<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>önemli | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/onemli/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onemli</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Jul 2026 16:24:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>önemli | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/onemli</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Umur Onat: “Tekne Üretiminde Güven, Tasarım Kadar Önemli”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/umur-onat-tekne-uretiminde-guven-tasarim-kadar-onemli-647030</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 16:24:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[onat]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[tekne]]></category>
		<category><![CDATA[umur]]></category>
		<category><![CDATA[üretiminde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=647030</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aurora Nautical Kurucusu Umur Onat, tekne satın alırken yalnızca fiyat ve tasarımın değil; üreticinin yasal durumu, üretim koşulları, kullanılan malzemeler, garanti kapsamı ve satış sonrası hizmetlerin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/umur-onat-tekne-uretiminde-guven-tasarim-kadar-onemli-647030">Umur Onat: “Tekne Üretiminde Güven, Tasarım Kadar Önemli”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><strong>BSHA / –</strong> İzmir Aurora Nautical Kurucusu Umur Onat, tekne satın alırken yalnızca fiyat ve tasarımın değil; üreticinin yasal durumu, üretim koşulları, kullanılan malzemeler, garanti kapsamı ve satış sonrası hizmetlerin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</span></p>
<p>Tekne sektöründe kayıtlı, izlenebilir ve kurumsal üretimin önemine dikkat çeken Aurora Nautical Kurucusu Umur Onat, tüketicilerin tekne satın alma sürecinde üretici seçimini yalnızca fiyat üzerinden yapmaması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki üretim tesisinde faaliyet gösteren Aurora Nautical’ın kurucusu Onat, tekne satın almanın uzun vadeli bir karar olduğunu ifade ederek, üreticinin kurumsal yapısının ve satış sonrasında ulaşılabilir olmasının en az teknenin tasarımı kadar önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Sektörde kayıt dışı veya üretim süreci yeterince şeffaf olmayan işletmelerle karşılaşılabildiğine işaret eden Onat, bu durumun tüketiciler açısından teslimat, garanti, malzeme kalitesi ve satış sonrası destek gibi alanlarda risk oluşturabileceğini dile getirdi.</p>
<p>Onat, “Tekne satın alırken insanlar doğal olarak önce tasarıma ve fiyata bakıyor. Ancak teknenin kim tarafından, nerede ve hangi şartlarda üretildiği çok daha önemli. Üretici firmanın yasal ve ticari durumu, üretim tesisi, sözleşmesi, faturalandırması ve satış sonrasında müşteriye nasıl destek vereceği mutlaka araştırılmalı. Çünkü tekne yalnızca satın alınan bir ürün değil, insan hayatını doğrudan etkileyen bir deniz aracıdır” dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.bsha.com.tr/wp-content/uploads/2026/07/Goruntu-8.07.2026-19.13-1.jpeg"/></p>
<p><b><span>Kurumsal üretim güven ilişkisini güçlendiriyor</span></b></p>
<p>Aurora Nautical’ın üretim faaliyetlerini Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki belirli ve ulaşılabilir bir tesiste sürdürdüğünü anlatan Onat, müşterilerin üretimin gerçekleştirildiği alanı görebilmesinin güven açısından önemli olduğunu belirtti. Kurumsal bir üretim yapısının yalnızca şirketin yasal olarak faaliyet göstermesi anlamına gelmediğini vurgulayan Onat, üretim sürecinin planlanması, kullanılan malzemelerin kayıt altına alınması, teslim tarihlerinin yazılı hâle getirilmesi ve satış sonrası sorumlulukların açıkça belirlenmesinin de bu yapının bir parçası olduğunu ifade etti. Onat, şöyle konuştu: “Tekne sahibinin karşısında ulaşabileceği gerçek bir işletme ve üretim tesisi bulunmalı. Müşteri, teknesinin nerede üretildiğini görebilmeli, süreç hakkında bilgi alabilmeli ve teslimden sonra da muhatap bulabilmeli. Biz güveni yalnızca sözle değil, şeffaf ve sürdürülebilir bir üretim yapısıyla oluşturmak gerektiğine inanıyoruz.”</p>
<p><b><span>Tekne satın alırken yalnızca fiyata bakılmamalı</span></b></p>
<p>Tekne almayı planlayanların üretici firmanın ticari kayıtlarını ve üretim koşullarını incelemesi gerektiğini belirten Onat, satın alma sürecinin yazılı sözleşme ve fatura ile yürütülmesinin önemine dikkat çekti. Kullanılacak malzemelerin, donanım seçeneklerinin, teslim tarihinin, garanti kapsamının ve satış sonrası hizmetlerin sözleşmede açıkça belirtilmesi gerektiğini söyleyen Onat, teknenin niteliğine göre gerekli uygunluk ve belgelendirme süreçlerinin de kontrol edilmesini önerdi. Onat, tüketicilerin satın alma kararı vermeden önce şu sorulara cevap araması gerektiğini kaydetti: “Üretici yasal ve ulaşılabilir bir işletme mi? Tekne nerede üretiliyor? Kullanılacak malzemeler açıkça belirtiliyor mu? Teslim tarihi yazılı olarak taahhüt ediliyor mu? Fatura ve sözleşme düzenleniyor mu? Garanti kapsamı nedir? Teslimden sonra teknik destek alınabilecek mi? Bu soruların cevapları, fiyat karşılaştırmasından daha belirleyici olabilir.”</p>
<p><b><span>Tasarım kadar üretim disiplini de önemli</span></b></p>
<p>Bir teknenin yalnızca dış görünüşü üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Onat, gövde yapısı, malzeme seçimi, işçilik, denge ve kullanım amacına uygunluk gibi konuların güvenli denizcilik açısından belirleyici olduğunu söyledi. Her teknenin kullanılacağı deniz koşullarına ve sahibinin beklentilerine göre değerlendirilmesi gerektiğini belirten Onat, “Görsel olarak etkileyici bir tekne üretmek tek başına yeterli değil. Gövde yapısından ağırlık dağılımına, malzeme kalitesinden işçiliğe kadar bütün detayların bir üretim disiplini içerisinde ele alınması gerekiyor. Tasarım, mühendislik ve kullanıcı deneyimi birlikte düşünülmeli” dedi.</p>
<p><b><span>Yerli ve kişiselleştirilebilir tekne üretimi</span></b></p>
<p>Aurora Nautical’ın 4,95 metre ve 9 metre sınıfındaki tekne modelleri üzerinde çalıştığını belirten Umur Onat, teknelerin kullanım amacı ve müşterilerin beklentileri doğrultusunda farklı donanım ve yerleşim seçenekleriyle şekillendirilebildiğini ifade etti. Balıkçılık, günübirlik kullanım, gezi ve farklı denizcilik ihtiyaçlarının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Onat, her kullanıcıya aynı tekneyi sunmak yerine kullanım alışkanlıklarına uygun çözümler geliştirmeyi amaçladıklarını dile getirdi. Onat, yerli üretimin müşteriye üretim sürecine daha yakından katılma ve ihtiyaçlarını doğrudan üreticiye aktarabilme imkânı sunduğunu belirtti.</p>
<p><b><span>Satış, tekne teslim edildiğinde sona ermiyor”</span></b></p>
<p>Tekne üretiminde satış sonrası hizmetlerin önemli bir güven unsuru olduğunu vurgulayan Onat, bakım, parça, teknik destek ve kullanıcı bilgilendirmesinin teslim sürecinin devamı olarak görülmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Üreticinin müşteriye tekneyi teslim ettikten sonra da ulaşılabilir olması gerektiğini kaydeden Onat, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Amacımız yalnızca tekne üretmek ve satmak değil; insanların güvenle denize açılabilecekleri, arkasında ulaşılabilir bir üretici bulunan tekneler ortaya çıkarmak. Bir tekne, teslim edildiği gün üreticiyle ilişkisi sona eren sıradan bir ürün değildir. Güven, üretim öncesinde başlar ve tekne denizde olduğu sürece devam eder.”</p>
<p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/umur-onat-tekne-uretiminde-guven-tasarim-kadar-onemli-647030">Umur Onat: “Tekne Üretiminde Güven, Tasarım Kadar Önemli”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>QNB Leasing, 175 Milyon ABD Dolarını Aşan Sendikasyon Kredisi Sağladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/qnb-leasing-175-milyon-abd-dolarini-asan-sendikasyon-kredisi-sagladi-646926</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 08:38:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[175]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[aşan]]></category>
		<category><![CDATA[dolarını]]></category>
		<category><![CDATA[finans]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kredi]]></category>
		<category><![CDATA[leasing]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[qnb]]></category>
		<category><![CDATA[Qnb Leasing]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[Uzun Vadeli]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646926</guid>

					<description><![CDATA[<p>QNB Leasing (QNB Finansal Kiralama A.Ş.), Societe Generale'in Tek Global Koordinatör (Sole Global Coordinator) olarak görev aldığı ve aranje ettiği 117 milyon  ABD Doları ve 53 milyon Avro tutarındaki sendikasyon kredi anlaşmasını başarıyla tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/qnb-leasing-175-milyon-abd-dolarini-asan-sendikasyon-kredisi-sagladi-646926">QNB Leasing, 175 Milyon ABD Dolarını Aşan Sendikasyon Kredisi Sağladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>QNB Leasing (QNB Finansal Kiralama A.Ş.), Societe Generale&#8217;in Tek Global Koordinatör (Sole Global Coordinator) olarak görev aldığı ve aranje ettiği 117 milyon  ABD Doları ve 53 milyon Avro tutarındaki sendikasyon kredi anlaşmasını başarıyla tamamladı. Uluslararası ticari bankaların katılımıyla sağlanan kredi, şirketin fonlama kaynaklarını çeşitlendirme stratejisinde önemli bir dönüm noktasını temsil ederken, uluslararası finans kuruluşlarının QNB Leasing&#8217;e ve Türkiye leasing sektörüne duyduğu güveni de ortaya koydu.</p>
<p>Sağlanan uzun vadeli finansman, QNB Leasing&#8217;in kurumsal şirketler ve KOBİ&#8217;lere sunduğu yatırım finansmanı kapasitesini destekleyecek. İşlem, küresel piyasalarda uzun vadeli uluslararası finansmana erişimin daha seçici hale geldiği bir dönemde başarıyla tamamlanmasıyla da dikkat çekiyor.</p>
<p>QNB Leasing, sağladığı bu güçlü finansman yapısıyla farklı sektörlerde faaliyet gösteren müşterilerinin yatırım ihtiyaçlarını desteklemeyi sürdürürken, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, dijitalleşme ve akıllı üretim gibi alanlarda sunduğu leasing çözümleriyle Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamaya devam edecek.</p>
<p>QNB Leasing Genel Müdürü Osman Taş, sendikasyon kredisine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: &#8220;Küresel piyasalarda uzun vadeli finansmana erişimin giderek daha seçici hale geldiği bir dönemde, ticari bankalarla ilk sendikasyon kredimizi başarıyla tamamlamış olmamızı yalnızca güçlü bir finansman işlemi olarak değil, uluslararası finans kuruluşlarının QNB Leasing&#8217;e duyduğu güvenin de önemli bir göstergesi olarak görüyoruz. Leasing, işletmeler açısından yalnızca bir finansman yöntemi değil, yatırım kararlarını mümkün kılan stratejik bir araç. Bu işlemle fonlama yapımızı daha da güçlendirirken, müşterilerimizin yatırım planlarını uzun vadeli ve sürdürülebilir bir şekilde destekleme kapasitemizi de artırıyoruz. Üretimi, yatırımı ve reel ekonomiyi desteklemeye devam ederken, müşterilerimizin dönüşüm yolculuklarında güvenilir iş ortağı olmayı sürdüreceğiz. Bu başarılı işlemin hayata geçirilmesinde güçlü iş birliği, uluslararası uzmanlık ve etkili koordinasyon önemli rol oynadı.&#8221;</p>
<p>Societe Generale Türkiye Ülke Müdürü, CEO Batu Çetin ise değerlendirmesinde şunları söyledi: “QNB Leasing’in sendikasyon işlemini Tek Global Koordinatör olarak proaktif biçimde yapılandırmaktan ve aranje etmekten gurur duyuyoruz. Küresel çapta yaşanan ekonomik gelişmelere rağmen bu işlemin başarıyla tamamlanması; QNB Leasing’in güçlü konumunun, yönetim ekibinin yetkinliğinin ve uluslararası kreditörlerin Türkiye finans sektörüne duyduğu güvenin önemli bir göstergesi oldu. Aynı zamanda Societe Generale’in küresel plasman kabiliyetlerini ve müşterilerini geniş ve çeşitlendirilmiş bir uluslararası kaynak sağlayıcı havuzuyla buluşturma gücünü de ortaya koyuyor. Bu önemli işlem, ekiplerimiz arasındaki yakın iş birliğinin yarattığı değeri göstermekte ve Societe Generale’in müşterilerinin uzun vadeli büyüme hedeflerini destekleyen özel finansman çözümleri sunma konusundaki kararlılığını bir kez daha teyit etmektedir. ”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/qnb-leasing-175-milyon-abd-dolarini-asan-sendikasyon-kredisi-sagladi-646926">QNB Leasing, 175 Milyon ABD Dolarını Aşan Sendikasyon Kredisi Sağladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğru hasta seçimi teknoloji kadar önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogru-hasta-secimi-teknoloji-kadar-onemli-646923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 08:34:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[Kornea]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kırma kusurlarının tedavisinde gözlük ve kontakt lens kullanımına alternatif olarak uygulanan lazer göz cerrahileri, gelişen teknoloji sayesinde her geçen yıl daha güvenli ve daha konforlu hale geliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-hasta-secimi-teknoloji-kadar-onemli-646923">Doğru hasta seçimi teknoloji kadar önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kırma kusurlarının tedavisinde gözlük ve kontakt lens kullanımına alternatif olarak uygulanan lazer göz cerrahileri, gelişen teknoloji sayesinde her geçen yıl daha güvenli ve daha konforlu hale geliyor. </strong>Modern lazer sistemleriyle işlemler kısa sürede tamamlanırken, hastalar genellikle günlük yaşamlarına hızla dönebiliyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burak Tanyıldız,</strong> lazer cerrahisinden başarılı sonuçlar sağlanmasında doğru hasta seçiminin kullanılan teknoloji kadar önemli olduğunu vurgulayarak, “Lazer göz cerrahisi  kişiye özel planlanması gereken tıbbi bir cerrahi işlemdir. Her göz lazer için uygun değildir; bu nedenle kornea yapısı, göz numarasının değişkenlik göstermemesi, göz yüzeyinin sağlığı ve hastanın beklentileri ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir. Doğru hastada, doğru yöntemin seçilmesiyle lazer cerrahisi; güvenli, konforlu ve hasta memnuniyeti yüksek bir tedavi seçeneğidir. Buradaki temel hedef yalnızca hastayı gözlükten kurtarmak değil, uzun vadede sağlıklı ve kaliteli bir görme düzeyi sağlamaktır” diyor. Toplumda yaygın olan &#8220;Lazer göz cerrahisi sıcaklar nedeniyle yaz aylarında yapılmaz&#8221; inanışının da doğru olmadığını belirten <strong>Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burak Tanyıldız,</strong> “Gerekli muayeneler yapıldıktan ve ameliyat sonrası önerilere uyulduktan sonra lazer cerrahisi yaz aylarında da güvenle uygulanabilmektedir. Önemli olan mevsim değil, ameliyat öncesi değerlendirilmelerin eksiksiz yapılması ve ameliyat sonrasında hekimin önerilerine dikkat edilmesidir” diyor.</p>
<p><strong>Lazer göz cerrahisi nasıl bir tedavi yöntemidir?</strong></p>
<p>Lazer göz cerrahisi; miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi kırma kusurlarını düzeltmek amacıyla korneanın, yani gözün en önündeki saydam tabakanın özel lazer teknolojileriyle yeniden şekillendirilmesi işlemi olarak tanımlanıyor. Bir başka deyişle; gözlük ya da kontakt lensin dışarıdan yaptığı odaklama düzeltmesi, lazer cerrahisiyle kornea üzerinde kalıcı bir şekilde planlanıyor. Böylece ışığın retina üzerine daha doğru odaklanması ve bu etkisiyle gözlüksüz görme kalitesi artırılmaya çalışılıyor. Ayrıca bazı özel durumlarda, daha önceki göz ameliyatları sonrasında kalan küçük numaraların düzeltilmesinde ve bazı kornea yüzeyindeki sınırlı düzensizliklerin giderilmesinde de kişiye özel lazer uygulamalarından yararlanılabiliyor. </p>
<p><strong>Günümüzde hangi lazer yöntemleri kullanılıyor?</strong></p>
<p>Günümüzde lazer göz cerrahisinde tek bir yöntem yerine, hastanın göz yapısına göre seçilen farklı teknolojiler uygulanıyor. En sık kullanılan yöntemler arasında LASIK, Femto-LASIK, PRK, No-Touch PRK, SMILE, topografi rehberli lazer ve wavefront rehberli lazer tedavileri yer alıyor. Doç. Dr. Burak Tanyıldız, “Önemli olan, hastanın hangi yöntemi istediğinden çok, göz yapısına hangi yöntemin daha güvenli ve daha doğru olduğunun belirlenmesidir.  Hangi yöntemin uygun olduğu hastanın göz numarasına, kornea kalınlığına, kornea haritasına, göz kuruluğu durumuna, yaşına, mesleğine ve beklentisine göre belirlenmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Modern lazer cerrahileri hangi faydaları sağlıyor? </strong></p>
<p>Modern lazer  cerrahilerinin en önemli faydası, tedavinin <strong>kişiye özel planlanabilmesi</strong>. LASIK, PRK, No-touch PRK, SMILE ve kişiye özel lazer seçenekleri sayesinde her hastaya aynı yöntemi uygulamak yerine, göz yapısına ve hastanın beklentisine en uygun tedavi planlanabiliyor.  Doç. Dr. Burak Tanyıldız, bu sayede miyopi, hipermetropi ve astigmatizma tedavisinde daha güvenli, daha öngörülebilir ve daha konforlu sonuçlar elde edilebildiğini vurgulayarak, şöyle devam ediyor: “Yeni nesil lazer sistemlerinde kullanılan gelişmiş takip teknolojileri, işlem sırasında göz hareketlerini anlık olarak algılayarak lazerin doğru noktaya uygulanmasına yardımcı olmaktadır. Topografi ve wavefront rehberli uygulamalar sayesinde kişiye özel optik kusurlar daha ayrıntılı analiz edilebilmektedir. Bu da özellikle uygun hastalarda gece görüş kalitesi, kontrast duyarlılığı ve genel görme konforu açısından avantaj sağlayabilmektedir.  İşlem süresinin genellikle kısa olması ve günlük yaşama dönüşün hızlı gerçekleşmesi de yeni nesil lazerlerin diğer önemli faydaları arasında yer almaktadır.”</p>
<p><strong>Lazer göz cerrahisi nasıl gerçekleştiriliyor?</strong></p>
<p>Lazer göz cerrahisi, işlem öncesinde yapılan detaylı muayene ve ölçümlerle planlanıyor. Ameliyat sırasında damlalarla gözün uyuşması sağlanıyor; yani genel anesteziye veya enjeksiyona çoğu zaman gerek duyulmuyor. Seçilen yönteme göre lazer korneanın ön yüzeyini yeniden şekillendirerek ışığın retina üzerine daha doğru odaklanmasını sağlıyor. İşlem süresi uygulanan yönteme göre değişebilse de genellikle hazırlık aşamalarıyla birlikte kısa sürede tamamlanıyor. </p>
<p><strong>Lazer göz cerrahisi her hasta için uygun bir yöntem midir? </strong></p>
<p>Genellikle 18 yaşını doldurmuş, göz numarası son dönemde belirgin değişmemiş, kornea kalınlığı ve kornea haritası uygun olan kişiler lazer cerrahisi için aday olabiliyor. Göz kuruluğu, göz tansiyonu, retina sağlığı ve genel göz muayenesi birlikte değerlendiriliyor. Doç. Dr. Burak Tanyıldız, lazer teknolojisi ne kadar gelişmiş olursa olsun, her göz yapısının bu işlem için uygun olmadığını belirterek, “Tedavinin başarısında en önemli nokta, lazerin hastanın göz yapısı için güvenli olup olmadığıdır. Lazer cerrahisinde gözün en önündeki saydam tabaka olan korneaya müdahale edilmektedir. Bu nedenle hasta seçiminde korneanın kalınlığı, şekli, düzeni ve biyomekanik dayanıklılığı çok dikkatli değerlendirilmelidir” diyor.  Kornea yapısı uygun olmayan hastalarda işlem yapmanın ilerleyen dönemde görme kalitesini olumsuz etkileyebilecek sorunlara yol açabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Burak Tanyıldız, “Değerlendirme sonrasında hastaya lazer cerrahisi yapılıp yapılmayacağına ve yapılacaksa hangi yöntemin daha güvenli olduğuna karar verilmektedir” diye konuşuyor. Doç. Dr. Burak Tanyıldız,  “Özellikle keratokonus şüphesi olanlarda, korneası ince veya düzensiz olanlarda, ileri derecede göz kuruluğu bulunanlarda, bazı romatizmal hastalıklarda, gebelik ve emzirme döneminde ise lazer cerrahisi uygun olmayabilir ya da ertelenebilir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Etkisi kalıcı oluyor mu?</strong></p>
<p>Lazerle yapılan göz cerrahisinde hedeflenen düzeltme genellikle kalıcı oluyor. Özellikle göz numarası son dönemde değişmeyen, kornea yapısı uygun olan ve doğru yöntemle tedavi edilen hastalarda elde edilen sonuçlar uzun yıllar stabil şekilde devam edebiliyor. Ancak bu durum lazer cerrahisi sonrasında gözün yaşam boyunca hiç değişmeyeceği anlamına gelmiyor. Yaşla birlikte ortaya çıkan yakın görme ihtiyacı, katarakt gelişimi veya nadiren göz numarasında küçük değişiklikler zaman içinde görülebiliyor.  Doç. Dr. Burak Tanyıldız, bu durumun lazerin etkisinin kaybolduğu anlamına gelmediğini, gözün doğal yaşlanma sürecinin bir sonucu olduğunu belirtiyor.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında görme ne zaman düzeliyor?</strong></p>
<p>Lazer göz cerrahisi sonrasında görmenin toparlanma süresi uygulanan yönteme göre değişiyor. LASIK ve SMILE gibi yöntemlerde görme yetisi genellikle ilk 24-48 saat içinde belirgin şekilde düzelirken, PRK ve No-Touch PRK gibi yüzey lazerlerinde net görmeye ulaşma süresi ise birkaç gün ile birkaç hafta arasında değişebiliyor. Bazı yöntemlerde ameliyat sonrasında kuruluk, yanma, batma, sulanma ve ışık hassasiyeti gibi sorunlar gelişebiliyor. Ancak bu şikayetler çoğunlukla geçici oluyor ve doktorun önerdiği damlalarla kontrol altına alınıyor. Enfeksiyon ve kornea zayıflaması gibi ciddi komplikasyonlar ise oldukça nadir görülüyor. </p>
<p><strong>Yaz aylarında lazer cerrahisi sonrasında nelere dikkat etmeli?</strong></p>
<p>Lazer göz cerrahisi yazın yapılabiliyor; ancak iyileşme döneminde hijyen, güneşten korunma ve aktivite kısıtlamalarına özen göstermek tedavinin güvenliği açısından büyük önem taşıyor. Genel olarak ilk bir hafta göze su kaçırmamaya, gözleri ovuşturmamaya ve makyaj yapmamaya dikkat edilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Burak Tanyıldız, ameliyat sonrasında alınması gereken diğer önlemleri şöyle sıralıyor: “Havuz ve deniz suyu enfeksiyon ile irritasyon riskini artırabilmektedir. Bu nedenle çoğu hastada yaklaşık iki hafta beklemek uygun olur. Ameliyat sonrası ilk haftalarda güneş ışığına hassasiyet artabildiği için dış ortamda UV korumalı güneş gözlüğü kullanılması önerilmektedir. Ağır sporlar, temas sporları ve göz travması riski olan aktiviteler için ise genellikle birkaç hafta beklemek ve doktor kontrolü sonrası başlamak daha güvenli olmaktadır.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogru-hasta-secimi-teknoloji-kadar-onemli-646923">Doğru hasta seçimi teknoloji kadar önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş beyazlatmada doğru zaman, doğru yöntem önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-beyazlatmada-dogru-zaman-dogru-yontem-onemli-646865</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 08:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyazlatma]]></category>
		<category><![CDATA[beyazlatmada]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646865</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Restoratif Diş Tedavisi Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, diş beyazlatma işleminin ne zaman ve nasıl güvenli şekilde yapılması gerektiği, ortodontik tedavi sürecindeki uygulamaları ve bilinçsiz kullanılan beyazlatma ürünlerinin oluşturabileceği riskler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-beyazlatmada-dogru-zaman-dogru-yontem-onemli-646865">Diş beyazlatmada doğru zaman, doğru yöntem önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Restoratif Diş Tedavisi Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, diş beyazlatma işleminin ne zaman ve nasıl güvenli şekilde yapılması gerektiği, ortodontik tedavi sürecindeki uygulamaları ve bilinçsiz kullanılan beyazlatma ürünlerinin oluşturabileceği riskler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Ortodontik tedavi devam ederken diş beyazlatma işlemi yapılabilir mi?</strong></p>
<p>Diş teli tedavisi sırasında dişlerin üzerinde ‘braket’ adı verilen apareyler bulunduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, “Diş beyazlatma işleminin etkili olabilmesi için beyazlatma ajanının doğrudan diş minesine uygulanması gerekir.” dedi.</p>
<p>Braketler nedeniyle diş minesinin tamamına ulaşmanın mümkün olmadığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Turan, bu nedenle ortodontik tedavi devam ederken diş beyazlatma işlemi önerilmediğini dile getirdi.</p>
<p><strong>Diş telleri çıkarıldıktan hemen sonra diş beyazlatma işlemi yapılmamalı! </strong></p>
<p>Diş telleri çıkarıldıktan hemen sonra da beyazlatma işlemi yapılmasının tavsiye edilmediğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, “Çünkü bu dönemde diş minesinin yeniden güçlenmesi ve varsa diş eti hassasiyeti ya da iltihabının iyileşmesi için zamana ihtiyaç vardır.” dedi.</p>
<p>Genellikle en az 3–4 hafta beklenmesini öneren Dr. Öğr. Üyesi Turan, şunları söyledi:</p>
<p>“Ancak bu süre, kişinin ağız ve diş sağlığına bağlı olarak daha uzun olabilir ve bazı durumlarda birkaç ayı, hatta bir yılı bulabilir. Bu nedenle diş telleri çıkarıldıktan sonra diş hekiminizin yapacağı kontroller doğrultusunda, ağız dokularının sağlıklı olduğu değerlendirildiğinde diş beyazlatma işlemi güvenle uygulanabilir.”</p>
<p><strong>Bazı ürünler, dişi kimyasal olarak beyazlatmak yerine yüzeyini aşındırıyor! </strong></p>
<p>En merak edilen konuların başında internette satılan diş beyazlatma ürünleri veya influencer önerileri geldiğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Turan, “İnternet üzerinden satılan ürünler için ‘Bunu kullanmalı mıyım?’ ya da ‘Kullansam bir zararı olur mu?’ gibi sorularla sıkça karşılaşıyoruz.” dedi.</p>
<p>Bu tür ürünlerin kullanımından sonra bazı hastaların diş yüzeylerinde aşınmalar oluştuğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Turan, “Çünkü bazı ürünler, dişi kimyasal olarak beyazlatmak yerine yüzeyini aşındırarak daha beyaz bir görünüm sağlamaya çalışıyor. Bu yöntem kısa vadede beyazlık hissi verse de diş minesinin bir kısmını uzaklaştırdığı için diş yapısını zayıflatabiliyor ve kalıcı hasara neden olabiliyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bilinçsiz kullanılan diş beyazlatma ürünleri, diş yüzeyinde kalıcı hasara yol açabilir! </strong></p>
<p>Diş hekimlerinin uyguladığı ofis tipi beyazlatma tedavisinde ise kullanılan kimyasal ajanın farklı bir mekanizmayla çalıştığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, “Bu ajan, diş yüzeyini aşındırmak yerine dişin içindeki renklenmeye neden olan molekülleri parçalayarak beyazlatma sağlar.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle aşındırıcı partiküller içeren ürünlerle profesyonel beyazlatma tedavilerini birbirine karıştırmamak gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Turan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu tür reklamlarla karşılaşılan ürünlerin, diş hekimine danışılmadan kullanılmasını önermiyoruz. Bilinçsiz kullanım diş yüzeyinde aşınmaya, şiddetli hassasiyete ve hatta dolgu gerektirecek düzeyde hasarlara yol açabilir. Bu nedenle diş beyazlatma amacıyla herhangi bir ürün kullanmadan önce mutlaka diş hekiminize danışmanız en doğru yaklaşım olacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-beyazlatmada-dogru-zaman-dogru-yontem-onemli-646865">Diş beyazlatmada doğru zaman, doğru yöntem önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DOA Sisteminde Otel, Restoran ve Kafeler İçin Zorunlu Kayıt Dönemi Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doa-sisteminde-otel-restoran-ve-kafeler-icin-zorunlu-kayit-donemi-basladi-646712</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2026 08:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[Doa]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[işletmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[kafeler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[restoran]]></category>
		<category><![CDATA[sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sisteminde]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646712</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sisteminde vatandaşların yoğun katılımıyla başlayan ulusal entegrasyon sürecinde otel, restoran ve kafe işletmeleri için kritik aşamaya geçildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doa-sisteminde-otel-restoran-ve-kafeler-icin-zorunlu-kayit-donemi-basladi-646712">DOA Sisteminde Otel, Restoran ve Kafeler İçin Zorunlu Kayıt Dönemi Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sisteminde vatandaşların yoğun katılımıyla başlayan ulusal entegrasyon sürecinde otel, restoran ve kafe işletmeleri için kritik aşamaya geçildi. Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, geri kazanım hedeflerine ulaşılmasında bu işletmelerin üstlendiği role dikkat çekerek, Depozito Bilgi Yönetim Sistemi (DBYS) kayıtlarının Ekim ayı sonuna kadar tamamlanması gerektiğini açıkladı.</p>
<p>Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi, 1 Temmuz’da başlayan ulusal entegrasyon döneminin ilk günlerinde vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. İlk hafta itibarıyla milyonlarca DOA logolu içecek ambalajı yeniden ekonomiye kazandırılırken, gözler sistemin başarısında önemli rol üstlenecek otel, restoran ve kafe işletmelerine çevrildi.</p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye Çevre Ajansı tarafından yürütülen DOA Sistemi ile Türkiye&#8217;de her yıl piyasaya sürülen yaklaşık 25 milyar içecek ambalajının geri kazanılması hedefleniyor. İlk aşamada geri kazanım oranının yüzde 50 seviyesine çıkarılması, sistemin olgunlaşmasıyla birlikte ise yüzde 80&#8217;e ulaşılması amaçlanıyor.</p>
<p>Bu hedeflere ulaşılmasında otel, restoran ve kafe işletmeleri belirleyici bir rol üstleniyor. Geri kazanılması hedeflenen içecek ambalajlarının yaklaşık yüzde 65&#8217;inin bu işletmelerde tüketilmesi, onları sistemin en önemli paydaşlarından biri haline getiriyor. Bu kapsamda sisteme kazandırılacak her DOA logolu ambalaj, geri kazanım oranlarının yükselmesine, kaynak verimliliğinin artmasına ve döngüsel ekonominin güçlenmesine katkı sağlayacak.</p>
<p>DBYS Kayıtlarının Ekim Ayı Sonuna Kadar Tamamlanması Bekleniyor</p>
<p>Zorunlu uygulama süreci kapsamında otel, restoran ve kafe işletmelerinin Depozito Bilgi Yönetim Sistemi (DBYS) üzerinden kayıt işlemlerini tamamlayarak birlikte çalışacakları yetkilendirilmiş saha operatörlerini belirlemeleri gerekiyor. Ulusal entegrasyon sürecinin planlandığı şekilde ilerleyebilmesi için bu sürecin Ekim ayı sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. Belirlenen süre sonunda yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletmeler hakkında ise ilgili mevzuat kapsamında gerekli idari işlemler uygulanacak.</p>
<p>Kayıtlarını tamamlayan işletmelerde biriktirilen DOA logolu ambalajlar, yetkilendirilmiş operatörler tarafından düzenli olarak teslim alınarak geri dönüşüm zincirine dahil ediliyor. Sisteme kazandırılan her DOA logolu ambalaj için işletmelere 20 kuruş teşvik bedeli ödenirken; toplama, taşıma ve doğrulama süreçlerinin tamamı dijital altyapı üzerinden güvenli ve izlenebilir şekilde yürütülüyor. </p>
<p>Nurullah Öztürk: &#8220;Ulusal Entegrasyon Dönemi, Sistemi Birlikte Güçlendireceğimiz Bir Süreç&#8221;</p>
<p>Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, ulusal entegrasyon sürecinin sistemin tüm paydaşlarla birlikte geliştirileceği önemli bir dönem olduğunu belirterek şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;1 Temmuz itibarıyla ulusal entegrasyon sürecimizi başarıyla başlattık. Vatandaşlarımızın ilk günden itibaren gösterdiği ilgi, bu dönüşüme duyulan güveni ortaya koydu. Şimdi aynı kararlılığı otel, restoran ve kafe işletmelerimizden de bekliyoruz. Çünkü geri kazanmayı hedeflediğimiz içecek ambalajlarının önemli bir bölümü bu işletmelerimizde oluşuyor.</p>
<p>Bu nedenle otel, restoran ve kafe işletmelerimizi Depozito Bilgi Yönetim Sistemi üzerinden kayıtlarını ve birlikte çalışacakları yetkilendirilmiş operatör seçimlerini vakit kaybetmeden tamamlamaya davet ediyoruz. Ulusal entegrasyon sürecinin planlandığı şekilde ilerleyebilmesi için bu sürecin Ekim ayı sonuna kadar tamamlanmasını bekliyoruz.</p>
<p>Ulusal entegrasyon dönemini yalnızca bir uygulama süreci olarak görmüyoruz. Bu dönemi; sistemi tüm paydaşlarımızla birlikte geliştireceğimiz ve sahadan gelen geri bildirimlerle güçlendireceğimiz önemli bir öğrenme süreci olarak değerlendiriyoruz.</p>
<p>Vatandaşlarımızın güçlü desteği, işletmelerimizin sahiplenmesi ve tüm paydaşlarımızın iş birliğiyle bu dönüşümü hep birlikte büyütecek; Türkiye’nin döngüsel ekonomi yolculuğunu daha ileri bir seviyeye taşıyacağız. Çünkü biliyoruz ki çevremizi koruyan her adım, geleceğimize yapılan en değerli yatırımdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doa-sisteminde-otel-restoran-ve-kafeler-icin-zorunlu-kayit-donemi-basladi-646712">DOA Sisteminde Otel, Restoran ve Kafeler İçin Zorunlu Kayıt Dönemi Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak hava ve güneş kemoterapinin yan etkilerini artırabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-ve-gunes-kemoterapinin-yan-etkilerini-artirabiliyor-646640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2026 07:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etkilerini]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapinin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar ve yoğun güneş maruziyeti kanser tedavisinde bazı yan etkilerin daha belirgin hissedilmesine yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-ve-gunes-kemoterapinin-yan-etkilerini-artirabiliyor-646640">Sıcak hava ve güneş kemoterapinin yan etkilerini artırabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar ve yoğun güneş maruziyeti kanser tedavisinde bazı yan etkilerin daha belirgin hissedilmesine yol açabiliyor. Özellikle kemoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler alan hastalarda sıvı kaybı, güneş hassasiyeti, enfeksiyonlar ve sıcak havaya bağlı bazı sağlık sorunları daha sık görülebiliyor. Ancak doğru önlemler alındığında tedavi sürecini yaz döneminde de güvenli şekilde sürdürmenin mümkün olduğunu belirten <strong>Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu</strong> “Kanser tedavisi gören hastalar için güvenli bir yaz mevsiminin temelinde bilinçli davranmak ve hekim önerilerine uyum göstermek yatmaktadır. Yeterli sıvı tüketimi, güneşten korunma, güvenli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve enfeksiyonlardan korunma gibi basit önlemler hem tedavi sürecinin daha rahat geçmesini sağlar hem de yaşam kalitesini önemli ölçüde artırır” diyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Erdemoğlu, yazın kanser tedavisi gören görenlerin dikkat etmesi gereken 10 kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Güneşten korunun</strong></li>
</ul>
<p>Tedavi gören hastaların yaz aylarında yaptığı en önemli hatalardan biri uzun süre güneş altında kalmaktır. Bazı kemoterapi ilaçları ve hedefe yönelik tedaviler çok hızlı güneş yanığı gelişmesine, cilt lekelerine ve tahrişe yol açabilir. Güneşten korunmanın yalnızca krem kullanmak anlamına gelmediği unutulmamalıdır. Gölge alanların tercih edilmesi, uygun kıyafet, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılması, güneşin en yoğun olduğu saatlerden kaçınılması da en az güneş kremi kadar önemlidir. Özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında doğrudan güneşe maruz kalınmamalı, en az SPF 50 koruma sağlayan, geniş spektrumlu (UVA ve UVB korumalı) güneş kremleri tercih edilmelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Sıvı tüketimini artırın</strong></li>
</ul>
<p>Yaz döneminde onkoloji kliniklerinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri yetersiz sıvı tüketimidir. Hastaların önemli bir kısmı su içmek için, susama hissinin yeterli olduğunu düşünse de özellikle ileri yaş hastalarda susama mekanizması her zaman güvenilir değildir. Sıvı kaybı sadece halsizlik ve baş dönmesine değil, aynı zamanda böbrek fonksiyonlarında bozulmaya ve bazı kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinin artmasına da neden olabilir. Ayrıca bazı kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinin daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle gün boyunca susamayı beklemeden, düzenli aralıklarla su içilmelidir. Böbrek, kalp hastalığı vb özel bir durum yoksa günde 2–2,5 litre sıvı tüketimi hedeflenmelidir. Ancak bu miktar kişinin kilosuna, aldığı tedaviye ve mevcut sağlık durumuna göre değişebilir.</p>
<ul>
<li><strong>SPF 50’yi tercih edin</strong></li>
</ul>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu “Son yıllarda güneş kremlerinin içeriğiyle ilgili çeşitli tartışmalar gündeme gelmektedir. Hastaların bu konuda sosyal medyadaki bilgi kirliliğinden ziyade bilimsel verilere güvenmeleri önemlidir. Günümüzde onaylı güneş kremlerinin kanser tedavileriyle veya hormon tedavileriyle klinik açıdan anlamlı bir etkileşim gösterdiğine dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Özellikle mineral filtre içeren, çinko oksit veya titanyum dioksit bazlı ürünler hassas cilde sahip hastalarda iyi bir seçenek olabilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Beslenmenize özen gösterin</strong></li>
</ul>
<p>Tedavi sürecinde yeterli ve dengeli beslenmek bağışıklık sisteminin desteklenmesine katkı sağlar. Hafif, dengeli ve güvenilir gıdaların tercih edilmesi gerekir. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli protein içeren öğünler ve düzenli sıvı alımı tedavi sürecini destekler. </p>
<ul>
<li><strong>Açıkta olan gıdalardan kaçının</strong></li>
</ul>
<p>Ancak açıkta satılan yiyecekler, iyi yıkanmamış sebzeler, çiğ et ve çiğ deniz ürünleri enfeksiyon riski nedeniyle dikkatle değerlendirilmelidir. Özellikle beyaz küre sayısı düşük olan hastalarda basit bir gıda kaynaklı enfeksiyon bile ciddi sonuçlar doğurabilir. Yaz aylarında uzun süre dışarıda beklemiş süt ürünleri, mayonezli yiyecekler ve açık büfe ürünleri de risk oluşturabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Sıcak çarpmasına dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Erdemoğlu “Kanser tedavisi gören hastaların çoğunun farkında olmadığı önemli bir risk de sıcak çarpmasıdır. Sıcak çarpması ile kemoterapi yan etkileri bazen birbirine karışabilir. Ancak yüksek ateş, bilinç bulanıklığı, aşırı terleme veya tam tersine terleyememe, ciddi baş dönmesi, çarpıntı ve bayılma hissi gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa sıcak çarpması mutlaka akılda tutulmalıdır. Özellikle ileri yaş hastalar, eşlik eden kalp-damar hastalığı bulunanlar, böbrek fonksiyonları sınırlı olanlar ve performans durumu düşük hastalar sıcak havalardan daha fazla etkilenmektedir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Enfeksiyonlardan korunun</strong></li>
</ul>
<p><strong>Kemoterapi </strong>bağışıklık sistemini baskılayabildiği için enfeksiyonlara karşı daha dikkatli olunmalıdır. Kalabalık ve kapalı ortamlardan kaçınılmalı, el hijyenine özen gösterilmeli, hasta kişilerle yakın temasta bulunulmamalı ve ateş gelişmesi halinde mutlaka hekime başvurulmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Aktif kalmaya çalışın</strong></li>
</ul>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Erdemoğlu “Fiziksel aktivite tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır. Günümüzde mümkün olduğu kadar aktif kalmanın hem yaşam kalitesini hem de fiziksel dayanıklılığı artırdığı bilinmektedir. Yaz aylarında yürüyüş, hafif tempolu bisiklet, yüzme ve esneme egzersizleri uygun seçenekler arasında yer alır. Ancak egzersizlerin günün serin saatlerinde yapılması, yeterli sıvı alınması ve aşırı efordan kaçınılması gerekir. Hastaların kendilerini zorlamadan, vücutlarının verdiği sinyalleri dikkate alarak hareket etmeleri önemlidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Tatili tedavi programına göre planlayın</strong></li>
</ul>
<p>Tedavi alan hastaların yaz tatiline çıkmasında çoğu zaman bir sakınca yoktur. Ancak seyahat planları tedavi takvimine göre yapılmalı, gidilecek bölgede sağlık hizmetlerine erişim imkanı araştırılmalı ve kullanılan ilaçlar düzenli şekilde taşınmalıdır. Deniz genellikle uygun koşullarda tercih edilebilirken, hijyeninden emin olunmayan havuzlarda enfeksiyon riski göz önünde bulundurulmalıdır. Yakın zamanda cerrahi geçirmiş, kateter taşıyan veya ciddi bağışıklık baskılanması olan hastalarda daha dikkatli olunmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Estetik işlemleri erteleyin</strong></li>
</ul>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu “Estetik uygulamalar konusunda kemoterapi sürecinde dikkatli olunmalıdır. Botoks, dolgu, mezoterapi ve benzeri işlemler bazı hastalarda uygun olsa da aktif tedavi sırasında enfeksiyon, gecikmiş yara iyileşmesi ve beklenmeyen cilt reaksiyonları açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle estetik girişimler mutlaka hastayı takip eden onkoloji uzmanı ile görüşülerek planlanmalıdır. Özellikle beyaz küre veya trombosit değerlerinin düşük olduğu dönemlerde bu tür işlemlerden kaçınılmalıdır” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-ve-gunes-kemoterapinin-yan-etkilerini-artirabiliyor-646640">Sıcak hava ve güneş kemoterapinin yan etkilerini artırabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pist Bisikleti Milli Takımı, Gençler ve 23 Yaş Altı Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası&#8217;nda ülkemizi temsil edecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pist-bisikleti-milli-takimi-gencler-ve-23-yas-alti-avrupa-pist-bisikleti-sampiyonasinda-ulkemizi-temsil-edecek-646534</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 14:24:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[23]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[başarılar]]></category>
		<category><![CDATA[bisikleti]]></category>
		<category><![CDATA[edecek]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[pist]]></category>
		<category><![CDATA[Pist Bisikleti]]></category>
		<category><![CDATA[sporcular]]></category>
		<category><![CDATA[takımı]]></category>
		<category><![CDATA[temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yarışları]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646534</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu'nun 2026 yılı faaliyet programında yer alan Gençler ve 23 Yaş Altı Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası, 7-12 Temmuz 2026 tarihleri arasında Almanya'nın Cottbus kentindeki Lausitz Velodromu'nda gerçekleştirilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pist-bisikleti-milli-takimi-gencler-ve-23-yas-alti-avrupa-pist-bisikleti-sampiyonasinda-ulkemizi-temsil-edecek-646534">Pist Bisikleti Milli Takımı, Gençler ve 23 Yaş Altı Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası&#8217;nda ülkemizi temsil edecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu&#8217;nun 2026 yılı faaliyet programında yer alan Gençler ve 23 Yaş Altı Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası, 7-12 Temmuz 2026 tarihleri arasında Almanya&#8217;nın Cottbus kentindeki Lausitz Velodromu&#8217;nda gerçekleştirilecek. Avrupa&#8217;nın gençler ve 23 yaş altı kategorilerindeki en prestijli pist bisikleti organizasyonlarından biri olan şampiyonada Pist Bisikleti Türk Milli Takımı ülkemizi temsil edecek.</p>
<p>Milli takım kadrosunda; U23 Erkekler kategorisinde Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakçı, Genç Erkekler kategorisinde ise Ege Erülkü, Mehmet Mayda, Göktürk Yüzerler ve Muhammet Umut Demircan yer alıyor.</p>
<p>Şampiyonada mücadele edecek Türkiye Pist Bisikleti Milli Takımı kafilesi, Antrenör Mutlu Erçevik, Yardımcı Antrenör Nazım Bakırcı, Genç Milli Takım Antrenörü Recep Ünalan ile Mekanisyen Murat Yıldırım ve Masör Mesut Enes İpek’den oluşan teknik ekip eşliğinde yarışacak.</p>
<p>Türkiye, yüksek hız, strateji, teknik beceri ve fiziksel dayanıklılığın bir araya geldiği bisiklet disiplinlerinden birisi olan pist bisikletinde son dönemde uluslararası organizasyonlarda elde ettiği başarılarla dikkat çekiyor. 2026 yılında milli sporcularımız, Çekya&#8217;da düzenlenen GP Brno ve Avusturya&#8217;da gerçekleştirilen GP Austria yarışlarında kazandıkları madalyalarla önemli başarılara imza atarken, Konya Olimpik Velodromu&#8217;nda sürdürülen çalışmalar da Türk pist bisikletinin gelişimine önemli katkı sağlıyor.</p>
<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, Avrupa Şampiyonası hazırlıklarını sürdüren Pist Bisikleti Milli Takımı&#8217;nı kamp çalışmalarında ziyaret ederek sporcular ve teknik ekiple bir araya geldi. Milli takımın son durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Müftüoğlu, Türk pist bisikletinin son yıllarda kaydettiği gelişimde Konya Olimpik Velodromu&#8217;nun önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;<em>Ülkemizde pist bisikleti son yıllarda önemli bir gelişim ivmesi yakaladı. Sporcularımızın uluslararası organizasyonlarda elde ettiği madalyalar ve başarılar, Federasyonumuzun uzun yıllara yayılan planlı çalışmalarının ve güçlü altyapı yatırımlarının sonucudur. Özellikle Konya Olimpik Velodromu&#8217;nun ülkemize kazandırılmasıyla birlikte sporcularımız dünya standartlarında bir tesiste antrenman yapma ve yarışma imkanına kavuştu. Bu yatırım, Türk pist bisikletinde yeni bir dönemin kapılarını açtı. Son dönemde elde ettiğimiz uluslararası başarılar, doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Konya Velodromu sayesinde Türkiye, artık yalnızca sporcu yetiştiren değil, aynı zamanda uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapan önemli bir pist bisikleti merkezi haline geldi. Genç sporcularımızın Avrupa düzeyinde rekabet edebilir seviyeye ulaşması, geleceğe dair umutlarımızı daha da güçlendiriyor. Almanya&#8217;da mücadele edecek tüm sporcularımıza ve teknik ekibimize güveniyoruz. Ay-yıldızlı formamızı en iyi şekilde temsil edeceklerine inanıyor, Gençler ve 23 Yaş Altı Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası&#8217;nda ülkemizi gururlandıracak sonuçlar elde edeceklerine yürekten inanıyorum. Tüm kafilemize başarılar diliyorum.&#8221;</em></p>
<p><strong>Gençler ve 23 Yaş Altı Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası Programı</strong></p>
<p>Almanya&#8217;nın Cottbus kentindeki Lausitz Velodromu&#8217;nda gerçekleştirilecek şampiyona, altı gün boyunca sprint ve dayanıklılık disiplinlerinde Avrupa&#8217;nın en başarılı genç pist bisikletçilerini bir araya getirecek. Şampiyona kapsamında sporcular; takım sprinti, takım takibi, bireysel takip, scratch, eleme, keirin, omnium, puan yarışı, madison ve zamana karşı disiplinlerinde Avrupa şampiyonluğu için mücadele edecek.</p>
<p><strong>7 Temmuz Salı</strong></p>
<ul>
<li>Bireysel Takip</li>
<li>Takım Takibi</li>
<li>Takım Sprinti</li>
<li>Eleme Yarışları</li>
<li>Scratch Yarışları</li>
</ul>
<p><strong>8 Temmuz Çarşamba</strong></p>
<ul>
<li>Takım Takibi</li>
<li>Takım Sprinti</li>
<li>Eleme Yarışları</li>
<li>Scratch Yarışları</li>
</ul>
<p><strong>9 Temmuz Perşembe</strong></p>
<ul>
<li>Takım Takibi finalleri</li>
<li>Sprint yarışları</li>
<li>Keirin yarışları</li>
<li>Puan yarışları</li>
</ul>
<p><strong>10 Temmuz Cuma</strong></p>
<ul>
<li>Omnium yarışları</li>
<li>Sprint yarışları</li>
<li>Keirin yarışları</li>
<li>Puan yarışları</li>
</ul>
<p><strong>11 Temmuz Cumartesi</strong></p>
<ul>
<li>Omnium finalleri</li>
<li>Sprint finalleri</li>
<li>Keirin finalleri</li>
</ul>
<p><strong>12 Temmuz Pazar</strong></p>
<ul>
<li>Madison yarışları</li>
<li>1 km zamana karşı yarışları</li>
<li>Son madalya yarışları ve kapanış seremonisi</li>
</ul>
<p>Almanya&#8217;da pedal çevirecek ay-yıldızlı sporcularımız, Türk pist bisikletinin son yıllarda elde ettiği başarıları Avrupa sahnesine taşımak ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için mücadele edecek. Gençler ve 23 Yaş Altı Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası, Türk pist bisikletinin yükselen performansının uluslararası düzeydeki önemli göstergelerinden biri olacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pist-bisikleti-milli-takimi-gencler-ve-23-yas-alti-avrupa-pist-bisikleti-sampiyonasinda-ulkemizi-temsil-edecek-646534">Pist Bisikleti Milli Takımı, Gençler ve 23 Yaş Altı Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonası&#8217;nda ülkemizi temsil edecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gediz&#8217;de sivrisineğe savaş, doğaya kalkan</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gedizde-sivrisinege-savas-dogaya-kalkan-646400</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 08:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[doğaya]]></category>
		<category><![CDATA[gediz]]></category>
		<category><![CDATA[Gediz Deltası]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kalkan]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisineğe]]></category>
		<category><![CDATA[sivrisinek]]></category>
		<category><![CDATA[sulak]]></category>
		<category><![CDATA[turu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646400</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Gediz Deltası’nda bataklıkları kurutmadan sivrisinekle mücadele ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gedizde-sivrisinege-savas-dogaya-kalkan-646400">Gediz&#8217;de sivrisineğe savaş, doğaya kalkan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Gediz Deltası’nda bataklıkları kurutmadan sivrisinekle mücadele ediyor. Ramsar alanında biyolojik yöntemler ve dron teknolojisi kullanılarak hem halk sağlığı korunuyor hem de binlerce canlıya ev sahipliği yapan doğal yaşam güvence altına alınıyor.</p>
<p>İzmir&#8217;in kuzeyinde yer alan Gediz Deltası, Türkiye&#8217;nin ve Avrupa&#8217;nın en önemli sulak alanları arasında bulunuyor. Yaklaşık 40 bin hektarlık bu eşsiz ekosistem; başta flamingolar olmak üzere 300&#8217;den fazla kuş türüne, çok sayıda balık, sürüngen ve bitki türüne yaşam alanı sunuyor. Bu nedenle İzmir Büyükşehir Belediyesi, Gediz Deltası&#8217;nda sivrisinekle mücadeleyi doğaya zarar vermeden yürütüyor. Biyolojik mücadele yöntemleri ve dron teknolojisiyle gerçekleştirilen çalışmalarla hem halk sağlığı korunuyor hem de doğal yaşamın sürdürülebilirliği güvence altına alınıyor.</p>
<p><strong>Gediz Deltası&#8217;nda öncelik doğal yaşamın korunması</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Şube Müdürlüğü Vektör Mücadele Birimi Kimya Mühendisi ve Ekip Sorumlusu Buse Atik, Gediz Deltası&#8217;nın yalnızca İzmir&#8217;in değil, dünyanın korunması gereken önemli sulak alanlarından biri olduğunu belirterek, &#8220;İzmir; bataklıkları, kıyıları ve sazlıklarıyla çok sayıda kuş, balık ve bitki türüne yaşam alanı sunuyor. Bu ekosistemin en önemli parçalarından biri olan Gediz Deltası, yaklaşık 40 bin hektarlık büyüklüğüyle hem ulusal hem de uluslararası düzeyde koruma altındaki bir Ramsar alanı. Başta flamingolar olmak üzere yüzlerce kuş türü ile çok sayıda balık, sürüngen ve bitki için hayati öneme sahip olan deltada sivrisinekle mücadele çalışmalarını da bu hassas ekosistemi koruyacak yöntemlerle yürütüyoruz&#8221; dedi.</p>
<p><strong>“Sadece sivrisineği hedef alıyoruz”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Vektör Mücadele Birimi Biyoloğu Ali Eren, Gediz Deltası&#8217;nda yürütülen sivrisinekle mücadelenin temel ilkesinin ekolojik dengeyi korumak olduğunu belirterek, &#8220;Gediz Deltası yalnızca Türkiye&#8217;nin değil, Avrupa&#8217;nın da en önemli sulak alanlarından biri. Burada yaşayan her canlının ekosistemde önemli bir rolü var. Bu nedenle kullandığımız biyolojik larvasitler yalnızca sivrisinek larvalarını hedef alıyor. Ürünler, larvalar tarafından besin olarak alındığında etkisini gösteriyor; kuşlar, balıklar, sürüngenler, diğer böcekler ve bitki örtüsü üzerinde ise herhangi bir olumsuz etki oluşturmuyor. Amacımız herhangi bir canlı türünü ortadan kaldırmak değil, insan sağlığını tehdit eden sivrisinek popülasyonunu bilimsel yöntemlerle kontrol altında tutmak&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>“Sivrisinek varsa bataklığı neden kurutmuyorsunuz?”</strong></p>
<p>Vatandaşlardan en sık gelen sorulardan birinin “Sivrisinekler bataklıklarda ürüyorsa bu alanlar neden kurutulmuyor?&#8221; olduğunu belirten Ali Eren, bu yaklaşımın Gediz Deltası gibi koruma altındaki sulak alanlarda uygulanmasının mümkün olmadığını söyledi. Eren, “Gediz Deltası yalnızca sivrisineklerin üreme alanı değil; başta flamingolar olmak üzere yüzlerce kuş türü ile çok sayıda balık, sürüngen ve bitki türünün yaşam alanı. Bu sulak alanları kurutmak, binlerce canlının yaşam alanını yok etmek anlamına gelir. Bizim yaklaşımımız doğayı yok ederek değil, doğayı koruyarak sivrisinekle mücadele etmektir. Doğayı korudukça gelecek nesillere de daha sağlıklı ve güçlü bir yaşam alanı bırakabiliriz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Dron teknolojisiyle çevreye duyarlı mücadele</strong></p>
<p>Gediz Deltası gibi geniş ve ulaşılması güç sulak alanlarda modern teknolojilerden de yararlandıklarını belirten Ali Eren, özellikle sazlık ve bataklık alanlarda dron destekli biyolojik mücadele yürüttüklerini söyledi. Eren, “İnsan gücünün ulaşmakta zorlandığı ve uçuşa elverişli alanlarda dron teknolojisini kullanıyoruz. Böylece geniş alanlarda kısa sürede etkili sonuç alırken, doğal yaşam alanlarına fiziksel müdahaleyi de en aza indiriyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gedizde-sivrisinege-savas-dogaya-kalkan-646400">Gediz&#8217;de sivrisineğe savaş, doğaya kalkan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Çikolata Günü&#8217;nde önemli uyarılar: Çikolatada sağlıklı tercih bitter, anahtar nokta porsiyon kontrolü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-cikolata-gununde-onemli-uyarilar-cikolatada-saglikli-tercih-bitter-anahtar-nokta-porsiyon-kontrolu-646379</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 07:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Açısından]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilen]]></category>
		<category><![CDATA[Bitter Çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[çikolatada]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyon]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[uyarılar]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=646379</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, özellikle kakao oranı yüksek bitter çikolatanın kalp ve damar sağlığı açısından yararlı biyoaktif bileşenler içerdiğini, ancak sağlık yararlarının ancak ölçülü tüketimle mümkün olduğunu vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-cikolata-gununde-onemli-uyarilar-cikolatada-saglikli-tercih-bitter-anahtar-nokta-porsiyon-kontrolu-646379">Dünya Çikolata Günü&#8217;nde önemli uyarılar: Çikolatada sağlıklı tercih bitter, anahtar nokta porsiyon kontrolü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, özellikle kakao oranı yüksek bitter çikolatanın kalp ve damar sağlığı açısından yararlı biyoaktif bileşenler içerdiğini, ancak sağlık yararlarının ancak ölçülü tüketimle mümkün olduğunu vurguladı. Bilen, çikolata seçiminde kakao oranı, ilave şeker ve porsiyon miktarına dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>7 Temmuz Dünya Çikolata Günü, dünyanın en sevilen lezzetlerinden biri olan çikolatayı kutlamak için önemli bir fırsat sunarken, çikolatanın sağlık üzerindeki etkileri de yeniden gündeme geliyor.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Her çikolata aynı değil</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, 7 Temmuz Dünya Çikolata Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede çikolata tüketiminde dikkat edilmesi gereken noktalara değindi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, özellikle kakao oranı yüksek bitter çikolatanın içerdiği flavanoller sayesinde damar sağlığı üzerinde olumlu etkiler gösterebildiğini, ancak çikolatanın &#8220;sağlıklı&#8221; olarak değerlendirilmesinde tüketim miktarı ve ürün içeriğinin belirleyici olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kakao oranı yüksek bitter çikolata kalp ve damar sağlığını destekleyebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, bitter çikolatanın içerdiği epikateşin ve prosiyanidin gibi flavanollerin güçlü antioksidan özelliklere sahip olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>&#8220;Bu biyoaktif bileşikler oksidatif stresin azaltılmasına katkıda bulunurken, nitrik oksit üretimini artırarak damarların gevşemesini ve endotel fonksiyonlarının iyileşmesini destekleyebilir.&#8221;</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bilimsel çalışmaların kakao tüketiminin kardiyometabolik sağlık üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceğini gösterdiğini belirten Bilen, düzenli ve ölçülü kakao tüketiminin toplam kolesterol, LDL kolesterol, açlık kan şekeri ile sistolik ve diyastolik kan basıncında küçükancak anlamlı iyileşmeler sağlayabildiğini; buna karşın vücut ağırlığı, beden kütle indeksi ve HbA1c üzerinde belirgin bir etki görülmediğini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bitter çikolata, sütlü ve beyaz çikolatadan neden farklı?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çikolata çeşitleri arasındaki en önemli farkın kakao içeriği olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bitter çikolata</span></span></span></b><span><span><span>, yüksek kakao oranı sayesinde flavonoid ve antioksidan bakımından en zengin seçenektir. Aynı zamanda genellikle daha az şeker içerir. Bitter çikolata, yüksek flavanol içeriği nedeniyle sütlü ve beyaz çikolataya kıyasla damar fonksiyonları üzerinde daha güçlü etkilere sahiptir. Yapılan çalışmalar bitter çikolatanın kan basıncını düşürebildiğini göstermektedir. Ayrıca kısa süreli bir klinik çalışmada, bitter çikolata tüketiminin beyaz çikolataya göre insülin duyarlılığını artırdığı ve sistolik kan basıncını düşürdüğü bildirilmiştir. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sütlü çikolata,</span></span></span></b><span><span><span> daha düşük kakao oranı nedeniyle antioksidan açısından daha sınırlıdır ve genellikle daha fazla şeker içerir. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Beyaz çikolata</span></span></span></b><span><span><span> ise kakao kitlesi içermez; yalnızca kakao yağı, süt ve şekerden oluşur. Bu nedenle kakao kaynaklı antioksidanlardan büyük ölçüde yoksundur ve beslenme açısından sağlık yararları bakımından bitter çikolataya göre daha sınırlıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, sağlık açısından seçim yapılacaksa kakao oranı yüksek bitter çikolatanın tercih edilmesinin daha uygun olduğunu ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ölçülü tüketim en önemli kural</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çikolatanın faydalarının sınırsız tüketim anlamına gelmediğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “Sağlık üzerindeki olumlu etkiler büyük ölçüde kakao oranına, flavanol miktarına ve tüketilen porsiyona bağlıdır. Çikolata aynı zamanda enerji ve yağ açısından zengin bir besin olduğundan, dengeli beslenmenin bir parçası olarak ölçülü miktarlarda ve tercihen kakao oranı yüksek ürünlerin tüketilmesi önerilmektedir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, mevcut bilimsel çalışmaların kesin bir günlük tüketim miktarı önermediğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Araştırmalarda bir porsiyonun yaklaşık 30 gram olarak tanımlandığını belirten Bilen, haftada yaklaşık 2-3 porsiyon tüketimin sağlık açısından olası yararlarla ilişkilendirildiğini ifade ederek haftada 2-3 porsiyon çikolata tüketiminin yeterli olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, <b>&#8220;</b>Çikolata enerji ve yağ açısından zengin bir besindir. Özellikle sütlü ve beyaz çikolataların yüksek şeker içeriği nedeniyle porsiyon kontrolü ihmal edilmemelidir. Çikolata, dengeli beslenme düzeni içerisinde küçük porsiyonlarda tüketilmeli ve günlük enerji alımına katkısı göz önünde bulundurulmalıdır &#8221; dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Çikolata alırken etiketini okuyun</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, tüketicilerin çikolata satın alırken mutlaka etiket bilgilerini incelemesi gerektiğini belirtti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı bir tercih için şu kriterlere dikkat edilmesini önerdi:</span></span></span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Tercihen yüzde 70 ve üzeri kakao oranına sahip ürünler seçilmeli. </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>İlave şeker miktarı kontrol edilmeli. </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Doymuş yağ ve toplam enerji içeriği incelenmeli. </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Porsiyon büyüklüğü dikkate alınmalı. </span></span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><span><span><span>Bilen, kakao oranı yükseldikçe flavanol miktarının arttığını, buna karşılık sütlü ve beyaz çikolatalarda şeker oranının daha yüksek olabildiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Çocuklarda çikolata yasak değil ancak sınırlar önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çocuklarda çikolatanın tamamen yasaklanmasının doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, aşırı tüketimin yüksek şeker içeriği nedeniyle diş çürükleri ve fazla enerji alımına yol açabileceğini ifade etti. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ailelere şu önerilerde bulundu:</span></span></span></b></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Çikolata ara sıra ve küçük porsiyonlarda sunulmalı. </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Ödül veya ceza aracı olarak kullanılmamalı. </span></span></span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span><span><span>Günlük beslenmede meyve, süt, yoğurt ve kuruyemiş gibi besleyici alternatiflere öncelik verilmeli. </span></span></span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kronik hastalığı olanlar bireysel planlama yapmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyabet, obezite ve kalp-damar hastalığı bulunan bireylerde çikolata tüketiminin kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Bilen, özellikle diyabetli bireylerin çikolata tüketimini günlük karbonhidrat planı içerisinde değerlendirmesi gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>&#8220;Çikolata tüketimine ilişkin kararlar; hastalığın tipi, kullanılan ilaçlar, kan şekeri kontrolü ve bireyin genel beslenme planı dikkate alınarak diyetisyen tarafından bireyselleştirilmelidir.&#8221; ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Çikolatayı ne zaman tüketmeli?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Çikolatanın günün hangi saatinde tüketilmesinin daha faydalı olduğuna ilişkin bilimsel kanıtların henüz yeterli olmadığını belirten Bilen, aynı şekilde hangi besinlerle birlikte tüketilmesi gerektiği konusunda da kesin öneriler bulunmadığını söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Mevcut verilerin; tüketim saatinden ziyade porsiyon kontrolü, kakao oranı yüksek ürün seçimi ve genel beslenme düzeninin çok daha önemli olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Çikolatadan vazgeçmek değil, doğru tercih yapmak önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, çikolatanın dengeli beslenme içerisinde tamamen yasaklanması gereken bir besin olmadığını ancak doğru ürün seçimi ve ölçülü tüketimin sağlık açısından belirleyici olduğunu vurguladı. Bilen, &#8220;Kakao oranı yüksek bitter çikolata, dengeli beslenme düzeninin küçük bir parçası olarak tüketildiğinde sağlık açısından bazı faydalar sağlayabilir. Ancak çikolatanın yüksek enerji içeren bir besin olduğu unutulmamalı; porsiyon kontrolü her zaman ön planda tutulmalıdır.&#8221; dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-cikolata-gununde-onemli-uyarilar-cikolatada-saglikli-tercih-bitter-anahtar-nokta-porsiyon-kontrolu-646379">Dünya Çikolata Günü&#8217;nde önemli uyarılar: Çikolatada sağlıklı tercih bitter, anahtar nokta porsiyon kontrolü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Sıcaklarında Kalbi Koruyacak Altın Değerinde Öneriler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaklarinda-kalbi-koruyacak-altin-degerinde-oneriler-645771</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2026 08:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Altın]]></category>
		<category><![CDATA[değerinde]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[koruyacak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcak Hava]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklarında]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz Ayları]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645771</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz ayları birçok kişi için tatil ve açık hava aktiviteleri anlamına gelse de artan sıcaklıklar kalp ve damar sistemi üzerinde önemli bir yük oluşturabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaklarinda-kalbi-koruyacak-altin-degerinde-oneriler-645771">Yaz Sıcaklarında Kalbi Koruyacak Altın Değerinde Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz ayları birçok kişi için tatil ve açık hava aktiviteleri anlamına gelse de artan sıcaklıklar kalp ve damar sistemi üzerinde önemli bir yük oluşturabiliyor. Özellikle ileri yaş grubundaki bireyler ve kalp hastaları için sıcak hava dalgalarının ciddi sağlık riskleri yaratabileceğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Yücel Karabay, yaz aylarında kalp sağlığını korumak için basit ancak etkili önlemler alınması gerektiğini vurguladı.<br /> </p>
<p><strong>Yaz aylarında kalbin iş yükü artıyor</strong></p>
<p>Sıcak havalarda birçok kişinin daha çabuk yorulduğunu, merdiven çıkarken zorlandığını veya kısa yürüyüşlerde nefes nefese kaldığını belirten Prof. Dr. Karabay, bunun yalnızca sıcaklık hissiyle açıklanamayacağını söyledi. Prof. Dr. Can Karabay &#8220;Vücut normal ısısını koruyabilmek için sıcak havalarda daha fazla çalışır. Damarlar genişler, ciltteki kan akımı artar ve kalp vücudun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için daha fazla efor sarf eder. Sağlıklı bireylerde bu durum genellikle sorun yaratmaz ancak kalp hastalığı bulunanlarda sıcak hava önemli bir stres faktörüne dönüşebilir&#8221; dedi.<br /> </p>
<p><strong>Kalp hastaları ve yaşlılar daha fazla risk altında</strong></p>
<p>Sıcak havaların herkesi etkilediğini ancak bazı gruplarda riskin daha yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Karabay, kalp yetersizliği bulunan hastalar, koroner arter hastalığı olanlar, yüksek tansiyon nedeniyle tedavi görenler ve ileri yaş grubundakilerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarda sıvı kaybının fark edilmeden ilerleyebileceğine dikkat çeken Karabay, yaz aylarında yeterli sıvı tüketiminin kalp sağlığının önemli bir parçası olduğunu vurguladı.<br /> </p>
<p><strong>Susamayı beklemek geç kalmak anlamına gelebilir</strong></p>
<p>Sıcak havalarda vücudun susuz kalmasının kalp üzerinde ek yük oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Karabay, &#8220;Susuzluk hissi ortaya çıktığında bazen vücut önemli miktarda sıvı kaybetmiş olabilir. Özellikle yaşlı hastaların düzenli sıvı tüketimine dikkat etmesi gerekir. Susamayı beklemek çoğu zaman geç kalmak anlamına gelir&#8221; diye konuştu.<br /> </p>
<p><strong>İlaçlar doktor kontrolü dışında değiştirilmemeli</strong></p>
<p>Kalp hastalarının önemli bir bölümünün düzenli ilaç kullandığını söyleyen Prof. Dr. Karabay, özellikle idrar söktürücü kullananlarda sıcak havalarda sıvı kaybının daha belirgin hale gelebildiğini söyledi. Bazı hastalarda yaz aylarında ilaçların yeniden değerlendirilmesinin gerekebileceğini belirten Karabay, &#8220;Hastalar kendi kendilerine ilaç değişikliği yapmamalı. İlaçların azaltılması veya kesilmesi gerektiği düşünülüyorsa buna mutlaka doktor kontrolünde karar verilmeli&#8221; dedi.<br /> </p>
<p><strong>Tatilde kalp sağlığını korumak mümkün</strong></p>
<p>Yaz aylarında alınacak basit önlemlerin ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini belirten Prof. Dr. Karabay, özellikle günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında uzun süre güneş altında kalınmaması gerektiğini söyledi. Açık havada yapılacak yürüyüş ve egzersizlerin sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde tercih edilmesini öneren Karabay, yeterli sıvı tüketimi, hafif beslenme ve düzenli uykunun da sıcak havalarla mücadelede önemli olduğunu ifade etti.<br /> </p>
<p><strong>YAZ AYLARINDA KALBİ KORUYACAK 5 ÖNERİ </strong></p>
<p>Prof. Dr. Can Yücel Karabay, yaz aylarında kalp sağlığını korumak için şu önerilerde bulundu:</p>
<p>• Gün boyunca düzenli su tüketin.</p>
<p>• Öğle saatlerinde uzun süre güneş altında kalmayın.</p>
<p>• Egzersizleri sabah veya akşam saatlerinde yapın.</p>
<p>• İlaçlarınızı doktor önerisi dışında değiştirmeyin.</p>
<p>• Aşırı sıcak günlerde vücudunuzu zorlayacak aktivitelerden kaçının</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-sicaklarinda-kalbi-koruyacak-altin-degerinde-oneriler-645771">Yaz Sıcaklarında Kalbi Koruyacak Altın Değerinde Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;in kitap sevgisi katlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-kitap-sevgisi-katlaniyor-645655</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 17:28:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[katlanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645655</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıllardır düzenlediği “Kocaeli Kitap Fuarı” ile kitapları okurlarla buluşturan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu önemli organizasyonun ilk adımını yine başarı ile attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-kitap-sevgisi-katlaniyor-645655">Büyükşehir&#8217;in kitap sevgisi katlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır düzenlediği “Kocaeli Kitap Fuarı” ile kitapları okurlarla buluşturan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu önemli organizasyonun ilk adımını yine başarı ile attı. 82 Kocaelili yazar, “Kocaeli’nin Yazarlar Fuarı” ile ikinci kez okurlarıyla buluştu. Kitapları sokağa taşıyan Kocaeli’nin Yazarları Fuarı, bu yapısıyla dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor.</p>
<p><b>AÇILIŞ YAPILDI, 82 YAZAR OKURLARIYLA BULUŞTU</b></p>
<p>Kocaeli’nin Yazarları Fuarı, İzmit Cumhuriyet Bulvarı’nda açıldı. Açılışa Kocaeli Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sivil Toplum Kuruluşları ile İlişkiler Dairesi Başkanı Sabahattin Yamak, Halk Kürsüsü Derneği Başkanı Ramazan Sevinç, yerel yazarlar ve vatandaşlar katıldı. Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler, Sivil Toplum Kuruluşları ile Kocaeli Kent Konseyi ve Halk Kürsüsü Derneği işbirliğiyle düzenlenen etkinlikte 82 yazar, 29 Haziran-05 Temmuz tarihlerinde İzmit Endüstri Meslek Lisesi önünde imza günleri düzenleyecek.</p>
<p><b>“BÜYÜKŞEHİR FİKRİMİZE DESTEK VERDİ”</b></p>
<p>Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. İlk konuşmayı yapan<b> </b>Halk Kürsüsü Derneği Başkanı Ramazan Sevinç, fuarı yerel yazarlar açısından önemli bir alan açılması olarak değerlendirdi. Bu önemli projede Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin katkısına dikkat çeken Sevinç, “Kocaeli Büyükşehir Belediyemiz fikrimize destek verdi ve hep yanımızda oldu. Fuarımızın, Kocaelili yazarlar ve okurlarını buluşturacak olmasının heyecanını yaşıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><b>“KENTİN HAFIZASI ADINA YAPILAN ÖNEMLİ ÇALIŞMA”</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sivil Toplum Kuruluşları ile İlişkiler Dairesi Başkanı Sabahattin Yamak, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın selamlarını ileterek konuşmasına başladı. Kocaeli’nin Yazarları Fuarı’nın bu yıl ikincisini düzenlediklerini hatırlatan Yamak, “Fuar boyunca kalbimizi, zihnimizi, bilgi dünyamızı dolduracak kitaplarla birlikte olacağız. Kentin hafızası ve günü zararla kapatmamak adına yapılan bu çalışmaların kentimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</p>
<p><b>AVŞARBEY’DEN BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR</b></p>
<p>Törende son konuşmayı Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey yaptı. Sözlerine, fuarın başarılı geçmesini dileyerek başlayan Vali Yardımcısı Avşarbey, “Başta Büyükşehir Belediyemize ve emeği geçen STK’lara çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok güzel önemli bir organizasyon. Benimle kitapların paylaşan yerel yazarlarımız oldu. Bence dünya çapında yazarlarımız var. Bir arkadaşımızın kitabını günlerce elimden bırakmadan okudum. Şunu söylemek isterim ki; burada yapılan iş çok kıymetli. Tekrar Büyükşehir Belediyemize ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><b>YAZARLARLA SOHBET ETTİLER</b></p>
<p>Konuşmaların ardından Vali Yardımcısı Avşarbey, Sivil Toplum Kuruluşları Daire Başkanı Sabahattin Yamak ile Halk Kürsüsü Derneği Başkanı Ramazan Sevinç, vatandaşların katılımıyla birlikte Cumhuriyet Bulvarı üzerinde kurulan stantları gezerek, yazarları ziyaret etti. Yazarlar da eserleri ile ilgili bilgi vererek kitaplarını imzaladı.</p>
<p><b>ANLAMLI ORTAKLIK</b></p>
<p>Kocaeli’nin Yazarları Fuarı, YEDEP projesi kapsamında Büyükşehir Belediyesi Halk Kürsüsü Derneği işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. 29 Haziran-05 Temmuz arasında gerçekleştirilecek fuara bu yıl 82 Kocaelili yazar katılıyor. Fuara katılan yazarlar bu tarihler içinde her gün 11.00-18.30 saatleri arasında kitaplarını imzalayacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-kitap-sevgisi-katlaniyor-645655">Büyükşehir&#8217;in kitap sevgisi katlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay Basın Mensuplarıyla UCLG Başkanlığı Sürecini Değerlendirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-basin-mensuplariyla-uclg-baskanligi-surecini-degerlendirdi-645559</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 10:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Belediyeler Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[mensuplarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sürecini]]></category>
		<category><![CDATA[teşekkür]]></category>
		<category><![CDATA[Teşkilat]]></category>
		<category><![CDATA[uclg]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Belediyeler Birliği ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, basın mensuplarıyla sohbet toplantısında bir araya gelerek Dünya Belediyeler Birliği seçim sürecini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-basin-mensuplariyla-uclg-baskanligi-surecini-degerlendirdi-645559">Başkan Altay Basın Mensuplarıyla UCLG Başkanlığı Sürecini Değerlendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Belediyeler Birliği ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, basın mensuplarıyla sohbet toplantısında bir araya gelerek Dünya Belediyeler Birliği seçim sürecini değerlendirdi. Fas’ın Tanca şehrinde düzenlenen seçimlerde desteğini esirgemeyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür eden Başkan Altay, “Dünya Beşten Büyüktür ve Daha Adil Bir Dünya sloganıyla uluslararası arenada ülkemizi temsil eden ve bize yeni ufuklar açan Sayın Cumhurbaşkanımızın izinde ülkemizi temsil etmek için bir yola çıktık. Süreç boyunca desteğini esirgemeyen Dışişleri Bakanımıza ve bakanlık mensuplarımıza, büyükelçilerimize, misyon şeflerimize özellikle teşekkür ediyorum. Yerel Yönetimler Başkanlığımıza, AK Parti teşkilatlarımıza, milletvekillerimize, çalışma arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. İnşallah bundan sonra şehrimiz Konya, önemli bir temsil görevine sahip oldu” dedi. Özellikle bu dönemde Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyaların sesi olmaya da gayret edeceklerinin altını çizen Başkan Altay, “Bu onuru hep birlikte yaşayacağız ve taşıyacağız. Onun için bu sorumluluğu ve süreci birlikte yönetmek çok önemli. Konya&#8217;daki her vatandaşımız bize destek olmalı, bu konuda dualarını beklediğimizi ifade etmek istiyorum” diye konuştu.</strong></p>
<hr/>
<p>Dünya Belediyeler Birliği ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’da görev yapan yerel ve ulusal basın mensuplarıyla sohbet toplantısında bir araya gelerek Dünya Belediyeler Birliği seçim sürecini değerlendirdi. </p>
<p>Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilen programda Başkan Altay, ilk olarak Dünya Belediyeler Birliği’ndeki seçim sürecini ve bu süreçte hangi konular üzerinde çalışmalar yaptığını anlattı.</p>
<p><strong>BÜYÜK FARKLA UCLG BAŞKANI SEÇİLDİĞİNİ ANLATTI</strong></p>
<p>Daha sonra açıklamalarda bulunan Başkan Altay, Dünya Belediyeler Birliği Teşkilatı’nın 140 ülkeden 240 binden fazla belediyenin üye olduğu dünyanın en büyük yerel yönetim teşkilatı olduğunu anımsattı. Fas’ta yapılan UCLG Dünya Konseyi Toplantısı’nda diğer aday Meksiko City’e karşı çıkan sonucun 143&#8217;e 86 gibi büyük bir fark olduğunu kaydeden Başkan Altay, seçim sonucu olarak 3 yıllık dönemde Dünya Belediyeler Birliği Başkanlığı’nın kendisine tevdi edildiğini söyledi.</p>
<p><strong>“SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN İZİNDE BİZ DE ÜLKEMİZİ TEMSİL ETMEK İÇİN BİR YOLA ÇIKTIK”</strong></p>
<p>Bu konuda desteğini hiç esirgemeyen, dün Kabine Toplantısı sonrasında ve Fas&#8217;ta telefonla tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;a teşekkürlerini ileten Başkan Altay, “Dünya Beşten Büyüktür ve Daha Adil Bir Dünya sloganıyla uluslararası arenada ülkemizi temsil eden ve bize yeni ufuklar açan Sayın Cumhurbaşkanımızın izinde ülkemizi temsil etmek için bir yola çıktık. Süreç boyunca desteğini esirgemeyen Dışişleri Bakanımıza ve bakanlık mensuplarımıza, büyükelçilerimize, misyon şeflerimize özellikle teşekkür ediyorum. Yerel Yönetimler Başkanlığımıza, AK Parti teşkilatlarımıza, milletvekillerimize, çalışma arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. İnşallah bundan sonra şehrimiz Konya, önemli bir temsil görevine sahip oldu” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“BU ÖNEMLİ GÖREVDE ŞEHRİMİZİ VE ÜLKEMİZİ TEMSİL ETMENİN BÜYÜK BİR MUTLULUĞUNU VE GURURUNU YAŞIYORUZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, Birleşmiş Milletler nezdinde dünyanın en büyük yerel yönetim teşkilatı ve muhatabı kabul edilen UCLG’nin yerel yönetimlerin sesinin gür çıkması amacıyla kurulmuş bir teşkilat olduğunu aktararak, “Özellikle sürdürülebilir kalkınma amaçlarına belediyelerin ulaşılması konusunda ciddi çalışmalar yürütüyorlar. Biz de Konya&#8217;da yaptığımız faaliyetlerin bir neticesi olarak bu önemli görevde öncelikle şehrimizi, ülkemizi temsil etmenin büyük bir mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Tebriklerini ileten herkese ben teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>“KONYALILARIN DUASI VE DESTEĞİ ÇOK ÖNEMLİ”</strong></p>
<p>Bu yolculuğa çıkarken Konyalıların duası ve desteğinin çok kıymetli ve önemli olduğunu vurgulayan Başkan Altay, “Konya&#8217;da yaptığımız işlerde ortaya çıkan sonuç bu tür uluslararası görevlere aday olmak, oralarda şehrimizi temsil etmek adına bizlere önemli bir imkan oluşturdu. İnşallah bundan sonra da edindiğimiz tecrübeyi şehrimizde yaşayan insanların hayatını kolaylaştırmak, Konya&#8217;nın marka değerini yükseltmek için çaba sarf edeceğiz” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>“GAZZE BAŞTA OLMAK ÜZERE MAZLUM COĞRAFYALARIN SESİ OLMAYA GAYRET EDECEĞİZ”</strong></p>
<p>Özellikle bu dönemde Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyaların sesi olmaya da gayret edeceklerinin altını çizen Başkan Altay, “Bu onuru hep birlikte yaşayacağız ve taşıyacağız. Bu aynı zamanda büyük bir sorumluluk. Şehrimize daha fazla insan gelecek. Şehrimizin ismi daha fazla duyulacak. Onun için bu sorumluluğu ve süreci birlikte yönetmek çok önemli ve kıymetli. Konya&#8217;daki her vatandaşımız bize destek olmalı, bu konuda dualarını beklediğimizi ifade etmek istiyorum. Konya bu onuru inşallah 3 yıl boyunca taşıyacak. Ben tekrar şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. İnşallah büyük bir başarıyla bu işin de üstesinden geleceğimize inanıyorum. Destek ve duada bulunan herkese teşekkür ediyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>
<p>Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Başkan Altay, Konya gündemine ve yatırımlara dair değerlendirmelerde de bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-basin-mensuplariyla-uclg-baskanligi-surecini-degerlendirdi-645559">Başkan Altay Basın Mensuplarıyla UCLG Başkanlığı Sürecini Değerlendirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Plastik Poşet Kullanmama Günü&#8217;nde önemli uyarı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-plastik-poset-kullanmama-gununde-onemli-uyari-645547</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 10:32:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[çanta]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmama]]></category>
		<category><![CDATA[mikroplastikler]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[plastik]]></category>
		<category><![CDATA[Plastik Poşet]]></category>
		<category><![CDATA[poşet]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645547</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tek kullanımlık plastik poşetlerin çevre kirliliğinin en önemli kaynaklarından biri olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı ve Çevresel Risk Yönetimi Teknikerliği Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi H. İnci Ateş, plastik kirliliğiyle mücadelenin kaynağında azaltım anlayışıyla yürütülmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-plastik-poset-kullanmama-gununde-onemli-uyari-645547">Dünya Plastik Poşet Kullanmama Günü&#8217;nde önemli uyarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tek kullanımlık plastik poşetlerin çevre kirliliğinin en önemli kaynaklarından biri olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı ve Çevresel Risk Yönetimi Teknikerliği Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi H. İnci Ateş, plastik kirliliğiyle mücadelenin kaynağında azaltım anlayışıyla yürütülmesi gerektiğini söyledi. Ateş, yeniden kullanılabilir çantaların tercih edilmesinin doğal kaynakların korunmasına, sera gazı emisyonlarının azaltılmasına ve sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına önemli katkı sağladığını vurguladı.<br />Her yıl 3 Temmuz&#8217;da kutlanan Dünya Plastik Poşet Kullanmama Günü, tek kullanımlık plastik poşetlerin çevre üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmeyi ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarını teşvik etmeyi amaçlıyor.<br />Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı ve Çevresel Risk Yönetimi Teknikerliği Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi H. İnci Ateş, 3 Temmuz Dünya Plastik Poşet Kullanmama Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede plastik poşetlerin kullanım süresinin oldukça kısa olmasına rağmen doğada yüzlerce yıl kalabildiğini belirterek çevresel etkilerinin uzun yıllar devam ettiğine dikkat çekti.<br />Plastik kirliliği kaynağında önlenmeli<br />Tek kullanımlık plastik poşetlerin uygun şekilde yönetilmediğinde kara ve deniz ekosistemlerinde biriktiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ateş, &#8220;Plastik poşetler biyolojik çeşitliliği olumsuz etkiliyor, yaban hayatı için fiziksel ve kimyasal riskler oluşturuyor. Zaman içerisinde mikroplastiklere dönüşerek çevresel döngülere katılıyor. Plastik kirliliğiyle mücadelede en etkili yaklaşım, oluşan atıkları bertaraf etmekten ziyade atığın oluşmasını kaynağında önlemektir&#8221; dedi.<br />Bez çanta, file çanta ve uzun ömürlü alışveriş çantalarının tercih edilmesinin doğal kaynak tüketimini azalttığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ateş, bu yaklaşımın aynı zamanda döngüsel ekonomi uygulamalarını da desteklediğini söyledi.<br />Mikroplastikler çevreden insan vücuduna kadar ulaşıyor<br />Son yıllarda mikroplastik kirliliğinin küresel ölçekte önemli bir çevre ve halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ateş, plastik poşetlerin bu kirliliğin önemli ikincil kaynaklarından biri olduğunu ifade etti.<br />Çevreye bırakılan plastik poşetlerin güneş ışığı, sıcaklık değişimleri ve fiziksel aşınma sonucunda mikroplastiklere dönüştüğünü söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Ateş, bugün mikroplastiklerin okyanuslardan içme suyuna, tarım topraklarından atmosfere kadar birçok çevresel ortamda tespit edildiğini kaydetti.<br />Mikroplastiklerin deniz ürünleri ve çeşitli gıdalar yoluyla gıda zincirine dahil olabildiğini belirten Ateş, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarda insan kanı, akciğer ve plasenta gibi dokularda da mikroplastiklere rastlandığını ifade etti.<br />&#8220;Bilimsel çalışmalar mikroplastiklerin inflamasyon, oksidatif stres ve bazı toksik kimyasalların taşınması gibi potansiyel biyolojik etkiler oluşturabileceğine işaret ediyor. Ancak uzun dönemli sağlık etkilerinin daha net ortaya konulabilmesi için bilimsel araştırmalar devam ediyor.&#8221;<br />Ücretli poşet uygulaması önemli kazanımlar sağladı<br />Türkiye&#8217;de 2019 yılında yürürlüğe giren ücretli plastik poşet uygulamasını değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Ateş, uygulamanın tüketici davranışlarının değişmesinde önemli rol oynadığını söyledi.<br />Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı&#8217;nın 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu verilerine göre 2019-2025 yılları arasında plastik poşet kaynaklı 2 milyon 844 bin 596 ton plastik atığın oluşumunun önlendiğini belirten Ateş, plastik hammadde ithalatındaki azalma sayesinde ülke ekonomisine yaklaşık 28 milyar lira katkı sağlandığını, ayrıca 167 bin 984 ton sera gazı emisyonunun atmosfere salımının engellendiğini söyledi.<br />Dr. Öğr. Üyesi Ateş, bu yönüyle ücretli poşet uygulamasının, Türkiye&#8217;nin Sıfır Atık yaklaşımı ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri kapsamında başarılı politika örneklerinden biri olarak değerlendirileceğini kaydetti.<br />Dr. Öğr. Üyesi Ateş, bu verilerin ekonomik araçlarla desteklenen çevre politikalarının davranış değişikliği oluşturabildiğini gösterdiğini ifade ederek &#8220;Ancak plastik kirliliğiyle mücadelede yalnızca ücretlendirme politikaları yeterli değildir. Çevre eğitimi, etkin atık yönetimi, geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi ve yeniden kullanılabilir ürünlerin yaygınlaştırılması birlikte yürütülmelidir&#8221; dedi.<br />Bireysel tercihler büyük fark oluşturuyor<br />Plastik poşet kullanımının azaltılmasının günlük yaşamda uygulanabilecek basit alışkanlıklarla mümkün olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ateş, bez çanta ve file kullanımının yaygınlaştırılması, alışverişe hazırlıklı çıkılması, mevcut poşetlerin tekrar kullanılması ve gereksiz ambalaj tüketiminden kaçınılmasının plastik atık miktarını önemli ölçüde azaltacağını belirtti.<br />Dr. Öğr. Üyesi H. İnci Ateş, Dünya Plastik Poşet Kullanmama Günü&#8217;nün bireysel davranış değişikliklerinin toplumsal ölçekte önemli çevresel kazanımlar sağlayabileceğini hatırlattığını vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:<br />&#8220;Plastik kirliliği küresel bir çevre sorunudur ancak çözümü günlük yaşamda vereceğimiz küçük kararlarla başlayabilir. Her alışverişte yeniden kullanılabilir bir çanta tercih etmek, yalnızca bir poşetten vazgeçmek değil; doğal kaynakların korunmasına, mikroplastik oluşumunun azaltılmasına, iklim değişikliğiyle mücadeleye ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakılmasına katkı sunmaktır. Sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşması, çevreye duyarlı bireysel tercihlerle mümkündür.&#8221;</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-plastik-poset-kullanmama-gununde-onemli-uyari-645547">Dünya Plastik Poşet Kullanmama Günü&#8217;nde önemli uyarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antalya Büyükşehir&#8217;e Metropolis&#8217;te iki önemli görev</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehire-metropoliste-iki-onemli-gorev-645544</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 10:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Kurul]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[metropolis]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645544</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Dünya Metropoller Birliği’nde (Metropolis) önemli bir görev üstlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehire-metropoliste-iki-onemli-gorev-645544">Antalya Büyükşehir&#8217;e Metropolis&#8217;te iki önemli görev</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Dünya Metropoller Birliği’nde (Metropolis) önemli bir görev üstlendi. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Vekili Ramazan Demir, 2027-2029 döneminde Metropolis Yönetim Kurulu Saymanlık görevine seçilirken, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Metropolis Eğitim Merkezi olarak yetkilendirildi. </p>
<p>Fas’ın Tanca şehrinde gerçekleştirilen Metropolis Genel Kurulu’na Antalya Büyükşehir Belediyesini temsilen Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Vekili Ramazan Demir katıldı. Metropolis’in 2024-2026 dönemindeki çalışmalarının değerlendirildiği, Genel Kurul’da 2027-2029 Stratejik Eylem Planı ele alındı. Antalya Büyükşehir Belediyesi, Metropolis&#8217;te önemli bir rol üstlendi. Genel Kurul’da alınan kararlarla Antalya, yalnızca Metropolis ağına üye bir şehir olmanın ötesine geçerek hem küresel yönetişim mekanizmasında hem de uluslararası kapasite geliştirme çalışmalarında aktif sorumluluk üstlenen şehirlerarasında yer aldı.  <br />DEMİR, YÖNETİM KURULU SAYMANI SEÇİLDİ<br />Metropolis Yönetim Kurulu&#8217;nda görev alacak Genel Kurul üye seçimlerinde ise Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Vekili Ramazan Demir, 2027–2029 dönemi için Metropolis Yönetim Kurulu Saymanı seçildi. Metropolis&#8217;in en üst karar organı olan yönetim kurulu bünyesinde yürütülen saymanlık görevi; organizasyonun mali yapısının yönetimi, bütçe süreçlerinin gözetimi ve kurumsal sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından stratejik önem taşıyor. <br />EĞİTİM MERKEZİ OLARAK YETKİLENDİRİLDİ<br />Genel Kurul’da alınan bir diğer önemli karar ise Antalya Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin Metropolis International Training Institute (MITI) Eğitim Merkezi olarak yetkilendirilmesi oldu. Antalya&#8217;nın MITI Eğitim Merkezi olarak kabul edilmesiyle birlikte, Büyükşehir Belediyesi uluslararası eğitim programlarına ev sahipliği yapabilecek, küresel ölçekte bilgi ve deneyim paylaşımına katkı sunabilecek. Bu yetkilendirmeyle Antalya Büyükşehir Belediyesi, yalnızca uluslararası platformlarda temsil edilen bir kent değil; bilgi üreten, eğitim veren, kapasite geliştiren ve küresel belediyecilik anlayışına yön veren referans şehirlerden biri olacak. <br />YÖNETİM SÜREÇLERİNE KATKI SUNACAK<br />Metropolis Genel Kurulu&#8217;nda alınan bu iki önemli karar ile Antalya&#8217;nın uluslararası kent ağlarındaki rolü yeni bir aşamaya taşındı. Antalya Büyükşehir Belediyesi, artık yalnızca küresel şehir ağlarının bir üyesi değil; yönetişim süreçlerine katkı sunan, uluslararası eğitim faaliyetlerine liderlik eden ve şehirlerarasında bilgi paylaşımını destekleyen öncü metropoller arasında yer alacak. Bu gelişmeler, Antalya Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin uluslararası iş birlikleri, kent diplomasisi ve sürdürülebilir şehircilik alanındaki vizyonunun uluslararası düzeyde karşılık bulduğunu ortaya koyarken, kentin küresel ölçekte görünürlüğünü ve etkinliğini daha da güçlendirecek. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehire-metropoliste-iki-onemli-gorev-645544">Antalya Büyükşehir&#8217;e Metropolis&#8217;te iki önemli görev</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Körfez Aqua 7&#8217;den 70&#8217;e herkesi büyüledi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/korfez-aqua-7den-70e-herkesi-buyuledi-645439</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 08:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[70]]></category>
		<category><![CDATA[aqua]]></category>
		<category><![CDATA[büyüledi]]></category>
		<category><![CDATA[canlı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[herkesi]]></category>
		<category><![CDATA[kıtalar]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[Körfez Aqua]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645439</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit Millet Bahçesi’ne (Fuar Park) kazandırdığı Körfez Aqua Kıtalar Akvaryumu, büyüleyici atmosferi ile ziyaretçilerden tam not aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/korfez-aqua-7den-70e-herkesi-buyuledi-645439">Körfez Aqua 7&#8217;den 70&#8217;e herkesi büyüledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit Millet Bahçesi’ne (Fuar Park) kazandırdığı Körfez Aqua Kıtalar Akvaryumu, büyüleyici atmosferi ile ziyaretçilerden tam not aldı. Deniz canlılarının renkli dünyasına tanıklık eden vatandaşlar, Körfez Aqua’nın kente önemli bir değer kazandırdığını söyledi.</p>
<p><b>ZİYARETÇİLERDEN TAM NOT ALDI</b><br />Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından İzmit Millet Bahçesi’nde (Fuar Park) hizmete açılan Körfez Aqua Kıtalar Akvaryumu, ziyaretçilerden tam not aldı. Çevre illerden ve Kocaeli’nin farklı ilçelerinden gelen vatandaşlar, tesisin modern yapısını, zengin canlı çeşitliliğini ve ailece keyifli vakit geçirilebilecek atmosferini övdü. Açılışa özel ücretsiz ziyaret uygulamasından duydukları memnuniyeti de dile getiren vatandaşlar, Körfez Aqua’nın kente önemli bir değer kazandırdığını söyledi. Körfez Aqua’yı kapılarını ücretsiz olarak açtığı ilk günden itibaren toplam 189 bin 760 misafir ziyaret etti. Bu rakam, Körfez Aqua Kıtalar Akvaryumu’na olan ilgiyi de ortaya koydu.</p>
<p><b> HEM EĞİTİCİ HEM KEYİFLİ BİR DENEYİM SUNUYOR</b><br />Kapılarını açtığı günden bu yana yoğun ilgi gören Körfez Aqua Kıtalar Akvaryumu, binlerce deniz canlısı ve farklı ekosistemleri bir araya getirerek ziyaretçilerine hem eğitici hem de keyifli bir deneyim sunuyor. Çocuklardan yetişkinlere kadar her yaştan vatandaşın ilgi gösterdiği Körfez Aqua, yaz döneminin yeni cazibe merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.<b> </b></p>
<p><b>SU ALTININ RENKLİ DÜNYASINA YOLCULUK</b><br />Yaklaşık 5 bin canlıya ve 60’ın üzerinde türe ev sahipliği yapan Körfez Aqua, ziyaretçilerine kıtalar arasında uzanan eşsiz bir su altı yolculuğu yaşatıyor. Farklı coğrafyalara ait canlıların doğal yaşam alanlarına uygun şekilde oluşturulan tematik bölümler, hem görsel zenginliği hem de eğitici yönüyle dikkat çekiyor. Özellikle çocuklar, birbirinden farklı türleri yakından inceleme fırsatı bularak unutamayacakları bir deneyim yaşıyor.</p>
<p><b>AİLELERİN YENİ BULUŞMA NOKTASI</b><br />İzmit Millet Bahçesi’nin sosyal yaşamına önemli katkı sağlayan Körfez Aqua, ailelerin birlikte kaliteli vakit geçirebildiği yeni bir yaşam alanı olarak öne çıkıyor. Akvaryumu gezen ziyaretçiler, tesisin modern yapısını, zengin canlı çeşitliliğini ve büyüleyici atmosferinden duydukları memnuniyeti dile getiriyor.</p>
<p><b> “HALKA HİTAP EDEN ÖNEMLİ BİR HİZMET”</b></p>
<p>Körfez Aqua’yı gezmek için Kartepe’den geldiğini söyleyen 38 yaşındaki Ayfer Duruşan, yapılan yatırımın kent adına önemli bir kazanım olduğunu belirterek, “Gerçekten halka hitap eden çok güzel bir hizmet olmuş. Kentte böyle bir yatırımın olması hoşumuza gitti. Açılışa özel 10 gün ücretsiz olması da Başkan Tahir Büyükakın’ın vatandaşları ne kadar düşündüğünü gösteriyor” dedi.</p>
<p><b> ÇOCUKLARIN EN BÜYÜK HEYECANI DENİZ CANLILARI OLDU</b><br />Ailesiyle birlikte akvaryumu gezen 14 yaşındaki Miraç İslam Abrak, gördüğü deniz canlılarından çok etkilendiğini belirterek, “Çok beğendim. Birbirinden güzel deniz canlıları vardı. Ailemle birlikte ziyaret ettim, umarım yeniden gelirim” dedi. Arkadaşıyla birlikte tesisi ziyaret eden 14 yaşındaki Kuzey Kerim Karsavul ise balıklara özel ilgisi olduğunu söyleyerek, “Burayı gerçekten çok beğendik. Bütün balıklar dikkatimi çekti. Böyle bir yer açıldığını annemden öğrendim. Herkesin gelip görmesini tavsiye ediyorum” diye konuştu.<b> </b></p>
<p><b>“ÇOK BEĞENDİK, YENİDEN GELECEĞİZ”</b><br />53 yaşındaki Enis Uzun ise “Akvaryumu çok beğendik. Tahir Büyükakın’ın ücretsiz ziyaret süresini bir hafta daha uzatması bizi çok memnun etti. Her çeşit balığı görme fırsatı bulduk. Daha sakin bir zamanda uzun uzun gezmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b> “AKVARYUM TÜNELİNE HAYRAN KALDIK”</b><br />34 yaşındaki Kübra Taşcı, Körfez Aqua’nın çocuklar kadar yetişkinler için de keyifli bir deneyim sunduğunu belirterek, “Gerçekten çok güzel bir alan oluşturulmuş. Çocuklar için farklı bir deneyim oldu ama aslında en az onlar kadar biz de eğlendik. Çocuklar burayı çok merak ediyordu. Özellikle akvaryum tüneline hayran kaldık” dedi. Oğluyla birlikte akvaryumu gezen Serkan Cömert ise “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bu hizmet için teşekkür ediyoruz. Kocaeli’de gezilecek çok yer var ama burası gerçekten bambaşka bir dünya olmuş. Şehir dışından gelen ziyaretçileri de görmek bizi mutlu etti. Çok başarılı bir yatırım olmuş” dedi.</p>
<p><b>“BURADA DÖRT DÖRTLÜK BİR ORTAM VAR”</b><br />Arkadaşları ve çocuklarıyla birlikte Körfez Aqua’yı ziyaret eden Arife Abrak, günlerini İzmit Millet Bahçesi’nde geçirdiklerini belirterek, “Arkadaşım ve çocuklarımla bugün güzel bir etkinlik olsun diye buraya geldik. Şehrimize bu denli güzel bir şey yapılmışken değerlendirmek istedik. Sabah pikniğimizi yaptık, sonra buraya uğradık. Renkli balıkları çok severim. Arkadaşlarımla beraber çok güzel vakit geçirdik. Dört dörtlük bir ortam, her şey düşünülmüş. Bol bol fotoğraf çekildik. Ücretli olduğu zaman da geleceğiz” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/korfez-aqua-7den-70e-herkesi-buyuledi-645439">Körfez Aqua 7&#8217;den 70&#8217;e herkesi büyüledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çankaya Belediyesi&#8217;nden Önemli Duyuru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cankaya-belediyesinden-onemli-duyuru-645010</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 12:42:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bölgeler]]></category>
		<category><![CDATA[cadde]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Çöp Toplama]]></category>
		<category><![CDATA[duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[hotel]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sokak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=645010</guid>

					<description><![CDATA[<p>NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında 29 Haziran - 12 Temmuz tarihleri arasında Çankaya’nın 44 ayrı bölgesinde temizlik ve çöp toplama sistemi geçici olarak yeniden düzendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankaya-belediyesinden-onemli-duyuru-645010">Çankaya Belediyesi&#8217;nden Önemli Duyuru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında 29 Haziran &#8211; 12 Temmuz tarihleri arasında Çankaya</b>’<b>nın 44 ayrı b</b><b>ö</b><b>lgesinde temizlik ve çöp toplama sistemi geçici olarak yeniden düzendi.</b></p>
<p>Ankara’da, 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında alınan güvenlik önlemleri nedeniyle, Çankaya&#8217;da bazı cadde ve sokaklarda temizlik ve çöp toplama sistemi geçici olarak yeniden düzenlendi. Güvenlik tedbirleri doğrultusunda kapatılacak güzergâhlardaki çöp konteynerleri 29 Haziran gecesinden itibaren geçici olarak kaldırılacak veya uygun noktalara taşınacak.</p>
<p><b>ÇÖ</b><b>PLER 21</b>’<b>DEN </b><b>Ö</b><b>NCE </b><b>ÇIKARILMAYACAK</b></p>
<p>Konteynerlerin kaldırıldığı bölgelerde vatandaşlar çöplerini saat 21.00&#8217;den önce dışarı çıkaramayacak. Konteynerlerin kaldırıldığı bölgelerde Çankayalılar, çöplerini, suyu süzülmüş ve ağzı sıkıca bağlanmış poşetler içerisinde bina önüne bırakması yeterli olacak.</p>
<p><b>TEM</b><b>İZLİ</b><b>K KES</b><b>İ</b><b>NT</b><b>İSİZ DEVAM EDECEK</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi temizlik ekipleri, kapalı bölgelerde, gece 21.00-04.00 ve gündüz 05.00-14.00 saatleri arasında çöp toplama hizmetini kesintisiz sürdürecek. Konteynerlerin kaldırılmadığı bölgelerde ise rutin çöp toplama hizmeti aynı şekilde devam edecek.</p>
<p><b>HAC</b><b>İ</b><b>ML</b><b>İ ATIKLAR ÇIKARILMAYACAK</b></p>
<p>Ayrıca, NATO Zirvesi süresince Çankaya genelinde dal, budak, moloz, eski mobilya, koltuk, kanepe ve benzeri hacimli atıkların çöpe çıkarılmaması gerektiğini vurgulayan yetkililer, anlayış ve işbirliği için tüm Çankayalılara teşekkür etti.</p>
<p>NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında alınan güvenlik önlemleri nedeniyle, temizlik ve çöp toplama sisteminin geçici olarak değişeceği bölgeler ise şöyle:</p>
<p>1. Esat Caddesi</p>
<p>2. Mevlânâ Bulvarı</p>
<p>3. İnönü Bulvarı</p>
<p>4. Atatürk Bulvarı</p>
<p>5. Dumlupınar Bulvarı</p>
<p>6. Söğütözü Caddesi</p>
<p>7. İhsan Doğramacı Bulvarı</p>
<p>8. Cinnah Caddesi</p>
<p>9. Simon Bolivar Caddesi</p>
<p>10. Çankaya Caddesi</p>
<p>11. Rabindranath Tagore Caddesi</p>
<p>12. Bahriye Üçok Caddesi</p>
<p>13. John F. Kennedy Caddesi</p>
<p>14. Kişinev Caddesi</p>
<p>15. Jose Marti Caddesi</p>
<p>16. Arjantin Caddesi</p>
<p>17. İran Caddesi</p>
<p>18. Polonya Caddesi</p>
<p>19. Tahran Caddesi</p>
<p>20. Billur Sokak</p>
<p>21. Boğaz Sokak</p>
<p>22. Bülten Sokak</p>
<p>23. Gülözü Sokak</p>
<p>24. Güniz Sokak</p>
<p>25. Şehit Ömer Haluk Sipahioğlu Sokak</p>
<p>26. 720 Sokak</p>
<p>27. 721 Sokak</p>
<p>28. Ufuk Üniversitesi Caddesi</p>
<p>29. 1443 Sokak</p>
<p>30. 1452 Sokak</p>
<p>31. 1377 Sokak</p>
<p>32. 1380 Sokak</p>
<p>33. 1381 Sokak</p>
<p>34. Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi</p>
<p>35. Şehit Öğretmen Şenay Aybüke Yalçın Caddesi</p>
<p>36. 2453 sokak olmak üzere tüm sokak ve caddeler…</p>
<p><b>Önlem alınacak oteller ve çevresi</b></p>
<p>1. Bilkent Hotel &#8211; Üniversiteler Mahallesi</p>
<p>2. JW Marriott Hotel &#8211; Çukurambar</p>
<p>3. Metropolitan Hotel &#8211; Balgat</p>
<p>4. InterContinental Hotel</p>
<p>5. Sheraton Hotel </p>
<p>6. Lugal Hotel</p>
<p>7. HiltonSA Hotel</p>
<p>8. Divan Otel &#8211; Yıldız</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankaya-belediyesinden-onemli-duyuru-645010">Çankaya Belediyesi&#8217;nden Önemli Duyuru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her güneş gözlüğü gözleri korumuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-gunes-gozlugu-gozleri-korumuyor-644588</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:38:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cam]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[gözleri]]></category>
		<category><![CDATA[gözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Gözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[kategori]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[korumuyor]]></category>
		<category><![CDATA[köyü]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644588</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Optisyenlik Programından Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, 27 Haziran Dünya Güneş Gözlüğü Günü dolayısıyla güneş gözlüğü seçimi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-gunes-gozlugu-gozleri-korumuyor-644588">Her güneş gözlüğü gözleri korumuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Optisyenlik Programından Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, 27 Haziran<strong> </strong>Dünya Güneş Gözlüğü Günü dolayısıyla güneş gözlüğü seçimi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Güneşin zararlı ışınları göz sağlığını tehdit ediyor</strong></p>
<p>Yaz aylarıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımının arttığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, “Ancak birçok kişi güneş gözlüğünü yalnızca bir moda aksesuarı olarak görüyor. Oysa güneş gözlüğü, gözleri güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarından koruyan önemli bir sağlık gerecidir. Güneşten gelen UV ışınları yalnızca cildimizi değil, gözlerimizi de etkiler. Uzun süre korunmasız şekilde UV ışınlarına maruz kalmak; katarakt, kornea hasarları, göz yüzeyi hastalıkları ve sarı nokta hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarının gelişme riskini artırabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü kullanımı estetik bir tercih değil, göz sağlığını korumaya yönelik bir gerekliliktir.” dedi.</p>
<p><strong>Güneş gözlüğü alırken nelere dikkat edilmeli?</strong></p>
<p>Güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Dr. Özdemir, “Tüketicilerin dikkat etmesi gereken ilk ve en önemli özellik, gözlüğün UV koruma özelliğine sahip olmasıdır. Camın koyu renkli olması tek başına koruma sağladığı anlamına gelmez. Bir güneş gözlüğünün ne kadar koyu olduğu değil, UV ışınlarını ne ölçüde engellediği önemlidir. Bu nedenle satın alınacak ürünün UV400 koruma özelliğine sahip olması gerekmektedir. UV400 ibaresi, gözlüğün 400 nanometreye kadar olan UVA ve UVB ışınlarının büyük bölümünü engelleyebildiğini gösterir. Ayrıca ürün üzerinde CE işaretinin bulunması ve güneş gözlükleri için geçerli olan EN ISO 12312-1 standardına uygun olması önemlidir. Bu standart, güneş gözlüklerinin güvenlik ve performans kriterlerini belirlemektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Koyu cam her zaman daha fazla koruma sağlamıyor</strong></p>
<p>Toplumda en sık yapılan yanlışlardan birinin de koyu renkli camların gözleri daha iyi koruduğunu düşünmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, şöyle devam etti:</p>
<p>“Oysa UV filtresi bulunmayan koyu camlar, bazı durumlarda hiç gözlük kullanmamaktan daha zararlı olabilir. Koyu cam nedeniyle göz bebeği büyür ve göz içerisine daha fazla ışık girer. Eğer cam yeterli UV korumasına sahip değilse, kişi gözlerini koruduğunu düşünürken daha fazla zararlı ışına maruz kalabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü seçerken sadece camın renginin koyuluğuna değil, UV koruma özelliğine odaklanılmalıdır.”</p>
<p><strong>Her mevsimde aynı güneş gözlüğünü kullanmak doğru değil</strong></p>
<p>Güneş gözlüğü seçiminde mevsimsel koşulların da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Dr. Özdemir, camların ışık geçirgenliklerine göre kategori 0’dan kategori 4’e kadar sınıflandırıldığını söyledi ve “Kategori 0 ve 1 camlar düşük ışık koşullarında kullanılırken, kategori 2 orta ışık koşullarında ve kategori 3 camlar yoğun güneş ışığında günlük kullanım için en uygun seçeneklerdir. Kategori 4 camlar ise yüksek dağlık bölgeler, kar yansımalarının yoğun olduğu alanlar ve çok güçlü güneş ışığına maruz kalınan ortamlar için tasarlanmıştır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Farklı coğrafi bölgelerde de farklı cam kategorilerine ihtiyaç duyulabilir</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, günlük kullanımda en yaygın olarak kategori 2 ve kategori 3 camların tercih edildiğini ifade ederek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Güneş gözlüğü cam kategorilerinde cam koyuluğu kategori 0&#8217;dan kategori 4&#8217;e doğru artmakta olup günlük kullanım için en yaygın tercihler kategori 2 ve kategori 3 camlardır. Kategori 4 camlarla araç kullanılması önerilmemektedir. Bu nedenle İstanbul&#8217;da mart ayında kullanılan bir güneş gözlüğü ile temmuz ayında kullanılan güneş gözlüğünün cam kategorisinin aynı olması her zaman doğru bir tercih değildir. Tek bir güneş gözlüğünü dört mevsim kullanmak çoğu zaman yeterli görsel konforu ve korumayı sağlamayabilir. Hatta güneş ışığının daha az olduğu dönemlerde gereğinden koyu cam kullanılması, göze ulaşan ışık miktarını azaltarak görme performansını olumsuz etkileyebilir. Benzer şekilde aynı mevsimde farklı coğrafi bölgelerde de farklı cam kategorilerine ihtiyaç duyulabilir. Örneğin temmuz ayında İstanbul ve Trabzon gibi farklı iklim özelliklerine sahip şehirlerde, optimum görsel konfor ve koruma sağlayacak cam kategorileri farklılık gösterebilir. Kısacası, nasıl ki tek bir ayakkabıyla dört mevsimi geçirmek mümkün değilse, tek bir güneş gözlüğüyle de her mevsimde aynı görsel konforu ve korumayı sağlamak mümkün değildir.”</p>
<p><strong>Kategori 4 camlarla araç kullanılmamalı</strong></p>
<p>Dr. Özdemir, kategori 4 camların görünür ışığın yaklaşık yüzde 95’ini engelleyebildiğini belirterek,  “Kategori 4 camlar görünür ışığın yaklaşık yüzde 95&#8217;ini engelleyebildiğinden araç kullanımı sırasında tercih edilmemelidir. Bu camlar sürücünün görüşünü olumsuz etkileyebilir ve trafik güvenliği açısından risk oluşturabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Büyük çerçeveli gözlükler daha etkili koruma sağlayabiliyor</strong></p>
<p>Güneş gözlüğü seçiminde yalnızca cam kalitesinin değil, çerçeve yapısının da önemli olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, “Gözlüğün yüz yapısına uygun olması, buruna rahat oturması ve göz çevresini mümkün olduğunca kapatması gerekir. Büyük çerçeveli gözlükler, güneş ışınlarının üstten, alttan ve yanlardan göze ulaşmasını azaltır. Özellikle bombeli tasarıma sahip gözlükler yanlardan gelen ışınlara karşı ilave koruma sağlayabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü seçerken yalnızca görünüşüne değil, göz çevresini ne ölçüde koruduğuna da dikkat edilmelidir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Güneş gözlüğü güvenilir satış noktalarından alınmalı</strong></p>
<p>Günümüzde güneş gözlüklerinin marketlerden internet sitelerine kadar pek çok farklı noktada satılabildiğini hatırlatan Dr. Özdemir, “Güneş gözlükleri günümüzde tıbbi cihaz kapsamında değerlendirilmemekte, koruyucu ürün kategorisinde yer almaktadır. Bu nedenle marketlerde, benzin istasyonlarında, tekstil mağazalarında, internet sitelerinde ve seyyar satış noktalarında dahi satılabilmektedir. Ancak göz sağlığını doğrudan etkileyen bir ürünün yalnızca görünüşüne veya fiyatına bakılarak satın alınması doğru değildir. Optisyenlik müesseseleri İl Sağlık Müdürlükleri ve ilgili kamu kurumları tarafından düzenli olarak denetlenmektedir. Buna karşın farklı satış noktalarında satılan güneş gözlüklerinin UV koruma özelliklerinin doğrulanması mümkün değildir. Bu nedenle tüketicilerin güneş gözlüğü satın alırken güvenilir satış noktalarını tercih etmeleri ve ürünün teknik özelliklerini sorgulamaları büyük önem taşımaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kalitesiz güneş gözlükleri ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir</strong></p>
<p>Yeterli UV korumasına sahip olmayan güneş gözlüklerinin uzun süre kullanımının önemli riskler taşıdığına dikkat çeken Dr. Özdemir, “Yeterli UV korumasına sahip olmayan güneş gözlüklerinin uzun süre kullanılması; katarakt gelişim riskinin artmasına, kornea hasarlarına, göz yüzeyinde tahriş ve hassasiyete, sarı nokta bölgesinde hasara ve görme kalitesinde bozulmalara neden olabilir. Özellikle çocuklar, açık havada çalışan bireyler ve güneşe uzun süre maruz kalan kişiler risk altındaki gruplar arasında yer almaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Çocukların gözleri daha fazla korunmalı</strong></p>
<p>Çocukların göz yapılarının yetişkinlere göre UV ışınlarına karşı daha hassas olduğunu vurgulayan Dr. Özdemir, “Çocukların göz merceğinin daha geçirgen olması nedeniyle zararlı UV ışınları gözün daha derin yapılarına ulaşabilmektedir. Bu nedenle çocuklarda güneş gözlüğü kullanımı ihmal edilmemelidir. Çocuklar için seçilecek güneş gözlüklerinde UV400 koruması, CE işareti, kırılmaya dayanıklı malzeme kullanımı ve yüz yapısına uygunluk mutlaka dikkate alınmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Güneş gözlüğü bir moda ürünü olmanın çok ötesinde</strong></p>
<p>Güneş gözlüğünün bir moda ürünü olmanın çok ötesinde, göz sağlığını koruyan önemli bir yardımcı olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, “Tüketicilerin yalnızca fiyatına, markasına veya görünümüne göre değil; UV korumasına, standartlara uygunluğuna ve satın aldıkları satış noktasının güvenilirliğine göre seçim yapmaları gerekir. Unutulmamalıdır ki doğru seçilmiş bir güneş gözlüğü yalnızca daha konforlu bir görüş sağlamakla kalmaz, aynı zamanda göz sağlığının korunmasına da önemli katkı sunar.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-gunes-gozlugu-gozleri-korumuyor-644588">Her güneş gözlüğü gözleri korumuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Peygamberin hedefi iktidar değil, gönülleri inşa etmekti!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-peygamberin-hedefi-iktidar-degil-gonulleri-insa-etmekti-644525</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:36:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Ehl-İ Beyt]]></category>
		<category><![CDATA[hedefi]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberin]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644525</guid>

					<description><![CDATA[<p>Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temalı “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu'nda başladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-peygamberin-hedefi-iktidar-degil-gonulleri-insa-etmekti-644525">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Peygamberin hedefi iktidar değil, gönülleri inşa etmekti!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temalı “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu&#8217;nda<strong> </strong>başladı. </p>
<p>Hafız İbrahim Yağız tarafından gerçekleştirilen Kur’an-ı Kerim Tilaveti ile başlayan sempozyumun açılış konuşmaları Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İstanbul İl Müftü Yardımcısı Zekeriya Bülbül, Amman Mearic İslami Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Şeyh Avn el-Kaddûmî, Afroasya Üniversiteler Birliği İcra Direktörü Prof. Dr. Ashraf Abdul Rafi Al-Darfaili, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zelka tarafından yapıldı.  </p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan:</strong> <strong>“Teknoloji doğru amaçlarla da kullanılabilir”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sempozyumun Hz. Muhammed&#8217;in (sav) doğumunun 1500&#8217;üncü yılına ve hicri yılın başlangıcına denk gelmesini &#8220;anlamlı bir tevafuk&#8221; olarak değerlendirdi. </p>
<p>Konuşmasında dikkat çekici bir örnek paylaşan Prof. Dr. Tarhan, Hz. Muhammed&#8217;in (sav) bugün yaşasaydı toplumu ıslah etmek için nasıl bir yöntem izleyeceğini yapay zekâya sorduğunu anlattı. Yapay zekânın verdiği cevapların dikkat çekici olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, teknolojinin yalnızca olumsuz yönleriyle değil, doğru amaçlarla da kullanılabileceğini ifade ederek şu değerlendirmeyi aktardı:</p>
<p>&#8220;Yapay zekâ diyor ki; &#8216;Toplumun düzelmesini istiyorsanız önce kalpleri, sonra aileleri, sonra kurumları düzeltin. Ahlak kanun korkusuyla değil, Allah bilinci ve vicdanla ayakta kalır. Yuvayı ve vicdanı güçlendirin. Allah katında en üstün olanınız O&#8217;na karşı en çok takva sahibi olanınızdır. Güzel ahlakı yeniden merkeze alın. Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Çocukları doğruluk, sabır, paylaşma, empati ve sorumluluk gibi değerlerle yetiştirin. Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder. İsraf ve tüketim tutkusundan sakının. Dijital dünyada da ahlakı koruyun; gıybeti, iftirayı ve nefret söylemini sosyal medyada da işlemeyin. Teknolojiyi insanlığa hizmet için kullanın. Ahlakı sadece konuşmayın, yaşayın. Çocuklarınıza servetten önce karakter bırakın. Güçlü olduğunuzda adil, zengin olduğunuzda cömert, öfkelendiğinizde sabırlı olun. İnsanların kusurlarını aramak yerine kendi nefsinizi düzeltin. Toplum, kanunlarla değil; vicdanı diri, sözü doğru ve emanete sadık insanların çoğalmasıyla yeniden ayağa kalkar. Toplumun ahlakı fertlerin vicdanıyla başlar, ailede kök salar, adaletle korunur, merhametle büyür ve güzel örneklerle nesilden nesile aktarılır.'&#8221;</p>
<p><strong>“Onun hedefi iktidar değil, gönülleri inşa etmekti”</strong></p>
<p>Bu değerlendirmelerin günümüz şartlarını anlamak açısından önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Bunu gördükten sonra, içinde bulunduğumuz dönemi Medine dönemi değil, Mekke dönemi olarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Hz. Muhammed&#8217;in (sav) Mekke dönemindeki tebliğ yöntemine dikkat çeken Pof. Dr. Tarhan, bu dönemin günümüz için önemli mesajlar içerdiğini belirterek şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Mekke dönemi 13 yıl sürdü. Her türlü ambargo ve baskıya rağmen Resulullah hiçbir zaman fiziki mücadeleyi öncelemedi. Hazreti Ömer&#8217;in karşılık verilmesi yönündeki tekliflerine rağmen kalplere hitap etmeyi seçti. Kendisine &#8216;Sana Mekke&#8217;nin yönetimini verelim, davandan vazgeç&#8217; denildiğinde bunu kabul etmedi. Eğer siyasi güç peşinde olsaydı Mekke&#8217;nin emiri olur, insanları zorla Müslüman yapmaya çalışabilirdi. Fakat onun hedefi iktidar değil, gönülleri inşa etmekti. İslamiyet&#8217;i sevdirmek, insanları ikna etmek ve kalpleri kazanmak üzerine bir yöntem geliştirdi. Bugün bizim de önceliğimiz insanlara İslamiyet&#8217;i zorla kabul ettirmek değil, sevdirmek, ikna etmek ve gönüllerde yer edinmesini sağlamak olmalıdır.&#8221;</p>
<p><strong>Zekeriya Bülbül: “İslam medeniyetinin inşası bireyin kendisinden başlıyor”</strong></p>
<p>İstanbul İl Müftü Yardımcısı Zekeriya Bülbül, konuşmasında, İslam medeniyetinin inşasının bireyin kendisinden başladığını dile getirerek, &#8220;Dolayısıyla İslam medeniyetinin birinci ayağı, o medeniyetin inşasına aday olmuş kulların salihliğinden geçmektedir. İslam medeniyetinin inşasında ilk hedef kitlesi kişinin bizzat kendisidir. Kişi Allah ile arasındaki bağını güçlü tutmalı, Peygamber sevgisini diri tutmalıdır ki bu medeniyetin salih kul örneği önce kendi hayatında tezahür edebilsin.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sempozyum programındaki başlıkların aile, bağlılık ve insanın inşasına odaklanmasını önemli bulduğunu belirten Bülbül, &#8220;Programı incelediğimde aileye vurgu yapıldığını, bağlılığa vurgu yapıldığını ve Allah Resulü&#8217;nün insanın inşasında bu iki değere verdiği önemin ele alınacağını gördüm.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Modern çağın insanı kuşatan dijital dönüşümüne de dikkat çeken Bülbül, teknolojinin sağladığı imkânların yanında önemli riskler de barındırdığına işaret ederek, &#8220;Elimizden telefonun düşmediği, yapay zekânın hayatın merkezine yerleştiği bir çağda yaşıyoruz. Hatta birbirimizi tanımada bile kendi aklımıza, kendi medeniyetimizin birikimine güvenmek yerine başkalarının geliştirdiği yapay zekâya güvenmeye başladığımızı gördüğümde kendimden korktuğumu ifade etmek isterim.&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Konuşmasının ardından Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından kendisine plaket ve kitap seti takdim edildi.</p>
<p><strong>Şeyh Avn el-Kaddûmî:</strong> “S<strong>empozyum İslam dünyası ve insanlık için hayırlara vesile olsun”</strong></p>
<p>Amman Mearic İslami Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Şeyh Avn el-Kaddûmî, sempozyumda yaptığı konuşmada, programın hicri yeni yılın ilk günlerinde ve Muharrem ayı vesilesiyle düzenlenmesinin anlamlı bir tevafuk olduğunu belirterek, sempozyumun İslam dünyası ve insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni etti. Hz. Muhammed&#8217;in (sav) doğumunun 1500&#8217;üncü yılına ithaf edilen sempozyum temasının isabetli bir tercih olduğunu ifade eden el-Kaddûmî, modern insanın yaşadığı manevi ve toplumsal krizlere dikkat çekti.</p>
<p>&#8220;Bugünün insanı toplumsal olarak gurbet içinde, psikolojik olarak çalkantılı, kültürel ve fikrî anlamda tükenmişlik yaşayan bir noktaya gelmiştir. Bunun neticesinde savaşlar, suç oranları ve kötü alışkanlıklar artmıştır.&#8221; diyen el-Kaddûmî, insanlığın yaşadığı bu sorunların çözümünün Hz. Muhammed&#8217;in (sav) rehberliğinde ve Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Konuşmasının önemli bir bölümünü psikolojik sağlığa ayıran el-Kaddûmî, Üsküdar Üniversitesi&#8217;nin ruh sağlığı alanındaki çalışmalarına atıfta bulunarak Hz. Muhammed&#8217;in (sav) insan psikolojisine ilişkin ortaya koyduğu ilkelerin günümüzde de geçerliliğini koruduğunu söyledi. Peygamber Efendimiz&#8217;in &#8220;Kim emniyet içinde sabahlarsa, bedeni sağlıklı olur ve günlük yiyeceğini bulursa sanki bütün dünya kendisine verilmiş gibidir.&#8221; hadis-i şerifini hatırlatan el-Kaddûmî, &#8220;Bu hadis bize insanın ruh sağlığının güven, beden sağlığı ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Peygamber Efendimiz bu huzurun şükür ve minnet duygusuyla korunacağını öğretmektedir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Bugün maalesef bir şüphe medeniyeti yaşıyoruz”</strong></p>
<p>Modern dünyanın insanı manevi merkezinden uzaklaştırdığını savunan el-Kaddûmî, &#8220;Bugün maalesef bir şüphe medeniyeti yaşıyoruz. Artık insanı ve kâinatı merkeze alan yaklaşımlar giderek kayboluyor. Maddiyatın hızla hâkim olduğu bir çağda insanlar ortak bir değer ve merkez etrafında buluşmakta zorlanıyor.&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>İstanbul&#8217;dan bütün insanlığa seslendiklerini belirten el-Kaddûmî, &#8220;Bugün İstanbul&#8217;da, Üsküdar Üniversitesi gibi önemli bir ilim merkezinden bütün insanlığa hitap ederek söylüyoruz ki çözüm Peygamberimiz aleyhissalâtü vesselâm&#8217;dadır. Çözüm onun kalbine indirilen Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;dedir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>İslam medeniyetinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan el-Kaddûmî, sempozyumun temel tartışma başlığının iman, İslam ve ihsan ekseninde yeniden bir medeniyet tasavvuru geliştirmek olduğunu söyledi ve &#8220;Bugün İslam, iman ve ihsan üçgeni içerisinde nasıl bir medeniyet kurulacağını konuşuyoruz. Kudüs merkezli yeni bir İslam medeniyetinin evrenselliğini yaşayacağımız bir döneme giriyoruz. Türkiye&#8217;nin de bu süreçte çok önemli bir rol üstleneceğine inanıyorum.&#8221; dedi.</p>
<p>Konuşmasının ardından Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından kendisine plaket ve kitap seti sunuldu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Ashraf Abdul Rafi Al-Darfaili: “Sempozyumun taşıdığı anlam son derece önemli”</strong></p>
<p>Afroasya Üniversiteler Birliği İcra Direktörü Prof. Dr. Ashraf Abdul Rafi Al-Darfaili, sempozyumun Hz. Muhammed&#8217;in (sav) doğumunun 1500&#8217;üncü yılına denk gelmesinin taşıdığı anlamın son derece önemli olduğunu vurguladı. Üsküdar Üniversitesi&#8217;nin yalnızca bilimsel başarılarıyla değil, farklı kültür ve düşünceleri buluşturan bir köprü görevi üstlendiğini belirten Al-Darfaili, &#8220;Üsküdar Üniversitesi hem ilimde hem bilimde önde gelen üniversitelerden biri olmasının yanında kültürel ve düşünsel birlikteliğe de önemli katkılar sunmaktadır.&#8221; ifadelerini kullandı. </p>
<p>Sempozyumun yalnızca akademik bir toplantı olmadığını vurgulayan Al-Darfaili, &#8220;Bugünkü toplantımız sadece bir akademik toplantı değildir. Aynı zamanda coğrafyaları, dilleri ve kültürleri aşan manevi bir buluşmadır. Bu buluşmanın en önemli tarafı ise Peygamber Efendimiz&#8217;in doğumunun 1500&#8217;üncü yılına denk gelmesidir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Konuşmasının sonunda organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür eden Al-Darfaili, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;deki &#8220;İyiliğin karşılığı ancak iyiliktir.&#8221; ayetini ve &#8220;İnsanlara teşekkür etmeyen Allah&#8217;a da şükretmiş olmaz.&#8221; hadis-i şerifini hatırlatarak, &#8220;Bu sempozyumun hazırlanmasında emeği bulunan bütün kişi ve kurumlara gönülden teşekkür ediyorum.&#8221; ifadeleriyle sözlerini tamamladı.</p>
<p>Konuşmasının sonunda Prof. Dr. Mehmet Zelka tarafından kendisine plaket takdim edildi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Mehmet Zelka: “İslam, bizatihi vahyin ışığında oluşmuş bir ahlak medeniyetidir”</strong></p>
<p>Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, günümüz dünyasının teknolojik ilerlemelere rağmen ahlaki, ekolojik ve manevi krizlerle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, Hz. Peygamber&#8217;in rahmet, adalet, hikmet ve tevazu merkezli nübüvvet mirasının yalnızca hatırlanmasının değil, yeniden ihya edilmesinin de insanlık için önemli bir ihtiyaç olduğunu ifade etti. </p>
<p>İslam medeniyetinin vahyin ışığında şekillenmiş bir ahlak medeniyeti olduğunu vurgulayan Zelka, “Çağımızın seküler ve materyalist dünya görüşü, insanı sadece üretici ve tüketici bir varlığa dönüştürmüştür. Bu sebeple çeşitli bunalım girdaplarına düşmüş olan insanlık, çıkış yolları aramaktadır. İslam medeniyetine şiddetle ihtiyaç duyulduğu bir dönemde bulunmaktayız. Çünkü insanlığın aradığı maddi ve manevi refaha uygulamalı İslam ile ulaşılabilir.” dedi.</p>
<p>Uluslararası nitelik kazanan sempozyuma Pakistan, Endonezya, Birleşik Arap Emirlikleri, Nijerya, Uganda, Kenya, Malezya ve Suriye&#8217;den de tebliğ başvuruları yapıldığını belirten Zelka, iki gün sürecek organizasyonda toplam 62 bildirinin sunulacağını ifade etti.</p>
<p><strong>Nebevî miras ve medeniyet tasavvuru farklı boyutlarıyla ele alınıyor</strong></p>
<p>Sempozyum kapsamında gerçekleştirilecek oturumlarda Hz. Muhammed’in (sav) bıraktığı medeniyet mirası, Ehl-i Beyt’in İslam düşüncesindeki yeri, aile, ahlak, eğitim, tasavvuf, hukuk, iletişim, sosyal hayat ve çağdaş sorunlar gibi birçok konu uzman isimler tarafından değerlendiriliyor.</p>
<p>Sempozyumun birinci oturumu, Risale-i Nur Araştırmaları Platformu (RİNAP) Üyesi Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç’in başkanlığında gerçekleştirilecek. Oturumda ilk olarak Prof. Dr. İbrahim Özdemir, çevrim içi olarak &#8220;Rahmet Medeniyeti: Hz. Peygamber&#8217;in Evrensel Mirası ve Medeniyet İnşasındaki Kurucu Rolü&#8221; başlıklı sunumunu yapacak. Ardından Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi   Prof. Dr. Niyazi Beki, Hz. Muhammed’in (sav) akılları, ruhları, kalpleri ve nefisleri fetih ve teshir etmesini ele alındı. Dr. İhsan Ünlü ise &#8220;Tarih Boyunca Ehl-i Beyt’in Ümmete Rol Model Aile Olması&#8221; konulu sunumuyla oturumda yer aldı.</p>
<p>Sempozyumda ikinci oturuma Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç başkanlık etti. Oturumda Prof. Dr. Gülgün Uyar, &#8220;İslam Tarihinde Ehl-i Beyt: Alî-Fatıma Evlâdı&#8221; başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Dr. Kerim Güç, Anadolu Halvetîliğinde Ehl-i Beyt sevgisi ve İmâm Alî’nin manevî otoritesinin inşasını değerlendirdi. Dr. İlahe Memmedova Kurşun, sûfîlerin Ehl-i Beyt tasavvurunu &#8220;Vâris-i Muhammedî Olarak Ehl-i Beyt-i Mustafâ&#8221; başlığı altında ele alırken, Doç. Dr. Gencal Şenyayla ise Ehl-i Beyt kavramının tarihsel süreçte geçirdiği anlam ve kapsam dönüşümünü anlattı. </p>
<p><strong>Dijital çağdan ahlak krizine kadar güncel meseleler tartışıldı</strong></p>
<p>Sempozyumun ilerleyen oturumlarında nebevî mirasın günümüz dünyasındaki yansımaları da ele alındı. Fuzûlî’nin Hadîkatü’s-Süedâ’sında Kerbelâ hakikati ve Ehl-i Beyt sevgisi, fıkhın ahlak ve medeniyet inşasındaki rolü ile dijital çağın anlam krizine karşı nebevî hikmet anlayışı gibi konular akademisyenler tarafından değerlendirildi.</p>
<p>Ayrıca vakıf medeniyeti, şifahaneler, bağımlılık olgusu ve Kur’an’daki embriyolojik kavramlar gibi farklı alanlarda gerçekleştirilecek sunumlarla nebevî mirasın bilimsel, sosyal ve kültürel boyutları ele alındı.</p>
<p><strong>Eş zamanlı oturumlarda aile, eğitim ve Ehl-i Beyt sevgisi konuşuldu</strong></p>
<p>Sempozyum kapsamında Z-21 Salonu’nda gerçekleştirilecek eş zamanlı oturumlarda da nebevî mirasın farklı yönleri tartışıldı. Bu kapsamda Hz. Muhammed’in (sav) aile hayatının çağdaş aile krizlerine sunduğu örneklik, nübüvvet perspektifinden din eğitiminin yeniden inşası, yetim çocuklara yönelik yaklaşımın toplumsal dönüşümdeki rolü ve ideal aile modeli gibi konular ele alındı.</p>
<p>Osmanlı düşünce ve edebiyatında Ehl-i Beyt sevgisi, adil yönetici anlayışı, nübüvvet ve ahlak ilişkisi gibi başlıkların yanı sıra Mekke, Medine ve Kudüs’ün nübüvvet perspektifinden değerlendirilmesi, Hicret sonrası Medine’deki sosyo-politik dönüşüm ve erken İslam literatüründe bilgi-bilgelik anlayışı da uzman isimler tarafından incelendi.</p>
<p><strong>Uluslararası katılımcılar da sempozyumda yer aldı</strong></p>
<p>Sempozyumun İngilizce ve çevrim içi gerçekleştirilecek uluslararası oturumlarında farklı ülkelerden akademisyenler nebevî mirasın evrensel boyutlarını ele aldı. Hz. Muhammed’in (sav) hayatının İslam eğitimindeki yeri, Hz. Hatice’nin İslam medeniyetinin kuruluş sürecindeki rolü ve Kur’an ile sünnet çerçevesinde örnekliğin insan ilişkilerindeki önemi gibi konular uluslararası katılımcılar tarafından değerlendirildi.</p>
<p><strong>İkinci günün gündeminde medeniyet, epistemoloji ve yapay zekâ var</strong></p>
<p>Sempozyumun ikinci gününde ise Hz. Muhammed’in (sav) medeniyet tasavvuru, nübüvvetin sosyo-kültürel boyutu, çağdaş epistemolojik krizler, vahiy-akıl-kalp birlikteliği, Ehl-i Beyt’in tarihsel rolü ve günümüz ahlaki sorunları farklı perspektiflerden ele alınacak.</p>
<p>Program kapsamında ayrıca modern İslam toplumlarında bilgi ve ahlak krizi, Risale-i Nur perspektifinde Âl-i Beyt, yapay zekâ sistemlerinde ahlaki sorumluluk, çevre etiği, savaş ahlakı, dijital oyunlarda insan onuru ve iletişim etiği gibi güncel konular da tartışmaya açılacak.</p>
<p><strong>Âl-i Beyt Manifestosu okunacak</strong></p>
<p>Ulusal ve uluslararası çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve düşünürün katılımıyla iki gün sürecek sempozyum“Âl-i Beyt Manifestosu”nun kamuoyuyla paylaşılmasıyla sona erecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-peygamberin-hedefi-iktidar-degil-gonulleri-insa-etmekti-644525">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Peygamberin hedefi iktidar değil, gönülleri inşa etmekti!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın Karınca Ödüllü Klasik Pazar Üçüncü Yılında Sanatın Ritmini Üsküdar&#8217;da Yaşatıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/altin-karinca-odullu-klasik-pazar-ucuncu-yilinda-sanatin-ritmini-uskudarda-yasatiyor-644492</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:35:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[Altın]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[karınca]]></category>
		<category><![CDATA[klasik]]></category>
		<category><![CDATA[Klasik Pazar]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[konserler]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[ödüllü]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[say]]></category>
		<category><![CDATA[üçüncü]]></category>
		<category><![CDATA[yılında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Altın Karınca ödüllü Klasik Pazar konserleri, 2026 yaz sezonunda dünyaca ünlü sanatçıların katılımıyla Nevmekân Sahil’de yeniden müzikseverleri ağırlayacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-karinca-odullu-klasik-pazar-ucuncu-yilinda-sanatin-ritmini-uskudarda-yasatiyor-644492">Altın Karınca Ödüllü Klasik Pazar Üçüncü Yılında Sanatın Ritmini Üsküdar&#8217;da Yaşatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Altın Karınca ödüllü Klasik Pazar konserleri, 2026 yaz sezonunda dünyaca ünlü sanatçıların katılımıyla Nevmekân Sahil’de yeniden müzikseverleri ağırlayacak.</p>
<p>Üsküdar Belediyesi’nin kültür ve sanatı herkes için erişilebilir kılma anlayışıyla hayata geçirdiği ve kısa sürede kentin önemli kültür-sanat etkinliklerinden biri haline gelen Klasik Pazar konserleri, yeni sezonunda da zengin programıyla sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.</p>
<p>İlk kez 2024 yılında “Sandalyeni Kap Gel” konseptiyle başlatılan proje, klasik müziği salonların dışına taşıyarak Boğaz’ın eşsiz atmosferinde binlerce vatandaşı ücretsiz konserlerle buluşturdu. Nevmekân Sahil’in tarihi bahçesinde düzenlenen konserler, her yaştan sanatseverin yoğun ilgisiyle karşılandı. Cihat Aşkın, Serhan Bali, Murat Cem Orhan, Yalçın Tura, Teyfik Rodos ve Erdem Sökmen, Hasan Metan gibi birbirinden değerli sanatçılar ve topluluklar, Üsküdarlılarla aynı sahnede buluşarak klasik müziğin seçkin eserlerini seslendirdi.</p>
<p>Klasik Pazar, yalnızca konserlerden oluşan bir etkinlik serisi olmanın ötesine geçerek, klasik müziğin toplumun her kesimine ulaşmasını hedefleyen örnek bir kültür projesine dönüştü. Ücretsiz olarak gerçekleştirilen konserler sayesinde vatandaşlar, açık havada nitelikli sanat etkinliklerine erişme imkânı bulurken, Üsküdar’ın kültür yaşamı da önemli ölçüde zenginleşti.</p>
<p>2025 sezonunda da artan ilgiyle devam eden Klasik Pazar konserleri, farklı müzik disiplinlerinden seçkin sanatçıları ağırlamayı sürdürdü. Cihat Aşkın, Ensemble Orient Occident İstanbul, Adalar Quartet, Iraz Yıldız Murat Cem Orhan ve Sercan Halili gibi isimlerin sahne aldığı konserler, binlerce sanatseveri Nevmekân Sahil’de buluşturdu. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikler, Üsküdar’ın kültür-sanat alanındaki güçlü vizyonunu bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p>Klasik Pazar projesi, kültür ve sanat alanına sunduğu katkılar sayesinde 2024 yılında düzenlenen Altın Karınca Ödülleri’nde kültür-sanat kategorisinde ödüle layık görüldü. Proje, sanatı geniş kitlelere ulaştıran yapısı, sosyal yaşamı güçlendiren yaklaşımı ve kamusal alanda kültürel etkileşimi artıran niteliğiyle örnek gösterilen çalışmalar arasında yer aldı.</p>
<p>Başarıyla sürdürülen konser serisi, 2026 yılında da dünya çapında tanınan sanatçıları sanatseverlerle buluşturacak zengin programıyla devam edecek. Sezon, uluslararası alanda Türkiye’nin en önemli sanat elçilerinden, dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say konseriyle açılacak.</p>
<p>Eserleri dünyanın önde gelen konser salonlarında seslendirilen, uluslararası ödülleri ve özgün besteleriyle klasik müziğin en saygın isimleri arasında yer alan Fazıl Say, 28 Haziran’da Nevmekân Sahil’de Üsküdarlılarla buluşacak. 12 Temmuz’da Klasik Pazar sahnesinde Serhan Bali ve Burcu Hancı, soprano Cansu Özel, tenor Emre Parlar ve piyanist Fügen Yiğitgil ile birlikte operanın seçkin eserlerini sanatseverlerle buluşturacak.</p>
<p>26 Temmuz’da ise Türkiye’nin önde gelen yenilikçi çok sesli koro topluluklarından Chromas, Klasik Pazar sahnesinde sanatseverlerle buluşacak. Koro şefi Başak Doğan tarafından 2015 yılında kurulan topluluk, çok sesli müziğe getirdiği özgün yorumuyla izleyicilere unutulmaz bir konser deneyimi sunacak.</p>
<p>9 Ağustos’ta dünya müziğinin önemli isimlerinden Burhan Öçal, Murat Süngü, Uraz Kıvaner ve Savaş Özkök’ten oluşan quartet ekibiyle sahne alacak.23 Ağustos’ta Murat Cem Orhan ve Merve Engin, “Maskelerin Şakası” başlıklı Commedia dell’Arte ve opera buffa temalı özel performanslarını izleyiciyle buluşturacak.</p>
<p>Sezon, 6 Eylül’de keman virtüözü Cihat Aşkın’ın “Aşkın Tangosu” konseriyle devam edecek. Şef Oğuzhan Balcı yönetimindeki Avrasya Oda Orkestrası’na solist Teyfik Rodos eşlik edecek.</p>
<p>Üsküdar Belediyesi, Klasik Pazar konserleriyle kültür ve sanatı toplumun her kesimine ulaştırmayı, kamusal alanları sanatla buluşturmayı ve kentin kültürel yaşamına değer katmayı sürdürüyor. Her yıl artan ilgiyle büyüyen ve Altın Karınca Ödülü ile taçlanan konser serisi, Üsküdar’ı yaz aylarında klasik müziğin en önemli açık hava buluşma noktalarından biri haline getirmeye devam ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-karinca-odullu-klasik-pazar-ucuncu-yilinda-sanatin-ritmini-uskudarda-yasatiyor-644492">Altın Karınca Ödüllü Klasik Pazar Üçüncü Yılında Sanatın Ritmini Üsküdar&#8217;da Yaşatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz tatilinde dengeli plan önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-tatilinde-dengeli-plan-onemli-644405</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:32:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Can Sıkıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tamamen]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[tatilinde]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Seren Doğantekin, çocuklarda can sıkıntısının her zaman olumsuz olmadığı, can sıkıntısının yalnızlıkla karıştırılmaması gerektiği ve yaz tatilinin dengeli bir planla geçirilmesinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatilinde-dengeli-plan-onemli-644405">Yaz tatilinde dengeli plan önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Seren Doğantekin, çocuklarda can sıkıntısının her zaman olumsuz olmadığı, can sıkıntısının yalnızlıkla karıştırılmaması gerektiği ve yaz tatilinin dengeli bir planla geçirilmesinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Can sıkıntısı ile yalnızlık duygusu birbirinden ayrılmalı! </strong></p>
<p>Can sıkıntısının çocuk için tamamen olumsuz bir durum olmadığına işaret eden Klinik Psikolog Seren Doğantekin, “Hatta üretkenliği artırabilir.” dedi.</p>
<p>Ebeveynlerin çoğu zaman ‘çocuğumuzun canı evde çok sıkılıyor’ diye endişelendiğini hatırlatan Doğantekin, “Ancak burada önemli olan, çocuğun can sıkıntısını nasıl değerlendirdiğidir. Eğer çocuk bu süreçte legolarla oynuyor, hikâyeler üretiyor, oyun kuruyor ya da aileyle vakit geçiriyorsa bu durum gelişim açısından oldukça faydalıdır. Yani can sıkıntısı üretkenliğe dönüşüyorsa, bu olumsuz değil, destekleyici bir durumdur. Dikkat edilmesi gereken önemli nokta, can sıkıntısı ile yalnızlık duygusunun birbirinden ayrılmasıdır. Canı sıkılan çocuk bir şey üretmeye, oyun kurmaya veya bir etkinlik bulmaya yönelir. Ancak yalnızlık hissi yaşayan çocuk daha çok içine kapanır, odasına çekilir ve hiçbir aktiviteye yönelmez. Asıl izlenmesi gereken ayrım budur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hem eğlenceyi hem öğrenmeyi içeren esnek bir tatil planlanmalı! </strong></p>
<p>Yaz tatili sürecinde tamamen esnek ya da tamamen katı bir yaklaşımın doğru olmadığına dikkat çeken Seren Doğantekin, “Gün içerisinde belirli bir düzen olması gerekir. Hiç ders çalışılmayan bir tatil, okul başladığında motivasyon kaybına yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle dengeli bir plan yapılmasını öneren Doğantekin, şunları söyledi:</p>
<p>“İlkokul ve ortaokul öğrencilerinde haftanın belirli günleri ders çalışmak, kitap okumak veya çalışma kâğıtları çözmek uygun olabilir. Ancak bu süreç yalnızca akademik çalışma olarak düşünülmemeli. Müze gezmek, belgesel izlemek gibi etkinlikler de öğrenmeyi destekler. Önümüzdeki yıl sınava hazırlanan öğrenciler için ise daha planlı bir program yapılabilir. Haftanın beş ya da altı günü ders çalışıp bir günü dinlenmeye ayrılabilir. Ancak bu plan, katı bir okul düzeni gibi değil; hem eğlenceyi hem öğrenmeyi içeren esnek bir yapı olmalıdır.”</p>
<p><strong>Çocuğun sosyal medyayı yalnızlık nedeniyle kullanması bir risk göstergesi!</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde sosyal medya kullanımının kıyaslama davranışını artırabileceği uyarısında bulunan Seren Doğantekin, “Tatil paylaşımları üzerinden ‘o tatile gitti, ben gitmedim’ gibi düşünceler oluşabilir. Bu durum özgüven düşüklüğüne ve kaygıya yol açabilir. Bu noktada çocuklara sosyal medyada görülen her şeyin gerçek hayatı yansıtmadığı anlatılmalıdır.” dedi.</p>
<p>Uyku düzeninin de oldukça önemli olduğuna değinen Doğantekin, “Gece geç saatlere kadar ekran kullanımı, uyku ritmini bozabilir ve bu da duygu durum dalgalanmalarına yol açabilir. Çocuğun sosyal medyayı neden kullandığı da değerlendirilmeli. Eğer yalnızlık hissi nedeniyle sadece oradan sosyal iletişim kuruyorsa bu bir risk göstergesi olabilir. Ergenler için bir gruba ait olma ihtiyacı çok güçlüdür. Bu nedenle yaz tatilinde akran ilişkilerinin tamamen kesilmemesi önemlidir. Aksi halde yalnızlık ve ‘kimse beni anlamıyor’ düşüncesi gelişebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sorunlu bir durumun önemli işaretleri, sürecin iki haftadan uzun sürmesi ve sosyal çekilme! </strong></p>
<p>Ancak her yalnızlaşma durumunun bir problem olmadığını dile getiren Doğantekin, “Eğer çocuk aileyle iletişim kuruyor, sorumluluklarını yerine getiriyor ve sosyal yaşamını sürdürebiliyorsa bu durum gelişimsel olarak normal kabul edilebilir. Ergenlikte zaman zaman yalnız kalma isteği ve aileden uzaklaşma eğilimi görülebilir.” dedi.</p>
<p>Sorun olarak değerlendirilmesi gereken durumlara açıklık getiren Doğantekin, “Sürecin iki haftadan uzun sürmesi, çocuğun odasından hiç çıkmaması, uyku ve beslenme düzeninin bozulması, sosyal ilişkilerden tamamen çekilmesi ve ‘kimse beni anlamıyor’ gibi ifadelerin artması önemli işaretlerdir. Bu durumda profesyonel destek gerekebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aşırı serbestlik ya da aşırı planlılık yerine denge kurulmalı! </strong></p>
<p>Teknoloji ve yapay zekâ kullanımının da benzer şekilde değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Seren Doğantekin, “Önemli olan kullanım biçimidir. Çocuk üretmek için mi kullanıyor, yoksa yalnızca tüketiyor mu? Yapay zekâ doğru kullanıldığında hikâye yazma, karakter oluşturma, dil öğrenme veya kodlama gibi alanlarda üretkenliği destekleyebilir. Ancak tamamen hazır bilgiye bağımlı bir kullanım doğru değildir.” dedi.</p>
<p>Yaz tatilinde ideal yaklaşımın dengeli, esnek ama belirli bir rutini olan bir program olduğunun altını çizen Doğantekin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aileyle kaliteli zaman geçirilmesi, akran ilişkilerinin sürdürülmesi, fiziksel aktivitelerin yapılması ve küçük sorumlulukların verilmesi önemlidir. Aşırı serbestlik ya da aşırı planlılık yerine denge kurulmalıdır.</p>
<p>Sonuç olarak, çocukların hem dinlenebileceği hem de gelişimini sürdürebileceği bir yaz tatili planı oluşturulmalı. Teknoloji kullanımında ise süre kadar içeriğe ve çocuğun yaşamındaki genel dengeye bakmak gerekir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-tatilinde-dengeli-plan-onemli-644405">Yaz tatilinde dengeli plan önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veteriner Hekim Cankat Özel Uyardı: Ertelenen Kontroller Hayat Kaybına Yol Açabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/veteriner-hekim-cankat-ozel-uyardi-ertelenen-kontroller-hayat-kaybina-yol-acabiliyor-644047</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:19:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[cankat]]></category>
		<category><![CDATA[Daha Fazla]]></category>
		<category><![CDATA[dostlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[ertelenen]]></category>
		<category><![CDATA[evcil]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kontroller]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[veteriner]]></category>
		<category><![CDATA[Veteriner Hekim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=644047</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'de pandemi yalnızca insanların yaşam alışkanlıklarını değiştirmedi; evcil dostlarımızın hayatında da önemli bir dönüm noktası oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/veteriner-hekim-cankat-ozel-uyardi-ertelenen-kontroller-hayat-kaybina-yol-acabiliyor-644047">Veteriner Hekim Cankat Özel Uyardı: Ertelenen Kontroller Hayat Kaybına Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de pandemi yalnızca insanların yaşam alışkanlıklarını değiştirmedi; evcil dostlarımızın hayatında da önemli bir dönüm noktası oldu. Veteriner Hekim Cankat Özel&#8217;e göre pandemi sonrası dönemde hayvan sahiplenme oranları rekor seviyelere ulaşırken, patili dostlara bakış açısı da köklü şekilde değişti.</p>
<p>Bugün kedi ve köpekler artık yalnızca evcil hayvan olarak değil, ailenin ayrılmaz bir bireyi olarak görülüyor. Bu değişim beraberinde daha bilinçli bakım anlayışını da getirdi.</p>
<p>Veteriner Hekim Cankat Özel, özellikle 2020-2022 yılları arasında koruyucu veteriner hekimliğe olan ilginin ciddi şekilde arttığını belirterek şunları söylüyor:</p>
<p>&#8220;Pandemi döneminde insanlar evcil dostlarıyla daha fazla vakit geçirdi. Bu süreçte aşılar, parazit uygulamaları, düzenli kan tahlilleri, check-up programları, ağız ve diş sağlığı uygulamaları konusunda farkındalık yükseldi. Premium mamalara ve destek ürünlerine olan ilgi arttı. Evcil dostlarımızın fiziksel sağlığı kadar psikolojik sağlıkları da daha fazla önemsenmeye başlandı.&#8221;</p>
<p>Ayrılık Anksiyetesi ve Davranış Problemleri Arttı</p>
<p>Pandemi sürecinde sürekli insanlarla vakit geçiren birçok kedi ve köpek, normal hayata dönüşle birlikte yeni bir sorunla karşı karşıya kaldı: Ayrılık anksiyetesi.</p>
<p>Veteriner Hekim Cankat Özel&#8217;e göre son yıllarda davranış problemleriyle ilgili başvuruların artmasının en önemli nedenlerinden biri de bu süreç oldu.</p>
<p>&#8220;Pandemi döneminde sahipleriyle günün büyük bölümünü geçiren hayvanlar, hayatın normale dönmesiyle yalnız kalmaya başladı. Bunun sonucunda kaygı bozuklukları, yıkıcı davranışlar ve çeşitli psikolojik problemler daha sık görülür hale geldi.&#8221;</p>
<p>Veteriner Hekimlikte Yeni Dönem: İleri Teknoloji Daha Fazla Kullanılıyor</p>
<p>Hayvan sahiplerinin bilinçlenmesiyle birlikte veteriner hekimlikte ileri görüntüleme yöntemlerine olan ilgi de önemli ölçüde yükseldi.</p>
<p>MR, bilgisayarlı tomografi, endoskopi ve ekokardiyografi gibi ileri tanı yöntemlerinin artık çok daha fazla kabul gördüğünü belirten Cankat Özel, bunun yeni nesil veteriner hekimlerin eğitim anlayışıyla da yakından ilişkili olduğunu ifade ediyor.</p>
<p>&#8220;Bizler artık daha fazla araştırıyor, kendimizi daha fazla geliştiriyor ve ileri görüntüleme yöntemlerini daha etkin kullanıyoruz. Bu sayede birçok hastalığa daha erken tanı koyabiliyor ve daha başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz.&#8221;</p>
<p>Son İki Yılın En Büyük Sorunu: Ekonomik Zorluklar</p>
<p>Pandemi sonrası yaşanan olumlu gelişmelerin yanında son yıllarda dikkat çeken önemli bir sorun da bulunuyor.</p>
<p>Veteriner Hekim Cankat Özel&#8217;e göre ekonomik koşullar, evcil dostların sağlık süreçlerini doğrudan etkilemeye başladı.</p>
<p>&#8220;İnsanlar dostlarından vazgeçmiyor ancak harcamalarını daha seçici yapıyor. Acil durumlar için bütçe oluşturulabiliyor fakat rutin kontroller, yıllık kan taramaları, diş sağlığı uygulamaları, iç-dış parazit korumaları ve aşılar çoğu zaman erteleniyor.&#8221;</p>
<p>Bu durumun ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirdiğini belirten Özel, özellikle internet üzerinden satılan ve güvenilirliği şüpheli ürünlerin kullanımının da arttığını vurguluyor.</p>
<p>&#8220;Bilinçsiz ürün kullanımları nedeniyle zehirlenmeler, pankreatit vakaları, yabancı cisim yutmalarına bağlı komplikasyonlar ve böbrek yetmezlikleriyle daha sık karşılaşıyoruz. En üzücü taraf ise birçok hastanın kliniğe çok geç getirilmesi. Oysa erken müdahale ile kurtarılabilecek vakalar ne yazık ki bazen yaşam kaybıyla sonuçlanabiliyor.&#8221;</p>
<p>Evcil Dostlarımızın da Bir &#8216;Aile Hekimi&#8217; Olmalı</p>
<p>Veteriner Hekim Cankat Özel&#8217;e göre hayvan sağlığında en kritik konu, hastalık ortaya çıktıktan sonra çözüm aramak değil, sağlıklı dönemde düzenli takip sisteminin kurulması.</p>
<p>&#8220;Nasıl ki insanlar için aile hekimliği sistemi büyük önem taşıyorsa, evcil dostlarımız için de onları yakından tanıyan bir veteriner hekimin olması son derece değerlidir. Düzenli takip edilen bir hastanın sağlık geçmişi bilinir, riskleri önceden öngörülür ve gerektiğinde doğru uzmanlara zamanında yönlendirilmesi sağlanır.&#8221;</p>
<p>İyi Veteriner Hekim Sadece Hastalığı Değil, Hastasını Tanır</p>
<p>Veteriner hekimliğin yalnızca teşhis ve tedaviden ibaret olmadığını vurgulayan Cankat Özel, hasta-hekim ilişkisinin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p>&#8220;İyi bir veteriner hekim her şeyi bildiğini iddia eden kişi değildir. Gerektiğinde danışan, araştıran ve hastası için en doğru çözümü arayan kişidir. Uzun yıllardır takip ettiği bir dostunun davranışındaki küçük bir değişiklikten bile sağlık durumunun iyiye mi yoksa kötüye mi gittiğini anlayabilir. Çünkü bazı hastalıklar cihazlardan önce tecrübeli gözlerle fark edilir.&#8221;</p>
<p>&#8220;48 Saat Beklemeyin&#8221;</p>
<p>İlk kez evcil hayvan sahiplenenlere de önemli uyarılarda bulunan Veteriner Hekim Cankat Özel, bazı belirtilerin asla göz ardı edilmemesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>&#8220;48 saati aşan dışkılayamama, uzun süren iştahsızlık ve özellikle 24 saati aşan idrar yapamama durumlarında zaman kaybetmeden veteriner hekime başvurulmalıdır. Ayrıca aşılar, parazit uygulamaları ve genel sağlık kontrolleri için mutlaka düzenli bir veteriner hekim takibi oluşturulmalıdır.&#8221;</p>
<p>Cankat Özel&#8217;e göre patili dostlarımız için en doğru yaklaşım, sorun ortaya çıktığında kapıyı çalmak değil; güvenilir bir veteriner hekimle uzun yıllara dayanan bir sağlık ortaklığı kurmak.</p>
<p>Çünkü bazen bir hayatı kurtaran şey tedavi değil, zamanında yapılan bir kontroldür.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/veteriner-hekim-cankat-ozel-uyardi-ertelenen-kontroller-hayat-kaybina-yol-acabiliyor-644047">Veteriner Hekim Cankat Özel Uyardı: Ertelenen Kontroller Hayat Kaybına Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Hülya Ensari: &#8220;Bağımlılık bir irade sorunu değil, biyopsikososyal bir hastalıktır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-hulya-ensari-bagimlilik-bir-irade-sorunu-degil-biyopsikososyal-bir-hastaliktir-643925</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:14:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[ensari]]></category>
		<category><![CDATA[hülya]]></category>
		<category><![CDATA[irade]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hülya Ensari]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643925</guid>

					<description><![CDATA[<p>Madde bağımlılığı günümüzde yalnızca bireyin değil; ailenin, toplumun ve gelecek nesillerin ruhsal, sosyal ve fiziksel sağlığını tehdit eden önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-hulya-ensari-bagimlilik-bir-irade-sorunu-degil-biyopsikososyal-bir-hastaliktir-643925">Prof. Dr. Hülya Ensari: &#8220;Bağımlılık bir irade sorunu değil, biyopsikososyal bir hastalıktır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Madde bağımlılığı günümüzde yalnızca bireyin değil; ailenin, toplumun ve gelecek nesillerin ruhsal, sosyal ve fiziksel sağlığını tehdit eden önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, madde bağımlılığının yalnızca bireyi değil; aileyi, toplumu ve gelecek nesilleri etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti. Bağımlılığın irade eksikliği değil; biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin rol oynadığı tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Ensari, erken farkındalık ve güçlü aile ilişkilerinin bağımlılıkla mücadelede kritik öneme sahip olduğunu söyledi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, bağımlılığın yalnızca bir alışkanlık değil, kişinin dürtü denetimini, benlik işlevlerini, ilişkilerini ve toplumsal uyumunu bozan psikiyatrik bir hastalık süreci olduğunu belirtti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bağımlılık biyopsikososyal bir hastalıktır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Modern psikiyatri yaklaşımına göre bağımlılığın biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin birlikte rol aldığı “biyopsikososyal” bir hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, bağımlılığın yalnızca davranışsal değil, nörobiyolojik değişimlerle seyreden bir beyin hastalığı olduğuna dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bağımlılıkta özellikle mezolimbik dopamin sisteminin etkilendiğini belirten Ensari, tekrar eden kullanımın nöroadaptasyona ve kompulsif davranış örüntüsüne yol açtığını söyledi. Bağımlılık davranışında yalnızca kimyasal etkinin değil; kişinin ruhsal çatışmalarının, dürtü denetim sorunlarının, eksiklik duygularının ve çevresel etkenlerin de önemli rol oynayabildiğini vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Madde bağımlılığında tanı kriterleri nelerdir?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Madde bağımlılığının, kişinin kullandığı maddenin zararlarını bilmesine rağmen kullanımı sürdürmesi, madde arayışının yaşamının merkezine yerleşmesi ve zamanla kullanım üzerinde kontrol kaybı gelişmesi durumu olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, tanı kriterlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Bağımlılık yapıcı bir maddenin planlanandan daha fazla ya da daha uzun süre kullanılması, maddeyi bırakma veya azaltma girişimlerinin başarısız olması, madde temini ve kullanımına aşırı zaman ayrılması, madde kullanımına karşı şiddetli istek (craving) duyulması, kullanım bırakıldığında huzursuzluk, sıkıntı, uykusuzluk ve sinirlilik gibi yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması, giderek kullanılan madde miktarının artması, iş, okul ve aile sorumluluklarında aksamaların yaşanması ve sosyal sorunlara rağmen kullanımın sürdürülmesi bağımlılığın önemli göstergeleri arasında yer almaktadır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Madde bağımlılığında risk faktörlerine dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlık Bakanlığı Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Eylem Planı’nda da belirtildiği üzere bağımlılığın çok faktörlü bir süreç olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, bağımlılık gelişiminde erken yaşta madde ile karşılaşmanın, parçalanmış veya yoğun çatışmalı aile ortamlarının, aile içi iletişim eksikliğinin, çocukluk çağı travmaları ve ihmalin önemli rol oynadığını belirtti. Düşük benlik saygısının yanı sıra dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, depresyon ve davranım bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıkların da riski artırdığını ifade eden Ensari, riskli arkadaş çevresi, akademik başarısızlık, okuldan uzaklaşma, sosyal medya ve dijital ortamda madde kullanımını özendirici içeriklere maruz kalma, işsizlik, sosyal yalnızlık ve umutsuzluk duygularının bağımlılığın ortaya çıkmasında etkili olabildiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ergenlik dönemi bağımlılık açısından kritik önemde</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Ensari, özellikle ergenlik döneminin kimlik gelişiminin sürdüğü ve dürtü kontrol mekanizmalarının tam olgunlaşmadığı bir dönem olması nedeniyle bağımlılık açısından kritik risk taşıdığını belirtti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Madde bağımlılığının belirtileri iyi gözlemlenmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Madde kullanan bireylerde görülebilecek belirtilerin kişiden kişiye farklılık gösterebildiğini belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, ailelerin özellikle ani arkadaş çevresi ve davranış değişikliklerine, eve geç gelme ve gizlilik davranışında artışa, yalan söyleme eğilimine, ders başarısında veya iş performansında düşüşe, içine kapanma ya da saldırgan davranışlara ve sorumluluklardan kaçınma gibi değişimlere dikkat etmesi gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Fiziksel belirtiler arasında gözlerde kızarıklık veya donukluk, uyku düzeninde değişiklikler, iştahın azalması ya da artması, kilo kaybı, kişisel bakımda bozulma ile konuşma ve denge sorunlarının görülebileceğini ifade eden Ensari, ruhsal belirtiler açısından ise duygu durum dalgalanmaları, sinirlilik, ani öfke patlamaları, kaygı ve huzursuzluk, motivasyon kaybı, dikkat ve hafıza sorunları ile çökkünlük ve sosyal geri çekilmenin önemli işaretler arasında yer aldığını belirtti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ailelerin en önemli görevi, güven ilişkisini sürdürebilmektir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ailelerin burada en önemli görevinin yalnızca kontrol etmek değil, çocuğun ruhsal dünyasını anlayabilmek ve güven ilişkisini sürdürebilmek olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, aşırı cezalandırıcı, suçlayıcı veya dışlayıcı tutumların yardım arama davranışını azaltabildiğine dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sınırları net biçimde belirlenmiş aile ortamı oluşturulmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca sağlık kurumlarının değil; ailelerin, okulların, yerel yönetimlerin, medyanın ve tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hülya Ensari, ailelerin çocuklarıyla sağlıklı ve etkili iletişim kurmasının, onların duygusal ihtiyaçlarını fark etmesinin ve kendilerini ifade edebilecekleri ancak sınırları da net biçimdebelirlenmiş bir aile ortamı oluşturmasının önemine dikkat çekti. Ensari ayrıca ailelerin çocuklarının arkadaş çevresi ve dijital yaşamıyla yakından ilgilenmesi, sorun fark edildiğinde ise gecikmeden profesyonel destek alması gerektiğini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bağımlılık ahlaki bir zayıflık olarak değerlendirilmemeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Toplumsal düzeyde ise gençlerin sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere erişiminin artırılmasının, okullarda bilimsel temelli bağımlılık eğitimlerinin yaygınlaştırılmasının ve madde kullanımını özendirici içeriklerle etkin şekilde mücadele edilmesinin önem taşıdığını belirten Ensari, bağımlılığın ahlaki bir zayıflık olarak değil; tedavi edilebilir bir hastalık olarak görülmesi ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Erken farkındalık ve bilimsel tedavi büyük önem taşıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bağımlılıkla mücadelede koruyucu ruh sağlığı hizmetleri, erken müdahale, rehabilitasyon ve toplumsal farkındalık çalışmalarının temel öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Bağımlılık; bireyin iradesizliği değil, biyolojik, psikolojik ve sosyal yönleri olan karmaşık bir hastalıktır. Erken farkındalık, güçlü aile ilişkileri, sağlıklı sosyal çevre ve bilimsel tedavi yaklaşımları bağımlılıkla mücadelede en etkili araçlardır. 26 Haziran vesilesiyle özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi bağımlılıktan korumanın yalnızca ailelerin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda var.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-hulya-ensari-bagimlilik-bir-irade-sorunu-degil-biyopsikososyal-bir-hastaliktir-643925">Prof. Dr. Hülya Ensari: &#8220;Bağımlılık bir irade sorunu değil, biyopsikososyal bir hastalıktır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyazlatma işlemi için doğru zaman önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyazlatma-islemi-icin-dogru-zaman-onemli-643901</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:13:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[beyazlatma]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Beyazlatma]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[işlemi]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643901</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, yaz döneminde estetik beklentilerle artan diş beyazlatma taleplerinde, profesyonel uygulamanın önemi ve işlem öncesi-sonrası dikkat edilmesi gereken kurallar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyazlatma-islemi-icin-dogru-zaman-onemli-643901">Beyazlatma işlemi için doğru zaman önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, yaz döneminde estetik beklentilerle artan diş beyazlatma taleplerinde, profesyonel uygulamanın önemi ve işlem öncesi-sonrası dikkat edilmesi gereken kurallar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Daha beyaz dişler kişilerin kendilerini daha genç ve bakımlı hissetmelerini sağlıyor!</strong></p>
<p>Yaz aylarının düğünler, mezuniyet törenleri, tatiller ve sosyal etkinliklerin yoğunlaştığı bir dönem olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “İnsanlar bu süreçte daha fazla fotoğraf çekildiği ve sosyal ortamlarda daha görünür oldukları için estetik görünümlerine daha fazla önem veriyor.” dedi.</p>
<p>Gülüş estetiğinin yüz algısı üzerindeki etkisi oldukça yüksek olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Mimir, daha beyaz dişlerin bireylerin kendilerini daha genç, sağlıklı ve bakımlı hissetmelerine katkı sağlayabildiğini, bu nedenle yaz öncesinde diş beyazlatma taleplerinde belirgin bir artış görüldüğünü aktardı.</p>
<p><strong>Beyazlatma kararı klinik muayene sonrasında uzman hekim tarafından verilmeli!</strong></p>
<p>Diş beyazlatmanın ağız ve diş sağlığı iyi olan, dişlerinde çay, kahve, sigara veya yaşa bağlı renklenmeler bulunan bireyler için uygun bir tedavi seçeneği olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Ancak aktif çürükleri bulunan, ileri düzey diş eti hastalığı olan, ciddi mine kaybı yaşayan veya kontrol altına alınmamış dentin hassasiyeti bulunan bireylerde öncelikle bu sorunların tedavi edilmesi gerekir. Ayrıca hamilelik ve emzirme dönemlerinde beyazlatma işlemleri genellikle ertelenir. Beyazlatma kararı mutlaka klinik muayene sonrasında uzman hekim tarafından verilmeli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sosyal medyadaki beyazlatma yöntemleri diş minesinde geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabilir!</strong></p>
<p>Profesyonel klinik beyazlatma işlemlerinin diş hekimi kontrolünde uygulandığını ve kullanılan beyazlatıcı ajanların etkinliğinin daha yüksek olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu nedenle daha kısa sürede ve daha öngörülebilir sonuçlar elde edilir. Ev tipi beyazlatma sistemlerinde ise genellikle kişiye özel hazırlanan plaklar ve daha düşük konsantrasyonda beyazlatıcı ajanlar kullanılır. Bu tedavide plak ve beyazlatıcı ajan hekim tarafından hastaya tedarik edilir ve belli haftalarda kontrol yapılması koşulu ile hastaya uygulama yöntemi anlatılarak takip edilmelidir. Her iki yöntem de uygun vakalarda etkili olabilir ancak internet üzerinden satılan ve denetimsiz kullanılan ürünler diş minesine zarar verebilir, diş eti irritasyonuna veya aşırı hassasiyete neden olabilir. Bu sebeple beyazlatma tedavileri uzman hekim kontrolünde yapılmalıdır.</p>
<p>Sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan karbonat, limon, aktif kömür veya çeşitli aşındırıcı maddelerle yapılan beyazlatma uygulamalarının büyük kısmı bilimsel olarak desteklenmemektedir. Bu yöntemler kısa süreli bir beyazlık hissi oluşturabilse de uzun vadede diş minesinde aşınma, hassasiyet artışı ve yüzey düzensizlikleri gibi geri dönüşü olmayan problemlere yol açabilir. Diş beyazlatma işlemlerinin güvenli ve etkili şekilde uygulanabilmesi için mutlaka diş hekimi kontrolünde gerçekleştirilmesi gerekir.”</p>
<p><strong>Beyazlatma sonrası ilk 2 hafta dikkat edilmeli!</strong></p>
<p>Beyazlatma sonrasında özellikle ilk 24-48 saatin oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Bu dönemde dişler renklenmeye karşı daha hassas hale gelebilir.” dedi. </p>
<p>Yaz aylarında sık tüketilen buzlu kahveler, renkli meyve suları, asitli içecekler ve yoğun pigment içeren gıdalara karşı uyaran Dr. Öğr. Üyesi Mimir, “Bunlar renklenmeye neden olabileceğinden dikkatli tüketilmeli. Özellikle beyazlatma tedavisinin ardından ilk 2 hafta bu içeceklerin tüketiminin sınırlandırılması önerilir. Ayrıca yeterli ağız hijyeninin sağlanması ve diş hekiminin önerilerine uyulması elde edilen sonucun korunmasında önemli rol oynar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Diş beyazlatma işleminin tatilden yaklaşık 1-2 hafta önce yaptırılmalı!</strong></p>
<p>Diş beyazlatma işleminin tatilden yaklaşık 1-2 hafta yaptırılmasını öneren Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Bu süre hem olası geçici hassasiyetlerin azalmasına hem de elde edilen rengin stabil hale gelmesine olanak sağlar. Ayrıca ihtiyaç duyulursa ek uygulamalar veya kontrol seansları için de yeterli zaman bırakılmış olur.” dedi.</p>
<p>Diş beyazlatma sonrası gülüş estetiğini korumak için uygulanması gereken rutinlere de değinen Dr. Öğr. Üyesi Mimir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Beyazlatma sonrasında düzenli diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve rutin diş hekimi kontrolleri büyük önem taşır. Kahve, çay, sigara ve yoğun pigment içeren gıdaların tüketiminin sınırlandırılması beyazlatma etkisinin daha uzun süre korunmasına yardımcı olur. Renkli içeceklerin pipetle tüketilmesi, tüketim sonrasında ağızın su ile çalkalanması ve profesyonel diş temizliği seanslarının aksatılmaması da beyazlığın devamlılığı açısından faydalı uygulamalardır. Ayrıca beyazlatmanın kalıcı bir işlem olmadığı ve belirli aralıklarla hekim kontrolünde destek uygulamalara ihtiyaç duyulabileceği unutulmamalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyazlatma-islemi-icin-dogru-zaman-onemli-643901">Beyazlatma işlemi için doğru zaman önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başiskele Koridor Projesi&#8217;nde 9 köprünün montajı bitti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basiskele-koridor-projesinde-9-koprunun-montaji-bitti-643842</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:11:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başiskele]]></category>
		<category><![CDATA[bitti]]></category>
		<category><![CDATA[kiriş]]></category>
		<category><![CDATA[köprü]]></category>
		<category><![CDATA[köprünün]]></category>
		<category><![CDATA[Koridor]]></category>
		<category><![CDATA[metre]]></category>
		<category><![CDATA[montaj]]></category>
		<category><![CDATA[montajı]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643842</guid>

					<description><![CDATA[<p>D-130 Karayolu’nda trafiği rahatlatacak dev yatırım Başiskele Koridor Projesi’nde önemli bir aşama daha geride kaldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basiskele-koridor-projesinde-9-koprunun-montaji-bitti-643842">Başiskele Koridor Projesi&#8217;nde 9 köprünün montajı bitti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>D-130 Karayolu’nda trafiği rahatlatacak dev yatırım Başiskele Koridor Projesi’nde önemli bir aşama daha geride kaldı. Tek seferde kullanılan geofoam teknolojisiyle dünya rekoru kırılan projede, toplam 155 kirişten oluşan 9 köprünün montajı tamamlandı.</p>
<p><b>TÜM KİRİŞLER MONTE EDİLDİ</b></p>
<p>D-130 Karayolu Başiskele Kavşağı Koridor Projesi 1. Etap Yapım İşi kapsamında son köprünün kiriş montajları da tamamlandı. Gün içerisinde her biri 20 metre uzunluğunda 14 adet, gece saatlerinde ise D-130 Karayolu üzerinde her biri 30 metre uzunluğunda 9 adet prefabrik kirişin montajı başarıyla gerçekleştirildi. Böylece proje kapsamındaki tüm köprü kirişlerinin montaj süreci tamamlanmış oldu.</p>
<p><b>YÜZDE 82 SEVİYESİNE ULAŞILDI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın seçim beyannamesinde yer alan D-130 Karayolu Başiskele Kavşağı Koridor Projesi 1. Etap çalışmalarında sona yaklaşıldı. Bu çalışmayla birlikte D-130 trafiği önemli ölçüde rahatlayacak. Yüzde 82 fiziki gerçekleşme oranına ulaşan projede, çalışmalar yoğun tempoda sürdürülüyor.</p>
<p><b>TRAFİK YÜKÜ ÖNEMLİ ÖLÇÜDE AZALACAK</b></p>
<p>Trafik akışını rahatlatacak ve ulaşımı daha güvenli hale getirecek projede köprü, yol ve altyapı imalatlarının büyük bölümü tamamlanırken, ekipler kalan imalatları en kısa sürede bitirmek için sahada aralıksız çalışıyor. Tamamlandığında bölgedeki trafik yükünü önemli ölçüde azaltması beklenen proje, Başiskele başta olmak üzere D-130 güzergâhını kullanan sürücülere kesintisiz ve konforlu ulaşım imkânı sunacak</p>
<p><b>5 KÖPRÜ HİZMETTE, 4’ÜNDE SON ÇALIŞMALAR</b></p>
<p>Yaklaşık 2 milyar TL’lik yatırım bedeline sahip projede tüm köprülerin kiriş montajı tamamlandı. Toplam 9 köprüde kullanılan 155 kirişin sonuncusu da yerine yerleştirildi. Hâlihazırda 5 köprü aktif olarak kullanılırken, kalan 4 köprüde son düzenlemeler sürüyor.</p>
<p><b>YOL GENİŞLETME İMALATLARI BAŞLIYOR</b></p>
<p>Proje kapsamında iksa duvarı imalatları tamamlanırken, sahadaki hafriyat temizliği devam ediyor. Betonarme çalışmaların bitmesiyle birlikte altyapı ve üstyapıyı kapsayan yol genişletme çalışmalarına başlanacak. Ayrıca bölgede olası toprak kayması ve göçük riskine karşı 479 adet fore kazık imalatı gerçekleştirildi.</p>
<p><b>GEOFOAM TEKNOLOJİSİYLE DÜNYA REKORU</b></p>
<p>Projeyi öne çıkaran en önemli unsurlardan biri de geofoam uygulaması oldu. Tek seferde 100 bin metreküplük geofoam dolgu kullanılarak dünyada bir ilke imza atıldı. Bu yöntem sayesinde yaklaşık 350 milyon TL tasarruf sağlandı. Geofoam dolgu çalışmalarında da sona gelindi.</p>
<p><b>16 KİLOMETRELİK MODERN ULAŞIM HATTI</b></p>
<p>Tamamlandığında Kocaeli’ye 16 kilometrelik kesintisiz bir ulaşım koridoru kazandıracak projede; 9 köprü, 7 menfez, 2 yaya üstgeçidi</p>
<p>inşa edilmiş olacak. Ayrıca proje kapsamında 20 bin metreyi aşan fore kazık, 167 bin ton PMT ve asfalt, 30 bin metreküp beton, 5 bin 500 ton demir donatı ve 11 bin 500 metre oto korkuluk imalatı da hayata geçirilecek.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basiskele-koridor-projesinde-9-koprunun-montaji-bitti-643842">Başiskele Koridor Projesi&#8217;nde 9 köprünün montajı bitti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalbindeki sorun, spor esnasında belirti verebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalbindeki-sorun-spor-esnasinda-belirti-verebilir-643839</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:11:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[esnasında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kalbindeki]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sırasında]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[verebilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişiminde önemli rol oynayan spor, her yaşta kazanılması gereken en değerli alışkanlıklar arasında yer alıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbindeki-sorun-spor-esnasinda-belirti-verebilir-643839">Kalbindeki sorun, spor esnasında belirti verebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişiminde önemli rol oynayan spor, her yaşta kazanılması gereken en değerli alışkanlıklar arasında yer alıyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Doç. Dr. Erman Çilsal</strong>, çocukların erken yaşta keyif alacakları spor branşlarına yönlendirilmesinin büyük önem taşıdığını belirterek “Ancak bazı doğumsal ya da sonradan gelişen kalp hastalıkları, özellikle yoğun fiziksel aktivite sırasında ilk belirtilerini verebilir. Çoğu zaman ‘normal yorgunluk’, ‘kondisyonsuzluk’ veya ‘büyüme çağının etkisi’ olarak düşünülen bazı yakınmalar, aslında önemli bir kalp sorununun erken habercisi olabilir. Özellikle futbol, basketbol, yüzme ve atletizm gibi yoğun efor gerektiren branşlarda belirtiler daha dikkatli değerlendirilmelidir” diyor. Doç. Dr. Çilsal, spor yapan çocuklarda ailelerin dikkat etmesi gereken 4 önemli sinyali anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Koşarken göğüs ağrısı oluyorsa!</strong></p>
<p>Her göğüs ağrısı kalp sebepli değildir; ancak egzersizle ortaya çıkan, tekrarlayan ve çocuğun oyunu bırakmasına neden olan ağrılar çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Koşarken, merdiven çıkarken, maç sırasında veya yoğun antrenmanda gelişen göğüs ağrısı; kalp kası hastalıkları, doğumsal koroner damar anomalileri ya da ritim bozukluklarının belirtisi olabilir. </p>
<p><strong>Spor sırasında bayıldıysa!  </strong></p>
<p><strong> </strong>Çocuklarda görülen bayılmalar çoğu zaman iyi huylu nedenlere bağlı gelişebilse de spor veya egzersiz sırasında yaşanan bilinç kaybı dikkatle araştırılması gereken önemli bir belirtidir. Özellikle koşarken, yarışırken veya ani efor sırasında gelişen bayılmalar; ciddi ritim bozuklukları, kalp kası hastalıkları veya bazı doğumsal kalp problemleriyle ilişkili olabilir. Açlık, yorgunluk ya da tansiyon düşüklüğü akla gelebilse de spor sırasında gelişen bayılma ileri değerlendirme gerektirir.</p>
<p><strong>Yaşıtlarından çabuk yoruluyorsa! </strong></p>
<p>Spor sırasında yaşıtlarına göre belirgin şekilde çabuk yorulan, oyundan erken çıkmak isteyen veya nefes nefese kalan çocuklarda durum yalnızca kondisyon eksikliği olmayabilir. Özellikle düzenli spor yapmasına rağmen performans düşüklüğü yaşayan çocuklarda, bazı doğumsal kalp sorunları ya da kalbin çalışma kapasitesini etkileyen hastalıklar araştırılmalıdır.</p>
<p><strong>Spor esnasında çarpıntı ortaya çıkıyorsa! </strong></p>
<p>Spor sırasında kalp hızının artması doğal bir durumdur. Ancak ani başlayan, çok hızlı hissedilen, düzensiz veya rahatsızlık veren çarpıntılar normal kabul edilmez. Çarpıntıya baş dönmesi, göz kararması, halsizlik veya göğüs rahatsızlığı eşlik ediyorsa ritim bozukluğu açısından ileri inceleme yapılmalıdır. Özellikle egzersiz sırasında başlayan çarpıntılar dikkatle değerlendirilmelidir.</p>
<p><strong>xxxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Ailede genç yaşta ani ölüm varsa kontrol şart!</strong></p>
<p>“Aile öyküsü bazen belirtiden daha değerlidir” diyen <strong>Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Doç. Dr. Erman Çilsal </strong>şöyle konuşuyor: “Bazı kalıtsal kalp hastalıkları çocukluk döneminde belirti vermeden ilerleyebilir. Özellikle ailede genç yaşta açıklanamayan ani ölüm, ciddi ritim bozukluğu, kardiyomiyopati veya genetik kalp hastalığı öyküsü varsa çocuk mutlaka detaylı kardiyolojik değerlendirmeden geçirilmelidir. Doğru tarama ile çocuklar güvenle spor yapabilir. Şikayet tarifleyen her çocuğun sporu bırakması gerekmez. Önemli olan, doğru değerlendirme sonrasında güvenli sınırların belirlenmesidir. Özellikle futbol, basketbol, yüzme ve atletizm gibi yoğun efor gerektiren branşlarda bu belirtiler daha dikkatli değerlendirilmelidir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbindeki-sorun-spor-esnasinda-belirti-verebilir-643839">Kalbindeki sorun, spor esnasında belirti verebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Turizmin nabzı İstanbul Turizm Fuarı&#8217;nda atacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turizmin-nabzi-istanbul-turizm-fuarinda-atacak-643707</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:06:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[atacak]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Turizm Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[nabzı]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[stanbul]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[turizmin]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643707</guid>

					<description><![CDATA[<p>5 yıl içinde dünyanın en büyük 3 turizm fuarından biri olmayı hedefleyen İstanbul Turizm Fuarı için geri sayım başladı. 24-25 Eylül’de Yenikapı’da dördüncü kez kapılarını açacak olan fuar, turizm sektörünün kilit isimlerini buluşturacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turizmin-nabzi-istanbul-turizm-fuarinda-atacak-643707">Turizmin nabzı İstanbul Turizm Fuarı&#8217;nda atacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><i>5 yıl içinde dünyanın en büyük 3 turizm fuarından biri olmayı hedefleyen İstanbul Turizm Fuarı için geri sayım başladı. 24-25 Eylül’de Yenikapı’da dördüncü kez kapılarını açacak olan fuar, turizm sektörünün kilit isimlerini buluşturacak. Sadece bir fuar değil, doğrudan ticaret yaratan bir merkez haline gelen İTF ile turizm sektörünün nabzı İstanbul’da atacak.</i></p>
<p><b>GLOBAL HEDEF İLK 3</b></p>
<p>Turizm sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri haline gelen İstanbul Turizm Fuarı (İTF), bu yıl 24-25 Eylül 2026 tarihlerinde Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde dördüncü kez düzenlenecek. Turizm sektörünün lider oyuncularını bir araya getirecek fuar, ulusal ve uluslararası ölçekte büyümesini sürdürürken, Türkiye’nin turizmdeki küresel konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p><b>İSTİKRARLI BÜYÜME</b></p>
<p>Türkiye turizm sektörünün tüm paydaşlarını küresel liderlik hedefi etrafında buluşturan İTF, her geçen yıl istikrarlı büyümesini sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl 314 firmanın katılım sağladığı fuar, bu yıl yüzde 10 büyüyerek 345 katılımcı firmaya ulaştı. Özellikle seyahat acenteleri, tur operatörleri ve otel gruplarının yoğun ilgi gösterdiği organizasyonun ziyaretçi sayısında da önemli bir artış bekleniyor. 2025 yılında 16 bin 500 profesyonelin ziyaret ettiği fuarın, bu yıl 18 binin üzerinde sektör temsilcisini ağırlaması öngörülüyor.</p>
<p>Sadece sektör profesyonellerine açık olarak düzenlenen fuar, katılımcılarına birebir iş görüşmeleri gerçekleştirme ve yeni iş birlikleri geliştirme imkanı sunuyor. Bu yönüyle İstanbul Turizm Fuarı, klasik fuar organizasyonlarının ötesine geçerek somut ticaret fırsatları yaratan bir platform olarak öne çıkıyor.</p>
<p>İstanbul Turizm Fuarı öncesinde uluslararası danışmanlık şirketi iş birliğiyle gerçekleştirilen kapsamlı araştırma da Türkiye turizmine yönelik güçlü ilgiyi ortaya koydu. Dream Project Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Volkan Ataman, araştırmanın sonuçlarını paylaşırken fuarla ilgili son hazırlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>150 ülkeden 10 bin turizm profesyonelinin katıldığı araştırmaya göre Türkiye pazarı, küresel turizm sektörünün önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Araştırmaya katılan profesyonellerin yüzde 44’ü Avrupa ve İngiltere, yüzde 24’ü Asya, yüzde 15’i Ortadoğu, yüzde 8’i Afrika ve yüzde 9’u Amerika pazarından geliyor. Sonuçlar, Türkiye’nin farklı coğrafyalardan ilgi gören çok yönlü bir destinasyon yapısına sahip olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><b>MİLYON DOLARLIK BÜTÇELER</b></p>
<p>Araştırmaya katılan şirketlerin bütçe büyüklükleri de dikkat çekiyor. Katılımcıların yüzde 58’i 250 bin doların üzerinde bütçe yönetirken, yüzde 12’si 1 ila 5 milyon dolar, yüzde 21’i ise 5 milyon doların üzerinde hacme sahip bulunuyor. Konaklama, lüks turizm ve destinasyon bazlı ürünlerin ön plana çıktığı bu tablo, Türkiye’nin yüksek gelir grubuna hitap eden turizm segmentlerindeki büyüme potansiyelini de ortaya koyuyor.</p>
<p><b>DÜNYANIN ÖNEMLİ SATIN ALMACILARI İSTANBUL&#8217;DA BULUŞUYOR</b></p>
<p>Bu yıl İstanbul Turizm Fuarı’nın öne çıkan başlıklarından biri de uluslararası satın almacı programı olacak. Hosted buyer modeli kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarla dünyanın farklı bölgelerinden sektör profesyonelleri İstanbul’da ağırlanacak. Rusya, Belarus, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Çeçenistan, Tataristan ve Gürcistan başta olmak üzere BDT pazarının önemli oyuncularının yanı sıra İngiltere ve Avrupa pazarlarından sektörün önde gelen satın almacıları ve turizm profesyonelleri fuarda yer alacak.</p>
<p>Bu yaklaşım, katılımcı firmaların yeni pazarlara erişimini kolaylaştırırken, Türkiye turizminin uluslararası ticaret hacmine doğrudan katkı sağlamayı hedefliyor.</p>
<p><b>TİCARET HACMİ YARATIYOR</b></p>
<p>Araştırma sonuçlarının İstanbul Turizm Fuarı’nın stratejik önemini daha da artırdığını belirten Volkan Ataman, hosted buyer modeliyle kurgulanan organizasyonun katılımcı firmaları doğru alıcılarla buluşturduğunu ifade etti. Ataman, “İTF yalnızca bir tanıtım platformu değil, doğrudan ticaret hacmi yaratan bir merkez haline geliyor. Katılımcılarımızın doğru alıcılarla bir araya gelmesi sayesinde fuar, somut iş birlikleri ve yeni ticari fırsatlar yaratıyor” dedi.</p>
<p>Küresel jeopolitik gelişmelerin turizm hareketlerini yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Ataman, Türkiye’ye yönelik ilginin devam ettiğini belirterek, “Değişen uluslararası koşullar içerisinde Türkiye güçlü turizm altyapısı, ulaşım ağı ve destinasyon çeşitliliği ile öne çıkıyor. İstanbul Turizm Fuarı da bu ilgiyi ticarete dönüştürecek önemli bir platform görevi üstleniyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><b>TURİZMİN ZİRVESİ</b></p>
<p>Fuarla eş zamanlı olarak iki gün boyunca gerçekleştirilecek Turizm Zirvesi’nde 17 farklı başlık altında 83 ulusal ve uluslararası konuşmacı sektörün geleceğini değerlendirecek. Zirvede 2026 sezonunun analizi ve 2027 beklentilerinin yanı sıra BDT pazarı, Mısır pazarı, MICE endüstrisi ve turizmde öne çıkan yeni trendler ele alınacak.</p>
<p>İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu sponsorluğunda düzenlenecek “Vizyon 2036: Küresel Sektör Liderlerinin Gözünden Destinasyonların Konumlandırılması” oturumunda uluslararası turizm sektörünün önde gelen isimleri yer alacak. Ayrıca Mısır Pazarı ve Muğla Destinasyon Oturumları ile sektörün önemli temsilcileri ve yerel yöneticiler deneyimlerini katılımcılarla paylaşacak.</p>
<p>İstanbul Turizm Fuarı kapsamında 24 Eylül akşamı Swissôtel The Bosphorus&#8217;ta gerçekleştirilecek İTF Gala Party, sektörün önde gelen temsilcilerini bir araya getirecek. Yerli ve yabancı turizm profesyonellerinin katılımıyla düzenlenecek gala gecesi, fuarın yarattığı iş birliği ve networking ortamını daha da güçlendirecek.</p>
<p><b>Editöre Not:</b></p>
<p>İstanbul Turizm Fuarı, bu yıl Türk Hava Yolları resmi hava yolu sponsorluğunda, TÜRSAB stratejik partnerliğinde, TÜROB ve TTYD resmi iş ortaklığında; İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ticaret Bakanlığı ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu destekleriyle, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda düzenlenecektir.</p>
<p>24-25 Eylül 2026 tarihlerinde Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi&#8217;nde gerçekleştirilecek İstanbul Turizm Fuarı, 345 katılımcı firma, 18 bini aşkın sektör profesyoneli ve 83 ulusal ve uluslararası konuşmacının yer alacağı Turizm Zirvesi ile turizm sektörünün en önemli buluşmalarından birine ev sahipliği yapacaktır.</p>
<p>Fuar kapsamında gerçekleştirilecek hosted buyer programı ile dünyanın farklı bölgelerinden satın almacılar ve turizm profesyonelleri Türkiye turizm sektörüyle bir araya gelecek; organizasyon, yeni iş birlikleri ve ticaret hacmi yaratmayı hedefleyecektir.</p>
<p>24 Eylül akşamında Swissôtel The Bosphorus&#8217;ta gerçekleştirilecek İTF Gala Party ile yerli ve yabancı sektör profesyonelleri bir araya gelecektir.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turizmin-nabzi-istanbul-turizm-fuarinda-atacak-643707">Turizmin nabzı İstanbul Turizm Fuarı&#8217;nda atacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günlük yaşamda görülen değişiklikler bağımlılığın en büyük işareti!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunluk-yasamda-gorulen-degisiklikler-bagimliligin-en-buyuk-isareti-643611</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:02:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alptekin]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılığın]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılıkla]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[çetin]]></category>
		<category><![CDATA[değişiklikler]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[işareti]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamda]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643611</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, bağımlılıkla mücadelede tedavinin mümkün olduğu bilincinin yanı sıra, ailelerin sağlıklı iletişim ve doğru gözlemle süreci erken fark edip destek olmasının önemini hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunluk-yasamda-gorulen-degisiklikler-bagimliligin-en-buyuk-isareti-643611">Günlük yaşamda görülen değişiklikler bağımlılığın en büyük işareti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, bağımlılıkla mücadelede tedavinin mümkün olduğu bilincinin yanı sıra, ailelerin sağlıklı iletişim ve doğru gözlemle süreci erken fark edip destek olmasının önemini hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Bağımlılıkla mücadelede ilk adım, tedavinin mümkün olduğuna inanmak! </strong></p>
<p>Bağımlılıkla mücadele eden kişiler için dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Her şeyden önce bağımlılığın zorlayıcı bir hastalık olduğu kabul edilmeli.” dedi.</p>
<p>Bu sürecin zaman zaman kişiye çözümsüz ve aşılması imkânsız gibi görünebileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Ancak en önemli nokta, bağımlılığın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bilmektir. Kişi tedavinin mümkün olduğunu fark ettiğinde yardım arayışına girebilir ve uygun tedavi sürecine dahil olarak bağımlılıkla daha etkili şekilde mücadele edebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İstek duymak tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez! </strong></p>
<p>Bağımlılık tedavisi sırasında kişinin zaman zaman çaresizlik hissedebileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Böyle dönemlerde yaşadığı duyguları yakınlarıyla ve tedavi ekibiyle paylaşması büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Hangi zorluklarla karşılaştığını ve neden böyle hissettiğini ifade edebilmesinin, sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayacağına değinen Dr. Öğr. Üyesi Çetin, şunları söyledi:</p>
<p>“Tedavi devam ederken madde ya da alkol kullanımına yönelik isteklerin ortaya çıkması da mümkündür. Ancak bu durum her şeyin kötüye gittiği anlamına gelmez. İstekle baş etmek ve bu süreçte yaşanan zorlukları hem tıbbi tedavi hem de psikoterapi desteğiyle yönetmek mümkündür. Bu nedenle kişinin umudunu kaybetmemesi gerekir.”</p>
<p><strong>Bağımlılıkla mücadelede en güçlü araç sağlıklı iletişim! </strong></p>
<p>Bağımlılıkla mücadelede ailelerin de dikkat etmesi gereken önemli noktalar bulunduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bunların başında sağlıklı iletişim gelir.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Çetin Bağımlılık riski taşıyan ya da tedavi süreci devam eden çocuk, eş ya da ebeveynle açık ve güvene dayalı iletişim kurabilmenin, sorunların erken fark edilmesini sağlayabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Bağımlılıkta en önemli ipuçları çoğu zaman günlük yaşamın içinde gizli! </strong></p>
<p>Bir diğer önemli konunun ise gözlem olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Burada kastedilen, kişiyi sürekli takip etmek ya da dedektiflik yapmak değil; onun yaşamındaki değişimleri fark edebilmektir.” dedi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Günlük yaşamında neler yaşadığı, ruh halinin nasıl olduğu, riskli davranışlar gösterip göstermediği ve sosyal hayatında belirgin değişiklikler olup olmadığı gözlemlenmeli. Ayrıca fizyolojik değişiklikler de dikkate alınmalı. Uyku düzenindeki bozulmalar, beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler ve son haftalar ya da aylar içinde ortaya çıkan açıklanamayan kilo kaybı veya kilo artışı, üzerinde durulması gereken önemli belirtiler arasında yer alır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunluk-yasamda-gorulen-degisiklikler-bagimliligin-en-buyuk-isareti-643611">Günlük yaşamda görülen değişiklikler bağımlılığın en büyük işareti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akıllı Telefonda Yerli Üretim İçin Kritik Eşik: Potansiyel Var, Destek Şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akilli-telefonda-yerli-uretim-icin-kritik-esik-potansiyel-var-destek-sart-643602</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:02:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı Telefon]]></category>
		<category><![CDATA[altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[eşik]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[telefonda]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yerli]]></category>
		<category><![CDATA[Yerli Üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, yıllık 14,8 milyon adetlik akıllı telefon üretim kapasitesiyle bölgesinin önemli üretim merkezlerinden biri konumunda bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-telefonda-yerli-uretim-icin-kritik-esik-potansiyel-var-destek-sart-643602">Akıllı Telefonda Yerli Üretim İçin Kritik Eşik: Potansiyel Var, Destek Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye, yıllık 14,8 milyon adetlik akıllı telefon üretim kapasitesiyle bölgesinin önemli üretim merkezlerinden biri konumunda bulunuyor. Buna rağmen 2025 yılında IMEI kaydı yapılan yaklaşık 11,7 milyon adet akıllı telefonun yalnızca 5,27 milyon adedi yerli üretimden oluşurken, sektörün kapasite kullanım oranı yüzde 35,7 seviyesinde kaldı.</strong></p>
<p>Son yıllarda birçok küresel teknoloji markasının Türkiye&#8217;de üretim yatırımı gerçekleştirmesi, ülkenin üretim altyapısına duyulan güvenin önemli bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Ancak bu yatırımların sürdürülebilir ekonomik değere dönüşebilmesi için mevcut kapasitenin daha verimli kullanılması, yüksek katma değerli üretimin teşvik edilmesi ve yerli teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor.</p>
<p>General Mobile İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlkay Cihaner, Türkiye&#8217;nin son yıllarda akıllı telefon üretiminde önemli bir üretim kabiliyeti geliştirdiğini ancak mevcut potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilemediğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Türkiye son yıllarda akıllı telefon üretiminde önemli bir altyapı ve bilgi birikimi oluşturdu. General Mobile olarak yüzde 70&#8217;e varan yerlilik oranına ulaşırken, yıllık 4,2 milyon adet üretim kapasitesine sahip tesisimizle hem kendi markamız hem de farklı markalar için üretim gerçekleştirebiliyoruz. Ancak sektör genelinde kurulu kapasitenin önemli bölümü atıl durumda bulunuyor. Mevcut kapasitenin daha verimli kullanılması, yerli üretimi destekleyecek politikaların hayata geçirilmesi ve teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi halinde Türkiye&#8217;de yaratılan katma değer önemli ölçüde artabilir. Bu sayede hem yatırımların sürdürülebilirliği sağlanabilir hem de elektronik üretiminde oluşan bilgi birikimi daha geniş bir sanayi ekosistemine yayılabilir.”</p>
<p><strong>5G dönüşümü için finansmana erişimin ulaşılabilir olması gerekiyor</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin 5G dönüşüm sürecine güçlü şekilde hazırlandığını belirten Cihaner, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre 5G mobil abone sayısının yaklaşık 42 milyona ulaştığını ifade etti.</p>
<p>“Bu sayı, Türkiye&#8217;de tüketicilerin yeni nesil haberleşme teknolojilerine adaptasyonunun son derece güçlü olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde 5G&#8217;nin yaygınlaşmasıyla birlikte tüketicilerin bu teknolojiden tam anlamıyla faydalanabilmesi için 5G destekli yeni nesil cihazlara erişimin kolaylaştırılması gerekiyor.</p>
<p>Bugün 12 ay vadeli tüketici kredilerinde uygulanan 20 bin TL üst sınır, yaklaşık 39 bin TL seviyesine ulaşan ortalama akıllı telefon fiyatlarının oldukça gerisinde kalmış durumda. Mevcut düzenleme tüketicilerin yeni teknolojilere erişimini zorlaştırırken, iç pazardaki talebi de baskılıyor. Türkiye&#8217;nin 5G dönüşümünü hızlandırabilmesi ve tüketicilerin yeni nesil teknolojilere erişiminin önünün açılabilmesi için kredi üst limitlerinin günümüz piyasa koşullarına uygun şekilde en az 40 bin TL seviyesine çıkarılmasının değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.<br /> </p>
<p>Bununla birlikte sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında yenilenmiş akıllı telefonlarda uygulanan 12 ay kredi kartı taksit imkanının, yerli üretim 5G akıllı telefonlar için de değerlendirilmesi önemli bir kaldıraç etkisi yaratacaktır. Böyle bir düzenleme, tüketicilerin yeni nesil teknolojilere erişimini kolaylaştırırken, 5G cihazların geleneksel satış kanalları başta olmak üzere daha geniş bir noktada ulaşılabilirliğini ve tercih edilebilirliğini artıracaktır. Bu sayede yerli üretim desteklenirken, 5G cihaz penetrasyonunun ve Türkiye&#8217;nin dijital dönüşüm hızının artmasına da önemli katkı sağlanacaktır.”</p>
<p><strong>Yerli üretime yönelik vergi teşvikleri kayıt dışılığı azaltabilir</strong></p>
<p>Akıllı telefonların artık lüks tüketim ürünü değil, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirten Cihaner, mevcut vergi yapısının hem tüketiciyi hem de yerli üreticiyi zorladığını ifade etti.</p>
<p>“Bugün akıllı telefonlar eğitimden sağlığa, bankacılık işlemlerinden kamu hizmetlerine, iş hayatından sosyal yaşama kadar hayatın her alanında kullanılan temel ihtiyaç ürünlerinden biri haline geldi. Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş İnsanları Derneği&#8217;nin (MOBİSAD) paylaştığı verilere göre sektörde kayıt dışılık oranı yüzde 35 seviyelerine ulaşmış durumda. Bu oran dikkate alındığında, her yıl yaklaşık 3 ila 3,5 milyon adet cihazın kayıt dışı yollarla ülkeye girdiği ve bunun ülke ekonomisinde yaklaşık 2,6 milyar dolarlık ekonomik kayba neden olduğu hesaplanıyor.</p>
<p>Yerli üretimi yapılan cihazlara yönelik vergi indirimi veya belirli vergi istisnalarının hayata geçirilmesi, hem tüketicilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak hem de talebi canlandıracaktır. Böyle bir uygulamanın yalnızca Türkiye&#8217;de üretilen cihazları kapsaması halinde yerli üretim teşvik edilirken kayıt dışılığın azaltılması da mümkün olabilir. Bunun sonucunda kapasite kullanım oranları yükselirken sektörün ekonomiye sağlayacağı katkı da önemli ölçüde artacaktır.”</p>
<p><strong>Yüksek teknoloji üretimi için 200 dolar gözetim uygulaması güncellenmeli</strong></p>
<p>Akıllı telefon ithalatında uygulanan 200 dolar seviyesindeki gözetim uygulamasının günümüz maliyet yapısını yansıtmadığını belirten Cihaner, özellikle yapay zeka yatırımlarının elektronik sektöründe önemli maliyet değişimlerine neden olduğunu söyledi.</p>
<p>“Yapay zeka yatırımları ile yüksek bant genişlikli belleklere yönelik küresel talep son derece hızlı arttı. Veri merkezleri ve yapay zeka altyapı yatırımları nedeniyle tüketici elektroniğinde kullanılan belleklerde arz baskısı oluşurken, bazı ürün gruplarında bellek maliyetleri geçen yıla göre altı kata kadar yükseldi.</p>
<p>Bugün birçok akıllı telefonda bellek maliyetinin toplam cihaz maliyetinin yaklaşık yüzde 50&#8217;sine kadar ulaştığını görüyoruz. Bu durum ürün maliyet yapısını önemli ölçüde değiştirmiş durumda. Mevcut 200 dolar seviyesindeki gözetim uygulaması üreticileri ağırlıklı olarak giriş ve giriş-orta segment ürünlere yönlendirirken, daha yüksek teknoloji içeren ürünlerin Türkiye&#8217;de üretilmesini yeterince teşvik etmiyor.</p>
<p>Gözetim uygulamasının en az 300 dolar seviyesine çıkarılması, daha geniş ürün segmentlerinin Türkiye&#8217;de üretilmesine, yüksek katma değerli yatırımların artmasına ve Türkiye&#8217;nin teknoloji üretimindeki rekabet gücünün güçlenmesine katkı sağlayacaktır.”<br /> </p>
<p><strong>Türkiye, değişen küresel tedarik zincirlerinde önemli bir konuma sahip</strong></p>
<p>Küresel şirketlerin son yıllarda üretim ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye yöneldiğini belirten Cihaner, Türkiye&#8217;nin bu dönüşümden faydalanabilecek en güçlü ülkelerden biri olduğunu ifade etti.</p>
<p>“Doğu ile Batı arasında değişen jeopolitik dengeler ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, Türkiye için önemli fırsatlar sunuyor. Avrupa pazarına yakınlığımız, Gümrük Birliği avantajımız, güçlü lojistik altyapımız, yetişmiş iş gücümüz ve üretim kabiliyetimiz sayesinde Türkiye teknoloji yatırımları açısından stratejik bir merkez konumunda bulunuyor.</p>
<p>Özellikle Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarlarına erişim açısından sahip olduğumuz avantajlar yeni teknoloji yatırımlarının ülkemize çekilmesinde önemli rol oynayabilir. Bugün kurulu bulunan üretim kapasitesinin daha verimli kullanılması yalnızca iç pazarın ihtiyaçlarını karşılamak için değil, Türkiye&#8217;nin bölgesel teknoloji üretim ve ihracat üssü haline gelmesi için de önemli bir fırsat sunuyor.”</p>
<p><strong>Kritik haberleşme teknolojilerinde yerli üretim stratejik önem taşıyor</strong></p>
<p>Günümüzde telekom altyapılarının enerji ve savunma sistemleri kadar kritik hale geldiğini belirten Cihaner, birçok ülkenin haberleşme ekipmanlarını artık yalnızca ticari ürün olarak değil, stratejik milli güvenlik unsuru olarak değerlendirdiğine dikkat çekti.</p>
<p>“Hindistan başta olmak üzere birçok ülke kritik haberleşme altyapılarında güvenilir tedarikçi modellerini destekliyor ve yerli üretimi teşvik ediyor. Avrupa&#8217;da da telekom altyapıları artık yalnızca maliyet perspektifiyle değil, siber güvenlik ve stratejik bağımsızlık perspektifiyle değerlendiriliyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin de sahip olduğu üretim altyapısını yalnızca akıllı telefonlarla sınırlamaması gerekiyor. Modemler, fiber erişim ekipmanları, kurumsal ağ çözümleri ve IoT haberleşme ürünleri gibi kritik teknolojilerde yerli üretimin teşvik edilmesi hem dışa bağımlılığı azaltacak hem de ülkemizin siber güvenlik ve milli teknoloji hedeflerine katkı sağlayacaktır.</p>
<p>Akıllı telefon üretiminde uygulanan gözetim mekanizmasına benzer şekilde, kritik haberleşme ekipmanlarında da yerli üretimi destekleyecek gözetim uygulamalarının ve gümrük politikalarının değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu sayede Türkiye yalnızca tüketici elektroniğinde değil, stratejik haberleşme teknolojilerinde de bölgesel üretim merkezi haline gelebilir.”</p>
<p><strong>Güçlü bir yan sanayi ekosistemi yeni yatırımların önünü açabilir</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de akıllı telefon üretimiyle oluşan bilgi birikiminin elektronik sektörünün diğer alanlarına da yayılabileceğini belirten Cihaner, yerli tedarik ekosisteminin güçlendirilmesinin kritik önemde olduğunu söyledi.</p>
<p>“Bugün otomotiv sektöründe güçlü bir yan sanayi yapısı bulunuyor. Benzer bir dönüşümün elektronik sektöründe de gerçekleşmesi gerekiyor. Elektronik bileşenler, mekanik parçalar ve diğer kritik komponentlerde yerli üretimin artırılması yalnızca akıllı telefon sektörüne değil, otomotiv elektroniğinden IoT cihazlarına kadar birçok farklı sektöre katkı sağlayacaktır.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin sahip olduğu üretim altyapısı ve mühendislik kabiliyeti doğru inisiyatiflerle desteklendiğinde yalnızca tüketen değil, teknoloji geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke konumunu daha da güçlendirebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-telefonda-yerli-uretim-icin-kritik-esik-potansiyel-var-destek-sart-643602">Akıllı Telefonda Yerli Üretim İçin Kritik Eşik: Potansiyel Var, Destek Şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk sorunuz, &#8220;Karnen nasıl?&#8221; olmasın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilk-sorunuz-karnen-nasil-olmasin-643572</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:00:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[karne]]></category>
		<category><![CDATA[karnen]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[notlar]]></category>
		<category><![CDATA[olmasın]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sorunuz]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okulların kapanmasına ve karne gününe sayılı günler kala bazı çocuklar yüksek notlarının sevincini yaşarken, bazıları ise karnelerindeki zayıf notlar nedeniyle kaygı duyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilk-sorunuz-karnen-nasil-olmasin-643572">İlk sorunuz, &#8220;Karnen nasıl?&#8221; olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okulların kapanmasına ve karne gününe sayılı günler kala bazı çocuklar yüksek notlarının sevincini yaşarken, bazıları ise karnelerindeki zayıf notlar nedeniyle kaygı duyuyor.<strong> Acıbadem Bakırköy Hastanesi Klinik Psikolog Seda Akcan,</strong> ebeveynlerin her iki durumda da çocuklarına yaklaşımlarının karnedeki notlardan çok daha kalıcı etkiler bırakabileceğine dikkat çekerek, “Karne dönemi yalnızca akademik başarının değerlendirildiği bir süreç değil; aynı zamanda çocukların kendileriyle ilgili algılarının şekillenebildiği önemli bir dönemdir. Karneyi çocuğun değerini gösteren bir belge olarak görmek yerine, eğitim yılı boyunca gösterdiği çabanın ve gelişimin bir yansıması olarak değerlendirmek önemlidir” diyor.  </p>
<p>Özellikle düşük notlarla karşılaşıldığında eleştirel, suçlayıcı veya kıyaslayıcı tutumların çocukların özgüvenini zedeleyebileceği uyarısında bulunan <strong>Klinik Psikolog Seda Akcan, </strong> “Çocukların sağlıklı gelişimleri için en büyük ihtiyaçlarından biri anlayışlı ve destekleyici ebeveynlerdir. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise   çocuklara koşulsuz kabul ve destek duygusunu hissettirmektir. Çocuklar notlarından bağımsız olarak sevildiklerini ve değer gördüklerini hissettiklerinde hem psikolojik dayanıklılıkları hem de öğrenme motivasyonları güçlenmektedir” diye konuşuyor. <strong>Klinik Psikolog Seda Akcan,</strong> karne günü ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken 8 yaklaşımı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Önce nasıl hissettiğini sorun </strong></p>
<p>Kendini anlaşılmış hisseden çocuklar, yaşadıkları süreci daha sağlıklı yönetebiliyor. Dolayısıyla karneye bakmadan önce çocuğunuza karne notlarıyla ilgili neler hissettiğini sorun. Heyecan, mutluluk, kaygı veya hayal kırıklığı gibi duygularını ifade etmesine fırsat tanıyın.</p>
<p><strong>Koşulsuz kabul mesajı verin</strong></p>
<p>Çocuklar, başarılarından bağımsız olarak sevildiklerini ve kabul gördüklerini hissetmeye ihtiyaç duyarlar. Ebeveynlerin kullandığı dil bu noktada oldukça önemlidir. “Seni notların için değil, sen olduğun için seviyorum” mesajı çocuğun psikolojik dayanıklılığını güçlendiriyor. Güvenli bağlanma ve sağlıklı özgüvenin temelinde “koşulsuz kabul” yer alıyor. </p>
<p><strong>Başarıyı takdir edin, ancak baskı oluşturmayın</strong></p>
<p>İyi notlar alan çocukların emeklerini ve çabalarını takdir etmek önem taşıyor. Ancak başarıyı yalnızca notlarla ilişkilendirmenin ilerleyen dönemlerde performans baskısına yol açabileceğini vurgulayan Klinik Psikolog Seda Akcan,  “Çocuğun kişiliğini değil, davranışını övmek daha sağlıklı bir yaklaşımdır. Takdir, motivasyon kaynağı olmalı; baskı unsuru haline gelmemelidir” diyor. </p>
<p><strong>Düşük notlarda suçlayıcı olmayın</strong></p>
<p>Düşük notlar karşısında öfkelenmek, ceza vermek veya aşağılayıcı ifadeler kullanmak çocuğun özgüvenini olumsuz etkileyebiliyor. Klinik Psikolog Seda Akcan, bunun yerine düşük performansın nedenlerinin araştırılması gerektiğini belirterek, “Öğrenme güçlüğü, dikkat sorunları, motivasyon eksikliği veya duygusal zorluklar gibi birçok etken söz konusu olabilir. Çözüm odaklı yaklaşım her zaman daha faydalıdır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Arkadaşlarıyla kıyaslamayın</strong></p>
<p>Her çocuğun öğrenme hızı, ilgi alanları ve yetenekleri farklı oluyor. “Komşunun çocuğu daha başarılı”, “Sen neden yapamadın?” gibi ifadeler motivasyonu artırmak yerine başarısızlık duygusunu pekiştirebiliyor. Bunun yerine çocuğun yaşadığı zorlukları anlamaya çalışmak ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemek daha sağlıklı sonuçlar veriyor. </p>
<p><strong>Karneyi ödül veya ceza aracı olarak görmeyin</strong></p>
<p>“Karneyi bir ödül veya ceza mekanizması olarak değil, gelişim alanlarını gösteren bir geri bildirim olarak değerlendirmek gerekir” diyen Klinik Psikolog Seda Akcan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Karne günü çocukların yalnızca eksiklerine değil, güçlü yönlerine de dikkat çekmek gerekir. Her çocuğun öğrenme hızı, ilgi alanları ve yetenekleri farklıdır. Çocuğun hangi alanlarda güçlü olduğunu ve hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduğunu görmek önemlidir. Böylece gelecek dönem için daha gerçekçi hedefler belirlenebilir. Karne bir sonuç değil, yeni bir başlangıç olabilir.”</p>
<p><strong>Yaz tatilini ceza dönemine dönüştürmeyin</strong></p>
<p>Çocuğun düşük notları nedeniyle tüm yaz tatilini ders çalışarak geçirmesini beklemek doğru bir yaklaşım değildir. Yeterince dinlenebilen çocuklar yeni döneme daha hazır başlayabiliyor. Tatil, çocukların dinlenme, oyun oynama ve psikolojik olarak yenilenme dönemidir. Elbette eksik konular desteklenebilir, ancak bunun dengeli şekilde yapılması gerekiyor. </p>
<p><strong>Gelecek dönem için birlikte plan yapın</strong></p>
<p>Karne sonrasında geçmişe takılı kalmak yerine geleceğe odaklanmak daha yararlı oluyor. Çocuğun güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerinin birlikte değerlendirilerek yeni hedeflerin belirlenmesi fayda sağlıyor. Bu süreçte çocuğun da fikirlerinin alınması sorumluluk duygusunu artırıyor. Ortak planlar, akademik gelişimi destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. </p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilk-sorunuz-karnen-nasil-olmasin-643572">İlk sorunuz, &#8220;Karnen nasıl?&#8221; olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geceleri Horlama ve Boğulma Hissine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/geceleri-horlama-ve-bogulma-hissine-dikkat-643566</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[boğulma]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[geceleri]]></category>
		<category><![CDATA[hissine]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apnesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643566</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda oldukça yaygın görülen horlama, çoğu zaman yalnızca sosyal bir rahatsızlık olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/geceleri-horlama-ve-bogulma-hissine-dikkat-643566">Geceleri Horlama ve Boğulma Hissine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda oldukça yaygın görülen horlama, çoğu zaman yalnızca sosyal bir rahatsızlık olarak değerlendiriliyor. Ancak horlama basit bir uyku alışkanlığından çok daha fazlasını ifade ediyor. Özellikle gece boyunca nefes durmalarıyla seyreden uyku apnesinin en önemli belirtilerinden biri olan horlama, farkında olmadan sağlığı tehdit edebiliyor. İleri yaş, kilo artışı ve yaşam tarzına bağlı faktörlerle görülme sıklığı artan bu sorun, yalnızca kişinin değil aynı ortamı paylaştığı aile bireylerinin de uyku kalitesini bozuyor. Tedavi edilmediğinde ise yüksek tansiyondan kalp ve damar hastalıklarına, diyabetten gündüz aşırı uyku haline kadar birçok problem zemin hazırlayabiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Erdal Seren, horlama ve uyku apnesi hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Sürekli horluyorsanız nedeni araştırılmalı</strong></p>
<p>Uyku sırasında üst solunum yollarındaki kasların gevşemesi sonucu hava yolunun daralmasıyla ortaya çıkan horlama, vücudun yeterli oksijen alamadığını gösterebilen önemli bir bulgudur. Yumuşak damağın ve küçük dilin uzun olması, bademcik ve geniz eti büyüklüğü, burun tıkanıklıkları ile fazla kilo gibi faktörler horlamaya neden olabilir. Ara sıra görülen horlama çoğu kişi için önemli bir sorun oluşturmasa da, sürekli hale gelmesi ve uykuda nefes durmalarıyla birlikte seyretmesi durumunda mutlaka değerlendirilmesi gerekir.</p>
<p><strong>Uyku apnesinin göz ardı edilmemesi gereken 8 belirtisi</strong></p>
<p>Uyku apnesi bulunan kişiler, gece boyunca farkında olmadan defalarca nefessiz kalabilir. Bunun sonucunda şu belirtiler ortaya çıkabilir:</p>
<ul>
<li>Horlama</li>
<li>Gece boğulma hissiyle uyanma </li>
<li>Çarpıntı</li>
<li>Sık idrara çıkma</li>
<li>Sinirlilik ve depresif ruh hali</li>
<li>Gün içinde sürekli uyku hali ve halsizlik</li>
<li>Dikkat eksikliği ve performans düşüklüğü</li>
<li>Sabah baş ağrısı</li>
</ul>
<p>Uzun dönemde tedavi edilmeyen uyku apnesi; yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, felç, tip 2 diyabet ve ani ölüm riskini artırabilmektedir. Ayrıca horlama yalnızca hastayı değil, aynı odada uyuyan kişileri de etkileyerek uyku kalitesini düşürmekte; kronik yorgunluk, stres ve yaşam kalitesinde azalmaya neden olabilmektedir.</p>
<p><strong>Kesin tanı için uyku testi şart</strong></p>
<p>Hastalığın tanısında en önemli yöntemlerden biri, uyku laboratuvarında gerçekleştirilen polisomnografi yani uyku testidir. Bu incelemede kişinin gece boyunca solunum hareketleri, oksijen düzeyi, kalp ritmi, beyin dalgaları ve uyku düzeni değerlendirilerek horlama ve uyku apnesinin derecesi belirlenir. Bunun yanı sıra Kulak Burun Boğaz muayenesiyle hava yolunda darlığa neden olan anatomik problemler de ayrıntılı şekilde incelenir.</p>
<p><strong>Tedavinin kişiye özel yaklaşımla planlanması büyük önem taşıyor</strong></p>
<p>Horlama ve uyku apnesinin tedavisi, hastalığın şiddetine ve altta yatan nedenlere göre değişiklik göstermektedir. İlk aşamada kilo verilmesi, sigara ve alkol kullanımının bırakılması, düzenli uyku alışkanlığı kazanılması, doğru yatış pozisyonunun tercih edilmesi ve burun tıkanıklıklarının giderilmesi gibi yaşam tarzı değişiklikleri önerilir. Hafif ve orta dereceli vakalarda ise ağız içi aparatlar kullanılarak hava yolu genişletilebilir ve horlama azaltılabilir.</p>
<p><strong>Cerrahi tedaviyle hem horlama hem apne kontrol altına alınabiliyor</strong></p>
<p>Anatomik darlıkların ön planda olduğu veya diğer tedavi yöntemlerinin yetersiz kaldığı hastalarda cerrahi seçenekler gündeme gelebilmektedir. Lazer veya radyofrekans destekli yumuşak damak ameliyatları, burun eğriliğinin düzeltilmesi, konka küçültme işlemleri, nazal valv cerrahisi ile bademcik ve geniz eti operasyonları hava yolunu genişleterek solunumun rahatlamasını sağlayabilir. Uygun hastalarda uygulanan cerrahi tedaviler, hem horlamayı hem de uyku apnesine bağlı şikâyetleri önemli ölçüde azaltabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/geceleri-horlama-ve-bogulma-hissine-dikkat-643566">Geceleri Horlama ve Boğulma Hissine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in futbol hafızası yeniden canlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirin-futbol-hafizasi-yeniden-canlaniyor-643554</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 21:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[Alanın]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[canlanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[hafızası]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tesisin]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643554</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin spor belleğinde önemli bir yere sahip Langar Futbol Sahası’nı modern bir spor tesisine dönüştürüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-futbol-hafizasi-yeniden-canlaniyor-643554">İzmir&#8217;in futbol hafızası yeniden canlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin spor belleğinde önemli bir yere sahip Langar Futbol Sahası’nı modern bir spor tesisine dönüştürüyor. U-11 ve U-12 resmi müsabakalarının yanı sıra ampute ve görme engelli futbol karşılaşmalarına da ev sahipliği yapacak tesis, genç sporcuların yeni buluşma noktası olacak.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve gelmesinin ardından spora yönelik yatırımların hız kazanmasıyla birlikte, kentin önemli spor alanlarından biri olan Langar Futbol Sahası yeniden İzmir’e kazandırılıyor. Konak Kemer Bölgesi’nde yürütülen çalışmalar kapsamında saha,  modern bir spor kompleksine dönüştürülerek hem amatör spora hem de altyapı müsabakalarına ev sahipliği yapacak. Sahada incelemede bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, çocukların, gençlerin ve amatör spor kulüplerinin daha nitelikli koşullarda spor yapabilmesini hedeflediklerini belirterek, yeni tesisin U-11 ve U-12 resmi müsabakalarının yanı sıra ampute futbol ve görme engelli futbol karşılaşmalarına da uygun şekilde tasarlandığını söyledi. Tesisin Konak’taki kulüpler ve spor okulları için de önemli bir merkez olacağı vurgulandı.</p>
<p><strong>“İzmir’in en önemli simgelerinden olacak”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanı Berkhan Alptekin, projenin kültürel önemine dikkat çekerek merkezin yeni yeteneklerin keşfedilmesinde önemli bir rol oynayacağını söyledi. Alptekin, “Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın talimatıyla bu alanda hangi tür spor tesisinin daha doğru olacağına ilişkin aylar süren ihtiyaç analizi çalışmamızı tamamladık. Kemer Bölgesi’nde çocuk nüfusunun fazla olması, futbola yoğun ilgi, Konak’taki amatör kulüplerin antrenman sahası ihtiyacı ve Langar Futbol Sahası’nın İzmir’in spor belleğindeki yeri dikkate alınarak bu alanın projelendirilmesine karar verildi. Langar Futbol Sahası, altyapı takımlarının müsabaka yapabileceği, ampute futbol ve görme engelli futbol karşılaşmalarına ev sahipliği yapabilecek, aynı zamanda tüm futbol kulüplerinin antrenman yapabileceği bir tesis olarak tasarlandı. Sahada ayrıca alanın en verimli şekilde kullanılması amacıyla tribün altlarında kapalı mahaller yer alacak. Soyunma odaları, duş alanları ve toplantı salonları gibi ihtiyaçların yanı sıra eğitim ve seminerler için de çok amaçlı alanlar bulunacak. Türkiye’de örneği az bulunan altyapı stadyumu olarak projelendirilen Langar Futbol Sahası’nın, bundan sonraki süreçte yeni yeteneklerin keşfedileceği ve binlerce çocuğun spor yapacağı İzmir’in en önemli simgelerinden biri olacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Yeniden kent yaşamına kazandıracağımız için mutluyuz”</strong></p>
<p>Kemer Langar Futbol Sahası’nı yeniden kente kazandırmanın sevinicini yaşadıklarını dile getiren İzmir Büyükşehir Belediyesi Etüt ve Projeler Dairesi Başkanı Selin Zağpus Yigitoğlu, alanın tarihi mirasını koruyarak geleceğe taşımayı hedeflediklerini söyledi. Yigitoğlu, proje kapsamında sadece bir spor tesisi değil, aynı zamanda bölge halkının da kullanabileceği kamusal bir yaşam alanı oluşturulacağını belirterek, “Yaklaşık beş bin metrekarelik alanda hayata geçirilmesini planladığımız projeyle alanın tarihi mirasını yaşatmak istiyoruz. Langar Futbol Sahası’nı yeniden kente kazandırmak yönündeki çalışmalarımız devam ediyor. Bu kapsamda futbol sahası ve tribün yapısıyla alanın yalnızca spor müsabakalarına değil, bölgenin tamamına hizmet edecek bir kamusal yaşam alanına dönüşmesini hedefliyoruz. Alanın mevcut hafızasını koruyarak iyileştirmeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Modern mimari örneği</strong></p>
<p>Konak’ın Güney Mahallesi’nde gerçekleşecek proje kapsamında; alt katı tesisin ihtiyacı olan birimlerden oluşan tribün yapısı, futbol sahası, teknik hacimler, trafo, jeneratör, yağmur suyu deposu inşa edilecek. Parselin güneyinde yaklaşık 1.200 metrekarelik inşaat alanına sahip bir tribün yapısı yer alacak. Sporcu ve seyirci girişleri ayrılarak tasarlanan projede, zemin katta engelli sporcuların erişimine uygun modern soyunma odaları,  hakem odaları, tuvaletler, duş alanları, eğitim salonu ve teknik bölümler bulunacak. Üst katta ise yaklaşık 500 kişilik katlanabilir koltuklardan oluşan, çelik konstrüksiyon üst örtüyle kapatılmış 600 metrekarelik tribün yer alacak. Cephe tasarımında yarı geçirgen metal konstrüksiyon kullanılarak hem güvenlik hem akustik konfor hem de güneş kontrolü sağlanması hedefleniyor. Böylece tesisin hem kullanıcılar hem de çevre için nitelikli bir kullanım alanı sunması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Tarihi Langar Sahası yeniden spora kazandırılıyor</strong></p>
<p>İzmir Yenişehir–Tepecik bölgesinde yer alan ve yaklaşık 100 yıllık geçmişiyle kentin futbol belleğinde özel bir yere sahip olan Kemer Langar Sahası, uzun yıllar boyunca amatör futbolun en önemli merkezlerinden biri olarak kullanıldı. “Langar’da top oynamayan topçu olamaz” sözüyle futbol camiasında ün kazanan saha, özellikle 1950’lerden 1990’ların başına kadar Ülküspor başta olmak üzere birçok amatör kulüp ve mahalle takımına ev sahipliği yaptı. İzmir’in Tepecik–Yenişehir hattında altyapı futbolunun geliştiği simge alanlardan biri olarak kabul edilen tesis, zamanla bakımsız kaldı, kullanım hakkı ve mülkiyet tartışmaları nedeniyle işlevini büyük ölçüde yitirdi. 2000’li yıllardan itibaren atıl hale gelen saha, uzun süren belirsizliğin ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı projeyle yeniden kente kazandırılıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-futbol-hafizasi-yeniden-canlaniyor-643554">İzmir&#8217;in futbol hafızası yeniden canlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Didyma V. Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri Didim&#8217;de başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/didyma-v-uluslararasi-akdeniz-edebiyat-gunleri-didimde-basladi-643115</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:52:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[didim]]></category>
		<category><![CDATA[didyma]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice Gençay]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[livaneli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643115</guid>

					<description><![CDATA[<p>Didim Belediyesi ve Livaneli Vakfı iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, Apollon Tapınağı’ndaki açılış programıyla görkemli bir açılış yaptı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/didyma-v-uluslararasi-akdeniz-edebiyat-gunleri-didimde-basladi-643115">Didyma V. Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri Didim&#8217;de başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Didim Belediyesi ve Livaneli Vakfı iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, Apollon Tapınağı’ndaki açılış programıyla görkemli bir açılış yaptı</p>
<p>Didim Belediyesi ve Livaneli Vakfı iş birliğiyle düzenlenen Didyma V. Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri, Apollon Tapınağı’nda gerçekleştirilen açılış programıyla başladı. Bu yıl “Düşünce, Yaratı, Demokrasi” temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, kültür, sanat ve düşünce dünyasının önemli isimlerini Didim’de buluşturdu.</p>
<p>Açılış programı Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Yazar ve Besteci Zülfü Livaneli, Türkiye Cumhuriyeti Eski Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın, Livaneli Vakfı’nın İlk Genel Sekreteri Şule Bucak’ın konuşmaları ile gerçekleştirilirken etkinliğe ilçe protokolü de katılım sağladı. </p>
<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in etkinlik için gönderdiği mesaj da açılışta Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay tarafından katılımcılarla paylaşıldı. Özgür Özel mesajında, “Düşünce, Yaratı, Demokrasi” temasını son derece kıymetli bulduğunu belirterek, edebiyatın ve özgür düşüncenin gücünün Türkiye’nin adalet ve demokrasi mücadelesinin en önemli dayanaklarından biri olduğunu ifade etti.</p>
<p>Ayrıca, CHP Genel Başkan Yardımcıları Gökan Zeybek ve Güldem Atabay, CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın ile Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu da gönderdikleri mesajlarla etkinliğe destek verdi.</p>
<p><strong>DİDİM BELEDİYE BAŞKANI HATİCE GENÇAY: “AKLIN BÜYÜK YOLCULUĞUNUN BAŞLADIĞI TOPRAKLARDAYIZ”</strong></p>
<p>Açılış konuşmasında Didim’in yalnızca bir turizm kenti değil, insanlık tarihinin düşünce ve aydınlanma yolculuğunda önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Miletos’ta binlerce yıl önce başlayan sorgulama ve akıl yürütme geleneğinin bugün de insanlığa ışık tuttuğunu söyledi.</p>
<p>Başkan Hatice Gençay, “Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri’ni, aklın büyük yolculuğunun başladığı Didim’de gerçekleştiriyoruz. Miletos’un insanlığa bıraktığı en büyük armağanlardan biri düşünceye giden yolu açmak, aklın özgürleşeceği yolun ilk taşlarını döşemektir” dedi.</p>
<p>Konuşmasında edebiyatın yalnızca bir sanat alanı olmadığını, aynı zamanda vicdanın, empatinin ve itirazın dili olduğunu ifade eden Başkan Hatice Gençay, Akdeniz’in farklı kültürleri buluşturan ortak mirasının barışın ve birlikte yaşamın en güçlü örneklerinden biri olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>MURAT KARAYALÇIN: “BU COĞRAFYA FELSEFENİN VE BİLİMİN MERKEZİ”</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Eski Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ise konuşmasında Didim ve çevresinin dünya düşünce tarihindeki yerine dikkat çekti.</p>
<p>Didim ve çevresinin yüzyıllar boyunca felsefenin, bilimin ve edebiyatın önemli merkezlerinden biri olduğunu belirten Karayalçın, özgür düşüncenin gelişmesinde baskıdan uzak toplumsal yapının önemine değindi. Bölge insanının kültürler arasında barışı ve diyaloğu önceleyen yaklaşımının da bu tarihsel birikimin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>ZÜLFÜ LİVANELİ: “MİLETOS’TAN AYDINLANMAYA UZANAN YOL AKLIN YOLUDUR”</strong></p>
<p>Yazar ve Besteci Zülfü Livaneli konuşmasında, Apollon Tapınağı ile Miletos arasındaki tarihsel ilişkiye dikkat çekerek, insanlık tarihinin en önemli düşünsel kırılmalarından birinin bu coğrafyada yaşandığını söyledi.</p>
<p>Bir yanda inanç ve vahiy merkezlerinin, diğer yanda ise insan aklıyla evreni ve doğayı anlamaya çalışan düşünürlerin bulunduğunu ifade eden Livaneli, Miletos’tan başlayan sorgulama geleneğinin yüzyıllar sonra aydınlanma düşüncesine kadar uzandığını belirtti.</p>
<p>Konuşmasının devamında Cumhuriyetin kurucu değerlerine de değinen Livaneli, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü büyük bir yapıyı ayakta tutan “kilit taşı”na benzeterek Cumhuriyetin toplumun ortak yaşamını bir arada tutan temel unsur olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>ŞULE BUCAK: “DİDİM, DÜŞÜNCE VE DEMOKRASİ TARİHİNİN ÖNEMLİ DURAKLARINDAN BİRİ”</strong></p>
<p>Livaneli Vakfı’nın İlk Genel Sekreteri Şule Bucak ise konuşmasında Apollon Tapınağı ile Miletos arasındaki tarihsel ilişkiye değinerek Didim’in yalnızca bir inanç merkezi değil, aynı zamanda düşünce, bilim ve demokrasi tarihinin önemli merkezlerinden biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Bucak, “Düşünce, Yaratı, Demokrasi” temasıyla gerçekleştirilen etkinliğin Didim’in tarihsel birikimiyle güçlü bir bağ kurduğunu belirterek, bu coğrafyanın özgür düşünce ve yaratıcılık üzerine yürütülecek tartışmalar için özel bir zemin sunduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>BETTY HARLAFTİ VE FERHAT LİVANELİ ORKESTRASI BÜYÜK BEĞENİ TOPLADI</strong></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından Yunan sanatçı Betty Harlafti, Ferhat Livaneli Orkestrası eşliğinde sahne aldı. Ferhat Livaneli’nin gitarda, Ali Koç’un piyanoda ve Hakan Güven’in kemanda yer aldığı dinleti, Apollon Tapınağı’nın tarihi atmosferinde izleyiciler tarafından ilgiyle takip edildi.</p>
<p>Didyma V. Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri, 21 Haziran’da gerçekleştirilecek konferans oturumları ve kapanış programıyla devam edecek.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/didyma-v-uluslararasi-akdeniz-edebiyat-gunleri-didimde-basladi-643115">Didyma V. Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri Didim&#8217;de başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğu baba sevgisi şekillendiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugu-baba-sevgisi-sekillendiriyor-643046</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:50:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[babalar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şekillendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk-Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yakup Erdoğan, 21 Haziran Babalar Günü dolayısıyla babaların çocuk gelişimi, aile içi denge ve bireysel psikolojik iyilik hali üzerindeki duygusal, sosyal ve gelişimsel etkileri ile modern babalık anlayışının önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugu-baba-sevgisi-sekillendiriyor-643046">Çocuğu baba sevgisi şekillendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk-Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yakup Erdoğan, 21 Haziran Babalar Günü dolayısıyla babaların çocuk gelişimi, aile içi denge ve bireysel psikolojik iyilik hali üzerindeki duygusal, sosyal ve gelişimsel etkileri ile modern babalık anlayışının önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Çocuğun güvenli ve sağlıklı ilişki kurma gelişiminde baba, önemli bir rehber!</strong></p>
<p>Bir çocuğun hayatında babanın, sadece ihtiyaçlarını karşılayan ya da kuralları koyan kişi olmadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Yakup Erdoğan, “Baba; çocuğun kendisini güvende hissetmesinde, hayata güvenle bakabilmesinde ve sağlıklı ilişkiler kurabilmesinde önemli bir rehberdir. Çocuklar, babalarıyla geçirdikleri zaman içinde sevildiğini, değer gördüğünü ve desteklendiğini hissederler. Bu duygular da onların özgüvenli, sorumluluk sahibi ve güçlü bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlar.” dedi.</p>
<p>Günümüzde çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden birinin, anne ve babalarının hayatlarına duygusal olarak katılması olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Erdoğan, “Birlikte geçirilen zamanın uzunluğundan çok, o zamanın niteliği önemlidir. Çocuğunu dinleyen, onunla oyun oynayan, duygularını anlamaya çalışan ve ihtiyaç duyduğunda yanında olan bir baba, çocuğun ruhsal gelişimine çok değerli katkılar sunar. Babaların aile içindeki sevgi dolu ve ilgili varlığı, sadece çocukları değil, tüm aileyi güçlendirir. Güçlü aileler ise daha sağlıklı ve dayanışma içinde toplumların temelini oluşturur. Bu nedenle babalık, yalnızca bir sorumluluk değil; çocukların geleceğine ve toplumun yarınlarına yapılan en kıymetli yatırımlardan biridir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Babalık, erkeğin duygusal olarak büyümesi ve olgunlaşmasıdır!</strong></p>
<p>Babalığın, bir erkeğin yaşamındaki en önemli dönüşüm süreçlerinden biri olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Yakup Erdoğan, “Bir çocuğun dünyaya gelişiyle birlikte erkekler yalnızca yeni bir role değil, aynı zamanda kendilerini yeniden keşfettikleri bir gelişim sürecine de adım atarlar. Bu süreç, sorumluluk duygusunun güçlenmesine, empati becerilerinin artmasına ve duygusal olgunlaşmaya katkı sağlar.” dedi.</p>
<p>Birçok babanın, çocuk sahibi olduktan sonra olaylara daha farklı bir gözle bakmaya, daha sabırlı olmaya ve kendi duygularıyla daha fazla temas kurmaya başladığını ifade ettiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Erdoğan, şunları söyledi:</p>
<p>“Özellikle çocuğuyla yakın ilişki kuran babalarda, şefkat, koruyuculuk ve fedakârlık gibi duyguların daha belirgin hale geldiğini görüyoruz. Bu durum, erkeklerin duygusal dünyalarını zenginleştirirken, ruhsal iyilik hallerini de olumlu yönde etkileyebiliyor. Öte yandan babalık, zaman zaman kaygı, yetersizlik hissi veya yoğun sorumluluk duygusu gibi zorlukları da beraberinde getirebilir. Ancak bu zorluklar, uygun destek ve sağlıklı aile ilişkileriyle birlikte ele alındığında, kişisel gelişim için önemli fırsatlara dönüşebilir. Kısacası babalık, yalnızca bir çocuğun büyümesine eşlik etmek değil, aynı zamanda bir erkeğin de duygusal olarak büyümesi, olgunlaşması ve yaşamına yeni anlamlar katmasıdır.”</p>
<p><strong>Babalığı; otorite kuran değil, çocukla duygusal bağ kuran bir ilişki olarak değerlendirmek gerekiyor!</strong></p>
<p>“Babalıkla ilgili en yaygın yanlış algılardan biri, babanın temel görevinin yalnızca ailenin maddi ihtiyaçlarını karşılamak olduğu düşüncesidir.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Yakup Erdoğan, “Oysa günümüzde biliyoruz ki çocukların sağlıklı gelişimi için babaların duygusal olarak da ulaşılabilir, ilgili ve aktif olmaları büyük önem taşır. Çocuklar sadece bakım ve güvenceye değil; birlikte geçirilen zamana, ilgiye, oyuna ve duygusal paylaşıma da ihtiyaç duyarlar.” dedi.</p>
<p>Bir diğer yanlış algının ise çocuk bakımının ve yetiştirilmesinin ağırlıklı olarak annenin sorumluluğuymuş gibi düşünülmesi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Yakup Erdoğan, “Çocuk gelişimi, anne ve babanın birbirini tamamlayan katkılarıyla desteklenir. Toplumda zaman zaman karşılaştığımız bir başka yanlış inanış ise ‘erkekler duygularını belli etmez’ anlayışıdır. Çocuklar için sevgisini ifade eden, duygularını sağlıklı şekilde paylaşabilen ve gerektiğinde hassasiyet gösterebilen babalar çok değerli bir rol modeldir. Çocuklar, duyguların konuşulabildiği ve kabul gördüğü aile ortamlarında daha sağlıklı gelişirler. Bugün babalığı; otorite kuran, uzaktan izleyen bir rol olarak değil, çocuğunun yaşamına sevgiyle eşlik eden, onun gelişiminde aktif sorumluluk alan ve duygusal bağ kuran bir ilişki olarak değerlendirmek gerekiyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İlgili bir baba, aile içindeki güveni, dayanışmayı ve huzuru artırır!</strong></p>
<p>Babaların aile yaşamına aktif ve destekleyici şekilde katılmasının, ailedeki tüm bireylerin ruhsal ve duygusal iyilik halini olumlu yönde etkileyeceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Yakup Erdoğan, “Kendini yalnız hissetmeyen, sorumlulukları paylaşabildiğini gören bir anne daha az tükenmişlik yaşarken, çocuklar da her iki ebeveynden sevgi, ilgi ve destek gördüklerinde kendilerini daha güvende hissederler.” dedi.</p>
<p>Babanın aile içindeki olumlu varlığının aynı zamanda aile ilişkilerinin kalitesini de artıracağını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erdoğan, “Eşler arasında iş birliği ve dayanışmanın güçlenmesi, ev içindeki stresin azalmasına ve daha huzurlu bir aile ortamının oluşmasına yardımcı olur. Çocuklar da bu ortamda sevgi, saygı ve sağlıklı iletişim becerilerini model alarak öğrenirler. Babaların aile yaşamındaki etkin varlığı, hem bireysel hem de aile bütünlüğü açısından önemli bir koruyucu güç olarak değerlendirilebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Takdir edilen babalar, çocuklarıyla daha güçlü bağlar kurabilir!</strong></p>
<p>Babaların emeklerinin ve fedakârlıklarının görünür kılınmasının, hem bireysel hem de aile sistemi açısından önemli bir psikolojik değere sahip olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Yakup Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çoğu baba, sorumluluklarını sessizce yerine getirmeyi tercih eder ve duygusal ihtiyaçlarını ifade etme konusunda daha geri planda kalabilir. Bu nedenle emeklerinin fark edilmesi ve takdir edilmesi, onların kendilerini değerli ve görülmüş hissetmelerine katkı sağlar. Bir babanın çabasının fark edilmesi; onun ebeveynlik motivasyonunu artırabilir, çocuklarıyla olan ilişkisinde daha sıcak ve katılımcı bir tutum geliştirmesine destek olabilir. </p>
<p>Çocuklar açısından bakıldığında ise, babalarının emeklerini fark etmek ve takdir etmek; empati gelişimi, minnettarlık duygusu ve aile bağlarının güçlenmesi açısından değerlidir. Çocuk, ebeveyninin yalnızca ‘otorite figürü’ değil, aynı zamanda emek veren, çabalayan ve duygusal olarak da emek harcayan bir birey olduğunu gördüğünde, ilişkiler daha dengeli ve gerçekçi bir zemine oturur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugu-baba-sevgisi-sekillendiriyor-643046">Çocuğu baba sevgisi şekillendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>21 sınav merkezinde önemli görev</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/21-sinav-merkezinde-onemli-gorev-643029</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:50:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[21]]></category>
		<category><![CDATA[ekip]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[merkezinde]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[zabıta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=643029</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) adayların huzurlu bir ortamda yarışması ve sınav merkezlerine gecikmeden yetişmesi için kent genelinde seferber oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/21-sinav-merkezinde-onemli-gorev-643029">21 sınav merkezinde önemli görev</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) adayların huzurlu bir ortamda yarışması ve sınav merkezlerine gecikmeden yetişmesi için kent genelinde seferber oldu. 21 merkezde görev başında olan ekipler, gürültü kirliliğini önlerken, geç kalma riski yaşayan öğrencileri de ekip araçlarıyla sınav merkezlerine yetiştirdi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı, gençlerin geleceğini şekillendirecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) ilk oturumunun sağlıklı şekilde tamamlanması için tüm imkanlarıyla sahadaydı. Zabıta Dairesi Başkanlığı; adayların sınav merkezlerine güvenli, huzurlu ve zamanında ulaşmalarını sağlamak amacıyla kent genelinde kapsamlı bir denetim ve koordinasyon çalışması yürüttü.</p>
<p><strong>21 sınav merkezinde kesintisiz mesai</strong><br />Zabıta Trafik, Zabıta Denetim ile Çevre ve İmar Zabıtası Şube Müdürlüklerine bağlı personel, şehir genelindeki 21 sınav merkezinde görevlendirildi. Sınav merkezleri çevresinde trafik düzeninin sağlanması, öğrenci ve velilerin doğru yönlendirilmesi ile gürültüye neden olabilecek her türlü faaliyetin engellenmesi için ekipler sahadaydı. Özellikle araç ve yaya yoğunluğunun en üst seviyeye ulaştığı Karşıyaka Atakent Anadolu Lisesi, Süleyman Demirel Anadolu Lisesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Tınaztepe Yerleşkesi ve Ege Üniversitesi Kampüsü gibi kritik noktalarda, zabıta ekiplerinin müdahaleleriyle trafik akışının kesintisiz sürmesi sağlandı.</p>
<p><strong>Geç kalan adaylara &#8220;zabıta&#8221; hızır gibi yetişti</strong><br />Sınav saati yaklaşırken trafikte sıkışan, ulaşım sorunu yaşayan veya heyecan nedeniyle sınav merkezini bulmakta zorlanan adayların imdadına yine İzmir Zabıtası koştu. Farklı noktalarda sınava yetişmekte güçlük çeken çok sayıda öğrenci ve velisi, zabıta ekip araçlarına alınarak sınav binalarına güvenli ve hızlı bir şekilde ulaştırıldı. Bu zamanında müdahaleler sayesinde öğrencilerin sınav haklarını kaybetmelerinin önüne geçildi.</p>
<p><strong>Gürültüye taviz yok: İnşaat çalışmaları durduruldu</strong><br />Öğrencilerin dikkatlerinin dağılmaması ve sessiz bir ortamda sınav süreci geçirmeleri için Çevre ve İmar Zabıtası Şube Müdürlüğü ekipleri de titiz bir denetim gerçekleştirdi. Karşıyaka Örnekköy bölgesinde bir sınav merkezinin yakınındaki inşaat faaliyetinin gürültü oluşturabileceğini tespit eden ekipler, duruma anında müdahale etti. İlgili şantiye yetkilileri uyarılarak sınav süresi boyunca tüm inşaat faaliyetleri tamamen durduruldu.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı, sınavın başlama anından bitiş anına kadar  sahada hazır bulunarak koordinasyon ve denetim faaliyetlerini kesintisiz sürdürdü. Alınan önlemler sayesinde kent genelinde sınav sürecini olumsuz etkileyecek herhangi bir aksaklığa meydan verilmedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/21-sinav-merkezinde-onemli-gorev-643029">21 sınav merkezinde önemli görev</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yozgat Aydıncık&#8217;ın ekmeğini taştan çıkaran kadınları &#8220;Benim Kooperatifim&#8221; Projesiyle kanatlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yozgat-aydincikin-ekmegini-tastan-cikaran-kadinlari-benim-kooperatifim-projesiyle-kanatlandi-642780</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:40:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[aydıncık]]></category>
		<category><![CDATA[çıkaran]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[ekmeğini]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatif]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taştan]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yozgat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642780</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kapsayıcı Büyüme Derneği, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) ve Awen for Us iş birliği ile hayata geçen Benim Kooperatifim projesi, kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımına katkı sağlamaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yozgat-aydincikin-ekmegini-tastan-cikaran-kadinlari-benim-kooperatifim-projesiyle-kanatlandi-642780">Yozgat Aydıncık&#8217;ın ekmeğini taştan çıkaran kadınları &#8220;Benim Kooperatifim&#8221; Projesiyle kanatlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kapsayıcı Büyüme Derneği, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) ve Awen for Us iş birliği ile hayata geçen Benim Kooperatifim projesi, kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımına katkı sağlamaya devam ediyor. Her yıl proje kapsamında seçilen iki kadın kooperatifinden biri olan ve kamuoyunda “ekmeğini taştan çıkaran kadınlar” olarak tanınan Yozgat Aydıncık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ne verilen destekler tamamlandı ve yeni dönem, bir açılış töreni ile başladı. </p>
<p>Proje kapsamında kooperatifin taş işleme atölyesindeki tüm ekipmanlar yenilendi, kahve makinesinden buzdolabına mutfağın ihtiyacı olan ekipmanlar temin edildi ve kooperatif bünyesindeki kafe yenilendi. </p>
<p>2017 yılında bölgenin önemli değerlerinden ametist taşını işlemek üzere sekiz kadın girişimciyle birlikte kooperatif kurarak Aydıncık’ın sosyal ve ekonomik gelişimine önemli bir katkı veren Aydıncık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Nimet Türker, bugün burada yalnızca bir proje tanıtımı ve açılışı için değil; kadın emeğinin, dayanışmanın ve birlikte üretmenin ortaya çıkardığı bir başarı hikayesini paylaşmak için bir araya geldiklerini söyledi. Nimet Türker, “Öncelikle bizlere bu fırsatı sunan Benim Kooperatifim Projesi’nin değerli paydaşlarına gönülden teşekkür etmek istiyoruz. Kapsayıcı Büyüme Derneği’ne, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı’na (KEDV) ve Awen for Us ekibine kadınlara duydukları güven ve verdikleri kıymetli destekler için şükranlarımızı sunuyoruz. Onlar yalnızca bir projeye destek vermediler. Küçük bir ilçede büyük hayaller kuran kadınların emeğine, potansiyeline ve üretim gücüne inandılar. Bu destek sayesinde kooperatifimiz güçlendi, görünürlüğümüz arttı, üretim kapasitemiz gelişti ve geleceğe daha umutla bakmaya başladık. Bizler biliyoruz ki bir kadının hayatına dokunulduğunda sadece bir kadın değil; bir aile, bir çevre ve hatta bir toplum değişmeye başlar” dedi.</p>
<p>Ülkemizdeki kadın kooperatiflerinin güçlenmesini misyon edinen <strong>Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) Projeler Müdürü Ayşe Temiztaş, </strong>“Türkiye’nin dört bir yanında kadın kooperatiflerinde kadınlar üretiyor. Bakım hizmetleri sunuyor. İstihdam yaratıyor. Aydıncık’ta olduğu gibi bu toprakların zenginliğini katma değere dönüştürüyor. Yerel değerleri ekonomiye kazandırıyor. Ama aslında yaptıkları bundan çok fazlası. İçinden geçtiğimiz iklim krizi bize yerel üretimin, yerel kaynakların, yerelde dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Tıpkı burada olduğu gibi kadın kooperatifleri kendi bölgelerinin doğal kaynaklarını, bilgi birikimini, kültürel değerlerini koruyarak iklim değişikliğine karşı dirençli topluluklar oluşturuyor. Bu nedenle Aydıncık Kooperatifi gibi kadın kooperatifleri yalnızca ekonomik aktörler değil, sürdürülebilir kalkınmanın da öncüleridir. O nedenle bizler kadın kooperatiflerine verilen desteği bir sosyal yardım, sosyal hizmet değil, stratejik bir yatırım olarak görüyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kapsayıcı Büyüme Derneği Başkanı Kadir Kılıçparlar ise, </strong>“Ülke genelinde kadını bireyselden kurumsala doğru desteklemek üzere tasarladığımız Benim Kooperatifim Projesi, Türkiye’de kooperatifler kanalıyla iş hayatına giren kadınların güçlendirilmesini hedefleyen bir topluma yatırım projesi. Projenin dördüncü yılındayız ve şu ana kadar sekiz kooperatife gerçekten etki yaratan destekler sağlamaktan mutluyuz. Bu yolculukta pek çok kadın kooperatifine de miktarı küçük ama etki gücü büyük destekler verdik. Paydaşlarımıza ve bizimle tam bir işbirliği içinde olan kooperatiflere teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p>Aydıncık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, bölgenin önemli bir değeri olan ametist başta olmak üzere, değerli taşları işleyip ülkenin dört bir yanına gönderiyor. Kooperatifin konuşlandığı tarihi Kültür Evi’nin içinde bulunan mutfak ve kafe, ilçenin sosyal yaşamında önemli bir kaldıraç işlevi görüyor. Kooperatif bünyesinde aynı zamanda başta değerli taş işlemeciliği olmak üzere yöreye özgü el sanatları ile ilgili eğitimler veriliyor. </p>
<p><strong><em> </em></strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yozgat-aydincikin-ekmegini-tastan-cikaran-kadinlari-benim-kooperatifim-projesiyle-kanatlandi-642780">Yozgat Aydıncık&#8217;ın ekmeğini taştan çıkaran kadınları &#8220;Benim Kooperatifim&#8221; Projesiyle kanatlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekonomik kaygılar, baba-çocuk ilişkisini etkiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekonomik-kaygilar-baba-cocuk-iliskisini-etkiliyor-642738</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:38:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anneler]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[baba-çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[babalar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkisini]]></category>
		<category><![CDATA[kaygilar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642738</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, 21 Haziran Babalar Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, babaların çocukların gelişimindeki kritik rolüne dikkat çekti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekonomik-kaygilar-baba-cocuk-iliskisini-etkiliyor-642738">Ekonomik kaygılar, baba-çocuk ilişkisini etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, 21 Haziran Babalar Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, babaların çocukların gelişimindeki kritik rolüne dikkat çekti. </p>
<p>Babalar Günü&#8217;nün, babaların aile ve çocuklar için taşıdığı değeri yeniden hatırlamak açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nurper Ülküer, çocukların hayata hazırlanmasında babaların vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Babaların etkisi bazı alanlarda annelerden daha fazla</strong></p>
<p>Son yıllarda yapılan araştırmaların babaların çocuk gelişimindeki etkisini daha net ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Nurper Ülküer, “Çocukların başta sosyal duygusal gelişimi olmak üzere, onların hayata hazırlanmaları gibi önemli yaşamsal süreçlerinde, babalar önemlidir ve vazgeçilmezdir. Bunu çok iyi biliyoruz. Hatta tahminlerimizin dışında, anneler babalardan daha fazla etkili. İngiltere’de 2023-2025 yılları arası yapılan bir araştırmada ilginç sonuçlar ortaya çıkmış. Örneğin, babanın çocuk bakımı ve eğitimi süreçlerine katılımının çocuklar üzerindeki olumlu etkisi annelerin etkisinden daha fazla olduğu gözlenmiş.” dedi.</p>
<p><strong>Baba ne kadar erken devreye girerse etki o kadar kalıcı oluyor”</strong></p>
<p>Babaların çocuklarının yaşamına erken dönemde dahil olmasının önemine işaret eden Prof. Dr. Ülküer, “Araştırmaların ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan biri de babaların çocukların gelişim serüvenine ne kadar erken katılırlarsa etkilerinin o kadar büyük ve kalıcı olduğudur. Bazı geleneksel kültürlerde çocuklar beş yaşına gelmeden baba kucağına almaz ve benzeri söylemleri düşününce, aslında hem babaların hem de çocukların ne kadar önemli deneyimleri kaçırdığı daha iyi anlaşılıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Babaların %30’u çocuklarının yanında olamıyor. Nedeni ise ekonomi!</strong></p>
<p>Babaların çocuk yetiştirme süreçlerine katılımının dünya genelinde istenilen düzeyde olmadığını belirten Prof. Dr. Nurper Ülküer, “Inter-Amerikan Development Bankasının 2024’te küresel olarak yaptığı bir çalışma bize bu konuda çok güzel bir tablo çizmiyor. Alt ve orta gelirli ülkelerde, ortalama babaların %30’u çocuklarının yanında değil. Nedenlerin başında ekonomi geliyor. Uzun ve uzak yerlerde çalışan babalar çoğunlukla çocuklarının büyüdüklerine nadiren şahit oluyorlar.  Yine bu araştırmanın bulgularına göre babalar çocukları ile annelerden ve hatta diğer yetişkinlerden de daha az oynuyorlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ebeveyn destek programları çoğunlukla annelere ulaşıyor</strong></p>
<p>Ebeveyn destek programlarının büyük bölümünün anneleri hedeflediğini söyleyen Prof. Dr. Ülküer, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Ebeveyn destek programları ya da benzeri çalışmalar çoğunlukla annelere ulaşabiliyor. Babalara ulaşabilen programların ise etkileri çoğu zaman anlamlı düzeye erişemiyor. Babaların katılımını destekleyen araştırma ve uygulamalar oldukça sınırlı. Özellikle 0-6 yaş döneminde çocuklarıyla düzenli oyun oynayan baba oranı dünya genelinde düşük seviyelerde bulunuyor. Sadece Doğu Asya ve Pasifik ülkelerinde bu oran nispeten daha iyi durumda. Annelerin iyi oluş hali üzerinde de baba katılımının önemli bir rolü olduğunu biliyoruz.” </p>
<p><strong>Babalar sadece destek veren değil, ebeveynliğin aktif bir oyuncusudur</strong></p>
<p>Babaların çocuk gelişimindeki rollerinin yeniden tanımlanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nurper Ülküer, “Bu tabloyu değiştirmek için işe doğum öncesinden başlamak gerekiyor. Babaların yalnızca anneye destek veren kişiler değil, ebeveynlik sürecinin aktif ve eşit bir parçası olduğunun kabul edilmesi gerekiyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Babaların sessiz kaygıları çoğu zaman fark edilmiyor</strong></p>
<p>Babaların da ebeveynlik sürecinde yoğun psikolojik zorluklar yaşayabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ülküer, “Babaların da kaygıları, korkuları ve hatta biyolojik değişimleri var. Ancak bunlar çoğu zaman göz ardı ediliyor. İngiltere’de yapılan bir araştırmada, doğum öncesi ve doğum sonrasındaki dönemde babalarda görülen depresyon ve intihar oranlarının annelerde görülen ruhsal sorunların yaklaşık dört katına ulaştığı belirlendi. Bu sonuç, anne ruh sağlığına yönelik desteklerin artmasına rağmen babalara yönelik destek mekanizmalarının yeterince gelişmediğini gösteriyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>4 babadan biri ciddi düzeyde endişe yaşıyor</strong></p>
<p>Yeni baba olmuş 336 kişi üzerinde gerçekleştirilen başka bir araştırmanın sonuçlarını da paylaşan Prof. Dr. Ülküer, şöyle konuştu:</p>
<p>“Araştırmada babaların yüzde 41,1’inde orta ya da yüksek düzeyde stres, yüzde 20,8’inde kaygı, yüzde 25,9’unda yoğun endişe ve yüzde 13,4’ünde depresyon belirtileri görüldü. Oysa bu dönem, babaların yeni doğan bebekleriyle güçlü ve duyarlı bir bağ kurmaları açısından son derece kritik bir dönemdir. Aynı zamanda eşlerine destek olmaları gereken bir süreçtir.”</p>
<p><strong>Ruh sağlığı güçlü baba, annede doğrum sonrası depresyon riskini azaltıyor! </strong></p>
<p>Babaların psikolojik iyilik halinin aile bütünlüğü açısından da önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Ülküer, “Araştırmalar, ruh sağlığı iyi olan ve kendisini güçlü hisseden babaların eşlerinde doğum sonrası depresyon riskinin azaldığını gösteriyor. Buna rağmen babaların kaygılarını paylaşabilecekleri ve destek alabilecekleri mekanizmalar oldukça sınırlı.” dedi.</p>
<p>Babaların yalnızca yüzde 59’unun kaygılarını eşleriyle paylaşabildiğini belirten Prof. Dr. Ülküer, yüzde 37’sinin arkadaşları veya aile üyeleriyle, yüzde 30’unun aile hekimiyle, yüzde 23’ünün ise sağlık çalışanlarıyla konuşabildiğini aktardı. Psikolojik destek alanların oranının ise yalnızca yüzde 10 düzeyinde kaldığını ifade etti.</p>
<p><strong>“Babalar Önemlidir” girişimi dikkat çekiyor</strong></p>
<p>Bazı ülkelerin bu konuda önemli adımlar attığını belirten Prof. Dr. Nurper Ülküer, İngiltere Parlamentosu tarafından başlatılan “Babalar Önemlidir” girişimine dikkat çekti.</p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, “İngiltere’de partiler üstü bir parlamenter grup tarafından yürütülen bu girişim, babaların doğum öncesinden itibaren çocuklarının yaşamında daha etkin rol üstlenmelerini destekliyor. Farkındalık çalışmaları sayesinde binlerce babaya ulaşılıyor ve babalığın önemi görünür hale getiriliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Güçlü ailelerin temelinde güçlü anne-baba vardır</strong></p>
<p>Babalar Günü dolayısıyla tüm babaların gününü kutlayan Prof. Dr. Nurper Ülküer, “Babalarımız önemlidir. Güçlü ailelerin temeli, güçlü anne-babalar ve mutlu çocuklarla atılır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekonomik-kaygilar-baba-cocuk-iliskisini-etkiliyor-642738">Ekonomik kaygılar, baba-çocuk ilişkisini etkiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun uyardı: &#8220;Kalp krizi artık gençleri de tehdit ediyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-akin-torun-uyardi-kalp-krizi-artik-gencleri-de-tehdit-ediyor-642558</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:32:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akın]]></category>
		<category><![CDATA[Belirten]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[öğr]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[torun]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç yaşlarda görülen kalp krizi vakalarında artış yaşandığını belirten Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, sigara, obezite, yüksek kolesterol, hipertansiyon, diyabet ve hareketsiz yaşam tarzının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-akin-torun-uyardi-kalp-krizi-artik-gencleri-de-tehdit-ediyor-642558">Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun uyardı: &#8220;Kalp krizi artık gençleri de tehdit ediyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Genç yaşlarda görülen kalp krizi vakalarında artış yaşandığını belirten Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, sigara, obezite, yüksek kolesterol, hipertansiyon, diyabet ve hareketsiz yaşam tarzının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi. Kalp krizlerinin birçoğunda ani ölüm öncesinde uyarıcı belirtiler görülebildiğini ifade eden Torun, kalp sağlığının korunması için genç yaşlardan itibaren düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, son yıllarda genç erişkinlerde daha sık görülmeye başlayan kalp krizlerinin nedenleri, ani ölüm öncesinde ortaya çıkabilen belirtiler ve kalp sağlığının korunmasına yönelik önerilerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Genç yaşta kalp krizi görülme sıklığı artıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kalp krizinin uzun yıllar boyunca ileri yaş hastalığı olarak kabul edildiğini ancak son yıllarda genç erişkinlerde de daha sık görülmeye başladığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, genç yaşta ortaya çıkan kalp krizlerinin çoğu zaman birden fazla risk faktörünün bir araya gelmesiyle geliştiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigara kullanımı, yüksek kolesterol, obezite, hipertansiyon, diyabet ve hareketsiz yaşam tarzının en önemli nedenler arasında yer aldığını kaydeden Torun, “Özellikle ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunan bireylerde genetik yatkınlık önemli bir risk faktörüdür. Bunun yanı sıra ailesel hiperkolesterolemi gibi kalıtsal kolesterol bozuklukları, damar sertliğinin çok daha erken yaşlarda gelişmesine neden olabilmektedir. Günümüzde stresli yaşam koşulları, düzensiz beslenme alışkanlıkları, yetersiz uyku ve bazı uyarıcı maddelerin kullanımı da gençlerde kalp damar hastalıklarının görülme sıklığını artıran faktörler arasında sayılmaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ani ölüm öncesinde uyarıcı belirtiler görülebiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Toplumda ani ölüm olarak değerlendirilen birçok kalp krizinin öncesinde bazı önemli belirtilerin ortaya çıkabildiğini ifade eden Torun, bu belirtilerin dikkate alınmasının hayat kurtarıcı olabileceğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>En sık görülen belirtinin göğsün orta kısmında hissedilen baskı, sıkışma veya yanma tarzındaki ağrı olduğunu belirten Torun, “Bu ağrı bazen sol kola, omuzlara, sırta, boyuna veya çeneye yayılabilmektedir. Nefes darlığı, soğuk terleme, çarpıntı, ani halsizlik, baş dönmesi ve bayılma hissi de önemli uyarı işaretleri arasındadır. Özellikle efor sırasında ortaya çıkan ve dinlenmekle geçen göğüs ağrıları dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte bazı kişilerde, özellikle diyabet hastalarında, tipik göğüs ağrısı olmadan yalnızca nefes darlığı veya aşırı yorgunluk görülebilir. Bu belirtilerin fark edilmesi ve zaman kaybetmeden tıbbi yardım alınması, ani ölüm riskini azaltan en önemli unsurlardan biridir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalp sağlığı kontrolleri 20’li yaşlarda başlamalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kalp sağlığının korunmasına yönelik değerlendirmelerin genç erişkinlik döneminde başlaması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, her bireyin 20 yaşından itibaren kardiyovasküler risk faktörleri açısından değerlendirilmesinin önem taşıdığını söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kan basıncı, kilo durumu, sigara kullanımı ve diğer risk faktörlerinin erken dönemde değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Torun, “Kolesterol ölçümleri ve temel risk analizleri de erişkin dönemde yapılmalıdır. Ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunan kişilerde veya diyabet, hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği gibi risk faktörleri taşıyan bireylerde kontroller daha erken yaşlarda başlatılmalıdır. Kalp hastalıklarının önemli bir kısmı yıllar içerisinde sessiz şekilde geliştiğinden, şikâyet olmasa bile düzenli değerlendirmeler büyük önem taşımaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kontrol sıklığı kişiye göre değişiyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kontrol sıklığının bireyin risk durumuna göre belirlenmesi gerektiğini belirten Torun, sağlıklı bireylerde belirli aralıklarla kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol değerlendirmelerinin yeterli olabileceğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sigara kullanan, fazla kilolu olan, diyabet veya hipertansiyonu bulunan kişilerde takiplerin daha sık yapılması gerektiğini vurgulayan Torun, “Özellikle 40 yaş sonrasında kardiyovasküler risk değerlendirmesinin düzenli hale getirilmesi ve gerektiğinde kardiyoloji uzmanı tarafından ayrıntılı inceleme yapılması önemlidir. Burada amaç yalnızca hastalık ortaya çıktığında müdahale etmek değil, hastalık gelişmeden önce risk faktörlerini kontrol altına almaktır” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalp sağlığını korumanın yolu sağlıklı yaşamdan geçiyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kalp sağlığının korunmasında genç yaşlarda kazanılan alışkanlıkların büyük önem taşıdığını belirten Torun, sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulması, düzenli fiziksel aktivite yapılması ve sağlıklı beslenilmesi gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Akdeniz tipi beslenme modelinin kalp ve damar sağlığını desteklediğini ifade eden Torun, “Sebze, meyve, tam tahıl, balık ve zeytinyağı ağırlıklı beslenme kalp sağlığını desteklemektedir. Bunun yanında sağlıklı kilonun korunması, düzenli uyku alışkanlığı kazanılması ve stres yönetiminin ihmal edilmemesi gerekir. Gençlerin herhangi bir şikâyeti olmasa bile belirli aralıklarla tansiyon, kolesterol ve kan şekeri kontrollerini yaptırmaları, ileride gelişebilecek ciddi kalp damar hastalıklarının önlenmesinde önemli rol oynamaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalp hastalıklarının önemli bir bölümü önlenebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kalp ve damar hastalıklarının hem dünyada hem de Türkiye’de en sık ölüm nedenleri arasında yer almaya devam ettiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesinin ve yaşam tarzı değişikliklerinin zamanında uygulanmasının kalp krizi ve ani ölüm riskini önemli ölçüde azalttığını söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle genç bireylerin kalp hastalıklarının yalnızca ileri yaşlarda görüldüğü düşüncesinden uzaklaşmaları gerektiğini vurgulayan Torun, “Kalp sağlığını korumanın en etkili yolu, hastalık ortaya çıkmadan önce önlem almaktır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-ogr-uyesi-akin-torun-uyardi-kalp-krizi-artik-gencleri-de-tehdit-ediyor-642558">Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun uyardı: &#8220;Kalp krizi artık gençleri de tehdit ediyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UCI Hakemi Koray Cantez, 20. Akdeniz Oyunları&#8217;nda Başhakem Olarak Görev Yapacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uci-hakemi-koray-cantez-20-akdeniz-oyunlarinda-bashakem-olarak-gorev-yapacak-642508</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:29:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[20]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz Oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[cantez]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[hakem]]></category>
		<category><![CDATA[hakemi]]></category>
		<category><![CDATA[koray]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[uci]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642508</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk bisiklet hakemliği uluslararası arenada önemli bir başarıya daha imza attı. UCI Uluslararası Yol Bisikleti Hakemi Koray Cantez, İtalya'nın Taranto kentinde düzenlenecek 20. Akdeniz Oyunları kapsamında gerçekleştirilecek bisiklet yarışlarında Başhakem (President of the Commissaires' Panel) olarak görev yapacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uci-hakemi-koray-cantez-20-akdeniz-oyunlarinda-bashakem-olarak-gorev-yapacak-642508">UCI Hakemi Koray Cantez, 20. Akdeniz Oyunları&#8217;nda Başhakem Olarak Görev Yapacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk bisiklet hakemliği uluslararası arenada önemli bir başarıya daha imza attı. UCI Uluslararası Yol Bisikleti Hakemi Koray Cantez, İtalya&#8217;nın Taranto kentinde düzenlenecek 20. Akdeniz Oyunları kapsamında gerçekleştirilecek bisiklet yarışlarında Başhakem (President of the Commissaires&#8217; Panel) olarak görev yapacak. Cantez, 22-24 Ağustos 2026 tarihlerinde düzenlenecek bisiklet yarışlarında hakem heyetinin başında yer alacak.</p>
<p>Türk bisiklet tarihinde önemli başarılara imza atan Koray Cantez, 2023 yılında UCI Uluslararası Yol Bisikleti Hakemi unvanını alarak bu seviyeye ulaşan ilk Türk bisiklet hakemlerinden biri olmuş, aynı yıl Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu&#8217;nda UCI Hakemi olarak görev almıştı. Ulusal ve uluslararası organizasyonlarda edindiği deneyim ve başarılı performansıyla dikkat çeken Cantez, şimdi de Akdeniz Oyunları gibi prestijli bir organizasyonda hakem heyetinin başında yer alacak.</p>
<p>Dört kıtadan sporcuları bir araya getiren ve Akdeniz coğrafyasının en önemli çok branşlı spor organizasyonları arasında gösterilen Akdeniz Oyunları&#8217;nda üstlenilecek bu görev, Türk bisiklet hakemliğinin uluslararası alandaki saygınlığını ve ülkemizin bisiklet sporundaki güçlü temsilini bir kez daha ortaya koyacak.</p>
<p><strong>Emin Müftüoğlu: &#8220;Türk Bisikleti Adına Büyük Bir Gurur Kaynağı&#8221;</strong></p>
<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, Koray Cantez&#8217;in Akdeniz Oyunları&#8217;nda Başhakem olarak görevlendirilmesinin Türk bisikleti adına önemli bir gurur kaynağı olduğunu belirterek, Bir Türk UCI hakeminin Akdeniz Oyunları gibi prestijli bir organizasyonda Başhakem olarak görevlendirilmesi, Türk bisikleti adına büyük bir gurur kaynağıdır. Koray Cantez&#8217;in bu önemli göreve layık görülmesi, yıllar boyunca ortaya koyduğu emek, bilgi birikimi ve uluslararası deneyimin bir sonucudur. Türk bisiklet hakemliğinin uluslararası platformlarda daha görünür hale gelmesi ve böylesine önemli organizasyonlarda temsil edilmesi bizleri son derece mutlu ediyor. Koray Cantez&#8217;i tebrik ediyor, ülkemizi ve Türk bisikletini en iyi şekilde temsil edeceğine inanıyorum.&#8221; Dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uci-hakemi-koray-cantez-20-akdeniz-oyunlarinda-bashakem-olarak-gorev-yapacak-642508">UCI Hakemi Koray Cantez, 20. Akdeniz Oyunları&#8217;nda Başhakem Olarak Görev Yapacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, Araştırmacı Yazar Ümmühani Kara&#8217;ya Ödülünü Takdim Etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakan-yardimcisi-dr-batuhan-mumcu-arastirmaci-yazar-ummuhani-karaya-odulunu-takdim-etti-642505</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:29:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmacı]]></category>
		<category><![CDATA[bakan]]></category>
		<category><![CDATA[batuhan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[eserle]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[mumcu]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcısı]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmacı yazar Ümmühani Kara, Ankara Divan Otelde  AHİD tarafından bu yıl 42'ncisi düzenlenen Ankara'ya Değer Verenler Ödül Töreni kapsamında Araştırmacı Yazar Ödülü'ne layık görüldü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakan-yardimcisi-dr-batuhan-mumcu-arastirmaci-yazar-ummuhani-karaya-odulunu-takdim-etti-642505">Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, Araştırmacı Yazar Ümmühani Kara&#8217;ya Ödülünü Takdim Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacı yazar Ümmühani Kara, Ankara Divan Otelde  AHİD tarafından bu yıl 42&#8217;ncisi düzenlenen Ankara&#8217;ya Değer Verenler Ödül Töreni kapsamında Araştırmacı Yazar Ödülü&#8217;ne layık görüldü.</p>
<p>Kara, ödülünü Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu&#8217;nun elinden aldı. Başarılı yazar, uzun yıllardır sürdürdüğü araştırma, eğitim ve yazarlık çalışmalarının böylesine anlamlı bir ödülle taçlandırılmasının kendisi için büyük bir gurur ve mutluluk kaynağı olduğunu söyledi.</p>
<p>Son dönemde yayımladığı iki önemli eserle dikkat çeken Ümmühani Kara, teknoloji ve insan bilinci üzerine yaptığı çalışmalarla geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor.</p>
<p>Kara&#8217;nın ilk kitabı &#8220;Kendinden Doğuş – Kördüm, Gördüm, Doğdum&#8221;, insanın bilinçaltı yolculuğunu, içsel farkındalık sürecini ve kendini keşfetme hikâyesini ele alıyor. Yazar, bilinçaltının insanın en önemli kör noktalarından biri olduğunu vurgulayarak, bu alan keşfedildiğinde bireyin hayata yeniden doğmuş gibi farklı bir bilinçle bakabildiğini ifade ediyor.</p>
<p>İkinci kitabı &#8220;Zekâ Çağı – Kalp ile Kod Arasında&#8221; ise yapay zekânın hayatımıza nasıl doğru ve bilinçli bir şekilde entegre edilebileceğini anlatıyor. Özellikle gençlere yönelik hazırlanan eser, teknolojiyi insan değerlerinden kopmadan kullanmanın önemine dikkat çekiyor.</p>
<p>Bilginin herkes için erişilebilir olması gerektiğine inandığını belirten Kara, her iki kitabını da ücretsiz olarak dijital e-kitap formatında okuyucularla buluşturduğunu söyledi.</p>
<p>Ödül sonrası yaptığı açıklamada Kara, &#8220;Verdiğim emeğin ve ortaya koyduğum çalışmaların takdir edilmesi benim için çok kıymetli. Yıllardır sürdürdüğüm araştırmaların, eğitim çalışmalarının ve yazdığım eserlerin böyle anlamlı bir ödülle taçlandırılması mutluluk verici. Bu ödülü, üretmeye ve paylaşmaya devam etmem için önemli bir motivasyon olarak görüyorum&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Yapay Zekâ İnsan Duygusunun Yerini Alamaz&#8221;</strong></p>
<p>Yapay zekânın sanat ve müzik dünyasındaki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kara, teknolojinin önemli avantajlar sunduğunu ancak insan duygusunun yerini alamayacağını vurguladı.</p>
<p>Kitabında yer verdiği bir örnek üzerinden konuşan Kara, &#8220;Yapay zekâya en verimli pirinç tarlasını nerede kuracağını, ne kadar ürün alacağını sorabilirsiniz. Ancak o pirincin tadını kıymetli kılan insandır. Çünkü insanın mayasında duygu vardır. Duygunun olmadığı hiçbir üretim uzun vadede kalıcı olamaz&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Daha önce birçok sanatçıyla gerçekleştirdiği çalışmalar sırasında kalıcı eserlerin ortak noktasının duygu ve yaşanmışlık olduğunu gözlemlediğini belirten Kara, yapay zekâ ile üretilen şarkı ve içeriklerin kısa vadede ilgi çekebileceğini ancak insan hikâyesini ve duygusunu taşıyan eserlerin her zaman daha güçlü bir etki bıraktığını söyledi.</p>
<p><strong>&#8220;Teknoloji Bir Araçtır, Merkezde İnsan Olmalıdır&#8221;</strong></p>
<p>Yapay zekâ destekli klipler ve görsel üretimler hakkında da görüşlerini paylaşan Kara, teknolojinin yaratıcı süreçleri destekleyen güçlü bir araç olduğunu ancak sanatın özünde insanın duygu dünyasının bulunduğunu ifade etti.</p>
<p>&#8220;Teknoloji görsel açıdan etkileyici sonuçlar ortaya koyabilir. Ancak içerisinde duygu olmayan her şey zamanla etkisini kaybeder. Kalıcı olan, insanın yaşanmışlıklarını ve hislerini taşıyan eserlerdir. Yapay zekâ hayatımızı kolaylaştıran önemli bir araçtır ancak merkezde her zaman insan olmalıdır&#8221; dedi.</p>
<p>Araştırmacı yazar Ümmühani Kara, yeni kitap ve projeler üzerinde çalışmalarını sürdürürken, teknoloji ile insan bilincini buluşturan çalışmalar üretmeye devam edeceğini belirtti.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakan-yardimcisi-dr-batuhan-mumcu-arastirmaci-yazar-ummuhani-karaya-odulunu-takdim-etti-642505">Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, Araştırmacı Yazar Ümmühani Kara&#8217;ya Ödülünü Takdim Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınav öncesi beslenme düzeni değiştirilmemeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinav-oncesi-beslenme-duzeni-degistirilmemeli-642460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:28:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme Düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirilmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, sınav döneminde öğrencilerin stresle birlikte değişebilen beslenme alışkanlıklarının performansa etkisi ve bu süreçte dengeli, düzenli ve alışılmış beslenme düzeninin korunmasının önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-oncesi-beslenme-duzeni-degistirilmemeli-642460">Sınav öncesi beslenme düzeni değiştirilmemeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, sınav döneminde öğrencilerin stresle birlikte değişebilen beslenme alışkanlıklarının performansa etkisi ve bu süreçte dengeli, düzenli ve alışılmış beslenme düzeninin korunmasının önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Stres beslenmeyi, beslenme de stresi etkiliyor!</strong></p>
<p>Sınav stresinin öğrencileri yalnızca akademik açıdan değil; fiziksel, duygusal ve sosyal yönden de etkileyebildiğini ifade eden Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bu dönemde birçok öğrencinin beslenme düzeninde değişiklikler görülür.” dedi.</p>
<p>Bazı öğrencilerde iştah azalırken, bazı öğrencilerde aşırı yeme davranışının ortaya çıkabileceğine dikkat çeken İspiroğlu, “Özellikle yoğun stres altında şekerli besinlere, çikolata, tatlılar, çay ve kahve gibi ürünlere yönelimin arttığı biliniyor. Beslenme ve stres arasında çift yönlü bir ilişki var. Stres yeme davranışlarını etkileyebilirken, düzensiz ve dengesiz beslenme de stres düzeyinin artmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle sınav döneminde öğrencilerin mevcut beslenme düzenlerini korumaları ve yeterli, dengeli beslenmeye özen göstermeleri önemli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Besin çeşitliliğinin sağlandığı dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak önemli!</strong></p>
<p>Beynin temel enerji kaynağının glikoz olduğunu hatırlatan Hülya Yiğit İspiroğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Ancak bu enerjinin şekerli içecekler ve tatlılardan değil; besin öğeleri açısından zengin kaynaklardan sağlanması gerekir. Kuru ve taze meyveler, ceviz, badem ve fındık gibi çiğ kuruyemişler, tam tahıllar, yumurta, süt ürünleri, kefir gibi fermente besinler, zeytin, balık, taze sebzeler ve yeşil yapraklı sebzeler zihinsel performansı destekleyen besinler arasında yer alır. Özellikle ceviz ve balık gibi omega-3 kaynakları dikkat, öğrenme ve hafıza süreçlerini desteklerken; kefir gibi probiyotik içeren besinler bağırsak mikrobiyotasının korunmasına katkı sağlayabilir. </p>
<p>Günümüzde bağırsak ve beyin arasında güçlü bir iletişim olduğu bilinmekte olup, sağlıklı bir bağırsak yapısının ruh hali ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde olumlu etkileri olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle sınav döneminde tek bir besine odaklanmak yerine, besin çeşitliliğinin sağlandığı dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak daha önemli.”</p>
<p><strong>Sınav başarısını tek bir besin değil, düzenli beslenme ve kaliteli uyku belirler!</strong></p>
<p>Sınav döneminde amacın, son anda beslenme düzenini değiştirmek değil, mevcut düzeni koruyarak zihinsel performansı desteklemek olduğunu kaydeden Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bu nedenle öğrencilerin daha önce tüketmedikleri veya sindirim sistemi açısından alışık olmadıkları besinleri denememeleri, öğün atlamamaları ve yeterli su tüketmeleri önemli.” dedi.</p>
<p>Özellikle uzun süre ders çalışabilmek amacıyla aşırı miktarda kahve, çay veya enerji içeceği tüketmenin çarpıntı, huzursuzluk, dikkat dağınıklığı ve uyku problemlerine yol açarak beklenenin aksine performansı olumsuz etkileyebileceğini vurgulayan İspiroğlu, şu önerilerde bulundu:</p>
<p>“Öğünlerin düzenli olması ve her ana öğünde protein, kompleks karbonhidrat, sağlıklı yağ ve sebze-meyve gruplarına yer verilmesi gerekir. Kahvaltıda yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek ve söğüş sebzeler; öğle ve akşam öğünlerinde et, tavuk, balık veya kuru baklagillerle birlikte sebze yemekleri, salata ve tam tahıllı ürünler tercih edilebilir. Ara öğünlerde ise meyve, kefir, yoğurt ve çiğ kuruyemişler iyi seçeneklerdir.</p>
<p>Sınav öncesindeki son günlerde ağır, yağlı ve sindirimi zor yiyeceklerden uzak durulmalı; bireyde gaz ve sindirim şikâyetlerine neden oluyorsa kuru baklagiller, brokoli ve karnabahar gibi besinler kontrollü tüketilmelidir. Beyin performansı tek bir öğün veya tek bir besinle değil, günler boyunca sürdürülen düzenli beslenme, yeterli sıvı alımı ve kaliteli uyku ile şekillenir.”</p>
<p><strong>Sınav günü yeni beslenme alışkanlıkları denenmemeli!</strong></p>
<p>Sınav sabahında en önemli noktanın, öğrencinin alışık olduğu beslenme düzenini koruması olduğunun altını çizen Hülya Yiğit İspiroğlu, “Sınav günü performansı artıracağı düşüncesiyle farklı besinler denemek, normalde tüketilmeyen bir kahvaltı yapmak veya öğün düzenini değiştirmek doğru bir yaklaşım değildir. Öğrenciler deneme sınavlarına nasıl hazırlanıyor ve kendilerini hangi şekilde daha rahat hissediyorlarsa, sınav sabahında da benzer bir rutin izlemelidir.” dedi.</p>
<p>Kahvaltı yapan öğrenciler için yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek ve söğüş sebzelerden oluşan dengeli bir öğünün tercih edilebileceğini aktaran İspiroğlu, “Ancak önemli olan belirli bir menüyü uygulamak değil, vücudun alışık olduğu düzeni korumaktır. Sınav öncesinde aşırı yağlı, ağır ve yüksek şeker içeren yiyeceklerden kaçınılmalı; çay ve kahve tüketimi de abartılmamalı. Fazla miktarda kafein bazı öğrencilerde çarpıntı, huzursuzluk ve dikkat dağınıklığına neden olabilirken, sık idrara çıkma ihtiyacını da artırabilir. Benzer şekilde sınavdan hemen önce aşırı sıvı tüketmek yerine, su tüketimini gün içine yaymak daha uygun olacaktır. Sınav sabahı yapılabilecek en doğru şey yeni bir beslenme planı uygulamak değil, vücudun ve zihnin alışık olduğu düzeni sürdürmektir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinav-oncesi-beslenme-duzeni-degistirilmemeli-642460">Sınav öncesi beslenme düzeni değiştirilmemeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beslenmeden, taktiğe YKS&#8217;de başarıyı artıran stratejiler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beslenmeden-taktige-yksde-basariyi-artiran-stratejiler-642435</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıran]]></category>
		<category><![CDATA[ayt]]></category>
		<category><![CDATA[başarıyı]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmeden]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[stratejiler]]></category>
		<category><![CDATA[taktiğe]]></category>
		<category><![CDATA[yks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642435</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) öncesinde adaylara sınav anında uygulanabilecek önemli önerilerde bulundu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmeden-taktige-yksde-basariyi-artiran-stratejiler-642435">Beslenmeden, taktiğe YKS&#8217;de başarıyı artıran stratejiler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) öncesinde adaylara sınav anında uygulanabilecek önemli önerilerde bulundu. </p>
<p>Sınav başarısının yalnızca bilgi düzeyiyle değil, bilgiyi doğru yönetebilme becerisiyle de yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Akoğlan, sınav sırasında sakin kalmanın ve odağı korumanın başarıya önemli katkı sağlayacağını söyledi.</p>
<p><strong>İlk turda takılmadan ilerleyin</strong></p>
<p>Sınav sırasında zorlanan öğrencilerin bir soruya gereğinden fazla zaman harcamaması gerektiğini ifade eden Akoğlan, sınav anında başarıyı en üst düzeye çıkarmak için kullanılabilecek ve doğrudan uygulanabilecek taktikleri şöyle sıraladı: </p>
<p>“Tur tekniği (pas geçme); Soruları ilk okuyuşta çözemediğini hissettiğin an, üzerinde durmadan yanına bir işaret koyup hızlıca bir sonraki soruya geç. İlk turda yapabildiğin tüm soruları tamamlamak, hem sınavın geneli hakkında sana fikir verir hem de kalan zamanı zor sorulara daha rahat odaklanarak kullanmanı sağlar.</p>
<p><strong>Soru köklerini dikkatle okuyun!</strong></p>
<p>Soru kökü okuma stratejisi: Özellikle ‘değildir’, ‘yoktur’, ‘en fazladır’ gibi olumsuz veya kapsayıcı ifadelerin altını mutlaka çiz. Bu, zihnin sınav heyecanıyla soru kökünü yanlış yorumlamasının önüne geçen en basit ama en etkili güvenlik önlemidir.</p>
<p><strong>Kodlamayı sayfa veya bölüm sonunda yapın</strong></p>
<p>Turlama ve optik kodlama: Kodlamayı her soru biter bitmez değil, bir bölüm veya sayfa bittikten sonra yap. Bu, hem zihnini kısa süreliğine dinlendirmeni sağlar hem de kaydırma yapma riskini minimize eder.</p>
<p><strong>Güçlü olduğun alandan başla…</strong></p>
<p>Sınav başlangıç ritüeli: Sınavın başında, kendine en kolay gelen branştan veya soru tipinden başla. Bu, zihninin başarma duygusunu yaşamasını sağlayarak dopamin salgılanmasını ve sınavın devamında daha yüksek bir özgüvenle ilerlemeni tetikler.</p>
<p><strong>Zaman kontrolünü ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Zaman yönetimi kontrolü: Sınav süresinin yarısında ve son 15 dakikada mutlaka saate bak. Kalan süreyi kontrol etmek, sınavın kontrolünün sende olduğunu hissettirir ve ani panik ataklarını engeller.</p>
<p><strong>TYT’nin sonucu AYT’yi etkilememeli</strong></p>
<p>Duygusal izolasyon: TYT’nin iyi veya kötü geçmesi, AYT’yi etkilememeli. Eğer TYT beklediğinden zor geçtiyse, ‘olan oldu, şimdi AYT&#8217;de toparlama zamanı’ düşüncesiyle kendine yeni bir sayfa aç. Eğer çok iyi geçtiyse, ‘iş bitti’ rehavetine kapılmadan odaklanmaya devam et.</p>
<p><strong>AYT’ye farklı bir zihinsel hazırlıkla geçin</strong></p>
<p>AYT odaklanması: Zihnini AYT’nin soru tipine ve ağırlığına göre yeniden programla. TYT hız ve pratik odaklıyken, AYT bilgi ve derinlik odaklıdır. TYT’den gelen o hızlı ritmi bir kenara bırakıp, AYT’nin gerektirdiği o daha yavaş, daha analitik ve daha dikkatli sürece kendini hazırla.</p>
<p><strong>Küçük hareketlerle zihninizi tazeleyin</strong></p>
<p>Küçük fiziksel hareketler: Oturduğun yerden kalk, birkaç adım at, omuzlarını ve boynunu esnet. Kan dolaşımını hızlandırmak, uzun süreli oturmanın getirdiği yorgunluk hissini dağıtır ve AYT kitapçığını açtığında daha taze bir zihinle başlamanı sağlar.”</p>
<p>Özgür Akoğlan, “Bu taktikler, bildiğin bilgiyi sınav kağıdına aktarırken yaşayabileceğin sınav kazalarını minimize etmeyi hedefler.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>Beslenme rutinini kökten değiştirmek strese neden olabilir!</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Dr. Hatice Çolak Çetinkaya da sınav öncesi dönemde beslenme alışkanlıklarını da değerlendirdi.</p>
<p>YKS&#8217;ye sayılı günler kala öğrencilerin beslenme rutinini köklü biçimde değiştirmenin çocuklarda stres oluşturabileceğini ifade eden Dr. Çetinkaya, “Aynı zamanda daha önce denenmemiş besinlere ve beslenme rutinine geçmek sindirim sistemini olumsuz etkileyebilir. Öğrencinin var olan rutinini küçük adımlarla düzenlemesi en iyisi olacaktır. Kan şekerini istikrarlı tutmak için gün içinde 3 ana öğün ve 2 ara öğün şeklinde beslenilmesi, tam tahıllı ekmek, yulaf ezmesi, bulgur gibi besinler tüketilmesi önerilmektedir. Aynı zamanda enerjiyi uzun süreli ve sabit biçimde sağlamak ve tokluk hissini desteklemek için yumurta, kuru baklagiller, yoğurt ve peynir gibi protein kaynakları eklenebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Meyve ve sebzeler dikkat ve ruh halini destekliyor</strong></p>
<p>Meyve ve sebze tüketiminin yalnızca fiziksel sağlık için değil zihinsel performans açısından da önemli olduğunu kaydeden Dr. Çetinkaya, “Öğrencilerin sevdiği meyve ve sebze tüketimlerini artırması antioksidan içeriği ile dikkat artırmada, psikolojik ruh halinin iyileşmesinde destek sağlayabilir. Ancak en önemli şeyin su tüketimi olduğu unutulmamalıdır. Hafif dehidrasyon bile odaklanma güçlüğüne yol açar; günde en az 2-2.5 litre su içilmesi önerilir.” ifadesinde bulundu. </p>
<p><strong>Fast food ve yüksek şekerli atıştırmalıklara dikkat!</strong></p>
<p>Hazır ve işlenmiş gıdaların sınav öncesi dönemde mümkün olduğunca azaltılması gerektiğini belirten Dr. Çetinkaya, şöyle devam etti: </p>
<p>“Hazır ve işlenmiş gıdalar, yüksek şekerli atıştırmalıklar ve fast food bu dönemde minimuma indirilmeli. Kan şekerini hızlı yükselten besinler aynı hızda düşeceğinden yorgunluk ve odaklanma güçlüğü yaratır. Dışarıdan tüketilen besinlerde, özellikle sıcak havalarda tavuklu, kremalı ve kızartılmış yiyeceklerde bozulma riski yüksektir. Bu durum gıda zehirlenmelerine ve gastroenterit gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Böyle bir rahatsızlık sınava çok yakın bir dönemde yaşanırsa öğrencinin performansını olumsuz etkileyebilir.”</p>
<p> <strong>Sınavdan bir gün önce tanıdık ve sindirimi kolay besinleri tercih edin</strong></p>
<p>Sınavdan önceki gün beslenmenin önemine değinen Dr. Çetinkaya, “Makarna, pilav, çorba, sebze yemeği gibi sindirimi kolay ve tanıdık yemekler tercih edilebilir. Yanında yeterli protein sağlayacak yumurta, tavuk veya baklagil içeren bir öğün ile tam tahıllı seçenekleri değerlendirmek mantıklı olur. Çünkü sınav günü için kan şekeri regülasyonuna ve enerji depolanmasına yardımcı olur. Enerji vermesi ve vitamin sağlaması için de bol sebze ve meyveyi de eklemek güzel bir alternatif olur.” dedi.</p>
<p>Sebze ve meyve tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Çetinkaya, “Ancak daha önce sebze, kuru baklagil, tam tahıl gibi besinlere alışık değilse gaz ve şişkinlik yapma ihtimalinden dolayı tercih edilmemesi gerekir. Aynı zamanda yağlı, ağır ve kızartılmış yiyecekler, hiç denenmemiş yiyecekler (alerji ve sindirim riski), gazlı ve şekerli içecekler de kaçınılması gereken besinler arasındadır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sınav sabahı mideyi doldurmayın</strong></p>
<p>Sınav sabahı yapılacak kahvaltının dengeli ve ölçülü olması gerektiğini ifade eden Dr. Çetinkaya, şunları kaydetti:</p>
<p>“Kahvaltıda aşırıya kaçmamak da önemlidir. Mide doldurmak yerine orta miktarda, dengeli bir öğün hedeflenmelidir. Kahvaltıya alışık bir öğrenci değilse muz, yulaflı ürünler, ceviz, badem veya fındık (küçük bir avuç), protein bar, meyve bar gibi saatler boyunca enerjiyi dengeli tutacak, tokluk hissi verecek ve beyin dostu besinler tercih edilebilir. Kahvaltı alışkanlığı olan bir öğrenci ise haşlanmış yumurta ya da omlet, tam tahıllı ekmek ile yapılmış tost ve yanında söğüş sebze tüketirse uzun süreli enerji depolayacaktır.”</p>
<p><strong>Sınav sabahı ilk kez kahve içmeyin</strong></p>
<p>Kafein tüketimi konusunda da önemli uyarılarda bulunan Dr. Çetinkaya, düzenli kahve veya çay tüketen öğrencilerin alışık oldukları miktarın dışına çıkmamaları gerektiğini söyledi.</p>
<p>“Sınav sabahı bir fincan filtre kahve veya 1-2 bardak çay genellikle yeterlidir.” diyen Dr. Çetinkaya, şöyle devam etti:<strong> </strong></p>
<p><strong>“</strong>Ancak düzenli kahve tüketmeyen öğrencilerin sınav sabahı ilk kez kafein alması ciddi riskler taşır, çarpıntı, titreme, mide rahatsızlığı ve aşırı gerginlik bu kişilerde çok daha belirgin görülür. Enerji içeceklerini içeriğinden dolayı normalde de önermiyoruz. Sınav gününde ise enerji içeceklerinden kesinlikle uzak durulmalıdır.”</p>
<p><strong>Kaygı yaşayan öğrenciler küçük porsiyonlarla beslenmeli</strong></p>
<p>Sınav kaygısının iştahsızlık ve sindirim sistemi sorunlarına neden olabileceğini belirten Dr. Çetinkaya, “Bu dönemde büyük porsiyonlar yerine küçük porsiyonlarla ve daha sık aralıklarla beslenmek daha doğru olacaktır.” dedi.</p>
<p>Kahve, çikolata, soğan ve nane gibi bazı besinlerin mide hassasiyetini artırabileceğini ifade eden Dr. Çetinkaya, “Yoğurt, kefir ve ayran gibi probiyotik kaynakları bağırsak sağlığını destekleyebilir. Ayrıca ıhlamur ve papatya gibi bitki çayları hem sakinleştirici etkileri hem de sıvı alımına katkıları nedeniyle tercih edilebilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Başarı için beden de en az zihin kadar hazırlanmalı</strong></p>
<p>Öğrencilerin sınav öncesi dönemde en sık yaptığı hataların başında kahvaltıyı atlamak, aşırı kafein tüketmek ve enerji içeceklerine yönelmek olduğunu belirten Dr. Çetinkaya, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“En önemli tavsiyemiz öğrencilerin kendilerini rahat ve güvende hissetmeleridir. Ailelerin de bu ortamı sağlaması büyük önem taşır. Sınav başarısı için yalnızca zihnin değil, bedenin de iyi hazırlanmış olması gerekir. Beslenme açısından tanıdık yiyecekleri tercih etmek, yeterli miktarda su tüketmek, kahvaltıyı atlamamak ve aşırı kafeinden kaçınmak temel kurallar arasında yer alır. Bu basit ama etkili öneriler, öğrencilerin uzun süredir verdikleri emeğin karşılığını en iyi şekilde alabilmelerine yardımcı olacaktır. Ayrıca sınavdan önceki gün aşırı yemek yememek ve enerji içeceklerine güvenmemek gerektiği de unutulmamalıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beslenmeden-taktige-yksde-basariyi-artiran-stratejiler-642435">Beslenmeden, taktiğe YKS&#8217;de başarıyı artıran stratejiler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Aydın Kosova&#8217;da Önemli Temaslarda Bulundu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-aydin-kosovada-onemli-temaslarda-bulundu-642225</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:19:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bulundu]]></category>
		<category><![CDATA[kosova]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[temaslarda]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=642225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sultan I. Murad Hüdavendigar’ın vefatının 637. yılı anma programlarına katılmak üzere Kosova’ya giden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, program öncesinde önemli temaslarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aydin-kosovada-onemli-temaslarda-bulundu-642225">Başkan Aydın Kosova&#8217;da Önemli Temaslarda Bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span><span>Sultan I. Murad Hüdavendigar’ın vefatının 637. yılı anma programlarına katılmak üzere Kosova’ya giden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, program öncesinde önemli temaslarda bulundu. Başkan Aydın, gerçekleştirdiği görüşmelerde Türkiye ile Kosova arasındaki dostluk, kardeşlik ve iş birliği ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmeler yaptı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kosova programına Priştine Büyükelçisi Sabri Tunç Angılı’yı ziyaret ederek başlayan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Büyükelçilikte gerçekleşen görüşmede Türkiye-Kosova ilişkileri ve bölgedeki gelişmeler üzerine fikir alışverişinde bulundu. Başkan Aydın, nazik ev sahipliği ve misafirperverliği dolayısıyla Büyükelçi Angılı’ya teşekkür ederek, iki ülke arasındaki güçlü bağların gelecekte de aynı kararlılıkla sürdürüleceğine inandığını vurguladı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Başkan Erkan Aydın, daha sonra Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Kosova Koordinatörü Fulya Aslan ile bir araya geldi. Görüşmede Kosova’da yürütülen projeler ve iş birliği imkanları ele alındı. Kosova’daki temaslarında son olarak Başkan Aydın, Kosova Demokratik Türk Partisi Genel Başkanı ve Kosova Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Fikrim Damka ile görüştü. Samimi bir ortamda gerçekleşen görüşmede Kosova’da yaşayan Türk toplumunun durumu, soydaşların haklarının korunması ve Türkiye-Kosova ilişkilerinin geleceği üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Başkan Aydın, Kosova Türklerinin bölgedeki varlığının ve kültürel mirasının korunmasının büyük önem taşıdığını paylaştı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sultan I. Murad Hüdavendigar’ı Anma Programı öncesinde gerçekleştirilen ziyaretler, Türkiye ile Kosova arasındaki dostluk ve dayanışmanın her alanda güçlenerek devam ettiğini bir kez daha ortaya koyarken, Osmangazi Belediyesi’nin uluslararası iş birliği vizyonuna önemli katkı sağladı.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-aydin-kosovada-onemli-temaslarda-bulundu-642225">Başkan Aydın Kosova&#8217;da Önemli Temaslarda Bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak havalar mikroplara fırsat tanıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-havalar-mikroplara-firsat-taniyor-641991</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 21:10:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Dilek Leyla Mamçu]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[havalar]]></category>
		<category><![CDATA[mikroplara]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[tanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641991</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte sağlık riski oluşturabilecek durumlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-havalar-mikroplara-firsat-taniyor-641991">Sıcak havalar mikroplara fırsat tanıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte sağlık riski oluşturabilecek durumlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sıcaklık yükseldikçe mikroorganizmalar da hızla çoğalıyor</strong></p>
<p>Yaz mevsiminin yalnızca insanlar için değil, hastalık yapıcı mikroorganizmalar için de uygun bir yaşam ortamı oluşturduğunu belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Sıcak ve nemli havalar birçok bakteri türünün çoğalmasını hızlandırır.” dedi.</p>
<p>Özellikle Salmonella, E. coli, Campylobacter, Shigella ve bazı Vibrio türlerinin yaz aylarında daha sık görüldüğünü vurgulayan Dr. Mamçu, “İyi pişirilmemiş etler, çiğ tavuk ürünleri, açıkta bekletilen yiyecekler ve hijyenik olmayan su kaynakları enfeksiyonların en önemli bulaş yolları arasında yer alır. Pikniklerde veya açık hava organizasyonlarında saatlerce güneş altında bekleyen yiyecekler de ciddi sağlık riski oluşturur. Sıcak havalarda gıdaların bozulma süresi önemli ölçüde kısalıyor. Güvenli görünen bir yiyecek bile kısa süre içerisinde enfeksiyon kaynağına dönüşebiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yazın en sık karşılaşılan sorunu gıda zehirlenmeleri!</strong></p>
<p>Yaz döneminde acil servislere başvuruların önemli bir bölümünü gıda kaynaklı enfeksiyonların oluşturduğuna işaret eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, ateş ve halsizlik gibi belirtilerin hafife alınmaması gerekir.” dedi.</p>
<p>Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde sıvı kaybının çok daha hızlı gelişebildiğine dikkat çeken Dr. Mamçu, “Bazı vakalarda hastaneye yatış ve yoğun tedavi gereksinimi oluşabilir. Mayonez içeren ürünler, tavuk yemekleri, deniz ürünleri, krema bazlı tatlılar ve soğuk zinciri korunmamış gıdalar yaz aylarında ekstra dikkat gerektirir. Tüketicilerin özellikle açıkta satılan yiyeceklere karşı temkinli olması önerilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Serinlemek için girilen sular hastalık kaynağına dönüşebiliyor!</strong></p>
<p>Yaz sıcaklarında serinlemek amacıyla tercih edilen bazı göl, dere ve kontrolsüz su kaynaklarının çeşitli enfeksiyonların bulaşmasına neden olabileceğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, şunları söyledi:</p>
<p>“Kirli sularda çok sayıda virüs, bakteri ve parazit bulunabilir. Norovirüs, Rotavirüs, Adenovirüs, Giardia ve Cryptosporidium gibi etkenler özellikle sindirim sistemi enfeksiyonlarına yol açabilir ve bu mikroorganizmalar ishal, kusma, karın ağrısı ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir. </p>
<p>Sadece bağırsak enfeksiyonları değil, göz ve cilt enfeksiyonları da yaz döneminde artış gösterir. Güvenilir olmayan sularda yüzmek bazı kişilerde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.”</p>
<p><strong>Havuzlar her zaman masum değil!</strong></p>
<p>Toplumda havuzların denize göre daha güvenli olduğu yönünde yaygın bir algı bulunduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Düzenli dezenfekte edilmeyen havuzlar enfeksiyon açısından önemli riskler taşır.” dedi.</p>
<p>Yetersiz klorlama yapılan havuzlarda kulak enfeksiyonları, göz enfeksiyonları, mantar hastalıkları ve çeşitli bağırsak enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü kaydeden Dr. Mamçu, “Özellikle çocuklar havuz suyunu yutmamalı. Aileler havuz seçiminde işletmenin hijyen uygulamalarını sorgulamalı. Ortak kullanım alanlarında kişisel havlu kullanımı da önemli bir koruyucu önlemdir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kenelere karşı bilinçsiz müdahaleden kaçınılmalı!</strong></p>
<p>Yaz aylarında artan kamp, piknik ve doğa yürüyüşlerinin beraberinde kene temaslarını da artırdığına dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Özellikle çalılık, uzun otluk ve ormanlık alanlarda daha dikkatli olunması gerekir. Her kene hastalık taşımaz ancak riskin göz ardı edilmemesi gerekir. Doğa aktivitelerinden sonra vücut dikkatlice kontrol edilmeli. Kene tespit edilmesi durumunda bilinçsiz müdahalelerden kaçınılmalı. Sağlık kuruluşlarına başvurularak uygun şekilde çıkarılması önem taşır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Parazitler yaz aylarında daha kolay yayılıyor!</strong></p>
<p>Yaz mevsiminde yalnızca bakteriyel ve viral enfeksiyonların değil, parazit kaynaklı hastalıkların da artış gösterdiğine değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Yıkanmamış sebze ve meyveler, kirli su kaynakları ve yetersiz hijyen koşulları parazit bulaşını kolaylaştırıyor.” dedi.</p>
<p>Uzun süren ishal, karın ağrısı, kilo kaybı, halsizlik ve sindirim sistemi problemlerinin bazı parazit enfeksiyonlarının habercisi olabileceğini hatırlatan Dr. Mamçu, belirtilerin uzun sürmesi halinde mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Çocuklar ve yaşlılar için risk daha büyük!</strong></p>
<p>Yaz enfeksiyonlarının her yaş grubunda görülebileceği ancak bazı bireylerde çok daha ağır sonuçlara yol açabileceği uyarısını yapan Dr. Mamçu, “Özellikle 5 yaş altı çocuklar, 65 yaş üzeri bireyler, hamileler, diyabet hastaları, kanser tedavisi görenler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler daha dikkatli olmalı. Bu gruplarda enfeksiyonlar daha hızlı ilerleyebilir ve sıvı kaybı ciddi sonuçlar doğurabilir. Yüksek ateş, şiddetli ishal, sürekli kusma, kanlı dışkılama veya belirgin halsizlik durumlarında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Basit önlemlerle büyük risklerin önüne geçilebilir…</strong></p>
<p>Yaz enfeksiyonlarının önemli bir bölümünün doğru hijyen uygulamalarıyla önlenebileceğini belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yaz aylarında enfeksiyon riskini tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da doğru önlemlerle büyük ölçüde azaltmak mümkündür. El hijyenine dikkat etmek, güvenilir su tüketmek, gıdaların saklama koşullarına özen göstermek, sebze ve meyveleri iyi yıkamak, şüpheli gıdalardan uzak durmak ve doğa aktiviteleri sonrasında kene kontrolü yapmak oldukça önemlidir. Basit görünen bu uygulamalar hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından ciddi koruma sağlar.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-havalar-mikroplara-firsat-taniyor-641991">Sıcak havalar mikroplara fırsat tanıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneş yanığı geçiyor, hasarı kalıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gunes-yanigi-geciyor-hasari-kaliyor-641607</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:11:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[dik]]></category>
		<category><![CDATA[geçiyor]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Işınları]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[koruma]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[saatler]]></category>
		<category><![CDATA[yanığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641607</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güneş ışınları vücudumuzda D vitamini sentezinin yanı sıra ruh sağlığımız ve bağışıklık sistemimiz üzerinde son derece önemli bir rol oynuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-yanigi-geciyor-hasari-kaliyor-641607">Güneş yanığı geçiyor, hasarı kalıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş ışınları vücudumuzda D vitamini sentezinin yanı sıra ruh sağlığımız ve bağışıklık sistemimiz üzerinde son derece önemli bir rol oynuyor. Ancak, kontrolsüz şekilde güneş altında kalmak cildimizde ciddi sorunlar oluşturabiliyor. Özellikle açık tenli, açık renk gözlü ve çilli kişiler daha fazla tehdit altında oluyor. Ciltte yanık, kızarıklık ve su toplaması gibi hızlı etkilerinin yanı sıra; kuruluk, ince ve derin kırışıklar, kahverengi ve kırmızı lekeler gibi sonradan oluşan hasarlar da gelişebiliyor. Daha da önemlisi cilt kanserine adeta davetiye çıkarıyor! Üstelik eskiden daha çok ileri yaşların sorunu olan cilt kanseri, incelen ozon tabakası nedeniyle günümüzde 30’lu yaşlarda da daha sık görülüyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, </strong>bu nedenle cildimizi  yaz aylarında güneş ışınlarından mutlaka korumamız gerektiğine dikkat çekerek, <strong> </strong>“Düzenli ve yeterli miktarda güneş koruyucu kullanımı, uygun saatlerde dışarı çıkılması, koruyucu kıyafetlerin tercih edilmesi ve bulutlu havalarda dahi tedbirlerin sürdürülmesi cildimizi güneşin zararlı ışınlarından korumak için en etkili savunma yöntemleri arasında yer almaktadır” diyor. <strong> Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, </strong>zararlı<strong> </strong>güneş ışınlarından korunmak için almamız gereken önlemleri anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Bu saatler arasında güneşe çıkmayın</strong></p>
<p>Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı 10.00-16.00 saatleri arasında UV yoğunluğu en yüksek seviyeye çıkıyor. Bu saatlerde alınan ışın miktarının cildin savunma kapasitesini zorlayabildiğini anlatan Dr. Şenay Ağırgöl, ”Dolayısıyla güneşin yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı saatlerde güneşe çıkılmamalı, bu mümkün değilse şapka ve gözlük kullanılmalı ve gölge alanlar tercih edilmelidir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Güneş koruyucu kullanımını günlük rutine dönüştürün</strong></p>
<p>Cildimizi korumak için dikkat etmemiz gereken bir başka önemli nokta ise güneş koruyucudan düzenli olarak faydalanmak olmalı. Ancak çoğumuz güneş koruyucuyu yalnızca plaja giderken kullanıyoruz. Dermatoloji Uzmanı  Dr. Şenay Ağırgöl,<strong> </strong>güneş koruyucu ürünlerin günlük bakımın ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini belirterek,  “Koruyucu ürünün etkili olabilmesi için yaklaşık 15-30 dakika önce sürülmesi  ve gün içinde yenilenmesi son derece önemlidir.<strong> </strong>En az SPF 30 koruma sağlayan ürünler UV ışınlarının cilt üzerindeki yıkıcı etkilerini azaltmaya yardımcı olmaktadır” diyor.  </p>
<p><strong>Güneş koruyucuyu her 2 saatte bir uygulayın</strong></p>
<p>Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, güneş koruyucuların etkilerinin devam etmesi için genel olarak her 2 saatte bir yenilenmelerini önerirken, şu bilgileri veriyor: “Terleme, denize veya havuza girme, yüzü havluyla kurulama gibi durumlarda ise bu sürenin beklenmeden ürünün tekrar sürülmesi gerekir. Tek seferlik uygulamanın gün boyu koruma sağlamadığı unutulmamalıdır.” </p>
<p><strong>Şapka ve koruyucu kıyafetleri ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Güneş koruyucuların yanı sıra almamız gereken başka önemli tedbirler de büyük önem taşıyor. Geniş kenarlı şapkalar yüzü, kulakları ve enseyi korurken uzun kollu ince giysiler de UV ışınlarının cilde doğrudan ulaşma riskini azaltıyor. Bu kıyafetlerin güneş koruyucu özellik taşıması daha etkin koruma sağlıyor.  Fiziksel koruma yöntemleri özellikle uzun süre dışarıda bulunacak kişiler için büyük avantaj sağlıyor.</p>
<p><strong>Gölgede olsanız bile tedbiri elden bırakmayın</strong></p>
<p>Şemsiyenin altında, denizde ya da bir ağacın gölgesinde kaldığımızda cildimizi güneşten koruduğumuz düşüncesine kapılabiliyoruz.  Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, aslında kum, beton, kumaş, su ve açık renkli yüzeylerin güneş ışınlarını yansıtarak cilde ulaşmasına neden olabildiğine vurgu yapıyor. Dolayısıyla gölgede bulunmak koruyucu önlemleri tamamen bırakmak için yeterli bir  neden oluşturmuyor.</p>
<p><strong>Bulutlu havalarda da korunmaya devam edin</strong></p>
<p>Toplumda en sık yapılan hatalardan biri bulutlu havalarda riskin ortadan kalktığını düşünmek. “Oysa UV ışınlarının önemli bir bölümü bulut tabakasını aşabiliyor” uyarısında bulunan Dermatoloji Uzmanı Dr.  Şenay Ağırgöl, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hava kapalı, yağmurlu ya da serin olsa bile cilt güneş ışınlarından etkilenmeye devam eder. Bu nedenle güneş koruyucu kullanımı yalnızca güneşli günlerle sınırlandırılmamalıdır.” </p>
<p><strong>Bol su içerek cildin savunmasını güçlendirin</strong></p>
<p>Güneş altında geçirilen zaman arttıkça vücudun sıvı kaybı da yükseliyor. Yeterli su tüketimi cildin nem dengesinin korumasına yardımcı olurken sıcak havanın oluşturduğu stresin etkilerini azaltabiliyor. Özellikle yaz aylarında susama hissi beklenmeden gün içinde düzenli aralıklarla su içilmesi büyük bir önem taşıyor.</p>
<p><strong>Yetersiz miktar ‘eksik koruma’ demek </strong></p>
<p>Güneş koruyucu ürünlerin etkili olabilmeleri için vücuda uygulama miktarı da son derece önemli. Ürünlerin yeterli kalınlıkta, ciltte katman oluşturacak şekilde ve ovalamadan uygulanması gerektiğini belirten Dr. Şenay Ağırgöl,<strong> </strong>“Bu miktar yüz, saçlı deri ve boyun bölgesi için yaklaşık bir tatlı kaşığı veya işaret ve orta parmak olmak üzere 2 parmak olmalıdır. Ense, dudak ile ayaküstü gibi güneş ışınlarının dik geldiği bu bölgeler de ihmal edilmemelidir” bilgisini veriyor. Cildimizi güneşten etkin koruduğumuzun en önemli işareti ise ciltte güneş sonrası kızarıklık oluşmaması ve cilt tonunun değişmemesi. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gunes-yanigi-geciyor-hasari-kaliyor-641607">Güneş yanığı geçiyor, hasarı kalıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Amasya ABD&#8217;nin elinde olsa Paris gibi turizm merkezi olurdu&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-amasya-abdnin-elinde-olsa-paris-gibi-turizm-merkezi-olurdu-641412</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:05:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[amasya]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641412</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın katılımıyla, Amasya Genelgesinin 107’inci yıldönümünde Amasya Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Festivali kapsamında “Şehirlerin İnsan Psikolojisi Üzerine Etkileri” konulu söyleşi gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-amasya-abdnin-elinde-olsa-paris-gibi-turizm-merkezi-olurdu-641412">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Amasya ABD&#8217;nin elinde olsa Paris gibi turizm merkezi olurdu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın katılımıyla, Amasya Genelgesinin 107’inci yıldönümünde Amasya Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Festivali kapsamında “Şehirlerin İnsan Psikolojisi Üzerine Etkileri” konulu söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşiye başta Amasya Valisi Önder Bakan, Amasya Milletvekilleri ile protokolün önde gelen isimleri katıldı.</p>
<p><strong>Amasya Anadolu irfanının ete kemiğe bürünmüş bir yeri… </strong></p>
<p>Kasım Alper Özdemir moderatörlüğünde, Amasyalıların yoğun ilgi gösterdiği söyleşide Prof. Dr. Nevzat Tarhan dikkat çekici söylemlerde bulundu. Tarhan; “Amasya deyince gelmemek mümkün değil. Çünkü Amasya Anadolu irfanının ete kemiğe bürünmüş yeri. Bizi biz yapan Anadolu’muzdaki direklerden birisi. Şehzadeler şehri. Bu nedenle burada kendi hissettiğimiz şeyleri, duygularımızı söze dökmek çok zor.” diye başladığı söyleşide şehirlerin insan ruhuna etkisinden aile yapısına, gençlerin karşı karşıya olduğu dijital tehditlerden psikolojik dayanıklılığa kadar pek çok konuda değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p><strong>Şehirlerin insan üzerinde kalıcı izleri var…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, şehirlerin insan üzerinde kalıcı izler bıraktığını ifade ederek, şöyle konuştu:</p>
<p>“Her şehrin bir kimliği, bir ruhu vardır. Amasya’nın da bir ruhu var. Bu ruhun, yaşanan tüm savrulmalara, fırtınalara ve modernizmin beraberinde getirdiği zorluklara rağmen hâlâ canlı olduğunu görüyoruz. Kendi çocukluğumuzdan bugüne baktığımızda bunu çok net hissedebiliyoruz. Amasya’nın merkezinde olduğu gibi ilçelerinde de çocukluk yıllarımızdan taşıdığımız anılar, hikâyeler ve yaşanmışlıklar var. Bütün bunlar bir araya geldiğinde insan bir kökleşiyor. Bir insanın yaşadığı şehri ya da memleketi sevmesi için orada kişiliğine ve hayatına anlam katan duygusal bağlar kurması gerekir. Bu bağlar güçlendikçe aidiyet duygusu da kökleşir. Çünkü insanı rahatlatan şey yalnızca binalar ya da duvarlar değildir; asıl önemli olan kimlik bağları, sosyal ilişkiler ve insanı çevreleyen güçlü aidiyet duygusudur. İşte bütün bu bağlar bizi yaşadığımız şehre bağlar. Bu nedenle her şehrin kendine özgü bir kimliği ve ruhu vardır. Amasya da bu yönüyle insanı kendine bağlayan, unutulması zor şehirlerden biridir. Nitekim dünyanın neresinde bir Amasyalıyla karşılaşsanız yüzlerde hemen sıcak bir tebessüm oluştuğunu görürsünüz. Şehrin bir enerjisi var.”</p>
<p><strong>Mahalle kültürü psikolojik dayanıklılığın temelini oluşturuyor</strong></p>
<p>Çocukluk döneminde edinilen deneyimlerin insanın psikolojik yapısında belirleyici olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bir şehirde yaşanan deneyimler, insanın gelişen ruhuna ekilen tohumlar gibidir. İnsan önce annesinden ve babasından öğrenir; ardından mahalleden, komşuluk ilişkilerinden ve yaşadığı şehrin kültüründen beslenir. Tüm bu birikimler, gelişen ruhumuza tohum gibi ekilir. Yıllar içinde bu tohumlar filizlenir, büyür ve kişiliğimizi, kimliğimizi şekillendirir. Bu nedenle çocukluk döneminde atılan tohumların sağlıklı olması son derece önemlidir. Günümüzde yapılan psikolojik sağlamlık araştırmaları da bunu ortaya koyuyor. Bu çalışmalarda, bireyin çocukluk döneminde yaşadığı travmalarla nasıl başa çıktığı ve bunları nasıl aştığı önemli bir belirleyici olarak öne çıkıyor. Elbette herkes çocukluk yıllarında çeşitli zorluklar ve fırtınalar yaşayabilir. Ancak Anadolu’nun güçlü mahalle kültürü, Amasya’da da olduğu gibi, bu zorluklarla baş etmede önemli bir destek sunuyor. Dayanışma duygusu insanı yalnızlıktan koruyor, aidiyet hissini güçlendiriyor ve psikolojik refahını artırıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yalnızlık küresel tehdit haline geldi</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler’in geleceğe ilişkin raporlarında gelir eşitsizliği ve iklim krizinin yanında yalnızlığın da küresel tehdit olarak gösterildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, şunları kaydetti:</p>
<p>“Anadolu kültürünün en güçlü yönlerinden biri, yalnızlığa karşı geliştirdiği dostluk ve dayanışma anlayışıdır. İnsanlar arasındaki sıcak ilişkiyi ve yardımlaşma ruhunu hâlâ görmek mümkündür. Bir kişinin başına kötü bir şey geldiğinde çevresindekilerin hemen yardıma koşması, mahalle kültürünün insanlara kazandırdığı merhamet duygusunun bir yansımasıdır.”</p>
<p><strong>Modernleşme, betonlaşma değildir…</strong></p>
<p>Şehirlerin kimliğini korumasının önemine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Betonlaşmanın sınırlı olduğu yerlerde şehir kimliği daha güçlü gelişiyor ve bu kimlik zamanla o şehrin ruhuna dönüşüyor. Amasya bunun güzel örneklerinden biri. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürüttüğü koruma çalışmaları ve bu tür etkinlikler de bunu destekliyor. Kendi kültürünü koruyarak modernleşen toplumlar kimliklerini kaybetmeden gelişebilirler. Modernleşmeyi yalnızca betonlaşma olarak görmek doğru değildir. Amasya, Manisa ve Eyüp Sultan gibi tarihî ve manevi değeri yüksek şehirler, bizim ortak hafızamızın ve kültürel kimliğimizin sembolleridir. Bu nedenle Amasya’nın taşıdığı sembolik değeri korumak ve gelecek nesillere aktarmak büyük önem taşımaktadır.”</p>
<p><strong>Teknoloji hız veriyor ama yönü değerler belirliyor</strong></p>
<p>Gençlerin dijital bağımlılık, yalnızlık ve madde bağımlılığı gibi risklerle karşı karşıya olduğuna işaret eden Prof. Dr. Tarhan, bu süreçte psikolojik sağlamlığın öneminin arttığını söyledi.</p>
<p>Gençlik ve Spor Bakanlığı’na psikolojik dayanıklılık temelli bir proje sunduklarını belirten Prof. Dr. Tarhan, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>“Bağışıklık sistemi güçlü olan bir beden hastalıklara karşı daha dirençliyse, psikolojik bağışıklık sistemi güçlü olan bireyler ve aileler de dijital dünyanın savrulmalarına karşı daha dirençlidir. Teknoloji hayatımıza hız kazandırdı ama yön verecek olan insani değerlerdir. Bu değerleri koruyabilenler gelecekte de ayakta kalacaktır. Geleceğe yön verecek değerleri koruyamayan kişiler, dijital dünyanın savurduğu bireylere dönüşebilir. Bu nedenle psikolojik sağlamlık günümüzde her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Pozitif ruh hali, insanın yaşam karşısında dengeli bir tutum geliştirebilmesidir. Burada önemli olan, kişinin yalnızca mutlu olması değil, huzurlu olabilmesidir. Huzur, insanın sadece iyi günlerde değil, zor zamanlarda da iç dengesini koruyabilmesidir. İnsanın iyiyi de kötüyü de görüp her koşulda en iyiye hazır olmasıdır. Yaşam doyumu dediğimiz kavram da bununla ilişkilidir. Hayattan tatmin olmak, anlam bulmak ve yaşamdan keyif alabilmek, pozitif ruh halinin temel göstergeleridir.</p>
<p>Psikolojik sağlamlığın ilk şartı da budur. İnsan, zor şartlar altında da ruhsal dengesini koruyabilmeli; iyi şartlarda ise şımarmadan yoluna devam edebilmelidir. Cezaevinde de olsa, sarayda da olsa iç huzurunu kaybetmeyen kişiler bu dengeyi kurabilen insanlardır. Aslında Anadolu irfanı dediğimiz kültürel mirasımız, yüzyıllar boyunca bu anlayışı nesilden nesile aktarmıştır. Anne-babalar, komşular ve mahalle kültürü bu değerlerin taşıyıcısı olmuştur. Ancak günümüzde toplumsal normlar büyük bir dönüşüm geçiriyor. Hukuki normlar değişiyor, gelenek ve görenekler değişiyor, aile içi normlar değişiyor. Teknoloji ve dijital araçlar da evlerin içine kadar girerek aile yapısını etkiliyor.</p>
<p>Bu değişim karşısında insanı ayakta tutacak olan şey, yön veren değerlerdir. Psikolojik sağlamlığı güçlü olan kişiler, hayatlarında anlam ve amaç duygusunu koruyabilen kişilerdir. Çünkü anlamlı bir hedef peşinde koşan insanlar ruhsal dengelerini daha kolay koruyabiliyor. Buna karşılık hayatında bir amacı olmayan kişiler, olayların etkisiyle savrulup gitmeye daha yatkın hale geliyor.”</p>
<p><strong>Aile çocuğu korumak için değil, hayata hazırlamak için vardır</strong></p>
<p>Anne ve babaların dijital çağda çocuk yetiştirirken üstlenmesi gereken rollere değinen Prof. Dr. Tarhan, ailenin güvenli bir liman olması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Ev, çocuğun kendini güvende hissettiği bir alan olmalıdır. Ancak aile sadece koruyan değil, aynı zamanda çocuğu hayatın zorluklarına hazırlayan bir kurumdur. Annelik ve babalık çocuğu mutlu etmekten çok, onu hayata hazırlayabilme sanatıdır. Çocuk eve severek dönüyorsa, kendini yargılanıyor gibi hissetmiyorsa o ev güçlü bir aile ortamı oluşturmuştur.” dedi. </p>
<p><strong>Kaliteli sosyal ilişkiler mutluluğun en güçlü belirleyicisi</strong></p>
<p>Harvard Üniversitesi’nin uzun yıllara dayanan mutluluk araştırmalarına da değinen Prof. Dr. Tarhan, mutlu ve sağlıklı bireyleri diğerlerinden ayıran en önemli unsurun anlamlı sosyal ilişkiler olduğunu söyledi ve “İnsanları mutlu eden şey yalnızca zenginlik, ün veya makam değildir. Derin, kaliteli ve anlamlı sosyal ilişkiler kurabilen insanlar daha sağlıklı ve daha huzurlu bir yaşam sürüyor. Dostluk duygusu, güven ve aidiyet hissi insan psikolojisinin en önemli ihtiyaçlarından biridir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yapay zekâ asistanımız olmalı, kaptanımız değil</strong></p>
<p>Yapay zekânın özellikle çocuklar ve ergenler üzerinde oluşturabileceği risklere dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, teknolojinin bilinçli kullanılmasının önemine vurgu yaptı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Yapay zekâ hayatımızı kolaylaştıran güçlü bir araçtır ancak onu yöneten biz olmalıyız. Eğer kontrolü tamamen teknolojiye bırakırsak gerçeklik algısında bozulmalar ortaya çıkabilir. Yapay zekâ bizim asistanımız olmalı, kaptanımız değil.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Karşılıksız iyilik insanı biyolojik olarak da mutlu ediyor</strong></p>
<p>Karşılık beklemeden yapılan iyiliklerin insan psikolojisine etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Tarhan, “Psikolojik sağlamlık çalışmalarında ‘prososyal değerler’ olarak adlandırılan önemli bir kavram bulunuyor. Prososyal değerler; karşılık beklemeden iyilik yapmak, başkalarına yardım etmek ve toplumsal faydayı önceleyen davranışları ifade ediyor. Bu konuda Harvard Üniversitesi’nde gerçekleştirilen dikkat çekici bir araştırma var. Araştırmada iki farklı genç gruba belirli miktarda para veriliyor. Bir gruptan bu parayı istedikleri gibi harcamaları istenirken, diğer gruptan parayı ihtiyaç sahibi insanlara karşılıksız yardım amacıyla kullanmaları talep ediliyor. Araştırmacılar, uygulama öncesinde ve sonrasında katılımcıların stres düzeylerini ölçüyor. Sonuçlar oldukça dikkat çekici. Parayı kendileri için harcayan kişilerde mutlulukla ilişkili dopamin salgısı artsa da stres hormonlarının yüksek kaldığı görülüyor. Buna karşılık, parayı başkalarına yardım etmek için kullanan kişilerde hem stres hormonlarının azaldığı hem de mutlulukla ilişkili biyokimyasal süreçlerin güçlendiği tespit ediliyor. Yardım edilen kişinin mutluluğu, yardım eden kişiye de olumlu duygular olarak geri dönüyor. Bu nedenle karşılıksız iyilik yapma ve başkalarına yardım etme davranışları, günümüzde bilimsel olarak da desteklenen psikolojik sağlamlık unsurları arasında yer alıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Anadolu insanı umudunu kaybetmemeli</strong></p>
<p>Katılımcılardan gelen soruları da cevaplayan, gençlere ve ailelere umut mesajı veren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumsal karamsarlığa karşı en güçlü ilacın umut olduğunu vurguladı.</p>
<p>Bugün dünyanın birçok yerinde belirsizlik ve gelecek kaygısı yaşandığını söyledi ve ekledi: </p>
<p>“Geleceğin getireceği tüm fırtınalara rağmen, insanlığa yön verecek en güçlü seslerden birinin Anadolu insanından yükseleceğine inanıyorum. Çünkü bu topraklar, tarih boyunca zorluklar karşısında umut üretmeyi başarmış bir medeniyetin taşıyıcısı olmuştur. Bugün üzerinde özellikle durmamız gereken konu ise umut duygusunu canlı tutabilmektir. Ümitsizliğe ve karamsarlığa kapılmamak gerekiyor. Günümüzde sıkça karşılaştığımız sorunlardan biri, toplumda giderek artan gelecek kaygısı ve belirsizlik hissidir. İnsan beyninin önemli özelliklerinden biri, belirsizliği bir tehdit olarak algılamasıdır. Belirsizlik arttığında insanlar geri çekilmeye, risk almaktan kaçınmaya ve karamsarlığa yönelmeye başlar. Bu nedenle umut duygusunu korumak büyük önem taşıyor. Anadolu’nun köklü kültürüne ve tarih boyunca gösterdiği direnç gücüne olan güvenimizi kaybetmemeliyiz.  En büyük düşmanımız umutsuzluktur. Umudu koruyabildiğimiz sürece, karşılaştığımız her zorluğun üstesinden gelebilecek gücü de kendimizde bulabiliriz.”</p>
<p><strong>“Amasya ABD’nin elinde olsa Paris gibi turizm merkezi olurdu”</strong></p>
<p>Tarih, kültür ve turizmde Amasya’nın önemli bir merkez olduğunu vurgulayan Tarhan, “Amasya, Amerikalıların elinde olsa Paris gibi bir turizm merkezi yaparlardı. Çünkü Tunç devri, Helenistik Çağ, Roma, Selçuklu ve Osmanlı’yı günümüze taşıyor.” İfadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-amasya-abdnin-elinde-olsa-paris-gibi-turizm-merkezi-olurdu-641412">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Amasya ABD&#8217;nin elinde olsa Paris gibi turizm merkezi olurdu&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halı saha maçlarında gizli risk: Hazırlıksız yüksek efor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hali-saha-maclarinda-gizli-risk-hazirliksiz-yuksek-efor-641295</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Anı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[halı]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlıksız]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[maçlarında]]></category>
		<category><![CDATA[Nedenle]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[özen]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[saha]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641295</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halı saha maçları sırasında yaşanan ani kalp krizi vakaları, yoğun egzersizin kalp sağlığı üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hali-saha-maclarinda-gizli-risk-hazirliksiz-yuksek-efor-641295">Halı saha maçlarında gizli risk: Hazırlıksız yüksek efor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Halı saha maçları sırasında yaşanan ani kalp krizi vakaları, yoğun egzersizin kalp sağlığı üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıyor. Sosyal medyanın yaygınlaşması ve saha kameralarının artmasıyla bu tür olayların daha görünür hale geldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, “Bu vakalar, özellikle hareketsiz yaşam süren kişilerin hazırlıksız şekilde yüksek tempolu sporlara başlamasının ciddi riskler doğurabileceğini bir kez daha hatırlatıyor” dedi.</strong></p>
<p>Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik nedeniyle birçok kişinin günün büyük bölümünü masa başında geçirdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, “Uzun süre hareketsiz kalan bireylerin hazırlıksız şekilde yüksek efor gerektiren aktivitelere başlaması kalp üzerinde ciddi yük oluşturabilir. Özellikle halı saha gibi kısa sürede yüksek tempo gerektiren sporlarda kalp hızının ve tansiyonun ani yükselmesi, altta yatan kalp-damar hastalıklarını tetikleyebilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bu belirtiler varsa fiziksel aktivite sonlandırılmalı</strong></p>
<p>Kalp krizinin en tipik belirtisinin göğsün orta kısmında hissedilen baskı, sıkışma, ağırlık veya yanma hissi olduğunu vurgulayan Özen, “Özellikle egzersiz sırasında ortaya çıkan ve kişiyi durup dinlenmeye zorlayan göğüs ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı. Ani nefes darlığı, baş dönmesi, göz kararması, baygınlık hissi ve soğuk terleme gibi belirtiler de önemli uyarı işaretleri arasında. Bu şikâyetlerden herhangi biri görüldüğünde fiziksel aktivite derhal sonlandırılmalı ve vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme alınmalı” dedi.</p>
<p><strong>İlk dakikalar hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>Olası bir kalp krizi veya ani kalp durması durumunda ilk yapılması gerekenin 112&#8217;yi aramak olduğunu hatırlatan Özen, “Bu tür durumlarda kişinin bilinci ve solunumu hızla değerlendirilmeli. Bilinç kaybı ve nabız yokluğu varsa vakit kaybetmeden kalp masajına başlanması hayati önem taşır. Ani kalp durmalarının önemli bir kısmında ölümcül ritim bozuklukları rol oynar ve otomatik eksternal defibrilatör (AED) cihazlarının erken dönemde kullanılması hayatta kalma şansını belirgin şekilde artırabilir. Bu nedenle spor ve egzersiz yapılan alanlarda AED cihazlarının yaygınlaştırılması önemli bir halk sağlığı yaklaşımıdır. Ani kalp durmalarında ilk birkaç dakika içinde yapılan doğru müdahale hem yaşam kurtarır hem de kalıcı beyin hasarı riskini azaltabilir” dedi.</p>
<p><strong>Risk yaşa göre değişiyor</strong></p>
<p>Spor sırasında ortaya çıkan kalp problemlerinin nedenlerinin yaşa göre farklılık gösterebileceğini dile getiren Özen, “Özellikle 35 yaş altındaki bireylerde; yapısal kalp hastalıkları, genetik ve doğumsal anomaliler, hipertrofik kardiyomiyopati gibi kalp kası hastalıkları, doğumsal ritim bozuklukları ve koroner damar anomalileri ön plana çıkar. Daha ileri yaş gruplarında ise vakaların büyük çoğunluğundan koroner arter hastalığı ve damar sertliği sorumludur. Sigara kullanımı, yüksek kolesterol, hipertansiyon, ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü ve diğer kronik hastalıklar da riski artıran önemli faktörler arasındadır. Bu nedenle özellikle düzenli egzersiz alışkanlığı bulunmayan kişilerin yoğun fiziksel aktiviteye başlamadan önce sağlık kontrollerini ihmal etmemesi büyük önem taşır” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Her kalp krizi ölümle sonuçlanmaz</strong></p>
<p>Ani kalp krizinin, kalbi besleyen koroner damarlardan birinin ya da birkaçının aniden tıkanması sonucu kalp kasının yeterli oksijen alamaması ve hasar görmesiyle ortaya çıktığını açıklayan Özen, “Ani kardiyak ölüm ise kalbin elektrik sisteminde gelişen ciddi ritim bozuklukları nedeniyle kan dolaşımının aniden durması sonucu meydana gelir. Ani kardiyak ölümlerin en önemli nedenlerinden biri kalp krizi olsa da her kalp krizi ani kardiyak ölüme yol açmaz. Bu nedenle iki tablonun farklı mekanizmalarla geliştiğini bilmek önemli” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hali-saha-maclarinda-gizli-risk-hazirliksiz-yuksek-efor-641295">Halı saha maçlarında gizli risk: Hazırlıksız yüksek efor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Köymen başarılı sporcularla buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-koymen-basarili-sporcularla-bulustu-641130</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:50:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başarılı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[köymen]]></category>
		<category><![CDATA[maltepe]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[sporcularla]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediye Başkanı Mimar Esin Köymen,  önemli başarılara imza atan Maltepeli sporcularla bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-koymen-basarili-sporcularla-bulustu-641130">Başkan Köymen başarılı sporcularla buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Maltepe Belediye Başkanı Mimar Esin Köymen,  önemli başarılara imza atan Maltepeli sporcularla bir araya geldi. Buluşmada sporcular, aileleri ve eğitmenlerle sohbet eden Başkan Köymen  başarılı sporculara plaket takdim etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> Sporun yalnızca madalya ve kupalardan ibaret olmadığını vurgulayan Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, &#8220;Sporcularımızın kazandığı madalyaları, kupaları ve dereceleri kutlamak, aynı zamanda emeği, disiplini, dayanışmayı ve kararlılığı selamlamak için bir araya geldik. Spor yalnızca fiziksel bir faaliyet değil, aynı zamanda yaşamın en önemli değerlerini öğreten güçlü bir eğitim alanıdır. Başarıya ulaşmanın sabırdan geçtiğini, birlikte hareket etmenin gücünü ve mücadelenin vazgeçmemenin önemini spor sayesinde öğreniyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Başkan Köymen, elde edilen başarıların arkasında büyük emek bulunduğunu belirterek sporcuları, ailelerini ve antrenörlerini kutladı. Başkan Köymen, “Sizler de gösterdiğiniz azimle yalnızca kendi başarı hikayelerinizi yazmadınız, Maltepe’mizin de gururu oldunuz. Bugün ülkemizin ve kentimizin adını farklı branşlarda başarıyla temsil eden tüm sporcularımızı yürekten kutluyorum” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>SPOR BİR AYRICALIK DEĞİL, KAMUSAL BİR HAKTIR</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Konuşmasında Maltepe Belediyesi&#8217;nin spor politikalarına da değinen Başkan Köymen, sporun herkes için erişilebilir olması gerektiğini vurgulayarak, &#8220;Spor çocukların ve gençlerin sağlıklı, özgüvenli ve dayanışmacı bireyler olarak yetişmesinin en önemli araçlarından biridir. Bu nedenle sporun herkes için erişilebilen olduğu, gençlerin yeteneklerini geliştirebildiği, kadınların ve kız çocuklarının sporun her alanında eşit biçimde yer alabildiği bir Maltepe için var gücümüzle çalışıyoruz. Toplumcu belediyecilik anlayışımızın önemli başlıklarından biri de sporun bir ayrıcalık değil, kamusal bir hak olarak görülmesidir. Her mahallede çocuklarımızın sporla buluşabildiği, gençlerimizin yeteneklerini geliştirebildiği, yurttaşlarımızın sağlıklı yaşam olanaklarına erişebildiği bir kent yaratmak temel hedeflerimizden biridir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>SPORCULARA DESTEK VE YENİ SPOR ALANLARI MÜJDESİ</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Maltepe Belediyesi&#8217;nin spor kulüpleriyle iş birliğini geliştirdiğini belirten Başkan Köymen, ilçeye yeni spor alanları kazandırmak için çalışmaların sürdüğünü söyledi. Belediye Meclisi&#8217;nin desteğiyle başarılı sporcuların ödüllendirilmesine yönelik kararlar alındığını hatırlatan Köymen, “Ulusal ve uluslararası başarılar elde eden genç sporcularımızın yolculuklarına ufak da olsa katkı sunabilmek amacıyla ödüllendirilebilmeleri yönünde karar aldık. Başarının ödüllendirilmesi, diğer gençlerimizi de teşvik etmek açısından son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Köymen ayrıca geçmiş yıllarda ulusal başarılarıyla öne çıkan sporcuların isimlerinin Maltepe&#8217;de sokaklara verilmesini de anımsatarak, genç sporcuların kent hafızasında yaşatılmasının önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu dile getirdi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>SİZLER YALNIZCA BUGÜNÜN DEĞİL, YARININ DA UMUTLARISINIZ</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Genç sporculara seslenen Başkan Köymen, “Sevgili gençler, sizler yalnızca bugünümüzün değil, yarınımızın da umutlarısınız. Gösterdiğiniz emek ve kararlılıkla yaşıtlarınıza örnek oluyor, bizlere de umut veriyorsunuz” dedi. Konuşmasının sonunda Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa  Kemal Atatürk&#8217;ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” sözünü hatırlatan Başkan Köymen, sporcuların bu değerlere sahip çıkarak Maltepe’ye gurur yaşattığını söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Başarılarıyla ilçenin adını Türkiye’ye ve dünyaya duyuran sporcular için düzenlenen buluşma, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-koymen-basarili-sporcularla-bulustu-641130">Başkan Köymen başarılı sporcularla buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak hava ve güneş sağlığınızı tehdit etmesin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-ve-gunes-sagliginizi-tehdit-etmesin-641071</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:47:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[etmesin]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[saatler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınızı]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=641071</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz mevsimi çoğumuz için güneş, tatil ve açık havada geçirilen keyifli günler anlamına geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-ve-gunes-sagliginizi-tehdit-etmesin-641071">Sıcak hava ve güneş sağlığınızı tehdit etmesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimi çoğumuz için güneş, tatil ve açık havada geçirilen keyifli günler anlamına geliyor. Ancak hamilelikte vücudun çalışma düzeni değiştiği için sıcak hava ve nem anne adaylarını normalden daha fazla etkileyebiliyor. Artan sıvı ihtiyacı, dolaşım sistemindeki değişiklikler ve yükselen vücut ısısı nedeniyle hamilelik döneminde bazı konulara özellikle dikkat etmek gerekiyor.  <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi</strong> <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Erol, </strong>yaz aylarında alınacak olan bazı önlemler sayesinde hem anne adaylarının hem de bebeklerin bu dönemi çok daha rahat geçirebileceklerini belirterek, “Sağlıklı bir gebelik, öncelikle olası risklere karşı önlem almakla mümkündür. Yaz aylarında güneşin yeryüzüne en dik geldiği saatlerde dışarı çıkmamak ve bolca su içmek, dikkat edilmesi gereken en önemli kuralları oluşturmaktadır” diyor.  <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Erol,</strong> sağlıklı ve konforlu bir yaz hamileliği için alınması gereken önlemleri anlattı; önemli önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Susamayı beklemeden su için</strong></p>
<p>Hamilelikte su ihtiyacı  kan hacmi ve metabolik gereksinimler nedeniyle zaten artıyor. Yaz sıcaklarıyla birlikte vücut daha fazla terlediği için sıvı kaybı daha da yükseliyor. Susamayı beklemenin çoğu zaman geç kalmak anlamına geldiğini belirten Dr. Elif Erol, “Gün içinde düzenli aralıklarla bol su tüketmek; baş ağrısı, halsizlik, çarpıntı ve tansiyon düşüklüğü gibi şikâyetlerin önlenmesine yardımcı olur” diyor. <strong> </strong></p>
<p><strong>Bu saatlerde dışarı çıkmaktan kaçının</strong></p>
<p>Yaz aylarında güneş ışınları yeryüzüne en yoğun 11.00 ile 16.00 saatleri arasında ulaşıyor. Bu saatlerde uzun süre dışarıda kalmak anne adaylarında; tansiyon düşüklüğü, baş dönmesi, halsizlik, çarpıntı hissi ve güneş çarpması riskini artırabiliyor. Dolayısıyla hamilelik döneminde bu saatler arasında dışarı çıkmaktan kaçının. Mecbursanız, mümkün olduğunca gölgede kalmanız, geniş kenarlı şapka kullanmanız ve açık renkli kıyafetler tercih etmeniz daha konforlu bir gün geçirmenizi sağlayacaktır. </p>
<p><strong>Gebelik maskesine karşı önlem alın</strong></p>
<p>Hamilelik döneminde hormonların etkisiyle cilt güneş ışınlarına karşı daha hassas hale geliyor. Bunun sonucunda özellikle yüz bölgesinde “gebelik maskesi” olarak bilinen koyu renkli lekeler ortaya çıkabiliyor. Bu lekeler bazı kadınlarda doğum sonrasında da kalıcı olabiliyor. Gebelik maskesi riskini azaltmak için güneşe çıkmadan 30 dakika önce yüksek koruma faktörlü, tercihen mineral filtreli güneş koruyucular kullanmak, şapka takmak ve uzun süre doğrudan güneş altında kalmaktan kaçınmak önem taşıyor. </p>
<p><strong>Ayak ve bacaklarınızdaki şişlikleri hafife almayın</strong></p>
<p>Yaz aylarında sıcak havanın etkisiyle damarlar genişliyor ve özellikle günün ilerleyen saatlerinde ayaklar ile bacaklarda oluşan şişlik daha belirgin hale gelebiliyor. Uzun süre ayakta kalmaktan kaçınmak, fırsat buldukça ayakları yukarı kaldırarak dinlendirmek ve kısa yürüyüşler yaparak dolaşımı desteklemek şikâyetleri azaltabiliyor.</p>
<p><strong>Uzun yolculuklarda hareketsiz kalmayın</strong></p>
<p>Tatil planlarıyla birlikte araba ve uçak yolculukları da artıyor. Hamilelik zaten damar sisteminde bazı değişikliklere yol açarken uzun süre hareketsiz kalmak dolaşım problemlerini artırabiliyor. Bu nedenle yolculuk sırasında belirli aralıklarla yürümek, ayak bileği egzersizleri yapmak ve yeterli sıvı almak son derece önem taşıyor. </p>
<p><strong>Bozulma riski olan gıdalardan kaçının</strong></p>
<p>Sıcak havalarda yiyecekler daha hızlı bozulabiliyor. Özellikle açıkta beklemiş süt ürünleri, mayonezli gıdalar ve uygun koşullarda saklanmamış et ürünleri enfeksiyon riskini artırabiliyor. Bu nedenle dışarıda yemek yerken güvenilir işletmeleri ve iyi muhafaza edilmiş gıdaları tercih etmek gerekiyor. </p>
<p><strong> “Meyveleri istediğim kadar yiyebilirim” hatasına düşmeyin </strong></p>
<p>Yaz mevsiminde karpuz, kavun, üzüm ve incir gibi lezzetli meyveler tezgahlarda bolca yerini alıyor. Anne adayları sağlıklı oldukları için meyveyi sınırsız tüketilebilecek bir besin olarak değerlendirebiliyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Erol,<strong>  </strong>“Ancak, özellikle gebelik şekeri olan veya risk taşıyan anne adaylarının porsiyon kontrolüne dikkat etmeleri gerekir. Aksi halde yüksek kan şekeri, gereğinden fazla gebelik kilosu alımı ve gebelikte yüksek şekere bağlı bebekte bazı gelişim problemleri gibi önemli sorunlar gelişebilir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Klima kullanabilirsiniz, ancak…</strong></p>
<p>Gebelikte toplumda doğru sanılan hatalı inanışlardan biri de klimanın zararlı olduğu düşüncesi. “Asıl sorun klima değil, aşırı soğuk ortamlar ve ani sıcaklık değişimleridir” uyarısında bulunan Dr. Elif Erol, “Ortamın makul derecede serin tutulması anne adayının konforunu artırır, uyku kalitesini destekler ve sıcak stresini azaltır. Ancak klimanın bakımının yapılmış olması enfeksiyon riskine karşı son derece önemlidir” diye konuşuyor. <strong> </strong></p>
<p><strong>Serin, karanlık ve sessiz bir uyku ortamı oluşturun</strong></p>
<p>Uzayan günler, tatil planları ve sıcak geceler nedeniyle uyku düzeni kolayca bozulabiliyor. Oysa kaliteli uyku; bağışıklık sistemi, kan şekeri dengesi, ruh hali ve genel gebelik konforu üzerinde doğrudan etkili oluyor.  Yaz aylarında serin, karanlık ve sessiz bir uyku ortamı oluşturmak en az sağlıklı beslenmek kadar önem taşıyor. </p>
<p><strong>Düzenli olarak yüzün</strong></p>
<p>Erken doğum ve kanama gibi riskler olmadığı takdirde hamilelik döneminde düzenli yapılan spor vücut sağlığı için çok önemli. Yaz aylarında yüzmenin hamileliğin hemen her döneminde önerildiğini belirten Dr. Elif Erol, “Yüzmek; kan dolaşımını desteklemek, kasları güçlendirmek ve eklemlere yük bindirmeden hareket etmeyi sağlamak gibi birçok fayda sunar. Ancak yüzerken vücudu zorlamamak son derece önemlidir. Ayrıca, genital ve mantar enfeksiyonları riskine karşı denizden çıktıktan sonra ıslak mayonun hemen değiştirilmesi gerekir” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-ve-gunes-sagliginizi-tehdit-etmesin-641071">Sıcak hava ve güneş sağlığınızı tehdit etmesin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demansta &#8216;Saat çizim testi&#8217; bazı hastalarda bozulmaları yakalayabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/demansta-saat-cizim-testi-bazi-hastalarda-bozulmalari-yakalayabiliyor-640811</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:38:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[bellek]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[bozulmaları]]></category>
		<category><![CDATA[çizim]]></category>
		<category><![CDATA[demansta]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarda]]></category>
		<category><![CDATA[İşlev]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[şebekesi]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<category><![CDATA[testler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640811</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöropsikolog Dr. İnci Birincioğlu, demansın erken tanısında nöropsikolojik testlerin ve bilişsel değerlendirmelerin, beynin farklı işlev ağlarındaki bozulmaları ortaya çıkararak tanıya nasıl katkı sağladığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/demansta-saat-cizim-testi-bazi-hastalarda-bozulmalari-yakalayabiliyor-640811">Demansta &#8216;Saat çizim testi&#8217; bazı hastalarda bozulmaları yakalayabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöropsikolog Dr. İnci Birincioğlu, demansın erken tanısında nöropsikolojik testlerin ve bilişsel değerlendirmelerin, beynin farklı işlev ağlarındaki bozulmaları ortaya çıkararak tanıya nasıl katkı sağladığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Demansın erken tanısı, çok yönlü değerlendirmeyi gerektirir!</strong></p>
<p>Demansın erken tanısının nöroanatomik görüntüleme, elektrofizyolojik değerlendirmeler, genetik analizler ve nöropsikolojik incelemelerin birlikte ele alınmasını gerektirdiğini ifade eden Dr. İnci Birincioğlu, “Nöropsikolojik profil, farklı nörodejeneratif hastalıkların erken evrede ortaya çıkan bilişsel değişimlerini belirleyerek tanı sürecine önemli katkı sağlar.” dedi.</p>
<p>Nörodejeneratif hastalıkların başlangıçta belirli beyin bölgelerinde işlev kaybıyla ortaya çıktığını kaydeden Dr. Birincioğlu, “Hastalık ilerledikçe bu bozukluklar farklı alanlara yayılır ve sonuçta yaygın beyin atrofisi gelişir. Bu nedenle nöropsikolojik testler özellikle erken ve orta evrede değerli bilgiler sunar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Demansın temel özellikleri; sinsi başlangıç, yavaş ve ilerleyici seyir…</strong></p>
<p>Demans sendromlarının üç temel özellikle tanımlandığını aktaran Dr. İnci Birincioğlu, “Sinsi başlangıç göstermesi, yavaş ilerlemesi ve progresif bir seyir izlemesi temel özellikleridir. Hastalığın ilk belirtileri ise yürütücü işlev bozukluğu, dil kaybı (afazi), bellek bozukluğu, görsel-mekânsal işlevlerde bozulma veya apraksi şeklinde ortaya çıkabilir. Bu belirtilerin hangi ağda başladığı, altta yatan nörodejeneratif sürecin anlaşılmasına yardımcı olur.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Erken dönemde demans saat çizim testiyle fark edilebilir!</strong></p>
<p>Nöropsikolojik incelemelerin temel olarak yürütücü işlevler şebekesi (prefrontal korteks), dil şebekesi, bellek şebekesi (limbik sistem), ‘Ne?’ şebekesi (nesne ve yüz tanıma), ‘Nerede?’ şebekesi (uzamsal algı) gibi beş bilişsel ağı değerlendirdiğine işaret eden Dr. İnci Birincioğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Frontal lob işlevlerinin değerlendirilmesinde dikkat, çalışma belleği, sözel akıcılık, inhibisyon, bilişsel esneklik ve soyutlama becerileri incelenir. Sözel akıcılık testleri erken tanıda önemli bilgiler sunar. Kategori akıcılığının (örneğin hayvan isimleri) harf akıcılığına göre daha fazla bozulması Alzheimer hastalığını düşündürebilir. Buna karşılık kural sürdürme güçlükleri, perseverasyon ve disinhibisyon daha çok frontal sistem bozukluklarında görülür. Soyutlama becerisindeki hafif bozulmalar da hafif bilişsel bozukluğun erken göstergelerinden biridir.</p>
<p>Saat çizim testi hem kolay uygulanabilir olması hem de çok sayıda bilişsel işlev hakkında bilgi vermesi nedeniyle önemli bir tarama aracıdır. Planlama, zaman kavramı, soyutlama ve yürütücü işlevlerdeki bozulmalar saat çiziminde erken dönemde fark edilebilir. Bazı hastalarda mini-mental test puanları normal sınırlarda olmasına rağmen saat çizimindeki bozukluklar dikkat çekici olabilir.”</p>
<p><strong>İpuçları verilse bile hatırlanamayan bilgiler, Alzheimer’ın erken habercisi olabilir!</strong></p>
<p>Dil işlevlerinin adlandırma, anlama, konuşma üretimi, tekrarlama, okuma ve yazma becerilerini içerdiğini hatırlatan Dr. İnci Birincioğlu, “Dil değerlendirmesinde en sık kullanılan araçlardan biri Boston Adlandırma Testi’dir. Adlandırma güçlüğü (anomi), ilerleyici afazi tiplerinde ortak görülen önemli bir belirtidir.” dedi.</p>
<p>Hangi dil işlevlerinin korunduğu veya bozulduğunun, hastalığın nöroanatomik yerleşimi hakkında önemli bilgiler verdiğini dile getiren Dr. Birincioğlu, “Bellek değerlendirmesinde ise sözel ve görsel bellek testleri kullanılır. Sözel bellek testlerinde bireye belirli sayıda kelime öğretilir ve kısa süre sonra bunları hatırlaması istenir. Burada yalnızca öğrenme düzeyi değil, bilginin uzun süreli belleğe kaydedilip kaydedilemediği de değerlendirilir. İpucuyla hatırlanabilen unutkanlıklar dikkat sorunlarına bağlı olabilirken, ipuçlarına rağmen hatırlanamayan bilgiler hipokampal kayıt bozukluğunu düşündürür. Bu durum Alzheimer hastalığının erken evrelerinde sık görülür.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Demans, yüzleri tanıyamama ve mekânsal algı bozukluklarıyla da kendini gösterebilir!</strong></p>
<p>‘Ne?’ Şebekesi sisteminin nesne ve yüz tanımayı sağladığına değinen Dr. İnci Birincioğlu, “Yüz tanıma testleri ve nesne tanıma değerlendirmeleri kullanılarak kişinin görsel bilgiyi anlamlandırma kapasitesi ölçülür. Bu alandaki bozukluklar agnozi olarak adlandırılır ve özellikle posterior kortikal bölgelerin etkilenmesiyle ortaya çıkabilir.” dedi.</p>
<p>‘Nerede?’ Şebekesinin ise uzamsal algı ve görsel-mekânsal organizasyon becerilerini yöneten ağ olduğuna işaret eden Dr. Birincioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çizgi yönü belirleme testleri, şekil kopyalama görevleri ve yapılandırma testleri kullanılarak kişinin kendi bedeni ile dış dünya arasındaki mekânsal ilişkiyi kurabilme becerisi değerlendirilir. Bu sistemdeki bozukluklar ihmal sendromu, Balint sendromu veya Gerstmann sendromu gibi klinik tablolarla ilişkili olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/demansta-saat-cizim-testi-bazi-hastalarda-bozulmalari-yakalayabiliyor-640811">Demansta &#8216;Saat çizim testi&#8217; bazı hastalarda bozulmaları yakalayabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>LGS ve YKS Öncesi Uzmanlardan Kritik Uyarılar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lgs-ve-yks-oncesi-uzmanlardan-kritik-uyarilar-640802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:38:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bakır]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[lgs]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[ter]]></category>
		<category><![CDATA[uyarılar]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlardan]]></category>
		<category><![CDATA[yerine]]></category>
		<category><![CDATA[yks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı 13 Haziran’da, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ise 20-21 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lgs-ve-yks-oncesi-uzmanlardan-kritik-uyarilar-640802">LGS ve YKS Öncesi Uzmanlardan Kritik Uyarılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı 13 Haziran’da, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ise 20-21 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek. Milyonlarca öğrenci, uzun süredir sürdürdükleri hazırlık sürecinin ardından geleceklerini şekillendirecek bu önemli sınavlarda ter dökecek. Sınavlara sayılı günler kala uzmanlar, akademik hazırlığın yanı sıra psikolojik dayanıklılık ve doğru beslenmenin de başarı üzerinde belirleyici rol oynadığına dikkat çekiyor.</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Pınar Aylin Kaya, sınav kaygısının yönetilebilir bir duygu olduğunu vurgularken; Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır ise sınav öncesi ve sınav günü beslenme düzenine ilişkin önemli önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>“Kaygıyı Yok Etmeye Değil, Yönetmeye Odaklanın”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Pınar Aylin Kaya, kaygının beynin doğal bir alarm sistemi olduğunu belirterek önemli sınavlar öncesinde hissedilen gerginlik, uyku sorunları, konsantrasyon güçlüğü ve fiziksel belirtilerin son derece normal olduğunu ifade etti.</p>
<p>Sınav kaygısının bilişsel ve bedensel olmak üzere iki boyutta ortaya çıktığını belirten Kaya, “&#8217;Ya başaramazsam?&#8217;, &#8216;Herkes benden daha iyi çalıştı&#8217; gibi düşünceler bilişsel boyutu oluştururken; çarpıntı, terleme ve ağız kuruluğu gibi belirtiler bedensel boyutu oluşturur. Ancak unutulmamalıdır ki belirli düzeyde kaygı performansı düşürmez, aksine artırır. Önemli olan kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değil, yönetilebilir seviyede tutabilmektir” dedi.</p>
<p><strong>Son Günlerde Rutini Koruyun</strong></p>
<p>Sınava kısa süre kala öğrencilerin yeni konular öğrenmeye çalışmak yerine mevcut bilgilerini pekiştirmeye odaklanmalarının daha faydalı olacağını belirten Kaya, günlük yaşam düzeninin korunmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p>“Belirsizlik kaygıyı artırır, düzen ise zihni sakinleştirir” diyen Kaya, öğrencilerin günlerini planlamalarını, çalışma ve dinlenme saatlerini belirlemelerini önerdi. Uzun saatler boyunca aralıksız çalışmak yerine belirli sürelerle yoğunlaşılmış çalışma seanslarının tercih edilmesinin daha verimli olduğunu ifade eden Kaya, yeterli uykunun da sınav başarısında kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>“Sınav Hayatımın Tek Belirleyicisi Değil”</strong></p>
<p>Kaygının yükseldiği anlarda nefes tekniklerinin etkili bir araç olduğunu belirten Kaya, diyafram nefesi uygulamalarının bedenin gevşeme sistemini harekete geçirdiğini söyledi. Özellikle sınav salonuna girerken birkaç derin nefes almanın kaygı düzeyini düşürmeye yardımcı olabileceğini ifade etti.</p>
<p>Olumsuz düşüncelerin sorgulanmasının da önemli olduğunu belirten Kaya, “&#8217;Bu sınavı geçemezsem hayatım biter&#8217; düşüncesi yerine &#8216;Bu sınav önemli ama hayatımın tek belirleyicisi değil&#8217; şeklinde düşünmek öğrencinin üzerindeki baskıyı azaltabilir. Her düşünce gerçek değildir; onları sorgulamak mümkündür” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kitapçığı Hızlıca Gözden Geçirmek Zaman Yönetimi Sağlar”</strong></p>
<p>Sınav sırasında öğrencilerin ilk birkaç dakikayı sakinleşmek için kullanabileceğini belirten Kaya, soru kitapçığını hızlıca gözden geçirmenin zaman yönetimi açısından fayda sağlayacağını söyledi.</p>
<p>Sınav esnasında yaşanan “bildiklerimi unuttum” hissinin yaygın bir durum olduğuna dikkat çeken Kaya, öğrencilerin takıldıkları soruları geçerek diğer sorulara yönelmelerinin daha doğru bir strateji olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Ebeveynlere: Sonuç Değil Süreç Odaklı Olun</strong></p>
<p>Sınav sürecinde ailelerin tutumlarının öğrenciler üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Kaya, ebeveynlerin başarı baskısı oluşturmak yerine çocuğun gösterdiği çabayı takdir etmelerinin önemine dikkat çekti.</p>
<p>“Bu sınavı kazanmalısın” yerine “Elinden geleni yaptın, bu yeterli” yaklaşımının öğrencinin güven duygusunu güçlendirdiğini belirten Kaya, evde sınav konusunun sürekli gündemde tutulmasının da kaygıyı artırabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Sınavdan Önce Bilinmeyen Yiyeceklerden Uzak Durun</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır ise sınav öncesindeki günlerde beslenme düzeninde ani değişiklikler yapılmaması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Bakır, sınavdan 3-4 gün önce dışarıda tüketilen yiyeceklere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Besin zehirlenmesi riskine karşı güvenilir olmayan yerlerden yemek tüketilmemeli, daha önce denenmemiş yeni besinler bu dönemde tercih edilmemelidir” dedi.</p>
<p><strong>Su Tüketimi ve Dengeli Kahvaltı Başarıyı Destekliyor</strong></p>
<p>Beyin fonksiyonlarının sağlıklı çalışabilmesi için yeterli sıvı alımının büyük önem taşıdığını belirten Bakır, öğrencilerin sınavdan önceki gün yeterince su içmelerini, ancak sınav sabahı aşırı sıvı tüketiminden kaçınmalarını önerdi.</p>
<p>Kahvaltının mutlaka yapılması gerektiğini ifade eden Bakır, kan şekerini dengeli tutacak kompleks karbonhidratların tercih edilmesini tavsiye etti. Tam buğday ekmeği, çavdar, yulaf ve sebzelerin uygun seçenekler olduğunu belirten Bakır, yumurta ve peynir gibi protein kaynaklarının da kahvaltıda yer alması gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Ağır ve Yağlı Yemeklerden Kaçının</strong></p>
<p>Sınavdan bir gece önce çok geç saatlerde yemek yenmemesi gerektiğini belirten Bakır, aşırı yağlı, kızartılmış ve tuzlu yiyeceklerin uyku kalitesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.</p>
<p>Bakır, “İyi bir uyku, sınav sabahına zinde başlamak için en önemli unsurlardan biridir. Bu nedenle sınav öncesi akşam hafif ve dengeli bir öğün tercih edilmelidir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lgs-ve-yks-oncesi-uzmanlardan-kritik-uyarilar-640802">LGS ve YKS Öncesi Uzmanlardan Kritik Uyarılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik dayanıklılık için aile desteği önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-dayaniklilik-icin-aile-destegi-onemli-640529</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:28:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılık]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640529</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, 13 Haziran 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) öncesinde öğrenci ve velilere önemli uyarı ve önerilerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-dayaniklilik-icin-aile-destegi-onemli-640529">Psikolojik dayanıklılık için aile desteği önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, 13 Haziran 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) öncesinde öğrenci ve velilere önemli uyarı ve önerilerde bulundu.</p>
<p>Bu yıl 1 milyondan fazla 8. sınıf öğrencisinin katılacağı sınavın öğrencilerin eğitim hayatında önemli bir basamak olduğunu belirten Dr. Demet Gülaldı, “Hafta sonu gerçekleştirilecek LGS, öğrenciler ve ailesi için önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Uzun süredir devam eden hazırlık sürecinin ardından öğrenciler akademik bilgi birikimlerini ortaya koyacakları kritik bir sınava girecekler. LGS, öğrencilerin eğitim yolculuğunda önemli bir basamak olmakla birlikte, hayatlarının tamamını belirleyen tek unsur değildir. Bu nedenle hem öğrencilerin hem de ailelerin sürece dengeli bir bakış açısıyla yaklaşmaları, sınavı bir son değil, eğitim yaşamının doğal bir aşaması olarak görmeleri önem taşımaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Sınav başarısı yalnızca akademik yeterlilikle açıklanamaz</strong></p>
<p>Sınav başarısının sadece akademik bilgi düzeyiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini kaydeden Dr. Demet Gülaldı, “Sınav başarısı yalnızca akademik yeterlilikle değil, aynı zamanda psikolojik hazırlık ve aile desteğiyle de yakından ilişkili olduğunu görmekteyiz. Sınav öncesinde öğrencilerin heyecan, endişe ve stres yaşamaları beklenen ve doğal kabul edilen duygusal tepkilerdir. Belirli düzeyde kaygı öğrencinin dikkatini artırarak performansını olumlu etkileyebilecektir. Ancak aşırı kaygı; dikkat dağınıklığına, unutkanlığa ve performans düşüklüğüne yol açabilmektedir. Bu nedenle son hafta içerisinde yoğun konu tekrarlarından çok, mevcut bilgilerin gözden geçirilmesi, uyku düzeninin korunması ve günlük yaşam rutinlerinin sürdürülmesi önemlidir. Özellikle sınava birkaç gün kala yeni konu öğrenmeye çalışmak öğrencilerin kaygı düzeyini artırabilmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aile desteği psikolojik dayanıklılığı güçlendiriyor</strong></p>
<p>Sınav sürecinde ailelerin yaklaşımının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Gülaldı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu stresli sınav dönemlerinde aile desteğinin öğrencilerin psikolojik dayanıklılığını güçlendirecektir. Ailelerin bu süreçte çocuklarına yönelik gerçekçi beklentiler geliştirmesi ve başarıyı yalnızca sınav sonucuyla ilişkilendirmemesi büyük önem taşımaktadır. Sürekli başarı baskısı oluşturmak, diğer öğrencilerle kıyaslamak veya sınavı hayatın tek belirleyicisi gibi sunmak öğrencilerde kaygıyı artırabilmektedir. Ebeveynlerin bu dönemde çocuklarına verdikleri mesaj önemlidir; ‘Elinden geleni yapman bizim için yeterlidir.’, ‘Seni sınav sonucundan bağımsız olarak seviyoruz.’, ‘Bu sınav hayatının tamamını belirlemez.’, ‘Gösterdiğin emek ve çaba bizim için değerlidir.’ gibi ifadeler sınav kaygısını azaltmaya yardımcı olacaktır.”</p>
<p><strong>Öğrencilere öneriler</strong></p>
<p>LGS’ye hazırlanan öğrenciler için önerilerde bulunan Dr. Gülaldı, “Uyku saatlerinizi düzenli olarak en az 8 saat olacak şekilde planlayın. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat edin. Sosyal medya ve ekran kullanımınızı sınırlayın. Günlük hafif fiziksel aktivitelere zaman ayırın. Sınav günü için gerekli belgeleri önceden hazırlamayı unutmayın. Özellikle sınavdan bir gün önce yoğun deneme çözmek yerine dinlenmek ve zihinsel olarak rahatlamak daha yararlı olacaktır. Unutulmamalıdır ki başarı, yalnızca alınan puanla değil; gösterilen emek, kararlılık ve öğrenme sürecinde kazanılan deneyimlerle de ölçülmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-dayaniklilik-icin-aile-destegi-onemli-640529">Psikolojik dayanıklılık için aile desteği önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yağlı güreşin kalbi Kocaeli&#8217;de atacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yagli-guresin-kalbi-kocaelide-atacak-640481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:26:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[atacak]]></category>
		<category><![CDATA[boy]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güreş]]></category>
		<category><![CDATA[güreşin]]></category>
		<category><![CDATA[güreşleri]]></category>
		<category><![CDATA[haziran]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yağlı]]></category>
		<category><![CDATA[Yağlı Güreş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en prestijli yağlı güreşleri arasında gösterilen ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 18’incisi düzenlenen Sekapark Altınkemer Yağlı Güreşleri, 12-13-14 Haziran tarihleri arasında İzmit Atletizm Pisti’nde gerçekleştirilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yagli-guresin-kalbi-kocaelide-atacak-640481">Yağlı güreşin kalbi Kocaeli&#8217;de atacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en prestijli yağlı güreşleri arasında gösterilen ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 18’incisi düzenlenen Sekapark Altınkemer Yağlı Güreşleri, 12-13-14 Haziran tarihleri arasında İzmit Atletizm Pisti’nde gerçekleştirilecek. Bu yıl yine CW Enerji Türkiye Yağlı Güreş Ligi kapsamında yapılacak organizasyonda yaklaşık bin 700 pehlivan er meydanında kol bağlayacak.</p>
<p><b>TÜRKİYE YAĞLI GÜREŞ LİGİ’NİN ÖNEMLİ ETAPLARINDAN BİRİ</b></p>
<p>Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu tarafından bu yıl 8 etap halinde düzenleneceği açıklanan Türkiye Yağlı Güreş Ligi’nin 4. etabı olarak önemli duraklarından biri olan Sekapark Altınkemer Yağlı Güreşleri, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonluğunda 12-13-14 Haziran tarihleri arasında İzmit Atletizm Pisti’nde gerçekleştirilecek. Lig puanlamasına dahil olacak müsabakalar, sezonun kaderini belirleyecek organizasyonlar arasında yer alıyor.</p>
<p><b>BİN 700 PEHLİVAN ER MEYDANINA ÇIKACAK</b></p>
<p>Bu yıl düzenlenecek organizasyona 75 başpehlivan, 100 başaltı ve 110 büyük orta güreşçisi başta olmak üzere yaklaşık bin 700’ün üzerinde sporcunun katılması bekleniyor. Üç gün boyunca sürecek güreşlerde minik boylardan başpehlivanlığa kadar tüm kategorilerde kıyasıya mücadeleler yaşanacak.</p>
<p><b>İLK GÜN KURA VE İLK TUR HEYECANI</b></p>
<p>3 gün sürecek yağlı güreş organizasyonu 12 Haziran Cuma günü boy ayrımı işlemleriyle başlayacak. Organizasyonun ilk gününde güreşler saat 14.00’te start alacak. Günün ilerleyen saatlerinde büyük orta, başaltı ve başpehlivanlık kategorilerinin ilk tur müsabakaları gerçekleştirilecek.</p>
<p><b>BAŞPEHLİVANLAR CUMARTESİ GÜNÜ DE SAHNE ALACAK</b></p>
<p>13 Haziran Cumartesi günü güreş heyecanı sabah saatlerinde yeniden başlayacak. Başpehlivanlık ikinci ve üçüncü tur mücadelelerinin yapılacağı günde; gün sonunda baş, başaltı ve büyük orta boylarında son 8 pehlivan belirlenmiş olacak.</p>
<p><b>ŞAMPİYON PAZAR GÜNÜ BELLİ OLACAK</b></p>
<p>14 Haziran Pazar günü büyük orta ve başaltı kategorilerindeki mücadelelerin ardından gözler başpehlivanlık müsabakalarına çevrilecek. Çeyrek final, yarı final ve final güreşlerinin ardından 18. Sekapark Altınkemer Yağlı Güreşleri’nin başpehlivanı belli olacak.</p>
<p><b>GEÇEN YILIN BAŞPEHLİVANI ORHAN OKULU OLMUŞTU</b></p>
<p>Geçtiğimiz yıl “Ramiz Kahveciler” adına düzenlenen Sekapark Altınkemer Yağlı Güreşleri’nde altın kemere uzanan isim Orhan Okulu olmuştu. Tecrübeli başpehlivan, finaldeki başarılı performansıyla kürsünün zirvesine çıkmıştı. Bu yıl gözler, hem Orhan Okulu’nun unvanını koruyup koruyamayacağında hem de yeni şampiyon adaylarının performansında olacak.</p>
<p><b>KOCAELİ’NİN SPOR ŞEHRİ KİMLİĞİNE ÖNEMLİ KATKI</b></p>
<p>Türk güreş geleneğinin en önemli organizasyonları arasında gösterilen Sekapark Altınkemer Yağlı Güreşleri, bu yıl da binlerce sporseveri ağırlayacak. Üç gün boyunca sürecek organizasyon, hem güreş tutkunlarına unutulmaz anlar yaşatacak hem de Kocaeli’nin spor şehri kimliğine önemli katkı sunacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yagli-guresin-kalbi-kocaelide-atacak-640481">Yağlı güreşin kalbi Kocaeli&#8217;de atacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UFI&#8217;nin 101 yıllık tarihindeki en yüksek katılımlı bölgesel konferans oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ufinin-101-yillik-tarihindeki-en-yuksek-katilimli-bolgesel-konferans-oldu-640463</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:25:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[101]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[fuarcılık]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[izmirde]]></category>
		<category><![CDATA[katılımlı]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[organizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[tarihindeki]]></category>
		<category><![CDATA[ufi]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yıllık]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640463</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir, Küresel Fuarcılık Endüstrisi Birliği’nin (UFI) 101 yıllık tarihindeki en geniş katılımlı bölgesel konferansa ev sahipliği yaparak 36 ülkeden yaklaşık 400 sektör temsilcisini bir araya getirdi ve uluslararası fuarcılık alanındaki konumunu güçlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ufinin-101-yillik-tarihindeki-en-yuksek-katilimli-bolgesel-konferans-oldu-640463">UFI&#8217;nin 101 yıllık tarihindeki en yüksek katılımlı bölgesel konferans oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir, Küresel Fuarcılık Endüstrisi Birliği’nin (UFI) 101 yıllık tarihindeki en geniş katılımlı bölgesel konferansa ev sahipliği yaparak 36 ülkeden yaklaşık 400 sektör temsilcisini bir araya getirdi ve uluslararası fuarcılık alanındaki konumunu güçlendirdi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZFAŞ ev sahipliğinde, Fuar İzmir’de düzenlenen Küresel Fuarcılık Endüstrisi Birliği (UFI) Avrupa Konferansı başarıyla tamamlandı. UFI Avrupa Bölge Direktörü Nick Dugdale-Moore’un “UFI’nin 101 yıllık tarihindeki en büyük bölgesel konferansı” olarak nitelendirdiği organizasyon, 36 ülkeden yaklaşık 400 sektör profesyonelini İzmir’de bir araya getirdi. Konferans boyunca, fuarcılık sektörünün geleceğine ilişkin oturumlar, iş birliği görüşmeleri ve sektör buluşmaları gerçekleştirilirken, İzmir uluslararası fuarcılık dünyasının önemli temsilcilerini ağırladı.</p>
<p><strong>“Gurur kaynağı”</strong></p>
<p>İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, UFI’nin önemli bir etkinliğine 52 yıl sonra yeniden İzmir’de ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, “İzmir, tarih boyunca ticaretin, kültürel etkileşimin ve uluslararası buluşmaların merkezlerinden biri oldu. 100 yılı aşkın fuarcılık deneyimine sahip kentimiz, aynı zamanda İzmir Enternasyonal Fuarı ile Türkiye’de UFI üyeliğine kabul edilen ilk fuara ev sahipliği yapıyor. UFI Avrupa Konferansı’nın uzun yıllar sonra yeniden İzmir’de gerçekleştirilmesi, kentimizin küresel fuarcılık ağı içerisindeki güçlü konumunu ve köklü organizasyon kültürünü bir kez daha ortaya koydu” dedi.</p>
<p>Organizasyonun, UFI’nin bugüne kadar düzenlediği en yüksek katılımlı bölgesel konferans olmasının ayrı bir gurur kaynağı olduğunu belirten Cumalıoğlu, “Dünyanın farklı ülkelerinden fuar organizatörlerini, sektör profesyonellerini ve karar vericileri İzmir’de bir araya getiren bu güçlü buluşma; fuarcılık sektörünün geleceğine yönelik ortak vizyon geliştirilmesi açısından da çok kıymetli bir platform sundu. Konferans boyunca oluşan uluslararası etkileşimin yeni iş birliklerine, uzun vadeli ortaklıklara ve sektörler arası bilgi paylaşımına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Cumalıoğlu, UFI Avrupa Konferansı’nın kentte yarattığı sinerjinin İzmir’in uluslararası görünürlüğüne, yeni organizasyon fırsatlarına ve küresel sektörel bağlantılarına katkı sağlayacağını da ifade etti.</p>
<p><strong>“Şehri ve kültürü deneyimlemek konferansın başarısına katkı sağladı”</strong></p>
<p>Konferansa ilişkin değerlendirmelerde bulunan UFI CEO’su Chris Skeith OBE, İzmir’de geçirdikleri zamandan büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, konferansın başarısında katılımcıların İzmir’i, kentin kültürünü ve Türkiye’yi deneyimleme isteğinin önemli rol oynadığını ifade etti. Skeith OBE, dünya fuarcılık topluluğunu Türkiye’nin sunduğu bu ortamda bir araya getirebilmiş olmanın da organizasyona ayrı bir değer kattığını belirtti.</p>
<p>UFI’nin 100 yılı aşkın süredir küresel fuarcılık sektörünü bir araya getirdiğini kaydeden UFI CEO’su, organizasyonların sektör profesyonellerinin birbirlerinden öğrenmelerine, iyi uygulamaları paylaşmalarına, bağlantılar kurmalarına ve gelecekteki iş ortaklıklarının temelini oluşturmalarına imkan sağladığını söyledi. İzmir’de düzenlenen konferansın bu hedeflere önemli katkı sunduğunu belirten Skeith OBE, katılımcıların yalnızca bilgi paylaşımında bulunmadığını, aynı zamanda gelecekte iş birliklerine dönüşebilecek ilişkiler geliştirdiğini ifade etti. Burada edinilen deneyimlerin ve kurulan bağlantıların katılımcıların faaliyetlerine uzun vadeli katkı sağlayacağını vurguladı.</p>
<p>Skeith OBE, Avrupa Konferansı’nın başarıyla gerçekleştirilmesine katkı sunan tüm ekibe teşekkür ederek, gelecekte yeniden İzmir’e gelmeyi umduklarını ve Türkiye’de böyle bir buluşmaya ev sahipliği yapmanın kendileri için büyük bir ayrıcalık olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“UFI’nin 101 yıllık tarihindeki en büyük bölgesel konferans”</strong></p>
<p>UFI Avrupa Bölge Direktörü Nick Dugdale-Moore ise geçen yıl İzmir’i ilk kez ziyaret ettiklerinde bunun özel bir organizasyon olacağını hissettiklerini belirterek, “Bu hafta İzmir’de 400’ün üzerinde delegeyi ağırladık. Bu, UFI’nin 101 yıllık tarihindeki en büyük bölgesel konferans oldu” dedi.</p>
<p>İzmir’in katılımcılar üzerinde güçlü bir etki bıraktığını ifade eden Dugdale-Moore, şehrin tarihi dokusu ile modern yaşamı bir araya getiren yapısının uluslararası delegeler tarafından büyük beğeni topladığını söyledi. İzmir’in misafirperverliği ve sunduğu deneyimin konferansın başarısına önemli katkı sağladığını belirten Dugdale-Moore, farklı ülkelerden gelen katılımcıların kentten son derece olumlu izlenimlerle ayrıldığını kaydetti.</p>
<p><strong>İZFAŞ ve Fuar İzmir büyük takdir topladı</strong></p>
<p>Konferansın organizasyon sürecini de değerlendiren Dugdale-Moore, İZFAŞ tarafından sunulan hizmet kalitesi ve operasyonel detaylara gösterilen özenin dikkat çekici olduğunu ifade etti. Fuar İzmir’in de uluslararası katılımcılardan büyük beğeni topladığını belirten Dugdale-Moore, tesisin mimarisi, işlevselliği ve sunduğu olanaklarla dikkat çektiğini ifade etti. Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen fuar alanı yöneticileri ve işletmecilerinin Fuar İzmir’i yakından inceleme fırsatı bulduğunu söyleyen Dugdale-Moore, fuar merkezinin yalnızca Avrupa’nın değil, dünyanın önde gelen fuar tesisleri arasında gösterilebilecek nitelikte olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>İzmir’i yakından tanıma fırsatı buldular</strong></p>
<p>UFI Avrupa Konferansı, uluslararası fuarcılık sektörünün önde gelen temsilcilerini İzmir’de buluştururken, kentin küresel fuarcılık ekosistemindeki konumunu güçlendiren önemli bir organizasyon olarak tamamlandı. Konferans süresince gerçekleştirilen oturumlar, iş görüşmeleri, teknik incelemeler ve sosyal programlar sayesinde dünyanın farklı ülkelerinden gelen sektör temsilcileri yalnızca fuarcılık sektörünün geleceğini tartışmakla kalmadı; İzmir’in tarihini, kültürünü ve yaşam tarzını da yakından tanıma fırsatı buldu.</p>
<p>Efes Antik Kenti’nden Agora’ya, Urla’dan Çeşme’ye, Kemeraltı’ndan Tarihi Asansör’e uzanan ziyaret programlarıyla kenti deneyimleyen katılımcılar, yeni iş bağlantıları ve iş birliği fırsatlarıyla ülkelerine dönerken, konferans da İzmir’in uluslararası fuarcılık dünyasındaki görünürlüğüne önemli katkı sağladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ufinin-101-yillik-tarihindeki-en-yuksek-katilimli-bolgesel-konferans-oldu-640463">UFI&#8217;nin 101 yıllık tarihindeki en yüksek katılımlı bölgesel konferans oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;AHİD 41. Yılında Ödül Töreni Düzenledi&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ahid-41-yilinda-odul-toreni-duzenledi-640348</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:21:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[41]]></category>
		<category><![CDATA[ahi]]></category>
		<category><![CDATA[Ahid]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[düzenledi]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[töreni]]></category>
		<category><![CDATA[yılında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640348</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara’nın sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine katkı sağlayan isimleri onurlandırmak amacıyla düzenlenen “AHİD – Ankara’ya Değer Katanlar Ödül Gecesi”, Divan Otel’de gerçekleştirilen şık bir organizasyonla sahiplerini buldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ahid-41-yilinda-odul-toreni-duzenledi-640348">&#8216;AHİD 41. Yılında Ödül Töreni Düzenledi&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’nın sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine katkı sağlayan isimleri onurlandırmak amacıyla düzenlenen “AHİD – Ankara’ya Değer Katanlar Ödül Gecesi”, Divan Otel’de gerçekleştirilen şık bir organizasyonla sahiplerini buldu.</p>
<p><strong>Devlet Erkanı ve Bürokrasi Aynı Çatı Altında</strong></p>
<p>Ankaralılar ve Ankara’ya Hizmet Edenler Derneği (AHİD) tarafından düzenlenen bu özel gece; siyaset, iş dünyası, sivil toplum ve bürokrasi camiasından çok sayıda önemli ismi bir araya getirdi. Davetliler arasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu AK Parti Ankara Milletvekilleri Kurtcan Çelebi, Ahmet Fethan Baykoç, Mustafa Nedim Yamalı, Zeynep Yıldız, MHP Ankara Milletvekili Mevlüt Karakaya, CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, Yeni Yol Partisi Ankara Milletvekili Av İdris Şahin, AK Parti Ankara İl Başkanı Hakan Han Özcan, MHP Ankara İl Başkanı Alparslan Doğan, Akyurt Belediye Başkanı Hilal Ayık, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, ATO Başkanı Gürsel Baran, Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, TŞOF Başkanı Mehmet Yiğiner, Ankaragücü Başkanı İlhami Alparslan, Gençlerbirliği Başkanı Haydar Arda Çakmak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, Başkent Üniversitesi Kurucusu Prof Dr Mehmet Haberal, Rektörler, Büyükelçiler, Oda Başkanları, STK Başkanları, AHİD Üyeleri ve yabancı bürokratlar da yer aldı.</p>
<p>Gecenin ev sahipliğini üstlenen AHİD Başkanı Hilmi Yaman, yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:“Ankara’ya değer katan, şehrimizin gelişimine katkı sağlayan ve toplumsal fayda üreten kişi ve kurumları onurlandırmak amacıyla düzenlediğimiz bu anlamlı gecede, başkentimizin ortak hafızasına ve geleceğine katkı sunan isimleri bir araya getirdik. AHİD olarak Ankara’ya hizmet edenlerin emeklerinin görünür olmasını önemsiyoruz.”</p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 41. Yıl Ödül Gecesi&#8217;ndeki konuşmasında, Ankara&#8217;nın Türkiye&#8217;nin ekonomisi için çok önemli bir şehir olduğunu söyledi.</p>
<p>Türkiye ekonomisinde iki tane önemli unsur olduğunu ve bunların çözülmesi halinde Türkiye&#8217;nin tüm sorunlarının üstesinden gelebileceğini dile getiren Bayraktar, &#8220;Türkiye sanayisinde ihracatın katma değerli hale gelmesi lazım. Türkiye bugün 270 milyar dolar üzerinde ihracat yapıyor. Çok önemli bir üretim ülkesi, çok önemli bir üretim kabiliyeti, güçlü bir teşebbüsümüz var. Daha katma değerli üretmiyor sanayimiz. İşte, Ankara bunun için önemli çünkü burası savunma sanayinin ve yazılım sektörünün merkezi.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Gecenin ana sponsorlarından Ankara’nın ilk lüks markalı gayrimenkul projesi olan Ankara Rezidans bu Elie Saab firması ve Ankara Bordo inşaat ise ödüllerini Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu’dan aldı. Gecede yer alan diğer firmalar da teşekkür plaketi alırken derneğin genç seymenleri de gösteri yaptı. </p>
<p>Ödül töreninin yanı sıra gecenin dikkat çeken etkinliklerinden biri de Ankara’nın kültürel mirasını yansıtan özel defile oldu. Ankara motiflerinden ilham alınarak hazırlanan kıyafetler, konukların beğenisine sunuldu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ahid-41-yilinda-odul-toreni-duzenledi-640348">&#8216;AHİD 41. Yılında Ödül Töreni Düzenledi&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa&#8217;nın Dünyaca Ünlü Değeri Osmangazi&#8217;de Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bursanin-dunyaca-unlu-degeri-osmangazide-konusuldu-640318</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:20:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştay]]></category>
		<category><![CDATA[değeri]]></category>
		<category><![CDATA[dünyaca]]></category>
		<category><![CDATA[halk]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[ritmi]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640318</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, Bursa’nın simgelerinden olan Kılıç-Kalkan Oyunu’nun korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla Bursa Kılıç-Kalkan Oyunu Çalıştayı düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bursanin-dunyaca-unlu-degeri-osmangazide-konusuldu-640318">Bursa&#8217;nın Dünyaca Ünlü Değeri Osmangazi&#8217;de Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, Bursa’nın simgelerinden olan Kılıç-Kalkan Oyunu’nun korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla Bursa Kılıç-Kalkan Oyunu Çalıştayı düzenledi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, asırlardır Bursa’nın kültürel mirası olarak yaşatılan Kılıç-Kalkan Oyunu’nun geleceğine katkı sunmak amacıyla önemli bir çalışmaya imza attı. Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı etkinlikleri kapsamında Osmangazi Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirilen çalıştayda, kentin önemli kültürel değerlerinden biri olan Kılıç-Kalkan geleneğinin yeniden canlandırılması ve ulusal ile uluslararası alanda daha güçlü şekilde tanıtılmasına yönelik görüş alışverişinde bulunuldu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>1960’lı yıllarda altın dönemini yaşayan ve uluslararası alanda büyük ilgi gören Kılıç-Kalkan Oyunu’nun son yıllarda daha durağan bir süreç yaşaması üzerine harekete geçen Osmangazi Belediyesi, Türkiye’nin farklı bölgelerinden uzmanları ve akademisyenleri bir araya getirerek oyunun geleceğine yönelik önerileri değerlendirdi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Kültürel Mirasın Gelecek Kuşaklara Taşınması Çok Önemli”  </span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Böyle bir çalıştaya ev sahipliği yapmaktan büyük onur duyduklarını belirten Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, sözlerinde şu ifadelere yer verdi:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Kılıç-Kalkan sadece bir halk oyunundan ibaret değil. Eğer böyle olsaydı, sadece halk biliminin bir konusu olup halk bilimi üzerinden bir araştırma yapılabilirdi. Çok farklı bilim dallarını da beraberinde getiriyor. Kılıç-Kalkan, öncelikle başı, ortası ve sonu olan bir dramaturjik yapıya da sahip. İçinde çeşitli temalar var; bunlar cesaret, kahramanlık ve rekabet gibi temalar. Finalinde elbette kardeşlik ve dostluk var. Bu temalar bize sadece bir halk oyunundan ibaret olmadığını, bir dramaturjik yapıyı da beraberinde getirdiğini gösteriyor. Ayrıca bu dramaturjik yapıda dansçıların inandırıcılığı, jestler ve mimikler devreye giriyor. Kültürel mirasın yaşatılması, keşfedilmesi ve gelecek kuşaklara taşınması Osmangazi Belediyesi için çok önemli. Bütün kurumların el birliğiyle kültürel mirasa sahip çıkması ve onu gelecek kuşaklara taşıması, Bursa’daki üniversitelerin de bu konuda son yıllarda lokomotif olması bizler için çok kıvanç verici. Ben, çalıştaydan çıkan sonuçların bizim gibi yerel yönetimlere rehber ve ışık olacağını, nasıl bir yolda yürümemiz gerektiğini göstereceğini düşünüyorum.” </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Bence Bu Çalıştay Çok Kıymetli”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bursa’nın değeri olan Kılıç-Kalkan’a yönelik böyle bir çalıştay yapılmasının oldukça önemli olduğunu söyleyen Bursa Tahtakıran Kılıç Kalkan Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Tahtakıran, “Birçok söylence var ama somut verilere ve tarihi gerçeklere ulaşabilmek adına akademisyenlerle ve Osmangazi Belediyesi’nin değerli katılımcılarıyla birlikte böyle bir çalıştay yapılması çok önemli. Bu oyunun tarihi, nasıl yapıldığı, geleneksel olarak nasıl bir oyun olduğu, giysisinin nasıl olduğu, ritmi ve bu ritmin bir müzik olarak kabul edilip edilmeyeceği, yani bir perküsyon olarak değerlendirdiğimizde bu ritmi müzik kategorisine sokup sokmayacağımız konularında önemli tartışmalar ve görüşmeler yapılacak. Bence bu çalıştay çok kıymetli” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Kılıç Kalkan Son 15 Yıldır Durağan Bir Hale Geldi”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kılıç-Kalkan’ın Bursa’nın en önemli markalarından biri olduğunun altını çizen Bursa Uludağ Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Nazım Gürak da, “Nasıl ki ipek ve Karagöz’ümüz varsa, Kılıç-Kalkan da Bursa’nın markalarından bir tanesi. Ancak son 15 yıldır halk kültürü içinde oldukça durağan bir hale geldi. Kılıç-Kalkan, 1960’lı yıllarda bütün Türkiye’de zirvedeyken şu an son zamanlarda biraz daha yerinde saymaya başladı. Biz de Bursalılar olarak dedik ki bu işe bir el atalım. Bazı şeylerin tartışılıp konuşularak sonuçlandırılması gerektiğine inandık. Bu konuyla ilgili tüm uzmanları çalıştayda bir araya getirdik” açıklamalarında bulundu.  </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Kılıç-Kalkan’ı Gençlere Tekrar Sevdirmek Gerekiyor”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kılıç-Kalkan’ın disiplin, uyum ve tarihsel mirası bir araya getiren özgün bir halk gösterisi olduğunu aktaran Uluumay Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Feyza Uluumay Gökalp ise, “1326 yılında uzun süreli bir fetih kuşatmasının ardından şehre kılıç kalkan oynayarak giren erlerimiz gibi şimdi Kılıç-Kalkan’la bir marka olarak bizim dünya sahnesine girmemiz gerekiyor. Kılıç-Kalkan’ı gençlere tekrar sevdirmek gerekiyor. Bununda bin bir türlü yolu var. Artık dünyaya açılan bir kapı var hepimizin elinde geleneksel olarak oyunun şekli ve tüm değerleri aynı şekilde bir örnek olarak olması gerekiyor. Bunun haricinde üzerine geliştirmeler yaparak çağımıza uyarlamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>Akademisyenler Kılıç-Kalkan’ı Çok Yönlü Olarak Değerlendirdi</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bursa Kılıç-Kalkan Oyunu Çalıştayı’na katılan akademisyenler açılış konuşmalarının ardından düzenlenen oturumlarda Kılıç-Kalkan’ın tarihi, nasıl icra edildiği, geleneksel kültür içerisindeki yeri ve özellikleri, kullanılan giysilerin niteliği, ritmik yapısı ile bu ritmin müzik olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği gibi konuları masaya yatırdı. Ayrıca ritmin bir perküsyon unsuru olarak müzik kategorisine dahil edilip edilemeyeceği üzerine farklı görüşler ve değerlendirmeler kapsamında önemli tartışmalar yapıldı.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bursanin-dunyaca-unlu-degeri-osmangazide-konusuldu-640318">Bursa&#8217;nın Dünyaca Ünlü Değeri Osmangazi&#8217;de Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Steinway &#038; Sons Piyanosu DEÜ Devlet Konservatuvarı&#8217;nda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/steinway-sons-piyanosu-deu-devlet-konservatuvarinda-640305</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:19:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Arkas]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Konservatuvarı]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[konservatuvarı]]></category>
		<category><![CDATA[Lucien Arkas]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[piyano]]></category>
		<category><![CDATA[piyanosu]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sons]]></category>
		<category><![CDATA[steinway]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640305</guid>

					<description><![CDATA[<p>DEÜ Devlet Konservatuvarında düzenlenen programa; DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas ve eşi Merve Arkas, Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Mehmet Alper Kazancıoğlu, dekanlar, konservatuvar akademisyenleri ve öğrenciler katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/steinway-sons-piyanosu-deu-devlet-konservatuvarinda-640305">Steinway &#038; Sons Piyanosu DEÜ Devlet Konservatuvarı&#8217;nda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>DEÜ Devlet Konservatuvarında düzenlenen programa; DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas ve eşi Merve Arkas, Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Mehmet Alper Kazancıoğlu, dekanlar, konservatuvar akademisyenleri ve öğrenciler katıldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span>REKTÖR YILMAZ: “SANAT, ÜNİVERSİTEMİZİN TEMEL DEĞERLERİ ARASINDA”</span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Törende konuşan DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Dokuz Eylül Üniversitesinin yalnızca belirli alanlarda uzmanlaşan tematik bir üniversite olmadığını, hayatın tüm alanlarına dokunan köklü ve kapsamlı bir yükseköğretim kurumu olduğunu belirtti. Üniversitenin “Eğitimin, Bilimin, Sanatın, Sporun, Hayatın Merkezi” mottosunu bu anlayışla benimsediğini ifade eden Yılmaz, sanatın da üniversitenin temel değerleri arasında yer aldığını vurguladı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Devlet Konservatuvarına kazandırılan Steinway &#038; Sons piyanosunun öğrencilerin eğitim süreçlerine önemli katkılar sağlayacağını belirten Yılmaz, sanata ve genç sanatçıların yetişmesine sunduğu destek dolayısıyla Lucien Arkas’a teşekkür etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span>KAZANCIOĞLU: “REKTÖRÜMÜZÜN DESTEĞİ VE LUCIEN ARKAS’IN KATKISIYLA ÖNEMLİ BİR KAZANIM ELDE ETTİK”</span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Mehmet Alper Kazancıoğlu ise konuşmasında piyanonun konservatuvara kazandırılması sürecine değinerek, Steinway &#038; Sons marka bir piyanonun öğrenciler için büyük bir kazanım olacağını ilk kez Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz ile paylaştığında, Rektörün hiç tereddüt etmeden projeye destek verdiğini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Bir sanatçının yetişmesinin uzun yıllar süren emek ve özveri gerektirdiğini belirten Kazancıoğlu, konservatuvara kazandırılan Steinway &#038; Sons konser piyanosunun yalnızca bir enstrüman değil, genç sanatçılara duyulan güvenin, eğitime verilen değerin ve sanatın geleceğine yapılan yatırımın önemli bir göstergesi olduğunu söyledi. Bu kıymetli katkı dolayısıyla Lucien Arkas ve Arkas Holding ailesine teşekkür eden Kazancıoğlu, öğrencilerin artık dünyanın önde gelen konser salonlarında kullanılan bir enstrümanı eğitim süreçlerinde tanıma ve deneyimleme fırsatı bulacağını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Bu imkânın öğrencilerin özgüvenlerine ve sanatsal gelişimlerine önemli katkılar sağlayacağını vurgulayan Kazancıoğlu, bugün bu salonda eğitim gören gençlerin gelecekte ulusal ve uluslararası sahnelerde Türkiye’yi başarıyla temsil edeceklerine inandığını dile getirdi. Kazancıoğlu, Steinway &#038; Sons piyanosunun konservatuvar öğrencilerinin sanatsal yolculuklarında önemli bir dönüm noktası olacağını belirterek, sürece katkı sunan Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz’a, Lucien Arkas’a ve Arkas Holding ailesine teşekkür etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span>GENÇ YETENEKLERDEN STEINWAY &#038; SONS RESİTALİ</span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Program kapsamında gerçekleştirilen açılış konserinde, Devlet Konservatuvarı öğrencileri Steinway &#038; Sons piyano eşliğinde seçkin eserlerden oluşan bir repertuvar seslendirdi. Konserde Özgür Erim Odabaşı, Zeynep Yıldız, Can Ayazlar, İrfan Karakılıç, Ceren Gül, Tılsım Durutürk, Fikret Uçar, Çınar Bozkurt, Beste Eser ve Doğa Ergen sahne aldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>İlkokul, ortaokul, lise ve lisans düzeyindeki öğrencilerin yer aldığı programda; İlhan Baran, Ulvi Cemal Erkin, Fazıl Say, İstemihan Taviloğlu ve Ahmet Adnan Saygun gibi Türk müziğinin önemli bestecilerinin eserlerinin yanı sıra Claude Debussy, Franz Liszt, Sergei Rachmaninoff ve Frédéric Chopin gibi dünya müzik tarihinin önde gelen bestecilerinin eserleri de başarıyla icra edildi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Konserin finalinde ise Devlet Konservatuvarı Lisans 4 öğrencisi Kemal Atakan Korkmaz, Georges Bizet’nin Carmen operasından Escamillo aryasını seslendirdi. Piyanoda Öğretim Görevlisi Özlem Ebesek’in eşlik ettiği performans, dinleyicilerden büyük beğeni topladı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>2026 Genç Solist Yarışması Profesyonel Kategori ikincisi ve Necdet Aydın Sahne Özel Ödülü sahibi olan Kemal Atakan Korkmaz’ın, Almanya merkezli Kanttila Ajansı sanatçı listesine kabul edilmesi ve Avrupa’daki seçmelere davet edilmesi de genç sanatçının dikkat çeken başarıları arasında yer aldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span>ARKAS: “GENÇLERİMİZİN SANATSAL GELİŞİMİNİ DESTEKLEMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”</span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Konserin ardından katılımcılara hitap eden Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, programdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Geleceğin aydınlık yüzleri olan çocukların ve gençlerin sanatsal gelişimlerine katkı sunmayı önemsediklerini belirten Arkas, genç sanatçıların yetişmesine yönelik desteklerini sürdüreceklerini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Gençlerin çok değerli olduğunu belirterek onları eğiten, yetiştiren ve sanata yönlendiren herkesi gönülden tebrik eden Arkas, yaptıkları katkıyla bu anlamlı yolculuğun bir parçası olmaktan mutluluk duyduklarını ifade etti. Müziğin insanın hem hüznünü hem de sevincini ifade edebilen, zihni sakinleştiren ve duyguları dönüştüren özel bir dil olduğunu söyleyen Arkas, bu yolun ne kadar emek gerektirdiğini bilen biri olarak gençlerin yeteneklerine tanıklık etmenin kendisini çok mutlu ettiğini dile getirdi. Arkas, Arkas Holding olarak bu katkıyı sunabilmiş olmaktan büyük memnuniyet duyduklarını ve gençlerin yanında yer almanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gördüklerini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Konserde sahne alan öğrencilerin performanslarından büyük mutluluk duyduğunu belirten Arkas, genç sanatçıları tebrik ederek programın hazırlanmasında emeği geçenlere ve ev sahipliği dolayısıyla DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz’a teşekkür etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span><span>PLAKET VE ANI TAKDİMİ</span></span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Programın sonunda, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz tarafından Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas’a plaket ve anı takdim edildi. Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Mehmet Alper Kazancıoğlu da Lucien Arkas’a ve Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz’a anı takdiminde bulundu. Program</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/steinway-sons-piyanosu-deu-devlet-konservatuvarinda-640305">Steinway &#038; Sons Piyanosu DEÜ Devlet Konservatuvarı&#8217;nda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Skolyozda Erken Tanı Çocukların Geleceğini Koruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/skolyozda-erken-tani-cocuklarin-gelecegini-koruyor-640213</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:16:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[duruş]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğini]]></category>
		<category><![CDATA[koruyor]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[skolyozda]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=640213</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl binlerce çocuk ve genç, fark edilmeden ilerleyen bir omurga eğriliğiyle yaşamını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skolyozda-erken-tani-cocuklarin-gelecegini-koruyor-640213">Skolyozda Erken Tanı Çocukların Geleceğini Koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl binlerce çocuk ve genç, fark edilmeden ilerleyen bir omurga eğriliğiyle yaşamını sürdürüyor. Çoğu zaman yalnızca küçük bir duruş bozukluğu ya da omuz hizasındaki hafif bir farklılık gibi görünen skolyoz, erken tanı konulmadığında yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilen önemli bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, özellikle büyüme çağındaki çocuklarda erken teşhis ve düzenli takibin, cerrahi gereksinimini azaltabildiğini ve tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını vurguluyor. Memorial Şişli Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. İlknur Saral,  skolyozun nedenleri ve modern tedavileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Genellikle hızlı büyüme döneminde ortaya çıkan bir durum</strong></p>
<p>Skolyoz; omurganın sağa ya da sola doğru eğrilmesinin yanı sıra kendi ekseni etrafında dönmesiyle ortaya çıkan üç boyutlu bir omurga deformitesi olarak tanımlanır. Genellikle hızlı büyüme döneminde ortaya çıkan bu durum, özellikle ergenlik çağındaki çocuklarda daha sık görülür. Hastalık çoğu zaman ağrıya neden olmadığı için uzun süre fark edilmeyebilir. Bu nedenle uzmanlar, ailelerin çocuklarının duruş gelişimini dikkatle gözlemlemesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekmektedir.</p>
<p><strong>Basit belirtiler önemli bir sorunun habercisi olabilir</strong></p>
<p>Skolyozun ilk belirtileri çoğu zaman günlük yaşam içinde fark edilmesi zor küçük değişikliklerle ortaya çıkar. Bir omzun diğerine göre daha yüksek görünmesi, kürek kemiklerinden birinin belirginleşmesi, kalça seviyelerinde eşitsizlik, kıyafetlerin vücutta asimetrik durması ya da öne eğilince sırtın bir tarafında kabarıklık oluşması en sık karşılaşılan bulgular arasında yer alır. Erken dönemde tespit edilen eğriliklerde ameliyatsız tedavi seçeneklerinin çok daha etkili sonuç verir. Özellikle büyüme gelişiminin devam ettiği çocuklarda uygulanan kişiye özel egzersiz programları, fizyoterapi yaklaşımları ve modern korse uygulamaları sayesinde eğriliğin ilerleme riski önemli ölçüde azaltır.</p>
<p><strong>“Ağrı yoksa sorun yok” düşüncesi yanlış</strong></p>
<p>Toplumda skolyozun yalnızca sırt ağrısıyla ilişkilendirilmesi nedeniyle pek çok aile çocuklarında sorun olmadığını düşünebilir. Oysa skolyoz çoğu zaman sessiz ilerleyen bir tablo oluşturur. İlerleyici omurga eğrilikleri; duruş bozukluklarının yanı sıra ileri dönemlerde solunum kapasitesinde azalma, hareket kısıtlılığı, kas dengesizlikleri ve psikososyal sorunlara kadar uzanan geniş bir etki alanında etkiler. Özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarda beden algısının büyük önem taşır. Bunun için omurga deformitelerinin özgüven üzerinde de olumsuz etkiler oluşturabilir. Bu nedenle skolyozun yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik yönüyle de değerlendirilmesi gerekir.</p>
<p><strong>Radyasyon endişesine karşı yeni nesil teknolojiler</strong></p>
<p>Skolyoz tanı ve takip sürecinde en sık kullanılan yöntemlerden biri röntgen görüntüleme sistemleri olur. Ancak büyüme çağındaki çocukların düzenli aralıklarla tekrar eden X-ışınına maruz kalması, ailelerde haklı bir endişe oluşturabilmektedir. Özellikle uzun takip gerektiren hastalarda radyasyon maruziyetinin azaltılması, günümüz tıbbının önemli gündem başlıklarından biri haline gelmektedir. Teknolojide yaşanan gelişmeler sayesinde artık skolyoz değerlendirmelerinde radyasyonsuz takip yöntemleri daha yaygın biçimde kullanılabilir. Üç boyutlu yüzey tarama sistemleri ve gelişmiş postüranaliz teknolojileri, omurgadaki eğriliklerin ve vücut asimetrilerinin detaylı şekilde incelenmesine olanak sağlıyor. Bu sistemler, kişinin anatomik yapısını dijital ortamda analiz ederek omurga üzerindeki değişimleri radyasyon kullanmadan değerlendirebilmektedir. Uzmanlar, bu teknolojilerin özellikle çocuk ve ergen hastalarda büyük avantaj sunduğunu belirtiyor. Radyasyon içermeyen sistemler sayesinde hem güvenli hem de tekrarlanabilir takip yapılabilmektedir. Böylece tedavi sürecindeki ilerleme daha hassas şekilde gözlemlenirken gereksiz görüntüleme ihtiyacının da önüne geçilebilmektedir.</p>
<p><strong>Erken tanı, cerrahi ihtimalini azaltabiliyor</strong></p>
<p>Skolyoz tedavisinde en önemli unsurun erken teşhistir. Eğrilik henüz düşük derecelerdeyken başlanan takip ve rehabilitasyon süreci, omurganın ilerleyici deformasyonunu durdurmada kritik rol oynar. Günümüzde gelişen fizik tedavi uygulamaları, omurgaya özel egzersiz yaklaşımları ve ergonomik korse teknolojileri sayesinde pek çok çocuk ameliyata ihtiyaç duymadan sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlar. En önemli nokta, skolyozu mümkün olduğunca erken dönemde fark etmektir. Çünkü omurga eğriliği ilerledikçe tedavi seçenekleri sınırlandırarak cerrahi müdahale gereksinimini artırabilir. Bu nedenle okul çağındaki çocukların düzenli duruş kontrollerinden geçirilmesi ve ailelerin gözlemci olması büyük önem taşır.</p>
<p><strong>Çocuğunuzun duruşuna dikkatle bakın</strong></p>
<p>Ailelerin çocuklarının günlük duruş alışkanlıklarını dikkatle gözlemlemeleri gerekir. Basit gibi görünen küçük bir asimetri ya da omuz dengesizliği, ileride ciddi sonuçlar doğurabilecek bir omurga eğriliğinin ilk işareti olabilmektedir. Erken tanı, doğru takip ve gelişen teknolojilerin sunduğu güvenli yöntemlerle skolyozun kontrol altına alınabilmesini ve çocukların geleceğinin hem omurga sağlığı hem de yaşam kalitesi açısından önemli bir konfor sağlamaktadır. Çünkü bazen bir çocuğun duruşundaki küçük bir ayrıntı, tüm yaşamını değiştirecek kadar önemli sonuçlar doğurabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/skolyozda-erken-tani-cocuklarin-gelecegini-koruyor-640213">Skolyozda Erken Tanı Çocukların Geleceğini Koruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken yakalandığında görme kaybı korunabiliyor, hatta…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erken-yakalandiginda-gorme-kaybi-korunabiliyor-hatta-639987</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:06:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düz]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hatta]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[korunabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Retina]]></category>
		<category><![CDATA[Sarı Nokta Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yakalandığında]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639987</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle ileri yaştaki kişilerde görme kaybının en önemli nedenleri arasında gösterilen sarı nokta hastalığı dünya genelinde milyonlarca insanı etkiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-yakalandiginda-gorme-kaybi-korunabiliyor-hatta-639987">Erken yakalandığında görme kaybı korunabiliyor, hatta…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle ileri yaştaki kişilerde görme kaybının en önemli nedenleri arasında gösterilen sarı nokta hastalığı dünya genelinde milyonlarca insanı etkiliyor. 2020 yılında yaklaşık 196 milyon kişi sarı nokta hastalığıyla mücadele ederken, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte bu sayının 2040 yılında 288 milyona çıkması bekleniyor. Ülkemizde de  benzer şekilde yaşlanan nüfus nedeniyle sarı nokta hastalığının sıklığı giderek artıyor. Tıp literatüründe &#8220;Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu&#8221; olarak adlandırılan hastalık, gözün retina tabakasında bulunan ve merkezi görmeyi sağlayan makula bölgesinin zamanla hasar görmesi sonucu gelişiyor. Hastalık ilerledikçe okuma, araç kullanma, yüz tanıma ve ayrıntıları seçme gibi durumlarda ciddi zorluklar ortaya çıkabiliyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin</strong>,  son yıllarda geliştirilen yeni tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada görme düzeyinin korunabildiğini, hatta bazı tablolarda görme kalitesinde belirli ölçüde iyileşme sağlanabildiğini belirterek, “Erken teşhis, sarı nokta hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak ve görmeyi korumak için çok önemlidir. Başlangıç evrelerinde hastalık genellikle belirti vermediği için rutin göz muayeneleriyle erken teşhis edilirse yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekli tedavilerle önlemler alınabilmektedir. Bu nedenle özellikle 50 yaş üzerinde olan ve ailesinde sarı nokta hastalığı bulunan kişilerin, herhangi bir şikâyetleri olmasa bile düzenli göz kontrollerini ihmal etmemeleri son derece önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Günlük yaşamı önemli ölçüde etkiliyor</strong></p>
<p>Sarı nokta hastalığı, gözün arka kısmında bulunan retina tabakasının merkezindeki makula </p>
<p>bölgesini etkileyen ve özellikle 50 yaş üzerindeki kişilerde görülen ilerleyici bir hastalık. Sarı nokta denmesinin sebebi ise bu bölgede yüksek ışık maruziyetine karşı korunma sağlanması amacıyla bolca lutein ve zeaksantin adlı sarı renkli pigmentler oluşması.   Makula; okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve ince ayrıntıları seçme gibi merkezi görme işlevlerinden sorumlu oluyor. Bu bölgenin zarar görmesi sonucunda merkezi görmede bulanıklık, şekillerde bozulma veya görme kaybı ortaya çıkabiliyor. Belirtiler önce tek gözde oluşabilirken hastalık ilerleyip her iki gözü de tuttuğunda günlük yaşam önemli şekilde etkileniyor. Hastalık ilerledikçe merkezi görme kaybının belirginleşmesi nedeniyle hastalarda önemli sorunlar yaşandığına vurgu yapan Prof. Dr. Özlem Şahin, “Bu tabloda hastalar okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve düz çizgileri görme gibi durumlarda güçlük çekmektedir. Hastalık ileri evrede körlüğe varmasa da güvenli yürüyüşü zorlaştırmakta ve düşme riskini  artırmaktadır. Ayrıca görme kaybının yarattığı sosyal izolasyon, depresyon ve bağımsız aktivitelerde azalma (yemek yapma, televizyon izleme vb.) yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilmektedir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Görme yetisinde hızla azalma yaşanabiliyor</strong></p>
<p>Sarı nokta hastalığı temel olarak kuru tip ve yaş tip olmak üzere iki ana gruba ayrılıyor. Hastaların büyük çoğunluğunda kuru tip geliştiğini anlatan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, “Kuru tipte retina altında zamanla biriken ve drusen adı verilen birikintiler ile buna eşlik eden hücre kaybı sonucunda görme yetisi yavaşça azalmaktadır. İleri evrelerinde de coğrafik atrofi olarak adlandırılan ve retina hücrelerinde belirgin kayıp ve bunun sonucunda görme kalitesinde azalmayla seyreden tablo gelişebilmektedir” bilgisini veriyor. “Yaş tip ise daha az görülmesine rağmen görme kaybından en sık sorumlu olan formudur” diyen Prof. Dr. Özlem Şahin, şu bilgileri veriyor:  “Bu tipte retina altında anormal ve kırılgan yeni damarlar gelişmektedir. Bu damarlar sıvı veya kan sızdırarak makulanın yapısını bozabilmekte ve görmede haftalar, hatta günler içinde belirgin azalmaya neden olabilmektedir. Erken tanı ve zamanında tedavi, yaş tip sarı nokta hastalığında görmenin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.” </p>
<p><strong>Sigara kullanımı riski yaklaşık 2 kat artırıyor!</strong></p>
<p>İlerleyen yaş sarı nokta hastalığının en önemli risk faktörünü oluşturuyor. Görülme sıklığı özellikle 55 yaşından sonra belirgin olarak artıyor. Bunun yanı sıra sigara kullanımı, hipertansiyon, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar sarı nokta hastalığının gelişme riskini anlamlı ölçüde artıran risk faktörleri arasında yer alıyor.  Güncel çalışmalar sigara kullanımının riski yaklaşık iki kat artırdığını gösteriyor. Ayrıca aile öyküsü ve bazı genetik varyasyonların da önemli risk faktörleri olarak kabul edildiğini aktaran Prof. Dr. Özlem Şahin,  “Obezite, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve düşük antioksidan alımı gibi faktörlerin de katkıda bulunabileceği düşünülmekle birlikte bunların etkileri konusunda literatürde daha değişken sonuçlar bulunmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Bu sorunları göz ardı etmeyin </strong></p>
<p>Sarı nokta hastalığı erken evrede genellikle belirti vermiyor veya belirtiler çok hafif seyrediyor. Bu nedenle hastalar sorunlarının yaşlılığa bağlı olduğunu düşünüyor. Hastalık ilerledikçe merkezi görmede bozulma başladığına işaret eden Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, aşağıda yer alan belirtilerden birinin ortaya çıkması halinde zaman kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor. </p>
<ul>
<li>Düz çizgilerin eğri veya dalgalı görünmesi </li>
<li>Okuma sırasında harflerin bulanıklaşması</li>
<li>Karşıya  bakarken silik noktaların oluşması </li>
<li>Gölgelerin veya birbirine yakın renklerin ayırt edilmesinde güçlük</li>
<li>Karanlıkta görmenin belirgin şekilde zorlaşması</li>
<li>Işığa karşı hassasiyet artışı</li>
<li>Görüntülerdeki detayların kaybolma hissi </li>
</ul>
<p><strong>Tedaviden başarılı sonuçlar elde ediliyor</strong><br />Sarı nokta hastalığının tanı sürecinde detaylı göz muayenesinin yanı sıra retina görüntüleme yöntemleri ve optik koherens tomografi gibi gelişmiş teknolojilerden faydalanılıyor. Bu sayede retina tabakasındaki değişiklikler ayrıntılı şekilde incelenebiliyor. Tedavinin temel hedefi ise mevcut görmeyi korumak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, hastalığın tipi ve evresinin uygulanacak tedaviyi belirlediğini anlatarak, “Kuru tip sarı nokta hastalığında vitamin ve mineral takviyeleri uygun hastalarda hastalığın ilerleme riskini yaklaşık yüzde 25 oranında azaltmaktadır. Ayrıca yeşil yapraklı sebzelerden zengin beslenme, omega-3 yağ asitlerinin tüketimi, düzenli egzersiz, tansiyon ve kolesterol kontrolü ile sigaranın bırakılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri de önem taşımaktadır” diyor. Son yıllarda ileri evre kuru tip hastaları için göz içi iğne tedavisinin de geliştirildiğini belirten Prof. Dr.<strong> </strong>Özlem Şahin,<strong> </strong>belirli aralıklarla göze uygulanan bu yöntemin hastalığın retina üzerindeki hasarının ilerleme hızını yavaşlatmaya yardımcı olabildiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Görme düzeyleri kor</strong><strong>unabiliyor, hatta&#8230; </strong></p>
<p>Yaş tip sarı nokta hastalığının tedavisinde  ise göz içine enjeksiyonla uygulanan ilaçlar önemli bir yer tutuyor. Bu tedaviyle, retina altındaki anormal damar oluşumunun ve sıvı sızıntısının kontrol altına alınması hedefleniyor. Enjeksiyon tedavisi sayesinde hastaların görme düzeyleri korunabiliyor, hatta bazı hastalarda görme yeteneğinde iyileşme sağlanabiliyor. Prof. Dr. Özlem Şahin, “Son zamanlarda bu iğne tedavilerinin sıklığının azalmasında önemli gelişmeler yaşanmakla beraber, yılda 10-12’ye varan iğne sayıları görme keskinliğinin korunmasında önemli rol oynamaktadır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Sağlıklı yaşam alışkanlıkları koruyucu rol oynuyor</strong></p>
<p>Genetik kökeni ağır bastığından sarı nokta hastalığını önlemek her zaman  mümkün olmasa da riski azaltmaya ve ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olabilecek bazı önlemler bulunuyor. Prof. Dr. Özlem Şahin, bu önlemleri şöyle sıralıyor: “Özellikle sigara kullanmamak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak ve kardiyovasküler risk faktörlerini kontrol altında tutmak önem taşımaktadır. Ayrıca dengeli beslenme (yeşil yapraklı sebzeler, balıkta bulunan omega-3 yağları), kan basıncı/şeker/kolesterol kontrolü gibi sağlıklı yaşam tarzı faktörleri hastalığın gelişimini yavaşlatmaktadır. Uzun süreli güneş ışığına maruziyeti azaltmak için güneş gözlüğü kullanmak da retina sağlığını korumaya yardımcı olmaktadır.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-yakalandiginda-gorme-kaybi-korunabiliyor-hatta-639987">Erken yakalandığında görme kaybı korunabiliyor, hatta…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyetisyenler sağlıklı toplumun inşasında kilit rol üstleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyetisyenler-saglikli-toplumun-insasinda-kilit-rol-ustleniyor-639589</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 18:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[inşasında]]></category>
		<category><![CDATA[kilit]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rol]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumun]]></category>
		<category><![CDATA[üstleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyetisyenlerin yalnızca ağırlık yönetimi alanında değil, hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde de önemli sorumluluklar üstlendiğini belirten Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Sağlıklı bir toplumun temelinde doğru beslenme alışkanlıkları yer alır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyenler-saglikli-toplumun-insasinda-kilit-rol-ustleniyor-639589">Diyetisyenler sağlıklı toplumun inşasında kilit rol üstleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyetisyenlerin yalnızca ağırlık yönetimi alanında değil, hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde de önemli sorumluluklar üstlendiğini belirten Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Sağlıklı bir toplumun temelinde doğru beslenme alışkanlıkları yer alır. Diyetisyenler ise bu sürecin en önemli sağlık profesyonellerinden biridir” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 6 Haziran Diyetisyenler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, beslenmenin insan sağlığındaki yerinin tarih boyunca önemini koruduğunu vurgulayarak, insan sağlığının korunmasında beslenmenin öneminin ilk çağlardan beri bilindiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Beslenmenin sağlıktaki önemi binlerce yıldır biliniyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>M.Ö. 2500 yıllarında Babil’de bulunan taş tabletlerde hastalıklarda beslenmede yapılacak uygulamalar ile ilgili bilgiler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Alphan, M.Ö. 460-377 yıllarında yaşayan ve tıbbın babası olarak bilinen Hipokrat’ın <b><i>“Diyetle tedavi edebileceğiniz hallerde ilaç tavsiye etmeyiniz” </i></b>sözünü hatırlatarak bugün ise pek çok hastalığın önlenmesinde, gelişiminde ve tedavisinin etkinliğinin arttırılmasında diyetin önemli rolü olduğu pek çok araştırma ile kanıtlandığını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Geçmişten günümüze diyetisyenlik mesleği…</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Son yıllarda yapılan çalışmaların sonuçlarının dünyada ve ülkemizde çok yaygın olduğu bilinen kanser, obezite ve diyabet başta olmak üzere bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların tedavisinde yaşam tarzı değişikliğinin ilk seçenek olması gerektiğini gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Alphan, “Yaşam tarzı değişikliğinin en önemli komponentlerinden birisi de fiziksel olarak aktif olmanın yanı sıra sağlıklı beslenmedir. 20. yüzyıl sonuna kadar diyetler doktor tarafından belirlenmiş ve diyet hemşireleri aracılığı ile hastaya ulaştırılmaya çalışılmıştır. Diyetin doktor ve hemşire dışında bir diyetisyen kontrolünde hazırlanması ilk kez Amerika’da 1899 yılında gerçekleşmiştir. Ülkemizde ise ilk diyetisyenlik eğitimi Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünde başlamış ve ilk mezunlarını 1965 yılında vermiştir. Bu vesileyle bölümümüzü kuran ve pek çok diyetisyen yetiştiren 10 yıl önce kaybettiğimiz değerli duayen hocamız Prof. Dr. Ayşe Baysal’ı da rahmetle ve minnetle anmak isterim. Türkiye’de 60 yıldır diyetisyenlik mesleği var olmuştur ve bugün Türkiye de 100 ‘ü aşkın üniversitede beslenme ve diyetetik bölümlerinden mezun olan diyetisyenler hastaneler başta olmak üzere diğer sağlık kuruluşlarında, yemek şirketlerinde, spor merkezlerinde vb. yerlerde değişik alanlarda çalışmaya devam etmektedirler” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Türkiye’de diyetisyenler, meslek etiği kuralları çerçevesinde güncel bilimsel verilerin ışığında beslenme ve diyet uygulamalarının yapılmasını sağlamak, toplumda yeterli ve dengeli beslenme bilincini geliştirme odaklı çalışmalarla sağlıklı toplum oluşumuna katkıda bulunmak amacıyla sağlıklı beslenme konusunda farkındalık oluşturmak ve kendilerini geliştirmek için çeşitli bilimsel ve sosyal aktivitelerle 6 Haziran Diyetisyenler Günü’nü kutlamaktadırlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyetisyene sadece kilo vermek için başvurulmamalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Toplumda diyetisyenlerin yalnızca kilo verme ve kilo alma süreçlerinde görev aldığı yönünde yaygın bir algı bulunduğunu belirten Prof. Dr. Alphan, bu yaklaşımın eksik olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyetisyenlerin lisans eğitimleri boyunca birçok hastalığın beslenme tedavisine yönelik kapsamlı eğitim aldıklarını ifade eden Prof. Dr. Alphan, “Diyabetten böbrek hastalıklarına, kanserden sindirim sistemi rahatsızlıklarına kadar çok sayıda sağlık sorununda beslenme tedavisi önemli bir yer tutmaktadır. Diyetisyenler, hastalıkların yönetiminde ve yaşam kalitesinin artırılmasında kritik görevler üstlenmektedirler” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Koruyucu sağlık hizmetlerinin vazgeçilmez parçası</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı bireylerin de diyetisyen desteğine ihtiyaç duyabileceğini belirten Prof. Dr. Alphan, doğru beslenme alışkanlıklarının hastalıkların ortaya çıkmasını önleyebileceğine dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ailede bulunan hastalıkların sağlıklı beslenme ve aktif yaşam sayesinde hastalığa yakalanma riskini azaltabileceğini ifade eden Prof. Dr. Alphan, “Diyetisyenlerin görevi yalnızca mevcut hastalıkları yönetmek değil, bireylerin hastalıklardan korunmasına da katkı sağlamaktır. Diyetisyenlerin görevi sadece kilo vermek/almakla ilgili değildir. Ağırlık yönetimi bizim çok önemli olmakla birlikte sadece bir konumuzdur. Yüzlerce hastalık var. Yüzlerce hastalığın her birisi için o hastalığa özel beslenme tedavileri var. Diyetisyenler bunları öğrenmek için lisans düzeyinde 4 yıl eğitim alıyorlar. Ayrıca hastalıklardan korunmak için de insanlar sağlıklı beslenmeyi öğrenmek ve yaşam tarzı haline getirmek isteyebilirler. Bugün pek çok hastalıktan korunmanın yolu sağlıklı beslenmekten geçiyor. Bir örnek vermek istiyorum: Ailesinde diyabet olan birisi diyabet olma riski ile karşı karşıyadır. Eğer sağlıklı o kişi sağlıklı beslenirse ve fiziksel olarak aktif olursa belki diyabete hiç yakalanmayacak ya da diyabet çok gecikmeli olarak aşikar hale gelecektir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tıbbi beslenme tedavisi tedavi sürecinin ayrılmaz bir unsuru</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Tıbbi beslenme tedavisinin günümüzde sağlık hizmetlerinin önemli bir bileşeni haline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Alphan, yeterli ve dengeli beslenmenin tedavi başarısını artırdığını belirtti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Araştırmaların, doğru beslenme uygulamalarının hastaneye başvuru oranlarını azalttığını ve hastaların yatış sürelerini kısalttığını gösterdiğini aktaran  Prof. Dr. Alphan, “Tıbbi beslenme tedavisi, diyetisyen tarafından hastalıkların tedavisi veya hastalıklardan korunma amacı ile tüketilecek besinlerin (oral, enteral ya da parenteral yollarla) çeşit ve miktarının düzenlenmesini içeren tedavi şeklidir. Yapılan çalışmalar, insanların yeterli ve dengeli bir beslenme uyguladıklarında hastaneye ya da sağlık merkezlerine başvurularının azaldığını, hastaların hastanede yatış süresinin 3 ila 2 gün kısaldığını göstermiştir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyetisyenler sağlık alanında önemli rol üstleniyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Diyetisyenlerin sağlık alanında ülkemizin geleceğini korumaya yönelik eylem planının ayrılmaz parçası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alphan, “Obezite ve obeziteye bağlı hastalıklar ve kronik hastalıklar yüzünden hastanelere yapılan başvurular, bu vatandaşlar için yapılan sağlık harcamaları, tedavi masrafları, teşhis masrafları, hastanelerin kapasitelerini doldurma ve iş yükünü arttırma, vatandaşın hastanede yatış süresi, tedavinin hızı gibi faktörler değerlendirildiğinde diyetisyenlerin, vatandaşın sağlığı ve devletin sağlık harcamalarındaki tasarrufu üzerindeki etkileri net bir şekilde görülebilir. Diyetisyenler hem bireylerin sağlık sonuçlarının iyileşmesine hem de sağlık sisteminin sürdürülebilirliğine katkı sunmaktadır” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Diyetisyenler pek çok alanda uzmanlaşabiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Modern sağlık hizmetlerinde diyetisyenlerin farklı uzmanlık alanlarında görev alabildiğini belirten Prof. Dr. Alphan, diyabet, obezite, bariatrik cerrahi, onkoloji, pediatri, nefroloji, gastroenteroloji ve sporcu beslenmesi gibi alanlarda uzmanlaşan diyetisyenlerin önemli çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Beslenme biliminin sürekli gelişen bir alan olduğuna dikkat çeken Alphan, uzman diyetisyenlerin bilimsel araştırmalarla bilgi üretmeye ve toplum sağlığına katkı sunmaya devam ettiğini belirtti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yaşamın her döneminde diyetisyen desteğine ihtiyaç var</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı beslenmenin yaşam boyu sürdürülmesi gereken bir alışkanlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Yaşamın her döneminde diyetisyene ihtiyaç vardır. Sağlıklı bir çocukluk dönemi için sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için bebeğini emzirmek için menapoz döneminde ve ayrıca  sağlıklı yaşlanabilmek için her yaş döneminde hiçbir hastalığı olmasa bile diyetisyen kontrolünde sağlıklı beslenmeyi öğrenmek ve uygulamak herkesin hakkıdır. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Tüm diyetisyenlerin, sevgili meslektaşlarımın 6 Haziran Diyetisyenler Günü kutlu olsun” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyenler-saglikli-toplumun-insasinda-kilit-rol-ustleniyor-639589">Diyetisyenler sağlıklı toplumun inşasında kilit rol üstleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ İzmir Meslek Yüksekokulu&#8217;nda Mezuniyet Coşkusu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deu-izmir-meslek-yuksekokulunda-mezuniyet-coskusu-639439</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 14:08:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[coşkusu]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[mezun]]></category>
		<category><![CDATA[mezuniyet]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<category><![CDATA[yüksekokulu]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639439</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) İzmir Meslek Yüksekokulu (İMYO), 2025-2026 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni’nde öğrencilerini meslek hayatına ve yeni yaşamlarına uğurladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-izmir-meslek-yuksekokulunda-mezuniyet-coskusu-639439">DEÜ İzmir Meslek Yüksekokulu&#8217;nda Mezuniyet Coşkusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) İzmir Meslek Yüksekokulu (İMYO), 2025-2026 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni’nde öğrencilerini meslek hayatına ve yeni yaşamlarına uğurladı. DEÜ Merkez Yerleşke Amfi Tiyatroda düzenlenen törene; DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, üniversite üst yönetimi, akademik ve idari personel, öğrenciler ile aileleri katıldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Törende mezun öğrencilere hitap eden Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz, mezuniyetin yalnızca bir eğitim sürecinin tamamlanması değil, aynı zamanda yeni bir hayat yolculuğunun başlangıcı olduğunu belirterek öğrencileri tebrik etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>“DEÜ MEZUNLARI TOPLUMUN HER ALANINDA GÖREV ALIYOR”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Dokuz Eylül Üniversitesinin köklü geçmişine dikkat çeken Rektör Yılmaz, üniversitenin kuruluşundan bu yana 300 binden fazla mezun verdiğini ifade etti. Mezunların toplumsal, ekonomik, siyasi ve bilimsel alanlarda önemli başarılara imza attığını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>“Dokuz Eylül Üniversitesi, kurulduğu 1982 yılından bugüne 300 binden fazla mezun vermiştir. Mezunlarımız; toplumsal, ekonomik, siyasi ve bilimsel alanlarda önemli başarılara imza atarak ülkemizin gelişimine katkı sağlamışlardır. Dokuz Eylül Üniversitesi mezunları bugün toplumun her alanında görev almakta ve ülkemize hizmet etmektedir. Bir Dokuz Eylül Üniversitesi mezunu olmak, yaşam boyu taşınacak önemli bir gururdur.”</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>“DEÜ, EN YÜKSEK İSTİHDAM ORANLARINA SAHİP ÜNİVERSİTELERDEN BİRİ”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Üniversite olarak sanayi ve akademi arasındaki iş birliklerini güçlendirmeye yönelik önemli adımlar attıklarını vurgulayan Rektör Yılmaz, öğrencilerin mezuniyet sonrası istihdam süreçlerinde önemli avantajlara sahip olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Öğrencilerin eğitimleri sırasında sektör temsilcileriyle bir araya gelerek mesleki deneyimleri doğrudan öğrenme fırsatı bulduklarını belirten Yılmaz, “Öğrencilerimizin en büyük endişelerinden biri mezuniyet sonrasında iş bulma kaygısıdır. Ancak öğrencilerimiz, iş dünyasıyla kurduğumuz güçlü bağlar sayesinde daha eğitim hayatlarının başında sektörle tanışıyor. Bu sayede meslek profesyonellerinin deneyimlerinden yararlanarak kariyerlerini daha bilinçli planlayabiliyorlar. Ailelerin gönlü rahat olsun; DEÜ, sektördeki en yüksek istihdam oranlarına sahip üniversitelerden biridir,” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>İzmir Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Şebnem Yaşar ise yaptığı konuşmada, yüksekokulun sektörün ihtiyaçları doğrultusunda güncellenen eğitim programlarıyla öğrencileri iş yaşamına hazırladığını ifade etti. Diplomanın yalnızca bir mezuniyet belgesi olmadığını vurgulayan Yaşar, bunun aynı zamanda öğrencilerin mesleki yeterliliklerinin, azimlerinin ve emeklerinin bir göstergesi olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>DUYGUSAL ANLAR YAŞANDI</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Mezunlar adına konuşma yapan Elektronik Teknolojisi Programı öğrencisi ve okul birincisi Elis Aydın, eğitim hayatı boyunca kendilerine rehberlik eden akademisyenlere teşekkür etti. Başarısını şehit polis memuru olan babasına armağan ettiğini ifade eden Aydın’ın konuşması, törene katılanlara duygusal anlar yaşattı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Konuşmaların ardından okul birincisi Elis Aydın tarafından mezuniyet kütüğüne isim plakası çakıldı. Tören, diplomalarını alan öğrencilerin geleneksel kep atma seremonisiyle devam etti. Mezunlar, aileleri birlikte mezuniyet sevincini paylaşırken, program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-izmir-meslek-yuksekokulunda-mezuniyet-coskusu-639439">DEÜ İzmir Meslek Yüksekokulu&#8217;nda Mezuniyet Coşkusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akıllı Teknolojilerle Hasta Aynı Gün Ayakta</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akilli-teknolojilerle-hasta-ayni-gun-ayakta-639378</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 09:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta]]></category>
		<category><![CDATA[aynı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojilerle]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=639378</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalça ve diz protezi ameliyatları, dünya genelinde en sık uygulanan ortopedik cerrahiler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-teknolojilerle-hasta-ayni-gun-ayakta-639378">Akıllı Teknolojilerle Hasta Aynı Gün Ayakta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Kalça ve diz protezi ameliyatları, dünya genelinde en sık uygulanan ortopedik cerrahiler arasında yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, yaşlanan nüfusla birlikte eklem hastalıkları ve buna bağlı cerrahi ihtiyaçlar her yıl hızla artıyor. Özellikle kalça protezi ameliyatları, hareket kabiliyetini geri kazandırmada son derece başarılı olsa da, enfeksiyon, </em></strong><strong><em>protez gevşemesi, pıhtı oluşumu ve bu pıhtıların vücudun başka bölgelerine taşınması (pıhtı atma) gibi komplikasyonlar tedavi sürecinin en kritik başlıkları arasında yer almayı sürdürüyor.</em></strong></p>
<p><strong><em>Günümüzde ortopedi alanında çok yönlü bir dönüşüm yaşanıyor. E</em></strong><strong><em>nfeksiyonların saatler içinde tespit edilmesini sağlayan yeni biyobelirteç testleri, ameliyat öncesi dijital planlama yöntemleri ve daha dayanıklı, vücutla uyumlu yeni nesil protezler bu değişimin önemli unsurlarını oluşturuyor. Ayrıca, “hızlı iyileşme” protokolleri sayesinde hastalar ameliyat sonrasında çok daha kısa sürede ayağa kalkabiliyor. </em></strong><strong><em>Aynı zamanda pıhtı riskini azaltmaya yönelik daha güvenli ilaç yaklaşımları ve kişiye özel tedavi planlamaları da başarı oranlarını artırıyor. Bu dönüşümde, </em></strong><strong><em>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Üniversitesi Uluslararası Eklem Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Kurucusu Prof. Dr.</em></strong><strong><em> Javad </em></strong><strong><em>Parvizi</em></strong><strong><em>’nin özellikle enfeksiyonlarda erken tanıyı mümkün kılan yöntemleri yaygınlaştıran ve hasta güvenliğini merkeze alan tedavi algoritmalarını geliştiren çalışmaları, tüm bu yeniliklerin klinik pratiğe daha güvenli ve sistematik şekilde yansımasına önemli katkı sağlıyor.</em></strong></p>
<p>Kalça ve diz protezlerinde enfeksiyon oranı her ne kadar %1–2 seviyelerinde olsa da, bu durum geliştiğinde tedavi süreci oldukça karmaşık ve zorlu hale gelebiliyor. Enfeksiyonun geç teşhis edilmesi ise, hastaların birden fazla ameliyat geçirmesine ve iyileşme sürecinin uzamasına neden olabiliyor. Prof. Dr. Javad Parvizi, “Günümüzde yeni nesil biyobelirteç testleri sayesinde enfeksiyonlar artık çoğu zaman saatler içinde tespit edilebiliyor” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Enfeksiyonda Erken Tanı Hayat Kurtarıyor </strong></p>
<p>Yeni nesil biyobelirteç testlerinin sunduğu hızlı ve güvenilir tanı imkânı, özellikle ameliyat sonrası erken dönemde büyük önem taşıyor ve tedaviye zaman kaybetmeden başlanmasını sağlıyor. Bu alandaki önemli gelişmelerde, Prof. Dr. Javad Parvizi’nin katkıları dikkat çekiyor. Protez enfeksiyonlarının tanısında kullanılan uluslararası kriterlerin oluşturulmasına öncülük ederek tanı süreçlerini netleştiren Prof. Dr. Javad Parvizi, ayrıca eklem sıvısından yapılan biyobelirteç testlerinin klinik uygulamaya girmesinde ve yaygınlaşmasında da önemli rol oynuyor. </p>
<p>Prof. Dr. Javad Parvizi, “Bu şekilde enfekte protezlerin tedavisinde hangi hastaya tek aşamalı, hangi hastaya iki aşamalı cerrahi uygulanması gerektiğini sistematik hale getirerek tedavi yaklaşımlarını daha öngörülebilir ve başarılı hale getirdik. Böylece hem başarı oranları arttı hem de gereksiz ameliyatların önüne geçilmesi mümkün oldu. Enfeksiyonu erken yakalamak, sadece protezi değil, hastanın genel sağlığını da korur. Bugün elimizde, geçmişe kıyasla çok daha hızlı ve güvenilir tanı yöntemleri var” şeklinde konuyu özetliyor…</p>
<p><strong>Akıllı Teknolojiler Cerrahiyi Destekliyor</strong></p>
<p>Modern protez cerrahisinde dijital planlama, yapay zeka destekli analizler ve hassas cerrahi teknikler öne çıkıyor. Ameliyat öncesinde yapılan detaylı görüntülemeler sayesinde cerrahlar, protezin yerleşimini hastaya özel olarak planlayabiliyor. Bu sayede ameliyat sırasında hata payı azalırken, işlemin süresi de kısalıyor.</p>
<p>Aynı zamanda daha az doku hasarı oluşması, hastaların ameliyat sonrası daha az ağrı hissetmesine ve daha hızlı toparlanmasına katkı sağlıyor. Teknolojideki gelişmeler yalnızca cerrahi süreci olumlu etkilemekle kalmayıp, protezlerin kullanım ömrünü de önemli ölçüde uzatıyor. Geçmişte ortalama 15-20 yıl dayanıklılık hedeflenirken, bugün geliştirilen yeni nesil protezlerle en az 30 yıla varan kullanım süreleri mümkün hale geliyor. Böylece birçok hasta, yaşamı boyunca aynı protezi kullanabilirken tekrar ameliyat gereksinimi de büyük ölçüde azalıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Javad Parvizi, “Protezin doğru yerleştirilmesi uzun vadede protezin ömrünü uzatarak yeniden ameliyat ihtiyacını azaltıyor. Teknoloji artık cerrahın en güçlü yardımcısı. Bu gelişmeler daha az hata payı, daha yüksek başarı oranı anlamına geliyor” diyor.</p>
<p><strong>Her Hastaya Özel Tedavi Dönemi </strong></p>
<p>Günümüzde ortopedide en önemli değişimlerden biri, standart tedavi anlayışından kişiselleştirilmiş tedaviye geçiş oldu. Artık her hasta; yaşı, genel sağlık durumu, ek hastalıkları ve enfeksiyon riski gibi birçok faktör birlikte değerlendirilerek tedavi ediliyor. Özellikle ileri yaşta olan bireyler, diyabet veya bağışıklık sistemi hastalığı bulunan hastalar, daha önce protez ameliyatı geçirmiş kişiler ve enfeksiyon riski yüksek olan gruplar bu yeni yaklaşımlardan büyük fayda sağlıyor. Doğru tanı ve uygun cerrahi planlama sayesinde bu hastalarda komplikasyon riskleri önemli ölçüde azaltılabiliyor. Prof. Dr. Javad Parvizi bu yaklaşımı, “Artık tek tip tedavi yok. Hastayı tüm yönleriyle değerlendirip en doğru yöntemi seçiyoruz” sözleriyle açıklıyor.</p>
<p><strong>Gelişen Teknoloji Sayesinde Hasta Aynı Gün Ayağa Kalkıyor </strong></p>
<p>Kasların ve yumuşak dokuların daha az zarar görmesini sağlayan minimal invaziv cerrahi ve ameliyat sonrası süreçte geliştirilen yeni protokoller, hastaların çok daha kısa sürede, hatta çoğu zaman aynı gün ayağa kalkmasına olanak tanıyor. Erken mobilizasyonun teşvik edilmesi, yani hastanın ameliyattan kısa süre sonra hareket ettirilmesi, hem pıhtı riskini azaltıyor hem de genel iyileşme sürecini hızlandırıyor. Uzun yıllardır uyguladığı özel teknikler ve minimal invaziv yaklaşım sayesinde hastaların ameliyat sonrası çok daha hızlı ayağa kalkabildiğini belirten Prof. Dr. Javad Parvizi, hastaların böylece günlük yaşamlarına kısa sürede dönebildiğine dikkat çekiyor. Günümüzde dünya genelinde ortopedik cerrahide benimsenen modern yaklaşım; erken mobilizasyonu destekleyen, kas ve dokuları koruyan yöntemler üzerine şekillenirken, Prof. Dr. Javad Parvizi de bu dönüşüme yıllardır öncülük eden isimler arasında yer alıyor.</p>
<p>Ayrıca ilaç kullanımında da daha dengeli ve güvenli yaklaşımların benimsendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Javad Parvizi, “Özellikle bazı hastalarda düşük doz tedavilerle etkili koruma sağlanması, güçlü ilaçların oluşturabileceği yan etkileri azaltıyor. Bu sayede hastalar daha konforlu bir iyileşme süreci geçiriyor. Amacımız hastayı sadece ameliyat etmek değil, onu en hızlı ve en güvenli şekilde normal hayatına döndürmek” diyor&#8230; </p>
<p><strong>Tek Ameliyatla Kalıcı Çözüm Mümkün</strong></p>
<p>Geçmişte enfekte protezlerin tedavisi çoğu zaman birden fazla ameliyat gerektiriyordu. Ancak günümüzde gelişen cerrahi stratejiler sayesinde, uygun hastalarda tek aşamalı ameliyatlarla kalıcı çözümler elde edilebiliyor. Bu yaklaşım, hem hastanın fiziksel yükünü hem de psikolojik stresini önemli ölçüde azaltıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Javad Parvizi, “Doğru hasta seçimi ve doğru cerrahi planlama ile tekrar ameliyat ihtiyacı azalırken, tedavi süreci de kısalıyor. Başarı oranlarının artması, hem hasta hem de sağlık sistemi açısından büyük bir kazanım. Doğru planlama ile birçok hastada tek operasyon yeterli olabiliyor. Bu, hasta açısından büyük bir avantaj” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-teknolojilerle-hasta-ayni-gun-ayakta-639378">Akıllı Teknolojilerle Hasta Aynı Gün Ayakta</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyespor Sporcuları Avrupa&#8217;da Gurur Yaşattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespor-sporculari-avrupada-gurur-yasatti-638218</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 May 2026 13:14:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[final]]></category>
		<category><![CDATA[gurur]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmangazi Belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[sporcu]]></category>
		<category><![CDATA[sporcuları]]></category>
		<category><![CDATA[turnuva]]></category>
		<category><![CDATA[yaşattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=638218</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyespor Kulübü’nün başarılı badminton sporcuları Elifnur Demir ve Zeynep Berre Ocakoğlu, Bulgaristan’da düzenlenen U19 VICTOR Bulgarian Junior Open Turnuvası’nda elde ettikleri derecelerle hem kulüplerini hem de Türk badmintonunu uluslararası arenada başarıyla temsil etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespor-sporculari-avrupada-gurur-yasatti-638218">Osmangazi Belediyespor Sporcuları Avrupa&#8217;da Gurur Yaşattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyespor Kulübü’nün başarılı badminton sporcuları Elifnur Demir ve Zeynep Berre Ocakoğlu, Bulgaristan’da düzenlenen U19 VICTOR Bulgarian Junior Open Turnuvası’nda elde ettikleri derecelerle hem kulüplerini hem de Türk badmintonunu uluslararası arenada başarıyla temsil etti.</p>
<p>18 farklı ülkeden 145 sporcunun katılımıyla gerçekleştirilen ve Avrupa gençler badmintonunun önemli organizasyonları arasında gösterilen U19 VICTOR Bulgarian Junior Open Turnuvası, genç sporcuların kıyasıya mücadelelerine sahne oldu. Turnuvada Osmangazi Belediyespor’un milli sporcuları Elifnur Demir ve Zeynep Berre Ocakoğlu, gösterdikleri üstün performanslarla dikkatleri üzerine çekerek önemli başarılara imza attı.</p>
<p>Tek Kadınlarda Elifnur Demir’den Gümüş Madalya</p>
<p>Turnuvanın Tek Kadınlar kategorisinde mücadele eden Osmangazi Belediyesporlu sporcu Elifnur Demir, organizasyon boyunca ortaya koyduğu başarılı performansla finale kadar yükselmeyi başardı. Rakiplerini birer birer geride bırakarak adını final müsabakasına yazdıran genç sporcu, şampiyonluk mücadelesinde Çin Taipei’li rakibiyle karşı karşıya geldi. Büyük çekişmeye sahne olan final karşılaşmasında ilk seti 16-21 kaybeden Elifnur Demir, ikinci sette ortaya koyduğu etkili oyunla rakibini 21-17 mağlup ederek maçı karar setine taşıdı. Final setinde de son ana kadar mücadeleyi bırakmayan başarılı sporcu, seti 16-21 kaybederek turnuvayı ikinci sırada tamamladı. Elde ettiği bu sonuçla gümüş madalyanın sahibi olan Elifnur Demir, uluslararası düzeyde önemli bir başarıya imza attı.</p>
<p>Çift Kadınlara Osmangazi Belediyespor Damgası</p>
<p>Turnuvanın Çift Kadınlar kategorisinde ise Osmangazi Belediyesporlu sporcular Elifnur Demir ve Zeynep Berre Ocakoğlu birlikte mücadele etti. Turnuva boyunca uyumlu oyunları, yüksek mücadele güçleri ve başarılı performanslarıyla dikkat çeken ikili, rakiplerini geride bırakarak finale yükselme başarısı gösterdi. Final müsabakasında da büyük bir mücadele ortaya koyan Osmangazi Belediyesporlu sporcular, turnuvayı ikinci sırada tamamlayarak gümüş madalya kazandı. Böylece Elifnur Demir turnuvayı iki ayrı kategoride final oynayarak çifte başarıyla tamamlarken, Zeynep Berre Ocakoğlu da uluslararası düzeyde önemli bir derece elde ederek kariyerine değerli bir başarı daha ekledi.</p>
<p>Osmangazi Belediyespor Kulübü, Bulgaristan’da elde edilen bu önemli başarılarla uluslararası spor platformlarında adından söz ettirmeye devam ederken, Türk badmintonunun geleceği adına umut veren performanslar sergileyen Elifnur Demir ve Zeynep Berre Ocakoğlu, gösterdikleri azim, disiplin ve mücadele ruhuyla Türkiye’nin gururu oldu.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyespor-sporculari-avrupada-gurur-yasatti-638218">Osmangazi Belediyespor Sporcuları Avrupa&#8217;da Gurur Yaşattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Didim, TYF Yelken Ligi&#8217;nin Önemli Etaplarına Ev Sahipliği Yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/didim-tyf-yelken-liginin-onemli-etaplarina-ev-sahipligi-yapti-638155</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2026 08:59:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[didim]]></category>
		<category><![CDATA[etaplarına]]></category>
		<category><![CDATA[ligi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Organizasyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tyf]]></category>
		<category><![CDATA[yarışları]]></category>
		<category><![CDATA[yelken]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=638155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Didim Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Türkiye Yelken Federasyonu 2025-2026 TYF Yelken Ligi yarışları kapsamında Didim, yıl boyunca farklı kategorilerde önemli organizasyonlara ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/didim-tyf-yelken-liginin-onemli-etaplarina-ev-sahipligi-yapti-638155">Didim, TYF Yelken Ligi&#8217;nin Önemli Etaplarına Ev Sahipliği Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Didim Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Türkiye Yelken Federasyonu 2025-2026 TYF Yelken Ligi yarışları kapsamında Didim, yıl boyunca farklı kategorilerde önemli organizasyonlara ev sahipliği yaptı.</p>
<p>TYF Yelken Ligi kapsamında ILCA Türkiye Şampiyonası, IQ Foil Yıldızlar Kupası ile Formula Kite &#8211; Wingfoil Yıldızlar Kupası yarışları Didim’de düzenlenirken; sporcular Didim’in rüzgârı ve deniziyle buluştu. Organizasyonlar boyunca sahillerde renkli görüntüler ve heyecan dolu anlar yaşandı.</p>
<p>DİDİM’DE YELKEN VE RÜZGÂR HEYECANI</p>
<p>24-28 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen Formula Kite &#8211; Wingfoil yarışlarında; Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Çin, Yeni Zelanda ve Amerika Birleşik Devletleri’nden sporcular da mücadele etti. Toplam 31 sporcunun yer aldığı yarışlarda organizasyon, uluslararası katılımıyla dikkat çekti.</p>
<p>Didim’de gerçekleştirilen yarışlar boyunca sahil bölgesinde yoğun hareketlilik yaşanırken, ziyaretçiler de yarışları ilgiyle takip etti. Sporcuların deniz üzerindeki performansları ve yarışların oluşturduğu atmosfer, kentte yelken heyecanını günler boyunca hissettirdi.</p>
<p>Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, Didim’in spor ve turizm alanında önemli organizasyonlarla buluşmaya devam ettiğini belirterek, “Kentimizin doğal güzelliklerini ve enerjisini böylesine değerli organizasyonlarla buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz. Didim’i sporun, turizmin ve sosyal yaşamın güçlü merkezlerinden biri haline getirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Didim Belediyesi tarafından ev sahipliği yapılan organizasyonların, kentin tanıtımına ve spor turizmine katkı sunduğu belirtildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/didim-tyf-yelken-liginin-onemli-etaplarina-ev-sahipligi-yapti-638155">Didim, TYF Yelken Ligi&#8217;nin Önemli Etaplarına Ev Sahipliği Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Darıca&#8217;nın iki önemli caddesi Büyükşehir&#8217;le değişti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/daricanin-iki-onemli-caddesi-buyuksehirle-degisti-638085</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2026 07:38:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[cadde]]></category>
		<category><![CDATA[caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[darıca]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=638085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kent genelinde ulaşım yatırımlarını sürdüren Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Darıca ilçesinde de ulaşımdaki konforu artırmaya yönelik üstyapı çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/daricanin-iki-onemli-caddesi-buyuksehirle-degisti-638085">Darıca&#8217;nın iki önemli caddesi Büyükşehir&#8217;le değişti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kent genelinde ulaşım yatırımlarını sürdüren Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Darıca ilçesinde de ulaşımdaki konforu artırmaya yönelik üstyapı çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Darıca ilçe merkezinde bulunan Karaaslan ve Hamamkuyu Caddelerindeki üstyapı çalışmaları eksiksiz bir şekilde yerine getirildi.</p>
<p><b>BÜYÜKŞEHİR KENTİN HER NOKTASINDA</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde sürdürdüğü altyapı ve üstyapı yatırımlarına bir yenisini daha Darıca ilçesinde ekledi. Bu kapsamda Darıca ilçe merkezinde bulunan Karaaslan ve Hamamkuyu Caddeleri, modern şehircilik standartlarına uygun şekilde tamamen yenilendi. Trafik açısından önemli bir konumda bulunan her iki cadde de, İSU Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen altyapı çalışmaları nedeniyle bozulmalar meydana gelmişti.</p>
<p><b>800 TON ASFALT SERİLDİ, KONFOR SAĞLANDI</b></p>
<p>Birbirleriyle kesişen her iki caddeye Yol Yapım ve Bakım Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından toplamda 705 ton PMT ve 800 ton asfalt serildi. Ayrıca Hamamkuyu Caddesi’nde 480 metrekare parke ve 240 metre bordür imalatı yapıldı. Yapılan kapsamlı çalışma ile Karaaslan ve Hamamkuyu Caddeleri daha güvenli, konforlu ve estetik bir ulaşım aksına dönüştü.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/daricanin-iki-onemli-caddesi-buyuksehirle-degisti-638085">Darıca&#8217;nın iki önemli caddesi Büyükşehir&#8217;le değişti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Onu Yemeden Doymuyorum&#8221; Diyenler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/onu-yemeden-doymuyorum-diyenler-637909</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 07:18:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[diyenler]]></category>
		<category><![CDATA[doymuyorum]]></category>
		<category><![CDATA[İşlenmiş Et]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kırmızı Et]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önü]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yemeden]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637909</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kırmızı et pek çok kişi için sofranın ve öğünün vazgeçilmezi arasında yer alıyor. Yüksek protein, demir ve B12 içeriği nedeniyle kırmızı et şimdiye dek hep sağlıklı beslenmenin bir parçası olarak görüldü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onu-yemeden-doymuyorum-diyenler-637909">&#8220;Onu Yemeden Doymuyorum&#8221; Diyenler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kırmızı et pek çok kişi için sofranın ve öğünün vazgeçilmezi arasında yer alıyor. Yüksek protein, demir ve B12 içeriği nedeniyle kırmızı et şimdiye dek hep sağlıklı beslenmenin bir parçası olarak görüldü. Ancak son yıllarda artan bilimsel çalışmalar kırmızı et ile ilgili ezberleri bozabilir. Kırmızı etin faydasını görmenin de, olası zararlı etkileriyle de karşılaşmanın mümkün olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban</strong> “Kırmızı ve özellikle işlenmiş etlerin yüksek tüketimi; kalp hastalıkları, bazı kanser türleri (özellikle kolorektal kanser), diyabet ve erken ölüm riski ile ilişkilendiriliyor” uyarısında bulunuyor. Peki sofranızdaki kırmızı et zararlı mı, değil mi? <strong>Zehra Elban</strong>, bunu öğrenmek için kendinize sormanız gereken 3 önemli soruyu hatırlatıyor. </p>
<p><strong>PROTEİNDEN, DEMİRDEN ZENGİN AMA… </strong></p>
<p>Kırmızı et denildiğinde ilk akla gelen yüksek protein ve demir içeriğine sahip olduğu. B12 vitamini, çinko, selenyum gibi insan bedeninin sağlıklı işleyişini sürdürebilmesi için zenginlikleri de içeriğinde barındırıyor. Tüm bu özellikleriyle kırmızı et süper gıda gibi görünse de yanlış seçilen kırmızı et zararlı olabilir. </p>
<p><strong>HÜCRELERİ BESLEYEN TEK VE BİRİCİK MADDE DEĞİL!</strong></p>
<p>Kırmızı etin “besleyicilik” algısının tamamen temelsiz olmadığını ifade eden <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban</strong>, “Yüksek kaliteli protein içeriği sayesinde kas kütlesinin korunması ve artışı üzerinde güçlü bir etkisi var. Aynı zamanda B12 vitamini açısından zengin olması, hücre yenilenmesi ve özellikle kırmızı kan hücrelerinin üretimi için önemli bir avantaj sağlıyor. Yüksek demir içeriği ise oksijenin dokulara taşınmasında kritik rol oynuyor; bu da enerji düzeyi ve genel metabolik fonksiyonlar açısından doğrudan belirleyici. Nitekim yaklaşık 85 gramlık bir porsiyon kırmızı et, günlük protein ve B12 ihtiyacının yüksek bir kısmını karşılayabiliyor. Bu yönüyle bakıldığında kırmızı etin gerçekten “hücreleri besleyen” bir tarafı olduğu açık” diyor. </p>
<p>Bu noktada önemli bir detayı belirten <strong>Elban</strong>, bu besin öğelerinin yalnızca kırmızı ete özgü olmadığını, bazı kümes hayvanları, balık, yumurta, çiğ kuruyemişler ve dengeli bir bitkisel beslenme modeliyle de karşılanabildiğini ifade ediyor. </p>
<p><strong>KIRMIZI ETTEKİ O MADDE KORUYUCU DA OLABİLİR, ZARARLI DA!</strong></p>
<p>Kırmızı etin içerdiği “hem demir”in bir yandan demir eksikliği anemisine yönelik koruyucu bir besin. Ancak aynı maddenin oksidatif stresi tetikleyebileceği de belirtiliyor. Özellikle işlenmiş etlerin yüksek tüketiminin kalp hastalıkları, bazı kanser türleri (özellikle kolorektal kanser), diyabet ve erken ölüm riski ile ilişkilendirildiğini belirten <strong>Zehra Elban</strong>, “Bu risk, işlenmiş etlerde çok daha belirgin görünüyor. Bunun altında yatan mekanizmalardan biri, kırmızı ette bulunan hem demir maddesinin çok yüksek miktarda tüketilmesi halinde oksidatif stres süreçlerini tetikleyebilmesi. Oksidatif stres ve düşük düzeyli kronik inflamasyon, birçok kronik hastalığın başlangıç basamağı olarak kabul ediliyor. Buna ek olarak bazı et türlerinin yüksek doymuş yağ içeriği, kolesterol seviyelerini yükselterek kardiyovasküler riskleri artırabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>KIRMIZI ET TÜKETMEDEN ÖNCE MUTLAKA SORUN</strong></p>
<p><strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban</strong> kırmızı etin zararlı mı faydalı mı olacağını öğrenmek için sorulması gereken 3 önemli soruyu sıralıyor. </p>
<ol>
<li><strong>Kırmızı eti ne kadar tüketiyorsunuz? </strong></li>
</ol>
<p>Kırmızı et tüketiminde miktar, sağlık üzerindeki etkilerin belirlenmesinde en kritik faktörlerden biri. Dünya Sağlık Örgütü ve birçok uluslararası beslenme rehberi, kırmızı et tüketiminin haftalık toplamda 300–500 gramı aşmamasını öneriyor. Bunun üzerindeki tüketim, özellikle işlenmiş etlerle birlikte olduğunda, kalp-damar hastalıkları ve bazı kanser türleriyle ilişkilendiriliyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban</strong> kırmızı etin yüksek miktarda ve kontrolsüz tüketiminin oluşturduğu riskin altını çiziyor. </p>
<ol>
<li><strong>Kırmızı eti hangi sıklıkta tüketiyorsunuz? </strong></li>
</ol>
<p>Tüketim sıklığı da en az miktar kadar belirleyici. Günlük kırmızı et tüketimi yerine haftaya yayılan ve aralıklı tüketim, metabolik yükün dengelenmesine yardımcı oluyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban</strong> haftada 2–3 porsiyon kırmızı et tüketiminin dengeli bir yaklaşım olduğunu belirtiyor. Daha sık tüketim vücutta doymuş yağ alımını artırarak kolesterol seviyelerini etkileyebilir ve uzun vadede kardiyovasküler riskleri yükseltebilir. Kırmızı eti ana öğün yerine daha çok “tamamlayıcı” bir besin olarak konumlandırmak önemli bir strateji olabilir. </p>
<ol>
<li><strong>Tüketeceğiniz kırmızı et işlenmiş mi? </strong></li>
</ol>
<p>Kırmızı etin sağlık üzerindeki etkisini belirleyen en önemli faktörlerden biri de etin işlenmiş olup olmaması diyen <strong>Zehra Elban</strong>, “Salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş et ürünleri; koruyucu maddeler, yüksek tuz ve bazı kimyasal bileşenler içerdiği için sağlık açısından daha yüksek risk taşır. Dünya Sağlık Örgütü, işlenmiş etleri “kanserojen” sınıfında değerlendirerek özellikle kolorektal kanser ile ilişkisine dikkat çekmektedir. Buna karşılık taze, işlenmemiş kırmızı etin kontrollü tüketimi çok daha düşük risklidir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p>Bu noktada dengenin en önemli belirleyici olduğunun altını çizen <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Elban</strong>, “Kırmızı et doğru miktar ve doğru beslenme bağlamı içinde yer aldığında fayda sağlayabilir. Aynı zamanda antioksidanlardan zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketmek, “hem demir”in olası oksidatif etkilerini dengelemeye yardımcı olabilir. Bağırsak mikrobiyotasını destekleyen liften zengin bir beslenme modeli de bu denklemin önemli bir parçası” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/onu-yemeden-doymuyorum-diyenler-637909">&#8220;Onu Yemeden Doymuyorum&#8221; Diyenler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akfen Yenilenebilir Enerji, Karbon Kredisi Alanındaki Öncü Yaklaşımıyla Türkiye&#8217;de Sektöre Yön Veren Şirketlerden Biri Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akfen-yenilenebilir-enerji-karbon-kredisi-alanindaki-oncu-yaklasimiyla-turkiyede-sektore-yon-veren-sirketlerden-biri-oldu-637699</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2026 09:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[akfen]]></category>
		<category><![CDATA[Akfen Yenilenebilir Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[alanındaki]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirdiği]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[kredisi]]></category>
		<category><![CDATA[öncü]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yenilenebilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tamamı yerli ve yenilenebilir kaynaklardan oluşan üretim portföyüyle faaliyetlerini sürdüren Akfen Yenilenebilir Enerji, karbon piyasalarında gerçekleştirdiği başarılı uygulamalarla Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörünün dönüşümüne öncülük etmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akfen-yenilenebilir-enerji-karbon-kredisi-alanindaki-oncu-yaklasimiyla-turkiyede-sektore-yon-veren-sirketlerden-biri-oldu-637699">Akfen Yenilenebilir Enerji, Karbon Kredisi Alanındaki Öncü Yaklaşımıyla Türkiye&#8217;de Sektöre Yön Veren Şirketlerden Biri Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tamamı yerli ve yenilenebilir kaynaklardan oluşan üretim portföyüyle faaliyetlerini sürdüren Akfen Yenilenebilir Enerji, karbon piyasalarında gerçekleştirdiği başarılı uygulamalarla Türkiye’de yenilenebilir enerji sektörünün dönüşümüne öncülük etmeye devam ediyor.</p>
<p>Rüzgâr, güneş ve sudan oluşan dengeli üretim yapısıyla sürdürülebilir enerji alanında büyümesini sürdüren Akfen Yenilenebilir Enerji, son yıllarda gerçekleştirdiği karbon kredisi satışlarıyla yalnızca çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunmakla kalmadı; aynı zamanda Türkiye adına uluslararası karbon piyasalarında dikkat çeken bir başarı hikâyesi ortaya koydu.</p>
<p>Şirket, gerçekleştirdiği yüksek montanlı karbon kredisi satışlarıyla Türkiye’de bu alanda öncü uygulamalardan birine imza atarken, karbon finansmanı konusunda sektör için önemli bir referans noktası haline geldi. Akfen Yenilenebilir Enerji’nin bugüne kadar gerçekleştirdiği karbon kredisi satışları sayesinde milyonlarca ton karbon salımı dengelenirken, Türkiye ekonomisine de milyonlarca dolarlık ekonomik katkı sağlandı.</p>
<p><strong>“KARBON ENERJİDE EN ÖNEMLİ</strong></p>
<p><strong>ALANLARDAN BİRİSİ OLACAK</strong></p>
<p>Akfen Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Mustafa Kemal Güngör, karbon piyasalarında elde edilen başarının yalnızca ticari bir sonuç olmadığını belirterek şunları söyledi:</p>
<p><strong><em>“Yenilenebilir enerji yatırımlarımızı yalnızca elektrik üretimi olarak değerlendirmiyoruz. Aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma, çevresel sorumluluk ve ülkemiz adına ekonomik değer yaratma perspektifiyle hareket ediyoruz. Gerçekleştirdiğimiz karbon kredisi satışlarıyla Türkiye’de bu alandaki öncü şirketlerden biri olmaktan gurur duyuyoruz. Attığımız bu adımların, sektörün geleceği açısından da önemli bir örnek oluşturduğuna inanıyoruz.”</em></strong></p>
<p>Güngör ayrıca, karbon piyasalarının gelecekte enerji sektörünün en önemli alanlarından biri olacağını vurgulayarak, “Dünyada dönüşen enerji ekosistemi içerisinde karbon yönetimi ve sürdürülebilir finansman artık enerji yatırımlarının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Biz de Akfen Yenilenebilir Enerji olarak bu dönüşümün merkezinde yer almaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p>Türkiye’nin 18 farklı ilinde faaliyet gösteren yenilenebilir enerji santralleriyle yaklaşık 887 MW seviyesindeki kurulu gücünü son yıllarda önemli ölçüde büyüten Akfen Yenilenebilir Enerji; çevresel etkilerin azaltılması, yerli kaynak kullanımının artırılması ve sürdürülebilir enerji üretimi alanındaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Şirket, karbon piyasalarındaki etkin rolüyle birlikte Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sunmaya devam ediyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akfen-yenilenebilir-enerji-karbon-kredisi-alanindaki-oncu-yaklasimiyla-turkiyede-sektore-yon-veren-sirketlerden-biri-oldu-637699">Akfen Yenilenebilir Enerji, Karbon Kredisi Alanındaki Öncü Yaklaşımıyla Türkiye&#8217;de Sektöre Yön Veren Şirketlerden Biri Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnegöl&#8217;de İshak Paşa&#8217;ya Vefa: 539&#8217;uncu Vefat Yılında Dualarla Anıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inegolde-ishak-pasaya-vefa-539uncu-vefat-yilinda-dualarla-anildi-637672</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2026 08:28:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[539]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<category><![CDATA[İshak Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[negöl]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[paşa]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[shak]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[üncü]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>
		<category><![CDATA[vefat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637672</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediyesi, Osmanlı’nın önemli devlet adamlarından, devlet aklını temsil eden büyük vezir ve İnegöl’ün simge isimlerinden İshak Paşa’yı vefatının 539’uncu yılında düzenlenen panel, anma programı, dualar ve mehter gösterileriyle andı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegolde-ishak-pasaya-vefa-539uncu-vefat-yilinda-dualarla-anildi-637672">İnegöl&#8217;de İshak Paşa&#8217;ya Vefa: 539&#8217;uncu Vefat Yılında Dualarla Anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>İnegöl Belediyesi, Osmanlı’nın önemli devlet adamlarından, devlet aklını temsil eden büyük vezir ve İnegöl’ün simge isimlerinden İshak Paşa’yı vefatının 539’uncu yılında düzenlenen panel, anma programı, dualar ve mehter gösterileriyle andı. Anma programı hem tarih bilincini tazeledi hem de geçmişe olan sadakatin en güzel örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı.</span></span></p>
<p><span><span>İnegöl Belediyesi, Osmanlı Devleti’nin devlet aklını temsil eden önemli vezirlerinden biri olan İshak Paşa’yı vefatının 539’uncu yılında düzenlenen çeşitli programlarla andı. Cuma günü gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında ilk olarak Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezi’nde “Fatih Dönemi Büyük Devlet Adamı İnegöllü İshak Paşa” konulu panel düzenlendi. Panele tarihçi Ahmet Anapalı ile Dr. Mehmet Can Çetin konuşmacı olarak katıldı. İnegöl protokolünün de katıldığı programda, Fatih Sultan Mehmet döneminin önemli devlet adamlarından olan İshak Paşa’nın Osmanlı yönetimindeki rolü, devlet anlayışı ve İnegöl’e kazandırdığı eserler ele alındı. Katılımcılar, İshak Paşa’nın Osmanlı tarihindeki yeri hakkında önemli bilgiler edinme fırsatı buldu.</span></span></p>
<p><span><span><b>İSHAK PAŞA KÜLLİYESİNDE ANMA PROGRAMI YAPILDI</b></span></span></p>
<p><span><span>Panel programının ardından protokol üyeleri ve vatandaşların katılımıyla cuma namazı İshak Paşa Camii’nde kılındı. Namaz sonrası ise İshak Paşa’nın İnegöl’de yaptırdığı ve kabrinin de bulunduğu külliyede anma programı gerçekleştirildi. Program kapsamında dualar edilirken vatandaşlara çeşitli ikramlarda bulunuldu. Tarihi İnegöl Mehteri, gösterileriyle manevi atmosferin güçlendiği anma etkinliğinde büyük bir coşku yaşattı. Tarihçi Ahmet Anapalı’da İshak Paşa’nın hayatı, devlet adamlığı ve Osmanlı’ya bıraktığı miras üzerine burada anlatımlarda bulundu.</span></span></p>
<p><span><span><b>AYAK BASTIĞIMIZ TOPRAĞI TANIMALIYIZ</b></span></span></p>
<p><span><span>Yoğun katılımla gerçekleştirilen anma programı, İshak Paşa’nın İnegöl ve Osmanlı tarihi açısından taşıdığı önemin bir kez daha hatırlatıldığı anlamlı bir etkinlik olarak kayıtlara geçti. Programda kürsüye gelerek bir konuşma yapan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, “Bugün bir kez daha İshak Paşa’nın kendi eseri olan külliyesinde onu anma imkanı bulduk. Bizler bugünün yöneticileriyiz. Görevlerimiz var. Halkımızın huzuru ve refahı için gayret edeceğiz. Ama bunun yanı sıra ayak bastığımız toprağı da tanımalıyız. Burada hepimize düşen görevler var. Bu cennet vatanı yolda geçerken bulmadık. Bu insanlara ne kadar dua etsek azdır. Bugün işimizi gücümüzü yapıyorsak, buralarda yaşıyorsak atalarımızın bizlere emanet ettiği bu vatan topraklarının sayesindedir. Bu sebeple onlara dua etmemiz, onları yad etmemiz lazım” dedi.</span></span></p>
<p><span><span><b>İLHAM KAYNAĞIMIZ BURADA</b></span></span></p>
<p><span><span>Gücünü geçmişinden alan bir millet olarak geçmişimizi çok iyi bilmemiz gerektiğine vurgu yapan Başkan Taban, şöyle konuştu: “Burada bir İshak Paşa var. Medresesi, türbesi, camisi var. Bunu bilmeyen yoktur. Ancak bunun altını da doldurmamız gerekiyor. Hatta işin kapsamını, muhteviyatını öğrendikten sonra buradan geçerken yürüyüşümün değiştiğini fark ettim. Gençlerimize özellikle diyorum ki ilham kaynağımız burada. Peygamber efendimizin sözlerine mazhar olmuş bir komutan burada yatıyor. Benim şehrimin insanı. Bu bize güç verir, kuvvet veriri, ilham verir. İlk önce onlar nasıl yaptılar? O yoklukta nasıl başardılar? Biz bugün neyi eksik yapıyoruz, neyi geride bırakıyoruz bunun sorgusunu yapmalıyız. Gücümüzün geçmişte sanki üzeri örtülü şekilde kaldığını düşünüyorum. Gücümüz orada bizi bekliyor, onu yeniden gün yüzüne çıkarıp, önümüze getirip, neler yaptıklarını görüp buradan kendimize ilham kaynağı oluşturabilirsek bizler de inşallah en az onlar kadar başarabilmek için mücadele etmiş oluruz. Dolayısıyla bu programları düzenlememizin arka planında bu düşünce var. Biz bunları yapmaktan sorumluyuz. Bir yandan da tüm toplumun bu heyecanı yaşamasını arzu ediyoruz.”</span></span></p>
<p><span><span><b>BİZ GEÇMİŞİMİZİ DAHA İYİ İDRAK ETTİĞİMİZDE DAHA ADİL BİR DÜNYA DA TESİS EDİLMİŞ OLACAK</b></span></span></p>
<p><span><span>Başkan Taban’ın ardından AK Parti Bursa Milletvekili Ayhan Salman kürsüye gelerek bir konuşma yaptı. Salman, “Bir yandan müminlerin bayramı olan Cuma gününü kutlarken bir taraftan da nasıl bir ecdadın torunları olduğumuzu hocalarımızın anlatımlarıyla öğrendiğimiz, idrak ettiğimiz bir gün oldu. Bursa 1326 yılın fethedilmiş. Bursa’mızın fethinin 700’üncü yılını kutluyoruz. Yaklaşık bin yıl önce de atalarımız bu topraklara gelmişler ve bizlere emanet edene kadar bu toprakları bin yıl mücadele etmişler. Gerçekten ilahi kelimetullah davası adına yaptıkları bu mücadele içerisinde, o kadar kuvvetli, muhteşem yüzyılları yaşattıkları dönem içerisinde bir taraftan da daha adil, hakkaniyetli bir dünyayı tesis edebilmek için mücadele etmişler. Ecdadımız fetih ruhuyla hareket ederken, gittikleri her yeri de abad etmişler. Önce insanların kalplerini fethedip İslam’a ısındırmışlar. Tabi geçmişini bilmeyenler, geleceğini imar edemiyorlar. Ancak bize geçmişimiz bir dönem çok fazla anlatılmadı. Osmanlı devletinin en önemli devlet adamlarından olan İshak Paşa’yı biz rastgele bir İshak Paşa olarak bildik. Öğretilmedi. Belediye Başkanımıza bu noktada çok teşekkür ediyorum. Bu konuyu önemsiyor. Önce geçmişimizi anlamamız lazım. Biz Selçuklu’yu da sahipleniyoruz, Osmanlı’yı da sahipleniyoruz, Cumhuriyeti de sahipleniyoruz. Hepsi bir. Zaten geçmişimizden aldığımız bu ilhamı önümüze koyduğumuzda, Cumhurbaşkanımızın koyduğu bir Türkiye Yüzyılı hedefi var. Daha adil bir dünya hedefi var. İnşallah biz geçmişimizi daha iyi idrak ettiğimizde daha adil bir dünya da tesis edilmiş olacak” dedi.</span></span></p>
<p><span><span><b>İSHAK PAŞA’NIN YAPTIRDIĞI ESERLER, BUGÜN HALA İNSANIMIZA HİZMET EDİYOR</b></span></span></p>
<p><span><span>Programda son olarak kürsüye çıkan Kaymakam Eren Arslan da “Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun ve yükselişinin denk geldiği dönemde, iki dönem sadrazamlık yaparak bu büyük devlete ve millete hizmet eden bu büyük devlet adamını anmak için buradayız. İshak Paşa sadece bir devlet adamı olarak değil, bulunduğumuz bu mekan başta olmak üzere Anadolu ve Balkanlarda yaptırdığı pek çok eserle aslında bir vakıf insanı. Aynı zamanda Osmanlı’nın felsefesini temsil eden bir bakış açısı. Ecdadımız bir yeri sadece fethetmekle kalmamış, orayı maddi ve manevi anlamda imar etmiş. Bunun en güzel örneklerini sergileyen İshak Paşa’da İnegöl’ümüzden yetişmiş kıymetli bir değer. Devletten aldığını devletine ve milletine adamış bir gönül insanı. Yaptırdığı eserler bugün hala insanımıza hizmet ediyor. Bizim de bugün geçmişimizi iyi anlamamız, dersler çıkarmamız gerekiyor. Bu anlamda programda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.</span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inegolde-ishak-pasaya-vefa-539uncu-vefat-yilinda-dualarla-anildi-637672">İnegöl&#8217;de İshak Paşa&#8217;ya Vefa: 539&#8217;uncu Vefat Yılında Dualarla Anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müze Buluşmaları&#8217;nda Hasan Malay&#8217;ın Bilimsel Mirası Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/muze-bulusmalarinda-hasan-malayin-bilimsel-mirasi-konusuldu-637231</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2026 15:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmaları]]></category>
		<category><![CDATA[hasan]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[malay]]></category>
		<category><![CDATA[manisa]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Yazıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637231</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘Müze Buluşmaları’ kapsamında gerçekleştirilen ‘Toprağın Belleği’ başlıklı söyleşide, Prof. Dr. Cumhur Tanrıver ve Prof. Dr. Yusuf Sezgin, Prof. Dr. Hasan Malay’ın bilimsel mirası ışığında Manisa’nın tarihsel hafızasına ilişkin önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/muze-bulusmalarinda-hasan-malayin-bilimsel-mirasi-konusuldu-637231">Müze Buluşmaları&#8217;nda Hasan Malay&#8217;ın Bilimsel Mirası Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘Müze Buluşmaları’ kapsamında gerçekleştirilen ‘Toprağın Belleği’ başlıklı söyleşide, Prof. Dr. Cumhur Tanrıver ve Prof. Dr. Yusuf Sezgin, Prof. Dr. Hasan Malay’ın bilimsel mirası ışığında Manisa’nın tarihsel hafızasına ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Katılımcılar, antik kentler ve yazıtlar üzerinden kentin geçmişine uzanan özel bir yolculuğa tanıklık etti.</p>
<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin Müzeler Haftası dolayısıyla düzenlediği ‘Müze Buluşmaları’nda Lidya epigrafisi alanının önemli isimlerinden Prof. Dr. Hasan Malay’ın bilimsel mirası ve Manisa’nın kadim kentlerine ilişkin çalışmaları ele alındı. Prof. Dr. Cumhur Tanrıver ve Prof. Dr. Yusuf Sezgin’in konuşmacı olarak yer aldığı söyleşide, katılımcılar Hasan Malay’ın izinde Manisa’nın tarihsel hafızasına tanıklık etti.</p>
<p><b>“Manisa’nın Eski Çağ Tarihi Açısından En Önemli Çalışmaları Yapan Kişi”</b></p>
<p>Çok özel bir konu için bir arada olduklarını belirten Prof. Dr. Yusuf Sezgin, “Cumhur Tanrıver hoca ile birlikte Prof. Dr. Hasan Malay’ın anısına düzenlediğimiz bu programda, hocamıza dair görselleri, anıları ve özellikle yazıtlar ışığında Manisa’nın tarihiyle ilgili önemli bilgileri paylaşacağız” dedi. Prof. Dr. Cumhur Tanrıver’in uzun yıllar Malay ile birlikte Manisa yazıtları ve bölge üzerine çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Sezgin, Hasan Malay’ın Manisa’nın eski çağ tarihi açısından en önemli çalışmaları yapan kişi olduğunu belirtti.</p>
<p><b>“Bulduğu Yazıtları Saymaya Günler Yetmez”</b></p>
<p>Prof. Dr. Cumhur Tanrıver ise Hasan Malay’ın Manisa arazisinde ne tür epigrafik buluntular ortaya çıkardığını, neler saptadığını ele aldı. Malay ile birlikte yaptıkları araştırmalar ve kazı çalışmalarına da değinen Tanrıver, “Hoca’nın bulduğu yazıtları tek tek saymaya çalışsak herhalde günler yetmez. Çok sayıda yazıtla ilgili çalıştı. Yusuf Hoca’nın kazısını yaptığı Aigai ile ilgili de çalışmaları vardı” dedi. Hasan Malay’ın bulduğu yazıtlardan da örnekler sunan Tanrıver, yazıtlarda neler yazdığını, bulunma ve yayınlanma süreçlerini anlattı. Prof. Dr. Cumhur Tanrıver ve Prof. Dr. Yusuf Sezgin, daha sonra katılımcıların sorularını yanıtladı. Söyleşinin sonunda Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Turizm Şube Müdürü Mehmet Yıldırım Tanrıver ve Sezgin’e hediye takdim etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/muze-bulusmalarinda-hasan-malayin-bilimsel-mirasi-konusuldu-637231">Müze Buluşmaları&#8217;nda Hasan Malay&#8217;ın Bilimsel Mirası Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Etini Sağlıklı Pişirmenin 6 Önemli Kuralı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurban-etini-saglikli-pisirmenin-6-onemli-kurali-636767</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 May 2026 11:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[etin]]></category>
		<category><![CDATA[etini]]></category>
		<category><![CDATA[Etler]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kuralı]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[pişirmenin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636767</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayramlar; sevdiklerimizle aynı sofrada buluştuğumuz, birlik ve beraberliğin güçlendiği, paylaşmanın en güzel duygularla yaşandığı özel günler olarak hayatımıza anlam katıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-etini-saglikli-pisirmenin-6-onemli-kurali-636767">Kurban Etini Sağlıklı Pişirmenin 6 Önemli Kuralı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayramlar; sevdiklerimizle aynı sofrada buluştuğumuz, birlik ve beraberliğin güçlendiği, paylaşmanın en güzel duygularla yaşandığı özel günler olarak hayatımıza anlam katıyor. Özellikle Kurban Bayramı; özenle hazırlanan sofraları, et yemekleri, tatlıları ve geleneksel ikramlarıyla kültürümüzün en önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor. Bu nedenle bayramı hem keyifli hem de sağlıklı geçirmek için kurban etini pişirme yöntemleri ve beslenme düzenimize özen göstermemiz büyük önem taşıyor. Çünkü bayramın gerçek güzelliği, sevdiklerimizle birlikte sağlıklı, huzurlu ve mutlu anılar paylaşınca daha da anlam kazanıyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dr. N. Sinem Türkmen, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme konuları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Güne hafif ama doyurucu bir kahvaltıyla başlayın</strong></p>
<p>Bayram sabahlarının vazgeçilmezi olan kahvaltı, gün içerisindeki beslenme düzenini belirleyen en önemli öğündür. Aç karnına yoğun et tüketmek sindirim sistemini zorlayabilir ve gün boyu kontrolsüz yeme isteğine neden olabilir. Bu nedenle güne; yumurta, zeytin, avokado, çiğ ceviz, kuru kayısı, bol yeşillik ve tam tahıllı ekmek içeren dengeli bir kahvaltıyla başlamak hem tokluk süresini uzatır hem de sonraki öğünlerde porsiyon kontrolünü kolaylaştırır.</p>
<p><strong>Porsiyon kontrolünü ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Bayram sofralarında et yemeklerinin yanında tatlılar ve hamur işleri de sıkça tüketiliyor. Elbette hazırlanan lezzetlerin tadını çıkarmak bayramın en güzel yanlarından biri. Ancak burada belirleyici olan miktardır. Özellikle kalp-damar hastalığı, yüksek kolesterol, diyabet, karaciğer yağlanması veya mide-bağırsak rahatsızlığı bulunan kişilerin kırmızı et tüketiminde aşırıya kaçmaması gerekir. Küçük porsiyonlarla, yavaş yiyerek ve öğün saatlerini dengeli planlayarak bayramı daha sağlıklı geçirmek mümkündür.</p>
<p><strong>Ziyaretlerde ikramlara ölçülü yaklaşın</strong></p>
<p>Bayramın en güzel geleneklerinden biri de akraba ve dost ziyaretleridir. Ancak gün içerisinde yapılan çok sayıda ziyarette ikram edilen tatlılar, börekler, et yemekleri ve içecekler farkında olmadan aşırı kalori tüketimine yol açabilir. Her ikramı tam porsiyon tüketmek yerine küçük tadımları tercih etmek daha doğru olacaktır. Aynı gün içinde tüketilen tatlı, çay ve kahve miktarına dikkat edilmeli; özellikle kafein tüketimi arttığında su tüketimi de artırılmalıdır. Günlük 2 fincan sade kahve ve 2 fincan sade çay yeterlidir.</p>
<p><strong>Bayramda hareket etmeyi unutmayın</strong></p>
<p>Bayram boyunca artan kalori alımını dengelemenin en etkili yollarından biri fiziksel aktivitedir. Kısa mesafelerde araç yerine yürümeyi tercih etmek, asansör yerine merdiven kullanmak ve düzenli egzersiz alışkanlığını sürdürmek hem sindirimi destekler hem de alınan enerjinin dengelenmesine yardımcı olur.</p>
<p><strong>Etin yanında yoğurt yerine salata tercih edin</strong></p>
<p>Kırmızı et tüketiminin arttığı bayram döneminde sofralarda mutlaka bol yeşillikli salatalara yer verilmelidir. Limonlu salatalar hem sindirimi destekler hem de kırmızı ette bulunan demirin emilimini artırır. Ayrıca yeşil yapraklı sebzeler, fazla et tüketiminin oluşturduğu asit yükünün azaltılmasına katkı sağlar. Et yemekleriyle birlikte yoğurt, süt ve peynir gibi yüksek kalsiyum içeren besinlerin tüketilmesi ise demir emilimini azaltabileceği için dikkatli olunmalıdır.</p>
<p><strong>Kurban etini hemen tüketmeyin</strong></p>
<p>Yeni kesilen etlerde “ölüm katılığı” olarak bilinen ve kasların sertleşmesine neden olan doğal bir süreç yaşanır. Bu nedenle kurban etinin hemen tüketilmesi hazımsızlık ve mide-bağırsak sorunlarına yol açabilir. Etin daha yumuşak, lezzetli ve sindirimi kolay hale gelmesi için en az 12-24 saat dinlendirilmesi önerilir.</p>
<p><strong>Sağlıklı pişirme yöntemlerini tercih edin</strong></p>
<p>Et yemeklerinde pişirme yöntemi sağlık açısından büyük önem taşır. Etlerin çok yüksek sıcaklıkta ve uzun süre pişirilmesi zararlı bileşiklerin oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle tavada, fırında, buharda veya kontrollü ızgara yöntemi tercih edilmelidir. Etlerin zerdeçal, zencefil, biberiye, karabiber gibi antioksidan içeriği yüksek baharatlarla; limon suyu veya sirke gibi asidik sıvılarla marine edilmesi daha sağlıklı bir tüketim sağlar. Yanmış kısımlar mutlaka tüketilmeden önce ayıklanmalıdır. Etlerin saklama koşullarına da dikkat edilmelidir. Uygun ambalajla buzdolabında birkaç gün, derin dondurucuda ise birkaç ay güvenle muhafaza edilebilir. Sağlıklı seçimlerle geçirilen bir bayram, hem sofraların keyfini artırır hem de bayram sonrası oluşabilecek sağlık sorunlarının önüne geçer.</p>
<p><strong>Kurban etini buharda pişirin</strong></p>
<p>Kurban Bayramı’nda et tüketimi ile ilgili dikkat etmeniz gerekenler şöyle sıralanmaktadır :</p>
<ol>
<li>Tavada, ızgarada veya buharda pişirme tercih edilmelidir. </li>
<li>Kanserojen maddelerin oluşumunu azaltmak için etler çok yüksek sıcaklıkta ve uzun süre pişirilmemelidir. </li>
<li>Mangalda pişirme yapılacak ise; önce mikrodalgada ön pişirme uygulanmalı ve et suyu uzaklaştırıldıktan sonra ızgara işlemine geçilmelidir. </li>
<li>Etlerin, antioksidan kapasitesi yüksek baharatlar; (zerdeçal, zencefil, biberiye, karabiber vb.) ve sirke, limon suyu gibi C vitamininden zengin asidik sıvılar ile marinasyonu yapılarak ısıyla teması kesilmelidir. Marinasyona şeker içeriği yüksek maddeler ve yağ eklenmemelidir. </li>
<li>Etin fazla pişmekten yanmış yerleri varsa, tüketilmeden önce mutlaka yanık kısımlar kesilip atılmalıdır. </li>
<li>Etler buzdolabında +4 / +7derecede buzdolabında uygun ambalaj veya yağlı kâğıda sararak 2-3 gün, derin dondurucuda ise (-180C) en fazla 3-4 ay saklanmalıdır. </li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-etini-saglikli-pisirmenin-6-onemli-kurali-636767">Kurban Etini Sağlıklı Pişirmenin 6 Önemli Kuralı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya Büyükşehir Belediyespor&#8217;dan Bisiklet ve Judoda Önemli Dereceler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-belediyespordan-bisiklet-ve-judoda-onemli-dereceler-636344</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 18:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[judo]]></category>
		<category><![CDATA[judoda]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Büyükşehir Belediyespor]]></category>
		<category><![CDATA[minik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyon]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636344</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyespor Bisiklet Takımı adına mücadele eden başarılı pedallar Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakçı, Kazakistan ve Çekya’da düzenlenen yarışlarda milli takım adına gurur dolu dereceler elde etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-belediyespordan-bisiklet-ve-judoda-onemli-dereceler-636344">Konya Büyükşehir Belediyespor&#8217;dan Bisiklet ve Judoda Önemli Dereceler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyespor Bisiklet Takımı adına mücadele eden başarılı pedallar Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakçı, Kazakistan ve Çekya’da düzenlenen yarışlarda milli takım adına gurur dolu dereceler elde etti. Genç Erkek Bisiklet Takımı da Gaziantep’ten birincilik ve ikincilikle döndü. Büyükşehirli minik judocular da Karaman’da düzenlenen Spor Toto Minikler Türkiye Judo Şampiyonası’nda ikincilik kürsüsüne çıkmayı başardı. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, elde edilen başarılardan dolayı sporcuları ve antrenörlerini tebrik etti.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediyespor, farklı branşlarda katıldığı ulusal ve uluslararası organizasyonlarda şehrimizin ve ülkemizin gururu olmaya devam ediyor.</p>
<p><strong>BÜYÜKŞEHİRLİ PEDALLAR YURT DIŞINDA FIRTINA GİBİ ESMEYE DEVAM EDİYOR</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesporlu başarılı pedallar Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakçı, 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda elde ettikleri başarılarının ardından Kazakistan’ın başkenti Astana’da ve Çekya’nın Brno şehrinde düzenlenen yarışlarda da adından söz ettirdi.</p>
<p>Milli takım adına yarışan sarı siyahlı sporcular organizasyon sonunda 2 altın, 4 gümüş olmak üzere toplam 6 madalya elde etti.</p>
<p>Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) ile Türkiye Bisiklet Federasyonu 2026 yılı faaliyet programında yer alan Silk Way Series Astana ve GP Zemako 500+1 Kolo Elite Men Scratch Yarışları, 14-17 Mayıs tarihleri arasında Brno’da düzenlendi.</p>
<p>Milli sporcu Mustafa Tarakçı yeni bir başarıya daha imza atarak altın madalyanın sahibi oldu.</p>
<p>Silk Way Series Astana yarışları kapsamında Saryarka Velodromu’nda düzenlenen Scratch Yarışı’nda yer alan Ramazan Yılmaz da zorlu rakipler karşısında altın madalyanın sahibi oldu. Ramazan, Omnium yarışını ise 4. sırada tamamladı.</p>
<p>Yılmaz ve Mustafa, Astana’da iki farklı günde düzenlenen Madison Yarışı’nda da boy gösterdi. Güzel bir takım oyunu ortaya koyan Büyükşehirli pedallar, iki günde de ikinci olarak gümüş madalyanın sahibi oldu.</p>
<p><strong>GENÇLER DE BOŞ DURMADI</strong></p>
<p>Öte yandan Gaziantep’te düzenlenen Türkiye Kupası 4. Etap PYY Yol Yarışı’nda Konya Büyükşehir Belediyespor önemli başarılara imza attı.</p>
<p>Genç Erkekler kategorisinde Muhammed Emir Emişçi şampiyon olurken, Yıldız A Erkekler kategorisinde Mehmet Bekir Çetintaş ikincilik elde etti.</p>
<p>Ayrıca Genç Erkek Takımımız, gösterdiği üstün performansla takım halinde şampiyon oldu.</p>
<p><strong>MİNİK JUDOKALARIMIZ DA KARAMAN’DAN MADALYALARLA DÖNDÜ</strong></p>
<p>Karaman’da gerçekleştirilen ve 64 şehirden 1.300 sporcunun katıldığı Spor Toto Minikler Türkiye Judo Şampiyonası’nda Konya Büyükşehir Belediyespor’un minik judocuları, zorlu rakiplerini geride bırakarak kürsüye çıkmayı başardı.</p>
<p>Şampiyonada 32 kilo kadınlar kategorisinde mücadele eden Emilya Küçükkaraca ile 55 kilo erkekler kategorisinde tatamiye çıkan Mehmet Talha Oruç, gösterdikleri başarılı performansla gümüş madalyanın sahibi oldu.</p>
<p>Elde ettikleri derecelerle dikkat çeken başarılı sporcular, 5-7 Haziran 2026 tarihleri arasında Kuzey Makedonya&#8217;da düzenlenecek Minikler Balkan Judo Şampiyonası’nda Türkiye’yi ve Konya’yı temsil etme hakkı kazandı.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyespor Kulübü, altyapıda yetişen sporcularıyla Türk sporuna katkı sağlamaya devam ederken, minik judocuların başarısı camiada büyük sevinç yaşattı.</p>
<p><strong>BAŞKAN ALTAY’DAN TEBRİK </strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Bisikletçilerimizin uluslararası yarışlarda ay-yıldızlı forma altında elde ettiği dereceler ve judocu yavrularımızın Türkiye şampiyonasındaki başarısı bizleri son derece mutlu etti. Gençlerimizin azmi, disiplini ve mücadele ruhu geleceğimiz adına umut veriyor. Başarıda emeği bulunan sporcularımızı ve antrenörlerimizi gönülden kutluyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-belediyespordan-bisiklet-ve-judoda-onemli-dereceler-636344">Konya Büyükşehir Belediyespor&#8217;dan Bisiklet ve Judoda Önemli Dereceler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YKS&#8217;ye 5 hafta kala bu tavsiyelere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yksye-5-hafta-kala-bu-tavsiyelere-dikkat-636244</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 11:18:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hafta]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[kala]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[net]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyelere]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>
		<category><![CDATA[yks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636244</guid>

					<description><![CDATA[<p>20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleşecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) 5 hafta kaldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yksye-5-hafta-kala-bu-tavsiyelere-dikkat-636244">YKS&#8217;ye 5 hafta kala bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleşecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) 5 hafta kaldı. İstanbul Atlas Üniversitesi Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı İş Geliştirme Müdürü Seda Kahraman, hazırlık sürecinin en kritik evresine girildiğini belirterek “Uzun bir maratonun ardından son haftalar, yeni konu öğrenmekten çok mevcut bilgiyi doğru kullanma, eksikleri netleştirme ve zihinsel dayanıklılığı koruma süreci olarak değerlendirilmeli” tavsiyesinde bulundu.  Kahraman, bu süreçte sakin kalabilen, enerjisini doğru kullanan, hata analizini iyi yapan ve sınav stratejisini netleştiren adayların önemli bir avantaj elde edeceklerini söyledi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı İş Geliştirme Müdürü Seda Kahraman, sınava kısa süre kala yapılan plansız ve yoğun yüklemelerin, öğrencinin performansını artırmaktan çok, kaygı düzeyini yükseltebildiğine dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yanlış yapılan soruların analizi yapılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sınava hazırlık sürecinin son döneminde en sık yapılan hatalardan birinin, eksik görülen tüm konuları aynı anda kapatmaya çalışmak olduğunu belirten Kahraman, “Oysa bu dönemde önemli olan ‘Her şeyi bitirmek’ değil, en çok getirisi olacak alanlara odaklanmaktır.  Öğrencilerin son haftalarda yanlış yaptığı soruların analizini yapması, tekrar eden hata kalıplarını fark etmesi ve özellikle dikkat kaynaklı yanlışlara odaklanması, net artışı açısından yeni konu çalışmaktan daha etkili sonuçlar verebiliyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Deneme sınavları ile sınav pratiği geliştirilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Deneme sınavlarının bu süreçte hâlâ önemli bir araç olmaya devam ettiğini kaydeden Seda Kahraman, “Ancak burada amaç sadece net görmek değil, sınav pratiğini geliştirmek olmalı. Süre yönetimi, soru başında geçirilen zaman, zor soruya takılı kalma eğilimi ve optik forma dikkat gibi detaylar, sınav sonucunu doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle son haftalarda çözülen denemelerin ardından yapılan detaylı analiz, öğrencinin gerçek sınav stratejisini şekillendiren en önemli adımlardan biri haline geliyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Uyku saatlerinin planlanmasına dikkat!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>YKS’ye haftalar kala yeterli uyku ve dengeli beslenme konusuna da dikkat edilmesi gerektiğini belirten Kahraman, “Geç uyuyup geç uyanma düzeni, sınav sabahı odaklanma problemlerine neden olabiliyor. Bu nedenle öğrencilerin uyku saatlerini sınav saatine uygun şekilde yeniden planlaması, zihinsel performans açısından önemli bir avantaj sağlayabiliyor. Aynı şekilde beslenme düzeninde ani değişikliklerden kaçınmak ve bedensel enerjiyi dengede tutmak da dikkat performansını destekleyen unsurlar arasında yer alıyor” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sınav kaygısını yönetebilmek önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu süreçte sınav kaygısını yönetmenin önemine de işaret eden Kahraman, “Sınav kaygısının tamamen yok edilmesi gereken bir duygu olmadığı, aksine doğru seviyede olduğunda performansı destekleyebildiği belirtiliyor. Burada önemli olan kaygıyı bastırmak değil, onu yönetebilmek. Öğrencilerin kendilerini başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi gelişim süreçlerine odaklanmaları, özellikle sosyal medya kaynaklı başarı baskısından uzak durmaları ve gerçekçi hedefler belirlemeleri psikolojik dayanıklılığı artırıyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ailelerin duygusal desteği yapıcı etki yaratıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ailelerin bu süreçteki yaklaşımının da belirleyici rol oynadığını söyleyen Kahraman, “Sürekli ders odaklı konuşmalar yapmak, “Kaç net yaptın?’ sorusunu tekrar etmek ya da beklenti baskısını artırmak, öğrencinin üzerindeki zihinsel yükü büyütebiliyor. Bunun yerine duygusal destek sunmak, güven vermek ve sürecin sadece bir sınavdan ibaret olmadığını hissettirmek çok daha yapıcı bir etki yaratıyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sınav stratejisini netleştiren adaylar avantaj sağlayacak</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Seda Kahraman, sözlerini şöyle tamamladı: “Unutulmamalı ki sınavın son haftaları bilgi yarışından çok, denge yönetimidir. Bu süreçte sakin kalabilen, enerjisini doğru kullanan, hata analizini iyi yapan ve sınav stratejisini netleştiren adaylar önemli bir avantaj elde ediyor. Son düzlükte amaç daha fazla yüklenmek değil; emeği doğru yönetmek, zihni toparlamak ve sınav gününe mümkün olan en güçlü şekilde ulaşmak olmalı. Çünkü bazen başarıyı belirleyen şey, son anda öğrenilen bilgi değil; doğru zamanda korunan dengedir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yksye-5-hafta-kala-bu-tavsiyelere-dikkat-636244">YKS&#8217;ye 5 hafta kala bu tavsiyelere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşar&#8217;dan Seka Sanat İhtisas Merkezi&#8217;ne büyük övgü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasardan-seka-sanat-ihtisas-merkezine-buyuk-ovgu-635986</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 07:28:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[htisas]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[seka]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Yaşar]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635986</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kentin kültür sanat buluşmalarının önemli duraklarından Seka Sanat İhtisas Merkezi, sanat tarihi alanında çalışmaları ile tanınan Şerif Yaşar’ı ağırladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasardan-seka-sanat-ihtisas-merkezine-buyuk-ovgu-635986">Yaşar&#8217;dan Seka Sanat İhtisas Merkezi&#8217;ne büyük övgü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kentin kültür sanat buluşmalarının önemli duraklarından Seka Sanat İhtisas Merkezi, sanat tarihi alanında çalışmaları ile tanınan Şerif Yaşar’ı ağırladı. Seka Sanat İhtisas Merkezi’ne olan hayranlığını dile getiren Yaşar, “Böyle önemli bir kültür alanında olmak çok güzel, daha önce görmediğim için pişmanım” dedi.</p>
<p><b>GÜNÜMÜZ SANATINI ANLAMAK</b></p>
<p>Sanat Tarihçisi ve Sanat Tarihi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şerif Yaşar, Seka Sanat İhtisas Merkezi’nde günümüz sanatını anlamaya yönelik bir söyleşi gerçekleştirdi. Yaşar, sanatseverlerin ilgiyle izlediği söyleşide, dünyanın ilk sanatçılarının mağara duvarlarına resim yapan kadınlar olduğunu söyledi. “Sanat nedir sorusuna önemli bir tanımlama getiren Şerif Yaşar, sanatın mağara resimleriyle başladığını kaydetti. Sanat tarihinin öncül ve ardıllarıyla ele alındığı söyleşiyi vatandaşlar ilgiyle takip etti. Yaşar söyleşisine; günümüz sanatının 18. yüzyıldaki modern kırılma ile ortaya çıktığını, sonrasında post modern ve çağdaş sanat ile devam ettiğini söyleyerek başladı.</p>
<p><b>“KADINLAR DÜNYANIN İLK SANATÇILARIDIR”</b></p>
<p>Sanat tarihi bilincinin, insanın bilincinin geldiği nokta olduğunu ifade eden Yaşar, “Sanat; mağara resimleri ile başladı. Bunun kökenine indiğimizde bilim adamları ilk sanatçıların kadınlar olduğunu söylüyor. Mağara resimleri milattan önce 40 binli yıllara kadar gidiyor. Av hayvanları mağara duvarlarına resmediliyor. O dönemde insan avcılıkla besleniyor. Güç ön planda. Ava, kas gücü nedeniyle erkek çıkıyor. Kadınların ise mağaralarda kalarak bu resimleri çizmiş olabileceği üzerinde ortak bir fikir var” dedi.</p>
<p><b>“MAĞARA RESİMLERİ SANATIN BAŞLANGICIDIR”</b></p>
<p>Sanat tarihçi Şerif Yaşar, mağara duvarlarına yapılan çizimlere gönderme yaparak, “Sanat nedir” sorusuna önemli bir yorum getirdi. Şerif Yaşar, “İnsanoğlunun bilinç tarihinde etrafındakilerden farklı olarak plastik bir üretim sürecine girme meselesi sanatın başlangıcıdır” diyerek bunun da mağara resimleri olduğunu kaydetti.</p>
<p><b>“BATI ÇİZEREK, DOĞU ANLATARAK TASVİR EDER”</b></p>
<p>Öte yandan söyleşide doğu ve batı resminin dinsel içerikli eserleri ele alındı. Batının Orta Çağ Hristiyanlığında, çizerek insanları dine çekmeye çalıştığını anlatan Şerif Yaşar, “Hristiyanlıkta görselle anlatmak çok önemli. Okuma yazma bilmeyen bir Hristiyan köylüsü İncil’i okuyamıyor. Ama kilise duvarlarına çizilen figürlerden dinini anlama şansı buluyor. Orta Çağ Hristiyanlığının o döneminde dine bu yolla bir çekme var. İslam’da ise bunun yerine anlatı geleneğini görüyoruz. Bizde sözlü tasvir geleneği var. O nedenle; batı çizerek, doğu anlatarak tasvir eder” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>KONUKLARIN SORULARINI YANITLADI</b></p>
<p>Söyleşinin sonunda Şerif Yaşar konuklarından gelen sorulara yanıt verdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sanat Galerileri Şefi Ümran Şirin de Yaşar’a çiçek vererek, değerli katılımı için teşekkür etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasardan-seka-sanat-ihtisas-merkezine-buyuk-ovgu-635986">Yaşar&#8217;dan Seka Sanat İhtisas Merkezi&#8217;ne büyük övgü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milli bisikletçilerimizden Astana&#8217;da pist bisikleti yarışlarında altın ve gümüş madalya gururu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milli-bisikletcilerimizden-astanada-pist-bisikleti-yarislarinda-altin-ve-gumus-madalya-gururu-635953</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2026 19:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[Altın]]></category>
		<category><![CDATA[astana]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[bisikletçilerimizden]]></category>
		<category><![CDATA[bisikleti]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[pist]]></category>
		<category><![CDATA[Pist Bisikleti]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[sporcular]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yarış]]></category>
		<category><![CDATA[yarışlarında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635953</guid>

					<description><![CDATA[<p>UCI C1 Silk Way Series Astana pist bisikleti yarışlarında milli bisikletçimiz Ramazan Yılmaz Scratch yarışında altın madalya kazanırken, Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı’dan oluşan milli takımımız Madison disiplininde gümüş madalyanın sahibi olarak Türk pist bisikletine çifte gurur yaşattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milli-bisikletcilerimizden-astanada-pist-bisikleti-yarislarinda-altin-ve-gumus-madalya-gururu-635953">Milli bisikletçilerimizden Astana&#8217;da pist bisikleti yarışlarında altın ve gümüş madalya gururu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>UCI C1 Silk Way Series Astana pist bisikleti yarışlarında milli bisikletçimiz Ramazan Yılmaz Scratch yarışında altın madalya kazanırken, Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı’dan oluşan milli takımımız Madison disiplininde gümüş madalyanın sahibi olarak Türk pist bisikletine çifte gurur yaşattı.</strong></p>
<p><strong> </strong>Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen UCI ve Türkiye Bisiklet Federasyonu 2026 takviminde yer alan UCI C1 Silk Way Series Astana pist bisikleti yarışlarında milli bisikletçilerimiz altın ve gümüş madalya kazanarak önemli bir başarıya imza attı.<strong> </strong></p>
<p><strong>Ramazan Yılmaz’dan Scratch yarışında altın madalya</strong></p>
<p>Milli bisikletçimiz Ramazan Yılmaz, yüksek tempo ve taktik mücadelesinin öne çıktığı pist disiplini Scratch yarışında rakiplerini geride bırakarak birincilik elde etti ve altın madalyanın sahibi oldu. Yüksek tempoda geçen yarışta gösterdiği performansla dikkat çeken Ramazan Yılmaz, Türk pist bisikleti adına önemli bir başarıya daha imza attı.</p>
<p><strong>Madison yarışında Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı’dan gümüş madalya</strong></p>
<p>Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı, takım dayanıklılığı, tempo yönetimi ve koordinasyonun ön plana çıktığı Madison yarışında ikinci olarak gümüş madalya kazandı. Yarış boyunca güçlü performans sergileyen milli sporcularımız, uluslararası rakipleri karşısında başarılı bir mücadele ortaya koydu.</p>
<p>UCI uluslararası pist bisikleti takviminde yer alan UCI C1 Silk Way Series Astana, dünya sıralaması açısından puan veren önemli yarışlar arasında bulunuyor. Kazakistan’ın başkenti Astana’daki Saryarka Velodromu’nda 15-16 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen yarış, Avrupa ve Asya’dan elit pist bisikletçilerini bir araya getirirken; sporcular için dünya şampiyonaları ve olimpik süreç açısından da önemli hazırlık organizasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. </p>
<p>UCI’nin ve Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun 2026 yılı faaliyet programında yer alan yarışlarda elde edilen sonuçlar, Türk pist bisikletinin yükselen performansını bir kez daha ortaya koydu. Konya Olimpik Velodromu’nun sağladığı altyapı katkısı ve milli takım çalışmalarının olumlu yansımaları uluslararası arenada alınan derecelerle kendini göstermeye devam ediyor.</p>
<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu elde edilen başarılarla ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Milli sporcularımızın uluslararası arenada elde ettiği bu değerli başarılar bizleri gururlandırıyor. Konya Olimpik Velodromu ile birlikte pist bisikletinde önemli bir gelişim süreci yaşıyoruz. Astana’da kazanılan altın ve gümüş madalyalar, Türk bisikletinin doğru yolda ilerlediğinin önemli göstergelerinden biridir. Sporcularımızı, antrenörlerimizi ve emeği geçen herkesi kutluyorum.”</p>
<p>Uluslararası arenada elde ettikleri başarılı sonuçlarla ülkemizi gururlandıran milli sporcularımızın başarılarının devam etmesi hedefleniyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milli-bisikletcilerimizden-astanada-pist-bisikleti-yarislarinda-altin-ve-gumus-madalya-gururu-635953">Milli bisikletçilerimizden Astana&#8217;da pist bisikleti yarışlarında altın ve gümüş madalya gururu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay Cihanbeyli ve Kulu&#8217;yu Ziyaret Etti, Kulu İtfaiye Merkezi&#8217;nin Temelini Attı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-cihanbeyli-ve-kuluyu-ziyaret-etti-kulu-itfaiye-merkezinin-temelini-atti-635878</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2026 13:42:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[cihanbeyli]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[itfaiye]]></category>
		<category><![CDATA[İtfaiye Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[külü]]></category>
		<category><![CDATA[olsun]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yu]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635878</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Cihanbeyli ve Kulu’da Konyalılarla buluşarak Kulu İtfaiye Merkezi’nin temelini attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-cihanbeyli-ve-kuluyu-ziyaret-etti-kulu-itfaiye-merkezinin-temelini-atti-635878">Başkan Altay Cihanbeyli ve Kulu&#8217;yu Ziyaret Etti, Kulu İtfaiye Merkezi&#8217;nin Temelini Attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Cihanbeyli ve Kulu’da Konyalılarla buluşarak Kulu İtfaiye Merkezi’nin temelini attı. Başkan Altay, “Konya&#8217;nın tamamında yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda Kulu’muza yakışır bir itfaiye merkezinin temelini atmış olacağız. Konya itfaiyesi çok önemli çalışmalar yürütüyor. Hatay&#8217;da arkadaşlarımızın hepsi adeta birer kahraman gibi çalışarak 168 vatandaşımızı enkazdan sağ çıkarmayı başardı. Ayrıca TİKA ile birlikte yurt dışında eğitimler gerçekleştiriyoruz” dedi. Başkan Altay, AK Parti İl Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte Cihanbeyli ve Kulu belediyelerini ziyaret ederek, göreve yeni atanan AK Parti Cihanbeyli İlçe Başkanı Ferhat Çivi’ye hayırlı olsun dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Cihanbeyli ve Kulu ilçelerini ziyaret ederek, Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilecek Kulu İtfaiye Merkezi’nin temelini attı.</p>
<p>İlk olarak Cihanbeyli’yi ziyaret eden Başkan Altay, AK Parti Konya İl Yönetim Kurulu Üyeleri Münir Günay, İsmail Çetin ile birlikte göreve yeni seçilen AK Parti Cihanbeyli İlçe Başkanı Ferhat Çivi’ye hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. </p>
<p><strong>“PARTİMİZDE BAYRAK DEĞİŞİMİ KAVGAYLA GÜRÜLTÜYLE OLMAZ”</strong></p>
<p>Burada konuşan Başkan Altay, “Bizim partimizde bayrak değişimi kavgayla gürültüyle olmaz. Bayrağı taşır, sonra yeni sahibine teslim ederiz. O da daha ileriye taşımak için gayet eder. Bu vesileyle partimize hizmet eden herkese teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun. Yeni görev alan Ferhat Çivi Başkanımıza ve ekibine hayırlı olsun diyorum. Birlikte yapacak çok işimiz var” diye konuştu.</p>
<p>AK Parti Cihanbeyli İlçe Başkanı Ferhat Çivi de ziyareti ve ilçeye verdiği destek için Başkan Altay&#8217;a teşekkür etti. </p>
<p>Başkan Altay daha sonra Cihanbeyli Belediyesi’ni ziyaret ederek, Belediye Başkanı Fırat Kızılkaya’yla bir araya geldi.</p>
<p><strong>BÜYÜKŞEHİR, CİHANBEYLİ MURAT KURUM ÖĞRETMENEVİ İNŞAATINI DEVRALDI  </strong></p>
<p>Cihanbeyli’de yarım kalan ve Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan masrafları ödenerek inşası üstlenilen Murat Kurum Öğretmenevi’nde de incelemelerde bulunan Başkan Altay, daha sonra ilçe esnafını ziyaret ederek, hayırlı işler diledi.</p>
<p><strong>BAŞKAN ALTAY KULU’DA ÖĞRENCİLERLE BULUŞLTU, İTFAİYE MERKEZİNİN TEMELİNİ ATTI</strong></p>
<p>Cihanbeyli’den sonra Kulu’ya geçen Başlan Altay, burada da ilk olarak Kulu Gençlik Merkezi’ni ziyaret ederek Konya Büyükşehir Belediyesi Spor Konya’nın faaliyetlerine katılan öğrencilerle bir araya geldi. </p>
<p>Başkan Altay daha sonra Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılacak yeni itfaiye merkezinin temel atma programına katıldı.</p>
<p><strong>BAŞKAN ALTAY’A TEŞEKKÜR ETTİ</strong></p>
<p>Programda konuşan Kulu Belediye Başkanı Abdurrahim Sertdemir, böyle önemli bir hizmeti kendilerine sunan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’a teşekkür etti. Başkan Altay’ın yaptığı çalışmaların dünyada takdire değer çalışmalar olduğunu vurgulayan Sertdemir, “Özellikle Dünya Belediyeler Birliği Başkanı olan başkanımızı tebrik ediyorum. Konya’da Türkiye&#8217;ye, dünyaya ve İslam alemine model olacak bir belediyecilik var. Uğur Başkanımıza gittiğimiz zaman geri çevirmiyor, elinden geleni yapıyor. Zaten imkanlar doğrultusunda biz de gayretlerimizi ortaya koyuyoruz. Kardeşçe, ağız tadıyla yaşadığımız bir Kulu olsun diye uğraşıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kulu Kaymakamı Ömer Faruk Canbolat, “Kulu&#8217;ya geldiğim günden beri bütün kamu yatırımlarında, özellikle de gençlerimize yönelik, çocuklarımıza yönelik kamu yatırımlarında Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın çok ciddi desteği olduğunu gördüm. Ben huzurlarınızda kendilerine verdikleri destekten ötürü teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>“İTFAİYE TEŞKİLATININ ÖNEMİNİ HEM HER YANGINDA HEM DE HATAY DEPREMİNDE BİR KEZ DAHA GÖRDÜK”</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da Konya gibi büyük bir coğrafyada itfaiye teşkilatını koordine etmenin ve binalarını yenilemenin zor ve meşakkatli bir iş olduğunu vurgulayarak, “İtfaiye teşkilatının önemini hem her yangında hem de Hatay depreminde bir kez daha gördük. Teşkilatımızın diri olması, çalışanlarımızın motive olması, eğitilmiş olması, araç, ekipman ve bina yönünden nitelikli olmaları konusunda Konya&#8217;nın tamamında yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda da Kulu’muza yakışır bir itfaiye merkezinin bugün temelini atmış olacağız. Dört araçlık bir itfaiye merkezi olacak. Genç bir ekibimiz var burada. Konya itfaiyesi çok önemli çalışmalar yürütüyor. Hatay&#8217;da arkadaşlarımızın hepsi adeta birer kahraman gibi çalışarak 168 vatandaşımızı enkazdan sağ çıkarmayı başardı. Ayrıca TİKA ile birlikte yurt dışında eğitimler gerçekleştiriyoruz. Bu da çok önemli. Konya&#8217;nın adının dünyanın her bölgesinde yaşatılması için arkadaşlarımız neredeyse her ay bir ülkeden itfaiyeci arkadaşlarımızı Konya&#8217;da misafir ediyor. Her ay bir ülkede de eğitimler veriyorlar. Bunun da çok önemli ve kıymetli olduğunu düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p><strong>“BU BİNA TAMAMLANDIĞINDA İTFAİYECİLERİMİZ İÇİN ÖNEMLİ BİR MERKEZ OLACAK”</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi’nin AFAD’dan Türkiye&#8217;de ağır, orta ve hafif kademede arama-kurtarma sertifikası alan ilk belediye olduğunu anımsatan Başkan Altay, “Bu konuda da eğitimlerimize kesintisiz bir şekilde devam ediyoruz. İnşallah bu bina da tamamlandığında itfaiyecilerimiz için önemli bir merkez olacak. Bu vesileyle değerli Kulu Belediye Başkanımıza ben de teşekkür ediyorum. Bütün ilçelerimizde koordineli çalışıyoruz ama Kulu’da koordinasyonumuz çok yüksek. Birlikte şehirle ilgili konuları istişare ediyor, sahada gayret gösteriyoruz. Biz Kulu’yu, Kululuları ve başkanımızı hiçbir zaman yalnız bırakmayız” cümlelerine yer verdi.</p>
<p><strong>“KULULULAR, İSVEÇTE BAYRAĞIMIZI DALGALANDIRMAK İÇİN YOĞUN BİR GAYRET İÇERİSİNDE”</strong></p>
<p>Geçtiğimiz Ramazan ayında Kuluların yoğunlukta olduğu İsveç’e yaptığı ziyaretten de bahseden Başkan Altay,  “Gördüklerimizi anlatmamız çok zor. Belki sizler hepiniz biliyorsunuz ama hakikaten çok örgütlü bir yapı. Arkadaşlarımız cansiperane bayrağımızı dalgalandırmak, şehrimizi temsil etmek için yoğun bir gayret içerisindeler. Bize de çok güzel bir ev sahipliği yaptılar. Kendilerine,  tüm Kulululara tekrar teşekkür ediyorum. İsveç&#8217;te gördüklerimiz, yaşadıklarımız Konya&#8217;ya örnek oldu. Allah onlardan razı olsun. Biz de bu vesileyle gurbette yaşayan gönlü Kulu, Konya sevgisiyle dolan tüm kardeşlerimize buradan bu temel atma töreninden sevgilerimizi, saygılarımızı, muhabbetlerimizi gönderiyoruz” açıklamalarını yaptı.</p>
<p><strong>“KONYA’DA ARITILMADAN HİÇBİR METREKÜP SUYU TUZGÖLÜ&#8217;NE DEŞARJ ETMİYORUZ”</strong></p>
<p>Yeni Büyükşehir Yasasıyla birlikte ilçelerde önemli değişimler olduğunu kaydeden Başkan Altay, “Tabii öncelikle altyapı çalışmalarını bir tamamlamamız gerekiyordu. Bizim Kulu, Cihanbeyli bölgesinde en önemli kültürel ve tabiat varlığımız Tuzgölü. Tuzgölü&#8217;nün korunmasıyla ilgili arıtma tesislerimizi elhamdülillah tamamlandık. Böylece Konya kısmından arıtılmadan hiçbir metreküp suyu Tuzgölü&#8217;ne deşarj etmiyoruz. Bu sene elhamdülillah rahmet bol. Çiftçimizin yüzü gülüyor. Çiftçilerimize de bol ve bereketli bir yıl olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>“AYNI AZİM VE KARARLILIKLA KULU’YA HİZMET EDECEĞİZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, “Bundan sonra da aynı kararlılık ve azim içerisinde teşkilatlarımızla istişare halinde, değerli belediye başkanımızla, kaymakamımızla birlikte şehrimize hizmet edeceğiz. Bir teşekkür de Kululu kardeşlerimize. Her geldiğimizde bizi bağrınıza basıyorsunuz. Allah hepinizden razı olsun. Bugün bizi yalnız bırakmadınız. Birlik beraberliğimiz daim olsun. Yeni itfaiye binamızın hayırlı olmasını temenni ediyor” sözleriyle konuşmasını noktaladı.</p>
<p>Konuşmaların ardından Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilecek Kulu İtfaiye Merkezi’nin temeli dualarla atıldı.</p>
<p>Programa; AK Parti Konya İl Yönetim Kurulu Üyeleri Münir Günay ve İsmail Çetin, AK Parti Kulu İlçe Başkanı Adil Görgülü, MHP Kulu İlçe Başkanı Abdurrahman Çağlayan, Kulu İlçe Milli Eğitim Müdürü Hacı Bakırtaş, Gençlik Spor İlçe Müdürü Barış Serhat Tütüncü ve Kulu İlçe Müftüsü Muhsin Yıldız da katıldı. </p>
<p>Kulu’da son olarak Kulu Belediyesi’ni de ziyaret eden Başkan Altay, Belediye Başkanı Abdurrahim Sertdemir’le istişarelerde bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-cihanbeyli-ve-kuluyu-ziyaret-etti-kulu-itfaiye-merkezinin-temelini-atti-635878">Başkan Altay Cihanbeyli ve Kulu&#8217;yu Ziyaret Etti, Kulu İtfaiye Merkezi&#8217;nin Temelini Attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Turgutlu&#8217;nun Önemli Bağlantı Yolunda Yenileme Çalışması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turgutlunun-onemli-baglanti-yolunda-yenileme-calismasi-635721</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 13:32:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[asfalt]]></category>
		<category><![CDATA[bağlantı]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[manisa]]></category>
		<category><![CDATA[nün]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[turgutlu]]></category>
		<category><![CDATA[ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yenileme]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yolunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635721</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, Turgutlu ilçesi Atatürk Mahallesi’nde sıcak asfalt çalışması başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turgutlunun-onemli-baglanti-yolunda-yenileme-calismasi-635721">Turgutlu&#8217;nun Önemli Bağlantı Yolunda Yenileme Çalışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, Turgutlu ilçesi Atatürk Mahallesi’nde sıcak asfalt çalışması başlattı. Bölgenin hem sanayi hem de tarımsal ulaşım yükünü üstlenen, yaklaşık 1 kilometre uzunluğunda ve 12 metre genişliğindeki yola, toplamda 3 bin ton sıcak asfalt serilecek.</p>
<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Yol Yapım Şube Müdürlüğü, il genelindeki ulaşım ağını modernize etme çalışmaları kapsamında Turgutlu’daki faaliyetlerine hız verdi. Atatürk Mahallesi 217 Sokak’ta başlatılan çalışmalarla, bölgenin hem sanayi hem de tarımsal ulaşım yükünü üstlenen stratejik güzergah tamamen yenileniyor. Proje kapsamında 12 metre genişliğindeki yola 3 bin ton sıcak asfalt serilerek, ulaşımın çok daha güvenli ve konforlu hale getirilmesi hedefleniyor.</p>
<p><b>Başkan Dutlulu, “17 İlçemizde Dur Durak Bilmeden Çalışıyoruz”</b></p>
<p>Manisa genelinde yol yapım ve yenileme seferberliğini sürdürdüklerini belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Asfalt çalışmalarımız tam gaz devam ediyor. Turgutlu’muz için büyük önem taşıyan bu bağlantı yolunda sıcak asfalt serimini başlattık. Sanayicilerimiz, çiftçilerimiz ve Turgutlu halkımız için kritik bir öneme sahip olan bu güzergahı, 3 bin ton asfaltla tamamen yeniliyoruz. Bölgedeki ulaşım çilesini bitiriyor, güvenli ve konforlu yolları vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz. Manisa’mızın 17 ilçesinde dur durak bilmeden çalışmaya devam edeceğiz.”</p>
<p><b>“Ulaşım Sıkıntıları Giderilmiş Olacak”</b></p>
<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi Turgutlu Koordinatörü Tekin Çakmak, yolun bölge ekonomisi için taşıdığı öneme dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu güzergah, sanayicilerimiz ve çiftçilerimiz için şehir merkezi ile ova arasındaki en işlek bağlantı noktalarından biri. Uzun süredir yenilenme ihtiyacı olan bu yol için Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu’nun talimatlarıyla harekete geçtik. Çalışmalar tamamlandığında bölgedeki ulaşım çilesi son bulacak.”</p>
<p><b>“Turgutlu İçin Her Geçen Gün Daha İyisini Yapmaya Çalışıyoruz”</b></p>
<p>Turgutlu Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Kıran ise iki belediyenin yakaladığı uyuma vurgu yaparak, “Bugün Büyükşehir ekiplerimizle birlikte 217 Sokak’ta asfalt serimine başladık. Verdiği desteklerle Turgutlumuzun çehresini değiştiren Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya teşekkür ediyoruz. İlçemiz için her geçen gün daha iyisini yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turgutlunun-onemli-baglanti-yolunda-yenileme-calismasi-635721">Turgutlu&#8217;nun Önemli Bağlantı Yolunda Yenileme Çalışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayvalık&#8217;ta tarihi buluşma: AGROAYVALIK 2026 kapılarını açtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayvalikta-tarihi-bulusma-agroayvalik-2026-kapilarini-acti-635682</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 12:52:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[2026]]></category>
		<category><![CDATA[agroayvalik]]></category>
		<category><![CDATA[ayvalık]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[kapılarını]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sektörün]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiler]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635682</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuzey Ege’nin üretim gücü, tarım vizyonu ve zeytincilik mirası Ayvalık’ta aynı çatı altında buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayvalikta-tarihi-bulusma-agroayvalik-2026-kapilarini-acti-635682">Ayvalık&#8217;ta tarihi buluşma: AGROAYVALIK 2026 kapılarını açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Kuzey Ege’nin üretim gücü, tarım vizyonu ve zeytincilik mirası Ayvalık’ta aynı çatı altında buluştu. Bölgenin ilk ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan AGROAYVALIK 2026 Ayvalık Tarım ve Hayvancılık Fuarı, görkemli bir törenle kapılarını açarken, eş zamanlı düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi de sektörün en önemli buluşma platformlarından biri oldu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>15-18 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek organizasyonun açılış törenine siyasetçiler, belediye başkanları, iş insanları, akademisyenler, üreticiler ve sektör temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Açılışa katılımın yüksek olması, AGROAYVALIK’ın daha ilk yılında bölgesel sınırları aşan güçlü bir organizasyon haline geldiğini ortaya koydu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“AGROAYVALIK önemli bir ticaret merkezi olacak”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Açılışta konuşan Kare Fuarcılık İcra Kurulu Başkanı Ercüment Er, Kuzey Ege’de düzenlenen ilk ihtisas fuarını hayata geçirmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span> Fuarda tarım ve hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren firmaların ürün ve hizmetlerini sergileme imkânı bulacağını belirten Er, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale’den çok sayıda heyetin fuarı ziyaret edeceğini ifade etti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Eş zamanlı düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi’nin de üretici, akademisyen ve ihracatçıları bir araya getirerek sektörün ihtiyaçlarının konuşulacağı önemli bir platform olacağını dile getiren Er, AGROAYVALIK’ın gelecek yıllarda da büyüyerek devam edeceğini kaydetti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Altınova üretimin merkezi”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar ise konuşmasında Altınova’nın tarım açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bölgeye “Altınova” adını verdiğini hatırlatan Uçar, bu bereketli toprakların modern tarım teknikleriyle daha ileri taşınması gerektiğini söyledi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Tarım ve hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda milli bağımsızlık ve gıda güvenliği açısından stratejik bir alan olduğunu belirten Uçar, teknoloji, markalaşma ve sürdürülebilir üretim vurgusu yaptı. Uçar ayrıca fuarların kent ekonomisine büyük katkı sunduğunu belirterek, fuar turizminin Ayvalık’ın marka değerini artıracağını ifade etti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Tarım Ayvalık’ın kalbinin atışı”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin de Ayvalık’ın tarih boyunca üretimle anılan özel bir kent olduğunu söyledi. Tarım ve hayvancılığın yalnızca bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda kültür ve yaşam biçimi olduğunu belirten Ergin, zeytin ve zeytinyağının ilçenin kimliğini yansıttığını ifade etti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>İklim krizi ve artan maliyetler nedeniyle tarımda yeni teknolojilerin önem kazandığını vurgulayan Ergin, AGROAYVALIK 2026’nın sektör temsilcileriyle üreticileri buluşturarak önemli bir vizyon ortaya koyduğunu söyledi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Tarım milli güvenlik meselesidir”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ise konuşmasında tarım ve hayvancılığın siyaset üstü bir konu olduğunu belirterek, üretimin milli güvenlik meselesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Türkiye’nin tarım ve zeytincilik potansiyeline rağmen üreticinin artan maliyetlerle mücadele ettiğini dile getiren Çömez, çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Tarım sektörünün stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çömez, AGROAYVALIK’ın bölge ekonomisine ve üreticilere önemli katkılar sağlayacağını kaydetti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>156 firma katıldı</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından açılış kurdelesi kesildi ve katılımcı stantları ziyaret edildi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Altınova Kapalı Pazaryeri’nin 8 bin 600 metrekarelik alanında düzenlenen fuarda 156 firma ve firma temsilciliği yer aldı. Fuarda yeni nesil traktörler, tarım makineleri, akıllı sulama sistemleri, dijital tarım teknolojileri, hayvancılık ekipmanları, yem teknolojileri, sera çözümleri ve yenilenebilir enerji uygulamaları yoğun ilgi gördü.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Ayvalık zeytinciliğin karar merkezi oluyor</span></span></span></p>
<p><span><span><span>AGROAYVALIK 2026’yı farklı kılan en önemli unsur ise aynı çatı altında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi oldu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede; üretimden ihracata, coğrafi işaretten lisanslı depoculuğa kadar sektörün kritik başlıkları ele alınıyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Yerel yönetimlerin tarım politikaları, üreticilerin maliyet sorunları, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve kadın üreticilerin kırsal kalkınmadaki rolü gibi konuların masaya yatırıldığı zirvenin, sektör adına önemli çözüm önerileri ve iş birliklerine zemin hazırlaması bekleniyor.</span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayvalikta-tarihi-bulusma-agroayvalik-2026-kapilarini-acti-635682">Ayvalık&#8217;ta tarihi buluşma: AGROAYVALIK 2026 kapılarını açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fethin 700&#8217;üncü Yılında Osmangazi&#8217;de Türkçe Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fethin-700uncu-yilinda-osmangazide-turkce-konusuldu-635646</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 12:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[700]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[balkan]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[etkin]]></category>
		<category><![CDATA[fethin]]></category>
		<category><![CDATA[kelime]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[türkçenin]]></category>
		<category><![CDATA[üncü]]></category>
		<category><![CDATA[yılında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635646</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi tarafından, Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleri kapsamında “700. Yılında Bursa Türkçeyi Konuşuyor” paneli düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fethin-700uncu-yilinda-osmangazide-turkce-konusuldu-635646">Fethin 700&#8217;üncü Yılında Osmangazi&#8217;de Türkçe Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi tarafından, Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleri kapsamında “700. Yılında Bursa Türkçeyi Konuşuyor” paneli düzenlendi. Alanında uzman akademisyenlerin katıldığı panelde, Türkçenin tarihi yolculuğu ve kültürel mirastaki yeri ele alındı.</p>
<p>Bursa’nın Türk dili, edebiyatı ve kültürel birikimini geçmişten geleceğe taşımak amacıyla organize edilen panel, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde gerçekleştirildi. Panelde Türkçenin tarihsel gelişimi, Balkanlar’daki etkisi ve kültürel mirasa katkıları akademik yönleriyle değerlendirildi. Prof. Dr. Hatice Şahin moderatörlüğünde düzenlenen panele, Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Doç. Dr. Hasene Aydın, Dr. Ayla Hafız Küçük Usta, Prof. Dr. Lindita Xhanarı ve Uzman Belgin Aksu konuşmacı olarak katıldı. </p>
<p>Panelde, Türkçenin 4’üncü yüzyıldan günümüze uzanan tarihçesi, Balkan dillerinde kullanılan Türkçe kelimeler ile Türk Dil Kurumu’nun Türkçenin gelişimine sunduğu katkılar ele alındı. Katılımcılar, Türkçenin yalnızca bir iletişim dili değil, aynı zamanda kültürel kimliğin ve medeniyet birikiminin en önemli taşıyıcılarından biri olduğuna dikkat çekti.</p>
<p> “Türkçe 700 Yıl Boyunca Varlığını ve Gücünü Korumayı Başardı”</p>
<p>Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı etkinlikleri kapsamında bu paneli düzenlediklerini belirten Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın “Fethin 700’üncü yılında Bursa Türkçeyi konuşuyor. Türkçenin geçmişi çok daha eskiye dayanıyor. Orhangazi’nin Bursa’yı fethetmesinin ardından, hem Türkçeyi bu coğrafyada etkin kılmak hem de Selçuklu ile Osmanlı medeniyetinin izlerini yaşatmak adına Türkçe en önemli araçlardan biri olmuştur. 13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmed Bey’in yayımladığı fermanda, ‘Bundan sonra dergahta, divanda, bargahta ve meydanda Türkçe kullanılacaktır’ denilmiştir. Türkçe, 700 yıl boyunca zaman zaman yabancı dillerin etkisi altında kalsa da varlığını ve gücünü korumayı başarmıştır. Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk de Türk Dil Kurumu’nu kurarak Türkçeye büyük önem vermiştir. Atatürk, Türkçeyi yalnızca bir iletişim aracı olarak değil; milli egemenliğin, bağımsızlığın ve bir medeniyetin ilelebet yaşatılabilmesinin en önemli unsurlarından biri olarak görmüştür. Bu anlayış doğrultusunda Türkçeye yönelik çok değerli yatırım ve hizmetlerde bulunmuştur. Bu sempozyumda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” diye konuştu.</p>
<p>“Bizler Bu Şehrin Emanetini Omuzlarımızda Hissediyoruz”</p>
<p>Böylesine kadim bir başkente hizmet vermekten gurur duyduklarını belirten Osmangazi Belediyesi Araştırma ve Geliştirme Müdürü Serkan Cebeci<br />“Osmangazi Belediyesi olarak bizler de bu şehrin emanetini omuzlarımızda hissediyor, böylesine köklü bir başkente hizmet vermekten büyük gurur duyuyoruz. Bu nedenle bugün burada, 700 yıllık bir medeniyet hafızasını geleceğe taşımak amacıyla bir araya geldik. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir milletin bağımsızlığının, kültürel egemenliğinin ve medeniyet iddiasının en güçlü göstergelerinden birinin Türkçe olduğunu ifade etmiştir. Atatürk’ün, ‘Türk dili, Türk milletinin kalbidir, beynidir, vicdanıdır’ sözü, dil ile milletin varoluşu arasındaki bağı en güçlü şekilde ortaya koymaktadır. Bursa gibi bir irfan şehrinde, Atatürk’ün izinde Türkçeyi konuşmak, tartışmak ve gelecek nesillere taşımak bizim için önemli bir sorumluluktur. İşte bu nedenle ilk panelimizin adını ‘700. Yılında Bursa Türkçeyi Konuşuyor’ olarak belirledik.” dedi.</p>
<p>“Balkanlarda Türkçe 4’üncü Yüz Yıldan İtibaren Konuşulmaya Başlandı”</p>
<p>Balkanlarda 4’üncü yüzyıldan itibaren Türkçenin konuşulmaya başlandığını belirten Balkan Türkoloji Araştırmaları Merkezi Başkanı Ayla Hafız Küçük Usta “Bursa, çok önemli bir Balkan şehridir. Türkçe, Bursa’da kullanılmaya başlanmadan yaklaşık 600 yıl önce Balkanlarda konuşuluyordu. Hunlarla birlikte 4’üncü yüzyıldan itibaren farklı Türk kavimlerinin bölgeye gelmesiyle Türkçe yaygın olarak kullanılmaya başlanmış, Osmanlı döneminde ise bu süreç daha da güçlenmiştir. 4’üncü yüzyıldan 12’inci yüzyıla kadar bölgede Ogur Türkçesi kullanılmıştır. Daha sonra Kıpçakların etkisiyle Kıpçak Türkçesi yaygınlaşmıştır. Osmanlılarla birlikte Oğuz Türkçesinin bölgeye gelmesiyle ise Türk lehçeleri büyük ölçüde standartlaşmış ve Oğuz Türkçesi hakim dil haline gelmiştir.” diye konuştu.</p>
<p>“Balkan Dilinde Türkçenin Önemli Etkileri Görülüyor”</p>
<p>Tiran Üniversitesi’nde 25 yıldır Balkan dillerinde Türkçenin etkisi üzerine çalışmalar yürüten Prof. Dr. Lindita Xhanarı “Osmanlılar Balkanlara veda etmiş olsa da Balkan dilleri Türkçeden gelen kelimelere hiçbir zaman veda etmedi. Günümüzde sekiz Balkan dilinde Türkçenin önemli etkileri görülüyor. Bu etki yalnızca geçmişten miras kalan kelimelerle sınırlı değil; bugün bile özellikle Türk dizilerinin etkisiyle Türkçe kökenli birçok kelime aktif olarak kullanılmaya devam ediyor. Sırpça, Boşnakça, Makedonca, Romence, Bulgarca, Yunanca ve Arnavutça üzerine yaptığımız incelemelerde, Sırpça ve Boşnakçada 8 ila 9 bin arasında Türkçe kökenli kelime bulunduğunu gördük. Diğer Balkan dillerinde ise günlük yaşamda kullanılan Türkçe kelime sayısı 3 ila 5 bin arasında değişiyor. Bir Balkan evine girdiğinizde yorgan, yastık, çarşaf, perde, dolap, yatak ve kilim gibi pek çok eşyanın adının hala Türkçe kelimelerle ifade edildiğini görebilirsiniz.” diye konuştu.</p>
<p>“Böyle Bir Etkinlikte Olmaktan Dolayı Mutluluk Duyuyorum”</p>
<p>Türk Dil Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın ise “1932 yılında Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Dil Kurumunda kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Türk Dil Kurumu çalışmalarına başladığında Şemseddin Sami&#8217;nin, Kamus-ı Türki&#8217;sini Türkçe sözlüğün hazırlanmasında örnek aldılar. Bugün Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğü Ahmet Vefik Paşa’nın Lehçe-i Osmani’siyle başlayan Şemseddin Sami’yle devam eden bir geleneğin öncüsü böyle bir etkinlikte bir arada olmaktan dolayı mutluluk duyuyorum.”</p>
<p>“Böyle Bir Etkinlikte Yer Almaktan Dolayı Mutluluk Duyuyorum”</p>
<p>Türk Dil Kurumu’nun kuruluş süreci ve Türk sözlükçülüğünün tarihsel gelişimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk Dil Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın “1932 yılında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Türk Dil Kurumu çalışmalarına başladığında, Şemseddin Sami’nin ‘Kamus-ı Türkî’ adlı eseri Türkçe sözlüğün hazırlanmasında örnek alınmıştır. Bugün Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğü de Ahmet Vefik Paşa’nın ‘Lehçe-i Osmanî’ çalışmasıyla başlayan ve Şemseddin Sami ile devam eden geleneğin devamıdır. Böyle bir etkinlikte yer almaktan dolayı mutluluk duyuyorum.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fethin-700uncu-yilinda-osmangazide-turkce-konusuldu-635646">Fethin 700&#8217;üncü Yılında Osmangazi&#8217;de Türkçe Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile bağlarının güçlü olması nitelikli iletişime bağlı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aile-baglarinin-guclu-olmasi-nitelikli-iletisime-bagli-635352</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 13:52:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bağlarının]]></category>
		<category><![CDATA[bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişime]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nitelikli]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, 15 Mayıs Aile Günü kapsamında, aile bağlarının güçlenmesinde iletişim, rol model olma, birlikte kaliteli zaman geçirme ve karşılıklı etkileşimin önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-baglarinin-guclu-olmasi-nitelikli-iletisime-bagli-635352">Aile bağlarının güçlü olması nitelikli iletişime bağlı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, 15 Mayıs Aile Günü kapsamında, aile bağlarının güçlenmesinde iletişim, rol model olma, birlikte kaliteli zaman geçirme ve karşılıklı etkileşimin önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Aile, bireyin içine doğduğu, hayatı anlamlandırmayı öğrendiği ilk yer!</strong></p>
<p>Ailenin neden önemli olduğunu açıklayan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Aile, bireyin içine doğduğu, hayatı anlamlandırmayı öğrendiği ilk yerdir. O yüzden bireyin yaşamında; kişilik gelişmesinde, özgüveninin gelişmesinde, iletişim tarzında, sorun çözme becerilerinde ailenin rolü çok büyüktür.” dedi.</p>
<p>Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle birlikte aile bağlarının oldukça zayıfladığını aktaran Demirsoy, “Toplumu sağlıklı bir toplum yapan, sağlıklı bireylerdir; sağlıklı birey de ancak sağlıklı aile ilişkilerinin içerisinde yetişebilir. Modern yaşamda aileler artık daha az iletişim kuruyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Birey ve aile birbirini karşılıklı etkiliyor! </strong></p>
<p>Aile günü gibi özel günlerin sembolik hatırlama açısından önemli olduğunu ancak sadece bir gün hatırlamamak gerektiğini dile getiren Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Tabii ki, sürekliliği olması önemli. Özellikle bizim gibi kurumların burada bir görevi var. Sağlıklı iletişim becerileri, sorun çözme yöntemleri öğrenilirse bu, aileyi dayanıklı ve güçlü kılacaktır.” dedi.</p>
<p>Her ailede sıkıntılar yaşandığına işaret eden Demirsoy, şöyle devam etti:</p>
<p>“İnsan hayatında, yaşamın akışı içerisinde inişler çıkışlar, zor zamanlar olur. Eğer bağlar güçlüyse, ilişkiler sağlıklıysa bu zor zamanlara karşı dayanıklı olunur. Klinik ortamda bize insanlar sıkıntıyla, sorunla geliyorlar ama önemli olan bu sorunlar ortaya çıkmadan önce yapılacaklardır. İşte orada bağları güçlendirmek, aile içi iletişimin artması, aileyi zor zamanlara karşı dayanıklı ve güçlü kılacaktır. Bireyde bir sıkıntı olduğu zaman bu aileyi etkiliyor; aile içi etkileşimlerde sorun olduğu zaman da bireyi etkiliyor. İki taraflı bir etkileşim var.”</p>
<p><strong>Aile içinde nitelikli ve kaliteli zaman geçirmek şart!</strong></p>
<p>Ailedeki bağı güçlendirmek için birlikte zaman geçirmenin çok önemli olduğuna vurgu yapan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Ailenin ritüelleri çok değerlidir. Özel günler, bayramlar, kandiller; bunlar bizim toplumumuzda aile bağlarını ve kişiler arası ilişkileri güçlendiren sosyal destek sistemleridir. Bunlar günümüzde biraz zayıflamaya başladı. Komşuluk ilişkileri bile zayıfladı. İnsan sosyal bir canlıdır. İnsanın iyilik halini; yakın ve doyurucu sosyal ilişkilerinin çokluğu belirliyor.” dedi.</p>
<p>Birlikte yemek yeme, ailece belli zamanlarda bir araya gelme gibi ritüelleri kaybetmemek gerektiğini aktaran Demirsoy, “Nitelikli ve kaliteli zaman geçirmek şart. O sırada birbirini dinlemek çok önemli. İletişim diyoruz ama iletişimde en önemli unsur konuşmaktan da önce dinlemek. Karşısındakini dinlemek, anlayabilmek&#8230; İnsan anlaşıldığını hissettiği zaman karşısındakine kendini yakın ve bağlı hisseder. Bu insanın bir ihtiyacıdır. Eğer aile içi ilişkiler sağlıklıysa, kişi kendini gerçekleştirebiliyorsa, işitildiğini ve anlaşıldığını hissediyorsa o aile bağları güçlüdür ve zorluklara karşı dayanıklıdır. Böyle ailelerin çok olduğu bir toplum da güçlü olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İş birliği ve dayanışma bağları güçlü kılar!</strong></p>
<p>Aileyi oluşturan çekirdeğin evlilik ilişkisi olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Eş ilişkisinde de kadının ve erkeğin nasıl bir geçmişi olduğu, kendi köken ailelerinden ne aldıkları çok önemlidir. İçinde yetişilen aile kişiliği belirliyor; ne tarz ilişkiler kuracağını, nasıl bir romantik bağlanma yaşayacağını, nasıl bir evlilik yürüteceğini belirliyor.” dedi.</p>
<p>Neden bazı ailelerde bu bağlar zayıf olduğuna değinen Demirsoy, “Biraz ‘bireyselliğin’ bir değer olarak sunulduğu bir dönemdeyiz. Kişiler arası ilişkiler, aile bağlarının güçlü olması, birbirine karşı hoşgörü ve yerine göre önceliği diğerine verebilmek gibi özellikleri gerektiriyor. Ama ‘ben önemliyim, öncelik benim’ dendiği zaman bu, ilişkileri yaralayan bir şeye dönüşüyor. İş birliği ve dayanışma bağları güçlü kılar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Anne-babanın çocuklara doğru rol model olması gerekiyor! </strong></p>
<p>Teknolojinin gelişmesi ve dijitalleşmenin de aile kavramı üzerinde etkileri olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Çocuklar kendi odasında bilgisayarla, anne-baba elinde telefonla&#8230; Ailelerde bu örüntüyü çok görüyoruz. Aileler bunu ne zaman sorun ediyor? Çocuk ders çalışmıyorsa veya sorumluluklarını aksatıyorsa. Halbuki çocuk model alarak öğrenir. Anne-baba kendisi televizyon karşısında veya sosyal medyada zaman geçiriyorsa, çocuğa ‘bunu yapma’ demenin hiçbir anlamı yok. Ne dediği değil, ne yaptığı önemlidir.” dedi.</p>
<p>Biz ailelere bu durumda ‘dijital detoks’ önerildiğini dile getiren Demirsoy, şunları söyledi:</p>
<p>“Doğru model oluşturmaları gerekiyor. Çocuk, anne-babasının ilişkisini model alacak; hayattaki diğer insanlarla, nesnelerle ve sorumluluklarla olan ilişkisini onlara bakarak kuracaktır. Eğer aile içinde samimi, sıcak bir hava varsa, ilişkiler yakınsa o çocuk da dünyaya o şekilde yönelir. Haz odaklı olmamayı, bazı yaşam hedeflerine ulaşmak için öncelikleri doğru sıralamayı öğrenir. Bu tamamen anne-babanın kendisinde bunları geliştirmiş olmasına bağlı.</p>
<p>Aile kavramı sadece kan bağıyla sınırlı değil tabii ki. Toplumumuzda büyük aile, akrabalar ve hatta komşuluk birer sosyal destek sistemidir. Bazen hastalık, iş temposu gibi nedenlerle anne-babanın yetişemediği durumlarda, diğer sosyal destek sistemleri devreye girdiğinde dayanıklılık artar.”</p>
<p><strong>Aile bağlarını güçlendirmek için 3 öneri! </strong></p>
<p>Aile bağlarını güçlendirmek için önerilerde bulunan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, sözlerini şöyle tamamladı.</p>
<p>“İletişim ve etkileşim önemli. Aile sadece aynı evin içinde yaşayan insanlar topluluğu değildir; gerçek bir etkileşim gerekir. Birbirini dinlemek, ‘yanındayım’ mesajını verebilmek ve hissettirebilmek çok önemlidir. Anlaşmazlıklar ve çatışmalar yaşanabilir, hiçbir sorun çözümsüz değildir. Sorun odaklı değil, çözüm odaklı olmak gerekir. Hayatın getirdiği zorluklar aslında daha iyi şeyleri geliştirme fırsatıdır. Bu bakış açısıyla zorluklardan nasıl güçlü çıkabiliriz, buna bakılmalı.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aile-baglarinin-guclu-olmasi-nitelikli-iletisime-bagli-635352">Aile bağlarının güçlü olması nitelikli iletişime bağlı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özgür Özel Bornova&#8217;da iki önemli açılışa katılacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozgur-ozel-bornovada-iki-onemli-acilisa-katilacak-635139</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 08:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[açılışa]]></category>
		<category><![CDATA[bornova]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[katılacak]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[özgür]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635139</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 15 Mayıs Cuma günü Bornova’da gerçekleştirilecek iki önemli açılış programına katılacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozgur-ozel-bornovada-iki-onemli-acilisa-katilacak-635139">Özgür Özel Bornova&#8217;da iki önemli açılışa katılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 15 Mayıs Cuma günü Bornova’da gerçekleştirilecek iki önemli açılış programına katılacak. Bornova Belediyesi’nin hayata geçirdiği projeler kapsamında Özel, önce Sarnıç Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Mescid-i Aksa Camisi’nin açılışını gerçekleştirecek, ardından Doğanlar Kent Bostanı’nı hizmete açacak. Tüm Bornovalıları açılışlara davet eden Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, dayanışmayı, üretimi ve kadınların sosyal yaşama katılımını desteklemeye devam edeceklerini ifade etti.</p>
<p><b>Sarnıç Yeni Mescid-i Aksa Camisi’nde Cuma Namazı</b></p>
<p>Saat 13.00’da Sarnıç Mahallesi’nde gerçekleştirilecek programda, temeli daha önce yine Özgür Özel’in katılımıyla atılan Mescid-i Aksa Camisi ibadete açılacak. Açılışın ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel Cuma Namazı’nı burada kılacak.</p>
<p>Eski köy yerleşimlerinden biri olan Sarnıç Mahallesi’nde, mevcut caminin toprak kayması nedeniyle risk oluşturduğunun tespit edilmesi üzerine Bornova Belediyesi tarafından yeni proje hayata geçirildi. Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dan esinlenerek projelendirilen üç katlı yeni caminin alt katında muhtarlık ofisi de yer alacak. Eski caminin bulunduğu alan ise Atatürk büstü ve bayrak direğiyle birlikte köy meydanı olarak düzenlendi.</p>
<p><b>Doğanlar Kent Bostanı kadınlarla buluşma</b></p>
<p>Özgür Özel’in Bornova programındaki ikinci durağı ise Bornova Belediyesi’nin yedinci kent bostanının açılacağı Doğanlar Mahallesi olacak. CHP Genel Başkanı, saat 14.00’da Türkiye’nin en yeni ve en büyük kent bostanlarından biri olma özelliğini taşıyan Doğanlar Kent Bostanı’nda üreten kadınlar ile buluşacak.</p>
<p>Toplam 278 kadının yararlanacağı bostanda, kadınlara 24 metrekarelik üretim alanları tahsis edildi. Doğanlar ve Ümit Mahallelerinde yaşayan kadınların faydalanacağı bostanda tamamen ekolojik yöntemlerle üretim yapılacak. Bornova Belediyesi tarafından tüm giderleri karşılanan projede kadınlar; çapalama, sulama ve bakım çalışmalarını üstlenecek.</p>
<p><b>Başkan Eşki: “Bornova’da dayanışmayı ve üretimi büyütüyoruz”</b></p>
<p>Ömer Eşki, Bornova’da hayata geçirilen projelerin sosyal belediyecilik anlayışının önemli örnekleri olduğunu belirterek, “Bir yandan yurttaşlarımızın ibadet ihtiyaçlarına güvenli ve modern alanlar kazandırırken, diğer yandan kadınların üretime katılımını destekleyen kent bostanlarını yaygınlaştırıyoruz. Bornova’da dayanışmayı, üretimi ve ortak yaşam kültürünü büyütmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozgur-ozel-bornovada-iki-onemli-acilisa-katilacak-635139">Özgür Özel Bornova&#8217;da iki önemli açılışa katılacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Alper Taban&#8217;a Önemli Görev</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-alper-tabana-onemli-gorev-635061</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 08:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[alper]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[görev]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Kentler Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[taban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635061</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, yeniden Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği 1. Başkan Vekilliği ve encümen üyeliğine seçildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-alper-tabana-onemli-gorev-635061">Başkan Alper Taban&#8217;a Önemli Görev</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, yeniden Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği 1. Başkan Vekilliği ve encümen üyeliğine seçildi.</p>
<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin 45’inci Olağan Meclis Toplantısı, İstanbul’da geniş katılımla gerçekleştirildi. Toplantıyla eş zamanlı olarak bu yıl ilk kez düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu (Healthy Cities Forum-HCF) da kapılarını açtı.</p>
<p>13-14 Mayıs tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen organizasyonda “Gıda, Su ve Enerji” başlıkları ele alındı. Foruma; Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın yanı sıra birlik üyesi il ve ilçe belediye başkanları, meclis üyeleri, akademisyenler, bilim insanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda paydaş katıldı.</p>
<p>Gerçekleştirilen olağan meclis toplantısında Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanlığı görevine yeniden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay seçildi. Birliğin 1. Başkan Vekilliği ve encümen üyeliğine ise İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban seçildi.</p>
<p>Toplantıda sağlıklı şehirleşme politikaları, sürdürülebilir çevre yönetimi ve yerel yönetimlerin iklim, enerji ve kaynak yönetimi konularındaki sorumlulukları masaya yatırıldı. Forum kapsamında düzenlenen oturumlarda kentlerin geleceğine yönelik çözüm önerileri değerlendirildi.</p>
<p><strong>COP 31 HAZIRLIK TOPLANTISI İNEGÖL’DE GERÇEKLEŞECEK</strong></p>
<p>Toplantı kapsamında ayrıca, küresel iklim politikaları ve sürdürülebilir şehircilik vizyonu doğrultusunda önemli bir gelişme daha paylaşıldı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP 31 sürecine hazırlık kapsamında düzenlenecek özel toplantılardan birinin İnegöl’de gerçekleştirileceği açıklandı. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği paydaşlarını bir araya getirecek toplantıda; iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir şehir uygulamaları, enerji verimliliği ve çevresel dönüşüm konuları ele alınacak. İnegöl’ün ev sahipliği yapacağı organizasyonun, şehrin uluslararası çevre ve sürdürülebilirlik vizyonuna önemli katkı sunması bekleniyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-alper-tabana-onemli-gorev-635061">Başkan Alper Taban&#8217;a Önemli Görev</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay&#8217;dan Otizm Sempozyumu&#8217;nda müjde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-otizm-sempozyumunda-mujde-634798</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 09:48:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Aileler]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[müjde]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634798</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Farkında Olalım Birlikte Olalım” sloganıyla 1. Uluslararası Otizm Sempozyumu’na ev sahipliği yapıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-otizm-sempozyumunda-mujde-634798">Başkan Tugay&#8217;dan Otizm Sempozyumu&#8217;nda müjde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Farkında Olalım Birlikte Olalım” sloganıyla 1. Uluslararası Otizm Sempozyumu’na ev sahipliği yapıyor. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Kırmızı Bayrak uygulamasını nöroçeşitliliği de kapsayacak biçimde ve uluslararası standartlarda genişleteceklerini, Alternatif ve Destekleyici İletişim Sistemi’ni yerel ölçekte erişilebilir kılacaklarını ve Ebeveyn Merkezi’ni güçlendireceklerini duyurdu.</p>
<p>Otizm alanında bilimsel bilgi paylaşımını güçlendirmek, kapsayıcı hizmet modellerini desteklemek ve farklı disiplinleri ortak bir zeminde buluşturmak amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından 1. Uluslararası Otizm Sempozyumu başlatıldı. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda 12-13 Mayıs tarihlerinde düzenlenen sempozyumda, otizm alanındaki güncel yaklaşımlar, kapsayıcı uygulamalar ve iyi örnekler, alanında uzman isimler tarafından ele alınıyor. “Farkında Olalım Birlikte Olalım” sloganıyla başlatılan sempozyum, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p><strong>Başkan Tugay, üç müjdeyi verdi</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay, önümüzdeki süreçte üç önemli adımı hızla hayata geçireceklerini vurgulayarak “Kırmızı Bayrak uygulamamızı genişleteceğiz. Arkadaşlarımızla mekânlarda fiziksel erişilebilirlikte önemli bir mesafe aldık. Şimdi bunu, duyusal ihtiyaçları da yani nöroçeşitliliği de kapsayacak biçimde ve uluslararası standartlarda genişletiyoruz. Konuşma ve dil gelişimi zorluğu yaşayan bireylerimizin hayata katılımı için Alternatif ve Destekleyici İletişim Sistemi’ni (ADİS) yerel ölçekte erişilebilir kılacak bilimsel çalışmalara hemen başlayacağız. Ebeveyn Merkezimizi güçlendiriyoruz. Ailelerimizin üzerindeki yükü bilimsel yöntemlerle hafifletmek için ebeveyn eğitim programlarını tüm İzmir’e yaygınlaştıracağız” dedi. </p>
<p><strong>“Ortak akıl zemini”</strong></p>
<p>Sempozyumla birlikte çok önemli bir başlangıç yapıldığını vurgulayan Başkan Tugay, “Otizmli çocuklarımızın, kardeşlerimizin dünyayla kurduğu ilişkiyi anlamak, onlara daha iyi hizmet edebilmek için el birliği ve güç birliği yapma amacındayız. Biz burayı bir ortak akıl zemini olarak düşündük. Ailelerin yıllardır karşılaştığı zorlukların görünür olduğu, uzmanlığın yalnızca kitaplardan değil hayatın içinden de üretildiği bir zeminde konuşmak istiyoruz. Sempozyumun temasını uğur böceği olarak belirledik. Uğur böceğinin üzerinde farklı renkler, farklı noktalar var. Bu, her bireyin özgünlüğünü ve sahip olduğu muazzam nöroçeşitliliği temsil ediyor. Farklılıkları düzeltilecek, değiştirilecek bir şey gibi görmek, insanlığın yaptığı çok önemli yanlışlardan biri. Anlamak ve uygun yaşam için uygun koşulları oluşturmak, dolayısıyla hayatı biraz daha adil bir zeminde kurmaktan bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Her birinizi görüyor, duyuyoruz”</strong></p>
<p>Dünya genelinde her 36 çocuktan birinin otizm tanısı aldığını dile getiren Başkan Tugay, 2000’li yılların başında bu oranın her 150 çocukta bir olduğunu söyledi. İzmir’de her yıl yaklaşık 40 bin çocuğun dünyaya geldiğini, her 10 çocuktan birinin yaşamının bir döneminde gelişimsel desteğe ihtiyaç duyacağını kaydeden Başkan Tugay, “Bu tablo, ailelerimizin omuzlarına ekonomik, duygusal ve sosyal açıdan çok ağır bir sorumluluk yüklüyor. Biz yerel yönetim olarak ‘neler yapabiliriz’in ötesine geçip ‘neleri hemen başlatmalıyız’ sorusuna yanıt arıyoruz. Bugün aramızda aileler var. Tamamen çocuğunun ihtiyaçlarına göre hayatını kuran insanlar var. Gelecek kaygısıyla yaşayanlar var ve tabii kendini yalnız hissedenler var. Her birinizi duyduğumuzu, gördüğümüzü ve sizinle birlikte bu yolu yürümeye karar verdiğimizi bilmenizi isteriz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Hedefimiz kimsenin görünmez olmadığı bir şehir olmak”</strong></p>
<p>Bir çocuğun hayata tutunma mücadelesini yalnızca ailesinin omzuna bırakan hiçbir sistemin adil olamayacağını ifade eden Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar mevcut düzen, sistem, ailelerimizi hep ‘ihtiyaç sahibi’ olarak konumlandırdı ancak biz bu anlayışı değiştiriyoruz. Aileler artık hizmetlerimizin nesnesi değil bizzat öznesi olacak. Sizin bilginiz ve deneyiminiz, politikalarımızın ayrılmaz bir parçası olacak. Bu yüzden sempozyumun her iki gününü de ‘Günün Hasadı’ oturumlarıyla kapatacağız. Bu oturumlarda sizi dinleyeceğiz. İhtiyaçlarınızı, taleplerinizi dinleyeceğiz. Öğrendiklerimizi hizmetlerimize doğrudan yansıtacağız. Önümüzdeki iki gün boyunca burada çok önemli başlıklar ele alınacak. Erken tanı konuşulacak. Ergoterapi konuşulacak. Kapsayıcı eğitim konuşulacak. Aile odaklı modeller konuşulacak ama aslında hep aynı sorunun cevabını arayacağız; bizler nasıl bir şehirde ve dünyada yaşamak istiyoruz? Bizim hedefimiz, yani İzmir’in hedefi kimsenin görünmez olmadığı bir şehir olmaktır. Kimsenin geride kalmadığı bir şehir olmaktır. Her bireyin kendi varlığıyla kabul gördüğü bir şehir olmaktır.”</p>
<p>Konuşmaların ardından alanında uzman isimlerin konuşmacı olarak yer aldığı toplantılar yapıldı. Sempozyum bugün de önemli isimlerin farklı başlıklarda konuşacağı oturumlarla sürecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugaydan-otizm-sempozyumunda-mujde-634798">Başkan Tugay&#8217;dan Otizm Sempozyumu&#8217;nda müjde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipotiroidi hastaları Akdeniz diyeti modeliyle beslenmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipotiroidi-hastalari-akdeniz-diyeti-modeliyle-beslenmeli-634719</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 14:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmeli]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[hipotiroidi]]></category>
		<category><![CDATA[iyot]]></category>
		<category><![CDATA[modeliyle]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634719</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tiroid hormonlarının yetersiz üretimi ile karakterize ve toplumda yaygın olarak görülen bir endokrin hastalık olan hipotiroidinin yönetiminde beslenmenin önemi büyük.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipotiroidi-hastalari-akdeniz-diyeti-modeliyle-beslenmeli-634719">Hipotiroidi hastaları Akdeniz diyeti modeliyle beslenmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tiroid hormonlarının yetersiz üretimi ile karakterize ve toplumda yaygın olarak görülen bir endokrin hastalık olan hipotiroidinin yönetiminde beslenmenin önemi büyük. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, zeytinyağı, sebze, meyve, tam tahıllar, balık ve antioksidan bileşenlerden zengin Akdeniz diyetinin; özellikle hipotiroidiye eşlik eden düşük dereceli inflamasyon ve metabolik bozuklukların yönetiminde önemli katkılar sağladığına dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Bilen, brokoli, karnabahar, lahana, soya ürünleri gibi bazı besinlerin de içinde bulunduğu guatrojenik besinlerin pişmiş, dengeli ve kontrollü tüketilmesi gerektiğini söyledi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, hipotiroidide beslenmenin önemine ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Hipotiroidi kadınlarda daha sık görülüyor<br />Hipotiroidinin tiroid hormonlarının yetersiz üretimi ile karakterize, toplumda yaygın olarak görülen bir endokrin hastalık olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “Güncel veriler, genel popülasyonda hipotiroidi prevalansının yaklaşık yüzde 3,8–4,6 arasında değiştiğini göstermektedir. Hipotiroidinin kadınlarda erkeklere kıyasla daha sık görüldüğü ve yaşla birlikte artış eğilimi gösterdiği bilinmektedir” dedi. <br />Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, klinik hipotiroidinin yanı sıra TSH yüksekliği ile karakterize ancak T4’ün normal olduğu subklinik hipotiroidinin de oldukça yaygın olduğunu kaydederek prevalansının yüzde 3–20 arasında değiştiğini söyledi.<br />Hipotiroidi için özel bir diyet modeli yoktur<br />Hipotiroidi yönetiminin çoğu zaman farmakolojik tedaviye odaklandığını ancak bununla birlikte beslenme yaklaşımının bu sürecin önemli bir tamamlayıcısı olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “Ancak burada altı çizilmesi gereken temel nokta, hipotiroidi için tek bir ‘özel diyet’ modelinin bulunmadığıdır. Güncel bilimsel literatür, hipotiroidide beslenmenin bir tedavi yöntemi değil; hastalığın seyrini etkileyen, semptomları hafifletebilen ve tedavi etkinliğini destekleyen bir araç olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle beslenme yaklaşımının temel amacı; tiroid hormonlarını doğrudan yerine koymak değil, mikro besin ögesi dengesini sağlamak, eşlik eden metabolik riskleri azaltmak, inflamatuvar yükü kontrol altına almak ve ilaç tedavisinin etkinliğini korumaktır” dedi.<br />Akdeniz diyeti, inflamasyon ve metabolik bozuklukların yönetiminde katkı sağlıyor<br />Bu çerçevede en rasyonel beslenme modeli olarak Akdeniz diyetinin öne çıktığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “Zeytinyağı, sebze, meyve, tam tahıllar, balık ve antioksidan bileşenlerden zengin bu modelin; antiinflamatuvar ve immünmodülatör etkileri sayesinde özellikle hipotiroidiye eşlik eden düşük dereceli inflamasyon ve metabolik bozuklukların yönetiminde önemli katkılar sağladığı gösterilmiştir. Dolayısıyla hipotiroidi hastalarında katı kısıtlayıcı diyetlerden ziyade, sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme modeli benimsenmelidir” tavsiyesinde bulundu.<br />Guatrojenik besinler aşırı miktarda ve çiğ tüketilmemeli<br />Bazı besin maddelerinin guatrojenik etkilerine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, şunları söyledi:<br />“Guatrojenik besinler, tiroid hormon sentez basamaklarını etkileyebilen ve özellikle iyot kullanımını bozabilen bileşenler içeren gıdalardır. Bu besinler arasında başta turpgiller (brokoli, karnabahar, lahana), soya ürünleri ve bazı darı türleri yer almaktadır. Ancak klinik açıdan önemli olan nokta, bu besinlerin normal miktarlarda ve pişmiş olarak tüketildiğinde sağlıklı bireylerde veya iyot alımı yeterli olan hipotiroidi hastalarında genellikle anlamlı bir olumsuz etki oluşturmamasıdır. Guatrojenik etki daha çok aşırı tüketim, çiğ tüketim ve iyot yetersizliği durumlarında belirgin hale gelmektedir. Ayrıca pişirme işlemi bu bileşiklerin büyük ölçüde inaktive olmasını sağlamaktadır. Bu nedenle hipotiroidi hastalarında bu besinlerin tamamen kısıtlanması değil, pişmiş, dengeli ve kontrollü tüketimi önerilmektedir.”<br />İyot fazlalığına dikkat!<br />Hipotiroidide yeterli ve dengeli iyot alımının önemli olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “Hipotiroidide beslenme yönetiminin en kritik bileşenlerinden biri mikro besinlerdir. İyot, tiroid hormon sentezi için zorunlu bir elementtir ve eksikliği hipotiroidinin en önemli nedenlerinden biridir. Ancak klinik pratikte sıklıkla göz ardı edilen önemli bir nokta, iyot fazlalığının da tiroid fonksiyonlarını baskılayabilmesidir. Özellikle kronik yüksek iyot alımının, tiroid hormon sentezinde geçici ya da kalıcı baskılanmaya yol açabileceği bilinmektedir. Bu nedenle yaklaşım “ne kadar çok iyot o kadar iyi” değil; yeterli ve dengeli iyot alımının sağlanması olmalıdır” diye konuştu.<br />Kontrolsüz takviye kullanılmamalı<br />Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, benzer şekilde selenyumun, tiroid hormonlarının aktif forma dönüşümünde görev aldığını ve antioksidan savunma sisteminde önemli rol oynadığını kaydederek “Bununla birlikte, selenyum desteğinin tüm hastalarda rutin olarak önerilmesini destekleyen güçlü ve tutarlı kanıtlar bulunmamaktadır. D vitamini, demir, çinko ve B12 gibi diğer mikro besin ögelerinin de tiroid fonksiyonları ile ilişkilendirilmiş olmakla birlikte, bu besin ögeleri için temel yaklaşım kontrolsüz takviye kullanımı değil; eksikliklerin saptanması ve hedefe yönelik yerine koyma tedavisidir. Özellikle demir eksikliğinin, tiroid hormon sentezinde görev alan enziminin aktivitesini azaltarak klinik tabloyu olumsuz etkileyebileceği unutulmamalıdır” uyarısında bulundu.<br />Tiroid – bağırsak ekseni etkileşimi önemli<br />Son yıllarda giderek daha fazla önem kazanan bir diğer konunun ise bağırsak mikrobiyotası ile tiroid fonksiyonları arasındaki ilişki olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “Tiroid–bağırsak ekseni” olarak tanımlanan bu etkileşim, yalnızca besin emilimi ile sınırlı değildir. Sağlıklı bir mikrobiyota; iyot, selenyum ve demir gibi kritik mikro besinlerin emilimini desteklemenin yanı sıra tiroksinin (T4) aktif form olan triiyodotironine (T3) dönüşümünde de rol oynayabilmektedir. Buna karşılık mikrobiyota dengesinin bozulması, bağırsak geçirgenliğinin artmasına, sistemik inflamasyona ve bağışıklık sisteminin aktivasyonuna yol açarak tiroid fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle hipotiroidi yönetiminde bağırsak sağlığının korunması önemli bir hedef olarak değerlendirilmelidir” diye konuştu.<br />Tiroid ilaçları açken alınmalı<br />Hipotiroidide beslenme yönetiminin en pratik ve klinik açıdan en kritik bileşenlerinden birinin de ilaç tedavisinin doğru uygulanması olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “İlacın emilimi; kahve, yüksek lifli besinler, kalsiyum ve demir takviyeleri gibi birçok faktörden etkilenebilmektedir. Bu nedenle ilacın genellikle aç karnına alınması ve bazı besinlerle arasında yeterli süre bırakılması önerilmektedir. Özellikle demir ve kalsiyum takviyeleri alınıyorsa ilaç ile arasında en az 4 saat ara bırakılması ilacın etkinliği açısından önemlidir” dedi.<br />Kişiselleştirilmiş beslenme planı uygulanmalı<br />Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, sözlerini şöyle tamamladı: “Sonuç olarak hipotiroidide beslenme yaklaşımı, tek tip diyetler veya rastgele takviye kullanımı üzerine değil; bireyselleştirilmiş, dengeli ve bilimsel temelli bir yaklaşım üzerine kurulmalıdır. Mikro besin ögesi eksikliklerinin saptanması ve düzeltilmesi, bağırsak sağlığının desteklenmesi ve ilaç-besin etkileşimlerinin doğru yönetilmesi, hipotiroidi tedavisinin etkinliğini artıran temel unsurlar olarak öne çıkmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipotiroidi-hastalari-akdeniz-diyeti-modeliyle-beslenmeli-634719">Hipotiroidi hastaları Akdeniz diyeti modeliyle beslenmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bel çevresinde yağlanma varsa, dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bel-cevresinde-yaglanma-varsa-dikkat-634509</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 08:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[çevresinde]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[İnsülin Direnci]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[Yağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşam tarzının etkisiyle insülin direnci artık küresel bir sağlık sorunu haline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-cevresinde-yaglanma-varsa-dikkat-634509">Bel çevresinde yağlanma varsa, dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşam tarzının etkisiyle insülin direnci artık küresel bir sağlık sorunu haline geldi. Dünya genelinde erişkinlerin yaklaşık yüzde 25–35’inde insülin direnci olduğu tahmin ediliyor. Kesin tanı verileri değişiklik göstermekle birlikte ülkemizde de yaklaşık her 3 kişiden 1’inin insülin direnci veya prediyabet, bir başka deyişle ileride tip 2 diyabet gelişme riskini gösteren metabolik bir tablo sürecinde olduğu düşünülüyor. Üstelik çağımızın önemli bir problemi olan insülin direnci artık yalnızca ileri yaşlarda değil; 20’li yaş grubunda, ergenlik döneminde, hatta çocukluk çağında da giderek daha sık görülüyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, </strong>erken yaşta başlayan insülin direncinin ilerleyen yıllarda ciddi hastalıklara zemin hazırladığına dikkat çekerek, “İnsülin direnci ne kadar erken başlarsa; tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkma yaşı da o kadar erkene kaymaktadır. Ayrıca, uzun süreli metabolik yük, organ hasarını da hızlandırmaktadır. Bu nedenle, insülin direncini önlemek için çocukluk ile ergenlik döneminde sağlıklı beslenmek ve aktif bir yaşam sürmek son derece önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Hücre içi sinyal iletimi bozulunca… </strong></p>
<p>İnsülin direncinin oluşumundaki temel mekanizma, hücre içi sinyal iletimindeki bozulma olarak açıklanıyor. Normalde pankreasın ürettiği insülin hormonu, kandaki şekeri (glikoz) hücrelerin içine taşıyarak enerji olarak kullanılmasını sağlıyor. Ancak özellikle karın çevresindeki yağ dokusunun artmasıyla gelişen inflamasyon, serbest yağ asitleri ve bazı hormonlar, insülinin hücreler üzerindeki etkisini azaltıyor. Bu durum pankreasın daha fazla insülin üretmesine yol açıyor. Ancak artan insüline rağmen kas, yağ ve karaciğer hücreleri bu hormona yeterince yanıt veremiyor. Sonuç olarak kandaki şeker hücrelere taşınamıyor. Pankreas sürekli daha fazla insülin üretse de etkili sonuç alınamıyor ve bu durum zamanla kan şekerinin normalden yüksek seyretmesine neden oluyor. </p>
<p><strong>Gençlerde en önemli nedenlerine dikkat!</strong></p>
<p>Günümüzde insülin direncinin en önemli risk faktörleri arasında fiziksel hareketsizlik, hatalı beslenme (yüksek kalorili ve rafine karbonhidrat ağırlıklı gıdalar) genetik yatkınlık, uyku düzensizliği ve stres yer alıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, insülin direncinin gençlerde görülen artışın temel nedenlerini şöyle sıralıyor: “Fast-food tüketiminin yaygınlaşması, özellikle paketli gıdalar ve kolalı içeceklerin tüketilmesi, ekran başında geçirilen sürenin artması ve fiziksel aktivitenin azalması gençlerde oluşan insülin direncinin en önemli sebeplerini oluşturmaktadır. Bu etkenler doğrudan metabolik sistemi etkilemelerinin yanı sıra karın bölgesinde yağlanmaya yol açmaktadırlar. Karın bölgesindeki yağlar insülinin etkisini bozan hormonlar ve inflamatuar maddeler salgılamaktadır. Ayrıca araştırmalar, çocukluk çağı obezitesindeki artışa paralel olarak gençlerde insülin direncinin daha sık görüldüğünü göstermektedir.”</p>
<p><strong>Bel çevresinde yağlanma varsa, zaman kaybetmeyin!</strong></p>
<p>İnsülin direnci çoğu zaman sinsi ilerliyor ve uzun süre fark edilmeyebiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, insülin direnci belirti verdiğinde ise gelişen sorunları şöyle sıralıyor: “En yaygın belirtiler; yemek sonrası uyku hali ve halsizlik, tatlı krizleri, karın bölgesinde yağlanma ile kilo vermede zorlanmadır. Yorgunluk ve dikkat azalması da insülin direncine bağlı gelişebilmektedir.”  Dr. Belgin Küçükkaya, ancak bu belirtilerin sıklıkla göz ardı edildiği için insülin direncine çoğunlukla geç tanı konulduğunu vurguluyor.  Oysa erken dönemde yapılacak yaşam tarzı değişikliğiyle insülin direnci büyük ölçüde geriletilebiliyor. Bu sayede diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi komplikasyonların önüne geçmek  mümkün olabiliyor. Dr. Belgin Küçükkaya, erken tanı için özellikle ailede diyabet öyküsü ve bel çevresinde yağlanma artışı varsa zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Tedavide ilk basamak: Yaşam tarzı değişikliği</strong></p>
<p>İnsülin direncinin tedavisinde amaç, insülin duyarlılığını artırmak ve metabolik dengeyi sağlamak.<strong>  </strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, tedavi sürecinde yaşam tarzı değişikliğinin ön plana çıktığını belirterek, şu bilgileri paylaşıyor:   “İnsülin direncinde  en etkili yaklaşım, beslenme ve fiziksel aktivite değişikliğidir. Glisemik indeksi düşük beslenmek, şekerli içeceklerden kaçınmak, haftada en az 150 dakika egzersiz yapmak ve yeterli süre uyumak, insülin direncinin kontrol altına alınmasında kritik rol oynamaktadır. Stres yönetimi de tedaviyi desteklemektedir. Gerekli durumlarda ilaç tedavisine başvurulmaktadır.”</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-kutu bilgisi&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p><strong>İnsülin direncine karşı 6 önemli kural!</strong></p>
<ul>
<li>Haftada en az 150 dakika düzenli fiziksel aktivitede bulunmak </li>
<li>Dengeli ve düşük glisemik indeksli beslenmek </li>
<li>Şekerli içeceklerden uzak durmak </li>
<li>Paketli ve işlenmiş gıda tüketimini azaltmak </li>
<li>Sağlıklı kiloyu korumak </li>
<li>Yeterli uyumak ve stres yönetimine dikkat etmek</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-cevresinde-yaglanma-varsa-dikkat-634509">Bel çevresinde yağlanma varsa, dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ENKA ve GE Vernova, Türkiye&#8217;nin ilk HA teknolojili tesisi olan Kırklareli Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali&#8217;nde ticari üretime başladığını duyurdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/enka-ve-ge-vernova-turkiyenin-ilk-ha-teknolojili-tesisi-olan-kirklareli-dogal-gaz-kombine-cevrim-santralinde-ticari-uretime-basladigini-duyurdu-634405</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 15:32:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Gaz]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[enka]]></category>
		<category><![CDATA[ge]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[ha]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kombine Çevrim]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[santrali]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[verimli]]></category>
		<category><![CDATA[vernova]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634405</guid>

					<description><![CDATA[<p>ENKA ve GE Vernova, 852 megavat (MW) kapasiteli Kırklareli Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin ticari üretime başladığını duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enka-ve-ge-vernova-turkiyenin-ilk-ha-teknolojili-tesisi-olan-kirklareli-dogal-gaz-kombine-cevrim-santralinde-ticari-uretime-basladigini-duyurdu-634405">ENKA ve GE Vernova, Türkiye&#8217;nin ilk HA teknolojili tesisi olan Kırklareli Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali&#8217;nde ticari üretime başladığını duyurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ENKA ve GE Vernova, 852 megavat (MW) kapasiteli Kırklareli Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin ticari üretime başladığını duyurdu. Tesisin devreye alınması, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar’ın da aralarında bulunduğu üst düzey kamu yetkilileri ile her iki şirketten temsilcilerin katılımıyla düzenlenen törenle kutlandı.</p>
<p>Türkiye’nin ilk HA teknolojili santrali olma özelliğini taşıyan tesis, ülkenin enerji üretim altyapısının modernizasyonunda önemli bir kilometre taşını temsil ediyor. ENKA, GE Vernova ile imzalanan uzun süreli bakım anlaşması kapsamında, santralin operasyonel performansı ve güvenilirliğini artırmayı hedefleyen bakım hizmetlerinden de faydalanacak.</p>
<p><strong>ENKA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Mehmet Tara</strong>, “Yatırımcısı, EPC yüklenicisi ve işletmecisi olduğumuz ve Türkiye’nin en verimli kombine çevrim santrallerinden biri olan Kırklareli’ndeki tesisimizde ticari üretime başlayarak önemli bir başarıya imza attık. Ulusal şebekeye esnek ve yüksek verimli enerji sağlayan bu proje, ENKA’nın yaklaşık 70 yıllık mühendislik deneyimini, tasarımdan işletmeye almaya uzanan güçlü yetkinliklerini ve Türkiye’nin artan elektrik ihtiyacını verimli, güvenilir ve esnek üretimle desteklemeye yönelik uzun vadeli taahhüdünü ortaya koyuyor,” dedi. </p>
<p>Santralin ticari üretime başlaması, Türkiye’nin artan elektrik talebini daha verimli, dayanıklı ve çeşitlendirilmiş bir üretim altyapısıyla karşılamak amacıyla enerji sistemini modernize etmeye devam ettiği bir döneme denk geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, Türkiye’de doğal gazdan elektrik üretimi son yirmi yılda büyük artış gösterdi ve bugün ülkenin elektrik üretiminin dörtte birinden fazlasını karşılayarak enerji karmasının önemli bir bileşeni haline geldi.</p>
<p>GE Vernova, ENKA’nın öz yatırımı olan Kırklareli’ndeki santral için H78 jeneratörlü 9HA.02 gaz türbininin yanı sıra STF-D650 buhar türbini ve üç basınç seviyeli atık ısı geri kazanım kazanının (HRSG) dahil olduğu ileri kombine çevrim teknolojileri sağladı. Mühendislikten satın almaya, inşaattan ticari üretime geçişe tüm faaliyetler, ENKA’nın kendi ekipleri tarafından yürütülen ve 36 ay süren bir çalışmanın sonunda tamamlandı. Yüzde 63’ün üzerinde net verimlilik sağlaması beklenen tesisin, Türkiye’nin en verimli doğal gaz kombine çevrim santrallerinden biri olması bekleniyor.</p>
<p><strong>GE Vernova Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Doğal Gaz Enerjisi Birimi Başkanı ve CEO’su Joseph Anis</strong>, “Bu proje, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlandığı dönemde, gelişmiş ve yüksek verimli enerji üretim teknolojilerinin enerji güvenliğini güçlendirme ve şebeke güvenilirliğini artırmadaki önemli rolünü ortaya koyuyor. Kırklareli Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin ticari üretime başlaması, ENKA ile iş birliğimiz ve HA teknolojimizin Türkiye’ye kazandırılması açısından önemli bir adımı temsil ediyor. Türkiye’nin enerji dönüşümünü; büyümeyi destekleyen, altyapıyı güçlendiren ve ülkenin uzun vadeli ekonomik kalkınmasına katkı sağlayan teknolojilerle desteklemekten gurur duyuyoruz,” dedi.</p>
<p>75 yılı aşkın süredir Türkiye’nin enerji altyapısına katkı sağlayan GE Vernova; doğal gaz, rüzgâr, hidroelektrik ve güneş enerjisi teknolojilerinin yanı sıra şebeke modernizasyonu projeleri ile Gebze’deki Güç Transformatörleri Fabrikası bünyesindeki üretim ve Ar-Ge kabiliyetleri sayesinde Türkiye genelinde yaklaşık 33,5 gigavatlık (GW) kurulu güç portföyünü destekliyor. Bu projeyle birlikte, GE Vernova’nın Türkiye’deki toplam kurulu doğal gaz enerjisi kapasitesi yaklaşık 13,5 gigavata ulaştı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enka-ve-ge-vernova-turkiyenin-ilk-ha-teknolojili-tesisi-olan-kirklareli-dogal-gaz-kombine-cevrim-santralinde-ticari-uretime-basladigini-duyurdu-634405">ENKA ve GE Vernova, Türkiye&#8217;nin ilk HA teknolojili tesisi olan Kırklareli Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali&#8217;nde ticari üretime başladığını duyurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menderes&#8217;in Engelsiz Festival&#8217;inde İlk Gün Coşkusu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menderesin-engelsiz-festivalinde-ilk-gun-coskusu-633815</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 May 2026 10:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[engelsiz]]></category>
		<category><![CDATA[erişilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[menderes]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633815</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menderes Belediyesi’nin ilk defa düzenlediği Engelsiz Festival’in birinci günü eğlenceli aktiviteler, söyleşiler ve gösterilerle geçti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menderesin-engelsiz-festivalinde-ilk-gun-coskusu-633815">Menderes&#8217;in Engelsiz Festival&#8217;inde İlk Gün Coşkusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Menderes Belediyesi’nin ilk defa düzenlediği Engelsiz Festival’in birinci günü eğlenceli aktiviteler, söyleşiler ve gösterilerle geçti. Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek de festival alanındaki stantları gezdi, engelli vatandaşlarla oyunlara katıldı. Başkan Çiçek, engelli vatandaşlarla yakından ilgilenerek sohbet etti. Engelli vatandaşlarla birlikte pasta kesti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Dolu dolu program</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Açılış konuşmaları ile start alan festival programı söyleşi ile devam etti. Sosyolog Zeynep Keskin, Psikolog Almina Kahraman, Eğitmen Pınar Köken ve Eğitmen Cennet Güner’in moderatörlüklerinde gerçekleşen söyleşiyi vatandaşlar dikkatle takip etti. Alkışlarla takip edilen programda Ferdi Zeyrek Engelsiz Çocuk Evi’nin misafirlerinden Orhan Ceylan ve Hakan Yavuz şiirlerini okudu. Festivalde sırasıyla Ferdi Zeyrek Engelsiz Çocuk Evi oyun gösterisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü dans gösterisi ve İzmir Down Sendromu Derneği dans gösterisi sahneye konuldu. Mavi Özel Eğitim Kurumu’nun engelsiz tasarım defilesi ile ilk günün finali yapıldı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Bir arada olmaktan dolayı mutluyum”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Etkinliğin açılışında konuşan Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, “Bugün burada engelli vatandaşlarımız ile birlikte olmaktan dolayı mutluyum. Engelli kardeşlerimin bu festivalden keyif alması, memnuniyet duyması benim için çok değerli. Onların sesi olacak çalışmaları hayata geçirmeyş sürdüreceğiz.” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Herkesin Menderes’i vizyonu ile örnek bir ilçe”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Sözlerine devam eden Başkan Çiçek, “Engelli vatandaşlarımızın sosyal hayata katılımını artıracak, günlük hayatını kolaylaştıracak hizmetler sunmaya ve erişilebilir bir ilçe oluşturmaya gayret gösteriyoruz. Bu konuda birçok çalışma yürüttük. Bu konudaki en büyük projelerimizden biri Ferdi Zeyrek Engelsiz Çocuk Evi ve Sunal Tülbentçi Parkı ve Tesisi oldu. Ferdi Zeyrek Engelsiz Çocuk Evimizde onlarca engelli vatandaşımızı ağırlıyoruz. Şu an festivalimizi gerçekleştirdiğimiz Sunal Tülbentçi Parkı da engelli vatandaşlarımızdan çok olumlu geri dönüş aldığımız projelerden biri oldu. Bu proje kardeşlerimize sözümdü ve bu sözü yerine getirdiğim için gururluyum. Tesisimiz her alanıyla engelli kullanımına uygun olarak tasarlandı. Bu sebeple 2 yıldızlı kırmızı bayrak aldık. Bu bayrağı hak eden ilk plaj tesisi olma özelliğiyle de burası çok önemli bir tesis. Tabii ki çalışmalarımız bununla da sınırlı kalmıyor. Birçok engelsiz proje çalışması yapıyor, birçok etkinlik düzenliyoruz. Bu konuda çalışmalarımız artarak devam edecek. Herkesin Menderes’i vizyonu ile erişilebilirlikte örnek bir ilçe olmak için çok çalışacağız.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başkan Çiçek’e teşekkür</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Festivalde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırmızı Bayrak Komisyon Üyesi ve Yaya Derneği Başkanı Erol Akçan, “Engelsiz, güvenli ve erişilebilir bir kent için yapılan çalışmalar çok önemli. 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın farkında olarak, bu haftayı geçirmeden özellikle Sunal Tülbentçi gibi bir tesiste bu festivalin yapılması bizim için çok değerli. Sunal Tülbentçi’ye özellikle dikkat çekmek istiyorum. Çünkü, Türkiye’de tek. Kırmızı bayrak komisyonu olarak eğitim anlamında bizim için de önemli bir nokta. Bu tesiste kabinlerinden tuvaletlerine, yeşil alanından yürüyüş yollarına, rampalardan sahil düzenine her alanda engelliler düşünülerek çalışmalar yapılmış. Bu anlamda Menderes Belediye Başkanı Sayın İlkay Çiçek’e teşekkür ederim.” dedi.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span>“En iyisini yapmak için çalışıyoruz”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığına bağlı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü Sosyal Hizmetler Uzmanı Emel Pektezel de engelli bireylerin hayatına dokunacak çalışmalara önem verdiklerini belirterek,  “Bir kentin ne kadar yaşanabilir olduğu o kentte yaşan engellilerin refah düzey ile belli olur. Son yıllarda bu konudaki çalışmalar hız kazanmıştır. Bu anlamda kırmızı bayrak bir kentin erişilebilirliğini dava eden uygulamalardan bir tanesidir. Bunun dışında bağımsız yaşamı destekleyen hizmetler, farkındalık çalışmaları, destekli istihdam modelleri, erişilebilir kültür sanat faaliyetleri ve sosyal hizmet uygulamalarımız kent için önemli hizmetler sunmaktadır. Kendi çalıştığımız müdürlük bünyesinde de bireyin kendi refahını ve bağımsızlaştırılması üzerine hizmetler planlıyoruz. Afet planı kapsamında da çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu alandaki sorumluluğumuzun da farkındayız. Tabii ki daha yapılması gereken çok şey var ve biz en iyisini yapmak için çalışmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Engelli vatandaşlarımızın sesi olmaya devam edeceğiz”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Engelsiz Yaşam Derneği Başkanı Emrah Görenti ise farkındalık çalışmalarının önemli olduğunu belirterek, “Gerçek farkındalık yılın belli bir bölümüne özel değil yılın her günü yapılan çalışmalarla olur. Bu nedenle yerel yönetimleri, kurumları ve toplumun tüm kesimlerini daha duyarlı, daha kapsayıcı ve daha kalıcı adımlar atması çok önemlidir. Erişilebilir yolların, sosyal alanların, eğitim ve istihdam alanlarının artırıldığı, özel bireylerin hayatını kolaylaştıran kalıcı projelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Daha yapılacak çok şey var. Biz dernek olarak engelli vatandaşlarımızın sesi olmaya devam edeceğiz.” dedi.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menderesin-engelsiz-festivalinde-ilk-gun-coskusu-633815">Menderes&#8217;in Engelsiz Festival&#8217;inde İlk Gün Coşkusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Turizm ve Mice sektörünün en prestijli etkinliklerini düzenleyen Dream Project Ceo&#8217;su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman&#8217;dan Çeşme için Marka Destinasyon Mesajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-turizm-ve-mice-sektorunun-en-prestijli-etkinliklerini-duzenleyen-dream-project-ceosu-ve-yonetim-kurulu-uyesi-volkan-atamandan-cesme-icin-marka-destinasyon-mesaji-633728</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 May 2026 09:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Alaçatı]]></category>
		<category><![CDATA[ataman]]></category>
		<category><![CDATA[çeşme]]></category>
		<category><![CDATA[destinasyon]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düzenleyen]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliklerini]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[mice]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[prestijli]]></category>
		<category><![CDATA[sektörünün]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633728</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman, Çeşme’de düzenlenen 1. Turizm Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, destinasyon pazarlaması, MICE turizmi ve uluslararası turizm stratejilerine ilişkin değerlendirmeleriyle Çeşme’nin dört mevsime yayılan yüksek potansiyeline dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-turizm-ve-mice-sektorunun-en-prestijli-etkinliklerini-duzenleyen-dream-project-ceosu-ve-yonetim-kurulu-uyesi-volkan-atamandan-cesme-icin-marka-destinasyon-mesaji-633728">Dünya Turizm ve Mice sektörünün en prestijli etkinliklerini düzenleyen Dream Project Ceo&#8217;su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman&#8217;dan Çeşme için Marka Destinasyon Mesajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman, Çeşme’de düzenlenen 1. Turizm Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, destinasyon pazarlaması, MICE turizmi ve uluslararası turizm stratejilerine ilişkin değerlendirmeleriyle Çeşme’nin dört mevsime yayılan yüksek potansiyeline dikkat çekti.</p>
<p>Çeşme Belediyesi, ÇEŞTOB, Alaçatı Turizm Derneği ve Çeşme Kent Konseyi iş birliğiyle gerçekleştirilen zirvede sektör temsilcileri sürdürülebilir turizm, yeni pazar stratejileri ve alternatif turizm modellerini ele aldı.</p>
<p>“Çeşme’nin Turizmi – Sürdürülebilirlik ve Çeşitlilik” oturumunda konuşan Volkan Ataman, Çeşme’nin yalnızca yaz sezonunda yoğunluk yaşayan bir destinasyon olmaktan çıkarılarak yılın tamamında yaşayan uluslararası bir marka destinasyona dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Ataman konuşmasında, Çeşme’nin doğal güzellikleri, termal kaynakları, gastronomi potansiyeli ve rüzgar sporları altyapısıyla dünyanın en özel destinasyonlarından biri olduğunu belirtti. Adnan Menderes Havalimanı’na yaklaşık 45 dakikalık mesafede bulunmasının büyük bir avantaj yarattığını vurgulayan Ataman, İzmir’in 32 ülkeden direkt uçuş almasının bölgenin uluslararası erişim gücünü önemli ölçüde artırdığını söyledi.</p>
<p>Almanya, Birleşik Krallık, Polonya, Fransa, Hollanda ve İtalya başta olmak üzere birçok önemli pazardan İzmir’e direkt uçuş bağlantısı bulunduğunu belirten Ataman, bu erişim avantajının doğru pazarlama stratejileriyle desteklenmesi halinde Çeşme’nin yurt dışı ziyaretçi sayısında önemli bir büyüme sağlayabileceğini ifade etti.</p>
<p>Volkan Ataman, özellikle luxury travel acentaları, online seyahat platformları, DMC’ler, incentive şirketleri ve outbound operatörlerle güçlü ilişkiler kurulmasının önemine dikkat çekerek, Jet2, MTS, On The Beach, Pegas, Anex, Coral, TUI ve Fun&#038;Sun gibi uluslararası operatörlerin orta vadede Çeşme’yi programlarına dahil etmelerinin destinasyon açısından kritik önem taşıdığını söyledi.</p>
<p>Çeşme’nin yalnızca deniz-güneş tatiliyle değil; gastronomi, termal turizm, festival ve deneyim odaklı yaşam anlayışıyla konumlandırılması gerektiğini belirten Ataman, destinasyonun üst segment bir yaşam ve tatil bölgesi olarak öne çıkarılması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>“Çeşme’nin lüks yaşam ve deneyim turizmi açısından çok güçlü bir potansiyeli var” diyen Ataman, yerel gastronomi markalarının büyümesinin yanı sıra Zuma ve Hakkasan benzeri uluslararası restoran markalarının bölgeye değer katabileceğini söyledi. Zamna ve Burning Man benzeri deneyim odaklı festivallerin ise Çeşme’nin global görünürlüğünü artırabileceğini belirtti.</p>
<p>Marka beach club’ların ve gece kulüplerinin artmasının destinasyon algısını güçlendireceğini ifade eden Ataman, Alaçatı’nın dünyanın önemli sörf merkezlerinden biri olabilecek potansiyele sahip olduğunu ve bu kimliğin uluslararası pazarlarda daha güçlü şekilde anlatılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Konuşmasında termal turizmin önemine de değinen Ataman, bölgenin termal kaynak avantajının daha güçlü bir turizm altyapısıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle dört mevsim hizmet verebilecek termal yatırımların Çeşme’nin sezon süresini uzatabileceğini belirtti.</p>
<p>Ataman ayrıca kruvaziyer turizminin Çeşme için önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, cruise limanının daha aktif kullanılması gerektiğini ifade etti. Kruvaziyer şirketlerinin Çeşme’de en az bir gece konaklamalı programlar oluşturmasının ve Efes bağlantılı rotaların geliştirilmesinin bölge ekonomisine önemli katkı sağlayacağını söyledi.</p>
<p>MICE turizmine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Ataman, Çeşme’de toplam 820 otel bulunduğunu, yaklaşık 15 bin oda ve 33 bine yakın yatak kapasitesiyle bölgenin önemli bir turizm altyapısına sahip olduğunu söyledi.</p>
<p>Boyalık Beach, Radisson Çeşme, Swissôtel Resort &#038; Spa Çeşme, Altınyunus, Ilıca Hotel, Grand Ontur, Sisus Marina ve Biblos Alaçatı gibi tesislerle yaklaşık 4 bin 725 kişilik toplantı ve etkinlik kapasitesi bulunduğunu belirten Ataman, Çeşme’nin butik ölçekli kongreler, incentive organizasyonları ve marka etkinlikleri için güçlü bir alternatif sunduğunu ifade etti.</p>
<p>Özellikle Alaçatı merkezine yakın orta ölçekli bir kongre merkezi yatırımının bölgenin MICE potansiyelini önemli ölçüde artıracağını söyleyen Ataman, butik oteller ile kongre merkezi arasında buggy servisleri gibi çözümlerle Çeşme’nin Antalya ve Kıbrıs’a alternatif bir incentive destinasyonu haline gelebileceğini belirtti.</p>
<p>Kongre turizminin sürdürülebilir büyümesi için uluslararası MICE pazarlamasının profesyonel şekilde yönetilmesi gerektiğini ifade eden Ataman, convention bureau yapılanmasının kurulmasının önemine dikkat çekti. ICCA üyeliği ve uluslararası MICE fuarlarına katılımın Çeşme’nin dünya MICE pazarındaki görünürlüğünü artıracağını söyledi.</p>
<p>Destinasyon yönetiminin profesyonel şekilde ele alınmasının önemine değinen Ataman, Çeşme Tourism Board yapılanmasının oluşturulmasının bölgenin geleceği açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.</p>
<p>“Atılacak adımların tek merkezden yönetilmesi gerekiyor” diyen Ataman, “Bu yapı; destinasyonun konumlandırılması, iletişim stratejisinin belirlenmesi, ulusal ve uluslararası fuar katılımları, fam trip organizasyonları, tur operatörleri ve acente ilişkilerinin yönetilmesi gibi tüm süreçleri profesyonel şekilde yönetmeli” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Fam trip organizasyonlarında doğru karar vericilerin ağırlanmasının önemine dikkat çeken Ataman, direkt uçuş bulunan ülkelerdeki havayolu yöneticileriyle iş birliklerinin geliştirilmesi gerektiğini ve hedef pazarlarda doğru acenta ağlarının özenle belirlenmesinin kritik olduğunu söyledi.</p>
<p>Çeşme’nin sezonunun Nisan ayından Ekim sonuna kadar uzatılması gerektiğini ifade eden Ataman, bunun için destinasyonun yaşayan bir şehir kimliği kazanmasının önemine dikkat çekti. Özellikle Alaçatı bölgesinde peyzaj, aydınlatma, yol ve çevre düzenlemelerinin destinasyon algısını güçlendireceğini söyleyen Ataman, altyapı çalışmalarının sezon başlamadan tamamlanmasının ziyaretçi deneyimi açısından kritik olduğunu belirtti.</p>
<p>Festival ve etkinlik takviminin de stratejik şekilde planlanması gerektiğini ifade eden Ataman, Alaçatı Ot Festivali gibi güçlü organizasyonların tarih planlamasının diğer bölgesel etkinliklerle çakışmayacak şekilde yönetilmesinin destinasyon trafiği açısından önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Konuşmasının sonunda Çeşme’nin yalnızca Türkiye’nin değil, Ege’nin en güçlü yaşam ve deneyim destinasyonlarından biri olabilecek potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Volkan Ataman, “Doğru planlama, güçlü iletişim stratejisi ve uluslararası iş birlikleriyle Çeşme dört mevsim yaşayan global bir marka destinasyona dönüşebilir” değerlendirmesinde bulundu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-turizm-ve-mice-sektorunun-en-prestijli-etkinliklerini-duzenleyen-dream-project-ceosu-ve-yonetim-kurulu-uyesi-volkan-atamandan-cesme-icin-marka-destinasyon-mesaji-633728">Dünya Turizm ve Mice sektörünün en prestijli etkinliklerini düzenleyen Dream Project Ceo&#8217;su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman&#8217;dan Çeşme için Marka Destinasyon Mesajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Kınay&#8217;dan Mali Disiplin ve Hizmet Vurgusu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-kinaydan-mali-disiplin-ve-hizmet-vurgusu-633540</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:37:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Belirten]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kınay]]></category>
		<category><![CDATA[mali]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[vurgusu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633540</guid>

					<description><![CDATA[<p>Helil Kınay başkanlığında gerçekleştirilen Karabağlar Belediyesi Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda 2025 Mali Yılı Kesin Hesap Raporu oy çokluğuyla kabul edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-kinaydan-mali-disiplin-ve-hizmet-vurgusu-633540">Başkan Kınay&#8217;dan Mali Disiplin ve Hizmet Vurgusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Helil Kınay başkanlığında gerçekleştirilen Karabağlar Belediyesi Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda 2025 Mali Yılı Kesin Hesap Raporu oy çokluğuyla kabul edildi. Toplantıda kapsamlı bir değerlendirme yapan Başkan Kınay, belediyenin mali yapısından sosyal projelere, yatırımlardan kentsel dönüşüme kadar birçok başlıkta önemli mesajlar verdi.</p>
<p>Ekonomik zorluklara rağmen mali disiplinden taviz vermediklerini belirten Kınay, belediyede personel sayısının artırılmadığını, aksine azaldığını ifade ederek mevcut hizmetlerin verimlilik esaslı bir anlayışla sürdürüldüğünü söyledi.</p>
<p>“Personeline tek bir delikli kuruş borcu olmayan, bir metrekare yer satmayan, SGK ve vergi borcu bulunmayan bir belediyeyiz” sözleriyle belediyenin mali tablosunu özetleyen Kınay, yalnızca mülk satmamakla kalmadıklarını, aksine belediyeye mülk kazandırdıklarını ifade etti. Güncel SGK ve vergi borçlarının bulunmadığını vurgulayan Kınay, vadesi gelen tüm borçların ödeme gücüne sahip bir belediye yapısını koruduklarını söyledi.</p>
<p><b>Gelirler Arttı, Açık Azaldı</b></p>
<p><b>“Sıkı mali disiplin uyguladık”</b></p>
<p>Mecliste yapılan eleştirilere rakamlarla yanıt veren Başkan Kınay, belediyenin gelirlerini artırırken giderleri kontrollü şekilde yönettiklerini söyledi.</p>
<p>2024 yılına göre belediye gelirlerinde yüzde 44 artış sağlandığını belirten Kınay, yüksek enflasyon ve maliyet baskısına rağmen gider artışının yüzde 24 seviyesinde tutulduğunu ifade etti.</p>
<p>Bir önceki yıl yüzde 35 seviyesinde olan bütçe açığının ise uygulanan tasarruf politikalarıyla yüzde 14’e kadar gerilediğini açıklayan Kınay, belediyede personel sayısının artırılmadığını, mevcut hizmetlerin verimlilik esaslı yönetim anlayışıyla sürdürüldüğünü kaydetti.</p>
<p>“Çok sıkı bir mali disiplin yürüttük” diyen Kınay, çalışan maaşları ve sosyal hakların eksiksiz şekilde ödendiğini vurguladı.</p>
<p><b>Kamusal bakış açısıyla “90 Araçlık Yeni Filo Kurduk”</b></p>
<p>Karabağlar Belediyesi’nin hizmet kapasitesini artırmak amacıyla araç filosunun büyütüldüğünü belirten Başkan Kınay, kiralama modelinden uzaklaşılarak belediyeye toplam 90 yeni araç kazandırıldığını açıkladı.</p>
<p>Yeni iş makineleri ve ekipmanlarla asfalt, bakım ve altyapı çalışmalarının artık büyük ölçüde belediyenin kendi imkanlarıyla sürdürüldüğünü ifade eden Kınay, asfalt yama robotunun ardından ikinci robotun da kısa süre içinde hizmete alınacağını söyledi.</p>
<p><b>“Yeşil İstasyon” ile Tasarruf Hamlesi</b></p>
<p>Akaryakıt giderlerinde ciddi tasarruf sağlandığını belirten Başkan Kınay, belediyeye ait akaryakıt istasyonunun önemli bir mali avantaj sunduğunu söyledi.</p>
<p>Türkiye’ye örnek gösterilen “Yeşil İstasyon” projesine değinen Kınay, hukuki süreci devam eden tesisin yeniden halkın hizmetine sunulması konusunda kararlı olduklarını ifade etti.</p>
<p>Belediyenin kendi plent tesisleri ve asfalt yama robotlarıyla Karabağlar yollarında yenileme çalışmalarını sürdürdüğünü de sözlerine ekledi.</p>
<p><b>Sosyal Belediyecilik Vurgusu</b></p>
<p><b>Akademiler, yaşam merkezleri ve Kar Kafeler</b></p>
<p>Başkan Kınay, konuşmasında sosyal belediyecilik çalışmalarına da geniş yer verdi.</p>
<p>Çocuk akademileri, ileri yaş merkezleri, kadın emeğine yönelik tekstil ve mutfak akademileri, Kar Kafeler ve yaşam merkezlerinin aktif şekilde hizmet verdiğini belirten Kınay, sosyal destek projelerinin ilçede her kesime ulaşmaya devam ettiğini söyledi.</p>
<p><b>Dev Yatırımlarda Sona Doğru</b></p>
<p><b>Atatürk Gençlik ve Spor Merkezi açılış için gün sayıyor</b></p>
<p>Karabağlar’ın önemli yatırımlarından biri olan Atatürk Gençlik ve Spor Merkezi’nin inşaatının tamamlandığını açıklayan Başkan Kınay, gerekli bakanlık onaylarının ardından merkezin İzmir Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle hizmete açılacağını söyledi.</p>
<p>Kınay, merkezin yalnızca Karabağlar için değil, İzmir ve Ege Bölgesi için de önemli bir yatırım olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Yeşilyurt Pazaryeri’nde ise yapım çalışmalarının sürdüğü bilgisini paylaştı.</p>
<p> </p>
<p><b>“Karabağlar’ın En Büyük İhtiyacı Kentsel Dönüşüm”</b></p>
<p><b>Osman Aksüner’de süreç hızlanıyor</b></p>
<p>Karabağlar’daki en önemli gündemlerden birinin kentsel dönüşüm olduğunu vurgulayan Başkan Kınay, Osman Aksüner Mahallesi’nde yürütülen dönüşüm çalışmalarının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda sürdüğünü söyledi.</p>
<p>Altı hektarlık dönüşüm alanında sona yaklaşıldığını belirten Kınay, yapılacak dördüncü bilgilendirme toplantısıyla birlikte dönüşüm modelinin vatandaşlara anlatılacağını ve uzlaşma görüşmelerinin başlayacağını açıkladı.</p>
<p><b>“Hiçbir Makama Hakaret Kabul Edilemez”</b></p>
<p>Başkan Kınay, CHP Meclis Üyesi Kadir Dalgıç hakkında sosyal medya paylaşımları sonrası yaşanan sürece ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Eleştiri ile hakaret arasındaki çizgiye dikkat çeken Kınay, hiçbir kamu makamına yönelik hakaretin kabul edilemeyeceğini söyledi.</p>
<p>“Ne seçilmiş Cumhurbaşkanı’na, ne herhangi bir siyasi parti temsilcisine, ne de bir bürokrata yönelik hakaretin kabul edilmesi mümkün değildir” diyen Kınay, yaşanan sürecin belediye ve meclis adına üzücü olduğunu ifade etti.</p>
<p>Konunun yargıya taşındığını hatırlatan Başkan Kınay, idari ve hukuki süreçlerin titizlikle takip edildiğini belirterek tüm meclis üyelerini daha hassas ve sağduyulu davranmaya davet etti.</p>
<p>Karabağlar’ın hizmetlerle anılması gerektiğini vurgulayan Kınay, “Keşke bu talihsiz olay hiç yaşanmasaydı” diyerek konuşmasını tamamladı.</p>
<p><b>İleri Yaş Komisyonu Kuruldu</b></p>
<p>Karabağlar Belediye Meclisi’nde ayrıca İleri Yaş Komisyonu’nun kurulması da kararlaştırıldı.</p>
<p>Komisyon üyeleri; Kemal Özdönmez, Ceren Leyla Gür Önalan, Mehmet Türkbay, Fatma Kuzu ve Uğur Özcan’dan oluştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-kinaydan-mali-disiplin-ve-hizmet-vurgusu-633540">Başkan Kınay&#8217;dan Mali Disiplin ve Hizmet Vurgusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;de kültürün rotası çiziliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirde-kulturun-rotasi-ciziliyor-633504</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:36:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çiziliyor]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[kültürün]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rotası]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yerel]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633504</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği İzmir Kültür Politikaları Çalıştayı, uzman isimlerin katıldığı panel ve oturumlarla devam etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-kulturun-rotasi-ciziliyor-633504">İzmir&#8217;de kültürün rotası çiziliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği İzmir Kültür Politikaları Çalıştayı, uzman isimlerin katıldığı panel ve oturumlarla devam etti. Çalıştayda kültürün sürdürülebilir kalkınmadaki rolü, kültürel miras, yaratıcı endüstriler ve dijitalleşme konuları ele alındı. Ortaklaşa geliştirilecek bir politika sürecinin başlangıç noktası olarak oluşturulan Kültür Politikaları Belgesi Taslağı da kapsamlı şekilde analiz edildi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde 7-8 Mayıs tarihlerinde “İzmir Kültür Konuşuyor” başlığıyla düzenlenen İzmir Kültür Politikaları Çalıştayı’nın açılış konuşmalarının ardından yapılan oturumlarda fikir ve öneriler tartışıldı. Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde yapılan zirveye akademisyen ve uzmanlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, yerel yöneticiler, bürokratlar, meclis üyeleri ve iş dünyasının mensupları katıldı.</p>
<p><strong>“Kültür sadece sanat etkinlikleri demek değil”</strong></p>
<p>Programın ikinci bölümünün açılışını yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Büyükşehir Belediyesi’nin kültür alanında yaptığı çalışmaları aktardı. Okyay, “Veri tabanlı bir yönetimin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. İzmir’in kültür ekosistemiyle ilgili ciddi bilgi sahibi olduk. Kültürün sürdürülebilir kalkınmanın temel unsuru olduğunu biliyoruz. Kültür sadece sanat etkinlikleri demek değil. Demokrasi, katılım, miras, yaratıcılık, çevre ve sosyal kapsayıcılık kavramlarıyla doğrudan ilişkili. Burada bahsedilen iyilik halini, kentin sağlıklı olması, kültür-ekoloji ilişkisi, gastronomi gibi pek çok başlıkta inceliyoruz. Nerelerde farklılıklarımız var ve neleri geliştirmemiz gerekiyor, çalışıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Taslak metindeki altı temel ilkeyi açıkladı</strong></p>
<p>Çalıştayın tartışma metni olarak hazırlanan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür Politikaları Belgesi Taslağı; “Kültürü Bir Hak Olarak Tanımlamak ve Kültüre Erişim”, “Kültür Yönetimi ve Kurumsal Kapasitenin Geliştirilmesi”, “Kültür Ekonomisi ve Yaratıcı Endüstriler”, “Kültürel Mirasın Korunması ve Yeniden İşlevlendirilmesi”, “İklim Krizi, Ekoloji ve Kültür Politikaları” ve “Dijitalleşme, Yeni Teknolojiler ve Kültür Politikaları” olmak üzere altı temel eksen üzerine inşa edildi. Her eksen hem somut politika önerileri hem de gerçek tercih alanlarını ve yapısal gerilimleri işaret eden tartışma sorularını içeriyor. Prof. Dr. Pınar Okyay bunun bir taslak belge olduğunu belirterek “Bu iki günün sonunda son halini alacak. Bunun bir başlangıç olduğunu bilelim. Buradaki katılımcı süreci doküman haline getiriyoruz. Öneri, eleştiri ve katkılarınız bizim için çok önemli” diye konuştu. Okyay’ın konuşmasının ardından “Kültür Politikalarında Küresel Eğilimler ve Türkiye” başlıklı oturum gerçekleşti.</p>
<p><strong>“Kültürü sürdürülebilir şehirlerin inşasında temel bir unsur olarak görüyoruz”</strong></p>
<p>UCLG –MEWA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Duman, moderatörlüğünü yaptığı programda önemli mesajlar verdi. Duman, kültürün önemine dikkat çekerken, “Dileğimiz bu festivallerin yerel yönetimlerle birlikte ülke genelinde yaygınlaştırılmasıdır. Günümüzde kültür politikalarının koruma, erişim, yönetişim ve sürdürülebilirlik boyutlarını kapsayan çok kapsamlı bir yapı haline geldiğini görmekteyiz. Bizler de kültürü sürdürülebilir şehirlerin inşasında temel bir unsur olarak görüyoruz. Farklı şehirlerde yürüttüğümüz çalışmalarla yerel deneyimlerin paylaşılmasına katkıda bulunuyoruz. Kültür politikalarındaki küresel eğilimleri ve Türkiye yansımalarını ele alacağız. Amacımız kültürü yalnızca geçmişin mirası olarak değil, kentlerin bugününü ve geleceğini şekillendiren dinamik bir unsur olarak değerlendirmek ve daha dirençli şehirler için ortak biz vizyon geliştirmektir” dedi.</p>
<p><strong>“Kültür kalkınma aracıdır”</strong></p>
<p>UNESCO Türkiye Kültürel İfadelerin Çeşitliliği İhtisas Komitesi Üyesi Doç. Dr. Erman Demir ise “Sürdürülebilirlik: Kent ve Kültür” adlı sunumu aracılığıyla önemli bilgiler verdi. Süreci sağlıklı ilerletmek adına konuşmasında sorular yönelten Demir, “İzmir neyin şehir olmak istiyor? Ya da böyle bir kümelenmeye gerek var mı? Kültür bir kalkınma aracıdır. Her gittiğim toplantıda birinden bunu duyuyorum. Tamam artık herkes ikna olmuş bu konuya diyorum. Kalkınma derken kültürü ticarete çekmememiz lazım. Sabırlı politika yapmak gerekiyor. Şu an yürüttüğümüz süreci kastediyorum. Bunun paydaşlarıyla birlikte tartışarak, konuşarak yapılması lazım” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kültürel mirasın önemine değindi</strong></p>
<p>Çalıştayın önemine değinerek sözlerine başlayan ICOMOS Türkiye Milli Komitesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Koray Güler de, “Kültür politikalarını çok boyutlu düşünmek önemli. Demokrasi çok önemli dünya barışı çok önemli. Coğrafyamızda yıkımlar gördük. İnsanlık tarihi boyunca da bunları gördük” dedi. Kültürel miras üzerinden konuşan Güler, “Yerel yönetimlerin ve bağımsız kültür aktörlerinin karar alma süreçlerine katılımı çok önemli. Kültür ekonomisi de önemli. Dengeli ve hassas olmalıyız. Bu dengede ekonomik kaygıların daha güçlü tutulması kültürel mirasa zarar veriyor. Aşırı turizm, ticarileşme, metalaşma, mekânsal üretim baskısı pek çok alanda özgünlüğün kaybına yol açıyor. Kültür ekonomisini reddetmek yerine yeniden düşünmeyi önermeliyiz” açıklamasına imza attı. </p>
<p><strong>“Barış temelinde hakların korunması önemli”</strong></p>
<p>Kültür alanında İzmir’in gelişimine dikkat çeken UCLG Kültür Komitesi Koordinatörü Dr. Jordi Pascual, “İzmir önce bir pilot şehir sonra lider şehirlerden biri oldu. UCLG Komitesi’nde Türkiye başkan yardımcısı olarak görev yapmakta. Bizim çalışma ve amaçlarımızdan bahsetmek istiyorum. Gücün kullanılması, yönetilmesi her zaman çok zor. Ancak bizim kurtuluş amacımız bütün aktörlerin ve paydaşların yer aldığı, barış temelinde hakların korunması. İnsani kalkınma bizim için önemli. Bu kapsamda yerel yönetimlerin çok önemli olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Verilerle İzmir</strong></p>
<p>Program devam ederken İzmir Akdeniz Akademisi Akademik Kurul Toplantısı da paralel oturum şeklinde yapıldı. “Verilerle İzmir’in Kültür Ekosistemi” başlıklı kısımda ise İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şebnem Gökçen ile İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nden Dr. Bengi Polat önemli veriler sundu.</p>
<p>Kentte geçmiş yıllarda kültür üzerine yapılmış çalışmalara değinen Gökçen, “İzmir kendi resmini çizmek, hangi kategoride, nerede durduğunu anlamlandırmak adına çalışmalara başlamıştı. 2009’da başlayan Kültür Çalıştayı’ndan bugüne geldik” dedi. Sunumundaki başlıklara değinen Gökçen, kültürel miraslar, ören yerleri, kütüphaneler ve koruma alanları, sanat kurumları, mekanları ve etkinlikleri, kültür merkezleri, görsel sanatlar, gösteri sanatları, kültür tüketimi ve medya, harcama örüntüleri, dijital dönüşüm, yerel yayıncılık, kültür turizmi, turist hareketliliği, konaklama altyapısı, tematik rotalar, kültür ve sanat eğitimi, toplumsal örgütlenme başlıkları altında yapılmış analizleri paylaştı.</p>
<p>Kültür yönetimi, yerel yönetimlerin finansmanı, yerel ölçekte kentte kültürün yönetiminin İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yönetilmesine dair bilgilendirme yapan Polat ise kültür hizmetlerinin sağlanması hakkında grafiksel veriler sundu. Kültürel tesislerin desteklenmesi ve düzenlenmesi ile yatırımların mekansal dağılımları hakkında konuşan Polat; tiyatronun yayılımı, erişilebilirlik, müzelere talebin artması konularına dikkat çekti. İstanbul ve Ankara’ya kıyasla İzmir’in ziyaretçi anlamında ön planda olduğunu hatırlatan Polat, bütçelerden ayrılan oranların düştüğünü belirtirken, kültür yatırımı yapılmayan ilçelere, turizmin etkilerine de değindi. Polat ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentteki kültürel üretim sürecinde belirleyici konumda olduğunu ifade etti.</p>
<p>Çalıştayın ilk günü tematik masa toplantılarıyla tamamlandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirde-kulturun-rotasi-ciziliyor-633504">İzmir&#8217;de kültürün rotası çiziliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kilo verme sürecinde hız değil, kalıcılık önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kilo-verme-surecinde-hiz-degil-kalicilik-onemli-633357</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:30:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[verme]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, kilo verme girişimlerinde yapılan yanlışlar ve izlenmesi gereken yollar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kilo-verme-surecinde-hiz-degil-kalicilik-onemli-633357">Kilo verme sürecinde hız değil, kalıcılık önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, kilo verme girişimlerinde yapılan yanlışlar ve izlenmesi gereken yollar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Hızlı verilen kilo genellikle aynı hızla geri alınır!</strong></p>
<p>Zayıflamak isteyen birçok kişinin yaptığı en büyük hatanın, süreci hızlandırmaya çalışmak olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Kısa sürede değişim görmek cazip gelir ancak vücut bu kadar hızlı değişime uygun değildir. Hızlı verilen kilo çoğu zaman aynı hızla geri alınır ve bu durum süreci daha da zorlaştırır.” dedi.</p>
<p>Kilo verme sürecinin yalnızca fiziksel bir süreç olmadığını hatırlatan İspiroğlu, “Kendi bedeninden memnun olmayan, sürekli eleştiren bir yaklaşımın sürdürülebilir olması mümkün değildir. Amaç, bedeni yok saymak ya da cezalandırmak değil; onu anlayarak daha iyi bir noktaya taşımak olmalı. Hızlı sonuç beklentisi ve kolay çözüm arayışı, bu tür yanlış yöntemlere yönelimi artırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Süreç yalnızca kilo kaybı üzerinden değil, vücut kompozisyonunu koruyarak yönetilmeli!</strong></p>
<p>Hızlı kilo verdiren, aşırı kısıtlayıcı beslenme yaklaşımlarının kısa vadede sonuç veriyor gibi görünse de vücutta bazı riskler oluşturabildiğine dikkat çeken Hülya Yiğit İspiroğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Kas kaybı, metabolizma hızında düşüş ve hormonal dengesizlikler bu süreçte en sık karşılaşılan sorunlar arasında yer alır. Bu nedenle sürecin yalnızca kilo kaybı üzerinden değil, vücut kompozisyonunu koruyarak yönetilmesi önem taşır.</p>
<p>Bu noktada tartıdaki sayı tek başına bir hedef olarak görülmemeli. Çünkü kilo kaybının niteliği en az miktarı kadar önemli. Yağ kütlesinin azalması, kas kütlesinin korunması ve metabolik dengenin sürdürülebilmesi sağlıklı bir sürecin temel göstergeleridir. Bu nedenle yalnızca sayıya odaklanmak yerine, vücuttaki değişimin bütüncül olarak değerlendirilmesi gerekir.”</p>
<p><strong>Detoks ve benzeri uygulamalar kalıcı sonuç vermez, sadece geçici etki sağlar! </strong></p>
<p>Son dönemde sosyal medyada su diyetleri, detokslar, ödem attıran çaylar, zayıflatan kahveler gibi uygulamaların oldukça yaygınlaştığına değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bu yaklaşımların hiçbiri tek başına kalıcı kilo kaybı sağlamaz. Kısa süreli değişimler olsa bile bu durum çoğu zaman yağ kaybı anlamına gelmez.” dedi.</p>
<p>Sağlıklı kilo kaybının, düzenli ve dengeli beslenme olmadan mümkün olmadığını kaydeden İspiroğlu, “Bu tür ürünler ya da uygulamalar sürecin yerine geçmez, yalnızca geçici etki oluşturur. Sosyal medyada paylaşılan bu içeriklerin büyük kısmı kişisel deneyimlere dayanır. Bilimsel bir değerlendirme içermez. Ayrıca her bireyin metabolizması farklıdır. Bu nedenle bir kişide etkili görünen bir yöntem, başka bir kişide aynı sonucu vermeyebilir. Her birey için aynı yaklaşımın işe yaraması söz konusu olamaz. Bu tür yaklaşımların bilinçsiz şekilde uygulanması sağlık açısından risk oluşturabilir. Sosyal medyada görülen uygulamalara temkinli yaklaşılması, sürecin kişiye özel ve sürdürülebilir bir şekilde planlanması gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kalıcı olan, yaşam tarzı değişikliği!</strong></p>
<p>Vücudun, aldığı enerjiden fazlasını harcadığında kilo kaybı gerçekleştiğine işaret eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Ancak önemli olan bu dengeyi kısa süreli değil, sürdürülebilir şekilde kurabilmektir. Yeterli ve dengeli beslenmek, kas kütlesini korumak ve günlük yaşamı buna göre düzenlemek sürecin en önemli parçalarıdır.” dedi.</p>
<p>Kilo verme sürecinin sadece ne yediğinizle ilgili değil, aynı zamanda alışkanlıklarla da ilgili olduğunun altını çizen İspiroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gerçekçi hedefler koymak, süreci aceleye getirmemek ve küçük ama kalıcı değişiklikler yapmak uzun vadede çok daha etkili sonuçlar sağlar.</p>
<p>Klinikte en sık karşılaşılan hatalardan biri, beslenmenin gereğinden fazla kısıtlanmasıdır. Hızlı kilo verme isteğiyle yapılan bu yaklaşım kısa vadede sonuç verse de uzun vadede sürdürülebilir olmaz. Son dönemde popüler olan, bilimsel temeli zayıf ve aşırı kısıtlayıcı beslenme yaklaşımları da benzer şekilde risk taşır. Kısa sürede kilo kaybı sağlasa da uzun vadede sağlığı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle kilo verme sürecinde hızlı sonuçlara odaklanmak yerine sürdürülebilir ilerlemek gerekir. Çünkü kalıcı olan, yaşam tarzı değişikliğidir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kilo-verme-surecinde-hiz-degil-kalicilik-onemli-633357">Kilo verme sürecinde hız değil, kalıcılık önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Türbe Arkası Konya&#8217;ya Yakışır Bir Hale Dönüşecek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turbe-arkasi-konyaya-yakisir-bir-hale-donusecek-633351</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:30:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altay]]></category>
		<category><![CDATA[arkası]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[metrekare]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[türbe]]></category>
		<category><![CDATA[yakışır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633351</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Mevlana Türbesi Arkası Kentsel Yenileme Projesi” kapsamında Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilecek Mevlevi Dergahı inşaatını inceledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turbe-arkasi-konyaya-yakisir-bir-hale-donusecek-633351">Başkan Altay: &#8220;Türbe Arkası Konya&#8217;ya Yakışır Bir Hale Dönüşecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Mevlana Türbesi Arkası Kentsel Yenileme Projesi” kapsamında Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilecek Mevlevi Dergahı inşaatını inceledi. Darülmülk Projesi’nin en önemli işlerinden birisi olan Mevlevi Dergahı&#8217;nda çalışmaların kesintisiz bir şekilde sürdüğünü belirten Başkan Altay, “Ticari alanlar, restoranlar, kafeteryalar, Mevlevi Dergahı gibi alanlarımız ve Konya Müzesi ile birlikte burası Konya&#8217;ya yakışır bir hale dönüşecek. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Karatay Belediyesi’yle birlikte yürüttüğü “Mevlana Türbesi Arkası Kentsel Yenileme Projesi” kapsamında hayata geçirilecek Mevlevi Dergahı inşaatı tüm hızıyla sürüyor.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Mevlana Türbesi arkasında inşası devam eden Mevlevi Dergahı’nda incelemelerde bulunarak son durumu hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>“KARATAY BELEDİYEMİZLE BİRLİKTE ÇOK ÖNEMLİ BİR MERKEZİ HAYATA GEÇİRMİŞ OLACAĞIZ”</strong></p>
<p>Darülmülk Projesi kapsamında Konya’nın tarihi alanlarında önemli restorasyon ve yenileme çalışmaları yaptıklarını kaydeden Başkan Altay, “Bu projenin en önemli ayaklarından birisi olan Türbe arkasında da kesintisiz bir şekilde çalışıyoruz. Bu projenin en önemli işlerinden birisi olan Mevlevi Dergahı&#8217;nda çalışmalarımız kesintisiz bir şekilde tamamlanıyor. İnşallah proje bittiğinde Karatay Belediyemizle birlikte hem Konya&#8217;ya gelen ziyaretçiler için hem Konyalılar için çok önemli bir merkezi hayata geçirmiş olacağız. Ticari alanlar, restoranlar, kafeteryalar, Mevlevi Dergahı gibi alanlarımız ve Konya Müzesi ile birlikte burası Konya&#8217;ya yakışır bir hale dönüşecek. Darülmülk kapsamındaki işlerimize kesintisiz bir şekilde devam ediyoruz. Bu bölge inşallah Konya tarihine, geçmişine yakışır ve Hazreti Mevlana&#8217;ya yakışır bir hale gelmiş olacak. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>MEVLEVİ DERGAHI</strong></p>
<p>Toplam 3.158 metrekare inşaat alanı ve 5.950 metrekare peyzaj düzenlemesi ile Konya’ya yakışan bir bütünlükte planlanan yapının içerisinde 1.680 metrekare bodrum, 1.375 metrekare zemin kat ve semahane bölümünde 103 metrekare asma kat bulunuyor.<br /> <br />Radye temel üzerine, betonarme çerçeve taşıyıcı sistemle inşa edilecek yapı geleneksel üslubun incelikleriyle inşa edilecek. Mukarnas işlemeli havuzlardan kündekârî kapılara, revzen uygulamalarından ahşap kemerlere, işlemeli tavanlardan lokmalı demir parmaklıklar yer alacak projede geniş yeşil alanlar, süs havuzları, suyolu ve bahçe köşkü bulunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-turbe-arkasi-konyaya-yakisir-bir-hale-donusecek-633351">Başkan Altay: &#8220;Türbe Arkası Konya&#8217;ya Yakışır Bir Hale Dönüşecek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Makine emniyetinde ilk uluslararası standardizasyon toplantısı Üsküdar&#8217;da!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/makine-emniyetinde-ilk-uluslararasi-standardizasyon-toplantisi-uskudarda-633329</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:29:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[emniyetinde]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[komite]]></category>
		<category><![CDATA[makine]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[standardizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[standartları]]></category>
		<category><![CDATA[toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[tse]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, makine emniyeti ve siber güvenlik alanında önemli bir ilke imza atarak BrainPark Teknoloji Transfer Ofisi ile İş Güvenliği, İş Sağlığı ile Çevre Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSGÜMER) ev sahipliğinde “TSE MTC 207 Makine Güvenliği TC 44X-WG2 prEN 50742 Standardizasyon Çalıştayı”nı gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/makine-emniyetinde-ilk-uluslararasi-standardizasyon-toplantisi-uskudarda-633329">Makine emniyetinde ilk uluslararası standardizasyon toplantısı Üsküdar&#8217;da!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, makine emniyeti ve siber güvenlik alanında önemli bir ilke imza atarak BrainPark Teknoloji Transfer Ofisi ile İş Güvenliği, İş Sağlığı ile Çevre Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSGÜMER) ev sahipliğinde “TSE MTC 207 Makine Güvenliği TC 44X-WG2 prEN 50742 Standardizasyon Çalıştayı”nı gerçekleştirdi.</p>
<p>Merkez Yerleşke D Blok toplantı salonunda düzenlenen çalıştaya Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi ve ARGE ve Yenilik Politikaları (ARGEYEP) Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) MTC 207 Makine Güvenliği Komite Başkanı Erhan Eskicumalı, Komite Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ile uluslararası komite üyeleri yer aldı.</p>
<p>Çalıştayın açılış konuşması Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aktuğ Ertekin gerçekleştirdi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi, MESKA Vakfı, ÜSGÜMER, Ar-Ge ve Yenilik Politikaları Direktörlüğü (ARGEYEP)-BrainPark TTO ve TEFDO iş birliğiyle gerçekleştirilen organizasyon, endüstriyel sistemlerin geleceğini şekillendirecek önemli kararlara zemin hazırladı.</p>
<p><strong>Makine emniyeti ve siber güvenlik artık birlikte ele alınıyor</strong></p>
<p>Toplantının öne çıkan başlıklarından biri, <strong>makine emniyeti ile makine güvenliğinin, siber güvenliğin artık birbirinden ayrı düşünülemeyeceği </strong>yönündeki ortak değerlendirme oldu. Endüstriyel sistemlerin dijitalleşmesiyle birlikte siber güvenlik gereksinimlerinin mevcut emniyet çerçevesine entegre edilmesinin kaçınılmaz olduğu vurgulandı.</p>
<p>Bu doğrultuda EN 50742 standardının geliştirilmesine yönelik çalışmalar ele alınarak, standardın son haline getirilmesi ve harmonizasyon sürecine ilişkin önemli ilerlemeler kaydedildi.</p>
<p><strong>10 ülkeden 30’dan fazla uzman katıldı</strong></p>
<p>CLC/TC 44X / WG2 çalışma grubu tarafından yürütülen çalıştaya, 10 farklı ülkeden 30’un üzerinde uzman hem fiziksel hem de çevrim içi olarak katılım sağladı.</p>
<p>Ayrıca çalıştayda Avrupa standartlaştırma kuruluşlarından gelen geri bildirimler değerlendirilirken, standardizasyon sürecine ilişkin teknik yorumlar ele alındı. Mayıs ayında Stockholm’de gerçekleştirilecek ve harmonizasyon sürecinde kritik öneme sahip olması beklenen toplantı öncesinde de önemli aşamalar tamamlandı.</p>
<p><strong>Yeni yönetmelik sürecine katkı</strong></p>
<p>Toplantıda ayrıca Avrupa Birliği’nin Yeni Makine Yönetmeliği (EU 2023/1230) kapsamında güvenlik ve emniyet kavramlarının yakınlaşmasının önümüzdeki dönemin en önemli teknik başlıklarından biri olacağı ifade edildi.</p>
<p>Daha sonra Türk Standartları Enstitüsü (TSE) MTC 207 Makine Güvenliği Komite Başkanı, sürece sağlanan katkılardan dolayı TSE Ayna Komitesi Başkan Yardımcısı ve ÜSGÜMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan’a ve Üsküdar Üniversitesi yönetimine teşekkürlerini iletti.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Özay, makine emniyeti alanında TSE standartlarının kritik rolüne dikkat çekti</strong></p>
<p>ARGE ve Yenilik Politikaları (ARGEYEP) Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, makine emniyeti alanında TSE standartlarının kritik rolüne dikkat çekerek, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Makine emniyeti süreçlerinde Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından yürütülen çalışmalar, yerli üretimin uluslararası pazarda rekabet gücünü artırmasının yanı sıra iş kazalarının önlenmesinde de hayati bir rol oynamaktadır. Özellikle dijitalleşen sanayi altyapısında, makine emniyeti ile siber güvenliğin entegrasyonunu hedefleyen EN 50742 gibi standartların geliştirilmesi, teknik engellerin aşılmasını ve güvenli bir üretim ekosisteminin kurulmasını sağlamaktadır. TSE’nin bu süreçlerdeki aktif katılımı ve uluslararası komitelerle yürüttüğü harmonizasyon çalışmaları, Türkiye’nin küresel standartların belirlenmesinde izleyen değil, yön veren bir konuma yükselmesine zemin hazırlamaktadır.”</p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesi’nin ev sahipliği ve akademik öncülüğü</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Ensari Özay, Üsküdar Üniversitesi’nin uluslararası düzeyde bir organizasyona ev sahipliği yapmasının üniversitenin küresel endüstriyel dönüşüme yön veren bir teknoloji üssü olma vizyonunu pekiştirdiğine işaret ederek, “Türkiye’de bu alanda düzenlenen ilk uluslararası standardizasyon toplantısının üniversite çatısı altında gerçekleştirilmesi, akademik bilginin sanayi gereksinimleriyle buluştuğu güçlü bir köprü kurmuştur. ÜSGÜMER, ARGEYEP ve BrainPark TTO gibi birimlerin koordinasyonuyla sağlanan bu iş birliği, hem yerel hem de uluslararası düzeyde güvenli gelecek hedefine hizmet eden kararların alınmasına ve Türkiye’nin bilimsel prestijinin artmasına katkı sunmaktadır.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/makine-emniyetinde-ilk-uluslararasi-standardizasyon-toplantisi-uskudarda-633329">Makine emniyetinde ilk uluslararası standardizasyon toplantısı Üsküdar&#8217;da!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Empa Elektronik ve Yongatek güçlerini birleştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/empa-elektronik-ve-yongatek-guclerini-birlestiriyor-633243</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:27:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[birleştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[empa]]></category>
		<category><![CDATA[Empa Elektronik]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güçlerini]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin]]></category>
		<category><![CDATA[yerli]]></category>
		<category><![CDATA[yongatek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elektronik bileşen sektöründe; yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer bileşen çözümlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle kapsamlı bir teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik San. ve Tic. A.Ş. (Empa Elektronik), yerli çip tasarım firması Yonga Teknoloji Mikroelektronik Araştırma Geliştirme Tic. A.Ş. (Yongatek Microelectronics) ile olası iş birliği alanlarının değerlendirilmesine yönelik bir niyet mektubu imzaladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/empa-elektronik-ve-yongatek-guclerini-birlestiriyor-633243">Empa Elektronik ve Yongatek güçlerini birleştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Elektronik bileşen sektöründe; yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer bileşen çözümlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle kapsamlı bir teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik San. ve Tic. A.Ş. (Empa Elektronik), yerli çip tasarım firması Yonga Teknoloji Mikroelektronik Araştırma Geliştirme Tic. A.Ş. (Yongatek Microelectronics) ile olası iş birliği alanlarının değerlendirilmesine yönelik bir niyet mektubu imzaladı. İmza töreni, SAHA Expo Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda düzenlendi. </p>
<p>İmzalanan niyet mektubu kapsamında Empa Elektronik’in, Yongatek Microelectronics’in çözümlerinin teknik destek süreçleri ve pazarlama faaliyetlerinde rol üstlenmesi değerlendiriliyor. Empa Elektronik ayrıca, Empa Ar-Ge’nin çatı markası olan ve sektör profesyonelleriyle ilk kez SAHA Expo’da buluşan TIREMO® platformunun “superset” bileşenlerine Yongatek çözümlerinin olası entegrasyonunu değerlendirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, Yongatek’in, TIREMO® platformunun stratejik teknoloji partnerlerinden biri haline gelmesi öngörülüyor.</p>
<p><strong>Türkiye’nin teknoloji ekosistemine güçlü katkı</strong></p>
<p><strong>Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, </strong>Türkiye’nin iki önemli teknoloji firması arasında sağlanacak bu işbirliğinin Türkiye’nin teknoloji ekosistemine katkı sağlayacak stratejik bir adım olduğunu belirterek “Yongatek Microelectronics ile oluşturacağımız sinerji, yerli teknolojilerinin pazarda yaygınlaşması açısından önemli bir itici güç olacaktır” dedi. Yongatek’in geliştirdiği yerli ve yenilikçi çip çözümlerini Empa’nın güçlü teknik altyapısı ve yaygın pazarlama ağıyla destekleyerek daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırmayı hedeflediklerini söyleyen Sarpel, “Aynı zamanda bu çözümleri, Empa Ar-Ge çatısı altında geliştirdiğimiz TIREMO® platformunun kapsamlı ve genişletilebilir ‘superset’ bileşen yapısına entegre ederek, müşterilerimize daha esnek, ölçeklenebilir ve yüksek katma değerli sistemler sunacağız. Bu sinerjinin, hem savunma sanayinde hem de sivil teknolojilerde yerli çözümlerin tercih edilmesini artıracağına ve Türkiye’nin teknolojide dışa bağımlılığını azaltma hedeflerine somut katkılar sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. </p>
<p><strong>Çip tasarımında dışa bağımlılığı azaltma hedefi</strong></p>
<p><strong>Yongatek Microelectronics CEO’su Ali Baran</strong> Empa Elektronik ile iş birliklerinin Türkiye’nin çip tasarımı konusunda dışa bağımlılığının azaltılması yönünde atılmış önemli bir adım olduğunu vurguladı. Empa Elektronik’in sektördeki tecrübesi, yaygın pazarlama ağı ve güçlü teknik destek kabiliyetinin, Yongatek’in yerli çip tasarım kapasitesini artırma hedefine önemli bir ivme kazandıracağını belirten Baran, “Uzun yıllardır Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin gelişimine önemli destekler sağlayan iki teknoloji firmasının el ele vermesi güçlü bir sinerji yaratacaktır” dedi.</p>
<p><strong>Deneyimli mühendis kadrosu, Ar-Ge odaklı yaklaşım</strong></p>
<p>Türkiye’nin sayılı çip tasarım firmalarından biri olan Yongatek Microelectronics, SIC, SoC ve FPGA tabanlı çip tasarımı, ayrıca 5G/6G haberleşme teknolojileri, yapay zekâ, görüntü işleme ve IoT çözümleri geliştiriyor. Farklı sektörler için özel entegre devreler tasarlayan şirket, özellikle haberleşme, savunma sanayi, otomotiv ve beyaz eşya gibi alanlarda yerli teknoloji geliştirilmesine katkı sağlıyor. Deneyimli mühendis kadrosuyla Ar-Ge odaklı çalışan Yongatek, aynı zamanda Türkiye’nin yerli çip tasarım kapasitesini artırmayı ve dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen önemli teknoloji firmalarından biri olarak konumlanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/empa-elektronik-ve-yongatek-guclerini-birlestiriyor-633243">Empa Elektronik ve Yongatek güçlerini birleştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlçenin önemli tarımsal üretim merkezlerinden Düzce Köyü&#8217;nde gerçekleşen hasada, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin de katıldı.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilcenin-onemli-tarimsal-uretim-merkezlerinden-duzce-koyunde-gerceklesen-hasada-seferihisar-belediye-baskani-ismail-yetiskin-de-katildi-632656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:05:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[düzce]]></category>
		<category><![CDATA[enginar]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[kırsal]]></category>
		<category><![CDATA[köyü]]></category>
		<category><![CDATA[lçenin]]></category>
		<category><![CDATA[merkezlerinden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[tarımsal]]></category>
		<category><![CDATA[üreticiler]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarlaya inen Başkan Yetişkin, üreticilerle birlikte enginar topladı, onların talep ve önerilerini dinledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilcenin-onemli-tarimsal-uretim-merkezlerinden-duzce-koyunde-gerceklesen-hasada-seferihisar-belediye-baskani-ismail-yetiskin-de-katildi-632656">İlçenin önemli tarımsal üretim merkezlerinden Düzce Köyü&#8217;nde gerçekleşen hasada, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin de katıldı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarlaya inen Başkan Yetişkin, üreticilerle birlikte enginar topladı, onların talep ve önerilerini dinledi.</p>
<p>Seferihisar’ın kırsal kalkınma vizyonunun en önemli yapı taşlarından biri olan enginar üretimi, hem bölge ekonomisine katkı sağlıyor hem de sağlıklı beslenmenin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Doğal üretim koşullarıyla dikkat çeken Seferihisar enginarı, her yıl artan üretim kapasitesiyle üreticinin yüzünü güldürüyor.</p>
<p>Hasat sırasında üreticilerle sohbet eden Başkan Yetişkin, yerel yönetim olarak her zaman üretimin ve üreticinin yanında olduklarını vurguladı. Enginarın sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda bölgenin kalkınmasında stratejik bir değer taşıdığını ifade etti.</p>
<p>“Enginar, Seferihisar’ın geleceğine yapılan yatırımdır”</p>
<p>Başkan Yetişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>“Bugün burada, Seferihisar’ımızın bereketli topraklarında üreticilerimizle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Enginar bizim için sadece bir ürün değil; sağlıklı yaşamın, sürdürülebilir tarımın ve kırsalda kalkınmanın en önemli simgelerinden biri. Bu topraklarda yetişen her enginar, üreticimizin emeğini, sabrını ve toprağa olan bağlılığını temsil ediyor.</p>
<p>Bizler Seferihisar Belediyesi olarak üreticimizin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. Kırsalda kalkınmayı güçlendirmek, üretimi desteklemek ve bu değerli ürünü daha da ileriye taşımak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Enginar üretimini artırmak, markalaştırmak ve üreticimizin emeğini hak ettiği değere ulaştırmak en önemli hedeflerimizden biridir.”</p>
<p>Kırsalda Kalkınma Güçleniyor</p>
<p>Seferihisar’da tarımsal üretimin desteklenmesi amacıyla yürütülen çalışmalar, üreticinin gelirini artırırken aynı zamanda genç nüfusun kırsalda kalmasına da katkı sağlıyor. Enginar üretimi, yüksek katma değeri ve ihracat potansiyeliyle bölge ekonomisinin önemli dinamiklerinden biri haline geliyor.</p>
<p>Uzmanlar, Seferihisar’ın iklimi ve verimli toprak yapısının enginar üretimi için oldukça uygun olduğunu belirtiyor. Bu durum, ilçeyi Türkiye’nin önemli enginar üretim merkezlerinden biri konumuna taşıyor.</p>
<p>Üreticiden Başkan’a Teşekkür</p>
<p>Hasat sırasında Başkan Yetişkin’in tarlaya gelmesinden duydukları memnuniyeti dile getiren üreticiler, verilen desteklerin üretimi artırdığını ve motivasyonlarını yükselttiğini ifade etti.</p>
<p>Seferihisar’da başlayan enginar hasadının önümüzdeki haftalarda yoğun şekilde devam etmesi beklenirken, üreticiler bereketli bir sezon umut ediyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilcenin-onemli-tarimsal-uretim-merkezlerinden-duzce-koyunde-gerceklesen-hasada-seferihisar-belediye-baskani-ismail-yetiskin-de-katildi-632656">İlçenin önemli tarımsal üretim merkezlerinden Düzce Köyü&#8217;nde gerçekleşen hasada, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin de katıldı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın, güreşten iki önemli ismi ağırladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-guresten-iki-onemli-ismi-agirladi-632592</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[güreş]]></category>
		<category><![CDATA[güreşten]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[ismi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632592</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül ve Ata sporumuzun efsane ismi Rıza Kayaalp, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ı makamında ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-guresten-iki-onemli-ismi-agirladi-632592">Başkan Büyükakın, güreşten iki önemli ismi ağırladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül ve Ata sporumuzun efsane ismi Rıza Kayaalp, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ı makamında ziyaret etti.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN’A TEŞEKKÜR ETTİLER</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın bugün çok önemli iki konuğu vardı. Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül ve 13. kez Avrupa Şampiyonu olarak adını tarihe altın harflerle yazdıran Milli Güreşçimiz Rıza Kayaalp, Başkan Büyükakın’ı makamında ziyaret etti. Sohbet ortamında gerçekleşen ziyarette konuşan Akgül ve Kayaalp, güreş sporunun geniş kitlelere ulaşmasına ve sevdirilmesine yönelik katkılarından dolayı Başkan Büyükakın’a teşekkürlerini sundular.</p>
<p><b>“MÜCADELENİZ GENÇLERİMİZE ÖRNEK OLUYOR”</b></p>
<p>Türk güreşinin gururu, azmin ve disiplinin sembolü, kıymetli sporcuları ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu vurgulayan Başkan Büyükakın, “Elde ettiğiniz büyük başarılarla sadece minderde değil, milletimizin kalbinde de zirvede yer alıyorsunuz. Sizin azim ve mücadeleniz, gençlerimize ilham olmaya devam ediyor. Güreş sporunun gelişimine yönelik katkılarınız çok kıymetli. Sizler sayesinde nice zaferler, nice gururlar yaşamaya devam edeceğiz” ifadesini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-guresten-iki-onemli-ismi-agirladi-632592">Başkan Büyükakın, güreşten iki önemli ismi ağırladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AI PC&#8217;ler İş Verimliliğini Önemli Ölçüde Artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ai-pcler-is-verimliligini-onemli-olcude-artiriyor-632414</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:52:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[ler]]></category>
		<category><![CDATA[ölçüde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[pc]]></category>
		<category><![CDATA[verimliliğini]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=632414</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ destekli bilgisayarların iş hayatındaki rolü her geçen gün artarken, iki araştırma merkezi tarafından yayımlanan raporlar, doğru yapılandırılmış AI PC’lerin hem klasik ofis uygulamalarında hem de daha ileri seviye profesyonel kullanım senaryolarında üretkenliği önemli ölçüde artırabildiğini doğruladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ai-pcler-is-verimliligini-onemli-olcude-artiriyor-632414">AI PC&#8217;ler İş Verimliliğini Önemli Ölçüde Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekâ destekli bilgisayarların iş hayatındaki rolü her geçen gün artarken, iki araştırma merkezi tarafından yayımlanan raporlar, doğru yapılandırılmış AI PC’lerin hem klasik ofis uygulamalarında hem de daha ileri seviye profesyonel kullanım senaryolarında üretkenliği önemli ölçüde artırabildiğini doğruladı.</p>
<p><strong>İlk araştırmaya göre;</strong> AMD Ryzen AI PRO 300 Serisi işlemcilerle donatılmış bilgisayarlarda yapay zekâ kullanımı, altı tipik ofis görevinin tamamlanma süresini ortalama <strong>%67,1</strong> azalttı. Bazı görevlerde ise hız artışı <strong>%93</strong> seviyesine kadar çıktı. Özellikle aşağıdaki işlerde dikkat çekici zaman kazanımları elde edildi:</p>
<ul>
<li>Resmî e-posta yazma: 15 dakika yerine yaklaşık 1 dakika, <strong>%93,8</strong>’e varan hızlanma</li>
<li>Excel’de Gantt şeması oluşturma: <strong>%73</strong>’e kadar daha hızlı</li>
<li>E-postaları, Jira dokümanlarını ve toplantı notlarını özetleme: görev başına 40 saniye, toplamda da 14 dakikadan fazla zamana varan tasarruf</li>
</ul>
<p>Bu tahminlere göre, bir çalışan haftada 16 saatten fazla zaman kazanabiliyor. Bu da iki tam iş gününden fazlasına eşdeğer bir verimlilik artışı anlamına geliyor.</p>
<p><strong>İkinci araştırma ise</strong> tek tek görevlerde ortalama <strong>%30 ila %70</strong> arasında hızlanma sağlanabildiğini, ancak asıl etkinin gün boyunca biriken küçük zaman kazanımlarından kaynaklandığını ortaya koydu. Örnek bir günlük iş akışı, 95 dakikadan 61 dakikaya düşerek <strong>%36 </strong>zaman tasarrufu sağladı. Yıllık bazda ise bu, yaratıcı işlere, iş ortaklarıyla ilişkilere ve diğer öncelikli görevlere ayrılabilecek 7 ek haftaya kadar zaman kazancı anlamına geliyor.</p>
<p>Raporda ayrıca AMD Ryzen AI işlemcilerin, örneğin LM Studio gibi araçlarla yerel olarak çalışan yapay zekâ uygulamalarını desteklediği ve bu sayede hassas şirket verilerinin tam gizliliğinin korunmasına yardımcı olduğu belirtildi.</p>
<p>Her iki rapor da AMD Ryzen AI PRO 300 Serisi işlemcilerin, 50 TOPS’un üzerinde performans sunan NPU sayesinde Microsoft Copilot+ gereksinimlerini aştığını vurguluyor. Bu yapı, bulut erişimi olmadan yerel yapay zekâ modellerinin sorunsuz çalışmasını mümkün kılarken aşağıdaki işlevlerde de verimli performans sağlıyor:</p>
<ul>
<li>Otomatik e-posta özetleme,</li>
<li>Teams toplantı notları oluşturma,</li>
<li>Sunumları akıllı biçimde düzenleme ve güncelleme,</li>
<li>Tasarım ve doküman üretimi,</li>
<li>İletişim dilini, stilini ve tonunu değiştirme.</li>
</ul>
<p>Araştırmalara göre, şirketlerin “mükemmel” çözümü beklerken yatırım kararlarını ertelemesi, mevcut sistemleri kullanan rakiplerin pazar avantajı elde etmesine yol açabilir. Zira mevcut AI PC çözümleri:</p>
<ul>
<li>Çalışanların tekrarlayan görevlerden kurtulmasını sağlayarak üretkenliği artırıyor,</li>
<li>Hataları ve düzeltme ihtiyacını azaltıyor,</li>
<li>İdari işlerde harcanan süreyi düşürerek operasyonel maliyetleri azaltıyor.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ai-pcler-is-verimliligini-onemli-olcude-artiriyor-632414">AI PC&#8217;ler İş Verimliliğini Önemli Ölçüde Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımlılık tedavisinde erken müdahale önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagimlilik-tedavisinde-erken-mudahale-onemli-631713</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:26:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılığın]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631713</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bağımlılığın beyindeki ödül sistemiyle ilişkisi, özellikle kumar bağımlılığı başta olmak üzere gelişim süreçleri ve modern tedavi yaklaşımları hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimlilik-tedavisinde-erken-mudahale-onemli-631713">Bağımlılık tedavisinde erken müdahale önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bağımlılığın beyindeki ödül sistemiyle ilişkisi, özellikle kumar bağımlılığı başta olmak üzere gelişim süreçleri ve modern tedavi yaklaşımları hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>İlk maruz kalındığı anda bağımlılık süreci başlar! </strong></p>
<p>Bağımlılık, madde veya davranış kaynaklı olarak ortaya çıkan ve beyin işlevlerinde maladaptif değişikliklere neden olan bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “İlk maruz kalındığı anda bağımlılık süreci başlar ve bu süreç, özellikle beynin ödül sistemi üzerindeki etkileriyle ilerler.” dedi.</p>
<p>Ödül sistemi aktivasyonu ile birlikte beyindeki kontrol mekanizmalarının zayıflayarak bağımlılık belirtilerinin ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Dilbaz, “Bu belirtiler arasında artan kullanım miktarı, kesme veya ara verme girişimlerinde ortaya çıkan yoğun istek ve yoksunluk belirtileri, yasal sorunlar, sosyal ve iş hayatında olumsuz etkiler yer alır. Bağımlılık geliştikçe bireyler çevreleri tarafından uyarılsalar dahi kullanmaya devam edebilir ve zarar görmelerine rağmen bırakmakta güçlük çekebilirler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağımlılık tedavisinde zamanında müdahale büyük önem taşıyor! </strong></p>
<p>Bağımlılık tedavisinde zamanında müdahale büyük önem taşıdığına vurgu yapan Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Hastalar genellikle bağımlılıklarını kontrol edebileceklerine inandıklarını ifade ederler ve bazen kullanımın azaldığını veya belirli zaman aralıklarında gerçekleştiğini iddia ederler. Ancak bağımlılığı tanımlarken yalnızca kullanım sıklığı değil, aynı zamanda miktarı da dikkate alınmalı.” dedi.</p>
<p>Tedavi sürecinde özelleşmiş merkezlere başvurulması ve uzman sağlık çalışanları tarafından bireyselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin uygulanması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Dilbaz, bu çerçevede bağımlılığın klinik ve tedaviye yönelik boyutlarının akademik olarak ele alındığını aktardı.</p>
<p><strong>Sanal kumar erişiminin kolaylaşması gençlerde kumar alışkanlığını artırıyor! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığını ise bireyin kontrolünü kaybederek aşırı ve obsesif biçimde kumar oynama eğilimi göstermesi olarak tanımlayan Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Kişi finansal kayıplar yaşamasına, psikolojik ve sosyal sorunlarla karşılaşmasına rağmen kumar oynamaya devam eder.” dedi.</p>
<p>Son yıllarda kumar bağımlılığına ilişkin demografik yapıda önemli değişimler gözlemlendiğine işaret eden Prof. Dr. Dilbaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Geçmişte at yarışları gibi fiziksel ortamlarda gerçekleşen kumar etkinlikleri veya yurt dışındaki gibi kumarhaneler daha yaygınken, günümüzde sanal kumar sitelerine erişimin kolaylaşması özellikle genç ve genç yetişkinler arasında kumar alışkanlığının artmasına neden oldu. Teknolojik gelişmeler ve sanal platformların yaygınlaşması bu artışta önemli bir rol oynuyor.</p>
<p>Kumar bağımlılığı özellikle üniversite öğrencileri ve yeni mezun genç yetişkinler arasında daha sık görülüyor. Bu grupta erkek bireylerin oranı daha yüksek. Bireyler genellikle hızlı para kazanma arzusu ile internet üzerinden erişilen sanal kumar oyunlarına yöneliyor. Bu süreçte internet bağımlılığı ile sanal kumar bağımlılığı iç içe geçebiliyor. Genç yetişkinler çoğu zaman spor müsabakalarına ilişkin verileri analiz ederek kazanma ihtimallerini artırabileceklerine inanıyor, ancak zamanla ciddi finansal kayıplar yaşayabiliyorlar. ‘Bu sefer kazanacağım’ düşüncesi beyindeki ödül sistemini aktive ederek davranışı pekiştiriyor. Prefrontal korteks olarak bilinen ön beyin kontrol mekanizmalarının yeterince etkin çalışmaması da risk alma davranışını artırarak bağımlılığı güçlendiriyor.”</p>
<p><strong>Bağımlılık bir kez geliştikten sonra bırakma süreci zorlaşır ve başarı oranları düşer! </strong></p>
<p>Bağımlılığın kendi kendine geçmesi genellikle mümkün olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Bağımlılık bir kez geliştikten sonra bırakma süreci zorlaşır ve başarı oranları düşer. Çünkü bağımlılık, ödül pekiştiren bir davranış örüntüsüdür ve beyinde kalıcı nöroadaptif değişikliklere yol açar.” dedi.</p>
<p>Başlangıçta kontrol edilebilen isteklerin zamanla arttığını ve kontrol mekanizmalarının bu isteklerle başa çıkmakta zorlandığını ifade eden Prof. Dr. Dilbaz, bu nedenle bağımlılık geliştikten sonra profesyonel destek alınmasının tedavi sürecinin başarısı açısından kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi.</p>
<p><strong>Bağımlılık tedavisinde temel yaklaşım erişimin engellenmesi!  </strong></p>
<p>Bağımlılık tedavisinde temel yaklaşımlardan birinin bağımlılık yapıcı madde veya davranışa erişimin engellenmesi olduğuna değinen Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Özellikle akıllı telefonların yaygın kullanımı, kumar gibi davranışlara erişimi kolaylaştırdığı için tedavi sürecinde önemli bir risk faktörü olarak değerlendirilir.” dedi.</p>
<p>Bazı durumlarda bireylerin telefon kullanımının sınırlandırılması veya alternatif kontrol mekanizmalarının uygulanmasının gerekebileceğini aktaran Prof. Dr. Dilbaz, “Aynı zamanda finansal riskleri azaltmak amacıyla kredi kullanımı gibi davranışların önüne geçilmesi de tedavi sürecinin bir parçasıdır. Dış kontrol mekanizmaları, bireyin iç kontrolünün zayıfladığı durumlarda destekleyici rol oynar. Gerekli durumlarda ilaç tedavileri ve bilişsel davranışçı terapiler gibi yöntemler de kullanılabilir. Bu yaklaşımlar bağımlılık davranışının değiştirilmesinde etkinliği kanıtlanmış yöntemlerdir ve bireyin dürtü kontrolünü geliştirmesine yardımcı olur. Bağımlılık tedavisi multidisipliner bir süreçtir ve erişimin kısıtlanması tedavinin başarısını artıran önemli bir adımdır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Derin TMU, bağımlılığın beyindeki ödül devrelerini hedef alıyor </strong></p>
<p>Son yıllarda geliştirilen somatik tedavi yöntemlerinden biri olan derin transkranial manyetik stimülasyonun (TMU), bağımlılık tedavisinde öne çıkan yenilikçi yaklaşımlardan biri olduğuna işaret eden Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Bu yöntem, bağımlılığın beyindeki ödül devreleri üzerindeki etkilerini hedef alır. Tedavi sürecinde bireyin bağımlılığı tetikleyen uyaranlara verdiği nörolojik yanıt incelenir.” dedi.</p>
<p>Kumar bağımlılığında sanal bahis isteğini artıran görsel uyaranlar, alkol bağımlılığında ise alkol tüketim ortamlarının kullanılabildiğini dile getiren Prof. Dr. Dilbaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu provokasyon süreci sırasında ilgili beyin bölgeleri manyetik uyarım ile hedeflenir. Derin TMU uygulamasında navigasyon sistemleri kullanılarak belirlenen beyin bölgelerine hassas manyetik alanlar gönderilir. Bu uyarımlar, bağımlılıkla ilişkili aşırı aktivitenin azaltılmasına yönelik olarak tekrarlayıcı şekilde uygulanır. Sigara bağımlılığı gibi alanlarda başlayan çalışmalar, yöntemin diğer bağımlılık türlerinde de etkili olabileceğini gösteriyor. Derin transkranial manyetik stimülasyon, ilaç tedavileri ve psikoterapiye alternatif ya da tamamlayıcı bir yöntem olarak değerlendirilen ve bilimsel araştırmalarla desteklenen bir tedavi seçeneğidir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagimlilik-tedavisinde-erken-mudahale-onemli-631713">Bağımlılık tedavisinde erken müdahale önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sıfır atık mutfak&#8221; yaklaşımı yaygınlaşmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sifir-atik-mutfak-yaklasimi-yayginlasmali-631499</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:44:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda İsrafı]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[mutfak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631499</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, 29 Nisan Gıda İsrafını Durdurma Günü kapsamında değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sifir-atik-mutfak-yaklasimi-yayginlasmali-631499">&#8220;Sıfır atık mutfak&#8221; yaklaşımı yaygınlaşmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, 29 Nisan Gıda İsrafını Durdurma Günü kapsamında değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Birçok gıda çöpe gidiyor…</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Beslenme Uzm. Hatice Nurseda Hatunoğlu, evlerde fark edilmeden büyüyen gıda israfına dikkat çekerek, “Evlerde en sık israf edilen gıdaların başında ekmek, taze sebze ve meyveler, süt ve süt ürünleri ile pişmiş yemek artıkları geliyor. Özellikle çabuk bozulan gıdalar, plansız alışveriş ve uygun olmayan saklama koşulları nedeniyle tüketilemeden çöpe gidebiliyor.” dedi.</p>
<p><strong> Planlı alışveriş israfı azaltıyor!</strong></p>
<p>İsrafı önlemenin en önemli adımlarından birinin alışverişi planlı yapmak olduğunu söyleyen Hatunoğlu, “Bunun için alışveriş öncesinde evde bulunan gıdalar kontrol edilmeli ve ihtiyaca göre bir liste hazırlanmalıdır. Ayrıca açken alışveriş yapmaktan kaçınılmalıdır. Çünkü açlık hissi, ihtiyaç dışı gıdalara yönelimi artırabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Planlı haftalık menü israfı önlüyor! </strong></p>
<p>Haftalık menü planı yapmanın gıda israfını azaltmada etkili bir yöntem olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Menü planı sayesinde aynı malzemeler farklı öğünlerde değerlendirilebilir, gereksiz alışverişin önüne geçilir ve yemek hazırlama süreci daha düzenli hale gelir.” ifadesinde bulundu. </p>
<p><strong>Artan yemekler doğru şekilde değerlendirilmeli</strong></p>
<p>Artan yemeklerin doğru saklama ve yeniden kullanma yöntemleriyle güvenli şekilde tüketilebileceğini vurgulayan Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Artan yemekler doğru şekilde saklandığında ve uygun yöntemlerle yeniden değerlendirildiğinde hem güvenli hem de besleyici olabilir. Örneğin sebze yemekleri çorbalara eklenebilir, pilavlar farklı tariflerle yeniden hazırlanabilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, yemeklerin piştikten sonra uzun süre oda sıcaklığında bekletilmemesi, mümkün olan en kısa sürede buzdolabına kaldırılması, buzdolabında da uzun süre bekletilmemesi ve tekrar tüketilirken yeterli sıcaklığa ulaşmasının sağlanmasıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Sıfır atık mutfak” yaklaşımı yaygınlaşmalı</strong></p>
<p>“Sıfır atık mutfak” anlayışının önemine dikkat çeken Beslenme Uzm. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sıfır atık mutfak yaklaşımı, gıdaların mümkün olan en verimli şekilde kullanılmasını ve atığın en aza indirilmesini hedefler. Bu yaklaşımda sadece yenilebilir kısımlar değil, kabuk ve sap gibi genellikle atılan bölümler de değerlendirilir. Porsiyon kontrolü yapmak ve artan yemekleri yeniden kullanmak bu yaklaşımda oldukça önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Bayatlayan gıdalar çöpe gitmek zorunda değil</strong></p>
<p>Bayat ekmeklerin galeta unu ya da kruton olarak kullanılabileceğini belirten Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Bayatlayan ekmekler galeta unu, kruton veya farklı yemeklerde kullanılabilirken, yumuşamaya başlayan meyveler smoothie ya da komposto yapımında değerlendirilebilir. Sebzeler ise çorba, püre veya fırın yemeklerine eklenerek yeniden kullanılabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Az ama doğru alışveriş” vurgusu</strong></p>
<p>Doğru alışveriş alışkanlıklarının önemine değinen Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Az ama doğru alışveriş yapmak için ihtiyaç kadar ürün almak, mevsiminde gıdaları tercih etmek ve tüketilebilecek miktarda alışveriş yapmak gerekir. Alışveriş yaparken bilinçli ve planlı olmak oldukça önemlidir.” ifadesinde de bulundu. </p>
<p><strong>İsrafı azaltan basit alışkanlıklar!</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Mutfakta israfı azaltmak için haftalık menü planı yapmak, alışveriş listesi hazırlamak, gıdaları doğru saklamak, son kullanma tarihlerini düzenli kontrol etmek ve artan yemekleri değerlendirmek gibi basit alışkanlıklar oldukça etkilidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gıda israfı bütçeyi ve sağlığı da etkiliyor</strong></p>
<p>Çöpe atılan her gıdanın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sağlık ve çevre açısından da kayıp olduğunu belirten Hatunoğlu, “Çöpe atılan her gıda, aslında harcanan paranın, emeğin ve doğal kaynakların kaybı anlamına gelir. Bunun yanında plansız alışveriş ve tüketim, sağlıksız beslenme alışkanlıklarını da beraberinde getirebilir. Bu nedenle gıda israfı yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sağlık ve çevre açısından da önemli bir sorundur.” dedi.</p>
<p><strong>Küçük adımlar büyük fark oluşturur!</strong></p>
<p>Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, gıda israfını önlemek için büyük değişimlere gerek olmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gıda israfını önlemek için büyük değişikliklere gerek yoktur. Küçük ama bilinçli adımlar hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önemli sonuçlar doğurur. İhtiyacımız kadar almak ve elimizdeki gıdaları en iyi şekilde değerlendirmek, sürdürülebilir ve sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sifir-atik-mutfak-yaklasimi-yayginlasmali-631499">&#8220;Sıfır atık mutfak&#8221; yaklaşımı yaygınlaşmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziemir&#8217;in tarihi Çift Çeşme&#8217;si aslına uygun şekilde yenileniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gaziemirin-tarihi-cift-cesmesi-aslina-uygun-sekilde-yenileniyor-631416</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:34:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aslına]]></category>
		<category><![CDATA[çeşme]]></category>
		<category><![CDATA[çift]]></category>
		<category><![CDATA[gaziemir]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[restorasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631416</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi, hayata geçirdiği restorasyon çalışmasıyla ilçenin geçmişine tanıklık eden tarihi Çift Çeşme’yi aslına uygun şekilde yenileyerek gelecek kuşaklara aktarıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirin-tarihi-cift-cesmesi-aslina-uygun-sekilde-yenileniyor-631416">Gaziemir&#8217;in tarihi Çift Çeşme&#8217;si aslına uygun şekilde yenileniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi, hayata geçirdiği restorasyon çalışmasıyla ilçenin geçmişine tanıklık eden tarihi Çift Çeşme’yi aslına uygun şekilde yenileyerek gelecek kuşaklara aktarıyor.</p>
<p>Gaziemir Belediyesi, yürüttüğü restorasyon projesi kapsamında, kentin en eski yapılarından biri olan ve yurttaşların hatıralarında önemli bir yer tutan tarihi Çift Çeşme’yi yeniden ayağa kaldırıyor. Özgün mimari dokunun korunacağı proje kapsamında, yapının yıpranan bölümleri onarılacak, tarihi kimliği yeniden görünür hale getirilecek. Çeşme, arşiv belgelerinde yer alan ve yapıda yapılan incelemeler sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, inşa edildiği dönemin mimari özelliklerine uygun şekilde onarılıyor. İlçenin tarihi ve kültürel mirasının önemli parçalarından biri olan Çift Çeşme’nin, restorasyon projesiyle korunarak yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.</p>
<p>“İlçemizin tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkmak için önemli bir projeyi hayata geçirdik” diyen Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, “Seydiköy’den bugüne uzanan kent belleğimizin önemli simgelerinden biri olan Çift Çeşme’yi restore ederek tarihimize, kültürümüze ve ortak hafızamıza sahip çıkıyoruz. Çift Çeşme, ilçemizin geçmişine tanıklık eden çok kıymetli bir miras. Restorasyon çalışmamızla tarihi yapıyı koruyarak geleceğe taşıyacak, kentimizin hafızasında yaşatmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.</p>
<p><b>Gaziemir’in tarihine tanıklık eden yapı</b><br />Seydiköy’ün tarihsel belleğini bugüne taşıyan önemli kültür varlıklarından biri olan tarihi Çift Çeşme, uzun yıllardır bölgenin yaşamına tanıklık ediyor. Yürütülen restorasyon çalışmasıyla, kaderine terk edilen ve yıkılmaya yüz tutan tarihi yapı yeniden ayağa kaldırılacak. Çalışmanın tamamlanmasıyla Çift Çeşme, geçmiş ile bugün arasında bağ kuran önemli bir kültür mirası olarak varlığını sürdürmeye devam edecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirin-tarihi-cift-cesmesi-aslina-uygun-sekilde-yenileniyor-631416">Gaziemir&#8217;in tarihi Çift Çeşme&#8217;si aslına uygun şekilde yenileniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflama iğneleri tek başına yeterli değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-tek-basina-yeterli-degil-631178</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 08:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başına]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[iğne]]></category>
		<category><![CDATA[iğneleri]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaybını]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, zayıflamak amacıyla kullanılan iğnelerin işleyiş biçimleri ve bu ilaçları kullanırken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-tek-basina-yeterli-degil-631178">Zayıflama iğneleri tek başına yeterli değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, zayıflamak amacıyla kullanılan iğnelerin işleyiş biçimleri ve bu ilaçları kullanırken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>İlaçlar süreci kolaylaştırır ama tek başına sihirli bir etki yaratmaz!</strong></p>
<p>Zayıflama iğnelerinin son dönemde sık konuşulan bir konu haline geldiğini aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Zayıflama iğneleri temelde iştahı azaltarak, mide boşalmasını yavaşlatarak ve daha erken tokluk sağlayarak kişinin gün içinde daha az kalori almasına yardımcı olur. Yani bilimsel olarak kilo kaybının temelinde yine kalori açığı vardır. Bu ilaçlar süreci kolaylaştırır ama tek başına sihirli bir etki yaratmaz.” dedi.</p>
<p><strong>Önemli olan yağ kaybını sağlarken kas kütlesini koruyabilmek! </strong></p>
<p>Zayıflama iğnesi kullanırken beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Hülya Yiğit İspiroğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu süreçte en kritik nokta yeterli ve dengeli beslenmeyi korumaktır. İştah azaldığı için birçok kişi fark etmeden yetersiz protein alır. Bu da kas kaybını hızlandırabilir. Bu nedenle öğünler küçülse bile protein kaynaklarına mutlaka yer verilmeli. Yeterli sıvı alımı da ihmal edilmemeli. Bulantı yaşayan kişilerde sıvı eksikliği daha ciddi sorunlara yol açabilir. </p>
<p>Yani iğneyi kullanırken önemli olan üç şey; protein alımını korumak, su tüketimini aksatmamak ve kasları aktif tutmak. Sadece kilo vermeye odaklanmak yanlış bir yaklaşım olur. Önemli olan yağ kaybını sağlarken kas kütlesini koruyabilmektir. Bu nedenle özellikle direnç/ağırlık egzersizi sürecin önemli bir parçasıdır.”</p>
<p><strong>Beslenme düzeni değişmezse, iğneyi bırakınca kilo alınabilir!</strong></p>
<p>İğneyi bırakınca tekrar kilo alınıp alınmayacağını değerlendiren Hülya Yiğit İspiroğlu, “Beslenme düzeni değişmediyse kilo geri alımı oldukça olasıdır. Çünkü ilaç bırakıldığında iştah kontrolü eski haline dönebilir.” dedi.</p>
<p>Kişi eski yeme alışkanlıklarına geri dönerse verilen kilonun önemli bir kısmının geri alınabileceğini kaydeden Hülya Yiğit İspiroğlu, bu nedenle bu sürecin sadece kilo verme dönemi değil aynı zamanda sürdürülebilir beslenme alışkanlığı kazanma dönemi olması gerektiğini ifade etti. </p>
<p><strong>Kilo kaybının ana belirleyicisi alınan ve harcanan enerji dengesi! </strong></p>
<p>Bilimsel olarak, iğne kullanmak yerine düşük kalorili diyetlerle benzer bir kalori açığı oluşturulabiliyorsa kilo kaybının mümkün olduğuna işaret eden Hülya Yiğit İspiroğlu, “Ancak zayıflama iğneleri iştahı ve yeme isteğini biyolojik olarak etkilediği için bazı kişilerde bu süreci daha sürdürülebilir hale getirebilir. Bu durum iğnenin tek başına yağ yaktığı anlamına gelmez<strong>. </strong>Kilo kaybının ana belirleyicisi yine alınan ve harcanan enerji dengesidir. Tabi ki bu durum sağlıklı bireyler için geçerlidir, diyabet gibi kronik hastalığı olan bireyler için süreç daha farklı ilerleyebilir.” dedi.</p>
<p>Hülya Yiğit İspiroğlu, “Burada en kritik nokta şudur. İster ilaç kullanılsın ister kullanılmasın yeterli protein alımı, yeterli sıvı tüketimi, sürdürülebilir beslenme alışkanlığı ve kas kütlesinin korunması sürecin temelini oluşturur. Çünkü önemli olan sadece kilo vermek değil verilen kilonun sağlıklı ve kalıcı olmasıdır. Özetle zayıflama iğneleri süreci kolaylaştırabilir ama kalıcı sonucu belirleyen şey yaşam tarzı değişikliğidir.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-tek-basina-yeterli-degil-631178">Zayıflama iğneleri tek başına yeterli değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bahar-depresyonuna-karsi-6-kritik-oneri-631157</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 08:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonu]]></category>
		<category><![CDATA[depresyonuna]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[zihin]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631157</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla birlikte pek çok kişinin enerjisi ve motivasyonu artarken, bazı kişilerde ise tam tersine yorgunluk, huzursuzluk ve depresif bir ruh hali ortaya çıkabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-depresyonuna-karsi-6-kritik-oneri-631157">Bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla birlikte pek çok kişinin enerjisi ve motivasyonu artarken, bazı kişilerde ise tam tersine yorgunluk, huzursuzluk ve depresif bir ruh hali ortaya çıkabiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nden Klinik Psikolog Seda Akcan</strong>, “Bahar depresyonu çoğu zaman görünür bir neden olmaksızın ortaya çıkan; ancak bireyin iç dünyasında anlamlı karşılığı olan bir deneyimdir. Bazı bireyler bahar aylarında kendilerini daha yorgun, huzursuz ve duygusal olarak dalgalı hissedebilir. Bastırılmış duygular, ertelenmiş ihtiyaçlar ve fark edilmeyen zihinsel yükler bu dönemde daha görünür hale gelebilir. Günlerin uzamasıyla birlikte artan ‘aktif olma’ baskısı, kişinin iç dünyasıyla, dış dünyanın beklentileri arasında uyumsuzluk yaratır. Bu da kaygı, isteksizlik ve tükenmişlik hissini beraberinde getirir, bahar depresyonuna neden olabilir” diyor. Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonunun belirtilerini, hazırladığı 10 soruluk test ile anlattı, bahar depresyonuna karşı 6 kritik önerisini sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>1. Kendinizi sürekli yorgun hissediyor musunuz?</strong></p>
<p>Herhangi bir hastalığa bağlı olmadan ve yeterince dinlenmenize rağmen yorgunluğunuz geçmiyorsa, nedeni fiziksel değil; duygusal ya da zihinsel tükenmişlik olabilir. Baharda artan hareketlilik beklentisiyle içsel yavaşlık çatıştığında bu his daha da belirgin hale gelebilir.</p>
<p><strong>2. Sabahları yataktan çıkmakta zorlanıyor musunuz? </strong></p>
<p>Yataktan çıkmakta zorlanmak ve güne isteksiz başlamak bahar depresyonunun erken sinyallerinden biri olabilir. Kişi bilinçdışı şekilde güne başlamayı erteleyerek, duygusal yükten kaçınmaya çalışabilir. Bu durum içsel motivasyon kaybının önemli bir göstergesi olabilir.</p>
<p><strong>3. Eskiden keyif aldığınız şeyler artık sizi mutlu etmiyor mu?</strong></p>
<p>Daha önce size iyi gelen aktivitelerin artık ilginizi çekmemesi veya keyif vermemesi duygusal bir geri çekilmenin önemli göstergelerindendir. Bu durum kişinin yaşamdan aldığı tatminin azalmasıyla ilişkilidir ve depresif süreçlerde sıkça gözlemlenir.</p>
<p><strong>4. Kendinizi diğer insanlarla kıyaslayıp yetersiz hissettiğiniz oluyor mu?</strong></p>
<p>Kıyaslama davranışı çoğu zaman özdeğer algısıyla ilişkilidir. Kişi, kendi içsel ölçütleri yerine dış referanslara odaklandığında, yetersizlik ve değersizlik duygusu derinleşir. Bahar aylarında artan sosyal görünürlük bu karşılaştırmaları daha da artırır.</p>
<p><strong>5. Duygusal dalgalanmalar yaşıyor musunuz?</strong></p>
<p>Duyguların kısa sürede ve yoğun bir biçimde değişmesi psikolojik esnekliğin zorlandığını gösterir. Kişi bir yandan uyum sağlamaya çalışırken, diğer yandan içsel çatışmalar yaşayabilir. Bahar dönemindeki biyolojik ve çevresel değişimler bu kırılganlığı artırabilir.</p>
<p><strong>6. Dikkatinizi toplamakta zorlanıyor musunuz?</strong></p>
<p>Odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve zihinsel dağınıklık; stresli dönemlerde artar. Zihin ‘şimdi ve burada’ kalmakta, mevcut ana odaklanmakta zorlanır; geçmişe dair düşüncelerle gelecek kaygıları arasında gidip gelir.  Bu durum performansı düşürür,  yetersizlik hissi yaratabilir. </p>
<p><strong>7. Uyku düzeniniz değişti mi?</strong></p>
<p>Uyku, psikolojik dengeyi düzenleyen en temel alanlardan biridir. Uykuya dalamamak ya da aşırı uyuma isteği, kişinin duygusal düzenleme becerilerinde zorlanma yaşadığını gösterebilir. Zihin, gün içerisinde işlenemeyen duyguları gece yaşamaya devam eder. </p>
<p><strong>8. İştahınızda değişiklik fark ettiniz mi?</strong></p>
<p>İştahın artması ya da azalması, duygu durumla yakından ilişkilidir. Kimi bireyler stresli dönemlerde duygusal boşluğu doldurmak için daha çok yerken, kimileriyse tam tersine iştah kaybı yaşayabilir. Bu durum, içsel denge arayışının bir yansımasıdır. </p>
<p><strong>9. Sosyal ortamlardan uzaklaşmak istiyor musunuz?</strong></p>
<p>İnsanlarla iletişim kurmaktan kaçınma, davetleri reddetme ve yalnız kalma isteği bazen bir korunma mekanizmasıdır. Kişi anlaşılmama ya da yargılanma ihtimaline karşı kendini izole ederek duygusal güvenliğini korumaya çalışır. Ancak bu durum uzun vadede yalnızlık hissini derinleştirir.</p>
<p><strong>10. Geleceğe dair umutsuzluk veya isteksizlik mi hissediyorsunuz?</strong></p>
<p>Zaman zaman umutsuz hissetmek normaldir, ancak bu duygunun sürekli ve yoğun yaşanması mutlaka dikkate alınmalıdır. Umutsuzluk kişinin gelecekle bağının zayıfladığını ve kontrol duygusunun azaldığını gösterebilir Değişimin mümkün olmadığına inanıldığında bu his kişi için yaşamın anlamını da azaltabilir. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>BAHAR DEPRESYONUNA KARŞI 6 KRİTİK ÖNERİ</strong></p>
<p>Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneride bulunuyor; </p>
<ul>
<li><strong>Biyolojik ritminizi yeniden yapılandırın</strong></li>
</ul>
<p>Mevsim geçişi insanın biyolojik saatini de etkilediği için; uyku düzeninde değişiklik, sabahları zor uyanma ya da gün içinde dalgalanan enerji hali sık görülür. Biyolojik ritminizi; her gün aynı saatlerde uyuyup- uyanarak, sabahları gün ışığına maruz kalarak ve gece ekran kullanımını sınırlandırarak dengeleyebilirsiniz. </p>
<ul>
<li><strong>Duygularınızı bastırmak yerine anlamlandırın</strong></li>
</ul>
<p>Bahar ayları toplumda genellikle ‘canlanma’ ve ‘mutluluk’ ile ilişkilendirilir. Ancak iç dünyanız bu beklentiyle örtüşmediğinde, ikincil bir suçluluk ve yetersizlik hissedebilirsiniz. ‘Böyle hissetmemeliyim’ düşüncesi duygusal yükü arttırır. Duygunuzu fark etmek, isimlendirip kabul etmek psikolojik esnekliğinizi artırarak içsel dengenizi korumaya katkı sağlayabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Kendinizden beklentinizi yeniden düzenleyin</strong></li>
</ul>
<p>Enerjiniz düşükken kendinizden yüksek performans beklemeniz özgüveninizi zedeleyebilir. Bu nedenle büyük hedefler yerine küçük, ulaşılabilir ve sürdürebilir hedefler belirleyin. Tamamladığınız küçük adımlar, kontrol duygunuzu güçlendirir ve motivasyonunuzu kademeli olarak artırır.</p>
<ul>
<li><strong>Bedensel aktiviteyi bir zorunluluk değil, destek aracı olarak görün</strong></li>
</ul>
<p>Fiziksel hareket zihni de dengeler. Açık havada yürüyüş, hafif egzersi ve düzenli hareket; stres hormonlarını azaltır, mutluluk hormonlarının artmasına destek olur. Özellikle doğayla temas, zihinsel yükü hafifletmede oldukça etkilidir. Ancak yoğunluk değil süreklilik önemlidir. </p>
<ul>
<li><strong>Sosyal temasınızı bilinçli şekilde sürdürün</strong></li>
</ul>
<p>Bahar depresyonunda sık görülen içe çekilme ve sosyal ilişkilerden uzaklaşma eğilimi yalnızlık hissini derinleştirerek bahar depresyonunun belirtilerini güçlendirebilir. Kişinin kendini güvende hissettiği ve yargılanmadan var olabildiği ilişkilerle temasını sürdürmesi duygularını düzenlemesine yardımcı olur. Sosyal destek, bu süreçte en önemli koruyucu faktörlerden biridir.</p>
<ul>
<li><strong>Profesyonel desteği geciktirmeyin</strong></li>
</ul>
<p>Klinik Psikolog Seda Akcan “Yakınmalarınız günlük yaşamınızı etkilemeye başladıysa ve 2 haftadan uzun bir uzmandan destek almak önemlidir. Psikolojik destek, kişinin bu süreci daha sağlıklı anlamlandırmasına ve yönetmesine yardımcı olur. Erken müdahale, depresif belirtilerin kronikleşmesini önemlede kritik bir rol oynar” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bahar-depresyonuna-karsi-6-kritik-oneri-631157">Bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Atalarımızın öğrettiği erdem ahlakını tüketmek üzereyiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-atalarimizin-ogrettigi-erdem-ahlakini-tuketmek-uzereyiz-631154</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 08:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atalarımızın]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[erdem]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[öğrettiği]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631154</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Veli Buluşmaları” programı kapsamında 3 binin üzerinde veliyle bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-atalarimizin-ogrettigi-erdem-ahlakini-tuketmek-uzereyiz-631154">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Atalarımızın öğrettiği erdem ahlakını tüketmek üzereyiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Veli Buluşmaları” programı kapsamında 3 binin üzerinde veliyle bir araya geldi.</p>
<p><strong>“Hiç olmadığı kadar ergeni hastaneye yatırmak zorunda kalıyoruz…”</strong></p>
<p>Eğitimcilerin ve velilerin yoğun ilgi gösterdiği buluşmada teşhis yanlış olursa tedavinin de yanlış olabileceğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan; şöyle devam etti:</p>
<p><strong>“</strong>Çocuk ve ergen ruh sağlığı için son yıllarda yaşanan savrulma tesadüfi değil. İki tane önemli etken var. Birincisi, pandemi birçok şeyi altüst etti. Biz COVID pandemisinden önce genellikle yaşlılar etkilenecek diye beklerken en çok gençler etkilendi. Pandeminin dışında burada teknolojiye hız kazandırdı. Evrensel değerlerde küresel olarak aşınma vardı. Bu bizi de çok fazla etkiledi. Mesela Avrupa’daki etkisinden daha fazla küresel değer aşınması etkiledi. Bütün bunlar üst üste geldiği zaman okulda mesela akran zorbalığı Avrupa ortalaması yüzde 30&#8217;lardayken bizde yüzde 40&#8217;larda gibi. Bunca senelik psikiyatri uzmanlığı hayatımda son yıllarda hiç olmadığı kadar ergeni hastaneye yatırmak zorunda kalıyoruz. Bunların kök nedenini araştırdığımızda aslında 100 vakanın 80&#8217;i birbirine benzer çıkıyor. Bu nedenle bu ivme devam edecek gibi gözüküyor. Bu yok edilemez ama azaltılabilir. Burada aileye, eğitimcilere ve okul iklimine önemli görevler düşüyor. Gençlerin burada yapacakları muhakkak var ama ondan önce okul iklimi ve ailenin bu konudaki farkındalığı çok önemli. Bir sorunu çözmek için önce farkına varmak gerekiyor. Farkındalık ilk adım. Farkındalık yoksa tanı, teşhis yanlış oluyor. Teşhis yanlış olursa tedavi de yanlış oluyor. Onun için teşhisi doğru koyabilmek önemli.” </p>
<p><strong>“Gençlerin mentorluğa ihtiyacı var”</strong></p>
<p>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün düzenlediği programda aşınan değerler canlandırıldığında gençlerin hızlıca toparlanılacağını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Aileler karamsar olmasınlar. Bizim toplumumuzda asırlardır gelen bir Anadolu irfanı var. Bu Anadolu irfanındaki ve bazı aşınan değerleri canlandırırsak çok hızla toparlarız. Gençlere iyi yol arkadaşlığı, mentorluk yapmamız gerekiyor. Gençlerin mentorluğa ihtiyacı var. Burada akran mentorluğu da önemli. Biz üniversitede, ‘Akran Mentorluğu-Hedef Arkadaşlığı’ programı yaptık. Mesela uluslararası öğrenciler vardı. Her ülkenin öğrencisi Nijeryalılar bir grup, Filistinliler bir grup, Suriyeliler bir grup, Orta Asya&#8217;dan gelen bir grup dolaşıyorlar. Ön test-son test yaptık. Bunların sonucunda da bu Hedef Arkadaşlığı projesinde akran mentorluğunda bir Türk öğrenciye bir uluslararası öğrenciyi akran yaptık. Ayrıca İstanbul&#8217;daki çeşitli yerlere grup grup seyahatler yaptık. Onlar müthiş kaynaştılar ve o gerilim bitti. Yoksa öbür türlü kutuplaşmalar vardı. Gruplaşmalar, kavgalar, ses tonları yükselmeler vardı, düzeldi. Bunların çözümleri var yani çözüm, bilimsel metodoloji.” dedi.</p>
<p><strong>“Sorunlara bilimsel metodolojiyle çözüm bulmamız gerekiyor”</strong></p>
<p>Yeni sorulara yeni cevap vermenin bu zamanda bilimin metodolojisi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Sorunlara bilimsel metodolojiyle çözüm bulmamız gerekiyor. Geleneksel çözümlerimiz artık işe yaramıyor. Eski sorulara yeni cevaplar vereceğiz. Eski sorulara eski cevapları verirsek biz aynı yerde patinaj yapıp dururuz. Yeni sorulara yeni cevap vermenin metodolojisi de bu zamanda bilimin metodolojisidir. Ve buna bütün dünyanın kullandığı ve şu anda bizim de çok kolay kullanabileceğimiz altyapımızın olduğu metotlar var. Bunlarla ilerleyebiliriz. Anne babaya şiddet uygulayan çocuklar bize geldiği zaman en çok gördüğümüz, bu çocuklar ergenliğe yeni girmiş çocuklar. Erken ergenlik dönemi işte 12-14 yaş. Erken ergenlik döneminde çocukların yetiştirilme biçimine bakıyoruz. Önce bir nörogelişimsel bozukluk var mı; otizme benzer bir durum, hastalık var mı diye bakıyoruz. Hastalık yoksa yetiştirilme biçimine bakıyoruz. Ailedeki anne-baba rollerine bakıyoruz. Çocuk doğru-yanlış, iyi-kötü, özgürlük ve sorumluluk çizgilerini biliyor mu, sınırlarını biliyor mu? Çocuk evin hükümdarı gibi büyütülmüş, anne baba çocukların etrafında dönüyor. Çocuk okulda her istediği olmalı diye düşünüyor. Arkadaşları her istediğini yapmalı, sınırları bilmiyor çünkü. Daha sonra içindeki acı öfkeye dönüşüyor. Öfke birikiyor düşmanlığa dönüşüyor, düşmanlık da devam edince şiddete dönüşüyor. Böyle bir zincirleme bir ilerleme oluyor. Eğer böyle durumlarda anne baba rehberliği yoksa, uzman konusunda müdahale yoksa genellikle böyle büyük olaylar ortaya çıkıyor. Yani özel böyle evin hükümdarı gibi yetiştirilmiş çocuklar bu konuda çok riskli çocuklar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Psikolojik sağlamlık çalışmaları yapınca problemler büyümeden çözülüyor”</strong></p>
<p>Çocukta öngörülemezlik, belirsizlik ve temel güven duygusunun olmamasının beyinde hasar vermeye yettiğinden bahseden Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Aile mentorluğu ya da akran mentorluğundaki maksat patolojiyi, hastalığı düzeltmek değil, sağlam yönleri güçlendirmek. Sağlam yönleri güçlendirip, psikolojik sağlamlık çalışmaları yapınca problemler büyümeden çözülüyor. Buna birincil koruma deniyor. Bu gibi çözümler var. Bir çocuk anneyi, babayı bir de onların ilişkisini örnek alır. Evde sürekli gerilim varsa yapılan beyin tarama çalışmaları var. Beyin tarama çalışmalarında ABD’de Irak Savaşına giden askerlerin beynindeki travma izleri araştırılmış ve beyindeki hangi yapı bozulmuş onu tespit etmişler. Bir de ailede fırtınalı evliliklerdeki çocukların beyin taramasını yapmışlar. Evlilikteki çocukların savaştaki asker gibi beyinlerinde aynı travma izleri çıkmış. Savaştaki en büyük korku nedir? Güvensizlik, ölüm korkusu ve öngörülemezlik, belirsizlik. Bir çocuk için de öngörülemezlik, belirsizlik ve temel güven duygusunun olmaması beyinde hasar vermeye yetiyor. Çocuk şiddeti bir müddet sonra sorun çözme yöntemi, hak arama yöntemi olarak kabul ediyor ve devam ettiriyor. Böyle olaylarda da ‘Bana engel olan şey benim düşmanımdır, benim yanımda olmayan şey benim düşmanımdır.’ tarzındaki bir yaklaşımla rahatlıkla şiddete yöneliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Sorgulama yapabilen kişilerin sınır ihlalleri daha az oluyor”</strong></p>
<p>Problemi çözmek yerine gençlerin sağlam yönlerini güçlendirmek hedeflendiğinde sonucun daha hızlı alınacağına değinen Tarhan; “İnsanoğlu bir şeyi istediği zaman onu akla uygun hale getirebiliyor. Aklı olumsuz yönde kullanıyor. İnsanoğlu kendini aldatma üstadıdır. Öz eleştiri yapanlar yahut da başkasının eleştirisine açık olanlar, sorgulama yapabilen kişilerin sınır ihlalleri daha az oluyor. Okul şiddeti, okula silah götürme olayları ABD’de çok yaygın ve şimdi azalmaya başladı. Onlar okullarda mindfulness çalışmaları yaptılar. Psikolojik sağlamlık çalışmalarında daha sorun çıkmadan ‘psychological resilience’ deniyor. Bizde yılmazlık gibi; okul yılmazlığı, aile yılmazlığı gibi bir psikolojik sağlamlık çalışmaları yapıyorlar. Hiç problemle uğraşmıyorlar. Mesela rehber öğretmenlerimiz sorunlu vakalarla uğraşmak yerine, problemi çözmek yerine gençlerin sağlam yönlerini güçlendirmek şeklinde hareket etse daha hızlı sonuç alınır. Bununla ilgili biz üniversitede 5 yıl kadar 20 tane psikologla birlikte 19 modüllük bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı ‘Mutluluk Bilimi ve Değerler’ diye 2022’de yayınladık. Daha sonra ikinci baskısını 2025’te yardımcı ders kitabı formatında yaptık. Kendi kültürümüze uygun çözümler ürettik. Anlam ve amaç modülü var. Onun dışında öfke yönetimi, stres yönetimi, minnettarlık, şükran, bağışlayıcılık ve empati modülü var. Empatiyi öğretiyoruz, zaten en önemli şey de empati yoksunluğu. Bütün bunlar olmadığı zaman güven zayıflıyor, güven zayıflayınca korku ortaya çıkıyor, korku çıkınca da şiddet ortaya çıkıyor. Yani böyle bir altyapı oluşuyor. Bu nedenle teşhisi doğru koyarsak çözüm doğru olur.” dedi.</p>
<p><strong>“Atalarımızın öğrettiği erdem ahlakını tüketmek üzereyiz”</strong></p>
<p>Toplumu toplum yapan değerlerin devam ettirilmesi gerektiğinden bahseden Tarhan; “Teknoloji hayatımıza hız kazandırdı ama anlam, amaç ve değerler hayatımıza yön kazandırıyor. Hız kazandırmak iyi, yön vermek daha iyi. Bizi biz yapan değerleri devam ettirmemiz gerekiyor. Bu değerler neden önemli? Değerler, erdem ahlakı genetik değil epigenetik. Genetik DNA’mızdan geliyor. Şu anda atalarımızın öğrettiği erdem ahlakını tüketmek üzereyiz. Çünkü epigenetik, iki üç nesil geçti. Sosyolojik fazlar genellikle otuz senedir. Üç faz geçti, dördüncü fazdayız. Artık okullarımızın erdem ahlakını öğretme endişesi olmalı. Japonlar, Çinliler 4-6 yaş arası çocuklara paylaşımcılığı, empatiyi öğretiyorlar. Hatta çocuğa hayata hazırlansın diye akvaryumdaki balığın öleceğini bile öğretiyorlar. Esas temel 4-6 yaşta atılıyor. Milli Eğitim’imizin öyle bir çalışması olduğunu duydum, şiddetle başlamalı. Hiç olmazsa 10-15 sene sonrasını kurtarırız ama bunu bilimsel metodolojiyle yapacağız. Yöntemleri var ve bizim kültürümüze çok uyuyor. ABD’lilerin kullandığı mindfulnessı araştırdım sanki Mevlâna’yı, bizim Anadolu irfanımızı almışlar, metodoloji geliştirmişler, sistematize etmişler, bilim haline getirmişler psikolojik sağlamlık çalışmaları olarak bize sunuyorlar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Okullarda iletişim tek yönlü değil, çift yönlü olmalı”</strong></p>
<p>Empati yoksunluğunun bütün kötülüklerin kapısını açtığını belirten Tarhan; “Anne-babanın ve eğitimcilerin ‘kelebek avcısı’ gibi olması lazım. Kelebek avcısı kenara çekilir, bekler, kelebeği incitmeden yakalar ve kafese koyar. Çocuk bir şey yaptığı zaman hemen tepki göstermek yerine dağın arkasını görebilecek bir liderlik lazım. Şefkatle o çocuğun hatalarındaki sosyal ve duygusal ipuçlarını yakalamak gerekir. Mesela çocuk içine kapandıysa ya da her zaman konuşan çocuk artık konuşmuyorsa bunu fark etmek lazım. Okulda ve evde öğrencilerimizi, çocuklarımızı avcumuzun içi gibi tanımalıyız. Okullarda iletişim tek yönlü değil, çift yönlü olmalı. Milli Eğitim&#8217;in yeni modellerinde proje odaklı eğitim ve takım çalışması var; bu devrimsel bir şey. Batı bu tür sorgulayan insanları yetiştirdiği için teknolojide ilerliyor. Bunun olması için yüksek güvenlikli toplumlar lazım çünkü insanlar geleceğini güvende hissetmeli. ABD’de travmaya duyarlı liseler açtılar. Adı SEL (Social Emotional Learning &#8211; Sosyal ve Duygusal Öğrenme) liseleri. Risk gruplarındaki çocuklarla sosyal ve duygusal beceri çalışmaları yapıyorlar. Eğitimcilerin ve ailelerin empatiyi öğretmesi çok önemli. Empatiyi öğrenen bir çocuk, karşı tarafın duygularını ve haklarını anlar. Empati yoksunluğu bütün kötülüklerin kapısını açar.” dedi.</p>
<p><strong>“Manevi bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz gerekiyor”</strong></p>
<p>Özgürlük adı altında sorumsuzluğun yaygınlaştığının altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Okul yönetiminin güven kuralı ile yaşamı geliştirmesi lazım. Bir hatayı biri yaptığında ceza almaz, diğeri yaptığında alırsa adalet duygusu zedelenir ve şiddet artar. Güven sosyal sermayedir ve iki ayağı vardır: Güven ve iş birliği. İçsel denetim yani vicdan çok önemlidir. Dış denetim, ceza yeterli olmaz. Günümüzde özgürlük adı altında sorumsuzluk çok yaygınlaştı. Aile ve okulun kontrolü zayıfladı. Bizim manevi bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Anne-babalar çocuklarını sadece mutlu etmek için değil, hayata hazırlamak için uğraşmalılar. Güç, güzellik ve başarı takıntısı insanları sömürüyor. Gerçek mutluluk, kendini tanımak ve kendinle barışık olmaktır. Çocuklardaki davranış bozukluklarının arkasında çoğu zaman ‘gizli depresyon’ vardır. Çocuk depresyondayım demez ama davranışıyla bunu gösterir. Eğer evde sevgi ve disiplin varsa, çocuk dışarıda hata yapsa bile bir süre sonra evdeki huzura geri döner. Krizleri bir büyüme ve gelişme fırsatı olarak görmeliyiz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Beynimiz biyolojik bir bilgisayar gibidir ve zihnimiz onu yönetir”</strong></p>
<p>Ailede uygulanması gereken 5S kuralına dikkat çekerek sözlerini sonlandıran Tarhan;<strong> “</strong>Nebraska Üniversitesinin mutlu aileler üzerinde yaptığı bir çalışmada üç ortak özellik bulunmuş. Birlikte zaman geçirmek, eşlerin birbirine verebileceği en güzel hediye nitelikli beraberliktir. 10-15 dakika bile olsa göz temasının kurulduğu, birbirini dinledikleri çift yönlü bir iletişim. Takdir, övgü ve onay sözlerini çok kullanmak. Eleştiri odaklı ilişkilerde sorun çok çıkıyor. ‘97 aldın, neden 100 almadın?’ demek çocuğu hayata küstürür. Sorunları incitmeden, ego tatmini için değil, ailenin geleceği için çözmeye odaklanmak gerekir. Birlikte kiliseye giden aileler yani yaşam felsefelerinin benzer olması. Bu güven veren bir beraberlik sağlar. Yaşlı çiftlerin birbirine şefkat göstermesi gibi. Şefkat, içinde empati barındıran büyük bir duygudur. Şartlı sevgi özgüveni düşürür. Ayrıca ailede uygulanması gereken ‘5S Kuralı’da vardır. Sevgi, saygı, sabır, sadakat, samimiyet. Sevgi, koşulsuz olmalı. Saygı, içinde nezaket olan bir saygı. Sabır, hem olumsuz durumlarda isyan etmemek hem de bir hedefe giderken zorluklara katlanmak. Sadakat, hem yalan söylememek hem de bağlılık. Samimiyet ise içtenlik. Niyet beyni programlar. Eğer sabah 4’te kalkmaya niyet ederseniz, saat kurmadan uyanırsınız. Beynimiz biyolojik bir bilgisayar gibidir ve zihnimiz onu yönetir.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-atalarimizin-ogrettigi-erdem-ahlakini-tuketmek-uzereyiz-631154">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Atalarımızın öğrettiği erdem ahlakını tüketmek üzereyiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sık İdrara Çıkma ve Karın Ağrısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sik-idrara-cikma-ve-karin-agrisi-631148</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 08:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[çıkma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[drara]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasar]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Reflü]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631148</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağında sık görülmesine rağmen çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen böbrek reflüsü, idrarın mesaneden böbreklere doğru geri kaçmasıyla ortaya çıkan önemli bir sağlık sorunudur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sik-idrara-cikma-ve-karin-agrisi-631148">Sık İdrara Çıkma ve Karın Ağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında sık görülmesine rağmen çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen böbrek reflüsü, idrarın mesaneden böbreklere doğru geri kaçmasıyla ortaya çıkan önemli bir sağlık sorunudur. Özellikle sık idrara çıkma, karın ağrısı, tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonlarıyla kendini gösterebilen bu tablo, erken tanı konulmadığında kalıcı böbrek hasarına yol açabiliyor. Uzmanlar, çocuklarda görülen idrar yolu enfeksiyonlarının mutlaka dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Memorial Göztepe Hastanesi Çocuk Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Hakan Kocaman, çocuklarda böbrek reflü hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>İdrar akışı terse döner ve bakteriler böbreklere ulaşır</strong></p>
<p>Vezikoüreteral reflü (VUR), idrarın normalde tek yönlü olması gereken akışının tersine dönmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Bu durum, bakterilerin böbreklere ulaşmasını kolaylaştırarak enfeksiyon riskini artırır. Özellikle bebeklik ve erken çocukluk döneminde görülen hastalık, çoğu zaman belirgin şikâyet oluşturmadan ilerleyebilir.</p>
<p><strong>0-5 yaş arası çocuklar en riskli grupta</strong></p>
<p>VUR açısından en riskli grup 0-5 yaş arası çocuklardır. Erkek bebeklerde yaşamın ilk yılında daha sık görülürken, kız çocuklarında genellikle tekrarlayan enfeksiyonlarla ortaya çıkmaktadır. Ailesinde reflü öyküsü olanlar, doğumsal idrar yolu anomalisi bulunan çocuklar ile kabızlık ve işeme bozukluğu yaşayanlar da risk grubunda yer alır. Hastalığın en yaygın nedeni doğumsal faktörlerdir. Üreterin mesaneye giriş yerindeki kapak mekanizmasının yeterince gelişmemesi reflüye yol açabilir. Bunun yanı sıra mesane çıkışında tıkanıklık, nörojen mesane, posterior üretral valv gibi yapısal sorunlar ya da uzun süreli işeme disfonksiyonları da hastalığın gelişmesine neden olabilir.</p>
<p><strong>Bu belirtiler çocuklarda böbrek reflüsüne işaret edebilir!</strong></p>
<p>Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve özellikle ateşli enfeksiyonlar en önemli işaretler arasında yer alır. Bir yaş altı bebeklerde nedeni açıklanamayan yüksek ateş, gebelikte saptanan böbrek genişlemesi ve ailede reflü öyküsü bulunması da dikkate alınmalıdır. Ayrıca büyüme geriliği ve çocukluk çağında görülen hipertansiyon da değerlendirilmesi gereken diğer önemli bulgulardır.</p>
<p>Hastalık çoğu zaman doğrudan belirti vermese de idrar yolu enfeksiyonu sırasında bazı şikâyetlerle kendini gösterebilir. Bebeklerde yüksek ateş, huzursuzluk, beslenme güçlüğü, kusma ve kilo alamama görülebilir. Daha büyük çocuklarda ise sık ve ağrılı idrara çıkma, karın veya bel ağrısı, kötü kokulu ya da bulanık idrar ve gece alt ıslatma gibi belirtiler ön plana çıkabilir.</p>
<p><strong>Böbrek hasarı varsa cerrahi gündeme gelebilir</strong></p>
<p>Vezikoüreteral reflünün en büyük riski, yol açtığı enfeksiyonlar ve buna bağlı gelişen böbrek hasarıdır. Tanı için ilk basamak genellikle ultrasonografidir. Kesin tanı ise “işeme sistoüretrografisi” (VCUG) ile konur ve bu yöntemle reflünün derecesi belirlenir. Gerekli durumlarda böbreklerde kalıcı hasar olup olmadığını değerlendirmek için böbrek sintigrafisi de yapılabilir.</p>
<p>Tedavi süreci her çocuk için bireysel olarak planlanmalıdır. Çünkü reflünün derecesi, çocuğun yaşı, enfeksiyon sıklığı ve böbreklerde hasar olup olmaması en önemli belirleyici unsurlardır. Düşük dereceli reflülerin önemli bir kısmı zamanla kendiliğinden düzelebilmektedir. Hafif vakalarda düzenli takip ve enfeksiyonlardan korunma yeterli olabilirken, orta dereceli olgularda endoskopik yöntemler tercih edilebilir. İleri dereceli ve böbrek hasarı riski bulunan durumlarda ise cerrahi tedavi gündeme gelebilir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sik-idrara-cikma-ve-karin-agrisi-631148">Sık İdrara Çıkma ve Karın Ağrısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: &#8220;Önemli olan insanların dezavantajlı hale gelmesini önlemek&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-onemli-olan-insanlarin-dezavantajli-hale-gelmesini-onlemek-631003</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:49:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[dezavantajlı]]></category>
		<category><![CDATA[gelmesini]]></category>
		<category><![CDATA[hale]]></category>
		<category><![CDATA[insanların]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631003</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, USKAF Dezavantajlı Gruplarda Sağlık Hizmetlerinin Kalitesi Şûrası’nda konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-onemli-olan-insanlarin-dezavantajli-hale-gelmesini-onlemek-631003">Büyükakın: &#8220;Önemli olan insanların dezavantajlı hale gelmesini önlemek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, USKAF Dezavantajlı Gruplarda Sağlık Hizmetlerinin Kalitesi Şûrası’nda konuştu. “İnsanların dezavantajlı hale gelmesini önleyecek politikalar geliştirmeliyiz” diyen Başkan Büyükakın bu yaklaşımın sağlayacağı toplumsal ve ekonomik faydalara dikkat çekti.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin paydaşları arasında yer aldığı, Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli Valiliği ile Sağlıkta Kalite İçin İnovasyon Derneği iş birliğiyle düzenlenen Ulusal Sağlıkta Kalite Forumu(USKAF) Dezavantajlı Gruplarda Sağlık Hizmetlerinin Kalitesi Şûrası, Kocaeli Kongre Merkezi’nde başladı. İki gün sürecek şûranın açılışına AK Parti Kocaeli Milletvekili Prof.Dr. Sadettin Hülagü, AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, KOÜ Rektörü Prof.Dr. Nuh Zafer Cantürk, AK Parti Kocaeli İl Başkanı Şahin Talus, MHP Kocaeli İl Başkanı Kamil Akın, Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman, akademisyenler ve kadar sağlık sektöründen çok sayıda isim katıldı.</p>
<p><b>BÜYÜKAKIN: GENİŞ BİR KAVRAM</b></p>
<p>Dünya Kromozom Kardeşliği Derneği horon ekibinin gösterisi ile başlayan şûrada konuşan Başkan Büyükakın dikkat çekici ifadeler kullandı. “Dezavantajlı gruplar” kavramının yalnızca özel bireylerle sınırlı ele alınmasının eksik bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Başkan Büyükakın, çok daha geniş bir toplumsal çerçeveye işaret etti. Büyükakın, parçalanmış ailelerin çocukları, yalnız yaşayan yaşlılar ve sosyal olarak kırılgan bireylerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><b>“PARÇAYA DEĞİL BÜTÜNE BAKMALIYIZ”</b></p>
<p>Modern bilim anlayışının uzmanlaşmayı artırdığını ancak bütüncül bakışı zayıflattığını ifade eden Başkan Büyükakın, sağlık politikalarının yalnızca müdahale anına değil, öncesine ve sonrasına da odaklanması gerektiğini söyledi. Büyükakın şu mesajları verdi: “En kritik nokta, hastalık ortaya çıkmadan önce alınacak önlemler. Bu yaklaşım hem sağlık maliyetlerini hem de toplumsal maliyetleri düşürecektir. Öte yandan, yalnızca dezavantajlı gruplara hizmet üretmek yeterli değil. İnsanların dezavantajlı hale gelmesini önleyecek politikalar geliştirmeliyiz.”</p>
<p><b>“EN GÜZEL ÖRNEK: ANNE SÜT PROJESİ”</b></p>
<p>“Son dönemde gelişen yapay zekâ, özellikle engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıracak yeni imkânlar sunuyor, engelsiz yaşam için önemli fırsatlar oluşturuyor” diyen Başkan Büyükakın, “Disiplinlerarası çalışmanın önemine de dikkat çekti. Büyükakın, farklı alanların bir araya gelmesiyle daha etkili çözümler üretilebileceğini ifade ederek ortak çalışma kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Annelere Süt Projesi”ni örnek gösteren Büyükakın, hamilelikten doğum sonrası döneme kadar anne ve bebeklerin düzenli takip edildiğini ve bu modelin hem sağlık hem de sosyal fayda ürettiğini hatırlattı.</p>
<p><b>HÜLAGÜ: BU KONGRE BİZE YOL GÖSTERECEK</b></p>
<p>Milletvekili Prof. Dr. Sadettin Hülagü açılışta yaptığı konuşmada, birlikte hareket etmenin önemine değindi. Prof. Dr. Hülagü, “Birlikte yapacağımız çok şey var. Toplumun tüm kesimlerine adil ve eşit hizmet vermek gerektiğini düşünüyorum. Tabii ki dezavantajlı bireylerin sorunlarını tek bir kongrede çözmek mümkün değil. Ama bu kongreler de çözüm için bize yol gösterici olacaktır. Buradan çıkacak sonuçların önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. Rektör Prof.Dr. Nuh Zafer Cantürk, “Toplumdaki en kırılgan bireyleri koruyamıyorsak aslında kimseyi koruyamıyoruz demektir. Bugünkü şuranın bu açıdan çok önemli olduğuna inanıyorum” ifadesini kullandı. USKAF Düzenleme Kurulu Başkanı Turgay Şimşek de çok önemli bir konuyu masaya yatırdıklarını vurgulayarak, katılımcılara teşekkür etti. Açılış konuşmalarının ardından şûra, paneller ile devam etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-onemli-olan-insanlarin-dezavantajli-hale-gelmesini-onlemek-631003">Büyükakın: &#8220;Önemli olan insanların dezavantajlı hale gelmesini önlemek&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hashimoto Hastalığından Korunmanın 9 Önemli Kuralı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hashimoto-hastaligindan-korunmanin-9-onemli-kurali-630859</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 07:29:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hashimoto]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığından]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[korunmanın]]></category>
		<category><![CDATA[kuralı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630859</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağışıklık sisteminin yanlışlıkla tiroid bezine saldırmasıyla gelişen kronik bir hastalık olan Hashimoto (Haşimnato) tiroiditi, 30-50 yaş arasındaki bireylerde daha sık görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hashimoto-hastaligindan-korunmanin-9-onemli-kurali-630859">Hashimoto Hastalığından Korunmanın 9 Önemli Kuralı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bağışıklık sisteminin yanlışlıkla tiroid bezine saldırmasıyla gelişen kronik bir hastalık olan Hashimoto (Haşimnato) tiroiditi, 30-50 yaş arasındaki bireylerde daha sık görülüyor. Hashimoto tiroiditi, uzun süre belirti vermeden ilerlediği için hastalar yaşamlarının uzun bölümünde bu hastalıkla yaşamak zorunda kalabiliyor. Sinsi bir şekilde ilerlediği için genellikle tiroid tembelliği olarak bilinen hipotiroidiye yol açabiliyor. Toplumda oldukça yaygın görülen ve tiroid hastalıklarının başında gelen Hashimoto tiroiti (kronik otoimmün tiroidit) farkındalık eksikliği nedeniyle geç tanı alan hastalıkların başında geliyor. Bu nedenle erken tanı için farkındalık büyük önem taşıyor. Memorial Bodrum Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. İbrahim Şahin, Hashimoto hastalığı hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Halsizlik, yorgunluk ve üşüme bu hastalığın belirtisi olabilir</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemi tarafından üretilen ve en önemlisi Anti-TPO olan antikorlar, tiroid bezini yabancı olarak algılar ve hasara uğratır. Bu süreçte tiroid hücreleri zamanla zarar görür, bez küçülür ve fonksiyon kaybı gelişir. Hastalık genellikle yavaş ve sinsi ilerler. Erken dönemde belirtiler hafif olabilir ve başka hastalıklarla karıştırılabilen hastalığın en sık görülen belirtileri şunlardır: </p>
<ul>
<li>Halsizlik ve yorgunluk</li>
<li>Üşüme</li>
<li>Kilo alma</li>
<li>Kabızlık</li>
<li>Saç dökülmesi</li>
<li>Cilt kuruluğu</li>
<li>Konsantrasyon güçlüğü </li>
<li>Motivasyon düşüklüğü</li>
</ul>
<p>Hashimoto tiroiditi, ilerleyen dönemlerde şu belirtilerle kendisini gösterebilir: </p>
<ul>
<li>Ses kalınlaşması</li>
<li>Yüzde şişlik</li>
<li>Adet düzensizliği</li>
<li>Nabızda yavaşlama</li>
<li>Kaş dökülmesi</li>
<li>Nedensiz kilo artışı ve halsizlik</li>
<li>Depresif ruh hali</li>
<li>Adet düzensizliği veya kısırlık</li>
<li>Ailede tiroid hastalığı öyküsü</li>
</ul>
<p><strong>Erken teşhis kalp damar hastalığı riskini de azaltabiliyor</strong></p>
<p>Erken teşhis, Hashimoto hastalığının yönetiminde kritik bir rol oynar. Zamanında tanı konulduğunda hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve hipotiroidi gelişmeden hasta düzenli olarak izlenebilir. Ayrıca erken müdahale ile kalp ve damar hastalıkları riski azaltılabilir, metabolizma ve üreme sağlığı korunabilir. Özellikle gebelik planlayan ya da gebe olan kadınlarda erken teşhis, hem anne hem de bebek sağlığı açısından önemli avantajlar sağlar</p>
<p><strong>Hastaya özel tedavi ömür boyu sürebilir</strong></p>
<p>Hashimoto hastalığında tedavisi eksik olan tiroid hormonunun yerine konmasına dayanır. Bu tedavi kişiye özel olarak planlanır ve çoğu hastada uzun süreli, genellikle ömür boyu devam eder. Vitamin ve mineral kullanımı ise her hasta için rutin olarak önerilmez. Ancak eksiklik saptanması durumunda D vitamini, B12, selenyum, çinko ve demir gibi destekler mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Genel olarak Hashimoto hastalığı, erken tanı ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Uygun tedavi ve sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde hastaların yaşam kalitesi korunabilir.</p>
<p><strong>Sebze ağırlıklı beslenmek Hashimoto tiroidi riskini azaltır</strong></p>
<p>Hashimoto tiroiditi hastalığı uzman doktor kontrolünde yaşam değişikleriyle kontrol altına alınabilir. Glutensiz diyet yaklaşımı her hastada gerekli olmayabilir. Çölyak hastalığı varsa uygulanmalıdır. Bazı hastalarda gluten duyarlılığı bulunabilir. Hastalıktan korunmak için bu öneriler etkili olabilmektedir: </p>
<ol>
<li>Sebze ağırlıklı beslenmek</li>
<li>Yeterli protein ve sağlıklı yağ tüketmek</li>
<li>İşlenmiş gıdalardan kaçınmak</li>
<li>Aşırı iyot tüketiminden uzak durmak</li>
<li>Şeker ve rafine karbonhidratları azaltmak</li>
<li>Tütün ve ürünlerini kullanmamak</li>
<li>Stres yönetimine dikkat etmek </li>
<li>Düzenli uyku alışkanlığı oluşturmak</li>
<li>Gereksiz takviyelerden kaçınılmak</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hashimoto-hastaligindan-korunmanin-9-onemli-kurali-630859">Hashimoto Hastalığından Korunmanın 9 Önemli Kuralı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>26 Nisan-3 Mayıs tarihleri arasında Dünya Türkiye Bisiklet Turu&#8217;nu izleyecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/26-nisan-3-mayis-tarihleri-arasinda-dunya-turkiye-bisiklet-turunu-izleyecek-630639</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 11:50:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[çeşme]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[etap]]></category>
		<category><![CDATA[mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[nisan-3]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[organizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tarihleri]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yarış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630639</guid>

					<description><![CDATA[<p>T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın destekleriyle ve Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun organizasyonunda gerçekleştirilen, Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) Avrupa Turları takviminde yer alan ve Türkiye’nin ProSeries kategorisindeki tek yol bisikleti yarışı olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, klasik turlar arasında yer alma vizyonuyla büyümesini sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/26-nisan-3-mayis-tarihleri-arasinda-dunya-turkiye-bisiklet-turunu-izleyecek-630639">26 Nisan-3 Mayıs tarihleri arasında Dünya Türkiye Bisiklet Turu&#8217;nu izleyecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın destekleriyle ve Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun organizasyonunda gerçekleştirilen, Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) Avrupa Turları takviminde yer alan ve Türkiye’nin ProSeries kategorisindeki tek yol bisikleti yarışı olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, klasik turlar arasında yer alma vizyonuyla büyümesini sürdürüyor.</p>
<p>26 Nisan – 3 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek TUR 2026; 8 gün, 8 etap ve 1.133,5 kilometrelik parkurda 23 takım, 27 ülkeden 161 bisikletçiyi Çeşme’den Ankara’ya uzanan büyük bir yolculukta buluşturacak. Yarış; 5 şehir, 20’nin üzerinde ilçe ve 60’ın üzerinde kasaba, köy ve yerleşimden geçerek Türkiye’nin doğal, tarihi ve kültürel zenginliğini dünya sahnesine taşıyacak. </p>
<p>Deniz, yeşil, tarih ve kültürün buluştuğu bu eşsiz organizasyon için geri sayım tamamlanırken; Ege’nin rüzgârıyla başlayacak yarış, turkuaz kıyılar, çam ormanları, antik kentler ve dağ zirveleri arasında ilerleyerek her etapta yeni hikâyeler yazacak. Dünya bisikletinin güçlü pelotonu ile Türk takımları aynı sahnede buluşurken, rekabet yalnızca saniyelerle değil; doğayla, rüzgârla ve parkurun zorluklarıyla da yaşanacak.</p>
<p>İzmir, Çeşme ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, T.C. Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, T.C. İzmir Spordan Sorumlu Vali Yardımcısı Erkan Karahan, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Fikret Hayali, Türkiye Bisiklet Federasyonu Asbaşkanı Metin Gengiz, Türkiye Bisiklet Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri Dr. Kenan Güler ve Onur Şahin, Türkiye Bisiklet Federasyonu Genel Sekreteri Mehmet Sedat Fırat, Türkiye Bisiklet Federasyonu Disiplin Kurulu Başkanı Yılmaz Ortakaya, Çeşme ve İzmir Protokolü, Tour of Türkiye Yarış Direktörleri Mutlu Erçevik ve Vladimiros Petsas katıldı. Aynı zamanda basın toplantısında TUR’da yarışacak Türk takımlarından İstanbul Team’den Yunus Emre Yılmaz, Konya Büyükşehir Belediyespor’dan Ramazan Yılmaz, Muğla Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü’nden Halil İbrahim Doğantur ve Spor Toto Cycling Team’den Mustafa Tekin’in TUR 2026 hakkında görüşleri alındı.</p>
<p><strong>Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu</strong>, organizasyona ilişkin değerlendirmesinde, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun yalnızca bir spor organizasyonu olmadığını vurgulayarak, <em>“Sayın Valim, Sayın Kaymakamım, Sayın Belediye Başkanım, çok değerli protokol üyeleri ve Türk spor medyasının kıymetli temsilcileri; Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu öncesinde düzenlediğimiz bu basın toplantısına hoş geldiniz.</em></p>
<p><em>Yarın startını vereceğimiz organizasyon öncesinde büyük bir heyecan içerisindeyiz. Aylardır süren yoğun bir hazırlık sürecini, Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Dr. Osman Aşkın Bak’ın liderliğinde, tüm paydaşlarımızla birlikte titizlikle yürüttük. Bu vesileyle kendilerine ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.</em></p>
<p><em>Çeşme, bugüne kadar turun önemli etap finişlerine ev sahipliği yapmıştı; ancak bu yıl ilk kez start noktası olmasıyla ayrı bir anlam kazanıyor. Bu başlangıcın, ilçemizin ve ülkemizin tanıtımına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Artık bu organizasyon yalnızca etaplarıyla değil, ‘Çeşme’den başlayıp Ankara’da tamamlanan’ güçlü bir hikâye olarak anılacak.</em></p>
<p><em>Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 60 yılı aşkın köklü geçmişiyle ülkemizin en değerli spor organizasyonlarından biri. Pandemi dönemi hariç kesintisiz şekilde devam eden bu organizasyon, yıllar geçtikçe değer kazanan ve uluslararası alanda saygınlığı artan bir marka haline geldi. Bugün geldiğimiz noktada hem sportif başarı hem de spor turizmi açısından Türkiye’nin dünyaya açılan önemli bir vitrini konumunda.</em></p>
<p><em>Özellikle 2008 sonrasında atılan adımlar, bisiklet sporunun ülkemizdeki gelişimini hızlandırdı. Artık yalnızca elit düzeyde değil, altyapıdan başlayarak geniş bir gelişim modeli üzerinde çalışıyoruz. Hedefimiz; çocukluktan itibaren bisiklet kültürünü yaygınlaştırmak, herkesin bisiklete erişimini sağlamak ve bu sporu tabana yaymak. Nasıl ki futbol okulları varsa, artık bisiklet spor okullarının da yaygınlaştığı bir yapı kuruyoruz.</em></p>
<p><em>Bununla birlikte performans gelişimi ve sporcu takibi konusunda da önemli yatırımlar gerçekleştiriyoruz. Üniversitelerle iş birlikleri yapıyor, Türkiye Olimpik Hazırlık Merkezleri ile birlikte sporcu performansını bilimsel yöntemlerle takip ediyoruz. Kurduğumuz ve geliştirmeye devam ettiğimiz laboratuvar altyapılarıyla, sporcularımızın fiziksel gelişimlerini daha yakından izleyerek uluslararası başarıyı sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz.</em></p>
<p><em>Uluslararası alanda üstlendiğimiz görevler de bu sürece katkı sağlıyor. Balkan Bisiklet Birliği Başkanlığı ve Dünya Bisiklet Birliği yönetimindeki temsiliyetimiz sayesinde, Türkiye’de düzenlenen organizasyonların kalitesini her geçen yıl daha da yukarı taşıyoruz. Bu sinerjinin, Türk bisikletine hem organizasyonel hem de sportif anlamda önemli katkılar sunacağına inanıyorum.</em></p>
<p><em>Amacımız; ne kadar fazla sporcuyu bu sistemin içine dahil edebilirsek, o ölçüde daha büyük başarılar elde etmek. Önümüzdeki yıllarda uluslararası arenada çok daha güçlü sporcular yetiştireceğimize inanıyoruz.</em></p>
<p><em>Bu vesileyle başta Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Gençlik ve Spor Bakanlığımıza ve tüm paydaşlarımıza destekleri için teşekkür ediyorum.</em></p>
<p><em>Yarışa katılan tüm sporcularımıza başarılar diliyor, kazasız, belasız ve centilmence bir organizasyon olmasını temenni ediyorum” </em>ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli</strong>; <em>“Son dönemde Sayın Emin Müftüoğlu’nun öncülüğünde, bisiklet sporunun taşıdığı ruhu, disiplini ve değerleri yakından tanıma fırsatı bulduk. Bu vesileyle, hayatlarını bu spora adamış olan başta Sayın Başkanımız olmak üzere tüm yöneticilerimize, ülkemizi uluslararası alanda başarıyla temsil ettikleri için özellikle teşekkür etmek istiyorum. </em></p>
<p><em>Bu yıl 61’incisi düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun startının ilk kez Çeşme’den veriliyor olması bizler için ayrı bir anlam taşıyor. Bugüne kadar çoğunlukla kapanışına ev sahipliği yaptığımız bu büyük organizasyonun başlangıç noktasında yer almak, Çeşme adına önemli bir gurur kaynağıdır.</em></p>
<p><em>Öte yandan, bu yıl 15’incisini gerçekleştirdiğimiz Alaçatı Ot Festivali’nin ilk kez uluslararası bir kimlik kazanmasıyla birlikte, Çeşme’miz çok kıymetli bir döneme tanıklık ediyor. Dünya Şefler Birliği iş birliğiyle 23 ülkeden 50 şefi ağırladığımız bu festivalde, Ege mutfağını ve ot kültürümüzü dünyaya tanıtma fırsatı buluyoruz. Böyle bir dönemde, böylesine prestijli bir spor organizasyonuna ev sahipliği yapmak bizler için ayrı bir mutluluk.</em></p>
<p><em>23 takımdan 161 sporcunun katılımıyla gerçekleşecek bu önemli turda, ilçemizden başlayarak ülkemizin dört bir yanına uzanacak yolculukta tüm sporcularımıza kazasız, belasız ve başarılarla dolu bir yarış diliyorum. Çeşme olarak, sporun ve sporcunun her zaman yanında olmayı ilke edindik. Bu anlayışla, birçok federasyonun organizasyonlarını ilçemizde gerçekleştirmek istemesi bizler için ayrıca gurur verici. Bu organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen başta Gençlik ve Spor Bakanlığımız olmak üzere, Türkiye Bisiklet Federasyonu’na ve katkı sunan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Tüm sporcularımıza başarılar diliyor, centilmence ve heyecan dolu bir yarış olmasını temenni ediyorum.”</em></p>
<p><strong>T.C. Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı; </strong><em>“Millet olarak “kırk bir kere maşallah” deriz; bugün ise Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun 61’incisi vesilesiyle “altmış bir kere maşallah” demenin gururunu yaşıyoruz. İlk kez Çeşme’den başlayarak başkentimiz Ankara’da sona erecek bu büyük organizasyonun startına ev sahipliği yapmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyoruz.</em></p>
<p><em>Çeşme, turizmle öne çıkan bir ilçemiz. Ancak son yıllarda, başta deniz sporları olmak üzere bisiklet, koşu ve farklı branşlarda düzenlenen organizasyonlarla sporun da önemli merkezlerinden biri haline geliyor. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu değerli organizasyon da bu dönüşümün en güçlü örneklerinden biri.</em></p>
<p><em>Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun; spor turizmine, ilçemizin ve ülkemizin uluslararası tanıtımına önemli katkılar sağlayacağına yürekten inanıyoruz. Temennimiz; Çeşme’nin artık sadece yaz aylarında deniz, kum ve eğlenceyle değil, bahar aylarında sporla, rüzgârıyla, sörfüyle, yelkeniyle ve bisikletiyle de anılmasıdır.</em></p>
<p><em>Bu vesileyle başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Gençlik ve Spor Bakanlığımıza ve Türkiye Bisiklet Federasyonumuza bu önemli organizasyonu ilçemize kazandırdıkları için şükranlarımı sunuyorum. Yarışa katılan tüm sporcularımıza başarılar diliyor; kazasız, belasız ve centilmence bir mücadele olmasını temenni ediyorum.”</em></p>
<p><strong>T.C. İzmir Spordan Sorumlu Vali Yardımcısı Erkan Karahan;</strong> <em>“Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 61’incisi düzenlenen, uluslararası alanda büyük ilgi gören ve her geçen yıl daha da profesyonelleşen Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’na İzmir ili olarak ev sahipliği yapmaktan büyük bir memnuniyet ve gurur duyuyoruz.</em></p>
<p><em>Bugün Çeşme’den başlayıp Selçuk’ta sona erecek ilk etap kapsamında, Sayın Valimizin koordinasyonunda, ilgili tüm kurum ve kuruluşlarımızla birlikte organizasyonun sorunsuz ve başarılı bir şekilde gerçekleşmesi için yoğun bir hazırlık süreci yürüttük. Başta Türkiye Bisiklet Federasyonu olmak üzere emeği geçen herkese bu vesileyle teşekkür ediyorum.</em></p>
<p><em>Dört ilçemizden geçecek olan bu önemli etapta mücadele edecek tüm sporcularımıza başarılar diliyor; yarışın sağlıklı, güvenli, kazasız ve centilmence tamamlanmasını temenni ediyorum.</em></p>
<p><em>Bu büyük organizasyonun ilimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”</em></p>
<p><strong>Türk sporculardan yarış öncesi görüşler&#8230;</strong></p>
<p>İstanbul Team Sporcusu Yunus Emre Yılmaz: <em>“Öncelikli hedefimiz, yarış boyunca karşılaşabileceğimiz sorunları en hızlı şekilde çözüp süreci en iyi şekilde yönetmek. Etaplarda doğru zamanlarda kaçış gruplarına dahil olarak yarışın içinde aktif kalmayı ve fırsatları değerlendirmeyi planlıyoruz. Bu doğrultuda elimizden gelenin en iyisini ortaya koyarak iyi bir sonuç elde etmek istiyoruz. Tüm sporculara başarılar diliyorum.”</em></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyespor Sporcusu Ramazan Yılmaz: <em>“Hem yolda hem de pistte yarışıyor olmak elbette adaptasyon açısından zaman zaman zorluk yaratıyor. Disiplinler arası geçişler kolay değil; ancak bu süreci mental antrenmanlarla ve doğru yarış planlamasıyla yönetmeye çalışıyoruz. Zorlanıyoruz ama bu zorluklar aynı zamanda gelişimimizi de destekliyor. Bu tur özelinde ise sprint odaklı bir stratejiyle yarışacağız. Özellikle sprint etaplarında güçlü bir performans ortaya koyarak iyi sonuçlar elde etmeyi hedefliyoruz.”</em></p>
<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Sporcusu Halil İbrahim Doğantur: <em>“Takımımız oldukça yeni; Muğla Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yaz döneminde oluşturulan yeni bir kadroyla yola çıktık. Benim için ise bu turun ayrı bir anlamı var; Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nu altıncı kez koşuyorum ve parkuru iyi tanıyorum. Hazırlık sürecimizi planlı bir şekilde tamamladık. Marmaris’te verimli bir kamp dönemi geçirdik. Şu an takım olarak hazır durumdayız. Kadromuzda güçlü bir tırmanışçımız var ve bu doğrultuda genel klasmanda elimizden gelen en iyi performansı ortaya koymayı hedefliyoruz. Bununla birlikte etaplara göre stratejimizi esnek tutacağız. Parkur açısından değerlendirildiğinde, özellikle Kıran etabı benim için daha zorlu. Çünkü uzun ve sert tırmanışların ardından gelmesi, yorgunluk birikimiyle birlikte etabı daha da zorlaştırıyor. Bu nedenle o bölümlerde doğru tempo ve güç yönetimi kritik olacak. Genel olarak hedefimiz, takım olarak en iyi performansımızı sergileyip bu turdan iyi sonuçlarla ayrılmak.”</em></p>
<p>Spor Toto Cycling Team Sporcusu Mustafa Tekin: <em>“Mersin Turu’nda elde ettiğimiz genel klasman şampiyonluğu bizim için çok önemli bir dönüm noktası oldu. Geçtiğimiz yıl ise TUR’da son güne kadar genel klasmanda ikinciydik. Ancak takım olarak kazanabileceğimize inandık, çok yoğun çalıştık ve sonunda şampiyonluğa ulaştık. Bu başarı, buraya gelirken bize çok büyük bir moral ve motivasyon sağladı. Bu tur öncesinde de aynı disiplinle hazırlandık. Sporcularımızın birbirine olan desteği ve takım içindeki uyumumuz en büyük gücümüz. Hep birlikte bu organizasyonda en iyi performansımızı ortaya koymak için çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıl kırmızı mayoyu son anda kaçırmış, genel klasmanda ikinci olmuştuk. Aynı şekilde beyaz mayoda da ikinci sırada kalmıştık. Bu yıl hedefimiz, o eksik kalan başarıları tamamlamak ve her iki klasmanda da zirveye ulaşmak. İnanıyoruz ki doğru strateji ve takım ruhuyla bu turu da en iyi şekilde tamamlayacağız.”</em></p>
<p>TUR 2026’da sporcular yalnızca etap zaferleri için değil, yarışın simgesi haline gelen lider formalar için de mücadele edecek. Turkuaz, yeşil, kırmızı ve beyaz formalar için verilecek mücadele, 8 gün boyunca değişen liderleri ve yüksek tempolu rekabetiyle yarışın heyecanını zirveye taşıyacak. Marmaris–Kıran etabı genel klasmanın ilk kırılma noktası olurken, Antalya–Feslikan zirve finişi “Kraliçe Etap” olarak yarışın kaderini belirleyecek. Patara–Kemer etabı dayanıklılığı test ederken, Antalya şehir etabı sprinterlerin sahne aldığı bir rekabete dönüşecek ve yarış, Türkiye Cumhuriyeti’nin kalbi Ankara’da, Beştepe ve Anıtkabir aksında koşulacak final etabıyla tamamlanacak. </p>
<p><strong>Dünya bisikletinin yıldız isimleri ile genç yetenekler aynı pelotonda buluşuyor!</strong></p>
<p>Dünyaca yıldızlar etap zaferleri ve lider formalar için Türkiye yollarında pedal çevirirken; her etap, yeni bir rekabetin ve yeni bir hikâyenin sahnesi olacak. </p>
<p>Bu büyük sahnede Türk takımları da güçlü kadrolarıyla yer alıyor. İstanbul Team, uluslararası deneyimi ve güçlü kadrosuyla dikkat çekerken; Spor Toto Cycling Team, yarışın iddialı ekipleri arasında bulunuyor. Konya Büyükşehir Belediye Spor, genç ve dinamik kadrosuyla, Muğla Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü, tarihinde ilk kez bu seviyede bir organizasyonda yer almanın heyecanını yaşıyor. Türk sporcular, yalnızca katılım değil, performans ve rekabet anlamında da TUR’da her geçen yıl daha güçlü bir profil ortaya koyuyor. </p>
<p>Dev organizasyon gücüyle öne çıkan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, bin kişiyi aşan ekip ve 350 araçlık konvoyla hayata geçirilirken, yaklaşık 200 medya temsilcisi tarafından yerinde takip edilerek Türkiye’yi dünya sahnesine taşıyor.</p>
<p><strong>Açılış Etabı: Çeşme-Selçuk 26 Nisan Pazar, 10.50 Çeşme Kalesi önü</strong></p>
<p>61.Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun açılış etabı, 26 Nisan Pazar günü saat 10.50’de Çeşme Kalesi önünden start alarak Selçuk’ta Selçuk Kalesi önünde finişe ulaşacak. Yarışın heyecanı 12.30 – 14.30 saatleri arasında TRT Spor ve Eurosport ekranlarından canlı olarak izlenebilecek. </p>
<p><strong>Türkiye Bisiklet Federasyonu Tour of Türkiye heyecanına ortak olmaya davet ediyor</strong></p>
<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu, tüm sporseverleri 26 Nisan’dan 3 Mayıs’a kadar Çeşme’den Ankara’ya uzanan bu büyük yolculukta; etapların start ve finiş noktalarında yarış coşkusunu yerinde yaşamaya, dünyanın önde gelen sporcularına start öncesi imza töreninde destek olmaya, onlarla fotoğraf çektirmeye, şehirlerin sokaklarında pelotonu karşılamaya ve ekran başında Türkiye’nin eşsiz doğa, tarih ve kültür rotası boyunca ilerleyen bu heyecana ortak olmaya davet ediyor.</p>
<p><strong>Pedallar 61. Yılında büyük rekabet için dönüyor, dünya Türkiye Turu’nu izliyor…</strong></p>
<p>Deniziyle, doğasıyla, tarihiyle ve kültürüyle Türkiye, bir kez daha dünya sahnesine çıkarken; Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu yalnızca bir yarış değil, bir ülkenin ritmi, bir kültürün yolculuğu ve geleceğin yıldızlarına ilham veren büyük bir sahne olarak iz bırakan hikâyeler yazıyor.</p>
<p>Bu büyük heyecana ortak olun; startta, finişte ya da ekran başında… Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nu birlikte izleyelim.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/26-nisan-3-mayis-tarihleri-arasinda-dunya-turkiye-bisiklet-turunu-izleyecek-630639">26 Nisan-3 Mayıs tarihleri arasında Dünya Türkiye Bisiklet Turu&#8217;nu izleyecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Sezer: &#8220;23 Nisan Tarihimizin Önemli Bir Dönüm Noktasıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-sezer-23-nisan-tarihimizin-onemli-bir-donum-noktasidir-630053</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 12:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dönüm]]></category>
		<category><![CDATA[nisan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sezer]]></category>
		<category><![CDATA[tarihimizin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630053</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı münasebetiyle bir mesaj yayınladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sezer-23-nisan-tarihimizin-onemli-bir-donum-noktasidir-630053">Başkan Sezer: &#8220;23 Nisan Tarihimizin Önemli Bir Dönüm Noktasıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı münasebetiyle bir mesaj yayınladı.</p>
<p>Başkan Sezer mesajında: “Aziz milletimizin istiklâl mücadelesinde gösterdiği azim ve kararlılık, dünya uluslarına örnek olmuştur. 23 Nisan 1920, tarihimizde önemli bir dönüm noktasıdır. Hâkimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olması iradesi de TBMM’nin açılışı ile resmiyet kazanmıştır.</p>
<p>“GELECEĞİMİZİN TEMİNATI ÇOCUKLARA ARMAĞAN”</p>
<p>TBMM’nin İlk Meclis Başkanı Cumhuriyetimizin Kurucusu Gâzi Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan’ı, geleceğimizin teminatı çocuklara armağan etmiştir. 23 Nisan; dünyadaki ilk ve tek çocuk bayramıdır. Çocuklarımız şanlı tarihimizden aldıkları ilhamla, devletimizi muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne taşıyacaklar, dünyaya barış ve adaletin hâkim olmasına çalışacaklardır.</p>
<p>“ TÜRK DEVLETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR”</p>
<p>TBMM’nin açılışının 106. yılında; başta Cumhuriyetimizin Kurucusu Gâzi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklâl mücadelemizin tüm kahramanlarını saygı ve minnetle; aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle anıyor, sevgili çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-sezer-23-nisan-tarihimizin-onemli-bir-donum-noktasidir-630053">Başkan Sezer: &#8220;23 Nisan Tarihimizin Önemli Bir Dönüm Noktasıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Marble İzmir&#8217;i, 50 bini aşkın kişi ziyaret etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/marble-izmiri-50-bini-askin-kisi-ziyaret-etti-630008</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 07:59:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşkın]]></category>
		<category><![CDATA[bini]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Taş]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[marble]]></category>
		<category><![CDATA[Marble İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630008</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğal taş sektörünün küresel buluşma noktası Marble İzmir - Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, 4 bin 10’u yabancı ve 46 bin 973’ü yerli olmak üzere toplam 50 bin 983 profesyonel ziyaretçiyi ağırladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/marble-izmiri-50-bini-askin-kisi-ziyaret-etti-630008">Marble İzmir&#8217;i, 50 bini aşkın kişi ziyaret etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğal taş sektörünün küresel buluşma noktası Marble İzmir &#8211; Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, 4 bin 10’u yabancı ve 46 bin 973’ü yerli olmak üzere toplam 50 bin 983 profesyonel ziyaretçiyi ağırladı. Marble İzmir, ortaya çıkardığı ticaret hacminin yanı sıra tasarım, sanat ve bilgi paylaşımını bir araya getiren yapısıyla dikkat çekti. Önümüzdeki yıl 13-16 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilecek 32. Marble İzmir için ise çalışmalar şimdiden başladı. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından bu yıl 31. kez düzenlenen Marble İzmir, 14-17 Nisan tarihleri arasında dünyanın dört bir yanından sektör profesyonellerini İzmir’de ağırladı. Marble İzmir, her yıl olduğu gibi bu yıl da hem sektöre hem de ekonomisine önemli katkılar sağladı. Türkiye’nin 41 ilinden, 28 farklı ülkeden katılımcıyla 150 bin metrekareyi aşan alanda gerçekleştirilen Marble İzmir’de, Ege Maden İhracatçıları Birliği ve İZFAŞ koordinasyonunda düzenlenen alım heyeti programları, B2B görüşmelerle farklı ülkelerden gelen alıcılar katılımcı firmalarla buluşturularak binlerce nitelikli iş görüşmesi yapıldı. Fuar hem mevcut ticari ilişkilerin güçlendirildiği hem de yeni pazarlara açılma fırsatlarının değerlendirildiği bir platform olarak öne çıktı. Gerçekleştirilen ticari görüşmelerin sektöre milyonlarca dolar hacminde katkı sunması öngörülüyor. </p>
<p><strong>Tasarım, sanat ve ticaret D-esign Arena’da buluştu</strong><br />D Holü, bu yıl &#8220;D-esign Arena&#8221; konseptiyle yeniden düzenlendi ve fuarın en dinamik alanlarından biri haline geldi. Tasarım, sanat ve ticaretin buluştuğu bu alanda mimar, akademisyen ve sektör temsilcilerinin katılımıyla Marble Talks oturumları, iş görüşmeleri ve etkinlikler gerçekleştirildi. 31. yıla özel açılış performansı ve paneller büyük ilgi gördü. 50&#8217;yi aşkın uzman, deneyimlerini paylaştı. Heykel Çalıştayı&#8217;nda üretilen eserler fuar boyunca sergilendi ve İzmir’in çeşitli noktalarına yerleştirildi. 8. Uluslararası Doğal Taş Tasarım Yarışması&#8217;na 67 üniversiteden 724 proje katıldı, 19 tasarım finale kaldı ve ödüller sahiplerini buldu. </p>
<p><strong>“Gelecek yıl için çalışmalarımıza şimdiden başladık”</strong><br />Fuarın ardından değerlendirmede bulunan İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Marble İzmir’in sektörle birlikte büyüyen güçlü yapısına dikkat çekerek, “Marble İzmir’i başarıyla tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. 31 yıldır Marble İzmir sektörü büyütürken, sektör de fuarı büyütmeye devam ediyor. Türkiye’nin sahip olduğu doğal taş rezervleri, fuarı küresel ölçekte güçlü kılıyor. Yabancı katılımcı ve ziyaretçilerimizin, burada yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın dört bir yanından taş çeşitliliğini bir arada görme fırsatı bulduklarını ifade etmeleri bizim için büyük bir memnuniyet kaynağı. Bu yılki organizasyon, küresel ölçekte yaşanan zorluklara rağmen bir araya gelmenin ve iş birliği üretmenin her zamankinden daha önemli hale geldiğini bir kez daha gösterdi. Bine yakın katılımcı ve 50 bini aşkın ziyaretçiyle Marble İzmir, artık sadece bir ticaret platformu değil; fikirlerin buluştuğu, iş birliklerinin geliştiği ve sektörün geleceğinin şekillendiği güçlü bir buluşma noktası olduğunu bir kez daha kanıtladı.  Marble İzmir gerçekten çok güçlü bir fuar ve bu güç, sektöre doğrudan yansıyor. Önümüzdeki yıl bu gücü daha da büyüterek sürdürmek istiyoruz. Gelecek yıl için çalışmalara şimdiden başladık” dedi. </p>
<p><strong>Nitelikli alıcı vurgusu </strong><br />TÜMMER Yönetim Kurulu Başkanı Hanifi Şimşek ise Marble İzmir’in sektörel açıdan verimli geçtiğini belirterek, organizasyonun hem ulusal hem de uluslararası düzeyde güçlü bir iş birliğiyle yürütüldüğünü söyledi. Şimşek, “Türkiye ile ticaret yapmak isteyen herkes buradaydı. Yoğunluk vardı, ama daha önemlisi nitelikli bir katılım vardı. Aldığımız geri bildirimler de fuarın geçen seneye göre daha iyi geçtiğini gösteriyor. 2027’nin çok daha iyi olacağını düşünüyorum. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Dr. Cemil Tugay’a özellikle teşekkür etmek istiyorum. Fuara çok büyük destek veriyor. Aynı şekilde İZFAŞ Genel Müdürümüz Tuğçe Cumalıoğlu ile çok uyumlu bir çalışma yürütüyoruz. Bu güçlü iş birliği sayesinde fuar her yıl daha da gelişiyor” diye konuştu. </p>
<p><strong>Marble İzmir doğal taş için bölgesel bir merkez olmaya devam ediyor</strong><br />İtalya Mermer Makineleri Üreticileri Konfederasyonu ile yapılan iş birliği çerçevesinde fuarda yer alan Konfederasyon’un Onursal Başkanı Flavio Marabelli ise organizasyonun küresel ölçekteki konumuna dikkat çekerek, “Bu fuara en başından beri katılıyorum, hatta fuar şehir merkezindeyken de buradaydım. Bu özel ve harika fuar alanının kuruluşuna tanıklık ettim. Son katılımımdan beş yıl sonra yeniden burada olmak benim için önemli. Dünyada uluslararası durum oldukça karmaşık, ancak buna rağmen bu fuarda çok sayıda ziyaretçi gördüm ve Türk şirketlerinin katılımı oldukça başarılı ve memnuniyet vericiydi. Bu, fuarın doğal taş için bölgesel bir merkez olmaya devam ettiğinin göstergesi. Marble İzmir yalnızca Türkiye için değil, farklı coğrafyalar için de önemli bir platform” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“Türkiye, doğal taş ticareti yapan herkes için merkezi bir nokta”</strong><br />Fuara Hindistan’dan katılan Toshniwal Stones temsilcisi Akhil Toshniwal, Marble İzmir’in doğal taş sektöründeki güçlü konumuna ve uluslararası etkisine dikkat çekerek, “Bu yıl gerçekten çok iyi. Çok farklı ülkelerden çok sayıda insan görüyorum. Özellikle Orta Doğu’dan ve Rusya’dan yoğun katılım var. O kadar yoğunduk ki öğle yemeği yiyecek vaktimiz bile olmadı. Burada olduğumuz ve katıldığımız için çok mutluyuz. Türkiye, doğal taş ticareti yapan herkes için merkezi bir nokta. Çünkü herkes Türk taşıyla çalışıyor. Her yıl yeni mermerler ve yeni taşlar görüyoruz. Bu işi yapan herkesin Türkiye’ye, bu fuara gelmesi gerekir” dedi.</p>
<p><strong>“Marble İzmir bizim için vazgeçilmez bir buluşma noktası”</strong><br />Aslanlar Mermer temsilcisi Deniz Fazlılar ise fuarın hem ticari hem de marka değeri açısından önemini vurgulayarak, “İzmir firması olduğumuz için burada olmak bize ayrı bir avantaj sağladı. İzmir Fuarı bizim için hem satış hem prestij hem de tanıtım açısından çok önemli bir nokta. Yaklaşık 15 yıldır katılıyoruz, pandemi dışında her yıl buradayız ve genel olarak çok memnunuz. Bu yıla baktığımızda ziyaretçi sayısından çok niteliğin arttığını düşünüyoruz. Bu yıl gelenler daha net, ne istediğini bilen, daha hızlı karar alabilen ve işi sonuca götürebilen kişilerdi. Bu da özellikle bizim gibi butik çalışan ocaklar ve fabrikalar için büyük bir avantaj oldu” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“23 yıldır, Marble İzmir’e geliyoruz”</strong><br />Mısır’dan fuara katılan Alex Tiles &#038; Alex Marmo temsilcisi Yasser Rashed de “23 yıldır Marble İzmir’e geliyoruz. Bizim için burası dünyanın en iyi yerlerinden biri. Bu sektörde çalışan herkes için çok önemli olduğu için biz de her zaman burada olmayı tercih ediyoruz. Fuar, uluslararası ticaret açısından bize ve tüm katılımcılara önemli katkı sağlıyor. Burada çok farklı ülkelerden alıcılarla bir araya geliyoruz. Özellikle Orta Doğu’dan gelen ziyaretçiler için önemli bir buluşma noktası. Türk mermeri ve taş çeşitliliği bizim için çok değerli. Türkiye ve İzmir’in bu zenginliğini görmekten memnunuz. Burada kurduğumuz karşılıklı ilişkiler, ticaretimizi geliştiriyor, önümüzdeki yıllarda da burada olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/marble-izmiri-50-bini-askin-kisi-ziyaret-etti-630008">Marble İzmir&#8217;i, 50 bini aşkın kişi ziyaret etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çayırova&#8217;daki önemli kavşakta sona doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cayirovadaki-onemli-kavsakta-sona-dogru-629966</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 07:29:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çayırova]]></category>
		<category><![CDATA[daki]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[kavşakta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=629966</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, Çayırova Özgürlük Mahallesi’nde, Abdurrahman Korhan, Fatih ve Yavuz Sultan Selim Caddelerinin kesişiminde yürüttüğü kavşak düzenlemesi çalışması ile bölgedeki ulaşımı kesintisiz ve daha konforlu hale getirecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cayirovadaki-onemli-kavsakta-sona-dogru-629966">Çayırova&#8217;daki önemli kavşakta sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, Çayırova Özgürlük Mahallesi’nde, Abdurrahman Korhan, Fatih ve Yavuz Sultan Selim Caddelerinin kesişiminde yürüttüğü kavşak düzenlemesi çalışması ile bölgedeki ulaşımı kesintisiz ve daha konforlu hale getirecek.</p>
<p><b>AMAÇ KESİNTİSİZ TRAFİĞE KATKI SUNMAK</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, geçmiş dönemlerde Çayırova’da hayata geçirdiği üstyapı yatırımlarına bir yenisini daha ekliyor. Trafiğin kesintisiz ve daha sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için Özgürlük Mahallesi’nde Abdurrahman Korhan, Fatih ve Yavuz Sultan Selim Caddelerinin kesişiminde yürütülen kavşak düzenleme çalışmaları hız kesmeden devam ediyor.</p>
<p><b>İLAVE ŞERİTLER VE REFÜJLER TAMAMLANDI</b><br />Büyükşehir Belediyesi Yol ve Bakım Dairesi Başkanlığı ekipleri, çalışmalar dahilinde Yavuz Sultan Selim Caddesi üzerinde yeni inşa edilen cami meydanına paralel iki ilave şerit oluşturdu. Ayrıca 300 metre uzunluğundaki refüj imalatı da tamamlandı.</p>
<p><b>750 TON ASFALT SERİLECEK</b><br />Çalışmaların devamında ekipler, kavşak bölgesinde 750 ton binder asfalt serimi gerçekleştirecek. Ardından yol ve yaya geçitlerinin çizgileri çekilerek düzenleme tamamlanacak. Büyükşehir Belediyesi, bu çalışma ile bölgede trafik yoğunluğunu azaltmayı ve daha güvenli, konforlu bir ulaşım sağlamayı hedefliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cayirovadaki-onemli-kavsakta-sona-dogru-629966">Çayırova&#8217;daki önemli kavşakta sona doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay, Çocuk Meclisi ve Gençlik Meclisi Üyeleriyle Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-cocuk-meclisi-ve-genclik-meclisi-uyeleriyle-bulustu-629765</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:52:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[üyeleriyle]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=629765</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi çatısı altında faaliyet yürüten Çocuk Meclisi Başkanı İnci Kaşıkçı ve Meclis Yönetimi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesi Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-cocuk-meclisi-ve-genclik-meclisi-uyeleriyle-bulustu-629765">Başkan Altay, Çocuk Meclisi ve Gençlik Meclisi Üyeleriyle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi çatısı altında faaliyet yürüten Çocuk Meclisi Başkanı İnci Kaşıkçı ve Meclis Yönetimi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesi Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı ziyaret etti. Başkan Altay, Çocuk Meclisi’nin çalışmalarını dikkatle takip ettiklerini belirterek, “Hepinizi tebrik ediyorum. Sizin kanaatleriniz şehrimizin yarınları için çok önemli bir katkı olacak. Hepinizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tebrik ediyorum” dedi. Atmosfer Bosna Gençlik Merkezi’ni de ziyaret eden Başkan Altay, burada da Gençlik Meclisi üyesi üniversiteli gençlerle sohbet etti. </strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesi Büyükşehir Belediyesi Çocuk Meclisi ve Gençlik Meclisi üyeleriyle bir araya geldi.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi Çocuk Meclisi Başkanı İnci Kaşıkçı ve Meclis üyesi çocuklar Başkan Altay’ı ziyaret etti. Taş Bina’da gerçekleşen buluşmada çocuklarla Konya ve gelecekleri hakkında sohbet ederek fikirlerini soran Başkan Altay, onlara önemli tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>“ÇOCUK MECLİSİ’NİN KONYA’YA DAİR İRADE KOYMASI BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”</strong></p>
<p>Çocuklarla bir araya gelmekten büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Başkan Altay, “Çocuk Meclisi’nin Konya’ya dair irade koyması bizim için çok önemli. Çünkü aslında sizin yaşayacağınız şehri inşa ediyoruz. Dolayısıyla siz nasıl bir şehir arzu ediyorsunuz, hangi konularda şehrimizin öne çıkmasını istiyorsunuz, hangi konularda eksiklerimiz var? Bu konularda fikirleriniz bizim için çok kıymetli. Onun için Çocuk Meclisi’nin çalışmalarını dikkatle takip ediyoruz. Bir taraftan da sizin gelecekte yerel yönetime katkı sağlamanız adına önemli bir farkındalık oluşuyor. Hepinizi tebrik ediyorum. Sizin kanaatleriniz inşallah şehrimizin yarınları için çok önemli bir katkı olacak. Bu vesileyle hepinizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tebrik ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>BAŞKAN ALTAY’A TEŞEKKÜR ETTİLER</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi Çocuk Meclisi Başkanı İnci Kaşıkçı da meclis faaliyetleriyle ilgili bilgi verdi. İnci, kendilerine verilen değerden dolayı Başkan Altay’a tüm çocuklar adına teşekkür etti.</p>
<p><strong>BAŞKAN ALATAY ATMOSFER BOSNA GENÇLİK MERKEZİ’Nİ ZİYARET ETTİ</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin üniversite öğrencilerine yönelik hizmeti olan Atmosfer Bosna Gençlik Merkezi’ni ziyaret ederek Gençlik Meclisi üyesi gençlerle buluştu.</p>
<p>Gençlik Meclisi Başkanı Salim Can Kilci’nin de yer aldığı buluşmada üniversiteli gençlerle samimi bir ortamda sohbet ederek, talep ve önerilerini dinleyen Başkan Altay, burada da merkezi ziyarete gelen Çocuk Meclisi üyeleriyle selamlaşarak çalışmalarında başarılar diledi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-cocuk-meclisi-ve-genclik-meclisi-uyeleriyle-bulustu-629765">Başkan Altay, Çocuk Meclisi ve Gençlik Meclisi Üyeleriyle Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5 farklı uzman ve hastalar dikkat çekiyor: Önlemek mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/5-farkli-uzman-ve-hastalar-dikkat-cekiyor-onlemek-mumkun-629604</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:42:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çekiyor]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=629604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor, fark edildiğinde ise geç kalınmış olabiliyor…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-farkli-uzman-ve-hastalar-dikkat-cekiyor-onlemek-mumkun-629604">5 farklı uzman ve hastalar dikkat çekiyor: Önlemek mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor, fark edildiğinde ise geç kalınmış olabiliyor… Üstelik öyle yaygın ki, dünyada 2 milyonun üzerinde, ülkemizde ise her yıl yaklaşık 40 bin kişi bu hastalıkla tanışıyor. Uzmanlar, akciğer kanserinin hem dünyada hem de Türkiye’de en sık görülen ve en ölümcül kanser türleri arasında yer aldığını vurguluyor. Peki, bu hastalığı önlemenin ya da ölümcül hastalıklar listesinde daha alt sıralara geriletmenin mümkün olduğu yeni tedavi yöntemleri yok mu? Elbette var! Günümüzde geliştirilen tanı yöntemleri ve kişiye özel tedavi yaklaşımları sayesinde akciğer kanserinde umut her geçen gün artıyor. Bu umuda dair bilinmesi gerekenleri aktarmak için Acıbadem Maslak Hastanesi’nde <strong>“Akciğer Kanserinde Farkındalık ve Umut”</strong> söyleşisi düzenlendi. Etkinlikte multidisipliner bakış açısıyla Acıbadem Maslak Hastanesi uzmanları; Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, Prof. Dr. Enis Özyar, Prof. Dr. Erkan Kaba, Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik ve Dr. Burcu Babaoğlu Karan hastalığa dair en güncel gelişmeleri paylaşarak erken teşhisin ve doğru tedavi planlamasının hayati önemine vurgu yaptılar.</p>
<p>Etkinliğin dikkat çekici konuklarından biri, “Yeraltı” dizisindeki performansıyla geniş kitlelerin beğenisini kazanan oyuncu Sevil Akı oldu. Akı, söyleşide yer alarak farkındalığın önemine dikkat çekti ve bir hasta yakını olarak annesinin umut dolu, hastalıkla büyük mücadelesini içeren öyküsünü paylaştı.</p>
<p>“Kanser tedavi sürecinin bir puzzle gibi düşünülmesi gerektiğini vurgulayan etkinliğin moderatörü Sağlık İletişimcisi Seral Çelik, “Bu etkinlikte multidisipliner yaklaşımla akciğer kanseri hakkında önemli bilgiler alacağız. Kanserin tanı ve tedavisinde görev yapan sayısız uzman ve sağlık personeli var. Her biri çok önemli rol üstleniyor. Tanı ve tedaviyi bir puzzle gibi düşünürsek, parçalar bir araya geldiğinde hasta için en iyi ve en uygun tedavi uygulanabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Sigara en büyük risk faktörü!</strong></p>
<p>Akciğer kanserinin en önemli nedeninin sigara ve tütün ürünleri olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, özellikle son yıllarda gençler arasında artan kullanımın ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Elektronik sigara gibi alternatif ürünlerin de sanıldığı kadar masum olmadığını ifade eden Karan, bu ürünlerin de akciğer sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirtti. Akciğer kanseri vakalarının yüzde 80’inin tütün kullanımına bağlı olduğunu anlatan Dr. Babaoğlu Karan, yüzde 20’sinin ise mesleki, asbest vb. nedenlerden geliştiği bilgisini verdi. Akciğer kanserinin çoğu zaman erken dönemde belirti vermediğine dikkat çeken Karan, bu nedenle risk grubundaki bireylerin, özellikle 50 yaş üzerinde ve en az 20 yıl günde bir paket sigara içmiş kişilerin her yıl düzenli kontrol yaptırmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Düşük doz radyasyonla yapılan BT çekimlerinin hastalığın erken tanısında çok önemli olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Görüntüleme yöntemleri hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik, akciğer kanserinde doğru evrelemenin tedavi sürecinin temelini oluşturduğunu belirterek PET-CT’nin bu noktada kritik rol oynadığını ifade etti. Prof. Dr. Çermik, “PET-CT sayesinde tümörün yalnızca varlığı değil, aynı zamanda vücuttaki yayılımı ve biyolojik davranışı da detaylı şekilde değerlendirilebiliyor. Bu sayede hastalığın hangi evrede olduğu net olarak ortaya konulabiliyor ve en uygun tedavi planı oluşturulabiliyor. Aynı zamanda tedaviye verilen yanıt da değerlendirildiğinden gereksiz cerrahi girişimlerin önüne geçilebiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Cerrahi, erken evrede en etkili yöntem</strong></p>
<p>Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba ise akciğer kanserinde erken teşhisin cerrahi başarıyı doğrudan etkilediğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle erken evrede teşhis konulan hastalarda cerrahi müdahale ile yüksek başarı oranları elde edilebiliyor. Ayrıca cerrahi yöntemler de hızla gelişiyor. Bu yöntemlerden en yenisi olan robotik cerrahi sayesinde göğüs bölgesi tamamen açılmadan, küçük kesilerle ameliyatlar yapılabiliyor. Robotik cerrahi zor ameliyatları daha kolay yapmamıza yardımcı olmakla beraber, hastaların daha hızlı iyileşmesine ve günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönmesine yardımcı oluyor.”<strong> </strong></p>
<p><strong>Kişiye özel tedavi dönemi</strong></p>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını, tümörün genetik ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi planlarının oluşturulduğunu ifade etti. Hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapinin, özellikle uygun hastalarda oldukça başarılı sonuçlar verdiğini belirten Ölmez, bu yaklaşımların akciğer kanseri hastalarının yaşam süresi ve yaşam kalitesini artırdığını söyleyerek “Doğru hastaya doğru tedaviyi uygulamak çok önemli” dedi. </p>
<p><strong>Hassas ve hedefe yönelik ışın tedavisi </strong></p>
<p>Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar, akciğer kanseri tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Halk arasında ışın tedavisi olarak bilinen radyoterapide amaç, ameliyat edilemeyen tümörleri ışınlar aracılığıyla yok etmek ya da küçültmektir. Özellikle tıbbi nedenlerle ameliyat olamayacak hastalarda radyoterapi çok etkili bir tedavi seçeneğidir. Radyoterapi yöntemleri de gelişmekte ve giderek etkinliği artmaktadır. Gelişen teknoloji sayesinde daha hassas ve hedefe yönelik tedavi yapılabilmektedir. Bu sayede yan etkiler azalmakta ve tedavi başarısı artmaktadır.”</p>
<p><strong> Sevil Akı: “Tünelin ucunda hep bir ışık oldu”</strong></p>
<p>Etkinliğe katılan, Yeraltı dizisiyle seyircinin gönlünde taht kuran oyuncu Sevil Akı ise hasta yakını olarak yaşadığı süreci paylaşarak, kanserle mücadelenin sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir süreç olduğunu vurguladı ve şunları söyledi: “Anneme 8 yıl önce akciğer kanseri tanısı kondu. İlk ameliyatından 4 yıl sonra hastalığı nüks etti ve tekrar ameliyat oldu. Geçen yıl yeni bir nüks oldu ve şimdi ilaç tedavisiyle mücadelemize devam ediyoruz. İkinci nükste çok panik olduk. Ancak ilaçların ve çeşitli tedavi yöntemlerinin gelişmiş olması sayesinde farklı tedavi seçeneklerimiz oldu. Yani tünelin ucunda hep bir ışık vardı. Gerçekten hiçbir şey çözümsüz değil. Güvendiğiniz doktorlar size o ışığı gösteriyor. Annem tanı aldığı andan itibaren hayata tutundu ve bu hastalıkla mücadele ediyor. Biz de hasta yakını olarak onunla birlikte mücadele ediyoruz. Bizim hikayemiz umut dolu bir hikaye. Hâlâ umutluyuz, hâlâ mücadele ediyoruz. Kanser tedavi süreci inişli çıkışlı bir yolculuk. Birbirimize güç vererek, umutla ilerliyoruz.” Doğru bilgiye ulaşmanın ve güçlü bir destek sistemine sahip olmanın bu süreçte büyük önem taşıdığını ifade eden sanatçı Sevil Akı, umudun hastaların tedaviye tutunmasında önemli bir rol oynadığını belirtti. Farkındalık çalışmalarında kendi deneyimini paylaşarak başkalarına da umut olmak istediğini dile getirdi. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/5-farkli-uzman-ve-hastalar-dikkat-cekiyor-onlemek-mumkun-629604">5 farklı uzman ve hastalar dikkat çekiyor: Önlemek mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seferihisar&#8217;da büyük dönüşüm: 100 Km&#8217;lik Doğalgaz Hattı onaylandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/seferihisarda-buyuk-donusum-100-kmlik-dogalgaz-hatti-onaylandi-629539</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 17:28:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[doğalgaz]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[km]]></category>
		<category><![CDATA[lik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=629539</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin öncülüğünde Seferihisar’da önemli bir altyapı yatırımı için kritik bir adım atıldı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisarda-buyuk-donusum-100-kmlik-dogalgaz-hatti-onaylandi-629539">Seferihisar&#8217;da büyük dönüşüm: 100 Km&#8217;lik Doğalgaz Hattı onaylandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin öncülüğünde Seferihisar’da önemli bir altyapı yatırımı için kritik bir adım atıldı.</p>
<p> İlçenin uzun süredir gündeminde yer alan doğalgaz ihtiyacına yönelik olarak, İzmirgaz yetkilileri ve mahalle muhtarlarının katılımıyla kapsamlı bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda özellikle Ürkmez ve Sığacık bölgelerini kapsayan doğalgaz hattı projesi masaya yatırıldı.</p>
<p>Yapılan görüşmeler sonucunda, bölge halkını yakından ilgilendiren dev yatırım için ortak akılla karar alındı. 2026 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanan yaklaşık 100 kilometrelik doğalgaz hattı projesi, muhtarların da görüşleri alınarak onaylandı. Bu karar, özellikle kış aylarında ısınma maliyetleriyle mücadele eden vatandaşlar için büyük bir rahatlama sağlayacak.</p>
<p>Toplantıda konuşan Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Seferihisar’ın her mahallesine eşit hizmet götürme anlayışıyla çalıştıklarını vurgulayarak, “Ürkmez ve Sığacık bölgemiz için uzun zamandır beklenen doğalgaz projesinde önemli bir eşiği geride bıraktık. Muhtarlarımızla birlikte ortak akıl çerçevesinde hareket ederek bu yatırımı onayladık. Amacımız, vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmak ve daha modern bir altyapıya kavuşmalarını sağlamak” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yeni altyapı hamlesiyle dört mevsim turizm</p>
<p>Proje kapsamında hayata geçirilecek doğalgaz hattı, yalnızca konutları değil, aynı zamanda bölgedeki işletmeleri de kapsayacak. Özellikle turizm açısından önemli bir yere sahip olan Sığacık’ta, doğalgazın gelmesiyle birlikte işletme maliyetlerinin düşmesi ve hizmet kalitesinin artması bekleniyor. Ürkmez’de ise hem yazlıkçılar hem de yıl boyunca bölgede yaşayan vatandaşlar için daha konforlu bir yaşamın önü açılacak.</p>
<p>Yetkililer, projenin etap etap ilerleyeceğini ve çalışmaların planlı bir şekilde sürdürüleceğini belirtirken çalışmalar tamamlandığında, bölge modern ve çevre dostu bir enerji kaynağına kavuşmuş olacak.</p>
<p>Seferihisar’da uzun süredir beklenen bu yatırım, hem ekonomik hem de sosyal açıdan önemli katkılar sağlayacak. Bölge halkı için büyük bir müjde niteliği taşıyan doğalgaz hattı projesiyle birlikte Ürkmez ve Sığacık yeni bir döneme giriyor. </p>
<p>Hayata geçirilecek bu proje, Seferihisar’ın gelişimine ivme kazandırırken, ilçenin geleceği adına atılmış en önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/seferihisarda-buyuk-donusum-100-kmlik-dogalgaz-hatti-onaylandi-629539">Seferihisar&#8217;da büyük dönüşüm: 100 Km&#8217;lik Doğalgaz Hattı onaylandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa Velodromlarında Türk İmzası: Milli Bisikletçilerden Uluslararası Başarı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/avrupa-velodromlarinda-turk-imzasi-milli-bisikletcilerden-uluslararasi-basari-629329</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:02:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[başarılar]]></category>
		<category><![CDATA[bisikletçilerden]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[mzası]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Pist Bisikleti]]></category>
		<category><![CDATA[sporcu]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[velodromlarında]]></category>
		<category><![CDATA[yarısında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=629329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun pist bisikleti branşında hayata geçirdiği sporcu gelişim stratejisi, uluslararası organizasyonlarda elde edilen başarılarla meyvelerini vermeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avrupa-velodromlarinda-turk-imzasi-milli-bisikletcilerden-uluslararasi-basari-629329">Avrupa Velodromlarında Türk İmzası: Milli Bisikletçilerden Uluslararası Başarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun pist bisikleti branşında hayata geçirdiği sporcu gelişim stratejisi, uluslararası organizasyonlarda elde edilen başarılarla meyvelerini vermeye devam ediyor. Özellikle Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezleri (TOHM) kadrosunda yer alan sporcuların son dönemde gösterdiği performans, Türk pist bisikletinin geleceği adına umut verici sonuçlar ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>UCI ve Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun 2026 yılı Nisan ayı faaliyet takviminde yer alan organizasyonlarda milli sporcularımız önemli dereceler elde etti. Hong Kong’da gerçekleştirilen UCI Track World Cup kapsamında düzenlenen Elimination/Qualification yarışında milli sporcumuz Ramazan Yılmaz, eleme etabını üçüncü sırada tamamladı ve finale yükseldi. Final yarışını 8’inci sırada tamamlayarak dikkat çekici bir performans sergiledi.</p>
<p>Haftasonu Belçika’da düzenlenen Belgian Open Track Meeting organizasyonunda ise milli sporcumuz Mustafa Tarakcı, U23 Elimination yarışında elde ettiği 1.lik ile ülkemizi gururlandırdı. Tarakcı aynı organizasyonda U23 Points Race yarışında da başarılı bir performans göstererek 3’üncü sırada yer aldı ve podyuma çıkarak Türkiye adına önemli bir başarıya daha imza attı.</p>
<p>UCI 2026 başında Portekiz’in Anadia’da düzenlenen The Trofeu Internacional Artur De Lopez Uluslararası Pist Bisikleti Yarışlarında Genç Erkekler kategorisinde sporcumuz Ege Erülkü, 1 km Zamana Karşı, Elimination ve Scratch yarışında ikincilik elde etmişti. Sporcumuz Ramazan Yılmaz ise Elimination yarışında ikinci olmuştu.</p>
<p>Bu sonuçlar, Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun pist bisikletinde uzun vadeli sporcu gelişim modeli kapsamında yürüttüğü çalışmaların somut çıktıları olarak değerlendiriliyor. Türkiye, son yıllarda pist bisikleti branşında önemli organizasyonlara ev sahipliği yaparak hem sporcuların gelişimine katkı sağlıyor hem de uluslararası arenada rekabet gücünü artırıyor. Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası gibi büyük organizasyonlara ilk kez ev sahipliği yapan Türkiye, bu branşta Dünya sıralamasında ilk 5’e, Avrupa’da ise ilk 3’e giren sporcuları ve uluslararası organizasyonlarda alınan başarılarını artırmayı sürdürüyor.</p>
<p><strong>Olimpiyat Yolunda Kararlı Adımlar</strong></p>
<p>2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları için kota hedefi doğrultusunda çalışmalarını hızlandıran Türkiye Bisiklet Federasyonu, Ocak ayından bu yana pist bisikleti branşında TOHM sporcularıyla yoğun bir hazırlık süreci yürütüyor. Milli takımların uluslararası yarışlarda elde ettiği dereceler, bu çalışmaların doğru bir planlama ile ilerlediğini gösteriyor.</p>
<p>Federasyonun sporcu gelişim stratejisinin bir diğer önemli ayağını ise Sporcu Eğitim Merkezleri (SEM) projesi oluşturuyor. 12-17 yaş grubundaki genç sporcuların pist bisikleti branşına kazandırılması amacıyla altyapı çalışmalarına hız verilirken, bu kapsamda puanlı Pist Bisikleti Kupası yarışları başlatıldı. SEM projesi kapsamında seçilen 25 sporcu, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenerek ve bu disiplinde farklı yaş gruplarında sporcu havuzunun gelişimine katkı sağlayacak.</p>
<p><strong>“Hedefimiz Los Angeles Olimpiyatları”</strong></p>
<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, elde edilen başarıların Türk bisikleti adına gurur verici olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Pist bisikleti branşında yürüttüğümüz sporcu gelişim modeli ile hem elit seviyede başarılar elde ediyor hem de güçlü bir altyapı oluşturuyoruz. Avrupa Şampiyonası gibi önemli organizasyonları ülkemizde düzenleyerek hem ilgiyi artırmayı hem de kulüplerimizi sporcu yetiştirme konusunda motive etmeyi hedefledik. Sporcu havuzunun büyümesiyle birlikte bu başarıların sürdürülebilir olacağına inanıyoruz. Hedefimiz Los Angeles Olimpiyatları.”</p>
<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu, pist bisikletinde altyapıdan elit seviyeye uzanan bütüncül sporcu gelişim modeliyle uluslararası başarılarını artırmayı ve Türk sporuna yeni şampiyonlar kazandırmayı hedefliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avrupa-velodromlarinda-turk-imzasi-milli-bisikletcilerden-uluslararasi-basari-629329">Avrupa Velodromlarında Türk İmzası: Milli Bisikletçilerden Uluslararası Başarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beylikdüzü Çocuk Koroları Festivali&#8217;nden Görkemli Kapanış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-cocuk-korolari-festivalinden-gorkemli-kapanis-628851</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 16:59:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştay]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[düzenlenen]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[festivali]]></category>
		<category><![CDATA[görkemli]]></category>
		<category><![CDATA[kapanış]]></category>
		<category><![CDATA[koro]]></category>
		<category><![CDATA[koroları]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sahne]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628851</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi’nin bu yıl ilk kez düzenlediği, “Beylikdüzü Çocuk Koroları Festivali” sona erdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-cocuk-korolari-festivalinden-gorkemli-kapanis-628851">Beylikdüzü Çocuk Koroları Festivali&#8217;nden Görkemli Kapanış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi’nin bu yıl ilk kez düzenlediği, “Beylikdüzü Çocuk Koroları Festivali” sona erdi. 900’e yakın çocuğun performanslarını sergilediği festival, çok sesli koro kültürünü yaygınlaştırmanın yanı sıra çocuklara sahne deneyimi kazandırarak erken yaşta koro disiplini ve kolektif üretim bilinciyle tanışmalarına imkân sundu.<br />Beylikdüzü Belediyesi tarafından “Birlikte Söylüyoruz – Sesimizle Büyüyoruz” temasıyla bu yıl ilk kez düzenlenen Beylikdüzü Çocuk Koroları Festivali, yoğun katılımla gerçekleşti. Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi (BAKSM)’de düzenlenen organizasyonda, İstanbul başta olmak üzere çevre illerden gelen 900’e yakın çocuk, Beylikdüzü Sahnesi’nde performanslarını sergiledi. Üç gün boyunca sahne alan korolar, çok sesli müziğin birleştirici gücünü ortaya koyarken çocuklara önemli bir sahne deneyimi kazandırdı. Festivalin açılışı, Beylikdüzü Çoksesli Çocuk Korosu ve Orkestrası ile İBB İstanbul Çocuk Korosu’nun konseriyle gerçekleştirildi. Etkinlik boyunca katılımcı korolar, alanında uzman isimlerden oluşan festival komitesi tarafından teknik ve müzikal açıdan değerlendirildi.<br />Eğitim ve deneyim bir arada sunuldu<br />Festival eğitim odaklı içerikleriyle de dikkat çekti. Hafta sonu BAKSM Trakya Salonu’nda düzenlenen Koro Şefliği Çalıştayı ile uygulamalı atölyeler ve etkileşimli oturumlar, hem çocuklara hem de eğitmenlere kapsamlı bir öğrenme süreci sundu. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Öğretim Üyesi Çiğdem Aytepe ile Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Kompozisyon ve Orkestra Şefliği Öğretim Üyesi Dr. Atilla Çağdaş Değer’in yer aldığı çalıştaylarda; koro pedagojisi, öğrencilerin değerlendirilmesi, repertuvar oluşturma ve ses eğitimi gibi başlıklar ele alındı.<br /> “Çocukların geleceğe hazırlanması hepimizin en büyük sorumluluğudur”</p>
<p>Çalıştayda, çocukların sanat ve sporla iç içe bir yaşam sürmesinin önemine değinen Dr. Atilla Çağdaş Değer “Çocukların doğasında eğlenmek, oyun oynamak ve paylaşmak var. Oyunlara doyan, oyunlarla büyüyen çocuklar mutlu çocuk oluyorlar. Eğitimciler, anne babalar ve toplumun tüm kesimleri olarak, geleceğimiz olan çocuklara daha fazla yatırım yapmamız gerek. Bu doğrultuda, çocukların hem sanatla hem de sporla iç içe bir yaşam sürmelerini destekleyecek ortamları oluşturmak ve gerekli olanakları sağlamak büyük önem taşımaktadır. Belediyeler, ülkemizin kamu hizmeti sunan en önemli kurumları arasında yer alıyor. Bu kurumların, çocuklara ve gençlere yönelik alanlar açması; onları iyiye, doğruya ve güzele yönlendirecek çalışmalar, oyunlar ve etkinliklerle desteklemesi büyük önem taşımaktadır. Çocukların; birlik, paylaşım, sevgi ve kardeşlik duygularıyla yetişerek geleceğe hazırlanması ise hepimizin en büyük sorumluluğudur. İnanıyorum ki birlikte şarkı söyleyen, dans eden ve ortak duyguları paylaşan çocuklardan oluşan bir toplum, hepimizin hayalini kurduğu o olağanüstü dünyayı inşa edecektir” ifadelerini kullandı. </p>
<p>“Koroların bir araya gelmesi muazzam bir iş”<br />Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Öğretim Üyesi Çiğdem Aytepe ise “Bu tip etkinliklerde bir araya gelmek, koroların bir araya gelmesi muazzam bir iş gerçekten. Fakat birçok şefin bir araya gelmesi ayrıca önemli. Çalıştaylarda bazen birbirini hiç tanımayan şefler bir araya gelirken, en önemli unsur meslek içi iş birliği oluyor. Paylaştığımız şeyler olduğu gibi zorluklar yaşadığımızda da birbirimize destek oluyoruz. Bu açıdan Beylikdüzü Çocuk Koraları Festivali böyle bir çalıştay yaparak bambaşka bir alana da destek oldu. Bu festivalin ülkemize örnek olacağı ve yeni kapılar açması ümidiyle Beylikdüzü Belediyesi&#8217;ne çok teşekkür ederiz. Çünkü çok güzel bir festival gerçekleştirildi. Festivalin yolu açık olsun” şeklinde konuştu. <br />Final konserleri ile etkileyici kapanış <br />Program kapsamında düzenlenen konserler de büyük beğeni topladı. Prof. Dr. Yücel Elmas anısına düzenlenen konserin şefliğini Burcu Özcanyüz Seymen ve Hakan Bağcı üstlendi. Yücel Elmas Korosu MÜZED’in sahne aldığı etkinlik, Türk müzik eğitimine önemli katkılar sunan usta isme saygı duruşu niteliği taşıdı. Festivalin son akşamında ise Ozan Sari yönetimindeki Şehrin Kemanları topluluğunun sahnelediği “Vivaldi Akşamı” konseriyle “Beylikdüzü Çocuk Koroları Festivali” sona erdi. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-cocuk-korolari-festivalinden-gorkemli-kapanis-628851">Beylikdüzü Çocuk Koroları Festivali&#8217;nden Görkemli Kapanış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Narsisizmin kökeni çocuklukta şekilleniyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/narsisizmin-kokeni-cocuklukta-sekilleniyor-628812</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 16:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklukta]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Karşı Taraf]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[kökeni]]></category>
		<category><![CDATA[narsisizmin]]></category>
		<category><![CDATA[Narsistik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[özellik]]></category>
		<category><![CDATA[şekilleniyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, narsisizmin  gelişim nedenleri, ilişkilerdeki dinamik etkileri ve narsistik özelliklerle karşılaşıldığında nasıl sağlıklı iletişim kurulabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narsisizmin-kokeni-cocuklukta-sekilleniyor-628812">Narsisizmin kökeni çocuklukta şekilleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, narsisizmin  gelişim nedenleri, ilişkilerdeki dinamik etkileri ve narsistik özelliklerle karşılaşıldığında nasıl sağlıklı iletişim kurulabileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Narsistik bireyler için özür dilemek tehdit olarak algılanabiliyor!</strong></p>
<p>Günümüzde sıkça kullanılan ‘narsisizm’ kavramının, çoğu zaman yanlış ve yüzeysel biçimde ele alınabildiğini ifade eden Dr. Bahruz Shukurov, “Bu nedenle, bu kavramı bir ‘etiketleme aracı’ olarak kullanmak yerine, altında yatan dinamikleri anlamak ve benzer özelliklerle karşılaşıldığında nasıl davranılabileceğini değerlendirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olur.” dedi.</p>
<p>Narsisizmin; kişinin kendini aşırı derecede merkeze alması, kendini üstün görmesi ve başkalarının ihtiyaç ve duygularına karşı duyarsız kalmasıyla karakterize edilen bir kişilik örüntüsü olduğunu aktaran Dr. Shukurov, “Bu kişiler genellikle bencildir; her şeyi kendilerine hak görme eğilimindedirler. Kuralları esnetebilir, değiştirebilir veya tamamen yok sayabilirler. Kendini beğenme tek başına olumsuz bir özellik değildir. Ancak narsisizmde bu durum, başkalarını küçümseme ve değersizleştirme üzerine inşa edilir. Bu nedenle daha çok ‘kibir’ kavramına karşılık gelir. Kişi kendini üstün görürken, diğerlerini aşağıda konumlandırır. Bir diğer önemli özellik ise sürekli onay ihtiyacıdır. Narsistik yapıdaki bireyler, değer duygularını içsel olarak değil, dışarıdan gelen takdir ve beğeniyle beslerler. Empati kurmakta zorlanırlar; başkalarının duygularına karşı bir tür ‘körlük’ söz konusudur. Ayrıca içten bir pişmanlık yaşamak ya da samimi bir şekilde özür dilemek onlar için oldukça zorlayıcıdır. Özür dilemek, benliklerine yönelik bir tehdit olarak algılanabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Narsisizm gelişiminde çocukluk deneyimleri belirleyici bir rol oynuyor!</strong></p>
<p>‘Narsisizm’ kavramının, mitolojik olarak Narkissos’un kendi yansımasına aşık olması hikâyesine dayandığını hatırlatan Dr. Bahruz Shukurov, “Ancak burada önemli olan, kişinin kendine değil, kendi zihninde oluşturduğu idealize edilmiş yansımasına hayranlık duymasıdır. Bu, aslında kırılgan bir benliğin, şişirilmiş bir benlik algısıyla telafi edilmeye çalışılmasıdır.” dedi.</p>
<p>Narsisizmin gelişiminde farklı etkenler rol oynasa da, çocukluk deneyimlerinin belirleyici bir yer tuttuğuna işaret eden Dr. Shukurov, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu noktada iki temel model öne çıkar. İlki, aşırı koruyucu ve şımartıcı tutum. Çocuğun hiçbir zorlukla karşılaşmasına izin verilmez, tüm ihtiyaçları anında karşılanır. Bu durum, çocuğun gerçekçi bir benlik algısı geliştirmesini engeller. İkincisi ise duygusal yoksunluk ve koşullu sevgi. Çocuk, olduğu haliyle değil; yalnızca başarıları ve performansı üzerinden kabul görür. Sevgi, koşullara bağlıdır. Bu da çocuğun kendini değerli hissetmesini zorlaştırır.</p>
<p>Özellikle erken çocukluk döneminde (1-5 yaş), çocuğun ‘hissedildiğini hissetmesi’ büyük önem taşır. Yani anlaşılmak, dinlenmek ve duygularının karşılık bulduğunu görmek… Bu ihtiyaç karşılanmadığında, birey ilerleyen yaşamında kırılgan benliğini korumak için savunma mekanizmaları geliştirir. Zamanla bu savunmalar bir ‘zırh’ haline gelir. Ancak bu zırh, sadece incinmeyi değil; sevgi, yakınlık ve duygusal bağ kurma kapasitesini de sınırlar.”</p>
<p><strong>Narsistik ilişkiler aslında karşılıklı bir dinamik!</strong></p>
<p>Narsistik özelliklerin, ilişkilerde çoğu zaman tek taraflı bir sorun olarak görülse de, aslında karşılıklı bir dinamik içerdiğini dile getiren Dr. Bahruz Shukurov, “Bu tür ilişkilerde sıklıkla ‘anahtar-kilit’ uyumu söz konusudur.” dedi.</p>
<p>Narsistik özellikler gösteren kişilerin; kendini sürekli suçlayan, sınır koymakta zorlanan, terk edilmekten korkan bireylerle daha kolay ilişki kurabildiğini kaydeden Dr. Shukurov, “Narsistik kişi Terk edilme korkusunu bastırarak ‘kimseye ihtiyaç duymuyorum’ tavrı sergilerken; karşı taraf tam tersine ilişkiye tutunmak için kendinden ödün verebilir. Narsistik birey kusurluluk/utanç duygusundan kaçmak için kendini yüceltirken; karşı taraf ‘ben zaten bunu hak ediyorum’ düşüncesiyle olumsuz davranışlara katlanabilir. Bu durum, ilişkide dengesiz ve sağlıksız bir bağ oluşmasına neden olur. Hatta bazı kişiler, ilişki içinde kendilerini yalnızken hissettiklerinden daha yalnız hissedebilirler.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>En önemli nokta, karşı tarafı değiştirmeye çalışmaktan vazgeçmek!</strong></p>
<p>Narsistik özelliklerle karşılaşıldığında nasıl davranılması gerektiğine değinen Dr. Bahruz Shukurov, “En önemli nokta, karşı tarafı değiştirmeye çalışmaktan vazgeçmektir. Çünkü birini değiştirmek doğrudan mümkün değildir. Ancak kişinin kendi tutumlarını değiştirmesi, karşı taraf üzerinde dolaylı bir etki yaratabilir.” dedi.</p>
<p>Bu noktada izlenebilecek temel adımları da sıralayan Dr. Shukurov sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Farkındalık geliştirmek önemeli. Kişi önce kendi duygularını, düşüncelerini ve bedensel tepkilerini fark etmeli. ‘Şu an ne hissediyorum?, Bu durum bende nasıl bir etki yaratıyor?’ gibi sorular, sağlıklı tepkiler verebilmenin ilk adımıdır.</p>
<p>Sempati değil empati kurmak gerekir. Karşı tarafın ne hissettiğini anlamaya çalışmak önemlidir. Ancak bu, onun davranışlarını onaylamak anlamına gelmez. Empati, doğru tepkiyi verebilmek için bir araçtır.</p>
<p>Eleştiri yapılacaksa kişiliğe değil, davranışa yönelik olmalıdır. Örneğin; ‘sen böylesin’ yerine ‘bu davranışın beni şu şekilde etkiledi’ demek daha yapıcıdır.</p>
<p>Dengeli bir tutum benimsenmeli. Ne tamamen boyun eğmek ne de saldırgan bir tavır sergilemek çözüm değildir. Amaç, karşı tarafı incitmek değil; farkındalık kazandırmaktır.</p>
<p>Yumuşak ama net iletişim kurulmalı.<strong> </strong>Sınırlar açık bir şekilde ifade edilmeli; ancak bu süreçte kırıcı ve saldırgan bir dil kullanılmamalı. Sert tepkiler, narsistik savunmaları daha da güçlendirebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/narsisizmin-kokeni-cocuklukta-sekilleniyor-628812">Narsisizmin kökeni çocuklukta şekilleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay Yaylalarda ve Barajlarda İncelemeler Yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-yaylalarda-ve-barajlarda-incelemeler-yapti-628599</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 00:49:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Bağbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[barajı]]></category>
		<category><![CDATA[barajlarda]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[bozkır]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[hadim]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[ncelemeler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tünel]]></category>
		<category><![CDATA[yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[yayla]]></category>
		<category><![CDATA[yaylalarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Hadim, Bozkır, Ahırlı, Yalıhüyük ve Seydişehir ilçelerini ziyaret ederek barajlarda ve yaylalarda incelemelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-yaylalarda-ve-barajlarda-incelemeler-yapti-628599">Başkan Altay Yaylalarda ve Barajlarda İncelemeler Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Hadim, Bozkır, Ahırlı, Yalıhüyük ve Seydişehir ilçelerini ziyaret ederek barajlarda ve yaylalarda incelemelerde bulundu. Bu yılki bol yağışların Bozkır ve Bağbaşı barajlarındaki su miktarını önemli ölçüde artırdığını belirten Başkan Altay, “Rabbim bu sene bereketli yağışlar verdi. Şehrimizin su kaynaklarını korumaya, içme ve sulama suyu olarak kullanmak için çalışmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&#8217;a, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklıya, Devlet Su İşleri yetkililerine şehrimize kazandırılan bu önemli eserlerden dolayı teşekkür ediyoruz” dedi. Başkan Altay Konya’da yayla turizmi adına da çok güzel işleri bundan sonraki süreçte hayata geçirmek için çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.</strong></p>
<p> </p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Hadim, Bozkır, Ahırlı, Yalıhüyük ve Seydişehir ilçelerini ziyaret ederek incelemelerde bulundu.</p>
<p>Başkan Altay, Konya’nın önemli güzellileri arasında bulunan Hadim Gürleyen Kanyon, Eğiste Mahallesi, Bozkır Barajı, Bağbaşı Barajı, Gölcük Yaylası ile Seydişehir Tınaztepe ve Gökçehüyük Barajı’nda incelemelerde bulunduklarını söyledi.</p>
<p><strong>BOZKIR VE BAĞBAŞI BARAJLARININ DOLULUK ORANI YÜZ GÜLDÜRÜYOR</strong></p>
<p>Bozkır&#8217;daki Bağbaşı Barajı’nın Konya’nın en önemli işlerinden birisi olduğunu aktaran Başkan Altay, “Burada su yüksekliğini kontrol ettik. KOP kapsamında 3 baraj, 2 tünel yapımı gerçekleştiriliyor. Bağbaşı Barajı, Bozkır Barajı ve Afşar Barajı tamamlandı. Mavi Tünel ile Afşar Tüneli inşaatı devam ediyor. Hadimi Tüneli’nin çıkış ağzındaki tünel tamamlandığında inşallah Afşar Barajı’ndan Bağbaşı Barajı’na da suyu aktarmış olacağız. Devlet Su İşlerimiz yoğun bir şekilde çalışmalarını yürütüyor” ifadelerini paylaştı.</p>
<p><strong>CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR ETTİ</strong></p>
<p>Bozkır Barajı’nda da ciddi manada su oluştuğunu vurgulayan Başkan Altay, “Bozkır Barajı’nda da 135 milyon metreküp suyumuz var. Hamd ediyoruz, şükrediyoruz. Rabbim bu sene bol, bereketli yağışlar verdi. KOP kapsamında yaptığımız Bozkır Barajı’nda suyu inşallah Bağbaşı Barajı’na aktarıp, oradan da içme suyu olarak Konya’mıza vereceğiz. Şehrimizin su kaynaklarını korumaya, içme ve sulama suyu olarak kullanmak için çalışmaya bundan sonra da devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&#8217;a, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı’ya, Devlet Su İşleri yetkililerine şehrimize kazandırılan bu önemli eserlerden dolayı teşekkür ediyoruz” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“YAYLA TURİZMİ ADINA KONYA’MIZDA ÇOK DAHA GÜZEL İŞLER YAPACAĞIZ”</strong></p>
<p>Gölcük Yaylası ile Seydişehir Tınaztepe ve Gökçehüyük Göleti’nin de Konya’nın önemli güzellikleri arasında olduğunu kaydeden Başkan Altay, “Konya’nın her bir köşesi birbirinden güzel. Yeni yayla turizmi alanlarıyla buraların daha çok ziyaret edilmesini de sağlamış olacağız. İnşallah yayla turizmi adına Konya’mızda çok daha güzel işler yapacağız. Başta Konyalı hemşehrilerimiz olmak üzere herkesi buraları görmeye davet ediyoruz” diye konuştu. </p>
<p>Ziyaretlerde Başkan Altay’a; Hadim Belediye Başkanı Mehmet Çetiner, Bozkır Belediye Başkanı Nazif Karabulut ve Seydişehir Belediye Başkanı Hasan Ustaoğlu da eşlik etti.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-yaylalarda-ve-barajlarda-incelemeler-yapti-628599">Başkan Altay Yaylalarda ve Barajlarda İncelemeler Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 3 çocuktan yaklaşık 1&#8217;i astım riski altında!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-3-cocuktan-yaklasik-1i-astim-riski-altinda-627687</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 08:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[çocuktan]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627687</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baharın gelmesiyle birlikte ağaçlardan ve çimenlerden yayılan polen miktarının artması çocuklarda alerjik nezle şikayetlerini belirgin şekilde tetikliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-3-cocuktan-yaklasik-1i-astim-riski-altinda-627687">Her 3 çocuktan yaklaşık 1&#8217;i astım riski altında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baharın gelmesiyle birlikte ağaçlardan ve çimenlerden yayılan polen miktarının artması çocuklarda alerjik nezle şikayetlerini belirgin şekilde tetikliyor. Sık tekrarlayan hapşırıklar, burun akıntısı ve kaşıntı gibi belirtiler çoğu zaman basit bir mevsimsel durum olarak görülse de alerjik nezle çocuklarda uykusuzluk ve yorgunluk gibi sorunlara neden olarak yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebiliyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya</strong>, çocuklarda alerjik nezlenin hafife alınmaması gereken bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, “Alerjik nezle, erken dönemde doğru önlemler alınmazsa orta kulak iltihabı, sinüzit ve astım gibi daha ciddi solunum yolu hastalıklarına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle erken dönem takibi ve tedavisi son derece önemlidir” diyerek üç  temel noktaya dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Görülme sıklığı giderek artıyor! </strong></p>
<p>Bahar ayları çocuklarda alerjik nezle şikayetlerini belirgin şekilde artırıyor. Bunun en önemli nedeni bu dönemde doğada polen yoğunluğunun artması. Alerjik nezle hem dünyada hem de Türkiye’de çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalıklarından birini oluşturuyor. Çocukların yaklaşık yüzde 10 ila 30’unu etkilediği tahmin edilirken, ülkemizde bu oran yüzde 15-25 seviyelerinde görülüyor. Bu rakamlar ülkemizde yaklaşık her 4 çocuktan 1’inin risk altında olduğunu gösteriyor. Alerjik nezleye özellikle 5-15 yaş aralığındaki çocuklarda daha sık rastlanıyor; çünkü bu dönemde çevresel alerjenlere maruziyet artıyor ve bağışıklık sistemi bu tetikleyicilere karşı daha hassas hale geliyor. Üstelik doğal yaşam koşullarının bozulması sebebiyle alerjik nezlenin görülme sıklığı dünya genelinde ve ülkemizde  giderek artıyor. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, “Bu artışın temel nedeni çocukların günlük yaşamlarının çok önemli bir kısmını ev ve okul gibi kapalı ortamlarda geçirmeleri ve bunun sonucunda kapalı ortamlarda bulunan alerjenlere daha fazla maruz kalmalarıdır” diyor.</p>
<p><strong>Her 3 çocuktan yaklaşık 1’i astım riski altında</strong></p>
<p>Alerjik nezle hayati tehlike oluşturmasa da çocukların günlük yaşamını ve gelişimini önemli ölçüde etkileyebiliyor.  Alerjik  nezle döneminde uyku düzeninin bozularak gün içinde yorgunluğa neden olabildiğini, okul başarısı ile dikkat süresinin olumsuz etkilenebildiğini ve çocuğun sosyal yaşamdan geri kalabildiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof.  Dr. Feyzullah Çetinkaya, “Tedavi edilmeyen alerjik nezle sadece yaşam kalitesini düşürmekle kalmaz; sinüzit ve orta kulak iltihabı gibi ek hastalıklara zemin hazırlayabilir. Daha da önemlisi, yaklaşık her üç çocuktan birinde ilerleyen yaşlarda astım gelişme riski bulunmaktadır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Bu belirtiler 2 haftadan uzun sürüyorsa, dikkat! </strong></p>
<p>Alerjik nezlenin belirtilerini sıralayan Prof. Dr.  Feyzullah Çetinkaya, “Bu çocuklarda önemli belirtiler peş peşe gelen hapşırık nöbetleridir. Burun akıntısı şeffaf renkte ve su kıvamında olur, burun tıkanıklığı sıklıkla yaşanır. Gözler ve burun ucu kızarıktır ve çocuk boğazının da sıklıkla kaşındığını söyler. Eğer bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, mutlaka hekime danışılmalıdır” diyor.  </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Asla gelişigüzel ilaç vermeyin! </strong></p>
<p>Alerjik nezlenin en önemli tetikleyicileri polenler, ev tozu akarları, küf mantarları ve evcil hayvanların tüyleri ile döküntülerden oluşuyor. Tetikleyici etkenlerden uzak durulması sonucunda belirtilerin büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini ifade eden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, ayrıca hekime danışılmadan gelişigüzel ilaç kullanılmaması gerektiği uyarısında bulunarak, şu bilgileri paylaşıyor: “İlaçlar hekim önerisi olmadan, özellikle de dekonjestan olarak bilinen burun spreyleri asla kullanılmamalıdır. Çünkü bu spreyler burun mukozasına zarar verebilir, yan etkilere yol açabilir ve asıl sorunun (alerjinin) maskelenerek kronikleşmesine sebep olabilir.”  </p>
<p><strong>Alerjik nezlede kritik 3 nokta</strong></p>
<p>Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, çocuklarda alerjik nezleye karşı ailelerin özellikle üç temel noktaya dikkat etmeleri gerektiğini vurguluyor:</p>
<ul>
<li>Alerjik nezle sadece bir burun akıntısı değil, tedavi edilmediğinde astım ve sinüzit gibi daha ciddi kronik hastalıklara kapı aralayan bir sağlık sorunudur.</li>
<li>Çocuğun okul başarısını ve uyku kalitesini doğrudan etkileyen alerjik nezlede tedavinin en önemli ayağı, tetikleyicilerden (polen, toz, sigara dumanı) korunmaktır. </li>
<li>Eczaneden rastgele alınan ilaçlar yerine, mutlaka bir çocuk alerji uzmanı eşliğinde çocuğa özel planlanan tıbbi tedaviye sadık kalınmalıdır.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-3-cocuktan-yaklasik-1i-astim-riski-altinda-627687">Her 3 çocuktan yaklaşık 1&#8217;i astım riski altında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky MDR, tespit ve inceleme yetkinliklerini güçlendiren önemli güncellemelerle yenilendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-mdr-tespit-ve-inceleme-yetkinliklerini-guclendiren-onemli-guncellemelerle-yenilendi-627633</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 08:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiren]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[mdr]]></category>
		<category><![CDATA[olay]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[tespit]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yanı]]></category>
		<category><![CDATA[yetkinliklerini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky Managed Detection and Response (MDR) hizmeti; gelişmiş otomasyon ve olay yönetimi özellikleri, endüstriyel ve gömülü sistemlere yönelik yeni çözümler ve iyileştirilmiş kullanıcı deneyimi ile güncellendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-mdr-tespit-ve-inceleme-yetkinliklerini-guclendiren-onemli-guncellemelerle-yenilendi-627633">Kaspersky MDR, tespit ve inceleme yetkinliklerini güçlendiren önemli güncellemelerle yenilendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky Managed Detection and Response (MDR) hizmeti; gelişmiş otomasyon ve olay yönetimi özellikleri, endüstriyel ve gömülü sistemlere yönelik yeni çözümler ve iyileştirilmiş kullanıcı deneyimi ile güncellendi. Bu yenilikler, siber güvenliği güçlendirirken tehditlere karşı çok daha hızlı ve etkili bir müdahale kapasitesi sunuyor.</strong></p>
<p>Kaspersky MDR, dünya genelinde çok çeşitli sektörlerdeki kurumlar tarafından yaygın olarak kullanılıyor. Kaspersky Security Services tarafından yayımlanan küresel rapora göre; bu çözüm, 2025 yılında her gün insan kaynaklı üçe kadar yüksek öncelikli olayı tespit ederek müdahale süresini bir önceki yıla göre yaklaşık %22 oranında azalttı. Bu başarı; gelişmiş otomasyon, artırılan tespit kuralları ve Kaspersky uzmanlarının sürekli geliştirilen uzmanlığının bir yansıması olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Siber tehditlerin her geçen gün daha karmaşık ve tespit edilmesi güç hale geldiği günümüzde Kaspersky, çözümlerini bu gelişime paralel olarak sürekli güncelliyor ve geliştiriyor. Bu vizyon doğrultusunda yenilenen Kaspersky MDR, müşteri deneyimini bir üst seviyeye taşımayı hedefleyen bir dizi kritik güncellemeyi beraberinde getiriyor.</p>
<p><strong>Gömülü ve Endüstriyel Sistemler İçin Yeni MDR Çözümü</strong></p>
<p>Kaspersky Embedded Systems Security 4.0 (KESS) ve KICS for Nodes 4.5 ürünleri artık birleşik bir MDR ajanı içeriyor. Gömülü ortamlarda bu entegre yaklaşım, sisteme entegrasyon sürecini kolaylaştırırken yönetilebilirliği artırıyor ve MDR dağıtımının daha hızlı ve güvenilir şekilde gerçekleştirilmesini sağlıyor. Endüstriyel ortamlarda ise operasyonel karmaşıklığı azaltarak dayanıklılığı güçlendiriyor ve bakım süreçlerini optimize ediyor.</p>
<p><strong>Gelişmiş Tespit ve İnceleme Yetenekleri</strong></p>
<p>Kaspersky MDR, artık <strong>Kaspersky Endpoint Security for Linux</strong> 12.4 üzerinden sağlanan gelişmiş konteynır telemetrisinden yararlanıyor. Bu yenilik, konteynır tabanlı ortamlarda görünürlüğü önemli ölçüde artırırken, tehdit tespit doğruluğunu yükseltiyor ve altyapıdaki risklerin belirlenmesini hızlandırıyor.</p>
<p>Bunun yanı sıra Kaspersky MDR, Kaspersky Anti Targeted Attack 8.0 ve <strong>Kaspersky Next EDR Expert</strong> 8.0 aracılığıyla analist talebi üzerine otomatik dosya transferini destekliyor. Gelişmiş MDR entegrasyonu sayesinde ilgili dosyalar otomatik olarak paylaşılıyor ve son kullanıcıdan manuel işlem yapılması gerekliliğini ortadan kaldırıyor. Bu süreç, iş birliğini güçlendirirken olay incelemelerini ve hedefli saldırılara verilen yanıtları hızlandırıyor.</p>
<p>MDR portalı üzerinden vakalar, kapsamlı bir inceleme ve müdahale süreci için doğrudan <strong>Kaspersky Global Acil Yanıt Ekibi’ne (GERT)</strong> iletilebiliyor. Bu yetenek; ilk müdahale ve kanıt toplamadan, ana saldırı vektörünün belirlenmesine ve etkili bir risk azaltma planı oluşturulmasına kadar karmaşık siber saldırıların uçtan uca yönetilmesini sağlıyor.</p>
<p>Ayrıca, MDR vakaları artık gelişmiş analiz ve diğer güvenlik olaylarıyla korelasyon sağlanması amacıyla <strong>otomatik olarak Kaspersky SIEM 4.0’a aktarılabiliyor</strong>. Bu geliştirme, MDR’ı olay yönetimi ve yanıt merkezi olarak konumlandırırken inceleme kapasitesini de genişletiyor.</p>
<p><strong>Artırılan Erişilebilirlik ve Müşteri Deneyimi</strong></p>
<p>Kaspersky Next EDR Expert’ten MDR’a tek tıkla vaka iletimi (eskalasyon) özelliği, müşterilere olay yönetimi üzerinde daha fazla kontrol sağlarken uzman analizine ve müdahale rehberliğine hızlı erişim imkanı sunuyor.</p>
<p>Gerçek zamanlı bilgilendirme tarafında ise Kaspersky MDR, artık Telegram üzerinden zenginleştirilmiş vaka bildirimleri sağlıyor. Öncelik seviyeleri, etkilenen varlıklar, özel öneriler ve vakalara doğrudan bağlantılar içeren bu bildirimler, kullanıcıların portala giriş yapmalarına gerek kalmadan hayati bilgilere anında ulaşmalarına olanak tanıyor. Üstelik tamamen mobil cihaz ve tablet uyumlu hale getirilen MDR portalı, tüm temel fonksiyonlara her yerden erişim imkanı vererek operasyonel çevikliği ve yanıt hızını maksimize ediyor.</p>
<p><strong>Kaspersky MDR Ürün Sahibi Renat Turianov</strong>, güncellemeler hakkında şunları söyledi<em>: “Kaspersky olarak, gelişen siber tehditlerin önünde kalmak ve dünya genelindeki kurumları 7/24 korumak için MDR hizmetimizi sürekli geliştirmeye kararlıyız. Bu son güncellemeler; Kaspersky ürün portföyü ile genişletilmiş entegrasyonlar, daha akıllı otomasyonlar ve çok daha hızlı, hassas yanıtlar sağlayan yeni özellikler getiriyor. Günümüz tehdit ortamında çeviklik ve doğruluk her zamankinden daha kritik; biz de kullanıcı deneyimini bu odakla güçlendiriyoruz.”</em></p>
<p>Kaspersky MDR hakkında daha fazla bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-mdr-tespit-ve-inceleme-yetkinliklerini-guclendiren-onemli-guncellemelerle-yenilendi-627633">Kaspersky MDR, tespit ve inceleme yetkinliklerini güçlendiren önemli güncellemelerle yenilendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözdeki sinsi tehlikenin görülme sıklığı artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gozdeki-sinsi-tehlikenin-gorulme-sikligi-artiyor-627389</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[görülme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[gözdeki]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Pterjium]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikenin]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627389</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda göz hastalıkları arasında daha sık görülmeye başlayan gözde et büyümesi, tıp dilinde ‘pterjium’ olarak adlandırılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gozdeki-sinsi-tehlikenin-gorulme-sikligi-artiyor-627389">Gözdeki sinsi tehlikenin görülme sıklığı artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda göz hastalıkları arasında daha sık görülmeye başlayan gözde et büyümesi, tıp dilinde ‘pterjium’ olarak adlandırılıyor. Masum sanılan ancak tedavi edilmediğinde sinsice ilerleyerek ciddi sonuçlara yol açabilen göz eti, özellikle gözlerde kanlanma ve kızarma ile ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül</strong> “Gözde et büyümesi çoğu zaman gözlerin buruna yakın iç kısımlarında yoğun kızarıklık ile fark edilir. Hastalar kendileri aynaya baktıklarında veya çevresindekilerin dikkat çekmesi ile fark ederler. Bu doku zamanla korneanın üzerine yürüyebilir ve görme alanını kapatabilir. Başlangıçta basit bir kızarıklık ve kanlanma gibi görülse de ilerlediğinde görme kaybına neden olabilmektedir. Bu nedenle geçmeyen göz kızarıklığı durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır” diyor.</p>
<p>Göz eti büyümesinde hastaların şikayetlerini ‘Gözüme sanki kum tanesi kaçmış gibi hissediyorum veya herkes bana gözlerin neden bu kadar kırmızı, az mı uyudun ya da alkol mü aldın diye soruyor’ gibi söylemlerle dile getirdiğini belirten Dr.Tolga Birgül, oysa bu durumun çoğu zaman gözde et büyümesinden kaynaklanabildiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül, göz etine yol açan 4 önemli etkeni anlattı, belirtilere ve tedaviye yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Güneş ışığı ve ultraviyole maruziyeti</strong></p>
<p>Göz eti gelişiminde en önemli faktörlerden biri güneş ışığına uzun süre maruz kalmak. Araştırmalar, yoğun güneş ışığına maruz kalan kişilerde pterjiumun (gözde et büyümesi) daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Rüzgar, toz ve kum gibi çevresel tahriş</strong></p>
<p>Toz, kum ve rüzgar gibi çevresel faktörler, özellikle açık havada çalışan kişilerde riski artırıyor. Zira göze sık sık kaçan toz, kum ve yabancı cisimler göz yüzeyindeki dokuyu sürekli uyararak tahrişe neden olurken, bu tahriş zamanla dokunun (konjonktivanın) kalınlaşmasına ve korneaya doğru ilerleyen et büyümesine zemin hazırlayabiliyor.</p>
<p><strong>Kronik göz kuruluğu</strong></p>
<p>Uzun süre bilgisayar veya telefon ekranına bakmak da göz kuruluğuna yol açabiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül “Özellikle bilgisayar başında gerekli göz molalarını vermeden uzun süre kalan ve yine uzun süreler telefon ekranına bakan kişilerde göz kuruluğu arttığı için bu hastalığa daha sık rastlayabiliyoruz. Göz yüzeyinin yeterince nemli olmaması da pterjium gelişimini kolaylaştırabiliyor” diyor.  </p>
<p><strong>Göz yapısının kuruluğa yatkın olması</strong></p>
<p>Bazı kişilerde göz yüzeyi doğal olarak daha hassas ve nem dengesini korumakta zorlanan bir yapıya sahip olabilir. Bu durum göz yüzeyinin dış etkenlere karşı daha kolay tahriş olmasına neden olur. Yeterli nem sağlanamadığında gözün koruyucu tabakası zayıflar ve konjonktiva dokusu zamanla kalınlaşıp korneaya doğru ilerleyebilir. Göz kuruluğu yaşayan kişilerde bu süreç daha kolay tetiklenebilir ve pterjium (gözde et büyümesi) gelişme riski artabilir.</p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Gözünüzde bu belirtilere dikkat!</strong></p>
<p>Dr. Tolga Birgül, göz eti büyümesinin belirtilerini şöyle sıralıyor;  </p>
<ul>
<li>Gözde sürekli kızarıklık ve kanlanma</li>
<li>Gözde yanma, batma ve sulanma</li>
<li>Gözün iç kısmında kabarıklık oluşması</li>
<li>Estetik olarak gözün kırmızı görünmesi</li>
<li>Beklenmemiş şekilde Astigmat gelişmesi veya artması</li>
</ul>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Gözde et büyümesinin tedavisi nasıl yapılıyor!</strong></p>
<p>Gözde et büyümesinin tedavisi hastalığın durumuna göre planlanıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Birgül “Her pterjiumun ameliyat edilmesi gerekmeyebiliyor. Eğer doku uzun süre aynı kalıyorsa, stabil ise takip edilebiliyor. Ancak aktif büyüyen ve korneaya ilerleyen pterjiumlarda cerrahi tedavi gerekiyor” diyor. Bu ayırımın yapılması için göz muayenesi yapılması gerektiğini, tedavide en önemli noktanın cerrahi sonrası tekrar oluşumun önlenmesi olduğunu vurgulayan Dr. Tolga Birgül şöyle konuşuyor: “Pterjium cerrahisinde sadece et dokusunun çıkarılması yeterli değildir. Asıl önemli olan ameliyat sonrası tekrar etmesini önlemektir. Bunun için özel cerrahi teknikler kullanıyoruz; et dokusunu çıkardıktan sonra konjonktival flep ve otogreft gibi yöntemlerle kapatmadan önce geride kalan yüzeyi elmas uçlu özel bir tur motoruyla mikro düzeyde temizliyoruz. Bu yöntemle geride kalabilecek mikroskobik dokular da temizleniyor ve tekrar etme riski önemli ölçüde azaltılıyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gozdeki-sinsi-tehlikenin-gorulme-sikligi-artiyor-627389">Gözdeki sinsi tehlikenin görülme sıklığı artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Yıl Genç Görünmek Bunlara Bağlı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/10-yil-genc-gorunmek-bunlara-bagli-627350</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 09:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[bunlara]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[görünmek]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627350</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aynı yaşta iki insanın biri daha enerjik, daha sağlıklı ve daha genç hissederken diğerinin daha yorgun ve daha yaşlı görünmesinin nedeni ne olabilir?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-yil-genc-gorunmek-bunlara-bagli-627350">10 Yıl Genç Görünmek Bunlara Bağlı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aynı yaşta iki insanın biri daha enerjik, daha sağlıklı ve daha genç hissederken diğerinin daha yorgun ve daha yaşlı görünmesinin nedeni ne olabilir? Bilimsel araştırmalar, yaşlanmanın yalnızca takvimde ilerleyen yıllardan ibaret olmadığını; metabolik sağlık, yaşam tarzı ve günlük alışkanlıkların bu süreci doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Yani aslında herkes aynı hızda yaşlanmıyor. Peki vücudumuzun gerçek yaşını ne belirliyor ve bu süreci değiştirmek mümkün mü? <strong>Acıbadem Life Danışmanı İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>’a göre yanıt düşündüğümüzden çok daha net: “Yaş almak kaçınılmaz olabilir ama nasıl yaşlandığımız büyük ölçüde bizim elimizde.” Yaşlılığı yönetmenin pek çok faktöre bağlı olduğunu belirten <strong>Dr. Sarıyıldız</strong>, yönetilebilir bir yaşlılığa dikkat çekiyor. </p>
<p><strong>Yaşlanmak pasif bir süreç değil!</strong></p>
<p>Yaşlanmanın çoğu kişi tarafından yalnızca takvimde ilerleyen yıllardan ibaret olarak görüldüğünü söyleyen <strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız,</strong> “Oysa modern bilim bize başka bir şey söylüyor: Yaş almak kaçınılmaz olabilir, fakat nasıl yaşlandığımız büyük ölçüde yönetilebilir bir süreçtir. Bugün aynı takvim yaşına sahip iki insanın biyolojik olarak birbirinden on, hatta on beş yıl farklı olabildiğini gösteren çok sayıda bilimsel çalışma var. Bu farkın nedeni çoğu zaman genetik değil; metabolik sağlık, yaşam tarzı, beslenme, uyku, stres ve hareket gibi günlük alışkanlıklardır. Başka bir ifadeyle, insan yalnızca yaş almaz; aynı zamanda yaşını yönetir. Son yıllarda hızla gelişen sağlıklı uzun yaşam bilimi, yaşlanmayı artık pasif bir süreç olarak değil, biyolojik sistemlerin yavaş yavaş değiştiği ve doğru stratejilerle etkilenebilen bir süreç olarak ele alıyor. Bu yaklaşım yaşlanmayı durdurmayı değil, daha sağlıklı, daha enerjik ve daha üretken bir yaşam süresini uzatmayı hedefliyor” diyor. </p>
<p><strong>Zincir metabolizma ile kırılıyor!</strong></p>
<p>Araştırmalara göre yaşlanma hızını belirleyen en önemli faktörlerden birinin metabolik sağlık olduğunu söyleyen Dr. Erkan Sarıyıldız, “Kan şekeri dengesinin bozulması, insülin direnci, kronik inflamasyon ve lipid metabolizmasındaki değişimler vücudun biyolojik yaşını hızlandırabiliyor. Bu nedenle modern sağlık yaklaşımı yalnızca hastalıkları tedavi etmeye değil, bu süreçleri erken dönemde anlamaya ve yönetmeye odaklanıyor. Çünkü yaşlanma çoğu zaman bir anda ortaya çıkan bir durum değil; yıllar boyunca sessiz ilerleyen biyolojik değişimlerin sonucudur” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Bu yaş, takvim yaşından daha önemli! </strong></p>
<p>Biyolojik yaş kavramının önemine dikkat çeken <strong>Dr. Erkan Sarıyıldız</strong>, “Takvim yaşı yalnızca doğduğumuz günden bu yana geçen zamanı gösterir. Biyolojik yaş ise vücudumuzun gerçek fizyolojik durumunu ifade eder. Metabolik göstergeler, inflamasyon belirteçleri, hormon dengesi, vücut kompozisyonu, kas kütlesi, uyku kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyi gibi birçok faktör bir araya geldiğinde vücudun yaşlanma hızı hakkında önemli ipuçları verir. Bu nedenle aynı yaşta iki insanın sağlık durumu arasında büyük farklar görmek şaşırtıcı değildir” diyor. </p>
<p><strong>Yaşlılık yönetiminde 5 kural</strong></p>
<ol>
<li><strong>Metabolik denge</strong>: Sağlıklı ve uzun yaşamın temelinde bulunan birkaç kritik biyolojik mekanizmadan birinin metabolik denge olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Life <strong>Danışmanı </strong>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız,</strong> “Kan şekeri ve insülin seviyelerinin stabil olması hücresel yaşlanmayı doğrudan etkileyen faktörlerden biri. Bir diğeri kronik inflamasyonun kontrol altında tutulmasıdır. Vücutta düşük düzeyde fakat sürekli devam eden inflamasyon, birçok kronik hastalığın ve yaşlanma sürecinin önemli bir tetikleyicisidir. Hücresel enerji üretimi de yaşlanmanın merkezinde yer alır. Mitokondrilerin sağlıklı çalışması, hücrelerin enerji üretme kapasitesini ve dolayısıyla organların performansını belirler” diyor. </li>
<li><strong>Beslenme Alışkanlıkları</strong>: Beslenme alışkanlıklarının da bu sürecin önemli bir parçası olduğunu ifade eden Dr. Erkan Sarıyıldız, “Yeterli protein içeren, sebze, lif ve sağlıklı yağlar açısından zengin; işlenmiş gıdaların ise sınırlı olduğu beslenme modellerinin inflamasyonu azalttığı ve metabolik sağlığı desteklediği gösterilmiştir” ifadelerini kullanıyor. </li>
<li><strong>Kas Kütlesinin Korunması: </strong>Kas kütlesinin<strong> </strong>yaşlanma biyolojisinin kritik unsurlarından biri olduğunu söyleyen Dr. Erkan Sarıyıldız,” Kas dokusu yalnızca hareket için değil, metabolik denge için de önemli bir organdır. Düzenli fiziksel aktivite ve direnç egzersizleri bu nedenle sağlıklı yaşlanmanın temel araçlarından biri olarak kabul edilir” diyor. </li>
<li><strong>Uyku ve Stres yönetimi: </strong>Uyku ve stres yönetiminin çoğu zaman gözden kaçan ama son derece güçlü biyolojik etkiler yaratan faktörler olduğunu belirten Dr. Erkan Sarıyıldız, “Kronik stres, hormon dengesi ve bağışıklık sistemi üzerinde belirgin etkiler oluşturabilir. Kaliteli uyku ise metabolik dengeyi, beyin sağlığını ve hücresel onarım süreçlerini destekler” ifadelerini kullanıyor.<strong> </strong></li>
<li><strong>Sosyal İlişkiler ve Zihinsel Canlılık:</strong> Son yıllarda yapılan araştırmaların sosyal ilişkilerin ve zihinsel canlılığın uzun ve sağlıklı yaşam üzerinde güçlü etkileri olduğuna değinen Dr. Erkan Sarıyıldız, “İnsan beyni, tıpkı kaslar gibi, kullanılmadığında hızla gerileyen bir organdır” diyor. </li>
</ol>
<p><strong> Doğru Alışkanlıklarla Herkes Sağlıklı Yaşlanabilir</strong></p>
<p>Yaşlanmanın yalnızca zamanın geçmesi değil, vücudun nasıl yönetildiğiyle ilgili bir süreç olduğunu ifade eden <strong>Acıbadem Life <strong>Danışmanı</strong> İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız,</strong> “Sağlıklı beslenme, düzenli hareket, stres kontrolü ve metabolik denge, yaşlanma hızını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle modern tıp artık sadece hastalıkları tedavi etmeye değil, sağlığı yönetmeye odaklanıyor. Bu sayede yaş almak kaçınılmaz bir süreç olsa da yaşlılığımızda yönetilebilir hale geliyor. Doğru alışkanlıklarla herkes daha sağlıklı, daha enerjik ve daha kaliteli bir yaşam sürebilir” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/10-yil-genc-gorunmek-bunlara-bagli-627350">10 Yıl Genç Görünmek Bunlara Bağlı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe&#8217;de Yeni Polis Merkezi Amirliği İçin Çalışmalar Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepede-yeni-polis-merkezi-amirligi-icin-calismalar-basladi-626768</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 18:59:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[polis]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626768</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe’de güvenlik altyapısını güçlendirecek önemli bir yatırım hayata geçiriliyor. Kartepe Belediyesi ile Kartepe Kaymakamlığı koordinesinde Fatih Sultan Mehmet Mahallesi’nde yapımına başlanan Polis Merkezi Amirliği projesinde çalışmalar başladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-yeni-polis-merkezi-amirligi-icin-calismalar-basladi-626768">Kartepe&#8217;de Yeni Polis Merkezi Amirliği İçin Çalışmalar Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kartepe’de güvenlik altyapısını güçlendirecek önemli bir yatırım hayata geçiriliyor. Kartepe Belediyesi ile Kartepe Kaymakamlığı koordinesinde Fatih Sultan Mehmet Mahallesi’nde yapımına başlanan Polis Merkezi Amirliği projesinde çalışmalar başladı.</p>
<p><strong>Proje Alanında İnceleme Yapıldı</strong></p>
<p>Kartepe Kaymakamı Hasan Öztürk, Belediye Başkanı Av. M. Mustafa Kocaman ve İlçe Emniyet Müdürü Turgut Yazar, alanda incelemelerde bulunarak yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.</p>
<p><strong>Başkan Kocaman “Güvenliğe Güç Katacak Bir Yatırım”</strong></p>
<p>Kartepe Belediye Başkanı Av. M. Mustafa Kocaman, projenin ilçenin gelişimine önemli katkı sunacağını belirterek “Vatandaşlarımızın güvenlik hizmetlerine en hızlı ve en kolay şekilde ulaşabileceği bir noktada bu merkezi inşa ediyoruz. Modern yapısı ve stratejik konumuyla emniyet teşkilatımızın gücüne güç katacak olan bu yatırım, ilçemizin gelişimine paralel olarak bölgedeki asayiş ve huzur ortamını daha da pekiştirecektir. Bu önemli projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. İlçemize hayırlı olsun” dedi.</p>
<p><strong>Kaymakam Öztürk “Hızla Gelişen Bölgemiz İçin Önemli”</strong></p>
<p>Kartepe Kaymakamı Hasan Öztürk ise yapılan teknik değerlendirmeler sonucunda en doğru konumun belirlendiğini vurgulayarak “Bölgemiz hızla gelişen ve nüfusu artan bir nokta. Bu doğrultuda seçilen alanın ilçemize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. İnşaatın Polis Haftası gibi anlamlı bir dönemde başlaması bizleri ayrıca mutlu etti. Desteklerinden dolayı Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-yeni-polis-merkezi-amirligi-icin-calismalar-basladi-626768">Kartepe&#8217;de Yeni Polis Merkezi Amirliği İçin Çalışmalar Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parkinson&#8217;da multidisipliner yaklaşım yaşam kalitesini iyileştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/parkinsonda-multidisipliner-yaklasim-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-626744</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 18:38:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Pili]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[iyileştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[multidisipliner]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[Parkinson Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626744</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöromodülasyon Merkezi tarafından “Dünya Parkinson Günü” kapsamında düzenlenen “Parkinson Tedavisinde Multidisipliner Yaklaşımlar” başlıklı panelde Parkinson hastalığı farklı branştan uzmanların bakış açılarıyla tüm yönleriyle ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinsonda-multidisipliner-yaklasim-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-626744">Parkinson&#8217;da multidisipliner yaklaşım yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöromodülasyon Merkezi tarafından “Dünya Parkinson Günü” kapsamında düzenlenen “Parkinson Tedavisinde Multidisipliner Yaklaşımlar” başlıklı panelde Parkinson hastalığı farklı branştan uzmanların bakış açılarıyla tüm yönleriyle ele alındı. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, Parkinson’un iyi bir takım çalışmasıyla yönetilmesi gereken bir hastalık olduğunu söyledi.  Hastalığın teşhis sürecinden başlayarak tedavi ve takip sürecinde birçok disiplinden çok geniş bir ekibin etkili rol oynadığını belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Bu disiplinlerin iş birliği içinde çalışması gerekiyor. Bu ekip çalışması, hastanın ihtiyaçlarının belirlenmesi ve tedavinin kişiye özel planlanması sürecine önemli katkılar sağlıyor. Böylece hastalığın takibi ve hastanın yaşam kalitesinin iyileştirilmesi noktasında önemli sonuçlar elde ediliyor” dedi. </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hasta ve hasta yakınlarının da katıldığı panelde, Parkinson’da erken belirtiler, tedavi ve hastalara yaklaşım, fizyoterapi desteği ve beslenmenin önemi gibi Parkinson hastalarının yaşamını ilgilendiren en temel konular hakkında uzmanları tarafından önemli bilgiler paylaşıldı.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöromodülasyon Merkezi ve Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “Parkinson Tedavisinde Multidisipliner Yaklaşımlar” başlıklı panelde Parkinson hastalığı farklı yönlerden ele alındı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Parkinson’un yönetimi tam bir takım işi”</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, açılış konuşmasında İngiliz doktor ve eczacı James Parkinson’dan ismini alan hastalığın teşhis ve tedavi sürecinde multidisipliner yaklaşımın önemli olduğunu vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Parkinson hastalığı yönetiminin tam bir takım işi olduğunu belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Parkinson, iyi bir takım çalışmasıyla yönetilmesi gereken bir hastalık. Parkinson’un teşhis sürecinden başlayarak tedavi ve takip sürecinde nöroloji, beyin ve sinir cerrahisi, psikiyatri, nöropsikoloji, fizyoterapi ve rehabilitasyon, ergoterapi, dil ve konuşma terapisi ve beslenme uzmanlarından oluşan çok geniş bir ekip etkili rol oynuyor. Bu disiplinlerin iş birliği içinde çalışması, hastanın ihtiyaçlarının belirlenmesi ve tedavinin kişiye özel planlanması gibi çok önemli kararların alınmasında etkili oluyor. Böylece hastalığın takibi ve hastanın yaşam kalitesinin iyileştirilmesi noktasında önemli sonuçlar elde ediliyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Beyin pilinde doğru ve uygun hasta seçimi çok önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Parkinson tedavisinde etkili olan, “beyin pili” olarak bilinen Derin Beyin Stimülasyonu uygulamaları ile ilgili bilgi de veren Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Beyin pili uygulaması, hastalığı tedavi etmiyor. Hastalığın oluşturduğu şikayetlerin şiddetini azaltıyor. Beyin pili uygun hastalarda uygulanan bir yöntem. Bu nedenle doğru ve uygun hasta seçimi çok önemli. Bu ameliyatlara beyin ve sinir cerrahisi olarak tek başımıza karar vermiyoruz. Parkinson hastasının önce bir hareket bozukluğu nörolojisi uzmanı tarafından muayene edilip değerlendirilmesi gerekiyor. İyi bir cerrahi planlama yapılması çok önemli. Doğru bir cerrahi teknik uygulamak gerekiyor. Ameliyat sonrasında da bataryayı çok iyi ayarlamak gerekiyor. Kısaca, bu bir takım oyunu. Parkinson böyle bir hastalık. Tek bir ekibin altından kalkacağı bir hastalık değil, çok disiplinli bir ekip işi olarak ele alınmalı” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Parkinson hastalığı farklı yönleriyle ele alındı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Açılış konuşmasının ardından başlayan panelin ilk konuşmacısı olan Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Meltem Can İke, “Parkinson Hastalığı Nedir? Erken Belirtiler Nelerdir?” başlıklı sunumunda hastalıkla ilgili bilgi verdi, belirtilere dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Seda Bostan, “Parkinson Hastalığına Eşlik Eden Hareket Dışı Belirtiler Nelerdir?” başlıklı sunumunu yaparken Doç. Dr. Zeynep Tüfekçioğlu, “Parkinson Hastalığında Tedavi Yöntemleri ve Yaşam Hedefleri Nelerdir?” başlıklı sunumunda hastalığın tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi verildi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Parkinson’da beyin pili tedavisi  </span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Ali Osman Muçuoğlu, “Beyin Pili Parkinson Hastalığında Nasıl Yardımcı Olur?” başlıklı sunumunda Derin Beyin Stimülasyonu ve tedavideki önemini anlattı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Parkinson’da psikiyatrik belirtiler ve etkiler ele alındı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Filiz Karalar, “Parkinson Hastalığında Psikiyatrik Belirtiler” ve Dr. Öğr. Üyesi Zuhal Doğan Bektaş, “DBS ve Psikiyatrik Semptomlar” hakkında bilgi verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Parkinson hastalığında nöropsikoloji, dil ve konuşma terapisi, fizyoterapi ve beslenme tartışıldı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Fatma Göral, “Parkinson Hastalığında Nöropsikolojik Değerlendirmenin Önemi”; Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Merve Savaş ise “Parkinson Hastalığında İletişim, Ses ve Yutma Bozukluklarının Yönetimi” konusunu ele aldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Parkinson’da Fizyoterapinin Etkileri”ni ele aldığı panel Atlas Üniversitesi Hastanesi’nden Diyetisyen Nilay Cansever’in “Parkinson Hastalığında Beslenme” sunumuyla sona erdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Parkinson hastaları tecrübelerini paylaştı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Panele katılan Parkinson hastaları da tedavi süreçlerine ilişkin bilgi verdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Evli, iki çocuk annesi, öğretmen Zeliha Bozkurt (54), Burhaniye’de yaşıyor. 10 yıldır Parkinson hastası olan Zeliha Bozkurt, 2009’da Almanya’dan Türkiye’ye döndü. 5 yıl Düzce’de görev yaptıktan sonra Balıkesir Dursunbey’de köy okuluna atandığı süreçte çeşitli zorluklar yaşadı. Disiplinli ve düzeni seven biri olarak kendini tanıtan Zeliha Bozkurt’un hastalık şikayetleri o dönemlerde hareketlerde yavaşlama ile başladı. Atlas Üniversitesi Hastanesi’ne başvurduğunda donmaları ve istemsiz hareketlerinin olduğunu belirten Zeliha Bozkurt, Kasım 2025’te geçirdiği ameliyatın ardından şu anda günlük yaşam aktivitelerini rahat gerçekleştirebildiğini, kasılmalarının rahatladığını ve şikayetlerinin büyük ölçüde azaldığını söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Evli, emekli turizmci Mehmet Bilgiç (59), Gebze’de yaşıyor. 10 yıldır Parkinson hastası olan Bilgiç, şikayetlerinin sağ tarafta titremeyle başladığını, titremenin bir yıl içinde sol tarafına da geçtiğini kaydetti. Ocak 2021’de ameliyat olan Mehmet Bilgiç, artık eşinden destek almadan günlük yaşamını idame ettirebildiğini, özgüveninin yerine geldiğini ve titremelerinin yok denecek kadar az düzeyde olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Titremeleri büyük ölçüde azaldı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bir devlet kuruluşunda memur olan Yusuf Binici (63), 12 yıldır Parkinson hastası. Sol tarafında titremeyle başlayan hastalığı zamanla ilerledi. Gün içinde hareket yavaşlığı ve donma yaşayan Yusuf Binici, Ocak 2022’de ameliyat oldu. Şu an aktif olarak çalışan Yusuf Binici, titremelerinin yok denecek kadar az durumda olduğunu söyledi. Yusuf Binci düzenli olarak kontrollerine geldiğini, gerekli ilaç/pil ayarlarının yapıldığını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yaşam kalitesinde önemli ölçüde düzelme görüldü</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Emekli Mesut Öztürk (64) Edirne’de yaşıyor. Hastalığı 15 yıl önce başlayan ve yaşam kalitesi düşen Mesut Öztürk, 1,5 yıl önce beyin pili ameliyatı oldu. Ameliyatın ardından yaşam kalitesinde önemli ölçüde düzelme görüldü. Havva Öztürk, eşinin ameliyat sonrası yaşam kalitesinin daha iyi olduğunu, eşinin sosyalleştiğini, markete gitmek ve yürüyüş yapmak gibi günlük ihtiyaçlarını kendisinin karşılayabildiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinsonda-multidisipliner-yaklasim-yasam-kalitesini-iyilestiriyor-626744">Parkinson&#8217;da multidisipliner yaklaşım yaşam kalitesini iyileştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Düşünmeye Yön Veren Buluşmalar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-dusunmeye-yon-veren-bulusmalar-626696</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:28:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Başkaldırı]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[düşünmeye]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Kavram]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[osmangazi]]></category>
		<category><![CDATA[veren]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626696</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi’nin geleneksel hale getirdiği felsefe buluşmaları, bu hafta da düşünce dünyasına ışık tutan önemli bir başlığa ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-dusunmeye-yon-veren-bulusmalar-626696">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Düşünmeye Yön Veren Buluşmalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi’nin geleneksel hale getirdiği felsefe buluşmaları, bu hafta da düşünce dünyasına ışık tutan önemli bir başlığa ev sahipliği yaptı. Programda, insanlık tarihinin en çarpıcı kavramlarından biri olan “başkaldırı” çok yönlü bir bakış açısıyla ele alındı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları kapsamında düzenlenen etkinlikte, alanında uzman akademisyenler Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde Albert Camus’nün “Sisyphos Mitosu” üzerinden başkaldırı kavramını ve günümüz politikasındaki yansımalarını masaya yatırdı. Düşünce tarihinin en çarpıcı sorgulamalarından biri olan başkaldırı, hem felsefi boyutlarıyla hem de günümüz politik atmosferindeki yansımalarıyla kapsamlı biçimde tartışıldı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Akademisyenler, öğrenciler ve felsefeye ilgi duyan çok sayıda vatandaşın yoğun katılım gösterdiği programda,</span></span> <span><span>“Günümüz politik ortamında, politik bir tavır olarak doğru anlaşılmış Casmüs’cü anlamda bir başkaldırı anlayışı iş görür mü?” sorusuna cevap arandı. Derin bir sorgulamaya kapı aralayan programın moderatörlüğünü Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Metin Becermen üstlenirken, Bursa Uludağ Üniversitesi Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Ogün Ürek, başkaldırı kavramını felsefi temeller çerçevesinde kapsamlı biçimde ele aldı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Hayır Demeyi Unutmuş Toplumun Kimseye Faydası Olmaz”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Başkaldırının insanı en değerli ve önemli yapan özelliği olduğunu söyleyen Bursa Uludağ Üniversitesi Sistematik Felsefe Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ogün Ürek, “Bugün ana kavramımız başkaldırı. Başkaldırı, bir tutum ve tavır olarak bana kalırsa insanı insan yapan en önemli ve en değerli özelliktir. Başkaldırmak; ‘hayır’ demek, ‘artık bu kadar da değil’ diyebilmektir. Bu noktada en önemli mesele, ‘hayır’ demeyi unutmamaktır. Çünkü ‘hayır’ demeyi unutmuş bir toplumun ne kendisine ne de başkalarına faydası olur. Peki ne yapmalıyız? Yapmamız gereken aslında çok açık. Çocuklarımıza okul öncesi dönemden başlayarak ‘hayır’ demeyi öğretmeliyiz. Ancak bunu bilinçli bir şekilde, neye ve neden ‘hayır’ dediğimizi açıklayabilecek bir dil ile yapmalıyız. Çocuklarımız gerektiğinde ‘hayır, ben bunu yapmam’ ya da ‘hayır, sen bunu bana yapamazsın’ diyebilmelidir. Eğer bunu başaramazsak, toplum olarak ‘hayır’ demeyi unuturuz. ‘Hayır’ demeyi unutan bir toplumdan ise kimseye bir fayda gelmez” şeklinde konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><b><span><span>“Başkaldırı Yalnızca Bir Kavram Değildir”</span></span></b></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Günümüz sorunları üzerine başkaldırıyla ilgili konuştuklarını belirten Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Metin Becermen ise, “Başkaldırı, yaşadığımız koşullar bakımından bugün ihtiyaç duyduğumuz temel kavramlardan biridir. Ancak başkaldırı yalnızca bir kavram değil; aynı zamanda eylemleri de beraberinde getiren bir zemin sunar. Dolayısıyla biz de bu zeminin ne anlama geldiğini, nasıl kurulabileceğini ve neden önemli olduğunu birlikte düşünmeye çalıştık. Bu çerçevenin önemini özellikle vurgulamak istedik” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ve Bursa Felsefe Kulübü Başkanı Gürkan Kaya, program sonunda akademisyenlere günün anısına plaket ve teşekkür belgeleri takdiminde bulundu.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osmangazi-belediyesinden-dusunmeye-yon-veren-bulusmalar-626696">Osmangazi Belediyesi&#8217;nden Düşünmeye Yön Veren Buluşmalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet Şimşek&#8217;ten UEZ&#8217;de güçlü ekonomi vurgusu: Şoklara karşı hazırlıklıyız, program çalışıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mehmet-simsekten-uezde-guclu-ekonomi-vurgusu-soklara-karsi-hazirlikliyiz-program-calisiyor-626675</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şimşek]]></category>
		<category><![CDATA[şok]]></category>
		<category><![CDATA[ten]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uez]]></category>
		<category><![CDATA[vurgusu]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626675</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ) açılışında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İran savaşının ülke ekonomisine etkilerine dair yaptığı konuşmada, “Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mehmet-simsekten-uezde-guclu-ekonomi-vurgusu-soklara-karsi-hazirlikliyiz-program-calisiyor-626675">Mehmet Şimşek&#8217;ten UEZ&#8217;de güçlü ekonomi vurgusu: Şoklara karşı hazırlıklıyız, program çalışıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ) açılışında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İran savaşının ülke ekonomisine etkilerine dair yaptığı konuşmada, “Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Şokları programla atlattık. Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.” dedi.</strong></p>
<p>İş ve ekonomi dünyasının kalbinin attığı Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026) başladı. 2012 yılından bu yana <strong>Capital, Ekonomist </strong>ve<strong> Start Up </strong>dergileri tarafından düzenlenen UEZ, bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor.</p>
<p>Bu yıl <strong>“Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası”</strong> temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu <strong>Tera Finans Grubu </strong>üstleniyor. </p>
<p>Zirvenin ana konuşmacısı olan <strong>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, </strong>jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dirençli olduğunu belirtti. İran savaşının etkilerinden bahseden Şimşek, “Bu büyük bir şok. Geçmişe oranla baktığınızda, bugünkü savaşın enerji piyasalarına etkisi çok büyük. Hürmüz Boğazı çok kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol değil, gübre ve doğalgaz açısından da öyle. Geçmiş benzer savaş ve şoklarla karşılaştırdığımız zaman, petrol ve doğalgazda artışın çok fazla olduğunu görürsünüz. Ateşkes sürse dahi maalesef bir miktar küresel ve Türkiye ekonomisi açısından tahribat söz konusu. Enflasyon yukarı yönlü, büyüme aşağı yönlü, tedarikte sorunlar devam edecek. Bunun farkındayız. Çok daha kalıcı etkiler doğurduğunun farkındayız. Savaşın getirdiği yıkım ve rehabilitasyon biraz zaman alacak. Jeopolitik olarak ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek” dedi. </p>
<p><strong>“Şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık”</strong></p>
<p>“Ümit ederim ABD ve Çin anlaşır ve daha büyük savaşlar olmaz” diyen Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Geçen yıl ticaret savaşlarının yarattığı hareketlilik, volatilite, 12 günlük savaş, kuraklık; bütün bunlar önemli gündem maddeleriydi. Bu şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık. Program kendini kanıtladı, kendi rüştünü ispat etti. Peki bu sene içinden geçtiğimiz sıkıntıları atlatabilecek miyiz? Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Petrolde hemen hemen bağımlılığımız yok. Türkiye’nin dayanıklılığının en önemli ayağı, maliye politikasının sağlam yapıda olması. 2023’te büyük bir deprem yaşadık. EYT gibi konular da vardı; bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3’ün altına düşürdük. Açığın millî gelire oranının düşük olması önemli. Bu da bize politikada manevra alanı sağlıyor. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kurda önemli bir artış yaşansa bile, faizlerde önemli bir artış yaşansa bile, büyümede düşüş görsek bile, Türkiye’nin kamu borcunun millî gelire oranı düşük olduğu için rahat atlatabiliyoruz. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.”</p>
<p><strong>Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor</strong></p>
<p>Savaş döneminde Türkiye’nin olumlu yönde ayrıştığını ifade eden Mehmet Şimşek, şöyle konuştu:</p>
<p>“Vatandaşların bize ve programa olan güveni önemli. Vatandaşların dövize olan talebi geçmişte çok yüksek olurdu. Bugün o kadar değil. Altına yönelik talebin olduğunu ise görüyoruz. Programın raydan çıkmasını engelleyeceğiz. Fiyat istikrarı ve mali disiplin konusunda gerekeni yapacağız. Bu savaşın etkilerini rakama dökecek olursak; yılbaşından itibaren petrol fiyatı yılın tamamı için 81 dolar öngörülüyor. Bunu baz alırsak bizim enflasyon 3 puan yüksek seyredebilir. Bizim öngörümüz 65 dolardı. Cari açık bir puan yükselir, onu yönetebiliriz. Büyüme yarım puan veya bir puan düşebilir. Benim buradaki mesajım şu: Bütün bu etkiler yönetilebilir. Dolayısıyla programı rayından çıkarmaz. Programı etkiler ama rayından çıkarmaz. Bu önemli bir şok ama bu şoku yönetilebilir görüyoruz. Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor. 65’lerden 30’lara düştü. Hedefimiz 20’lerin altıydı. Piyasa enflasyonu 25 civarı görüyor. Ateşkes devam ettiği takdirde enflasyonu düşük tutmak için çalışmaya devam edeceğiz. Uzun vadede cari açıkta azalma bekliyoruz. Petrol ve doğalgazda üretimimiz artıyor. Daha fazla enerjiyi yenilenebilir enerjiden üretiyoruz. Bizim hizmet ihracatında çok güçlü bir pozisyonumuz var. En önemlisi, biz şu anda sanayi politikalarıyla sanayide dönüşümü başarıyoruz.”</p>
<p><strong>Philip Hammond:</strong> <strong>“ABD, Çin&#8217;in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu”</strong></p>
<p>Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı <strong>Lord Philip Hammond</strong> ise <strong>“Jeopolitik Parçalanma Çağında Global Ekonominin Geleceği”</strong> başlıklı konuşmasında; yapay zekâ destekli teknolojiler, demografik dönüşüm ve iklim değişikliğiyle bağlantılı enerji güvenliği gibi başlıkların küresel gündemi belirlemeyi sürdürdüğünü vurguladı.</p>
<p>Teknolojik dönüşümün küresel güç dengelerini yeniden şekillendirdiğine dikkati çeken Hammond, 2015 yılına atıfta bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>“2015 yılında ben mesela bireysel olarak şuna şahit oldum. ABD, Çin&#8217;in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu. Çünkü gerçekten bu çok çok büyük, önemli sonuçları olacak bir stratejik hataydı. Özellikle de daha sofistike teknolojilere erişim açısından…Bu konuda bir pişmanlık yaşadılar. Ama maalesef çok geç olmuştu. Çünkü Çin dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden ve kuvvet merkezlerinden biri oldu.”</p>
<p>Philip Hammond, Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın yalnızca karbonsuzlaşma hedefleriyle değil aynı zamanda yüksek enerji maliyetleri ve rekabet kaybı riskiyle de karşı karşıya kaldığını kaydetti. </p>
<p>Avrupa’nın 2050 net sıfır hedeflerine ulaşmasına şüphe ile yaklaştığını belirten Hammond, “Çünkü burada gerçekten çok görünür olmayan bir takım beklenmedik etkiler olacak. Ve bu etkiler nedeniyle de bazı fırsatlar gözden kaçmış olacak. Kısa vadede beklenen pozitif etkiler gerçekleşmedi. Rekabetçilik perspektifinden bakıldığında, birçok ülkenin karbonsuzlaşma hedeflerine yaklaşmakta dahi zorlanacağını düşünüyorum.” dedi.</p>
<p>Küresel ekonominin yeniden şekillendiğini ifade eden Hammond,son dönemdeki küresek gelişmelerin özellikle enerji güvenliği üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını ve mevcut ekonomik trendleri doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Jeopolitik gelişmeler belirleyici oluyor</strong></p>
<p><strong> RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel</strong>, açılışta yaptığı konuşmada jeopolitik gelişmelere dikkat çekti. Çamlıbel, “Ekonomi ve iş hayatında atabileceğimiz adımlar, alabileceğimiz kararlar ve bu kararların etkileri giderek daha fazla bu sınırın içinde şekilleniyor. Küresel enflasyon, altın fiyatları, döviz pariteleri, petrol fiyatları ve tedarik zincirleri; artık büyük ölçüde jeopolitik, uluslararası ve askeri gelişmeler tarafından belirleniyor” dedi.</p>
<p>Orta ve uzun vadede Türkiye adına olumlu bir tablo olduğunu dile getiren Çamlıbel, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak kısa vadede karşı karşıya olduğumuz dalgalanmalarla nasıl mücadele edeceğimiz en kritik sorulardan biri olarak öne çıkıyor. Bu belirsizlik ortamında şirketler de stratejilerini ve süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Gündemlerine üç temel kavramı almış durumdalar: Dayanıklılık, risk azaltma ve çeşitlendirme. Amaç, belirsizlikleri yönetebilmek ve sürprizlere karşı hazırlıklı olmak. Ben de bu zirvede yer alan değerli konuşmacıların ve oturumların, tam da bu çerçevede yol gösterici öngörüler sunmasını bekliyorum. Elbette yalnızca jeopolitik cam tavanı değil, onun altındaki oyun alanımızı da konuşmalıyız. Yapay zekâ, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, dayanıklılık, değişen küresel dengeler ve start-up ekosistemi gibi başlıklarda yapılacak tartışmaları da büyük bir heyecanla takip ediyorum.”</p>
<p><strong>Geleceğe dair yön belirleyecek liderler bir arada</strong></p>
<p><strong> </strong>UEZ 2026’nın açılış konuşmasını yapan <strong>Capital&#038;Ekonomist&#038;StartUp Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük</strong>, bu yılki zirveyi dünya çapında yaşanan büyük kırılmayı birlikte analiz edebilecek bir kurguyla tasarladıklarını belirtti. “Geleceğe dair yönümüzü belirlememize katkı sağlayacak değerli fikir liderlerini bir araya getirdik” diyen Büyük, dünya ekonomisinin artık öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı olmaktan hızla uzaklaştığını vurguladı. Sedef Seçkin Büyük, şunları söyledi:</p>
<p>“Jeopolitik fay hatları derinleşiyor, ticaret blokları sertleşiyor. Dünyanın en güçlü ülkeleri arasındaki teknoloji rekabeti stratejik bir mücadeleye dönüşüyor. Bu yeni düzende büyüme ve kârlılık artık temel parametreler olarak yeterli değil. Dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve stratejik konumlanma belirleyici hale geliyor. Bu nedenle UEZ 2026’nın ana temasını ‘Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası’ olarak belirledik. Çünkü artık mesele değişimin olup olmayacağı değil; bu değişimin kim tarafından, nasıl ve hangi kurallarla yönetileceği. Bugün küresel ekonomi yalnızca piyasa dinamikleriyle şekillenmiyor. Siyasi kararlar; sosyal hayatın, iş dünyasının ve ticaretin kurallarını doğrudan yeniden yazıyor. Artık mesele sadece değişime uyum sağlamak değil. Mesele, belirsizliği yönetmek ve yön tayin edebilmek. UEZ 2026 bu nedenle bir konferans olmanın ötesinde; derinlikli bir fikir ve yön belirleme platformudur. Burada ortaya konacak fikirler ve öneriler, yalnızca bugünü değil, önümüzdeki on yılın ekonomik mimarisini de şekillendirecek.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mehmet-simsekten-uezde-guclu-ekonomi-vurgusu-soklara-karsi-hazirlikliyiz-program-calisiyor-626675">Mehmet Şimşek&#8217;ten UEZ&#8217;de güçlü ekonomi vurgusu: Şoklara karşı hazırlıklıyız, program çalışıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite-sanayi iş birliğinin en somut örneği: eCliniq </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universite-sanayi-is-birliginin-en-somut-ornegi-ecliniq-626473</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 19:52:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Atlas Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[birliğinin]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[ecliniq]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[Kiosk]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[örneği]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[somut]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite-sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626473</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık teknolojilerinde yerli ve milli inovasyonun merkezi haline gelen İstanbul Atlas Üniversitesi, 3AGE Sağlık Ürünleri ve Bilişim Teknolojileri A.Ş. ile güçlerini birleştirerek geleceğin sağlık altyapısını hayata geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-sanayi-is-birliginin-en-somut-ornegi-ecliniq-626473">Üniversite-sanayi iş birliğinin en somut örneği: eCliniq </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sağlık teknolojilerinde yerli ve milli inovasyonun merkezi haline gelen İstanbul Atlas Üniversitesi, 3AGE Sağlık Ürünleri ve Bilişim Teknolojileri A.Ş. ile güçlerini birleştirerek geleceğin sağlık altyapısını hayata geçiriyor. Yapay zekâ destekli hibrit dijital sağlık platformu eCliniq, 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nde Atlas TEKMER tarafından düzenlenen etkinlikte tanıtıldı. 60 saniye altında Check-up yapan eCliniq kioskunda tansiyon, nabız, ateş, kilo ve VKE ölçümleri kusursuz hassasiyetle yapılıyor. Veriler, üniversitenin bilimsel desteğiyle geliştirilen semptom analizörü üzerinden uzman hekimlere saniyeler içinde iletiliyor ve Bilgisayarlı Görü (Computer Vision) özelliği sayesinde fizik tedavi disipliniyle entegre şekilde duruş, yürüyüş ve vücut hizalaması analiz ediliyor.</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs’te Atlas Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi (Atlas TEKMER) tarafından gerçekleştirilen tanıtım etkinliğinde eCliniq kiosk istasyonu tanıtıldı. eCliniq kiosk istasyonunda üniversite öğrencileri, akademisyenler ve katılımcılar ölçümlerini yaptırdı ve yapay zekâ tabanlı doktor destekli semptom denetleme asistanını test etti.</p>
<p><b>Doç. Dr. Leyla Türker Şener: “9 ülkeden 41 yazarla hazırlandı”</b></p>
<p>Etkinlik kapsamında eCliniq Yapay Zeka (AI) Lideri Doç. Dr. Leyla Türker Şener, Doç. Dr. Murat Gezer ile beraber editörlüğünü yaptığı “Sağlıkta Yapay Zekâ&#8221; isimli yeni kitabı tanıttı.</p>
<p>Türkiye’nin yapay zeka strateji raporunda görev aldıklarını belirten Doç. Dr. Leyla Türker Şener, Türkiye Yazılımcılar Federasyonu Yapay Zekâ Komite Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Bilim Teknoloji Yapay Zekâ Strateji Raporu’na destek olduklarını söyledi.</p>
<p><b>İnsanlık tarihindeki üç önemli gelişme…</b></p>
<p>Doç. Dr. Leyla Türker Şener, 9 ülkeden alanında uzman 41 yazarla hazırladıkları kitapta, günümüzde her alanda olan yapay zekanın sağlık alanında sunduğu katkıların tüm yönleriyle ele alındığını ifade etti. İnsanlık tarihinde üç büyük devrim niteliğinde çalışmanın gerçekleştiğini belirten Doç. Dr. Leyla Türker Şener, “Birincisi kas gücünün makineleşmesi, iki dijitalleşmesi, üç şimdiki yapay zekâ dönüşümünün gerçekleşmesi” dedi. </p>
<p><b>eCliniq, fikirden ürüne dönüşen bir ürün</b></p>
<p>Fikirden ürüne dönüşen projelerin çok önemli olduğunu kaydeden Doç. Dr. Leyla Türker Şener, “Dünyadaki var olan verilerin yüzde 90’a yakın kısmı son iki yılda üretilmiş. Kitabımızda yapay zekanın sağlık sistemine destek olan bölümünü anlatıyoruz. Bir fikirden yola çıkarak ürüne dönüşen patentli cihazlar bizim için çok önemli. Bugün burada tanıtımı yapılan eCliniq sağlık kiosku da bu anlamda çok önemli. eCliniq, fikrin kağıda döküldüğü, kağıttan prototipe evrildiği, prototipten de son ürüne geçmiş olan bir ürün. Şu anda İstanbul Atlas Üniversitesi&#8217;ndeki öğrenciler bu platformu kullanıyorlar. eCliniq, insanların bulunduğu alanlarda kullanıma geçebilecek, insanlığa artı değer sağlayabilecek bir ürün” dedi.</p>
<p>Toplantıya katılan Atlas Üniversitesi Hastanesi CEO&#8217;su Murat Kolbaşı ise yapay zekâ alanındaki gelişmelerin çok önemli olduğunu belirterek “Üniversitemizin de içinde bulunduğu böyle bir projenin ete kemiğe bürünmüş olması son derece gurur verici bir gelişme. Emeği geçenleri tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p><b>TÜBİTAK Projesi olarak doğdu</b></p>
<p>eCliniq Danışma Kurulu Üyesi Evren Değerlier, eCliniq&#8217;le ilgili çalışmaların 2022 yılında başladığını belirterek TÜBİTAK projesi olarak doğan projenin sonrasında yine TÜBİTAK tarafından desteklendiğini söyledi. eCliniq ile birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yoğunluğun önüne geçilmesinin planlandığını kaydeden Evren Değerliler, platformun hizmete girdiği İstanbul Atlas Üniversitesi&#8217;nde olumlu geri bildirimler aldıklarını söyledi.</p>
<p><b>Hekimlere ve hastalara faydalı bir proje</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Kayhan Şen ise eCliniq&#8217;i üniversite kampüsünde kullanmaya başladıklarını belirterek eCliniq uygulamasının hem hekimlere hem de hastalara fayda sağlayan bir proje olduğunu söyledi.</p>
<p>Tanıtım toplantısına kurucu ortak Emre Akkaş ve Vizyon Kolejleri Kurucusu Abdülkadir Özbek de katıldı.</p>
<p><b>Akademik vizyon ile teknolojik güç bir araya geldi </b></p>
<p>Bu stratejik iş birliği; Atlas Üniversitesi’nin ileri teknolojiye sahip AR-GE ve Teknoloji Merkezleri ile tıp fakültesi başta olmak üzere farklı disiplinlerden akademisyenlerin derin tecrübesini, 3AGE’nin mühendislik gücüyle bir araya getirdi. İstanbul Atlas Üniversitesi kampüsünde doğan bu teknoloji, kısa vadede Türkiye genelindeki işyerleri, kampüsler ve hastanelerde; orta vadede ise uluslararası arenada binlerce noktada hizmet vermeyi hedefliyor. Üniversite-sanayi iş birliğinin en somut örneği olan eCliniq’in Türkiye&#8217;nin sağlık turizmi ve teknoloji ihracatı vizyonuna önemli bir katkı sunması hedefleniyor.</p>
<p><b>Yeni nesil bir sağlık ekosistemi: eCliniq</b></p>
<p>eCliniq, sadece bir cihaz değil; Atlas Üniversitesi’nin teknolojik ve akademik rehberliğiyle şekillenmiş, kurumlar için ölçeklenebilir yeni nesil bir sağlık ekosistemi Sistem bünyesindeki tıbbi standartlara sahip kiosklarda aşağıdaki işlemler gerçekleştiriliyor: </p>
<p><b>60 Saniyenin Altında Check-up</b>: SpO2, tansiyon, nabız, ateş, kilo ve VKE ölçümleri kusursuz hassasiyetle gerçekleştirilir.</p>
<p><b>Yapay Zekâ Destekli Karar Mekanizması</b>: Ölçülen veriler, üniversitemizin bilimsel desteğiyle geliştirilen semptom analizörü üzerinden uzman hekimlere saniyeler içinde iletilir.</p>
<p><b>Bilgisayarlı Görü (Computer Vision):</b> Fizik tedavi disipliniyle entegre şekilde duruş, yürüyüş ve vücut hizalaması analiz edilir.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universite-sanayi-is-birliginin-en-somut-ornegi-ecliniq-626473">Üniversite-sanayi iş birliğinin en somut örneği: eCliniq </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye finans teknolojilerinde Avrupa&#8217;yı geride bıraktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-finans-teknolojilerinde-avrupayi-geride-birakti-626335</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 10:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[bıraktı]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[finans]]></category>
		<category><![CDATA[geride]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojilerinde]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626335</guid>

					<description><![CDATA[<p>Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey millî yazılımın önemini belirterek, "Bankacılık teknolojilerinde güçlü bir yetkinliğe sahibiz. Türkiye'de geliştirdiğimiz çözümleri Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlara taşıyoruz" dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-finans-teknolojilerinde-avrupayi-geride-birakti-626335">Türkiye finans teknolojilerinde Avrupa&#8217;yı geride bıraktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey millî yazılımın önemini belirterek, &#8220;Bankacılık teknolojilerinde güçlü bir yetkinliğe sahibiz. Türkiye&#8217;de geliştirdiğimiz çözümleri Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlara taşıyoruz&#8221; dedi.</strong></em></p>
<p>OYAK’ın Girişim Sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance, başta finans sektörü olmak üzere farklı endüstrilere sunduğu uçtan uca teknoloji çözümleriyle dikkat çekiyor.</p>
<p>Innovance&#8217;in Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, Türkiye&#8217;de geliştirdikleri yerli çözümleri Avrupa başta birçok pazara ihraç ettiklerini belirterek, her türlü bankayı sıfırdan hızlı bir şekilde kurabildiklerini söyledi. Yusuf Ürey, Türk mühendislerinin teknoloji alanındaki yetkinliğini ve global ölçekte elde edilen başarılarını değerlendirdi.</p>
<p>Forbes Türkiye&#8217;nin &#8220;Girişim 2026 Listesi&#8221;nde zirvede yer alan Innovance&#8217;in vizyonu anlatan Yusuf Ürey, Türkiye&#8217;nin özellikle finans teknolojilerinde önemli bir yetkinlik kazandığını ve yerli teknoloji geliştirmenin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini bildirdi.</p>
<p>Yusuf Ürey, yüz tanıma sistemlerinden dijital cüzdana kadar tüm süreçlerde dünyanın teknoloji devleriyle yarışan Türk mühendislerinin bankacılık teknolojisi millîleştirerek önemli bir küresel başarıya imza attıklarını dile getirdi.</p>
<p><strong>&#8220;Dört farklı banka türünü sıfırdan süratli bir şekilde kurabiliyoruz&#8221;</strong></p>
<p>Türk mühendislerinin finans teknolojilerindeki yüksek yetkinliğine dikkati çeken Yusuf Ürey, “Klasik banka, dijital banka, yatırım bankası ve katılım bankasını sıfırdan çok hızlı bir şekilde kurabiliyoruz. Bunu sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde hayata geçirebiliyoruz. Bu bizim önemli rekabet avantajlarımızdan biri&#8221; dedi.</p>
<p>Yusuf Ürey, Innovance olarak “Mobil Bankacılık”, “ATM”, “Çağrı Merkezi”, “Yüz Tanıma Sistemleri”, “e-Cüzdan” ve “KYC” çözümleri gibi sektörün tüm ihtiyaçlarını kapsayan ve kendi veri tabanı sistemlerini geliştiren bir yapıya sahip olduklarını aktardı.</p>
<p><strong>“Tek Sözleşme modeli ile zamandan ve maliyetten tasarruf sağlıyoruz”</strong></p>
<p>Büyük ölçekli projelerde yaşanan entegrasyon zorluklarına Türk mühendisleri olarak geliştirdikleri inovatif yaklaşımla çözüm getirdiklerini belirten Yusuf Ürey, sektöre kazandırdıkları “Tek Sözleşme” modelini şu sözlerle anlattı:</p>
<p>“Geleneksel sistemde büyük projelerde birçok firmanın ürününü entegre etmek gerekiyor. Sözleşme yönetimi uzun ve meşakkatli oluyor. Bir hata çıktığında firmalar arasında sorumluluk paylaşımı zorlaşabiliyor. Biz bu süreci &#8216;Tek Sözleşme&#8217; modeliyle sadeleştiriyoruz. Veri tabanı sistemlerinden temel bankacılığa, dijital kanallardan regülasyon süreçlerine kadar tüm sorumluluğu üstleniyoruz. Müşteri tek bir şirketle muhatap oluyor. Bu modelin en büyük avantajı süre kazandırmasıdır. Süre eşittir maliyet. Müşterimizin harcayacağı parayı azaltıyor, kazanacağı parayı artırıyoruz.”</p>
<p><strong>&#8220;Türkiye teknoloji üretiminde güçlü bir konumda&#8221;</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin yazılım, veri ve güvenlik alanlarında önemli bir gelişim kaydettiğinin altını çizen Yusuf Ürey, Avrupa ile yapılan kıyaslamalarda Türkiye&#8217;nin net bir ara farkla önde olduğunu vurguladı.</p>
<p>Ürey, &#8220;Hizmet ve servis kalitemiz, teknolojimiz ve bilgi birikimimizle güçlü bir konumdayız. Avrupa&#8217;da bazı köklü sistemlerin dönüşümü zaman alırken, Türkiye daha çevik yapısıyla yeni teknolojilere daha hızlı adapte olabiliyor. Bu da uluslararası projelerde önemli bir avantaj sağlıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Türk girişimcilerin yurt dışındaki sürdürülebilir başarısının sırrını “adaptasyon” olarak tanımlayan Ürey, “Türk insanına her zaman güvenin. Bizim insanımızın inanılmaz yüksek bir adaptasyon kabiliyeti var. Doğa kanunları gereği gittiğiniz yere alışmazsanız başarısız olursunuz; biz bu esnekliğe ve güce sahibiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Teknolojide dışa bağımlılık, bir millî güvenlik sorunu”</strong></p>
<p>Millî yazılımın öneminin günümüz dünyasında daha net anlaşıldığını belirten Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, stratejik bağımsızlık konusunda şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Devletin kritik birimlerine yaptığımız projelerde yabancı ürünlere olan ihtiyacı azaltıyoruz. Datanızın ve tüm güvenliğinizin size ait olması, yerli ve millî olması büyük önem taşıyor. Küresel gelişmeler, teknolojide dışa bağımlılığın risklerini de daha görünür hale getirdi. Bu nedenle kritik sistemlerde kendi teknolojimizi geliştirmek stratejik bir gereklilik.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Türkiye&#8217;nin teknolojisi Avrupa içlerine yayılıyor&#8221;</strong></p>
<p>Almanya’da OYAK Anker Bank’ın teknoloji dönüşümünü başarıyla tamamladıklarını vurgulayan Yusuf Ürey, burada kazandıkları güçlü Avrupa bankacılık deneyimi sayesinde bugün İtalya, Hollanda ve Almanya&#8217;nın farklı bölgelerinde yeni müşteriler kazanarak Türkiye&#8217;nin teknoloji ihracatına katkı sağlamayı sürdürdüklerini sözlerine ekledi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-finans-teknolojilerinde-avrupayi-geride-birakti-626335">Türkiye finans teknolojilerinde Avrupa&#8217;yı geride bıraktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Işık Saçan Bakterilerle Hızlı Tanı: Hastaya Uygun Antibiyotik Dakikalar İçinde Saptanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isik-sacan-bakterilerle-hizli-tani-hastaya-uygun-antibiyotik-dakikalar-icinde-saptaniyor-625929</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[bakterilerle]]></category>
		<category><![CDATA[boya]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastaya]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[saçan]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625929</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antibiyotik direnci, günümüzde küresel sağlık sistemlerinin karşı karşıya olduğu en ciddi tehditlerden biri olarak kabul ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isik-sacan-bakterilerle-hizli-tani-hastaya-uygun-antibiyotik-dakikalar-icinde-saptaniyor-625929">Işık Saçan Bakterilerle Hızlı Tanı: Hastaya Uygun Antibiyotik Dakikalar İçinde Saptanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Antibiyotik direnci, günümüzde küresel sağlık sistemlerinin karşı karşıya olduğu en ciddi tehditlerden biri olarak kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl yaklaşık 1,27 milyon insan doğrudan antibiyotik direnci nedeniyle yaşamını yitiriyor. Uzmanlar, etkili önlemler alınmadığı takdirde bu sayının önümüzdeki yıllarda çok daha yüksek seviyelere ulaşabileceğine dikkat çekiyor. Sorunun temel nedenlerinden biri ise enfeksiyon tedavisinde çoğu zaman doğru antibiyotiğin hemen belirlenememesi ve hastalara geniş spektrumlu ilaçların deneme-yanılma yöntemiyle verilmesi. Bu yaklaşım, hem hastanın tedavisinin gecikmesine hem de bakterilerin zamanla ilaçlara karşı direnç geliştirmesine yol açabiliyor.</strong></em></p>
<p><em><strong>Bu önemli soruna çözüm olabilecek yeni bir teknoloji ise Acıbadem Üniversitesi’nde geliştirildi. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanıl Kocagöz ile Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özge Can’ın kurucusu olduğu ve Acıbadem Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde yer alan Bio-T Biyoteknoloji Çözümleri ve Üretim A.Ş.’de geliştirilen “Hızlı Antibiyotik Duyarlılık Testi”, hastadaki bakterinin hangi antibiyotiğe duyarlı olduğunu çok kısa sürede belirleyebiliyor. Testte, antibiyotiğin etkisiyle ölen bakteriler özel bir boya sayesinde ışık veriyor; böylece hangi antibiyotiğin işe yaradığı hızlı ve net bir şekilde anlaşılabiliyor. Bu hızlı antibiyotik duyarlılık testi sayesinde, normalde bir gün sürebilen antibiyotik duyarlılık belirleme süreci 15-90 dakikaya indirilebiliyor. Laboratuvar çalışmaları tamamlanan testin yakın zamanda sağlık sisteminde kullanıma girmesi hedefleniyor.</strong></em></p>
<p><strong>Antibiyotik İşe Yaradığında Işık Saçan Bakteriler </strong></p>
<p>Geliştirilen test, enfeksiyon etkeni bakterinin farklı antibiyotiklere duyarlılığını hızlı bir şekilde saptayarak hastaya hangi ilacın etkili olacağını ortaya koyuyor. Böylece hekimler, vakit kaybetmeden hastaya doğru ve etkili tedaviyi başlatabiliyor. Prof. Dr. Tanıl Kocagöz yöntemi şu şekilde anlatıyor: “Bu yöntemde, bakterinin hücre zarından canlıyken içeri giremeyen özel bir boya kullanıyoruz. Bakteri, antibiyotiğin etkisiyle öldüğü anda hücre zarı geçirgen hale geliyor ve bu boya bakterinin içine sızıyor. İçeri giren boya, bakterinin DNA’sına bağlandığında ışık yaymaya başlıyor. Bu sayede bakterinin ölüp ölmediğini çok kısa sürede anlayabiliyoruz. Klasik testlerde ise bakterinin çoğalmasını ve besi yerinde gözle görülür bir bulanıklık oluşturmasını beklemek gerekiyordu. Bu da zaman kaybına yol açıyordu. Bizim geliştirdiğimiz yöntemde ise bunu beklemeye gerek kalmıyor; bakteri öldüğü anda boya içeri giriyor ve hemen ışık sinyali veriyor.” </p>
<p>Antibiyotik direnci olduğunda ise bakterinin hiç tepki vermediğini söyleyen Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Eğer bakteri kullanılan antibiyotiğe dirençliyse ve ölmezse, boya hücre içine giremiyor ve herhangi bir ışık oluşmuyor. Bu durumda da o antibiyotiğin etkisiz olduğunu, o hastada işe yaramadığını, yani bakterinin dirençli olduğunu hızlıca saptayabiliyoruz” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Saatler İçinde Doğru Tedaviye Başlanıyor </strong></p>
<p>Özellikle hastane enfeksiyonlarının yaygın olduğu ve çoklu ilaç direncine sahip mikroorganizmaların giderek arttığı günümüzde bu tür hızlı tanı yöntemleri büyük önem taşıyor. Yoğun bakım ünitelerinde ya da bağışıklık sistemi zayıf hastalarda, doğru antibiyotiğe hızlı ulaşmak, tedavinin başarısını doğrudan etkileyen kritik bir faktör olarak görülüyor.</p>
<p>Geliştirilen teknolojinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, klasik yöntemlerde antibiyotik duyarlılığını belirlemenin oldukça zaman aldığını vurgulayarak, “Bugüne kadar bir bakterinin hangi antibiyotiğe duyarlı olduğunu anlamak için en az bir gün beklemek zorunda kalıyorduk. Geliştirdiğimiz hızlı antibiyotik duyarlılık testi sayesinde bu süreyi bir buçuk saatten kısa bir süreye indiriyoruz. Bu da enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde çok önemli bir zaman kazancı anlamına geliyor” diyor.</p>
<p><strong>Gereksiz Antibiyotik Kullanımına Karşı Güçlü Adım</strong></p>
<p>Yanlış ya da gereksiz antibiyotik kullanımının antibiyotik direncinin en önemli nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Hangi antibiyotiğin işe yarayacağını bilmeden tedaviye başlamak çoğu zaman kaçınılmaz olabiliyor. Ancak bu durum hem hastanın doğru tedaviye geç ulaşmasına hem de bakterilerin direnç geliştirmesine yol açabiliyor. Bizim geliştirdiğimiz test, her hastaya uygun antibiyotiğin hızlı şekilde belirlenmesini sağlayarak gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçmeyi hedefliyor” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Testin, kişinin enfeksiyonuna uygun antibiyotik kullanımının önünü açtığını vurgulayan Prof. Dr. Özge Can ise teknolojinin yalnızca bir tanı yöntemi değil, aynı zamanda tedavi başarısını artıran bir sistem olduğunu belirterek, “Gereksiz antibiyotik kullanımının önlenmesiyle, hem hasta için daha etkili bir tedavi sağlanıyor hem de antibiyotik direncinin yayılması engellenebiliyor” diyor.</p>
<p>Günümüzde birçok hastada test sonuçları beklenmeden geniş spektrumlu antibiyotiklerin kullanıldığını hatırlatan Prof. Dr. Özge Can, “Yanlış ya da gereksiz antibiyotik kullanımı yalnızca tedaviyi zorlaştırmıyor, aynı zamanda bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanmasına neden oluyor. Geliştirdiğimiz hızlı antibiyotik duyarlılık testi sayesinde her hastaya uygun, hedefe yönelik tedavi mümkün hale geliyor” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Testin özellikle hastane enfeksiyonlarıyla mücadelede önemli bir rol oynayabileceğini de belirten Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, geliştirdikleri sistemin kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımına katkı sunduğunu ifade ediyor. Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, hastane enfeksiyonlarında en büyük sorunlardan biri, etken bakterinin hangi antibiyotiğe dirençli olduğunu hızlıca tespit edememek olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Yeni testin bir diğer önemli katkısının, antibiyotiklerin daha akılcı kullanılmasına destek olmak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, “Bu yöntemle artık antibiyotik seçimi tahmine dayalı olmaktan çıkıyor. Veriye dayalı, hastaya özel bir tedavi planı oluşturulabiliyor” diyor.</p>
<p><strong>Toplum Sağlığı İçin Önemli Adım </strong></p>
<p>Laboratuvar aşaması tamamlanan ve yerli bir teknoloji olarak geliştirilen hızlı antibiyotik duyarlılık testinin yaygın kullanıma girebilmesi için çalışmalar sürüyor. Prof. Dr. Özge Can, “Bu teknolojinin en kısa sürede hastanelerde kullanılmasını istiyoruz. Şu anda piyasaya çıkması için sağlık endüstrisiyle görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Amacımız, geliştirdiğimiz bu yöntemin hastalara en hızlı şekilde ulaşması” diyor.</p>
<p>Uzmanlara göre enfeksiyon hastalıklarında doğru tedaviye hızlı ulaşmak yalnızca bireysel hastalar için değil, toplum sağlığı açısından da kritik önem taşıyor. Hızlı antibiyotik duyarlılık testleri, gelecekte antibiyotik direnciyle mücadelede en önemli araçlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isik-sacan-bakterilerle-hizli-tani-hastaya-uygun-antibiyotik-dakikalar-icinde-saptaniyor-625929">Işık Saçan Bakterilerle Hızlı Tanı: Hastaya Uygun Antibiyotik Dakikalar İçinde Saptanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’ndan Önemli Açıklama!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dis-hekimleri-dayanisma-platformundan-onemli-aciklama-625883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 19:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[hekimleri]]></category>
		<category><![CDATA[ndan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625883</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diş Hekimleri Dayanışma Platformu, "Mesleği Geleceğimiz 'Dönemlik' söylemlere emanet edilemez!" başlıklı bir açıklama yayınladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-hekimleri-dayanisma-platformundan-onemli-aciklama-625883">Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’ndan Önemli Açıklama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mesleki Geleceğimiz “Dönemlik” Söylemlere Emanet Edilemez!</p>
<p>Değerli Meslektaşlarımız,</p>
<p>Diş Hekimleri Dayanışma Platformu olarak pusulamız her zaman liyakat ve koşulsuz hak savunuculuğu oldu. Son dönemdeki seçim odaklı ittifakları ve söylemleri dikkatle izliyoruz; ancak şu gerçekleri hatırlatmakta fayda görüyoruz:</p>
<p>Samimiyet Sınavı: Meslektaşlarımızın sorunları sadece seçim dönemlerinde hatırlanacak “malzemeler” değildir. Dün susup bugün ses yükseltenlerin samimiyetini mesleki hafızamız unutmayacaktır</p>
<p>Kavgacı Değil, Akılcı Mücadele: Hak aramak; çatışma yaratmak değil; masada ve sahada diplomatik, güçlü bir duruş sergilemektir. Kavgadan beslenen yaklaşımlar çözümün değil, sorunun bir parçasıdır.</p>
<p>Gençlerin İradesi Siyasi Bir Araç Değildir: Genç meslektaşlarımızın isteklerini dikkate alan ve buna göre hareket alan her oluşumu takdirle karşılıyoruz. Ancak; uzun süredir sessiz ve pasif kalarak mesleki sorunlarımıza çözüm üretmeyen yapıların, sadece seçim dönemlerinde onlarla benzer yolda olan “genç yüzleri” vitrin olarak kullanmalarını stratejik bir hamleden öte görmüyoruz.Geçmişte olduğu gibi bugün de, sadece isimlerin değiştiği ama zihniyetin aynı kaldığı, gençlerin enerjisinden medet umup onlara gerçek bir icraat alanı sunmayan statükocu anlayışların, meslektaşlarımıza kalıcı bir fayda sağlamayacağı açıktır. Bizim ihtiyacımız olan; bir grubun seçim yüzü olmak değil, mesleğin özgür ve bağımsız sesi olmaktır.</p>
<p>DİŞ HEKİMLERİ SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN SELLERİNİ DUYURDU ! </p>
<p><b>Biz Neredeyiz?</b></p>
<p>Biz; ne vaatlerle uyutanların ne de kavgayla oyalayanların yanındayız. Biz; Meclis’te, dilekçe masalarında ve dijital kampanyalarda ter döken bağımsız diş hekimlerinin yanındayız.</p>
<p>TDB seçimlerine giderken tüm gruplara eşit mesafedeyiz. Desteğimiz isimlere değil; ilkeli, birleştirici ve dürüst temsil anlayışınadır.</p>
<p><b>Sandığa Hafızanızla Gidin!</b></p>
<p>Oy kullanmak mesleğimize sahip çıkmaktır. Sandığa giderken; dün yanınızda kimin durduğunu ve yarın sizi kimin gerçekten temsil edebileceğini iyi tartmanızı rica ediyoruz. Diş Hekimleri Dayanışma Platformu olarak bağımsız ve meslek odaklı duruşumuzdan taviz vermeyeceğiz. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dis-hekimleri-dayanisma-platformundan-onemli-aciklama-625883">Diş Hekimleri Dayanışma Platformu’ndan Önemli Açıklama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çumra İçin Önemli Projede Yeni Aşamaya Gelindi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cumra-icin-onemli-projede-yeni-asamaya-gelindi-625844</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 18:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aşamaya]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[çumra]]></category>
		<category><![CDATA[gelindi]]></category>
		<category><![CDATA[Hükümet Konağı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[projede]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625844</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın, 28 Mart 2026 tarihinde ilçeyi ziyaret eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin destekleriyle yürütülen çalışmalar neticesinde, yeni Hükümet Konağı projesinde önemli bir aşamaya gelindiğini belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumra-icin-onemli-projede-yeni-asamaya-gelindi-625844">Çumra İçin Önemli Projede Yeni Aşamaya Gelindi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Çumra Belediye Başkanı <b>Mehmet Aydın</b>, 28 Mart 2026 tarihinde ilçeyi ziyaret eden İçişleri Bakanı <b>Mustafa Çiftçi</b>’nin destekleriyle yürütülen çalışmalar neticesinde, yeni Hükümet Konağı projesinde önemli bir aşamaya gelindiğini belirtti.</p>
<p>Bu kapsamda, Çumra’ya kazandırılacak yeni Hükümet Konağı’nın yapım ihalesi 27 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilecek.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başkan Aydın, ilçede uzun yıllardır hizmet veren mevcut Hükümet Konağı’nın artık kullanım ömrünü tamamladığını ifade ederek, vatandaşlara daha modern, daha güvenli ve daha konforlu bir ortamda kamu hizmeti sunabilmek adına yeni bir Hükümet Konağı ihtiyacının doğduğunu vurguladı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Yeni Hükümet Konağı’nın, Çumra’nın kamu hizmet altyapısını güçlendireceğini ve vatandaşların kamu hizmetlerine daha sağlıklı şartlarda ulaşmasını sağlayacağını kaydeden Aydın, projeye destek veren devlet yetkililerine ve emeği geçen herkese teşekkür etti.</span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cumra-icin-onemli-projede-yeni-asamaya-gelindi-625844">Çumra İçin Önemli Projede Yeni Aşamaya Gelindi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dökmen&#8217;den Aile İçi İletişime Dair Önemli Mesajlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dokmenden-aile-ici-iletisime-dair-onemli-mesajlar-625799</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 18:09:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[çi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dair]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[dökmen]]></category>
		<category><![CDATA[letişime]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625799</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Üstün Dökmen, Beylikdüzü’nde aile ve çocuk gelişimi konulu keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dokmenden-aile-ici-iletisime-dair-onemli-mesajlar-625799">Dökmen&#8217;den Aile İçi İletişime Dair Önemli Mesajlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><b><span>Prof. Dr. Üstün Dökmen, Beylikdüzü’nde aile ve çocuk gelişimi konulu keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Beylikdüzü Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Küçük Kalplerde Büyük Değerler” başlıklı programda gündelik yaşamda göz ardı edilen küçük detayların bireylerin duygu dünyası üzerindeki etkilerine dikkat çekildi.</span></b></span></span></p>
<p><span><span><strong>Aile ve çocuk gelişimi konularında alanında uzman isim Prof. Dr. Üstün Dökmen, ‘Küçük Kalplerde Büyük Değerler’ söyleşisiyle Beylikdüzü’nde izleyicisiyle buluştu. Beylikdüzü Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen programda; </strong>çocuk gelişimi, iletişim ve aile içi ilişkiler ele alındı. Gündelik yaşamda çoğu zaman göz ardı edilen küçük detayların bireylerin duygu dünyası üzerindeki etkilerine değinen <strong>Üstün Dökmen, </strong>hayattan kesitler sunduğu anlatımıyla katılımcıların beğenisini topladı. </span></span></p>
<p><span><span><b>Mutluluğun İzini Süren Söyleşi </b></span></span></p>
<p><span><span>Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde interaktif bir şekilde gerçekleşen söyleşide küçük şeylerle mutlu olabilmenin önemine dikkat çeken Dökmen, “Bugün gerçekleştirdiğimiz söyleşide gerçekten çok ilgili bir kitle vardı. Çocuk gelişimi, çocuklar, anne babaların ihtiyaçları ve davranışları konularına değindik. Çok keyifliydi. Beylikdüzü Belediyesi’ne sunduğu katkılardan ötürü çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.</span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dokmenden-aile-ici-iletisime-dair-onemli-mesajlar-625799">Dökmen&#8217;den Aile İçi İletişime Dair Önemli Mesajlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koruyucu aile yanındaki çocuklara &#8220;bütünleşik sağlık&#8221; desteği!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koruyucu-aile-yanindaki-cocuklara-butunlesik-saglik-destegi-625775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 17:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bütünleşik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[Koruyucu Aile]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yanındaki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Valiliği, Ümraniye Kaymakamlığı, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve İstanbul Koruyucu Aile Derneği (İSTKAD) iş birliğiyle hazırlanan projenin açılış toplantısı, Üsküdar Üniversitesi Senato Salonunda geniş bir katılımla yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koruyucu-aile-yanindaki-cocuklara-butunlesik-saglik-destegi-625775">Koruyucu aile yanındaki çocuklara &#8220;bütünleşik sağlık&#8221; desteği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Valiliği, Ümraniye Kaymakamlığı, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve İstanbul Koruyucu Aile Derneği (İSTKAD) iş birliğiyle hazırlanan projenin açılış toplantısı, Üsküdar Üniversitesi Senato Salonunda geniş bir katılımla yapıldı. Proje ile dezavantajlı çocukların sağlık hizmetlerine erişiminin &#8220;çocuk dostu&#8221; bir modelle bilimsel temelli ve multidisipliner bir yapıda sürdürülebilir kılınması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Toplumun yarısı dezavantajlıyken diğer yarısı mutlu olamaz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dezavantajlı bireylerin toplumsal huzur ve güven açısından kritik bir rol oynadığını vurgulayarak, empati ve sosyal sorumluluk çağrısında bulundu. Prof. Dr. Tarhan, toplumun önemli bir bölümünü oluşturan dezavantajlı kesimlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Toplumda dezavantajlı bireylerin oranının sanıldığından daha yüksek olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Toplumun yaklaşık yüzde 40-50’si dezavantajlı, üretmeyen kişiler olarak kabul edilir. Bu kesim mutlu olmadıkça diğerlerinin mutlu olması mümkün değil. Evde dezavantajlı bir birey varsa, o evde huzurdan söz edilemez. Dolayısıyla bu konu yalnızca o bireyleri değil, tüm toplumu ilgilendirir.” dedi.</p>
<p><strong>Avantajlı kişilerin en önemli görevi, dezavantajlı bireylerle empati kurabilmek</strong></p>
<p>Avantajlı bireylerin sorumluluğuna işaret eden Prof. Dr. Tarhan, empati kurmanın önemine vurgu yaparak, “Avantajlı kişilerin en önemli görevi, dezavantajlı bireylerle empati kurabilmektir. Bu sağlanabilirse toplumsal güven ve huzur da beraberinde gelir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Küresel ölçekte aile yapısına yönelik tehditler bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Küresel bir kültürel emperyalizm aileyi hedef almış durumda. ‘Aileye ne gerek var’ anlayışını yaymaya çalışan projeler var. 2017 yılında bağımlılıkla ilgili incelediğim bir projede aile karşıtı unsurlar dikkat çekiyordu. Destekleyen kurumlara baktığımızda Birleşmiş Milletler Nüfus Planlama Fonu’nun yer aldığını gördüm. Anne-baba duygusunu zayıflatarak nüfusu azaltmayı hedefleyen bir zihniyet söz konusu. Bu tür yaklaşımların farkında olunmalı.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çocuklar günümüzde en kırılgan kesim</strong></p>
<p>Çocukların günümüzde en kırılgan kesimlerden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, aile içi iletişimde kıyaslamanın olumsuz etkilerine değindi. Prof. Dr. Tarhan, “Bir ebeveyn çocuğuna ‘Arkadaşın ne güzel çalışıyor’ dediğinde, çocuğun ‘Ben seni hiç arkadaşınla kıyaslıyor muyum?’ şeklinde yanıt vermesi, çocukların artık daha bilinçli ve hassas olduğunu ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Devletin dezavantajlı çocuklara yönelik çalışmalarını da değerlendiren Prof. Dr. Tarhan, “Devletimiz ve İçişleri Bakanlığımız bu alanda çok önemli projeler yürütüyor. Üniversite olarak biz de toplumsal katkı alanında Türkiye’nin en yüksek puanlı kurumları arasında yer alıyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Nazife Güngör: “Kampüste üretilen bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek önceliğimiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, üniversitelerin yalnızca akademik bilgi üretmekle sınırlı kalmadığını, bu bilginin toplumsal faydaya dönüştürülmesinin temel sorumluluklarından biri olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Güngör, yeni projeye ilişkin değerlendirmesinde üniversitelerin değişen rolüne dikkat çekti.</p>
<p>Prof. Dr. Güngör, “Üniversitelerin kampüs içine kapanan anlayışı artık günümüzde yok. Kampüste üretilen bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmek çok önemli. Biz de bu yönde adımlar attık. Eğitimin yanında toplumsal sorunlara çözüm bulmak bir diğer sorumluluğumuzdur.” dedi.</p>
<p><strong>Hasan Gözen: “Göçle değişen aile yapısına karşı koruyucu aile modeli kritik önem taşıyor”</strong></p>
<p>İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, toplumsal dönüşüm sürecinde aile yapısının değiştiğine dikkat çekerek, koruyucu aile modelinin önemine vurgu yaptı. Gözen, üniversite, kamu ve sivil toplum iş birliğinin projelerde belirleyici rol oynadığını ifade etti.</p>
<p>Konuşmasına İstanbul Valisi Davut Gül adına katılımcıları selamlayarak başlayan Gözen, projenin içeriğini değerli bulduğunu belirterek, “Ülkemiz hızla sanayileşen, toplumsal ilişkileri farklılaşan bir süreci yaşıyor. Geleneksel aile yapımızda bu tür problemler ya hissedilmiyordu ya da istatistiklere yansımıyordu. Büyükşehirlere göçle birlikte aile yapısı bozuldu. Koruyucu aile bu anlamda önemliydi. Son 30 yıl içerisinde özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın teşekkülü ve üniversitelerle iş birliğiyle güzel bir noktaya gelindi. İstanbul Valiliği olarak Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğümüz aracılığıyla projelere destek veriyoruz. Üniversitenin bilimsel birikiminin bu projeye aktarılması, derneğin sahiplenmesi ve kaymakamlığımızın benimsemesi çok kıymetli. Hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yüksel Çelik: “Koruyucu aile modeli çocuklara sıcak bir yuva sunuyor”</strong></p>
<p>Ümraniye Kaymakamı Yüksel Çelik, kamu, üniversite ve sivil toplum iş birliğinin önemli bir örneği olan projenin, çocukların sağlıklı gelişimi açısından değerli bir adım olduğunu belirtti. Çelik, önleyici sosyal politikaların önemine dikkat çekti.</p>
<p>Ümraniye’nin demografik yapısına ilişkin bilgi veren Çelik, “Ümraniye, İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden biri. Yaklaşık 730 bin nüfusa sahibiz. İlçe kaymakamlığı olarak her hafta şehit, gazi, yetim ve öksüz ailelerimizi ziyaret ediyoruz. Göreve başladığımda koruyucu aile ziyaretlerini de bu kapsama dahil ettik.” diye konuştu.</p>
<p>İlçede yaklaşık 60 koruyucu ailenin bulunduğunu belirten Çelik, “Bu aileler sayesinde çocuklarımız sıcak bir aile ortamına kavuşuyor. Bu modelin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor.” dedi.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nin projedeki rolüne değinen Çelik, “Üniversitemizin bu hassas kesime yönelik çalışmasını son derece kıymetli buluyoruz. Sorunlar ortaya çıkmadan önce önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi çok önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Halide İncekara: “Çocuğa ulaşamazsak toplumsal sorunları çözemeyiz”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Özel Yetenekli Çocuklar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Halide İncekara, çocukların toplumsal yapının merkezinde yer aldığını belirterek, çocuklara yönelik çalışmaların ihmal edilmesinin uzun vadede ciddi sosyal sorunlara yol açtığını ifade etti. İncekara, dezavantajlı gruplara yönelik projelerin önemine dikkat çekti.</p>
<p>İncekara, “Çocuk dediğimiz özel bir varlıktan bahsediyoruz. Çocuğa ulaşamadığınız sürece sokağa ulaşamazsınız. Hastalıkları, suçları konuşuruz çünkü zamanında çocuğu konuşmadık. Mecliste olduğum dönemde çocuk üzerine çalışmalar yaptık. Dezavantajlı grubu en azından daha da geri kalmayacağı şartlara getirmek çok değerli. Çocuğun ailesinin zengin ya da fakir olması fark etmez, çocuk her zaman dezavantajlı olarak kabul edilip elinden tutulması gereken bir varlıktır. Bu projeyi tebrik ediyorum, kolay gelsin.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dr. Nebiye Yaşar: “İçişleri Bakanlığı’nın ilk sağlık odaklı sosyal inovasyon projesi”</strong></p>
<p>Toplumsal Katkı Koordinatörü Dr. Nebiye Yaşar, açılış konuşmasında projenin stratejik önemine dikkat çekerek, şunları söyledi:</p>
<p>“Üniversitemiz 2025-26 döneminde 11 sosyal inovasyon model projeye bilimsel danışmanlık yapmaktadır. Ama bu bizim için çok daha özel değerde. Bu projeyi gerçekten güçlü bir iş birliğiyle, hep birlikte çok sayısız toplantı yaparak oluşturduk. Bugün burada İçişleri Bakanlığı’nın ilk defa kabul etmiş olduğu sağlık alanında bir sosyal inovasyon model projesi için buluştuk. Amacımız, koruyucu aile yanında yaşayan dezavantajlı çocukların biyo-psiko-sosyal iyilik hallerini artırmak için bilimsel kanıta dayalı bir model oluşturmaktır. Bu projede çocuklarımız ilk defa dil ve konuşma becerileri, diş sağlığı ve ihtiyaç duydukları psikiyatri desteği alanlarında bütüncül bir hizmet alacaklar. Üniversitemiz bünyesinde kuracağımız &#8216;Çocuk Dostu Bütünleşik Sağlık Hizmetleri Birimi&#8217; ile bu hizmetleri sürdürülebilir kılacağız.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Ergün Yücel: “Diş sağlığı sorunları akran zorbalığına dönüşebiliyor”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yücel, projede çocukların fiziksel rehabilitasyonunun psikolojik süreçlerle nasıl iç içe geçtiğini dile getirerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dokunduğumuz hayatları iyileştirmek, rehabilite etmek temel sorumluluğumuz. Biz de bu üniversitenin en genç fakültesi olarak böyle bir projenin içerisinde bulunmaktan son derece gurur duyuyoruz. Çocukların yaşadığı travmalar fonksiyonlara da yansıyor; diş gıcırdatmadan konuşma bozukluklarına kadar birçok sorunla karşılaşıyoruz. Sağlıklı bir diş yapısı yoksa konuşma sistemi bozulur, bu da okul çağında akran zorbalığı gibi ciddi sosyal sorunları beraberinde getirir. Biz bu çocukları korkutucu klinik ortamlarından uzak, güler yüzlü ve özel çocuk kliniklerinde tedavi edeceğiz. Pedodonti bölümümüzün toleranslı yaklaşımıyla çocuklardaki diş hekimi korkusunu yenmeyi ve onları topluma daha iyi entegre olmuş bireyler olarak görmeyi amaçlıyoruz. Dil ve Konuşma Terapisi bölümümüzle birlikte yürüteceğimiz kısım çok önemli.&#8221;</p>
<p><strong>Neşe Gökalp: “Bir çocuğun elinden tutmakla sorumluluk bitmiyor”</strong></p>
<p>İstanbul Koruyucu Aile Derneği Başkanı Neşe Gökalp, koruyucu ailelik sürecinin yalnızca bir çocuğa yuva sağlamakla sınırlı olmadığını belirterek, çocukların uzun vadeli desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Gökalp, projeyle hem kurum bakımındaki hem de koruyucu aile yanındaki çocuklara ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p><strong>Halis Kuralay: “Koruyucu ailelere yönelik bütünleşik hizmet projeleri büyük önem taşıyor”</strong></p>
<p>Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Halis Kuralay, sosyal hizmetlerin geniş bir kapsama sahip olduğunu belirterek, farklı gruplara yönelik hizmet modelleri geliştirdiklerini ifade etti.</p>
<p>Konuşmasında kurumlarının faaliyet alanına değinen Kuralay, “Biz Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü olarak engellilerden çocuklara, yaşlılardan koruyucu aile hizmetlerine kadar geniş bir alanda sorumluluk üstleniyoruz. Sosyal hizmet merkezlerimiz aracılığıyla ihtiyaçları tespit ediyor ve bireyleri uygun hizmet modellerine yönlendiriyoruz.” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koruyucu-aile-yanindaki-cocuklara-butunlesik-saglik-destegi-625775">Koruyucu aile yanındaki çocuklara &#8220;bütünleşik sağlık&#8221; desteği!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri&#8217;nin temeli atılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/katli-otopark-ve-belediye-hizmet-ofislerinin-temeli-atiliyor-625655</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 08:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirilecek]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[katlı]]></category>
		<category><![CDATA[Lüleburgaz Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[Ofisleri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otopark]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Atma Töreni]]></category>
		<category><![CDATA[temeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625655</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lüleburgaz Belediyesi, kent merkezindeki önemli dönüşüm projelerinden biri olan Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri projesinde önemli bir aşamaya daha geçiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/katli-otopark-ve-belediye-hizmet-ofislerinin-temeli-atiliyor-625655">&#8216;Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri&#8217;nin temeli atılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lüleburgaz Belediyesi, kent merkezindeki önemli dönüşüm projelerinden biri olan Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri projesinde önemli bir aşamaya daha geçiyor. Lüleburgaz Belediyesi Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri’nin temel atma töreni 8 Nisan’da saat 17:00’da gerçekleştirilecek.<br />&#8211;<br />Depreme dayanıksız olduğu tespit edildikten sonra yıkılan Lüleburgaz Belediyesi eski hizmet binasının bulunduğu alana yapılacak yeni belediye hizmet binası ve katlı otopark projesinin temel atma töreni 8 Nisan’da gerçekleştirilecek.<br />Lüleburgaz Belediyesi’nin kent merkezindeki önemli dönüşüm projelerinden biri olan Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri projesinde yeni aşama 8 Nisan’da gerçekleştirilecek temel atma töreniyle başlayacak.<br />Vatandaşların kent merkezinde hem katlı otopark olarak yararlanabileceği hem de belediye hizmet ofisleri ve sosyal donatı alanlarından yararlanabileceği bir alan olarak tasarlanan yeni projenin temeli 8 Nisan’da saat 17:00’da belediye meydanında gerçekleştirilecek törenle atılacak.<br />Lüleburgaz Belediye Başkanı Dr. Murat Gerenli, Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri’nin temel atma törenine tüm vatandaşları davet etti.</p>
<p>Lüleburgaz Belediyesi, kent merkezindeki önemli dönüşüm projelerinden biri olan Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri projesinde önemli bir aşamaya daha geçiyor. Lüleburgaz Belediyesi Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri’nin temel atma töreni 8 Nisan’da saat 17:00’da gerçekleştirilecek.<br />&#8211;<br />Depreme dayanıksız olduğu tespit edildikten sonra yıkılan Lüleburgaz Belediyesi eski hizmet binasının bulunduğu alana yapılacak yeni belediye hizmet binası ve katlı otopark projesinin temel atma töreni 8 Nisan’da gerçekleştirilecek.<br />Lüleburgaz Belediyesi’nin kent merkezindeki önemli dönüşüm projelerinden biri olan Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri projesinde yeni aşama 8 Nisan’da gerçekleştirilecek temel atma töreniyle başlayacak.<br />Vatandaşların kent merkezinde hem katlı otopark olarak yararlanabileceği hem de belediye hizmet ofisleri ve sosyal donatı alanlarından yararlanabileceği bir alan olarak tasarlanan yeni projenin temeli 8 Nisan’da saat 17:00’da belediye meydanında gerçekleştirilecek törenle atılacak.<br />Lüleburgaz Belediye Başkanı Dr. Murat Gerenli, Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri’nin temel atma törenine tüm vatandaşları davet etti.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/katli-otopark-ve-belediye-hizmet-ofislerinin-temeli-atiliyor-625655">&#8216;Katlı Otopark ve Belediye Hizmet Ofisleri&#8217;nin temeli atılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nurhan Ünüsan; &#8220;Demirhindi, Bamya ve Çemen Otu, Mikroplastiklere Karşı Doğal Çözüm Sunuyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusan-demirhindi-bamya-ve-cemen-otu-mikroplastiklere-karsi-dogal-cozum-sunuyor-625456</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:32:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bamya]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[çemen]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[demirhindi]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mikroplastik]]></category>
		<category><![CDATA[nurhan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ünüsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625456</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmalar, demirhindi, bamya ve çemen otu gibi bitkilerden elde edilen doğal bileşiklerin su arıtımında mikroplastikleri etkili biçimde uzaklaştırdığını ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusan-demirhindi-bamya-ve-cemen-otu-mikroplastiklere-karsi-dogal-cozum-sunuyor-625456">Prof. Dr. Nurhan Ünüsan; &#8220;Demirhindi, Bamya ve Çemen Otu, Mikroplastiklere Karşı Doğal Çözüm Sunuyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Araştırmalar, demirhindi, bamya ve çemen otu gibi bitkilerden elde edilen doğal bileşiklerin su arıtımında mikroplastikleri etkili biçimde uzaklaştırdığını ortaya koyuyor. Bilim insanları bu gelişmeyi, çevre dostu teknolojiler açısından önemli bir adım olarak değerlendiriyor. Bilim dünyası ise bu soruna karşı daha güvenli ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeye odaklanıyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, mikroplastik kirliliğine yönelik geliştirilen yeni yaklaşımları değerlendirerek önemli bilgiler paylaştı.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Bitki Bazlı İçerikler, Çevre Dostu Bir Alternatif Olarak Öne Çıkıyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Mikroplastiklerin, küresel ölçekte önemli bir çevre sorunu olduğunu dile getiren KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurhan Ünüsan “Mikroplastikler, su kaynaklarından gıdalara ve insan dokularına kadar geniş bir alanda tespit edilerek küresel ölçekte önemli bir çevre sorunu olarak öne çıkıyor. ABD’de Tarleton State University bünyesinde yürütülen araştırmalar, demirhindi, bamya ve çemen otu gibi bitkilerden elde edilen doğal polisakkaritlerin su arıtımında etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Bu bitkilerden elde edilen jel benzeri müsilajın, mikroplastik parçacıklarını bir araya getirdiği ve çökelmelerini kolaylaştırdığı belirtiliyor. Laboratuvar bulgularına göre söz konusu doğal bileşikler, su örneklerinde yüksek oranda mikroplastik giderimi sağlayabiliyor. Bitki bazlı bu içeriklerin toksik olmayan ve biyobozunur yapısı, onları çevre dostu bir alternatif olarak öne çıkarıyor” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Bilimsel Veriler Detoks İddialarını Desteklemiyor”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Prof. Dr. Nurhan Ünüsan, konuyla ilgili önemli bir bilimsel ayrımın altını çizerek; “Mevcut araştırmalar, bu bitkisel bileşiklerin su arıtımındaki potansiyelini ortaya koyuyor. Ancak bu maddelerin insan vücudundaki mikroplastikleri temizlediğine dair bilimsel olarak doğrulanmış bir kanıt bulunmuyor. Sosyal medyada yer alan ‘demirhindi mikroplastikleri vücuttan atıyor’ gibi iddialar akademik verilerle örtüşmüyor. Sindirim sisteminin karmaşık yapısı nedeniyle su arıtımında işe yarayan bir mekanizma, insan vücudunda aynı sonucu vermeyebiliyor. Bu yöntemler, bugün için bir detoks uygulaması değil, çevresel mikroplastik yükünü azaltmaya yönelik yenilikçi bir mühendislik çözümü olarak değerlendirilmelidir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>“Bireysel Düzeyde En Etkili Yaklaşım, Mikroplastik Maruziyetini Azaltmaya Odaklanmaktır”</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Plastik maruziyetinin azaltılmasının önemine değinen Ünüsan; “Araştırmaların dikkat çeken bir diğer yönü ise sürdürülebilirlik boyutudur. Gıda endüstrisinde atık olarak ortaya çıkan demirhindi çekirdeği gibi materyallerin yeniden değerlendirilmesi, döngüsel ekonomi yaklaşımı kapsamında hem doğal kaynakların korunmasına hem de atıkların katma değere dönüştürülmesine katkı sağlıyor. Bireysel düzeyde ise en etkili yaklaşım, mikroplastik maruziyetini azaltmaya odaklanmaktır. İçme suyunun filtre edilmesi, sıcak yiyeceklerin plastik ambalajlarla temasının sınırlandırılması ve günlük plastik tüketiminin azaltılması, bilimsel veriler ışığında öne çıkan somut adımlar arasında yer alıyor. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sonuç olarak, doğal polisakkaritler, mikroplastik kirliliğiyle mücadelede umut vaat eden bir çevre teknolojisi olarak öne çıkıyor. Bu gelişmenin doğru anlaşılması büyük önem taşıyor. Bugünkü bilimsel kanıtlar, insan vücudunda bir mikroplastik temizliği değil, su arıtımında daha güvenli ve doğal bir alternatifin mümkün olabileceğine işaret ediyor” diyerek, bireylerin günlük yaşamda alacağı basit ancak etkili önlemlerle mikroplastiklere maruziyetini önemli ölçüde azaltabileceğini, bilinçli tüketim alışkanlıklarının bireysel sağlık ve çevresel sürdürülebilirlik noktasında kritik rol oynayacağını ifade etti.</span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nurhan-unusan-demirhindi-bamya-ve-cemen-otu-mikroplastiklere-karsi-dogal-cozum-sunuyor-625456">Prof. Dr. Nurhan Ünüsan; &#8220;Demirhindi, Bamya ve Çemen Otu, Mikroplastiklere Karşı Doğal Çözüm Sunuyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[değişimi]]></category>
		<category><![CDATA[değişimler]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Akın Aytop]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bahar mevsiminin insan beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri, olası bahar yorgunluğu ve bipolar bozuklukta artış gösteren enerji dalgalanmaları, belirtilerin fark edilmesi ve başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mevsim geçişleri, vücutta biyolojik değişimlere neden olur!</strong></p>
<p>Bahar denildiğinde zihnimizde çoğunlukla benzer imgeler canlandığını ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “İlkbahar yağmuruyla ıslanan toprağın kokusu, yeşeren ağaçlar ve çimler, rengârenk çiçekler, uçuşan kelebekler, cıvıl cıvıl kuş sesleri ve güneşin içimizi ısıtan enerjisi… Doğadaki bu canlanma hali, çoğu zaman bizde de bir ferahlama ve yenilenme duygusu yaratır.” dedi.</p>
<p>Pek çok kişinin baharla birlikte enerjisinin arttığını, daha motive ve pozitif hissettiğini düşündüğünü dile getiren Aytop, “Gerçekten de mevsim geçişleri, özellikle bahar ayları, vücudumuzda bazı biyolojik değişimlere yol açar. Gün ışığının artmasıyla birlikte serotonin ve dopamin gibi ‘iyi hissettiren’ nörokimyasalların üretimi desteklenebilir. Bu da ruh halimizde iyileşme, enerjide artış ve daha olumlu bir bakış açısı ile ilişkilendirilebilir. Kısacası, baharın gelişiyle birlikte iç dünyamızda da güneş açtığını hissedebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Herkes bu değişimlerden aynı şekilde etkilenmez! </strong></p>
<p>Ancak bu tablonun herkes için aynı olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bazı bireyler baharı enerjik ve neşeli karşılarken, bazıları için bu dönem daha dalgalı bir ruh halini beraberinde getirebilir. Kimi zaman içsel hava durumumuz güneşli değil; parçalı bulutlu, yağışlı ya da fırtınalı olabilir. Bu nedenle baharın etkilerini tek tip bir deneyim olarak değerlendirmek doğru olmaz.” dedi.</p>
<p>Bahar aylarında doğada önemli değişimler yaşandığını yineleyen Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu süreçte havadaki iyon dengesi de değişebilir. Aynı zamanda bitkilerin uyanmasıyla birlikte polen üretimi artar ve bu polenler rüzgâr aracılığıyla geniş alanlara yayılır. Tüm bu çevresel değişimlerin hem fiziksel hem de ruhsal süreçlerimiz üzerinde etkileri olabilir. Ancak burada üç önemli noktayı vurgulamak gerekir: Herkes bu değişimlerden etkilenmek zorunda değildir; etkilenen kişilerde bu etkilerin şiddeti farklı olabilir; ayrıca bu etkiler herkeste aynı biçimde ortaya çıkmaz. Çünkü genetik yapı, psikolojik dayanıklılık, sosyal destek sistemleri ve çevresel koşullar gibi bireysel farklılıklar bu süreci doğrudan etkiler.”</p>
<p><strong>Mevsim geçişi uyku düzenini bozabiliyor! </strong></p>
<p>Baharın gelişiyle birlikte biyolojik ritmimizde de değişiklikler yaşanabildiğini aktaran Emine Akın Aytop, “Özellikle melatonin hormonunun üretiminde azalma ve sirkadiyen ritimde kaymalar görülebilir. Bu durum uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir.” dedi.</p>
<p>Uykunun, hem bedensel hem de zihinsel yenilenme açısından kritik öneme sahip olduğunu hatırlatan Aytop, “Uyku düzenindeki bozulmalar, ruhsal ve fiziksel pek çok sorunu tetikleyebilir. Bunun yanı sıra, serotonin ve dopamin düzeylerindeki dalgalanmalar farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Alerjik reaksiyonlar, nezle ve grip gibi enfeksiyonlar, cilt problemleri, mide-bağırsak rahatsızlıkları veya kalp-damar sistemiyle ilgili sorunlar bahar aylarında artış gösterebilir ya da mevcut şikâyetler şiddetlenebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, dikkatli olunmalı! </strong></p>
<p>Bahar aylarında sıkça karşılaşılan durumlardan birinin de ‘bahar yorgunluğu’ olduğunu kaydeden Emine Akın Aytop, “Bu durum; enerji düşüklüğü, isteksizlik, çabuk yorulma, motivasyon kaybı ve erteleme davranışları ile kendini gösterebilir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca uyku ve iştah düzeninde değişiklikler, sabahları uyanmakta zorlanma ve odaklanma güçlüğü de görülebileceğine işaret eden Aytop, “İyi haber ise, bu belirtiler genellikle birkaç hafta içinde, vücudun yeni mevsime uyum sağlamasıyla birlikte kendiliğinden azalır. Ancak bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, daha dikkatli olunmalı. Sürekli üzüntü hali, umutsuzluk, ilgi kaybı, yoğun yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, uyku ve iştah değişiklikleri gibi belirtiler bahar depresyonuna işaret edebilir. Böyle bir durumda profesyonel destek almak oldukça önemlidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Belirtilere karşı farkındalık ve gerektiğinde uzman desteği önemli! </strong></p>
<p>Öte yandan, baharın bazı bireylerde tam tersine aşırı enerji artışıyla kendini gösterebildiği bilgisini paylaşan Emine Akın Aytop, “Özellikle bipolar bozukluğu olan kişilerde ilkbahar, manik ya da hipomanik dönemleri tetikleyebilir. Bu dönemlerde kişi kendini aşırı enerjik, güçlü ve hareketli hissedebilir; daha az uykuya ihtiyaç duyar, konuşkanlığı artar, düşünceleri hızlanır ve dürtüsel davranışlar sergileyebilir. Bu nedenle bu tür belirtilere karşı farkındalık geliştirmek ve gerektiğinde uzman desteği almak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Baharın getirdiği bu değişimleri daha sağlıklı yönetebilmek için yaşam tarzında bazı düzenlemeler yapılması gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dengeli beslenmek, yeterli su tüketmek, kafein alımını sınırlamak ve uyku hijyenine dikkat etmek bu sürecin temel taşlarıdır. Düzenli fiziksel aktivite, hem bedensel sağlığı destekler hem de ruh halini iyileştirir. Bunun yanı sıra, sosyal medya ve ekran kullanımını sınırlamak, zihinsel yükü azaltabilir. Sağlıklı hobiler edinmek ve iş-özel yaşam dengesini kurmak da bu süreçte önemli rol oynar.</p>
<p>Bilinçli farkındalık (mindfulness) uygulamaları da bahar döneminde içsel dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Bu uygulamalar, kişinin dikkatini yargılamadan ‘şimdi ve burada’ya yöneltmesini sağlar. Doğayla temas kurmak da oldukça etkili bir yöntemdir. Özellikle dikkatli farkındalıkla yapılan yürüyüşler, hem zihinsel hem de fiziksel açıdan iyileştirici olabilir. Yavaş tempoda, duyulara odaklanarak yapılan bir yürüyüş; görme, işitme, dokunma ve koklama duyularını aktive ederek kişinin anda kalmasını destekler. Duygularımızı fark etmek, adlandırmak ve hangi durumlarda ortaya çıktıklarını gözlemlemek de önemli bir beceridir. Bu noktada duygu günlüğü tutmak, içsel süreçleri anlamayı kolaylaştırabilir.</p>
<p>Son olarak, ihtiyaç duyulduğunda profesyonel destek almak önemli bir güç kaynağıdır. Psikolojik destek, bireyin hem içsel hem de çevresel kaynaklarını fark etmesini ve etkili bir şekilde kullanmasını sağlar. Bu süreç; duygusal dengeyi güçlendirmeye, stresle başa çıkma becerilerini geliştirmeye ve psikolojik dayanıklılığı artırmaya yardımcı olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-degisimi-ruh-sagligini-da-degistiriyor-625453">Mevsim değişimi, ruh sağlığını da değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Konya&#8217;mızın Bereketli Topraklarını Hep Birlikte Daha Güçlü Yarınlara Taşımaya Devam Edeceğiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-konyamizin-bereketli-topraklarini-hep-birlikte-daha-guclu-yarinlara-tasimaya-devam-edecegiz-625423</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 13:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Altay]]></category>
		<category><![CDATA[bereketli]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hep]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[mizin]]></category>
		<category><![CDATA[olursa]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[topraklarını]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemiz]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, düzenlediği basın toplantısıyla Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği tarım projelerini ve desteklerini kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-konyamizin-bereketli-topraklarini-hep-birlikte-daha-guclu-yarinlara-tasimaya-devam-edecegiz-625423">Başkan Altay: &#8220;Konya&#8217;mızın Bereketli Topraklarını Hep Birlikte Daha Güçlü Yarınlara Taşımaya Devam Edeceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, düzenlediği basın toplantısıyla Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği tarım projelerini ve desteklerini kamuoyuyla paylaştı. “Konya Modeli Belediyecilik” anlayışıyla yürütülen tarımsal faaliyetlerden bahseden Başkan Altay, “Tarım güçlü olursa şehir güçlü olur; şehir güçlü olursa ülkemiz güçlü olur” dedi. Konya’nın, sadece üretim yapan bir şehir değil; tarımı planlayan, yöneten, geliştiren ve dünyaya anlatan bir tarım başkenti olduğunu belirten Başkan Altay, “Bugün Türkiye, tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada ise ilk yedi ülke arasında yer alıyorsa; bu başarı, bu vizyonun bir sonucudur. Bu güçlü tarım vizyonunun en önemli merkezlerinden biri de hiç şüphesiz ki memleketimiz Konya’dır. Biz şuna inanıyoruz; Tarım güçlü olursa şehir güçlü olur; şehir güçlü olursa ülkemiz güçlü olur. Nitekim tarım; gıda güvenliğidir, istihdamdır, kalkınmadır, çevredir ve gelecek nesillere bırakacağımız en değerli mirastır. Bol yağışlı geçen kış mevsiminin ardından, alın teriyle üretim yapan tüm çiftçilerimize bereketli bir yıl diliyorum. İnşallah Konya’mızın bereketli topraklarını hep birlikte daha güçlü yarınlara taşımaya devam edeceğiz” diye konuştu.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği tarım projeleri ve desteklerle ilgili basın toplantısı düzenledi.</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen basın toplantısında konuşan Başkan Altay, dünya nüfusundaki hızlı artışın, gıdaya olan ihtiyacı her geçen gün daha da artırdığını anımsatarak, “Bu ihtiyacı karşılarken doğal kaynakları tüketen, toprağı yoran ve suyu dikkatsizce kullanan üretim anlayışları; uzun vadede tarımı da hayatı da sürdürülemez hâle getirmektedir. Bu nedenle tarımda artık daha bilinçli, daha planlı ve daha sorumlu adımlar atmak zorundayız” diye konuştu.</p>
<p><strong>“VERİMLİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM, ANCAK PLANLI VE BİLİNÇLİ ADIMLARLA MÜMKÜNDÜR”</strong></p>
<p>Başkan Altay, Konya’nın Çatalhöyük’ten bu yana süregelen binlerce yıllık tarımsal birikiminin, bilinçli üretim anlayışının temeline dayandığını belirterek, “Konya Modeli Belediyecilik vizyonumuz doğrultusunda Büyükşehir Belediyesi olarak; kuralığa dayanaklı ürünleri ve organik üretimi destekleyen, yerel üreticiyi güçlendiren, atıl arazileri üretime kazandıran, su kaynaklarının verimli kullanımını esas alan bir tarım politikası izliyoruz. Çünkü verimli ve sürdürülebilir üretim, ancak planlı ve bilinçli adımlarla mümkündür. Anadolu’nun tahıl ambarı olarak bilinen bu bereketli topraklar, sadece ülkemizin değil, dünyanın gıda güvenliğine katkı sağlayan önemli üretim merkezlerinden biri olmuştur. Bu topraklarda tarım, ekonomik bir faaliyet olmasının yanı sıra bir medeniyet birikimidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“<strong>KONYA, TÜRKİYE’NİN TARIM BAŞKENTİ KONUMUNDA”</strong></p>
<p>Konya’nın; tarımsal üretim değeri, tarımsal ticaret ve tarımsal istihdam açısından Türkiye’nin tarım başkenti konumunda olduğunu ifade eden Başkan Altay, şunları kaydetti: </p>
<p>“Geniş tarım arazileri, verimli üretim havzaları ve gelişmiş tarımsal sanayi altyapısı ile Konya, ülkemizin üretim gücünü belirleyen merkezlerden biridir. Bizler de AgriCities Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği Başkanı olarak edindiğimiz tecrübelerle; tarımın artık yerelden başlayarak küresel ölçekte ele alınması gereken bir mesele olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Konya’mızın bu alandaki birikimini uluslararası platformlara taşımaya ve şehrimizi hem ülkemizde hem de dünyada marka şehir haline getirmeyi hedefliyoruz.”</p>
<p><strong>“SUYU KORUMADAN TARIMI KORUMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR”</strong></p>
<p>Başkan Altay, sürdürülebilir tarım çalışmalarında eğitime büyük önem verdiklerini vurgulayarak, “Çünkü tarımsal üretimde bilgi, hem maliyetleri düşüren hem de verimi artıran en temel unsurdur. Bu kapsamda; tarla ve bahçe bitkilerinden hayvancılığa, arıcılıktan modern sulama tekniklerine kadar birçok alanda üreticilerimize yönelik eğitim programlarını hayata geçirdik. Eğitimlerimizde özellikle kuraklıkla mücadele, su tasarrufu ve modern sulama yöntemleri üzerinde duruyoruz. Çünkü suyu korumadan tarımı korumak mümkün değildir. Bu bilinçle, üreticilerimizle birlikte aynı sorumluluk anlayışıyla hareket ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>KONYA MODELİ TARIM FAALİYETLERİNİ DETAYLI OLARAK ANLATTI</strong></p>
<p>Başkan Altay konuşmasının devamında “Konya Modeli Belediyecilik” anlayışıyla yürütülen tarımsal faaliyetlerden bahsederek; çiftçilere sağlanan eğitim ve teknik destekten fidan, fide ve tohum desteklerine tarım kooperatiflerinin desteklenmesinden Ar-Ge çalışmalarına tarımsal sulama, tarımsal tesisler ve altyapı yatırımlarından hayvancılık desteklerine atıl arazilerin üretime kazandırılmasından gençlere, kadınlara ve dezavantajlı gruplara yönelik olarak yürütülen tarımsal faaliyetlere kadar pek çok başlıkta bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>2018’DEN BUGÜNE 23 MİLYON 226 BİN ADET FİDE VE FİDAN DESTEĞİ</strong></p>
<p>31 ilçedeki çiftçiye ve üreticiye sadece geçtiğimiz yıl, 138 bin 184 adet fide ve fidan desteği sağlandığını dile getiren Başkan Altay, 2018 yılından bu yana ise çiftçiye sağlanan fidan ve fide desteği sayısının ise tamı tamına 23 milyon 226 bin adete ulaştığı bilgisini aktardı.</p>
<p><strong>2018’DEN İTİBAREN TARIMSAL KALKINMA İÇİN HARCANAN MİKTAR 965 MİLYON TL’Yİ AŞTI</strong></p>
<p>2025 yılında toplam tarımsal destekleme rakamının 24 milyon 575 bin lira olarak gerçekleştiğini de açıklayan Başkan Altay, “2018 yılından bu yana Konya Ovası Projesi (KOP) desteğiyle 66 adet küçük ölçekli sulama yatırımı yaptık. Bu süreçte sulama yatırımlarının tutarı, güncel bedelle 596 milyon lira oldu. 2018 yılından bu yana tarımsal kalkınma için yaptığımız fidan, fide, tohum, tarımsal ekipman desteği ve küçük ölçekli sulama yatırımı tutarı 965 milyon lirayı aştı. Çiftçimize, üreticimize hayırlı olsun” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>“ŞEHRİMİZİN TARIMSAL ÜRETİMİNE, SU KONUSUNA VE TASARRUFA DİKKAT ÇEKECEĞİZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, geleneksel olarak düzenlenen Konya Tarım Fuarı’nın bu yıl da titizlikle gerçekleştirileceğine değinerek, “Bildiğiniz gibi, ülkemizin en önemli tarım fuarlarından biri olan Konya Tarım Fuarı yarın açılıyor. Ülkemizden ve tüm dünyadan çiftçilerimizi ve sektör temsilcilerini bir araya getirecek fuarın hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bizler de bu süreçte şehrimizin farklı noktalarında yaptığımız uygulamalarla; şehrimizin tarımsal üretimine, su konusuna ve tasarrufa dikkat çekeceğiz.</p>
<p><strong>“KENDİ GIDASINI ÜRETEN ÜLKELER GÜÇLÜ, ÜRETMEYEN ÜLKELER İSE BAĞIMLI HALE GELMEKTEDİR”</strong></p>
<p>Bugün dünyada yaşanan savaşlar, krizler ve iklim değişikliğinin çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlattığını belirten Başkan Altay, konuşmasına şöyle devam etti:</p>
<p>“Tarım artık sadece bir üretim meselesi değil; gıda güvenliği, ekonomi, diplomasi ve milli güvenlik meselesidir. Kendi gıdasını üreten ülkeler güçlü, üretmeyen ülkeler ise bağımlı hale gelmektedir. Bu noktada Türkiye, son yıllarda tarım alanında çok önemli bir gelişim süreci yaşamıştır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tarım; stratejik bir sektör olarak, ekonomik bağımsızlığın teminatı ve geleceğimizi güvence altına alan önemli bir alan haline gelmiştir. Bu süreçte çiftçiyi merkeze alan, teknolojiyle desteklenen ve yerli-milli üretimi esas alan büyük yatırımlar yapılmıştır. Cumhurbaşkanımız, Milli Tarım Projesi’ni açıklarken şöyle demiştir: ‘Sadık yârimiz olan toprağa hak ettiği değeri vermezsek sadece kendimizin, kendi neslimizin değil; topyekûn insanlığın geleceğini tehdit altına sokmuş oluruz. Toprağa sırtını dönen insan, en büyük ihaneti kendisine yapmış olur; çünkü Rabbim bizlere topraktan yaratıldığımızı ve yine toprağa döneceğimizi haber veriyor.’ Bu söz aslında tarımın sadece bir üretim meselesi olmadığını, aynı zamanda bir medeniyet, bir gelecek ve bir sorumluluk meselesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.”</p>
<p><strong>“TARIM GÜÇLÜ OLURSA ŞEHİR GÜÇLÜ OLUR; ŞEHİR GÜÇLÜ OLURSA ÜLKEMİZ GÜÇLÜ OLUR”</strong></p>
<p>Başkan Altay, Konya’nın, sadece üretim yapan bir şehir değil; tarımı planlayan, yöneten, geliştiren ve dünyaya anlatan bir tarım başkenti olduğunu vurgulayarak, “Bugün Türkiye, tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada ise ilk yedi ülke arasında yer alıyorsa; bu başarı, bu vizyonun bir sonucudur. Bu güçlü tarım vizyonunun en önemli merkezlerinden biri de hiç şüphesiz ki memleketimiz Konya’dır. 42 bin kilometrekare yüzölçümüne sahip şehrimizde yaklaşık 1 milyon 890 bin hektar tarım arazisi bulunmaktadır. Bu büyüklük Konya’nın tarımdaki gücünü ve potansiyelini açıkça göstermektedir. Biz şuna inanıyoruz; Tarım güçlü olursa şehir güçlü olur; şehir güçlü olursa ülkemiz güçlü olur. Nitekim tarım; gıda güvenliğidir, istihdamdır, kalkınmadır, çevredir ve gelecek nesillere bırakacağımız en değerli mirastır. Sefer bizden, zafer Allah’tandır. Daha gidecek çok yolumuz, yapacak çok işimiz var. Bol yağışlı geçen kış mevsiminin ardından, alın teriyle üretim yapan tüm çiftçilerimize bereketli bir yıl diliyorum. İnşallah Konya’mızın bereketli topraklarını hep birlikte daha güçlü yarınlara taşımaya devam edeceğiz. Hayata geçirdiğimiz tüm projelerimizin hayırlara vesile olmasını diliyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>
<p>Basın toplantısının son bölümünde Başkan Altay, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-konyamizin-bereketli-topraklarini-hep-birlikte-daha-guclu-yarinlara-tasimaya-devam-edecegiz-625423">Başkan Altay: &#8220;Konya&#8217;mızın Bereketli Topraklarını Hep Birlikte Daha Güçlü Yarınlara Taşımaya Devam Edeceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;AMH Değerim Düşük, Anne Olamam&#8221; Yanılgısına Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/amh-degerim-dusuk-anne-olamam-yanilgisina-dikkat-625405</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[değerim]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[olamam]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<category><![CDATA[yanılgısına]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebek sahibi olmak isteyen kadınların önemli kaygılarından biri de AMH Anti-Mullerian Hormon) testi düşüklüğüdür.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amh-degerim-dusuk-anne-olamam-yanilgisina-dikkat-625405">&#8220;AMH Değerim Düşük, Anne Olamam&#8221; Yanılgısına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bebek sahibi olmak isteyen kadınların önemli kaygılarından biri de AMH Anti-Mullerian Hormon) testi düşüklüğüdür. Bu test ile ilgili değerlerin düşük çıkması çoğu zaman halk arasında yanlış yorumlanarak “annelik ihtimalinin sona erdiği” algısını oluşturuyor.  Oysa bilimsel veriler, bu testin tek başına bir belirleyici olmadığını ortaya koyuyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nden Op. Dr. Ali Osman Koyuncuoğlu, kadınların doğurganlıkla ilgili en sık merak ettiği soruları yanıtlayarak, AMH testinden yumurta dondurmaya kadar uzanan süreç hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>AMH düşüklüğü çocuk sahibi olunamayacağı anlamına gelmiyor</strong></p>
<p>AMH testi yumurtalık rezervini gösteren bir parametredir ancak tek başına kesin sonuçlar vermemektedir. AMH değeri adet döngüsüne, ölçüm zamanına ve kullanılan laboratuvar yöntemlerine göre değişkenlik gösterebilmektedir. Bu nedenle düşük AMH değeri, bir kadının asla çocuk sahibi olamayacağı anlamına gelmemekte, yalnızca doğurganlık süresinin zaman olarak kısaldığını göstermektedir.</p>
<p>Aynı yaş grubundaki kadınlar arasında AMH düzeyi düşük olanlarla normal olanların hamile kalma olasılıkları benzerdir. Ancak düşük AMH saptanan kadınlar için zaman yönetiminin daha önemli hâle geldiğinin bilinmesi gerekir. Bu durumda ya daha erken tedavi planlaması yapılmakta ya da uygun hastalarda yumurta dondurma seçeneği gündeme gelmektedir.</p>
<p><strong>Düzenli adet görmek doğurganlık garantisi değil</strong></p>
<p>Üreme sağlığı konusunda kadınların bilmesi gereken önemli bir nokta da şudur: Toplumda yaygın olan “düzenli adet görüyorsam doğurganlığımda sorun yoktur” inanışı bilimsel olarak her zaman doğru değildir. Yumurtalık rezervi tükenmiş kadınlar bile 3-7 yıl boyunca düzenli adet görebilmektedir. Bu nedenle adet düzeni tek başına güvenilir bir gösterge olmamaktadır.</p>
<p>Doğurganlığın daha sağlıklı değerlendirilebilmesi için AMH testinin yanı sıra, ultrasonografi ile yumurta sayısının değerlendirilmesi ve adet döngüsünün ikinci günü yapılan FSH testinin birlikte ele alınması gerekmektedir. Bu çok yönlü yaklaşım, kadınlar açısından daha güvenli ve gerçekçi sonuçlar sunmaktadır.</p>
<p><strong>Yüksek AMH değeri her zaman avantaj sağlamayabilir</strong></p>
<p>AMH değeri yüksek çıkan kadınların kendilerini uzun yıllar boyunca güvende hissetmeleri de yanıltıcı olabilmektedir. Burada en belirleyici faktör kadın yaşıdır. Yaş arttıkça yumurtalarda kromozomal hatalar artmakta ve bu da gebelik şansını doğrudan etkilemektedir.</p>
<p>Yumurta sayısı yeterli olsa bile ileri yaşta elde edilen yumurtaların genetik olarak sağlıklı olma ihtimali düşebilmektedir. Bu nedenle doğurganlık planları yalnızca sayılar göz önünde bulundurularak değil, mutlaka yaş ve kişisel faktörlere göre yapılması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Anne olmak için önleminizi erken dönemde alabilirsiniz</strong></p>
<p>Özellikle 20’li ve 30’lu yaşlardaki kadınların düzenli jinekolojik kontrollerini ihmal etmemeleri gerekir. Temel olarak, âdetin ikinci veya üçüncü günü yapılan FSH testine bakılması gerekir. Ayrıca ultrasonografi ile yumurta rezervinin, yani yumurta sayısının değerlendirilmesi mutlaka gereklidir. Eğer kariyer planı varsa, kadınlar evliliklerini bir süre ertelemek istiyorlarsa, düzenli olarak her yıl yumurta sayısına bakılmalıdır. Kritik sınırda bir azalma tespit edilirse, kadınların mutlaka hayatlarının merkezine yumurta dondurma stratejisini almaları gerekir. Çünkü daha ileri yaşlarda durum fark edildiğinde yumurta elde edilebilse bile, gebelik oluşturma şansı olan yumurtaların sayısı yaşla birlikte giderek azalır. Dolayısıyla rutin jinekolojik muayeneler, âdetin ikinci günü yapılan FSH testi ve aile öyküsü (özellikle erken menopoz öyküsü) önemlidir. Eğer birkaç yıl içinde yumurta sayısında dramatik bir düşüş başlamışsa, mutlaka üreme sağlığı uzmanı ile görüşülmeli, danışmanlık alınmalı ve henüz evlilik yoksa yumurta dondurma planı yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Yumurta dondurma doğurganlığın sigortası olabilmektedir</strong></p>
<p>Modern yaşam koşullarının çocuk sahibi olma yaşını doğal olarak ileriye taşımış durumdadır. Kadınlar eğitim ve iş hayatına daha fazla katılmakta ve çocuk sahibi olma yaşı doğal olarak ertelenebilmektedir. Aynı durum erkekler için de geçerlidir. Günümüzde pek çok insan, hayatta önce kariyerini kurmayı, kendini güvende hissetmeyi ve ancak ondan sonra bir</p>
<p>çocuğu dünyaya getirmeyi tercih etmektedir. Bu da çocuk sahibi olmayı</p>
<p>listenin son sıralarına itmektedir. Bu anlaşılır bir durumdur ancak biyolojik gerçeklerin göz ardı edilmemesi gerekir.</p>
<p>Yumurta dondurma günümüzde kadınlara önemli bir zaman kazanımı sağlamaktadır. Bu yöntem bir tür doğurganlık sigortası olarak değerlendirilebilir. 35 yaşın altında yumurta rezervi azaldıysa, ailede erken menopoz öyküsü varsa ya da yumurta azalmasına sebep olabilecek herhangi bir kronik hastalık mevcutsa kadınlar kanunen yumurtalarını dondurabilmektedir. Ayrıca 38 yaş ve üzerinde, hiçbir kriter aranmaksızın, kadınlar yumurta dondurabilir. Ancak hangi yaşta ve ne kadar sayıda yumurta dondurulduğu çok önemlidir. Bu durum şöyle özetlenebilir: 35 yaşın altında en az 15 yumurta dondurulması gerekir. 35–40 yaş arasında dondurma yapılacaksa bu sayı 2 katına çıkar, yani yaklaşık 30 yumurta gerekir. 40 yaşın üzerinde ise bu sayı 3 katına çıkmaktadır; yaklaşık 40–45 yumurta gibi düşünülebilir. Bunun temel sebebi şudur: Genetik olarak normal 3 embriyo arka arkaya transfer edildiğinde, önemli oranda gebelik elde dilebilmektedir. Yani hedef, genetik olarak normal 3 embriyo elde etmektir. 35 yaşın altında bu embriyo sayısını elde etmek için 15 yumurta yeterli olurken, 35–40 yaş arasında 30 yumurta elde edildiğinde yine 3 genetik olarak normal embriyo elde etme oranı korunur. 40 yaşın üzerinde ise 40–45 yumurta ile bu oran korunabilmektedir. Dolayısıyla “Ben bir, iki, üç adet yumurta dondurdum; artık biyolojik saatimi durdurdum ve güvencem var” gibi düşünmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Bilimsel verilere göre sağlıklı bir gebelik şansı için belirli sayıda genetik olarak normal embriyo elde edilmesi gerekmektedir. İleri yaşlarda bu sayıya ulaşabilmek için çok daha fazla yumurtaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle yumurta dondurma ne kadar erken yapılırsa o kadar avantaj elde edilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/amh-degerim-dusuk-anne-olamam-yanilgisina-dikkat-625405">&#8220;AMH Değerim Düşük, Anne Olamam&#8221; Yanılgısına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oda Orkestrası yine kulakların pasını silecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oda-orkestrasi-yine-kulaklarin-pasini-silecek-625251</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 21:59:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[cello]]></category>
		<category><![CDATA[klasik]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[konser]]></category>
		<category><![CDATA[konserde]]></category>
		<category><![CDATA[kulakların]]></category>
		<category><![CDATA[ney]]></category>
		<category><![CDATA[oda]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Orkestra]]></category>
		<category><![CDATA[orkestrası]]></category>
		<category><![CDATA[pasını]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[silecek]]></category>
		<category><![CDATA[yine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625251</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Oda Orkestrası, Prof. Melih Kara ve Bilgin Canaz’ın solist olarak yer alacağı konserde unutulmaz bir akşama imza atacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oda-orkestrasi-yine-kulaklarin-pasini-silecek-625251">Oda Orkestrası yine kulakların pasını silecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Oda Orkestrası, Prof. Melih Kara ve Bilgin Canaz’ın solist olarak yer alacağı konserde unutulmaz bir akşama imza atacak. Kocaeli Kongre Merkezi&#8217;ndeki konser, 6 Nisan Pazartesi akşamı gerçekleştirilecek.</p>
<p><b>UNUTULMAZ BİR KONSER DAHA</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Oda Orkestrası, unutulmaz bir konsere daha imza atmaya hazırlanıyor. Şef Engin Şen yönetimindeki orkestra bu defa klasik müziğin seçkin eserlerini neyin eşsiz tınılarıyla buluşturacak. Orkestraya bu önemli konserde Türkiye’nin en önemli çello ve ney sanatçılarından Prof. Melih Kara ile Bilgin Canaz eşlik edecek.</p>
<p><b>ŞEF ENGİN ŞEN YÖNETİMİNDE</b></p>
<p>Kocaeli Kongre Merkezi’nde ücretsiz olarak gerçekleşecek konser 6 Nisan Pazartesi akşamı (yarın) 20.00’de başlayacak. Şef Engin Şen yönetimindeki Oda Orkestrası’na Türkiye’nin ulusal ve uluslararası alanda başarılarıyla tanınan iki önemli sanatçı eşlik edecek.</p>
<p><b>TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ ÇELLO VE NEY SANATÇILARI</b></p>
<p>Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası Çello Sanatçısı Prof. Melih Kara ile uluslararası platformda ülkemizi gururla temsil eden neyzen Bilgin Canaz, bu önemli etkinlikte Kocaelili sanat severlerle buluşacak.</p>
<p><b>ÇEVRE DOSTU ORKESTRASI’NDAN KARE KOD UYGULAMASI</b></p>
<p>Oda Orkestrası’nın artık bir geleneği olan kare kod uygulaması bu konserde de geçerli olacak. Çevre duyarlılığı ile bilinen Oda Orkestrası konserde repertuar için bir bülten bastırmadı. Repertuara ulaşmak isteyen klasik müzik severler Kocaeli Kongre Merkezi’nin girişindeki karekodu okutarak seslendirilecek eserleri cep telefonlarına kaydedebilecek.</p>
<p><b>DETAY BİLGİ KOCAELİ KÜLTÜR SANAT SAYFASINDA</b></p>
<p>Başarısı ve icra ettiği konserlerle Kocaelili sanatseverlerin gönlüne taht kuran Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Oda Orkestrası, 6 Nisan Pazartesi akşamı gerçekleştireceği konsere tüm vatandaşları bekliyor. Konser ile ilgili ayırtılı bilgilere ise Kocaeli kültür sanat instagram sayfasından ulaşılabilinir.</p>
<p><b>NEY VE KLASİK MÜZİĞİN BULUŞMASI</b></p>
<p>İnsanın iç yolculuğuna en güzel seslerden biri olan Ney, klasik müziğin eşsiz notalarıyla bir araya gelecek. Konserde Vivaldi’nin Çello Konçertosu ve klasik müziğin çello için bestelenen seçkin eserleri seslendirilecek. Konser; Antonio Vivaldi’nin E Minör Cello Konçertosu ile başlayacak. Oda Orkestrası ayrıca şu eserleri solistlerin eşliğinde seslendirecek:</p>
<p>Theme from Schindler List (Classical Film Music)</p>
<p>G.F Handel – Passacaglia</p>
<p>C. Gardel  &#8211; Por Una Cabeza</p>
<p>Dimitri Shostakovich – Waltz No:2</p>
<p>Dimitri Shostokovich – İki Çello ve Orkestra İçin Prelüd</p>
<p>Bilgin Canaz – Meleklerin Hüznü</p>
<p>Karahisar Kalesi – Ney ve Orkestra İçin Gabriel Faure – Pavane.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oda-orkestrasi-yine-kulaklarin-pasini-silecek-625251">Oda Orkestrası yine kulakların pasını silecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsim geçişi cildi zorluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecisi-cildi-zorluyor-624839</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:59:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cildi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Bariyeri]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[geçişi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[Nem]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Peeling]]></category>
		<category><![CDATA[Ürünle]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecisi-cildi-zorluyor-624839">Mevsim geçişi cildi zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarının soğuk, rüzgarlı ve kurutucu etkisinin ardından bahar mevsimine geçiş, cildimiz için önemli bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Kış boyunca düşük nem, soğuk hava ve kapalı ortamlarda geçirilen uzun süreler cildin bariyerini zayıflatabiliyor ve kuruluğa neden olabiliyor. Bahar aylarıyla birlikte ise sıcaklık artıyor, nem oranı değişiyor ve güneş ışınları daha güçlü hissedilmeye başlıyor. Ayrıca bahar aylarında artan ağaç ve çimen polenleri ile küf sporları gibi çevresel alerjenler de daha yoğun hale geliyor. Bu çevresel etkenler nedeniyle, cilt bakımına dikkat edilmediğinde; ciltte kuruluk, hassasiyet, kızarıklık, pullanma,  lekelenme ve yağ üretiminin artmasına bağlı akne oluşumu gibi sorunlar gelişebiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,</strong> “Kışın uygulanan yoğun ve besleyici bakım rutinlerinin bahar aylarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi, cildin bu geçiş sürecine daha sağlıklı  uyum sağlaması için çok önemlidir” diyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,</strong> bahar aylarında cilt sağlığının korunmasında üç temel kuralın öne çıktığını belirterek, “İlk olarak, cildi sabah ve akşam nazik bir temizleyici ürünle düzenli olarak temizlemek gerekir. Her gün SPF 50 olan bir güneş koruyucu kullanmak, cilt lekelerini ve güneş hasarını önlemede büyük önem taşır. Bunların yanı sıra cilt tipine uygun, daha hafif yapılı bir nemlendiriciyle cildin nem dengesini korumak da son derece önemlidir. Bu üç basit ama etkili adım, cildin mevsim geçişine daha sağlıklı uyum sağlamasına yardımcı olur ve birçok dermatolojik sorunun önlenmesine önemli katkı sağlar” diye konuşuyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,</strong> bahar aylarında cilt sağlığı için dikkat edilmesi gereken 7 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Cildinizi günde iki kez temizleyin</strong></p>
<p>Bahar aylarında artan sıcaklık ve nem oranı, cildin sebum üretimini artırabiliyor. Bu durum gözeneklerin tıkanmalarına ve akne oluşumuna zemin hazırlayabiliyor.  Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu, bu nedenle sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez, cilt tipine uygun nazik bir temizleyici ürünle cildin temizlenmesi gerektiğini belirterek, “Cilt pH’ına yakın temizleyicilerin tercih edilmesi cilt bariyerinin korunmasına yardımcı olur. Özellikle akşam temizliği; makyaj, güneş koruyucu ve gün boyunca biriken çevresel kirletici etkenlerin uzaklaştırılması açısından önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Güneşten korunmayı rutin haline getirin</strong></p>
<p>Bahar aylarında UV ışınlarının yoğunluğu artmaya başlıyor ve bu durum ciltte fotoaging (ışığa bağlı yaşlanma) ile pigmentasyon artışına, yani cilt lekelerinin gelişimine yol açabiliyor. Bu nedenle her gün geniş spektrumlu (UVA ve UVB korumalı) ve SPF 50 içeren bir güneş koruyucu kullanımı büyük önem taşıyor.  Dr. Name Cemşitoğlu, “Güneş koruyucular sadece plajda değil, günlük yaşamda da uygulanmalı ve dış ortamda uzun süre kalınacaksa 2-3 saatte bir yenilenmelidir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Mevsime uygun nemlendirici kullanın</strong></p>
<p>Cilt bariyerinin sağlıklı olması, çevresel faktörlere karşı cildin direncini artırıyor. Ancak kış aylarında kullanılan yoğun ve yağ bazlı nemlendiriciler, bahar aylarında bazı cilt tiplerine ağır gelebiliyor ve gözeneklerin tıkanmalarına neden olabiliyor. Dolayısıyla, bahar aylarında daha hafif yapılı, su bazlı veya jel formundaki nemlendiricilerin tercih edilmesi öneriliyor. Hyaluronik asit, gliserin ve seramid içeren ürünler, cildin nem dengesini korumaya ve bariyerini güçlendirmeye katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>Haftada 1-2 kez peeling yapın, ancak…</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde, cilt yüzeyinde biriken ölü hücreler, cildin mat ve cansız görünmesine yol açabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Name Cemşitoğlu,<strong> </strong>cilt sağlığı için<strong> </strong>haftada 1-2 kez nazik peeling uygulamalarını önerdiklerine işaret ederek, “Peeling cildin üst tabakasındaki hücre yenilenmesini destekleyerek daha pürüzsüz görünmesine yardımcı olur. Özellikle AHA veya PHA içeren hafif eksfoliyanlar, yani ciltten nazikçe ölü tabakayı arındıran asit içerikli peelingler kontrollü şekilde kullanılabilir” diyor. Ancak aşırı peeling uygulamalarının cilt bariyerine zarar verebileceğini belirten Dr. Name Cemşitoğlu, bu nedenle peeling yönteminin hekimin önerileri doğrultusunda uygulanması gerektiği uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Günde 2-2.5 litre su için</strong></p>
<p>Yeterli sıvı alımı, vücudun genel metabolik fonksiyonlarının yanı sıra cilt sağlığı için de önem taşıyor. Özellikle bahar aylarında artan fiziksel aktivite ve terleme nedeniyle vücudun sıvı ihtiyacı da artabiliyor. Su tüketimi tek başına etkili olmasa da sağlıklı bir cilt bakımını destekliyor. Günlük ortalama 2-2.5 litre su tüketimi hücrelerin nem dengesini, bir başka deyişle cilt sağlığı için gerekli olan su miktarını karşılamasıyla cildin daha canlı görünmesine katkı sağlayabiliyor. </p>
<p><strong>Cilt bariyerini destekleyen içerikleri tercih edin</strong></p>
<p>Mevsim geçişleri bazı kişilerde cilt hassasiyetini artırabiliyor. “Bu nedenle cilt bakım ürünlerinde bariyer onarıcı içeriklerin bulunması fayda sağlayabilir” diyen Dr. Name Cemşitoğlu, şu bilgileri paylaşıyor: “Güçlü bir cilt bariyeri cildin çevresel stres faktörlerine karşı daha dirençli olmasını sağlar. Seramidler, niasinamid, panthenol ve hyaluronik asit gibi içerikler cildimizin üst tabakasında bariyer fonksiyonunu destekleyerek, ciltten<strong> </strong>su kaybını azaltmaya yardımcı olur.”</p>
<p><strong>Cildi tahriş edebilen ürünlerden kaçının</strong></p>
<p>Alkol oranı yüksek tonikler, yoğun parfüm içeren kozmetikler veya aşındırıcı peeling ürünleri bazı ciltlerde hassasiyeti artırabiliyor. Özellikle mevsim geçişlerinde cilt bariyeri daha kırılgan hale gelebileceği için bu tür ürünlerden kaçınılması öneriliyor. Dermatolojik olarak test edilmiş, hassas ciltlere uygun ve minimal içerikli ürünlerin tercih edilmesi cilt sağlığı açısından daha güvenli olabiliyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mevsim-gecisi-cildi-zorluyor-624839">Mevsim geçişi cildi zorluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:42:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmalara]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kaygılı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[motive]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yıkıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818">Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor.</strong></p>
<p><strong>Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha “öfkeli” değil, daha ziyade “kaygılı ve üzgün” hale geldiğini gösteriyor. Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, “113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfkenin insani ve evrensel nitelikte temel bir duygu olduğunu unutmamamız lazım. Öfke ifade edilmesi gereken, bastırılmaması gereken bir duygudur. Eğer öfke kontrol edilemezse ve kronik hale gelmeye başlarsa bireye ya da başka birisine zarar vermeye başlar. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkün” diyerek öfke yönetimiyle ilgili önemli bilgiler veriyor… </strong></p>
<p>Öfke, psikoloji araştırmalarında mutluluk, üzüntü, korku, iğrenme ve şaşkınlık ile birlikte altı temel duygu kategorisinden biri olarak kabul ediliyor. Buna rağmen popüler kültürde sürekli pozitif kalma baskısı öfkeyi “zararlı” bir duygu gibi konumlandırıyor. Prof. Dr. Murat Kurt bu yanlış algıya dikkat çekerek, “Sanki her an pozitif kalınması, olumsuz hislerin bir kenara itilmesi ve öfkenin her zaman bastırılması gereken yıkıcı bir duygu olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Oysa öfke, bizim değişen çevresel koşullara uyum sağlamamıza yardımcı olan, karşımıza çıkan engelleri aşmamıza yardımcı olan evrimsel değeri yüksek motive edici bir duygudur. Öfke, halk arasında sanki saldırganlıkla eş değermiş gibi algılanıyor. Öfke bir duygudur, saldırganlık ise bu duygunun kontrol edilmeden açığa çıkmış bir davranış formudur” diyor.</p>
<p><strong>Beyinde Öfke Nasıl Kontrol Ediliyor?</strong></p>
<p>Texas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Heather Lench ve ekibinin 2023 yılında yayımladığı kapsamlı çalışma, öfkenin performansı artıran motive edici bir duygu olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle zorlayıcı görevlerde öfke, bireyi “eyleme hazırlık” durumuna sokuyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Özellikle zorluk düzeyinin yüksek olduğu görevlerde öfke motive edici bir rol üstlenir; ancak bu durum bazen bireylerin etik kuralları ihlal etmesine ya da ahlaki normların dışına çıkmasına neden olabilir” diyor.</p>
<p>Beyin, öfke karşısında otomatik ve kontrolsüz bir patlama yaratmıyor; aksine bir denge mekanizması kuruyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Beynimizdeki Amigdala bölgesi tehdit veya engel algılandığında duygusal tepkiyi ateşler. Ancak aynı anda ventromedial prefrontal korteks devreye girerek bu tepkiyi kontrol eder ve yönetir” diyor. Alkol ve madde kullanımının bu dengeyi bozduğunu belirten Prof. Dr. Murat Kurt, “Bu maddeler kontrol mekanizmasını devre dışı bırakır ve amigdalanın tek başına hareket etmesine neden olur” diyor.</p>
<p><strong>Öfke, Yıkıcı Bir Boyuta Ulaşmamalı </strong></p>
<p>Öfke genellikle bir hedefin engellenmesi, beklenen bir ödülün alınamaması, haksızlığa uğrama, tehdit edilme veya başkalarının planlarımızı etkilemesi sonucu ortaya çıkıyor. Bunun yanında uykusuzluk, sosyal dışlanma ve stres de öfkeyi tetikleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bir olayı nasıl algıladığımız ve nasıl yorumladığımızla doğrudan ilişkilidir; bu nedenle oldukça öznel ve kişiye özgü bir duygudur” diyor.</p>
<p>Öfke; üzüntü, korku veya depresyon gibi geri çekilmeye neden olan duyguların aksine bireyi harekete geçirir. Bir başka deyişle öfke bir “yaklaşma duygusudur.” Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bireyi pasif bir bekleyişten çıkarıp aktif bir eyleme iter; sınırların korunmasına, adaletsizliğe karşı harekete geçilmesine yardımcı olur. Öfkenin kendisi aslında “kötü” bir duygu değildir. Esas olan öfkenin nasıl ifade edildiğidir, bir başka deyişle öfkeyi dışarıya nasıl yansıttığımız ve öfkenin tetiklediği davranışların yıkıcı bir boyuta dönüşüp dönüşmemesi önemlidir. Böyle baktığımızda öfkenin bireyler açısından işlevsel bir değeri vardır. Bireyi motive eder, engellerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur, sınırların korunmasına yardımcı olur, adaletsizliğe karşı bireyi harekete geçirir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Dünya Öfkeli Değil, Daha Ziyade Kaygılı Ve Üzgün </strong></p>
<p>Davranışsal bilimler ve psikoloji alanlarında önemli araştırmaları olan bilim insanları Dr. Michael Daly ve Dr. Lucia Macchia tarafından 113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan geniş çaplı analiz, 2009-2021 yılları arasında küresel duygusal sıkıntının %25’ten %31’e çıktığını gösteriyor. Ancak öfke seviyelerinde yalnızca %1.61’lik, istatistiksel olarak anlamlı olmayan bir değişim gözleniyor.</p>
<p>Prof. Dr. Murat Kurt, “Aslında daha öfkeli bir dünyada değil, daha ziyade kaygılı ve üzgün bir dünyada yaşıyoruz. Araştırmalar duygusal sıkıntılardaki artışın özellikle düşük eğitim ve gelir seviyesine sahip gruplarda daha belirgin olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum ise ekonomik güvensizliğin ve toplumsal istikrarın bozulmasının biyolojimizi nasıl doğrudan etkilediğinin bir kanıtıdır” diyor.</p>
<p><strong>Önemli Olan Öfkeyi Sağlıklı Bir Şekilde İfade Etmek</strong></p>
<p>Öfke evrensel ve insani bir duygudur; bastırılması değil, sağlıklı bir şekilde ifade edilmesi gerekir. Kontrol edilemediğinde ise saldırganlığa dönüşebilir ve hem bireye hem çevresine zarar verebilir. Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfkenin en yıkıcı formu saldırganlıktır. Esas olan, öfkeyi yıkıcı bir davranışa dönüştürmeden sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir” diyor.</p>
<p>Saldırganlığın, bir başkasına bağırmaktan fiziksel olarak zarar vermeye kadar uzanan geniş yelpazedeki birçok davranışı kapsadığına dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Saldırganlık sadece başkalarına değil bizzat bireyin kendisine yönelik de olabilir. Öfkenin sağlıklı bir şekilde ifade edilememesi, hele bu durumun kronikleşmesi yani sürekli olarak öfkenin bastırılması bireyin kendisine zarar verir; psikosomatik hastalıklara ve depresyona yol açabilir. Esas olan öfkeyi, işlevsel olmayan yıkıcı bir saldırganlığa dönüştürmeden, sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir. Aile içerisinde ve toplumda bireylerin kendisini ifade etmelerine fırsat verildiğinde ve diğerlerinin de yaşam alanlarına saygının esas tutulduğu toplumlarda, öfke sağlıklı bir şekilde ifade edilebilir. Bu durum, toplumun ve bireylerin gelişmesi için itici bir güç kaynağı bile olabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Öfke Kontrol Edilebilir </strong></p>
<p>Öfke kontrolü öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri aslında. Prof. Dr. Murat Kurt, “İlk adım, ‘şu an öfkeliyim’ diyebilmek. Eğer bunu kendinize ifade edebilirseniz öfkenin yıkıcı etkilerini kontrol edebilirsiniz. Böylelikle dikkatinizi o an öfkelendiğiniz şeyden başka bir şeye çekebilirsiniz. İkinci aşamada; öfkelendiğiniz ana eşlik eden ya da öfkelenmenize neden olan düşüncelerinizi sorgulayın; düşüncelerinizin, o anki inanışlarınızın abartılı olup olmadığını değerlendirin. Üçüncü aşamada, sizi öfkelendiren şeyleri, yani tetikleyicileri tanıyın. Eğer öfkelendiren şeyleri önceden bilirseniz, kendiniz için olası eylem senaryoları hazırlayabilirsiniz ve böylelikle hazırlıksız yakalanmamış olursunuz. Bir sonraki adım ve en önemlisi; tepkiyi yani dürtüyü kontrol etmek. Öfkelendiren şeye hemen o an tepki vermek mi gerekiyor? Birkaç saniye geç tepki vermek bile öfkenin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi için yeterli bir zaman sağlayabilir. Bu zaman zarfında öfkeyi kontrol etmediğinde başına gelebilecek olası kötü senaryoları gözden geçirebilir, alternatif davranışlar geliştirebilir ve böylelikle dürtü kontrolü sağlayabilirsiniz” diyor. </p>
<p>Profesyonel desteğin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke güçlü ama yönetilmesi zor bir duygudur. Bu nedenle öfke kontrolünde zorlanan bireyler psikolojik destek almaktan çekinmemelidir. Psikolojik destek ile birlikte saldırganlığa yol açabilecek hatalı inançlar ve düşünceler ile yıkıcı davranışlar kontrol altına alınabilir” şeklinde konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/arastirmalara-gore-dunya-giderek-daha-ofkeli-degil-kaygili-ve-uzgun-hale-geliyor-624818">Araştırmalara göre dünya giderek daha &#8216;öfkeli&#8217; değil, &#8216;kaygılı&#8217; ve &#8216;üzgün&#8217; hale geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hat sanatının zarafeti Seka İhtisas&#8217;ta hayat buluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hat-sanatinin-zarafeti-seka-ihtisasta-hayat-buluyor-624694</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:42:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[eser]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[hat]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[htisas]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Memiş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatının]]></category>
		<category><![CDATA[seka]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[zarafeti]]></category>
		<category><![CDATA[Ziyaretçiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde SEKA Sanat İhtisas Merkezi’nde açılan “Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi”, Prof. Dr. Hattat Mehmet Memiş öncülüğünde usta hattatların 47 eserini sanatseverlerle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hat-sanatinin-zarafeti-seka-ihtisasta-hayat-buluyor-624694">Hat sanatının zarafeti Seka İhtisas&#8217;ta hayat buluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde SEKA Sanat İhtisas Merkezi’nde açılan “Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi”, Prof. Dr. Hattat Mehmet Memiş öncülüğünde usta hattatların 47 eserini sanatseverlerle buluştu.</p>
<p><b>15 HAT SANATÇISINDAN 45 ESER</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, geleneksel sanatlara verdiği değer ve kültürel mirası yaşatma vizyonu doğrultusunda “Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi’ni” sanatseverlerle buluşturdu. Geleneksel hat sanatının zarafetini ve estetik inceliğini yansıtan sergi, SEKA Sanat İhtisas Merkezi’nde düzenlenen açılış programıyla ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Alanında yetkin 15 hattatın elinden çıkan toplam 47 seçkin eser, ziyaretçilere adeta görsel bir şölen sunuyor. Hem sanat hem de kültürel mirasa ilgi duyan herkese ilham verici bir deneyim vadeden “Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi”, 12 Nisan tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.</p>
<p><b>“SANAT GEÇMİŞTEN GELECEĞE KURULAN ÖNEMLİ BİR KÖPRÜ”</b></p>
<p>Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi’nin açılışına katılan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş, Büyükşehir olarak sanatı her alanda desteklediklerini ve desteklemeye devam edeceklerini belirterek, “Sanat, bizim kültürümüzde geçmişten geleceğe köprü kuran en önemli unsurlardan biridir. Medeniyetimize ne kadar sahip çıkar, onu genç nesillere ne kadar aktarabilirsek, sanatımıza da o denli sahip çıkmış oluruz” dedi.</p>
<p><b>“ESERLER, SERGİLER İLE ANLAM BULUYOR”</b></p>
<p>Kocaeli, İstanbul, Sakarya, Bursa ve İnegöl şehirlerinde faaliyet gösteren 15 sanatkârı bir araya getiren Hattat Prof. Dr. Mehmet Memiş, serginin açılış töreninde gerçekleştirdiği konuşmasında, “Sanatkâr olmak uzun vadeli bir iş olduğu gibi eser üretmek de zahmetlidir. Sanat talebeleri sergiler ve eserler ile sergiler ise ziyaretçiler ile anlam buluyor” ifadelerini kullandı. Memiş, Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi’nin düzenlenmesine katkı sunan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne kendi ve eserleri yer alan hattatlar adına teşekkür etti.</p>
<p><b>HAT SANATI ÜZERİNE DERİNLİKLİ SÖYLEŞİ</b></p>
<p>Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi’nin açılış töreni, Hattat Mehmet Memiş tarafından gerçekleştirilen söyleşi ile anlamlı bir şekilde devam etti. Hattat Memiş, söyleşisinde serginin ortaya çıkış sürecine, eserlerin hazırlanış aşamalarına ve her bir çalışmanın taşıdığı estetik ve manevi değerlere dair kapsamlı bilgiler paylaştı. Hat sanatının mihenk taşlarını oluşturan önemli noktalara da değinen Prof. Dr. Memiş, ziyaretçilerden gelen soruları da içtenlikle yanıtlayarak hem teknik hem de sanatsal açıdan aydınlatıcı bir sohbet sundu.</p>
<p><b>USTA HATTATLARIN ESERLERİ AYNI ÇATI ALTINDA</b></p>
<p>Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi, geleneksel hat sanatının farklı üsluplarını bir arada sunan Hattat Prof. Dr. Mehmet Memiş öncülüğünde; Sakarya Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi’nde eğitim veren, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Devlet Sanatçısı” unvanına layık görülmüş, ulusal ve uluslararası alanda önemli ödüller kazanmış hattatların katkılarıyla hazırlandı.</p>
<p><b>SEÇKİN HAT SANATÇILARININ ESERLERİ BİR ARADA</b></p>
<p>Sanat dünyasının önde gelen hat sanatçılarını bir araya getiren “Nevbahar Hüsn-i Hat Sergisi’nde” Mustafa Parıldar, İbrahim Umuç, Uğur İnan, Erol Balcı, Mustafa Mesten, Senem Demirci, Yusuf Yonar, Onur Yaman, Sevim Yaşar, Derya Şahar, Firdevs Yavuz, Hatice Sever, Vildan Çelebi ve Gülçin Soycan’a ait eserler yer alıyor.</p>
<p><b>ESERLER 12 NİSAN’A KADAR ZİYARET EDİLEBİLECEK</b></p>
<p>Estetikle maneviyatı buluşturan eserler, ziyaretçilere derinlikli bir sanat deneyimi sunarken, kültürel mirasın yaşatılmasına da önemli katkı sağlıyor. Hem sanatın köklü mirasını yaşatmayı hedefleyen hem de yeni nesillere ilham veren eserler, SEKA Sanat İhtisas Merkezi’nde 12 Nisan’a kadar (Pazartesi günleri hariç) 09.00-18.00 saatleri arasında sanatseverler tarafından ziyarete açık olacak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hat-sanatinin-zarafeti-seka-ihtisasta-hayat-buluyor-624694">Hat sanatının zarafeti Seka İhtisas&#8217;ta hayat buluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak&#8217;tan vefa örneği: Dr. Fadıl Ünal&#8217;ın adı Güzelyalı&#8217;da ölümsüzleşti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konaktan-vefa-ornegi-dr-fadil-unalin-adi-guzelyalida-olumsuzlesti-624691</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[fadıl]]></category>
		<category><![CDATA[Fadıl Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[Konak Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Çınarlı Mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[örneği]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[ünal]]></category>
		<category><![CDATA[üyesi]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624691</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’in yaşayan değerlerinden, Türk dünyası ile dostluk, kardeşlik ve iş birliğinin gelişmesine önemli katkılar sunmuş Dr. Fadıl Ünal’ın adı, Güzelyalı’da yaşadığı 56 Sokak’a Konak Belediyesi’nin düzenlediği törenle verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konaktan-vefa-ornegi-dr-fadil-unalin-adi-guzelyalida-olumsuzlesti-624691">Konak&#8217;tan vefa örneği: Dr. Fadıl Ünal&#8217;ın adı Güzelyalı&#8217;da ölümsüzleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İzmir’in yaşayan değerlerinden, Türk dünyası ile dostluk, kardeşlik ve iş birliğinin gelişmesine önemli katkılar sunmuş Dr. Fadıl Ünal’ın adı, Güzelyalı’da yaşadığı 56 Sokak’a Konak Belediyesi’nin düzenlediği törenle verildi. Törende konuşan Başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Bugün bu kentin çok önemli tanıklarından birinin adını bu sokağa veriyoruz. Fadıl Hocam iyi ki varsınız” dedi.</b></p>
<p>Kentimizin yaşayan değerlerinden, Türk dünyası ile dostluk, kardeşlik ve iş birliğinin gelişmesine önemli katkılar sunmuş, aynı zamanda Türkiye’nin tanıtımı için büyük emekler vermiş Dr. Fadıl Ünal’ın adı, Konak Belediyesi tarafından düzenlenen törenle Güzelyalı’da yaşadığı 56 Sokak’a verildi. İzmir Valiliği Türk Dünyası Hizmetleri Eski Koordinatörü, Kıbrıs – Balkanlar – Avrupa Türk Edebiyatları Kurumu (KIBATEK) Kurucu Üyesi Ünal’ın sevenlerini, öğrencilerini, çalışma arkadaşlarını ve ailesini bir araya getiren törene; Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu’yla birlikte Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, Eski İzmir Milletvekili Metin Öney, Eski Türk Dünyası Hizmetleri Sorumlu Vali Yardımcısı Dr. Mustafa Tamer, Konak Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürü Mehmet Aksoy, İzmir Azerbaycan Derneği Kurucu Üyesi Cavit Aliyev, Türk Dünyası İnsan Hakları ve Kültür Derneği Kurucularından Celal Öcal, Konak Belediyesi Meclis Üyesi Birol Özkardeşler, Güzelyalı Mahalle Muhtarı Nedim Altan, CHP Konak İlçe Yöneticileri ve Fadıl Ünal’ın komşuları katıldı. Duygusal anların yaşandığı törende gözyaşlarını tutamayan Dr. Fadıl Ünal, kendisine yaşatılan gurur için teşekkür etti. Sokağa yerleştirilen, Dr. Fadıl Ünal’ı tanıtan hakkında bilgilerin ve fotoğrafının yer aldığı tabelanın kurdelesi hep birlikte kesildi.</p>
<p><b>Mutlu: Kentin çok önemli tanıklarından birinin adını bu sokağa veriyoruz</b></p>
<p>İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu Üyesi Kazakistanlı sanatçı Şemsigül Jakubova’nın dinletisiyle başlayan törende konuşan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Dr. Fadıl Ünal’ın çalışmalarının hem İzmir hem Türkiye hem de Türk dünyası adına çok değerli olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Bugün bu kentin çok önemli tanıklarından birinin adını bu sokağa veriyoruz. Türk dünyasıyla ülkemizi buluşturan, kaynaştıran ve bu çok kıymetli çalışmayı uzun yıllar boyunca son derece fedakarca, cansiperane çalışarak yapan Fadıl Hocamızın adı artık Konak’ta, 56 Sokak’ta ölümsüzleşti. Fadıl Hocam iyi ki varsınız.”</p>
<p><b>Zeybek: Fadıl Hoca üstün başarı ortaya koydu</b></p>
<p>Dr. Fadıl Ünal’ın adının bir sokağa verilmesinin en kalıcı ödül olduğunun altını çizen Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, “Fadıl Hoca çok üstün bir başarı ortaya koydu. Bütün iller içinde en verimli çalışmayı kendisi yaptı. Ödüller verilir bir kenara koyulur. Ama çalışmalarından ötürü Fadıl Hocamızın bu sokağa verilmesi en güzel, en kalıcı ödüldür” diye konuştu.</p>
<p><b>Ünal: Bizdeki güzelliği gördü, yoksa on para etmezdik</b></p>
<p>Hayattayken değer görmenin memnuniyetini anlatan Dr. Fadıl Ünal, duygularını şu sözlerle aktardı: “Bizim konumuz on dört yıllık bir konuydu. Sayın Nilüfer Çınarlı Mutlu bizi ağırladı, dinledi. Konak Belediye Meclisi’nden bu karar çıktı. Aşık Veysel, ‘Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa’ der. Başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu bizdeki güzelliği gördü, yoksa on para etmezdik. Güzelyalı 56 Sokak örnek olsun.”</p>
<p><b>Tamer: Birlikte çalıştığım için şanslıyım</b></p>
<p>Dr. Fadıl Ünal ile birlikte çalışmış olmanın gururunu yaşadığını ifade eden Eski Türk Dünyası Hizmetleri Sorumlu Vali Yardımcısı Dr. Mustafa Tamer, “Fadıl Ünal’ın yakın mesai arkadaşı olarak çalışmaları birlikte yürütmekten dolayı kendimi şanslı hissediyorum. Fadıl Bey’in yürüttüğü görev çok önemliydi. Bütçesiz, memursuz, araçsız yürüttü o görevi” dedi.</p>
<p><b>Özkardeşler: Marifet iltifata tabidir</b></p>
<p>Konak’ta bir vefa örneğinin yaşandığını vurgulayan Konak Belediyesi Meclis Üyesi Birol Özkardeşler ise “Marifet iltifata tabidir. Bugün vefanın İzmir’de, Konak’ta yaşatıldığına hepimiz şahitlik ediyoruz.”</p>
<p><b>Öcal: Başkan Mutlu’ya çok teşekkür ediyoruz</b></p>
<p>Türk Dünyası İnsan Hakları ve Kültür Derneği Kurucularından Celal Öcal, şunları söyledi: “Fadıl Ünal Bey’in Türk eğitimine, Türk dünyasına yaptığı hizmetleri doğru değerlendiren Konak Belediye Başkanı Sayın Nilüfer Çınarlı Mutlu’ya ve Konak Belediye Meclisi’ne çok teşekkür ediyoruz.”</p>
<p><b>Aliyev: Kendimizi asla gurbette hissetmedik</b></p>
<p>Konuşmasında geçmişten anekdotlar paylaşan İzmir Azerbaycan Derneği Kurucu Üyesi Cavit Aliyev, “Yıl 1992, bize göre Türkiye’nin en önemli projelerinden olan Türk Devletleri ve Akraba Toplulukları Büyük Öğrenci Projesi kapsamında 10 bin öğrenci Türkiye’ye geldi. En az problem yaşanan yer de İzmir oldu. Çünkü İzmir’de Fadıl Hocamız vardı. Geldiğimiz günden itibaren kendimizi asla gurbette hissetmedik; dost, kardeş ve akrabalar arasında olduğumuzu hissettik” ifadelerini kullandı</p>
<p><b>Altan: Hepimiz çok duygusalız</b></p>
<p>Güzelyalı Mahalle Muhtarı Nedim Altan da şunları kaydetti: “Hepimiz çok duygusalız. Fadıl Hocam ile yaklaşık 7 sene önce tanıştım. Kendisinin ne kadar duygusal bir kalbi olduğunu biliyorum. Türk Dünyasına katkılarıyla beraber bir yola çıktık. Konak Belediyemizin aldığı kararlar adını bu sokağa verdik. Bunun için Başkanımız Nilüfer Çınarlı Mutlu’ya çok teşekkür ediyorum.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konaktan-vefa-ornegi-dr-fadil-unalin-adi-guzelyalida-olumsuzlesti-624691">Konak&#8217;tan vefa örneği: Dr. Fadıl Ünal&#8217;ın adı Güzelyalı&#8217;da ölümsüzleşti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Tablet nesli&#8221; kitapla tanışmadan okula başlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tablet-nesli-kitapla-tanismadan-okula-basliyor-624688</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:38:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitapla]]></category>
		<category><![CDATA[nesli]]></category>
		<category><![CDATA[okula]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tablet]]></category>
		<category><![CDATA[tanışmadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624688</guid>

					<description><![CDATA[<p>İngiltere’de Kindred Squared tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen “School Readiness” (Okula Hazır Olma) araştırması, dijital yerlilerin fiziksel kitaplarla kurduğu ilişkinin zayıfladığını ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tablet-nesli-kitapla-tanismadan-okula-basliyor-624688">&#8220;Tablet nesli&#8221; kitapla tanışmadan okula başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere’de Kindred Squared tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen “School Readiness” (Okula Hazır Olma) araştırması, dijital yerlilerin fiziksel kitaplarla kurduğu ilişkinin zayıfladığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, her üç çocuktan biri okula başladığında bir kitabı nasıl doğru kullanacağını bilmiyor. Öğretmenler, çocukların kitap sayfalarını çevirmek yerine tablet ekranlarındaki gibi &#8220;kaydırma&#8221; (swipe) hareketi yapmaya çalıştığını rapor ediyor.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, 2 Nisan Dünya Çocuk Kitapları Günü kapsamında çocukların kitapla tanışmadan okula başlamasının bilişsel ve duygusal risklerine karşı aileleri uyardı.</p>
<p><strong>“Tablet nesli”nin okuma alışkanlıklarında değişikler dikkat çekici</strong></p>
<p>Yapılan akademik araştırmalar ve çalışmaların, bilişsel ve nörolojik dönüşümlerin sinyallerini verdiğine işaret eden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Artık zihnin, belleğin, hafızanın, sinir sisteminin kullanım şekli değişmeye başlamıştır. ‘Tablet nesli’ veya ‘dijital yerli’ diye isimlendirilen neslin dikkat sürelerinde ve okuma alışkanlıklarında değişiklikler dikkati çekmektedir. Özellikle hızlı tempolu dijital oyunlar ve Youtube Kids, TikTok gibi platformlar, bir yandan çocukların dikkat sürelerini ve derin odaklanma becerilerini kısaltır diğer yandan sürekli ve anlık dopamin salgısı ile ödül mekanizmasını aktifleştirir. Dijital uygulamalar, çocuğun dikkatini bir dakika hatta saniye bile bırakmamak üzere kurgulanmıştır ve her şey hazır sunulmaktadır. Kitapla vakit geçirmek ise sabır ve zihinsel faaliyet gerektirir çünkü kitap dinleyen/okuyan çocuk zihninde bir dünya kurar; analiz sentez anlama yorumlama melekeleri sürekli aktiftir. Bu da tembelleştiren dijital faaliyetlerin yanında oldukça yorucu gelebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kitap okuma alışkanlığı kazandırmak güçleşti</strong></p>
<p>Dönem itibariyle okuma alışkanlığı kazandırmayı güçleştiren etkenlerin birden fazla olduğunu kaydeden Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Kitap okumak için oturmak, uygun kitabı seçmek için ilgi ve ihtiyaçları keşfetmek, bireyin ilgilerini potansiyelini keşfetmek için zaman ayırmak, kitap sayfalarını çevirmek için ince motor becerilerini kullanmak, hikâyenin içine girmek için dinlemek ve/veya okuduğunu anlamak, okuduğunu anlamak için bilişsel çaba ve odaklanma becerisini kullanmak gerekmektedir. Bu eylemler ise dijital yerliler için durağan, yeknesak ve aşırı yavaş gelebilmektedir. Tablet kullanımıyla tıklama ve yüzeysel taramaya alışan çocuk ve genç için (maalesef ki yetişkin için de) metnin duygusal derinliğini kavrama, görünürdeki ve alt metindeki iletileri fark etme zorlaşır. Kitap okuma eylemi hem somut hem soyut bağ kurabilme becerisidir ve bu alışkanlık tüm gelişim alanlarının aktif kullanımını gerektirir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital ekranlar &#8216;Emzik&#8217; gibi kullanılıyor</strong></p>
<p>Ailelere önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Çocuklar çevrelerinde ellerinde somut kitap okuyan, kitap okuma alışkanlığı olan, kitaba para ve zaman ayıran yetişkinler görmeli. Kitap okumanın iyi bir şey olduğunu gözlemleyebilmeli ve yaşayabilmeli çocuklar. Özellikle ekranın hiçbir türü ‘dijital dadı/bakıcı’ gibi olmamalı çocuğun hayatında. Yani ebeveynlere zor gelen anlarda; yemek yerken, seyahatte, toplu taşımada, alışverişte vb. denize düştüklerinde sarıldıkları bir yılan kıvamına gelmemeli hiçbir ekran türü. Zorlayıcı anlarda ekranın bir emzik gibi kullanılması çocukların can sıkıntısıyla başa çıkma, gereğinde kendi iç dünyasına dönme, hayal kurma, kurgulama, düşleme ve baş etme yeteneklerinin kaybolmasına neden olur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bir çocuğun yetişkinle kitap okuması önemli</strong></p>
<p>Çocukların henüz okula başlamadan önce ortak dikkat becerilerinin gelişebilmesinin önemine vurgu yapan Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Bir çocuğun yetişkinle kitap okuması, bakması, incelemesi, sayfaları çevirmek, resimler üzerine konuşmak gibi basit eylemler, beyin ve sinir sistemini dijitalle parçalanmış dikkatten koruyacaktır. Bu, aynı zamanda çocuğun merakını diri tutacak, bağ kurma, iletişim, ilişki ve diyalog kurma, empati becerilerini güçlendirecektir. Banyo kitapları, oyuncak kitaplardan başlayarak çocuğun kitapla tanışması/tanıştırılması ve kitaba hayatında yer bulması bu alışkanlığı adım adım oluşturacak önemli davranışlardandır. Önemli günlerde kitabı bir hediye olarak almak yani kitap sevdiğine hediye edilebilecek kıymette bir nesne algısını oluşturmak tabii ki bıktırmadan… Ayrıca etkileşimli okuma etkinlikleriyle çocuğun bu bağını kuvvetlendirmek… Kitapla tanışmadan önce de sözlü kültür unsurlarıyla çocuğu adım adım edebiyat, sanat ve okuma dünyasına sokmak. Nasıl? Ninniler, bilmeceler, maniler, tekerlemeler, masallar gibi sözlü kültür unsurları, kitap okuma alışkanlığına giden yolun başlangıç aşamalarını oluşturur aslında.” şeklinde konuştu.    </p>
<p><strong>Teknoloji yasaklanmamalı, dengelenmeli</strong></p>
<p>Teknolojinin tamamen hayat dışına çıkarılmasının mümkün olmadığını söyleyen Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Teknolojinin tamamen sınırlandırılması mümkün değil çünkü bizler dijital göçmenlerken yeni nesiller bu olgunun içine doğuyorlar yani dijital yerliler. Sinir sistemlerine dijital kullanım becerileri kodlanarak doğuyorlar ki bununla ilgili pek çok karikatür, video ve içerikle de karşılaşmışsınızdır. Doğru kullanım önemli. Dünyanın pek çok yerinde birçok uzmanın ısrarla altını çizdiği her fırsatta vurguladığı şey; beyin ve sinir sistemi gelişimi için özellikle ilk üç yıl ekrandan uzak tutmak ve insani alışkanlıklarla çocuğu donanımlı hale getirmek. Çocuklar 5N1K modunda araştırmacı gazeteciler gibi çevreyi tanımaya çalışırken bu çok da zor olmaz çünkü doğayı ve çevrelerini keşfetmek için doğal bir merakla doğarlar bu dünyaya. Oyun bu dünyayı keşfetmede önemli bir dildir. Tıpkı oyun gibi sözlü kültür unsurları da çocuğun ilgisini çeker ve onu olumlu yönde besler, gelişimi destekler. Bebeklik çağında ninniyle tekerlemeyle tanışan, üç yaş civarında hayatına bilmeceler ve masallar, hikâyeler dahil edilen çocuk aslında zaten kitapların dünyasına adım atmış sayılabilir. Dinlediklerinin bir kısmının kitaplardan okunduğunu fark edince okutmaya istekli ve sonrasında da okumaya meraklı bir çocuk olarak dengeyi sağlayabilir bir sistemle yetişmiş olur. Dijitalin ihtiyaç anında kullanılabilecek bir araç olduğunu, TV ve diğer ekran türlerinin evin baş köşesine kurulmadığını deneyimlediğinde de bu denge sağlamlaşmış olur çocuğun gözünde ve hayatında. “   </p>
<p><strong>Yanlış kitap seçimi çocuğu kitaptan uzaklaştırabilir</strong></p>
<p>Yaş ve gelişim özelliklerine uygun kitap seçiminin önemine değinen Öğr. Gör. Elif Konar Özkan, “Tek başına olmasa da yaş gruplarına göre kitap seçimi tabii ki okuma isteğini olumlu ve/veya olumsuz etkileyen hususlardandır. Çocuğa görelik dediğimizde çocuğu tanımak anahtar kelime. Çünkü çocuğu tanıyıp ilgi, ihtiyaç, istek ve merakları bilinirse ona uygun kitaplar seçilebiliyor. Kucak boyu kitaplardan avuç içi kitaplara kadar pek çok boyutta; çizgi romanlardan resimli kitaplara, şiirden masala, biyografiden hikâyeye ya da yazısız ve resimsiz kitaplara kadar birçok farklı kitap, gelişim özelliklerine göre denenebilir. Yani kitap seçiminde hem biçimsel özellikler hem de içerik özellikleri önemli. Çocuk için seçim yaparken de çocuğun meraklı ama tıpkı kendileri gibi öğretilmekten hoşlanmayan severek ve bağ kurarak öğrenebilen farklı bir birey olduğunun hatırlanması temel şarttır. Nitelikli ve yaşına uygun kitaplarla buluşturulan çocuklar tabii ki kitap okuma alışkanlığını daha kolay kazanabilmektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Okullara düşen görev kitabı sevdirmek</strong></p>
<p>Okulların rolüne de değinen Öğr. Gör. Özkan, “Çocukların temel alışkanlıklar hususunda okula hazırlıksız gelmesi, okulun sadece bilgi aktaran ve öğreten değil temel alışkanlıkları yeniden inşa eden bir yapıya dönüşmesini gerekli kılıyor. Tıpkı ‘değerler eğitimi’ gibi. Yani değerler, ahlak ve ‘insan olmak’ temelde ailede kazanılan/kazanılması gereken temel özelliklerken modern kapitalist sistemin zorunlulukları, önce değerler eğitimi genelgesiyle sonra erdem değer eylem modeliyle okullara ve eğitim sistemine verilmiş bir ödev olmuştur. Kitap okuma alışkanlığı da doğru örneklerle temelde çocuğun ailesinde ve çevresinde görerek edindiği bir alışkanlıkken şimdi bu kültürü yerleştirmek ve güçlendirmek okullara ve eğitim sistemine yüklenmiş bir görev gibi kabul ediliyor maalesef. Okullarda kitaplık ve kütüphanelerin olması, kitabın görünür ve kullanılır olması önemli tabii. Eğitimde de sürekli dijitalleştiğimiz için o ortamlarda da kitap ikinci planda kalabiliyor zaman zaman. Öğretmenlerin kitabı önemsemesi, hayatında yer vermesi, okuyan insanlar olarak iyi bir model olması öncelikli görevlerdendir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çocuğa kitabın dünyası tanıtılmalı</strong></p>
<p>Kitap okuma kültürü için kitaba dair sınavların yapılması değil aksine çocuğun bilişsel ve duygusal dünyasında kitaba dair olumlu bağların kurulması gerektiğini ifade eden Özkan, “Kitapla çocuğun daha çok vakit geçireceği çeşitli etkinlikler; çocuğun kendini yazarın, çizerin yerine koyduğu ve bu hali deneyimlediği anlar, kitabevi ve fuar ziyaretleri, yazar ve çizerlerle tanışma ve sohbet/deneyim imkânı bulma, kütüphanelerde masal dinleme vb. gibi çeşitli etkinliklerle vakit geçirme yani öncelik kitabı ve kitap okumayı sevmek olmalıdır. Kitabı, kitabın dünyasını tanıyıp sevince kitap okuma alışkanlığı da güçlenecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tablet-nesli-kitapla-tanismadan-okula-basliyor-624688">&#8220;Tablet nesli&#8221; kitapla tanışmadan okula başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otizmde dil ve konuşma terapisi, erken dönemde devreye girmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/otizmde-dil-ve-konusma-terapisi-erken-donemde-devreye-girmeli-624141</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 14:32:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[devreye]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[dönemde]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[etkileşim]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizmde]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Otizm spektrum bozukluğunda her çocuğun farklı dil ve konuşma sorunu yaşadığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma Görevlisi Şevval Ocaktan, otizmli çocuklarda çocuk doktoru/çocuk psikiyatrisi ile dil ve konuşma terapisinin erken dönemde birlikte devreye girmesinin önemli olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otizmde-dil-ve-konusma-terapisi-erken-donemde-devreye-girmeli-624141">Otizmde dil ve konuşma terapisi, erken dönemde devreye girmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Otizm spektrum bozukluğunda her çocuğun farklı dil ve konuşma sorunu yaşadığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma Görevlisi Şevval Ocaktan, otizmli çocuklarda çocuk doktoru/çocuk psikiyatrisi ile dil ve konuşma terapisinin erken dönemde birlikte devreye girmesinin önemli olduğunu söyledi. Otizmin bir spektrum olduğunu ve her çocuğun profilinin farklı olduğunu kaydeden Ocaktan, “Erken, düzenli, bireye özgü ve yapılandırılmış müdahale ile iletişim, dil, sosyal etkileşim, oyun ve günlük yaşam becerilerinde belirgin ilerleme sağlanabilir” diye konuştu.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Araştırma<br />Görevlisi Şevval Ocaktan, 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada otizmli çocuklarda görülen dil ve konuşma bozuklukları ile bu sorunların tedavisine yönelik değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Otizmde farklı konuşma sorunları görülebiliyor</p>
<p>Otizm spektrum bozukluğunda her çocuğun farklı dil ve konuşma sorunu yaşadığını belirten Şevval Ocaktan, “Otizm spektrum bozukluğunda her çocuk aynı profili göstermez; ancak en sık görülen güçlükler arasında konuşmanın gecikmesi ya da hiç gelişmemesi, iletişimi başlatma ve sürdürmede zorlanma, göz teması, jest, mimik ve işaret etme gibi sözel olmayan iletişim yollarında sınırlılık, ekolali (duyduğunu tekrar etme), zamirleri karıştırma, tekdüze/robotik ses tonu, karşılıklı konuşmada sıra alma ve konu sürdürmede güçlük yer alır. Bazı çocuklar çok kelime biliyor gibi görünebilir; ancak dili sosyal amaçla, uygun bağlamda ve karşılıklı etkileşim içinde kullanmakta zorlanabilir. Bazılarında ayrıca konuşma anlaşılabilirliği ve sesletim üzerinde de çalışmak gerekebilir” diye konuştu. </p>
<p>Otizmde her çocuğun profili farklıdır</p>
<p>Otizmli çocuklarda ortaya çıkan dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahalenin önemli olduğunu kaydeden Şevval Ocaktan, “Otizmde ortaya çıkan dil ve konuşma bozukluklarının tamamen düzelebilir mi sorusunun tek bir cevabı yoktur çünkü otizm bir spektrumdur ve her çocuğun profili farklıdır. Ancak erken, düzenli, bireye özgü ve yapılandırılmış müdahale ile iletişim, dil, sosyal etkileşim, oyun ve günlük yaşam becerilerinde belirgin ilerleme sağlanabilir. Bazı çocuklarda sözel dil belirgin şekilde gelişir; bazı çocuklarda ise hedef, sözel konuşmanın yanında veya yerine jest, işaret, görsel destekler ya da alternatif-destekleyici iletişim sistemleriyle işlevsel iletişimi artırmak olabilir. Temel amaç çocuğu tek bir kalıba sokmak değil, iletişim kurmasını, kendini ifade etmesini ve yaşama katılımını artırmaktır” diye konuştu.</p>
<p>Müdahale için beklenmemeli</p>
<p>Otizmli çocuklarda dil ve konuşma bozukluklarına en kısa zamanda müdahale edilmesi gerektiğini vurgulayan Şevval Ocaktan, çocuk doktoru/çocuk psikiyatrisi ile DKT’nin erken dönemde birlikte devreye girmesinin önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Araştırma Görevlisi Şevval Ocaktan, şöyle devam etti:</p>
<p>“DKT uzmanına başvuru ve müdahale için beklenmemelidir. Şüphe oluştuğu anda değerlendirme başlatılmalıdır. Amerikan Pediatri Akademisi, tüm çocuklar için 18. ve 24. ay kontrollerinde otizm taraması önermektedir; ancak aile daha erken dönemde isimle bakmama, göz temasının çok sınırlı olması, işaret etme-gösterme davranışının olmaması, babıldamanın azlığı, ortak dikkatin gelişmemesi ya da kazanılmış becerilerde gerileme fark ederse daha önce de başvurmalıdır. Dil ve konuşma terapisti iletişim, dil, oyun ve etkileşim becerilerini değerlendirir; otizm tanısını ise hekim koyar. Yani ideal yaklaşım, çocuk doktoru/çocuk psikiyatrisi ile DKT’nin erken dönemde birlikte devreye girmesidir.” </p>
<p>Çocuğun gereksinimlerine göre tedavi planlanıyor</p>
<p>Otizmli çocuklarda dil ve konuşma bozukluklarının tedavisinin tek bir yöntemden ibaret olmadığını söyleyen Şevval Ocaktan, “Otizmli çocukların dil ve konuşma bozukluklarının tedavisi, çocukların gereksinimine göre planlanır. En sık kullanılan yaklaşımlar arasında dil ve konuşma terapisi, davranışsal yaklaşımlar, gelişimsel yaklaşımlar, oyun temelli sosyal iletişim çalışmaları, ebeveyn katılımlı müdahaleler, ABA temelli uygulamalar, TEACCH ve küçük yaş grubunda Early Start Denver Model (ESDM) yer alır” dedi. </p>
<p>DKT sürecinde iletişim ve karşılıklı etkileşime odaklanılıyor</p>
<p>Araştırma Görevlisi Şevval Ocaktan, DKT sürecinde; iletişim başlatma, karşılıklı etkileşim, ortak dikkat, sohbet sürdürme, duruma uygun ifade kullanma, oyun becerileri ve gerekirse sesletim/konuşma anlaşılabilirliğinin çalışıldığını söyledi. Ocaktan, “Sözel konuşma yeterli değilse resim kartları, görsel sistemler, işaretler veya elektronik cihazlar gibi alternatif iletişim yolları da kullanılabilir. İlaç tedavisi otizmin çekirdek dil-iletişim güçlüklerini düzeltmez; daha çok eşlik eden hiperaktivite, irritabilite, kaygı, uyku ya da davranış sorunlarında hekim tarafından değerlendirilir” diye konuştu. </p>
<p>Çocuğun bakışı ve jestleri de iyi gözlemlenmeli</p>
<p>Otizmli çocukların dil ve konuşma gelişiminin takibinde ailelere önemli sorumlulukların düştüğünü kaydeden Şevval Ocaktan, “Aileler için en önemli nokta, çocuğun iletişimini yalnızca ‘konuşma’ üzerinden değerlendirmemektir. Çocuğun bakışı, jesti, işaret etmesi, bir nesneyi size getirmesi, ses çıkarması veya sizi bir şeye götürmesi de iletişimdir. Tüm bunlar bir arada gözlemlenmelidir” dedi.</p>
<p>Kısa, net ve anlaşılır cümleler kullanılmalı</p>
<p>Çocukla iletişim kurulurken dikkat edilmesi gerekenlere de değinen Şevval Ocaktan, “İletişim kurarken kısa, net ve anlaşılır cümleler kullanılmalı; çocuğa yanıt vermesi için bekleme süresi tanınmalı; yüz yüze etkileşim, ortak dikkat ve sıra alma desteklenmelidir. Günlük yaşam içinde oyun, kitap, şarkı, rutinler ve görsel destekler çok değerlidir. Çocuğun ilgi alanlarından yararlanmak, başarılarını fark edip pekiştirmek ve aşırı duyusal yük oluşturan durumları gözlemek önemlidir. Aile, okul ve uzman ekip arasında tutarlı bir iş birliği kurulması tedavinin etkisini artırır. En önemlisi de aileler kendilerini suçlamamalıdır; güncel bilimsel yaklaşım otizmi anne-baba tutumuyla açıklamaz” diye konuştu.</p>
<p>Atlas Üniversitesi DKT Laboratuvarı’nda otizmli çocuklara destek veriliyor</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Laboratuvarı’nda otizm spektrum bozukluğu alanında yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Şevval Ocaktan, şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Dil ve Konuşma Terapisi Laboratuvarı’nda çocuk, ergen, yetişkin ve yaşlı bireylere yönelik dil, konuşma, ses, iletişim, yutma ve beslenme alanlarında değerlendirme, terapi ve danışmanlık hizmetleri sunulmaktadır. Merkezde kanıta dayalı, bireye özgü, aile merkezli ve multidisipliner bir yaklaşımla çalışmalar yürütülmektedir. </p>
<p>Otizm spektrum bozukluğu da hizmet verilen alanlar arasında yer almakta; bu çocuklarda sözel ve sözel olmayan iletişimin desteklenmesine, iletişimi başlatma ve sürdürme becerilerinin geliştirilmesine, karşılıklı etkileşimin artırılmasına, oyun temelli iletişim çalışmalarına ve gerektiğinde konuşma anlaşılabilirliğinin desteklenmesine yönelik uygulamalar yapılmaktadır.</p>
<p>Öğrenciler uygulama imkanına sahip oluyor</p>
<p>Bunun yanında merkezde aile danışmanlığı verilmekte, ev programları düzenlenmekte, gerekli durumlarda farklı uzmanlık alanlarıyla iş birliği yapılmakta ve terapi süreçleri akademik bir çerçevede izlenerek raporlanmaktadır. Ayrıca üniversitenin klinik ve laboratuvar ortamlarında öğrenciler için bireysel ve grup terapi uygulamaları, gözlem, değerlendirme, raporlama ve mesleki beceri geliştirme çalışmaları gerçekleştirilmektedir.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/otizmde-dil-ve-konusma-terapisi-erken-donemde-devreye-girmeli-624141">Otizmde dil ve konuşma terapisi, erken dönemde devreye girmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bipolar bozuklukta tedavi başarısı için süreklilik ve uyum önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli-623876</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:12:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarısı]]></category>
		<category><![CDATA[bipolar]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukta]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hülya Ensari]]></category>
		<category><![CDATA[süreklilik]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623876</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bipolar bozukluğun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, doğru tedavi ve düzenli takiple hastaların tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebildiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli-623876">Bipolar bozuklukta tedavi başarısı için süreklilik ve uyum önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bipolar bozukluğun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, doğru tedavi ve düzenli takiple hastaların tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebildiğini söyledi. Bipolar tedavisinde dikkat edilmesi gereken 6 kritik nokta olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, tedavinin başarısının büyük ölçüde süreklilik ve uyum ile doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ensari, bu önemli noktaları şöyle sıraladı: “İlaç tedavisine kesintisiz devam edilmeli, uyku düzeni korunmalı, alkol ve madde kullanımından kaçınılmalı, erken uyarı işaretleri tanınmalı, düzenli doktor kontrolü aksatılmamalı ve stres yönetimi ile yaşam düzenine özen gösterilmeli.”<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, 30 Mart Dünya Bipolar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Bipolar bozukluğun duygulanımın mani ve depresyon atakları dediğimiz iki uç arasında gidip gelmesiyle karakterize olan, arada tam düzelmeyle giden eski adıyla &#8220;manik-depresif hastalık&#8221; olarak bilinen bir duygulanım hastalığı olduğunu ifade etti.<br />Hastalığın iki temel kutbu bulunuyor<br />Hastalığın iki temel kutbu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, şunları söyledi:<br />“Manik dönem, kişide uyku ihtiyacının belirgin azalması, enerjide olağanüstü artış, hızlı ve durdurulamaz konuşma, grandiyöz düşünceler (kendini olağanüstü yetenekli veya güçlü hissetme), dürtüsel ve riskli davranışlar (aşırı harcama, düşünmeden verilen kararlar), dikkat dağınıklığı ve irritabilitenin görüldüğü duygu, düşünce ve davranışlarda artış ile karakterize bir dönemdir. Manik dönemde hasta kendisini dünyanın en güçlü, en zeki insanı gibi hissedebilir, çevresindeki insanlar bu değişimi açıkça fark eder. Ağır manik dönemlerde, gerçeklikle bağdaşmayan inançlar (sanrılar) veya var olmayan şeyleri duyma (varsanılar) şeklinde psikotik belirtiler tabloya eklenebilir. Depresif dönemde ise tablonun tersine döndüğünü ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Derin çökkünlük, hiçbir şeyden zevk alamama, enerji kaybı, uyku ve iştah bozuklukları, değersizlik ve suçluluk duyguları, konsantrasyon güçlüğü ve ağır durumlarda intihar düşünceleri ortaya çıkabilir.  Bu dönemde de bu kez duygu, düşünce ve davranışlarda yavaşlama ve azalma belirgindir.” <br />Hipomani, tanıyı geciktirebiliyor <br />Hastalığın iki ana tipi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bipolar I bozuklukta en az bir tam manik dönem bulunurken, Bipolar II bozuklukta mani yerine daha hafif bir yükselme olan hipomani dönemleri ve tekrarlayan depresyon atakları görülür. Hipomanide kişi enerjik ve üretken hisseder ancak işlevsellikte ciddi bir bozulma olmaz ve psikotik belirtiler bulunmaz. Bu nedenle hipomani çoğu zaman &#8220;hastalık&#8221; olarak algılanmaz ve tanı gecikir” uyarısında bulundu.<br />Bipolar 18-25 yaşları arasında başlıyor<br />Bipolar bozukluğun genellikle genç erişkinlik döneminde, ortalama 18-25 yaşları arasında başladığını belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Hastalık, kadın ve erkeklerde yaklaşık eşit sıklıkta görülür. Ancak kadınlarda depresif dönemler daha ağırlıklıyken, erkeklerde manik dönemler daha belirgin olma eğilimindedir. Kadınlarda doğum sonrası dönem özellikle depresyon için riskli bir zaman dilimidir” dedi.<br />Çevresel etkiler hastalığın tetiklenmesinde etkili olabiliyor<br />Bipolar bozukluğun güçlü bir genetik yatkınlık taşıdığını kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Birinci derece akrabalarında bipolar bozukluk olan bireylerde hastalık riski genel popülasyona göre 8-10 kat artmaktadır. Ancak genetik yatkınlık tek başına yeterli değildir; stresli yaşam olayları, uyku düzensizlikleri ve madde kullanımı gibi çevresel etkenler hastalığın tetiklenmesinde önemli rol oynar. Bipolar Bozukluğun etiyolojisinin çok sayıda genetik, nörokimyasal ve çevresel faktör arasındaki etkileşimi içerdiğine inanılmaktadır. İlk belirtilerden doğru tanıya ulaşma süresi ne yazık ki ortalama 5-10 yıl gibi uzun bir süreyi kapsamaktadır” diye konuştu.<br />Doğru ve düzenli tedavi ile üretken bir yaşam sürdürülebilir<br />Bipolar bozukluğun kesinlikle tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Doğru ve düzenli tedavi ile hastalar son derece üretken ve tatmin edici bir yaşam sürdürebilir. 30 Mart Dünya Bipolar Günü&#8217;nün, bipolar bozuklukla yaşamış olan ünlü besteci Vincent Van Gogh&#8217;un doğum gününe denk gelmesi tesadüf değildir; tarih boyunca pek çok sanatçı, bilim insanı ve lider bu hastalıkla birlikte olağanüstü başarılara imza atmıştır.<br />İlaç tedavisi ve psikoterapi uygulanıyor<br />Tedavinin iki temel ayağını ilaç tedavisi ve psikoterapinin oluşturduğunu  söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, şu bilgileri verdi:<br />Farmakoterapi (İlaç Tedavisi): Tedavinin temel taşı duygudurum dengeleyicilerdir. Lityum, bipolar bozukluk tedavisinde altın standart olmaya devam etmektedir. Lityumun yanı sıra valproat, karbamazepin ve lamotrigin gibi antiepileptik ilaçlar da duygudurum dengeleyicisi olarak kullanılmaktadır. Atipik antipsikotikler (ketiapin, olanzapin, risperidon ,aripiprazol vb) özellikle akut manik dönemlerde ve idame tedavide kullanılır.<br />Psikoterapi: İlaç tedavisinin yanı sıra psikoterapi tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.  Bilişsel davranışçı terapi ile hasta erken uyarı işaretlerini tanımayı, düşünce kalıplarını fark etmeyi ve başa çıkma becerilerini geliştirmeyi öğrenir. Kişilerarası ve sosyal ritim terapisi uyku-uyanma döngüsü ve günlük rutinlerin düzenlenmesine odaklanır; çünkü ritim bozulmaları atakları tetikleyebilir. Psikoeğitim ise hem hastanın hem ailesinin hastalığı anlamasını, tedavi uyumunu artırmayı ve nüksü önlemeyi hedefler.  Aile eğitimi, özellikle çok önemli olup; ailede hastalığın anlaşılmaması hem hastanın hem ailenin yaşam kalitesini olumsuz etkiler.”<br />TRSM’lerden destek alınabiliyor<br />Prof. Dr. Hülya Ensari, bugün artık Türkiye’de hemen hemen her ilde mevcut Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinde (TRSM) bipolar bozukluk tanısı bulunan bireylerin kendi ikamet adreslerine en yakın bulunan TRSM’den hizmet alabildiğini söyledi. Prof. Dr. Hülya Ensari, “Burada psikiyatrist liderliğinde psikolog, sosyal çalışmacı, psikiyatri hemşiresi,ergoterapist, iş uğraşı terapisti, diyetisyen gibi multidisipliner ekip eşliğinde bipolar tanısı alan bireylerin bireysel bakım planları doğrultusunda psikolojik, tıbbi, sosyal, ekonomik, barınma ve iş alanlarındaki ihtiyaçları tespit edilmektedir. Bireye özgü düzenli takip, tedavi ve rehabilitasyon süreçleri takip edilmekte, gerektiğinde gezici ekip ev ziyaretleri ve kurumlararası iş birliği ile bipolar bozukluk tanısı alan bireylerin mevcut ihtiyaçları giderilerek ve güçlendirilerek toplumla bütünleşmeleri sağlanmaktadır” diye konuştu.<br />Bipolar tedavisinde dikkat edilmesi gereken kritik noktalar<br />Bipolar bozuklukta tedavinin başarısının büyük ölçüde süreklilik ve uyum ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, tedavide dikkat edilmesi gereken kritik noktaları şöyle sıraladı:<br />İlaç tedavisine kesintisiz devam: Bipolar bozuklukta en sık karşılaşılan ve en tehlikeli sorun, hastanın kendini iyi hissettiği dönemlerde ilaçlarını bırakmasıdır. İlaç kesildiğinde nüks riski çok yüksektir ve her yeni atak hastalığın kronikleşmesine katkıda bulunur.<br />Uyku düzeninin korunması: Uyku düzensizliği hem manik hem depresif atakların en güçlü tetikleyicilerinden biridir. Düzenli uyku-uyanma saatleri, uyku hijyeni kurallarına uyum ve uyku değişikliklerinin erken fark edilmesi tedavinin kritik bileşenleridir.<br />Alkol ve madde kullanımından kaçınma: Alkol ve madde kullanımı, bipolar bozuklukta hem atakların tetiklenmesine hem de tedavi yanıtının belirgin ölçüde azalmasına neden olur. Özellikle alkol, depresif dönemleri derinleştirir; uyarıcı maddeler ise manik ataklara zemin hazırlar.<br />Erken uyarı işaretlerinin tanınması: Her hastanın kendine özgü nüks habercileri vardır. Uyku ihtiyacının azalması, harcamalarda artış, konuşma hızında değişim veya sosyal geri çekilme gibi belirtiler hastanın ve ailesinin birlikte tanıması gereken bireysel uyarı işaretleridir. Bu işaretlerin erken fark edilmesi ile atak önlenebilir veya hafif atlatılabilir.<br />Düzenli hekim kontrolü: Lityum, valproik asit gibi duygudurum dengeleyicileri düzenli kan düzeyi takibi, tiroid ve böbrek fonksiyon testlerinin takibini gerektirir. Tedavi izlemi kesintisiz sürdürülmelidir.<br />Stres yönetimi ve yaşam düzeni: Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sosyal destek ağının güçlendirilmesi ve stres yönetimi teknikleri tedavinin destekleyici bileşenleridir.<br />Duygudurum değişikliği belirtilerini fark ettiğinizde uzmana başvurun<br />Prof. Dr. Hülya Ensari, sözlerini şöyle tamamladı: “Son olarak, 30 Mart Dünya Bipolar Günü vesilesiyle şunu vurgulamak gerekir ki, bipolar bozukluk tedavi edilebilir bir hastalıktır. Doğru tedavi ve düzenli takiple hastalar tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebilir. Hastalığa ilişkin toplumsal damgalanmanın azaltılması, erken tanının teşvik edilmesi ve tedaviye erişimin kolaylaştırılması hepimizin ortak sorumluluğudur. Ruh sağlığı herkesin meselesidir. Ruh sağlığı olmadan sağlıktan söz edilemez. Lütfen yukarda söz ettiğimiz depresyon veya manik atak gibi duygudurum değişikliği belirtilerini yaşadığınızı fark ettiğinizde erkenden ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurunuz.”</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli-623876">Bipolar bozuklukta tedavi başarısı için süreklilik ve uyum önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağrısı çok, tanısı geç hastalık!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agrisi-cok-tanisi-gec-hastalik-623814</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 08:22:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[endometriozis]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[geç]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[usta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623814</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis, ülkemizde üreme çağındaki 2 milyonu aşkın kadını, bir başka deyişle her 10 kadından birini etkileyen ve bazen organ kayıplarına ya da anneliğe engel olan önemli bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agrisi-cok-tanisi-gec-hastalik-623814">Ağrısı çok, tanısı geç hastalık!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis, ülkemizde üreme çağındaki 2 milyonu aşkın kadını, bir başka deyişle her 10 kadından birini etkileyen ve bazen organ kayıplarına ya da anneliğe engel olan önemli bir hastalık. Rahim iç dokusunun rahim dışına yayılmasıyla gelişen bu hastalık, farklı rahatsızlıklarla karıştırıldığı için tanısı çoğu zaman gecikiyor bazen yıllarca tanı konulamayabiliyor. </p>
<p>İşte, Mart ayı-Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde “Olağan Şüpheli: Endometriozis” etkinliği düzenlendi. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen söyleşinin moderatörlüğünü <strong>Sunucu ve televizyon programcısı Esra Erol</strong> yaptı. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta,</strong> yıllarca teşhis konulamamasından dolayı, kadınlarda gelişebilen infekritilite (kısırlık) başta olmak üzere böbrek kaybına kadar ilerleyen önemli ve ciddi hastalığa, tedavisindeki en yeni yöntemlere yönelik önemli bilgiler verdi. Hastalar da geç tanı, şiddetli ağrılar ve zorlu süreçlerini içtenlikle paylaştı.</p>
<p>Söyleşinin ardından atölye çalışmasında katılımcılar hep birlikte, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında bahar çiçeklerinden süsler hazırladılar. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Taner Usta: “Hastalık her 10 kadından 1’ini etkiliyor”</strong></p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta</strong>, dünyada çok yaygın bir hastalık olan endometrioze tanı konulmasının çok uzun yıllar alabildiğini beirterek şöyle konuştu: “<strong>Rahmin iç zarının olmaması gereken yere yerleşip özellikle de yumurtalıklara yerleşip, bazen de komşu organlara yerleşip çok ciddi ağrılarla seyredebilen, kısırlık yapabilen ve kadınların 20’li ve 30’lu yaşlarında ortaya çıkabilen bir hastalık olmasıyla da önem arz ediyor. 10 kadından 1 tanesini etkileyen bir riskten bahsediyoruz. Kontrole kadın doğum uzmanına gitmeli ve akla özellikle çikolata kisti hastalığı geliyorsa bu konuyla ilgilenen kadın doğum uzmanının görmesi çok önemli. İlerleyince hastalık rahim, tüpler, yumurtalıklar bir çok yeri çok etkilemiş oluyor. Bu grup hastada işimiz çok zor. Zaten aslında bu farkındalık etkinliklerinin en önemli amacı; erken tanı koyalım, tedaviyle ilgili fırsat zamanını kaçırmayalım.”</strong></p>
<p>Endometriozisin yol açtığı ağrıların, başka hastalıklarda da görülebildiğini belirten Prof. Dr. Taner Usta, bu nedenle tanı konulmasında gecikme yaşanabildiğini vurguladı: <strong>“Karındaki ağrılar birçok hastalıkta görülebiliyor. Mesela bel fıtığı hastalığıyla karışabiliyor veya hassas bağırsak sendromu ile karışabiliyor. Ama pelvik bölgede bir kadında adetlerle bağlantılı veya yumurtlamayla bağlantılı eğer bir ağrı durumu varsa mutlaka akla endometriozis gelmeli. Birçok durumda da karşımıza endometriozis  çıkıyor.” </strong></p>
<p>Prof. Dr. Taner Usta tedaviye yönelik şu bilgileri verdi: <strong>“Tedavide ilaç tedavilerinden çok faydalanıyoruz. Endometriozis eğer yumurtalık rezervini azalttıysa yumurtaları dondurma veya embriyo dondurma gibi tedavi seçeneklerini mutlaka düşünüyoruz ve hastayla tartışıyoruz. Özellikle çok derin tutulumlar, organları tehdit eden tutulumlar var veya şüpheli bir görüntü varsa da böyle bir durumda cerrahi tedaviye başlıyoruz.”</strong> </p>
<p><em><strong>Esra Erol: “Endometriozisi de toplumda yüksek sesle konuşabilmeliyiz”</strong></em></p>
<p>Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen söyleşinin 2. kez moderatörlüğünü yapan <strong>Sunucu ve televizyon programcısı Esra Erol</strong> da; endometriozis hastalığı konusunda toplumsal farkındalık oluşmasının son derece önemli olduğunu vurguladı. Erol şöyle konuştu: </p>
<p><strong>“Kadın hastalıklarına dair toplumda çok yüksek sesle konuşamıyoruz. Bunun tabi kültürel yapıdan, kadının toplumdaki yerinden ve halk arasındaki önyargılardan kaynaklandığını düşünüyorum. Bazı hastalıklarda olduğu gibi bence endometriozisi de yüksek sesle konuşmalıyız.”</strong></p>
<p>Kadınların yaşamını kabusa çevirebilen bu hastalığa yönelik toplumsal farkındalık oluşturabilmek için katkıda bulunmaya özen gösterdiğini vurgulayan Erol, sözlerine şöyle devam etti: “<strong>Bulunduğum konum itibariyle de bu konuda bir farkındalık yaratabiliyorsak ne mutlu. Çünkü halk arasında endometriozis ile ilgili bu hastalığı bilmeyen insanlar genelde şunu söylüyorlar; ‘yaa ne kadar nazlı niyazlı, sanki ağrıları birazcık abartıyor, sanırım senin ağrılarının bir psikolojik karşılığı var’ Aslında böyle değil, çok ciddi bir hastalık. Biz bu hastalığı ne zaman yüksek sesle konuşur farkında olursak sanırım erken teşhis ve tanı ve sürecin anlaşılmasını sağlayabiliriz.”</strong></p>
<p> </p>
<p><em><strong> “7 yılda tanı aldım, keşke daha önce bilseydim”</strong></em></p>
<p><em>Etkinlikte konuşan <strong>48 yaşındaki Aygen Yapıcıkardeşler</strong> de hastalığına 7 yıl tanı konulmadığını belirterek, bir yıl önce, bağırsağında da görülen ‘bağırsak endometriozisi’ tanısı aldığını söyledi. Bağırsağında 4,5 santimlik endometriozis nedeniyle geçtiğimiz ay Prof. Dr. Usta’ya ameliyat olan Yapıcıkardeşler, tanı konulana kadar yaşadığı zorlu süreci şöyle anlattı: </em></p>
<p><em><strong>“Bundan 8 sene kadar önce sol tüpümde tıkanıklık olduğu fark edildi, fakat o zaman teşhis konulmadı. Endometriozis kelimesini de aslında çok yakın bir zamanda duydum. 2024’ün Aralık ayında yaptırdığım check-upta doktorlarımdan bir tanesi ‘çikolata kisti ama bu endometriozis olabilir’ dedi. Benim için kistti, çok bir şey ifade etmiyordu açık söyleyeyim bu konuda tabiri caizse cahil olduğumu düşünüyorum. Bu kelime ‘kist’ demek ki dedim ve çok önemsemedim ama doktorum üzerine gitti, 3 ay sonra tekrar kontrole çağırdı. Başka bir şikayetim var mı anlamaya çalıştı ama ben yine aynı şekilde rahimle bağırsak arasında bu kadar büyük bir ilişki olduğunu bir kadın olarak bilmiyordum. Benim teşhisim Derin Endometriozis olarak konuldu</strong> <strong>ama bağırsak endometriozisydi asıl, evet rahimde endometriozis vardı ama bağırsağa da sıçramıştı. Teşhis konulduğunda 4,5 cm kadar bağırsakta endometriozis vardı”</strong></em></p>
<p><em>48 yaşında olduğunu ve her yıl check-up yaptırdığını belirten Yapıcıkardeşler, 8 yıl önce başlayan sorunlarına ancak bir yıl önce tanı alabildiğinden yakındı: “</em></p>
<p><em><strong>“Yaptırdığım checkuplarda sol tüpümün tıkalı olduğu fark edildi amaı teşhis 8 yıl önce konulmadı. Dolayısıyla ben endometriozis kelimesini 8 yıl önce değil, son 1 sene içerisinde yaptığım görüşmelerde duydum. Bir ay önce olduğum ameliyatın sonucunda da aslında o tarihte tüpümün tıkalı olmasının sebebinin de endometriozis olduğu çok yeni ortaya çıkmış oldu. Belki 8 sene önce tanı konulsaydı farklı bir tedavi uygulanırdı, bağırsak yoluna gitmezdi, bağırsak endometrizoisi olarak sçırmayıp medikal tedaviyle sonuçlanırdı belki de.”</strong></em></p>
<p><em><strong>“Hamileliğimin 30. Haftasında aldığım haberle şok oldum”</strong></em></p>
<p>Bir bebek annesi olan 28 yaşındaki Öykü Güncan da hiçbir şikayeti yokken 2023 yılında rutin kontrolde endometriozis tanısı aldığını ama bunu önemsemediğini söyledi. Evlendikten haftalar sonra çikolata kistinin patlamasıyla acil ameliyata alınan Güncan, hamileliğinde yaşadığı şoku da şöyle paylaştı: </p>
<p><strong>“Herhangi bir sorun yok diye düşünüyorduk fakat çikolata kisti büyümeye devam etmiş içerde. Kist hamile kalınca da büyümeye devam etti ve doktorum, o süreci takip eden doktorum yani sorun yaratmadı en başta ama 30. Haftaya geldiğimizde ‘bu şekilde doğum yaptıramayacağım dedi. Daha sonra yeni bir doktor arayışına girdik ve Taner hocayı bulduk, sağ olsun kabul etti bizi.” </strong></p>
<p>Prof. Dr. Taner Usta tarafından yakın klinik izleme alınan Güncan, doğuma kadar da herhangi bir müdahale yapılmadan izlendi. 30 haftalıkken 6 santim olan endometriozisin doğumda 8 santime ulaştığı görüldü. Bebeğini dünyaya getirmek için sezaryen ameliyatı olan Öykü Güncan’ın ameliyat sırasında çikolata kistinin içi boşaltıldı.. Bebeğine kavuşan Öykü Güncan, endometriozisin oluşturduğu sağlık sorunundan da kurtuldu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agrisi-cok-tanisi-gec-hastalik-623814">Ağrısı çok, tanısı geç hastalık!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky: Türkiye&#8217;deki Kullanıcıların %88&#8217;i Hassas Verilerini Dijital Ortamda Saklamayı Tercih Ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-turkiyedeki-kullanicilarin-%88i-hassas-verilerini-dijital-ortamda-saklamayi-tercih-ediyor-623735</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 06:49:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[deki]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hassas]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcıların]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[saklama]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[verilerin]]></category>
		<category><![CDATA[verilerini]]></category>
		<category><![CDATA[yedekleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623735</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Yedekleme Günü öncesinde Kaspersky, önemli verilerin en yaygın saklanma yöntemlerini ortaya koyarken, bu verilerin nasıl daha güvenli korunabileceğine ilişkin pratik öneriler paylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-turkiyedeki-kullanicilarin-%88i-hassas-verilerini-dijital-ortamda-saklamayi-tercih-ediyor-623735">Kaspersky: Türkiye&#8217;deki Kullanıcıların %88&#8217;i Hassas Verilerini Dijital Ortamda Saklamayı Tercih Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Yedekleme Günü öncesinde Kaspersky, önemli verilerin en yaygın saklanma yöntemlerini ortaya koyarken, bu verilerin nasıl daha güvenli korunabileceğine ilişkin pratik öneriler paylaşıyor. Araştırmaya göre Z kuşağı ve Y kuşağı kullanıcıları neredeyse tüm verilerini dijital ortamda saklarken, 55 yaş üzerindeki katılımcıların yaklaşık üçte biri hâlâ geleneksel kâğıt yöntemlerini tercih ediyor.</strong></p>
<p><strong>Değerli verilerimizi nerede saklıyoruz?</strong></p>
<p>Kaspersky’nin Pazar Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilen araştırma*, Türkiye’deki kullanıcıların büyük çoğunluğunun önemli bilgilerini dijital olarak saklamayı tercih ettiğini gösteriyor. Katılımcıların %88’i; kimlik bilgileri, finansal veriler, sağlık bilgileri veya fotoğraf arşivleri gibi hassas kişisel verilerini elektronik ortamda sakladığını belirtiyor.</p>
<p>Dijital veri saklama yöntemleri incelendiğinde ise katılımcıların %58’i önemli kayıtlarını bilgisayarlarında veya sabit disklerinde tuttuğunu ifade ederken, %39’u bulut çözümlerini tercih ediyor. %28’i ise verilerini kamuya ait dijital hizmetlerde saklamayı seçiyor.</p>
<p><strong>Dijital ortam gerçekten daha güvenli mi? </strong></p>
<p>Her veri saklama yönteminin kendine özgü avantajları ve sınırlamaları bulunuyor. Fiziksel ortamlar kaybolabilir veya zarar görebilirken, harici diskler hareket halindeyken kullanım açısından her zaman pratik olmayabiliyor. Bulut servisleri ise erişim kolaylığı sağlasa da yetkisiz erişim risklerine açık olabiliyor.</p>
<p>Dijital verilerin güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak için Kaspersky uzmanları şu temel uygulamaları öneriyor:</p>
<p><strong>1. Bir yedekleme stratejisi oluşturun</strong></p>
<p>Veri saklama için tek bir doğru yöntem bulunmadığı gibi, her dosyanın yedeklenmesi de şart değildir. Ancak özellikle hassas veriler veya yeniden oluşturulması mümkün olmayan dosyalar için düzenli yedekleme alışkanlığı edinmek kritik önem taşır.</p>
<p>Yaygın olarak kullanılan 3-2-1 yedekleme stratejisine göre; önemli verilerinizin en az üç kopyasını oluşturmalı, bunları iki farklı depolama ortamında saklamalı ve en az bir kopyayı farklı bir fiziksel konumda (bulut ya da harici bir ortam) tutmalısınız.</p>
<p>Parolalar, kimlik bilgileri veya finansal veriler gibi en hassas bilgiler ise ekstra koruma gerektirir. Bu tür veriler için, kullanıcı kimlik bilgileri ve banka kartlarının yanı sıra taranmış pasaport/kimlik belgeleri, PDF dosyaları, adresler ve notları güvenli şekilde saklamaya olanak tanıyan özel “gizli kasa” özelliği sunan Kaspersky password manager gibi çözümler tercih edilmelidir.</p>
<p><strong>2. Dijital kasalarınızı koruyun</strong></p>
<p>Kaspersky verilerine göre, katılımcıların %98&#8217;inin kişisel veri depolarını korumak için en azından bazı önlemler alması umut verici bir gelişme. Ancak katılımcıların %30&#8217;u, kişisel verilerini korumak için kolay hatırlanan parolalar kullanmaya devam ediyor. Yalnızca basit parolalara güvenmek, dijital kasalarınızı kaba kuvvet (brute force) saldırılarına karşı savunmasız bırakır. Bu nedenle uzmanlar, mümkün olan her yerde iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) etkinleştirmenizi veya geçiş anahtarı (passkey) teknolojisini benimsemenizi öneriyor. Geçiş anahtarları bir password manager ile güvenli bir şekilde saklanabilir ve yetkilendirilmiş herhangi bir cihazdan sorunsuz bir şekilde erişilebilir.</p>
<p><strong>3. Mümkün olan yerlerde otomatik yedekleme ayarlayın</strong></p>
<p>Yedekleme işlemlerini sürekli hatırlamak zorlayıcı olabilir. Bu süreci kolaylaştırmak için kullandığınız tüm cihazlarda yerleşik yedekleme hizmetlerini aktif hale getirmeniz önerilir (örneğin iPhone/iPad/Mac için iCloud, Android/Windows için Google Drive veya OneDrive).</p>
<p>Ayrıca yedeklerin düzgün çalıştığından emin olmak için ayda bir veya iki ayda bir tek bir dosyayı geri yükleyerek test yapılması tavsiye edilir. Kaspersky Premium, kullanıcıların Windows cihazlarında düzenli yedekleme yapmasına ve verilerini geri yüklemesine olanak tanır. Yedekler, çıkarılabilir sürücülerde veya bulut depolama alanlarında şifrelenmiş biçimde güvenle saklanabilir.</p>
<p><strong>Kaspersky Tüketici İş Birimi Başkan Yardımcısı Marina Titova</strong> konuya ilişkin şunları söylüyor:<br />“<em>Yedeklemenin önemli olduğunu hepimiz biliyoruz, ancak çoğu zaman tüm verileri tek seferde yedeklemeye çalıştığımız için bu süreci erteliyoruz. Oysa daha akıllı yaklaşım, yedeklemeyi günlük iş akışının bir parçası haline getirmektir. Dosyalarınızı ‘kritik’, ‘önemli’ ve ‘düşük öncelikli’ olarak sınıflandırın. Kritik veriler için gerçek zamanlı yedekleme otomasyonu kurun, diğerleri için haftalık veya aylık planlar oluşturun. Parolalar ve kimlik bilgileri gibi hassas veriler için ise özel güvenli kasa çözümlerini tercih edin. Otomasyon ve önceliklendirme sayesinde, gereksiz yük oluşturmadan gerçekten önemli olan verileri koruyabilirsiniz</em>.”</p>
<p>* <em>Araştırma, Kaspersky Pazar Araştırmaları Merkezi tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirilmiştir. Arjantin, Şili, Çin, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden toplam 3.000 katılımcı araştırmaya dahil olmuştur.</em></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-turkiyedeki-kullanicilarin-%88i-hassas-verilerini-dijital-ortamda-saklamayi-tercih-ediyor-623735">Kaspersky: Türkiye&#8217;deki Kullanıcıların %88&#8217;i Hassas Verilerini Dijital Ortamda Saklamayı Tercih Ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hekim Birliği’nden Diş Hekimleri İçin Önemli Adım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hekim-birliginden-dis-hekimleri-icin-onemli-adim-623588</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 18:12:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hekimleri]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623588</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hekim Birliği Sendikası, diş hekimlerinin 'hastane ortalamasından ek ödeme' hakkı ile ilgili kayıpları hakkında Sağlık Bakanlığı'na resmi başvuruda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-birliginden-dis-hekimleri-icin-onemli-adim-623588">Hekim Birliği’nden Diş Hekimleri İçin Önemli Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Hekim Birliği Sendikası, şu açıklamayı yaptı, “Değerli Diş Hekimi Meslektaşlarımız, ADSH ve ADSM dışında kamu hastanelerinde görev yapan diş hekimlerimizin 7. Dönem Toplu Sözleşme ile elde ettiği “hastane ortalamasından ek ödeme” hakkının, 8. Dönem Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararında yer almaması nedeniyle ciddi hak kayıpları oluşmuştur. Bu durum; </span><span> Gelirlerde ciddi düşüşe </span><span> Aynı işi yapan hekimler arasında eşitsizliğe </span><span> Anayasal “ücrette adalet” ilkesinin ihlaline yol açmaktadır. </span><span> Hekim Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Çalışanları Sendikası olarak; </span><span> Sağlık Bakanlığı’na resmi idari başvuru yapılmış, </span><span> Aynı zamanda hukuki süreç başlatılarak mahkemede dava açılmıştır. Süreç, üyelerimizin haklarının korunması adına kararlılıkla ve tüm hukuki zeminlerde takip edilmektedir. </span><span> Talebimiz açıktır: Genel hastanelerde görev yapan kurum puan ortalamasının altında kalan tüm tıp ve diş hekimlerine, en az “hastane ortalaması” esas alınarak ek ödeme yapılması sağlanmalıdır. </span><span> Hekim Birliği olarak; Hiçbir üyemizin hakkının gasp edilmesine izin vermeyecek, süreci sonuna kadar sürdüreceğiz” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-birliginden-dis-hekimleri-icin-onemli-adim-623588">Hekim Birliği’nden Diş Hekimleri İçin Önemli Adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;den Üniversite-Sanayi İş Birliğinde Önemli Başarı: Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz&#8217;a &#8216;Üstün Hizmet Onur Ödülü&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deuden-universite-sanayi-is-birliginde-onemli-basari-rektor-prof-dr-bayram-yilmaza-ustun-hizmet-onur-odulu-623073</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 10:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[birliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[İş Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite-sanayi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite–sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi ve bölgesel Ar-Ge kapasitesinin artırılması amacıyla Ege Bölgesi Sanayi Odası ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen “Üniversite–Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri” sahiplerini buldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-universite-sanayi-is-birliginde-onemli-basari-rektor-prof-dr-bayram-yilmaza-ustun-hizmet-onur-odulu-623073">DEÜ&#8217;den Üniversite-Sanayi İş Birliğinde Önemli Başarı: Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz&#8217;a &#8216;Üstün Hizmet Onur Ödülü&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite–sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi ve bölgesel Ar-Ge kapasitesinin artırılması amacıyla Ege Bölgesi Sanayi Odası ev sahipliğinde bu yıl ilk kez düzenlenen “Üniversite–Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri” sahiplerini buldu. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), törende elde ettiği başarılarla dikkat çekti.</p>
<p>İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi EBSO Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen törene; EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, İzmir’deki üniversitelerin rektörleri ve temsilcileri ile akademisyenler ve iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı.</p>
<p>Törenin açılışında konuşan EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, eğitimin ve sağlığın toplumsal kalkınmanın temel unsurları olduğunu vurgulayarak, üniversite–sanayi iş birliğinin Türkiye’nin rekabet gücünü artırmada kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Yorgancılar, İzmir’in akademik birikimi ve sanayi altyapısıyla önemli bir teknoloji üretim üssü olma potansiyeline sahip olduğunu belirtti.</p>
<p><b>YÖK BAŞKANI PROF. DR. EROL ÖZVAR İZMİR’E GELECEK</b></p>
<p>Eğitime verdikleri katkıyı bir adım daha ileri taşımak için 9 Nisan’da Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın katılımıyla “Mesleki Eğitim Çalıştayı” düzenleyeceklerinin müjdesini veren Yorgancılar, “Bu çalıştayda hem sorunları hem de çözüm önerilerini detaylı şekilde ele alacağız. Ayrıca çalıştayın ardından sadece rektör düzeyinde gerçekleştireceğimiz toplantı ile sorunlarımızı ve taleplerimizi doğrudan başkanımıza iletme imkânı bulacağız,” dedi.</p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen ödül töreninde, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, “Üstün Hizmet Onur Ödülü”ne layık görüldü. Ödül, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar tarafından takdim edildi.</p>
<p><b>DEÜLÜ AKADEMİSYENLERE ÖDÜL VE TAKDİR</b></p>
<p>Akademik Hizmet Ödülleri kategorisinde, DEÜ Mühendislik Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Yurddaşkal, “Modüler Dayanıklı Yüzer İskele Sistemi Çalışmaları” projesi ile ikincilik ödülü kazandı.</p>
<p>Üniversite–Sanayi İş Birliği (ÜSİ) Ödülü kategorisinde ise, Dokuz Eylül Üniversitesi ile Vestel Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. iş birliğinde yürütülen “ISTA 6A Paketlemesinde Ürüne Gelen Darbe Analizi ve Deneysel Validasyonu” projesi ödüle layık görüldü.</p>
<p>Program kapsamında ayrıca, DEÜ Mimarlık Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Tutku Didem Altun ile DEÜ İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sümeyra Duman’a katılım belgeleri takdim edildi.</p>
<p><b>“BİLGİNİN SANAYİ İLE BULUŞMASI STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR”</b></p>
<p>DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, üniversite–sanayi iş birliğinin stratejik önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Üniversitelerimizde üretilen bilginin sanayi ile buluşması, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu kapsamda elde edilen başarılar, doğru iş birliklerinin güçlü sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Ödül alan projelerimizle üniversitemizin marka değerine katkı sağlayan tüm akademisyenlerimizi gönülden tebrik ediyorum. Dokuz Eylül Üniversitesi olarak, nitelikli bilgi üretmeye ve bu bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”</p>
<p>Program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-universite-sanayi-is-birliginde-onemli-basari-rektor-prof-dr-bayram-yilmaza-ustun-hizmet-onur-odulu-623073">DEÜ&#8217;den Üniversite-Sanayi İş Birliğinde Önemli Başarı: Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz&#8217;a &#8216;Üstün Hizmet Onur Ödülü&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İZFURNEX 2026 &#8211; İzmir Mobilya Fuarı kapılarını açtı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izfurnex-2026-izmir-mobilya-fuari-kapilarini-acti-622869</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 17:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[fuar]]></category>
		<category><![CDATA[fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kapılarını]]></category>
		<category><![CDATA[karabağlar]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>
		<category><![CDATA[mobilya]]></category>
		<category><![CDATA[Mobilya Sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[zfurnex]]></category>
		<category><![CDATA[zmir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622869</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, EFR Fuarcılık tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen İZFURNEX 2026 - İzmir Mobilya Fuarı törenle kapılarını açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izfurnex-2026-izmir-mobilya-fuari-kapilarini-acti-622869">İZFURNEX 2026 &#8211; İzmir Mobilya Fuarı kapılarını açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, EFR Fuarcılık tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen İZFURNEX 2026 &#8211; İzmir Mobilya Fuarı törenle kapılarını açtı. Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, “İnancımız odur ki İzmir mobilya sektörü, sahip olduğu üretim kabiliyeti ve girişimci ruhuyla global pazarlarda çok daha güçlü bir yer alacaktır. Bunun yoluysa yenilikçi düşünceden ve tasarımı üretimin kalbine koymaktan geçmektedir” dedi.</p>
<p>İZFURNEX 2026 &#8211; İzmir Mobilya Fuarı, 25–29 Mart 2026 tarihleri arasında, Fuar İzmir B Hol’de sektör profesyonellerini bir araya getiriyor. Fuarda, 12 ilden, 127 firma ve markaları yer alırken üreticiler yeni koleksiyonlarını ve ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sunuyor. Bu yıl ilk kez kurgulanan özel konseptle ise ziyaretçilerin fuar alanındaki tüm stantlarla etkileşim kurabileceği bütüncül bir deneyim hedefleniyor. Fuarın, yeni iş birlikleri ve ihracat bağlantıları açısından önemli fırsatlar yaratması amaçlanıyor.</p>
<p>Fuarın açılış törenine, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Üyesi Suha Kahraman, İZTO Yönetim Kurulu Üyesi Nuray Eyigele İşleyen, İZTO Meclis Başkan Yardımcısı Nevzat Artkıy, EBSO Meclis Başkan Yardımcısı Işın Yılmaz, İzmir Mobilyacılar Odası Başkanı Zafer Koç, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, EFR Fuarcılık Genel Müdürü Muhammed Baykal, oda ve dernek yöneticileri ile sektör temsilcileri katıldı.</p>
<p><strong>Markalaşma, tasarım ve yenilikçi bakış açısı</strong></p>
<p>Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Buca’da mobilya atölyelerindeki yangından etkilenenlere geçmiş olsun dileğinde bulundu. Yıldır, fuarın, ticari fonksiyonunun yanı sıra fikirlerin, tasarımların ve vizyonların buluştuğu bir platform olduğunu belirterek, “Bu buluşma, üreticilerimiz için yeni iş birliklerinin, yeni pazarların kapısını açacaktır. Bugün dünya pazarlarında rekabet her zamankinden daha güçlü. Artık sadece üretmek yeterli değil. Markalaşma, tasarım ve yenilikçi bakış açısı, sektörümüzün geleceğini belirleyen önemli unsurlar haline gelmiştir. Mobilyada değer, artık yalnızca üründe değil tasarım, estetik ve marka gücündedir” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Mithat Paşa Meslek Lisesi’nin kuruluşuna kadar uzanır”</strong></p>
<p>İzmir mobilya sektörünün sahip olduğu üretim kabiliyeti ve girişimci ruhuyla küresel pazarlarda çok daha güçlü bir konuma ulaşacağına inandıklarını belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, “Bunun yolu yenilikçi düşünceden, yeni trendleri yakından takip etmekten ve tasarımı üretimin merkezine koymaktan geçmektedir. Kentimizde mobilya sektörü köklü bir deneyime sahiptir. Bu deneyimin temeli ise 1861 yılında Mithat Paşa Meslek Lisesi’nin kuruluşuna kadar uzanan üretim geleneğine dayanmaktadır. Söz konusu birikim, bugün özellikle Karabağlar’da yoğunlaşarak sektörün güçlü yapısını oluşturmuştur” dedi.</p>
<p><strong>“İzmir mobilyasının değerini daha yukarılara çıkarmak hepimizin görevi”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sektöre katkılarında da bahseden Yıldır, “Hedefimiz, Meslek Fabrikası ile birlikte aynı zamanda Karabağlar Belediyesi ile kurduğumuz bir iş birliği çerçevesinde, eğitimli ve nitelikli iş gücünü bu sektöre kazandırmak olmuştur. Bu konuda olukça fazla da yol aldığımızı söylemek isterim. Sektörümüz yalnızca üretimde değil; tasarım, markalaşma ve uluslararası rekabette de gücünü göstermektedir. Avrupa, Orta Doğu ve dünya pazarlarında İzmir mobilyasının değerini daha yukarılara çıkarmak hepimizin görevidir. Bu fuarın, sektörümüze yeni bir vizyon kazandıracağına, firmalara yeni kapılar açacağına, İzmir’i mobilya sektöründe daha güçlü bir merkez haline getireceğine yürekten inanıyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Karabağlar mobilyanın kalbi”</strong></p>
<p>Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Karabağlar’ın mobilya sektörüyle özdeşleşmiş bir ilçe olduğunu vurgulayarak, “Karabağlar mobilyanın kalbi, mobilya Karabağlar’ın kalbi. Sektördeki her emek kentin gelişimine katkı sağlıyor. Değişim ve dönüşümü birlikte gerçekleştirerek sağlıklı büyümek zorundayız. Mobilya sektörümüz ve yerel yönetimlerle birlikte gelişeceğiz. Çünkü biliyoruz ki mobilya sektörü gelişirse Karabağlar gelişir” dedi.</p>
<p>İZTO Meclis Başkanı Selami Özpoyraz ise fuarların sektör açısından önemine dikkat çekerek, “Mobilya sektörü, üretim gücü, tasarım kabiliyeti ve ihracat potansiyeliyle ülkemiz ekonomisine önemli katkılar sağlıyor. Küresel ölçekte güçlü bir konuma sahibiz. Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye mobilya sektörü, üretim işletmeleri ve istihdam kapasitesiyle dikkat çekiyor. Mobilya üretiminde önemli merkezlerden biri olan İzmir, bu başarıda önemli bir yere sahip. Tasarım, yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim, dijitalleşme ve markalaşma sektörümüzün geleceğini şekillendiren başlıklar. Bu alanlarda atılacak adımlar hem rekabet gücümüzü artıracak hem de ihracat hedeflerimize ulaşmamıza katkı sağlayacak” derken fuar teşvikleri ile de üyelerine önemli katkılar sağladıklarını söyledi.</p>
<p><strong>“Sektöre yeni bir soluk kazandıracak”</strong></p>
<p>İzmir Mobilyacılar Odası Başkanı Zafer Koç da fuarın sektöre yeni fırsatlar sunacağını belirterek, “Dünya pazarlarında rekabetin arttığı bu dönemde markalaşma ve tasarım, sektörün geleceğini belirliyor. Biz inanıyoruz ki İzmir mobilya sektörü, sahip olduğu üretim kabiliyeti ve girişimci ruhuyla global pazarlarda çok daha iyi bir yer alacaktır. İzmir olarak hedefimiz sektörümüzün gücünü sadece üretimde değil, tasarım, markalaşma ve uluslararası rekabette de göstermektir” diyerek fuarın, sektöre yeni bir soluk kazandıracağına inandığını ifade etti.</p>
<p>EFR Fuarcılık Genel Müdürü Muhammed Baykal ise fuarın küçük esnaf için de önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, İzmir Mobilyacılar Odası ile yapılan iş birliği kapsamında küçük ölçekli üreticilerin de fuara katılımı sağlanarak sektörde kapsayıcı bir buluşma ortamı oluşturulduğunu söyledi.</p>
<p>Konuşmaların ardından protokol üyeleri fuarın açılış kurdelesini testi. Heyet fuar alanını gezerek katılımcı firmaların stantlarını ziyaret ederek sektör temsilcilerinden ürünler ve çalışmaları hakkında bilgi aldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izfurnex-2026-izmir-mobilya-fuari-kapilarini-acti-622869">İZFURNEX 2026 &#8211; İzmir Mobilya Fuarı kapılarını açtı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de mutluluk oranının yükselmesinde aile çok önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-mutluluk-oraninin-yukselmesinde-aile-cok-onemli-622583</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[düzey]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[oranının]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yükselmesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622583</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan, geçtiğimiz günlerde açıklanan TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarını değerlendirdi. Araştırmaya göre, Türkiye’de mutluluk oranı yüzde 53,3’e yükseldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-mutluluk-oraninin-yukselmesinde-aile-cok-onemli-622583">Türkiye&#8217;de mutluluk oranının yükselmesinde aile çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan, geçtiğimiz günlerde açıklanan TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarını değerlendirdi. Araştırmaya göre, Türkiye’de mutluluk oranı yüzde 53,3’e yükseldi.</p>
<p><strong>Mutluluk oranının yüzde 75’lerin üzerine çıkması gerekli</strong></p>
<p>Türkiye’nin uzun yıllardır gerek yerel gerekse uluslararası araştırmalarda orta düzeyde mutlu olarak görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Doğan, “Bu araştırmadaki sonuçlar şaşırtıcı değildir. Yalnız mutlulukta bir yükseliş trendinin görülmesi önemlidir. Çünkü özellikle pandemi, yaşadığımız deprem ve ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz, insanımızın mutluluk düzeylerinde düşüşe neden olmuştu. Bu bakımdan söz konusu artış olumlu olarak değerlendirilse de istenen düzeyde olduğu söylenemez. Şahsen mutluluk oranının yüzde 75’lerin üzerine çıkması gerektiği kanısındayım. Bunun için de hem bireysel hem toplumsal hem de yönetim açısından yapılması gereken çok şey var. Bireysel anlamda daha sağlıklı beslenmek, kişilerarası ilişkilerimizi geliştirmek, yaşamda bir anlam ve amaç bulmak gibi yapabileceğimiz şeyler var. Toplumsal olarak ise dayanışmayı artırmak, sosyal-duygusal destek vermek ve dürüstlüğü artırarak daha güvenilir olmak gibi yapılabilecek pek çok şey bulunmaktadır. Bazı konularda ise devletin ve yöneticilerin inisiyatif alması gerekmektedir. Ekonominin iyileştirilmesi, şehirlerde yeşil alan oranının artırılması, şehirlerimizi insan dostu şehirlere dönüştürme ve toplumsal adaleti ve güvenliği sağlama gibi konular, mutluluğu artırmak için devletimizin yapabileceği şeylerdir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Evli bireyler bekar ve boşanmış olanlara göre daha mutlu</strong></p>
<p>Araştırmada evli bireylerin daha mutlu olduğunun ortaya çıkmasının aile kurumunun önemine işaret ettiğini belirten Prof. Dr. Doğan, şunları söyledi:</p>
<p>“Mutlulukla ilgili neredeyse tüm araştırmalarda, evli bireylerin bekar ve boşanmış olanlara göre daha mutlu oldukları ortaya çıkmaktadır. Evli bireylerin yalnızlık duygusunu daha az yaşamaları, daha iyi beslenmeleri, ekonomik durumlarının daha iyi olması ve düzenli cinsel yaşamlarının olması gibi etkenler daha mutlu olmalarına katkı sağlamaktadır. Bunun dışında aile, çoluk-çocuk sahibi olmak insanların hayatına önemli düzeyde anlam katmaktadır. Yani aile en güçlü anlam kaynaklarından biridir. Tüm bunlar bir araya gelince de evli bireylerin mutluluk düzeyleri artmaktadır. Aile kurumu ülkemizde huzur ve mutluluğun teminatı olarak görülmelidir. Aile kurumunu yıkmaya ya da ona zarar vermeye yönelik girişimler bertaraf edilmelidir. Bununla birlikte daha bilinçli anne-baba ve eş olabilmeleri için bireyler eğitilmeli, bilgilendirilmeli ve aydınlatılmalıdır.”</p>
<p><strong>Aile ve akrabalık bağlarının güçlü olması büyük bir avantaj</strong></p>
<p>Araştırmada mutluluğun en önemli kaynağı olarak yüzde 69 oranıyla aile gösterilmesini değerlendiren Prof. Dr. Doğan, “Biz kolektif kültürün hâkim olduğu, sıcakkanlı insanların yaşadığı bir ülkeyiz. Aile ve akrabalık bağlarının güçlü olması büyük bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Çünkü bu durum toplumda ihtiyaç duyan insanlara önemli düzeyde sosyal-duygusal destek verilmesine yardımcı olmaktadır. İnsanlar bu sayede kendilerini sahipsiz, kimsesiz, yalnız ve değersiz hissetmemektedirler. Oysaki bireyselliğin hâkim olduğu toplumlarda çok ciddi anlamda bir yalnızlık ve anlam krizi yaşanmaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Mutlu olmak sağlıklı olmaktır</strong></p>
<p>Araştırmada sağlığın mutluluk kaynakları arasında ilk sırada yer almasını da değerlendiren Prof. Dr. Doğan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sağlık, mutluluğun en üst düzey formu olarak nitelendirilebilir. Mutlu olmak sağlıklı olmaktır. Filozof Arthur Schopenhauer, ‘sağlıklı bir dilenci, hasta bir kraldan daha mutludur. Ahmaklıkların en büyüğü, iş, eğitim, şöhret, terfi, şehvet ya da anlık zevkler olmak üzere her ne için olursa olsun, sağlığını feda etmektir’ der. Sağlık iyi olduktan sonra mutluluğun önündeki diğer sorunlar bir şekilde halledilebilir. Günümüzde daha fazla insan sağlık konusunda bilinçli davranmaya çalışmaktadır. İnsanlar eskiye göre daha sağlıklı beslenmekte, egzersiz yapanların sayısı geçmişe göre artmakta ve insanlar sağlık kontrollerine daha sık gitmektedir. Bununla birlikte, maalesef ülkemizde sigara kullanımı, paketli gıda tüketimi, karbonhidrat ağırlıklı beslenme ve hareketsizlik oldukça yaygındır. Hatta bir karşılaştırma yapacak olursak sağlık davranışlarını sergileyenlerin, sağlıksız yaşayanlara göre oldukça küçük bir azınlığı oluşturduğunu söyleyebiliriz. Ancak yine de bu konuda umutluyum. Giderek daha fazla insanımız sağlıklı yaşama yönelmektedir.”</p>
<p><strong>Mutluluk ve para ilişkisi</strong></p>
<p>Araştırmada hayat pahalılığının en önemli toplumsal sorun olarak öne çıkmasını değerlendiren Prof. Dr. Doğan, “Mutluluk ve para ilişkisi en çok merak edilen konulardan biridir. Para ve ekonomik durumun iyi olması mutluluk açısından önemli bir avantajdır. Ekonomik durumunuz iyi olduğunda, pek çok açıdan kendinizi güvende hissedersiniz, daha iyi beslenirsiniz, sağlık hizmetlerinden daha iyi faydalanırsınız, başarılı olduğunuz duygusunu yaşarsınız ve yoksulluğun sebep olabileceği stres ve sıkıntılardan kurtulursunuz. Tüm bunlar mutluluk açısından büyük avantajdır. Zaten araştırmalar da sosyo-ekonomik düzeyi yüksek bireylerin daha mutlu olduklarını gösteriyor. Ancak finansal durumu oldukça iyi olmasına rağmen pek çok mutsuz insan da var. Bu neden böyledir? Birincisi para tek belirleyicisi değildir. İkincisi, insanlar zengin olmaya da alışabiliyorlar. Bir süre sonra parasal anlamda iyi durumda olmak onların mutluluğuna bir katkı sağlayamayabiliyor. Buna hedonik adaptasyon adını veriyoruz. Yani başlangıçta bizi mutlu eden şeylerin bir süre sonra bu etkilerini kaybetmeleri durumudur. Üçüncüsü sonradan para sahibi olan kişiler parayla ne yapacaklarını da bilemeyebiliyorlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Paranın nasıl harcandığı da önemli</strong></p>
<p>Paranın nasıl harcanacağının da mutluluk açısından önemli göründüğünü kaydeden Prof. Dr. Doğan, “Parayla zaman satın alıyor ve bazı sıkıcı işleri yapmaktan kurtuluyorsanız, paranızı diğer insanlarla paylaşıyorsanız (yardımseverlik) ve paranızı nesnelerden çok eylemlere harcıyorsanız sizi daha mutlu edebilir. Bugün almış olduğunuz bir kazak ya da telefonun on yıl sonra bir önemi kalmayacaktır. Geçmişe dönüp bunları hatırladığınızda da muhtemelen mutlu hissetmeyeceksiniz. Ancak paranızı eylemlere harcadığınızda durum farklı olacaktır. Yaşadığınız güzel anılar, bir seyahat, arkadaşlarınızla ya da sevdiğiniz kişilerle gerçekleştirdiğiniz bir etkinlik hafızanıza kazınacaktır ve yıllar sonra bile hatırladığınızda sizi mutlu edecektir. Zaten bir bakıma mutluluk güzel anılar biriktirmektir. Geçmişe ilişkin olumlu anılarınız ne kadar çoksa o kadar mutlusunuz demektir.” dedi.</p>
<p><strong>Para mutluluk açısından önemli ama her şey değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gelir durumunuz mutluluk açısından önemlidir ancak para her şey değildir. Temel ihtiyaçlarımız karşılandıktan sonra, bireysel gelişime ve kendini gerçekleştirmeye önem vermeliyiz. Bu da ‘sahip olma’ anlayışından çıkarak ‘olma’ anlayışına geçmekle mümkündür. Ancak bu yolla, dışsal koşullara bağlı olmayan ve şartlara göre değişmeyen daha kalıcı ve gerçek bir mutluluk elde edilebilir. Olma anlayışı içerisinde sürekli olarak kendimizi geliştirmeli, içsel kalemizi güçlendirmeli ve daha umutlu, affedici, iyimser, özgüven sahibi, öz-değeri yüksek, sevgi dolu, anlamlı ve amaçlı yaşayan ve derin, doyurucu, sağlıklı ilişkiler kurabilen bir birey olmak için çabalamalıyız.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-mutluluk-oraninin-yukselmesinde-aile-cok-onemli-622583">Türkiye&#8217;de mutluluk oranının yükselmesinde aile çok önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nden Başkan Tugay&#8217;a önemli görev</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-saglik-orgutunden-baskan-tugaya-onemli-gorev-622463</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 08:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düzey]]></category>
		<category><![CDATA[komite]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Şehirler]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622463</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın en üst düzey yönetişim organlarından Siyasi Komite’ye yeniden seçildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-saglik-orgutunden-baskan-tugaya-onemli-gorev-622463">Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nden Başkan Tugay&#8217;a önemli görev</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın en üst düzey yönetişim organlarından Siyasi Komite’ye yeniden seçildi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın Siyasi Komite üyeliğine yeniden seçildi. Avrupa genelinde sınırlı sayıda siyasi liderin yer aldığı yapı, sağlıklı şehirler yaklaşımının politika düzeyinde güçlendirilmesi ve şehirler arası iş birliğinin artırılmasında kritik rol üstleniyor. Başkan Cemil Tugay’ın komiteye yeniden seçilmesi, İzmir’in sağlıklı şehirler, iklim değişikliği ile mücadele, toplumsal eşitsizliklerin azaltılması ve sürdürülebilir kentsel gelişim alanlarında yürüttüğü bütüncül politikaların uluslararası düzeyde takdir gördüğünü ortaya koydu. Bu gelişme aynı zamanda Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin Avrupa’daki kurumsal temsiliyetini güçlendiren önemli bir adım olarak değerlendirildi.</p>
<p><strong>Avrupa düzeyinde güçlü temsil</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı tarafından yapılan çağrı doğrultusunda belirlenen Siyasi Komite, şehirler ve ulusal ağlarda görev yapan belediye başkanları ile seçilmiş siyasi temsilciler arasından oluşturuluyor. Komite; coğrafi denge, toplumsal cinsiyet eşitliği ve şehirler ile ulusal ağlar arasında dengeli temsili gözeterek Avrupa genelinde en fazla 16 siyasi liderden oluşuyor. Bu yönüyle, ağın en üst düzey karar alma ve yönlendirme mekanizmalarından biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Faz VIII döneminin öncelikleri</strong></p>
<p>Siyasi Komite üyeleri, iki yıllık görev süreleri boyunca Faz VIII önceliklerinin hayata geçirilmesine stratejik yön veriyor.  Faz VIII dönemi, sağlık ve esenliğin tüm politikalara entegre edilmesi, iklim krizine karşı dayanıklı şehirler oluşturulması, toplumsal eşitsizliklerin azaltılması, katılımcı yönetişim anlayışının güçlendirilmesi hedefleri doğrultusunda şehirlerin daha sağlıklı, kapsayıcı ve sürdürülebilir hale getirilmesini amaçlıyor. Bu süreçte Siyasi Komite üyeleri, yerel yönetimlerin dönüşümdeki rolünü güçlendirecek politika ve uygulamaların geliştirilmesine katkı sunmaya devam edecek.</p>
<p><strong>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği</strong></p>
<p>Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın Türkiye’deki ulusal temsilcisi olarak faaliyet gösteriyor. Türkiye genelinde 153 belediyeyi bünyesinde barındıran birlik, farklı ölçeklerdeki yerel yönetimleri bir araya getirerek kentlerde sağlık, esenlik ve yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar yürütüyor. Politika geliştirme, kapasite artırımı ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesi alanlarında aktif rol üstlenen birlik, Avrupa düzeyinde güçlü bir yerel yönetim ağı oluşturuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-saglik-orgutunden-baskan-tugaya-onemli-gorev-622463">Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nden Başkan Tugay&#8217;a önemli görev</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;da yer alıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olum-sebepleri-arasinda-ilk-10da-yer-aliyor-622438</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 07:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hepatit]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Otoimmün]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622438</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karaciğer hastalıkları dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olum-sebepleri-arasinda-ilk-10da-yer-aliyor-622438">Ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;da yer alıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer hastalıkları dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor.  Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, özellikle siroz ve kronik karaciğer hastalıkları her yıl yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne neden olurken, küresel ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor. Vücudumuzun adeta bir kimya laboratuvarı olan karaciğer; yaşamsal öneme sahip maddelerin üretimi, besinlerin enerjiye dönüştürülmesi ve toksinlerin vücuttan temizlenmesi gibi son derece önemli  görevler üstleniyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, </strong>bu nedenle karaciğerin sorunsuz çalışmasının sağlıklı bir yaşam için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Ancak bazı etkenler karaciğerde hücre ölümüne yol açabilmektedir.  Üstelik karaciğerde oluşan hasar uzun yıllar belirti vermeden sessizce ilerleyebilmekte ve uzun vadede iltihaplanma, fibrozis ile karaciğer nakli gerektirebilen siroza neden olabilmektedir. Karaciğer sağlığını korumak için alınması gereken en önemli önlem ise sağlıklı bir kiloda  olmaktır” diyor.  <strong>Gastroenteroloji Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Hakan Yıldız</strong>,  karaciğerde en sık hasar oluşturan 6 etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>
<p><strong>Hepatit B </strong></p>
<p>Hepatit B, dünya genelinde en sık görülen viral hepatit olarak karşımıza çıkıyor. Çoğunlukla anneden bebeğe bulaşarak karaciğerde kronik inflamasyona, yani kronik karaciğer hastalığına  yol açabiliyor. Bu inflamasyon yıllar içinde karaciğer hücrelerinin ölümüyle  ve bunun sonucunda siroz ve/veya karaciğer kanseriyle sonuçlanabiliyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Hepatit B aşısı çoğunlukla bizi yaşam boyunca bu enfeksiyondan koruyor.</p>
<p><strong>Obezite</strong></p>
<p>Dünya genelinde en sık görülen karaciğer hastalığının “karaciğer yağlanması” olduğu belirtiliyor. Çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri olan<strong> </strong>obezite, karaciğerde özellikle “metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer” olarak adlandırılan hastalığa yol açabiliyor. Karaciğerde yağlanma uzun vadede ciddi hasarlar oluşturabiliyor ve karaciğer nakli gerektiren hastalarda en sık görülen nedeni oluşturuyor.  Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız,<strong>  </strong>son yıllarda obezite ve sağlıksız beslenme sebebiyle karaciğer yağlanmasının giderek arttığını vurgulayarak, “Araştırmalar, obezite sorunu  yaşayan kişilerin yaklaşık yüzde 80’inde karaciğerde yağ birikimi olduğunu göstermektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Sağlıklı beslenmek, günde 30 dakika hafif tempolu yürüyüş yapmak, ideal kiloya ulaşmak veya mevcut kilonun yüzde 8-10’unu vermek, günde 2-3 fincan filtre kahve tüketmek, karaciğer yağlanmasının hafiflemesine destek oluyor. </p>
<p><strong>İlaçlar ve bitkisel ürünler</strong></p>
<p>Zararsız gibi görünen bazı ağrı kesiciler ve bitkisel ürünler, bilinçsizce kullanıldığında karaciğerde ani iltihaplanma başlatabiliyor ve toksik hepatite neden olabiliyor. Bunun sonucunda halsizlik, sarılık ve ilerleyen dönemde karaciğer yetmezliği tablosu  gelişebiliyor.  </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> İlaçları ve bitkisel ürünleri ‘masum’ görmemek; doktor önerisi olmadan hiçbir ürünü kullanmamak, toksik hepatiti önlemenin en basit yolunu oluşturuyor. </p>
<p><strong>Aşırı alkol tüketimi </strong></p>
<p>Alkol, karaciğerde parçalanırken ortaya çıkan toksik ara ürünlerle hücreleri yıpratıyor. Bunun sonucunda zamanla yağlanma, iltihaplanma ve nihayetinde siroza uzanan sessiz bir hasar süreci başlıyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Alkolü güvenli sınırların altında ve seyrek tüketmek (haftada 2-3 kadehi geçmemek) karaciğer sağlığımız için çok önemli. </p>
<p><strong>Genetik hastalıklar</strong></p>
<p>Bazı karaciğer hastalıkları genetik nedenlerle ortaya çıkıyor. Genler normalde karaciğer hücrelerinde görev yapan enzimlerin, reseptörlerin (alıcıların) ve taşıyıcı proteinlerin üretimini sağlıyor. Bu genlerde bir bozukluk olduğunda karaciğer bazı görevlerini tam olarak yerine getiremiyor. Örneğin, safra üretimi ve kullanımı bozulabiliyor veya bakır ile demir gibi minerallerin dengesi etkilenebiliyor.  Ayrıca, bazı zararlı maddelerin vücuttan atılması zorlaşabiliyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong>Bu tür hastalıklar erken dönemde fark edildiğinde çoğu zaman ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor. Erken tanı için düzenli sağlık kontrolleri ve gerekli laboratuvar testlerinin yapılması büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>Otoimmün hastalıklar</strong></p>
<p>Karaciğer otoimmün hastalıkları  (otoimmün hepatit, primer biliyer kolanjit gibi) çoğunlukla genetik yatkınlığı olan kişilerde; enfeksiyonlar, ilaçlar ve karaciğerde inflamasyonun tetiklenmesi sonucu oluşuyor.  </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong>Erken dönemde tanı konulduğunda<strong> </strong>otoimmün hastalıkların tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hakan Yıldız, aile bireylerinde otoimmün karaciğer hastalığı bulunan kişilerin düzenli olarak takip edilmeleri gerektiğine vurgu yapıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olum-sebepleri-arasinda-ilk-10da-yer-aliyor-622438">Ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;da yer alıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Uzun, Bayramlaşma Programında Önemli Mesajlar Verdi&#8230;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-uzun-bayramlasma-programinda-onemli-mesajlar-verdi-622227</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 07:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bayramlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[mesajlar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[programında]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[verdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, Büyük Birlik Partisi (BBP) İl Teşkilatı tarafından düzenlenen geleneksel bayramlaşma programına katılarak partililer ve vatandaşlarla bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-uzun-bayramlasma-programinda-onemli-mesajlar-verdi-622227">Başkan Uzun, Bayramlaşma Programında Önemli Mesajlar Verdi&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, Büyük Birlik Partisi (BBP) İl Teşkilatı tarafından düzenlenen geleneksel bayramlaşma programına katılarak partililer ve vatandaşlarla bir araya geldi.</p>
<p>BBP Genel Başkan Yardımcısı Uğur Bulut, MKYK Üyesi Feridun Yurtsever, İl Başkanı Turan Bütün, Merkez İlçe Başkanı Şükrü Şanlı, belediye meclis üyeleri, muhtarlar ve STK temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen programda birlik ve beraberlik mesajları verildi. </p>
<p>Görevdeki ikinci yılını geride bırakan Başkan Uzun, programda yaptığı konuşmada hem yerel hem de küresel gündeme dair önemli mesajlar verirken, kronikleşmiş sorunların çözümüne yönelik atılan adımları paylaştı.</p>
<p><b>&#8220;İslam Coğrafyası ve Mazlum Milletler İçin Dua Ediyoruz&#8221;</b></p>
<p>Konuşmasında küresel ölçekte yaşanan acılara değinen Başkan Uzun, Filistin ve Doğu Türkistan başta olmak üzere İslam coğrafyasında devam eden zulümlere dikkat çekti. Uzun, &#8220;Bölgemizde maalesef bir soykırım ve savaş yaşanıyor. Müslüman kardeşlerimizin katledildiği bu zor günlerin bir an önce bitmesini, İslam coğrafyasına huzur, barış ve zafer gelmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum&#8221; dedi.</p>
<p>Başkan Uzun, 21 Mart’ın hem Nevruz Bayramı hem de büyük ozan Aşık Veysel’in ölüm yıl dönümü olduğunu hatırlatarak &#8220;Aşık Veysel sadece şehrimiz için değil, tüm insanlık için büyük bir değerdir. Biz de onun fikirlerini ve geride bıraktığı eşsiz mirası yaşatmak adına 15 Haziran 2025 tarihinde Aşık Veysel Müzesi’nin açılışını gerçekleştirdik. Açıldığı günden bu yana müzemizi 58 bin kişi ziyaret etti&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>&#8220;Altyapıya Giren Kaybeder Dediler, Biz Hizmeti Seçtik&#8221;</b></p>
<p>31 Mart 2024’te göreve geldikten sonra geçen iki yıllık süreci değerlendiren Başkan Uzun, Sivas’ın 30-40 yıldır konuşulan ancak çözülemeyen sorunlarına neşter vurduklarını belirtti. Özellikle su yönetimi konusundaki kararlılığına vurgu yapan Uzun, &#8220;Gelecekte su, petrolden daha değerli olacak. Göreve gelir gelmez %53 seviyesindeki kayıp-kaçak oranıyla mücadele etmek için altyapı çalışmalarını başlattık. Bazı arkadaşlarım &#8216;Başkanım, altyapıya giren siyaseten kaybeder&#8217; dedi. Ben bir akademisyenim, veriye bakarım. Bu şehirde su israfına göz yumamazdık. Şehrin geleceğini riske atamazdık. Bu yüzden adımlarımızı kararlılıkla attık ve atmaya da devam ediyoruz&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><b>&#8220;Muhsin Başkanımızın Emanetini Geleceğe Taşıyoruz&#8221;</b></p>
<p>Ayrıca 25 Mart 2009&#8217;da hayatını kaybeden BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nu da rahmetle anan Uzun, &#8220;Muhsin Başkanımızı ve onunla şehadete yürüyen dava arkadaşlarımızı rahmetle anıyorum. Onun Türk-İslam dünyasındaki yeri tartışılmaz; bıraktığı boşluk her geçen gün daha net hissediliyor. Bizler, onun siyasi ilkeleriyle yetişmiş Alperenleriz. 31 Mart 2024’te göreve geldiğimiz ilk günden beri, ondan devraldığımız bu mukaddes emaneti daha ileriye taşımak için gecemizi gündüzümüze katıyoruz&#8221; dedi.</p>
<p><b>&#8220;Biz de Hizmetin ve Milletin Delisiyiz&#8221;</b></p>
<p>Belediyecilik anlayışını merhum Yazıcıoğlu’nun bir hatırasıyla bağdaşıran Başkan Uzun, &#8220;Muhsin Başkanımızın bir vatandaşımızla olan o meşhur muhabbetini hatırlar mısınız? Vatandaşımız gelip, &#8216;Başkanım, ben bu köyün delisiyim&#8217; diyor. Muhsin Başkanımız ise şu cevabı veriyor: &#8216;Biz de vatan sevmenin ve milletin delisiyiz.&#8217; İşte biz de diyoruz ki Muhsin Başkanımız gibi milletin ve hizmetin delisiyiz&#8230;&#8221; diye konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-uzun-bayramlasma-programinda-onemli-mesajlar-verdi-622227">Başkan Uzun, Bayramlaşma Programında Önemli Mesajlar Verdi&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karavan Park&#8217;ta bayram yoğunluğu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karavan-parkta-bayram-yogunlugu-622167</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 15:36:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[karavan]]></category>
		<category><![CDATA[Karavan Park]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[park]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>
		<category><![CDATA[yoğunluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622167</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Konyaaltı’nda hizmetini sürdüren Karavan Park, Ramazan Bayramı tatiliyle birlikte yerli ve yabancı karavan tutkunlarının akınına uğradı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karavan-parkta-bayram-yogunlugu-622167">Karavan Park&#8217;ta bayram yoğunluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Konyaaltı’nda hizmetini sürdüren Karavan Park, Ramazan Bayramı tatiliyle birlikte yerli ve yabancı karavan tutkunlarının akınına uğradı. Bayram tatilini fırsat bilen karavan severler, Karavan Park’ta konforlu, güvenli ve huzurla tatil yapmanın keyfini çıkarıyor. Karavan severler,  projenin ülkede öncü olmasından dolayı memnuniyetlerini dile getiriyor. </p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin, karavan severlerin önemli bir sorunu olan park sorununu gidermek ve karavan tatilcilerine güzel bir alan yaratmak amacıyla, 2023 yılında Konyaaltı ilçesi Arapsuyu Mahallesi’nde hizmete açtığı Karavan Park, Ramazan Bayramı tatiliyle birlikte yoğun ilgi gördü. Bayramı fırsat bilen karavan tatilcileri, denize yakın konumu ve sunduğu olanaklar sayesinde Karavan Park’ı tercih etti. Modern altyapısı ve konforlu hizmetleriyle dikkat çeken tesiste elektrik, temiz su, duş, tuvalet, çamaşırhane ve ortak kullanım alanları bulunuyor. 24 saat güvenlik hizmetinin de sunulduğu Karavan Park, özellikle aileler için güvenli ve huzurlu bir tatil ortamı sağlıyor. Sunulan imkanlardan duyduğu memnuniyeti dile getiren karavan tatilcileri, bu güvenli ve konforlu alanda, tatilin tadını çıkarıyor. </p>
<p><strong>YIL BOYUNCA BÜYÜK İLGİ</strong></p>
<p>Dört mevsim hizmet veren Konyaaltı Karavan Park, sadece yaz aylarında değil yıl boyunca gördüğü ilgiyle de öne çıkıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin turizm çeşitliliğini artırmaya yönelik projeleri arasında yer alan tesis, uygun fiyat politikasıyla da karavan tatilini daha erişilebilir hale getiriyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinin yanı sıra yurt dışından gelen misafirlerin de tercih ettiği Karavan Park, Antalya’da alternatif turizmin önemli adreslerinden biri olmayı sürdürüyor. </p>
<p><strong>70 KARAVAN KAPASİTESİ</strong></p>
<p>Dünyanın en uzun ve gözde sahillerinden olan Konyaaltı sahiline yakın konumuyla ilgi odağı olan Karavan Park, 4 bin 144 metrekare alana ve 70 karavan kapasitesine sahip. Avrupa karavancılar yol ağına bağlı olan Karavan Park, bu ağın sağladığı ulaşım kolaylığı sayesinde birçok yabancı turiste ev sahipliği yapıyor. Karavan Park, merkeze ve denize olan yakınlığının yanında, sağladığı imkanlar sayesinde de karavancıların gözdesi. </p>
<p><strong>ULUSLARARASI ZİYARET</strong></p>
<p>İsviçre’den Antalya’yı ziyarete gelen Tamara Niederhauser, “ Karavanda yaşayarak hayatımı geçiriyorum. Şu anda da Antalya’da bulunan Karavan Park’ta konaklıyorum. Burayı çok sevdim. Çünkü sahile çok yakın, yürüyerek istediğimiz yere gidebiliyoruz, güzel akşam yürüyüşleri yapıyoruz. Onun dışında bu Karavan Park çok temiz, her karavan için önemli miktarda yaşam alanı boşluğu var. Burada duşlar var, istediğimiz zaman duşa girebiliyoruz. Bu çok önemli çünkü başka yerlerde duş imkanı olmuyor. Her yer gerçekten çok temiz. Buradaki ortam ve personeller de çok iyi. Her şey çok mükemmel. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederim.“ şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR</strong></p>
<p>Karavan Park ziyaretçisi Ertürk Sarıkaya, karavanıyla birlikte Türkiye’yi dolaştığını, karavan kamplarında kalarak vakit geçirdiğini, Antalya’daki Karavan Park’ın gördükleri içinde en iyisi olduğunu söyledi. Sarıkaya, “ Karavancılık Türkiye’de yeni yeni gelişiyor. Karavan sayıları arttı. Bildiğim kadarıyla ülkede 46 bin karavan var. Bunların park edebileceği uygun alanlar lazım. Antalya Büyükşehir Belediyesi bu konuda çok önemli bir adım atmış, büyük iş başarmış. Burası bize güvenlik teşkil ediyor, sosyal imkanları çok iyi. Personel mükemmel ve güvenilir insanlar. Bu sebeplerden dolayı burayı tercih ediyoruz. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederiz. Diğer şehirlerde de umarım yaygınlaşır. “ dedi. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karavan-parkta-bayram-yogunlugu-622167">Karavan Park&#8217;ta bayram yoğunluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mutlu-bir-agiz-mutlu-bir-hayat-621802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 10:44:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, Dünya Diş Hekimleri Birliği tarafından bu yıl ki teması ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ olarak belirlenen 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında, tüm yaşam boyunca korunması gereken alışkanlıklar ve farklı yaş dönemlerine göre dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlu-bir-agiz-mutlu-bir-hayat-621802">&#8216;Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, Dünya Diş Hekimleri Birliği tarafından bu yıl ki teması ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ olarak belirlenen 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında, tüm yaşam boyunca korunması gereken alışkanlıklar ve farklı yaş dönemlerine göre dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Süt dişleri, kalıcı dişler ve gelişim için önemli! </strong></p>
<p>Süt dişlerinin sağlığı neden önemli olduğu konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Süt dişleri 6. aydan başlayarak 12 yaşa kadar ağızda kalır.” dedi. </p>
<p>Bu uzun zaman aralığında süt dişlerinin pek çok farklı konuda bireye hizmet ettiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Gıdaların çiğnenmesini sağlayarak çocuğun beslenmesini ve büyümesini destekler. Kalıcı dişler için yer tutar, onların doğru pozisyonda çıkmasını sağlar. Konuşma gelişimini destekler, seslerin doğru telaffuzuna yardımcı olur. Çene kemiklerinin ve dental arkın gelişimini stimüle eder. Estetik görünüm ve çocuğun özgüvenini olumlu etkiler. Süt dişlerinin erken kaybı komşu dişlerin devrilmesine dolayısıyla alttaki daimi dişin yerinde sürememesine veya yanlış pozisyonda sürmesine neden olabilir.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Karyojenik gıdalar, erken yaşta sınırlanmalı!</strong></p>
<p>Doğru beslenmenin küçük yaşta kazandırılmasının önemine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Karyojenik gıda tanımı iyi öğrenilmeli. Karyojenik gıda; diş çürüğüne yol açabilen yiyecek ve içeceklerin tamamını ifade eder.” dedi.</p>
<p>Diş çürüğüne yalnızca şekerli gıdaların neden olmadığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Kraker, cips, beyaz ekmek veya tuzlu kurabiye gibi nişastalı ve ağızda kolay yapışan gıdalar da dişler üzerinde uzun süre kalarak çürük oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu nedenle ara öğünlerde tüketilen bu tür yiyeceklerin sıklığını azaltmak önemlidir. Bunun yerine elma, havuç gibi lifli gıdalar tercih edilmesi hem ağız temizliğine yardımcı olur hem de dişlerin daha sağlıklı kalmasına katkı sağlar. Çocuğumuzu alıkoyamıyorsak da tükürük akışının yoğun olduğu ana öğünlerden sonra vermeli, gün içinde karyojenik gıdalarla sık sık atıştırmasına izin vermemeli böylece maruziyet sıklığını azaltmalıyız.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ergenlik döneminde hormonal değişimler, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkiliyor!</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde hormonal değişimler, özellikle östrojen, progesteron ve testosteron seviyelerindeki artışın, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkilediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bu değişiklikler diş etlerini daha hassas hale getirerek iltihaplanma riskini artırır. Hormonlar diş etlerindeki kan akışını artırır, bu da plak ve bakterilere karşı anormal reaksiyonlara yol açar. Diş etleri şişer, kızarır, parlaklaşır ve kolay kanar; ‘ergenlik gingiviti’ olarak bilinen bu durum yaygındır. Ergenlik döneminde tükürük akışı azalarak çürük riskini yükseltir ve plak birikimini kolaylaştırır. Düzenli fırçalama, diş ipi kullanımı ve profesyonel kontrollerle etkiler minimize edilebilir. Hormonal dalgalanmalar sırasında ağız hijyeni kritik önem taşır.”</p>
<p><strong>Diş ve çene bozuklukları erken düzeltilmeli! </strong></p>
<p>Diş teli ve diğer ortodontik tedavilerin zamanında uygulanması gerektiğini de hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocukluk döneminde ortaya çıkabilecek çene ve diş gelişim bozukluklarının erken dönemde fark edilip düzeltilmesi açısından önem taşır. Ağız solunumu, uzun süre emzik kullanımı veya parmak emme gibi alışkanlıklar dişlerin dizilişini ve çene gelişimini olumsuz etkileyerek çapraşıklıklara yol açabilir. Ayrıca süt dişlerinin erken kaybı sonucunda oluşan dişsiz boşluklar da dişlerin yer değiştirmesine ve ark yapısının bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle bu tür durumlarda erken dönemde uygulanan koruyucu veya önleyici ortodontik tedaviler büyük önem taşır.”</p>
<p><strong>İhmal edilen ağız bakımı, yetişkinlikte de diş sorunlarına yol açar!</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz ise yetişkinlik döneminde ağız bakımının ihmal edilmesinin, düzensiz diş hekimi kontrollerinin ve bazı sistemik faktörlerin çeşitli diş ve diş eti problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabileceğine dikkat çekti. </p>
<p>Yetişkinlerde en sık karşılaşılan diş sorunlarını açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Diş çürükleri, diş eti hastalıkları, diş eti çekilmesi, diş hassasiyeti, diş aşınmaları ve ağız kokusu (halitozis) sıklıkla karşılaşılan sorunlar arasında. Ağız ve diş sağlığımızı korumak için, dişler günde en az iki kez doğru teknikle fırçalanmalı, diş ipi veya ara yüz temizleyicileri düzenli kullanılmalı, şekerli ve asitli gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, en az 6 ayda bir diş hekimi kontrolü yapılmalıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Ağız sağlığı, bakım kadar hormon, stres ve beslenmeyle de ilgili!</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığının, yalnızca ağız bakım alışkanlıklarıyla değil; hormonal değişimler, psikolojik durum ve beslenme düzeni gibi birçok faktörle yakından ilişkili olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, şunları söyledi:</p>
<p>“Özellikle hamilelik dönemi, yoğun stres ve dengesiz beslenme alışkanlıkları ağız sağlığını doğrudan etkileyebilen önemli etkenler arasında yer alır.</p>
<p>Hamilelik döneminde vücutta meydana gelen hormonal değişiklikler diş eti dokularını daha hassas hale getirebilir. Mide bulantısı ve kusma gibi durumlar da ağız içi asit seviyesini artırarak diş minesinde aşınmaya neden olabilir. </p>
<p>Yoğun stres, ağız ve diş sağlığını hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkileyebilir. Stres altında bazı bireylerde diş sıkma ve gıcırdatma (bruksizm) alışkanlığı gelişebilir. Bu durum dişlerde aşınmaya, çene ekleminde ağrıya ve baş ağrılarına yol açabilir. Ayrıca stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak diş eti hastalıklarına yatkınlığı artırabilir. Stresli dönemlerde ağız bakımının ihmal edilmesi ve düzensiz beslenme alışkanlıkları da ağız sağlığını olumsuz etkileyen faktörler arasında yer alır.</p>
<p>Beslenme düzeni ağız ve diş sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Özellikle şekerli ve rafine karbonhidrat içeren gıdaların sık tüketilmesi, ağız içindeki bakterilerin asit üretimini artırarak diş çürüğü oluşumuna zemin hazırlar. Buna karşılık; kalsiyum, fosfor ve vitamin açısından zengin besinler diş ve kemik dokusunun sağlığını destekler. Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, balık ve kuruyemişler diş sağlığı açısından faydalı besinler arasında yer alır. Ayrıca yeterli su tüketimi ağız içi temizliğin desteklenmesine ve tükürük üretiminin artmasına yardımcı olur.”</p>
<p><strong>Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde büyük önem taşır!</strong></p>
<p>Yaşlanma sürecinin, vücudun birçok sisteminde olduğu gibi ağız ve diş sağlığında da çeşitli değişikliklere neden olabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “İleri yaşlarda diş kaybı, ağız kuruluğu ve protez kullanımı daha sık görülür. Bunun temel nedeni, yıllar içinde biriken ağız sağlığı problemleri, sistemik hastalıklar ve kullanılan ilaçların ağız dokuları üzerindeki etkileridir.” dedi.</p>
<p>Yaşlılık döneminde ağız sağlığını korumak için önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde olduğu gibi özel fizyolojik veya yaşam tarzı değişikliklerinin yaşandığı dönemlerde de büyük önem taşır. Bu süreçte ağız bakımına özen göstermek, olası diş ve diş eti problemlerinin önlenmesine yardımcı olur. Ağız sağlığını korumak için; dişler günde en az iki kez, uygun teknikle ve florür içeren diş macunu kullanılarak fırçalanmalıdır. Diş fırçasının ulaşamadığı bölgelerde biriken plak ve gıda artıklarının uzaklaştırılması için diş ipi veya ara yüz fırçaları kullanılmalı. Şekerli ve asitli gıdaların sık tüketiminden kaçınılmalı. Su tüketimi ağız içinin nemli kalmasına yardımcı olur ve bakterilerin oluşturduğu asitlerin etkisini azaltır. Olası diş ve diş eti hastalıklarının erken dönemde tespit edilebilmesi için düzenli diş hekimi kontrolleri ihmal edilmemeli.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Doğal dişler ile protez ihtiyacı arasında denge önemli!</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığında temel amacın, mümkün olduğunca doğal dişlerin korunması ve ağız fonksiyonlarının sürdürülebilir şekilde devam ettirilmesi olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz “Ancak çeşitli nedenlerle diş kaybı meydana geldiğinde, çiğneme fonksiyonunun ve estetiğin yeniden sağlanabilmesi için diş protezleri önemli bir tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkar.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle tedavi planlamasında doğal dişlerin korunması ile protez kullanımının gerekliliği arasında doğru bir denge kurulmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Protez tedavileri; hareketli protezler, sabit köprü protezleri veya implant destekli protezler şeklinde planlanabilir. Tedavi seçeneği belirlenirken hastanın ağız içi durumu, kemik yapısı, mevcut dişlerin sağlığı ve genel sağlık durumu dikkate alınır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ağız sağlığına gösterilen özen, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın anahtarı!</strong></p>
<p>Yaşam boyu ağız sağlığını korumak için temel üç alışkanlığın düzenli ve doğru ağız bakımı, dengeli ve sağlıklı beslenme ile düzenli diş hekimi kontrolleri olduğunu yineleyen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu yıl için belirlenen ‘mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ teması; ağız ve diş sağlığının yalnızca estetik bir gülüşten ibaret olmadığını, genel sağlığın önemli bir parçası olduğunu vurgular. Sağlıklı dişler ve diş etleri, doğru beslenme, rahat konuşma ve güçlü bir yaşam kalitesi için temel bir rol oynar. Düzenli ağız bakımı ve diş hekimi kontrolleri sayesinde yalnızca ağız hastalıkları değil, genel sağlık üzerinde de olumlu bir etki sağlanabilir. Bu nedenle ağız sağlığına gösterilen özen, daha sağlıklı, konforlu ve mutlu bir yaşamın önemli bir adımıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mutlu-bir-agiz-mutlu-bir-hayat-621802">&#8216;Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEM Müzecilik, Göbeklitepe&#8217;yi İngiltere&#8217;ye taşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dem-muzecilik-gobeklitepeyi-ingiltereye-tasiyor-621709</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 09:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlatı]]></category>
		<category><![CDATA[dem]]></category>
		<category><![CDATA[Dem Müzecilik]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[göbeklitepe]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[müzecilik]]></category>
		<category><![CDATA[ngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<category><![CDATA[yön]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621709</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deneyim müzeciliğinin ilk örnekleri olan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi ile Efes Deneyim Müzeleri’nin yaratıcısı DEM Müzecilik, yeni projesiyle 1995 yılında Şanlıurfa’da keşfedilen ve tarihin kırılma noktası olarak anılan Göbeklitepe’yi, coğrafi sınırların ötesine, Londra’ya taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dem-muzecilik-gobeklitepeyi-ingiltereye-tasiyor-621709">DEM Müzecilik, Göbeklitepe&#8217;yi İngiltere&#8217;ye taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Deneyim müzeciliğinin ilk örnekleri olan Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi ile Efes Deneyim Müzeleri’nin yaratıcısı DEM Müzecilik, yeni projesiyle 1995 yılında Şanlıurfa’da keşfedilen ve tarihin kırılma noktası olarak anılan Göbeklitepe’yi, coğrafi sınırların ötesine, Londra’ya taşıyor. Göbeklitepe’den yola çıkan anlatı, Babil, Antik Mısır, Maya ve Rapa Nui gibi insanlık tarihinde iz bırakan kayıp medeniyetlere uzanıyor. Mimariden astronomiye, yazıdan inanç sistemlerine kadar pek çok alanda kültürel miras bırakan bu uygarlıklar, çağdaş deneyim tasarımı, sürükleyici anlatım ve ileri teknolojiler aracılığıyla DEM Müzecilik’in projesinde yeniden hayat buluyor.</p>
<p>Temmuz ayında ziyaretçilerle buluşturulması planlanan proje, kültürel bir deneyim sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin kültür ihracı vizyonunun da güçlü bir yansıması niteliğini taşıyor. DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin’in liderliğinde şekillenen bu vizyon, kültürel mirasa ve insanlık tarihine yön veren uygarlıkları küresel ölçekte görünür kılmayı hedefliyor. Proje, DEM Müzecilik’in deneyim müzeciliği alanındaki bilgi birikimini ve anlatı gücünü uluslararası arenaya taşıma yolunda önemli bir adım olarak konumlanıyor.</p>
<p><strong>“İnsanlık tarihinin başlangıcına dair en eski izleri dünyayla buluşturacağız”</strong></p>
<p>Müzeciliği ziyaretçinin tarih ve kültürle doğrudan bağ kurduğu, yaşayan bir deneyim olarak ele aldıklarını söyleyen DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Göbeklitepe, insanlık tarihine dair bildiğimiz ne varsa kökten değiştiren eşsiz bir miras. Bu mirası farklı coğrafyalardaki insanlarla buluşturmanın ve dünyaya doğru bir dille anlatmanın önemli bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Görsel ve işitsel teknolojiler alanındaki 35 yıllık tecrübemizle, son 15 yılda Türkiye’de ve dünyada 18 müze ve kültür kompleksinin hayata geçirilmesinde önemli roller üstlendik. Bu projeyle de hedefimiz, Göbeklitepe’nin evrensel tarih anlatısını diğer kayıp uygarlıkların izleriyle bütünleştirerek ve günümüz anlatım diliyle yorumlayarak, ziyaretçilerin kültür mirası ile daha derin ve kalıcı bir bağ kurmasını sağlamak.”</p>
<p><strong>Göbeklitepe Immerse London’da ziyaretçilerle buluşacak</strong></p>
<p>DEM Müzecilik’in Roma’daki Kolezyum projesi ile birlikte hayata geçirdiği diğer uluslararası çalışması olan proje için Birleşik Krallık’ın yeni nesil deneyim merkezi olan Immerse LDN ile anlaşma imzalandı. Uluslararası bir ziyaretçi profiline sahip Immerse LDN, popüler kültür ve tarihi temalardan ilham alan dünya çapındaki sürükleyici deneyimlerle bugüne kadar 1,5 milyondan fazla ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.</p>
<p>DEM Müzecilik’in Immerse LDN’da hayata geçireceği proje, insanlık tarihine yön veren en önemli uygarlıkları Londra’nın kalbinde birçok duyuya hitap eden bir deneyim olarak ziyaretçilerle buluşturacak. DEM Müzecilik’in hayata geçireceği proje ile Immerse LDN, ilk kez bu denli kapsamlı bir tarih deneyimine ev sahipliği yapacak.</p>
<p>DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin “Projede, Göbeklitepe’den başlayan ve diğer önemli uygarlıklarla devam eden evrensel tarih anlatısı ile unutulanı hatırlatıyor, bilinmeyeni öğretiyor, yanlış bilineni düzeltiyoruz. Eşsiz ama sessiz kalmış tarihi dillendiriyoruz. Dünyada yükselen deneyim müzeciliği akımının öncülerinden biriyiz. Bu yeni anlatı türü sayesinde özellikle yeni neslin öğrenme metotlarına uygun biçimde kültürel mirası tanımalarını sağlıyoruz. Tarihi sadece sergilemiyor, ileri teknolojilerle unutulmaz bir deneyime dönüştürüyoruz. Projede, 25 dilde sunulacak hikâye anlatımı ile farklı kültürlerden gelen ziyaretçilere kapsayıcı ve erişilebilir bir deneyim sunmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>İçerik disiplinlerarası bir ekip tarafından oluşturuldu</strong></p>
<p>Projenin, mimarlar, küratörler, tarihçiler, arkeologlar ve teknoloji uzmanlarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 150 kişilik disiplinlerarası bir ekip tarafından hayata geçirildiğini belirten Esin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaratıcı konsepti, uluslararası alanda uzmanlaşmış tasarım ve teknoloji profesyonelleriyle birlikte geliştirilen projemizde içerik üretimi sürecinde dönem tarihçileriyle çalıştık. Projenin içeriği, insanlık tarihinin önemli dönüm noktalarını temsil eden beş büyük medeniyete odaklanıyor. Seçilen bu medeniyetler yalnızca büyük yapılar inşa etmediler, insanlığın düşünsel, siyasal ve bilimsel sıçramalarına da yön verdiler. Bugün hala en çok merak edilen ve konuşulan medeniyetler arasında yer almaları da bu seçimi anlamlı kılıyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dem-muzecilik-gobeklitepeyi-ingiltereye-tasiyor-621709">DEM Müzecilik, Göbeklitepe&#8217;yi İngiltere&#8217;ye taşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Down sendromunda bağımsızlık için erken eğitim şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/down-sendromunda-bagimsizlik-icin-erken-egitim-sart-621516</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 18:12:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[bireyin]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[down]]></category>
		<category><![CDATA[Down Sendromlu Bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[sendromunda]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621516</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ÇEGOMER (Çocuk ve Ergen Gelişimi ve Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi) Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında, erken yaşta başlanan eğitim ve uzman-aile desteğinin Down sendromlu bireylerin günlük yaşam, sosyal ve motor becerilerinin gelişmesine etkisinden bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/down-sendromunda-bagimsizlik-icin-erken-egitim-sart-621516">Down sendromunda bağımsızlık için erken eğitim şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ÇEGOMER (Çocuk ve Ergen Gelişimi ve Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezi) Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında, erken yaşta başlanan eğitim ve uzman-aile desteğinin Down sendromlu bireylerin günlük yaşam, sosyal ve motor becerilerinin gelişmesine etkisinden bahsetti.</p>
<p><strong>Destek programları, her Down sendromlu bireyin ihtiyacına göre planlanmalı!</strong></p>
<p>Down sendromunun, bireylerin sosyal, fiziksel ve bilişsel gelişimini etkileyen genetik bir farklılık olduğunu hatırlatan Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, “Bu nedenle birey yaşamı boyunca bazı alanlarda desteğe ihtiyaç duyabiliyor.” dedi.</p>
<p>Her birey kendine özgü olduğu için görülen sorunların da farklılık gösterebildiğine işaret eden Kaya, şöyle devam etti:</p>
<p>“Her Down sendromlu bireyin gelişim süreci farklıdır. Bu nedenle destek programları bireyin ihtiyacına göre planlanır. En sık karşılaşılan zorluklardan biri öz bakım becerileridir. Giyinme, düğme ilikleme, ayakkabı bağlama, yemek yeme ve kişisel temizlik gibi işlerde bazen daha yavaş öğrenebilirler. Bunun nedeni genellikle kas tonusu düşük olması ve motor becerilerin daha yavaş gelişmesidir. Ayrıca bireyler günlük hayatta yapmaları gereken işleri planlarken ve sırayla yapma konusunda da zorlanabilir. Bir işi adım adım tamamlamak veya günlük rutinlere uyum sağlamak bazen güç olabilir. Karşı tarafın söylediklerini anlamakta iyi olsalar bile kendilerini sözlü olarak ifade etmekte zorlanabilirler. Down sendromlu bireylerde yüksek seslere, kalabalık ortamlara ya da bazı dokulara karşı daha hassas olabilirler. Bazı Down sendromlu bireyler hareket etmeye, dokunmaya veya dokunsal uyaranlara daha fazla ihtiyaç duyar. Her birey farklı olduğu için bu özellikler her Down sendromlu bireylerde aynı şekilde görülmeyebilir.”</p>
<p><strong>Aile ve uzman desteği, Down sendromlu bireylerin gelişimi için çok önemli!</strong></p>
<p>Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerilerinde bağımsızlıklarını sağlayabilmeleri için erken yaşlarda eğitime başlanması gerektiğine dikkat çeken Emrullah Harun Kaya, “Bu eğitimlerde ailenin desteği çok önemli olmakla birlikte, alanında uzman kişilerden alınan destek de Down sendromlu bireyin gelişimi açısından büyük katkı sağlar.” dedi. </p>
<p>Özel eğitim, ergoterapi, spor/hareket eğitimi ve dil konuşma terapistlerinden alınan eğitimlerin önemli katkılar sağlayacağını kaydeden Kaya, “Bu desteklerle birlikte iletişim ve etkileşim becerileri, oyun becerileri, öğrenmeye hazırlık becerileri, ebeveyn ilişkisi, beslenme, uyku, tuvalet gibi günlük yaşam becerileri, kaba motor becerileri, ince motor becerileri ve duyusal kazanımın sağlanması amaçlanır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ergoterapi, bireyin günlük yaşam ve sosyal becerilerini geliştirir! </strong></p>
<p>0-3 yaş erken çocukluk dönemi eğitimlerinde temel motor becerileri üzerinde durulduğunu ifade eden Emrullah Harun Kaya, “Ayrıca günlük rutinlere katılım teşvik edilir. Oyuncaklarla etkileşim, kendi başına basit hareketler yapma gibi aktiviteler desteklenir.” dedi. </p>
<p>Diğer yaş dönemlerindeki eğitim süreçleri hakkında bilgi veren Kaya, şunları söyledi:</p>
<p>“3-6 yaş okul öncesi dönemde olan bireylerde ise öz bakım becerileri üzerine durulması gerekir. Giyinme becerisi, tuvalet alışkanlığı, el yıkama ve basit ev içi görevler ile desteklenmeliler. Desteklenen alanlarda küçük adımlar ve görsel yönergelerle, tekrar ve oyun temelli aktivitelerle öğrenmesi kolaylaştırılabilir.</p>
<p>6-12 yaş okul çağında olan bireyin, günlük yaşamda daha aktif rol alması hedeflenmeli. Çantasını hazırlama, odasını düzenleme, zaman yönetimini daha iyi kavraması gibi beceriler üzerine çalışılmalı. Bu çalışmalar dışında sosyal becerilerin ve iletişim becerilerinin geliştirilmesi de bu dönemde önem taşır.</p>
<p>12 yaş sonrası ergenlik ve genç yetişkin döneminde bağımsız olarak yaşamayı daha kapsamlı hale getirmekte fayda vardır. Para kullanma, alışveriş yapma, toplu taşıma kullanma ve günlük sorumluluklarını yerine getirme becerileri desteklenebilir. Ayrıca mesleki beceriler ve toplumsal yaşama katılımın artırılması da hedeflenmeli. Ergoterapi bireyin günlük yaşam aktivelerine katılımını artırmayı hedefleyerek öz bakım becerileri, oyun, okul ve sosyal yaşam becerilerinin geliştirilmesine destek olur.” </p>
<p><strong>Doğru destekle Down sendromlu bireyler bağımsızlaşır!</strong></p>
<p>Grup terapileri ve oyun terapilerinin, Down sendromlu çocukların akranlarıyla etkileşim kurmasını sağlayarak sosyal becerileri çok önemli derecede geliştirdiğine vurgu yapan Emrullah Harun Kaya, “Bu süreç içerisinde paylaşma, sıra bekleme ve iletişim kurma gibi becerileri desteklenir. Ayrıca özgüvenlerinin artmasına ve sosyal ortamlara daha kolay uyum sağlamalarına yardımcı olur.” dedi.</p>
<p>Ailelerin, terapilerde öğrenilen becerilerin günlük yaşamda uygulanmasını sağlayarak süreci önemli ölçüde destekleyebileceklerini ifade eden Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Giyinme, yemek yeme, tuvalet alışkanlığı veya basit ev işleri gibi becerilerin evde tekrar edilmesi Down sendromlu bireyin pratiğini artırabilir. Bu sayede öğrenilen bilgiler günlük hayata taşınır ve bağımsızlık gelişir. Ailelerin bu süreçte sabırlı olması gerekir. Ayrıca olumlu davranışları teşvik etmeleri çok önemli. Ailelerin uzmanlar ile iş birliği yaparak evde uygulanabilecek etkinlikleri sürdürmesi, çocuğun öğrenme ve sosyal becerilerini günlük hayata daha rahat taşımalarını sağlar. Öğrenilen beceriler yalnızca terapi seanslarında kalmamış olmakla birlikte erken ve doğru destekle Down sendromlu bireylerin günlük yaşam becerileri, sosyal uyumları ve bağımsızlık düzeyleri önemli ölçüde gelişebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/down-sendromunda-bagimsizlik-icin-erken-egitim-sart-621516">Down sendromunda bağımsızlık için erken eğitim şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ordu İdare Mahkemesi’nden emsal niteliğinde önemli bir karar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ordu-idare-mahkemesinden-emsal-niteliginde-onemli-bir-karar-621441</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 16:32:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dare]]></category>
		<category><![CDATA[emsal]]></category>
		<category><![CDATA[mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[niteliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hekim Birliği Sendikası, mahkeme kararı hakkında açıklama yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ordu-idare-mahkemesinden-emsal-niteliginde-onemli-bir-karar-621441">Ordu İdare Mahkemesi’nden emsal niteliğinde önemli bir karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Hekim Birliği Sendikası şu açıklamayı yaptı, “Acil serviste görev yapan bir hekime, istenen tetkikler tamamlanmadan hastayı yönlendirdiği ve rapor düzenlediği gerekçesiyle 657 sayılı DMK 125/B-a maddesi kapsamında verilen “kınama disiplin cezası” yargıdan döndü. Mahkeme kararında açıkça;  Hastaya rapor verilip verilmeyeceğinin tıbbi değerlendirme ve hekim takdirinin konusu olduğu,  Acil serviste yapılacak muayene ve işlemlerin tıbbi gerekliliklere göre hekim tarafından belirlenebileceği,  Mevzuatta hekimin bu şekilde davranmasını yasaklayan açık bir düzenleme bulunmadığı, Bu nedenle hekimin işleminin disiplin cezası gerektiren bir fiil olarak değerlendirilemeyeceği tespit edilerek idarenin verdiği disiplin cezasının hukuka aykırı olduğuna hükmedildi ve işlem iptal edildi. Bu karar bir kez daha göstermektedir ki; </span><span> Tıbbi karar verme yetkisi hekimin mesleki bağımsızlığı kapsamındadır. </span><span> Hekimlerin tıbbi değerlendirmeleri idari baskı veya disiplin tehdidi ile sınırlandırılamaz. </span><span> Sağlık hizmetinin niteliğini belirleyen temel unsur hekimlik mesleğinin bilimsel ve mesleki takdir yetkisidir. Hekim Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Çalışanları Sendikası olarak; </span><span> Mesleki bağımsızlığı zedeleyen, </span><span> Hekimleri idari baskı altında bırakan, </span><span> Tıbbi takdir yetkisini disiplin tehdidi ile sınırlandırmaya çalışan her türlü uygulamaya karşı hukuki mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ordu-idare-mahkemesinden-emsal-niteliginde-onemli-bir-karar-621441">Ordu İdare Mahkemesi’nden emsal niteliğinde önemli bir karar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu&#8217;da Park Güvenliğini Artırmaya Yönelik Önemli Bir Adım Atıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/selcukluda-park-guvenligini-artirmaya-yonelik-onemli-bir-adim-atildi-621384</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 09:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artırmaya]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliğini]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[işbirliği]]></category>
		<category><![CDATA[kamera]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[park]]></category>
		<category><![CDATA[protokol]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlarımızın]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621384</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi, kurumlar arası işbirliği ile yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekledi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcukluda-park-guvenligini-artirmaya-yonelik-onemli-bir-adim-atildi-621384">Selçuklu&#8217;da Park Güvenliğini Artırmaya Yönelik Önemli Bir Adım Atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi, kurumlar arası işbirliği ile yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekledi.  Bu kapsamda Konya İl Emniyet Müdürlüğü paydaşlığında huzuru ve güveni artıracak “Kent Güvenlik Yönetim Sistemi”nin protokolü<b> </b>Konya<b> </b>Valisi İbrahim Akın’ın başkanlığında Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ve İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek tarafından imzalandı.</p>
<p>Proje ile ilçe genelindeki parkların daha güvenli hale getirilmesi ve vatandaşların park alanlarını huzur içinde kullanabilmesi hedefleniyor. 18 parkta kurulacak sistemle; 382 sabit kamera, 14 hareketli kamera ve 31 gözcü kamera olmak üzere toplam 427 kamera ile park alanları 7 gün 24 saat izlenebilir hale getirilecek. 4 etap halinde hayata geçirilmesi planlanan projenin ilk etap çalışmaları 5 parkta başlayacak.  Proje ile park alanlarında güvenlik seviyesinin artırılmasının yanı sıra kamu düzeninin desteklenmesi ve vatandaşların sosyal alanları daha güvenli şekilde kullanmasının sağlanması amaçlanıyor.</p>
<p><b>Selçuklu Belediye Başkanı Pekyatırmacı: “Parklarımızın güvenliğini artıracak önemli bir işbirliğini hayata geçiriyoruz”</b></p>
<p>Selçuklu Belediyesi olarak kurumlarla işbirliği noktasında önemli çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Bu zamana kadar yaptığımız işbirliği faaliyetlerinin belki de en önemlisini hayata geçirmiş olacağız. Belediyecilik noktasında sadece temel belediyecilik hizmetleri değil, bunun dışında vatandaşlarımızın her türlü isteği, beklentisi bizim için önemli. Bu noktada eğitim, sağlık, kültür, spor gibi farklı alanlarda kurumlarımızla işbirliği yapıyoruz. Emniyet Müdürlüğümüzle özellikle ilçemiz sınırları içerisinde bulunan parklarınızın daha güvenli hale gelmesi, vatandaşlarımızın huzur içerisinde, güvenli bir şekilde çocuklarıyla, aileleriyle birlikte parklarımızda rahat bir şekilde vakit geçirmeleri anlamında parklarımızın güvenliğini artıracak, emniyetimizin denetim noktasında denetimini kolaylaştıracak önemli bir birlikteliği, işbirliğini inşallah bu protokol ile hayata geçirmiş olacağız. İlçemiz sınırları içerisinde bulunan 18 parkta Emniyet Müdürlüğümüzle birlikte 382 sabit, 14 hareketli ve 31 de gözcü olmak üzere 427 kameranın hem inşası, yerleştirilmesi, montajı hem de bunların kontrolü ile ilgili bir protokolü inşallah hayata geçiriyoruz. Bu parklardaki çalışmaları yaparken Selçuklu Belediyesi olarak hem altyapı hizmetlerinin yapımı noktasında görev üstlenmiş bulunuyoruz. Emniyet Müdürlüğümüz de yine bu kameraların montajı, gözcü kameraların temini ve yerleştirilmesi daha sonrasında da bunların tamamının denetimi, kontrolü noktasında inşallah faaliyetlerini icra etmiş olacak. Buradaki protokolümüzün, yapacağımız çalışmanın hayırlı olmasını temenni ediyorum. Şehrimizin, ilçemizin güvenliği bakımından İl Emniyet Müdürlüğümüz bütün noktalarda hassasiyetle çalışmasını sürdürüyor. Hem ana arterlerimizde hem vatandaşlarımızın yoğun olarak bulunduğu bölgelerde çok önemli faaliyetler yapılıyor. İnşallah parklarımızda yapacağımız bu çalışma neticesinde şehrimizin ve ilçemizin güvenliği anlamında yine vatandaşlarımızın yoğun olarak bulundukları, hizmet aldıkları bölge olarak parklarımızı da daha güvenli hale getirmiş olacağız. Bu ilk etap 18 parkımızdaki çalışmaları bitirdikten sonra ihtiyaç durumunda diğer parklarımızda da Emniyet Müdürlüğümüzle birlikte yine kontrollü bir şekilde çalışmalarımızı devam ettireceğiz. İnşallah yapacağımız çalışmalar hayırlı neticeler verir. Bu protokol vesilesiyle başta valimize,  il emniyet müdürümüze ve tüm ekibine ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><b>Konya İl Emniyet Müdürü Yüksek: “Vatandaşlarımızın daha sakin, daha huzurlu bir şekilde parklarda vakit geçirmesinin önünü açacağız”</b></p>
<p>Konya’da emniyeti ve huzuru kalıcı kılmak amacıyla emniyet teşkilatının çalışmalarına devam ettiğini söyleyen Konya İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek ise, “Selçuklu bölgemizde 900’ün üzerinde açık alanda irili ufaklı parkın olduğunu müşahede ettik, gözlemledik. Bunların eksikliklerine yönelik çalışmalarımızı yaptık. Çok bereketli bir çalışma oldu. Özellikle vatandaşlarımızın akşamleyin huzurlu ve bereketli vakit geçirmesi amacıyla parkların sıklıkla kullandığını müşahede ediyoruz. Bu kapsamda da eksiklerini gideriyoruz. Özellikle yerel yöneticilerimiz, belediyelerimiz hem Selçuklu hem Karatay hem de Meram Belediyelerimizle ortak işbirliği yaptık. Geçen sene bir kısmını tamamlamıştık. Bu sene de özellikle Selçuklu’da kalan parklarımızın eksiklerinin giderilmesi amacıyla çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. İlk etapta 18 park, daha sonra da 50’ye yakın parkın eksiklerini giderilmesi amacıyla çalışmalarımızı yapıyoruz ve inşallah burada protokolünü yapacağımız 400’ün üzerinde kamerayla bunu taçlandıracağız. Yazın vatandaşlarımızın daha bereketli, daha verimli, daha sakin, huzurlu bir şekilde parklarda vakit geçirmesinin önünü açacağız. Anadolu’nun kalbi olan şehrimizde huzuru ve asayişi kalıcı kılmak için gece gündüz demeden gayret gösteriyoruz. Bu konuda da hem valimizin hem de hem de yerel yöneticilerimizin verdiği destekten dolayı teşekkür ederim” diye konuştu.</p>
<p><b>Konya Valisi Akın: “Vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarından olan bir konuda önemli iş birliği yapılıyor”</b></p>
<p>Selçuklu’nun 700 bin nüfusuyla Konya’nın en büyük ilçesi olduğunu belirten Konya Valisi İbrahim Akın da, “Hem barındırdığı nüfus itibariyle hem de il merkezimizde olması hasebiyle bizim için son derece önemli. Selçuklu Belediyemiz bugüne kadar hem eğitimde hem sağlıkta hem de sporda ciddi işbirliklerine imza attı. İlgili kurumlarımızla yaptığı işbirlikleri neticesinde ciddi tesislerin kazandırılmasına, hizmetlerin ilçemizde vatandaşlarımızın hizmetine sunulmasında öncülük etti. Öncelikle bugüne kadarki hizmetlerden dolayı teşekkür ediyoruz. Bugün de belki o hizmetler kadar, belki onlardan daha önemlisini, güvenlik hizmeti gibi vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarından biri olan bir konuda İl Emniyet Müdürlüğümüzle iş birliği yapılıyor. İlçemizde bulunan 18 parka, 427 kamera ile bu parkların daha güvenli hale gelmesi, vatandaşlarımızın aileleriyle, çocuklarıyla birlikte huzur ve güven ortamı içerisinde parklardan istifade edebilmeleri amacıyla protokol imzalıyoruz. İnşallah bu işbirliğimiz her alanda olduğu gibi güvenlik alanında da önümüzdeki dönemde yine devam edecektir. Tekrar bu protokolün hazırlanmasından uygulanmasına kadar bu süreçte emeği geçen başta belediye başkanımız, il emniyet müdürümüz olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Protokolümüzün Selçuklumuz, Konyamız için hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p>Konuşmaların ardından “Kent Güvenlik Yönetim Sistemi”nin işbirliği protokolü imzalandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcukluda-park-guvenligini-artirmaya-yonelik-onemli-bir-adim-atildi-621384">Selçuklu&#8217;da Park Güvenliğini Artırmaya Yönelik Önemli Bir Adım Atıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[puçları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sofrası]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni, bayramla birlikte yerini zengin sofralara ve ikramlara bırakıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014">Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni, bayramla birlikte yerini zengin sofralara ve ikramlara bırakıyor. Ancak bayram günlerinde büyük porsiyonlarda ve sık aralıklarla yemek tüketmek; mide problemleri, kan şekeri dalgalanmaları ve halsizlik gibi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle bayramın keyfini çıkarırken sağlığı korumak birkaç küçük ama etkili beslenme ipucu ile mümkün olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Sinem Türkmen, bayram beslenmesinde dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.</p>
<p><strong>Kahvaltıda sindirim sistemini yormayan tercihler yapın</strong></p>
<p>Ramazan sonrası yeniden düzenlenen beslenme alışkanlıklarında dengeli seçimler yapmak, hem sindirim sistemini korumaya hem de gün boyu enerjik hissetmeye yardımcı olur. Bayram sabahı genellikle uzun süredir özlenen kahvaltı sofralarıyla başlar. Ancak oruç sonrası mide henüz yoğun beslenmeye tam adapte olamayabilir. Bu nedenle kızartmalar, aşırı yağlı börekler veya çok fazla şarküteri ürünleri yerine daha dengeli bir kahvaltı tercih edilmesi önerilir. Sindirim sistemini yormayan bir bayram kahvaltısı için şu besinler tercih edilebilir. Örneğin; haşlanmış yumurta veya az yağlı omlet, peynir, zeytin, tam tahıllı ekmek ve bol yeşillik. Bu şekilde hazırlanan dengeli bir kahvaltı hem sindirimi kolaylaştırır hem de gün içinde aşırı yeme isteğinin önüne geçebilir.</p>
<p><strong>Aynı gün içinde birden fazla tatlı tüketmeyin </strong></p>
<p>Bayramın en zor kısmı şüphesiz tatlı ikramlarına karşı koyabilmektir. Özellikle şerbetli tatlılar yüksek şeker ve kalori içerdiği için kan şekerini hızlı yükseltip kısa sürede tekrar düşmesine neden olabilir. Bu durum daha fazla tatlı isteği yaratırken; halsizlik, uyku hali, yorgunluk ve stres artışına da yol açabilir. Bu nedenle tatlı porsiyonlarının küçük tutulması, aynı gün içinde birden fazla tatlı tüketilmemesi, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlıların tercih edilmesi daha dengeli bir seçim olacaktır. Tatlıların yanında tüketilen içeceklerin de şekersiz olması önerilmektedir.</p>
<p><strong>Ziyaretlere gitmeden önce küçük bir ara öğün yapın</strong></p>
<p>Bayram ziyaretleri sırasında sürekli ikramlarla karşılaşmak oldukça normaldir. Ancak ziyaretlere çok aç gitmek kontrolsüz şekilde fazla yemek tüketilmesine neden olabilir. Evden çıkmadan önce tüketilecek küçük bir ara öğün, porsiyon kontrolünü kolaylaştırabilir. Örneğin bir avuç çiğ badem, bir kase yoğurt gibi besinler tokluk hissini artırarak aşırı tüketimi önlemeye yardımcı olur.</p>
<p><strong>Bol su tüketin, fazla yeme isteğiniz azalsın</strong></p>
<p>Ramazan boyunca azalan su tüketimi alışkanlığı bayram günlerinde de sürdürülmemelidir. Gün içinde yeterli miktarda su tüketmek metabolizmanın düzenlenmesine ve fazla yeme isteğinin azalmasına yardımcı olur. Günlük olarak 1.5-2 litre su içilmesi vücudun sıvı dengesini koruyabilmek için önemlidir. Çay ve kahve tüketiminin de günde 2-3 fincanla sınırlandırılması gerekir.</p>
<p><strong>Her yemek sonrası 20-30 dakika yürüyüş yapın</strong></p>
<p>Bayram günleri çoğu zaman uzun süreli oturmalarla geçer. Ancak yemek sonrası yapılacak 20-30 dakikalık hafif yürüyüşler hem sindirimi destekler hem de kan şekeri kontrolüne yardımcı olur. Günlük hareketi artırmak için asansör yerine merdiven kullanmak, kısa mesafelerde araç yerine yürümek gibi küçük alışkanlıklar da oldukça faydalı olabilir.</p>
<p><strong>Bayrama sağlıklı tatlı önerisi “Şekersiz hurmalı fit toplar”</strong></p>
<p><strong>İçindekiler:</strong> Rafine şeker içermeyen bu pratik tatlı, bayram ikramlarına daha dengeli bir alternatif sunar. Malzemeler; 10 adet hurma, 1 çay bardağı çiğ badem veya fındık, 2 yemek kaşığı kakao, 1 yemek kaşığı Hindistan cevizi, 1 yemek kaşığı fıstık ezmesi (isteğe bağlı).</p>
<p><strong>Yapılışı:</strong> Hurmaların çekirdeklerini çıkarıp 1-2 saat suda beklettikten sonra rondodan geçirin. Badem veya fındığı ekleyerek tekrar çekin. Kakao ve Hindistan cevizi ile karıştırıp küçük toplar haline getirin. İsteğe bağlı olarak dışını Hindistan cevizine veya kakao tozuna bulayabilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zengin-ama-saglikli-bir-bayram-sofrasi-icin-onemli-ipuclari-621014">Zengin Ama Sağlıklı Bir Bayram Sofrası İçin Önemli İpuçları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[geçme]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[karadağ]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde sıkça sorulan bir soru var: “80 yaş yeni 60 mı?” Zira eskiden ‘ileri yaş’ olarak kabul edilen dönemler artık yeniden tanımlanıyor, bugün 80 yaşındaki birçok birey aktif, üretken ve bağımsız bir yaşam sürdürebiliyor. Peki sizin takvim yaşınız 80’e geldiğinde, biyolojik yaşınız 60 olabilecek mi? </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011">Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde sıkça sorulan bir soru var: “80 yaş yeni 60 mı?” Zira eskiden ‘ileri yaş’ olarak kabul edilen dönemler artık yeniden tanımlanıyor, bugün 80 yaşındaki birçok birey aktif, üretken ve bağımsız bir yaşam sürdürebiliyor. Peki sizin takvim yaşınız 80’e geldiğinde, biyolojik yaşınız 60 olabilecek mi? </p>
<p><strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi İç Hastalıkları, Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Berrin Karadağ, </strong>yapılan bilimsel çalışmaların; bunun mümkün olduğunu ortaya koyduğunu söylüyor.<strong> </strong>Nasıl mı?<strong> </strong>Prof. Dr. Karadağ “Geriatri yani yaşlılık bilimi alanındaki çalışmalar ve klinik gözlemlerimiz, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının biyolojik yaşımızı önemli ölçüde etkileyebildiğini, uzun ve sağlıklı yaşam için 10 temel kuralın 10’unu da uygulamak gerektiğini gösteriyor” diyor. </p>
<p>Teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmelerin de sayesinde, temel kurallara da dikkat edildiğinde  80’inde 60 gibi kalabilmenin mümkün hale geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Karadağ, <strong>18-24 Mart Ulusal Yaşlılar Haftası </strong>kapsamında yaptığı açıklamada, size özel 10 sorudan oluşan test hazırladı, uzun ve sağlıklı yaşamanın temel kurallarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>1. Sağlıklı besleniyor musunuz?</strong></p>
<p>Sağlıklı yaş almanın temel taşlarından biri dengeli ve yeterli beslenmedir. İlerleyen yaşla  metabolizma değişir, kas kütlesi azalabilir ve bazı vitamin-mineral ihtiyaçları artabilir. Bu nedenle sebze, meyve, tam tahıl, sağlıklı yağlar ve kaliteli protein kaynaklarından zengin  beslenme düzeni önemlidir. Çok sayıda bilimsel çalışma; özellikle Akdeniz tipi beslenmenin kalp ve beyin sağlığını güçlendirdiğini, uzun ve sağlıklı yaşamı desteklediğini göstermektedir. </p>
<p><strong>2. Kaslarınızı düzenli çalıştırıyor musunuz?</strong></p>
<p>Yaş ilerledikçe kas kütlesi azalır. Vücut ağırlığı değişmese bile yağ oranı artar, kas oranı geriler. Bu da hareket kabiliyetini önemli ölçüde olumsuz etkileyebilir. Ancak iyi haber şu ki; kaslar her yaşta çalıştırılabilir. Prof. Dr. Karadağ “Klinik gözlemlerimizde, 70–80 yaşında egzersize başlayan bireylerde bile kas gücünde ve denge kapasitesinde belirgin iyileşmeler görülebilmektedir. Dolayısıyla kaslarınızı mutlaka güçlendirmeye başlamalısınız” diyor. </p>
<p><strong>3. Düzenli yürüyüş ve direnç egzersizi yapıyor musunuz?</strong></p>
<p>Yaşlılıkta en büyük risk çoğu zaman hastalık değil, hareketsizliktir; kas kaybı, denge sorunları, hücrelerin yaşlanması ve bağımsızlığın azalmasına yol açar. İleri yaşlarda haftada toplam en az 150 dakika orta düzey fiziksel aktivite (hafif ağırlık çalışmaları, düzenli yürüyüşler, direnç egzersizleri vb) yapmak kasları ve kalp-damar sistemini destekler, uyku kalitesini artırır, depresyon riskini azaltır ve bilişsel fonksiyonların korunmasını sağlar. </p>
<p><strong> 4. Beyninizin sınırlarını zorluyor musunuz?</strong></p>
<p>Beyin de tıpkı kaslar gibi çalıştıkça güçlenir. Kitap okumak, yeni bir şey öğrenmek, bulmaca çözmek, müzikle ilgilenmek veya yeni hobiler edinmek zihinsel sağlığı destekler. Prof. Dr. Berrin Karadağ “Bazı hastalarım emeklilikten sonra yeni bir dil öğrenmeye başladıklarını ya da yıllardır erteledikleri hobileri hayata geçirdiklerini anlatıyorlar. Bu tür aktiviteler sadece zihni değil, aynı zamanda yaşam sevincini de canlı tutar ve hücreleri gençleştirir” diyor. </p>
<p><strong>5. Sosyal bağlarınızı güçlendiriyor musunuz?</strong></p>
<p>Yapılan bilimsel araştırmalar; yalnızlığın sağlık ve yaşlanma üzerinde sigara kadar olumsuz etkiler yaratabileceğini göstermektedir. Sosyal ilişkiler yaşam motivasyonunu artırır. Aile ilişkileri, bir dostunuzla sohbet, arkadaş görüşmeleri, grup aktiviteleri ve gönüllülük çalışmaları ileri yaşta hem ruh sağlığı hem de bilişsel sağlık için önemli koruyucu faktörlerdir. Unutkanlık ve depresyona karşı da ilaçlardan çok daha etkilidir. </p>
<p><strong>6. Protein kaynaklarını yeterli tüketiyor musunuz? </strong></p>
<p>Prof. Dr. Berrin Karadağ “Yaşlılık döneminde protein ihtiyacı genellikle göz ardı edilir. Oysa kas sağlığını korumak için yeterli protein alımı büyük önem taşır. Balık, yumurta, süt ürünleri, baklagiller ve kaliteli bitkisel protein kaynakları günlük beslenmede yer almalıdır. Özellikle egzersiz ile birlikte yeterli protein alımı kas kaybını azaltmada önemli rol oynar. Kas kaybı (sarkopeni) riskini ne kadar öteleyebilirsek, o denli dinç, aktif ve dinamik yaş alabiliriz” diyor. </p>
<p><strong>7. Yeterli ve kaliteli uyuyor musunuz?</strong></p>
<p>Uyku vücudun kendini yenilediği en önemli süreçlerden biridir. Bilimsel çalışmalar; yetişkinlerin günde 7-8 saat kaliteli uykuya ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Yetersiz veya düzensiz uyku, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, kilo artışına, kalp-damar hastalıklarına ve hafıza sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, aynı saatlerde yatıp kalkmaya, karanlık ve sessiz ortamda uyamaya ve uyumadan önce ekran kullanımını kısıtlamaya özen gösterin. </p>
<p><strong> 8. Stresinizi yönetebiliyor musunuz?</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalara göre; uzun süreli ve kontrolsüz stres kalp hastalıkları riskini artırıyor,  bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Stresi kontrol altında tutmak ise hem ruh sağlığını hem de uzun vadede fiziksel sağlığı korumada önemli rol oynuyor. Stresi yönetebilmek için; düzenli fiziksel aktivite, nefes egzersizleri, doğada zaman geçirmek, sosyal ilişkileri güçlendirmek ya da gerekirse profesyonel destek almak önemlidir. </p>
<p><strong> 9. Tütün ürünleri, sigara dumanı ve alkolden uzak mısınız?</strong></p>
<p>Sigara içmek de, dumanına maruz kalmak da vücuda son derece zarar vermektedir. Aşırı alkol tüketimi ise karaciğer hastalıklarından kalp sorunlarına kadar pek çok sağlık problemine yol açabilir. Uzun ve sağlıklı bir yaşam için tütün ürünlerinden, elektronik sigaradan tamamen uzak durmak ve alkol tüketimini bırakmak gerekiyor. Bu alışkanlıklardan uzak durmak, yaşam süresini ve yaşam kalitesini artıran en önemli adımlardan biri olarak kabul edilmektedir. </p>
<p><strong>10. Düzenli muayene oluyor musunuz?</strong></p>
<p>Sağlıklı yaş almanın olmazsa olmazlarından biri düzenli sağlık kontrolleridir. Tansiyon, diyabet, kemik sağlığı, görme ve işitme gibi birçok durum erken dönemde fark edildiğinde çok daha kolay yönetilebilir. Prof. Dr. Karadağ “Geriatri yaklaşımında amaç yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil; bağımsız yaşamı mümkün olduğunca uzun süre korumaktır. Bu nedenle de düzenli sağlık kontrolleri ile yaşımız ilerlemiş olsa bile, kendi işimizi kendimiz görmeye, aktif hayata katılmaya ve hayattan keyif almaya devam edebiliriz” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011">Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ&#8217;den Tıp Eğitimine Güçlü Yatırım: İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deuden-tip-egitimine-guclu-yatirim-iyi-hekimlik-uygulamalari-ve-simulasyon-merkezi-acildi-620822</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 11:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimine]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[simülasyon]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[Tıp Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi tıp eğitiminde uygulamalı öğrenme süreçlerini güçlendirecek önemli bir eğitim altyapısını daha hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-tip-egitimine-guclu-yatirim-iyi-hekimlik-uygulamalari-ve-simulasyon-merkezi-acildi-620822">DEÜ&#8217;den Tıp Eğitimine Güçlü Yatırım: İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi tıp eğitiminde uygulamalı öğrenme süreçlerini güçlendirecek önemli bir eğitim altyapısını daha hayata geçirdi. DEÜ 15 Temmuz Sağlık Yerleşkesinde kurulan İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Merkez, öğrencilerin klinik becerilerini güvenli ve gerçekçi simülasyon ortamlarında geliştirmelerini hedeflerken; çağdaş tıp eğitimi anlayışı doğrultusunda uygulamalı öğrenme süreçlerine önemli katkılar sunacak.</p>
<p>Açılış törenine; Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Birhan Yılmaz, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Bayrak, Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tuğra Gençpınar ile akademisyenler, sağlık profesyonelleri ve öğrenciler katıldı.</p>
<p><b>“NİTELİKLİ HEKİM YETİŞTİRME VİZYONUMUZA GÜÇLÜ KATKI”</b></p>
<p>Açılış töreninde konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz, merkezin açılmasının Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinin nitelikli hekim yetiştirme vizyonunun önemli bir göstergesi olduğunu belirterek, “Modern eğitim altyapısı ile donatılan merkezimiz, öğrencilerimizin klinik becerilerini güvenli ve gerçekçi simülasyon ortamlarında geliştirmelerine olanak sağlayarak nitelikli hekim yetiştirme hedefimize önemli katkı sağlayacak. Tıp eğitiminde uygulamalı öğrenmeyi güçlendirecek bu merkez, 48. Yılını kutlayan fakültemizin vizyonunun önemli bir göstergesi,” dedi.</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinin Türkiye’nin sağlık sistemine sunduğu katkılara da değinen Prof. Dr. Bayram Yılmaz, 15 Temmuz Sağlık Yerleşkesini uluslararası ölçekte örnek gösterilen merkezlerden biri haline getirme hedefi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü belirtti. Rektör Yılmaz, Dokuz Eylül Üniversitesi olarak sağlık alanında yürütülen bilimsel çalışmalar ve ileri düzey sağlık hizmetleriyle toplum sağlığına katkı sunmaya devam edeceklerini ifade etti.</p>
<p><b>“SİMÜLASYON TEMELLİ EĞİTİM BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR”</b></p>
<p>DEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Bayrak ise tıp eğitiminde uygulamalı öğrenmenin önemine dikkat çekerek, simülasyon temelli eğitim modelinin öğrencilerin klinik becerilerini geliştirmesinde kritik rol oynadığını ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Serdar Bayrak yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Simülasyon temelli eğitim modeli sayesinde öğrencilerimiz, gerçek hasta ortamına geçmeden önce klinik becerilerini güvenli bir ortamda geliştirme fırsatı bulacak. Bu merkez, yalnızca teknik becerilerin değil; ekip çalışması, iletişim ve klinik karar verme süreçlerinin de güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır. Fakültemizin çağdaş tıp eğitimi anlayışı doğrultusunda önemli bir kazanım olan bu merkez, nitelikli hekim yetiştirme hedefimize güçlü bir destek sunacaktır.”</p>
<p><b>MODERN EĞİTİM ALTYAPISI</b></p>
<p>Modern eğitim altyapısıyla donatılan İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi, öğrencilerin klinik becerilerini geliştirebilecekleri gerçekçi simülasyon ortamlarıyla dikkat çekiyor. Merkezde, öğrencilerin hasta güvenliği odaklı eğitim alabilecekleri uygulama alanları bulunurken; ekip çalışması, iletişim ve klinik karar verme becerilerinin geliştirilmesine yönelik eğitim süreçleri de desteklenecek.</p>
<p>Açılış töreni, kurdele kesiminin ardından merkezin teknik altyapısına ilişkin yapılan incelemeler ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deuden-tip-egitimine-guclu-yatirim-iyi-hekimlik-uygulamalari-ve-simulasyon-merkezi-acildi-620822">DEÜ&#8217;den Tıp Eğitimine Güçlü Yatırım: İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekânın önerdiği diyet planları ergenler için riskler barındırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-onerdigi-diyet-planlari-ergenler-icin-riskler-barindiriyor-620801</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 10:59:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[ergenler]]></category>
		<category><![CDATA[modelleri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önerdiği]]></category>
		<category><![CDATA[planları]]></category>
		<category><![CDATA[riskler]]></category>
		<category><![CDATA[tarafından]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zekanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620801</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, yapay zekâ tarafından oluşturulan diyet planlarının özellikle ergenlerde gelişimi olumsuz yönde etkileyebilecek riskler barındırdığını ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-onerdigi-diyet-planlari-ergenler-icin-riskler-barindiriyor-620801">Yapay zekânın önerdiği diyet planları ergenler için riskler barındırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, yapay zekâ tarafından oluşturulan diyet planlarının özellikle ergenlerde gelişimi olumsuz yönde etkileyebilecek riskler barındırdığını ortaya koydu. Yapay zekâlı diyet planlarının ergenlerde besin alımını önemli ölçüde kısıtlamayı önerdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, ergenlik döneminin büyüme ve gelişim açısından kritik bir dönem olması nedeniyle bu tür dengesiz beslenme modellerinin uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.</span></span></span></b></p>
<p><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen ve Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan tarafından gerçekleştirilen “Artificial Intelligence Diet Plans Underestimate Nutrient Intake Compared to Dietitians in Adolescents” başlıklı araştırma çalışması, uluslararası bilimsel dergi Frontiers in Nutrition’da yayımlandı.</p>
<p><b>Diyetisyenlerin oluşturduğu bilimsel diyet planları ile karşılaştırıldı</b></p>
<p>Çalışmada yaygın olarak kullanılan yapay zekâ sohbet sistemleri tarafından oluşturulan diyet planları ile diyetisyenler tarafından bilimsel kılavuzlara uygun şekilde hazırlanan diyet planları karşılaştırıldı.</span></span></span></span></span></span><br /> </p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Beş yapay zeka modeli ile 60 adet diyet planı oluşturuldu</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ tabanlı beslenme önerilerinin halk arasında giderek yaygınlaşsa da özellikle büyüme ve gelişme dönemindeki ergenler için üretilen diyetlerin doğruluğu ve güvenilirliğinin yeterince bilinmediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Demirbaş Bilen, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Bu çalışma, farklı yapay zekâ modelleri tarafından oluşturulan diyetlerin besin içeriğini diyetisyen referans planlarıyla karşılaştırarak yapay zekanın klinik geçerliliğini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Bu kesitsel ve karşılaştırmalı çalışmada, dört standartlaştırılmış ergen profili için beş yapay zekâ modeli tarafından iki oturumda toplam 60 adet üç günlük diyet planı oluşturulmuştur. Her profil için bir diyetisyen referans planı hazırlanmıştır. Enerji ve makro-mikro besinler BeBiS (Beslenme Bilgi Sistemi) ile analiz edilmiştir. Karşılaştırmalar tek örneklem <i>t-</i> testi, Cohen&#8217;s d ve Bland-Altman uyum analizleri ile değerlendirilmiştir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Önemli sapmaların oluşabildiği gösterildi</span></span></span></b></p>
<p><span><span><span>Araştırma sonuçları, yapay zekâ tarafından oluşturulan diyet planlarının özellikle ergenlerde günlük enerji ihtiyacını ortalama yaklaşık 700 kcal daha düşük hesaplayabildiğini ve makro besin dağılımında karbonhidratın azalması, protein ve yağ oranlarının artması yönünde sapmalar oluşabildiğini gösterdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ modellerinin, enerji (sapma: +695 kcal), protein (+19,9 g), lipit (+15,8 g) ve karbonhidrat (+114,6 g) değerlerini sistematik olarak düşük hesaplama eğiliminde olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Makro besin yüzdelerinde, protein (Yüzde 21,5–23,7) ve lipit (Yüzde 41,5–44,5) oranları önerilen ergen kılavuzlarının üzerindeyken, karbonhidrat oranları (Yüzde 32,4–36,3) önemli ölçüde altındaydı. Mikro besin içeriklerinde modeller arasında önemli farklılıklar gözlemlendi ve hiçbir model tüm besinler açısından diyetisyene tutarlı bir yakınlık göstermedi” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Ergenlik döneminde dengesiz beslenme modelleri risk oluşturuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yapay zekâ modellerinin, ergenler için hazırlanan diyet planlarında hem makro hem de mikro düzeyde klinik olarak önemli sapmalar gösterdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, ergenlik döneminin büyüme ve gelişim açısından kritik bir dönem olması nedeniyle bu tür dengesiz beslenme modellerinin uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Gülen Ecem Kalkan, “Bulgular, yapay zekâ tabanlı diyet önerilerinin profesyonel gözetim olmadan kullanılmasının uygun olmadığını ve bu alanda daha güvenilir veri üretimi için model iyileştirmelerine duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır” dedi.</p>
<p><b>Araştırma uluslararası basında yer aldı</b></p>
<p>Çalışma yayımlanmasının ardından uluslararası basında da geniş yer buldu. Araştırma bulguları, 30’a yakın uluslararası medya kuruluşunda haber olarak yer aldı.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekanin-onerdigi-diyet-planlari-ergenler-icin-riskler-barindiriyor-620801">Yapay zekânın önerdiği diyet planları ergenler için riskler barındırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehir&#8217;de Mersin&#8217;in tarihine yolculuk</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-mersinin-tarihine-yolculuk-620527</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 13:28:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Ayan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kentin]]></category>
		<category><![CDATA[liman]]></category>
		<category><![CDATA[mersin]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[plan]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[tarihine]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620527</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenişehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘Bellek Söyleşileri’nin Mart ayı konuğu Araştırmacı Yazar Abdullah Ayan oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-mersinin-tarihine-yolculuk-620527">Yenişehir&#8217;de Mersin&#8217;in tarihine yolculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yenişehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘Bellek Söyleşileri’nin Mart ayı konuğu Araştırmacı Yazar Abdullah Ayan oldu. Mersin’in küçük bir köyden uluslararası ticaret merkezine dönüşümünü tarihsel örnekler ve belgelerle anlatan Ayan, özellikle liman projeleri, Osmanlı dönemindeki planlamalar ve Cumhuriyet döneminde yaşanan siyasi kararların kentin gelişimini nasıl etkilediğine değindi.</p>
<p>Yenişehir Belediyesi tarafından kentin kültürel mirasını geleceğe taşımak amacıyla düzenlenen ‘Bellek Söyleşileri’nin beşinci buluşması, Araştırmacı Yazar Abdullah Ayan’ın katılımıyla gerçekleşti. Mersin’in bir iskele kasabasından metropole dönüşüm hikâyesinin anlatıldığı etkinliğe ilgi yoğundu.Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Dünden Bugüne Mersin” konulu söyleşiye; Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen,Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hülya Günel, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası(MTSO) Başkanı Hakan Sefa Çakır, MTSO Meclis Başkanı Hamit İzol ve çok sayıda Sivil Toplum Kuruluşu temsilcisi katıldı.</p>
<p><strong>BAŞKAN ÖZYİĞİT: “KÜLTÜR VE SANAT KENTİN BELLEĞİNİ GÜÇLENDİRİR”</strong></p>
<p>Söyleşinin açılışında konuşan Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, kültür ve sanatın kent yaşamındaki önemine dikkat çekti. Özyiğit, Yenişehir’i bir kültür ve sanat kenti haline getirmek için çalıştıklarını belirterek, Bellek Söyleşileri’nin bu hedefin önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Pandemi nedeniyle etkinliklere bir süre ara verildiğini hatırlatan Özyiğit, yeniden başlayan programlarda her ay farklı konukları ağırladıklarını söyledi. Kentin geçmişini anlatan en önemli isimlerden birinin Abdullah Ayan olduğunu belirten Özyiğit, “Bugün Mersin’in 1900’lü yıllardan bu yana geçirdiği evrimi en iyi anlatacak isimlerden biri olan Abdullah Ayan ile bir aradayız. Yenişehir bir kültür ve sanat kentidir. Bellek söyleşileri de bu vizyonun bir parçası. Güçlü kültürel altyapısı ve bağları olan ülkeler yıkılmıyor; onlar dayanmayı ve mücadele etmeyi biliyor. Kentimizin geçmişini öğrenmek, temelleri sağlam bir topluluk oluşturmanın anahtarıdır” dedi. </p>
<p><strong>MİLLETVEKİLİ EKMEN’DEN BAŞKAN ÖZYİĞİT’E TEŞEKKÜR</strong></p>
<p>DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen ise, “İki hususa değinmek istiyorum. Birincisi altyapı hizmetleri belediyelerin yasal sorumluluğu ama belediyelerde farkındalık yaratan, fark yatan konuların başında kültür sanat işleri geliyor. Mersin siyasetini gözlemlediğim günden bu yana çok rahatlıkla şunu ifade edebilirim ki Yenişehir Belediyemiz kültür ve sanat alanında yaptığı işlerde bir adım öne çıkıyor ve bir farkındalık yaratıyor. Bu vesileyle hemşehrilerimiz adına Sayın Başkan&#8217;a teşekkür etmek istiyorum. Üçüncü olarak eskiden kütüphanelerde başucu kitaplarımız olurdu. Çok eski tarihlerde ansiklopediler, sonra özel yazılmış eserler. Şimdi de ChatGPT var. Benim Mersin&#8217;de açığa düşmemek için başvurduğum birkaç referans kişi var. Birisi de Abdullah Ayan ağabey. Bir şeyi merak ettiğim de geçmişe doğru nasıl olmuş, o günden bu yana nasıl gelmiş kendisini arayıp sorarım. Bir konuda bir şey söyleyecek olduğunda yine son hali üzerine mutlaka görüşünü alırım. Mersin&#8217;in yatırımları, kültürü, sanatı ve tarihi üzerine gerçekten büyük bir emek ile fikir işçisi kendisi. Sadece benim değil bütün Mersin için bir ayaklı tarih ve anlatıcı olan ve bir başvuru referans kişisi olan Abdullah Bey bugün bizimle buluşturduğu için bir kere daha Sayın Başkan&#8217;a teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>82 HANELİ KÖYDEN DÜNYA LİMANINA</strong></p>
<p>Sunumunda Mersin’in tarihsel kökenlerine değinen Ayan, 17. yüzyılda Osmanlı gezgini Evliya Çelebi’nin kayıtlarında “Mersinoğlu” adıyla geçen 82 haneli bir köy olarak yer aldığını söyledi. Mersin’in büyümesinin en önemli nedenlerinden birinin, Tarsus’un liman özelliğini kaybetmesi olduğunu ifade eden Ayan, Berdan Irmağı’nın taşıdığı alüvyonların Tarsus Limanı’nı doldurduğunu ve yeni bir liman ihtiyacının ortaya çıktığını belirtti. Başlangıçta Kazanlı’da liman kurulmasının düşünüldüğünü, ancak bölgenin yeterince korunaklı olmadığı için Karaduvar ve Mersin çevresinde karar kılındığını dile getirdi. Ayan, Osmanlı yönetiminin 19. yüzyılda Mersin’i Anadolu’nun dünyaya açılan kapılarından biri olarak planladığını söyledi. O dönemde Anadolu’nun uluslararası ticarete açılan iki ana limanının bulunduğunu belirten Ayan, bunların İzmir ve Mersin olduğunu ifade etti. İzmir’in daha çok Ege bölgesine ve sınırlı tarım ürünlerine dayalı ihracata sahip olduğunu söyleyen Ayan, Mersin’in ise Anadolu’nun çok geniş bir hinterlandına hitap edecek şekilde tasarlandığını vurguladı. Bu süreçte Osmanlı’nın Nafia Nazırı olan Ermeni kökenli devlet adamı Hallaçyan’ın Mersin Limanı için önemli bir proje hazırladığını belirten Ayan, söz konusu projenin Deliçay ile Müftü Deresi arasında bir liman tasarımı içerdiğini anlattı.</p>
<p><strong>LİMAN PROJESİ SAVAŞLARA TAKILDI</strong></p>
<p>Hazırlanan liman projesinin uygulanma aşamasına geldiği sırada Osmanlı’da yönetim değişikliği yaşandığını belirten Ayan, göreve gelen Maliye Nazırı Mehmet Cavit Bey’in de Mersin’i ziyaret ettiğini ve limanın yapılacağına dair büyük bir umut yarattığını söyledi. Cavit Bey’in Mersin’de yaptığı konuşmada limanın kısa sürede yapılacağını ifade ettiğini anlatan Ayan, o günlerde kentin büyük bir heyecan yaşadığını söyledi. Ancak I. Dünya Savaşı’nın başlaması nedeniyle proje hayata geçirilemedi. Ayan, Cumhuriyet’in ilanından hemen önce TBMM’de Mersin Limanı’nın yapımıyla ilgili uzun tartışmalar yaşandığını da anlattı. Bir Fransız şirketinin limanı inşa etmek için teklif sunduğunu ancak Kurtuluş Savaşı’nın hemen ardından yabancı bir şirkete imtiyaz verilmesine karşı çıkıldığını belirtti. Bunun üzerine limanın devlet tarafından yapılmasına karar verildiğini ancak ekonomik sıkıntılar nedeniyle projenin ertelendiğini söyledi. 1924 yılında liman için bütçe ayrıldığını ancak kısa süre sonra çıkan Şeyh Said İsyanı nedeniyle devletin kaynaklarını farklı alanlara yönlendirmek zorunda kaldığını ifade eden Ayan, bu nedenle liman projesinin yeniden ertelendiğini belirtti. Ayan, limanın yapım sürecinin asıl olarak 1950’li yıllarda hız kazandığını söyledi. Özellikle dönemin başbakanı Adnan Menderes ve TBMM Başkanı Refik Koraltan’ın projeye büyük önem verdiğini belirten Ayan, limanın inşaatına 1954 yılında başlandığını ve 1958’den itibaren gemilerin yanaşmaya başladığını ifade etti. Ayan, Mersin Limanı’nın uzun süre Türkiye’nin en derin, en geniş arka sahaya ve en uzun rıhtımlara sahip limanı olduğunu da vurguladı.</p>
<p><strong>KENT PLANLAMASINDA JOHNSON PLANI</strong></p>
<p>Sunumunda kent planlamasına da değinen Ayan, 1930’lu yıllarda hazırlanan Johnson Planının Mersin, Adana ve Tarsus için önemli bir vizyon ortaya koyduğunu söyledi. Bu plana göre Adana sanayi kenti, Mersin dış ticaret merkezi, Tarsus ise dinlenme ve yaşam alanı olarak düşünülmüştü. Ancak Ayan’a göre planın uygulanmasını zorlaştıran en önemli unsur Türkiye’de hızlanan iç göç oldu. Plan hazırlanırken Mersin’in nüfusunun 1975 yılında 75 bin olacağı öngörülürken, gerçek nüfusun göçlerle birlikte 350 bine ulaştığını belirten Ayan, bu nedenle kentin plansız büyüdüğünü ifade etti. Ayan, Mersin’in tarih boyunca farklı bölgelerden göç alan kozmopolit bir şehir olduğunu belirterek, bu özelliğin kentin kültürel yapısını zenginleştirdiğini söyledi. Kentleşme sorunlarının önemli ölçüde hızlı göçten kaynaklandığını ifade eden Ayan, buna rağmen Mersin’in Türkiye’nin en önemli ticaret ve liman kentlerinden biri olmayı sürdürdüğünü vurguladı.</p>
<p>Bellek Söyleşileri, her ay ülkenin ve kentin geçmişine tanıklık etmiş isimleri ve uzmanları Mersinlilerle buluşturmaya devam edecek.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirde-mersinin-tarihine-yolculuk-620527">Yenişehir&#8217;de Mersin&#8217;in tarihine yolculuk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Filtre yetmez, dijital hijyen önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/filtre-yetmez-dijital-hijyen-onemli-620337</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyni]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[filtre]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Işık]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[uyanık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yetmez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620337</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, mavi ışığın çocuk, ergen ve yetişkin beyni üzerindeki etkileri, uyku, dikkat ve nörolojik sağlık açısından riskleri ve dijital hijyenin önemi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/filtre-yetmez-dijital-hijyen-onemli-620337">Filtre yetmez, dijital hijyen önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp,<strong> </strong>mavi ışığın çocuk, ergen ve yetişkin beyni üzerindeki etkileri, uyku, dikkat ve nörolojik sağlık açısından riskleri ve dijital hijyenin önemi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Mavi ışık, beyni uyanık tutar ve sirkadiyen ritmi bozar!</strong></p>
<p>Mavi ışığın, gözün retina tabakasındaki ‘intrinsically photosensitive retinal ganglion cells’ (ipRGC) olarak adlandırılan özel hücreleri uyardığını aktaran Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Bu hücreler, doğrudan beynin ana biyolojik saati olan hipotalamustaki suprakiyazmatik çekirdeğe (SCN) sinyal gönderir. Bu süreç, epifiz bezinden salgılanan ve uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen melatonin hormonunu baskılar.” dedi.</p>
<p>Nörobiyolojik düzeyde mavi ışığın, beyni ‘gündüz modunda’ tutarak uyanıklığı artırdığını ifade eden Alp, kronik maruziyetin sirkadiyen ritmin bozulmasına ve kortizol salınımının dengesizleşmesine yol açtığını kaydetti.</p>
<p><strong>Ergenlerde mavi ışık, uyku kalitesini yetişkinlerden daha fazla düşürür! </strong></p>
<p>Çocuk ve ergen beyninde mavi ışığın etkilerinin yetişkinlerden farklı olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çocuk ve ergenlerin lensleri yetişkinlere göre çok daha şeffaftır, bu da retinaya daha fazla mavi ışık sızmasına neden olur. Nörobilimsel açıdan daha kritik olan durum ise, ergen beyninin prefrontal korteks gelişimi ve sirkadiyen hassasiyetidir. Ergenlerde melatoninin geç salgılanma eğilimi (delayed sleep phase), mavi ışıkla birleştiğinde uyku kalitesini yetişkinlere oranla çok daha sert bir şekilde düşürür. Bu durum, yalnızca yorgunluğa değil, aynı zamanda beyin gelişiminin temel taşı olan sinaptik budanma süreçlerinin aksamasına da neden olabilir.”</p>
<p><strong>Mavi ışık ve hızlı dijital içerikler, beyni sürekli uyarır ve mental yorgunluğa yol açar! </strong></p>
<p>Mavi ışık ve dijital uyarana maruz kalmanın, beyin yorgunluğu (mental fatigue) ile ilişkili olduğunu dile getiren Alp, “‘Ekran yorgunluğu’ dediğimiz fenomen, sadece göz kaslarının yorulması değil, beynin bilişsel yükünün (cognitive load) aşılmasıdır.” dedi.</p>
<p>Alp, “Mavi ışık uyanıklığı yapay olarak tetiklerken, dijital içeriklerin hızlı akışı beyni sürekli bir ‘yönlendirilmiş dikkat’ (directed attention) modunda tutar. Bu durum, nörotransmitter depolarının (özellikle dopamin) hızla tüketilmesine ve prefrontal kortekste yönetici işlevlerin zayıflamasına, yani mental yorgunluğa yol açar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Mavi ışık, beynin gece temizlenme mekanizmasını bozabilir! </strong></p>
<p>Migren veya epilepsi gibi nörolojik hastalıklarda mavi ışığın etkileri hakkında bilgi veren Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Klinik pratikte, özellikle migren hastalarında fotofobi (ışığa duyarlılık) çok yaygın görülür. Mavi ışık, ağrı iletiminde rol oynayan talamik nöronları aktive ederek migren ataklarını tetikleyebilir veya şiddetini artırabilir. Epilepside ise durum daha spesifiktir; ışığa duyarlı (fotosensitif) epilepsisi olan bireylerde yüksek kontrastlı ve titreşimli dijital ekranlar nöbet eşiğini düşürebilir.” dedi.</p>
<p>‘Dijital beyin sisi’ olarak adlandırılan dikkat dağınıklığı ve zihinsel bulanıklıkta mavi ışığın rolüne de değinen Alp, “Beyin sisi, nöroinflamatuar süreçler ve uyku kalitesindeki düşüşün bir yan ürünüdür. Mavi ışığın sirkadiyen ritmi bozması, beynin geceleri kendisini temizleme mekanizması olan glinfatik sistemin tam performansla çalışmasını engeller. Atık ürünlerin temizlenemediği bir beyin, ertesi gün odaklanma güçlüğü, kısa süreli bellek zayıflığı ve zihinsel bulanıklıkla reaksiyon verir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Erken yaşta yoğun erken ekran kullanımı, beyin gelişimini etkileyebilir!</strong></p>
<p>Erken yaşta yoğun ekran kullanımının, gelişmekte olan beyin üzerinde nasıl etkiler bırakabileceğini açıklayan Alp, şunları söyledi:</p>
<p>“Erken çocukluk dönemi, beynin nöroplastisitesinin en yüksek olduğu evredir. Bu dönemde ekran üzerinden gelen yoğun mavi ışık ve hızlı dijital uyaranlar, beynin ödül sistemini erken yaşta manipüle eder. Literatür, aşırı maruziyetin beyaz madde bütünlüğü üzerinde (özellikle dil gelişimi ve sözel işlemleme süreçleriyle ilgili alanlarda) farklılıklara neden olabileceğini gösteriyor. Ancak ‘kalıcı’ terimi yerine, gelişimsel yörüngenin değişmesi riskinden bahsetmek bilimsel olarak daha doğrudur.”</p>
<p><strong>Mavi ışık, DEHB’de hiperaktiviteyi artırabilir, OSB’de uykuya geçişi zorlaştırabilir! </strong></p>
<p>Otizm spektrum bozukluğu (OSB) veya dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukların sinir sistemlerinin duyusal uyaranlara karşı çok daha hassas olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Mavi ışığın oluşturduğu ‘hiper-uyanıklık’ hali, DEHB’li çocuklarda dürtüselliği ve hiperaktiviteyi körükleyebilir. OSB’li çocuklarda ise uyku regülasyonu zaten zorken, mavi ışık kaynaklı melatonin baskılanması, uykuya geçiş süreçlerini bir kriz haline getirebilir ve ertesi günkü duyusal işleme süreçlerini olumsuz etkileyebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Asıl koruyucu olan, filtreden ziyade dijital hijyen! </strong></p>
<p>Mavi ışık filtreli gözlükler veya ekran filtrelerinin birer ‘sihirli değnek’ olmadığını vurgulayan Alp, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bunlar yalnızca destekleyici mekanizmalardır. Filtreler, retinaya ulaşan mavi ışık yoğunluğunu azaltarak dijital göz yorgunluğunu hafifletebilir ve melatoninin tamamen baskılanmasını bir nebze engelleyebilir. Ancak nörolojik sağlık için asıl koruyucu olan, filtreden ziyade dijital hijyendir. Yani uykudan en az 1-2 saat önce ekranla bağı kesmek, hiçbir filtrenin veremeyeceği nörolojik onarımı sağlar.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/filtre-yetmez-dijital-hijyen-onemli-620337">Filtre yetmez, dijital hijyen önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin en başarılı Opera Sanatçısı: Tenor Sedat Can Öztoprak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-basarili-opera-sanatcisi-tenor-sedat-can-oztoprak-620319</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başarılı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyaca Ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[En İyi]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[opera]]></category>
		<category><![CDATA[Öztoprak]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçısı]]></category>
		<category><![CDATA[sedat]]></category>
		<category><![CDATA[tenor]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'nin en önemli ödülleri arasında gösterilen ve alanında en iyi isimlerin buluştuğu 12.Gold Fame Prestige Awards Ödülleri, Hakan Taner Çapın ve Esin Yum'un sunumları ile görkemli büyük bir Törenle 28 Ocak 2026 tarihinde Double Tree Hilton Beyoğlu İstanbul'da gerçekleşti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-basarili-opera-sanatcisi-tenor-sedat-can-oztoprak-620319">Türkiye&#8217;nin en başarılı Opera Sanatçısı: Tenor Sedat Can Öztoprak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin en önemli ödülleri arasında gösterilen ve alanında en iyi isimlerin buluştuğu 12.Gold Fame Prestige Awards Ödülleri, Hakan Taner Çapın ve Esin Yum&#8217;un sunumları ile görkemli büyük bir Törenle 28 Ocak 2026 tarihinde Double Tree Hilton Beyoğlu İstanbul&#8217;da gerçekleşti. </p>
<p>Basının da yoğun bir şekilde takip ettiği ve pek çok ünlü ismin ödüle layık görüldüğü görkemli gecede dünyaca ünlü Tenor Sedat Can Öztoprak &#8220;Türkiye&#8217;nin En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221; ödülüne layık görüldü. Sahnede ödülünü alan dünyaca ünlü Tenor, duygu ve düşüncelerini ise şu şekilde dile getirdi. </p>
<p>&#8220;Beni bu çok önemli ödüle, &#8220;Türkiye&#8217;nin En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221; ödülüne layık gören tüm değerli isimlere çok teşekkür etmek istiyorum. Bu ödül bir Türk Opera Sanatçısı için kesinlikle eşsiz bir gurur. Bugüne dek elde etmiş olduğum sayısız başarılara, dünyanın pek çok ülkesinde yıllardır sayısız kez layık görülmüş olduğum çok önemli uluslararası ödüllerime ve uluslararası arenadan layık görülmüş olduğum &#8220;Türkiye&#8217;yi En İyi Temsil Eden Sanatçı&#8221; ödülüme ilave, emeklerimin ve başarılarımın böylesine çok önemli bir ödülle daha taçlanmış olması kesinlikle en büyük gurur bir Türk Opera Sanatçısı için. Layık gören tüm değerli isimlere tekrardan çok teşekkür etmek istiyorum.&#8221; </p>
<p>Dünyaca ünlü Opera Sanatçısı Tenor Sedat Can Öztoprak&#8217;ın layık görülmüş olduğu bu önemli ödül, kazanmış olduğu ve Türk Opera tarihinde de bir ilk olan 9.Uluslararası Yarışma Birinciliğinden sonra layık görülmüş olduğu ilk ödül olması bakımından da ayrıca önemli ve anlamlı.</p>
<p><strong>OPERA SANATÇISI TENOR SEDAT CAN ÖZTOPRAK&#8217;IN HAYATI VE TÜM BAŞARILARI KİTABA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ</strong></p>
<p>Opera Sanatçısı Tenor Sedat Can Öztoprak&#8217;ın hayatını ve tüm başarılarını konu alan, çok değerli Yazar Fatma Özger Bilgiç&#8217;in kaleme aldığı &#8220;Yürekte Kalan İzler&#8221; adlı Kitap, 7 Nisan 2026 Tarihinde İstanbul&#8217;da, Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salonda gerçekleşecek olan tanıtım, imza töreni ve basın söyleşisinin ardından raflardaki yerini alacak ve tüm Türkiye&#8217;de satışa sunulacak. Aynı gün, tanıtım, imza töreni ve basın söyleşisinden hemen önce ise Tenor Sedat Can Öztoprak, Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salonda unutulmaz bir resital konsere de imza atacak. Basının da yoğun bir şekilde takip edeceği bu unutulmaz tarihi gün, saat 13.30&#8217;da başlayacak. </p>
<p>Dünyaca ünlü Opera Sanatçısı Tenor Sedat Can Öztoprak, ayrıca bu sene davet aldığı Viyana&#8217;da, Uluslararası Viyana Opera Festivali&#8217;nde, Bizet&#8217;in ünlü Operası Carmen&#8217;de Başrol Don Jose&#8217;yi, ve Mozart&#8217;ın ünlü Operası Sihirli Flüt&#8217;te de Başrol Tamino&#8217;yu yorumlayarak Sahnede olacak. Ayrıca bu sene yeniden İtalya&#8217;da da, davet aldığı Uluslararası Saluzzo Opera Festivali&#8217;nde, Mozart&#8217;ın ünlü Operası Don Giovanni&#8217;de Başrol Don Ottavio&#8217;yu yorumlayarak da yeniden sahnede olacak. Ve bu sene yeniden Berlin&#8217;de, davet aldığı Uluslararası Berlin Opera Festivali&#8217;nde, Puccini&#8217;nin ünlü Operası Gianni Schicchi&#8217;de de Başrol Rinuccio&#8217;yu yorumlayarak da yeniden Sahnede olacak olan dünyaca ünlü Tenor, duygularını şu sözlerle dile getirdi.</p>
<p>&#8220;Uluslararası Arenada, ve Dünyanın en önemli Opera Sanat şehirlerinde nice büyük eserlerde, nice büyük başrollere&#8230;&#8221; </p>
<p>Dünyaca Ünlü Opera Sanatçısı Tenor Sedat Can Öztoprak, bugüne kadar elde ettiği sayısız uluslararası ödüllere, uluslararası yarışma birinciliklerine ve uluslararası arenadan layık görülmüş olduğu &#8220;Türkiye&#8217;yi En İyi Temsil Eden Sanatçı&#8221; ödülüne de ilave olarak Türkiye&#8217;de de en önemli ödül organizasyonları tarafından ve Türkiye&#8217;nin en önemli jüri üyelerinin oylamaları sonucu bugüne dek yıllardır sayısız kez layık görülmüş olduğu ve görülmeye de devam ettiği, &#8220;Yılın En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221; , &#8220;Yılın En İyi Opera Sanatçısı&#8221; , &#8220;Yılın Uluslararası Başarı Gösteren En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Uluslararası En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Cumhuriyetin 100.Yılına Damga Vuran En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Yılın Star Opera Sanatçısı&#8221; , &#8220;En Başarılı Türk Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Opera Sanatına Yenilik Kazandıran En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Türk Operasına Damga Vuran En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Uluslararası En Başarılı Türk Tenor&#8221; , &#8220;Yılın Uluslararası Başarı Gösteren En İyi Opera Sanatçısı&#8221;, &#8220;Uluslararası En Başarılı Türk Opera Sanatçısı&#8221; ve &#8220;Türkiye&#8217;nin En Başarılı Opera Sanatçısı&#8221; ödüllerine, bugüne dek defalarca kez layık görülerek, ve her seferinde de kendisi layık görülerek Türk Opera tarihinde bugüne dek görülmemiş düzeyde bir dominasyona imza atmış olup bir kez daha tarihe geçmiştir. Dünyaca ünlü Opera Sanatçısı Tenor Sedat Can Öztoprak, ayrıca Türkiye Cumhuriyet tarihinin en çok ödül kazanmış Opera Sanatçısıdır. </p>
<p><strong>SANATIN ZİRVESİNDEKİ İSİM: DEVRİM YARATAN TÜRK TENOR</strong></p>
<p>Ülkemizi bugüne dek Opera Sanatı alanında yurtdışında ve yurtiçinde yıllardır en iyi şekilde temsil etmeye devam eden, Dünya Opera Tarihinde ve Türk Opera Tarihinde pek çok ilkler başararak hem Dünya Opera Tarihine hem de Türk Opera Tarihine muhteşem bir şekilde geçmiş olan, 100&#8217;ün üzerinde uluslararası ve ulusal ödülleriyle ve kazandığı sayısız uluslararası yarşma birincilikleriyle opera sanatını çok çok ileriye taşıyarak opera sanatında devrim yaratmış olan dünyanın hayran olduğu Opera Sanatçımız Türk Operasının zirvesindeki isim Tenor Sedat Can Öztoprak, çalışmalarına hem yurtiçinde hem de yurtdışında yoğun bir şekilde devam etmektedir.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-basarili-opera-sanatcisi-tenor-sedat-can-oztoprak-620319">Türkiye&#8217;nin en başarılı Opera Sanatçısı: Tenor Sedat Can Öztoprak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Özarslan Vakıf Dostlarıyla İftar Sofrasında Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-vakif-dostlariyla-iftar-sofrasinda-bulustu-620108</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:09:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[dostlarıyla]]></category>
		<category><![CDATA[ftar]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[özarslan]]></category>
		<category><![CDATA[sofrasında]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Dünya Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620108</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, Yeni Dünya Vakfı tarafından Ihlamur Kasrı’nda düzenlenen Geleneksel Vakıf Dostları İftar Buluşması’na katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-vakif-dostlariyla-iftar-sofrasinda-bulustu-620108">Başkan Özarslan Vakıf Dostlarıyla İftar Sofrasında Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, Yeni Dünya Vakfı tarafından Ihlamur Kasrı’nda düzenlenen Geleneksel Vakıf Dostları İftar Buluşması’na katıldı. Ramazan ayının manevi atmosferinin yaşandığı programda, vakıf kültürünün toplumdaki dayanışma ruhunu güçlendirdiğine ve gençlerin yetişmesinde önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekildi.</p>
<p>İftar programına<b> Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan’</b>ın<b> </b>yanı sıra;<b> </b>22. Dönem TBMM Başkanı Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesi Üyesi Recai Akyel, Yeni Dünya Vakfı Başkanı Mahmut Göksu, Yeni Dünya Vakfı Ankara Şube Başkanı İlyas Aydoğan, milletvekilleri, rektörler, bürokratlar ve vakıf bünyesindeki çok sayıda öğrenci katıldı.</p>
<p><b>“Vakıflar yaşarsa milli ve manevi değerlerimiz de yaşar”</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b> burada yaptığı konuşmada vakıf kültürünün Türk milletinin köklü geleneğinin bir parçası olduğunu vurgulayarak şunları dile getirdi: “Bugün İstiklal Marşı’mızın kabulünün yıl dönümünü de idrak ediyoruz. Yüce Mevla’m bir daha bu vatana ve millete yeniden İstiklal Marşı yazdırmasın. Bizler yüce Türk milletinin asil insanlarıyız. Asaletimiz ırkçılıktan gelmez. Bizim asaletimiz yüzyıllardır mazlumlara el uzatan ecdadımızdan gelir. Bu millet Resulullah Efendimizin sancağını taşımış bir millettir. Bizim ecdadımız Anadolu topraklarını bizlere emanet etmiştir. Bu emaneti korumanın yolu da insanlığa hizmet etmektir. İşte vakıflar da bu hizmet anlayışının en önemli kurumlarıdır. Yeni Dünya Vakfı da gençlerimizin yetişmesi için çok kıymetli çalışmalar yürütüyor. Keçiören’de iki tane yurtları var. Bu yurtların ve vakfın yaptığı tüm çalışmaların her zaman destekçisi olacağımızı ifade etmek istiyorum. Bu vakıflar yaşarsa bizim kültürümüz, değerlerimiz ve insanlığa hizmet anlayışımız da yaşamaya devam eder.”</p>
<p><b>“Vakıflara destek olmak hepimizin sorumluluğudur”</b></p>
<p><b>22. Dönem TBMM Başkanı Bülent Arınç,</b> konuşmasında vakıfların toplum hayatındaki önemine ve Yeni Dünya Vakfı’nın yürüttüğü faaliyetlerin değerli olduğuna değinerek şunları söyledi: “Ben Meclis Başkanlığım döneminde de vakıfları sever ve desteklerdim. Başbakan Yardımcılığı görevimde de vakıflarla yakından ilgilenme imkânı buldum. Türkiye’nin vakıf zengini bir ülke olduğunu o zaman daha iyi gördüm. Her vakfın bir duası vardır, bir de bedduası vardır. Vakfın şartlarına uygun hizmet edenlere hayır duaları edilir; ama vakfın amacının dışına çıkanlara da beddua edilir. Bu nedenle vakıf çalışmalarını bir ibadet olarak görmek ve vakfın şartlarına uygun hareket etmek gerekir. Ben Yeni Dünya Vakfı’nı ve benzeri vakıfları büyük bir gayretle çalışan kurumlar olarak görüyorum. Bu işi aşkla yapan arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.”</p>
<p><b>“30 yıldır gençler için çalışıyoruz”</b></p>
<p><b>Yeni Dünya Vakfı Başkanı Mahmut Göksu</b> ise konuşmasında vakfın 30 yıldır gençlerin eğitimine katkı sağlamak amacıyla faaliyet yürüttüğünü ifade ederek şu mesajları paylaştı: “Bizleri bir araya getiren Keçiören Belediye Başkanımız Sayın Dr. Mesut Özarslan’a da teşekkür ediyorum. Yeni Dünya Vakfı olarak 30 yıldır gençlerimize ulaşmak, onları vatana ve millete bağlı bireyler olarak yetiştirmek için çalışıyoruz. Bugün burs hizmetlerimiz başta olmak üzere eğitim ve sosyal faaliyetlerle binlerce gence ulaşmış durumdayız. Şu anda eğitim hayatının farklı kademelerinde iki binden fazla öğrenciye burs veriyoruz. Türkiye genelinde birçok şubemiz ve yurdumuz bulunuyor. Amacımız eğitimli, ahlaklı ve vatanına bağlı gençler yetişmesine katkı sağlamaktır. Biz inanıyoruz ki insan hayatı fanidir ama yapılan hayır işleri kalıcıdır. Vakıf çalışmaları da insanların gönüllerine dokunmanın en güzel yollarından biridir. Bu nedenle vakfımıza destek olan tüm gönül dostlarımıza teşekkür ediyorum.”</p>
<p><b>“Vakıflar medeniyetimizin en önemli kurumlarındandır”</b></p>
<p><b>Yeni Dünya Vakfı Ankara Şube Başkanı İlyas Aydoğan</b> da konuşmasında vakıfların Türk-İslam medeniyetinin en önemli kurumlarından biri olduğunu belirterek, “Vakıflar bizim medeniyetimizin en önemli müesseselerindendir. Ecdadımız camilerden medreselere, hastanelerden aşevlerine kadar pek çok hizmeti vakıflar aracılığıyla gerçekleştirmiştir. Bugün de vakfımız yürüttüğü yardım, eğitim ve sosyal dayanışma faaliyetleriyle ihtiyaç sahiplerine destek olmakta ve toplumda kardeşlik duygusunu güçlendirmektedir.” dedi.</p>
<p>Programın sonunda, vakıf kültürünün yaşamasına katkı sağlayanlara hediyeler takdim edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-ozarslan-vakif-dostlariyla-iftar-sofrasinda-bulustu-620108">Başkan Özarslan Vakıf Dostlarıyla İftar Sofrasında Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon kanserinde yaş sınırı giderek düşüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-yas-siniri-giderek-dusuyor-620072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 09:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Atalay]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[düşüyor]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kanserle]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sınırı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada kanserle mücadelede erken tanı ve korunma çalışmaları sürerken kolorektal kanserin görülme oranı artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-yas-siniri-giderek-dusuyor-620072">Kolon kanserinde yaş sınırı giderek düşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüm dünyada kanserle mücadelede erken tanı ve korunma çalışmaları sürerken kolorektal kanserin görülme oranı artıyor. ABD’de yayımlanan bir araştırma, kolon kanserinin 50 yaş altındaki kişilerde kanser kaynaklı ölümlerde ilk sıraya yükseldiğini gösteriyor. Günümüzde 30 ve 40’lı yaşlarda kolorektal kanser vakalarını daha sık gördüklerini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vafi Atalay, “Ne yazık ki vakalar artıyor ve birçok hasta bize geç evrede başvuruyor. Kolon kanserinin genç yaşlarda daha sık görülmesinin nedeni tam olarak bilinmese de kötü beslenme, sigara ve alkol kullanımı, hareketsiz yaşam ve obezite gibi alışkanlıkların risk faktörleri arasında yer aldığı düşünülüyor” dedi.</strong></p>
<p>Stresin kolon sağlığı üzerinde önemli etkileri olabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vafi Atalay, “Yoğun stres bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudu hastalıklara karşı daha savunmasız hale getirebiliyor. Aynı zamanda bağırsak düzenini etkileyerek bağırsak florasında değişikliklere yol açabiliyor ve bu durum kolon kanseri riskini artırabiliyor. Özellikle konserve ve tütsülenmiş gıdalar, aşırı yağlı beslenme ve fazla kırmızı et tüketimi de bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle dengeli beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak, düzenli hareket etmek ve stresi mümkün olduğunca azaltmak kolon kanserine karşı alınabilecek önemli önlemler arasında yer alıyor” dedi.</p>
<p><strong>Kolon kanserlerinin yüzde 90’ı poliplerden gelişiyor</strong></p>
<p>Günümüzde kolon kanseri taramaları için önerilen yaşın 50’den 40’a düştüğünün altını çizen Atalay, “Kolon kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ı poliplerden gelişiyor. Polipten kansere giden süreç genellikle 5 ila 10 yıl sürebiliyor. Bu bizim için çok önemli bir bilgi. Çünkü birçok kanserde hastalığın nasıl geliştiği net olarak bilinmezken kolon kanserinde süreç daha öngörülebilir. Kolonoskopi ile erken dönemde yapılan taramalar ve poliplerin temizlenmesi, kanser gelişimini önlemede önemli bir fırsat sunuyor” dedi.</p>
<p><strong>Erken tanı ile kemoterapiye bile gerek kalmayabilir</strong></p>
<p>Kolon kanserinde erken dönemde genellikle belirti görülmediğini vurgulayan Atalay, “Hastalar çoğunlukla karın ağrısı, şişkinlik, makattan kanama, kilo kaybı ve kansızlık gibi şikâyetlerle bize başvuruyor. Ancak bu belirtiler ortaya çıktığında hastalık çoğu zaman ilerlemiş oluyor. Oysa kolon kanseri erken evrede yakalandığında tedavi başarısı oldukça yüksek. Erken dönemde yapılan cerrahi çoğu zaman yeterli oluyor hatta kemoterapi ya da radyoterapi gibi ek tedavilere ihtiyaç duyulmayabiliyor. Ayrıca hastalıktan tamamen kurtulma ihtimali yüksek, tekrarlama riski de daha düşük seyrediyor” dedi.</p>
<p><strong>Mide ve pankreas kanserlerine göre tedavide başarı oranı daha yüksek</strong></p>
<p>Kolon kanserinde ameliyatın tedavide önemli bir rolü olduğunu dile getiren Atalay, “Hastalık başka organlara yayılmış olsa bile bazı hastalarda tümör cerrahi olarak çıkarılabiliyor ve bu sayede hastalıktan tamamen kurtulma şansı artıyor. Bu durum mide, pankreas gibi kanserler için geçerli değil. Bu vesileyle özellikle şunu vurgulamak isterim; kolon kanseri tedavi edilebilir bir hastalık. Geç evrede bile cerrahi ile tamamen iyileşme sağlanabilir, bu yüzden hastaların tedaviyi reddetmemesi çok kıymetli” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-yas-siniri-giderek-dusuyor-620072">Kolon kanserinde yaş sınırı giderek düşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın&#8217;dan önemli mesajlar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakindan-onemli-mesajlar-619948</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[halep]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[mesajlar]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619948</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kardeşlik Sofraları’nın sonuncusunun kurulduğu Halep’te iftara katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakindan-onemli-mesajlar-619948">Başkan Büyükakın&#8217;dan önemli mesajlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kardeşlik Sofraları’nın sonuncusunun kurulduğu Halep’te iftara katıldı. Cumhurbaşkanımızın ve Türk halkının selamlarını ileten Başkan Büyükakın, gönül coğrafyamızda düzenlenen iftar programları ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p><b>RAMAZAN TÜM MANEVİYATI İLE YAŞANDI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Ramazan Ayı’nda dayanışmayı artırmak amacıyla gönül coğrafyamızda Kardeşlik Sofraları kurdu. Hep birlikte oruçların açıldığı ve Ramazan’ın maneviyatının tüm duyguları ile yaşandığı Kardeşlik Sofraları’nın son adresi Suriye oldu. Başkan Tahir Büyükakın; Bulgaristan, Yunanistan, Kuzey Makedonya, Bosna Hersek ve Mısır’ın ardından Halep merkezinde kurulan Kardeşlik Sofrası’na da katıldı.</p>
<p><b>CUMHURBAŞKANI’NIN SELAMLARINI İLETTİ</b></p>
<p>AK Parti Kocaeli İl Başkanı Dr.Şahin Talus, AK Parti Siirt Milletvekili Mervan Gül, Halep Başkonsolosu Muammer Hakan Cengiz, İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Kocaeli İl Temsilcisi İsmail Yeşildal ve Halepli yetkililerin de katılım gösterdiği iftarda tüm masaları gezen ve Haleplilerle sohbet eden Başkan Büyükakın büyük ilgi görürken, son derece sıcak bir şekilde karşılandı. Başkan Büyükakın, Haleplilere Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Türk kardeşlerimizin selamlarını getirdiğini belirtti.</p>
<p><b>“YARINLARIMIZ ÇOK GÜZEL OLACAK”</b></p>
<p>Başkan Büyükakın iftarda yaptığı konuşmada ise, “Kardeşlik Sofrası’nda sizlerle buluştuk, iftarımızı birlikte yaptık. Zor günlerde birlikteydik. Bugün birlikteyiz, inşallah yarın da birlikte olacağız. Müslüman umutsuz olmaz. Yarınlarımız çok güzel olacak, ben buna yürekten inanıyorum. Bugün Halep’te bir takım ziyaretler gerçekleştirdim. Yetkililerle istişareler yaptık. Bu bölgenin ayağa kalkması için hep birlikte çalışmalar yapacağız. Bu organizasyonda emeği bulunan başkonsolosumuza, İHH Genel Başkanımıza ve İHH bölge temsilcimize yürekten teşekkür ediyorum. Başta Gazze olmak üzere tüm mazlum coğrafyalardaki kardeşlerimizin gerçek bayramlara ulaşacağı günlerin yakın olmasını Rabbimden niyaz ediyorum” dedi.</p>
<p><b>“KARDEŞLİK KÖPRÜLERİNİ GÜÇLENDİRİYORUZ”</b></p>
<p>Ramazan Ayı dolayısıyla gönül coğrafyamızdaki ülkelerde düzenlenen iftar programlarının önemine de değinen Başkan Büyükakın şunları söyledi: “Mübarek Ramazan Ayı’nın bereketini hep birlikte paylaşmak için bir dizi programlar gerçekleştirdik. Bugün de güzel bir Ramazan sofrası buluşmasındayız. Kardeşlik köprülerini daha da güçlendirmek için bu çalışmalar yapılıyor. Çünkü gönül coğrafyamızdaki varlığımız bölge halkı için başka bir anlam ifade ediyor.</p>
<p><b>“ONLARI MUTLU GÖRMEK BİZİ MOTİVE EDİYOR”</b></p>
<p>Bizim güçlü bir şekilde onların yanında olmamız onlara moral veriyor, cesaret ve gayret veriyor. Onların bu duygularını görmek, geri dönüşlerini almak da bize ayrıca motivasyon sağlıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu coğrafyalarda yapılan çalışmalara ayrı bir önem verdiğini, bizleri teşvik ettiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Bir kez daha bu programlarda emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakindan-onemli-mesajlar-619948">Başkan Büyükakın&#8217;dan önemli mesajlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Memorial Bodrum&#8217;da Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Dönemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/memorial-bodrumda-tamamlayici-saglik-sigortasi-donemi-619831</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[bodrum]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[memorial]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[sigortası]]></category>
		<category><![CDATA[tamamlayıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619831</guid>

					<description><![CDATA[<p>Memorial Bodrum Hastanesi, Allianz Sigorta ve AXA Sigorta ile yaptığı Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) anlaşmalarıyla Bodrum ve çevresinde yaşayan sigortalıların Memorial kalitesindeki sağlık hizmetlerine daha erişilebilir koşullarda ulaşmasını sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/memorial-bodrumda-tamamlayici-saglik-sigortasi-donemi-619831">Memorial Bodrum&#8217;da Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Bodrum Hastanesi, Allianz Sigorta ve AXA Sigorta ile yaptığı Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) anlaşmalarıyla Bodrum ve çevresinde yaşayan sigortalıların Memorial kalitesindeki sağlık hizmetlerine daha erişilebilir koşullarda ulaşmasını sağlıyor.</p>
<p>Memorial Sağlık Grubu’nun bölgedeki önemli sağlık yatırımlarından biri olan Memorial Bodrum Hastanesi, bu anlaşmalar sayesinde geniş branş yelpazesi, ileri tanı ve tedavi altyapısı ile sunduğu sağlık hizmetlerini tamamlayıcı sağlık sigortası sahiplerine de sunmaya başlıyor.</p>
<p>Ortakent’te hizmet veren Memorial Bodrum Hastanesi, bölgede uzun süredir hissedilen önemli bir ihtiyaca da yanıt veriyor. Özellikle çocuk hastaların sağlığı için büyük önem taşıyan gece polikliniği hizmeti saat 00.00’a kadar devam ediyor. Kalp ve damar cerrahisi, kardiyoloji, beyin, sinir ve omurilik cerrahisi, genel cerrahi, ortopedi ve travmatoloji, üroloji, dahiliye, plastik cerrahi, çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum alanlarında güçlü bir yapılanmaya sahip olan hastane; mikrocerrahi, el cerrahisi, çocuk nörolojisi ve pediatrik cerrahi gibi ileri uzmanlık gerektiren branşlarda da hizmet sunuyor.</p>
<p>Cerrahi ve dahili branşlardan kadın ve çocuk sağlığına, kalp sağlığından ileri tanı ve girişimsel işlemlere kadar geniş bir hizmet alanına sahip olan Memorial Bodrum Hastanesi, güçlü hekim kadrosu ve ileri teknolojik altyapısıyla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olarak hizmet veriyor.</p>
<p><strong>“Memorial kalitesini daha fazla sigortalı ile buluşturuyoruz”</strong></p>
<p>Memorial Sağlık Grubu CEO’su <strong>Bora Uludüz</strong>, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:</p>
<p>“Memorial Bodrum Hastanesi’ni planlarken en önemli hedeflerimizden biri, Bodrum ve çevresinde yaşayanların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmaktı. Çok yakın zamanda SGK anlaşmamızı devreye alarak önemli bir adım attık. Allianz ve AXA Sigorta ile yaptığımız Tamamlayıcı Sağlık Sigortası anlaşmaları ise bu yaklaşımımızın bir başka önemli adımını oluşturuyor. Bu iş birlikleri sayesinde Bodrum ve çevresinde yaşayan sigortalılar, Memorial’ın güçlü hekim kadrosu ve ileri tıp altyapısıyla sunduğu sağlık hizmetlerine daha erişilebilir koşullarda ulaşabilecek. Memorial olarak bulunduğumuz her bölgede sağlıkta kaliteyi, güveni ve erişilebilirliği birlikte sunmayı önemsiyoruz.”</p>
<p><strong>Bölgeye güçlü sağlık altyapısı</strong></p>
<p>17 bin metrekarelik alanda hizmet veren Memorial Bodrum Hastanesi; 50 poliklinik, 7 tam donanımlı ameliyathane ve 148 yatak kapasitesiyle bölgenin en kapsamlı sağlık yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Modern mimarisi, ileri tıp teknolojileri ve uzman kadrosu ile kısa sürede Bodrum’un önemli sağlık merkezlerinden biri haline gelen hastane; Bodrum’un yanı sıra Muğla Merkez, Milas, Datça, Fethiye, Marmaris ve Göcek başta olmak üzere çevre bölgelerden gelen hastalara da hizmet veriyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/memorial-bodrumda-tamamlayici-saglik-sigortasi-donemi-619831">Memorial Bodrum&#8217;da Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bosch Home Comfort Grup, zorlu pazar ortamında konumunu korudu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bosch-home-comfort-grup-zorlu-pazar-ortaminda-konumunu-korudu-619496</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 09:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[bosch]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[comfort]]></category>
		<category><![CDATA[grup]]></category>
		<category><![CDATA[home]]></category>
		<category><![CDATA[iklimlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ortamında]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[satış]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619496</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya – Kuzey Amerika'da azalan talep ve Avrupa'da devam eden belirsizliğin hâkim olduğu zorlu pazar ortamında, Bosch Home Comfort Grubu 2025 yılında önemli stratejik ilerlemeler kaydetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bosch-home-comfort-grup-zorlu-pazar-ortaminda-konumunu-korudu-619496">Bosch Home Comfort Grup, zorlu pazar ortamında konumunu korudu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Almanya – Kuzey Amerika&#8217;da azalan talep ve Avrupa&#8217;da devam eden belirsizliğin hâkim olduğu zorlu pazar ortamında, Bosch Home Comfort Grubu 2025 yılında önemli stratejik ilerlemeler kaydetti.<strong> </strong>Şirket, küresel HVAC pazarındaki lider konumunu güçlendirirken, Avrupa&#8217;daki ısı pompası ve iklimlendirme segmentlerinde önemli pazar payı elde etti.<strong> </strong>Ön kapanış rakamlarına göre, Bosch Home Comfort Grubu, yaklaşık 4,4 milyar Euro satış rakamını (yeni satın alınan birimler hariç) korudu ve bununla Bosch Grubu&#8217;nun kârlılığına önemli bir katkı sağladı.<strong> </strong>Nominal olarak, satışlar bir önceki yıla göre %0,3 oranında artarken, kur etkisinden arındırılmış olarak ise yaklaşık %3 oranında artış gösterdi.<strong> </strong>Bosch Home Comfort Grubu CEO&#8217;su Jan Brockmann, &#8220;2025 yılı, küresel HVAC sektörü için zorlu bir yıldı. Zorlu bir pazarda ayakta kalmayı ve Avrupa&#8217;daki ısı pompası ve iklimlendirme segmentlerinde pazar payımızı artırmayı başardık.&#8221; dedi.</p>
<p>Johnson Controls ve Hitachi&#8217;den devralınan konut ve hafif ticari HVAC işlerinin entegrasyonu Ocak 2026&#8217;da planlandığı gibi tamamlandı ve ürün portföyü ile lojistik gibi alanlarda ilk sinerji etkilerini şimdiden gösteriyor. Brockmann, &#8220;Ocak 2026&#8217;daki sorunsuz entegrasyonun tamamlanmasıyla çok önemli bir adım attık ve küresel pazarda lider bir konuma geldik. Bunu özellikle çalışanlarımızın olağanüstü çalışmalarına borçluyuz.&#8221; dedi.</p>
<p>Bosch Home Comfort Grubu, gelecekteki büyümeyi desteklemek amacıyla 2025 yılında toplamda yaklaşık 200 milyon Euro yatırım yaptı. Bu yatırımın yaklaşık yarısı mevcut işlerine, diğer yarısı ise yeni satın alınan operasyonlara yönlendirildi.<strong> </strong>Yatırımlar tüm bölgelere yayıldı: Amerika kıtasında öncelikli olarak tedarik zinciri ve üretim kapasitesinin genişletilmesine odaklanıldı. Asya&#8217;da şirket ek test ve laboratuvar kapasitelerine yatırım yaparken, Avrupa&#8217;da ise Portekiz&#8217;in Aveiro ve Almanya&#8217;nın Eibelshausen şehirlerindeki tesislerinde elektrifikasyon projelerini hızlandırdı. Bosch Home Comfort Grubu 31 Aralık 2025 itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 24.000 kişiyi istihdam etti.</p>
<p><strong>Zorlu pazar ortamına rağmen ısı pompalarında büyüme</strong></p>
<p>2025 yılında küresel HVAC pazarı yaklaşık yüzde bir büyüyerek karışık bir tablo çizdi: Asya-Pasifik bölgesi hafif bir pazar büyümesi kaydederken, EMEA bir önceki yıl seviyesinde seyretti ve Kuzey ve Latin Amerika pazarı 2024&#8217;e kıyasla gerileme gösterdi. Bu düşüş, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gelişmelerden önemli ölçüde etkilendi; burada temkinli tüketici davranışları ve tarifelerin yürürlüğe girmesi gibi düzenleyici etkiler nedeniyle bireysel talep, özellikle iklimlendirme alt segmentinde azaldı. 2024&#8217;teki düşüş eğiliminin üzerine, Alman ısıtma pazarı tekrar geriledi ve bu durumdan özellikle kombiler etkilendi. Genel pazar, bir önceki yıla göre yüzde 14 küçülerek 2008 finansal krizinden bu yana en zayıf seviyesine ulaştı ve şu anda Avrupa’da kişi başına düşen ısıtma sistemi satışlarında en aşağıda yer alıyor. Buna karşılık, ısı pompalarına olan talep yüzde 47 oranında önemli ölçüde arttı ve 2024&#8217;teki düşüşten sonra toparlanma gösterdi. Bunun sonucunda, Alman pazarında ilk kez gazlı ısıtma sistemlerinden daha fazla ısı pompası satılmış oldu. Avrupa&#8217;da, yeni kurulan ısıtma ürünlerinin yaklaşık yüzde 20&#8217;sini ısı pompaları oluşturuyor; bu da bir önceki yıla göre üç puanlık bir artış anlamına geliyor. Brockmann, “Karşılaştığımız olumsuz koşullara rağmen, bina stokunun elektrifikasyonu yolunda kararlılıkla ilerlemeye devam ediyoruz. Tüketici belirsizliğini azaltmak ve uzun vadeli yatırım kararları için güven ile istikrarı yeniden tesis etmek adına artık düzenleyici netliğe ihtiyaç duyuyoruz.” diye açıklıyor.</p>
<p><strong>2026&#8217;dan itibaren kademeli pazar toparlanması tahmini</strong></p>
<p>Bosch Home Comfort Grubu, dış etkenlerin daha da artmaması koşuluyla, 2026 yılı için küresel HVAC pazarında kademeli bir toparlanma ve engellerin azalmasını bekliyor. Pazar momentumu daha sonra özellikle Kuzey Amerika&#8217;da 2027&#8217;den itibaren artabilir. Mevcut tahminler, özellikle yenileme ve modernizasyonların büyümeye katkıda bulunacağını öngörüyor. Brockmann bununla ilgili olarak şöyle dedi: &#8220;Elektrifikasyon eğilimi, yasal verimlilik gereklilikleri ve olumlu tüketici algısı, orta vadede küresel pazarda bir canlanma sağlayacak.&#8221; Brockmann ayrıca, &#8220;Yıllık olarak tek haneli üst yüzdelik dilimde, yani piyasadan daha hızlı büyüme hedefliyoruz.&#8221; diyerek şirketin iddialı büyüme hedefinin altını çizdi.</p>
<p><strong>Yeni şirketlerin entegrasyonu başarıyla tamamlandı</strong></p>
<p>Satın almanın tamamlanmasının ardından Bosch Home Comfort Grubu şimdi stratejik bir geliştirme aşamasında. Geliştirme ve üretim kapasitesinin büyük ölçüde genişlemesi – fabrika sayısının 17&#8217;den 33&#8217;e, geliştirme tesislerinin ise 14&#8217;ten 26&#8217;ya çıkması – ve uluslararası satış ağının genişlemesi, Bosch Home Comfort Grubu&#8217;nun küresel konumunu önemli ölçüde güçlendiriyor. Özellikle iklimlendirme çözümleri alanındaki yeni teknoloji platformları, hedeflenen küresel büyümeye güçlü destek sağlıyor. Sinerji etkileri, 2025 yılında kısa vadeli tasarruflar elde etmeyi şimdiden mümkün kıldı. Jan Brockmann, &#8220;Yeni konumlandırmamız bizi dünyanın tüm bölgelerindeki müşterilerimize teknolojik ve stratejik olarak daha da yaklaştırıyor. Bölgesel konumlandırmamızı, özel çözümler geliştirmek ve sunmak için kullanmak istiyoruz.&#8221; diyor.</p>
<p><strong>Kuzey ve Latin Amerika Bölgesi: US Air Conditioning&#8217;in satın alınması</strong></p>
<p>Ekim 2025&#8217;te Bosch Home Comfort Grubu, US Air Conditioning Distributors, LLC&#8217;nin devralmasıyla, Kuzey Amerika pazarında bir başka satın alma işlemini tamamladı. Kaliforniya, Arizona, Utah ve Idaho&#8217;da 52 lokasyona ve yaklaşık 500 çalışana sahip şirketin doğrudan fabrika satış modeli, Bosch Home Comfort Grubu&#8217;na doğrudan müşteri erişimi sağlıyor. YORK® ürünleri doğrudan genel yüklenicilere teslim ediliyor. Bu satın alma sayesinde Bosch Home Comfort Grubu, ek bir satış kanalı elde etti ve ABD&#8217;nin batı eyaletlerinde ısıtma ve iklimlendirme sistemleri için en büyük şirkete ait satış ağlarından birini kullanacak. Bosch Home Comfort Grubu, 2027 yılına kadar bölgedeki iklimlendirme çözümleri için yıllık %5&#8217;in üzerinde pazar büyümesi bekliyor. Bu potansiyeli değerlendirmek için markalar, gelecekte çapraz satış fırsatlarını daha aktif bir şekilde takip edecek. Örneğin, Bosch markası artık YORK®&#8217;dan çatı tipi üniteler (RTU&#8217;lar) de sunarak müşterilerine gelecekte daha geniş bir ürün portföyüne erişim sağlıyor. Bosch Home Comfort Grubu&#8217;nun Kuzey ve Latin Amerika bölgesinden sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı David Budzinski, &#8220;Bosch, Hitachi ve YORK® markalarıyla pazarda güçlü bir portföye sahibiz ve konut sektörü ile küçük ve orta ölçekli ticari müşterilere her uygulama için çözümler sunabiliyoruz.&#8221; diye açıkladı.</p>
<p><strong>Tam hizmet sağlayıcısı olarak Bosch Home Comfort Grubu</strong></p>
<p>Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde, satın alma özellikle Bosch Home Comfort Grubu&#8217;nun iklimlendirme işini güçlendirdi. Avrupa&#8217;da Grup, özellikle Almanya&#8217;daki önemli pazar payı kazanımları sayesinde ısı pompası sektöründe lider konumda bulunuyor. Bu durum, Bosch Home Comfort Grubu&#8217;nu önemli büyüme beklentileriyle birlikte tam hizmet HVAC sağlayıcısı olarak daha da güçlü bir konuma getiriyor: EMEA bölgesi için Grup, önümüzdeki iki yıl içinde iklimlendirme çözümlerinde yıllık yaklaşık yüzde altı büyüme bekliyor. </p>
<p>1 Ocak 2026&#8217;da Bosch Home Comfort Grubu İcra Kurulu&#8217;nda Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesinin sorumluluğunu üstlenen Maria Zesch, &#8220;Genişletilmiş portföyümüz, ısıtma ve soğutmadan hibrit çözümlere kadar gerçek bir sistem yaklaşımı benimsememizi sağlıyor.&#8221; diye açıkladı. Bosch Home Comfort Grubu, Avrupa&#8217;ya yönelik olarak pazar penetrasyonunu önemli ölçüde artırmak amacıyla mevcut satış kanallarını ve çapraz satışı karşılıklı olarak kullanmayı planlıyor.</p>
<p><strong>APAC Bölgesi: Geliştirme uzmanlığının genişletilmesi<br /> </strong>Asya-Pasifik bölgesinde (APAC), Bosch Home Comfort Grubu, örneğin Hindistan, Çin, Japonya ve Güneydoğu Asya pazarlarına odaklanıyor. Özellikle konut ve küçük ticari binalar için kanalsız iklimlendirme çözümleri hem bölgenin kendisinde hem de çeşitli uluslararası pazarlarda önemli büyüme potansiyeli sunuyor. Bu nedenle, bu teknoloji için bölgesel geliştirme uzmanlığı bir araya getiriliyor ve Çin&#8217;in Wuxi kentindeki ve Hindistan&#8217;ın Kadi kentindeki geliştirme ve test kapasiteleri önemli ölçüde artırılıyor. Asya-Pasifik bölgesinden sorumlu olan Ulrich Lissmann, &#8220;Asya-Pasifik bölgesi, Bosch Home Comfort Grubu için bir inovasyon ve büyüme sağlayıcısı ve küresel işimiz için stratejik önemi sürekli artmaktadır.&#8221; diye açıkladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bosch-home-comfort-grup-zorlu-pazar-ortaminda-konumunu-korudu-619496">Bosch Home Comfort Grup, zorlu pazar ortamında konumunu korudu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram ziyaretleri duygusal dayanıklılığı arttırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-duygusal-dayanikliligi-arttiriyor-619463</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 09:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arttırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[dayanıklılığı]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619463</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan doğası gereği başkalarıyla bağ kurmaya ihtiyaç duyar. Bayramlar da insanların sevdikleriyle bir araya gelerek sosyal bağlarını güçlendirdiği özel zamanlardır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-duygusal-dayanikliligi-arttiriyor-619463">Bayram ziyaretleri duygusal dayanıklılığı arttırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan doğası gereği başkalarıyla bağ kurmaya ihtiyaç duyar. Bayramlar da insanların sevdikleriyle bir araya gelerek sosyal bağlarını güçlendirdiği özel zamanlardır. Bayramların ruhsal iyilik hali için önemli bir fırsat sunduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Ailemizle, arkadaşlarımızla ya da sevdiklerimizle bir araya gelmek yalnız olmadığımızı düşündürerek bizi güvende hissettirir. Bu nedenle bayramları sadece tatil olarak değil sosyal bağların güçlendiği zamanlar olarak da görmek gerekir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Günümüzde iletişimin önemli bir kısmının dijital kanallar üzerinden gerçekleştiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Oysa yüz yüze iletişim, duyguların daha net ifade edildiği ve karşılıklı bağın daha güçlü kurulduğu bir iletişim biçimidir. Bayram ziyaretleri insanların fiziksel olarak bir araya gelmesine ve sosyal bağların güçlenmesine katkı sağlar. Güçlü sosyal ilişkiler de bireylerin zorlayıcı durumlarla başa çıkma kapasitesini artırarak duygusal dayanıklılığa katkı sağlar. Aynı zamanda sevdiklerimizle birlikte zaman geçirmek stres ve kaygı gibi olumsuz duyguların azalmasına da yardımcı olabilir” dedi.</p>
<p><strong>Bayram ziyaretlerinde karşılıklı anlayış önemli</strong></p>
<p>Bayram buluşmalarında aileler arasındaki geçmiş kırgınlıkların ya da hassas konuların zaman zaman gündeme gelebileceğine de değinen Unutmaz, “Sevdiklerimizle iletişim kurmak kadar, iletişimi anlayışlı ve saygılı bir yaklaşımla sürdürebilmek de çok önemli. Karşımızdakini anlamak için dinlemek ve tartışmaya yol açabilecek konulardan mümkün olduğunca uzak durmak daha huzurlu bir bayram ortamı oluşmasına yardımcı olabilir. Küçük jestler, samimi sohbetler ve iki taraflı anlayış bayram ziyaretlerinin daha sıcak ve keyifli geçmesini sağlar” dedi.</p>
<p><strong>Kişi hem kendine hem sevdiklerine zaman ayırmalı</strong></p>
<p>Bayramın pek çok kişi için günlük iş temposu arasında kısa bir mola anlamına geldiğini dile getiren Unutmaz, “Bu tür kısa tatiller zihinsel yorgunluğun azalmasına ve kişinin kendini daha yenilenmiş hissetmesine yardımcı olabilir. Bayramın yarattığı olumlu ruh halini sürdürebilmek için ise günlük yaşamda da sosyal bağları canlı tutmak önemli. Sevdiklerimizle iletişimde kalmak, küçük paylaşımlar yapmak ve kendimize dinlenmek için zaman ayırmak ruhsal iyilik halini destekleyebilir. Bu küçük ama düzenli adımlar, yoğun yaşam temposu içinde kişinin kendini daha dengede hissetmesine katkı sağlar” bilgisini verdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayram-ziyaretleri-duygusal-dayanikliligi-arttiriyor-619463">Bayram ziyaretleri duygusal dayanıklılığı arttırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayraklı&#8217;da Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi&#8217;nde Çalışmalar Sona Yaklaştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayraklida-ferdi-zeyrek-spor-kompleksinde-calismalar-sona-yaklasti-619261</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 11:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bayraklı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[ferdi]]></category>
		<category><![CDATA[Kompleks]]></category>
		<category><![CDATA[kompleksi]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[zeyrek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi tarafından Refik Şevket İnce Mahallesi’nde yapımı sürdürülen ve merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in adını taşıyacak olan spor kompleksinde çalışmaların büyük bölümü tamamlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-ferdi-zeyrek-spor-kompleksinde-calismalar-sona-yaklasti-619261">Bayraklı&#8217;da Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi&#8217;nde Çalışmalar Sona Yaklaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayraklı Belediyesi tarafından Refik Şevket İnce Mahallesi’nde yapımı sürdürülen ve merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in adını taşıyacak olan spor kompleksinde çalışmaların büyük bölümü tamamlandı. Uzun yıllar atıl durumda bulunan Borsa Futbol Sahası’nın modern bir spor kompleksine dönüştürüldüğü projede, tesisin kısa süre içinde hizmete açılması planlanıyor.</p>
<p>Bayraklı Belediyesi, ilçedeki spor yatırımlarına bir yenisini daha kazandırıyor. Uzun süredir kullanılmayan Refik Şevket İnce Mahallesi’ndeki Borsa Futbol Sahası, belediye ekiplerinin yürüttüğü kapsamlı proje ile baştan sona yenilenerek çok amaçlı bir spor kompleksine dönüştürüldü. Bayraklı Belediye Meclisi kararıyla, hayatını kaybeden merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in adının verildiği tesiste sona yaklaşılırken çalışmalar aralıksız sürüyor.</p>
<p>BAŞKAN ÖNAL: “GENÇLERİMİZ İÇİN ÖNEMLİ BİR YATIRIM”</p>
<p>Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, yapımı süren spor kompleksinde incelemelerde bulunarak ekiplerden çalışmalar hakkında bilgi aldı. Tesisin Bayraklı için önemli bir kazanım olacağını belirten Önal, şunları söyledi:</p>
<p>“Bayraklı’da çocuklarımızın ve gençlerimizin sporla daha fazla buluşmasını istiyoruz. Uzun süre atıl durumda kalan bu alanı modern bir spor kompleksine dönüştürerek ilçemize kazandırıyoruz. Merhum Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek, gençleri ve sporu her zaman önemseyen bir isimdi. Onun adını taşıyacak bu tesisin, çocuklarımızın ve gençlerimizin sporla buluştuğu, sağlıklı ve güvenli bir ortamda vakit geçirdiği önemli bir yaşam alanı olacağına inanıyoruz. Bayraklı için önemli bir kazanım olacak bu kompleksin, mahalle kültürünü ve sporun birleştirici gücünü de büyüteceğine inanıyoruz” dedi.</p>
<p>MODERN SPOR TESİSİ OLACAK</p>
<p>Bayraklı Belediyesi tarafından yürütülen proje kapsamında tesis, profesyonel sporcuların ve her yaştan vatandaşın kullanabileceği modern bir altyapıyla inşa ediliyor. Kompleks içerisinde;</p>
<p>1.500 metrekare FİFA standartlarında halı saha</p>
<p>420 metrekare FIBA standartlarında basketbol sahası</p>
<p>300 metrekare çok amaçlı voleybol ve tenis kortu</p>
<p>1.000 metrekare rekreasyon (dinlenme) alanı</p>
<p>625 metre uzunluğunda yürüyüş yolu yer alacak.</p>
<p>Tamamlandığında Bayraklı’nın önemli spor alanlarından biri olacak Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi, mahalle sakinlerinin spor yapabileceği, gençlerin güvenli bir ortamda vakit geçirebileceği modern bir yaşam alanı olarak hizmet verecek.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayraklida-ferdi-zeyrek-spor-kompleksinde-calismalar-sona-yaklasti-619261">Bayraklı&#8217;da Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi&#8217;nde Çalışmalar Sona Yaklaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>24 saat açık sanal tehlike!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/24-saat-acik-sanal-tehlike-619234</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:33:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[kumar]]></category>
		<category><![CDATA[Kumar Oynama]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619234</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, kumar ve sanal kumar bağımlılığının psikolojik, nörolojik ve sosyal boyutlarını, risklerini, motivasyon mekanizmalarını ve tedavi yaklaşımlarını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/24-saat-acik-sanal-tehlike-619234">24 saat açık sanal tehlike!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahruz Shukurov, kumar ve sanal kumar bağımlılığının psikolojik, nörolojik ve sosyal boyutlarını, risklerini, motivasyon mekanizmalarını ve tedavi yaklaşımlarını açıkladı.</p>
<p><strong>Sanal kumarın erişilebilirliği arttıkça bağımlılık riski de yükseliyor!</strong></p>
<p>Kumarın hem fiziksel ortamlarda hem de dijital platformlarda oynanabildiğini ifade eden Dr. Bahruz Shukurov, “Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte sanal kumarın erişilebilirliği ve yaygınlığı ciddi şekilde arttı. Bu durum bağımlılık riskini de önemli ölçüde yükseltmekte.” dedi.</p>
<p>Kumar bağımlılığının en temel özelliklerinden birinin, kişinin kumar oynama davranışı üzerinde kontrolünü kaybetmesi olduğunu aktaran Dr. Shukurov, “Kişi zamanla kazandığından çok daha fazla para harcamaya başlar ve gününün önemli bir bölümünü kumar oynayarak geçirir. Bu süreç ilerledikçe iş hayatı, aile ilişkileri ve sosyal sorumluluklar ihmal edilmeye başlanır. Maddi kayıplar büyür, borçlar oluşur ve kişi giderek daha zor bir ekonomik tabloyla karşı karşıya kalır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi kazandığında da kaybettiğinde de kumar oynamak ister! </strong></p>
<p>Yalan söyleme davranışının kumar bağımlılığının önemli tanı ölçütleri arasında yer aldığına işaret eden Dr. Bahruz Shukurov, “Bağımlı birey, kumar oynayabilmek için para bulmak amacıyla yakınlarına veya çevresine yalan söyleyebilir. Bunun temel nedeni, kumar oynayamadığında yaşayacağı yoğun sıkıntı ve huzursuzluğun, yalan söylemenin yaratacağı vicdani rahatsızlıktan daha ağır gelmesidir. Zaman içinde bu davranış giderek kolaylaşır ve kişinin kişilik yapısında belirgin değişimlere yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Kumar bağımlılığında motivasyonun iki yönlü çalıştığına değinen Dr. Shukurov, şunları söyledi:</p>
<p>“Kişi kazandığında da kaybettiğinde de kumar oynamak ister. Kazandığında aldığı ödül ve haz duygusu yeni bir motivasyon oluşturur. Kaybettiğinde ise kaybını telafi etme isteği devreye girer. Bağımlı bireyler sıklıkla ‘keyif için oynamıyorum, sadece kaybımı telafi etmek istiyorum’ şeklinde açıklamalar yapar. Ancak bu düşünce çoğu zaman bağımlılık döngüsünü sürdürür ve kişi yeniden kumar oynamaya devam eder.”</p>
<p><strong>Kumar, keyif yerine kötü hisleri geçici olarak azaltan bir araca dönüşür! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığının çoğu zaman ilk başlarda yaşanan bir yüksek kazanç veya güçlü heyecan deneyimi ile başlayabileceğine dikkat çeken Dr. Bahruz Shukurov, “Özellikle erken yaşlarda elde edilen büyük bir kazanç, kişinin beyninde güçlü bir iz bırakır. Bu deneyim beynin ödül sisteminde normalin üzerinde bir haz oluşturur ve kişi zamanla bu duyguyu tekrar yaşamak için kumar oynamaya devam eder.” dedi.</p>
<p>Ancak süreç ilerledikçe kişinin bu yüksek heyecanı daha az yaşamaya başladığını, kayıpların arttığını ve kişinin normal duygu durumunun daha düşük bir seviyeye gerilediğini ifade eden Dr. Shukurov, “Sonuç olarak kumar, artık keyif veren bir aktiviteden çok, kişinin kendini kötü hissetmesini geçici olarak azaltan bir araca dönüşür. Bağımlılığın ilerleyen dönemlerinde yalnızca kumar oynamak değil, kumarla ilişkili uyaranlar da tetikleyici hâle gelir. Bahis sesleri, oyun bildirimleri, maç izlemek veya kumarla ilgili reklamlar bile kişide güçlü bir kumar oynama isteği yaratabilir. Bu nedenle bağımlılıkla mücadelede tetikleyici unsurlardan mümkün olduğunca uzak kalmak büyük önem taşır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Beyin kısa vadeli ödülleri tercih eder, bu da bağımlılığı güçlendirir! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığının ciddi maddi kayıplara yol açabileceğini vurgulayan Dr. Bahruz Shukurov, “Kimi zaman kayıplar kişinin aylık gelirinin onlarca hatta yüzlerce katına ulaşabilir.” dedi.</p>
<p>Bu durumun bankalara veya farklı kaynaklara borçlanmaya kadar ilerleyebileceğini aktaran Dr. Shukurov, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çoğu zaman aile bireyleri devreye girerek bu sorunları çözmeye çalışır. Ancak profesyonel destek alınmadan yapılan müdahaleler genellikle geçici bir rahatlama sağlar ve kişi bir süre sonra yeniden kumar oynamaya başlayabilir.</p>
<p>Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkar: Bu kadar kayba rağmen kişi neden kumar oynamaya devam eder? Bunun iki önemli nedeni vardır. Birincisi, bağımlı kişinin yaşadığı sorunların çoğu zaman çevresi tarafından telafi edilmesidir. Eğer kişi yaşadığı sonuçlarla doğrudan yüzleşmezse davranış değişimi zorlaşır. İkinci neden ise kumarın kısa vadede sağladığı heyecanın, uzun vadeli zararların önüne geçmesidir. İnsan beyni çoğu zaman kısa vadeli ödülleri tercih eder ve bu durum bağımlılık davranışını güçlendirir.”</p>
<p><strong>Sanal kumarın en büyük riski 24 saat erişilebilir olması! </strong></p>
<p>Sanal kumarın, geleneksel kumara göre bazı açılardan daha riskli olduğunu dile getiren Dr. Bahruz Shukurov, bu riskleri şöyle açıkladı:</p>
<p>“En önemli farklardan biri 24 saat erişilebilir olmasıdır. Kişi günün her saatinde, bulunduğu her yerde kumar oynayabilir. Ayrıca dijital ortamda para çoğu zaman sadece sayısal bir değer gibi algılanır. Bu nedenle kişiler gerçek para kaybettiklerini daha az hissedebilir ve daha büyük riskler alabilir.</p>
<p>Sanal kumar platformları aynı zamanda yoğun reklam ve teşvik mekanizmaları kullanır. Bonus teklifleri, mesajlar ve sürekli gönderilen bildirimler kişiyi tekrar oyuna çekmek için tasarlanır. İlk aşamada bazı kullanıcıların kazanç elde etmesi de bu sistemin bir parçası olabilir. Böylece kişi erken dönemde güçlü bir ödül deneyimi yaşayarak kumara daha fazla bağlanabilir.”</p>
<p><strong>Bağımlılıklarda ‘tam iyileşme’ yerine ‘kontrol altına alma’ daha gerçekçi bir yaklaşım! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığının, beynin ödül sistemi ile yakından ilişkili olduğuna dikkat çeken Dr. Bahruz Shukurov, “Ventral tegmental alan, nükleus akumbens ve insula gibi bölgeler bu süreçte rol oynar. Kumar davranışı tekrarlandıkça bu sinir yolları güçlenir.” dedi.</p>
<p>Başlangıçta küçük bir iz gibi olan bu yolakların zamanla adeta bir otoyola dönüştüğünü ve kişinin düşünce dünyasında kumarın merkezi bir yer edindiğini kaydeden Dr. Shukurov, kumar bağımlılığının tedavisinin mümkün olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Dr. Shukurov bu sürecin genellikle çok yönlü bir yaklaşım gerektirdiğini söyledi ve devam etti:</p>
<p>“Tedavi yalnızca bireyi değil, aileyi de kapsayan bir iş birliği içinde yürütülmeli. Psikiyatrist, psikolog, hasta ve aile üyelerinin birlikte çalışması başarı şansını artırır. Profesyonel destek olmadan yalnızca söz vermek, yemin etmek veya kendi kendine bırakmaya çalışmak çoğu zaman yeterli olmaz.</p>
<p>Bağımlılıklar için ‘tam iyileşme’ kavramından ziyade ‘kontrol altına alma’ veya ‘düzelme’ kavramı daha gerçekçidir. Bu durum bazı kronik hastalıklara benzetilebilir. Kişi tetikleyicilerden uzak durur, tedavi planına uyar ve gerekli önlemleri alırsa uzun süre kumar oynamadan sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. Ancak tamamen iyileştiğini düşünerek tüm önlemleri kaldırmak tekrar risk oluşturabilir.”</p>
<p><strong>Çoğu durumda belirleyici olan heyecan ve adrenalin duygusu! </strong></p>
<p>Kumar bağımlılığında çoğu zaman kişinin parayı mı yoksa heyecanı mı sevdiği sorusunun sorulduğunu aktaran Dr. Bahruz Shukurov, “Çoğu durumda belirleyici olan heyecan ve adrenalin duygusudur. Kazanma ihtimalinin eşiğinde olmak, risk almak ve o anki yoğun duygu durumunu yaşamak bağımlılığı besleyen önemli faktörlerdir.” dedi.</p>
<p>Bağımlılık ilerledikçe kişinin yalnızca kumar ve kumarla ilişkili konulara karşı yüksek motivasyon gösterdiğinin altını çizen Dr. Bahruz Shukurov, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Günlük sorumluluklara karşı isteksizlik ve enerji düşüklüğü görülebilir. Bu nedenle tedavi sürecinde yalnızca kumar davranışı değil, kişinin düşünce yapısı, motivasyonu ve yaşam düzeni de ele alınmalıdır. Kumar oynayan bir yakına sahip olan aile bireyleri için de destek almak önemlidir. Aileler hem bağımlı bireyle birlikte tedavi sürecine katılabilir hem de ayrı olarak danışmanlık alabilirler. Erken müdahale, sorunun büyümesini ve daha büyük kayıpların oluşmasını önleyebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/24-saat-acik-sanal-tehlike-619234">24 saat açık sanal tehlike!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artışı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hissi]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[nedensiz]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618793</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793">Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim değişimleri yalnızca gardırop yenilemek veya hava koşullarına uyum sağlamak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda psikolojik sistemimizin de yeniden dengelenmesi gereken bir dönemi ifade ediyor. Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, mevsim geçişleri iç dünyamızda  “yeniden düzenleme” sürecini tetikleyebiliyor. Klinik gözlemlere göre, kışın içe dönük yapıdan baharın artan temposuna geçiş döneminde nedensiz yorgunluk, motivasyon düşüşü, uyku artışı ve duygusal hassasiyet gibi yakınmalar belirgin şekilde artış gösteriyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Uzman Psikolog Sena Sivri,</strong>  pek çok kişinin bu dönemde “Depresyona mı giriyorum?” endişesi taşıdığını belirterek, “Oysa her duygu durum değişimi depresyon anlamına gelmez. Çoğu zaman yaşanan bu tablo, bedenin ve zihnin çevresel değişimlere verdiği doğal bir uyum tepkisidir. Mevsimsel geçişler sırasında gün ışığı süresi, sıcaklık, sosyal hareketlilik ve günlük alışkanlıklar değişir. Bu değişimler doğrudan biyolojik ritmimizi etkileyen sirkadiyen sistemini devreye sokar. Sirkadiyen sistemi sağlıklı çalışmadığında, hormon dengesinde ve duygu durumunda bozulmalar ile depresyon belirtileri ortaya çıkabilir. Bunun sonucunda kendimizi daha yorgun hissedebilir, sabahları uyanmakta zorlanabilir veya zihinsel performansımızda düşüş yaşayabiliriz. Burada önemli olan nokta, bu belirtilerin geçici ve yönetilebilir olduğunun bilinmesidir” diyor. </p>
<p><strong>Duygusal dalgalanmalar zayıflık değildir! </strong></p>
<p><strong>Uzman Psikolog Sena Sivri,</strong> mevsim geçişlerinde yaşanan duygu dalgalanmalarının psikolojik açıdan bir zayıflık değil; aksine adaptasyon kapasitemizin bir göstergesi olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “ Önemli olan, bu değişimleri korkulacak bir durum olarak görmek yerine, bedenin ve zihnin uyum sürecinin bir parçası olarak değerlendirebilmektir. Küçük yaşam düzenlemeleri, farkındalık ve gerektiğinde profesyonel destekle bu dönemler daha dengeli, hatta kişisel farkındalığın arttığı bir süreç haline gelebilir. Çünkü ruh sağlığı, yalnızca zor dönemlerde değil; değişim anlarında da kendimize nasıl eşlik ettiğimizle şekillenir.”  <strong>Uzman Psikolog Sena Sivri, </strong> klinik deneyim ve bilimsel verilerin, küçük ama sürdürülebilir yaşam düzenlemelerinin ruh hali üzerinde belirgin bir koruyucu etkisi olduğunu gösterdiğini belirterek, bu süreci daha sağlıklı yönetebilmemiz için dikkat etmeniz gereken 10 kuralı şöyle anlatıyor: </p>
<p><strong>Gün ışığıyla temasınızı artırın</strong></p>
<p>Doğal ışık, beynin “uyanıklık” ve “denge” sinyallerini düzenliyor. Sabah saatlerinde alınan gün ışığı, serotonin seviyelerini destekleyerek, enerji artışı sağlıyor. Özellikle kapalı ortamlarda çalışan kişiler için kısa açık hava yürüyüşleri bile fark oluşturuyor. Bu nedenle, gün içinde, dışarıda en az 15–20 dakika zaman geçirmeniz önemli.</p>
<p><strong>Uyku düzeninizi koruyun</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde uyku isteğimiz oldukça artabiliyor. Ancak, düzensiz uyku saatleri, biyolojik ritmi daha da bozarak yorgunluk hissini artırabiliyor. Kaliteli uyku, duygusal dayanıklılığın temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmanız zihinsel dengenizi destekleyecektir. </p>
<p><strong>Hareket etmeyi ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Düşen enerji seviyeleri kişiyi hareketsizliğe itebiliyor; oysa hareket etmek enerji üretimini artırıyor. Düzenli egzersiz endorfin salgısını destekliyor ve kaygı düzeyini azaltıyor. Hafif tempolu yürüyüşler, yoga veya esneme egzersizleri bile psikolojik rahatlama sağlıyor.  </p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin</strong></p>
<p>Mevsim geçişlerinde hızlı enerji veren şekerli besinlere yönelim artabiliyor. Uzman Psikolog Sena Sivri, bu seçimlerin kısa vadede rahatlatıcı görünse de sonrasında enerji düşüşüne yol açabileceğini vurgulayarak, “Beslenme alışkanlıkları, psikolojik iyi oluşun göz ardı edilmemesi gereken bir parçasıdır. Dengeli protein ve lif tüketimi ruh halinin daha dengeli kalmasına destek olur” diyor. </p>
<p><strong>Sosyal bağlarınızı sürdürün</strong></p>
<p>İçe kapanma eğilimi mevsim geçişlerinde artış gösterebiliyor. Ancak, sosyal etkileşim ve sağladığı aidiyet duygusu, psikolojik esnekliği güçlendiren önemli bir koruyucu faktördür. Kısa bir kahve buluşması ya da telefon görüşmesi bile aidiyet hissini güçlendirebiliyor. </p>
<p><strong>Günlük küçük rutinler oluşturun</strong></p>
<p>Belirsizlik duygusu zihinsel yorgunluğu artırabiliyor. Gün içinde tekrar eden küçük alışkanlıklar ise kontrol hissi kazandırıyor. Sabah rutini, kısa yürüyüşler veya akşam sakinleşme ritüelleri psikolojik dengeyi destekliyor. </p>
<p><strong>Duygularınızı normalleştirin</strong></p>
<p>“Böyle hissetmemeliyim” düşüncesi çoğu zaman içsel baskıyı artırıyor. Mevsimsel değişim dönemlerinde düşük enerji veya isteksizlik hissi yaşamak olağandır. Bu duyguları fark etmek ve kabul etmek, psikolojik uyumu kolaylaştırıyor. Kendinize karşı daha şefkatli olmanız, bu süreçte önemli bir içsel desteği sağlayacaktır. </p>
<p><strong>Dijital yükünüzü azaltın</strong></p>
<p>Uzun süre ekran karşısında kalmak zihinsel yorgunluğu artırabiliyor. Özellikle akşam saatlerinde ekrana maruz kalmak uyku kalitesini olumsuz etkiliyor. Gün içinde vereceğiniz kısa dijital molalar zihninizin toparlanmasına yardımcı olacak ve böylece duygusal dalgalanmaları daha hafif hissetmenize katkıda bulunacaktır.</p>
<p><strong>Küçük ve ulaşılabilir hedefler belirleyin</strong></p>
<p>Enerjinin düşük olduğu dönemlerde yüksek beklentiler motivasyon kaybına yol açabiliyor.  Günlük küçük hedefler belirlemek ise başarı hissini artırıyor. Tamamlanan her küçük adım, psikolojik olarak “ilerleme” duygusu oluşturuyor ve bu etkisiyle ruh halini olumlu yönde destekliyor. </p>
<p><strong>Destek almaktan çekinmeyin</strong></p>
<p>Uzman Psikolog Sena Sivri, mutsuzluk, isteksizlik veya umutsuzluk hissinin iki haftadan uzun sürmesi durumunda profesyonel destek almanızın önemli olduğuna dikkat çekiyor. Mevsimsel duygu durum değişimlerinin terapiyle oldukça iyi yönetilebildiğini belirten Sena Sivri, “Erken dönemde alacağınız destek, sürecin kronikleşmesini önler. Psikolojik yardım güçsüzlük değil, farkındalık göstergesidir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedensiz-yorgunluk-motivasyon-kaybi-uyku-artisi-618793">Nedensiz yorgunluk, motivasyon kaybı, uyku artışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antalya Büyükşehir&#8217;in kadınlara yönelik destekleri istihdama dönüşüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehirin-kadinlara-yonelik-destekleri-istihdama-donusuyor-618533</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 10:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[destekleri]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[istihdama]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kooperatifleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlara]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yaşında]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618533</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadın istihdamını artırmaya yönelik uygulamaları, üretime ve girişimciliğe dönüşen somut başarı hikâyeleriyle dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehirin-kadinlara-yonelik-destekleri-istihdama-donusuyor-618533">Antalya Büyükşehir&#8217;in kadınlara yönelik destekleri istihdama dönüşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadın istihdamını artırmaya yönelik uygulamaları, üretime ve girişimciliğe dönüşen somut başarı hikâyeleriyle dikkat çekiyor. Belediyenin sağladığı destekler, kadınların yalnızca gelir elde etmesine değil; sosyal hayatta daha güçlü, daha görünür ve daha özgüvenli bireyler olarak yer almalarına da imkân tanıyor.</p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara yönelik hayata geçirdiği projeler, kent genelinde üretim ve istihdama katkı sağlamaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından kadın kooperatiflerine sağlanan ücretsiz alanlar, üretim ve satış faaliyetlerinin sürdürülebilir şekilde yürütülmesine imkân tanıyor. Bu alanlarda kadınlar gıda üretiminden hizmet sektörüne, el sanatlarından terziliğe kadar farklı alanlarda faaliyet gösteriyor. ATASEM kapsamında verilen ücretsiz eğitimler de kadın istihdamında önemli rol oynuyor. Güzellik ve bakım, tekstil, el sanatları ve çeşitli hizmet alanlarında düzenlenen kurslar, kadınların sertifika alarak iş hayatına katılımını sağlıyor.</p>
<p><strong>KADIN KOOPERATİFLERİ EKONOMİYE KATKI SAĞLIYOR</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi tarafından kadın kooperatiflerine tahsis edilen ücretsiz üretim ve satış alanları, kadınların kira yükü olmadan üretim yapmasına imkan sağlıyor. Korkuteli ilçesinde Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından ücretsiz olarak tahsis edilen Kadın Kooperatifleri Üretim ve Satış Merkezi’nde üretim yapan kadınlar, sağlanan desteğin hem ekonomik hem de sosyal anlamda önemli olduğunu dile getiriyor. Merkezde üretim yapan Hatice Çetin, “Buraya 7 aydır aileme ve çocuklarıma katkı sağlamak için geliyorum. İş ortamımız, arkadaşlarımız, sosyal hayatımız çok güzel burada. Belediyenin bu desteği bizlere de böyle kazanç kapısı oluyor. Böyle bir iş imkanı sağladıkları için, kırsal kesimleri de unutmadıkları için, biz gibi köylüleri de destekledikleri için teşekkürlerimizi sunarız” dedi. Aynı merkezde üretim yapan Zehra Karagöz ise “Daha önce başka bir yerde çalışmamıştım. Burası ilk iş deneyimim. Çocuklarımı okutuyorum, kendi ihtiyacımı rahat görebiliyorum. Çalışmak güzel bir şey” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>66 YAŞINDA İŞ HAYATINA ATILDIM</strong></p>
<p>Muratpaşa İlçesi’nde bulunan Antalya Büyükşehir Belediyesi Kadın Kooperatifleri Satış Alanı’nda terzilik yapan 66 yaşında Asiye Kutlu ise çalışma hayatının kendisi için önemli bir değişim olduğunu belirterek, “Büyükşehir Belediyesi’nin Kadınlar Kooperatifi’nde bana ayrılan bölümde tadilat işleri yapıyorum. Hem para kazanıyorum, hem sosyalleşiyorum. 66 yaşında iş hayatına atıldım. Hep ev hanımıydım, anneydim, eştim. Şimdi iş hayatındayım. Kendime öz güvenim arttı. Burası bir üretim merkezi. Bayanlar ellerinden ne geliyorsa yapabilirler. Ben yapamam, ben beceremem diye hiçbir şey yok. Buraya tüm kadınların gelip bizlerle çalışmalarını isterim” dedi. </p>
<p><strong>BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NE TEŞEKKÜR</strong></p>
<p>Satış alanında servis hizmeti vererek iş hayatına atılan 50 yaşındaki 3 çocuk annesi Arzu Tay ise “Eğitimli, üniversite okumuş bir insanım ama maalesef yıllarca çocuklarıma bakmak zorunda kaldım. Bundan birkaç yıl önce burada çalışmaya başladım. Burada çalışmak bana mental anlamda çok iyi geldi. Müşterilerimizle bir aile gibi olduk. Buraya çok büyük bir anlam yükledim, çok seviyorum. Tekrar tekrar Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ediyorum. Şu an kendim için birçok şeyi başardığıma inanıyorum” diye konuştu. </p>
<p><strong>ÜRETİMDEN DAYANIŞMAYA</strong></p>
<p>Antalya Toptancı Hali içerisinde yine Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsis edilen Kadın Kooperatifleri Üretim Merkezi’nde çalışan yazar Gönül Çakır ise “Senelerce yurtdışında kaldım, 5 sene önce geri dönüş yaptım. 2 yıl sadece yazar olarak evde kitabımla uğraştım. 2 yıl önce de burayla tanıştım. Bana çok iyi geldi, yalnızlığıma faydası oldu. Kadınlarla beraber üretim yapıyoruz. Buradan gelen gelirle kendi ev ekonomimiz dışında, kız çocuklarının eğitimine ve yardıma muhtaç kadınlarımıza destek oluyoruz. Büyükşehir Belediyesi’nin bize sağlamış olduğu destekten dolayı çok teşekkür ediyoruz. Onlar bize destek sağlıyor, bizde ihtiyacı olan insanlara imkan sağlamaya çalışıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>ATASEM KURSLARI MESLEK KAZANDIRIYOR</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi’nin meslek edindirme kursları ATASEM kapsamında verilen ücretsiz eğitimler de kadın istihdamında önemli rol oynuyor. Bu kurslara katılan kadınlardan biri olan Gülşah Gürsoy aldığı eğitim sonrası kendi güzellik salonunu açarak girişimci oldu. Eğitim sürecinde hem mesleki bilgi edindiğini hem de özgüven kazandığını belirten işletme sahibi, kendi iş yerini kurmanın hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Gürsoy, “Bu sektörde, 29 yaşında ATASEM’den aldığım eğitimler sayesinde bulunuyorum. Bana çok katkısı oldu. Eğitimler gerçekten çok iyiydi. Yıllar boyunca devam ettim. Okula gidiyordum, okul çıkışı direkt ATASEM’e geçiyordum. Kendi ayaklarımın üzerinde durabilen, güçlü bir kadın oldum. Önümdeki süreç için de çok heyecanlıyım ve herkese tavsiye ederim gençlere özellikle. Hiç boş vakit harcamasınlar, direkt ATASEM’e gitsinler, değerlendirsinler” diyerek Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkürlerini iletti. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-buyuksehirin-kadinlara-yonelik-destekleri-istihdama-donusuyor-618533">Antalya Büyükşehir&#8217;in kadınlara yönelik destekleri istihdama dönüşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklara &#8216;savaş&#8217; gerçeği nasıl anlatılmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklara-savas-gercegi-nasil-anlatilmali-618140</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlatılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeği]]></category>
		<category><![CDATA[Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Luş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[onları]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618140</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, çocukların ve ergenlerin savaş ortamlarından hem ruhsal hem fiziksel olarak nasıl etkilendiği ve ebeveynlerin bu süreçte çocuklarına nasıl destek olabilecekleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklara-savas-gercegi-nasil-anlatilmali-618140">Çocuklara &#8216;savaş&#8217; gerçeği nasıl anlatılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, çocukların ve ergenlerin savaş ortamlarından hem ruhsal hem fiziksel olarak nasıl etkilendiği ve ebeveynlerin bu süreçte çocuklarına nasıl destek olabilecekleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocuğun kaygısını azaltmanın en önemli yolu, onu anlayarak güven vermek! </strong></p>
<p>Çocuklara savaş hakkında bilgi verirken en önemli noktalardan birinin kavramların ilgili, açık ve çocuğun anlayabileceği bir şekilde konuşmak olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Onun endişelerini anladığını anne babanın dile getirmesi ve çocuğa güven vermesi çok önemli.” dedi.</p>
<p>Çocuğun kaygılarının çok önemli ölçüde bu şekilde azaltılabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Onunla birlikte haberleri izleyerek, elbette birtakım görüntülerden çocuğu uzak tutarak çocuğu korumak anne babanın en önemli görevlerin başında gelir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ergenler de savaş görüntülerinden etkilenebilir ve uzun süreli travmatik etkilere yol açabilir! </strong></p>
<p>Özellikle ergenlik döneminde çocukların savaş ile ilgili haberlerle doğrudan ilgilenebileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Aslında politik sorular bile sorabilirler. Kendi görüşünü anne babasının görüşleriyle kıyaslamak isteyebilir ve hatta tartışmak isteyebilir.” dedi.</p>
<p>Anne babanın bu konularda ergenler ile konuşması, konuşmaktan çekinmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Luş, şöyle devam etti:</p>
<p>“Hatta onu dinlemesi, yargılamaması, eğer kendisi gibi düşünmüyorsa, başka bir görüş bildiriyorsa kesinlikle yargılayıcı konuşmaması çok önemli. Ergenler de küçük bir çocuk gibi bu görüntülerden etkilenebilir. Savaş ortamında yaşayan çocuklar çok daha ciddi travma atlatıyorlar. Şiddete maruz kalmış çocuklar gibi onların da erişkinlik dönemine kadar devam eden, travma sonrası birtakım belirtileri gösterdikleri çeşitli araştırmalarla kanıtlanmış. Bu nedenle belki de çok uzun sürecek birtakım terapilere ve tedavilere ihtiyaç duyabilirler.”</p>
<p><strong>Savaş, çocukların ruhsal dünyasında ciddi yıkıma neden olur! </strong></p>
<p>Savaş gibi yetişkinlerin bile dehşete düştüğü, dehşet içerisinde kaldığı ve oldukça kötü etkilendiği şiddet ortamında çocukların sadece ruhsal olarak etkilenmediklerine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şunları söyledi:</p>
<p>“Çocukların temiz suya ulaşamadığı, temiz yiyeceklere ulaşamadığı, açlık, susuzlukla özellikle 5 yaş altındaki çocukların ölümle karşılaştığı savaş ortamında birinci öncelik elbette çocukların fiziksel olarak sağlıklı olmaları, hayatta kalmaları, temiz suya ve yiyeceğe ulaşmalarıdır. Fakat onların ruhsal dünyasında tıpkı yetişkinlerin olduğu gibi çocukların da ruhsal dünyasında savaş oldukça önemli yıkım etkisi yaratır. Özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda şiddet içerikli herhangi bir olayın hemen akabinde huzursuzluk, ağlama, her şeye aşırı tepki verme, hırçınlık, uykusuzluk, anne babanın dediklerine uymama, her şeyi reddetme gibi bir takım olumsuz belirtiler görülüyor.”</p>
<p><strong>Önemli olan çocuklara doğru bilgiyi, anlayabilecekleri şekilde vermek!</strong></p>
<p>6 yaş ya da 7-8 yaş sonrası çocuklarla daha küçük çocuklar arasında fark olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Ebeveynler olarak, çocukların soyut kavramları anlamadıklarını, savaş da soyut bir kavram olduğu için buna anlam veremediklerini, gördükleri her şeyi sorabileceklerini hiçbir zaman unutmamalıyız.” dedi.</p>
<p>Önemli olanın onlara doğru bilgiyi vermek, onların anlayabileceği bir şekilde konuşmak, anlayabileceği dilden konuşmak ve onlara güven vermek olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Zaten ebeveynlerin kendilerini anladığını hissederse bir çocuk, kendisini güvende hisseder dolayısıyla kaygısı çok azalır. </p>
<p>Ergenlik dönemi içinde aslında bu böyledir. Kendi görüşlerini geliştirmeye başladıkları için kişilik gelişimi ile birlikte ergenler bu konular ile ilgili tartışmak isteyeceklerdir. Kendi görüşlerini ortaya koymak isteyeceklerdir. Aslında anne babalar onları yargılamadan dinlemeli, onaylamasalar bile, kendi görüşlerine uymasa bile, yine de onları kesinlikle rencide etmeden, terslemeden dinlemeli, hak vermedikleri yerler olsa bile onları düzeltmeden sadece onların yanında olduğunu gösteren bir şekilde onlarla iletişim kurarak, aslında onlara destek olmak en iyi ebeveynlik işlevidir diyebiliriz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklara-savas-gercegi-nasil-anlatilmali-618140">Çocuklara &#8216;savaş&#8217; gerçeği nasıl anlatılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eskinazi: &#8220;Türkiye Avrupa Değer Zincirlerinin Vazgeçilmez Bir Parçası&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eskinazi-turkiye-avrupa-deger-zincirlerinin-vazgecilmez-bir-parcasi-618047</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 08:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik]]></category>
		<category><![CDATA[eskinazi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vazgeçilmez]]></category>
		<category><![CDATA[zincirlerinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618047</guid>

					<description><![CDATA[<p>AB’nin “Made in EU” taslağında Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde dikkate alınması ihracatçılar tarafından memnuniyetle karşılandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eskinazi-turkiye-avrupa-deger-zincirlerinin-vazgecilmez-bir-parcasi-618047">Eskinazi: &#8220;Türkiye Avrupa Değer Zincirlerinin Vazgeçilmez Bir Parçası&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AB’nin “Made in EU” taslağında Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde dikkate alınması ihracatçılar tarafından memnuniyetle karşılandı.</p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, son dönemde yürütülen yapıcı diyaloğun somut sonuçlar vermesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti.</p>
<p>Eskinazi, “Avrupa Birliği ile son dönemde ekonomik ve ticari alanlarda yürütülen yoğun ve yapıcı diplomasi trafiğinin olumlu sonuçlar vermesinden memnuniyet duyuyoruz. AB’nin hazırlıklarını sürdürdüğü Sanayi Hızlandırma Yasası ve ‘Made in EU’ politikası çerçevesinde yayımlanan taslakta, Türkiye ile mevcut Gümrük Birliği’nin bu politika kapsamında dikkate alınması, iki taraf arasındaki güçlü ekonomik entegrasyonun ve karşılıklı güvenin önemli bir göstergesidir.” dedi.</p>
<p>Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yürütülen istişarelerin ticari ilişkilerin sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu vurgulayan Eskinazi, Türkiye’nin Avrupa değer zincirleri içindeki rolünün de bu süreçte bir kez daha teyit edildiğini ifade etti.</p>
<p>“Türkiye, uzun yıllardır Avrupa sanayi ekosistemiyle entegre bir üretim yapısına sahiptir. Otomotivden makineye, tekstilden kimyaya kadar pek çok sektörde Avrupa değer zincirlerinin önemli ve güvenilir bir parçasıyız. Bu çerçevede atılan adımların, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik iş birliğinin daha da güçlenmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.”</p>
<p>Başkan Eskinazi, bu olumlu gelişmede Türkiye’nin yürüttüğü aktif ticaret diplomasisinin önemli bir payı bulunduğunu belirterek Ticaret Bakanlığı’nın sürece sağladığı katkıya özel olarak dikkat çekti.</p>
<p>“Bu sürecin başarıyla yürütülmesinde Ticaret Bakanlığımızın kararlı ve etkin ticaret diplomasisinin büyük rolü bulunmaktadır. Ticaret Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat’ın Avrupa Birliği ile yürütülen temaslarda ortaya koyduğu yapıcı, çözüm odaklı yaklaşımın bu olumlu sonucun ortaya çıkmasına önemli katkı sağladığını düşünüyoruz. Türk iş dünyasının ve ihracatçılarımızın çıkarlarını uluslararası platformlarda güçlü bir şekilde savunan Ticaret Bakanlığımıza ve Sayın Bakanımıza ve ekibine şükranlarımı sunuyorum.”</p>
<p>Eskinazi ayrıca, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da derinleşmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ortaklığın güçlenmesi, değer zincirlerinin rekabetçiliğinin artırılması ve yeşil ile dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması açısından büyük önem taşıyor. Bu süreçte kamu ve özel sektörün güçlü iş birliğiyle Avrupa ile ekonomik entegrasyonumuzu daha ileri bir seviyeye taşıyacağımıza inanıyoruz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eskinazi-turkiye-avrupa-deger-zincirlerinin-vazgecilmez-bir-parcasi-618047">Eskinazi: &#8220;Türkiye Avrupa Değer Zincirlerinin Vazgeçilmez Bir Parçası&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/liseli-ve-universiteli-girisimciler-yatirimci-karsisina-cikti-617272</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 09:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Bayat]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[girişim]]></category>
		<category><![CDATA[girişimciler]]></category>
		<category><![CDATA[karşısına]]></category>
		<category><![CDATA[liseli]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[üniversiteli]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımcı]]></category>
		<category><![CDATA[yeditepe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617272</guid>

					<description><![CDATA[<p>Liseli ve üniversiteli öğrenciler, günlük hayatta karşılaşılan ancak çoğu zaman fark edilmeyen sorunları keşfederek geliştirdikleri iş fikirleriyle yatırımcıların karşısına çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/liseli-ve-universiteli-girisimciler-yatirimci-karsisina-cikti-617272">Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Liseli ve üniversiteli öğrenciler, günlük hayatta karşılaşılan ancak çoğu zaman fark edilmeyen sorunları keşfederek geliştirdikleri iş fikirleriyle yatırımcıların karşısına çıktı. Teknopark İstanbul’da düzenlenen Yeditepe Yeni Fikir Demo Day etkinliğinde finale kalan öğrenciler, aylar süren hazırlıkların ardından projelerini melek yatırımcılar ve sektör temsilcilerine sundu.</p>
<p><strong>Hava Kirliliğinden Yola Çıkan Bir Fikir</strong></p>
<p>Etkinlikte sunum yapan isimlerden İSTEK Okulları 11. sınıf öğrencisi Defne Topaloğlu, hava kirliliğinden en çok etkilenen kişilerin günlük hayatta ne yapacaklarını bilmediklerini fark ettiklerini söyledi. Bu durumun özellikle astım hastaları ve solunum rahatsızlığı yaşayan bireyler için ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Defne, bu sorundan yola çıkarak geliştirdikleri AirBuddy adlı telefon uygulamasını anlattı.</p>
<p>Şehir içi otobüslere yerleştirilen sensörler aracılığıyla hava kirliliği verilerinin toplandığını belirten Defne, “Uygulama sayesinde kullanıcılar bulundukları bölgedeki hava kalitesini görebiliyor. Günlük hayatta hangi saatlerde dışarı çıkmaları gerektiği ya da hangi önlemleri almaları gerektiği konusunda bilgi sahibi oluyorlar” diye konuştu.</p>
<p>Bu sürecin kendileri için önemli bir deneyim olduğunu vurgulayan Defne, “Bu çalışma bize yalnızca bir proje geliştirmeyi değil, kendimizi ifade etmeyi ve topluluk önünde konuşmayı da öğretti. Geçen yıla göre çok daha özgüvenliyim” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Etkinlik Arayan Öğrenci, Sponsor Arayan Kulüp</strong></p>
<p>Projesini sunan bir diğer isim olan Yeditepe Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri 2. sınıf öğrencisi Doruk Kadir Sezer, üniversite hayatında hemen herkesin yaşadığı ancak çoğu zaman fark edilmeyen bir eşleşme sorununa odaklandıklarını söyledi. Doruk, öğrencilerin ilgi alanlarına uygun etkinliklere ulaşmakta zorlandığını, öğrenci kulüplerinin ise etkinliklerini hayata geçirmek için sponsor bulmakta sıkıntı yaşadığını belirtti.</p>
<p>Bu iki ihtiyacın aslında aynı noktada kesiştiğini vurgulayan Doruk, “Bir yanda etkinlik arayan öğrenciler, diğer yanda sponsor bulmakta zorlanan kulüpler var. Biz bu iki tarafı ve şirketleri aynı yapı içinde buluşturarak, herkes için daha verimli bir sistem geliştirdik. Bu soruna çözüm olarak, öğrencilerle kulüpleri ve sponsorları aynı çatı altında buluşturan bir yapı tasarladık” dedi.</p>
<p><strong>61 Ekip Başvurdu, 11 Girişim Sahneye Çıktı</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi tarafından yürütülen Yeditepe Yeni Fikir programına bu yıl lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan 61 ekip başvurdu. Ön değerlendirme sürecinin ardından seçilen 25 ekip, eğitim ve mentörlük desteği alarak projelerini geliştirdi. Süreci başarıyla tamamlayan 6 üniversite ve 5 lise ekibi olmak üzere toplam 11 girişim, Demo Day kapsamında projelerini yatırımcıların karşısına çıkardı.</p>
<p>Genç girişimciler; yapay zeka, dijital altyapı, savunma, derin teknoloji, akıllı şehirler, sürdürülebilirlik, tüketici elektroniği, sağlık ve gıda gibi alanlarda geliştirdikleri projeleri sundu. Sunumların ardından girişimcilere katılım sertifikaları verildi.</p>
<p><strong>“Bilgiyi Üretmek Yetmiyor, Çözüm Üretmek Gerekiyor”</strong></p>
<p>Yeditepe Yeni Fikir Demo Day etkinliğinde değerlendirmelerde bulunan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, önümüzdeki yıllarda teknoloji alanında çok hızlı bir dönüşüm yaşanacağına dikkat çekti. Bayat, bu dönüşüme erken uyum sağlayan kurumların ve ülkelerin önemli avantajlar elde edeceğini belirterek, değişime direnmenin hem maliyetleri artıracağını hem de üniversitelerle sektörler arasında ciddi farklar oluşturacağını söyledi.</p>
<p>Bilgi üretim süreçlerinin yapay zeka destekli sistemlerle hızlandığını belirten Bayat, “Artık bilginin yalnızca üretilmiş olması yeterli değil. Önemli olan, bu bilginin gerçek bir probleme çözüm getirip getirmediği. Üniversiteler ve sektör, üretilen bilginin doğruluğunu ve uygulamaya dönüşüp dönüşmediğini daha fazla sorgulamak zorunda” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Üniversite olarak girişimcilik odaklı bir eğitim modeli benimsediklerini vurgulayan Bayat, Teknoloji Transfer Ofisi, araştırma merkezleri, ön kuluçka ve kuluçka yapılarının bütüncül bir anlayışla çalıştığını söyledi. Bayat, “Öğrenciler yalnızca akademik bilgiyle değil, girişimcilik kültürüyle de yetiştirilmeli” dedi.</p>
<p><strong> “Gençlerin Fikirlerinin Sahaya Çıkması Çok Önemli ve Değerli”</strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol ise genç yaşta geliştirilen fikirlerin gerçek ekosistemle buluşmasının önemine dikkat çekti. Akyol, “Teknoparklar yalnızca teknoloji üretilen alanlar değil, aynı zamanda fikirlerin olgunlaştığı, test edildiği ve yatırımcıyla buluştuğu yapılardır. Liseli ve üniversiteli öğrencilerin bu yaşta projelerini sahaya çıkarması son derece önemli ve değerli” dedi.</p>
<p>Üniversite–sanayi iş birliklerinin girişimcilik ekosisteminin temel taşı olduğunu vurgulayan Akyol, “Bu tür programlar, gençlerin yalnızca fikir üretmesini değil, aynı zamanda iş dünyasının beklentilerini erken aşamada tanımasını sağlıyor. Teknopark İstanbul olarak bu temasın güçlenmesine büyük önem veriyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/liseli-ve-universiteli-girisimciler-yatirimci-karsisina-cikti-617272">Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gemlik&#8217;in Köklü Caddesi&#8217;nde Önemli Çalışma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gemlikin-koklu-caddesinde-onemli-calisma-617088</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 18:18:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[gemlik]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[köklü]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617088</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gemlik Belediyesi, kent genelinde sürdürdüğü ulaşım ve çevre düzenleme çalışmalarına bir yenisini daha ekledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gemlikin-koklu-caddesinde-onemli-calisma-617088">Gemlik&#8217;in Köklü Caddesi&#8217;nde Önemli Çalışma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gemlik Belediyesi, kent genelinde sürdürdüğü ulaşım ve çevre düzenleme çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Belediye ekipleri, ilçenin önemli ulaşım akslarından biri olan Alemdar Caddesi’nde kaldırım düzenleme çalışmalarına başladı.</p>
<p>Fen İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar, Balıkpazarı, Kayhan ve Halitpaşa mahallelerinin kesişim noktasında bulunan ve yoğun yaya ile araç trafiğine sahip olan Alemdar Caddesi’nde gerçekleştiriliyor. Yapılacak düzenlemelerle birlikte mevcut kaldırımlar yenilenerek daha güvenli ve modern bir yapıya kavuşturulacak.</p>
<p>Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte hem yaya güvenliğinin artırılmasının hem de yol düzeninin daha konforlu ve estetik bir görünüme kavuşacağını belirtti.  Başkan Deviren, Gemlik Belediyesi’nin kent estetiğini güçlendirmeye ve ulaşım konforunu artırmaya yönelik çalışmalarının ilçe genelinde program dahilinde devam edeceğini ifade etti.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gemlikin-koklu-caddesinde-onemli-calisma-617088">Gemlik&#8217;in Köklü Caddesi&#8217;nde Önemli Çalışma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>sahibinden.com, Türkiye Basketbol Milli Takımlar Ana Sponsoru Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sahibinden-com-turkiye-basketbol-milli-takimlar-ana-sponsoru-oldu-617085</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 13:12:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[com]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sahibinden]]></category>
		<category><![CDATA[Sahibinden.com]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[takımlar]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'nin sahibinden.com'u, Türk sporuna verdiği desteği şimdi de basketbola taşıdı. Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile imzalanan sponsorluk anlaşması ile sahibinden.com Türkiye Basketbol Milli Takımlarının ana sponsoru oldu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sahibinden-com-turkiye-basketbol-milli-takimlar-ana-sponsoru-oldu-617085">sahibinden.com, Türkiye Basketbol Milli Takımlar Ana Sponsoru Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye&#8217;nin sahibinden.com&#8217;u, Türk sporuna verdiği desteği şimdi de basketbola taşıdı. Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile imzalanan sponsorluk anlaşması ile sahibinden.com Türkiye Basketbol Milli Takımlarının ana sponsoru oldu. </strong></p>
<p>Türk sporuna verdiği desteği artırarak sürdüren sahibinden.com, Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile önemli bir iş birliğine imza attı. Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi&#8217;nde düzenlenen imza töreni; Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu ve sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş’ın katılımıyla gerçekleşti. Bu önemli iş birliğiyle sahibinden.com, Milli Basketbol takımlarının yanında yer alarak milli formanın gücüne güç kattı.</p>
<p><strong>FUTBOL, VOLEYBOL, PARALİMPİK VE ŞİMDİ DE BASKETBOL</strong> </p>
<p>25 yılı aşkın süredir toplumun her kesimine katma değer sunma hedefiyle çalışmalarını sürdüren sahibinden.com, spora sağladığı katkıyı kapsayıcı ve sürdürülebilir bir modelle büyütmeye devam ediyor. Futbol ve voleybol Milli Takımlarının sponsorluklarının ardından Türkiye Milli Paralimpik Komitesi ana sponsorluğunu üstlenerek spor dallarındaki sponsorluklarını sürdüren sahibinden.com, şimdi de basketbolun dinamizmini destekleyerek bu vizyonu daha da ileri taşıyor.</p>
<p><strong>“TÜRK SPORUNA SAĞLADIĞIMIZ DESTEĞİ GÜÇLENDİRİYORUZ”</strong></p>
<p>İmza töreninde konuşan <strong>sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş</strong> şunları söyledi: “25. yılımızı geride bırakırken Türk sporuna sağladığımız desteği güçlendiriyoruz. Sporun birleştirici gücüne inanıyor, fırsat eşitliğini destekleyen kapsayıcı bir modelle ilerliyoruz. 60 milyondan fazla kullanıcıyı aynı çatı altında buluşturan Türkiye’nin sahibinden.com’u olarak milli sporcularımızın yanında olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Bu iş birliğinin basketbolun ülkemizdeki erişimini artıracağına ve yeni başarı hikâyelerine ilham vereceğine yürekten inanıyoruz.”</p>
<p><strong>Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu</strong> ise imza töreninde yaptığı açıklamalarda şunları söyledi; &#8221; A Erkek Milli Takımımızın 27 Şubat’ta Sırbistan karşısında elde ettiği çok değerli galibiyet için tüm oyuncularımızı ve teknik ekibimizi yürekten tebrik ediyorum. Dünya Şampiyonası Elemeleri yolunda bugün yine son derece önemli bir karşılaşmaya çıkacağız. Bu süreçte en büyük gücümüz; milletimizin desteği ve tüm Türkiye’nin milli takımlarımız etrafında kenetlenmesidir. Ay-yıldızlı formayı fedakarlıklarla taşıyan her sporcumuz, bu ülkenin ortak gururudur. sahibinden.com’un, Milli Takımlarımızın Ana Sponsoru olarak aramıza katılması, Türk basketboluna duyulan güvenin önemli bir göstergesidir. 2000 yılında kurulan sahibinden.com, Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinde önemli bir rol üstlenmiş köklü markalarımızdan biridir. Bugün farklı alanlarda milyonlarca insanı bir araya getiren güçlü bir platform konumundadır. Sporda sürdürülebilir başarı; güçlü organizasyon yapıları ve sağlam iş birlikleriyle mümkündür. sahibinden.com ile kurduğumuz bu iş birliğinin, Türk basketbolunun gelişim yolculuğuna katkı sağlayacağına inanıyorum. Bugün attığımız bu imza ile sahibinden.com’un desteği; yalnızca bugünü değil, geleceğimizi de güçlendirecek bir katkı olacaktır. Türk basketboluna duydukları güven ve verdikleri destek için sahibinden.com CEO’su Sayın Burak Ertaş’a ve tüm sahibinden.com ailesine teşekkür ediyorum. Bu anlamlı iş birliğinin hayırlı olmasını diliyorum.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sahibinden-com-turkiye-basketbol-milli-takimlar-ana-sponsoru-oldu-617085">sahibinden.com, Türkiye Basketbol Milli Takımlar Ana Sponsoru Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genellikle-masum-nedenlerden-kaynaklansa-da-616609</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 07:39:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[Genellikle]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklansa]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[nedenlerden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[oran]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616609</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-masum-nedenlerden-kaynaklansa-da-616609">Genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı,</strong> bu nedenle alarmı susturmak değil, neden çaldığını araştırmak gerektiğini belirterek, “Horlama normal bir durum değildir. Her horlayan kişide ciddi bir hastalık olmayabilir; ancak hayati risk taşıyan her uyku apnesi hastalığı önce horlama ile başlar. Dolayısıyla, horlamayı basit bir ses problemi olarak görmek yerine, bir sağlık sinyali olarak değerlendirmek gerekmektedir” diyor.  Eskiden  daha çok orta yaş ve üzeri bireylerde görülen horlamaya artık 20’li yaş grubunda da sık rastlandığına işaret eden <strong>Doç. Dr. Zerrin Boyacı,</strong> gençlerde artış gösteren obezitenin bu durumun en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurgulayarak,  “Bilgisayar başında uzun süreli oturma, düzensiz uyku alışkanlıkları, fast food ve şeker içeren yiyeceklerle beslenme ve buna bağlı kilo artışı gençlerde horlama riskini artırmaktadır. Özellikle boyun çevresindeki yağ dokusu arttıkça üst solunum yolu daralmakta ve horlama ortaya çıkmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Modern yaşamla birlikte giderek artıyor </strong></p>
<p>Horlama; uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların daralma veya gevşeme nedeniyle titreşmeleri sonucu ortaya çıkan ses olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30–40’ında zaman zaman horlama görülürken, düzenli ve kronik horlama oranı yüzde 20 civarında seyrediyor. Horlamanın görülme sıklığı ileri yaşlarda giderek artıyor. Öyle ki 30 yaş altı erkeklerde yüzde 10 oranında rastlanırken, 60 yaş üzerinde bu oran yüzde 60’a yükseliyor. Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, menopoz sonrası kadınlarda oran belirgin şekilde artıyor. Türkiye’de de benzer rakamlar söz konusu. Ayrıca, son yıllarda hem dünyada hem ülkemizde horlama sıklığında artış gözlendiği belirtiliyor. Bu yükselmenin en önemli nedenleri arasında; obezite, hareketsiz yaşam tarzı, uyku düzensizliği, stres, alerjik hastalıklar ve sigara kullanımındaki artış gösteriliyor.</p>
<p><strong>Horlamanın önemli nedenleri</strong></p>
<p>Doç. Dr. Zerrin Boyacı, kişinin aile ve sosyal hayatında önemli sorunlar oluşturabilen horlamaya yol açan etkenleri şöyle özetliyor: </p>
<p><strong>Obezite:</strong> İdeal kilonun yüzde 15 daha fazlasına sahip olan kişilerde horlama riski artmaktadır. Bunun nedeni ise boyun çevresindeki yağlanmanın üst solunum yolunu daraltması. Kadınlarda boyun çevresinin 38,10 cm’nin ve  erkeklerde 43,18 cm’nin üzerinde olması kritik değer olarak hesaplanmış.</p>
<p><strong>Burun tıkanıklığı:</strong> Septum deviasyonu, konka hipertrofisi, burun çatısının darlığı gibi statik bozukluklar ile alerjik rinit, sinüzit ve polip gibi enflamatuar bozukluklar önemli sebeplerini oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Büyük geniz eti ve bademcikler:</strong> Özellikle gençlerde hava yolunu daraltabilmektedir.</p>
<p><strong>Alkol ve sigara kullanımı:</strong> Kas gevşemesi ve mukozal ödem artışına sebep olmaktadır. </p>
<p><strong>Sırtüstü uyuma: </strong>Dil kökünün geriye düşmesine yol açabilmektedir. </p>
<p><strong>Uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!</strong></p>
<p>Horlama ile beraber görülen ve gece ani ölümlere sebep olabilen uyku apnesi üst solunum yolunun tamamen kapanması sonucu oluşuyor.<strong>  </strong>Horlama genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da yaşamsal risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!<strong> </strong>Özellikle gece nefes durmaları, sabahları yorgun uyanma, baş ağrısından yakınma, gün içinde uyku hali, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlardan biri bile horlamaya eşlik ediyorsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor. </p>
<p><strong>Uyku apnesi ani ölüme bile yol açabiliyor!</strong></p>
<p>Uyku apnesinde erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise uyku apnesinin; hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, inme ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına, hatta gece ani ölüme bile  yol açabilmesi. Ayrıca, insülin direnci ve kilo artışıyla kısır döngü oluşabiliyor. Tedavi edilmemiş uyku apnesi olan bireylerde trafik kazası riski de 2–7 kat artıyor. Uzun süreli uyku apnesi aynı zamanda beyinde hasara neden olarak; hafıza problemleri ve erken bilişsel gerileme riskini de artırabiliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, erken değerlendirmenin olası ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığını aktarıyor. </p>
<p><strong>Etkili ve kalıcı çözüm mümkün! </strong></p>
<p>Erken teşhis, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle horlamanın büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, “Horlama kader değildir. Doğru değerlendirmeyle çoğu hastada etkili ve kalıcı çözümler mümkündür. Önemli olan, geceleri bu sesi duymazdan gelmemektir” diye konuşuyor. Tedavinin kişiye özel planlandığını ve altta yatan nedene göre şekillendirildiğini vurgulayan Doç. Dr. Zerrin Boyacı, &#8220;Basit işlemler arasında yer alan radyofrekans uygulamaları, lazer destekli işlemler ve kişiye özel burun ile ağız içi apareyler, yaygın olarak başvurulan yöntemlerdir” diyor. </p>
<p><strong>Uyku apnesinde altın standart: CPAP maskesi!</strong></p>
<p>Horlamaya uyku apnesi eşlik ediyorsa, tedavide altın standart yöntemin CPAP maskesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu tedavinin uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlayarak, solunum durmalarını önlediğini ve hastanın gece boyunca yeterli oksijen almasına yardımcı olduğunu belirtiyor.  </p>
<p><strong>Cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor</strong></p>
<p>Özellikle ileri düzey ve yapısal sorunların eşlik ettiği tablolarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, uyku apnesi olanlarda maske kullanmak istemeyenler için maksillofasyal ilerletme operasyonuna, yani çenenin öne alınması ameliyatına başvurulduğunu söyleyerek, şu bilgileri paylaşıyor: “Bu ameliyatın başarı oranı yüzde 97’ye kadar ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra dil ve dil köküne yönelik cerrahiler ile yumuşak damağa yönelik cerrahi girişimler de horlamanın ve üst solunum yolu daralmasının giderilmesinde tercih edilen yöntemler arasında bulunmaktadır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-masum-nedenlerden-kaynaklansa-da-616609">Genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>29 Takımla tarihinde ilk kez üst sınırdan start alıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/29-takimla-tarihinde-ilk-kez-ust-sinirdan-start-aliyor-616522</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 13:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[forması]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sınırdan]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[takımla]]></category>
		<category><![CDATA[tarihinde]]></category>
		<category><![CDATA[team]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üst]]></category>
		<category><![CDATA[yarış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616522</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu ve UCI resmi takviminde yer alan Türkiye’nin en prestijli yol bisikleti organizasyonlarından Tour of Antalya, 12–15 Mart 2026 tarihlerinde dört etap üzerinden gerçekleştirilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/29-takimla-tarihinde-ilk-kez-ust-sinirdan-start-aliyor-616522">29 Takımla tarihinde ilk kez üst sınırdan start alıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Bisiklet Federasyonu ve UCI resmi takviminde yer alan Türkiye’nin en prestijli yol bisikleti organizasyonlarından Tour of Antalya, 12–15 Mart 2026 tarihlerinde dört etap üzerinden gerçekleştirilecek. Yarış bu yıl, tarihinde ilk kez üst sınır olan 29 takım ile start alarak UCI 2.2 kategorisinde rekor bir katılıma sahne olacak.</p>
<p>Toplam 174 sporcu ile başlayacak organizasyon, ulusal ve uluslararası yayınlarla geniş bir erişim sağlayacak. TRT, yarışın 4. etabını canlı olarak yayınlayacak; Eurosport ise Tour of Antalya’ya özel hazırlanan 52 dakikalık programı iki kez ekranlara getirecek. Tüm start ve finiş noktalarında SportsTV de canlı yayın yapacak.</p>
<p><strong>Dört Gün, Dört Etap, Tek Heyecan: Tüm Startlar The Land of Legends’tan</strong></p>
<p>2026 edisyonunun tüm etap startları, Antalya&#8217;nın uluslararası cazibe merkezi The Land of Legends’ta verilecek. Toplamda 513 km olan etapların açılımları ise şu şekilde;</p>
<p>Etap finişleri sırasıyla:</p>
<ol>
<li>Gün: Erdal İnönü Parkı – Lara (145km)</li>
<li>Gün: The Land of Legends (137.9km)</li>
<li>Gün: Saklıkent Kayak Merkezi (Kraliçe Etap) (87.7km)</li>
<li>Gün: Atatürk Parkı – Antalya (142.2km)</li>
</ol>
<p>Kraliçe etap olan Saklıkent, yüksek rakım tırmanışıyla yarışın en belirleyici gününü oluşturuyor.</p>
<p><strong>29 Ülkeden Sporcu, 14 Ülkeden Takım Antalya’da Buluşuyor</strong></p>
<p>Tour of Antalya 2026, katılımcı yapısıyla da dikkat çekiyor. ABD, Kanada, Almanya, Kenya, Kazakistan, Polonya, Cezayir, Özbekistan, Kosova, Belçika, Japonya, Çin ve Endonezya’nın da aralarında bulunduğu takımlar bu yıl Antalya’da yarışacak.<strong> </strong>Organizasyonda 29 farklı ülkeden sporcu pedal çevirecek.</p>
<p><strong>Tour of Antalya 2026 Takımları:</strong></p>
<ol>
<li>Almaty Continental Team (Kazakistan)</li>
<li>Antalya Spor Kulübü (Türkiye)</li>
<li>APS Pro Cycling by Team Cadence Cyclery (ABD)</li>
<li>ASC Monsters Indonesia (Endonezya)</li>
<li>Azerbaijan National Team (Azerbaycan)</li>
<li>Bike Aid (Almanya)</li>
<li>China Anta – Mentech Cycling Team (Çin)</li>
<li>China Chermin Cycling Team (Çin)</li>
<li>CLN – Kosovo (Kosova)</li>
</ol>
<ol>
<li>Gebiz Spor Kulübü (Türkiye)</li>
<li>Hucare Factory Team (Almanya)</li>
<li>İstanbul Team (Türkiye)</li>
<li>Konya Büyükşehir Belediye Spor (Türkiye)</li>
<li>Konya Gelişim Spor Kulübü (Türkiye)</li>
<li>Les Rouleurs (Kanada)</li>
<li>Li Ning Star (Çin)</li>
<li>MBB Continental Cycling Team (Türkiye)</li>
<li>Mazowsze Serce Polski (Polonya)</li>
<li>National Team of Kazakhstan (Kazakistan)</li>
<li>Project Echelon Racing (ABD)</li>
<li>Rembe | rad-net (Almanya)</li>
<li>Shimano Racing Team (Japonya)</li>
<li>Soudal Quick-Step Devo Team (Belçika)</li>
<li>Spor Toto Cycling Team (Türkiye)</li>
<li>Team Amani (Ruanda)</li>
<li>Team Huansheng (Çin)</li>
<li>Team Vino (Kazakistan)</li>
<li>Uzbekistan National Team (Özbekistan)</li>
<li>Wibatech Lubelskie Perła Polski (Polonya)</li>
</ol>
<p><strong> Antalya’nın Kültürel Mirasını Tanıtan Özel Rota Yarış rotası;</strong></p>
<p>Perge, Silyon, Saklıkent, Doyran Göleti, Kaleiçi ve Konyaaltı gibi Antalya’nın turizm ve kültürel değerlerinden geçecek şekilde planlandı. Bu bölgeler, aynı zamanda yıl boyunca Antalya’ya gelen veteran sporcuların ve bisiklet turistlerinin de en sık kullandığı parkurlar arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>2026 Lider Forması Sistemi Dört Renk, Dört Zafer Hikâyesi</strong></p>
<p>Bu yıl Tour of Antalya’da dört farklı liderlik forması bulunuyor:</p>
<p><strong>Beyaz En Başarılı Genç Sporcu Forması – Go Türkiye</strong></p>
<p>Go Türkiye’nin doğal ve kültürel miras temasıyla uyumlu beyaz forma, yarışın en başarılı genç sporcusu tarafından taşınacak</p>
<p><strong>Lacivert Sprint Forması – Fraport TAV</strong></p>
<p>Yarışın en hızlı sprinterine verilen lacivert forma, Fraport TAV’ın pistlerindeki hız ve dinamizmi temsil ediyor.</p>
<p><strong>Kırmızı Tırmanış Forması – Corendon Airlines</strong></p>
<p>Corendon Airlines kırmızısı ile tasarlanan bu forma, yarışın “Dağların Kralı”nı simgeliyor.</p>
<p><strong>Turkuaz Genel Klasman Forması – Pedalia</strong></p>
<p>Turkuaz-mavi Pedalia forması, yarışın en prestijli formasıdır. Toplam sürede lider olan sporcu bu formayı giyecek.</p>
<p><strong> Ana Sponsorlar: Fraport TAV &#038; Corendon Airlines</strong></p>
<p>UCI ve Türkiye Bisiklet Federasyonu takviminde önemli bir yer tutan, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Spor Toto ve Antalya Valiliği tarafından da desteklenen yarış özel kurumlarca da destekleniyor.</p>
<p>Bu yıl Tour of Antalya’nın ana sponsorluğunu Fraport TAV Antalya Airport ve Corendon Airlines üstleniyor.<strong> </strong>Her iki marka da Antalya’nın uluslararası spor turizmi vizyonuna güçlü katkı sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Kurumsal Destekçiler</strong></p>
<p>Tour of Antalya 2026; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Valiliği, Spor Toto Teşkilatı, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi, Manavgat Belediyesi, Serik Belediyesi, Aksu Belediyesi, Döşemealtı Belediyesi, Kepez Belediyesi, Konyaaltı Belediyesi, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ve Spor Turizm Birliği tarafından desteklenmektedir. Bu güçlü iş birliği, organizasyonun hem sportif hem kültürel yönünün daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Resmi Açıklamalar:</strong></p>
<p><strong>Antalya Valisi Hulusi Şahin:</strong> “Antalya’nın önemli spor organizasyonu markalarından biri olan Tour Of Antalya’nın kentin tanıtımına büyük katkısı olduğunu ifade etmek istiyorum. Antalya kent olarak bisiklet sporuna kucak açan bir şehir. Antalya halkı bu konuda övgüyü hak ediyor. Antalya’nın iklim olarak sunduğu avantajı dünya televizyonlarından sunacak olmak çok anlamlı. Bisiklet dostu otellerin ve kentin altyapısındaki yeterliliğin yakın coğrafyalardaki ülkelere duyurulması da çok önemli. İlk kez üst sınır olan 29 takımın katılımı ile gerçekleşecek bir Tour Of Antalya bizleri bekliyor. Bu organizasyonda emeği geçen tüm paydaşlara ve sponsorları tebrik ediyorum.” dedi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan:</strong> “Antalya, spor alanında Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biridir. Hem amatör hem profesyonel düzeyde çok geniş bir yelpazede spor organizasyonlarına ev sahipliği yapıyoruz. Tour of Antalya gibi marka değeri yüksek bir etkinliğin şehrimizde düzenleniyor olması bizleri son derece memnun ediyor. Antalya, iklimi, altyapısı ve spor kültürüyle bu tür büyük organizasyonlar için son derece uygun bir kent. Bisiklet sporu ise üzerinde özel olarak durduğumuz, geliştirilmesine büyük önem verdiğimiz bir branş. Hem Türkiye’de hem de dünyada yaygınlaşması için çalışmalarımız devam ediyor.” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye Bisiklet Federasyonu Asbaşkanı Metin Cengiz: </strong>“Bu yıl 6’ncısı gerçekleştirilecek olan Tour of Antalya, kısa süre içerisinde şehrimizin ve ülkemizin en önemli uluslararası spor organizasyonlarından biri haline gelmiştir. Antalya’mız; doğal güzellikleri, iklimi ve sahip olduğu güçlü turizm altyapısıyla yalnızca önemli bir tatil destinasyonu olmakla kalmayıp, Tour of Antalya gibi marka organizasyonlar sayesinde sporla, doğayla ve sürdürülebilir yaşam anlayışıyla bütünleşmiş çağdaş bir dünya kenti olarak da öne çıkmaktadır.Bu tür uluslararası organizasyonların; bisiklet altyapı yatırımlarının artmasına, bisiklete binen kişi sayısının artmasına ve ülkemizde bisiklet sporunun gelişimine önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz. Bu nedenle Federasyon olarak, ev sahipliği yaptığımız tüm organizasyonlarda “Bir bisiklet yarışının ötesinde” anlayışını benimsiyoruz. Antalya’nın uluslararası takımlar için önemli bir kamp merkezi haline gelmesi, bu organizasyonlardan ilhamla kurulan Türk takımlarımız ve yarışı izleyen çocuklarımızın, gençlerimizin kurduğu hayaller bunun en somut göstergesidir.”dedi</p>
<p><strong>Corendon Airlines Kurumsal İletişim ve Pazarlama Kıdemli Müdürü Pınar Pehlivan: </strong>“Corendon Airlines olarak, spor turizmine yatırım yaparken sporcuların başarı yolculuğuna katkı sunma hedefimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Çoklu sponsorluk modelimizle ulusal ve uluslararası birçok spor dalına verdiğimiz destekle sporu ve sporcuyu desteklemeye devam ediyoruz. 2018 yılından bu yana Tour of Antalya’nın sponsoru olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu sene de bu kıymetli organizasyonun konaklama sponsoru olarak yer alıyoruz. Sponsorluklarımızın uzun soluklu olmasına önem veriyoruz çünkü biliyoruz ki bu sadece bir sponsorluk değil, destek ve yol arkadaşlığı. Zirveye çıkacak sporcuya verilen “Dağların Kralı” lider forması Corendon Airlines sponsorluğunda sahibine kavuşmayı bekleyecek. Antalya’da hayata geçen bu prestijli yol bisiklet yarışını desteklemek, şehrimize ve spor ekonomisine katkı sağlamak Corendon Airlines ailesi için çok önemli. Tour of Antalya’ya ve bisiklet sporuna olan ilgiyi, verilen desteği artırmak için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.</p>
<p><strong>Antalya, Spor Turizminin Parlayan Merkezi Olma Yolunda</strong></p>
<p>Tour of Antalya 2026, Antalya’nın turizm çeşitliliğini ve bisiklet sporundaki güçlü potansiyelini uluslararası arenaya taşıyan bir marka organizasyondur.<strong> </strong>Dört gün boyunca dünyanın dört bir yanından gelen sporcular, şehrin hem sportif hem de kültürel değerlerini milyonlarca izleyiciye ulaştıracak.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/29-takimla-tarihinde-ilk-kez-ust-sinirdan-start-aliyor-616522">29 Takımla tarihinde ilk kez üst sınırdan start alıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 kritik kural!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtiklarini-onlemek-icin-7-kritik-kural-616036</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 07:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[hareketle]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[menisküs]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[Yırtık]]></category>
		<category><![CDATA[yırtıklarını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616036</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda sıkça karşılaşılan diz ağrılarının en yaygın nedenlerinden birini menisküs yırtıkları oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtiklarini-onlemek-icin-7-kritik-kural-616036">Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 kritik kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda sıkça karşılaşılan diz ağrılarının en yaygın nedenlerinden birini menisküs yırtıkları oluşturuyor. Gençlerde genellikle spor aktiviteleri sırasında meydana gelen bu durum, ileri yaşlarda dizdeki yıpranmaya bağlı olarak basit bir hareketle bile oluşabiliyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, menisküs yırtığı sadece “profesyonel sporcu hastalığı” değil. Haftada bir halı saha maçı yapan veya hafta sonları doğa yürüyüşüne çıkan ofis çalışanlarında ya da fitness salonuna giden herhangi bir bireyde de sıkça görülüyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatolojij Uzmanı Doç. Dr.  Burak Özturan,</strong>  menisküs yırtığının tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebildiğini belirterek, “Menisküs yırtığı; sürekli veya hareketle tetiklenen diz ağrısına, dizin bir pozisyonda takılı kalmasına, çömelme, merdiven inip çıkma ve spor yapma gibi basit günlük aktivitelerde bile güçlük yaşanmasına neden olabilir. Uzun dönemde ise dizde kıkırdak aşınmasına ve buna bağlı olarak kireçlenme (osteoartrit) gibi ciddi tablolara yol açabilir. Bu nedenle, erken teşhis için özellikle spor yapan kişiler diz ağrılarını  asla ihmal etmemelidir” diyor.  </p>
<p><strong>Bu sorunlardan biri bile varsa, dikkat!</strong></p>
<p>Menisküs yırtığının genellikle en sık görülen belirtileri; ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı oluyor.  Bazı hastalar yaralanma anında dizin içinden &#8220;çıt&#8221; sesi geldiğini veya kopma hissi yaşadıklarını belirtirken, ardından özellikle ilk gün  belirginleşen dizde ağrı ve şişlikten yakınıyorlar. Bazen de bu belirtiler hiç olmadan; dizde başlayan ağrıyla birlikte dizi tam olarak bükmede veya düzleştirmede zorluk, merdiven inip çıkarken veya çömelirken ağrının artması gibi sorunlar yaşadıklarını ifade ediyorlar.  Doç. Dr. Burak Özturan,<strong> </strong>erken tanı için dizinizde aşağıda yer alan sorunlardan biri bile varsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmanız gerektiği uyarısında bulunuyor. </p>
<ul>
<li>Ani bir hareket sonrası ağrı ve şişlik oluştuysa</li>
<li>Dizinizde takılma, kilitlenme gibi mekanik belirtiler varsa</li>
<li>Bir haftadan uzun süren ve dinlenmeyle geçmeyen diz ağrınız varsa</li>
<li>Merdiven inip çıkarken batma oluyorsa </li>
</ul>
<p><strong> Erkeklerde yaklaşık 3 kat daha fazla görülüyor! </strong></p>
<p>Her iki dizimizde, uyluk ve kaval kemikleri arasında &#8220;C&#8221; şeklinde yer alan iki adet kıkırdak yapı “menisküs” olarak adlandırılıyor. Menisküs; vücut ağırlığını dengeli bir  şekilde dağıtarak, ekleme binen baskıyı azaltıyor ve eklem stabilitesini artırarak ani hareketlerde dizin korunmasına yardımcı oluyor. Ancak çeşitli etkenler, bu önemli yapının yırtılmasına neden olabiliyor. Doç. Dr. Burak Özturan,<strong> </strong>menisküsün erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 3 kat daha fazla görüldüğünü vurgulayarak, “Bunun temel nedeni, erkeklerin ani dönme ve zıplama hareketleri içeren futbol ve basketbol gibi yüksek riskli sporları kadınlara oranla daha yoğun bir şekilde yapma eğiliminde olmalarıdır” diyor. </p>
<p><strong>En önemli nedeni bilinçsizce yapılan spor! </strong></p>
<p>Doç. Dr. Burak Özturan, menisküs yırtığının son yıllarda daha fazla görüldüğünü ifade ederek, bu artışın en önemli nedenini şöyle anlatıyor: “İnsanlar artık daha aktif bir yaşam sürüyor, düzenli spor yapıyorlar. Bu durum genel sağlık için oldukça önemlidir.  Ancak, bilinçsizce ya da hazırlıksız yapılan sporlar diz yaralanması riskini artırır. Bunun dışında, halı saha maçları, kayak ile basketbol gibi ani yön değiştirme ve dönme hareketleri içeren sporların popülerliği, özellikle gençlerde travmatik menisküs yırtıklarının daha sık görülmesine sebep olmaktadır.” </p>
<p><strong>Yırtığın büyüklüğü, yeri ve tipi çok önemli!</strong></p>
<p>Menisküsün kan damarlarından zengin olan dış (periferik) kısmındaki küçük yırtıklar, özellikle genç hastalarda dinlenme ve destekleyici tedavilerle kendiliğinden iyileşebiliyor. Ancak, menisküsün kanlanması zayıf olan iç kısımlarındaki yırtıkların veya büyük ve karmaşık yırtıkların kendi kendine iyileşme olasılığı çok düşük oluyor. Doç. Dr. Burak Özturan, bu nedenle tedavi planlanırken yırtığın büyüklüğünün, yerinin ve tipinin dikkate alındığını  ifade ederek, “Bununla birlikte, hastanın yaşı ve aktivite seviyesi de dikkate alınır.   Tedavide en önemli hedefimiz ise ağrıyı gidererek hayat kalitesini arttırmak ve beraberinde oluşabilecek kıkırdak yaralanmalarının önüne geçmektir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>İlk tercih ameliyat dışı tedaviler</strong></p>
<p>Her menisküs yırtığı ameliyat gerektirmiyor. Doç. Dr. Burak Özturan, kanlanması iyi olan bölgedeki küçük yırtıklarda ve stabil yırtıklarda ilk tercihin ameliyat dışı tedaviler olduğunu söyleyerek,  “Ödemi ve ağrıyı dindirmek için dinlenme, buz tedavisi ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Sonrasında, diz çevresindeki kasları güçlendirerek ekleme binen yükü azaltmak ve hareket açıklığını geri kazanmak için fizik tedavi uygulanır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Cerrahide artroskopik yöntem tercih ediliyor</strong></p>
<p>Konservatif tedavinin yetersiz kaldığı, dizde kilitlenme gibi mekanik belirtilerin olduğu veya büyük yırtıkların görüldüğü durumlarda ise ameliyat kararı alınıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özturan, günümüzde artroskopik olarak kapalı yöntemle bu ameliyatların rahatlıkla yapılabildiğini belirterek, “Bu yöntem, dizin önünden açılan yaklaşık 0.5 cm&#8217;lik birkaç küçük delikten iletilen bir kamera ve özel cerrahi aletlerle gerçekleştirilir. Ekrana yansıyan görüntü eşliğinde ya yırtık kısım özel dikişlerle tamir edilir  ya da tamiri mümkün değilse sadece yırtık olan küçük parça temizlenerek vücuttan çıkarılır” diyor. Yırtık parçanın temizlendiği ameliyatlarda hastaların 1-2 hafta içinde günlük yaşamlarına dönebildiğini ifade eden Doç. Dr. Burak Özturan, “Ancak, menisküs onarımının yapıldığı, yani cerrahi dikiş gerçekleştirilen hastalarda ise yırtığın tipine göre özel önlemler ve rehabilitasyon süreçleri gerekir” diyor. </p>
<p><strong>Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 önemli kural!</strong></p>
<p>Doç. Dr. Burak Özturan,<strong> </strong>menisküs yırtıklarını önlemek için dikkat etmeniz gereken 7 kuralı şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Spor sırasında ısınma ve soğuma egzersizlerini yapmayı ihmal etmeyin. </li>
<li>Diz çevresindeki kaslarınızı (özellikle kuadriseps ve hamstring) güçlendirerek dizlere binen yükleri azaltın. </li>
<li>Zeminin yaptığınız spora uygun olmasına dikkat edin.</li>
<li>Yaptığınız spora uygun ayakkabı kullanın.</li>
<li>Dize ekstra yük oluşturacağı için fazla kilolarınızdan kurtulun.</li>
<li>Ağır yük kaldırırken veya ani hareketler yaparken dikkatli olun.</li>
<li>Ağrıya neden olan hareketlerden kaçının. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meniskus-yirtiklarini-onlemek-icin-7-kritik-kural-616036">Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 kritik kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversitelerden Net Mesaj: Yapay Zeka Araçtır, İnsan Esastır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/universitelerden-net-mesaj-yapay-zeka-aractir-insan-esastir-615875</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 09:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[araçtır]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[net]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitelerden]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitelerin]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615875</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zeka alanındaki hızlı teknolojik gelişmeler ve uygulamalar yükseköğretimde ve çeşitli sektörlerde daha görünür ve değişimi hızlandıran bir aşamaya geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universitelerden-net-mesaj-yapay-zeka-aractir-insan-esastir-615875">Üniversitelerden Net Mesaj: Yapay Zeka Araçtır, İnsan Esastır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zeka alanındaki hızlı teknolojik gelişmeler ve uygulamalar yükseköğretimde ve çeşitli sektörlerde daha görünür ve değişimi hızlandıran bir aşamaya geliyor. Dersliklerden kampüslere, ölçme ve değerlendirmeden akademik yönetime kadar pek çok alanda kullanılan bu teknoloji, üniversitelerin gündeminde önemli bir yer tutuyor. Ancak bu hızlı yaygınlaşma, temel bir soruyu da beraberinde getiriyor: Teknoloji bu kadar öne çıkarken, eğitimin insani boyutu nasıl korunacak?</p>
<p>Son dönemde yapılan araştırmalar ve üniversitelerin uygulamaları, bu soruya ortak bir noktadan yaklaşıyor. Yapay zeka uygulamaları yaygınlaşırken öğrenmenin merkezinde hala insan yer alıyor. Üniversiteler, teknolojiyi yalnızca uygulamakla kalmayıp; etkisini ölçen, çıktıları analiz eden ve kanıta dayalı karar mekanizmaları geliştiren bir yaklaşımı benimsiyor.</p>
<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, yapay zekanın üniversitelerdeki rolünün bilimsel bir çerçeve içinde ele alınması gerektiğini vurguluyor. Bayat’a göre yapay zeka, eğitimi destekleyen ve önemli derecede zaman kazandıran güçlü bir araç; ancak tek başına bir hedef olarak görülmemeli.</p>
<p>Yapay zeka, eğitimi daha verimli, daha kapsayıcı ve daha kişiye özel hale getirebilir. Ancak bu teknoloji kendi başına bir amaç değildir. Önemli olan, yapay zekayı insanı merkeze alan ve etkisi ölçülebilen bir eğitim anlayışının hizmetine sunabilmektir.” </p>
<p><strong>Kişiye Özel Öğrenme Olanakları Artıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Oğuz Bayat, yapay zekanın ders içeriklerinin kişiye özel hale getirilmesinden öğrencilerin öğrenme güçlüklerinin erken tespitine kadar pek çok alanda önemli katkılar sunduğunu belirtiyor. Ölçme ve değerlendirme süreçlerinin daha sağlıklı yürütülmesi, öğrenme analitiklerinin daha sistematik kullanılması ve akademisyenlerin idari yükünün azalması da bu katkılar arasında yer alıyor.</p>
<p>Özellikle özel öğrenme ihtiyacı olan ve dikkat, algı ya da öğrenme farklılıkları bulunan öğrenciler için yapay zeka destekli özetleme ve uyarlama araçlarının, eğitime erişimi kolaylaştırdığına dikkat çekiliyor.</p>
<p><strong>Riskler Göz Önünde Bulundurulmalı</strong></p>
<p>Yapay zekanın sunduğu imkanların plansız ve denetimsiz kullanımının riskler barındırabileceğine de işaret ediliyor. Prof. Dr. Oğuz Bayat’a göre yanlı veya doğruluğu teyit edilmemiş verilerle beslenen sistemler, eğitimdeki zorlukları arttırabilir. Hızla gelişen teknolojinin etkileri, henüz yeterli sistematik ölçüm ve bilimsel değerlendirme yapılmadığı için sağlıklı biçimde analiz edilemiyor. Yapay içerik üretimine bağlı özgünlük sorunları, denetimsiz otomasyon ve yüz yüze etkileşimin zayıflaması, üniversitelerin ortak bir çerçeve oluşturarak bu araçların etik kullanım ilkelerini açık biçimde tanımlamasını zorunlu kılıyor. </p>
<p>Araştırmalar, akademisyenlerin bir bölümünün üretken yapay zeka kullanımına temkinli yaklaştığını gösteriyor. Bu çekincelerin önemli bir kısmı, etik kullanım ilkelerini açık biçimde tanımlamamış olmasından kaynaklanıyor. Eğitim, şeffaf veri paylaşımı ve bilimsel değerlendirme süreçleri arttıkça, yapay zekaya yönelik kaygılar azalıyor ve daha sağlıklı bir kullanım zemini oluşuyor.</p>
<p><strong>Önce Hedef, Sonra Teknoloji</strong></p>
<p>Üniversitelerde yürütülen pilot uygulamalar, yapay zekanın doğru kullanıldığında öğrenme deneyimini güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Prof. Dr. Oğuz Bayat, teknoloji seçiminden önce üniversitelerin eğitim hedeflerini netleştirmesi gerektiğini vurguluyor. Plansız şekilde devreye alınan teknolojilerin hem maliyetleri artırdığına hem de kurumsal karmaşaya yol açtığına dikkat çeken Bayat, sürdürülebilir bir dönüşüm için deneysel uygulamalar, etki analizi ve sürekli iyileştirme kültürünün esas alınması gerektiğini ifade ediyor.</p>
<p> <strong>Geleceğin Mezunlarından Ne Bekleniyor?</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat’a göre üniversitelerin en önemli sorumluluklarından biri, öğrencilere yalnızca teknolojiyi kullanmayı öğretmekle sınırlı değil. Aynı zamanda ne zaman ve hangi durumlarda kullanılmaması gerektiğinin de öğretilmesi gerekiyor.</p>
<p>Prof. Dr. Bayat, “Geleceğin mezunları, yapay zekayı sorgulamadan kullanan değil; onu doğrulayan, veri kaynaklarını analiz eden, etik sınırlar içinde yöneten ve aldığı kararların sorumluluğunu bilen bireyler olacak. Yapay zeka, yükseköğretimde önemli bir dönüşüm potansiyeli taşıyor. Ancak bu dönüşümün yönünü teknoloji değil; üniversitelerin araştırma kültürü, eğitim anlayışı ve insanı merkeze alan yaklaşımı belirleyecek” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/universitelerden-net-mesaj-yapay-zeka-aractir-insan-esastir-615875">Üniversitelerden Net Mesaj: Yapay Zeka Araçtır, İnsan Esastır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ödemiş Belediyesi güneşten elektrik üretecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/odemis-belediyesi-gunesten-elektrik-uretecek-615745</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 13:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[finansman]]></category>
		<category><![CDATA[güneşten]]></category>
		<category><![CDATA[ödemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Ödemiş Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[üretecek]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[Yenilenebilir Enerji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615745</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ödemiş Belediyesi çevre dostu yenilenebilir enerji yatırımıyla kendi elektriğini üretmek üzere kontak çevirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/odemis-belediyesi-gunesten-elektrik-uretecek-615745">Ödemiş Belediyesi güneşten elektrik üretecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ödemiş Belediyesi çevre dostu yenilenebilir enerji yatırımıyla kendi elektriğini üretmek üzere kontak çevirdi. Dünya Bankası finansmanıyla Işık Mahallesi’nde kurulacak Güneş Enerjisi Santrali (GES) için 800 Bin Avroluk Alt Kredi Anlaşması imzalandı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında şehri elektrikle buluşturmak için hidroelektrik santrali kuran Ödemiş Belediyesi bu kez kendi elektrik ihtiyacı için GES kurarak tasarruf sağlayacak.</p>
<p>Dünya Bankası finansmanlı ve İller Bankası (<b>İLBANK A.Ş.) aracılığıyla</b> yürütülen <b>PUMREP (Türkiye Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi / Türkiye PublicandMunicipalRenewableEnergy Project)</b> kapsamında, Ödemiş Belediyesi tarafından geliştirilen <b>0,96 MW üretim kapasiteli Işık Güneş Enerji Santrali (GES)</b> projesinin finansmanı için alt kredi anlaşması için imzalar atıldı.</p>
<p>Ödemiş Belediye Meclisi’nin Ocak ayı olağan toplantısında oybirliğiyle alınan karar sonrası GES projesinin finansmanı için sağlanan kredi, 3 yıl anapara geri ödemesiz olmak üzere toplam 16 yıl vadeli olarak uygulanacak. Bu uzun vadeli finansman yapısı, Ödemiş Belediyesi’nin yenilenebilir enerji yatırımlarını güçlü ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmesine önemli katkı sağlayacak.26 Ocak 2026 tarihinde Halkın Katılımı Toplantısı yapılan geniş ölçekli projenin uygulanması için Ödemiş Belediyesince ihale hazırlıklarına başlandı.</p>
<p><b>BELEDİYE ELEKTRİK TÜKETİMİNİN YAKLAŞIK %60’I KARŞILANACAK</b></p>
<p>Işık Mahallesi 2 parselde hayata geçirilmesi planlanan bu proje ile Ödemiş Belediyesi’ne ait elektrik tüketiminin yaklaşık %60’ının söz konusu santralden karşılanması hedefleniyor. Böylece belediyenin enerji giderlerinin azaltılması ve kaynakların daha verimli kullanılması yönünde önemli bir kazanım elde edilecek.</p>
<p><b>SÜRDÜRÜLEBİLİR ENERJİ KULLANIMINDA GÜÇLÜ ADIM</b></p>
<p>Uzun vadeli kredi desteğiyle kurulacak güneş enerjisi sistemi, Ödemiş Belediyesi’nin sürdürülebilir enerji kullanımına geçişi açısından önemli bir adım niteliği taşıyor. Proje ile birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanım oranı artırılarak çevre dostu belediyecilik anlayışı daha da güçlendirilecek.</p>
<p><b>ÇEVRESEL VE EKONOMİK KATKI BİR ARADA</b></p>
<p>Kredi anlaşmasını imzalayan Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan, “Aylardır sürdürdüğümüz hazırlıklar sonrası önemli bir aşamaya geldik. Belediye Meclisimizdeki tüm grupların oybirliği ile çevre dostu yatırım için aldığımız kararın ardından alt kredi anlaşmasını İLBANK ile imzaladık. Her detayını en iyi şekilde irdelediğimiz bu projeyle kendi elektrik enerjimizi üretip elektrik maliyetimizi aşağıya çekmiş olacağız. Böylelikle kaynaklarımızı da başka hizmet ve yatırımlara da yönlendirme olanağımız olacaktır. Belediyemizin geleceği açısından büyük önem taşıyan bu projemiz için çok heyecanlıyız.</p>
<p>GES yatırımının tamamlanmasıyla birlikte yalnızca ekonomik tasarruf sağlanması değil, aynı zamanda karbon emisyonlarının azaltılmasına da katkı sunulması hedefleniyor.</p>
<p>Bu yönüyle proje, hem belediyemizin mali yapısına hem de iklim dostu şehircilik hedeflerine katkı sağlayacaktır. Ödemiş Belediyesi olarak enerji verimliliği, çevresel sürdürülebilirlik ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyoruz. Ödemiş’imizin geleceği için çevreye duyarlı, ekonomik ve sürdürülebilir projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.</p>
<p><b>94 YIL SONRA BU KEZ GÜNEŞ ENERJİSİ SANTRALİ İLE ELEKTRİK ÜRETİLECEK</b></p>
<p>Cumhuriyet’in ilk yıllarında merhumDr. Mustafa Bengisu Başkanlığında zoru başararak 1930 yılında kendi hidroelektrik santrali için temel atan ve 1932 yılında şehre elektrik sağlayan Ödemiş Belediyesi bu kez kendi elektrik enerji ihtiyacının büyük kısmını karşılayacağı bu santralle belediyemizin önemli giderlerinden birisi olan elektrik giderinde de büyük ölçüde tasarruf yakalayacaktır.</p>
<p>Projede emeği olan çalışma arkadaşlarımızı ve destek verip katkı sunan tüm belediye meclisi üyelerimizi kutluyor, çevreci bakışı tasarrufla buluşturan bu projemizin Ödemişimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum” dedi</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/odemis-belediyesi-gunesten-elektrik-uretecek-615745">Ödemiş Belediyesi güneşten elektrik üretecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık çalışanlarının aşılanması ile rol model oluşturulmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglik-calisanlarinin-asilanmasi-ile-rol-model-olusturulmali-615625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılanması]]></category>
		<category><![CDATA[Belirten]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlarının]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kızamık]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[oluşturulmalı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rol]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615625</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “2. Aşı ve Aşılamanın Önemi Günleri Sempozyumu”nda aşıyla önlenebilen hastalıkların yanı sıra çocuklarda, yetişkinlerde ve sağlık çalışanlarında aşılamanın koruyucu etkilerine dikkat çekildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-calisanlarinin-asilanmasi-ile-rol-model-olusturulmali-615625">Sağlık çalışanlarının aşılanması ile rol model oluşturulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “2. Aşı ve Aşılamanın Önemi Günleri Sempozyumu”nda aşıyla önlenebilen hastalıkların yanı sıra çocuklarda, yetişkinlerde ve sağlık çalışanlarında aşılamanın koruyucu etkilerine dikkat çekildi. Sağlık çalışanlarının aşılanmasının öneminden bahseden İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Toprak, sağlık çalışanlarının aşılanmasının toplumda örnek davranış olarak gösterildiğinde genel aşı kabulünü artırabileceğini söyledi.</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Creative Lab.&#8217;da gerçekleştirilen sempozyumun moderatörlüğünü yapan </span></span></span></span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, <span>her yıl 1 milyondan fazla çocuğun aşıya erişemediği için aşıyla korunulabilen hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Aşılama oranlarının düşmesinde aşı karşıtlığındaki artışın etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, “<span>Dünya Sağlık Örgütü’nün insanlığı tehdit eden 10 önemli faktör arasında yer verdiği, aşı karşıtlığı önemli bir yer tutuyor. Özellikle bu sorunun dünyada yaygınlaştıını görmekteyiz, ülkemizde de benzer bir durum söz konusu. Ülkemizde 2010’lu yıllarda 100 aile çocuklarını aşılatmak istemezdi. Çocuğunun aşılanmasını istemeyen aile sayısı 2025’te 100 bini aştı, bu çok olumsuz bir durum” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Aşılama oranlarının düşüşüyle beraber kızamık salgınları ortaya çıkıyor</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>2022‘de yapılan bir yayından örnek veren Prof. Dr. Selim Badur, “1 yaş altı çocuklarda aşılama oranlarında Türkiye yüzde 95 gibi iyi bir yerde. Bu da son zamanlarda azalmakta ve kızamık salgınları ortaya çıkıyor. Çocuklarda nispeten yüksek olan aşılama oranları erişkin aşılamalarına bakılınca yüzde 6’lar civarında olduğunu görüyoruz” dedi. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Erişkinlerde aşılama oranları düşük seviyede</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Erişkin aşılamasının da çok önemli olmasına rağmen aşılama oranlarının çok düşük olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, yapılan bazı çalışmalarda tetanoz, Hepatit B, özellikle influenza, pnömokok aşılama oranlarının da oldukça düşük seviyelerde olduğunu söyledi. </span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Aşılanma konusunda bilinçlenmenin sağlanması ve aşı konusunda önyargı ve yanlış bilgilerin yayılmasının önlenmesinde bilimsel toplantıların önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Selim Badur, bu sempozyumun da bu anlamda önemli olduğunu ifade etti.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Prof. Dr. Selda Hançerli, çocukluk çağı aşılamasının önemini anlattı</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selda Hançerli, ulusal çocukluk çağı aşıları ile aşılamanın çocuk sağlığı üzerindeki koruyucu etkilere değindi. Aşının sadece hastalıkları önlemede değil, hastalıkların sonuçlarından da koruduğunu belirten Prof. Dr. Selda Hançerli, “Aşılama yani bağışıklama, immünolojik ajanlarla hastalıkların yok edilmesidir. Korunabilir hastalıkların ortaya çıkışını engellediğiniz zaman hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin de önüne geçiyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Boğmaca, Hepatit B, kızamk, kızamıkçık, suçiçeği, difteri, tetanoz ve kabakulak gibi pek çok hastalığın aşılama sayesinde önlenebildiğini belirten Prof. Dr. Selda Hançerli, “Şu anda tüm dünyada eridike edilmiş kanıtlanmış tek hastalık çiçek hastalığı. Aşılama sayesinde bir hastalık dünyadan yok oldu. Aşılama sayesinde amacımız bu hastalıkların eksilmesini sağlamak” dedi. Prof. Dr. Selda Hançerli ergenlik dönemindeki aşılamanın da çok önemli olduğunu vurguladı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen: “Aşıyla önlenebilen hastalıklar nedeniyle 42 bin yetişkin yaşamını yitiriyor” </span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Şehir Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, erişkin aşılamasının önemini vurguladı. Yetişkin aşılamasının son birkaç yıldır hayatımızda olduğunu belirten Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, bu farkındalığın özellikle pandemi döneminde arttığının altın çizdi. Aşıyla önlenebilen hastalıklar nedeniyle ABD’de her yıl 300 çocuk ölürken 42 bin yetişkinin öldüğünü ifade eden Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, “Çocukluk döneminde yapılan aşıların koruyuculuğunun erişkinlik döneminde etkisini kaybetmesi nedeniyle erişkinlerde aşılama büyük önem taşıyor” dedi. Dr. Gamze Şanlıdağ İşbilen, tetanoz, boğmaca, difteri, influenza, pinomokok, zatürre ve zona aşılarının yetişkinlerde önleyici etkilerini anlattı.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Prof. Dr. Dilek Toprak:  “Sağlık çalışanlarının aşılanması çok önemli”</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Toprak ise sağlık çalışanlarının aşılanmasının öneminden bahsetti. Sağlık çalışanları için temel aşı takvimi hakkında bilgi veren  Prof. Dr. Dilek Toprak, Hepatit A, Hepatit B, influenza, kızamık, kabakulak, kızamıkçık, suçiçeği ve meningokok aşılarının yaptırılması gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span><span>Sağlık çalışanları yılda bir kere influenza aşısı olmalı</span></span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span>Mevsimsel influenza aşısının yılda bir kere yaptırılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Dilek Toprak, tetanoz ve difteri aşılarının da önemli olduğunu, özellikle tetanoz aşısının 10 yılda bir yaptırılması gerektiğini kaydetti. Sağlık çalışanlarının ülke çapında gerçekleştirilen standart tarama ve bağışıklama programlarına alınması ve hastane yönetimleri tarafından aşı konusunda gerekli kolaylıkların sağlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Dilek Toprak, sağlık çalışanlarının aşılanmasının toplumda örnek davranış olarak gösterildiğinde genel aşı kabulünü artırabileceğini sözlerine ekledi.</span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-calisanlarinin-asilanmasi-ile-rol-model-olusturulmali-615625">Sağlık çalışanlarının aşılanması ile rol model oluşturulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopozu hızlandıran en önemli 3 neden!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopozu-hizlandiran-en-onemli-3-neden-615575</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 08:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hızlandıran]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[menopozu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca kanama ve lekelenme olmadan adet görmeme durumu olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozu-hizlandiran-en-onemli-3-neden-615575">Menopozu hızlandıran en önemli 3 neden!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca kanama ve lekelenme olmadan adet görmeme durumu olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde ortalama menopoz yaşı 50–51 iken Türkiye’de kadınlar genellikle 47–49 yaş arasında menopoza giriyor. Ancak, bazı etkenler menopoz yaşını birkaç yıl önce çekebiliyor! <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali,</strong> menopoz yaşının en çok aile öyküsünden ve genetik faktörlerden etkilendiğine dikkat çekerek, “Ayrıca, kanser öyküsü ve tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, bazı cerrahi müdahaleler ile otoimmün hastalıklar da menopozun erken görülmesine neden olabiliyor. Bu etkenler menopozun değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor” diyor. Bunların yanı sıra menopoz yaşını öne çeken bazı etkenlerin ise önlenebileceğini vurgulayan <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, </strong>“Sigara ve nikotin kullanımı, yoğun stres ile uykusuzluk menopozu hızlandıran en önemli üç etkendir. Özellikle sigara alışkanlığı menopozun görülme yaşını ortalama 2 yıl öne çekiyor” uyarısında bulunuyor. <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, </strong>menopoz sürecini hızlandıran değiştirilebilir risk faktörlerini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Sigara alışkanlığı</strong></p>
<p>Sigara, yumurtalıklardaki foliküllerin daha hızlı tükenmelerine yol açabiliyor. Bunun nedeni ise nikotin ve toksik maddelerin yumurtalık dokusunda hasar oluşturmaları.  2018’de yayımlanan geniş bir meta-analiz, sigara içen kadınların menopoza ortalama 2 yıl daha erken girdiğini gösteriyor. Benzer şekilde Amerikan Üreme Tıbbı Derneği de sigaranın yumurta rezervini azalttığını vurguluyor. </p>
<p><strong>Düşük vücut kitle indeksi (aşırı zayıflık)</strong></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, yağ dokusunun sadece enerji deposu değil, aynı zamanda östrojen üretimine katkı sağlayan aktif bir doku olduğunu belirterek, şu bilgileri paylaşıyor: “Çok merkezli çalışmalardaki veriler incelendiğinde, çok zayıf kadınların menopoz yaşının anlamlı şekilde daha erken olduğu görülüyor. Özellikle uzun süreli kalori kısıtlaması yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor.”</p>
<p><strong>Kronik stres ve yoğun yaşam temposu</strong></p>
<p>American Journal of Epidemiology Dergisi’nde yayımlanan bir çalışma, yüksek algılanan stres düzeyinin menopozun daha erken yaşta görülme riskini artırabileceğini gösteriyor. Modern çağın önemli bir sorunu olan kronik stres durumunda vücut sürekli “alarm halinde” kalıyor ve stres hormonu olan kortizol yükseliyor. Sürekli yüksek stres, üreme hormonlarının düzenlendiği hipotalamo-hipofizer-ovaryan aksını etkileyebiliyor. Dr. Cavide Ali, “Bu durum, hormon dengesini bozarak, yumurta rezervinin daha hızlı tükenmesine ve menopozun daha erken başlamasına zemin hazırlayabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>Uykusuzluk </strong></p>
<p>Düzenli ve kaliteli uyku, over (yumurtalık) sağlığının korunmasında önemli bir faktörü oluşturuyor.  Dr. Cavide Ali,<strong> </strong>vücudun hormon dengesini düzenleyen biyolojik saatin uyku bozukluğundan çok ciddi etkilendiğini belirterek, “Özellikle gece salgılanan melatonin, üreme hormonlarının dengelenmesinde önemli rol oynuyor. Uykusuz kalındığında melatonin hormonu yeterince salgılanamadığı için hipotalamo-hipofizer-ovaryan aks üzerindeki düzenleyici etkisini ve yumurtalıklardaki güçlü antioksidan koruyucu rolünü tam olarak yerine getiremiyor; bu durum artmış oksidatif stres ve bozulmuş GnRH ritmi üzerinden folikül kaybını hızlandırarak menopoz sürecini öne çekebilecek bir zemin oluşturabiliyor. Ayrıca, kronik uykusuzlukta stres hormonu kortizol yükseliyor ve bu da  yumurtalıkları yöneten hormonal sistemi baskılayabiliyor” diye konuşuyor.  2018 yılında yayımlanan bir çalışma, uzun süreli uyku sorunları yaşayan kadınlarda menopozun daha erken görülebileceğini bildiriyor.  2023’te yayımlanan başka birçok merkezli çalışmada da düşük kaliteli uyku ile erken menopoz geçişi arasında anlamlı bir ilişki olduğu vurgulanıyor. </p>
<p><strong>Hatalı beslenme alışkanlıkları</strong></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, beslenme alışkanlıklarının da menopoz yaşını etkileyebilen değiştirilebilir risk faktörlerden biri olduğunu vurguluyor. Dr. Cavide Ali, sözlerine şöyle devam ediyor: “Yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada, yağlı balık ve baklagil tüketiminin menopoz yaşını geciktirebildiği; buna karşılık rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin ise bu süreci önce çekebildiği gösterilmiş. Nurses’ Health Study adlı çalışmanın verileri de bitkisel protein ve yeterli D vitamini alımının erken menopoz riskini azalttığını ortaya koyuyor.  Antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler, yumurtalık yaşlanmasında rol oynayan oksidatif stresi azaltarak, koruyucu etki gösterebiliyor. Buna karşılık, yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar ise hormonal dengeyi olumsuz etkileyebiliyor.” </p>
<p><strong>Endokrin bozucu kimyasallar (BPA, ftalatlar)</strong></p>
<p>Plastiklerde bulunan bazı kimyasallar vücutta östrojen benzeri etki gösterebiliyor ve bunun sonucunda östrojen reseptörlerine bağlanarak fizyolojik geri bildirim mekanizmasını bozabiliyor. Bu yalancı östrojenik uyarı hipotalamo-hipofizer aksı baskılayıp, folikül gelişimini düzensizleştirerek, uzun vadede over rezervinin daha hızlı tükenmesine ve menopozun erkene kaymasına zemin hazırlayabiliyor. Journal of Clinical Endocrinology &#038; Metabolism Dergisi’nde yayımlanan bir çalışmada, kanda yüksek düzeyde bazı çevresel toksinler bulunan kadınlarda, menopozun daha erken görülebildiği ortaya konmuş. Bu nedenle, günlük hayatta plastik kullanımını azaltmak, cam ürünlerini tercih etmek ve kimyasal maruziyeti sınırlamak büyük önem taşıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozu-hizlandiran-en-onemli-3-neden-615575">Menopozu hızlandıran en önemli 3 neden!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salihli&#8217;de önemli bir &#8220;İş Birliği Protokolü&#8221; daha hayata geçirildi.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/salihlide-onemli-bir-is-birligi-protokolu-daha-hayata-gecirildi-615490</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 14:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[geçirildi]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[protokolü]]></category>
		<category><![CDATA[salihli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615490</guid>

					<description><![CDATA[<p>Salihli Belediyesi ile Atatürkçü Düşünce Derneği Salihli Şubesi arasında “Ortak Hizmet Projesi Protokolü” imzalandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/salihlide-onemli-bir-is-birligi-protokolu-daha-hayata-gecirildi-615490">Salihli&#8217;de önemli bir &#8220;İş Birliği Protokolü&#8221; daha hayata geçirildi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Salihli Belediyesi ile Atatürkçü Düşünce Derneği Salihli Şubesi arasında “Ortak Hizmet Projesi Protokolü” imzalandı.<br />İmzalanan protokol kapsamında, mülkiyeti Belediyemize ait Eski Cami Mahallesi 38. Sokak No:7 adresinde bulunan taşınmazda “Atatürk Kültür Evi” olarak dernek faaliyetlerini sürdürmek,  eğitim ve kültür amaçlı sosyal donatı alanları oluşturarak Belediyemizin ve derneğin eğitim, kültür ve sosyal faaliyetlerini birlikte yürütmek,  öğrencilere yönelik her türlü etkinliklerde ortak hizmetleri daha etkin ve verimli şekilde devam ettirebilmek amacıyla yer tahsisi gerçekleştirildi.</p>
<p>Belediye Başkanımız, imza töreninde yaptığı açıklamada, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan her kurum ve kuruluşun yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, “Atatürkçü Düşünce’ yi yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak adına önemli çalışmalar yürüten ADD Salihli Şubemize destek olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Tahsis edilen alanın hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Gerçekleştirilen protokol ile birlikte;  ADD Salihli Şubesi ile Belediyemiz,  geleceğin yetişkinleri olan genç nesle ülkemizin aydınlık geleceğine katkı sunması için akademik destek sağlamayı, eğitim, öğretim, bilim, kültür, sanat ve çevre konularında toplumsal çalışmalar yapılarak,  sergi, konferans ve diğer etkinliklerle daha geniş kitlelere ulaşmayı hedeflemektedir.</p>
<p>Salihli Belediyesi olarak, kentimizde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliğimizi güçlendirerek, ortak değerlerimiz etrafında çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.</p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/salihlide-onemli-bir-is-birligi-protokolu-daha-hayata-gecirildi-615490">Salihli&#8217;de önemli bir &#8220;İş Birliği Protokolü&#8221; daha hayata geçirildi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zorba]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Yapılan araştırmalar; ülkemizde her 3 çocuktan 1’inin akran zorbalığına uğradığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243">Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Yapılan araştırmalar; ülkemizde her 3 çocuktan 1’inin akran zorbalığına uğradığını gösteriyor. Zorbalık; fiziksel şiddet, dışlama, alay etme, küçük düşürme, tehdit, sosyal medyada ifşa ve dijital taciz gibi farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak</strong> “Son yıllarda dijital ortamın da yaygınlaşmasıyla akran zorbalığı çok daha sık görülmektedir. Akran zorbalığını “çocuklar arasında olur böyle şeyler” diyerek görmezden gelmek sorunu küçültmez, büyütür; çocuğun ruh sağlığını ve akademik geleceğini son derece olumsuz etkiler. Erken fark edilip doğru şekilde müdahale edildiğinde, çocuğa bazı önlemler öğretildiğinde önlenebilir” diyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak, akran zorbalığına uğrayan çocuklarda 7 önemli belirtiyi sıraladı, akran zorbalığına karşı alınabilecek 9 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Yalnız kalmamak</strong></li>
</ul>
<p>Zorbalığın genellikle içe kapanık, sosyal olarak izole edilmiş ve yalnız görülen çocukları hedef aldığını belirten Dr. Barış Sancak “Grup içindeki bir çocuğa yönelme ihtimali belirgin şekilde azalır. Özellikle teneffüslerde, okul çıkışlarında ve servis beklerken çocuğun tek başına olmaması koruyucu bir önlemdir. Bir arkadaşla olmak hem caydırıcıdır hem de güç verir. Bu nedenle güvenli bir arkadaş edinmek etkili bir savunma mekanizmasıdır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Kararlı şekilde, kısa ve net cümleyle sınır koymak </strong></li>
</ul>
<p>Zorbalık karşısında uzun açıklama yapmak ya da tartışmaya girmek çoğu kez işe yaramaz. Aksine zorbanın ilgisini artırır. Kararlı bir beden dili ve göz temasıyla “Bunu istemiyorum”, “Dur” ya da “Bana böyle seslenmeni istemiyorum” gibi kısa ve net cümleyle sınır koymak, oradan uzaklaşıp bir yetişkine (öğretmen, okul idaresi) başvurmak ve aileye anlatmak en etkili yöntemdir. Yardım istemenin ‘şikayet’ değil, güvenlik talebi olduğu çocuğa öğretilmelidir.  </p>
<ul>
<li><strong>Zorbalığı mutlaka aileye anlatmak </strong></li>
</ul>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak “Ne yazık ki birçok çocuk; utandığı, daha fazla hedef alınmaktan korktuğu, ailesini üzmek istemediği ya da kendisinin başa çıkacağını düşündüğü için yaşadığı zorbalığı kimseye anlatmıyor. Birçoğu da ‘abartıyorum sanırlar’ düşüncesine kapılabiliyor. Oysa bir zorbalığa maruz kaldığınızda bunu ailenizle ve okul yöneticilerinizle mutlaka paylaşın. Yaşadıklarınızı içinize atmayın. Böylece sorun daha fazla büyümeden çözülebilir” diyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Çocuğu yargılamamak, yanında olduğunuzu hissettirmek</strong></li>
</ul>
<p>Ailelere, çocuklarıyla mutlaka düzenli iletişim kurmalarını ve sorunlarını küçümsememelerini öneren Dr. Barış Sancak şöyle konuşuyor: “Çocuğunuza ‘ne olursa olsun bana anlatabilirsin, seni suçlamam, yanında olurum’ diyerek yaklaşın. ‘Arkadaşın şaka yapmıştır’, ‘çocukça atışma, halledersiniz’ gibi normalleştirici sözlerle yaklaşmayın. Baskı yapmadan, yargılamadan dinleyin. Size her şeyi anlatabileceğini hissetmesi son derece önemlidir.”</p>
<ul>
<li><strong>Güvenli iletişim alanı oluşturmak</strong></li>
</ul>
<p>Çocuğunuza  ‘Bugün okul nasıldı’ yerine, ‘bugün seni en çok mutlu eden şey neydi’, ‘seni zorlayan bir an oldu mu’ gibi açık uçlu sorular sorun. “Bir şey yok” diyorsa hemen vazgeçmeyin. Akşam yatmadan önce sakin bir ortamda, göz teması kurarak konuşmayı deneyin. Soruna hemen çözüm üretmek yerine önce duygusunu anlamaya çalışın. Konuşmak, dinlemek ve işbirliği yapmak en güçlü çözümdür. </p>
<ul>
<li><strong>Zorbalığın tanımını öğretmek</strong></li>
</ul>
<p>Birçok çocuk maruz kaldığı davranışın zorbalık olduğunu fark etmeyebilir. Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak “Çocuğa şunu öğretmek önemlidir: “Bir davranış seni incitiyorsa, tekrar ediyorsa ve dur demene rağmen devam ediyorsa bu zorbalıktır.” Örneğin; sürekli lakap takılması “şaka” değildir. Birçok kez gruba alınmamak “arkadaş seçimi” değil, sistematik dışlama olabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Okulla işbirliği kurmak</strong></li>
</ul>
<p>Zorbalık bireysel değil, sistemsel bir mesele olduğundan öğretmen, rehberlik servisi ve okul yönetimiyle mutlaka iletişime geçin. Sorunu dramatize etmeden ama net şekilde ifade edin. Olayların tarihini ve içeriğini not almak süreci kolaylaştırır. Örnek: “Çocuğum arkadaşları tarafından dışlanıyor” demek yerine, “Son üç haftadır teneffüslerde aynı üç öğrenci tarafından oyuna alınmadığını ve alay edildiğini söylüyor” gibi somut bilgi verin. </p>
<ul>
<li><strong>Empati ve tanıklık kültürü geliştirmek</strong></li>
</ul>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Sancak “Zorbalık sadece mağdur ve zorba arasında değildir; izleyiciler de sürecin parçasıdır” derken, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuğunuza şunu öğretin: “Birine yapılan haksızlığa sessiz kalmak, o davranışı güçlendirebilir. Oysa, zorbalığa maruz kalan arkadaşının yanına oturmak, öğretmene haber vermek, “Bence sana yapılan bu davranış doğru değil” demek bile zorbalığı azaltabilir.”</p>
<ul>
<li><strong>Dijital zorbalığa karşı kayıt almak</strong></li>
</ul>
<p>Günümüzde whatsapp grupları, sosyal medya paylaşımları ve çevrim içi oyunlar üzerinden zorbalığın 7/24 devam edebildiğini, bu durumun çocukta çaresizlik hissini artırdığını belirten Dr. Sancak “Özellikle dijital zorbalıkta kanıt saklamak (ekran görüntüsü almak) önemlidir. Zorbalık durumunda çocuğa karşılık vermek yerine kanıt saklamayı, kişiyi engellemeyi ve bir yetişkine bildirmeyi öğretmek gerekir. En önemlisi, çocuk yaşadığının kendi suçu olmadığını ve ailesinin yanında olduğunu net biçimde hissetmelidir” diyor.</p>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p>Çocuğunuzda bu 7 belirti varsa!</p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak, çocuklarda akran zorbalığına maruz kalındığına işaret eden, ailelerin dikkat etmesi gereken 7 önemli belirtiyi şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li>Okula gitmek istememe, karın ağrısı veya baş ağrısı şikayetlerinde artış</li>
<li>Ani içe kapanma, odasına çekilme, depresif duygudurum, özgüven kaybı, kaygı bozukluğu</li>
<li>Eşyalarının kaybolması ya da zarar görmesi</li>
<li>Telefonunu saklama, sosyal medya kullanımında ani değişim</li>
<li>Uyku düzeninde bozulma</li>
<li>Beslenmesinde normal olmayan davranışlar, aşırı yeme ya da hiç yememe</li>
<li>Ders başarısında düşüş</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Zorbalık yapan çocuğa ailesi nasıl yaklaşmalı?</strong></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Sancak şöyle diyor: “En önemli nokta, davranışının yanlış olduğunu çok net ifade etmek ama çocuğu ‘kötü’ olarak etiketlememektir. “Sen kötüsün” değil, “Bu yaptığın kabul edilemez” denilmelidir. Bu çocukların bir kısmı empati becerisi zayıf, dürtü kontrolünde zorlanan ya da kendisi de farklı şekillerde zorlanmış çocuklardır. Bu nedenle sebebini anlamak önemlidir. Sadece nasihatle değil, tutarlı sınırlar konularak ve empati eğitimiyle çocuğa davranışının karşı tarafta nasıl bir etki yarattığı gösterilmeli, alternatif davranış yolları öğretilmeli ve tekrar etmemesi için somut bir plan uygulanmalıdır. Okulla işbirliği yapılmalı, gerekirse profesyonel destek alınmalıdır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akran-zorbaligi-yayginlasiyor-615243">Akran zorbalığı yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 08:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[Burun Estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[kalın]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sorular]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614993</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti (burun estetiği) hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr. Sinan Uluyol, rinoplasti (burun estetiği) hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı. </p>
<p>Burun estetiğinde en önemli temel ilke yaş ilkesi olarak belirtiliyor. Bireyin burun estetiği ameliyatı olma konusunda yaş kriteri 18 yaş olarak ifade ediliyor. Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli  Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr Sinan Uluyol, rinoplasti ameliyatı olacak kişilerin kanuni olarak kemik yüz yapısının gelişiminin tamamlandığı yaş sınırını geçmiş olması kriterinin önemine işaret ediyor.  Bu sınırın da 18 yaş olduğunu söyleyen Uluyol, burun estetiği ameliyatları konusunda önemli bilgiler verdi. <br /> <br />Burun Estetiği Sonrası Şişlik ve Morluklar Normal Mi?<br /> <br />Burun estetiği ameliyatlarından sonra göz çevresinde ve yüzde ağrı, şişlik, morluklar olması normal mi? sorusu en çok merak edilen sorular arasında yer alıyor.  Op. Dr. Uluyol, rinoplasti sonrasındaki ilk iki-üç gün özellikle göz çevresinde kırmızı, yeşil, sarı, mor renk değişiklikleri olabileceğini, bu durumlarda iyi bir buz uygulaması yapılırsa, uygun ilaç tedavisi verilirse ve başı yüksekte tutarak uyuma gerçekleştirilirse bu durumların daha hızlı bir sürede düzeleceğini söyledi. <br /> <br />Rinoplasti Sonrası Ağrıları Hakkında <br /> <br />Rinoplasti ameliyatından sonra yedinci günün sonunda bu bölgede sadece ufak sarı lekeler kalacağını onların da kısa sürede kaybolacağını ifade eden Sinan Uluyol, “Yüzün tam orta kısmında zonklama tarzında bir ağrı hissedilir. Burun estetiği dokuya minimal hasar verildiği takdirde ağrı sızı duyma olasılığı da azalmış olur. Burun estetiği ameliyatları çok ağrılı ameliyatlar değildir. Iyi bir estetik ve fonskiyonel sonuç alınması hedeflenen operasyonlar da bu bahsettiğimiz durumlar çekilmesi muhtemel ufak ağrılardır” dedi. <br /> <br />Kalın Ciltlerde Rinoplasti Yapılmasının Avantaj ve Dezavantajları<br /> <br />Kalın ciltlerde burun estetiği mümkün müdür? konusunda bilgi veren Uluyol, “Kalın ciltlerde rinoplasti ameliyatı olmak hem bir avantajdır hem de dezavantajdır.  Önce dezavantajlarını sıralamam gerekirse; kalın ciltlerde burun ucunu çok ince yapamayabiliyoruz. Cilt burnu bir yorgan gibi örttüğü için yapıları kapatıyor. Aynı zamanda kalın cilde sahip hastalarda burun ucu çok ağır olur. İyi bir teknik uygulanmaz ise burun ucunun düşme ihtimali, ince cilde göre daha fazla olabilir.  Bunun yanında kalın cilde sahip hastalar ameliyat yapıldıktan sonra 3 aylık periyotta burun ucunda normalden daha fazla şişlik yaşarlar. Demoralize olurlar”diye konuştu. “Bu kadar dezavantajı var ama avantajı var mı? diye soranlara da şunu söyleyebilirim” diyerek devam eden Op. Dr. Uluyol, “Burun estetiği ameliyatlarında, biz deyimi yerindeyse sular çekildikten sonra asıl sonucu net bir şekilde görürüz. Bu da bir, bir buçuk yıl içinde olur. Kalın ciltli hastalar biraz sabrederse sonları selamet oluyor” vurgusunda bulundu.  <br /> <br /> Rinoplasti Uygulanan Hastada Burun Ucu Düşer Mi?<br /> <br />Burun estetiğinden sonra burun ucu düşmesi konusuna da açıklık getiren KBB Uzmanı Op. Dr. Uluyol şunları söyledi: “Burun ucu, altında kemik yapı olmadığı için oynar bir yapıdır. Yaşla beraber bağ ve destek dokusu azalır. Zaten aslında kişiler ameliyat olmasa da yaş ilerledikçe, yaşamın gereği olarak burun ucu aşağı doğru yer değiştirir.” <br /> <br />Rinoplasti operasyonlarında cerrahi ekibin, burun ucunu doğru yere oturtması, uygun teknikler kullanmasının burun ucunun düşmemesini sağlayabileceğini belirten Uluyol, “Bu noktada burun estetiği düşünen hastaların hekim seçiminde dikkatli olması önem arz ediyor.  Özellikle uzun dönem ameliyat sonuçlarını gördükleri, ameliyat sonuçlarının video görsellerini gördükleri ve inandıkları hekimleri seçmelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu. <br /> <br />Burun Şekli Tercihlerinde Neye Dikkat Edilmeli?<br /> <br />“Burun estetiğinde iki önemli nokta var” diyen Uluyol şöyle devam etti: “Her burnun ayrı bir hikayesi vardır. Bunu cerrahi ekip ameliyat sırasında anlar ve hastanın isteği doğrultusunda yapabileceği en yakın şekli verir. Fotoğraf getirip de ameliyat olmak isteyen hastalarımız var. Kişi burnunun şeklinden memnun değilse ve kendisine yakışacağını düşündüğü burun şeklini belirlemiş ise bunu öncelikle iyi araştırdığı ve önceki çalışmalarını gözlemleyebildiği bir hekime danışmalıdır. Önemli olan hekimin hastasının isteği doğrultusunda götürebileceği noktadır. Ve uzun dönem sonuçlarını göremediğiniz bir hekim ve ekibine yönelmek yanlış bir tercih olabilir. Hekim seçiminde kişilerin beğendikleri burunları ortaya çıkartan hekimleri tercih etmeleri çok önemlidir. Bir diğer unsur ise yüzyüze görüşmedir. Bir diğer tavsiyem de, ameliyat düşünenlerin en az iki tane deneyimli ekip ile görüşülme yapmaları olacaktır. Bu yöntem hastayı doğru yola ulaştırır.”<br /> <br />Amaç Sadece Burnu İyi Şekillendirmek Olmamalıdır!<br /> <br />Burun estetiğinde hedeflenenin sadece istenilen şeklin verilmesi olmadığının, burun sağlığının da öneminin altını çizen Op. Dr. Sinan Uluyol, “Daha iyi nefes alan daha güçlü bir burun hedeflenmelidir. Burun estetiği sırasında burun orta bölgesinde var olan devüasyon gibi durumları da çözebiliyoruz. Hemen hemen her hastada bu durumlar vardır. Örneğin, yanlarda burun eti denilen noktalara da radyo frekans uygulanır. Bunlar rutin yapılan işlemlerdir. Estetikle aynı zamanda hastada polip, sinüzit gibi durumlar varsa bunlar da operasyon sırasında giderilebilen sorunlardır” dedi.<br /> <br />Rinoplasti Ameliyatı Teknikleri Nelerdir? <br /> <br />Rinoplasti ameliyatlarının açık ya da kapalı olması konusunda hastalardan çokça soru aldıklarını söyleyen Uluyol, “Bir hasta ameliyat olurken güzel şekilli bir burnu olsun, bunu uzun süre kullansın ve bu yeni burnu ile de güzel bir şekilde nefes alabilsin ister. Burada tekniğin teorik olarak hiçbir önemi yok burada önemli olan güvenilir bir cerrahi ekiptir. Düzgün uygulanan teknikte her türlü şişlik, morluk gibi unsurlar minimal düzeyde olur.” vurgusunda bulundu.  <br /> <br /> Kıkırdak Eğriliği Olan Hastalara Hatırlatma!<br /> <br />KBB Uzmanı Op. Dr. Sinan Uluyol son olarak bir gün burun estetiği ameliyatı olması muhtemel, bu ameliyatı olmayı aklına koymu olan kişilere yönelik önemli bir hatırlatmada bulundu. <br /> <br />Uluyol, “Biz kıkırdak eğriliği söz konusu olup, burun estetiği ameliyatı olmayı aklına koymuş hastaların, gidip septoplasti ameliyatı olmalarını asla istemeyiz. Burun kıkırdağında eğrilikler olan kişiler septoplasti ile bu eğrilikleri düzelttiriyorlar. Septoplasti ameliyatı olan bir hasta bir süre sonra burun estetiği (rinoplasti) ameliyatı da olmak isterse yeterli kıkırdak doku bulunamayacaktır. Biz burun estetiğinde kıkırdağa ihtiyaç duyarız. Kıkırdak yoksa bu yapı kulaktan ya da kaburgadan alınmak zorunda kalınacaktır. Bu alış tekniklerinin de bazı yan etkileri vardır ve bazen burundaki kıkırdak kaynağına uyumlu olmayabilirler. Bu nedenle, eğer burun estetiği olma ihtimali aklınızdan geçiyorsa lütfen burun ortasından kıkırdak ameliyatı olmayınız. İşinizi zorlaştırmayınız” uyarısında bulundu.<br /> <br /> <br /> <br /> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/burun-estetigi-hakkinda-en-cok-merak-edilenler-sorular-614993">Burun estetiği hakkında en çok merak edilenler sorular</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Şato&#8217;da Kamusal Mekân Söyleşileri Serisi&#8221; ikinci toplantısıyla devam etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/satoda-kamusal-mekan-soylesileri-serisi-ikinci-toplantisiyla-devam-etti-614677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kamusal]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[katılımcı]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[mekan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[şato]]></category>
		<category><![CDATA[serisi]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[toplantısıyla]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yaptığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614677</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın başlattığı “Güzel İzmir Hareketi” kapsamında düzenlenen Şato’daki söyleşide kamusal alanlar masaya yatırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/satoda-kamusal-mekan-soylesileri-serisi-ikinci-toplantisiyla-devam-etti-614677">&#8220;Şato&#8217;da Kamusal Mekân Söyleşileri Serisi&#8221; ikinci toplantısıyla devam etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın başlattığı “Güzel İzmir Hareketi” kapsamında düzenlenen Şato’daki söyleşide kamusal alanlar masaya yatırıldı. “Kent Konuşur mu?” sorusuna yanıt arayan İzmir, katılımcı tasarım ve ortak akılla şehri birlikte güzelleştirme mesajı verdi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay öncülüğünde başlatılan Güzel İzmir Hareketi kapsamında düzenlenen Kamusal Mekan Söyleşileri Serisi’nin ikincisi, “Kent Konuşur Mu? Kamusal Mekanda Katılımcı Tasarım” başlığıyla Şato’da gerçekleştirildi. Söyleşi, Güzel İzmir Hareketi Koordinatörü Esra Yılmaz Keskin’in moderatörlüğünde yapıldı. Söyleşiye İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hakan Uzun, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Jülide Tutan ve Mimarlık Komitesi temsilcileri, Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Dalya Hazar, İzmir Kent Konseyi temsilcileri, Kent Konseyi Gençlik Meclisi ve Kadın Meclisi temsilcileri, Genç İzmir temsilcileri, ilçe belediye temsilcileri, akademisyenler ve kent aktörleri katıldı. Kentte nitelikli kamusal mekanların çoğalması için katılım süreçlerinin, İzmir deneyimleri ve farklı uygulama yaklaşımlarının ele alındığı buluşmada önemli konular masaya yatırıldı.</p>
<p><strong>“Aslında yaptığımız şey kentsel akupunktur”</strong></p>
<p>Güzel İzmir Hareketi Etkinlik Alanı’nda yapılan etkinlikte konuşan Güzel İzmir Hareketi Koordinatörü Esra Yılmaz Keskin, “İzmir’i Birlikte Güzelleştirelim” ilkesiyle faaliyetlerini sürdürdüklerini belirterek “Güzel İzmir Hareketi kapsamında yapılan faaliyetlerimizden katılımcılık odağında örnekler vermek istiyorum. Farklı ilçelerde yaptığımız konsept tasarımlarımız mevcut. Yerinde yapılan uygulamalarımız da var. Daha büyük çaplı projelerimizin de uygulama süreci devam ediyor. Önceliğimiz kentsel yaşam kalitesinin artırılması. Güzel İzmir Hareketi’nin kente yayılması adına çalışıyoruz. Özellikle gençlerden geri dönüşler alıyoruz. Aslında yaptığımız şey kentsel akupunktur; küçük ölçekli alanlarda yaptığımız kentsel müdahalelerle noktasal iyileştirme sağlıyoruz. Güvenli okul çevreleri temamızla ilgili çalışmalar yaptık. Atölye, tasarım öğrencilerine açıktı. Mahalleni tasarla programı oluşturduk; web sitemiz üzerinden halk oylamasıyla ödül grubunu belirledik” dedi. Güzel İzmir Hareketi olarak yerinde uygulamalar yaptıklarını söyleyen Keskin, “Çalışmalarımızın peşini bırakmıyoruz. Sadece tasarım yapıp bırakmıyoruz, yerinde uygulamanın son safhasına kadar sahada kontrollere devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“İş birliği ortamı çok önemli”</strong></p>
<p>Şehir Plancısı Doç. Dr. Semahat Özdemir ise “İzmir’de Katılım Süreçleri Deneyimleri” başlığı altında yaptığı sunumda “Birilerine birlikte bir şey yapalım, fikrinizi söyleyin diyorsanız herhangi bir düzlemde iyileştirme ve çözüm vaat etmeniz lazım. Bu olmazsa güven ortadan kalkıyor. Yetki çatışmasına girmeden iş birliği ortamının yaratılabilmesi çok önemli” dedi. Özdemir ayrıca yerel çalışmalardan örnekler sunarken ortak akılla yürütülen süreçlere ilişkin bilgiler verdi.</p>
<p><strong>“Katılımın en önemli adımı süreç tasarımıdır”</strong></p>
<p>Şehir Plancısı Ali Faruk Göksu da “Katılımcı Tasarım Dinamikleri ve Süreçleri” başlıklı konuşmasında katılımcılık sürecinde empati yapabilmenin önemli olduğunu vurguladı. Göksu ayrıca, “Tasarım kolektif bir süreçtir. Katılım sadece fikir vermekle değil, sürecin içine girerek birlikte üretmekle olur. Hep süreç tasarımından bahsederim. Katılımın en önemli adımı budur. Tasarım bir yetenek değil katılımcı ortam meselesidir. Bu ortamı tasarlarsanız çok farklı işler çıkar” dedi.</p>
<p><strong>İlk oturumda dün, bugün, yarın konuşulmuştu</strong></p>
<p>İzmir’de nitelikli kamusal mekanların artırılması için bakış açısı sunmayı hedefleyen etkinlikler serisinin ilki  “Keyifli Sosyal Mekânlar” temasıyla, 2025 yılının kasım ayında yapılmıştı. “İzmir’de Sosyo-Kültürel Mekanların Dünü, Bugünü ve Yarını” konusuna odaklanılan buluşmada İzmir’de sosyal mekânların geçmişten itibaren yaşadığı dönüşüm sürecine ve gelecekteki potansiyeline farklı açılardan yaklaşılmıştı. Uzman isimlerin fikirlerini aktardığı ilk oturumda İzmir’in yaşam kültürü, tarihi ve mimari zenginliği ile sosyal etkileşim alanları da masaya yatırılmıştı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/satoda-kamusal-mekan-soylesileri-serisi-ikinci-toplantisiyla-devam-etti-614677">&#8220;Şato&#8217;da Kamusal Mekân Söyleşileri Serisi&#8221; ikinci toplantısıyla devam etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya Uzaya Çıkıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konya-uzaya-cikiyor-614422</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 10:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çıkıyor]]></category>
		<category><![CDATA[inşa]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[uydu]]></category>
		<category><![CDATA[uzaya]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614422</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi ile Necmettin Erbakan Üniversitesi iş birliğiyle Türkiye’de ilk olan "Küp Uydu Projesi" hayata geçiriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-uzaya-cikiyor-614422">Konya Uzaya Çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediyesi ile Necmettin Erbakan Üniversitesi iş birliğiyle Türkiye’de ilk olan &#8220;Küp Uydu Projesi&#8221; hayata geçiriliyor. Konya Büyükşehir Belediyesi için yerli ve millî imkanlarla uydu yapılmasını içeren protokolün imza programında konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Diğer şehirlerde temel belediyecilik hizmetleriyle uğraşıldığı bir dönemde Konya Büyükşehir olarak uydu yapmayı, uyduyu fırlatmayı ve bu teknolojiyi kullanmayı konuşuyoruz. Bu uydu sayesinde şehrimizi çok daha akıllı hale getirecek, şehirde belediyecilik uygulamalarımızı çok daha ekonomik, hızlı ve verilerin kontrolünün bizde olduğu bir sürece başlamış olacağız. İnşallah bu imzalar diğer şehirlerimize, diğer üniversitelerimize de örnek olur. Kendi uydusunu yapan ilk belediye olarak Türkiye&#8217;de tarihe not düşecek bir işi birlikte yapıyoruz” dedi. Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, Büyükşehir Belediyesi ile birçok alanda birlikte çalıştıklarını anımsatarak, “Bizde akademik birikim var. Belediyede bizde olmayan imkanlar var. Bunların ikisini birleştirdiğimiz andan itibaren işte bu uydu projesi ortaya çıkıyor. Bu Türkiye&#8217;de ilk. Sayın Başkanımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi ile Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) arasında yapılan protokolle yerli ve millî imkanlarla yapılacak “Küp Uydu Projesi” hayata geçecek.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, belediyecilik tarihi açısından önemli bir başlangıç yaptıklarını, Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Konya Büyükşehir Belediyesi olarak uydu yapma konusunda ilk imzaları atacaklarını söyledi. Uydu konusunda Büyükşehir Belediyesi ile Necmettin Erbakan Üniversitesi arasında bir sinerji oluştuğunu kaydeden Başkan Altay, uyduyu imardan trafiğe, kuraklıktan su kaynaklarının korunmasına ve moloz atıklarının denetimine kadar birçok alanda faydalanabileceklerini ifade etti.</p>
<p><strong>“İNŞALLAH BU İMZALAR DİĞER ŞEHİRLERİMİZE, DİĞER ÜNİVERSİTELERİMİZE DE ÖRNEK OLUR”</strong></p>
<p>Diğer şehirlerde temel belediyecilik hizmetleriyle uğraşıldığı bir dönemde Konya Büyükşehir olarak uydu yapmayı, fırlatmayı ve bu teknolojiyi kullanmayı konuştuklarını vurgulayan Başkan Altay, “İnşallah bu imzalar diğer şehirlerimize, diğer üniversitelerimize de örnek olur. Üniversitemizde yetişen öğrencilerimiz Türkiye&#8217;nin uzay yolculuğunda çok önemli işler yaparlar. Biz de onların geliştirdiği bu uydu sayesinde şehrimizi çok daha akıllı hale getirecek, şehirde belediyecilik uygulamalarımızı çok daha ekonomik, hızlı ve verilerin kontrolünün bizde olduğu bir süreci başlamış olacağız. Aslında dünya üzerinde birçok uydu var. Bizler de ciddi bedeller ödeyip bu uydulardan bilgiler alıyoruz. Şimdi inşallah bu ilk adımla birlikte bu maliyetten de kurtulmuş olacağız” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>KENDİ UYDUSUNU YAPAN İLK BELEDİYE</strong></p>
<p>Başkan Altay, “Kendi uydusunu yapan ilk belediye olarak Türkiye&#8217;de tarihe not düşecek bir işi birlikte yapıyoruz. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak kurumlar arası iş birliğine çok önem veriyoruz. Bu konudaki en önemli partnerlerimizden birisi de Necmettin Erbakan Üniversitemiz. Birlikte birçok alanda çalışıyoruz. İnşallah bu başlangıçta yine teknoloji ve uzay alanında hayırlı bir başlangıç olacak. Sayın Rektörümüze bugüne kadar verdiği desteklerden dolayı teşekkür ediyorum. Kıymetli hocalarımıza teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>“BENİ ÇOK HEYECANLANDIRAN BİR İŞ OLDU”</strong></p>
<p>Projenin gençler için de önemli bir deneyim olacağını aktaran Başkan Altay, “Fiilen bir uydunun yapımına başlamak, onu tasarlamak, ortaya çıkarmak sonraki hayatlarında da çok önemli bir tecrübe ve başlangıç olacak. En önemlisi de üniversitemiz bu yeterliğe sahip bir üniversite haline gelecek. Bundan sonra hem bizim talebimiz olan uyduların yapılması, hem ülkemizin ihtiyacı olan uyduların yapılması konusunda bir başlangıç yapıyoruz. Beni çok heyecanlandıran bir iş oldu ilk duyduğumdan itibaren. İnşallah bu heyecanımız artarak devam eder ve ülkemize faydalı işler yapmaya devam ederiz” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“GEREKLİ ALTYAPI TESİSLERİNİ İNŞA EDECEĞİZ”</strong></p>
<p>Necmettin Erbakan Üniversitesi Uzay ve Havacılık Bilimleri Fakültesi ile birlikte bir uydu inşa etmek için yolculuğa çıktıklarının altını çizen Başkan Altay, “İnşallah 3 yıllık bir süre zarfında öncelikle üniversitemizin bu yeterliliği kazanması için gerekli altyapı tesislerini inşa edeceğiz. Öğrencilerimiz bunun tasarımından yapılmasına kadar süreçte yeni yeterlilikler kazanmış olacak. İnşallah imkanlar dahilinde bu uyduyu da fırlatarak belediyecilik hizmetlerini planlı bir şekilde devam ettirmeyi arzu ediyoruz. İnşallah imkanlar el verir bu uyduyu fırlatmayı başarabilirsek Konya Türkiye tarihine önemli bir not düşmüş olacak. Türkiye belediyeciliği adına böyle bir çalışma yürütmekten büyük bir mutluluk diyorum” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p><strong>“AKILLI ŞEHİR NOKTASINDA ÖNEMLİ BİR BAŞLANGIÇ YAPIYORUZ”</strong></p>
<p>Başkan Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin akıllı şehir uygulamalarında Türkiye&#8217;de hep örnek olduğunu anımsatarak, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan Akıllı Şehir Endeks çalışmalarında son 4 yıldır akıllı şehir uygulamalarında Büyükşehir Belediyemiz 1. sırada. Güney Kore&#8217;de, Barcelona&#8217;da ödüller aldık. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı&#8217;ndan ödüller aldık. Bugün de Necmettin Erbakan Üniversitemizle birlikte akıllı şehir noktasında önemli bir başlangıç yapıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>PROF. DR. ZORLU: “BU TÜRKİYE&#8217;DE İLK”</strong></p>
<p>NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, üniversitenin sahip olduğu birikimi icraata geçirebilmek için her türlü ilişkiyi kurmaya çalıştıklarını ifade ederek, “Sanayi ile ilişkimiz var. Odalarla, borsalarla ilişkilerimiz var. Üniversite belediye iş birliği çok önemli bir noktada. Sağ olsun Sayın Başkanımızla bu konuda çok uyumlu çalışıyoruz. Birçok alanda beraberliğimiz var. Bizde akademik birikim var. Belediyede bizde olmayan imkanlar var. Bunların ikisini birleştirdiğimiz andan itibaren işte bu uydu ortaya çıkıyor. Bu, Türkiye&#8217;de ilk” diye konuştu.</p>
<p><strong>“VERİ, DÜNYADA EN KIYMETLİ HAZİNE”</strong></p>
<p>Veri madenciliğinin önemine değinen Prof. Dr. Zorlu, “Tabii veri olmayınca icraatlar da projeler de isabetli ve doğru sonuçlar ortaya koymayabilir. Veri çok önemli bir hazine. Yani dünyada en kıymetli şey ne diye sorarsanız altın madeni falan değil, veri. Veri madeni. Bunu eğer siz yakalayabilirseniz çok rahat önünüzü görebilirsiniz ve ciddi projeler üretebilirsiniz. Bu uydu inşallah veri sağlayacak. Belediyemizin, içinde yaşadığımız şehrimizin birtakım konularda projeksiyonunu yapacak ve yeni projeler üretmesine vesile olacak. Değerli hocalarım, Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi ve yine Havacılık ve Uzay Bilimleri Bölümü bu işi üstlenecek. Bu, Türkiye&#8217;deki belediyelere ve belki de dünyadaki birçok belediye örnek olacak. Hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Katkısı olan bütün arkadaşlarımıza, Sayın Başkanımıza teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi.</p>
<p>Konuşmaların ardından Başkan Altay ile Rektör Prof. Dr. Zorlu tarafından “Küp Uydu” Projesinin imzaları atıldı.</p>
<p><strong>“ÖĞRENCİLERİMİZ GERÇEK BİR PROJENİN PARÇASI OLARAK YETİŞECEK”</strong></p>
<p>NEÜ Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Keser de yaptığı değerlendirmede, projenin öğrenciler için öneminin de çok değerli olduğuna değinerek, “Bu işte farazi yapılan çalışmalarla veya laboratuvarda yapılan varsayımsal, deneysel çalışmalarla değil öğrencilerimiz gerçek bir projenin parçası olarak yetişecek. Uydumuzu düşük Dünya irtifasında kutupsal yörüngeye yerleştirmek planlanmaktadır” İfadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“KÜP UYDU” PROJESİ </strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi ve NEÜ arasında yapılan protokol kapsamında hayata geçecek uydu projesi ile uydu üzerine dâhil edilecek kamera ve sensörlerden elde edilecek verilerin belediye proje ve hizmetlerinde kullanılması hedefleniyor. Ayrıca tasarım, üretim, entegrasyon ve test süreçlerinin içinde olduğu bir alt yapı oluşturulacak proje ile bu alanda Ar-Ge kültürünün gelişmesi için eğitimsel etkinliklere doğrudan ve dolaylı katkılar sağlanması amaçlanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-uzaya-cikiyor-614422">Konya Uzaya Çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konak&#8217;ta Afet Müdahale Planı zirvesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konakta-afet-mudahale-plani-zirvesi-614368</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 09:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[dirençli]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[konak]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[planı]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[zirvesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614368</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu başkanlığında, Konak’ta Afet Müdahale Planı’nın, tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek masaya yatırıldığı toplantıda konuşan Başkan Mutlu, “Çok önemli bir gündemle bir aradayız.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-afet-mudahale-plani-zirvesi-614368">Konak&#8217;ta Afet Müdahale Planı zirvesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu başkanlığında, Konak’ta Afet Müdahale Planı’nın, tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek masaya yatırıldığı toplantıda konuşan Başkan Mutlu, “Çok önemli bir gündemle bir aradayız. Kuşkusuz, afetlerden sonra yapılacaklar önemli ama özellikle yerel yönetimlerin üzerine düşen en büyük sorumluluk, afet öncesinde de kenti dirençli hale getirmek. Biz de çalışmalarımızı özellikle bu alanda yoğunlaştırıyoruz” dedi.</b></p>
<p>Konak Afet Müdahale Planı Toplantısı, İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu başkanlığında Konak’ta gerçekleştirildi. Çözüm ve destek ortakları ile paydaşları bir araya getiren toplantıya; İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, Konak Kaymakamı Ediz Sürücü, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, İzmir İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdür Yardımcısı Bülent Çetin, İl AFAD Deprem ve Risk Azaltma Şube Müdürü Sezgin Kazaz, İlçe Afet Müdahale Planı’nda ana ve destek çözüm ortağı olarak görev alan 23 Afet Grubunun sorumlu bürokratları katıldı. Toplantıyı, Konak’ın muhtarları da yakından takip etti. Oldukça verimli geçen, afet durumu için yapılan hazırlıklarla beraber eksiklerin de masaya yatırıldığı toplantıda 23 afet grubu ayrı ayrı sunum gerçekleştirdi. Koordinasyon, iletişim ve birlikte çalışma vurgusu yapılan toplantıda Konak Belediyesi’nin akreditasyon aşamasına gelen arama kurtarma timinin çalışmaları da anlatıldı. Öte yandan Vali Yardımcısı Çorumluoğlu, Konaklı muhtarların da ilçede ikinci bir akredite ekibi olarak yer almasının önemine dikkat çekti ve destek sözü verdi.</p>
<p><b>Çorumluoğlu: İzmir’de afetlere hazırlık olmamız gerekiyor</b></p>
<p>Toplantının başkanlığını üstlenen İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, toplantıların İzmir’in tüm ilçelerinde tamamlanacağını dile getirdi.  İzmir’de afet yönetiminde depremle birlikte yangın, sel ve su baskınlarının da dikkate alınması gerektiğini belirten Çorumluoğlu, Konak’ta en büyük dezavantajı trafik ve yapı stokunun oluşturduğunun altını çizdi. Çorumluoğlu, afetin siyaseti olmadığını ve hep birlikte uyum içinde çalıştıklarını vurgulayarak şunları söyledi:</p>
<p>“Afet yönetimi dediğimizde aklımızda hep bu ülkenin gerçeği olan deprem vardı. Ama geçtiğimiz yazlarda deneyimlediğimiz gibi yangın da İzmir için en az deprem kadar önemli bir afet. Yangın, küresel ısınmayla beraber İzmir’in bir parçası oldu. Foça’da, Bergama’da, Çeşme’de, Karaburun’da, Kemalpaşa’da sel oldu. Arka arkaya su baskınları oldu. Dolayısıyla bizim deprem, yangın, sel ve benzeri afetlere her zaman hazırlıklı olmamız gerektiğini bir kez daha hatırlattı. İzmir’de afetlere hazırlık olmamız gerekiyor.”</p>
<p><b>Sürücü: Bu toplantının çok isabetli olduğunu düşünüyorum</b></p>
<p>Konak Kaymakamı Ediz Sürücü de toplantının önemine bir kez daha dikkat çekerek konuşmasında şu cümlelere yer verdi: “İlçemizde ve diğer ilçelerde de bu toplantıları tertip eden Vali Yardımcımız ve meslek büyüğümüze teşekkürler. Farkındalık oluşması, eksiklerin görülmesi, afet gruplarının görevleri, kriz anında herkesin ne yapacağını önceden bilmesinin çok ehemmiyetli olduğunu düşünüyorum. Bu toplantıya herkesin katkısını rica ediyorum. Koordinasyon ve iletişimin sağlanması, gruplar arasında eksiklerin bir kez daha gözden geçirilmesi, grupların, destekçilerin ve çözüm ortaklarının yüz yüze, birebir hususları incelemesi anlamında çok verimli olduğunu düşünüyorum.”</p>
<p><b>Mutlu: En büyük sorumluluğumuz kenti dirençli hale getirmek</b></p>
<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Konak’ta bütün kurumların birlikte çalışması ve sürekli iletişim halinde olmasının ilçeyi her alanda başarıya götüreceğini dile getirdi. Afete hazırlıklı olmak için, her an, 7/24, hiç eksiksiz ayakta olacaklarını ifade eden Başkan Mutlu, dirençli kentler vurgusu yaptı ve şöyle konuştu: “Çok önemli bir gündemle bir aradayız. Dirençli bir Konak nasıl yaratılır, aslında bunu tartışmak üzere beraberiz. Kuşkusuz, afetlerden sonra yapılacaklar önemli ama özellikle yerel yönetimlerin üzerine düşen en büyük sorumluluk, afet öncesinde de kenti dirençli hale getirmek. Biz de çalışmalarımızı özellikle bu alanda yoğunlaştırıyoruz. Ben bir mimar olarak deprem üzerine çalıştım. Bizim için afette, depremde önemli olan bir tek kişinin bile burnu kanamadan o binadan çıkmasıydı. O bina hasar alabilir, bir daha kullanılamayabilir ama önemli olan öldürmemesi. Bütün afetlerde aslında bir tek canımızı bile kaybetmeyecek şekilde hazırlığımızı yapmak, kentleri dirençli hale getirmek önemli.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konakta-afet-mudahale-plani-zirvesi-614368">Konak&#8217;ta Afet Müdahale Planı zirvesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazanda sahur ve iftar sonrası diş fırçalamak önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-ve-iftar-sonrasi-dis-fircalamak-onemli-614066</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 09:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[fırçalamak]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614066</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, Ramazan ayında değişen beslenme düzeninin ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-ve-iftar-sonrasi-dis-fircalamak-onemli-614066">Ramazanda sahur ve iftar sonrası diş fırçalamak önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, Ramazan ayında değişen beslenme düzeninin ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Tükürük azaldığında diş yüzeyleri savunmasız hale geliyor!</strong></p>
<p>Ramazan ayında ağız ve diş sağlığını etkileyebilecek bazı özel durumlar ortaya çıkabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Gün boyunca yemek ve su tüketiminin olmaması, ağız içindeki tükürük miktarını azaltabilir.” dedi.</p>
<p>Tükürüğün ağız için doğal bir koruyucu olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Dişleri temizler, asitleri dengeler ve bakterilerin çoğalmasını sınırlar. Tükürük azaldığında diş yüzeyleri daha savunmasız hale gelir. Bu durum çürük oluşumunu kolaylaştırabilir, diş etlerinde hassasiyet ve iltihap riskini artırabilir. Bu nedenle Ramazan ayında ağız kuruluğu, ağız kokusu ve diş eti problemleri biraz daha sık görülebilir. Ancak doğru bakım alışkanlıklarıyla bu riskleri büyük ölçüde azaltmak mümkündür.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ağız bakımının zamanlamasını doğru yapmak önemli! </strong></p>
<p>Oruç tutan kişilerin gün boyunca ağızda oluşabilecek bakteri ve tartar birikimini azaltmak için alabileceği önlemlere değinen<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, şunları söyledi:</p>
<p>“En önemli nokta, ağız bakımının zamanlamasını doğru yapmaktır. Sahurdan sonra ve iftardan sonra dişlerin mutlaka fırçalanmasını öneriyoruz. Diş ipi kullanımı da ihmal edilmemeli. Gün içinde fırçalama yapılamasa bile, ağız hijyeninin bu iki ana zamanda iyi sağlanması bakteri birikimini önemli ölçüde azaltır. Ayrıca sahurda çok şekerli ve yapışkan gıdalardan kaçınmak dişler için koruyucu bir önlemdir. İftar ve sahurda yeterli su tüketimi de ağız sağlığını korumak açısından çok önemlidir.”</p>
<p><strong>İftar ve sahurda asitli içeceklerden uzak durulmalı!</strong></p>
<p>Uzun süre aç kalındığında mide asidinin artabileceği ve bu asidin ağız ortamını da etkileyebileceği bilgisini veren Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Asidik ortam diş minesini zayıflatabilir.” Dedi.</p>
<p>Bunun önüne geçmek için yapılabilecekleri sıralayan Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “İftar ve sahurda gazlı içecekler, çok ekşi meyve suları gibi aşırı asitli içeceklerden uzak durmak gerekir. Yemekten hemen sonra diş fırçalamak yerine, ağız suyla çalkalanıp yaklaşık 30 dakika sonra fırçalama yapmak diş minesini korumaya yardımcı olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğru zamanda yapılan ağız bakımı ve yeterli su tüketimiyle sağlıklı bir ağız yapısı korunabilir!</strong></p>
<p>Ağız kokusunun, Ramazan ayında en sık şikâyet edilen durumlardan biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Bu sorun genellikle tükürük azalmasına bağlıdır.” dedi.</p>
<p>Gün içinde ağız kokusunu azaltmak için sahurda soğan, sarımsak gibi kokusu yoğun gıdaların fazla tüketilmemesini öneren Dr. Öğr. Üyesi Bahar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sahurdan sonra dişlerin ve özellikle dilin nazikçe temizlenmesi çok etkilidir. İftar ve sahur arasında yeterli su içmek, hem ağız kuruluğunu hem de ağız kokusunu belirgin şekilde azaltır. İftar sonrası şekersiz sakızlar tükürük akışını artırarak destekleyici olabilir.</p>
<p>Ramazan ayında ağız ve diş sağlığını korumak zor değildir; sadece biraz daha bilinçli olmak yeterlidir. Doğru zamanda yapılan ağız bakımı, dengeli beslenme ve yeterli su tüketimiyle hem sağlıklı bir ağız yapısı korunabilir hem de Ramazan süreci daha konforlu geçirilebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-ve-iftar-sonrasi-dis-fircalamak-onemli-614066">Ramazanda sahur ve iftar sonrası diş fırçalamak önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Hastalıklarında İzsiz Cerrahinin 7 Önemli Avantajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-izsiz-cerrahinin-7-onemli-avantaji-613966</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 08:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[avantajı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahinin]]></category>
		<category><![CDATA[Daha Az]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[İz]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[zsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613966</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın hastalıkları alanında uygulanan cerrahi yöntemler, son yıllarda hasta konforunu ön planda tutan yaklaşımlarla yeniden şekilleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-izsiz-cerrahinin-7-onemli-avantaji-613966">Kadın Hastalıklarında İzsiz Cerrahinin 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın hastalıkları alanında uygulanan cerrahi yöntemler, son yıllarda hasta konforunu ön planda tutan yaklaşımlarla yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün öne çıkan başlıklarından biri karın bölgesinde kesi yapılmadan gerçekleştirilen vNOTES izsiz cerrahi uygulamaları oluyor. Minimal invaziv cerrahinin geldiği bu noktada, vajinal doğal açıklıklarının kullanıldığı bu yöntem kadınlara hem konforlu hem de estetik bir tedavi süreci sunabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Samet Günkaya, jinekolojk hastalıkların tedavisinde uygulanabilen “izsiz cerrahi vNOTES” hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Doğal açıklıktan yapılan cerrahi yaklaşım</strong></p>
<p>vNOTES (Vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery), cerrahi aletlerin ve kamera sisteminin vajinal doğal açıklıktan yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen endoskopik bir yöntem olarak tanımlanır. Operasyon boyunca karın bölgesinde kesi ya da delik açılmaz. Bu özelliğiyle klasik açık cerrahi ve laparoskopik yöntemlerden ayrılan vNOTES, vücuda daha az travma oluşturan bir yaklaşım sunar. Karın bölgesinde iz bırakmaması nedeniyle “izsiz cerrahi” olarak anılan bu yöntem, ameliyat sonrası iyileşme sürecini belirgin şekilde hızlandırır.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrası konfor ön planda</strong></p>
<p>vNOTES tekniğinde cerrahi işlemler doğrudan görüş altında gerçekleştirilir. Bu durum, kanama kontrolünü kolaylaştırırken komplikasyon oranlarının da düşük olmasına katkı sağlar. Karın bölgesinde kesi bulunmaması, ameliyat sonrası ağrının klasik yöntemler ve laparoskopiye göre çok az olmasından dolayı ile hastaların büyük bölümünde ağrı kesici ihtiyacı minimum düzeyde kalır. Ayrıca görünür bir yara olmadığı için pansuman ya da özel yara bakımı gerekmez. Bu sayede hastalar günlük yaşamlarına ve sosyal hayatlarına daha kısa sürede dönebilirler. Özellikle obez hastalarda karın bölgesinden yapılan cerrahilerde yaşanabilen teknik zorluklar, vNOTES yönteminde büyük ölçüde ortadan kalkar. Bu yönüyle vNOTES, farklı hasta gruplarında güvenli bir seçenek olarak öne çıkar.</p>
<p><strong>Geniş bir uygulama alanına sahip</strong></p>
<p>vNOTES yöntemi günümüze birçok jinekolojik cerrahide kullanılmaktadır. Rahmin alınması ve rahim sarkması ameliyatları bu uygulamaların başında gelmektedir. Bunun yanı sıra korunma amacıyla tüplerin bağlanması, tüplerin alınması, tüplerin açıklığının değerlendirilmesi, yumurtalık kistleri, yumurtalıkların alınması, dış gebelik ve uygun yerleşimli miyom ameliyatları da bu yöntemle gerçekleştirilebilir. Geniş kullanım alanıyla vNOTES yöntemi kadın hastalıkları cerrahisinde önemli bir yere sahiptir.</p>
<p><strong>Hasta seçimi ve cerrahi planlama önem taşıyor</strong></p>
<p>vNOTES, çoğu kadında uygulanabilen bir yöntem olmakla birlikte bazı özel durumlarda ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Derin endometriozis, tubaovaryan apse ya da pelvik bölgeye radyoterapi öyküsü bulunan hastalarda cerrahi planlama titizlikle yapılmalıdır. Bu gibi durumlarda farklı cerrahi yaklaşımlar da gündeme gelebilir. Ayrıca vNOTES, özel eğitim ve deneyim gerektiren bir teknik olarak dikkat çeker. Endoskopik görüntüleme sistemlerinin ve cerrahi aletlerin hassas kullanımı, yöntemin başarısında belirleyici rol oynar.</p>
<p><strong>Kadın hastalıklarında izsiz cerrahi uygulamaları yaygınlaşıyor</strong></p>
<p>Günümüzde vNOTES, jinekolojik ameliyatlarda giderek daha sık tercih edilen yöntemler arasında yer almaktadır. Karından delikler açılarak yapılan laparoskopik cerrahinin, vajinal yoldan ve hiçbir kesi yapılmadan gerçekleştirilen bir alternatifi olarak değerlendirilir. Daha az ağrı, hızlı toparlanma, erken taburculuk ve iz bırakmaması gibi özellikleriyle vNOTES, kadın hastalıklarında cerrahi yaklaşımın geldiği noktayı gözler önüne sermektedir. Hasta konforunu önceleyen bu yöntem, modern jinekolojik cerrahinin önemli uygulamalarından biri olarak öne çıkar.</p>
<p><strong>vNOTES tekniğinin öne çıkan 7 avantajı </strong></p>
<ol>
<li><strong>Daha az kanama ve komplikasyon riski:</strong> Operasyonun tamamı vajinal yoldan ve direkt görüş altında gerçekleştirildiği için olası bir kanama durumunda müdahale daha kolay sağlanır ve komplikasyon oranları düşüktür.</li>
<li><strong>Obez hastalarda teknik zorlukların azalması:</strong> Karın bölgesinden giriş yapılmadığı için obez hastalarda karşılaşılan fiziki zorluklar bu yöntemde yaşanmaz ve vNOTES bu hasta grubunda önemli bir tercih sebebi olur.</li>
<li><strong>Karın bölgesinde kesi veya delik olmaması:</strong> Ameliyat sırasında karın bölgesinde herhangi bir kesi ya da delik açılmadığı için vücutta görünür cerrahi iz oluşmaz.</li>
<li><strong>Ameliyat sonrası daha az ağrı:</strong> Hastalar ameliyatın konforunu ilk dakikalardan itibaren hisseder, açık cerrahi ve laparoskopiye kıyasla daha az ağrı duyar.</li>
<li><strong>Ağrı kesici ihtiyacının azalması</strong>: Ameliyat sonrası dönemde birçok hastada ağrı kesici kullanımına ihtiyaç duyulmaz.</li>
<li><strong>Günlük yaşama daha hızlı dönüş:</strong> Daha az ağrı ve kesi olmaması sebebiyle hastalar günlük yaşamlarına ve sosyal hayatlarına çok daha kısa sürede geri dönebilir.</li>
<li><strong>Daha iyi kozmetik sonuç ve pansuman gerektirmemesi:</strong> Karnında hiçbir iz olmaması iyi kozmetik sonuçlar sunar. Görünürde kesi veya delik olmadığı için yara bakımı ve pansuman ihtiyacı da ortadan kalkar.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-izsiz-cerrahinin-7-onemli-avantaji-613966">Kadın Hastalıklarında İzsiz Cerrahinin 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAN Truck &#038; Bus&#8217;tan Türkiye&#8217;de Dev Adım: Ankara Fabrikası&#8217;nda Elektrikli Otobüs Seri Üretimine Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/man-truck-bustan-turkiyede-dev-adim-ankara-fabrikasinda-elektrikli-otobus-seri-uretimine-basladi-613963</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 08:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bus]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[E-Mobilite]]></category>
		<category><![CDATA[elektrikli]]></category>
		<category><![CDATA[man]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[seri]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[truck]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613963</guid>

					<description><![CDATA[<p>MAN Truck &#038; Bus, Almanya dışındaki ilk üretim tesisini açtığı Türkiye’de e-mobilite yolunda dev bir adım attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/man-truck-bustan-turkiyede-dev-adim-ankara-fabrikasinda-elektrikli-otobus-seri-uretimine-basladi-613963">MAN Truck &#038; Bus&#8217;tan Türkiye&#8217;de Dev Adım: Ankara Fabrikası&#8217;nda Elektrikli Otobüs Seri Üretimine Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MAN Truck &#038; Bus, Almanya dışındaki ilk üretim tesisini açtığı Türkiye’de e-mobilite yolunda dev bir adım attı. Yeni yatırımlarla altyapısı güçlendirilen MAN Ankara Fabrikası’nda, tam elektrikli şehir otobüsü Lion’s City E’nin seri üretimine resmen başlandı. Lion’s City E üretimiyle MAN’ın sürdürülebilir ulaşım çözümlerinde kilit bir rol üstlenen Ankara Fabrikası, şirketin sıfır emisyon stratejisi doğrultusunda küresel ölçekte stratejik bir otobüs üretim üssü konumuna yükseldi.</strong></p>
<p>MAN Truck &#038; Bus, sürdürülebilir ulaşım vizyonu doğrultusunda Türkiye’deki üretim tesisinde elektrikli mobiliteye geçişte önemli bir aşamayı tamamladı. Eylül ayı başında ilk MAN Lion’s City E’nin banttan indirilmesiyle başlatılan sürecin ardından, tüm test ve hazırlıklar başarıyla tamamlanarak seri üretime geçildi. MAN Lion’s City E’nin seri üretimiyle birlikte Ankara, şirketin bataryalı elektrikli otobüs üretiminde en önemli yetkinlik merkezlerinden biri konumuna taşındı.</p>
<p><strong>Barbaros Oktay: &#8220;Müşteri taleplerine daha esnek ve hızlı yanıt vereceğiz&#8221;</strong></p>
<p>MAN Truck &#038; Bus Otobüs Birimi Başkanı Barbaros Oktay, Ankara’da elektrikli otobüs üretiminin başlamasıyla birlikte sıfır emisyon yolunda çok önemli bir adım attıklarını belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Ankara’da başlattığımız yeniden yapılanma, MAN’ın sürdürülebilir geleceğe doğru dönüşüm sürecinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Burada attığımız adımlar ve yaptığımız yatırımlarla, uzun vadede yüksek adetlerde ve üstün kalitede emisyonsuz mobilite çözümleri sunmanın temelini attık. Bugün de bu çalışmaların bir sonucu olarak Ankara’da elektrikli otobüs üretimine başlamamız, MAN’ın e-mobilite yolculuğunda önemli bir kilometre taşıdır. Bu yatırımla birlikte otobüs üretim ağımızı güçlendiriyor, emisyonsuz şehir içi ulaşım çözümlerine yönelik artan küresel talebi daha etkin şekilde karşılayabiliyoruz. Elektrikli otobüs üretimin Türkiye lokasyonunu da kapsayacak şekilde genişletilmesi, müşteri taleplerine daha esnek yanıt vermemizi ve teslimat sürelerini optimize etmemizi sağlayacak.” </p>
<p><strong>Mehmet Şermet: “Ankara, MAN’ın önemli e-mobilite merkezlerinden biri haline geldi”</strong></p>
<p>MAN Türkiye A.Ş. CEO’su Mehmet Şermet ise MAN’ın küresel üretim ağında Ankara’nın stratejik öneminin arttığına dikkat çekerek şunları kaydetti:</p>
<p>“MAN için Türkiye her zaman ayrı bir yere sahip oldu. MAN’ın Almanya dışındaki ilk üretim tesisi olan fabrikamızda, bugün de yeni bir ilki hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Tamamen elektrikli şehir otobüsü MAN Lion’s City E’nin seri üretimiyle birlikte Ankara, şirketin önemli e-mobilite merkezlerinden biri haline geldi. Çalışanlarımızın üstün yetkinliği ve son iki yılda altyapı ile ekipmana yaptığımız ciddi yatırımlar sayesinde bu dönüşümü başarıyla gerçekleştirdik. Tüm elektrikli ve konvansiyonel otobüsleri aynı bantta üretebilen esnek yapımızla, geleceğin teknolojisini Ankara’dan dünyaya ihraç edeceğiz.” </p>
<p><strong>Gelecekte “Lion’s Coach E” de Ankara’da Üretilecek</strong></p>
<p>Sıfır emisyonlu ulaşım çözümlerine yönelik önemli yatırımlar yapan MAN’ın şehir içi otobüslerinin yarısından fazlası halihazırda elektrikli olarak üretim bandından iniyor. Bu artan talebi karşılamak amacıyla Ankara’daki üretim altyapısı ve çalışanlar, son aylarda e-mobilitenin gerekliliklerine uygun şekilde hazırlandı ve tesis kademeli olarak dönüştürüldü. MAN Lion’s City E’nin yanı sıra, gelecekte elektrikli şehirlerarası otobüsler ile seyahat sektörü için geliştirilen yeni MAN Lion’s Coach E’nin de Türkiye’de üretilmesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>Ankara, MAN’ın e-Mobilite Dönüşümünde Kilit Rol Üstleniyor</strong></p>
<p>Elektrikli şehir otobüsü MAN Lion’s City E, 2020 yılında seri üretime başlayan Polonya’daki Starachowice Fabrikası’nın ardından artık Ankara’da da üretiliyor. Her iki tesiste de tüm elektrikli ve konvansiyonel otobüsler aynı üretim hattında esnek bir şekilde imal edilebiliyor. Güvenilirlik, menzil ve sürdürülebilirlik özellikleriyle öne çıkan MAN Lion’s City E; 10 metrelik kompakt versiyonlardan, yüksek yolcu kapasiteli 18 metrelik körüklü modellere ve şehirlerarası kullanım için geliştirilen Low-Entry (Alçak Girişli) varyantlara kadar uzanan geniş bir ürün gamı sunuyor. Ayrıca Lion’s Chassis E ile Avrupa dışındaki pazarlara da çözüm sağlanıyor.</p>
<p>Bu entegrasyonun başarısı için son yıllarda önemli yatırımlar yapıldığını vurgulayan Barbaros Oktay, “Hedefimiz, Ankara’nın da tıpkı Starachowice gibi MAN otobüs işinin e-mobilite dönüşümünde kilit bir rol üstlenmesidir” dedi.</p>
<p><strong>Avrupa’da sattığı şehir otobüslerinin yarısı elektrikli modellerden oluştu</strong></p>
<p>2019 yılındaki lansmanından bu yana güçlü bir başarı hikâyesine dönüşen MAN Lion’s City E, bugün Avrupa yollarında performansını kanıtlamış durumda. Şu anda Avrupa genelinde 3.000’in üzerinde MAN eBus aktif olarak hizmet veriyor. 2025 yılında 1300’den fazla elektrikli otobüs satışı gerçekleştiren MAN’ın, Avrupa&#8217;da sattığı şehir otobüslerinin %50&#8217;si elektrikli modellerden oluştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/man-truck-bustan-turkiyede-dev-adim-ankara-fabrikasinda-elektrikli-otobus-seri-uretimine-basladi-613963">MAN Truck &#038; Bus&#8217;tan Türkiye&#8217;de Dev Adım: Ankara Fabrikası&#8217;nda Elektrikli Otobüs Seri Üretimine Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne Şehir&#8217;den Ramazan öncesi altın tavsiyeler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-sehirden-ramazan-oncesi-altin-tavsiyeler-613854</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 12:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[seren]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Anne Şehir Merkezleri, Ramazan öncesi vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sehirden-ramazan-oncesi-altin-tavsiyeler-613854">Anne Şehir&#8217;den Ramazan öncesi altın tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Anne Şehir Merkezleri, Ramazan öncesi vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu. Diyetisyen Seren Avcı Tatlısevim, uzun süren açlık döneminde vücudu korumanın yolunun dengeli planlamadan geçtiğini söyleyerek, bu dönemde vatandaşlara sağlıklı beslenmenin önemli püf noktalarını anlattı.</p>
<p><b>“SAHURU ATLAMAK KAS KAYBINA NEDEN OLABİLİR”</b></p>
<p>Ramazan’da yaklaşık 12-13 saatlik açlık süresine dikkat çeken Diyetisyen Seren, sahurun atlanmaması gerektiğini vurgulayarak, “Sahur yapmazsak kalori açığı oluşur ve kilo verebiliriz. Ancak burada hedef sadece kilo vermek değil, sağlıklı ve yağdan kilo vermek. Çünkü sahuru atlamak kas kaybına neden olabilir” dedi. Sahurda özellikle protein ağırlıklı kahvaltı öneren Tatlısevim, “Yumurta, peynir, süt ve kefir gibi tok tutan besinler ön plana çıkmalı. Reçel, bal, pekmez ve turşu gibi kan şekerini hızlı yükselten gıdalardan uzak durulmalı ve beyaz ekmek yerine tam tahıllı ürünlerin tercih edilmeli” dedi.</p>
<p><b>İFTARDA 10-15 DAKİKALIK MOLA ÖNEMLİ</b></p>
<p>İftarı suyla açmanın en doğru başlangıç olduğuna vurgu yapan Diyetisyen Seren, ardından hurma veya zeytin gibi hafif iftariyelikler ve çorbanın geldiğini söyledi. Çorbadan sonra verilecek 10-15 dakikalık aranın önemli olduğuna dikkat çeken Seren, “Uzun süren açlıktan sonra mideyi birden yüklememek gerekiyor. Çorbadan sonra verilen kısa mola sindirimi rahatlatıyor. Bu sürede namaz kılmak ya da sofrayı toparlamak gibi küçük molalar vermek, sağlıklı bir geçiş sağlıyor. Ana menüde ise kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırın yemekleri tüketilebilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“HAFTADA BİR KEZ SÜTLÜ TATLI TÜKETİLEBİLİR”</b></p>
<p>Haftada bir kez bir porsiyon sütlü tatlı tüketilebileceğini belirten Seren, şerbetli tatlılardan uzak durulmasını öneriyor. Ayrıca tatlı yaparken kişi sayısına göre porsiyon ayarlamanın önemine dikkat çeken Seren, “4 kişilik bir aileyseniz, 4 porsiyonluk tatlı yapın. Ertesi güne kalırsa iki gün üst üste tatlı tüketilmiş oluyor” dedi.</p>
<p><b>HALSİZLİK VE BAŞ AĞRISI ÖNLENEBİLİR</b></p>
<p>Ramazan’da en sık şikâyet edilen konuların başında halsizlik ve baş ağrısı geliyor. Diyetisyen Tatlısevim bunun en önemli nedenlerinden başında yetersiz su tüketimi olduğunu belirtip, “İftar ile yatış saati arasında en az 1,5 litre su tüketilmeli. Sahurda da içilen suyla birlikte günlük ihtiyaç tamamlanabilir. Çay ve kahve suyun yerini tutmaz. Her içilen kahve için ekstra su tüketmek gerekir. Günlük 4-5 bardak açık çay ve 2 fincan kahve sınırı aşılmamalı” uyarasında bulundu.</p>
<p><b>RAMAZAN SADECE AÇ KALMAK DEĞİL</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı çatısı altında hizmet veren Anne Şehir Merkezleri, Ramazan’ın yalnızca aç kalmak değil, bedeni koruma ve bilinçli beslenme süreci olduğunu hatırlatıyor. Bu konuya da değinen Diyetisyen Tatlısevim, “Ramazan ayı sadece aç kalmak ya da sadece o belirli süre aç kalıp, sonrasında canımızın istediği her şeyi yemek değil. Burada asıl önemli olan bedenimizin ihtiyaçlarına iyi kulak verebilmek, sağlığımızı bu noktada korumak ve geliştirmektir. Herkese hayırlı bir Ramazan diliyor, bedenlerinin sağlığını ihmal etmemelerini öneriyorum” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sehirden-ramazan-oncesi-altin-tavsiyeler-613854">Anne Şehir&#8217;den Ramazan öncesi altın tavsiyeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[asperger]]></category>
		<category><![CDATA[Asperger Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[beceri]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ilgi]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sendromunda]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Kalitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 18 Şubat Dünya Asperger Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695">Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, 18 Şubat Dünya Asperger Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Asperger, davranış sorunu değil; nörogelişimsel bir bozukluk!</strong></p>
<p>Asperger sendromu olan bireylerin ortalama ya da ortalamanın üstünde dil ve zeka yetenekleri olduğunun gözlemlendiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Çoğu otizmliden farklı olarak insan ilişkilerine heveslidirler ancak çoğunlukla kendi ilgi alanları doğrultusunda ilişki kurmak isterler. İyi sözel becerileri ve özellikle ilgi alanlarında ciddi bir bilgi birikimleri vardır ancak basit imalı lafları bile anlamada güçlük veya temel sosyal normlar için gerekli olan basit konuşmalarda zorluk gözlemlenir.” dedi.</p>
<p>Toplumda Asperger sendromu hakkında sık karşılaşılan yanlış inanışlar olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Asperger sendromlu bireylerin duygusal olarak soğuk ve ilgisiz oldukları, sosyal becerilerden tamamen yoksun oldukları ve Asperger sendromu olan herkesin otizmin bütün belirtilerine sahip olduğu düşünceleri sık karşılaşılan yanlış inançlardır. Asperger sendromunun basit bir davranış bozukluğu olduğu inancı da sık karşılaşılan yanlışlardan biridir. Asperger sendromu nörogelişimsel bir bozukluktur ve  sosyal, duygusal ve davranışsal anlamda bazı zorlanmalara neden olur.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Erken teşhis, doğru destek ve eğitimle yaşam kalitesi önemli ölçüde artıyor!</strong></p>
<p>Asperger sendromunun yaşamın erken döneminden itibaren başladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Aileler çocuklarında küçük yaşlardan itibaren uygun davranışlarda bulunmama, konuşmaya uygun cevap verememe  gibi sosyal ilişkilerde beceriksizlik; yüz ifadesi, beden dili gibi sosyal mesajları anlayamamak, konuşmada  mizahı ve alaycılığı ya da normal konuşma için önemli olan jestleri ve sosyal ipuçlarını anlamakta zorlanma gibi önemli belirtileri gördüklerinde muhakkak bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurmalıdırlar.” dedi.</p>
<p>Tek bir konuya aşırı ve yoğun ilgi gösterme ve İlgi duyduğu konuya tekrar tekrar dönmenin de yine önemli bir gösterge olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Erken teşhis, bireylerin yaşam kalitesini artırmak için çeşitli stratejiler ve destek mekanizmalarının geliştirilebilmesi için zamanında müdahale edilme şansı vermesi nedeniyle oldukça önem taşır.  Bireylerin güçlü yönlerini anlamak ve zorluklarına yönelik doğru yaklaşımlar geliştirmek ve bireylerin ihtiyaçları olan doğru eğitim programına erken yaşta yönlendirilmeleri ileri yaşlarda yaşam kalitesini önemli ölçüde arttırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Asperger’de tedavi, yaşam kalitesini artırmaya yönelik kişiye özel bir destek!</strong></p>
<p>Sosyal ilişkilerin, Asperger sendromlu bireyler için en çok zorlanılan alan olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Sosyal ipuçlarını okuma, empati kurma ve karşılıklı sohbeti sürdürme konusunda oldukça zorlanabilirler. Bu durum, bireyin yalnızlaşmasına ve sosyal izolasyona yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Asperger sendromu tedavisinin, durumu ‘iyileştirmek’ yerine bireyin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen destekleyici terapileri içerdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Tedavi planı, zayıf ve güçlü yönleri birlikte ele alınarak ‘kişiye özel’ oluşturulmalıdır. Sosyal Beceri Eğitimi, bilişsel davranışçı terapi (BDT), davranışsal destekler, özel eğitim müdahaleleri ve anne-baba eğitimi ve yönlendirmesi gibi yöntemlerle yaşanan zorlukların yönetilmesi hedeflenebilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İşveren farkındalığı ve esnek düzenlemeler, iş hayatına entegrasyonu kolaylaştırır! </strong></p>
<p>Yetişkin Asperger’li bireylerin iş yaşamında hangi desteklere ihtiyaç duydukları hakkında da bilgi veren<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İşyerinde ekip çalışması gibi sosyal beceri gerektiren durumlar zorlayıcı olabilir. İşverenlerin farkındalığı, esnek çalışma düzenlemeleri ve mentorluk programları, bu bireylerin iş hayatına entegrasyonunu kolaylaştırır. Sosyal etkileşimde yaşanan zorluklar iş yerinde yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu bireyler genellikle belirli bir konuya yüksek düzeyde ilgi duyarlar ve bu konuyu öğrenmek için aşırı miktarda zaman harcayabilirler, bu da bir işe dikkatlerini verme veya aynı anda birden fazla görevi yerine getirme becerilerini engelleyebilir. İşyerinde açık ve doğrudan iletişim stratejileri geliştirmek faydalıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asperger-sendromunda-dogru-destek-hayat-degistiriyor-613695">Asperger Sendromunda doğru destek hayat değiştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[taşından]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613656</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinin en eski hastalıklarından birisi olan hatta Antik Mısır belgelerinde bile bahsedilen böbrek taşı günümüzde en sık görülen hastalıkların başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656">Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinin en eski hastalıklarından birisi olan hatta Antik Mısır belgelerinde bile bahsedilen böbrek taşı günümüzde en sık görülen hastalıkların başında geliyor. Küresel bir salgın olarak da nitelenen böbrek taşı; bölgesel faktörler, hareketsiz yaşam, yetersiz sıvı alımı, gereğinden fazla protein &#8211; tuz tüketimi ve fazla kilolardan kaynaklanıyor. Kadınlarda da sık rastlanmaya başlayan böbrek taşı, zamanında tedavi edilmediği takdirde böbrek yetmezliği gibi hayati risklerle sonuçlanan rahatsızlıklara neden olabiliyor. Doğum sancısına benzer ağrılarla kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen böbrek taşları, lazerli ve robotik cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek hastanın aynı gün taburcu olması sağlanabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Yanaral, böbrek taşlarının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Ülkemizde her 100 kişiden 15’inde böbrek taşı görülüyor</strong></p>
<p>Dünya genelinde böbrek taşı görülme sıklığı %5-15 arasındayken, Türkiye’de bu oran %15 seviyelerine kadar çıkmaktadır. Yani ülkemizde her 100 kişiden yaklaşık 15’i hayatının bir döneminde bu ağrılı süreçle tanışma riski altındadır. Bu yüksek oranın nedenlerini üç ana başlıkta açıklayabiliriz:</p>
<ul>
<li><strong>Sıcak İklim:</strong> Türkiye, dünyada &#8220;taş kuşağı&#8221; olarak adlandırılan riskli bölgededir. Artan hava sıcaklıkları vücutta sıvı kaybını artırırken, idrarın yoğunlaşmasına ve kristallerin çökmesine neden olur.</li>
<li><strong>Beslenme Hataları:</strong> Aşırı tuz tüketimi (Türkiye&#8217;de günlük ortalama tuz tüketimi önerilenin iki katıdır) ve hayvansal proteinden zengin beslenme, kalsiyum dengesini bozarak taş oluşumunu tetikler.</li>
<li><strong>Genetik Faktörler:</strong> Ailesinde taş öyküsü olanlarda risk %30 daha fazladır. </li>
</ul>
<p><strong>Tedavi edilmeyen taş böbrek yetmezliğine neden olabilir</strong></p>
<p>Böbrek taşının en önemli ve en sık belirtisi sırt ve bel ağrısıdır. Taşın olduğu böbrek tarafındaki uzun süren ağrılar ya da bıçak saplanır tarzdaki şiddetli ağrılar ile kendisini belli etmektedir. Ayrıca idrar yaparken yanma, idrar renginde değişiklik, bulantı, kusma ve ateş de böbrek taşının belirtisi olabilir. Bir böbrek taşı tespit edildiğinde, tedavi planlamasındaki en önemli faktör taşın boyutu ve böbrekteki yeridir. Taşın boyutu ne kadar büyükse, hastanın taşı kendiliğinden düşürme şansı o kadar azdır. Tıbbi cihazlardaki ve lazer teknolojisindeki gelişmeler sayesinde böbrek taşlarının cerrahi tedavisinde artık kapalı endoskopik yöntemler kullanılmaktadır. </p>
<p><strong>Böbrek taşları bıçaksız ve izsiz tedavi edilebiliyor</strong></p>
<p>Artık böbrek taşları için &#8220;açık ameliyat&#8221; tercih edilmemektedir. Özellikle endoskopik aletler ve lazer teknolojisindeki gelişmeler böbrek taşı tedavisini kolaylaştırmıştır. Son yıllarda gelişen en önemli yenilikler şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Lazer teknolojisi: </strong>Geleneksel lazerlerin yerini alan Thulium Fiber Lazer, böbrek taşı tedavisinde daha sık kullanılır hale geldi. Bu lazer taşları sadece kırmamakta, adeta &#8220;un&#8221; haline getirmektedir. Bu yöntemle hastalar, işlem sonrası büyük parçaları düşürme sancısı yaşamamaktadır. Ayrıca hızlı etkisi sayesinde operasyon sürelerini yarı yarıya kısaltmaktadır.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Akıllı aspirasyon sistemleri: </strong>Artık taşlar kırılırken aynı zamanda endoskopik cihazlara entegre sistemlerle vakumlanarak temizlenir. Bu da böbreğin içinin taşsız hale getirilmesini sağlamaktadır.</li>
</ul>
<p>Bu yenilikler, endoskopik tedavileri kolaylaştırmakta ve hastalar aynı gün taburcu olabilmektedir.</p>
<p> <strong>Taştan korunmak için yaşam biçiminizi değiştirin</strong></p>
<p>Böbrek taşı tedavisinden sonra yeniden taş oluşmaması için doktor kontrollerinin yayında kişinin yaşam biçiminde de şu değişiklikleri yapması gerekir; </p>
<ol>
<li><strong>Yeterli Su Tüketin:</strong> Günde en az 2,5 litre su tüketin ve içine bir dilim limon atın. Limondaki sitrat taş oluşumunu engeller.</li>
</ol>
<ol>
<li><strong>Tuzu Azaltın:</strong> Sofradan tuzluğu kaldırın ve paketli gıdalardan uzak durun.</li>
</ol>
<ol>
<li><strong>Düzenli Egzersiz Yapın:</strong> Düzenli yürüyüş yerçekimi etkisiyle kristallerin böbrekten atılmasına yardımcı olur.</li>
<li><strong>Meyve-Sebze Ağırlıklı Beslenin:</strong> Hayvansal protein tüketimini sınırlayıp sebze ve meyve ağırlıklı beslenme alışkanlığı kazanın</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656">Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Corendon Airlines, 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı&#8217;na ana sponsor olarak destek verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/corendon-airlines-3-alz-londra-uluslararasi-saglik-turizmi-fuarina-ana-sponsor-olarak-destek-verdi-613641</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 07:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[corendon]]></category>
		<category><![CDATA[Corendon Airlines]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[londra]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Turizmi]]></category>
		<category><![CDATA[turizmi]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613641</guid>

					<description><![CDATA[<p>Corendon Airlines, sağlık turizmi alanındaki ulaşım ağı ve operasyonel gücüyle; bu alandaki uluslararası buluşmalardan biri olan 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’nda yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/corendon-airlines-3-alz-londra-uluslararasi-saglik-turizmi-fuarina-ana-sponsor-olarak-destek-verdi-613641">Corendon Airlines, 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı&#8217;na ana sponsor olarak destek verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Corendon Airlines, sağlık turizmi alanındaki ulaşım ağı ve operasyonel gücüyle; bu alandaki uluslararası buluşmalardan biri olan 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’nda yer aldı. 14-15 Şubat 2026 tarihlerinde Londra Westminster’daki Queen Elizabeth II Centre’da gerçekleştirilen fuar; 10’dan fazla ülkeden 80’in üzerinde hastane ve kliniği binlerce ziyaretçiyle bir araya getirdi. Etkinliğin ana sponsorluğunu üstlenen Corendon Airlines ve Corendon Turizm Grubu; havacılık, konaklama ve seyahat hizmetlerini kapsayan entegre yapısıyla sağlık turizmine yönelik çözümlerini ziyaretçilerle paylaştı.</strong></p>
<p>Sağlık turizmi alanında önemli etkinler arasında yer alan 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı, 14-15 Şubat 2026 tarihlerinde Londra’nın etkinlik merkezlerinden Queen Elizabeth II Centre’da gerçekleşti. Türkiye’nin ve Avrupa’nın öncü hava yolu markası Corendon Airlines’ın ana sponsorunda yapılan fuar, farklı ülkelerden sağlık kuruluşları ile uluslararası ziyaretçileri aynı çatı altında buluşturdu.</p>
<p>İki gün süren organizasyonda 10’dan fazla ülkeden 80’in üzerinde hastane ve klinik yer aldı. Katılımcıların önemli bir bölümünü, uluslararası hasta sayısındaki artışla dikkat çeken Türkiye’den sağlık kuruluşları oluşturdu. Etkinlik boyunca 4 bini aşkın ziyaretçi ağırlandı; sağlık profesyonelleri, hasta yönlendirme kuruluşları ve sektör temsilcileri birbirleriyle doğrudan temas kurma fırsatı yakaladı.</p>
<p><strong>Açılışta sağlık turizmi ve ulaşım vurgusu</strong></p>
<p>Fuarın ilk gününde, açılışı etkinliği ve konferans programı gerçekleştirildi. Açılışta; ALZ Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Alagöz, Corendon Airlines Birleşik Krallık Bölge Müdürü Matthew Carpenter, TÜRSAB Disiplin Kurulu Üyesi Mehtap Aram, Hizmet İhracatçıları Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Üzeyir Işık, DEİK Sağlık İş Konseyi Başkanı Dr. Mehmet Altuğ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan ile T.C. Londra Büyükelçisi Koray Ertaş konuşmalarıyla yer aldı.</p>
<p>Corendon Airlines Birleşik Krallık Bölge Müdürü Matthew Carpenter açılış konuşmasında, Corendon Airlines’ın özellikle Birleşik Krallık başta olmak üzere Avrupa’daki farklı noktalardan Türkiye’nin önemli destinasyonlarına gerçekleştirdiği direkt uçuşlarla sağlık turizmine erişimi kolaylaştırdığını vurguladı. Carpenter, sağlık hizmeti almak üzere seyahat eden yolcular için güvenilir, konforlu ve doğrudan ulaşımın tedavi sürecinin önemli bir parçası olduğuna dikkat çekerek, havayolu bağlantılarının uluslararası hasta hareketliliğini destekleyen stratejik bir unsur haline geldiğini ifade etti. </p>
<p><strong>Entegre turizm gücü</strong></p>
<p>Ana sponsor olarak fuarda lounge alanıyla yer alan Corendon Airlines ve Corendon Turizm Grubu; havacılık, konaklama ve seyahat hizmetlerini kapsayan entegre yapısıyla sağlık turizmine yönelik çözümlerini ziyaretçilerle paylaştı. Grup bünyesinde yer alan Corendon Airlines, Birleşik Krallık’taki çeşitli bölgesel havalimanlarından Türkiye’nin önemli tatil destinasyonlarına ve Avrupa’daki farklı noktalara direkt uçuşlar gerçekleştirirken, Corendon Hotels &#038; Resorts; Antalya, Curaçao ve Amsterdam gibi destinasyonlarda resort ve şehir otelleriyle hizmet veriyor. Bu dikey entegre yapı, sağlık turizmi kapsamında seyahat eden misafirler için uçuş ve konaklamanın bir bütün olarak planlanabilmesine olanak tanıyor.</p>
<p>Fuarın ikinci günü olan 15 Şubat Pazar günü ise B2B ikili iş görüşmeleri programı gerçekleştirildi. Birleşik Krallık başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve Kanada’dan gelen hasta yönlendirme acenteleri ile sağlık hizmeti sunucuları önceden planlanmış toplantılarda bir araya geldi.</p>
<p>T.C. Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle; TOBB, DEİK, Hizmet İhracatçıları Birliği, TÜRSAB ve Global Healthcare Accreditation iş birliğinde düzenlenen fuar, Türkiye’nin sağlık turizmindeki konumunu uluslararası platformda güçlendirmeye katkı sundu. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/corendon-airlines-3-alz-londra-uluslararasi-saglik-turizmi-fuarina-ana-sponsor-olarak-destek-verdi-613641">Corendon Airlines, 3. ALZ Londra Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı&#8217;na ana sponsor olarak destek verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
