaylıca cevaplandırılarak toplantı sona erdi. Toplantıya katılan kadınlar, kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasına ve çözüm yollarının tartışılmasına önemli bir katkı sağlayan etkinlik için Gölcük Belediyesi ve KADEM’e teşekkür ettiler.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/golcuk-belediyesi-ve-kademden-onemli-etkinlik-593416">Gölcük Belediyesi ve KADEM&#8217;den Önemli Etkinlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lenfodeme-karsi-10-onemli-oneri-593332</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 08:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[lenfödeme]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593332</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lenf dolaşımının doğuştan veya sonradan ortaya çıkan bazı durumlar nedeniyle bozulması sonucu proteinden zengin sıvının dokular arasında birikmesiyle oluşan lenfödem  tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenfodeme-karsi-10-onemli-oneri-593332">Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lenf dolaşımının doğuştan veya sonradan ortaya çıkan bazı durumlar nedeniyle bozulması sonucu proteinden zengin sıvının dokular arasında birikmesiyle oluşan lenfödem  tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor.  Genellikle kol veya bacaklarda şişlik ve dolgunluk hissiyle kendini gösteren bu hastalık, tedavide gecikildiğinde oluşan enfeksiyonlar, ağrı, ağırlık hissi ve ciltte derin yaralar gibi önemli sorunlara yol açması nedeniyle hastaların yaşam kalitelerini düşürüyor. Hastalık ilerlediğinde kıyafet seçimi zorlaşırken, yazı yazmak, yürümek ve ayakkabı giymek gibi basit işler bile güçleşebiliyor. Lenfödemin sadece fiziksel değil, psikolojik yönü de önemli. Hastalar, estetik kaygılar veya hareket kısıtlılığı nedeniyle sosyal ortamlardan uzaklaşırken, aile ve iş hayatında da sorunlarla karşılaşabiliyor.  Tüm bunlar kaygı bozukluğuna ve depresyona yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meltem Vural, </strong>erken tanının lenfödem tedavisinden etkin sonuç alınmasında kritik bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Erken tanı için kol veya bacak  bölgesinde hassasiyet, dolgunluk,  ağırlık hissi veya hafif bir şişlik olduğunda mutlaka bir hekime başvurulmalıdır. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı bu ilk adımda hastanın öyküsü ile detaylı bir fizik muayene, ihtiyaç halinde laboratuvar tetkikleri ve görüntüleme yöntemleriyle lenfödemi tespit edebilmektedir. Erken tanı sayesinde, ciltte enfeksiyon ve derin yaralar gibi gelişebilecek olan sorunlara yönelik önleyici tedbirler alınabilmektedir. Erken tanı ve tedavinin yanı sıra hastaların kontrollerini düzenli olarak yaptırmaları tedavinin başarısı için çok önemlidir” diyor.   </p>
<p><strong>Dünyada yaklaşık 250 milyon kişi bu sorunu yaşıyor!</strong></p>
<p>Bebeklik döneminden itibaren her yaşta görülebilen lenfödem dünyada ve ülkemizde   yaygın görülen bir sorun. Öyle ki dünya çapında yaklaşık 250 milyon insanın lenfödemden etkilendiği belirtiliyor. Ülkemizde de benzer şekilde yaygın görülen bu hastalığın son yıllarda daha sık teşhis edildiğini belirten Prof. Dr. Meltem Vural, “Bunun en önemli nedeni ise kanser gibi hastalıkların artmasıdır. Bu hastalıklarda uygulanan cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler sonrasında ikincil sebeplerle lenfödem gelişebilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>En riskli grup meme kanseri hastaları olsa da… </strong></p>
<p>Lenfödem; lenf bezleri ile damarlarının gelişim sorunları ve lenfatik akım bozuklukları nedeniyle oluşuyor. Sıklıkla kol veya bacaklarda görülse de genital bölge, baş ile boyun gibi vücudun farklı bölgelerinde de rastlanabiliyor. Cerrahi girişimler, radyoterapi, travma veya enfeksiyon gibi sebeplerin yanı sıra doğuştan da görülebiliyor. Ancak, kanser hastalarının en yüksek risk grubunda olduğuna işaret eden Prof. Dr. Meltem Vural, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kanserle ilişkili lenfödem sebebi olarak en sık meme kanseri karşımıza çıkmaktadır. Meme kanseri sonrasında lenfödem gelişme oranı yaklaşık yüzde 25 civarındadır. Hastalarda tedavi sonrasında çoğunlukla  kol, önkol ve el bölgesinde lenfödem gelişebilmektedir. Bu durum genellikle lenf nodlarının alınması veya radyoterapi sonrasında ortaya çıkmaktadır. En önemli nedeni, işlemler sebebiyle dokularda oluşan etkilenmeler sonucunda lenfatik akımın bozulması ve dokular arasında lenf sıvısının birikmesidir.” </p>
<p><strong>Tedavisinde gecikmeyin, çünkü!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödemin genellikle etkilenen kol veya bacak bölgesinde; şişlik, dolgunluk, hassasiyet ve ağırlık hissiyle kendini gösterdiğini belirterek, “Örneğin, yüzük veya kıyafetler dar gelmeye başlamışsa, dikkatli olunmalıdır. Şişlik ve dolgunluk hissi başlangıç evresinde hafifken; zamanında müdahale edilip tedavi edilmezse karşımıza daha ciddi bulgular çıkabilir. Şişlik artabilir, ciltte renk değişiklikleri, kalınlaşmalar, ağrı ve enfeksiyonlar gelişebilir” diyor. Prof. Dr. Meltem Vural, ilerleyen durumlarda ciltte yaraların, derinlemesine çukurların, papillom  adı verilen kabartıların ve skar dokularının da oluşabileceğine işaret ederek, “Gelişen bu sorunlar nedeniyle elde, kolda veya bacakta fonksiyon kaybı sonucunda; ellerini kapatma, bir şeyi kavrama, kaldırma, itme, çekme, yürüme ve oturup-kalkma  gibi aktivitelerde hareket kısıtlılıkları oluşabilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Erken tedaviyle kontrol altına alınabiliyor! </strong></p>
<p>Lenfödem tedavi edilebilir olmakla birlikte tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değil. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödemin erken tanı ve tedaviyle önemli ölçüde kontrol altına alınabildiğini ve ilerlemesinin önlenebildiğini vurgulayarak, “Lenfödemin tüm dünyada altın standart tedavi yöntemi; lenfödem rehabilitasyonu, yani  hastaların eğitimi, manuel lenf drenajı, çok tabakalı bandaj,  kompresyon giysileri, egzersiz ve cilt bakımıdır. Hastaların düzenli takip ve tedavilerinin yapılması da vazgeçilmezdir” diye konuşuyor.<strong>  </strong>Bazı özel durumlarda  veya ileri evrelerde cerrahi müdahale gerekebildiğini ifade eden Prof. Dr. Meltem Vural, “Süper mikrocerrahi teknikleri, lenf sıvısının dolaşıma kazandırılmasını sağlayarak şikayetleri azaltabilmektedir. Lenfovenöz anastomoz (LVA) ve lenf nod transferi (LNT) gibi yeni cerrahi yöntemler, lenfödem tedavisinde uygulanabilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</strong></p>
<p>Lenfödem açısından riskli olan kişilerin veya lenfödem sorunu yaşayan hastaların kol ve bacak gibi uzuvlarına çok dikkat etmeleri gerekiyor. Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödeme karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Sorunlu olan kol veya bacağınıza yönelik zorlayıcı aktivitelerden kaçının. Ağırlık kaldırma, itme veya çekme gibi güç gerektiren hareketler yapmayın. </li>
<li>Etkilenen kol bölgesinden tansiyon ölçümü yapmayın. Damar yolu açılacaksa lenfödem sorunu olduğunuzu bildirin, bu durumda işlem diğer kolunuzdan yapılacaktır. </li>
<li>Cilt temizliğine ve kuruluğuna önem verin. Etkilenen bölgeye uygun PH içeriğine sahip temizleyici ürünlerle yıkanın. Ardından, cildinizi nazik bir şekilde kurulayın ve yağsız dermatolojik nemlendiriciler ile nemlendirin. Tırnaklarınızı cildinize zarar vermeyecek şekilde kısaltın.</li>
<li>İlgili bölgelerinizi güneşten koruyun, yüksek faktörlü güneş kremlerini tercih edin.</li>
<li>Etkilenen uzuvlarınızı böcek ısırmalarına, yara ve çiziklere karşı koruyun.</li>
<li>Sıkı ve dar giysilerden, takılardan kaçının. </li>
<li>Uyurken, etkilenen uzvun altta kalmamasına dikkat edin. </li>
<li>Uçak yolculuklarında basınç değişimlerine karşı bası giysileri giyin. </li>
<li>Dengeli beslenin ve kilo kontrolüne özen gösterin. </li>
<li>Hekiminizin önerileri doğrultusunda; tempolu yürüyün,  temiz olduğu bilinen denizde yüzün, lenfödeme yönelik egzersizler ve nefes egzersizleri yapın. Ayrıca, uzun süre hareketsiz kalmamaya çalışın. </li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lenfodeme-karsi-10-onemli-oneri-593332">Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeme bozukluklarında erken müdahale şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklarinda-erken-mudahale-sart-593265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 07:58:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluklarında]]></category>
		<category><![CDATA[davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[Nervoza]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, yeme bozukluklarının kültürel ve psikolojik etkilerini, bulimia ve anoreksiya nervoza farklarını, tedavi yöntemlerini ve aile ile partner desteğinin önemini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklarinda-erken-mudahale-sart-593265">Yeme bozukluklarında erken müdahale şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, yeme bozukluklarının kültürel ve psikolojik etkilerini, bulimia ve anoreksiya nervoza farklarını, tedavi yöntemlerini ve aile ile partner desteğinin önemini anlattı.</p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıkları büyük ölçüde kültürel normlarla şekilleniyor</strong></p>
<p>Beslenme davranışları ile kültürel faktörler arasındaki ilişkinin, psikoloji ve antropoloji literatüründe önemli bir araştırma alanı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Çeşitli kültürlerde beslenme alışkanlıkları ve yemekle ilgili sosyal pratikler büyük ölçüde kültürel normlar tarafından şekillenir.” dedi.</p>
<p>Türk kültüründe aile ve arkadaşlarla birlikte yemek yemenin önemli bir sosyal etkinlik olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Bol yiyecek sunulması ve bereket vurgusu yaygındır. Buna karşın Kuzey Avrupa kültürlerinde daha minimalist ve işlevsel bir yemek anlayışı görülür. Yemekleri ödül olarak görmek, tıkanırcasına yeme ya da anoreksiya nervoza gibi bozukluklarda görülen besin kaygısı gibi davranışlar, bu kültürel kodlardan etkilenebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bulimia nervoza, kontrolsüz yeme krizleri ve telafi edici davranışlarla ciddi sonuçlara yol açabilir!</strong></p>
<p>Bulimia nervozanın, kontrol edilemeyen yeme krizleriyle başlayan ve bu davranışı telafi etmek için kusma, laksatif kullanımı, aşırı egzersiz ya da katı diyetler gibi yöntemlerin uygulandığı bir yeme bozukluğu olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Bireyler genellikle suçluluk, utanç ve yoğun kilo alma kaygısı yaşarlar. Fiziksel olarak normal kilo aralığında olsalar bile bu kaygı devam eder ve davranışlar çoğunlukla gizli gerçekleşir. Tedavi edilmediğinde hem psikolojik hem fiziksel açıdan ciddi sonuçlara yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Bulimia Nervoza ve Anoreksiya Nervoza arasındaki farklara ve benzerliklere değinen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şunları söyledi: </p>
<p>“Bulimia nervoza; hızlı ve kontrolsüz yeme, ardından telafi edici davranışlar ile karakterize edilir. Bu kişiler genellikle normal kilo aralığındadır. Anoreksiya nervoza ise kişinin düşük kiloda olmasına rağmen kendisini kilolu görmesi ve aşırı kısıtlayıcı beslenme davranışlarıyla tanımlanır. Her iki bozuklukta da beden imajı kaygısı, yoğun kilo alma korkusu ve yeme davranışında bozulmalar görülür. Tedavi edilmediğinde depresyon, anksiyete ve sosyal izolasyon gibi sorunlara neden olabilir.”</p>
<p><strong>Güzellik baskısı gençlerde yeme bozukluklarına yol açabiliyor!</strong></p>
<p>Toplumsal normların, medya etkisinin ve kişisel özgüvenin, insanların dış görünüşe verdiği önemi belirlediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Güzellik standartlarının yarattığı baskı, özellikle gençlerde beden algısını olumsuz etkileyerek yeme bozukluklarına zemin hazırlayabilir.” dedi.</p>
<p>Yeme bozukluklarının genetik, biyolojik ve psikolojik faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıktığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Erken teşhis, semptomların şiddetlenmesini önlemek ve ciddi komplikasyonları engellemek açısından kritiktir. Psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve diğer uzmanlardan oluşan multidisipliner bir ekip, hem fiziksel hem ruhsal sağlığın iyileştirilmesinde etkili olur. Komorbid durumların yönetimi de tedavinin önemli bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Tedavi sonrasında nüks riski devam edebilir; düzenli takip ve profesyonel destek önemli!</strong></p>
<p>Yeme bozukluklarıyla mücadelede bireyin kendi sağlık durumunu anlaması ve ihtiyaç duyduğunda profesyonel yardım almasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Erken müdahale, uzun vadeli sorunların önüne geçebilir.” dedi.</p>
<p>Teşhisin genellikle bir psikiyatrist tarafından konduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Fiziksel muayene, kan testleri, elektrolit ölçümleri ve gerekirse görüntüleme yöntemleriyle desteklenir. Psikiyatrik değerlendirme ve yeme davranışının gözlemlenmesi teşhisin temel aşamalarıdır. Medikal tedavi, çeşitli psikoterapi yöntemleri ve diyetisyen desteği tedavinin temel bileşenleridir. Uygulanan yöntem bireyin ihtiyacına göre belirlenir. Tedavi sonrasında nüks riski devam edebilir. Bu nedenle düzenli takip ve profesyonel destek önemlidir. Hastanın kendi durumunu izlemesi ve gerektiğinde yardım alması nüks riskini azaltır. Multidisipliner ekip, tedavinin kişiye özel ve etkili ilerlemesini sağlar. Ekip çalışması hem fiziksel hem psikolojik açıdan bütünsel bir yaklaşım sunar.”</p>
<p><strong>Belirtiler fark edildiğinde zaman kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalı!</strong></p>
<p>Ailelerin destekleyici, baskıcı olmayan bir tutum sergilemesinin de önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Mevcut yeme rutinlerinin aşırı şekilde değiştirilmemesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve stresin azaltılması iyileşme sürecine katkı sağlar. Ailenin hastalık belirtilerini tanıması ve profesyonel yardım aramada destek olması kritik önem taşır.” dedi.</p>
<p>Partnerlerin, kısıtlayıcı tutumlardan kaçınarak, belirtileri fark ederek ve duygusal destek sunarak tedavi sürecine olumlu katkıda bulunabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Yeme bozuklukları ciddi tıbbi sorunlara yol açabileceği için belirtileri fark eden bireylerin en kısa sürede bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmaları önerilir. Tedavi süreci sabır gerektirir ve yakın desteği iyileşmenin önemli bir parçasıdır.” uyarısında bulunarak sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklarinda-erken-mudahale-sart-593265">Yeme bozukluklarında erken müdahale şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fuar İzmir&#8217;in yanına iki otel bir kongre merkezi geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fuar-izmirin-yanina-iki-otel-bir-kongre-merkezi-geliyor-593247</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 07:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kongre]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yanına]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593247</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Menderes Kısıkköy Mobilya Şehri’ni ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fuar-izmirin-yanina-iki-otel-bir-kongre-merkezi-geliyor-593247">Fuar İzmir&#8217;in yanına iki otel bir kongre merkezi geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Menderes Kısıkköy Mobilya Şehri’ni ziyaret etti. Sanayici ve iş insanları ile buluşan Başkan Tugay, devam eden yatırımlar hakkında bilgi verdi. Buca Metrosu’nu Fuar İzmir&#8217;e uzatma kararı aldıklarını söyleyen Başkan Tugay, Fuar İzmir’in önünde bulunan boş alanda iki otel ve bir kongre merkezi yapmayı planladıklarını da belirtti.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, önemli istihdam alanlarından ve kent ekonomisine değer katan Menderes Kısıkköy Mobilya Kenti’nde esnafı ziyaret etti. Buluşmaya Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu, Ege Sanayi Ticaret İhracat Merkezi (ESTİM) Yönetim Kurulu Başkanı İmren Erten ile sanayiciler ve iş insanları katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarını anlatan Başkan Tugay, esnafın taleplerini de dinledi.</p>
<p><strong>“İzmir, Türkiye’nin önemli üretim ve kalkınma odaklarından biri”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, Kısıkköy&#8217;ün İzmir&#8217;in çok önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu anımsattı. Kuruluşundan bu yana İzmir&#8217;in kalkınmasında önemli bir rol üstlendiğini de vurgulayan Başkan Tugay, “İzmir, Türkiye’nin önemli üretim ve kalkınma odaklarından biri. Türkiye&#8217;de ekonomi sıkıntılı. Genel olarak çok sorun var ama bunları aşacak olan da yine bizleriz. Belediyeler olarak İzmir&#8217;e sahip çıkmak, İzmir&#8217;in tüm kesimlerinin bizden beklentilerini gecikmeden yapmak konusunda kararlıyız. Kendimizi güçlü hissediyoruz. Önümüzdeki günlerde daha yoğun çalışmalarla sorunlarınızı bir bir halledeceğimize yürekten inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Herhangi politik ve kişisel hesabım yok”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi emekçilerinin kentin sorunlarına çözüm üretmek için çok çalıştığını belirten Tugay, “Belediye çalışanları, yönetici arkadaşlarımız başta olmak üzere kurum çatısı altında görev yapan herkes bu yolda emek harcıyor. Biz bunları yaparken ihtiyacımız olan şey bize destek olmanız ve yol göstermeniz. Belediye ile halk arasında mesafeyi kısaltma, uzaklığı olabildiğince yakınlaştırma kararlılığı içerisindeyim. Bu şehrin yetiştirdiği insanlardan biriyim. Böyle bir duygu ve inançla belediye başkanlığı sorumluluğu aldım. Kendime dair herhangi politik ve kişisel hesabım yok. İzmir’e kim iyi bir şey yapmak isterse, o değerlidir. Bu tür insanlarla iş birliğine açığım” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kadın başkan için esnafa teşekkür etti</strong></p>
<p>Ege Sanayi Ticaret İhracat Merkezi (ESTİM) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini İmren Erten’in yürüttüğünü anımsatarak İzmir&#8217;de kadınların iş hayatında, sosyal hayatta ve siyasette daha aktif olması için çalıştıklarını söyleyen Başkan Dr. Cemil Tugay, “Burada kadın iş insanı, esnaf oldukça fazla. Sanayi sitesi başkanı da kadın. Bu bizi gururlandırıyor. Kadınların yolunun açık olması hepimize güç verecek. O nedenle örnek bir site. Sizleri de tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>Metro çalışmalarını anlattı</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin yatırımlarına da değinen Tugay, şunları söyledi: “Yapımı devam eden Buca Metrosu&#8217;nu Fuar İzmir&#8217;e uzatma kararı aldık. Buca Metrosunun Üçyol’a bağlantısı olan diğer ayağını da Körfez’in altından Karşıyaka’ya geçirmekle ilgili öneri hazırladık. Henüz bakanlık tarafından onaylanmadı. Eğer onaylanırsa muhtemelen İzmir’in toplu ulaşımında en fark yaratacak hatlardan birini oluşturacağız. Mavişehir’den Bostanlı’ya, Bostanlı’dan Konak’a, Konak’tan Üçyol’a, Üçyol’dan Buca’ya ve oradan Gaziemir’e uzanan bir metro hattımız olacak. Toplamda 22 kilometrelik bir hattan bahsediyoruz. Bu da aynı zamanda fuar alanına erişimi kolaylaştıracak çalışmalardan biri olacak.”</p>
<p><strong>“Mobilyada muhteşem bir potansiyel var”</strong></p>
<p>Fuar İzmir’in önünde bulunan alanda iki otel ve bir kongre merkezi yapmayı planladıklarını da açıklayan Başkan Dr. Cemil Tugay, “Projemizi hazırladık. Fuarın daha aktif olmasının yollarından biri de kongre merkezi ve otel ile birlikte hizmet vermesi. Yani bizim için İzmir’in kalkınmasında fuar alanı çok önemli. Sektörün buradan faydalanması için herkesin desteklemesi gerekiyor. Bazı sektörler bizim güçlü sektörlerimiz. Mobilyada muhteşem bir potansiyel var. Sadece markalaşma, pazarlama konusunda sorunlar var. Bunları hepimizin çalışması lazım” dedi.</p>
<p><strong>“Şehrin anayasası gibi olacak”</strong></p>
<p>İzmir&#8217;in bütününde 1/25 binlik planlarla ilgili çalışmaların yürütüldüğünü anımsatan Tugay, “İşin sonlarına gelindi. Ortaya taslak çıkınca bunu ilgili paydaş kurumlarla paylaşacağız ve herkesin görüşünü aldıktan sonra nihai bir öneri olarak bakanlığa götüreceğiz. 1/25 binlik planın önemli ölçüde sorunlarımızı çözeceğimize inanıyorum. Şehrin anayasası gibi olacak. Bunu ciddiyetle ve kapsamlı şekilde yapıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Sizlerin taleplerini dikkate alarak çalışmalarımızı yapıyoruz”</strong></p>
<p>Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek de esnafın sorunlarını dinlemek, talep ve önerilerini almak için böyle bir buluşma düzenlediklerini belirterek, “Göreve geldiğim günden bu yana sizlerin taleplerini dikkate alarak çalışmalarımızı yürütüyoruz. Başkanımız Cemil Tugay&#8217;a da verdiği destek için teşekkür ediyoruz” dedi. </p>
<p><strong>“Sorunları bilinçli şekilde çözmeye çalışan bir başkanımız var”</strong></p>
<p>Ege Sanayi Odası Odası (EBSO) Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu ise Tugay&#8217;ın İzmir&#8217;e gönül veren bir belediye başkanı olduğunu belirterek, “İzmir sevdalısı bir belediye başkanımız var. İzmir&#8217;e artı değer katabilmek içini her kesimle görüşüyor. Kendisine özellikle teşekkür ediyorum. İzmir için hedefleri var. Bazı şeyler dışarıdan görünmez. Örneğin altyapı. Kentte biriken birçok sorun var. Bunları planlı, bilinçli ve programlı şekilde çözmeye çalışan bir belediye başkanı var. Onun kıymetini bilelim” dedi.</p>
<p>ESTİM Yönetim Kurulu Başkanı İmren Erten de Başkan Tugay’a kendilerine verdikleri desteklerden dolayı teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fuar-izmirin-yanina-iki-otel-bir-kongre-merkezi-geliyor-593247">Fuar İzmir&#8217;in yanına iki otel bir kongre merkezi geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 16:31:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[30]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız Ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[daimi]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yerinden]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalarda zamanında müdahale büyük önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196">Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalarda zamanında müdahale büyük önem taşıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkan Vekili Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, travmatik dental yaralanmalarda acil müdahalenin önemine dikkat çekti: “Kırık bir diş parçası doğru şekilde saklanırsa yapıştırılabilir; yerinden çıkan bir daimi diş ise 30 dakika içinde doğru koşullarda yerine yerleştirildiğinde yüksek oranda canlı kalabilir. Bu yüzden acil müdahale, hem estetik hem fonksiyon hem de hastanın ileriki yıllarda karşılaşabileceği komplikasyonları önlemede kritik öneme sahiptir.”<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Başkan Vekili Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, 17 – 23 Kasım Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada ağız ve diş sağlığının önemi ve korunmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Koruyucu uygulamalarla büyük sağlık sorunları önlenebilir<br />Ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Çürükler, diş eti hastalıkları veya travmalar yalnızca ağız içinde kalmaz; beslenme, konuşma, özgüven ve yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Toplumda erken yaşlardan itibaren doğru alışkanlıkların kazandırılması, hem hastalıkların önlenmesinde hem de tedavi maliyetlerinin azaltılmasında kritik öneme sahiptir. Koruyucu uygulamalarla çok büyük sağlık sorunlarının önüne geçmek mümkündür” diye konuştu.<br />Diş travmalarının doğru yönetilmeli<br />Diğer adı “diş travmaları” olan travmatik dental yaralanmalara zamanında müdahalenin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Travmatik dental yaralanmalar; düşme, çarpma, spor kazaları, trafik kazaları veya günlük yaşamda meydana gelen darbeler sonucu dişlerde oluşan kırık, çatlak, yer değiştirme ya da tamamen yerinden çıkma gibi önemli yaralanmalardır. Çocukluk ve gençlik döneminde sık görülür ve doğru yönetilmediğinde dişin kaybına kadar ilerleyebilir. Bu nedenle hem ailelerin hem de bireylerin bu konuda bilinçli olması çok önemlidir” dedi.<br />Yerinden çıkan diş için 30 dakika kritik önemde!<br />Düşme, çarpma, spor ve trafik kazaları sonucu oluşan kırık, yer değiştirme ya da diş kayıplarında erken müdahalenin önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Travmalarda zaman faktörü her şeydir. Kırık bir diş parçası doğru şekilde saklanırsa yapıştırılabilir; yerinden çıkan bir daimi diş ise 30 dakika içinde doğru koşullarda yerine yerleştirildiğinde yüksek oranda canlı kalabilir. Bu yüzden acil müdahale, hem estetik hem fonksiyon hem de hastanın ileriki yıllarda karşılaşabileceği komplikasyonları önlemede kritik öneme sahiptir. Doğru ilk yardım bilgisi hayat kurtarır, diyebiliriz” diye konuştu.<br />En önemli faktör, zamanında diş hekimine başvurulması<br />Bu tür olaylar sonrası oluşan ağız ve diş sağlığı sorunlarının tedavi edilebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Günümüzde gelişen diş hekimliği teknolojileri sayesinde; kırık dişler onarılabilir, yer değiştiren veya oynayan dişler sabitlenebilir, yerinden çıkan dişler reimplantasyonla yeniden yerine yerleştirilebilir. Travma sonrası dişin kök gelişimi, sinir-damar yapısı ve çevre dokularının iyileşmesi düzenli takiplerle desteklenir. En önemli faktör, hastanın zamanında bir diş hekimine başvurmasıdır” dedi.<br />Sporcu ağız koruyucuları kullanılmalı<br />Dental travmaların önlenmesi için alınması gereken önlemlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Önleme her zaman tedaviden daha etkilidir. Spor yapan çocuk ve gençlerde mutlaka kişiye özel sporcu ağız koruyucularının kullanılması gerekir. Ev içi kazalar çocuklarda önemli bir travma nedenidir; bu nedenle kaygan zeminlerin önlenmesi, sivri mobilya köşelerinin kaplanması ve merdiven güvenlik önlemleri alınmalıdır. Bisiklet, scooter veya paten kullanırken kask ve ağız koruyucusu kullanılması da travma riskini ciddi oranda azaltır” tavsiyesinde bulundu.<br />Ağız ve diş sağlığının korunması için bu önerilere dikkat!<br />Genel olarak ağız ve diş sağlığını korumak için yapılması ve dikkat edilmesi gereken noktalara da değinen Dr. Öğr. Üyesi Ece Yılmazkasapoğlu Türkay, “Ağız sağlığına yapılan her yatırım, uzun vadede genel sağlığı olumlu yönde etkileyen çok değerli bir adımdır” diyerek önerilerini şöyle sıraladı:<br />-Ağız sağlığını korumada en etkili yöntem, düzenli bakım alışkanlıklarının çocuk yaştan itibaren kazandırılmasıdır.<br />-Dişler günde iki kez florlu diş macunu ile fırçalanmalıdır.<br />&#8211; Şekerli atıştırmalık ve asitli içeceklerin tüketini azaltılmalıdır.<br />&#8211; 6 ayda bir rutin diş hekimi kontrolü yapılmalıdır.<br />&#8211; Diş ipi veya ara yüz fırçası kullanılmalıdır.<br />&#8211; Travmaları önlemek için sporcu ağız koruyucularının tercih edilmesi gereklidir.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerinden-cikan-daimi-dis-icin-30-dakika-onemli-593196">Yerinden çıkan daimi diş için 30 dakika önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milas Belediyesi&#8217;nden Kadın Sağlığı İçin Önemli Çalışma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesinden-kadin-sagligi-icin-onemli-calisma-592830</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 09:37:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[milas]]></category>
		<category><![CDATA[Milas Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592830</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milas Belediyesi tarafından meme kanseri farkındalık ayı kapsamında gerçekleştirilen çalışmayla önceden belirlenen kırsal mahallelerde ikamet eden kadınların Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) ulaşımı sağlandı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesinden-kadin-sagligi-icin-onemli-calisma-592830">Milas Belediyesi&#8217;nden Kadın Sağlığı İçin Önemli Çalışma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milas Belediyesi tarafından meme kanseri farkındalık ayı kapsamında gerçekleştirilen çalışmayla önceden belirlenen kırsal mahallelerde ikamet eden kadınların Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) ulaşımı sağlandı. <br />Milas Belediyesi kadın sağlığına yönelik önemli bir projeyi hayata geçirdi. Geçtiğimiz ay başlayan projede kadınlara meme kanserinde erken teşhisin önemini vurgulamak amacıyla ilçemizin 15 farklı mahallesinde eğitimler gerçekleştirildi. Düzenlenen eğitimlerde kadınların kendi kendine meme muayenesi yapmaları konusunda bilinçlendirilmeleri hedeflendi. <br />Kadınların KETEM’e ulaşımı sağlandı…<br />Meme kanseri farkındalık ayı kapsamında düzenlenen eğitimler Akçalı, Gölyaka, Kapıkırı, Bayır, Gürceğiz, Akçakaya, Savran, Yaşyer, Avşar, Ulaş, Aslanyaka, Kalınağıl, Ketendere, Çomakdağ ve İkiztaş Mahallelerinde 1 ay boyunca devam etti. Eğitimler sonrasında ise mamografi taramasına yönlendirilmesi uygun görülen 175  kadın, Milas Belediyesi’nin tahsis ettiği araçlarla en yakın Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) taşındı. Kadınların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırarak erken teşhis ve tedavi şansını artırmayı amaçlayan Milas Belediyesi, kontrolleri tamamlanan kadınları yine belediyenin araçlarıyla evlerine ulaştırdı. <br />Milas Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’nden yapılan bilgilendirmede KETEM&#8217;in  yeni yerine taşınması ve hizmeti bu ay içerisinde vermeye başlamasından dolayı Ekim ayında yapılması planlanan taramaların Kasım ayında yapılmaya başlandığı ifade edildi. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesinden-kadin-sagligi-icin-onemli-calisma-592830">Milas Belediyesi&#8217;nden Kadın Sağlığı İçin Önemli Çalışma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buca Belediyesi&#8217;nden engelsiz hizmet için önemli adım; Belediye personeline işaret dili eğitimi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesinden-engelsiz-hizmet-icin-onemli-adim-belediye-personeline-isaret-dili-egitimi-592806</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 09:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[buca]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[engelsiz]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592806</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buca Belediyesi, işitme engelli vatandaşlara daha etkin ve kesintisiz hizmet sunmak amacıyla çalışanlarına işaret dili eğitimi veriyor. Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, hizmetin önündeki engelleri kaldırdıklarını ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesinden-engelsiz-hizmet-icin-onemli-adim-belediye-personeline-isaret-dili-egitimi-592806">Buca Belediyesi&#8217;nden engelsiz hizmet için önemli adım; Belediye personeline işaret dili eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buca Belediyesi, işitme engelli vatandaşlara daha etkin ve kesintisiz hizmet sunmak amacıyla çalışanlarına işaret dili eğitimi veriyor. Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, hizmetin önündeki engelleri kaldırdıklarını ifade etti.</p>
<p>Vatandaş odaklı hizmet anlayışını bir adım öteye taşıyan Buca Belediyesi, personeline yönelik “İşaret Dili Eğitimi” düzenledi. Belediye hizmetlerinden tüm vatandaşların eşit şekilde faydalanmasını sağlamak amacıyla gerçekleştirilen eğitimde katılımcılar, işaret dilinin temel prensiplerinin yanı sıra dile has el hareketleri, mimikler ve vücut hareketlerini içeren unsurları öğreniyorlar.</p>
<p>Hizmetin önündeki engelleri kaldırdıklarını ifade eden Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman,  &#8220;Belediye olarak &#8216;Engelsiz Kent&#8217; vizyonumuz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İşaret dili eğitimi, işitme engelli hemşehrilerimizin belediye işlemlerini daha rahat, hızlı ve sorunsuz bir şekilde halledebilmeleri için hayati önem taşıyor. Bu eğitim sayesinde personelimiz, vatandaşlarımızla daha hızlı ve daha verimli bir şekilde iletişim kurarak daha kaliteli bir hizmet sunacak&#8221; dedi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buca-belediyesinden-engelsiz-hizmet-icin-onemli-adim-belediye-personeline-isaret-dili-egitimi-592806">Buca Belediyesi&#8217;nden engelsiz hizmet için önemli adım; Belediye personeline işaret dili eğitimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Samsung Avrupa&#8217;nın önemli HVAC şirketlerinden FläktGroup&#8217;u satın alma işlemlerini tamamladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/samsung-avrupanin-onemli-hvac-sirketlerinden-flaktgroupu-satin-alma-islemlerini-tamamladi-592403</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[çözümler]]></category>
		<category><![CDATA[fläktgroup]]></category>
		<category><![CDATA[hvac]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[samsung]]></category>
		<category><![CDATA[satın]]></category>
		<category><![CDATA[şirket]]></category>
		<category><![CDATA[şirketlerinden]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Samsung Electronics, Avrupa'nın önemli HVAC şirketi FläktGroup'u satın alma işlemlerini tamamladığını duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-avrupanin-onemli-hvac-sirketlerinden-flaktgroupu-satin-alma-islemlerini-tamamladi-592403">Samsung Avrupa&#8217;nın önemli HVAC şirketlerinden FläktGroup&#8217;u satın alma işlemlerini tamamladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Samsung Electronics, Avrupa&#8217;nın önemli HVAC şirketi FläktGroup&#8217;u satın alma işlemlerini tamamladığını duyurdu. Bu satın almayla Samsung, sinerjiyi en üst düzeye çıkararak FläktGroup&#8217;un üretim ve satış birimlerinin gücüyle Ar-Ge faaliyetlerini genişletmeyi, ürün ve hizmetleri kademeli olarak entegre ederek tedarik zincirini güçlendirmeyi planlıyor. Bu çerçevede, FläktGroup&#8217;un iştirakleri de Samsung Electronics&#8217;in bir parçası olacak. Bunlar arasında, havalandırma ve yangın güvenliği sistemleri sunan Woods Air Movement, hava işleme ve hava akımı çözümlerinde uzmanlaşan SEMCO ve özel olarak tasarlanan gelişmiş otomasyon sistemleri sunan SE-Elektronic yer alıyor. Şirket adı, mevcut yönetimi, personeli ve tesisleri olduğu gibi kalan FläktGroup, teknoloji uzmanlığı ve korunan marka kimliğiyle bağımsız bir Samsung iştiraki olarak faaliyet gösterecek. </p>
<p>Satın alma işleminin Samsung&#8217;un global HVAC ve veri merkezi pazarlarındaki liderlik hedeflerine yönelik stratejik bir hamle olduğunu söyleyen Samsung Electronics Başkanı ve Cihaz Deneyimi İş Birimi Başkan Vekili TM Roh, “FläktGroup&#8217;un teknolojik uzmanlığını Samsung&#8217;un yapay zekâ platformlarıyla birleştirerek, sektörde çığır açmayı ve müşterilerimize inovatif çözümler sunmayı hedefliyoruz” dedi. Bu satın almayla Samsung, Cihaz Deneyimi İş Birimi içinde yeni bir büyüme motoru olarak konumlandırdığı HVAC iş kolunu stratejik bir çerçevede geliştirecek. Şirket, ticari HVAC çözümlerine sürekli yatırım yapmayı ve yapay zekâ odaklı veri merkezleri gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip sektörlere genişlemeyi planlıyor.</p>
<p>Kore, Kuzey Amerika ve Avrupa&#8217;da büyük fabrikalar, ticari kompleksler, hastaneler, biyofarmasötik tesisler ve denizcilikle ilgili alanlar gibi büyük ölçekli tesislerde klima sistemlerine talep artıyor. Bu nedenle Samsung her bölgede güçlü bir tedarik zinciri kurmayı ve hizmet kapasitesini artırmayı hedefliyor. Kuzey Amerika pazarındaki varlığını daha da güçlendirmek için geçen yıl Lennox ile ortak bir girişim kuran Samsung, FläktGroup&#8217;u satın alarak HVAC çözümlerinde artan uzmanlığıyla şirketin konumunu daha da güçlendirecek. FläktGroup&#8217;un gelişmiş HVAC kontrol sistemlerini şirketin SmartThings Pro ve b.IoT gibi bina yönetim platformlarıyla entegre edecek olan Samsung, akıllı bina çözümleri ve enerji verimliliği alanlarında yeni fırsatlar keşfedecek. FläktGroup CEO&#8217;su Trevor Young ise konuyla ilgili olarak, “Samsung&#8217;a katılmak, FläktGroup&#8217;un global pazardaki büyümesini hızlandıracak ve teknolojik inovasyonları teşvik edecek. Şirketlerimiz arasındaki sinerji, geleceğin HVAC çözümlerini geliştirmede önemli bir dönüm noktası olacak” dedi.</p>
<p>Yüzyılı aşkın deneyime ve teknik uzmanlığa sahip FläktGroup, global pazarlardaki farklı sektörlere merkezi klima ve hassas soğutma çözümleri sunuyor. Merkezi HVAC ürünleri konusunda 10&#8217;dan fazla üretim üssü işleten FläktGroup, Avrupa, Amerika, Orta Doğu ve Asya&#8217;da geniş bir satış ve servis ağına sahip. Söz konusu yetkinlikleriyle Stargate Project&#8217;e dahil olan şirket, çok büyük ölçekli diğer müşterileriyle iş ortaklıklarına imza attı. FläktGroup ayrıca, özellikle veri merkezi sektörü ve hızla büyüyen yapay zekâ alanının taleplerine yönelik özel çözümler geliştirdi ve sundu. ABD&#8217;deki artan talebe hızlı yanıt vermek üzere özel bir Kuzey Amerika veri merkezi ekibi kuran şirket, büyük müşterilerine destek sunmak, yakın olmak ve iş yapma kolaylığı sağlamak için Singapur merkezli bir global müşteri ekibine de yatırım yaptı</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-avrupanin-onemli-hvac-sirketlerinden-flaktgroupu-satin-alma-islemlerini-tamamladi-592403">Samsung Avrupa&#8217;nın önemli HVAC şirketlerinden FläktGroup&#8217;u satın alma işlemlerini tamamladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HPV&#8217;den korunmada aşılamanın önemi büyük</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpvden-korunmada-asilamanin-onemi-buyuk-592321</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 14:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılamanın]]></category>
		<category><![CDATA[Belirterek]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592321</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen Human Papilloma Virus (HPV) Paneli’nde  HPV virüsü, virüsten korunma yöntemleri ve aşılamanın önemi vurgulandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpvden-korunmada-asilamanin-onemi-buyuk-592321">HPV&#8217;den korunmada aşılamanın önemi büyük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen Human Papilloma Virus (HPV) Paneli’nde  HPV virüsü, virüsten korunma yöntemleri ve aşılamanın önemi vurgulandı. HPV’nin en sık bulaşan enfeksiyonlardan biri olduğunu belirten İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, HPV aşısının önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, dünyanın pek çok ülkesinde HPV aşısının uygulandığını belirterek özellikle ergenlerde uygulanan aşının koruyuculuğunun yüzde 100 olduğunu söyledi. <br />Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafıından “Bilimsel Etkinlikler Serisi 2025-2026” kapsamnında düzenlenen Human Papilloma Virus (HPV) Paneli’nde uzmanlar tarafından HPV enfeksiyonları, aşılama ve alınacak önlemler tartışıldı. <br />Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda gerçekleştirilen panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, Human Papilloma Virus (HPV) konusunun oldukça önemli bir konu olduğunu belirterek virüsün sadece ilginç bir virüs olarak değil pratik açıdan da büyük bir öneme sahip olduğunu söyledi. <br />Prof. Dr. Selim Badur: “HPV aşısı 148 ülkenin aşı takviminde yer alıyor”<br />Ülkemizde zaman zaman HPV aşısının ücretsiz uygulanmasının gündeme geldiğini ancak bazı önyargılar nedeniyle uygulamanın hayata geçirilmediğini belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Ama ilginçtir Ortadoğu coğrafyasında Suudi Arabistan başta olmak üzere birçok ülke rutin olarak yıllardan beri bu aşıyı kullanmaktadır. Yılda yaklaşık 350 bin kadar servikal kanser ölümü oluyor. 2025 başından itibaren 148 ülkenin ulusal aşı takviminde yer almakta. Bu aşı işe yarıyor mu? Evet yarıyor. Servikal kanserin çok ciddi oranlarda düştüğünü gösteren Avustralya ve İngiltere verileri var. Bugün biz burada ülkemiz için HPV virüsünün ne kadar önemli olduğuna bakacağız. Türkiye’deki tipler ve aşının önemini, özel bir konu olarak infertiliteyi ve patolojik olarak özelliklerini dinleyeceğiz” dedi.<br />Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan: “400’den fazla HPV tipi bulunuyor”<br />İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, “HPV İnfeksiyonları ve Aşısı Genel Durum” başlıklı konuşmasında HPV’nin en sık bulaşan hastalıklardan olduğunu belirterek “HPV çok tartışılan bir konudur. Sanki çok rutinmiş gibi anlatılır ama sürekli olarak değişir. Çeşitli kongrelerde de her yıl bilgiler yenilenir. Bugün 400’den fazla HPV tipi olduğu biliniyor. 41 tane anogenital (vulva, penis, anüs) HPV virüsü var. Bunlar tropizm gösteriyor yani elinizdeki siğille genital bölgede çıkan siğil birbirinden tamamen farklı” dedi. <br />HPV enfeksiyonlarının tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 5’inin nedeni olduğunu kaydeden Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, “Dünyada en sık cinsel temasla bulaşan hastalıktır. Cinsel aktif bireylerin yüzde 80’inde görülür. Serviks kanserleri dışında anogenital kanserler ve Orofaringeal (baş ve boyun kanseri) kanserlerinin de önemli bir nedenidir” dedi.<br />Ergen evliliği HPV riskini artırıyor<br />18 yaş altı ergen evliliklerinde serviks kanseri riskinin arttığını belirten Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, ilk ilişki yaşının servikal neoplaziler için ciddi bir risk faktörü olduğunu kaydederek “Bir kız çocuğu adet gördükten sonraki bir yıl içinde cinsel aktif olursa serviks kanseri olma riski 26 kat artar” uyarısında bulundu.<br />Genital siğillere dikkat!<br />HPV’den korunmada aşılamanın önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, genital siğillerin kanatılmaması gerektiğini vurgulayarak “Siğiliniz varsa ve siz o bölgedeki tüylerinizi alıyorsanız buradaki virüsü alıp bazal membrana ekmiş oluyorsunuz. Bir kadının ya da erkeğin siğili varsa en az 6 ay ideali bir yıl tüylerini almaması gerekir. Siğilleri hasarladığınız zaman virüsleri bazal membrana itiyorsunuz ve sonra bunlar daha fazla çıkıyor. Siğilleri kanatırsanız ortalama iki yıl içinde yüzde 30 kadar nüks olacağını görürsünüz. Geçmemesinin sebebi budur. Genital siğilden korunmak ya da tekrarını önlemek için birincisi aşılanacaksınız, ikincisi tüylerinizi almayacaksınız, bunlar son derece önemli” diye konuştu.<br />Ergenlerde aşının koruyuculuğu yüzde 100<br />HPV aşısının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, dünyanın pek çok ülkesinde HPV aşısının uygulandığını belirterek özellikle ergenlerde uygulanan aşının koruyuculuğunun yüzde 100 olduğunu söyledi. <br />Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, HPV aşısı ile infertilite ilişkisini araştıran çalışmalara değindi<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu “HPV Aşısının İnfertilite Açısından Önemi” başlıklı konuşmasında genital HPV enfeksiyonunun dünya çapında en yaygın cinsel yolla bulaşan viral enfeksiyon olduğunu belirterek üreme çağındaki genel kadın nüfusunda tahmini genel yaygınlık oranının yüzde 10 olduğunu söyledi. HPV enfeksiyonu, HPV aşısı ile infertilite arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalardan örnekler veren Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, aşının infertiliteye yol açtığına ilişkin anlamlı sonuçların bulunmadığını söyledi. Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, “Önümüzde önemli bir hastalık var. Son veriler ve büyük hasta gruplarına baktığımız zaman infertilite ile ilgisi olmadığı gözükmekte. O açıdan değerlendirmek gerekiyor” dedi. <br />Doç. Dr. Gürcan Vural, lezyonların patolojik özelliklerini anlattı<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Gürcan Vural, “HPV İnfeksiyonu ile Oluşan Hafif Displaziden İnvaziv Kansere Serviks Uteri Lezyonlarının Patolojisi” başlıklı sunumunda HPV virüsünün uzun yıllardır üzerinde çalışılan bir virüs olduğunu belirterek HPV virüsünün yol açtığı lezyonların yapısına ilişkin bilgiler verdi.  Doç. Dr. Gürcan Vural, servikal kanserlerin önlenmesi için düzenli smear testi yapılması, gerektiğinde HPV ve kan testi verilmesi ve mutlaka aşılama yapılması gerektiğinin altını çizdi. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpvden-korunmada-asilamanin-onemi-buyuk-592321">HPV&#8217;den korunmada aşılamanın önemi büyük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 10 bebekten 1&#8217;i dünyaya erken geliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-10-bebekten-1i-dunyaya-erken-geliyor-592174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 08:37:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebekten]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dünyaya]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prematüre]]></category>
		<category><![CDATA[Prematüre Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[yaşama]]></category>
		<category><![CDATA[Yenidoğan Yoğun Bakım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prematüre doğum dünya genelinde ve ülkemizde çok önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-bebekten-1i-dunyaya-erken-geliyor-592174">Her 10 bebekten 1&#8217;i dünyaya erken geliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prematüre doğum dünya genelinde ve ülkemizde çok önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Yenidoğan bebek ölümlerinin yanı sıra uzun vadeli sağlık sorunlarının başlıca nedenlerinden biri olan prematüre doğumlar, aynı zamanda aileleri, toplumu ve ekonomiyi etkileyen çok yönlü sonuçlara neden olabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünyada tüm doğumların yaklaşık yüzde 10’u preterm doğum olarak gerçekleşiyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi </strong><strong>Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlu Neonatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar, </strong>dünyada her yıl yaklaşık 15 milyon bebeğin vaktinden önce dünyaya geldiğine dikkat çekerek, “Türkiye İstatistik Kurumu ve Sağlık Bakanlığı verileri de ülkemizde prematüre doğum oranının yüzde 10-12 arasında seyrettiğini ortaya koymaktadır. Buna göre, Türkiye’de her yıl 130-150 bin bebek prematüre olarak dünyaya gözlerini açmaktadır” diyor. Yürekleri ferahlatan haber ise geçmişte yaşama şansı çok düşük kabul edilen prematüre bebeklerin artık çok daha yüksek bir oranda hayata tutunabilmeleri.  <strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Neonatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Korkmaz</strong> <strong>Toygar,</strong> prematüre bebeğin sağlıklı bir şekilde yaşatılmasının çok büyük bir emek, sabır ve incelik isteyen oldukça uzun bir süreç olduğunu belirterek, “Bu süreçte en önemli kilometre taşları gelişmiş bir yenidoğan yoğun bakım ünitesinin yanı sıra bilgili, tecrübeli, kalplerinde insan ve bebek sevgisi, şefkat, merhamet, sabır, dikkat, özen ve fedakarlık hissi olan hekimler, hemşireler ve yardımcı sağlık personelidir. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinden taburcu olduktan sonra özellikle 3 yaşına kadar olan dönem çok önemli olup, anne ve babanın işbirliği, bakımı, ilgisi ve sevgisi prematüre bebeklerin sağlıklı çocuklar olarak büyümeleri için çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>En önemli nedeni riskli gebelik! </strong></p>
<p>Normal gebelik süresi 37-42 hafta arasında oluyor. Gebeliğin 22. haftası ile 37. haftasından önce doğan bebekler “prematüre bebek” olarak adlandırılıyor. Prematüre doğumların en önemli nedeni ise yüksek riskli gebelikler. Annenin küçük ya da ileri yaşta olması, sık gebelik ve doğum, yetersiz beslenme, yetersiz gebelik izlemi, çoğul gebelikler, enfeksiyonlar, kronik veya gebelikte ortaya çıkan hastalıklar (hipertansiyon, preeklampsi, diyabet vb.) tütün ve bağımlılık yapıcı madde kullanımı gibi etkenler de prematüre doğum riskini arttırıyor. </p>
<p><strong>Yaşam oranlarında belirgin artış görülüyor</strong></p>
<p>Dünyada ve ülkemizde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nın bir yandalı olan Neonatoloji (yenidoğan sağlığı ve hastalıkları) alanında yaşanan bilimsel ve teknolojik gelişmeler prematüre bebeklerin yaşama şansını belirgin şekilde artırıyor. Neonatologların sayılarının artması, ülke genelinde fizik-teknik ve personel altyapısının çoğalması, gelişmiş yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin kurulması ve daha pek çok etken, prematüre bebeklerde yaşama şansını yükselten etkenleri oluşturuyor. Türk Neonatoloji Derneği’nin her yıl ülkemizde yaklaşık 60 hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesi verileriyle yaptığı istatistiklere göre; 2024 yılında  prematüre bebeklerde yaşama oranlarında dikkat çeken artışlar kaydedildi. </p>
<p><strong>Gebelik haftasına göre yaşama oranları</strong></p>
<p>Aşağıdaki veriler, gebelik haftası arttıkça yaşam şansının oldukça yükseldiğini ortaya koyuyor.</p>
<ul>
<li>22-24 hafta: Yüzde 31  </li>
<li>25-26 hafta: Yüzde 64 </li>
<li>27-28 hafta: Yüzde 82</li>
</ul>
<p><strong>Doğum ağırlığına göre yaşama oranları </strong></p>
<p>Özellikle 1000 gram üzerindeki bebeklerde yaşama oranlarının yüzde 94’e ulaşması, yenidoğan bakımındaki ilerlemelerin ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.</p>
<ul>
<li>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-bebekten-1i-dunyaya-erken-geliyor-592174">Her 10 bebekten 1&#8217;i dünyaya erken geliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer Kanseri Riskini Artıran 6 Faktöre Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-riskini-artiran-6-faktore-dikkat-592168</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 08:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[artıran]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[faktöre]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592168</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanseri hem ülkemizde hem de dünyada en sık görülen ve en fazla yaşam kaybına neden olan kanser türü olarak önemini koruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-riskini-artiran-6-faktore-dikkat-592168">Akciğer Kanseri Riskini Artıran 6 Faktöre Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğer kanseri hem ülkemizde hem de dünyada en sık görülen ve en fazla yaşam kaybına neden olan kanser türü olarak önemini koruyor. Artan çevresel risk faktörleri, sigara kullanımı ve geç belirti vermesi nedeniyle hastalık toplum sağlığı açısından kritik bir konumda bulunuyor. 2025 yılında tanı ve tedavide yaşanan gelişmeler ise pek çok hasta için yeni bir umut döneminin başlangıcını işaret ediyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “17 Kasım Dünya Akciğer Kanseri Günü” kapsamında hastalıkla ilgili güncel verileri ve yeni tedavi yaklaşımlarını paylaştı.</p>
<p><strong>Her yıl 2.5 milyon kişi akciğer kanserine yakalanıyor </strong></p>
<p>Akciğer kanseri, dünya genelinde hala en sık görülen ve en çok can kaybına neden olan kanser türüdür. 2022 yılı verilerine göre her yıl dünyada yaklaşık 2.5 milyon kişi bu hastalığa yakalanmakta ve bu, tüm kanser vakalarının yüzde 12’sine denk gelmektedir. Aynı yıl içinde ise 1.8 milyon kişi akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bu da kansere bağlı yaşam kayıplarının neredeyse beşte birinin tek başına bu hastalıktan kaynaklandığını ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Ülkemizde her yıl 41 bin yeni vaka</strong></p>
<p>Ülkemizde de tablo dünya ile paralellik göstermektedir. 2022 verilerine göre ülkemizde her yıl yaklaşık 41 bin yeni akciğer kanseri vakası tespit edildi ve akciğer kanseri Türkiye’de en sık görülen kanser konumunda. Aynı yıl 38 bin 500 kişi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi. Yani ülkemizde kansere bağlı her üç ölümden biri akciğer kanserinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p><strong>Çevresel faktörler genetikten çok daha baskın</strong></p>
<p>Genetik yatkınlık bazı kişilerde önemli rol oynasa da toplam risk durumuna bakıldığında çevresel faktörler çok daha baskın durumdadır. Akciğer kanserinin artık çoğunlukla çevresel nedenlerle ortaya çıktığı söylenebilir.</p>
<ol>
<li>Sigara: Vakaların yaklaşık yüzde 70’i sigaraya bağlı</li>
<li>Hava kirliliği: PM2.5 her 10 µg arttığında ölüm riski yüzde 8 artıyor</li>
<li>Radon gazı: Sigara içmeyenlerde en önemli risk faktörü</li>
<li>Mesleki maruziyetler: Asbest, silika, dizel egzozu, kaynak dumanı</li>
<li>Pasif içicilik </li>
<li>Geçmişte akciğer hastalığı öyküsü olması</li>
</ol>
<p><strong>Kadınlarda neden akciğer kanseri artıyor?</strong></p>
<p>Erkeklerde yeni vaka sayısı son yıllarda azalma eğilimindeyken, kadınlarda dikkat çekici bir artış söz konusu. Kadınlarda özellikle “adenokarsinom” adı verilen alt tip daha sık görülmekte ve bu tip, hiç sigara içmemiş kişilerde görülen akciğer kanserlerinin büyük kısmını oluşturmaktadır. </p>
<p>Akciğer kanseri erkeklerde daha sık görülse de kadınlardaki artışın da önemsenmesi gerekmektedir. Artan sigara kullanımı, ev içi duman ve yemek buharı, odun veya kömür sobası dumanı, pasif içicilik, hormonların hücresel dönüşüme etkisi, genetik yatkınlıkların çevresel faktörlerle birleşmesi bunun en önemli nedenleri arasındadır. Kısacası kadınlar hiç sigara içmeseler bile akciğer kanserine yakalanma riskleri erkeklere göre bir miktar daha yüksek olmaktadır.</p>
<p><strong>E-sigara zararsız değil!</strong></p>
<p>Elektronik sigaraların ise sanıldığı kadar masum olmadığının bilinmesi gerekmektedir. 2025’te yapılan geniş analizlerde e-sigara kullanan kişilerde kanserle ilişkili biyobelirteçlerin yükseldiği tespit edilmiştir. Nikotin bağımlılık yapmakta ve gençlerde geleneksel sigaraya başlama oranını 3 kat artırmaktadır. Akciğer kanserinin yaklaşık yüzde 70’i sigaradan kaynaklanmaktadır. Sigarayı tamamen hayatımızdan çıkardığımızda, akciğer kanseri neredeyse yok olacak denilebilir.</p>
<p><strong>Akciğer kanserinde erken tanı için bu belirtileri önemseyin!</strong></p>
<p>Özellikle 40 yaş üzeri ve sigara içen kişilerde düzenli kontroller önemlidir. 50 yaş üzeri ve sigara içmiş kişilerde yıllık düşük doz akciğer tomografisi taraması erken teşhis sağlar. Akciğer kanseri çoğu zaman uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Yine de bu uyarı işaretleri ciddiye alınmalıdır:</p>
<ul>
<li>Geçmeyen öksürük</li>
<li>Kanlı balgam</li>
<li>Nefes darlığı</li>
<li>Göğüs ağrısı</li>
<li>İştahsızlık, kilo kaybı</li>
<li>Ses kısıklığı</li>
<li>Tekrarlayan zatürre</li>
</ul>
<p><strong>Akciğer kanserinde tedavi yaklaşımlarını değiştiren yıl 2025</strong></p>
<p>2025, akciğer kanseri tedavisinde önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Hedefe yönelik tedavilerde taletrectinib, ROS1 pozitif ve beyne yayılmış hastalarda etkili sonuçlar verirken; datopotamab deruxtecan EGFR mutasyonlu hastalarda tümör hücrelerini doğrudan hedef alan yapısıyla daha az yan etkiyle yüksek başarı sağladı. İmmünoterapi, artık yalnızca ileri evre hastalarda değil, ameliyat öncesi ve sonrası dönemde de kullanılmaya başlanarak tedavi sürecinde yeni bir standart haline geldi. </p>
<p>Cerrahi alanda kapalı yöntem VATS tekniğinin yaygınlaşması, hastalara daha hızlı iyileşme ve daha az ağrı avantajı sundu. Tanıda önem kazanan sıvı biyopsi testleri, kanda dolaşan tümör DNA’sını tespit ederek hastalığın tekrarlamasını çok daha erken belirleme imkânı sağladı. Yıllardır sınırlı seçeneklerin bulunduğu küçük hücreli akciğer kanserinde ise tarlatamab isimli ilaç, daha önce tedavi seçeneği kalmamış hastalarda bile tümörü küçülterek dikkat çekici bir ilerleme sundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanseri-riskini-artiran-6-faktore-dikkat-592168">Akciğer Kanseri Riskini Artıran 6 Faktöre Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir, Kocaeli&#8217;nin spor tarihine bilimle ışık tuttu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-kocaelinin-spor-tarihine-bilimle-isik-tuttu-592068</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 16:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[bilimle]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[Spor Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu kapanış oturumu ile sona erdi. Paneller ve özel oturumlar genel perspektiften değerlendirildi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-kocaelinin-spor-tarihine-bilimle-isik-tuttu-592068">Büyükşehir, Kocaeli&#8217;nin spor tarihine bilimle ışık tuttu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu kapanış oturumu ile sona erdi. Paneller ve özel oturumlar genel perspektiften değerlendirildi.<b> </b></p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR, SEMPOZYUMU BAŞARIYLA TAMAMLADI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ve ilgi gören Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu kapanış oturumu ile sona erdi. Spor camiasının üç gün boyunca Kocaeli’ye odaklanmasını sağlayan sempozyum, sporun kent belleğindeki çok katmanlı izlerini bilimsel bir dikkatle ele aldı. Birbirinden önemli sporcu, akademisyen, gazeteci ve spor insanının katıldığı organizasyon, Kocaeli’nde sporun nasıl bir yaşam biçimine dönüştüğünü gözler önüne serdi.  2 gün boyunca gerçekleştirilen çalışmaları genel perspektifiyle değerlendiren akademisyenler, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bir akademik çalışmayı daha yüzünün akıyla ve başarı ile tamamlandığı konusunda birleşti. </p>
<p><b> “ÖNERİNİZLE BİZİ DESTEKLEYİN”</b></p>
<p>Kapanış oturumunda konuşan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Ali Yeşildal, sempozyumdan çıkan tüm akademik sonuçların Kent Araştırmaları Merkezi’nde değerlendirileceğini belirterek, “Buradan çıkan sonuçları, sporun kentteki gelişimine yönelik çalışmalarımız yönünde değerlendireceğiz. Master planı hazırlıyoruz. Bu nedenle sempozyumda tebliğ sunan akademisyenlerimizden ricamız buradaki tebliğlerine son şeklini verirken, proje önerilerini bizlerle paylaşmalarıdır. Önerilerinizle bizi desteklerseniz çok mutlu oluruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>KAPANIŞ OTURUMU DÜZENLENDİ</b></p>
<p>Kocaeli Kongre Merkezi’nde 14 Kasım Cuma günkü açılış programı ile başlayan Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu akademisyenlerin son değerlendirmesiyle tamamlandı. Selim Sırrı Paşa Salon’da düzenlenen kapanış oturumuna Prof. Dr. Haluk Selvi, Prof. Dr. Levent Atalı ve Prof. Dr. Kürşat Sertbaş katıldı. Kapanış oturumunu konuklarla birlikte Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ali Yeşildal ile Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Murat Yavuz izledi.</p>
<p><b>AKADEMİK OTURUMLAR DEĞERLENDİRİLDİ</b></p>
<p>Sempozyum boyunca gerçekleştirilen tüm akademik oturumlar, özel oturumlar ve paneller genel bir perspektiften değerlendirildi. Spor tarihine dair sunulan bildiriler, görüşler ve tartışmalar bilimsel yöntemler ışığında ele alındı. Bununla beraber sempozyum sürecinde öne çıkan başlıklar, öneriler ve ortak kanaatler üç akademisyen tarafından paylaşıldı.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR YİNE YÜZÜNÜN AKIYLA ÇIKTI</b></p>
<p>Kapanış oturumunda ilk konuşmayı Prof. Dr. Haluk Selvi yaptı. Panellerde son derece önemli bilgilerin ortaya konulduğunu söyleyen Prof. Dr. Selvi, ”Büyükşehir Belediyemizin açtığı kapıdan içeriye girmek çok güzel. Böyle olunca da Kocaeli Ansiklopedisi gibi önemli akademik hizmetler ortaya çıkıyor. Genel Sekreter Yardımcımız Dr. Ali Yeşildal Bey de bu konuda bize önemli fikirlerini sundu. Başta Başkan Tahir Büyükakın olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Büyükşehir Belediyemiz bir akademik çalışmadan daha yüzünün akıyla çıkmıştır” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>“SPORTİF ÇALIŞMALARA ÖRNEK BİR KENT KOCAELİ”</b></p>
<p>Prof. Dr. Levent Atalı ise gerçekleştirilen oturum ve özel oturumlarla ilgili detaylı bilgi aktardı. Prof. Dr. Atalı su ve doğa sporları, Kocaeli’nden yetişen şampiyon sporcular, Kocaeli’nde amatör spor tarihi, Kocaeli’nde basın spor tarihi ve Kocaelispor oturumu ilgili ortaya çıkan bilgilerin not edildiğini ve yazılı olarak bu bilgilerin ortaya konulacağını kaydetti. Kocaeli’nin birçok uygulamada sportif çalışmalara örnek bir kent olduğunu kaydeden Prof. Dr. Atalı, “Bu çalışmayla da örnek olduğunu görüyorum. Tarihte eksik hep var. O nedenle bu sempozyum da yapıldığı için üstüne bir şeyler daha söylenecek. Ve bilgi artacak. Ben bir akademisyen olarak Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bu çalışmaya bütünüyle sahip çıktıkları için teşekkür ederim” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR’İN VİZYONUNUN ÖNEMİ</b></p>
<p>Kapanış oturumunda son değerlendirmeyi Kocaeli Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kürşat Sertbaş yaptı. Sempozyumun,  disiplinler arası işbirliğine yönelik önemli bir örnek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sertbaş, “Spor bilimleri kongrelerinde hep tarih vardır. O nedenle bu konudaki işbirliği çok önemli. Bunu Büyükşehir’in vizyonuna bağlıyorum. Burada yeni fikirler aldık. Lisans ve lisansüstü öğrencilerimiz de yararlandı. Ben kendi öğrencilerime bu konuda tavsiyede bulunacağım. Sporun toplumsal dinamikleri harekete geçirme noktasındaki rolünü de gördük. Bunlar akademik anlamda çalışmalarımızda yer alacak. Buraya katılan bazı hocalarımızı biz de davet etmek ve öğrencilerimizle buluşturmak istiyoruz. Umarım bu çalışmalar artarak devam eder. Ben de başta Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere herkese teşekkür ederim” dedi.</p>
<p><b>YEŞİLDAL’DAN AKADEMİSYENLERE TEŞEKKÜR PLAKETİ</b></p>
<p>Konuşmaların ardından Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ali Yeşildal, kapanış oturumunu gerçekleştirilen akademisyenlere teşekkür plaketi takdim etti. Dr. Ali Yeşildal akademisyenlere yönelik teşekkür konuşmasında ise önemli ayrıntılara dikkat çekti.</p>
<p><b>PROJE FİKİRLERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN</b></p>
<p>Büyükşehir sempozyumlarının yedincisini düzenlediklerini hatırlatan Dr. Yeşildal, “20 ciltlik bir külliyatımız ve kent ansiklopedimiz var. Yaklaşık 55’in üzerinde kültür yayınımız bulunuyor. Biz bu çalışmalara kentin kimliğinin oluşturulması açısından bakıyoruz. 15 yıl önce yabancılara Kocaeli dendiğinde sadece sanayi cevabı alınıyordu. Bunun değişmesi gerektiğine inandık. O nedenle Kent Laboratuvarı kuruldu. Burada kentin bütün alanları için çalışmalar yapılıyor. Biz bu sempozyumları yapmış olmak için yapmıyoruz. Buradan çıkan sonuçları kentin spor gelişimi yolunda değerlendireceğiz ve onun ışığında hizmetlerimize şekil vereceğiz.  O nedenle siz kıymetli akademisyenlerimizden de bir ricamız var. Buradaki tebliğlerinizi bize ulaştırırken, lütfen proje fikirlerinizi de yazın. Önerilerinizle bizi desteklerseniz çok mutlu oluruz” şeklinde konuştu. Kapanış oturumunun ardından tüm konukların katılımı ile Kocaeli Kongre Merkezi’nin önünde final fotoğrafı çektirildi.</p>
<p><b>BİLDİRİLER KİTAP HALİNE GETİRİLECEK</b></p>
<p>Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu, Büyükşehir Belediyesi’nin akademik ve bilimsel çalışmaları kapsamında gerçekleştirildi. Bu çerçevede kentin spor tarihi, oturum ve panellerde ele alındı. 69 tebliğ ve 18 akademik oturumun düzenlendiği bilimsel platformda akademisyenler, gazeteciler, Türk bayrağını uluslararası şampiyonalarda göndere yükseltmiş efsane sporcular ile spor insanları görüşlerini dile getirdi. Sempozyum kapsamındaki tüm bildiriler kitap haline getirilerek kent tarihine yönelik yazılı belge bırakılacak.<b> </b></p>
<p><b>ŞAMPİYONLAR GENÇLERİN ROL MODELİ OLDU</b></p>
<p>Sporun kentin geçmişinden günümüze uzanan çok yönlü serüvenin ele alındığı sempozyum bir çok ünlü sporcuyu ağırladı. Bu sayede spora ilgi duyan gençler rol model aldıkları büyüklerini görme ve onların tavsiyelerini dinleme fırsatı buldu. “Kocaeli’den Dünyaya Şampiyon Sporcular” özel oturumu bu kapsamda büyük ilgi gördü. 6. İslami Dayanışma Oyunları’ndan şampiyon olarak dönen ve Karate’de Türkiye’nin gururu olan Eray Şamdan, ayağının tozuyla bu oturumda gençlerle buluştu.  Aynı oturumda 2023 Dünya Karate Şampiyonu Tuba Yakan, 2023 Görme Engelli Dünya Şampiyonu Merve Uslu ile efsane güreşçi Kırpınar başpehlivanı Ahmet Taşçı da kendi başarı hikâyelerini anlatarak gençlere altın değerinde tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><b>SERGİ BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ</b></p>
<p>Öte yandan sempozyumun düzenlediği Kocaeli Kongre Merkezi’nin fuayesinde son derece anlamlı bir sergi açıldı. Kentin spor geçmişinde önemli yeri olan objelerden oluşan sergi büyük ilgi gördü. Sergide yer alan ve Kocaelispor’un 1966’dan bu yana kullandığı formalar ise dikkat çekti. Sergiyi gezen vatandaşlar formaların önünde hatıra fotoğrafları çektirdi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-kocaelinin-spor-tarihine-bilimle-isik-tuttu-592068">Büyükşehir, Kocaeli&#8217;nin spor tarihine bilimle ışık tuttu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yelken sporu için en ideal yer; İzmit Körfezi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yelken-sporu-icin-en-ideal-yer-izmit-korfezi-592062</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 16:21:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[ideal]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporu]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yelken]]></category>
		<category><![CDATA[Yelken Sporu]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<category><![CDATA[zmit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592062</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu’nda konuşulan konulardan biri de yelken sporuydu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yelken-sporu-icin-en-ideal-yer-izmit-korfezi-592062">&#8220;Yelken sporu için en ideal yer; İzmit Körfezi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu’nda konuşulan konulardan biri de yelken sporuydu. Süleyman Paşa Salonu’nda düzenlenen oturumda önemli bilgileri paylaşan Doç. Dr. Fatih Özçelik, “Yelken sporu üzerine yaptığım araştırmalar sonucunda Türkiye’de birçok yer öne çıkmıştır ama benim uzmanlardan edindiğim bilgiye göre doğal bir liman, sakin suyu ve ulaşım olanakları ile Türkiye’de Yelken sporu için en ideal yer; İzmit Körfezi’dir” dedi.</p>
<p><b>“YELKEN SPORU EN İYİ İZMİT KÖRFEZ’İNDE YAPILIR”</b></p>
<p>Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu için Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve Büyükşehir personellerine teşekkür ederek konuşmasına başlayan Doç. Dr. Fatih Özçelik, “Kocaeli dediğimizde aklımıza sanayi ve ekonomik kapasitesi geliyor ama göz ardı ettiğimiz bir şey var, Kocaeli bir spor tarihidir. Sporun Kocaeli tarihinde önemli bir yeri var ve bunun içerisinde Yelken sporu da bulunuyor. Ben Düzce Üniversitesi’nden geliyorum. Spor Fakültemizdeki hocalarımıza Yelken sporu hakkında yani bu sporumun premier seviyede yapılabilmesi adına sorular sordum, yelken sporu için gerekli şartları araştırdım. Bu sporun yapılabilmesi için sakin sular ve düzenli rüzgarların olması gerektiği gibi faktörler ortaya çıktı. Bir de doğal bir liman olması bu rüzgârları dengelediği için daha güzel bir ortam sağlıyor. Bunların yanı sıra ulaşım imkânlarının uygun olması gerektiği gibi kriterler de öne çıktı. Spor Fakültesi’ndeki arkadaşlarıma bu spor nerede en güzel şekilde yapılabilir dediğimde, en güzel İzmit Körfezi’nde yapılır cevabını aldım. 1920-1980 tarihleri arasında Yelken sporu ile uğraşan sporcuların yüzde 70’den fazlasının Kocaeli’den çıkması tesadüf değildir” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>“ATATÜRK, YELKEN SPORUNDA KOCAELİ’YE KATKI SUNMUŞ”</b></p>
<p>Kocaeli’de yelken sporunun tarihi ile ilgili önemli bilgiler veren Özçelik, “Kocaeli’de profesyonel anlamda ilk Yelken sporunun ortaya çıkması 1920’lerde gerçekleşiyor. Bu kapsamda 1925 yılında Hereke Sümerspor kurulmuştur. Burada yelkencilik sporu tam anlamıyla kulüpleşmeye başlamıştır. 1937 yılında Kocaeli’de Yelken sporu açısından önemli bir gelişme yaşanıyor. Bu tarihte Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve dönemin Başbakanı Celal Bayar, Kocaeli’ye 15 adet ‘Şarki Yelkenli’ hediye ediyor. Haliç tersanesinde inşa edilen 12 metrelik bu yelkenliler Kocaeli’ye gönderiliyor. Bu desteklerden sonra Kocaeli’de düzenli yarışlar yapılıyor ve önemli sporcular yetişiyor. İlerleyen tarihlerde de Kocaeli, ülke genelinde yelken sporunun merkezi haline gelmeye başlıyor” dedi.   </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yelken-sporu-icin-en-ideal-yer-izmit-korfezi-592062">&#8220;Yelken sporu için en ideal yer; İzmit Körfezi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her boğaz ağrısı antibiyotik gerektirmez!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-bogaz-agrisi-antibiyotik-gerektirmez-591906</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 10:39:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[Direnç]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gerektirmez]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[leyla]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, antibiyotiklerin doğru ve bilinçli kullanımının önemi, direnç gelişimi ve halk sağlığına etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-bogaz-agrisi-antibiyotik-gerektirmez-591906">Her boğaz ağrısı antibiyotik gerektirmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, antibiyotiklerin doğru ve bilinçli kullanımının önemi, direnç gelişimi ve halk sağlığına etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Antibiyotik direnci, tedavi edilebilen hastalıkları giderek daha ölümcül hale getiriyor!</strong></p>
<p>Önemli bir çalışmanın, antimikrobiyal dirençle (AMR) bağlantılı çocuk ölümlerinde rahatsız edici bir artış olduğunu ortaya koyduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “ESCMID Global 2025 konferansında sunulan bu araştırma önemli bir direnç riski taşıyan ve dünyada kullanım oranları izlenen ‘dikkat antibiyotikleri’nin kullanımlarının Güneydoğu Asya&#8217;da yüzde 160 ve Afrika&#8217;da yüzde 126 oranında arttığını gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Yaygın antibiyotiklerin etkinliğini yitirdikçe, zatürre, sepsis ve ishalli hastalıklar gibi daha önce tedavi edilebilen durumların etkilenen bölgelerdeki çocuklar için giderek daha ölümcül hale geldiğine dikkat çeken Dr. Mamçu, “Çalışma, bu kısır döngünün düşük ve orta gelirli ülkeleri orantısız bir şekilde nasıl etkilediğini vurguluyor. Her ne kadar kesin bir sayı yoksa da özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocuk ölümlerinin önemli bir kısmının dirençli bakterilerle oluşan enfeksiyonlar olduğu öngörülüyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru antibiyotik kullanımı için, enfeksiyonun varlığı mutlaka sorgulanmalı! </strong></p>
<p>Doğru ilaç kullanımının hastanın bireysel ihtiyaçlarına en uygun ilacın, uygun dozda,  yeterli sürede ve en düşük maliyetle verilmesi olarak tanımlandığını ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Doğru antibiyotik kullanımı için, mikrobiyolojik olarak kanıtlanmış bakteriyel bir enfeksiyonun varlığı mutlaka sorgulanmalıdır.” dedi.</p>
<p>Dr. Mamçu, tanı açısından gerekli değerlendirme yapılmadan ve enfeksiyon olmaksızın antibiyotik kullanılmasının, seçilen antibiyotiğin yanlış olması, antibiyotik dozunun yetersiz veya aşırı olması, doz aralıklarının uygunsuz olması gibi sonuçlara yol açabileceğini ve bu gibi durumlarda antibiyotiklerin uygun kullanılmamış olacağını vurguladı.</p>
<p><strong>Gelişen direnç bütün insanlığı tehdit edecek düzeyde! </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün 2024 tarihli raporuna göre, 2050 yılına kadar antibiyotik direnci nedeniyle yılda 10 milyon kişinin hayatını kaybedebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Gelişen direnç ne yazık ki bütün insanlığı tehdit edecek düzeyde.” dedi.</p>
<p>Antibiyotiklerin sadece insan sağlığında değil hayvan yetiştiriciliği ve tarım alanında da kullanıldığına değinen Dr. Mamçu, “Tüm dünyada yaygın ve kontrolsüz kullanılmaları, gıda, su, çevre yoluyla dirençli bakterilerin çok daha kolay yayılmasına ve insana geçmesine neden oluyor. Bu nedenle antibiyotik direnci insan, hayvan ve çevre sağlığını bir arada içeren, ulusal ve uluslararası politikalarla ‘tek sağlık’ başlığı altında bütüncül olarak ele alınması gereken bir konu.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dirençli mikroorganizmalar ciddi bir sağlık tehdidi oluşturuyor! </strong></p>
<p>Ülkemizde yazılan her 100 reçetenin 14’ünde en az bir antibiyotik yer aldığını kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Antibiyotikler tüketilen ilaçlar listesinde maliyet ve kullanım oranı açısından ikinci sırada yer alıyor.” dedi.</p>
<p>Son yıllarda antibiyotiklerin ancak doktor reçetesi ile satılabilmesinin bu anlamda çok önemli bir yarar sağladığını dile getiren Dr. Mamçu, şunları söyledi:</p>
<p>“Antibiyotiklerin doğru kullanılması için yürütülen faaliyetler sonucunda antibiyotik tüketiminde bir miktar azalma olsa da, hem antibiyotik tüketimi hem de antimikrobiyal direnç açısından istenilen seviyelere erişilemedi. Dirençli mikroorganizmalarla gelişen enfeksiyonlar özellikle de yoğun bakım ortamında ve bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda ciddi bir sağlık tehdidi oluşturuyor. Dirençli bakterilerin neden olduğu bu hastalıklar, tedaviye de dirençli olup, hastanede yatış sürelerinin uzamasına ve bununla ilgili komplikasyonların gelişmesine, ölüm ve hastalığa yakalanma oranlarında artışa neden oluyor. Koordineli küresel politikalar, özellikle yüksek riskli bölgeler için geliştirilen antibiyotik yönetimi programları ve alt yapı destekleri umut veriyor.”  </p>
<p><strong>Antibiyotik gerekip gerekmediğine karar verme yetkisi yalnızca doktora ait!</strong></p>
<p>Antibiyotiklerin etkili ve güvenli kullanılması için önerilerde bulunan Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İlk ve en önemli adım doktorun talimatlarına uymak. Antibiyotikler her zaman bir doktor reçetesi ile alınmalı. Doktorunuzun belirlediği dozajı, sıklığı ve tedavi süresini tam olarak uygulayın. Antibiyotikleri tam olarak bitirin, reçetede belirtilen sürede tamamen kullanın. Enfeksiyonun belirtileri geçse bile, ilacı erken bırakmak direnç gelişimine ve enfeksiyonun tekrarlamasına neden olabilir. Antibiyotiği düzenli aralıklarla alın. Eğer bir dozu kaçırırsanız, normal sürecinize geri dönün ve sonraki dozu zamanında alın. Eğer herhangi bir yan etki veya rahatsızlık fark ederseniz, hemen doktorunuza başvurun. Antibiyotiğinizi değiştirmesi veya dozajı ayarlaması gerekebilir.</p>
<p>Antibiyotiklerin doğru ve düzenli kullanımı, enfeksiyonların etkili bir şekilde tedavi edilmesine ve direnç gelişiminin önlenmesine yardımcı olur. Unutmayın; her boğaz ağrısı, baş ağrısı ve geniz akıntısının, antibiyotik kullanmayı gerektirecek bir durum olmayabilir. Antibiyotik gerekip gerekmediği konusunda karar verme yetkisi yalnızca doktora aittir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-bogaz-agrisi-antibiyotik-gerektirmez-591906">Her boğaz ağrısı antibiyotik gerektirmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Girişimcilik yolculuğunda takım ve hedef iyi belirlenmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/girisimcilik-yolculugunda-takim-ve-hedef-iyi-belirlenmeli-591773</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 10:39:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belirlenmeli]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[ejderha]]></category>
		<category><![CDATA[Ekip Arkadaşı]]></category>
		<category><![CDATA[gerekiyor]]></category>
		<category><![CDATA[girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Turgut]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>
		<category><![CDATA[Yolculuğun]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuğunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591773</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Teknoloji Geliştirme Merkezi (Atlas TEKMER) tarafından düzenlenen ''Girişimcilik Yolculuğuna Başla: Kendi Şirketinin CEO’su Olmak İster misin?” başlıklı atölye çalışmasında, deneyimli girişimci ve mentor İsa Turgut İnci, öğrencilerle bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girisimcilik-yolculugunda-takim-ve-hedef-iyi-belirlenmeli-591773">Girişimcilik yolculuğunda takım ve hedef iyi belirlenmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Teknoloji Geliştirme Merkezi (Atlas TEKMER) tarafından düzenlenen &#8221;Girişimcilik Yolculuğuna Başla: Kendi Şirketinin CEO’su Olmak İster misin?” başlıklı atölye çalışmasında, deneyimli girişimci ve mentor İsa Turgut İnci, öğrencilerle bir araya geldi. Girişimcilik ve iş modelleri konusunda yapılması gerekenlerle ilgili bilgi veren İsa Turgut İnce, bir girişimcilik yolculuğunda en önemli iki şeyin, iyi bir takım arkadaşı ve ekibin yanı sıra doğru hedefin belirlenmesi olduğunu söyledi.<br />Atlas TEKMER tarafından düzenlenen &#8221;Girişimcilik Yolculuğuna Başla: Kendi Şirketinin CEO’su Olmak İster misin?” başlıklı atölye çalışmasında deneyimli girişimci ve mentor İsa Turgut İnci, öğrencilerle bir araya gelerek interaktif bir etkinlik gerçekleştirdi.<br />Creative Labs.&#8217;da gerçekleştirilen atölye kapsamında katılımcılar, girişimcilik ve iş modeli geliştirme süreçlerini uygulamalı olarak deneyimledi. Atölyede iş modeli tasarımı, yenilikçi fikirlerin ticarileştirilmesi ve girişim kurma adımlarına dair ilham verici içerikler sundu. <br />Ekip arkadaşını doğru seçmek çok önemli<br />Gençlere girişimcilik, iş modelleri, iş fikirleri konusunda bilgi veren İsa Turgut İnce, uzun yıllar boyunca birlikte yolculukta olan panda ve ejderhanın hikayesinin anlatıldığı James Norbury’nin kaleme aldığı “Büyük Panda ve Küçük Ejderha” isimli kitaptan söz ederek “Panda ve ejderha uzun bir yolculuğa çıkıyor. Panda daha bilge olan ejderhaya şunu soruyor: ‘Varmak mı önemli, yoksa yolculuğun kendisi mi?’ Varmak önemli, yolculuğun kendisi de çok önemli. Bir yolculuğa çıkmak için doğru ekip arkadaşı önemli. Ejderha burada yola kiminle çıktığının önemine dikkat çekiyor. Şirket kurarken de aslında her şey böyle başlıyor. İş fikrimizle beraber bir takım olarak insanların bir araya gelmesi önemli. Bir girişim de olsa hayat yolculuğu da olsa mutlaka bir ekip arkadaşına ihtiyaç duyuyorsunuz. Bu ekip arkadaşını seçmeniz önemli” diye konuştu.<br />Hedefin doğru belirlenmesi gerekiyor<br />Yola çıkarken önemli olan bir diğer konunun da doğru hedef belirlemek olduğunu belirten İsa Turgut İnce, “Yola çıktık, ekip arkadaşlarımız çok iyi ama gittiğimiz hedef, nereye varacağımız belli değilse o zaman nerede gittiğimizin bir önemi kalmıyor. Hedefi kaybetmememiz gerekiyor. Dolayısıyla bizim için en önemli şey, birincisi iyi bir ekip arkadaşı, doğru takımı kurmanız gerekiyor. İkincisi ise doğru hedefi koymanız gerekiyor ve bu ikisi arasındaki yolculuğu her an esnek bir şekilde süreçlere engellere ayak uyduracak şekilde bir yolculuğu deneyimlemeniz gerekiyor” tavsiyesinde bulundu.<br />Atlas TEKMER Müdürü Furkan Gevrek de yürüttükleri çalışmalar ve TÜBİTAK 1812 &#8211; Yatırım Tabanlı Girişimcilik Destek Programı (BİGG Yatırım) hakkında katılımcılara bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/girisimcilik-yolculugunda-takim-ve-hedef-iyi-belirlenmeli-591773">Girişimcilik yolculuğunda takım ve hedef iyi belirlenmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 12:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alphan]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetlilerin]]></category>
		<category><![CDATA[görevi]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[Ketojenik Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[Miktar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yağlar]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591565</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet tedavisinde amacın kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmek olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565">Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, diyabet tedavisinde amacın kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmek olduğunu söyledi. Diyabetin kontrol altında tutulmasında en önemli görevin diyabetlilere ait olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Çünkü diyabet, hayat boyu diyabetlilerle birlikte olacak bir arkadaş gibidir. Diyabetlilerin arkadaşları olan bu hastalık ile iyi geçinebilmeleri için yanlış olan beslenme alışkanlıklarını değiştirip, yerine, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemeleri, günlük öğün planını, yiyeceklerin içerdiği besin öğeleri ile besinlerin porsiyon ölçülerini öğrenmeleri ve diyabetle ilgili belirtilere uygun acil önlemler almaları gereklidir” dedi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada diyabetlilerin beslenmesinde dikkat etmeleri gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu.<br />Diyabetin iyi yönetilmesi çok önemli… <br />Diyabetin ömür boyu süren kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabetin tedavisinde amacımız kan şekeri düzeylerini kontrol altına almak, diyabetle ilgili belirtileri ortadan kaldırmak veya hafifletmek, diyabete bağlı oluşabilecek hastalıkları/komplikasyonları önlemek veya geciktirmektir. Burada en önemli görev diyabetlilere aittir. Çünkü diyabet, hayat boyu diyabetlilerle birlikte olacak bir arkadaş gibidir. Diyabetlilerin arkadaşları olan bu hastalık ile iyi geçinebilmeleri için yanlış olan beslenme alışkanlıklarını değiştirip, yerine, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemeleri, günlük öğün planını, yiyeceklerin içerdiği besin öğeleri ile besinlerin porsiyon ölçülerini öğrenmeleri ve diyabetle ilgili belirtilere uygun acil önlemler almaları gereklidir” uyarısında bulundu<br />Beslenme, diyabet tedavisinin temelini oluşturuyor<br />Beslenme, kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesinde en önemli faktör olduğu için beslenmenin diyabetin tedavisinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, ayrıca beslenmenin diyabetle ilgili komplikasyon riskini azaltmaya ve diyabetlilerin genel olarak sağlıklı olmalarına yardımcı olduğunu söyledi. Prof. Dr. M. Emel Alphan, doğru ve dengeli beslenmenin önemli olduğu üç noktayı şöyle açıkladı:<br />Kan şekeri kontrolü: Besinlerdeki karbonhidratlar, kan şekeri seviyelerini doğrudan etkilediği için diyabetliler, öğünlerde karbonhidrat sayımı yaparak ve glisemik indeksi düşük besinleri tercih ederek kan şekeri seviyelerini daha iyi kontrol edebilirler.<br />Komplikasyon riskinin azaltılması: Sağlıklı beslenme, diyabete bağlı oluşabilecek kalp-damar hastalığı, böbrek hastalığı (nefropati), görme bozukluğu (retinopati) ve sinir hasarı (nöropati)  gibi komplikasyonların riskini azaltmaya yardımcı olur.<br />Ağırlık yönetimi: Diyabetlilerin çoğu tanı konulduğu zaman şişmandırlar. Diyabetlilerin tanı konulduktan sonra ağırlıklarının yüzde 10’unu kaybetmeleri bile kan şekerlerinin, kan basıncının, kan yağlarının (toplam kolesterol, trigliserid, LDL-K), 3 aylık kan şekeri ortalamalarının (HbA1c), kullanılan ilaç (ağızdan alınan ilaçlar veya insülin vb.) dozlarının azalmasına neden olur. O yüzden diyabetliler için sağlıklı ağırlık yönetimi çok önemlidir. Kişiye özel beslenme planı, kilo verme veya kilo koruma hedeflerine ulaşmada yardımcı olabilir.<br />Özel bir beslenme planı oluşturulmalı<br />Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme, diyabetlilerin enerji seviyelerini iyileştirmeye ve yorgunluklarını azaltmaya da yardımcı olabilir. Her bireyin beslenme ihtiyacı farklı olduğu için, diyabetlilerin bir diyetisyen ile ya da diyabet alanında uzman bir diyetisyen ile çalışarak kişiye özel bir beslenme planı oluşturmaları önemlidir.<br />Diyabetli bireylerin beslenmesinde bu noktalara dikkat!<br />Diyabetlilerin beslenmelerinde dikkat etmeleri gereken bazı önemli noktalara da değinen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Bunlar genel önerilerdir. Her diyabetlinin, diyabet diyetisyeni ile birlikte oluşturdukları kendilerine özel bir beslenme planı olmalıdır” diyerek önerilerini şöyle sıraladı: <br />Karbonhidrat sayımı: Kan şekerini etkileyen en önemli faktör karbonhidrattır. Diyabetlilerin karbonhidrat alımlarını takip etmeleri, kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmaları için önemlidir. Diyabetlilerin karbonhidrat kaynağı besinleri ve karbohidrat içeriklerini bilmeleri ve önerilen karbonhidratları öğünlerine dengeli olarak dağıtmaları çok önemlidir.  Tam tahıllar (tam buğday ekmeği, çavdarlı ekmek ile bulgur vb. posalı tahıllar), sebzeler, meyveler ve kurubaklagiller gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Ayrıca süt, yoğurt, kefir vb. besinlerde de karbonhidrat bulunur.<br />Glisemik indeks: Glisemik indeksi ve glisemik yükü düşük besinler seçilmelidir. Glisemik indeks, 50 gram karbonhidrat içeren besinlerin kan şekerine olan etkisini gösterirken, glisemik yük; besinlerin yenilen miktarının kan şekerine olan etkisini gösterir. Bu besinler kan şekerini daha yavaş yükseltir. Bu besinlere örnek olarak tam buğday ekmeği, yulaf, baklagiller, sebzeleri verebiliriz. Ama miktar çok önemlidir. Örneğin 4-5 yemek kaşığı tüketilen mercimeğin glisemik indeksi ve glisemik yükü düşüktür. Fakat bu miktarın üzerine çıkıldığında glisemik yük arttığı için kan şekeri seviyeleri yükselebilir. Düşük glisemik indeksli meyveler seçilmelidir.<br />Posalı besinler: Posa, kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olur.   Sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve baklagiller posa açısından zengindir. Özellikle çözünebilir posadan zengin olan sebzeler, meyveler ve baklagiller kan şekerini ve kan yağlarını düşürmede etkilidir.<br />Proteinli besinler: Sağlıklı beslenmede önemli bir yeri olan proteinli besinlerin yağsız olanları tercih edilmelidir (yağsız et, tavuk, balık, yumurta, baklagiller ile az yağlı süt, yoğurt, peynir vb.)<br />Yağlar: Doymuş yağlardan ve trans yağlardan kaçınmak gerekir.  Yemeklerde tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı gibi doymuş yağlar yerine zeytinyağı ve fındık yağı ile ayçiçek yağı, soya yağı gibi bitkisel sıvı yağların az miktarda kullanılmasına özen gösterilmelidir. Ayrıca trans yağların en önemli kaynağı olan paketli besinler (bisküvi, kraker, kurabiye vb.), fast food restoranlarda defalarca yanmış yağda kızartılan patatesler, cipsler ve hidrojene edilmiş yağlardan uzak durulmalıdır.<br />Porsiyon kontrolü: Porsiyon boyutlarına dikkat edilmelidir. Aşırı miktarlarda yenilen her yemek kan şekeri seviyelerini olumsuz etkileyebilir.<br />Sıvı tüketimi: Diyabetlilerin su içmeleri çok önemlidir. Şekerli meşrubatlardan ve içeceklerden kaçınılmalı, çay, kahve şekersiz içilmelidir, gerektiğinde belirli miktarlarda yapay tatlandırıcı kullanılabilir.<br />Ara öğünler: Meyveler, sebzeler ve belirli ölçüde kuruyemişler ara öğünlerde tercih edilebilir. Elma, armut, şeftali, portakal ve çilek gibi düşük glisemik indeksli meyveler ara öğünler için uygundur.<br />Alkol ve şekerli besinler: Alkol tüketilmemeli ya da çok az alınmalı. Şekerli besinler ve içecekler tüketilmemelidir.<br />Minimum insülin dozu ile maksimum yarar sağlanmalıdır<br />Diyabetli bireylerin şeker, çikolata ve tatlı tüketmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Diyabetlilere eskiden şeker, şekerli içecekler, çikolata ve tatlılar belli ölçülerde karbonhidratlı besinlerin yerine sayılarak veriliyordu. Fakat Amerikan Diyabet Derneği, son rehberinde bu tür besinlerin ve içeceklerin kesinlikle yenilmemesi ve içilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun nedeni; bu olayın diyabetliler tarafından abartılması, özellikle tip 1 diyabetlilerin karbonhidrat miktarlarını gözetmeden tatlı vb. besin ve içecekleri tüketerek uyguladıkları insülin dozlarını çok fazla arttırmalarıdır. İnsülin tedavisinde olan tip 1 ve tip 2 diyabetlilerin insülin dozlarının çok yüksek olması istenmez. Minimum insülin dozu ile maksimum yarar sağlanmalıdır. O yüzden diyabetlilerin içecek olarak sadece su tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Unutulmaması gereken en önemli konu; diyabetlilerin tedavilerinde ilaç/insülin olsa bile sağlıklı beslenme ile birlikte bu ilaçların etkinliğinin artacağını bilmeleridir” diye konuştu.<br />Ketojenik diyetler diyabetliler için uygun mu?<br />Karbonhidratın yer almadığı ketojenik diyetlere de değinen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Son yıllarda ketojenik diyetler popüler diyetler arasında yerini aldı. Aslında ketojenik diyetlerin tedavi edici özelliği sadece epileptik çocuklarda kanıtlandı ve epilepsi tedavisinde kullanılmaktadır. Ketojenik diyet ve obezite ile ilgili araştırmalar, 1960&#8217;lı yıllarda başladı ve ilk sonuçlar net değildi, zayıflamada başarılı olduğunu iddia eden çalışmalar var. Ketojenik diyetlerin kan yağları üzerine etkili olduğu yönünde yapılan çalışmaların sonuçları da karışıktır. Yapılan çalışmaların ya vaka sunumu ya da küçük gruplarda yapılan çalışmalar olduğu ve bu çalışmaların uzun süreli olmadığı ve büyük popülasyonlarda yapılmadığı bilinmektedir. Ketojenik diyetler, kilo vermeye yardımcı olsa da vücuttan su kaybına (dehidratasyon), hipotansiyona (tansiyon düşüklüğü), baş dönmesine, yorgunluğa, besin öğesi eksikliklerine, posa eksikliği nedeniyle kabızlığa ve böbrek taşlarının oluşumuna neden olabilir. Başlangıçta kan lipidlerini düzelttiği iddia edilse de uzun dönemde kan yağlarının yükselmesine neden olduğu için kalp-damar hastalıkları ve hipertansiyon riskini arttırabilir” uyarısında bulundu.<br />Diyabetlilerin 130 gramın altında karbonhidrat tüketmemeleri gerekiyor<br />Ketojenik diyetlerinin karbonhidrat miktarının çok az olduğu (enerjinin yüzde 5’i), yağ ve proteinlerin fazla miktarlarda verildiği diyetler olduğunu ifade eden Prof. Dr. M. Emel Alphan, şunları söyledi: <br />“Beslenme rehberleri, obez ve diyabetliler için ketojenik diyetlerin kullanımını desteklemiyorlar. Rehberlere göre diyabetlilerin 130 gramın altında karbonhidrat tüketmemeleri gerekiyor. Bu da enerjinin yüzde 40’ının karbonhidrattan gelmesi demektir. Ketojenik diyetlerin kısa vadede genel olarak güvenli olduğu bulunmuş olsa da uzun süreli uygulanamazlar. Uzun süreli, kesintisiz ketojenik diyetlerin güvenliği üzerine herhangi bir çalışma yapılmamıştır.  Meyve, baklagiller ve yüksek posalı tam tahılları yememek, birçok faydalı besin öğesinin vücuda alınmaması demektir ve bu besin öğeleri takviyelerle yerine konulmazsa yan etkilerin görülme olasılığı daha da artar. Bu bahsettiğimiz besinler yukarıda da anlatıldığı gibi diyabetlilerin mutlaka alması gereken besinlerdir.  Özellikle tip 1 diyabetlilerde ketojenik diyetler, ketoasidoz komasını tetikleyebilir, hipoglisemi (şeker düşüklüğü) riskini arttırabilir. Ayrıca, alınan yüksek miktarlardaki yağ ve protein nedeniyle kalp-damar hastalığı riski artabilir, nefropati oluşumuna zemin hazırlayabilir. Ayrıca alınan aşırı protein kemiklerden kalsiyumun çekilerek idrarla atılmasına ve osteoporoz (kemik erimesi) riskinin artmasına neden olur.”<br />Diyabet yönetiminde yaşam tarzı değişikliği yapılmalı<br />Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Diyabet yaşam boyu süren bir hastalık olduğu için sağlıklı beslenmeyi uygulayarak yaşam tarzı değişikliği yapmak (sağlıklı beslenmek, fiziksek olarak aktif olmak, sigara/alkol kullanmamak, kaliteli ve düzenli uyku ve güneşten yeterince yararlanarak D vitamini almak) diyabetlilerin sağlıklı olarak uzun yaşamalarına neden olduğu bir gerçektir.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetlilerin-en-onemli-gorevi-diyabet-kontrolu-591565">Diyabetlilerin en önemli görevi, diyabet kontrolü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 08:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Riskin]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yapmamız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591460</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstatistiklere göre, dünya genelinde yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13–14’ü yani her 7 kişiden biri Tip 2 diyabetli. Bu oranın özellikle 30 yılda önemli ölçüde artış gösterdiğine işaret eden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre Türkiye’de de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 16’sının diyabetli olduğunu hatırlattı. </p>
<p>Bu artışın temel nedenlerinin başında sağlıksız yaşam, beslenme alışkanlıklarındaki değişim ve obezitenin geldiğini söyleyen Dr. Öztürk, “Ancak doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle Tip 2 diyabet büyük ölçüde önlenebilir” dedi.  Dr. Öztürk, “Verilere bakıldığında, diyabetin sadece tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmadığı, aynı zamanda önlenmesi mümkün bir halk sağlığı sorunu olduğu ortaya çıkıyor” diye konuşarak, bilimsel verilerin ışığında Tip 2 diyabeti önlemek için hayatımızda yapmamız gereken önerileri sıraladı…</p>
<p><strong>HAREKET EDİN, DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN</strong></p>
<p>Egzersiz ile diyabet riskinin yüzde 40 oranında azaltmanın mümkün olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Öztürk, “Finlandiya ‘da 2001 yılında yayınlanan bir çalışmada; egzersiz ve kalori kısıtlaması ile diyabet riskinin yaklaşık yüzde 58 oranında azaltılabileceği gösterilmiş. Ayrıca, aerobik (dayanıklılık) egzersizlerinin yanı sıra kas güçlendirmesini sağlayacak direnç egzersizlerinin de insülin duyarlılığını artırdığı ve kan şekeri kontrolünü geliştirdiği gösterilmiştir.” diye konuştu. </p>
<p>Herkesin fiziksel kapasitesine uygun bir egzersiz programını seçerek bugünden egzersize başlaması gerektiğine işaret eden Dr. Öztürk, “En kolay yapılabilecek egzersiz 30 dakikalık yürüyüştür. Mümkünse haftanın her günü olacak şekilde en az haftanın üç günü yürümeye dikkat edin. Ayrıca haftanın iki günü de kas güçlendirici hareket faydalı olacaktır.”</p>
<p><strong>SAĞLIKLI BESLENİN, KİLO KONTROLÜNÜ SAĞLAYIN</strong></p>
<p>Beslenme şekli, sağlıklı ürünlerden oluşan bir diyetin, diyabetin önlenmesinde kilit bir rol oynadığını hatırlatan Dr. Öztürk, “Örneğin Akdeniz diyeti üzerin yapılan metaanalizler, Akdeniz tarzı beslenmeye yüksek uyum sağlayan kişilerde tip 2 diyabet riskinin yaklaşık yüzde 20-30 oranında daha düşük olduğunu gösteriyor.”</p>
<p>2024’te Çin’de 12.575 kişiyle yapılan bir başka çalışmada da Akdeniz diyetine uyum arttıkça yeni diyabet gelişim riskinin her bir puan artışta yüzde 17 azaldığının tespit edildiğini anlatan Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler, balık ve sağlıklı yağlar (özellikle zeytinyağı) ön planda olmalı. Kırmızı ve işlenmiş etler, ilave şeker içeren gazlı içecekler, rafine karbonhidratlar ve aşırı yağ‑şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı. Unutmayın, hızla kilo verdiğiniz ancak sonrasında sürdüremediğiniz bir beslenme modelinin kilo kontrolünde ve diyabeti önlemede faydası yok.”</p>
<p><strong>AİLE RİSKİNİZİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Tip 2 diyabetin genetik yatkınlığın etkili olduğu hastalıklardan biri olduğunu anlatan Dr. Funda Öztürk, “Birinci derece yakınlarınızda tip 2 diyabet varsa sizin de diyabet riskinizin yüksek olabileceğini unutmayın. Ailenizdeki birinci ve ikinci derece yakınlarınızın hangi hastalıkları taşıdığını öğrenin ve yaşam tarzı değişiklikleriniz için bir uyarı işareti olarak görün. Riskin varlığı sizi önlem almak için teşvik etmelidir.”</p>
<p><strong>MAVİ EKRAN SÜRESİNİ KONTROL EDİN</strong></p>
<p>“Günümüzde televizyon, bilgisayar, telefon gibi cihazlar karşısında geçirilen uzun sürelerin fiziksel aktivitenin azalmasına, hareketsizliğe ve dolaylı olarak diyabet riskine katkıda bulunabilir” diyen Dr. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Bilimsel çalışmalar, hareketli yaşam tarzına kıyasla oturmanın uzun süreli olması, insülin direncini artırdığını ve dolayısıyla metabolik sağlığı olumsuz şekilde etkilediğini gösteriyor. Bu nedenle ekran başında geçen süreyi azaltmak, aktif molalar vermek, cihaz kullanımını sınırlamak önemlidir. Cihazlarda ekran süresi için zamanlayıcı kurmak, sosyal medya ya da online alışveriş gibi hareketsiz kalmaya yol açan etkinlikleri sınırlamak yarar sağlayabilir.”</p>
<p><strong>UYKU DÜZENİNİZİ KORUYUN</strong></p>
<p>Uyku kalitesi ve düzeninin, metabolizma ve hormon dengesi açısından kritik öneme sahip olduğunu anlatan Dr. Öztürk, “Uyku yetersizliği veya düzensizliği; insülin duyarlılığını azalttığı, kan şekeri kontrolünü bozduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Uyku en önemli sağlık göstergelerinden biridir. Bu nedenle hiçbir zaman uyku ritminizin bozulmasına izin vermeyin. Uyku ritminiz bozulduysa yeniden düzenlemeye gayret gösterin. Bazen bunun için en az üç haftalık bir süre gerekebileceğini unutmayın.”</p>
<p><strong>HEKİM KONTROLÜNDE VERİLEN İLAÇLARI DÜZENLİ KULLANIN</strong></p>
<p>Yaşam tarzında yapılacak değişimler diyabeti önlemede çok önemli olmakla birlikte özellikle yüksek riskli kişilerle tıbbi değerlendirme ve gerekirse koruyucu ilaç kullanımının da gündeme geldiğini anlatan Dr. Funda Öztürk, “Hekimin yapacağı tetkikler ve hastalık geliştirme riskine göre bazı ilaçlar kullanılabilir. Yapılan araştırmalar, bu ilaçların bazılarında yüzde 30-40 oranında diyabeti geciktirebildiği gösterilmiştir. Ancak bu noktada hekim değerlendirmesi ve hastanın tedaviye uyumu çok önemlidir. Ayrıca, 45 yaş üstü bireyler için yılda en az bir kez açlık kan şekeri, HbA1c gibi testlerin yapılması gerekir. Zira, erken tanı ve önlem açısından bu oldukça önemlidir.”</p>
<p><strong>STRESİNİZİ KONTROL ETMEYİ ÖĞRENİN</strong></p>
<p>Stresin diyabeti önleme ve kontrolde de çok önemli bir unsur olduğunu söyleyen Dr. Funda Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı: “Stres uyku kalitenizi; diyet uyumunuzu, hareket kapasitenizi değiştiren en önemli faktörlerden biridir. Bilimsel olarak da süreklilik, spor ya da diyet gibi müdahalelerde en güçlü etkiye sahip unsur olarak görülmektedir. Bu nedenle kendinize katı kurallar koyup yıkılınca  strese girmeyin. Yaşam tarzı değişikliklerini kademeli yaparak, o anının tadını çıkarmaya odaklanın. Kontrolde çok zorlanıyorsanız profesyonel yardım almayı ihmal etmeyin. Zaman zaman; beslenme ve egzersiz düzeniniz aksasa bile her günün yeni bir gün olduğunu hatırlayarak gayret göstermeye devam edin.”</p>
<p>  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tip-2-diyabeti-onlemek-icin-yapmamiz-gereken-8-oneri-591460">Tip 2 Diyabeti Önlemek İçin Yapmamız Gereken 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı dişlerin temelini ebeveynler atıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-dislerin-temelini-ebeveynler-atiyor-591247</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[dişlerin]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynler]]></category>
		<category><![CDATA[koçan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[temelini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, çocuklarda diş sağlığının korunmasında ebeveyn sorumluluğu, doğru beslenme, düzenli diş fırçalama ve kontrollerin önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-dislerin-temelini-ebeveynler-atiyor-591247">Sağlıklı dişlerin temelini ebeveynler atıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, çocuklarda diş sağlığının korunmasında ebeveyn sorumluluğu, doğru beslenme, düzenli diş fırçalama ve kontrollerin önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Süt dişlerinin korunması, genel ve kalıcı diş sağlığı için önemli!</strong></p>
<p>Çocuklarda diş bakımı konusunda ebeveynlere büyük sorumluluk düştüğünü dile getiren Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Çocuklar henüz kendi ağız ve diş bakımını yapabilecek düzeyde değillerdir.” dedi.</p>
<p>Çocukların büyüme ve gelişme dönemlerinde süt dişlerinin beslenme kadar önemli olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Koçan, “Çocukların konuşmayı öğrendikleri dönemde özellikle ön dişler bazı seslerin çıkartılmasında önemlidir. Bu dişlerin korunması çocukların genel sağlığı açısından ve daimi dişlerin korunması için de gereklidir. Daimi dişler doğal yer tutucu işlevi görürler ve süt dişlerinin erken kaybedildiği durumlarda daimi dişlerin sürmesinde bir takım problemler ortaya çıkabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ebeveynler istikrarlı olursa çocuklar uyum sağlar!</strong></p>
<p>Ebeveynlerin çocuklarına günde 2 kez diş fırçalanması gerektiğini anlatmalarının önemli olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Çocuğun yaş aralığına göre diş fırçası ve macun seçimi önemli. Ancak diş fırçalamanın düzenli bir şekilde yapılması daha da önemli bir husus. Çocuklar başlangıçta diş fırçalatmak istemeyip bu durumdan kaçabilir. Ebeveynlerin bu konuda istikrarlı olması durumunda her çocuk bu sürece uyum sağlar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Karbonhidrat ve şeker içeriği yüksek yiyeceklerden uzak durulmalı!</strong></p>
<p>Beslenmenin diş çürüklerindeki etkisinin oldukça büyük olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, “Çikolata, şekerleme, cips, kraker ve diğer karbonhidrat ve şeker içeriği yüksek yiyeceklerden uzak durulması gerekiyor. Bu tür yiyeceklerin çürük oluşturma ihtimali yüksek. Bu nedenle bu tip yiyeceklerin olabildiğince sınırlandırılması çocuğun diş sağlığı açısından önemli.” dedi</p>
<p>Beslenmenin dışında ise düzenli diş kontrollerin yapılmasının önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Koçan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çürükler ilk zamanlarda çok anlaşılamayabilir ve bir ebeveyn bu durumu anlayamayabilir. Ağrı ortaya çıkması ve çürüğün görünür hale gelmesinden sonra tedavinin biraz daha zorlaşacağı söylenebilir. Özellikle küçük çocuklar için bu durum daha da zorlaşabilir, fakat tedavi etmek mümkündür.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-dislerin-temelini-ebeveynler-atiyor-591247">Sağlıklı dişlerin temelini ebeveynler atıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlıkta doz çok önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yalnizlikta-doz-cok-onemli-590823</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 08:02:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[birey]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlıkta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, 11 Kasım Yalnızlar Günü kapsamında yalnızlığın nedenlerini, olası yarar ve zararlarını, birey üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlikta-doz-cok-onemli-590823">Yalnızlıkta doz çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3 data-start="347" data-end="754"><strong data-start="347" data-end="406">Başkalarına alan açmayan kişi, sonunda yalnız kalabilir</strong></h3>
<p data-start="347" data-end="754">Modern yaşamda yalnızlığın sosyolojik ve psikolojik pek çok nedeni olduğunu belirten Aydın, “Eskiden köylerde insanlar birbirine bağımlıydı ve sosyal etkileşim yüksekti. Günümüzde ise bireyler çoğunlukla yalıtılmış evlerde veya geçici yerleşimlerde yaşadıkları için aidiyet duygusu gelişmiyor ve derin sosyal ilişkiler kurmak zorlaşıyor” dedi.</p>
<p data-start="756" data-end="1385">Psikolojik nedenlere de değinen Aydın, “Bu yüzyılın önemli sorunlarından biri narsisizm; kişinin kendini aşırı önemli görmesi ve diğerlerinden üstün olduğunu düşünmesi. Bu bakış açısına sahip bireyler, başkalarına alan açmaz ve fedakarlık yapmaktan kaçınır. Sonuçta, bu tek kişilik dünyada yalnızlık kaçınılmaz hale gelir. Bazıları ise dışlanmışlık, hayal kırıklıkları veya ilişkilerden beklentilerinin karşılanmaması nedeniyle yalnız kalmayı seçer. Geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler, gelecekteki ilişkilerden de korkmalarına yol açabilir. Bu nedenle sosyal ilişkilerden uzak durmayı tercih edebilirler” ifadelerini kullandı.</p>
<h3 data-start="1387" data-end="1723"><strong data-start="1387" data-end="1423">Yalnızlık bazen konfor da sağlar</strong></h3>
<p data-start="1387" data-end="1723">Yalnız olmanın bazı dezavantajlar taşısa da kişiye özgürlük sunduğunu belirten Aydın, “Hesap soran kimsenin olmaması, birilerine bir şey yapmak zorunda olmamak, kişinin istediği gibi yaşamasına imkan verir. Bazı insanlar bu konfordan vazgeçmek istemez ve bu nedenle yalnızlığı tercih eder” dedi.</p>
<p data-start="1725" data-end="2012">Aydın, modern kapitalist dünyada maddi motivasyonun ilişkileri derinleştirmeyi zorlaştırdığını da vurguladı: “İlişkilerin maddi getirisi olmadığında, insanlar bu ilişkileri derinleştirmekten kaçınabiliyor. Maddiyatın ön planda olduğu bir dünyada derin sosyal bağlar kurmak güçleşiyor.”</p>
<h3 data-start="2014" data-end="2533"><strong data-start="2014" data-end="2061">Kalabalık içinde de yalnız hissetmek mümkün</strong></h3>
<p data-start="2014" data-end="2533">Yalnızlık ile sosyal izolasyonun aynı şey olmadığını belirten Aydın, “Yalnızlık, etrafta kimse olmaması anlamına gelmez; kalabalıklar içinde de kişi kendini yalnız hissedebilir. Çok çocuklu ailelerde büyüyen bir çocuk veya yoğun sivil toplum faaliyetlerinde bulunan biri de aidiyet duygusu eksikliği nedeniyle yalnız hissedebilir. Sosyal izolasyon fiziksel olarak ayrışmayı ifade ederken, yalnızlık öznel bir deneyimdir ve olumlu ya da olumsuz olabilir” diye konuştu.</p>
<h3 data-start="2535" data-end="2990"><strong data-start="2535" data-end="2596">Yaratıcı süreçler için yalnızlık önemli bir alan olabilir</strong></h3>
<p data-start="2535" data-end="2990">Aydın, yalnızlığın bireyin içsel deneyimlerini düşünmesi ve yaratıcı süreçler için fırsat sunduğunu belirtti: “Kişi, kendini ve ilişkilerini sorgulama zamanı bulabilir. Şairler geceleri yalnız kalarak şiir yazabilir, mühendisler izole çalışarak büyük projeler üretebilir. Tercih edilmiş yalnızlık, ideal hedeflere ulaşmak için gerekli bir süreçtir ve bireye tatmin ve huzur duygusu sunar.”</p>
<h3 data-start="2992" data-end="3577"><strong data-start="2992" data-end="3033">Yalnızlık doz aşarsa zararlı olabilir</strong></h3>
<p data-start="2992" data-end="3577">Ancak yalnızlığın fazla olduğunda zararlı bir etkiye dönüşebileceğini söyleyen Aydın, “Pandemi sonrası sosyal izolasyon arttı ve yalnızlığın zararları daha belirgin hale geldi. Eğer kişi derin duygusal yaralar hissetmeye başlıyorsa, sevilmediğini veya hayatta bir yerinin olmadığını düşünüyorsa bu yalnızlık tehlikeli hale gelmiştir. Uzun süreli yalnızlık, uyku bozukluklarına, artan strese ve buna bağlı sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca yalnız bireyler obezite, tansiyon, depresyon ve anksiyete gibi sorunlara daha yatkındır” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlikta-doz-cok-onemli-590823">Yalnızlıkta doz çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 11:07:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[baran]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hala]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590484</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşan bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484">Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşan bir hastalık. Dünyada ve ülkemizde hala en sık görülen enfeksiyonlardan biri olan zatürre aynı zamanda en önemli ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Öyle ki ülkemizde her yıl   yaklaşık 300 bin kişiye zatürre tanısı konuluyor. Sağlık Bakanlığı’nın 2023 yılı verilerine göre; hastaneye en çok yatış gerektiren bir enfeksiyon olan zatürre ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;uncu sırada olmaya devam ediyor.  <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, </strong> sonbahar ve kış aylarında kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesi nedeniyle görülme sıklığı artan zatürrenin özellikle ileri yaşta ve kronik hastalığı olan kişilerde  son derece ciddi ve ölümcül seyredebileceğine dikkat çekerek, “Enfeksiyon sebebiyle vücuttaki oksijen seviyesinin düşmesi tüm organları etkilemektedir. Bunun sonucunda akciğerin yanı sıra böbrek, kalp ile karaciğer yetmezlikleri gelişebilmektedir. Özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişilerde bu organlar çok daha kolay hasar görmektedir” diyor. <strong>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,</strong>  dolayısıyla zatürreden korunmanın yaşamsal önem taşıdığını vurgulayarak, “Bu enfeksiyondan en etkili korunma yöntemi ise özellikle 65 yaş üstü ve/veya altta kronik hastalığı olanların düzenli yıllık grip aşısı ve 1 kez zatürre aşısı yaptırmalarıdır” diyor.</p>
<p><strong>Kapalı alanlarda hızla bulaşıyor</strong></p>
<p>Sonbahar ve kış aylarında zatürrenin görülme sıklığı belirgin şekilde artış gösteriyor. Bu artışın nedenleri arasında grip (influenza), RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs), koronavirus gibi solunum yolu virüslerinin bu mevsimlerde daha yaygın olmaları yer alıyor. Virüsler akciğerlerin savunmasını zayıflatıyor ve bakterilerin yerleşip iltihap yapmalarını kolaylaştırıyor. Soğuk havada kapalı ortamlarda uzun süre zaman geçirilmesi de damlacık yoluyla bulaşan mikroorganizmaların hızla yayılmalarını kolaylaştırıyor. Aynı zamanda soğuk hava burun ve solunum sistemindeki savunma mekanizmalarını zayıflatıyor. Güneş ışığının az olması da D vitamini düzeylerinin düşmesine ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olabiliyor. Bu etkenler zatürrenin görülme sıklığını dolaylı olarak artırıyor. KOAH, kalp yetmezliği ve diyabet gibi kronik hastalıklar da soğuk havalarda kötüleşerek zatürrenin gelişimini kolaylaştırıyor. </p>
<p><strong>Mikroplar oksijen seviyesini düşürüyor!  </strong></p>
<p>Bakterilerin, virüslerin ve nadir olarak mantar enfeksiyonlarının akciğerlere ulaşmasıyla gelişen zatürre bulaşıcı ve hızlı ilerleyebilen bir hastalık. Çoğunlukla solunum yoluyla bulaşan zatürrenin bulaşma riski ise virüs veya bakterilerin türüne göre değişiyor. Hasta bir kişi öksürürken veya hapşırırken damlacıklar havaya karışıyor. Sağlıklı kişi bu damlacıkları soluduğunda mikroplar burun, boğaz veya soluk borusundan akciğerlere ulaşıyor. Normalde akciğerler kendini iyi koruyor; burun, soluk borusundaki tüyleri ve mukus ise mikropları dışarı atarken,  bağışıklık hücreleri de mikropları yutuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, “Ancak  grip ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında, sigara kullanımında, bağışıklık sistemi zayıfladığında, aşırı yorgunlukta veya beslenme bozukluğunda mikroplar akciğerin hava keseciklerine  kadar ulaşmaktadır” uyarısında bulunuyor. Vücudun burada çoğalan mikropları yok etmek için iltihap karşıtı hücrelerini bölgeye gönderdiğini belirten Prof. Dr. Reha Baran, “Bu savaş sırasında alveoller, yani akciğer dokuları sıvı iltihap hücreleri ve bakterilerle dolmaktadır. Bunun sonucunda, vücutta oksijen seviyesi düşerken; ateş, öksürük ve göğüs ağrısı gibi sorunlar başlamaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Hafif öksürük ve ateş erken belirtisi olabilir! </strong></p>
<p>Zatürre basit bir soğuk algınlığı gibi başlayıp, hızla ağırlaşabilen bir hastalık. Başlangıcında genellikle 38-40 derece ateş, titreme ve öksürük görülüyor. Önce kuru özellik sergileyen öksürük daha sonra sarı, yeşil veya pas renginde balgamlı hale geliyor.  Nefes alırken göğüste batar tarzda ağrı, halsizlik, yorgunluk, hafif egzersizlerde veya konuşurken hissedilen nefes darlığı, özellikle virüs zatürrelerinde kas-eklem ağrıları, diğer belirtilerini oluşturuyor.  Prof. Dr. Reha Baran, bu dönemde hekime başvurmanın yaşamsal önem taşıdığı uyarısında bulunarak, “Risk grubunda olanlarda ise sadece hafif öksürük ve ateş bile erken zatürre belirtisi olabilmektedir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,<strong> </strong>erken tanı konulduğunda enfeksiyonun akciğerin tamamına yayılmadan durdurulabildiğine işaret ederek, “Bu sayede solunum yetmezliği ve kan zehirlenmesi gibi komplikasyonlar önlenirken, hastaneye yatış ihtimali azalmaktadır. Özellikle yaşlılarda ve kronik bir hastalığı olanlarda erken tedavi ölüm riskini önemli ölçüde düşürmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Bol sıvı alımı ve istirahat önemli! </strong></p>
<p>Zatürrenin tedavisinde amaç enfeksiyonu yok etmek, akciğer fonksiyonunu düzeltmek ve nefes darlığı ile organ yetmezliği gibi komplikasyonları önlemek. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,<strong> </strong>bakteri kaynaklı zatürrelerde tedavinin temelini antibiyotiklerin oluşturduğunu belirterek, “Viral zatürrelerde ise antibiyotik etkisizdir. Bu durumda; bol sıvı alımı, istirahat, ateş düşürücü ilaçlar ve gerekiyorsa oksijen desteği önemlidir.  İnfluenza (grip) kaynaklı gelişen zatürrelerde özel bir antiviral ilaçlar ve covid-19 gibi enfeksiyonlarda ise kortizon kullanılabilir” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Zatürreden korunmak için 8 kritik kural! </strong></p>
<ul>
<li>Zatürre ve grip aşılarınızı yaptırın. </li>
<li>Sigara ve alkolü mutlaka bırakın. </li>
<li>Ellerinizi sık sık sabunlu suyla en az 2 dakika boyunca yıkamayı alışkanlık edinin.</li>
<li>Kapalı ortamlarda bulunmaktan kaçının, eğer mecbursanız mutlaka maske kullanın. </li>
<li>Hastalar ile yakın temasta bulunmamaya özen gösterin.</li>
<li>Bağışıklık sistemini güçlendirmek için<strong> </strong>dengeli beslenin, özellikle protein ve C vitamini yönünden zengin besinler tüketin, yeterli süre uyuyun, düzenli egzersiz yapın, stresi yönetmeye çalışın,   kronik bir hastalığınız varsa düzenli olarak kontrolünü yaptırın. </li>
<li>Odanızı her gün üç kez olacak şekilde 15’er dakika havalandırın. Ayrıca, nem oranı çok düşük ortamlarda bulunmamaya dikkat edin.</li>
<li>Soğuk havada burundan nefes alın. Burun, soğuk havayı akciğerlere ulaşmadan önce ısıtır ve nemlendirir. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-ve-ulkemizde-hala-onemli-bir-tehdit-590484">Dünyada ve ülkemizde hala önemli bir tehdit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağcılar&#8217;da Nurullah Genç Etüt Merkezi ve Kütüphanesi hizmete açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagcilarda-nurullah-genc-etut-merkezi-ve-kutuphanesi-hizmete-acildi-590220</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2025 11:52:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[bağcılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bağcılar Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[etüt]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[hizmete]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[kütüphanesi]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nurullah]]></category>
		<category><![CDATA[Nurullah Genç]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590220</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağcılar Belediyesi hizmet binası içinde inşa edilen 250 kişi kapasiteli Nurullah Genç Etüt Merkezi ve Kütüphanesi, hizmete açıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilarda-nurullah-genc-etut-merkezi-ve-kutuphanesi-hizmete-acildi-590220">Bağcılar&#8217;da Nurullah Genç Etüt Merkezi ve Kütüphanesi hizmete açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b>Bağcılar Belediyesi hizmet binası içinde inşa edilen 250 kişi kapasiteli Nurullah Genç Etüt Merkezi ve Kütüphanesi, hizmete açıldı. Modern ve konforlu ortamıyla ilçe sakinlerinin hizmetine sunulan kütüphane, 7 gün 24 saat açık hizmet verecek. Bağcılar’a önemli bir değer kazandırdıklarını söyleyen Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, “Burası yarınımızın güvencesi olan ilim irfan sahibi gençlerimizin de yetişmesinde önemli rol üstlenecek” dedi.</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Yatırımlarında eğitime öncelik veren Bağcılar Belediyesi, ilçenin prestijini artıracak yeni bir projeyi ilçeye kazandırdı. Bu amaçla Bağcılar Belediyesi Başkanlık binasının girişinde sağ tarafta bulunan ve daha önce Zabıta Müdürlüğü olarak hizmet veren alan kütüphane olarak değerlendirildi. Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız’ın BKF’de (Bağcılar Kitap Fuarı) müjdesini verdiği kütüphane bir ay sonra hizmete açıldı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>250 kişiye aynı anda hizmet verebilecek kapasitede</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Kütüphane, 800 metrekare kapalı alana sahip ve aynı anda 250 kişiye hizmet verebilecek bir kapasitede. Kütüphanenin içinde çalışma alanları, grup çalışma odaları, seminer odası ve yeme-içme alanları yer alıyor. Bunun yanında romandan bilimsel araştırmalara kadar farklı içerikte çok sayıda kitap da bulunuyor.  </span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>“Yağmur” şiirine yer verildi</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Titiz bir çalışmanın ardından açılan etüt merkezi ve kütüphaneye Türkiye&#8217;nin önde gelen şairlerinden ve yazarlarından Nurullah Genç’in adı verildi. Kütüphanede Genç için özel bir bölüm oluşturuldu. Duvarda “Kelimelerin Üstadı” başlığı altında Nurullah Genç’in hayatı anlatılırken, fotoğrafı ve “Yağmur” isimli şiirine de yer verildi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Kitapseverler için bütün ayrıntılar düşünüldü</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Nurullah Genç Etüt Merkezi ve Kütüphanesi’nde kitapseverlerin konforlu bir ortamda çalışmaları için bütün ayrıntılar düşünüldü. Kütüphane, sessiz çalışma alanları, temiz ortam, zengin kitap koleksiyonlarıyla okuma alanının olmasının yanında cazibe merkezi özelliği de taşıyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Vali Davut Gül çok beğendi</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>İstanbul Valisi Davut Gül, Bağcılar Kaymakamı Abdullah Uçgun, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız birlikte kütüphaneyi gezdi. Gençlerle sohbet eden Vali Gül, onlara başarılar diledi. Kütüphaneyi de beğendiğini söyleyen Gül, kütüphanenin yapımında emeği geçenleri de tebrik etti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Eğitimi yeni nesillere taşıyan en önemli yapılar</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Kaymakam Uçgun, bu tür güzel projelerin halkla buluşturulmasından dolayı mutlu olduklarını söyleyip “Hayırlı uğurlu olsun” dedi. Özdemir ise “Bilimden sanata edebiyattan tarihe kadar bütün alanlarda bir milletin hafızasını oluşturan kütüphaneler, geçmişi geleceğe, eğitimi yeni nesillere taşıyan en önemli yapılardır. Bu anlamda bu tesis özellikle gençlerimiz için çok güzel oldu” diye konuştu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>7 gün 24 saat açık olacak</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bağcılar’a önemli bir değeri kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, ise şunları söyledi. “Edebiyatımızın seçkin isimlerinden Sayın Nurullah Genç’in ismini taşıyan onuncu kütüphanemizi, gençlerimizin ve tüm kitapseverlerin hizmetine sunduk. Her yönüyle çok güzel bir eğitim yuvası oldu. Özellikle gençlerimiz burada hem ders çalışacak hem de eğitim hayatlarına katkıda bulunacaklar. İnanıyorum ki burası yarınımızın güvencesi olan ilim irfan sahibi gençlerimizin de yetişmesinde önemli bir rol üstlenecek. 7 gün 24 saat açık olacak kütüphanemiz ilçemize hayırlı olsun.&#8221; </span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilarda-nurullah-genc-etut-merkezi-ve-kutuphanesi-hizmete-acildi-590220">Bağcılar&#8217;da Nurullah Genç Etüt Merkezi ve Kütüphanesi hizmete açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşsizliğe karşı sanayi sitesinde kurs merkezi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/issizlige-karsi-sanayi-sitesinde-kurs-merkezi-590202</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2025 08:07:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kurs]]></category>
		<category><![CDATA[Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Fabrikası]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[sitesinde]]></category>
		<category><![CDATA[şsizliğe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590202</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası ilk kez bir sanayi sitesinde kurs merkezi açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/issizlige-karsi-sanayi-sitesinde-kurs-merkezi-590202">İşsizliğe karşı sanayi sitesinde kurs merkezi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası ilk kez bir sanayi sitesinde kurs merkezi açtı. Menderes’te Ege Sanayi Ticaret İhracat Merkezi’ndeki (ESTİM) açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, özellikle gençlerin ve kadınların istihdamda yer alması için çalıştıklarını ve benzer kurs merkezlerini kente kazandırmaya devam edeceklerini söyledi. </p>
<p>İzmir’in ekonomik kalkınmasına, rekabet gücünün ve istihdamın artırılmasına, nitelikli insan kaynağının çeşitlendirilmesine yönelik adeta bir fabrika gibi işleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası’nın 29. kurs merkezi Menderes Ege Sanayi Ticaret İhracat Merkezi’nde (ESTİM) açıldı. Özellikle anahtar sektörlerde karşılanamayan nitelikli ara eleman ihtiyacını karşılamak üzere eğitimlerin verileceği ESTİM Kurs Merkezi’nin açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Türkiye’de ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin oranına dikkat çekerek benzer kurs merkezlerini kente kazandırmaya devam edeceklerini söyledi. </p>
<p><strong> “Çok önemli ve çok özel bir proje”</strong></p>
<p>İlk defa bir sanayi sitesi içinde bir kurs merkezi açtıklarını ve bu yüzden bu projenin çok önemli olduğunu dile getiren Başkan Tugay, “Ülkemizde insanlarımız geçim derdinde. Meslek Fabrikası bünyesinde düzenlediğimiz kurslarımızla işsizliğin azaltılmasını hedefliyoruz. İzmir dayanışması ve duyarlılığı ile sosyal belediyecilik hizmet anlayışıyla çok özel bir şehir. Türkiye’de üniversite mezunu işsiz milyonlarca genç var. Bu ülkemiz için ekonomik, sosyal ve politik açıdan önemli bir tehdit. Bu gençlerimiz kaybolan bir kuşak durumuna dönüşmemeli. 18-24 yaş grubundaki gençlerimizin yüzde 32’si, şu anda bu grupta. Bu oran benzer bir OECD ülkesinin oranından iki kat daha fazla. Bu şu demek; gençleri kaybediyoruz. Bu nedenle gençlerimizi iş sahibi yapmak için çok çalışmamız lazım” sözlerine yer verdi.  </p>
<p><strong>“Benzer kursları şehre kazandırmaya devam edeceğiz”</strong></p>
<p>Genç kadınların yüzde 42’sinden fazlasının da istihdam dışında olduğunu kaydeden Başkan Tugay, “Bu, büyük bir oran. Üniversite mezunlarının istihdam oranı açısından Türkiye, Avrupa ülkeleri içinde en son sırada. Pek çok sektörde ara eleman ihtiyacı oluyor. Bu yüzden Meslek Fabrikamız istihdamı artırmak ve ara eleman ihtiyacını karşılamak için çalışan bir birimimiz. Açılışını yaptığımız 29. kurs merkezimizde yeni beceriler kazanacak yurttaşlarımızın iş yaşamında kendine yeni alanlar bulacağına yürekten inanıyoruz. Kısıkköy, böyle bir proje için en uygun yerlerden biriydi. Benzer kursları şehrimize kazandırmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“Nitelikli eleman yetiştirilecek”</strong></p>
<p>Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, “İlçemiz ve insanlarımız için çok önemli bir yatırım. Meslek Fabrikası, sadece bir üretim merkezi değil aynı zamanda gençlere umut, kadınlara güç, iş arayanlara fırsat sunan bir yaşam projesidir. İstihdama büyük bir katkı sağlayacak bu merkez, hem içinde bulunduğu ESTİM Sanayi Sitesi’ne hem de iş gücü piyasasına nitelikli eleman yetiştirme konusunda önemli bir rol oynayacaktır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Binlerce insana meslek edindireceğiz”</strong></p>
<p>EBSO Meclis Başkanı İbrahim Gökçeoğlu, “İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası başarılı çalışmalarıyla çok sayıda kişiye istihdam yarattı. ESTİM Kurs Merkezi’nde de binlerce insanı meslek sahibi yapmak için her türlü desteği vereceğiz. Üretim yoksa kalkınma hayaldir. Bu, EBSO’nun bir sloganıdır. Üretim yapılan yerlerin büyüklüğü, küçüklüğü önemli değil. Buranın kıymetini hep birlikte bilelim. Her fabrika, bir kaledir. Hep üreteceğiz. Çünkü bizim doğalgazımız, petrolümüz yok. Tek gücümüz var; üretmek. Onu da bugün burada başlatıyoruz. Emeği geçenlere, irade veren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yeni fırsatlar sunacak</strong></p>
<p>ESTİM Yönetim Kurulu Başkanı İmren Erten ise Meslek Fabrikası ESTİM Kurs Merkezi’nin, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ESTİM iş birliği ile istihdamı artırmak, nitelikli iş gücü yaratmak ve gençlere yeni fırsatlar sunmak amacıyla hayata geçirildiğini belirterek destekleri nedeniyle Başkan Tugay’a teşekkür etti. </p>
<p><strong>Farklı alanlarda kurslar verilecek</strong></p>
<p>Merkezde “Yiyecek İçecek Alanı: Geleneksel Hamur Ürünleri Yapım ve Aşçı Çırağı”, “Bilişim Teknolojileri Alanı: Bilgisayar İşletmenliği (Operatörlüğü), İleri Excel Geliştirme ve Uyum Eğitimi, Web Uygulamaları Geliştirme”, “Muhasebe ve Finansman: Ön Muhasebe ve Personel Bordo Özlük İşleri”, “Giyim Üretim Teknolojisi Alanı: Giyim Üretiminde Temel İşlemler” kursları olacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/issizlige-karsi-sanayi-sitesinde-kurs-merkezi-590202">İşsizliğe karşı sanayi sitesinde kurs merkezi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Bütün Enerjimizi Konyaspor&#8217;un Başarısı ve Konya&#8217;nın Gelecek Yüzyıla Hazırlanması İçin Harcamalıyız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-butun-enerjimizi-konyasporun-basarisi-ve-konyanin-gelecek-yuzyila-hazirlanmasi-icin-harcamaliyiz-590136</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2025 07:21:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[başarısı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[bütün]]></category>
		<category><![CDATA[enerjimizi]]></category>
		<category><![CDATA[İsminin]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[konyaspor]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tesis]]></category>
		<category><![CDATA[un]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590136</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Tümosan Konyaspor’un antrenmanını ziyaret ederek Başkan Ömer Atiker ve Teknik Direktör Çağdaş Atan’la görüştü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-butun-enerjimizi-konyasporun-basarisi-ve-konyanin-gelecek-yuzyila-hazirlanmasi-icin-harcamaliyiz-590136">Başkan Altay: &#8220;Bütün Enerjimizi Konyaspor&#8217;un Başarısı ve Konya&#8217;nın Gelecek Yüzyıla Hazırlanması İçin Harcamalıyız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Tümosan Konyaspor’un antrenmanını ziyaret ederek Başkan Ömer Atiker ve Teknik Direktör Çağdaş Atan’la görüştü. Konyaspor’a Türkiye’nin en modern tesislerinden birini kazandırdıklarını ve tesise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un isminin verildiğini kaydeden Başkan Altay, Ahmet Çalık’ın da Bakan Kurum’un da Konya’nın önemli değerleri olduğunu ifade etti. Başkan Altay, “Bakanımızın böyle bir talebi yok. Kendisi başta deprem bölgesi olmak üzere ülkemiz için çok yoğun çaba sarf ediyor. Biz de Konyalılar olarak Konya’ya yapmış olduğu katkılardan dolayı isminin bu tesiste yaşatılmasını arzu ediyoruz. Önemli olan ortaya çıkan eser. Bunu bir siyasi hesaplaşmaya dönüştürerek, Bakanımızın isminin tesisten kaldırılması için siyasi açıklama yapan arkadaşlarımıza Konya’nın birlik beraberliği için birlikte hareket etmeyi öneriyorum. Konya için herkes çok kıymetli. Bütün enerjimizi Konyaspor’un başarısı ve Konya’nın gelecek yüzyıla hazırlanması için harcamalıyız. Polemiklerle kaybedecek vaktimiz yok” dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Tümosan Konyaspor’un antrenmanını ziyaret etti.</p>
<p>Tümosan Konyaspor Başkanı Ömer Atiker’in de yer aldığı Murat Kurum Tesisleri’ndeki ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Başkan Altay, yeni göreve gelen Teknik Direktör Çağdaş Atan’a başarılar diledi. Başkan Altay, “Hocamızın enerjisi takıma yansıdı. İnşallah başarılara da yansıyacaktır. Zaten kendisi şehrimizi tanıyor, biz de onu tanıyoruz. Seyircimizle çok iyi bir sinerji oluşturdu. Başkanımızın ve kulübümüzün desteği tam, biz de şehir olarak destekliyoruz. Her zaman Konyaspor’un yanında olduk, bundan sonra da Konyaspor’un yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“AHMET ÇALIK BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR İSİM”</strong></p>
<p>Konyaspor’un tesis kazanması konusunda da önemli çalışmalar yaptıklarını ve son dönemde yaptıkları iki saha ve tesisi tamamladıklarını anlatan Başkan Altay, “Konyaspor, bütün değerlerine sahip çıkan bir takım. Biz de Konya olarak bütün değerlerimize sahip çıkıyoruz. Ahmet Çalık bizim için çok önemli bir isim. Karakteriyle, Konyaspor’umuza verdiği katkıyla gönlümüzdeki yeri başka. Takımımıza çok önemli katkılarda bulundu. Kendisini rahmetle yad ediyorum. Karatay Belediyemiz Ahmet Çalık’ın ismini bir parka verdi. Geçtiğimiz ay da ailesinin ve bizim katılımımızla Selçuklu Belediyemizin inşa ettiği Spor Lisesi’ndeki bir spor salonuna ismini verdik. Çok da yakıştı. Öğrenciler, onun ahlakıyla, onun spor anlayışıyla yetişmiş olacak” diye konuştu.</p>
<p><strong>“BAKANIMIZ DEPREM BÖLGESİ BAŞTA OLMAK ÜZERE ÜLKEMİZ İÇİN ÇOK YOĞUN ÇABA SARF EDİYOR”</strong></p>
<p>Konyaspor’a 7 bin 300 metrekare alanıyla Türkiye’nin en modern tesislerinden birisini kazandırdıklarını ve tesise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un isminin verildiğini kaydeden Başkan Altay, bu konuyla ilgili yapılan eleştirilere cevap verdi. Başkan Altay, “Bakanımızın zaten böyle bir talebi yok. Kendisi başta deprem bölgesi olmak üzere ülkemiz için çok yoğun çaba sarf ediyor. Bugünlerde 500 bin konutla herkesin bir ev alması konusunda bir umut oluşturdu. Gecesini gündüzüne katarak, ülkemizin gelişmesi ve Türkiye Yüzyılı’na hazırlanması için çaba sarf ediyor. Biz de Konyalılar olarak Konya’ya yapmış olduğu katkılardan dolayı isminin bu tesiste, Konyaspor’umuzun güzide tesisinde yaşatılmasını arzu ediyoruz. Önemli olan ortaya çıkan eser. Konya’nın bütün değerlerini Konya’mızda yaşatmaya bundan sonra da devam edeceğiz. Polemiklerle kaybedecek vaktimiz yok” dedi.</p>
<p><strong>“KONYA’YI VE KONYASPOR’U HER ZAMAN POLEMİKLERİN DIŞINDA TUTMAYA GAYRET ETTİK”</strong></p>
<p>Bugün gelinen noktada birlik ve beraberlik içerisinde Konyaspor’un başarısı için tüm Konya’nın kenetlenmesi gerektiğine dikkat çeken Başkan Altay, “Bir taraftan da bunu bir siyasi hesaplaşmaya dönüştürerek Bakanımızın isminin tesisten kaldırılması için siyasi açıklama yapan arkadaşlarımıza da Konya’nın birlik beraberliği için birlikte hareket etmeyi öneriyorum. Konya için herkes çok kıymetli. İnşallah bundan sonra da bu kıymetlerin desteğiyle Konyaspor’umuz çok daha güzel günler görecektir. Konya’yı ve Konyaspor’u her zaman polemiklerin dışında tutmaya gayret ettik. Çünkü enerjimizi buna harcamaya ne vaktimiz var ne enerjimiz var. Bütün enerjimizi Konyaspor’un başarısı ve Konya’nın gelecek yüzyıla hazırlanması için harcamalıyız. Konyaspor’umuza başarılar diliyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-butun-enerjimizi-konyasporun-basarisi-ve-konyanin-gelecek-yuzyila-hazirlanmasi-icin-harcamaliyiz-590136">Başkan Altay: &#8220;Bütün Enerjimizi Konyaspor&#8217;un Başarısı ve Konya&#8217;nın Gelecek Yüzyıla Hazırlanması İçin Harcamalıyız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Kitap Fuarı Zengin İçeriğiyle Sürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-kitap-fuari-zengin-icerigiyle-suruyor-590004</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 13:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bursaspor]]></category>
		<category><![CDATA[çeriğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590004</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin YAYKOOP (Yayıncılar Kooperatifi) iş birliğiyle bu yıl ilk kez düzenlediği Osmangazi Kitap Fuarı, zengin içeriğiyle birbirinden farklı konulara temas etmeyi sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-kitap-fuari-zengin-icerigiyle-suruyor-590004">Osmangazi Kitap Fuarı Zengin İçeriğiyle Sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin YAYKOOP (Yayıncılar Kooperatifi) iş birliğiyle bu yıl ilk kez düzenlediği Osmangazi Kitap Fuarı, zengin içeriğiyle birbirinden farklı konulara temas etmeyi sürdürüyor.</p>
<p>Kentin merkezi Osmangazi Meydanı’nda altıncı günü geride bırakan Osmangazi Kitap Fuarı, pek çok disiplinden değerli gazeteci ve yazarları ağırlamaya devam ediyor. Katılımcılarıyla birlikte giderek daha da büyüyen fuar, okurlarına adeta kültürel şölen yaşatıyor. </p>
<p>Fuarın ilk etkinliğinde Pelin Yılmaz’ın masal dinletisi ile hayal dünyasına yolculuk yapan minikler, hem öğrendi hem de unutamayacakları anlar yaşadı.</p>
<p>Aynı zamanda Sevda Kurul’un moderatörlüğünü üstlendiği programda, spor kültürüne ayrı bir parantez açan fuarın konukları Gazeteci Serkan Yetişmişoğlu ve Celil İnce, ‘Bursaspor’ ve ‘Bursa Kent Tarihi’ konularını ele aldı.</p>
<p><b>“Bursaspor, Bursa’da Bir Kültürdür”</b></p>
<p>Bursaspor’un kentin ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizen Serkan Yetişmişoğlu, Bursaspor’un Bursa’da bir kültür olduğunu söyledi. Bursaspor’un geçmiş yıllarda elde ettiği başarılarına işaret eden Yetişmişoğlu, 7 sezondur Süper Lig’de olmamasına rağmen genel puan sıralamasında hala 5. sırada bulunduğunu kaydetti. Yetişmişoğlu, “Bursaspor’un nerelerden nerelere geldiğini görürken, kulübün büyükler kategorisine girmesi kendi kendine olmuş bir şey değil. Bunun büyük bir geçmişi var. Bursaspor, kentin moral parametresidir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Bursaspor’un, Kentin Her Sokağında Faaliyet Gösteriyor Olması Lazım”</b></p>
<p>Bursaspor’un şehrin en önemli markası olduğunu belirten Celil İnce ise, “Kentlerde kentlilik bilincinin artırmanın unsurlarından biri de spordur. Bu anlamda Bursaspor’u en üst sıraya yazarız” ifadesini kullandı. Dinleyicileri 1995 yılına götüren İnce, Bursaspor’un Intertoto Kupası’ndaki performansıyla ilk kez kent sınırlarını aştığını söyleyerek, “Bence Bursaspor, o dönemde yakaladığı ülkeye yayılma başarısını, Süper Lig şampiyonluğunda bile yakalayamadı. Bursaspor, 40 bin ortalamaya oynuyor. Bu kentin bilincinin değişmesinde ve gelişmesinde çok önemli. Bunu doğru kullanalım. Doğru adımları atamazsak, 5 sene sonra yeniden 3. Lig’e dönmeyeceğimizin garantisi yok. İdari ve finansal anlamda doğru modeli, doğru ayaklar üzerinde oturtmalıyız. Kulübün sadece futbol değil, futbol dışı branşlarda da altyapıdan başlamak üzere üst liglerde yer almasını arzuluyorum. Bursaspor’un, kentin her sokağında faaliyet gösteriyor olması, şehrin en kılcal damarına bile girmesi lazım” açıklamalarında bulundu.</p>
<p>Bursaspor’lu nesiller yetiştirmek için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın tarafından hayata geçirilen proje kapsamında yüzlerce çocuğun Bursaspor maçına götürülerek, burada maç izleme olanağı bulmasına değinen Serkan Yetişmişoğlu ve Celil İnce, Osmangazi Belediyesi ve Başkan Erkan Aydın’ı projelerinden ötürü tebrik etti. Aynı zamanda usta kalemler, özellikle kentte Bursaspor’un bilincinin artırılmasında bu projelerin önemli bir etken olduğunu ifade etti.</p>
<p>Çocukların bilişsel gelişiminde önemli bir rol oynayan hızlı okuma teknikleri konusunda uzman olan Yazar Kezban Küçük de, çocuklarla buluştu. Kendisini dinlemeye gelen miniklerle yakından ilgilenen Küçük, merak etmenin önemini ve bu merakın da ancak kitaplarla giderileceğini vurguladı.</p>
<p><b>“Yoshinori Depreme İlişkin Önlemleri Anlattı”</b></p>
<p>Fuarda son zamanlarda ülke genelinde gündemi oluşturan ana etkenlerden biri niteliğindeki deprem konusu da ele alındı. Deprem Uzmanı Moriwaki Yoshinori, depremin yıkıcı etkilerine kapı aralayarak, bu noktada alınması gereken tedbirlere değindi. Önemli uyarılarda bulunan Japon deprem uzmanı, fuar için Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür ederek, kendisini dinlemeye gelen çocuklara kitap hediye etti.</p>
<p><b>“Din ve İnanç Birbirinden Ayrı Düşünmelidir”</b></p>
<p>İslam dinine ve kültürüne ilişkin yazdığı kitaplar ile öne çıkan İlahiyatçı, Araştırmacı Yazar R. İhsan Eliaçık, Osmangazi Kitap Fuarı kapsamında gerçekleştirilen söyleşide dikkat çeken paylaşımlarda bulundu. ‘Sosyal İslam’ adlı söyleşisinde din ve inanç ile ibadet kavramları üzerinde duran Eliaçık, kavramların ayrılması gerekliliğini savunarak, “Yoldan geçen birisine sorduğumuzda, kavramlara ilişkin akıllarından ilk geçeni söyleyeceklerdir. Acak kitapta geçen anlam bu değildir. Mesela ibadet, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmektir diyecektir. Hayır. Kur’an-ı Kerim’de ibadet bunlara denmiyor, bunlara nüsuk deniyor, yani ritüel demek. İbadet, çalışmak ve değer üretmek ile ilgilidir. Din ise inançla karşılaştırılıyor. Din ve inanç birbirinden ayrı düşünmelidir. Kelimeleri nasıl birbirinden ayırarak tanımlarsanız, konuyu o kadar iyi anlarsınız. İnanç kişiseldir, özeldir, benim içimdedir. İnsanlar dünyanın öküzün iki boynuzu üzerinde olduğuna, balığın sırtında olduğuna inanır, bu bir inançtır. Ancak din öyle değil. Din sosyal hayat ile ilgilidir. Kanundur, kuraldır, iktisattır, devlete adaletli ol, liyakat sahiplerini iş başına getir, işleri şura ile yürüt, adil olan neyse onu yap diyerek dünyevi anlamda siyasi, iktisadi kurallar koyar. Din sosyaldir, inanç bireyseldir, içseldir. </p>
<p>Din ve inanç, din ve ibadet kavramlarının ne olduğu anlaşılırsa, İslamiyetin de ne olduğu daha iyi anlaşılır” ifadelerini kullandı. </p>
<p>Fuar hakkında da görüşlerini bildiren R. İhsan Eliaçık, “Fuarı çok güzel buldum, dinleyiciler kaliteli. Güzel bir kültür faaliyeti. Biz yazıp çizenler için bu tür kitap ortamları nefes aldığımız yerler gibidir. Böyle yerler olmazsa yazar nefes alıp veremez hale gelir” dedi.</p>
<p><b>“Hepimiz Cebimizde Yapay Zeka Taşıyoruz”</b></p>
<p>Fuarın altıncı gününün son etkinliğinde ise yapay zeka konusu işlendi. Şaban Akbaba kolaylaştırıcılığındaki söyleşide Yazar Bülent Elitok ve Zehra Betül Yazıcı, ‘Yapay Zekanın Sanat Yeteneği Var Mı?’ sorusunu yanıtladı.</p>
<p>Yapay zekanın, insanlığın dünden bugüne kendisini yenilemesinin bir sonucu olduğunu not düşen Bülent Elitok, kavramın ilk olarak 1956’larda ortaya çıktığını anımsattı. Elitok, yapay zekaya yönelik endişelere de değinerek, “Korkulan şey şu, insan olmayacak, insanın yerine yapay zeka olacak. Bence bu gerekli bir korku değil. Çünkü faydalarını görüyoruz. Örneğin, kim analog telefon kullanmak ister? Hepimiz cebimizde yapay zeka taşıyoruz aslında. Yaşamın içerisine girmiş, bizi de mutlu ediyor. Bundan geri dönüş yok ama etkin kullanmak gerekiyor. Değişim ve dönüşümden korkmamak, bunun doğru kullanımı ile ilgilidir” yorumunda bulundu.</p>
<p><b>“Yapay Zeka ile Sanat Yapılıyor”</b></p>
<p>Zehra Betül Yazıcı ise sanatın çok katmanlı bir yapılanma olduğunu söyleyerek, “Şiirin sadece güzel söz söyleme sanatına bakmıyoruz. Artık göndergeselliği de çok önemli. Metin kendi dışında nereye işaret ediyor, aynı zamanda bir sanatçı ve şair olarak yakın dönemde çevremizde yaşanan acılara işaret ediyor mu, büyük tarih anlatıları dışında kendi öznel bilincini devreye sokup anlatısına dahil edebiliyor mu, bunlar çok önemli. Yapay zekanın tabii ki öznel bilinci yok. Dışlamıyorum, çok da faydalanıyorum. Yapay zeka ile sanat da yapılıyor. 1965’lerden başlayan dijital bir sanat var. O günden bugüne değişim gösterdi” diye konuştu.</p>
<p>Konuşmaların ardından Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, konuklara hediye takdim etti. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-kitap-fuari-zengin-icerigiyle-suruyor-590004">Osmangazi Kitap Fuarı Zengin İçeriğiyle Sürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Influenza hamilelikte daha ağır seyredebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/influenza-hamilelikte-daha-agir-seyredebiliyor-589866</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 11:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağır]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[seyredebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589866</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbaharla birlikte artan mevsimsel hastalıklar, hamilelerde bazı risklerin daha sık ortaya çıkmasına yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenza-hamilelikte-daha-agir-seyredebiliyor-589866">Influenza hamilelikte daha ağır seyredebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharla birlikte artan mevsimsel hastalıklar, hamilelerde bazı risklerin daha sık ortaya çıkmasına yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran</strong> “Gebelikte bağışıklık sistemi anne adaylarını virüslere karşı daha savunmasız hale getirir. Influenza (grip) gebelerde bazen beklenenden daha ağır seyredebilir, solunum güçlüğü ve yüksek ateş gibi belirtilerle anne sağlığını tehdit edebilir. Düşük, erken doğum, su kesesinin erken açılması ve yenidoğanın enfeksiyonu gibi durumların riskini artırabilir” diyor. Bu nedenle sonbahar döneminde anne adaylarının alacakları bazı önlemlerle, hem kendilerinin hem de bebeklerinin sağlığını korumalarının mümkün olabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, sonbahar hamilelerine özel 8 önerisini sıraladı, önemli açıklamalar yaptı. </p>
<ul>
<li><strong>Grip aşınızı ihmal etmeyin </strong></li>
</ul>
<p>Hamilelikte ve emzirme döneminde en etkili korunma yöntemlerinden biri olan grip aşısı, canlı virüs içermediğinden gebelikte güvenle uygulanabilir ve hem anne adayını hem de doğumdan sonraki ilk aylarda bebeği korur. Ancak hamileliğin ilk 3 ayı bebeğin organ gelişim dönemi olduğu için gerekmedikçe beklenmelidir. İkinci veya üçüncü trimesterde olan ve sonbahar-kış dönemine giren anne adaylarının aşılarını doktor önerisiyle yaptırmaları önemlidir.  </p>
<ul>
<li><strong>Ellerinizi sık yıkayın </strong></li>
</ul>
<p>Ellerin sık sık sabunla yıkanması enfeksiyona karşı korur. Su ve sabun olmadığında alkol içeren el antiseptikleri tercih edilebilir. El yıkamak, influenza dahil pek çok virüsten korunmanın en etkili yollarından biridir. Gripli bir hastayla veya salgılarıyla temas edilmesi halinde de ellerin yüze, göze veya buruna temasından kaçınılmalı ve eller mutlaka sabunla yıkanmalı veya alkol içeren bir mendille silinmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Kalabalık ortamlardan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Sonbaharda kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması virüslerin yayılmasını kolaylaştırır. Hamilelerin alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları veya kalabalık toplantılarda mümkünse kısa süre bulunması, bulaş riskini azaltır. Hasta kişilerden mümkünse uzak durulması, gereken durumlarda maske kullanılması, kapalı ortamlarda en azından 1 metre mesafe uzaklıkta bulunulması önemlidir. </p>
<ul>
<li><strong>Dinlenmeye zaman ayırın ve stresi azaltın</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran “Stres, bağışıklık sistemini baskılayan önemli bir faktördür. Gebelikte stres düzeyini azaltmak, hem annenin hem bebeğin sağlığı üzerinde doğrudan olumlu etki yaratır. Güne hafif yürüyüşlerle başlamak, nefes egzersizleri yapmak ya da sevdiğiniz aktivitelerle zaman geçirmek bedeni ve zihni rahatlatır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ev ve iş ortamınızı temiz tutun ve havalandırın </strong></li>
</ul>
<p>Soğuk günlerde evde daha çok vakit geçirilir, fakat kapalı ortamlar mikroorganizmalar için ideal üreme alanıdır. Günde birkaç kez kısa süreli pencere açarak ortamı havalandırın. Düzenli olarak evde ve/veya işte yüzeyleri dezenfektan ile temizleyin. Nem oranının çok düşmesi solunum yollarının kurumasına yol açabilir; bu durumda nemlendirici cihazlardan faydalanabilirsiniz. </p>
<ul>
<li><strong>Beslenmenizi bağışıklık dostu hale getirin </strong></li>
</ul>
<p>Bağışıklık sisteminin güçlü olması için doğru beslenme son derece önemlidir. C vitamininden  zengin meyve ve sebzeler (portakal, kivi, brokoli), çinko içeren kuruyemişler ve omega-3 yönünden zengin balıklar bağışıklık direncini artırır. Yoğurt ve kefir gibi probiyotik kaynakları bağırsak sağlığını destekleyerek enfeksiyonlara karşı koruma sağlar. Ayrıca yeterli su tüketimi ve taze gıdalarla beslenmek de vücudun doğal savunma mekanizmasını güçlendirir.</p>
<ul>
<li><strong>Yeterli ve kaliteli uykuya özen gösterin </strong></li>
</ul>
<p>Gebelik döneminde hormonal değişiklikler uyku düzenini zorlayabilir; ancak dinlendirici bir uyku hem anne hem bebek sağlığı için önemlidir. Günde 7–8 saat kaliteli uyku, bağışıklığın güçlü kalmasına yardımcı olur. Uyumadan önce ekran maruziyetini azaltmak, ılık bir duş almak veya gevşeme egzersizleri yapmak uykuya geçişi kolaylaştırabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Şüpheli belirtilerde doktora başvurun</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran “Ateş, öksürük, kas ağrısı, halsizlik gibi belirtiler fark edildiğinde ihmal edilmemelidir. Hamilelikte enfeksiyonlar daha hızlı ilerleyebilir. Bu nedenle belirtiler başladığında zaman kaybetmeden hekiminize başvurun. Doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayın; uygun tedaviyle hem siz hem de bebeğiniz güvende kalırsınız” diyor. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/influenza-hamilelikte-daha-agir-seyredebiliyor-589866">Influenza hamilelikte daha ağır seyredebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: İZMAR halk içindir, İzmir içindir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmar-halk-icindir-izmir-icindir-589737</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 17:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[buca]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[içindir]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[mağaza]]></category>
		<category><![CDATA[mağazası]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[zmar]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589737</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tanzim satış mağazası İZMAR, Buca’da iki yeni mağazayı hizmete alarak 14 şubeye ulaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmar-halk-icindir-izmir-icindir-589737">Başkan Tugay: İZMAR halk içindir, İzmir içindir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tanzim satış mağazası İZMAR, Buca’da iki yeni mağazayı hizmete alarak 14 şubeye ulaştı. Buca ve Gediz şubelerinin açılışını yapan Başkan Dr. Cemil Tugay, İZMAR’ın belediye ile halkın birlikte olduğu dayanışma ağı olduğunu ifade ederek, “Hiçbir ailenin sofrasının boş kalmadığı, hiçbir çocuğun geleceğe olumsuz bakmadığı, eşit, adil ve huzurlu İzmir’i sizlerle birlikte hep beraber kuracağız. İZMAR halk içindir, İzmir içindir. Yaşasın dayanışma” dedi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tanzim satış ruhuyla İzmirliyi güvenli ve sağlıklı alışverişle buluşturduğu İZMAR mağazaları, 13’üncü mağazasını Buca Yenigün Mahallesi’nde, 14’üncüsünü ise Gediz’de hizmete açtı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki İZTARIM AŞ tarafından hizmete alınan iki yeni şubenin açılış töreni, Uğur Mumcu Caddesi üzerindeki Buca mağazasının önünde gerçekleştirildi. Açılışa, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi Başkanvekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, geçmiş dönem Buca Belediye Başkanı Ercan Tatı, İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları ve İZTARIM AŞ yönetimi, meclis üyeleri, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar ve çok sayıda Bucalı katıldı. </p>
<p><strong>“Sosyal adaleti sağlamak en önemli amaçlarımızdan”</strong></p>
<p>Açılış töreninde konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, “Enflasyon iki alanda çok fazla bel büküyor. Bir tanesi gıda, diğeri ise barınma. O nedenle bu marketler bizim için önemli. İZMAR’da hem gıdayı tüketen hem de üretenin hakkını gözeten bir politika ortaya koymaya çalışıyoruz. Bugün burada bir market açılışından çok daha fazlası için bir aradayız. Türkiye’de milyonlarca insanın en büyük derdi geçim sıkıntısı. On binlerce aile evlerinde tencerelerini kaynatmakta zorlanıyor. Sabit ücretle çalışan insanlar ay sonunu nasıl getireceklerini bilemiyor. Bu gerçeklere kulak tıkamadan çalışmak, hakkaniyeti, sosyal adaleti sağlamak bizim belediyecilikteki en önemli amaçlarımızdan. İZMAR, sağlıklı, güvenilir ve ekonomik ihtiyaç ürünlerini halkla buluşturmak için yola çıkan bir yapı. İZMAR’ın belediye ile halkın birlikte olduğu bir dayanışma ağı olduğuna da inanıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“İzmir’in üreteniyle tüketeni arasında bir güven köprüsü olacak”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, İzmirlilerin uygun fiyatlı ürünlere erişirken aynı zamanda yerli üreticiyi, kooperatifleri ve belediye iştiraklerini de desteklemiş olacaklarını belirterek “Burası yalnızca bir alışveriş noktası değil, İzmir’in üreteniyle tüketeni arasında bir güven köprüsü olacak. Vatandaşlarımızın yoğurt, çay, zeytinyağı gibi ürünlere gösterdiği ilgi bize bu projenin ne kadar yerinde olduğunu gösterdi. Üreticimizin emeğini hak ettiği yere kavuştururken halkımızın sofrasına da bereket taşımız olacağız” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bize adil şekilde hizmet etmenin yakıştığını düşünüyoruz”</strong></p>
<p>Büyükşehir’in Buca’da devam eden yatırımları hakkında bilgi veren Başkan Tugay, “Buca Metrosu, İzmir’in en büyük yatırımı olarak devam ediyor. En geç iki yıl içeresinde Buca’yı şehrin merkeziyle, Gaziemir’deki Fuar İzmir’le buluşturmuş olacağız. Çok önem verdiğimiz projelerden bir tanesi. Bir diğeri de Buca’yı Bornova’ya bağlayacak olan Onat Tüneli. Tünelin açılması için sona gelinmiş durumda. Bağlantı yollarıyla beraber mümkün olan en kısa zamanda bu yolu açacağız ve trafiği büyük ölçüde rahatlatacağımızı düşünüyoruz. Bu iki proje tamamlandığında trafikte önemli bir mesafe almış olacağız. Bu şekilde Buca’mıza verdiğimiz sözlerin bir kısmını daha yerine getirmiş olacağız. Biz, bize adil şekilde hizmet etmenin yakıştığını düşünüyoruz. Bunu çok çalışarak gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. Hiçbir ailenin sofrasının boş kalmadığı, hiçbir çocuğun geleceğe umutsuz  bakmadığı, eşit, adil ve huzurlu İzmir’i sizlerle birlikte hep beraber kuracağız. İZMAR halk içindir, İzmir içindir. Yaşasın dayanışma” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Başkan Duman: İZMAR yerelde kalkınmanın en önemli örneğidir</strong></p>
<p>Buca Belediye Başkanı Görkem Duman ise, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın Buca’ya verdiği destek ve hizmetlerinden dolayı kendisine yürekten teşekkür ediyorum. İZMAR modeli, vatandaşının alım gücünün her geçen gün azaldığı ekonomik kriz döneminde yerelde kalkınmanın en önemli örneğidir. İZMAR, halkın gücünden doğan, üreticinin emeğiyle büyüyen bir dayanışma modelidir.  İZMAR, piyasanın adil olmayan koşullarına karşı hemşehrilerimizi koruyan güçlü bir modeldir. İzmir’in dört bir yanında bu anlayışla büyüyen bir ekonomik ve sosyal adalet modeline hep birlikte tanıklık ediyoruz. Biz de Buca olarak bu halkçı vizyonun parçası olmaktan onur ve gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İki mağaza alışverişe açıldı</strong></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından Başkan Tugay ve davetliler, mağazaların açılışını yaptı. Buca mağazasının ilk alışverişini yapan Başkan Tugay’a İZMAR’da iş başı yapan otizmli personel Toprak Tahir Kurt eşlik etti. Toprak Tahir Kurt’u tebrik eden Başkan Tugay kendisiyle bir süre sohbet etti. Ardından mağazanın ilk alışverişi yapıldı. Buca mağazasının yanı sıra Gediz ESHOT Garajı içerisinde yer alan İZMAR mağazası da hizmete açıldı. </p>
<p><strong>“Kaliteye göre fiyatlar çok uygun”</strong></p>
<p>Açılışın ardından mağazayı kullanan vatandaşlar İZMAR deneyimlerini aktardı. Gediz mağazasından alışveriş yapan Şenol Özen, “Başkanımıza ve emeği geçenlere teşekkür ederiz. Bu tür yerlerin daha da çoğalmasını isteriz, ihtiyacımız var. Özellikle kaliteli ürüne ulaşmada daha güvenli olduğunu düşündüğümüz için bu tür yerlerin önemli olduğunu düşünüyoruz. Kaliteye göre fiyatlar çok uygun. Özellikle kasap reyonunda. Bu da bizi sevindirdi. Umarım böyle devam eder. Başkanımıza çok teşekkür ederiz” dedi.</p>
<p><strong>“Fiyatlar çok uygun”</strong></p>
<p>Buca mağazasından alışveriş yapan Ersin Mengücek, “Çok beğendik. Diğer marketlere göre fiyatlar çok çok uygun. Bütün vatandaşlarımızın da bilgisi olsun. Hem fiyatlar uygun hem de ürünler üreticiden doğrudan tüketiciye ulaşıyor. Yağı, peyniri, çayı kendi üretimleri. Burada satılan ürünlerin gerçekten kâr amacıyla satılmadığını içerideki fiyatlardan anladık. Memnun kaldık. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne böyle bir katkıda bulundukları için teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Nuran Aydın ise, “Bir araba alışveriş yaptım. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin marketinden çok memnunuz. Çok güzel. Bunun devamını istiyoruz. Başkanımız çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu</p>
<p><strong>14 mağazaya ulaştı</strong></p>
<p>İZMAR, açıldığı nisan ayından bugüne 14 mağazaya ulaştı. Vatandaşlar, pazar günleri dışında haftanın 6 günü 09.00-20.00 saatleri arasında İZMAR’ın Bayraklı’daki Özkanlar ve Orgeneral Nafiz Gürman, Bornova’daki Çamdibi, Doğanlar ve Erzene, Karabağlar’daki Bozyaka, Karşıyaka’daki Girne, Konak’taki Kemeraltı, Menemen’deki Ulukent, Gaziemir, Aliağa, Torbalı Ayrancılar ile son olarak Buca ve Gediz şubelerinden alışveriş yapabiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-izmar-halk-icindir-izmir-icindir-589737">Başkan Tugay: İZMAR halk içindir, İzmir içindir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalet Bakanı Tunç, &#8220;Ege Üniversitesi ile gurur duyuyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/adalet-bakani-tunc-ege-universitesi-ile-gurur-duyuyoruz-588394</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 08:57:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[akademik]]></category>
		<category><![CDATA[bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[duyuyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gurur]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[tunç]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemiz]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588394</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinin (EÜ) 2025-2026 Akademik Yılı Açılış Töreni, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un teşrifleri ve hitaplarıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adalet-bakani-tunc-ege-universitesi-ile-gurur-duyuyoruz-588394">Adalet Bakanı Tunç, &#8220;Ege Üniversitesi ile gurur duyuyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinin (EÜ) 2025-2026 Akademik Yılı Açılış Töreni, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un teşrifleri ve hitaplarıyla gerçekleştirildi. Törene; İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Bakan Yardımcıları,  İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İzmir Milletvekilleri, İzmir’deki üniversitelerin rektörleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Futbol Takımı, il protokol mensupları, üniversite üst yönetimi ve senato üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri,  sivil toplum kuruluşlarının yetkilileri, akademik ve idari çalışanlar ile öğrenciler katıldı.</p>
<p>Tören programı Ege Üniversitesi Rektörlük Bahçesinde bulunan Atatürk Anıtı’na Rektör Prof. Dr. Budak ve Ege Üniversitesi senato üyeleri tarafından çelenk sunulması ile başladı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Budak, “Ülkemizin ve Ege Bölgesinin en köklü üniversitesi olan Ege Üniversitesi, nitelikli akademik kadrosu, güçlü bilimsel çalışmaları, seçkin öğrenci ve nitelikli mezunlarıyla yıllardır bilime ve ülkemize hizmet eden güçlü bir yükseköğretim kurumudur. Göreve geldiğimiz ilk andan itibaren etkin hizmet ağımızı genişletmek, Ege Üniversitesi markasını yüceltmek, üniversitemizi ulusal ve uluslararası alanda hak ettiği noktaya ulaştırmak için ciddi bir değişim dönüşüm başlatarak bıkmadan, usanmadan var gücümüzle çalıştık. Ege Üniversitesi için birlikte yaptığımız çalışmaların sonucunda,  tarihi başarı hikâyeleri yazdık. Yeni akademik yılda da, üniversitemizin köklü tarihine yakışır başarılara hep birlikte imza atacağız. Yeni dönemde de Ege Üniversitesi markasını daha da güçlendirerek, üniversitemizi uluslararası arenada hak ettiği noktaya taşımak için hepimize önemli sorumluluklar düştüğünün bilincindeyiz.  Hep birlikte üniversitemizi hak ettiği noktaya taşıyacak, Ege Üniversitesi adının çeşitli platformlarda övgüyle telaffuzunda hep birlikte gururlanacağız.  Bu düşüncelerle, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının ülkemiz ve üniversitemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, başarılı bir eğitim yılı diliyorum.” diye konuştu. </p>
<p><b>Bakan Tunç EÜ Şeref Defterini İmzaladı</b></p>
<p>Akademik yıl açılış töreni öncesi Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Budak’ı makamında ziyaret eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç üniversite şeref defterini imzaladıktan sonra Ege Üniversitesinin çalışmaları hakkında bilgi aldı.</p>
<p>EÜ Akademik Yılı Açılış Töreni Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende “EÜ Tanıtım Filmi” gösterildi. EÜ Devlet Türk Musiki Konservatuarı Türk Halk Oyunları gösterisi büyük beğeni topladı.</p>
<p><b>“Ege Üniversitesi ile gurur duyuyoruz”</b></p>
<p>Akademik Açılış Töreninde Ege Üniversitesi ailesine hitap eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “1955 yılında kurulan Ege Üniversitesi, Türkiye&#8217;nin dördüncü üniversitesidir. O günden bu yana akademik başarılarıyla Türkiye&#8217;nin yükseköğrenimine çok önemli katkılarda bulunmuş; öğrenciler, akademisyenler yetiştirmiştir. Bugün Ege Üniversitesinin geldiği noktada, her alanda birçok başarıyı elde ettiğini görüyoruz.  Ege Üniversitemizle gurur duyuyoruz. Bu üniversitenin kuruluşundan itibaren bugünlere kadar gerek akademisyen olarak, gerek idareci olarak, gerekse burada eğitim gören ve bu üniversiteye katkı sağlayan, destek olan herkese huzurlarınızda çok çok teşekkür ediyoruz. Ege Üniversitemiz, ülkemizin eğitim kalitesini artırmaya yönelik çok önemli çalışmalara ve başarılara imza attı,  bundan sonra da imza atacaktır. Değerli Hocamız Prof. Dr. Necdet Budak’ın 8 yıldan bu yana üniversiteye katkılarını görmemek mümkün değil. Ege Üniversitesini getirdiği nokta itibarı ile kendisiyle gurur duyuyoruz. Ege Üniversitemiz, 50 binin üzerinde öğrencisiyle Türkiye&#8217;nin en fazla öğrenciye sahip üniversitelerinden birisi. Bünyesindeki akademik birimleriyle sadece İzmir&#8217;in değil, Ege&#8217;nin ve Türkiye&#8217;nin en önemli eğitim yuvasıdır. Burası; ülkemiz için bir lokomotif görevi yapan bir eğitim yuvası” dedi.</p>
<p><b>“Türkiye Yüzyılı gençlerimizin omuzlarında yükselecek”</b></p>
<p>Eğitimin, bir ülkenin kalkınması ve gelişmesi için en önemli şart olduğunu söyleyen Bakan Tunç,  “Eğitim olmadan kalkınma olmaz. Çocuklarımızı, gençlerimizi geleceğe hazırlayabilmek için doğumdan itibaren ailede başlayan eğitimle beraber ilköğretimi, ortaöğretimi ve üniversite eğitimiyle birlikte gençlerimizi, çocuklarımızı en güzel şekilde yetiştireceğiz ki en önemli kaynağımız olan insan gücümüzü en iyi şekilde değerlendirelim. Çünkü en önemli kaynağımız insan gücümüz, gelecek neslimizdir. Türkiye Yüzyılı&#8217;nı onlar inşa edecek. Türkiye Yüzyılı gençlerimizin omuzlarında yükselecek. O nedenle eğitime büyük önem veriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız eğitime önem verdiği için bütçede en fazla pay eğitime ayrılıyor. Okullara, üniversitelere ayrılıyor, çocuklarımızın yetişmesine, gelişimine ayrılıyor. Bugün ülkemizin 81 vilayetinde üniversiteler var. 70 küsur üniversiteden 208 üniversiteye çıktı sayı ve yurt kapasitesi de 1 milyona ulaştı. Sayın Cumhurbaşkanımız, YÖK akademik yıl açılışını Ankara&#8217;da gerçekleştirmişti. En az iki üniversitemizi 2029&#8217;a kadar dünyada ilk 100 üniversite arasında görmek istediğini belirtmişti. Yine ‘en az on üniversitemizi ilk 500 arasında görmek istiyoruz’ demişti. Ege Üniversitesi de inşallah bu başarılarda mutlaka yerini alacaktır. Türkiye&#8217;nin en köklü üniversitelerinden biri olan Ege Üniversitesinin dünya çapında bu sıralamalara gireceğine ve söz sahibi olacağına yürekten inanıyoruz” dedi.</p>
<p><b>“Daha yüksek standartlı bir demokrasi için reformlar yapıldı”</b></p>
<p>Cumhuriyetin 102’nci yılının kutlandığını hatırlatan Bakan Tunç, “Son çeyrek asırda özellikle hızlı bir kalkınma süreci içerisinde olan ülkemiz; yüksek standartlı demokrasi yolunda, hukuk devleti ilkesinin tesisi yolunda, temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi noktasında da önemli mesafeler kat etti. Kılık kıyafet özgürlüğü gibi çok suni tartışmalarla ülkemiz zaman kaybetti. Üniversitelerde kılık kıyafet serbest olsun mu, olmasın mı gibi konular yıllarca tartışıldı. Üniversite birincisi olan kızlarımız kürsüye geldiğinde diplomaları takdim edilmedi. O günleri yaşadık. O günler artık çok çok geride kaldı. O tür suni tartışmalarla vakit kaybetmeden gençliğimizi en iyi şekilde yetiştirerek, ülkemizi; teknolojide, kalkınmada dünyada söz sahibi bir ülke yapmanın gayreti içerisinde olmaya devam edeceğiz. Bir darbe anayasasıyla yönetiliyoruz. Yargı alanında özellikle hukuk devleti ilkesinin tahkim edilmesi gibi çok önemli reformlar gerçekleştirildi. Hak arama yolları arttırıldı. Sıkıyönetim ilanına izin veren maddelerin kaldırılması, darbecilerin yargılanabileceğine ilişkin hükümlerin anayasamızda yerini alması; tüm bunlar anayasamızdaki vesayetçi ruhu ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemelerdi ve bunlar milletimizin onayıyla gerçekleşti. Tüm bunlar Türkiye&#8217;nin daha yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşması için gerçekleştirildi. Biz diyoruz ki, Türkiye Yüzyılı&#8217;nda demokratik, sivil, katılımcı bir toplum sözleşmesine ihtiyaç var, yeni anayasaya mutlaka ihtiyaç var. Milletimize olan bu borcu yerine getirmemiz gerekir diyoruz. İnşallah meclisimizde böyle bir uzlaşma sağlanır ve Türkiye Yüzyılı&#8217;nın başlarında demokratik, sivil, katılımcı bir anayasayla yolumuza devam ederiz” diye konuştu.</p>
<p><b>“ ‘Türkiye Yüzyılı’ terörsüz bir Türkiye ile mümkün”</b></p>
<p>Türkiye Yüzyılı&#8217;nın inşa edilebilmesinin terörsüz bir Türkiye ile mümkün olduğunu dile getiren Tunç,  “Kırk bir yıldan bu yana mücadele ettiğimiz bir terör sorunu var. Terör, büyük ekonomik kayıplara neden oldu; trilyonlarca ekonomik kayıp yaşandı. Eğer bu ekonomik kayıp yaşanmasaydı bugün Türkiye, Türkiye&#8217;nin şehirleri, köyleri ve milletimizin refahı kat kat daha fazla olacaktı. Elli-altmış yıllık yatırım bütçesine ayırdığımız para maalesef hem teröre hem de terörün neden olduğu zararlara gitti. Maddi kayıplarımızın yanı sıra binlerce şehit verdik. Elli binden fazla insanımızı kaybettik. Askerimizi, polisimizi, sağlık görevlilerimizi şehit verdik; öğretmenlerimizden, yargı mensuplarımızdan şehitler verdik. Büyük acılar yaşadık. Bir daha bu acıların yaşanmamasını istiyoruz. Özellikle son yıllarda, son çeyrek asırda terörün ortadan kaldırılmasıyla ilgili büyük mücadeleler yapıldı. Ülkemizin bütün vatandaşları için, eşit vatandaşlık ilkesi içerisinde, etnik kökenine bakmadan ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik uygulamalar gerçekleştirdik. Birçok alanda yasakları sona erdiren, tabuları ortadan kaldıran düzenlemeler yaptık. Son bir yıla geldiğimizde de artık terörün tamamen sonlandırılması ve terörsüz Türkiye sürecinin başlaması, bu anlamda da başarıya ulaşmasıyla ilgili çalışmaları yoğunlaştırdık. Özellikle milletimizi rahatsız edecek, şehit ailelerimizi incitecek hiçbir adımı bugüne kadar atmadık ve bundan sonra da atmayacağız” dedi.</p>
<p><b>“İsrail uluslararası hukuka hiçbir zaman saygı göstermedi”</b></p>
<p>Filistin’de yaşanan sürece değinen Bakan Tunç, “Filistin&#8217;de hala devam eden ateşkese rağmen bombaların atıldığını ve orada yine şehitlerin olduğunu, çocukların, kadınların öldürüldüğünü görüyoruz. Bir ateşkes söz konusu. Tabii bu ateşkesin yapılması, ateşkes anlaşmasının sağlanması noktasında Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük gayretleri oldu. Başından beri Filistin davasının yanında oldu. İsrail uluslararası hukuka hiçbir zaman saygı göstermedi. Uluslararası sistem maalesef işletilmedi. Uluslararası sistem adaleti tesis edemezken, Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi: ‘Daha adil bir dünya mümkün, dünya beşten büyüktür’. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi sadece beş ülkenin kararıyla şekillenmemeli.” diye konuştu.</p>
<p><b>“Ege Üniversitemiz başarılarıyla ün salmaya devam edecek”</b></p>
<p>Öğrencilere tavsiyelerde bulunan Bakan Tunç, “Ege Üniversitemiz başarılarıyla ün salmaya devam edecek. Burada yetişen genç kardeşlerimiz kendilerini en güzel şekilde yetiştirecekler. Biz onlara güveniyoruz. Çünkü üniversitemizin imkânları çok geniş. Gençlerimiz şanslı. Kulüpler var; o kulüplere katılsınlar. O arkadaşlık ortamlarında kendilerini daha iyi geliştireceklerdir. Bol bol okusunlar, dünyayı tanısınlar, her çeşit düşünceyi, ekolü öğrenmeye çalışsınlar ve tarihimizi özellikle araştırsınlar. Nereden nereye geldiğimizi araştırsınlar. Çünkü gençlerimizin moralini bozmak isteyenler var. ‘Sizden bir şey olmaz’ diyenler var. ‘Bu ülkede yaşanmaz’ diyenler var. Gençlere karamsarlık pompalayanlar var. Siz onlara aldanmayın. Biz, dünyada bilimde öncü olmuş bir ecdada sahibiz. Her alanda önde gelen bilim insanlarımız var.  Bugün ‘Türkiye&#8217;de beyin göçü var, gençler yurt dışına gidiyor’ diyenler, gitsinler ASELSAN&#8217;da çalışan binlerce genç mühendise baksınlar. BAYKAR&#8217;da, HAVELSAN&#8217;da, ROKETSAN&#8217;da çalışan ve millî teknoloji hamleleriyle ülkemizi geliştirmenin gayretinde olan gençlere baksınlar. O nedenle o karamsar tablolara hiç aldırış etmeyeceğiz. Çok çalışacağız, okuyacağız. Sizler, Türkiye Yüzyılı&#8217;nı inşa edeceksiniz. Ege Üniversitemiz, köklü geçmişiyle, başarılarıyla, güçlü akademisyen kadrosuyla ve yetiştirdiği öğrencilerle ülkemiz eğitimine katkı vermeye devam edecek. Akademik yılın tekrar hayırlı olmasını diliyorum. Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak hocamıza gayretleri için çok çok teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><b> “Ege Üniversitesi için özel bir yıl”</b></p>
<p>İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, “Bu yıl, Ege Üniversitemiz için özel bir yıl. Kuruluşunun 70. yılını kutlayan Üniversitemiz, aynı zamanda ülkemizin ilk ve en köklü yükseköğretim kurumlarından biridir. Dolayısıyla, hem 70. yıl dönümünde hem de yeni akademik yılın başlangıcı münasebetiyle böyle anlamlı bir törenle burada sizlerle birlikte olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyor; bu programa teşrifleriyle bizleri onurlandıran çok kıymetli Adalet Bakanımız Yılmaz Tunç’a şükranlarımızı sunuyoruz. Hepinize yeni eğitim öğretim yılında başarılar diliyor, bu yılın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><b> “Gazze’deki soykırımı şiddetle kınıyoruz”</b></p>
<p>Konuşmasının başında Filistin’de yaşanan insanlık dramına değinen Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Gazze&#8217;de 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana, Filistinli kardeşlerimize yönelik işgalci İsrail’in sürdürdüğü katliamı ve soykırımı Ege Üniversitesi olarak şiddetle kınıyoruz. Hayatını kaybeden tüm Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum” dedi.</p>
<p>Ege Üniversitesinin başarılarına değinen Prof. Dr. Budak, “Ege Üniversitesi, ülkemizde 70 yıllık akademik birikimiyle köklü bir bilim yuvasıdır. Bu köklü çatı altında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır bir değişime imza atmak ve uluslararası üniversite normlarını yakalamak adına Ege Üniversitesi akademik ve idari kadrosu ile birlikte önemli bir başarı hikâyesi yazdık. Ne mutlu ki bugün; Araştırma Üniversitesi unvanına sahip, Kurumsal Tam Akreditasyon belgesi alan ilk devlet üniversitesi olan ve öğrenci odaklılıkta A Plus olmuş, Milli Yenilik Ödülüne Sahip, engelsiz, yeşil ve spor dostu kampüse sahip bir üniversite olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. TÜBİTAK nezdinde son 4 yılda proje başvuru ve kabul oranında Türkiye birincisi olduk. Çıktı odaklı araştırma anlayışımız doğrultusunda patentlerin ticarileştirilmesinde Türkiye ikincisi olurken,  patentlerin lisanslanmasında ise Türkiye üçüncüsü olarak yer aldık” dedi.</p>
<p>EÜ’nün Adalet Bakanlığı ile ortak çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Rektör Prof. Dr. Budak, “Ege Üniversitesi olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımız ve Adalet Bakanlığımıza bağlı kurumlarla yakın bir işbirliği içerisindeyiz. Yaptığımız çeşitli protokollerle yoğun çalışma temposundaki yargı mensuplarına Üniversite Hastanemizde hızlı ve etkin sağlık hizmeti veriyoruz. Madde Bağımlılığı Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitümüz denetimli serbestlik kapsamındaki bireylere hizmet sunmaktadır. İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile yapılan protokoller kapsamında çalışanlara yönelik çeşitli eğitim faaliyetleri yürütüyoruz. Yine Başsavcılığımızla yaptığımız protokoller kapsamında özel gruplara yönelik çocuk ve erişkin ruh sağlığı kliniklerimizde öncelikli randevu ile sağlık hizmeti veriyoruz” dedi.</p>
<p><b>“Türkiye’nin en huzurlu üniversitelerinden birindesiniz”</b></p>
<p>Öğrencilere seslenen Prof. Dr. Budak, “Cumhurbaşkanımızın ve Gençlik ve Spor Bakanlığımızın destekleriyle yurt kapasitemizi 2.000 kişiden tam 14.000 kişiye çıkardık. Artık Ege Üniversitesinde barınma sorunu kalmamıştır. Eğitim ve öğretimde tam akreditasyon alarak kalitemizi tescil ettik. Sizler, YÖK verilerine göre Türkiye’nin en huzurlu üniversitelerinden birinde eğitim görüyorsunuz. Üniversitemiz, güçlü ve nitelikli akademik kadrosuyla, Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi kapsamında 70 programında TYÇ logosu bulunan, bu alanda ülkemizin en fazla TYÇ logosuna sahip üniversitesi konumundadır. Üniversite yaşamı sadece bir meslek edinme, diploma sahip olmak için değildir. Burada iyi arkadaşlıklar edindiğiniz, sportif, kültürel, sanatsal anlamda bir olgunlaşma düzenidir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Budak, konuşmasının sonunda kendi eğitim hayatından ve kariyerinden anekdotlar aktararak Ege Üniversitesinde öğrencilikten rektörlüğe uzanan hikâyesini anlattı. Rektör Budak, “Hem doğduğum Edirne’de milletvekili olarak hem de kariyerimi yaptığım Ege Üniversitesinde Rektör olarak Cumhurbaşkanımızın destekleriyle ülkeme hizmet etme imkanı buldum. Son sekiz yılda Ege Üniversitesi’nin akademik, idari ve altyapısal anlamda önemli atılımlar gerçekleştirmesinde, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Bakanlarımıza, YÖK Başkanımız Prof. Dr. Erol Özvar’a ve İzmir Milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Yeni dönemin ilk dersini vermek üzere programımıza teşrif ederek bizleri onurlandıran Adalet Bakanımız Sayın Yılmaz Tunç’a şahsım ve üniversitem adına şükranlarımı sunuyorum” dedi.</p>
<p><b>Başarılı öğrenci ve akademisyenlere belgeleri takdim edildi</b></p>
<p>Konuşmaların ardından 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılında Ege Üniversitesini dereceyle kazanan öğrenciler ile yüksek akademik performans gösteren öğretim üyelerine başarı belgeleri Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Rektör Prof. Dr. Necdet Budak tarafından takdim edildi. Tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/adalet-bakani-tunc-ege-universitesi-ile-gurur-duyuyoruz-588394">Adalet Bakanı Tunç, &#8220;Ege Üniversitesi ile gurur duyuyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Kanserden Otizme Hastalıkların Önemli Nedenlerinden Biri Kirli Hava</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-kanserden-otizme-hastaliklarin-onemli-nedenlerinden-biri-kirli-hava-588264</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:59:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[Hava Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[nedenlerinden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otizme]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588264</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP), kuruluşunun 10. yılında hava kirliliğinin çocuklar üzerindeki çok yönlü etkisini mercek altına aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-kanserden-otizme-hastaliklarin-onemli-nedenlerinden-biri-kirli-hava-588264">Çocuklarda Kanserden Otizme Hastalıkların Önemli Nedenlerinden Biri Kirli Hava</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP), kuruluşunun 10. yılında hava kirliliğinin çocuklar üzerindeki çok yönlü etkisini mercek altına aldı. İstanbul’da düzenlenen Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nda hava kirliliği ve iklim krizinin çocuk sağlığı üzerindeki etkileri farklı boyutlarıyla, güncel bilimsel veriler ışığında tartışıldı; temiz havanın çocuklar için temel bir insan hakkı olduğu vurgulandı. Üç panel ve bir forum oturumundan oluşan sempozyumun konuşmacıları arasında, Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Nilay Etiler, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ddr. Bülent Tandoğan, Çocuk Alerji ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Prof. Dr. Zerrin Orbak, Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Duygu Övünç Hacıhamdioğlu, Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Semih Ayta, İş ve Meslek Hastalıkları Uzmanı Dr. Selin Çakmakcı Karakaya ve Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Emine Zengin yer aldı. </p>
<p>Hava kalitesi, özellikle sanayileşme ve kentleşmenin hızla arttığı ve/veya halihazırda yoğun olduğu bölgelerde, günümüzde insan sağlığının en önemli çevresel belirleyicisi. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne (DSÖ) göre dünya çapında 5 yaşından küçük her 10 çocuktan 1’i hava kirliliğine bağlı olarak hayatını yitiriyor. </p>
<p><strong>Türkiye’de 1 Yılda 538 Yenidoğan Kirli Hava Nedeniyle Hayatını Kaybetti </strong></p>
<p>Zira çocuklar, hava kirliliği söz konusu olduğunda en kırılgan toplum kesimi. Fizyolojik ve metabolik özellikleri nedeniyle hava kirliliğinin olumsuz etkilerine daha açıklar. Akciğerleri ve bağışıklık sistemleri tam olarak gelişmemiş; solunum hızları daha fazla ve kan-beyin bariyerleri daha geçirgen. Yetişkinlere göre açık havada daha çok vakit geçiriyorlar. Bununla birlikte hava kirliliğinin tehlikeleri konusunda daha az farkındalığa sahipler. Düşük sosyo-ekonomik statüye sahip hanelerde yaşayan ve çalışan çocuklar için risk daha da fazla. Erken dönemde hava kirliliğine maruz kalma ömür boyu hasara yol açabiliyor.</p>
<p>Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nun başkanlarından <strong>THHP Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan</strong> şöyle konuştu: “Türkiye’de ölüm sebepleri arasında hava kirliliği 5. sırada. Ülkemizde sadece 2021’de 538 yenidoğan hava kirliliğinin yol açtığı sağlık sorunları nedeniyle yaşamını yitirdi; 0-6 günlük bebeklerde ölümlerin yüzde 10,1&#8217;i ve 7-27 günlük bebekler arasında ölümlerin yüzde 7,52&#8217;si hava kirliliğine atfediliyor. Sadece ölümlere değil, hastalıklara da yol açan hava kirliliği, bir halk sağlığı sorunudur ama özellikle üzerinde durulması gereken, önlenebilir bir sağlık sorunu olması. Hava kirliliği, etkili politikalar ve hava kirliliği kaynaklarının kontrolü ile engellenebilir.” </p>
<p><strong>Anne Karnında Başlayan Etki</strong></p>
<p>Hamilelikte önemli hormonal değişiklikler olur ve hava kirliliği bu hassas dengeyi bozabilir. Toksinler, annenin solunum, dolaşım ve bağışıklık sistemi üzerinden plasentadan fetüse geçiyor. Gebelikte kirleticilere maruz kalmak, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı riskini artırıyor, çocukların ilerleyen yaşlarda kalıcı sağlık sorunları yaşamasına neden oluyor. </p>
<p>Bebeklerin hayata sağlıklı bir başlangıç yapabilmelerinin, anne karnında temiz havaya erişimleri ile yakından ilgili olduğunu belirten uzmanlar, temiz havanın yüz binlerce yenidoğan ölümünü önleyebileceğinin altını çizdi.  </p>
<p><strong>Ağaçlandırma Kanser Gelişimini Yüzde 20 Azaltabilir</strong></p>
<p>Anne karnında ya da doğum sırasında maruziyet ile çocukluk çağı kanser riski arasında da doğrusal bir ilişki söz konusu. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın kanserojen olarak tanımladığı PM2.5, NO₂, ozon ve benzen gibi kirleticiler, tümör gelişimini tetikleyerek çocukluk çağı kanserlerinin riskini artırıyor. </p>
<p>Çalışmalar, çocukların kansere yakalanmasında; annenin gebeyken kirli hava solumasının yüzde 32, doğum sonrası maruz kalmasının yüzde 37 ve babanın maruziyetinin ise yüzde 12 oranında etkili olduğunu gözler önüne serdi. </p>
<p>Sempozyumda, hava kirliliğinin ve buna bağlı kanser gibi hastalıkların önlenmesinde yönetimlere büyük bir görev düştüğü vurgulandı. Bir bilimsel çalışmaya göre ağaçlandırmanın hava kirliliğine bağlı kanser gelişimini yüzde 20 azaltabileceğine dikkat çekildi.</p>
<p><strong>Alzheimer Hastalığı Riskinin Artmasında Rol Oynuyor</strong></p>
<p>“Günümüzde, 2 milyar çocuğun hava kirliliğinden şiddetli şekilde etkilendiği tahmin ediliyor. Çocukluk döneminde kirli havaya maruz kalan bireylerde genetik faktörlerin de etkisiyle ilerleyen yaşlarda Alzheimer hastalığı riskinin arttığını ortaya koyan çalışmalar bulunmaktadır” diyen Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nun başkanlarından <strong>Çocuk Nörolojisi Uzmanı</strong> <strong>Doç. Dr. Semih Ayta</strong> sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“Gebelik ve çocuklukta hava kirliliğine maruz kalmanın beyin gelişimi üzerine olumsuz etkileri olduğu saptandı. Üstelik bu olumsuz etkiler, hava kirliliği için Avrupa Birliğince izin verilen limitlerin altında da gözlemlendi. Kısaca, insan yaşamı süresi boyunca muhtemel kalp-damar, solunum, merkezi sinir sistemine yönelik hastalıkların ortaya çıkmasında hava kirliliğinin etkisi var. Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nda dinlediğimiz bilimsel çalışmalar, temiz havanın çocuk sağlığı ve iyilik hali ile ilişkili olduğunu, yetişkinlik döneminde yaşam kalitesine etki ettiğini ortaya koyuyor.” </p>
<p>Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nda, artan düzeylerde kirli havaya maruz kalmanın, epileptik nöbetler nedeni ile acil servise başvuruları arttırdığı gündeme getirildi.  Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve otizm spektrum bozuklukları (OSB) gibi gelişimsel sorunlarda da yine hava kirliliğinin etkisi olduğu belirtildi. </p>
<p><strong>Solunum Yolu Hastalıkları, Böbrek Sorunları, MS, Diyabet… </strong></p>
<p>Hava kirliliği, solunum sistemi hastalıklarının oluşmasındaki temel etkenlerden. Hava kalitesindeki değişiklikler, özellikle influenza ve RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs gibi viral spesifik solunum yolu enfeksiyonları daha sık görülüyor. Her yıl dünyada 33 milyon bebek RSV enfeksiyonu geçiriyor, 100 bine yakın çocuk bu nedenle hayatını kaybediyor.</p>
<p>Kirli hava çocukların bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Çocuklar; zatürre, bronşiolit ve alerjik bronşit gibi hastalıklara karşı savunmasız kalıyorlar. Yine astım sıklığı ve şiddeti artarken hastalık süreleri uzuyor. </p>
<p>Son yıllarda yapılan geniş ölçekli çalışmalar PM2.5 maruziyetinin kronik böbrek hastalığı, hipertansiyon ve böbrek iltihabı riskini de artırdığını ortaya koydu. Hava kirliliği ne kadar yüksekse böbreklere o kadar fazla yük biniyor; böylece ileride hipertansiyon veya böbrek hastalığına yakalanma riski artıyor. </p>
<p>Ayrıca hava kirliliğinin çocuklarda obezite, diyabet, D vitamini eksikliği, osteoporoz ve tiroid bozuklukları, hipertansiyon ile buna bağlı kalp krizi ve inme, multiple skleroz (MS) ve uyku bozukluklarıyla bağlantılı olduğu belirtiliyor. </p>
<p>Öte yandan 2022 yılında yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Türkiye’de hava kirliliğinin hastalıklara neden olduğu biliniyor; toplumun önemli bir bölümü hava kirliliğini doğrudan hastalıkla ilişkilendiriyor. Hava kirliliği denildiğinde akla ilk gelen kavramların yüzde 27,5&#8217;i hastalıkla ilgili. Çocuğu olan katılımcıların yüzde 87,4&#8217;ü, çocuklarının kirli hava solumaktan dolayı hastalanmasından endişe ediyor. </p>
<p><strong>“Temiz Hava Hakkımızı Savunalım” Çağrısı</strong></p>
<p><strong>Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Deniz Gümüşel</strong> de şunları kaydetti: “İklim krizi ve hava kirliliği sağlığın çevresel belirleyicilerinin başında gelen ve birbiri ile iç içe geçmiş iki yaşamsal sorun. Her ikisinin de en önemli kaynakları fosil yakıtların kullanıldığı insan faaliyetleri. Hava sıcaklıklarında artış, ozon oluşumunu ve partikül yoğunluğunu arttırarak hava kirliliğinin sağlık risklerini daha da belirgin hale getiriyor. Hava kirliliğinin önlenmesi için yapılması gerekenler konusunda Temiz Hava Hakkı Platformu olarak politika, araştırma ve bilgilendirme çalışmalarımıza devam edeceğiz. Önlenebilir bir halk sorunu olan hava kirliliği, gelir grubundan bağımsız, tüm çocukları ve insanları etkiliyor. Karar vericilere ve topluma açık çağrımız: Türkiye’de PM2.5 için limit değer belirlenmeli. Bunun için hedeftemizhava.org sayfasında bir kampanya başlattık. Herkesi, temel bir çocuk ve insan hakkı olan temiz hava hakkını savunmaya davet ediyoruz.” </p>
<p>Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nun <strong>sonuç bildirgesinde</strong>, “Çocukların temiz hava hakkı, yaşam ve sağlık hakkının ayrılmaz bir parçası. Hava kirliliği ve iklim krizi, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda çocuk hakları ve toplumsal adalet sorunu. Kirliliğin önlenmesi, sadece teknik önlemlerle değil; enerji, ulaşım, kentleşme ve sağlık politikalarında çocuk odaklı yaklaşımların benimsenmesiyle mümkün. Çocukların temiz hava hakkını korumak için bilimsel veriye dayalı, adil ve sürdürülebilir politikalar geliştirilmelidir” denildi. </p>
<p>Sempozyum kapsamında, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Onkoloji Bölümünde lösemi tedavisi gören ve Farabi İlk ve Orta Okulu öğrencilerinin yaptığı ‘Temiz Hava Haktır’ konulu resimler de sergilendi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-kanserden-otizme-hastaliklarin-onemli-nedenlerinden-biri-kirli-hava-588264">Çocuklarda Kanserden Otizme Hastalıkların Önemli Nedenlerinden Biri Kirli Hava</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdrar kaçırmayı azaltan 6 önemli kurala dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/idrar-kacirmayi-azaltan-6-onemli-kurala-dikkat-587229</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 13:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltan]]></category>
		<category><![CDATA[bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[drar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar Kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırmayı]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kurala]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587229</guid>

					<description><![CDATA[<p>İdrar kaçırma toplumda çoğu kişinin yaşam kalitesini derinden etkileyen, ancak konuşulmaktan çekinilen önemli bir sağlık sorunu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idrar-kacirmayi-azaltan-6-onemli-kurala-dikkat-587229">İdrar kaçırmayı azaltan 6 önemli kurala dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İdrar kaçırma toplumda çoğu kişinin yaşam kalitesini derinden etkileyen, ancak konuşulmaktan çekinilen önemli bir sağlık sorunu. Genellikle 50 yaşından sonra görüldüğü düşünülen bu durum aslında hemen her yaştaki kişilerin kapısını çalabiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan,</strong> tüm dünyada oldukça yaygın rastlanan idrar kaçırmanın görülme sıklığının ülkemizde de özellikle nüfusun yaşlanmasıyla birlikte daha da arttığını belirterek, “Öyle ki toplum bazlı çalışmalarda kadınların yüzde 9-43’ünde, erkeklerin ise yüzde 7-27’sinde idrar kaçırma sorununa rastlanmaktadır. Bu hastalık aile, sosyal ve iş hayatını olumsuz yönde etkileyebilecek şiddette olabilmektedir. Dolayısıyla, tedavisine erken başlanması, hastalığın daha kolay yöntemlerle kontrol altına alınması ve hastanın hayat kalitesinin artması için çok önemlidir. Günümüzde, idrar kaçırmanın tipine ve şiddetine göre başvurulan yöntemlerle sorun genellikle ortadan kalkmakta, bazı hastalarda ise en azından hayat kalitesi büyük oranda artmaktadır” diyor.</p>
<p><strong>Birkaç farklı türü mevcut</strong></p>
<p>İdrar kaçırma; hastanın kontrolünde olmadan veya idrar yapımı için uygun şartlar oluşmadan idrarın istemsiz olarak kaçması şeklinde tanımlanıyor. Yaşam kalitesini oldukça düşürebilen idrar kaçırmanın birkaç farklı türü bulunuyor. Ani idrar isteğiyle birlikte oluşan sıkıştırma tarzında idrar kaçırmanın yanı sıra karın içi basıncının arttığı durumlar olan öksürmek, hapşırmak ve yerden ağır bir cisim kaldırmakla gerçekleşen stres tipi idrar kaçırma en sık görülen tiplerini oluşturuyor. Bazı hastalarda bu iki mekanizmanın beraber görülebildiğini vurgulayan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, “Bunların dışında geçici bazı durumlara bağlı olan idrar kaçırma, nörolojik hastalıklara bağlı idrar kaçırma, fistüllere bağlı idrar kaçırma veya hastanın idrar yapamadığı için taşma tarzında idrar kaçırma tipleri de mevcuttur” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Pek çok sebep neden olabiliyor! </strong></p>
<p>İdrar kaçırmaya pek çok sebep yol açabiliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, en sık görülen etkenleri; “Doğumlar, yüksek bebek ağırlığı, menopoz, fazla kilo, geçirilmiş cerrahiler, üriner sistem enfeksiyonları, kullanılan bazı ilaçlar, depresyon, zihinsel fonksiyonlarda bozukluk, nörolojik rahatsızlıklar, kabızlık, sigara kullanımı ve genetik yatkınlık” olarak sıralıyor.  </p>
<p><strong>Tedaviyle kontrol sağlanabiliyor</strong></p>
<p>İdrar kaçırmanın tedavisinde hedef hastayı tekrar idrar kontrolünü sağlayabilir hale getirmek ve buna bağlı olarak hayat kalitesini arttırıp, idrar kaçırmanın getirdiği ek problemlerden kurtarmak. Tedavi, idrar kaçırmanın tipine, hastanın yaşına, eşlik eden diğer hastalıklarına, genel sağlık durumuna ve altta yatan bir sebep olup olmamasına bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan,<strong> </strong>idrar kaçırmanın tıbben çözülebilir bir hastalık olduğuna işaret ederek, “Son yıllarda gelişen tedavi yöntemleri ve yaşam alışkanlıklarında alınan önlemler sayesinde hastaların büyük bir kısmında kontrol tamamen sağlanabilmektedir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>İdrar kaçırmayı azaltan 6 önemli kural! </strong></p>
<p>İdrar kaçırma tedavisinden başarılı sonuç alınmasında altta yatan etkenin tespit edilmesi kritik bir rol üstleniyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, idrar kaçırmanın altında idrar yolu enfeksiyonu, mesane tümörleri, prostat hastalıkları, üreter veya mesane taşları gibi bir patoloji saptanırsa, öncelikle bu sorunun tedavi edilmesi gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Burak Özkan,<strong> </strong>yaşam alışkanlıklarında yapılacak olan düzenlemelerin de son derece önemli olduğunu belirterek, dikkat edilmesi gereken 6 önemli kuralı, “Kilo verilmesi,  idrar kontrol mekanizmalarını güçlendiren pelvik taban egzersizlerinin yapılması, orta seviyede egzersiz programlarının uygulanması, tetikleyici faktörler  olan kahve ile çay tüketiminin sınırlandırılması ve sigaranın bırakılması, içilen sıvı miktarının ayarlanması ve kabızlık sorununun giderilmesi için beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi” olarak sıralıyor.  Prof. Dr. Burak Özkan, yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesinin yanı sıra idrar kaçırmanın tipine ve şiddetine göre ilaç tedavisine, girişimsel yöntemlere veya cerrahi müdahaleye de başvurulabildiğini sözlerine ekliyor. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idrar-kacirmayi-azaltan-6-onemli-kurala-dikkat-587229">İdrar kaçırmayı azaltan 6 önemli kurala dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyespor&#8217;dan Deplasmanda Önemli Galibiyet</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespordan-deplasmanda-onemli-galibiyet-586931</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 13:01:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[deplasmanda]]></category>
		<category><![CDATA[galibiyet]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586931</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arabica Coffee House Erkekler 1. Ligi’nde mücadele eden Osmangazi Belediyespor Erkek Voleybol Takımı, deplasmanda karşılaştığı 1954 Adanaspor’u 3-2 mağlup ederek üstünlük sağladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespordan-deplasmanda-onemli-galibiyet-586931">Osmangazi Belediyespor&#8217;dan Deplasmanda Önemli Galibiyet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arabica Coffee House Erkekler 1. Ligi’nde mücadele eden Osmangazi Belediyespor Erkek Voleybol Takımı, deplasmanda karşılaştığı 1954 Adanaspor’u 3-2 mağlup ederek üstünlük sağladı. </p>
<p>Bursa’da erkek voleybolunu yeniden canlandırmak amacıyla yola çıkan Osmangazi Belediyespor, sezon boyunca gösterdiği üstün performansla dikkat çekmeye devam ediyor. Son olarak 1954 Adanaspor’a konuk olan başarılı takım, maça istediği başlangıcı yapamayarak ilk iki seti 25-22 ve 25-19 skorla rakibine kaptırdı. Üçüncü ve dördüncü sette toparlanan Osmangazi Belediyespor, 25-19 ile 25-21’lik sayılarla oyunun kontrolünü ele aldı. Karar setinde ise etkili servis ve hücumlarıyla göz dolduran ekip, 15-12’lik skorla maçı kazanarak önemli bir galibiyete imza attı.</p>
<p>Ligdeki çıkışını sürdüren Osmangazi Belediyespor Erkek Voleybol Takımı’nı kutlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, sporcuların gelecek müsabakalarda iddialarını koruyacaklarını vurguladı.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespordan-deplasmanda-onemli-galibiyet-586931">Osmangazi Belediyespor&#8217;dan Deplasmanda Önemli Galibiyet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rossotrudniçestvo, zorlu dış politika ortamına rağmen önemli bir rol oynuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rossotrudnicestvo-zorlu-dis-politika-ortamina-ragmen-onemli-bir-rol-oynuyor-586802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 13:16:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ortamına]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[putin]]></category>
		<category><![CDATA[rağmen]]></category>
		<category><![CDATA[rossotrudniçestvo]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası İşbirliği Forumu'nun katılımcılarına seslenen Putin, Rossotrudniçestvo'nun uluslararası bağların güçlendirilmesine oynadığı role dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rossotrudnicestvo-zorlu-dis-politika-ortamina-ragmen-onemli-bir-rol-oynuyor-586802">Rossotrudniçestvo, zorlu dış politika ortamına rağmen önemli bir rol oynuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Rusya Devlet Başkanı <strong>Vladimir Putin</strong>, Moskova merkezli Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar ve Uluslararası İnsani İşbirliği İçin Federal Ajans&#8217;ın (<strong>Rossotrudniçestvo</strong>) yurtdışında Rusya imajının oluşumunda önemli bir rol oynadığını belirtti.</p>
<p>Ulusal halk diplomasisinin 100. yıldönümü vesilesiyle Moskova&#8217;da düzenlenen <strong>Uluslararası İşbirliği Forumu&#8217;nun </strong>katılımcılarına mesaj gönderen Putin, uluslararası arenadaki zorlu duruma rağmen Rossotrudniçestvo&#8217;nun yürüttüğü faaliyetlerden övgüyle söz etti.</p>
<p>Putin, <em>&#8220;Mevcut <strong>zorlu dış politika ortamına</strong> rağmen Rossotrudniçestvo, birçok ülkedeki sivil toplum kuruluşlarıyla yapıcı bağları sürdürmeyi ve geliştirmeyi başardı. Eğitim ve öğretim alanlarında çok sayıda proje yürütülüyor. Yurtdışında ülkemizin objektif imajını oluşturmak ve <strong>Rus dilini yaygınlaştırmak </strong>için bir dizi önlem uygulanıyor&#8221;</em> dedi.</p>
<p>Rusya Devlet Başkanı, Rossotrudniçestvo&#8217;nun, 100 yıl önce kurulan ve diğer devletlerin halklarıyla dostluk ve karşılıklı anlayışı güçlendirmek için sistematik çalışmalar yürüten <strong>Yabancı Ülkelerle Kültürel İlişkiler Birliği Topluluğu&#8217;nun</strong> halefi olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Putin, &#8220;Forumda, <strong>2. Dünya Savaşı&#8217;nın anısını</strong> yaşatmak, geleneksel ahlaki değerleri korumak ve <strong>neo-Nazizm</strong> ve neo-sömürgecilik tezahürleriyle mücadele etmek gibi alanlar da dahil gelecekteki çalışmalar için hedefler belirleyeceğiz. <strong>Gerçek, eşit ve karşılıklı yarar </strong>sağlayan bir uluslararası toplumun gelişimine katkıda bulunacak faydalı öneriler ve girişimler sunabileceğinizden eminim&#8221; diye ekledi.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rossotrudnicestvo-zorlu-dis-politika-ortamina-ragmen-onemli-bir-rol-oynuyor-586802">Rossotrudniçestvo, zorlu dış politika ortamına rağmen önemli bir rol oynuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Vekili Büşra Özdemir Antalya Turizm Fuarı&#8217;nda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-vekili-busra-ozdemir-antalya-turizm-fuarinda-585913</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 15:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büşra]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[vekili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585913</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, bu yıl 7.’si açılan Uluslararası Antalya Turizm Fuarı’nda sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Başkan Vekili Büşra Özdemir, Antalya’ya gelen misafirlerin şehre adım attığı anda yaşadığı deneyimin çok önemli olduğunu belirterek, ulaşım ve altyapıya büyük önem verdiklerini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-vekili-busra-ozdemir-antalya-turizm-fuarinda-585913">Başkan Vekili Büşra Özdemir Antalya Turizm Fuarı&#8217;nda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, b</span><span>u yıl 7.’si açılan Uluslararası Antalya Turizm Fuarı’nda sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Başkan Vekili Büşra Özdemir, Antalya’ya gelen misafirlerin şehre adım attığı anda yaşadığı deneyimin çok önemli olduğunu belirterek, ulaşım ve altyapıya büyük önem verdiklerini söyledi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Bu yıl 7.’si gerçekleştirilen Uluslararası Antalya Turizm Fuarı’nın açılışına Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ve çok sayıda davetli katıldı. “Turizm Her Şeydir” mottosuyla Anfaş Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen fuar, sektör temsilcilerine turizm teknolojilerinden sürdürülebilirliğe, kültürden gastronomiye kadar birçok alanda bilgi ve deneyimlerini paylaşma fırsatı sunuyor. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>İLK DENEYİM ÇOK ÖNEMLİ </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Fuarın açılışında konuşan Başkan Vekili Büşra Özdemir, Antalya ve ülkenin sahip olduğu kültürel ve doğal değerler ile dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri olduğuna dikkat çekti. Başkan Vekili Özdemir, “Dünya değişiyor; turistin beklentisi, davranışı, bilinci değişiyor. Artık insanlar sadece dinlenmek değil, yaşamak, hissetmek, deneyimlemek istiyor. Bu da bizlere yeni bir vizyon ve yeni bir anlayışı uygulamaya koymamızın gerektiğini söylüyor. Bu bağlamda, yerel yönetim olarak bizlere önemli görevlerimiz olduğunun bilincindeyiz.  Gelen misafirin şehre adım attığı anda yaşadığı deneyim çok önemli. Bu nedenle belediye olarak, ulaşım ve altyapıya büyük önem veriyoruz” dedi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZMDE NET BİR VİZYON OLUŞTU</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Şehir içi ulaşımda ise, özellikle yoğun sezonlarda hem çevreci hem pratik çözümler üzerinde çalıştıklarını aktaran Büşra Özdemir, “Akıllı ulaşım sistemleri, otobüs güzergâh düzenlemeleri ve toplu taşıma entegrasyonlarıyla misafirlerimizin konforunu artıracağız. Bunun yanında; sahil yollarımızın düzenlenmesi, kent estetiğinin güçlendirilmesi ve turistik bölgelerdeki altyapı yenilemeleri öncelikli gündemimizde yer almaktadır. Büyükşehir Belediyesi olarak sürdürülebilir turizm konusunda net bir vizyon belirledik. Su kaynaklarımızı koruyacağız. Geri dönüşümü yaygınlaştıracağız. Yenilenebilir enerji kullanımını artıracağız. Yeşil sertifikalı tesisleri teşvik edeceğiz ve çevre dostu ulaşım çözümlerini kent genelinde destekleyeceğiz” ifadelerini kullandı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>BU EMANETİ ÇOCUKLARIMIZA TERTEMİZ BIRAKMALIYIZ </span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Antalya’nın doğal zenginlikleri, sadece bugünün değil, yarının da emaneti” diyen Başkan Vekili Büşra Özdemir, “Bu emaneti çocuklarımıza tertemiz bir şekilde bırakmak hepimizin sorumluluğudur. Antalya artık sadece yaz tatilinin değil, dört mevsim turizmin adresi olmalı. Bu doğrultuda; Kültür zenginliklerimizi korumalıyız. Spor turizmi kapsamında, kamp merkezleri, maratonlar ve uluslararası turnuvalarla Antalya’yı sporun da başkenti yapıyoruz. Kongre ve fuar turizmi için yeni alanlar, modern salonlar planlıyoruz. Gastronomi turizmi alanında, yerel ürünleri ve yöresel mutfağımızı dünya sahnesine çıkarmak için çalışmalar yürütüyoruz. Ayrıca yayla turizmi, eko turizm, sağlık turizmi ve kırsal turizm gibi alanlarda da yeni rotalar ve yatırım fırsatları oluşturuyoruz” diye konuştu. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başkan Vekili Büşra Özdemir daha sonra  Vali Hulusi Şahin, KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ile birlikte fuarı gezerek, sektör temsilcileriyle sohbet etti. </span></span></span></p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-vekili-busra-ozdemir-antalya-turizm-fuarinda-585913">Başkan Vekili Büşra Özdemir Antalya Turizm Fuarı&#8217;nda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanlış atık yönetimi, gezegenin en büyük tehdidi haline geldi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yanlis-atik-yonetimi-gezegenin-en-buyuk-tehdidi-haline-geldi-585789</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 10:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğrudan]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gezegenin]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tehdidi]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, dünyayı bekleyen çevresel riskleri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-atik-yonetimi-gezegenin-en-buyuk-tehdidi-haline-geldi-585789">Yanlış atık yönetimi, gezegenin en büyük tehdidi haline geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, dünyayı bekleyen çevresel riskleri anlattı.</p>
<p><strong>Çevre sağlığı önemli ve hassas bir konu!</strong></p>
<p>Çevre sağlığının uzun yıllardır gündemde olması, pek çok bilimsel ve teknolojik gelişme sayesinde bu alandaki bilgimizin artmasına rağmen hala önemli ve hassas bir konu olma özelliğini koruduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Günümüzde atık suların arıtılmasından, suyun dezenfeksiyonuna, atık yönetiminden kirlilik izleme teknolojilerine kadar pek çok gelişim gösteren alan maalesef nüfus artışı ve üretim süreçlerinden çıkan pek çok atıkla başa çıkmakta zorlanmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Güncel sorunlar, hava, su ve toprak kirliliği…</strong></p>
<p>Günümüzde farklı bölgelerde farklı çevresel sorunların kendini gösterdiğine işaret eden Dr. Adiller, “Sanayi bölgeleri ve yoğun nüfusa sahip şehirlerde hava kirliliği, su kirliliği, yanlış atık yönetiminden kaynaklı toprak kirliliği yoğun bir şekilde görülürken, bir yandan da iklim değişikliği su ve toprak gibi doğal kaynakları baskı altına almaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çevre kirliliği ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor!</strong></p>
<p>Çevre kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini de değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, şöyle devam etti:</p>
<p>“Aslında çevresel anlamda her türlü kirliliğin kısa ve uzun vadeli etkileri bulunduğu gibi doğrudan ve dolaylı etkileri bulunmaktadır. Hava, su ya da toprakta bulunan kirleticilerin bazıları kısa süreli anlık sağlık sorunları yaratırken bazıları uzun sürede kendini göstermekte ve ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Ayrıca bir çevre bileşeninde kendini gösteren kirlilik bir diğerinde bozulmaya yol açmakta ve beklenmedik sonuçlar doğurabilmektedir. Örneğin içerisinde zararlı maddeler bulunan bir su ile sulanan bitkiler gıda güvenliği riski oluşturabilmektedir.”</p>
<p><strong>Bir kot pantolon üretiminde 3 bin 781 litre su tüketiliyor</strong></p>
<p>Bireylerin günlük yaşamda alabileceği önlemlere de işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Bireyler günlük hayatlarında öncelikle çevre sağlığını koruma amaçlı önlemler almalıdırlar. Çünkü her ne kadar tüketiciler doğrudan çevreyi kirletmese de çevreyi kirleten üreticilerden aldıkları ürünlerle ya da fazla tüketimleri sonuçlarında ortaya çıkan atıklarla çevre kirliliğine ortak olmaktadırlar. Bu yüzdende her tüketici aldığı herhangi bir ürününün -ne kadar masum olursa olsun- üretim sürecinin çevreye zararı olduğunun bilincinde olmalıdır. Çünkü üretim sürecinde ortaya çıkan atıklar ne kadar doğru biçimde yönetilirse yönetilsin, her üretim sürecinde ortaya çıkan atık ya da kullanılan doğal kaynak çevrede bir iz bırakmaktadır. Bunun en önemli örneklerinden biri de su tüketimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin Birleşmiş Milletler Çevre Programı UNEP verilerine göre bir kot pantolon üretiminde 3 bin 781 litre su tüketilmektedir. Su sıkıntısı yaşadığımız bu günlerde bunun aslında hayatımız için ne kadar önemli olduğunu tahmin edebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Türkiye hızla “su fakiri” ülke olmaya doğru gidiyor</strong></p>
<p>Su kıtlığına dikkat çeken Dr. Adiller, şöyle devam etti:</p>
<p>“Su canlı hayatı için en temel ihtiyaçlardan biridir. Ve bu kadar önemli olan bir ihtiyaç maalesef ülkemizde ve içinde bulunduğumuz coğrafyada iklim değişikliği etkisiyle giderek azalmaktadır. Ortadoğu ve Akdeniz ülkeleri iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer almaktadır. Ülkemiz su kaynakları açısından değerlendirildiğinde su stresi yaşayan ülkeler kategorisinde yer almakta ve hızla su fakiri ülke olma yolundadır. Bu noktada bizlere düşen doğrudan ve dolaylı olarak kullandığımız su miktarını azaltmaya çalışmaktır. Genellikle su tasarrufu denince akla diş fırçalarken musluğu kapatma önerisi gelmektedir. Ancak bu öneri çok kısıtlı bir tasarruf sağlamaktadır. Bireysel olarak kullandığımız su doğrudan ve dolaylı kullanım olarak 2 sınıfa ayrılır. Doğrudan kullandığımız su günlük ihtiyaçlarımız için musluğumuzdan tükettiğimiz suyu tarif etmektedir. Dolaylı kullandığımız su ise, tüm ihtiyaçlarımızın üretim süreçleri için harcanan su miktarını ifade etmektedir. Günümüzde büyük şehirde yaşayan bir kişinin doğrudan su tüketimi kabaca günlük 200 litre seviyesindedir. Ancak aynı kişinin ortalama günlük dolaylı su tüketimi 4 bin litrenin üzerinde olabilir. Örneğin satın aldığınız bir akıllı telefonun üretim süreçlerinde 12 bin litreden fazla su tüketilmektedir. Bu açıdan bakıldığında tüketim alışkanlığını değiştirmek yılda milyonlarca litre su tasarrufuna sebep olabilir.”</p>
<p><strong>Enerji tasarrufu da doğanın korunmasında önemli bir unsur</strong></p>
<p> Enerji tasarrufuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, şunları söyledi:</p>
<p>“Enerji tasarrufu da benzer şekilde doğanın korunmasında ve sürdürülebilirlik konusunda bir diğer önemli unsurdur. Dünyanın pek çok ülkesinde yenilenebilir enerji yatırımları yapılsa da günümüzde hala enerji önemli bir oranda doğalgaz ya da kömür gibi fosil kaynaklar yardımıyla gerçekleştirilmektedir. Fosil yakıtlar yardımıyla üretilen bu enerjinin bedeli ne kadar önlem alınıyor olsa da hava kirliliği, karbon emisyonları ve hatta asit yağmurları olmaktadır. Hava kirliliğine bağlı ortaya çıkan hastalıklar, karbon emisyonlarındaki artıştan etkisini arttıran iklim değişikliği ve asit yağmurlarından kaynaklanan tarımsal verim kaybının bedeli ekolojik açıdan ve halk sağlığı açısından büyük olmaktadır. Ayrıca bu durumun geri çevrilmesi için ekonomik bedeller de ödenmektedir.”</p>
<p><strong>Araştırmalar kanımızda bile mikro boyutta plastik kalıntıları olduğunu gösteriyor</strong></p>
<p>Atık yönetiminde bireylerin sorumluluğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Dünyamızda hiçbir madde sınırsız değildir. Bunun yanı sıra bir madde bir anda yok olmaz. Üretim süreçlerinde kullanılan pek çok hammadde doğadan farklı şekillerde elde edilir ve doğadan elde edilen bu maddelerin bir rezerv miktarı vardır. Bu noktada ürünlerin kullanım ömürlerini doldurduktan sonra geri dönüştürülerek doğadan alınan hammadde miktarının azaltılması hem bu rezervleri korumakta hem de bu rezervlerin doğadan elde edilme süreçlerinde ortaya çıkabilecek kirlilik risklerini ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca bu ürünlerin geri dönüştürülmemesi ve atık haline dönüşmesi ciddi bir çevre sağlığı sorunu yaratmaktadır. Atıkların geri dönüştürülmediği her senaryoda bu atıklar ya yakılarak atmosfere karışarak ya da toprağın altında uzun yıllar boyunca bozulmadan kalacaklardır. Daha kötü şekilde yönetilmeleri bu atıkların sulara ve toprağa karışarak çevreye ve canlılara daha fazla zarar vermesine yol açacaktır. Örneklendirecek olursak günümüzde plastik tüketimi sonucunda ortaya çıkan atıkların doğru şekilde yönetilmemesi okyanuslarda ülkemiz yüzölçümünden daha büyük plastik atık adaları oluşmasına sebep olmuştur. Ayrıca yapılan araştırmalar kanımızda bile mikro boyutta plastik kalıntıları olduğunu göstermektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Devlet ve toplum el ele vermeli</strong></p>
<p>Çevre sağlığının korunmasında devletlerin ve yerel yönetimlerin öncelikli adımlarına da değinen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Günümüzde eşiğinde bulunduğumuz çevresel felaket ancak devlet, yerel yönetim ve halkın tam katılımlı çevreci bir yaklaşım benimsemesiyle mümkündür. Öncelikle devlet ve yerel yönetimlere düşen ilk görev kamu ve özel kurumlarda tam çevreci bir yaklaşım sergilenmesini sağlamaktır. Bu çevreci yaklaşımı sağlarken alanın uzmanlarının gerektiği noktalarda istihdam edilmesi, özellikle kamu ve özel sektörde sürdürülebilirlik ve çevre koruma ile ilgili konumlarda çevre mühendisleri ve çevre sağlığı teknikerlerinin istihdamının arttırılması ülke genelinde bu konudaki bilinci ve işlevselliği arttıracaktır. Ayrıca vatandaşların çevre bilincini ve ekolojik okuryazarlık seviyelerinin yükseltilmesi konusunda da çalışmalar yapılmasını desteklemek gerekmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çözüm fırsatı için geleceği beklemeyelim!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Hava, su ve toprak kirliliği temel çevresel sorunlar olarak görülse de bu sorunların hayatın her bölümüne yansıması pek çok ciddi çevresel, yaşamsal, ekonomik ve sosyolojik sorun yaratmaktadır. Su stresi yaşadığımız günlerde su kaynaklarımızı kirletmemiz bizi su fakiri haline getirir. Suyu ve toprağı kirletmemiz kısa vadede gıda güvenliğini riske atar, uzun vadede ise toprak kaynaklarımıza zarar vererek tarımsal verimliliği düşürür ve kıtlığa sebep olabilir. Dünyanın farklı ülkelerinde geçmişte yaşanan pek çok çevresel felaket ülkemiz ve içerisinde bulunduğumuz coğrafyada yaşanabilir. Çözüm fırsatı için geleceği beklemeyelim, gelecek nesiller için temiz bir çevre bırakmayı bile düşünmeye gerek yok. Günümüz nesli bile çok uzak olmayan bir gelecekte çevresel risklerle ciddi boyutta karşı karşıya gelebilir. O yüzden sorunun çözümü için yarını bile beklemeden bugünden çalışmaya başlamalıyız.” şeklinde sözlerini tamamladı</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-atik-yonetimi-gezegenin-en-buyuk-tehdidi-haline-geldi-585789">Yanlış atık yönetimi, gezegenin en büyük tehdidi haline geldi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Önlem alınmazsa ağrı kalıcı hale geliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onlem-alinmazsa-agri-kalici-hale-geliyor-585286</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 11:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[alınmazsa]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[emre]]></category>
		<category><![CDATA[geceleri]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[Ortopedi]]></category>
		<category><![CDATA[protez]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yıpranma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585286</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dizlerimiz vücudumuzun en büyük eklemi olarak her adımda tüm ağırlığımızı taşıyor. Merdivenlerden inip çıkmak,  çömelmek, spor yapmak, hatta oturduğumuz yerden kalkmak bile dizlerimizin karmaşık bir uyum içinde çalışmalarını gerektiriyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onlem-alinmazsa-agri-kalici-hale-geliyor-585286">Önlem alınmazsa ağrı kalıcı hale geliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dizlerimiz vücudumuzun en büyük eklemi olarak her adımda tüm ağırlığımızı taşıyor. Merdivenlerden inip çıkmak,  çömelmek, spor yapmak, hatta oturduğumuz yerden kalkmak bile dizlerimizin karmaşık bir uyum içinde çalışmalarını gerektiriyor. Ancak, bu kadar aktif bir eklem olan dizlerimiz aynı zamanda çokça yıpranmaya da maruz kalıyor. Zamanında önlem alınmazsa ağrı giderek kalıcı hale geliyor ve hareket kısıtlılığı yaşam kalitemizi düşürüyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre</strong>, bu nedenle geceleri uyandıran ağrı, şişlik ve hareket kısıtlanması gibi sorunlar geliştiğinde mutlaka bir hekime başvurmak gerektiğine dikkat çekerek, “Dizden gelen her ağrı bir uyarı niteliği taşır. Ağrıyı hafife almak, ‘geçer’ demek diz sağlığını kalıcı biçimde tehdit eder. Çünkü, yıpranma başladığında süreç sessiz ama ilerleyicidir” diyor.</p>
<p><strong>Dizlerimizi yıpratan 7 önemli neden!</strong></p>
<p>Vücudumuzun en büyük eklemi olan dizlerimiz  yük taşıma ve hareket fonksiyonları açısından kritik bir önem taşıyor. Diz ekleminde menisküsler, bağlar ve eklem kapsülü önemli bir rol oynuyor. Bu sebeple, diz ekleminin diğer eklemlerde olduğu gibi günlük aktivitelerimizi sürdürebilmesi için sağlıklı olması gerekiyor. Ancak bazı etkenler dizlerimizin yıpranmalarına neden olabiliyor. Fazla kilolar,  aşırı fiziksel aktivite, sürekli diz üzerinde iş yapma, sık sık diz çökme, kaslarda zayıflık, sert zeminde yapılan sporlar ve eşlik eden metabolik hastalıklar (diyabet, yüksek tansiyon, kan yağlarının yüksekliği) dizlerimizi yıpratan 7 önemli sebebi oluşturuyor. Bu faktörlerin birlikte görülmesi diz ömrünü önemli ölçüde kısaltıyor. Diz yıpranmasının en büyük sebebinin “fazla kilo” olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre, “Her fazla kilo dize binen yükü katlar. Zamanla kıkırdak yüzeyleri aşınır, ağrı ve hareket kısıtlılığı kaçınılmaz hale gelir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Ağrı geceleri uykudan uyandırabiliyor</strong></p>
<p>Dizlerde yıpranma süreci; dizin kıkırdak doku kaybı, aşınma, menisküs yırtıkları, dizde eğrilik ve halk arasında kireçlenme olarak bilinen osteoartrit ve geceleri uyandıran ağrılara kadar gidebiliyor. Kireçlenmenin “paslanma” olarak düşünüldüğünü belirten Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre,<strong> </strong>“Gerçekte olan<strong> </strong>paslanma değil, eskimedir. Dizlerde yıpranma, diz eklemlerinin kıkırdak dokularının aşınması hatta kaybı; diz ağrısı, dizden ses gelmesi, aşırı aktivite sonrasında geceleri uyandıran ağrı, dizin genellikle skoda bacak şeklini alması, dizin iç kısımlarının ağrısı ve hareket kısıtlılığının 90 dereceden fazla olmasıyla kendini belli etmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>“Kendiliğinden geçer” diyerek ihmal etmeyin! </strong></p>
<p>Bazı belirtiler fark edildiğinde “kendiliğinden geçer” deyip ihmal etmemek, ortopedi hekimine danışmak gerekiyor, aksi halde sorun daha da ilerleyerek kalıcı hale gelebiliyor. Bu belirtiler “ağrı, hareket kısıtlılığı, merdivenleri inip çıkmada zorlanma, dizleri otururken bükülü tutmakta güçlük çekme, uçakta bacakları diğer koltuk altına uzatma ihtiyacı, hareket esnasında ağrılı ses gelmesi, namaz kılar pozisyonda oturamama, geceleri uyandıran ağrı, şekil bozukluğu, dizde güvensizlik, takılma, kilitlenme ve şişlik” olarak sıralanıyor.</p>
<p><strong>Alınabilecek ilk önlem: İstirahat</strong></p>
<p>Diz ağrısını geçirmek için uygulanacak yöntemler, altta yatan nedene ve ağrının şiddetine göre değişiklik gösteriyor. Kronik ya da ciddi durumlarda profesyonel tedavi gerekmekle birlikte hafif rahatsızlıklarda hekimin önerisiyle evde uygulanabilecek yöntemler fayda sağlayabiliyor. Bu yöntemlerin başında istirahat ve dizi zorlayan aktivitelerden kaçınmak yer alıyor. Günde birkaç kez 15-20 dakikalık buz kompresi ile diz desteği veya bandaj kullanımı ağrıyı hafifletiyor. Diz ağrısı yaşayanlara kas dengesizliklerini düzeltmeye yönelik egzersiz programları ve ortopedik tabanlıklar veya uygun spor ayakkabılar tavsiye edilebiliyor. Ayrıca doktor önerisiyle steroid içermeyen antienflamatuar ilaçlar kullanılabiliyor.</p>
<p><strong>En önemli tedavi yıpranmayı önlemek</strong></p>
<p>Diz yıpranmalarında en etkili tedavinin sürecin başlamadan önlenmesi olduğunu vurgulayan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre,<strong> </strong>“Erken teşhis, doğru egzersiz ve kilo kontrolü diz sağlığını korumanın temel adımlarını oluşturur. Bu önlemler alınmadığında ağrı kalıcı hale gelir, hareket kısıtlanır ve yaşam kalitesi düşer” sözleriyle uyarıda bulunuyor.</p>
<p><strong>Diz protezlerinin ömrü uzun yıllar sürüyor</strong></p>
<p>Dizlerde artrit, yani eklemlerde iltihap varsa veya bir travmadan sonra iyileşme sürecindeyse kasları güçlendirmek için fizik tedavi öneriliyor. Diz ağrısı olan çoğu hastada ameliyata ihtiyaç duyulmuyor. Ancak, ağrı şiddetliyse ve diğer tedaviler işe yaramadıysa, hasarlı bir bağ, kemik kırığı veya şiddetli artrit varsa ameliyata başvurulabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuluhan Yunus Emre, dizlerdeki ağrı ve diğer semptomların ayakta durma, yürüme ile diğer hareket etme yeteneğini büyük ölçüde etkilediği durumlarda diz protezi gerekebildiğini anlatarak, “Diz protezleri yaşam kalitesinin artmasını sağlar. Diz artrozu olup protez ihtiyacı olmasına rağmen ameliyatı 5-10 yıl geciktirmek, ‘ne kadar geç olursa o kadar iyi olacağını düşünmek’ doğru bir yaklaşım değildir. Günümüzde son teknolojiler sayesinde diz protezleri uzun yıllar aşınmadan kullanılabilmektedir. Unutmayalım ki dizlerimize 60 yaşında iken 70 yaşından daha  fazla ihtiyacımız olacaktır” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onlem-alinmazsa-agri-kalici-hale-geliyor-585286">Önlem alınmazsa ağrı kalıcı hale geliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İtalya Büyükelçisi Marrapodi Desa&#8217;nın Düzce Fabrikasını Ziyaret Etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/italya-buyukelcisi-marrapodi-desanin-duzce-fabrikasini-ziyaret-etti-2-585241</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 09:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[büyükelçi]]></category>
		<category><![CDATA[büyükelçisi]]></category>
		<category><![CDATA[deri]]></category>
		<category><![CDATA[desa]]></category>
		<category><![CDATA[düzce]]></category>
		<category><![CDATA[fabrikasını]]></category>
		<category><![CDATA[italya]]></category>
		<category><![CDATA[marrapodi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[talya]]></category>
		<category><![CDATA[ticari]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585241</guid>

					<description><![CDATA[<p>İtalya'nın Türkiye Büyükelçisi Giorgio Marrapodi, DESA'nın Düzce Organize Sanayi Bölgesi'ndeki üretim tesisini ziyaret etti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/italya-buyukelcisi-marrapodi-desanin-duzce-fabrikasini-ziyaret-etti-2-585241">İtalya Büyükelçisi Marrapodi Desa&#8217;nın Düzce Fabrikasını Ziyaret Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İtalya&#8217;nın Türkiye Büyükelçisi Giorgio Marrapodi, DESA&#8217;nın Düzce Organize Sanayi Bölgesi&#8217;ndeki üretim tesisini ziyaret etti. Büyükelçi Marrapodi&#8217;yi DESA CEO&#8217;su ve İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği (CCIIST) Yönetim Kurulu Üyesi Burak Çelet ile DESA Yönetim Kurulu Üyesi Burçak Çelet karşıladı.</p>
<p>Ziyaret kapsamında Büyükelçi Marrapodi, 10 bin metrekarelik alana sahip olan Düzce fabrikasını gezerek, deri ürünleri üretim süreçleri hakkında detaylı bilgi aldı. DESA&#8217;nın ileri teknoloji üretim hatları, kalite kontrol sistemleri ve sürdürülebilirlik uygulamaları ziyaret sırasında Sayın Büyükelçi&#8217;ye tanıtıldı.</p>
<p>DESA CEO&#8217;su Burak Çelet, ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, &#8220;İtalya, deri sektöründe dünya çapında bir marka değerine sahip ve DESA olarak, İtalyan deri sanatıyla Türk üretim gücünü birleştirerek global pazarda önemli bir konuma ulaştık. İtalya&#8217;ya ihracatımız ve İtalya&#8217;daki yatırımlarımız, bu stratejik iş birliğinin en somut göstergeleri&#8221; dedi.</p>
<p><strong>İtalya’ya ihraç edilen deri saraciye ürünlerinin yarısından fazlası DESA’dan</strong></p>
<p>DESA&#8217;nın Toskana bölgesindeki 2 bin metrekarelik İtalyan üretim tesisi ve Milano’da bulunan showroom’u firmanın uluslararası pazardaki varlığını güçlendiren önemli yatırımlar olarak dikkat çekiyor. Türkiye&#8217;nin İtalya&#8217;da üretim tesisi olan deri sektöründeki tek perakende şirketi olan DESA, bu yatırımıyla Türk deri zanaatkarlığını İtalyan estetiği ile harmanlayarak global pazarlara taşıyor.</p>
<p>Toplantıda, DESA’nın İtalya pazarı ile olan iki yönlü ticaretinin ve İtalya’da sürdürdüğü üretim ve pazarlama faaliyetlerinin detayları paylaşıldı. İtalya ve Türkiye’nin birbirini tamamlayan güçlü yanları olduğunun altını çizen Burak Çelet, “DESA’nın İtalya’da kurmuş olduğu üretim ve pazarlama altyapısının tüm Türk ve İtalyan firmaları için bir örnek teşkil etmesini umuyorum. İtalya’nın tasarım ve markalama gücü ile Türkiye’nin üretim ve zanaatkarlık becerilerini iki ülkede bulunan tesislerimizde birleştirerek çok önemli bir sinerji ve rekabet üstünlüğü yaratıyoruz” dedi. </p>
<p><strong>Marropodi’den DESA’ya övgü</strong></p>
<p>İtalya Büyükelçisi Giorgio Marrapodi, ziyaret sırasında DESA&#8217;nın kaliteli üretim anlayışı ve İtalya ile kurduğu güçlü ticari ilişkilerden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, &#8220;DESA&#8217;nın İtalya&#8217;daki yatırımları ve İtalyan pazarına yönelik ihracatı ve İtalya’dan yaptığı ithalatı iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesine önemli katkı sağlıyor. Türk ve İtalyan iş dünyası arasındaki bu tür iş birlikleri, her iki ülke ekonomisine de değer katıyor&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Aynı zamanda İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği (CCIIST) Yönetim Kurulu Üyesi göreviyle de Türkiye-İtalya ticari ilişkilerinin güçlendirilmesinde aktif rol oynayan DESA CEO&#8217;su Burak Çelet, ziyaretin sonunda &#8220;İtalya Büyükelçisi Sayın Giorgio Marrapodi&#8217;nin fabrikamızı ziyareti, beni ve tüm DESA ailesini son derece motive etti. Sayın Büyükelçinin İtalya ile önemli ticari ilişkileri olan firmalarımıza vakit ayırması ve bizzat ziyaret etmesi, iki ülke arasındaki ticari iş birliğinin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor. DESA olarak, İtalya ile olan ticari ilişkilerimizi daha da geliştirmeyi ve İtalya&#8217;daki yatırımlarımızı artırmayı hedefliyoruz&#8221; dedi. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/italya-buyukelcisi-marrapodi-desanin-duzce-fabrikasini-ziyaret-etti-2-585241">İtalya Büyükelçisi Marrapodi Desa&#8217;nın Düzce Fabrikasını Ziyaret Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Singapurlu Art Terapist&#8217;ten engelliler ve ailelerine sanatla terapi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/singapurlu-art-terapistten-engelliler-ve-ailelerine-sanatla-terapi-585130</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2025 13:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ailelerine]]></category>
		<category><![CDATA[art]]></category>
		<category><![CDATA[atölye]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[engelliler]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatla]]></category>
		<category><![CDATA[singapurlu]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[ten]]></category>
		<category><![CDATA[terapist]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Singapur'dan gelen Art Terapist Siew Tin Ang, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurtoğlu Engelli Hizmet Merkezi’nde Sanatla Terapi Atölyesi yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/singapurlu-art-terapistten-engelliler-ve-ailelerine-sanatla-terapi-585130">Singapurlu Art Terapist&#8217;ten engelliler ve ailelerine sanatla terapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Singapur&#8217;dan gelen Art Terapist Siew Tin Ang, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurtoğlu Engelli Hizmet Merkezi’nde Sanatla Terapi Atölyesi yaptı. Çalışma, engelliler ve ailelerinin üretim yoluyla sosyal becerilerini geliştirmeyi ve psiko-sosyal iyilik hallerini desteklemeyi amaçladı.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü’ne bağlı Yurtoğlu Engelli Hizmet Merkezi, engelliler ve aileleri ile Singapur&#8217;dan gelen Art Terapist Siew Tin Ang’ı buluşturdu. Engellilik Odağında Sanatla Terapi Yaklaşımları Projesi kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte Sanatla Terapi Atölyesi düzenlendi. Özel gereksinimli bireylerin resim, kolaj, heykel ve çizim gibi sanatsal araçları kullanarak sosyal becerilerini artırıp rehabilite olmaları amacıyla hayata geçirilen proje kapsamında, projenin danışmanlarına ve gönüllü öğrencilere sunum da yapıldı. </p>
<p><strong>Sanatla terapi uygulaması</strong></p>
<p>Projenin Sanat Danışma Kurulunda Dokuz Eylül Üniversitesi Psikoloji ve Müzikoloji Bölümü, Engelsiz Dokuz Eylül Koordinatörlüğü, Kâtip Çelebi Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi akademisyenleri, sivil toplum kuruluşlarından Art Terapi Derneği ve İzmir Engelsiz Sanat Derneği görev alırken gönüllülük ağında ilgili bölümlerden yüksek lisans ve doktora öğrencileri de yer alıyor. Projenin ilk adımı olan etkinlikte, Siew Tin Ang ve Nursen Ener, proje danışmanları ve gönüllü öğrencilere yönelik süpervizörlük ve atölye çalışmaları yürüttü. Ardından özel gereksinimli bireyler ve bakım verenleriyle birlikte sanatla terapi uygulamaları yapıldı.</p>
<p><strong>“Bu merkezde olmaktan mutluyum”</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;ye ilk kez geldiğini belirten Art Terapist Siew Tin Ang, &#8220;Özellikle bu merkezde olmaktan mutluyum. Çünkü öğrencilerin motivasyonu çok yüksek. Güzel deneyimler paylaştım. Projede yer alacak psikoloji, hemşirelik, sanat ya da müzik bölümünden öğrenciler engelli bireylerle bir kamp çalışması yürütecek. Bu workshop ile onlara yol gösterici olmaya çalıştık&#8221; sözlerine yer verdi. </p>
<p><strong>“Türkiye’de bu alanda atılan önemli bir adım”</strong></p>
<p>İzmir Art Terapi Derneği Başkanı Nursen Ener, art terapinin bir psikoterapi yöntemi olduğuna dikkat çekerek “Sanatsal malzemeleri bir araç olarak kullanıyoruz. Bu yöntem, özellikle sözel iletişimi sınırlı bireylerle çalışırken çok etkili. Bugünkü uygulama, Türkiye’de bu alanda atılan önemli bir adımdı” ifadelerini kullandı. İzmir Engelsiz Sanat Derneği Başkanı Tamer Özşeker ise gönüllü üniversite öğrencilerinin katılımının önemine değinerek “Psikiyatri, sanat ve mühendislik bölümlerinden öğrenciler bu sürece gönüllü olarak destek veriyor. Sanat yoluyla iyi olma halini güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Önemli katkı sağlıyor”</strong></p>
<p>Otizmli oğlu Emre Emiral (34) ile birlikte atölyeye katılan baba Mehmet Emiral, bu atölyelerin özel gereksinimli bireylere önemli katkılar sağladığını dile getirdi. Oğlunun çamura şekil verdiğini ve bu sayede iletişimini artırdığını anlatan Emiral, &#8220;Oğlumun daha önce de böyle çalışmaları oldu. Çocukların yeteneklerini ortaya çıkartıp hangi alanda ilerleyebileceklerini belirlemek önemli. Pedagojik olarak ilerleyerek oğlumun liseyi bitirmesini sağladım. Bu sanatsal çalışmalar oğlum gibi engelli bireyleri sakinleştiriyor. Daha rahat oluyorlar, sosyalleşebiliyorlar. Çocukların öz güveni artıyor. Öğretmenlerinin dışında farklı insanlarla diyalog kurmayı öğreniyorlar. Emre üniversite sınavına girdi. Bu yıl kazanamadı. Seneye güzel sanatları hedefliyor. Fotoğraf konusunda yeteneği var. Seramikte başarıları var. Hocaları çizimini beğeniyorlar&#8221; ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“İyileşme ve paylaşım ortamı yaratacak”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü, sanatın destekleyici gücünü sosyal hizmetin sahasıyla buluşturmayı hedefliyor. Süpervizörlük, workshop ve terapi atölyeleriyle başlayan bu süreç, engelli bireyler ve bakım verenleri için bütüncül bir iyileşme ve paylaşım ortamı yaratacak.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/singapurlu-art-terapistten-engelliler-ve-ailelerine-sanatla-terapi-585130">Singapurlu Art Terapist&#8217;ten engelliler ve ailelerine sanatla terapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 08:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastası]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Serter]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584671</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, Avupada diyabetin en sık görüldüğü ülkelerin başında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671">Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Avupada diyabetin en sık görüldüğü ülkelerin başında yer alıyor. Vücudun bütün organ ve sistemlerini bozan bir hastalık olan diyabetin, tedavi edilmediğinde kalp, damar, göz, böbrek ve sinirleri harap ettiğini, cinsel işlevi bozduğunu belirten <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter </strong>“ Hipertansiyon, damar tıkanmaları, enfarktüs, inme, kalp yetmezliği, körlük, böbrek yetmezliği en olumsuz sonuçlardır. Kapanmayan yaralara, iyileşmeyen enfeksiyonlara ve bacak ampütasyonlarına yol açabilir” diyor. </p>
<p>Ülkemizde 20-80 yaş arasında diyabetli hasta sayısının 2030 yılında 10,8 milyona çıkmasının beklendiğini, hastalığın artış hızının korkutucu düzeyde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Serter, 4 milyonu aşkın kişinin de prediyabeti yani gizli şekeri olduğunu söylüyor. Tedavi edilmeyen prediyabetin bir süre sonra diyabete ilerlediğini, eskiden sadece yetişkinlerde görülen Tip 2 diyabetin sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve obezite nedeniyle artık çocukluk çağına kadar indiğini söyleyen Prof. Dr. Serter, diyabetten korunmak için 6 etkili önlemi sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Glisemik indeksi yüksek gıdalardan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetten korunmak için alınması gereken en önemli önlemlerden biri; doğru beslenme ile fazla kilo alımının ve aşırı yağlanmanın önlenmesidir. Örneğin; hızla kana karışan karbonhidratları içeren glisemik indeksi yüksek gıdalardan (beyaz ekmek, poğaça, börek, kek, beyaz pirinç vb) uzak durmak gerekir. Risk altındaki bireyler bu konuda eğitim almalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Yemekte karnınızı tıka basa doyurmayın</strong></li>
</ul>
<p>Alınan toplam kalori önemli kriterdir. Tıka basa doymak yerine açlığın giderilmesi düzeyinde gıda alımı ile yetinmek hedeflenmelidir. Unutmamak gerekir ki; en sağlıklı gıdaların dahi aşırı miktarda tüketilmesi kilo alımına ve yağlanmaya yol açabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersiz yaparak (örneğin; hafta içi en az 3 gün 1 saat tempolu yürüyüş) fazla kilo alımı ve aşırı yağlanmanın önlenmesi çok önemlidir. Vücut kaslarının düzenli kullanılması yağlanmayı önleyici en önemli tedbirlerden birisidir. Sıklığı, süresi ve şiddeti belirlenmiş fiziksel aktiviteler egzersiz olarak tanımlanır.</p>
<ul>
<li><strong>Ölçümlerinizi düzenli yaptırın</strong></li>
</ul>
<p>Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Rüştü Serter “Özellikle fazla kilolu bireyler ve ailesinde birinci derece yakınlarında diyabet olanlar yüksek risk grubundadır. Bu kişilerin doktora başvurarak insülin direnci, kan şekeri tablolarını doktorun uygun gördüğü aralıklarla kontrol ettirmeleri erken önlem almak için önemlidir. Ailesinde diyabet öyküsü bulunan kişilerin bir de fazla kiloları varsa risk daha da yüksektir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Alkolden uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Alkolden özellikle de aşırı alkol tüketiminden uzak durulmalıdır. Aşırı alkol tüketimi vücutta yağlanmaya yol açarak insülin direnci-prediyabet sürecini hızlandırır.</p>
<ul>
<li><strong>Gerekirse ilaç kullanın</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Serter “Diyet ve düzenli egzersize ek olarak doktor tarafından gerekli görüldüğünde düzenlenecek ilaç tedavisinin de koruyucu etkisi çoktur ve aksatılmamalıdır. Bütün bu tedbirlerin uygulanmasının ‘ömür boyu sağlıklı yaşam tarzı’ olarak benimsenmesi önemlidir. Bu yaşam tarzından çıkıldığı zaman daha evvel düzeltilmiş olan risklerin hızla geri geleceği unutulmamalıdır. Ayrıca biraz düzelme olunca tedavinin bırakılması çoğu bireyde nükslere yol açmaktadır. Doktorun onayı olmadan hiçbir şekilde tedavi bırakılmamalıdır” diyor. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Prediyabet ve Diyabetin belirtilerine dikkat!</strong></p>
<p>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter “Prediyabet sinsi bir tablo olsa da bazı ipuçları bu konuda uyarıcı olabilmektedir. Gün içerisinde sık acıkmalar, tatlı yeme atakları, yemek sonrası tekrar acıkma, yemek sonrası uyku basması, kilo vermenin giderek zorlaşması bunlardan başlıcalarıdır. Şekerin yükselmesi ile birlikte sık idrara çıkma, gece idrara çıkma, çok susama, ağız kuruluğu, el ve ayaklarda yanma uyuşma, vücut direncinde düşme, sık enfeksiyona yakalanma görülebilir. Şeker çok yükseldiğinde kilo kaybı başlar” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671">Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güzelbahçe Belediyesi&#8217;nden Önemli İş Birliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guzelbahce-belediyesinden-onemli-is-birligi-584240</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 11:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[güzelbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584240</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güzelbahçe Belediyesi ve İzmir Demokrasi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü “Ortak Gelecek Tasarımı” projesini hayata geçirmek için kolları sıvadı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guzelbahce-belediyesinden-onemli-is-birligi-584240">Güzelbahçe Belediyesi&#8217;nden Önemli İş Birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güzelbahçe Belediyesi ve İzmir Demokrasi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü “Ortak Gelecek Tasarımı” projesini hayata geçirmek için kolları sıvadı.<br />Güzelbahçe Belediyesi ve İzmir Demokrasi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü “Ortak Gelecek Tasarımı” projesi kapsamında, Güzelbahçe Belediyesi Ar-Ge Birimi ile İDÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Karakaya Ayalp koordinatörlüğündeki 25 kişiden oluşan 2’inci sınıf öğrencisi Güzelbahçe’nin imar planlarında kentsel gelişimine yönelik yenilikçi ve katılımcı öneriler geliştirecek.  İlk ziyaretini Güzelbahçe Belediyesi Gençlik Merkezine yapan öğrenciler ardından Onur Günay Eğitim Kampüsü’nü ziyaret ederek sosyal çalışmalar ile ilgili bilgilendirme toplantısı yaptı.<br />‘Bilim ve akılla şehirlerimizi yapacağız’<br />Kenti geleceğe taşırken gençlerin fikirlerine büyük değer verdiklerini söyleyen Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, “Bu proje, Güzelbahçe’nin planlı gelişimi için önemli bir adım olmanın yanı sıra, öğrencilerimize de sahada gerçek bir planlama deneyimi kazandıracak. Bu örnek çalışma, İzmir genelinde üniversite ve belediye iş birliklerine model olabilecek nitelikte olup, hem akademik dünyaya hem de yerel yönetimlere yeni bir iş birliği kültürü kazandırmayı hedeflemekte. Kentleri geleceğin vizyon projeleri arasına koymak için üniversitelerle yapılan her türlü projeye önem veriyoruz. Akıl ve bilimle hareket etmenin en büyük faydası geleceğin şehirleriyle yarışır duruma gelmektir. O yüzden bu tür projeleri her zaman destekliyeceğiz” diye konuştu.<br />İzmir Demokrasi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Karakaya Ayalp ise projeye ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Akademi ile yerel yönetimlerin iş birliği, kentlerin sürdürülebilir geleceği açısından son derece kıymetli. Öğrencilerimiz, Güzelbahçe’nin dinamiklerini yerinde gözlemleyerek, çözüm odaklı ve katılımcı planlama yaklaşımları geliştirme fırsatı bulacak” dedi.<br />Kent kimliği, sürdürülebilirlik, kamusal alan kullanımı ve yaşam kalitesinin artırılması temaları etrafında şekillenecek proje, öğrencilerin akademik bilgi ve yaratıcılıklarını yerel yönetim deneyimiyle bir araya getirerek, Güzelbahçe’nin geleceğine genç bir bakış kazandırmayı amaçlıyor. Proje süresince öğrenciler, Güzelbahçe’nin farklı mahallelerinde saha çalışmaları yapacak, yerel halkla etkileşim kuracak ve elde ettikleri veriler doğrultusunda mekânsal analizler, tasarım önerileri ve planlama senaryoları geliştirecek. Elde edilen sonuçlar, dönem sonunda düzenlenecek bir sergi ve sunum etkinliğiyle kamuoyuyla paylaşılacak.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guzelbahce-belediyesinden-onemli-is-birligi-584240">Güzelbahçe Belediyesi&#8217;nden Önemli İş Birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakırköy Belediyesi&#8217;nden Kadın Sağlığı İçin Önemli Uygulama</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakirkoy-belediyesinden-kadin-sagligi-icin-onemli-uygulama-584115</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 19:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Smear]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584115</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık hizmetlerini genişletmeye devam eden Bakırköy Belediyesi, Tıp Merkezi’nde bulunan Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniğinde ücretsiz smear testi hizmeti başlattı. Uygulama ile, kadın sağlığına yönelik erken teşhis ve önleyici sağlık çalışmaları destekleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoy-belediyesinden-kadin-sagligi-icin-onemli-uygulama-584115">Bakırköy Belediyesi&#8217;nden Kadın Sağlığı İçin Önemli Uygulama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık hizmetlerini genişletmeye devam eden Bakırköy Belediyesi, Tıp Merkezi’nde bulunan Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniğinde ücretsiz smear testi hizmeti başlattı. Uygulama ile, kadın sağlığına yönelik erken teşhis ve önleyici sağlık çalışmaları destekleniyor.</p>
<p>Kadın sağlığı için gerçekleştirdiği çalışmaları artıran Bakırköy Belediyesi, bünyesindeki tıp merkezinde ücretsiz smear testi hizmeti sunmaya başladı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğinde verilen hizmet kapsamında, rahim ağzı kanseri konusunda sağlıklı bireyler dahil toplumdaki risk gruplarına ücretsiz tarama testi uygulanıyor. Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezinde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanları, ilk Pap smear testinin 21 yaşında yapılmaya başlanarak 65 yaşa kadar 2-3 yılda bir tekrarlanmasını, 5 yılda bir ise HPV testi yapılmasını önererek bu konuda vatandaşlara hizmet vermeye devam edeceklerini bildirdi. Merkezde gerçekleştirilen hormon, gebelik, FSH, LH, E2, Prolaktin, Beta-HCG, Smear ve HPV testleri ile kadın sağlığına yönelik tetkik, erken tanı ve koruyucu sağlık girişimlerine teşvik sağlanıyor.</p>
<p>Hafta içi her gün 09.00 – 16.00 saatleri arasında hizmet veren Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğinden smear testi randevusu almak isteyen vatandaşlar, <b>0212 414 97 77</b> numaralı çağrı merkezinden <b>8100</b>’ı tuşlayarak iletişim kurabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoy-belediyesinden-kadin-sagligi-icin-onemli-uygulama-584115">Bakırköy Belediyesi&#8217;nden Kadın Sağlığı İçin Önemli Uygulama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İtalya Büyükelçisi Marrapodi, DESA&#8217;nın Düzce Fabrikasını Ziyaret Etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/italya-buyukelcisi-marrapodi-desanin-duzce-fabrikasini-ziyaret-etti-583889</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 07:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[büyükelçi]]></category>
		<category><![CDATA[büyükelçisi]]></category>
		<category><![CDATA[deri]]></category>
		<category><![CDATA[desa]]></category>
		<category><![CDATA[düzce]]></category>
		<category><![CDATA[fabrikasını]]></category>
		<category><![CDATA[italya]]></category>
		<category><![CDATA[marrapodi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[talya]]></category>
		<category><![CDATA[ticari]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583889</guid>

					<description><![CDATA[<p>İtalya'nın Türkiye Büyükelçisi Giorgio Marrapodi, DESA'nın Düzce Organize Sanayi Bölgesi'ndeki üretim tesisini ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/italya-buyukelcisi-marrapodi-desanin-duzce-fabrikasini-ziyaret-etti-583889">İtalya Büyükelçisi Marrapodi, DESA&#8217;nın Düzce Fabrikasını Ziyaret Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İtalya&#8217;nın Türkiye Büyükelçisi Giorgio Marrapodi, DESA&#8217;nın Düzce Organize Sanayi Bölgesi&#8217;ndeki üretim tesisini ziyaret etti. Büyükelçi Marrapodi&#8217;yi DESA CEO&#8217;su ve İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği (CCIIST) Yönetim Kurulu Üyesi Burak Çelet ile DESA Yönetim Kurulu Üyesi Burçak Çelet karşıladı.</p>
<p>Ziyaret kapsamında Büyükelçi Marrapodi, 10 bin metrekarelik alana sahip olan Düzce fabrikasını gezerek, deri ürünleri üretim süreçleri hakkında detaylı bilgi aldı. DESA&#8217;nın ileri teknoloji üretim hatları, kalite kontrol sistemleri ve sürdürülebilirlik uygulamaları ziyaret sırasında Sayın Büyükelçi&#8217;ye tanıtıldı.</p>
<p>DESA CEO&#8217;su Burak Çelet, ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, &#8220;İtalya, deri sektöründe dünya çapında bir marka değerine sahip ve DESA olarak, İtalyan deri sanatıyla Türk üretim gücünü birleştirerek global pazarda önemli bir konuma ulaştık. İtalya&#8217;ya ihracatımız ve İtalya&#8217;daki yatırımlarımız, bu stratejik iş birliğinin en somut göstergeleri&#8221; dedi.</p>
<p><strong>İtalya’ya ihraç edilen deri saraciye ürünlerinin yarısından fazlası DESA’dan</strong></p>
<p>DESA&#8217;nın Toskana bölgesindeki 2 bin metrekarelik İtalyan üretim tesisi ve Milano’da bulunan showroom’u firmanın uluslararası pazardaki varlığını güçlendiren önemli yatırımlar olarak dikkat çekiyor. Türkiye&#8217;nin İtalya&#8217;da üretim tesisi olan deri sektöründeki tek perakende şirketi olan DESA, bu yatırımıyla Türk deri zanaatkarlığını İtalyan estetiği ile harmanlayarak global pazarlara taşıyor.</p>
<p>Toplantıda, DESA’nın İtalya pazarı ile olan iki yönlü ticaretinin ve İtalya’da sürdürdüğü üretim ve pazarlama faaliyetlerinin detayları paylaşıldı. İtalya ve Türkiye’nin birbirini tamamlayan güçlü yanları olduğunun altını çizen Burak Çelet, “DESA’nın İtalya’da kurmuş olduğu üretim ve pazarlama altyapısının tüm Türk ve İtalyan firmaları için bir örnek teşkil etmesini umuyorum. İtalya’nın tasarım ve markalama gücü ile Türkiye’nin üretim ve zanaatkarlık becerilerini iki ülkede bulunan tesislerimizde birleştirerek çok önemli bir sinerji ve rekabet üstünlüğü yaratıyoruz” dedi. </p>
<p><strong>Marropodi’den DESA’ya övgü</strong></p>
<p>İtalya Büyükelçisi Giorgio Marrapodi, ziyaret sırasında DESA&#8217;nın kaliteli üretim anlayışı ve İtalya ile kurduğu güçlü ticari ilişkilerden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, &#8220;DESA&#8217;nın İtalya&#8217;daki yatırımları ve İtalyan pazarına yönelik ihracatı ve İtalya’dan yaptığı ithalatı iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesine önemli katkı sağlıyor. Türk ve İtalyan iş dünyası arasındaki bu tür iş birlikleri, her iki ülke ekonomisine de değer katıyor&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Aynı zamanda İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği (CCIIST) Yönetim Kurulu Üyesi göreviyle de Türkiye-İtalya ticari ilişkilerinin güçlendirilmesinde aktif rol oynayan DESA CEO&#8217;su Burak Çelet, ziyaretin sonunda &#8220;İtalya Büyükelçisi Sayın Giorgio Marrapodi&#8217;nin fabrikamızı ziyareti, beni ve tüm DESA ailesini son derece motive etti. Sayın Büyükelçinin İtalya ile önemli ticari ilişkileri olan firmalarımıza vakit ayırması ve bizzat ziyaret etmesi, iki ülke arasındaki ticari iş birliğinin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor. DESA olarak, İtalya ile olan ticari ilişkilerimizi daha da geliştirmeyi ve İtalya&#8217;daki yatırımlarımızı artırmayı hedefliyoruz&#8221; dedi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/italya-buyukelcisi-marrapodi-desanin-duzce-fabrikasini-ziyaret-etti-583889">İtalya Büyükelçisi Marrapodi, DESA&#8217;nın Düzce Fabrikasını Ziyaret Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her sekiz kadından biri, meme kanseri ile karşılaşabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-sekiz-kadindan-biri-meme-kanseri-ile-karsilasabilir-583464</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Oct 2025 11:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[karşılaşabilir]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[muayene]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sekiz]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583464</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanseri riski, 80 yaşına kadar kadınların %12’sini etkiliyor……</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-sekiz-kadindan-biri-meme-kanseri-ile-karsilasabilir-583464">Her sekiz kadından biri, meme kanseri ile karşılaşabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Meme kanseri riski, 80 yaşına kadar kadınların %12’sini etkiliyor……</b></p>
<p><b>Atlas Üniversitesi Hastanesi tarafından Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen programda </b><b>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu söyledi. Doç. Dr. Emine Yıldırım, meme kanserinin erken tanınmasının toplum sağlığı açısından da önemli olduğunun altını çizerek “E</b><b>rken tanı, daha etkili tedavi ve çoğu durumda tam şifa anlamına gelir. Zira bir meme kanseri 1 cm çapında iken muayenede ele gelir ve bu dönemde koltuk altı yayılım oranı çok azdır” dedi.</b></p>
<p>Atlas Üniversitesi Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlikte meme sağlığı ve meme kanseri hakkında bilgilendirmeler yapılıp meme kanserinde erken teşhis, meme muayenesi ve düzenli kontrolün önemini vurgulandı. </p>
<p><b>Erken tanı ile yüzde 90 iyileşme mümkün</b></p>
<p>Atlas Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Cem Cemal Balaban, açılış konuşmasında meme kanseri ile farkındalık oluşturmayı sadece bir ay boyunca değil, tüm yıla yaydıklarını söyledi. Meme kanseri ile ilgili farkındalık oluşturmada ve bilinçlenmede kadınların birbirlerine meme sağlığı ile ilgili yıllık ve aylık kontrollerini hatırlatmalarını tavsiye eden Dr. Öğr. Üyesi Cem Cemal Balaban, “Bu alışkanlık yaygınlaştığında bunun sonucunu bütün kadınlar görecek. Çünkü meme kanseri erken tanı konulduğunda yüzde 90 iyileşme oranına sahip bi kanser artık. Bu çok önemli ve erken tanısı da çok zor değil. Erken tanı için her kadının ufak bir zaman ayırması yetiyor” diye konuştu. </p>
<p><b>Kadınlarda en sık görülen kanser türü</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, meme sağlığı ve meme kanserinden korunmada alınacak önlemlere dikkat çekti. Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu belirten Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Her sekiz kadından bir tanesi hayatının bir döneminde meme kanseri ile karşılaşabilir. Meme kanseri riski kadınlar için 80 yaşına kadar %12’dir. Bu nedenle meme hastalıklarının özellikle meme kanserinin erken tanınması toplum sağlığı açısından da önemlidir” dedi.</p>
<p><b>Erken tanı, çoğu durumda tam şifa anlamına geliyor</b></p>
<p>Meme ile ilgili şikayetlerde kadınların en büyük korkusunun kanser olduğunu belirten Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Ancak erken tanı, daha etkili tedavi ve çoğu durumda tam şifa anlamına gelir. Tarama maografileri sayesinde pek çok kadın erken tanıya ulaşabilirken meme kanseri nin yaklaşık bir cm çapında iken muayenede ele gelebileceği ve bu dönemde koltuk altı yayılım oranı çok az olduğunu söyledi. Kanser vakalarının büyük bir kısmı memede kitle ile kendini gösterir” dedi.</p>
<p><b>Kendi kendine meme muayenesi, erken teşhis için önemli</b></p>
<p>Meme kanserinde erken teşhisin önemini vurgulayan Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Yıllık olağan muayenelerinizde doktorunuzun yaptığı meme muayenesi ve belli bir yaştan sonra muayeneye ek olarak yapılan mamografi / meme ultrasonografisi meme kanseri erken tanısının doktorunuza düşen kısmıdır. Siz ise kendi kendine meme muayenesiusulünü kavrayarak aylık olarak uyguladığınızda, erken tanındığında tedavi şansı yüksek olan bu kanser türüyle başa çıkmak için size düşen görevi yerine getirmiş olacaksınız” dedi. </p>
<p><b>Kendi kendine meme muayenesi neden önemli?</b></p>
<p>Kendi kendine meme muayenesinin, meme kanserinde erken tanı amaçlı kullanılan bir tarama yöntemi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Memede olan değişiklikleri fark etmeye yardımcı olmak için hem gözler hem de eller kullanılarak memenin görünümü veya yapısında bir farklılık olup olmadığına bakılır. Kendi kendine yapılan muayene tabi ki doktor tarafından yapılan muayenenin ve görüntülemelerin yerini tutamaz ama meme yapısına aşinalık sağlayarak memedeki değişikliği daha erken fark etmeye yardımcı olur ve kanser taramasını destekler” diye konuştu.</p>
<p><b>Kendi kendine muayeneye 20 yaş sonrası başlanmalı</b></p>
<p>Kendi kendine meme muayenesine 20 yaş sonrası başlanmasının önerildiğini kaydeden Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Muayenede meme cildinde çukurlaşma ve çekilme, renk değişikliği, meme başında çekilme, pullanma, kabuklanma, memede ele gelen bir kitle varlığı aranmalıdır” dedi.</p>
<p>Kendi kendine muayenenin yapılması gereken döneme ilişkin bilgi de veren Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Kendi kendine meme muayenesi, ideal olarak adet döngüsünün 5.-7. günleri arasında (adetten sonra ilk hafta) yani hormon etkisinin en az olduğu dönemde, ayda bir kez yapılmalıdır. Adet kanamasının başlamasıyla birlikte kanda östrojen ve progesteron hormonlarının etkinlikleri nispeten azalır ve meme dokusunu incelemek kolaylaşır” dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Emine Yıldırım, menopoz döneminde olan ve adet görmeyen kadınların ise her ayın kendi belirledikleri bir gününde bu muayeneyi yapabileceklerini ifade etti.</p>
<p>Meme ultrasonografisinin memede tespit edilmiş kitlenin doğasını ortaya koymada kullanılan yararlı bir yöntem olduğunu belirten Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Meme için kullanılan ultrasonların özellikleri sayesinde derini değil yüzeyel dokuyu taramayı amaçlayan özel kullanımlı cihazlardır” dedi.</p>
<p><b>Mamografi 40 yaşından sonra her yıl çektirilmelidir</b></p>
<p>Mamografinin ise memenin röntgen ışınları (X ışınları) ile incelenmesi olduğunu kaydeden Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Bu yöntemle meme kanseri muayene ile tanınabilecek büyüklüğe ulaşmadan tanınabilir. Mamografi ile elde edilen direkt grafiler olan mamogramlar”da meme dokusundaki kanser bulguları araştırılmaktadır. Mamografi Tarama Testi Programı, Radyoloji Derneği tarafından 40 yaş sonrası her yıl önerilmektedir. Kadın sağlıklı ve yaşam beklentisi 5 yıldan fazla ise tarama ileri yaşlara kadar devam eder. Genellikle birçok rehberde  üst sınır 70-74 kabul edilir” dedi.</p>
<p>Doç. Dr. Emine Yıldırım, birinci derece akrabalarında meme kanseri olanlarda mamografi ile taramaya, tanı yaşının 10 yıl öncesinde başlandığını ancak mamografi yaşının alt sınırıının 25 olduğunu söyledi.</p>
<p><b>Meme kanserinde tedavi yöntemleri</b></p>
<p>Meme kanserinde tedavi yöntemlerinden de bahseden Doç. Dr. Emine Yıldırm “Öncelikle hastalığın tedavi edilebilir olduğunu bilmeliyiz. Meme kanseri ileri evrede yakalanmışsa tümör boyutu büyük ya da koltuk altı lenf bezlerine yayılım varsa tedaviye kemoterapi ile başlanıp kitle küçültülebilir ve daha sonra cerrahi tedavi uygulanabilir. Başlangıçta kemoterapi almayan hastalar ameliyat sonrası kemoterapi görebilir. Hastaların memesinin bir kısmı alındıysa, ameliyat öncesi kemoterapiye rağmen memede hala kitle varsa ve koltuk altında lenf bezi varsa ameliyat sonrası radyoterapi gerekir” dedi. </p>
<p>Meme kanseri cerrahisinde artık memenin korunabileceğini, memenin tamamen alınması gerekse bile yerine hem erken dönemde hem de ilerleyen dönemde plastik ve rekonstrüktif cerrahinin de yardımı ile tekrar meme yapılabildiğini ekledi. </p>
<p><b>Tedavi sonrası takip önemli</b></p>
<p>Meme kanserinin tam olarak iyileşmesi sonrasında nüksleri atlamamak için takibin çok önemli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Takiplerde kanserin tam olarak ortadan kalktığı izlenirse bu bölgeye ek düzeltici ve estetik operasyonlar uygulanabilir. Bu hastalarda psikolojik destek son derecede önemlidir” dedi.</p>
<p><b>Kadınlar kendilerine şefkat göstermeyi öğrenmeli</b></p>
<p>Gördüğü tedavi ile meme kanserini atlatan 32 yaşındaki Başak Turgut da etkinliğe katılarak kadınlara tecrübelerini anlattı. 26 yaşında meme kanserine yakalanan Başak Turgut,  belirtilere rağmen bir süre korku nedeniyle doktora başvurmadığını anlattı. Başak Turgut, daha sonra Doç. Dr. Emine Yıldırım’a başvurduğunu, iki ameliyat geçirdiğini ve bir yılı aşan tedavi sürecinin ardından sağlığna kavuştuğunu söyledi. Meme kanseri ile verdiği mücadeleyi kazandıığı için çok mutlu olduğunu söyleyen Turgut, kanserden korkulmaması gerektiğini belirterek kadınlara aylık meme kontrollerini aksatmamalarını, en küçük bir şüphede hastaneye başvurmalarını tavsiye etti. Kadınların güçlü olmayı hedeflerken zaman zaman kendilerini ihmal edebildiğini belirten Başak Turgut, “Kadınlar hayatın her alanında hep güçlü olmayı hedefliyor. ‘Çok iyi olmalıyım, mücadeleyi bırakmamalıyım’ diye düşünüyor ama burada hatalı bir nokta var ki biz gücümüzü yanlış yerde kullanıyoruz. Asıl güç, kendimize şefkat gösterebilmekteymiş. Kadınlar kendini ihmal etmemeli ve kendine vakit ayırmalı. Kendinize değer verdikten sonra en karanlık anda bile içinizde bir ışık bulabiliyorsunuz.Kanserden korkmayın, o sizden korksun” diye konuştu.  </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-sekiz-kadindan-biri-meme-kanseri-ile-karsilasabilir-583464">Her sekiz kadından biri, meme kanseri ile karşılaşabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Ülkemizin Geleceğine İmza Atacak Bir Nesil Yetiştirmek İçin Çaba Sarf Ediyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-ulkemizin-gelecegine-imza-atacak-bir-nesil-yetistirmek-icin-caba-sarf-ediyoruz-582627</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 19:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[atacak]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğine]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[mza]]></category>
		<category><![CDATA[Neler Oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[nesil]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizin]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi tarafından düzenlenen “Üniversite Buluşmaları” kapsamında Necmettin Erbakan Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencileriyle bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-ulkemizin-gelecegine-imza-atacak-bir-nesil-yetistirmek-icin-caba-sarf-ediyoruz-582627">Başkan Altay: &#8220;Ülkemizin Geleceğine İmza Atacak Bir Nesil Yetiştirmek İçin Çaba Sarf Ediyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi tarafından düzenlenen “Üniversite Buluşmaları” kapsamında Necmettin Erbakan Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencileriyle bir araya geldi. Konya’nın, kadim bir şehir olduğunu belirten Başkan Altay, “Şehrin keyfini çıkarmaya bakın. Bunun için biz elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyoruz. Ülkemizin geleceğine imza atacak bir nesil yetiştirmek için çaba sarf ediyoruz. Önemli olan burada eğitim hayatınızı iyi bir şekilde tamamlamak. Akademik başarı mutlaka önemli ama etrafınızda neler oluyor, dünyada neler oluyor, şehrimizde neler oluyor bunun da farkına varın. Üniversitemizin ve büyükşehir belediyemizin imkanlarından faydalanın” dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi tarafından Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Mühendislik Fakültesi’nde düzenlenen “Üniversite Buluşmaları” programına katıldı.</p>
<p>NEÜ Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen programda konuşan NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ve ilçe belediyelerinin şehirdeki her şeye dokunduklarını ifade ederek, “Eğitim, kültür, sanat ne varsa. Sosyal belediyecilik anlamında da her şeyi yapıyorlar. Biz bu konuda müteşekkiriz. Ne istiyorsak yerine getiriyorlar, çok teşekkür ediyoruz” cümlelerini kullandı.</p>
<p><strong>BAŞKAN ALTAY ÜNİVERSİTEYİ RAYLI SİSTEMLE BULUŞTURACAK PROJEDEN BAHSETTİ</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, rektör Prof. Dr. Zorlu’ya üniversiteye yaptığı katkılardan dolayı çok teşekkür ederek, yeni üniversite kampüsünün bir an önce tamamlanmasını arzu ettiklerini söyledi.</p>
<p>Bölgenin yeni gelişmesinden dolayı en büyük sorunun ulaşım olduğunu bildiklerini ifade ederek, bölgeyi raylı sisteme kavuşturmak için yoğun bir çaba sarf ettiklerini kaydeden Başkan Altay, “Necmettin Erbakan Üniversite’nden başlayıp Alaaddin’e gelen Alaaddin’den Selçuk Üniversitesi’ne ve Konya Teknik Üniversitesi’ne giden ve giderken de Bosna Hersek Mahalle’sinde bir istasyonu olan; dolayısıyla o bölgede yurtta kalan öğrencilerinde tek hatla gelebildikleri bir metro projesi için çalışıyoruz. Bütçesi 1.8 milyar avro, yani 60-65 milyar liralık bir yatırım. İnşallah en kısa sürede hayata geçer” diye konuştu.</p>
<p><strong>“DÜN AKŞAM BİZİMLE YÜRÜYEN ARKADAŞLARA TEŞEKKÜR EDERİM”</strong></p>
<p>Dün akşam Gazze için çok güzel bir yürüyüş geçekleştirdiklerini anımsatan Başkan Altay, “Bizimle yürüyüşte olan arkadaşlara hassasiyetleri için çok teşekkür ederim. Dün 7 Ekim’in yıl dönümüydü biliyorsunuz. 75 bin Konyalı Kılıçarslan Meydan’ından Mevlana Meydan’ına kadar yürüdük hep beraber ve sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdik. 2 yıl sonra ‘söyleyecek pek bir şey kalmadı, ne söylesek boşa ama bir birlik ve beraberlik ruhu ve orada yaşayan kardeşlerimize bir moral olur mu’ diye dua ettik ve yürüyüşümüzü tamamladık” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“KONYA’NIN İNSAN KAYNAĞINA KATKIYI ÜNİVERSİTELERİMİZ GERÇEKLEŞTİRİYOR”</strong></p>
<p>Konya’nın 5 üniversitesinde 130 bin üniversite öğrencisinin olduğunu belirten Başkan Altay, “Konya’nın insan kaynağına katkıyı üniversitelerimiz gerçekleştiriyor. Şu anda hocalarımıza da sorsak çoğu farklı şehirlerden üniversite için gelip eğitimlerini tamamlamışlar ama Konya’da ilim irfan üretiyorlar. Sizlerin de bir kısmı Konya’da kalacak. Konya’nın insan kaynağına katkı sunacaksınız. Onun için biz Konyalılar olarak sizi misafir etmekten, eğitim hayatınızı burada sürdürüyor olmanızdan büyük bir mutluluk duyuyorum” ifadelerini yer verdi.</p>
<p><strong>“TOPLU ULAŞIMDA EN UCUZ ŞEHİRLERDEN BİRİ OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”</strong></p>
<p>Toplu ulaşım konusunda en ucuz şehirlerden biri olmaya gayret ettiklerini anlatan Başkan Altay, “Siz de farkındasınız herhalde Türkiye’nin en ucuz ulaşımlarından birisini sağlıyoruz” dedi. Konya şehir merkezinde tarihi yapıların tekrar ortaya çıkarılmasıyla ilgili yapılan çalışmaları da anlatan Başkan Altay, “Düşünün Konya 200 yıl başkentlik yapmış ama görebileceğiniz bir metre sur duvarı yok. İç Sur Alaaddin tepesi etrafında, onun neredeyse bir buçuk- iki kilometre dışında Konya’nın dış surları varmış. Maalesef ayakta kalmamış ama şu anda o yapıların tekrar ortaya çıkarılmasıyla ilgili çok önemli bir gayret sarf ediyoruz” dedi.</p>
<p>Dünya Belediyeler Birliği, Türk Dünyası Belediyeler Birliği, Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği gibi kuruluşlar yaptığı başkanlık görevlerinden bahseden Başkan Altay, Konya’yı uluslararası alanda en iyi şekilde temsil etmeye gayret ettiklerini belirterek, gençlere yaşadıkları ülkeyi ve dünyayı tanımakla ilgili kendilerine hedef koymalarını tavsiye etti.</p>
<p>Başkan Altay; Genç Kültür Kart, Gençlik Meclisi, Kapsül Teknoloji Platformu, NEÜ iş birliğiyle hizmet veren Sosyal İnovasyon Ajansı, Atmosfer Gençlik Merkezi’nin Divizyon Programı, Kademe, Kariyer Destek Merkezi, Kudüs Çalışma Grubu gibi Büyükşehir Belediyesi’nin gençlere yönelik çalışmalarından bahsederek gençleri buralara katılmaya davet etti.  </p>
<p><strong>“ÜNİVERSİTEMİZİN VE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYEMİZİN İMKANLARINDAN FAYDALANIN” </strong></p>
<p>Konya’nın, kadim bir şehir olduğunu dile getiren Başkan Altay, “Şehrin keyfini çıkarmaya bakın. Ve bunun için biz elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyoruz. Gençlik Meclisimiz vasıtasıyla etkinlikler yapıyoruz. Sizlerin fikirlerini önemsiyoruz. Önemli olan burada eğitim hayatınızı iyi bir şekilde tamamlamak. Ülkemizin geleceğine imza atacak bir nesil yetiştirmek için çaba sarf ediyoruz. Ama biz ne yaparsak yapalım siz bir oyuncu olarak bunun içinde olmazsanız bir faydası olmaz. Akademik başarı mutlaka önemli ama etrafınızda neler oluyor, dünyada neler oluyor, şehrimizde neler oluyor bunun da farkına varın. Üniversitemizin ve büyükşehir belediyemizin imkanlarından faydalanın” sözleriyle konuşmasını tamamladı. </p>
<p>Başkan Altay programın sonunda öğrencilerin sorularını cevapladı.<br /> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-ulkemizin-gelecegine-imza-atacak-bir-nesil-yetistirmek-icin-caba-sarf-ediyoruz-582627">Başkan Altay: &#8220;Ülkemizin Geleceğine İmza Atacak Bir Nesil Yetiştirmek İçin Çaba Sarf Ediyoruz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
